You are on page 1of 242

İslam’da Bilim ve

Teknik

Cilt I
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KÜLTÜR A.Ş. YAYINLARI
Fulya Mahallesi, Mevlüt Pehlivan Sokak, No: 23, 80280 Gayrettepe / İSTANBUL
Tel: 0212 317 77 00, Faks: 0212 274 58 40, kultursan@kultursanat.org - www.kultursanat.org

‹slam'da Bilim ve
Teknik
Fuat Sezgin

Genel Yay›n Yönetmeni


Nevzat Bayhan

Yay›n Dan›şman›
Prof. Dr. ‹skender Pala

Yay›n Koordinatörü
Hasan Iş›k

Çeviri
Abdurrahman Aliy

Yay›na Haz›rlayan
Hayri Kaplan, Abdurrahman Aliy

Sezgin, Fuat
İslam’da Bilim ve Teknik/ Fuat Sezgin; Çev.: Abdurrahman
Aliy; Eckhard Neubauer’in katkılarıyla; Yay. Haz.: Hayri
Kaplan, Abdurrahman Aliy.- Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı;
Türkiye Bilimler Akademisi, 2007.

…c<1>.: mk res.; 30 cm.- (Türkiye Bilimler Akademisi yayınları; no. 14)


(Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları; 3083-1. Kütüphaneler ve Yayımlar
Genel Müdürlüğü kültür eserleri dizisi; 401)
İçindekiler: Arap-İslam bilimleri tarihine giriş
ISBN 978-975-17-3252-1 (tk.)
ISBN 978-975-17-3253-8 (1. c.)
I. Aliy, Abdurrahman. II. Neubauer, Eckhard. III. Kaplan,
Hayri. IV. Eser adı. V. Seriler.
297.4796

‹kinci Bas›m
Nisan 2008
1. Basımı TUBA ve KÜLTÜR BAKANLIĞI tarafından gerçekleştirilmiştir.

Renk Ayr›m›, Bask› ve Cilt

Entegre Matbaacılık A.Ş.


Sanayi Cad. No: 17 Çobançeşme-Yenibosna/İSTANBUL
Tel: 0212 451 70 70 (pbx) Faks: 0212 451 70 55
İSLAM’DA BİLİM VE
TEKNİK

Cilt I

ARAP - İSLAM BİLİMLERİ


TARİHİNE GİRİŞ

Fuat Sezgin

TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMİSİ, İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

ORTAK ÇALIŞMASIDIR.
ÖNSÖZ

Günümüz dünyasının ulaştığı uygarlık düzeyi, insanlığın asırlar boyu süren etkileşimi
ve daha iyiye yönelik olan ortak arayışının ürünü sayılmalıdır. Özellikle bilim ve teknoloji
alanında başarılanlar, belli bir coğrafya ya da kültüre mal edilemez; aksine insanlığın bugün
vardığı nokta farklı tarihsel dönemlerin, farklı uygarlıkların ufuk açan yenilikler kattığı,
akla ve bilgiye verilen öneme paralel olarak gelişen bir düşünce yapısının birikimidir. Bilim
ve teknoloji alanındaki gelişmeler ancak böyle bir anlayışla evrensel birer kazanım olarak
görülebilirler.

İslam uygarlığı da, bilim ve teknoloji alanlarında büyük atılımlar gerçekleştiren


ve bugün insanlığın ortak hafızasında yer etmiş önemli bilim adamları yetiştirmiştir.
Astronomi, geometri, matematik, tıp, mimarlık, kimya ve başka birçok alanda kaydedilen
gelişmelerle İslam dünyası, tüm insanlık için büyük bir bilimsel canlanmanın öncülüğünü
yapmıştır.

Değerli Türk bilim adamı Prof. Dr. Fuat SEZGİN; uzun yıllar süren çalışmaları
sonucu ortaya koyduğu bu eserle, İslam dünyasının bilim ve teknoloji alanlarında insanlığın
gelişmesine yaptığı katkıları incelemekte, bilim tarihi için yeni bir bakış açısına kapı arala-
maktadır. Dünya bilim tarihinde İslam biliminin oynadığı rolü çeşitli örneklerle ele alan bu
eser, Batı merkezli bilim anlayışına bir alternatif niteliği taşımakla birlikte, İslam dünyası
için de bilim alanındaki büyük başarılarını hatırlatan bir kaynak oluşturmaktadır.

Kurumlarımız işbirliği yapan ve ortak değer üreten kurumlar haline geldikçe, düşün-
sel birikimin ekonomik birikim kadar hayati öneme sahip olduğu genel kabule dönüştükçe
ve hepsinden önemlisi bu yaklaşım bir toplumsal irade biçimini aldıkça, toplum olarak
hedeflerimize daha hızlı ve daha kolay ulaşacağız.

Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile Türkiye Bilimler Akademisi’nin işbirliğinde


Almanca’dan Türkçe’ye çevrilerek 2007 yılında yayın hayatımıza kazandırılan bu nadide
eserin, gördüğü yoğun ilgi dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafın-
dan yeniden basılması bu alandaki büyük ihtiyacın kanıtıdır.

Hedefimiz, okuyan, düşünen ve üreten bireylerin oluşturduğu; kendi değerleriyle


tanışık ve barışık bir topluma kavuşmak ve kültürel birikimimizi ülkemiz dışındaki geniş
kitlelerle tanıştırarak evrensel kültür içerisindeki mutena yerimizi almaktır.

Böylesine önemli bir eserin yeniden basılarak kültür hayatımıza kazandırılmasına


katkı sağlayan herkesi yürekten kutluyorum.

Ertuğrul GÜNAY
Ertuğrul GÜNAY
Kültür veKültür
Turizm veBakanı
Turizm Bakanı
6

TAKDİM

Araplar ve Batılı oryantalistler bilimsel yayınlarda Farisîler’in ve Türkler’in İslam


bilim tarihine yaptıkları katkıyı görmezden gelir. Ancak Türkler özellikle 15. yüzyıldan
sonra bu konuda bayrağı devralmışlardır. Bu dönemde iki Türk şehri olan Semerkant
ve İstanbul, İslam dünyasının bilim ve felsefe merkezleri haline gelmişlerdir.

Birbirinin çağdaşı olan iki Türk hükümdarı, Uluğ Bey ve Fatih Sultan Mehmed,
çevrelerinde bilim adamlarını ve filozofları himaye etmişlerdir. Osmanlı toprakla-
rından Türkistan’a giden Kadızade Rumi, Semerkant’taki rasathanede görev almış;
Semerkant’tan İstanbul’a gelen Ali Kuşçu da medreselerde ders vermiştir.

Uluğ Bey bugün bile yazdıklarına başvurulan bir astronomdu. Arapça, Farsça,
Latince ve Yunanca bilen Fatih Sultan Mehmed, döneminin önemli şairlerindendi
ve çok zengin bir kütüphaneye sahipti. Fatih Sultan Mehmed zamanında Osmanlı
Sarayı’nda büyük bir fikir özgürlüğünün olduğunu, çok ilginç felsefi tartışmaların yapıl-
dığını biliyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, Müslümanların insanlığın evren-


sel bilim tarihine yaptığı katkıyı gün ışığına çıkararak alışılagelmiş önyargıları ortadan
kaldıran İslam’da Bilim ve Teknik adlı eseri hazırlayan ve yayımlanmasını sağlayan
herkese teşekkürü borç bilirim.
8

ÖNSÖZ
Günümüzün dünya bilim tarihi anlayışında, Batının, karanlık bir Orta Çağ
döneminden sonra eski Yunan uygarlığında yatan kökenlerinin ayrımına vararak,
Rönesans, Aydınlanma ve Bilim Devrimi gibi açılımları kapsayan bir süreç üzerinden
çağımızın kendisiyle özdeşleşen uygarlığını ve bilimini geliştirdiği görüşü genel bir
kabul görmektedir. Eski Çağ ile Yakın Çağlar arasındaki yaklaşık 1000 yıllık boşluk bu
bağlamda yeterince irdelenmemekte, Batı biliminin bir yerde eski Yunan uygarlığının
küllerinden yeniden doğarak gelişme sürecine girmiş olduğu düşüncesi bir açık gerçek
olarak yalnızca Batı dünyasında değil onun dışında kalan coğrafyada da yaygın biçimde
benimsenmektedir.

Bilim tarihinin bu yazım biçimi, 19. yüzyıl ortalarından başlayarak, gene Batı
kültür çevresindeki bir avuç bilim insanının Orta Çağ İslam dünyasının doğa bilimleri
alanındaki eserleri üzerinde yürüttükleri çalışmaların sonuçlarının ışığında sorgu-
lanmaya başlanmıştır. Bu öncü bilim tarihçilerinin başlattığı geleneğin günümüzdeki
seçkin temsilcisi Prof. Dr. Fuat Sezgin bu konuda yaşam boyu sürdürdüğü köklü araş-
tırmalarla Orta Çağın, Batının gözünden kaçmış olan ve büyük ölçüde İslam bilimiyle
özdeşleşen, bilimsel başarılarını ve bu dönem araştırmalarının özgünlüğünü ortaya
koymaya çalışmaktadır.

Fuat Sezgin, bunun ötesinde, Frankfurt Üniversitesi’ndeki Enstitüsü bünyesinde


eski yazma eserlerde betimlenen alet ve cihazların yeni yapım örneklerini üreterek, 9. –
16. yüzyıllar arasındaki dönemde İslam coğrafyasından kaynaklanan bilimsel katkıların
yer aldığı bir müze yaratmıştır. İslam bilimine ilişkin bilgi eksikliklerinin ve bu eksiklik-
lerden kaynaklanan önyargıların düzeltilmesi bağlamında bilim tarihi açısından büyük
önem taşıyan bu müzede sergilenen nesnelerin tanıtılması amacıyla F. Sezgin tarafın-
dan ayrıca beş ciltlik “Wissenschaft und Technik im Islam” başlıklı bir katalog kaleme
alınmıştır. Bu eser, içeriği ve irdelediği düşüncelerle Batı odaklı bilim tarihi yazımının
eleştirel bir çözümlemesini yapmakta, İslam ve Orta Çağ bilimine yeni bir bakış açısı
sunarak İslam biliminin eski Yunan, ayrıca Hint, Bizans ve İran dönemlerinden dev-
raldığı bilimsel mirası korumak ve yaymakla yetinmeyip, onu, eklediği özgün eserlerle
ileri götürmüş olduğu değerlendirmesini yapmaktadır. Sezgin, bu değerlendirmelerden
hareketle, bilimsel gelişmeleri ara durağan dönemleri izleyen sıçramalarla gerçekleşen
bir süreç yerine, süregelen bütünleşik bir evrilme süreci olarak yorumlamaktadır. Buna
göre, İslam biliminin kendisinin sönümlenme sürecine girdiği dönemde devrettiği
miras onu izleyen Batı bilimine feyz ve mesnet oluşturmuştur.
10

Fuat Sezgin’in bilim tarihine yeni bir boyut getiren eser ve görüşleri günümüz
İslam dünyası için ayrı bir önem taşımakta, bu kültür çevresine unutmuş olduğu bilimsel
geçmişini anımsatmak, yitirmiş olduğu gözlenen belleğini yeniden kazandırarak, bilim-
sel araştırma şevkini uyandırmak ve ona özgüven aşılamak gibi tarihi bir görevi yerine
getirmektedir. Bu doğrultuda, Fuat Sezgin’in kataloğunun Türkçe çevirisinin, Orta
Çağ İslam dünyasında geliştirilmiş olduğunu ortaya koyduğu bilimsel alet ve cihazların
kendisi tarafından gerçekleştirilen yeni yapımlarının yer alacağı İstanbul İslam Bilim
ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin yakın gelecekteki açılışıyla birlikte, ülkemiz insanlarına
kendi kültürel geçmişlerini tanımaları yönünde çok değerli katkılar sağlayacağına ina-
nılmaktadır.

Bu önemli eserin Türkiye’de yayınlanmasına Akademimize verdiği izinle ola-


nak sağlayan değerli Şeref Üyemiz Prof. Dr. Fuat Sezgin’e ve eserin yayımlanmasını
üstlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teşekkürü borç bilmekteyiz. Eseri Türkçe’ye
çeviren ve editörlüğünü yapan Dr. Abdurrahman Aliy ve Dr. Hayri Kaplan ile eserin
değişik bölümlerinin bilimsel anlatımını gözden geçiren Prof. Dr. Metin Balcı, Prof. Dr.
Kurtuluş Dinçer, Prof. Dr. Melek Dosay, Prof. Dr. Sezai Kırıkoğlu, Prof. Dr. Bedriye
Tolon, Prof. Dr. Vural Ülkü ve Arş. Gör. Ali Rıza Tosun’un isimlerini anmaktan mut-
luluk duymaktayız.

Prof. Dr. Engin BERMEK


Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı
11­

İçindekiler
(Katalog Geneli)

Cilt I:

Önsöz....................................................................................................................xi
Giriş........................................................................................................................1

Cilt II:

1. Bölüm: Astronomi..............................................................................................1

Cilt III:

2. Bölüm: Coğrafya................................................................................................1
3. Bölüm: Denizcilik............................................................................................33
4. Bölüm: Saatler.................................................................................................83
5. Bölüm: Geometri...........................................................................................123
6. Bölüm: Optik.................................................................................................163

Cilt IV:

7. Bölüm: Tıp.........................................................................................................1
8. Bölüm: Kimya..................................................................................................95
9. Bölüm: Mineraller ve Fosil Oluşumlar..........................................................155

Cilt V:

10. Bölüm: Fizik ve Teknik....................................................................................1


11. Bölüm: Mimari..............................................................................................63
12. Bölüm: Savaş Tekniği.....................................................................................91
13. Bölüm: Antik Objeler..................................................................................139
14. Bölüm: Orientleştirici Stilde Avrupa Camı ve Seramiği.............................177
12

Transkripsiyon İşaretleri

Ā=ā ‫آ‬
Ḍ=ḍ ‫ض‬
Ġ=ġ ‫غ‬
Ḥ=ḥ ‫ح‬
Ḫ=ḫ ‫خ‬
Ī=ī ‫ي‬
S=s ‫ث‬
Ṣ=ṣ ‫ص‬
Ṭ=ṭ ‫ط‬
Ū=ū ‫و‬
Ẕ=ẕ ‫ذ‬
Ẓ=ẓ ‫ظ‬
ʿ ‫ع‬
ʾ ‫ء‬

NOT:
ʿUmar (ʿÖmer) ʿUsmān (ʿOsmān) gibi isimlerin yazımında her ne kadar
transkripsiyon işaretleri kullanıldıysa da dilimize yerleşmiş şekilleri tercih
edilmiştir.
ÖNSÖZ 13­

omantik dönemde, tarihsel olgulara karşı adil olmayan periyotlaştırmanın


etkisi altında henüz yeni doğmuş olan tek yönlü ‘Rönesans’ kavramının
ve ortaçağın başarılarını yadsımanın hakim olduğu dönemde, Jacques Sédillot
ve oğlu Louis-Amélie, Ebū el-Ḥasan el-Marrākūşī’nin (7./13. yy.) uygulamalı
astronomi ve astronomik aletlere ilişkin muhteşem eserinin Paris’te bulunan
Arapça el yazmasından Fransızca tercümesini 1834 yılında yayınladılar1. Bunu
on yıl sonra oğul Sédillot’nun el-Marrākūşī’nin kitabı üzerine yaptığı hayranlık
uyandıran çalışması takip etti2. Gerçi önceki dönemlerde Johann Gottfried
Herder (1744-1803), Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832), Kurt Sprengel
(1766-1833) ve Alexander von Humboldt (1769-1859) gibi şahsiyetler hüma-
nist bir anlayışla Müslümanlara veya Araplara bilim tarihinde layık oldukları
takdiri yöneltmişlerdi. Bununla birlikte baba ve oğul Sédillot bilim dünyasının,
Arap-İslam kültür çevresinin ortaya koyduğu başarılara karşı adil bir davranış
için onlarca yıl süren bir mücadele verdiler, her ne kadar bu, meslektaşları ve
Fransız Akademisi tarafından pek hoş karşılanmamış olsa da.
Sédillotlar tarafından sürdürülen mücadelenin, yorulmak bilmez bilim adamı
Joseph-Toussaint Reinaud’un (1795-1867) daha aşağı kalmayan bir yaratı-
cılık ve inançla coğrafya3, İslamî arkeoloji4, savaş tekniği5 alanlarında başar-
dığı ve yaşamını adadığı eserlerle desteklenmesi bir şans olmuştu. Reinaud
çalışmalarının birisinde, bilimler tarihinin bütünlüğünü veciz bir şekilde ifade
eden şu düşünceye ulaşmıştı6: «Rastlantı, tekniklerin ve sanatların ilerleme-
sinde çok büyük bir rol oynamaz. İnsanlık bütün keşiflerinde istikrarlı bir
şekilde ileriye doğru, birdenbire bir sıçrayışla değil, adım adım hareket eder.
Her zaman aynı hızla ilerlemez, fakat hareket süreğendir. İnsan icat etmez,
sonuçlar çıkarır. Mesela insan bilgisinin bir alanını ele alalım: Bu alanın
tarihi, yani ilerleme tarihi, aralıksız bir zincir oluşturur. Olgular tarihi bize bu
zincirin parçalarını verir ve bizim görevimiz, kaybolan halkaları her bir parçayı
bir diğerine eklemek için yeniden bulmaktır.»
1853 yılında yayınlanan Averroès et l’Averroïsme adlı eserinde Ernest Renan
(1823-1892) Arap Felsefesinin Avrupa’daki resepsiyonunun bilim tarihçileri için

1 Traité des instruments astronomiques des Arabes, 2 Bde., Paris 1834-1835 (Tıpkıbasım Frankfurt
1998, Islamic Mathematics and Astronomy Bd. 41).
2 Mémoire sur les instruments astronomiques des Arabes, Paris 1844 (Tıpkıbasım Islamic Mathema-
tics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 42, 45-312).
3 Bu alandaki birçok çalışması arasında Introduction générale à la géographie des Orientaux isimli,
Abū el-Fidā’nın coğrafya kitabının tercümesine bir giriş cildi olarak yayınlanan çalışmasıyla Rei-
naud, coğrafya historiyografyacılığına müstesna bir etkide bulunmayı başarmıştır (Géographie
d’Aboulféda, 2 Cilt., Paris 1848, 1883, Tıpkıbasım Frankfurt 1998 Islamic Geography serisinde Cilt
277-278).
4 Monumens arabes, persans et turcs du cabinet de M. le Duc de Blacas, 2 Cilt, Paris 1928.
5 Bu alanda Ildephonse Favé ile ortak çalışmasından doğan şu eserden söz edilebilir: Du feu grégeo-
is. Des feux de guerre et des origines de la poudre à canon, Paris 1845 (Tıpkıbasım Frankfurt 2002,
Natural Sciences in Islam Cilt 87).
6 J.-T. Reinnaud ve I. Favé, Du feu grégeois, a.e. s. 2.
14
Ö N S Ö Z

hayli yeni ve şaşırtıcı bir tablosunu çizerken, Alexander von Humboldt’un des-
teğiyle Paris’te okumuş olağanüstü yetenekli genç bir Alman bilim adamı 1851-
1864 yılları arasında Arap matematiğine ilişkin yaklaşık 40 kadar çalışma yaptı.
Bu, maalesef çok genç, 38 yaşında ölmüş olan Franz Woepcke (1826-1864)’dir.
Onun günümüze kadar kısmen aşılamamış Fransızca yazdığı çalışmaları, bugün-
kü Arap-İslam matematik historiyografyası için sağlam bir temel oluşturmuştu.
Özellikle 1851 yılında yayınlanmış olan doktora çalışması L’algèbre d’Omar
Alkhayyâmî beklenmedik bir etki yaratmıştı. Bu eserinde Franz Woepcke,
5./11. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olan filozof, astronom ve matematikçi
Ömer el-Ḫayyām’ın cebir alanındaki eserinin, üçüncü dereceden denklemlerin
sistematik bir tanıtmasını ortaya koymaktaydı. Ulaşılan bu sonuç, dönemin
matematikçilerini özellikle şu sebepten dolayı şaşkınlığa düşürmüştü: Otorite
olarak kabul edilen matematik tarihçisi Jean-Étienne Montucla’nın7 Arapların
cebirde ikinci dereceden denklemleri aşamadığına ilişkin kesin yargısını zihin-
lerinde tutuyorlardı. Böylelikle J.-J. Sédillot, L.-A. Sédillot, J.-T. Reinaud ve F.
Woepcke gibi büyük oryantalistlerin yoğun ve geniş kapsamlı çalışmaları gele-
cekteki araştırmalara Arap-İslam bilim adamlarının evrensel bilimler tarihinde-
ki yerlerine ilişkin umulmadık ve hayret verici perspektifler açmış oluyordu.
Bu dört bilim adamının güçlü etkilerinden bağımsız olmaksızın Eilhard
Wiedemann (1852-1928) 1876 yılında, yarım yüzyıl sürecek olan çalışmalarına
başladı. Wiedemann bir fizikçiydi ve çalışmalarının büyük bir çoğunluğu fizik
ve teknik alanlarıyla ilgiliydi. Bununla birlikte, ilgisini zamanla Arap-İslam
doğa bilimlerinin bütün alanlarına yöneltti. Bu yorulmak bilmez bilim adamı-
nın verdiği yazılı ürünler, ikiyüz kadar makale ve monografi olarak yayımlandı.
Sonradan beş büyük cilt içinde toplanıp basılan çalışmaları8 yazarın hayatta
olduğu dönemde ve sonrasında, doğa bilimleri historiyografyasını köklü bir
şekilde etkilemiştir ve gelecekte de bu alanın vazgeçilmez eserleri olarak kala-
caktır.
Wiedemann buna ilaveten büyük bir öğrenci kitlesini çevresinde topladı ve
onları bu alanla ilgili konuları işlemekle görevlendirdi. Bu çalışmalardan doğan
ürünler hocalarınınkiler kadar önemlidir. Bu ürünler şimdiye kadar olduğu gibi,
gelecekte de Arap-İslam kültür çevresi içerisinde yürütülen tabii bilimler histo-
riyografyası için yapı taşlarını teşkil edecektir.
Arap-İslam kültür çevresinde kullanılmış, geliştirilmiş veya icat edilmiş aletler,
cihaz ve avadanların prototiplerini inşa etmede Eilhard Wiedemann’ı bizlerin

7 Histoire des mathématiques, Cilt 1, Paris 1758, s. 359f.


8 Aufsätze zur arabischen Wissenschaftsgeschichte adı altında Wolfdietrich Fischer tarafından
yayınlanmış olan ilk iki cilt (Hildesheim ve New York 1970) Wiedemann’ın Erlangen Physikalisch-
medizinischen Sozietät’in oturum bültenlerinde yayınlanmış olan 81 makalesini içermektedir. Sayıca
daha fazla olan diğer yazıları, üç cilt halinde Gesammelte Schriften zur arabisch-islamischen Wis-
senschaftsgeschichte adı altında Dorothea Girke ve Dieter Bischoff tarafından bir araya getirilmiştir
(Frankfurt: Institut für Geschichte der Arabisch-İslamischen Wissenschaften 1984).
15­
Ö N S Ö Z

öncüsü olarak kabul ettiğimizi belirtmek benim için hoş bir görevdir. Wiedemann
yardımcılarıyla birlikte şu ya da bu aletin prototipini inşa ettiğini yazılarında sık
sık belirtmektedir. Münih’teki Alman Müzesi’nin 1911 yılında Wiedemann ve
onunla birlikte çalışan usta F. Kelber’den satın aldığı beş tanesinin dışında, onun
tarafından yapılmış modellerin kaderi hakkında daha fazla bir bilgiye maalesef
ulaşamadım. Müzenin satın aldığı aletlerden birisi olan usturlap hakkındaki
yazışmalar, o zamanlar harflerin (usturlap üzerine) yazılmasında karşılaşılan
zorlukları göstermektedir. Müzenin harflerin Arapça yazılması talebi karşısında
Wiedemann şöyle cevap vermektedir: «Ben, rakamların usturlap üzerine işlen-
mesinde bizim yazımızın kullanılması çaresini öneriyorum. Arapça rakamlar
kazınacak olursa, çok pahalıya mal olmaktan başka, benim için de çok zahmetli
olacaktır.» Bugün kesinlikle bilinmektedir ki, Wiedemann’ın yaptığı modelin
aslı Muḥammed İbn eṣ-Ṣaffār’ın (420/1029, bkz. Cilt II, s. 95) Berlin Devlet
Kütüphanesi’nde bulunan usturlabıdır. Bu alet sergilenmiştir. «Derece bölüm
çemberinde (limbus) ve arka yüzde kesinliği tartışmalı yerler boş olarak kalmış,
plaka ve örümcek denen ağ (rete) üzerine harflerin kazınması yerine basılı kâğıt
yapıştırılmıştır»9.
Sunulan bu katalogda anlatılan ve resimlerle gösterilen aletler, cihazlar ve
avadanlar, 1982 yılında Johann Wolfgang Goethe Üniversitesine bağlı olarak
kurulan “Institut für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften”
yayınlarıyla birlikle, 800 yıl boyunca Arap-İslam kültür çevresinde gerçekleş-
tirilmiş olan başarılara yönelik küçümseyici yaygın kanaati mümkün olduğun-
ca değiştirebilmeye katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır. Fakat ne temel
düşüncemizde ne de üstlendiğimiz bu ödevi yerine getirme gayretimizde “biz
bulduk” heyecanıyla hareket etmiyoruz, bilakis biz bilimler tarihinin bütünlü-
ğüne ve yukarıda Reinaud ve Favé tarafından formüle edilmiş prensibe inanı-
yoruz: İnsanlığın ortak bilimsel mirası, süreğen adımlarla, her zaman düz bir
çizgi halinde olmasa da, değişken bir hızla büyümektedir. Tarihte belirli bir
zaman dilimindeki bir kültür çevresi, bilimsel mirası, küçük olsun büyük olsun
bir adım daha ileri taşımak için öncülüğü üstlenmiş, daha doğrusu içinde bulu-
nulan koşullar doğrultusunda öncülüğe getirilmişse, tarihî koşullar ve o öncü
tarafından ulaşılan seviye, ardılın kaydedeceği olası ilerlemeleri ve bu iler-
lemelerin hızını etkileyen faktörleri belirler. Yunanların olağanüstü yeri,
bilimler historiyografyası tarafından genel olarak kabul ve takdir edilir. Fakat
Yunanların daha önceki ve komşu kültür çevrelerinden doğrudan ya da dolaylı
bir şekilde miras alıp üzerine bina ettikleri sonuçlarla ilgili Yunan bilim tarihçi-
lerinin pek hoşlanmadıkları soru hususunda hâlâ bir belirsizlik hakimdir. Daha
1932 yılında Otto Neugebauer buna ilişkin olarak şöyle demektedir: «Yunan

9 Burkhard Stautz, Die Astrolabiensammlungen des Deuschen Museums und des Bayerischen Natio-
nalmuseums, München 1999, s. 385-386.
16

olanı Yunan-öncesine her bağlama girişimi çok yoğun bir karşı koymayla kar-
şılaşıyor. Alışılageldik Yunan imajını değiştirme gerekliliği ihtimali düşüncesi,
Winkelmann’ın döneminden beri mevcut imajın geçirdiği bütün değişmelere
rağmen her defasında arzu edilmez görünmüştür. Hâlbuki o zamandan bu güne
geçen 2500 yıllık “tarihe” bir 2500 yılın daha eklenmesi gerektiği gibi çok basit
bir olgu vardır, ve buna göre Yunanların artık başta değil, ortada bulunmaları
gerekiyor. »10
Bana göre burada, bilim tarihinde gereğince dikkate alınmamış olan şu olguya
işaret edilmelidir: Biz, Arap-İslam bilim adamlarının kaynaklarını ve öncüle-
rini, bildiğimiz kültürlerdeki durumun aksine, daha kolay ve açık bir şekilde
tanıyabiliyoruz. Arap bilim adamları, kaynaklarının isimlerini tam olarak belirt-
meyi ve öncülerini, özellikle Yunanları büyük bir saygı ve şükranla anmayı adet
edinmişlerdi. Mesela, aksi takdirde Yunanların tanınmamış kalacak olan alet ve
edevatının izine ulaşmamızı ve orijinali kaybolmuş Yunanca eserlerin fragman-
larını –yapılan alıntılardan hareketle– yeniden kazanmamızı böylece olanaklı
hale getirdiler.
Kendilerine borçlu olduğumuz J.-J. Sédillot, L.-A. Sédillot, J.-T. Reinaud ve
F. Woepcke gibi öncülerin güçlü etkilerinden itibaren, bilim tarihi ağırlıklı
çalışan oryantalistlerin, Arap-İslam kültür çevresinde insanlığın düşünce tari-
hine katkı olarak ortaya konulmuş başarılı çalışmalara ilişkin yaygın ama yanlış
kanaatin değiştirilmesinde kesinlikle birçok katkıları olmuştur. Buna rağmen E.
Wiedemann’ın 1917 yılında dile getirdiği şu şikayet maalesef hâlâ geçerliliğini
korumaktadır: «Arapların Antik Çağ’dan kazandıkları bilgileri sadece tercümeler
yoluyla bize ulaştırdıkları ve buna önemli sayılabilecek bir yenilik eklemedikleri
görüşüyle her defasında yeniden karşılaşılmaktadır.»11 Bunun sebebi her şeyden
önce bilimler historiyografyasında inatçı bir şekilde tutunan, Arap-İslam kültür
çevresinin bilimler tarihindeki yaklaşık 800 yıllık yaratıcı dönemini görmezden
gelen ve böylelikle de modern insanın temel bilim tarihi bakış açısını daha okul
kitaplarından başlayarak perçinleyen ele alış tarzında görülebilir. Bu yargı sade-
ce Batı dünyası için değil, aynı zamanda en geniş anlamda, okul kitaplarının

10 Zur geometrischen Algebra, Quellen und Studien zur Geschichte der Mathematik, Astronomie und
Physik içerisinde (Berlin) 3/1936/245-259, özellile s. 259. Neugebauer pek çok çalışmasında, astrono-
mi ve matematik alanında Yunanlara öncülük edenleri ortaya çıkarma gayreti içinde olmuştur. A Hi-
story of Ancient Mathematical Astronomy (3 Cilt, Berlin, Heidelberg, New York 1975) isimli anıtsal
eserinin dışında şu yazılarına bkz.: Über griechische Mathematik und ihr Verhältnis zur vorgriechi-
schen, in: Comptes rendus du Congrès internationale des mathématiciens içerisinde (Oslo 1936),
Oslo 1937, s. 157-170; Über babylonische Mathematik und ihre Stellung zur ägyptischen und grie-
chischen, Atti des XIX Congresso Internazionale degli Orientalisti içerisinde (Roma 1935), Roma
1938, s. 64-69; The Survival of Babylonian Methods in the Exact Sciences of Antiquity and Middle
Ages, Proceedings of the American Philosophical Society içerisinde 107/1963/528-535; Babylonische
Mathematik und Astronomie und griechische Wissenschaft, 400 Jahre Akademisches Gymnasium
Graz içerisinde. Festschrift, Graz 1973, s. 108-114.
11 Die Naturwissenschaften bei den orientalischen Völkern, Erlanger Aufsätze aus ernster Zeit içe-
risinde, Erlangen 1917, s. 49-58, özellikle s. 50 (Tıpkıbasım E. Wiedemann, Gesammelte Schriften
içerisinde, Cilt 2, s. 853-862, özellikle s. 854).
17­

Amerikan ya da Avrupalı örneklerine göre şekillendirildiği, günümüz Arap-


İslam kültür bölgesi için de geçerlidir.
Ümit ederiz ki bu katalogta tanıtılan müzemiz araç ve gereçleriyle, müzede ya
da dışarıdaki sergilerde (ilki 2004 yılının ilk yarısında Palais de la découverte’de
yapılması planlanmıştır) oluşacak tanışıklık yoluyla ziyaretçiler, “bilimler tarihi-
nin bütünlüğü” düşüncesine ulaşırlar. Bu düşüncenin ifadesi şudur: Arap-İslam
dünyası, geç antik dönem ile Avrupa yakın çağı arasındaki devirde, gelişime en
müsait ve etkisi en güçlü kültür sahasıdır ve de eski dünya ile oluşmaya namzet
Avrupa arasındaki yegâne gerçek bağdır.
Bu hususta arzulanan tashihe, kataloğumuzun birinci cildi olarak sunulan bu
“Giriş”in hizmet edeceği ümidini taşıyoruz. Bu girişin başlangıçta, kataloğun
kullanıcısına tarihsel ve konusal bilgi yardımı sağlama amacıyla basit bir ön
taslak olması düşünülmüştü. Yazımı esnasında şu andaki şeklini aldı, çünkü
okuyucuya aktarılmak istenen malzeme, başlangıçta düşünüldüğünden çok
daha fazla olarak ortaya çıktı. Arap-İslam Bilimleri Tarihine Giriş cüretkâr
başlığı altında sunulanlar bir deneme niteliğindedir ve belki de kendi kate-
gorisinde bir ilkdir. Bu sunuda, bilimsel araştırmaların şimdiye kadar ulaştığı
önemli sonuçları kronolojik şekilde özetlerken bu bilimsel gelişmeyi ortaya
koyabilmek için, bunu gerçekleştiren büyük şahsiyetleri biyografik açıdan
tanıtmak işinden kaçınılmıştır. Bu, geçerliliğini ancak belirli bir süre koruya-
bilecek bir deneme amacıyla en kısa sürede sunulanın sınırlarının genişletil-
mesi için bir sıçrama tahtası olması ve şu aralar sevindirici tarzda ilerleyen
Arap-İslam doğa bilimleri araştırmalarına hizmet edebileceği ümidi ile ele
alınmıştır. Astronomi ve tıpla ilgili [rekonstrüksiyon] modellerimizin küçük bir
bölümünde müzelerde günümüze kadar ulaşabilen aletleri örnek aldık, elbette
orijinallerin mükemmelliğine ulaşma konumunda olmaksızın. Modellerin büyük
bir bölümünde ise Arapça, Farsça, Türkçe ve Latince kaynaklarda veya bu kay-
naklar üzerine yapılan çalışmalardaki resimlere ve açıklamalara dayandık. Bu
modellerin belirli bir kısmını kendi atölyemizde imal ettik. Büyük bir kısmın
yeniden inşasında enstitümüz dışından bazı kimselerin yardımına ihtiyaç duyduk.
Bunun için sayın Günter Hausen (Frankfurt, Institut für Angewandte Physik),
Herbert Hassenpflug (Frankfurt, Physikalisches Institut), Matthias Heidel
(Frankfurt), Werner Freudemann (Frankfurt), Gunnar Gade (Marburg), Prof.
André Wegener Sleeswyk (Groningen), Dr. Günther Oestmann (Bremen), Dr.
Felix Lühning (Bremen), Mahmut İnci (Düsseldorf), Martin Brunold (Abtwil,
İsviçre) Eduard Farré (Barcelona), Eymen Muḥammed ʿAlī (Kahire) ve
Kurultay Selvi (İstanbul)’ye en içten teşekkürlerimi sunarım.
Kataloğun şekillenmesinde çalışma meslektaşım Eckhard Neubauer’in yanı
sıra, resim, fotoğraf ve işaretlerin tasarımını gerçekleştiren, Antik Objeler
Bölümü’nü (13. Bölüm) tek başına işlemiş ve bilgisiyle, eleştirel katılımıyla bu
18

bölümün büyük ölçüde başarıya ulaşmasını sağlamış olan Daniêl Franke’ye,


modellerimizin birçoğunu gerçeğine benzer şekilde atölyemizde imal eden,
eserlerin envanterini çıkaran ve teknik işaretler ile aletlerin açıklamalarını yap-
mış olan yardımcım Lutz Kotthoff’a teşekkür borçluyum. Yine dizinleri ve bib-
liyografyayı hazırlayan yardımcılarım Dr. Gesine Yıldız, Dr. Carl Ehrig-Eggert
ve Norbert Löchter’e teşekkürlerimi sunarım. Bayan Dr. Annette Hagedorn
(Berlin) Oryantal Camlar ve Seramikler Bölümü’nün (14. Bölüm) işlenmesini
üstlendi. Kataloğun Fransızca redaksiyonunun basımını finansiyel olarak des-
teklemiş olan UNESCO’ya da teşekkürlerimi sunarım.
Sadece kataloğun müsveddesini oluşma evrelerinde takip ettiği ve birçok kere
düzeltme amaçlı olarak okuduğu için değil, aynı zamanda özellikle müzenin
kurulması esnasındaki bütün zorluklar karşısında yanımda bulunmuş ve beni
cesaretlendirmiş olan eşime layık olduğu şekilde teşekkür etmem çok güçtür.

Frankfurt, Ağustos 2003 Fuat Sezgin


19­

İçindekiler

Kataloğun İçeriğine Genel Bir Bakış......................................................................ix


Önsöz.......................................................................................................................xi

Arap-İslam Bilimleri Tarihine Giriş

I. İslam’da Bilimlerin 1./7. Yüzyıldan 10./16. Yüzyıla Kadar Gelişimi......... 1


1./7. Yüzyıl........................................................................................................... 2
2./8. Yüzyıl........................................................................................................... 8
3./9. Yüzyıl......................................................................................................... 10
4./10. Yüzyıl....................................................................................................... 20
5./11. Yüzyıl....................................................................................................... 24
6./12. Yüzyıl....................................................................................................... 34
7./13. Yüzyıl....................................................................................................... 41
8./14. Yüzyıl....................................................................................................... 53
9./15 Yüzyıl........................................................................................................ 64
10./16. Yüzyıl..................................................................................................... 74

II. Arap-İslam Bilimlerinin Avrupa’da Resepsiyonu ve Özümsenmesi..... 85


Arap-İslam Bilimlerinin Avrupa’ya Gidiş Yolları....................................... 134
I. Müslüman İspanya Üzerinden Giden Yol................................................ 134
II. Sicilya ve Güney İtalya Üzerinden Giden Resepsiyon Yolu................. 144
III. Resepsiyonun Bizans Üzerinden Giden Yolu..................................... 154
Son Söz............................................................................................................ 160

III. Duraklamanın Başlangıcı ve Yaratıcılığın Son Bulmasının Nedenleri...168

Bibliyografya.............................................................................................................. 183
Dizinler....................................................................................................................... 193
I. Şahıs Adları................................................................................................. 193
II. Kavramlar ve Yer Adları.......................................................................... 204
III. Kitap Adları.............................................................................................. 214
20

Bilimleri yabancı kültür merkezlerinden


İslam dünyasına ulaştıran ana yollar
1

I. BÖLÜM
İslam’da Bilimlerin Gelişimi
1./7. Yüzyıldan 10./16. Yüzyıla Kadar

Ben her kişinin kendi çalışmasında yapması gerekeni yaptım:


Öncellerinin başarılarını minnettarlıkla karşılamak,
Onların yanlışlarını ürkmeden doğrultmak,
Kendisine gerçek olarak görüneni gelecek kuşağa
ve sonrakilere emanet etmek. el-Bīrūnī (ö. 440 / 1048)

Önümüzde bulunan bu katalog için hazır- nan ve gerçeklikten uzak devrelendirilme-


lanmış bir “Giriş”te, okuyucuya Arap-İslam sinde, Rönesans olarak adlandırılan feno-
kültürünün genel bilimler tarihi çerçevesin- men Yunan döneminin doğrudan doğruya
deki önemine dair uygun bir tasavvur kazan- bir devamı olarak görülmüştür.1 Bu zamansal
dırabilme gayreti zor bir görevdir. Bunun tek sıçrayışta Arap-İslam kültürüne olsa olsa en
sebebi, Arap, Fars ve Türk dillerinde bize çok bir “bazı Yunanca eserleri muhafaza ve
ulaşan yazma haldeki kaynak materyallerin az tercüme etmek yoluyla aktarıcı” rolü kalıyor.
bir bölümünün yayınlanmış ve çok küçük bir Arap-İslam bilimlerinin resepsiyonuna ve
bölümünün incelenmiş olması değildir. Böyle özümsenmesine karşı 13. yüzyılda başlayan
bir girişimi engelleyen birçok sebep vardır. mücadele daha hayli uzun bir zaman bütün
Arap-İslam bilimlerinin Batı dünyasında gücüyle devam etmekteyken bazı Avrupa
resepsiyonu ve özümsenmesi daha 13. yüzyı- ülkelerinde 18. yüzyılda İslam’ı ve ona bağlı
lın ikinci yarısında, yani bu faaliyetin en aktif olan kültür ve bilgi birikimini kaynaklara
olduğu devrede, düşmanlıkla ve şiddetli bir dayanarak araştıran arabistik çalışmalar baş-
yadsımayla karşılaşmıştı. Kısmî bir direnişe ladı. Doğal olarak her zaman ideal biçimde
rağmen 19. yüzyıla kadar ısrarla ayakta kalan çalışmayan ve araştırma konusu hakkında
büyük ölçüde dinî motifli bu karşı koyucu
akım, 16. yüzyıldan bu yana Avrupa’da bilim- 1 Fransız filozof Étienne Gilson Héloïse et Abélard (Paris
ler historiyografyasının düşüncesini ve ortaya 1938, Almanca tercümesi Heloise und Abälard, Freiburg
1955) isimli kitabında bir “profesörler rönesansı”ndan
koyuluş tarzını derinden etkilemiş, şekillen-
bahsetmekte (s. 99) ve şöyle demektedir: «Bizim burada
dirmiştir. Bu akım bağlamında bilim tarihçi- tasarladığımız Rönesans ve Ortaçağ yorumlaması hiçbir
leri bariz bir şekilde ilk kez 18. yüzyılda adeta şekilde, sanılabileceği gibi, olgular temelinde hakkında
karar verilebilecek bir tarihi hipotez değildir. Bu daha çok
kelimenin tam anlamıyla, insanlık düşünce G. Séailles’in memnuniyetle Grundsätze des zeitgenössis-
tarihinde Arap-İslam bilimlerinin her türlü chen Empfindens (Çağdaş Duyguların Esasları)’sine aldığı
yaratıcı konumunu inkar eden Rönesans kav- esaslı düşüncelerden birisidir. Böylesi bir ilke tartışılabilir
değildir. Ona bu düşünceyi dikte ettiren olgular değildir.
ramında bir evrensel-tarih görüşüne sürük- Bu prensip duygu derinliğinden kaynaklanmaktadır ve ol-
lenmişlerdir. Bilim tarihinin çok kaba doku- gular oradan dikte ettirilirler.»
2 G İ R İ Ş

verdiği hükümlerde ve de bu konuları değer- nulduğu bir dönemde yetişmiştir. Belirli bir
lendirmede her zaman için objektif kala- düzeltme ise ancak gelecekte geniş bir temel
mayan bu arabistik, buna rağmen 200 yıllık üzerinde yürütülecek araştırmalardan ümit
tarihi boyunca kaynak çalışmaları, edisyonları edilebilir. Bunda önemli olan bu tür araştır-
ve tercümeleriyle başvuru kaynakları oluş- ma sonuçlarının olabildiğince geniş ilgililer
turmak, Arapça, Farsça, Türkçe el yazma-
kitlesine ulaştırılabilmesidir. Arap-İslam fen
larını Avrupa kütüphanelerinde toplamak
bilimleri ve tekniği çerçevesinde kullanılmış,
ve bunları kataloglamak suretiyle muazzam
bir başarı ortaya koymuştur. Eğer bugüne geliştirilmiş ve icat edilmiş araç-gereçleri,
kadar bu arabistik, tarih kitaplarındaki sözde avadanları tanıtmak, bize ulaşmış değillerse
“Rönesans” tasvirini sarsmayı başaramamışsa yeniden imal etmek bu araştırma sonuçları-
da, Jean-Jacques Sédillot (1777-1832) ve oğlu nı etkili şekilde aktarabilmenin bir yoludur.
Louis-Amélie (1808-1875), Joseph-Toussaint Kurduğumuz müze ve bu müzede sergilenen
Reinaud (1795-1867), Franz Woepcke (1826- parçaları tanıtan katalog bu tarz bir aktarımı
1864) ya da Eilhard Wiedemann (1852-1928) hedeflemektedir.
gibi bilim adamlarının gayretleri sayesinde Bu yol döşeme niteliğindeki cümlelerin ardın-
ulaşılan tashih izleri göze çarpıyor. George dan şimdi, Arap-İslam kültürünün evrensel
Sarton (1884-1956) bugüne kadar oryan-
bilimler tarihi içerisindeki konumu hakkında
talistiğin araştırma sonuçlarını eksiksiz bir
bir panorama sunmaya geçiyorum.
biçimde işlemek için büyük çaba sarf eden
yegâne bilim tarihçisidir. O Introduction to
the History of Science2 isimli eserinde bu 1./7. Yüzyıl
işi kusursuz bir biçimde gerçekleştirmiştir. İslam’ın doğuşunun üçüncü on yılında onunla
Sarton’un bize ulaştırdığı sonuçların, daha birlikte ortaya çıkan devlet, fetihler yoluyla
sonraları tabiî bilimlerin ayrıntılı dallarını ele sınırlarını kuzeyde Anadolu’ya ve batı İran’a,
alan historyografik eserlerde maalesef çok az güneybatıda ise Mısır’a kadar genişletti.
dikkate alınmıştır. Okul kitaplarının gelenek- Şam’ın 15/636, Emessa’nın (bugün: Ḥımṣ),
sel bilimler historiyografyasından miras kalan Halep’in 16/ 637, Antakya’nın 17/638 ve
bakış açısında kayda değer düzeltmeler yap- İskenderiye’nin 21/642 yıllarında alınmasıyla
mamış olması da teessüfle görülüyor. Benim
Müslümanlar, bu şehirlerin önceleri Roma
kuşağım, bu bakış açısının okul kitaplarında
İmparatorluğu’na sonrasında ise Bizans
sarsılmaz bir biçimde iddia edildiği ve savu-
İmparatorluğu’na ait olan sakinleriyle devam-
lı olacak bir temasa geçtiler. Malumdur ki
bu fatihler, ele geçirdikleri geleneksel bilim
«... Kişinin elimine ettiği her gerçek olgu için, ilkin yara-
tılan, daha sonra yorumlanan ve dahası nihayette kendi-
merkezi olan o şehirlerin sakinlerine karşı iyi
sine dayanılan, kendileriyle hayalin uyuşmadığı bütün di- davrandılar, onların bilimlerinden ve teknik
ğer olguları tarihten elimine etmeye yarayan bir uydurma
olgu ortaya çıkar.» bkz. a.e., s. 102; krş. H. Schipperges,
bilgilerinden yararlanmasını bildiler. Bu poli-
Ideologie und Historiographie des Arabismus, Sudhoffs tika olmaksızın, Müslümanların daha 28/649
Archiv içerisinde, Beihefte, Heft 1, Wiesbaden 1961, s.
14.
yılında güçlü bir donanmayla Kıbrıs adasını
2 Beş cilt halinde yayınlanmıştır, Baltimore 1927-1948. almaları, 31/652 yılında Sicilya kıyılarını vur-
G İ R İ Ş 3

maları ve kısa bir süre sonra Rodos’u fethet- Mısırlıları arasındaki düşünsel uzaklık çok
meleri düşünülemezdi3. büyük olsaydı, kesinlikle gerçekleşemezdi.
Kuşkusuz, özellikle Emevi saltanatının 41/661 Bilhassa düşünsel ve politik hareketin taşıyıcı-
yılındaki başlangıcından itibaren bu fatih- ları olan şehirli Araplar, Muhammed’in orta-
lerin, Müslümanlığa geçmiş veya geçme- ya çıkmasından önce komşu halkların kültürel
miş vatandaşlarının kültür mirasını tedrici etkilerine tamamen kapalı veya matematik
bir şekilde alarak özümsemeleri için uygun tarihi açısından önem kazandıkları çağda bile
koşullar gerçekleşti. Günümüze kadar ulaşan neredeyse okuma yazma bilmeyen yarı vahşi-
Arapça simyaya dair elyazması, Yunan simya- ler olarak tasavvur edilemez ... »5
cı Zosimos’un (350-420) bir risalesinin 38/658 Eski kültür merkezlerindeki sakinlerin yeni
yılında gerçekleştirilmiş bir Arapça tercümesi topluma uyum sağlayabilmede çok büyük zor-
olarak karşımıza çıkmaktadır4. Eğer biz kay- luklar yaşamadıkları görülmektedir. Mesela
dedilen bu tarihe inanacak olursak, bu şu ilk dönem Emevi hükümdarlarının sarayında
Hıristiyan hekimler çalışmaktaydı. I. Mu āviye
anlama gelir: Gelecekte Emevilerin ilk hali-
(dönemi: 41/661-60/680) zamanında hizmet
fesi olacak Muaviye’nin henüz valilik döne-
eden İbn Asāl’ın adı bunlar arasında geçmek-
minde Yunanca eserlerin Arapça çevirisine
tedir. Ebū el-Ḥakem adlı bir başka Hıristiyan
yönelik ilgi uyanmıştı.
hekim daha Muʿāviye’nin hizmetinde çalış-
Arapların böylesine erken bir dönemde
mıştır. Hükümdar ilaçların hazırlanmasında
yabancı kültür mirasını alarak özümsemeye
ona güvenmekteydi.6 Emeviler devletin bir-
hazır ve yetenekli olmalarını 1917 yılında
çok alanında, fethedilmiş ülke sakinlerinin
Julius Ruska matematik tarihi çerçevesinde hizmetlerine ve desteklerine gereksinim duy-
son derece doğru olarak şu ifadelerle dile muşlardır. Bu alanda işbirliğinin iyi bir şekilde
getirmekteydi: «Önemle ve ısrarla ifade edil- işlediği görülmektedir, hatta belirli bir süre
melidir ki İran ve Roma’nın taşra vilayetlerine vergi ve idare uygulamasında geleneksel yay-
taşan Araplar ne hukuk bilimini ne de devlet gın diller kullanılmıştır. Bunlar Mısır’da Kopt
yönetimi sanatını hazır ve oluşmuş bir şekilde dili, Suriye’de Yunanca, Irak ve İran’da eski
beraberlerinde getirmişlerdi, bilakis fethedi- Farsça idi. Devlet sicillerinde Arapça’nın kul-
len ülkelerin yönetim metotlarını ve hukuk lanımı daha sonraları gerçekleşti. Arapça’nın
formlarını büyük ölçüde değiştirmeden aynen kullanımı Suriye’de 81/700 yılında Abdülmelik
almak zorunda kalmışlardı. Onların şaşırtıcı b. Mervān’ın sayesinde, Irak’ta 78/697 yılında
bir hızla daha kapsamlı ilişkilere uyum sağ- Vali el-Ḥaccāc b. Yūsuf’un emriyle, Mısır’da
layabilmeleri ve sadece devlet idaresiyle ilgili 87/705 yılında vali ʿAbdullāh b. ʿAbdülmelik
kurumları değil, aynı zamanda eski ve olgun b. Mervān’ın ve kuzey doğu İran’da (Ḫorāsān)
bir kültürün diğer bütün meyvelerini alarak 124/742 yılında Halife Hişām b. Abdülmelik
özümsemeleri anlamında bilinen bir olgudur. dönemlerinde gerçekleşmiştir.7
Ama bu, eğer çok yakın dönemlere kadar
kabul edilegeldiği gibi, fatih konumundaki
5 Ruska, J., Zur ältesten arabischen Algebra und Rechen-
halk ile o dönemin İranlıları, Yunanları ve kunst, Heidelberg 1917, s. 36-37; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5,
s. 8.
3 Bkz. Sezgin, F.: Fuat, Geschichte des arabischen Schrift- 6 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 5.
tums, Cilt 11, s. 6. 7 Bkz. İbn Nedīm, Fihrist, s. 242; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5,
4 Bkz., a.e., Cilt 4, s. 75. s. 21.
4 G İ R İ Ş

Fethedilen ülkelerin kültür merkezlerinde- «Meyveler Kitabı» (χαρπός; Kitāb es-Semere)


ki bilgileri alıp özümsemeye yönelik zaten isimli eserin tercümesidir.10 Bundan Ḫālid b.
var olan ilgiyle, I. Mervān (dönemi: 64- Yezīd’in astrolojiyle de uğraştığı anlaşılmak-
65/683-685) zamanında ilk kez bir tıp kitabı tadır. Meşhur astrolog Ebū Ma şer11 (171-
Arapça’ya tercüme edilmiştir. İskenderiyeli 272/787-886) Ḫālid b. Yezīd’in bir eserini
Ahron (muhtemelen 6. yüzyılda yaşamış ve tanınmış astrolojik eserlerden birisi olarak
eser vermiştir) tarafından ders kitabı (kunnāş) kabul etmekte ve bildirmektedir.12 Ahron’un
olarak Yunanca yazılmış bu eser, ilkin Gōsiōs ders kitabı niteliğindeki tıp eserinin çeviril-
adlı birisi tarafından Süryanca’ya çevrilmiş ve mesini, Ḫālid b. Yezīd’in girişimiyle yapılmış
yukarıda belirtilen dönemde bu çeviri Yahudi olan diğer çevirileriyle birlikte bizzat kendisi-
tabip Māserceveyh el-Baṣrī tarafından iki nin yazar olarak faaliyet göstermesini dikkate
bölüm daha eklenerek Arapça’ya aktarılmış- alarak yabancı bilimin Arap-İslam kültür çev-
tır. Bu çevirinin Halife ʿÖmer b. ʿAbdülazīz resinde resepsiyonunun başlangıç periyodu
(dönemi: 99-101/717-720)’in kütüphanesinde olarak Hicrî birinci yüzyılın üçüncü çeyreğini
bulunduğu ve onun tarafından kamunun isti- kabul edebiliriz. Elbette Araplar tarafından
fadesine sunulduğu rivayet edilmiştir.8 o dönemde alınan ve benimsenen yabancı
İslam’ın ilk yüzyılında ve ikinci yüzyılın geçiş bilim mirası sadece Yunan kaynaklı değildi.
döneminde Arapça’ya çevrilmiş bazı eserle- Mesela, Ḳuteybe b. Muslim (ö. 96/715) tara-
rin isimleri bize ulaşmıştır. Bunların büyük fından Ḫorāsān’ın fethedilmesi esnasında esir
bir kısmı, bu eserlerde verilen bilgilere göre düşen Sasani Prensesi Şāhāfirīẕ’in mülkiye-
Emevi Prensi Ḫālid b. Yezīd’in (ö. 102/720 tinde bulunan Farsça bir coğrafya kitabının
civarında) direktifiyle çevrilmiş olup, bir bölü- fatihlerin eline geçtiğini öğrenmekteyiz.13
mü kimya ve astrolojiyle ilgilidir.9 Bize kadar Benzer bir haberi büyük İslam düşünürü el-
ulaşan bir dizi risalesi ile ve literatürde verilen Bīrūnī (ö. 440/1048)’de görüzoruz. Taḥdīd
birçok bilginin tanıklığıyla bu prensin, bilim Nihāyāt el- Emākin14 adlı matematiksel coğ-
tarihinde kimyayla uğraşan ve bu alanda eser rafya alanındaki temel eserinde el-Bīrūnī,
veren ilk Arap olduğu görülmektedir. Hiç bugünkü Afganistan’da bulunan Ġazne’de
şüphe yok ki bizzat kendisi tarafından teşvik eski bir parşömen üzerinde, Diocletianus
edilen tercümeler yoluyla tanıdığı kitapların (285-305 arasında Roma imparatoru) takvi-
ve fethedilen ülkelerin kültür temsilcileri olan mine göre tarihlenen ve bir bilim adamı tara-
hocalarının doğrudan etkisiyle ortaya çıkan fından hicretin 90-100 yılları arasında göz-
bu uğraşının bir uyarlama ve taklitten öteye lemlenen güneş tutulmalarıyla ilgili notlar ve
gitmesi beklenemezdi. Bu esnada etki alan- tarihler içeren bir zeyl eklenmiş astronomik
ları olarak Şam ve İskenderiye’nin isimleri bir çizelge eser (zīc) gördüğünü haber ver-
geçmektedir. mektedir. Ayrıca bu eserde el-Bīrūnī, Büst
Ḫālid b. Yezīd’in teşvikiyle çevirilen astrolojik
eserlerden birisi de, el-Bīrūnī’nin 5./11. yüz-
yılın ilk yarısında kullanma olanağı bulduğu
pseudo [sahte, uydurma, sözde] Ptoleme’nin 10 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 7, s. 42.
11 Bkz. a.e., Cilt 7, s. 139-151.
12 Bkz. a.e., Cilt 7, s. 15.
8 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 5-6, 166-168, 206. 13 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 64.
9 Bkz. a.e., Cilt 4, s. 56, 82-83, 89; Cilt 7, s. 9. 14 Edisyon Kahire 1963, s. 268.
G İ R İ Ş 5

şehrinin enlem derecesi ve ekliptik eğim ile art niyet olmaksızın ileride göreceğimiz üzere
ilgili bilgilere de rastladığını söylemektedir.15 Arap-İslam bilimlerinin daha sonraki dönem-
Emevi hükümdarı Hişām b. ʿAbdülmelik de Avrupa’daki hiç de hoş olmayan resepsiyo-
(dönemi: 105-125/724-743) zamanında, vak- nu ve özümsenmesinden tamamen farklı bir
tiyle Aristoteles’in Büyük İskender’e yazdığı şekilde devam edegelmiştir.
iddia edilen sahte mektupların ve bu arada Yabancı bilgiyi alıp benimsemenin altın-
περί κόσμου adlı kitabın tercümelerinin, resep- daki teşvik faktörünü 1965 yılında Franz
Rosenthal17 şu ifadelerle açıklamaktadır:
siyonun başlangıç dönemi bakımından kuşku-
«Belki de, kapsamı hızla genişleyen çeviri faa-
suz çok büyük bir önemi vardır. Muhtemelen
liyetlerini temellendirmek için, Müslümanlara
2. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış bu pseudo
tıp, simya ve pozitif bilimlerle tanışmayı cazip
kitabın tercümesiyle, Arap-İslam kültür çev- gösteren ne pratik faydacılık, ne de felse-
resi kısmî ama bununla birlikte İslam bölgele- fi-teolojik sorunlarla uğraşmalarına sebep
rinin sınırlarını aşan coğrafya bilgisine, atmos- olan teorik faydacılık yeterli olabilirdi, eğer
ferik olaylara ilişkin yerel kanaatten farklılık Muhammed’in dini ta başlangıçtan itibaren
gösteren meteoroloji bilgisine, dünyanın şekli bilimin ( ilm) rolünü dinin ve böylece bütün
ve yapısıyla alakalı şu temel Yunan düşün- bir insan hayatının asıl itici gücü olarak öne
cesine ulaşmışlardır: Dünya evrenin ortasın- sürmemiş olsaydı... 'Bilim' İslam’da böylesi-
da bulunmaktadır. Evren bütün gökyüzüyle ne merkezî bir konuma yerleştirilmiş, hatta
birlikte sürekli dönmektedir. Sabit yıldızlar neredeyse dinî bir saygı görmüş olmasaydı,
gökyüzüyle birlikte dönmektedir. Yıldızların muhtemelen çeviri faaliyeti, olduğundan daha
sayısı insan tarafından bilinemez. Gezegenler az bilimsel, daha az sürükleyici ve daha çok
yedi tanedir, hem doğaları ve hızları hem de yaşamak için pek zaruri olanı almaya –gerçek-
yeryüzüne olan uzaklıkları itibariyle birbir- te bilinenden farklı bir şekilde– sınırlanmış
olarak kalırdı. »
lerinden farklıdırlar. Bunlar iç içe bulunan
Şüphesiz ki genç İslam toplumunun ilk yüz-
ve sabit yıldızlar küresi tarafından kuşatılmış
yılda nispeten çabuk ulaştığı bilim alanındaki
olan kendi yörüngelerinde hareket ederler.16
başarısı, sadece kitap çevirileri yoluyla yaban-
Bize küçük bir bölümü ufak parçalar halinde cı kökenli bilim mirasının aktarımı şeklinde
ulaşmış olan örneklerin sayısını çoğaltmadan, sınırlı kalmamıştır. Yeni din ile birlikte ortaya
Arap- İslam kültür çevresinde, aynı zaman- çıkan ve sürekli iddia edilenin aksine hiç de
da bütün bilimlerin resepsiyon ve özümsen- ilkel olmayan durum ve ortamda Araplar, ken-
me dönemi için de karakteristik olan bu ilk dileri için çok yeni olan düşünsel problemlerle
resepsiyon evresinin birkaç önemli özelliğine uğraşmaya hızla itildiler, özellikle yazı sanatı-
işaret etmek istiyorum. Yabancı bilimi alıp nı öğrenmeye yönelik şaşırtıcı bir ilgi doğdu.
benimseme süreci başlangıçtan itibaren bütün Bununla ilgili Arapça kaynaklar incelendi-
bir açıklıkla, yabancı olanla temas korkusu ve ğinde, 1./7. yüzyıl İslam bölgelerinde yaşayan
insanların okuryazarlık oranının Batı ortaça-
ğındaki çağdaşları ile karşılaştırılamayacak
15 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, 122.
16Bkz. a.e., Cilt 6, s. 72; Risālet Arisṭāṭālīs ile l-İskan-
dar fi l- ālem, Tahran, Dānişgāh no: 5469 nüshası (varak
36b-41b); Strohm, H.: Aristoteles. Meteorologie. Über die 17 Das Fortleben der Antike im Islam, Zürich ve Stuttgart
Welt, Berlin 1970, s. 240-241. 1965, s. 18.
6 G İ R İ Ş

derecede yüksek bir seviyeye ulaştığı izlenimi zemin hazırladı. Bu historiyografya faaliyeti-
oluşur. Peygamber’in ölümünden sonra teda- ne oldukça erken dönemde doğmuş ve herbir
vülde olan Kur’ân nüshaları arasındaki farklı- bilimi ayrı ayrı ele alan bilim tarihi de eklene-
lıklar, Müslümanların geneli tarafından kabul bilir. Bu tamamen İslam fikir coğrafyasında
edilmesi amaçlanan kritik edilmiş bir metin doğan tarih yazımcılığının ve onun bağımsız
oluşturmayı zorunlu kıldı. Kur’ân’da geçen bir şekilde gelişen metodolojisinin önemine
fakat yaygın olmadığı için anlamı az bilinen ilişkin soru, bildiğim kadarıyla evrensel tarih
kelimelerin açıklanması sadece ilk Kur’ân dalı içerisinde şimdiye kadar ya hiç sorulmuş
tefsirlerinin doğmasına değil, aynı zamanda ya da yeteri derecede ele alınmış değildir.
leksikografinin doğmasına neden oldu. Bu Hatta bizzat arabistler bile, İslam’ın özellikle
bağlamda henüz çok erken dönemde önemli ilk üç yüzyılı (7.-9.) içerisinde ortaya çıkan
bir filolojik yöntemle karşılaşmaktayız: Eski tarih eserlerinin içeriğini, kendi kaynakları-
şiirin dil belgesi [şahit] olarak kullanılması. nı alıntılama yöntemlerinden dolayı yeteri
Ulaşılan bu filolojik bilgi, İslam öncesi ve kadar önemsemediler. O eserlerdeki, genel-
İslam’a geçiş dönemlerine ait şiirlere hak likle otantikliklerine delil olması için başta
ettiği büyük takdiri ve bunun sonucu olarak sunulan rivayet zincirleri ile yazarın yer yer
kitap formunda ve parçalar halinde ulaşan şiir kendi görüş ve yorumlarını vermesi müsta-
malzemelerinin toplanmasını ve muhafazasını kil tarihsel haberlerin (ḫaber, çoğulu:aḫbār)
beraberinde getirdi. Kur’ân metnindeki keli- ne yazık ki şu şekilde anlaşılmasına neden
melerin basit açıklamalarıyla başlayan filolo- olmuştur: Bu haberler ya yüzlerce yıl boyun-
jik çabalar, yüzlerce yıl devam eden süreçte, ca sözlü olarak aktarılmış rivayetlerdir ya da
hem içsel prensipler hem de dışsal boyut elimizdeki o eserden bir iki kuşak önce belirli
bakımından “sadece Çinlilerinki ile karşılaştı- eğilimlere göre kaleme alınmış, ravilerden
rılabilecek”18 şekilde bir gelişim gösterdi. birisinin kişisel görüşlerinden ibaret olan ve
Aynı zamanda Arapça gramerin başlangı- yayılan rivayetlerdir.
cı, Arapça kaynaklar tarafından 1./7. yüzyı- Bu giriş çerçevesinde ayrıntılara girmeden
la çıkarılmaktadır. 2./8. yüzyılda gerçekleşen şunu söyleyebiliriz: Söz konusu rivayet zincir-
olağanüstü büyüklükteki gelişme ancak bu leri hem yazılı kaynakların yazarlarının isim-
şekilde erken bir başlangıçla kavranabilir. lerini hem de o kaynakların, çok katı kural-
Peygamber’in sözlerini (hadisleri) yoğun bir lar doğrultusunda kendilerine belirli eserleri
şekilde toplama ve yazılı olarak muhafaza rivayet etme izni verilen ravilerinin isimlerini
etme faaliyeti, kendine özgü kuralları olan içerisinde saklamaktadır.19 Bizim anlayışımıza
ve modern dönem araştırmacıları tarafından göre Arapça tarihsel eserlerde karşılaşılan
sıklıkla yanlış anlaşılan bir “rivayet bilimi”nin rivayet zincirleri pekâlâ günümüz kitapların-
doğmasını sağladı. daki dipnotlar gibi kaynaklara işaret olarak
Peygamber’in biyografisini, savaşlarını ve ilk kabul edilebilirler.
halifelerin hayatlarını yazmaya yönelik gay- Hukukla ilgili en erken yazılı kaynaklar da
ret, çok değişik şekiller almış ve olağanüstü 1./7. yüzyılda hatta bu yüzyılın ilk yarısında
gelişmiş olan historiyografyanın doğmasına aranabilir. Tabi ki mütevazı hacimli bu vesi-

18 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 8, s. 15. 19 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 1, s. 53-84, 237-256.
G İ R İ Ş 7

kalarda yalnızca belirli konular işlenmiştir. edilmeleri tamamen tesadüfe bağlı kalmıştır.
Daha hacimli ve belirli bir sistematikle yazı- Ne çevirmenler ne de okuyucular bu eserlerin
lan İslam hukuku külliyatları 2./8. yüzyılın ilk uydurma yazar isimleri taşıdığını bildiler ne de
yarısında görülmeye başladılar.20 bilme olanağına sahip idiler. Arap-İslam bilim
Yabancı bilim ve kültür mirasının resepsiyon adamları bu eser adlarını, bu eserlere sonraki
süreci 2. yüzyılın ilk yarısında hem niteliksel dönemlerde Yunanca orijinalleri veya Arapça
hem de niceliksel olarak hızla gelişti ve çağın çevirileri halinde ulaştıktan sonra bile, sahte
hemen hemen bütün bilim dallarını kapsaya- yazarlarının gerçek eserleri gibi alıntıladılar.
cak boyuta ulaştı. Kaynaklar sadece, doğru- Mesela Aristoteles’in, Platon’un, Ptoleme’nin
dan doğruya Yunanca’dan ya da dolaylı ola- adını taşıyan pseudo eserlerini hakikilerinden
rak Süryanca üzerinden çevrilen eserlerden önce tanıdılar ve gerektiğinde hem pseudo
değil, aynı zamanda orta dönem Farsça’dan olanı hem de hakiki olanı yan yana kullan-
çevrilen eserlerden de oluşmuştur. dılar. Bu eserlerin birçoğu sonraki dönem-
Yunanca’dan yapılan erken dönem çevirilerin lerde, pseudo yazarlarının eserleriymiş gibi
önemli bir özelliği, pseudo epigraflardan oluş- Arapça’dan İbranca’ya ve Latince’ye çevrildi,
ması yani antik dönemin otorite kabul edilen daha sonraları Batı’da da yüzlerce yıl hakiki
Aristoteles, Sokrates, Ptoleme gibi meşhur sanılarak kullanıldı.
isimlerin bu eserlerin sözde yazarları gibi Yunan, Babil, Fars ya da başka kökenli yazar
verilmesidir. Bu eserler, en azından milat- isimleri altında tam veya parçalar halinde
tan önce 2. yüzyıla kadar geriye giden pseu- korunarak bize ulaşmış pseudo-epigrafik
do-epigrafik Yunanca kaynaklar geleneğinde eserlerin, Arap yazınında ne zaman doğdukla-
doğmuşlardır. Bize Arapça çeviriler halinde rına ve önemlerine ilişkin soruları Geschichte
ulaşmış bu uydurma epigrafların içeriği, bir- des arabischen Schrifttums isimli kitabımda
çoğunun geç antik çağda yani İslam’ın orta- birçok vesileyle ele aldım. Orada21 söyledik-
ya çıkışından kısa bir süre önce doğdukları lerime atıfta bulunarak şunu belirtmekle yeti-
izlenimi vermekte, kazanılmış olan bilgilerin, niyorum: Çoğu arabist bu pseudo-epigrafik
tecrübelerin ve ulaşılan gelişimin seviyesini eserleri çeviri eserler değil, bilakis Arap-İslam
bize aktarmaktadır. Muhtemelen bu eserlerin bilim adamlarının yaptığı düzmece eserler
çoğunluğu Doğu Akdeniz ülkeleri kökenli- olarak görmektedirler. Bu şöyle bir anlama
dir. Arapça’ya aktarılmış bu pseudo-epigrafik gelir: Bu bilim adamları sözü geçen pseu-
eserlerin çok azının Yunanca orijinalinde tam do-epigrafları, daha eski Arapça kitaplarda
veya parçalar halinde kalabilmiş olmasının olduğu gibi, hakiki eserlermiş gibi alıntılamak
sebebi, benim düşünceme göre, bu eserlerin için bizzat yazmışlardır. Ama burada şu soru
çoğunun İslam’ın tarih sahnesine çıkmasından yanıtlanmamış kalmaktadır: Araplar ya da
çok kısa bir süre önce, 1./7. yüzyılın ilk yarısın- ilk Müslümanlar coğrafi veya kültür-tarih-
dan itibaren İslam hâkimiyetine girecek olan sel durumlarında, kısmen çok hacimli dene-
[önceki] kültür merkezlerinde kaleme alın- bilecek bu eserleri uydurabilecek durumda
malarıdır. Bu tür eserlerin tercüme edildik- mıydılar? Arap yazınında muhafaza edile-
ten sonra Yunanca orijinallerinin muhafaza rek aktarılmış bu pseudo-epigrafik eserlerin

20 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 1, s. 393 vd. 21 Sezgin, F.: a.e., Cilt 4, s. 15 vd., 31 vd.
8 G İ R İ Ş

geç döneme tarihlendirilmeleri ve değerden yılın ilk yarısında Arapça’ya çevrildi. Bu çevi-
düşürülmeleriyle geç antik dönem bilim tarihi rinin Arap-İslam bilim adamlarını çok erken
açısından önemli vesikalar kaybolmaktadır. dönemde bilimsel astronomiyle uğraşma nok-
tasında harekete geçirici etkisinin hayli büyük
2./8. Yüzyıl olduğu görülmektedir24.
Komşu kültürlerden resepsiyonun boyutu Felsefe alanında Aristoteles’in Organon adı
2. yüzyılın ikinci yarısında önemli derecede altında toplanan mantık kitaplarının bazı-
büyüdü. Ayrıca, alıp benimseme yeteneği, ları ʿAbdullāh İbn Muḳaffa 25  (ö. 139/756)
çok çeşitli uygun koşullar sayesinde sürekli tarafından orta dönem Farsça çevirilerden
ve hızla gelişti. İntikal süreci deyince elbette Arapça’ya tercüme edildi. İbn Muḳaffa  Fars
sadece kitap çevirileri ve bunun etkileri düşü- asıllıydı ve kendi yüzyılının en önemli edebi-
nülemez. Doğu Akdeniz’in fethedilen ülkele-
yatçılarından birisiydi. Bizzat kaleme aldığı
rindeki kültür merkezleri temsilcilerinin bir
eserlerden başka, Farsça’dan yaptığı fark-
süre Müslümanların hocaları olarak oyna-
lı bilim dallarına ait kitapların çevirileriyle
dıkları rolde, Farsça konuşulan bölgelerden
resepsiyon sürecinin seyrini etkiledi. Yaptığı
çıkan bilim ve kültür taşıyıcılarının önemi açık
seçik görülmektedir. önemli çevirilerden birisi de, hayvan fablları
Yabancı bilimin Sasaniler dönemindeki – formunda bir “siyasetname” olan Kelīle ve-
özellikle I. Şāpūr (dönemi: 242-272)–resep- Dimne çevirisidir. Bu eser ilk olarak I. Ḫusrev
siyonu hakkında iyi bir şekilde bilgilendiril- Enūşirvān (dönemi: 531-579) zamanında Fars
miş durumdayız.22 Özellikle Yunanlardan ve Burzūyeh tarafından Sanskritçe’den çeviril-
Hintlilerden, muhtemelen dolaylı şekilde geç mişti. Yine Burzūyeh tarafından eklenen giriş,
dönem Babillilerden de alınarak benimsenen tıp ahlakına ilişkin ve aynı zamanda bir heki-
bilimsel bilgiler, Sasaniler İranı’nda sınırlı bir min otobiyografisini sunan, bize kadar ulaşan
gelişme yaşadı. Sasanilerden daha ziyade har- en eski risalelerden birini içermektedir.26
manlanmaya uğrayan bilim alanlarının etkisiy- Dar anlamıyla tıbbın 2./8. yüzyılın ilk yarısın-
le, İslam’da astronomi, astroloji, matematik, daki resepsiyonuyla ilişkili olarak şu olaydan
coğrafya, felsefe ve tıp gibi dallarda hızlanmış bahsedilebilir: Sasanilerin ünlü bilim merkezi
bir resepsiyon süreci göze çarpıyor.23 Şimdi Cundişāpūr en azından Halife el-Meʾmūn
bu gelişimi zihinlerde canlandırmak gayesiyle (dönemi: 198-218/813-833) zamanına kadar
astronomi, felsefe ve tıpla ilgili üç örnek ileri hâlâ yaşıyordu ve hekimleri Bağdat’ta faa-
sürülebilir. liyette bulunuyorlardı. Bildirildiği kadarıy-
Ptoleme’nin Kanon adlı astronomik cetveller
la Cūrcis b. Cibrīl b. Buḫtīşūʿ, Cundişāpūr
kitabının, Hint kökenli cetveller yardımıyla
Hastanesi’nin başhekimiydi ve bazı tıp kitap-
gözden geçirilerek işlenmesi bazı düzeltmele-
larının müellifiydi. Bu hekim ilerlemiş yaşı-
rin yapılmasını sağlamıştı. Bu gözden geçirme-
nin en yeni redaksiyonuna, III.Yezdecird’in
(dönemi: 632-651) direktifiyle girişildi ve Zīc
24 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 203-204; Cilt 6, s. 107-
eş-Şehriyār adı altında muhtemelen 2./8. yüz- 110,115.
25 Bkz. a.e., Cilt 7, s. 322; Geschichte des arabischen
22 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 106 vd. Schrifttums’un yaklaşık yirmi yıl önce hazırlanmış “Eğlen-
23 Bkz. a.e., Cilt 3, s. 182-186; Cilt 4, s. 59-60; Cilt 5, s. 205 ce Edebiyatı” bölümünde ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir.
vd.; Cilt 6, s. 106-111; Cilt 7, s. 69-71, 80-88. 26 Bkz. a.e., Cilt 3, s. 182-183.
G İ R İ Ş 9

na rağmen, Halife el-Manṣūr tarafından, bir Burada, Halife el-Manṣūr’un (dönemi: 136-
mide rahatsızlığını tedavi için 148/765 yılında 158/754-775) astronomiyle ilgili çok hacim-
Bağdat’a çağrılmıştı. Yine bildirildiğine göre li bir eser olan Siddhānta’yı Sanskritçe’den
o, Yunanca’dan Arapça’ya birçok tıp kita- Arapça’ya tercüme ettirmesi büyük önem
bı çevirmiştir. Kendi telif ettiği kitapları ise taşır. Onun verdiği direktif, Sasani astrono-
Süryanca olarak kaleme almıştır.27 misinin İslam’daki en genç temsilcilerinden
2./8. yüzyılın ilk yarısında Arap-İslam kül- birisi, el-Fezārī, tarafından 154/770 yılında
türünde sosyal bilimler alanında gerçekle- yerine getirildi.29
şen gelişme olağanüstü büyüklükteydi. Hadis Sadece, astronomik ve matematiksel bir konu-
bilimleri ve önceleri tek tek konularla sınırlı da çeviri için zorunlu olan Arapça terminoloji
yazılan hukuka dair eserler konulara göre gibi gerekli koşulların o dönemde gerçekleş-
düzenlenen hacimli külliyatlar halini aldı. miş olması değil, aynı zamanda el-Fezārī ve
Ayrıca hadis biliminde metodoloji gelişmeye onun çağdaşı Ya ḳūb b. Ṭārıḳ’ın kendi eserle-
başladı. Historiyografya da hacim ve içerik rinin birçoğunda teorik ve pratik astronominin
bakımından gelişti. Fetihler tarihine dair yazı- konularını ele alabilmeleri de dikkate değer.
lan kitaplar o ülkelerin coğrafi açıdan tanıtı- Bu ikisi, diğer konuların yanı sıra usturlaba
mına da yer veriyorlardı.
ve gökyüzü koordinatlarını ölçen halkalı-küre
Yukarıda anılan filoloji dallarının gelişimi
(ḏāt el-ḥalaḳ)’ye dair eser vermişlerdir.30 Ben,
2./8. yüzyılın ilk yarısında dikkat çekici canlı-
astronomi alanındaki özümseme döneminin
lıkta ilerledi. Aynı durum, hem İslam öncesi
başlangıcını burada görmekteyim.
Arap şiirlerinin toplanması ve yazılmasında
Devlet ve bilim adamı olan Yaḥyā b. Ḫālid el-
hem de gramatik alanında kullanılan mater-
Bermekī’nin (120-190/738-805) Ptoleme’nin
yal çerçevesinin genişletilmesi ve leksikog-
Almagest isimli eserini Arapça’ya tercüme
rafinin şekillendirilmesinde de geçerlidir.
ettirme amacı bu bağlamda anlaşılabilir. Onun
Mesela el-Ḫalīl b. Aḥmed’in çalışmalarını
bu arzusu Hintçe Siddhānta’nın çevirisinden
ele aldığımızda, onun leksikografi ile grame-
tahminen 25 yıl sonra gerçekleşebilmişti.
rin şekillenmesinde ve aruz ölçülerinin oluş-
masında oynadığı rolün önemi ortaya çıkar. Arap-İslam kültür çevresinde astronominin,
Muhtemelen o, kendinden öncekilerin birçok hatta genel olarak bütün bilimlerin ulaşmış
monografik eserleri temel alıp bunları derle- olduğu seviye hakkında hüküm verebilmek
yerek kapsamlı bir eser oluşturma girişiminde için şu örnek yeterlidir: Bilgin ve sanatçılar
bulunan ilk kişidir. Kitāb el- Ayn isimli eseri hamisi el-Bermekī bu ilk çeviriden memnun
çok erken dönemden itibaren leksikografi için olmadığı için, farklı bilim adamlarını aynı
temel eser haline gelmiştir.28 eseri yeniden çevirmekle görevlendirmişti.31
2./8. yüzyılın ilk yarısında ve takip eden yüzyıl- Özümseme sürecinin başlangıcına yönelik
da bilimlerin resepsiyon süreci bütün yoğunlu- daha açık bir işaret kimya alanında görülebilir.
ğuyla devam ederken bununla eş zamanlı ola- Arapça yazan birçok bilim adamı 2./8. yüzyılın
rak bilimlerin özümsenme periyodu başladı. ikinci yarısında bu alanda, genellikle kitapları

27 29 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 122.


Bkz. İbn Ebī Uṣaybi a, Uyūn el-Enbā , Cilt 1, s. 123-
125; Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 209. 30 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 122-127.
28 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 8, s. 51-56. 31 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 85.
10 G İ R İ Ş

henüz çevrilmiş yazarların dümen suyunda yol nesillerce gramerin başyapıtı olarak kabul
alıyorlardı. Şüphesiz bu mütevazı çapta bir edilen bu anıtsal eser, hacmiyle ve sistematik
özümseme olarak algılanabilir. Fakat burada yapısıyla Arap-İslam kültürü içerisinde bilim-
kastedilen bu mütevazı özümseme değil, geli- lerin kısa bir zaman zarfında ne kadar hızlı ve
şerek kimyacılıktan doğa filozofluğuna yük- köklü gelişim bulduğuna tanıklık etmektedir.
selmiş, bahsedilen zaman dilimindeki hemen
hemen bütün bilim dallarıyla uğraşmış bir 3./9. Yüzyıl
bilim adamının, Cābir b. Ḥayyān’ın, ortaya 3./9. yüzyılın ilk beşte birinde bilimlerin geli-
çıkması olgusudur. Bununla ilgili bölümde şim süreci, yaratıcılık periyodunun başlangı-
ayrıntılarıyla değineceğimiz üzere, onun bize cı sayılabilecek derecede tamamen yeni bir
ulaşan yüzlerce risalesi, çalışmalarını öncelik- karakter kazandı.
le uydurma eserler yoluyla kendisine ulaşan Gerçi İslam dünyasında uğraşılan bilimler,
bilgiler üzerine inşa ettiğini göstermektedir. 3./9. yüzyılda da rahatsız edilmeden yolların-
Cābir’in eserlerinin, kendi verdiği atıflardan da ilerleyebilmek için, niteliksel ve nicelik-
hareketle ortaya çıkan kronolojik sıralaması sel gelişimlerinde bir önceki yüzyılda oluşan
şaşırtıcı derecede bir bilimsel gelişimi açığa uygun koşullardan yararlanabildiler ve dahası
vurur. O, kimya alanında, doğada var olan bu yeni yüzyılın ilk on yıllarında Halife el-
maddeleri niceliksel ilişkilerini belirleme Meʾmūn’un (dönemi: 198-218/813-833) saye-
yoluyla niteliksel analizlerine ulaşmayı hedef- sinde doğan yepyeni bir kuvvet kazandılar.
leyen bir disiplini kurmaya çalışan bir bilim Yunan bilimlerinin hayranı olan bu hüküm-
adamı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ona dar, Yunanca eserleri Bizans’tan ve fethedilen
göre insan bilgisinin bütün gerçeklikleri, ken- diğer kültür merkezlerinden Bağdat’a getirtti.
disinin «ölçüler öğretisi» (ilm el-mīzān) adı Henüz çevirilmemiş eserleri Arapça’ya çevirt-
verdiği denge ilişkileri prensibine götüren bir mekle kalmayıp, aynı zamanda birçok eski
nicelik ve ölçü sistemine bağlanabilir. Cābir, çeviriyi de yeniletti.
bilimsel gelişiminin başlangıcında özümseme Bizim şimdiye kadar çok kesinleşmeyen bilgi-
sürecinin bir figürü olarak belirdi ve hemen mize göre, el-Meʾmūn kurduğu «Bilgelik Evi»
sonrasında ise cesur ve olabildiğince yaratıcı (Beyt el-Ḥikme) adındaki bir kurum aracılı-
bir doğa filozofu oldu (Bkz. katalog Cilt IV, ğıyla bilim adamlarının çalışmalarını kolaylaş-
99 vd.). tırdı ve organize etti. Halifenin bizzat kendisi
Sosyal bilimler alanındaki eş zamanlı devam birçok bilim alanına vakıftı. Onun inisiyatifi
eden gelişim de çok büyük atılımlar göster- sayesinde birçok eser doğdu. Yine o, projele-
di. Her bir bilim adamı kendi öncülerinin rin yürütülmesine sık sık katıldı. Ulaşılan bir
eserleri üzerine yeni şeyler inşa ederek bun- sonuçtan memnun olmaması, ya da o sonucu
ları olabildiğince genişletiyor ve vazgeçilmez aşmak istemesi bağlamında yaratıcı bir karak-
eserler haline getiriyordu. ʿAmr b. ʿOsmān ter gösterdiği için onun başarılı işlerinden
Sībeveyh’in (ö. tahminen 180/796)32, «Kitap» bazıları burada dile getirilmelidir.
(el-Kitāb) diye tanınan gramer kitabı buna O, Ptoleme’nin Almagest’inin Arapça’ya
örnek olarak gösterilebilir. Daha sonraki ilk tercümesinin yapıldığı zamanda çevril-

32 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 9, s. 51-63.


G İ R İ Ş 11

miş bulunan, yine Ptoleme’ye ait πρόχειροι den tespit ettirme fırsatından da yararlandı.
κανόνες isimli diğer bir eserini astronomla- Dünyanın yarıçapını trigonometrik olarak
rına kontrol ettirip düzeltmeler yaptırdı. Bu belirleyebilmek için, deniz seviyesinden hayli
girişimin sonuçları ez-Zīc el-Mumtaḥan adı yüksek konumda bulunan bir kıyıda, batışı
altında yayınlandı.33 esnasında güneşin alçalmasını kendisine eşlik
Halifenin astronomlarıyla yürüttüğü çalışma- eden astronom Sind b. ʿAlī’ye ölçtürdü. Bu,
lardan birisi de kıblenin olabildiğince kesin daha sonraları Francesco Maurolico (1558),
belirlenmesi için Bağdat’la Mekke arasındaki Sylvius Belli (1565) ve Francesco Giuntini’ye
boylam farkının tespit edilmesidir. Burada (1580) atfedilen bir yöntemdir.36
önemli olan, halifenin bu iki şehrin yürürlükte Halife el-Meʾmūn’nun astronomiye ve bu
bulunan astronomik cetvellerin koordinatla- dalın ilerlemesine yönelik yoğun ilgisi, onu
rına güvenmek yerine, ay tutulmasını şahsen ilk olarak Bağdat’ın Şemmāsiyye semtinde
gözlemleyerek sağlamış olmasıdır. Elde edi- ve daha sonra Şam’ın yakınında bulunan
len 3° lik boylam farkı (doğrusu 4°37’) hayli Ḳāsiyūn tepesinde birer gözlemevi kurma-
başarılıdır.34 ya sevketti. O, büyük araçlar ve aralıksız
İleriki dönemlerde yeryüzünü matematiksel gözlemler yoluyla, öncekilerin ölçümlerin-
kavrama girişimleri açısından, el-Meʾmūn’un den daha kesin ölçümlere ulaşmayı hedefledi.
meridyendeki bir derecelik boylam uzunluğu- Görüldüğü kadarıyla el-Meʾmūn astronomi
nun tam olarak tespiti amacıyla astronomları tarihinde gerçek anlamda gözlemevi kuran ilk
görevlendirmesinin çok büyük önemi vardır. kişidir.
Halifenin astronomlarından bir grup, hem Son olarak, el-Meʾmūn tarafından hayata
güneşin konumunu hem de öğlen çizgisinin geçirilmiş, şüphesiz çok önemli ve gelecek
tam yönünü belirlemek amacıyla bazı aletler, kuşaklar için de mühim sonuçlar doğurduğu
ip ve çubuklar yardımıyla Suriye ve Irak ova- gözlemlenebilen bir projeden bahsedilmeli-
larında bir çok ölçüm yaptılar, bir derecelik dir. Bu proje coğrafya ve kartografi alanına
boylam uzunluğunun 56⅓ ve 57 mil arasında aittir.
olduğunu belirlediler, ortalama değer olarak Arap-İslam kültür dairesinde, enlem-boylam
56⅔ mil kabul edildi. Bu, modern ölçüm dereceleri ile haritalar ve ülkeler coğrafyası
değerlerine çok yakın bir sonuçtu. Carlo A. alanında henüz yeni elde edilmiş ve hiç de
Nallino’nun ifadesine göre bu ölçüm, kesin önemsiz sayılamayacak tanışıklığın kazanıl-
olmayan birçok hipoteze dayalı Eratosthenes masından sonra37, Ptoleme’nin γεωγραϝική
ölçümü karşısında bilimsel, uzun ve yorucu ύφήγησις isimli eseri Arapça’ya çevrildi. Buna
bir çalışmanın sonucunda elde edilen ilk ciddi ek olarak Arap-İslam bilginleri, Marinos’un
yeryüzü ölçümüdür.35 Ayrıca halife, Bizans’a (2. yüzyılın ilk yarısı) coğrafya ve haritaları-
yaptığı sefer esnasında bir derecelik boy- nı 3./9. yüzyılın başlangıcında tanıdılar.38 Bu
lam uzunluğunu trigonometrik olarak yeni- bağlamda el-Meʾmūn, bir dünya haritası ve

33 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 136-137. 36 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 96.
34 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 94. 37 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 73 vd.
35 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 95. 38 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 30-31, 80, 82.
12 G İ R İ Ş

bölgesel haritalar içeren coğraya eseri meyda- Carignano39 gibi bir rahibin, ikamet ettiği yer
na getirilmesine karar verdi ve bir grup bilgini Cenova’da sadece kendisine ulaşan haberlere
bu iş için görevlendirdi. Anlaşılacağı üzere, dayanarak, Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi
bu bilginler ilk olarak, bir coğrafya kitabı ve Anadolu’yu, oralarda bulunmaksızın ve
olmaktan ziyade kartografik bir giriş niteli- nesillerboyunca aktarılarak kazanılan hari-
ğindeki Ptoleme Coğrafyası’nı temel aldılar. taları ve kayıtları kullanmaksızın, gerçeğine
Bu Ptoleme Coğrafyası yaklaşık 8000 yerin çok yakın tasvir eden bir dünya haritası yapa-
koordinatlarını içermekteydi ve bunlar, çok bilecek durumdaymış. Bu bakış açısına bir
azı müstesna, astronomik ölçümler yoluy- başka örnek de şudur: 1724 yılında Guillaume
la ulaşılmış veriler değildi. Bu koordinatlar Delisle Paris’teki atölyesinde oturarak, yüz-
Marinos’un coğrafya ve haritalarından elde lerce yeri koordinatlarıyla, denizleri ve gölleri
edilmiş ve biraz daha geliştirilmişti. sahilleriyle, devletleri sınırlarıyla ve ırmakları
el-Meʾmūn’un coğrafyacıları tarafından çizil- yataklarıyla birlikte hemen hemen mükem-
miş olan ve günümüzden yaklaşık yirmi yıl melliğe ulaşır derecede, Doğu Anadolu ve
önce keşfedilen dünya haritası, bölgesel hari- Kafkasya’yı da içeren bir İran haritasını o
talar ve de bunların koordinatlarını toplayan bölgede nesiller boyunca geliştirilen haritalar
kitap, kartografya tarihi için çok yeni bir ve kendi diline yapılan çeviriler olmadan çize-
ufuk açmaktadır. Yine de tarihçinin bunun- bilmiştir.40
la ön yargısız bir şekilde değerlendirmeye Sunduğumuz bu realite temeline ve tarihsel
hazır olup olma- dığı sorulmalıdır. Ben kendi verilere dayanarak görüyoruz ki el-Meʾmūn’un
değerlendirmemi iki yıl önce yayınlanmış olan coğrafyacıları kendi öncülerinden aldıkları kar-
Mathematische Geographie und Kartographie tografik tasvirleri önemli ölçüde tashih etmiş-
im Islam und ihr Fortleben im Abendland lerdir. Elde ettikleri bu ilerleme, Bizanslı bilgin
(Geschichte des arabischen Schrifttums’un Maximos Planudes’in Ptoleme coğrafyasının
10. ve 11. cildi) isimli araştırmamda ortaya aktarılan bilgilerine dayanarak, 1300 yılında
koydum ve araştırmanın önemli bazı nokta- yeniden oluşturduğu dünya haritası sayesinde
larını bu katalogun haritayla ilgili bölümünde ölçülebilir. el-Meʾmūn tarafından görevlendi-
sunacağım. Arap-İslam kültürünün evren- rilmiş olan bilginler, o zamanın meskûn dün-
sel bilimler tarihindeki konumuna ilişkin bu yasında hemen hemen merkez konumda olan
genel girişte ben, temel düşüncemi ve konuya Bağdat’tan hareketle, mümkün olabildiğince
ilişkin yıllar boyu süren uğraşım sonucunda kendi gözlemlerine ve ölçümlerine dayanarak
elde ettiğim kanaatimi dile getirmek istiyo- güney ve orta Asya, doğu ve kuzey Afrika’yı
rum. Halife el-Meʾmūn tarafından görevlen- kavrama gibi bir avantaja sahiptiler. Bizim için
dirilen astronom ve coğrafyacıların gayret- el-Meʾmūn’un haritası birçok farklı sebepten
leri ne kadar büyük olursa olsun, başarıları ötürü çığır açıcı bir öneme sahiptir. Koordinat
sınırsız olmamıştır. Bu durum onların Yunan kitabına dayanarak yeniden oluşturulmuş
öncüleri için geçerli olduğu gibi, Avrupa’daki haritayla birlikte bu harita, –ana nüshanın
ardılları için de geçerliydi. Naif ve zorlamayla artık aktarılamayacak olan bazı özellikleri
ortaya çıkan harita tarihçiliği bakış açısına
artık kendimizi teslim edemeyiz. Bu bakış 39 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 332 vd.

açısına göre, 14. yüzyılın başında Giovanni 40 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 413 vd.
G İ R İ Ş 13

bir yana– insanlığın 3./9. yüzyılın ilk çeyreğin- baren Batı’yı çok derin şekilde etkilemiştir44.
de yeryüzünün kartografik tasvirinde ulaştık- 3./9. yüzyılın ortalarında İslam’da matematik,
ları kazanımları yansıtmaktadır. Böylelikle sahip olduğu yaratıcılık periyodunun eşiğine
hem Arap-İslam kültür çevresinde hem de ulaşmış görünmektedir. Bu olgunun tipik bir
örneğiyle Benū Mūsā’nın (Mūsā b. Şākir’in
Avrupa’da çok büyük etkilerde bulunan bu
oğulları: Muḥammed, Aḥmed ve el-Ḥasan)
harita, söz konusu gelişme hakkında hüküm
eserlerinde karşılaşmaktayız. Daha onların
verebilmek için bize sağlam bir temel sağla- matematikle uğraştıkları dönemde bu ala-
maktadır. Bu harita, yer yüzünü tasvir etme- nın en önemli eserleri olan Öklid, Arşimed,
deki hayli gelişmiş formu bir yana, küresel Apollonios, Menelaos ve diğer yazarların
projeksiyon, kartografik ölçekleri ve dağların kitapları Arapça’ya tercüme edilmiş olarak
perspektif tasviri gibi kartografik yardımcı bulunuyordu. Terminolojik zorluklar büyük
araçlarıyla, bizim bu yardımcı araçların doğuş ölçüde aşılmıştı. Öklid’in Elementler isim-
zamanını olabildiğince geriye doğru tarihleye- li geometri eserinin içeriği, 70-80 yıl önce
rek düzeltmemize yardım etmektedir. kaleme alınmış şerhler yoluyla tam anlamıyla
özümsenmişti. Mūsā oğullarının daha yaşlı
Henüz 2./8. yüzyılın ikinci yarısında, özellikle
çağdaşları canlı ilgileriyle Yunanların tüm-
Hintçe Siddhānta’nın Arapça’ya tercümesin-
dengelimsel geometrilerine ilişkin monogra-
den sonra sıfır rakamı bilgisine (kavramına) fik risaleler kaleme almışlar; bu üç kardeş de
ulaşılmasını sağlayan ve böylece kayda değer başlayan bu faaliyeti bizzat kendi monografile-
bir ilerleme gösteren matematik, 3./9. yüzyı- riyle ileriye taşımışlar ve geliştirmişlerdi. Bize
lın ilk çeyreğinde hemen hemen eş zamanlı kadar ulaşan eserleri onların, öncüleri olan
doğan üç cebir kitabı sayesinde yeni bir zen- Yunanların çalışmalarını bir yaratıcılık gay-
ginleşme yaşamıştır. Bu eserlerin yazarları reti ile korkusuzca tartışabildiklerine tanıklık
Muḥammed b. Mūsā el-Ḫārizmī41, Sind b. etmektedir. Onların bu çabaları ile gerçekten
ne kadar yenilik getirebildikleri belirleyici bir
ʿAlī42 ve ʿAbdulḥamīd b. Vāsiʿ İbn Türk’dür43.
ölçüt değildir. Geometri eserlerinde bir açının
Kitaplarının başlığı ise «yeniden kurmak ve
üç eşit parçaya bölünmesinde yeni bir çözüme
karşılaştırmak» anlamında Kitāb el- Cebr ve- ulaştıklarını söylemektedirler. Bu çözümde,
l-Muḳābele’dir. Bunlar cebirin aritmetikten daha sonra devam eden gelişim sürecinde
bağımsızlaştırılan birinci ve ikinci dereceden «Paskal helezonu» diye isimlendirilecek olan
ilk denklemleridir. Kendi verdiği bilgiye göre bir “eğri”den hareket etmektedirler. Bizim bir
el-Ḫārizmī, kitabını Halife el-Meʾmūn’un kanaate ulaşmamızda kardeşlerin bu başarı
isteği üzerine yazmıştır. Her üç eserin de, dereceleri, takındıkları tavırdan daha az önem-
helenistik doğuda şekillenen, Yunan, Hint lidir. Bu üç kardeş ayrıca Arşimed tarafından
ve geç dönem Babil elementlerini doğrudan geliştirilen metoda göre daire hesaplamasına
kalkışmışlar ve bunu başarmışlardır. Onlar
ya da dolaylı olarak içine alan harmanlama
«farklı delil sunuşları ve şekillerin tariflerin-
karakterli bir geleneğe bağlı oldukları görül-
de başka harfler kullanmalarıyla kendilerini
mektedir. el-Ḫārizmī’nin cebir ve aritmetiği, Yunan üstatlarından mümkün olabildiğince
Latince’ye çevrildikten sonra 12. yüzyıldan iti uzaklaştırmaya» çabaladılar45. Bu kardeşler,
41 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 228-241. 44 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 28.
42 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 242-243. 45 Suter, H.: Über die Geometrie der Söhne des Mûsâ ben
43 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 241-242.
14 G İ R İ Ş

üçgenin yüzeyine ilişkin “Heron Teoremi”ni el-Kindī’nin rüzgarın oluşumu ve yönüne


biliyorlardı ve yine de bunun için muhtemelen ilişkin açıklaması, bu açıklamanın öncüleri
geç dönem antik geometrisinden etkilenen kabul edilen George Hadley (1685-1744) ve
başka bir kanıt kullandılar. Ayrıca onlar küp Immanuel Kant’ın (1724-1804) modern açık-
kökünü, kübik olmayan bir sayıdan çıkarma lamalarıyla tamamen örtüşmektedir50.
işini seksagesimal [60’lı sayı sistemine daya- Gelgit olayının nasıl meydana geldiğine iliş-
nan] kesirlerde oldukça kesin hesaplayabil- kin modern bilimsel açıklamaların başlangıcı
mişlerdir46. da 3./9. yüzyılın ilk yarısında aranabilir. Bir
Mūsā oğullarının çağdaşı doğa filozofu Yaʿḳūb doğa filozofu olan ʿAmr b. Baḥr el-Cāḥiẓ
b. İsḥāḳ el-Kindī (ö. 256/870), meteoroloji (ö. 255/888) gelgitin, Ay’ın çekme ve itme
alanındaki yaratıcılık periyodunun başlangı- gücünün suya etkisiyle orantılı olduğu görüşü-
cına yönelik ilgi çekici ipuçları vermektedir. nü dile getirmektedir51. Bu görüş el-Cāḥiẓ’ın
el-Kindī, Aristoteles meteorolojisinin bütün takipçilerinden birisi tarafından daha kesin
konularını, Aristoteles’e ve onun öğrencisi ve özenli bir şekilde formüle edilmiştir: «Ay
Theophrast’a da dayanarak işlemiştir47. O, ile denizin ilişkisi mıknatıs ile demirin ilişkisi
yanı sıra birçok probleme ilişkin bağımsız gibidir. Ay hareket ettikçe ve döndükçe suyu
ve orijinal açıklamalar yapmıştır, rüzgârların kendisine doğru çeker»52.
oluşumuna ilişkin açıklamaları gibi48. O, bu Sosyal bilimlerdeki gelişmeler, burada birkaç
hususla fizikçi olarak genleşme kanununa örnekle ana hatları betimlenen doğa bilim-
dayanmıştı: Bütün cisimlerin hacimleri soğuk- lerindeki gelişmelerin hiç de gerisinde kal-
luk derecesine göre küçülür ya da sıcaklık mamıştır. Fakat maalesef bu bilimlerin tarihi
derecesine göre genişler. Bu genleşme pren- değerlendirilmesinde yıkıcı ve tökezleyici bir
sibinde Kindī rüzgâr oluşumunun açıklama- bakış açısı oluşmuştur. Bu bakış açısını temsil
sını bulmakta ve şöyle demekte: «Hava sıcak- eden bazı arabistler, İslam öncesi dönem-
lık nedeniyle genişlediği bölgeden soğukluk den itibaren en erken nesillerin yazınsal, şiir-
nedeniyle küçüldüğü bölge yönüne doğru sel, hukuksal, tarihsel, teolojik ve filolojik
akar.»49 Güneş’in kuzey yarımküre üzerinde metinlerin sınıflandırılmasının bu dönemde
olduğu sırada, orada bulunan hava, sıcaklık yani 3./9. yüzyılın ilk yarısında oluşturuldu-
nedeniyle genleşir ve güneye doğru akarak ğu eğilimindedirler. Bu eğilimin temsilcile-
orada bulunan soğukluk nedeniyle küçülür. ri, bu dönemde, 3./9. yüzyılda, ortaya çıkan
Bu yüzden, topografik nitelikler ve yan etkiler eserlerin yazarlarını, o döneme kadar sadece
nedeniyle yön değişimi olmadıkça rüzgârlar sözlü olarak ulaşan malzemeyi ilk kez toplayıp
genellikle yazın kuzeyden eser, kışın ise tam yazılı hale getiren kimseler olarak görmekte
tersi olarak güneyden. ve bu görüşe kendilerini inandırmış görün-
mektedirler. Bu eğilime karşı şu görüş ileri
sürülebilir: Bu periyodun yazılı ürünleri, yeni
Schâkir, Bibliotheca Mathematica içinde (Stockholm) 3.
edebi türler ortaya koyma yoksulu olmaksızın,
Seri 3/1902/259-272, özellikle 272 (Tıpkıbasım: Islamic
Mathematics and Astronomy Cilt 76, s. 137-150 özellikle esas itibariyle genişletme, daha sistemli inşa,
s. 150); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 34, 249.
46 Bkz. Canto, Moritz: Vorlesungen über die Geschichte
der Mathematik, Cilt 1, 3. Baskı Leipzig 1907, s. 733; Sez- 50 Bkz. Schneider-Carius, K.: Wetterkunde, Wetterfor-
gin, F.: a.e., Cilt 5, s. 34-35, 251. schung, Münih 1955, s. 82-87; Sezgin, F.: a.e., Cilt 7, s.
47 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 7, s. 241-261. 242-243.
48 Bkz. a.e., Cilt 7, s. 242. 51 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 7, s. 241.
49 Bkz. a.e., Cilt 7, s. 242. 52 Bkz. a.e., Cilt 7, s. 304.
G İ R İ Ş 15

seçme-ayıklama ve yorumlamaya, kısacası en lenmesine katkıda bulunmuştur. Bu ilerleme


geniş anlamda geçmişte oluşturulmuş edebî değeri, Ptoleme ve Hipparchos’ta 100 yılda 1°
faaliyetleri tamamlama ve ileriye taşımaya veya bir yılda 36'' iken, Sābit’e göre 66 yılda 1°
yöneliktir. Bu anlamda teolojik-diyalektik dir, yani bir yılda 55''dir. Sonraki dönemlerde
eserlerde atomistlerin 2./8. ve bir sonraki astronomlar bu yöndeki düzeltmeyi daha da
yüzyılda rakiplerine karşı tam bir ustalıkla ileriye götürmüşlerdir.
yürüttükleri matematiksel tartışmalar karak- Mesela Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī (ö. 672/1274) iler-
teristiktir53. lemenin her 70 yılda 1° ya da her bir yılda
3./9. yüzyılın ikinci yarısında yaratıcı ege- 51'' olduğunu hesaplayarak bulabilmiştir ki,
menliğin işaretleri arttı. Astronomi alanında, bunun Yeni Çağ’da geçerli olarak kabul edi-
gölge uzunluklarının hesabında ve böylece len 72 yılda 1°’lik değere daha o dönemde çok
bu yüzyılın başında ortaya çıkan güneş saat- yaklaşmış olduğu görülür56.
leri imaline yönelik pratik uğraşılarda önem- Uzun süren gözlemleri sonucunda Sābit b.
li gelişmeler elde edildi. el-Kindī, öncüsü Ḳurra Güneş evcinin, burçlar bağlamında
Ptoleme’den daha farklı bir biçimde azimut hareket ettiğini fark eden ilk kişidir57. Bu
açısı elde etti [yani, yıldızların ve Güneş’in hareketin en yüksek hızlanma ve yavaşlama
doğuş ve batış açılarını hesaplama işini geliş- derecesinin daha kesin bir tanımına 4./10.
tirdi]. Daha genç çağdaşı el-Māhānī, 3./9. yüz- yüzyılın sonuna doğru el-Bīrūnī ulaşmıştır58.
yılın ikinci yarısında aynı problemle uğraştı ve Endülüslü astronom İbrāhīm b. Yaḥyā ez-
geometrik sunumdan el-Kindī’nin uzaklaştı- Zerḳālī 5./11. yüzyılın sonlarına doğru, evcin
ğından çok daha fazla uzaklaşarak kapsamlı ileriye doğru hareket değerinin 279 yılda 1°
sırf bir grafik yöntemi kullandı. Diğer taraftan olduğunu bulmuştu. Bu da bir yılda 12,09'' ye
güneş saatinin nokta nokta konstrüksiyonun- karşılık gelir ki günümüzün 11,46'' değerine
da kaçınılmaz olan azimutu ve gölge uzunlu- çok yakındır59.
ğunu hesap yoluyla verme metodu, 3./9. yüzyı- 3./9. yüzyılın sonuna doğru Ebū el-ʿAbbās
lın son çeyreğinden itibaren, grafiksel olarak el-Īrānşehrī Ptoleme’nin aksine Güneş tutul-
verme metoduna karşı gittikçe artan bir önem masının dairesel olabileceğini savundu ve tam
kazandı. Bu hesap yoluyla çözümleme akımı- Güneş tutulmasının, Güneş’in dünyadan en
nın temsilcileri olan Sābit b. Ḳurra ve torunu uzakta değil orta uzaklıkta bulunduğu sırada
İbrāhīm b. Sinān, yassı güneş saatlerinde nok- olabileceği görüşünü ileri sürdü.60 Dairesel
tasal olarak inşa edilmiş olan saat çizgilerinde bir güneş tutulması Avrupa’da Chr. Clavius
yamuk çizgiselliği keşfettiler. Bunun İbrāhīm tarafından 1567 yılında gözlemlenmiştir61.
tarafından ortaya konan kanıtı, daha sonra-
ları Christoph Clavius54 (1537-1612) ve Jean-
Babtiste Delambre (1749-1822)55 tarafından 56 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 26.
57 el-Mesʿūdī, et-Tenbīh ve-l-İşrāf, Leiden 1893, s. 222;
ileri sürülenin aynıdır.
Wiedemann, E.: Über Ṯābit ben Qurra, sein Leben und
Sābit b. Ḳurra (ö. 288/901) gece ve gündüz Wirken, Erlangen Physikalisch-medizinischen Sozietät’in
eşitliğinin gezegenler yörüngesinde ilerleyen oturum bültenleri içerisinde (Erlangen) 52-52/1920-
noktasının (presesyon) kesin olarak ölçüle 21/189-219 (Tıkıbasım: Aufsätze zur arabischen Wissens-
chaftsgeschichte içerisinde, Cilt 2, s. 548-578, özellikle s.
bilmesi için iyileştirilmiş bir değerin belir- 565); Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 163.
58 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 263.
53 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 29-30. 59 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 27.
54 Bkz. Canto, Moritz: Vorlesungen über die Geschichte 60 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 173.
der Mathematik, Cilt 2, s. 556. 61 Bkz. Schramm, Matthias: Ibn el-Haythams Weg zur
55 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 23-24. Physik, Wiesbaden 1963, s. 27.
16 G İ R İ Ş

3./9. yüzyılın ikinci yarısında eser vermiş olan ladığı gibi, el- Māhānī bu konuda Johannes
coğrafyacı Aḥmed b. ʿÖmer İbn Rusteh62 Regiomontanus’un (1436-1476) öncüsüdür.
çağında yaygın kozmolojik ve astronomik teo- 3./9. yüzyılın ikinci yarısında Sābit b. Ḳurra
riler arasında şunları anlatıyor: Dünya evre- sadece astronomide değil aynı zaman-
nin herhangi bir yerinde bulunmaktadır, orta da matematikte de mükemmel işler başar-
noktasında değil; Dünya dönmektedir, fakat dı. Pythagoras teoremini her tür üçgen için
Güneş ve gök küreleri değil. Bu güneş mer- genelleştirdi. Ancak, Sābit b. Ḳurra’nın bu
kezli sistem vizyonunun nereden kaynaklan-
teoremi, Avrupa’da mucit olarak John Wallis
dığını gerçekten bilmek isterdik. İbn Rusteh
(1616-1703)’in adını taşımaktadır67. Sābit b.
devamla şu görüşü dile getirmektedir: Evren
Ḳurra, parabollerin kare ve küplerini almaya
sonsuzdur ve evren içerisinde dünya sonsuza
doğru hareket etmektedir. dair yazdığı her iki kitabında Arşimed’in bu
Arap-İslam kültür çevresinde astronomik araç alanda ortaya koyduğu çalışmayı bilmeksizin
ve gereçlerin icadı da bu yüzyılın son çeyreğin- sonsuz küçükler hesabını kullanmıştır. Onun
parabolün karesini alması integralin o∫ √px
a
de başlamıştır. Bunlardan bir tanesi, mucidi
olarak Cābir b. Sinān el-Ḥarrānī’nin63 kabul dx hesaplamasıyla örtüşmektedir. O, böyle-
edildiği küresel usturlaptır (bkz. Katalog Cilt ce «unutulmaya yüz tutmuş integral toplamı
II, s. 120). Çağdaşı olan el-Faḍl b. Ḥātim en- hesaplama yöntemini ustalıkla tekrar canlan-
Neyrīzī, atmosferde bulunan ya da yer yüze- dırdı; bu yöntemin yardımıyla fiilen ilk kez
yinden yükselen cisimlerin uzaklığını ölçmeye xn gücünün bir integralini kesirli bir üs için
yarayan aletlerin ilk mucidi olarak kendisini hesapladı ve hatta yine, integrasyon aralığı-
görmekte ve bununla övünmektedir64. nı eşit olamayan parçalara bölmek suretiyle
Matematik tarihinde ileriye doğru atılmış çok
o∫ x
½ dx’i ilk olarak hesapladı. 17. yüzyılın
a

önemli bir adım, matematikçi ve astronom


ortasında P. De Fermat benzeri bir yön-
Muḥammed b. ʿĪsā el-Māhānī (muhtemelen
temle, parabolün eksenlerini geometrik bir
275/888’e kadar yaşadı) tarafından atıldı. O,
dizi oluşturan parçalara ayırmak suretiyle
Arşimed’in pergel ve cetvelle çözülemeyen
bir problemini üçüncü dereceden bir denk- y=xm/n nin m/n<1 için olan eğimlerini kareye
leme dönüştürdü. Ama o, bu denklemi çöz- çevirme girişiminde bulunmuştur»68. Sābit’in
meyi başaramadı.65 el-Māhānī aynı zamanda parabolitlerin içeriğini hesaplama yöntemi de
azimutun [yıldızların ve Güneş’in doğuş ve Arşimed’inkinden hayli farklıdır. Başka bir
batış açılarının] hesaplanmasında, küresel yeniliği, onun yan eksen çevresinde oluşan bir
bir üçgenin kenarlarından üç açıdan birisini parabolün rotasyonuyla ortaya çıkan kubbe-
hesaplayıp, küresel kosinüs teoreminin pratik lerin (parabolitlerin) hacimlerini sivriltilmiş
kullanımına ulaşmış olan ilk matematikçidir.
Tıpkı Paul Luckey’in66 1948 yılında kanıt- Islamic Mathematics and Astronomy serisinde Cilt 96, s.
46-66, özellikle s. 58-59.
67 Bkz. Sayılı, Aydın: Sâbit ibn Kurra’nın Pitagor teore-
62 Kitāb el-Aʿlāḳ en-Nefīse, Leiden 1891, s. 23-24. mini tamimi, Belleten (Ankara) 22/1958/527-549; Aynı
63 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 162.
yazar, Thâbit ibn Qurra’s Generalization of the Pythago-
64 Bkz. a.e., Cilt 7, s.268-269.
rean Theorem, Isis 51/1960/35-37; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5,
65 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 260. s. 266.
66 Bkz. Beiträge zur Forschung der islamischen Mathema- 68 Bkz. Juschkewitsch, A. P.: Geschichte der Mathematik
tik. I. Die ältere Gnomonik, Orientalia içerisinde (Roma) im Mittelalter, Basel 1964, s. 291; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s.
N.S. 17/1948/490-510, özellikle s. 502-503 (Tıpkıbasım: 38, 265-266.
G İ R İ Ş 17

ya da basık tepe noktasıyla hesaplamasıdır. konuya ilişkin Ebū Kāmil Şucāʿ b. Eslem73 tara-
Arşimed sadece rotasyon ekseni ile parabol fından yazılan eserle onun öncüllerinin yakla-
ekseninin aynı olduğu parabolitlerle uğraş- şık h. 60-70’li yıllarda ortaya çıkmış eserleri
mıştı.69 arasında bir karşılaştırma yapıldığında ortaya
Sābit b. Ḳurra’nın çağdaşı olan Ḥabeş el- çıkar. Gerçi Ebū Kāmil, tıpkı öncülleri gibi
Ḥāsib daha önceleri, ay paralaksının hesap- birinci ve ikinci dereceden denklemler sınırını
lanmasında bir tür iterasyonal metot [adım aşmıyor, ama onun, aritmetikleştirmede çok
adım yaklaşma metodu] kullanmıştı. Burada uzun bir yol katettiği ve teorik yanının çok öne
söz konusu olan, daha sonraları Johannes çıktığı görülmektedir. Geometrik kanıtlama
Kepler (1571-1630) tarafından gezegenler yöntemini kullanımda Ebū Kāmil’in kendini
hareketi öğretisi bağlamında ileri sürdüğü bir boyuta bağlılık zincirinden kurtardığını da
denklemin benzeridir.70 Ḥabeş belki de 1°-90°
görmekteyiz74: Ebū Kāmil orantılardan bah-
lik bir logaritma çizelgesinde kosekantları
setmekte, ölçekdeş olan ve olmayan unsurlar
(ḳuṭr eẓ-ẓill) sunan ilk matematikçi ve astro-
arasında hiç bir ayrım yapmamaktadır. Onda,
nomdur;71 bununla birlikte Arap ardılları bu
Yunanlarda göze çarpan, irrasyoneller kar-
konuda onu takip etmediler. Anlaşılan o ki
şısındaki ürkeklik kaybolmuştur. el-Ḫārizmī
onlar sekantların ve kosekantların, trigono-
tarafından tanıtılan üç elemana –sayılar, kök-
metrik hesaplamalarda zorunlu olmadığını
ler ve kareler– yedinci dereceye kadar bilin-
fark etmişlerdi. Batı’da ilk olarak Nikolaus
Kopernikus (1473-1543) sekant çizelgesini meyenler eklenmiştir75.
yaptı ve bunlar Batı’da da 17. yüzyıldan itiba- el-Ḫārizmī ile birlikte Ebū Kāmil, eserle-
ren, gereksizliklerinin iyice belirginleşmesin- rinin İbrani ve Latince çevirileri yoluyla
den sonra trigonometri alanından kayboldu- Avrupa’da derin etkilerde bulunan İslam
lar.72 bilginlerindendirler. «Ebū Kāmil’in en uzun
Cebirin İslam ülkelerinde 3./9. yüzyılın ikinci süreli ve güçlü etkisi, onun Latince’ye çev-
yarısında çok hızlı bir gelişim göstermiş oldu- rilen haliyle “Algebra”sını sıklıkla kullanan
ğu, tahminen bu yüzyılın son çeyreğinde bu Pisalı Leonardo’nun Liber abaci isimli eseri
aracılığıyla olmuştur.» Pisalı Leonardo prob-
69 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 38, 266.
lemlerin bir kısmını Ebū Kāmil’in kitabından
70 Bkz. Kennedy, E. S. - Transue, W. R.: A medieval it-
erative algorism, The American Mathematical Monthly kelimesi kelimesine almıştır76.
(Menasha, Wisc.) 63/1956/80-83; Kennedy, E. S.: An early 3./9. yüzyılın ikinci yarısında tıp ve farmako-
method of successive approximation, Centaurus (Kopen-
hagen) 13/1969/248-250; Juschkewitsch, A. P., a.e., s. 324; loji de dikkate değer ölçüde gelişti. Ebū Bekr
Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 276. er-Rāzī (doğumu yaklaşık 251/865 – ölümü
71 Schoy, K.: Über den Gnomonschatten und die Schatten-
tafel der arabischen Astronomie. Ein Beitrag zur arabi- 73 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 277-281.
schen Trigonometrie nach unedierten arabischen Hand- 74 Bkz. Juschkewitsch, A. P.: a.e., s. 223; Sezgin, F.: a.e.,
schriften, Hannover 1923, s. 14-15 (Tıpkıbasım: Islamic
Mathematics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 25, s. Cilt 5, s. 39, 278-279.
75 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 40.
187 vd., özellikle s. 200-201); Tropfke, J.: Geschichte der
Elementar-Mathematik, Cilt 5, 2. Baskı, s. 29; Juschke- 76 Weinberg, Josef: Die Algebra des Abū Kāmil Šoǧāʿ
witsch, A. P.: a.e., s. 309; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 39, 276. ben Aslam, Münih 1935, s. 16 (Tıpkıbasım: Islamic Mat-
72 Tropfke, J.: a.e. Cilt 5, S.29-30; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, hematics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 23, s. 107
s. 39. vd., özellikle 122); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 280.
18 G İ R İ Ş

313/925) kendi döneminin en önemli tabibidir. el-Buldān81, ʿUbeydullāh b. ʿAbdullāh İbn


Çok hacimli Kitāb el-Ḥāvī (Latincesi: Liber Ḫurradāẕbih’in (ö. 289/902’den sonra) Kitāb
continens) isimli eseriyle ve diğer birçok ese- el-Mesālik ve-l-Memālik82 ve Aḥmed b. İsḥāḳ
riyle er-Rāzī tıp ve farmakoloji alanında sade- el-Yaʿḳūbī’nin (ö. 300/913 civarında) Kitāb
ce kendi kültür çevresinde etkilerde bulun- el-Buldān83 isimli eserlerini sayabiliriz.
makla kalmayıp, birçok eserinin Latince ve Fizik ve teknoloji alanında Endülüslü ʿAbbās
İbranice çevirisiyle de Avrupa’da 17. yüzyıla b. Firnās (ö. 274/887) ismi burada dile getiril-
kadar tartışmasız tıp otoritesi olarak kabul melidir. Bu çok yönlü bilgine fizik ve astro-
edilmiştir77. Ayrıca o, bildiğimiz kadarıyla nomi alanlarında birçok buluş atfedilir. Uzun
Cābir b. Ḥayyān’dan sonra Galen tıbbını bir- zaman devam eden ününü bir uçma deneme-
çok noktada eleştiren ikinci kişidir. Onun siyle kazanmıştır ki belirli bir mesafe uçmayı
Galen hakkında «Kuşkular» isimli çalışma- başardığı rivayet edilmektedir84.
sı78 [Kitāb eş-Şukūk] tıp tarihi açısından çok Bu dönemin diğer bilimsel disiplinlerinde
önemlidir. yaşanmakta olan gelişme, çok hacimli, krono-
Arap oftalmoloji biliminin haklı bir üne sahip lojik olarak düzenlenmiş, devletler ve dünya
uzmanı Julius Hirschberg79 er-Rāzī’nin Kitāb tarihi eserlerinin doğduğu historiyografya
eṭ-Ṭıbb el-Manṣūrī eserinde ışık düşümünde alanıyla paralellik arzetmektedir. Bu türün
göz bebeğinin daraldığını söyleyen ilk kişi bize ulaşan en tanınan ve en önemli eseri
olduğuna dikkat çekmektedir. Sadece tıp açı- kuşkusuz Muḥammed b. Cerīr eṭ-Ṭaberī’nin85
sından değil, aynı zamanda optik tarihi için de (ö. 224-310/839-923) Kitāb Aḫbār er-Rusul
er-Rāzī’nin görmeye ilişkin kitabında ve ayrıca ve-l-Mulūk adlı kitabıdır. Bu devasa eser M.J.
Galen’i eleştirdiği eserinde, görme işleminin de Goeje’nin takdire şayan 15 ciltlik edis-
gözden çıkan ışınlar yoluyla gerçekleştiğini yonundan (1879-98) itibaren oryantalistik
savunan Öklid ve Galen’in görme teorilerini çalışmaların hizmetindedir. Gerçi günümüz
çürütmesinin çığır açıcı bir önemi vardır80. kullanıcısı için bu eserdeki kaynak alıntılama
Cābir’in çalışmalarını temel alan er-Rāzī tarzı anlaşılmaz ve sıkıntı vericidir. Her bir
kimya alanında, malzemeleri, aletleri ve yön- habere eşlik eden rivayet zincirlerini, yazar
temleri çok kısa bir şekilde tanımlayarak tarafından alıntılanan yazılı kaynakların,
konuyla ilgili bilhassa pratik amaçlara hizmet yazarlarına ya da önceki nesillerin yazdığı
eden bir literatür oluşturmuştur. eserlerin rivayet hakkına sahip ravilere birer
Coğrafya alanında bu zaman diliminde, 3./9. işaret olarak anlama yerine, onları herhangi
yüzyılın ikinci yarısında, bir önceki dönemde bir şekilde umuma ulaşabilmiş olan sözlü
ortaya çıkmış olan şehirler ve fetihler tarihi
81 Bu eserin çok kısa bir özeti Kitāb
türünden kendine özgü bir beşeri coğraf- el-Evṭān ve-l-Buldān
başlığı altında Ch. Pellat tarafından basılmıştır: el-Cāḥiẓ
ya (antropocoğrafya) doğdu. Örnek olarak,
Rāʾid el-Coğrāfiyye el-İnsāniyye, el-Maşrıḳ (Beyrut)
doğa filozofu ve şehir tarihcisi ʿAmr b. Baḥr 60/1966/169-205.
el-Cāḥiẓ’ın (ö. 255/868) el-Emṣār ve-ʿAcāib 82 M.J. de Goeje tarafından yayınlanarak Fransızcaya
çevrilmiştir, Leiden 1889 (Tıpkıbasım: Islamic Geograp-
77 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 274 vd. hy serisinde Cilt 39).
78 Bkz. a.e., Cilt 3, s. 77. 83 M.J. de Goeje tarafından yayınlanmıştır, Leiden 1892
79 Geschichte der Augenheilkunde, Cilt 2: Geschichte der (Tıpkıbasım: Islamic Geography serisinde Cilt 40).
Augenheilkunde im Mittelalter, Leipzig 1908 (= Graefe- 84 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 2, s. 674-675; Cilt 6, s. 158.
Saemisch, Handbuch der gesammten Augenheilkunde, 85 Bkz. a.e., Cilt 1, s. 323-329; 39 cilt halindeki İngilizce
Cilt 13), s. 105; Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 18, 277. çevirisi: The History of al-Ṭabarī, New York: State Uni-
80 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 18, 277. versity 1985-1998 (Bibliotheca Persica).
G İ R İ Ş 19

haberlere eklenmiş uydurma ravilerin isimleri yapı ve şekillerinin çok farklılık arzetmesin-
olarak kabul edilmektedir. Böylelikle sadece den kaynaklanan bir sevinci yansıtıyor gibi
haberlerin içeriğine karşı haksız bir yadsıma görünmektedir. Araştırmacı89 kendi açısın
doğmuş olmakla kalmıyor, ayrıca evrensel dan şu soruyu sormaktadır: «İslam topluluğu,
historiyografya, İslam’ın ilk yüzyıllarında çok literatürlerinin böylesine erken bir dönemin-
katı olarak uygulanan kaynak alıntılama meto- de nasıl olup da dâhi Helenlere bu noktada
dolojisini de tanımaktan mahrum kalıyor86. erişebilmiş ve hatta onları aşabilmiştir?»
Bu dönemin leksikografi alanındaki gelişmesi Ebū Ḥanīfe’nin kitabı, botanik alanında geliş-
monografik konuların çok geniş çaplı olarak miş bir bilimsel terminolojiye tanıklık etmek-
ele alınmasıyla kendisini ortaya koyar. Bu da tedir. O «bitki parçalarının değişik şekillerini
ileriki dönemde, 4./10. yüzyılda görüldüğü
ifade etmek için geniş bir botanik terminoloji
gibi, alfabetik ya da konulara göre düzen-
bilgisine sahiptir. Bu terminoloji tarafsız bir
lenmiş hayli kapsamlı sözlüklerin doğmasına
kimsede şu izlenimi doğurmaktadır: Sanki
neden olur. Bu türün en ilgi çekici örne-
bu ifadeler daha büyük bir ifade hassasiyetini
ği olarak Ebū Ḥanīfe ed-Dīneverī’nin87 (ö.
sağlamak için yaratılmış bir uzmanlık dili-
282/895) “Bitkiler Kitabı”nı (Kitāb en-Nebāt)
anmak istiyorum. Sekiz ciltlik bu kitabın bize ni ortaya koymaktadırlar».90 Ebū Ḥanīfe’de,
ulaşan kısımları, eskiden Yunanlar tarafın- ilerlemiş bir bilimsel-morfolojik anlayış görül-
dan işlenmiş bilimsel bir alanın, ne kadar mektedir91; o, fizyolojik yönleri gözlem ve
geniş çaplı ve hızlı bir şekilde 3./9. yüzyılın tanımlamada da yetkindir92 ve «komplike
bitiminden hemen önce onlardan tamamen bitki şekillerini tanınan bitkilerle karşılaştır-
bağımsız bir şekilde Arap filologları tara- ma yoluyla» göz önünde canlandırmaktadır93.
fından aşılabildiğini açıkça göstermektedir. 3./9. yüzyılın sonlarına doğru retorik (ʿilm el-
Bu kitabın sadece sonraki dönem sözlüklere bedīʿ) ve şiir sanatının (ʿilm eş-şiʿr) doğuşu,
alınmış parçalarına dayanarak yapılmış bir bilimlerin bu dönemdeki gelişimine verile-
araştırma88, Ebū Ḥanīfe’nin bitki tanımlama- bilecek örnekler arasında anılmalıdır. Gerçi
larının, Dioskurides’in Materia medica isimli Aristoteles’in konuyla ilgili eserleri çeviriler
eserindeki tanımlamalarla boy ölçüşebildiği- sayesinde erişilebilir durumdaydı, fakat yine
ni göstermektedir. Dioskurides’in eserindeki de yerli Arap yazını teorisinin bu eserlerden
tanımlamaların gayesi, Ebū Ḥanīfe’nin Kitāb hemen hemen hiç etkilenmediği görülmekte-
en-Nebāt ’ında olduğundan başkadır. Materia dir. Aristoteles’in bu iki eseriyle, sadece filo-
medica’nın hedefi, okuyucuya ilaç olarak kul- zoflar ve mantıkçılar Organon’un bir parçası
lanılacak bitkileri bulmayı kolaylaştırmaktır, olarak uğraşmışlardır94.
yani tam anlamıyla pratik bir hedefe yönelik-
tir. Ebū Ḥanīfe’nin tanımlamaları ise, bitki 89 Silberberg, Bruno: a.e., s. 44 (Tıpkıbasım: s. 164).
90 a.e., s. 45-47 (Tıpkıbasım: s. 165-167).
86 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 1, s. 53-84, 237-256. 91 a.e., s. 67 vd. (Tıpkıbasım: s. 187 vd.).
87 Bkz. a.e., Cilt 4, s. 338-343. 92 a.e., s. 65-66 (Tıpkıbasım: s. 185-186).
88 Silberberg, Bruno: Das Pflanzenbuch des Abû Ḥanîfa 93 a.e., s. 69 (Tıpkıbasım: s. 189).
Aḥmad ibn Dâʾūd ad-Dînawarî. Ein Beitrag zur Gesc- 94 Bkz. Bonebakker, Seeger A.: Reflections on the Kitāb
hichte der Botanik bei den Arabern, Zeitschrift für Ass- al-Badīʿ of Ibn al-Muʿtazz, Atti del Terzo Congress di
yrologie und verwandte Gebiete içerisinde (Strassburg) Studi Arabi e Islamici içerisinde, Ravello 1-6 settembre
24/1910/225-265, 25/1911/39-88, özellikle 43-44 (Tıpkı- 1966, Napoli 1967, s. 191-209; Heinrichs, Wolfhart: Ara-
basım: Natural Science in Islam serisinde Cilt 18, s. 117- bische Dichtung und griechische Poetik. Ḥāzim al-
208, özellikle 163-164); Sezgin, F.: a.e., Cilt 4, s. 339.
20 G İ R İ Ş

kadar izleyebiliriz (Katalog II, 173 vd.).


4./10. Yüzyıl 4/10. yüzyılın sonlarına doğru astronomik göz-
4./10. yüzyılda bazı Arap astronomlar, ekliptik lem işi çok yeni bir destek kazandı, bu, ışığın
eğimin sabit mi yoksa değişken mi olduğunu kırılmasında atmosferi hesaba katan ve bu
sorguladılar. İbrāhīm b. Sinān b. Sābit (ö. kırılmayı niteliksel olarak belirleme anlayışı
335/946) ekliptik eğimin sabit olmadığı görü- idi.97
şüne ulaştı. Bundan yaklaşık elli yıl sonra, 4./10. yüzyılda matematiğe ilişkin çok büyük
Ḥāmid b. el-Ḫıḍr el-Ḫucendī sırf bu soruyu başarılardan söz edilmelidir. Örneğin yuka-
aydınlatmak için özel kurulan bir rasathanede rıda adı geçen Ebū Caʿfer el-Ḫāzin, üçüncü
yaklaşık 20 metre yarıçapındaki bir sekstant- dereceden bir denklemi, konik kesit yardı-
la uzun yıllar süren gözlemleri sonucunda, mıyla çözebilen ilk kişidir. Küpkökün çıka-
ekliptik eğimin sürekli bir şekilde küçüldüğü- rılmasıyla ilgili ileri derecedeki gelişmeler
ne kanaat getirmişti. Dünyanın (kendi ekse- bu yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir.
ninde) dönüp dönmediği konusunda daha H. Suter98 ve P. Luckey’in99 çalışmaları saye-
3./9. yüzyıl sonlarında başlayan – muhtemelen sinde, matematikçi Kūşyār b. Lebbān100 ve
güneş merkezli bir sistemin de ele alındı- Ebū el- Ḥasan en-Nesevī’nin101 muhtemelen
ğı – tartışmada, dünyanın döndüğü düşün- Çinliler ve Hintlilerin bilinen yöntemlerine
cesi, 4./10. yüzyılın sonlarına doğru Aḥmed dayanan, fakat öncülerini hayli aştıkları iki
b. Muḥammed es-Siczī’nin şahsında manalı metodu bilmekteyiz. Bu iki metottan birisi
bir sözcü ve savunucu bulmuştur (Katalog b<a’nın iki terimli teoreminden türetilebi-
II, 16). es-Siczī’nin çağdaşı olan Caʿfer b. len a+ b formülüdür. Bu formül 13. yüz-
Muḥammed b. Cerīr de dünyanın döndüğü yılın ilk yarısında Pisalı Leonardo’da tekrar
görüşünü savunmuştur. Her iki bilgin de tem- ortaya çıkmıştır. İkinci metot ise bir yaklaşık
sil ettikleri bu görüşü temel alan usturlaplar değer formülüdür. P. Luckey’in102 tespit ettiği
imal etmişlerdir95. üzere, bu formülde söz konusu olan metot,
Aynı sıralarda ʿAbdurraḥmān eṣ-Ṣūfī’nin cebir denklemlerinin yaklaşma yoluyla çözül-
sabit yıldızlar astronomisi konusundaki temel mesine yönelik, sonraları Ruffini-Horner diye
eseri doğdu. Bu eserinde eṣ-Ṣūfī, Hipparchos tanınan metottur103. Dönemin önemli mate-
ve Ptoleme tarafından gerçekleştirilmiş ön matikçilerinden birisi olan Muḥammed b.
çalışmaları geniş ölçüde revizyona tabi tut- el-Ḥasan el-Karacī104 dördüncü kuvvet için
muş ve güncelleştirmiştir (Katalog II, 17). kullanılan bir formül bilmekteydi. Onun çağ-
Astronomi alanında, Ebū Caʿfer Muḥammed
b. el-Ḥüseyn el-Ḫāzin96 (4./10. yüzyılın ilk 97 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 229.
yarısı) tarafından îcat edilen Zīc eṣ-Ṣafāʾiḥ 98 Über das Rechenbuch des Alî ben Aḥmed el-Nasawî,
isimli alet de anılmalıdır. Bu alet, gezegen- Bibliotheka Mathematica serisi içerisinde (Leipzig,
lerin boylam derecelerini aritmetik hesapla- Berlin) 3. Seri 7/1906-7/113-119 (Tıpkıbasım: Islamic
malar yapmaksızın aletsel olarak ölçebilmek Mathematics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 82, s.
için onun tarafından icat edilmiştir. Bu aletin 361-367).
uzun süren etkisini, İslam dünyasından çok, 99 Die Ausziehen der n-ten Wurzel und der binomische

Arvupa’da Äquatorium adı altında 16. yüzyıla Lehrsatz in der islamischen Mathematik, Mathematische
Annalen içerisinde (Berlin) 120/1948/217-274 (Tıpkıba-
sım: Islamic Mathematics and Astronomy serisi içerisin-
Qarṭāǧannīs Grundlegung der Poetik mit Hilfe aristo- de Cilt 56, s. 11-68).
100 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 343-345.
telischer Begriffe, Beirut 1969, s. 16; aynı yazar: Poetik,
101 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 345-348.
Rhetorik, Literaturkritik, Metrik und Reimlehre, Grund-
102 Die Ausziehen der n-ten Wurzel, a.e., s. 220-221 (Tıp-
riss der arabischen Philologie içerisinde, Cilt 2, Wiesba-
den 1987, s. 177-207, özellikle s. 188-190. kıbasım: s. 14-15).
95 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 224-225. 103 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 43.
96 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 298-299, 305-307; Cilt 6, s. 189-190. 104 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 325-329.
G İ R İ Ş 21

daşı Ebū el-Vefāʾ Muḥammed b. Muḥammed parçaya bölünmesine ilişkin problemin güzel
el-Būzecānī105 yedinci dereceye kadar, kök- bir çözümünü de bıraktı111. Üçüncü derece
lerin bulunmasıyla ilgili bir risale yazmıştı106. eğrilerle yoğun uğraşısı sonucunda el-Kūhī,
Bu yüzyılın ortasında Aḥmed b. İbrāhīm el- konik kesit çizimleri için «özel bir pergel»
Uḳlīdīsī ondalık kesirleri ele aldı. Kendi ifa- (barkār tāmm) buluşuna ulaştı112. Yine o, sonlu
desine göre o, küp sayılar ve küpkökler konu- bir düz çizgi üzerinde sonsuz devam eden bir
sunu bir kitapta ele alan ilk kişidir107. hareketin olup olamayacağına ilişkin fizik-
Yaptıkları katkılarla 4./10. yüzyılda matema- geometrik probleme geometrik bir açıklama
tik disiplininin seviyesini belirleyen dönemin bulmaya çalıştı113. Onun bu soruyu evetlemesi
önemli şahsiyetlerinden birisi de Ebū Sehl ve çözümünde kullandığı yöntem Giovanni
Veycān b. Rustem el-Kūhī’dir108. Öncülerinin Battista Benedetti’nin114 (1530-1590) tarzını
sonsuz küçükler hesabı konusundaki deneme- hatırlatmaktadır. Açıkça söylemese de Ebū
lerini ileriye taşıyarak el-Kūhī, parabolik kub- Sehl, Aristoteles’in sınırlı bir çizgide devam-
benin hacmini çok basit bir yöntemle ölçtü109. lı hareketin mümkün olamayacağı görüşünü
Bu dönemde, üçüncü dereceden denklemlere çürütmek istemiş olması muhtemeldir115.
götüren geometrik problemleri çözme giri- Genellikle astronominin tamamlayıcı dalla-
şimlerinde hacmi, belirli bir sekmanın hac- rı olarak kabul edilmişlerse de, düzlemsel
miyle, yüzeyi ise belirli başka bir sekmanın ve küresel trigonometri alanındaki başarılar,
yüzeyiyle denkleşen bir küre sekmanı prob- matematiğin bu dönemdeki büyük başarı-
leminin üstesinden önce Ebū Sehl geldi. «O, larından sayılabilir. Trigonometrik element-
denklemin bilinmeyenlerini eşit kenarlı bir lerin sistematik olarak ilk ele alınışına Ebū
hiperbol ve bir parabolün kesişme noktaları el-Vefāʾ Muḥammed b. Muḥammed el-
ile buldu. Ayrıca o, problemin çözülmesi için Būzecānī’de (328-388/940-998)116 rastlamak-
gerekli koşulları çok dakik tartışmak gibi bir tayız. el-Būzecānī trigonometrik fonksiyonları
katkıda da bulundu.»110 Ebū Sehl el-Kūhī, bir bütün olarak ele almakta ve interpolasyon
bize, hiperbol yardımıyla bir açının üç eşit yöntemi doğrultusunda logaritma çizelgele-
rinin yapımında yeni bir metot ortaya koy-
maktadır. Bu metoda göre o, sinüs, tanjant ve
105 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 321-325.
106 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 43.
107 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 296.
111 Bkz. Sayılı, Aydın: The trisection of the angle by Abû
108 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 314-321.
Sahl Wayjan ibn Rustam al-Kûhî (fl. 970-988), Belleten
109 Bkz. Suter, H.: Die Abhandlungen Thâbit b. Kurras und
(Ankara) 26/1962/696-697; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 317.
Abû Sahl al-Kûhîs über die Ausmessungen der Parabolo- 112 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 317; Katalog III, 151.
ide, Physikalisch-medizinischen Sozietät’in oturum bül- 113 Bkz. Sayılı, Aydın: A short article of Abû Sahl Waijan
tenlerinde yayınlanmıştır (Erlangen) 48-49/1916-17/186- ibn Rustam al-Qûhî on the possibility of infinite mo-
227, özellikle 222 (Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and tion in finite time, Actes du VIIIe Congrès international
Astronomy serisi içerisinde Cilt 21, s. 68-109, özellikle d’histoire des sciences, Floransa– Milan 3-9 Eylül 1956,
104). Florenz 1958, Cilt 1, s. 248-249; aynı yazar, Belleten (An-
110 Bkz. Cantor, M.: Vorlesungen über die Geschichte der kara) 21/1957/489-495.
Mathematik, Cilt 1, üçüncü baskı 1907, s. 749; Woepcke, 114 Lasswitz, Kurd: Geschichte der Atomistik vom Mittel-
Fr.: L’algèbre d’Omar Alkhayyâmî, Paris 1951, s. 103-114 alter bis Newton, Cilt 2, Leipzig 1890 (Tekrarbasım Hil-
(Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and Astronomy serisi desheim 1963), s. 15-16.
içerisinde Cilt 56, s. 1-206, özellikle s. 127-138); Sezgin, 115 Aristoteles’in görüşü için bakınız a.e., s. 19.

F.: a.e., Cilt 5, s. 315. 116 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 321-325.
22 G İ R İ Ş

kotanjant çizelgelerini hesaplamıştır. Onun yeni bir çevirisiyle bir daha Avrupa’da yayıl-
sinüs çizelgesi değerlerini her dörtte bir dere- ma imkanı buldu122. ez-Zehrāvī’nin et-Taṣrīf
ceye göre vermektedir117. Çağdaşlarından isimli eserinin cerrahlık konusunu işleyen 30.
Ḥāmid b. Ḫıḍr el-Ḫucendī ve Ebū Naṣr bölümü 12. yüzyılda Cremonalı Gerhard tara-
Manṣūr b. ʿAlī ibn ʿIrāḳ da Ebū el-Vefāʾ ile fından Latince‘ye çevrildi. Bu eserin ilaç-
aynı zamanda küresel trigonometrinin temel lar konusunu işleyen 28. ve cerrahlık konu-
teoremini bulduklarına inanıyorlardı (Katalog sunu işleyen 30. bölümleri Arap tıbbının
III, 133 vd.). Burada esas itibariyle söz konusu Avrupa’daki en yaygın kitaplarındandır. el-
olan problem, küresel bir üçgenin açılarından Muʿālecāt el-Buḳrāṭiyye isimli üçüncü eser
hareketle kenarlarını hesaplamaktır. Görünen Avrupa’ya Yakın Çağ’dan önce ulaşmadı.
o ki, bu problemin çözümünde öncelik Ebū el Ebū Zeyd Aḥmed b. Sehl el-Belḫī’nin123 (ö.
Vefāʾ’ya aittir. Ve yine o, geometrik problem 322/934) Meṣāliḥ el-Ebdān ve-l-Enfüs isim-
çalışmalarında sistematik olarak pergel kullan- li eseri de bu yüzyılın en önemli çalışma-
mayı prensip edinen ilk matematikçidir118. Tıp larından birisi olarak sayılabilir. Bu bilgin,
alanında da şu vurgulanmalıdır:Aynı zaman psikosomatikin [hastalıklarda ruhsal duru-
diliminde bu disiplinin ulaştığı seviye, dünya mun rolü konusunun] erken dönem tem-
tıp literatüründe bütün hastalıkların tedavisi- silcisi olarak görünmektedir124. Bu yüz-
ni kapsayan eş zamanlı ve birbirinden bağım- yılda tıp alanında kaydedilen en büyük
sız ilk “el kitapları”nın doğmasını sağlamıştır. gelişmelerden birisi de oftalmoloji alanında-
Bu eserler ʿAlī b. el-ʿAbbās el-Mecūsī’nin119 dır ve ʿAmmār b. ʿAlī el-Mevṣılī adıyla birlik-
Kāmil eṣ-Ṣınāʿa eṭ-Ṭıbbiyye, Ebū el-Ḳāsim te anılır. Julius Hirschberg125 el- Mevṣılī’nin
Ḫalef b. ʿAbbās ez-Zehrāvī’nin120 et-Taṣrīf 4./10. yüzyılın sonuna doğru yazılmış olan
li-men ʿAcize ʿan et-Teʾlīf ve Ebū el-Ḥasan kitabında, «onun açık-seçik ve canlı bir tarz-
Aḥmed b. Muḥammed aṭ-Ṭaberī’nin121 el- da anlattığı, hatta bugünün okuyucusu için
Muʿālacāt el-Buḳrāṭiyye isimli eserleridir. ʿAlī bile çok büyük bir çekiciliğe sahip olan 6
b. el-ʿAbbās el-Mecūsī’nin eseri 11. yüzyılda katarakt ameliyatını» çok ilgi çekici bul-
Constantinus Africanus tarafından Salerno’da
Liber pantegni adı altında Latince‘ye çev-
rildi ve Avrupa’da yüzlerce yıl çevirmeni-
nin eseriymiş gibi görüldü. 1127 yılında aynı 122 Bkz. Schipperges, Heinrich: Die Assimilation der ara-
eser Stephanus Antiochienus’un (Antakyalı) bischen Medizin durch das lateinische Mittelalter, Wi-
esbaden 1964, s. 34 vd.; Jacquart, Danielle – Micheau,
Françoise: Le médecine arabe et l’occident médiéval,
Paris 1990, s. 96 vd.; Burnett, Charles - Jacquart, Danielle
117 Bkz. Juschkewitsch, A. P.: Geschichte der Mathematik (Edit.), Constantine the African and ʿAlī Ibn al-ʿAbbās al-
im Mittelalter, s. 309-310. Maǧūsī. The Pantegni and related texts. Leiden 1994 (16
118 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 46. çalışma içermektedir).
119 Bkz. a.e., Cilt 3, s. 320-322; Tıpkıbasımı üç cilt 123 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 274.
halinde Institut für Geschichte der Arabisch-Islamischen 124 Kitabının bize ulaşmış olan her iki el yazmasının
Wissenschaften tarafından yapılmıştır, Frankfurt 1985. da tıpkıbasım müstakil olarak Institut für Geschichte
120 Bkz. a.e., Cilt 3, s. 323-325; Tıpkıbasımı üç cilt halinde der Arabisch-Islamischen Wissenschaften tarafından
Institut für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissen- yapılmıştır, Frankfurt 1984 ve 1998. Ayrıca Özkan, Za-
schaften tarafından yapılmıştır, Frankfurt 1986. hide: Die Psychosomatik bei Abū Zaid al-Balḫī (gest. 934
121 Bkz. a.e., Cilt 3, s. 320-329; Tıpkıbasımı üç cilt halinde A.D) Frankfurt 1990 (Tekrarbasım: Islamic Medicine
Institut für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissen- serisi Cilt 98).
schaften tarafından yapılmıştır, Frankfurt 1990. 125 Geschichte der Augenheilkunde im Mittelalter, s. 54.
G İ R İ Ş 23

maktadır. Yunanca kaynaklarda bununla tedir. Kullandığı malzemeyi geniş bir temelde
karşılaştırılabilecek hiçbir şey bulunmamak- ele alabilme gücüyle ve yabancı kültürleri
tadır ve hatta yakın dönem literatüründe bile objektif bir şekilde tanıtma gayretiyle bizi
benzeri yoktur. Bu durum 18. yüzyıla kadar şaşkınlığa düşüren bu bilim tarihi çalışmasının
öylesi kesin ve öylesi ilgi çekici hastalık ve meydana gelmesi, böylesi bir çalışmanın doğ-
tedavi hikayeleriyle tekrar karşılaşılıncaya masını mümkün kılan daha eski bir geleneğin
kadar devam etmiştir. ʿAmmār’ın en önemli varlığı olmaksızın anlaşılamaz. Biz bugün bu
yanı (bazı rivayetlere göre) kendisinin icat geleneği gerçekten iyi bir şekilde tanımak-
ettiği metal bir iğne ile yumuşak katarakt tayız128. Mesela seyyah ansiklopedist ʿAlī b.
tabakasını radikal bir şekilde ameliyat etmesi- el-Ḥuseyn el-Mesʿūdī’nin (ö. 345/956 civarın-
dir. Dikkate değer bir başka şey de, sarkık iris da)129 eserlerini hatırlayabiliriz. Ben bu eser-
tabakasını alması ve bununla birlikte görme lerde, geçmişte ve onun bulunduğu dönem-
yetisinin kaybolmamasıdır ki «ondan önce de bilinen bütün kültürleri ve medeniyetleri
tanıtma girişimi görüyorum130. İbn en-Nedīm,
hem Yunanlar hem de Araplar bu ameliya-
kitabının oluşumunu anlamamıza yardımcı
tı sadece estetik amaçlı yapıyorlardı, yoksa
olacak çok ilginç ipuçları vermektedir. Hint ve
görme yetisini iyileştirmek için değil»126.
Çin131 kültürlerine ayrılmış dokuzuncu bölü-
Coğrafya alanında devam edegelen gelişme
mün ikinci kısmında Hint dinleri, mezhep-
4./10. yüzyılda, düzeyi Avrupa’da ancak 19.
leri ve kült mekânları hakkındaki bir pasajı,
yüzyılda rastlanılabilecek bir beşeri coğrafya- devlet adamı Yaḥyā b. Ḫālid el-Bermekī’nin
nın doğmasını sağladı. Arap-İslam coğrafyası- (ö. 190/805) oradaki dinler hakkında rapor
nın bu türü, şablon karakterli ve didaktik hari- hazırlaması ve kullanılan ilaçları getirmesi
taları bakımından belki de Sasani-Fars kül- için Hindistan’a gönderdiği birisi tarafından
tür çevresinin tesiri altındaydı, fakat yine de yazılmış bir kitaptan alıntılamaktadır.
kendi gelişiminde tamamen otokton kalmıştı; Dönemin ikinci önemli bilim tarihi kitabı İbn
bu tip coğrafyanın geliştiricileri Ebū Zeyd el- en-Nedīm’in eserini tamamladığı yılda, yani
Belḫī, el-Ceyhānī, el-İṣṭaḫrī, İbn Ḥavḳal ve el- 377/987’de yazıldı. Bu, Endülüslü hekim
Maḳdīsī (el-Muḳaddisī) idi. Bunların en genci Süleymān b. Ḥasan İbn Cülcül’ün132 tıp tarihi
olan el-Maḳdīsī’yi oryantalist Alois Sprenger (Ṭabaḳāt el-Eṭibbāʾ ve-l-Ḥukemāʾ) eseridir.
19. yüzyılın ortalarında, onun kitabının bir Bu eser de sadece İslami dönemle sınırlı kal-
el yazmasını Hindistan’da bulup okuduktan mamıştır. Eğer bu eseri, İsḥāḳ b. Ḥuneyn’in
sonra, «gelmiş geçmiş en büyük coğrafya- (ö. 298/910), hemen hemen ancak bir yüzyıl
cı» olarak tanımlamıştır (Katalog III, 3 vd.). önce İskenderiyeli Johannes Grammatikos’un
Bu yüzyılda gerçekleştirilmiş başarılı işlere (6. yüzyılın birinci yarısı) ufak hacimli ese-
bilim tarihi alanında yazılmış temel iki eser rini temel alarak «hekimler tarihi» hakkın-
de dahildir. Bir tanesi Muḥammed b. Ebū da yazdığı risale ile (Taʾrīḫ el-Eṭıbbāʾ)133
Yaʿḳūb İsḥāḳ İbn en-Nedīm127 (ö. 400/1010’a
doğru) tarafından kaleme alınmış «Fihrist» 128 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 1, s. 383-388.
isimli eserdir. Mütevazı başlığı altında bu 129 Bkz. a.e., Cilt 1, s. 332-336; Cilt 6, s. 198-203; Cilt 7, s.
eser, çağına kadar bilinen kültür bölgelerinin 276-277.
130 Bu konudaki fikrimi, henüz müsvedde halinde bu-
bilimsel literatürünü kapsamayı hedeflemek-
lunan Geschichte des arabischen Schrifttums’un beşeri
coğrafya ile ilgili bölümünde dile getirdim.
131 İbn Nedīm, Fihrist, s. 345-351, özellikle s. 345.
126 Hirschberg, J.: a.e., 54; Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 331. 132 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 309-310.
127 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 1, s. 385-388. 133 Bkz. a.e., Cilt 3, s. 268.
24 G İ R İ Ş

karşılaştıracak olursak, bilim historiyograf- lerde müziğin, şiirin ve edebiyatın ilk mevkiyi
yasının bu kısa zaman zafında ne denli ileri aldığı uygar bir şehir hayatının karşısında bul-
bir gelişim gösterdiğini ve hangi evrensellik maktadır. Başka kültürlerde benzeri buluna-
boyutuna ulaştığını anlayabiliriz. mayacak bir eserdir bu kitap.
Sosyal bilimlerin filoloji ve tarih alanında, 4./10. yüzyılın kazanımlarından birisi de, Çin
felsefe ve edebiyat biliminde gösterdiği iler- mürekkebinden ilham alınarak, isten başlayıp
lemeyi –bu ilerlemenin niteliği ve önemine demir sülfatı, meşe palamutu ekstresi, arap
Adam Mez 1922 yılında yayınlanmış olan zamkı ve demir palamutu mürekkebine kadar
Renaissance des Islâm134 isimli eserini ada- çeşitli ilavelerle oluşturulan karma mürekke-
mıştır– dile getirmeyerek sadece 4./10. yüzyı- bin geliştirilmesidir140.
lın kültür tarihi bakımından eşsiz bir başarı-
sını hatırlatmakla yetiniyorum. Kasdettiğim, 5./11. Yüzyıl
Ebū el-Ferec Aḥmed b. el-Hüseyn el- Dünya’nın, gezegen yörüngelerinin merkezin-
İṣfehānī’nin135 (ö. 356/967) «Şarkılar Kitabı» de bulunup bulunmadığına ilişkin 4./10. yüz-
(Kitāb el-Eġānī) adlı 24 ciltlik eseridir. Bu yılda başlamış olan kuşkular yönünde 5./11.
eser, Halife Hārūn er-Reşīd’in direktifiyle, üç yüzyılda Ptoleme modelinin ne derece doğru
meşhur müzisyen tarafından bir araya getiril- olduğu konusunda bir tartışma belirmeye baş-
miş, daha sonra büyük müzisyen ve edebiyatçı lamıştı. Bu yöndeki ilk gayret Ebū Caʿfer
İsḥāḳ b. İbrāhīm el-Mevṣılī136 (150-235/767- Muḥammed b. el-Ḥüseyn el-Ḫāzin’in bir
850) tarafından revize edilerek genişletilmiş kitabında karşımıza çıkıyor. O, Ptoleme’nin
olan137 seçili 100 şarkı bestesi koleksiyonu- gezegenlerin yörünge merkezinin Dünya
nun genişletilme ve tamamlanma çalışması- dışı bir daire olduğu ve ayrıca gezegenlerin,
dır. Ebū el-Ferec el-İṣfehānī’nin, öncülerinin merkezleri bu daire muhitinde bulunan ek
zamanla unutulmaya yüz tutmuş geleneği- yörüngeler çizerek döndükleri görüşü yerine,
ne sadık kalan bu anıtsal eseri, bize sadece merkezleri Dünya’dan ibaret olan yörüngeler
saray müzisyenlerinin138 besteleri139, onların tezini savunuyor, gezegenlerle Dünya arasın-
hayatları ve müziklerinin pratik ve teorik da gözlemlenen uzaklık değişmelerini yörün-
orjinalitelerinden başka, bestelenmiş şiirler ge sathına oranla ortaya çıkan eğim değişik-
ve şairleri hakkında bilgi vermekle kalmıyor, likleri olarak düşünüyordu141. 4./10. yüzyılın
ayrıca Emevi ve Abbasi sarayındaki yaşamı ve sonuna doğru Ebū Naṣr b. ʿIrāḳ142 çağdaşları
de bu yaşama katılan entellektüel çevreleri de arasında ortaya çıkan, her iki eksen uzunlu-
yansıtıyor. Okuyucu kendisini, zihinsel ilgi- ğu arasındaki çok küçük mesafeli oval geze-
gen yörüngeleri bulunduğu ve yörüngelerdeki
134 Mez 1917 yılında öldü. Kitabının bizzat gözden
gezegen hızlarının her zaman eşit olmadığı
geçiremediği el yazma müsveddesi Hermann Reckendorf
tarafından yayına hazırlandı ve 1922 yılında Heidelberg’te
ihtimalini tartıştı. Bununla birlikte o, geze-
basıldı. genlerin hızlarının değişmez olduğu kanaatin-
135 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 1, s. 378-382. deydi. Ona göre, görünürdeki değişik hızlar
136 Bkz. a.e., Cilt 1, s. 371. ve gözlem esnasında meydana çıkan geze-
137 Bkz. a.e., Cilt 1, s. 378. gen yörüngelerinin nominal çaplarındaki
138 Bkz. Neubauer, E.: Musiker am Hof der frühen Abba-
siden, Doktora, Frankfurt 1965.
139 Bkz. Farmer, Henry George: The Song Captions in the 140 Bu bilgiyi, yıllardır bu konuda çalışan Sayın Dr.
Kitāb al-Aghānī al-Kabīr, Transactions of the Glasgow Armin Schopen’e borçluyum. Umarım henüz bitmiş olan
Universty Oriental Society 15/1953-54/1-10 (Tekrarbasım: çalışması kısa sürede yayınlanır.
The Science of Musik in Islam serisi içerisinde Cilt 1, s. 141 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 189.

433-442). 142 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 243


G İ R İ Ş 25

değişimler, Dünya’nın onların yörüngelerinin Ama buna bağlı olarak İbn el-Heysem’in
merkezinde bulunmaması ile açıklanabilir. ortaya koyduğu gezegenler kinematiki
Anlaşıldığı kadarıyla, Ebū Naṣr ek yörünge (Katalog II, 9 vd.) ise çok önemlidir. İbn el-
(episikl, Arapçası tedāvīr el-eflāk) diye varlık- Heysem’in çağdaşı, evrensel bilgin Ebū er-
ları Ptolemece farzolunan ek yörüngeleri göz Reyḥān Muḥammed b. Aḥmed el-Bīrūnī (362-
önünde bulundurmayı zorunlu görmüyordu. 440/973-1048) yaptığı birçok müstakil çalışma-
Bu tartışma Ebū ʿAlī İbn el-Heysem’le143 (ö. nın yanısıra astronomi için, kendi zamanına
432/1041) birlikte bir dönüm noktasına ulaştı. kadar bu bilim dalının gelişimini sistematik
« Ptoleme’ye Karşı Şüpheler» adlı kitabında bir biçimde ele alan ve kapsayan temel bir
şu düşünceleri ortaya koymaktadır: Ptoleme eser yaratmayı kendine ödev edindi. Bu eseri,
gezegenlerin hareketi modelinde aequ- ithaf edildiği kişiye yani Ġazne Hükümdarı
ans diye adlandırdığı bir daire tasavvuru ile Mesʿūd b. Maḥmūd b. Sebüktigin’e nispet-
gezegenlerin eşit zamanda eşit hareket ediş le el-Ḳānūn el-Mesʿūdī olarak isimlendirdi.
prensibini zedelemiştir, çünkü bu durumda el-Bīrūnī esas itibariyle Ptoleme sistemini
ek daire merkezlerinin deferentteki (taşıyan takip etmiştir. Elbette o, bilimin zamanla bir
büyük daire) hareketi eşit olamaz. İbn el- ilerleme kaydettiğini ve kendisinin de buna
Heysem Ptoleme’nin böylesine akıl dışı bir yeni birşeyler eklemesi gerektiğini biliyordu.
sistemi, kendi gezegen yörüngeleri sistemini Başarılı işlerine örnek olmak üzere evcin,
terk etmek zorunda kalmamak için ortaya yani Dünya ile Güneş arasında yörüngede her
koyduğuna kesinlikle inanmış bulunuyordu144. yıl ilerleyen en uzak noktanın, bahar nokta-
Ona göre Ptoleme böylece, gerçekte var olma- sından uzaklığını hesaplaması anılabilir. O,
yan değersiz bir gezegenler modeli ortaya bunu, en çok yükselen hız artışı ve en kısa
koymuştu.145 İbn el- Heysem’in Ptoleme eleş- mesafe noktasındaki azalmasında çizelgeler-
tirisi sonraki nesiller üzerinde, Kopernik’e de ortaya çıkan farklara dayanarak hesaplı-
kadar takip edilebilecek uzun süreli bir etkide yordu. Böylelikle sonsuz küçükler hesabının-
bulundu. Ama diğer yandan İbn el-Heysem çığır açıcılarından biri oldu148.
Ptoleme’nin ύποθέσεις isimli eserindeki geze- Aynı yüzyılın en önemli başarılarından bir
genlerin şeffaf camdan gök halkaları içeri- diğeri matematiksel coğrafyanın bağımsız
sinde hareket ettiklerine dair tasavvurunu bir disiplin haline gelecek şekilde gelişti-
kabullendi ve bu tasavvuru Kitāb fī Heyʾet el- rilmiş olmasıdır. Bu büyük hizmet yine el-
Ālem adlı eserinde işledi. Kuşkusuz bu, astro- Bīrūnī’ye nasip olmuştur. Onun bu konu-
nominin gelişim tarihinde açık bir gerilemey- ya özel Taḥdīd Nihāyāt el-Emākin li-Taṣḥīḥ
di. Yaklaşık yüz yıl sonra Muḥammed b. Mesāfāt el-Mesākin isimli eserinden öğrendi-
Aḥmed el-Ḫaraḳī (ö. 533/1139) tarafından ğimiz kadarıyla, 4./10. yüzyılda İslam dünya-
eleştirilen146 cismanî küreler Newton çağına sının doğusunda, adeta hummalı bir şekilde
kadar yüzyıllarca geçerliliğini korudu147. coğrafi mekân hesaplaması ile uğraşılmıştır.
Yine, el-Bīrūnī’nin de gençlik yıllarında bu tür
143 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 251 vd.
144 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 34.
145 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 87.
146 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 253
148 Bkz. Hartner, Willy – Schramm, Mathias: al-Bīrūnī
147 Bkz. Kohl, Karl: «Über das Licht des Mondes».
Eine Untersuchung von Ibn al Haitham, Physikalisch- and the Theory of the Solar Apogee: an example of the
medizinischen Sozietät’in oturum bültenlerinde (Er- originality in Arabic Science, Scientific Change. Sympo-
langen) 56-57/1924-25 (1926)/305-398, özellikle s. 306. sium on the History of Science içerisinde. University of
(Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and Astronomy serisi Oxford, 9-15 Temmuz 1961, ed. A.C. Crombie, London
içerisinde Cilt 58, s. 135-228, özellikle s. 136). 1963, s. 206-218; Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 263.
26 G İ R İ Ş

çalışmalara büyük bir eğilim duyduğunu öğre- 5./11. yüzyılın başlarında el-Bīrūnī ve İbn
niyoruz. Kendi hocalarının başardığı, küresel el- Heysem birbirlerinden bağımsız olarak,
bir üçgenin kenarlarının, açılardan hareketle öğlen çizgisinin Hint dairesiyle geleneksel
hesaplanması onu daha sonra küresel trigono- tespit yöntemini –Güneş’in deklinasyonunun
metrinin problemlerini sadece bu konuya has- günlük değişmesinin neden olduğu yanlışlar-
redilmiş bir monografide ele alıp işlemesine dan ötürü –şüpheli bulmaya götürüldüler. el-
iletmiştir. Bu çalışma bize kadar ulaşan Kitāb Bīrūnī tarafından önerilen yöntemden haber-
Maḳālīd ʿİlm el-Heyʾe149 isimli eserdir ve dar olmaksızın İbn el- Heysem, öğlen çizgisini,
eserde bu disiplin hâlâ astronominin hizme- bir sabit yıldızın yöndeş açılı yüksekliklerini
tindedir. el-Bīrūnī el-Ḳānūn el-Mesʿūdī’nin 8. gözlemeye dayanan metotla tesbit etti ve bu
bölümde tanjant ve kotanjant fonksiyonlarıyla işlem için özel bir alet icat etti (Katalog II,
uğraştı ve kitaba bir tanjant çizelgesi ekledi150. 146). İbn el-Heysem’in metoduna Avrupa’da
Bunun hemen ardından, mekânlar arasındaki ilk olarak 15. yüzyılın ilk çeyreğinde Alman
boylam farklılıkları ve mesafelerin araştırma- bilgin Regiomontanus’ta rastlanıyor.
sında da o yeni metodu kullanmasını bildi. Matematik alanında da 5./11. yüzyılda karşı-
Buna göre, Ġazne ile Bağdat arasındaki bir- mıza büyük başarılar çıkmaktadır. el-Bīrūnī
çok mekânın boylam farklılıklarına ilişkin ve İbn el-Heysem’in bütün çalışmaları gös-
elde edilen değerler 6' dan 45' ya kadarlık bir termektedir ki, daha bu yüzyılın ilk 30 ila 40
yanlışlıkla bu günkü değerlere uymaktadır. yılında geçen yüzyıla nispetle dikkate değer
Onun metodunu ve bunun Ġazne ile Bağdat ilerlemeler kaydedilmiştir.
arasındaki çalışmasını yürüttüğü uzun mesa- Sonsuz küçükler hesabında anılan başarı
felere pratik olarak uygulanışını, onun verdiği bir yana, el-Bīrūnī astronominin temel eseri
bilgiler ve canlı anlatımlar yoluyla öğrenmek- el-Ḳānūn’unda açının üç eşit parçaya bölün-
teyiz. Bu konuyla ilgili çalışmalarını, biri hariç mesi konusunda kendi öncülerinden ve çağ-
diğerleri kaybomuş bulunan birçok kitabın- daşlarından gelen 12 yöntemi anlatmaktadır.152
da belirtmiştir. O eserlerin ilginç başlıkları Çözümlerine ancak kübik denklemlerle ulaşı-
ve bize ulaşmış olan Taḥdīd Nihāyāt el-Emākin lan bu problemler, denklemleri sayısal ola-
adlı eseri, el-Bīrūnī’nin gerçekte matema- rak çözümleme girişimine sevk etmiştir. Bu
tiksel coğrafyayı bağımsız bir disiplin haline tür girişimin ilginç bir örneği el-Bīrūnī’nin
getiren bir bilgin olduğu düşüncesini doğur- dokuzgenin kenarlarını belirleme problemi-
maktadır151. Ve bize ulaşan bu kitabı, disip- dir153. Son olarak onun matematik alanında
linin temel eseri olarak nitelendirilmeyi hak şimdiye kadar bilinen çok sayıdaki başarılı
etmektedir. işlerinden birisini, bir iç ve dış dokuzgenin

149 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 266-267. M.-Th. De-


barnot tarafından yayınlanıp Fransızca’ya çevrilmiştir.
Dımeşk 1985. 152 Bkz. Schoy, Carl: Die trigonometrische Lehren des..., s.
150 Bkz. Schoy, Carl: Die trigonometrische Lehren des 23-30 (Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and Astronomy
persischen Astronomen Abu’l-Raiḥân Muḥ. ibn Aḥmad al- serisi içerisinde Cilt 35, s. 193-200); Juschkewitsch, A.P.:
Bîrûnî dargestellt nach al-Qânûn al-Masʿûdî, Hannover a.e. s. 301-302; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 376.
1927, s. 46-57 (Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and As- 153 Bkz. Schoy, Carl: Die trigonometrische Lehren des...,
tronomy serisi içerisinde Cilt 35, s. 161-278, özellikle s. s. 18-22 (Tıpkıbasım: s. 188-192); Tropfke, J.: Geschichte
216-227); Juschkewitsch, A.P.: a.e. s. 302. der Elementar-Mathemmatik, Cilt 3, 3. baskı, Berlin ve
151 Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 154-161. Leipzig 1937, s. 129-132; Juschkewitsch, A.P.: a.e., s. 258.
G İ R İ Ş 27

kenarları yardımıyla daire hesaplamasını ana- Kataloğun gelecek bölümlerinden birinde


biliriz. Bu, aslında trigonometrik bir prob- (Katalog III, 187), bu problemin ve çözümü-
lemdir ve el-Bīrūnī bu problemi kübik bir nün, İbn el-Heysem’in 12. yüzyılda Latince’ye
denkleme çevirmiştir ya da özel bir iterasyon çevrilen büyük optik eseri (Kitāb el-Menāẓır)
yöntemiyle (istiḳrāʾ) çözmüştür154. çerçevesinde, Avrupa’nın büyük matematik-
Günümüz araştırmaları İbn el-Heysem’in çilerini 19. yüzyıla kadar meşgul ettiğini göre-
de matematik alanında önemli başarılarını ceğiz.
ortaya koymuştur. Burada bunlardan bazı- İbn el-Heysem sonsuz küçükler hesabının
ları dile getirilecektir. Matematik tarihinde da çığır açıcılarından birisidir. Öncüleri olan
onun adıyla anılan meşhur matematiksel- Arşimed, Sābit b. Ḳurra, İbrāhīm b. Sinān b.
optiksel problem “Problema Alhazeni” çok Sābit ve Ebū Sehl el-Kūhī’yi aşarak, «para-
önemli bir yer tutar. Burada söz konusu bollerin kendi eksenlerinin herhangi birisi
olan, onun tarafından ortaya konulan ve dör- etrafında dönmesiyle ve daha sonra özellik-
düncü dereceden bir denklem ile çözülen le bir parabol parçasının dönmesiyle ortaya
problemdir, «belirli bir yerde bulunan bir çıkan»158 paraboloitleri de hesapladı. Onun
nesnenin resminin, belirli bir yerde bulunan «dördüncü kuvvetin toplamını ortaya çıka-
bir göze ulaşacağı yansıtma noktasını dai- ran» çözümü «belirli ∫ t4 dt integralinin
a
o
resel bir konkav aynada hesaplamak»155. hesaplanmasına tamamen uymaktadır»159.
İbn el-Heysem tarafından sorulan ve çözü- İbn el-Heysem’in geometri alanında şimdiye
len bu problemin gelişimi, Saragossa kadar daha az tanınan başarılı işlerinden biri-
hükümdarı olan el-Müʾtemen b. Yūsuf b. si, ona Öklid’in paraleller öğretisi tartışmaları
Aḥmed b. Süleymān el-Hūdī’nin156 (ö. tarihi içerisinde çok önemli bir yer kazandır-
478/1085) Kitāb el-İstikmāl isimli eserinde maktadır (Katalog II, 126 vd.). İbn el-Heysem,
görülmektedir. el- Müʾtemen henüz yirmi Elementler’in 5. postülatını hareket prensibi
yıl kadar önce keşfedilen bu ilginç eserinde yardımıyla ispatlama girişiminde bulundu. Bu
İbn el-Heysem probleminin basitleştirilmiş prensip şu sonuca götürüyor: Konstant mesa-
ve genelleştirilmiş bir halini sunmaktadır157. felerin bir doğruya giden çizgileri yine diğer
taraftan doğrular oluştururlar. Böylece İbn
el-Heysem «18. yüzyılın geometricileri de
154
dahil, sonraları kendisinin doğrudan ya da
Bkz. Luckey, Paul: Der Lehrbrief über den Kreisum-
dolaylı ardıllarının takip ettikleri yola şimdi-
fang (ar-Risāla al-Muḥīṭīya) von Ğamšīd b. Masʿūd el-
Kāšī übersetzt und erläutert, ed. A. Siggel, Berlin 1953, s. den adım atmıştır»160.
46-47 (Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and Astronomy
serisi içerisinde Cilt 56, s. 227-329, özellikle s. 280-281);
Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 377. Barcelona. Studies in the Islamic exact sciences in honour
155 Cantor, M.: a.e. Cilt 1, s. 789; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, of Prof. Juan Vernet içerisinde, Cilt 1, Barcelona 1996, s.
59-101.
s. 359. 158 Bkz. Suter, H., Die Abhandlung über die Ausmessung
156 Bkz. Hogendijk, Jan P.: The geometrical parts of the
des Paraboloides von el-Ḥasan b. el-Ḥasan b. el-Haitham,
Istikmāl of Yūsuf al-Muʾtaman ibn Hūd (11th century), übersetzt und mit Kommentar versehen, Bibliotheca Ma-
Archives internationals d’histoire des sciences serisi içe- thematica içerisinde (Leipzig), 3. Seri 12/1912/289-332,
özellikle s. 320 (Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and
risinde (Paris-Roma) 41/1991/207-281. Dikkat çekilmesi
Astronomy serisi içerisinde Cilt 57, s. 141-184, özellikle s.
gereken nokta el-Müʾtemen’in kitabının Maimonides 172); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 359.
(Mūsā b. Meymūn) tarafından Tehzīb el-İstikmāl adı al- 159 Juschkewitsch, A. P.: a.e., s. 292-294; Juschkewitsch,
tında yeniden işlenmiş olmasıdır. (Bkz. İbn el-Ḳıfṭī, Taʾrīḫ A. P.-Rosenfeld, B.A.: Die Mathematik der Länder des
el-Ḥukemāʾ, Leipzig 1903, s. 319). Ostens im Mittelalter, Berlin 1963, s. 155-156.
157 Bkz. Hogendijk, Jan P.: Al-Muʾtaman’s simplified lem- 160 Juschkewitsch, A. P.: a.e., s. 281; Sezgin, F.: a.e., Cilt
mas for solving <Alhazen’s Problem>, From Baghdad to 5, s. 49, 361.
28 G İ R İ Ş

Trigonometri alanında onun küresel kotan- Açıkça görüldüğü kadarıyla Ebū el-Cūd,
jant teoremine işaret edilmelidir. Bu teoremi üçüncü dereceden denklem formlarını ve
ilgi çekici bir biçimde tam anlamıyla geomet- çözüm yöntemlerini, bu konuya hasredilmiş
rik olarak kazanmış ve kıble yönünün tespi- bir risalede ele alan ilk matematikçidir. Bu
tine ilişkin yazdığı makalede uygulamıştır161.
Küresel trigonometrinin bu üçüncü temel bilgiyi, ardılı ʿÖmer el-Ḫayyām’dan (5./11.
teoremi ile İbn el-Heysem, François Viète’in yüzyılın ikinci yarısı) öğrenmekteyiz. Gerçi
(1593) öncüsü olarak görülmektedir162. el-Ḫayyām bu eseri bizzat görmemişti ama
İbn el-Heysem ve el-Bīrūnī’nin Muḥammed bir çağdaşı vasıtasıyla o eser hakkında bilgi
b. el-Leys Ebū el-Cūd isimli bir çağdaşını da sahibi olmuştu170. ʿÖmer el-Ḫayyām’ın bize
unutmamak gerek163. Onun, daire içerisinde kadar ulaşan, Franz Woepcke tarafından 150
bir yedigen konstrüksiyonu bize ulaşmıştır yıl önce yayınlanan, incelenen ve Fransızcaya
ve bu konstrüksiyonu üçüncü dereceden bir
denkleme dönüştürmüştür164. Bu konstrük- çevirilen cebir konulu eseri (el-Berāhīn ʿalā
siyonu daha önceleri Ebū Sehl el-Kūhī165 ve Mesāʾil el-Cebr ve-el-Muḳābele) Arap-İslam
Aḥmed b. Muḥammed es-Siczī166 yaklaşık matematiğinde cebirin geçirdiği gelişimin bir
yarım yüzyıl önce tatbik etmişlerdi, fakat Ebū yansıması olarak kabul edilebilir. el-Ḫayyām
el-Cūd, öncülerine nasip olmayan başka bir 25 tip denklem tanıtmaktadır. Bunlardan 12
yol takip ederek167 x3+13½ x+5=10x2 denkle- tanesi birinci ya da ikinci derecedendir. Geri
minin konstrüksiyonunu bulmuştu168. Yedigen kalanlar ise konik kesitler yoluyla çözülebi-
konstrüksiyonda Arap-İslam matematikçileri-
nin Avrupalı matematikçilere olan sonraki len ve el-Ḫayyām’ın sistematik bir şekilde
etkileri 17. yüzyıla kadar kendini hissettir- ele aldığı üçüncü dereceden denklemlerden
mektedir169. oluşmaktadır. el-Ḫayyām bu denklemlerin
henüz sayısal çözümlerinin bulunamadığın-
dan yakınmakla birlikte yine de bunun gelecek
161 Bkz. Schoy, Carl: Abhandlung des al-Ḥasan ibn al- nesillere nasip olacağına ilişkin ümidini dile
Ḥasan ibn al-Ḥaysam (Alhazen) über die Bestimmung der
Richtung der Qibla, Zeitschrift der Deutschen Morgen- getirmektedir171. el-Ḫayyām’ın dikkat çektiği
ländischen Gesellschaft içerisinde (Leipzig) 75/1921/242- hususlardan birisi de, ikinci dereceden denk-
253 (Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and Astronomy lemlere indirgenemeyen kübik denklemlerin
serisi içerisinde Cilt 58, s. 28-39); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5,
s. 362. genel olarak dairenin özellikleri yardımıyla
162 Bkz. Tropfke, J.: Geschichte der Elementar-Mathema- yani pergel ve cetvel yardımıyla çözülemeye-
tik, Cilt 5, 2. Baskı, Berlin ve Leipzig 1923, s. 143. ceğidir. Bu düşünce sonraları René Descartes
163 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 353-355.
164 Bkz. a.e., Cilt 5, s. 353.
(1637) tarafından dile getirilmiş fakat doğru-
165 Bkz. [Dold-]Samplonius, Yvonne: Die Konstruktion luğu ilk olarak Pierre Laurent Wantzel (1837)
des regelmäßigen Siebenecks nach Abû Sahl al-Qûhî Way- tarafından ispat edilmiştir172.
can ibn Rustam, Janus içerisinde 50/1963/227-249; Sezgin,
F.: a.e., Cilt 5, s. 316.
166 Bkz. Schoy, Carl: Graeco-arabischen Studien..., Isis
içerisinde (Brüksel) 8/1926/21-40 (Tıpkıbasım: Islamic 170 el-Ḫayyām, ʿUmar: Risāle fī el-Berāhīn ʿalā
Mathematics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 62, s. Mesāʾil el-Cebr ve-el-Muḳābele, Woepcke, F.: L’algèbre
29-48); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 330. d’Omar Alkhayyâmî içerisinde yayınlandı, Paris 1851, s.
167 Bkz. Schoy, Carl: Graeco-arabischen Studien..., aynı (Arapça) 1 vd., özellikle s. 47, çeviri s. 81-82 (Tıpkıbasım:
yer, 38-39 (Tıpkıbasım: s. 46-47); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, Islamic Mathematics and Astronomy serisi içerisinde Cilt
s. 353-354. 45, s. 105-106, 158).
168 Bkz. Juschkewitsch, A. P.: Geschichte der Mathematik 171 el-Ḫayyām, ʿUmar: a.e., s. (Arapça) 6, çeviri s. 9
im Mittelalter, aynı yer, s. 259. (Tıpkıbasım: 33, 199); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 50.
169 Krş. Tropfke, J.: Geschichte der Elementar-Mathema- 172 Bkz. Tropfke, J.: a.e., Cilt 3, s. 125; Juschkewitsch, A.
tik, Cilt 3, s. 132. P.: a.e., s. 261.
G İ R İ Ş 29

ʿÖmer el-Ḫayyām’ın bu «mükemmel eseri»nin tı– Ptoleme tarafından tasarlanan kinema-


«yakın zamana kadar» bilinmemesi ve Fermat tik modelin dinamik açıklamasına yol veren
(1637 civarında), Descartes (1637), van fiziksel bir teoriye dönüştürmeyi» başar-
Schooten (1659), E. Halley (1687) vb. mate- mıştır176. İbn el-Heysem bu yoldaki çaba-
matikçilerin «benzer konstrüksiyonları yeni- larıyla «insan düşüncesinin gerçekten şaşır-
den keşfetme» zorunda kalmalarını 1937 tıcı başarılı işlerinden birisine götüren ilk
yılında matematik tarihçisi Johannes Tropfke adımı atmıştır: Doğa metafiziğinden ve bunun
esefle karşılamaktadır173. matematiksel tarifinden fiziğe, matematiksel
Aynı zamanda Fars dilinin büyük şairlerin- metotla çalışan kesin bir doğa bilimine ulaş-
den birisi olan ve astronomi, fizik gibi çok ması»177.
farklı bilimsel disiplinlerde, yüksek bir otori- İbn el-Heysem’in sürekli genişleyen fiziksel-
te olarak kabul edilen el-Ḫayyām paraleller astronomik bilgisi çok sayıda monografik eser-
öğretisi için kendine mahsus bir çözüm bul- lerde ifadesini buldu178. İşlediği konulardan
muştur. O, İbn el-Heysem’in taraftarı oldu- bazıları şunlardır: Dünyanın şekli, Arşimed
ğu “hareketin geometride ispatlama aracı aynası (güneş ışınlarıyla yakan ayna), gökku-
olarak kullanılması”nı reddetmektedir. Onun şağı ve hâle, ay ışığı, yıldızların ışığı, görme
bu çözümü, 18. yüzyılda İtalyan matematikçi organının yapısı ve görmenin onunla nasıl
Girolamo Saccheri ile (Katalog III, 127) yeni- gerçekleştiği, ay ve güneş tutulmalarının şekil-
den ortaya çıkmıştır. leri ve ay yüzündeki lekeler. Optik hakkındaki
5./11. yüzyılda fizik alanında, optik ve meteo- bilgisini ise daha önce anılan oldukça hacimli
rolojiyi de içeren yön verici önemli başarılarla eseri Kitāb el-Menāẓır’da yazıya dökmüş-
karşılaşmaktayız174. Eilhard Wiedemann’ın, tür. Tıpkı Ebū Bekr er-Rāzī (ö. 313/925),
öğrencilerinin takdire şayan makaleleri ve el-Fārābī (ö. 339/950), çağdaşı İbn Sīnā (ö.
Matthias Schramm’ın Ibn Haythams Weg zur 428/1037) vb. öncülleri gibi o da Öklid ve
Physik (1963) başlıklı muhteşem çalışmasına Ptoleme’ye aykırı düşerek Aristoteles’in,
rağmen, mütevazı da olsa, ulaşılan sonuçları görmenin gözden çıkan ışınlar yoluyla değil,
toplayan tarihsel bir sunumu bekleyen Arap- bilakis nesneden çıkan ışınlar yoluyla ger-
İslam bilimlerinden birisi de fiziktir. Schramm çekleştiğini savunan görüşü takip etmiştir.
çalışmasında, İbn el-Heysem’in optik ala- Sadece görme probleminde değil, aynı zaman-
nındaki başyapıtına (Kitāb el Menāẓır) ve da ele aldığı bütün problemlerde matema-
astro-fizik alanındaki risalelerine dayana- tik ve deneysel yöntem onun çalışma temel-
rak şu kanıya varmaktadır: Bu çalışmalar- lerindendir. Schramm’ın179 verdiği hükme
da Aristoteles fiziği uygulamalı matematik, göre, onun optik eseri, yazarın matematiksel
geleneksel astronomi ve optik ile birleştiril- dehasına tanıklık etmektedir. Deney yapmak
miştir. Bu da İbn el-Heysem’in doğa bilim- için birçok alet ve mekanizma imal etmişti,
leri çalışmaları açısından karakteristik ola- bunlardan birisi de camera obscura [karanlık
rak kabul edilebilir175. Diğer taraftan o « oda]dır180.
Aristoteles’in tabiat metafiziğini –ki bunların
incelenmesiyle bilimsel uğraşılarına başlamış-

176 a.e., s. 143.


173 Tropfke, J.: a.e., Cilt 3, s. 133. 177 a.e., s. 145.
174 Konuya ilişkin bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 7, s. 203-305. 178 Bkz. a.e., s. 274-284.
175 Schramm, M.: Ibn Haythams Weg zur Physik, Wies- 179 a.e., s. 14.

baden 1963, s. 7. 180 a.e., s. a.e., s.210.


30 G İ R İ Ş

Leopold Schnaase181 1890 yılında İbn el- bütün ayna çeşitleri için kanıtlamakta ve ayna-
Heysem optiğinin ve öneminin mükemmel daki yansımalar hakkında ilk doğru açıklama-
bir değerlendirmesine bu eserin Latince çevi- yı sunmaktadır. Objelerin gözde şekillenme
risine dayanarak ulaşmıştı. Bu değerlendir- yeri ve şekillerin bozukluğuna ilişkin yaptığı
menin, Schramm’ın çalışmasında ustalıkla bütün araştırmalar ve onun adıyla adlandırı-
desteklendiğini görüyoruz. Schnaase İbn el- lan problemin çözümü orijinaldir.»
Heysem’i Latinceleştirilmiş ismiyle anmakta «[Işığın] kırılma bilgisiyle de İbn el-Heysem
Ptoleme’yi aşmaktadır. O, kırılma açısı ile
ve şöyle yazmaktadır: «Alhazen’in başarılı
geliş açısı arasındaki oranın sabit olmadığını,
işlerini Ptoleme’ninkilerle yapılacak bir kar-
ışığın takip ettiği yolun iki merkez vasıtasıy-
şılaştırma, optik’in birinciye ne denli önemli la ileriye ve geriye doğru aynı kaldığını ve
ilerlemeleri borçlu olduğunu göstermektedir. bir nesnenin şeklinin ve bulunduğu mekânın
Alhazen gözün yapısını inceleyerek ayrıntılı kesif bir merkezde olduğundan daha yuka-
bir görme teorisi ortaya atmış ve geliştirmiş rıdaymış ve büyütülmüş gibi göründüğünü
ilk fizikçidir. Bu teori, kristal merceklerin biliyordu. Bu, bugün bile geçerli bir bilgi-
fonksiyonlarına ilişkin yanlış anlayışına rağ- dir. Araştırmalarının çok ilgi çekici sonuç-
men bugünkü öğretilerimizle hemen hemen larından biri olarak, camdan mamul küresel
tam olarak örtüşen sonuçlara götürmüştür. dilimin büyütücü gücünün keşfi belirmek-
Tek ve çift görmenin koşullarını belirledi- tedir ki bunun elbette ilk gözlük camı yapı-
ği düşünce ve deneyler onun bizzat kendi mına etkide bulunmamış olması düşünüle-
buluşları olarak tanımlanabilir. Buna ilaveten mez. Yıldızların ufukta büyük görünmelerine
o, görmenin gözden objeye giden ışınların yönelik olarak İbn el-Heysem’in dile getirdi-
sonucu olarak oluştuğu öğretisinin geçersiz- ği açıklama, şimdiye kadar bizim bildiğimiz
ve Ptoleme’ninkinden çok daha doğru tek
liğini belirli bir yöntemle ilk kez ispatlamış
açıklamadır. Ptoleme, yıldızlarn gökte başucu
ve bu öğretiyi nihai olarak fizikten dışlaya-
yönünde daha ufak görülmesini gözün görme
rak bunun tam karşısında bulunan öğretiyi esnasındaki alışılmadık konumlanmasıyla
yerine geçirmiştir ki bu, optiğin temellerin- açıklamaya çalışmıştır. Gerçi onun, astrono-
de gerçekleştirilen çok geniş etkili bir ham- mik ışın kırılmasına ilişkin bazı konulardaki
ledir. Ayrıca ışığın hızının zamanla sınırlı görüşleri İbn el-Heysem’inkinde daha doğ-
olduğu savını da onda bulmaktayız. Burada rudur, fakat atmosfer yüksekliğinin hesap-
Ptoleme ile İbn el-Heysem’i; Yunan okulu ile lanması, hem de yakıcı kristal küreye dair
Arap okulunu birbirinden ayıran uçurum çok araştırmaların İbn el-Heysem’den önce hiçbir
derindir!» fizikçi tarafından dile getirilmemiş, hatta ima
«Refleksiyon (yansıma) öğretisinde İbn el- bile edilmemiş olduğunu [yazar bu bilgisinde
Heysem, kendisinin bütün öncülerini görüş yanılıyor] özellikle hatırlatmamıza gerek yok-
açık-seçikliğiyle aşmaktadır. Ayrıca o, ilk kez tur.»
konuyla ilgili bütün yasaları aparat aracılığıyla «...Gerçi yer yer onun görüşlerine benzer
görüşler ondan önce dile getirilmiş olabilir,
fakat bunları açıklığa kavuşturmak ve karşı
görüşler arasında nihai olarak bir karara var-
181 Alhazen. Ein Beitrag zur Geschichte der Physik, mak İbn el-Heysem’in tartışılmaz hizmetidir.
Schriften der Naturforschenden Gesellschaft in Danzig Bözlece o, optik biliminin temel öğretilerinde
içerisinde N.F. 7, Heft 3, 1890, s. 140-164, özellikle 163- olağanüstü devrimler gerçekleştirmiştir. Bu
164 (Tıpkıbasım: Natural Science in Islam Cilt 33, s. 26-
devrimler sayesinde yeni bin yılın başlangıcın-
52, özellikle s. 51-52).
G İ R İ Ş 31

da bilimsel araştırmalara yeni yollar gösteril- yaptığı açıklamalar, dönemin yüksek bilimsel
miş ve Yeni Çağ’ın parlak buluşları için zemin karakteri hususunda bizde gelişen tasavvuru
hazırlanmıştır.» destekleyen canlı bir örnektir. el-Bīrūnī’nin
Hümanist anlayışlı bir fizikçinin 19. yüzyıl son- fizik tarihindeki gerçek veya gerçeğe yakın
larındaki bu son derece bilgilendirici hükmü- değerlendirilmesi hâlâ gerekli araştırma-
ne çağdaşımız tıp tarihçisi H. Schipperges’in182 yı beklemektedir. Şimdiye kadar onun daha
görüşünü eklemek istiyorum. Yazar bu görü- ziyade özgül ağırlıkların bulunması konu-
şü, Schramm’ın İbn el-Heysem’in fizik tarihin- sundaki başarılı çalışması incelenmiş ve
deki yeri ve konumuna ilişkin yapmış olduğu bilim tarihi açısından değerlendirilmiştir185.
çalışmadan kazanmıştır. Yazar, Schramm’la Birçok kere giriştiği ve başarısızlıkla sonuç-
şu konuda aynı görüşü paylaşmaktadır: lanmış deneyleri sonrasında o, bu amaç
«Gerçekten İbn el-Heysem doğa bilimine için, modern eczacı piknometresine benze-
yeni bir ele alış ve onu Yunanların doğa yen bir avadanlık imal etmeyi başarmıştır
araştırmalarından açıkça ayıran Galilei döne- (Katalog Cilt V, s. 9 vd.). Onun ve ardılları-
mini aşarak modern deneysel fiziğe bağlayan nın, bir dizi metal ve değerli taşın özgül ağır-
metodu ilk defa getiren kimsedir.» Bu döne- lıklarına ilişkin verdikleri değerler modern
min fizikle ilgili diğer orijinal fikirlerini ve rakamsal değerlerle hemen hemen aynıdır.
başarılı işlerini Ebū er-Reyḥān el-Bīrūnī’nin 5./11. yüzyılın ilginç denemelerinden birisi
bize kadar ulaşabilen eserlerinden ve onun de burada dile getirilmelidir: Atmosferin yük-
kaybolmuş eserlerinin adlarından öğrenmek- sekliğini belirleme. Bu problem trigonomet-
teyiz. O dönemin, doğa bilimi problemleri ile rik-astronomik yolla çözüldü ve bu çözüm
uğraşma olgunluğu, el-Bīrūnī ile daha 11 yaş yanlışlıkla İbn el-Heysem’e atfedilen De
küçük olan, o sıralar 17 yaşındaki Ebū ʿAlī İbn crepusculis et nubium ascensionibus ismiyle
Sīnā arasında geçen yazışmalarda yansıyor. Latinceye çevrilmiş eserin içerisinde bulun-
Bu yazışmaların bize ulaşan metni bir yana183, maktadır. Bu eserin gerçek yazarı186 Endülüslü
el-Bīrūnī’nin, ışığın hızına ve dünyanın nasıl bilgin Ebū ʿAbdullāh Muḥammed İbn Muʿāẕ
ısındığına ilişkin İbn Sīnā ile yaptığı yazışma- el-Ceyyānī’dir187. 1542 yılında Portekiz’de
lara atıflarda bulunduğu ve İbn Sīnā’yı çok basılmış olan bu Latince risale Avrupa’yı uzun
meziyetli genç bir bilim adamı olarak övdü- süreli etkilemiştir188.
ğü «Geçen Devirlerin Kronoloji»sinde (el-
Āsār el-Bāḳiye ʿan el-Ḳurūn el-Ḫāliye)184
Natural Sciences in Islam serisi içerisinde Cilt 46, s. 113-
182 Schramm’ın kitabının tanıtımı ve değerlendirilmesi: 117); aynı yazar, Über die Verbreitung der Bestimmun-
Archives internationales d’histoire des sciences içerisinde gen des spezifischen Gewichtes nach Bîrûnî, Erlangen
(Paris) 17/1964/183-184, özellikle s. 184. Physikalisch-medizinischen Sozietät’in oturum bültenleri
183 Muhammed Tancî tarafından Türkçeye çevrilerek içerisinde (Erlangen) 45/1913/31-34 (Tıpkıbasım: Natu-
yayınlanmıştır: Beyrunî’ye armağan, (doğumunun 1000. ral Sciences in Islam serisi içerisinde Cilt 46, s. 119-122);
yılı münasebetiyle) içerisinde, yayınlayan Aydın Sayılı, Bauerreiß, Heinrich: Zur Geschichte des spezifischen Ge-
Ankara 1974, s. 231-301. wichtes im Altertum und Mittelalter, Erlangen 1914, s. 28
184 Eduard Sachau tarafından yayınlanmıştır, Leipzig vd. (Tıpkıbasım: Natural Sciences in Islam serisi içerisinde
1878 (Tıpkıbasım: Islamic Mathematics and Astronomy Cilt 45, s. 193-324, özellikle 224 vd.).
serisi içerisinde Cilt 30), s. 256-257; İngilizce çevirisi yine 186 Bkz. Sabra, A.I.: The authorship of the Liber de crep-

aynı kişi tarafından, Londra 1879 (Tıpkıbasım: Islamic usculis, an eleventh-century work on atmospheric refrac-
Mathematics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 31), s. tion, Isis içerisinde (Berkeley) 58/1967/77-85.
247. 187 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 109.
185 Wiedemann, E.: Über das al Bêrûnîsche Gefäß zur 188 Bkz. Schramm, Mathias: Ibn al-Haythams Stellung in
spezifischen Gewichtsbestimmung, Verhandlungen der der Geschichte der Wissenschaften, Fikrun wa Fann içe-
Deutschen Physikalischen Gesellschaft im Jahre 1908 risinde (Hamburg) 6/1966/65-85, özellikle s. 73-74; Sez-
içerisinde, Braunschweig 1908, s. 339-343 (Tıpkıbasım: gin, F.: a.e., Cilt 5, s. 364.
32 G İ R İ Ş

Ebū ʿAlī İbn Sīnā’nın (ö. 428/1037) iki baş- İbn Sīnā’nın bu iki eserinden sonra Hıristiyan
yapıtı, «Tıp Kanonu» (el-Ḳānūn fī eṭ-Ṭıbb) göz hekimi ʿAlī b. ʿĪsā el-Keḥḥāl’ın (5./11.
ile, felsefe ve pozitif bilimler konusun- yüzyılın ilk yarısı) büyük başarısını da dile
da yazdığı «Şifā» başlıklı ansiklopedik getirmeliyiz. J. Hirschberg onun kitabını,
eseri (Kitāb eş-Şifāʾ), Arap-İslam kül- takip eden 800 yıl boyunca oftalmoloji ala-
tür çevresinin en önemli bilimsel başarıları nında yazılmış eserlerin öncüsü ve en ile-
arasında hiç şüphe yok ki yer almaktadır. risi olarak görmektedir. Bu eserin Latince
Olağanüstü yetenekli ve çalışkan bu düşü- çevirisine dair ise şöyle demekte: «Şayet
nürün «Kanon»unu Julius Hirschberg189 şu zamanında bu eserin Latince çevirisi kolay-
şekilde nitelemektedir: «[Bu eser] düzeni, ca ulaşılabilir ve buna paralel olarak daha
doğruluğu nedeniyle fevkalade, oldukça yaygınlaşmış olsaydı, o dönem Avrupa’sında
hacimli ve cerrahlık dahil bütün tıp alanlarını oftalmoloji daha yüksek bir konuma ulaşılır
kapsayan eksiksiz bir öğretiler toplamıdır ve ve insanlığın yararına daha iyi işler başarı-
dünya literatüründe hemen hemen bir ben- lırdı.»191 Hirschberg, operasyonların narkoz
zeri yoktur. Yunanlardan bize miras kalanlar yoluyla yapılmasının o dönemde bilinen tıbbî
derleme türü çalışmalar, belirli konulara ait yöntemlerden birisi olduğuna işaret etmek-
özetler ve kompilasyonlardır. Kanon ise tam te ve Araplar tarafından uygulanmış olan
bir bütünlüğe sahip bir yapıttır. Günümüzde cerrahî “uyutma” (tenvīm) yönteminin tıp
buna benzer bir “el kitabı” oluşturmak için tarihçilerinin tamamen meçhulü olarak kal-
birçok hekimin katılacağı ortak bir çalışma masını esefle karşılamaktadır192.
gerekmektedir. Kanon 500 yıl boyunca geçer- Bu yüzyılın coğrafya alanındaki çalışmaları
liliğini korurken, İbn Sīnā da Aristoteles ve arasında, bizim bildiğimiz ilk ve çok hacim-
Galen gibi hâkim bir pozisyonda bulundu.» li coğrafya sözlüğüne işaret edilmelidir. Bu
Bu kitap 12. yüzyılda Latince’ye çevrildi ve 17. eser Cordobalı Ebū ʿUbeyd ʿAbdullāh b.
yüzyıla kadar Avrupa tıp bilimini etkiledi. ʿAbdulazīz er-Bekrī193 tarafından ortaya kon-
İbn Sīnā’nın yine aynı şekilde hacimli ve muştur. Bu coğrafyacı, tarihçi ve leksikog-
kapsamlı ansiklopedik eseri, doğal cisimler raf, elinin ulaşabildiği birçok monografiden
prensibi öğretisini, dünyanın yapısını, varoluş ve diğer kaynaklardan yararlanarak kervan-
ve yok oluşu [el-kevn ve-el-fesād], doğadaki saraylar, dağlar, ırmaklar, su kaynakları vs.
etkinlik ve edilgenliği, meteoroloji ve coğraf- hakkında alfabetik düzenlenmiş bir başvuru
yayı, psikoloji, botanik, zooloji, matematik, eseri meydana getirdi. Yine aynı yazar, beşeri
astronomi, müzik, felsefe ve mantık gibi disip- coğrafya doğu ekolüne mensup coğrafyacı-
linleri kapsamaktadır190. Bu eser 12. yüzyılda larından bağımsız olarak bize çok değerli bir
Johannes Hispaniensis tarafından Latince’ye “ülkeler coğrafyası” eseri bırakmıştır (Kitāb
çevrilmiş ve böylelikle yüzlerce yıl Avrupa’da el-Mesālik ve-el-Memālik). Bu eserin yüksek
bilimlerin gelişimini etkilemiştir. değeri, onun İspanya ile ilgili çok başarılı
betimlemelerinde ve çok nadir ve bize kadar

189 Geschichte der Augenheilkunde, Cilt 2, Geschichte der


Augenheilkunde im Mittelalter, Leipzig 1908 (=Graefe- 191 J. Hirschberg ve J. Lippert tarafından açıklamalarla
Sæmisch, Handbuch der gesammten Augenheilkunde, Cilt çevrilmiştir. Ali ibn Isa. Erinnerungsbuch für Augenärz-
13), s. 16. te, Leipzig 1904 (Tıpkıbasım: Islamic Medicine serisi
190 İbn Sīnā metafiziği Max Horten tarafından [Alman- içerisind Cilt 44), s. XXXVII.
caya] çevrilmiş ve yorumlanmıştır. Die Metaphysik Avi- 192 a.e., s. XXXVI; Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 338.

cennas, Halle ve New York 1907 (Tıpkıbasım: Islamic 193 Muʿcem ma-staʿcem min Esmāʾ el-Bilād ve-el-Mevāḍiʿ,
Philosophy Cilt 40-41), s. VIII. ed. Muṣṭafā es-Seḳḳā, 4 cilt, Kahire 1945-1951.
G İ R İ Ş 33

ulaşamamış kaynaklardan alınan orta ve doğu da sıralanan büyük başarıları arasında son
Avrupa ile kuzey Afrika’ya dair bilgilerde yat- olarak, ʿAbdulḳāhir b. ʿAbdurraḥmān el-
maktadır194. Curcānī’nin (ö. 471/1078) dil bilimleri ala-
Tarih bilimi alanında ise el-Bīrūnī’nin nındaki çok yüksek önem taşıyan iki eseri
Hindistan’a dair yazdığı eserden bahse- anılmalıdır. Bunlar Kitāb Delāʾil el-İʿcāz
dilmelidir. Bu eser, örnek alınabilecek bir ve Kitāb Esrār el-Belāġa isimli eserlerdir.
hakikat sevgisine, eleştirici bir düşünceye, İlk esere dair yaptığı çok önemli çalışma-
keskin bir gözleme, dünya kültürlerine karşı sında Max Weisweiler196 şu tespitte bulun-
şaşırtıcı bir açıklığa ve yazarın nesnelliğine maktadır: «Yazar, dil vasıtası ile duyulan
tanıklık etmektedir. el-Bīrūnī Hint kültürünü, ifadeleri sebep, amaç ve tesir esasına göre
Hindistan’daki dinleri ve bilimleri bizzat ken- psikolojik açıdan kavramaya çalışmakta-
disi uzun yıllar orada yaşadığı sıralarda yap- dır.» Görünen o ki el-Curcānī, kendisinin
tığı araştırmalar ve gözlemler temelinde ele bu öncü düşüncelerle ve verdiği örneklerle
almakta ve işlemektedir. Eserin girişinde şöyle stilistik gramerin temellerini attığının farkında
demektedir195: «Bu kitap polemik değildir, değildi. Bu disiplin bir sonraki nesilde ʿilm el-
sadece gerçeklerin kaydedilmesidir. Burada meʿānī adı altında sistematik olarak kurgulan-
ben, Hintlilerin teorilerini olduğu gibi akta- mış bir ders kitabı formunda dil bilimlerinin
racağım ve bunlarla ilişkili olarak Yunanların yeni bir dalı haline gelmiştir197. el-Curcānī’nin
benzer teorilerini aralarındaki yakınlığı gös- insanda hayranlık yaratan düşüncelerinin
termek için anacağım.» el-Bīrūnī’nin kitabı, bugünden yarına oluşamayacağı, daha ziyade
erken Abbasi döneminden beri tanıdığımız, evvelce uzunca süren bir gelişimin neticesi
yabancı kültürleri ve dinleri tanımaya yöne- olarak ulaşılabilen yüksek bir seviyeyi gös-
lik bir anlayış geleneğinden beslenmektedir. terdiğini ispata kalkışmaya gerek yoktur. Bu
Bu gelenek, birçok seyahat kitaplarında, el- alanda daha önceden oluşmuş ve süregelmiş
Mesʿūdī’nin şaheser olarak nitelendirilebi- çalışmalar ve başarılar bugün daha iyi bilin-
lecek eserlerinde ve el-Bīrūnī’nin «Geçen mektedir198.
Devirler Kronoloji» sinde ifadesini bulma- Hellmut Ritter199 yayın ve Almanca’ya çeviri-
ya başlamıştı. el-Bīrūnī’nin Hindistan kitabı sini yaptığı ʿAbdulḳāhir el-Curcānī’nin Esrār
yabancı uygarlıkları tanıtılmasında aşılama- el-Belāġa (Belagatın Sırları) eserinde «şiirin
mış bir zirvedir, hatta sadece Arap-İslam kül- estetik değerlendirilmesinin psikolojik temel-
türünde değil. lendirilmesini» keşfetmiştir. Kitabın tahkiki
Bu 5./11. yüzyılın seçilmiş olarak bura- ve Almanca çevirisiyle yaklaşık 25 yıl uğra-
şan, Arap dilini ve yazınını en iyi bilenler-
den birisi olan araştırmacı, bildiği kadarıy-
194 Mac Guckin de Slane tarafından yayınlanmış olan bu la buna benzer bir çalışmanın «İslam kültür
eserin bu bölümünün adı Kitāb el-Muġrib fī Ḏikr Bilād
İfrīḳiyye ve-el-Maġrib’dir, Cezair 1857 (Tekrarbasım:
Islamic Geography serisi içerisinde Cilt 134), Fransızca
196 ʿAbdalqāhir al-Curcānī’s Werk über die Unnachahm-
çevirisi aynı yazar, Cezair 1913 (Tekrarbasım: Islamic
Geography serisi içerisinde Cilt 135). lichkeit des Korans und seine syntaktisch-stilistischen
195 Kitāb Taḥḳīḳ mā li-l-Hind min Maḳūle Maḳbūle Lehren, Oriens içerisinde 11/1958/77-121, özellikle s. 79.
fī el-ʿAḳl ev Merzūle. Edward Sachau tarafından 197 Krş. Simon, Udo Gerald: Mittelalterliche arabische

yayınlanmıştır, Londra 1887 (Tıpkıbasım: Islamic Geog- Sprachbetrachtung zwischen Grammatik und Rhetorik:
raphy serisi içerisinde Cilt 105); Burada yapılan alıntılar ʿilm al-maʿānī bei as-Sakkākī, Heidelberg 1993, s. 3-4.
Max Krause’den alınmıştır, al-Biruni. Ein islamischer 198 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 9, s. 11.

Forscher des Mittelalters, Der Islam içerisinde (Berlin) 199 Die Geheimnisse der Wortkunst (Asrār al-balāġa) des
26/1942/1-15, özellikle s. 13. ʿAbdulqāhir el-Curcānī. Wiesbaden, 1959, s. 1.
34 G İ R İ Ş

çevresinde daha önce asla denenmemiş»200 Usturlap tarihinde gelecekteki ilerleme-


olduğuna işaret etmektedir. Her halükarda leri etkileyecek olan buluşlardan birisi de
el-Curcānī bugün, kendisinden 3 ila 4 nesil ez-Zerḳālī’nin adını taşımaktadır. O, stereog-
sonra dil bilimlerinin müstakil bir disiplini rafik polar izdüşümü yerine ufuksal (horizon-
haline gelmiş olan ʿilm el-beyān’ın öncüsü tal) izdüşümünü kullanmıştır. Bunu yaparken
olarak belirmektedir. de, aletin ana parçası, her bir coğrafî enlem
için müstakil bir disk kullanmak yerine, tek
6./12. Yüzyıl bir diske indirgenebilmiştir. Astronomi lite-
Astronomiye yeniden dönecek olursak, şu ratüründe “evrensel disk” olarak tanınan bu
panoramayla karşılaşırız: 5./11. yüzyıldan alet sonraları Avrupa’da çok büyük bir yayıl-
6./12. yüzyıla geçiş döneminde Müslüman ma şansı bulmuştur (Katalog II, s. 116 vd.).
İspanya’da yaşayan ve eserler veren İbrāhīm 6./12. yüzyılda ortaya çıkmış astronomik araç-
b. Yaḥyā ez-Zerḳālī güneş evcinin, yani lardan birisi de Avrupa’da torquetum adıyla
Güneş ile Dünya’nın en uzak mesafe nokta- çok geniş yaygınlık kazanan alettir. Bu alet
sının ekliptikte yıllık değişen yerinin, kendi Endülüslü astronom Cābir b. Eflaḥ (Katalog
hareketinin öncülerinden çok daha kesin bir II, s. 154) tarafından geliştirilmiştir. Cābir b.
ölçümüne ulaşmıştır. Ölçüsünde, o hareke- Eflaḥ, Almagest’i düzeltme amacıyla kaleme
tin değeri 299 yılda 1° ye ulaşmıştı, yani bir aldığı ve Ptoleme’yi sert dille eleştirdiği ese-
yılda 12,09" ki bu günümüzde kabul edilen rinde bu aleti tanımlamıştır. Yazarın çağda-
11,46" değeriyle hemen hemen örtüşmekte- şı Cremonalı Gerhard tarafından Latinceye
dir201. Bu değer ve buna yönelik geliştirilmiş çevrilmiş bu Almagest206 kritiği Avrupa’da
modelin bilgisi, Kopernik’e iki kompilasyon, hem bu disipline hem de matematik alanında
Georg Peurbach’ın Theoricæ planetarum’u (Katalog II, s. 12) çok büyük bir etkide bulun-
ve Johannes Regiomontanus’un Epitome’si muştur.
üzerinden ulaşmıştı202. Yakın zamanlarda Yine hemen hemen aynı dönemde icat edilmiş
yapılmış olan bir karşılaştırma sonucunda, olan bir başka astronomik araç, Şerefeddīn
ez-Zerḳālī’nin güneş teorisini kurmakta kul- el-Muẓaffer b. Muḥammed b. el-Muẓaffer eṭ-
landığı çizelgelerin, Kopernik’in De revolu- Ṭūsī (ö. 606/1209’dan sonra) tarafından yapıl-
tionibus eserindeki çizelgelerle, çok küçük mış çizgisel usturlaptır. Mucidine nispetle
farklılıklar bir yana, formda ve kurgulamada ʿAṣā eṭ-Ṭūsī (eṭ-Ṭūsī Çubuğu) olarak adlan-
büyük bir uyum gösterdiği ispatlanmıştır203. dırılan bu alette, düzlem-küresel usturlaptaki
Johannes Kepler de ez-Zerḳālī’nin güneş projeksiyon, bir çubuk üzerindeki düz bir
evcinin tespitine yönelik gözlemleri hakkında çizgiye taşınmaktadır (Katalog II, s. 134 vd.).
bilgi sahibiydi204. Buna dayanarak, Kepler’in Astronominin teorik alanında 6./12. yüzyılda
Mars yörüngesinin oval olduğuna ilişkin açık-
Arap-İslam dünyasının Endülüs bölgesinde
lamasının, ez-Zerḳālī’nin Merkür yörüngesi-
Ptoleme’nin gökyüzü hareketler sistemine
nin ovalliğine yönelik açıklamasıyla irtibatlı
karşı bir savaş kendini göstermektedir. Bu
olabileceği tahmin ediliyor205.
eleştirinin temsilcileri umumiyetle filozoflardı;
200 Ritter, H.: a.e., s. 1. Muḥammed b. Yaḥyā İbn Bācce (ö. 533/1139),
201 Bkz. Toomer, G.J.: The solar theory of al-Zarqāl. A Muḥammed b. ʿAbdulmelik İbn Ṭufeyl (ö.
history of errors, Centaurus içerisinde 14/1969/306-336; 581/1185), Muḥammed b. Aḥmed İbn Rüşd (ö.
Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 27, 43.
202 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 43.
203 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 43.
204 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 43-44.
205 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 44. 206 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 45, 93.
G İ R İ Ş 35

595/1198) ve İbn Ṭufeyl’in talebesi Nūreddīn İslam dünyasının batısından Endülüslü mate-
el-Biṭrūcī (ö. 600 civarında) gibi. Onlar, geze- matikçi ve astronom Cābir bin Eflaḥ adını
genlerin yörüngedeki hareketlerinin tekdü- tekrar dile getirmek istiyorum. Birçok mate-
ze oluşu prensibinin ayrık merkezli ve ek matik tarihçisi, onun Almagest kritiği çalışma-
yörüngelik (eksantriklik ve episikller) var- sının trigonometri bölümünün Avrupa’da bu
sayımı vasıtasıyla bozulduğuna inanıp, bunu disipline çok büyük bir etkide bulunmuş oldu-
kendilerinin düşündükleri modellerle düzelt- ğu görüşündedirler. Mesela, Regiomontanus
meye çalıştılar. Bu yönde Batı astronomi- (1436-1476) De triangulis omnimodis adlı
sine büyük ve sürekli etkiyi bu ekolün son eserinde Cābir bin Eflaḥ’ın kitabından çok
temsilcisi Nūreddīn el-Biṭrūcī’nin kitabı yap- şey almıştır. Johannes Tropfke’ye göre210 o,
mıştır. Yayınlanmasından çok kısa bir süre «Regiomontanus, eserinin ilk bölümlerin-
sonra Michael Scotus (ö. yaklaşık 235) tara- de öncülerinin ulaştığı sonuçları bağımsız
fından yapılan çeviri, bu eserin İspanya dışı bir şekilde işlerken, dördüncü bölümünde
Avrupa’ya da ulaşmasını sağladı. İbn Ṭufeyl Cābir’in çıkarımlarına kelimesi kelimesine
ve İbn Rüşd gibi el-Biṭrūcī de gezegen küre- bağlı kalmaktadır». Küresel trigonometri tari-
lerinin yeryüzü orta noktası çevresinde ortak hinde211 temel bir formül onun adıyla adlan-
merkezli bir tarzda dönmeleri gerektiğini ve dırılmaktadır: “Geber [Cābir] Teoremi”. Bu
yine tıpkı İbn Rüşd gibi gezegenlerin helezoni teorem, dik açılı küresel bir üçgen, verilen bir
olarak değişik eksenlerle hareket ettiklerini dik kenar ɑ ve verilen bir komşu açı β ’den
düşünüyordu (Katalog II, 12f.)207. hesaplanabilir, bu da cos α = cos ɑ sin β for-
Bu dönem matematiğinde, İslam dünyasının mülüne götürür.
doğusunda daha önce bahsi geçen Şerefeddīn Son olarak 6./12. yüzyıl matematiğinin
eṭ-Ṭūsī (ö. 606/1209’den sonra) önemi çok birinci sınıf bir matematikçisine, Aḥmed
belirgin bir rol oynamıştır. el-Muʿādelāt208 b. Muḥammed İbn es-Serī b. eṣ-Ṣalāḥ’a (ö.
isimli kitabıyla üçüncü dereceden denklemle- 548/1153) işaret etmek gerekir. İbn eṣ-Ṣalāḥ,
rin sistematik bir tarzda ele alınması sürecinde Yunan ve önceki dönem Arap otoritelerinin
çok önemli bir yer elde etmiştir. O, ʿÖmer el- ulaştıkları sonuçları yeniden gözden geçir-
Ḫayyām’ın yolunu takip ederek aradan geçmiş meye ve eleştirmeye adadığı bir dizi eser
yüzyıl boyunca İslam dünyasında matematiğin kaleme almıştır. Böyle bir eleştiriye gerçek-
ulaştığı ilerlemeler hakkında fikir veriyor. Bu ten ehil olduğunu, kendi Arap öncülerinin
ilerlemeler kendilerini özellikle numerik ve Yunanlara yönelttikleri eleştirileri yeniden
geometrik gelenekler bağlamında ve bütün- gözden geçirmede ve kısmen çürütmede
cül bir numerik işlemler dizisinin formüle tarihsel olarak adil olmayı ön plana aldığını,
edilmesinde ve temellendirilmesinde kendini Matthias Schramm’ın212 onun bir kitabı hak-
gösterir209.
210 Geschichte der Elementar-Mathematik, 2. Baskı, Cilt
5, s. 137; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 53.
207 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 36-37. 211 von Braunmühl, A.: Vorlesungen über Geschichte der
208 Sharaf al-Dīn al-Ṭūsī, Oeuvres mathématiques: Algè- Trigonometrie, Cilt 1, Leipzig 1900, s. 81-82; Tropfke, J.:
bre et géométrie au XIIe siècle. Texte établi et traduit par a.e., Cilt 5, s. 131-132; Juschkewitsch, A.P.: a.e, s. 304;
Roshdi Rashed, 2 Cilt, Paris 1986. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 53.
209 Berggren, J.L.: Innovation and tradition in Sharaf al- 212 Ibn al-Haythams Stellung in der Geschichte der
Dīn al-Ṭūsī’s al-Muʿādalāt, Journal of the American Ori- Wissenschaften, Fikrun wa Fann içerisinde (Hamburg)
ental Society içerisinde 110/1990/304-309, özellikle 309. 6/1965, s. 65-85, özellikle 81.
36 G İ R İ Ş

kındaki araştırmasından öğrenmekteyiz. imal edilmiş özel bir su saati (Katalog III,
Fizik ve teknoloji alanının bu dallarının 6./12. s. 117), ve geç dönem antiketeden bilinen
yüzyılda Arap-İslam kültür dünyasında ulaş- farklı sıvıların özgül ağırlıklarını belirlemeye
tığı yüksek seviyeyi gösteren en azından iki yarayan bir areometre (Katalog V, 12 vd.)
kitap tanıyoruz. Bu eserler ʿAbdurraḥmān tanıtmaktadır.
el-Ḫāzinī’nin213 (515/1121 yılında yazdığı) el-Ḫāzinī’nin, bir cismin daha ince havada
Mīzān el-Ḥikme ile, Ebū el-ʿİzz İsmāʿīl İbn ağırlık kazandığını ve daha yoğun havada
er-Rezzāz el-Cezerī’nin214 (yaklaşık 600/1203 veya suda ise ağırlığının azaldığını bilmesi
yılında kaleme aldığı) el-Cāmiʿ beyn el-ʿİlm hayli ilginçtir215. Onun şu düşüncesi de olduk-
ve-el-ʿAmel en-Nāfiʿ fī Ṣınāʿat el-Ḥiyel isimli ça dikkate değerdir: «Sıvılar bir kapta, eğer
eserleridir. bu kap yerin merkezine daha yakın ise daha
Mīzān el-Ḥikme adı bir “Bilgelik Terazisi” büyük bir hacim, eğer daha uzak ise daha
konusunda bir eser vaat ediyorsa da, kitabın küçük bir hacim kaplarlar.»216 E. Wiedemann
içeriği bunun çok ötesine gitmektedir. Yazar, 1890 yılında Roger Bacon’ın (13.yüzyıl) Opus
her şeyden önce, özgül ağırlıkları belirle- majus217 isimli kitabında aynı düşünceyi bul-
me konusunda el-Bīrūnī’nin ulaşmış olduğu muş ve her iki yazarın delillerinin birbirlerine
sonuçları geliştirmekte ve tamamlamakta- yakın olduğunu ve Bacon’ın argümantasyonu-
dır. Kitabın adında geçen terazi, hata oranı- nun «Arab’ınkine oranla biraz daha çapraşık»
nı 1/60000 lik bir hassasiyete hedefleyecek bulunduğunu tespit etmiştir. el-Ḫāzinī’nin
tarzda yapılmıştır (Katalog V, s. 5 vd.). el- Mīzān el-Ḥikme’si kelimenin tam anlamıyla
Ḫāzinī suyun özgül ağırlığının sıcaklık dere- bir fizik kitabıdır ve bize 6./12. yüzyılda Arap-
cesine bağlı olduğuna ilişkin açık-seçik bir İslam bilginlerinin bildiği birçok fiziksel yasa-
bilgiye sahiptir ve bu anlamda ulaştığı gözlem ları öğretmektedir. Onun, deneylerin İbn el-
sonucunu, kendi terazisinde tarttığı suyun Heysem ve el-Bīrūnī’den de alışık olduğumuz
yazın kışa göre daha düşük bir ağırlığa sahip yüksek değerli anlatımları ve deneyi çalışma
olduğunu belirtmektedir. Ayrıca o, dakikala- sırasında sistematik olarak kullanılacak bir
rı ölçmek maksadıyla terazi prensibine göre elaman diye tanıması göze çarpıyor.

213 Bkz. Khanikoff, Nicolas: Analysis and extracts of 215 Bkz. Mīzān el-Ḥikma, ed. Khanikoff s. 68 (Tekrarbasım:

Kitāb Mīzān al-ḥikma [Arapça Orijinal olarak verilmiştir] s. 68); ed. Haydarabad s. 69 (Tekrarbasım: s. 414); Ger-
«Book of the Balance of Wisdom», an Arabic work on the land, E.: Geschichte der Physik. İlk bölüm: Von den ältesten
water-balance, written by Khâzinî, in the twelfth century, Zeiten bis zum Ausgange des achtzehnten Jahrhunderts,
Jourmal of the American Oriental Society içerisinde Münih ve Berlin 1913 (=Geschichte der Wissenschaften
(New Haven) 6/1860/1-128 (Tıpkıbasım: Natural Sci- in Deutschland. Neuere Zeit. Cilt 24), s. 175.
ences in Islam serisi içerisinde Cilt 47, s. 1-128); Ibel, 216 Mīzān el-Ḥikma, ed. Khanikoff s. 38 (Tekrarbasım:
Thomas: Die Wage im Altertum und Mittelalter, Erlangen s. 38); ed. Haydarabad s. 25 (Tekrarbasım: s. 484); Wi-
1908, s. 73-162 (Tıpkıbasım: Naturalsciences in Islam seri edemann, E.: Inhalt eines Gefäßes in verschiedenen Ab-
içerisinde Cilt 45- s. 77-166); Brockelmann, C.: GAL, 1. ständen vom Erdmittelpunkte nach Al Khâzinî und Roger
Suppl. Cilt, s. 902. Metin Bombay’da bulunan bir camide- Baco, Annalen der Physik içerisinde (Leipzig) 39/1890/319
ki bir el yazmasından tahkik edilmiş ve Haydarabad’da (Tekrarbasım: Gesammelte Schriften içerisinde Cilt 1,
basılmıştır, 1940. (Tıpkıbasım: Naturalsciences in Islam s. 41); aynı yazar: Inhalt eines Gefäßes in verschiede-
seri içerisinde Cilt47, s. 219-510). nen Abständen vom Erdmittelpunkt, Zeitschrift für Phy-
214 Birçok el yazması halinde bize ulaşmış olan eser Aḥmed sik içerisinde (Braunschweig ve Berlin) 13/1923/59-60
Y. el-Ḥasan tarafından yayınlanmıştır, Halep 1979; (Tekrarbasım: Natural Sciences in Islam serisi içerisinde
İngilizce çevirisi Hill, Donald R.: The Book of Knowledge Cilt 47, s. 217-218.
of Ingenious Mechanical Devices, Dordrecht ve Boston 217 The <Opus majus> of Roger Bacon, ed. Bridges, John
1974; 3606 nolu Ayasofya nüshasının tıpkıbasımı Institut H., London 1900 (Tekrarbasım: Frankfurt 1964) Cilt 1, s.
für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften 157-159; İngilizce çevirisi Burke, Robert B., Philadelphia
tarafından yapılmışıtır 2002. 1928, Cilt 1, s. 179-180.
G İ R İ Ş 37

Söz edilen kitaplardan ikincisi, daha önce bağımsız olarak oluştuğunu bilmemekteyiz219.
tanınmayan İbn er-Rezzāz el-Cezerī tara- el-Cezerī’nin kitabındaki kendi yaratıcılık
fından Āmid [Diyarbakır] prensi Nāṣireddīn payına gelince: Arap-İslam kültürünün tek-
Maḥmūd b. Muḥammed b. Ḳarāʾarslan’ın noloji tarihi araştırmaları kesin ve sağlam
isteği üzerine yazılmaya başlanan ve onun sul- bir zemine oturmadıkça ve genel bilim tarihi
tan oluşundan iki yıl sonra tamamlanan kitap- çerçevesindeki yeri tatmin edici bir şekilde
tır. Birçok nüshalarla ve renkli resimlerle açıklanmadıkça biz, eserinde tanıttığı buluş-
donatılmış olarak günümüze ulaşan bu eser, ların bazılarının onun buluşları olduğuna dair
mekanik alanında yazmalarına kavuştuğumuz sadece tahmide bulunabiliniriz220. Tek bir şey
kitapların kuşkusuz en güzelidir. «Ekinoksal kesin olarak söylenebilir ki, bu eser kültürel
ve temporal [gece ve gündüz eşitliği ve gün ve bilimsel açıdan ulaşılan yüksek seviyenin
uzunlukları esaslarına göre yapılan] saatler» tarihsel bir tanığıdır. Araçlar ve cihazlar ile
ve «cisimleri doğal konumlarından başka bunların imali ve kullanılan malzemeler hak-
cisimler aracılığıyla hareket ettiren makine- kında bu eserden yeni bilgiler öğrenmekteyiz.
ler» yazarın kitabında ele aldığı konulardan Bu açıdan bakıldığında kitap, her ne kadar
bazılarıdır. O, en ince ayrıntılarına varınca- bütün İslam dünyasında ulaşılan teknoloji
ya kadar toplam 50 makine ve nesneyi bir seviyesini ortaya koymakta muhtemelen tem-
mühendis bakış açısıyla tanıtmakta ve 50’sini sil niteliği taşımıyorsa da, genel bilim tarihini
tam ve yaklaşık 100’ünü detay resimlerle öyle- anlamada çok önemli katkılar sağlamaktadır.
sine anlaşılır bir şekilde donatmaktadır ki, Bu kitapta tanıtılan bazı araçlar, daha son-
bunlar çok ciddi zorluklarla karşılaşmadan raları Avrupa’da araç ve gereçler hakkında
imal edilebilir. yazılmış kitaplarda tanıtılan araçlarla yakınlık
Haçlı savaşlarının halk arasındaki iletişimi ve göstermektedir; bununla birlikte doğrudan
İslam ülkeleri arasında kitap ve bilgi dolaşımı- bir bağlantı yokmuş gibi görünüyor.
nı zorlaştırması gibi o dönemin hiç de uygun 6./12. yüzyılın coğrafya alanında en kayda
olmayan politik koşulları altında Anadolu’nun değer başarısı, Malaga’da 1042-47 ve 1054-55
doğusunda ortaya çıkmış olan bu eserin, muh- yılları arasında hüküm sürmüş olan II. İdrīs’in
temelen Arap-İslam teknolojisinin o zaman- soyundan gelen Ebū ʿAbdullāh Muḥammed
lar veya genel olarak ulaşmış olduğu en son b. Muḥammed b. ʿAbdullāh el-İdrīsī tarafın-
gelişim basamağını yansıtmış olması beklene- dan meydana getirilmiş coğrafya eseridir. Batı
mez. Burada söz konusu olan kitap, maharetli İslam dünyasının bu asilzadesi ya Normanların
bir mühendisin yetenek ve anlayışı ölçüsünde, Kralı II. Roger’ın (dönemi: 1130-1154) misa-
sahip olduğu bilgi kaynakları temelinde ve firi olarak ya da sadece bir seyyah olarak
içinde bulunduğu yaşam koşullarının gerek- Palermo’ya gelmiştir. Uzun yıllar süren ikame-
sinimleri çerçevesinde oluşturabileceği bir ti esnasında, ev sahibinin isteğiyle gümüş bir
çalışmanın ürünüdür. Mesela hidrolik cihaz- disk üzerinde yuvarlak bir dünya haritası, buna
lardaki su durumunu düzenlemeye yarayan bağlı olarak 70 parçaharita ve bir de Nüzhet el-
konik valf ilk olarak el-Cezerī’nin kitabında Müştāḳ fī İḫtirāḳ el-Āfāḳ adı altında bir dünya
rastlanıyorsa, bu tek başına onu bu gerecin coğrafyası kitabı ortaya koymuştur. Ayrıca
mucidi olarak görmemiz için yeterli sebep o, bir sonraki Kral I. Guillaume (dönemi:
olamaz218. Ayrıca belirtilmelidir ki, bu tarz
valf Avrupa’da 18. yüzyıla kadar bilinmiyordu.
Bunun bilgisinin Arap-İslam dünyasından mı
Batı dünyasına geçtiğini, ya da Batı’da bunun 219 Bkz. Mayr, Otto: The Origins of Feedback Con-
trol, in: The Scientific American içerisinde (New York)
223/1970/111-118, özellikle s. 114; Hill, D.R.: The Book of
Knowledge of Ingenious Mechanical Devices, a.y., s. 279.
220 Bkz. Enstitümüzün yaptığı tıpkıbasımın girişi s. VIII-
218 Bkz. Enstitümüzün yaptığı tıpkıbasımın girişi s. VIII. IX.
38 G İ R İ Ş

1154-1161) için kitabının kısaltılmış bir versi- ve sapmalar bir yana bırakılırsa, el-İdrīsī’nin
yonunu Üns el-Mühec ve-Ravḍ el-Furec adı haritası öncüsü olan dünya haritasını birçok
altında 72 parçaharita ekleyerek sağlamıştır. açıdan aşmaktadır. Mesela, Avrupa, özellikle
Gümüşten yapılmış yuvarlak dünya haritası Akdeniz bölgesi nispeten daha iyi gösterilmiş,
(Tabula Rogeriana) 1160 yılında isyancılar kuzey doğu Asya tamamen yeniden şekillen-
tarafından parçalanmış ve aralarında payla- dirilmiş ve orta Asya da gölleri ve ırmaklarıyla
şılmıştır. daha gelişmiş düzeyde ortaya konulmuştur.
Dünya haritasının ve parçaharitaların kop- Bunun ardından şöyle bir soru belirir: Aslında
yaları, birçok kez yapılmış kopyalamanın son yerinde yürütülmesi ve nesiller boyu devam
ürünü olarak coğrafya eserinin birkaç yazma etmesi gereken bir çalışmayı kaçınılmaz kılan
nüshası içerisinde bize ulaşmıştır. el-İdrīsī’nin bir haritayı nasıl olur da bir coğrafyacı otur-
bu haritaları nasıl yaptığına ve bütün çalış- duğu Sicilya’da gerçekleştirebilmiştir? Ben,
malarının coğrafya tarihi açısından önemine böyle bir çalışmanın sonucunun (haritalar
ilişkin sorulan soru çoktandır tartışılmakta ve da içeren) kitap olarak el-İdrīsī’ye gerçek-
hayli farklı şekillerde yanıtlandırılmaktadır. ten ulaşmış bulunduğuna inanıyorum. Bu
Haritaların nasıl oluşturulduğuna ilişkin soru- kitap Ḫānāḫ (Ġāġān veya Cānāḫ) b. Ḫāḳān
lan sorunun tartışılmasında, hemen hemen el-Kīmākī isimli birisi tarafından kaleme
sürekli olarak şu varsayımdan hareket edil- alınmıştır ve el-İdrīsī bu eseri kendi kay-
miştir: el-İdrīsī, Ptoleme’nin dünya haritasını naklarından birisi olarak zikretmektedir222.
model olarak önünde bulundurmuş olmalı- Göründüğü kadarıyla Kimak Türklerinden
dır. Elbette daha 20 yıl önce bulunmuş olan, bir hükümdarın coğrafi-kartografik eseri olan
Halife el-Meʾmūn (dönemi: 198-218/813-833) bu kitap, Arap-İslam kartografi geleneği içe-
coğrafyacıları tarafından yapılmış dünya hari- risinde oluşmuş bulunan “haritası yapılacak
tası ve parçaharitalar bu tartışmalar sırasın- yerde uzun süreli veri toplama” yöntemini asıl
da göz önüne alınamazdı. Sorunun ayrıntılı almıştır. el-İdrīsī’deki kuzey ve kuzey doğu
bir tartışmasının Geschichte des arabischen Asya sunumu, el-Meʾmūn coğrafyacılarının-
Schrifttums isimli kitabımın 10 ve 11. ciltlerin- kine nispetle oldukça yenidir –tabî ki sözde
de ve ayrıca müsvedde halde bulunan beşeri Ptoleme haritalarını burada dile getirmeye
coğrafya hakkındaki ciltte yer aldığına işaret bile gerek yok– ve 18. yüzyıla kadar Avrupa’da
ederek görüşümü çok kısa bir şekilde aşağıda çizilmiş dünya haritalarının çoğunda bu şekil
ifade ediyorum: Aslında harita çizimine bir görülmektedir. Bildiğim kadarıyla şimdiye
girişten ibaret olan Ptoleme Coğrafyası, çok kadar hiçbir coğrafya tarihçisi, Avrupa harita-
büyük bir ihtimalle hiçbir harita içermemek- larındaki bu Asya formunun nereden geldiği
teydi. Ptoleme’ye atfedilen haritalar 13. yüz- sorusunu sormamıştır.
yıldan 14. yüzyıla geçiş döneminde Bizanslı Kanaatimce el-İdrīsī’nin dünya haritası, yeter-
Maximos Planudes tarafından, Ptoleme’nin sizliklerine rağmen, el-Meʾmūn haritasının,
kitabındaki koordinatlar temel alınarak ve Arap-İslam kültür çevresinde ortaya çıkışın-
muhtemelen el-Meʾmūn coğrafyacılarının dan beri kartografinin geçirmiş olduğu geli-
dünya haritasından istifade edilerek kaza- şimi takip etmemize olanak tanımaktadır.
nıldı221. Bugün biz, el-İdrīsī’nin, el-Meʾmūn Ayrıca bu harita, uzun süreden beri tartışılan,
haritalarını model olarak göz önünde bulun- portolan diye adlandırılan haritaların köke-
durduğunu ispat edebiliriz. Enlem-boylam ninin ne olduğu ve 13. - 14. yüzyılda Avrupalı
ağının ortadan kaldırılması ve yerine sehven denizciler ve kartograflar arasında nasıl «bir-
yedi iklimi gösteren eşit aralıklı paralelle- denbire ortaya çıkabildiği» sorusunu cevap-
rin konulması gibi göze çarpan bazı hatalar
222 Nüzhet el-Müştāq, Opus geographicum içerisinde ed.
Bombaci, A. ve diğerleri: Neapel ve Roma 1970-1984, Cilt
221 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 50-57. 1, s. 5; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 349.
G İ R İ Ş 39

landırmamıza yardımcı olmaktadır. reografik projeksiyona aktarma girişiminde


el-İdrīsī dünya haritasının kartografya tari- bulunduk, bize ulaşan küresel dünya haritası
hi açısından değerlendirilmesi bir olgunun bu işlem sırasında gerektiğinde tamamlayıcı
açığa kavuşturulmasını gerektirmektedir: olarak kullanıldı. İnanıyoruz ki bizim oluş-
Onun Coğrafya’sının bazı el yazmalarında turduğumuz harita el-İdrīsī’nin tasavvurlarını
bize kadar ulaşan ve birçok kez kopyalanmak- daha iyi yansıtmaktadır ve bu nedenle bir pos-
tan dolayı yıpranan dairesel dünya haritası, ter halinde yayınladık.
Konrad Miller’in takdire şayan Mappæ arabi- el-İdrīsī’nin kitabının metinsel içeriğine iliş-
cæ223 (1926-1931) adlı çalışmasından önce çok kin şunlar söylenebilir: Biz, onun Arapça
az sayıda oryantalist tarafından biliniyordu. kaynakları yoluyla, Avrupa ülkeleri coğrafyası
Miller kitabında dairesel dünya haritasının ve konusunda çok geniş bilgiler elde etmekte-
parçaharitaların bize kadar ulaşmış kopyala- yiz. Keza el-İdrīsī’nin Sicilya, İtalya, Fransa,
rını ve aynı zamanda parçaharitaları birleştir- Almanya, İskandinav, Slav ve Balkan ülkeleri
mek suretiyle bir dünya haritası yayınladı. el- Avrupalı arabistler tarafından çok ciddi bir
İdrīsī’nin dairesel bir dünya haritası çizdiğini şekilde incelenmiştir224.
bizzat kaydetmesine ve bu haritanın birçok Bu zaman diliminde felsefe alanında yeni bir
el yazmasında bize kadar ulaşan kopyaları- akım doğdu: İşrak felsefesi (felsefe el-işrāḳ).
nın dairesel olmalarına rağmen, Miller bu Bu ekolün kurucusu Şihābeddīn Yaḥyā b.
dünya haritasının dikdörtgen şeklinde olması Ḥabeş es-Sühreverdī (ö. 578/1191)’dir. Felsefi
gerektiğine kanaat getirmişti (Katalog III, sisteminin temeli bir ışık metafiziğidir. « O,
s. 28). Orijinali yeniden elde etmek için 70 varlık ve yokluğu, cevher ve arazı, sebep ve
adet dikdörtgen parçaharitayı bir araya geti- sonucu, düşünce ve duyguyu, ruh ve bedeni,
rerek birleştirme yoluyla el-İdrīsī’nin orijinali kısaca herşeyi işrāḳ öğretisiyle açıklamak-
kaybolan dünya haritasını bu şekilde orta- tadır. O yaşayan, hareket eden ve var olan
ya koymanın doğruluğuna kendisini inandır- herşeyi “ışık” olarak görmekte, hatta onun
mıştı. Miller tarafından yayınlan bu dörtgen Tanrı kanıtı bile bu sembol üzerine kurgulan-
şeklindeki dünya haritası geniş çapta yaygın- maktadır.»225
lık kazanmıştır. Bu haritada dünyanın kuzey Bu yüzyıl filolojide bilimsel alanların ter-
kısmı, ekvatoral bölgeler genişiliğini alıyor, minolojisine, yabancı dillere ve Arapça’daki
bunun sonucu olarak kartografik “resim” yabancı dil unsurlarının araştırmasına yönelik
deforme edilmiş bulunuyor, aynı zamanda sürekli artan bir ilgi kendini göstermekte-
kuzey Asya ve Afrika’nın şekilleri kayboluyor. dir. Bu ilginin bir önceki yüzyılda öncüleri-
Burada söz konusu olan haritayı Miller’in el- nin bulunmadığı düşünülemez. Örnek olarak
İdrīsī’nin parçaharitalarına dayanarak elde yukarıda adı geçen el-İdrīsī’nin bitkiler kitabı,
ettiğini, kitabın içerisinde bize kadar ula- el-Cāmiʿ li-Ṣıfāt Eştāt en-Nebāt ve-Ḍurūb
şan dünya haritasının ise dairesel olduğu- Envāʿ el-Müfredāt226, anılabilir. 1200’den
nu ve ikisi arasında oldukça büyük farkla-
rın bulunduğunu bilenlerin sayısı çok azdır.
Elektronik bilgi işleme yardımıyla parçahari- 224 Bu konudaki çalışmaların büyük bir çoğunluğu In-
taları dikey olarak derecelendirme ve bir ste- stitut für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissen-
schaften tarafından, Frankfurt, bir araya getirilmiş ve
tekrar basımları yapılmıştır: Islamic Geography serisi
223 Mappæ arabicæ. Arabische Welt- und Länderkarten içerisinde Cilt 2-8.
des 9.-13. Jahrhunderts in arabischer Urschrift, latein- 225 van den Berg, S.: as-Suhrawardī, Enzyklopädie des

ischer Transkription und Übertragung in neuzeitliche Islām içerisinde Cilt 4, Leiden ve Leipzig 1934, s. 547-
Kartenskizzen. Konrad Miller tarafından giriş mahiyetin- 548.
deki metinlerle yayınlanmıştır, 6 Cilt, Stuttgart 1926-1931 226 Institut für Geschichte der Arabisch-Islamischen
(Tekrarbasım: Islamic Geography serisi içerisinde Cilt Wissenschaften tarafından tıpkıbasımı yapılmıştır,
240-241). Frankfurt 3 Cilt 1995.
40 G İ R İ Ş

fazla bitkisel ilaca «yaklaşık bir düzine dilden el-Hādī li-eş-Şādī isimli bu konuda kaleme
binlerce sinonim»227 toplamıştır228. Bağdatlı alınmış eserlerindeki malzemeleri bir araya
filolog Ebū Manṣūr Mevhūb b. Aḥmed el- getirilmiştir234.
Cevālīḳī229 (ö. 539/1144) kitaplarından biri- Burada bir de 6./12. yüzyılda savaş tekniği
sini, Arapça’ya alınmış yabancı kelimeler alanında kaydedilen ilerlemelerden bahse-
ve Arapçalaşmış kelimelere hasretmiştir dilecektir. 1948 yılında Claude Cahen tara-
(Kitāb el-Muʿarreb). Şimdiye kadar tama- fından ilgili uzmanların bilgisine sunulan bir
men bilinmez olarak kalmış, nispeten hacimli kitap, bu konu hakkında çok faydalı bilgiler
bir Arapça-Farsça sözlük olan eṣ-Ṣaḥīfa el- taşımaktadır. Bu bilgiler konunun uzmanı
ʿAẕrā’daʾ230 yazar Muḥammed b. ʿÖmer en- tarihçilerin bazı tez ve hipotezlerinin savunu-
Nesefī231 tarafından kendisinin iki öncülü, el- lamaz olduğunu göstermektedir. Söz konusu
Ḥuseyn b. ʿAlī ez-Zevzenī’nin232 (ö. 486/1093) olan eser, Eyyubi Sultanı Ṣelāḥaddīn (döne-
Kitāb el-Maṣādir ve Aḥmed b. Muḥammed mi: 569-589/1174-1193) zamanında Murḍā
b. Aḥmed el-Meydānī’nin233 Kitāb es-Sāmī ve b. ʿAlī b. Murḍā eṭ-Ṭarsūsī (Katalog Cilt
V, s. 94) tarafından yazılmış olan Tabṣıra
Arbāb el-Elbāb isimli eserdir. Bu eserde
227 Meyerhof, Max: Über die Pharmakologie und Botanik
birçok şeyin yanı sıra büyük bir tatar oku
des arabischen Geographen Edrisi, Archiv für Geschich-
te der Mathematik, der Naturwissenschaft und der Tech-
(arbalet) (ḳavs ez-ziyār) tanıtılmaktadır. Bu
nik içerisinde (Leipzig) 12/1930/45-53, 236, özellikle s. aletin o döneme kadar yapılmış olanların
51 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi içerisinde Cilt en büyüğü, en uzun menzillisi ve en etkilisi
96, s. 59-68, özellikle s. 65); aynı yazar: Die allgemeine olduğu rivayet edilmektedir. Onun, birbiri-
Botanik und Pharmakologie des Edrisi, Archiv für Ge- ne yapıştırılmış çok sayıdaki ahşap ve boy-
schichte der Mathematik, der Naturwissenschaft und der nuz plaka katlarından oluşan devasa yayı, bir
Technik içerisinde (Leipzig) 12/1930/225-236, özellikle
çark kullanılarak (yaklaşık yirmi kişi yerine)
226 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi içerisinde Cilt
96, s. 69-80, özellikle s. 70). bir ya da iki kişi tarafından gerilebiliyordu. Bu
228 el-İdrīsī eserini oluştururken muhtemelen el-Bīrūnī’yi tür tatar oku (arbalet) Avrupa’da 13. yüzyılda
örnek almıştır. el-Bīrūnī bitki ilaçları kitabında, Kitāb ortaya çıkmaya başladı. Leonardo da Vinci’nin
eṣ-Ṣaydana’da, birçok bitkisel ilaç için onlarca dilden bu tarz bir fırlatma aletinin dev bir modelini
değişik isimler ilave etmiştir «hemen her zaman Yunanca, resmetme fantazisini muhtemelen bu canlan-
Süryanca, Farsça, Hintçe ve sıklıkla da İbranca, merkez dırmıştır (Katalog Cilt V, s. 119). Görüldüğü
ve güney Asya dilleri (Hwarizm, Belh, Tohar, Zabul, Si-
cistan, Sind ağız ve dillerince vb.)», bkz. Meyerhof, M.:
kadarıyla haçlı seferleri, Müslümanları Suriye
Das Vorwort zur Drogenkunde des Bērūnī, Quellen und ve Mısır’da kendilerini olabildiğince etkili
Studien zur Geschichte der Naturwissenschaften und der silahlarla savunmaya itmiştir. Bu tür silahla-
Medizin içerisinde (Berlin) 3/1933/157-208, özellikle 170 rın geliştirilmesi 7./13. ve 8./14. yüzyıla kadar
(Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi içerisinde Cilt 96, devam etmiştir.
s. 171-240, özellikle 184).
229 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 1, s. 280, Suppl. Cilt
1, s. 492. 233 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 1, s. 289, Suppl. Cilt
230 Benim bildiğim tek nüsha İstanbul’da Topkapı Sarayı 1, s. 506-507.
Müzesi Kütüphanesinde bulunmaktadır, III. Ahmet, no. 234 Maḥmūd b. ʿÖmer ez-Zemaḫşerī’nin Muḳaddime el-
2707 (649 H.), bkz. F. E. Karatay’ın hazıladığı katalog Cilt Edeb isimli eserini 6./12. yüzyılın Arapça-Farsça sözlüğü
4, s. 29. olarak göz önünden bulundurmuyorum. Bu kitabın bir-
231 Eserdeki bazı işaretlerden en-Nesefī’nin el- çok el yazmasında rastlanan Farsça, Türkçe ve Moğolca
Meydānī’nin bir çağdaşı olduğu sonucuna varılabilir. kelimeler daha sonraki dönemlerin ilaveleri gibi görünü-
232 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 1, s. 288, Suppl. Cilt yorlar, bkz. Grotzfeld, Heinz: Zamaḫšarī’s muqaddimat
1, s. 505. al-adab, ein arabisch-persisches Lexikon? Der Islam içe-
risinde (Berlin) 44/1968/250-253.
G İ R İ Ş 41

doğru) aynı mesafeleri kateden orta noktaları


7./13. Yüzyıl bulunmaktadır. Bu Ptoleme modeliyle orta-
7./13. yüzyıl bütün bilim dallarında, bir önceki ya çıkan, hareketlerin tekdüzeliğinin neden
yüzyılda uğraşılan disiplinlerin gelişimindeki olduğu aksaklığı Naṣīreddīn çifte episikller
devam eden yaratıcılığı ortaya koymaktadır. yoluyla bertaraf etmektedir. Bu modelde bir
Ayrıca bu yüzyılın karakterisik yanı şudur; küçük bir daire (ki bunun yarıçapı büyük
önceki nesillerden devralınan disiplinlerin dairenin yarıçapının yarısıyla ve böylelikle
mümkün olabildiğince sistemleştirilmesi, ilk eksantrik uzunluğunun yarısıyla örtüşür)
defa çok kesin tanımlanan disiplinler for- büyük daire içerisinde (yani büyük dairenin
munda inşa edilmesi veya zaman içerisinde orta noktasıyla daire çizgisi arasında) ters
kazanılan ilerlemeler göz önünde bulundu- yönde batıdan doğuya doğru hareket eder235.
rularak yeniden ele alınıp işlenmesi. Gerçi Naṣīreddīn, bu modelini kendisinin tasarladı-
yeri gelince ileride bahsedilecekse de burada ğı ve şu şekilde dile getirdiği yardımcı teorem
şu nokta dile getirilmelidir: Bilimleri sürekli üzerine inşa etmektedir236: «Bir daire içeri-
geliştirme sürecinin sözü edilen son karakte- sinde daha küçük bir daire yuvarlandığında,
ristik yöntemi en iyi örneklerini, Naṣīreddīn onun [büyük olanın] yarıçapı diğerinin [küçük
aṭ-Ṭūsī’nin Yunan ve Arap bilginlerin meşhur olanın] yarıçapının iki katı kadarsa, akabinde
eserlerini “yeniden ele alarak işleme”lerinde küçük dairenin her bir noktası, yuvarlanma
bulmuştur ki o bu çalışmalarını taḥrīr olarak esnasında büyük dairenin çapını tanımlar.»237
adlandırıyordu. Bu önerme daha sonra Kopernik’de (ö. 1543),
Bu yüzyılın duraklama başlangıcını da içerdi- Ludovico Ferrari’de (ö. 1565) ve Philippe de
ğine ilişkin görüş, talihsiz olduğu kadar tarihi la Hire’de (ö. 1718) yeniden ortaya çıkmak-
olgularla çelişen ve Arap-İslam bilimleri tari- dır238.
hi konusunda bir zamanlar tam bir bilgisizlik Naṣīreddīn aṭ-Ṭūsī’den çok kısa bir süre sonra
içerisinde ortaya atılan bir görüştür. Halbuki Müʾeyyededdīn el-ʿUrḍī (670/1272’den önce)
durum bunun tam tersidir. ve muhtemelen onun ardından Ḳuṭbeddīn
Astronomi alanının teorik yöndeki ilerlemesi, eş-Şīrāzī (ö. 710/1311) birbirlerine büyük
İbn el-Heysem ve Ebū ʿUbeyd el-Cūzecānī ölçüde benzeyen iki yeni model geliştirdiler.
tarafından başlatılan Ptoleme gezegenler Böylelikle oldukça ilginç bir Merkür modeli
modelinin tashihi denemelerinde kendini gös- ortaya çıkmış bulunuyordu239.
termektedir (bkz. 5./11. yüzyıl). Ptoleme’nin
kendi gezegenler modeline aequansı (geze- 235 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 35.
genlerin yörüngelerini sınırlayıp merkezle- 236 Bkz. et-Teẕkire fī ʿİlm el-Heyʾe, el yazması Paris, Bib-
ri Dünya’nınkinden ayrı ve yörüngelere eşit liothèque nationale, ar. 2509, varak 37b-38a; Fransızca
varsayılan daireler) sokmasıyla zedelediği eşit çevirisi de Vaux, Bernard Carra: Les sphères célestes sur
dairesel hareketler prensibini yeniden oluş- l’histoire de l’astronomie ancienne, Paris 1893, appendice
turmak için Naṣīreddīn aṭ-Ṭūsī çığır açacak VI, pp. 337-361, özellikle s. 348 (Tekrarbasım: Islamic
Mathematics and Astronomy Cilt 50, s. 161-185, özellikle
bir teşebbüste bulunmuştur. Kendi modelin- s. 172).
de o, aequans modelinin merkez noktasını 237 Curtze, M.: Noch einmal über den de la Hire zuge-
muhafaza ederek, ortası deferentin (geze- schriebenen Lehrsatz, Bibliotheca Mathematica (Berlin)
genlerin yörüngesinin) orta noktasını veren 9/1895/33-34; Cantor, M.: Geschichte der Mathematik
eksantrik (Dünya’nın merkezi ile gezegen- Cilt 1, s. 780; Tropfke, J.: Geschichte der Elementar-Ma-
lerin yörüngelerinin merkezleri arasında thematik Cilt4, 2. Baskı Berlin ve Leipzig 1923, s. 126.
bulunduğu düşünülen fark uzunluğu) boylamı 238 Tropfke, J.: Geschichte der Elementar-Mathematik
ek yörünge (episikl) çapına eşit bırakır. (Ek Cilt4, s. 126.
yörüngelerin) orta noktaları deferent üzerin- 239 Bkz. The astronomical work of Muʾayyad al-Dīn al-

de doğudan batıya doğru hareket eden geze- ʿUrḍī. A thirteenth century reform of Ptolemaic astron-
gen episikllerinin eş zamanlı olarak (doğuya omy. Kitāb al-Hayʾah, yayınlayan George Saliba Beyrut
1990.
42 G İ R İ Ş

7./13. yüzyılın astronomi alanındaki en önemli bilimlerinin tipik gelişmesine şahitlik etmekte
başarılarından birisi de, Urmiye gölünün güney olup geleceğin matematikçi nesillerini çok
doğusunda bulunan Merāġa’da bir rasatha- derinden etkilemiştir. aṭ-Ṭūsī’nin geometri
ne kurulmasıdır. Bu proje yaklaşık 657/1259 alanında (bkz. Katalog III, s. 127) ileride bah-
ve 668/1270 yılları arasında Batı Moğol sedilecek olan, paraleller öğretisinin geliştiril-
İmparatorluğu’nun kurucusu Hulâgu’nun mesinde oynadığı rolün yanı sıra onun bileşik
emriyle, Naṣīreddīn aṭ-Ṭūsī’nin yönetiminde, oranlar teorisine yaptığı katkı da anılmalıdır.
Bağdat ve Suriye’de faaliyette bulunurken Onun paraleller öğretisi 18. yüzyılda Öklidci
buraya getirilen bir grup astronom tarafından olmayan geometrinin doğmasına yol açmıştır.
gerçekleştirilmiştir. Astronomik gözlem ama- Onun «Oranları ölçme» teorisi de Gregorius a
cıyla inşa edilmiş büyük ana bina ve burada ilk Sancto Vincentio’nun (1584-1667) «Oranların
kez inşa edilmiş devasa aletlerle gerçekleştiri- İsimlendirilmeleri»inde kendini gösteriyor241.
len bu girişim, Arap-İslam kültürü içerisinde Bu yüzyılda matematiksel coğrafya alanında
rasthaneler tarihi bakımından çığır açıcı bir gerçekleştirilen başarılar hem niteliksel hem
öneme sahiptir. Biz bu girişimin etkilerini 16. de niceliksel olarak olağanüstü büyüklükte ve
yüzyıla kadar İslam dünyasında takip edebil- geleceği belirleyecek önemdedir. İslam dün-
diğimiz gibi, Avrupa’da 16. yüzyılın ortaların- yasının batısında Ebū el-Ḥasan el-Marrākuşī
da başlayan gelişimde de görebiliriz. (yaklaşık 600-680/1203-1280), doğu veya batı
Bu yüzyıl için karakteristik olan, öncüler ufkunun üzerinde bulunan sabit yıldızların,
tarafından kazanılmış başarıların geliştiril- bir usturlap aracılığıyla tespit edilen yüksek-
mesi ve mantıksal olarak sistemleştirilme- likleri sayesinde mekanlar arasındaki zaman
si gayretinin en veciz örneklerinden birisini farklarını ve dolayısıyla boylam farklılıkla-
Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī, trigonometriyi ilk defa rını belirlemeye ilişkin bir metot tanıtmak-
bağımsız bir disiplin halinde sunan Kitāb eş- tadır242. el-Marrākuşī ayrıca bu problemi
Şekl el-Ḳaṭṭāʿ isimli eseriyle vermektedir. Bu usturlap kullanmadan çözebilecek bir yöntem
büyük hizmet, 19. yüzyılın sonlarına doğru de önermektedir. Geschichte des arabisc-
gerçek durumun A. von Braunmühl tara- hen Schrifttums’un 10. cildinde açıklanan bu
fından ortaya konulmasına dek, uzun yıllar problem ve çözümü en geniş anlamıyla, bir
boyunca J. Regiomontus’a atfedilmiştir (bkz. sabit yıldızın yükseklik ve azimutundan [hare-
Katalog III, 135 vd.). Küresel trigonometri- ketle] onun saat açısının, diğer bir deyimle, bir
nin temel unsuru olan ve Avrupa’da ilk kez sabit yıldızın meridyen çizgisinden geçişinden
François Viète’de (1540-1603) ortaya çıkan itibaren belirlenen gökkubbesinin dönüşü ve
“polar üçgen” veya “supplementer üçgen” de yıldızın merkezinden hesaplanmasıdır243.
Naṣīreddīn’e dayanmaktadır. Gerçi bu, daha
önceleri Ebū Naṣr b. ʿIrāḳ tarafından bulun-
muştu ama ilk kez Naṣīreddīn aṭ-Ṭūsī tarafın-
dan açık bir şekilde tasvir edilmiştir240.
Naṣīreddīn aṭ-Ṭūsī’ninkiyle aynı olmayan 241 Bkz. Juschkewitsch, A.P.: a.e., s. 255; Sezgin, F.: a.e.,
fakat çok büyük bir ihtimalle onun yüzyılında Cilt 5, s. 58.
242 Ebū el-Ḥasan el-Marrākuşī, Cāmiʿ el-Mebādiʾ ve-
ortaya çıkmış olan Öklid “Elementler”inin bir
“yeniden ele alınıp şekillendirilmesi” çalışma- el-Ġāyāt, tıpkıbasım Frankfurt 1984, Cilt 1, s. 153-154,
160; Schoy, C.: Längenbestimmung und Zentralmeridian
sı 1594 yılında aṭ-Ṭūsī’nin kitabı olarak yayın-
bei den älteren Völkern, Mitteilungen der K.K. Geogra-
landı. Bu eser de 7./13. yüzyıl Arap-İslam phischen Gesellschaft içerisinde Viyana 58/1915/25-62,
özellikle s. 39-43 (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi
içerisinde Cilt 18, s. 36-71, özellikle s. 48-52); Sezgin, F.:
240 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 57 ve Katalog III, 133 a.e., Cilt 10, s. 170.
vd. 243 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 168-171.
43

Elbette saat açısının belirlenmesi yöntemi- zaten bunu iddia etmemektedir. Tam tersine
ne ve boylam farklarının tespitinde küresel o, bizzat kendisi tarafından belirlenen koor-
trigonometrinin kullanımına ilk olarak el- dinatları, daha önceden beri varolanlardan
Marrākuşī’de rastlıyor değiliz. Evvelce el- ayırmak için, kırmızı mürekkeple belirgin ve
Bīrūnī kendi hocaları tarafından küresel üçgen tanınır hale getirdiğine işaret etmektedir245.
için varılan sonuçları matematiksel coğrafya- Bu koordinatların önemini, 19. yüzyılın orta-
nın hizmetine sunmuştu. Sonraki nesillerde larında coğrafya tarihçisi Joachim Lelewel246
–el-Marrākuşī’nin çalışmasını iyice tanıyoruz– gereği ile takdir etmiş, bunu bir «coğrafya
daha ileri götüren bir gelişim bulmaktayız. Bu reformu» diye değerlendirmiştir: «İspanya
gelişimde yerel saatin belirlenmesi için trigo- çok faydalı bir doğrultmayla daha önceki kar-
nometrik-astronomik bütün yardımcı araçla- tografyada çok büyük olarak abartılan boyut-
rın sabit yıldızlar gözlemi yoluyla sistematik larından kurtuluyor; bu abartmanın sonucu
bir şekilde hizmete sokulmasıdır. Bu, sabit yıl- olarak Afrika’nın kuzey batı tarafı aşağıya
dızların yükselmeleri ve eğimlerinden hareket doğru itilmiş ve İspanya’nın büyük bir kısmı
prensibini gittikçe daha çok ilk aşamada tutan kuzeye çıkmış ve de batıya doğru uzatılmış-
astronomik gözlem tekniğiyle Avrupa’da 16. tı». el-Marrākuşī’nin tashihleri sonucunda
yüzyılın ikinci yarısında Tycho Brahe’de kar- Mağrip’teki bütün yerler enlemsel olarak
şılaşmaktayız244. yukarı doğru çıkarılmış ve böylelikle de ger-
Bahsi geçen coğrafi boylam belirlemeye yöne- çekte olmaları gereken pozisyona kavuşmuş-
lik özgün yöntemi Ebū el-Ḥasan el-Marrākuşī lardır.
gerçekten kullanmış görünmektedir. O geriye Bağdat’ın batısında ve doğusunda bulunan
130 yerin koordinatlarını içeren bir çizelge bölgeleri, mümkün olabildiğince tam ve doğru
bırakmıştır. Bu çizelgenin coğrafya tarihin- bir şekilde astronomik-coğrafik kapsama çaba-
deki önemi, Akdeniz kıyı şehirlerinin ve İber larının 5./11. yüzyılın ilk yarısında birbirlerin-
yarımadası ile kuzey Afrika’daki birçok yerin den bağımsız başladığı, bugün tatmin edici bir
önemli ölçüde düzeltilmiş enlem ve boylam tarzda belgelenmiş görünmektedir247. İslam
derecelerini içermesinde bulunmaktadır. Bu dünyasının batısında yapılan ölçüm sonuçla-
sayede, Ptoleme Coğrafyası karşısında 19° rından birisi de şudur: Marinos- Ptoleme’den
lik ve el-Meʾmūn coğrafyacılarının ulaştığı alınan, Kanarya adalarından geçen sıfır
sonuçlarla karşılaştırıldığında ise 8° lik bir meridyeni, Atlas Okyanusuna doğru 17°30'
düzeltme ile el-Marrākuşī Akdeniz boylamı- daha batıya, yani Toledo’nun 28°30' daha
nın ölçümünde modern değere 2° - 3° kadar batısına kaydırılmıştır. Batı yarımküresinde-
yaklaşmış ve Toledo ile Bağdat arasındaki ki bu boylam derecesi tashihinden sonra,
boylam farkını 51° 30' lık bir değerle benzer bize kadar ulaşan en eski coğrafi-koordinat
şekilde düzeltmiştir. tablolarından birisinde Roma’nın 45°25' ve
İspanya’dan Bağdat’a kadar uzanan çok büyük İstanbul’un (Constantinople) 59°50' lik tashih
coğrafi bir bölgenin koordinatlarının böylesi- edilen değerleri görülmektedir. Her defasın-
ne derinden ve hassas şekilde düzeltilmesi- da 28°30' lık değerin çıkarılmasından sonra
nin tek bir insan tarafından başarılamayacağı (Roma 16°50'; İstanbul 31°20') bu değerler
ve bir insan ömrü içerisinde yapılamayacağı bugünkü değerler (Roma 16°30'; İstanbul
bir gerçektir. Ebū el-Ḥasan el-Marrākuşī de
245 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 171.
246 Géographie du moyen âge, Cilt 1, Bürüksel 1852, s.
138; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 154-167.
244 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 171. 247 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 154-167.
44 G İ R İ Ş

32°57') karşısında Roma için sadece 20' daha natlar çizelgeleri ile ya da Arap çizelgelerin bir
büyük, İstanbul için ise 1°37' daha küçüktür. veya her iki türüyle bağlılıklarını gösteriyorlar.
Toledo’ya 51°30' lık boylam farkı ve doğuda Ayrıca vurgulanmalıdır ki bu tespit, bu hari-
bulunan merkez meridyene 10° lik bir uzaklık- taların Avrupalılar tarafından Arap çizelge-
la Bağdat’ın boylam derecesi 80° olarak tespit lerinin koordinatlarına göre çizilmiş haritalar
edilmiştir248: olduğu gibi yanlış bir sonuca götürmemelidir.
Bu haritalar daha ziyade, zaman zaman Arap-
İslam dünyasından Avrupa’ya ulaşan farklı
kalitedeki haritaların ya kopyalarıdır ya da
onlara dayanarak kazanılan yeni ürünlerdir.
5./11. yüzyıldan itibaren İslam dünyasının batı
ekolü coğrafyacıları ve astronomları tarafın-
Alexander von Humboldt 1843 yılında Asie dan ulaşılan, meskûn dünyanın batı sınırı ile
centrale isimli eserinde, Libros del saber de Bağdat arasındaki boylam dereceleri üzerinde
astronomía’nın (1262-1272 yılları arasında ulaşılan radikal tashihler bu alanla uğraşan
Kastilya kralı Alfons’un emriyle tamamlan- bilginlerin çoğunluğu tarafından hemen far-
mıştır) çizelgelerinde de çifte sıfır meridye- kedilmemişti. Gerçi batı ekolünden olmayan
ninden bahsedildiğine dikkat çekmektedir249. bazı çizelgelere bu tür düzeltmeler daha 5./11.
Bugün biz, her iki sıfır meridyenine göre yüzyıldan itibaren girmiştir252 fakat yine de
yapılmış enlem-boylam çizelgelerinin 12. bunlar, genelde Bağdat’ın batısında bulunan
yüzyılın ilk yarısından itibaren İspanya dışı yerlerle sınırlı kalmışlardı. 5./11. yüzyılın orta-
Avrupa’ya da geçiş yolu bulduğunu ispatla- larından itibaren Bağdat’ın hem doğusu hem
yabilecek durumdayız. İlkin ağır ağır ortaya de batısı için elde edilmiş boylam derecele-
çıkan, sonraları yaklaşık 14. yüzyılın başların- ri tashihlerini standartlaştırma yolunda ciddi
dan 18. yüzyıla kadar, mantar misali topraktan bir inisiyatif yani Bağdat’tan itibaren doğuya
fışkırırcasına Avrupa’da ortaya çıkan yüzler- doğru sayılan boylam derecelerini Toledo’nun
ce çizelge araştırıldığında şu sonuca varılır: batısından geçen 28°30' lik sıfır meridyenine
Onlar ya Arapça örneklerin yanlışlıklarla dolu taşıma inisiyatifi için 300 yıl kadar bir zaman
kopyaları veya farklı başlangıç meridyenine geçmesi gerekiyordu.
göre kazanılmış boylam derecelerini içeren Kartografya tarihi açısından bakıldığın-
ve kısmen de Ptoleme’nin Coğrafya’sından da bu devrimsel çığır açış, doğulu astronom
Naṣīreddīn aṭ-Ṭūsī (ö. 672/1274) ile batılı
ulaşan karman çorman çizelgelerdir 250.
astronom Muḥyiddīn Yaḥyā b. Muḥammmed
Aynı zamanda Geschichte des arabischen
b. Ebū eş-Şükr el-Maġrībī’nin (ö. 680/1281)
Schrifttums’ta251 da ayrıntılı bir şekilde işlen-
tarafından 670/1272 yılından çok kısa bir süre
miş olan bir olguya işaret edilmelidir: 16. yüz-
önce, Merāġa’da kurulmuş olan rasathane-
yılın ikinci onluğundan 18. hatta 19. yüzyıla deki ortak çalışmalar sonucunda gerçekleş-
kadar Avrupa’da çizilmiş olup enlem-boylam tirilmiştir. Yani Bağdat’ın batı ve doğusunda
ağı taşıyan dünya haritaları ya karma koordi- zamanla kazanılan boylam derecelerini bağ-
daştırma bu iki bilginin astronomik çizelge
eserlerinde yani ez-Zīc el-İlḫānī ve Edvār el-
248 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 162.
249 Bkz. Schoy, C.: Längenbestimmung und Zentral-
meridian bei den älteren Völkern, adı geçen yer, s. 54
(Tekrarbasım: adı geçen seri, s. 63); Sezgin, F.: a.e., Cilt
10, s. 162-213.
250 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 205-267.
251 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 85-154. 252 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 164.
G İ R İ Ş 45

Envār medā ed-Duhūr ve-el-Ekvār’da tutarlı dünya haritalarından çok daha fazla, okya-
bir şekilde gerçekleştirilmiştir253 nus tarafından çevrelenmiş meskûn dünya-
Eğer, Ebū el-Fidāʾ İsmāʿīl b. ʿAlī’nin (ö. nın ileri düzeyde temel tasvirini vermektedir.
732/1331) büyük boyutlu mukayeseli coğrafî Yukarıda bahsedilen faktörlerden birisi de,
koordinatlar çizelgelerinin, Bağdat’ın batı- meskûn dünyanın batı ve doğu arası genişliği
sındaki yerlerin çok incelikli tashihlerini önemli ölçüde daraltılmıştır256.
henüz içermediğini gözönüne alacak olursak, Kartografya tarihinde şimdiye kadar dikkate
Merāġa’da gerçekleştirilmiş bağdaştırma işini alınmayan, 7./13. yüzyıldan 8./14. yüzyıla geçiş
haklı olarak kartografya tarihinde devrimsel döneminde doğan bir tarih kitabında257 veri-
bir çığır açış olarak değerlendirebiliriz. Bu len bir habere göre, 664/1265 yılında Bağdat
girişimin önemi iki örnekte okunabilir: Toledo Rasathanesi’nde Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī yöneti-
(28°30') ile Ġazne (104°20') arasındaki boy- minde özel bir kâğıt hamurundan mamul bir
lam farkı, bugünkü değer 72°22' ya göre 3°28' küre üzerine dünya haritası yapılmıştır. Buna,
lık çok küçük bir hatayla 75°50' olarak tespit Sung Lien (1310-1381) tarafından oluşturul-
edilmiştir. Roma (45°27') ile Hindistan’daki muş Yüān Hanedanı’nın salnamelerindeki
Daybul (102°30') arasındaki fark, bugünkü bir haber tam olarak uymaktadır. Bu haberde
değer 55°15' ya göre 1°48' gibi daha da küçük batıdan (yani orta Asya’dan) Çin’e getiril-
bir hatayla 57°03' olarak hesaplanmıştır. Bir miş bir aletten bahsedilmektedir. Bu haberde
bütün olarak bakıldığında bu boylam derece- 1267 yılında (yani Naṣīreddīn aṭ-Ṭūsī’nin ölü-
leri Avrupalı haritacılar tarafından ilk olarak münden 7 yıl önce) Cemāleddīn adında birisi
19. ve 20. yüzyılda peyder pey biraz daha tarafından Moğol hükümdarı Kubilay Han’a
düzeltilme imkanına kavuşmuştur. verilen 6 astronomik araç ve bir yeryüzü
Bizim tahminimize göre, ilk kez köklü bir şekil- küresi tanıtılmaktadır. Bu yeryüzü küresinin
de tashih edilen koordinatlara dayanarak çizil- ahşaptan olduğu, yedi denizin yeşil, üç kara
miş haritalar daha 7./13. yüzyılın ikinci yarısın- parçasının ise ırmakları, gölleri vs. açık renk-
da ortaya çıkmıştır. Böyle bir tahmine götüren li (beyaz) olarak resmedildiği bildirilmekte-
bazı olgular bulunmaktadır. Bunlardan birisi, dir. Bölge büyüklüklerinin ve bütün yolların
Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī’nin et-Teẕkire fī el-Heyʾe uzunluklarının hesaplanabilmesi için küçük
isimli eserinin günümüzde kayıp olan bir el kareler çizilmiştir258. «Küçük kareler» ifade-
yazması, muhtemelen müellif nüshası, bu sinden birbirlerini kesen enlem ve boylam
tarz bir dünya haritası içermekteydi. Joseph dairelerinin kastedildiği kuşkusuzdur. Ayrıca,
Needham254 tarafından orijinaline dayanıla- elçi Cemāleddīn ile Moğol İmparatorluğu’nda
rak yapılan ve 1959 yılında yayınlanan kopya255 Kubilay tarafından kurulan rasathanenin ilk
çok kaba taslak tarzda olmasına rağmen bize müdürünün aynı kişi olduğu ispatlanmış bulu-
el-Meʾmūn coğrafyacılarının ve el-İdrīsī’nin nuyor. Cemāleddīn ayrıca bütün imparator-
luğun coğrafyasını yazmıştı. Bu hacimli ve
gelecek dönemlerin kompilasyonlarına kay-
nak olmuş eserden bize çok küçük parçalar
kalmıştır259.
253 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 177 vd. Tutarsız integ-
rasyonların izlerini mesela Kūşyār b. Lebbān’ın (5./11.
yüzyılın ilk yarısı) tablolarında ve yazarı bilinmeyen
Destūr el-Müneccimīn’de (5./11. yüzyılın ikinci yarısı) ve 256 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 310.
Ebū el-Ḥasan el-Marrākūşī’de bulmaktayız. 257 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 310-311.
254 Science and Civiliation in China, Cilt 3, Londra - New 258 Kaynakalar hakkında bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s.
York – Melbourne 1959, s. 563. 311-312.
255 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 36, Harita no. 15. 259 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 312.
46 G İ R İ Ş

Bizim, 5./11. yüzyılda gerçekleştirilen çok tım. Brunetto Latini (1260-1266 civarında)’nin
önemli ve köklü koordinat tashihlerine göre Livres dou trésor adlı eserine aldığı dairesel
yapılan ilk dünya haritalarının henüz 7./13. dünya haritası, el-İdrīsī’nin (578/1154) dünya
yüzyılın ikinci yarısında doğdukları yönün- haritası ile, muhtemelen 7./13. yüzyılın ikinci
deki tahminimiz lehinde başka bulgular da yarısında yapılan ve Akdeniz ve Karadeniz’i
bulunmaktadır. Bunlar 8./14. yüzyılın coğ- çevreleri ile birlikte hemen hemen kusursuz
rafya çabaları çerçevesinde dile getirilecek- biçimde gösteren haritalar arasındaki gelişim
tir. Burada son olarak, 13. yüzyılın dikkate dönemini belgeleyen çok önemli bir doküman
değer başarılarına örnek olarak, mükem- konumundadır. Latini, Toledo ve Sevilla’da
mel ya da mükemmele yakın Akdeniz ve bulunmuş Florentinalı bir elçiydi ve oralarda,
Karadeniz haritalarının doğuşu dile getiril- Arap-İslam bilimlerinin büyük bir ivmeyle
melidir. Bunlar Yeni Çağ kartografya tarihin- devam eden resepsiyonuyla tanışma imkanı
de «portolan haritaları» olarak adlandırılan buldu. Bilindiği gibi yine o, Dante Alighieri’-
haritalardır. Bu tip haritaların Avrupa kül- nin İslam hakkındaki bilgilerini derinleştir-
tür çevresinde tanınan en eskilerinin doğuş di260. İtalya’da birdenbire gün yüzüne çık-
tarihi olarak 13. yüzyıldan 14. yüzyıla geçiş mış olan ve 13. yüzyıl Avrupa’sında elden
aralığını kabul edebiliriz. Kökeni hakkındaki ele dolaşan eski Imago mundi denen dünya
soru ise yaklaşık 150 yıldır tartışılmaktadır. haritalarından çok büyük farklılıklar gösteren
Bu tartışma bugüne kadar –bu haritaların el- bu dünya haritası, Arap-İslam kültüründen
İdrīsī’nin haritalarıyla yakınlıkları olduğunu gelen, geriye doğru gidildiğinde el-Meʾmūn
tesbit eden bazı oryantalistler bir yana bırakı- haritasıyla bağlantısı olan, ama bununla bir-
lırsa –matematik ve coğrafya alanında Arap- likte Akdeniz, Anadolu ve Afrika formları
İslam kültür dairesinde elde edilen başarılar açısından belirli bir ilerlemeyi gösteren bir
hakkında hiçbir bilgi sahibi olunmadan yapıl- numune haritanın kopyası olduğu izlenimi
mıştır. Kendiliğinden anlaşılır ki, bu tartışma- vermektedir. Buna rağmen bu haritada, bizim
da, mesela Tanca ile Roma, Toledo ile Roma, el-İdrīsī haritasından bildiğimiz kuzey Asya,
Roma ile İskenderiye ve Roma ile İstanbul kuzeydoğu Asya ve orta Asya tasvirinde ula-
arasındaki doğu-batı boyutları ve mesafelerin şılan ilerlemeler mevcut değildir. Ayrıca dik-
daha önceleri bugünkü değerlere oldukça kate değer olan, Brunetto Latini haritasının
yaklaşan bir kesinlikle ve doğrulukla ölçül- Arap haritaları tarzında güneye dönük çizil-
düğü bilinmiyordu. Bu doğru veriler, el-İdrīsī miş olmasıdır. Dağların ve sıra dağların dikey
haritasındaki Akdeniz’in gerçeğe oldukça kesit olarak tasvir edilmesi el-Meʾmūn harita-
yakın formu ile çizgi ağlarıyla kaplı mükem- sındaki tasvire uymaktadır261.
mel portolan haritalarındaki form arasındaki Tahminimizce batı İslam dünyası orijinli
ilerlemeyi açıklayabilen kesin unsurları oluş- bir haritadan kopya edilmiş olan Brunetto
turmaktadır. Farklı kültürlerin katkılarıyla –ki Latini haritasının yanı sıra, 7./13. yüzyılın
bu katkıların en genci portolan haritalarında ikinci yarısında Asya ile ilgili ilerlemeleri
Arap-İslam kültür dairesine aittir –oluşan ortaya koyan kabataslak formda bazı haritalar
Akdeniz’in kartografik tasvirinin uzun süren
260 Bkz. Palacios, Asín M.: La escatologia musulmana en
gelişim tarihine ilişkin düşüncemi, Geschichte la Divina Commedia, Madrid 1961, s. 381-386; Sezgin, F.:
des arabischen Schrifttums isimli kitabımın a.e., Cilt 10, s. 223.
10. ve 11. ciltlerinde temellendirmeye çalış- 261 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 327-386.
G İ R İ Ş 47

vardır. Bunlar, Marco Polo’nun beraberin- dıran şu gerçekler tespit edildi: Bu haritalarda
de getirmiş olduğu iddia edilen beş harita- Afrika’nın üçgen biçimi bilinmekte, Akdeniz’in
dır262. Marco Polo’nun Asya yolculuğu sıra- tüm şekli neredeyse tam olarak tasvir edil-
sında Çin’e kadar varıp varmadığı tartışma- mekte ve dahası, Avrupa’da bulunan 100
sına263 hiç girmeden, onun giderken (1272) civarında şehir ve ülkenin Arapçalaştırılmış
İlhanlılar’ın yönetiminde bulunan batı İran’ı
adları ve de şu ana kadar tespit edildiği
ve dönerken (1294/1295) de Tebrīz’i ziya-
ret ettiğine işaret etmek istiyoruz. Bu bölge kadarıyla, Afrika’dan 35 ismi taşımaktadır.
matematiksel coğrafyanın ve buna dayalı ola- Şimdiye kadar yapılan araştırmalarda, sözbir-
rak yeni kartografyanın en yoğun şekliyle liği içinde Çin’de «kökleri 1300 yılı dolayları-
işlevsel olduğu bölgedir. İlhanlılar’ın başkent- na kadar» giden bu harita modelinin ortaya
leri olan Merāġa ve daha sonra Tebrīz’de çıkışı, bu model için örnek teşkil eden bir
yeni bilim merkezleri doğmuştu. Buralardan Arap haritasının varlığı ile açıklanmaktadır.
kitaplar, araçlar, haritalar ve diğer gereçler Bu model, 1267 yılında, yukarıda adı geçen
genellikle İstanbul yoluyla Batı’ya ulaşmıştır. coğrafyacı ve astronom Cemāleddīn tarafın-
Otantiklikleri sorusunu Geschichte des ara-
dan Merāġa’dan Da Du’ya (Pekin) götürül-
bischen Schrifttums’ta264 ele aldığım Marco
müş ve 6 astronomik araçla birlikte Sultan
Polo’nun beraberinde getirdiği ileri sürülen
haritalar, gerçekten çok acemice yapılmış kop- Kubilay Han’a sunulmuş, üzerinde boylam ve
yalardır, fakat yine de bunlar bir yandan bize enlem daireleri çizili yeryüzü küresi olmalıdır.
kadar ulaşan en eski güney Asya’nın kartog- Bu tahmin doğru olabilir, fakat ben daha çok
rafik tasvirini diğer yandan da Asya’nın doğu şu kanaatteyim: Arap-İslam dünyasının doğu-
kıyısını 140° olarak gösteren ortogonal (dik sundan çıkan düzlem-küresel dünya haritaları
açı kesimli) bir enlem-boylamağını içermekte- da ortaya çıkışlarından kısa bir süre sonra
dir. Ptoleme’ye göre meskûn bölgelerin doğu Çin’e ulaşmıştır. Çünkü bu haritalar üze-
çizgisi 180° iken bu ilk olarak 7./13. yüzyılda rinde yeryüzü küresine göre çok daha fazla
Arap-İslam astronomları tarafından gerçek
yer adı yazılabilir. Ben burada, Geschichte
değerine büyük ölçüde indirgenmiştir265.
7./13. yüzyılın ikinci yarısında Arap-İslam des arabischen Schrifttums’un267 iki yıl kadar
kültür dairesinde geliştirilen dünya haritası önce yayınlanan konuyla ilgili cildinden o
modeli sadece Avrupa’ya değil aynı zaman- haritalara yönelik kartografya tarihi açısından
da Çin’e de ulaşmıştır. Çin’de 14. yüzyılın değerlendirmemi daha geniş okuyucu kitle-
başında, geleneksel yeryüzü tasavvurlarıyla sine sunmayı faydalı görüyorum. «Avrupa’da
ve kartografik gelenekleriyle bağdaşmayan yeni bir dünya ve portolan haritaları modeli-
haritalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Geçen nin görülmeye başladığı hemen hemen aynı
yüzyılın ortalarına doğru bu haritalar araştır- zaman diliminde, o zamana dek Çinlilerin Çin
macıların ilgisini kendine çekmeye başladı266. ve doğu Asya’dan ibaret olan kartografyasının
Bu haritaların zamanımıza daha yakın tarihli eski gelenekten ayrılması, dünya yüzünü yan-
redaksiyonları incelendiğinde, şaşkınlık uyan- sıtma sınırlarının Atlantik kıyılarına ve Güney
Afrika’dan merkez Rusya’ya kadar genişle-
mesi, bununla eş zamanlı olarak Akdeniz’in
262 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 315-320 tam ve kesin şekli ile Afrika’nın üçgen for-
263 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 318, dip not 2.
264 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 315-319.
265 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 317-318.
266 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 321-326. 267 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 326.
48 G İ R İ Ş

munun belirgin hale gelmesi gibi coğrafya ları meselesinde değil, Orta çağ araştırmaları
tarihi bakımından son derece önemli olgu, anlayışının akıntısında, 12. yüzyıldan itiba-
portalan haritalarının doğuşuna ilişkin benim ren İspanya dışı Avrupa’da kendini gösteren
bildiğim tartışmalarda bugüne kadar dikkate teknolojik yenilikler, yeni doğa bilimleri ve
alınmamıştır. Yani hemen hemen aynı dünya felsefi düşüncelerin tarihlendirme ve köken
yüzü tasavvurlarını Avrupa’da ve Çin’de aynı sorununu Arap-İslam bilimlerinin resepsiyon
zamanda ortaya çıkış fenomeni, kanaatim- ve özümsenmesi bütünselliğinde çözme fırsatı
ce, coğrafya tarihçilerini her iki kültürün de da çoğu kez kaçırılmıştır.
ortak bir örneğe sahip oldukları varsayımına İslam dünyasının 7./13. yüzyıldaki kartografik
yönlendirmeliydi. Aranan bu ilk modellerin, yetisinin karakter ve kalitesine ilişkin olan
İslam kültürünün bilimler tarihinde önder kanaatimi desteklemek üzere, bu kartografik
durumda olduğu dönem içerisinde buluna- gelişime katkıda bulunan en önemli şahsiyet-
bileceğini kanıtlayan yeterli kartografik ve lerden birisine borçlu olduğumuz bir başka
matematik-coğrafya dokümanları bize sadece kanıtı daha ileri sürüyorum. Kastettiğim şah-
İslam kültürü veriyor değil.» siyet, biraz önce adı anılan evrensel bilgin
Bu en yeni gelişim basamağının bize kadar Ḳuṭbeddīn eş-Şīrāzī (710/1311)’dir. Coğrafya
ulaşan en eski Arapça dokümanı bir Mağrip problemlerini ele alırken, o, astronomi konu-
haritasıdır268. Bu harita İber Yarımadası’nın sundaki et-Tuḥfe eş-Şāhiyye fī el-Heyʾe isimli
tam şekli ile Akdeniz’in batısını, İngiltere eserinde meskûn bölgelerin kartografik tasvi-
ve İrlanda’nın bazı kıyı şeritleri ile birlik- rinden ve zorunlu detayların küçük boylarda
te Avrupa’nın batı kıyısını göstermektedir. gösterilmesindeki zorluklardan söz etmekte-
Muhtemelen bu Mağrip haritası şimdiye kadar dir. Bu amaca yönelik olarak o, daha basit-
bilinen ve doğuş tarihi 1300’ler civarı olarak leştirilmiş ve şematize edilmiş bir Akdeniz
kabul edilen «portolan haritalar»ının en eski- haritası oluşturmak için pratik bir metot öner-
sinden daha eskidir. Bu en eski portolan hari- mektedir. Akdeniz ve Karadeniz, 1200 kare-
tasının ilk araştırmacısı, Gustavo Uzielli269, ye bölünmüş bir dikdörtgene yerleştirilmiş-
onu her halükarda 13. yüzyılın bir eseri olarak tir. Boylamlar ve enlemler dereceler yerine
tanıtmıştı. Birkaç yıl sonra Theobald Fischer270 kareler yoluyla ifade edilmiştir. Denizler ve
Orta Çağ dünya ve deniz haritaları çalışmaları kara parçaları açıkça değişik renklerle tas-
çerçevesinde bu haritanın doğuş zamanı ola- vir edilmiştir. 20. yüzyılın ilk yarısında bir-
rak 14. yüzyılın sonunu ileri sürmektedir; böy- kaç oryantalist bu tarz bir harita şemasını
lelikle daha sonraki «portolan haritaları»nın Ḳuṭbeddīn’den aktarılan verilere dayanarak
doğuşuna ilişkin bilimsel çalışmalar için çok yeniden oluşturmuşlardır (aşağıdaki harita).
önemli bir çıkış noktası gözden kaçırılmış Haritadaki Kuzey Afrika, Akdeniz, Karadeniz
oluyordu. Maalesef sadece portolan harita- ve Avrupa’nın tasvir edilen bölgelerinin şekil-
leri şu konuda hiçbir kuşkuya yer bırakma-
268 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 27-31. maktadır: Adı geçen bölgelerin kartografik
269 Studi biografici e bibliografici sulla storia della geo- şekilleri, tıpkı portolan haritalarında karşı-
grafía in Italia, İkinci baskı 2. Cilt, Roma 1882, s. 229; mıza çıktığı gibi, Ḳuṭbeddīn’in malumuydu.
Fischer, Theobald: Sammlung mittelalterlicher Welt- und Yine şüphesiz olan bir başka konu şudur:
Seekarten italienischen Ursprungs und aus italienischen
Ḳuṭbeddīn, verilerini elinin altında bulu-
Bibliotheken und Archiven, Marburg 1885 (Tekrarbasım:
Haritasız olarak Amsterdam 1961), s. 220; Sezgin, F.: a.e., nan bir haritadan almıştır271. Bunu destekler
Cilt 10, s. 27-28.
270 Fischer, Theobald: a.e., s. 220. 271 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 313-314.
G İ R İ Ş 49

mahiyette, çok yönlü bilgin Reşīdeddīn’den (574-626/1178-1229) «Ülkeler Sözlüğü»


(ö. 718/1318) aktarılan bir haber ileri sürü- (Muʿcam el-Büldān) isimli eserini ekliyorum.
lebilir. Bu habere göre, Ḳuṭbeddīn eş-Şīrāzī Yāḳūt herşeyden önce edebiyatçı ve filolog
Moğol hükümdarı Arġūn’a 13 Şaban 688 idi. Edebiyat alanında bir dizi çok önemli eser
(01.09.1289) tarihinde detaylı bir Akdeniz kaleme aldı. Bunlardan birisi, İrşād el-Erīb
haritası sunmuştur. Bu haritada, batıda ve veya Muʿcem el-Udebāʾ olarak isimlendiri-
doğuda bulunan kıyılar, körfezler ve şehirler len ve kendi tarzının bize kadar ulaşmış olan
ve hatta Bizans topraklarının bütün ayrıntıları en önemli eserlerinden birisi olan biyografik
gösterilmiştir272. Şunu da kaydetmek gerekir bilginler sözlüğüdür. Coğrafya alanındaki lek-
ki, Ḳuṭbeddīn’in bize karelerle ortaya konma- sikografik ilgisi iki kitap haline dönüşmüştür.
sını tavsiye ettiği harita konusunu içeren kita- Bunlardan birisi 623/1226 tarihinde kaleme
bı 681/1282 tarihini taşıyor. Bunun portolan alınan ve coğrafi homonümleri (sesdeşleri)
haritalarının ortaya çıkış tarihi bakımından ele alan el-Müşterik Vaḍʿan ve-el-Muftariḳ
önemi gözden kaçırılmamalıdır. Ṣakʿan isimli eseridir. Bir diğeri de, 4./10.
7./13. yüzyıl İslam dünyasında kartografi ala- yüzyıldan itibaren İslam dünyasında kesintisiz
nında elde edilen ilerlemelere, coğrafi leksi- olarak devam eden coğrafi terimler sözlüğü
kografinin ulaşmış olduğu bir zirve noktasını, literatürünün zirve noktası olan Muʿcem el-
Yāḳūt b. ʿAbdullāh er-Rūmī el-Ḥamevī’nin273
Buldān isimli eseridir. Leksikografik kaynak-
272 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 312-313.
ları arasında Yāḳūt, bölgesel beşeri coğrafya-
273 Bkz. Brockelmann, Carl: Geschichte der arabischen ya ve matematiksel coğrafyaya ilişkin bir dizi
Litteratur, Cilt 1, s. 479-481, Suppl. Cilt 1, s. 880. eseri ve de seyahatnameleri değerlendirmiştir.
50 G İ R İ Ş

Böylelikle onun eseri, Arap-İslam kültürü içe- rı birçok çalışma sayesinde bugün biz, İbn
risinde bilimler ve kültür historiyografyasının en-Nefīs’in bu keşfinin Michael Servetus
paha biçilmez bir kaynağı haline gelmiştir. (Miguel Servet) tarafından Christianismi resti-
Ferdinand Wüstenfeld’in takdire şayan edis- tutio (Viyana 1553) isimli eserine alındığını ve
yonunda (1866-1870) bu eser 3500 sayfalık bu yüzden de bu kişinin yüzlerce yıl bu keşfin
bir hacime sahiptir. Yāḳūt’un eseri nitelik ve asıl sahibi olarak kabul edildiğini bilmekteyiz.
nicelik yönünden, Yeni Çağ’da Avrupa’da Ayrıca Realdus Columbus (Realdo Colombo)
bu konunun ilk eseri olarak ortaya çıkmış da De re anatomica libri XV (Venedik 1559)
olan Abraham Ortelius’un (1578) Latince isimli eserinde bu keşfi doğrudan ya da dolaylı
Synonymia geographica274 isimli coğrafya olarak İbn en-Nefīs’den almış görünüyor. İbn
leksikonuyla karşılaştırılırsa Arap dilindeki en-Nefīs’in, İbn Sīnā’nın el-Ḳānūn’una yazdığı
bilimsel edebiyatın bu kolundaki önemli geli- şerhte dile getirdiği akciğer dolaşımı betimle-
şimi daha iyi anlaşılır. mesinin Avrupa’ya Andreas Alpagus (Andrea
Tıp alanına geçecek olursak, tıp tarihçi- Alpago ö. 1520 civarında) tarafından yapılmış
si L. Leclerc’in275, Suriye merkezli olarak bir çeviri yoluyla ulaştığı tahmin ediliyor278.
bilimlerin, özellikle de tıp biliminin en par- Bu kişi Suriye’deki 30 yıllık ikameti sırasın-
lak zamanı olarak tanıttığı 7./13. yüzyıla ait da Arapça’yı ve Arap tıbbını yakından tanı-
ilk önemli gelişme olarak sunduğu ʿAlī b. mış ve öğrenmiştir. Padua’ya geri dönüşünde
Ebū el-Ḥazm İbn en-Nefīs el-Ḳuraşī’nin (ö. yanına birçok Arapça kitap almış ve evvelce
687/1288) küçük kan dolaşımını keşfetmesi Cremonalı Gerhard tarafıdan çevrilmiş olan
dile getirilmelidir. Mısırlı doktora öğrencisi İbn Sīnā’nın el-Ḳānūn’u da dahil olmak üzere
Muḥyiddīn eṭ-Ṭaṭavī 1924 yılında, İbn en- birçok kitabı Latince’ye çevirmiştir.
Nefīs276 tarafından İbn Sīnā’nın el-Ḳānūn fī Bilimsel araştırmalar, 7./13. yüzyılın bir başka
eṭ-Ṭıbb eserindeki cerrahî bölümüne yazı- hekiminde de büyük bir keşfin izine rastla-
lan şerh hakkındaki doktora çalışması esna- mıştır. Çok yönlü bir tabip ve çok dirayetli
sında bununla karşılaşmıştı. Max Meyerhof bir doğa tarihçisi olan ʿAbdullaṭīf b. Yūsuf b.
ve Joseph Schacht’ın277 yapmış oldukla- Muḥammed el-Baġdādī (557-629/1162-1232)
Kahire’deki ikameti esnasında, 598/1202 yılın-
da veba salgınından ve kıtlıktan ölen insan-
274 Bkz. Reinaud, J.-T.: Notice sur les dictionnaires géo- ların iskeletlerini inceleme fırsatı bulmuş ve
graphiques arabes, Journal asiatique içerisinde (Paris), bunu değerlendirmişti. Gözlemlerine ve ince-
5e série 16/1860/65-106, özellikle 67 (Tekrarbasım: Isla-
leme sonuçlarına dair, Mısır hakkında yazdığı
mic Geography serisi içerisinde Cilt, 223, s. 1-42, özellikle
Kitāb el-İfāde ve-el-İʿtibār fī el-Umūr el-
s. 3).
275 Histoire de la médecine arabe, 2 Cilt Paris 1876 Müşāhede ve-el-Ḥavādis el-Muʿāyene bi-Arḍ
(Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 49), s. 157;
Meyerhof, M.: Ibn an-Nafīs und seine Theorie des Lun-
genkreislauf, Quellen und Studien zur Geschichte der
Naturwissenschaften und der Medizin içerisinde (Berlin)
4/1935/37-88, özellikle s. 40 (Tekrarbasım: Islamic Medi- 278 Coppola, Edward D.: The discovery of the pulmo-
cine serisi cilt 79, s. 61-134, özellikle s. 64). nary circulation: A new approach, Bulletin of the His-
276 Der Lungenkreislauf nach el Koraschi. Wörtlich über- tory of Medicine içerisinde (Baltimore) 31/1957/44-77
setzt nach <Kommentar zum Teschrih Avicenna>… von (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi içerisinde Cilt 79,
Mohyi el Tatawi, Freiburg 1924 (daktilo nüshası doktora, s. 304-337); O’Malley, Charles D.: A Latin translation of
Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi içinde Cilt 79, s. 1- Ibn Nafis (1547) related to the problem of the circulation
25). of the blood, Journal of the History of Medicine and Al-
277 Bu konuda 1957 yılına kadar yayınlanmış olan lied Sciences içerisinde (Minneapolis) 12/1957/248-253
araştırmalar bir araya getirilmiş ve Islamic Medicine se- (Tıpkıbasım: Islamic Medicine serisi içerisinde Cilt 79, s.
risi içerisinde basılmıştır, Cilt 79. 338-343).
G İ R İ Ş 51

Mıṣr isimli eserinde bilgiler vermektedir. Bu rak tanımlamış olsa da, onunʿUyūn el-Anbāʿ fī
eser sadece gözlemlerden oluşan bir kitap Ṭabaḳāt el-Eṭibbāʾ isimli eserinin kalitesini ve
değildir, ayrıca o bölgenin taşları, bitkileri ve karakterini çok yerinde olarak şöyle tanımla-
hayvanları, eski eserleri, binaları ve bölgeye maktadır: «İbn Ebī Uṣaybiʿa kendisini Antik
özgü yemek türleri hakkında bilgiler aktardı- ve İbrani dünyası efsanelerinin tek yanlılığın-
ğı, ülke bilgisi alanında bir eserdir. Binlerce dan koparmıştır. O, tıbbın doğuşuna ilişkin
iskelet üzerinde yaptığı anatomik incelemele- her milletin kendine özgü bir tarihi olduğunu
rinde öncülerinin ve özellikle Galen’in hata- bilmektedir. Yine ona göre, her millet ken-
larını ve belirsizliklerini ele almış ve bunların dine özgü bir tıbba sahiptir. Böylece bir tıp,
üzerine gitmiştir. Birçok şeyin yanı sıra el- yüzlerce yıl içerisinde diğerinin yerini alır.
Baġdādī, insan alt-kafatasının Galen’in söy- İbn Ebī Uṣaybiʿa, bir milletin tıbbı hakkında
lediği gibi, çene bölgesinde birbirine bağlı ‘Bu en eski tıptır.’ denilebileceği konusun-
iki kemikten değil tek kemikten oluştuğunu da kuşkuludur. Anavatanı Mısır’da Batı ve
tespit etmiştir279. Bu arada o, her ne kadar Doğu’nun farklı milletlerinin kültürlerinin
Galen çok büyük bir dereceye sahip olsa da, bir potada eridiği bu Arap tabip, ondan önce
insanın kendi gözlemlerine dayanan kanıtla- hiçbir hekimin sahip olamadığı dünya çapında
rının, Galen’in öğretisinden çok daha fazla tarihsel bir bakış açısı elde etmiştir. İlk defa
güvenilir olduğunu söylemektedir280. onda, yani İbn Ebī Uṣaybiʿa’da tıbbın geçmişi
Dönemin hem geniş bakış açılı olgunluğu evrensel tarih bakış açısıyla ele alınmıştır.»
hem de kültür dairesi içerisindeki başarılı «...Avrupalı tıp tarihçilerinin, bu bilgiye ulaş-
işlerin çokluğu ve büyüklüğü, İbn en-Nefīs mak için takip etmek zorunda kaldıkları uzun
ve ʿAbdullaṭīf el-Baġdādī’nin çağdaşı olan bir yol. Bu Arap hekimin evrensel bakış açısı-
Aḥmed b. el-Ḳāsım İbn Ebī Uṣaybiʿa’yı (ö. na, Avrupa’nın tıp tarihçileri ilk olarak Antik
668/1270) imkânları dahilinde evrensel bir tıp dönemin ve İncil’in otoritelerini aştıktan sonra
tarihi yazmaya sevketmiştir. Tıptarihçisi Edith ulaşmışlardır.»282
Heischkel281 her ne kadar İbn Ebī Uṣaybiʿa’nın 7./13. yüzyıl tıp alanında son olarak Memlük
dönemini hatalı bir şekilde «Arap bilimleri- sultanı el-Melik el-Manṣūr Seyfeddīn
nin, yaratıcı olmaktan çok, artık sadece varo- Ḳalāvūn283 tarafından 683/1284 yılında
lanların yeniden ele alındığı geç dönemi» ola- Kahire’de kurulan hastane anılmalıdır. Bu has-
tane Bağdat’taki ʿAḍudī Hastanesi (372/981)
ve Şam’daki Nūreddīn Hastanesi’nden
(549/1153) sonra en yenisi ve bu hastaneler
arasında, İslam dünyasında o döneme kadar
279 Leclerc, L.: Histoire de la médecine arabe, Cilt 2, s. doğan hastanelerin en gelişmişidir. Bazı
182-187, özellikle s. 184-185; The Eastern Key. Kitāb al- açılardan modern bir hastane hissi veriyor.
Ifādah waʾl-iʿtibār of ʿAbd al-Laṭīf al-Baghdādī. Kamal Bunlardan birisi ayrılıklı tedavi esasına daya-
Hafuth Zand, John A. ve Ivy E. Videan tarafından
nan bir hastane bünyesidir. Mesela ruh has-
İngilizceye çevrilmiştir, Londra 1965, s. 272-277.
280 Serbest tercümesini verdiğimiz bu ifadenin arapçası: talarının özel bir metotla terapileri ve uyku-
Fe-inne Cālīnūs ve-in kāne fī ed-derece el-ʿulyā fī et-
taḥarrī ve et-taḥaffuẓ fī-mā yubāşiruhū we yaḥkīhī, fe-inne
el-ḥıss aṣdaḳ minhu. Arapça’dan çeviren ve açıklayan
Wahl, Günter S.F., Halle 1790, s. 342-343. 282 a.e., s. 210.
281 Die Geschichte der Medizingeschichtschreibung, Wal- 283 Bkz. Terzioğlu, Arslan: Mittelalterliche islamische
ter Artelt’in Einführung in die Medizinhistorik. Ihr We- Krankenhäuser unter Berücksichtigung der Frage nach
sen, ihre Arbeitsweise und ihre Hilfsmittel, isimli eserinin den ältesten psychiatrischen Anstalten, Doktora Berlin
sonunda, Stuttgart 1949, s. 201-237, özellikle s. 205. 1968, s. 88 vd.
52 G İ R İ Ş

suzluk sorunu çekenlerin özenli bir şekil- Tinsel bilimlerden de Yūsuf b. Ebū Bekr
de müzik yoluyla rehabilitasyonu, hastanede es-Sekkākī’nin (555-626/1160-1229) filoloji-
[pratik] tıp eğitimi, çok ayrıntılı organizas- nin disiplinlerarası iki alanında yani ʿilm el-
yonu, vakıf senedinde yer alan ve çok ilginç meʿānī ve ʿilm el-beyānda elde ettiği başarı-
koşullarla vakıftan kaynaklanan yeterli finans
garantisi ve son olarak binanın kendisi ve tef- sını dile getiriyorum. Birinci bilim dalını “stil
rişatı örnek olarak gösterilebilir. Tahmin edil- grameri” olarak çevirirken, ikincisi için ise
mektedir ki kubbesiyle (muhtemelen 11./17. Wolfhart Heinrichs’in288 kullandığı “resimsel
yüzyılda çökmüştür) ve haç formundaki yatay dil” tanımlamasını alıyorum. Daha önce adı
kesimi ile bu hastane, Avrupa’daki benzer geçen ʿAbdulḳāhir el-Curcānī (ö. 471/1038)
hastanelere bir model teşkil etmiştir284. tarafından Delāʾil el-İʿcāz ve Kitāb Esrār el-
Doğa bilimlerinin bir parçası olarak müzik Belāġa isimli eserlerinde ortaya konan temel
biliminde de 7./13. yüzyıl zirve noktasıdır.
Çoğunlukla geç dönem antik kaynakların 3./9. prensipleri es-Sekkākī Miftāḥ el-ʿUlūm’da289
yüzyılda Yaʿḳūb b. İsḥāḳ el-Kindī tarafından mantıklı bir sistem içerisinde çok kesin belir-
yeniden işlenmesinden ve kendilerine özgü lenen disiplinlerden birisi haline getirdi. Adil
Arap müzik öğretilerini oluşturmak için Ebū kalmak prensibiyle şunu da anmak gerekir
Naṣr el-Fārābī (4./10. yüzyıl) ve Ebū ʿAlī İbn ki, bu disiplinler, biraz daha evvel, çok yönlü
Sīnā (5./11. yüzyılın başları) tarafından klasik bir bilgin olan Faḫreddīn er-Rāzī’nin290 (543-
Yunan kaynaklarının hakimane bir şekilde 606/1149-1209) Nihāyet el-Īcāz fī Dirāyet
değerlendirilmeleri ve istifade edilmelerinden
sonra, Ṣafiyyeddīn ʿAbdulmuʾmin b. Yūsūf el-İʿcāz isimli eserinde bir ara evreye ulaşmış
el-Urmevī (ö. 693/1294), müzik öğretisi için görünüyorlar291.
Kitāb el- Edvār285 adlı sistematik yapılı kita- Arap-İslam historiyografyasının hemen
bında alanındaki son gelişmeleri özetliyor ve hemen bütün akımlarının ilerlemeler kay-
son halkayı kendisi ekliyor. H.G. Farmer286 dettiği bu 7./13. yüzyılda dünya tarihçiliği
onu, 900/1500’lere kadar varlığını devam özel bir ilgiyle sürdürüldü. Yüzyılın ilk çey-
ettiren müziğin matematik-fiziksel yönünün reğinde, ʿİzzeddīn ʿAlī b. Muḥammed İbn
«sistematik okulunun» kurucusu olarak nite-
lendirmektedir. Oktavların 17 eşit olmayan el-Esīr’in (555-630/1160-1233)292 el-Kāmil fī
basamağa ayrılmasının tam sistemli haline et-Taʾrīḫ isimli, yaratılıştan 628/1231 yılına
ilk olarak el-Urmevī’nin Kitāb el-Edvār’ında kadar dünya tarihini içeren kronik tarzda-
rastlamaktayız287. ki anıtsal eseri doğdu. Bildiğimiz kadarıyla
bu eser, Muḥammed b. Cerīr eṭ-Ṭaberī (ö.
310/923) tarafından yazılmış dünya tarihin-
284 Bkz. Terzioğlu, Arslan: a.e., s. 97; Jetter, Dieter: Das den beri kendi türünün en kapsamlısı ve
Mailänder Ospedale Maggiore und der kreuzförmige
Krankenhausgrundriß, Sudhoffs Archiv içerisinde (Wies-
baden) 44/1960/64-75, özellikle s. 66.
285 Tıpkıbasım Ḥ.ʿA. Maḥfūẓ tarafından Bağdat’ta, In-
stitut für Geschichte der Arabisch-İslamischen Wissen- 288 Poetik, Rhetorik, Literaturkritik, Metrik und Reimleh-
schaften tarafından Frankfurt’ta, 1984; Edisyonları: H.M. re, Grundriss der arabischen Philologie, içerisinde Cilt 2,
er-Receb, Bağdat 1980 ve Ġ.ʿA. Ḫaşebe - M.A. el-Ḥıfnī, Wiesbaden 1987, s. 184.
Kahire 1986. 289 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt1, s. 294, Suppl. Cilt
286 The Sources of Arabian Music, Leiden 1965, s. XXIII; 1, s. 515.
Manik, Liberty: Das arabische Tonsystem im Mittelalter, 290 a.e., 1, s. 506, Suppl. Cilt 1, s. 920.

Leiden 1969, s. 52 vd. 291 Heinrichs, W.: a.e., s. 184.

287 Bkz. Neubauer, E.: Tıpkı basıma yazdığı önsöz, 292 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt1, s. 345, Suppl. Cilt
Frankfurt 1984. 1, s. 587
G İ R İ Ş 53

en önemlisidir. Yazar son derece objektiflik


8./14. Yüzyıl
ve güvenilirlik izlenimi uyandırıyor. Bununla
birlikte onu «belki de İslam’ın erken dönem 8./14. yüzyıla bakacak olursak, bu evrede de
Orta Çağ’ın yegâne gerçek tarihçisi» olarak bütün politik fırtınalara rağmen bilimin İslam
tanımlamak hatalıdır ve adalete aykırıdır293. dünyasında atılımlarını kaybetmediğini görü-
Yine aynı bilim ruhuyla Bağdat’lı tarihçi ʿAlī rüz. Endülüs’ün önemli bir bölümünün kay-
b. Enceb İbn es-Sāʿī294 (593-674/1197-1276) bedilmesi nedeniyle, orada yüzlerce yıllık geç-
mişi bulunan bilimsel faaliyete katılım büyük
el-Cāmiʿ el-Muḫtaṣar fī ʿUnvān et-Tevāriḫ
ölçüde daraldı, fakat sona ermedi.
ve-ʿUyūn es-Siyer adında, bize 25 cildinden
Gezegen hareketlerinin tekdüzeliği prensi-
yalnız 9. cildi ulaşan bir başka dünya tarihi
bi Ptoleme’nin teorisi nedeniyle bozulmuş
kroniği kaleme almıştır. Bize ulaşan cildin
ve bu problemle İbn el-Heysem 5./11. yüz-
değerlendirilmesi sonucunda İbn es-Sāʿī’nin,
yılda uğraşmıştı. Astronomi alanında 7./13.
öncüsünün eserinin yüksek düzeyinin hiç de
yüzyılda yeniden güncelleşen bu problem,
gerisinde kalmadığına hükmedilebilir. 8./14. yüzyılda Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī’nin öğrenci
Savaş tekniğindeki durum şudur: Haçlıların çevresini harekete geçirdi. Ve tekdüze hare-
saldırılarına karşı kendini savunma kaygısı ket prensibini yeniden canlandırmaya yönelik
bu yüzyılda da, bir önceki yüzyılda olduğu hakkında bilgi sahibi olduğumuz en önemli
gibi, silah tekniğinin sürekli gelişimine sebep model Suriye’de ortaya çıktı. Bu yeni mode-
olmuştur. Bu alandaki en önemli yenilik, lin sunucusu ʿAlī b. İbrāhīm İbn eş-Şāṭir (ö.
barut kullanımıyla ateşli silahların doğması- 777/1375)’dir. Modellerinde eksantrikliği (dış
dır. Barut bilgisinin Arap-İslam kültür dairesi- merkezliliği) bertaraf etti ve vektörü [yörünge
ne Çin’den mi geldiği yoksa İslam dünyasında ile merkez arasında bulunduğu düşünülen
bağımsız bir şekilde mi bulunduğuna ilişkin teorik bağlantı] (gezegen başına bir vektör)
soru henüz yeterince cevaplandırılmamıştır. evrenin orta noktasından başlattı, bunu yapar-
Her ne kadar havaî fişeklerin daha önceleri ken de Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī’nin çift daire pren-
Çin’de bilindiği kabul edilse bile, barutun sibini kullandı. Onun Merkür modeli özellikle
harekete geçirici gücünün (muharrik gücü) önemlidir; bu modelde Ptoleme’ninkinden
İslam dünyasında tanınmış ve askeri alanda daha küçük bir episikli [ek daireyi] temel
kullanılmış olması muhtemeldir. Bildiğimiz almıştır. Onun, Ay hareketi için öncülerin-
kadarıyla Araplar 7./13. yüzyılın ikinci yarısın- den daha iyi bir model ortaya koyma girişimi
dan itibaren top kullanmışlardır (Katalog V, mükemmel bir şekilde başarıya ulaşmıştır.
s. 99); muhtemeldir ki el bombalarının ilk kul- Ay’ın tek tip dairesel hareketini yeniden kur-
lanımları bu yüzyıla uzanmaktadır (Katalog gulamak için, Ay-Dünya uzaklığının varyas-
V, 101 vd.). yonunu aşırı derecede abartan Ptoleme’nin
yaptığı fahiş hatayı düzeltti295.
Günümüz araştırmaları296 ispatlamıştır ki
Kopernik, İbn eş-Şāṭir’in ve onun Fars öncü-
lerinin ve çağdaşlarının modelleri hakkında

293 Gabrieli, Francesco: The Arabic historiography of the


Crusades, Historians of the Middle East içerisinde, ed. 295Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s.
Bernard Lewis ve P.M. Holt, Londra 1962, s. 98-107, özel- 296 Mesela Kennedy, E.S.: Late medieval planetary the-
likle 104. ory, Isis içerisinde (Baltimore) 57/1966/365-378, özellikle
294 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Suppl. Cilt 1, s. 590.
54 G İ R İ Ş

bilgi sahibiydi ve dolayısıyla onlardan büyük Peurbach’ın Theoricæ novæ planetarum isimli
ölçüde etkilenmiş olması gerekiyor. Kopernik eserlerine yazdıkları şerhlerde Arap-İslam
ile onun Arap-İslam öncüleri arasında şimdi- kültür çevresinin anılan gezegen teorilerini
ye kadar tespit edilen ortak noktalar şu şekil- çok iyi bildikleri anlaşılmaktadır298, buna göre
de özetlenebilir: adı geçen teorilerin 15. yüzyılda (Kopernik’in
1) Hem Kopernik hem de Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī yaşadığı) Krakau’da biliniyor olmaları gerek-
ve Ḳuṭbeddīn eş-Şīrāzī kayıtsız şartsız şu pren- mektedir.
Dönemin en önemli başarılarından birisi de,
sibi kabul ettiler: Her gezegen modeli temel
Suriye’de Aḥmed b. Ebū Bekr İbn es-Serrāc
olarak, aynı mesafelerin aynı vektörler tara- (ö. 730/1330 civarında) tarafından imal edil-
fından aynı açısal hızla katedildiği bir hareket miş bir usturlap modelidir. Bu alet (Katalog
mekanizmasına sahip olmaları gereklidir. Cilt II, s. 119) normal bir usturlap ile İslam
2) Kopernik ve onun Arap öncüleri aequans dünyasının batısında geliştirilmiş olan evren-
diye kabul edilen yörünge dışı bir dairenin sel diskin özelliklerini kendisinde birleştir-
varlığıyla uzlaşabilecek gezegen modellerini, mektedir. Böylelikle, usturlap yapımında ile-
tüm ve yarım eksantrik uzunluğunu da çift ride ne İslam ülkelerinde ne de Avrupa’da
vektör mekanizmasıyla kurtarmaya çalışmış- aşılabilmiş bir gelişim seviyesine ulaşılmıştır
lardır. (Katalog Cilt II, s. 84).
3) Kopernik’in Ay modeli İbn eş-Şātır’ın Ay Matematikte, 7./13. ve 8./14. yüzyılda kuzey-
modeliyle aynıdır. Her ikisi de boyutları bakı- batı Afrika’da dikkate değer bir gelişim ken-
mından Ptoleme modelinin boyutlarından çok dini göstermiştir. Bugünkü bilgilerimize göre
büyük farklılık gösterirler. bu gelişim, İslam dünyasının doğusunda hiç
bilinmeyen cebirsel sembolik bilgisini ve
4) Kopernik’in Merkür modeli, vektörlerin
kullanımını içermektedir. Bu gelişim özel-
uzunluklarındaki çok küçük değişiklikler bir likle Aḥmed b. Muḥammed İbn el-Bennāʾ
yana bırakılırsa, İbn eş-Şātir’inkiyle aynıdır. el-Marrākuşī’de299 (ö. 654-721/1256-1321) ve
5) Kopernik, eṭ-Ṭūsī’nin Epikür modelinde onun ikinci kuşak öğrencisi olan Ebū el-
kullandığı çift episikller mekanizmasını kul- ʿAbbās Aḥmed b. Ḥasan İbn Ḳunfuẕ’da300
lanmaktadır ki bunu İbn eş-Şātir de kullan- (731-809/1331-1406 veya 741-810/1340-1407)
mıştır 297. kendini gösterir. Ünlü tarihçi ʿAbdurraḥmān
Yapılan en son araştırmalara göre, gezegen İbn Ḫaldūn (ö. 808/1406) bize, İbn el-
hareketleri hakkında dönemin en yeni Arap- Bennāʾ ’nın, Rafʿ el-Ḥicāb301 isimli kitabında-
Fars teorileri Kopernik’e Latince çeviriler
yoluyla değil, Bizans aracılığıyla Tebrīz ve
Merāġa’dan Trabzon ve İstanbul yoluyla ulaş- 298 Bkz. Rosińska, G.: Naṣīr al-Dīn al-Ṭūsī and Ibn al-
mıştır. Şunu da hatırlatmak yerinde olur: Shāṭir in Cracow?, Isis içerisinde 65/1974/239-243; Sez-
gin, F.: a.e., Cilt 6, s. 56.
İki Polonyalı bilgin Czechel’li Sandivogius 299 Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 255, Suppl. Cilt 2, s.
(1430) ve Brudzevo’lu Adalbertus (1482),
363-364; Vernet, Juan: Dictionary of Scientific Biography
Gerhardus’un Theorica planetarum ve Cilt 1, New York 1970, s. 437-438.
300 Bkz. Renaud, H.P.J.: Sur un passage d’İbn Khaldûn
relatif à l’histoire des mathématiques, Hespéris içerisinde
(Paris) 31/1944/35-47 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics
s. 377; aynı yazar: Planetary theory in the medieval Near and Astronomy seri içerisinde Cilt 44, s. 191-203); Sezgin,
East and its transmission to Europe, Oriente e Occidente F.: a.e., Cilt 5, s. 62.
nel medioevo. Convegno internazionale içerisinde 9-15 301 Aballagh, M. tarafından yayınlanmıştır, Paris 1988;
Nisan 1969, Roma 1971 (Accademia Nazionale dei Lin- bkz. aynı yazar, Les fondements des mathématiques à
cei), s. 595-604, özellikle s. 600-602Ö Sezgin, F.: a.e., Cilt travers le Rafʿ al-Hijāb d’Ibn al-Bannā (1256-1321), His-
6, s. 56. toire des mathématiques arabes. Actes du premier col-
297 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 55-56.
G İ R İ Ş 55

ki ifadesine dayanarak onun, cebirsel sem- öncüsü Muḥammed b. ʿAbdullāh el-Ḥaṣṣār


bolik bilgisinde matemeatikçi İbn Munʿim (7./13. yüzyıl)’a bağımlıdır306. İspanyol mate-
(Aḥmed b. Muḥammed el-ʿAbderī)’yi302 ve matikçi Juan de Ortega’nın (ö. 1568 civarında)
el-Aḥdeb’i öncü edindiğini bildirmektedir303. karekökün bulunmasında kullandığı metot da
20. yüzyılın son on yılı içinde keşfedilmiş muhtemelen bununla bağlantılıdır307.
olan İbn Munʿim’in Fıḳh el-Ḥisāb ve İbn el- Fizik ve teknik alanından da oldukça büyük ilgi
Bennāʾ’nin Ref ʿ el-Ḥicāb isimli eserleri bunu uyandıran bir saate işaret edilmelidir. Tarihçi
teyit etmektedir. Ḫalīl b. Aybek eṣ-Ṣafedī’nin (ö. 764/1363) hak-
İbn el-Bennāʾ önemli katkılar içeren diğer kında bilgi verdiği bu saat yukarıda adı geçen
çalışmalarıyla da öne çıkmaktadır. Bunlardan İbn eş-Şātir’ın eseridir. Onun tarafından icat
bir tanesi karekökün elde edilmesinde kullan- edilen bu mekanizmayı görmek amacıyla İbn
dığı yaklaşık [değer] formülüdür304. Bu konu- eş-Şātır’ı Şam’da ziyaret eden eṣ-Ṣafedī saati
da o, iki durum arasında ayırım yapmakta şu ifadelerle tanıtmaktadır308: «Bu saat duvar-
«yani √a2+r ≈ a bulunduktan sonra kalanın da dikey olarak asılı bulunmaktadır, ... bir
daha küçük olarak mı yoksa aynı olarak mı kemer (veya köprü, ḳanṭara) şeklinde ve 3/4
ve önceden bulunan kök parçasından daha arşın boyundadır, ... gece ve gündüz susuz ve
büyük olarak mı ortaya çıktığı arasında ayrım kumsuz olarak dönmektedir, özel bir biçimde
yapmaktadır. Eğer r ≦ a ise, √a2+r=a+r/2a
a+ 2ar
kurallandırılmış olarak gök küresi hareketle-
formülü, buna karşın r >a ise öncelikli ola- rini takip etmektedir, ... ve hem günün 2 x 12
r
rak √a2+r= a+ 2a+1 formülü kullanılmalı-
eşit, hem de gündüzlerin 12 eşit saate bölün-
dır»305. Şüphesiz İbn el-Bennāʾ bu konuda
mesi esasına göre zamanı göstermektedir».
Bu kısa ama özlü tanımlama, bizi şu tahmine
götürmekte: Burada söz konusu olan muhte-
melen bir mekanik ağırlık saatidir.
loque international sur l’histoire mathématiques arabes
içerisinde, Cezair 1-3 Aralık 1986, Cezair 1988, s. 133-156,
özellikle 140-142.
302 Bkz. Djebbar, A.: L’analyse combinatoire au
Maghreb: l’example d’Ibn Munʿim (XIIe-XIIIe s.), Orsay
1985 (Publications mathématiques d’Orsay no. 85-01). H. 306 Bkz. Suter, Heinrich: Das Rechenbuch des Ebû Za-
Suter ve H.P.J. Renaud tarafından savunulmuş olan ve karîjâ el-Ḥaṣṣār, Bibliotheca mathematica içerisinde
benim de Geschichte des arabischen Schrifttums’a Cilt 5, (Leipzig) 3. seri, 2/190112-40, özellikle 37-39 (Tekrarba-
s. 62 aldığım bu matematikçinin, Sicilya’da Roger II.’nin sım: Islamic Mathematics and Astronomy seri içerisinde
sarayında faaliyette bulunmuş olan ʿAbdulmunʿim ile Cilt 77, s. 322-360, özellikle 357-359).
identifikasyonu doğru değildir. 307 Bkz. Vernet, J.: Dictionary of Scientific Biography
303 Bkz. Bkz. Ibn Khaldûn, The Muqaddimah. An intro- Cilt 1, New York 1970, s. 437.
duction to history, Arapçadan Franz Rosenthal tarafından 308 Bu alıntı eṣ-Ṣafedī’nin Kitāb el-Vāfī bi-el-Vefeyāt
çevrildi, Cilt 3, New York 1958, s. 123; Sezgin, F.: a.e., Cilt adlı eserinin henüz yayınlanmamış olan 20. cildindendir
5, s. 62. ve Description de Damas isimli Fransızca versiyon-
304 İbn el-Bannāʾ el-Marrākuşī, Talḫīṣ aʿmāl el-ḥisāb, ed. dan E. Wiedemann’ın serbest çevirisidir. Bkz. Eilhard
M. Suvīsī, Tunus 1969, s. 63-66; Fransızca çevirisi Marre, Wiedemann’ın Fritz Hauser’ın katkılarıyla yayınladığı
Aristide: Le Talkhys d’Ibn Albannâ, traduit pour la pre- Über die Uhren im Bereich der islamischen Kultur, Nova
mière fois..., Atti dell’Accademia Pontificia de’Nuovi Lin- Acta. Abhandlungen der Kaiserlich Leopoldinisch-
cei içerisinde (Roma) 17/1864/289-319, özellikle s. 311- Carolinischen Deutschen Akademie der Naturforscher
313 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy içerisinde Cilt 100, 5, Halle, 1905, s. 19, Tekrarbasım: E.
seri içerisinde Cilt 44, s. 1-31, özellikle s. 23-25). Wiedemann, Gesammelte Schriften içerisinde Cilt, 3, s.
305 Cantor, M.: Vorlesungen über Geschichte der Mathe- 1211-1482, özellikle s. 1229, ve Natural Sciences in Islam
matik, aynı yer, Cilt 1, s. 808. içerisinde Cilt 41, s. 21-292, özellikle s. 39).
56 G İ R İ Ş

Optik alanında, 8./14. yüzyılda da eskiden mez bir şekilde merceğin ön yüzeyinden gelen
olduğu gibi yaratıcılığını gösteren Arap-İslam yansımayı tespit etmiş ve bu yansımayı kendi
kültürünün en önemli şahsiyetlerinden birisiy- teorisi çerçevesinde mükemmel bir şekilde
le karşılaşmaktayız. Bu kişi, bizim olağanüstü temellendirmiştir». Schramm, Kemāleddīn’in
bir fizikçi ve matematikçi olarak da tanıdığımız ulaşmış ulduğu sonucun «ta 1823 yılında ilk
Kemāleddīn Muḥammed b. el-Ḥasan el-Fārisī olarak Johannes Evangelista Purkynje tara-
(665-718/1267-1318)’dir. İbn el-Heysem’in fından tekrar ulaşılan sonuçla» aynı olduğuna
“Optik”ine yazdığı ve henüz gerektiği ölçü- işaret etmektedir.
de ve kapsamda değerlendirilmeyen anıtsal Kemāleddīn’in gökkuşağı fenomenine getir-
diği açıklamanın, 14. yüzyılın ilk on yılın-
şerhinde, Tenḳīḥ el-Menāẓir isimli eserinde,
da pek tanınmayan Dominik keşiş Freibergli
gökkuşağı fenomeninin çığır açıcı bir açıkla-
Dietrich’in (Theodoricus Teotonicus) De
masını bulmaktayız. Bu açıklamayı, öncüleri iride et radialibus impressionibus isimli ese-
olan İbn el-Heysem ve İbn Sīnā 5./11. yüzyılda rinde çok önemsiz farklılıklarla görülmesi
bütün uğraşmalarına rağmen yapamamışlardı Arap-İslam bilimlerinin Avrupa’daki resep-
(Katalog Cilt III, s. 166 vd.). Gökkuşağının siyonu tarihine ilişkin bakış açısından çok
optik olarak algılanması –ki ona göre bu algı- büyük bir önem taşıyor. 1902 yılında fizikçi G.
lama saydam, küresel ve birbirlerinin yakı- Hellmann, sadece bilgisizlikten ya da Arap-
nında bulunan damlaların özel mahiyetine İslam bilimlerinin Avrupa’da resepsiyonu ve
dayanmaktadır – güneş ışığının bir damlaya özümsenmesi sürecini göz önünde bulundur-
girme ve çıkması esnasında iki kat kırılmasıyla madığından, Freibergli Dietrich’in kitabın-
ve bir veya iki katı yansımasıyla gerçekleşmek- daki gökkuşağı teorisine ilişkin açıklamasını
tedir. Bu sonuca Kemāleddīn el-Fārisī, cam «Orta Çağ Avrupa’sının fizik alanındaki en
ya da kaya kristalinden (kuvars-Necef taşı) büyük başarısı»310 olarak tanımlamıştı.
mamul bir küre üzerinde gerçekleştirdiği bir Freibergli Dietrich’in kitabına yönelik bu mü-
dizi sistematik deney sonucunda ulaşmıştır balağalı övgüden hemen sonra Kemāleddīn’in
(Katalog III, s. 166). eseri E. Wiedemann’ın öğrencileri arasında
Şimdiye kadar tespit edildiğine göre, tanındı ve Kemāleddīn ile Freibergli Dietrich
Kemāleddīn’in optik alanında ulaştığı önemli arasında bir bağlantı olup olamayacağına iliş-
araştırma sonuçlarından birisi de gözbebeği- kin sorulara cesaret edildi. Bu elbette, resep-
siyon ve özümsenme sürecinin, bu sürecin
nin yapısına ilişkin öğretisidir. Kemāleddīn’in
öneminin, boyutunun ve ne tarzda olduğu-
«Galen’in açıklamasını optik prensipleriy-
nun günümüzdeki açıklığa kavuşturulmadığı
le bağdaştırılamaz gerekçesiyle reddettiği- bir dönemde gerçekleşmişti. Açıklamalardan
ni» ve deneylerle destekli kontrol yoluyla bir tanesi, Otto Werner’in311 1910 yılında
işin hakikatini aramış olduğunu [bundan bir Leonardo da Vinci’nin fiziği üzerinde yaptığı
buçuk yıl önce aramızdan ayrılan aziz dos- çalışmada yer almaktadır ve önemi sadece
tum, büyük bilgin]∗ Matthias Schramm309 tes- bizi burada ilgilendiren soru açısından iba-
pit etmiştir. Kemāleddīn el-Fārisī, kesilen ret değildir. Werner, Kemāleddīn’in kitabının
bir koyundan aldığı göz üzerinde deneylerini Avrupa’da tanındığı ve Leonardo da Vinci
yapmıştır. Bu esnada o «ilk olarak itiraz edile- tarafından kullanılmış olması gerektiği tahmi-
ninde bulunmaktadır. Ayrıca Kemāleddīn ile
Dietrich’in tanımlamaları arasında çok yakın
∗ Matthias Schramm 19.01.2005 tarihinde aramızdan
ayrıldı. Bu not yazar F. Sezgin tarafından çeviriyi kontrol
ettiği sırada eklenmiştir.
309 Zur Entwicklung der physiologischen Optik in der 310 Meteorologische Optik 1000-1836, Berlin 1902
arabischen Literatur, Sudhoffs Archiv für Geschichte der (=Neudrucke von Schriften und Karten über Meteorolo-
Medizin und der Naturwissenschaften içerisinde (Wies- gie und Erdmagnetismus serisi içerisinde Cilt 14), s. 8.
baden) 43/1959/289-316, özellikle s. 311-316. 311 Zur Physik Leonardo da Vincis, Doktora 1910, s. 111.
G İ R İ Ş 57

bir ilişki olduğu görüşündedir (Katalog III, Muḥammed b. ʿAlī eş-Şeḳūrī’nin (doğumu
169 vd.). Bizce şu konuda hiçbir kuşku yoktur: 727/1327)314 Taḥḳīḳ en-Nebeʾ ʿan Emr el-
Freibergli Dietrich, Kemāleddīn’in çalışma- Vebeʾ isimli eserleridir. Günümüze tam olarak
ları hakkında, ya kitabıyla dolaylı tanışıklığı ulaşmış ilk iki eser, bulaşıcı etki hakkında
ile ya da doğrudan doğruya İslam dünyasın- yazarlarının tecrübelerini aktarmaktadır. İbn
daki ikameti esnasında bilgi sahibi olmuş-
el-Ḫaṭīb’in önemini Marcus Joseph Müller,
tur. Hem çekirdek soruda hem de ayrıntı-
larda ortaklıklar o kadar büyüktür ki, bura- daha 1863 yılında Arapça metni Almanca
da birbirinden tamamen bağımsız yapılmış çevirisiyle birlikte yayınlayarak tıp dünyasına
işlerden bahsedilemez. 14. yüzyılın ilk yarısı, ulaştırılmıştı. Max Meyerhof’a315 göre veba
Arap-İslam kültür çevresi bilimlerinin kuzey hakkındaki Arapça risaleler, 14. ve 16. yüz-
Afrika’dan Fransa’ya ve İtalya’ya, Suriye’den, yıllar arasında Avrupa’da bu konuda yazılmış
Anadolu’dan ve İran’dan doğrudan doğruya olan eserlerden çok çok ileri bir seviyededir.
ya da İstanbul üzerinden kısa bir zaman içeri- İbn el-Ḫaṭīb’in birkaç cümlesi bunu belgeler:
sinde İtalya’ya ve Orta Avrupa’ya ulaşma yol- «[Hastalığın] bulaşıcılığı tecrübe, araştırma,
larını buldukları bir periyot olarak belirir. Din
duyular yoluyla algılama, otopsi ve güveni-
adamı kimlikli aracılar, özellikle Dominiken
tarikatı mensupları, bu resepsiyon sürecinde lir haberler yoluyla sabittir, bunların hepsi
kendilerine özgü yeteneklerini ispat etmişler de ispat materyalleridir. Bu meseleye bizzat
ve çok büyük hizmette bulunmuşlardır. şahit olan veya hakkında bilgisi bulunan her-
Tıpta, birçok konunun yanı sıra, enfeksiyonun kes bilir ki, bu hastalığa düçar olan kişilerle
mahiyeti hakkında net bir bilgi sahibi olun- temasta bulunanlar ölüyorlar; temasta bulun-
duğu izlenimi vardır. Müslüman İspanya’da, mayanlar ise sağlıklı olarak kalıyorlar. Ayrıca
749/1348 yılında batı Akdeniz ülkelerinin bu hastalığın bir evde ya da bir mahallede bir
maruz kaldığı çok yıkıcı veba salgını dolayı- elbise veya kap yoluyla ortaya çıktığı, hatta
sıyla bazı eserler ortaya çıkmıştır. Bunlardan
bir küpenin bile aynı küpeyi takan başka
bazıları şunlardır: Muḥammed ʿAbdullāh İbn
el-Ḫaṭīb’in (713-776/1313-1374)312 Muḳniʿāt. bir şahsın ölümüne sebep olacağı, bir kimse
es-Sāʾil ʿan el-Maraḍ el-Hāʾil, Aḥmed b. ʿAlī yüzünden bütün bir ev halkının yok olacağı,
İbn Ḫātime’nin (ö. 770/1369)313 Taḥṣīl el- hatta bu hastalığın bir şehirde tek bir evde
Ġaraḍ el-Ḳāṣid fī Tafṣīl el-Maraḍ el-Vāfid, ortaya çıkması ve buradaki hastalarla temasta
bulunanlarda hemen baş göstermesi, sonra
312 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 262, Suppl. Cilt
komşularda ve özellikle bu hastanın evini ziya-
2, s. 372; Müller, M.J.: Ibnulkhatîbs Bericht über die Pest,
Sitzungsberichte der Königlich Bayerischen Akademie ret eden akrabalarda bu hastalığın görülmesi
der Wissenschaften içerisinde (München). Philosophis- ve bu çemberin gittikçe genişlediği herkesin
ch-philologische Klasse 2/1863/1-34 (Tekrarbasım: Isla- malumudur. Ve veba salgınının hakim olduğu
mic Medicine serisi içerisinde Cilt 93, s. 37-70).
313 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 259, Suppl. Cilt bilinen bir ülkeden bu hastalığı taşıyan birinin
2, s. 369; Bkz. Ayrıca M. el-ʿArabī el-Ḫaṭṭābī tarafından
eṭ-Ṭıbb ve-el-Eṭibbāʾ fī el-Endülüs el-İslāmīye adıyla tah- 314 Bkz. Renaud, Henri-Paul-Joseph: Un médecin du
kik edilmiş ve yayınlanmış olan seçki, Beyrut 1988, Cilt royaume de Grenade. Muḥammad aš-Šaqūrī, Hespéris
2, s. 161-186; Almanca çeviri, Dinānah, Taha: Die Schrift (Paris) 33/1946/31-64 (Tekrarbasım: Islamic Mathema-
von Abī Ğaʿfar Aḥmed ibn ʿAlī ibn Moḥammed ibn ʿAlī
tics and Astronomy seri içerisinde Cilt 92, s. 181-214).
ibn Ḫātimah aus Almeriah über die Pest, Archiv für Ge- 315 Science and medicine, The Legacy of Islam içerisinde,
schichte der Medizin içerisinde (Leipzig) 19/1927/27-81
(Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi içerisinde Cilt 92, ed. Arnold, Th.: Londra 1931, s. 311-355, özellikle 340-
s. 239-293); Antuña, Melchor M.: Abenjátima de Almería 341 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi içerisinde Cilt
y su tratado de la peste, Religion y Cultura içerisinde (El 96, s. 99-147, özellikle s. 132-133); Bkz. Ayrıca von Gru-
Escorial/Madrid) 1,4/1928/68-90 (Tekrarbasım: Islamic nebaum, Gustave E.: Medieval Islam. A study in cultural
Medicine serisi içerisinde Cilt 92, s. 294-316. orientation, 2. baskı Chicago 1961, s. 335-336.
58 G İ R İ Ş

gelmesine değin tamamen sağlıklı sahil şehir- «sadece bize ulaşmayan eserlerin yeteri
lerinde bu hastalığın ortaya çıkış tarihi ile has- ölçüde karakteristiklerini içermekle kalma-
talığı taşıyan kişinin geliş tarihinin örtüştüğü makta, ayrıca bu vezir-i azamın olağanüs-
bilinmektedir»316. tü büyüleyicilikteki ufuk ve ilgi genişliği-
Arap-İslam kültüründe tıp biliminin bu nin çapını bize aktarmaktadır... Günümüze
dönemde kaydettiği ilerlemenin bir başka ulaşan bu kitap, girişte “Tenksūḳnāme”de
belirtisiyle Ṣadaḳa b. İbrāhīm el-Mıṣrī eş- özetlenen, ağırlıklı olarak mediko-farma-
Şaẕilī’nin (8./14. yüzyılın ikinci yarısı) oftal- kolojik 4 eserin karakterizasyonu sonra-
moloji alanında kaleme aldığı oldukça hacimli sında kendisini, kısmen şiir formundaki
ders kitabı el-ʿUmde el-Kuḥliyye fī el-Emrāḍ bir anatomi kitabının Farsça çevirisi olarak
el-Baṣariyye317 adlı eserinde karşılaşmaktayız. ortaya koymaktadır ve başlık olarak kitabın
J. Hirschberg bu eserin «Hayvan gözlerinin sözde Çinli yazarına nispetle <Wang Shuho>
insan gözünden farklılıkları ve insan gözü- ismi verilmektedir. Burada söz konusu olan
nün kendine has özellikleri»318 konulu birin- meşhur hekim Wang Shu-ho’nun (265-317)
ci bölümün 6. kısmında «görme organının Mo-ching adlı klasik eseri değil, aslında nabız
karşılaştırmalı anatomisinin ve fizyolojisinin izleme modaliteleriyle ve hayati insan organ-
nüve halini» bulmaktadır; bu karşılaştırmalı larının anatomisini ele alan ve Kin Hanedanı
anatomi ve fizyoloji, bilimsel biçimde ilk ola- (1122-1234) döneminde Çin’in kuzeyinde
rak 19. yüzyılın ikinci yarısında oftalmoloji el yazılmış Mo-chüeh adlı eserdir. Kuşkusuz
kitaplarındaki yerini almıştır (Katalog Cilt IV, Çince orijinalinden alınan birçok illustras-
s. 17). yonuyla bu sözde <Wang Shu-ho>, Yakın
Tıp konusunda son olarak 8./14. yüzyılın baş- Doğu’da ve hatta Batı dünyasında <resim-
langıcında doğan Tenksūḳnāme-i Īlḫānī der li Çin anatomisinin> ispatlanabilir en eski
Funūn-i ʿUlūm-i Ḫitāʾī isimli Farsça eser anıl- örneğini teşkil etmektedir.» Kısmen eski Çin
malıdır. Bu eser «Çin Bilimlerini» ele almakta ilaçlarını kısmen de diğer ilaçları ele alan far-
ve yazarı olarak İlhanlılar’ın vezir-i azamı makoloji kitabı formundaki üçüncü esere, asıl
Reşīdeddīn Faḍlallāh b. ʿİmāduddevle (645- mesleği hekimlik olan Reşīdeddīn Faḍlallāh
718/1247-1318) adını taşımaktadır319. Bu kitap bir ek bölüm eklemiştir. Bu ekte Faḍlallāh,
«Yunanlar tarafından bilinmeyen Çin ilaçla-
rı listesini, kullanımları ve etkilerinin kesin
tanımlamalarıyla birlikte bir kitap formunda»
316 M.J. Müller tarafından çevrilmiştir, a.e., s. 18-19 bir araya getirmiştir320.
(Tekrarbasım: 54-55), burada çok küçük değişiklikler ya-
pılmıştır..
317 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 137, Suppl. Cilt
2, s. 170.
318 Geschichte der Augenheilkunde, Cilt 2: Geschichte der
Augenheilkunde im Mittelalter, Leipzig 1908 (=Graefe- The still missing works of Rashīd al-Dīn, Central Asiatic
Saemisch, Handbuch der gesamten Augenheilkunde, Cilt Journal (Wiesbaden) 9/1964/113-122; aynı yazar Wissens-
13), s. 156-159. chaftliche Kontakte zwischen Iran und China in der Mon-
319 Bize kadar ulaşmış, Reşīdeddīn’in kendi dönemin- golenzeit, Anzeiger der Philologisch-historischen Klasse
de yazılmış tek el yazma İstanbul’da, Ayasofya 3596 der Österreichischen Akademie der Wissenschaften içe-
(264 vd., 713 hicri) bulunmaktadır. Tıpkıbasım Müctebā risinde (Viyana), 106/1969/200-211.
Mīnuvī tarafından yapılmıştır, Tahran 1972; Jahn, Karl: 320 Jahn, Karl: Wissenschaftliche Kontakte zwischen Iran
und China in der Mongolenzeit, aynı yer, s. 201-203.
G İ R İ Ş 59

Coğrafya alanında da, Arap-İslam kültür Arap-İspanyol kartografyasının ötesinde ula-


çevresinde önceki yüzyıllarda yürütülen, yer- şılan büyük gelişmenin bir belgesidir. Örnek
yüzünün matematiksel olarak kavranması- olarak Londra verilebilir. Londra’nın koor-
nın ve buna bağlı olarak yeryüzünün kartog- dinatları bu çizelgeye göre Bağdat’tan hare-
rafik tasvirinin yeni bir kaliteye eriştiğine ketle L42°00', B48°00' dır (bugünkü veriler
ilişkin ilginç kanıtlar elde bulunuyor. İslam L44°26', B51°30'). Londra ile Bağdat (Babil)
dünyasının batısından astronom ve mate- arasındaki boylam farkı Ptoleme’de 18° lik,
matikçi Murcialı (Mürsiyeli) Muḥammed el-Meʾmūn coğrafyacılarında hâlâ 9° lik bir
b. İbrāhīm İbn er-Raḳḳām’ın (ö. 715/1315) hata gösterirken, bu çizelgede sadece 2°26'
97 yeri kapsayan önemli bir, koordinatlar lık bir sapma görülmektedir. Daha fazla
çizelgesini tanıyoruz. Bu çizelge göstermek- örnekler için Geschichte des arabischen
tedir ki, boylam derecelerinde yapılan radi- Schrifttums’a321 işaret ederek şunu vurgula-
kal Endülüs-Mağrip tashihlerinin o dönemin mak istiyorum: Matematiksel coğrafya tarihi
meskûn bölgelerinin daha büyük bir kısmına için esas teşkil eden bu tashihler şimdiye
uzandığını ve Akdeniz’in büyük ekseninin kadar tamamen bilinmez olarak kaldılar ve bu
boylamının 44° ye indirildiğini gösteriyor ki, yüzden de, Avrupa’da 13. yüzyıldan 14. yüzyı-
bu günümüz değerinden sadece 2° daha uzun- la geçiş döneminde ortaya çıkan yeni haritala-
dur. Elbette tashih sadece Akdeniz’in büyük rın kökenine ilişkin sorunun tartışmasında hiç
ekseni boylamıyla sınırlı kalmamıştı. Bu tashih göz önüne alınmadılar.
meskûn bölgelerin batı sınırıyla Bağdat’ın doğu Bağdat’ın batısında bulunan bölgelerin mate-
sunda bulunan yerler arasındaki değerlerde matiksel olarak kavranması sürecinde Arap-
de kendini gösteriyor. Boylam derecelerin- İslam coğrafyacıları ve astronomları için,
de yapılmış radikal düzeltmeler içeren diğer Bizans hakimiyetinde bulunan Anadolu ve
çizelgelerden, bunların bize kadar ulaşan- Ege civarı uzun bir süre çalışma alanlarının
larının çok geniş bir yayılma alanı bulduğu dışında kalmıştır. Bugün ulaşılan bilgilere göre
tahminine iletmektedir. 20. yüzyılın ortala- bu durum 6./12. yüzyılın sonundan itibaren
rında İspanyol oryantalist J. Millás Vallicrosa değişmeye başlamış görünmektedir. Bizi doğ-
tarafından bulunan bu tarz bir çizelge bizim rulukları ile hayrete düşüren, 13. yüzyıldan 14.
sorumuz açısından çok önemlidir. Çok büyük yüzyıla geçiş döneminde Avrupa’da birdenbi-
bir ihtimalle, Endülüs’ün doğusunda bulu- re ortaya çıkıveren söz konusu bölgelerin ve
nan Tortosa (Ṭarṭūşa) şehrinde ortaya çıkmış Karadeniz’in haritaları, mesela Giovanni da
olan bu çizelgede Bağdat’ın sıfır meridyen Carignano’nun eseri olarak bilinen harita322,
noktası olarak kabul edilmesi ve oranın batı- sadece yerinde, gerekli bir zaman süresince ve
sında bulunan yerler için kaydedilen boylam devlet desteği ile yapılan astronomik gözlem-
derecelerinde kazanılan tashihlerin buna göre lerin ve yeryüzü ölçümlerinin sonucu kabul
ayarlanmış olması bizi hayrete düşürmektedir. edilebilirler. Biz, en geç 7./13. yüzyılda İslam
Latince’ye çevirilen bu çizelge bize ayrıca bir hakimiyetinde ortaya çıkması muhtemel sade-
Portekiz redaksiyonuyla ulaşmıştır, İspanya, ce birkaç Anadolu koordinatı bilmekteyiz. İlk
Batı Avrupa, Batı Akdeniz bölgesinde bulu-
nan 31 yerin koordinatlarını içermektedir.
Her ne kadar bu çizelge yazma ve okuma
321 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 332-337.
hatalarından uzak değilse de, Batı Avrupa’da
322 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 332-337.
60 G İ R İ Ş

olarak muhtemelen 8./14. yüzyılın ilk yarı- tır. Onun kitaplarını uygun biçime sokmakla
sından gelen ve ʿAbdulḥalīm b. Süleymān aṭ- görevli asistanı, hocasının coğrafya kitabında
Ṭūḳātī323 isimli birinin usturlaba dair yazdığı yedi iklimin tasvirinin, meskûn bölgelerin bazı
bir kitapta bulunan erken dönem Osmanlı kısımlarının, denizlerinin, dağlarının, vadile-
çizelgesi bize 151 yerin koordinatlarını ver- rinin vs. bu konuyla ilgili kitaplarda verilen
mektedir; bu yerlerin sekizde biri Anadolu’da enlem-boylam dereceleriyle birlikte verildiği-
bulunmaktadır. Bu çizelge, Osmanlı bilgin- ni, diğer eserlerdeki bilgilerle doğruluklarının
lerinin, en azından Anadolu enlem-boylam kontrol edildiğini ve verilen bilgilerin yanlış
dereceleri ağının şekillendirilmesine çok olmaması için bahsi geçen ülkeleri tanıyan-
erken katılımlarının bir belgesidir. Bu çizel- lardan bilgiler toplandığını söylemektedir.
ge ayrıca, Anadolu’nun matematiksel ola- Ayrıca, haritaların büyüklüğü sebebiyle ve
rak kavranmasında daha o dönemde gerçeğe «işin uzmanlarının metotlarına» göre çizilmiş
çok yakın bir kesinlik elde edilmiş olduğunu haritaların «mümkün olabildiğince anlaşılabi-
gösterir. Çizelgenin Akdeniz’e ilişkin vermiş lir ve görülebilir» olması ve yerleşim yerleri-
olduğu koordinatlar da bu tarz bir kesinli- nin en doğru şekilde işaretlenmesi için kitaba
ğe tanıklık eder. Mesela biz bu çizelgede, alışılmadık büyük bir formatın seçildiğini de
Roma ile İstanbul ve Roma ile İskenderiye öğrenmekteyiz324.
arasındaki boylam farklarının bugünkü değer- Bu dönemden Arapça ve Farsça olarak, yani
lerden çok az ayrılık gösterdiğini görmekte- orijinal dilleriyle bize ulaşan harita mater-
yiz. Anadolu’nun batı-doğu ve kuzey-güney yalinin, Anadolu’dan Orta Asya’ya uzanan
boyutları açısından eṭ-Ṭūḳātī’nin İstanbul ve bölgelerin kabaca çizilmiş bir taslaktan ibaret
Ahlat’a (Anadolu’nun doğusunda) ilişkin ver- olması hayıflanacak bir durumdur. Bu hari-
diği değerleri burada ele alalım. Boylam farkı ta, Fars coğrafyacı ve tarihçi Ḥamdullāh el-
bugünkü değerden sadece 1°29' farklılık gös- Müstevfī’nin (ö. 740/1340) Nüzhet el-Ḳulūb
termektedir, hatta enlem farkı sadece 2’ dır. isimli eserinde bulunmaktadır. Harita325 ekva-
Okuyucuda, 8./14. yüzyılda ulaşılan sonuçla- torun kuzeyinde boylamda 63° den 112° ye,
rın önemine ilişkin uygun bir tasavvur oluş- enlemde de 16° den 45° ye kadar uzanmak-
turabilmak için şu durum vurgulanmalıdır: tadır. Bir dik açılarla kesişen (ortogonal)
Adı geçen yerler arasındaki enlem ve boylam derece ağında 120 bölgenin isimleri kaydedil-
farklılıklarının hatasız ölçümüne ilk olarak 20. miştir. Kullanıcı, haritayı çevreleyen çizelge-
yüzyılda ulaşılmıştır. lerde koordinatları okuyabilir. Bu haritanın
8./14. yüzyılın ilk yarısının Arapça ve Farsça kendine has önemi, içerdiği derece ağının,
kaynaklar bu konuya ilişkin o kadar çok dokü- yukarıda bahsi geçen Merāġalı astronomlar
man ve veri sunmaktadır ki buna dayanarak o tarafından entegre edilmiş ve Toledo’nun
dönemin birçok haritacı ve coğrafyacısında şu 28°30' batısındaki sıfır derece meridyeninden
fikrin mevcut olduğunu varsaymaktayız: Kesin başlayarak sayılan batı-doğu boylam dere-
ve doğru enlem-boylam bilgileri gerçeğe en celeriyle belirlenmesinde yatmaktadır. Buna
yakın haritaların oluşturulmasında vazgeçil- ek olarak, açıkça görülen bazı hatalar bir
mez bir temeldir. Şu anki bilgime göre bunun
en önemli kanıtlarından biririni çok yönlü bir
bilgin olan ve yukarıda Çin tıbbı hakkındaki 324 Bkz. Quatremère, Étienne: Raschid-eldin. Histoire
eserinden söz ettiğimiz Reşīdeddīn bırakmış- des Mongols de la Perse, Paris 1836 (Tekrarbasım: Ams-
terdam 1968), giriş s. CXLVIII, CLX; Sezgin, F.: a.e., Cilt
10, s. 314.
325 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 200-210; Cilt 12, No.
323 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 180-181. 16a.
G İ R İ Ş 61

yana bırakılırsa, boylam derecesinin bugünkü eseri Cāmiʿ et-Tevārīḫ’dir. Bu eser 700/1301
değerlere 3° ya da 4° kadar yaklaştığı dile geti- yılında İlhanlı Ġāzān’ın direktifiyle, ilkin
rilebilir. Moğolların ve Türklerin tarihi olarak başla-
Arap-İslam kültür çevresinin coğrafya ala- mış ama birkaç yıl sonra Ġāzān’ın kardeşi ve
nındaki önemli katkılarından birisi de, Fas’ın ardılı Olcaytu’nun arzusu üzerine evrensel
Tanger kentinden Muḥammed b. ʿAbdullāh tarih eseri haline getirilmiş ve 710/1311 yılın-
İbn Baṭṭūta’nın (703-770/1304-1369) büyük da tamamlanmıştır. İlk cilt Cengiz Han’ın ve
seyahatnamesidir. İbn Baṭṭūta 22 yaşında onun Doğu ve Batı Asya’daki ardıllarının tari-
vatanından ayrılıp, Mekke’ye doğru yola çık- hini, ayrıca Türk ve Moğol boylarını işlemek-
mış, İskenderiye ve Kahire’yi ziyaret etmiş, tedir. İkinci ciltte, Moğollarla münasebetleri
Nil boyunca giderek Syene’ye (bugün Assuan) olan milletlerin tarihi ayrıntılı bir şekilde ele
ulaşmış, oradan Suriye ve Filistin’e geçmiş, alınmaktadır. Bu cilt, İslam öncesi Pers impa-
Arabistan’ı Mekke’ye kadar dolaşmış, daha ratorluklarıyla başlamakta, peygamberler ve
sonra doğu Afrika’ya yönelmiş ve Mozambik’e halifeler tarihiyle devam etmekte, İran’daki
kadar uzanmıştır. Ayrıca Anadolu’yu, İslam hanedanları, Oğuzlar, Türkler, Çinliler,
Bizans’ı ve 55 enlem derececesine kadar Yahudiler, Frenkler ve en sonda Budizm
Güney Rusya’yı, Orta Asya’yı, Hindistan’ı, ağırlıklı olarak Hindistanı ele almaktadır.
Malezya Yarımadası ve Çin’i ziyaret etmiştir. Coğrafyaya ayrılmış olan üçüncü cilt kaybol-
Konakladığı duraklarda çok uzun süre ikamet muştur.
etmiş ve bazı yerleri defalarca ziyaret etmiş- Reşīdeddīn’in kitabı kuşkusuz Arap-İslam
tir. Ayrılışından 24 yıl sonra tekrar Tanca’ya kültür çevresinde, yabancı milletlerin tarih
dönmüştür. İkinci seyahati onu Endülüs’e, ve kültürlerinin aynı çevrede yaşayan mil-
üçüncüsü ise Kuzey Afrika’ya götürmüştür. letlerin tarih ve kültürleriyle birlikte ele
Toplam 27 yıl süren seyahatleriyle İbn Baṭṭūta, alındığı ilk evrensel tarih değildir. Bu ese-
Richard Hennig’in326 ifadesiyle, «eski çağın ve rin birçok öncüsü vardır, ʿAlī b. el-Ḥuseyn
ortaçağın ortaya çıkardığı en büyük dünya el-Mesʿūdī’nin (345/956 bazı kaynaklarda
seyyahıdır». İbn Baṭṭūta’nın oldukça hacimli 346)327 Murūc eẕ-Ẕeheb, Aḫbār ez-Zemān
seyahatnamesi, çok keskin gözlem yeteneği ve Kitāb el-ʿAcāʾib isimli eserleri, Maḥbūb
yanında tarihi-coğrafi, etnik ve kültür tarihini b. Ḳusṭanṭīn el-Menbicī’nin (350/961)328
ilgilendiren nesneleri algılayabilmesi sebebiy- el-ʿUnvān el-Kāmil ’i, Ḥamza b. el-Ḥasan
le paha biçilemez bir coğrafya ve tarih dokü- el-İṣfehānī’nin (ö. 360/970)329 Tevārīḫ Sinī
manıdır (Katalog Cilt III, s. 8). Mulūk el-Arḍ ve-el-Enbiyāʾ ’sı, Ebū er-Reyḥān
8./14. yüzyılda birçok dünya, şehir ve yerel Muḥammed b. Aḥmed el-Bīrūnī’nin (362-
tarihi, hem bütün İslam periyodunu içe- 440/973-1048)330 el-Āsār el-Bāḳiye ʿan el-
ren hem de sadece bu yüzyılla sınırlı kalan Ḳurūn el-Ḫāliye’si (Yunanların, Romalıların,
biografik ve başka türden eserler orta- İranlıların, Soġd, Ḫārizm ve Ḥarrān sakin-
ya çıkaran historiyografya alanından sade- lerinin, Kıptilerin, diğer Hıristiyanlarla
ce bir dünya tarihi ve üç ansiklopediyi ele Yahudilerin dönemleri ve kutsal günler tak-
almakla yetineceğim. “Dünya tarihi”inden
kastım, yukarıda adı geçen çok yönlü bilgin
Reşīdeddīn Faḍlallāh (ö. 718/1318)’ın anıtsal 327 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 1, s. 332-336.
328 Bkz. a.e., Cilt 1, s. 338.
329 Bkz. a.e., Cilt 1, s. 336.
326 Terræ incognitæ, Cilt 3, Leiden 1953, s. 213. 330 Bkz. a.e., Cilt 6, s. 270-271.
62 G İ R İ Ş

vimleri hakkında) ve Taḥḳīḳ mā li-el-Hind’i Nuveyrī (677-732/1279-1332) bu eserden


ve daha birçok benzer eser Reşīdeddīn’den331 esinlenerek 30 ciltlik ansiklopedik eserini,
önce ve sonra yazılmıştır. Ama Reşīdeddīn Nihāyet el-Ereb fī Funūn el-Edeb335 ortaya
bu eserinde Moğollara ve onlarla irtibatlı koymuştur. Bunun hedefi, eğitimli bir [dev-
olan milletlere dair “yeni bir yol” takip etmek let] kâtibi veya idarecisi için gerekli bilgileri
istemiştir. Bu yol, «ilgili milletlerin orijinal bir araya getirmektir. en-Nuveyrī, öncüsünün
tarih kaynaklarına bizzat başvurmak»tır332. aksine, eserinde sadece disiplinlerin (funūn)
Bu hedefe Reşīdeddīn, en azından Moğol sayısını artırmakla kalmamakta –mesela tarih
tarihinde ulaşmış görünüyor. Eserin bütünü- bilgisini de bu alanlardan birisi olarak kabul
ne hakim olan tarafsızlık ve objektiflik anla- ederek, insanla ilgili bütün olayları ve işleri ve
yışı el-Bīrūnī’nin yukarıda bahsedilen el-Āsār kurumları kitabına alabilmiştir– aynı zaman-
el-Bāḳiye ʿan el-Ḳurūn el-Ḫāliye ve Taḥḳīḳ da muhtevayı yeniden gruplandırmaktadır: 1)
mā li-el-Hind isimli eserlerini hatırlatmak- Gökyüzü ve Yer, 2) İnsan, 3) Hayvanlar alemi,
tadır. Ancak bu son eser, yöresel ve yerel 4) Bitkiler alemi ve 5) Tarih. Bu ansiklopedi
kaynakların yardımcı olarak kullanılması bir
bizi, günümüze ulaşmayan kaynakların izine
yana, yazarın Hindistan’daki uzun süren ika-
götürmektedir ve o dönemin tarihi hakkında
meti sırasında bizzat yaptığı gözlemler ve
en iyi başvuru kaynaklarından birisidir.
halkla doğrudan temasa geçmek suretiyle
Bu yüzyılda ortaya çıkan ansiklopedilerden
oluşturduğu bilgilerin sonucu ortaya çıkmıştır
üçüncüsü Mesālik el-Ebṣār fī Memālik el-
ve böylece düşünce tarihinde tarihinde eşsiz
Emṣār isimli, Şihābeddīn Aḥmed b. Yaḥyā
bir yere sahiptir.
Yine 8./14. yüzyılın ilk yarısında büyük İbn Faḍlallāh el-ʿÖmerī (700-749/1301-1349)
hacimli ilk ansiklopediler ortaya çıkmıştır. tarafından yazılan eserdir336. Bu eser 741/1341
Bunlardan ilki Cemāleddīn Muḥammed b. ve 749/1349 yılları arasında, yazar Şam’da
İbrāhīm el-Kütübī el-Vaṭvāṭ333 (632-718/1235- [devlet] kâtipliği yaptığı sırada doğmuştur.
1318) tarafından yazılmış olan Menāhic İbn Faḍlallāh’ın, Kahire’deki 740/1339 yılına
el-Fiker ve-Mebāhic el-İber334 isimli eser- kadar devam eden ikameti esnasında kendine
dir. Gökyüzü, yeryüzü, hayvan ve bitki dün- ait ansiklopedik bir eser kaleme alma fikri-
yası gibi konuları da içeren bu eser, genel ne ulaşmış olması muhtemeldir. Orada en-
karakteri içerisinde yazarının belirgin edebi Nuveyrī’nin çok büyük rağbet gören eserini
eğilimine tanıklık etmektedir. Mısırlı tarih- tanımış olabilir. Yine de İbn Faḍlallāh’ın kita-
çi Şihābeddīn Aḥmed b. ʿAbdulvehhāb en- bı, hedefi ve sistematiği itibariyle öncüsünün
eserinden farklıdır. Mesālik el-Ebṣār bir beşe-
ri-coğrafik ansiklopedi olarak nitelendirilirse
331
bu yanlış bir değerlendirme olmaz. Eserin
Bkz. Rosenthal, Franz: A history of Muslim historio-
graphy, Leiden 1952, s. 114-130.
332 Jahn, Karl: Die Erweiterung unseres Geschichtbildes
durch Rašīd al-Dīn, Anzeiger der Österreichischen Aka- 335 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 139-140, Suppl.
demie der Wissenschaften, Philologisch-historische Klas- Cilt 2, s. 173-174; Kratschkowsky, I.: Encyclopædie des
se içerisinde (Viyana), 107/1970(1971)/139-149, özellikle Islām içerisinde, Cilt 3, Leiden 1936, s. 1045-1047; Cha-
s. 143. pout-Remadi, Mounira: Encyclopaedia of Islam içerisin-
333 Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 54-55, Suppl. Cilt 2, s. de. New edition, Cilt 8, Leidn 1995, s. 156-160.
53-54; Sezgin, F.: tıpkımasıma yazdığı önsöz. 336 Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 141, Suppl. Cilt 2, s.
334 Tıpkıbasım 2 cilt halinde Institut für Geschichte der 175-176; Daha fazla bibliografik bilgiler için tıpkıbasımın
Arabisch-Islamischen Wissenschaften tarafından 1990. ön sözüne bkz.
G İ R İ Ş 63

adı da bu tür bir nitelemeye uygun düşmek- tarihi el-ʿİber ve-Dīvān el-Mübtedeʾ ve-el-
tedir. 27 ciltlik bu eserin ilk 4 cildi coğrafyaya Ḫaber isimli eserine ek olarak tamamlanan
adanmıştır. Diğer ciltler insanların düşünsel Muḳaddime, 19. yüzyılın başlarında Antoine-
alandaki başarılarını onların içinde bulunduk- Isaac Silvestre de Sacy339 ve Joseph von
ları çevreleri ele alarak işlemektedir. Eserin Hammer-Purgstall340 isimli bilim adamları-
tamamı, henüz tam olarak gelişmemiş bir nın bu eserin içeriğine dikkat çekmelerinden
ansiklopedi kavramı izlenimi uyandırıyorsa sonra, oryantalistlerin ve oryantalist olmayan
da, günümüze ulaşmayan kaynaklardan der- bilim adamlarının ilgisini kendisine çekmiştir.
lenen zengin içeriği ve kendi döneminde bili- Bilim adamları dünyasında daha özel ilgiyi,
min ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından, Joseph von Hammer-Purgstall’ın İbn Ḫaldūn’u
o yüzyılın en önemli yazınsal başarılarından «Arap Montesquieu’sü»341 olarak nitelen-
birisidir. Benim kanaatime göre, bu eser içe- dirmesi uyandırmıştır. Bu Prolegomena’da
risinde el-Meʾmūn coğrafyasından bize ulaşan önemli sosyolojik, ekonomik, psikolojik
dünya haritası, üç adet iklim haritası ve zen- temel düşünceler, bilim tarihi ve tarih felse-
gin metin parçaları, coğrafya ve kartografya fesi görüşleri keşfedilmiş ve büyük bir hay-
tarihinin en önemli dokümanları arasında ranlıkla yorumlanmıştır. İbn Ḫaldūn pek çok
bulunuyorlar337. kişi tarafından sosyoloji ve tarih felsefesinin
8./14. yüzyılın ansiklopedilerinden, dönemin kurucusu görülmüştür. Bazı araştırmacılar da
olgunluğunu yansıtan, Arap-İslam bilim- İbn Ḫaldūn’da, bütün bilim dallarının temel
lerinin tinsel bilimler alanında ulaştığı en problemlerinin işlendiği görüşüyle yetinmiş-
büyük başarılarından olan bir esere dönüyo- lerdir. Devlet teorisi bakımından Muḳaddime,
ruz. Bu eser, ʿAbdurraḥmān b. Muḥammed Niccolò Machiavelli’nin (ö. 1527)342 Il princi-
İbn Ḫaldūn’un (732-808/1332-1406)338 tarih pe adlı eseriyle karşılaştırılmıştır.
eserine yazdığı Muḳaddime yani “Giriş”tir. Savaş tekniği alanında, ateşli silahlar konu-
İbn Ḫaldūn’un Merinid sultanı Ebū Fāris sunda bir önceki yüzyılda başlayan geli-
ʿAbdulʿazīz’e (dönemi: 768-774/1366-1372) şim 8./14. yüzyılda da devam etmiştir. St.
ithaf ettiği ve 779/1377’de tamamladığı dünya Petersburg Asya Müzesi’nin343 Narodov Azii
Enstitüsü (Asya Halkları Enstitüsü)’nde bulu-
nan ve muhtemelen 14. yüzyılın ilk yarısın-

337 Tıpkıbasım 27 cilt halinde Institut für Geschichte der


Arabisch-Islamischen Wissenschaften tarafından 1988- 339 Ibn-Khaldoun makalesi Biographie universelle içer-
1989 yıllarında yapılmıştır, indeksler ise yine aynı kurum isinde (Michaud), Cilt 21, Paris, 1811 yılından çok kısa bir
ve yerde 3 cilt halinde 2001 yılında basılmıştır. süre sonra, s. 268-270.
338 Tunus’ta doğmuş ve Fas, Granada, Tlemsan, Tunus 340 Sur l’introduction à la connaissance de l’histoire. Cé-

ve öldüğü yer olan Kahire’de çok önemli yüksek devlet lèbre ouvrage arabe d’Ibn Khaldoun, Journal Asiatique
görevleri üstlenmiştir, bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, içerisinde (Paris) 1/1822/267-278.
s. 242-245, Suppl. Cilt 2, s. 342-344; Bel, Alfred: Encyc- 341 Über den Verfall des Islams nach den ersten drei Jahr-

lopædie des Islām içerisinde, Cilt 27, Leiden ve Leipzig hunderten der Hidschrat, Viyana 1812 (göremedim), bkz.
1927, s. 419-421; Sarton, G.: Introduction to the history of Sarton, G.: aynı yer, Cilt 3, 2. Kısım, s. 1776.
science, Cilt 3, Kısım 2, s. 1767-1779; Talbi, M.: Encyclo- 342 Bkz. Gilbert, Allan H.: Machiavelli’s «Prince» and

paedia of Islam içerisinde. New edition, Cilt 3, Leiden ve its forerunners, Durham, N.C. 1938, s. 280 (göremedim),
London 1971, s. 825-831; Rosenthal, Franz: Dictionary of bkz. Sarton, G.: aynı yer, Cilt 3, 2. Kısım, s. 1769-1775.
Scientific Biography içerisinde Cilt 7, New York 1973, s. 343 Bugünkü signatür C 686’da bulunan yazma el-Maḫzūn

320-323. fī Cāmīʿ el-Funūn adını taşımaktadır.


64 G İ R İ Ş

da yazılan savaş tekniği konulu anonim bir getirmeyi gerçekleştirdi345. Gençliğinde teolo-
eserde, barutun muharrik gücü yoluyla bir ji, tarih, edebiyat, şiir ve diğer bilim dallarında
mermiyi fırlatmaya yarayan içi oyuk mızrak- mükemmel, sağlam bir eğitim alan bu bilim
tan ibaret bir ateşli el silahı tanıtılmakta- aşığı şehzade, daha iktidara gelmeden önce
dır. Görünen o ki bu tür ateşli el silahları Ġıyāseddīn Cemşīd b. Mesʿūd el-Kāşī (ö.
Avrupa’ya ilk olarak 8./14. yüzyıldan 9./15. 832/1429), Ḳāḍīzāde Rūmī (ö. 840/1436) gibi
yüzyıla geçiş döneminde ulaşmıştır (Katalog birçok bilgini yanına, Semerkant’a getirtmişti.
Cilt V, s. 133). Bunun yanısıra, yine aynı el Onun Semerkant’ta başardığı işlerin en önem-
yazmasında, havan benzeri bir ateşli silahın lisi kuşkusuz, öncülerinin Merāġa’da kurduk-
resmi bulunmaktadır. Ama bu silah metindeki
larından esinlenerek ve yukarıda adı geçen
tarife uymamaktadır. Muhtemelen burada söz
bilginlerle birlikte çalışarak inşa ettiği anıtsal
konusu olan silah, tarif edilenden farklı havan
rasathanedir. Bu Semerkant Rasathanesi’nin
benzeri bir silahtır (Katalog Cilt V, s. 133).
Bugüne kadar bilinen çelik yay hakkında- kuruluşuna ve geliştirilmesine kendisinden
ki en eski rivayet 8./14. yüzyılın ilk yarısına daha genç bir bilgin olan ʿAlāʾaddīn ʿAlī b.
uzanmaktadır (Katalog Cilt V, s. 96). Çok Muḥammed el-Ḳūşcī (ö. 879/1474) de katkı-
büyük bir olasılıkla Avrupa, 8./14. yüzyıldan da bulunmuştur. Rasathaneden geriye kalan
9./15. yüzyıla geçişin hemen öncesinde bunun izlere göre şu yargıda bulunabiliriz: Rey (eski
bilgisine sahip olmuştur. Avrupa’da çelik yay Tahran)’de kurulmuş olan rasathanenin seks-
kullanımına dair en eski rivayet 1435 yılından tantını (4./10. yüzyıl, bkz. Katalog Cilt II, s.
gelmektedir344. 25) örnek alarak bu yeni rasathanede yarısı
yeraltında kurulan gözlem skalasının yarıçapı
9./15. Yüzyıl 30 m. büyüklüğündeydi. Burada yürütülen
gözlem sonuçlarının birçoğu346 bizzat Uluğ
Şu anki bilgimize göre, 9./15. yüzyılda bilimsel
Bey tarafından sağlanmış olan çizelge-esere,
faaliyetler bütün alanlarda İslam dünyasının
Zīc-i Sulṭānī ’ye alınmıştır. Avrupa’da daha
tamamında hâlâ aktif haldeydi. 6./12. yüzyıl-
dan itibaren Anadolu’da kurulan Selçuklu 17. yüzyılın ortalarında John Graves347 buna
devletlerinde ve 8./14. yüzyılın başından iti- dikkat çekmiştir.
baren genişlemeye başlayan Osmanlı top- Bu yüzyılın anılmaya değer başarılı astrono-
raklarında kurulan yeni kültür merkezlerinin mik çalışmalarından biri de Ġıyāseddīn el-
bilimsel faaliyetlere önemli katkıları olmuş- Kāşī’nin Zīc-i Ḫāḳānī isimli hayli kapsamlı
tur. 9./15. yüzyıldan bize kalan ve el yazması çizelge-eseridir. Bu eseri o, daha Semerkant
halinde muhafaza edilen birçok eserden yal- Rasathanesi’nin kuruluşundan önce, 816/1413
nızca çok küçük bir kısmı yayınlanmıştır ve yılında Herat’ta bir araya getirmişti. Eserin içe-
yayınlananların da hemen hemen hiçbiri ince- risindeki coğrafik çizelge Maveraünnehir’den
lenmemiştir. Bu gerçek gözden kaçırılmadan, itibaren koordinatlardaki gözle görülür artışa
bu yüzyılın ilk yarısında Maveraünnehir’de tanıklık etmektedir.
astronomi ve matematik alanlarında öne
çıkan ve devlet adamı Uluğ Bey Muḥammed 345 Grousset, René: Histoire de l’Asie, Cilt 3, Paris 1922,
Turğay (796-853/1394-1449) adıyla bağlan- s. 127 (göremedim); Bouvat, L.: Encyclopædie des Islām,
tılı bulunan çalışmaları ele alalım. O, dede- Cilt 4, Leiden und Leipzig 1934, s. 1077).
si Timur’un hayalinde yaşattığı şeyi, yani 346 Bkz. Kennedy, Edward S.: The heritage of Ulugh Beg,
Semerkant’ı İslam uygarlığının merkezi haline Science in Islamic civilisation içerisinde, İstanbul 2000, s.
97-109.
344 Bkz. Köhler, G.: Die Entwickelung des Kriegswesens 347 Gravius, Johannes: Binæ tabulæ geographicæ, una
und der Kriegführung in der Ritterzeit von der Mitte des Nassir Eddini Persæ, altera Ulug Beigi Tatari, London
11. Jahrhunderts bis zu den Hussitenkriegen, Cilt 3, Bres- 1652 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy
lau 1887, s. 181-182. serisi içerisinde Cilt 50, s. 1-79).
G İ R İ Ş 65

el-Kāşī, astronomik araç-gereçlerin gelişim merkezini bulmak için her bir deferentin orta
tarihinde de azımsanamaz bir öneme sahiptir. noktasına yerleştirilmesi gibi349.
Bu konuya ilişkin kaleme aldığı ve bilhas- el-Kāşī’nin aletinin G. Marchionis’e350 (1310
sa Merāġa Rasathanesi’nde bulunan araç- yılında yazmıştır) ve Geoffrey Chaucer’e351
gereçleri tasvir ettiği (Katalog Cilt, II, s. 38 (ö. 1400’e doğru) nispet edilen ekvatoryumlar
vd.) risaleden başka, Nüzhet el-Ḥadāʾiḳ348 arasında bir yakınlık göstermesi olgusundan
isimli müstakil risalesinde tanıtılmış olan hareketle, bu iki kişiye, aynı zamanda el-
Ṭabaḳ el-Menāṭiḳ ve Levḥ-i İttiṣālāt diye Kāşī’nin aletine de modellik yapan doğulu
isimlendirdiği iki astronomik alet anılmalıdır. daha eski bir modelin bilgisinin ulaşmış olma-
Birisi, 4./10. yüzyılda Ebū Caʿfer el-Ḫāzin sı gerektiği kanaatindeyim. Levḥ-i İttiṣālāt,
tarafından icat edilmiş olan Zīc-i Ṣafāʾih adlı “Bağlaç Levhası”352, isimli ikinci alete gelince,
aletin bizim bildiğimiz en son gelişim aşama- bu, iki gezegenin boylam dereceleri arasında-
sını oluşturmaktadır. Zīc-i Ṣafāʾih, bir geze- ki önceden bilinen farklarla bu her iki geze-
genin gerçek posizyonunu ekliptik üzerinde genin günlük olarak kat ettikleri mesafeler
herhangi bir zamanda mekanik yolla ve genel- arasındaki aktüel farklara dayanarak ekliptik-
likle astronomik çizelgeleri kullanmaksızın te beklenen ittisal (arka arkaya gelme) günle-
bulmaya yarayan bir aletti. Konuya ilişkin rini aletsel olarak hesaplamaya yaramaktadır.
yerde belirttiğimiz üzere, bu aletin en eski Bunun dışında (ahşaptan veya pirinçten imal
versiyonu gerçekten çok eski bir dönemde edilmiş) bu tür bir hesaplama aracı bilinme-
Müslüman İspanya’ya yollarını bulmuşlardı. mektedir.
Aṣbaġ b. Muḥammed İbn es-Semḥ el-Ġarnāṭī Teorik astronomi alanında da, daha birkaç yıl
(ö. 426/1035)’nin ve Ebū eṣ-Ṣalt Ümeyye b. önce tanıtılan ve yukarıda adı geçen ʿAlāʾaddīn
ʿAbdulʿzīz el-Endülüsī’nin (ö. 528/1134) ve ʿAlī el-Ḳūşcī (ö. 879/1474) tarafından Merkür
İbrāhīm b. Yaḥyā ez-Zerḳālī’nin (5./11. yüz- gezegeni için geliştirilmiş olan model kayda
yılın ikinci yarısı) bu aletin oldukça geliş- değerdir353.
miş bir şeklini belirten risaleleri, İspanya dışı
Avrupa’ya en geç 13. yüzyılın ikinci yarı-
sında Libros del saber de astronomía adlı
349 Price, Derek J.: The equatorie of the planetis, Cam-
Kastilce ansiklopedik eserde mahfuz kalan
bridge 1955, s. 131.
çevirileriyle ulaştı. el-Kāşī’nin aletindeki 350 Bkz. Poulle, Emmanuel: Les instruments de la théo-
en modern özellik, derecelendirilmiş para- rie des planètes selon Ptolémée: Équatoires et horlogerie
lel bir cetvelle çalışan merkezi bir gösterge planétaire du XIIIe au XVIe siècle, Cilt 1, Cenevre ve Pa-
(Alhidade) idi. Bu paralel cetvel ile kazanıla- ris 1980, s. 192, 260ff.
351 Price, Derek J. de Solla: Isis içerisinde 54/1963/153
bilen basit işaretlemeli projeksiyonlar yoluyla
(el-Kāşī’nin kitabının edisyonu hakkında E.S. Kennedy
çok esaslı sonuçlar alınabilmektedir, mesela tarafından yazılmış olan resensiyon); aynı yazar, Chau-
paralel cetvelin, gezegenlerin, tasavvur olu- cer, Dictionary of Scientific Biography içerisinde Cilt, 3,
nan ek daireli yörüngelerinin deferentler s. 217-218.
(yani taşıyıcı büyük yörüngeler) üzerindeki 352 Bkz. Kennedy, Edward S.: The planetary equatorium,
aynı yer, s. 78-161, 238-243.
353 Bkz. Saliba, George: Al-Qushji’s reform of the Ptole-
348 El yazması Princeton University, Garrett collec- maic model for Mercury, Arabic Science and Philosophy
tion no. 75, Kennedy, Edward S. tarafından İngilizceye 3/1993/161-162; aynı yazar, Arabic planetary theories af-
çevrilmiş ve yayınlanmıştır, The planetary equatorium of ter the eleventh century AD, Encyclopedia of the History
Jamsshīd Ghıyāth al-Dīn al-Kāshī (d. 1429), Princeton of Arabic Science içersinde, Cilt 1, London ve New York
NJ 1960. 1996, s. 58-127, özellikle s. 123-125.
66 G İ R İ Ş

Matematik alanında yapılan araştırmalar, Cemşīd b. Mesʿūd el-Kāşī’nin sin 1° nin


Ġıyāseddīn Cemşīd b. Mesʿūd el-Kāşī’nin hesap-lanmasında tam ve kesin bir yaklaş-
şimdiye kadar incelenen eserlerinde önemli ma (approksimasyon) metodu kullandığı ve
birçok başarı tespit etmiştir. Bu başarılardan bunun ilk olarakAvrupa’da François Viète
birçoğu Arap-İslam kültürünün o konularda (1540-1603)’le yeniden ortaya çıktığı yönün-
ulaştığı son bilimsel seviyeyi ortaya koymakta- deki araştırma sonuçlarını yayınladığında, 19.
dır ve bunlar Avrupa’da ya birkaç yüzyıl sonra yüzyıl sonlarının matematik tarihçilerinde
ortaya çıkmış ya da yeniden keşfedilmişlerdir. şaşkınlık doğurmuştu358.
Burada sadece birkaç tanesi dile getirilecek- el-Kāşī, gezegenlerin günlük hareketlerinin
tir. hesaplanmasında bir diğer yaklaşma (iteras-
el-Kāşī, dördüncü dereceden denklemlerle yon) yönteminden yararlanmıştır. Gerçi ite-
esaslı bir şekilde uğraştığı için Cebir tarihinde rasyon yönteminin daha önceki bilginler tara-
özel bir konuma sahiptir. Miftāḥ el-Ḥisāb354, fından, Ay paralaksının [yarıçapının büyüklü-
“Hesap Anahtarı”, isimli eserinde konunun ğünün] araştırılmasında ve tespit edilmesinde
kısaca işlenişi sayesinde öğrenmekteyiz ki kullanıldığını bilmekteyiz, ama bunun sırf
el-Kāşī dördücü kuvvetten 70 tip (gerçekte matematik içerisinde yapılması ilk olarak el-
65)355 denklem bilmektedir ve bunları özel Kāşī’de ortaya çıkmaktadır359.
olarak yazacağı bir kitapta toplamayı ve sun- el-Kāşī’nin daire hesaplamadaki mükem-
mayı planlamıştır. Şu anda onun bu planını mel sonucu, matematik tarihinde 50 yıldır
gerçekleştirip gerçekleştirmediğini bilme- bilinmektedir. O, Arşimed, Ebū el-Vefāʾ ve
mekteyiz, eğer böyle bir eser oluşturmuş ise el-Bīrūnī gibi öncülerinin ulaştığı sonuçları
bu kitabın bize kadar ulaşıp ulaşmadığı henüz eleştirmekte ve metotlarını yetersiz olarak
tespit edilmemiştir. nitelemektedir. el-Kāşī daire çevresiyle çapının
Bu bağlamda, el-Kāşī’nin Miftāḥ el-Ḥisāb’da ilişkisini bir iç ve dış çokgen yardımıyla her bir
yüksek dereceli aritmetik ve geometrik dizi- 3·228 = 800335168 kenar olarak belirlemiş ve
lerin toplanmasına yönelik kuralları nasıl kul- bununla da π ≈ 3, 14159265358979325 sonu-
landığına ilişkin çok ilginç örnekler verdiği cuna ulaşmıştır. el-Kāşī’nin bu başarılı çalışma-
dile getirilmelidir. Bu işlem sırasında, dör- sı Paul Luckey tarafından360 ortaya konulma-
düncü dereceden dizilerin ortaya çıkan top- dan önce Johannes Tropfke361, daire hesap-
lamı, 400 yıl önceki öncüsü İbn el-Heysem’in lamasında «gittikçe daha kesin hesaplamalar
başarısını hatırlatmaktadır. Bununla birlikte
el-Kāşī çözüme kendine özgü bağımısız bir
yolla ulaşmıştır356.
Franz Woepcke357 1865 yılında, Ġıyāseddīn appliquées içerisinde (Paris), 2e série, 10/1865/83-116,
özellikle s. 112-116 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics
and Astronomy seri içerisinde Cilt 44, s. 105-138, özellikle
354 s. 134-138); Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 63.
Ed. Aḥmed Saʿīd ed-Demirdāş, Muḥammed Ḥamdī
358 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 65.
el-Ḥıfnī, ʿAbdulḥamīd Luṭfī, Kahire tarihsiz, s. 199; ed.
359 Bkz. Kennedy, Edward S.: A medieval interpolation
Nādir en-Nābulusī, Dımeşk 1977, s. 413-414.
355 Bkz. Juschkewitsch, A.P.: a.e., s. 268; Sezgin, F.: a.e., scheme using second order differences, A Locust’s Leg.
Studies in honour of S.H. Taqizadeh içerisinde, London
Cilt 5, s. 68.
356 Bkz. Juschkewitsch, A.P. ve Rosenfeld, B.A.: Die Ma- 1962, s. 117-120; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 65.
360 Der Lehrbrief über den Kreisumfang (ar-Risāla al-
thematik der Länder des Ostens im Mittelaltter, aynı yer,
s. 90; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 68. Muḥīṭīya) von Ǧamšīd b. Masʿūd al-Kāšī, Berlin 1953
357 Passage relatifs à des sommations de séries de cu- (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy seri
bes extraits de deux manuscrits arabes inédits du British içerisinde Cilt 56, s. 227-329).
Museum de Londres, Journal de mathématiques pures et 361 Geschichte der Elementar-Mathematik, aynı yer, Cilt
4, s. 215-216; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 66.
G İ R İ Ş 67

yoluyla gerçek değere yaklaşmanın beklen- dir». el-Kāşī’nin ondalık kesirler yönteminin,
medik bir tarzda keskinleştiği yeni parlak bir onun öğrencileri ve onun izinden yürüyen-
zamanın» ilk olarak F. Viète ve Adrian van ler aracılığıyla veya Bizanslı İran seyyahları
Roomen (1561-1615)’le başladığını söylemek- yoluyla çok kısa bir süre sonra Anadolu’ya
tedir. Viète, işleminde poligon hesaplamaları oradan da İstanbul’a ulaşmış olması gerekti-
yardımıyla π sayısını 9 ondalık kesire kadar ği hususunda hiçbir kuşkuya yer yoktur. Bu
ilerletmiş, van Roomen ise 15 ondalık kesire bağlamda bize ulaşan 15. yüzyıldan bir Bizans
kadar götürmüştü. el-Kāşī kendi zamanında hesaplama kitabı366 anılmalıdır. Bu kitabın
çoktan 17 kesire kadar gelmişti. yazarı ondalık kesirlerin kullanımını bilmekte
Kiriş hesaplaması bağlamında el-Kāşī, ve Bizans ülkesinde hâkimiyet kurmuş olan
Avrupa’da Johann Heinrich Lamberts (1728- Türklerin bu tür hesaplama işlemlerini kul-
1777) adıyla bilinen şu trigonometrik formü- lanmakta olduklarını söylemektedir. Ondalık
le362 ulaşmıştır: sin (45°+φ/2) ≈√ 1+sin
2
.φ kesirlerin Avrupa’da sistematik olarak ilk
Ondalık kesir tarihinde de el-Kāşī seçkin ele alınışı, Hollandalı tüccar, matematikçi ve
bir konuma sahiptir. Bu alanda onun öncü- mühendis Simon Stevin (1548-1620) tarafın-
sü olarak karşımıza Arap matematikçi el- dan Flemenkçe kaleme alınan De Thiende
Uḳlīdīsī (4./10. yüzyıl) çıkıyor. Bununla (Onda Bir) isimli eserde gün yüzüne çıkmış-
birlikte konunun ilk sistematik işlenişini tır367.
el-Kāşī’de363 görmekteyiz. Bizim bildiğimiz Son olarak el-Kāşī’nin matematik alanında-
kadarıyla İslam dünyasında ondalık kesirlerle ki önemli başarılarından birisi Miftāḥ el-
yaygın bir uğraşım el-Kāşī’den sonra kendi- Ḥisāb (Hesap Anahtarı) isimli eserinde yer
ni göstermektedir. Avrupa’da ondalık kesir- alan düzenli ve yarı düzenli cisimler konulu
ler Yahudi matematikçi Immanuel Bonfils bölüm anılmalıdır. el-Kāşī’nin bu konuda hiç
(14. yüzyılın ortaları) tarafından kullanılmış- bir öncüsü yoktu denemezse de onun, eğik
tır364. Bu kişinin bu bilgiye ve kullanıma nasıl çizgisel sınırlı cisimlerin, eğik silindirlerin ve
ulaştığı, hâlâ açıklanmayı gereksemektedir. konilerin, ayrıca düzensiz içi boş cisimlerin,
Juschkewitsch’e365 göre onun kaleme aldığı sivri kemerlerin (ojivler), tonosların, kub-
kısa taslak «el-Kāşī’nin ondalık öğretisiyle- belerin, sarkıtların (stalaktitler) hacimlerini
karşılaştırıldığında hiçbir öneme sahip değil- komplike hesaplamalarla ve konstrüksiyon-
larla çok hâkimane bir şekilde ortaya koyabil-
mesi Arap-İslam matematiğinin 9./15. yüzyıl-
362
da el-Kāşī ile ulaşmış olduğu düzeye tanıklık
Bkz. Luckey, P.: Der Lehrbrief über den Kreisumfang,
aynı yer, s. 49 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and etmektedir368.
Astronomy seri içerisinde Cilt 56, s. 283); Sezgin, F.: a.e.,
Cilt 5, s. 66. 366 Bkz. Hunger, H. ve Vogel, K.: Ein byzantinische Re-
363 Bkz. Luckey, P.: Die Rechenkunst bei Ǧamšīd b. chenbuch des 15. Jahrhunderts. Text, Übersetzung und
Masʿūd al-Kāšī mit Rückblicken auf die ältere Geschichte Kommentar, Viyana 1963, s. 33; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10,
des Rechnens, Wiesbaden 1951, s. 102-114 (Tekrarbasım: s. 245.
367 Bkz. Minnaert, M.G.J.: Stevin, Dictionary of Scientific
Islamic Mathematics and Astronomy seri içerisinde Cilt
56, s. 75-225, özellikle s. 184-196). Biography içerisinde Cilt 13, New York 1976, s. 47-51.
368 Juschkewitsch, A.P.: a.e., s. 277; Sezgin, F.: a.e., Cilt 5,
364 Bkz. Gandz, S.: The invention of the decimal fractions
s. 69; Dold-Samplonius, Yvonne: Practical Arabic mat-
and the application of the exponential calculus by Im-
hematics: Measuring the muqarnas by al-Kāshī, Centau-
manuel Bonfils of Tarascon (c. 1350), Isis 25/1936/16-45; rus içerisinde (Kopenhagen) 35/1992/193-242; aynı yazar,
Luckey, P.: Die Rechenkunst bei Ǧamšīd b. Masʿūd al- The volumes of domes in Arabic mathematics, Vestigia
Kāšī, aynı yer, 120-125 (Tekrarbasım: Islamic Mathema- Mathematica. Studies in medieval and early modern mat-
tics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 56, s. 202-207); hematics in honour of H.L.L. Busard içerisinde, ed. M.
Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 67-68. Folkerts ve J.P. Hogendijk, Amsterdam ve Atlanta 1993,
365 Juschkewitsch, A.P.: a.e., s. 241. s. 93-106.
68 G İ R İ Ş

Bu yüzyılın matematik alanıyla ilgili olarak şu ilişkin kaba bir tasavvur üzerine kuruluydu.
da dile getirilmelidir: İslam dünyasının batısın- Bu büyük kıtanın matamatiksel olarak kap-
da 13. yüzyıldan beri gelişmekte olan cebirsel sanması için daha birkaç yüzyıl beklemek
sembolik, Ebū el-Ḥasan ʿAlī b. Muḥammed gerekliydi. el-Meʾmūn haritasından sonra bize
el-Ḳaleṣādī’nin (ö. 891/1486) Keşf el-Maḥcūb ulaşan en eski üç Afrika tasviri, el-Kindī ve es-
min ʿİlm el-Ġubār isimli eserinde zirve nok- Seraḫsī’nin372 (her ikisi de 3./9. yüzyıl), 4./10.
tasına ulaşmıştır369. «Denklemlerde birinci ve 5./11. yüzyıldan anonim373 bir yazarın ve
el-İdrīsī’nin374 (1154 civarında) haritalarıdır
kuvvet, kare ve bilinmeyenin üçüncü kuvveti
ve bunlar el-Meʾmūn için yapılan haritanın ya
şeyʾ, māl ve kaʿb kelimelerinin ilk harfleriy-
sakat veya kaba reprodüksiyonlarıdır. Buna
le sembolize edilmişlerdir. Bu işaretler aynı karşın dikkate değer bir gelişme, Naṣīreddīn
şekilde katsayılı bilinmeyenler üzerinde de eṭ-Ṭūsī (ö. 672/1274)’den taslak halde bize
belirmektedir»370. ulaşan dünya haritasındaki Afrika tasviridir.
9./15. yüzyıl Arap-İslam kültürü içerisinde kar- Bu dünya haritası diğer taraftan Çin dünya
tografya alanında kaydedilen ilerlemenin çok haritasındaki Afrika tasviriyle ilişkilidir. 1267
büyük olduğu görülmektedir. Dünya tarihi açı- yılında Merāġa’dan Çin’e yollanan yeryüzü
sından çığır açıcı sonuçlar doğuran en önemli küresinden esinlenen bu Çin dünya haritası
gelişme, güney Afrika’nın gerçeğe oldukça 14. yüzyılın başlarında meydana çıkmıştır. Çin
yaklaşan formu bağlamındadır. Hint okyanu- dünya haritasının, orjinal boyutları kopyacı-
sunun, Marinos ve Ptoleme’de görüldüğü gibi, ların yetersiz hassasiyetlerinin kurbanı olan
kapalı bir iç deniz olduğu tasavvuruna karşın, Afrika tasvirindeki en önemli ayırdedici yanı,
el-Meʾmūn coğrafyacıları haritalarının 3./9. kıtanın güney bölümünün bir üçgen şeklin-
yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak ortaya çık- de olmasıdır. Avrupa’da Brunetto Latini’den
(1265 civarında) Fra Mauro’ya (1459) kadar
masından itibaren Afrika kıtasının güneyden
yapılmış dünya haritalarındaki375 Afrika’nın
dolaşılabileceğine ilişkin kanaatin Arap-İslam
yarımada şeklinin reprodüksiyonları bize,
kültür çevresinde hakim olduğu ispatlanabilir. matematik-astronomik olarak elde edilmiş
3./9. yüzyıl tarihçi ve coğrafyacısı Aḥmed b. bir çalışmanın izlerine dair herhangi bir ip ucu
Ebū Yaʿḳūb b. Caʿfer el-Yaʿḳūbī’nin aktar- verebilmekten uzaktır. Elbette bu, o zama-
dığı ilginç bir rivayet yoluyla, Dicle üzerinde na kadar İslam dünyasında zaman zaman
bulunan Ubulla’da inşa edilen ve Çin’e ve Afrika’da bulunan bazı yer koordinatlarının,
Çin’den ticaret malları taşımada kullanılan 9. yüzyılın başlangıcında başlayan ve devam-
gemilerin Mağrip’te bulunan Atlantik limanı lı genişleyerek yoğunlaşan çalışma geleneği
Māsse’de (Agadir’in güneyi) Behlül camii- içerisinde matematiksel coğrafya kurallarına
nin yanında demir attıklarını öğrenmekte- göre tespitlerinin denenmediği anlamına gel-
yiz371. el-Meʾmūn coğrafyacılarının Afrika’yı mez. Bununla birlikte, Afrika koordinatları-
gösteren haritaları, güneyden dolaşılabilir ve nın haritalarda yer almaları yeterli bir zamana
160° doğuya doğru uzanan bir kara kütlesine bağlıydı. Bundan da öte, gerçeğe tam uygun
şekilde bütün bir kıtanın sahillerinin ve diğer
369 Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 62.
370 Juschkewitsch, A.P.: a.e., s. 270.
371 el-Yaʿḳūbī, Kitāb el-Büldān, Leiden 1892 (Tekrarbasım:
Islamic Geography Cilt 40), s. 360; Picard, Christophe: 372 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 136-137; Cilt 12, s. 11.
L’océan Atlantique musulman. De la conquête arabe à 373 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 134; Cilt 12, s. 12
l’époque almohade, Paris 1997, s. 31, 233-234, 248, 511; 374 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 134-135; Cilt 12, s. 13, 18-19.
Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 383-384. 375 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 549-550.
G İ R İ Ş 69

kısımlarının tasviri için nesiller boyu, sürekli Cantino haritası üzerinde modern değerden
ve bir hedefe yönelik çalışmaların yapılmış (35°) yarım derece büyük olarak görünmekte-
olması gerekliydi. dir377. Buna göre, bu harita Afrika’nın güney
Vasco da Gama’nın Hindistan’a yaptığı ilk yarısı boyutlarında, Afrika’nın doğu kıyısının
keşif seyahatinden hemen sonra, Afrika’nın Hind Yarımadasının güney noktasından uzak-
ve Hindistan’ı da içerecek şekilde güney lığında, enlem ve boylamda tam bir doğruluk
Asya’nın konfigürasyonlarının mükemmel ya gösterir ki buna Avrupa ve Asya sözkonusu
da mükemmele yakın kartografik tasvirleri- olduğunda 19. yüzyıldan, hatta kısmen 20.
nin Avrupa’da tedavüle çıkması, coğrafya ve yüzyıldan önce Avrupa’da yapılan haritalar-
kartografya tarihi açısından çok büyük bir da ulaşılabilmiş değildir. Cantino haritasının
olaydır. Arap-İslam kültür çevresinde başa- doğruluğu gerçeğinden şu inanca varıyoruz:
rılan matematiksel coğrafya, kartografya ve Bu harita bizi, dayandığı bir örneğin izle-
bilimsel denizcilik seviyesinin yüksekliği hak- rine götürüyor. Ve o örnek, gerekli enlem
kındaki bilgisizlik, Avrupa’da ortaya çıkan ve boylam dereceleri ile diğer uzaklıkların
o haritaların gerçek yaratıcılarının kimler tespiti için yerinde, yeteri kadar uzunca bir
olduğunu bilme işini güçleştirmektedir. Bu süre yürütülmüş ön çalışmalar temeline daya-
haritaların, Portekizli haritacılar tarafından
nan bir harita olmalıdır. Daha önce belirlen-
Vasco da Gama’nın topladığı ve beraberinde
miş ve bilinen bir rota üzerinden güney batı
getirdiği verilere dayanılarak yapıldığını dile
Hindistan’a ulaşmış ve yine mümkün olabil-
getiren ve kabul gören görüş376, bir yandan
diğince kısa bir süre sonra aynı rotayı takip
çok büyük bir yeryüzü parçasının mükemmel
ederek Portekiz’e geri dönmüş olan Vasco
haritasının yapılabilmesi için gerekli koşulla-
da Gama’nın harita çizimi için gerekli verileri
rın kelimenin tam anlamıyla görmemezlikten
böylesine kısa bir zaman zarfında kendisinin
gelindiğini, diğer yandan ise bu görüşün yan-
lışlığını gösteren birçok tarihi kanıtın tanın- oluşturamayacağı kesindir. Bu tür seyahat-
madığını ifade eder. Kartografik realitenin lerin amacı, doğası itibariyle ticari ve siyasi
yanlış anlayışının bir örneği olarak, Vasco idi. Adaletli olmak gerekirse, Portekizlilerin
da Gama’nın ilk Hindistan seyahati dönüşü o dönemde, o haritalar için gerekli koşulları
sonrasında tahminen 1502 dolayında yapıldığı bizzat sağladıkları iddiasında bulunmadıkları
sanılan sözde “Cantino” haritası anılabilir. da belirtilmelidir. Onların bu bakımdan göre-
Bu haritanın günümüz haritalarıyla karşılaş- vi ve başarıları, olabildiğince yerinde yapıl-
tırılması gösterir ki ekvator çizgisi ve her iki mış haritaları Portekiz’e getirmek olmuştur.
dönence daireleri tamamen doğru bir şekilde Burada haritacılar kendilerine ulaşan harita-
Afrika, Arap Yarımadası ve Hindistan üze- ları Portekizce’ye aktarmışlar, çoğaltmışlar
rinden geçirilmiştir. Afrika’nın ekvator üze- ve kendi anlayışları ve zevkleri doğrultusunda
rindeki doğu-batı uzaklığı ve ekvator ile Ümit kamuoyuna sunmuşlardır. Hint Okyanusu’na
Burnu arasındaki mesafe Cantino haritasın- ilk seferleri yapan Portekizli denizcilerin çoğu,
da ve günümüz haritasında hemen hemen Arap ve diğer Müslüman denizcilerin ellerin-
aynıdır (modern değerler şunlardır: 33°30' de sık sık haritalar gördüklerini veya onlardan
ve 34°30'). Afrika’nın doğu kıyısı ile ekva- haritalar aldıklarını gizleme ihtiyacı da hisset-
tor çizgisi üzerinde bulunan Kap Comorin memişlerdir. Bildiğimiz rivayetlerden378 birisi
(Hindistan'ın güney ucu) arasındaki mesafe
377 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 399.
376 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 354 vd. 378 Bkz. a.e., Cilt 11, s.
70 G İ R İ Ş

de, bizzat Vasco da Gama’nın379 Afrika’nın lamış olabileceği konusunda bir tahminde
doğu kıyısında Müslüman bir denizciyle ilk bulunulamaz.
karşılaşması hakkında yapmış olduğu ayrıntılı Bu konuyu bitirirken, benim kanaatimce keş-
anlatımdır. Bundan öğrendiğimiz kadarıyla o, fini ve muhafazasını Portekizlilere borçlu
Arap meslektaşının elinde, deniz yolculukla- olduğumuz Arap-İslam kültür dairesinin en
rında kullandığı enlem ve boylam daireli hari- önemli kartografik başarısı anılmalıdır. Bu,
talar görmüştü. Bu şahıs, Vasco da Gama’ya 1511 yılında Malakka’nın işgalinden çok kısa
Hindistan’ın güney batı kıyısına deniz yoluyla bir süre sonra işgalci Portekizliler’in eline
giden direkt rota üzerindeki Calicut’a kadar geçen ve burayı alan Alfonso de Alburquerque
kılavuzluk etmiş olan denizcilerden birisiydi. tarafından Kral I. Emanuel’e (ö. 1521) gön-
Daha 15. yüzyılın ilk yarısından itibaren, derilen «Cava» atlasıdır382. Bu atlasa ilişti-
Hint Okyanusu’nu ve güneyden dolaşılabi- tilerek Kral’a gönderilen mektupta Alfonso
lir Afrika’yı gösteren haritaların Portekiz’e şöyle demektedir: «Majestenize, Cavalı bir
ulaştığına ilişkin haberler de günümüze kadar gemi pilotu tarafından yapılmış çok büyük bir
ulaşmıştır. Böylelikle Portekizliler Hindistan’a atlasın kopyasından bir kısmını yolluyorum.
giden deniz yolunu öğrenmiş olup380, ancak Bu, Ümit Burnu’nu, Portekiz’i, Brezilya’yı,
bu haritalar yardımıyla, sonraları yanlış olarak Kızıldeniz’i, İran Deniz’ini, Baharat Adalarını
“Keşif Seferleri” diye adlandırılan seyahatlere [Moluk Adalarını], gemilerin izlediği Çin’den
cesaret edebilmişlerdi. ve Formosa’dan giden direk yolu gösteren
Bu kısa açıklamalarla, Geschichte des ara- yelken rotalarını, bunların yanı sıra birbirleri-
bischen Schrifttums’un381 11. cildinde ortaya ne sınır olan [bu ülkelerin] iç taraflarını tasvir
koyduğum araştırma sonuçlarımı, Portekiz etmekte. Bana öyle geliyor ki, bu gördükle-
seferleri öncesinde, en son ve gerçeğe oldukça rimin en güzeli. Majesteleri bunu görmekle
uygun Afrika’nın ve Hint Okyanusu’nun kar- çok mutlu olacaklardır. Yer adları Cava yazı
tografik tasvirinin Arap-İslam kültür çevre- karakterindedir. Yanımda okuryazar Cavalı
sinde 9./15. yüzyılda ulaşılan en önemli başa- birisi vardı. Siz Majestelerine, Francisco
rılarından birisi olduğunu okuyucuya ulaş- Rodrigues’in, orijinalinden kopyaladığı bu
tırma maksadıyla yapıyorum. Portekizlilerin kısmı yolluyorum. Bununla Majesteniz biz-
bu konudaki en büyük hizmeti, bu haritala- zat Çinliler’in ve Formosa sakinlerinin nere-
rın önemini kavramaları, onları toplayarak den geldiklerini, gemilerinizin altın ocakla-
Portekiz’e ulaştırmaları ve böylelikle Avrupa rının bulunduğu Karanfil Adaları’na, Cava,
dillerinde çok yaygın hale gelmesine yol açma- Banda ve Hindistancevizi ve Hindistancevizi
çiçeği Adalarına gelmek için hangi rotayı
ları ve böylece son olarak Avrupa’da kartogra-
takip etmeleri gerektiğini, Siyam Krallığı’nı,
fik hareketlere çok büyük bir ivme kazandır-
Çinliler’in gemileriyle dolaştıkları ve oradan
malarıdır. Bu haritaların, eğer Protekizlilerin
itibaren daha ileri gitmeyerek döndükleri
aracılığı olmasaydı, ne zamandan itibaren ve
kimlerin aracılığıyla sadece tek tük değil de
382 Santarem, Atlas composé de mappemondes, de portu-
çok büyük ölçüde Avrupa’ya ulaşmaya baş-
lans et de cartes hydrographiques et historiques depuis
le VIe jusqu’au XVIIe siècle, Paris 1849 (Tekrarbasım:
Amsterdam 1985); A. Cortesão, Cartografia e cartógra-
379 Bkz. de Barros, João: Ásia. Das feitos que os portugu- fos portugueses dos séculos XV e XVI, Cilt 2, Lissabon
eses fizeram no descobrimento..., Década I, Liv. IV, Ed. 1935, 126-130; aynı yazar, The Suma Oriental of Tomé Pi-
Lissabon 1945, s. 151-152; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 227- res and the Book of Francisco Rodrigues, Cilt 1, London
229. 1944, giriş s. 78-79; Cortesão, A. ve de Mota, A. Teixeira:
380 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 358-362. Portugaliae monumenta cartographica, Cilt 1, Lissabon
381 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 323-444. 1960, s. 80.
G İ R İ Ş 71

Çin Burnu’nu görecektir. Orijinali Frol de la şudur: Miras alınan kartografik dünya resmi-
Mar’la birlikte [deniz kazasında] kayboldu. nin en yeni bilgilere göre daha ileri taşınarak
Siz Majestelerine açık ve seçik bir şekilde geliştirilmesi yönünde Arap-İslam kültür çev-
tasvirlerde bulunabilmek için, o gemi pilotu resinin çabaları 10./16. yüzyılın ilk on yılında
ve Pero Dalpoem ile birlikte bu haritanın içe- hâlâ canlı idi.
riği hakkında görüş alışverişinde bulundum. Eğer kartografya bilimsel denizciliği refaka-
Bu harita son derece doğru ve meşhurdur, tinden ve desteklemesinden devamlı bir suret-
çünkü deniz yolculuğunda kullanılmaktadır. le faydalanmamış olsaydı, Hint Okyanusu’nun
Bu haritada eksik olan, “Selat” diye adlan- ve Afrika Yarımadası’nın haritalarında böy-
dırılan takım adalardır [Malakka ve Cava lesine yüksek bir gelişim basamağına ulaşıla-
arasındaki].»383 mazdı. Bugün biz, bu denizcilik biliminin ori-
Bu haritaların değerlendirilmesi, nereden, jinalliğini kısmen iyi bir şekilde tanıyabilme
nasıl ortaya çıktıklarına ilişkin soru hususun- şansına sahibiz. Çok uzun bir gelişim süreci
da günümüzde geçerli kartografya historiyog- sonrasında bu bilim 9./15. yüzyılın ikinci yarı-
rafyası kendisini bir çıkmaz sokağa sokmuş sında ve 10./16. yüzyılın ilk çeyreğinde Hint
bulunuyor, çünkü bu historiyografyanın daha Okyanusu çevresinde zirve noktasına ulaş-
önce gelişen Hint Okyanusu haritalarının mıştır.
ortaya çıkışından çok önemli yapı malzemesi Arabistan ile Çin arasındaki birkaç bin yıl-
sağlayan çok yüksek seviyeye ulaşmış bulu- lık deniz yolları biliminin doğrudan doğruya
nan denizcilik bilgisinin varlığından haberi bize kadar ulaşan en eski dökümanları 9./15.
yoktur384. Boylam ölçekleri ve enlem skalaları yüzyılın ikinci yarısına uzanmaktadır. Gerçi,
ve neredeyse mükemmel denilebilecek kon- çok daha önceleri denizcilik kuralları, rotalar,
figürasyonlarıyla atlasın geriye kalan 26 par- limanlar ve Hint Okyanusu’ndaki mesafe-
çası, matematiksel–astronomik temel üzerine lerin bilgileri hakkında yazılı bir edebiyatın
inşa edilmiş uzun bir kartografya geleneğine bulunduğu bilinmekte ise de, bu belgeler,
tanıklık etmektedir. Bu atlas şimdiye kadar alanın daha yüksek bir gelişimini yansıtan,
bilinen en eski ve tam doğru Bengal körfezi, 9./15. yüzyılın ikinci yarısı ve 10./16. yüzyılın
Malakka boğazı ve Cava’dan Moluk üzerin- ilk çeyreğinde yaşayan denizcilik biliminin en
den Kanton’a kadar Çin Denizi tasvirlerini büyük iki temsilcisinin eserleri ile aşılmış ve
vermektedir. İlk olarak bu haritada ve aynı maalesef kaybolup gitmişlerdir.
zamanda çok iyi bir formda ortaya çıkan Bu temsilcilerin ilki ʿUmmān yöresinde bulu-
Madagaskar Adası, ilk olarak 19. yüzyıl ve nan Culfār’lı Şihābeddīn Aḥmed İbn Mācid b.
20. yüzyılın ilk yarısı kartografyası tarafın- Muḥammed’dir. Ondan bize bir dizi eser kal-
dan belirli tashihler geçirdi. Eğer bu atlasın mıştır. Bu eserlerden, yazarının bilgi ve yete-
daha o zaman Güney Amerika’nın kuzeydoğu neklerinin yaşamı boyunca süreğen bir gelişim
sahil şeridini gösterdiğine385 rastlıyorsak, –bu gösterdiği anlaşılmaktadır. İbn Mācid’e göre,
bilgiye Alfonso de Alburquerque de işaret İlm el-Baḥr yani deniz bilimi olarak nitelen-
etmekte ve böylece, haritanın aktardığı bilgi- dirdiği denizcilik bilimi, «teorik ve empirik,
nin daha sonraki bir Portekiz ilavesi olma ihti- ama sadece kâğıt geleneğine bağlı olmayan
malini ortadan kaldırmaktadır– bunun anlamı bir bilimdir» (ʿİlm ʿAḳlī Tecrībī lā naḳlī)386.

383 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 327-328. 386 İbn Mācid, Kitāb el-Fevāʾid fī Uṣūl ʿİlm el-Baḥr ve-el-
384 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 426-433. Ḳavāʿid, ed. I. Ḫūrī, Dımeşk 1980, s. 171; Sezgin, F.: a.e.,
385 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 441. Cilt 11, s. 177.
72 G İ R İ Ş

O, denizcileri üç gruba ayırmakta. İlk grup, olmadığını aynı zamanda yıllar boyunca
basit deniz kılavuzlarıdır. Bunların yolculuk- Arabistan ile Hindistan ve Güneydoğu Asya
ları bazen iyi gider bazen de kötü; verdikle- arasında denizci olarak aktif görev aldığını
ri cevaplar bazen doğrudur bazen de yanlış. öğrenmekteyiz. Kitapları –belki arzulanılan
Bu denizciler muʿallim (üstad) nitelemesini sistematik içerisinde değilse de– şu izlenimi
hak etmezler. İkinci kategorinin orta seviyeli vermektedirler: O, Kutup Yıldızı’nın ve ufuk
meʿālime (üstadlar) olan mensupları, bilgile- dairesinde enlemde 11°15' lık belirli mesafeler-
rinin büyüklüğü ve kapasiteleriyle tanınırlar. le doğan ve batan bir dizi sabit yıldızın oryan-
Onlar yeteneklidirler, gittikleri yerin rotalarına tasyonu ve aynı zamanda pusula kullanımı
hâkimdirler, fakat öldükten sonra unutulmaya temeline dayanan bir denizcilik bilimini temsil
mahkumdurlar. Denizcilerin üçüncü grubu en etmektedir.
yüksek mertebelerini oluşturur. Bu kalitedeki Kitaplarında İbn Mācid, Hint Okyanusu’nda
denizci çok meşhurdur, bütün deniz operas- bulunan yüzlerce yerin enlem derecelerini yön
yonlarına hâkimdir ve hem kendi zamanında eğiklikleri ile birlikte kaydetmektedir, ama
hem de daha sonraları yararlanılan kitapları bununla birlikte mesafe ölçümüne ilişkin
yazmış olan bir bilgindir387. somut çok az bilgi öğrenmekteyiz. Yazıları,
İbn Mācid ayrıca bir kaptanın sefer esnasın- onun diğer bazı durumlarda olduğu gibi, oku-
da gözönünde bulundurması gereken kural- yucunun ön bilgilere sahip olduğunu varsaydığı
ları ve ondan beklenen ahlaki prensipleri dile izlenimi vermektedir. Hacimli eseri el-Fevāʾid
getirmektedir. Ve yine o, kendisinin deniz- ’in 390 bir yerinde, denizcilik bilimindeki bazı
cilik bilimi tarihinde çok önemli bir konuma buluşların kendi başarılı çalışmalarına ait oldu-
sahip olduğunun ve başardığı işlerin gelecek ğunu söylemektedir. Bunlardan biri pusulanın
nesillerde etkisiz kalmayacağının bilincinde- gelişimindeki başarısıdır. Bu geliştirilen tipin
dir. («Bizden sonra, bizlerin kendi alanımız- mıknatıs iğnesi doğrudan doğruya pusulanın
da hangi konumda bulunduğumuz hakkında üstüne yerleştirilmiştir yani yön belirleme için
hüküm verilebilecek bir zaman gelecektir.»)388 gerekli olan 32 kısma bölünmüş karton diskin
İbn Mācid389, kendisinin, bu alanı ileriye taşı- alt tarafına taşıyıcı olarak değil üst tarafı-
dığından ve erken dönem eserlerinde düzeltil- na yerleştirilmiş olup kartona bağlı olmadan
meye muhtaç şeyleri de bulunduğundan emin- hareket etmektedir (bkz. Katalog 3, s. 65).
dir. İçinde bulunduğu andaki bilgi seviyesinin Mevcut eserlerinde İbn Mācid, konusuna
üstünlüğü karşısında, daha önceki eserlerinde hâkim, kendine güvenen ve astronominin
yazdıklarının arasında artık geçersiz şeylerin temel bilgilerine sahip ve de döneminin bir-
bulunduğunu dile getirmek için, çok ilginç bir çok bilim dalında gezinen bir bilgin denizci
şekilde, Kur’ân vahyi bağlamında kullanılan olarak belirmektedir. Kullandığı malzeme-
terminolojiyi kullanmakta: mensūḫ (iptal edil- ler, matematiksel olarak kapsanan bir Hint
miş) nāsiḫ (iptal eden). Okyanusu’nun ve oldukça gelişmiş bir deniz-
İbn Mācid’in bize ulaşan eserlerinden çok cilik biliminin söz konusu olduğunu göster-
açık bir şekilde, onun sadece bir teorisyen mektedir. Bütün bunlara nasıl ulaşılabildiğini
ve hangi bileşenlerin bu biliminin özünü oluş-
turmada önemli rol oynadığını, yaşca küçük
meslektaşı Süleymān el-Mehrī’den öğrenmek-
387 İbn Mācid, Kitāb el-Fevāʾid, aynı yer, s. 171; Sezgin, teyiz. Biz burada takip ettiğimiz kronolojik
F.: a.e., Cilt 11, s. 11, 177.
388 İbn Mācid, Kitāb el-Fevāʾid, aynı yer, s. 18; Sezgin, F.:
a.e., Cilt 11, s. 177-178.
389 İbn Mācid, Kitāb el-Fevāʾid, aynı yer, s. 151-152; Sez- 390 İbn Mācid, Kitāb el-Fevāʾid, aynı yer, s. 192; Sezgin,
gin, F.: a.e., Cilt 11, s. 178-179. F.: a.e., Cilt 11, s. 261.
G İ R İ Ş 73

prensibe sadık kalarak, el-Mehrī’nin bu alana düzenlenmiş en eski ansiklopedik başvuru kay-
yönelik net tasvirini 10./16. yüzyılın seçilmiş nağı türündedir ve yaşamın bütün alanlarına
konuları çerçevesinde dile getireceğiz. dair bilgiler vermektedir. 62. cilt ḳāf harfin-
9./15. yüzyıldan, dönemin seviyesini karakteri- de son bulmaktadır. Yazar, kullandığı fakat
ze eden iki ansiklopedi örnek verilecektir. Bu günümüzde büyük bir kısmı kaybolmuş olan
ansiklopedilerden birisi, yazı sanatı ve kâtipler kaynakların isimlerini vermektedir. Sayılarını
için gerekli bilgiler içeren, Mısırlı devlet kâtibi üç bin olarak veriyor.
Şihābeddīn Aḥmed b. ʿAlī el-Ḳalḳaşendī (756-
Bu devasa ansiklopediye ilaveten bir eser daha
821/1355-1418) tarafından yazılan ve Ṣubḥ
dile getirilmelidir. Bu eser, yazarının o döne-
el-Aʿşā fī Ṣınāʿat el-İnşāʾ adıyla bilinen, 10
ana bölümü 14 ciltte içeren meşhur ansiklope- min kültür tarihine yönelik belirgin ilgisini
didir391. 814/1412 yılında tamamlanan, içerikçe ve tarihî görüşünü yansıtmaktadır. Çok fazla
zengin ve sistematik olarak inşa edilen bu tanınmayan bu Suriyeli bilgin ʿAbdulḳāhir b.
ansiklopedi çok net olarak alıntılanan ve isim- Muḥammed en-Nuʿaymī394 (927/1521), kendi
leri belirtilen kaynaklarıyla, 800 yıllık yaşamın memleketindeki okul ve yüksek okulların
bütün alanlarında çok yüksek bir kültürel par- 5./11. yüzyıldan 10./16. yüzyıla kadarki tari-
laklığa doğru gelişen Arap-İslam toplumunun hini yazmayı üstlenmiştir. Dāris fī Taʾrīḫ el-
en belirgin kanıtlarından biri olarak değerlen- Medāris395 adlı iki cilt halinde bize ulaşan ve
dirilebilir. medreselerle ilgileri nedeniyle aynı zamanda
Bu yüzyılın ikinci önemli ansiklopedisi, şimdi- camileri, manastırları, türbeleri de ele alan
ye kadar büyük ölçüde fark edilmeden kalan, bu eserin, yazarın daha hacimli Tenbīh eṭ-
çok yönlü İskenderiyeli bilgin Muḥammed b. Ṭālib ve-İrşād ed-Dāris fī mā fī Dımeşḳ min
Muḥammed b. ʿAlī el-ʿAvfī392 (818-916/1415-
el-Cevāmiʿ ve-l-Medāris isimli eserin bir özeti
1501) tarafından kaleme alınmış Keşf el-
olduğu anlaşılıyor. Birçok konunun yanı sıra
Beyān ʿan Ṣıfāt el-Ḥayavān isimli eserdir.
Müellif hattı halinde 62 cilt içerisinde bize «bilginlerin hayatı ve eserleri hakkında, onla-
ulaşan eser393 muhtemelen alfabetik olarak rın özellikleri ve giysileri ve sultanın son sözü
söylemesiyle biten aralarındaki tartışmalar,
Mısır’dan gönderilen ve muallim atamalarını,
hangi kitapların hangilerinin yerine okutula-
391 Bkz. Wüstenfeld, Ferdinand: Calcaschandi’s Geo-
caklarını düzenleyen emirnameler hakkında
graphie und Verwaltung von Ägypten. Aus dem Arabi-
schen, Abhandlungen der Königlichen Gesellschaft der bilgiler vermektedir. Bazı muallimler sadece
Wissenschaften zu Göttingen, historisch-philologische yarım öğretim hakkına (nıṣf et-tedrīs) sahip-
Classe içerisinde, Cilt 25, Göttingen 1879 (Tekrarbasım: tiler.»396 Bu kitabın önemi, benzeri aynı döne-
Islamic Geography serisi içerisinde Cilt 52, s. 1-223); Mi-
chel, Bernard: L’organisation financière de l’Égypte sous min Avrupa’sında beyhude aramaya kalkışılın-
les sultans mamelouks d’après Qalqachandi, Bulletin de ca daha iyi anlaşılır.
l’Institut d’Égypte içerisinde (Kahire) 7/1924-25/127-147
(Tekrarbasım: Islamic Geography serisi içerisinde Cilt 52,
s. 225-245); Björkman, Walther: Beiträge zur Geschichte
der Staatskanzlei im islamischen Ägypten, Hamburg 1928
(Tekrarbasım: Islamic Geography serisi içerisinde Cilt
53); Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 134, Suppl. Cilt 2, leksiyonunda (No. 873 Süleymaniye). Bu ilk cild-
s. 164-165. din geç dönem bir kopyası Paris’te bulunmaktadır
392 Necmeddīn Muḥammed b. Muḥammed el-Ġazzī, el- Bibliothèque nationale, ar. 4825.
Kevākib es-Sāʾire bi-Aʿyān el-Miʾe el-ʿĀşire, Cilt 1, Bey- 394 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 133; Suppl. Cilt
rut 1945, s. 14-17; Brockelmann, C.: GAL, Cilt 2, s. 57, 2, s. 164.
Suppl. Cilt 2, s. 58. 395 Ed. Caʿfer el-Ḥasanī, 2 Cilt, Dımeşk 1948-1951.
393 Cilt 2-62 Feyzullah koleksiyonunda (No. 1687-1745, 396 Walther Björkman’ın edisyon hakkında yazdığı tanıt-
İl Halk Kütüphanesi) İstanbul. 1. cilt Süleymaniye ko- ma, Oriens içerisinde 5/1952/178.
74 G İ R İ Ş

ikamet eden Salomon Schweigger de bu vakıa


10./16. Yüzyıl hakkında bilim ve kültür tarihi açısından çok
Bu toplu bakışta anılacak olan 10./16. yüz-
önemli ve faydalı bilgiler aktarmaktadır. Bu
yıl başarılarından birisi 1575-1580 yılları ara-
kişi seyahatnamesinde Taḳiyyedīn’i şu şekilde
sında Osmanlı Sultanı III. Murat tarafından
nitelemektedir: «...melun ve zavallı bir adam...
İstanbul’da kurulan büyük rasathanedir. Böyle
Çok önceleri Roma’da bir matematikçinin
bir rasathane kurma fikrini sunan kişi çok
yanında tutsak ve uşak olarak bulunmuş ve o
yönlü bir bilgin olan Taḳiyyeddīn Muḥammed matematikçinin sanatını emmiş ve böylelikle
b. Maʿrūf er-Raṣṣād’dır. Bu bilgin, çok büyük bir gökyüzü ustası ve yıldız bilgini haline gel-
boyutlarda imal edilmiş yeni aletlerle, “yeni bir miştir; Ptoleme, Öklid, Proklos vd. gibi bil-
gözlem tarzı” (raṣad cedīd) yardımıyla köklü ginlerin astronomiye ilişkin eserlerini Arapça
bir şekilde tashih edilmiş sonuçlar elde etmeyi çevirilerinden bir Yahudi’nin yanında gizli-
hedeflemekteydi. Suriye ve Kahire’deki ika- ce okumuş ve öğrenmiştir.»398 Bu ifadelerin
metinden sonra İstanbul’a göçen Taḳiyyeddīn doğru olmadığı ve Taḳiyyedīn’in Roma’da
tarafından muhtemelen ilkin Arapça dikte bulunduğunun sadece bir uydurma olduğu
ettirilen ve bize Türkçesiyle ulaşan kitap, bu ispatlanmaya değmez. Yalnız bu keskin ifade-
rasathane ve aletleri hakkında bilgi vermekte, ler şu konuya kulak kabarttırmalıdır: Daha 13.
o zamana değin bilinmeyen boyutlardaki 8 yüzyılda etkisini göstermeye başlayan, Arap-
gözlem aracının tanıtımını ve resimli tasvirleri- İslam kültür çevresine karşı düşmanlık ruhuna
ni içermektedir. Bunlardan iki tanesinin bizzat 16. yüzyılın ikinci yarısında bilimlerde üstün-
Taḳiyyeddīn tarafından icat edildiği anlaşı- lük duygusunun eklendiği bir rekabet anlayı-
lıyor. Diğerlerine, 300 yıl önce Merāġa’da şıyla karşılaşıyoruz. O sıralarda bu üstünlük
inşa edilen rasathanenin aletler kitabında duygusu gerçeğe pek uymuyordu, fakat kısa
rastlanmaktadır. İstanbul Rasathanesi hak- süre içinde gerçek olacaktı.
kındaki haberlerin çok kısa bir süre içerisinde İstanbul’da kurulmuş olan rasathanenin mahi-
Avrupa’ya ulaşmış ve büyük astronom Tycho yetine gelince: Bu rasathane, Semerkant ve
Brahe (1546-1601) tarafından öğrenilmiş oldu- Merāġa’da kurulan ve ünleri İslam dünyasını
ğu muhtemeldir. Her halükarda Taḳiyyeddīn da aşan iki öncüsünün halefi olarak doğmuş-
ile Tycho Brahe’nin iki aracı arasındaki benzer- tur. Kurucusu olan Taḳiyyeddīn astronom ve
lik bu izlenimi uyandırmaktadır. Bunlar, yıldız- fizikçi olarak Suriye ve Kahire’de uzun yıllar
lar arasındaki mesafeleri ölçmeye yarayan alet süren faaliyetleri sonrasında, bilgisi ve maha-
ile ahşap Quadrant’tır (Katalog Cilt II, s. 64- retini Sultan III. Murat’ın hizmetine sunmak
68). Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun için 1550 yılı civarında İstanbul’a göçmüştü. Bu
İstanbul sefirinin papazı olan Stephan Gerlach sultan, kendisine yöneltilen isteği kabul edecek
da Türkisches Tagebuch isimli ruznamesi- ve bu pahalı rastahaneyi yaptıracak kadar zeki
nin 13 Kasım 1577 olayları arasında İstanbul olmakla beraber bu kurumun değerini gerçek
Rasathanesi hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler anlamda takdir edecek kadar basiretli değildi.
vermektedir397. Belirgin bir eğilimle [de olsa], Sultan, fanatik danışmanlar ve Taḳiyyeddīn’in
1 Ocak 1578 yılından 3 Mart 1581 yılına kadar rakipleri tarafından, rasathanenin astrolojinin
bir başka sefirin papazı olarak İstanbul’da bir aracı olduğu ve devletin bekasını tehdit

397Bkz. Mordtmann, J.H.: Das Observatorium des Taqī


ed-dīn zu Pera, Der Islam içerisinde (Berlin ve Leipzig) 398 Ein newe Reyssbeschreibung auß Teutschland Nach
13/1923/82-96, özellikle s. 85-86 (Tekrarbasım: Islamic Constantinopel und Jerusalem, Nürnberg 1608 (Tekrar-
Mathematics and Astronomy seri içerisinde Cilt 88, s. basım: The Islamic World in Foreign Travel Accounts,
281-295, özellikle 284-285. Cilt 28, Frankfurt 1995), s. 90-91.
G İ R İ Ş 75

edici sonuçlar doğuracağı gerekçesiyle kan- manidardır400. Kısa bir süre sonra Avrupa’da
dırıldı ve yapılmasından birkaç yıl sonra onu Georgius Agricola’da401 (1494/1555) ve
yıktırdı. Agostino Ramelli’de402 (1531-1600?) tanım-
Taḳiyyeddīn muhtemelen, zaman ölçme aleti- lanan çok pistonlu su cihazlarının Arap-İslam
ni yani saati astronomik gözlem araçları ara- kültür çevresindekilerle ilişkili olup olmadığını
sına sokan ilk astronomdur. Bu amaçla o, veya ondan bağımsız mı geliştiğini şu anda bil-
rasathanenin aletlerini tamamlayıcı çok büyük memekteyiz.
bir astronomik saat (bingām raṣadī) inşa etti Taḳiyyeddīn ayrıca kendi zamanında yaygın
(Katalog Cilt III, s. 117). Sadece rāṣıd (göz- olan bir mekanik kızartma şişine ait iki kons-
lemci/astronom) olarak değil, aynı zamanda trüksiyonun tanıtımını yapmaktadır. Bunlardan
mühendis olarak da Taḳiyyeddīn Osmanlı birisi su buharıyla, diğeri ise sıcak hava ile dön-
İmparatorluğu’nda çok büyük ün kazandı. dürülmektedir.
Aslında su ile çalışan konstrüksiyonlar ve İkinci alet, Leonardo da Vinci tarafından tas-
saatlere ilişkin bize ulaşan her iki kitabında lağı yapılan mekanik kızartma şişine benze-
Taḳiyyeddīn karşımıza önemli bir fizikçi ve mektedir. Bu cihaz da ısıtılan hava aracılığıyla
mekanikçi olarak çıkmaktadır. Su-hava basın- hareket etmektedir (Katalog V, 39). Bundan
cı ile çalışan aletlere dair 953/1546 yılında başka Taḳiyyeddīn, dişli çark aracılığıyla gücün
kaleme aldığı eṭ-Ṭuruḳ es-Seniyye fī el-Ālāt bir yerden diğer bir yere taşınmasıyla çalışan
er-Rūḥāniyye399 kitabında Taḳiyyeddīn ger- çok sayıda cihaz tanıtımı yapmaktadır. Onun
çekten daha o zamanlar hayli ileri düzeydeki ifadelerinden, bu tür aletlerin o dönemde hayli
teknolojiyi gösteren bir dizi makine ve aracın yaygın olduğu anlaşılıyor. Bunlardan birini
tanıtımını yapmaktadır. Bugün biz bu maki- kendi buluşu olarak nitelemektedir.
nelerin oldukça anlaşılır tasvirleri sayesinde Matematiksel coğrafya alanında 10./16. yüz-
rekonstrüksiyonlarını çok büyük zorluklarla yılda, meskûn bölgelerin matematiksel olarak
karşılaşmadan yapabilmekteyiz. Bu makineler- kapsanan parçalarındaki genişlemeyi ve kar-
den ilkin 6 pistonlu bir su çıkarma ve dağıtım tografik tasvirin yüksek kalitesini ortaya koyan
mekanizması dile getirilmelidir. Bu tesisatta koordinat çizelgeleri ve haritalarla karşılaş-
nehir akıntısı bir su çarkı aracılığıyla bir eksan- maktayız. Ama bu durumda yine de, kaydedi-
trik mili üzerine taşınmıştır. Bu eksantrik, len bu ilerlemelerin hangilerinin 16. yüzyılda
pistonları çalıştıracak olan 6 kaldıracı hare- gerçekleştirildiğini ve hangilerinin bir önce-
kete geçirmektedir. 6 pistonlu sistemiyle bu ki yüzyılın mirası olduğu konusunda yargıda
su tesisatı ilk olarak Taḳiyyeddīn’in kitabında
ortaya çıkmaktadır. Yaklaşık 350 yıl kadar
önce İbn er-Rezzāz el-Cezerī kendi dönemin- 400 Şu eserinde el-Kevākib ed-Durriyye fī Vaḍʿ el-Bingāmāt
de 2 pistonlu su tesisatı biliyordu. Dolayısıyla, ed-Devriyye, ed. Sevim Tekeli, 16. asırda Osmanlılarda
bu iki bilgin arasında gerçekleşen bir gelişim saat ve Takiyüddin’in «Mekanik saat konstrüksiyonuna
döneminin bulunduğu ihtimal dışı değildir. Bu dair en parlak yıldızları» adlı eseri, Ankara 1966, s. 46,
144, 221.
bakımdan, Taḳiyyeddīn’in ʿAlī el-Ḳūşcī’ye (ö. 401 De re metallica. Translated from the first Latin edition
879/1474) ait olan aynı konulu eseri övmesi ve of 1556… by Herbert C. Hoover ve Lou H. Hoover, Lon-
kaynaklarından birisi olarak anması oldukça don 1912 (Tekrarbasım: New York 1950), s. 185-189.
402 The various and ingenious machines of Agostino Ram-
elli. A classic sixteenth-century illustrated treatise on
technology. Translation and biographical study by Mar-
399Aḥmed Y. el-Ḥasan tarafından Taqiyyeddīn ve-el- tha Teach Gnudi, annotations… by Eugene S. Ferguson,
Hendese el-Mīkānīkyye el-ʿArabiyye adı altında yayınlan- Toronto 1976 (Tekrarbasım: New York 1994), s. 258-259,
mıştır, Halep 1987. Tafel 97.
76 G İ R İ Ş

bulunabilmemiz mümkün değildir. Kartografi 931/1525 yılında Sultan Süleyman’a (dönemi


ve Akdeniz denizcilik biliminde varılan seviye 926-974/1520-1566) İʿlām el-ʿİbād fī Aʿlām el-
konusunda bize ulaşan en önemli kanıtlardan Bilād405 isimli kitapçığını ithaf etti. Bu kitap-
birisi, Osmanlı denizcisi Piri Reis’in (ö. 1465- ta 100 yerin enlem-boylam derecelerini ve
1554) Kitāb-ı Baḥriyye isimli eserdir. Piri İstanbul’dan kuş uçuşu uzaklıklarını mil ola-
Reis Baḥriyye kavramından «denizler bilimi rak sunmaktadır. Bu yerler kuzey yarım küre-
ve deniz yolcularının tekniği»ni anlamaktadır. de, Afrika’nın batı kıyısı ile Çin’in doğu kıyısı
Bu anıtsal eser, onun büyük yazarlık yetkinli- arasında bulunan az çok tanınan şehirler-
ğine tanıklık etmektedir. Yazarın kararlılıkla dir. Bu heterojen kompilasyonu önemli kılan
ulaşmak istediği hedef şudur: Tek tek elde hususlardan biri, boylam derecelerinin tutarlı
edilmiş fizyo-jeolojik, arkeolojik ve meteo- bir şekilde Atlantik’teki Kanarya adalarının
rolojik verileri temel alarak Akdeniz’de en yaklaşık 17°30' batısına konumlandırılan sıfır
uygun ve başarılı yolculuğu mümkün kılmak. meridyenini vermesidir ki dünya haritası üze-
Piri Reis bize, bu hedef doğrultusunda toplan- rinde radikal şekilde düzeltilen boylam dere-
mış devasa veri materyalinin yanı sıra, kitabı- celerinin, erken dönem Osmanlı Devleti’nde
nın içerisinde Akdeniz’deki 200’den fazla ada, çok yaygın olarak bilindiğine tanıklık eder.
liman ve bazı kıyıların haritasını bırakmıştır. Bir diğeri ise, Arap-İslam kültür dairesinde
Haritaların kalitesi şaşırtıcı derecede yüksek- matematiksel olarak kapsanan dünyanın, bu
tir ve bu kalite ancak, o zamana kadar elde dönemde daha da genişletilmiş olmasıdır. Bu
edilen ilerlemenin sonucu olarak görülebilir. kitapta kaydedilen koordinatlar göstermekte-
Maalesef kitabın içeriği ve detay haritala- dir ki Akdeniz, Karadeniz ve Andolu çevre ve
rı, onun sadece bir kısmı bize ulaşan dünya sahil çizgilerinin ana değerleri, modern veri-
haritasından daha az ilgi çekmektedir. Bizzat lerle hemen hemen örtüşmektedir. Ayrıca bu
kendisinin, kendi döneminde tedavülde bulu- değerler, başka kaynaklar aracılığıyla bildiği-
nan dünya haritalarının en kapsamlısı olarak miz çağdaş değerleri tasdik etmektedirler406.
nitelediği bu dünya haritası, bilebildiğimiz Kanaatimce bu eserin en büyük kartografik
kadarıyla Arap-İslam kültür dünyasında, ele önemi, sonraları Tobolsk olarak bilinen kuzey
geçirilebilen bütün haritalara dayanarak aktü- Sibirya kalesinin şimdiye kadar bilinen en
el bir dünya haritası yaratılmasına yönelik en eski koordinatlarını Armayat er-Rūs olarak
yeni girişim olarak değerlendirilebilir403. kaydetmesinde yatmaktadır. Verilen boylam
Piri Reis’in eserinin ikinci redaksiyonun derecesi gerçek değerden çok fazla sapma gös-
yapıldığı dönemden kalan bir başka Osmanlı termezken, enlem derecesi 15' kadar bugünkü
dokümanı, dolaylı olarak çok ileri seviyede değere yaklaşmaktadır407. Kuşkusuz bu, kuzey
gelişmiş ve yine aynı şekilde genişletilmiş Asya’nın matematiksel olarak kapsanmasının
bir haritanın varlığına tanıklık etmektedir. Arap-İslam kültür çevresinde çok eski bir
Genç yaşta İstanbul Selimiye camii “Zaman tarihten itibaren, mesela 7./13. yüzyıldan itiba-
Ölçücüsü” (muvaḳḳıt) olan404 Muṣṭafā b. ren başlamış olabileceği408 yönündeki sadece
ʿAlī el-Ḳusṭanṭīnī el-Muvaḳḳıt (ö. 979/1572) bir kanıttan ibaret kalmıyor, ayrıca, Osmanlı

403 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 42-48.


404 Daha sonraları Taqiyyeddīn’in öncüsü olarak baş as-
405 El yazmalar için bkz. a.e., Cilt 1, s. 162-163.
tronomluğa (Müneccimbaşı) yükseltilmiştir, s. E. İhsa-
406 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 181-191, 452-454.
noğlu, R. Şeşen, C. İzgi, C. Akpınar, İ. Fazlıoğlu, Osmanlı
astronomi literatürü tarihi, Cilt 1, İstanbul 1997, s. 161- 407 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 188, 191.
179. 408 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 383-396.
G İ R İ Ş 77

coğrafyacıları ve haritacılarının daha 10./16. Tilimsān’ı (Tlemcen), beşinci bölüm Tunus’u,


yüzyılın ilk çeyreğinde bu bölgelerin gerçek- altıncı bölüm Libya’yı, yedinci bölüm Sudan’ı
ten çok iyi bir kartografik tasvirini tanıdıkları sekizinci bölüm Mısır’ı ve dokuzuncu bölüm
açısından şimdiye kadar tanımadığımız en eski Afrika’nın ırmaklarını, yeraltı zenginliklerini,
tutanak noktasıdır. Ayrıca, görüldüğü kada- bitki örtüsünü ve hayvanlarını ele almaktadır.
rıyla kartografya tarihinde asla sorulmamış Bu kitapta toplam 400 yer tanıtılmaktadır.
olan, 16. yüzyılda Avrupa’lı haritacı Gerard Yazar, çoğunlukla kendi gözlemlerine dayan-
Mercator’un nasıl olup da Tobolsk (58°) şeh- dığını ve bizzat bildiremeyeceği durumlarda
rinin enlem derecesi bilgisine ulaştığına ilişkin ise en doğru ve kesin bilgileri güvenilir kişiler-
soruyu ancak bu yolla cevaplayabiliriz409. den almaya çaba sarfettiğini not etmektedir.
İslam dünyasında bilimin 16. yüzyılda hâlâ Leo Africanus’un Afrika tasviri el-İdrīsī’nin
yüksek seviyede bulunduğunu gösteren çok Nuzhet el-Müştāḳ’ı yanında, 16. yüzyılın ikinci
ilginç bir örneği deskriptif coğrafya ekolünden yarısından itibaren Avrupa’da Afrika’nın beşeri
verebiliriz. Bize bu örneği, Avrupa’da Afrikalı coğrafyasının geliştirilmesi ve genişletilmesin-
Leo (Leo Africanus) olarak tanınan el-Ḥasan
de kullanılan en önemli kaynaklardandır. G.B.
b. Muḥammed el-Vezzān (doğumu yaklaşık
Ramusio tarafından 1550410 yılındaki basımın-
888/1483)’dır. Fās (Fez) şehrinde büyümüş
dan çok kısa bir süre sonra bu kitap birçok dile
ve eğitimini almış olan Granada doğumlu bu
çevrilmiş ve yeniden ele alınmıştır411. Avrupalı
bilgin, diplomatik hizmetler yoluyla, özellikle
yazarların 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Leo
kuzey Afrika’da olmak üzere birçok İslam ülke-
Africanus’un kitabına hangi tarz ve surette
sini tanıyıp bir yazar olarak coğrafya ve kartog-
bağlı olduklarını Ch. Schefer Fransızca çeviri-
rafya ile ilgileniyordu. İstanbul’dan dönüş yol-
culuğunda Sicilyalı korsanların eline esir düş- sinin412 ön sözüne ustalıkla göstermiştir. Çok
müş, ilk olarak Napoli’ye daha sonra Roma’ya büyük bir ihtimalle İtalya’da Leo Africanus
satılıp Papa X. Leo tarafından 6.1.1520 yılında tarafından ortaya konulan Afrika ve Güney
bizzat Papa’nın adıyla Giovanni Leo olarak Asya haritası Avrupa’da kartografyanın gelişi-
vaftiz edilmişti. İtalya’daki ikameti sırasında mini çok derinden etkilemiştir. Ramusio tara-
İtalyanca öğrendi ve Arapça öğretti. Yazar fından kopyalanmış ve her ikisinin adıyla teda-
olarak faaliyetlerini Roma ve Bologna’da vülde olan haritalar Arap stiline göre güneye
devam ettirdi. Afrika coğrafyası dışında kuzey dönüktür ve enlem-boylam skalalarıyla çok
Afrikalı 30 bilginin biyografilerini içeren diğer belirgin bir şekilde Arap kökenli olduklarını
bir eser derledi. Afrika kitabını esaretinin göstermeye yetmektedir413. Bunlar, 16. yüz-
6. yılı olan 1526’da İtalyan dilinde tamamla- yıl başından itibaren Ptoleme Coğrafya’sının
dı. 935/1529 yılında Tunus’a döndü ve orada
410 Ramusio, Gian Battista: Navigationi et viaggi, Cilt 1,
Müslüman olarak öldü.
3. Baskı Venedig 1563 (Tekrarnasım: Amsterdam 1970),
Söz konusu kitap 9 bölümden oluşmaktadır. Varak 1-95.
Birinci bölüm Afrika’nın ve Afrika halkının 411 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 103, dipnot 1.

genel fiziksel ve iklimsel özelliklerini işlemek- 412 Description de l’Afrique tierce partie du monde, écrite

tedir. İkinci bölüm Marrākuş (Marrakesch) par Jean Léon African,… mise en François. Novelle édi-
tion annotée par Charles Schefer, 3 Cilt, Paris 1896-1898
bölgesini şehirleriyle ve dağlarıyla ele almak- (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi içerisinde Cilt
tadır. Üçüncü bölüm Fās’ı, dördüncü bölüm 136-138, Frankfurt 1993), Önsöz Cilt 1, s. 30-36.
413 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 102-103, Cilt 12, s. 306-
409 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 388. 310.
78 G İ R İ Ş

basılmasından az sonra ortaya çıkmaya başla- oynadı. Görüldüğü kadarıyla, yaklaşık 200
yan haritalarla olan bağların kopmasına sebep yıl devam eden devrenin ağırlık merkezi-
olmuşlardır. Bu dönüm noktası, kendisini ni, ülkenin iç kesimlerinin kartografyası için
1539 yılından itibaren Ptoleme haritalarının gerekli verilerin tespiti oluşturmaktadır.
yayınlanmasına adamış olan İtalyan kartograf Bu türden bilinen en eski doküman, Hint
Giacomo Gastaldi’nin (ö. 1567) 1560 yılında Moğol İmparatorluğunun ilk yüzyılının ikinci
yayınladoğı Asya haritası tayin etmektedir414. yarısına uzanmaktadır. Bu doküman, gayet
hacimli ve bizzat Hindistan’da doğmuş olan
Burada, matematiksel coğrafyanın ve haritacı-
bir çizelge-eserdir. Bu eserin yazarı Ebū el-
lığın Hint Yarımadası bağlamında yaşadığı ve
Faḍl ʿAllāmī (958-1001/1551-1593) Moğol
kapsamlı bakışla ayrıntılı şekilde kavranılması
İmparatorluğu’nda görev yapan bir devlet ada-
zor olan bir gelişime işaret edilmelidir. Daha mıydı. Moğol tarihi mahiyetindeki Ekbernāme
önce dile getirildiği gibi, el-Bīrūnī daha 5./11. isimli eserinin, aynı zamanda Āʾīn-nāme müs-
yüzyılın ilk yarısında kapsamlı bir faaliyet takil başlıklı, beşeri coğrafyayı muhteşem bir
çerçevesinde Hindistan’ın önemli bazı nokta- şekilde sosyal, idari ve mali kurumların tas-
larının koordinatlarını kendi araştırmalarıyla viriyle bağıntılandıran üçüncü bölümünde,
belirtebilmişti. Bu, olağanüstü derecede çalış- 656 yerin koordinatlarını veren büyük bir
kan bir bilginin, yıllarca süren çalışması saye- çizelge sunmaktadır. Bu yerlerin 45 tanesi
sinde ulaşabileceği en büyük sonuçtu. Geriye Hindistan’da bulunan şehirlerdir. 3050 küçük
kalan çalışmayı gelecek kuşaklar tamamla- yeri de kısmen mesafe ölçüleriyle birlikte
yacaktı ve bu birçok yüzyıl içinde gerçek- vermektedir. Hindistan’da bulunan yerlerin
leşebilecekti. Bugünkü bilgilerimiz ışığında verilen koordinatlarının hepsinin kalitesi yük-
görüldüğü kadarıyla, önemli kıyı noktalarının sektir. Enlem dereceleri bugünkü değerlerle
hemen hemen aynıdır ve boylam dereceleri
enlem dereceleri ve bu noktalar arasındaki
ise çok önemsiz sapmalar göstermektedir416.
yönler 7./13. ve 8./14. yüzyılda o derece ayrın-
Āʾīn-nāme’de muhtemelen bu konuya özgü
tılı bir şekilde gerçekleştirilmişti ki, artık Hint
çağdaşı kaynaklardan seçilerek kayda geçiril-
Yarımadası’nın dış çizgilerinin bir taslağını miş olan ve ayrıca 11./17. yüzyılın ilk yarısın-
ortaya koymanın olanağı sağlanmıştı415. dan417 gelen zengin veriler bizde, Hindistan’ın
Ülkenin daha başarılmayı bekleyen iç kesim- İslam’ın idaresi altında bulunduğu sürede
lerinin matematiksel olarak kavranılma- matematiksel olarak kapsanmasının yüksek
sı işinin başlamasında Timur ve ardıllarının bir seviyeye ulaştığı kanaatini uyandırmak-
idaresi altında Semerkant okulunda hâkim tadır. 10/16. yüzyılın Hindistan tasvirininin
olan bilimsel faaliyetlerin, Bābür tarafından dikkate değer seviyesine yönelik en eski kanıtı
932/1526 yılında Moğol İmparatorluğu’nun oranın haritasını beraberinde getirip 1596
kurulması sonucunda politik güçle birlikte yılında Amsterdam’da yayınlayan Hollandalı
Hindistan’a taşınması harekete geçirici rol Jan Huygen van Linschoten’e borçluyuz418.

416 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 193-194.


414 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 92-93, 97, 99 vd., Cilt 12, 417 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 194-202.
s. 177-181, 252, 311. 418 Bkz. a.e., Cilt 12, s. 252; Slot, B.J.: The origins of
415 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 565-567. Kuwait, Leiden vb. 1991, s. 13-15.
G İ R İ Ş 79

Burada Hindistan haritalarından Hint b) İkinci mesafe herhangi bir açıyla merid-
Okyanusu denizciliğine geçiyoruz. Mevcut yene eğik olarak alınmaktadır. Bu mesafe-
kanıtlara göre, zirve noktasına daha 9./15. nin hesaplanması, geminin harekete başladığı
yüzyılda erişmiş olan bu bilimin trigono- esnada, Kutup Yıldızı’nın yüksekliği, merid-
metrik-astronomik temele dayanan kendine yene eğik olarak giden rotanın açı büyüklüğü
mahsus özellikleri ancak 10./16. yüzyılın ilk ve ayrıca kutup yüksekliğinin belirli sefer
çeyreğinde ilk olarak Süleymān el-Mehrī’nin mesafesine göre dereceler halinde tespit edil-
eserinden öğrenilmektedir. Bizim çok kısa mesiyle sağlanır. Böylece dik açılı bir üçge-
bir süre önce adını andığımız bu bilgin deniz- nin hesaplanması gerçekleştirilir. Bu üçgende
ciye göre de, Hint Okyanusu’nda geliştirilen hipotenüs, yani dik açının karşısında bulunan
denizcilik bilimi, teori ve gözlemden oluşan ve kenar, her defasında ölçülecek olan mesafe-
her bir konuya ilişkin sorular alanında değiş- dir.
kenlik gösteren yani gelişim yasasının kural- c) Üçüncü mesafe, boylam derecelerinin
larına boyun eğen bir disiplindir. Yüzlerce yıl bulunmasına götüren ölçümdür. Burada söz
devam eden bir süreç içerisinde müstakil bir konusu olan, okyanus sularında bulunan kıyı-
bilim dalı haline gelen bu alanın üç esas taşı- lardaki aynı coğrafi enleme sahip olan yerler
yıcı direği şunlardır: arasındaki mesafelerin, başka bir ifadeyle,
1) Kutup Yıldızı’nın veya kutup yakını diğer ekvatora paralel olan mesafelerin ölçümü-
sabit yıldızların 24 saat içerisinde değişen dür.
en yüksek ve en düşük noktalarının ortasın- Bu metot sahillerde veya açık denizde bulu-
da bulunan kutbun yüksekliğinin denizden nan iki nokta arasındaki boylam dereceleri
ölçülmesi ile enlem derecelerini elde etme farkını elde etme işine denk bir değer taşır.
metodu. Bu işi amaçlayan denizci bundan önce (b)
2) Süleymān el-Mehrī’nin empirik olarak işleminde anlatıldığı şekilde hareket eder,
(tecrībī) kazanılan ölçümden ayırdığı “ḥisābī” yani o meridyene eğik bir mesafeyi kateder,
kapsamı içerisinde ulaşılan açık denizde uzak- bu ilk mesafenin (b)ye göre ölçülmesinden
lıkların astronomik-matematiksel ölçümü419. sonra herhangi bir açıyla bundan önceki isti-
3) Açık denizde pozisyon belirleme. Bu işlem- kametinin tam tersine doğru harekete başla-
de, ölçülecek mesafeler ve ölçüm metotları masından evvel katettiği kutup yüksekliğine
üçe ayrılmaktadır: (aynı enlem derecesine) ulaşıncaya kadar yol
a) İlk ve en basit ölçme işi meridyene paralel alır. Takip edilen rota açıları ve elde edilen
giden mesafelere ilişkindir. Bunların ölçül- kutup yüksekliği farkı ile gemici, sözü geçen
mesi için geminin harekete başlaması anında kutup yüksekliği farkından ibaret olan ortak
ve belirli bir süre yol aldıktan sonra kutup bir kenarlı iki dik açılı üçgen kurmuş olur.
yüksekliklerini ya derece ile veya parmak Birbirine karşı bulunan (aynı enlem dere-
ölçüsüne yani ʿiṣbe ’ye (1 ʿiṣbe = 1°36' 26'' ya cesindeki) iki sahil noktası arasındaki boy-
da 1°42' 51") göre ölçmek, her iki ölçü arasın- lam farkını bulmak için denizci, kaydettiği
daki farkı mesafelere dönüştürmektir (1° = iki kutup yüksekliği ile saptanan enlem dere-
56 2/3 mil). celeri arasındaki zikzak seyrini karşı sahile
ulaşıncaya kadar tekrarlar. Üçgenlerin taban
419 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 199.
uzunluklarının toplamı ile aranılan mesafeyi
80 G İ R İ Ş

uzunluk ölçüsü ile elde eder ve isterse onu Hint Okyanusu’nda kullanılan farklı pusu-
dereceye çevirir (1° = 56 2/3 mil = 1972,3 km.) la türleri hakkında bilgilendirilmekteyiz.
(Bkz. Katalog III, s. 38). Özellikle Portekizli tarihçi Hieronimus
Sözü geçen (c) yöntemi, kelimenin tam anla- Osorius (1506-1580)’un Arap deniz bilim-
mıyla, yaklaşık 500 yıl önce el-Bīrūnī tara- cilerinin kullandıkları pusulanın üç gelişim
sürecini anlatışı gerçekten çok önemlidir421.
fından, kara üzerinde Bağdat ile Ġazne ara-
Üçüncü tipte, mıknatıslı iğne ile birlikte
sındaki yerlerin boylam farklarını tespit için dönen (32 kısma bölünmüş) diski taşıyan kap,
kullanılan üçgenler zinciri (triangulation) daha sonraları (İtalyan bilgini Cardanus’un
metodunun açık denizde uygulanmasıdır. Bu buluşu sanılıp) “kardan” sistemi diye tanı-
metodu uygulayabilmek için belirli astrono- nan silindirik bir mekanizmaya asılmaktaydı.
mik bilgilerin dışında, trigonometrik kurallara Bu tip, görüldüğü kadarıyla daha 15. yüzyıl-
hakim olmak zorunluydu. Arap-İslam kültür da Akdeniz’deki İtalyan denizcilere ulaşmış,
çevresinde çok ileri seviyeye gelmiş ve çok hatta Christoph Kolombus da bu tip bir busu-
büyük bir alana yayılmış olan bu hesaplama layı yanında bulundurmuştu422. Bu tip pusula
yöntemiyle elbette her denizci işlem yapamaz- genel olarak Avrupa’da 20. yüzyılın başlarına
kadar, magnetik iğne karton diskten ayrılıp
dı. Eğer gerekli bilgiler yoksa meridyene eğik
diskin üstünde bulunan bir çivi üzerine yer-
giden mesafeler ölçümünde mevcut çizelge- leştirilinceye kadar kullanılmaktaydı. Eğer
lerden yararlanabilirdi. İbn Mācid’in açıklamalarını doğru anlıyorsak
Açık denizde yön bulma ve belirlenen bir (Yukarı s. 72, Katalog III, 67) o, pek yayıl-
rotaya geceleyin tam sadık kalabilme konu- mamış [ve Avrupalıların bilgisine ulaşmamış]
sunda -pusulanın kulanılmasına kadar- kuzey bulunan bu yeni tipin mucididir.
ve güney kutup yıldızlarının yanı sıra, doğuş Her iki büyük denizcilik bilgini İbn Mācid ve
ve batış noktaları yaklaşık 11°15' kadar bir- Süleymān el-Mehrī tarafından kaydedilmiş
birlerinden aralıklı bulunan ve böylece ufuk Hint Okyanusu limanları, adaları, burunla-
dairesinin 32 parçaya bölümlenmesine ilet- rı ve körfezleri arasındaki mesafe ölçümleri
bugünkü değerlere şaşırtıcı derecede yakın-
meye götüren 15 sabit yıldıza bağlı kalınmış-
dır. Özellikle el-Mehrī tarafından bildirilen
tır. Tam olarak belirlenememekle beraber Doğu Afrika kıyısıyla Sumatra veya Cava ara-
3./9. veya 4./10. yüzyıl olması muhtemel bir sındaki okyanus ötesi 7 uzaklık çok önemlidir,
zaman diliminde pusula bilgisi Arap-İslam çünkü ekvatorun yaklaşık 1° kuzeyinde bulu-
kültür dairesine ulaşmıştı. Çok büyük bir ihti- nan bu iki yer arsındaki mesafe bugün aktüel
malle magnetik iğne en eski formunda Çin’de olan değerden sadece yarım derece farklılık
ortaya çıkmış, ama ilk olarak Hint Okyanusu göstemektredir423. Yine şaşırtıcı bir şey, bu
deniz bilimcileri tarafından sistematik tarzda kesin ekvator uzunluğunun 1519 yılı civarında
deniz seyrüseferlerinde kullanılmıştır420. Arap Portekiz’de Jorge Reinel tarafından çizilmiş
kaynaklarındaki çok çeşitli rivayetler bir yana, olan haritada ortaya çıkmasıdır –bunu ancak
sıklıkla Portekiz kaynakları tarafından da bir Arap haritasının örnek alınmasıyla anlaya

421 Osório, Jerónimo: De rebus Emmanuelis libri XII,


Köln 1574, Liber I, Varak 27a vd.; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11,
s. 253-256.
422 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 253.
420 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 232-265. 423 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 214-219.
G İ R İ Ş 81

biliriz– ve böylesine bir ekvator uzunluğunun Mehrī’nin birçok kitabını özetledi427. Özellikle
haritalarda yeniden ortaya çıkması için 19. haritalara ayrılmış olan yedinci bölümün dört
yüzyılın ikinci yarısına hatta 20. yüzyılın ilk faslında yaptığı açıklamalar, katedilecek yolun
yarısına kadar beklenmesi gerekiyordu424. hesaplanmasına ve yön belirlemesine dayanan
Matematiksel-astronomik temelli bu tarz bir deniz seferinin ne Akdeniz’de ne de Hint
bir denizcilik bilimi çerçevesinde yüzlerce Okyanusu’nda, bunun için uygun haritalar
yıl boyunca toplanan verilerin, kartografların kullanılmaksızın mümkün olamayacağı konu-
sunda hiç kuşku bırakmamaktadır. Sīdī ʿAlī üç
elinde çok yüksek kaliteli haritalarda ürünle-
tür haritadan bahsetmektedir: Hint Okyanusu
rini vermiş oldukları kolaylıkla düşünülebilir.
haritaları, Akdeniz haritaları ve dünya hari-
Portekizli denizcilerin ve diğer Avrupalı sey- taları. Bu konuda yaptığı açıklamalar genel
yahların Hint Okyanusu’ndaki yerel denizcile- olarak göstermektedir ki o, harita denilince
rin elinde bulunan deniz haritaları ve özellikle matematiksel olarak kapsanan yeryüzü res-
bu haritaların enlem ve boylam daireli oluşla- mini anlamaktadır ve onun için bir deniz
rı425 hakkında defalarca verdikleri bilgilerin seferi ancak harita, pusula, pergel, usturlap ve
yanı sıra, bu haritaların bazıları Portekizce quadrant (rubu tahtası) gibi aletler yardımıyla
redaksiyonunlarında günümüze ulaşabilmiş- gerçekleştirilebilir428.
lerdir. Hint Okyanusu denizcilik biliminin en Denizcilik biliminin desteği ile ortaya çıkmış
büyük iki temsilcisinin haritalardan hemen olan Hint Okyanusu haritaları ve her denizci-
hemen hiç bahsetmiyor olmaları, bazı kar- liüin iki esas aleti, pusula ve Avrupa’da Yakup
tografya tarihçilerine, bu deniz bilimcileri Sopası429 veya balhestilha olarak tanınan göz-
haritadan ibaret olan yardımcı vasıtayı ya lem aracı (Arapçası ḫaşabāt veya ḥaṭabāt)
bilmiyorlar veya bilseler bile buna sahip değil- dışında, meridyene eğik mesafe ölçümü kuralı
da Avrupa’ya ulaşmıştır. Bu toleta de martelo-
lerdi tarzındaki iddiaları için kanıt olarak kul-
io olarak isimlendirilen ve İtalya’ya 15. yüzyıl-
lanılmıştır. Bu açığı Osmanlı Amirali Sīdī ʿAlī
da ulaşmış olan, denizde mesafe ölçme meto-
(ö. 970/1562)’nin Kitāb el-Muḥīṭ (Okyanus dudur430. Hint Okyanusu bağlamında doğmuş
Kitabı) isimli eseri kapatmaktadır. Bu kitap ve zamanla mükemmelleştirilmiş olan deniz-
tıpkıbasım olarak426 bilimsel araştırmaların cilik bilimi açısından Portekizlilerin hizmeti
sadece birkaç yıldır hizmetinde bulunmak- onun kendi kavrayışlarına göre Avrupa’da
tadır. Aslında Akdeniz’de çalışan bu deniz- daha fazla yayılmasına hizmet etmiş bulunma-
ci, 15 Osmanlı donanma gemisini Basra’dan larıdır. Aynı enlem derecesi üzerinde karşı-
Süveyş’e götürme misyonu (960/1553) sıra- lıklı kıyılardaki iki nokta arasındaki uzaklığın
sında Portekiz saldırıları yüzünden çok büyük ölçümü ve böylece okyanusların batı-doğu
bir kayba uğramış, filosunun geriye kalan sahilleri arasındaki uzaklıkları sonuçlandıran
gemileriyle batı Hindistan’ın Sūret limanına boylam derecelerinin tespiti gibi denizcilik
demir atmıştı. Buradaki ikametini takip eden bilimin belki de en önemli başarısı sayılabi-
Aḥmedābād ikameti (961/1554) esnasında
yukarıda adı geçen kitabını yazdı. Bu eser- 427 Bkz. Die topographischen Capitel des indischen Sees-
de genel olarak İbn Mācid ve Süleymān el- piegels Moḥîṭ, Wilhelm Tomaschek’in önsözüyle Maximi-
lian Bittner tarafından yayınlanmıştır, Viyana 1897, s. 2.3
(Tekrarbasım: Islamic Geography serisi içerisinde Cilt 16,
424 Krş. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 93-99. s. 129-254, özellikle 136-137).
425 Bkz.a.e., Cilt 11, s. 323-336. 428 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 265-268.
426 Institut
für Geschichte der arabisch-islamischen Wis- 429 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 302-306.
senschaften tarafından yayınlanmıştır, Frankfurt 1984. 430 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 289-294.
82 G İ R İ Ş

lecek metot onlar için bir kapalı kutu olarak Yunan felsefesini mistisizmle birleştirmiştir.
kalmıştır. Onlar problemi öğrenmişlerdi ama Aristoteles ve İbn Sīnā onun görüşüne göre
bunun431 çözümünde kullanılan metodu anla- en büyük filozoflardır. Onların arkasından
yabilmede zorunlu olan trigonometri bilgileri- Platon ve es-Sühreverdī (ö. 587/1191)’yi izler.
ne sahip değillerdi432. Faḫreddīn er-Rāzī (606/1209) ise Aristoteles
11./17. yüzyılı büsbütün dikkate almayarak bu felsefesinin en büyük eleştirmenidir. Bununla
periyodun olağanüstü bir filozofuna haksız- birlikte Mollā Ṣadrā’nın düşünce dünyası adı
lık edeceğim duygusunun baskısını kendimde geçen üstadların öğretilerinin yalnızca kuru
duymamış olsaydım, denizcilik bilimi alanının bir iktibası değildir; bilakis o, bilinçli bir şekil-
bu genel panoramasıyla, Arap-İslam kültür de İbn Sīnā öğretisini geliştirmeyi üstlenmiş-
çevresinin benim bildiğim en önemli başarı- tir435.
ları hakkındaki toplu bakışımı sonlandırır ve Mullā Ṣadrā’nın felsefe alanındaki önemine
bu başarıların Avrupa’daki etkileri sorununa ilişkin bu kısa işaretle, Arap-İslam kültür dün-
geçerdim. Bu filozof, Mollā Ṣadrā olarak tanı- yasında gerçekleştirilen başarıların bilimler
nan Ṣadreddīn Muḥammed b. İbrāhīm Şirāzī tarihine olan katkılarına ilişkin örneklere son
(980 civarı-1050/1572-1640)’dir. Bu filozofun veriyorum. Bu son veriş, bunlara ilaveten son-
felsefe tarihindeki önemli konumu 1912 yılın- raki dönemlerde arasıra daha başka önemli
dan itibaren Max Horten’in çabasıyla gün başarıların bulunmadığı anlamına alınmama-
ışığına çıkmıştır. Max Horten, Mollā Ṣadrā’yı lıdır. Biz 10./16. yüzyılın sonuna kadar gelmek-
«insanlık fikir tarihinin büyük meçhullerinden le sadece, Batı dünyasının bilimler alanında
birisi» olarak nitelemektedir. «Öğretmenlik öncülüğü ele almaya başladığı ve bu rolüyle
konumunun küçük ve fakir ilişkileri içerisinde İslam kültür çevresinin yerini alacağı periyo-
o, kendi dünya görüşünü kurmaya zaman ve dun eşiğine ulaşmış oluyoruz. Bu bakımdan,
güç bulmuştur»433. Mollā Ṣadrā, Şihābeddīn Arap-İslam bilimlerinin Batı’daki resepsiyo-
es-Sühreverdī’nin ışık öğretisini temel alarak nu ve özümsenmesinin devasa kompleksi,
«varlığın gelişim aşamaları» öğretisini orta- incelemenin dışında bırakılacak olursa bu
ya koymuştur. Bu öğretide «varlık kavramı toplu bakış hedefine ulaşmamış olacaktır.
ışık tasavvurunun yerine geçmiştir. » Bu yer Onun burada cesaret edilecek deneme mahi-
değişikliği ile Mollā Ṣadrā «kendi döneminde yetindeki ele alınışında okuyucuya sunulan bu
geçerli bulunan felsefeyi tamamen değiştire- “Giriş”in karakterine uygun olarak çok temel
bilecek bir görüş noktası» kazanmıştır434. Çok sorunlara işaret etmekle yetinilecektir, zira
büyük bir özgüvenle, dönemindeki hakim fel- bu problematikin tarihi realiteler yansıtacak
sefeye karşı çıkmış ve kendi sisteminde, tüm tam ve adil bir sunumu için daha çok uzun bir
zamanın geçmesi gerekiyor.

431 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 287.


432 Bkz. a.e., Cilt 11, s. 319.
433 Horten, Max: al-Shīrāzī, Enzyklopädia des Islām Cilt
4, Leiden ve Leipzig 1934, s. 407.
434 Das philosophische System von Schirázi (gest. 1640).
M. Hortan tarafından açıklamalarla çevrilmiştir, Straß-
burg 1913 (Tekrarbasım: Islamic Philosophy Cilt 92), Ön-
söz s. V. 435 a.e., Önsöz s. VIII-IX.
G İ R İ Ş 83
84
G İ R İ Ş

Bilimleri İslam dünyasından Avrupa’ya


ulaştıran ana yollar
G İ R İ Ş 85

II. BÖLÜM
Arap-İslam Bilimlerinin Avrupa’da
Resepsiyonu ve Özümsenmesi

19. yüzyılın ortalarında tarihçilerin ilgilerinin Bundan önceki bölümde geçen açıklamalar-
gitgide fen bilimlerindeki gelişime çevrilmiş lardan anlaşılacağı üzere, bize ulaşan birçok
bulunduğu ve Arap-İslam bilimlerinin önemi- eserin içerik değerlendirmesinde arabistik
nin takdir edilmesi yerine küçümsendiği bir araştırmalar bugüne kadar çok önemli sonuç-
sırada, Batı’ya çeviriler halinde ulaşan “Doğu lara ulaşmış, böylece bu sonuçları evrensel
Alemi”nden kitaplar hakkında ilk ve tabiîdir bilimler tarihi çerçevesinde ilk değerlendir-
ki mütevazı bibliyografik tanıtımlar yayımlan- melerinin yapılabilmesi ve etki sorunu baş-
maya başlandı. Bunlar Johann G. Wenrich’in langıç aşaması şeklinde olsa da ele alınmış
De auctorum græcorum versionibus et bulunuyor. İkincisi yani etki sorunu, genel-
commentariis syriacis arabicis armeniacis likle bazı konularla veya problemlerle sınırlı
persicisque commentatio (Leipzig 1842) ve olarak ele alınmış, ancak çok az alanda daha
Ferdinand Wüstenfeld’in Die Übersetzungen büyük çerçevede cevaplanabilmiştir.
der arabischen Werke in das Lateinische seit Çalıştığı alanda döneminin hiç bir deste-
dem 11. Jahrhundert (Göttingen 1877) isim- ğine sahip olmadığı ve çok az sayıda kay-
li çalışmalarıdır. Aslında bugüne kadar da nağa ulaştığı bir zamanda, Fransız arabist
diyebileceğimiz uzunca bir süre, Arap-İslam Ernest Renan (1823-1892)’ın felsefe alanında
bilimlerinin Avrupa’daki resepsiyonu soru- Arap-İslam bilimlerinin Avrupa’daki resep-
nuna ilgi, birkaç alan ayrı tutulursa, esas ola- siyonu fenomeninin, hayranlık uyandıran ve
rak çeviri yapan şahsiyetler, çevirilen eserler hâlâ geçerliliğini koruyabilen Averroès et
ve bize ulaşan el yazmalarının bibliyografyası l’Averroïsme 1 isimli eserinde çizdiği tablo
ile sınırlı kalmıştır. Arap-İslam bilimlerinin bilim tarihçiliğinin nadir çıkışlarından biri-
Avrupa’yı ya çeviriler yoluyla ya da insani sidir. Arapça’nın 4./10. yüzyılda İspanya
temaslarla etkilemesi problemi ve bu Arap- Müslümanları, Hıristiyanları ve Yahudilerinin
İslam bilimlerinin öneminin değerlendiril- ortak dili olması düşüncesinden hareket-
mesi, her şeyden önce Arapça (ya da Farsça) le Renan, Yahudilerin, Arap-İslam felse-
kitapların bilimsel içeriğinin incelenmesine fesinin Avrupa’da yayılmasında önemli bir
ve buna bağlı olarak Arap-İslam yazarları-
nın, öncüleri olan Yunanlara kıyasla erişmiş
oldukları ilerlemelerin tespitine bağlıdır.
1 Üçüncü baskı Paris 1867. Tekrarbasım Institut für
Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften
tarafından Frankfurt 1985.
86 G İ R İ Ş

rol oynadıkları görüşüne ulaşmıştı2. Ona Arap dilindeki astronomi ve astrolojinin


göre, Yahudilerin Orta Çağ’daki yazılı kül- Avrupa’yı ne kadar derinden etkilediğini en
türü, İslam kültürünün yansımasından başka iyi şekilde, arabist olmayan bir bilim tarihçisi
bir şey değildir3, örneğin Maimonides (İbn Pierre-Maurice-Marie Duhem8 (1861-1916)
Meymūn)’ten beri Yahudi felsefesinin Arap Le système du monde. Histoire des doctri-
felsefesinin bir yansımasından ibaret oldu- nes cosmologiques de Platon à Copernic9
ğu gibi4, Maimonides ekolünün tamamı isimli anıtsal eserinin 2. , 3. ve 4. ciltlerinde
göstermektedir. Gerçi daha önce, büyük ara-
Averroes (İbn Rüşd)’un peripatetik (meş-
bist Carlo Alfonso Nallino Al-Battānī sive
şaiyye) öğretisine sadık kalmıştır5. Geneli
Albatenii opus astronomicum10 adlı çalışma-
itibariyle Yahudi felsefesi onların Barselona, sında gelecekteki araştırmalara paha biçilmez
Saragossa, Narbonne, Montpellier, Lunel, işaretlerle rehberlik etmişti. Fakat Duhem’in
Béziers, l’Argentière ve Marsilya gibi ulaşabildiği astronomik-astrolojik içerikli
Hıristiyan şehirlere çekilmelerinden sonra Arapça eserlerin Latince çevirilerini, bu eser-
bile6 Araplarınkinin karakterini taşımakta- lerin etkisi altında doğan Avrupa’lı eserlerle
dır. Arapça eserlerin İbranice’ye çevirileri yaptığı karşılaştırma suretiyle ulaştığı bilim-
bağlamında Renan’da ilginç bir bulguya rast- sel sonuçlar, Arapça’dan çevirilen eserlerin
lamaktayız: Arapça kelimeler ya muhafaza sadece o özel alanla ilgili çevrelerde değil,
edilmişler ya da başka bir anlama sahip olsa- bunun da ötesinde Avrupa düşünce tarihinde
lar bile aynı kökten gelen İbrani kelimelerle ne denli büyük etkide bulunduğunu kavrama-
ifade edilmişlerdir. Bir diğer deyimle metin, mıza yardım etmektedirler.
çevirilmekten ziyade taklit edilmiştir7. Müzik ve müzik teorisi alanında “Arap etki-
Arap felsefesinin hem İbrani aracılığıyla si” problemi, sevindirici ölçüde ve nispe-
ten erken sayılabilecek bir dönemde çok
hem de doğrudan doğruya Latince’ye çevi-
geniş çaplı eserlerle ele alınmıştır. R.G.
rilmesi sonucunda resepsiyon ve özümseme
Kiesewetter11 ve J.G.L. Kosegarten’ın12
sürecinin Batı Avrupa’da nasıl yayıldığını ve “Arap” müziğine ilişkin panaroma niteliğin-
Dominik tarikatı mensuplarında uyandırdığı deki ilk çalışmaları üzerinden henüz yüz-
kin, bu arada Raymundus Lullus’ta hücum ve yıl geçmemişti ki, İspanyol arabist Julian
direnme gayretleri uyandırdığını ustaca res- Ribera y Tarragó La música de las Cantigas13
mettikten sonra Renan, İbn Rüşd felsefesinin
13. yüzyılın başından itibaren İtalya’da gör-
8 Biyografik bilgiler için bkz. Miller, Donald G.: Diction-
düğü kabul konusunu ele almaktadır. Burada
ary of Scientific Biography içerisinde, 4. cilt New York
da Renan, yaratıcı ve çok bilgili kimliği eşli- 1971, s. 225-233.
ğinde, Arap peripatetik öğretisiyle 300 yıllık 9 1916 yılından önce tamamlanmış ve 10 cilt olarak Paris’te

uğraşıları sonrasında 16. yüzyılda kendini yayınlanmıştır, 1913-1959.


10 3 cilt, Mailand 1899-1907, Tekrarbasım Hildesheim
göstermeye başlayan Averroism karşıtı reak- 1977.
siyonların canlı bir tablosunu çizmektedir. 11 Die Musik der Araber, nach Originalquellen dargestellt,
mit einem Vorworte von J. v. Hammer-Purgstall, Leipzig
1842, Tekrarbasım: Schaan (Lichtenstein) 1983.
12 Die moslemische Schriftsteller über die Theorie der
2 Renan, E.: Averroès et l’Averroïsme, a.e., s. 174. Musik, Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes içe-
3 a.e., s. 173. risinde (Bonn) 5/1844/137-163.
4 a.e., s. 175. 13 Madrid’te 1922 yılında yayınlanmıştır. Kısaltılmış İngi-
5 a.e., s. 182. lizce çevirisi Eleanor Hague ve Marion Leffingwell tara-
6 a.e., s. 184. fından Music in ancient Arabia and Spain adıyla, Stanford
7 a.e., s. 185. 1929, Tekrarbasım: New York 1970.
G İ R İ Ş 87

adlı, Arap etkilerine ilişkin öncü bir çalışma Ursprung 1934 yılında onun eski çalışmasına
ortaya koydu. Üç bölümlük çalışmanın birin- çok sert bir reddiye yayınladı18.
cisinde İslam dünyasında 12. yüzyıla kadar Farmer’ın Arap etkisini ele alan ve çok şiddet-
Arap müziği tarihini, ikinci bölümde bu li eleştirilerle karşılaşan ana konuları ve hipo-
müziğin İspanya’daki tarihini işlemektedir. tezleri, notalamaya ve erken dönem çoksesli-
Üçüncü bölüm, yazarın asıl hedefine adan- liğe, solmisationa [do, re, mi... gibi hecelerin
mıştır: Arap müziğinin İspanyol müziğine kullanımıyla oluşturulmuş ton sistemi], müzik
ve Batı’daki troubadour müziğine olan etki- aletlerine, notalara ve takt tarzına ilişkin
si14. Ribera’nın fikirleri ve ulaştığı sonuçla- sorulardır. Bu sorular etrafındaki tartışma-
rın –özellikle Ortaçağ’da Batı müziğine olan ların birçoğunda asıl konu, 9. yüzyıldan beri
etkiler problemi bakımından– zayıf noktalar Avrupa’da müzik alanında ortaya çıkan yeni
içermesi, birçok noktada geçerliliğinin bulun- unsurların Yunan-Bizans etkilerine mi yoksa
maması ve karşı çıkılmaksızın kabul edilebilir Arap etkilerine mi bağlanacağı meselesidir.
olmaması anlayışla karşılanabilir. Farmer doğal olarak Arap müzik teorisinin
Ribera’nın kaleme aldığı kitabın yayınlan- Yunan temellerini yadsımıyordu, Arapların
masından 3 yıl sonra Henry George Farmer, alınan öğretileri işledikleri ve sürekli bir şekil-
Clues for the Arabian influence on European de geliştirdikleri inancındaydı. 1976 yılında
musical theory15 isimli büyük sansasyon yara- bu konuya ilişkin iki çalışma yayınlandı. Bu
tan çalışmasını yayınladı16. Hemen peşinden, çalışmalarda Farmer’ın sonuçları esaslı bir
müzik tarihçisi Kathleen Schlesinger’in The şekilde tartışıldı ve kısmen de işlendi. Bunlar
question of an Arabian influence on musi- Eva Ruth Perkuhn’un19 Die Theorien zum
cal theory17 adlı eleştirisi izledi. 1929 yılın- arabischen Einfluß auf die europäische Musik
da Londra’da Farmer’ın Arap müzik tari- des Mittelalters ve Eckhard Neubauer’in20
hini detaylı şekilde ele aldığı A history of Zur Rolle der Araber in der Musikgeschichte
Arabian music to the XIII th century isimli des europäischen Mittelalters isimli çalışma-
çalışması yayınlandı. 1930 yılında özellikle larıdır. İlk çalışmanın sahibi, etki teorisine
K. Schlessinger’in eleştirileriyle hesaplaştığı karşı prensipte karşı çıkmıyor, fakat yine
Historical facts for the Arabian musical inf- de «etno-müzikoloji tarafından Arap etkisi
luence (Londra) isimli çalışması yayınlandı. problemine ilişkin ortaya konulan çalışma-
Farmer’ın bu sorunu yeni ve çok önemli larda metodik ve teorik soruların yüzeysel
tarzda ele alışından habersiz bulunan Otto ele alındığı» fikrinde direniyor21. Ona göre
«Arap [etkisi] teorisinin baş temsilcileri»
Ribera ve Farmer «etno-müzikolog olmak-
14 Faydalı bir içerik tasviri için bkz. Ursprung, Otto: Um tan çok arabisttirler» ve hem «Arap müzis-
die Frage dem arabischen bzw. Maurischen Einfluß auf
die abendländische Musik des Mittelalters, Zeitschrift für yenlerin uygulamalarına» hem de «etno-
Musikwissenschaft (Leipzig) 16/1934/129-141, 355-357,
özellikle s. 132-133.
15 Journal of the Royal Asiatic Society içerisinde 1925, s. 18 Um die Frage dem nach arabischen bzw. maurischen
61-80 (Tekrarbasım: The Science of Music in Islam serisi Einfluß auf die abendländische Musik des Mittelalters,
içerisind, Cilt 1, Frankfurt 1997, s. 271-290). aynı yer.
16 Farmer’ın teşebbüsü Eugen Beichert tarafından olumlu 19 Waldorf’ta (Hessen) yayınlandı.
karşılanmıştır, Orientalistische Literaturzeitung içerisinde 20 Islam und Abendland. Geschichte und Gegenwart içe-
(Leipzig) 29/1926/273-277. risinde, ed. André Mercier, Bern ve Frankfurt 1976, s.
17 The Musical Standard içerisinde (London) N.S. 111-129.
25/1925/148-150, 160-162. 21 Perkuhn, E.R.: a.e., s. 232.
88 G İ R İ Ş

müzikolojinin kültür-antropolojik problemle- ması çok tepki ile karşılaşmış ise de, şimdiye
rine çok fazla vakıf değildirler»22. Onlar yön- dek çürütülememiştir». Farmer’ın ele aldığı
temleri nedeniyle «objektif olmaktan daha ve bu kitabında daha derinleştirdiği konulara
çok duygusal sebeplerden hareketle Arap «hem Araplarda hem de Avrupa Ortaçağı’nda
müziği etkisi teorisine karşı çıkan» ve «çok rastlanan enstrümental müzik notasyon
bariz teorik tereddüt noktasında bir çok açı- denemeleri»27 dahildir. «Burada esas olan,
dan saldırı alanı bulabilen müzik bilim tarihi tıpkı Eski Yunan’da bilindiği üzere, tonların
tarafından» çok şiddetli eleştirileri üzerlerine adlandırılmasında harfler, derecelendirilme-
çekmişlermiş23. Hem Ribera hem de Farmer sinde ise –kökeni muhtemelen Yakın Doğu
«gelenek sürecine çok az dikkat» etmişlermiş. antikitesine uzanan– çizgiler kullanılması-
Farmer «alan daraltmasında, “şifahi“ aktarı- dır28. Arap melodileri yazıyla, tonun süresi ve
mı ele almada kaçınılmaz olan etnomüziko- ritimi belirti heceleriyle veya rakamlarla tespit
lojik yönleri bir yana bırakarak ve kendisini ediyor, gerçekte bunu bize ulaşan çok kısıtlı
sadece müzik enstrümalarıyla sınırlayarak sayıdaki dokümandan çıkarsayabileceğimizin
bir adım daha ileri gitmiş bulunuyormuş»24. çok daha öncesinde ve sıklıkla yapmakta idi-
Perkuhn böylelikle şu sonuca ulaşmaktadır: ler. Tonları harflerle gösteren bir nota tabela-
«Orta Çağ Avrupası müzik yapımının çeşitli sı bize 10. yüzyıldan ulaşmış bulunmaktadır29.
alanları için savunulan Arap müziği etkisi
Ayrıca, Ebū el-Ferec el-İṣfehānī’nin Büyük
teorisinin nihai anlamda temellendirilmesi»
Şarkılar Kitabı [Kitāb el-Eġānī el-Kebīr],
kelimenin tam anlamıyla ancak şu koşulla
İsḥāḳ el-Mavṣılī ile ilgili 9. yüzyıl olarak tarih-
gerçekleşebilir: «Eğer Arap müzik kültürü
lendirilebilen bir haber muhafaza etmektedir.
araştırmaları bir yeniden ele alış ve kontro-
Bu habere göre İsḥāḳ, bir meslektaşına bütün
le tabi tutulur, genel standart, lexikografik
tizlikler, ses ton süreleri ve duraklar hakkın-
bilgi, etnomüzikolojik ve kültür antropolojik
daki bilgileri de içeren yeni bir besteyi yazılı
düşüncelerle karşı karşıya getirilirse»25.
formda yollamıştır. Meslektaşı bu sayede, bir
Bir arabist ve müzik tarihçisinin kalemin-
kere bile duymaksızın parçayı doğru olarak
den çıkan ikinci çalışma26 bize sadece H.G.
Farmer’ın eserleri ve başarıları hakkın- söylemiştir30. İbn Sīnā 11. yüzyılın başında,
da uygun hükümler vermemizi sağlamakla hiç bir şarkının daha önceden özenli ve tam
kalmıyor bunun ötesinde, yapılan en yeni şekilde, hem tonun tizliğine, hem de süre-
araştırmaların sonuçlarını da ortaya koyu- sine göre kâğıt üzerinde tespit edilmedikçe
yor: «1930 yılında İngiliz müzik araştırmacı- öğrenilmemesini şart koşuyordu31. Bizlere
sı Henry George Farmer, Arapların müzik ulaştığı kadarıyla Arap notasyonunun çoğu
alanındaki etkilerine ilişkin teorileri özet- 27 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 83 vd., 304 vd.; Neu-
lemiş ve bu teorileri özenle belirleyerek bauer, E.: a.e., s. 119, 127.
kendisinin ulaştığı birçok araştırma sonuç- 28 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 302 vd., 325 vd.; Neu-

larını eklemiştir. Onun Historical facts for bauer, E.: a.e., s. 119, 127.
29 Risāle Yaḥyā b. el-Müneccim fī el-Mūsīḳī, ed. Zekeriyyāʾ
the Arabien musical influence isimli çalış- Yūsuf, Kahire 1964, s. 45; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127.
30 Ebū el-Ferec el-İṣfehānī: Kitāb el-Eġānī el-Kebīr, Cilt
22 Perkuhn, E.R.: a.e., s. 232. 10, Kahire 1938, s. 105-106; Neubauer, E.: a.e., s. 119,
23 a.e., s. 233. 127.
24 a.e., s. 233. 31 Ebū ʿAlī İbn Sīnā: eş-Şifāʾ. er-Riyāḍiyāt. 3. –Cevāmiʿ
25a.e., s. 236. ʿİlm el-Mūsīḳī, ed. Zekeriyyāʾ Yūsuf, Kahire 1956, s. 142;
26 Neubauer, E.: Zur Rolle der Araber, a.y. s. 118 vd. Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127.
G İ R İ Ş 89

ud ile ilişkilidir. Avrupa’nın alfabetik notas- rını yaptıktan sonra şöyle devam etmekte38:
yonu da diğer enstrümentalistlerden sonra «Arapça metinlerin çevirileri yoluyla başlayan
Notker Labeo (ö. 1022)’dan ortaya çıkmış etki konusunda sağlam bir zeminde bulun-
ve ilkin (vurma ve yaygı çalgılar) lira ve rota maktayız. Müzik teorisi alanında, filozof Ebū
için kullanılmıştır32. Yani başlangıçta her iki Naṣr el-Fārābī (ö. 950)’nin İlimlerin Sayımı
tarafta da ortak bir gelenek var görünüyor. [İḥṣāʾ el-ʿUlūm] isimli eserinin Latince’ye
Fakat İbn Sīnā’nın hayatta olduğu dönemde çevirilmesinin sebep olduğu teşvikler etkili
tizliği yazıya dökmedeki yenilikler hemen olmuştur39. Bu kitap vasıtasıyla Batı dünyası
hemen aynı zamanda ve aynı prensip doğ- 12. yüzyılın ortalarında, musica mundana,
rultusunda Hermannus Contractus (ö. 1054) humana ve instrumentalis (evren, insan ve
tarafından (Avrupa’ya) sokulmuş ve aynı enstrüman müziği) bölümlemeye ek olarak
zamanda Bizans’ta ortaya çıkıyorsa, bunun musica speculativa ve activada (teorik ve
için Arap bir örnek dışında başka bir şey söz pratik müzik) bir başka bölümlemeyle tanıştı.
konusu bile olamaz33. Ayrıca Hermannus Bu sınıflama aktif müzisyenin eyleminden
Contractus Arap doğa bilimlerini yakından türemektedir, “ya gözlemleyen ve araştıran
tanıyordu»34. (spekülatif) ya da eylemsel (aktif) olabilir”40.
«Gelişimin bir başka basamağı bizi Arezzolu Bu sınıflama daha önceleri Yunan müziği
Guido (ö. 1050)’nun çizgisel notalamasına tarafından da biliniyordu, gelişmiş formda
götürmektedir. Guido, üçten beşe kadar Orta Çağ yazınında yerini aldı ve orada hiç de
üstüste çizerek oluşturduğu çizgileri “Kiriş/ azımsanmayacak derecede teorik bakış açısı-
tel taklidi”35 olarak nitelemektedir. Bu çiz- nın “konu dairesinin zenginleştirilmesine”41
gilerin iki tanesi renklendirilmiştir: “Parlak sebep oldu».
safran, üçüncü ton yerini alınca ışıldar, altıncı «Doğa-bilimsel ve felsefi Arapça eserlerin
ise kızılboya olarak parlar”36 Guido’nun şim- çevirisi zirve noktasına 12. ve 13. yüzyılda
diye kadar bizzat kendi çalışması ve başarısı İspanya’da ulaştı. Çeviri faaliyetlerinin yay-
olarak görülen bu sunum tarzı için kullandığı gınlaşması manidar bir tarzda ilk Avrupa
kaynaklar gizli kalsa da37, Arapça kaynaklar üniversitelerinin kuruluşuyla aynı zamana
en azından kiriş/tel, çizgiler ve renkler arasın- rastlamıştır ve bu yeni üniversitelerin öğre-
da bir bağlantı olduğuna ilişkin ikna edici bir tim programlarını belirlemiştir42. Bu süreç-
açıklama sunmaktadır ». te İbn Sīnā’nın eserleri, bunlar arasında
Neubauer, Farmer karşıtlarının tepkisini
çeken diğer noktalar hakkında açıklamala- 38 Zur Rolle der Araber in der Musikgeschichte des euro-
päischen Mittelalters, a.y., 122-123.
39 Farmer, H.G.: al-Fārābī’s Arabic-Latin writings on mu-
sic, Londra 1934 (Tekrarbasım: New York 1965 ve The
32 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 317; Neubauer, E.: Science of Music in Islam serisi içerisinde, Cilt 1, Frank-
a.e., s. 119, 127. furt 1997, s. 463-533); Beichert, E.A.: Die Wissenschaft
33 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 36, 83 vd.; Jammers, der Musik bei al-Fārābī, Regensburg 1931, s. 24 vd.; Neu-
E.: Gedanken und Beobachtungen zur Geschichte der No- bauer, E.: Zur Rolle der Araber, s. 123, 128.
tenschriften, Festschrift Walter Wiora içerisinde, Kassel 40 Bkz. Pietzsch, G.: Die Klassifikation der Musik von Boe-
1967, s. 199; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127. tius bis Vgolino von Orvieto, Halle 1929 (Tekrarbasım:
34 Farmer, H.G.: Historical facts, s. 35; Neubauer, E.: Darmstadt 1968), s. 79; Neubauer, E.: Zur Rolle der Ara-
a.e., s. 119, 127. ber, s. 123, 128.
35 Oesch, H.: Guido von Arezzo, Bern 1954, s. 5; Neubau- 41 Pietzsch, G.: a.e., s. 78; Neubauer, E.: Zur Rolle der
er, E.: a.e., s. 119, 127. Araber, s. 123, 128.
36 Oesch, H.: a.e., s. 6; Neubauer, E.: a.e., s. 119, 127. 42 Schipperges, H.: Einflüsse arabischer Wissenschaften
37 Ursprung, O.: Um die Frage nach dem arabischen bzw. auf die Entstehung der Universität, Nova Acta Leopoldi-
maurischen Einfluß, a.y., s. 137-138, 356; Neubauer, E.: na içerisinde (Halle) 27/1963/201-212; Neubauer, E.: Zur
a.e., s. 119-120, 127. Rolle der Araber, s. 123, 128.
90 G İ R İ Ş

Latince Liber sufficientiæ adıyla tanınan lara rağmen, günümüz insanında bu mirasın
Kitāb eş-Şifāʾ isimli eserinin bazı bölümleri büyük önemini hemen hemen tamamen inka-
ön planda bulunmuştur». ra götüren tutumun net bir tablosunu çizmek-
«Avrupa, Araplar tarafından geliştirilen tedir. Schipperges için “Arabizm”, «yüzlerce
“müzik terapisi”nin teorisi ve pratiğine yine yıl çok güçlü etkilerde bulunan ve hâlâ da
aynı çeviriler ve ilkin İspanya, İtalya ve Fransa etkilerine devam eden, onsuz, modern dün-
üniversitelerindeki öğretim yoluyla ulaşmıştır. yanın kuruluşunu kavrayamayacağımız bir
Ruhi rahatsızlıkların çalgı ve melodiler yoluy- fenomendir»45.
la dizginlenmesi Arap tedavisinde önemli Arap-İslam bilimlerinin Avrupa’da alınma-
bir yer işgal etmiştir. Araplar, öğretilerini sına ve bunun etkisine ilişkin bilim-tarih-
eski Yunan teorisinden ve geç dönem anti- sel fenomenin gerçeğe yakın bir tablosunu
kite pratik tecrübelerinden geliştirmişlerdir. elde etme girişimimizde bize oldukça yar-
Araplar, Sasani dönemi Farsların melanko- dımcı olan Die Assimilation der arabischen
liyi müzik yoluyla iyileştirmeye çalıştıklarını Medizin durch das lateinische Mittelalter46
biliyorlardı, Platon sonrası ahlak öğretisi, isimli ikinci çalışmasında, Schipperges ilgisini
(Yunanlardan beri kabul edilegelen) bedenin herşeyden önce şu konuya çeviriyor: «Arap
dört temel sıvısı ile ud telleri arasında bağlan- tıbbının resepsiyonu Latin Ortaçağında nasıl
tı kurmaya kadar etkili oluyordu »43. gerçekleşti?»47 Schipperges resepsiyonu ger-
Çok sayıda makale ve monografik çalış- çekleşen bu tıp için «Yunan-Arap» nitele-
mayla 20. yüzyılın ikinci yarısında Heinrich mesini kullanmaktadır ve bu ifadeden Arap-
Schipperges Arap-İslam tıbbının resepsiyo- İslam kültür çevresinde bu bilimde Yunan
nu ve özümsenmesi konusunda büyük bir öncülerin çalışmaları üzerine kurulan “tedavi
hizmet gerçekleştirdi. Kaleme aldığı çok sanatı”nı anlamaktadır. Konuyu sınırladık-
sayıda makaleyi takdirle anarak, ele aldı- tan sonra, herşeyden önce «Arabizm»in çok
ğımız konuyu geniş bir zeminde işleyen iki temel rol oynadığı bilinen 11. yüzyıldan 13.
çalışması öncelikle dile getirilecektir. Bu iki yüzyılın sonuna kadar uzanan bir zaman dili-
çalışmadan Ideologie und Historiographie mini konu olarak almaktadır, bu hedefini
des Arabismus44 adını taşıyan ilkinde şöylece çizmektedir: «Burada Yunan-Arap
Schipperges, bildiğim kadarıyla, Arap-İslam tıbbının alınması sadece Latince çeviriler
bilimlerinin Avrupa’da resepsiyon ve özüm- bakış açısıyla değerlendirilecek; araştırmamız
senme fenomenini tarihi gelişim açısıyla çeviri yapan kişilerle ve onların kitaplarıyla
değerlendirmek gibi zor bir ödevi üstlenen sınırlı kalacak, bunların Arapça içerikleri ele
ilk kişidir. Bu fenomenin bilincine varıldığı alınmayacak, daha ziyade onların Latince
tarihi başlangıç kabul etmekte ve 20. yüzyı- el yazmalarıyla yetinilecektir»48. Schipperges
lın ortalarına kadarki gelişimi izlemektedir. kendisine düşen ödevin, «resepsiyon döne-
Zengin içerikli çalışmalarında Schipperges, minin zaman şartlarına bağlı anlayışlar açı-
13. yüzyıldan beri Arap-İslam kültür çev- sından bütün Orta Çağ tıbbına sistematik bir
resinden alınan bilgi mirasına karşı oluşan
45 Schipperges, H.: Ideologie und Historiographie des
düşmanca ve bu mirastan alınan bilim ser-
Arabismus, a.y., s. 5.
vetine karşı adil olmaya yönelik bütün çaba- 46 Wiesbaden’da 1964 yılında yayınlandı.
47 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me-
43 Neubauer, E.: a.e., s. 123. dizin, a.y., s. 2.
44 Wiesbaden’da 1961 yılanda yayınlandı. 48 a.e., s. 2.
G İ R İ Ş 91

şekilde bakmak »49 olduğunu görmektedir. çeyreği)’nin Büveyhi Prensi ʿAḍudeddevle


Bunu yaparken tıbbî materyali ve teoriyi (dönemi: 338/949-372/983)’ye ithaf ettiği,
bir yana bırakmaktadır. Schipperges, «Arap- Kāmil eṣ-Ṣınāʿa eṭ-Ṭıbbiyye veya el-Kunnāş
Latin çevirilerin Avrupa tıbbındaki önemine el-Melekī ismini taşıyan hayli büyük hacim-
ilişkin soruda yüzlerce yılın hükmüne dair»50 li tıp ders kitabıdır53. Latince versiyonunda
historiyografik bir genel bakış temelinde Yunanca başlıkla Liber pantegni olarak isim-
hedefine ulaşmaktadır. lendirilen bu eser, K. Sudhoff54 tarafından
Schipperges bu resepsiyonun gerçekleşme şu şekilde tanıtılmaktadır: «Yunan tıbbının
sürecini 11. yüzyılda Salerno’da başlatmakta hiç tanımadığı, sanki bir kalıptan çıkmış, tam
ve Karl Sudhoff’un51 1930 yılında «Ortaçağ düzen ve mantıksal kavrayışla bir bütünlük
Batı Avrupa tıbbı için kaderin bir lütfu» arzeden bir eser».
olarak nitelediği, din değiştirmiş bir Arap 1127 yılında yani Constantinus’un ölümün-
ve daha sonra Monte Cassino’da rahip olan den tam 40 yıl sonra, Antakyalı Stephanus
Constantinus Africanus (yaklaşık 1015/1087) bu kitabı, gerçek yazarı ʿAlī b. el-ʿAbbās adı
altında bir kere daha Latince’ye çevirmiştir
ile ilişkilendirmektedir. Anlaşılan o ki
(Liber completus artis medicinæ, qui dicitur
Constantinus ki Kartacalıdır ve – ölümünden
regalis dispositio hali filii abbas…)55. Bu
yaklaşık elli yıl sonraki Batılı bir kaynağın
ifade, kendisini bu eserin yazarı gibi gös-
bildirdiğine göre – Irak ve diğer ülkelerde
teren Constantinus’un şu iddiasının tam
yürüttüğü çok yönlü bilimsel çalışmalar son-
tersidir: «Constantinus, bu bilimin fayda-
rasında Salerno’ya52 gitmiştir. Constantinus
sını kavrayarak, ilkin birçok Latince eseri
düzinelerce Arapça tıp kitabını beraberinde incelemiş ve bu eserlerin ders için uygun
getirmiştir veya arkasından gelmesini temin olmadığı sonucuna varmıştır. Daha sonra
etmiştir. Şaşılacak bir çalışkanlıkla ve din eski Yunan yazarlardan Hipokrat ve
kardeşlerinin desteğiyle, 25’ten fazla kitabı Galen’e, birkaç yüzyıl sonra yaşayan yazar-
Latince olarak yayma imkanına sahip olmuş- lardan da Oribasius (Bizanslı)’a, Alexander
tur. Bunların çoğunu Constantinus kendi (Trallesli)’e ve Paulus (Eginalı)’a dönmüş-
telifiymiş gibi, çok azını ise Yunan otorite-
lerin eserleriymiş gibi ortaya koymuştur. Hiç 53 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 320-322; Kitabın tıpkı
kuşkusuz, bu kitapların en önemlisi ʿAlī b. basımı 3 cilt olarak Institut für Geschichte der Arabisch-
Islamischen Wissenschaften tarafından Frankfurt’ta 1985
el-ʿAbbās el-Mecūsī (ö. 4./10. yüzyılın son yılında yayınlanmıştır.
54 Konstantin der Afrikaner, a.y., s. 295 (Tekrarbasım: a.y.,
49 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- s. 181).
dizin, a.y., s. 9. 55 Bkz. Creutz, Rudolf: Der Arzt Constantinus Africanus
50 a.e., s. 9. von Montekassino. Sein Leben, sein Werk und seine Be-
51 Konstantin der Afrikaner und die Medizinschule von deutung für die mittelalterliche medizinische Wissenschaft,
Salerno, Sudhoffs Archiv für Geschichte der Medizin aynı yer, s. 24 (Tekrarbasım: a.y., s. 220). Stephanus isimli
içerisinde (Leipzig) 23/1930/293-298, özellikle s. 293 bu şahıs Pisalıdır ve daha sonra Suriye’ye gitmiş, bir müd-
(Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. 179-184, det Antakya’da ikamet etmiş ve Pisa’ya tıp kitaplarıyla
özellikle 179). birlikte geri dönmüştür. Beraberinde getirdiği kitaplar-
52 Bkz. Creutz, Rudolf: Der Arzt Constantinus Africa- dan birisi de göründüğü kadarıyla ʿAlī b. el-ʿAbbās’ın
nus von Montekassino. Sein Leben, sein Werk und seine kitabının tam nüshasıdır, krş. Burnett, Charles: Antioch as
Bedeutung für die mittelalterliche medizinische Wissen- a link between Arabic and Latin culture in the twelfth and
schaft, Studien und Mitteilungen zur Geschichte des Be- thirteenth centuries, Occident et Proche-Orient: Contacts
nediktiner-Ordens und seiner Zweige içerisinde (Münih) scientifiques au temps des Croisades. Actes du colloques
47 (N.F. 16), 1929, s. 1-44, özellikle s. 2-3 (Tekrarbasım: de Louvain-la-Neuve, 24 et 25 mars 1997 içerisinde, ed. I.
Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. 197-240, özellikle s. 198- Draelants, A. Tihon und B. van den Abeele, [Turnhout:]
199). Brepols 2000, s. 1-19, özellikle s. 4-10.
92 G İ R İ Ş

tür. Fakat yalnızca Hipokrat’ı yani bu sanatın tışılmazdır: Constantinus, Avrupa tıbbının
mükemmel ustasını taklit etmek istememiş- üstadı (Magister Occidentis) olmuştur!».
tir, çünkü onun eserleri çok açık ve seçik Sudhoff59, Constantinus’un birçok Arapça tıp
olmadığı gibi aynı zamanda kısadır. Galenos kitabını Latince versiyonda kendi adıyla orta-
çok sayıda büyük eser kaleme almıştır… fakat ya çıkarttığını biliyor, bu davranışı şu şekilde
bu eserlerin hacmi göz korkutucu şekilde açıklıyordu: «Tam anlamıyla doğulu yazarlar
büyük olduğundan çoğunlukla onun 16 eseri sözkonusu olduğunda hiçbir isim kaydetmi-
kullanılmaktadır»56. Adı geçen eserin ikinci yor. Bir dizi küçük eser bu yazarlara ait
çevirmeni Antakyalı Stephanus tarafından olabilir, mesela cinsel ilişki, melankoli, unut-
Constantinus’a karşı ileri sürülen aşırma-
kanlık, cüzam hakkındaki kitaplar gibi. Bu
cılık suçlamasından sonra, Constantinus’un
eserlerde yalnızca kendi adını zikretmiştir,
yazar olarak rolü günümüze kadar çok farklı
tıpkı “Viaticus” ve “Pantegni” isimli, sade-
şekillerde değerlendirilmiştir. Constantinus
ce Arapça’dan çeviri eserleri haksız olarak
«aşırmacı» olarak ayıplanmış, «magister
orientis et occidentis novusque effulgens yalnızca kendi adıyla ortaya çıkarması gibi.
Hippocrates» (doğunun ve batının yeni orta- Böyle yapmakla Constantinus, Müslüman bir
ya çıkan Hipokrat’ı) olarak övülmüş ve «deli yazarın ismini taşımadığı takdirde, bu eserle-
rahip!» diye aşağılanmıştır. 19. yüzyılın orta- rin Salerno bilginleri tarafından daha kolay
larında bir Fransız tıp tarihçisi şu öneride kabul edileceğini ümit etmiştir».
bulunmaktaydı: «Oluşturulacak bir Avrupalı Sudhoff’un bu açıklamasına karşı şu itirazda
bilim adamları kongresi Constantinus bulunulabilir: Constantinus, bir Hıristiyan
için ya Salerno körfezinde ya da Monte- olan Ḥuneyn b. İsḥāḳ’ın60 (194-260/809-873)
Cassino tepesinde bir anıt dikmelidir». Julius oftalmoloji kitabının (Kitāb ʿAşr Maḳālāt)
Hirschberg’e göre «düşünsel miras anlayı- Latince versiyonunu biliyordu, onun adını
şından nasibini alamamış olan Arap mürtet ve dinini övünçle açıklayabilirdi. Fakat o,
ve daha sonra Monte-Cassino’lu rahip»57, okuyucuya bu eseri de kendi eseriymiş gibi
diğer yandan Karl Sudhoff58 tarafından şöyle sunmuştur. Onun bu esere yazdığı önsözün
övülmektedir: «Constantinus, Salerno’nun çevirisi şu şekildedir: «Bizim “Pantegni”
dilini çözdü. Onun etkisi altında, yetenekle- [Kāmil eṣ-Ṣınāʿa] ve “Viaticus” [Zād el-
riyle canlandırılan Orta Çağ tıbbının ilk yazı- Musāfirīn] kitaplarında göz hakkında yete-
nı yaratıldı. «Rahip kardeşlerinden Petrus ri ölçüde açıklamış olduğumuz sözler Latin
Diaconus’un onun hakkındaki övgü dolu dilinde olan sözlerin toplamıdır. Çünkü biz
ifadelerinden bazıları aşırı olsa da, şu tar-
o zamanlar gözü inceleyen o kitapçığı bilmi-
56 Creutz, Rudolf: Der Arzt Constantinus Africanus von yorduk. Bu nedenle ben Monte Cassinolu
Montekassino. Sein Leben, sein Werk und seine Bedeutung rahip Constantinus, sen Johannes için bu
für die mittelalterliche medizinische Wissenschaft, a.y., s. kitapçığı derledim. Böylelikle, diğer kitap-
17-18 (Tekrarbasım: a.y., s. 213-214).
57 a.e., s. 1 (Tekrarbasım: a.y., s. 197); Hirschberg, J.: Über ların oftalmolojinin temelleri hakkındaki
das älteste Lehrbuch der Augenheilkunde, Sitzungsberi-
chte der Königlichen Preußischen Akademie der Wissen- 59 Constantin, der erste Vermittler muslimischer Wissen-
schaften (Berlin), Jahrgang 1903, s. 1080-1094, özellikle schaft ins Abendland und die beiden Salernitaner Früh-
s. 1088 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 23, s. scholastiker Maurus und Urso, als Exponenten dieser
30-44, özellikle 38). Vermittlung, Archeion (Roma ve Paris) 14/1932/359-369,
58 Konstantin der Afrikaner und die Medizinschule von özellikle s. 362 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt
Salerno, a.y., s. 297-298 (Tekrarbasım: Islamic Medicine 43, s. 185-195, özellikle s. 188).
serisi Cilt 43, s. 183-184). 60 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 247-256.
G İ R İ Ş 93

öğretileri sana yetersiz görünürse, gözün ifadeler bulunmaktadır: «Ben Constantinus,


doğası ve yapısı hakkında öğrenmek istedik- bu kitapçığı, alanında tecrübeli hekimleri-
lerini bulabilesin diye»61. mizin çok sayıda eserinden derledim. Bu
Constantinus’un bir yandan elinde bulunan derlemeyi, benim için önemli ve öncelikli
kitapçıktan bahsetmesi ve böylelikle ipucu görünen herşeyi özet şeklinde ekleyerek yap-
vermesi, diğer yandan da kendisini bu kitabın tım. Görüyoruz ki çok meşhur bir doktor olan
yazarı olarak çok açık bir şekilde ileri sür- Rufus melankoli hakkında bir kitap yazmış-
mesi şaşılacak bir durumdur. Her halükarda tır ve ilk bölümünde melankoli hastalarında
bu kitap 800 yıl boyunca Constantinus’un bulunan belirtilere ilişkin birçok şey söyle-
kendi eseriymiş gibi tanındı. İlk olarak 1903 miştir. Bahsedilen kitabı Rufus, melankoli-
yılında Johannes Hirschberg, bunun Ḥuneyn nin hipokondri (üzüntü ve vesvese) formu
b. İsḥāḳ tarafından yazılan kitabın çevirisi hakkında yazmış olmakla beraber diğer iki
olduğunu ispatlayabildi. Bundan daha şaşırtı- formuna da değinmiştir»63.
cı olan, yine Hirschberg’in tesbit ettiği üzere, Kitabın bu başlangıç ifadesi Constantinus’un
Ḥuneyn b. İsḥāḳ’ın aynı kitabının başka Arapça kaynaklarını nasıl fena kullandığı
bir Latince çevirisinin, bu sefer Galen’in hususunda oldukça ilginç bir örnek teşkil
Demetrio tarafından çevirilmiş bir eseriymiş etmektedir. Bunun Arapça aslının başlangıç
gibi ortaya çıkması ve Avrupa’da yüzlerce yıl sayfasıyla yapılan bir karşılaştırması göster-
Galen’in adı altında yürürlükte kalmış olma- mektedir ki o, gerçek yazarın adı yerine
sıdır. Constantinus’un kitabı «bu diğer çeviri kendi adını geçirmektedir64. Constantinus
ile yani Galeni de oculis liber a Demetrio külliyatından benzeri örnekleri çoğaltacak
translatus ile birebir örtüşmektedir. Ne bir olsak da, kazandığımız bu tablo aynen kala-
cümle fazla ne de bir cümle eksiktir ve incele- caktır. Constantinus’un adını taşıyan eserler
nen konular da aynı dizide ele alınmaktadır, çok serbest çevirilerdir, bazı yerler atlanmış,
sadece bölümlerin taksiminde bir fazlalık
vardır, ayrıca Constantinus’unki daha erken 63 Creutz, R. ve Creutz, W.: Die «Melancholia» bei Kon-
stantinus Africanus und seinen Quellen. Eine historisch-
sona eriyor; zira onda kitabın son, yani göz psychiatrische Studie, Archiv für Psychiatrie und Nerven-
merhemlerinden bahseden onuncu bölümü krankheiten içerisinde (Berlin) 97/1932/244-269, özellikle
bulunmamaktadır»62. s. 261 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi Cilt 43, s.
312-337, özellikle s. 329).
Constantinus’un Arapça kaynaklarıy- 64 «Bu kitapçığı hekim İsḥāḳ b. ʿİmrān melankoli olarak
la nasıl bir ilişki içinde olduğu sorununu bilinen hastalık, yani kara sevda hakkında kaleme aldı.
açıklamaya yönelik bir başka örnek, De Gerçi bu eseri, özellikle aşırı derecede yaşlandığı zaman
melancholia isimli kitabı dile getirilebilir. ortaya çıkması muhtemel hafıza kaybı bakımından, kendi-
sine bir zihin desteği olsun diye yazdı. Bu hastalığı Platon
Avrupa’da Ephesoslu Rufus’un adı altın- unutmanın anası olarak isimlendiriyordu. Ayrıca tıp dostu
da 1536 yılında basılan bu kitap, el yaz- ve felsefe yandaşları arasında ilgililer için de bu kitabı yaz-
masında Constantinus’a nispet edilmiştir. mıştır. İsḥāḳ b. ʿİmrān şöyle demekte: Bizden öncekilerin
hiçbirisinde melankoliye dair tatmin edici bir esere veya
Kitabın zahriye sayfasında tam olarak şu bu hastalık hakkında kesin ifadelere rastlamadım, Efesli
Rufus isimli bir adam hariç», çeviri çok küçük değişiklik-
61 Constantinus Afrikanus’un eserinin Almanca çeviri- lerle Karl Garbers’den alıntılanmıştır: Isḥāq ibn ʿImrān,
si: Haefeli-Till, Dominique: Der <Liber de oculis> des Maqāla fī l-mālīḫūliyā (Abhandlung über die Melancho-
Constantinus Africanus. Übersetzung und Kommentar, lie) und Constantini Africani Libri duo de melancholia,
Zürih 1977, s. 22. Hamburg [1977], s. 1; krş. A. Bumm tarafından yapılan
62 Hirschberg, J.: Über das älteste Lehrbuch der Augen- çeviri ile, Die Identität der Abhandlung des Isḥāk Ibn
heilkunde, a.y., s. 1088 (Tekrarbasım: Islamic Medicine ʿAmrān und des Constantinus Africanus über die Melanc-
serisi Cilt 23, s. 38); Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 252. holie, München 1903, s. 9-10.
94 G İ R İ Ş

Arap hekimlerin, özellikle de bu eserle- tadır. Ona göre, Constantinus’un çalışmaları


rin yazarlarının isimleri bertaraf edilmiştir. alışıldık terim “resepsiyon” ile nitelendiri-
11. yüzyılda Salerno’da ortaya çıkan bu tip lemez, onun yaptığı daha çok başlangıçtan
Latince eserler, Schipperges’in ifadesiyle, tıp beri, belirli bir organik amaç için yabancı bilgi
alanındaki «ilk resepsiyon dalgasının»65 sonu- malzemesinin bilinçli bir koadunasyonu (bir
cudur. Schipperges’e göre «[tercüme edilen öğretinin geniş bir kitle için yorumlanması/
kitapların] aralarındaki konu sırası sistema- şerhi) ve adaptasyon formunda işlenmesi ola-
tik bir bütünlük yapısını tanıtmaktadır»66. rak nitelendirilebilir. Bu faaliyet için asimi-
Ben bu noktada başka bir görüşe ulaşmak- lasyon/özümseme daha doğru bir ifadedir68.
tayım: Külliyatın [Constantinus’un] orijinal Ama ben şahsen, Schipperges’in Constan-
kitapları, Kuzeybatı Afrika’da yaygın olan tıp tinus’un Latince’ye aktardığı eserlerle olan
eserlerinden oluşmaktadır. Constantinus’un ilişkisinin tarzına ve şekline yönelik yaptığı
seçkisi önceden tasarlanmış değildir, daha bu nitelemelerde isabetli davrandığına inan-
çok rastlantısaldır. O, çok büyük emek sar- mıyorum. Bence Constantinus’un çevirile-
fetmeden toplayabileceği eserleri almış, bu rinde söz konusu olan husus, kendine has bir
Arapça eserleri Salerno’ya getirmiş ve rahip resepsiyon tarzıdır. Constantinus’un, çevir-
kardeşlerinin yardımıyla Latince’de olabildi- diği eserlerin gerçek yazarlarının isimlerini
ğince erişilebilir kılmıştır. Kendisinden planlı saklamaya asla hakkı yoktu. Bu durum karşı-
sistematik bir çalışma beklenemez. sında onun neden böyle davrandığı sorusunu
Constantinus’un yaptığı etkiye gelince, cevaplandırmak gerekir. 1930 yılında buna
Schipperges şu görüştedir: Avrupa tıbbı- ilişkin olarak Hermann Lehmann69 şöyle
na bir «stratejik etki»de bulunamamıştır. demektedir: «Constantinus’un bu davranı-
«Constantinus’un külliyatı Solerno için çok şıyla Salerno’daki yüksek okulun gözündeki
önemli olsa da, Avrupa’daki diğer okulla- üstünlüğünü yüceltmek istemiş olacağından
ra sadece hazırlayıcı etkide bulunmuştur»67. başka bir şey düşünemiyorum». Ben daha
Bu yargılamasında Schipperges, tıp kitapları farklı bir açıklamaya varıyorum. Buna göre,
resepsiyonunun ilk dalgasını, İber Yarımadası Constantinus’un kendisine esas aldığı eser-
üzerinden gerçekleşen ikinci dalga ile karşı- lerle olan bu aşırmacı ilişkisi birden çok fak-
laştırdığı açısından haklı olabilir, şu kadar var törle izah edilebilir:
ki, hazırlayıcı etkinin önemi küçümsenemez. 1) Constantinus’un Arapça tıp kitaplarını
Üstelik yalnızca bir tanesi müstesna olmak Salerno’ya getirme kararı hakkındaki 13. yüz-
üzere, onun yaklaşık yirmi eserin çevirisi yıldan gelen bir rivayet son derece aydınlatı-
daha iyi çevirilerle yerlerini kaybetmiş değil, cıdır. Buna göre Constantinus, Salerno’daki
bilakis onlar yüzlerce yıl Constantinus’un bir hekime, orada «Latin dilinde yeterli
kendi eserleriymiş gibi elden ele dolaşmıştır. derecede tıp literatürünün olup olmadığını
Constantinus’un Latince’ye aktardığı eserler- -ki bu henüz iddia edilemezdi- sormuştu.
le ilişkisi sözkonusu olduğunda Schipperges
68 a.e., s. 52.
onu aşırmacı olarak nitelemekten kaçınmak- 69 Die Arbeitsweise des Constantinus und des Johannes
Afflacius im Verhältnis zueinander, Archeion içerisinde
65 Die Assimilation der arabischen Medizin, a.y., s. 50. (Roma) 12/1930/272-281, özellikle s. 280 (Tekrarbasım:
66 a.e., s. 53. Islamic Medicine serisi Cilt 43, s. 338-347, özellikle s.
67 a.e., s. 53-54. 346).
G İ R İ Ş 95

Orada pratik çalışmalar sonucunda “Studio yon evresinin başlangıcını zaman olarak 12.
et exercitio” tıp bilgisi elde edilmiş ve kulla- yüzyılın ilk yarısında, yer olarak 711 yılından
nılmıştır [diye cevaplamıştı]». 1085 yılına kadar Arap hâkimiyetinde kalan
«Constantinus bu cevaptan kendisinin kültür Toledo’da görmektedir. Daha 10. yüzyılda
ödevini kavradı ve Kartaca’ya döndü… ve İber Yarımadası’nda tektük görülmeye baş-
3 yıl boyunca yeniden tıp bilimiyle uğraşdı, layan Arapça kitapların72 Latince’ye tercü-
çok sayıda Arapça tıp ders kitabı topladı… melerinin etkisiyle de, Toledo’da «Arapça
gemiye bindi … bir fırtınaya yakalandı…bu Aristoteles’in yoğun bir resepsiyonu» gerçek-
fırtınadan yazma hazinesi çok büyük zarar leşti73. Bu şehir, Hıristiyanların eline geçtiğin-
gördü…Geriye kalan eserlerle mutlu bir de, galiplere Arap-İslam bilginliğinin yazılı
şekilde Salerno’ya ulaştı »70. birçok belgelerini sunmakla kalmamış, ayrıca
Bizim dile getirdiğimiz soru açısından bu «dilsel ve kültürel bileşimi bakımından kap-
rivayetteki kesin sonucu temin eden olgu, samlı bir kültür alış-verişi için uygun atmosfe-
Salerno’nun yukarı tarafında bulunan ve ri temin etmiştir»74. Bu resepsiyon dalgasıyla
Constantinus’un da daha sonra üyesi oldu- Avrupa’ya ulaşan peripatetik ansiklopedi-
ğu Monte Cassino manastırı rahiplerinin yi Schipperges «yeni Aristoteles»75 olarak
tıpla ilgili çalışmalarının sadece pratik yönde nitelemektedir. Bu eser Ebū ʿAlī İbn Sīnā
olması ve en azından tıp alanında kitap (Avicenna, 980-1037)’nın Aristoteles külli-
yazma tecrübelerinin ya hiç olmaması, yada yatını yeniden işlediği Kitāb eş-Şifāʾ isimli
çok az olmasıdır. Bundan dolayıdır ki onlar- eseridir76.
dan, Arapça’dan çevirilen kitapların yazarları Arap tıbbının Avrupa’da resepsiyonunun
konusunda Constantinus’un uygunsuz hare- üçüncü dalgasını Schipperges Toledo’daki
keti karşısında bir hayrete düşme beklene- çeviri sürecinin daha da gelişmiş evresinde
mezdi. görmektedir. Bu dalga 12. yüzyılın ikinci yarı-
2) Constantinus, oradaki rahiplere kıyasla, sına rastlar. Bu evrenin en önemli çevirmeni
sahip olduğu dilbilgisi, konulara vukufiyeti ve Cremonalı Gerhard (yaklaşık 1114-1187)’dır.
yazarlık yönüyle çok üstün bir konumdaydı. Ebū Bekir er-Rāzī77 (Rhazes, 865-925)’nin
Tahminen diğer rahipler tarafından kendisi- eserlerinden şu kitapları çevirmiştir: Kitāb
ne aşırı saygı duyulmuş ve böylece eserlerin el-Manṣūrī fī eṭ-Ṭıbb (Liber medicinalis ad
yazarlığını belirtme konusunda özgürce karar Almansorem), Kitāb et-Teḳāsīm (Liber divi-
verebilmiştir. sionis) ve Kitāb el-Cederī ve-el-Ḥaṣbe (De
3) Çevirilen eserlerin Arap yazarlarının isim- variolis et morbillis). «Bu eserler dizisiyle
lerini ve bu eserlerde alıntılanan Arapça kay- patoloji ve terapinin temeli yeteri ölçüde
nakları Yunan yazarlar ve kaynaklar lehine atılmış oldu. er-Rāzī’nin muhteşem en son
olacak tarzda dile getirmesi, dini bir sebebe eseri el-Ḥāvī veya Continens ilk olarak 100 yıl
bağlı görünmektedir71. sonra Ferec ben Sālim tarafından çevirildi,»78
Schipperges, Arap tıbbının ikinci resepsi- ve tamamlanmamış halde kaldı.

72 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me-


70 Sudhoff, Karl: Constantin, der erste Vermittler musli- dizin, a.y., s. 87.
mischer Wissenschaften ins Abendland..., a.y., s. 360-361 73 a.e., s. 55 vd.
(Tekrarbasım: a.y., s. 186-187). 74 a.e., s. 56.
71 Constantinus Africanus hakkında bir dizi modern ça- 75 a.e., s. 56.
lışma Charles Burnett ve Danielle Jacquart tarafından 76 a.e., s. 58.
yayınlanmıştır: Constantine the African and ʿAlī ibn al- 77 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 274-294.
ʿAbbās al-Macūsī. The Pantegni and related texts, Leiden 78 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me-
vd. 1994. dizin, a.y., s. 93.
96 G İ R İ Ş

Toledo’daki Arap tıbbının resepsiyonu süre- ilişkin olarak şu soruyu açıklığa kavuşturma-
cinde Ebū ʿAlī İbn Sīnā’nın Kitāb el-Ḳānūn ya çalışmaktadır: Dile getirilen üç çeviri dal-
fī eṭ-Ṭıbb (Liber canonis de medicina) isimli gasında tercüme edilen Arapça kitaplardan
eseri çok önemlidir. Yine Cremonalı Gerhard ne ortaya çıktı? «Alıp özümsenen metinler
tarafından çevrilen bu eser kayıtsız şartsız Avrupa tıbbında hangi rolü oynadı? Orta
«Avrupa için bilimsel tıbbın temel kuralları- Çağ’ın bu yeni [Arap-İslam] tıp eğitim mater-
nın yasası»79 olmuştur. yali hangi formlarda ve hangi yolla bünye-
Yine Cremonalı Gerhard tarafından çevirilen ye dahil edildi? Bu çeviriler, tartışmalar ve
Ebū el-Ḳāsım Ḫalef b. ʿAbbās ez-Zehrāvī80 (ö. özümseme kitapları kimler tarafından gerçek-
400/1010 civarında)’nin tıbbın bütün alanları- leştirildi? En geniş anlamıyla Arabizm olarak
na yönelik eğitim kitabının (et-Taṣrīf li-men geç dönem Orta Çağ boyunca ortaya .çıkan
ʿAcize ʿan et-Taṣnīf) cerrahiye ayrılmış 30. bu elemanların kaderi ne olmuştur?»85
bölümü bu bağlamda anılmalıdır. Avrupa’da Schipperges bu soruları yanıtlamak için dik-
Cirurgia Albucasis veya Tractatus de opera- katini Fransa, İngiltere ve Güney İtalya’daki
tione manus81 adıyla tanınan bu metin cerrahi «özümseme merkezlerine» çevirmektedir.
dalını yüzlerce yıl etkilemiştir. Daha 10. yüzyılın sonuna doğru Arap doğa
bilimleriyle irtibata geçilmiş olan Chartres’da
Ayrıca Ḥuneyn b. İsḥāḳ82 (809-873)’ın «Tıbba
12. yüzyıl, Aristoteles (Arabus) ve Arap
Giriş» eseri de (el-Mudḫal ilā eṭ-Ṭıbb veya
astronomisi ve tıbbıyla tanışmaya şahit oldu86.
Mesāʾil fī eṭ-Ṭıbb li-l-Müteallimīn) burada
İspanya eyaletlerinin Hıristiyanlarca tekrar
anılmalıdır. Daha Constantinus Africanus’un
ele geçirilmesinden sonra Fransız eğitim
Ysagoge Iohannicii ad tegni Galieni83 adıyla
kurumlarında «Arap etkileri altındaki kül-
yaptığı çeviri aracılığıyla Avrupa’ya ulaşan bu
tür merkezlerinden gelen Arap kültür biri-
eser, Toledo tıp kitapları çeviri dalgası akıntı-
kiminin resepsiyonu gerçekleşmeye başladı.
sında Toledolu Marcus isimli bir şahıs tarafın-
12. yüzyılın başında güney Fransa’da, Arap
dan Liber introduction in medicinam ismiyle bilimleriyle olan ilk temasın meyvesi sonu-
tedavüle sokulmuştur. Bu kitap Avrupa’daki cunda ortaya çıkan yeni bir bilimsel filizlen-
tıp elkitaplarının en yaygınlarından biridir menin ilk belgelerini bulmaktayız»87.
ve «17. yüzyıla kadar bütün üniversitelerde «12. yüzyılın ortalarına doğru Toulouse’da
okunmuştur»84. yeni bir çeviri merkezi görüş alanına çıktı.
Kitabının «Özümsemenin Şahsiyetleri ve Bu merkez Fransız geleneğine dayanmak-
Merkezleri» konusuna ayırılmış ikinci bölü- tadır ve kısa bir süre sonra İspanyol eğitim
münde Schipperges, en azından 13. yüzyıla merkezlerine köprü olacaktır»88. Toulouse
79 Bkz.
okulunun 12. yüzyıldaki en önemli çevir-
Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen
Medizin, a.y., s. 93. menleri Hermannus Dalmata ve Robertus
80 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 323- Ketenensis’tir. Onların çevirdiği kitaplar
235. ağırlıklı olarak astronomi, astroloji ve fizik
81 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen
Medizin, a.y., s. 95. alanına aittir.
82 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 247-256.
83 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen 85 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me-
Medizin, a.y., s. 33, 89. dizin, a.y., s. 107.
84 Schipperges, H.: Eine griechisch-arabische Einführung 86 a.e., s. 111-118.
in die Medizin, Deutsche medizinische Wochenschrift 87 a.e., s. 123-124.
(Stuttgart) 87/1962/1675-1680, özellikle s. 1675. 88 a.e., s. 124.
G İ R İ Ş 97

«Toulouse okulu 13. yüzyılın başında Rüşd] felsefesinin rasyonalist aydınlanmacılı-


başka bir önem daha kazandı: 1215 yılında ğına 13. yüzyılın ortalarından itibaren resmen
Aristoteles’in Paris’te [okunma] yasağından savaş açılmış ve bu felsefe mahkum edilmiş-
sonra bu merkez, etkisi süren Aristoteles tir»93.
geleneğinin devamını garanti eden bir konu- «Orta Çağ’ın her türlü tanrısızlık görüşünün
ma geldi. Felsefe ve doğa bilimleri orada çok sembolü [tanıtılan] Averroes, tarihi bir şah-
özel bir önem kazandılar. Gerçi bu yasak siyet olarak alınma yerine, 13. yüzyılın karşıt
1245 yılında Papa IV. Innozenz tarafından görüşlerinin savaş aracı olarak kullanıldı.
Toulouse Üniversitesi’nde de yaygınlaştırıl- Yazılı bir şekilde ifadesine cesaret edile-
mış ve 1263 yılında IV. Urban tarafından meyen her türlü görüş İbn Rüşd’ün diliyle
yinelenmiştir fakat bu fermanlar pratik bir aktarıldı, yine onun şahsında bütün aşırı sis-
etkide bulunamadılar»89. temlere ayırım yapmaksızın savaş açıldı. İlk
olarak 14. yüzyılın teoloji temsilcileri gerçek
Fransız aracı merkezlerinde Yahudi bilgin-
Averroizmi [İbn Rüşdçülük] tashih etme giri-
ler Arapça eserleri İbranice’ye ve Latince’ye
şiminde bulundular. Averroes yoluyla Paris,
aktarmakla büyük bir rol üstlenmişlerdir.
Arapça’da yoğrulmuş antik bilimlerle yapılan
Bu bilginlerle bağlantılı olarak Schipperges,
en aşırı çatışmaların merkezi oldu»94.
kültür ve bilim-tarihsel iki önemli olguya
«13. yüzyıl açısından Averroes, Paris okulun-
dikkat çekmektedir. Birincisi, mütercimle-
da daha çok, tıp ve tabiat felsefesi çerçeve-
rin etkin oldukları yerler sinagoglarla çok sinde kuramsal çabaların tecessümüdür. Bu
yakından ilişkilidir, tıpkı İslam kültüründe süreçte pratik tıp alanında İbn Sīnā merkezi
medrese ile cami arasındaki yakın ilişki gibi. konumunu burada da muhafaza edebilmiş-
Bu, «Avrupa’nın katedral ve manastır okul- tir»95.
larına uygunluğu göze çarpan bir olgudur Fransız okullarına toplu bir bakıştan sonra
ve bu bakımdan özümseme süreçlerinde hiç Schipperges, İngilizlerin Arabizm ile karşı-
de küçümsenmeyecek bir önemi haizdir»90. laşmaları konusuna geçmektedir96: «Daha
İkinci olarak, 1241 yılında Yahudi doktor- Constantinus Africanus’dan bir nesil sonra
lar tarafından tedavi gören Hıristiyanların [yani 12. yüzyılda] Anglo-Sakson kültür bölge-
afaroz edildiği düşünülecek olursa Fransız sinden araplaşmış güney İtalya ve İspanya’ya
kültür bölgesinin okullarına ve oralarda faa- doğru yeni ve kendiliğinden gelen özümseme
liyette bulunan Yahudi çevirmenlere karşı dalgasına götürecek olan bir göç hareketi baş
gösterilen tolerans şaşırtıcıdır91. göstermiştir. Konu başlangıçta tıp değildir,
1215 yılında Aristoteles eğitimi ve öğretimi- yeni bir matematik ve astronomidir. Bunlar
nin yasaklandığı Paris’te, 13. yüzyılın ortala- aynı zamanda yeni doğa görüşünün ve dola-
rından itibaren Latinleştirilmiş İbn Sīnā ile yısıyla da tıbbın bilimsel olarak temellendiril-
yakın irtibat içerisindeki «yeni Aristoteles» mesinde çok büyük bir öneme sahip olacak-
(Aristoteles Arabus) muzaffer bir yeniden lardır».
doğuş yaşadı92. Burada dikkat çeken, «[İbn «Anglo-Sakson öncüler İspanyol-Fransız
kültür havzasında veya İtalya’nın güneyinde
89 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Medi-
zin, a.y., s. 126-127. 93 a.e., s. 136.
90 a.e., s. 128. 94 a.e., s. 137-138.
91 a.e., s. 128. 95 a.e., s. 138.
92 a.e., s. 129 vd. 96 a.e., s. 142 vd.
98 G İ R İ Ş

yeni bilimle hayli canlı bir çekişmeye girdiler ilk Avrupalıdır100. Yeni doğa bilim bilgileri
ve yeni bilimsel materyalin geniş kapsamlı İngiltere’de diğer aracı şahsiyetlerden birisi,
ve orijinal bir özümsenişine eriştiler. Zira 1079 yılından 1095 yılına kadar Hereford baş-
onlar, eski okullarına dönmelerinden sonra piskoposu olan Robertus de Losinga101, bir
bu okulların tozlanmışlığını anlayarak bağ- diğeri de Malvernli Walcher (ö. 1135)’dir. Bu
lanan kabuklarını kırmak istediler. Böylece Lothringen doğumlu bilgin İtalya’yı ziyaret
[getirilmiş olan yeni materyal] İngiltere’de etmiş ve 1091 yılında İngiltere’ye dönmüştü.
13. yüzyılın bilim merkezlerinin yapı malze- O, özümseme sürecini Bathlı Adelard anla-
mesi olmuştur»97. yışında devam ettirdi102. Bundan başka ayrıca
Bu akımın en önemli temsilcisi Bathlı Ade- Malvern’de (Hereford civarında) Herefordlu
lard98 (ki, faaliyeti 1116 ve 1142 yıllarını Roger 12. yüzyılın ikinci yarısında arabist
kapsar)’dır. Fransa, İspanya, İtalya’da araştırmalar merkezi kurdu103.
bulunan özümseme merkezlerindeki ve Arabizm ve İngiltere konusu bağlamında
Suriye’deki uzun süreli ikametlerinden Robertus Ketenensis adı unutulmamalıdır.
sonra İngiltere’ye geri döndü. Arapça’dan Gerçi o bir İngiliz değildi fakat Schipperges’e
Latince’ye yaptığı çeviriler yoluyla Bathlı göre, «doğrudan doğruya Bathlı Adelard’ın
Adelard, önemli astronomik-astrolojik ve geleneğini izlemiştir». Eğitimini ve donanı-
matematiksel bazı eserleri Avrupa’da eri- mını Arap İspanya’ya borçludur. Chartres
şilebilir kıldı99. Muhtemelen o, Arap-İslam Okulu’nda faaliette bulunmuştur ve 1147
bilimlerinin yüksek seviyesinin kendi kül-
yılından itibaren Londra’da olduğu sapta-
tür çevresininkine karşı üstünlüğünü dile
nabiliyor. Arap cebirini ve kimyasını İngiliz
getiren sadece ilk İngiliz değil, belki de
okullarına getiren odur104.
97 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Anglo-Sakson resepsiyon ve özümseme
Medizin, a.y., s. 143. hareketinin önemli bir temsilcisi olarak 12.
98 Bathlı Adelard hakkında bkz. Clagett, Marshall: Ad- yüzyılın ikinci yarısında karşımıza Morleyli
elard von Bath, Dictionary of Scientific Biography Cilt 1 Daniel çıkmakta. Cremonalı Gerhard’ın
içerisinde, New York 1970, s. 61-64.
99 Bkz. Adelard of Bath. An English scientist and Arabist öğrenci halkasına dahil olduğu105 Toledo’daki
of the early twelfth century, ed. Charles Burnett, Londra
1987, bu çalışma şu makalelerden oluşmaktadır: Gibson, alıyorum, burada hitap yeğeninedir: «We agreed that I
Margaret: Adelard of Bath; Drew, Alison: The De eodem would investigate the learning of the Arabs to the best
et diverso; Evans, Dafydd: Adelard on Falconry; Burnett, of my abilty; you on your part would master the unsta-
Charles ve Cochrane, Louise: Adelard and the Mappae ble doctrines of the French», ve «of course God rules the
clavicula; Evans, Gillain: A note on the Regule abaci; Al- universe, but we may and should enquire into the natu-
lard, André: L’époque d’Adelard et les chiffres arabes ral world. The Arabs teach us that» [«Şunda anlaştık ki,
dans les manuscrits latins d’arithmétique; Lorch, Rich- ben Arapların bilimini, gücüm yettiği kadar araştırmak is-
ard: Some remarks on the Arabic-Latin Euclid; Folkerts, tiyorum; sen ise Fransızların zayıf doktrinlerine sahip ol-
Menso: Adelard’s version of Euclid’s Elements; Burnett, mak istiyorsun», ve «kuşkusuz, Allah kainatın hakimidir,
Charles: Adelard, music and the quadrivium; Mercier, ama biz tabiat alemini araştırıyoruz. Araplar bize bunu
Raymond: Astronomical tables in the twelfth century; öğretiyor»]; krş. Burnett, Charles: Adelard of Bath, Con-
Poulle, Emmanuel: Le traité de l’astrolabe d’Adélard de versations with his nephew, Cambridge 1998, s. 91, 97-99,
Bath; Burnett, Charles: Adelard, Ergaphalau and the sci- s. 103; Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen
ence of the stars; North, John: Some Norman horoscopes; Medizin, a.y., s. 144.
Burnett, Charles: The writings of Adelard of Bath and 101 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen
closely associated works, together with the manuscripts Medizin, a.y., s. 149-150.
in which they occur. 102 a.e., s. 150.
100 Adelard’ın Quæstiones naturales isimli eserinin (Lat- 103 a.e., s. 150.
ince metin M. Müller tarafından yayınlanmıştır, Beiträge 104 a.e., s. 151-152.
zur Geschichte der Philosophie des Mittelalters içerisinde 105 Bkz. Rose, Valenti: Ptolemäus und die Schule von To-
31/1934/ özellikle s. 4 ve 12) iki pasajının Margaret Gip- ledo, Hermes (Wiesbaden) 8/1874/327-349, özellikle s.
son tarafından (Adelard of Bath, a.y., s. 9 ve 16) çevirisini 330.
G İ R İ Ş 99

ikametinden sonra 1177 yılında çok sayıda ve tekniğini beraberinde getirdi, bilhassa
Arapça kitapla memleketine döndü. Bizzat yeni Aristoteles [Aristoteles Arabus], mete-
kendisinin bu eserlerden çeviri yapıp yap- oroloji ve kimya alanındaki bilgisini»111.
madığını bilmiyoruz. Arabizm anlamındaki Onun tarafından Palermo’da çevirilen eser-
etkisi Liber de naturis inferiorum et supe- ler burada dile getirilmeyecektir, ama yine
riorum106 isimli eserinden daha çok «kişisel de Schipperges’e dayanarak Michael Scotus
aracılığıyla»107 olmuştu. adına deforme olan çeviri yazını eğilimine
işaret etmek istiyorum. Bu eğilim, bilimler
Schipperges, Arap tıbbının Avrupa ortaçağın-
tarihi açısından, kaynaklarla ne kadar ber-
da alınıp benimsenmesi konusundaki genel
bat bir ilişki içinde bulunulduğunu göster-
panoramayı, İtalya güneyindeki özümseme
mektedir ve «14. ve 15. yüzyılda fevkalade
akımları hakkındaki bölümle sonlandırmak- bilimsel olmayan ve karmakarışık risaleler»
tadır. Çok değerli açıklamaları, Arap fet- doğurmuştur. Paris’teki bir el yazmasına
hinden sonra 9. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar göre Michael Scotus Averroes’u [İbn Rüşd]
«doğu ile batı kültürleri arasında doğal bir Yunanca’dan çevirmiştir!112 Çok daha vahim
bağlantı noktası olan»108 Sicilya’daki durum bir örnekte, «16. yüzyıldan kalma bir el yazma-
hakkında canlı bir tablo sunmaktadır. sı, uydurma bir Arapça metin üzerinde yeşil,
Orada özümseme süreci özellikle Kayser II. kırmızı ve siyah renklerde yazılmış Latince
Friedrich (dönemi: 1212-1250) şahsıyla yeni şerhler içermektedir». Sözde Arapça olan
bir nitelik kazandı. Kayser «kişisel eğilimi yazı, ki yazarının Praglı Michael Scotus oldu-
ve özel temaslar nedeniyle Arap kültürü- ğu anlaşılmaktadır, “secreta naturæ” başlığı
ne yönelmişti»109. Bunun hangi tarzda ve altında birçok batıl inancı tıbba sokmaktadır.
bu temaslardan doğan ürünlerin ne kadar Schipperges’in de işaret ettiği gibi, bilim tari-
hi açısından önemli olan, tıbba astrolojinin ve
önemli olduğuna ilişkin soruya başka bir
büyünün karıştırılması eğilimi ve bu öğreti-
bağlamda değineceğiz. Burada sadece, özüm-
nin Arap otoritelere dayandırılarak tedavüle
seme sürecine dahil olan ve Schipperges tara-
çıkarılması 16. yüzyılın başlarına kadar takip
fından bildirilen bilginlerin isimleri anıla- edilebilir113.
caktır. II. Friedrich’in bilginler halkasında- Arap tıbbının resepsiyonu ve özümsenme-
ki en önemli şahsiyet Michael Scotus’dur. si sürecine ilişkin Heinrich Schipperges’in
Bu filozof, kimyacı, astrolog ve çevirmen110, çok değerli sunumuna yönelik işaretimiz,
Toledo ve Bologna’daki faaliyetlerinden onun özetinden yapılacak şu alıntılamayla
sonra Kayser tarafından Palermo’ya çağrıldı. sonlandırılacaktır114: «Resepsiyon evresinin
«Michael Scotus, Sicilya’daki çeviri periyo- tamamını yoğunluğu açısından ele alacak
duna İspanya’nın bilimsel geleneğinin ruh olursak, resepsiyon akımları görüntüsü altın-
da ilk önce Constantinus Africanus, Bathlı
106 Ed. Sudhoff, Karl: Daniels von Morley liber de natu- Adelard ve Dominicus Gundissalinus gibi
ralis inferiorum et superiorum…Archiv für die Geschich- bir initiator (öncü) grubuyla karşılaşırız.
te der Naturwissenschaften und der Technik içerisinde
(Leipzig) 8/1917-18/1-40. Daha sonra Salerno ve Chartes gibi şehir-
107 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me-
dizin, a.y., s. 153. 111 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me-
108 a.e., a.y., s. 164 dizin, a.y., s. 173.
109 a.e., s. 166. 112 a.e., s. 175.
110 Sarton, G.: Introduction to the history of science, Cilt 113 a.e., s. 176.
2, Kısım 2, s. 579-582. 114 a.e., s. 187-188.
100 G İ R İ Ş

lerde ve aynı zamanda güney İtalya’da ger- yüzyılın klasik coğrafya eserlerini bir kenara
çekleşen, süreğen fakat çok hızlı ilerlemeyen bırakacak olsak bile, el-İdrīsī’nin Sicilya’da
kuluçka periyodu gelir. Bir diğer grup pro- yazdığı coğrafyasının etkisinin Avrupa’da
pagatorist (propagandacı, tanıtımcı aracı- neden sadece onun haritalarıyla sınırlı kaldı-
lar) grubudur, Petrus Venerablis, Toledolu ğı sorusu yanıtlanmamış halde durmaktadır.
Raymundus ve Sicilyalı II. Friedrich gibi. Coğrafya biliminin Avrupa’da Ortaçağ’dan
Son olarak Cremonalı Gerhard, Michael 16. yüzyıla kadar kayda değer bir ilerleme
Scotus, Hermannus Dalamata [Dalmaçyalı] kaydetmemesini ve beşeri coğrafyanın Arap-
gibi kişilerin çevresinde öbeklenmiş olan İslam kültür çevresinde tanıdığımız düzeyine
veya Conchesli Wilhelm ve Petrus Hispanus Avrupa’da ancak 19. yüzyılda ulaşılabilmesi-
gibi şahsiyetlerle anlam kazanan realisatör ni, belki de bu disipline ait temel eserlerden
(gerçekleştiriciler) grubu». hiçbirinin resepsiyon dalgalarının birisi dahi-
«Özümseme görüntüsü bakımından şu ayrımı linde Latince’ye veya başka bir Avrupa diline
yapabiliriz: Materyali tam anlamıyla kayde- çevrilmemesiyle ilişkilendirmek doğru olmaz
den ve ona hakim olan saf resepsiyon evresi mı?
ki, bu evre sadece 10. ve 11. yüzyılda matema- Görünen o ki İber Yarımadası’nda çeviriler
tik ve astronomi için düşünülebilir. Taklitçi yoluyla belirli ölçüde tanınan Arapça coğ-
resepsiyon evresinde ise kompendyum ve rafya eserleri bile, İspanya’nın komşularında
kompilasyonlar yoluyla Arap bilimine ilişkin hiçbir ilgi görmemiştir. Bu gözlemi bir örnek-
bir bilgi vermeye çalışıldı. Chartes ve Toledo le daha belirgin kılalım. Ebū Bekir Aḥmed b.
gibi merkezlerde yeni materyali yaratıcı bir Muḥammed b. Mūsā er-Rāzī115 (273-344/887-
tarzda yorumlayan üretici evre. Ve son olarak 955)’nin Endülüs coğrafyası Portekiz Kralı
13. ve 14 yüzyıl denemelerinde yarım kalan Denis (1279-1325)’in direktifiyle Arapça bil-
kritik-sentezci bir özümseme evresi». meyen Gil Peres isimli bir keşiş tarafından
Bu bölümde son olarak, resepsiyon ve özüm- Müslüman Maese Mohamed (el-Muʿallim
senme sorununun daha önce kısmen kapsam- Muḥammed)’in şifahi çevirisine dayanılarak
lı şekilde ortaya konulduğu Arap-İslam bilim- Portekizce’ye çevirilmiştir. Bu çeviriden bir
leri alanlarından olan kartografya ile beraber Kastilyanca versiyon ve birçok Kastilce uyar-
coğrafya ele alınacaktır. Burada öncelikle lama ortaya çıkmıştır116. Portekizce’ye çevril-
şaşırtıcı nokta, Arap-İslam kültür çevresinin meden önce bu kitabın İspanya’da hayli ünlü
çok önemli seviyeye ulaştığı bir bilimsel dal olduğu anlaşılıyor. Orta Çağ uzmanı Fransız
olan yöresel beşeri coğrafyanın klasik eser-
lerinden hiçbirisinin Avrupalı kosmografla-
rın malumu olmamasıdır. Hangi sebeplerden
115 Bkz. Brockelmann, C.: GAL, Cilt 1, s. 150, Suppl. Cilt
dolayı bu alana özgü eserlerden hiçbirisinin
1, s. 231.
Latince’ye çevirilmediği sorusu uzun zaman- 116 Bkz. Lévi-Provençal, E.: La «Description de l’Espagne»

dan beri beni meşgul etmektedir. Yoksa asıl d’Aḥmad al-Rāzī: Essai de reconstitution de l’original
arabe et traduction française, Al-Andalus içerisinde
neden, bu konuya ilginin eksikliği miydi? 4./10. (Madrid, Granada) 18/1953/51-108, s. 52.
G İ R İ Ş 101

P. Gautier Dalché117 tarafından yapılan bir Arap-İslam beşeri coğrafyası geniş ölçüde ve
araştırma sonucunda biliyoruz ki Historia uzun zaman İspanya dışı Avrupa’da bilinme-
veya Chronica Pseudo-Isidoriana isimli ese- miş olarak kaldıysa da, bugün biz kuşkusuz,
rin muhtemelen 12. yüzyılda yaşamış olan Arap-İslam kültür çevresine ait matematiksel
anonim yazarı, İber Yarımadası tasviri ve coğrafya ve kartografyanın 11. yüzyıldan 18.
haritasını er-Rāzī’nin kitabından almıştır. yüzyıla kadar Avrupalı ardıllarını çok derin-
Gerçi, Gautier Dalché burada «Arap kül- den etkilediğini tespit edebiliyoruz.
türünün Latin kültürüne olan etkisinin has- Matematik coğrafya açısından öncelikle şu
sas bir olgusunu»118 görme eğilimindedir, belirtilmelidir: Önemli bir bölümü kartogra-
fakat bu durumda etkilemenin sadece İber fik ön bilgilendirmeden ve yaklaşık 8000 yerin
Yarımadası ile sınırlı kaldığı görünmektedir.
koordinat çizelgelerinden oluşan Ptoleme
Avrupa’ya ulaşan tasvir karakterli Arap coğ-
Coğrafyası 15. yüzyıla kadar Latin dili böl-
rafyasının şimdiye dek bilinen en eski eseri
gesinde bilinmiyordu. Kaybolduğu varsayı-
1550 yılında Della descrittione dell’Africa et
lan Yunanca orijinalini ilk olarak Bizanslı
delle cose notabili che ivi sono adıyla Gian
Battista Ramusio tarafından Navigationi Maximos Planudes 13. yüzyıldan 14. yüzyıla
et viaggi koleksiyonu içerisinde yayınlanan geçiş sırasında yeniden bulduğunu bildiriyor.
Afrika tasviridir. Bu tasvir, önceden İtalyan Bu eserin Latince çevirisi Jacopo Angeli
esaretine düşüp Leo Africanus adıyla vaftiz (Jacobus Angelus) tarafından 15. yüzyılın
edilen kuzey Afrikalı el-Ḥasan b. Muḥammed başlarında yapıldı120.
el-Vezzān tarafından yazılmıştır. Bu kitabın Matematiksel coğrafyanın Ebū er-Reyḥān el-
hem haritalarıyla hem de mükemmel tasvir- Bīrūnī (ö. 440/1048) tarafından yazılan temel
leriyle 16. ve 17. yüzyıl İtalyan bilginlerini eseri Taḥdīd Nihāyāt el-Emākin li-Taṣḥīḥ
derinden etkilediği hususu yukarıda (s. 77) Mesāfāt el-Mesākin ne yazık ki Avrupa’ya
anıldı. ulaşmadı. Enlem-boylam derecelerine ve
Yine hayrete düşüren bir diğer husus –harita- bunların el-Bīrūnī’den önceki zamanlarda
ların aksine– yukarıda bahsedilen el-İdrīsī’ye nasıl ve hangi tarzda belirlendiğine ilişkin bir
ait eser metninin geç dönemde ve aşırı kısaltıl- tasavvuru Avrupa, daha 10. yüzyılda Arap
mış, hatta neredeyse tahrif edilmiş bir redak- İspanya’yla temas sayesinde tektük halde ve
siyonla Avrupa’da tanınmış olmasıdır. Bu daha sonra 11. yüzyılda bu kavramların ve
metin ilkin 1592 yılında Roma’da basıldı ve hesaplama işleminin önemli bir yer tuttuğu
1600 yılında B. Baldi tarafından İtalyanca’ya ilk Arapça astronomik eserlerin yoğun bir
ve 1619 yılında iki Maronit Gabriel Sionita şekilde çevirilmesiyle elde etmişti.
ve Johannes Hesronita tarafından Latince’ye
Henüz 10. yüzyılda, daha sonra Papa II.
çevirildi119. Fakat Latince çeviri, yazar el-
Silvester olacak Aurillaclı Gerbert (ö.
İdrīsī adı anılmaksızın, Geographie Nubiensis
1003)’e atfedilen usturlabın taşıdığı iç diskte
(Sudanlının Coğrafyası) diye yayınlandı ve
bazı enlem bilgileri görülüyor. Kaydedilen
uzunca bir süre bu şekilde alıntılandı.
değerlerin ve çizgilerin üçü İslam dünyasında
117 Notes sur la «Chronica Pseudo-Isidoriana», Anuario bulunan bölgelerle ilgilidir, 4. enlem derecesi
de estudios medievales içerisinde (Barcelona) 14/1984/13- (42°) Roma’yla ilgilidir. Bu değer de (41°40’
32. olarak) 9. yüzyıldan beri Arap koordinat
118 a.e., s. 14.
119 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 82; Oman, G.: Encyclo- çizelgelerinde kaydedilmiş olan enlem dere-
paedia of Islam içerisinde ilgili madde. New edition Cilt 3,
Leiden 1971, s. 1033. 120 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 272.
102 G İ R İ Ş

celerine aittir. Oysaki Gerbert’in yazıları, Muḥammed b. Cābir el-Battānī (ö.317/


onun matematiksel coğrafya bilgisine sahip 929)’nin astronomi elkitabı hemen hemen
olduğuna dair herhangi bir unsur içermemek- aynı zamanda, ilk kez Tivolili Plato’nun
tedir121. çevirisi olarak, ikinci kez ise çok kısa süre
Yedi iklim çizelgesini taklit halde alıntılayan sonra Robertus Ketenensis’in çevirisi halinde
bildiğimiz en eski Latince eser, Benedikt
Avrupa’ya ulaşmıştır. Matematiksel coğrafya
rahipler grubu mensubu Hermannus
bakış açısından bu kitap, sadece küresel tri-
Contractus (Reichenaulu Hermann, 1034-
gonometri için önemli başlangıçları ve enlem
1054)’un yazar olarak gösterildiği De compo-
derecelerini bulmaya yarayan kuralları içer-
sitione astrolabii isimli eserdir122.
Arap-İslam bilimlerinin resepsiyonu süreci- memekte, ayrıca kapsamlı bir coğrafik koor-
nin hayli ilerlediği 12. yüzyılın ilk yarısında dinatlar çizelgesini de taşımaktadır124.
belirli kavramlar, definisyonlar, yöntemler ve Aḥmed b. Muḥammed b. Kesīr el-Ferġānī
matematiksel coğrafyanın verileri Arap astro- (218-247/833-861 yılları arasında faaliyette
nomisinin bazı elkitaplarının tercümesiyle bulunmuştur) tarafından yazılan Arap astro-
Avrupa’ya ulaşmıştır. 1120 ve 1130 yılları ara- nomisinin bize ulaşan en eski elkitabı, yak-
sında Bathlı Adelard, Muḥammed b. Mūsā laşık 1130 yılından itibaren yapılan birçok
el-Ḫārizmī (el-Meʾmūn döneminde faaliyette çevirisiyle Latin dünyasına ulaşmıştır. Bu
bulundu, 198-218/813-833)’nin Ebū el-Ḳāsım çeviriler yoluyla Avrupa’ya, biraz önce bahse-
Mesleme b. Aḥmed el-Mecrītī (ö. 398/1007)
dilen iki eserden çok daha açık seçik formda,
tarafından yeniden gözden geçirilen astro-
Halife el-Meʾmūn’un direktifiyle gerçekleşen
nomik çizelgelerini çevirdi. Latin dünyasına
bir derecelik meridyen uzunluğu ölçümünün
sinüsün fonksiyonu ve kullanılışı sadece bu
yolla ulaşmış değildir. Matematiksel coğraf- sonucuna göre (562/3 mil) yeryüzü büyük-
yayla gelecekteki uğraşılarda yardımcı araç lüğü tasavvurunu ve yedi iklimdeki meskûn
olarak çok daha önemlisi, bu çizelgede bildi- bölgelerin bölümlenme bilgisi ulaşmıştır.
rilen ve herhangi bir yerin enlemini bulmaya Yine bu kitap, iklimlere göre ülkelerin ve
yarayan dört kuraldır. Böylelikle ilk olarak el- şehirlerin bir listesini koordinatsız bile olsa
Ḫārizmī’de karşılaşılan şu metot bilinir hale içermektedir. Bu kitabın 13. ve 14 yüzyıl-
geldi: Bir dolay kutupsal yıldızının bulunduğu da Robert Grosseteste, Albertus Magnus,
en üst ve en alt noktalardan kutup yüksekli- Ristoro d’Arezzo ve Dante Alighieri gibi
ğini ve bununla ilişkili olarak bir yerin coğrafi şahsiyetleri çok derinden etkilediği bilinmek-
enlemini belirleme123. Ayrıca anılmalıdır ki tedir. Hatta Johannes Regiomontanus, 1464
“algorithmus” terimi ve bu terimle ilintili
yılında Padua Üniversitesi’nde el-Ferġānī’nin
olan türevler, bu matematikçi ve astronom el-
kitabı hakkında dersler vermekteydi125.
Ḫārizmī adının bozulmuş şekline bağlı bulu-
Avrupa’da bu gelişmeyle uyumlu bir şekil-
nuyor.
de, Arap astronomisinin adı geçen el kitap-

121 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 205.


122 a.e., Cilt 10, s. 206. 124 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 209.
123 a.e., Cilt 10, s. 209. 125 a.e., Cilt 10, s. 210.
G İ R İ Ş 103

larının ilk çevirilerinden hemen birkaç yıl şehirlerinin, istisnasız Arapça kaynaklara
sonra, coğrafik yerlerin derleme türü ilk dayanan koordinatlarını veriyor. Ne var ki
çizelgeleri doğdu. Bunlardan biri 1139-1140 karmaşık yollarla ulaşılan bu koordinatların
yıllarında Raymundo adında bir Marsilyalı gerçekle hiç bir ilgisi yoktur. Buna göre Paris
tarafından derlenen Liber cursuum plane- Roma’nın yaklaşık 4° doğusunda (gerçekte
tarum isimli eserdeki çizelgedir. Derleyen, 9°50’ batı), Toulouse’ün ise 16' güneyinde
kullandığı eserlerin çevirmenlerinin isimle- (gerçekte 5°15' kuzey) bulunmaktadır128.
rini görmezden gelmekte ve kendisini Arap Arap yer çizelgelerinin çevirileri veya uyarla-
bilimlerinin ilk çevirmeni olarak tanıtmak- maları ve bunun üzerine inşa edilen kompi-
tadır126. Gerçi, bir dizi Arap ve Avrupalı lasyonlar veya koordinatları bulma yöntem-
otoritenin ismini anmaktadır, fakat onların lerini tanıtmaları 13. yüzyılda o kadar yayıl-
eserlerini çok büyük bir ihtimalle çalışmasın- mıştı ki bundan böyle adım adım İspanya dışı
da kullanmamıştır. Diğer yandan kendisini Avrupa’da da, enlem ve boylam derecelerini
tespite yönelik gayretler kendisini göstermeye
ez-Zerḳālī’nin127 taklitçisi olarak görmekte,
başladı. Bildiğimiz kadarıyla Ristoro d’Arezzo
hatta 1139 yılında çizelgeleri yanlış olan iki
(ö. 1282 sonrası), kendisini bu gelişim mecra-
bilginle tartıştığını bildirmektedir. Bizim özel
sında, bir yerin enlem derecesini astronomik
konumuz açısından, bu kitapta bulunan çizel-
olarak belirleyebilecek durumda hisseden ilk
gelerden birisinin sadece Arapça kaynaklar-
İtalyandır. Doğduğu şehir Arezzo’nun enle-
dan alınan 60 şehrin koordinatlarını içermesi mini 42°15' olarak, yani sadece 1°13' lık bir
önemlidir. Burada kaydedilen veriler birçok yanlışlıkla tespit etmişti129.
Arapça eserden alınan koordinat çizelge- Avrupa’nın o dönemde Arap-İslam mate-
lerinin, oldukça erken (İspanya üzerinden) matiksel coğrafyası açısından ulaşmış olduğu
Avrupa’ya gitmiş olduğunu göstermektedir. en yüksek özümseme basamağı kendisini bir
Kompilatör bu koordinatların aynı cinsten Fransisken olan Roger Bacon (1214-1292)’da
yapısını ve boylam derecelerinin kısmen fark- göstermektedir. Onda, kendi kültür çevresi-
lılık gösteren sıfır meridyenlerine göre sıra- nin bilinen tek erken dönem, enlem-boylam
lanmasını anlayamamıştır. Geneli itibariyle derecelerini göz önünde bulundurarak bir
söylecek olursak en eski Latince kompilas- harita çizimi denemesini bulmaktayız. Bu
yonun Arap astronomisinden aşırmacı bir arada onun, Latin dünyasında enlem-boylam
tarzda olması üzücüdür. derecesi bilgisinin hâlâ bulunmadığına ve
Latin dünyasında bazı Avrupa şehirlerinin bunun da Papalığın, Kayserliğin ve Krallığın
koordinat çizelgesini genişletmeye yönelik destekleri olmaksızın başarılamayacağına
en eski deneme 12 yüzyılın sonuna doğru dair şikayetini duymak bizim için aydınlatı-
yapılmış görünüyor. Bu çabayı, Arapça eser- cıdır130. Okuyucuya gerekli boylam ve enlem
lerin meşhur çevirmeni Cremonalı Gerhard derecelerini kendisi bulmuş gibi gösterme-
(ö. 1187)’a atfedilen Theorica planetarum yip kaynak olarak astronominin Ḳānūn ’unu
isimli eserde görmekteyiz. Yazar bu eser- (tabi ki ez-Zerḳālī’nin kitabının Latince
de Fransa, İtalya, İspanya ve bazı Avrupa çevirisi) ve «Boylam ve Enlem Dereceleri

126 Bkz. Haskins, C.H.: Studies in the history of medieval


science, New York 1924, s. 96-98; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10,
s. 210. 128 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 212.
127 Bkz. Duhem, P.: Le système du monde, Cilt 3, Paris 129 a.e., Cilt 10, s. 225.
1915, s. 208; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 210. 130 a.e., Cilt 10, s. 216.
104 G İ R İ Ş

Çizelgeleri»ni (muhtemelen Toledo çizelge- dereceleri bulunmamakta idiyse, Bacon ne


leri ve bundan yapılan taklitler) anmaktadır. çizebilirdi? Bildiği sınırlı sayıdaki değerleri
Eli altındaki kaynakların koordinatlarının birbirini tutmayan koordinatlar, kıyı çizgileri
hiçbir şekilde bir dünya haritası veya sadece olmaksızın Latin dünyası dışındaki dünya-
bir parça-harita çizmek için bile yeterli ola- yı da kartografik olarak tasvir edebilmek
mayacağı bir tarafa, bu koordinatlar farklı için yeterli miydi? Yoksa onun daha ziyade
sıfır meridyenlerine göre kaydedilmiş olduk- Arap-İslam kültür çevresi kaynaklı bir model
ları için birbirlerinden hayli büyük farklılıklar harita, belki de büyük bir ihtimalle, globu-
göstermekteydi. lar projeksiyon içeren el-Meʾmūn coğrafya-
Toledo’nun 11° batısında bulunan sıfır merid- cılarının dünya haritası mı eline geçmişti?
yeni dışında Roger Bacon, yeri bu şehir- Bu soruyu cevaplandırmaya çalışırken onun
den 28°30' batıya kaydırılmış değeri, kendi- çağdaşı olan Albertus Magnus’un, sadece bir-
sinin verum occidens - «gerçek batı» olarak kaç yeri şematik olarak kabaca basitleştiren
isimlendirdiği meridyeni de bilmektedir. Bu ve gerçekliğe aykırı bir formda tasvir eden
değeri, alternatifi olan ve Endülüslü diğer ilkel haritasını da gözden ırak tutmamalıyız.
astronomların yaymaya çalıştıkları 29° ye Burada ayrıca, yeryüzünün dairesel tasvirinin
tercih etmektedir131. Bunu temellendirme- Roger Bacon’ın yeryüzünün şekline ilişkin
si kesinlikle gösrtermektedir ki Bacon, sıfır tasavvuruyla apaçık çelişki içinde olacağı-
meridyeninin (yerinin) Kanarya Adaları’nın nı da dikkate almalıyız. İbn Rüşd’ün güney
17°30' batısına kaydırılmasının Arap astro- yarımkürenin yaşanabilirliğine ilişkin öğre-
nom ve coğrafyacıların 5./11. yüzyılın başla- tisinin yanlış anlaşılması sonucunda o, bir
rında Toledo ile Bağdat arasındaki boylam yandan kutuplarda yeryuvarlağının ortasında
derecelerini radikal bir tashihe tabi tutma- bulunduğundan çok daha büyük su kütleleri
larının sonucu olduğunu bilmemektedir. Bu bulunduğuna ve yeryuvarlağının ortasında
tashih sonucunda Akdeniz hemen hemen bulunan suların ise doğuda Hindistan ile
gerçek boylamına kavuşmuştu. batıda İspanya arasında uzanmakta olduğu-
Gerekli boylam ve enlem derecelerinin na inanırken, diğer yandan da birinin kuzey
eksikliğine rağmen Roger Bacon, bir iddi- dönüm dairesinde diğerinin ise ekvatorda
aya göre bir harita çizmiş ve bir kopyası- bulunduğu Syene isimli iki yerin varlığı tasav-
nı dönemin papasına hediye etmişti. Bazı vuruna dayanmaktaydı. Böylece o, Opus mai-
araştırmacılar, (bize ulaşmayan) bu haritada us132 isimli eserinde çizdiği şu iki kubbeli
globular projeksiyon olarak yeryuvarlağının dünya tasavvuruna varmıştı:
kuzey yarımküresiyle sınırlı bir tasviri düşün-
me eğilimindedirler. Bu durumda tabi ki şu
soru sorulur: Bizzat kendisinin de yakındı- Principium Indiae
ğı gibi, Latin dünyasında enlem ve boylam
Meridionalis

Borealis
Polus

Polus

131 Bacon, Roger: Opus maius, ed. John H. Bridges, Ox-


ford 1897, Tekrarbasım: Frankfurt 1964, Cilt 1, s. 299; İn- Principium Hispaniae
gilizce çevirisi Robert B. Burke tarafından, Philadelphia
1928, Cilt 1, s. 319; Duhem, P.: Le système du monde, a.y.,
Cilt 3, s. 503-504; Wright, J.K.: Notes on the knowledge of
latitude and longitude in the Middle Ages, Isis 5/1923/75- 132 Bacon, Roger: Opus maius, a.y., Cilt 1, s. 294, 304; İn-
98 (Tekrarbasım: Islamic Geography içerisinde Cilt 23, s. gilizce çevirisi, a.y., Cilt 1, s. 315, 329; Sezgin, F.: a.e., Cilt
113-136); Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, 217. 10, s. 218-219.
G İ R İ Ş 105

Matematiksel coğrafyanın basit yöntemleri mektedir. Avrupa’da 13. yüzyılın ikinci yarı-
ve Arvupa’nın el-Ferġānī’nin astronomi elki- sında bile önemli şehirlerin boylamlarına ve
tabının defalarca çevirisi yoluyla öğrendiği birbirleri arasındaki boylam farklarına ilişkin
sayısal değerleri Albertus Magnus (yakla- berrak bir tasavvurun olmadığı izlenimi sade-
şık 1200-1280)’da açıkça görülmektedir. De ce bu yanlış değerlerden öğrenmiyoruz136.
cælo et mundo isimli eserinde onun, Halife Arap-İslam kültür dünyasının matematik-
el-Meʾmūn tarafından yaptırılan yeryüzü sel coğrafya alanında ulaştığı kazanımların
ölçümlerini bildiği görülmektedir. Albertus Avrupa tarafından adım adım alındığının
bu ölçümlerde elde edilen bir meridyen dere- ve benimsendiğinin daha belirgin izlerine
cesinin uzunluğunun 56 2/3 mil olduğunu ve Dante Alighieri (1265-1321)’de rastlanmak-
ayrıca Arap ve Latin milleri arasındaki farkı tadır. Onun astronomisi gibi kosmografisi de
bilmektedir133. Yine onda, yedi iklimin el- el-Ferġānī’nin elkitabına bağlıdır. Dante bu
Meʾmūn coğrafyasından tanıdığımız kuzey kitaptan sadece iki Latince çevirisinden değil,
ve güney sınırlarının derece bilgilerine rastla- aynı zamanda Fransızca çeviriye göre hazırla-
maktayız. Albertus Magnus’un burada sade- nan İtalyanca versiyonundan yararlanmıştır.
ce tam derece rakamlarını almış ve dakikaları el-Ferġānī’nin yedi iklim tasviri Dante’de en
bırakmış olduğu açıkça görülmektedir134. ince ayrıntısına kadar ortaya çıkmaktadır.
Yine aydınlatıcı bir başka nokta Albertus’a İlahi Komedya’daki Arap matematiksel coğ-
rafyasından alınmış bazı boylam ve enlem
(veya aynı zamanda Roger Bacon’a) nispet
dereceleri, onun bu bağlamda da Arap kay-
edilen Speculum astronomiæ isimli kitapta
naklara bağlı olduğunun ve muhtemelen eli-
İskenderiye’nin coğrafik boylamının Ptoleme
nin altında bir Arap haritası bulunduğunun
Coğrafyası’ndaki (60°30') olarak görünen
işaretleridir137.
değerine kıyasla (51°20') olarak kısaltılma-
Bize kadar ulaşan Avrupalı koordinat çizel-
sıdır, ayrıca bu kısaltma Ptoleme’nin Kanon
geleri, 14. yüzyılın başından itibaren bu
’una dayandırılmaktadır. Bu tashihin ilk
konuya ilginin arttığı ve ilgi duyanlar çevre-
olarak el-Meʾmūn coğrafyacıları tarafından sinin zamanla genişlediği izlenimi uyandır-
yapıldığı kesinlikle ispat edilebilir135. maktadır. Mathematische Geographie und
Ağırlıklı olarak Arapça astrolojik ve astro- Kartographie im Islam und ihr Fortleben im
nomik kaynakların kompilasyonundan ibaret Abendland [İslam’da matematiksel coğrafya
olan bu kitaptaki açıklamalardan rahatlıkla ve kartografya; bunların Avrupa’da devamı]
anlaşılır ki yazar Toledo’dan geçen daireyi isimli çalışmam esnasında yüz kadar çizel-
sıfır meridyeni ve Arin’i merkez meridyenin geyi incelemem sonrasında onların doğuş
başlangıcı olarak tanımıştır. Başka bir yerde ve karakterlerine dair elde ettiğim tasav-
yazar, çok sayıda astronomik çizelge tanı- vur burada tekrar edilecektir138. Bahsedilen
dığını ve bu çizelgelerde Marsilya, Londra, çizelgelerin bir kısmı Arapça orijinallerin
Toulouse veya Paris’in sıfır meridyenin yeri çevirileridir, bir kısmı da Toledo çizelgele-
olarak kabul edildiğini bildirmekte ve ayrı- rinin taklididir ve bir kısmı da bu taklitlerin
ca, bu son iki şehrin 40°47' lık boylama ve geliştirilmişidir, eğer ortaya çıkış tarihleri
49°10' lık bir enleme sahip olduğunu belirt- yaklaşık 1250 yılından önceye rastlıyorsa. 13.

133 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 222. 136 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 221-222.
134 a.e., Cilt 10, s. 223. 137 a.e., Cilt 10, s. 224.
135 a.e., Cilt 10, s. 221. 138 a.e., Cilt 10, s. 230.
106 G İ R İ Ş

yüzyılın son çeyreğinden itibaren Arap ve tashih edilmiş verileriydi. Bunlardan bazıları
Arap-İspanyol öncüler tarafından başarıl- Akdeniz’in doğu-batı ekseninin tashih edilmiş
mış olan çizelgelerin gelişimleri Avrupa’da, 53° olan boylamı, diğer taraftan Atlantik’te
bulunan yerler bakımından herşeyden önce 17°30' batıya kaydırılmış sıfır meridyeni ve
İspanya’da hız kazanmıştır. Geliştirilen ver- Ptoleme’den farklı yeryüzü çevresi uzunluğu
siyonlar Alfons Çizelgeleri adıyla yayınlan- ve buna bağlı olarak Arap coğrafyacılarda
mıştır. 14. yüzyılın başından itibaren İslam geçerli olan meridyen derecesi uzunluğunun
dünyasının doğusunda yapılan bazı çizelgeler 56 2/3 mil olmasıdır (Ptoleme tarafından alı-
Bizanslı bilginler tarafından Yunanca’ya çev- nan Poseidonios’un beşyüz Stadion’u [Eski
riliyordu. Bu çizelgeler 15. yüzyılın başından Yunan’da 179-213 m. arasında bir uzunluk
itibaren Avrupa’ya ulaşmaya başlamış görü- ölçüsü] karşısında). Bütün bunlar işi daha da
nüyorlar. Avrupa’da 15. yüzyılda derleme zorlaştırıcı ve karmaşık hale getiriyordu140.
türü çalışmalar, bir yandan mevcut kaynak-
Ptoleme Coğrafya’sına yeniden dönüşün
ların koordinatlarıyla birlikte yer adlarının
sonuçlarından birisi de, Avrupa’daki bilgin-
seçilmesinden ibaret iken, diğer yandan da
lerin bir bölümünün, önce Poseidonios tara-
Avrupa’daki yerlerin, hangi prensibe daya-
fından tahmin edilmiş olup sonra da Ptoleme
narak elde edildikleri sorusu bir yana, koor-
tarafından kabullenilen bir derecenin 500
dinatlarının eklenmesinden ibaretti. Görül-
stadyonluk uzunluğunu yeniden kullanma-
düğü kadarıyla bazı derlemeciler, mevcut
larıdır ki, buna göre bir meridyen derecesi
haritaları kaynak olarak ilaveten kullanma-
yı ihmal etmemişlerdir. Değişik tarihlerden el-Meʾmūn coğrafyacıları tarafından belir-
gelen ve farklı sıfır meridyenlerine göre elde lenen ve uzun zamandır Avrupa’da bilinen
edilmiş değişik kaliteli koordinatların ora- 562/3 mil yerine 62 1/2 Roma mili olarak değer-
dan buradan öylesine toplanması yeterin- lendiriliyordu141.
ce karışıklığa yol açarken, 15. yüzyılın ilk Yaklaşık 100 yıl boyunca geçerli boylam ölçü-
çeyreğinden itibaren Ptoleme Coğrafyası’nın sünden kaynaklanan kargaşa sonrasında bir
çevirilmesiyle yeni bir karmaşa ortaya çıktı. meridyen derecesini yeniden belirlemeye
Bu durumda İtalya’dan başka bilhassa yönelik birçok deneme yapılmıştı. İlk dene-
Almanya’da, Regiomontanus ve Nürnberg meyi Fransız Jean Fernel gerçekleştirmişti.
ekolünün diğer mensupları gibi bir bilginler Asıl mesleği hekimlik olan bu şahıs 1525
grubu, yarım yüzyıl veya biraz daha uzun bir yılında Paris ile Amiens arasındaki mesa-
süre sistemlerini Ptoleme koordinatları üze- feyi posta arabası tekerleklerinin dönüşün-
rine kuruyorlardı139. den tespit ekmekle öğünerek bir derece-
Ptoleme Coğrafya’sının Yunanca’dan Latin- nin uzunluğunun 110,602 metre olduğu ve
ce’ye çevirilmesiyle (1406) ve özellikle ilk yeryüzü çevresinin 39.817 kilometre olduğu
baskısından (1477) sonra Avrupa’da onun sonucuna ulaşıyordu. Onun, birçok belir-
zengin malzemesine sahip olunmakla bera- sizliklere rağmen böylesine şaşırtıcı derece-
ber, yeni zorluklarla da yüz yüze gelindi. Zira de iyi bir sonuca ulaşması ardılı Willebrord
daha önce Arapça çizelgelerden koordinat- Snellius’u kuşkulandırmıştı. Snellius diyor
lar alınmıştı ki, bunlar kısmen Ptoleme’nin ki: «Fernel, Arap derece ölçümlerini keyfi
140 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 270.
139 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 230-231. 141 a.e., Cilt 10, s. 280.
G İ R İ Ş 107

bir tarzda geometrik adımlara dönüştürdü, yonlarını tashih etmek için, çevirdiği bölüm-
çağdaşları da göz kamaştırıcı bir sonuçla lerden çizelgeler oluşturdu. 1554 yılında
yanıltılmış oldular». Aslında o, ulaştığı bu Postel, yukarıda adı geçen, Navigationi et via-
sonuca rağmen «boylam ölçümü bağlamında ggi isimli eseri toparlayıp yayınlayan İtalyan
kendisine model teşkil eden Araplardan çok bilgin Gian Battista Ramusio’yu bu çizelge-
geride kalmıştır»142. lerden haberdar etti. Bu şahıs da bunları hari-
Bir meridyen derecesinin uzunluğunu tacı Giacomo Gastaldi’ye tanıttı. Belki de her
ölçme denemelerinde biraz önce adı geçen iki bilgin Ebū el-Fidāʾ’nın kitabını bir Latince
Hollandalı bilgin Willebrord Snelllius (1580- çevirisinde kullanma olanağına sahip olmuş-
1626) yüksek bir bilimsel kaliteyi gösteriyor. lardır. Ramusio bu eserden küçük bir koordi-
Bunu yaparken bir triangulasyon [üçgen- natlar seçkisi almıştır ve bu kitabın bulunuşu-
ler zinciri] formundan yararlandı. Bununla na dair sevincini şu kelimelerle ifade etmek-
birlikte, iki çıkış yerinin enlem derecelerini tedir: «Bu eser bugün ilahi bir lütuf olarak
verecek olan kutup yüksekliklerinin hatalı gün ışığına çıkmıştır». Kısa bir süre içerisinde
yapılmış ölçüleri yüzünden yeryüzü çevresi kitabın bütün Avrupa’ya yayılan bu şöhreti
ölçümünde çok küçük bir değere ulaştı143. İngiliz bilgin Richard Hakluyt (ö. 1616)’da
Doğrusu bugün ben, modern coğrafyanın bu eseri edisyon yoluyla daha geniş ilgililer
ne zamandan beri yeryüzü çevresi için el- kitlesine ulaştırma arzusunu doğurmuştu. Bu
Meʾmūn coğrafyacılarının ulaştığı değerden amaca yönelik olarak 1583 yılında bu kitabın
daha kesin bir değere sahip olduğunu bilme- Suriye’de yani Ebū el-Fidāʾ’nın memleketin-
mekteyim. de bulunan bir yazmasını araştırmıştı146.
Ptoleme Coğrafya’sının Latince çevirisi ilk Ebū el-Fidāʾ’nın kitabının yaygın şöhretine
baskısının (1477) etkisiyle enlem-boylam John Dee’nin bugüne kadar yayınlanmamış
derecelerinin belirlenmesindeki gelişimin Volume of Great and Rich Discoveries isimli
Almanlarda büyük ölçüde, İtalyanlarda ise eseri de şahitlik etmektedir. Bu eserde, bir-
tamamen kesintiye uğradığı144 periyotta çok şeyin yanı sıra 1570’li yıllarda, Asya’nın
Ebū el-Fidāʾ (ö. 732-1331)’nın coğrafi eseri Arktik kıyısı boyunca ilerlenerek Tabin
(Taḳvīm el-Büldān), karşılaştırmalı koordi- burnuna gemi ile ulaşılabileceği yönündeki
nat çizelgeleriyle Avrupa’ya ulaştı145. 1534 düşüncelerin yeni ortaya çıktıkları da rivayet
yılından itibaren İslam dünyasında elçi ve edilmektedir. Bu, Doğu Asya’ya kuzeyden
misyoner olarak birkaç yıl geçiren Fransız deniz yoluyla ulaşılıp ulaşılamayacağı soru-
oryantalist Guillaume Postel, bu kitabın nudur. Bunu, dönemin çok önemli iki harita-
bir nüshasını İstanbul’dan Paris’e getirmiş- cısı Gerhard Mercator ve Abraham Ortelius
ti. Cosmographiae compendium adlı eseri yadsırken, John Dee bu yolun katedilebilece-
(Basel 1561) için faydalı gördüğü kısımları ğini savunuyordu. Bu noktada John Dee, Ebū
çevirdi ve Avrupa haritalarında, özellikle el-Fidāʾ’nın Kuzey Çin’in ve kuzeyde Rusya
Venedik haritalarında bulunan yer pozis- ile birlikte Asya kıyısının birbirleriyle bağlan-
tılı olduğuna yönelik bilgilerine dayanmak-
142 Peshel, O.: Geschichte der Erdkunde bis auf Alexander tadır ve bu bilgiyi şu şekilde nitelemektedir
von Humboldt und Carl Ritter, gözden geçirilmiş ikinci «a record worthy to be printed in gold» [altın
baskı S. Ruge tarafından, Münih 1877, s. 394; Wolf, R.: harflerle yazılmayı hak eden bir kayıt]147.
Geschichte der Astronomie, Münih 1877, s. 169; Sezgin,
F.: a.e., Cilt 10, 280-281.
Ebū el-Fidāʾ’nın kitabı en büyük takdiri
143 Peshel, O.: a.e., s. 396; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 270. Alman bilgin Wilhelm Schickard (1592-
144 Lelewel, J.: Géographie du moyen âge, Cilt 5, Épilo-
gue, Paris 1857, s. 192; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 270. 146 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 79-80.
145 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 75 vd. 147 a.e., Cilt 11, s. 80.
108 G İ R İ Ş

1635)’da buldu. Würtemberg Dukalığı’nın yaklaşık 2200 koordinat toplayan çizelgesine


arazi ölçümleriyle görevlendirilmiş olan bu dair şunları söylemektedir: «Hemen hemen
çok yönlü bilgin, bilinen eski meskûn dün- sayısız olan sadece coğrafi dünya haritaları ve
yanın büyük bir bölümünün matematiksel ülke haritaları değildir, aynı zamanda önemli
kapsanabilmesini sağlamak amacıyla coğrafi yerlerin enlem ve boylam cetvelleri de sayı-
olarak yer belirlemeye yönelik verileri çok sızdır. Fakat bunlar, sadece saniyelerde değil
daha büyük bir çerçevede toplamak arzusu sıklıkla tam derecelerde de birbirlerinden o
içindeydi. Coğrafi boylamları bulma metot- kadar çok farklılık arz etmektedir ki insanın
larının o dönemde yetersiz durumda oldu- buna karşı olan inancı sarsılıyor ve yeryüzü
ğunun farkındaydı. Güvenilir coğrafi verileri seyahati ve tasvirinde en iyi kılavuz olarak
bulmaya yönelik araştırmasında Schickard, kimin takip edileceği bilinmiyor»150.
el-İdrīsī’nin daha önce sözü edilen kitabı- 17. yüzyılın son çeyreğinde coğrafi boylam
nın kısaltılmış versiyonundan yapılan Latince farklılıklarını bulmada yeni bir evre başladı.
çeviriye rastladı, fakat kendi hedefi açısından Daha önce 1610 yılında Galilei, teleskobu ile
bunun çok faydalı olmadığını gördü148. Jupiter uydularını keşfetmişti fakat ilk ola-
Yıllar süren çabalar ve yazışmalardan sonra rak şimdi onların immersion [gök cisminin
Schickard, 1631 yılında Ebū el-Fidāʾ’nın diğerinin gölgesine girmesi] ve emersiyonu
Taḳvīm el-Büldān isimli eserinin, Viyanalı [uydunun gezegenin gölgesinden çıkması]
oryantalist Sebastian Tengnagel’in mülkiye- genel kullanılabilirlikleri için belirlenebildi.
tinde bulunan bir el yazmasını ödünç alabildi. Böylelikle Jüpiter uydularının coğrafi boy-
İlk iş olarak bu kitabı Latince’ye çevirmeye ve lamların belirlenmesi amacıyla gözlemlenme-
şerh etmeye başladı, fakat zamansız ölümü si ay tutulmaları gözlemlerinin yerine geçe-
sebebiyle bu çalışma sonlanmadı. Bu el yaz- bildi. Bu gelişmeyi tamamlayan başarı, XIV.
masıyla yoğun olarak uğraştığı yaşamının son Louis tarafından Paris’te kurulan Bilimler
dört yılında elde ettiği ürün, yer yer eksik Akademisi, aktiviteler ve gözlemler çerçe-
olmakla birlikte, kelime kelimesine yapılmış vesinde astronom Dominique Cassini (1625-
Latince çeviridir. Bu çeviriye, çift sayfanın 1712)’ye aittir. İlk olarak söz konusu olan şey,
sağ yarısında bizzat kendisi tarafından kopya Fransa haritasının düzeltilmesi, daha sonra
edilen Arapça metin ve açıklayıcı kenar not- ise çok daha iddialı olan şu görevdir: «Daha
ları yer almaktadır. büyük kıta parçaları kütlelerinin oranlı ola-
Schickard’ın çabaları göstermektedir ki o, rak kısaltılmaları veya değiştirilmeleri yoluyla
matematiksel coğrafyaya ilişkin çok sayıdaki tüm dünya haritasının tashih edilmesi»151.
önemli Arapça kaynağı ve eski meskûn dün- Bu görevi gerçekleştirmenin yeryüzünün
yanın Arap-İslam coğrafyacıları ve astronom- küçük bir bölgesi için bile ne denli zor, ne
ları tarafından 7./13. yüzyıldan 10./16. yüzyı- kadar masraflı ve çok zaman isteyen bir şey
lın sonuna kadar yapılan son derece gelişmiş olduğu çok kolay anlaşılabilir. Cassini’nin bir
enlem-boylam ağını bilmiyordu149. öğrencisi ve meslektaşı olan Jean Matthieu
Avrupa’da haritaların ve koordinat çizelge- de Chazelles (1657-1710) tarafından 1693
lerinin birbirleriyle irtibatsız halde yan yana
bulundukları gerçeği 17. yüzyılda da gözle-
nebilir. Döneminin ünlü coğrafyacılarından 150 Riccioli, G.: Geographia et hydrographia reformata,
birisi olan Giambattista Riccioli (1598-1671) Venedig 1672, s. 388-409; Sandler, Chr.: Die Reformation
der Kartographie um 1700, Münih ve Berlin 1905, s. 3a;
Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 138.
148 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 82-83. 151 Sandler, Chr.: Die Reformation der Kartographie um
149 a.e., Cilt 11, s. 84. 1700, a.y., s. 66; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 140.
G İ R İ Ş 109

ve 1696 yılları arasında Akdeniz’in boyla- temellerini tashihe yönelik katkılarını özetle-
mını tashih için yapılan bir bilimsel araştır- yecek olursam şöyle derim: Bu katkı yalnızca
ma gezisinin neticesi, Kahire, İskenderiye ve dünya haritasının bir dizi karakteristik nokta-
İstanbul’un enlem ve boylamlarıyla, Larnaka, larına ait boylam derecelerinin Jupiter uydu-
Dimyat ve Çanakkale Boğazı’nın enlemlerini larının gözlemlenmesiyle doğrulanmasından
bulmakla sınırlı kalmıştı152. Elbette bu kadar ibaretti ve o ilk evresinde sadece bundan iba-
güçlükler elde edilebilen boylam ve enlem ret olabilirdi. Bu husus ilk planda, dünya hari-
bilgilerine dayanarak mevcut haritalarda çok tasındaki batı-doğu yönünde uzanan önemli
geniş çaplı tashihlerin yapılması beklenemez- bölümlerin mesafelerinin kesinliklerini yar-
di. gılamayı ve kartografya için gerekli sonuçları
Chazelles tarafından Paris’e iletilen koordi- çıkarmayı öngörmekteydi. Bugün bizim tespit
natları Arap-İslam çizelgelerinin değerleriyle edebildiğimiz kadarıyla, Toledo’nun 28°30'
karşılaştıracak olursak, Larnaka, Damiette batısından geçen sıfır meridyeninden itibaren
ve Dardenelle için boylam bilgilerinin mevcut hesaplanacak olursa, Arap-İslam haritaları-
olmaması bir tarafa, birincilerin ikincilerle nın boylam dereceleri birkaç derece büyük-
ya hemen hemen aynı ya da onlara çok yakın tür. Yani Akdeniz’in doğu kıyısı yaklaşık 2°,
olduğunu görürüz153. Bu yüzden kayda değer- Bağdat 3°-3°30', Derbent (Hazar Denizi’nin
dir ki Paris Akademisi’nin üyeleri bu işlem- batı sahilinde) yaklaşık 4°, Delhi yaklaşık
den sonra, «Akdeniz’in gerçek boylamına iliş- 4° ve Çin’in doğu kıyısı yaklaşık 5°-7° daha
kin tahminlerinin nihai olarak Chazelles’in doğuya kaymış bulunuyordu. Buna karşın
ölçümleriyle tasdik edildiği» görüşünü kabul önemli bir doğruluğa Bağdat ile Hindistan
etmişlerdi154. Elbette onlar -aynı kartografya arasında ulaşılmıştır. O mesafe için Arap-
tarih yazımcılığının bu konuda bugün bile İslam haritaları bugünkü değerlerden 1° nin
çok net bir bilgi sahibi olmayışı gibi- Akdeniz altında bir sapma göstermektedir155.
bölgesi koordinatlarının ve bunun da çok öte- 17. yüzyılın sonlarına doğru Fransız astronom
sinde sadece yüzyıllar boyunca Arap-İslam ve coğrafyacılar tarafından başlatılan, gele-
kültür dairesindeki ortak çalışmalar sonucun- neksel haritaları yeni elde edilmiş boylam ve
da elde edilebilmiş olduğunu ve sadece bu enlem derecelerini esas alarak tashih etmeye,
verilerin kesin haritaların yapımını mümkün bir başka ifadeyle oranlı olarak küçültmeye
kıldığını bilmiyorlardı. yönelik girişimler çerçevesinde, Fransız coğ-
Kendi çalışmalarım sonucunda, Avrupa’lı rafyacıların belki de en önemlisi olan Jean-
astronomların 1690 ve 1725 yılları arasında Baptiste Bourguignon d’Anville (1697-1782)
geleneksel yeryüzü ölçüsünün matematiksel başka bir yol izledi. Hindistan kartografyasına
hasredilmiş olan Éclaircissemens géographi-
eques sur la carte de l’Inde (1753) isimli çalış-
152 Bkz. Regiæ Scientiarum Academiæ historia, Paris masında bu konu hakkında bizzat kendisin-
1698, s. 394, 395, 396; Krş. Delisle, G.: Détermination den bazı bilgiler öğrenmekteyiz156. Hindistan
géographique de la situation et de l’étendue des différen-
tes parties de la terre, Histoire de l’Académie Royale des haritasını düzeltmek ve dereceler ağıyla mesa-
Sciences içerisinde, Cilt 1, Paris 1722, s. 365-384, özellikle
s. 366, 367; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 143.
153 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 144.
154 Histoire de l’Académie Royale des Sciences, Cilt 2, Pa- 155 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 160 vd.; Cilt 11, s. 155.
ris 1733, s. 142; Sandler, Chr.: Die Reformation der Karto- 156 Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 255, Frank-
graphie, a.y., s. 9a; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 144. furt 1997; Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 592.
110 G İ R İ Ş

feleri kontrol etmek için d’Anville çalışma- göre James Rennel (1742-1830), yeni dönem
sında o zamanlar bildiği coğrafi, tarihi ve Arap-İslam bilginlerinin ulaşmış oldukları
astronomik içerikli Arapça, Farsça ve Türkçe boylam derecelerinin, en azından Halep ile
eserleri kullanmıştır. Bildiğimiz kadarıyla o, Delhi arasındaki bölge için bile olsa, önemini
18. yüzyılın ilk kez Arap-İslam kültür daire- kabul eden ilk Avrupalı coğrafyacıdır159.
sinden o denli çok kaynağı kullanıp değer- d’Anville kendisinin malumu olan boylam
lendiren coğrafyacısıdır. Hatta Johannes derecelerinden faydalanma yolunu bulama-
Gravius157 tarafından 1652 yılında ilk edis- yınca Arapça, Farsça ve Türkçe coğrafya
yonları ve Latince çevirileriyle birlikte ünle- ve tarih eserlerinde bulunan mesafeleri kul-
ri Avrupa’da yayılan Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī ve landı, bu bakımdan Ebū el-Fidāʾ’nın kitabı
Ulūġ Bey’in çizelgelerini de gözden kaçırma- onun en çok başvurduğu Arapça kaynak-
mıştır. Fakat maalesef d’Anville, bu Arap- tı160. Çevirisini kullandığı bu kitap seyesinde
İslam çizelgelerinin boylam derecelerini değil d’Anville, kendisine çeviriler yoluyla ulaşma-
de sadece enlem derecelerini göz önünde mış veya kaybolmuş olan eserlerdeki bilgileri
bulundurmuştur. Hiç şüphe yok ki, bunun elde etmiştir. Ayrıca o, matematiksel coğ-
sebebi bazı çizelgelerde sıfır meridyeninin rafya alanına ait olmayan fakat itinerer [yol
Toledo’nun 28°30' veya Kanarya Adaları’nın haritası niteliğinde] veya topografik değeri
17°30' batısında bulunduğunu ve dolayısıyla olan literatürden Ebū el-Fidāʾ’nın alıntıları
Paris’ten itibaren hesaplandığında sadece 20° yoluyla faydalanmıştır. Bundan başka, Çin
batıda (17. yüzyılın son çeyreğinden itiba- haritası çalışmasında neredeyse sadece Ebū
ren Fransız coğrafyacılarda alışıldık olduğu el-Fidāʾ’nın ve el-İdrīsī’nin eserlerini kulla-
üzere) olmayıp bilakis yaklaşık 34°50' daha nabilmiştir.
batıdan geçtiğini bilmemesiydi. Bunu müte- d’Anville’nin «Tables des Orientaux»
akiben, Kanarya Adaları’ndan geçen sıfır (Doğuluların Çizelgeleri) diye adlandırdığı
meridyeninden itibaren hesaplanan boylam kaynakların enlem değerlerinin doğruluğu
dereceleriyle Toledo’nun 28°30' batısında ve bu çizelgelerin yeryüzünün, Hindistan’ın
bulunan yeni sıfır meridyenine göre hesapla- ötesi de dahil olmak üzere daha geniş böl-
nan boylam dereceleri arasındaki çok büyük geleri için geçerliliği bakımından beklenti-
miktardaki sapmalar onun için bir şey ifade lerinin oldukça yüksek olduğu görünüyor.
etmemiş olmalıdır. İlk boylam derecelerini, Hindistan’ın batı kıyısında bulunan meşhur
Ebū el-Fidāʾ’nın karşılaştırmalı çizelgelerinin Kambaya noktasının pozisyonunu belirleme-
çevirileri sayesinde tanıyordu. Ulūġ Bey’in ye yönelik şu beyanda bulunmaktadır: «Ebū
Zīc eseri meselesinde de, bu coğrafi koor- el-Fidāʾ’nın kitabının sahip olduğum bir çevi-
dinatlar çizelgesinin başlığı yanlış anlamaya risi Kambaya’nın enleminin el-Bīrūnī’ye göre
sebep olmuştur. Çünkü bu başlık yanlışlıkla, 22°20' olduğunu kaydetmektedir ki bu değer
boylam derecesinin Kanarya Adaları’ndan çok küçük bir sapma ile haritayla örtüş-
itibaren hesaplandığını ifade etmektedir158. mektedir»161. D’Anville, bildiğim kadarıy-
Şu anda sahip olduğumuz bilgi seviyesine la, el-Bīrūnī’nin adını ve astronomik eseri
el-Ḳānūn el-Mesʿūdī’yi anan ilk Avrupalı
157 Binæ
bilgindir.
tabulæ geographicæ, una Nassir Eddini Persæ,
altera Ulug Beigi Tatari, Londra 1652 (Tekrarbasım: Isla-
mic Mathematics and Astronomy serisi Cilt 50, s. 1-79).
158 Bunu dikkatsizlikten doğan bir yanlış olarak saymalıyız. den bahseden Muṣṭafā ʿAlī er-Rūmī (ö. 979-1571)’ye işa-
Daha öncelerden Roger Bacon yanlışlıkla çok fazla batıya ret ediyorum (Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 186).
kaydırılmış olan sıfır meridyenini biliyordu. Osmanlı dö- 159 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 596.
neminden de, 930/1524 yılında tamamlanmış çizelgesine 160 a.e., Cilt 10, s. 596-597.
yazdığı önsözde batıya kaydırılmış olan sıfır meridyenin- 161 a.e., Cilt 10, s. 597-598.
G İ R İ Ş 111

d’Anville’den sonra, büyük belki de en büyük rı için hareket noktası yaptı. Āʾīn-i Ekberī ’nin
İngiliz coğrafyacısı olan James Rennell 1780’li yanısıra Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī ve Ulūġ Bey’in
yıllarda yapılan Hindistan’ın kartografik tas- çizelgelerine dayanıyordu, fakat o da, bir hata
virini yeniden kontrol etmek ve kendi çalış- eseri olarak o çizelgelerde bulunan boylam
maları ile mümkün olabildiğince düzeltme derecelerinin Kanarya Adaları’ndan geçen
görevini üstlenmiştir. Bu çalışmaya Doğu sıfır meridyenine göre verildiğini sanıyordu.
Hindistan’daki 1763-1777 yılları arasında Bu nedenle (çizelgelerin boylamlarında) 20°
İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin mesaha den daha büyük hatalı değerlerle karşılaşılı-
mühendisliği ödevini sürdürdüğü yıllarda yordu. Fakat boylam derecelerini Delhi’den
ulaşmıştır. Bu maksadını gerçekleştirme süre- itibaren batıya doğru hesapladığında, bu
since, özellikle yaptığı Hindistan haritasına ek derecelerin kendi hedefi için yeterli oldu-
olan Memoir of a map of Hindoostan or the ğu kanaatine ulaşmıştı. Çizelgelerin boylam
Mogul Empire (1793 Londra)162 isimli kitabın derecelerini batıdan doğuya doğru değerlen-
ikinci edisyonunun 1783-1792 yılları arasında dirmek için onları, sıfır meridyenlerine göre
süren ön çalışmaları esnasında yöresel kay- değil de, Delhi’nin daha batısında bulunan
nakların önemini kavramıştı. Sahip olduğu şehirlerle olan derece farklarına göre hesap-
çok sayıda Arapça, Farsça ve Türkçe kay- lıyordu164.
Rennell’in, yaptığı haritalarda derece ağı
naklardan Moğol İmparatorluğu’nun büyük
çizelgelerini şekillendirirken nasıl Arap-İslam
tarihçi ve coğrafyacısı Ebū el-Faḍl el-ʿAllāmī
çizelgelerine dayandığını bir örnekle göstere-
(ö. 1011/1602)’nin Āʾīn-i Ekberī isimli eseri
biliriz: «Semerkant, Ulūġ Bey’in çizelgelerine
merkezi bir konum kazanmaktadır.
göre Kanarya Adaları’nın 99°16' doğusunda
300 yıldan beri üretilmiş haritalara dayanarak bulunmaktadır [daha önce söylendiği gibi o,
Hindistan’ı, gerçekliğe mümkün olabildiğin- sıfır meridyeninin Toledo’nun 28°30' batısı-
ce yakın bir biçimde tasvir etmeyi, ülkenin na kaydırıldığını bilmiyordu]; Halep yine bu
iç kesimlerini mevcut parça-haritalar ve reh- çizelgelere göre 72°10' lık bir değere sahip-
nümalar (yol haritaları) yardımıyla olabildi- tir. Yani Semerkant, Halep’in 27°06' doğu-
ğince doğru çizmeyi hedefleyen Rennell için sunda bulunmaktadır. Halep, [yeni ölçülere
Āʾīn-i Ekberī, hiç şüphesiz birinci derece bir göre] Greenwich’in 37°09' doğusunda bulu-
kaynaktı. Bu eser ona yalnızca Dekkan’ın nan bir boylam derecesine sahiptir (Fransız
kuzeyinde bulunan 11 eyalet hakkında ayrın- Akademisi’nin en son bulduğu değere göre
tılı coğrafi tanımlamalar ve mesafe bilgileri Paris’in 34°49' doğusunda bulunmaktadır).
sunmakla kalmamıştı, aynı zamanda enlem Buna göre Semerkant, Greenwich’in 64°15'
ve boylam dereceleriyle en güvenilir kontrol doğusunda olmalıdır. Ḳazvīn’den hareket edi-
dayanağını teşkil ediyordu163. lirse, bu şehrin boylam derecesi Beauchamp’ın
Bundan başka Rennell, tıpkı öncüsü [astronom Joseph Beauchamps, 1752-1801]
d’Anville gibi, Hindistan’ın meşhur nokta- gözlemine göre Greenwich’in 49°33' doğusun-
larının, Jupiter uydularının gözlemlenmesi da, Ulūġ Bey’e göre ise Semerkant’ın 14°16'
sonucunda yeni bulunmuş birkaç boylam batısında bulunmaktadır. Bu hesaplamaya
dereceleri değerlerine sahip bulunmaktaydı. göre Semerkant 63°49' da, yani Halep’ten
Hindistan haritası çalışmasında (Greenwich itibaren hesaplanacak olursa 26' daha batı-
yerine) başkent Delhi’yi mesafe hesaplamala- da bulunmaktadır. Ḳazvīn ve Semerkant

162 Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 260-261,


Frankfurt 1997.
163 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 604-605. 164 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 608.
112 G İ R İ Ş

arasındaki mesafenin detaylarını çok büyük için başlıca kaynak olan eserlerin, orijinalleri
bir zahmetle araştırdıktan ve orient kaynaklı çoğunlukla Arap-İslam kültür dünyasında
çizelgelerde kaydedilmiş olan bu iki şehir çizilmiş haritalardan ibaret oluşuna ileride
arasındaki enlem ve boylam derecelerini kar- tekrar değinilecektir.
şılaştırdıktan sonra Semerkant’ın boylamını Arap-İslam kültüründe doğmuş olan ve 18.
64°15' olarak kabul ediyorum. Ulūġ Bey’in yüzyılda Avrupalı coğrafyacıların eline geç-
meşhur kadranı ile bulunmuş olan enlem miş bulunan derece ağlı haritaların kesinli-
derecesi ise 39°37' ve birkaç saniyedir»165. ğini kontrol etmede kullanılan yer çizelgele-
Görülüyor ki, Rennell ilk olarak Semerkant’ın, rinin önemi hakkında son olarak Rennell’in
Ulūġ Bey’in çizelgesinde 99°16' olan boy- kendi sözlerini aktaralım: «Eğer Ptoleme
lam derecesini Greenwich’den hareket- Ebū el-Fidāʾ’nın, Naṣīreddīn’in, Ulūġ Bey’in
le elde etmeye çalışıyor. Ulūġ Bey’in sıfır çizelgelerine ve Şerāfeddīn’in Timur tarihi-
meridyenini bilmediği için, onun çizelgesinde ne Avrupa dillerinde uzun süredir erişebilir
72°10' olan ve en yeni metoda göre Jupiter durumda olduğumuz zamanımızda yaşasaydı,
uydularını gözlemleyerek ulaşılan 37°09' sahip olduğumuz bütün avantajlara rağmen
olan Halep’in boylam derecesinden hareket Asya haritalarımızın böylesine eksik olması-
etmektedir. Rennell, Ulūġ Bey’e göre her iki na hayret ederdi. »166.
şehrin boylam farklılıklarını Halep’in modern Bu arada, Arap-İslam coğrafyacılarının hari-
ölçümlerde belirtilen boylam derecesiyle top- talar yoluyla batı coğrafyasına yaptıkları etki
layarak (99°16' – 72°10' + 37°09' = 64°15') problemine değineceğim. Aynı zamanda
Semerkant’ın boylam derecesini elde ediyor. arabistikte oldukça iyi bir bilgi sahibi olan
İkinci yaklaştırma denemesinde de aynı yolu coğrafya tarihçisi Joachim Lelewel, benim
takip etmekte, Ḳazvīn ile Semerkant arasın- bildiğim kadarıyla, 13. yüzyıldan 14. yüz-
daki boylam farkını kullanmaktadır. Rennell, yıla geçiş döneminden itibaren Akdeniz’i
eğer sıfır derecenin Arap-Fars çizelgelerinde (çoğu kez Karadeniz’le birlikte) gerçeğe çok
Toledo’nun 28°30' batısında (Grennwich’in yakın şekillendiren haritaların kökenine iliş-
32°30' batısında) bulunduğunu bilseydi, çok kin soruyla uğraşan ilk kimsedir. Genellikle
fazla zahmet çekmeden Semerkant’ın boylam deniz haritaları, zamanla portolan haritaları
derecesini şu çıkarma işlemiyle hesaplayabi- olarak da nitelendirilen haritaların teme-
lirdi: 99°16' – 32°30' = 66°46'. linde, Lelewel’e göre, aynı zamanda gele-
Rennell’in Hindistan ve Hindistan’ın kuzey cekteki gelişmeler için temel teşkil edecek
sınır bölgelerini içeren harita çalışmasında olup coğrafi koordinatlar aracılığıyla kaza-
mümkün olabildiğince doğru koordinatla- nılan bir “derece ağı” yatmaktadır. Bu dere-
rı bulmak için esas olarak Arap-İslam ast- ce ağının, Arap coğrafyacılardan ve onların
ronomların ve coğrafyacıların çizelgelerini Yunan öncülerinden miras aldıkları materya-
nasıl kullandığına ve Avrupalı çağdaşları- li el-İdrīsī’nin coğrafya ve haritaları biçiminde
nın elde ettiği verilerden ve kaynaklarda geliştiren «Sicilyalı coğrafyacılar» tarafından
bulduğu parasange [fersah] veya qoss (1 (1139-1154 arası) başarılmış olması gerektiği
qoss = yaklaşık 3 km.) olarak ifade edilen inancındadır167.
mesafe bilgilerinden de nasıl yararlandığına Bunun ardından, portolan haritalarının
dair birçok örnek daha verilebilir. Çalışması doğuşuna ilişkin baş gösteren tartışma bugü-

166 Rennell, J.: a.e., Cilt 1, s. 199; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10,
165 Rennell, J.: Memoir of a map of Hindoostan or the s. 610.
Mogul Empire, London 1793 (Tekrarbasım: Islamic Ge- 167 Lelewel, J.: Géographie du moyen âge, a.y., Cilt 1, Gi-
ography serisi Cilt, 260), s. 191-192; Sezgin, F.: a.e., Cilt riş s. LXXXIX-LXXX, Cilt 2, s. 17; Sezgin, F.: a.e., Cilt
10, s. 609. 10, s. 289.
G İ R İ Ş 113

ne kadar sürdürülmüştür ve bu konuya ilişkin temel motif, sadece delil niteliğindeki hari-
görüşler çoğunlukla birbirine taban tabana ta materyallerinin eksikliği değildi. Bundan
zıttır168. Lelewel’dan bağımsız olarak bazı daha çok, 19. ve 20. yüzyılda dikkati çekmek-
arabistler bu haritaların el-İdrīsī (1154) hari- sizin temel ilke haline gelen şu batılı tasavvur
talarına bağımlı olduğu tezini zaman zaman etkili oldu: Eski dünyanın somut kartogra-
savundular169. Bununla birlikte, bu görüşler fik tasviri ve bunun 13. yüzyıldan itibaren
arabist olmayan kahir ekseriyet tarafından geliştirilmesi Avrupa kültür dairesinin bir
hemen hemen hiç dikkate alınmamıştır. Bu ürünüdür ve başka türlü düşünülemez. Bu
çoğunluğun sözü geçen portalan haritalarının
satırların yazarı da bir zamanlar, çoğu çağda-
Arap modellere bağımlı olduğunu benim-
şı gibi, okuldaki eğitim ve genel kabul bulan
seyememelerinin veya kabul edememeleri-
bu görüş ile yetişmişti. Eğer bugün ben bu
nin sebepleri çok yönlüdür. Tarihsel doğa
bilimleri araştırmalarının bütün düzeltme görüşü tutunulamaz, tarihsel olarak temel-
girişimlerine rağmen, insanlığın miras aldığı lendirilemez ve hatta saçma buluyorsam, bu
bilimsel seviyeyi Avrupa merkezli bakış açı- görüşüme tedricen ve konuya ilişkin uzun
sından gören inatçı bir görüş varlığını hâlâ süren araştırmalarımın son yıllarında ulaştı-
sürdürmektedir. Bu tutumdan ötürü, bilimle- ğımı belirtmeliyim. Bunda, Halife el-Meʾmūn
rin Arap-İslam dünyasında muazzam bir geli- (dönemi: 198-218/813-833) coğrafyacılarının
şim gösterdiğine, o dönemde hemen hemen yaptığı dünya haritasına rastlamam benim
mükemmel denilebilecek haritaların gün ışı- için büyük bir şans oldu. Çalışmalarımın
ğına çıktığına ve bu gelişim sürecinin çok yük- sonuçları üç yıl önce (2000) Geschichte des
sek bir seviyesinde bulunmasına ilişkin bilim arabischen Schrifttums’un 10., 11. ve 12. cildi
tarihi araştırmalarında elde edilen aydınlık, halinde şu başlıkla yayınlandı: Mathematische
ne yazık ki dikkate alınmamıştır. Bu devir, Geographie und Kartographie im Islam und
bilim tarihsel açıdan Arap-İslam bilimlerinin ihr Fortleben im Abendland. Beni, berabe-
Avrupa’daki resepsiyonu ve özümsenmesi rimde yarım yüzyıl boyunca taşıdığım bu
periyoduna tekabül eden, Avrupalıların yeni yerleşik tasavvuru revizyona tabi tutmaya
bilgileri alıp kendilerine mal ettikleri dönem- götüren nedenlerin bir kısmını, Arap-İslam
dir.
haritalarının Avrupa’daki resepsiyonu soru-
Portolan diye isimlendirilen haritaların
nu bağlamında dile getireceğim.
Arapça modellere dayandığını savunan görü-
Şu anki bilgilerimize göre, Avrupa’da orta-
şü destekleme bağlamında arabistik, önce-
likle kayda değer yardımcı bir araç ortaya ya çıkmış olup Arap etkilerinin bariz izle-
koyamadı. Dahası var, arabistik araştırmalar rini taşıyan en eski harita, Yahudilikten
tarafından, matematiksel-astronomik temel Hıristiyanlığa geçen Petrus Alphonsus’un
üzerine kurulan Arap-İslam kartografyası- yaptığı haritadır. Bu çok basit dünya hari-
nı göstermeye ve Arap-İslam bilimlerinin tası yine Alphonsus tarafından 1110 yılın-
Avrupa’da resepsiyonu ve özümsenmesi dan sonra yazılan astronomi içerikli küçük
süreci çerçevesinde bu kartografyacılığın bir kitaba eklenmiştir. Bu harita, Arap tar-
etkisine dair bir tartışmaya yolaçmaya yöne zında güneyi yukarıdadır ve Araplar tara-
lik hemen hiçbir girişimde bulunulmadı. fından benimsenen yedi iklim bölümle-
Arabist çalışmaların bu pasif tutumundaki mesi ile Arin şehir adını taşımaktadır170.
Wallingfordlu Johann (1258)’ın meşhur hari-
168 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 285-300.
169 a.e., Cilt 10, s. 300-310. 170 Bkz. Beazley, C.R.: The dawn of modern geography,
114 G İ R İ Ş

tasında da Arap izlerine yönelik işaretler bul- mik-kosmografik tarzda Arap kaynakların
maktayız171. izlerini taşıdığı da bir yana, böyle bir kartog-
Kartografya tarihinde çok az ilgi gören bir rafik gösterimin o dönem Avrupası için ne
dünya haritası da İtalyan bilgin Burunetto denli alışılmadık olduğunu belirgin bir şekil-
Latini’nin172 Livres dou Tresor (1265 civarın- de ortaya koymak için yeterlidir.
da) isimli kitabında ortaya çıkmaktadır, ve Bildiğimiz kadarıyla el-Meʾmūn coğrafyacı-
çok ilginçtir ki, bunun, kitabın muhtevasıyla larının ve el-İdrīsī’nin dünya haritalarıyla
hiç bağı bulunmamaktadır173. Bunun genel görmezden gelinemeyecek bir benzerlik gös-
şekli, deniz, dağ ve ırmak tasvirleri ve de kıta teren en eski ikinci harita yaklaşık 1320 yılın-
formları, el-Meʾmūn coğrafyacılarının ve el- dan gelmekte ve Marino Sanuto ve Petrus
İdrīsī’nin dünya haritaları geleneğinden gelen Vesconte isimlerini taşımaktadır. Modern
bir öncülün bu haritaya modellik ettiği sonu- araştırmalarda bu dünya haritası, el-Meʾmūn
cuna götürmektedir. Ama harita, Akdeniz, haritası bilinmediği için sadece ve doğrudan
Karadeniz ve Anadolu formları bakımından doğruya el-İdrīsī arasında bir bağlantı kurma-
diğerlerine oranla belirli bir gelişimin gerçek- ya çalışılmıştır176.
leştiği kanısını kazandırmaktadır. Burunetto Sanuto ve Vesconte’nin dünya haritası bütün
Latini’nin kitabının taşıdığı haritadaki dünya redaksiyonlarıyla, kökenleri 1850 yılından
tasvirinin, İspanya dışındaki Avrupa’da hem beri tartışılan ve çok farklı şekillerde cevap-
bütünde hem de detayda tamamiyle yeni ve lanan portolan haritalarının arasında ele alın-
yabancı tepkisi yaratmış olması gerektiğini, maktadır. Bizim düşüncemize göre, bu hari-
13. yüzyılın diğer dünya haritalarıyla yapılacak talar insanlığın bir bütün olarak kartografya
bir mukayese açıkça gösterebilir. Onun çağda- tarihinde gösterdiği gelişimin o zamana kadar
şı olan Albertus Magnus174 (ö. 1280)’un veya en yeni basamağını ortaya koymaktadır. Bir
14. yüzyılda Petrus de Alliaco175 (1410)’nun gelişme ki, yaklaşık 500 yıldır devam eden ve
dünya haritasıyla bunun arasında yapıla- 300 yıl daha devam edecek olan yani yaklaşık
cak bir karşılaştırma, Albertus Magnus ve 800’den 1600’e kadar 800 yıl boyunca Arap-
Petrus de Alliaco’nun haritalarının, astrono- İslam kültür çevresinde gerçekleşmiştir.
Portolan haritalarının büyük çoğunluğunda
kıyı çizgilerinin ve boylam uzunluk oranla-
Cilt 2, Londra 1897, s. 575-576; Haskins, C.H.: Studies in
rının dikkat çeker doğruluğa, kartografya
the history of mediaeval science, New York 1924, s. 113- tarihinin Arap-İslam periyodunda ulaşıldığı-
119; Mercier, R.: Astronomical tables in the twelfth centu- na dair kanaatimi –burada belirtmekten vaz-
ry, Adelard of Bath. An English scientist and Arabist of the geçerek sadece bu “Giriş”in ilk bölümünde
early twelfth century içerisinde, ed. Ch. Burnett, Londra
1987, s. 95-96; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 207-208.
ileri sürdüğümüz dolaylı argümanlara işaret
171 von den Brincken, A.-D.: Mappa mundi und Chrono-
graphia. Studien zur imago mundi des abendländischen
Mittelalters, Deutsches Archiv zur Erforschung des Mit-
telalters içerisinde (Köln-Graz) 24/1968/118-186, özellik-
le s. 148-149; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 208-326 176 Bkz. Miller, K.: Mappae arabicae, Cilt 1, Stuttgart
172 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 114. 1926 (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 240),
173 von den Brincken, A.-D.: Die kartographische Dar- s. 51; Lewicki, T.: Marino Sanudos Mappa mundi (1321)
stellung Nordeuropas durch italienische und mallorquini- und die runde Weltkarte von Idrīsī (1154), Rocznik Orien-
sche Portolanzeichner im 14. und in der ersten Hälfte des talistyczny içerisinde (Varşova) 38/1976/169-195; Wawrik,
15. Jahrhunderts, Hansische Geschichtsblätter içerisinde Fr.: Die islamische Kartographie des Mittelalters, Kultur
(Köln ve Graz) 92/1974/45-58; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. des Islam. Referate einer Vortragsreihe an der Österrei-
223, 327-331. chischen Nationalbibliothek, 16.-18. Juni 1980 içerisinde,
174 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 220-223; Cilt 12, s. 111. ed. O. Mazal, Wien 1981, s. 135-156, özellikle s. 152-153;
175 a.e., Cilt 10, s. 216; Cilt 12, s.111. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 291, 293-294.
G İ R İ Ş 115

ederek (s. 50 vd.)– günümüze ulaşan ve her (çok büyük bir ihtimalle hiç mevcut olamamış)
biri 1300’lerden önceki önemli bir gelişim haritasını değil, el-Meʾmūn coğrafyacılarının
aşamasını ifade eden üç harita kısaca tanıtı- dünya haritasını model olarak elinin altında
lacaktır. bulundurmuştur. el-Meʾmūn haritasına nis-
Birinci harita Halife el-Meʾmūn coğrafyacı- petle bazı dezavantajları bulunan el-İdrīsī
larının 3./9. yüzyılın ilk çeyreğinde yaptıkla- haritası daha iyi bir Akdeniz, Avrupa ve özel-
rı dünya haritasıdır. Bu haritanın 740/1340 likle Orta, Kuzey ve Kuzeydoğu Asya tasviri
yılında yapılmış ve -muhtemelen muhteşem ortaya koymaktadır. el-Meʾmūn haritasının
olması gereken- orijinalini tam olarak yan- doğuşundan itibaren yaklaşık 325 yıllık bir
sıtmayan kopyası (bkz. Katalog III, s. 24) ve süre içerisinde kaydedilen, özellikle Asya
orijinalin bize ulaşan koordinat çizelgelerine
söz konusu olduğunda büyük önem arz eden
dayanılarak [enstitümüzde] yapılmış olan bir
bu gelişmeler göstermektedir ki yeryüzünün
harita (bkz. Katalog III, s. 25) göstermekte-
kartografik tasvirinde çok canlı bir gelişim
dir ki bu önemli doküman, genel kartografya
tarihinde en önemli gelişim basamaklarından cereyan etmiştir.
birini oluşturmaktadır. Bu harita Marinos Portolan haritalarının oluşumu yönündeki
(2. yüzyılın ilk yarısı)’un haritasına, Ptoleme üçüncü gelişim aşamasının bize ulaşan kar-
(2. yüzyılın ikinci yarısı)’un Coğrafya’sına ve tografik kanıtlardan birisi de, Akdeniz’in
Halife tarafından görevlendirilen büyük bir batıda dörtte birinin kıyılarını bütün adalarla
bilginler grubunun ulaştığı ölçüm ve coğra- birlikte, Avrupa’nın batı kıyılarını Cebelitarık
fi bilgi toplama sonuçlarına dayanmaktadır. Boğazı’ndan kuzey Fransa’ya kadar, İngiltere
Elbette bu bilginlerin, miras alınan dünya ve İrlanda kıyılarının bazı paçalarını gerçeğe
resmini düzeltmede ve tamamlama yönün- oldukça uygun olarak resmeden bir Arap-
deki ilk denemelerinde, imkansızı gerçekleş- Mağrip haritasıdır178.
tirmiş olamadıkları kendiliğinden anlaşılır. Yukarıda bahisleri geçen Çin dünya haritası-
Dünya haritası resmetmedeki en dikkat çeki- na, Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī’nin dünya haritasına,
ci bilimsel katkıları arasında, sonraki gelişim Akdeniz, Karadeniz’in Ḳuṭbeddīn eş-Şīrāzī
evreleri için çok önemli olan şu yenilikler var- tarafından yapılan didaktik taslağına (bkz. s.
dır: Marinos ve Ptoleme’nin birbirine bağlı 49) ilaveten –ki bunlar ana hatları ile belirti-
tek kıtalar tezine karşın -ki bu teze göre Hint len, Avrupa’da 1300 yılı civarında görünme-
Okyanusu bir iç denizdir– el-Meʾmūn coğraf- ye başlayan portolan haritalarını öncüleyen
yasında meskûn bölgeler su ile çevrelenmiştir İslam kültür dünyasındaki kartografik gelişim
ve Afrika güneyden dolaşılabilir haldedir. aşamalarına dair tasavvurumuzu destekleme-
Ayrıca el-Meʾmūn coğrafyacıları Ptoleme
ye elverişlidir– bu gelişmenin aynı devirde
tarafından verilen Akdeniz’in aşırı boylamını
başarılan matematik-astronomik temellerini
63° den 52° ye indirmişler ve kartografik tas-
birkaç örnekle gösterelim.
virinde belirli düzeltmeler yapmışlardır.
Bir diğer gelişim basamağını temsil eden ikin- İlk olarak Akdeniz’in büyük ekseninin boy-
ci harita 548/1154 tarihli el-İdrīsī haritasıdır. lamı ve Akdeniz’in önemli kıyı şehirleri
Bugün ispat edilebilmektedir ki el-İdrīsī, sık arasındaki boylam farklarını göz önüne ala-
sık iddia edildiğinin aksine177, Ptoleme’nin
jection des cartes de géographie, Bulletin de la Société de
Géographie (Paris) 5e série, 5/1863/257-485, özellikle s.
177 Bkz. örneğin d’Avezac, M.A.P.: Coup d’æil sur la pro- 293-294; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 286.
178 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 27-31; Cilt 12, s. 74.
116 G İ R İ Ş

lım. Değerler, 5./11. yüzyılın ilk yarısından de tutulduğu çizelgelerden alınmıştır. Ebū
itibaren Toledo ile Bağdat arasındaki yerle- el-Ḥasan el-Marrākūşī179 (ö. 660/1260 veya
rin boylam derecelerinde kapsamlı ölçüde 680/1280)’nin çizelgesine göre aşağıdaki altı
gerçekleştirilmiş olan tashihlerin göz önün- şehir arasındaki boylam farklılıkları şöyledir:

Boylam Farkı Bugünkü Değer

Tanger L 24°10' —Antakya 69°34' 45°23' 42°00'


Tanger L 24°10' —Roma L 43°00' 18°50' 18°20'
Toledo L 28°00' —İskenderiye L 63°00' 35°00' 36°00'
Toledo L 28°00' —İstanbul L 60°00' 32°00' 33°00'
İskenderiye L 63°00' —Antakya 69°34' 06°45' 06°05'

el-Marrākūşī’de hâlâ 45°23' olan Akdeniz’in tılmış ve düzeltilmiş olarak ortaya çıkmakta-
Tanger ile Antakya arasındaki uzunluğu dır ki bu değer 44°00' dır181. Buna göre yuka-
genç meslektaşı Muḥammed b. İbrāḥīm İbn rıda adı geçen şehirler arasındaki boylam
er-Raḳḳām180 (ö. 715/1315)’da tekrar kısal- farkları şöyledir:
Boylam Farkı Bugünkü Değer
Tanger 25°00' —Antakya 69°04' 44°04' 42°00'
Tanger 25°00' —Roma 45°00' 20°00' 18°20'
Toledo 28°00' —Roma 45°00' 17°00' 16°32'
Toledo 28°00' —İskenderiye 61°20' 33°20' 33°55'
İskenderiye 61°20' —Antakya 69°04' 07°44' 06°05'

Arap-İslam kültür dünyasında yapılan coğ- bir koordinatlar çizelgesi Avrupa kartograf-
rafi boylam üzerindeki radikal kısaltmalar yasında kullanılmıştır. Avrupa’da ilk olarak
Avrupa’ya çok erken tarihte ulaşmıştır, en 1630 yılında Wilhelm Schickard ve Willem
azından İbn er-Raḳḳām’ın çizelgeleri yoluy- Janszoon Blaeu, Akdeniz’in kartografik tas-
la. Bu çizelge Latince Latitudo et longitudo virindeki çarpıklığa işaret etmişlerdir183 ve
regionum sicut continetur in Libro alg’alien182 Avrupa’da gerçeğe uygun bir Akdeniz boy-
isimli anonim eserde ortaya çıkmaktadır. lam uzunluğuna ulaşılması 1700’e kadar sür-
El yazması muhtemelen 14. yüzyıldandır. müştür184. Fakat Avrupa’da daha 17. yüzyılın
Yüzlerce yıl boyunca ne bu ne de başka ikinci yarısında bile Akdeniz’in bir mate-
matiksel coğrafya açısından kazanım kap-
samından ne kadar uzak olunduğu, bir özet
tablo yardımıyla kolayca görülebilir. Roma
179 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 168-173. ile Toledo arasındaki boylam farklılıkları
180 a.e., Cilt 10, s. 165.
181 a.e., Cilt 10, s. 166, 231.
182 El yazması Viyana, Nationalbibliothek 183 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 129, 132.
2452; Sezgin,
184 a.e., Cilt 11, s. 132 vd.
F.: a.e., Cilt 10, s. 231.
G İ R İ Ş 117

na ilişkin bu çalışma Michael Florentius zü parçası, Cenova’daki Carignano tarafın-


van Langeren tarafından İspanya Kralı IV. dan «seyyahlarla görüşülerek» veya başka
Philipp (ö. 1665)’e takdim edilmişti. Buna yolla edinilen «bilgilenmeler»le gerçekliğe
göre farklılıklar çeşitli haritacılarda şöyledir: yakın bir şekilde çizilebilmiştir. Fischer’in
Blaeu’da 17°20', G. Mercator’da 20°, Ph. van hükümsüz olduğunu göstermeye çalıştığım
Lansberge’de 21°, Tycho Brahe’de 21°40', gerekçe ve delillerini188 burada tekrarla-
Cl. Ptoleme’de 22°30' (aslında 26°40') ve A. madan, sadece şu kesin tespiti belirtmekle
Maginus’da 29°40' 185. yetiniyorum: Fischer’in ilgili açıklamaları-
Eğer gerçekten uzak kartografik-tarihsel nın çoğu, bu haritaya, Arap-İslam kartog-
tasavvur, Akdeniz portolan haritalarının rafyacılığının 7./13. yüzyılda ulaştığı en son
doğuşuyla sınırlı kalmış olsaydı, burada Arap seviyeyi aşağı yukarı yansıtan en azından bir
Akdeniz kartografik tasvirinin resepsiyonu
haritanın modellik yaptığı sonucuna götüre-
konusuna son verebilirdik. Aynı yanlış tasav-
bilir. Bu modeldeki Hazar Denizi ve Urmiye
vur, Avrupalı denizciler tarafından ulaşıl-
mamış olan ve aslında Akdeniz portolan Gölü’nün şekilleri, mesela 548/1154 tarihli
haritaları kategorisine girmeyen daha büyük el-İdrīsī haritası yoluyla bildiğimiz kartogra-
bir coğrafi bölgenin haritaları için de geçerli fik tasvir seviyesinden daha yüksek ilerleme
olmuştur. Bununla üstü kapalı olarak, çok seviyesini yansıtmakta oldukları beklenebilir.
uzaklarda bulunan ülkelerin, Asya, Afrika Carignano, el-İdrīsī’nin haritasını da kullan-
gibi kıta haritaları kökeninin artık sorgulan- mış olabilir. Fakat kullandığı asıl model hari-
maması veya eğer sorgulanacak olursa, bu ta, ilk olarak 12. yüzyıldan itibaren Anadolu
haritaları herhangi bir şekilde elde ettikleri Selçukluları tarafından isimlendirilen şehir-
bilgiler temelinde Avrupalı haritacıların yap- lerin bile gözönünde bulundurulduğu Arap-
tıkları orijinal eserler olarak kabul etme şek-
İslam kültür dünyasının daha yeni bir haritası
lindeki yaygın uygulama desteklenmektedir.
olmalıdır189.
Cenova’daki Marcus Kilisesi’nin başı olan ve
1344 yılında ölen Giovanni da Caignano adını Bana göre alanın tarihçileri tarafından layı-
taşıyan harita, bu konuda çok ilginç bir örnek kıyla göz önünde bulundurulmayan kartog-
olarak verilebilir. Bu harita 1311 yılında doğ- rafik-tarihsel bir olgu olarak şu gösterilebilir:
muş sanılır186 ve Akdeniz dışında Karadeniz’i, Portolan haritalarının birinde, en geç 1320
Avrupa ve Kuzey Afrika’yı, Anadolu’yu, tarihli ve Sanuto ile Vesconte (Katalog III,
Irak’ı, Hazar Denizi ve Urmiye Gölü’yle s. 14) tarafından yapılmış olanında Afrika
birlikte İran’ı içermektedir. İkinci Dünya güneyden dolaşılabilir bir formda gösteril-
Davaşında kaybolan bu haritayı Theobald mektedir ve yaklaşık 1351 tarihli bir başka
Fischer 1885 yılında ayrıntılı bir şekilde haritada da Afrika’nın formunda önemli bir
yorumlamıştır187. Ona göre, bu büyük yeryü- tashihin yapıldığını ortaya koymaktadır190.
Girişilen bu tashih işi, modern literatürde
Medicei Atlası191 diye adlandırılan hari-
185 Baudet, P.J.H: Leven en Werken van Willem Jansz. talar grubunun bununla bir bütün teşkil
Blaeu, Utrecht 1871, s. 77; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 132.
186 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 129.
187 Şu koleksiyonda bulunmakta: Sammlung mittelalterli-
cher Welt- und Seekarten italienischen Ursprungs und aus 188 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 332-335.
italienischen Bibliotheken und Archiven, Marburg 1885 189 a.e., Cilt 10, s. 335.
(Tekrarbasım: Amsterdam 1961, haritalar olmaksızın), s. 190 a.e., Cilt 10, s. 549; Cilt 12, s. 137.
118 vd. 191 a.e., Cilt 12, s. 136-140.
118 G İ R İ Ş

eden diğer kısımları göz önüne alınırsa, bir parçasının kısmen gerçeğe yaklaşan bir
çok belirgin önemde bir karakter kazanır. haritasının çizilebileceği gibi naif bir bakış
Bu atlas bize, Akdeniz’in mükemmel detay açısına karşı deliller sunmakla uğraşmaya
haritaları bir yana, çok belirgin bir şekilde kendimi kaptırmayacağım. Marco Polo’nun
gerçekliğe yakın Hazar Denizi’nin192 ve Hint veya herhangi bir Avrupalı doğu seyyahının
Yarımadası’nın üçgen formunu vermekte- kartografya tarihinde oynadığı rol, sadece
dir193. uzak ülkelerden kendi ülkelerine haritalar
Bildiğim kadarıyla sinolog Walter Fuchs şim- getirmekten ibaret olabilir. Bu yüzdendir ki
diye kadar, bir Avrupa haritasında kaşıla- Venedikli bir tüccar olan Marco Polo’nun,
şılan Afrika’nın o formunun Avrupalı bir gidiş yolculuğunda (1272) İlhanlılar ülkesini,
harita yapımcısının kendi çabalarının sonu- dönüş yolculuğunda ise (1294-1295) Tebriz
cu olabileceği görüşüne karşı çıkan yegane
gibi 13. yüzyılda matematiksel coğrafya-
bilgindir. Bu görüşüne, 14. yüzyılın başla-
nın geliştirildiği doğu İslam dünyasının çok
rında doğan Çin dünya haritası üzerindeki
önemli kültür merkezlerini ziyaret etmesi, bu
incelemeleri sonucunda ulaşmıştı. Bu harita,
merkezlerde dünya ve deniz haritalarını tanı-
onun araştırmalarına göre, 13. yüzyılın sonla-
rına doğru İslam dünyasından çıkan ve Doğu ması ve bunlardan kopyalar ya da en azından
Moğol İmparatorluğu’na ulaşan dünya hari- taslaklar almış olması şaşırtıcı değildir196.
tasını temel alarak doğmuştur ve de gerçe- 1930’lu yıllarda, Marco Polo’nun Asya seya-
ğine oldukça yakın Akdeniz tasviri ve Afrika hati esnasında sahip olduğu haritalardan biri,
güneyinin üçgen formuyla hayrete düşür- sonraki yıllarda ise dört başka harita tanın-
mektedir. Fuchs194, böyle bir tasviri tesadüf dı197. Bu haritalar çok kaba hatlarla çizilmiş
eseri saymaya inanmanın çok güç olduğu güney ve doğu Asya kıyılarını göstermekte,
düşüncesindedir. O, Arapların kartografik fakat Hindistan’ın ve Malaya’nın ve takıma-
mirasının bize tam olarak aktarılmadığı ve o dalarının gerçeğe şaşırtıcı derecede yakın
kartografların denizcilerin seferlerinde elde bir tasvirini vermektedir. Burada çok önemli
ettikleri en yeni tecrübeleri yansıtmadıkları olan, iki haritada da acemice yazılmış Arapça
tezine meyletmektedir. bilgilerin ve bunların İtalyanca tercümelerinin
14. yüzyıl haritalarında yeni verilerin ortaya bulunmasıdır. Bu bilgilerden birisi şudur: 30
çıkması, harita hangi ismi taşırsa taşısın, maa- yıl boyunca Suriye (Arabistan) ile Uzak Doğu
lesef çok sık olarak Marco Polo’nun seya- arasında seyahat emiş olan Suriyeli kaptan
hatnamesindeki ifadelerle ilişkilendirilmiştir, Sirdumab (?) bu haritayı 1287 yılında (hari-
hatta bunlar yetersiz veya anlamsız olsalar tada el yazısıyla, yazım hatası nedeniyle 1267
bile195. yazmakta) Marco Polo’ya hediye etmiştir198.
Elbette, Marco Polo’nun vermiş olduğu Bence bu taslaklar, Marco Polo’nun malumu
tek tük, yüzeysel ve çoğunlukla da doğru olan geliştirilmiş formda ve daha da ayrıntı-
olmayan coğrafi bilgi kırıntıları veya sey- landırılmış halde yüzlerce yıl boyunca devamlı
yahlar yoluyla gelen bilgilerle, yeryüzünün
olarak Avrupalı haritacılara ulaşmış bulunan

192 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 475.


193 a.e., Cilt 10, s. 568.
194 Was South Africa already known in the 13th century?,
Imago Mundi (London) 10/1953/50-51; Sezgin, F.: a.e.,
Cilt 10, s. 323, 563. 196 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 315-316.
195 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 318, 320, 337, 469, 484, 197 a.e., Cilt 10, s. 316.
533, 556, 558, 563, 569, 570; Cilt 11, s. 102, 409, 414. 198 a.e., Cilt 10, s. 317.
G İ R İ Ş 119

bazı Arap-Fars dünya ve deniz haritalarının ve çok da uygun olmayan koşullar altında-
basit temel çizgilerini yansıtmaktadır 199. ki yolculukla 40 günde yaklaşık 2000 mil
Arap-İslam dünyasından gelen örneklerin katettiği belirtilmektedir202. Bu rivayette R.
resepsiyonu ve özümsenmesi çerçevesinde Hennig203 «kültür tarihi bakımından çok
Avrupa’da 14. ve 15. yüzyılda yetkin olma- önemli bir olgu» bulmaktadır: «Fra Mauro
yan sayısız dünya haritası doğdu. Elbette bu Arapların rivayetlerine dayanarak 1420’li yıl-
haritaların hepsi orijinallerin değil, gerçekte larda hiç kuşku duymaksızın Afrika’yı güney-
birbirlerinin kopyalarıydı ve harita yapımcıla- den dolaşılabilir olarak resmetmiştir». 16.
rının fantazilerinden bağımsız değillerdi. Bu yüzyıldan bize ulaşan bir görüşe göre ise Fra
haritaların sadece en meşhurlarından birini Mauro, dünya haritasını Marco Polo’nun ve
ele alalım. Harita, Venedik yakınlarındaki babasının Çin’den beraberlerinde getirdikle-
Murano’da bulunan Kamadulensa Manastırı ri «çok eski ve çok güzel bir dünya ve deniz
rahiplerinden Fra Mauro [Arap Rahip] tara- haritasından almıştır »204. Ben bu ifadeden,
fından yapılmıştır. Fra Mauro bu haritayı Marco Polo’nun (sözde) Çin’den dönüş seya-
Portekiz kralı V. Alfons (1433-1481)’un tale- hatinde bir İslam ülkesinde elde ettiği Arap-
bi üzerine 1457-1459 yılları arasında çizmiş- İran haritasını anlamaktayım, bununla bera-
tir200. Yapılacak bir karşılaştırma, bu haritanın ber Fra Mauro’nun gerçekten model olarak
genel görünüşünün, Akdeniz ve Karadeniz ile kullandığı haritanın, Marco Polo’nun berabe-
birlikte üç kıta tasvirinin, yukarıda adı geçen rinde getirdiğinden ibaret olması gerekmez.
Brunetto Latini ve Sanuto-Vesconte’nin Arap-İslam coğrafyacılarının oluşturduğu
haritalarını andırdığını gösterecektir. Bu yeni yeryüzü resmiyle bir dereceye kadar
haritalar da, yukarıda bahsedildiği üzere, kazandıkları tanışıklığa paralel olarak
Arap haritaları örnek alınarak yapılmışlardı. Avrupa’da matematiksel coğrafya alanında
Fra Mauro’nun haritasında yeni olan unsur, bir bilgi genişlemesi devam etti. Bununla
önceki iki haritayla kıyaslandığında, Hazar birlikte, 1406 yılında Latinceye çevirilen
Denizi’nin oldukça kesin formudur. Burada Ptoleme Coğrafya’sının 1477 yılında ger-
dikkat edilmesi gereken husus, kuzey-güney çekleşen basımıyla bir şaşırma ve kargaşa
ekseninin yaklaşık 70° batıya dönük olma- kendini gösterdi. Akdeniz’in el-Meʾmūn
sıdır. Çok büyük bir ihtimalle bu çeviriş, bir coğrafyacılarının dünya haritasında yakla-
Hazar Denizi kısmi haritasının temel alınan şık 52°-53° olan boylamı yerine, Ptoleme’nin
bir dünya haritasına eklenmesinin bir sonu- çevrilen bu eserindeki çizelgeler ve daha
cudur. Şuna da işaret edilmelidir ki, bu hari- sonra Bizanslı Maximos Planudes tarafın-
tanın Arap tarzında güneyin yukarıya dönük
dan yaklaşık 1300’lerde bunlara dayanarak
çizilmiş olmasıdır. Ayrıca yapılan son araştır-
canlandırdığı haritalar, boylamı 62°-63° (ger-
malar Atlantik isminin Arapça kökenli oldu-
çekte 42°) olarak veriyordu. Bu haritalar-
ğuna dikkat çekmektedir (el-Bahr el-Muẓlim
da Hindistan’ın Kanarya Adaları’na uzaklığı
Karanlık Deniz)201. Ayrıca bir lejantta, bir
125° olarak (el-Meʾmūn coğrafyasına göre
Arap gemisinin doğudan Afrika’nın güney
115°), Asya güney doğuda Afrika’ya bağlı ola-
burnu üzerinden Karanlık Deniz’e geçtiği

199 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 318. 202 a.e., Cilt 4, s. 45, 49.
200 Bkz. Hennig, R.: Terrae incognitae. Eine Zusammen- 203 a.e., Cilt 4, s. 54.
stellung und kritische Bewertung der wichtigsten vorco- 204 Bkz. The celebrations of the 700th anniversary of Mar-
lumbischen Entdeckungsreisen an Hand der darüber vor- co Polo’s birth at Venice, Imago Mundi içerisinde (Lond-
liegenden Originalberichte, Cilt 4, s. 48. ra) 12/1955/139-140, özellikle s. 139b; Sezgin, F.: a.e., Cilt
201 a.e., Cilt 4, s. 48. 10, s. 318-319
120 G İ R İ Ş

rak verilmiştir. Böylece Hint Okyanusu bir uzun bir süre tutunamadı. Daha Vasco da
iç deniz olmakta, Asya anakarası doğuda ve Gama’nın ilk seyahatiyle, Afrika’nın ve Hint
kuzey doğuda 180° yi aşmakta, Hazar Denizi Yarımadası’yla birlikte Hint Okyanusu’nun
kavun formunda doğudan batıya doğru yakla- batı yakasının hemen hemen mükemmel
şık 23° genişlemekte vs.. Kartograflar ve koz- bir haritası İber Yarımadası’na ve İtalya’ya
mograflar, hâlâ el-Meʾmūn coğrafyacılarının ulaşmıştı. Bu haritayı diğerleri izlemiştir.
tasvirlerine mi yoksa Ptoleme’nin tasvirlerine Mesela, Cava dilinde yazılmış 26 parçahari-
mi bağlı kalacakları konusunda bir seçim yap- ta içeren atlas gibi. Bu atlasın sadece Hint
mak durumunda bulunuyorlardı. Arap-İslam Okyanusu tasviri değil, aynı zamanda diğer
dünya tasvirinin temel unsurlarından birisi, özellikleri de, yeryüzünü kartografik olarak
yani Afrika’nın güneyden dolaşılabilir ve Hint tasvir etme işinin yaklaşık 905/1500’den önce
Okyanusu’nun karaları çevreleyen okyanu- Arap-İslam kültür çevresinde dikkat çekici
sun bir parçası halinde olduğu, Ptoleme’nin bir seviyeye ulaşmış olduğunu gösterir. Hint
tasvirine rağmen, ne olursa olsun varlığını Okyanusu’ndaki Portekizli denizciler, o böl-
koruyabildi. Ptoleme Coğrafya’sının Latince gelerden Portekiz’e haritalar getirdiklerini ve
çevirisinin ilk edisyonundan çok kısa bir süre Arap denizciler elinde bulunan çok gelişmiş
sonra yayınlanan bir dünya haritası205 çok pusulalar ve üst seviyede bir denizcilik bili-
nadir karşılaşılan bir durum olarak okyanus miyle karşılaştıklarını gizleme ihtiyacını duy-
tarafından çevrelenmiş kara kitlesine ilişkin mamışlardır. Ayrıca Portekizce kaynaklar,
Arap-İslam tasavvuru ile Hint Okyanusu’nu güneyden dolaşılabilir Afrika şeklini gösteren
bir iç deniz olarak gösteren Ptoleme formu- Hint Okyanusu haritalarının 15. yüzyılın ilk
nu birleştirmektedir. Bu harita bir yandan yarısından itibaren Portekizlilerin ellerine
Avrupa’nın biçimi hakkında gerçekten iyi bir geçtiğine ilişkin çok açık bilgiler vermektedir.
bilgi yansıtmakta ve Hazar Denizi’ni büyük Bunun sonucu olarak Portekiz’de – çoktan
ölçüde doğru göstermekte, diğer yandan da, beri bilinen – deniz yoluyla Hindistan’a ulaş-
Cennet’in yeryüzünün dört ana nehrinin çık- ma arzusu uyandı207.
tığı meskûn bölgelerin doğusunda olduğuna Avrupa’da Ptoleme Coğrafya’sının çevi-
ilişkin Hıristiyanlık görüşünü yansıtmakta- risiyle ortaya çıkmış olan dünya haritası
dır206. çizimciliğindeki geriliğin hâlâ etkili olduğu
Bununla beraber, Ptoleme Coğrafya’sıyla 1550’li yıllarda, Portekizliler tarafından geti-
olan tanışıklık sonrası Avrupa’daki dünya rilen haritalar olumlu etkilerini gösterme-
haritalarında baş gösteren bu iki farklı değer- ye başladı. Coğrafyaya ve seyahatnamelere
lendirme, 13. yüzyılda Avrupa’da başlayan büyük ilgi duyan Venedikli Gian Battista
yeni gelişimin kaderini belirler pozisyon- Ramusio (1485-1557)’nun şu sözleri kartog-
da kalamadı. Gerçekte Ptoleme’nin dünya rafya tarihi açısından ne kadar vurgulan-
tasviri, özellikle Portekiz Hindistan seya- sa azdır208: «Ptoleme Coğrafya’sının Afrika
hatleri yoluyla İslam kültür çevresinden ve Hindistan haritaları, o bölgeler hakkın-
Avrupa’ya gelen haritalarda bulunan tas- da bugün ulaşılan büyük bilgi karşısında
virler karşısında, çok uzun süre, daha kesin bana oldukça yetersiz göründükten sonra
söyleyecek olursak, yarım yüzyıldan daha

207 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 358-362.


208 Navigationi et viaggi, Ciltt 1, Venedig
1563 (Tekrar-
205 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 86; Cilt 12, s. 124. basım: Amsterdam 1970), Widmungstext s. 2; Sezgin, F.:
206 a.e., Cilt 11, s. 86. a.e., Cilt 11, s. 99-100.
G İ R İ Ş 121

ben, adı geçen bölgelerde bulunmuş olan ve Bu notun bana göre coğrafya tarihi açısından
oraları ayrıntılı biçimde anlatan yazarların önemi, Ortelius meslektaşı Gastaldi’ninki
anlattıklarını bir araya getirmeyi ve buna gibi bir Asya haritasının ancak Arap gele-
Portekizlilerin deniz haritalarındaki tasvirleri neği temelinde yapılabileceği düşüncesinde
eklemeyi maksada uygun ve çok da faydalı olmasıdır. Bir haritanın genel şeklini verme
bulmaktayım. Böylece herkesi memnun ede- işinde Ebū el-Fidāʾ’nın kitabından alınan
cek bu tarz başka haritalar çizilmesi mümkün koordinatların yeterli olup olmadığı ve de bu
olabilecektir». koordinatların Gastaldi’nin haritası ile uzlaş-
Ramusio tarafından kopyaları verilen harita- tırılabilir olup olmadığı sorusunu o elbette
lar şu dört parçadan oluşmaktadır: (1) Africa, kendi kendisine sormadı. Yine hem ondan
(2) Arabica-Persia-India, (3) Isole Moluche
önce gelenlerden, hem onun çağdaşlarından
(Güneydoğu Asya) ve (4) bir Afrika parça-
veya ardıllarından hiç birisi, Ebū el-Fidāʾ
haritası. Bütün haritaların Arap tarzına göre
tarafından karşılaştırmalı bir çizelgede kay-
güneyin yukarıda oluşu bir yana, bunların
toponomik özellikleri ve enlem-boylam ska- dedilmiş olan coğrafi koordinatların 13. yüz-
laları, Arap kökenli olduğunda hiç bir kuşku- yılın sonlarından önceki bir zaman dilimin-
ya yer bırakmamaktadır209. Elbette çağdaşla- den çıktığını ve sıfır meridyeninin Toledo’dan
rını hayrete düşüren ve günümüz kartograf- 28°30' batıya kaydırılmasıyla boylam derece-
ya tarihçilerinin bugün bile kafalarını yoran sinin kısaltılmışlığının göz önünde bulundu-
haritalar Ramusios’unkiler değil de, onların rulmadığını bilemezlerdi. Kuşkusuz Ortelius
etkisiyle 1559-1561 yılları arasında ortaya da, Gastaldi’nin sıfır meridyeni Toledo’dan
çıkan ve Ramusios’un bir arkadaşı, Giacomo 28°30' batıya kaydırılmış bir ya da birden çok
Gastaldi, tarafından çizilen Asya haritasıy- Arap haritasını örnek aldığını bilmiyordu212.
dı210. 1539 yılından itibaren kendini Ptoleme Gastaldi’nin Asya haritasıyla aktardığı kar-
haritalarının yayınlanmasına adayan bu tografik verilerin çağdaşlarında uyandırdığı
Venedikli mühendisin, birdenbire tamamen yankının ne denli şaşırtıcı olması gerektiği,
farklı bir Asya çizimini tercih etmiş olma- özellikle onun haritasının Venedik Senatosu
sı, kartografya tarihinde günümüze kadar salonuna asılmakla büyük bir onur ve şöhret
açıklanamamış bir fenomen olarak kalıyor. kazanmasından 3 yıl sonra, onda tanınabilen
Gastaldi’nin çağdaşı olan, onun haritasından yerlerin, koordinatlarıyla birlikte çok kap-
bazı küçük değişikliklerle kendi redaksiyonu- samlı çizelgelerinin yapılmış olduğu gerçeği
nu yapan meşhur haritacı Abraham Ortelius, ile anlaşılabilir213.
Asya haritasının sağ alt köşesine şu açıklama- Yeryüzünün eski (Ptoleme) ve Gastaldi saye-
yı eklemişti211: «[Böylece] değerli okuyucuya
sinde ortaya çıkan yeni (Arap) haritaları
yeni bir Asya haritası sunuyoruz. Bu harita-
arasındaki göze çarpan en önemli fark bana
yı, coğrafya konusunda çok büyük hizmeti
göre şudur: Arapça haritasında Asya artık
olan Jacobus Gastaldus, Arap kosmograf
birbirine bağlı bir bütün teşkil eden anaka-
Ebū el-Fidāʾ geleneğine göre [çizmiştir]. Bu
yazarı [Ebū el-Fidāʾ] meşhur matematikçi ranın bir parçası olarak, kuzey ve doğuda
ve Arapça da dahil olmak üzere birçok dil en son noktaya kadar uzanmamakta, bilakis
bilen Guillaume Postel Ortadoğu’dan bizim oval ve çevresi dolaşılabilir bir şekil almakta-
Avrupa’ya getirmiştir...» dır. Bu, erken dönem Avrupa haritalarında
tektük ortaya çıkan ve Asya’nın kuzeydoğu
209 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 100-103.
210 a.e., Cilt 12, s. 177-179. 212 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 99-116.
211 a.e., Cilt 12, s. 182. 213 a.e., Cilt 11, s. 108.
122 G İ R İ Ş

kenarının Arap tarzındaki kartografik şekil, Gastaldi tarafından Avrupalıların eski dünya
bu tarihlerden itibaren çağdaş ve sonraki kartografyasına sokulan yeniliğin önemi, ne
dönem haritalarında genel bir geçerlilik kadar vurgulansa azdır. Bu yeniliğin en büyük
kazanmıştır. Buna sadece Asya’nın kuzeydo- etkisi Abraham Ortelius ve Gerhard Mercator
ğudan dolaşılabilirliği değil, aynı zamanda tarafından yapılan Asya haritalarıyla gerçek-
küçültülmüş ve eyere benzer şekli de dahildir. leşmiş görünüyor. Ortelius’da Asya haritası,
Bu çizim el-Meʾmūn haritasından kaynaklan- topografik hatalar bir dereceye kadar azal-
mamaktadır. Bu çizim için bize ulaşan en eski tılmış ve bir globular projeksiyon kazanmış-
model olarak el-İdrīsī’nin haritası belirmek- tır. Gastaldi haritasında görülen, Asya’nın
tedir. Daha önce saymış olduğum gerekçe- Akdeniz’in doğu taraflarıyla Hindistan’ın
leri214 tekrarlamaksızın sadece şunu vurgulu- güney ucu arasında yaklaşık 47° veya 48° lik
yorum: Bu önemli yenilik el-İdrīsī dönemin- uzanımı, Ortelius hemen hemen hiç değişti-
den (548/1154) önceye uzanmaktadır ve Asya rilmeden globular projeksiyonuna almıştır.
kartografyası gelişiminin bir parçası olarak Daha sonra aynı mesafe, Mercator’da stereo-
izleyen yüzyıllarda etkin bir şekilde devam coğrafik projeksiyonla 44° ye inmektedir219.
etmiştir215. Bu bağlamda 1570’li yıllarda alev- Coğrafya tarihçileri, Gastaldi’nin Asya hari-
lenen, G. Mercator’un ve A. Ortelius’un o tasına dayanarak ortaya çıkan dünya harita-
zamanlar Asya’nın kuzeyden geçilebileceği larındaki derece ağlarında yapılan tashihleri
fikrini kabullenememesi de anılmalıdır216. arasıra ve değişik tarzlarda yorumlamışlar-
Ortelius’un Asya haritasının sağ alt köşesinde dır. Bu açıklamaları tekrarlamaksızın, benim
yaptığı açıklama ve Gastaldi’nin Asya harita- İslam’da matematiksel coğrafya ve kartog-
sının Arap kökenine ilişkin soru 20. yüzyılda rafi ve bu bilimlerin Avrupa’daki devamı
konusundaki çalışmalarım esnasında edin-
defalarca tartışıldı217. Portolan ve dünya hari-
diğim izlenimi anmak istiyorum220: 16. yüzyıl
talarının doğuşuna ilişkin Avrupa’da hakim
Avrupalı kartografların, Ptoleme adı altın-
olan görüşler nedeniyle bu soruya, kartograf-
da tedavülde bulunan dünya haritalarının
ya tarih yazıcılığının durumu, Arap-İslam kül-
temel boyutlarında yaptıkları düzeltmeler
tür dünyası haritalarının yaptığı etkiyi dikkate
ne çizelgelerden alınan ve daha iyi görünen
almaya imkan vermediği sürece, ikna edici bir
koordinatlar üzerine yapılmış, ne de bizzat
yanıt beklenemezdi. Durumu daha da zorlaş-
gerçekleştirmiş oldukları ölçümlerle elde
tıran husus ise, İslam dünyasında matema-
ettikleri koordinatlara dayanmaktadır. Sözü
tiksel coğrafyanın ne kadar büyük bir ilerle-
geçen düzeltmeler, Arap-İslam kültür dün-
me gösterdiği hakkında hemen hemen hiçbir
yasından yeniden gelen ve daha iyi oldukları
şeyin bilinmemesiydi. Halbuki bu, Avrupa
görünen haritaların alınıp benimsenmesinin
haritalarının temelini oluşturan veya o hari- bir sonucudur. Benim şu ana kadar edin-
taları kaplayan derece ağları ile ilgili bütün diğim bilgiye göre J. Kepler, yaygın harita-
soruların anahtarı demekti218. lardaki Akdeniz çizimiyle kendi eli altında
bulunan çizelgelerdeki yerlerin koordinatları
arasında belirli bir uyum sağlamaya çalışan
214 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 119.
215 a.e., Cilt 11, s. 108-109.
ilk kişidir. Bildiğimiz kadarıyla bu çabaların
216 a.e., Cilt 11, s. 80.
217 a.e., Cilt 11, s. 104-107. 219 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 111.
218 a.e., Cilt 11, s. 108. 220 a.e., Cilt 11, s. 116.
G İ R İ Ş 123

meyveleri bir dünya haritası ve açıklayıcı Ancak Avrupalı bilginlerin İslam dünyasıyla
giriş eşliğindeki coğrafi yerler çizelgesidir. gittikçe artan temasları sonucunda, 17. yüz-
Kepler’in çizeceğini bildirdiği, fakat gerçek- yılın ortalarından hemen kısa bir süre önce,
leştiremediği harita, Nürnbergli arkadaşı Avrupa’da ortaya çıkan Asya haritaları yüksek
Ph. Eckebrecht tarafından tamamlanmış ve bir kalite kazanmaya başlamıştır. Buna, doğu
1630 yılında yayınlanmıştır. Onun haritasın- ülkelerinden getirilen veya üretildikleri yerde
da, Hindistan’ın güney ucunun Akdeniz’in değerlendirilen haritaların doğduğu yerlerin
batı kıyısından mesafesi, Akdeniz’in büyük adlarının gittikçe artan bir ölçüde zikredilme-
ekseninin boyutu, Afrika’nın doğu kıyısı si de ek olarak anılabilir. Bu bağlamda bence,
ile Sumatra’nın ekvatordaki batı kıyısı ara- Adam Olearius (1599-1671) tarafından getiri-
sındaki mesafe gibi, Eski Dünyanın temel len İran haritası bir tür kilometre taşı önemi-
boyutları, öncüleri olan Gastaldi, Ortelius ve ne sahiptir. Arapça bilen Gottroplu bu bilgin,
Mercator’un haritalarındaki boyutlarla ben- Otto Brügmann’ın yönettiği bir delegasyonun
zerlik göstermektedir. Kartografyadaki yeni- Rusya üzerinden İran’a yaptığı ticari bir seya-
liği sadece batı Akdeniz havzası ile alakalı- hate katılmıştı.
dır221. 22 Ekim 1636’dan 1 Ağustos 1639 yılına
Kepler bize oldukça heterojen coğrafi yer kadar süren seyahatin notları, 1647 yılın-
çizelgesi bıraktı. Bu çizelgede o, Ptoleme da harita ile birlikte yayınlandı224. Leipzig
değerleriyle Arap coğrafyacıların Akdeniz’in Üniversitesi’ndeki meslektaşlarının bu hari-
boylamında gerçekleştirdikleri 10° lik bir ta hakkındaki tepkileri şöyleydi: O bununla
kısaltmanın sonucu olan değerler arasında «bütün coğrafyacıların şimdiye kadar sahip
bir uyum sağlamaya çalışmıştır. Sonuç olarak oldukları tasavvurun»225 aksine hareket edi-
şunu görmekteyiz: Doğu Akdeniz havzası yor. Bu meslektaşları, «onun neden İran
onun çizelgesinde ve haritasında Ptoleme topraklarının ve özellikle Hazar Denizi’nin
de olduğu gibi 10° daha büyüktür, batı hav- çiziminde, Ptoleme, Strabone ve Dionysio
zasının boylamı ise 10° lik bir küçültmey- Alexandrino gibi dünyaca ünlü coğrafyacılar-
le Arap-İslam kültür çevresinin en gelişmiş dan ayrıldığını anlamak istemiyorlardı»226.
haritalarıyla birebir örtüşmekte ve hemen Olearius’un Şirvān’ın başkenti Şamāḫa’daki
hemen gerçek değerlere ulaşmaktadır. Büyük ikametine dair anılarında aktardığı bilgiler
bir şans eseri olarak bu sakat Akdeniz çizimi sadece bu haritanın kökenine227 ilişkin olması
dikkate değer bir yayılma bulmadı222. bakımından değil, aynı zamanda genel kar-
1559-1561 tarihli Gastaldi haritalarının ardın- tografya tarihi açısından da çok öğreticidir.
dan, Avrupa’nın kuzey bölgeleri hariç, eski Olearius orada, bir Arap astronom ve teolog
dünyanın karakteristik parçalarının temel ile dostluk kurma fırsatı bulmuştu. Kendisini
boyutlarında ve kartografik formunda 17. Hicazlı el-Ḫalīl el-Müneccim olarak tanıtan
yüzyılın ortalarına kadar önemli sayılabilecek bu astronom, «hemen hemen bütün Asya’yı
gelişmeler kaydedilmemiştir. Ufak değişiklik-
ler dekoratif tarzdadır veya haritaların derece
ağında Afrika’nın batı kıyısının mekanik ola-
rak oraya buraya itilip çekilmesinden ibaret 224 Olearius: Vermehrte newe Beschreibung der Muscovi-
kalmıştır223. tischen und Persischen Reyse, Leipzig 1656 (Tekrarbasım:
The Islamic World in Foreign Travel Accounts serisi, Cilt
3-4, Frankfurt 1994).
225 a.e., s. 204; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 398.
221 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 121-122. 226 Olearius: Vermehrte newe Beschreibung, a.y., Vorrede
222 a.e., Cilt 11, s. 124. s. 8a; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 398.
223 a.e., Cilt 11, s. 117. 227 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 211.
124 G İ R İ Ş

ve bir de birçok parçaharita» kapsayan bir Avrupa’da, Asya bakımından alışılmış Eski
enlem-boylam çizelgesini Olearius’un kulla- Dünya’nın kartografik çizimi, ilk Fransız
nımına sunmuştu. Olearius, haritaların bir dünya atlasını hazırlayan Fransız saray hari-
bölümünü kendi kitabına eklediğine işaret tacısı Nicolas Sanson d’Abbéville (1600-1667)
ediyor228. O, ayrıca bize, seyahat yöneticisi O. sayesinde yeni unsurlar kazanmıştır. Eğer
Olearius tarafından Avrupa’da tanıtılan İran
Brügmann’ın, onu meşgul etmek için, İran ve
ve doğu Türkiye haritasını bir yana bırakacak
Türkiye haritalarını tek bir harita haline getir-
olursak, benim bildiğim kadarıyla Sanson,
mekle görevlendirdiğini söylemektedir229. Asya haritasını «el-İdrīsī’den ve diğer Arap
Olearius’un İran ve doğu Türkiye parça-hari- yazarlardan» oluşturduğunu ve Tatar ülke-
talarını birleştirmek suretiyle kazandığı ve sinin tasvirini (Sibirya), seyahatnamelere
yer adlarını Latin harfleriyle verdiği harita ve o dönemde hayatta bulunan farklı Arap
(kuzey kenarda) boylamı 62° den 108° ye yazarlara dayanarak yapılan haritalardan kıs-
ve enlemi 23° den 48° ye kadar olan coğrafi men aldığını en açık şekliyle dile getiren ilk
alanı enlemleri kapsamaktadır. Derece ağının Avrupalı kartograf olarak kalmaktadır231.
sıfır meridyeni Toledo’nun 28°30' batısında Sanson’un Asya ve dünya haritalarının değişik
bulunmaktadır. Haritada belirtilen şehirle- redaksiyonları bize, kısmî haritalarından daha
rin posizyonları, 7./13. yüzyılın 60’lı yılların- kesin bir ölçüde ve açıklıkta, onun zaman içe-
risinde kendisine ulaşan yeni örnekleri temel
da Merāġa Rasathanesi’nin kurulmasından
alarak yeni çizimlere nasıl ulaştığı hususunda
sonra ortaya çıkan, mesela Naṣīreddīn eṭ-
bizi aydınlığa kavuşturmaktadır. Bu izlenime
Ṭūsī’ninki gibi coğrafi çizelgelerdeki koor- herşeyden önce, onun 1650, 1651, 1654, 1659
dinatlarıyla karşılaştırıldığında, enlem ve ve 1669232 tarihli haritaları birbirleriyle karşı-
boylam derecelerinin biribirlerine uyduğu laştırıldığında ulaşılır. 1659 tarihli haritanın
görülür230. Bu bizde Merāġa Rasthanesi’nin önemi bana göre, bu haritanın, sıfır meridyeni
kurulmasından sonraki dönemden bir Arap- Toledo’nun 28°30‘ batısında bulunan derece
İslam haritasının karakteri hakkında net bir ağına göre ve Arap-İslam kültür dairesinde
tasavvur oluşturmaktadır: Bunlar derece ağı ulaşılan radikal boylam dereceleri tashih-
taşıyorlardı ve çok doğru haritalardı. Buna lerini göz önünde bulundurarak yapılan ilk
rağmen, Olearius’un Batı dünyasında erişile- Avrupalı harita olmasında yatmaktadır233.
Bu Asya haritasında, kendisinden beş yıl önce
bilir kıldığı o harita, benim tahminime göre,
tamamlanmış olan öncüsünün aksine orta-
bu bölgenin Arap-İslam kültür dünyasındaki
ya çıkan yeniliklerden bir tanesi de, Kızıl
kartografik çizimi bakımından oldukça başa- Deniz’in Avrupa haritalarında çoktan kaybol-
rılı bulunmakla birlikte ulaşılan en yüksek muş olan ʿAḳabe körfeziyle birlikte çizilmesi-
aşamayı temsil etmemektedir. Bu çok önemli dir. Yaklaşık bir asırdır bir kartografın diğe-
dokümanın kartografya tarihinde şimdiye dek rinden kopyaladığı Hazar Denizi’nin doğu-
hak ettiği dikkati çekmemiş olması gerçekten batı yönünde genişleyen kavun şeklindeki
çok üzücüdür. formu, burada bu denizin gerçekliğe hemen

228 Olearius: Vermehrte newe Beschreibung, a.y., s. 434. 231 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 117.
229 a.e., s. 434; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 400. 232 a.e., Cilt 12, s. 167, 186, 187, 188, 189.
230 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 402, 423-424. 233 a.e., Cilt 11, s. 120-121.
G İ R İ Ş 125

hemen uygun tasvirine yer vermektedir. kurulan Akademinin çalışmaları çerçevesin-


Üç Sibirya ve Orta Asya gölü, muhtemelen de gerçekleşti. Rasathanenin direktörü Jean
Baykal, Balḫaş ve Isık-Kul gölleri, bir arada Dominique Cassini (ö. 1712)’nin inisiyatifiyle
ilk defa bir Avrupa haritasında görülmekte- burada, matematiksel coğrafyada boylamları
dir. Ayrıca dağların ve ırmakların çok yeni bir bulmaya yönelik yeni bir unsur etkin oldu.
tablosu da ortaya çıkmaktadır234. İlk aşamada «çok daha büyük kara kütlele-
Bu haritaların sadece coğrafya tarihi açısın- rinin proporsiyonal kısaltılması veya değişti-
dan değil, aynı zamanda toponomik ve topog- rilmesiyle tüm dünya haritasını tashih etme-
rafik bir incelemeye tabi tutulması, Sanson’un ye» girişildi. Böylelikle astronomlar, Paris
kesinlikle Arap-İslam kökenli eski bir harita- Rasathanesi’nin batı kulesi zemininde anıtsal
yı model almış olması gerektiği tahmininde bir dünya haritası Planispère terrestre’i yaptı-
bulundurmaktadır. Topografik-toponomik lar. Bu harita Cassini’nin oğlu Jacques tara-
izler bizi, Sanson tarafından kullanılan örneğin fından 1694 veya 1696 yılında daha da düzel-
kuzey Asya açısından muhtemelen 5./11. yüz- tilmiş olarak Planispère terrestre suivant les
yılın ilk yarısına kadar uzanan bir kartografik nouvelles observations des astronomes adıyla
gelişimi yansıttığı sonucuna götürür. Burada yayınlandı236.
çok büyük bir ihtimalle, 6./12. yüzyıldan önce Bu haritadaki eski dünyada bulunan önem-
Sibirya’da ikamet eden Kimak Türkleri hari- li yerlerin koordinatlar tashih edilmiş boy-
tacıları söz konusudur. Yaptıkları çalışmalara lam derecelerini içeren Arapça yer koordi-
yönelik işaretleri el-İdrīsī’nin coğrafyasında nat çizelgelerindeki buralara ait değerlerle
ve haritalarında bulmaktayız235. karşılaştırıldığında, bazı ufak tefek kaypak-
Sanson’un önemli kartografik tasvirleriy- lıklar bir tarafa, Arap boylam derecelerinin
le Avrupa coğrafyasına taşıdığı yenilikle- Cassini haritasının boylam derecelerinden
re karşı büyük bir saygı duymakla beraber, çoğu zaman daha doğru olduğu görülür237.
onun bir saray coğrafyacısı olarak eli altında 17. yüzyılın sonlarına doğru Paris’te, Jüpiter
bulunan enlem ve boylam derecelerini yar- uydularının teleskopla gözlemlenmesiyle
gılayacak kesin bir kritere sahip olduğuna kazanılmış olan boylam derecelerinin yardı-
inanmıyorum. Muhtemelen o seçkisini bir mıyla dünya haritasını tashih etme çabaları
haritanın iyi ününe göre veya doğduğu yere başlamıştı. Bu projenin yürütülmesi uzunca
göre yapıyordu, bu esnada da tecrübeli bir bir zamana gereksinim duydu ve belki de
haritacının hassas sezisi yardımcı oluyordu. bugüne değin tam sonlandırılabilmiş değil-
Sanson’dan sonra, Avrupa kartografya tari- dir. Bu girişimin daha başlangıç aşamasında,
hinde, haritalar ile boylam ölçümleri ara- hatta 19. yüzyıl içlerine kadar, bazı durum-
sında doğrudan bir bağlantı kurularak ger- larda daha ileri tarihlerde bile, yeryüzünün
çek bir başarı sağlanmasına kadar yirmi yıl kartografik tasvirini tashih etmeye yönelik,
geçti. Bunu da, matematiksel coğrafyanın miras alınan haritaların boylam dereceleri-
önceki önemli gelişim basamaklarında oldu- ni proporsiyonal olarak kısaltma hedefi, en
ğu gibi, hedefe yönelik bir devlet desteği azından Arap-İslam kültür çevresinde yapıl-
sağladı. Bu desteğin sağlayıcısı XIV. Louis mış en yeni model haritalar bağlamında, tat-
idi ve bir rasathane ilavesiyle onun tarafından min edici bir sonuca götürmedi. Elde bulunan

234 Bkz. Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 118. 236 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 140; Cilt 12, s. 168.
235 a.e., Cilt 11, s. 118. 237 a.e., Cilt 11, s. 141-143.
126 G İ R İ Ş

örnekler göstermektedir ki, bu haritaların İngiliz kaptan W.H. Smyth tarafından ölçülen
boylam dereceleri, ilgili sıfır meridyeninden kıyı çizgilerinin mesafelerinin toplamı arasın-
hareketle göz önüne alındığına, 2° veya 3° da yapılan bir karşılaştırma ile elde etmişti.
daha büyüktürler. Fakat eğer boylam farkla- Yapılan hesaplamada, el-İdrīsī’nin ulaştığı
rı, Halep’le Semerkant veya Bağdat’la Delhi 1050 km. sonucu, Smyth’in ulaştığı 1041 km.
arasında olduğu gibi, modern haritalardaki- sonucuyla büyük ölçüde örtüşmekteydi240.
lerle karşılaştırılacak olursa, ya hemen hemen Buna şu açıklama eklenmelidir: Amari, Pīrī
kesin doğru oldukları ya da dakikalarla ifade Reʾīs’in241, el-İdrīsī’ye nispetle daha gelişmiş
edilebilecek ufak bazı sapmaların ortaya çık- bir tasvir ortaya koyan Sicilya haritasını henüz
tığı görülür. Ayrıca bu tashih çabaları uzunca tanıyamamıştı.
bir süre ülkelerdeki veya kıyılardaki önemli Paris Rasathanesi astronomlarının, bazı
bazı yerlerin pozisyonlarıyla sınırlı kaldı. Yine, noktalarda yeniden gözden geçirilen dünya
nesiller boyu yerinde yapılan çalışmalar sonu- haritasını, eski dünyanın bazı parçalarının
cunda elde edilen kıyı çizgilerinin ve ülkeler boylamda birkaç derece kısaltılması veya
çevrelerinin, çoğu durumda 20. yüzyıla kadar batıya doğru mümkün olabildiğince kaydırıl-
geçerliliğini koruduğu görülmektedir. Bu ması yoluyla düzeltme teşebbüsünden sonra,
bağlamda Sicilyalı arabist M. Amari’nin238 19. Paris Akademisi’nin genç üyesi Guillaume
yüzyılın ortalarında kendi vatanının kartogra- Delisle (1675-1726), sonuçları coğrafya tari-
fik olarak kavranması çalışmalarının durumu- hinde “kartografya reformu” olarak nitelene-
na ilişkin söylediklerine kulak vermek hayli cek faaliyeti devam ettirme ödevini üstlendi.
bilgi vericidir. O kendi zamanında «genel bir Şukadarı var ki onun ulaştığı başarı da, tıpkı
üçgenler zincirlemesine göre çizilmiş hiçbir öncülerinin ve çağdaşlarının çalışmalarında
Sicilya haritasının» olmadığı sonucuna varıp olduğu gibi, Arap-İslam kültür çevresindeki
böyle bir çalışmanın «zaman ve para» gerek- muazzam ön çalışmaların tam bir bilgisiz-
tirdiğini, defalarca başlatıldığını fakat vazge- liği içerisinde değerlendirilmiştir. Bildiğim
çildiğini söylemişti. Arap-İslam haritaları ve koordinat çizelgeleri
Amari kabul edilebilir bir Sicilya haritası ışığında, bir yan alanda, Delisle’in bu hari-
çizme çabasında, adanın el-İdrīsī’nin kitabın- talara ne derece bağımlı kalmak zorunda
da bulunan şimdiye kadarki tek küçük boylu olduğu sorusunun ardına düştüm. İncelenen
kopya olarak günümüze ulaşan parçaharitaya harita malzemesi İran’ı, Hazar Denizi’ni,
ve kendi zamanının “en az yanlış” haritasının Kafkasya’yı ve Aral Denizi’ni kapsamakta-
çevre şekline dayanmış ve bu haritaya el- dır. Delisle’in bu bölge haritalarının bazıları
İdrīsī’nin kitabındaki topografik niteliklerini şaşırtıcı bir doğruluk göstermektedir. Mesela
ve uzaklık verilerini taşımıştı239. el-İdrīsī’nin onun 1724 tarihli İran haritası, bu mükemmel
sunduğu verilerin doğruluk derecesini ve çizime katkısının ne büyüklükte olabileceğini
onun verdiği kıyı noktaları arasındaki uzun- açıklamak için iyi bir örnekdir. Kim bu harita-
luk farkları toplamıyla 1814-1824 yıllarında ları daha yakından inceleyecek, Gastaldi’nin
ve ardıllarının ya da Delisle’in daha erken
238 Dufour, A.H. ve Amari, M.: Carte comparée de la Si- dönem haritalarıyla karşılaştıracak olursa,
cile moderne avec la Sicile au XIIe siècle d’après Édrisi
et d’autres géographes arabes. Notice par M. Amari, Paris kendi kendine şu soruyu soracaktır: Nasıl
1859, s. 20 (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt, 5,
s. 63-111, özellikle s. 80) ; Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 35 240 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 35.
239 Harita için bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 26. 241 a.e., Cilt 12, s. 88.
G İ R İ Ş 127

oldu da o birkaç yıl içerisinde bu İran harita- yaklaşık 50 adet yer ile karşılaştırılmasında
sını meydana getirebildi? 10 ila 20 kat geniş- görüyorum. Bu karşılaştırmanın, üç yıl önce
letilmiş topografisiyle, gelişmiş hidrograf- yayınlanan kitabımda243 detaylı şekilde ortaya
yasıyla, çok daha iyi hale getirilmiş Hazar koyduğum sonucu beni şu kanaate götürdü:
Denizi çizimiyle ve de Hint Yarımadası’nın Delisle yerel bir İran haritasının derece ağını
kuzeydeki sınırlarına dek İran Körfezi ile ayrıca içeriğini enlem dereceleri şöyle dursun,
Arap Denizi kıyıları tasviriyle bu harita göz boylam derecelerini de, hiç bir proporsiyonal
kamaştırmaktadır. Ayrıca, bu İran harita- kısaltmaya gitmeden olduğu gibi Fransızca
sındaki yaklaşık 600 yerin -bunlar arasında radaksiyona aktarmış olmalıdır. Böylece
hiç de önemli olmayan köyler, termal sular, onun haritası, kendisine modellik eden, anla-
kervansaraylar, köprüler, geçitler, kaleler vb. şıldığı kadarıyla o zamana kadar İran’ın ve
bulunmaktadır- pozisyonunun derece ağın- Hazar Denizi’nin kartografik tasvirinde en
da, enlem ve boylam derecelerinin –eğer bu yüksek gelişim basamağını ortaya koyan bir
yerler hâlâ mevcut ise yani modern atlaslarda Arap-Fars haritasının Fransızca çevirisi ola-
yer bulmuşlarsa– minimal sapmalarıyla ger- rak görülebilir. Çok büyük bir ihtimalle oriji-
çeklikle bu denli kesin örtüşmesi sebebiyle nal harita 16. yüzyıldandır.
Bu sonuç yine onun adını taşıyan Karadeniz244,
hayret daha da büyümektedir. Bu durumda şu
Hazar Denizi245, ve Kafkasya246 haritaları için
soru kendiliğinden sorulur: Delisle, Paris’de
de geçerlidir. Bu haritalar için daha önce
bulunan atölyesinde nasıl oldu da İran hari-
adı geçen kitabıma işaret etmekle yetiniyo-
tasındaki bu yüzlerce yerin ve kıyı çizgileri-
rum. Yalnız Karadeniz haritası konusunda
nin hemen hemen tam doğru coğrafi pozis-
şu belirtilmelidir: Delisle yer yer, bu harita-
yonlarını elde edebildi? Düşünülebilecek tek
yı, Jean-Baptiste Fabre tarafından Paris’e
şey şudur: 1724 yılında yayınlanan bu harita,
getirilen ve İstanbul’da son derece değer
matematiksel coğrafya temelinde o bölgenin verilen el yazması bir haritayı örnek alarak
yüzlerce yıldır yürütülen bir kartografyası- yaptığına bizzat işaret etmektedir247. Paris’e
nın en yüksek noktasını yansıtan bir örneğe gelen ve Delisle tarafından örnek alınan
dayanılarak sağlanmıştır. İslam dünyasından Karadeniz haritasının bir Osmanlı-Türk kop-
çıkan, Giacomo Gastaldi (1559-61), Nicolas yası, bir talih eseri olarak günümüze ulaş-
Sanson (1655) ve Adam Olearius (1637) tara- mıştır248. Bu haritanın boylam ve enlem ska-
fından Avrupa dillerinde ulaşılabilir kıldıkları laları, Osmanlılar zamanında Karadeniz’in
İran haritaları Delisle’in haritasına model çiziminde büyük bir doğruluğa ulaşıldığını
teşkil etmekte yeterli olamazlar. Bu harita ispatlamaktadır ve yine Delisle’in haritasın-
eski haritalarla olan apaşikar ortak noktalara
rağmen onlarla kıyas edilemeyecek zenginlik-
te bir içeriği, çok güçlü çapta genişletilmiş bir 243 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 413-423.

derece ağını ortaya koymaktadır242. 244 a.e., Cilt 10, s. 433-468.


245 a.e., Cilt 10, s. 468-508.
Bu soruyu yanıtlamak için en uygun yar- 246 a.e., Cilt 10, s. 424-433.
dımcı aracı, haritanın derece ağının, Arap- 247 Delisle, G.: Détermination géographique de la situation

Fars çizelgelerinde bulunan ve sıfır merid- et de l’étendue des différentes parties de la terre, Histoire
de l’Académie Royale des Sciences année 1720 içerisinde.
yenleri Toledo’nun 28°30' batısından geçen Paris 1722, s. 365-384, özellikle s. 381; Sezgin, F.: a.e., Cilt
10, s. 448.
242 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 149-150. 248 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 234.
128 G İ R İ Ş

da vurguladığı denizin derecelere göre tam görünen haritaları, yeni astronomik yöntem-
ölçümleri, eldeki Osmanlı kopyasındakiyle lerle ve yardımcı araçlarla elde edilmiş koor-
tamamen örtüşmektedir249. dinatlar esasına göre şekillendirilmiş değil-
17. yüzyıldan 18. yüzyıla geçiş aralığında, lerdir, daha ziyade haritacılar ya kendilerine
kadim dünyanın eskimiş kartografik tasvirleri- model teşkil eden haritaları kopya etmişlerdir
ni daha doğru haritalarla değiştirmeye yönelik ya da değişik zamanlardan gelen, birbirle-
çabalardan birisi olarak, –kendisinden daha rinden farklılık gösteren haritaları bir araya
genç çağdaşı Chr. Gottlieb Jöcher250 (1694- getirmişlerdir. Olağanüstü üretici bir hari-
1758)’in ifadeleriyle–, «farklı İran, Filistin vb. tacı olan Homann, bizzat verdiği bilgilere
haritalarını tanıtmış olan» Hollandalı oryan- göre İran haritasını Olearius, Tavernier ve
talist Adrian Reland (1676-1718)’ın İran hari- Reland’ın eserlerini ve daha genç yazarları
tası anılmalıdır. Onun gün yüzüne çıkan İran göz önünde bulundurarak çizmiştir.
haritasının251 başlığı şöyledir252: «İran devle- Bu haritanın255 toponomik, topografik ve kon-
tinin en büyük Arap ve Fars coğrafyacıların figüratif tarzdaki kendine özgü nitelikleri bir
eserlerinden alınmış çizimidir – yapan Adrian yana bırakılarak burada, tuhaf karakterli dere-
Reland». Kendi ifadeleri göz önünde tutula- ce ağına işaret etmek istiyorum. Görünen o ki
rak denilebilir ki, Reland’ın katkısı, eli altında bu ağ, Homann’ın değişik derece ağlı örnek-
bulunan orijinal dilindeki bir haritayı –belki leri kullanmasıyla doğmuştur. Onun iki örne-
bazı değişikliklerle– Latince’ye çevirmiş veya ği, Olearius ve Reland haritaları, Toledo’nun
Latince harflere aktarmış olmasından ibaret- 28°30' batısından geçen sıfır meridyenine
tir. Onun İran haritası, 13. yüzyıldan 16. yüz- sahiplerdi ki buna göre Akdeniz’in doğu
yıla kadar devam eden Arap-Fars kartografi
kıyısı 70°, Bağdat 80° ve Hazar Denizi’nin
okulunun, sıfır meridyeni Toledo’nun 28°30'
batı kıyısı 85° dir. Daha önce defalarca dile
batısından geçen gelişmiş bir İran haritasının
getirildiği üzere, bu derece ağı, el-Meʾmūn
kendisine temel teşkil ettiğini kanıtlamakta-
coğrafyacılarının 3./9. yüzyılın ilk yarısında
dır. Reland’ın bu haritasının, Delisle’in İran
yaptıkları dünya haritasının derece ağı kar-
haritasına oranla, bu bölgenin kartografik
şısında, boylamda yaklaşık 10° lik bir tashi-
tasvirinin daha erken bir gelişim döneminde
hin yapıldığını göstermektedir. el-Meʾmūn
ortaya çıktığı anlaşılıyor253.
haritasındaki derece ağında Akdeniz’in doğu
Asya bölgelerinin Arap-İslam kültür dünya-
kıyısı 60°, Bağdat 70° ve Hazar Denizi’nin batı
sında doğan kartografik tasvirler grubu içeri-
kıyısı 75° dir. Buradan anlaşılır ki el-Meʾmūn
sinde yer alan ve Avrupa’da erişilebilir duru-
haritasında ve Homann haritasında adı geçen
ma gelen J. Baptist Homann (1163-1724)’ın
önemli noktalar arasındaki boylam farkları
İran haritası254, şu durum için oldukça ilginç
bir örnektir: O dönemin derece ağı altında aynıdır. Akdeniz’in doğu-batı ekseninin yak-
laşık 54° olduğu Homann haritasını256 biraz
249 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 448-449. daha yakından inceleyecek olursak bu durum
250 Allgemeines Gelehrten-Lexicon. Dritter Theil, Leipzig daha da belirginleşir. Böylece el-Meʾmūn
1751 (Tekrarbasım: Hildesheim 1961), Sp. 2002-2004.
251 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 214. coğrafyacılarının haritasındaki yaklaşık 53°
252 Orijinal haliyle: Imperii persici delineatio ex scriptis
potissimum geographicis arabum et persarum tentata ab 254 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 216.
Adriano Relando, krş. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 407. 255 a.e., Cilt 10, s. 407 ff.
253 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 407. 256 a.e., Cilt 12, s. 205.
G İ R İ Ş 129

ile örtüşmektedir257. Bundan çıkan sonuç, olmuştur261. Emmanuel Bowen (1738’den


Homann’ın ne Akdeniz’in Arap-İslam kültür sonra)262 ve James Rennel (1793)263 gibi Batılı
çevresinde 44° ye indirgenen boylamından ne bazı coğrafyacılar ve kartograflar ise bu hari-
de 1700’den itibaren Fransız astronomların tayı yerli bir Hint-Osmanlı-Türk haritası diye
ulaştıkları 42° lik tashihten haberi vardır. tanıyarak kullanmışlardır.
Homann’ın haritasında görüldüğü üzere Osmanlıların kartografik tasvirde ve kendi
İran’daki şehirler arası boylam farkları da hakimiyetlerinde bulunan bölgelerin matema-
el-Meʾmūn coğrafyacılarının dünya harita- tiksel olarak kapsanmasında 15. yüzyıldan iti-
larıyla olan bir bağlantıyı göstermektedir. baren çok büyük gelişmeler kaydetmesinden
Homann’ın Olearius’un haritasını kendi İran sonra, 1732 yılında bir Osmanlı haritacısının
haritası için model olarak kullandığına ilişkin Transoksanya ile birlikte Hazar Denizi’nin
daha önceki tahminimden ayrılarak, bugün doğu kıyısı ve buralara bağlı bölgelerin harita-
şu izlenime sahip bulunuyorum: Yaklaşık 40 sını, hiç çekinmeden Avrupalı bir haritacının
yıl boyunca Türkiye’yi, İran’ı ve Hindistan’ı atlasından alması, bunu yaparken o kartog-
gezen Fransız bilgini Jean-Baptiste Tavernier rafik çizimin geçip giden yüzyıllar boyun-
(1605-1689) tarafından Avrupa’da erişilebilir ca İslam dünyasında yapılmış ve işlenmiş
kılınan İran haritası Homann’ın temel modeli
modellere dayandığı konusunda hiçbir bilgi-
olmuştur. Tavernier tarafından Les six voya-
nin olmaması, kartografya tarihinin en dikka-
ges en Turqui, en Perse et aux Indes258 isimli
te değer olaylarından birisidir. Görünen o ki,
eserinde kaydedilen 130 yerin koordinatları,
Avrupalıların kartografya dalında kaydettikle-
onun sadece el-Meʾmūn ve el-Meʾmūn son-
ri ilerlemelerden, yeryüzünün yeni keşfedilen
rası Kanarya Adaları’ndan itibaren sırala-
yerlerinin tasvirlerinden ve kartografik miras-
nan koordinatları bildiğini ve sonraki dönem
la olan yoğun uğraşılarından Osmanlıların
Arap-İslam bilginleri tarafından tashih edilen
gözleri kamaşmıştı. Osmanlılar, Avrupalılar
boylam derecelerinden ise haberdar olmadı-
ğını göstermektedir259. tarafından son yüzyıllarda yapılan haritaların
Homann’ın İran haritası, bana göre, genel hangi zayıf noktalarının olduğuna hükmede-
olarak Olearius ve Reland’ın haritalarıyla cek durumda değillerdi ve Avrupalıların Orta,
karşılaştırıldığında bir gerilemedir ve sadece Kuzey ve Kuzeydoğu Asya konusunda sahip
Hazar Denizi’ni –muhtemelen Tavernier’nin oldukları bilgilerin hâlâ büyük eksikler içerdi-
aracılığıyla – dikkat çekici, daha iyi bir form- ğini ve bu çalışmalarında önceden olduğu gibi
da bize iletmektedir, fakat çok kısa bir süre 261 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 411-412; Cilt 12, s. 104.
sonra, hatta birkaç yıl gibi kısa bir süre içe- 262 Map of Turky, Little Tartary, and the Countries between
risinde Türkçe’ye çevirilecek ve 1141/1729 the Euxine and Caspian Seas isimli haritasının sol kenarın-
yılında İstanbul’da bu versiyonuyla basılacak da bulunan lejanttan öğrendiğimiz kadarıyla (Bkz. Sezgin,
F.: a.e., Cilt 12, s. 225) tasvir edilen bölgelerin redaksiyo-
kadar büyük bir şöhrete kavuşmuştur260. nunda birçok haritanın yanı sıra 1729 yılında İstanbul’da
Benim izlenimime göre bu, Hacı Halife basılmış olan İran haritasını kullanmıştır (Bkz. Sezgin, F.:
(1732)’nin Cihānnumā’sına eklenen Trans- a.e., Cilt 10, s. 455-456).
263 Memoir of a map of Hindoostan or the Mogul Empi-
oksanya bölge haritasının da örneği re isimli çalışmasına, Second part, Londra 1793 (Tek-
rarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 261), Gucerāt
257 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 410-411. (Gujerat)’ta bulunan bir ırmak bağlamında şöyle yazmak-
258 Paris 1679, Cilt 1, s. 390. tadır: «I found the same name in a map of Persia, drawn
259 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 409. and engraved at Constantinople, in the year 1729» (Bkz.
260 a.e., Cilt 12, s. 217. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 618).
130 G İ R İ Ş

hâlâ Arap-İslam kültür çevresinin başarılı 1726’da yayınlandı267. Özgürlüğe kavuşma-


çalışmalarına dayanmak zorunda olduklarını sından sonra Strahlenberg, memleketinde
bilmiyorlardı264. 1726’da Ebū el-Ġāzī’nin bu kitabının çeviri-
İki Kuzey Asya haritası Homann’ın İran hari- sine bir Önhaber (Vorbericht) ve ayrıca Das
tasının ortaya çıktığı sırada Arap-İslam kültür Nord- und Oestliche Theil von Europa und
dairesinden Avrupa’ya ulaştı ve Fransızca’ya Asia (1730) adıyla bir kitap ve kendisinin adını
çevirilerek yayıldı. Bunlar, Sibirya dışında taşıyan bir Asya haritası (1730) yayınladı.
güneyde 25° ye kadar uzanıp Asya’yı da içine Bu haritanın Almanca redaksiyonuna ilişkin
açıklamaları, kısmen muğlak kısmen de yanıl-
almamış, Karadeniz’in, Hazar Denizi’nin,
tıcıdır, bunun sonucu olarak okuyucu olayın
Aral Gölü’nün ve Transoksanya’nın ırmaklar
gerçek bilgisine sahip olamamaktadır. Bunun
sistemini bizim bildiğimiz, gerçeğe hemen
yerine okuyucuda, sanki Strahlenberg’in, o iki
hemen tam yakın en eski haritalarını içerme-
Asya haritasını esaretinin ilk dört veya yedi
miş olsaydı, en eski Sibirya haritaları olarak yılında (1711-1715 veya 1718 yılları arasında)
adlandırılabilirdi. Bu iki harita da Ebū el- Tobolsk’da bizzat kendisinin yaptığı izlenimi
Ġāzī Bahādur Ḫān (1012-1074/1603-1663)’ın doğmaktadır268.
Türk soyuna ve boylarına dair kaleme aldığı İki haritanın daha eski olanı Moğol istilası
kitabının265 bir parçası olarak Türkistan’dan döneminde yapılan Kuzey Asya tasviri ola-
Tobolsk’a yollarını bulmuşlardı. Kitap, orada rak nitelendirilmektedir ve Fransızca çevi-
1710 yılında Rus esaretine düşerek 1711 ride şu başlığı taşımaktadır: Carte de l’Asie
yılında Sibiryaya sürgün edilen İsveçli subay Septentrionale Dans l’Estat où Elle s’est
Philipp Johann Strahlenberg (d. 1676)’in dik- trouvée du temps de la grande Invasion
katini çekmişti. Bu kitabı Sibirya Tatarlarının, des Tartares dans l’Asie Meridionale sous
Agun Asbackewitz (Aḫund Özbekoğlu?) la Conduite de Zingis-Chan pour servir à
isimli imamlarının yanında görmüştü. Bu kişi, l’Histoire Genéalogique des Tatares269.
eseri Özbek delegelerden almış ve onlara ait Daha yeni olanın başlığı şöyledir: Carte
dokümanlar içerisinde muhafaza etmişti266. Nouvelle de l’Asie Septentrionale dressée
Sur des Observations Authentiques et Toutes
Strahlenberg yanındaki diğer tutsak Peter
Nouvelles270. Her iki harita da derece ağı taşı-
Schönström ile birlikte bu kitabı Rusça üze-
maktadır ve böylelikle Arap-İslam kökenli
rinden Almanca’ya çevirmişti. Kitabın ünü
oldukları konusunda bize ve de derece ağla-
Avrupalı coğrafyacılar çevresinde o kadar
rının coğrafi yer çizelgeleriyle karşılaştırıl-
hızlı ve genişleyerek yayılmıştı ki, Almanca ması suretiyle tarihlendirme konusunda çok
çeviri, Strahlenberg’in 1715-1718 yılları ara- sağlam bir dayanak kazanmamıza yardımcı
sından Almanca redaksiyonda ilettiği harita- olmaktadır. Koordinatların karşılaştırma-
larla birlikte anonim bir Fransızca çeviride sı ise, burada Arap-İslam kültür dünyasının
264 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 412.
265 Fransızca çeviri Histoire généalogique des Tatares, 2
Cilt, Leiden 1726; Fransızca çeviriyle birlikte metin Baron
Desmaisons tarafından yayınlanmıştır, Histoire des Mo- 267 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 378.
gols et des Tatares, 2 Cilt, Petersburg 1871, 1874 (Tekrar- 268 a.e., Cilt 10, s. 380.
basım: Islamic Geography serisi Cilt 225-226). 269 a.e., Cilt 12, s. 173.
266 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 379. 270 a.e., Cilt 12, s. 201.
G İ R İ Ş 131

en önemli iki kartografik dokümanıyla karşı tografik tasvirindeki bildiğimiz gelişimle tam
karşıya olduğumuza ilişkin asla çürütüle- bir uyum içinde bulunmakta ve çok önemli
mez deliller vermektedir. Araştırmalar bizi bir boşluğu doldurmaktadır. İkinci haritaya
o haritalardan eski olanını 7./13. veya 8./14. gelince, bütün yeni unsurlarıyla 16. yüzyıl
yüzyıl, yeni olanını ise 10./16. yüzyıl olarak Arap-İslam kartografyasının olağanüstü bir
tarihlendirmeye götürmektedir. Kıyı çizgi- dokümanı olarak ortaya çıkmaktadır.
leriyle, nehir sistemleriyle, diğer topografik Bu iki Kuzey ve Orta Asya haritalarına dair
ve toponomik unsurlarıyla ve aynı zamanda mülahazalarımı, Arap-İslam coğrafya tarihi
derece ağı ile bu haritalar bizim şimdiye alanında kendisine önemli çalışmalar borçlu
kadar ifade ettiğimiz şu düşünceyi destekle- olduğumuz büyük Rus arabist W. Barthold273
mektedir: Kuzey ve Orta Asya’nın kartogra- (1869-1930)’un Hazar bölgesinin 18. yüzyılın
fik tasvirinin erken dönem gelişimi, tıpkı el- ilk yarısındaki kartografik tasvirine ilişkin
Meʾmūn coğrafyasına nispetle el-İdrīsī (548- bir görüşüyle bitiriyorum. Barthold büyük
1154)’nin dünya haritasında ve parça-harita- bir saygı ve takdirle, Arap-İslam kültür çev-
larında görüldüğü üzere, bunu daha da aşarak resinin coğrafya tarihindeki rolünü dile
ilerlemeye devam etmiştir. Bu geç dönem getirmekte ve şu şekilde devam etmekte-
gelişim evresinde, el-İdrīsī haritasında çok dir: «Bazı Arap haritaları daha Orta Çağ’da
kabaca ortaya konulan göllerin ve ırmakların Avrupalılar tarafından kullanılmıştır. Arap
Kuzey Okyanus’a ulaştığı noktaların enlem ve coğrafyacılarının bazı eserleri XVII. yüzyıl-
boylamları bu iki haritamızda gerçeğe yakın da bile Latince’ye çevirilmiş halde yayın-
değerlere yaklaşmıştır. Asya’nın iki iç deni- lanmıştır. Buna rağmen Arapların Hazar
zinin yani Hazar Denizi’nin ve Karadeniz’in Denizi’ne, Aral Gölü’ne, Seyhun ve Ceyhun'a
tasvirleri, el-İdrīsī’nin dünya haritasındaki dair aktardıkları detaylı ve kesin haberler
çevre çizgileriyle karşılaştırıldığında dikkate Avrupa bilimine hiç bir etkide bulunmamıştır.
değer bir kesinliğe ulaştığı görülür. Bu iki Batı Avrupa 800 yıl önce Araplardan öğre-
önemli su havzası, enlemleri, boylamları ve nebileceklerini, XVIII. Yüzyılda Ruslar’dan
birbirlerine olan mesafeleriyle derece ağın- öğrendi. 1697 yılında Remezof tarafından
da hemen hemen gerçekliğe uygun boyutlar yapılan haritada Aral Gölü (More Aralsko)
kazanmıştır. Yine bu haritalar bize, Ortelius ilk defa Hazar Denizi’nden tamamen bağım-
ve Mercator’dan beri Avrupa’da yapılan hari- sız, “Amun-Darja” (Amu-Derya, Oxus)’nın,
taların Arap-İslam temellerinin izlerine ula- “Syrt” (Sir-Derya, Jaxartes)’ın ve diğer bir-
şabilmede başka dayanak noktaları vermek- çok küçük nehrin döküldüğü bir iç deniz
tedir271. Asya kartografyası bağlamında ayrın- olarak resmedilmiştir. Bahsi geçen bölgenin
tılı bir şekilde ele aldığım272 bu iki haritadan
273 von Voth, H.: Nachrichten über den Aral-See und den
daha eski olanı 13.-14. yüzyılın eseri olarak unteren Lauf des Amu-darja von den ältesten Zeiten bis
Akdeniz’in, Afrika’nın yarımada yapısının, zum XVII. Jahrhundert. Deutsche Ausgabe mit Berichti-
gungen und Ergänzungen vom Verfasser. Nach dem rus-
Güney Asya’nın ve Hint Okyanusu’nun kar- sischen Original übersetzt, Leipzig 1910, Bkz. Vorwort s.
VI-VII (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 100,
271 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 396. s. 245-336, özellikle 248-249); Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s.
272 a.e., Cilt 10, s. 376-396. 344-345.
132 G İ R İ Ş

coğrafi ve fiziki şartlarına ilişkin daha ayrıntılı şim basamaklarını temsil eden zaman dilim-
haberler Rusya’da XVIII. yüzyılın başında lerinden ulaşmıştır. Ellerinin altında bulunan
toplanmış ve Büyük Peter tarafından kısmen haritaları model olarak kullanan Avrupalı
şahsen (1717 yılındaki Paris ikameti esna- haritacılar bunların kesinliklerine ilişkin hiç
sında) kısmen de mektup yoluyla Fransız bir kritere sahip değillerdi. Hazar Denizi’nin
saray coğrafyacısı Delisle’e bildirilmiştir. daha eski ve daha doğru tasvirleri 16. yüz-
Delisle’in 1723 tarihli haritasında Aral Gölü yıldan itibaren, yani Ptoleme Coğrafyası’nın
ilk defa bu adıyla anıldı, her ne kadar Yunan basılı Latince çevirisinin yaygınlaşmasından
Basilios Batatzes bu göl hakkındaki ilk haberi sonra, bu eserdeki gerçek dışı tasvirlerin lehi-
Avrupa’ya kendisinin getirdiğini ve bu yolla ne, gittikçe unutulmaya yüz tutmuş oldukları
1732 yılında Londra’da büyük bir sansasyon görünüyor274.
uyandırdığını iddia etmiş olsa bile. Her halü- 17. ve 18. yüzyılda Jean Chardin, Melchisédec
karda XVIII. yüzyılın haritaları ispatlamak- Thévenot, Jean-Baptiste Tavernier, François
tadır ki, bu bölgenin coğrafi ve fiziki şartları Pétis de la Croix ve aynı adı taşıyan oğlu,
hakkında hâlâ çok açık olmayan bir tasavvur François Bernier, Jean-Baptiste Fabre,
bulunmaktadır ve Yunan coğrafyacıların iddi- William Kirkpatrick veya James Rennel gibi
alarının kurtarılabilecek kadarını kurtarmaya seyyah bilginler tarafından Avrupa’ya getiri-
girişilmiştir. Hatta Delisle Aral Gölü’nden len haritaları ayrıntılı olarak incelemek yeri-
bir ırmağı Hazar Denizi’nin kuzey bölgesine ne, Avrupalı haritacıların ellerine geçen hari-
doğru “ancien cours de la rivière Sir”olarak ta materyalini ve koordinat çizelgelerini ola-
götürür». bildiğince iyi bir şekilde kullanma çabalarını
Bu bilgilerin ve zengin açıklamaların iki nok- gösteren çok yatkın iki örnekle yetiniyorum.
tasında, bugünkü daha uygun koşullar saye- İlk örnek daha önce dile getirilen İngiliz
sinde, Barthold’dan daha farklı görüşlere ula- haritacı Emmanuel Bowen (1738’den
şıyorum. Birinci nokta: Ben, Arap coğrafyası- sonra)’ın Map of Turky, Little Tartary, and the
nın tasvirî açıklamalarından ziyade, haritaları Countries between the Euxine and Caspian
yoluyla ve sadece Hazar Denizi ve Aral Gölü Seas275 (1738’den sonra) isimli haritasının
bakımından değil, bilakis daha geniş çaplı sol kenarında bulunan lejanttır. Buradan
olarak Avrupa haritacılarını etkilediğinden anlaşıldığına göre o, değişik modellerden
ve böylelikle yeni bir çağın önünü açtığından biraraya getirdiği haritası için 1729 yılında
eminim. İkinci nokta: Hazar Denizi veya Aral İstanbul’da basılan Doğu Anadolu ve İran
Gölü bağlamında şimdiye kadar Rus bilginle- haritasının ve diğer haritaların yanı sıra şu
rin 18. yüzyılın ilk yarısındaki araştırmalarının haritaları kullanmıştır: Karadeniz kıyıları-
meyvesi olarak görünen şeyin aslında, 17. yüz- nın Asow Boğazından Tuna’nın kuzeydeki
yıl Avrupalı ve bu arada Rus kartograflarınca, dökülme noktasına kadar çizimini bir Türk
Arap-İslam coğrafyacılarının çalışmalarının haritasından almıştır, ....Dicle nehrini ve
yeniden tanınmaları olduğu gerçeği ortaya
çıkıyor. Birinci noktada dikkat edilmesi gere-
ken, özellikle Hazar Denizi bakımından, doğu-
batı etkilemesinin devamsız ve tesadüflere
bağlı kalmış olmasıdır. İslam kartografyasının
ürünleri Avrupalı kartograflara, değişik geli- 274 Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 345.
275 a.e., Cilt 10, s. 455; Cilt 12, s. 225.
G İ R İ Ş 133

Basra civarındaki bazı parçaları Thévenot’un ou Mer Rouge adlı haritanın kuzey bölümü-
seyahatnamesine276 ekli bir Arap haritasın- nü çizmekte kullanmıştır. Burada anılmaya
dan277 almıştır. Hemen hemen birbiriyle bir- değer nokta, d’Anville’in, Süveyş ve ʿAḳabe
leşik gösterilen Van ve Urmiye (Lake Shahi) körfezlerinin tasvirini bu Türk haritasın-
göllerini G. Delisle'den (ki onun Gürcistan dan aldığına işaret etmesidir. Diğer birçok
haritasını kullanıyordu) almaktan kaçınmayı şeyin yanında, kuzeyden ʿAḳabe körfezine
tercih ediyor, zira Delisle bu gölleri birbirine bir çıkıntı yapan (gerçekte mevcut olmayan)
yaslanmış göstermesine ilişkin herhangi bir ve bunun kuzey sonunu iki körfez halinde
otorite zikretmiyor. Bowen faydalandığı bazı bölen bir burunu da yine bu haritadan almış-
çağdaş haritaları da sayıyor. İkinci bir lejantta tır. Yani d’Anville 18. yüzyılın ikinci yarısın-
o koordinatları kaydetmiştir. Bunlar bir dizi da bile hâlâ, Suveyş ve ʿAḳabe körfezleri-
yerin, kendisinin daha yaşlı ve genç çağdaşla- nin ve Sina Yarımadası’nın çizimlerinin bu
rının gözlem sonuçları olarak verdiği veya İbn Osmanlı haritasında ne derece doğru oldu-
Yūnus, el-Baṭṭānī, Naṣīreddīn eṭ-Ṭūsī gibi ğu konusunda Paris’ten hüküm verebile-
coğrafyacıların Arap çizelgelerinden alın- cek durumda değildi281. Dolayısıyla, Avrupa
mış enlem dereceleridir. Arap çizelgelerin kartografyasında bu hatayı tashih etmek
boylam derecelerini, el-Baṭṭānī’nin verdiği için asgari yarım yüzyıllık bir zamana ihtiyaç
bir bilgi hariç, almamıştır. Böyle yapmasının duyulmuş olması bizi şaşırtmamalıdır282.
sebebi muhtemelen, Arap çizelgelerin değişik 18. yüzyılın coğrafyacılarının en önemli iki
sıfır meridyenlerini nasıl kullanacağını bilme- şahsı D’Anville ve İngiliz James Rennel
mesidir278. (1742-1830), Arap-İslam öncülerinin başa-
İkinci örnek, meşhur Fransız coğrafyacı rılarına karşı büyük bir saygı duymuşlar ve
Jean-Baptiste Bourguignon d’Anville (1697- onları layıkıyla övmüşlerdir. Bu iki coğraf-
1782)’in tahminen 945-948/1538-1541 yılla- yacı sadece düzeltilmeleri gereken Asya ve
rı arasında çizilen bir Osmanlı-Türk ürünü Afrika haritalarına dair yaptıkları betimle-
Kızıldeniz haritasını kullanmasıdır. Bu yici açıklamalarında Arap-İslam kaynakla-
harita279 d’Anville’in sunumuna göre Kızıl rının tanıtımına, coğrafi koordinatlarına
Deniz’i kuzeyden Jeddah (Cidde)’a kadar ve diğer mesafe bilgilerine tam bir güven
tasvir etmektedir. d’Anville bu haritayı, duygusuyla dayanmakla kalmamışlar, aynı
Mémoires sur l’Egypte ancienne et moder- zamanda Arap-İslam kültür çevresinde
ne280 isimli eserine eklediği Golfe Arabique doğan ve çalışmaları esnasında fark ettikleri
haritaları da kullanmışlardır. Kaynakları ve
model alınan haritaları dile getirmek kar-
276 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 226. Söz konusu olan eser tografya tarihi içerisinde âdet değildir. Bu
şudur: Relation de divers voyages curieux, qui n’ont point
nedenle, daha 1755 yılında haritacı Robert
esté publiés et qu’on a traduits ou tirés des originaux des
voyageurs français, espagnols, allemands, portugais, an- de Vaugondy’nin283 meslektaşı d’Anville’in
glais, hollandais, persans, arabes et d’autres Orientaux,
le tout enrichi de figures et de cartes géographiques, Paris
1663-1667.
277 Sezgin, F.: a.e., Cilt 12, s. 236. 281 Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 417-419.
278 Bkz. a.e., Cilt 10, s. 455-457. 282 a.e., Cilt 11, s. 419.
279 a.e., Cilt 12, s. 317, kuzey tarafı. 283 Essais sur l’histoire de la géographie ou sur son ori-
280 Paris 1766 (Tekrarbasım: Islamic Geography serisi Cilt gine, ses progrès et son état actuel, Paris 1755, s. 385 ; Sez-
256), s. 276. gin, F.: a.e., Cilt 10, s. 457.
134 G İ R İ Ş

eski bir kusurunu ayıplaması aydınlatı- ki Pazar yerlerinde her iki kültür mensupları-
cıdır: «Türkiye’nin Asya’daki bölgesine ve nın kişisel temasları yoluyla gerçekleşmiştir.
İran devletine gelince, gerçekten d’Anville Bu konuda, 999 yılında II. Silvester lakabıyla
tarafından bu ülkeler hakkında Asya harita- papa seçilecek olan Aurillaclı Gerbert (d.
sının ilk bölümünde sunulan yeni bilgile- yaklaşık 950, ö. 1003)’e öncü rolü tanınmak-
ri sağlayan asıl orijinalleri görmek isterdik. tadır.
Onlar bir seyahatnameden beklenebilecek Onun adıyla ilişkilendirilen284 Arap rakam-
olanlardan çok farklı detaylar içerir. Bu ori- larının Avrupa’ya getirilmesi olayında, bu
jinallerin sunduğu topografi ancak, yerin- olayın ondan bağımsız olduğunu gösteren
de çizilmiş olup, aktardıkları bilgiler bizim yeni dokümanlar ve işaretler bilinmektedir.
için çok fayda sağlayacak parçaharitalardan Arap rakamları, biri 976 diğeri 992 tarihinde
sağlanabilir. » İspanya eyaletinde kopyalanan iki el yazma-
sında ortaya çıkmaktadır. Escorial kütüpha-
nesinde muhafaza edilen bu önemli dokü-
ARAP-İSLAM BİLİMLERİNİN manlar matematik tarihçileri tarafından hâlâ
AVRUPA’YA GİDİŞ YOLLARI göz önüne alınmamış görünüyor285. Ayrıca
Gerbert’in bize ulaşan bir mektubundan, onun
Bu “Giriş”in ilk bölümünde felsefe, astrono- manastır başpapazı Aurillaclı Gerald’dan
mi, müzik, tıp ve coğrafya gibi Arap-İslam Joseph Sapien (veya Hispanus) adlı şahsın De
bilimlerinin Avrupa’daki resepsiyonu ve multiplicatione et divisione numerorum isimli
özümsenmesi süreci ele alındı. Bu gerçekleş- risalesini temin etmesini286 rica ettiği ortaya
tirilirken de, daha çok ön çalışma karakteri çıkmaktadır. Bu durum, Arap rakamlarının
taşıyan veya olayları süjeye göre değil, yazı- bu zaman diliminden önce güney Fransa’ya
lı ürünleri temel alarak açıklamaya çalışan ulaştığına işaret etmektedir287.
Bir başka örnek olarak: 10. yüzyıldan kalan
bugüne kadarki araştırmalardan hareket edil-
bir usturlap, Latince yazıları köken itibariyle
di. Şimdi burada, Avrupa’daki resepsiyon ve
Arapça harflerin transkripsiyonunu ortaya
özümseme sürecine götüren yollar kısaca dile
koymaktadır (Katalog II, 91). Bu ustur-
getirilecektir.
labın kâşifi ve daha önceki sahibi Marcel
1) Müslüman İspanya Üzerinden Giden Yol
Kuşkusuz en eski ve en bilinen yol, 711 yılı 284 Bkz. Weissenborn, H.: Gerbert. Beiträge zur Kenntnis
fethi sonrası 20 yıl içerisinde büyük bir bölü- der Mathematik des Mittelalters, Berlin 1888; aynı yazar:
mü Arap egemenliğine giren İber Yarımadası Geschichte der Einführung der jetzigen Ziffern in Europa
durch Gerbert, Berlin 1892.
yoludur. Orada fatihler tarafından sonraki 150 285 Bkz. van de Vyver, A.: Les premières traductions latines
yıl boyunca sürdürülen bilimler, İslam dünya- (Xe-XIe s.) de traités arabes sur l’astrolabe, 1er Congrès
sının merkezinde sürdürülenlerin büyük ölçü- International de Géographie Historique içerisinde. Tome
II. Mémoires, Paris ve Brüksel 1931, s. 266-290, özellikle
de aynısıydı. s. 286 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy
Bu konuyla uğraşının erken bir evresinde serisi Cilt 90, s. 377-405, özellikle s. 400).
286 Bubnov, N.: Gerberti opera mathematica, Berlin 1899
şu görüşe ulaşılmıştı: Hıristiyan Avrupa’nın
(Tekrarbasım: Hildesheim 1963), s. 101.
Arap-İslam bilimleriyle olan ilk tanışıklığı, 10. 287 van de Vyver, A.: Les premières traductions latines,
yüzyılın son üçte birinde, Barselona etrafında- a.y., s. 286-288 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and
Astronomy serisi Cilt 90, s. 400-403).
G İ R İ Ş 135

Destombes yazı karakterine dayanarak onu Würschmidt290 geodetik araçlara yönelik


«karolingien» olarak nitelemiştir ve usturla- araştırmasında (1912) ayrıca şu sonuca ulaş-
bın ön tarafında ve iç diskinde288 Latin alfabe- mıştır: «Gerbert geometrisinde ele alınan
sine göre verilen rakamlarda Arap İspanya’sı problemlerin çoğu genellikle aynı formda ve
aynı yardımcı araçlarla aynı dönemde yaşamış
dışında Arap rakamlarıyla erken dönem tanı-
Arap bilginler tarafından çözülmüştür; hatta
şıklığını bulmaktadır. Verilen bir nota göre,
Arap bilginler daha karmaşık bir dizi prob-
980 tarihli bu usturlabın mükemmel yapısı lem tartışmışlardır, Gerbert geometrisinde
bu aletle nasıl işlem yapılacağına ve onun ise sadece basit yardımcı araçlarla ve en kısa
en azından Avrupa’da sınırlı bir coğrafi alan bir zamanda yürütülebilecek problemler bir
içerisinde imal edilebildiği bilgisinin ulaşmış araya getirilmiştir.»
olduğunu düşünmeye zorluyor. Gerbert’e de Bu eserin Arap kökenini, usturlap yazısı
bir usturlap izafe edilmiştir (Katalog II, s. bütün açıklığıyla ele vermektedir. Elbette
94), fakat bu usturlap çok büyük bir ihtimalle bu eser, Arapça bir orijinalin doğrudan bir
onun değildir. Latince çevirisi değildir, daha ziyade, belki de
kendi döneminde Arapça bir usturlap eseri-
Günümüze ulaşan De mensura astrolabii veya
nin Latince çevirisi temelinde doğmuş görü-
De utilitatibus astrolabii ve Geometria isim-
nüyor. Bu eserin yer adlarıyla birlikte yedi
li eserler Gerbert’in adını taşımaktadır. Bu iklim çizelgesi gerçi bir Arapça usturlap yazısı
eserlerin otantiklikleri ve Arap kaynaklarla için yabancı bir unsur oluşturmaktadır fakat
olan ilişkisi henüz ayrıntılı ve itiraz götürmez bu çizelgenin içeriği -ki bu bir Arapça kay-
açıklığa kavuşturulamamıştır. Arabistik bakış nağın bilgisi olmaksızın açıklanamaz291- el-
açılı kapsamlı bir çalışma ise hâlâ eksiktir. H. Meʾmūn dünya haritasıyla kesin bir bağlantı-
Weissenborn 1888 yılında şu kanaate ulaşmış- nın olduğunu göstermektedir. Latince ustur-
tı: «Ölçüm metotları ve ölçüm araçları, sözde lap eserinin yazarının çizelgeyi kendisinin mi
içine yerleştirdiği yoksa çevirmenin Arapça
Gerbert geometrisinin ikinci bölümünde ser-
olan aslında mı bu çizelgeyi bulduğuna dair
gilendiği üzere, Araplardan gelmektedir»289. J.
kesin hüküm veremesek de el-Meʾmūn coğ-
rafyasının ve koordinat çizelgesinin oldukça
erken bir dönemde İber Yarımadası’na ulaş-
288 Destombes, Marcel: Un astrolabe carolingien et mış olması gerektiğine ilişkin tek işaret bu
l’origine de nos chiffres arabes, Archives internationales değildir.
d’histoire des sciences (Paris) 15/1962/3-45, özellikle s. 42-
43 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy Gerbert’e nispet edilen usturlap hakkın-
serisi Cilt 96, s. 401-447, özellikle s. 444-445); Kunitzsch, daki bir yazının böylesine erken dönemde
Paul ve Dekker, Elly: The Stars on the Rete of the so-called
«Carolingian Astrolabe», From Baghdad to Barcelona.
Studies in the Islamic Exact Sciences in Honour of Prof.
Juan Vernet içerisinde, Barcelona 1996, Cilt 2, s. 655-672.
289 Gerbert. Beiträge zur Kenntnis der Mathematik des 290 Würschmidt, J.: Geodätische Messinstrumente, a.y., s.
Mittelalters, a.y., s. 168; Würschmidt, J.: Geodätische 320 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy
Meßinstrumente und Meßmethoden bei Gerbert und bei serisi Cilt 87, s. 362)
den Arabern, Archiv für Mathematik und Physik içerisin- 291 Bkz. Lindgren, Uta: Ptolémée chez Gerbert d’Aurillac,
de (Greifswald) 3. Reihe 20/1912/315-320, özellikle s. 316 Gerberto. Scienza, storia e mito. Atti del Gerberti Sym-
(Tekrarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy serisi posium (25-27 luglio 1983) içerisinde, Bobbio (Piacenza)
Cilt 87, s. 357-362, özellikle 358). 1985, s. 619-638.
136 G İ R İ Ş

ortaya çıkması yine Barselona’da Gerbert’in ri içermektedir296. Lupitus’un, kullandığı


Lupitus isimli bir rahip çağdaşı tarafından Arapça metniyle yukarıda resmedildiği gibi
yazılan usturlap kitapçığı ile daha kolay açık- bir ilişkide olup olmadığı konusunda hüküm
lanabilir. Lupitus’a ait risalenin bir kopyası vermek gerçekten zor. Zira ona kelimesi keli-
Gerbert veya onun adını taşıyan risalenin mesine çeviri zor gelmiştir veya kendisini
yazarı tarafından kullanıldığı sanılmakta- risalenin müstakil yazarı olarak göstermek
dır292. istemiştir. Her halükarda sahip olduğu bil-
Altı el yazmasına dayanarak Lupitus’un ginin Arap kökenini gizlememiştir, çünkü
Sententie astrolabii adlı risalesini tahkik birçok kavramı ve yıldız isimlerini tercüme
eden293 J.M. Millás Vallicrosa, bunu Arapça etmeksizin olduğu gibi almıştır. Ayrıca ebced
bir eserin doğrudan doğruya çevirisi kabul sayılarını Latin harfleriyle değil, olduğu gibi
etmektedir. Bu usturlap eserinin ger- yani Arap harfleriyle ara yerleştirme diskine
çek karakteri hakkındaki bilgileri Paul ve ana diskin arka yüzüne taşımaktadır. Fakat
Kunitzsch’in al-Khwārizmī as a Source for o, kullandığı model eserin yazarını yani el-
the Sentetie astrolabii294 adlı on beş yıl önce Ḫārizmī’yi anmamıştır.
yayınlanan bir makalesi sayesinde öğren- el-Ḫārizmī’ye ait risalenin içeriğini hiç de
mekteyiz. Kunitzsch, Latince kitapçık ile dürüst olmayan bir tarzda aktaran bu eser
Muḥammed b. Mūsā el-Ḫārizmī295 (Halife el- her ne kadar, Latin yazınında bu konuya
Meʾmūn, dön. 198-218/813-833, döneminde ilişkin Arapça eserlerin içeriğini ulaşılabilir
faaliyette bulundu)’nin usturlap hakkındaki kılan türün tek eseri değilse de, 11. yüzyılın
Arapça risalesiyle karşılaştırmıştır. Bundan başlangıcından 16. yüzyıla kadar297 Avrupa
çıkan sonuç şudur: Sententie üç bölümdür; usturlap literatürünü derinden etkilemiştir.
kısa bir giriş, usturlabın tarifi ve usturla- Görünen şu ki, Gerbert’in risalesi Arapça bir
bın kullanımına dair birer bölüm. Görüldüğü modele dayanarak ortaya çıkan en eski metin-
kadarıyla birinci bölüm Latince uyarlayıcısı dir. Gerbert’in kendisinin mi yoksa öğrecile-
tarafından kendine göre serbestçe formü- rinden veya taraftarlarından birsinin mi bu
le edilmiştir. Terminolojisinden anlaşıldı- metni yazdığı sorusu hâlâ yanıtlanmamıştır.
ğı kadarıyla ikinci bölüm çok belirgin Arap Sentetie astrolabii’nin ne kadar büyük etki-
etkileri taşımaktadır. Üçüncü bölümün yedi- de bulunduğu, bu esere bağlı olarak zengin
de biri el-Ḫārizmī’nin metninden kelimesi bir anonim Latince usturlap literatürünün
kelimesine yapılmış bir çeviridir ve Latin doğmasından ve günümüze kadar da ulaşmış
çevirmenin uzun açıklamalarıyla yaptığı ekle- olmasından anlaşılabilir298.
Uyarlamaların ve taklitlerin İspanya dışında
292 Bkz. Lattin, Harriet Pratt: Lupitus Barchinonensis, kuzeye doğru gidiş yolu daha 11. yüzyılın ilk
Speculum. Journal of Mediaeval Studies içerisinde (Cam-
bridge, Mass.) 7/1932/58-64, özellikle s. 62. yarısında oluşmuştu.
293 Assaig d’història de les idees físiques i mathemàtiques Taklit tarzının bilinen en eski numune-
a la Catalunya medieval, Cilt 1, Barcelona 1931 (=Estudis si De mensura astrolabii isimli eserdir ve
Universitaris Catalans. Sèrie monogràfica Cilt 1), s. 275-
293. Reichenaulu Hermann olarak da bilinen
294 From Deferent to Equant: A volume of studies in the
history of science in the ancient and medieval Near East
in honor of E.S. Kennedy içerisinde, New York 1987, s. 296 Kunitzsch, P.: al-Khwārizmī, a.y., s. 231-232.
227-236. 297 a.e., s. 233.
295 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 228-241; Cilt 6, s. 140-143, 298 Vallicrosa, J. Millás: Assaig d’història…, a.y., s. 288
özellikle 143. vd.; Kunitzsch, P.: al-Khwārizmī, a.y., s. 233.
G İ R İ Ş 137

Hermannus Contractus (1013-1054)'un adını Abaküs denilen hesap tahtasının bu devirde


taşımaktadır299. Diğer özelliklerin dışında bu bilindiği ihtimali çok zayıftır. Orta Çağ’ın bu
eserde ilginç olan husus, yedi iklim çizelge- devresinin canlılığı Arapların büyük bilim
si ve şehirlerin doğudan batıya sıralanışıyla kitaplarını ve felsefi sistemlerini özümseyebil-
el-Ferġānī’nin elkitabının henüz Latince’ye mek için daha pek yetersizdi302.
çevirilmeden önce de bilindiğinin ipuçları- Arap-İslam bilimlerinin Ortaçağ Hıristiyan
nı vermesidir300. Hermann’ın aynı zaman- Avrupa’sında bu acemice ve hiç de dürüst
da taşınabilir silindir saati ve kadranı Arap olmayan alınış tarzının bilim tarihi açısından
İspanya’dan Avrupa’ya ulaştıran kişi olduğu önemi ve Arap İspanya’dan gelen bilimsel
da ileri sürülmektedir. mirasa karşı artan ilgi konusundaki önemli
Lupitus ve Gerbert yukarıda adı geçen eser- bir işareti şu örnekte görebiliriz: Piskopos
lerin gerçek yazarları olmasalar da veya bu Chartresli Fulbert303 (yaklaşık 975-1029) daha
çok sorunlu bir konu bile olsa, bu eserlerin önceden oluşturulan usturlap metinlerinden
28 Arapça terim için bir lügatçe304 oluştur-
İslam bilimlerinin, Arap İspanya ile buraya
muştur.
sınır ülkeler arasındaki 8. yüzyılın başların-
Arapça eserlerin çevirileri ve taklitlerinin
da başlayan sosyal ve ekonomik temaslar-
İspanya’nın Hıristiyanlarca yeniden fethe-
dan sonra Latin dünyasında İber Yarımadası
dilen bölgelerinden doğan ilk dalgası, ilk
yoluyla ulaşan erken dönem resepsiyon tarihi
zamanlar civar bölgelerle sınırlı kalmış
için çok önemli dokümanlardır. Bu süreci
görünmektedir. Büyük çeviri dalgası ilk ola-
A. van de Vyver301 1931 yılında yayınladığı
rak 12. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış-
bir makalesinde çok güzel bir şekilde ifade tır. 11. yüzyıldan Hermannus Contractus (ö.
etmektedir: 10. yüzyılın sonu ve 11. yüzyılın 1054)’un faaliyet ve etkilerinden sonra, yüz-
başında yapılmış olan bu Latince –yazar adı yılın sonuna doğru Malvernli Walcher adını
olmadan, kısa ve fena terkipli– adaptasyon- tekrar duymaktayız. Bu şahıs, daha 11. yüz-
lar, toplanmış notlar ve başlangıç risaleleri yılda Arap astronomisinin ve matematiği-
etkisini gösterdi, ve 11. yüzyılda cilalama nin ulaştığı Lothring bölgesindendir. Belki
ve daha uygun bir formla sunuldu. [Arap- de ay tutulmasının zaman özelliklerini tespit
İslam dünyasından yapılan] ödünç alınmış etme girişiminde bulunan ilk Avrupalıdır ve
bu ilk verilerin, pratik alanda gerçekleştiril-
diğini, sadece usturlabın, quadrantın, halkalı
kürenin kullanışlarına, Arap sayılarına, ilaç
listeleri ve astrolojik formüllere dair idiler, 302 van de Vyver, A.: Les étapes du développement philo-
sophique du Haut Moyen-Age, Revue Belge de Philologie
et d’Histoire içerisinde (Brüksel) 8/1929/425-452.
303 Bkz. Manitius, M.: Geschichte der lateinischen Litera-
299 Manitius, Max: Geschichte der lateinischen Literatur tur des Mittelalters, a.y., Cilt 2, s. 682-694.
des Mittelalters, Cilt 2, Münih 1923, s. 756-777; Kren, Cla- 304 McVaugh, M. ve Behrends, F. tarafından yayınlan-
udia: Hermann the Lame, Dictionary of Scientific Biog- mıştır: Fulbert of Chartes’ notes on Arabic astronomy,
raphy içerisinde, Cilt 6, New York 1972, s. 301-303; Borst, Manuscripta içerisinde (St. Louis, Mo.) 15/1971/172-177;
Arno: Wie kam die arabische Sternkunde ins Kloster Reic- Krş. Kunitzsch, P.: Glossar der arabischen Fachausdrüc-
henau?, Konstanz 1988; aynı yazar: Astrolab und Kloster- ke in der mittelalterlichen europäischen Astrolabliteratur,
reform an der Jahrtausendwende, Heidelberg 1989. Göttingen 1983, s. 481-482; aynı yazar: Das Arabische als
300 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 206-207. Vermittler und Anreger europäischer Wissenschaftsspra-
301 Les premières traductions, a.y., 289 (Tekrarbasım: a.y., che, Berichte zur Wissenschaftsgeschichte (Weinheim)
s. 404). 17/1994/145-152, özellikle s. 151.
138 G İ R İ Ş

de bunu 1092 yılında bir usturlap yardımıyla yeni bir astronomi ve matematik taşıdı. Ebū
yaptığı gözlem sayesinde başarmıştır305. el-Ḳāsım Mesleme b. Aḥmed el-Mecritī (ö.
Resepsiyon sürecinin Batı Avrupa akımı- 398/1007) tarafından yeniden ele alınmış şek-
nı ele alırken 11. yüzyılın ikinci yarısında liyle yukarıda adı geçen Muḥammed b. Mūsā
Constantinus Africanus tarafından gerçek- el-Ḫārizmī’nin Zīc306 adlı eserinin çevirisiy-
leştirilen ve çok büyük önemi haiz Arap tıb- le o, çağdaşlarına Arap astronomisinin, bu
bının -daha önce bahsettiğimiz üzere- giriş alanın asimile edilmiş hem teorik hem de
mahiyetindeki eserlerini burada bir kenara pratik Hint ve Yunan eserlerinin temelin-
bırakıyoruz. Bu konu, Arap-İslam bilimleri- de artık kendine özgü çizgiler taşıyan bir
nin Avrupa’daki resepsiyonunun ve özümsen- elkitabından faydalanma imkanını sağlamış-
melerinin ikinci yolu çerçevesinde tekrar dile tı. Bu çalışmada aktarılan trigonometri ile
getirilecektir. trigonometrik çizelgeler Avrupa’da ileriki
Muhtemelen daha 9. yüzyılın erken dönemle- dönemlerde gerçekleşecek olan matematik-
rinde vuku bulan İslam dünyasında uğraşılan sel, astronomik ve geodetik bilgi gelişimine
bilimlerle tanışma işinden ve bu bilimlerin 10. hizmet etmiştir. Raymond Mercier307, Latin
yüzyılın ikinci yarısında başlayan resepsiyo- dünyasının böyle bir eser için hayli hazırlıksız
nundan sonra –ki bu resepsiyon sürecinin 11. olduğunu, bu yüzden de özümseme süre-
yüzyıldaki diğer gelişimlerini ayrıntılı olarak cinin oldukça yavaş ilerlediğini söylemekte
takip edememekteyiz– 12. yüzyıl, Arapça’dan haklı olabilir, ama Avrupalılar, Arapça’dan
Latince’ye ve İbranice’ye büyük bir çeviri çeviriler yoluyla kazandıkları matematik ve
dalgasını beraberinde getirdi. Bu hareketin astronomi bilgilerini bizzat kendi güçleriyle
öncülerinden birisi Bathlı Adelard (1116- yaratmak zorunda kalmış olsalardı bunun ne
1142 yılları arasında faaliyette bulundu)’dır. kadar uzun süreceğini düşünmemiz gerekir.
Robert Grosseteste (ö. 1253) ve Roger Bacon Bathlı Adelard’ın, kurulacak matematik ve
(ö. 1292) ile birlikte o, resepsiyon ve özümse- astronomi binası açısından temel öneme
me sürecinin en önemli üç İngiliz bilgininden sahip diğer iki çalışması el-Ḫārizmī’nin arit-
biridir. Laon, Tours, Salerno, belki de Syrakus, metik eserinin ve Öklid’in Elementler’inin
Tarsus ve Antakya’da uzun süren ikameti son- Arapça’dan çevirisidir.
rasında 1120 yılında İngiltere’ye geri döndü. Bilimler tarihinin 12. yüzyıldan tanıdığı büyük
Birçok çevirisi ve kendi eserleri yoluyla çeviri akımı bilhassa Toledo’dan beslenmiş-
Bathlı Adelard Avrupa’ya herşeyden önce tir. 92/711 yılında Araplar tarafından alınan
bu şehir zaman içerisinde yüksek seviyeli
bir bilim merkezi haline geldi. Müslümalar,
305 Bkz. Haskins, C.H.: Studies in the history of mediaeval Hıristiyanlar ve Yahudiler arasında ortak
science, New York 1924, s. 114-117; Schipperges, H.: Die
bilimsel çalışma geleneğine ve büyük kütüp-
Assimilation der arabischen Medizin, a.y., s. 149-150; Ku-
nitzsch, P.: Glossar der arabischen Fachausdrücke in der hanelere sahip bu merkez 478/1085 tarihinde
mittelalterlichen europäischen Astrolabliteratur, a.y., s.
483; Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 214-215; daha fazla ayrın-
tı için bkz. Mercier, Raymond: Astronomical tables in the
twelfth century, Adelard of Bath. An English scientist and 306 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 142.
Arabist of the early twelfth century içerisinde, ed. Charles 307 Mercier, Raymond: Astronomical tables in the twelfth
Burnett, Londra 1987, s. 87-118, özellikle s. 102-103. century, a.y., s. 87.
G İ R İ Ş 139

Kastillerin egemenliğine girdi. Şehrin düş- Johannes Hispalensis tarafından çevirilen


mesinden sonra gelişen bilimsel faaliyetleri eserlerin listesi bize o dönemdeki çabaların
Valentin Rose308 1874 yılında bütün Avrupa büyüklüğü hakkında bir tasavvur verebilir.
için “doctrina Arabum”un (Arap düşüncesi- Hıristiyanlık’a geçen bu Yahudi çevirmen,
nin) tarlası» olarak nitelemektedir. aritmetik, astronomi, astroloji, tıp ve felse-
Toledo’daki resepsiyon faaliyetlerinin ilk ve fe alanından yaklaşık 20 eseri Arapça’dan
en önemli aşaması olan 12. yüzyılın ilk yarısın- Latince’ye tercüme etmiştir311. Bunlardan
da hayrete düşürücü büyüklükte çeviri çalış- birisi de el-Ferġānī’nin (3./9. yüzyılın ilk
yarısı) astronomi elkitabıdır. Böylelikle el-
maları gerçekleşmiştir. Bu çalışmalar, İslam
Ḫārizmī’nin kitabı yanında, 17. yüzyıla kadar
egemenliğinde kazanılmış ön çalışma niteli-
defalarca yapılan çevirileri sayesinde Avrupa
ğindeki üç din mensuplarının “ortak çalışma
astronomları arasında büyük popülarite
geleneği” olmaksızın düşünülemezdi. Bu bağ-
kazanan bir diğer astronomik eser hizme-
lamda, 12. yüzyılda, Toledo’nun geri alınma-
te sunulmuş bulunuyordu. Yine Johannes
sının üzerinden nesiller geçtiği halde, orada
Hispalensis ilk olarak en az yedi adet felsefi
ağırlıklı olarak kullanılan dilin, edebî Arapça eseri Latince’de ulaşılabilir kıldı ki el-Kindī,
olmasa da, günlük konuşma dili Arapçası el-Fārābī ve el-Ġazzālī’ninkiler de buna dahil-
olduğu hatırlatılmalıdır309. Bunun tam tersi- dir.
ne Mozarablar (yani araplaşmış Hıristiyan 1141-1147 yılları arasında, İspanya’da yaşa-
İspanyollar) «Müslüman fatihlerin idaresinde yan bir İngiliz Chesterli Robert (Robertus
12. yüzyılın ortalarına kadar Roman şiveleri- Castrensis, Retinensis vd.)312 hemşehrisi
ni, batı gotik geleneklerini, herşeyden önce Hermannus Dalmata ile birlikte Kuran’ın
de siyasi haklarını kilise özgürlük sistemini» ilk kez Latince’ye çevirisini üstlendi. Yaptığı
muhafaza edebilmişler. «Böylelikle onlar, her önemli işlerden birisi olarak Muḥammed b.
ne kadar bazı açılardan, özellikle de dilsel Mūsā el-Ḫārizmī’nin313 cebir kitabını çevir-
uyum yoluyla asimile olmasını bilmiş olmala- mesi de anılmalıdır. Böylelikle algebra
rına rağmen kendi başlarına bir halk olarak (cebir) kavramını ve bununla ilgili matema-
kalmışlardır»310. tiksel işlemleri Hıristiyan Avrupa’ya sokan
ilk kişidir314. Sinus (cep) kelimesinin, yanlış
okunmuş Arapça ceyb sözcüğünün (aslında
308 Ptolemaeus und die Schule von Toledo, Hermes içeri- Sanskritçe jiva sözcüğünün yerine kullanı-
sinde (Wiesbaden) 8/1874/327-349, özellikle s. 327 (Tek- lan cīb) kelimesi kelimesine çeviri halinde
rarbasım: Islamic Mathematics and Astronomy serisi Cilt
63, s. 171-193, özellikle s. 171).
309 Steiger, Arnald: Zur Sprache der Mozaraber, Sache,
Ort und Wort. Festschrift für Jakob Jud içerisinde, Cenev- 311 Steinschneider, M. Die europäischen Übersetzungen
re 1942 (Romanica Helvetica Cilt 20), s. 624-723, özellikle aus dem Arabischen bis Mitte des 17. Jahrhunderts, Vi-
s. 627; Schipperges, H.: Assimilations-Zentren arabischer yana 1904 (Tekrarbasım: Graz 1956), s. 40-50; Sarton, G.:
Wissenschaften im 12. Jahrhundert, Centaurus içerisinde Introduction to the history of science, vol. 2, part 1, s. 169-
(Kopenhagen) 4/1955-56/325-350, özellikle s. 336. 172.
310 Schipperges, H.: Assimilations-Zentren arabischer 312 Bkz. Haskins, C.H.: Studies…, a.y., s. 120-123; Sarton,
Wissenschaften im 12. Jahrhundert, a.y., s. 336; Palencia, G.: Introduction..., a.y., vol. 2, part 1, s. 175-177.
Angel Gonzáles: Los Mozárabes de Toledo en los siglos 313 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 5, s. 240.
XII y XIII. Volumen preliminar, Madrid 1930, s. 117 vd. 314 Bkz. Haskins, C.H.: Studies…, a.y., s. 122.
140 G İ R İ Ş

kullanımı da ona aittir315. Chesterli Robert, Robert’e ithaf ettiği kendine ait bir eseri
aynı zamanda kimyaya dair bazı kitapları bilinmektedir. 1143 yılında yazılan bu felsefi
Arapça’dan İngilizce’ye çeviren ilk kişidir316. kitap Arapça ve Latince kaynaklardan bazı
Bu dönemde Hıristiyan İspanya’da Latince’ye metinlerin bir yığışımından ibarettir320.
çevirilen önemli eserlerden birisi de Liber cursuum planetarum adlı 1139-1140 yıl-
Muḥammed b. Cābir b. Sinān el-Battānī317 ları arasında tamamladığı eseriyle bu tarz bir
(ö. 317/929)’nin astronomi elkitabıdır. Tivolili başka derlemeci olan Marsilyalı Raymond’la
Plato (1134-1145 yılları arasında Barselona’da karşılaşmaktayız. Bu astronomik kitapla ve
yaşadı) ve bir kez de Chesterli Robert tarafın- içindeki Arapça kaynaklardan alınan coğrafi
dan çevirilen bu eser – son çeviri bize ulaşma- çizelgesiyle o, vatandaşlarına bir hizmette
mıştır– yoluyla Latin dünyası el-Ḫārizmī ve bulunmak istemiştir. el-Battānī’nin yanı sıra
el-Ferġānī’nin biraz önce bahsi geçen eser- Toledo çizelgelerine ve kendisini taklitçisi gör-
lerine ilaveten, İslam dünyasında daha erken düğü ez-Zerḳālī’nin Kanon (el-Ḳānūn)’una
bir devirde astronomi alanında geliştirilmiş dayanmıştır. Onun coğrafi çizelgesi 60 şehrin
bir dizi işlem ve fikir öğrendi. koordinatlarını içermektedir. Böylece o, bir
12. yüzyılın ilk yarısında Arapça’dan Arap çizelgesine Avrupa’da yayılma imkanı
Latince’ye çevirilen eserlere dair bu kısa sağlayan ilk kişilerden biri, belki de ilk kişi-
genel bakıştan sonra, sadece çeviriler yoluyla dir321. Kitabı, Roger Bacon’ın kaynaklarından
değil, ayrıca oluşturdukları kendi derleme- birisidir ve muhtemelen Albertus Magnus
leriyle Arap-İslam bilimlerinin özümsenme- tarafından da kullanılmıştır322.
sine yönelik katkıda bulunan dönemin bazı
Burada bir de Abraham bar Ḥiyya veya
bilginleri de dile getirilmelidir. Bu grubun
Savasorda (Arapça ṣāḥib eş-şurṭa, yani emni-
ilginç bir temsilcisi, 1138 -1142 yılları arasında
İspanya’da, 1143 yılında Toulouse’de yaşayan yet amiri) diye bilinen, 11. yüzyılın ilk yarı-
ve Chesterli Robert ile birlikte Kuran’ı tercü- sında Barselona’da yaşayan Yahudi bilgin
me eden Hermannus Dalmata veya bilinen de anılmalıdır. O doğrudan doğruya kendi
diğer adıyla Carinthialı Hermann’dır. Onun, Latince çevirileriyle değil, daha çok, birçok
astrolojik konulu bazı kitapları ve yukarıda Arapça kaynağın kendi sunumuyla içerik-
adı geçen Ebū el-Ḳāsım Mesleme b. Aḥmed lerini aktardığı İbranice kitaplarıyla etki-
el-Mecrītī (ö. 398/1007)’nin Ptoleme’nin pla- de bulunmuştur. George Sarton’a göre o,
nisfer [bir kürenin üzerinde bulunan verilerin Provence, İspanya ve İtalya Yahudilerinin
izdüşürümü] üzerindeki şerhinin318 çevirileri İslam bilimlerini Hıristiyan Avrupa’ya taşı-
yanında kendisinin yazdığı ileri sürülen bazı ma hareketinin ilk kamçılayıcılarından biri
kitapları319 ve De essentiis başlıklı, Chesterli

320 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen


315 Bkz. Sarton, G.: Introduction..., a.y., vol. 2, part 1, s. Medizin, a.y., s. 124-125; Ch. S.F. Burnett, A group of
176. Arabic-Latin translators working in Northern Spain in
316 a.e., s. 176. the mid-12th century, Journal of the Royal Asiatic Society
317 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 182-187. içerisinde (Londra) 1977-1978, s. 62-108; Hermann of
318 a.e., Cilt 5, s. 170; Kunitzsch, P. ve Lorch, Richard: Carinthia, De essentiis. A critical edition with translation
Maslama’s notes on Ptolemy’s Planisphaerium and related and commentary by Ch. Burnett, Leiden 1982.
texts, Münich 1994. 321 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 10, s. 210-211.
319 Bkz. Haskins, C.H.: Studies…, a.y., s. 43-66; Sarton, G.: 322 Bkz. Duhem, P.: Le système du monde, a.y., Cilt 3, s.
Introduction..., a.y., vol. 2, part 1, s. 173-174. 216.
G İ R İ Ş 141

dir323. Abraham bar Ḥiyya’nın Arap-İslam Ḥuneyn b. İsḥāḳ328 (ö. 260/873) olduğunu
bilimlerinin Provence’de yeterince bilinme- ispatlamıştır. Gundissalinus’un en meşhur ve
mesinden yakındığını bilmekteyiz324. Ḥibbur önemli eseri De divisione philosophiae ’nin
ha-Meşiḥa ve-ha-Tişboret isimli eserinde çok büyük bir bölümü Ebū Naṣr el-Fārābī329
Arap cebri, geometrisi ve trigonometrisinin (ö. 339/950)’nin İḥṣā el-ʿUlūm’undan kopya
önemli bir bölümünü yüksek bir seviyede edilmiştir. Boethius gibi yazarların Latince
ortaya koymaktadır. Bu kitabın, Tivolili Plato eserlerini, İbn Sīnā ve el-Ġāzzālī’nin kitap-
(1141) tarafından Liber embadorum adıy- larını da kullandığı anlaşılmakla beraber, o
la yapılan Latince çevirisi yoluyla Abraham bu eserleri kaynak olarak zikretmemektedir.
bar Ḥiyya, Arap matematiğinin onun tara- Çok değerli bir çalışmasında Ludwig Baur330
fından işlenen elementleri daha önce başka Gundissalinus’un De divisione philosophiae
kanallar yoluyla Avrupa’ya ulaşmış olmasına adlı kitabının kaynaklarını araştırarak şu tes-
rağmen325 Avrupa matematik bilgisinin geliş- pitte bulunmuştur: Daha çok erken dönem-
mesinde oldukça önemli bir etkide bulun- lerde bunun el-Fārābī’nin bir eseri olabileceği
muştur Muhtemelen o, Arap müzik teorisinin tahmininde bulunulmuştur. «Esasında böyle
Avrupa’ya ulaşmasında da belirli bir rol oyna- Bir tahminin doğmuş olabilmesi, el-Fārābī’nin
mıştır326. kitabının (de scientiis / İḥṣā el-ʿUlūm)
Çeviri etkinlikleri çoğunlukla 1150-1200 yılla- Gundissalinus tarafından çok ayrıntılı bir
rı arasında gerçekleşen sonraki dönem çevir- şekilde kullanılmış olduğunu hesaba katan hiç
menlerinden Dominicus Gundissalinus’u kimseyi hayrete düşürmez»331. Baur bu kitabı
özümsemenin ilk temsilcisi olarak görebiliriz. [Gundissalinus’un] bir «serbest derleme» ola-
Çevirdiği eserlerden daha çok, çevirilerinden rak nitelemektedir332. « Gundissalinus’un bu
derlediği kitaplar yoluyla dikkati çekmek- derleme tarzındaki çalışma metodu, bize ne
tedir. Johannes Hispalensis ile birlikte İbn kadar yabancı ve yanlış gelse de, bizi şaşırtma-
Sīnā’nın eseri olarak tedavüle sürdüğü ve malıdır: Bu, genel olarak geç dönem Eski Çağ
yüzlerce yıl bu şekilde kabul edilen De celo ve Ortaçağ’ın metodudur... Ben bu tarz yazın-
et mundo isimli risale bağlamında Manuel sal faaliyet ile Eski ve Orta Çağ’ı Yeni Çağ’dan
Alonso Alonso327, bu eserin gerçek yazarının ayıran bilginin ve öğreti ödevinin felsefi anla-
yışı arasında çok sıkı bir bağlantı düşünül-
mesi gerektiğine inanıyorum». Orta Çağ’ın
düşünüş tarzına ilişkin şöyle diyor: «Orada,
323 Sarton, G.: Introduction..., a.y., vol. 2, part 1, s. 206.
324 Bkz. Vernet, Juan: Die spanisch-arabische Kultur in
Orient und Okzident, Zürich ve Münih 1984, s. 197.
325 Sarton, G.: Introduction..., a.y., vol. 2, part 1, s. 207; Le-
vey, Martin: Abraham bar Ḥiyya ha-Nasi, Dictionary of
Scientific Biography içerisinde, Cilt 1, New York 1970, s.
22-23.
326 Bkz. Farmer, H.G.: Clues for the Arabian influence Gundisalvo, Al-Andulus içerisinde (Madrid-Granada)
on European musical theory, Journal of the Royal Asia- 16/1951/37-47; Schipperges, H.: Die Assimilation der ara-
tic Society içerisinde (Londra) 1925, s. 61-80, özellikle s. bischen Medizin, a.y., s. 65.
71 (Tekrarbasım: H.G. Farmer, Studies in Oriental mu- 328 Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 247-256.
sic içerisinde, Cilt 1, Frankfurt 1986, s. 271-290, özellikle 329 a.e., Cilt 3, s. 298-300.
281); aynı yazar: The Jewish dept to Arabic writers on mu- 330 Baur, L.: Dominicus Gundissalinus, De divisione phi-
sic, Islamic Culture içerisinde (Haydarabad) 15/1941/59- losophiæ, Münster 1903 (Beiträge zur Geschichte der Phi-
63), özellikle s. 60 (Tekrarbasım: a.y., Cilt 1, s. 535-539, losophie des Mittelalters, Cilt 4, Heft 2-3).
özellikle s. 536). 331 a.e., s. 160.
327 Ḥunain traducido al latín por Ibn Dāwūd y Domingo 332 a.e., s. 161.
142 G İ R İ Ş

sağlam, objektif olarak gerçek, değiştirilemez olması gereken bir ikinci eserin» katıldığını
bir hakikat bilgisinin olabileceğine inanan tespit etmekte: «Bu eser Michaël Scotus’un
felsefeyle karşılaşmaktayız. Tüm bilimsel ilgi, Divisio philosophiæ isimli eseridir» demekte-
hedefi olarak gördüğü hakikat üzerine yoğun- dir. Bu kitaptan geriye kalan parçalar göster-
laşmaktır, mutlak kesinliğe sahip hakikatin mektedir ki bu, Gundissalinus’un kitabından
bulunmasına çalışılmaktadır. Bunlar [hakikat ve Arapça kaynaklardan oluşturulmuş bir
bilgileri] herkesin ortak malı olarak görü- derlemedir.
lüyor, kimin tarafından bulunduğu sorusu Arapça kaynaklarla ve içerikleriyle olan bu
önemli bulunmuyordu»333. ilişki tarzı, Arap-İslam bilimlerinin Avrupa’da
Bu açıklama genel olarak Latin yazarlar için, resepsiyonu ve özümsenmesi tarihinde sade-
bir dereceye kadar da eski Yunanlar için ce Gundissalinus’da karşılaştığımız bir bilim-
geçerli olabilir; fakat bu yargıdan Arap-İslam tarihsel fenomen değildir. Bugün bizler, kay-
kültür dairesini müstesna tutmak gerekir. naklarla olan bu tür bir münasebeti o dönem
Şimdiye kadarki bilimler historiyografyasında kültür dünyasının özel yaklaşım ve ele alış
maalesef çok az önemsenen bir olgu, kaynak tarzı olarak görmeli ve buna göre değerlen-
belirtmenin Arap-İslam eserlerinin karakte- dirmeliyiz. Historiyografyaya düşen, arabistik
ristik bir özelliği olduğudur. Gerçi bu, Arap- araştırmaların katkısıyla Avrupa bilim tari-
İslam kültüründe de aşırmacılığın olmadığı hinin geleneksel tasavvurunu, özellikle 11.
veya bütün yazarların bu genel kurala uyduk- ve 13. yüzyıllar arasındaki dönemde, verilere
ları anlamına gelmez. dayanarak yeniden gözden geçirmektir.
Gundissalinus’un kaynaklarıyla, özellikle Arap-İslam kültüründe bilimlerin hemen
çeviriler yoluyla, belki de orijinallerinden hemen bütün alanlarda yaratıcı ilerlemeler
beslendiği Arap öncülerinin eserleriyle ilişki gösterdiği 12. yüzyılda, daha 10. yüzyılda baş-
tarzı, onları nasıl kullandığı, onun adını taşı- layan Arap eserlerinin ve Arapçaya uyarlan-
yan bütün çalışmalar için karakteristiktir334. mış Yunanca eserlerin Arapça’dan Latince’ye
Baur335 ayrıca, Gundissalinus’un «birçok ve İbranice’ye çevirilme süreci zirve noktasına
Arap yazar üzerine inşa edilen» De divi- ulaşmıştı. Cremonalı Gerhard adıyla bağlantı-
sione philosophiae isimli eserinin peşine, lı önemli gelişim belki de uzunca bir süre, sağ-
«muhtemelen XIII. yüzyılın başında doğan lam temellendirilmiş bir açıklamayı bekleyen
ve tam olarak aynı Arap karakterini taşıyor bilim tarihsel bir fenomen olarak kalacaktır.
1114 yılında İtalya’nın Cremona şehrinde
doğan bu bilgin, daha sonra Toledo’ya git-
333 Baur,
mişti ve ölene kadar (1187) orada çalışmıştı.
L.: Dominicus Gundissalinus, De divisione phi-
losophiæ, a.y., s. 315 vd.
Arap-İslam kültürüne ait eserlerin kuşkusuz
334 Ayrıca bkz. Bülow, Georg: Des Dominicus Gundissa- bu en büyük Latince çevirmeninin hayatı hak-
linus Schrift von der Unsterblichkeit der Seele, Beiträge kında hemen hemen hiçbir şey bilmemekte-
zur Geschichte der Philosophie des Mittelalters içerisinde yiz. Dönemin bütün çevirmenleri gibi muhte-
(Münster) Cilt 2, Heft 3, 1897, s. 1-38; aynı yazar: Des Do-
minicus Gundissalinus Schrift von dem Hervorgange der
melen o da ruhban sınıfındandı. Ölümünden
Welt (De processione mundi), a.y., Cilt 24, Heft 3, 1925, s. kısa bir süre sonra konulara göre düzenlenen
1-54; The treatise De anima of Dominicus Gundissalinus, çeviri eserleri listesi336 71 başlık içermekte-
ed. J.T. Muckle with an introduction of Etienne Gilson,
Mediaeval Studies içerisinde (Londra) 2/1940/23-103;
Sarton, G.: Introduction..., a.y., vol. 2, part 1, s. 172-173;
Kren, Claudia: Gundissalinus, Dictionary of Scientific Bi-
ography içerisinde, Cilt 5, New York 1972, s. 591-593. 336 Ed. Boncompagni, Baldassarre: Dellavita e delle ope-
335 Dominicus Gundissalinus, De divisione philosophiæ, re di Gherardo Cremonese, traduttore del secolo duode-
a.y., s. 364, 365.
G İ R İ Ş 143

dir. Bunlardan 20 tanesi dialetica (mantık ve betimlemesini Paul Kunitzsch338 Cremonalı


geometri) 12 tanesi astrologia (astronomi, Gerhard’ın çevirilerine hasredilmiş maka-
astroloji), 11 tanesi phylosophyia ve 28 tanesi lesinde vermektedir: «Çevirmenlerin sahip
fisica (tıp ve diğer doğa bilimleri) konuludur. olmaları gereken Arapça dil bilgisinin stan-
Galen’in337 τέχνη ίατρική isimli eserine ʿAlī dardı ne idi? Özellikle Gerard’ı göz önüne
b. Rıḍvān (ö. 453/1061) tarafından yazılan alırsak, onun İspanya’ya İtalya’dan geldiğini
şerhin Latince tercümesinin bazı el yazma- biliyoruz; bu demektir ki, o daha önce hiç
Arapça bilmiyordu. Bu dili Toledo’da öğrene-
larına eklenen bu anonim listenin gerçekliğe
cekti. Ama nasıl bir Arapça öğrenebilecekti?
ne derece uyduğu şüphesiz kesin değildir.
O mıntıkalarda tanınan Arapça, sakinleri-
Ayrıca, daha önce G. Sarton’un da işaret ettiği nin «diglossia» diye adlandırdıkları, orada o
gibi, Cremonalı Gerhard’a ileriki dönemlerde zaman kullanılan –ve bugüne kadar yan yana
de yanlışlıkla veya sahip olduğu ün uğruna yaşayabilen– iki dildi: Genelde konuşulan
çeviriler nispet edilmiştir. Sarton, Cremonalı Arapça halk dili ve klasik Arap yazınının,
Gerhard’ın yaptığı ileri sürülen bir çok çevi- fuṣḥā, gramer kurallarının çok şiddetle hakim
rinin ilk baskısının onun adını taşımadığına olduğu yazı dili.»
dikkat çekmektedir. Bu yüzden onun adına Dil bilen Toledolu yardımcılar sorunu bağla-
yapılan bağlamaları ihtiyatla karşılamalıdır. mında, bir müddet Toledo’da ikamet etmiş
Yetişkin iken Toledo’ya gitmiş ve ilk ola- olan Morleyli Daniel (12. yüzyılın son çeyre-
rak orada Arapça öğrenmiş olan bir İtalyan ği) sık sık zikredilir. Philosophia isimli eserin-
için, çok değişik alanlardaki bilimsel eserleri de, Toledolu Gerardus’un Almagest çevirisin-
Arapça’dan Latince’ye çevirme görevi kolay de Galippus (Ġālib) isimli bir Mozarabdan
bir şey olmasa gerek. Düşünülmesi gereken bir yararlandığını yazmaktadır339.
Stilistik ve terminolojik araştırma ile liste-
başka husus da, 1085 yılında Hıristiyanlarca
de verilen 71 başlığın Cremonalı Gerhard’ın
geri alınmasından itibaren Müslüman bilgin-
tercümesi olduğunu tespit etme gibi zor bir
lerin Toledo’yu terk ettiği ve Arapça ile tema- görev hâlâ üstesinden gelinmeyi beklemek-
sın ancak Hıristiyan Araplar (Mozarablar) tedir. Bu listenin, ölümünden sonra yapılmış
yoluyla gerçekleşebildiğidir. Onların filolojik olması bir yana, onun yaptığı ileri sürülen
ve terminolojik zorluklarda ne dereceye kadar çevirilerin el yazmaları genelde onun adını
yardımcı olabildikleri ise oldukça kuşkulu- vermemekte, birkaç istisna hariç, çevirmen
dur. Hıristiyanlarca geri alınmış Toledo’daki olarak anmamaktadır. Her halükarda, listede
dilsel durumun çok güzel ve yerinde bir yer alan çevirilerin hepsinin onun olmadığı

338 Gerard’s translations of astronomical texts, especially


the Almagest, Gerardo da Cremona içerisinde, ed. P. Piz-
cimo…, Atti dell’ Accademia Pontifica de’ Nuovi Lincei zamiglio, Cremona 1992 (Annali della Biblioteca Statale e
içerisinde (Roma) 4/1850-51 (1852)/387-493, özellikle Libreria Civica di Cremona Cilt 41, 1990), s. 71-84, özel-
s. 388-391 (Tekrarbasım: Islamic Mathematics and As- likle s. 73-74.
tronomy serisi Cilt 79, s. 9-115, özellikle s. 10-13); Rose, 339 Bkz. Rose, V.:Ptolemæus und die Schule von Toledo,
V.:Ptolemaeus und die Schule von Toledo, a.y., s. 334 a.y., s. 335-336, 348 (Tekrarbasım: a.y., 179-180, 192);
(Tekrarbasım: a.y., s. 178); Sudhoff, K.: Die kurze «Vita» Haskins, C.H.: Studies in the history of mediaeval scien-
und das Verzeichnis der Arbeiten Gerhards von Cremona, ce, New York 1924, s. 15, 126-127; Kunitzsch, Paul: Der
Archiv für Geschichte der Medizin içerisinde (Leipzig) Almagest. Die Syntaxis Mathematica des Claudius Ptole-
8/1914-15/73-82. mäus in arabisch-lateinischer Überlieferung, Wiesbaden
337 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 81. 1974, s. 85-86.
144 G İ R İ Ş

ihtimali yüksektir340. Orada kaydedilen eser- mamıştı. P. Kunitzsch342 genel olarak şu izle-
lerin sayısı tek bir çevirmen için çok büyük nimi edinmiş bulunuyor: Arapça’dan çıkan
görünmekte ve ele alınan alanların genişliği, ilk eserler Avrupa Ortaçağ’ında, anti-arabizm-
olarak 30 yaşlarında Cremona’dan Toledo’ya in başlangıcına kadar diğer eserlerden çok
gelip yerleşen bir kimsenin, dâhi bir bilgin daha yüksek bir otoriteye nail olmuştur.
bile olsa bu kadar çok eseri Latince’ye çevir- Gerçek çevirmenin kim olduğu sorusunu bir
miş olabileceğine inanmayı güçleştirmektedir. kenara bıraksak da, şu bulgu yine de varlığı-
Bu listede dikkati çeken bir başka husus da, nı korumakta: Cremonalı Gerhard’ın yaptığı
ileri sürülen çeviriler listesinde, Toledo’da
Öklid’in Elementler’i, Muḥammed b. Mūsā
Arapça’dan çevirilmiş olan 71 kadar eserin adı
el-Ḫārizmī’nin Cebir’i, el-Ferġānī’nin astro-
bulunmaktadır. Ayrıca bu listede bulunmayan
nomi elkitabı gibi daha önce birçok kez tercü-
başka çevirmenler tarafından Latince’ye akta-
me edilen eserlerin isimlerinin de burada kay-
rılmış eserler de vardır. Bunlar bir bütün ola-
dedilmiş olmasıdır. Ancak şöyle bir tahminde
rak değerlendirildiğinde Arap-İslam bilimle-
bulunabiliriz: Listede bulunan eserlerin belir-
rinin şimdiye kadar 12. yüzyıldaki resepsiyon
li bir kısmı gerçekten Cremonalı Gerhard’ın sürecinin kısmi bir tablosunu ortaya çıkar-
yaptığı orijinal çevirilerdir. Bunlara hacimli maktadır. Avrupa’da bilimlerin gelişiminde
ve gerçekten çok önemli bazı eserler dahil- bu sürecin önemi şimdiye dek tinsel bilimler
dir; Hippokrates ve Galen’in eserlerinin yanı historiyografyasında gerçekliğe uygun olarak
sıra Ptoleme’nin Almagest’i, İbn Sīnā’nın el- ortaya konulmamıştır.
Ḳānūn fī eṭ-Ṭıbb’ı ve ez-Zehrāvī’nin et-Taṣrīf
li-men ʿAcize ʿan et-Taṣnīf isimli eserinin 2) Sicilya ve Güney İtalya Üzerinden
cerrahi bölümü gibi. Cremonalı Gerhard’ın Giden Resepsiyon Yolu
Arapça’dan yaptığı çevirinin tamamlanma-
Heinrich Schipperges’in343, tıp alanındaki
sından yaklaşık 25 yıl önce, 1150’lere doğru
gelişimi anlatırken, resepsiyon hareketinin
Almagest anonim bir çevirmen tarafından “Güney İtalya’daki kültür merkezlerinden”
Sicilya’da doğrudan doğruya Yunanca’dan başlayıp “İspanya, Fransa ve İngiltere üze-
Latince’ye çevirilmişti. Bir araştırmacının rinden maceralı bir yolculuğun ardından yine
tahminine341 göre bu çevirmen Carinthialı eski kültür çevresine döndüğünü”, orada ilk
Hermann (Hermannus Dalmata) olabilir. resepsiyon dalgasının “Salerno okulu”ndan
Çevirmeni kim olursa olsun Yunanca’dan çıktığını, orada da Constantinus Africanus’un
yapılan bu tercüme Avrupa’da önem kazan- (yaklaşık 1015-1087) öncü rolü oynadığını
belirtir. Bu anlatım dikkate alındığında, 9.
340 Bkz. Kunitzsch, P.: Gerard’s translation of astronomi-
cal texts, a.y., s. 71.
yüzyıldan itibaren Kuzey Afrika’da yoğun
341 Bkz. Lemay, R.: Hermann de Carinthie, auteur de la
traduction «sicilienne» de l’Almageste à partir du grec 342 Kunitzsch, P.: Gerard’s translation of astronomical tex-
(ca. 1150 A.D.), La diffusione delle scienze islamiche nel ts, a.y., s. 73.
medio evo europeo. Convegno internazionale içerisinde 343 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me-
(Roma, 2-4 ottobre 1984), Roma 1987, s. 428-484. dizin, a.y., s. 185.
G İ R İ Ş 145

bir şekilde geliştirilen tıp biliminin, hemen Bugün biz sadece ara sıra duymuş ve yeterince
sonraki İslam idaresi döneminde Sicilya’ya, bilgi sahibi bulunmuyorsak da, II. Roger İslam
Sicilya’dan da Kıta Avrupa’sına sıçrayıp sıç- dünyasının teknolojisinden ve orada yürütü-
ramamış olabileceği sorusu cevaplanma- len bilimlerden çok büyük ölçüde ilhamlar
yı beklemektedir. Unutmamak gerekir ki, almıştır. Örnek olarak, onun 1142 yılında
Akdeniz’in bu büyük ve merkezi adasının, 9. Palermo’da inşa ettirdiği su saati anılabilir.
yüzyıldan 1086 yılına kadar Arap idaresinde Bu saatten günümüze 87 cm. boyunda 49
yüksek bir kültürel ve sosyal seviyeye ulaşmış cm. eninde beyaz mermer tabakası kalmıştır.
olduğu şüphesizdir344. Bu tabaka şimdi asıl yerinde bulunmamakta,
Sicilya üzerindeki Arap egemenliğinin sona
Palermo’daki Palatina Cappella’sının girişin-
ermesiyle geçen iki buçuk asrın oluşturdu-
de duvara yerleştirilmiştir. Arapça, Yunanca
ğu yeni düşünce ve kültür, önemini hemen
ve Latince yazılmış yazıtta349 II. Roger’ın
yitirmemişti. Normanların üçüncü kralı II.
eserinin kanıtı vardır. E. Wiedemann’ın350
Roger (yönetimi 1130-1154)’in idaresinde
Almanca’ya çevirdiği Arapça yazıtta şöyle
Araplar hâlâ nüfusun büyük bir bölümünü
deniyor: «Majesteleri Yüce Kral Roger, Allah
oluşturuyorlardı345. «Roger birçok Arap çalış-
tırıyor ve böylelikle Arap kurumların yeniden günlerini uzatsın ve sancağını desteklesin,
organizasyonuna imkân tanıyordu. Sicilya’nın zamanı gözlemek için Sicilya’nın, Allah’ın
Müslüman idaresi tarafından tutulan kadas- koruduğu başkentinde 536 h. yılında bir alet
tro kayıtları yeni dönemde de Arapça olarak imal ettirdi». Roger tarafından yaptırılan saa-
tutuluyordu»346. tin ne tür bir saat olduğuna ilişkin soru hakkın-
«Mali idare organizasyonu gibi kraliyete bağlı da Arap Sicilya’yı çok iyi bilen Michele Amari
ipek imalatı da, Ṭirāz denilen daha önceki şuna işaret etmektedir: Arapça bir kaynakta
Arap sistemine bağlanıyordu. II. Roger’ın bulunan bir habere göre aynı dönemde Malta
Alman krallar için taçlanma sembolü olarak adasında Arap bir mühendis, hükümran için
hizmet gören paltosu da saraydaki Norman bir su saati yapmıştır. Bunda bir kız figürü
atölyesinin bir ürünüdür»347. saat başlarını göstermek için bir bilyeyi metal
«Roger’ın Palermo ve çevresinde sahip oldu- bir çanağın içine atmaktadır351.
ğu saraylar ve parklar, Arap zevkinden etki-
lenmiştir ve kısmen Arap mimari eserlerinin 349 Birçok kez yayınlandı, Arapça metin için bkz. Ama-
ri, M.: Le epigrafi arabiche di Sicilia, Bölüm 1, Palermo
ve tesislerinin kalıntılarından yapılmıştır. Bu 1875, s. 39.
eserler Sicilyalı Arap şairlere konu olmuş, 350 Auszüge aus arabischen Enzyklopädien und Ande-

onların beyitlerinde Roger, parkları ve saray- res (Beiträge zur Geschichte der Naturwissenschaften.
V), Sitzungsberichte der Physikalisch-medizinischen So-
larıyla birlikte övülmüştür»348. zietät (Erlangen) 37/1905/392-455, özellikle s. 412-413
(Tekrarbasım: Wiedemann, Aufsätze içerisinde Cilt 1,
344 Literatür için bkz. Ṣikilliya, Encyclopedia of Islam içer- Hildesheim 1970, s. 109-172, özellikle s. 129, 130).
isinde. New Edition, Cilt 9, Leiden 1997, s. 582-591, ayrıca 351 Bkz. Zekeriyyāʾ b. Muḥammed el-Ḳazvīnī: Āsār el-
konuyla ilgili olarak bkz. Schack, Dietlind: Die Araber im Bilād ve-Aḫbār el-ʿİbād, Göttingen 1848 (Tekrarbasım:
Reich Rogers II., Doktora Berlin 1969. Islamic Geography serisi Cilt 198, Frankfurt 1994) s. 374;
345 Schack, Dietlind: Die Araber im Reich Rogers II., a.y., Amari, M.: Bibliotheca arabo-sicula, Leipzig 1857 (Tek-
s. 195. rarbasım: Islamic Geography serisi Cilt 153, Frankfurt
346 a.e., s. 195. 1994), Arapça metin s. 142-143; Wiedemann, E.: Auszüge
347 a.e., s. 195. aus arabischen Enzyklopädien und Anderes, a.y., s. 413-
348 a.e., s. 196. 414 (Tekrarbasım: a.y., s. 130-131).
146 G İ R İ Ş

Arapça bir kitabın Sicilya’da yapılan bizim olarak 11. yüzyılın sonlarına doğru bütün
bildiğimiz en eski Latince çevirisi tahminen kültür mirasıyla, tarihi ve bilimsel eserleri ve
II. Roger’ın direktifiyle gerçekleşmiştir. Bu, başarılarıyla Hıristiyan-Latin kültürünün ege-
Eugenios adlı bir amiral (veya Emir, amira- menliğine geçmesi, bilim tarihinin en önemli
tus regis Siciliae) tarafından çevirilmiş olan tesadüflerindendir. 1085 yılında Kastilyalı VI.
Ptoleme’nin optik kitabıdır352. Sicilya’daki Alfons Toledo’yu aldı, 1091 yılında I. Roger
daha eski çevirilerin bilinmemesinin sebebi, Araplardan Sicilya’yı kopardı. Diğer yandan
muhakkak ki ada halkının büyük bir bölümü- 1099 dan 1291 yılına kadar, Suriye’nin büyük
nün buranın Hıristiyanlarca geri alınmasına bir bölümü ki bunların arasında Antakya
dek Arapça biliyor olmalarında yatmaktadır. ile Kudüs arasındaki kültür merkezleri de
Arap bilimlerinin resepsiyonu ve teşviki bakı- bulunmaktadır, fasılalarla birlikte yaklaşık
mından II. Roger büyük hizmette bulunmuş- 200 yıllığına, literatürde Doğu Latinleri ola-
tur. Çünkü onun direktifi sayesinde, destekle- rak da isimlendirilen Latin Haçlılar’ın eline
riyle ve bir dereceye kadar çalışmalara bizzat geçti. Yeni ele geçirilmiş, veya tekrar kazanıl-
katılmasıyla bir coğrafya eseri ve bir dünya mış bölgelerde işlenen bilimlerin resepsiyonu
haritası ortaya çıkmıştır. Bunlar, eş-Şerīf el- ve özümsenmesi sürecinde, Güney İtalya ve
İdrīsī’nin Nuzhet el-Müştāḳ fī İḫtirāḳ el-Āfāḳ
Suriye kültür merkezlerinin temsilcileri, Batı
adlı coğrafya kitabı ve büyük bir gümüş dis-
Avrupa kültür merkezlerindekilere nispetle
kin üzerine kazınan dünya haritasıdır. Bilim
önemli bir avantaja sahiptiler. 10. yüzyılda
tarihinin ilginç fenomenlerinden birisi de, bu
İspanya’da başlayan ve süreğen bir şekilde
kitabın 17. yüzyıla kadar Avrupa’da kayda
genişleyen hem çeviri faaliyeti hem de yeni
değer bir ilgi görmemiş olmasıdır. Buna kar-
elde edilen malzemenin özümsenmesi orada
şın dünya haritası Avrupa kartografyasını
uzun zamandan beri hayli ilerlemişti. Doğu
doğuşundan hemen kısa bir süre sonrasından
itibaren 18. yüzyıla kadar çok derinden etkile- Latinleri kendi açılarından, hem Avrupa kül-
miş görünüyor. tür merkezlerinde edinilen bilgileri kendileri-
Sicilya’da bu orijinal ya da Latince çeviri- ne mal etme, hem de, Arap-İslam kültür mer-
lerinde Arapça eserlerden gelen ilk tek tük kezleriyle 200 yıl süren temasları esnasında
teşvikler, eskiden beri tanınan fakat 11. yüz- orada bulunan fakat çok yeni katkılar olma-
yılın bitiminden itibaren tamamen yeni bir ları nedeniyle İspanya üzerinden Avrupa’ya
ilişki içinde olunan komşu kültür dairesinin ulaşamamış kaynaklara ve yapılan başarılı
kültür ve bilim miraslarının resepsiyon ve işleri tanıma imkânı buldular.
özümsenmesinde bir kuluçka devrinin ema- Batı ve Kuzeybatı Avrupa merkezlerinde 10.
releri olarak görülebilirler. Bugünkü bakış yüzyıldan beri sürdürülen ulaşılabilir, genel-
açısıyla yargılayabileceğimiz kadarıyla, Arap- likle klasik eserlerin çevirilme süreci -bu
İslam dünyasının üç önemli bilim ve kül- süreç 150 ila 200 yıl boyunca hayli genişle-
tür merkezinin hemen hemen eş zamanlı mişti- İtalya’ya varma yolu buldu. Güney
İtalya bölgesinde gerçekleştirilen çeviriler,
M. Steinschneider353, Ch. H. Haskins354 ve H.
352 Steinschneider, M.: Die europäischen Übersetzungen
aus dem Arabischen, a.y., s. 13; Haskins, C.H.: Studies in the
history of mediaeval science, New York 1924, s. 171; Sar- 353 Steinschneider, M.: Die europäischen Übersetzungen
ton, G.: Introduction..., a.y., vol. 2, part 1, s. 346; L’optique aus dem Arabischen, a.y.
de Claude Ptolémée dans la version latine d’après l’arabe 354 Haskins, C.H.: Studies in the history of mediaeval sci-
de l’émir Eugène de Sicile, ed. A. Lejeune, Leiden 1989. ence, New York 1924, s. 155-193.
G İ R İ Ş 147

Schipperges’in355 çalışmaları sayesinde bilin- oldukları bilgileri doğrudan doğruya tanıma


mektedir. Doğu Latinleri üzerinden geçen ve Avrupa’ya aktarma imkânına sahip oldu-
yeni yolda, gerçi bu yol bir yol olmaktan ziya- lar. Bu olay şu birkaç örnekle daha belirgin
de bir bağlantı hattı idi, resepsiyon süreci yep- kılınabilir:
yeni bir karakter kazandı. Arap-İslam bilimle- Kosmograf Zekeriyyāʾ b. Muḥammed el-
rinin teori ve pratikte zirve noktasına ulaştığı Ḳazvīnī (d. yaklaşık 600/1203, ö. 682/1283)
bize şunu rivayet ediyor: «el-Melik el-Kāmil
12. ve 13. yüzyılda Doğu Latinleri sayesinde
zamanında Frenkler Suriye’ye çözümünü
Akdeniz üzerinden geçen Güney İtalya ile
istedikleri bazı sorular yolladılar. Bunlardan
İslam dünyası merkezleri arasında bir köprü
bazıları tıp, felsefe ve matematikle ilgiliy-
oluştu. Artık resepsiyon sadece her zaman di. Suriyeli bilginler tıp ve felsefeyle ilgili
planlı olarak yürütülmeyip, aksine daha çok soruları kendileri çözdüler, matematikle ilgili
tesadüfi olarak yürüyen kitap çevirileriyle olanları ise çözemediler. Fakat el-Melik el-
sınırlı kalmadı. Savaşlar yoluyla sık sık aksa- Kāmil bütün soruların çözülmesini istedi ve
mış olsa da yeni ilişkiler altında eskisiyle yeni- bu soruları Musul’da bulunan üstadımız el-
siyle fakat hâlâ bilinmeyen, bilimsel ve teknik Mufaḍḍal b. ʿÖmer el-Ebherī’ye yolladı. O
araç-gereçleri, silahları veya belirli kurumları geometri bilimlerinde eşsizdi, fakat ona da
hakkında doğrudan doğruya ve başarılmış çözüm zor geldi. el-Ebherī problemi üstad
kitap çevirileri yerine, içeriklerini Arapça İbn Yūnus’a [Kemāleddīn, ö. 639/1242] gös-
bilen Hıristiyan hocalardan öğrenme imkanı terdi, İbn Yūnis problemi kafasından geçirdi
doğdu. Antakya, Urfa, Lazkiye (Laodicaea / ve çözdü. Problem şuydu: Verilen bir yayın
el-Lāziḳiyye) ve Kudüs gibi kültür merkezleri kirişini dışarı çekelim ve uzatalım, uzantısı
üzerine yayın yüzeyiyle eşit olan bir kare çizi-
bu esnada Doğu Latinleri idaresi altında öncü
lebilsin. Aşağıdaki şekilde:
bir rol oynadılar.
Bu olgunun kısa sunumuyla, Arap bilim-
leri resepsiyonunun büyük ölçüde Haçlı
Seferleri yoluyla gerçekleşen temasların bir
sonucu olarak meydana geldiği yönündeki
18. ve 19. yüzyılda birçok kişi tarafından
kabul gören “felaket teorisi”ni bilmediğim
izlenimi uyanmamalıdır356. Buna karşı sahip
olduğum farklı görüşümdeki vurgu şu nokta-
dadır: Arap-İslam bilimlerinin üstünlüğünü
öğrenen Haçlılar, resepsiyonun hayli ilerle- el-Mufaḍḍal [el-Ebherī] bu çözümün ispa-
miş evresinde 200 yıl boyunca İslam dünya- tını bir risale halinde Suriye’ye el-Melik el-
sı merkezlerinde Arap-İslam bilimlerinin en Kāmil’e yollamıştı»357.
yeni çalışmalarını, başarılarını ve ulaşmış 357 el-Ḳazvīnī: Āsār el-Bilād ve-Aḫbār el-ʿİbād, a.y., s. 310;
çeviri çok az değişikliklerle H. Suter’den alınmıştır: Beit-
355 Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen Me- räge zu den Beziehungen Kaiser Friedrichs II. zu zeitge-
dizin, a.y., s. 164-188. nössischen Gelehrten des Ostens und Westens, insbeson-
356 Bkz. Schipperges, H.: Ideologie und Historiographie dere zu dem arabischen Enzyklopädisten Kemāl ed-din ibn
des Arabismus, a.y., s. 29, 37, 41, 43.
148 G İ R İ Ş

“Frenkler”le kastedilen onların Kralı açıklaması olarak ileri sürülen nem güneyde
Staufer hanedanından Alman Kayseri II. yoktur, çünkü güney bölgeleri kurak çölller-
Friedrich (dönemi 1212-1250)’dir, muhatab dir»359.
ise 626/1292 yılında bir uzlaşma sonrasında Üçüncü örnek olarak II. Friedrich’in «Sicilya
Kudüs’ü Friedrich’e terkeden Eyyubi sultanı soruları» olarak bilinen felsefi nitelik-
Nāṣireddīn Muḥammed el-Melik el-Kāmil li olanları verilebilir. II. Friedrich bu soru-
(d. 615-635/1218-1238)’dir. Friedrich’in böyle ları Muvahhidi hükümdarı ʿAbdulvāḥid
zor matematiksel bir probleme nasıl ulaştığı er-Rāşid (d. 630-640/1232-1242)’e yöneltmiş-
sorusunu bir tarafa bırakarak başka bir örnek tir. O dönemde Septe’de bulunan filozof-
veriyorum: sufi ʿAbdulḥaḳḳ b. İbrāhīm İbn Sebʿīn360
(613,614?-668,669?/1216-1270) bu soruları
II. Friedrich, el-Melik el-Kāmil’e doğa bilim-
yanıtlamakla görevlendirildi. Kayser’in ilk
lerine ilişkin yedi soru sordu ve bunların,
sorusu şuydu: «Bilge Aristoteles bütün eser-
bilginleri tarafından cevaplandırılmasını
lerinde dünyanın ezelden beri var olduğu-
istedi. Soruların bir kısmını bir fıkıhçı olan
nu söylemektedir. Kimse bunun onun görü-
Mısırlı Şihābeddīn Aḥmed b. İdrīs el-Ḳarāfī
şü olduğu konusunda kuşku duymadı. Eğer
(ö. 684/1285) doğa bilimsel başka sorularla
Aristoteles bunu ispatladı ise, ileri sürdüğü
birlikte Kitāb el-İstibṣār fī-mā Tudrikuhu el- deliller nelerdir?»
Ebṣār isimli bu konuya ayrılmış bir risalede İkinci soru şudur: «Metafiziğin amacı nedir?
muhafaza etmiştir358. II. Friedrich tarafından Eğer varsa, onu önceleyen bilimler neler-
sorulmuş sorulardan bazıları şunlardır: dir?»
«1) Kürek, mızrak vb. düz cisimlerin bir bölü- Üçüncü soru: «Kategoriler nedir? Ne tarzda
mü berrak bir suya sokulduğunda neden su değişik bilim dallarının anahtarı olarak hiz-
yüzeyine doğru kırılmış gibi görülür?» met ederler? Sayıları kaçtır? Artırılabilir veya
«2) Süheyl Yıldızı (Konopus) doğarken, azaltılabilirler mi? Burada hangi ispatlama
neden en yüksek durumunda bulunduğun- ve düşünme metotları göz önünde bulundu-
dan daha büyük görünür? Halbuki bu olayın rulur?»
Dördüncü soru: «Ruhun ölümsüzlüğü-
Yûnis, H. Suter: Beiträge zur Geschichte der Mathematik nün, eğer ölümsüz ise, delili nedir? Bilge
bei den Griechen un den Arabern içerisinde, ed. J. Frank,
Erlangen 1922, s. 1-8, özellikle s. 3 (Tekrarbasım: Islamic Aristoteles Afrodisiaslı Alexander karşısında
Mathematics and Astronomy serisi Cilt 77, s. 307-314, nerede durmaktadır?»
özellikle s. 309). Beşinci soru Peygamber Muhammed’in bir
358 Bkz. Wiedemann, E.: Optische Studien in Laienkrei-
sen im 13. Jahrhundert in Ägypten, Eder. Jahrbuch der hadisiyle ilgilidir361.
Photographie içerisinde (Leipzig) 27/1913/65-72 (Tek-
rarbasım: E. Wiedemann, Gesammelte Schriften, Cilt 2, 359 E. Wiedemann tarafından çevrilmiştir: Fragen aus dem
s. 710-717 içerisinde ve Natural Sciences in Islam serisi Gebiet der Naturwissenschaften, gestellt von Friedrich II.,
içerisinde, Cilt 34, s. 153-160); aynı yazar: Fragen aus dem dem Hohenstaufen, a.y., s. 484 (Tekrarbasım: Gesammel-
Gebiet der Naturwissenschaften, gestellt von Friedrich II., te Schriften, a.y., s. 790 ve Natural Sciences serisi, a.y., s.
dem Hohenstaufen, Archiv für Kulturgeschichte (Leipzig 174).
ve Berlin) 11/1914/483-485 (Tekrarbasım: E. Wiedemann, 360 Brockelmann, C.: GAL, Cilt 1, s. 465, Suppl. Cilt 1, s.
Gesammelte Schriften, Cilt 2, s. 789-791 içerisinde ve Na- 844.
tural Sciences in Islam serisi içerisinde, Cilt 34, s. 173-175); 361 Bkz. Grabmann, Martin: Kaiser Friedrich II. und sein
Sayılı, Aydın M.: Al Qarāfī and his explanation of the rain- Verhältnis zur aristotelischen und arabischen Philosophie,
bow, Isis içerisinde (Brügge) 32/1940-47/16-26 (Tekrarba- M. Grabmann: Mittelalterliches Geistesleben. Abhand-
sım: Natural Sciences in Islam serisi, Cilt 34, s. 176-186).
G İ R İ Ş 149

Bir Arap prense yöneltilmiş doğa bilimsel, çekten alkışlanmaya değer. Daha önceleri
felsefi hatta teolojik sorular, Haçlılar’ın İslam tercih edilen, Haçlılar’ın Arap-İslam kültür
dünyasının önemli bir bölgesinde bulunma- bölgesi bilimlerinin ve tekniğinin resepsiyonu
ları yoluyla yerel kültür mirasıyla tanışma sürecinde kayda değer bir rolü olmadığını
sürecine ve bu mirası almalarıyla yepyeni bir savunan görüşe karşın çok önemli ilerleme-
resepsiyon ortamının doğduğuna ilişkin tek ler kaydedildi. Son yıllarda ulaşılan sonuç-
işaret değildir. Tinsel bakımdan zengin bu lar, yakın gelecekte bilimler historiyograf-
atmosfere II. Friedrich’in şahsi temayülü, yasında gerçeğe uygun bir tashihe ulaşılabi-
prenslerle ve bilim adamlarıyla özel olarak leceği yönünde ümit verici görünüyor. Eğer
buluşması hususi bir kalite kazandırmıştır. Raymond Mercier363 zengin içerikli çalışma-
Geçen son on yılda «Doğu Latinler»in sında, Haçlılar’ın, “matematiksel astronomi”
Filistin’deki varlıklarının bilimsel yanını bilgilerinin alınmasının aracıları olarak görü-
inceleyen birçok liyakatlı denemenin özel lemeyeceği kanaatine ulaşmış ise, bu bulgu
bilimsel toplantılarda yapılmış olması362 ger- astronomik kitapların çevirileri anlamında
anlaşılmalıdır. Bazı Haçlılar’ın İslam dünya-
sındaki ikameti esnasında orada bulunan alet-
lungen zur Geschichte der Scholastik und Mystik içerisin- lerden herhangi birisiyle karşılaşıp onu bera-
de, Cilt 2, München 1936, s. 103-137, özellikle s. 130-131 berinde Avrupa’ya götürmüş olduğu kesinlik-
(Tekrarbasım: Islamic Philosophy serisi, Cilt 80, s. 275- le farz olunabilir. Böylece Doğu Latinlerini
309, özellikle s. 302-303). II. Friedrich’in felsefi sorularına
ilişkin, Islamic Philosophy serisi, Cilt 80’de (Ibn Sabʿīn and birçok yönden aletlerin, el araç ve gereçleri-
his philosophical correspondence with the Emperor Frede- nin, silahların veya ilaçların imalinde ve kul-
rick II, Frankfurt 1999) bulunan diğer çalışmalar şunlardır: lanımında aracılar olarak nitelendirebiliriz.
Amari, Michele: Questions philosophiques adressées aux
savants musulmans par l’empereur Frédéric II, Journal Onlar bu araç ve avadanları kitapları okumak-
asiatique (Paris), 5ème série 1/1853/240-274; Mehren, la değil de, Suriye’deki ikametleri esnasında
August Ferdinand: Correspondance du philosophe soufi kişisel olarak ilişkilerle tanımışlardır. Haçlı
Ibn Sabʿîn Abd oul-Haqq avec l’empereur Frédéric II de
Hohenstaufen, publiée d’après le manuscrit de la Biblio- seferlerinin astronomi alanındaki olumlu yan-
thèque Bodléienne, contentant l’analyse générale de cette larından birisi olarak mesela, II. Friedrich’in
correspondance et la traduction du quatrième traité sur 629/1232 yılında el-Melik el-Kāmil’den (veya
l’immortalité de l’âme, Journal asiatique (Paris), 7 ème
série 14/1879/341-454; Ibn Sabʿîn: Correspondance phi- Mūsā b. Muḥammed el-Melik el-Eşref’den,
losophique avec l’empereur Frédéric II de Hohenstaufen, d. 629-635/1228-1237) hediye aldığı altın pla-
Cilt 1: Texte arabe publié par Şerafettin Yaltkaya. Avant netaryum [gezegen, güneş ve dünya dizgesini
propos par Henry Corbin, Paris 1941 (Études Orientales
Cilt 8); Massignon, Louis: Ibn Sabʿīn et la critique psycho- gösteren bir alet] verilebilir. «II. Friedrich
logique dans l’histoire de la philosophie musulmane, Mé- daha sonraları önemli ziyaretçilerine eşsiz bir
morial Henri Basset. Nouvelles études nord-africaines et değere sahip, güneş, ay ve yıldızların gizemli
orientales içerisinde, Cilt 2, Paris 1928, s. 123-130; Lator,
Esteban: Ibn Sabʿīn de Murcia y su «Budd al-ʿārif», Al- bir şekilde hareket ettiği planetaryumunu
Andalus içerisinde (Madrid ve Granada) 9/1944/371-417; gösterdiğinde, bunun Arap dostu Sultan’ın
Gabrieli, Francesco: Federico II de Sicilia e Ibn Sabʿīn de hediyesi ve bunun kendisi için oğlu ve varisi
Murcia. Las <Cuestiones sicilianas>, Miscelanea de estu-
dios árabes y hebraicos (Granada) 4/1954/31-64. olan Kral Konrad’dan sonra dünyadaki en
362 Örneğin Crusader and Muslims in twelfth-century Sy- değerli şey olduğunu söylemekten büyük bir
ria, ed. Maya Shatzmiller, Leiden 1993; Occident et Pro-
che-Orient: Contacts scientifiques au temps des Croisa-
des. Actes du colloque de Louvain-la-Neuve, 24 et 25 mars 363 East and West contrasted in scientific astronomy, Occi-
1997, ed. Isabella Draelants, Anne Tihon, Baudouin von dent et Proche-Orient içerisinde, a.y., s. 325-342, özellikle
den Abeele, Louvain 2000. s. 340.
150 G İ R İ Ş

zevk duyuyordu»364. Bu planetaryumu II. mancınık, Yunanların ve Sasani İranlıların


Friedrich Venosa’da muhafaza ediyordu. bildiği taş atan basit mancınığın hayli gelişti-
Benim tahminime göre alt tarafında ekvator rilmiş türüdür (Katalog V, 96).
köprüsü taşıyan ve Fransız tarzı diye nitelenen Yine çok büyük bir ihtimalle ateşli silah-
usturlab tipi (Katalog II, 101) ve frenk-gotik lar bilgisi Arap-İslam kültür dünyasından
ay takvimi (Katalog II, 170) Doğu Latinleri Avrupa’ya 13. yüzyılın sonuna doğru veya
aracılığıyla Batı Avrupa’ya gelmiştir. 14. yüzyıl başında geldi. Bu bilgi Avrupa’ya
Bence gelecekteki bilimler historiografya- doğrudan Haçlılar’ın aracılığıyla ulaşmamış-
sının en ivedi ödevlerinden birisi, burada sa, Güney İtalya üzerinden yolunu bulmuştur
(Katalog V, 101).
bahsi geçen bağlantı yoluyla Arap kültürün-
Muhtemelen pusulanın belirli bir tipi de
den Avrupa’ya ulaşan araç-gereçler ve tek-
Avrupa’ya bu yoldan getirilmiştir. Bu pusula,
noloji konusunu araştırmaktır. Benim konuy-
Haçlı seferlerinden birisinin katılımcısı ola-
la yoğun uğraşım sonucu kazandığım fikire
rak ünlenen Fransız bilgin Petrus Peregrinus
göre, özellikle İslam dünyasında bulunmuş
tarafından 1270 yılında yazılan bir risale-
veya geliştirilmiş olan silahlar, olabildiğince
de tanıtılıyor. Petrus Peregrinus 1269 yılı
hızlı bir şekilde Haçlılar tarafından alınmış, Lucera kuşatmasında çok büyük bir ihtimal-
benimsenmiş, kullanılmış ve aynı bağlan- le hazır bulunmuştu. Apuli Yarımadası’nda
tı yolu üzerinden kayda değer bir gecikme [Güneydoğu İtalya’da] bulunan bugünkü
yaşanmadan Avrupa’ya ulaşmıştır. Lucera’ya II. Friedrich 1223 yılında Sicilyalı
Bunlardan birisi, Yunanların ve Romalıların Arap yakın koruyucularını yerleştirmişti365.
da çok basit halini bildikleri arbaletin (tata- Daha Arap bilimlerinin resepsiyonu süreci-
roku) çarklı tipidir. Bu türün ayırt edici yeni ne dair bugüne nazaran çok daha az şeyin
unsuru, çok büyütülmüş olan yayın bir çark bilindiği bir dönemde Petrus Peregrinus’un
yardımıyla çok daha kolay gerilebilmesidir. risalesinde ortaya çıkan bilgilerle Arapça
Bu tür tatar okunun 647/1249 yılında Mısır’ın kaynaklar arasında olası bir ilişki hesaba
Manṣūra kentinde Haçlılara karşı kullanılmış katıldı366. Onun tarafından dile getirilen,
olduğu belgelenmiştir (Katalog V, 94). Çok fizikal magnetizm, atalet kanunu vb. optik,
büyük bir ihtimalle, Kayser II. Friedrich’in astronomi ve kimya konuları bugün kolay-
636/1239 yılında Accon (ʿAkkā) şehrine yel- lıkla Arapça kaynaklarda tespit edilebilir.
ken açan bir kaptanı, satın almakla görev- Bu, Petrus Peregrinus tarafından tarif edilen
lendirdiği tres bonas balistas de torno et de pusula türleri için de geçerlidir (Katalog III,
59 vd.). Hint Okyanusu’nun Arap denizcilik
duobus pedibus bu tip bir tatar okudur.
Burada “dengeli mancınık”da anılmalıdır. Bu
Arap-İslam kültür çevresinde 13. yüzyılın baş-
larında ortaya çıkmış ve kısa bir süre sonra 365 Bkz. Schlund, Erhard: Petrus Peregrinus von Ma-
ricourt, sein Leben und seine Schriften (ein Beitrag zur
Avrupalılar tarafından kullanılmıştır. Bu
Roger Baco-Forschung), Archivum Franciscanum Histo-
ricum (Florenz) 4/1911/436-455, 633-643, 5/1912/22-40,
364 Bkz. Kantorowicz, Ernst: Kaiser Friedrich der Zweite, özellikle s. 450, 453, 455.
3. Baskı Berlin 1931, Cilt 1, s. 179, Cilt 2, s. 69. 366 Bkz. Schlund, Erhard: Petrus Peregrinus, a.y., s. 643;
G İ R İ Ş 151

biliminin ileri seviyede geliştirilmiş pusula- çalışmalarına yakın tarihli çalışmalarda işaret
sı da 15. yüzyılda Güney İtalya üzerinden edilmiş üç bilginden bahsedilecektir. Bunlar
Avrupa’ya ulaşmış görünüyor367. Cenevizli Antakyalı Stephanus (12. yüzyılın birinci yarı-
Christoph Kolombus’un ilk coğrafi keşif seya- sı), Fibonacci olarak tanınan Pisalı Leonardo
hatinde bu tür bir pusulayı yanında taşıdığı (yaklaşık 1170-yaklaşık 1240) ve Antakyalı
bilinmektedir368. Theodorus (ö. 1250)’dur.
Otomatlar, usturlaplar, saatler, silahlar ve Antakyalı Stephanus aslen Pisalıdır ve muh-
diğer araç-gereçlere dair bize ulaşan minya- temelen Haçlı Seferleri çerçevesinde amcası-
türlü Arapça el yazmaları ve bunların Latince- nın patrik olarak görev yaptığı Antakya’ya git-
İbranice çevirileri, Haçlı seferleri döneminde miş, orada Arapça öğrenmiş ve Constantinus
-ki bu dönem İslam dünyasında okuma arzu- Africanus tarafından tam olarak çevirilme-
sunun çok yüksek olduğu bir dönemdi- bu tür yen ʿAlī b. el-ʿAbbās el-Mecūsī (ö. 4./10.
kitaplar Doğu Latinleri’nin ilgilerini çekmiş yüzyılın son çeyreği)’nin çevirmenin kendi
ve böylelikle de Avrupa’ya gidebilme yolu eseriymiş gibi tedavülde bulunan elkitabını
bulmuş olmalıdır. İllustrasyonlu eserlerden yeniden çevirme işini üstlenmiştir. Çok büyük
etkilenmek için bunların metinlerinin anlaşıl- bir olasılıkla Stephanus ilk olarak Antakya’da
ması her zaman zorunlu değildi. Arap-İslam orijinalini gördüğünde Liber pantegni’nin
bilimlerinin Hıristiyan Avrupa kültüründe- Constantinus Africanus’un telifi olmadığını
ki resepsiyonuna yönelik gelecekteki araş- fark etmişti369. Liber Mamonis370 isimli bir
tırmalar çerçevesinde bana, her iki kültür başka kitapta Stephanus Arap bilimlerinin
çevresinden geriye kalan eserlerin bu bakış özümseyicisi olarak belirmektedir. Bu ast-
açısıyla karşılaştırılmaları pek ümit verici geli- ronomi kitabında, bir Arap öncüsünü, ismi-
yor. Conrad Kyeser (1405), Mariano Taccola ni zikretmese de, takip ettiğini söylemek-
(1433), Leonardo da Vinci (1519), Georgius ten çekinmemektedir. İlginç olan rakamların
Agricola (1556), Agostino Ramelli (1588) Arapça tarzında verilmeleridir371.
ve Fausto Veranzio (1615) gibi yazarların
illustrasyonlu Latince ve İtalyanca eserlerinin
yer yer yaptığım konsültasyonunda, Arapça
kaynaklardan geniş çapta etkilenmiş olmaları 369 Bkz. Schipperges, H.: Die Assimilation der arabischen
gerektiği kanaatine ulaştım. Medizin, a.y., s. 34-37; Bkz. Talbot, Ch.H.: Dictionary of
Scientific Biography içerisinde, Cilt 13, New York 1976,
Arap-İslam bilimlerinin resepsiyon ve özüm- s. 38-39; Burnett, Charles: Antioch as a link between Ara-
senmesinin İtalya üzerinden geçen ikinci bic and Latin culture in the twelfth and thirteenth centu-
ries, Occident et Proche-Orient: Contacts scientifiques au
yoluna dair belirli bir tasavvuru oluşturmak temps des Croisades. Actes du colloques de Louvain-la-
için sunulan misallere, son olarak, etkileri ve Neuve, 24 et 25 mars 1997 içerisinde, ed. I. Draelants, A.
Tihon und B. van den Abeele, [Turnhout:] Brepols 2000,
s. 1-78, özellikle s. 6.
370 Haskins, C.H.: Studies in the history of medieval sci-
Horst, Eberhard: Der Sultan von Lucera. Friedrich II. und ence, New York 1924, s. 98-103; Burnett, Charles: Antioch
der Islam, Freiburg vd. 1997, s. 46-49. as a link between Arabic and Latin culture in the twelfth
367 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 11, s. 252, 325. and thirteenth centuries, a.y., s. 13.
368 a.e., Cilt 11, s. 253; Balmer, Heinz: Beiträge zur Ge- 371 Bkz. Lemay, R.: De la scolastique à l’histoire par le
schichte der Erkenntnis der Erdmagnetismus Zürich 1956, truchement de la philologie: itinéraire d’un médiéviste en-
s. 79 vd.
152 G İ R İ Ş

12. yüzyıl Hıristiyan bilginleri arasında İncil kaynaklarının konu ve malzemelerini, –ken-
araştırmaları için Yunanca ve İbranice teşvik dinden problemler eklediği ihtimali inkar
edilirken Stephanus, kişinin hem beden hem edilememekle beraber– hayrete düşürücü
de ruhu için gıda bulabileceği arabica veritas bir ahenkte kompoze ederek Latin okuyucu-
(Arap bilimleri gerçeği)’dan bahsetmekte- ya taşımasında görülebilir. Bu çalışmada o
dir372. elbette Arap-İslam matematiğinin kendisinin
Pisalı Leonardo Fibonacci373, Antakyalı malumu olan önemli bütün sonuç ve prob-
Theodorus ile birlikte Kayser II. Friedrich’in lemlerini ele almış değildir. Sunumunun yük-
bilginler halkasındadır ve «Hıristiyan batının sek kalitesi aritmetik ve onluk değer sistemi
ilk büyük matematikçisi» olarak kabul edilir. temelindeki cebirle alakalıdır.
Fibonacci görüldüğü kadarıyla sıfır kavramını
1192 yılından beri Bugia (Bicāye, bugünkü
cephirum şeklinde Arapça ṣıfr kelimesinden
Cezair’de)’da bulunan Pisa ticaret koloni-
almış ilk matematikçidir (bundan da italyanca
si başkanının oğlu olarak Arap bilginlerle
zero olmuştur)374.
temasa geçmek için ya babasının eşliğin- 1202 yılında sayılarla paydaları ayıran kesir
de ya da yalnız başına Mısır’a, Suriye’ye, çizgisi ilk olarak onda görülüyor. Bundan
Yunanistan’a, Sicilya’ya Güney Fransa’ya onun kesir çizgisini Batı Arap matematikçile-
seyahat imkanı bulmuştu. Pisa’ya geri dön- rinden öğrendiği sonucuna varılabilir, mese-
dükten sonra aritmetik, cebir ve geometri- la kesir çizgisi Ebū Zekeriyyāʾ Muḥammed
ye dair beş kitap yazdı. Bunlar konuların- b. ʿAbdullāh b ʿAyyāš el-Ḫāṣṣār375 (6./12.
da Latince yazılan ilk eserler olmasalar da yüzyıl)’da kendini gösteriyor376.
canlılıkları ve çok yönlülükleriyle kendileri- Leonardo’nun Avrupalı çağdaşlarına göre
ni göstermektedir. Bu eserlerin özel önemi, çok daha yüksek bir matematik seviyesine
yazarının birinci ve ikinci dereceden denk- ulaşmasının açıklaması, onun bir yandan
lemleri kendi dönemine kadar bilinmeyen Arap-İslam ülkelerinde nispeten uzun sayı-
bir mükemmellikte ve açıklıkta ele almasıdır. labilecek ikameti sırasında Avrupa’ya henüz
Hiç kuşku yok ki onun kullandığı kaynaklar ulaşmayan kaynaklarla tanışabilmesinde,
diğer yandan da Arap-İslam matematikçile-
Arapça eserlerin çevirileridir. Ayrıca Pisalı
riyle temasında dersler ve tartışmalarla çok
Leonardo’nun Cezair’deki ikameti esnasında
özel bir tarzda konuyu kavrayışını keskin-
ve diğer Arap ülkeleri ziyaretinde matematik
leştirme şansına sahip olmasında aranabi-
eserlerini orijinallerinden tanımış ve sonra lir. Leonardo’nun özel durumunu Raymond
Pisa’ya beraberinde getirmiş olması ihtimal
dışı değildir. Arap matematiğinin resepsiyo-
nu ve özümsenmesi tarihindeki yeri, Arapça
374 Bkz. Juschkewitsch, A. P.: Geschichte der Mathematik
im Mittelalter, Basel 1964, s. 351.
375 Bkz. Suter, H.: Die Mathematiker und Astronomen der
tre Europe et Islam, La diffusşone delle scienze islamiche Araber und ihre Werke, Leipzig 1900, s. 197-198.
nel medio evo europeo. Convegno internazionale dell’Ac- 376 Suter, Heinrich: Das Rechenbuch des Ebû Zakarîjâ
cademia Nazionale dei Lincei içerisinde, Ror 1987, s. 399- el-Ḥaṣṣār, Bibliotheca mathematica içerisinde (Leipzig)
535, özellikle 471-472; Burnett, Ch.: a.y., s. 13 3. seri, 2/1901/12-40, özellikle 19 (Tekrarbasım: Islamic
372 Burnett, Ch.: a.y., s. 18-19. Mathematics and Astronomy serisi içerisinde Cilt 77, s.
373 Bkz. Vogel, Kurt: Dictionary of Scientific Biography 322-360, özellikle 339); Juschkewitsch, A. P.: Geschichte
içerisinde, Cilt 4, New York 1971, s. 604-613. der Mathematik im Mittelalter, Basel 1964, s. 366.
G İ R İ Ş 153

Mercier377 kendi bakış açısından şu ifadelerle da bulunmaktadır. Barhebreus’un378 tasviri


betimlemektedir: «12. yüzyılın Latin dünyası şöyledir379: « Jakobist bir Hıristiyan olan
o kadar çok avantajlı durumda bulunmu- Sāḏurī el-Anṭākī [Antakya’lı Theodorus],
yordu. Bilginin intikali orada,hemen hemen Antakya’da Süryanicede, Latincede ve eski-
tamamen kitaplar yoluyla, hatta Latince tercü- lerin bilimlerinde kendini mükemmelleştirdi.
melerin Toledo’da yahut Endülüs’ün herhan- Daha sonra Musul’a gitti ve Kemāleddīn
gi bir yerinde yapıldığı hallerde bile. Onların b. Yūnus’un yanında el-Fārābī’nin, İbn
oralarda Arapça veya İbranice konuşulan Sīnā’nın, Öklid’in eserlerini ve Almagest’i
dünyada yaşayan matematikçilerle çok az okudu. Sonra Antakya’ya döndü, fakat daha
temasta olmaları gerekiyor. 13. yüzyılda Pisa'lı fazla bilgiye burada ulaşamayacağını anla-
Leonardo (Fibonacci) bir istisna gibi görü- dı. Böylece Musul’a Kemāleddīn b. Yūnus’a
nüyor; o bizim anlayışımıza göre Müslüman tekrar gitti ve orada bilgisini derinleştirdi.
Kuzey Afrika’da Bicaye (Cezair)’de mate- Daha sonra Bağdat’a gitti ve orada tıp bili-
matikle uğraşan toplulukla temas halindeydi. minde mükemmelleşti. Sultan Alaaddin
Onun ortaya koyduğu parlak yaratıcı eser Keykubat (d. 618-634/1120-1237)’ın hizmetin-
Latin dünyasında şayet yaşayan bilginlerle de bulunmak istedi, fakat Sultan oralı olmadı.
temas kurulabilse, neler yapılabileceğini gös- Böylece Ermenistan’a gitti ve Kral Ḥātim380
teriyor. 12. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Latin (I. Heṭum)’in oğlu Konstantin’in hizmetinde
bilimler tarihi, geniş çapta bir kitaptan öğren- bulunmaya çalıştı. Fakat buradaki ortamı hoş
me mücadelesidir. Ancak bu uzun devrenin bulmadı ve bu yüzden, Frank imparatorunun
sonuna doğru Avrupalıları bilim konularının orada bulunan elçisiyle birlikte onun yanına
gerçek üstadları olarak müşahade edebiliyo- gitti. İmparator onu büyük bir teveccühle kar-
ruz.» şıladı, ona büyük saygı gösterdi, hatta bütün
Arap-İslam bilimlerinin Sicilya ve İtalya bir şehri ve çevresini tımar olarak bağışları».
yoluyla resepsiyonuna katkıda bulunmuş Arap bilimlerindeki sağlam temelli bilgi-
bilginlerden üçüncüsü olarak Antakyalı siyle bu çok yönlü bilginin II. Friedrich’in
Theodorus anılacaktır. Daha önce adı geçen sarayına alınmasından kısa bir süre sonra
iki bilginin aksine o Pisalı değildir, Sicilya’da orada hakim bilimsel hayatta çok ileri bir
bilim adamı ve danışman olarak bir süre konuma ulaştığı anlaşılıyor. Haklı olarak
Kayser II. Friedrich’in hizmetinde bulu- onun, Kayser’in el-Melik el-Kāmil’e veya
nan bir Hıristiyan Araptır. Hayatı hakkın-
da Suriye’li Hıristiyan bilgin Ebū el-Ferec
İbn el-ʿİbrī (Barhebreus, ö. 1286) farklı din
mensubu bilginlerin bir arada yaşama ve 378 Taʾrīḫ Muḫtaṣar ed-Duvel, Ed. Ṣālḥānī, Beirut 1890, s.
çalışmalarının canlı bir tablosunu aktaran 477-478.
ve İslam dünyasındaki bu temel bilgin- 379 Suter, H.:Beiträge zu den Beziehungen Kaiser Fried-

lik özelliğinin Haçlılar’ın hakimiyetinde de richs II. zu zeitgenössischen Gelehrten des Ostens und
Westens, insbesondere zu dem arabischen Enzyklopädisten
devam ettiğini gösteren ilginç bir sunum- Kemāl ed-din ibn Yûnis, a.y., s. 8 (Tekrarbasım: a.y., s. 314)
çok az değişiklikler yapılmıştır. İngilizce çevisirisi, Burnett,
Ch.: Master Theodore, Frederick II’s philosopher, Frede-
rico II e le nuove cultur. Atti del XXXI Convegno storico
internazionale, Todi, 9-12 ottobre 1994, Spoleto 1995, s.
377 East and West contrasted in scientific astronomy, a.y., 225-285, özellikle s. 228-229.
s. 326. 380 Bkz. Burnett, Ch.: Master Theodore, a.y., s. 232.
154 G İ R İ Ş

İbn Sebʿīn’e matematiksel, doğa bilimsel ve Sanatına Dair») adlı zarif bir eseri kaleme
felsefi sorular yollamasında önemli ölçüde almış olması şaşırtıcı değildir.
etkili olduğu söylenebilir. Bu bağlamda Pisalı
Leonardo’nun Theodorus’la matematik- 3) Resepsiyonun Bizans Üzerinden
sel problemler hakkında yazışmış olmaları Giden Yolu
manidardır. Leonardo ona, birinci derece-
den belirsiz denklemlerle ilgili problemler Arap-İslam bilimlerinin bu resepsiyon yolu
içeren bir mektup yollamıştır: «Theodorus İslam dünyasının merkezinden ve doğusun-
da Leonardo’ya ikinci dereceden belirsiz ana- dan Bizans’a oradan da Avrupa’ya uzan-
litikten bir problem yolladı. Bu problemi maktadır. Yaklaşık 130 yıl önce Herman
Leonardo Liber quadratorum isimli eserinde Usener385 Arapça ve Farsça eserlerin Avrupa
çözdü»381. kütüphanelerindeki Bizans tercümelerine
Kuşkusuz Theodorus Arapça eserler hak- dikkat çekmişti386. Bunun ardından bilimsel
kındaki bilgilerin Sicilya ve Güney İtalya’da araştırmalar zaman zaman Arapça kitapların
yayılmasında önemli bir rol oynamıştır. Onun Bizans Yunancası çevirileri sorusuna ilgi gös-
Kayser için bir şahincilik kitabını Latince’ye terdi. Mesela bir fabl koleksiyonu olan Kelīle
çevirdiğini bilmekteyiz. Bu eser Moamin382 ve Dimne’nin Symeon Seth387 (11. yüzyılın
adıyla günümüze ulaşmıştır ve büyük ölçüde sonu) tarafından, ʿAbdullāh b. Muḳaffaʿ (ö.
veterinerlik karakteri taşımaktadır. Arapça 369/979)’nın orta Farsça’dan derlediği Arapça
orijinalinin (ki bugüne kadar bulunamamış- versiyonuna göre yapılmış çevirisi ve Aḥmed
tır), çeyrek yüzyıl sonra X. Alfons’un direk- b. İbrāhīm İbn el-Cezzār388 (ö. 369/979)’ın tıp
tifiyle İspanyolca’ya çevrilmiş olan Arapça eseri Zād el-Musāfir’in çevirisi -ki bu eserin
“şahincilik kitabı”nın orijinalle383 çok sıkı çevirmeninin diğer Arapça kaynakları bildiği
bir yakınlıkta bulunduğu tahmin olunabi- anlaşılmakta389- örnek gösterilebilir.
lir. Kayser’in bu ve diğer kaynaklar yanında
Uzun bir fasıladan sonra Arap-İslam bilim-
kendi tecrübelerine dayanarak ve kendi ifa-
lerinin Bizans’ta bilinmesine ilişkin soru,
desiyle «büyük bir masrafla» sarayına getirt-
özellikle Otto Neugebauer’in bir Vatikan el
tiği Arap şahincilerin de etkisiyle De arte
yazmasında bir astronomi kitabının Yunanca
venandi cum avibus384 («Kuşlarla Avlanma
çevirisinde gezegenlerin çifte ek yörüngele-
381 Suter, H.:Beiträge zu den Beziehungen Kaiser Friedri-
chs II., a.y., s. 8 (Tekrarbasım: a.y., s. 314).
382 Die Falkenheilkunde des «Moamin» im Spiegel ihrer
volgarizzamenti. Cilt 1: Glessgen, Martin-Dietrich: Editi- 385 Ad historiam astronomiæ symbola, Bonn 1876.
on der neapolitanischen und der toskanischen Version mit 386 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 57.
philologischem Kommentar, Tübingen 1996 (Zeitschrift 387 Bkz. Krumbacher, Karl: Geschichte der byzantinischen
für romanische Philologie, Beiheft 269); Krş. Burnett, Litteratur von Justinian bis zum Ende des Oströmischen
Ch.: a.e., s. 239. Reiches /527-1453), 2. Baskı, Münih 1897 (Tekrarbasım:
383 Muḥammed b. ʿAbdullāh b. ʿÖmer İbn el-Bāzyār (3./9. Newe York 1970) s. 896; Sarton, G.: Introduction…, a.y.,
yüzyıl, Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 193, Cilt 7, s. 154, Cilt 1, s. 771.
329); İspanyolca çeviri: Libro de los animales que cazan, 388 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 3, s. 304-307.
ed. J.M. Fradejas Rueda, Madrid 1987; Burnett, Ch.: a.e., 389 Bkz. Daremberg, Charles: Recherches sur un ouvrage
s. 240. qui a pour titre Zad el-Mouçafir, en arabe, Éphodes, en
384 Birçok edisyonu ve tıpkıbasımı vardır, en eski edisyonu, grec, Viatique, en latin, et qui est attribué, dans les textes
Willemsen, Carl Arnold: Friderici Romanorum Imperato- arabes et grecs, à Abou Djafar, et, dans le texte latin, à
ris Secundi De arte venandi cum avibus, 2 Cilt, Leipzig Constantin, Archives des missions scientifiques et littérai-
1942; Tıpkıbasım Graz 1969, esere yapılmış yorumlardan res, choix de rapports et instructions (Paris) 2/1851/490-
oluşan cilt, Willemsen, C.A.: Kaiser Friedrich der Zweite, 527, özellikle 505 (Tekrarbasım: Islamic Medicine serisi
Über die Kunst mit Vögeln zu jagen, Frankfurt 1970. içerisinde Cilt, 39, s. 1-38, özellikle s. 16).
G İ R İ Ş 155

rinin modelini bulmasından sonra390, bilim ölçüde genel kabulden ve ne ölçüde karşı
tarihçilerinin dikkatini çekti. Bu, o zaman koymaktan bahsedilebilir? Kendisiyle birlikte
birkaç yıldır ispatlanan ve Kopernik’in, Louvain’deki araştırmacılar, Bizansların bu
Ptoleme’nin Almagest’i yoluyla gezegenlerin yoldaki davranışını iki evreye ayırmaya mey-
zedelenmiş olan aynı zaman içerisinde daima letmişlerdir: İlk evrenin 9. yüzyıldan 13. yüz-
aynı uzaklıkları geride bıraktıkları prensibini yıla kadar, ikinci evrenin ise 13. yüzyıldan 14.
yeniden sağlama denemesindeki Arap-İslam yüzyıla kadar devam ettiğini düşünüyorlar.
astronomlarının etkilerine ilişkin soruyu İkinci evre bilimsel alanda, Arap-İslam bilim-
cevaplandırma yolunu açtı391. leriyle temasın kesin bir rol oynadığı bir tür
Otto Neugebauer’in392 ve E.S. Kennedy’nin393 Rönesans’ın meydana geldiğini düşünüyor-
ön çalışmalarının ardından, sonraki dönem lar395. Mogenet’ye göre «geleneksel» olarak
araştırmacıları, İslam astronomisinin en yeni nitelediği ve astronominin astrolojiden daha
gezegen teorileri hakkında, ilgili Arapça ve az ilgi gördüğü ilk evrede de İslam bilimleri
özellikle Farsça kitapların Bizans versiyon- etkilerini göstermiştir396. Mogenet’nin ardı-
ları üzerinden Avrupa’ya ulaştıkları kanaa- lı Anne Tihon ilk evredeki astronomik ve
tine varmışlardır. O zamandan beri David astrolojik uğraşıların karakterleştirmesinde,
Pingree (Brown University), Joseph Mogenet iki akımdan bahsederek belirli tarzda bir
(Louvain) ve ardılı Anne Tihon ( Louvain) ayrımsayıcı bakış açısına ulaşmıştır. İlk akım
tarafından yapılan birçok araştırma-inceleme gerçekten bazı bilgi unsurlarını almakla kal-
ve metin edisyonları Arap astronomisinin ve mıştır. İkinci akımın belirleyici özelliği ise,
astrolojisinin Bizanslılardaki resepsiyonuna İslam astronomisinde oluşturulan çizelgele-
dair bilgimizi kayda değer ölçüde genişlet- rin alınmasıdır397.
miştir. Şu anki bilgimize göre, Bizanslıların Arap
1976 yılına kadar kazanılmış sonuçla- astronomisiyle tanışıklıklarına yönelik en
rı ortaya koymaya yönelik bir denemesin- eski kanıt 1032 yılından Almagest’e yapıl-
de Mogenet394 kendine şu soruyu sormakta- mış şerh-haşiye karışımı yorumlardır398. Bu
dır: 9. ve 14. yüzyıllar arasında Bizanslıların çalışmanın anonim yazarı, Ptoleme astro-
Arap astronomisine karşı tutumunda ne nomisiyle «yenilerin» (νεώτεροι) astronomi-
si arasında -ki bundan Arap astronomları-
nı kasdetmektedir- bir karşılaştırma girişi-
390 Bkz. Kennedy, Edward S.: Planetary
minde bulunmaktadır399. Yazar Άλίμ adında
theory in the me-
dieval Near East and its transmission to Europe, Oriente
e Occidente in medioevo: filosofia e scienze. Convegno
internazionale içerisinde, [Roma] 9-15 aprile 1969, Rom
1971, s. 595-604, özellikle s. 602. 395 a.e., 46.
391 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 55. 396 a.e., 48 vd.
392 Studies in Byzantine astronomical terminology, Phila- 397 Les textes astronomiques arabes importés à Byzance
delphia 1960 (Transaction of the American Philosophical aux XIe siècles, Occident et Proche-Orient: Contacts
Society, Cilt 50, Kısım 2). scientifiques au temps des Croisades, a.y., s. 313-324, özel-
393 Late medieval planetary theory, Isis içerisinde (Balti- likle s. 316.
more) 57/1966/365-378. 398 Mogenet, J.: Une scolie inédite du Vat. Gr. 1594 sur
394 L’influence de l’astronomie arabe à Byzance de XIVe les rapports entre l’astronomie arabe et Byzance, Osiris
siècle, Colloques d’histoires des sciences I (1972) et II içerisinde (Brügge) 14/1962/198-221.
(1973) içerisinde. Université de Louvain, Recueil de tra- 399 Tihon, Anne: L’astronomie byzantine (du Ve au XVe
vaux d’histoire et de philologie, série 6, 9/1976/45-55, özel- siècle), Byzantion içerisinde (Brüksel) 51/1981/603-624,
likle s. 45. özellikle s. 611.
156 G İ R İ Ş

ki bir kimsenin çizelgelerini kullanmakta- Ḥākimī Çizelgeleri vurgulanarak bahsedil-


dır. Bugün bu şahsın Ebū el-Ḳāsım ʿAlī b. mektedir. Bu kompilasyonun yıldız tablosu-
el-Aʿlem el-Baġdādī400 (ö. 375/985) olduğu na yönelik incelemesinde Paul Kunitzsch409
bilinmektedir401. «Arap-İslam kökenine dair tartışılmaz bir
En eski ikinci kanıt 1072 yılındandır. Bu, işaret» bulmuştur. Yıldız adlarına yönelik
de şu tespitte bulunmaktadır: «Gerçi yıldız
Ḥabeş el-Ḥāsib402 (ö. 3./9. yüzyılın sonu)’in
isimleri Yunanca ifade edilmişlerse de, sık sık
Zīc adlı eserinden, Aḥmed b. el-Musennā403
Yunanca veya Ptoleme’nin kullandığı tanım-
(5./11. yüzyıl)’nın Muḥammed b. Mūsā el- lamalar yerine Arapça isimlerin motomot
Ḫārizmī404 (3./9. yüzyılın ilk yarısı)’nin Zīc’ine çevirisinden ibarettir»410.
yazdığı şerhden ve Arapça astrolojik bir kitap- Bu kompilasyon ayrıca, birçok Arapça terimin
tan405 derlenmiş olan Yunanca anonim bir Yunan alfabesiyle (κότπ=ḳuṭb gibi) aynen
kompilasyondur. Bu el yazmasının en önemli alındığı bir usturlap risalesinin çevirisini içer-
yanı şudur: Burada Yunanca bir metinde mektedir411.
ilk defa (Ḥabeş’in Zīc’ine dayanarak) sinüs Bu bağlamda bilinen tek «Bizans» ustur-
ve ters sinüs fonksiyonları ortaya çıkmakta- labından da bahsedilmelidir412. Brescia’daki
dır406. Museo dell’Età Cristiana müzesinde bulunan
alet, arka tarafına kazınmış bir nota göre
Konumuz için hayli aydınlatıcı olan 12. yüz-
1062 yılında Sergio adlı Fars kökenli bir
yılın sonundan daha genç bir kompilasyon
konsül için imal edilmiş olduğu belirtiliyor.
Codex Vat. Gr. 1056’da bulunmaktadır407. Bizanslıların 11. yüzyılda gökyüzü gözlem-
Geneli itibariyle astrolojik içerikli bu kom- lerinde usturlap kullandıkları kesin olarak
pilasyonda yaklaşık 20 Arap, Hint ve sahte- kabul edilebilmesine rağmen, bazı olgular,
Hint yazarın adı geçmektedir408. Özellikle el- bu aletin kuşku duyulmaksızın «Bizanslı»
Ḫārizmī, Ḥabeş el-Ḥāsib, Kūşyār b. Lebbān olarak nitelendirilmesini engellemektedir.
ve ʿAlī b. ʿAbdurraḥmān İbn Yūnus’un İlkin, λυρα (Vega) sabit yıldızı Arap tarzıyla

400 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 215-216; Mercier, Ray-


mond: The parameters of the Zīj of Ibn al-Aʿlam, Archives
internationales d’histoire des sciences içerisinde (Roma)
39/1989/22-50. 409 Die arabische Herkunft von zwei Sternverzeichnissen in
401 Tihon, Anne: Sur l’identié de l’astronome Alim, Ar- cod. Vat. gr. 1056, Zeitschrift der Deutschen Morgenländi-
chives internationales d’histoire des sciences içerisinde schen Gesellschaft içerisinde (Wiesbaden) 120/1970/281-
(Roma) 39/1989/3-21. 287, özellikle s. 282.
402 Bkz. Sezgin, F.: a.e., Cilt 6, s. 173-175. 410 a.e., s. 282.
403 a.e., Cilt 6, s. 142. 411 Bkz. Tihon, Anne: Tables islamiques à Byzance, a.y.,
404 a.e., Cilt 6, s. 140-143. s. 406.
405 Bkz. Neugebauer, Otto: Commentary on the astrono- 412 Bkz. Dalton, O.M.: The Byzantine astrolabe at Bres-
mical treatise Par.gr. 2425, Brüksel 1969; Jones, Alexan- cia, Proceedings of the British Academy içerisinde, Cilt
der: An eleventh-century manual of Arabo-Byzantine as- 12, Londra 1926, s. 133-146, 3 Resim; Gunther, R.: The
tronomy, Amsterdam 1987; Mogenet, J.: L’influence de Astrolabes of the World, a.y., s. 104-108; Stautz, Burkhard:
l’astronomie arabe à Byzance, a.y., s. 49-50; Tihon, Anne: Die früheste bekannte Formgebung der Astrolabien, Ad
Les textes astronomique arabes importés à Byzance, a.y., radices. Festband zum fünfzigjährigen Bestehen des Ins-
s. 316, 318. tituts für Geschichte der Naturwissenschaften der Johann
406 Tihon, Anne: a.e., s. 318. Wolfgang Goethe-Universität Frankfurt am Main içerisin-
407 Catalogus codicum astrologorum graecorum, Cilt 5, de, ed. Anton von Gotstedter, Stuttgart 1994, s. 315-328,
Kısım 3, Brüksel 1904, s. 7-64. özellikle 319-320; aynı yazar: Die Astrolabiensammlung
408 Bkz. Tihon, Anne: L’ astronomie byzantine, a.y., s. 612; des Deutschen Museums und des Bayerischen National-
aynı yazar: Tables islamiques à Byzance, Byzantion içeri- museums, Münih 1999, s. 11; Tihon, Anne: Les textes as-
sinde (Brüksel) 60/1990/401-425, özellikle s. 405-413. tronomique arabes importés à Byzance, a.y., s. 323.
G İ R İ Ş 157

Avrupa’da 10. yüzyıldan beri rastlandığı gibi gelişim hareketi sekteye uğramakla kalmamış
bir kuş formunda (en-Nasr el-Vāḳiʿ = düşen aynı zamanda o döneme değin oluşturulan
kartal) tasvir edilmiştir413. İkincisi, Bizans literatür ortadan kaybolmuştur414. Fakat 13.
(=Konstantinopel)’ın enlemi olarak verilen yüzyıldan 14. yüzyıla geçiş dönemecinde Arap-
41° değeri, usturlabın iç diskinde bulunan Fars bilimine yönelik yeni bir ilginin kendini
tarihi şüpheli kılmaktadır. Bizans’ın Ptoleme belirgin kılması için çok uzun zaman geçmesi
Coğrafya’sındaki enlemi 43° dir ve erken gerekmedi. Bu sefer Konstantinopel’e götü-
dönem Arap coğrafyacılarında ise 45° dir ve ren yol doğudan gelmekteydi.
ilk kez 13. yüzyılın sonuna doğru 41° olarak Bağdat’ın 656/1258 yılındaki ele geçirilme-
(bugünkü değeri 41° 02‘ dır) düzeltilmiştir. si