T.C.

ULUDAG UNivERSiTESi
iLAHiYAT FAKULTESi SaYI: 3, Cilt: 3, YII: 3, 1991

ATEizMiN

PSIKOLOJISI

.

.

..

Antoine VERGOTE Cev, Hayati HOKELEKLC*

Ateizm olayr din psikologunu, bir varolus tartrsmasi ve dini tutum karsiti bir goru§ acisi olarak gozirkmesi olcusunde iIgilendirir. Ancak hemen belirtmeliyiz ki, bu tiir vaziyet ahslann doktrin yonii, din psikologunun cahsma alarn icinde degildir. Bazi diisuniirler akla yatkm bir Tann kavrarm olusturrnanm imkamm reddederler. Agnostisizm ve yeni pozitivizmin tezi bu merkezdedir. Diger bazilan da, Tann kavrarmnm kendi icinde celisik olduguna hiikmederler, Sartre'm ontolojik sonuclamasi ru tasdik etmenin, bunun ornegidir. Daha baskalan oIarak insanm hiirriyetini Merleau-Ponty bazi yazilannda da, Allah'm varhgikabul etmekle bagbu fikri savundu. ve psikolog metafizik

dasamaz oldugunu diisiiniirler.

Buttin bu teorik itirazlar felsefi dusuncenin

yetkisi icinde olmaktadir

da, insanm biittin durtistluk ve acikhgi ile irdeleme hakkim, tanntanimaz bir dimya goru§untin varhgiru hie tarumamazhk edemez. 0, bu tiir diisilncelerde gizli psikolojik motivasyonlann olabilecegini pesinen dusunmekte kendisidir. haksiz olacaktir. metafizik inkaBununla birlikte, metafizik bir zamansiz fikirler sarayi degildir. 0 gercek hayan du§unur ve suur kazanan varolusun n ve O'nun Tann'mn varolusuyla ilgili itiraz arasmda koklu bir kopukluk olmasi nadir-

* **

Yazann, "Psychologie Religieuse, 3. bas. Bruxelles 1969" kitabtntn 267-285. say[alanntn terciimesidir.

DoC;. Dr.; Uludag Univ. llahiyat Fakultesi Ogretim Uyesi - 231 -

dir. Zaten ~ogu zaman felsefedeki tanntanrmaz vaziyet ahslar, klasik teodise (= ilm-i ilahijnin AlIah'a atfettigi sifatlann bir tenkidine dayanmaktadrr'. C;agdas dii§iinceninba§armaya celiskili olduklannm c,;alt§tIgt gibi, insan kavrarm ile Allah'm sifatlanmn ateizmin baTann'smdan ortaya konulabildigi samhyor. Ateizm c,;ogu zaman antropo-

lojiden kaynaklanmaktadir. Proudhon'un su ifadesi, bu antropolojik kI§ acismi miikemmcl olarak dile getirmektedir: "Insan, kendisini daha iyi hissetmeye basladigi zaman tanntammaz olur".

Cagdas ateizmde antropolojiye basvurulmasi, psikoIojiyi dogrudan dogruya ytikumluliik altma sokmaktadir; cunku , miisahhas ins an ilmidir. Bu duruma gore psikoloji, aSII yapilan ve nihai hakikatleri inceIemesi gerekmeksizin, tanntammaz bir antropoloji icerisinde ortaya konan ruhi siirecleri incelemeyi kendisi icin gorev bilmektedir. Psikolojiye, insanm onlar vasitasiyla kendi ins ani gerceklesmesini dinin dismda vc dine karsi ortaya koyacak noktaya vardrgi bashca egilimlcri aciga crkarma gorevi diismektedir. dar insana gore olmaktadir, Psikolojik ateizmin tanimlanmasr cahsrr. 0 gozlemlerini dinve

lste psikolog ancak boyle bir plan uzerinde

dilsuncelerini askm (muteal) bir ogreti seviyesinde diizenlemez. Psikolog sadece, insani tanntammaz bir tutum icine girdirdigini sandigi psikolojik scbepleri musahade eder. Psikolog, aynen dini tutum icin yapmaya c,;alI§tlg)gibi, tanntanimaz tutumu hga sahiptir. Biz once bazi gercek verileri takdim edecegiz, sonra da tanntammaz rna sevkedebilen (patolojik) cesitli psikolojik siirecleri gozoniinde bulunduracagiz. ateizmin incelenmesini bir baska esere birakacagiz. Gercekten tutuMarazi de, psikolojik olarak tanrmaya cahsarak, onu insamn imkanlarmdan bulundurur. Bu konuda
0,

bi-

risi olarak gozoniinde

diiriist ve tenkitci bir tarafsiz-

bazi dint tutumlarm kaynagmda oldugundan daha az olmayan, bir kisim ateizmin kaynagmdaki rnarazi motivasyonlan ac,;lgacrkarmak miimkundiir. I. ATEizM AC;IK DURUM MU YOKSA GiZL! DiN Mi? yol a~tlgl kadar hareket,

Ateizm, bu deyimin tartismah tun Dogu iilkelerinde

kullamrmrun zannctmeye

genis bir olay degildir, Bununla birlikte, §iiphe yok ki tanntarnmaz

bliBu

oldugu gibi, hiir diinya iilkeIerinde de genislemektedir.

olaym nereye kadar gidecegini onceden kestirmek miimktin degil, fakat daha ge- . ni§ halk tabakalanna yayilacagmr tahmin edebiliriz. Ateizm, belli bir anlamda tarih cizgisi icerisinde ilerlemektedir. Gercekte kaynaklannda dini tabiatli olan insanhk, cok kademeli bir sekilde varolus ve to-

Bkz. A. Dondeyne, lexion philosophiqucs,

L'athcisme Melanges

contemporain

et le probleme

des attributs

de Dieu, Foi et ref-

Franz Gregoire

iqinde, Louvain 1961, s. 462-480.

- 232-

plumun Allah'siz olmalaruun mumktm oldugunu kesfctti. Dusiiniirlerin, insam bagirnstz kilmak ve gelecegin toplumunu humanist bir bakis ae;ISIicerisinde kurmak gayesiyle teizme karsi tavir almalan dort ytiZYJIonce aciktan savunulan icin yakm c;agl beklemek gerekti. Encok ateizm henuz dii§iintilemez idi; halbuki §im-

diki durumda 0, basit bir hayat faraziyesinden daha fazla, bizzat inanan kimse icin bile her zaman mevcut bir atif noktasi ve kendi kendisi hakkinda daimi bir soru sebebi haline geldi. Asagidaki istatistikleri iste bu dint dtisimce tarihinin l§lgmda yorumlamak gerekir. Asagidaki tabla 1947 de musahede edilmi§2 olan verileri gosterrnektedir. Baska anketlere sahip olmadiguniz icin, tanntanimaz hareketin gerck yogunlugunu, gerekse anlamtrn degerlendirmek §imdilik bizim icin imkansizdir. Fakat onun yukselme egrisinin devam etmesi kuvvetle muhtemeldir. Allah'a inananlar Ruhun olilmsilzlugime inananlar (%)

(%)
Brezilya Avusturalya Kanada A.B.D. Norvec Ingiltere Hollanda lsvec

96 95 95 94 84 84 80

80
80

Danimarka
Cekoslavakya Fransa Daha oncesinde, tiyordu.

77
66
ruhun olumsuzlugu Allah'a inananlar

78 63 78 68 71 49 68 49 55 52 58
gibi Allah'a inane; yasla birlikte arRuhun oliimsiizliigiine inananlar (%)

(%)
21-29 yas 30-49 yas 50-64 yas 62
66

71

54 58 61

Ateizmle ilgili istatistiklerin yorumu her zaman zordur. Gercekte, eger AIlah'm varhgmi kabul ve tasdik etme bir iman kesinligi ise, onu red ye inkar da aym §ekilde iman mahiyetinde bir htikiimdtir. Miimin, teizmden yana biitiin delilleri dti§iiniip tasindrginda, onun icin geriye, goriiniirden goriinmeze sicrarna yap2 Bk. Sondages, Paris, 1948, ~ubat.

-233-

mak kahr ve cok karmasik psikolojik surecler iman ve akil arasmda uzanan mesafe icerisinde yer ahrlar, Zira Allah'm inkan, kacmilmaz olarak, Allah'm tasdikinin karmasikhgma mek zorundadir. benzer ortak bir ozellik tasir. Tanntanrmaz kendi kanaatla-

rim hakh crkarmak istedigi zaman, miiminin iizerine dayandigi i~aretlere itiraz et0 hal de, inkarcinm kendi anlayismm ~ogu zaman problemli 01masmda sasrlacak birsey yoktur. Nitekim, LF.O.P. tarafmdan 1958'de duzenlenen bir anket3 de bunu gostermektedir. Deneklerin % 17'si kendilerinin tanntammaz olduklarnu acrklamaktadirlar; % 13'ii kanaatlanmn kesin oldugunu belirtirken, % 2'si kesin olmadigmi, % 6'SI kanaatlanndan §iipheye dustuklerini, %
lO'u ise §tiphe duymadiklanni belirtmektedirler. Kesin kararli inkarcilar da % 24'ii, din hakkmda sik srk tarusuklanm kabul etmektedirIer. arasm-

Zaten teizm ve ateizm arasindaki smir oynaktir. Biz daha once antik donernin deist medeniyetlerinden soz ettik. Bunlar, belli bir tarzda sahsi fakat hareketsiz duran yiice bir varhgin mevcudiyetini kabul ediyorlardi. Bu medeniyetlerde hicbir tiir ibadetin yokluguna dayanarak etnologlar, bunlann kesinlikle tan-

ntanimaz oldugunu zannettiler. ~tiphesiz bu eski medeniyetler uygulama bakimmdan dinsiz idiler; fakat biiyiik felaket anlannda, insan icin hayatin yaraticisma basvurrnaktan baska bir kurtulus yolu gozukmedigi zamanlarda, onlann teist inanclan canlamyordu.
18. yuzyildan itibaren, muminlerin

imarnm cokerten

bu tiir bir pratik

ateizm geni§ bir sekilde yayrldi, Cagdas dimyarnn kutsalhginm giderilmesi yuzunden Tann kendisini politika, ekonomi, tip, sanatlar, tarih ve hatta buyuk olctide felsefe ve ahlak gibi en dolaysiz §ekilde insan icin on em tasiyan alanlarm dismda birakilrms olarak buldu. 0 zamandan beri, Allah'm varhgimn tasdiki, gercek hayatta etkisi olmayan teorik tartismalar rum icerisinde hakiki bir din! tutumdan seviyesine siirtilmU§ oldu. Boyle bir dubahsedilebilir mi? Bize oyle geliyor ki,

yalmz dinamik bir bakis acisr boyle bir deist tutumu yerlestirrneye imkan verir. Her tiir dini endisenin ortadan kalktigr ve kisinin artik Allah'da, gercek varolusla alakasr olmayan, sadece basit bir metafizik sifreden baska birsey gormedigi bir zarnanda, boylesi bir tutum pekala, icinde insanm henuz tanntammaz sefeden yard im istemedigi, pratik olarak tanntammaz durum bize, bazi i§~i cevrelerinde na karsihk, bize oyle geliyor ki, aydm cevrelerde sorguya cekiyorlar; felsefi imanlanna istikrar bir felBukabul edilebilir. Boylesi bir

oldukca yayginlasrms gibi gozukrnektedir. kazandirmaya cahsryorlar.

~ogu zaman kisiler kendilerini Aydin-

lar, dini kendi insdni baglanmalannm olculerine indirgeyecek noktaya gclselcr bile, boylelikle Allah'm eserini mukemmellestirme suurunu korumayi da dusiiniiyorlar. Veyahutta, en azmdan Allah karsismda bir insan eseri gerceklestirrnenin suuruna sahip bulunuyorlar.
3 Sondages, 1959 (no: 3), s. 19.

Bu bakis acisi icerisinde

Allah artik ha-

- 234-

rcketsiz bir Tann ya da sirf bir Bakis'a indirgenmis uzakta bir Yaratici degildir. Bu kisiler bazen kendi kendilerine, hala miimin olup olmadiklanru sorup duruyorlar. Bu arada, §imdilik kendilerini tanntarnmazlardan ayirdeden §cyi pck kavramadiklanru da acikca soyliiyorlar. Fakat onlann dusuncesi hie; de tek anlarnh degildir. Mesela, onlar tutumlanm hangi Tann kavramma dayandrrrnaktadirlar? Bclki de bunlar gcre;ek imanin kendi hayatlannda antik kutsal tarzmda yer alabilecegini sanrnaktadrrlar, BaZI mtiminlerde mektedir. dini iman daha acik bir sekilde kendisini gostermekteonunla butlinlesmesini bilmedir, fakat bunlar henuz kendi beseri hayatlannda

Bu miiminler varolusun yatay ve dikey ikili boyutunu pekala tamrnak-

tadrrlar, Bu fark onlarm iki kutup arasmda paylasilrms olan hayat ritimlerini yonctir. Bu iki kutup Allah ve beseriliktir. Cogu miirnin icin aile, bu iki boyutun aym anda mevcut oldugu tek alandir. Tanntammaz bir dunyayi iman icerisinde butunlestirrnenin tarzda ne kadar cetin oldugunu idrak etmeksizin, arasira cok kolay bir basaran kimpazar hiristiyanlanndan sozedilmektcdir. Bu biitunlesmeyi

seler cok nadirdir. Halbuki iman, bir defada elde edilip bitrnis birsey dcgil, bir gaycdir. kendisini kesfettirici ve dinamik bir sonuc (vecteur) olarak ortaya koydukca canh olarak kalir. Fakat dinden uzaklasma sistcm halinde yerlestigi zaman, pratik ateizmden bahsedilebilir. Bu mulahazalar bizi, §imdiye kadar cok defa tarusilmrs olan §u sorunu kesin bir cozume baglamaya imkan verecektir: Tanntammaz, dinin yerine gec;ecek ikarne bir din mi aramaktadir? Bircok yazar, fenomenolog, rini musahede sosyolog ve tarihci insanhga hizmet amacim ozellikler gosterdikleya da Tann'srz dinguden cok sayrda hareketin, dint olarak vasiflandinlabilen ettiler. Bazilarinm bunlan mistik (hareket)ler ler olarak kabul etmelerinin sebebi iste budur. Bu bakis acismdan marksizm ornek bir olay olabilir. Gercekten sizm, tarihimizin sonunda kurulabilecek de markolan mukernmel bir toplum ideali teklif

°

etmektedir. 0, kendisinden once gel en butun medeniyetleri, nihai prensipler sandigi seye gore yorumlamaktadir. Marksizmin nazannda bu nihai prensipler, insan onuruna rih oncesine

yakisrr miikernmel bir toplum ve insanm yiikselisini hazirlayan taaittirler. Insan ve toplumun bu eksiksiz gerceklesmesi icin baglila-

rmdan kayitsiz sartsrz itaat ve fedakarlrk istemektedir. Yine aym sekilde bazi kimseler psikanalizde, dinin yerini alabilecek miikemmel bir hiimanizmi karsilama imkarn buldular. duygusundan Freud'un layarak, mektedir. - 235Zaten Freud'un kendisi de psikanalizden, insam sucluluk kesin oIarak kurtaracak kendilerine amacmi ve onu kendi giicii dahilindeki

hayati ve

ahlaki iizerine kuracak olan bilimsel, aydinhk yeni din olarak soz etti. Nitekim ilk ogrencilerine, insanlrga hizmet bir tutkunluk ve bir tur havarice ruh sagguden nasil bir dervislik iiflendigi bilin-

Sosyolog Yinger, bu tiir hareketler icerisinde "kurtulusa dogru c;agda§ yollar'r ayirdedebildigini sanmaktadlr4• Ona gore, dint kurumlann sagladig. ilhama benzer bunlardaki din! ilham, sosyal sekillerinin paralelligi icerisinde kendisini

gosterebilmektedir: Amentii, kurtulus fikri, otorite, ibadet ve toren, yeni kardeslik ... Ayru sekilde Spengler de ateizmde eski dint ruhun yeni mistik tezahiirtmil goruyordu. Sartre alayh bir sekilde ona cevap verdi: "Bir tanntanimaz, kendi doktrininin dogrulugunu, hal ve tavirlanmn durustliigt; vasitasiyla ispat etrneyi ilke edinen, kendi kendisine ve teseUi bulmus olmek caresinden uzak durrnak noktasma kadar kendi mutluluguna karst saldiran, kafasi tabularla dolu bir fanatik, acaip bir seydi. 0, her tarafta Tann'mn yoklugunu goren, O'nun ismini anmaksizm agzrm acabilen bir Tann manyagi, kisacasi, din! kanaatlara sahip alan bir Beyefendi idi. Miimin asla bu kanaatlara sahip degildi: lkibin yildanberi, hiristiyan inanclannm dl."5 kendilerinin ispatini yapacak zamani vardr .. bu ortak miras.

Daha once acikladigirmz gibi, bu insanhkci

(humanitaire)

hareketleri

dint

olarak vasiflandrrrnak bize, prensipler bakrs acismdan hatah ve miiminler kadar tanntarnmazlara karsi da haksizhk gibi geliyor. Bu terim diizeni (terminologie) icerisinde, olaylann psikolojik yorumuyla ilgili, bizzat kendisi cok daha ciddi bir baska kansrkhktan kaynaklanan bir kansiklik vardir, Laik coskunluk icerisinde veya marksizmde dint bir ruhun bulundugunu iddia etmek, din ve c;e§itli humanizmleri aym egilimlerin intisan yapmaktir. Sanki insanm acrk niyetlerinin artik onemi yoktur ve biirim degerler birbirinin yerine gecebilir. Boylesi bir yamlgiya yer verrnek icin, ozellikle belli belirsiz bir ihtiyaclar ve egilimler psikolojisi gerekir. Bu durumda biz Van der Leeuw'un su dusuncelerinden Allah'tan seytana tamamen aynOnlar bir

liyoruz: "Ateizrn kacis dinidir, Tanntarumazlar
liyorlar, halbuki - fenomenoloji Tann'dan insana veya insanliga da donebilirler,

geC;i§ yapabi-

dilinde - §eytan da bir tarzda tanridir." Insanhkci zanneden mistiklerde Jung'un

fakat bu kaC;l§onlan sadece kenbasnnlrms teorisini de, aym

di asil gizligiiclerine yeniden kavusturur.f dinin izlerini ortaya cikarmayr basardigim

sekilde kabul etrniyoruz. Zaten Jung dini, insanm basitce kendi kendisini elcgecirmesine indirgemernis olsaydi, bu tezi cok onceden ileri siiremezdi. Gercekte onun nazannda din, kollektifsuurdismda mevcut olan arketipleri Bu sartlarda birseklinden yakmdan tarnrna tarzmdan baska birsey degildir. Netice itibariyle din, insam meydana getiren seyi, her nasilsa oylece ustiine alma tarzidir.

dindisr her mistik,
daha fazla birsey

suurdisi guclerle karsilasmanm
4 5 6

kihk degistirrnis

Religion, Society and the Individual, New York, 1957, s. 95. Les Mots, Paris 1964, s. 79. La religion .., s. ?82.

- 236-

dcgildir, Insamn derin din! tabiatmi ispat ctmek icin Jung'a basvuran din savunuculan ve hiristiyan psikologlar, ne yazik ki boylesi kansikhklann dinierini kendi oztmden uzaklastiracagim diistmmuyorlar. Butim tartisma temelde su esas soruya indirgenmektedir: Mutlak ihtiyaci tabiati itibariyle din! midir? Kitabinuzm ii<;iincii bolumiinde gosterdigimiz gihi, mutlak ihtiyacmm asil <;tkl~kaynagi teessiiriyet (affectivite) dir. Ote yandan, bu ihtiyacm ozsever (narcissiquc) asil sebepleri yiiziinden 0, biisbutiin arzu olrnak teessiiriyetinden de kaynaklanmaktadir. Bu dururnda, kusursuz ideal bir toplum gerceklestirme ideali icin taraftarlanm costuran insanhkci mistiklerin, insanm gelecegi konusunda, huzur arzu ve ozlerninin eski donemlere ail bir haurasim yansitrnalanna hie kimse sasnuyacaknr. Bu yonden ele almdrginda, bu mistik hareketlerin bir cok <;izgilerinin din ile yakinhgi oldugu gorulur. Biitiin bu ortak cizgiler, uyumlu hirlik icinde derin bir butiinliik arzusundan ileri gelmektedir. Din de bu arzu icerisinde koklesir, Freud'iln dini bir yamlsarna olarak isimIendirmesi iste bu sebeptendir. Fakat dini bu mistiklerden ayiran fark herseye ragmen 0 kadar kokliidur ki, bu iki hareket goriinii§ bakimmdan artik ayni psikolojik gerceklikten kaynaklanmazlar. Kelam, kanun ve hicbir ~eye benzemez (Tout-Autre) olan Tann'ya teslim olmarun kiside a({tIi~tcatlak, insaru AlIah'la olan iliskisinde kokli] bir degi§iklige ugratacak etkiye sahiptir. Mistik hareketler ve din arasmdaki bu yapi farklan bazen §U tur bir hidrolik sozliige basvurarak esitlestirilir: Ateistler kendi din! ihtiyaclanru inSan! bir konuya dogru kanalize ediyorlar. Fakat bu durumda da benzetme, iki hadisenin esitsizligini gizliyor. Insanhkci mistikler insanm gelecegi konusunda topyekiin mutluluk arzusu tasimaktadrrlar. Bu arzuyu da, insanm bizzat kendisi kendi oz vasitalanyla gerceklestirrnek zorundadir, Boylesi mistikler dinden a~agl n11dirlar, ilstiln miidiirler? Onlar hakkmda hakikat mi yoksa yamlsama rru diye bahsetmek gerekir? Buna karar vermek psikologa ait bir konu degildir. Psikologun gore sadece, bunlann din ile iliskisini karakterize eden hem yakmligi hem de mutlak aynlrgi ortaya koymaktan ibarettir. ~iiphesiz her ateizm bir mistik degildir. Gercekte, insanlann bircogunun din ihtiyaclarim "ikarne degerler,,7 vasitasiyla doldurmaya calismalan pekala miimkundiir. Nitekim daha once biz bunlan belirttik. Fakat bize oyle geliyor ki, cagdaslanmizm <;ogu din! arzuyu tenkit ettikleri gibi, aym sekilde, kizdiklan yarulsamali ozelliginden dolayi her ttir mistikten de yiiz ccviriyorlar. Marleau-Ponty "Kahraman ins an" konusundaki dusuncesi icerisinde bu yeni humanist gercekciligi cok iyi acrkhyor: "Yamlsamalardan kurtulmus iman, kendisiyle simdiki zarnarurruzi gecmise, kendimizi baskalanna bitistirdigimiz hareketin kendisi degil mi7 . Bk. E. Erikson, Identity and the Life Cycle, Psychological Issues, 1959,New York, 1959, s. 6465; O.W. Allport, The Individual and his Religion, s. 78-80.

- 237-

nusmalarmi tek bir anlasihr soz halinde tamamhyoruz.
gecmis devrimlerin kahramanlan asla baska inanmaya cahstilar ki, miicadeleleri

dir? Bunu, herseyin bir anlami olacak sekilde yaplYoruz; diinyanm kansik koHiristiyanhgm azizleri, sey yapmadilar. Samimi olarak daha once gokyiiziinde ya da tarihte kazarul-

mistr. Bugimim insanlan bu tutunacak dala sahip degiller. <;agda§ kahramanlar ne Lucifer hatta ne de Promete olmayip, sadece insandlr".8 Cagdaslanrruzda gercekcilik, cok aldatici bir tutum halini alabilmektedir. 16-24 yaslarmdaki fransiz gencleri iizerinde yapilan bir ankette, hayatin iiC;temel degeri ile ilgili cevaplar biitiiniiniin ortalamasi
§U

rakamlan

ortaya koymaktadir:

% 79'u saghk; % 58'i para; % 46's 1 ask, dint iman % 12 ile en alt siralarda yer
alrnaktadir. Bu iiC;degeri belirlemede on gencten besi aski, yedisi dostlugu, dokuzu da dini imam es gecmektedir/. Bu §iipheci gerc;ekc;iligc nazaran ask tutkusu, san at atesi veya sosyal fedakarhk, bunlan din! mistiklcre akraba yapan bir arzu biiY,iikliigiinii a<;lgavurmaktadirlar. Buna ilaveten, ikinci dereceden olaylar, din ile insanhkci hareketler arasmdaki boyle bir yakinlasmayi arttirabilirler. Ozel bir fert veya bir grubu ulularna

bu sekilde isler. Boylesi tannlastirmalan, helenistik donerndeki imparatorlann tannlastmlmasiyla mukayeseye gidebiliriz. Fransiz devrimi sirasmda Paris'te Notre-Dame kilisesinde akh tahta cikarma toreni, akla tapinmayr; Rusya'da Stalin, digerleri arasmda kendisine, "herseyi bilen ve herseye gucu yeten baba,,10 imvarum verdigi zaman, sahsa tapmmayi akla getirmektedir. Bu dunyevi mistiklerin hernen hemen din! coskunlugu icerisinde, insanlarda, sernbolik bir figur uzerine yansitilan gii(_f e kudrete duyulan eski donemlere ait ozlernlerin yeniden dogdugu v goriilmektedir. Bu sembolik figiir vasitasiyla besledikleri gii<; ve kudret umudu, onlann mutluluk ve giivenlik arzulanmn ler karsismda bazi tanntammazlann ru anlastlrnaktadir. tatminini saglamaktadrr. Boylesi gosteriyabancidine karst besledikleri giivensizlik ve horgo-

Onlara gore din, insam kendi hakiki imkanlanndan

lasuran aym yanilsamah surecleri kullanmakta degil midir?
Simdiye kadar biz, humanist ateizmin en nevi sahsma mimhasir karakterini askida brrakuk, Bu, esas olarak onun insanm mutlulugu projesi olmasi ve bunu insan vasitasiyla gerceklestirmeyi istemesidir. Her ne kadar butun humanist ateizmler militan bir vurgu tasiyorsa da, bununla birlikte on un dini reddetmesi, basit inkardan teizm karsrti carprsmaya kadar varan, din konusunda de yer birakmaktadir. Gercekte degisik tipt~ deger hiikiimlerine ateizm, kcndi kapali hiima-

nizm karakterini degi§ik derecelerde yogunlastirabilmektedir. Humanist mistiklerde tanntarumaz, din ve hiimanizm arasmda §uurlu ve acik bir §ekilde iyi bir
8 9 Sens et non-sens, Paris, 1948,s. 380. Les 16-24 ans, Paris 1963.
Bk. G. Gurvitch, de Sociologic, L'effondrcment d'un mythc politique: Joseph Stalinc, Cahiers Internationaux 1962, s. 5-18.

10

- 238-

ayinm yapmaksizm, kcndi gayesinin pesinden kosmaktadir. Kendisini eger 0 biisbiitiin idealine hasretmekte, gclecekte gerceklestirilecek degerlerin icerisinde kendisini yansitrnakta ise, elbctte onun ateizmi tannsiz bir mistik olacakur. Buna

karsihk

0,

sekil bakimmdan

kendi projesini insan icin ve insan vasnasiyla gercek-

lestirrnek istemektcdir ve onun ateizmi, teizm karsiti militan bir tutum ve davram§ halini alacaktir. Bundan boyle dini iman bu kimsenin nazannda, insarn kcndi insani degerlerinden uzaklasnran, alcalnci bir sapikhkttr, Supheslz ateizm her zaman teizm karsiti belli bir i§iirct tasir. Acikcasr, hiimanist bir tanntarumaz, dinin beseri degerleri, kendisinin kolayca miisarnaha gosteremiyecegi sirurlara indirgedigini belli-belirsiz hissetmektedir. Ateizmi, cogu zaman bulundugu kesin kararh ve militan hali icerisinde anlamak icin, itici giiciinu aldigi psikolojik dinamizmleri aC;lga crkarmarmz gerckmektedir. II. ATEizMDE SURE<;LER A. Kutsal'a Karsi Savunma Daha once eski dinlerde ilahi ve kutsal insan icin tehdit (kaynagi) olarak i<;iNE SURUKLENiLEN PSiKOLOJiK

hissedilmisti, Tabu, acik bir sekilde, bir baska ontolojik gerceklikle iliskiye rnaruz kaldigmda, insarn yikimdan korumak fonksiyonuna sahipti. Bu durumda insan her zaman kendisini Tann'ya veya tannlara karst koruma egilimine sahiptill. zeminini devarnh Bu kutsal ve tabular korkusunun insanda bir saldirganhk

kilmasi da kuvvetle muhtemeldi. Bununla birlikte, cezasi yoketme olan bu saldirganlik acikca kendisini disa vuramadi, Ustelik btl saldirganlik, saygl ile uzlasrms §ekillerin icgudiisunu de kesfetti: Din adamlanmn, krallann ve kahinlerin tabi tutulduklan ayinler
0

derece bitkin diisiiriici] idi ki, gizli bir dusmanligm bir dinde bu savunma hareketi

dogma-

sma yol a<;lyorlardl12. Miimin, buyiisel olarak onu inkar ederek, Tann baska sekiller almaktadir. karsismda kendisini koruyabilmektedir. Dini nzadaki kendini vermenin asin bir sikmtiyi uyandirdrgi da olur; bundan korunmak icin insan, bazen acrk bir sekilde fakat pekcogu zaman da az ya da cok suurdisr olarak onun davetini inkar ederek, Allah'a karst gelmektedir. Sahsilestirilrnis Klinik psikolojisinde psikolojik bir surectir. kendiliginden, oldugu gibi, cocuk psikolojisinde gercekten de inkar iyi bilinen Inkdr daha Fakat bu durum kotu niyetle aymlastmlamaz.

daha diirtiiseldir;

"ruha karst giinah" islemek icin, bu

11 12

Bk, M. Eliade, Traite d'histoire des religions, Paris 1949, s. 393-394. Bk. S. Freud, Totem und Tabou, G.W. IX, 3. boliim.

- 239-

inkar nadiren yeterince suurludur. Bu, duygusal (affectit) derinlikten dogan bir direnctir, Bu imana direncin son derece duygusal tabiatmm, c;ogu zaman bizi hayrete dil~ilren bir yam vardir. Boyle bir tutumakarsi II suclamada korii korime kesin kararBu bulunma, bazen sadece sikinti ve direnci koyulastirabilrnektedir.

iddiarmza istatistik verilerden destek getirme imkamnuz olmamakla birlikte, bu kendiliginden direncin pratik hatta teorik ateizm olaylarmm cogunlugunda mevcut oldugu kanaatindeyiz. Milminlerin buyuk bir cogunlugunda karsilasilan kilise karsiti ince alay, siiphesiz az ya da cok suurlu bu ayni savunma siireciyle aciklamr. Din adammdan ne nisbette isteniyorsa, kesilmektedir. na karst cevrilmektedir. B. Kendi Kendisinin Efendisi AluI
0

nisbette de onun yetersizliklerine

insanlar dikkat

Boylece, imana karst kaygi verici bir savunma hareketi din adami-

Dimya ve insan konusundaik ilk nazariyelerinden itibaren felsefi akil, pratik bir ateizm egilimi ihtiva ediyordu. Oneil dusunurlerin kafasmda uliihiyet, sonucta Tann'yi insanlann dimyasmdan ayiracak ve boylece geride zekanm tesebbuslerine serbest alan birakacak noktaya kadar, sonsuz bir askmhga dogru uzaklastmhyordu. 18 ve 19. yiizyillarda akilcihk, kanunlan bizzat kendisi tarafmdan aC;lga crkanlan ve acrklanabilen, sadece akla boyun egrne iradesini gururlu bir sekilde ileri silrdii. Akilciliga "donil§ yapma'si boyunca Taine, tam baglmslzhgml tasdik etmek icin insanm imandan uzaklasarak tecrube edebildigi bu ozgilrliige kavusma duygusunu cok acik bir §ekilde dile getiriyordu: "Akil bende bir l§lk olarak gozuktii .. 0 once bu arastirma ruhu onune dil§til, benim din! imanrm 01du .. onunkinden baska bir otoriteye inanmayacak kadar akhma cok fazla deger tarzim sadece kendimden edinverdim; yasama biciminin kuralim, dusuncemin meyi istedim. Hurriyetimin zusuna cepheden san zekasimn

ask ve gururu goziimu ac;ml§tl"Y tiC;ozellik ihtiva etmektedir. Herseyden once, kukacip

Din, aklm kendi yaratici gticiinu icinden cekip cikardig; bu baglmslzhk arsaldirabilen ral olarak ve pesinen esyanm temelinin sir oldugu ve bu durumda ozlernini duydugu bu eksiksiz kavrayisin ebediyen bu sirrm, inelinden

kurtulacagim kabul etmeksizin, hicbir seye benzemez Tann'mn varligi kabul ediJemez. Goziikmeye basladigindan itibaren akil, her sirri bir yandan obur yana aydmlatmayi, onu c;aztim gerektiren sorun yahutta birgiin aydmlatilabilecek birsey durumuna indirgemeyi siddetle istemektedir. Fakat tabii ki, boyle bir aydmlatrna

am, dimyamn sonuna kadar geri cekilmek zorundadir.
Ikinci husus; gelenek tarafindan sunulmus olan din! hakikatlerin kabulu de akli yaralarnaktadir. Ciinkii bunlar ebedi hakikatler samlmaktadir ve bilirnsel
13 De la Dcstinee Humaine (oto-biyografik

yazi) iqinde,

-240 -

kafamn da benzeri hakikatlere vas arttirmayi ve biituniinii hakirniyetini yiiriitebilir.

hilt ihtiyaci yoktur. Gercekte

akil ancak yavas yaiizerinde kendi kacan deriini

diizenlemeyi bildigi nisbi hakikatler

Son olarak; hiristiyan vahyi, kural olarak akhn kavrayismdan

hakikatlerin otoritesini zorIa kabul ettirmektedir. Onun bu kendi tabiatmdan dolayi, bu dogmatik hakikatler zahirciligi, aklm her zaman dinin karsisma <;lkma duygusuna kaprldigi direncleri artirmaya siiriiklemektedir. Diger rektirmektedir. cilerinin crkarrnaktadir'". 30 yaslanndaki linde oldugunu taraftan, yakm zamanlardaki anketler, ilim-iman <,;atl§masmm en azmdan miiminlerin kendi kendileri acismdan aciliyetini yitirdigine inanmayi ge1948'de yapilrms olan bir anket, "kolej" ogrena<;lga yiiriitiilen bir ankette, 18-

Allport tarafindan Fransa'da

% 70'inin, ilim ve iman arasinda uzlasma imkanma inandiklanm
1958'de I.F.O.P. tarafmdan

deneklerin yalmzca % 14'ii, imamn modern ilimle celisme hadusimmektedir. Aym sekilde, genclerin nazannda din artik ins a-

run mutluluguna

karst oldugunu belirtmektedir15.

dusman degildir; sadece % Tsi, dinin bu diinyadaki mutluluga
~iiphesiz ki, cevrelere gore bakis a<;ISIfarkhdir:

lnancsizlar <;ogu kez din ve ilim ya da sosyal gelisme arasmda bir <;atl§ma goriiyorlar. Bu cevrelerde, dinin insancrl karsiti (anti-humaniste) belli bir goruniimii daha uzun zaman siirup gitmektedir. Zaten, sosyal kahp yargilann siirekliligi sosyal psikoloji tarafmdan binlerce kez mii§ahede edilmis olan, genel bir olaydir. Bununla birlikte, bu sosyal psikoloji kanunu, din ve modern dunyayi gecmiste sik

aciklamak icin yeterli degildir. Iman ve ilim veya sosyal gelisme arasmdaki eski zitlasmalann hatirasi, cok sayida cagdaslan derinden etkiledi. Bu iki alan arasmdaki diismanhk simdiki durumda artik onlar icin yoksa bile, geride kalan su ki; geemisteki yanhs anlamalar dinin iflas ettigi seklinde kafa kanstmci izlenim biraktilar16. Ilimlerden daha fazla dinin aleyhine tamkhk ediyor gibi gozuken sey, onun kendi gecrnisidir. cilik efsanesinin m (Husserl'in ilm! ortam her bakimdan gozle gorunur bicimde degisti: Bilirngecersizligi acikca ilan edildi. Her bilimsel akhn, algisal bir ima-

srk karst karsiya getiren <;att§malann simdiki haldeki yankilanmalannr

deyisiyle, asli bir imam) tabii olarak ihtiva ettigi ispat edildi. Ger-

cekte akil ancak, her ne olursa olsun gercege saygihlik icerisinde kendi kendisinin efendisi haline gelir. Zira, gercek bizi asrnaktadir; 0, bizim oniimiizde gitmektedir, bizi kusatmakta yonden; ve kapsamaktadir. teolojik . yenilenme, Gercek, dii§iinmeye yol acmaktaicerisinde tarihi drr, fakat aklm tam yonetiminden Bir baska olanla ebedi olam birbirinden
14 15

siirekli olarak kacip kurtulmaktadir. dini hakikatler

aytrmayi en iyi sekilde ogrendi; ozellikle bunlann

16

The Religion of the Post-War College Student, Journal of Psychology, 1948, s, 3-33. Sondages, Paris 1959, no: 3. P.M. Kitay, Radicalism and Conservatism toward Conventional Religion, New York, 1947.

- 241-

kendilerine has karakterlerini aydmlatma gucunii ortaya koydu: Tarihi hakikatler bir baska gerc;egin mahiyetine sahiptirler, bunlar ebedi soyutlamalarla aynilastinlamazlar. Allah'm varhgim ortaya koyan ayetler sonsuz olsalar bile, bundan sorumlu olan fikirler elbette dusunce ve medeniyet tarihi icerlsinde

kayulrdirlar.

Hicbir diger biIgi alanmda degil, fakat bu "dini hakikatler" konusunda insan, daha onceden olusturulmus olan teorileri tamamen kaydetmekle yetinmek zorunda degildir. A.lemi fetheden akilcilrgin kultiiru zenginlestirrnesine ve dini saflasnrmasina itiraz eden artrk kimse yoktur. Gercekte, dint dusuncenin ilk c;aglan, aynen ilmi dusimcenin ilk caglan gibi, teolojinin efsanevi bilgilerle kanstig: bir bagdastirmacihk (syncretisme) izi tasidr, Bu bakis aC;lS1,ateizmin dini bir efsane ve bir "yansitrna" olarak sucladigi zaman, ona yonelttigi kmamamn biitiin agrrhk noktasrm teskil etmektedir. Gercekte efsane ve yansitma icerisinde akil kendi kendisinin dismda, kendi oz muhtevasmm dayandigi nesnelerin icerisinde yasamaktadir. Bu durumda ateizm icin, dinin sembolik di.inyaya intikal ettirdig seyi telafi etmek onem tasrmaktadrr. Mesela, seytani bir gticiin etkisiyle biyolojik veya fizik hastahk acrklamasmi dusunelim: Burada, psikolojik ve dint tecriibelerin diinya yapilan uzerine "yansitma'yi gorrnek gerekmez mi? Fizik ve insan ilimlerinin ilerlernesi, ayni zamanda tabiat kanunlan incelemesini ilk olarak baslatmayi ve efsanevi

yansitmalann

tenkidini yapmayi zaruri kildi. Tanntammazlann,
Ayru sekilde, vahyedilmis

her dint dusun§iiphe duyizledigi §eyin

cede gercekligin boylesi bir bularnklastmlmasmm duklan anlasilmaktadir, hemen anlamaktan

siiriip gitmesinden

sirlan kabul etme olayi, aklm

vazgectigi ve on un sembolik dusunce icerisinde

daha yuksek bir kavrama sekli oldugu izlenimini verebilmektedir. Gercekte, ilim adamlan ve mtiminlerin buyiik c;ogunlugu bugiin bilirIer ki, iman gerceklikleri ilmi konularla i<;i<;egirmezler. Gunumuzde

catisma daha ki:iklti bir baska rnaarasmdaki gerilimin yeniden Efsanevi ve icine ve varolus icerisindedir. Burada problemlerin

hiyettedir: Bu, imanm askinhg: ve aklm bagimstzhgi ortaya C;lktIgI,dunyarun felsefi yorumlamasi yansitmah dusiinceden §tiphelenme,

insanm kendi varligmm biitiinltigtinti

soktugu bu hayati alana dogru yer degistirdi, bir ozgurlesrne ve egemenlik

simrlan cok

az acrk bir sekilde bcIirlcndi. Aynca, akil ve iman arasmdaki

zitlik, insarun giiC;lii

arzusu tarafmdan

kesintisiz yeni bir htz verilmis

olarak, her zaman yeniden ortaya <;Iklverecektir.

C. Kainati Diizenleyen Tarm (Demlurge) veya

A.si

Ogul

Eski mitolojilerin cogu, kendisini diinyanm ve onun giiclerinin hakimi kilmak maksadiyla, cimri ve zalim babayi oldiiren isyan etmis ogulun §eytani yiiziinu sahneye koyarlar. Diger taraftan, Promete efsanesi dogrudan tannlann elinden guclerini Herseye gticii yeten Tann'ya - 242dogruya, kiskanc kaciran kahraman insarn sembolize etmektedir. karsi direnme burada artik korku tarafmdan degil,

fakat onu bertaraf etrnck vc onun esiti olmak icin, Baba'nm yerine gecmek arzusu tarafmdan uyandmlmaktadir. Freud'iin luristiyanhgi, Baba'mn oldurulmesinden soma onun yerine gecen ogul dini olarak anlayarak, bu cizgide yorurnlayabilmcsi, tuhaftrr. Freud gercckten, eski asi tanri efsanesini hiristiyanhga yansitu. Bu efsanenin dcrin bir hakikat kcndi giicleri ve mutlulugu ta~ldlgl nokta surasidrr: 0 insanm en gizli arzusunu, icerisinde, kendi oz babasi haline gelme, kendi ken-

dine dayanma, sadece kendi kendisine baglanrna arzusunu dile getirmektedir. Odip kompleksi diye isimlendirilen bu babarnn yerine ge<;me arzusu ayrn zaman-

da 0 kadar giic,;lii ve asli bit dinamizmdir ki, insarun gcrcekten insan olmak icin asmak zorunda oldugu <;atl§mamn ta merkezindc gozukrnektedir. Catisrnanm
universe! varhgindan, kesfctmektcn birlikte, burada Nietzsche, liiyordu. buyulenrnis insarnn 6zellikle olarak tabiau onun yahudi ve hu istiyanligm Freud, itibariylc tam tersinc, zannetti. bir varhk oldugunu soybaskaldiran maskelcnrnis smmru
a~tlg1l11

bir etkililiklc

bu catrsmayi

ortaya cikardigun

Heidegger

de tcknik icerisinde gizli bir isyan tutumunun

etkisini ayir-

detmektedir17. Bu sebepsiz degildir: Her <;agda§ tcknik mistik, boylcsi iddialarm hakikatini bize hisscttirrnek icin boyle bir durumdadir. Bilimsel aklm icaplarmdan cok daha fazla ateizm tohumu

tasiyan sey, diinya uzerinde

teknik giiciin kul-

lamlmasrdrr. insan teknikte, daha once Odip catismasmm babaya olarak ortaya cikanverdigi bagrmsizhk istegini scferber etrnektedir.

karst koyma

J. Rivier 'nin, katoliklige doniisunim az oncesini hikaye eden bir yazida, bu kendi kendinin sahibi olmanm olaganustu arzusunu dile getirrnektcdir; son and a
onu hiristiyan imanmm davctine karst krskirtan i§te bu arzudur: "Ben kendime yetcrliyim. Bana sonsuz bir istrrap gerektirse bile, kendi hayatim bana kafidir. Bir hakimiyet altma girrneye rib olmaktansa fakat sonucta aCI cekmeyi tcrcih edcrim; bu anSacak kisa bir sure devam edebilir decc Tann'yi kendime tercih mizin mukernmel ve eksiksiz rum".18 yuzu ban a sonsuz giizellik verebilir.

ctmeyi reddediyorum; O'nun bizden, gelismesinden baska birsey istedigini

kcndi kendizannetmiyo-

Alman sosyolog ve psikanalisti A. Mitscherlich, en yiiksek ve en zorlayrci Tann'dan kalan babahk semboliinii bir gun disan atrms olan "kardeslik kurulmasiru gormek arzusunu, yakmlarda acikca ilan etti19. Siiphesiz, bir meydan okuma jesti Insan aruk, Baba'ya hitaben

toplumu"

Pro mete efsanesi yasadi.

icerisinde kendini ilahlastrrma iddiasmda bulunmuyor. 0 sadece kendisini insani gorevine hasrctmek istiyor. Mitscherlich'in dusuncesinde bir kardeslik toplumunun yiikselmesi
17

artik hie de efsanevi birsey degildir,

Tam

tersine, bu yeni

18
19

R. Boehm, Penscc et technique, Revue Internationale de Philosophic, Bruxelle, 1960, s. 1-27. J. Riviere et P. Claudel, Corresponda nee, Paris, 1963, s. 65, 67. Auf dern Weg zur vaterlosen Gesellschaft. Ideen zur Sozialpsychologie, Miinchen 1963.

- 243-

kardeslik ideali, bu deyimin gercekci ~aglmlzda birlikte, kesinlikle beseri bir vurgu tasrmaktadir. onun yerine yiikselisinin gecme arzusundan etkilenme hissediImesi temel sarti olarak
0

ihtiva ettigi tam boyun egme ile Ne var ki, Baba'ya karsr koyma, cok oIursa, az olur. bunun insanm

ne kadar kadar

D. Mesrulastmlmrs

Zevk

ilahi otorite ve bagimsizhk istegi arasmdaki catisma ~ogu zaman zevk ve mutluluk sorunundan hareketle hrzlanmaktadir. Ozellikle cinseI zevk arzusunun iman tutumunu parcalamasi muhtemeldir. Simon de Beauvoir, kendi otobiyografisinde bunu kacamaksiz dogrulamaktadir'", Daha onceleri, alemin canli olduguna inanan (= cosmo-vitalist) zihniyete gore, hayat sirrma i§tirak dini golgede birakiyordu. Bununla birlikte, bu zihniyette catisma suuru mevcut degildi; cimku, alem-canhclhk tanrrsal olam hayatin ve hatta zevk ayininin icine indiriyordu. Insan ve din arasmdaki biitun gerginIiklerde oldugu gibi burada da, yahudi-hiristiyan gelenegindeki Allah'm mutlak sahsi askmhgmm kabul ve tasdiki, insani kesin bir secim yapmakla karsi karsiya getirebilir: Hayat vc zcvkten mutlak el etek cekme, Allah'a

imarun sarti haline

gelmektedir. Elbette, din ve zevk arasindaki antitez asilmak zorundadir. Zaten biz daha once Odip konusunu incelerken, baba ile ozdeslesrncnin, duzenlemek ve mesriilasurmak amaciyla zevk ve cinsellige gecerlik kazandirdrgma dikkat cektik. Dint ahlak kendi payma, tamamlamaktadir. Bununla ins ani gelismenin cinsi uyamstaki bu kanununu muhteva, siirdiirmekte yamlsamah ve asilabirlikte,

maz bir mutluluk vaadi, az ya da cok, dini imanm dismda hissedilmektedir. Htristiyan cevrclerde uzun zaman surdurulmus olan ikici (clualiste) degisik giiclere guvensizligin <;ogu zaman, miisamahdkdrhk smirlanmn en uc noktasma kadar catismayi siddetlendirdigi vakias: uzerinde SONU<;LAR israr etmek faydasizdrr.

VE DDSONCELER

Dinin kendi icinde, kutsal ve Tann huzurunda belli bir sikmtr insaru ilahi varlik veya dinin Icaplarma karst kendisini savunrnaya surukler. Bu savunma inkar, alay veya din! seyler karsismda tekliflerini suzgectcn gecirrne ve onlan Fakat belli bir pratik dayamr. ateizm dogabilir, sikilma seklini alabilir. Bu durumda, dinin uzakta tutrna tercih olunur. Bu tutumdan sebeplero

acik ateizm baska psikolojik

Bu scbeplcri gizli ve istisnai hadiseler icerisinde aramak gerekmez. Bunlar durtiilerin ve en tcmel arzulann icerisindc bulunurlar. Her insani giiC; kendi ateizm tohumunu biinyesinde tasir. Yahudi ve hrristiyanhkta, Allah ve kendi gU<;20 Mcrnoires d'unc jcune rille rangcc, Paris 1958, s. 137-138.

- 244-

lerinin ve zevklerinin efendisi olarak ortaya crkan insan arasindaki tabii gerginlik, insarun kendi drsmda dinin ortaya koydugu yasaya bagh olrnasim vurgulayan AIlah'm miiteal ve sahsi tabian yuzimden, yogunlasmis bulunmaktadir. Tann aruk tabiatm icine yerlestirilernedigi zaman, ins ani guclerin tek basma yayilmasi, dogrudan dogruya ilahi diinyaya katihrm gerceklestiremez. Kokten baska olan Tann, rilhanilesme ve baglihk istekleri ileri surer; oyle ki, bunlan hicbir baska Tann as-

Ia

dile getirmez. Kesinlikle ortarnda kacnulmaz olarak

bu sebeptendir ki, acik ve militan ateizm hiristiyan dogmak zorundadtr. 0, ilahi ve dunyevi ar asmdaki mutiak isteklerine eevap teskil elmektedir.

koprnadan

ilcri gclcn, Tanrt'run

Gercekte miiminin nazarmda iman fiili insandan hicbirseyi eksiltmcz. AIlah'm otoritesi insanrn bagimsizhgmi ortadan kaldirmaz; onun hakikatlcri akli golgclernez; O'nun istekleri ne mutlulugu ne de zcvki ortadan kaklinrlar. Miimin, dini tcslimiyctin kazandirdrgi tecrube ile bunu bilir; temclde 0 sadece, insarun kendini begenrnisliginin a§lf1hgmdan, kendi kendini kurtarma ve kendini gcrccklestirrne iddiasindan vazgecmek zorundadir. Fakat dl~ goriinu§ bakirnmdan veya yasanrms cansma anmdan itibaren din! teslimiyet, insani bir azalma oIarak gi)· ziikmcktedir. Cunku, insanm temel ve birinci hamlesi onu daima daha saglam. Iasrms bir yeterlilige dogru yonlendirir ve bu durumda da tabii olarak kcndisini bir inayet olarak takdim eden bir Tann'yla catisir. Iman fiilinde insan kendi faniligini kabul eder fakat degerini 0 kadar azaltmaksizin bunu yapar. Dencbilir ki, din! teslimiyet Freud'un zevk prensibi ile catismas, durumunda hakikatin habcr vericisi olarak kabul ettigi ozellikle gerceklik prensibini gosterrnektedir. Fakat her catismada oldugu gibi, direnme durumundaki ifadelerkendi gercek anlarnlarim ancak onun gevsernesinden soma nanlan ayiran kacmilmaz anlasrnazhk manizmin tedirlcr. istekleri Fakat, bakis acismdan, agnostisizm smmnda ortaya koyarlar. Tanntanimazlan ve inaburadan ileri gclmektedir. Gercekte huileri siirmekmuminlerin inkalmadikca tanntanrrnazlar,

her iki grup ta aym prensipleri

beseriliginin zorunlu sani guclerin AlIah'a

olarak eksiltilrnis bir beserilik oldugu, c;i.inkii en mesru feda cdilmek zorunda kalmdrgi izlenimine sahiptirler.

- 245-

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful