You are on page 1of 3

GAZİANTEP 27 GAZETESİ

29 EKİM 2002 - SALI

ÇİFTLİK
Doç. Dr. Türkay Dereli

ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ NE İŞ YAPAR ?


Bir elektrik teknisyeni olarak evden ayrılmış, beş yıl sonra bir makine mühendisi olarak
eve dönmüştüm. Elimde diplomam vardı. Daha yeni yetme bir mühendis idim. Annem,
“...hadi oğlum, şu bizim bozuk olan çamaşır makinesini bir tamir ediver...” demesin
mi ? Haydaaaa. Bozulmadım değil. Ben tamirci miydim? Neyse babamın yardımı ve eski
elektrik teknisyenliği bilgilerimle, makine mühendislerinin şerefini kurtarmıştık. Valide
sultanın sınavından geçmiştik. Elektrik mühendisi bir arkadaşım da benzer bir anısını
anlatmıştı. Babaannesi çağırmış bir gün, “...şu sigortaya bir bakıver ...” diye. Bakmış
bizim ki, mal ölmüş. Babaanne demiş, “...ben bir elektrikçiye kadar gideyim
geleyim...”. Elinde yeni sigorta ile dönmüş, takmış ve işi bitirmiş. Babaannesi;
“...oğlum sen sigortaya tel sarmayı bilmiyor musun da, elektrikçiye sormaya
gittin...” diye fırçalayıvermiş..

Mühendislik mesleği ile ilgili olarak, az çok biliniyor bazı şeyler toplumda. Ne bileyim...
Makine mühendisi MAKİNALAR ile uğraşır, inşaat Mühendisi İNŞAAT yapar, uçak
mühendisi UÇAK yapar (!) ve gıda mühendisi GIDA ile ilgili işletmelerde çalışır... Bunun
gibi türetişleri ve kestirimleri insanlarımız yapabiliyorlar. Fakat her nedense, günümüzün
gözde mesleklerinden birisi olmasına rağmen aynı şeyi ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ için
söylemek mümkün değil.. Bu biraz ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ’nin özellikle Türkiye’de
yeni bir meslek olmasından (diğerleri ile karşılaştırıldığında), biraz da disiplinler arası bir
konuma sahip olmasından kaynaklanıyor. Hala, özellikle üniversite giriş sınavlardan önce,
birçok telefon alıyoruz ve “endüstri mühendisliği nedir? ne yer ? ne içer ?,
bitirince ne iş yapar ?...” şeklindeki sorularla karşılaşıyoruz. Hala, bize gelen bazı
davetiyelerin ve mektupların üzerinde, her ne demekse “Gaziantep Üniversitesi,
Mühendislik Fakültesi, ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ BÖLÜMÜ” yazar.. Toplumdaki
yanlış bir kanaat; ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ’nin, MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ ile
İŞLETME MÜHENDİSLİĞİ’nin bir karışımı ve ortalaması olduğu şeklinde. Bununla birlikte,
bu yaklaşım olsa olsa SİSTEM MÜHENDİSLİĞİ’nin kaba bir tarifi olabilir. Çünkü, SİSTEM
MÜHENDİSLİĞİ’nde yağ, şeker ve un bir kabın içerisine dökülüp, karıştırılmaz. Halbuki,
ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ’nde yağ, şeker ve un iyice karıştırılır; helvalar yapılır,
fırınlarda lezzetli pastalar ve çörekler yapılır...

Endüstri mühendisi ile diğer mühendisleri ayıran en temel özelliklerden birisi de,
işletmede çalışmaya başladıkları zamandır. Örneğin, bir gıda mühendisi ya da makine
mühendisi bir çikolata fabrikası işletmeye alındıktan sonra, hijyen işleri ve makinelerin
bakımı görevlerini ve sorumluluklarını üstlenebilirler. Ancak, o fabrikanın yapılıp
yapılmaması, yapılacaksa nerede kurulacağı, kurulacaksa kapasitesi vb. gibi konular
endüstri mühendisini ilgilendirmektedir. Dolayısıyla, endüstri mühendisi daha işletme
ortada yokken işe başlar, işletme çalışmaya başladıktan sonra da, üretimin her safha
da en iyi şekilde sürmesini planlar ve kontrol eder.

Endüstri Mühendisliği, genel olarak, üretim sistemlerinin tasarımı, yöneylem


araştırması ve yönetimi, ergonomi (insan faktörleri mühendisliği), otomasyon, bilgisayar
destekli tasarım ve imalat, kalite kontrol ve yönetimi, bilgi teknolojisi, yapay zeka ve
sistem simülasyonu vb. gibi konularla ilgilenen farklı bir disiplindir. Endüstri Mühendisi,
yararlı ürün ve hizmetleri üreten etkili ve verimli sistemler meydana getirmek için insan,
makine ve yeteneklerin bileşimini analiz eder ve kullanır. Endüstri Mühendisliği,
ürünlerin ve hizmetlerin ‘üretilme yolu’ kadar bir ürünün ‘nasıl’ üretildiğine veya bir
hizmetin ‘nasıl’ verildiğine odaklanır. Endüstri Mühendisliğinin hedefi ‘nasıl’ı
geliştirmek ve iki genel kriteri: VERİMLİLİK ve KALİTE’yi, kullanarak gelişimi ölçmektir.
Endüstri Mühendisliği bir şeyin yapılış biçimi ile ilgilendiği için, endüstri mühendisliği
araçları akıllı sistem, teknik ve metotları da kullanır. Endüstri mühendisleri genellikle
sistem analizi ve tasarımı ile ilgili araçlarla çalışırlar. Bir ürün üretmeye veya bir hizmet
sağlamaya teşebbüs olan her yerde, endüstri mühendisliği metodolojileri
uygulanabilir, kullanılabilir.

Endüstri Mühendisliği’nde, matematiksel modeller sistemleri anlamak için esas araç


olarak kullanılır. Üretim ve hizmet endüstrisi, endüstri mühendisliğinin temel ilgi
alanlarıdır. Bu endüstrilerdeki temel bileşen insan olduğu için; ergonomi, iş güvenliği
ve işçi sağlığı gibi konular da endüstri mühendisliği potasında eritilir. Endüstri
mühendisliği sürekli ölçülerden çok, ayrık olarak ölçülen sistemlerle ilgilenir. Bu, endüstri
mühendisliği ve diğer disiplinler arasındaki en keskin farktır. Bu fark üretim sistemlerinin
optimizasyonu (en iyilenmesi), siparişleri ve yığınları çizelgeleme, gerekli stok miktarını
belirleme, fabrika yerleşimini düzenleme vb. gibi konular ile daha da belirgin hale
gelmektedir. Endüstri mühendisliği, hemen hemen sadece ayrık bileşenlerden oluşan
sistemlerle ilgilenir. Bu nedenle, endüstri mühendisliği farklı bir matematik
kültürüne sahiptir. Genellikle endüstri mühendisleri karşımıza; sürekli takım çalışmasına
uygun, iyi sunumlar hazırlayan, yaratıcı, işbirlikçi, etkileşimci ve katılımcı kişiler olarak
çıkarlar.
Ancak şurası gariptir ki, endüstri mühendisini ve endüstri mühendisliğini anlatmak için,
bundan önceki son üç paragraftaki gibi cümleleri kullanırsanız, çoğu kez insanlar size bön
bön bakarlar; “Optimizasyon, istasyon, bize ne demek istiyon?” dercesine... İşte o
zaman, biz de hemen aşağıdaki örnek hikayemizi anlatıveririz ve herkes derin bir nefes
alır...

Bir kültür vakfınca kurulan senfoni orkestrasının da yönetim kurulu başkanı olan bir sanayi
kuruluşunun genel müdürü o ayın konseri Schubert’in “Bitmemiş Senfonisi”ne
gidememesi üzerine konser davetiyesini şirketin Endüstri Mühendisine verir ve ondan
kendi yerine gitmesini ister. Ertesi endüstri mühendisinden teşekkür yerine bir
“değerlendirme raporu” alır. Rapor şöyledir:

“Sayın Genel Müdürüm, İsteğiniz üzere konsere gitmiş ve


aşağıdaki hususları tespit etmiş bulunuyorum.
Bilgilerinize sunulur;

1. Dört darbukacı konserin önemli bir süresinde boş


oturmuşlardır. Bunların sayısının azaltılması ve
diğerlerinin konsere daha çok katkısının sağlanması
yerinde olur.

2. On iki viyolinci aynı zamanda aynı hareketleri yapmakta


ve aynı notaları seslendirmektedirler. Burada da
personel tasarrufunun sağlanması gerekmektedir.

3. Özellikle onaltılık notaların çalınması büyük ziyandır.


Çünkü izleyiciler, sekizlik notalarla onaltılıklar
arasındaki farkı anlar görünmemektedirler. Dolayısıyla
sekizlik notalarla eser icra edilerek yüksek ücretli
viyolin ustaları yerine stajyerlerin kullanılması
sağlanabilir. Böylece maliyetler önemli ölçüde aşağı
çekilebilir.

4. Yaylı sazlarla işlenen pasajların nefesli sazlarla


tekrarının yol açtığı gereksiz duplikasyonlar
önlenebilir. Burada hareketle iki saatlik konserin 20
dakikaya indirilmesi mümkün olabilir. Son söz; eğer
Schubert bütün bunları dikkate almış olsaydı, senfoniyi
bitirebilir ve senfonin adı da bitmemiş değil “Bitmiş
Senfoni” olurdu.

Saygılarımla.
Evet dostlar, hikaye böyle.
İşte endüstri mühendisi, işte olaylara bakış açısı.
Sevgili sanayicilerimiz, siz onları işe alın, gerisine karışmayın...
Maliyetlerinizin düştüğünü, kalite ve rekabet gücünüzün arttığını göreceksiniz.
Siz, KONSERLERE kendiniz gidin yeter !..

Doç. Dr. Türkay Dereli

Gaziantep Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi
Endüstri Mühendisliği
Bölüm Başkanı

E-posta: dereli@gantep.edu.tr