P. 1
Siyaset Bilimi unite13

Siyaset Bilimi unite13

|Views: 50|Likes:
Published by aofsosyoloji

More info:

Published by: aofsosyoloji on Oct 21, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/01/2012

pdf

text

original

245

Siyasal De¤iflme ve Devrim

13

Efendiler, buraya kadar söylediklerim bir tek maddenin özetidir. Bundan sonra gelen maddede: “Millî Mücadele bütün geniflli¤i ile ‹stanbul’a do¤ru ilerlemektedir. Ferit Pafla ve arkadafllar› bunu bilmektedir. Zât›âlileri de bu bilgileri isteyip ayd›nlan›n›z” dedikten sonra, o günlerde yap›lm›fl olan baflar›l› hareketlerin raporlar›n› özetleyerek aç›klad›m ve: “art›k bütün bu hareketleri durdurmak yaln›z ve ancak bir tek fleye ba¤l›d›r. O da kabine baflkanl›¤›n›n millî dâvây› bütün anlam›yla benimseyecek bir zata verilmesi ve o zat›n da bu millî dâvây› kavrayarak ona göre tedbir almaya giriflmesidir” dedim. “Bütün bu söylenenler karfl›s›nda siz kardeflimin de bir düflünceleri varsa lûtfen bildirmenizi rica ederim” cümlesinden sonra, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Hey’et-i Temsiliyesi ad›na Mustafa Kemal” diye imzam› koydum. (Kaynak: M. Kemal Atatürk, “Nutuk”, Cilt 1, Kamer Yay›nlar›)

246

Siyaset Bilimi

Amaçlar›m›z
Bu üniteye çal›flt›ktan sonra; siyasal de¤iflimin nas›l gerçekleflti¤ini, siyasal de¤iflime yol açan etkenler ve öncüleri tan›mlayacak, siyasal yaflamda devrimlerin yeri ve önemini ve karfl› devrim olgusunu tart›flabileceksiniz.

Anahtar Kavramlar
• • • • Siyasal De¤iflim Devrim Ekonomik Yap› Siyasal Yap› • Siyasal S›n›f • Devrim Sosyolojisi • Karfl›- Devrim.

‹çindekiler
• G‹R‹fi • ENKENLER VE ÖNCÜLER • De¤iflmede Belirleyici Etken • Toplumsal S›n›flar ve Seçkinler • ‹ktidar›n El De¤ifltirmesi • DEVR‹M SOSYOLOJ‹S‹ • Devrimci Düflünce ve Eylem • Devrim ve Karfl› Devrim

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

247

G‹R‹fi
Siyasal de¤iflmenin etkenlerini gün ›fl›¤›na ç›karmak ve varsa kurallar›n› saptamak, siyaset bilimi aç›s›ndan elbette ki çok önemlidir. Siyasal de¤iflmeyi genel olarak toplumsal de¤iflmeden ba¤›ms›z olarak ele almak ne kadar yanl›flsa, onu sadece toplumsal-ekonomik de¤iflme taraf›ndan belirlenen bir uzant› saymak da o ölçüde hatal›d›r. Bu bafll›k alt›nda önce siyasal de¤iflmedeki temel etkenler ve öncüler, sonra da devrim sosyolojisi üzerinde duraca¤›z.

ETKENLER VE ÖNCÜLER
Do¤al, demografik, ekonomik, kuramsal ve kültürel etkenlerin siyasal de¤iflmeye ayr› ayr› katk› yapt›klar›n› söylemek yeni bir fley olmaz. Burada as›l tart›fl›lmas› gereken konu, hangi etkenlerin belirleyici oldu¤u, ya da en az›ndan öncelik tafl›d›¤›d›r. Ama siyasal de¤iflimi ve giderek devrimi haz›rlayan koflullar kadar, o ortam içinde öncülük ifllevini yüklenen toplumsal güç ya da güçler de önemlidir. Öncülü¤ün toplumsal s›n›flarda m›, yoksa siyasal seçkinlerde mi oldu¤u konusunda da farkl› görüfller vard›r.

De¤iflmede Belirleyici Etken
Toplumsal de¤iflme konusunda iki temel görüfl bulundu¤unu biliyoruz. Toplumsal de¤iflmede belirleyici etkenin ekonomi oldu¤unu savunanlarla, siyasal kurumlar›n öncelik ve ba¤›ms›zl›¤›n› öne sürenler ayr› kuramsal çerçeveler oluflturuyorlar. Birinci grupta Marksistler hareket noktas› olarak üretim biçimini al›rken, Marksist olmayanlar üretim düzeyine önem veriyorlar. ‹kinci gruba geçmeden, özellikle Marksist kuram› k›saca an›msatmakta yarar var. Siyasal de¤iflimi ve giderek devrimi haz›rlayan koflullar kadar, o ortam içinde öncülük ifllevini yüklenen toplumsal güç ya da güçler de önemlidir. Marx’a göre, toplumsal evrimde itici güç ya da belirleyici öge, üretim teknikleridir. Üretim teknikleri üretim biçimini, yani üretimle ilgili kurumlar› ve özellikle de mülkiyeti belirler. Üretim biçimi ise, siyasetin de içinde bulundu¤u bir dizi kurumu kendi gereklerine uygun olarak biçimlendirir. Belirli üretici güçler belirli bir üretim biçimini, üretim biçimi belirli bir s›n›fsal yap›y›, toplumsal s›n›flar aras›ndaki güç, denge ya da dengesizli¤i de belirli siyasal kurumlar› yarat›yor demektir. Siyasal kurumlar da bir kez olufltuktan sonra alt yap› üzerinde etki yaparlarsa da, bu durum, siyasal kurumlar›n altyap› taraf›ndan belirlendi¤i gerçe¤ini de¤ifltirmez. Marksizmde siyasal kurumlar›n s›n›f çat›flmalar› sonucunda, ekonomik gücü elinde bulunduran “egemen s›n›f”›n gereksinmelerine göre, o s›n›f›n ayr›cal›klar›n› koruyacak biçimde olufltu¤u görüflü bulunur. Ekonomik etkenler içinde üretim düzeyine, yani “ekonomik geliflmifllik düzeyine” öncelik verenler içinse, siyasal kurumlar bu ekonomik düzeyin gereklerine göre biçimlenirler. Walt W. Rostow, ekonomik güçlerle siyasal güçler aras›ndaki ba¤lant›y›, dolay›s›yla, ekonomik yap› siyasal yap› iliflkisini Marx’dan farkl› bir biçimde kuruyor. Ekonomik geliflme derecelerine göre toplumlar› befl gruba ay›rd›ktan sonra, bütün toplumlar›n bu aflamalardan geçti¤ini öne sürüyor. Rostow’a göre, her aflamaya uyan siyasal model farkl› olmak zorundad›r. Ekonomik güçler de¤ifltikçe, toplumsal ve siyasal güçler de de¤iflece¤i için, eski siyasal model, yeni ekonomik model karfl›s›nda yetersiz kalacakt›r. Walt W. Rostow, ekonomik güç siyasal güç iliflkilerini nas›l aç›klamaktad›r?

Marx’a göre, toplumsal evrimde itici güç ya da belirleyici ö¤e, üretim teknikleridir. Üretim teknikleri üretim biçimini, yani üretimle ilgili kurumlar› ve özellikle de mülkiyeti belirler.

SIRA S‹ZDE

248

Siyaset Bilimi

Toplumlar aras› iliflkiler artt›kça, toplumsalekonomik geliflmede geri kalm›fl olanlar, geliflmifl olanlardan giderek daha fazla etkilenmeye bafllam›fllard›r.

Siyasal kurumlar›n toplumsal -ekonomik yap› taraf›ndan belirlendi¤i görüflünü paylaflanlar, özellikle Bat›l› toplumlar›n evrimlerinden esinlenmifllerdir. Bu, toplumlar›n daha çok kendi iç dinamikleriyle de¤iflime u¤rad›klar› dönemler için geçerli bir gözlemdir. Oysa toplumlar aras› iliflkiler artt›kça, toplumsal- ekonomik geliflmede geri kalm›fl olanlar, geliflmifl olanlardan giderek daha fazla etkilenmeye bafllam›fllard›r. Geri kalm›fll›k k›s›r döngüsünün k›r›lmas›nda ya da geliflmelere yetiflme çabalar›n›n h›z kazanabilmesinde, siyasal kurum ve süreçlerin bir hareket noktas› oluflturabilece¤i inanc› do¤mufltur. Üstelik, alt yap› de¤iflti¤i halde siyasal kurumlar›n de¤iflmemekte direnmeleri ve toplumsal- ekonomik de¤iflme üzerinde etkili olmay› sürdürmelerine de rastlanabilmektedir. Sovyet modeli geçmiflte bunun en belirgin örne¤ini oluflturmufltur. Ekonomiye karfl› siyasetin önceli¤ini savunan, siyasetin ekonomiye yön verdi¤ini öne süren kuramlar›n en önemlisinin Raymond Aron’a ait oldu¤unu söyleyebiliriz. Aron, Marksistlerin kapitalizme özgü sayd›klar› birçok niteli¤in asl›nda sanayi toplumlar›n›n ortak özellikleri oldu¤unu vurgulayarak ifle bafll›yor: “Marx, kapitalizmin temel özelliklerinden birisinin sermaye birikimi oldu¤unu vurguluyordu. Oysa biz bugün kesinlikle biliyoruz ki, bu bütün sanayi toplumlar›n›n ortak bir özelli¤idir. Daha çok üretmek isteyenler, giderek artan ölçülerde sermayeyi makineye yat›rmak zorundad›rlar.” Aron’a göre; kapitalizm ile sosyalizm aras›ndaki temel fark, büyüme modellerinin farkl›l›¤›ndan kaynaklanmaktad›r. Büyüme modellerinin farkl›l›¤› ise, siyasal kararlar›n farkl›l›¤›ndan do¤mufltur. Sovyet Devrimi’nin oluflumunda ekonomik koflullar›n rolü olmakla birlikte, as›l rolü siyasal koflullar oynam›flt›r. Marx’›n öngördü¤ü ekonomik koflullar olgunlaflmad›¤› halde, devrim gerçekleflmifltir. Sovyet ekonomisinin birçok özelli¤i ise, Parti’nin ve onun ideolojisinin bir ürünüdür: “Sovyet ekonomisinin planlanmas›, parti yöneticilerinin ald›¤› kararlar›n do¤rudan sonucudur. Bu kararlar, siyasal olarak adland›r›lan özel toplumsal sistem içinde al›nmaktad›r.” Aron sadece ekonomiler aras›ndaki fark›n de¤il, ayn› zamanda toplumsal birçok fark›n da siyasal yap›dan kaynakland›¤›n› savunuyor: Tüm toplumlar, bireyler ve gruplar aç›s›ndan karmafl›k bir yap›ya sahiptir. Tüm toplumlarda gelirler ve yetkiler aç›s›ndan farkl›l›klar vard›r. Gelirleri, yaflam biçimleri ve düflünceleri az çok birbirine benzeyen gruplar bütün toplumlarda bulunur. Ama Bat›’da bu gruplar örgütlenme hakk›na sahipken, Sovyetler Birli¤i’nde bu haktan yoksundurlar. Bu temel ay›r›m ise, tamamen siyasal niteliklidir. Raymond Aron, siyasetin ekonomiye önceli¤inin çok aç›k oldu¤u kan›s›ndad›r: “Ça¤›m›zda, sanayi toplumlar›n›n farkl› türlerini karfl›laflt›ran herkes, her sanayi toplumu, türünün özelli¤inin siyasetten geldi¤ini görür (...). Birçok ortak özelli¤i olan ça¤dafl sanayi toplumlar›, öncelikle kamusal iktidarlar›n düzenlenmesiyle birbirlerinden ayr›l›rlar. Bu düzenleme de daha sonra ekonomik sistemin ve gruplar aras› iliflkilerin birçok özelliklerini peflinden sürükler. ‹nsan aç›s›ndan siyaset ekonomiden daha önemlidir, otoritenin düzenlenmesi, yaflam biçimini toplumun di¤er yanlar›ndan daha fazla ilgilendirir.” Aron’un, toplumsal farklar›n siyasal yap›dan kaynakland›¤› sav›n› tart›fl›n›z.

SIRA S‹ZDE

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

249

Toplumsal S›n›flar ve Seçkinler
De¤iflmede belirleyici etkenin ekonomik ya da siyasal oluflu kadar, öncülük ifllevini hangi toplumsal gücün yerine getirdi¤i de önem tafl›r. Toplumsal s›n›flarla, siyasal seçkinlere önem veren görüfller bir kez daha gündeme gelir. Marksist kurama göre, toplumsal ve siyasal de¤iflmenin itici gücü, toplumsal s›n›flar aras›ndaki çat›flmad›r. Bu çat›flmay› ise, üretim araçlar›n›n üzerindeki özel mülkiyet do¤urur. Üretim araçlar›n›n özel mülkiyeti rekabeti, rekabet büyük bal›¤›n küçük bal›¤› yutmas›n› ve sonuçta tüm üretim araçlar›n›n küçük bir varl›kl› az›nl›¤›n elinde toplanmas›n› kaç›n›lmaz k›lar. Küçük varl›kl› az›nl›k, bu yoldan varl›ks›z bir ço¤unlu¤un üretici gücünü sömürmüfl olur. Böylece de, üretim iliflkileri giderek s›n›f iliflkilerine dönüflür. Bu iliflkinin bir yan›nda sermayeye ve üretim araçlar›na sahip bir s›n›f, öteki yan›nda ise eme¤inden baflka satacak fleyi bulunmayan bir baflka s›n›f yer al›r. Sömürülen s›n›flar›n varl›kl› s›n›flar› devirmek için verdikleri u¤rafl, tarihin itici gücüdür. Toplumsal de¤iflme ve devrim bu itici gücün ürünüdür. Marksist kurama göre, toplumsal ve siyasal de¤iflmenin itici gücü nedir? Aç›klay›n›z. Marksist kuramc›lar, özellikle sanayi toplumu aflamas›nda, iki temel s›n›f aras›ndaki çeliflkilerin büyük bir aç›kl›k kazand›¤›n› savunurlar. Sanayileflme, büyük ölçüde sermaye, makine ve insan gücünün bir araya gelmesini gerektirmifltir. Varl›kl› s›n›f›n elinde biriken olanaklar ne kadar büyükse, fabrikalarda bir araya gelen iflçilerin say›s› da o ölçüde büyüktür. ‹ki s›n›f aras›ndaki uzlaflmaz çat›flma, kapitalist toplumda, tarihin hiçbir döneminde olmad›¤› kadar belirgin duruma gelmifltir. Marksist kuram, iflçi s›n›f›na tarihsel bir ifllev yükler. Kapitalist toplum düzenindeki rekabet, daha çok kâr edebilmek amac›yla iflçileri sürekli yoksullaflt›r›r. Ayn› ifli daha ucuza yapmaya haz›r iflsiz kitleler bulundu¤u sürece, ücretlerin bo¤az toklu¤una kadar düflmesi kaç›n›lmazd›r. Fabrikalar çok say›da iflçinin bir arada yaflamas›na neden oldu¤u için, iflçi s›n›f›n›n durumun bilincine varmas› kolaylafl›r. Sonunda egemen kapitalist s›n›fa baflkald›ran iflçi s›n›f›, devrimi gerçeklefltirecektir. Üretim araçlar›n›n özel mülkiyeti kalk›nca sömürü kalkacak, o sömürüyü sürdürebilmek için var olan devlet bask›s›na gerek kalmayacak, uzlaflmaz çeliflkilerin bulunmad›¤› yeni bir toplumsal düzen do¤acakt›r. Marx, egemen s›n›flar›n ideolojisinin iflçi s›n›f›n› uyuttu¤unu, onun gerçe¤i görmesini engelledi¤ini savunur. Bu nedenle de, iflçi s›n›f›n›n bilinçsiz ayaklanmalar› bir devrim yaratamaz. Öyleyse iflçi s›n›f›na sosyalistlerin yard›m etmesi gerekir: “Sermaye ve toprak iflverenlerin mülkiyetindedir. ‹flçinin ise, bir mal gibi satmak zorunda bulundu¤u eme¤inden baflka bir fleyi yoktur. Biz, bu sistemin sadece tarihin belirli bir evresini oluflturdu¤unu, yok olaca¤›n› ve yerini daha üstün bir toplumsal düzene b›rakaca¤›n› vurguluyoruz... ‹flçi s›n›f›, nereye varaca¤›n› bilmeden kendili¤inden harekete geçer. Sosyalistler bu hareketi yaratmad›lar, sadece iflçilere hareketin özelli¤i ve amaçlar›n› anlatt›lar.” Karl Marx’›n çok aç›k olan sözlerinde de görüyoruz ki; Marksizme göre toplumsal de¤iflmenin ve devrimin ana gücü iflçi s›n›f›, yard›mc› gücü ise devrimci sosyalist harekettir. Baflka bir deyiflle; toplumsal s›n›flar›n oynad›¤› rol, siyasal seçkinlerin rolünden daha önemlidir. Gene Marksist kuramc›lardan olan Nicos Poulantzas özellikle “egemen s›n›f” kavram›n› ön plana ç›kar›yor. Egemen s›n›f, kendisine yard›mc› olan toplum kesimleriyle birlikte bir “iktidar blo¤u” oluflturur. Bu blok içinde, ekonomik güce saSIRA S‹ZDE

Marksist kurama göre, toplumsal ve siyasal de¤iflmenin itici gücü, toplumsal s›n›flar aras›ndaki çat›flmad›r.

Marksizme göre toplumsal de¤iflmenin ve devrimin ana gücü iflçi s›n›f›, yard›mc› gücü ise devrimci sosyalist harekettir.

250

Siyaset Bilimi

hip bulunan egemen s›n›f›n yan› s›ra, devlet ayg›t›n› iflleten kadrolardan oluflan bir de “yönetici kesim” vard›r. Yönetici kesim, egemen s›n›f›n ç›karlar›n› savunabildi¤i gibi, baz› durumlarda geçifl dönemlerinde, yönetici kesimin göreli bir ba¤›ms›zl›¤a sahip oldu¤u söylenebilir. (Eski egemen s›n›f gücünü yitirirken, yeni egemen s›n›f›n henüz ipleri tamamen eline geçirememifl oluflunun yaratt›¤› denge, bu duruma olanak sa¤lar.) Marksist kuram›n boflluklar›ndan hareket eden Ralp Dahrendorf ise, toplumsal de¤iflmeyi çat›flan gruplar aras›ndaki güç dengesinin de¤iflmesine ba¤lar. Toplumsal yaflam›n oldu¤u her yerde mutlaka çat›flma ve çat›flman›n oldu¤u her yerde de kaç›n›lmaz olarak de¤iflme olacakt›r. Dahrendorf’a göre de¤iflme, yönetici kadrolardaki de¤iflmeyle bafllar. Yönetici kadrolardaki de¤iflme, ç›karlarda ve de¤erlerde de¤iflmeyi kaç›n›lmaz k›lar.
SIRA S‹ZDE

Poulantzas’a göre egemen s›n›f kimlerden oluflur? Aç›klay›n›z. Dahrendorf’a göre, bu temel de¤iflme modelinin yan› s›ra iki farkl› de¤iflme biçimi daha olanakl›d›r. Yönetilen s›n›ftaki baz› ögelerin yönetici s›n›fa s›zmas› ya da çat›flan kesimler aras›ndaki iflbirli¤ine gidilmesi durumunda, de¤iflme evrim biçiminde ortaya ç›kar. Yönetici s›n›f›n zamanla karfl›t s›n›f ya da s›n›flar›n düflüncelerini uygulamaya bafllamas› da üçüncü bir de¤iflme biçimidir. Bu son iki durumda çat›flma yumuflar. Çat›flmay› sertlefltiren ortamlar fliddet kullan›m›n›, yap›sal de¤iflmenin h›zl› ve köklü olmas›n› gündeme getirir. Toplumdaki temel çeliflkinin s›n›flar aras›nda olmaktan çok, seçkin az›nl›kla seçkin olmayan ço¤unluk aras›nda oldu¤u görüflünün, Pareto’dan beri çeflitli kuramlar›n temelini oluflturdu¤unu biliyoruz. Pareto’ya göre, seçkinlerin giderek nitelikçe zay›flamalar› ya da say›ca azalmalar›, onlar›n yerini baflkalar›n›n almas›na uygun bir ortam haz›rlar. E¤er seçkinler, toplumun alt tabakalar›nda ortaya ç›kan en baflar›l›lar› aralar›na alabilirlerse “seçkinlerin dolafl›m›” sürer. Özellikle yönetici seçkinlerin, kendi aralar›nda kat›lmaya elveriflli niteliklere sahip bulunanlara bu olana¤› tan›malar› durumunda ise, iktidar kavgas› sertleflir ve seçkinlerin toptan de¤iflimi olay›yla karfl›lafl›l›r. Devrim budur.

SIRA S‹ZDE

Pareto’ya göre seçkinlerin dolafl›m› ve devrim aras›ndaki fark nedir? Tart›fl›n›z. Gerek Pareto ve gerekse Mosca toplumsal s›n›flar›n sadece seçkinler aras›ndaki kavgan›n destek gücünü oluflturdu¤u görüflünü savunurlar. Yönetenler de¤iflebilir, ama yönetilenler hep ayn› kalacakt›r. Ça¤dafl siyaset biliminin, hem toplumsal s›n›flar hem de seçkinler gerçe¤ine yer verdi¤ini söylemek yanl›fl olmaz. Toplumsal s›n›flar›n siyasal de¤iflimdeki rolü ne kadar yads›namazsa, seçkinlerin ayn› de¤iflimde oynad›klar› rol de göz ard› edilemez. Seçkinlerin toplumsal-siyasal de¤iflme etkilerinin üç yoldan gerçekleflti¤ini söyleyebiliriz: • Seçkinler, içinde bulunduklar› toplumlardaki karar alma süreçlerinde önemli bir a¤›rl›¤a sahiptir. Siyasal- toplumsal düzeydeki karardaki a¤›rl›klar›yla, ya de¤iflmeyi h›zland›r›r ya da yavafllat›c› yönde etki yaparlar. Guy Rocher bu durumu flöyle tan›ml›yor: “Toplumsal de¤iflmeyi veya o de¤iflmeye direnci, özellikle etkili olan ya da stratejik konumlarda bulunan çeflitli kiflilerin ald›klar› kararlar›n bir sonucu saymak olanakl›d›r.” Önemli kararlar s›n›r-

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

251

l› say›daki kifli taraf›ndan al›n›r. O s›n›rl› say›daki kiflinin ald›¤› karar ise, k›sa ya da uzun sürede tarihsel geliflimi etkiler. Seçkinler üzerindeki s›n›fsal etkiler, ald›klar› tüm kararlar›n tamamen ba¤›ml› oldu¤u anlam›na gelmez. • Toplumsal kuramlar› ve yaflam koflullar›n› do¤rudan etkileyen kararlar›n yan› s›ra, o kararlar› etkileyen kültürel ve toplumsal psikolojik ortam›n yarat›lmas›na da seçkinler katk›da bulunurlar. Durumlar›n bilincine var›lmas›nda, sorunlara yaklafl›mda hep bu tür katk›lar›n etkisi hissedilir. Toplumu ilgilendiren kararlar, kültürel ve toplumsal - psikolojik ortamla az çok uyum içinde olmak zorundad›r. Kararlar›n etkisi kendisini çabucak duyurabildi¤i halde, seçkinlerin bu türden katk›lar›n›n sonuçlar› hemen görülmeyebilir. Bir ideolojinin haz›rlanmas›, yay›lmas› ve etkisini göstermesi uzun zaman ister. Ama bu etki genellikle uzun ömürlüdür. Gelecekteki birçok karar, bu çok önceleri yap›lm›fl çal›flmalardan etkilenecektir. • Seçkinler düflünce ve davran›fllar›yla toplumun belirli kesimlerine ve bazen de tümüne çekici gelirler. Belirli ölçülerde de olsa, onlara benzemek e¤ilimi yoktur. ‹ktidar seçkinleri, taklit edilecek modeller olufltururlar. ‹ktidara yaklaflmak isteyenleri, gelece¤in seçkinlerini etkileyerek, siyasal de¤iflime bu yoldan da katk›da bulunmufl olurlar. Ça¤dafl toplumlardaki farkl›laflma, de¤iflik toplum kesimlerinin sözcülü¤ünü yüklenen yeni seçkinlerin ortaya ç›kmas› sonucunu do¤urmufltur. Yönetici seçkinlere koflut olarak ortaya ç›kan iflçi seçkinler, çiftçi seçkinler, kad›n seçkinler, ö¤renci seçkinler, asker seçkinler ve benzerlerinin, temsil ettikleri toplum kesimlerinin gereksinmelerine uygun ideolojiler gelifltirmeleri do¤ald›r. Böylece seçkinlerin çoklu¤u ideolojilerin çoklu¤unu, ideolojilerin çoklu¤u da çat›flmalar›n artmas› sonucunu yarat›r. Toplumsal ve siyasal de¤iflme h›z› artar. Seçkinlerin, toplumsal ve siyasal de¤iflime etkilerini aç›klay›n›z.
SIRA S‹ZDE

‹ktidar›n El De¤ifltirmesi
‹ktidar›n el de¤ifltirmesi, siyasal de¤iflmenin önemli bir aflamas›n› oluflturur. Bu nedenledir ki, bu el de¤ifltirmenin hangi süreçlerin etkisiyle gerçekleflti¤i, siyaset biliminin ana ilgi alanlar›ndand›r. Daha önce de vurgulad›¤›m›z gibi; bir rejimin kararl›l›¤› (istikrar›), toplumdaki güçler dengesini iyi yans›tmas› ile do¤ru orant›l›d›r. ‹ktidar›n en güçlülere verilmesiyle, iktidar›n d›fl›nda kendinden daha büyük bir güç kalmayaca¤› için, devletin otoritesi ve rejimin süreklili¤i güvence alt›na al›nm›fl olur. Demokrasilerde en çok oyu alanlar›n iktidara getirilmeleri alt›nda yatan varsay›m, en çok oyu alan›n toplumdaki en güçlü deste¤e sahip bulundu¤u varsay›m›d›r. E¤er -flu ya da bu nedenle- en çok oyu en büyük güçler toplayamam›fllarsa, demokratik rejim tehlikede demektir. ‹ktidar›n d›fl›nda kalan güç ya da güçler, devletin otoritesinin ve toplumsal bar›fl›n süreklili¤ini tehlikeye sokar. Bir rejimin kararl›l›¤› (istikrar›), toplumdaki güçler dengesini iyi yans›tmas› ile do¤ru orant›l›d›r. Tart›fl›n›z. Bir siyasal iktidar›n toplumsal güçler dengesine uygun biçimde oluflmas› da sorunu sürekli olarak çözmez. Çünkü toplumsal koflullar de¤ifltikçe, toplumdaki güç dengeleri de de¤iflir. Sa¤l›kl› bir siyasal sistem, güç dengelerindeki de¤iflikli¤e koflut olarak siyasal iktidar›n el de¤ifltirmesine olanak veren kurallar› ve süreçleri içeSIRA S‹ZDE

252

Siyaset Bilimi

ren bir sistemdir. Toplumda, iktidarda bulunanlardan daha büyük bir güç ya da güçler oluflmuflsa, “rejim içinde” bir bunal›m gündemde demektir. Ama rejimin kurallar›na göre iktidar -bu yeni güçler dengesini yans›tacak biçimde- el de¤ifltiremiyorsa, yani rejimin kurallar› bu yeni güçlere iktidar yolunu t›kam›fl ise, bunal›m rejim içinde olmaktan ç›kar “rejim üzerine” kayar. Bu yeni güçlerin iktidara gelebilmeleri için, rejimin de¤iflmesi kaç›n›lmaz olur. O yeni güçler, önünde sonunda rejimi de¤ifltirirler, kendilerini iktidara getirecek ve orada tutabilecek bir çerçeveyi kurumlaflt›r›rlar. Genel olarak kabul edilen modele göre, rejim demokratik olsun olmas›n, siyasal iktidar›n belirlenmesinde ekonomik iktidar, yani ekonomik gücü ellerinde bulunduranlar büyük önem tafl›r. Ama toplumsal güçler dengesini sadece ekonomik etkenin belirledi¤ini sanmak -özellikle ça¤dafl toplumlarda- yanl›flt›r. Ça¤dafl sanayi toplumlar›nda, “ekonomik iktidar” kavram›n›n yan›na bir de “toplumsal iktidar” kavram›n› eklemek gerekmektedir.
SIRA S‹ZDE
Ekonomik gücün çok daha belirleyici oldu¤u ortamlarda bile, yap›sal ya da dönemsel ekonomik bunal›mlarda, ekonomik iktidar›n siyasal iktidar› denetimden kaç›rmas› olas›l›¤› ortaya ç›kar.

Toplumsal koflullarla toplumsal güç dengeleri aras›nda nas›l bir iliflki vard›r, tart›fl›n›z. Siyasal iktidar›n belirlenmesinde ekonomik gücü tek etken saymak, bizi, ekonomik iktidar›n d›fl›nda kalan bir toplumsal s›n›f ya da s›n›flar birli¤inin, hiçbir zaman iktidara ulaflamayacaklar›n› öne sürmeye götürür. Oysa ekonomik gücün çok daha belirleyici oldu¤u ortamlarda bile, yap›sal ya da dönemsel ekonomik bunal›mlarda, ekonomik iktidar›n siyasal iktidar› denetimden kaç›rmas› olas›l›¤› ortaya ç›kar. Çünkü, ekonomik bunal›m dönemlerinde, toplumsal düzenin çarklar›, karfl›lafl›lan sorunlar› ve kitlelerin beklentilerini karfl›layamaz duruma gelir. Ekonomik güce dayananlar zay›flarlar ve toplumdaki destekleri azal›r. O güçsüzlük, ç›karlar›n› koruma endiflesi içinde, onlar› bask› ve fliddet yoluna iter. Toplumsal patlamalar› önlemenin, siyasal iktidarda kalabilmenin baflka çaresini bulamazlar. Toplumsal düzenin flu ya da bu ölçüde de¤iflmesini isteyen güçler için, siyasal iktidara ulaflma yolunun genellikle ekonomik bunal›m dönemlerinde aç›lmas› bundand›r. Çünkü düzendeki çarklar›n do¤al ifllevlerini yerine getirebildikleri koflullarda, düzen, sorunlar› çözebilecek, gereksinmeleri “kabul edilebilir” bir düzeyde karfl›layabilecek olanaklara sahiptir ve dolay›s›yla da “egemen s›n›f” güçlüdür. Bu çözümleme bizi, düzen de¤iflikli¤i önerenlerin hiçbir zaman rahat koflullarda siyasal iktidar olamayacaklar› gerçe¤ini kabule götürür. Ama bir kez oraya ulaflt›ktan sonra, s›n›fsal tabanlar›n› güçlendirecek ad›mlar› atmak, “egemen s›n›f”›n gücünü k›rarak egemenli¤ini sona erdirecek bir süreci harekete geçirmek ya da h›zland›rmak olana¤›na sahip olabilirler. Baflka bir deyiflle, s›n›fsal tabanlar›n›n toplumsal ve ekonomik iktidar› ele geçirmesini kolaylaflt›rmak aç›s›ndan, siyasal iktidarlar baz› önemli olanaklar sa¤larlar. Ekonomik iktidara sahip olmad›¤› halde, bir toplumsal güç birli¤ine siyasal iktidar olana¤›n› sa¤layan güç “toplumsal iktidar”d›r. Baz› kuramsal çözümlemelerde bir ölçüde unutulmas›na karfl›n, “toplumsal iktidar” kavram›, ça¤dafl ço¤ulcu toplumlarda büyük bir önem kazanm›flt›r. Toplumsal düzenin flu ya da bu ölçüde de¤iflmesini isteyen güçler için, siyasal iktidara ulaflma yolu neden genellikle ekonomik bunal›m dönemlerinde aç›l›r? Tart›fl›n›z. Marksizmin ana kuramc›lar› da, kapitalist bir toplumda bile, iflçi s›n›f›n›n gücünün, toplum içindeki siyasal oran›ndan kat kat daha büyük oldu¤unu vurgulamak

SIRA S‹ZDE

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

253

gere¤ini duymufllard›. Bu bir yandan, iflçilerin üretim sürecinde oynad›klar› rolün öneminden, öte yandan da, bilinç düzeylerinden ve örgütlü olufllar›ndan kaynaklanmaktad›r. Öyleyse, bilinçli ve örgütlü bir iflçi s›n›f›n›n oyu ile, bilinçsiz ve örgütsüz, üretim sürecinde ayn› derece önemli rol oynamayan da¤›n›k s›n›fsal kökenli kiflilerin oylar›n›n ayn› a¤›rl›kta olamayaca¤› aç›kt›r. T›pk› ekonomik iktidar›n sahipleri gibi... Toplumsal iktidar ne anlama gelir? Önemi nedir? E¤er “toplumsal iktidar” kavram› söz konusu olmasayd›, “ekonomik iktidar”› temsilen say›sal ço¤unlu¤u sa¤layan ve “siyasal iktidar›” ele geçirenlerin egemenliklerinin hiçbir biçimde kesintiye u¤ramamas› gerekirdi. Oysa bu biçimde oluflan siyasal iktidarlar›n, toplumsal iktidar›n ortaklar›n› göz önüne almad›klar›nda y›k›labildiklerinin örnekleri çoktur. Bu gibi durumlarda, ekonomik iktidara sahip olanlar›n, yani “egemen s›n›flar” ›n yapt›klar› fley, siyasal iktidar›n yeni sahiplerini kendi do¤rultular›na girmeye zorlamaktan ibarettir. Demek ki siyasal iktidar, ya ekonomik ya da toplumsal iktidara dayanmak zorundad›r. “Egemen” olarak adland›r›lan s›n›flar›n d›fl›nda kalan toplum kesimlerinin, özellikle iflçi s›n›f›n›n, nicelik ve nitelikçe yeterli bir örgütlenme düzeyine ulaflmad›¤› durumlarda, toplumsal iktidar da ekonomik iktidar›n yörüngesinde demektir. Bu gibi durumlarda, ekonomik iktidar› elinde bulunduran s›n›flar›, demokratik hak ve özgürlüklere sayg›l› olmaya zorlayacak hiçbir güç yoktur. Toplumsal bar›fl -bir avuç ayd›n›n huzursuzlu¤una karfl›n- o dönem için sürekli ve sa¤lamd›r. Tersine, ekonomik bunal›m dönemlerinde toplumsal iktidar›n siyasal iktidar üzerindeki etkisi artar ve ekonomik gücün temsilcisi olarak siyasal iktidara ulaflanlar bile, toplumsal iktidara sahip olanlara büyük ödünler vermek zorunda kal›rlar. ‹ktidarlar›n› “bar›flç›” yoldan koruman›n baflka bir çaresi yoktur. Toplumsal iktidar dengesine ters düflen, ama ekonomik iktidara dayanarak say›sal ço¤unlu¤u sa¤layan ve siyasal iktidar olanlar, toplumsal patlamalar› önleyemezler. Kuflkusuz ki, toplumsal iktidar›n tek sahibi, örgüt ve bilinç düzeyi ne olursa olsun, iflçi s›n›f› de¤ildir. Di¤er bask› gruplar›n›n ve bu arada özerk anayasal kurulufllar›n da belirli bir a¤›rl›klar› vard›r. Bu a¤›rl›k, onlar›n kurulu toplumsal düzenin ifllemesi bak›m›ndan tafl›d›klar› öneme ba¤l› olarak artar veya azal›r. Toplumsal iktidar›n sahipleri kimler olabilir? Günümüz Türkiye toplumu özelinde tart›fl›n›z. Ekonomik iktidar›n, yeterli bir kalk›nma h›z›n› sa¤layabildi¤i ve bu gruplar›n beklentilerine yan›t verebildi¤i oranda, toplumsal iktidar içinde de kendine uygun bir denge sa¤lamas› olanakl›d›r. Bunlar, düzenin güçlü oldu¤u, ekonomik iktidar toplumsal iktidar, siyasal iktidar üçlüsünün ayn› güçler taraf›ndan denetlenebilmesi sonucu, toplumsal bar›fl ve siyasal kararl›l›¤›n süreklilik kazand›¤› dönemlerdir. Ama ne zaman ki ekonomik iktidar bunal›m içine düfler; “egemen s›n›flar” toplumsal iktidar içindeki desteklerini iflçi s›n›f›na ve onun siyasal örgütüne kapt›rabilirler. Siyasal iktidar say›sal ço¤unlu¤unu korusa bile, toplumsal bar›fl› koruyamaz. Sanayileflmenin ileri bir düzeye vard›¤› ülkelerde, toplumsal iktidar içinde sürekli olarak etkisini koruyan güç iflçi s›n›f›d›r. Ama iflçi s›n›f›n›n mesleksel örgütleri kendi aralar›nda birleflememifl ve kendilerinden yana olan siyasal örgütle bütünleflememifllerse, bu durumdan ekonomik iktidar›n temsilcilerinin yararlanmas› kaç›n›lmazd›r. Ekonomik iktidar kendi siyasal örgütü ile bütünleflti¤i için, siyasal iktidaSIRA S‹ZDE

Kuflkusuz ki, toplumsal iktidar›n tek sahibi, örgüt ve bilinç düzeyi ne olursa olsun, iflçi s›n›f› de¤ildir. Di¤er bask› gruplar›n›n ve bu arada özerk anayasal kurulufllar›n da belirli bir a¤›rl›klar› vard›r.

SIRA S‹ZDE

254

Siyaset Bilimi

ra da egemen olacakt›r. Oysa örne¤in; toplumsal iktidar ile sol partilerin bütünlefltikleri ‹skandinav ülkelerinde, siyasal iktidar genellikle ters yönde belirlenmektedir. Bilinçli ve örgütlü bir iflçi s›n›f›n›n tam deste¤ini sa¤lam›fl olan sol partiler ise, karfl› güçler zorlamad›kça, “demokratik sol” yelpazeden kolay kolay sapmamakta ve bar›flç› yöntemlerden uzaklaflmamaktad›rlar. Sosyalistlerin bar›flç› yollar› yads›d›klar› ülkeler, genellikle iflçi s›n›f›n›n mesleksel örgütleri ile güçlü bir sol partinin bütünleflmesinin gerçekleflemedi¤i ya da bar›flç› yollar›n t›kanm›fl oldu¤u ülkelerdir.
SIRA S‹ZDE

Sanayileflme ile iflçi s›n›f›n›n güçlü olup olmamas› aras›nda nas›l bir iliflki vard›r. Tart›fl›n›z. Türkiye gibi sanayileflmenin belirli bir aflamas›na varm›fl ülkelerde de, iflçi s›n›f›n›n gücü farkl› bir düzeyde oldu¤u halde, benzeri bir durumun var oldu¤unu görüyoruz. Toplumsal iktidar içindeki güç dengesinde iflçi örgütlerinin a¤›rl›¤›n›n göreli azl›¤›na karfl›l›k, orta s›n›f› temsil eden bask› gruplar›n›n önemli bir kesimi, ekonomik iktidar›n sanayileflmifl ülkelerdeki kadar güçlü olmamas›n›n sonucu, zaman zaman iflçi s›n›f›n›n yan›na itilmektedir. Geliflme sürecindeki ülkelerde ekonomik iktidar›n yap›sal güçsüzlü¤ü, gücünü ondan alan s›n›flar›n özgürlükçü olmalar›n›, orta s›n›flar›n beklentilerini karfl›lamalar›n› zorlaflt›rmaktad›r. Böylece, ›l›ml› toplumsal adalet istekleri karfl›s›nda bile dehflete kap›labilen bir cepheyi temsil eden iktidarlar›n, orta s›n›flar›n önemli bir kesimine de ters düflmesi kaç›n›lmaz olabilmektedir. Demek ki, siyasal iktidar›n, ya ekonomik iktidara ya da toplumsal iktidara dayanarak oluflmas› söz konusudur. Toplumsal iktidara karfl› oluflan siyasal iktidarlar›n, belirli bir geliflme düzeyine ulaflm›fl olan ülkelerde, toplumsal bar›fl› sa¤lamalar›, kitle hareketlerini önlemekte aciz olmamalar› otoritelerini toplumun tümüne kabul ettirmede s›k›nt› ile karfl›laflmamalar› zordur. Toplumsal iktidar›n deste¤ine dayanarak, toplumsal düzende köklü baz› de¤ifliklikler yapmak amac› ile oluflan siyasal iktidarlar› bekleyen en önemli tehlike ise, ekonomik iktidar› ellerinde bulunduran s›n›flar›n direncidir. Bu en az›ndan bafllang›ç dönemi için, ekonomik sorunlar›n artmas› anlam›na gelir. Toplumsal iktidar›n karfl›s›nda oluflan siyasal iktidarlar› bekleyen güçlükler nelerdir?

Sanayileflmenin ileri bir düzeye vard›¤› ülkelerde, toplumsal iktidar içinde sürekli olarak etkisini koruyan güç iflçi s›n›f›d›r.

SIRA S‹ZDE

DEVR‹M SOSYOLOJ‹S‹
Çok farkl› tan›mlar› yap›lsa da, devrim toplumsal düzendeki köklü de¤iflimler anlam›na gelir. Ekonomik yap›daki ve siyasal durumlardaki de¤iflmeler de bu genel de¤iflimin parçalar›d›r. Bu nedenle devrim sosyolojisi, siyaset biliminin en ilgi çekici bölümlerinden birisini oluflturur. Devrimci düflüncenin devrimci eyleme dönüflme sürecini ve devrim, karfl› devrim olgular›n›n bilimsel de¤erlendirmesini bu bafll›k alt›nda yapaca¤›z.

Devrimci Düflünce ve Eylem
Devrimci düflüncenin tarihin her döneminde var olmas›na karfl›l›k, devrim ancak belirli koflullar›n bir araya gelmesiyle gerçekleflir. Ama buna bakarak, devrimci düflüncenin devrimin gerçekleflmesinde rolü bulunmad›¤›n› söyleyemeyiz. Devrimci düflünce de, devrimi yaratan koflullar›n bir parças›d›r. Devrimci ortam›n nesnel (objektif) koflullar› ne kadar var olsa da, o koflullar›n bilincine var›lmas›nda ve kurulacak yeni düzenin temellerinin belirlenmesinde devrimci düflünce, yani devrimci ideoloji önemli yer tutar. Bilinç ögesinden yoksun toplumsal patlamalar, devrim sürecine ancak dolayl› olarak katk›da bulunabilen ayaklanmalar olarak kal›r.

Devrim toplumsal düzendeki köklü de¤iflimledir.

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

255

Toplumsal patlama ile devrim aras›ndaki fark nedir? Devrimci düflünce, tarihteki her devrimden esinlenen bir birikimdir. Her yeni devrimci ideoloji de, o birikimden yararlan›r, ondan baz› ögeleri tafl›r. Frans›z Devriminden Amerikan Devrimine, Rus Devriminden, Kemalist Devrime, Küba Devriminden Çin Devrimine kadar, devrimcilerin söylev ve yaz›lar›nda birçok ortak nokta bulunabilir. Devrimci düflünce, içinde yer ald›¤› ideolojiye göre belirlense de, her fleyden önce, tamamen farkl› mutlu bir gelecek için, bugünkü toplumsal düzeni tümüyle yads›r. ‹nsan›n özgürlü¤ünü, eflitli¤ini, toplumun mutlulu¤unu ve hakça bir düzeni savunur. Bunlar bütün dönemlerde, bütün toplumlar ve bütün insanlar için önem tafl›yan evrensel ilkelerdir. ‹nsan›, toplumsal düzenin ürünü olan kötülüklerden korumak için, o düzeni yeni temeller üzerine yeni bafltan kurmak gerekti¤i öne sürülür. fiimdiki düzen kötü, gelecekte kurulacak olan iyidir. Öyleyse devrime karfl› ç›kan herkes kötülü¤e destek olmakta, toplumun mutlu gelece¤ini geciktirmektedir. Bu nedenle de, o kifli toplumun düflman›d›r ve gelece¤in toplumunda yeri yoktur. Devrimci düflünce, yepyeni bir gelecekten söz ederken, onu bir düfl olmaktan ç›karmak ve somutlaflt›rmak için, geçmiflin yitirilmifl mutlu bir döneminden de destek al›r. Bu, tarihin derinliklerinde kalmakla birlikte, gelece¤in ideal toplumuna yak›n gibi görünen bir dönemdir. Oysa bazen o sözü edilen dönemin var oldu¤u, ya da öne sürülen biçimde var oldu¤u bile kuflkuludur. Yak›n geçmifl yads›n›rken, uzak bir geçmifli daha iyi koflullarda gelecekte yakalamak vaat edilir. Büyük dinler de çevrelerinde devrim yaratt›klar› için ça¤dafl devrimci düflünce ile geçmiflte peygamberlerin söyledikleri aras›nda baz› benzerlikler bulunmas› flafl›rt›c› olmamal›d›r. Peygamberler de, içinde bulunduklar› toplumun düzenini en a¤›r biçimde suçluyorlard›. Ça¤dafl devrimciler ise, insan›n bugünkü dram›n› “fleytan” lara dayand›r›rken gelecekteki “kurtulufl”unun da elinde oldu¤unu söylüyorlar. Peygamber gibi, devrimci de, “cennet”e ulaflmak için insandan özveri ve çaba istiyor. Hangi koflullarda devrimci düflünce devrimci eyleme ve giderek devrime dönüflür? Bu sorunun çok kolay ve kestirme bir yan›t›n›n olmad›¤›n› söyleyebiliriz. Ama bu, devrimci bir ortam için gerekli ipuçlar›na sahip bulunmad›¤›m›z anlam›na da gelmez. Bu konuda ilk vurgulayabilece¤imiz nokta, san›lan›n tersine, devrimle yoksulluk aras›nda mutlak bir ba¤lant›n›n bulunmad›¤›d›r. Yoksulluk içindeki bir toplumda devrim görülmezken, çok daha varl›kl› bir toplumda devrim patlak verebilir. Örne¤in; geri kalm›fl ülkelerin yoksul köylüleri aras›nda, devrime yard›mc› olabilecek bir baflkald›rma e¤ilimine rastlanmad›¤› gibi, geliflmifl bat›l› ülkelerin kenar mahallelerinde sefalet içinde yaflayan iflsiz ve yar› iflsiz kesimlerde de benzer bir e¤ilime ço¤unlukla rastlanmaz. Oysa varl›kl›, geliflmifl toplumlardaki yoksulluk, di¤erlerinden daha büyük ve rahats›z edici bir çeliflki oluflturur. Al›fl›lm›fl ve bir anlamda kabul edilmifl yoksulluk, devrimci bir ortam do¤urmaz. Çünkü benzeri ortamlarda yaflayan toplum kesimleri için, kendi güncel yoksulluklar›n›n düflünde daha iyi bir dünya umudu yoktur. Oysa umudun olmad›¤› yerde devrim de olmaz; insanlar bu dünyaya yöneltemedikleri umutlar›n› “öte dünya”ya yöneltirler. Hiç de¤ilse öte dünyadaki mutlulu¤u tehlikeye atmak istemezler. Böyle bir ortamda, ancak ani ve önemli olumsuz de¤iflmelerdir ki patlay›c› bir gerilim yaratabilir.

SIRA S‹ZDE

Devrimci düflünce her fleyden önce, tamamen farkl› mutlu bir gelecek için, bugünkü toplumsal düzeni tümüyle yads›r.

256

Siyaset Bilimi

Karl Marx, kapitalist toplumda sanayi iflçisinin durumunun giderek kötüleflece¤ini ve bu kötüleflmenin bir noktadan sonra devrimci patlamaya dönüflece¤ini öngörüyordu. Alexis de Tocqueville konunun bir baflka yan›n› vurgulamaya çal›flt›: “Devrim her zaman durumun daha da kötüleflmesiyle patlak vermez. Daha s›k rastlanan›, a¤›r yasalara yak›nmadan r›za gösteren bir halk›n, o yasalar›n yükü biraz hafifleyince fliddetli bir biçimde tepki göstermesidir. Devrimin y›kt›¤› rejim, y›k›lman›n hemen arkas›nda ortaya ç›kandan neredeyse her zaman daha iyidir. Deneyimler bize gösteriyor ki, kötü bir hükümet için en tehlikeli an, o hükümetin kendi kendisini düzeltmeye bafllad›¤› and›r. Uzun bir bask› döneminden sonra halk›n› biraz rahatlatmak isteyen bir prensi kurtarabilmek için, dahi olmak gerekir. Çaresiz oldu¤u düflünülerek sab›rla boyun e¤ilen bir kötülük, kurtulabilme düflüncesi do¤unca tahammül edilmez olur.”
SIRA S‹ZDE

Yoksullu¤un devrimci bir ortam do¤urmas› için ne gibi etkenlere gereksinim vard›r? Tart›fl›n›z. Bir kurama göre; devrimin gerçekleflebilmesi için önce toplumda umutlar›n do¤mas›, sonra da o umutlar›n yerini düfl k›r›kl›¤›na b›rakmas› gerekir. Yaflam koflullar›n›n sürekli düzeldi¤i bir toplumda, o koflullarda h›zl› ve beklenmeyen bir gerileme olursa, devrimci bir ortamla karfl› karfl›ya bulunuldu¤u söylenebilir. Yeni umutlar›n do¤du¤u ve yeni gereksinmelerin karfl›lanmas› flans›n›n herkese aç›k oldu¤u bir toplumda devrim olmaz. Nas›l ki, umutlar›n do¤mas›na elverecek dönemlerden geçmemifl olan toplumlarda da devrimin patlak vermesi söz konusu de¤ildir. Crane Brinton, ‹ngiliz (1640-49), Frans›z, Amerikan ve Sovyet devrimlerini karfl›laflt›rmal› olarak inceledikten sonra, flu ortak noktalar› sapt›yor: • Dört devrim de belirli bir geliflme düzeyine varan toplumlarda ortaya ç›kt›. Bir umutsuzluktan de¤il, tersine, beklentilerin gerçekleflmemesinden ve devrimin daha iyi koflullar yarataca¤› umudundan do¤du. • Dört örnekte de, devrim öncesinde fliddetli s›n›f çat›flmalar› vard›. Ama ayr›cal›kl› s›n›fa karfl› as›l mücadeleyi veren en yoksul s›n›f de¤il, ayr›cal›kl› s›n›fa en yak›n olanaklara sahip bulunan s›n›ft›. Aristokrasiyi burjuvazi, yani geliflen toplumsal-ekonomik koflullar içinde giderek güçlenen s›n›f y›kt›. • Devrim öncesinde görülen en dikkati çekici özelliklerden birisi de, ayd›nlar›n rejimi tam anlam›yla terk etmifl olufllar›yd›. Ayd›nlar bir yandan rejimi ve yöneticileri çok sert bir biçimde elefltirirken, öte yandan da devrimci ideolojinin oluflumuna ve yay›lmas›na katk›da bulunuyorlard›. • Hükümet organlar›, yetersizlikten ya da ihmalden dolay› ifllemez duruma gelmifllerdi. Yeni koflullar›n yaratt›¤› sorunlar› karfl›layam›yorlard›. • Yönetici s›n›f, bir zamanlar gücünü oluflturan niteliklere ve kendine olan güvenini yitirmiflti. Yönetici s›n›f›n bir bölümü devrimci harekete kat›lm›flt›. • Hükümet karfl› karfl›ya bulundu¤u parasal sorunlar› kesinlikle çözemeyece¤i izlenimini veriyordu. Devletin kaynaklar› yetmiyor, baflvurulan çözüm yollar› birbiri pefli s›ra sonuçsuz kal›yordu. • Dört örnekte de, halk›n hoflnutsuzlu¤unu gösteren ilk hareketleri hükümet güvenlik güçlerini kullanarak bast›rmak istemiflti. Ama güvenlik güçlerinin kötü kullan›lmas› sonucunda kar›fl›kl›klar azalaca¤›na artm›fl, yay›lm›flt›. Zamanla polisten ve askerlerden devrimcilere kat›lanlar olmufltu. Kalanlar ise rejimi savunmakta eskisi kadar hevesli davranm›yordu.

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

257

‹ngiliz, Frans›z, Amerikan ve Sovyet devrimlerinin ortak yönleri nelerdir? Devrimci düflünce eyleme dönüfltü¤ü zaman, düflünce ile eylem aras›nda mutlak bir uyuflma olamaz. ‹deolojinin öngördükleriyle, toplumun var olan koflullar› aras›nda, istenilenle yap›labilenler aras›nda her zaman bir farkl›l›k bulunur. Ayn› flekilde, kitlelerin beklentileri ve istekleriyle, devrimin öncülerinin gösterdi¤i hedefler aras›nda da bir fark vard›r. Bu fark aç›ld›kça, devrimcilerin fliddet kullanmalar›ndaki zorunluluk artar. Önder, bu fark›n olabilirlik s›n›r›n› iyi çizdi¤i ölçüde hareket alan›n› geniflletir, kitleleri yönlendirme olana¤› artar. Örne¤in; Mustafa Kemal’in büyüklü¤ü, devrimi, hareketin toplumsal taban›n›n beklenti ve isteklerinin çok daha ilerisine götürebilmifl oluflundad›r. André Decouflé’nin de vurgulad›¤› gibi; “Devrim kendine özgü bir zihinsel evren yarat›r. Yaln›z bu evrenin incelenmesidir ki, devrimin niçin kendi yandafllar› taraf›ndan canl› bir gerçek olarak hissedilmesi ve yaflanmas›na karfl›l›k, karfl›tlar› (ve daha genel olarak da onun d›fl›nda kalanlar) taraf›ndan sapm›fl bir olay gibi kabul edildi¤ini aç›klar. Bu basit bir ç›kar karfl›tl›¤› gibi görülürse, hiçbir fley anlafl›lmam›fl demektir?”

SIRA S‹ZDE

Mustafa Kemal’in büyüklü¤ü, devrimi, hareketin toplumsal taban›n›n beklenti ve isteklerinin çok daha ilerisine götürebilmifl oluflundad›r.

Devrim ve Karfl› Devrim
Biraz basite indirerek, devrimi “düzen de¤iflikli¤i” olarak tan›mlayabiliriz. Toplumsal düzenlerin belirlenmesinde ise en büyük etken, teknolojik düzey ve ona ba¤›ml› olarak ekonomik yap›d›r. Ekonomik gücü ellerinde bulunduranlar ya da denetleyenler, toplumsal ve bu arada siyasal kurumlar›n, o ekonomik yap›n›n ifllemesi ve geliflmesini kolaylaflt›racak biçimde oluflmas›n› sa¤lamaya çal›fl›rlar. Bunu sadece kendi ç›karlar›n›n de¤il, ayn› zamanda toplumsal geliflmenin de gere¤i olarak görürler. Çünkü toplumsal geliflmede itici güç olan ekonomiyi kendileri temsil etmektedirler. E¤er ekonomik iktidar› temsil eden bu kesimlere -al›fl›lm›fla uyarak“egemen s›n›f” dersek, bir toplumsal düzeni belirleyen temel ölçütün “egemen s›n›f” oldu¤unu söyleyebiliriz. Bu s›n›f›n nitel ve nicel özellikleri, toplumsal bir düzenin yap›s›n›n ve iflleyiflinin biçimlenmesinde tek de¤il ama “ana” etkendir. Her düzen de¤iflikli¤i iste¤i, flu ya da bu ölçüde ekonomik iktidar›n el de¤ifltirmesinin, dolay›s›yla da düzendeki temel gücün de¤iflmesinin istenmesi anlam›n› tafl›r. Her düzen de¤iflikli¤i iste¤inin alt›nda yatan asl›nda nelerdir? Aç›klay›n›z. “Pazar ekonomisi”nin büyük burjuvazinin egemenli¤ine götürdü¤ü, kolektivist ekonomilerde ise üretim araçlar›n›n mülkiyeti devletin elinde oldu¤u için, egemen s›n›f›n bulunmad›¤› iddias› her zaman do¤ru de¤ildir. Örne¤in; üretim araçlar›n›n yüzde 90’›n›n özel sektörün elinde bulundu¤u ‹sveç’te büyük burjuvaziyi egemen s›n›f olarak kabul etmek çok zor iken; üretim araçlar›n›n kamu mülkiyetinde bulundu¤u eski Sovyetler Birli¤i’nde, yüksek bürokrasi ve teknokrasi, gerçek bir egemen tabaka görünümündedir. Öyleyse, ekonomik güce sahip olman›n, baflka bir deyiflle üretim araçlar›n›n mülkiyetini elinde bulundurman›n, egemen s›n›f› belirleyen kesin bir ölçüt olmad›¤›n› kabul etmek zorunday›z. “Egemen s›n›f”, üretim araçlar›n›n mülkiyetine de¤il, üretim ve paylafl›m sürecinde karar verme, denetleme, yönlendirme yetkisine sahip bulunanlardan oluflmaktad›r. Bu nedenledir ki, herkese yetecek kadar üretilmedikçe, ekonominin yap›s› ne olursa olsun, ayr›cal›kl› s›n›f olgusunu ortadan kalSIRA S‹ZDE

Kolektif ekonomilerde üretim araçlar›n›n mülkiyeti devletin elinde oldu¤u için, egemen s›n›f›n bulunmad›¤› iddias› her zaman do¤ru de¤ildir.

258

Siyaset Bilimi

d›rmak olanaks›zd›r. Ancak üretim ve paylafl›m sürecindeki karar verme süreçlerine kat›lan kitlelerin geniflli¤i oran›nda, düzenin demokratik oldu¤u söylenebilir. Baflka bir deyiflle, demokrasi, düzenin olanaklar›ndan yararlananlar›n çoklu¤u ve yararlar› paylaflman›n hakçal›¤› ölçüsünde “ileri”dir. Eski dildeki “‹nk›lap”, “ihtilal” ve “›slahat” sözcüklerinin karfl›l›¤›nda yeni dilde sadece “devrim” sözcü¤ünün kullan›lmas›n›n, çok ciddi bir kavram kar›fl›kl›¤›na yol açt›¤›n› söyleyebiliriz. ‹htilal, siyasal iktidar›n s›n›fsal yap›s›n›n de¤iflmesidir; yani, farkl› toplum kesimlerinin temsilcilerinin iktidara gelmesi bir anlamda ihtilaldir. Böyle bir de¤iflikli¤in mutlaka fliddet yöntemleriyle gerçekleflmesinde bir zorunluluk olmad›¤› ise, en az›ndan k⤛t üzerinde geçerlidir.
SIRA S‹ZDE

Egemen s›n›f kimlerden oluflur? Siyasal iktidar›n yeni sahipleri için, izlenebilecek iki yol söz konusu olabilir: Ya ekonomik iktidar›n olanaklar›n›, yeni siyasal iktidar›n toplumsal taban›n›n ç›karlar› do¤rultusunda s›n›rland›rmak ya da -bir süreç içinde- do¤rudan ekonomik iktidar›n s›n›fsal yap›s›n› de¤ifltirmek, yani ekonomik gücün el de¤ifltirmesini sa¤lamak. Ekonomik iktidar›n s›n›fsal yap›s›, siyasal iktidar›n yap›s›na uygun olarak de¤iflti¤i ve ikisi aras›nda özdeflleflme sa¤land›¤› zaman, devrim gerçekleflmifl demektir. Devrim, anl›k bir de¤iflme de¤il, uzunca bir sürecin ürünüdür. Bu süreci oluflturan birikimlerin birimi ise, eski dilde “›slahat”, flimdi al›fl›lm›fl karfl›l›¤› ile “reform”dur. Reformlar düzendeki parçasal köklü de¤iflimler anlam›na gelir. (Dilde reform, dinde reform, e¤itim düzeninde reform, vergi sisteminde reform, bankac›l›k düzeninde reform, d›fl ticarette reform, yerel yönetimlerde reform, devlet yönetimlerinde reform gibi...) “Yeniden biçimlendirme” ya da “yeniden düzenleme” demek olan reformlar›n bir araya gelmesiyle oluflan nicel birikim, bir noktadan sonra düzenin niteli¤ini de¤ifltirir. Kemalizmi anlat›rken de vurgulad›¤›m›z gibi; nas›l bir devrim tan›m›ndan hareket edersek edelim, devrimleri ikiye ay›rarak inceleyebiliriz: Birinci grupta, bir evrim sonucu oluflan devrimler vard›r. Frans›z Devrimi, bunlar›n en ünlü örne¤ini oluflturur. Koflullar ve toplumdaki güç dengesi de¤iflmifl, ama eski koflullara göre oluflan ve eski güç dengesini yans›tan toplumsal ve özellikle de siyasal kurumlar de¤iflmemekte direnmifl, toplumsal - ekonomik geliflmeyi zorlaflt›rmaya bafllam›fllard›r. Burada söz konusu olan, eski kurumlar› yeni koflullara uydurmakt›r. Yani üst yap›y› alt yap›ya uydurmakt›r. Frans›z devrimi niçin evrim sonucu oluflan bir devrim olarak kabul edilmektedir? ‹kinci grupta yer alan devrimler ise, belirli tarihsel koflullardan yararlanarak, toplumlar›n evrimini h›zland›rmak, baz› evreleri atlamak amac›n› tafl›r. Bu tür devrimlerin en iyi örne¤ini de, Sovyet ve Türk devrimleri oluflturur. Gerek Lenin, gerekse Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savafl›’n›n ülkelerindeki eski düzeni koruyan güçleri, maddi ve manevi aç›dan y›pratmas›ndan yararlanarak, evrimin henüz zorunlu k›lmad›¤› yeni bir toplumsal düzeni yaratacak süreçleri harekete geçirmifllerdir. Amaç alt yap› de¤iflikli¤ini h›zland›rmakt›r. Bunun için de, ulafl›lmak istenen alt yap›ya uygun üst yap› kurumlar› araç olarak kullan›l›r. Siyasal kurumlar, birinci gruba giren ülkelerde sonuç iken, ikinci grupta bir bafllang›ç noktas› olufltururlar.

Ekonomik iktidar›n s›n›fsal yap›s›, siyasal iktidar›n yap›s›na uygun olarak de¤iflti¤i ve ikisi aras›nda özdeflleflme sa¤land›¤› zaman, devrim gerçekleflmifl demektir.

SIRA S‹ZDE

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

259

Birinci türden devrime, daha çok geliflmifl ülkelerde, ikinci türden devrime ise, evrimleflme sürecinde geride kalm›fl olanlarda rastlan›r. Üst yap›n›n alt yap›y› de¤ifltirmesiyle gerçekleflen devrimlere hangi ülkelerden örnek verilebilir? Toplumdaki güçler dengesinin de¤iflmesine karfl›n, eski güçler dengesinde a¤›r basan güçlerin ç›karlar›na göre biçimlenmifl olan kurumlar›n de¤iflmemekte direnmesi, devrimin nesnel (objektif) koflullar›n› oluflturur. Var olan bu düzeni elefltiren ve yeni bir düzenin ilkelerini içeren ideoloji ise, devrimin öznel (subjektif) koflulu say›labilir. Devrimi, bilinçsiz bir ayaklanmadan, k›zg›nl›k birikimlerinin k›r›p dökmeye dönüflmesinden ay›ran ana özellik, sahip olunan “devrimci bilinç”tir. Evrim sonucu do¤an devrimlerde, ideoloji evrime koflut olarak do¤ar, devrimci eylem içinde geliflir. Böyle bir devrimde, öznel koflullar›n (ideolojinin) a¤›rl›¤›, nesnel koflullar›n çok gerisinde kal›r. Oysa -geri kalm›fl ülkelerdeki- ikinci türden devrimlerde, nesnel koflullar yeterince oluflmad›¤› için, öznel koflullar›n önemi artar. Öznel koflullar, bir anlamda, devrimi olanakl› k›lan nesnel koflullardaki eksikli¤i giderme, bofllu¤u doldurma ifllevini üstlenir. Burada ideoloji, gene devrimci eylem içinde baz› de¤iflikliklere u¤ramakla birlikte, devrim öncesinde haz›r olarak vard›r ve ço¤unlukla da, ana çizgileriyle geliflmifl ülkelerden aktar›lm›flt›r. Böyle bir durumu, giderek zaten o ülkelerin düzeyine daha h›zl› bir biçimde ulaflmak oldu¤u için, do¤al karfl›lamak gerekir. Devrimci ideoloji, devrimin öncüsü güçlerin toplumsal özelliklerine göre baz› de¤iflimler getirmekle birlikte, ana do¤rultuda ayn› kal›r. Her devrim, belirli toplumsal güçlere dayanarak gerçekleflir. O güçlerin yeterince geliflmedi¤i ortamlarda ise, devrimci ideolojinin kendisi, yaratt›¤› bilinç ve kitlesel etkiyle devrimci bir güç oluflturabilir. Bir ayaklanman›n, bir hükümet darbesinin, bir ba¤›ms›zl›k savafl›n›n, tarihi h›zland›rmak amac›ndaki bir devrime dönüflmesinde, devrimci ideolojinin etkisi büyüktür. Ama ideolojinin devrimdeki a¤›rl›¤›n›n artmas› ölçüsünde, o ideolojinin dogmatikleflmesi olas›l›¤› da artar. Çünkü ideoloji, bir anlamda var olmas› istenilen, ama henüz var olmayan koflullar›n ürünüdür. Marx, evrim sonucu ortaya ç›kan devrimlerde ideolojinin oynad›¤› rolü flöyle anlat›yor: “Bilinç reformu, dünyan›n kendi bilincine varmas›n›, kendisini yan›ltan düfl durumundan ç›kmas›n›, eylemlerini, kendisine anlatmaktan ibarettir. O zaman görülecektir ki, maksat geçmifl ile gelecek aras›na büyük bir çizgi çizmek de¤il, ama geçmiflin düflüncelerini gerçeklefltirmektir. Gene görülecektir ki, insanl›k yeni bir göreve bafllam›yor, ama iflin asl›n› ö¤renmifl olarak eski iflini gerçeklefltiriyor.” Marksist kuramda, devrimlerde ideolojinin rolü nas›l aç›klanm›flt›r? Toplumsal evrimi h›zland›rmaya yönelik devrimler aç›s›ndan “bilinç” ögesi, dolay›s›yla ideoloji daha büyük önem tafl›r. Geri kalm›fl bir ülkede -kaynaklar›n k›tl›¤›ndan dolay›- ekonomik büyümeyi sa¤lamak, halk› e¤itmekten, kültürel alanda de¤iflim yapmaktan daha zor oldu¤u için, devrimciler önceli¤i ideolojiye verirler. Devrimin itici gücünü oluflturacak “yeni insan›” yaratmaya çal›fl›rlar. ‹deolojinin öncülü¤ündeki “kültür devrimi”nin Kemalist devrimde oldu¤u kadar, Maoist ve Castrist devrimlerde de, birçok Afrika devriminde de ön plana ç›kmas›n› do¤al karfl›lamak gerekir. Devrimin resmi ideolojisi yayg›nlaflt›kça, iktidar›n karfl›tlar› üzerinSIRA S‹ZDE

Her devrim, belirli toplumsal güçlere dayanarak gerçekleflir. O güçlerin yeterince geliflmedi¤i ortamlarda ise, devrimci ideolojinin kendisi, yaratt›¤› bilinç ve kitlesel etkiyle devrimci bir güç oluflturabilir.

SIRA S‹ZDE

260

Siyaset Bilimi

E¤er bir iktidara toplumda giderek daha az sayg› gösteriliyorsa, bir baflka iktidar›n yolda oldu¤unu gösterir.

de bir bask› oluflturarak onlar›n silahlar›n›n önemli bir bölümünü de ellerinden al›r. Marx’›n geliflmifl ülkelerdeki devrimler aç›s›ndan yapt›¤› ideoloji de¤erlendirmesinden çok farkl›s›n› Che Guevera geri kalm›fl ülkeler için yap›yor. O’na göre, bu gibi toplumlarda temel itici güç, ideolojinin yarataca¤› devrimci bilinç ve heyecand›r: “Belirli bir ülkenin öncü insanlar›n›n, üretici güçlerin genel geliflmesi üzerine kurulu bilinci, o ülkenin geliflme düzeyinde üretici güçlerle üretim iliflkileri aras›nda gerekli nesnel çeliflkiler henüz bulunmasa bile, sosyalist bir devrimi baflar›ya ulaflt›racak yollar› bulabilir.” Bu düflüncedeki gerçek pay› tart›flmal› olsa da, geri kalm›fl ülkelerdeki devrimlerde, ekonomik ve toplumsal geliflmeyi h›zland›rmak için insanlar›n bilinçli etkinliklerine öncelik tan›nd›¤› aç›kt›r. Her devrim, iktidar›n s›n›fsal yap›s›n›n de¤iflmesiyle bafllar. E¤er bir iktidara toplumda giderek daha az sayg› gösteriliyorsa, bir baflka iktidar›n yolda oldu¤unu gösterir. Belirli toplum kesimlerinin temsilcileri gidip, geliflmekte olan toplum kesimlerinin temsilcileri, onlar›n yerine siyasal iktidar› ele geçirdi¤inde bu bir devrim bafllang›c›d›r. Böyle bir de¤iflmenin, mutlaka silah zoruyla olmas› da gerekmez. de¤iflmenin bar›flç› yoldan gerçekleflmesi, devrimin sonraki aflamalar›n›n da olabildi¤ince az sars›nt›l› geçmesine olanak verir. Ama siyasal iktidar; ancak zor kullan›larak de¤ifliyorsa, yeni siyasal iktidar› toplumun önemli bir kesimi yasal saym›yorsa, devrim süreci fliddete dayanarak yürür. Devrimin getirdi¤i yeni rejim, toplumun büyük ço¤unlu¤unun gözünde yasall›k kazan›ncaya kadar, bask› ve fliddet yöntemleri giderek azalan ölçülerde sürer. Toplumda meflruluk kazanan bir rejimin, kendini sayd›rmak için güç kullanmas›na gerek kalmaz. Che Guevera ideoloji de¤erlendirmesini hangi ülkeler için yapm›flt›r? Eski düzenin egemen güçleri, kendi ayr›cal›klar›n› sona erdiren yeni düzeni gönül r›zas›yla kabul edemeyece¤i için, tarihte rastlanan devrimlerin ço¤u, ilk aflamalar›nda, ölçüsü de¤iflen bir fliddet ve bask› dönemi yaflam›fllard›r. Frans›z devriminde, “devrimin kendi çocuklar›n› yedi¤i” terör dönemi, Sovyet devriminde Stalin yönetimini de kapsayan y›llar, Humeyni devriminde -d›fl savafla karfl›nrejim karfl›tlar›na uygulanan ac›mas›z fliddet ve benzer örnekler ço¤alt›labilir. Devrime karfl› olan direncin düzeyi, devrimin baflvuraca¤› bask› ve fliddetin düzeyini belirler. Gaston Bouthoul, devrimlerin fliddet yöntemlerine baflvurup vurmamalar›n› flöyle aç›kl›yor: “Devrimler, kurumlarla zihniyetler aras›nda uyum sa¤lamaya yöneliktirler. Yöntemleri fliddetten uzak olabilir (H›ristiyan ve Gandi’ci devrimler). fiiddete dayal› yöntemler, genellikle uzun bir hareketsiz bar›flç› dönemin sonunda ortaya ç›kan son aflamad›r; t›pk› Frans›z devriminde oldu¤u gibi.” Nas›l devrimci ideolojiler varsa, devrime karfl› olan, yani karfl› devrimci ideolojiler de vard›r. Yaklafl›mlar› aç›s›ndan bunlar iki kümede toplanabilir: Birinci kümede olanlar, devrimleri önlenemez, kaç›n›lmaz, ama kötü, zararl› olgular olarak görürler. Onlara göre; devrimler toplumun yaflamas›n›n de¤il, ölümünün tohumlar›n› tafl›rlar; bundan dolay› da, umutsuz da olsa, devrimlere karfl› sürekli bir savafl›m vermek gerekir. Andre Decouflé, bu ideolojiyi paylaflanlar›n görüflünü flu cümlede özetliyor: “Uygarl›k ölüme mahkûmdur, ama insan›n görevi bu ölüm an›n› geciktirmektir.” Görüyoruz ki, bu tür karfl› devrimci ideolojiler, kökü çok daha eskilere giden, karamsar tutucu ideolojinin bir uzant›s›ndan baflka birfley de¤ildir.

SIRA S‹ZDE

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

261

Joseph de Mastre, karfl› devrimci düflüncenin ünlü isimlerinden birisi olarak flöyle diyor: “Karfl› devrim, y›kman›n kendisinden baflka bir fleyi y›kmaz... Hiçlik yolundan hareket edenler hiçbir fley yaratamazlar... Karfl› devrim olarak adland›r›lan krall›¤›n yeniden kurulmas›, karfl›t›n devrimi de¤il, devrimin karfl›t› olacakt›r.” ‹kinci kümede yer alan karfl› devrimci ideolojiler için devrim, toplumsal ç›lg›nl›klar ve cinayetlerden oluflur. Onlar için devrimler geçici ve yöresel olaylard›r. Bu tür ideolojilere, özellikle devrimci hareket ezilmesinden sonraki ortamlarda, karfl› devrimcilerin kendilerini güçlü hissettikleri dönemlerde rastlan›r. Onlara göre; devrimciler insan de¤il, geri kalm›fl insanlar ya da hayvanlard›r. Böyle bir inanç, devrimci hareketlerin ac›mas›zca ezilmesini meflrulaflt›racak niteliktedir. Devrim toplumsal bir ç›lg›nl›k an›n›n ürünü iken, karfl› devrim akla ve do¤al düzene yeniden dönüfl demektir. Karfl› devrim, ideolojik aç›dan devrimin tersi iken, eylem aç›s›ndan devrime çok yaklafl›r. Devrimle mücadelede ideolojinin inand›rma gücünün yeterli olmad›¤›n›, devrimci süreci baflka yollardan durduramad›¤›n› görünce, o da silaha ve fliddete baflvurur. Devrimin yaratt›¤› korku büyüdükçe, karfl› devrim giderek bir kitlesel öldürme eylemine dönüflebilir. Karfl› devrim hangi koflullarda ortaya ç›kar? Tart›fl›n›z.

Devrim toplumsal bir ç›lg›nl›k an›n›n ürünü iken, karfl› - devrim akla ve do¤al düzene yeniden dönüfl demektir.

SIRA S‹ZDE

262

Siyaset Bilimi

Özet
Bilindi¤i gibi, do¤al demografik ekonomik kültürel etkenlerin hepsi siyasal yaflama ve siyasal kat›lmaya etki yaparlar. Toplumsal de¤iflmeye en çok ekonominin etki yapt›¤›n› savunanlara karfl›l›k bir grup ta siyasal kurumlara öncelik vermektedir. Ekonomiye karfl› toplumsal evrimde yani de¤iflmede siyasetin önceli¤ini savunanlardan birisi Raymond ARON’dur. ARON’a göre kapitalizm ile sosyalizm aras›ndaki temel fark›, büyüme modellerinin farkl›l›¤›ndan kaynaklanmaktad›r. Büyüme modellerinin farkl›l›¤› ise siyasal kararlar›n farkl›l›¤›ndan do¤mufltur. Toplumsal evrimde - de¤iflmede - belirleyici etkenin ekonomik ve siyasal oluflu kadar öncülük ifllevinin hangi toplumsal güç taraf›ndan yerine getirilece¤i de önemlidir. Toplumsal s›n›flar m›? Yoksa siyasal seçkinler mi? Marksist kurama göre toplumsal ve siyasal de¤iflmenin itici gücü toplumsal s›n›flar aras›ndaki çat›flmad›r. Toplumsal de¤iflmenin ve devrimin ana gücü iflçi s›n›f›, yard›mc› gücü ise devrimci sosyalist harekettir. K›saca, toplumsal s›n›flar›n oynad›¤› rol, siyasal seçkinlerin oynad›¤› rolden daha önemlidir. Ça¤dafl siyaset bilimi, toplumsal s›n›flar›n önemini kabul etmekle beraber seçkinler gerçe¤ine de büyük önem vermektedir. Çünkü, ilk olarak, seçkinler toplumlardaki karar alma süreçlerinde a¤›rl›klar›yla de¤iflmeyi h›zland›r›r veya yavafllat›rlar. ‹kinci olarak kararlar› etkileyen kültürel ve toplumsal psikolojik ortam›n yarat›lmas›na katk›da bulunurlar. Üçüncü olarak da, düflünce ve davran›fllar›yla toplumun belirli kesimlerine örnek teflkil ederler. Onlara özenenler seçkinlere benzemek için gayret sarf eder. Siyasal de¤iflmenin önemli bir aflamas› iktidar›n el de¤ifltirmesidir. Siyasal iktidar›n belirlenmesinde ekonomik gücü elinde bulunduranlar, yani ekonomik iktidarlar büyük önem tafl›r. Ekonomik iktidar yan›nda toplumsal iktidar da çok önemlidir. Toplumsal iktidar denilince, ekonomik iktidara sahip olmad›¤› halde, bir toplumsal güç birli¤ine siyasal iktidar olana¤›n› sa¤layan güç anlafl›lmal›d›r. Siyasal iktidar, ya ekonomik iktidara ya da toplumsal iktidara dayanarak oluflabilecektir. Devrim, toplumsal düzendeki köklü de¤iflimler anlam›na gelir. Devrimi yaratan devrimci düflünce, bugünkünden tamamen farkl› mutlu bir gelecek için bugünkü düzene tamamen karfl› ç›kar. Büyük dinler de bu anlamda devrimdirler. Devrimi yaratan koflullar yavafl yavafl oluflur ve s›ra eyleme gelir. Devrimlerin bir bölümü Frans›z devrimi örne¤indeki gibi bir evrim sonucu oluflurlar. Yani alt yap› oluflur, zamanla zorlayarak üst yap›y› de¤ifltirir ve kendine uydurur. ‹kinci grup devrimlerde ise farkl› bir durum vard›r. Sovyet devrimi ve Kemalist devrim belirli tarihsel koflullardan yararlanarak toplumlar›n evrimini h›zland›rmak yolunu seçmifllerdir. Bunun için de üst yap›y› yenileyerek ve düzenleyerek bunun yard›m›yla alt yap›y› de¤ifltirmeye çal›flm›fllard›r. Yani toplumsal de¤iflme yukar›dan afla¤›ya do¤ru olmufltur. Bazen iyi hesaplanmam›fl, oturmam›fl devrimler karfl› devrimleri harekete geçirir.

Ünite 13 - Siyasal De¤iflme ve Devrim

263

Kendimizi S›nayal›m
1. Marksistlerin kapitalizme özgü sayd›klar› birçok niteli¤in, asl›nda sanayi toplumlar›n›n ortak özellikleri oldu¤unu hangi düflünür belirtmifltir? a. Marx b. Rostow c. Malthus d. Aron e. Montesquieu 2. Sanayileflmenin ileri bir düzeye vard›¤› ülkelerde, toplumsal iktidar içinde sürekli olarak etkisini koruyan güç afla¤›dakilerden hangisidir? a. Asker bürokratlar b. Sivil bürokratlar c. ‹flçi s›n›f› d. Seçkinler e. Topraksoylular 3. Geri kalm›fl ülkelerin yoksul köylüleri aras›nda devrime yard›mc› olabilecek bir baflkald›rma e¤ilimine niçin pek rastlanmaz? a. Bu insanlar yaflant›lar›ndan memnundurlar. b. Bu insanlar devrimden korkarlar. c. Bu insanlar›n kendi güncel yoksulluklar›n›n d›fl›nda daha iyi bir dünya ümidi yoktur. d. Bu insanlar yönetim taraf›ndan sindirildikleri için harekete geçemezler. e. Bu ülkelerde iflçi s›n›f› henüz oluflmam›flt›r. 4. Afla¤›dakilerden hangisi Crane Brinton, ‹ngiliz, Frans›z, Amerikan ve Sovyet devrimlerini karfl›laflt›rmal› olarak inceleyerek saptad›klar› ortak noktalardan biri de¤ildir? a. Dört devrim de belirli bir geliflme düzeyine varan toplumlarda ortaya ç›kt›. b. Dört devrim de hemen hemen ayn› dönemde ortaya ç›kt›. c. Dört devrim de ayd›nlar rejimi tam anlam›yla terk etmifllerdi. d. Dört devrimde de halk›n hoflnutsuzlu¤unu gösteren ilk hareketleri hükümetler, güvenlik güçlerini kullanarak bast›rmak istemifllerdi. e. Dört devrimde de yönetici s›n›f gücünü yitirmifl, yönetici s›n›f›n bir bölümü devrimci harekete kat›lm›flt›r.

5. Devrim ve karfl› devrim birbirlerine hangi aç›dan çok yaklafl›rlar? a. Eylem b. ‹deoloji c. Zamanlama d. Dayan›lan toplumsal s›n›f e. Düflünce flekli 6. Marx’a göre, toplumsal evrimde itici güç ya da belirleyici öge afla¤›dakilerden hangisidir? a. Siyasal yap› b. Yaflam biçimi c. Üretim teknikleri d. Devrimciler e. ‹flçi s›n›f› 7. Kapitalizm ile sosyalizm aras›ndaki as›l fark›n büyüme modellerinden kaynakland›¤›n› ileri süren düflünür afla¤›dakilerden hangisidir? a. Aron b. Rostow c. Poulantzas d. Pareto e. Dahrendorf 8. Poulantzas’a göre kendisine yard›mc› olan toplum kesimleriyle birlikte bir iktidar blo¤u oluflturan s›n›f afla¤›dakilerden hangisidir? a. Kapitalist s›n›f b. Egemen s›n›f c. Üretici s›n›f d. Tüketici s›n›f e. ‹flçi s›n›f› 9. Marx’a göre devrim yapmada iflçi s›n›f›na yard›m etmesi gereken güç afla¤›dakilerden hangisidir? a. Burjuva s›n›f› b. Köylüler c. Sermaye sahipleri d. Toprak sahipleri e. Sosyalistler 10. Düzendeki parçasal köklü de¤iflimlere ne ad verilir? a. Devrim b. ‹nk›lap c. Reform d. Karfl› devrim e. ‹htilal

264

Siyaset Bilimi

Yaflam›n ‹çinden
‹nsan, her zaman kendi iyili¤ini ister, fakat bunun ne oldu¤unu her zaman kestiremez. Halk› hiçbir zaman bozamazlar, fakat ço¤u zaman aldat›rlar; ve halk, ancak aldat›ld›¤› zaman kötülü¤e e¤ilimli görünür. Bireylerin istenci ile genel istenç aras›nda ço¤u zaman büyük ayr›m vard›r; biri özel ç›karlar› kollarken, öteki ortak ç›kar› kollar ve ortak ç›karlar özel istençlerin toplam›ndan baflka bir fley de¤ildir. Fakat bu istençlerden, birbirlerini yok eden art›lar› ve eksileri ç›kar›n, geriye ayr›mlar toplam› olarak genel istenç kal›r. Yeterince bilgilenmifl bir halk, belli bir konuda karar verirken, yurttafllar aras›nda hiçbir iletiflim bulunmuyorsa e¤er, çok say›da küçük ayr›ml›l›ktan her zaman için genel istenç do¤acak ve karar her zaman do¤ru olacakt›r. Ama büyük birleflmenin zarar›na dolaplar çevrilir ve birtak›m bölümsel birleflmeler yap›l›rsa, bu birleflmelerden her birinin istenci, kendi üyelerine göre genel istenç, devletin istencine göre ise özel istenç olur; bu gibi durumlarda insan say›s› denli de¤il, gerçekleflmifl birleflme say›s› denli oy kullanan var demektir. Ayr›ml›l›k say›s› azald›¤› ölçüde elde edilen sonucun genelli¤i de azal›r. Hele bu birleflmelerden biri , tüm ötekilere bask›n ç›kacak denli büyükse, sonuç olarak karfl›m›zda art›k küçük ayr›ml›l›klar›n bir toplam› de¤il tek bir ayr›ml›l›k var demektir; art›k genel istenç diye bir fley de yoktur; a¤›r basm›fl olan görüfl, özel bir görüflten baflka bir fley de¤ildir. Kaynak: J. J. Rousseau, Toplum Sözleflmesi, Öteki Yay›nevi, Ankara: 1999.

Kendimizi S›nayal›m Yan›t Anahtar›
1. b 2. c 3. c 4. b 5. a 6. c 7. a 8. b 9. e 10. c Etkenler ve Öncüler bölümünü yeniden gözden geçiriniz. ‹ktidar›n El De¤ifltirmesi bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Toplumsal S›n›flar ve Seçkinler bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Devrimci Düflünce ve Eylem bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Devrim ve Karfl› Devrim bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Etkenler ve Öncüler bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Etkenler ve Öncüler bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Toplumsal S›n›flar ve Seçkinler bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Toplumsal S›n›flar ve Seçkinler bölümünü yeniden gözden geçiriniz. Devrimci Düflünce ve Eylem bölümünü yeniden gözden geçiriniz.

Yararlan›lan ve Baflvurulabilecek Kaynaklar
BOUTHOUL, Gaston. Sociologie De La Politique, PUF, Paris, 1965. BIRNBAUM, Pierre; Chazel, François, Sociologie Politique (Textes reunis), Armand Colin, Paris, 1971. CHATELET, François; Psier Kouchner, Evelyne. Les Conceptions Politiques Du XXe Siecle, PUF, Paris. COT, Jean Pierre. Et Monuier, Jean Pierre. Pour Une Socioloque Politique, SEUIL, Paris, 1974. DEBRAY, Regis. Devrimde Devrim, (Çev: R. Güngör), Toplum Yay›nlar›, ‹stanbul, 1967. DECOUFLE, Andre. Sociologie Des Revolutions, PUF, Paris, 1968. DUVERGER, Maurice. Diktatörlük Üstüne, (Çev. B. Tanör), Dönem yay›nevi, ‹stanbul, 1965. KONGAR, Emre. Toplumsal De¤iflme, Bilgi Yay›nevi, Ankara, 1979. LÜXEMBURG, Rosa. Sosyal Reform ya da Devrim, MaYa, ‹stanbul, 1975. MALAPARTE, Gurzio. Hükümet Devirme Tekni¤i, (Çev, N. Önol), Varl›k Yay›nlar›, ‹stanbul, 1966. ROCHER, Guy. Le Changement Social, Editions HMH, Paris, 1968. RUNCIMAN, W. Toplumsal Bilim ve Siyaset Kuram›, (çev. Erol Mutlu), Teori yay›nlar›, Ankara 1986. SCHWARTZENBERGER, Roger-Gerard. Sociogie Politique, Editions Montchrestien, Paris, 1971.

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->