Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL ve MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI

Rapor No: 5

Ağustos 2009

© 2009 Bu raporun içeriğinin telif hakları ORSAM'a ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak makul alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, yeniden yayımlanamaz. Bu raporda yer alan değerlendirmeler yazarına aittir; ORSAM’ın kurumsal görüşünü yansıtmamaktadır.

ORSAM.ORSAM Stratej k B lg Yönet m . bireylerin temel hak ve hürriyetlerine saygı. işadamlarının ve STK temsilcilerinin Türkiye’de konuk edilmesini kolaylaştırarak. ulusal ve uluslararası ölçekte Ortadoğu literatürünün gelişimini desteklemektedir.org. Bölge halklarının bir arada yaşama iradesine. Farklı hareket seçenekleri içeren fikirler üretir. Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı’na bağlı bir kuruluştur. Bölge ülkelerinden devlet adamlarının. olumsuzluklarla özdeşleştirilmiş bir imaja mahkûm edilmemelidir. bilgi ve düşüncelerin gerek Türkiye gerek dünya kamuoyuyla paylaşılmasını sağlamaktadır. Ortadoğu ülkeleri. tutarlı ve uzlaştırıcı politikalarıyla sağladığı uluslararası desteği en etkili biçimde değerlendirebilmesi.tr . halklarından aldıkları güçle ve iç dinamiklerini seferber ederek barışçıl bir kalkınma seferberliği başlatacak potansiyele sahiptir. Ortadoğu algılamasına uygun olarak. Sözkonusu çerçevede. uzlaşmacı inisiyatifleri cesaretlendirecektir. Etkin çözüm önerileri oluşturabilmek için farklı disiplinlerden gelen. 19 Mart 2004’te Enstitü’nün çalışma sahası genişletilerek adı Global Strateji Enstitüsü olarak değiştirilmiştir. 30 Mayıs 2002’de Irak Araştırmaları Enstitüsü kurulmuştur. kamuoyunu ve karar alma mekanizmalarına aydınlatıcı bilgiler sunar. çalışmalarını Ortadoğu özelinde yoğunlaştırmıştır. bürokratların. gazetecilerin. Cepheleşen eksenlere dâhil olmadan. devletlerin egemenlik haklarına. stratejistlerin. Ortadoğu’ya Bakış Ortadoğu’nun iç içe geçmiş birçok sorunu barındırdığı bir gerçektir. ORSAM. ORSAM. analizleriyle. aylık Ortadoğu Analiz ve altı aylık Ortadoğu Etütleri dergileriyle. ne Ortadoğu ne de halkları. taraflar arasında diyalogun tesisini kolaylaştırmaya devam etmesi. akademisyenlerin. yakın çevresinde bölgesel istikrar ve refahın kök salması için yapıcı katkılarını sürdürmelidir. raporlarıyla ve kitaplarıyla. bölgesel gelişmeleri ve trendleri titizlikle irdeleyerek ilgililere ulaştırabilen güçlü bir yayım kapasitesine sahiptir. Bir Düşünce Kuruluşu Olarak ORSAM’ın Çalışmaları ORSAM. Ortadoğu’daki sorunların kavranmasında adil ve gerçekçi çözümler üzerinde durulması. alanında yetkin araştırmacıların ve entelektüellerin nitelikli çalışmalarını teşvik eder. www. Ancak. Türkiye. uluslararası politika konularının daha sağlıklı kavranması ve uygun pozisyonların alınabilmesi amacıyla.orsam. 1 Kasım 2008’de Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) adını alarak kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci geçiren kurum. gerek ülkeler arasında gerek ulusal ölçekte kalıcı barışın ve huzurun temin edilmesinin ön şartıdır. Özgür Düşünce Üret m ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Tarihçe 1990’ların başında Türkiye’de eksikliği her zamankinden daha fazla hissedilmeye başlayan Ortadoğu araştırmaları konusunda kamuoyunun ve dış politika çevrelerinin ihtiyaçlarına yanıt verebilmek amacıyla. web sitesiyle. bölge devletlerinin ve halklarının ortak menfaatidir.

.............. Dürzîlerin Türkiye Perspektifi............................................................................................................................................ 3....................................................................................................................................... 6...... 5...... Sünni Grupların Türkiye Algısı................... 5 6 7 9 11 13 14 16 17 ................. 2............ Filistinli Mülteciler ve Türkiye.............. Giriş: Türkiye-Lübnan İlişkilerinde Önyargıların Yıkılması............................ Sonuç............................................................................................. 4......................................... 1............................................................................................ Marunîlerin Türkiye Algılaması......................İçindekiler Özet........................................................................................................................................................ Lübnanlı Ermeniler: Geçmiş ve Gelecek Arasında Politika............................... Lübnanlı Şiilerin Türkiye Algısı...............................................

.

Babilliler. Rum Ortodokslar ve Katolikler ise kendilerini büyük İskender’in kurduğu Helen dünyasının Ortadoğu’daki mirasçısı olarak görmektedirler. Ağustos 2009 ORSAM Hazırlayan: Yrd. Lübnanlı Marunîlerin bir kısmı ilk atalarının Fenikeliler olduğunu ileri sürerken. Burc Hamud’da Ermenilerle konuşmadan. dinsel ve mezhepsel heterojenliği günümüze taşıyan ender ülkelerden biridir. Diğer bir deyişle Şuf ’ta Dürzîlerle birlikte olmadan. Rum Ortodoks ve Katolik Hıristiyan mezheplerle diyalog kurmadan Lübnan sorununun ne ifade ettiğini dışarıdan anlamaya çalışmak oldukça güçtür. Dolayısıyla Lübnan’ı yalnızca Hıristiyan ve Müslümanların farklı mezheplerinin birlikte yaşadığı bir ülke olarak tanımlamak oldukça güçtür. hem Lübnan’daki * Bu raporun hazırlanması için yapılan saha araştırmalarına sağladığı maddi katkılarından dolayı TÜBİTAK’a teşekkür ederim. Geçmişten günümüze Asurlular. Suriyeliler. Şuf deyince Dürzîler. 18 ayrı mezhebin Anayasal olarak tanındığı Lübnan’da her mezhep belli bir bölgedeki çoğunluğunu korumaya çalışmaktadır.orsam. Fransızlar. Osmanlılar. İranlılar ve İsrailliler Lübnan’a egemen olma mücadelesi vermiştir. Büyük İskender öncülüğünde Makedonyalılar. Katolik Haçlı Orduları. Fenikelilerden modern Lübnan devletinin kurulmasına uzanan süreçte bir yandan birçok medeniyete ev sahipliği yaparken diğer yandan da tüm bunların kültürel. Örneğin. www. Doç. Önyargılar üzerine kurulu toplumlar arası algılamalar ülkeler arasındaki politik ve ekonomik ilişkilerin gelişmesini olumsuz yönde etkilemiştir. Lübnan üzerindeki rekabet için bazen dönemin güçleri İmparatorluğun bekasını tehlikeye atmaktan kaçınmamışlardır.org.tr 5 . Lübnanlı Türkler Osmanlı İmparatorluğu’nun bir devamı. Bunun yanında Türkiye-Lübnan ilişkileri. Trablus denince Sünniler. Osmanlı döneminden kalma tarihsel önyargılar uzunca bir dönem Türkiye-Lübnan ilişkilerini etkisi altına almıştır. Aleviler veya İsmailliler ise ayrı bir tarih anlayışına sahiptir. Kisrivan’daki Marunî. Bunların yanı sıra Lübnanlı Sünniler. tarih boyunca bir yandan iç savaşların diğer yandan da bölgesel ve küresel güçlerin üzerinde mücadele ettiği topraklar olmuştur. Dr. tarih boyunca Güney Lübnan deyince Şiiler. Lübnan. Dünya tarihinde iz bırakmış büyük uygarlıkların önemli bir kısmının Lübnan topraklarını egemenliği altına almaya yöneldiği bilinmektedir.Rapor No: 5.veyselayhan. Kafkasya ve Orta Asya kökenli Memluklular.com Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL ve MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI Özet Lübnan. Dürzîler ise tarih üstü bir tevhit inancı ve kültürün günümüzdeki son temsilcileri olduklarına inanmaktadırlar. Kisrivan denince de Marunîler ilk akla gelen topluluklar olmuştur. Veysel AYHAN Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ORSAM Ortadoğu Danışmanı www. siyasal ve dinsel mirasının da günümüze taşınmasında hayati bir rol oynamıştır. Öte yandan söz konusu grupların Türkiye’yle ilişkileri ise sürekli inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Şiiler. Sur’daki Şiilerin ve Hıristiyanların nasıl düşündüklerini ve yaşadıklarını görmeden. Lübnan.

siyasi ve ekonomik destekler etkili olmuştur. Eylül 2006 tarihinde TBMM’de Lübnan’a asker gönderilmesini öngören tezkere kararının tartışıldığı günlerde Başbakan Erdoğan’ın açıkça Türkiye’nin Lübnan krizi karşısında sessiz kalamayacağını ve bunu “tarihi bir sorumluluk” gördüğünü ifade etmesi Lübnanlı gruplar açısından dikkat çekici olmuştur. Lübnanlı grupların Türkiye algılamasında rol oynayan bir diğer unsur ise. Lübnanlı yazar Muhammed Nurettin’in de önemle vurguladığı gibi Şii Lübnanlılar savaşın yıkıntıları arasında kendilerine ilk uzatılan yardım elinin Türklerden geldiğini görünce. Giriş: Türkiye-Lübnan İlişkilerinde Önyargıların Yıkılması T ürkiye-Lübnan ilişkilerinin tarihi geçmişi. büyük bir minnettarlık duymuşlardır. 12 Temmuz 2006 tarihinde başlayan ve 34 gün süren İsrail-Lübnan Savaşı sırasında Ankara’nın izlediği İsrail karşıtı politikalar ve savaşın ardından da Lübnan Hükümeti’ne ve Lübnanlı gruplara verdiği askeri. Türkiye Lübnan’ın yeniden yapılandırılması çerçevesinde 50 milyon dolarlık katkısıyla insani yardım programlarına destek vermiştir. Bu çerçevede 2005 öncesi dönemde Türkiye-Lübnan ilişkileri Türkiye-Suriye ilişkilerinin etkisi altında gelişme göstermiştir. Türkiye Lübnan ilişkileri savaşın ardından gündeme gelen UNIFIL’in güçlendirilmesi konuları ve Türkiye’nin barış gücüne katkı sağlayabileceğini açıklamasının ardından daha da önem kazanmıştır. 2006 Savaşı’nda İsrail’in saldırılarını sert sözlerle eleştirmekten çekinmeyen Türkiye’nin sorunu uluslararası platformlara taşıma girişimlerinde bulunması Lübnanlı grupların dikkatlerini Türkiye üzerine çevirmesinde etkili olmuştur. Soğuk Savaş sonrası dönemde ilk önce İsrail ardından da Suriye’nin Lübnan’daki askeri varlığını çekmesinden sonra TürkiyeLübnan ilişkilerinde de yeni bir dönem açılmıştır. Suriye askerlerinin Lübnan’daki varlığını sürdürdüğü 2005 öncesi dönemde Lübnanlı grupların ve hükümetinin bağımsız birer aktör olarak Türkiye’yle ilişki kuramadıklarını belirtmek gerekir. İran ve İsrail gibi) hem de küresel güçlerin (ABD ve AB) amaç ve çıkarlarından bağımsız bir Lübnan politikası geliştirmesi. Ülkenin değişik bölgelerinde 41 okul inşa edilmiş. bu politikaların uygulanmasında da bölgesel veya mezhepsel bir ayrımcılığa gidilmemesi Lübnanlı grupların Türkiye hakkında Fransız işgal dönemiyle oluşturulan. Kızılay’ın dışında birçok sivil toplum kuruluşunun Lübnan’ın genelinde dağıttığı yardımlar hem Şii hem de diğer grupların Türkiye algılamasında önemli bir etki yapmıştır.tr .ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ iç gelişmelerden hem de dış aktörlerin ilişkilere müdahalesinden bağımsız değildir.2 Bu bağlamda 2000 sonrası dönemde Türkiye’nin hem bölgesel güçlerin (Suriye. 2005 sonrası dönemde ise Türkiye’nin Lübnan’a yönelik izlediği proaktif dış politika kısa sürede sonuç vermiş ve hem Lübnan hükümetinin hem de Lübnanlı grupların Türkiye algılamasının değişmesine yol açmıştır.1 Türkiye.org. ardından da Mayıs 2004’te Başbakan Hariri Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir.orsam. Türkiye-Lübnan ilişkilerinin düşük yoğunluktan yüksek yoğunluklu bir sürece geçmesinde. Türkiye ayrıca yaklaşık 20 milyon dolara mal olacak ve 500 bin kişinin yararlanabileceği özel bir travma ve rehabilitasyon merkezi inşa etmeyi hedeflemektedir. 6 www. Bu okulların inşasında mezhepsel ya da bölgesel ayrımcılık söz konusu olmamıştır. savaş sürdüğü günlerde ve savaşın hemen ardından bölgeye gönderilen insani yardımlar olmuştur. Güvenlik sorunlarının yanı sıra Türkiye ayrıca Lübnan’ın yeniden yapılandırılmasında aktif bir rol üstlenmektedir. 16’sının yapımı da devam etmektedir. Lübnan’a verilen insani yardım sıralamasında ilk 15 ülke arasında yer almaktadır. Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmeye başladığı 2000 sonrası dönemde Lübnan Hükümeti Türkiye’yle yakınlaşma politikası izlemiştir. Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi doğrudan TürkiyeLübnan ilişkilerini de etkilemiş ve Nisan 2004 tarihinde ilk önce Lübnan Dışişleri Bakanı Jean Obeid. Moğol saldırılarını durduran Memlukluların Eyyübileri tahtan indirerek kendi devletini kurmalarına kadar geriye gitmektedir.

Suriye ve Lübnan’ın geçmişte ve gelecekte ortak kader birliği yaptığını ifade etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Şiilik. Meclis Başkanının ardından Başbakan Saad Hariri ile görüşen Davutoğlu. Lübnan basınında da önemli bir yer tutan resmi ziyaret esnasında taraflar arasında askeri. Türkiye’nin ulusal birlik hükümeti kurma sürecini desteklediğini açıklayan Davutoğlu. Cumhurbaşkanlığı sorununun çözülmesinden sonra Türkiye Mişel Süleyman’ın Cumhurbaşkanı seçilme törenine Katar’la birlikte davet edilen tek ülke olmuştur. Lübnanlı Şiilerin Türkiye Algısı www.tr 7 . İlişkilerin gelişmesinde birçok faktörün yanı sıra Lübnanlı grupların Türkiye’ye bakışının değişmesi de etkili bir rol oynamıştır.orsam. Katar’da başlayan Lübnanlı grupları uzlaştırma konferansı sırasında Türkiye’nin girişimleri.org. Sünniler ve Dürzîler arasında yaşanan iç çatışmalar durdurulması konusunda da hem bölge ülkeler hem de Lübnanlı gruplar üzerindeki etkisini kullanarak kanlı çatışmaların durdurulması ve sorunun barışçıl yöntemlerle çözümlenmesine katkı sağlamıştır. Türkiye-Lübnan ilişkilerini iki kardeş ülkenin ilişkileri olarak nitelendirmiş ve ilişkilerin geliştirilmesi çabalarının süreceğini ifade etmiştir. 54 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk Lübnan Cumhurbaşkanı olma unvanını elde etmiştir. Davutoğlu yaptığı açıklamada ise Türkiye’nin Orta Doğu’daki çatışmalarda taraf olmadığını bir kez daha vurgulamış ve dış politika önceliğinin bölgedeki istikrarsızlık unsurlarının barışçıl yöntemlerle çözümlenmesi. Söz konusu görüşmeler 30 Temmuz 2009 tarihinde Dışişleri Bakanı Prof. Sünnilerden ayrı ve bağımsız bir mezhep olarak 1. 2006 Savaşı sonrası 2008 Mayısında Şiiler. Suriye-Lübnan ilişkilerine yönelik olarak da Türkiye’nin taraflar arasındaki sorunların barışçıl yöntemlerle çözümlenmesi konusundaki politikalarını sürdüreceğini belirtikten sonra Türkiye. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetiyle Türkiye’ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştiren Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman. Davutoğlu’nun Başbakan Hariri ile görüşmesinde ulusal birlik hükümeti ve Suriye-Lübnan ilişkileri de gündeme gelmiştir. bölgenin istikrarına ve kalkınmasına katkı sağlamak olduğunu ifade etmiştir.Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL VE MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI Suriye’nin ve Ermeni topluluğunun faaliyetleriyle daha da derinleşen olumsuz algılamanın değişmesine yol açmıştır. Türkiye-Lübnan ilişkilerinde yaşanan gelişme. Geçmişten günümüze Türkiye-Lübnan ilişkilerine bakıldığında sürecin bazen işbirliği bazen de çatışmacı bir zeminde geliştiği görülmektedir. karşılıklı ziyaretlere de yansımış ve bu çerçevede Kasım 2008’de ilk önce Lübnan Başbakanı Sinyora. Ancak. Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Lübnan’daki görüşmelerinde taraflar öncelikli olarak iki ülke arasındaki ortak tarih. çıkar ve istikrar anlayışının önemi üzerinde durmuştur. ekonomik ve kültürel alanda var olan işbirliğinin geliştirilmesi yönünde bir takım anlaşmalar imzalanmıştır. 2005 sonrası dönemde Türkiye-Lübnan ilişkilerinin oldukça hızlı bir gelişme görülmektedir. Bu bağlamda bir kez daha Türkiye’nin SuriyeLübnan ilişkilerinin geliştirilmesinde yapıcı bir rol oynamaya devam edeceği dile getirilmiştir. bir kez Türkiye-Lübnan ilişkilerinin iyi olmasının doğrudan Orta Doğu’daki istikrarı etkilediğini vurgulamıştır. Başbakan Saad Hariri ve Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman’la görüşmüştür. taraflar arasındaki Cumhurbaşkanlığı ve birlik hükümetinin kurulması sorunlarının barışçıl çözümüne ciddi bir katkı sağlamıştır. Ahmet Davutoğlu’nun Lübnan’a düzenlediği resmi ziyaretle sürmektedir. Türkiye. Dışışleri Bakanı ziyareti sırasında Meclis Başkanı Nebih Berri. 21 Nisan 2009’de de Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman Türkiye’yi ziyaret etmişlerdir. Dışişleri Bakanı Davutoğlu. Tarihsel açıdan bakıldığında Türkiye’nin Şii gruplarla ilişkisi sorunludur. Davutoğlu. Şii Meclis Başkanı Nebih Berri ile yaptığı görüşmede ise Lübnan’ın istikrarının tüm Orta Doğu istikrarını etkilediğini ve bu kapsamda Türkiye’nin tüm Lübnanlı gruplarla iyi ilişkiler kurmaya devam edeceğini açıklamıştır. Dr.

3 Mezhepsel açıdan Şiilerin Türkiye’ye yönelik olumsuz algılamalarının değişmesine yol açan olay ise 2006 İsrail-Lübnan Savaşı sırasında ve sonrasında Türkiye’nin oynadığı rol olmuştur. Muhammed Nureddin’e göre Şii halk “Osmanlı döneminde rejimle ilişkileri iyi olmadığından Türkiye’nin dış politikasına ilk başlarda kuşkuyla bakıyordu. Nitekim 7 Mayıs 2008 tarihinde Lübnan’da başlayan çatışmaların kısa sürede Batı Beyrut’ta sıçradığı günlerde çatışma bölgesinde mahsur kalan Türk vatandaşlarının kurtarılmasında Türk diplomatları doğrudan Nawaf Musavi’nin desteğini almışlardır.6 Bu bölgelerin önemli bir kısmı İsrail’in hava ve kara operasyonlarının hedefi olmuştu. Türkiye’nin HAMAS’a yönelik tutumunu da yakında takip etmektedir. Burceyn. Sayda. Bu noktada Türkiye’nin Hizbullah’ın yanı sıra Suriye ve İran yönetimleriyle de doğrudan görüşmesi önemlidir. Sur. Türkiye’yi dost bir ülke olarak gördüklerini” ifade etmiştir.9 Hizbullah. Basir. Şibli. Lübnan’da Şiiliğin ayrı bir mezhep olarak kabul edilmesi Fransız Manda idaresi sırasında gerçekleşmiştir. Türkiye’nin İsrail karşıtı söylemleri ve politikaları Lübnan’a asker gönderilmesine yönelik olarak Hizbullah’ın da tutumunu doğrudan etkilemiştir. Ketr- maya. çatışmaların tüm şiddetiyle sürdüğü günlerde karşılarında Türk yardım kuruluşlarını görünce bu fikirler aşınmaya başladı. Barca.7 Hizbullah Milletvekili Ali Mikdat ise “Türk ordusuna kapımız açık. Hasbaya. Çünkü bu bizim dost gücümüz. Argub gelmektedir. Lübnan’dan yayın yapan ve Türkiye’de temsilciliği bulunan Hizbullah’a bağlı Al Manar TV’nin Gazze Savaşı sırasında Türkiye’nin değişik bölgelerinde İsrail’in saldırılarını protesto etmek için toplanan protestocuların görüntülerini ve eylemlerini düzenli olarak kendi izleyicilerine aktarması dikkat çekicidir.10 Diğer yandan asker gönderdikten sonra bölgedeki Şii halkın Türk askerine ve Türkiye’ye olan 8 www. İHH’nın Şiilerin yaşadığı Nebatiye’de açtığı poliklinikte ise hiçbir sosyal güvencesi olmayan 30 bin yoksul çiftçiye ve ailesine ücretsiz sağlık hizmeti sunulmaktadır.tr . Lübnanlı yazar Muhammed Nureddin Şiilerin Türkiye algılamasının değişmesinde 2006 Savaşı’nda bölgeye gelen sivil yardım kuruluşlarının birincil derecede rol oynadığını ileri sürmektedir. Türkiye’nin birçok yerinde düzenlenen gösterilerde İsrail bayrakları yakılmış ve Lübnanlılar için yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Sivil yardım kuruluşlarından biri olan ve savaş esnasında Lübnan’da bulunan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) özellikle Şii bölgelerinde yardımların dağıtımını büyük bir özveriyle gerçekleştirmiştir.”5 Türkiye.8 Türk askerinin bölgeye gönderilmesinden sonra Hizbullah. Bu konuda hiçbir sorun çıkmayacak” ifadesini kullanmıştır. Türk vatandaşlarının Batı Beyrut’taki otel ve evlerinden alınıp güvenli bölgelere aktarılması sırasında Hizbullah militanları doğrudan görev üstlenmiştir. Ancak. Lübnan’da Nuray Mert’le görüşen Nawaf Musavi. Türkiye ise Hizbullah’la ilişki kurmak isteyen bazı Batılı ülkeler ile örgüt arasında arabulucu rolü oynamaktadır. Dubiyye.org. Hizbullah böylelikle Türkiye’nin Ortadoğu’daki Şii Araplar üzerindeki etkisini genişletmesinde dolaylı olarak rol oynamıştır.orsam. Yaklaşık 3 milyon YTL yardım dağıtan bu kuruluşun söz konusu bütçeyi kullandığı bölgelerin başında Beyrut.ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ tanımadığı gibi Sünni Kadı’nın Şiiler üzerinde geçerli yetkileri vardı. “Türkiye’nin asker göndermesine karşı çıkmadıklarını. Baalbek. Savaşın sürdüğü günlerde Başbakan Erdoğan kamuoyu önünde İsrail’i sert şekilde eleştirirken. Anut. Türkiye’nin son yıllardaki politikalarını daha açık desteklemeye başlamıştır. Güney Lübnan’da Şiilere yardım dağıtan tek Sünni ülke olmuştur. Siba. Türkiye’nin İsrail karşıtı söylemleri Şii örgütler üzerine önemli bir etki yapmıştır.4 Savaş sırasında ve savaşın hemen ardından hem Kızılay hem de birtakım sivil toplum örgütleri aracılığıyla bölgede dağıtılan yardımlar Şii halkın bakışını derinden etkilemiştir. Şiilik yalnızca bireysel bir inanç düzeyinde kabul görmekteydi. Trablus. Aynı zamanda Müslüman bir güç.

Türk askeri gelince durum değişti. Ramazanda Türk askeri bazı köylerde iftar çadırları açtı. Başbakan Sinyora. Bu çerçevede ilk kez çalışmalarına başlayan Dr. Bazen devlet olarak çok önemli açıklamalar yapabilirsiniz. Türk askeri yerli hizmetler veriyor. Lübnan’daki siyasal istikrara katkı yapmak isteyen Ankara açısından oldukça önemli bir avantajdır. ardından da Suriye-Türkiye ilişkilerinin etkisi altında gelişme göstermiştir. Sivil toplum kuruluşlarının Nebatiye’de yürüttüğü sağlık hizmetlerinin yanı sıra Türk Birliği içinde görev alan sağlık personeli sayesinde düzenli olarak Şii bölgesine ücretsiz sağlık hizmetleri verilmektedir. Ancak. özelleştirmeye çıkarılan Türk Telekom’un yüzde 55’lik hissesini 6 milyar 550 milyon dolar fiyatla satın almasıyla olmuştur.12 Muhammed Nureddin’e göre “Şiiler UNIFIL’i Hıristiyan olduklarından İsrail işbirlikçisi olarak görmekteydi. Bu algılamaların oluşmasında Türkiye’nin UNIFIL içerisinde yer alacak Türk askerlerinin Hizbullah’ın silahlarını toplayacak bir görevi kabul etmeyeceğini ve şayet böyle bir talep gelirse askerlerini çekeceğini açıklaması belirleyici olmuştur. 2. Fidas sonrası bölgeye gönderilen diğer bayan doktor tarafından da sürdürülmektedir. Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımlar arasında ilk sıraya yerleşen Oger Telekom’un sahibi olduğu Türk Telekom aynı zamanda. Hizbullah’ı bir direniş örgütü olarak görmekte ve Türkiye’nin Hizbullah’ın silahlarının toplatılması konusunda gösterdiği hassasiyeti yakından takip etmektedirler. Hizbullah’ın tüm Şiiler üzerinde tartışmasız bir gücü vardır. Türkiye’deki üç GSM operatöründen biri olan Avea’nın hisselerinin yüzde 81’ine de sahiptir. 2004 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Başbakan Hariri yönetimi ile kurulan ilişkiler.11 Lübnan’da UNIFIL’in bünyesinde olmalarına karşın Türk barış gücü askerileri yerel halkla doğrudan temas kuracak faaliyetler yürütmektedirler. Bakın bu psikolojik açıdan oldukça önemlidir. Suriye’nin Lübnan’dan askerlerini çekmesinden sonra da gelişerek devam etmiştir. Şii kesim. köprü. Bu süreçte bir yandan yardım kuruluşlarının faaliyetleri diğer yandan da AK Parti Hükümeti’nin İsrail’e yönelik eleştirel söylemi ve politikaları Şiilerin Türkiye’ye bakışının değişmesinde oldukça önemli rol oynamıştır. hiçbiri yerel halk üzerinde bu yapılanlar kadar etkili olmaz. Ancak.14 Sonuç olarak Şii toplumunun Türkiye’ye bakışının değişmesinde rol oynayan gelişmelerin başında 2006 Savaşı ile başlayan bir süreçte Türkiye’nin Lübnan sorununa aktif olarak müdahil olması gelmektedir.tr 9 . halkın örf ve adetlerine saygıları yok.org. İlişkilerin düşük yoğunluktan yüksek profile çıkmasında rol oynayan asıl gelişme. İsrail saldırılarının sürdüğü 2006 yazında kendisiyle görüşen Erdoğan’dan doğrudan destek istemişti. Dolayısıyla Hariri ailesiyle kurulan özel ticari ilişkilerin politik alanda da iki ülke arasındaki ilişkilere yansıması olmuştur.Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL VE MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI ilgisi oldukça dikkat çekicidir.13 UNIFIL kapsamında bölgeye giden Türk İnşaat Birliği’nin görev alanının ağırlıklı olarak Şii bölgesinde yol. Nitekim 2006 İsrail-Lübnan savaşı sonrası askeri kapasitesinin güçlendirilmesi öngörülen UNIFIL içinde Türkiye’nin yer almasını en fazla destekleyen grupların başında Sünniler gelmiştir. www. Gonca Fidas’ın kadınlara yönelik gerçekleştirdiği ücretsiz sağlık taraması ve muayene hizmetleri.” Nitekim Mart 2009 tarihinde Sur’da inşa edilen Kadın Eğitim Merkezi’nin açılışını yapan Şii Sanayi Bakanı Gazi Zayter de Lübnan’daki Türk askerinin bölgedeki barışı güçlendirdiğini ve Şiilere geleceğe dönük umut dağıttığını ifade etmesi dikkat çekicidir. bilgisayar kursları ve başka eğitimler veriyor. hastane ve okul gibi doğrudan halkla ilişki içerisinde olabileceği faaliyetleri kapsaması da Şiilerin Türkiye hakkındaki görüşlerini etkilemiştir. Bir kere halka. Sağlık hizmetleri. Sünni Grupların Türkiye Algısı Türkiye ile Sünni gruplar arasındaki ilişkilerin Osmanlı İmparatorluğu sonrası dönemde ilk önce Fransa’nın.orsam. Türkiye’nin Şii örgütler ve halk üzerindeki etkisi. Kasım 2005’te Hariri Ailesi’ne bağlı Oger Telekom’un. Türkiye’nin bölgenin örf ve geleneklerine uygun olarak kadın bir doktoru göndermesi kamuoyu diplomasisi adına oldukça uygun olmuştur.

20 Bununla birlikte Lübnan’daki krizin yerini silahlı çatışmalara bıraktığı Mayıs 2008’de Türkiye’nin hem bölge ülkeleri hem de Lübnanlı gruplar üzerindeki etkisini kullanarak sorunun çözümüne katkı yapmaya çalışması Sünnilerin Türkiye’ye olan ilgisini artırmıştır. Türkiye’nin İsrail karşıtı duruşu ve Filistin sorununa yaklaşımı Sünniler tarafından dikkatle izlenmektedir. Antalya ve Bursa gibi büyük şehirleri ziyaret etmişlerdir. Başbakan Erdoğan da 7 Mayıs’ta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmüş.orsam.org. Nitekim Lübnan-Türk Dostluk Derneği’nin Trablus’ta kurulmasının özel bir anlama sahip olduğunu belirtmek gerekir. Sünni politikacıların temel beklentisi Türkiye’nin diğer bölge ülkelerinden farklı olarak Lübnan’da daha aktif bir politika izlemesi yönündedir.tr . Sultan Abdulhamid tarafından inşa edilen saat kulesi Trablusluların Osmanlı algılamasında önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye’deki seküler yapının Lübnan’daki mezhepsel temelli çatışmaların sona erdirilmesinde ve sivil demokrasinin kurulmasında örnek alınabileceği şeklinde Sünniler arasında güçlü bir kanı vardır. Diğer yandan Hariri grubuna yakın Sünni politikacıların bir kısmı ise Suriye’nin Lübnan’ın içişlerine müdahale ettiğini ileri sürerek Türkiye’nin bu konuda daha aktif bir rol oynayabileceğini inanmaktadırlar. Türkiye’nin bölgede İran etkisini kıracak tek ülke olduğuna inanmaktadırlar.18 Sünni halk Türkiye-Suriye ilişkilerinden ve Türkiye’nin Filistin politikasında oynadığı rolden rahatsız değildir. İran’ın Şiiler ve Suriye üzerindeki etkisine dikkat çeken Sünnilerin bir kısmı ise.17 Öte yandan karşılaştırmalı olarak bakıldığında Trablus’ta yaşayan Sünnilerin Beyrut’ta yaşayan Sünnilerden daha fazla biçimde. Başbakan Sinyora yaklaşık yarım saat süren görüşme sırasında Türkiye’nin İran ve Suriye ile sahip olduğu iyi ilişkileri Lübnan krizinin çözümünde önemsediklerini ve Türkiye’nin bölge ülkeleri üzerindeki etkisini Lübnan’daki mezhepler arasındaki sorunların çözümünde kullanmasını istemişti. siyasi ve kültürel açılım politikasını desteklemektedirler.15 Lübnanlı Sünniler Türkiye’yi modern ve gelişmiş bir ülke olarak görmenin ötesinde Türkiye’nin AK Parti döneminde Ortadoğu ülkeleriyle kurduğu diplomatik. Lübnan Başbakanı Fuat 10 www. Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılım politikasını yakından takip ettikleri görülmektedir. bir gün sonra da Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri. Türkiye’ye gelen Lübnanlı Sünnilerin önemli bir kısmı İstanbul. Sünnilerin bir kısmı ise Lübnan İç Savaşı sırasında aileleriyle birlikte geçici bir süreliğine Türkiye’ye göç etmişlerdir. Lübnanlı Sünni politikacılar aynı zamanda Türkiye’nin İran ve Suriye’yi Lübnan’ın içişlerine müdahale etmemeleri konusunda uyarabileceğine inanmaktadırlar. Osmanlı döneminde Trablus’un her zaman Lübnan sorununun dışında tutulmuş olması ve Sünni seçkinlerin örf ve adetlerine müdahalede bulunulmaması söz konusu algılamanın oluşumunda önemli bir rol oynamıştır.16 Son dönemde Lübnan’da gösterime giren Türk dizileri Sünnilerin Türkiye’ye daha fazla turistik seyahatler düzenlemesini de beraberinde getirmiştir. Kısa sürede 120 üyeye ulaşan Derneğin temel faaliyet alanı ikili ilişkilerin geliştirilmesini sağlamaktır. Aksine Sünni gruplar Osmanlı’yı kendi devletleri olarak görmektedirler.19 Başbakan Erdoğan’ın Ocak 2007’de Lübnan’a gerçekleştirdiği ziyareti sırasında Sinyora hükümeti bu taleplerini açıkça dile getirmiştir. Türkiye’nin tarihsel olarak Ortadoğu’daki sorunların çözümünde önemli bir ülke olduğunu dile getiren Sünni liderlere göre Türkiye Lübnan’daki krizlerin aşılmasında model alınması gereken bir ülkedir. Trablus’ta özellikle Sultan Abdulhamid’e karşı oldukça fazla değer verilmesi dikkat çekicidir. Lübnan’daki Türk Büyükelçiliği yerel gruplarla sürdürülen görüşmelerin merkezi olurken. Özellikle çatışmaların Lübnan Dağı’na yayıldığı günlerde Türk tarafının sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesi için bir yandan bölgesel aktörlerle diğer yandan da Lübnanlı gruplarla yoğun bir diplomatik görüşme süreci içerisine girmesi önemli olmuştur. Sünni halkın Türkiye’ye bakışının değişmesi oldukça güçtür.ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Sünni halkın Türkiye’ye bakışına gelince öncelikli olarak Türkiye’ye yönelik doğrudan olumsuz tarihsel bir önyargıya sahip değildirler.

Doha sürecinde Türkiye’nin rolüne dönük olarak Amora şunları ifade etmiştir: “Türkiye bizim için oldukça önemli bir ülkedir. Türkiye aynı zamanda hem Suriye hem de Lübnan’ın hassasiyetlerini bilen bir ülkedir. Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Abdel Fattah Amora. Bölgedeki hiçbir güç Türkiye’yi göz ardı edemez. dürüstlüğü ve cesaretleriyle Lübnan tarihinde haklı bir yer edinen Lübnanlı Dürzîler ile Türkiye’nin ilişkileri geçmişte olduğu gibi günümüzde de inişli çıkışlı bir gelişme seyri göstermektedir.23 Sünni politikacıların yanı sıra Sünni toplumu da Türkiye’nin Lübnan krizinin çözümünde önemli bir aktör olduğu yönünde bir algılamaya sahiptir. Dürzîlerin Türkiye Perspektifi Konukseverliği. Türkiye ekonomik ve siyasal olarak bölgenin en önemli aktörlerinden biridir. Lübnan’da mezhepçiliğin oldukça güçlü olduğu dikkate alındığında Sünnilerin Türkiye’ye bakışında mezhepsel yakınlık öne çıkmaktadır. Türkiye’nin ABD’nin ekonomik baskılarına rağmen savaşa destek vermediği dile getirmişti.Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL VE MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI Sinyora’yla temas etmiştir. Sünni politikacılar ve Sünni toplumun da Türkiye’nin Lübnan krizinin çözümünde önemli bir aktör olduğu algılamasını güçlendirmiştir. Türkiye’nin Suriye ve Şii örgütlerle iyi ilişkilere sahip olması Katar’da Lübnanlı gruplar arasındaki çatışmaların barışçıl çözümüne katkı sağlamıştır. Açıkçası AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra Türkiye’nin Ortadoğu’ya yapmış olduğu açılım Lübnanlı Sünniler için ilişki kurabilecekleri bir aktör ülke sunmuştur.21 Somut öneriler içerisinde Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı sorunun çözümü ve muhalefet kanadını oluşturan Şiilerin hükümette temsil edilmesi vardı. İran ve İsrail’den farklı olarak Türkiye’nin Lübnan’daki iç sorunlar karşısında Sünnilerin haklarını koruyacağına yönelik güçlü bir inanç oluşmuştur. Dürzîlerin politikalarına yön veren temel unsur Lübnan’daki varlıklarını ve etkilerini sürdürmektir. Lübnanlı Müslüman gruplar arasında yaşanan sorunların çözümüne yardımcı olabilecek yeteneğe ve tarihi birikime sahip olduğunu belirtmektedirler. Türkiye’nin her geçen zaman daha fazla bir şekilde bölgesel bir güç olduğunu görmekteyiz. Canbolat. Doha Anlaşması’nda Türkiye’nin önemli bir rol oynamasında Ankara ile olan iyi ilişkilerimizin payı vardır. daha öncede belirttiğimiz gibi 2006 Savaşı sonrası dönemde Türkiye-Lübnan ilişkilerinde yaşanan yoğun ilişkiler ve Türkiye’nin Lübnan krizinin çözümünde izlediği tarafsız politikalar Sünni grupların Türkiye olan ilgisini ve güvenini artırmıştır. Bu çerçevede Türkiye’ye karşı bazen işbirliğine yönelik bazen de çatışmacı bir politika izlerler. Bu bağlamda Türkiye’nin Doha sürecinde oynadığı rol. Bizler Türkiye’yi güvenilir bir ülke olarak görmekteyiz. Bununla birlikte Suriye’nin Lübnan politikasına hâkim olduğu 1976 sonrası dönemde Türkiye’ye yönelik negatif bir propagandanın etkisi altında kaldıkları görülmektedir. Türkiye-Suriye ilişkilerinden bağımsız değildir. Suriye’ye yakın olan grupları Türkiye’nin barışçıl çabalarını desteklemeleri konusunda cesaretlendirdik. Bu kapsamda genel hat- larıyla Lübnanlı Sünnilerin Türkiye algılamasında. Sünni seçkinlerden bir kısmı Türkiye’nin büyük bir Sünni-Müslüman ülke olarak. TBMM’nin 1 Mart Tezkeresi’ni reddetmesi üzerine bir demeç veren Dürzî lider Velid Canbolat. Ancak. Türkiye’nin Lübnan’daki krizde oynadığı rolü oldukça önemsediklerini ve bu konuda Türkiye’nin katkılarını takdir ettiklerini belirtmektedir. 3. Sünniler tarihsel açıdan Marunîler gibi Türkiye hakkında kötü bir algılamaya sahip değildir. Başbakan Erdoğan söz konusu görüşmeler esnasında silahlı çatışmaları sona erdirecek somut önerileri gündeme getirmiştir. Örneğin 1980 ve 1990’lı yıllarda PKK’ya lojistik ve siyasal destek sağlayan Dürzîler Irak Savaşı sonrası bölgede etkisi artan Türkiye’ye karşı daha farklı bir politika içerisine girdikleri görülmektedir. Zira Sünniler. “Bazı aklı başında Arapların www.”22 Nitekim Mayıs 2008’deki çatışmaların çözümünde Türkiye’nin oynadığı rol. tarihsel açıdan Türkiye’yi Müslüman Sünni bir güç olarak gördüklerinden Türkiye’nin girişimlerden kuşku duymamaktadırlar.orsam.org.tr 11 .

tr . İdam cezası alanlar arasında günümüz Dürzî toplumun liderliğini yapan Velid Canbolat’ın atası Said Canbolat da bulunmaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1860’ların başında Lübnan’da meydana gelen Dürzî-Marunî çatışmasına müdahale etmesi ve ardından da şiddet olaylarına karışan 69 Dürzî Beyine idam cezası vermesi taraflar arasındaki ilişkilerin kopmasına yol açmıştı. Suriye’nin etkisiyle ve ayrıca Dürzîlerin siyasal kültür olarak sol hareketler içerisinde yer alan bir toplumsal yapıya sahip olmaları nedeniyle. Esad rejimini destekleyerek Lübnan’daki krizin aşılmasına ciddi bir katkı sunamaz” demiştir.ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Türkiye’ye 50  milyar dolar vermesi gerekirdi. Lübnan’ın demokratik ve barışçıl bir ülke olduğunu Suriye’ye hatırlatmalıdır.org. 2000’lerin başında Velid Canbolat’ın Suriye karşıtı bloğa katılmasının ardından çatışmacı bir zemine kayan Dürzîler ile Suriye arasındaki ilişkiler doğrudan Dürzîlerin Türkiye politikasını da etkilemiştir. Dolayısıyla Canbolat ailesinin Dürzî toplumu üzerindeki politik etkisinin Lübnan’la sınırlı olmadığını belirtmek gerekir.24 Bununla birlikte Türkiye ile Dürzîler arasındaki ilişkilerde Osmanlı döneminden kalma bazı önyargıların sürdüğü görülmektedir. Dürzîlerin kendi özerkliklerini koruma adına girdikleri isyan hareketleri Osmanlı’nın Lübnan Dağı denen bölgede etkin bir güç olmasını sürekli engellemiştir. Nitekim Davos’ta Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Peres arasında yaşanan krizin hemen ardından Canbolat doğrudan Erdoğan’a gönderdiği telgrafta Türkiye’nin tutumunu takdirle karşıladığını ve “Filistin’de ve Gazze’de katledilen halkı savunduğundan ve savaş suçlusu ve çocuk katili Peres’i susturduğundan” dolayı Türkiye’yle gurur duyduğunu ifade etmesi. Türkiye’den beklentilerini şu şekilde açıklamıştı: “Suriye rejimine Lübnan’ın içişlerine daha fazla karışmamasını tavsiye etmelidir. Türkiye. Ayrıca.25 Soğuk Savaş döneminde Suriye’nin politik ve askeri etkisi altına giren Dürzî liderliği.”28 Lübnan Dürzî toplumu üzerinde Velid Canbolat’ın güçlü bir etkisi vardır. Canbolat. 2005 ve 2009 seçimlerinde Canbolat’ın listesin- den Meclis’e giren Suriye karşıtı eski İletişim Bakanı Mervan Hamadeh. Lübnan’da etkin bir güç olarak kabul edilebilmek için Suriye rejimi üzerindeki etkisini Lübnanlıların çıkarına uygun bir şekilde kullanmalıdır. 2008’in başına kadar doğrudan Türkiye’yle yakınlaşma politikası içerisinde olmaktan kaçınmıştır. Bu bağlamda Suriye rejimine karşı uygulanmaya konulan uluslararası tecrit politikalarını aktif olarak destekleyen Dürzîler Türkiye’nin Esad rejiminin yanında yer almasından rahatsız olmuşlardır. Suriye’deki ve İsrail’deki Dürzî toplumu üzerinde de etkilidir. Türkiye Suriye’ye Lübnan üzerindeki yerel çıkarlarından vazgeçmesi konusunda tavsiyelerde bulunabilecek bir ülkedir. Türkiye-Suriye ilişkilerinin çok iyi olduğunu öne süren Canbolat’a göre “Dürzîlerin temel politikası Lübnan’ın çıkarlarını korumaktır.29 Bununla birlikte Türkiye’nin Mayıs 2008’de Lübnan’daki hükümet ve cumhurbaşkanlığı krizinin çözümünde harcadığı aktif çaba Canbolat’ın politikalarını değiştirmesine yol açmıştır.26 Söz konusu dönemde Dürzîlerin önemli bir kısmı Türkiye’nin ABD’nin baskılarına rağmen Esad rejimini açıkça desteklemesini eleştirmişlerdir. Dürzîlerin politik lideri konumundaki Velid Canbolat’a göre Suriye rejimi Lübnan’daki istikrarı sürekli tehdit eden terörist bir rejimdir.orsam. Binlerce Türk’ün savaşı  protesto ettiğini görüyorsunuz. Lübnan’daki mezhepsel çatışmaların aşılmasına yönelik olarak Velid Canbolat Daily Star gazetesi editörüyle yaptığı bir görüşmede Türkiye’nin Lübnan’da olumlu bir rol oynayabileceğini ifade etmiştir. Suriye’deki Dürzîlerin merkezi olan Süveyda’daki Dürzî seçkinlerin bir kısmı Canbolat’ın politikalarını desteklediklerini açıkça ifade etmekten çekinmemektedirler. söz 12 www. Türkiye. Dürzîler Türkiye’yi Batı’yla işbirliği yapan bir ülke olarak görmüşlerdir. Türk kamuoyunu da yanımıza  çekerdik” ifadelerini kullanmıştı.30 Dürzî liderliğinin Türkiye’yle yakınlaşma politikasını sürdüreceğini öngörebiliriz.”27 Dürzî toplumun lideri konumundaki Velid Canbolat ise “Türkiye.

Özellikle Osmanlı arşivlerinde bazı araştırmalar yapılmasını istemektedirler. Bu süreçte Türkiye’nin Suriye rejimini destekler görünmesi eleştirilere neden olmuştur.36 Bununla birlikte 2006 Savaşı sonrası Lübnan’a Türk askerlerinin gönderilmesi gündeme gelince Marunî gruplar bu konu hakkında ilk başlarda tepkisiz kalmıştır.31 Diğer yandan Dürzî toplumunun Türkiye algılamasına gelince karışık hisselere sahip oldukları görülmektedir.34 Lübnan politikasında 1840’lardan sonra etkili bir güç olarak öne çıkan Marunîler tarihsel olarak Fransa ile işbirliği içinde kalarak Lübnan politikasına hâkim olmaya çalışmışlardır. Diğer bir deyişle Türkiye-Marunî ilişkileri Osmanlı döneminde iki taraf arasında yaşanan sorunlardan ayrı değerlendirilemez.35 2005 sonrası dönemde Suriye’nin Lübnan iç işlerine müdahalesi bazı Marunî grupların tepkisine yol açmıştır. Dürzîlikle ilgili bazı arşiv çalışmalarına öncülük ederse.orsam. Dünya Savaşı sırasında Cemal Paşa’nın Lübnan’daki uygulamaları Marunîlerin toplumsal hafızasındaki yerini korumaktadır.32 Sonuç olarak Dürzîlerin temel amaçları Lübnan’daki varlıklarını korumak olduğundan Türkiye’nin bölgesel etkisine bağlı olarak politikalarını gözden geçireceklerini belirtmek gerekir. Nitekim Dürzîlerin. İçerisinde Kataip Partisi’nin bulunduğu ve liderliğini Samir Caca ve Emin Cemayel’in çektiği grup Hariri grubuyla birlikte hareket ettiğinden Türkiye karşıtı bir söylem kullanmaktan sakınmıştır. Lübnan politikasında aktif olan bir diğer grup da Marunîlerdir. Tarihsel açıdan bakıldığında Marunîlerin geleneksel olarak Osmanlı karşıtı bir kültürel ve politik tutum içerisinde oldukları ileri sürülebilir.org. Esasında Marunîlerin kendi aralarında iki farklı gruba bölünmüş olması da. Marunîlerin Türkiye algılamasına gelince Marunî toplumu uzunca bir dönem Türkiye’yi Osmanlı’nın devamı olarak gördüğünden olumsuz bir algılamaya sahiptir. Dürzî din adamlarına göre Dürzîliğin ilk yayıldığı bölge olan Antakya mezhepleri açısından önemli bir yerdir. Dürzî din adamlarının önemli bir kısmı mezhepleriyle ilgili tarihi kitap ve belgelerin Türkiye’de olduğuna inanmaktadır. Özellikle I.tr 13 . Osmanlı sonrası dönemde Fransa’nın desteğiyle ilk önce Büyük Lübnan devletinin kurulmasını sağlayan Marunîlerin Lübnan siyaseti üzerindeki başat konumları 1989 tarihinde imzalanan Taif Anlaşması’na kadar sürmüştür.Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL VE MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI konusu yakınlaşma politikanın hayata geçirildiğini göstermektedir. Türkiye’ye yönelik politikalarını etkilemiştir. Karşılıklı ilişkilerin gelişmesi durumunda bölgeye özel ziyaretlerde bulunmayı amaçlamaktadırlar. Dürzîliğin çekim merkezinin Türkiye olacağını ifade etmektedirler. Hizbullah ile ittifak yaptıktan sonra Suriye hakkında olumlu demeçler vermeye başlayan Mişel Aoun taraftarları ise Türkiye’nin Lübnan krizinde arabulucu rol oynaması düşüncesini desteklemekle birlikte doğrudan kamuoyu önünde Türkiye hakkında bir yorum yapmaktan kaçınmışlardır. Marunîler Osmanlı İmparatorluğu’nu Dürzî ve Sünni kesimleri destekleyerek Marunîlerin Lübnan üzerindeki etkisini zayıflatan bir güç olarak hatırlarken Türkiye de Marunî grupları Fransa ile birlikte hareket ederek Lübnan’a yabancı müdahalesini gerçekleştirdiği düşüncesindedir. Krizin ardından Türkiye’yle ilişkilerini geliştirme yolları arayan Dürzîlerle ilişki kurma zemini oluşmuş bulunmaktadır. sayıları az olmakla birlikte Lübnan politikasında etkili olmak isteyen her devlet tarafından dikkate alınması gereken bir güç olduklarını belirtmek gerekir. Marunîlerin Türkiye Algılaması www.33 Diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu da Marunîlerin Lübnan’ı yönetecek gelenek ve tecrübeden yoksun olduğunu ve Avrupalı güçlerin Lübnan’a müdahalesinde rol oynadıklarını düşünmekteydi. Bu bağlamda Türkiye.37 Esad rejimine muhalif Lübnanlı Marunî grupların son dönemde Türkiye’nin Lübnan ve Su- 4. Taif sonrası dönemde ilk önce siyasal alanda daha sonra da ekonomi alanında Lübnan’daki konumları zayıflamıştır. Zira Dürzîlerin Mayıs 2008’de yaşanan çatışmalar sırasında Türkiye’nin politikalarını yakından takip ettikleri görülmektedir.

Hükümet yanlısı Kataip Partisi yetkilileri Türkiye’nin AB sürecini önemsediklerini ve Türkiye’yi ekonomik ve politik gelişmişlik olarak bir Avrupa ülkesi olarak gördüklerini ifade etmektedir. Lübnanlı Ermeniler: Geçmiş ve Gelecek Arasında Politika Lübnanlı Ermenilerin önemli bir kısmı I. Ermeniler Lübnan’ın diğer Hıristiyan unsurlarıyla iyi ilişkiler kurmayı başarmalarına karşın. Ayrıca Türkiye olmadan Lübnanlı gruplar arasındaki siyasi sorunların çözümünün zorlaşacağını ileri süren bazı Lübnanlılara göre Türkiye dışında hiçbir bölge gücü Lübnanlı gruplar arasındaki krizin çözümünde tarafsız politikalar geliştiremez. Soğuk Savaş yıllarında Ermeni milliyetçiliğin en güçlü olduğu ülkelerden biri olan Lübnan’da örgütlenen Taşnak ve Hıncak Partisi taraftarları. 3 Nisan 1997 tarihinde Ermeni milletvekillerinin girişimleriyle Lübnan Parlamentosu’nda kabul edilen “Remembrance Day of the Armenian Genocide” Yasası Lübnan’daki Ermenilerin siyasal etkilerini göstermektedir. Mroue’la yaptığı bir söyleşide Türkiye’nin Lübnan üzerindeki etkisini politik ve ekonomik olarak artırmasının İran ve Suriye gibi ülkelerin etkisinin sınırlandırılmasında önemli olduğunu ifade etmiştir.tr . içine kapanık bir toplumsal yapıya sahiptirler. Türkiye’nin Ortadoğu ve Kafkasya’daki yayılmacı politikalarını sınırlamak için Ermenilerle olan ilişkilerine stratejik bir değer atfetmektedir.41 Cemayel grubu son dönemlerde Türkiye’nin Lübnan siyaseti içerisinde etkin bir güç olmasını desteklemesiyle dikkat çekmektedir. Türkiye’nin ekonomik gücünün yanı sıra Başbakan Erdoğan’ın kişisel karizmasının da Türkiye’ye bölge sorunlarının çözümünde liderlik yapma fırsatı verdiği ifade edilmektedir. Esad rejiminin barışçıl yöntemlerle Lübnan sorununu çözme konusunda adım atmasında Türkiye’ye ihtiyaç olduğuna inanılmaktadır. Emin Cemayel.44 Diğer yandan İran’da yönetime yakın akademisyenler de İran’ın Ermenilerle iyi ilişkiler içerisinde olmasını şu sözlerle açıklamıştır: “İran yönetimi. Görüştüğümüz Huri Ailesi’ne mensup bireylerin Sultan Abdülhamit’in Lübnanlı Marunîlerle kurduğu özel ilişkiden övgüyle bahsetmesi dikkat çekmiştir. Türkiye karşıtlığıyla öne çıkmışlardır.39 Lübnan’da yaşayan Rum Ortodoks ve Rum Katolik gruplardan farklı olarak Marunî liderlerin bir kısmı Türkiye’nin Kıbrıs sorununa Kıbrıslı Türklerin insani sorunları açısından bakılması gerektiğini ifade etmektedirler. Türk askerlerinin Lübnan’a gönderilmesine her üç parti de karşı olduklarını açıklamışlardı. Dünya Savaşı sonrası Fransa tarafından Lübnan’a yerleştirilen Ermenilerden oluştuğu için Türkiye’ye karşı her zaman mesafeli bir tutum takınmışlardır.”45 Lübnan’daki Ermeni nüfusun 120-150 bin arası olduğu sanılmaktadır. Taşnak Partisi’nin liderinin İran’la iyi ilişkiler içerisinde olması ise dikkat çekicidir.40 Marunî liderlerden Emin Cemayel Ekim 2008’deki bir konuşmasında. Politik alanda en güçlü Ermeni Partileri Taşnak ve Hıncak Partisi’dir. Ayrıca Türkiye’nin AB’ye üye olması durumunda Lübnan’ın da AB’nin doğal üyesi olacağını ve böylelikle AB’nin sınırlarının Lübnan’a kadar uzanacağını belirtmektedirler.42 Lider bazındaki değişim Lübnanlı Marunî toplumu üzerinde de kendisini göstermektedir.orsam. diğerleriyle karşılaştırıldığında daha radikal bir politika yürüttüğünü belirtmek gerekir.43 Dolayısıyla Türkiye-Marunî ilişkilerinin uzun dönemde gelişme potansiyellerini taşıdığını öne sürebiliriz. Türkiye’nin Kıbrıslı Türkleri korumak adına Kıbrıs’a müdahale ettiği ifade etmiştir.38 Marunîlerde görülen politik değişimin en önemli işaretlerinden biri de Türkiye’nin AB sürecine ve Kıbrıs sorununa yönelik bakışlarında kendini göstermektedir. Bununla birlikte Burc Hamud’da etkin olan Taşnak Partisi’nin. 5. Iraklı Hıristiyanların yaşadığı sorunlara dikkat çekerken. Bu iki partinin yanı sıra Ermeni Liberal Demokratik Partisi de (Ramgavar Parti) Lübnan’da etkindir. Eski Lübnan Cumhurbaşkanlarından Emin Lahud’un annesi ve 14 www. Jamil K.ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ riye arasındaki sorunlarda arabulucu rolüne daha fazla vurgu yapmaları dikkat çekicidir.org.

49 Ermeni toplumunun Türkiye’ye bakışını analiz etmek için öncelikli olarak Ermeni toplumu ile Ermeni örgütlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ermeni ruhban kesimini de ayrıca değerlendirmek gerekir. Türkiye karşıtlığının liderliğini Taşnak Partisi yapmaktadır. Eğitim alanında Ermeni öğrencilerin Ermeni okullarına gönderilmesi ve kendi aralarında da Ermenice konuşmaları dikkat çekicidir. Ermeni toplumu.47 Ancak Türkiye karşıtlığı konusunda ortak bir politikaya sahip olan Ermeni örgütlerinin de Lübnan krizi sırasında kendi aralarında Suriye taraftarı ve hükümet yanlısı olarak iki ayrı bloğa ayrılmaları.46 Hariri bloğunu destekleyen Hıncak Partisi’nin adayı Devlet Bakanlığı’na getirilirken. Bu bağlamda Ermeniler demografik sayılarının gerektirdiğinden daha üst düzeyde bir temsil hakkı elde etmiş olmaktaydılar. Diğer yandan Lübnan’da görüştüğümüz ve Türkçe konuşabilen bazı Ermenilerin Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleme çabası dikkat çekmiştir. Ermenilerin Doğu Beyrut ve Anjar’da çoğunluğu oluşturduğundan Türk askerinin bulunduğu ve Şii örgütlerin güçlü olduğu Güney Lübnan’daki gelişmeler karşısında herhangi bir tepki göstermeleri oldukça güçtür.Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL VE MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI eşi etnik olarak Ermeni’ydi. Protestanlara ayrılan bir milletvekilliği kontenjanına da genellikle Ermeni aday seçilmektedir.50 Diğer yandan karşılaştırmalı olarak bakıldığında Lübnan Ermeni toplumunun diasporada yaşayan diğer Ermeni grupları ile karşılaştırıldığında daha radikal bir grup oluşturduğunu belirtmek gerekir. Dolayısıyla Lübnan’da hem Ermeni partilerinin hem de ruhban kesiminin tarihsel nedenlerle Türkiye’ye yönelik etkili bir politika yürüttüğünü ifade etmek gerekir. Türkiye’nin Lübnan’la ilgili girişimlerine en önemli ve açık muhalefet Ermenilerden gelmektedir. Mayıs 2008’deki silahlı çatışmaların ardından oluşturulan yeni ulusal uzlaşı hükümetinde Ermeniler hem Enerji hem de Devlet Bakanlığı elde etmişlerdir. Bu hisler. Bununla birlikte bir bütün olarak Ermeni toplumunun Türkiye karşıtı olduğunu ileri sürmek doğru bir değerlendirme olmaz. Kemal Canbolat’ın dediği gibi Lübnanlı Ermeniler kendi Ermeni milliyetçilikleri ile Lübnan kimliğine bağlılığı uyumlaştırmayı başarmışlardır. Bu durum Ermenilerin Lübnan Parlamentosu’ndaki etkilerini artırmalarına yol açmaktadır. Lübnan’a Türk askerinin gönderilmesinin gündeme gelmesinin ardından Lübnanlı Ermeniler bunu engellemek için sokak gösterileri düzenlemiştir. Ermeniler arasında en önemli iki kiliseden biri olarak kabul edilen Beyrut Antelyas Kilisesi. Türk askerlerinin barış gücü misyonunda yer almasının kabul edilemez olduğunu savunmuştur. Böylelikle Lübnan Parlamentosu’nda temsil edilen Ermeni milletvekili sayısı yediye yükselmektedir. Ayrıca. Türkiye’ye yönelik etkilerinin zayıf kalmasına yol açmıştır. Ermeni toplumunun temel beklentisi Türkiye’nin 1915’lerde yaşanan olaylardan dolayı kendilerinden özür dilemesidir.orsam.51 Özelikle Suriye’de yaşayan Ermenilerden daha www. Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğunu kabul etmekle birlikte Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik izlediği politikaları eleştirmektedir. Esasında Lübnanlı Ermenilerin Türkiye hakkında oldukça farklı hisler beslediği ileri sürülebilir. Gösteriler sırasında bir demeç veren eski parlamenterlerden Jacques Choukhadarian. Diğer partiler de Türkiye karşıtı bir politikaya sahiptir. Ermeni toplumu Lübnan Parlamentosu’nda altı milletvekiliyle temsil edilmektedir. Doğu Beyrut’ta yaşayan bazı Ermeni aileleri günümüzde bile evlerinde Türkçe konuşmakta ve Türk TV kanallarında yayınlanan dizileri izlemektedir. Gösteriler tezkerenin kabul edilmesinden sonra da sürmüştür. bir yandan I.48 Ayrıca. Doğrudan Lübnan’ın istikrarını ve yaşamsal çıkarlarını ilgilendiren konularda belirleyici bir tutum takınmaktan kaçınmışlardır.tr 15 . Dünya Savaşı’nda yaşanan trajedi diğer yandan da son yıllarda Türkiye’nin Lübnan’a olan ilgisi arasında şekillenmektedir. Bununla birlikte Lübnanlı Ermenilerin genellikle doğrudan Lübnan’daki siyasal krizleri ilgilendiren konularda tarafsız kaldıkları görülmektedir. Türkiye karşıtı politikaların öncülüğünü yapmaktadır.org. muhalefet bloğuyla hareket eden Taşnak Partisi adayı da Enerji ve Su Bakanlığı’na getirilmiştir.

HAMAS’a kadar ağırlıklı olarak sol bir ideolojiyle İsrail karşısında askeri bir direniş gösteren Filistinli örgütler ise Türkiye ile sınırlı bir ilişki kur- 16 www. muşlardır. Türkiye’nin resmi pozisyonu İsrail’in BM kararlarına uyması ve 1967 Savaşı sırasında işgal ettiği topraklardan önkoşulsuz çekilmesi yönündedir.52 Filistinli mülteci kamplarının yoğunluk ve politik etki olarak en önemlileri Sur ve Sayda civarında kurulan kamplardır. 1998’de Türkiye’nin Suriye’ye askeri harekât düzenlemesi gündeme gelince Lübnan’daki Filistinli mülteciler Türkiye karşıtı gösteriler düzenleyerek söz konusu saldırı planını Türkiye-İsrail arasında 1996 tarihinde imzalanan askeri işbirliğinin bir sonucu olarak gördüklerini açıklamışlardı. Filistinli mültecilerin önemli bir kısmı Türkiye’yi bölgenin ekonomik ve siyasal olarak güçlü bir ülkesi olarak görmekle birlikte. Lübnan’da yaklaşık 410 bin Filistinli mülteci bulunmaktadır. günümüzde bile oldukça kötü şartlarda yaşam mücadelesi sürdürmektedir. Ek olarak.54 1998 sonrası dönemde Türkiye hem Suriye hem de İsrail politikalarında yaşanan gelişmeler Filistinli mültecilerin Türkiye’ye bakışını etkilemiştir.tr . Türkiye’nin İsrail ve Suriye arasında yürütülen görüşmelerde arabulucu rolü oynaması Filistinli mültecilerin Türkiye’ye bakışını olumsuz etkilemiştir. Lübnan nüfusunun yaklaşık yüzde 11’ini oluşturan Filistinli mülteciler diğer tüm gruplardan farklı olarak çok kötü ekonomik ve sosyal şartlarda sahiptir. Ancak. tüm Ermenilerin radikal bir Türkiye karşıtlığına sahip olduğu ileri sürülemez. Nitekim 1990’ların sonunda Türkiye-İsrail ve Türkiye-Suriye ilişkilerinde yaşanan sorunlar kısa sürede Filistinli mültecilerin politikalarını etkilemiştir. istihbarat ve askeri alanlardaki işbirliğini sürdürmekte herhangi bir sakınca görmemektedir.ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ radikal bir Türkiye söylemine ve politikasına sahiptirler. İsrail ve Suriye arasındaki sorunları birincil gündem maddesi yaparak Filistinli mültecilerin geri dönüş sorununu çözümsüzlüğe itmektedir. Türkiye-İsrail ilişkilerine geçmişten gelen eleştirel bir yaklaşıma sahiptirler. Golan sorunu çözüldükten sonra en 6. Bu noktada temel sorun ilk adımı hangi tarafın atacağıdır. Bilindiği üzere Türk dış politikasında Filistin sorunu her zaman önemli bir konu olmakla birlikte Soğuk Savaş yıllarında Türkiye-İsrail ilişkilerinde somut bir soruna yol açmamıştır. Ancak.orsam. Bununla birlikte Türkiye bölgede İsrail ile ekonomik. 2002 sonrası dönemde iktidara gelen AK Pardi Hükümeti döneminde Lübnanlı mülteciler Türkiye’nin Arap dünyası ile politik ve kültürel olarak yakınlaşma politikasını açıkça desteklemiştir. Filistinli Mülteciler ve Türkiye Lübnanlı Filistinlilerin. ana yurtlarından koparıldıktan sonra Lübnan’a yerleşen bir topluluk olmasına karşın. Lübnan’daki Filistinli mülteciler Türkiye politikası konusunda Lübnanlı gruplardan farklılaşmaktadır. Resmi olarak Lübnan’da 16 mülteci kampı bulunmasına karşın günümüzde mültecilerin önemli bir kısmı 12 kampta yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Esasında Lübnanlı Ermenilerin halen dahi Türkçe konuşması ve Türkiye’yi yakından takip etme çabası iki toplum arasındaki ilişkilerin gelişmeye açık olduğunu göstermektedir. Sayda’daki Ayn AlHelweh ve kuzeydeki Barid nehri yakınlarındaki kamlarda düzenlenen gösteriler sırasında Türkiye’nin askeri tehdit politikaları protesto edilmiştir. Aynı tarihlerde Suriye’deki Filistinli mülteciler de Türkiye karşıtı gösteriler düzenlemişlerdir. Lübnanlı Filistinlilere göre Türkiye. Başbakan Erdoğan’ın İsrail’e yönelik eleştirel söylemi Filistinli mülteciler tarafından oldukça önemsenmiştir.53 Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye-İsrail ilişkileri hem askeri hem de ticari alanda genişlerken Filistin sorunu Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerde kırılma alanı olmaktan çıkmıştı. Özellikle dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in 2002 Nisanında İsrail’in Batı Şeria’da soykırım uyguladığını söylemesi Filistinli mültecilerin dikkatini çekmiştir.org. Bu dönemde PKK’ya lojistik ve askeri eğitim alanlarında destek vermişlerdir.

Lübnan’daki Filistinli mültecilerin temel sorunu ise öncelikli olarak yaşam koşulları ilgilendiren ekonomik ve sağlık gibi sorunlar gelmektedir. Lübnan’da yaşanan mezhepçi anlayışa alternatif olarak görmektedirler.Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL VE MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI önemli müttefiklerden biri olan Suriye’nin Filistin sorunuyla ilgilenmeyeceğini ve bu süreçte Türkiye’nin dolaylı olarak rol oynadığı kaygılarını taşımaktadırlar. Türkiye’yi ekonomik. diğer güçler gibi Ortadoğu’da kendi çıkarlarını koruyacak politikalar yürütmektedir. Marunî kesimin temsilcilerinden ve eski Cumhurbaşkanı Emin Cemayel de Lübnan’daki mezhepçi siyasal yapıdan kaynaklanan sorunların Türkiye modeli ile aşılabileceğini dile getirmiştir. Al Akhbar gazetesinin Türkiye masasında görev alan Filistinli gazeteci Ernest Khoury’e göre. Sonuç Türkiye-Lübnan ilişkileri 2005 sonrası dönemde hızlı bir şekilde gelişmiş ve bu durum toplumlar arasındaki ilişkilere de yansımıştır.56 Bu çerçeveden bakıldığında Lübnanlı Filistinli grupların neden Türkiye’nin Suriye-İsrail arasındaki görüşmelerde arabulucu rolü oynamasına tepkili oldukları daha iyi anlaşılmaktadır. Fetih-HAMAS arasındaki gerginlikte Erdoğan Hükümeti’nin HAMAS’ın tarafında yer aldığını düşünmeleridir. Genel olarak Lübnanlı grupların Türkiye algılamasını belirtmek gerekirse. Bizlerin Türkiye’nin öncelikleri konusunda tereddütlerimiz bulunmaktadır. Sonuç olarak Türkiye-Lübnan ilişkilerinin toplumsal düzeyde her geçen gün daha güçlü bir şekilde gelişeceği kuvvetle muhtemeldir. Lübnanlı Hıristiyan ve Müslüman grupların Türkiye’nin tarafsızlığına güçlü bir vurgu yapması dikkat çekicidir. İran ve İsrail’den farklı olarak Türkiye’nin Lübnan’daki iç sorunlar karşısında tarafsız bir dış politika yürüttüğüne yönelik güçlü bir inanç oluşmuştur. Lübnanlı grupların önemli bir kısmı Türkiye’deki mezhepsel olmayan hukuki ve siyasal sistemi.org.tr 17 .”55 Nitekim Suriye’de rejime yakın kişiler de Suriye-İsrail barış görüşmeleri sürerken Suriye’nin Golan’ın karşılığı olarak Filistinli gruplar ve Hizbullah’la ilişkilerini revize edebileceğini ve bunun söz konusu gruplarca da kaygıyla izlendiğini ifade etmişlerdir. Fetih ve HAMAS arasındaki gerginliğin Lübnan’da etkisini gösterdiği bir süreçte Erdoğan Hükümeti’nin HAMAS’a karşı tavır almaması Lübnanlı Filistinlilerde tepkilere yol açmaktadır. İdeolojik kültür olarak HAMAS tabanından farklı olan bu grupların Hizbullah ile de ilişkileri sorunludur. Hizbullah’ın kalesi sayılan Sur’daki İslam Üniversitesi’nde ders veren akademisyenler bile Lübnan’ın mezhepçi politik yapısının ülkeyi derin krizlere sürüklediğini belirtmiş ve bu çerçevede Türkiye’nin demokrasi yolunda kat ettiği başarıları takdir ve hayranlıkla izlediklerini ifade etmiştir. Ben bir gazeteci olmama rağmen Lübnan vatandaşı değilim. bunun bizi memnun edeceğini söylemek oldukça zordur.57 Lübnan’daki Filistin mülteci kamplarında Türkiye’nin güçlü bir etkisinin olamamasında58 bu faktörlerin önemli bir rolü vardır. Khoury sözlerinin devamında. “Türkiye bölgede büyük ve gelişmiş bir Müslüman ülkedir. Politik amaçlar arasında ise tüm Filistinlilerin bağımsız bir Filistin devletinin çatısı altında yaşamasıdır. Şimdi bu durumda Filistin sorunu çözülmeden Golan’daki işgal sone ererse. askeri ve siyasal olarak bölgenin en önemli aktörlerinden biri olarak görmektedirler. Diğer Lübnanlı toplum liderleri de Türkiye’nin Lübnan krizinde oynadığı barışçıl çözüm çabalarını iki ülke halkları arasında yeni başlangıç olarak görmektedirler. Sünni seçkinlerden bir kısmı Türkiye’nin büyük bir Müslüman ülke olarak. Lübnanlı Müslüman gruplar arasında yaşanan sorunların çözümüne yardımcı olabilecek yeteneğe ve tarihi birikime sahip olduğunu belirtmektedir. www. Lübnan’da yaşayan Filistinlilerin önemli bir kısmı El-Fetih’e yakındır. Ancak. Lübnan’da yaşayan Filistinli grupların AK Parti Hükümeti’ne tepkili olmalarının bir diğer nedeni ise. Filistin sorununda Türkiye öncelikli olarak ülkesel çıkarını düşünerek hareket etmektedir.orsam.

8. 14 Mart 2008.03.0/index. Hitti. as Erdoğan Hesitates”. 24 Mart 2003.03. 24. 07. 17.2009. 2009. 15. Beyrut.org.2009. 9. 31.2008. Mülakat. Mülakat.tr/2009/turkiye/01/30/abbastan. Fawaz. s.03.01...08. Mülakat. “Abbas’tan Erdoğan’ın Çıkışına Destek”. “Turkey Opens Womens’ Education Center in Lebanon”.2008-03. The Shi’a of Lebanon:Clans. 27.2006 Türkiye Cumhuriyeti Lübnan Büyükelçiliği.2008.01. 14. 1997. Cilt 29. 6. Sur Hurriyet Daily News.2008. 32.25. Sünni kesimlerle gerçekleştirilen çeşitli Mülakatlar. 4. 12. Mülakatlar. “Hizbullah’ı Silahsızlandırmamız İstenirse Askerimizi Çekeriz”. 08. Beyrut Velid Canbolat. S. 13. 24. Abdullah Gül.07.2008. Beyrut. Turkish Daily News.03.01. Ancak Beyrut ve civarında yaşayan Rumların Türk-Yunan sorununa daha duyarlı yaklaştıkları gözlemlenmektedir.hurriyet. 28. 04. 178.com. Yeni Şafak Gazetesi. 11. TAURIS Pub.com. Mülakat. 05. Beyrut. 25. Mayıs 2007.sabah. Mroue.2006. 11-12. 08.2008. Suriye Jamil K. “Turkey Opens Womens’ Education Center in Lebanon”.” Syria Denounced as ‘the first title for terror’”. Mülakat. 12. Mülakat.orsam.03.2008. 2. 12.ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DİPNOTLAR 1. 18. 15. Beyrut.2009 Samir Derviş. Berkeley: University of California Press. Philip K. Kamal Joumblatt. http://live.cikisina. American Foreign Policy Interests. www.2006 Yeni Şafak Gazetesi. Leila T. 36. Bülten No: 32. 14.turkishdailynews.2009. 120 Camille Khoury. 27.php?enewsid=63137 (e. 2008. 09.. “Siniora asks for Turkey’s Mediation. 15.03. Rachaya Sur’da yaşayan Rum Ortodoks gruplar ise Şii örgütlerin etkisiyle Türkiye konusunda olumsuz bir söylem kullanmamaya çaba harcamaktadırlar. London-New York: I B. http://www.06. Radikal Gazetesi. Ancak Mayıs çatışmalarından sonra 28 Ağustos 2008 tarihinde yaptığım mülakatlarda bu görüşlerin önemli orandan değiştiği görülmüştür. 26. 10.09. 29. “Nuray Mert Beyrut’u yazdı-3”. Mülakat. Dernekle ilgili olarak bkz. 01. 37. 30. Sur. Trans: Michael Pallis.cnnturk. Mülakat.03. London-New York: Macmillan Pres. 27. Mülakat. Rachaya and Semkanieh Bu konuda bkz.2008. 20. 2008. Beyrut.03. s.2009.03. ss. 23. Mülakat.Beyrut Bunlardan biri olan Muhammed Nsouli.tr/ Nuray Mert. 31.ihh. s.2008. October 22. Hurriyet Daily News.tr 18 .01. 27.D1E8AE3E9C67409094FAEB ED3D32AFA5. “Erdoğan Lübnan için Devrede”. Mülakat.08. Sur’da görüştüğümüz Şiilerin önemli bir kısmı söz konusu yardımları özellikle dile getirmektedirler. 2008. 39. Rodger Shanahan. Turkey As a US Security Partner ( RAND Corporation Pub.29-30 Stephen Larrabee.de/haberler/dailynews/286448/turkey-opens-womens-education-center-in-lebanon (e. 1967.06. 35.London-New York: I.tr/2008/05/08/haber.05. http://www.html (e. 21.t. 41 Meir Zamir. http://insaniyardim. 19.03. 28. s. London : Zed Press.2009) Abdel Fattah Amora. 2005.06. Lebanon’s Quest: The Road to Statehood 1926-1939. 19 Muhammed Nurettin.2008. “İç ve Dış Basında Irak”.. 02.03. 10. 1994. Mülakat. Ibid.2009) Mülakat. “Türk Askeri Lübnan’a Gitsin mi Gitmesin mi?”.cn/international/ world/2008-04/01/content_14048481. “Turkish Female UNIFIL physician tends to health of Southerners”. Beyrut. Daily Star News. Süveyda. Xinhua News Agency.2008.03. Sayı 3.03. 11.K. An Occasion for War: Civil Conflict in Lebanon and Damascus in 1860.08. Cengiz Candar. Beyrut Jamil K. Beyrut CNN Turk Haber. kısa bir süre sonrada evinde ölmüştür. 16. 182-192. 08. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü.01. 09. Mülakat. Ed. Mroue.08.destek/511390.2008 ve 09. Sünni Lübnanlıların Türkiye’de herhangi bir toplumsal baskı tehdidi olmadan yaşayabilecekleri bir ülke olarak gördüklerinden Türkiye’ye yerleştiklerini ifade etmiştir.B.htm (e. 12.08. Samir Derviş. http://www.t. 5.).t.2008.2009). 7.china.org.t. 16.04. 40.t. Mukhtara.09. 10-14. Lübnan Türk Dostluk Derneği üyesi olan Zaher Sultan’da Trablus’daki Türkiye algılamasının diğer bölgelerden daha farklı olduğuna dikkat çekmiştir. 3. “Turkey: Vital Ally in the Cause of Long-Term Stability”. Mülakat. 2008. Lebanon in History. Said Canbolat hastalandıktan sonra hapisten çıkartılmış. 08. I speak for Lebanon. 3. 22. Mülakat. Mülakat. Şam. Beyrut Derneğin Şiilerin Türkiye’ye yönelik algılamalarının değişmesinde oldukça kritik bir rol oynadığını belirtmek gerekir.. 15. 34.com. http://www. 31. Tauris.2009) Mervan Hamadeh. 20. Parties and Clerics. Beyrut.2009) Sabah Gazetesi.html (e. 08.2007.08.tr/article.06. 1982. Mohammed Zaatari. 38.03.erdoganin. Mülakat. 2008. org. 04.2009. Beyrut. 14 Mart 2008.2009.2008.. Mülakat. ss. 2009. 33.

“U. 2008. 46.k.09.399.2009). Doğu Beyrut.08. http://www. “Palestinian leaders in Syria Condemn Turkish Threats”.html.htm (e.08. Mülakat. 24. Beyrut.21 October 1998. “Lebanon threatened. 1993”.com/news/en/ yer/20060911/26221/ (e. Research Institute of Strategic Studies.html(e. 28. Kamışlı. Şam 57.com/ansub/Daily/Day/981010/1998101025. “Gemayel Laments plight of Iraqi Christians”. Ernest Khoury.02. 28. Issue No. Bakanlıkların dağılımı hakkında bkz.2009) 42. Arabic News. 28. Abdulhamid’in Maruni bir bayanla evlendiğini dile getiren Lübnanlı Maruni. Kurdish Freedom and Deomcracy Congress)”. www. Mroue.S.t. Department of State Publication 10136. Mülakat. Mülakat. 10.com/ansub/Daily/Day/981020/1998102023. Veriler için bkz. 13. Zeina Khodr.11.org/unrwa/english. “ Lebanon’s Armenıans Protest Against Turkish Forces”.a KADEK) Kurdish Worker’s Party (A. http://www. In the Spotlight: PKK (A. http://weekly. 17. Beyrut. Doğu Beyrut.01.orsam.asp?edition_ id=1&categ_id=2&article_id=96865 (e. Armtown.01.t. 23. 2002.10.10.12. Center For Defense Information.t. Beyrut.2008.. aynı zamanda bu evlilikten birinin adı Murad olan iki erkek çocuğun doğduğunu ifade etmiştir. 27. 52. ss.2008. 41-42 49. 43.2009) 53.08.2008.liban.html (e.08. Al-Ahram Weekly On-line. (e. Arabic News.2008.08. too”.com.12. 28. Beirut 58. Mülakat.2009). Daily Star News. A.org/terrorism/ pkk-pr. 27 Ağustos 2008.lb/article.lb/ 47.03.org/irp/threat/terror_93/midleeast. Jamil K.. 11. 44. http://www.10.t.arabicnews.2008. 50.armtown.2008) 48.fas. 1998.org.03.01.12.2008.11.t.09. The Federation of American Scientists (FAS).un. http://www.2008.arabicnews. Mark Burgess.08. cit.gov.2009) 54.cfm (e. op. 56.2008. http://www.12. 10. “Lebanese Solidarity rally in Support of Syria Against Turkish Threats”20.t.ahram.t.. Mülakat.2008.com.2009). May 21.. Tahran. 13. eg/1998/399/re3. Department Of State 1994 April: Patterns Of Global Terrorism. Ibid.1998. 21.2006. Canbolat. 01. 15 .k. Beirut.tr 19 .02.dailystar. Mülakat.t. Suriye.Türkiye-Lübnan İlişkileri: LÜBNANLI DİNSEL VE MEZHEPSEL GRUPLARIN TÜRKİYE ALGILAMASI 41. Mülakat. http://www.a.org. FKÖ’nün PKK ile ilişkileri hakkında bkz.08.2009) .html (e. 55. United Nations Relief and Works Agency for Palestine Refugees (UNRWA). 45. Burc Hamud. 51. S. Lübnan’da görüştüğümüz bir Türk yetkilinin ifadesi. 27. Mülakat. http://www. Mulükat.cdi. http://www..

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful