MARKSZM'DE TEMEL KAVRAMLAR

lhan Akdere

çindekiler

Önsöz

2

I

TEMEL BLGLER

4

1

Toplumu anlamann, yorumlamann ve de§i³tirmenin ba³lca araçlar: Tarihsel materyalizmin temel kavramlar 5 11 17 20

2 3 4 5

Devrim Snar ve snf mücadelesi Proletaryann snf mücadelesinin üç temel biçimi Snf mücadelesinde devrimci proletaryann sosyalist ve demokratik görevleri

31 36 45 47 49 53

6 7 8 9

Proletarya Partisi Strateji ve taktik Taktik Kuvvet Analizi

10 Hedef Analizi

1

11 Araç Analizi 12 Sosyalizm

55 57

II

DYALEKTK MATERYALZM

65

13 Felsefede partizanlk ilkesi 14 Diyalektik materyalizmin do§u³u 15 Niceli§in niteli§e, niteli§in niceli§e dönü³me yasas 16 Evrim ve devrim 17 Kar³tlarn birli§i ve mücadelesi 18 Antagonist ve antagonist olmayan çeli³meler 19 Objektif ve sübjektif 20 Özgürlük ve zorunluluk 21 Zaman, mekan ve hareket 22 mkan ve gerçeklik 23 Sonsöz Küçük Sözlük

66 74 78 83 86 90 94 99 102 107 113 119

2

ÖNSÖZ

Bu bro³ür, Marksizm-Leninizmin temel kavramlar ve temel sorunlar hakkndaki ilk bilgileri ana çizgileriyle özetleyerek, hem bilimsel sosyalizmin teorisine giri³ için bir imkan sa§lamay hem de ara³trlp ö§renilecek konularn genel bir ³emasn vermeyi amaçlamaktadr. Bro³ürün ele ald§ ve özetledi§i her konuda, Marks, Engels, Lenin ve Stalin'in temel eserlerine ba³vuruldu. Stalin'in, temel e§itim kitaplarnn en mükemmeli ve bu alandaki en kolay kavranr ve açk bir dille yazlm³ eseri olan LENNZMN LKELER, bro³ürün plannn kurulmasnda ve temel konularnn tespit edilmesinde esas alnm³tr. Onun ortaya koydu§u problemler ve bu problemlere gösterdi§i çözüm yollar, yllar boyunca komünistlerin kendilerini geli³tirmeleri ve yeni komünist militan ku³aklar yeti³tirmeleri srasnda kar³la³tklar her engeli a³maya yeteneklidir ve bugün de bu özelli§ini korumaktadr. Bunun yan sra, sosyalizmin ilk anavatan, sosyalist in³ann büyük zafer ülkesi olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birli§i'nin revizyonist kar³devrimciler tarafndan ele geçirilmeden önceki dönemlerinde yaynlanm³ bulunan e§itim kitaplarndan, ekonomi, felsefe ve politika alannda yazlm³ eserlerden de yararlanld. Arnavutluk Emek Partisi'nin ve büyük komünist önder Enver Hoca'nn eserleri, bu bro³ürün yazl³ srasnda yol gösterici oldu. Türkiye Devrimci Komünist Partisi'nin çe³itli belgeleri, teorik birikimi, deneyleri ve günümüzde yürüttü§ü mücadelenin ihtiyaçlar da bro³ürün yazlmasna ³k tuttu. Bu bro³ür, temel konulara yalnzca bir giri³ niteli§indedir. Ele ald§ ve açklad§ her konu, Marksizm-Leninizmin büyük teorik cephaneli§inin çok küçük bir bölümünü olu³turur.

3

Ksm I

TEMEL BLGLER

4

Bölüm 1

Toplumu anlamann, yorumlamann ve de§i³tirmenin ba³lca araçlar: Tarihsel materyalizmin temel kavramlar

³çi snf, de§i³tirmek ve eme§e göre örgütlenmi³ olarak yeniden kurmak istedi§i dünyann bugünkü durumunu anlamak, de§i³tirilmesinin ko³ullarn ve imkanlarn görebilmek için her³eyden önce dünyaya materyalist açdan bakmasn ö§renmelidir. Bu yüzden, ya³ad§mz toplumu de§i³tirmeye giri³irken, toplumun hareketinin nasl kavranaca§n, snfn örgütlü eyleminin yönelece§i temellerin neler oldu§unu görmemiz gerekir. lk bak³ta toplumlarn hayat, saysz olay ve nesnenin rasgele biraraya gelmesi gibi görünür. Gündelik hayatn karma³as içinde, ticaretin, sanatlarn, siyasetin, üretimin ve tüketimin küçük küçük parçalarna tek tek belirtilerine hepimiz bir ucundan katlrz ve hayatn kendimize dü³en parças üzerinde, ço§u zaman milyonlarca insanla olan ba§larmzn farkna varmadan kendi hayatmz ya³ar gideriz. Devrimci siyasi çal³ma, toplumun bu görünürdeki karma³asnn, rastlantsal gibi görünen ili³kilerin ve ba§ntlarn özünü aç§a çkarmaya ve ya³anan toplumsal ili³kilerin gerçek yapsn anlayarak onun nasl dönü³türülece§ini bulmaya dayanr. Planl ve programl bir devrimci faaliyet, rasgele ve düzensiz ili³kilerin nereye varaca§ belli olmayan geli³melerinin pe³inden gitmez, aksine, bütün bu karma³a altndaki düzenli, az çok tekrarlanabilir ve kontrol edilebilir olan bularak onun üzerinde ilerler. Böylece eylemlerimizle sonuçlar arasnda, geçmi³ ile gelecek arasnda bir ba§ kurmak, neyi nasl yaparsak hangi sonucu elde edece§imizi hesaplayarak

5

ilerlememizi sa§layacak bir dayanak noktas bulmak zorundayz. Bu yüzden, devrimci faaliyetin ba³langcnda, ya³anan toplumun niteli§inin anla³lmas çabas bulunur. De§i³tirmeye, dönü³türmeye çal³t§mz toplumsal ili³kilerin kayna§, ba³langç noktas ve üzerinde ³ekillendi§i temel nedir? Bir toplumu daha ileri, daha iyi, daha yüksek bir düzeye çkarmak için nelerin de§i³tirilmesi gerekir? Her insan toplulu§unun ilk göze çarpan özelli§i, belli bir toprak parças üzerinde, belli bir nüfusa sahip olarak ya³amaktr. Özetle, do§al-co§ra ko³ullar ve nüfus, her insan toplulu§unun olmazsa olmaz ilk ko³uludur. Ne var ki, toplum halinde ya³amak için bunlar yetmez. nsanlar sanatla, dinle, siyasetle u§ra³madan önce, yemek, içmek, barnmak ve do§ann zorlu ko³ullarna kar³ koymak için kendilerini korumak, ksacas üretimde bulunmak zorundadrlar. Besin maddelerinin, barnaklarn ve giyim e³yalarnn sa§lanmas için giri³ilen i³ler, sarfedilen emek, tek kelimeyle zorunlu ihtiyaçlar için üretim, insanlarn toplum halinde ya³amalarn gerektirir. Böylece üretimin biçim ve ko³ullar, yalnzca toplumun olu³masn sa§lamakla kalmaz, ayn zamanda her toplumu di§erlerinden ayran, onun özelliklerinin olu³masn hazrlayan ve di§er toplumlarla ili³kisinin biçimini tayin eden bir etki de yaratr. Üretimin biçim ve ko³ullar, bir toplumun içindeki ili³kileri, insanlarn birbirleriyle olan ili³kilerinin kurallarn ve di§er toplumlarla olan ili³kilerin içeri§ini de do§urur ve bunlarn tarih içinde hangi yeni ve de§i³ik biçimleri alaca§n belirler. Bir toplumu bütün yönleriyle anlamak için çk³ noktas, onun maddi hayat ko³ullarnn incelenmesidir.. Toplumlarn anla³lmas kadar onlarn de§i³tirilmesinin de ba³langç noktas ve sonunda ula³aca§ hedef, maddi hayatn üretimi ve yeniden üretimidir. Bunu, ya³am için gerekli geçim araçlarnn elde edili³ biçimi olarak da adlandrabiliriz. ÜRETM TARZI, toplumsal hayatn maddi temelidir. nsanlarn temel ihtiyaçlarn üretmek için kullandklar araçlarn, bilgi ve tecrübenin ve üretim sürecinde birbirleriyle kurduklar bütün ili³kilerin, üretim ve ya³ama yöntemlerinin tümüne birden  üretim tarz denir. Üretim tarz, daima tarihsel olarak belirlenmi³tir, yani bir yandan kendisinden önceki üretim tarzlarnn hazr olarak braktklar ili³kilerin bir bölümünü, onlarn yeniden üretilmi³ ya da dönü³türülmü³ biçimlerini içerir, di§er yandan kendisine özgü yeni biçimler yaratarak kendi niteli§inin tamamlanmasna yönelik yeni ili³kiler, yeni kurumlar ve nesneler olu³turur. Üretim tarz, toplumun manevi, siyasi, dü³ünsel, ya³amnn da temelidir. Üretim tarznn de§i³mesi, bütün toplumsal sistemin de§i³mesi demektir. Toplumlarn ilerlemesinin tarihi, üretim tarzlarnn ilerlemesinin tarihidir. Ba³langcndan bu yana, insan toplumu, ardarda gelen ve her biri kendisinden daha ileri bir üretim tarz tarafndan a³lan belli ba³l be³ toplumsal sistem tanm³tr: Bunlar, srasyla, ilkel komünal toplum,

6

köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum ve sosyalist toplumdur. 

gure

Hangi tarihsel geli³me düzeyinde olursa olsun, bütün toplumlarn kurulu³ ³emas, ana hatlaryla yukardaki gibidir. Bu ³emada görüldü§ü gibi, üretim ili³kileri ve üretici güçler, üretim tarznn iki yann, iki esas unsurunu olu³turur. ÜRETM L“KLER, bir toplumda insan bilincinden ba§msz olarak varolan maddi ili³kilerdir. Bu ili³kiler, insanlar arasnda, sosyal üretim, mübadele ve zenginli§in da§lm sürecinde meydana gelir. Üretim ili³kileri, üretim tarznn asli yanlarndan birisidir. nsanlar birlikte faaliyet göstermek ve bu faaliyetlerini kar³lkl mübadele etmek için biraraya gelmeksizin üretimde bulunamazlar. Bu süreçte insanlar arasnda kurulan ili³kilerin tümüne üretim ili³kileri ad verilir. ÜRETC GÜÇLER, üretim tarznn belirleyici, en hareketli, en devrimci ve en hzl geli³en yandr. Üretici güçlerin ba³lca unsurlar ise, insan bilgi-becerisi, teknoloji, bilim ve üretici snfn kendisi ile üretim araçlardr. Yani üretici güçler, insanlarn hem do§a üzerindeki etkinliklerinin tüm araç ve nesnelerini, bunlarn kullanl³ bilgisini ve do§rudan do§ruya insan eme§ini içerir. Üretici güçlerin geli³mesinin düzeyi, bir toplumun do§a üzerindeki egemenli§inin ve kendi içinde örgütlenmesinin derecesini gösterir. Üretici güçlerin bir yann, maddi üretimde kullanlan üretim aletleri ve emek nesneleri olu³turur. EMEK NESNELER, üretim sürecine sokulmu³ bulunan ve üzerinde insan eme§i uygulanan varlklardr. Emek nesnelerini i³lemek ve bir ürün haline getirmek için çe³itli araçlar kullanrz. Bu araçlarn bir ksm, nesnenin-hammaddenin üzerinde do§rudan do§ruya etkide bulunarak onun ürün haline gelmesini sa§lar, bazlar da, dolayl yollardan onun de§i³tirilmesine katlarak ürün haline gelmesini sa§lar. Hammadde üzerinde do§rudan do§ruya etkide bulunan araçlara, dolaysz üretim aletleri ad verilir. Bunlar, duvarcnn malas, demircinin çekici, fabrikada makinalar, tezgahlar, gibi aletlerdir. Dolayl üretim aletleri ise, ürünün elde edilmesinde kendisinden dolayl olarak yararland§mz, ürünün üzerinde i³ yaparken etkisi görülmeyen ama onlarn ortaya çk³ için gerekli olan aletlerdir. Fabrika binalar, yollar, köprüler, limanlar, demiryollar, depolar, ula³m araçlar gibi... Emek nesneleri ile, üretim aletleri, topluca ÜRETM ARAÇLARI'n meydana getirirler. Üretim araçlar, toplumda en çabuk de§i³en, ve de§i³mesiyle

7

birlikte, kendisine ba§l ili³kilerde de de§i³iklikler meydana getiren bir unsurdur ve üretici güçlerin en dinamik, en hareketli, en çabuk geli³en yandr. Üretim araçlar üzerinde kimin mülk sahibi oldu§u ise, toplumdaki bütün di§er ili³kilerin meydana çk³nda önemli bir rol oynar. Kapitalist toplumda, üretim araçlarnn mülkiyetini, kapitalistler ellerinde bulundururlar. Böylece üretim araçlar, kapitalizmde i³çilerin sömürülmesinin bir aracna dönü³ürler. Oysa kapitalizm, di§er yandan, üretim araçlarnn kullanmn, büyük ölçüde toplumsal bir i³ haline getirmi³tir. Büyük ölçekli üretim birimlerinde olsun, ürünlerin ta³nmas ve korunmas için kullanlan araçlarda olsun, elbirli§i içinde i³çi ve emekçi y§nlar çal³r. Üretimin bütün yükünü emek gücü kaldrrken, üretim araçlarnn sahipli§inin özel mülkiyet altnda tutulmas kapitalizmin temel çeli³mesini olu³turur. Böylece üretim ili³kileri, üretici güçlerin geli³mesinin gerisinde kalarak üretici güçlerin bir geli³me biçimi olmaktan çkar, onun engeli ve köstekleyicisi durumuna gelir. Üretim araçlarnn geli³mesi, teknolojinin ve üretici snfn ilerlemesi, bu çeli³meyi daha da keskinle³tirir ve üretimin toplumsalla³masna denk dü³ecek ³ekilde, üretim araçlarnn da toplumsalla³trlmas gere§i do§ar. Üretim araçlarnn ve bir bütün olarak üretim güçlerinin geli³mesinin düzeyi ile, mülkiyetin özel biçimi yani  üretim ili³kileri arasndaki çeli³me, devrimin do§masna yol açar. Üretici güçlerin geli³me düzeyiyle uyumlu bir üretim ili³kilerinin kurulmasna devrim denir. Bütün devrimlerin tarihsel temelini olu³turan bu çeli³me, Marksizm tarafndan,  üretim ili³kilerinin üretici güçlerin karakterine uygunlu§u yasasnda gösterilmi³tir. Bu yasa, bütün sosyo-ekonomik yaplarda, üretici güçlerle üretim ili³kileri arasndaki kar³lkl etkile³meyi aç§a çkarr. Bu yasaya göre, sn toplumlarda üretim tarznn bu iki unsuru, yani üretici güçlerle üretim ili³kileri, hem birlik hem de çat³ma halinde bulunurlar.

2

Altyap ve üstyap

Toplumsal kurulu³un bütün elemanlar, ba³lca iki ana grupta toplanabilir. Ekonomik ili³kileri ve bunlar etrafnda biçimlenen üretim ili³kilerini olu³turan maddi unsurlarn grubuna TEMEL ya da ALTYAPI diyoruz. Toplumun, manevi, siyasi, dü³ünsel olaylarnn ve kurumlannn olu³turdu§u ikinci grup unsurlara ise  ÜSTYAPI adn veriyoruz. Üstyap, toplumun altyapsnn bir yansmasdr. Her toplum, üretimi ne tarzda gerçekle³tiriyor, hayatn yeniden üretimi sürecinde ne türden ili³kilere giriyorsa ve bu ili³kilerde hangi snf egemen durumdaysa, üstyapy olu³turan elemanlar da bunlarn özelliklerini gösterirler. Her toplumda egemen kirler,

8

bu yüzden egemen snarn kirleridir. Gene her toplumun, dinsel, ahlaki, felse, hukuki yaplar, yani üstyaps, temele siyaset aracl§yla ba§lanr ve böylece üstyapnn altyap üzerinde etkili olmas sa§lanr. Fakat genel olarak ve tarihi bakmdan, daima belirleyici olan altyapdr. Sn toplumlarda altyap ile üstyap arasnda uzla³maz çeli³meler bulunur. Özellikle mülkiyet ve siyasi üstyap, altyapda geli³en üretici güçlerin gerisinde ve onun üzerinde geli³meyi engelleyici bir rol oynamasndan dolay da kar³snda bir durum gösterir. Di§er yandan egemen üstyap, üretici güçlerin geli³mesini yanstan ba³ka ideolojik ve siyasi kirlerle, ahlaki tutumlarla ve kültür unsurlanyla da çat³ma halindedir. Ezilen snarn mücadelesinin yaratt§ yeni dü³ünceler, yeni siyasi örgütlenmeler, yeni toplumsal al³kanlklar ve gelenekler, egemen üstyapnn yerle³ik ve gerici unsurlaryla kar³ kar³yadr. Toplumun temel çeli³mesinden kaynaklanan bu kar³tlk, i³çi snfnn ideolojisi ve örgütleri aracl§yla en keskin ve uzla³maz biçimini kazanr.

2

Devlet

Egemen siyasi üstyapnn en örgütlü, en belirgin yann DEVLET temsil eder. Devlet, egemen snarn hakimiyetinin bir aracdr ve snf mücadelesinin yürütülmesinde egemen snann en örgütlü gücünü olu³turur. Devlet, insanlk tarihinin belli bir a³amasnda, yani toplumlarn snara bölünmü³ halde ya³amaya ba³ladklar bir dönemin ürünüdür. Çok eski ça§larda, insanlarn henüz snara bölünmeden ya³ayabildikleri ça§larda, toplumlar devlet diye bir örgütlenmeye ihtiyaç duymazlard. Kamu i³leri, toplumun bütünü tarafndan ve herhangi bir gruba egemenlik tanmadan yürütülürdü. Özel mülkiyetin ortaya çkmasyla toplum uzla³maz snara bölündü ve mülk sahibi snarn çkarlarn mülksüz snara kar³ korumak için silahl güce, hapishanelere sahip olan, özel olarak devlet i³lerini yürütmekle görevli bir bürokratlar kadrosu kullanan bir örgüte ihtiyaç duyuldu. Devlet, halkn kamu i³lerine do§rudan katlmasn ortadan kaldrarak toplumu yönetenler ve yönetilenler olarak ayran bir i³bölümünün sonucunda do§du. Günümüzdeki bütün devletlerin temel özelli§i, daha ilk ba³ta kurulan devletlerde de ana çizgileriyle bulunur. De§i³en toplumsal düzenlere ra§men, devletlerin temel i³levi de§i³mez: Bir yanda egemen snar vardr, di§er yanda da egemenlik altnda tutulmas gereken snar. Bir ba³ka deyi³le, snara bölünmü³ her toplum, snf mücadelesiyle içice ya³amak zorunda kalan her toplum, mutlak olarak devlet örgütlenmesine de ihtiyaç duymaktadr. Bu bakmdan Lenin, Devlet, nesnel olarak snf çeli³kilerinin uzla³amaz oldu§u zaman ortaya çkar ve bu çeli³kiler uzla³amaz olarak kald§ sürece devam eder demi³tir.

9

2

Devlet tipleri ve biçimleri:

Devlet bir siyasal üstyap kurumu olarak, kendisini yaratan toplumun özelliklerini ve çeli³kilerini yanstr. Her tarihsel a³amada, farkl devlet biçimleri ve devlet tiplerinin görülmesinin sebebi, devletin üzerinde yükseldi§i toplumlarn üretim tarzlarnn birbirinden farkl olmasdr. Devletin tipi denilince, onun içeri§ini olu³turan snf yapsn kastediyoruz. Devletin biçimi ise, iktidar ve yönetim organlarnn düzenleni³ini, onun politik yapsn dile getirir. Böylece tarihte, ba³lca köleci, feodal, burjuva-kapitalist ve sosyalist devlet tiplerinden sözetmek mümkündür. Bunlarn her birinde, tarihin belli bir annda egemen snf olarak örgütlenmi³ ayr ayr snarn siyasal örgütlenmesini görürüz. Ayn snf tarafndan örgütlenmi³ olmakla beraber, yani belirli bir tarihsel tipe girmekle beraber, devletler farkl biçimler gösterebilir. Örne§in, köleci tipte bir devlet, cumhuriyetçi ya da otokratik biçimler alabilece§i gibi, burjuva kapitalist tipte bir devlet de, demokratik ya da fa³ist olabilir. Bugün baz Avrupa ülkelerinde hâlâ anayasal mutlakiyetler biçiminde burjuva tipte devletler vardr.

10

Bölüm 2

Devrim

Devrimin zorunlulu§u
2 Tarihsel zorunluluk ve sosyal devrim:
Üretim araçlarnn özel mülkiyet altnda bulundurulmas ile üretimin toplumsalla³mas arasndaki çeli³me, kapitalist toplumda devrimin tarihsel bir zorunluluk halini almasnn temelidir. Kapitalizm öncesinde de, üretim araçlar üzerindeki mülkiyetin biçimi ile, üretici güçlerin geli³me düzeyi arasndaki çat³ma ve uyu³mazlk, o üretim tarzlarnn ykl³na yol açm³t.Toplumsal devrimin temelini olu³turan üretim güçleriyle üretim tarznn ili³kileri arasndaki çat³ma, eski üretim tarznn evrimi srasnda, yava³ yava³ fakat ilerici bir tarzda olgunla³r. Fakat bu çat³ma, egemen üretim tarz tamamen ortadan kalkmadkça çözülemez, ortadan kalkamaz. Kapitalizmin yklmasnn kaçnlmazl§, bu çeli³meyi çözmesinin imkanszl§ndan, bir ba³ka deyi³le, üretici güçlerle üretim ili³kileri arasnda uyum yasasnn nesnelli§inden kaynaklanr. Üretici güçlerin geli³mesini yanstan ve bunlarla üretim ili³kileri arasndaki çat³mann sonucunda ortaya çkan sçramaya SOSYAL DEVRM denir.

2 Siyasal zorunluluk ve siyasal devrim:
Her sosyal devrim, bir siyasal devrimle tamamlanmak zorundadr. Üretici güçlerin geli³mesinin belli bir a³amasnda kendisini gösteren tarihsel-sosyal devrim, yeni üretim ili³kilerini ve yeni üretim ili³kilerine uygun yeni siyasal bir yapnn do§masn da gerektirir. Çünkü, her siyasal iktidar,

11

üretim ili³kileri içinde egemen olan snfn yüksek bir örgütlenmesini temsil eder ve üretim ili³kileri ile egemen snar de§i³tikçe, bu siyasal yapnn da de§i³mesi gerekir. Bu yüzden, her devrimin temel sorunu iktidardr; yani iktidarn yeni üretim ili³kilerini cisimle³tiren snfa geçi³idir. Yeni siyasal iktidar, ekonomik ve toplumsal ili³kilerde zorunlu olan de§i³iklikleri gerçekle³tirecek ve üretici güçlerdeki geli³meyi, toplumun bütün alanlarnda yanstacaktr. Böylece, a³a§dan, temelden ba³layan de§i³iklikler, yukardan da desteklenecek ve devletin snfsal karakteri, ba³lca üretici güç durumunda bulunan devrimci snfn karakterine uygun hale getirilecektir. Bu, tarihteki burjuva devrimlerinde de, i³çi ve halk devrimlerinde de böyle olmu³tur. Bundan sonra da, tarihsel geli³me, kendisine yön veren snfn siyasal iktidar ele geçirmesiyle kendi yolunun açlmasnn ko³ullarn daima yeniden hazrlayacaktr. Sosyal devrim, ço§u kez, derinden i³ler ve kendisini toplumsal hayat içinde apaçk belirtiler halinde göstermeyen uzun bir evrim sürecinde gerçekle³ir. Ama siyasal devrimler, daima, çalkantl bir siyasi ve ekonomik altüst olu³ halinde, keskin snf mücadeleleri içinde, bazan büyük çapta bir iç sava³ gerektirerek ilerler. Bu yüzden, egemen snarn gözüne devrim, bir barbarlk, ykclk ve kan dökücülük olarak görünür. Kan ve felaket, barbarlk ve vah³et sözkonusu olunca, burjuvazinin konu³maya hiç hakk yoktur. Emekçi kitlelerin sömürülmesi üzerine kurulmu³ bulunan kapitalist toplum, sözde bar³ç geli³me dönemlerinde bile, milyonlarca i³çi ve emekçinin kan ve teri pahasna ayakta kalmaktadr. Geli³mesinin her admnda milyonlarca insann sömürülen ve tüketilen teri, kapitalistler arasndaki rekabetteki sava³larda dökülen kan vardr. Burjuvazi, sömürü düzenini daima kur³una dizilmi³ i³çilerin, kitleler halinde krlm³ köylülerin kanyla beslemi³tir. Fa³izmin söndürdü§ü milyonlarca insan hayatnn, emperyalist sava³larn krp döktü§ü uygarlklarn, sava³larn yol açt§ barbarca vah³etin tek sorumlusu, her zaman yalnz ba³na burjuvazidir. Ve devrim, bütün bu hayvanca saldrganlklara kar³ gerçek insanlarn, eme§iyle dünyay yaratm³ bulunan insanlarn bir kar³ koyu³u ve bunlara son verme sava³dr. Kandan, terörden, vah³et ve barbarlktan sözeden burjuvazi, emekçilerin devrimci kalk³masn ne zaman gülle çiçekle durdurmu³tur da devrimin gülle çiçekle yaplmasn istiyor? Dünya i³çilerinin burjuvalar tarafndan yüz yllardr dökülen kan kadar kan hangi devrimde i³çiler tarafndan dökülmü³tür? ³çi ve emekçi kitleler ne sava³tan ne de kan dökmeden yanadrlar. Biz, her ³eyin tarihin ak³na uygun olarak mümkünse en bar³ç yoldan gerçekle³mesini istiyoruz. stedi§imiz ³ey çok basittir: burjuvazi, üretim araçlar üzerindeki özel mülkiyetinden vazgeçsin, düzenli ordu, polis ve bürokrasiye dayal devletini la§vetsin, bütün iktidar i³çilerin iktidar organlarna devretsin. Hepsi bu! Burjuvazi, bizim bu taleplerimiz kar³snda ³iddete ba³vuruyor. Bizim isteklerimize, gönül rzasyla boyun e§miyor. Bir

12

an için burjuvaziye, kendisinin kurdu§u demokratik sistem içinde kendisinin kurallarna uygun olarak seçimlerle i³ba³na gelmeyi ve devrimimizi bu anlamda demokratik biçimde yapmay kabul etti§imizi bildirdi§imizi dü³ünelim. Burjuvazi bizim bu teklimize ne cevap verecektir acaba? Farzedelim ki, burjuvazinin koydu§u kurallara uyarak, seçimler yoluyla onlarn parlamentosunda ço§unlu§u ele geçirdik ve kendi programmz uygulamak istiyoruz; yani, burjuvazinin elinden üretim araçlar üzerindeki mülkiyeti almay, yerine ve ihtiyaca göre topraklar köylülere da§tmay veya büyük çiftlikleri kollektif mülkiyete geçirmeyi, iktidar parlamentonun sözde temsilcili§inin elinden alarak i³çi-köylü konseylerinin eline vermeyi, orduyu ortadan kaldrp onun yerine bütün halkn silahlanmasna dayanan bir halk ordusunu kurmay, polis örgütünü da§tp silahl i³çi milislerinin gücünü bunun yerine geçirmeyi denedik! Bunun için parlamentoya kanun teklieri sunduk ve bizim ço§unlukta oldu§umuz meclis, bunlar kabul etti! Burjuvazi, bizim çkard§mz bu yasalarla mülkiyetini toplumsal mülkiyete devredecek mi, ordu, polis ve bürokrasi kendilerinin ortadan kaldrlmasn kabul edecek mi? Yani, halk temsil etti§i ileri sürülen parlamentodan halk oyuyla seçilerek gelmi³ i³çi milletvekillerinin ald§ bu kararlar, çkardklar bu yasalar, kolayca ve gönül rzasyla yürürlü§e girebilecek mi? Yoksa, parlamento daha bu kararlar ve yasalar tart³rken, tanklaryla ve polis gücüyle burjuvazi meclisi sarp bütün i³çi milletvekillerini tutuklayacak m? Hangi yolu seçecek burjuvazi? Sorunun cevabn uzun boylu dü³ünmeye gerek yok. Burjuvazi, seçimle i³ ba³na gelmi³ ve burjuvazinin demokratik görünü³üne aldanarak i³çileri ve halk silahlandrmadan i³leri yürütebilece§ini ummu³ nice sosyalist hükümeti, darbeyle, entrikayla ve emperyalistlerin yardmyla ala³a§ etmi³tir. Tarihte bunun pek çok örne§i vardr. Burjuvazi, kendisine en küçük bir zarar getirecek hiç bir hükümeti, bir an bile ayakta brakmaz. “iddet kullanarak, kan dökerek, ilerici hükümetleri, i³çi-köylü koalisyonlarn bir gecede bastrmak için hiç vakit kaybetmez. Bunun için, biz, burjuvazinin kar³sna i³çilerin ve halkn silahl gücüyle, kendi iktidar organlarmzla çkaca§z. Onlarn parlamentosu içine girerek i³çilerin ve köylülerin lehine kanunlar çkararak sosyalizmi kurabilece§imiz gibi bir hayalin, bir aldanmann pe³inde olmayaca§z. steklerimizin ³iddetli bir kavgay gerektirdi§ini ve bu kavgann sorumlusunun burjuvazi oldu§unu biliyoruz.

13

Emperyalizm ça§nda devrim
2 Devrim: Emperyalist zincirin, zayf halkasnda krlmas.
Emperyalizm, bütün kapitalist ülkelerin kendisine ba§ml oldu§u dünya çapnda bir sistem yaratm³tr. Bunun sonucu olarak, devrim, bir ülkenin yalnzca kendi iç sorunu, yalnzca kendi iç geli³melerine ba§l olarak ortaya çkacak bir toplumsal olay de§ildir. Kapitalizmin, dünya çapnda bir sistem olarak emperyalist a³amaya ula³m³ olmasnn devrim konusunu ilgilendiren en önemli yann Lenin, e³itsiz ve sçramal geli³me yasasnda göstermi³tir. Bu yasa gere§ince, kapitalizm ardarda gelen ve belli aralklarla tekrarlanan bunalmlar ve sarsntlardan geçmektedir. Bu sarsntlar ve bunalmlar bir yandan devrimin olgunla³mas için ko³ullar hazrlarken, di§er yandan da devrimlerin yaratt§ etki ile derinle³mekte, gittikçe daha sk ve daha zor altndan kalklr hale gelmektedir. Emperyalizm, bunalmn a³mak ve devrimleri engellemek için günümüzde çok çe³itli taktikler geli³tirmi³tir. Buna ra§men, emperyalist sistem zincirinin her halkasnn ayn olmamas, her halkann kuvvet ve dayankllk derecesini belirleyen çeli³kilerinin farkl olmas nedeniyle, en zayf halkasnda halk ve i³çi devrimlerinin ortaya çk³n engelleyememektedir. Emperyalizm, sosyalist devrimin tek ülkede zafer kazanmas olasl§n artrm³ ve kapitalizmin önceki dönemlerinde teorinin tespit etti§i tek ülkede sosyalizmin imkanszl§ görü³ünün eskimesine yol açm³tr. Stalin bu konuyu ³öyle açklar: Eskiden devrimin tek bir ülkede ba³arya ula³mas olanaksz saylmaktayd. Çünkü burjuvaziyi yenmek için ileri ülkelerin hiç de§ilse, bu ülkelerin ço§unlu§unun proletaryasnn ortak eyleminin gerekli oldu§una inanlrd. “imdi bu görü³ artk gerçe§e uymamaktadr. “imdi devrimin bir tek ülkede zaferini olanak dahilinde görmek gerekir. Çünkü emperyalizmin ba§rnda kaçnlmaz sava³lara neden olan felaketli çeli³kilerin geli³mesi, bütün dünya ülkelerinde devrimci hareketin büyümesi, bütün bunlar, proletaryann tek tek ülkelerde zaferini yalnz olanakl de§il, hatta zorunlu klmaktadr. (Leninizmin Sorunlar v. bölüm) Emperyalist sistemin zayf halkas ne demektir? Emperyalist ya da emperyalizme ba§ml ülkeler toplulu§u içinde, ³iddetli ekonomik ve siyasi çeli³melere, örgütlü i³çi ve halk hareketlerine ve bunun kar³snda egemen snarn çaresizli§ine, bölünmü³lü§üne ve yönetim bunalmna sahne olan, kapitalizme son vermek için elveri³li ko³ullarn biraraya geldi§i ülke ya da ülkeler, zayf halka özelli§i gösterirler. Bugün, hemen hemen bütün ülkelerde, bunalmn az ya da çok, geçici ya da kalc, derin etkileri ya³anyor. Ancak bunlardan hangisinin gerçekten zayf halka özelli§i göster-

14

di§ine karar vermek için dikkate alnacak en önemli unsur,  örgütlü ve güçlü i³çi ve halk hareketidir. Bu olmakszn, emperyalist kapitalizm, kendi içinde bir çk³ yolunu bulmakta güçlük çekmemekte, ülkeler, bir devrim olmakszn bunalmlarn pençesinde uzun süre kvranarak, sanclarn bir biçimde geçici de olsa haetebilmekte ve gene ayn krizin gelmesini bekleyerek ya³amaya devam edebilmektedir. Zayf halka nitelemesinin yerine oturmas için belirleyici ko³ul, devrimci y§n hareketinin bulunmasdr.

2 Devrimci Durum:
Lenin bir devrimin olgunla³m³ saylabilmesi için, egemen snarn, ara snarn ve devrimci proletarya ve emekçi halk snarnn durumunda ³u özelliklerin bulunmasn öngörüyor: 

1. Bize kar³ olan bütün snf güçlerinin, kendi güçlerinin üstünde olan bir mücadeleyle, yeteri kadar zor durumda, yeteri kadar birbirine dala³m³ ve zayam³ durumda olup olmadklarn, 2. Ara unsurlarn, duraksayan ve sallanan tutarsz unsurlarn halkn gözündeki itibarlarn yeteri kadar kaybedip kaybetmediklerini, 3. Proletaryann saarnda burjuvaziye kar³ en kesin eylemden yana güçlü bir bilincin ortaya çkp çkmad§n bilmemiz gerekir. ³te ancak bu zaman devrim olgunla³m³tr. Özetledi§imiz bütün bu ³artlar do§ru olarak hesaba katm³sak ve zaman do§ru seçmi³sek, zafer kesindir.
Lenin, bir ba³ka yerde, bu ko³ullar, bir ba³ka biçimde ³öyle ifade eder: 

Devrimin temel yasas, bütün devrimler tarafndan do§rulanan ve özellikle 20. yüzyldaki üç Rus devrimi tarafndan do§rulanan devrimin temel yasas ³udur: devrim olabilmesi için, sömürülen ve ezilen y§nlarn, eskiden oldu§u gibi ya³amann olanaksz oldu§u bilincine varmalar ve de§i³iklik istemeleri yetmez; devrimin olabilmesi için, sömürücülerin de eskiden oldu§u gibi ya³ayamaz ve hükümeti yürütemez duruma dü³meleri gerekir. Ancak a³a§dakilerin eski tarzda ya³amak istemedikleri ve yukardakilerin de eski tarzda ya³ayamadklar durumdadr ki, ancak bu durumdadr ki, devrim ba³arya ula³abilir. Bu gerçe§i ba³ka biçimde ³öyle ifade edebiliriz: (Sömürüleni de sömüreni de etkileyen) bir ulusal bunalm olmakszn devrim olanakszdr. Böyle
15

bir devrimin olabilmesi için ilkin i³çilerin ço§unlu§unun (hiç de§ilse, bilinçlenmi³ olan ve akl eren, siyasal bakmdan etkin i³çilerin ço§unlu§unun) devrimin gere§ini tam olarak anlam³ olmalar ve devrim u§runa ya³amlarn feda etmeye hazr olmalar gerekmektedir. Bundan ba³ka, yönetici snarn en geri y§nlar bile siyasal ya³ama sürükleyen, hükümeti zayf dü³üren ve devrimcilerin onu devirmesini olanakl klan bir hükümet bunalmndan geçmekte olmas gerekir.
Konuyu ele ald§ bir çok yazdan bir di§erinde ise, bu söylediklerini ³öylece özetler: 

1. Egemen snarn egemenliklerini sürdürmelerinin olanaksz hale gelmesi; `zirvedeki bunalm', egemen snarn politik bunalm, bununla ezilen snarn ho³nutsuzluk ve öfkesinin kendisine bir yol bulabilmesi için gerekli gedik açlm³ olur. Devrimin patlak vermesi için genellikle a³a§dakilerin eskisi gibi ya³amak istememeleri yetmez, `zirvedekilerin de artk yönetemez olmas' gereklidir. 2. Ezilen snarn yoksulluk ve straplarnn özellikle artmas. 3. Yukarda belirtilen sebepler yüzünden, bar³ç zamanlarda soyulmaya pek ses çkarmayan fakat frtnal dönemlerde, tümüyle bunalm yüzünden oldu§u kadar zirvenin ta kendisi tarafndan da ba§msz tarihi eyleme itilen kitlelerin etkinli§indeki belirgin art³. Yalnz ³u ya da bu gruplarn, partilerin de§il, ³u ya da bu snarn iradesine ba§l olmayan bu nesnel de§i³imler olmakszn, genellikle devrim olanakszdr.
Bütün bu ko³ullar, e§er devrimci proletarya partisi yoksa, ya da yeterince güçlü ve etkili de§ilse, gene de bir bunalmn devrimle sonuçlanmasna yetmezler. Bu, partinin ko³ullar olgunla³madkça kendi iradesi ile devrimi yapamayaca§ anlamna geldi§i gibi, tarihsel süreçte partiye dü³en görevin belirleyici oldu§unu da gösterir. Her devrimci durum, sonuçta mutlaka devrimi do§urmayaca§ gibi, farkl ko³ullarda ve farkl tarihsel temeller üzerinde gerçekle³en bunalmlardan da farkl tipte ve farkl biçimlerde devrimler do§ar. Proletarya partisinin görevi, devrimin tarihsel ve güncel geli³me ko³ullarn iyi izleyerek, döneme uygun devrimci strateji ve taktikler in³a etmektir.

16

Bölüm 3

Snar ve snf mücadelesi 

Tarihsel olarak belirlenmi³ bir üretim sistemi içindeki yerlerine ve üretim araçlar ile olan ili³kilerine, toplum içindeki i³ örgütlenmesinde oynadklar rollere ve dolaysyla toplumsal zenginlikten paylarn almakta ba³vurduklar yollara ve elde ettikleri payn büyüklü§üne göre, birbirinden ayrlan geni³ insan gruplarna snf denir. Snar, öyle insan gruplardr ki, bir grup, belirli bir sosyal ekonomi düzeni içinde ald§ farkl yer sebebiyle, di§er grubun eme§ine sahip çkabilir. Lenin, toplumsal snar böyle tanmlyor. Her sn toplumda, birbirinden farkl ya da kar³t çkarlara sahip gruplar bulunur. Bunlar arasnda, ba³lca iki ana grubu, TEMEL SINIFLAR olu³turur. Bunlar bu üretim tarz tarafndan ortaya çkarlm³lardr. Köle rejiminde köle sahipleri ve köleler, feodal rejimde derebeyleri ve serer, burjuva toplumunda kapitalistler ve i³çiler... O halde biri ba³lca üretim araçlarna sahip olan ve iktidar elinde tutan, di§eri ise sömürülenlerden veya üretim arac olarak kullanlan, ya da üretim araçlarnn mülkiyetinden tecrit edilmi³ olan iki kar³t temel snf tarihteki her üretim tarznda görülmektedir. Temel snarn ili³kileri her zaman birbirine ters dü³en çkarlar üzerine kurulmu³tur, uzla³mazdr... Toplum yalnzca temel snardan olu³maz. Bunlar arasnda, ya birine ya da ötekine daha yakn durumda bulunan ara snar da bulunur. Kapitalist toplumda, burjuvazi ve i³çi snfndan ba³ka, yan snar olarak, emekçi köylülük, ³ehir küçük burjuvazisi, sözü edilmeye de§er güçlü ara snardr. Bunlarn üretim araçlar üzerindeki mülk sahipli§i, daima pamuk ipli§ine ba§ldr ve süreç içinde binlercesi ias ederek, ya da topraktan, daha büyük toprak sahipleri tarafndan sürülüp çkarlarak mülksüzle³tirilirler ve proleterle³irler. Bir ksm ise, sermayesini artrma imkann bularak büyük burjuvalar haline

17

dönü³ebilir. Demek ki, ara snar, oldukça hareketli ve kaygan bir ekonomik ve sosyal temel üzerinde bulunurlar.

Toplumun öncüsü i³çi snf
Her tarihsel dönemde, geli³en üretici güçleri temsil eden snf, toplumun di§er ara snarna ve toplumsal ili³kilerin halihazr biçiminden zarar gören ve egemen snarla çat³ma içinde olan di§er snara mücadelede önderlik etmeye zorunludur. Bunu kendisi bilerek ve isteyerek yapmasa dahi, toplumsal ili³kilerin gerilimi ve toplumsal de§i³ikli§in tarihsel yönelimi, öncülü§ün bu snfa geçmesini zorunlu klar. Soylulara kar³ mücadelesi srasnda burjuvazi, devrimci atlmlaryla ve toplumsal de§i³imin ihtiyaçlarnn yönünde hareket etmesi sonucunda, ba³ta i³çi snf olmak üzere, bütün ezilenlerin ve soylular snf tarafndan sömürü ve bask altnda tutulanlarn öncüsü olarak rol oynam³t. Bugün durum tamamen farkldr. Her³eyden önce, toplumda en kaba sömürü ve bask mekanizmasnn ba³nda artk burjuvazi bulunuyor. Üretim araçlar üzerindeki özel mülkiyeti, yani üretici güçlerin geli³mesinin önündeki ba³lca engeli o temsil ediyor. Ça§mzda artk burjuvazinin herhangi bir devrimci atlma önderlik etmesi sözkonusu olamaz. Ça§mzda, üretici güçlerin geli³mesini temsil eden temel snf i³çi snfdr. Lenin ³öyle demi³tir: Bütün devrimlerin ve bütün ezilen snar hareketinin deneyimi, dünya sosyalist hareketinin deneyimi, bize, yalnzca proletaryann emekçi ve sömürülen nüfusun geri ve da§nk katmanlarn bir araya getirecek ve ardndan sürükleyecek durumda oldu§unu gösterir. Çünkü i³çi snf yalnzca en ileri üretici güç olmakla kalmaz, ayn zamanda mülkiyeti burjuvazinin elinde bulunan üretim araçlarnn ili kontrolünü, yani onlarn çal³trlmas, üretilmesi ve yeniden üretilmesi sürecinin de kayna§nda bulunur. ³çi snf, toplumsal ili³kilerin temel mekanizmalarn üretimden gelen gücünün eli altnda bulundurur. Bu büyük güç, ona parçalanm³, etkisiz ara snarn sözcüsü olma imkann sa§lar. Ayrca, büyük i³letmelerde ve büyük sanayi ve üretim bölgelerinde milyonlarcas biraraya gelmi³ bulunan ve toplumun en örgütlü gücü olan i³çi snf, bu bakmdan da di§er emekçilerin önünde yürümeyi ba³arabilecek tek snftr. ³çi snfnn toplumun di§er ezilen snarna önderlik etmek için sahip oldu§u bir di§er avantaj, ba§msz bir ideolojiye, bilimsel bir dünya görü³üne

18

ve en önemlisi, ba§msz bir siyasi partiye sahip olmasdr. Toplumun di§er ara snar, burjuvaziyle bir çok çeli³me ta³malarna ra§men, onun dünya görü³ünden, siyasi ve ideolojik etkisinden kurtulamaz ve toplumu kökten dönü³türecek bir devrimci siyaset in³a edemez. ³çi snf, mücadele etmek ve örgütlenmek bakmndan da ara snardan kat kat üstündür. Bu alanda çok geni³ ve zengin bir deney birikimine sahiptir. Hiç bir ara snf, uzun süreli bir grevin ne oldu§unu bilemez; bir fabrikaya, bir i³letmeye el koyarak onu kendi imkanlaryla, kendi bilgi ve görgüsüyle yönetmenin ne demek oldu§unu, hiç bir köylü bilemez. Hiç bir küçük esnaf, binlerce i³çinin biraraya gelerek olu³turdu§u örgütlü gücün imkanlarn kendisi ya³ayarak tanm³ de§ildir. ³çi snf, ara snarn büyük bir ihtiyac olan demokratik ili³kilerin gerçek anlamda sahibidir ve onun her günlük ili³kisinde bir i³çi demokrasisinin izleri vardr. Ama esnaf ve köylülük gibi ara snar, kendi aralarnda bu tür oylama, birlikte karar alma ve bir davay sonuna kadar birlikte götürme gibi al³kanlklara sahip de§ildir. ³te bu sebeplerden dolay, toplumdaki her de§i³ikli§in ve ilerlemenin öncüsü olma görevi, i³çi snfnn omuzlarndadr.

19

Bölüm 4

Proletaryann snf mücadelesinin üç temel biçimi

Snar arasndaki mücadele, toplumsal hayatn her parçasnda ve çok çe³itli biçimler alarak devam eder. ki ayr dünyay, iki ayr hayat biçimini ve iki ayr çkarlar bütünlü§ünü temsil eden ve toplumdaki di§er bütün ara snarn hareketini yönlendirip kendi eksenleri etrafnda harekete zorlayan burjuvazi ve proletarya, iki ana snftrlar ve bunlar arasndaki (emek ve sermaye arasndaki) mücadele, toplumsal hareketlili§in bütün di§er unsurlarn etkileyerek kapitalist toplumdaki hayat bu çeli³me etrafnda yönlendirir. Burjuvazi ile proletarya arasndaki snf mücadelesinin, bir çok görünü³ü vardr ve bunlar, toplum hayatndan ki³isel ya³am özelliklerine kadar bir çok alanda kendini de§i³ik biçimlerde gösterebilir. Ama sonuç olarak bütün mücadele çe³itlili§i, esas olarak üç ana biçim içinde özetlenebilir:

1 - Ekonomik (sendikal) mücadele
Ekonomik mücadelenin amac, i³çilerin i³ ve ya³am ko³ullarnn düzeltilmesidir. Ücretlerin artrlmas, i³günü süresinin azaltlmas, gibi.. Bu sava³ biçiminin en yaygn türü i³çilerin hakl davalarn ileri sürmesi ve çözüm bulunmazsa grev yapmalardr. Örgüt biçimi ise, sendikalar, yardmla³ma sandklar, tüketim kooperatieri vb.dir. Bütün i³çiler, hatta kendi durumlarnn fazlaca farknda olmayan bilinçsiz i³çiler bile, kendi ekonomik çkarlarnn dolaysz savunulmasna katlmakta tereddüt göstermezler. Böylece i³çi hareketi, ekonomik mücadele ile ba³lar. ³çi hareketinin ba³langcnda ekonomik mücadelenin bulunmas, bugün artk ekonomik mücadele günlerinin geride kald§ ya da ekonomik mücadelenin i³çi snf mücadelesinin geride kalm³

20

bir a³amas oldu§u anlamna gelmez. Ekonomik çkarlarn savunulmas için mücadele, bugün oldukça iyi haklar elde etmi³ ülkelerdeki i³çi snar için bile önemini koruyan bir mücadeledir. Ekonomik mücadelenin i³çi snf ve komünistler bakmndan ba³lca iki önemi vardr: Birinci olarak, ekonomik mücadele, kapitalist toplum ko³ullarnn devam etti§i ³artlarda bile, i³çilerin hayatlarnn bir ölçüde düzeltilebilmesini sa§layabilir. ³çi snf, bu mücadelesiyle kapitalistlerden önemli tavizler kopararak hayatn ya³anabilir ko³ullar altnda sürdürme imkann yakalayabilir. Bu yüzden her komünist, ekonomik mücadelenin i³çi hayatndaki önemini iyi kavramaldr. Ona önem vermeli ve i³çilerin hayat ko³ullarndaki en küçük bir ilerlemeyi bile sa§layacak olsa, ekonomik mücadeleye gerekli a§rl§ vermelidir. kinci olarak, ekonomik çkarlar için mücadele, kitlelerce en çabuk benimsenen mücadele biçimi oldu§u için, en geni³ i³çi kesimlerini kavgaya sokar ve onlarn kapitalizme kar³ mücadelede snf bilinçlerinin geli³mesi için imkanlar hazrlar. yi bir mücadele okuludur. Daha yüksek mücadele biçimlerine geçebilmek için frsatlar yaratr. Ekonomik mücadele, snf mücadelesinin ilk do§an biçimidir ve do§rudan do§ruya i³çilerle patronlar üretim alannda kar³ kar³ya getiren sorunlar etrafnda çkar, i³yeri ko³ullar, ücretler, sosyal hak ve güvenceler, sendikala³ma hakk, sendikalarn burjuvaziyle ili³kilerde oynayaca§ rolün tespiti vs. gibi. Bu mücadele, i³çiler ve patronlar arasndaki hukukun, ekonomik alanda tayin edilmesinden öte bir içerik ta³maz. Ve esas olarak, bu mücadelede, patronlar, kendi varlklarnn kaçnlmaz oldu§unu, i³çilerle burjuvalar arasndaki ili³kinin iki tarafn da varl§ ko³uluna ba§l olarak kurulabilece§i güvenini elde ederler. Bu alandaki mücadelesi içinde i³çi snf, ancak kapitalist düzen ko³ullarnda ve burjuvazinin varl§n tanyarak mücadele edebilir. Burjuvazinin ekonomik varl§ ile kendi varl§ arasnda kopmaz bir ili³ki varsayar ve bu mücadele burjuvazinin varl§n ortadan kaldrmaya de§il, onunla daha elveri³li ko³ullarda kar³lkl ve hak e³itli§i isteyerek bulunmay içerir. Hak kavram, bu mücadele [mücadelede] esastr ve böylece, kar³lkl haklarn dengelenmesinin sözkonusu oldu§u bir ortamda, burjuvazinin haklar pe³inen kabul edilmi³ ve bunun kar³snda i³çilerin haklarnn pazarl§na giri³ilmi³ demektir. Ekonomik mücadele snrldr. Bu mücadelede, i³çi snf, kendisinin iktidar olarak burjuvaziyi mülkiyetten ayrma programndan henüz yoksundur ve mülkiyet üzerine bir tart³ma bu mücadelenin içeri§inde yoktur. Bu mücadelede, esas olarak güçlü olan ve kendi iktidarn kabul ettirerek, bunun snrlar içinde i³çileri kendi haklarnn düzeyini tart³maya

21

oturtan burjuvazidir ve bundan dolay da, en elveri³li ko³ullarda elde edilmi³ bir toplu i³ sözle³mesinde bile, kazançl ve kârl çkan daima burjuvazi olur. Kapitalist düzenin temellerine dokunmad§ndan, i³çilerin asl ekonomik çkarn, yani, sömürünün tümden kaldrlmasn sa§layamaz. Lenin, i³çi snfnn ekonomik mücadelesinin yüceltilmesi ve siyasi mücadelesinin küçümsenmesi e§ilimlerine kar³ ³unlar söylemi³tir: Kendili§inden yani salt ekonomik ç-

karlar ve haklar için mücadele, i³çilerle i³verenler arasndaki antagonizmann uyanmaya ba³lamasn gösterirler ama i³çilerde kendi çkarlarnn ³imdiki siyasal ve sosyal rejimin tümüyle uzla³maz bir kar³tlk içinde oldu§unun bilgisini ta³mazlar. Yani böyle bir hareket, i³çilerin kendileri için zorunlu ve gerekli ya³ama biçiminin sosyalizm oldu§u bilincini ta³maz. Hareketin kendili§indenli§i, onu burjuva ideolojisine boyun e§meye götürür. Kendili§inden hareket, yani en az direnme çizgisindeki hareket, burjuva ideolojisinin daha köklü ve daha eski ve çok daha geli³kin olmasndan ötürü, ve kyaslanamayacak ölçüde yaylma araçlarna sahip olmasndan dolay, burjuva ideolojisinin egemenli§ine yol açar. Bundan dolay, bir ülkede sosyalist hareket ne kadar gençse, sosyalist olmayan bir ideolojiye kar³ mücadele de o kadar enerjik olarak yürütülmelidir. Kendili§indenli§in yüceltilmesi, i³çi hareketinin devrimci karakterine tamamen kar³dr. Bu harekete, bilinçli planl bir nitelik verilmesine kar³dr. Partinin i³çi snfnn ba³nda yürümesine, partinin kitlelerin siyasi bilincinin yükseltmesine, partinin kendili§inden hareketi yalnzca dinlemesinden ve onun kuyru§undan gitmesinden yanadr. Hareketin kapitalizmin temellerine kar³ mücadele yoluna sokulmasna kar³dr.
Üstelik ekonomik mücadelenin kazanmlar, politik mücadelenin kazanmlaryla desteklenmedikçe, kalc ve sa§lam olamazlar. Burjuvazi uzun ekonomik-sendikal mücadelelerle elde edilmi³ haklar, siyasal iktidarn ve onun bask araçlarn kullanarak, bir gecede geri alabilir. Bir anda, bütün sendikalar kapatabilir, bütün ücretleri üç-be³ puan geriye çekebilir, ücretleri dondurabilir. Bu bakmdan ekonomik-sendikal mücadele ile elde edilmi³ haklarn, gene ekonomik araçlarla yani enasyon, kesinti vs. gibi yollarla geriye alnmasnn yan sra, siyasi yollarla da geriye alnmas mümkündür ve burjuvazi bunu özellikle ülkemizde çok sk uygulamaktadr. Ekonomik mücadelenin ba³lca zay§, onun bölgesel olarak ve kapitalistlere kar³ teke tek yaplan bir mücadele olmasndadr. Siyasal mücadele gibi, tümsel bir snf sava³ de§ildir.

22

2 - Teorik (ideolojik-felse) mücadele
Bütün di§er snar gibi, i³çi snfnn da mücadelesindeki itici güç, kapitalist toplumun çeli³kileridir. ³çi snf, kendisini sömürülmeye, ezilmeye, dayanlmaz ya³ama ko³ullarna mahkum eden kapitalist toplumun ekonomik ili³kileri kar³snda kendi öz çkarlarn anlamak ve korumak zorundadr. Fakat bu, i³çi snfnn bir anda ve kendili§inden kendi durumunun bilincine varaca§ anlamna gelmez. Bu bilinç i³çilerde kendili§inden olu³maz. Snf bilinci, çe³itli unsurlardan olu³ur ve bunlarn edinilmesi için mücadele içindeki bir i³çinin ayrca bilgisini geli³tirecek ili³kilerde de bulunmas gerekir. Snf bilincinin önde gelen unsuru, her bir i³çinin özel bir snfn temsilcisi oldu§unu anlamasdr. Bu o kadar kolay de§ildir. Duvarc, demiryolcu, tornac, düz i³çi, madenci, in³aat i³çisi vs. arasnda i³ ko³ullar, ya³ama ko³ullar bakmndan farkllklar vardr ve bu i³kollarnda çal³an her bir bilinçsiz i³çi, di§er i³kollarnda çal³an i³çilerle arasnda bir ba§ bulundu§unu, hepsiyle ayn snfn üyesi oldu§unu kendili§inden göremez. Ço§u kez, kendisini bir i³çi olarak de§il, bir duvarc, bir demiryolcu, bir madenci olarak tanmlar. Çok de§il, bundan 20-30 yl öncesinde, Türkiye'de, her Anadolu kentinde, ayr ayr meslek ve i³kollarnda çal³an esnaf, ayr ayr çar³larda toplanrd. Bugün de baz yerlerde, bakrclar çar³s, terziler çar³s vs. olarak adlandrlan özel olarak bir belli i³ snfna göre ayrlm³ pazarlar, dükkan yerleri bulunur. Bu, eski feodal-lonca geleneklerinin bir devamdr. ³çilerin de kendilerini i³kollarna göre ayr ayr mesleklerin mensubu gibi tanmlamalar, geri bir toplumsal düzenin, eskiye ait bir üretim tarznn bilinç ve kavray³ düzeyine i³aret eder ve bugünkü modern kapitalist toplumun gerçeklerinden uzak kalm³ olmay gösterir. Bu, i³çilerin kapitalistlere kar³ tek bir vücut halinde birle³melerini, madenci, demiryolcu, in³aat i³çisi vs. ayrm yapmadan snfn bütün üyelerinin tek bir bütün olarak mücadeleye girmelerini engelleyen geri bir durumdur. Ço§u kez, büyük bir entegre tesiste çal³an bir i³çi, ald§ ücretin yüksekli§ine aldanarak, örne§in bir maden i³çisi ile ayn snftan oldu§unu göremeyebilir. ³ko³ullarnn görece iyili§i, ücretlerin yüksekli§i ya da sosyal hak denilen baz ek çkarlarn elde edilmi³ olmas, ücretli köleli§in ortadan kalkt§n, çkarlarn farkl oldu§unu göstermez. Snf bilincinin ba³langç noktas, hangi i³kolunda olursa olsun, bütün i³çilerin ayn snftan olduklarnn ve ortak çkarlara sahip bir bütün olu³turduklarnn bilinmesidir. Di§er yandan, i³çinin kendisini bir snfn üyesi olarak görmesi de ço§u kez, snf bilincinin yeterince olgunla³masna yetmeyebilir. ³çi, kapitalist toplum içinde ezilmesinin nedenlerini ve sömürünün nasl gerçekle³ti§ini iyice bellemelidir. Bir çok i³çi, sömürünün ki³isel bir ³ansszlk yüzünden ba³na gelmi³ ³ahsi bir mesele oldu§unu dü³ünür. Ücreti dü³ük, hayat ³artlar kötü

23

olann yalnzca kendisi oldu§unu, kendisinden ba³ka herkesin az çok hayatn kurtarm³ oldu§unu zannedebilir. Böyle olunca da, kurtulu³unun kendi çabasyla, sa§dan soldan bir ³eyler ekleyerek, kö³eyi dönmekte oldu§unu dü³ünebilir. Hatta bu durumdan kurtulmak için kendi arkada³larna zarar vermeyi bile kabul edebilir. Tek ba³na bir çk³ yolu, tek ba³na kurtulma dü³leri kurabilir. Bazlar bunu ba³arabilir de. Ama, tek tek i³çinin rastlantsal olarak küçük mülk sahibi burjuva krntlarna dönü³ebilmesi, bir küçük burjuva haline gelmesi, bir çok rastlantya ba§ldr ve milyonlarca i³çi içinde ancak birkaç i³çi böyle bir frsat yakalayabilir. Her i³çi, kendisinin snfn bir üyesi oldu§unu bildi§i gibi, kurtulu³unun da ancak snfyla birlikte ve kapitalizmin ykl³ ile mümkün olaca§n bilmelidir. Kapitalizm ayakta kaldkça, i³çi snfnn kendine yara³r hayat ³artlar bulmas sadece bir hayalden ibarettir. ³çiler mücadelenin, burjuva snfnn tümüne kar³, i³çi snfnn tümünün mücadelesi oldu§unu bilmelidirler. Snf bilincinin di§er bir özelli§i, i³çi snfnn gerçek dü³manlarn tam olarak tanmasdr. Bazan i³çilerin kendili§inden ba³kaldrlar, mücadeleleri, yanl³ hedeere yönelmi³ olmaktan dolay kayplarla ve yenilgilerle sonuçlanr. ³çi snfnn mücadele tarihinin bir döneminde, Avrupa'daki sanayi devrimi srasnda, i³çiler arasnda makine krclar hareketi yaylm³t. Makinelerin kullanlmasnn durumlarn a§rla³trd§n, ücretlerini dü³ürdü§ünü ve i³sizli§in artt§n gören i³çiler, makinalar krmaya ba³lam³lard. Ama durumlarnn kötüle³mesinin sebebi makinalarn varl§ de§ildi. Makinalarn ardnda duran, burjuva özel mülkiyet düzenini görememi³lerdi. Bu, günümüzde pek az yerde görülen bir yanlmadr. Ama bunun gibi ba³ka yanl³ dü³man tespit etme bilinçsizli§inin örnekleri vardr. Baz i³çiler, örne§in ekmek yatlarnn artmasndan rmalarn, ya da bu§day taban yatlarnn artmasn isteyen köylülerin sorumlu oldu§unu sanr; burjuvazi, böyle yanlglar propaganda malzemesi olarak kullanarak, köylülere ve di§er emekçilere de, pahall§n sebebi olarak i³çi ücretlerinin yüksek olmasn gösterir. Böylece i³çilerle di§er emekçiler arasnda asl olmayan bir ztla³maya, güvensizli§e yol açmaya çal³r. Teorik ve ideolojik mücadelenin kapsam, yalnzca i³çi snfnn bilincinin yükseltilmesine yönelik çal³malardan ibaret de§ildir. ³çi snfnn bilimsel sosyalizm teorisi, sürekli de§i³en ve geli³en toplumsal ko³ullar izlemek, snf mücadelesinin yeni ihtiyaçlarn tespit ederek bunlarn kar³lanmas için yeni görü³ler, yeni çözüm yollar geli³tirmek zorundadr. Böylece teorik mücadelenin çok önemli bir di§er yann, bilimsel sosyalizmin teorisinin geli³tirilmesi, daha da derinle³tirilmesi ve sa§nn korunmas çabas olu³turur. Teori, bütün ülkelerin i³çi hareketinin genel biçimde ele alnm³ deneyimi-

24

dir. Yani tek bir ülkede, geçmi³teki bir zamanda olup bitmi³ bir snf mücadelesinin de§il, bütün ülkelerin i³çilerinin bütün zamanlar boyunca yürüttükleri mücadelenin en genel ve en temel özelliklerinin bilgisini içerir. Bu yüzden de, burjuvazinin dünya çapndaki varl§na kar³lk, i³çi snfnn dünya çapndaki mücadelesine yol gösterebilme yetene§ine sahiptir. Bu ayn zamanda dünyann çe³itli ülkelerinde de§i³ik zamanlarda i³çi snfnn bilimsel dünya görü³üne kar³ ileri sürülmü³ çe³itli burjuva, revizyonist ya da oportünist görü³lere kar³ mücadele etmek, onlarn tezlerini çürütmek ve mücadelenin önünde engel te³kil etmelerine son vermek görevlerini de teorik mücadelenin kapsamna sokar. Böylece özet olarak, teorik-ideolojik mücadelenin kapsamnn, i³çi snf bilincini geli³tirmek, burjuvazinin i³çi snf üzerindeki siyasi ve dü³ünsel etkisini yoketmek, proleter olmayan emekçi kitleleri burjuvazinin etkisine kar³ silahlandrmak, bilimsel sosyalizmin teorik cephaneli§ini geli³tirmek ve revizyonizme kar³ korumak oldu§unu söyleyebiliriz. 

³çi Snfna Sosyalist Siyasal Bilinç D³ardan Verilir
Bu, Marksizm-Leninizmin en önemli siyasi ilkelerinden birisidir. Ne var ki, bu önemli ilke, özellikle bizim ülkemizde çok yanl³ biçimlerde anla³lm³ ve bir çok sa§ ve sol oportünist görü³lerin kayna§ haline getirilebilmi³tir. Marksist-Leninistler, küçük burjuva sol ve sa§ oportünizme kar³ mücadelesinde, bir çok kez bu ilkenin nasl anla³lmas ve uygulanmas gerekti§ini açkladlar ve kendi mücadelelerini bu ilkenin Leninist tarzda kavranmas üzerinde yükseltmeye büyük önem verdiler. Lenin, devrimci proletaryann siyasal örgütünün kurulu³ yllarnda, siyasi ilkelerin netle³tirilmesi ve evrensel boyutlar kazanmas için mücadele ederken bu konuya e§ildi. Ne Yapmal? adl eserinde, parti, bilinç ve i³çi snf arasndaki ili³kileri çözümlerken, bilincin d³ardan verilmesi ilkesinin üç temel unsurunu açklad. Özetle bu üç temel unsur ³unlardr: 1. ³çi snfnn bilimsel teorisi, i³çi snf d³nda, mülk sahibi snar içinden gelen aydnlar aracl§yla in³a edilmi³tir. Bilimsel sosyalizmin teorisi, ba³lca üç kaynaktan do§mu³tur. Bunlar, Klasik ngiliz iktisad, Alman klasik felsefesi ve Fransz sosyalizmidir. Marks ve Engels, kendi ça§larnda her biri aydnlar ve i³çi hareketi üzerinde de§i³ik biçimlerde etkili olan bu büyük dü³ünce ve eylem akmlarnn tam bir ele³tirisini yaparak her birinin burjuva dünyas ile olan ili³kilerini aç§a çkardlar. Bunun yan sra onlarn içerdi§i devrimci-demokratik ve sosyalist ö§eleri aykladlar, onlarda ilerici olan ne varsa daha da ileri götürdüler ve tamamladlar. Böylece, bütün geçmi³ snf

25

mücadelelerinin deney ve bilgisini en geli³mi³ biçimiyle kendi içine alan ama bunlarn hepsinden farkl, hepsinden daha kapsaml ve daha yüksek bir bilimsel de§er ta³yan Marksizm do§du. Bu büyük bilimsel çaba, günde on bazan on alt saat çal³an, gündelik ekme§i pe³inde ko³turarak yorulan ve insanl§n büyük kültürel bilimsel bilgi birikimini elde etmek, kavramak ve geli³tirmek için hiç bir zaman yeterli çabay gösteremeyecek olan i³çiler eliyle gerçekle³tirilemezdi. Bu büyük görev, kaçnlmaz olarak, i³çilerin kurtulu³unu kendi kurtulu³lar olarak kavrayan ve bu yüzden de kendileriyle i³çi snf arasnda bir kader birli§i gören aydnlar aracl§yla yerine getirilebilirdi. Sosyalist teorinin i³çi snf d³nda in³a edilmesinin zorunlulu§u, onun i³çilerin hayatndan ayr, bamba³ka bir ortamda in³a edildi§i anlamna gelmez. Çünkü ba³ta Marks ve Engels olmak üzere, ça§n bütün sosyalist aydnlar, Avrupa i³çi snfnn devrimci mücadelesinin içinde yer alm³lar, onun çe³itli düzeylerdeki örgütlerinde görev üstlenmi³ler ve i³çilerle birlikte defalarca yarglanm³, sürgüne gönderilmi³lerdi. Teori, gerçi i³çi snf d³ndan gelmi³ olan aydnlarn i³i olarak gerçekle³iyordu ama bu aydnlarn hayat ile i³çilerin hayat arasnda kopmaz bir ili³ki vard. ³çiler arasnda da sosyalizmin teorisi ile ilgilenen [,] ona ciddi ve ilginç katklarda bulunan bir çok teorisyen çkm³tr. Ama Lenin, onlarn i³çiler olarak de§il, hayatlarn ücretli i³çi olmann d³nda bir yoldan kazanmaya ba³lam³ aydnlar olarak bu katky yapaklarn belirtir. Ksacas d³tan kavramnn birinci unsuru, sosyalist teorinin i³çi snf d³nda in³a edildi§i gerçe§idir. 2. Lenin, i³çi snfna sosyalist siyasal bilinç, d³ardan, yani ekonomik mücadelenin d³nda kalan bir alandan, i³çilerle i³verenler arasndaki ili³kinin d³ndan getirilebilir. Bu bilginin sa§lanabildi§i biricik alan, tüm snarn ve katmanlarn devletle ve hükümetle olan ili³kileridir, tüm snar arasndaki kar³lkl ili³kilerdir der. ³te bilincin d³tan verilmesi ilkesinin en önemli ve temel unsuru budur. Yukardaki bölümlerde, i³çi snfnn ekonomik mücadelesinin darl§n ve tam kurtulu³ için yeterli imkanlar ta³mad§n açkladk. Lenin, ekonomik-sendikal mücadele içinde, i³çi snfnn ancak snrl ekonomik türden bir bilinç elde edebilece§ini ve bunun da onun kendi iktidarn kurmas için yetmeyece§ini bir çok defa belirtmi³tir. O ö§retmektedir ki, siyasal bilinç, ancak siyasal mücadele içinde ve do§rudan do§ruya i³çi snfnn bir bütün olarak burjuva snfna kar³ mücadelesi içinde edinilebilecek bir ³eydir. Ekonomik mücadele alannda ve sendikal örgütlenmenin dar snrlar içinde kalndkça, i³çi snf, burjuva toplum ve devlet ili³kilerini bir bütün olarak görmek imkann bulamaz. Ekonomik mücadelenin yaygn, sk rastlanr bir ³ey olmas, bu geri mücadele biçiminin d³nda bir ba³ka yol olmad§ dü³üncesini geli³tirir ve kolayc aydnlar, i³çi snfnn ekonomik mücadelesini siyasi mücadeleye çevirmekten sözederler. Bir mücadele biçiminden

26

daha yüksek mücadele biçimlerine geçi³ imkanlar elbette vardr ama, ekonomik mücadelenin siyasi mücadeleye çevrilmesi kavram, Lenin'in ele³tirdi§i bir ³eydir. O, ekonomistlere kar³ mücadelesinde bunu açklkla belirtmi³tir. Men³evikler aynen ³öyle diyorlard: Partimiz, hükümetin kar³sna, iktisadi sömürüye, i³sizli§e, açl§a vb. kar³ somut yasal ve idari önlem istemleriyle çkmalyd... Yani, ekonomik talepleri, siyasi bir niteli§e kavu³turmalyd!. Ya da, bir ba³ka deyi³le, ekonomik talepleri, hükümeti yasalarda de§i³iklik yapmaya zorlayacak bir eylemin kalk³ noktas yapmalyd! Hükümete kar³ ve ekonomik talepler kavramlar birarada kullanlnca bunun ekonomik mücadelenin siyasi mücadeleye çevrilmesini ifade etti§ini zanneden men³eviklere kar³ Lenin, bunun yalnzca siyasi mücadele kavramnn yozla³trlmas anlamna gelece§ini tespit etmi³tir. Ekonomik mücadelenin i³çilerle i³verenler arasnda cereyan eden dar kapsamnn baz siyasi taleplerle doldurulmas ve siyasi sloganlarla süslenmesi onu siyasi mücadele haline getiremez. Siyasal bilinç, i³çi snfnn kendi deneyleriyle ve do§rudan do§ruya devletle bütün i³çi ve halk y§nlar arasndaki mücadele alannn içinde yürütülen mücadele srasnda elde edilebilir. Bu konunun anla³lmam³ olmas, ülkemizde bir çok yanl³ de§erlendirmenin teori yerine geçmesine yol açm³tr. Örne§in, sradan bir ekonomik grevde, e§er i³çilere bir kaç siyasi slogan attrlabilmi³se, mücadelenin siyasi mücadeleye dönü³tü§ü ileri sürülebilmi³tir. Siyasi mücadele, do§rudan do§ruya iktidar için mücadeledir. Ve bir eylem, e§er, snfa kar³ snf  niteli§ini ta³myor, yani i³çilerin burjuvaziye kar³ topyekün mücadelesinin bir parçasn olu³turmuyorsa, ya da görünürde salt ekonomik talepler içermesine ra§men, i³çi snfnn partisi öncülü§ündeki siyasi mücadelesinin bir parças olarak yerini almam³sa, siyasi mücadele saylamaz. Bazan burjuva anlamda, reformcu ya da hükümetin gündelik uygulamalarna kar³ bir mücadele sözkonusu oldu§unda, bazlar bunun da siyasi mücadele saylaca§n söylüyorlar. Biz, i³çilerin sosyalist siyasal mücadelesinden sözediyoruz. Yoksa, i³çilerin burjuva anlamda siyaset yapmalarndan de§il. Geri i³çi y§nlar, kendi ba§msz hedeerini formüle etmekten aciz kaldklar her durumda, burjuvazinin siyasi eyleminin bir parças haline gelirler ve böyle siyasi eylemler i³çi snfmzn geçmi³inde pek çok kez görülmü³tür. Gerici sendikalar, binlerce i³çiyi meydanlarda toplayarak, komünizmi lanetleme mitingleri yaptrabilmi³lerdir, gene gerici sendikalar, hükümetin Kbrs konusundaki gerici-³öven politikasn desteklemek için i³çi gösterileri düzenlemi³lerdir. Bunlarn hepsi siyasi gösterilerdir. Ama acaba i³çi snfnn siyasi mücadelesinin örnekleri midir? Bir i³çi eyleminin i³çi snfnn siyasi eylemi saylabilmesi için o hareketin kesin olarak i³çi snfnn kendisi için yaplm³ olmas ³art aranmaldr. Yani, kendisini egemen snf olarak örgütleme sava³nn, iktidara gelme mücadelesinin bir parçasn olu³turmas gerekmektedir. Ba§msz snf hedeeri açkça tanmlanm³, kendi iktidarn

27

kurmay hedeeyen bir programla donatlm³ olmas ³arttr. Biz, i³çi snfnn proleter sosyalist politikasnn hedeerini i³çi eyleminin siyasi mücadelesinin içeri§i olarak görürüz. Yoksa, burjuvazinin herhangi bir fraksiyonunun bir ba³ka burjuva fraksiyona kar³ yürüttü§ü politikalarn arac olarak hareket eden i³çi y§nlarn, siyasi eylem içine girmi³ olarak göremeyiz. 3. Bilincin d³tan verilmesi ilkesinin üçüncü unsuru, i³çi snfnn siyasi eyleminin ve sosyalist bilincin i³çi snf d³ndaki bütün emekçi halk tabakalarna, bütün ezilen ve sömürülenlere yöneltilmesidir. Bu, bir yandan i³çi snfnn kendi içine kapanmasnn yanl³ oldu§unu ve i³çi snfnn di§er ezilen snara ve ezilen uluslara kar³ da toplumsal yükümlülükleri bulundu§unu gösterir; di§er yandan, sosyalizmin biliminin bütün emekçi halka iletilmesinin bir görev oldu§unu ö§retir. Böylece görülüyor ki, bilincin d³tan verilmesi ilkesi, basitçe baz aydnlarn, ya da sosyalizmin bilimini ö§renmi³ birkaç ki³inin i³çilere bunu aktarmasndan ibaret de§ildir. Leninizmin bu ilkesini bu ³ekilde basite indirgemek, onun oportünist tarzda yorumlanmasna ve oportünist siyasetlerin hakl çkarlmas için araç olarak kullanlmasna yol açar. Küçük burjuva sol oportünizm, bu ilkeyi çarptarak, siyasi mücadelede i³çilerin bizzat bulunmas gerekmedi§ini, onun yerine sosyalizmin bilincini ta³yan aydnlarn siyasi mücadeleyi yürütmesinin yetece§ini ileri sürmü³lerdir. Böylece, yüksek bilinçle donatlm³ aktif eylemci bir aznl§n bilinçsiz i³çi y§nlarnn yerine ve onlarn adna eylem yapmasnn Leninizm'e uygun oldu§unu iddia etmi³lerdir. Gene ayn küçük burjuva gruplar, i³çi snfnn d³nda siyasi eylemler yaparak, i³çi snfna sosyalist siyasal bilincin d³ardan verilebilece§ine inanm³lardr. Sa§ liberal sosyalist maskeli aydnlarn bazlar da, Leninizm'in bu ilkesinin yanl³ oldu§unu, çünkü i³çi snfnn içine gitmeden ona sosyalist bilincin götürülemeyece§ini ileri sürmü³lerdir. Görülüyor ki, sa§ ve sol oportünizm, ayn noktada bulu³uyor: Onlar Lenin'in bu ilkesini, i³çi snfnn içinden mi, yoksa i³çi snfnn d³ndan m diye tart³yorlar. Oysa Lenin, daima, bilinç sorununu, ekonomik mücadelenin içinden mi, yoksa siyasi mücadelenin içinden mi biçiminde tart³m³tr ve bu sorunun cevabn açk olarak vermi³tir. Lenin'in, i³çi snfnn d³nda ya da i³çi snfnn içinde diye bir sorunu tart³mad§ çok açktr. Sonuç olarak, sosyalist siyasal bilincin d³tan verilmesi ilkesinin üç temel unsuru vardr:  ³çi snfnn bilimsel teorisi, i³çi snf d³nda in³a edilmi³tir  ³çi snfna sosyalist siyasal bilinç, ekonomik mücadele alannn d³ndan verilir

28 

³çi snf, sosyalist bilinci kendi d³ndaki emekçi snf ve tabakalara da iletmeli, kendi sosyalist mücadelesine onlarn demokratik mücadelesini katmaldr. Bu unsurlardan hiçbirisi, tek ba³na ilkenin tümünü ifade etmeye ve do§ru anla³lmasna yetmez. Özellikle, bilincin d³tan verilmesi denilince, bunun yalnz ba³na aydnlarn önemini anlatan bir ilke oldu§unun sanlmas çok yanl³tr.

3 - Siyasi mücadele
Emekçi snfnn burjuva egemenli§ine son verip kendi egemenli§ini kurmak için verdi§i mücadeleye siyasi mücadele denir. Bu snfsal sava³, emekçi snf sava³larnn en temel biçimidir. Tüm emekçi snf tarafndan tüm burjuva snfna kar³ yaplr. Snar sava³nn en yüksek biçimidir. ³çi snfnn bir bütün olarak, tüm maddi ve manevi güçlerini burjuvazinin kar³sna dikti§i tek mücadele biçimidir. ³çilerin yalnzca kendi kapitalistine kar³ yürüttü§ü ekonomik mücadeleden farkl olarak, bütünüyle kapitalist snfn çkarlarn koruyan devlete kar³ mücadeleye giri³tikleri bir sava³ biçimidir. Lenin, bu mücadelenin önem ve gereklili§ini ³öyle anlatm³tr: Snf sava³nn ancak politik alan içine ald§ zaman gerçek, kararl, yaygn bir mücadele halini alaca§n söylemek yetmez. Marksizm için snf mücadelesi ancak, politik alan da içine almakla kalmayp bu alanda esas olan ³eye, devlet iktidar yapsna yöneldi§i zaman `tüm ulusun' tamamen yaygnla³m³ mücadelesi biçimini alr. ³te, bir marksistle, i³çilerin iktidar ele geçirmek için eylemde bulunmamalar ³artyla politik zeminde mücadeleyi kabul etmeye hazr bir liberal arasndaki farkn ortaya çkt§ temel burasdr. Siyasal mücadelenin temel mücadele biçimi olmas, her türden mücadele ve örgütlenme biçiminin, onun ihtiyaçlarna, onun stratejisine ve takti§ine ba§l olarak yürütülmesi gerekti§i anlamna gelir. Kendi ba³na bir ekonomik mücadele, ya da siyasi hedeerden kopuk olarak sürdürülen, i³çilerin iktidar mücadelesinin ihtiyaçlarn gözetmeyen bir teorik mücadele, kendili§indendir ve kendi ba³na kalm³ haliyle hiç bir biçimde, iktidar mücadelesine hizmet edemez. Ekonomik mücadelenin siyasi mücadeleye ba§lanmas, teorik mücadelenin de siyasi mücadelenin bir yan haline getirilmesi zorunludur. Bunlarn hiçbirisi, kendi ba³larna ve kendi tabiatlar gere§i sosyalist siyasi içerik ta³yamazlar. Ancak i³çilerin siyasi partisinin öncülü§ünde yürütüldüklerinde ve i³çi snfnn genel iktidar mücadelesinin stratejisi ve takti§ine

29

uygun bir i³bölümü ve i³birli§i içinde ³ekillendiklerinde siyasi bir anlam kazanabilirler. Kendili§inden mücadelenin her biçiminin kendili§inden bir siyasi karakter ta³yaca§nn söylenmesi, onlarn bir ba³ka siyasi gücün, yani burjuvazinin siyasi mücadelesinin bir parças haline gelmelerinin kaçnlmaz oldu§u anlamnda do§rudur. Kesin ve açk olarak bilinmelidir ki, i³çi snfnn devrimci komünist partisinin çizdi§i siyasi plana uygun olmayan, onun gereklerini yerine getirmeyen ve onun bütünle³tirici etkisini ta³mayan hiçbir mücadele i³çi snfnn sosyalist siyasi mücadelesinin kapsam içinde de§ildir. Böylesi bir siyasi mücadele, i³çi y§nlarn kucaklam³ olsa bile, sonuçta i³çi snfnn burjuvazinin arac olarak mücadelesi, ya da i³çi snfnn burjuva içerikli politikas olmann ötesine geçemez. Ça§mzda, hiçbir kapitalist toplumda, iki ana snfn yani burjuvazinin ve proletaryann ikisinden birinin d³nda gerçekle³mi³ hiçbir ekonomik, teorik, siyasi olay yoktur, olamaz. Genel ve etkili olan bugün burjuvazidir ve onun etkisindeki ara snardr. Bu, proletaryann henüz etkili olamad§ ko³ullarda, burjuvazinin alt kesimlerinin hareketlerinin proletaryann hareketi gibi kendisini gösterebilmesinin sebebini de açklar. Baz küçük burjuva hareketler, silahl mücadele temeldir slogann kullanyorlar. Bu, silahl mücadele ile siyasi mücadele arasndaki ili³kiyi görmemektir ve siyasi mücadelenin temel alnmas krinin de bir tahrifatdr. Proletaryann temel mücadele biçimi, sosyalist siyasal mücadeledir ve bunun herhangi bir biçimde çarptlarak kullanlmas, yanl³ sonuçlar do§urur. Silahl mücadele, yalnzca, sosyalist siyasal mücadelenin araçlarndan birisidir.

30

Bölüm 5

Snf mücadelesinde devrimci proletaryann sosyalist ve demokratik görevleri

Sosyalist görevler
³çi snfnn mücadelesi, devrimci komünistler tarafndan esas olarak iki temel eksen etrafnda örgütlenir. Bunlardan birincisi, sosyalizm için, yani kapitalist snfa kar³, sn toplumu yoketmeye ve sosyalist bir toplumu kurmaya; di§eri ise, ülkedeki siyasal ve toplumsal hayat demokratikle³tirmeye, siyasal özgürlükleri elde etmeye, emekçi kitlelerin mücadelesini i³çi snfnn sosyalizm için mücadelesinin bir parças halinde örgütlemeye yönelmi³tir. Bunlardan sosyalist mücadele temeldir. Di§eri, yani ekonomik mücadele, onun etrafnda ³ekillenir ve esas olarak sosyalizm için mücadelenin geli³tirilmesine, tamamlanmasna, daha iletletilmesine ve daha y§nsal hale getirilmesine hizmet edecek biçimde yürütülür. Devrimde proletaryann sosyalist çal³masnn ana biçimlerini esas olarak üç ba³lk altnda toplayabiliriz: Propaganda, ajitasyon ve örgütlenme.

A. Propaganda
Propagandann içeri§ini sosyalistçe doldurmak, yani ülke, dünya, toplum ve do§a olaylarna sosyalistçe bir bak³ açs geli³tirecek propaganda çal³mas yapmak, sosyalist ahlakn yerle³tirilmesine, sosyalist kültür unsurlarnn gel-

31

i³tirilmesine çal³mak. Propagandann önde gelen ba³lca konular ³unlardr:

- Bilimsel sosyalizm teorisi ve tarih içindeki geli³mesi, dünya snf mücadelesi ile ili³kisi, - Toplumun ekonomik ve toplumsal düzeni, onun temelleri, ve geli³mesinin yönü ile bu düzen içinde yer alan çe³itli snarn kar³lkl ili³kileri ve aralarndaki mücadele, - Bu mücadelede i³çi snfnn rolü ve bu snfn batmakta ve geli³mekte olan snarla ili³kisi, - Dünya olaylar, emperyalizm, uluslararas komünist hareket, ulusal kurtulu³ hareketleri, - Uluslararas i³çi hareketinin tarihi, i³çi ve halk devrimlerinin tarihi, - Proletaryann dünya ordusunun bir parças olan birle³ik bir i³çi snf olarak ülkemizin bütün i³çilerinin çkarlar ve ortak davas, - Enternasyonalizm, uluslararas çapta i³çi dayan³masnn zorunlulu§u, uluslararas i³çi hareketiyle olan ba§lar, karde³ partiler, sosyalist ülke ile dayan³ma, ulusal kurtulu³ hareketleriyle dayan³ma, kendi ülkesinde devrim yapma sorumlulu§u, - ³çilerin komünist tarzda örgütlenmesinin zorunlulu§u, - Sosyalizmin ideolojisi ve sosyalist toplumun in³as...

B. Ajitasyon
³çilerin bulundu§u bütün alanlarda, gündelik sorunlarn ve mücadelenin gündelik taleplerinin sosyalist tarzda ele alnp i³lenmesi; sosyalist ajitasyon,

- ³ süresi, ücretler, çal³ma ko³ullar vs. vs. yüzünden i³çilerle kapitalistler arasnda çkan tüm çat³malara katlmak, - ³çilerin dikkatini en kaba suistimallere çekmek.

32

C. Örgütlenme
Hayatn her alannda i³çilerin ve halkn örgütlenmesinin sosyalistçe ba³arlmas,

- Sendikalarda, kitle örgütlerinde, kitle inisiyatinin geli³tirilmesi, kitlelerin kendi kendilerini yönetme al³kanlklarn edinebilmesi için tedbirler alnmas, - ³çi topluluklarnn örgütlendirilmesi, bu gruplarla proletaryann devrimci komünist partisi arasnda düzenli ve sk ili³kilerin kurulmas, - ³çi hareketinin tüm merkezleri ile haberle³melerin düzenlenmesi, bildirilerin, ça§rlarn çkarlmas ve da§tlmas, - Deneyimli ajitatörlerin yeti³tirilmesi vs.

Demokratik görevler
Devrimin geli³me düzeyinin henüz bir demokratik devrim a³amas oldu§u ülkelerde, proletaryann snf mücadelesi, sosyalist görevlerin yansra önemli demokratik devrim görevleri de içerir. Her³eyden önce, proletarya, içinde bulunulan devrim a³amasnn düzeyine bakmakszn, kendi bildi§i yolda, sosyalist görevlerini eksiksiz ve aksatmadan yerine getirmeye devam edecek, fakat bunun yansra, di§er ezilen ve sömürülen snf ve tabakalarn sorunlarna ve ihtiyaçlarna da çözüm yollar göstererek onlarn mücadelesinin ilerlemesine ve kendi mücadelesinin bir mütteki haline gelmesine çal³acaktr. ³çiler, bu yüzden emekçi köylülü§ün, küçük burjuvazinin ve genel olarak demokrasiden çkarlar bulunan bütün snarn öncüsü olmak ve devrimi bir demokratik devrim a³amasnda brakmayarak daha ileriye, sosyalist devrime götürebilmek için demokratik devrimci geli³melere de katlmak ve onun yol göstericisi olmak zorundadr. Bu çal³mann sosyalist çal³ma ile ayrlmaz bir biçimde ba§l oldu§unu tekrarlayarak, snf mücadelesinin demokratik görevlerini özetleyelim.  Bugün tekelci burjuvazi, ba³ta fa³izm olmak üzere, feodal gericiliklerin, ³eyhlik, a§alk kurumlarnn koruyucusu ve destekçisidir. Toplumsal ili³kilerin geli³mesinin ve demokratikle³mesinin önündeki en önemli engel, tekelci burjuvazidir. Çünkü, tekelci burjuvazi, geçmi³ zamanlarda burjuvazinin devirdi§i ne kadar gerici kurum ve toplumsal ili³ki biçimi varsa, onlar

33

i³çi snfnn devrimci mücadelesine ve sosyalizme kar³ kendi etrafnda yeniden canlandrp tutmaya çal³maktadr. Böylece, kendi gücünü artrmaya çal³rken, aslnda proletaryaya da yeni müttekler kazanmak için frsat yaratmaktadr. Çünkü, tekelci burjuvazinin gericilikle olan ba§lar, onu di§er emekçi snardan ayrmakta ve gittikçe daha dar bir ittifaka mecbur brakmakta ve i³çi snfnn di§er ezilen snarla, köylülükle birle³mesi için yeni alanlar açmaktadr. ³çiler, fa³ist diktatörlü§ün tekelci burjuvazi ile gerici di§er snf ve kurumlar arasndaki bu ittifakn görmeli, ayn zamanda kendi ittifaklarnn çerçevesini de anlamaldr. Bu çerçevede, demokratik hak ve çkarlar için mücadelenin önemini gösteren pek çok ³ey vardr.  Sosyalizm için mücadele eden i³çi snf, ³u anda fa³ist diktatörlük tarafndan tamamiyle kslm³ bulunan demokratik hak ve özgürlüklerin elde edilmesi için, mücadelede de en önde ilerlemek zorundadr. Siyasal özgürlükleri elde etmeye çal³madan, ülkenin siyasal ve toplumsal düzeninin demokratikle³tirilmesi mücadelesinin en önünde yürümeden, i³çiler sosyalizm davas yolunda ba³arl bir mücadelenin yürütülemeyece§ini kavramaldrlar. ³çiler hem kendileri ve hem de di§er emekçi snar için, örgütlenme, söz, toplant, basn özgürlü§ü talep ederler ve bunlar için mücadelenin öncülü§ünü yaparlar. Çünkü bu özgürlükler ve haklar, herkesten çok i³çi snf için yasaklanm³tr ve elde edilmeleri halinde herkesten çok i³çi snf yararlanacaktr. “u nokta unutulmamaldr ki, siyasal özgürlükler, özellikle bizimki gibi ülkelerde, devrimci atlmlar olmakszn, egemen snarla uzun soluklu bir bo§u³maya giri³ilmeksizin ve devrimci-demokratik bir dönü³üm için gerekli toplumsal ve siyasal de§i³iklikler gerçekle³tirilmeksizin kalc olarak kazanlamazlar. Ne var ki, mücadelenin egemen snar sk³trd§, onlar derin çeli³kiler içine sürükledi§i ve egemenliklerini kolayca yürütemez hale soktu§u dönemlerde, ili olarak kullanlabilir hale gelirler. Egemen snar, henüz yasalar bütün yasaklar devam ettirdi§i halde, devrimci komünizmin meydanlara çkmasn, kendi basnn yaratmasn ve kitleler içinde örgütlenmesini engelleyemez duruma gelebilir. Bu, köklü bir demokratik dönü³ümün sonucu de§il, söke söke alnm³ demokratik siyasal kazanmlar olarak görülmelidir. Di§er yandan, siyasal özgürlükler, hiçbir zaman tek ba³na, bir demokratik devrimin tek ve temel içeri§i olamaz. Kapsaml bir demokratik devrim, siyasal özgürlük sorununun köklü olarak çözümünü getirecek olan bütün, tekelci siyasal uygulamalarn kayna§ olan tekelci burjuva egemenli§inin, feodal ve yar-feodal kurum ve ili³kilerin tasyesini gerçekle³tirir. Devrimci proletaryann demokratik görevlerinden en önemlisi, ku³kusuz ezilen uluslarn kendi kaderlerini tayin hakkn savunmak ve bunun gerçekle³mesinin siyasal ko³ullarnn yaratlmas için mücadele etmektir. Bu konuda

34

Lenin ³unlar söyler: Ezen ülkelerin i³çilerinin enternasyonalist e§itimi, zorunlu olarak, her ³eyden önce, ezilen ülkelerin özgürlü§ü ve ayrlmas ilkesinin savunulmasn içermelidir. Yoksa ortada enternasyonalizm diye bir ³ey kalmaz. Bu propaganday yapmayan ezen bir ulusun sosyalistini, emperyalist ve alçak saymak hakkmz ve görevimizdir. Sosyalizmin gerçekle³mesinden önce ayrlma olasl§nn binde-bir olmas durumunda bile, bu istem, mutlak bir istemdir. Ku³kusuz bu konuda devrimci proletarya, ezilen ulusun mücadelesinin do§ru hedeere yönlendirilmesine, ezilen ulusa kendi devrimci proletaryasnn önderlik etmesi için yardmc olmaya ve mücadelenin emperyalizme ve yerli gericili§i olu³turan bütün snara yönelmesine dikkat edecektir. Emperyalizmi devam ettiren ve sa§lamla³tran hareketler de§il, emperyalizmi zayatan ve devrimi güçlendiren hareketler desteklenecek ve savunulacaktr. Bu konuda Stalin ³u önemli noktaya dikkat çekmi³tir:  Öyle durumlar olabilir ki, ezilen belirli bir ülkenin ulusal hareketi, proletarya hereketinin geli³mesinin çkarlarna aykr dü³ebilir. Böyle bir durumda deste§in hiç sözkonusu olmad§ açktr.. Uluslarn kaderlerini kendi tayin etmeleri sorunu, tecrit edilmi³, kendi kendine yeten bir sorun de§ildir. Bütün içinde ele alnmas gereken, proletarya devrimi genel sorununun bir parçasdr. Yalnzca uluslarn kaderlerini tayin hakk de§il, demokrasi mücadelesinin di§er çe³itli talepleri de mutlak ³eyler de§ildir. Bunlar, dünya sosyalist hareketinin, uluslararas i³çi snf mücadelesinin bir parças olarak görülüp de§erlendirilmelidir. Bu özellik, di§er bütün konularda da gözönünde bulundurulmal ve uluslararas proleter hareketinin genel çkarlaryla çeli³en, onun ilerlemesine de§il de burjuvazinin kazanmlarnn artmasna, mevzilerinin sa§lamla³masna yol açan hiç bir demokratik talep desteklenmemelidir. Baz somut durumlarda, parçann bütün ile çeli³kiye dü³mesi olana§ vardr, o zaman parça atlr. (Stalin)

35

Bölüm 6

Proletarya Partisi

1. Parti i³çi snfnn öncü müfrezesidir
Parti, i³çi snfnn en ileri, en nitelikli unsurlarn, bu unsurlarn deneyimini, devrimci ruhunu, proletarya davas u§runa sonsuz özverisini kendisinde toplamaldr. Ancak böyle bir parti, snf mücadelesinin zor ko³ullarnda, proletaryann burjuvaziye kar³ sava³nn güçlükleriyle ba³edebilir. Snf mücadelesi, toplumsal hayatn bütün alanlarnda kendisini gösteren çok geni³ kapsaml ve de§i³ik biçimlerde kendisini gösteren çe³itlilikleri olan bir sava³tr. Burada mücadele, dü³man ordularn birbirleriyle yaptklar sava³lardan daha karma³k ve çetrellidir. Proletarya ne zaman ve hangi araçlarla, nerede, burjuvaziye kar³ hangi mücadele biçimleriyle saldracaktr? Hangi mevzileri ele geçirecek, hangi mevzilerin üzerinden atlayacak ya da bazlarn ertelemek zorunda kalacaktr? Hangi alanda hangi di§er emekçi snarla hangi esaslara göre ittifak yapacak, onlarn örgütleriyle, temsilcileriyle nasl birle³ecek ve onlar yönetirken hangi bilimsel, siyasi, teorik esaslara dayanacaktr? Mücadelenin kimi dönemlerinde daha ileri atlmak, kimi dönemlerinde de düzenli bir biçimde geri çekilmek için nasl davranacak, milyonlarca proleterden olu³an ordusunu nasl yönetecektir? Bütün bunlar, proletaryann herhangi bir örgütü tarafndan yerine getirilemeyecek kadar çetin görevler, sradan bir örgüt tarafndan çözülemeyecek çetin problemlerdir. Bir orduyu yönetmek, ancak bu konuda uzmanla³m³ bulunan kurmay heyetinin i³idir. Nasl ki sava³mann inceliklerini, harekatn yönetilmesini, silahlarn mevzilendirilmesini, taktik ve strateji kurmann bilgisini ta³mayan herhangi bir sradan asker ya da askerler grubu bir sava³ta ordular yönetemezlerse, proletaryann herhangi bir örgütü, örne§in sendikalar veya yerel i³çi örgütleri de proletaryann burjuvaziye kar³ giri³ti§i iktidar ele geçirme sava³nda yönet-

36

ici rol oynayamazlar. Proletaryann kendisini yönetecek iyi donatlm³, bilgili ve sava³ sanatnn inceliklerini kullanabilen bir öndere ihtiyac vardr. Bu önder, yalnzca proletaryann siyasi partisi olabilir.

2. Parti i³çi snfnn örgütlü öncüsüdür
Parti, yalnzca i³çi snfnn öncü müfrezesi de§ildir. Ayn zamanda  örgütlüöncü müfrezesidir. En iyi, en ileri, en militan i³çi önderlerinin ve en ihtilalci aydnlarn rastgele biraraya gelmi³ olmas, onlarn devrimci proletarya partisi gibi hareket etmelerine yetmez. Toplumun en devrimci unsurlarnn biraraya geli³inde bir parti niteli§inin bulunabilmesi için, bu biraraya geli³in gerçek anlamda örgütlü bir birli§i temsil etmesi gerekir. Örgütlü olmak demek, tepeden trna§a, bütün birimlerinde hareketini uyumlu ve birbirine tutarl klmak demektir. Biraraya gelmi³ i³çi önderleri ve aydnlarn her biri kendi havasnda ya³yor ve çal³yorsa, her birinin dü³üncesi farkl farkl ve izledi§i yollar birbirine özde³ durumda de§ilse, mücadelenin yürütülmesi için nasl karar alnaca§ ve alnan kararlara nasl uyulaca§ belli de§ilse, herkes kendince  özgür dü³üncesini ve  özgür iradesini gerçekle³tirmek için bildi§i gibi hareket ediyor, bundan dolay da partide uyumlu bir çal³ma ortam ve etkili mücadele yöntemleri geli³tirilemiyorsa, burada örgütlülükten sözedilemez. Parti, en alt kademeden en yukardaki merkez komitesine kadar, her militannn ortak bir dünya görü³üne, birlikte mücadele etme azim ve kararll§na sahip olmalarn ve bütün üyelerinin birbirine demirden bir disiplinle ba§lanmalarn gerektirir. Ancak böyle bir parti, proletaryann devrimci mücadelesinin karma³k sorunlarn çözebilir ve i³çilere önderlik edebilir. Ama parti, yalnzca öncü bir müfreze olarak kald§ sürece de bu görevi yerine getiremez. Parti, öncü rolünü, ancak snfn bütünü içinde, varl§nn bütün kökleriyle ona sk skya ba§l bir parça olabildi§i zaman yerine getirebilir. Bu, elbette partinin kendisini i³çi snfyla bütünle³tirmek adna onun geri ve burjuva ideolojisinin etkisinden kurtulamam³ y§nlarnn pe³inden gitmesi, onlarn kabul edebilece§i geri bir çizgi izlemesi demek de§ildir. Daima ondan daha ileriyi görebilmeli, mücadelenin ileriki a³amalarnn bilgisini ve geli³menin getirece§i sonuçlar önceden görebilmeli, geri burjuva ideolojisinin etkilerinden tümüyle kurtulmal ve i³çi snf üzerinde etkili olan burjuva siyaseti ile bütün ba§larn tamamen koparm³ olmaldr. Örne§in, i³çilerin ço§unlu§u herhangi bir burjuva partisinin demogojik propagandasna aldanarak, ya da ³u anda ba³ka bir alternatif bulamad§ için burjuva partisinin pe³inden giderek siyasi tavr taknyorsa, parti, i³çi snfndan kopmamak adna bu ço§unlu§un yanl³

37

e§ilimlerine boyun e§ecek de§ildir. Parti, i³çi kitlelerinden özellikle bu bakmdan ileri olmaldr, bu bakmdan i³çi snfnn kalabalk kitlelerinin izledi§i bilinçsiz yoldan ayr bir yol izlemelidir. Böyle bir farkllk, uzun bir süre devam edebilir. ³çi snf, bütünüyle öncüsünün düzeyine yükselmedikçe, öncü ile y§nlar arasndaki bu fark bulunmaya devam edecektir. Devrimci hareketin yükselme dönemlerinde düzene kar³ muhalif duygular besleyen pek çok ö§renci, memur, küçük esnaf, devrimci i³çi hareketinin etkisinde kalarak, devrimci komünist partisinin içinde yer almak isteyebilir. E§er bu durumda parti, y§nlarla birle³mek, y§nlardan kopmamak adna, her ö§renciye, her muhalif aydna, küçük esnaara ve her grevci i³çiye kapsn açarsa, kendisi ile y§nlar arasnda bulunmas gereken snr silerse, yakn zamanda bu y§nlarn geri politik e§ilimleri, kapitalizme yalnzca geçici bir an için ve dönemin gere§i olarak duyduklar muhalefetin arkasna gizlenmi³ bulunan mülkiyet tutkunu dü³üncelerine kendisini teslim etme tehlikesiyle kar³la³abilir. Bu durumda partiden artk i³çi snfnn devrimci çekirde§i olma özelli§ini ta³mas beklenemez.

3. Parti proletaryann örgütlenmesinin en yüksek biçimidir
Parti, i³çi snfnn örgütlü müfrezesidir ama snfn tek örgütü de§ildir. ³çi snf, sendikalar, kooperatier, fabrika örgütleri, kadn ve gençlik örgütleri, kültür-e§itim gruplar, devrimci sava³n çe³itli biçimlerini yürüten gizli-açk örgütler, ve iktidarda ise e§er devlet örgütü gibi bir çok örgüte sahip olabilir. Bu örgütlerin hepsinin partiye ba§l olmas ya da do§rudan do§ruya partinin yönlendirmesi altnda bulunmas gerekmez ve ço§u durumda da parti ile bu çe³itli örgütler arasndaki ba§lar zayf ya da henüz kurulmam³ durumda bulunabilir. Fakat ister partiyle ili³kili olsun, isterse partinin adn bile duymam³ olsun, bu örgütlerin hepsi, i³çi snfnn bir ihtiyacndan do§mu³tur ve snfn kendisini yeti³tirmesi, haklarn korumas ve geli³tirmesi için gerekli ve yararl örgütlerdir. Ne var ki, bu örgütler, birbirinden kopuk olarak kaldkça, snfn yerel bir sorununu çözmek, bölgesel ya da belli bir üretim birimindeki haklarn korumak ve geli³tirmek için yararl olabildikleri halde, i³çi snfnn burjuvaziye kar³ mücadelesinde topyekün ve birle³ik bir mücadeleyi kendi snrlarn a³arak gerçekle³tiremezler. Zonguldak'taki bir i³çi okuma grubunu, Bursa'daki bir sendikaya; zmir'deki bir i³çi okuma grubunu, Adana'daki bir ba³ka i³çi kadn örgütüne ba§layan, onlarn mücadelesini birle³tiren ve aralarnda deney ve bilgi al³-veri³ini sa§layan, onlarn mücadelesinin çe³itli eksikliklerini birbirleriyle dayan³arak gidermelerini sa§layan ba§ntlar kimin

38

aracl§yla ve hangi temeller üzerinde kurulacaktr? Farzedelim ki, bu ba§ntlar, merkezi bir kadn örgütü tarafndan, ama burjuvazinin isteklerine uygun olarak kurulmu³ olsun, ya da i³çilerin kendi aralarnda geli³tirdikleri kültür derneklerini, merkezi bir  ³çi Kültür Dernekleri Federasyonu ama hükümetin ve burjuvazinin görü³leri do§rultusunda birle³tirmeye çal³sn. Böyle birlikler, i³çilerin kapitalizm kar³sndaki birliklerinin sa§lanmasna hizmet edebilecek midir? Bu bir yana, bu örgütlerin kendi kurulu³ amaçlarna ula³malar sa§lanabilecek midir? ³çiler, kendilerini burjuvaziden ayran üstün ve sa§lam nitelikleri tanmak, daha da geli³tirmek için kendi snf ihtiyaçlarnn do§rultusunda kurduklar bu örgütleri, kendi elleriyle gene burjuvaziye teslim etmi³ olmazlar m? Oysa bu örgütlerin kendi ba§msz amaçlarnn bulunmas ne kadar do§ruysa, tek bir büyük amaca ba§lanmalar ve bunun gerçekle³mesi için de ayn temel do§rultuda yürümeleri gerekti§i de o kadar do§rudur. ³te bu noktada, bu temel do§rultunun, bu ortak heden ne olaca§ ve onun kim tarafndan belirlenece§i sorulmaldr. Bu sorunun cevab tek kelimeyle Partidir. Parti, ülkedeki i³çi snfnn en iyi, en ileri unsurlarn, örgütçülükte ve mücadelede öne çkm³ en yetenekli ve bilgili unsurlarn kendi bünyesinde toplamay ba³arabilmi³se e§er, i³çi snfnn parti d³ndaki örgütlerini de tek bir temel do§rultuda, i³çi snfnn burjuvaziye kar³ snf sava³nn do§rultusunda toplamay da ba³arabilecektir. Böylece, parti, proletaryann de§i³ik alanlardaki birliklerini ve mücadelesini merkezile³tirirken, i³çi snfnn çe³itli örgütlerini de, partiyi i³çi snfnn çe³itli kesimlerine ba§layan araçlar halinde yeniden yaratm³ olacaktr.

4. Parti ayn zamanda proletarya diktatörlü§ünün aygtdr
Parti, i³çi snfnn yalnzca iktidar ele geçirme mücadelesinin bir arac de§ildir; ayn zamanda iktidar elde tutma ve komünist topluma kadar ilerletme mücadelesinin de en temel aracdr. Baz revizyonist ve anar³ist teorisyenler, i³çi snfnn siyasi bir örgüte sahip olmakszn da iktidara gelebilece§ini ve iktidarn sürdürebilece§ini söylerler. Hatta daha da ileri giderek, i³çi snfnn partisinin i³çilerin iktidara gelmesini önleyen, onun yerine bir avuç bürokrat iktidara getiren bir aygt oldu§unu iddia ederler. Burjuvazi, ülke ve dünya çapnda iktidarn, daima örgütlü bir gücün aracl§yla yürütür ve onun siyasi örgütleri, daima burjuvazinin profesyonel politikaclarn birarada toplayarak devletlerin yönetimini üstlenir. Kar³mzdaki güç böylesine tepeden trna§a örgütlüyken, ve bu örgütlülü§ünü biz sosyalizmi kurmaya ba³ladktan sonra da uzun süre devam ettirmek için elinden gelen çabay harcamaya hazr ve

39

yeminliyken, bizim güçlü siyasi örgütlerden yoksun kalmamzn ne anlama gelece§i dü³ünülmelidir. Proletarya diktatörlü§ünü kurmak ve devam ettirmek için partiye ihtiyacmz vardr. Proletarya diktatörlü§ü, milyonlarca i³çi ve emekçiye sosyalizmin in³as için gerekli bilinç ve disiplini a³lamak, küçük burjuva al³kanlklara, mülkiyet dü³künlü§üne kar³ mücadele etmek, küçük burjuva snf e§itmek ve de§i³tirmek için proleterlerin sa§lam ve çelikten bir örgüte sahip olmalar gerekir.

5. Parti, hiziplerin varl§ ile ba§da³mayan bir irade birli§idir
Proletarya partisinin önemli özelliklerinden biri de, onun iç birli§i ve demirden disiplinidir. Bu birlik ve disiplin, tek bir kaynaktan do§ar: parti üyelerinin gönüllü irade birli§inden. Proletarya partisinin demir disiplininden sözedildi§inde, bazlar onu burjuvazinin disiplin anlay³ ile yönetilen bir komplo örgütü zannederler. Proletarya partisinde disiplin, yalnzca eme§in ahlak ilkelerini benimsemi³ parti i³çilerinin çal³kanl§, fedakarl§, devrime, snfa ve komünizm idealine ba§ll§nn sonucudur. Her parti üyesi, bütün bu yüksek de§erlerin anlamn bilir ve onlar koruyup geli³tirmenin bir görev oldu§una inanr. Kimse, bir i³çiyi, bir aydn zorla parti üyesi yapmaz. Partiye üye olmak isteyen herkes, onun mücadelesine bütün hayatn adamaya hazr oldu§unu kabul ederek, kendi iradesiyle üye olur. Bir parti üyesi, kendisi için en büyük özgürlü§ün, parti disiplinine uymak oldu§unu, çünkü parti disiplinini yaratan ³eyin kendi iradesi oldu§unu bilir. Proletarya partisinin iç birli§inin sa§lam ve disiplininin demirden olmas, onun hiç bir konuda tart³ma yapmad§, her kararn tepeden indi§i, parti içinde dü³ünce özgürlü§üne yer olmad§ anlamna gelmez. Tam tersine, proletarya partisi, ele³tirinin, kir çe³itlili§inin bulunmad§ yerde disiplinin de bulunmayaca§n bilir. Çünkü, ele³tirinin ve de§i³ik kirlerin mücadelesinin bulunmad§ yerde bilinç bulunmaz. Bilincin olmad§ yerde, devrimci ruh, devrimci atlganlk, kararllk ve mücadele azmi de bulunmaz. Stalin'in ³u sözü çok önemlidir: Ancak bilinçli bir disiplin demir bir disiplin olabilir. Proletarya partisinin bir tart³ma kulübünden fark vardr. Elbette tart³malarn bir yerde tamamlanmas ve ele³tirilerin sonucunun alnmas gereken bir an gelecektir. Çünkü proletarya partisi, her ³eyden önce, proletaryann eylemci örgütüdür ve laftan çok i³ yapmak zorundadr. Tart³malarn ve ele³tirilerin sonunda parti, karar a³amasna gelir. Kararlar, parti tüzü§ünde belirtildi§i gibi, aznl§n ço§unlu§a uymas biçiminde alnr ve bir kez alndktan sonra, artk yalnzca onun uygulanmas, en iyi, en do§ru, en kararl

40

biçimde yerine getirilmesi gerekir. Bu noktadan sonra tart³ma, ele³tirilere devam etme, karara muhalif görü³lerde srar etme, proletaryann disiplini ile ba§da³maz. Proletarya partisi, tart³malar ve ele³tiriler srasnda son derece esnektir ve tart³malarn zengin geçmesi için gerekli bütün kaplar açm³tr. Ama kararlarn uygulanmas srasnda, artk yalnzca parti organlarnn ve parti militanlarnn ço§unlu§unun ald§ kararlar tam bir kesinlikle uygulanr. Hizipçilik, i³te bu noktada ortaya çkar. Tart³malar ve ele³tiriler srasnda farkl görü³ler ileri sürmü³ olanlar, bu ele³tiri ve farkl görü³lerini, kararlarn uygulanmasnn önünde engel haline getirmeye ve partinin kararlarn bo§untuya getirmeye çal³rlar. Di§er yandan hizipçilik, partinin tüzüksel organlarnn d³nda, özel grup ili³kileri olarak kendisini gösterir ve partinin açt§ ele³tiri ve tart³ma yollarn görmezden gelerek kendisine özgü tart³ma platformlar, partiden ayr ve gizli görü³ geli³tirme çabalar olu³turur. Proletarya partisi, hizipleri ve hizipçi çal³ma tarzn kendi bünyesini kemiren zararl bir kurt olarak görür ve bunlarn derhal giderilmesi için en sert tedbirlere ba³vurur.

6.

Parti

kendisini

oportünist

unsurlardan

arndrarak

güçlendirir
Partideki hizipçili§in kayna§, daima oportünist ve revizyonist görü³lere yatkn küçük burjuva ruh halinden ve snf al³kanlklarndan kurtulamam³ unsurlardr. Ço§u zaman, üyeler arasnda hangi görü³leri savundu§u açk olmayan, partinin görü³ ve kararlarndan hangilerine muhalefet etti§i belli olmayan, itirazc, pasif, tembel unsurlar, sa§a ya da sola e§ilimli görü³lerini gizleyerek, frsat kollarlar. Kendi görü³lerini gizleyip ço§unlu§un kararlarna katlyormu³ gibi görünerek i³i idare etmeye çal³rlar. Partinin kendilerine sundu§u açk tart³ma ve görü³lerini savunma imkanlarnn üstünden atlayarak, her³eyin yolunda gitti§i izlenimini vermeye çal³rlar. Uluslararas komünist hareketin tarihi, bu türden sözde komünistlerin verdi§i zararlar saymakla bitirilemez. Komünist partisinin bu türden unsurlara kar³ mücadeledeki en güçlü silah ele³tiri ve özele³tiridir. Mücadele süreci içinde, her komünist partisinin büyük ya da küçük hatalar olmu³tur ve bundan sonra da hiç bir ülkenin komünist partisi hata yapmaktan kaçnamayacaktr. Geçmi³te, Büyük Ekim Sosyalist Devriminin önderi Bol³evik Partisi de bir çok hatalar yapm³, ama hatalarnn düzeltilmesi ve tekrarlanmamas için büyük bir devrimci enerjiyle mücadele ederek proletaryann iktidar mücadelesini ba³arya ula³tran en önemli faktör olmu³tur. Bütün devrimci komünist partiler, hatalarna kar³ daima ilkeli, açk ve

41

dürüst bir tavr taknmak, hatalarn üstünü örtmemek ve ileriye bakmak zorundadrlar. Hatalar gizlemek, hatalar ba³arym³ gibi göstermek veya hiç hata yapmam³ gibi davranarak kendisini yenilemeye çal³mamak, küçük burjuvaziye özgü bir davran³ ve ahlak özelli§idir. ³çilerin komünist partisi ise, hatalar konusunda da eme§in dürüstlük ve ahlak prensiplerine sahiptir. yi bir i³çi, iyi bir emekçi, nasl ürünün niteli§ini daima yükseltmek, daha iyi, daha üstün özellikler ta³yan ürünler çkarmak için geçmi³teki yanl³larn düzeltmeye, eksikliklerini gidermeye gayret gösterirse, dünyay de§i³tirmek için yola çkm³ komünist partisi de, att§ her admdan sonra geriye dönüp bakarak ilerlemesini sa§layacak daha ba³arl, daha üstün nitelikli i³ler yapmas için kendisine yolu açacak olan de§erlendirmeler yapar. Parti gibi, partililer de, kendileriyle i³leri srasnda daha ileriye, daha do§ruya ve daha yüksek nitelikte i³lere ula³mak için kendi geçmi³ini ele³tirici bir gözle de§erlendirmek zorundadr.

Ele³tiri ve özele³tirinin ba³lca özellikleri:

2

Ele³tiri ve Özele³tiri, Devrimci ve De§i³tirici Olmaldr:

Günlük dilde ele³tiri kelimesi, herhangi bir sanat eserinin, bir insann davran³nn, bir politik olayn vs. eksi§ini, fazlasn göstermek, yanl³larn, do§rularn, güzelli§ini çirkinli§ini bulup aç§a çkarmak için yaplan i³ anlamnda kullanlr. Yeryüzünde insann tarihsel eylemini Marks, de§i³tirici ve dönü³türücü özelli§ini, gözönünde tutarak devrimci bir ele³tiri olarak adlandrm³t. Ele³tiri'nin bu kök anlamna ba§l olarak onun temel niteli§inin olumlu geli³menin yolunu açc bir de§i³tirme eylemi oldu§unu söyleyebiliriz. Ksaca, Marksizmin dilinde ele³tiri, genel olarak devrimci tarzda de§i³tirmek demektir. Özel olarak Marksist partilerin ve öteki i³çi organizasyonlarnn faaliyetlerinde kusurlar ortadan kaldrma, hatalar bulup çkarma ve düzeltme yöntemidir. Proletarya idealinin ba³arya ula³masnn özele³tiriye ba§l oldu§unu ve özele³tirinin proletarya faaliyetinin bir karakteristi§i oldu§unu ilk defa belirten Marks'tr. Ele³tiri ve özele³tirinin Marksist parti içinde ve bir Marksist-Leninistin bütün hayat bakmndan anlam ve de§eri çok büyüktür. Çevresinin yoz, adil olmayan, e³itsizli§i kendi varl§nn ko³ulu olarak gören geri özellikleri kar³snda bunun de§i³mesini dü³ünen ki³inin tavr ilk anda bir ele³tiri tavrdr. Burjuvaziye kar³ mücadele, önce bir ele³tiri biçiminde, bir ba³ka deyi³le ele³tirinin burjuvaziye kar³ bir silah olarak kullanlmasyla ba³lar. Sonra, burjuvazinin dünyasnn yalnzca iyi dü³ünceler, do§ru öneriler, parlak idealler getirmekle yklamayaca§ görüldü§ünde artk ele³tiri silahnn yerini, silahlarla yaplan pratik ele³tiri alr. Dü³üncenin eylem halini almas, ele³tirinin en yüksek noktasdr.

42

Bu bakmdan ele³tiri ve özele³tiri, eski ile yeni arasndaki mücadelenin özel bir biçimidir. Öyleyse, devrimci olmayan bir tutumun, devrimci olmayan bir dü³üncenin ele³tiri özelli§i ta³d§ bile söylenemez. Bu ele³tirinin ilk ve temel özelli§idir: Ele³tirici, devrimci ve ilerletici olmaldr. Durumu daha da geriye götüren, yklmakta olann ve yklmas gerekenin güçlenmesine ve ilerlemenin önünün tkanmasna yol açan dü³ünce ve tavrlar, ele³tiri niteli§i ta³mazlar.

2

Gerçe§in bulunmasna hizmet etmelidir:

Ele³tirinin içermesi gereken ikinci temel özellik nesnel ve gerçe§e dayal olmasdr. Marksist-Leninist parti, bütün eylem ve dü³üncelerinde, gerçe§i yalnzca gerçe§i kendisine çk³ noktas olarak alr. Onun bütün hayat, somut ve gerçek olan yakalamaya, de§i³tirmeye ve i³çi ve emekçi kitlelere, yalana bo§ulmu³ burjuva dünyasnn gerçek yüzünü göstermeye adanm³tr. Yalnz bu özellik bile, gerek partinin dünya kar³sndaki devrimci-ele³tirel tavrnda, gerekse kendi hatalarna kar³ ele³tirisinde gerçekten ayrlmamasn ³art ko³ar. Ele³tiri, yalnzca gerçe§e dayanmakla kalmamal, ayn zamanda üstü örtülü kalm³, görülememi³ gerçekleri de aç§a çkarmaya yardmc olmaldr.

2

Açk, Dürüst ve Do§ru Olmaldr:

Ele³tiri, üstü örtük, imal ve dolambaçl olmamaldr. Komünizmin ilk büyük bildirgesi olan Komünist Manifesto, komünistlerin hiç bir ko³ul altnda görü³lerini açkça ortaya koymaktan çekinmeyeceklerini söyleyerek, hem burjuva ikiyüzlülü§üne kar³ proleter açklk ve cesaretin ilkesini dile getirmi³tir, hem de komünist dü³üncelerin sa§laml§ hakknda açk bir güven ortaya koymu³tur. Bu ayn zamanda, açkça savunulamayan, ba³ka görü³lerin arkasna saklanarak ifade edilen görü³lerin komünist nitelikte olamayaca§ anlamna da gelir.

2

Ba³lca amac hatalar, eksiklikleri ve zayf noktalar ortaya çkarmak

ve yok etmek olmaldr: ...Parti ruhunun yklmasna, sovyet iktidarnn gözden dü³mesine, i³çi snfnn silahszlandrlmasna, kadrolarmzn harap edilmesine, yozla³ma üzerine lafazanl§a götüren bir  özele³tiri istemiyoruz. Bize yabanc, ykc, anti-bol³evik  özele³tiri ile, Parti ruhunu geli³tirme, Sovyet iktidarn sa§lamla³trma, in³a çal³mamz iyile³tirme, ekonomi kadrolarmz güçlendirme, i³çi snfn silahlandrma hedeni güden bizim, bol³evik özele³tirimiz arasnda kesinlikle ayrm yaplmaldr.  Stalin

2

Hata ve yanlglar nedenleriyle, ba§ntlaryla ve sonuçlaryla birlikte

ele almal, nasl düzeltilece§ine dair iyi dü³ünülmü³, do§ru ölçütlerle kurul-

43

mu³ bir plan da beraberinde getirmelidir.

2 Engelleyici 2

ve da§tc de§il, yol açc, birle³tirici ve ilerletici olmaldr.

Hizipçili§e kapal olmaldr:

Parti, kendisini hiziplerin varl§ ile ba§da³mayan bir bütün olarak tanmlam³tr. Ele³tiri ve özele³tirinin proleter demokrasinin ilkelerine uygun tarzda yürütülmesi, hizipçi faaliyetlerin önüne geçmekte en güvenli silahlardan birisidir. Hizipçilik, proletaryann öncü örgütü içinde, ayr bir örgüt yaratmak, merkezi i³leyi³i bo§untuya u§ratmak ve parti kararlarn geçersiz klmak, örgütü ve kadrolar zayatmak için ele³tiri-özele³tiri silahn yozla³trmakla i³e ba³lar. Hizipçili§in ele³tiri özele³tiri silahn partiye kar³ kullanlan bir araç haline çevirmesini önlemenin yolunu Lenin ³öyle göstermi³tir: 

Partinin eksikliklerinin kesinkes gerekli olan ele³tirisi öyle ele alnmaldr ki, getirilen her pratik öneri, mümkün oldu§u kadar açk bir biçimde derhal, sürüncemede braklmakszn, görü³ülmek ve karara ba§lanmak üzere Partinin ilgili yerel ya da merkezi yönetici organna sunulmaldr. Ele³tiri getiren herkes, ayrca, ele³tirinin biçiminde, dü³manlarla çevrili Partinin durumunu gözönüne almak zorundadr. Partinin genel çizgisinin tahlili, ya da pratik deneyimlerinin özetlenmesi, kararlarn uygulanmasnn denetimi, hatalarn düzeltilmesinin yöntemlerinin incelenmesi, vb. herhangi bir 'platform' temelinde olu³an gruplarn ön toplantlarnn konusu haline gelemez; tam tersine bunlar, yalnzca do§rudan do§ruya bütün partili yolda³larn tart³masna sunulmaldr. ... ele³tirilerin, proletaryann snf dü³manlarna yardm edecek biçimler almasna izin vermeksizin somut yaplmas için sürekli çaba sarfedilmelidir.

44

Bölüm 7

Strateji ve taktik

Her i³çi, her emekçi, ürünüyle kendisi arasnda bir çok alet, edavat bulundu§unu bilir. Demiri dövmek, ta³ oymak, tarlay ekip biçmek için, elimizden, gövdemizden ba³ka araçlar kullanrz; üzerinde i³ yapt§mz, de§i³tirip dönü³türdü§ümüz bir ürün haline getirdi§imiz nesneleri kendi amacmza, iste§imize uygun hale getirmek için, araçlarla, aletlerle çal³rz. Hayvanlar ve böcekler de bazen bize birer üretici gibi görünürler. Köstebek tüneller kazar, ar petek yapar, örümcek a§ örer. Ama üretici insanla böcek arasnda bir fark vardr: üretici ürüne son biçimini vermeden önce, onu kafasnda son ³ekliyle tasarlar ve i³ daha elde ba³lamadan önce, kafada biter. Köstebek, ar, örümcek, yaptklar i³in sonunda ne çkaca§n bilmeden, içgüdüleri onlara neyi emrediyorsa onu yaparlar. Oysa insanlar ba³ka türlü çal³rlar. Mimarlar, en büyük binalarn, devasa ³ehirlerin yaplmasna giri³meden önce, planlar, maketler yaparlar. Ortada daha tek bir kazlm³ toprak parças yokken, binalarn, yollarn bitmi³ hali mimarn projelerinde görünür. Makina mühendisleri, yapacaklar makinalarn önce bir modelini yapar ve onun i³leyi³ine bakarak henüz makina ortada yokken onun bitti§i zaman nasl çal³aca§n ve hangi i³levleri yerine getirece§ini tam olarak görürler. Tasarlayarak i³ yapmak, insann bir özelli§idir. Bir ihtiyacn kar³lanmas için hangi maddeyi hangi araçlarla i³leyerek hangi biçime sokaca§mz dü³ünür sonra belli bir sraya göre i³i yürütür, maddeyi i³ler, de§i³tirir ve kendi amacmza uygun ve amacmza elveri³li hale getiririz. ³i, dü³ünülmü³, bir bütün olarak tasarlanm³ olarak ele alp açkça tanmlanm³ hedeer do§rultusunda ardarda gelen ve birbirini tamamlayarak ilerleyen i³ler, i³lemler dizisi halinde yürütmeye, her admda kullanlacak uygun araçlar seçmeye planl çal³ma denir.

45

Devrimci Komünist Partisi, toplumsal hareket üzerinde i³ yapan, toplumun de§i³tirilmesi için bu hareketi bir hammadde olarak ele alan ve proletaryann son amacna ula³mas için çe³itli araçlar yaratan ve kullanan özel türde bir i³çidir. Toplumsal hareket de, basit de§il, özel türde bir hammaddedir. Çok karma³k ve çe³itli unsurlardan olu³mu³tur ve bu unsurlarn herbiri ço§u zaman birbirleriyle çeli³ir, birbiri üzerinde beklenmedik etkiler yaparak birbirinin hareketini de§i³tirir, ya da saptrr. Demircinin dövdü§ü demir gibi, örsün üzerinde sakin sakin durmaz. Canl, hareketli ve de§i³kendir. Partiyi, sürekli kendi hareketini izlemeye, de§i³ikliklere göre yeni araçlar bulmaya ve vuru³larn de§i³tirmeye zorlar. Parti i³çi snfnn iktidara gelebilmesi, sosyalizmi kurabilmesi için toplumun hareket halindeki bütün güçleri üzerinde etkili olmaya, onlar yönlendirmeye ve kendi amaçlarna uygun olarak hareket etmelerini sa§lamaya çal³r. ³çi hareketinin d³nda, ona müttek olabilecek unsurlar seçmek ve her birini kendi amaçlaryla bütünle³ecek biçimde ili³kiye sokmak, ba³lca sorunudur. Örne§in, köylülük, ulusal sorun, uluslararas i³çi hareketi ve küçük burjuva hareket, gençlik ve kadn hareketleri, aydn muhalefeti vs. vs. her biri ço§u zaman birbirinden kopuk olarak hareket eden ve birbirleriyle tek bir hedef do§rultusunda birle³tirilmeleri gereken toplumsal unsurlar, i³çi snf partisinin eylemiyle düzenlenmeyi, birle³tirilmeyi bekler. Parti, ancak uygun güçleri, uygun zamanda do§ru hedefe yöneltmekle zaferler elde edebilir. Demek ki, yalnzca heden do§ru seçilmi³ olmas yetmez, o hedefe vurmaya yetecek bir güç toplam³ olmak, ya da az kuvvetle zayf noktaya vurarak üstünlük sa§layabilecek yollar da bulmak gerekir. Vurucu gücün elveri³li araçlarla donatlm³ olmas, vuru³ zamann ve yerini iyi ve do§ru seçmi³ olmas gerekir. ³te proletarya partisinin bütün bu planl çal³masnn iki temel yann strateji ve taktik olu³turur. Strateji, bir partinin teorisinde ve programnda dile gelir. Bu anlamda ele alnd§nda, program, temel bir amac ortaya koyar ve bu amaca ula³mak için mevcut hammaddeyi ve onu i³leyecek araçlar, tespit edilmi³ hedeere göre örgütlemek ve seferber etmek için gerekli süreçleri çözümler. Ancak bu, elbette burada söylendi§i kadar basit ve dar bir i³ de§ildir. Her program, önce amacn üzerinde gerçekle³ece§i maddi zeminin özelliklerini tanmak zorundadr. Proletarya partisinin temel amac sosyalizmi kurmak, yani bir toplumsal ve siyasal devrimi gerçekle³tirmek oldu§una göre, bunun maddi zemini, ülkenin üretim tarzdr. Üretim tarz üzerinde ³ekillenmi³ snf ili³kileri, snarn birbirine göre durumu, çeli³melerin içeri§i ve bunlardan kaynaklanan toplumsal hareket biçimleri ve toplumsal hareketlerin geli³me do§rultusu, partinin strateji ve takti§inin do§ru tespit edilmesi için elde edilmesi gereken ilk maddi bilgilerdir. Parti, bu çözümlemelere dayanarak, her alandaki mücadelesini birbirine ba§layan ve ... (eksik) !!! (sayfa 68,69)

46

Bölüm 8

Taktik

Stratejiyi Gerçekle³tirmek çin Kavranacak Özel Halka
Bir sava³ta, temel hedef, dü³man kuvvetlerinin ortadan kaldrlmas ve sava³a yön veren siyasetlerin koyduklar amaçlarn gerçekle³tirilmesidir. Örne§in bir ülke, bir ba³ka ülkeden toprak talep ediyorsa, talep etti§i topraklar ele geçirdi§inde stratejik hedef gerçekle³mi³ demektir. Fakat, topra§n elde edilmesi için bir ülkeyle girilen mücadele, bir çok a³amadan geçer ve birçok ba³ka yan çal³mayla desteklenerek yürütülür. Önce ülkeler arasnda diplomatik görü³meler yaplr. Sava³ aracna ba³vurulmadan önce ba³ka yollar denenir: devletler, birbirlerini ba³ka araçlarla sk³trmaya, birbirlerine kar³ ba³ka ekonomik ve siyasi kozlar kullanmaya, uluslararas planda birbirlerine kar³ güç toplamaya, kendilerine destek verecek ya da kar³ koyacak ba³ka ülkelerin durumlarn de§i³tirmeye, onlarn bir ksmn yanlarna çekmeye çal³rlar, kendi halklarn böyle bir talebin hakll§ ya da hakszl§ konusunda ikna etmek için propaganda yaparlar, sürekli olarak son heden gerçekle³tirilmesi için kuvvet biriktirirler. Kabaca, temel heden gerçekle³tirilmesi u§runa bir çok ara i³ yaparlar, ara a³amalardan geçerler. ³te stratejinin gerçekle³tirilmesi için yaplan bu ara i³lerin, geçilen ara süreçlerin her birine; ya da birkaçnn toplamndan meydana gelen tutarl bütüne, TAKTK denir. Taktikler, stratejinin genel amacna, genel yapsna uygun olarak seçilmeli, her yerine getirilen taktik, stratejik heden gerçekle³mesi yolunda atlm³ bir adm olmaldr. Yanl³ seçilmi³ bir taktik, stratejik hedefe giden yolu uzatabilir, ya da ciddi engeller çkararak yenilgiye yol açabilir. yi planlanm³ bir stratejiye sahip olmak demek, onu gerçekle³tirecek bütün ara i³lerin, ara araçlarn, yani

47

taktiklerin de inceden inceye planlanmas demektir. Bu yüzden, her taktik, kendi içinde bir strateji özelli§i ta³r. Yukardaki örne§e dönelim. Bir ülke, di§erinden toprak talep ediyor: Bunun için kom³u di§er ülkelerin deste§ini sa§lamak, bazlarn tarafszla³trmak, ya da di§er ülkelerden dü³man ülkeye gelecek yardmlar önlemek istiyor. Bu bir taktiktir. Çünkü stratejinin, yani temel çeli³menin çözülmesine yönelik genel programn bir parçasn gerçekle³tirmeye yöneliktir. Ba§msz bir amac yoktur, genel bir amaca ba§mldr. Ama kendisi de ayr bir bütünlü§e, kendisine göre özel araçlara ve süreçlere sahiptir. Dolaysyla onun da kendisine özgü bir temel çeli³mesi, bir temel hede vardr. Bu bakmdan her taktik, ayn zamanda genel stratejiden ayr olarak kendi içinde bir stratejinin sahip oldu§u bütün özellikleri gösterir. Bir strateji nasl genel, kapsaml bir planlamaya dayanrsa, ayn ³ekilde taktik de, kendisinin gerçekle³mesi için gerekli araçlarn, nesnelerin, insan gücünün, düzenli ve sistemli kullanlmasn sa§layacak bir planlamaya ihtiyaç gösterir. Bu, takti§in küçümsenmemesi gerekti§ini, onun gerçekle³tirilmesinin de stratejik bir titizli§in ve ayrntl çal³mann yerine getirilmesine ba§l oldu§unu görebilmemiz için önemlidir. Strateji, genel ve temel bir sorunun çözümünü kendisine esas ald§ için, bir ba³ka deyi³le temel bir çeli³menin çözümünü esas ald§ için, toplumsal süreçte o temel çeli³me de§i³medikçe de§i³mez. Ne var ki taktikler böylesine kat de§ildir. Taktikler, her an de§i³en duruma uygun olarak de§i³ebilme esnekli§ine sahip olmaldr. Stratejinin temel ald§ çeli³me, binlerce küçük, de§i³ken ve hareketli çeli³meden örülmü³tür ve bunlar, stratejik temel çeli³menin de§i³mesine yol açmayacak biçimde sk sk de§i³iklik gösterebilirler. Bu bakmdan taktik, kendisinin çözmekle yükümlü oldu§u çeli³melerin hareketini izlemeli ve onlarn de§i³melerine uygun olarak de§i³iklikler göstermelidir. Strateji ve taktik sorunlar, ba³lca üç temel problemin çözümlenmesi üzerinde incelenirler. Bunlar, kuvvet, hedef ve araç'tr. Bir stratejinin ya da takti§in uygulanabilmesi için, her ³eyden önce, heden do§ru seçilmesi, hede vurmak için gerekli araç ve gereçlerin sa§lanmas ve bu araçlar kullanabilecek, yönetebilecek bir kuvvetin elde tutulmas gerekir. yi bir program ve plan, bu üç unsur hakknda sa§lam ve gerçekçi bir de§erlendirme yaplarak kurulabilir.

48

Bölüm 9

Kuvvet Analizi

Bir eylemin gerçekle³tirilebilmesi, toplumsal bir etkinin yaratlabilmesi veya herhangi bir alanda bir örgütlenmenin sa§lanabilmesi, daima küçük ya da büyük çapta bir çat³mann ortaya çkmas, birçok çeli³menin çözülmesi demektir. Her çat³ma, her çeli³me, en az iki kar³t kutup arasnda özel türden bir ili³kidir ve daima kutuplar arasnda, bir kuvvetler kavgas olarak kendisini gösterir. Öyleyse, toplumsal çal³maya ba³lamann ilk ko³ulu, çal³mann yaplaca§ alan üzerindeki kar³t (ana) snarn genel kuvvet durumunun bilinmesidir. ster küçük bir mahallede, bir köyde olsun, isterse, ülke ya da dünya çapnda olsun, her siyasi toplumsal etki, insan topluluklar üzerinde bir etki olarak gerçekle³ir. Bir snfn siyasetinin kuvvetinin, ilk olarak nüfusun ne kadarn, hangi derecede etkileyip yönlendirdi§i ile ölçülmesinin nedeni budur. Bu bakmdan, kendisini gelecekteki bir çat³maya göre düzenleyen her çal³ma, kendi kuvvetleriyle kar³t kuvvetler arasnda bir kyaslamayla i³e ba³lar ve bütün çal³mas boyunca, kendi kuvvetlerini artrmaya çal³rken, kar³t snarn kuvvetlerini snrlamaya, eksiltmeye ve ortadan kaldrmaya gayret gösterir. Strateji ve takti§in ilk adm kuvvet analizidir.

2 Kuvvetlerin Niceli§i:
Her kuvvet, her ³eyden önce, bir nicelik de§eri ta³r. Seferber edilen ya da edilecek olan insanlarn ve araçlarn saysal durumu, klasik sava³larda oldu§u gibi, modern sava³ taktiklerinde de, politik sava³larda da önemli olagelmi³tir ve bugün de önemini korumaktadr. Burjuvaziyle bizim aramzdaki sava³n da en önemli yanlarndan birisini, toplumsal güçlerin ne kadarn burjuvazinin, ne kadarn bizim denetledi§imiz ve yönlendirdi§imiz sorunu te³kil etmektedir. Somut olarak meseleyi ³öyle koyabiliriz: Gerçekte proletarya ve di§er

49

emekçi snar, her toplumda nüfusun büyük bir ço§unlu§unu olu³tururlar. Her toplumda sömürücü snar mutlak olarak aznlktadr. Fakat buna ra§men onlar, bütün ekonomik zenginli§in ve siyasi iktidarn sahibidirler. Bunun bir çok nedeni vardr. Konumuzla ilgili olan yan bakmndan, burjuvazinin büyük bir nicelik gücünü kendi denetimi ve yönlendirmesi altnda tutu³unu nedenlerden birisi olarak sayabiliriz. Bir avuç burjuva milyonlarca i³çi ve emekçiyi, ba³ta devlet olmak üzere, yüzlerce ve binlerce örgütü aracl§yla, denetliyor ve yönlendiriyor. Bu örgütler arasnda, burjuvazinin siyasi partileri, sar sendikalar, esnaf dernekleri, irili ufakl binlerce ba³ka türden dernek, burjuvazinin egemenli§inin sa§lamla³mas ve devam etmesi için faaliyet gösteriyor. Di§er yandan burjuvazi, nüfusun büyük ço§unlu§unu, kendi dünya görü³ünün etkisi altnda tutmak, onlarn kendileri için dü³ünmelerini ve davranmalarn, engellemek için, basn ve yayn organlarn kullanyor. Radyo, televizyon, gazeteler, her gün, her saat, burjuvazinin görü³lerini halka ve i³çilere dayatyor, onlarn burjuvalar gibi dü³ünmesine, burjuvalar gibi hareket etmesine yol açacak etkiler yayyor. Böylece, az sayda burjuva, çok sayda i³çi ve emekçiyi, kendilerinin bir eklentisi, kendi dünyalarnn bir parças halinde elinde tutabiliyor. Aslnda farkl bir dünyann insanlar olan i³çiler ve emekçiler, burjuva dünyasnn nicelik unsuru olarak tutsak edilmi³ bulunuyor. Ve snf mücadelesinin önemli bir yann, bu yüzden bu niceli§in tersine çevrilmesi, aslna, özüne uygun hale getirilmesi olu³turuyor. Kuvvetlerin niceli§i kavram, yalnzca insanlarn saysn de§il, araçlarn saysn da içerir. Örgütler, silahlar, mücadelenin çe³itli di§er araçlar bakmndan da çal³ma alannn durumu çözümlenmelidir. Nicelik bakmndan de§erlendirilecek unsurlarn büyük bölümü maddi güçler ve maddi imkanlar snfna girerler.

Kuvvetlerin Niteli§i:
E§er devrim ve kar³devrim güçleri arasndaki kyaslamada önemli ve etkili olan unsur, nicelik olsayd, büyük bir ihtimalle, devrim hiçbir zaman zafer kazanamazd. Çünkü burjuvazi, çat³mann esas unsurlar üzerinde, yani, silah, örgüt, denetlenen ve yönlendirilen insan says bakmndan, devrimin güçleri kar³snda hemen hemen her zaman üstün durumdadr. Çünkü burjuvazinin gücü, yalnzca tek bir ülkedeki sermayesiyle, tek bir ülkedeki ordusuyla ve tek bir ülkedeki devlet örgütlerinin imkanlaryla snrl de§ildir. Burjuvazinin gücü uluslararas niteliktedir. Bir ülkedeki i³çi devrimi dünyadaki bütün bur-

50

juva devletlerini ilgilendirir ve uluslararas bir kuvvet kullanmyla bu devrimi bastrmak için ellerinden geleni yaparlar. Sermayenin uluslararas bir gücü, uluslararas ba§lantlar ve uluslararas direnme gücü vardr ve bu bir devrimle bir ülkede yenilgiye u§ratlan burjuvazinin direnme gücünü on kat artran kaynaklar olu³turur. Demek ki, her ülkedeki tek tek burjuva devletlerin, tek tek sermaye miktarlarnn ötesinde, burjuvazinin maddi kuvveti, devletlerin ve sermayelerin uluslararas nitelikteki birli§inden de beslenmektedir. Bir devrimci kalk³ma srasnda, burjuvazinin ulusal ve uluslararas çaptaki kuvvetini hesaplarken gözönünde bulundurulmas gereken en önemli özelliklerden birisi, onun kuvvet kaynaklarn olu³turan ba§lantlarn yerinde durup durmad§dr. Ekim Devrimi srasnda, Lenin, burjuvazinin uluslararas gücünün bölünmü³, birbirine dü³mü³ ve birbirine kar³t çkarlar etrafnda kutupla³m³ olmasn, devrimin ba³ar ko³ullarndan birisi olarak de§erlendirmi³tir. Burjuvazinin gücünün bir di§er kayna§, toplumun üretim tarznn yaratt§ toplumsal al³kanlklardr. Bunlar, kapitalizmin ili³kilerinden do§arlar ve yukarda da de§indi§imiz gibi, burjuvazinin bütün propaganda olanaklaryla toplum içinde yerle³ik ve sa§lam kaleler durumuna getirilirler. Kapitalizmin ba³lca yap ta³larndan birisi olan küçük üretim, yaygn ve etkili bir burjuva üretme kayna§dr. Lenin'in deyi³iyle, küçük üretim, her gün, her saat kendili§inden ve y§n halinde kapitalizmi ve burjuvaziyi do§urmaktadr. Bütün bunlar kar³snda, proletaryann zafer kazanmasnn imkanlar nelerdir? Bu büyük dünya burjuva ordusuna kar³, proletaryann nitel güçleri nelerdir? Proletaryann nitel güçleri, hiç bir ülkede hazr biçimde ve kendili§inden do§mu³ olarak bulunmaz. Bu uzun ve zahmetli bir snf mücadelesi içinde adm adm in³a edilecek, adm adm yaratlacak bir ³eydir. Bunlarn ba³nda, proletaryann öncüsünün snf bilinci, kendini devrime adama azmi, sa§laml§, özverisi ve kahramanl§ gelir. Proletarya partisinin kuvvetinin ikinci kayna§, en geni³ emekçi y§nlarla, i³çi snfnn milyonlarca kitlesiyle kurdu§u ba§, sa§lam ili³kiler ve y§nlar içinde erimi³ olmasdr. Üçüncüsü, öncü tarafndan uygulanan siyasetlerin, strateji ve taktiklerin do§rulu§u ve bunlarn do§rulu§unun y§nlarn kendi deneyleri içinde snanm³ ve kabul edilmi³ olmasdr. Ve nihayet, proletarya da, burjuvazi gibi, henüz geli³memi³ ve birle³memi³ de olsa, uluslararas bir orduya sahiptir. Hangi ulustan olursa olsun, bütün dünya i³çilerinin ortak bir davaya, sosyalizm davasna ba§lanm³ olmas, uluslararas burjuvazinin emperyalist sömürüsüne kar³ koyan ve çkarlar ve he-

51

de ayn olan bir i³çiler ordusu yaratacaktr. Ve bu dünya çapndaki proleter güç, gerek tek bir ülkedeki i³çi devriminin gerekse bütün dünya çapndaki i³çi devriminin gerçekle³mesinin öz gücüdür. Günümüzde, dünya komünist hareketi tarafndan ve pek çok ülkedeki karde³ devrimci komünist partileri tarafndan temsil edilen de§i³ik uluslardan proleterlerin birle³ik ve tek bir i³çi dünyasna yönelmi³ bulunan mücadelesi, her ülkedeki i³çi devriminin en sa§lam dayanaklarndan birisidir. Bütün bunlar, proletarya partisinin devrimci deney zenginli§iyle, teorik sa§laml§yla, uluslararas komünist hareketin deneylerini özümsemi³ olmasyla da ba§ldr. Bunlarn tümünün üzerinde de proletarya partisinin sa§lam bir proleter çekirdek halinde, eksiksiz bir disipline ve çal³ma gücüne sahip olarak kurulmu³ olmas, proletaryann nitel kuvvetlerini olu³tururlar ve proletaryann asl üstünlü§ü buradadr. Proletaryann zaferinin garantisi bu unsurlarn yeterince sa§lam, dayankl ve soluklu olmasna ba§ldr.

52

Bölüm 10

Hedef Analizi

Bir strateji ve takti§in ba³arsnn en önemli ko³ullarndan bir di§eri, vuru³ yönünün do§ru seçilmesidir. Vuru³un nereye yaplaca§, kendili§inden i³çi ve emekçi halk hareketlerinde ço§u kez do§ru seçilemez. Ayrca burjuvazi i³çi ve emekçi y§nlarnn, muhalefetini, ³iddetini ve öfkesini kendi üzerinden uzakla³trmakta, ba³ka yönlere çekmekte, tek kelimeyle hedef ³a³rtmakta çok ustadr. Devrimci proletaryann eyleminin ba³lca hedeeri, burjuvazinin kar³devrimci kurumlar, ili³kileri ve etkileridir. Bunlar arasnda hangilerinin o andaki vuru³un gerçek hede olaca§na karar vermek için, uluslararas proleter eylemin yüz yllk deneyleri baz kstaslar ortaya çkarm³tr. Bunlar özetle ³unlardr:

2 2 2

Seçilen hedef, en çok sayda i³çi ve köylüyü, gençli§in büyük ksmn, halkn büyük bölümünü kendine çekebilmelidir. Seçilen hedef, egemen snar arasnda bölünmeler ve çat³malar yaratabilmeli, onlarn birli§ini parçalayabilmelidir. Seçilen hedef, sosyalizme ilerleyen i³çi snfnn yolunu açmal, saarn geni³letmeli, ve en geri i³çi tabakalarn da ileri i³çilerin saarnda yer almaya çekmelidir.

2

Seçilen hedefe yaplan her vuru³, elle tutulur sonuçlar do§urmal, hareketin ilerlemesine, yeni mevzilerin ele geçirilmesine, i³çilerin ve halkn güven ve azminin artmasna yardm etmelidir. ³çilerle halkn, partiyle olan ba§larn ve ili³kilerini geli³tirmelidir.

2

Seçilen hedef, az sayda kuvvetle en fazla sayda etkinin do§masn sa§layacak yapda olmaldr.

53

Bir eylemin kendisine seçti§i bir hedef, her zaman bu özelliklerin hepsini mutlak olarak ta³mayabilir. Baz özellikler ya hiç bulunmaz ya da istedi§imiz ölçüde bulunmaz. Ama bir eylemin, takti§in, ya da stratejinin ba³arl saylabilmesi için, bu ko³ullardan en az bir kaç tanesini, zararlarmz kar³layacak ölçüde yerine getirmi³ olmas ³arttr. Ne var ki proletarya eyleminin vuru³ yönünü, hedeni her zaman kendisi seçmek ³ansna sahip de§ildir. Ço§u kere snf dü³man, proletaryay ve emekçi halk, kendi dayatt§ hedeere kar³ sava³maya zorlayabilir. Bu noktada, proletaryann öncüsü, eylemini gene bu ko³ullar sa§layacak biçimde düzenlemeye, kar³sna dikilmi³ heden zayf ve kuvvetli yanlarn ayrarak güçlerini en zayf noktaya toplamaya ve onu ya tümüyle ku³atp imha ederek, ya da mevzi mevzi gerileterek yenilgiye u§ratmaya çal³r. Burada görülen özellik, strateji ve takti§in, bütün unsurlarnn bize ba§l olmad§dr. Devrimci proletarya, her³eyi, her unsuru, dövü³me zamann, dövü³me imkanlarn ve hedeerini her zaman kendi istedi§i gibi düzenleyemez. Bu yüzden, strateji ve taktiklerin mümkün oldu§unca esnek ve çok yönlü düzenlenmesi gerekir ama, bütün olasdklar hesap ederek ayrntl bir biçimde önceden hazrlanmas imkan da yoktur. Bu durumda gerekli olan, her ko³ulda kuvvetlerini ve kuvvetlerin vuru³ yönünü yeniden ayarlayabilecek esneklikte ve devrimci insiyatie donanm³ bir öncüye sahip olmaktr.

54

Bölüm 11

Araç Analizi

Her strateji ve takti§in ta³mas gereken temel özellik, yeterli kuvvetlerin do§ru seçilmi³ hedeere uygun araçlarla seferber edilmesidir. Strateji ve takti§in üçüncü önemli unsuru, araç'tr. Her mücadele biçimi, ancak kendisine uygun araçlarla yürütülebilir. Ekonomik mücadele sendikalar, grevleri kendisine uygun araçlar olarak geli³tirmi³tir. Siyasi mücadele, parti olmakszn yürütülemez vs. “u halde, bir eylemin, bir mücadele sürecinin hangi kuvvetlerle hangi hedeere kar³ yürütülece§i kadar, bu kuvvetlerin hangi araçlar kullanaca§ da önemlidir. Snf mücadelesinin kullanaca§ araçlar çok çe³itli ve zengindir. Bunlarn belli ba³llar, örgütler, silahlar, propaganda ve ajitasyon araçlar (söz ve yaz), vs. gibi, gerek kendi kurup yaratt§mz, gerekse toplumsal hayat içinde kullanlan her türden nesnedir. Bazan mükemmel bir partiye ihtiyacmz vardr, yaratrz, bazan rasgele elimize geçmi³ küçük bir çiviyi bile mücadele arac haline getirebiliriz. Burada snf mücadelesinde kullanlacak araçlarn en temel özellikleri üzerinde duraca§z.

2

Araç, onu kullanacak olann özelliklerine uygun olmaldr. Her ülkenin

i³çi snfnn kendine özgü geli³me ko³ullar, tarihsel al³kanlklar ve mücadele gelenekleri vardr. Mücadelede geli³tirilecek biçimler ve araçlar, bu özelliklere uygun olmal, proletaryann kolayca kullanabilece§i ve daha da geli³tirmeyi kendi kendine becerebilece§i nitelikte olmaldr.

2

kinci olarak, aracn yönelece§i heden temel özellikleri, araçta kend-

isini göstermelidir. Basitçe, e§er ta³ krmak istiyorsak, kullanaca§mz araç ta³tan daha sert olmaldr. Burada ta³n bir özelli§inin araçta daha yüksek düzeyde bulunmas gerekti§ini görebiliyoruz. Proletaryann snf mücadelesinde ise, kar³ kar³ya gelen araçlar, özellikle baz mücadele biçimlerinde e³itsiz ve dengesiz kurulmu³tur. Burjuvazinin araçlar, i³çi hareketi kendil-

55

i§inden geli³ti§i ve ekonomik mücadelenin boyutlarn a³amad§ zamanlarda, proletaryann araçlarndan daha etkilidir ve daha fazla geli³mi³tir. Ekonomik talepler u§runa mücadelesinde proletaryann sendikalardan ve grevden ba³ka arac yoktur. Kendi durumunu iyile³tirmek ama burjuvazinin siyasi iktidarna da kar³ olmamak ko³uluyla giri³ti§i her mücadelede, bu araçlarla snrl kalmak ve kazançlarn onunla snrl tutmak zorundadr. Ama proletarya, siyasi hedeer koymu³sa bu hedeere ula³mak için yeni ve yüksek düzeyde ba³ka araçlar kullanacaktr. Sendika örgütüyle, grev silahn kullanarak burjuvazinin iktidarn devirmek imkan yoktur. ktidar mücadelesi, ancak burjuvazinin iktidar aygtndan daha üstün nitelikler ta³yan bir ba³ka iktidar organ aracl§yla ve proletaryann siyasi örgütünün öncülü§ünde yürütülebilir. Ta³a kar³ çelik!

2 Her araç, mücadelenin di§er alanlarnda kullanlan araçlarla ba§lanabilme özelli§ini ta³maldr. Böylece mücadelenin de§i³ik alanlarnda kullanlan çe³itli araçlarn birle³ik ve sistemli bir etki yaratmas sa§lanabilir. Biz, kabaca ve tek araçla her i³i yapmaya çal³an eski zaman i³çilerinden farkl olarak entegre tesisler kurmalyz. Burjuvazinin araçlar çok çe³itli ve çok boyutludur. Bunlarla ba³edebilmek için i³çilerin yaratc gücünün seferber edilmesi zorunludur. Örne§in, bir iktidar biçimi ve mücadele arac olarak Sovyet örgütünü, yaratan ve burjuvazinin devletine kar³ kullanarak onu ykan i³çi y§nlarnn ortak yaratcl§dr. Özetle, araçlarmz, bizim özelliklerimize ve heden özelliklerine uygun olmal, yani kolayca kullanlabilir ve etkili sonuçlar elde etmeye elveri³li olmaldr; ba³ka araçlarla kolayca birle³tirilebilir ve etki gücü artrlabilir nitelikte olmaldr. Bununla birlikte, tpk heden seçilmesinde oldu§u gibi, araçlarn seçilmesinde de bizim tercihlerimiz, bizim irademiz belirleyici olmayabilir. Elveri³siz araçlarla sava³mak, eksik, tamamlanmam³ örgütlerle yola çkmak zorunda kalabiliriz ve ço§unlukla da böyle olmaktadr. Hatrlamak gerekir ki, insanlk bundan yüzbinlerce yl önce, bir ta³ baltayla yola çkm³t. Mücadele biçimleri ve araçlar, ancak mücadele içinde geli³tirilir ve mükemmel hale getirilirler.

56

Bölüm 12

Sosyalizm

Sosyalist toplum
Tarihteki bütün toplumlar, üretim araçlar üzerindeki mülkiyetin biçimine göre karakter kazanrlar. Sosyalist topluma bütün karakterini veren temel özellik, üretim araçlar üzerindeki mülkiyetin toplumsalla³trlm³ olmasdr. Bu yüzden, toplumsal hayatn çe³itli kurumlarnda ve ili³kilerinde, sosyalist toplum, di§er toplum biçimlerinden tamamen farkl bir nitelik gösterir. Bunlarn belli ba³llarn ³öylece özetleyebiliriz:

2

Sosyalist toplum, özel mülkiyet esasna göre örgütlenmi³ kendisinden

önceki bütün toplumlardan farkl olarak, eme§e göre örgütlenmi³ oldu§u için, bütün yabancla³ma biçimlerini ortadan kaldrarak, insann tam özgürle³mesini sa§lar. Yeni bir kültür, ve en önemlisi, yeni bir insan yaratr.

2 Sosyalist toplum, toplumda yer alan bütün farkl milliyetlerden halklar
arasnda tam bir karde³lik ve e³itlik sa§lar. Snf çat³malarna son verdi§i gibi, uluslar arasndaki çeli³melere de son verir.

2

Sosyalist toplum, üretici güçlerin önündeki bütün engelleri kaldrarak,

toplumun snrszca geli³mesinin imkanlarn yaratr.

Sosyalist ekonomi
Sosyalizm öncesi bütün toplumlarda ekonominin tek amac, üretim ve tüketimin ihtiyaçlarnn düzenlenmesi ve özel olarak da kapitalist toplumda kapitalistlerin art-de§er sömürüsünün devamn sa§layacak ko³ullarn yarat-

57 

lmasdr. Sosyalist ekonomin temel amac ise, insanlarn gerçek ihtiyaçlarnn kar³lanmas ve genel olarak insanl§n geli³tirilmesidir. Kapitalist ekonomi, insanlarn ihtiyaçlarnn sonsuz fakat ihtiyaçlarn kar³lanmas için gerekli kaynaklarn kt oldu§unu ileri süren bir burjuva teorinin ifade etti§i ili³kilere göre örgütlenmi³tir ve bununla kapitalist ekonominin asl amacnn kâr oldu§u gizlenmeye çal³lr. Sosyalist ekonomi ise, insanlarn gerçek ihtiyaçlarnn sonsuz olmad§n ve bunlar kar³layacak imkanlarn daima gene toplumun üretim sistemi içinde bulunabilece§ini göstermi³tir. Sosyalist ekonominin temel slogan, herkesten yetene§i kadar, herkese eme§ine göredir. Kapitalizmden sosyalizme geçi³ evresinde, toplumsal üretimin payla³lmas, bu sloganda dile getirilen ilkeye göre düzenlenir. Marksizmin toplumsal payla³m düzenlemek için öne sürdü§ü asl slogan, komünizmde gerçekle³ecek olan, herkesten yetene§ine göre, herkese ihtiyacna göre biçimidir. Bu herkesin yetene§ine göre elinden gelen i³i yapaca§ fakat buna kar³lk, bütün ihtiyaçlarn e³itçe giderece§i anlamndadr. Yani komünist toplumda, en a§r ya da üstün i³i yapanla, en haf veya en a³a§ i³i yapan arasnda hiç bir fark gözetmeksizin toplum üyelerinden her birinin ihtiyac bütünüyle kar³lanacaktr. Ama böyle bir payla³ma düzeyine geçebilmek için, kapitalizmden sosyalizme bir geçi³ evresi gerekmektedir. Bu geçi³ evresinde, toplumsal ürünün payla³lmas, herkese eme§ine göre ilkesiyle düzenlenir. Buna göre, ürün, herkesin yapt§ i³in niceli§ine ve niteli§ine göre payla³trlacak demektir. Sosyalizmde, çocuklar, ya³llar ve hastalar d³nda, gücü yeten herkes, gücünün yetti§i ölçüde topluma bir³eyler katmaya mecburdur. Bunu yapmayanlar, tembeller, ba³kasnn eme§i ile geçinmek isteyenler, toplumsal üründen kendilerine bir pay dü³mesini beklememelidirler. Lenin, bu evreyi Devlet Ve htilal adl eserinde ³öyle anlatr:  `Toplum, herkesten

yeteneklerine göre herkese gereksinimlerine göre' ilkesini gerçeklekle³tirmi³ olaca§ zaman, yani insanlar yeteneklerine göre isteye isteye çal³acak kadar toplum halinde ya³amann temel kurallarna uymaya al³acaklar, ve emeklerinin bunu sa§layacak kadar üretken bir hale gelece§i zaman devlet büsbütün sönebilecektir... Açgözlülükle, `sakn kom³umdan yarm saat fazla çal³m³ olmayaym? Sakn ondan dü³ük ücret alm³ olmayaym?' biçiminde hesaplamaya zorlayan burjuva hukukunun snrl ufku o zaman a³lm³ olacaktr. Ürünlerin bölü³ümü, herkese verilen ürünün toplum tarafndan tayna ba§lanmasn artk gerektirmeyecek, herkes `gereksinimlerine göre' özgürce alacaktr. ... Burjuva açsndan böylesine bir toplumsal rejimi  ütopyann dikalas gözüyle görmek, ve her yurtta³a çal³masna baklmakszn, toplumdan istedi§i kadar yer mantar, otomobil, piyano vb. alma hakk vaadeden sosyalistlerle alay etmek kolaydr. Bugün de burjuva alimlerinin ço§u, bu gibi alaylarla yetinir. Böylece bilgisizliklerini ve kapitalizmin çkarc savunucusu

58

olduklarn ortaya koyarlar. Cehaletlerini ortaya koyarlar. Çünkü komünizmin üst evresinin hemen gerçekle³ece§ini vaat etmek, hiç bir sosyalistin aklndan geçmemi³tir. Büyük sosyalistler tarafndan bu evrenin önceden sezilmesine gelince, bu sezgi, bugünkünden farkl bir emek üretkenli§i ve bugünün kamu servetlerini yok yere çarçur eden ve imkansz istemeye yetenekli ortalama insann yokolmasn öngerektirir. [trnak?]

Sosyalist Devlet
Tarih, snara bölünmü³ toplumlarn ba³lca üç devlet tipi ya³adklarn kaydeder. Bunlar, köleci, feodal ve kapitalist devlet tipleridir. Bu üç devlet tipi de, sömürücü aznl§n, sömürülen ve eme§i ile geçinen ço§unluk üzerindeki hakimiyetlerini temsil eder. Sosyalist devlet, ilk önce, i³çi ve emekçi ço§unlu§un sömürücü aznlk üzerindeki bask aygt olmak bakmndan kendisinden önceki devlet tiplerinden ayrlr. Sosyalist devleti, di§er devlet tiplerinden ayran ikinci önemli özellik, onun, geçici bir özellik ta³masdr. Önceki bütün devlet tiplerinde, iktidar elinde bulunduran snar, daima kendilerinden daha altta bulunan ve üretim araçlar üzerindeki mülkiyetten tecrit edilmi³ snar üzerinde egemenlik kurmak ve onlar bask altnda tutmak zorunda olan snard. Sosyalist devlet, i³çi snfnn egemen snf olarak örgütlenmesine dayanr. ³çi snf, kendisinden daha altta herhangi bir snf bulunmayan, kimsenin eme§ini sömürmeye ihtiyac olmayan, ve yalnzca bir avuç kapitalisti bask altna almay isteyen bir snftr. Bu yüzden, i³çi snf kendisinin elinde tuttu§u devlet aygtnn sonsuza kadar ya³amasna ve ayakta kalmasna ihtiyaç duymaz. Sömürücü snarn ortadan kaldrlmasndan sonra, proletarya ezen ve ezilen bölünmesinin olmad§ bir toplumda bir bask aracna da ihtiyaç duymayacaktr. Sosyalist devlet, kapitalizmle sosyalizm arasndaki geçi³ dönemi boyunca zorunlu olarak ba³vurulan bir araçtr. Sosyalizmin son amacna ula³mas, bu geçici dönemin sona erdi§i anlamna gelir ve devlet, bu a³amada ortadan kalkar, söner... Ancak, toplumun, tek bir ülkede ve henüz kapitalist-emperyalist dünyann varolmaya devam etti§i ko³ullarda gerçekle³mesi halinde, sosyalist toplumun d³ saldrlara kar³ korunmas için de dünya devrimi tamamlanana kadar devletin varl§ devam etmek zorundadr. Sosyalist devlet, snf özü bakmndan burjuva devletten farkl olmasnn yan sra, biçim olarak da burjuva devletten tamamen farkldr.

2

Proletarya Diktatörlü§ünün Devlet Biçimi Olarak Sovyet ktidar:

59

Sosyalist devlet, yani proletarya diktatörlü§ünün özel aygt, her ³eyden önce, burjuvazinin devletinin temel özelliklerinin tamamen ortadan kaldrlmasna dayanr. Devrimin ba³arya ula³mas için proletaryann yönetici snfn arac olan devlet mekanizmasn oldu§u gibi ele geçirmesi ve bunu kendi amaçlarna uygun olarak kullanmas yetmez. Amaçlarna ula³abilmesi için, proletaryann burjuvazinin devlet aygtn tümüyle parçalamas ve onun yerine yeni tipte bir devlet kurmas gerekir. Bu yeni devletin ba³lca özelli§i, burjuvazinin devletiyle kyasland§nda bir devlete benzememesidir. Proletarya, kendi öz hedeni gerçekle³tirmek için, ko³ullarn elverdi§i ölçüde, orduyu, polisi ve bürokrasiyi kaldrr ve onlarn yerine silahl bir halk milisini; görevden alnabilir, denetlenebilir, tümü her an hesap vermeye hazr olan temsilciler aracl§yla emekçi kitlelerin uygulayaca§ bir yönetim biçimini geçirir. Burjuva devletin asl özelliklerinden birisi, kuvvetler ayrl§ prensibine ve parlamenter rejime dayanmasdr. Proleter devletin temel özellikleri bu iki biçimin de ortadan kaldrlmasn ifade eder. Proleter devlet biçiminde, bunlarn yerini, ayn zamanda, hem yasama, hem yürütme, hem yarglama i³levlerini yerine getiren tek bir i³çi ve halk iktidar organlar birli§i alacaktr. Burjuva devlet biçiminde parlamentolar, üç be³ ylda yönetici snfn hangi üyesinin halk `temsil edece§ine' ve ezece§ine karar vermek üzere yaplan seçimlerle olu³turulur. Proletaryann iktidar organlar da seçimle olu³turulur. Ama bu seçimler, yalnzca belli bir süre için temsilcilik görevinin kimin tarafndan yaplaca§na karar vermekle yetinmez. Ayn zamanda bütün çal³malar boyunca i³çi-köylü temsilcileri konseylerinin hem yürütme, hem de yasama i³levlerini yürütmesini etkin bir biçimde denetleyen ve yönlendiren mekanizmalar olarak i³ görür. Sovyet tipi devletin temelinde, her biri kendi çok geni³ yönetim ve denetim özerkliklerine sahip olan yerel Sovyetler bulunur. Sendikalar, kollektif çiftlik çal³anlarnn örgütleri, kooperatier, derece derece sovyet örgütlenmesine katlarak, i³çilere ve emekçilere yönetme, söz ve karar sahibi olma haklarn en etkili biçimde kullanma imkann tanr. Böylece, proletarya diktatörlü§ü, tam anlamyla y§nlarn aznlk üzerindeki diktatörlü§ü olarak ³ekillenir. Karar alma, yasa çkarma ve yasalar uygulama, her biri ayr ayr kurumla³m³ devlet bürokratik organlar aracl§yla de§il, bizzat o kararlar alan, o yasalar çkaran, söz ve karar haklarn açk bir biçimde kullanarak gerçek yöneticiler durumuna gelmi³ bulunan i³çi ve emekçi kitleleri tarafndan kullanlr.

60

Proletarya diktatörlü§ü denilince, bugünkü devlet biçimini aynen kullanarak onun ba³na proletaryay temsil eden birilerinin geçmesiyle kurulmu³ bir devleti göreceklerini sananlar, proletarya diktatörlü§ünün bu özelli§ini kolay kolay anlayamazlar. Her komünistin, mutlaka anlamas gereken en önemli nokta, proletarya diktatörlü§ünün, gerçek anlamda proleter kitlelerinin diktatörlü§ü oldu§udur. A³a§da özellikle Lenin ve Stalin'in proletarya diktatörlü§ünün temel özelliklerini anlatan sözleri aktarlm³tr. Proletarya diktatörlü§ü elbette her ülkenin özgül ko³ullarna göre de§i³ik biçimler gösterebilir. Ancak Lenin ve Stalin'in özetledi§imiz sözleri, her ülkede, her zaman daima geçerli olacak temel nitelikleri göstermektedir. 

Proletarya diktatörlü§ü, burjuva düzeninden temelinden f³krmaz, ... zorlu proletarya devrimi srasnda ortaya çkar. Proletarya diktatörlü§ü, burjuvaziye kar³ zor kullanmaya dayanan devrimci bir iktidardr. (Stalin) Proletarya diktatörlü§ünün ba³ars, burjuvazinin bask altna alnmas, burjuva devlet aygtnn yklmas, burjuva demokrasisinin yerini proleter demokrasisinin almas demektir... Ama bu muazzam i³, hangi örgütle ba³arlacaktr? Burjuva parlamentarizmi temeli üzerinde geli³mi³ olan proletaryann eski örgütlerinin bu i³e yetmeyece§i ku³kusuzdur. O halde, proletaryann burjuva devlet aygtnn mezar kazcl§n yapabilecek, yalnz bu aygt tahribe de§il, yalnz burjuva demokrasisinin yerine proleter demokrasiyi koymaya de§il, ama proleter devlet iktidarnn temeli olmaya yetenekli yeni örgüt biçimleri... yalnzca sovyetlerdir. Çünkü, sovyetler, proletaryann en geni³ kitle örgütleridir. Çünkü sovyetler, ve yalnz sovyetler, istisnasz bütün i³çileri kucaklayan örgütlerdir... Çünkü sovyetler, bütün ezilen ve sömürülenleri, i³çileri ve köylüleri, ve denizcileri kucaklayan biricik kitle örgütleridir. Ve bu nedenle kitlelerin sava³mnn siyasal sevk ve yönetimi en kolay biçimde bu kitlelerin öncüsü tarafndan, proletarya tarafndan, bu örgüt içinde eksiksiz gerçekle³tirilebilir... Çünkü sovyetler, kitlelerin devrimci sava³mnn, siyasal faaliyetinin, kitleleri ayaklandrmann en güçlü organlar, mali sermayenin ve siyasal uzantlarnn sonsuz erkini kracak en güçlü organlardr. Çünkü, sovyetler kitleleri do§rudan do§ruya örgütlendirirler, yani en demokratik örgütlerdir... ve bu yüzden de kitleler arasnda en çok otoritesi olan, yeni devletin örgütlerine ve yönetimine kitlelerin katlmasn kolayla³tran ve eski sistemi ykmak için, yeni proleter sistemini kurmak için sava³m halinde olan kitlelerin devrimci enerjisinin inisiyatinin, yaratc yeteneklerinin geli³mesini en büyük ölçüde kolayla³tran örgütlerdir... Sovyetler iktidar, yerel sovyetlerin bir tek genel devlet örgütü içinde, ezilen ve sömürülen kitlelerin öncüsü ve egemen snf olan proletaryann devlet örgütü içinde bir sovyetler cumhuriyeti

61

olarak birle³mesidir. (Stalin) Tüm devlet aygtnn tek ve sürekli temeli sovyetlerdir... En demokratik burjuva cumhuriyetlerinde bile yasa kar³snda e³it haklara sahip olmakla birlikte, siyasal ya³ama katlma ve demokratik hak ve özgürlüklerden yararlanmadan, binlerce yol ve kurnazlkla uzak tutulmu³ bulunan y§nlarn, ³imdi, devletin demokratik yönetimine durmadan ve zorunlu olarak ve üstelik kesin bir biçimde katlmalardr. (Lenin) Sovyet iktidar, sn toplumun bütün devlet örgütlerinin en enternasyonalist olandr. Çünkü, her türlü ulusal basky yokederek ve ayr ayr uluslarn emekçilerinin i³birli§ine dayanarak bu kitlelerin bir tek devlet içinde toplanmalarn kolayla³trr. Sovyet iktidar, bünyesinin tümü bakmndan, ezilen ve sömürülen kitlelerin, bu kitlelerin öncüsü, Sovyetlerin en tutarl ve bilinçli çekirde§i olan proletarya tarafndan yönetilmesini ödevini kolayla³trr. Sovyet devlet biçimi, çal³an ve sömürülen kitlelerin devlet yönetimine sürekli olarak ve kaytsz ko³ulsuz katlmalarn sa§layarak, devletin yava³ yava³ yokolmasn hazrlayabilir. Ve devletin yokolmas, gelecek devletsiz komünist toplumun temel ö§elerinden biridir. (Stalin) (burjuva) hükümetin yan sra, proletarya ile kentler ve krlar nüfusunun bütün yoksul katmanlarnn çkarlarn temsil eden, resmi olmayan, henüz geli³mesinin ba³langcnda, görece güçsüz ve köylüler ile özellikle tarm i³çileri ile, elbette en ba³ta köylülerden çok bu sonuncularla ba§ kurmaya çal³an Petrograd ³çi Temsilcileri Sovyetiydi bu... Yoksul y§nlarn hepsinin, yani nüfusun onda dokuzunun çkarlarn temsil eden, i³çilerin örgütü ve bir i³çi hükümetinin embriyonu olan i³çi temsilcileri sovyeti, bar³, ekmek, özgürlük için sava³yor. (Lenin) Proletarya diktatörlü§ü, emekçilerin öncüsü proletarya ile, emekçilerin proleter olmayan çok saydaki katmanlar (küçük burjuvazi, küçük mülk sahipleri, köylülük, aydnlar, vs.) arasndaki ya da bunlarn ço§unlu§u arasndaki snf ittifaknn, sermayeye kar³ ittifakn, sermayeyi tamamen devirmek, burjuvazinin direncini ve onun restorasyon giri³imlerini tamamen bastrmak amacyla bir ittifakn özel biçimidir. (Lenin)

2 

Demokratik halk diktatörlü§ü, proletarya diktatörlü§ünün

özgül bir biçimidir Sözü Ne Anlama Gelir?
Proletarya diktatörlü§ü denilince bunu yalnzca devlet aygtndan ibaret zannedenler, demokratik halk diktatörlü§ünde de i³çi snf d³ndaki halk kesimlerinin iktidarda söz sahibi olmasna bakarak, halk diktatörlü§ünün bir burjuva diktatörlü§ü olaca§n sanyorlar. Meselenin esas, devlet ve dikta-

62

törlük kavramlarnn özde³ ve ayn ³eyler olmad§n anlamakla kavranabilir. Proletarya diktatörlü§ü, yalnzca devlet aygtndan ibaret de§ildir. Tek ba³na devlet yönetimi düzeyinde örgütlenmi³ ama proletarya döktatörlü§ü kavramnn içerdi§i di§er unsurlar yerine getirememi³ bir i³çi snfnn, kendi ülkesinde proletarya diktatörlü§ünü kurdu§undan sözedilemez. Proletarya diktatörlü§ünün özü, sovyet iktidardr. Bu, devletle diktatörlü§ün ayn ³ey olmad§n hatta proletarya diktatörlü§ünde devletin geçici ve zorunlu olarak ba³vurulmu³ proletaryaya yabanc bir araç oldu§unu söyleyen di§er marksistleninist önermelerle birlikte dü³ünülmelidir. Tpk proletaryann partisinin, onu çevreleyen kitle örgütlerinin bir bütünlü§ü olmas gibi, proletarya devleti de, halkn ve i³çilerin kendi iktidarlarn gerçekle³tirdikleri, milyonlarca i³çi ve emekçiyi seferber ettikleri ve herkesi gündelik devlet i³lerinin yönetimine ve dolaysyla politikaya soktuklar sovyet organlarnn üzerinde yükselir ve bunlar olmakszn proletarya diktatörlü§ünden sözedilemez. Proletarya adna ve onun kitlesel iktidar organlarna dayanmakszn bir avuç adamn iktidara gelmi³ olmas proletarya diktatörlü§ü de§ildir. Bu gerçekten burjuva özde bir diktatörlük olur. Proletarya diktatörlü§ü, bununla birlikte, bir süre daha burjuvazisiz bir burjuva devlet tipini sürdürmek, yani belli ölçüde bürokrasisi, belli ölçüde düzenli ordusu olan bir kurum olarak i³ görmek zorunda kalacaktr. Ancak bu durumda da bütün iktidar, gerçek anlamda yalnzca sovyet örgütlerinin elinde bulunacaktr. Demokratik halk diktatörlü§ünde de iktidarn asl sahibi i³çi ve köylü sovyetleridir. Ekonominin ve politikann düzenlenmesi ve yürütülmesi için halkn di§er emekçi kesimlerinin de proletarya ve kr proletaryasnn yan sra iktidar organlarnda örgütlenmesi ve halkn tümünün sesini duyurabilece§i imkanlar bütün halkn kullanmas anlamnda iktidarn özü sovyet oldu§u için, halk demokrasilerinde de, iktidar özünde bir proletarya diktatörlü§üdür. Proletarya döktatörlü§ü, halkn kendisinin d³nda kendisinin üstünde herhangi bir ba³ka gücü tanmakszn, yasama, yürütme ve yarg gücünü tek bir iktidar altnda birle³tirmesi demektir. Burjuva devlet biçiminde, bütün bu görevleri ayr ayr yerine getiren ve birbirlerinin i³ine kar³mayaca§ ilke edinilmi³ bulunan bir yönetim biçimi sözkonusudur. Ama hiç bir burjuva devlette, bu güçler gerçek anlamda birbirinden ayrlmazlar ve yasamay da, yürütmeyi de, yargy da sermaye sahibi snar yönlendirirler. Burjuvazinin devrimci döneminde, daha do§rusu burjuva ihtilallerinin ilk anlarnda, halkn ve emekçilerin silahl y§nsal gücüne dayanarak aristokrasiye, monar³ik krallara kar³ mücadele eden burjuvazi, henüz devlet iktidarn ele geçirmedi§i anlarda, cumhuriyetçi bir çözüm yolunu ararken, iktidarn ili olarak bütün halkn elinde bulundu§u bir dönemden geçerler. Meclisler, tpk sonradan sovyetlerde oldu§u gibi, geçici bir süre silah elde tutan halkn temsil edildi§i iktidar mevkii olarak i³ görür. Yasalar ve yarglamalar, halkn açk oyu ile seçilmi³ temsilciler tarafndan ve her ka-

63

demede halk tarafndan denetlenenen bir biçimde yaplmaktadr. Düzenli bir ordu, polis ve bürokrasi te³ekkül etmemi³tir. ³te bu devrimci anda, burjuva cumhuriyet de özünde bir proletarya diktatörlü§ü özelli§i ta³r. Engels, cumhuriyetin bu annda, bütün iktidarn halk temsilcilerinin elinde bulunmas özelli§ini görür ki bu sonradan tarihsel deneyin gösterece§i gibi, sovyet iktidarnn ba³lca özelli§idir. Ancak burjuvazi, kendisini bir snf olarak i³çi ve di§er emekçi snarn üzerinde yönetici-egemen snf olarak örgütlemek zorundadr ve kendi altnda bir snf bulundurmak zorundadr. Bu yüzden de devrim döneminde ortaya çkm³ bulunan bu iktidar biçimine en ksa zamanda son vermek, halkn silahlarn toplayarak düzenli ve kendisine ba§l bir ordu kurmak, polisi ve bürokrasiyi canlandrarak devleti halkn d³nda ve üstünde bir kurum olarak yeniden merkezi bir kuvvet halinde örgütlemek zorundadr. Dolaysyla, devrimci haliyle ve ilk anda özünde proleter özellikler ta³yan burjuva cumhuriyet, bir an gelir katksz burjuva diktatörlü§üne dönü³ür. Halkn silah elde tutmasna, devrimci ve demokratik inisiyatini sonuna kadar sürdürmesine olanak veren tek snf proletaryadr. Proletarya hiç bir alt snf tanmaz, çünkü zaten kendisi en alttaki snftr. Kendisi için çal³trarak sömürüsüne konu yapaca§ bir yeni snfa da ihtiyaç duymaz. Bundan dolay da halkn silahn toplamak, iktidar kitlelere yabancla³trmak ve bütün halkn üzerinde ve halkn iktidarnn d³nda bir merkezi devlet iktidarn sürdürmek zorunda de§ildir. Aksine o geçici olarak ba³vurdu§u merkezi devlet aygtn en ksa zamanda ortadan kaldrmaya yönelik tedbirler almaya giri³ir, sosyalizmin in³asn ve halkn bütün kesimlerinin devlet olmakszn da ya³ayabilece§i bir olgunluk düzeyine gelmesini sa§layacak ko³ullar yaratmaya çal³r.

64

Ksm II

DYALEKTK MATERYALZM

65

Bölüm 13

Felsefede partizanlk ilkesi

Burjuva dünya görü³ü, bilimde, sanatta, felsefede sözde bir tarafszlk ilkesini savunur. Olaylara ve ili³kilere sözde objektif  olarak bakmak ve yansz yorumlamak adna, burjuvazi, aslnda bütün bu alanlarda kendi dünya görü³ünün propagandasn yaparken, kendisi adna snf mücadelesini sürdürür. Snara bölünmü³ toplumsal yap içinde, her olay, her nesne ve insanlar arasnda ya da insanlarla do§a arasndaki her ili³ki, eninde sonunda ana snardan birinin ya da ötekinin snf mücadelesinin araçlarndan birisi olarak anlam ve de§er kazanmaktan kaçnamaz. Kald ki felsefe, bütün olaylar ve ili³kiler hakkndaki en genel yarglar, en genel de§erlendirmeleri içerdi§ine, dünyay bir biçimde yorumlamann ve dünya üzerinde i³ yapan insann onu de§i³tirmesinin bir arac olarak rol oynad§ için, snar arasnda bir tarafszlk konumuna hiç giremez. Felsefe tarihinin bütün tart³malar, sonuç olarak iki ba³lca felse akmn do§masna yol açm³tr: dealizm ve materyalizm. dealizm, daima, egemen snarn, yani toplumsal i³bölümünde daha incelmi³, daha temiz i³leri üstlenmi³ olanlarn, aydnlarn, yönetici durumunda bulunanlarn ve egemen ideolojiyi temsil eden taraarn dünya görü³ünü ve felsefesini temsil ederken, materyalizm, bu dünyay emekleriyle de§i³tirdiklerini ve her gün maddeye yeni bir biçim vererek onu yeniden ve yeniden yarattklarn bilen çal³an insanlarn, kölelerin, kr yoksullarnn ve i³çilerin felsefesi olarak kendini göstermi³tir. Felsefenin ayrlmasnda, snarn ayrlmasnn izleri vardr ve bu tarihin en eski dönemlerinden bugüne kadar böyle devam edip gelmi³tir. Günümüzde de burjuvazinin ve proletaryann dünya görü³leri, felse tutumlar ve bunlarn yanstt§ dünya ile olan ili³kileri, birbirinden tamamen farkl ve birbirine kar³t niteliktedir. Günümüzün bütün felse akmlar da bu çat³may yanstmaktan geri durmaz. Burjuvazi, materyalizmin ve diyalekti§in

66

ya hiç bir zaman do§ruyu göstermedi§ini, ya da bir zamanlar moda olmu³ olsa bile ³imdi artk öldü§ünü iddia ediyor ve bunu sözde kantlamak için yeni felsefeler, yeni tezler ileri sürüyor. Bunu yalnzca felsefe alannda de§il, kültürün bütün alanlarnda sürdürdü§ü bütünsel bir mücadelenin parças olarak yürütüyor. Diyalektik öldü ise, materyalizm yanl³ ise, bunca mücadele neden veriliyor? Neden burjuvazi ölmü³ bir felsefe için bunca yazar çizer besleyip para döküyor? Gerçek ³u ki, onlar, diyalektik materyalizmle i³çi snf arasndaki ili³kiyi biliyorlar. Diyalektik materyalizmin bir dü³ünce sisteminden ibaret olmad§n, onun arkasnda bütün dünyann i³çilerinin hayatnn bulundu§unu görüyorlar. Felsefe alannda yürütülen her mücadelenin kendi varlk yokluk mücadelesine kar³lk dü³tü§ünü, onun bir parçasn olu³turdu§unu biliyorlar. Herkese felsefede, sanatta, bilimde tarafszlk önerirken, aslnda kendi taraarnda yer alma ça§rs yapyorlar. Marksizm, bu konuda da burjuvazinin iki yüzlü propagandalarna aldrmadan kendi tavrn açkça ortaya koyar. Evet, bizim felsefemiz taradr. Bizim felsefemiz, dünya çapndaki büyük snf mücadelesi içinde i³çi snfnn saarnda yer almay kendisinin varlk ko³ulu sayar. Bu onun vazgeçilmez niteli§idir. Bu bakmdan felsefenin partizanl§, açkça marksizm-leninizmin bir ilkesi olarak kendisini ifade eder. Tarafszlk, olaylarn objektif olarak kavranmas, yansz yorumlanmas gibi palavralara itibar etmez. Marksist-Leninist felsefe, idealizme, metazik dü³ünce tarzlarna, revizyonizme kaynaklk eden burjuva görü³lerin tümüne kar³ i³çi snfnn devrim davasnn yannda durmaya ve onun ³§ olarak yanmaya devam etmeye kararldr. Çok yllar önce, Marks, felsefeyi, proleter snf mücadelesinin beyni, proletaryay da felsefenin kalbi olarak tanmlam³t. Felsefenin yeryüzünde gerçekle³mesi olarak komünizm, ancak ve ancak proletaryann dünya çapndaki mücadelesinin zaferiyle gerçekle³ecektir ve bu ili³ki, felsefenin tara-partizan olmasnn ba³lca sebebidir. Teori ve pratik, felsefe ile politika arasndaki ba§lar biz kurmadk. Bunlar, i³çi snf henüz tarih sahnesine çkmadan önce, eski egemen snar tarafndan kurulmu³tu ve bugün de böyle devam ediyor. Burjuvazinin aksine, biz, yapt§mz i³i açkça söylüyor ve savunuyoruz: Bizim felsefemiz, parti ve snf taraftardr ve öyle kalacaktr.

Felsefenin üzerine konu³tu§u dünya ba§ntl ve bütünseldir
Günümüzde her ürün, ba³ka ürün ya da hammaddelerin biraraya getirilmesinden, ba³ka ba³ka sermayelerin, emekçilerin i³ ve elbirli§i yapmasndan do-

67

§ar. Hiç bir ürün yoktur ki, bir ucundan ba³ka bir i³kolunda, ba³ka bir üretim sektöründe yaratlm³ bulunan ba³ka bir ürüne ba§lanmasn. Bir buzdolab fabrikasnda çal³an sradan bir i³çi, yaratt§ ürünün, yalnzca kendisinin ve arkada³larnn elbirli§inin sonucu do§du§unu, bir buzdolab üretmekle yalnzca bir buzdolab üretmi³ oldu§unu sanabilir. Oysa bilinçli bir i³çi, buzdolab üzerinde biraraya getirdi§i her parçann üretimi için, demir madenlerinde, ta³maclkta, petro-kimya tesislerinde, çelik, elektronik, motor endüstrisinde çal³an, ter döken binlerce insann geçmi³te ve ³imdi devam eden eme§inin bulundu§unu bilir. Plastik atölyesinde çal³an bir i³çi, önüne gelen hammaddenin derin petrol kuyularndan çkarlp ranelerde arndrldktan sonra çe³itli araçlarla ta³narak önüne geldi§ini, bu arada binlerce insann hammaddenin ortaya çk³ sürecinde eme§ini ve zamann harcad§n, tek bir hammaddenin etrafnda binlerce insann çkarnn, rekabetinin döndü§ünü ve kimbilir bu bir parça plastik hammadde ya da bir çelik levha için nice canlarn yand§n dü³ünebilir. O bir parça hammaddede, bankalarn, ta³ma ³irketlerinin, petrol tekellerinin, ticaret ³irketlerinin bir çok biçimde birbirine ba§lanp ayrlmasn, ter döken, emek harcayan, sendika kurup mücadele eden i³çilerin hayatndan bir parçay, hammadde kaynaklar üzerinde birbiriyle didi³en, sava³an burjuva hükümetlerin politikalarn ve u§runa sava³lara gönderilen binlerce askerin kann görebiliriz. Sradan pek çok i³çi için, yalnzca kendi çal³t§ fabrikada yalnzca kendi ksmnn ili³kileri ve oradan alaca§ ücret ile evindeki sorunlar, mahalledeki ak³am üstü saatleri önemlidir ve onu bunun ötesinde de koskoca ve kendisini binlerce ba§la ba³kalarna ba§lam³ bulunan bir ili³kiler a§ bulunmas ilgilendirmez. Dünya sradan insana, birbirinden kopuk nesnelerin ve olaylarn dünyas gibi görünür. Bugün burada olup biten olayla, dün olup bitenler arasnda, yarn yaplacak i³lerle dün ya da bugün yapt§mz i³ler arasnda hiç bir ba§nt yokmu³, her ³ey tek ba³na ve geçmi³siz ve geleceksiz olup bitiyormu³ gibi görünür. Sradan insan, bu yüzden parça parça olmu³ bir dünyada ya³ad§n sanr. Yalnz ba³na gerçekle³ti§ini sand§ her olay, ona, bir rastlant olarak görünür. Oysa ya³ad§mz dünyada, üretti§imiz her nesne, tüketti§imiz maddeler, ya³ad§mz olaylar, her ili³ki ve her nesne birbirine ba§lanm³tr ve her birinde meydana gelen bir de§i³iklik, di§erlerinde de de§i³ikliklerin meydana gelmesine sebep olabilir. Kimdir dünyay böylesine birbirine ba§l parçalarn bütünsel dünyas haline getiren? Kim, yeryüzündeki bütün insanlarn kaderini birbirine ba§lyor? Nasl oluyor da, Tokyo Borsasndaki altn yatlar, stanbul'daki dolar piyasasn etkiliyor? Aradaki okyanuslar ve da§lar a³arak her ³eyi birbirine ba§layan nedir? Her felsefenin, her dinin, her ideoloji ve politikann dünya hakkndaki görü³ü az çok birbirinden farkldr ve dünyann ne oldu§u [,] nasl kurul-

68

du§u ve nereye gitti§i sorularna verilen cevaplar, bu dinlerin, ideolojilerin, felsefelerin veya politikalarn savunucusu olan snarn toplumsal amaçlarndan ba§msz de§ildir. Daha özet bir deyi³le, insanlar, snara bölünmü³ bir dünyada ya³amaya ba³ladklarndan bu yana, kendi toplumsal-snfsal amaçlaryla uyumlu olarak dünya görü³lerini olu³turmu³lardr ve dünya hakknda ileri sürülen her kir, aslnda bu dünya üzerinde nasl ve neye dayanarak ya³amak istediklerinin bir i³areti olmu³tur. Dünyann birbirini etkileyen ve birbirine ba§l parçalardan olu³tu§unu söylemek, kendi ba³na bir ³ey ifade etmez: Önemli olan bu bütünlü§ün nasl sa§land§ sorusuna verilen cevaptr. Diyalektik materyalistler, dünyann bütünlü§ünü sa§layan ³eyin insann tarihsel-toplumsal dönü³türücü eme§i oldu§u görü³ündedirler. Bu tarihsel dönemin özelliklerine ba§l olarak farkl biçimler kazansa da sonuçta, bu dünyay birlik-bütünlük haline getirenler, insanlardr. Çok eski zamanlarda, henüz insanlarn en basit ta³ araçlardan ötesini yapamadklar zamanlarda, snrl bir alanda ya³adklar ça§larda, ya³anan toprak parçasnn bütün dünya zannedildi§i dönemlerde bile, insanlar emeklerinin ve do§a ile mücadele yeteneklerinin elverdi§i ölçüde, ya³adklar snrl toprak parças üzerinde bütünsel bir dünya yaratm³lard. Vah³i hayvanlar avlayarak kendilerine gerekli olan eti, deriyi, kemikleri ele geçirdiklerinde, aslnda insanlarn dünyas ile hayvanlarn dünyasn biraraya getirerek, kendi çapnda bütünsel bir dünya kurmu³ oluyorlard. Suyu ve topra§ nasl bir araya getireceklerini ö§rendiklerinde, tarma dayal bir toplumu yarattlar. Kendileri d³nda tohum veren, ye³erip sonra da solan otlar, meyveleri kendi elleriyle yeti³tirmeye ba³ladklarnda, suyu, topra§, tohumu ve insann do§asn biraraya getirdiler. O ça§larda ve günümüzde hala o dönemlere benzer ili³kiler içinde ya³ayan baz geri Afrika, Avustralya yerli topluluklarnda, bu snrl, küçük ve do§aya ba§ml dünyada, her³eyin birbirine her³eyde bulunan ayr bir ruh aracl§yla ba§land§ sanlr. Oysa, e§er bir hayvann evcille³tirilebilece§ini kendi deneyerek ve yaratarak görmemi³ olsayd, bitkileri ekip biçerek sürekli kullanlabilir ürünler halinde kendi ellerine geçilmemi³ olsalard, hala her hayvan ve bitki, do§a kendilerine hangi ko³ullar sa§lyorsa onun içinde do§up ölüyor olsayd, insanlarn onlarn kendi aralarnda bir ba§nt bulundu§unu ke³fetmeleri ve onlar kendi toplumsal ihtiyaçlar do§rultusunda birbirine ba§layarak yararl hale getirmeleri mümkün olabilir miydi? Ku³kusuz, do§ada kendi içinde ve insanlar ona müdahale etmeden önce de her ³ey arasnda bir kar³lkl ili³ki vard; ama bunlarn toplum tarafndan ve hangi ihtiyaç do§rultusunda yeniden birle³tirilip kar³lkl ili³kiye sokulaca§na karar veren do§rudan do§ruya insanlarn toplumsal örgütlenme düzeyleri ve ihtiyaçlardr. nsanlar ve onlarn toplum olarak ya³amalar ve bu toplulu§un toplam ihtiyaçlar olmasayd, do§a olaylar arasnda ancak uzak ili³kiler ve kendili§inden sonuçlar do§uran

69

etkile³meler bulunabilecek ve bunlara anlam veren, yorumlayan, de§i³tiren bir etkinlik olmakszn kendileri yalnzca do§a yasalarnn gerektirdi§i gibi birle³ip ayrlacaklard. Oysa insan, do§a yasalar kar³snda kendi etkili gücünü göstererek bu ili³kileri ve kendili§inden varolan ba§ntlar de§i³tiriyor. Do§ada bulunmayan yeni ba§ntlar yaratyor ve her yeni ba§nty do§aya ekliyor. Kendi hayatn de§i³tirirken, do§ay da de§i³tiriyor. Yeni nesneler yaratyor ve dünyann bir ucunda kendisinden habersiz varolup ya³ayan, solup çürüyen ve kendi kendine yeniden üreyen her hayvan, her bitkiyi [,] her madeni, kendi toplumsal hayatna sokarak, ya ticaretin, ya sanayinin ya da yeniden üretimin bir nesnesi haline getiriyor. Bir otomobil üretmekle Brezilya'nn kauçuk a§açlarn, Arabistan'n petrol kuyularna ba§lyor. Üretti§i ve sonra tüketip artk madde olarak do§aya tekrar salverdi§i her madde ile dünyann do§al tarihini de§i³tiriyor. Milyarlarca yl önce kendi hareketi ile belli bir biçim kazanm³ olan dünyaya yeni bir biçim veriyor. Böylece toplumsal hayat bakmndan anlaml olmayan do§al ve kendili§inden ba§lantlar, toplum üzerinde etkili klan ba§lantlara çeviriyor. Hiç bir ngiliz i³çisi, dünyann bu ölçüde birle³tirilmesinden önce Araplarn petrol yatlar üzerinde oynamasnn kendi ücretini etkileyece§ini, Türkiyeli hiç bir i³çi, Pakistan'daki pamuk üretiminin artmasnn ya da eksilmesinin kendi üretti§i fanilann pazar bulamamasndan dolay kendisini i³siz brakabilece§ini dü³ünemezdi. Tarih boyunca insano§lu, dünyay çe³itli etkilerle de§i³tirdi ve kendi ihtiyaçlarna ve içinde ya³ad§ toplumsal ili³kilere, üretim tarznn niteli§ine ba§l olarak onu de§i³ik biçimlerde birbirine ba§l parçalarn bütünsel dünyas haline getirdi. nsan toplumunun bugün içinde ya³ad§ genel üretim biçimi halinde olan (ve ³imdi yalnzca Arnavutluk Sosyalist Halk Cumhuriyeti d³nda) kapitalizm altnda, dünyay birle³tiren temel güç sermayenin ve kapitalist toplumun genel ihtiyaçlardr. Bu bütünle³tirme, sermayenin ilkeleri do§rultusunda ve onun çkarlarnn emretti§i politikalar aracl§yla yürütülüyor ve her gün dünyann yeni bir bölgesi bu genel bütünün parças haline getiriliyor. Kapitalist sistem, kendi elinin ermedi§i, gücünün yetmedi§i tek bir kar³ dünya parças kalmasn istiyor.Bu bütünlü§ün son ve en geli³mi³ bütünlük oldu§unu, bundan ba³ka bir dünyann mümkün olmad§n, kendi düzeninin tpk do§ann ya da Allah'n düzeni gibi ölümsüz oldu§unu ileri sürüyor. Yeryüzünde ya³ayan, mücadele eden, i³ yapan, günlük ya³amn sürdürmeye çal³an her insan, her snf, her kurum, kendi etkisini ortaya koyar ya da ba³kalar kar³snda bir tavr geli³tirirken, yapt§ i³in di§er hangi i³ ve olaylarla, hangi ki³ilerle ve etkilerle ba§l oldu§unu dü³ünmek zorundadr. Birbirine ba§l her olay, birbirini etkiler ve birinde meydana gelen de§i³iklik di§erlerinde de de§i³ikliklerin do§masna yol açar. Örne§in, gene buzdolab

70

fabrikasn ele alalm. E§er çelik üretim i³kolunda bir grev varsa, buzdolab üretimi bundan etkilenir. Ya üretim durur, ya da eldeki stoklarn tüketilmesi için çelik i³kolundaki grevi frsat bilen patron kendi sektöründe de bir üretim hz ayarlamas yapma yoluna gider. Ya da, daha uzak bir ili³ki gibi görünse de, kömür madenlerinde çal³an i³çilerin bir direni³inin gene buzdolab üretim sektörünü etkiledi§ini, orada çal³an ya da o alana para yatrm³ bulunan kapitalistin kendi i³lerinde bir de§i³iklik yapmasn gerektirdi§ini görürüz. ster kapitalist olsun, ister politikac, herkes, yapt§ i³in bir di§er i³e, yeryüzünde yaplan tüm di§er i³lere ba§l olarak gerçekle³ti§ini kendisine ö§reten bir dünya görü³üne göre hareket eder. Herkesin olaylar, insanlar, ili³kiler ve do§a kar³sndaki tutumunu belirleyen, farkl yer ve zamanlardaki tutum ve davran³larn birbirine benzer klan ³ey, dünyay nasl bir bütün olarak kavrad§n gösteren dünya görü³ünün niteli§idir. Kimi zaman, dünyann birbirini etkileyen binlerce ve birbirine ba§l olayn bir bütünü oldu§unu dü³ünmemize frsat verecek olaylar ya³arz. Ama bu bütünlü§ün niteli§inin ne oldu§unu, bu bütünlü§ün nasl gerçekle³ti§ini, kökünün ve sebebinin ne oldu§unu, nereye do§ru gitti§ini ve gelecekte nasl bir biçim alabilece§ini dü³ünmeye ba³lad§mzda, kendimize binlerce soru sordu§umuzda, ya her zaman do§ru bir cevap veremeyiz, ya da verdi§imiz cevaplar kendimiz de be§enmeyiz. Ama ister müslüman olsun ister hristiyan, ister az çok okumu³ ya da okumam³ olsun, her insann mutlaka kendisine göre bir cevab vardr ve gerçekte herkesin bütün hayat, dünyann bütünlü§ü kar³snda nasl bir cevap verdi§iyle yakndan ilgilidir. Cevaplarmz nereden gelir? Sradan insann dünya hakkndaki görü³ünü belirleyen ³ey, küçüklü§ünden beri ya³ad§ çevreden edindi§i görü³lerin, anlatlan hikayelerin, ba³kalar tarafndan farkl farkl yaplm³ yorumlarn ve de§erlendirmelerin, kendi ya³adklar hakknda kendisinin gene geleneksel, dinsel, ulusal, pek çok renkle alaca bulaca hale gelmi³ görü³lerinin bir karma³asdr. Samimi ve az çok kula§ bükülmü³ bir müslümann dünyaya bak³nda kendine göre bir tutarllk vardr. Ona göre, bu dünyay Allah yaratm³tr, her ³ey önceden ve yalnzca onun bildi§i bir biçimde kararla³trlm³tr ve olup biten her ³ey onun iradesinin ürünüdür. nsanlara yapabilecekleri çok az ³ey kalm³tr. Yol önceden çizilmi³tir ve kim ne yaparsa yapsn bunu de§i³tiremez diye dü³ünür. Müslüman, kendisine göre, dünyay bir bütün olarak, yani parçalanamaz, parçalarnda bile bütüne ba§lanan bir hareket görür ve bu bütünlü§ün kayna§nda Allah'n iradesinin yatt§n dü³ünür. Bir kapitaliste göre, dünyay bütünle³tiren ³ey sermayedir! Yeryüzü parann hakimiyeti altndadr ve Amerika'dan Japonya'ya kadar her ülkede, her ³ehirde, kasabada ve köyde, da§larn ba³nda ve denizlerin dibinde her ³ey parann dünyasnn bir parçasdr. Topra§n altndaki madeni, gökyüzünde bir uçak haline getiren

71

³ey ona göre sermayedir. Kendi varl§nn sebebi hikmeti, karsnn çocu§unun varl§, her ili³kisi ve her i³i sermayesinin düzgün dola³mas ve daha çok birikip daha çok kar getirmesi içindir. Bir emekçi ise, varolan her ³eyin insan eme§inin ürünü oldu§unu bilir. Dünyaya eme§in bir eseri olarak bakar. Bir ta³ç ustas, yeryüzündeki her ³eyin kendi kalemi ve çekicinin yaratt§ bir i³leme gibi i³lenerek ortaya çkt§n dü³ünür. Geçmi³te de, baz dü³ünürler, dünyann bir bütün oldu§unu, her parçann bir di§erine ba§l oldu§unu ve parçalardaki her hareketin ve de§i³menin di§er parçalar da etkiledi§ini ve böylece dünyann de§i³mesinin her parçasnda bir de§i³iklik anlamna gelece§ini söylemi³lerdi. Ama dünyay birle³tiren ³eyin ne oldu§u sorusuna verdikleri cevaplar birbirinden farklyd. Bazlar bunun bir ilk maddeden kaynakland§n dü³ünüyorlard. Dünyadaki her ³eyin içinde bu ayn ilk madde bulunuyordu ve bu, bütün dünyann birli§inin de sebebiydi. Sonradan ba³ka bir grup lozof ise, bütün evrenin kayna§nda bir dü³üncenin bulundu§unu, bu dü³üncenin de§i³mez ve de§i³tirilemez olu³u nedeniyle dünyann tutarl bir bütünlük olu³turdu§unu ileri sürdü. Özetle, çok eski zamanlardan beri, çok farkl görü³lere sahip olsalar da insanlarn ortakla³a üzerinde anla³tklar bir nokta vard: Bu dünya bir bütün olu³turuyordu ve bütüne ait parçalar arasndaki ba§ntllk tutarlyd.. Bunca farkl görü³ten hangisinin daha do§ru oldu§unu burada tart³mak imkansz. Ama konumuz bakmndan ³una i³aret etmemiz gerekiyor: Dünya hakkndaki bu görü³lerin her biri, yani müslümann, hristiyann, ya da eski lozoarn, her birinin bu bütünlük hakkndaki dü³üncesi, bir dünya görü³ünü yanstr. Tek bir dünya görü³üne ba§lanm³ bulunan insanlar, kendi hayatlarnn her noktasnda dünya hakkndaki görü³lerinin bütünlü§ü ölçüsünde ve do§rultusunda hareket ederler. nsanlarn, olaylara, insanlara, ili³kilere, do§aya ya da topluma bak³nn her noktada birbiriyle tutarl ve ba§ntl olmasn sa§layan ³ey dünya görü³üdür. Sradan insann dünya görü³ü, gündelik al³kanlklarndan, çevresinden edindi§i görü³lerden, dinsel ya da ulusal inançlarndan olu³an bir karma³adr. Ahlaki tutumu, siyasi tercihleri, aile ili³kileri, i³ yerindeki, mahallesindeki ya³ay³ ve davran³ biçimleri, daima bu karma³ay yanstr. Bazen dinsel-ahlaki görü³lerinin etkisiyle bir ermi³ gibi davranrken, bir ba³ka zaman gördü§ü bir lmin etkisiyle bir züppe gibi hareket etmeye ba³layabilir. Bir gün karsn döverken, ertesi gün karsn dövmü³ bir arkada³n ele³tirebilir. Tutarszlk denilen bu çeli³meli davran³ biçimleri, ki³inin toplumsal çevresinden, geleneklerinden, geçmi³e ait al³kanlklarndan yani farkl farkl kaynaklardan gelen görü³lerinin birbirini tutmamasndan, birbirleriyle çeli³ik halde bulunmasndan kaynaklanr. Yalnzca sradan insanlar de§il, ileri devrimci i³çiler, az çok tecrübeli devrimci militanlar da, günlük olaylar kar³snda

72

ve ili³kilerinde, tutum ve davran³larnda, bazan birbirini tutmayan çe³itlilikler gösterebilirler. Burjuva dünya görü³ünün ve ideolojisinin farkna varlmayan etkisiyle dü³üncelerinde kaymalar, etkilenmeler meydana gelebilir, ya da geçmi³ ili³kilerinden devraldklar al³kanlklar devrimci hayatlarnda da ister istemez sürdürebilirler. Davran³ ve dü³ünü³ arasnda tutarl, düzenli bir ili³kinin bulunmas, ancak bilimsel bir dünya görü³üne sahip olmaya ve bu dünya görü³ünü hayatnn her alannda sadakatle uygulamaya ba§ldr. nsanlar gibi, partiler de bir dünya görü³ü ile hareket ederler. Programlarn ve eylemlerini tutarl klan sözleriyle davran³larn birbirine uyumlu yapan budur. ³çilerin devrimci komünist partisinin dünya görü³ü, diyalektik materyalizm adyla anlr, ve bütün dünyada hep ayn bak³ açsyla olaylar yorumlamak ve dünyay de§i³tirme eylemini yürütürken hep ayn tutarl davran³lar dizisini sürdürmek bu dünya görü³ü sayesinde mümkün olur. Söyledikleriyle yaptklar arasnda, söyledi§i sözlerin kendi aralarnda tutarl§n sa§lanmas, yalnzca o partiye ba§lanan insanlarn güvenlerini ayakta tutmak için gerekli de§ildir. Bu, partinin mücadele çizgisini ba³ndan sonuna kadar sa§lam, yalpalamadan, sapmadan sürdürebilmesi için de gereklidir. Öyleyse, diyalektik materyalizm, partinin yalnzca  özü sözü bir olmasn sa§lamakla kalmaz, ayn zamanda çal³malarnda sistemli ve tutarl, planlarnda güvenilir, politikalarnda do§ru olmasn da sa§lar. Bilimsel bir dünya görü³üne sahip olmak, her zaman onun yol göstericili§inde, olaylar arasndaki ili³kiyi bir bütün olarak kavramak ve olaylar üzerinde etkide bulunmaya çal³rken daima birbirine ba§ntl ve birbiriyle tutarl eylemler dizisi ortaya koymakla gösterilebilir. Sradan inanlar gibi, bilimsel bir dünya görü³üne sahip olmayan bir parti de, gündelik mücadelesinde pek çok tutarszlk, devrim programn gerçekle³tirmek için giri³ti§i uzun erimli sava³ta da pek çok yanl³ yapabilir. Marksist-Leninist partinin bütün eylemini yönlendiren, her türden mücadele biçim ve aracn birbirine ba§layarak onlar tutarl, düzenli, sürekli ve di§er partilerin eylem programndan üstün hale getiren bu bilimsel dünya görü³ünün ad Diyalektik Materyalizm'dir. Bu küçük bro³ürde, diyalektik materyalizmi en kaln çizgileriyle ve özet olarak inceleyece§iz. Diyalektik materyalizm, yalnzca bir dünya görü³ü de§il, ayn zamanda güçlü ve uzun bir tarihi birikime dayanan bir bilim olarak zengin ve derin bir içeri§e sahiptir. Her komünist militann yol göstericisi ve dü³üncesini düzenleyen bu sistemin ö§renilmesi için bu bro³ürde anlatlanlardan çok daha fazlasna ihtiyaç vardr ve bunun e§itimi için zaman ayrmak, her devrimcinin görevlerinden biri olmaldr.

73

Bölüm 14

Diyalektik materyalizmin do§u³u

Diyalektik kelimesi, eski Yunanca'da kar³lkl tart³ma anlamna gelen diagelasthai den türemi³tir. Gene eski Yunan toplumundaki dü³ünürler arasndaki tart³malarda çeli³meleri aç§a çkararak gerçe§i bulma sanatna da diyalektik sanat denirdi. Kelimenin bu ilk kullanl³ biçiminde, kar³lkllk ve  çeli³melerin aç§a çkarlmas anlamlar, bugün bizim kulland§mz diyalektik kavramnn da içeri§inde vardr. Günümüzde diyalektik, do§a, toplum ve bilinç olaylar kar³snda, onlar anlamak, üzerlerinde etkide bulunmak ve yönlendirmek için her birinin kendi iç hareketlerini bilmek, içerdikleri çeli³meleri bulup yakalamak ve birbirleriyle olan ba§lantsn bularak çözmek ya da yeniden ba§lamak için kulland§mz yönteme, verdi§imiz addr. Böylece Diyalektik, olaylarn ili³kilerin, tek yanl, tek yönlü olarak de§il, birbiriyle ba§ntl ve birbirini kar³lkl etkiledikleri bir hareket içinde kavranp anla³lmalar anlamna gelir. Eski dü³ünce biçimleri içinde ve günümüz bilimsel olmayan dü³ünme yollar arasnda, olaylara tek yönlü, de§i³mez, hareket etmez bir halde bakmak al³kanl§ ve bunun bir sistem haline getirilmesinin pek çok biçimi vardr ve bu tarz dü³ünme biçimlerinin tümüne birden Metazik Dü³ünce ad verilir. Metazik dü³ünce, tek yönlü ve tek tara etki anlay³nn yan sra, olaylar ve nesneleri hareketsiz olarak dü³ünmesiyle de diyalektikten farkldr. Metazik biçimde dü³ünen birisine, olaylar, o anda ne iseler, o durgun ve hareketsiz halleri içinde naslsalar öyle görünürler. Ayn olaya, diyalektik tarzda bakan birisi ise, durgunluk ve de§i³mezli§in aldatc görüntüsü ardndaki hareketi ve de§i³meyi görür. Nesnenin, olaylarn, ili³kilerin bir geçmi³i ve bir de gelece§i bulundu§unu dü³ünür. Durgunlu§un, donmu³lu§un aldatc, hareket ve de§i³menin gerçek oldu§unu bilir.

74

Diyalektikçinin bak³ açs, ele³tiricidir. Yalnzca de§i³meyi ve hareketi de§il, de§i³tirme imkann ve harekete geçirme iradesini de temsil eder. Diyalektikçi, de§i³ikli§in ve hareketin seyircisi de§il, de§i³tirici ve hareket ettirici gücün de temsilcisidir. Bu yüzden, varolan hareket ve de§i³me kar³snda, ele³tirici bir tutum taknr. De§i³me, geli³me ve hareket, diyalektik dü³ünme tarznn vageçilmez kavramlardr ve bir diyalektikçi için durgunluk, aynlk, de§i³mezlik sözkonusu olamaz. Her olay ve her nesne, daima bir önceki haline göre ba³kadr ve bu anlamda hiçbir ³ey kendisiyle dahi özde³ de§ildir. Proletaryann büyük ö§retmenleri Marks, Engels, Lenin ve Stalin tarafndan yaplan çal³malar sonucunda en geli³mi³ biçimine ula³an diyalektik, bu son haliyle Diyalektik Materyalizm olarak adlandrlr. Marks'tan önceki baz idealist dü³ünürler, diyalekti§i, yalnzca dü³üncenin bir hareketi olarak tanmlam³lar, do§a ve toplum olaylarn dü³üncenin hareketinin bir sonucu olarak gördükleri için de diyalekti§i yalnzca dü³üncenin hareketini açklayan, onu yönlendiren bir hareket biçimi ve sanat olarak adlandrm³lard.  dealist lozoara göre, dünyann varl§nn öncesinde, dü³üncenin hareketi vard. Onlar, dü³üncenin kendi iç hareketi sonucunda maddi dünyay yaratt§n, dü³üncenin böylece maddi dünya haline geldi§ini ileri sürüyorlard. Ya³ad§mz dünyann kökeninde, kendi kendini dü³ünen dü³ünce vard! Dü³üncenin kendini tanma, kendini anlama çabasnn bir sonucu olarak da bu dünya do§mu³tu. Bu dünyada kendini tanyan dü³ünce, insan zihninde kendi bilincini bulacak ve kendisi için bir dü³ünce olarak gene kendisine dönecekti! Böylece bütün evren, varolan her³ey, ya³anan her ili³ki ve de§i³iklik, eninde sonunda dü³üncenin hareketi olarak yorumlanyordu. Buna kar³lk olarak, tarihin çok eski zamanlarndan beri evrenin ana yapsnn madde oldu§unu söyleyen ve idealist lozoara kar³ kendi görü³leriyle mücadele veren ve materyalist lozoar olarak adlandrlan bir ba³ka lozoar grubu bulunuyordu. Materyalizm, dünyann temelinin madde oldu§unu, maddenin öncesiz ve sonrasz olarak varoldu§unu ve varolmak için maddenin kendisinden ba³ka, kendisinin d³nda herhangi güce ihtiyac olmad§n savunan dü³üncelerin tümüne birden verilen genel bir addr. Materyalist lozoar içinde, maddenin varolu³ ve hareket biçiminin farkl yorumlan³ temelinde ortaya çkm³ farkllklar bulunsa da, hepsinin ortak görü³ü, bu dünyann maddi varl§ ve maddenin hareketinin sonsuzlu§udur. Ne var ki, eski materyalist lozoarn da genel olarak, bu dünyay yorumlamak ve açklamak bakmndan idealist lozoardan daha ba³arl olduklarn söylemek mümkün de§ildir. Onlarn çizdi§i dünya tablosunda, insann dünya üzerindeki de§i³tirici, dönü³türücü devrimci etkisinin rolünü göremeyiz. Maddenin

75

kendi ba³na hareketinin her ³eyi yapmaya gücünün yetti§ini söylüyorlar, ama bu gücü aç§a çkaran ve ya³anan dünyay her gün yeniden yaratarak maddeye ³ekil veren insan etkinli§ini görmüyorlard. Onlara göre insan dü³üncesi denilen ³ey, maddenin bir salgsndan ba³ka bir ³ey de§ildi ve madde kendi ba³na bilincin yaratlmasna yeterdi. Bu görü³, toplumlarn hareketini, snflarn mücadelesini, teknolojinin ve bilimin geli³mesini, sanattaki ilerlemeleri, ksacas insann maddi hayat üzerindeki etkisini ve maddenin insan hayat içindeki yerini açklamakta eksik ve yetersiz kalyordu. Karl Marks, idealist lozoarn ku³kusuz en büyü§ü olan Hegel'in bir ö§rencisiydi ve onun idealist tarzda kurmu³ bulundu§u diyalektik mant§n yüksek niteliklerini çok yakndan tanyordu. Bununla birlikte idealist diyalekti§in yetersizliklerini ve özellikle maddi dünyann de§erini küçülten, insann etkinli§ini ve snar mücadelesinin yerini karartan yönünü de görüyordu. Ça§nn di§er bir büyük lozofu olan ve materyalist saarda yer alan Feuerbach ise, diyalekti§i ihmal eden, kar³lkl ba§ntlk ilkesini gözard eden tek yönlü bir dü³ünce sistemine sahip olmakla birlikte, insann ve dünyann maddi birli§i konusunda önemli görü³lere sahipti. Feuerbach materyalizmi snrl ve tutarsz olmasna ra§men ilerici felsefeyi geli³tirmekte de§erli ba³arlar sa§lam³t. Karl Marks, 1845 ylnda, Feuerbach'n temel tezlerini ele³tiren ve onlarn belli ba³l eksiklikleri ile bunlarn a³lmasnn yollarn gösteren dü³üncelerini ifade eden onbir tez yazd. Tezlerin ana kri, devrimci maddi prati§in toplumsal hayatta oynad§ rolün belirleyici oldu§uydu. Bir kez bu noktay aç§a çkardktan sonra, Marks, bütün eski materyalizmleri zihinde yaratlm³ materyalizmler olduklar için, idealizmi de maddi etkinli§i dü³üncenin kavramlarna indirgedi§i için ele³tirmeye koyuldu. Marks'n idealizme kar³ ba³lca ele³tirisi, saf dü³üncenin dünyay de§i³tirmeye yetece§inin ileri sürülmesi noktasndayd. dealistler, teorik ele³tirinin toplumdaki e³itsizlik ve adaletsizli§i ortadan kaldrmaya yetece§i inancndaydlar. Buna kar³lk, Marks, açkça ³unu bildirdi: Asl olan

devrimci pratik-

ele³tiri'dir. Bu da yalnzca devrimci faaliyet içinde bulunmakla gerçekle³tirilebilir. Çünkü önemli ve gerekli olan, insanlarn dü³üncelerini de§i³tirmek de§il, bütünüyle, insanlarn içinde ya³adklar maddi varlk ko³ullarn de§i³tirmektir. Yalnzca devrimci pratik süreç içinde insan hem kendisini, hem de çevresini de§i³tirebilir. Bu tezlerde, geçmi³ materyalizmlerin temel yanlgs durumunda olan maddenin kendi ba³na etkinli§i ve insann dönü³türücü faaliyeti d³nda bir nesnelli§in etkili oldu§u dünya tasarm yklyordu. nsan ile onun üzerinde çal³t§, i³ yapt§, de§i³tirdi§i dünya arasndaki bütün duvarlar, yani ya dü³üncenin egemenli§i ya da insansz maddenin belirleyicili§i biçimindeki ayrc ve yabancla³trc duvarlar yklyordu. Ya³ayan, dövü³en ve de§i³tiren insan ile onun üzerinde faaliyette bulundu§u dünya bir ve ayn

76

maddi dünya olarak birle³tiriliyordu. ³te diyalektik materyalizmi, di§er idealist diyalektik dü³ünce akmlarndan ve metazik materyalist felsefelerden ayran ba³lca özellik buradadr. Marks, idealist diyalekti§in büyük ustas Hegel'in diyalekti§ini ele³tirir ve kendi diyalektik yönteminin farkn açklarken ³öyle diyordu: 

Benim diyalektik yöntemim, Hegelci yöntemden yalnzca farkl de§il, onun tam kar³tdr da. Hegel için insan beyninin ya³am süresi ki Hegel bunu Fikir(idea) ad altnda ba§msz bir özneye dönü³türür gerçek dünyann yaratcs ve mimar olup gerçek dünya, yalnzca Fikirin d³sal ve görüngüsel biçimidir. Benim için ise, tersine, kir, maddi dünyann insan aklnda yansmasndan ve dü³ünce biçimlerine dönü³mesinden ba³ka bir ³ey de§ildir... Hegel'in elinde diyalekti§in mistisizmle bozulmas, ayrntl ve bilinçli bir biçimde diyalekti§in genel i³leyi³ biçimini ilk kez onun sunmu³ oldu§u gerçe§ini örtmez. Mistik kabuk içerisindeki akla uygun özü bulmak istiyorsanz, onun yeniden ayaklar üzerine oturtulmas gerekir.
[KAPTAL, Almanca kinci Baskya Önsöz: I. Cilt, sayfa 28. Sol Yaynlar] ³te Marks, Hegel diyalekti§i ile olan ili³kisini böyle açklarken, Hegelci diyalekti§in ayaklar üzerine dikilmesi gere§ini ileri sürüyor ve oturtulaca§ taban olarak da insann maddi hayat dünyasn gösteriyordu. Böylece hem idealist (dü³ünceci) diyalektikten hem de metazik materyalizmden ayr, onlarn bir birle³tirilmesi olmayan, her ikisinin de ele³tirisi üzerinde yükselmi³ yeni bir dünya görü³ü kurulmu³ oluyordu. Diyalektik materyalizm, do§ada, toplumda ve dü³üncede olup biten, devam eden bütün ili³kilerin, olaylarn ve nesnelerin genel hareket yasalarnn bilimi olarak, evrensel iç ba§ntlarn bilimi olarak do§du ve karma³k, düzensiz, hareketsiz gibi görünen dünyann ba§ntl bir bütün halinde, çeli³melerin çat³mas ve çözülmesi ile geli³en, hareket eden bir dünya olarak kavranmasn sa§lad. Evrensel iç ba§ntl§n yasalarn ke³fetti, dü³ünce ile dünya arasnda bütün eski lozoar tarafndan konulmu³ ayrl§a ve kar³tl§a son verdi. Dü³ünce ile varl§n maddi birli§inin temellerini gösterdi. Bütün bu ili³kileri, en genel ve temel yasalar halinde ifade etti.

77

Bölüm 15

Niceli§in niteli§e, niteli§in niceli§e dönü³me yasas

Her nesnenin, her olayn kaplad§ yer ve içerdi§i ö§eler bakmndan bir büyüklü§ü, hacmi, yani ölçülebilir, saylabilir bir özelli§i vardr. Ülkelerin nüfuslar, devlet bütçelerinin miktar, insanlarn boyu, ya³, bir yolun saat ya da kilometre olarak uzunlu§u, bir otobüsün hz, havann, suyun scakl§ partinin üye says, bir fabrikann i³ hacmi, üretim miktar, çal³ma saatlerinin uzunlu§u-ksal§, ücretler, sigorta kesintileri vs. Bu türden saylabilir ve ölçülebilir özelliklerdir ve her birine ait oldu§u olayn ya da nesnenin niceli§i ad verilir. Nicelik, olayn ya da nesnenin incelenebilecek saysz yanndan yalnzca bir tanesidir ve tek ba³na ele alnd§nda nesneyi ya da olay tanmamza yetmez. Herhangi bir insan tanmak için boyunun kaç santim oldu§unu bilmemizin yetmedi§i gibi... Bir nesneyi tanmak demek, her ³eyden önce, o nesnenin hangi

niteliklere sahip oldu§unu, yani onu ne ise o yapan esas özel-

likleri bilmemiz demektir. Genellikle nitelik özellikleri olarak adlandrd§mz yanlar, saylarak ya da ölçülerek de§erlendirilemeyecek olan özelliklerdir. Örne§in bir insann onurunu, sahip oldu§u namus duygusunu, kilo ile ya da metre ile ölçemeyiz. Bunun gibi, proletarya partisinin yaratt§ gelenekleri, mücadelesinin de§erini ve etkisini de nicelik ölçüleriyle tanmlayamayz. Yalnzca etkiledi§i veya örgütledi§i insanlarn saysna, yani niceli§ine bakarak da onun gücü ve temsil etti§i de§erleri tanmlayamayz. Böyle de§erlendirmelerde, nitelik özellikler önem kazanr. Fakat bir nesne ya da olayn niceli§i ile niteli§i arasnda daima sk bir ili³ki, birbirine dönü³me ve birbirini etkileme ili³kisi vardr. Belli bir nicelik snrnn a³lmas, daima nitelikteki bir de§i³ikli§e yol açar ve nicelikle ifade edilen özelliklerin bir nitelik dönü³ümünün unsurlar haline geldi§i görüleb-

78

ilir. Örne§in çal³t§mz fabrika, bir zamanlar be³ yüz i³çinin eme§i ile üretimi gerçekle³tirebilirken, ³imdi bu say bine çkm³sa, fabrikann niteli§inde bir de§i³ikli§in meydana geldi§ini dü³ünmemiz gerekir. Çok sayda i³çinin ayn zamanda çal³trlmalar, çal³ma sisteminde bir de§i³iklik olmadan bile, emek-sürecinin maddi ko³ullarnda bir devrime yol açar. Ya teknolojideki bir geli³me, ya da fabrikaya yeni bölümlerin eklenmi³ olmas, fabrikann nicelik özelliklerinde bir de§i³meye i³aret eder. Fabrikann de§i³ik bölümlerinde çal³an arkada³larmz arasnda daha kaliye olanlarn saysnn artmas sonucunda, fabrika üretiminde nitelikçe yani kalitece bir de§i³iklik meydana geldi§inde, kaliteli i³çi says ile kaliteli üretimin niteli§i arasndaki bu ili³kiyi nicelikle nitelik arasndaki ili³ki olarak tanmlayabiliriz. Bir nesnenin ya da olayn ta³d§ niceliksel özelliklerin artmasnn ya da azalmasnn olayn yapsnda bir de§i³ikli§e yol açt§, böylece bir nesne ya da olayn bu iki yan arasnda bir ili³ki bulundu§u insanl§n çok eski zamanlarndan beri biliniyordu. Ne var ki, metazik tarzda dü³ünenler için bu ili³ki, yalnzca yava³ yava³ büyüme veya uzun sürede evrilerek de§i³me olarak yorumlanyordu. Nicelikteki de§i³melerin, ani ve hzl bir sçrama ile de§i³ikliklere yolaçabilece§i, bir ba³ka deyi³le, nicelikteki de§i³ikliklerin bir devrim ile nitelik dönü³ümlerine yol açabilece§i ancak diyalektik tarzda dü³ünebilenler tarafndan görülebiliyordu. Metazik dü³üncede, do§ada ya da toplumda devrimci tarzda dönü³ümlerin olabilece§i kabul edilmez. Her ³ey yava³ yava³ ve kim bilir ne zaman de§i³ir! Bin yllardr, insan toplumu bir çok defa bir üretim biçiminden di§erine geçerek, bazan bu de§i³ikli§i zaman içinde ve evrimci tarzda, bazan da devrimci tarzda de§i³ip dönü³erek ya³ad. Günümüzün hakim biçimi olan kapitalizm de kendi içinde birçok evrim geçirdi, bazan içinde ta³d§ unsurlarn nicel birikiminin yolaçt§ ³iddetli patlamalarla devrimci dönü³ümlere de u§rad. Kapitalizm, kendine özgü çeli³meleriyle bo§u³arak, ³imdi de ya³amaya devam ediyor. Bir yandan, onun en temel ve iah olmaz çeli³mesi olan, üretimin toplumsal niteli§i ile üretim araçlar üzerindeki mülkiyetin özel biçimi arasndaki temel çeli³me büyüyerek sürüyor, di§er yandan kapitalizmin bu çeli³menin yol açt§ toplumsal patlamalar ve muhalefeti bastrmak için kulland§ zor araçlarnn, siyasi basknn hacmi ve alan geni³liyor. Gittikçe daha çok insan i³siz, daha çok aile yoksul, daha çok i³letme harap hale geliyor. Di§er yandan kapitalist tekellerin karlar günden güne büyüyor ve dünya üzerinde egemenlikleri altna aldklar ülke says ve insan nüfusu artyor. Her geçen gün daha çok insan kapitalizmin çarklar arasnda sömürünün ve basknn kurban haline geliyor ve kapitalizmin bir yannda meydana gelen bu büyüme ve art³, kapitalizmin güçlüklerini, çeli³melerini keskinle³tiriyor. Di§er yandan, kapitalistlerin kendi aralarndaki siyasi ve ekonomik çeli³me ve çat³-

79

malar da büyüyor ve keskinle³iyor. Büyüyen kar bölü³me hrs ve rakiplerini yok ederek kendi büyümesini sa§lama sava³, kapitalistleri birbirine dü³ürüyor. Kapitalizm, yalnzca kendi iç çeli³melerini artrp tehlikeli hale gelmekle kalmyor, di§er yandan kendi mezar kazcs olan proletaryann saarnda da olumlu büyümeler ve art³lar meydana getiriyor. Her ³eyden önce binlerce i³çinin birarada çal³t§ büyük i³letmeler yaratmak, kapitalizmin kendi iste§i d³nda büyük bir devrimci enerji birikimine ve yo§unla³masna yol açyor. Kapitalizm, tarihte ba³ka hiç bir üretim biçiminin sa§lamad§ ölçüde, çok sayda çal³an insann örgütlü olarak biraraya gelmesini sa§lad. Böylece toplumun di§er bütün çal³an insanlarn etkilemeye, kendi çevresinde hareket ettirmeye yetenekli bir snfn do§mas mümkün oldu. Kapitalizm, i³çilerin saysn artrmakla da kalmad, onlarn birlikte i³ yapmasnn ve toplumsal üretimin en büyük parçasnn onlarn ellerinde toplanmasnn da yolunu açt. Üretimi büyük çapl toplumsal üretim haline getirerek, her emekçiyi kendi ba³na i³ yapar olmaktan çkarp di§er bütün emekçilere ve toplumun her ö§esini birbirine ba§lad. Bu geli³meler, hem kapitalizmin bir toplumsal sistem olarak yerle³mesini sa§lad, hem de onu ykarak yerine kendileri için yeni bir toplumsal hayat biçimini, yani sosyalizmi kurabilecek y§nlar yaratt. “u anda kapitalizm, biriktirip y§d§ bunca sorunun ve devrimci birikimin sonu³larn korkuyla bekliyor ve tedbirler alyor. Çünkü, bütün bu sayd§mz birikimler ve büyümeler, yani kapitalizmin bünyesinde meydana gelen nicelik de§i³iklikleri, onun niteliksel olarak dönü³ebilmesinin ko³ullarn da yaratyor. Ortaya çkard§, büyümesine ve ço§almasna sebep oldu§u heryeni unsur, kapitalizmin içinde büyüyen ve onun dönü³mesi-yklmas için dayanak olacak olan hareketli ve canl devrim sebepleri haline geliyor. Yalnzca toplumsal çapta de§il, bütün dünya çapnda ve do§a üzerinde de kapitalizm, ykc etkilerini artrarak sürdürüyor. Denizleri, topra§ ve havay her gün artan ölçülerde kirleten, kapitalizmin bastrlmaz kar hrsdr. nsanlar, ya³ayabilmek için ihtiyaç duyduklar her³eye kapitalizm tarafndan el konuldu§unu, artk kullanlamaz ve yeniden yaratlamaz bir biçimde tahrip edildi§ini, tüketildi§ini görüyor ve bunun acsn ve korkusunu ya³yorlar. “imdi ³u soruyu sormann zaman gelmi³tir: Bütün bu ykma, tüketime ve geri getirilemez kayplara ne zaman ve kim tarafndan son verilecek? Kapitalizm, kendi kendini denetleyebilir ve insanlar sömürmeden, kendi kendini yemeden, dünyay kirletmeden, sular, topra§ ve havay kullanlamaz hale getirmeden ya³ayabilir mi, yoksa onun bu canavarca saldrganl§ bir yerde kendi ba³n da belaya sokacak mdr? Olumsuz anlamnda bile, burada görülen gerçek, nicelikteki de§i³melerin, bir nitelik dönü³ümüne yolaçmaya hazrland§ yolundadr. Dünyann bu hzla kirletilmeye ve tüketilmeye devam etti§ini dü³ünürsek bir süre

80

sonra artk bugün elimizdeki nitelikleriyle henüz ya³anabilir durumda bulunan dünyann gelecekte bir gün ya³anamaz hale gelece§ini söyleyebiliyoruz. Olumsuz nicelik de§i³meleri, eninde sonunda dünyann niteli§inin olumsuz olarak de§i³mesine yol açacaktr. Kapitalizm, kendi varl§n da bir niceli§in art³nn sonucunda meydana gelen devrimci bir sçramaya, devrimci bir nitelik dönü³ümüne borçludur. Para, bir mübadele arac olarak insanlar tarafndan yakla³k üç bin yldr kullanlyor. Eskiden de elinde çok miktarda altn, gümü³ ya da bronzdan yaplm³ para bulunan zenginler vard. Ama bunlar, ellerindeki paray sermaye olarak kullanmak için gerekli tarihsel ko³ullarda ya³amyorlard. Deniza³r ticaret yapan tüccarlar, derebeyleri, krallar, padi³ahlar, ellerinde büyük miktarda para tutmalarna ra§men, bugünkü kapitalistler gibi, bu paray sermaye olarak de§erlendiremiyorlard. Parann, ya da de§erli maddenin altnn, gümü³ün sermaye haline gelebilmesi için, onu önce bir mala, bir ürüne çevirecek olan ücretli eme§in gücüne ve eme§in sömürülmesinden ortaya çkacak olan art-de§er üretimine ihtiyaç vardr; sonra bu maln satlmasyla tekrar daha çok paraya ya da kymetli madene çevirecek toplumsal ihtiyaçlarn ve ili³kilerin bulunmas gerekir. Parann üretim ve yeniden üretim aracl§yla de§il de, sava³la, tefecilikle, ya§ma veya a³r vergiyle ço§altlmas, onun sermaye olarak kullanlmas demek de§ildir. Çünkü sermaye, derebeyinin ya da eski zaman tüccarnn parasndan farkl olarak yalnzca paradan ibaret de§ildir. Makinalar, hammaddeler, üretim ya da depolama için kullanlan binalar, yani ksacas üretim araçlarnn tümü sermayenin bir bölümünü te³kil eder. Sermayenin di§er bir bölümünü ise, emek gücünün satn alnmasnda kullanlan, yani i³çiye ücret olarak ödenen bölümü te³kil eder. Böylece, görülüyor ki, küpe tklp samanlkta saklanan çok miktarda para ile, üretimde kullanlan para arasnda önemli bir fark vardr ve bu fark, paray sermaye yapan farktr. Sermayenin özelli§i, kendisini sürekli olarak artrabilmesindedir. Onu yaratan ³ey, parann kendi niceli§ini sürekli artrabilece§i ko³ullar bulmu³ olmasdr. Bir ba³ka deyi³le, kendi niceli§inde bir birikim sa§layarak nitelikçe dönü³en para sermaye halini alr. Nicelik birikimlerinin nitelik dönü³melerine yolaçmasnn pek çok örne§ini, bilincimizde meydana gelen de§i³ikliklerde de görebiliriz. Bir zamanlar yalnzca az ücret almaktan, hayat pahall§ndan yaknp duran bir i³çinin, artan yoksulluk ve skntlar içindeyken dü³üncelerinde de parça parça de§i³iklikler meydana gelir. Kendisi gibi yüzbinlerce, milyonlarca insann yoksullu§u ile az sayda burjuvann büyük zenginli§i arasndaki uçurumu sorgulamaya balad§nda, bunun önce kaderin bir oyunu oldu§unu dü³ünebilir. Kafasndaki sorular ve kendince verdi§i cevaplarn yetersizli§i ço§aldkça, gerçe§i bulmak iste§i de ço§alr. Bir gün küçük bir kvlcm, katld§ bir mitingde

81

duydu§u bir slogan, 1 Mays eylemi srasnda omuz verdi§i bir arkada³nn küçük bir sözü, sorularnn ve çeli³melerinin anszn ortadan kalkmasna ve kafasnn aydnlanmasna yol açabilir. Bu tpk, güne³in altnda yava³ yava³ snan bir gaz tüpünün birazck daha snnca anszn patlamasna benzer. Isnn niceli§i azar azar artm³, sonunda öyle bir snra gelmi³tir ki, bir birimlik bir art³ artk patlayp dönü³menin sebebi olmu³tur. Ama bu bir birimlik art³tan önce, biriken ve yo§unla³an binlerce birimlik bir birikim gereklidir. Öyleyse, kafasnda sorularn ve çeli³melerin birikimine sahip olmayan bir sradan i³çinin bilincinde de hiçbir kvlcm hiçbir patlamaya-dönü³meye yol açmayacaktr. Demek ki, çeli³meleri yeterince olgunla³mam³, birikimi ve büyümesi son snrna varmam³ hiç bir geli³me, yani niceli§i yeterince ve gerekti§i kadar artmam³ hiç bir olay, nitelikçe sçramaya u§rayamaz.

82

Bölüm 16

Evrim ve devrim

Nicelik birikimlerinin a§r a§r ve zaman içinde gerçekle³mesi yoluyla meydana gelen de§i³ikliklere, diyalektik dilde evrim denir. De§i³menin birden bire ve nitelikçe meydana gelmesine ise devrim denir. Metazikçiler ve idealistler, do§ada, toplumda ya da bilinçte, bu iki ayr hareket biçiminin mutlak olarak ayr ayr gerçekle³ti§ini ve birinin bulundu§u yerde di§erinin bulunmayaca§n dü³ünmü³lerdir. Bir ço§u da, bütün ilerleme ve de§i³menin yalnzca nicelik birikimi yoluyla, yani yalnzca evrim yoluyla gerçekle³ti§ini, do§ada, toplumda, bilinçte hiç bir zaman devrimci dönü³ümlerin bulunmad§n ileri sürmü³lerdir. Diyalektik, hareket içinde, hem nicelik de§i³imlerinin hem de nitelik sçramalarnn birlikte ve birbirlerini tamamlayarak gerçekle³ti§ini ke³fetmi³tir. Diyalektik açsndan bu iki hareket biçimi arasndaki ³u ili³ki kesindir: Evrim olmakszn bir devrimin olabilmesi imkan olmad§ gibi, bir devrime yol açmakszn evrimin devam edip gitmesi de imkanszdr. Ancak görünü³te bunlar birbirlerinden farkl yaplar ve farkl zamanlarda gerçekle³en özellikler gösterse de, aralarnda olu³ ve gerçekle³me bakmndan bir ayrlk da yoktur. Yani geli³me ve hareket, önce uzun bir evrim sürecinden geçer sonra da bir devrimle nitelik dönü³ümüne u§rar denilemez. Geli³menin ve hareketin her noktasnda, devrim ve evrim birarada ya³anr. Yalnz hareketin o andaki karakterinin bir devrimci dönü³me mi, yoksa evrimci birikim dönemi mi oldu§u, bu hareketin sürecin ya da nesnenin niteli§ini de§i³tirip de§i³tirmedi§ine, ya da hangisi için gerçek imkanlar ta³d§na baklarak söylenir. Dünya i³çi hareketi, birçok evreden geçerek bugünkü durumuna geldi. Ba³langçta, basit i³çi birlikleri halinde ve eski dönemlerden kalma lonca örgütlerinin bir devam biçiminde olan i³çi dayan³ma birlikleri, ³ekilsiz dayan³ma sandklar aracl§yla mücadelelerini destekleyecek güçler bulabiliyor-

83

lard. Sonra sanayinin ilerlemesiyle, büyük ölçekli i³bölümünü ayn zamanda büyük ölçekli elbirli§ine çeviren üretim birimleri kuruldu. Bu birikim, bu geli³me, i³çi snf örgütlenmelerinde ve onlarn mücadelelerinde, nitelikçe geli³melere yol açan devrimci sçramalara sebep oldu. ³çiler, önce sendikalar yarattlar. Sendikalar, hiç ku³kusuz, eski dönemden kalma, basit ve ko³ullara uygun dü³meyen örgüt biçimlerinde göre devrimci bir sçrama, bir nitelik dönü³ümüydü. Uzun yllar, i³çiler, sendikalar etrafnda örgütlenmenin kar³la³tklar her sorunu çözmeye yetece§ini sandlar. Ancak mücadelenin yalnzca düzen içinde baz düzeltmeler yapmakla snrl kalamayaca§n ve i³çi snfnn siyasi iktidar ele geçirerek toplumu yeni ba³tan bütünüyle yeniden örgütlemeleri gerekti§i anla³lmaya ba³laynca i³çilerin sosyalist, komünist partilerinde birle³meleri ve yeni örgüt biçimleri bulmalar gerekti ve bu yeni bir devrimci sçrama noktas olu³turdu. Ancak i³çi snfnn içinde bulundu§u toplam toplumsal ko³ullarda henüz bir nitelik de§i³ikli§i söz konusu de§ildi ve kapitalizm kendi içinde geli³meye, kendi niteli§ini bulmaya çal³yordu. Yani, genel bir evrim karakteri gösteren geli³menin içinde, küçük küçük devrimci sçramalar ya³anyor ve bunlar toplam niteli§in de§i³mesi için yeterli olmasa bile, birikimin ve geli³menin hzn arttryordu. Yalnzca i³çiler de§il, kapitalistler de ayn dönem boyunca, birçok devrimci geli³me ya³adlar. Buharla çal³an makinalarn büyük ölçekli sanayide sermaye haline gelmesi, bankaclk sistemlerinin do§mas ve kredi kurumlarnn tefeci banker kurumlarnn yerini almas, sonra da banka ve sanayi sermayelerinin birle³erek nans kapital biçimin almas, kapitalizmin kendi içinde ya³ad§ sçramalardr. Böylece görülür ki, her evrimci geli³menin içinde, bu geli³meyi sürekli güçlü ve ilerletici klan devrimci sçrama anlar vardr ve bunlar olmakszn, kendi ba³na nicelik birikimleriyle hiç bir gerçek ilerleme sa§lanamaz. E§er evrimci geli³me biçimi, kendi içinde kendisinin bu niteli§ini de§i³tirmeyen küçük devrimci anlar ya³amam³ olsayd, nicelik birikimi bir ilerlemeye ve evrime de§il, yalnzca büyümeye, hacimce ³i³meye ve sayca ço§almaya yolaçard ki, bu da hiç bir zaman bir evrimin nasl olup da bir devrimle tamamland§n açklayamazd. Bu, gerçek anlamyla, evrim ve devrim süreçlerinin içiçe ya³anmas demektir. Ancak snar arasndaki politik mücadele, evrim ve devrim dönemlerini birbirinden ayrt etmek, evrimci birikim ve a§r de§i³im ko³ullaryla, devrimci sçrama anlarn birbirine kar³trmamak ve birinde geçerli olan taktik ve örgütlenme biçimlerini, plan ve programlar di§erinde uygulamaktan saknmak gerekir. Yani evrim süreçlerinin içinde devrimci sçrama anlarnn bulunmas, evrim ve devrim süreçlerinin bir ve ayn ³eyler oldu§u anlamna gelmez. Evrimci ve devrimci geli³me dönemlerinin birbirinden ayrlmas, bizim iste§imiz, bizim irademiz içinde olan bir ³ey de§ildir. Bir toplumsal süreç, içinde devrimci geli³me anlarn ve küçük çapl patlamal-sçramal ilerleme

84

biçimlerini gösterse de, esas karateri bakmndan henüz nicel birikim, evrimci geli³im a³amasnda ise, burada o küçük devrimci sçramalara baklarak bir devrim döneminin geldi§ine hükmedilemez. Ne var ki, devrimci bir parti, evrimci geli³me a³amasnda da, ilerlemeyi hzlandran, geli³menin do§asna uygun ve y§nlar tarafndan benimsenip tekrarlanabilen devrimci eylemler koymaktan geri durmaz. Bizim ülkemizde çok yozla³trlm³ bulunan devrimci eylem kavram, yerinde ve do§ru kullanld§nda, toplumsal geli³menin önünü açan, ona yeni imkanlar sunan ve kitlelerin birikmi³, bilinçlilik ve örgütlenme sorunlarna çözümler getiren bir rol oynayabilir. Böylece devrimci parti, henüz bir evrim dönemi ya³ad§ gerçe§ini bir an bile gözard etmeden, ama böyle bir süreç içinde de devrimci sçrama imkanlarnn bulunabilece§i gerçe§ine dayanarak kendi yolunu çizer. Çünkü o ³unu bilir: evrimci birikim denilen ³ey, niteli§i hiç de§i³meyen birimlerin sayca art³ demek de§ildir. Aksine, niteli§i farklla³an birimlerin niceli§inin, toplam niteli§in de§i³mesine elverecek ölçüde artmas demektir. Bir toplumda, devrimci i³çi örgütleri, yani sradan i³çi örgütlerinden nitelikçe farkl yeni tipte örgütler ne kadar ço§alrsa, devrimin imkanlar o kadar artm³ demektir. Gene bir toplumda, sosyalizmin ön biçimlerini az çok içinde ta³yan büyük sanayi kurulu³lar ve büyük toprak i³letmelerinin says ne kadar çoksa, yani niteli§i farklla³m³ birimlerin niceli§i ne kadar ço§alm³sa, toplam nitelik dönü³ümü için o kadar fazla imkan var demektir. Bir de tersini dü³ünelim. Niteli§i ayn kalan örgüt ya da i³letme birimlerinin saysnn kat kat artmas, hangi de§i³iklik için zemin hazrlar? Niteli§i ayn kaldkça, birimlerin saysnn ço§almasnn nicelikten niteli§e geçi³ için bir manas yoktur. Bir i³letmedeki i³çilerin saysnn artmas, tek ba³na o i³letmenin niteli§ini de§i³tirmez. ³çi says ile birlikte, fabrikann i³letme sisteminde, makinalarnn kalitesinde ve teknolojinin derecesinde de bir yükselme varsa, yani artan ³eylerin niteliklerinde de bir de§i³iklik varsa, i³letmenin niteli§i kalitesi de§i³ir. Niteli§i ayn kalan unsurlarn sayca artmas, büyümesi ya da geni³lemesi, tek ba³na ne kadar büyük olursa olsun, nitelikçe bir sçrama için yeterli de§ildir ve aslnda hiç bir zaman yalnzca nicelik art³ diye bir ³ey sözkonusu olamaz.

85

Bölüm 17

Kar³tlarn birli§i ve mücadelesi

Geli³me ve ilerlemenin bir nitelikten bir ba³ka niteli§e geçi³ anlamna geldi§ini gördük. Ama bu sçramal ilerleme hareketinin yalnzca nicelik birikimlerinin bir sonucu oldu§u anlamna gelmez. Devrimci sçrama yoluyla ilerlemede rol oynayan bir ba³ka fakat temel hareket biçimi, kar³tlar arasndaki mücadeledir. Toplumsal geli³me, bir yandan kendi unsurlarnn nicelikçe art³ ve nitelikçe zenginle³melerine sahne olurken, bir yandan da artan ve de§i³en unsurlarn birbirlerine kar³t geli³en e§ilimleri arasndaki mücadeleyi de ya³ar. Ve kar³t e§ilimlere, kendilerine ait ve birbirine kar³t programlara ve toplumsal hedeere sahip olan bu unsurlar arasndaki mücadele, yani snf mücadelesi, toplumun devrimci tarzda dönü³mesinin ve nitelik sçramasna u§ramasnn esas sebebidir ve esas kayna§dr. Ya³ad§mz her olay, tank oldu§umuz her geli³me ya da üzerinde i³ yapt§mz, de§i³tirmeye bir ba³ka ³ey haline sokmaya çal³t§mz her nesne, bize önce bir kar³tl§n birli§i olarak görünür. Her olayda, her nesnede, her dü³üncede, o olayn, nesnenin, ya da dü³üncenin geli³mesine, daha ileri ve daha de§i³ik bir nitelik kazanmasna yol açan bir mücadele, bir iç çeki³me ve farklla³ma vardr. Bir dü³ünceden bir ba³ka dü³ünceye, kendi içinde çat³madan, farkl dü³ünceler arasnda bir mücadele ya³amadan geçmek mümkün de§ildir. Bir nesneyi de§i³tirmeye koyuldu§umuzda, kendisinden yeni bir ürün çkarmak üzere bir hammaddeyi elimize ald§mzda onunla bir çat³maya gireriz. Nesnenin bize direnen, bizim isteklerimize ve amaçlarmza kar³ koyan bir yan vardr ve onun direni³ini krmak ve istedi§imiz biçime sokmak için kol gücümüzden ba³ka araçlar da kullanmak zorunda kalrz. Odunu testere ile keser, demiri çekiçle döveriz. Pamu§u iplik haline getirmek için birçok a³amadan geçerek adm adm ilerleriz ve her admda pamu§un isteklerimiz do§rultusunda de§i³mesi için yeni i³lemler yapar, yani onunla bizim hedee-

86

rimiz arasndaki bir çeli³meyi çözeriz. Toplumun hayatnn da çeli³melerle ve birbiriyle çat³an güçlerle örüldü§ünü görürüz. Birbirine kar³ duran ve kendi amaçlarn kendileri için gerçekle³tirmek isteyen farkl toplumsal snar arasnda her biri kendi amacn gerçekle³tirmek üzere di§erinin üzerinde egemenlik kurmak için sava³tklar bir mücadele ya³and§na tank oluruz. Diyalektik, geli³menin ve ilerlemenin kayna§nda nesnelerin, olaylarn ve dü³üncelerin içindeki çeli³menin belirleyici bir rol oynad§n ke³fetmi³ ve böylece, metazik dü³ünce sistemlerinden farkl olarak olaylarn ve nesnelerin kendi hallerinde ve çat³masz bir biçimde de§il, içlerinde ta³dklar çeli³melerin ve d³larnda kendilerine kar³ duran, onlarla çat³an ba³ka çeli³melerin çat³arak ve sava³arak etkili oldu§u bir süreçte de§i³ti§ini ve dönü³tü§ünü göstermi³tir. Her canl, kendi ölümünü içinde ta³r. Bebek, daha do§du§u andan itibaren ölmeye, ölümün unsurlarn içinde ta³maya ba³lar. Eski ile yeni arasnda, yeninin kendi içinde eskinin unsurlaryla yeninin özellikleri arasnda, varolan her ³eyin kendi içinde ve bütün varlklarn kendi aralarnda bitmez tükenmez bir çeli³me ya³anr. Ve ilerleme, daima bir çeli³menin yeni olann lehine ve eskinin zararna çözülmesi ile olur. Bu bakmdan, büyük devrimci ve diyalekti§in ustas Lenin, geli³me kar³tlarn mücadelesidir demi³tir. Kar³tlk, yani birbirine kar³ geli³me ve ilerleme do§rultular bulunan unsurlar arasndaki çeli³me, hayatn her belirtisinde, ya³ad§mz her olayda ve tand§mz bütün insanlarda vardr. Ama çeli³enlerin bu birarada bulunmalar ve birbirlerini yok etmeden birlikte ya³ayabilmeleri uzun sürmez. Kar³tlarn birli§i geçici, mücadelesi ise süreklidir. Toplumu devrimci tarzda de§i³tirmek isteyen i³çi snfnn ve onun devrimci komünist partisinin, kar³tlarn mücadelesi yasasndan yararlanmas esastr. Toplum hangi unsurlardan olu³maktadr, bunlar arasndaki çeli³meler nelerdir ve çeli³en bu unsurlardan hangisi ilerlemeyi, geli³meyi temsil ediyor, hangisi geri olan ve ölmekte olan temsil ediyor? leriyi temsil eden unsurlarla yakn duran ve eskiye, çürümekte, yklmakta olana kar³ olan, onunla çeli³en ba³ka hangi güçler ve unsurlar vardr? Bu de§i³ik unsurlarla i³çi snf arasnda ayrca bir çeli³me var mdr, varsa bu çeli³me hangi yöntemlerle ve hangi araçlarla ne biçimde çözülmelidir? Bütün bu sorularn cevabn do§ru veren bir devrimci parti, toplumsal devrimin bir plann kolayca ve ba³arl bir ³ekilde yapmaya hazr demektir. E§er toplumsal hayat çeli³mesiz, birbirine kar³ duran ve birbirleriyle çkarlar çat³mayan unsurlarn uyumlu birli§i olarak görürsek, devrimi hangi gücün hangi di§er güçlerle ne tarzda birle³erek gerçekle³tirece§i gibi bir soru da aklmza gelmez. Bundan dolay, topluma devrimci bir tarzda bakmak demek, onu kaçnlmaz olarak bir de§i³ime götürecek olan çeli³meleri bulmak demektir.

87

Bu yüzden burjuvazi, sürekli olarak ya³ad§mz toplumda snf çeli³melerinin bulunmad§n, birlik ve beraberlik içinde ya³ayan bir ulus oldu§umuzu propraganda eder. E§er i³çilerle burjuvalar arasnda ufak tefek sürtü³meler oluyorsa, bunlar aile içindeki normal tatszlklar olarak tantlr. Ya³anan çeli³menin emekle sermaye arasnda bir çeli³me oldu§unu ve bu çeli³menin kutuplar arasndaki mücadelenin geçici ve gündelik bir mücadele olmayp dünyay de§i³tirecek güce sahip temel ve kalc bir çeli³me oldu§unu gizlemeye çal³r. Oysa, bilinçli her i³çi, diyalekti§in evrensel yasalarndan biri olan kar³tlarn birli§i ve mücadelesi yasasnn, kar³tlarn birli§inin geçici, mücadelesinin esas oldu§unu bildiren hükmüne dayanarak, burjuvazi ile arasndaki mücadelenin, aile içindeki bir tatszlk de§il, de§i³mez, kaçnlmaz, zorunlu bir kavga oldu§unu bilir. [trnak?] Bugün ücretler, sigorta primleri, fabrikada i³ ko³ullarnn düzeltilmesi, daha çok sosyal hak, daha çok i³ güvencesi gibi taleplerle kendisini gösteren bu mücadelenin, özünde emekle sermaye arasndaki uzla³trlamaz, bastrlamaz çeli³menin bir belirtisi oldu§unu bilir. Bu çeli³menin, kapitalizmin üretim araçlar üzerindeki özel mülkiyeti kuran ve böylece de kendi yaratt§ toplumsal üretimle çeli³en düzeninin bir sonucu oldu§unu görür ve çeli³menin ortadan kaldrlmas için yalnzca ücretlerin yükseltilmesinin, çal³ma ko³ullarnn iyile³tirilmesinin yetmeyece§ini görür. Temeldeki çeli³menin ortadan kaldrlmas ve snar arasndaki kavgann son bulmas için, i³çi snf burjuvazinin snf iktidarna, üretim araçlar üzerindeki özel mülk sahipli§ine yani burjuvazinin bir snf olarak varl§na son vermek ve üretimin toplumsal yapsna uygun olarak mülkiyet üzerinde de toplumsal bir sistem kurmak zorundadr. Çeli³melerin do§as hakkndaki diyalektik bilimi, burjuvazinin çok eski zamanlardan beri ileri sürdü§ü, uyum içinde birarada ya³ama ve çeli³mesiz varolu³ görü³lerine tam anlamnda kar³t oldu§u için devrimcidir. Çünkü de§i³tirici eylemin, toplumu dönü³türme faaliyetinin ana halkasnn nerede bulundu§unu, içinde ya³anan toplumun zayf ve çürüyen noktalarnn neler oldu§unu ve hangi güçleri bu zayf noktaya sevkedece§ini devrimci i³çi snfna gösterecek olan bu bilimdir. E§er çeli³me yoksa, yani e§er yap kendi içinde uyumlu, birle³ik ve mücadelesiz ya³amaya yetenekliyse, açktr ki onu de§i³tirmek de imkanszdr. Fakat gerçek böyle midir? Toplumun bütünüyle çkarlar birbirine kar³t snara bölündü§ünü ve ³imdiki ili³kiler devam ettikçe bu çeli³melerin çözülmesinin imkansz oldu§unu herkes görüyor. Ücretlerde bir parça art³ sa§lamakla, ya da sosyal konutlar yapmakla i³çi snfnn, emekçi köylülü§ün yoksullu§una son vermek mümkün mü? Farzedelim ki, bu düzen her i³çiye bir ev, bütün çocuklara okuma imkan ve herkese sa§lkl ya³ama ko³ulu sa§lad: o durumda bile, bütün bu sa§lanan imkanlar i³çi snfnn eme§inin sömürülmesine dayanmayacak m? Harcanan her kuru³ i³çilerin

88

srtndan çkarlan art-de§erin bir ksm olmayacak m? “u halde, kapitalist toplumun varolmaya devam etti§i ko³ullarda, yani i³çilerin art de§er sömürüsünden kurtulmadklar bütün ko³ullar altnda, ya³ama ko³ullar ne kadar yüksek olursa olsun, i³sizlik tehlikesi ne kadar giderilmi³ bulunursa bulunsun, kavgann, snf mücadelesinin kayna§ kurutulmu³ olamaz. Çeli³ki, çeli³en kutuplar varolmaya devam etti§i sürece varl§n korumaya ve toplumsal hayat içinde etkili olmaya devam edecektir. Bu kuraldan ³u sonuç çkar: snara bölünmü³ bütün toplumsal sistemlerde, birbiriyle mücadele eden güçler arasndaki kavgann nihai bir tek çözümü vardr; o da snarn ortadan kaldrld§ yeni bir toplumsal sisteme geçmek. Burjuvazi, i³çi snf olmadan ya³ayamaz. Çünkü onun varl§, ba³ka hiç bir ³eye de§il, i³çilerin sömürülmesine ba§ldr. Canl emek sömürüsü olmadan kapitalistlerin varlklarn sürdürmeleri imkanszdr. Ama i³çiler, burjuvalar olmadan ya³ayabilirler. Üretim araçlarnn mülkiyetini toplumsal mülkiyet haline getirdiklerinde, artk ba³larnda bir patron olmakszn, üretimi kendileri ba³arabilirler ve bunun yakn tarihte ya³anm³ pek çok örne§i vardr. Hatta sosyalist bir düzene geçmeden önce bile, devrimci kalk³ma dönemlerinde, i³çiler fabrikalara, ocaklara elkoyarak kendi ba³larna üretimi planlayabileceklerini, hammadde temini için kendi anla³malarn yapabileceklerini göstermi³lerdir. Bunlar, ksa süreli ve ancak devrimci dönemlerde gerçekle³en olaylar olsa da patronsuz bir dünyann mümkün ve ba³arlabilir oldu§unu kantlayan olaylardr.

89

Bölüm 18

Antagonist ve antagonist olmayan çeli³meler

Çeli³melerin farkl yaplarda olmas onlarn çözümü için kullanlan yöntemlerin ve araçlarn da farkl olmas sonucunu do§urur. Bu bakmdan farkl türden çeli³melerin çözülmesinde ayn araçlar kullanlmaz ve böyle bir yanl³lk, çeli³menin çözülmesinden ziyade bozulmasna veya yapnn de§i³tirilmek istenen türden daha farkl bir biçimde ve istedi§imiz ³ekilde de§i³mesine yol açabilir. Bu yüzden bir çeli³menin hangi türden oldu§unu saptamak son derece önemlidir. Diyalekti§in büyük ö§retmenleri, çeli³melerin esas olarak iki ana türden olabilece§ini söylemi³lerdir. Bu türler ³unlardr: Uzla³trlabilir çeli³meler ve uzla³maz çeli³meler. Uzla³maz çeli³melere, bilim dilinde antagonist çeli³me denir. Antagonist yani uzla³trlamaz çeli³meler, ancak çat³ma yoluyla ve her kutuptan birinin ortadan kaldrlmasyla çözülebilecek türden çeli³melerdir. Örne§in burjuvazi ile i³çi snf arasndaki çeli³me böyle bir çeli³medir ve çat³mal biçimler almakszn çözülebilir olmaktan uzaktr. ³çi snf ile burjuvazi arasndaki çeli³me, ancak kapitalist snfn siyasi iktidardan uzakla³trlmas ve üretim araçlar üzerindeki özel mülkiyetine son verilmesiyle çözülebilir. Bu, burjuva snfnn varlk ko³ullarna son vermek, bu anlamda da onu snf olarak ortadan kaldrmak demektir. Ba³ka türlü çözülemeyecek olan bu türden çeli³melere uzla³trlamaz, ya da antagonist çeli³meler denir. Siyasi mücadelede, art-de§er sömürüsü üzerine kurulmu³ toplumsal yapnn ana snar arasndaki çeli³menin antagonist oldu§unu tespit etmek çok önemlidir. Çünkü, bu gerçe§in inkar, reformcu görü³lerin geli³mesine yol açar. Oportünistler ve revizyonistler, özellikle günümüzde olup bitenlere bakarak, dünya çapnda burjuvazi ile i³çi snf arasndaki çeli³menin artk yumu³a-

90

d§n, burjuvazinin i³çi snfyla gittikçe yaknla³t§n ve sömürü mekanizmasnn kapitalizmin ilk dönemlerindeki gibii³lemedi§ini ileri sürüyorlar. Antagonizmann yok oldu§unu ileri sürerek, snar arasnda bir uzla³ma politikasnn izlenmesini ve i³çi snf ile burjuvazinin bar³ içinde ya³amasn ö§ütlüyorlar. Sömürünün inkar edilmesi demek olan bu politikalar tamamen i³çi snfna ve emekçi snara kar³dr. Diyalekti§in bu kuralnn iyice bilinmesi ve sosyal ve siyasi hayatta uygulanmas i³çi snfnn kendi durumunun bilincinde olmasn sa§layacak ve di§er emekçi snara kurtulu³ yolunu göstermesi için kuvvet verecektir. Antagonist çeli³meler, snara bölünmü³ olmann bir sonucudur ve çkarlar kar³t snar varoldukça toplumsal yapy belirlemeye devam edeceklerdir. Fakat küçük mülk sahibi köylülük ya da küçük emekçi zanaatkarlarla i³çiler arasndaki çeli³me, antagonist de§il, uzla³trlabilir ve çat³masz olarak çözümlenebilir çeli³melerdir. Mülk sahibi snarla i³çi snf arasnda, yani mülksüz, üretim araçlar üzerinde mülkiyet hakk bulunmayan i³çi snf arasndaki çeli³me, genel olarak uzla³maz bir çeli³me olu³turmasna kar³lk, özellikle sosyalist devrimden önceki dönemlerde, küçük mülk sahiplerine i³çi snfnn bak³ farkldr. Küçük mülk sahipleriyle büyük mülk sahipleri, uluslararas kapitalistler, i³çi snfnn gözünde ayn olamazlar. ³çilerin önderlik edece§i bir devrimde, küçük mülk sahibi olmakla birlikte kendi eme§iyle geçinen insanlarn olu³turdu§u snar, i³çilerin toplumsal gücünün bir parçasn olu³tururlar ve büyük kapitalistlerin aznlk iktidarna kar³, i³çi snf, emekçi köylülük ve zanaatkarlarla birlikte hareket eder. Onlarn da kapitalizmin tekelci biçiminden zarar gördüklerini, gittikçe yoksulla³tklarn ve tekelci kapitalistler tarafndan yokolma, mülklerini kaybetme tehlikesi ile kar³ kar³ya brakldklar için i³çilerin devrimci atlmlarn desteklemeye istekli olduklarn bilir. 1989 Mart-Nisan i³çi eylemleri srasnda, gerek küçük esnaf, gerekse üretici köylülük, i³çilerin eylemlerini kendi sorunlarna da bir çözüm getirebilece§i umuduyla çe³itli biçimlerde desteklediler. A³r kar hrsyla hareket eden ve bu yüzden halkn büyük ço§unlu§unu hem ekonomik bakmdan ezen, hem de karlarnn devam için siyasi iktidarlarn bask arac olarak kullanarak kar³ çk³lar engellemeye çal³an tekelci kapitalistler kar³snda, yalnzca bu sömürünün en yakn muhatab olan i³çi snf de§il, çal³an halkn tamam mücadele iste§i içindedir. Bu da göstermektedir ki, halk ile tekelci burjuvazi ve onun ekonomik ve siyasi destekçisi olan uluslararas emperyalizm arasnda derin bir çeli³me bulunmaktadr. Fakat, küçük mülk sahibi köylülük ve küçük esnaf, kendi snf tabiat gere§i özel mülkiyetin ilgas demek olan sosyalizm kar³snda çekingendir ve bu yüzden hede sosyalizm olan i³çi snf ile onlar arasnda da bir çeli³me vardr. Buna ra§men, i³çi snf, kendi kur-

91

tulu³u için mücadele ederken, hasmnn kar³snda bulunan bu büyük kitleyi hesaba katmal, kendi kurtulu³larn i³çilerin kurtulu³una ba§lamak isteyen, ya da en azndan kurtulurlarsa i³çilerle birlikte kurtulacaklarn dü³ünen halk kitlesinin taleplerini do§ru de§erlendirmelidir. Çünkü sözkonusu çeli³me, bu a³amada antagonist bir çeli³me de§ildir. ³çilerin devrimci komünist partisi, devrim program yaparken, bu çeli³meyi gözönüne alr. Yani kimler arasnda uzla³maz bir çeli³me vardr, kimler arasndaki çeli³meler uzla³abilir niteliktedir, bunlar ayrt eder. Birle³ebilecek olanlar en geni³ bir cephede birle³tirip kar³sndaki heden gücünü küçültürken kendi gücünü arttrr. Sosyalizmde, snar arasndaki uzla³maz kar³tlklar yok edilmi³ olacaktr. Bu yüzden Lenin, Antagonizma ile çeli³me asla ayn ³ey de§ildir; bunlardan birincisi sosyalist toplumda kaybolacak, ikincisi ise kalacaktr demi³tir. Çünkü antagonist olmayan çeli³meler, yalnzca toplumsal snar arasnda de§il, örne§in üretim ile tüketim arasnda, ekonominin çe³itli i³kollar arasnda, üretici güçlerin çe³itli geli³me ihtiyaçlar ile eldeki imkanlar ve yönetim ³ekilleri arasnda vs. vs. varolmaya ve çözüm bekleyen çeli³meler olarak toplumsal hayat etkilemeye devam edeceklerdir. Halkn çe³itli tabakalar arasnda, i³çilerle köylüler arasnda, kr ve kent arasnda, kafa eme§i ile kol eme§i arasnda bir çeli³me varolmaya devam edecektir. Fakat bu çeli³melerin hiçbiri, çeli³enlerden bir taraf kar³ devrim ya da uluslararas emperyalist burjuvazi tarafndan örgütlenip politik bir araç olarak kullanlmadkça, antagonist çeli³me halini almayacaktr. Önceki bölümde, yeryüzündeki her olay ve nesnenin birbirine ba§l oldu§unu, böylece dünyann bir bütün olu³turdu§unu söylemi³tik. Çeli³kilerin varl§, bütünlü§ün ortadan kalkmas demek de§ildir. Bütün, kendi içinde çeli³meli olabilir ve bu onun hareket etmesini sa§lar. Ancak çeli³me bütüne yalnzca hareket kazandrmaz: onun ne yönde hareket edece§ini ve ileride nasl bir biçim alabilece§ini de tayin eder. Önemli olan, dünyay ³imdi varoldu§u biçimden bir ba³ka biçime, toplumsal ili³kileri bir ba³ka ili³ki biçimine dönü³türmek için hareket eden snfn, bu bütünlü§ün do§asn kavrayabilmesi, içindeki çeli³meleri do§ru de§erlendirerek bunlar üzerinde i³lem yapabilmesidir. Ba§ntl bir bütün oldu§unu bildi§imiz dünya üzerinde çeli³en kutuplar arasnda do§ru bir de§erlendirme yaparak etkisini ve gücünü çeli³melerin devrimci ve ilerletici tarzda çözülmesine yöneltmi³ bulunan snf, dünya üzerindeki bütün ili³kileri etkileyecek sonuçlar elde etmeyi de ba³aracaktr. Her ³ey birbirine ba§lysa ve her de§i³iklik bütünün di§er parçalarnda da de§i³iklik meydana getiriyorsa, i³çi snf elindeki diyalektik bilimini kullanarak do§ru politikalar in³a etmeyi ve bütün dünyada burjuvazinin egemenli§ine

92

son vererek, dünyay i³çilerin bütünsel dünyas haline getirmeyi ba³aracaktr.

93

Bölüm 19

Objektif ve sübjektif

Ancak, yeryüzünde her ³ey insanlarn iradesine ve iste§ine ba§l de§ildir. Kar³lkl mücadele eden ve birbirlerine kar³ hareket eden çeli³ik kuvvetlerin hiçbiri, e§er isteklerini gerçekle³tirmek için elveri³li nesnel-maddi imkanlar bulamyorlarsa, yani bilimin diliyle söyleyecek olursak, objektif ko³ullar uygun de§ilse, kendi hedene ula³amazlar. Dünya, insanlarn iradelerine göre de§il, kendi maddi varolu³ yasalarnn ak³na göre hareket eder. Yalnz do§a de§il, içinde ya³ad§mz toplumun kurulu³ ve i³leyi³ biçimi de hem bireylerin hem de snarn kendileri için bir ³eyler yapabilmesini snrlar, engeller. nsanlar, do§ann kendilerini snrlamasnn ve kendilerinin denetleyemedi§i olaylarla kar³sna dikilip kendisine zarar vermesinin önüne geçebilmek için birçok çabaya giri³mi³lerdir ve bunlarn bir ksmnda bugün için önemli ba³arlar da elde etmi³lerdir. Örne§in susuzluktan kavrulmamak için ya da selleri engellemek için barajlar yapm³lardr. Ate³i sönmeden tutabilmek için bin yllarca u§ra³tktan sonra, bugün istedi§i her yerde bir tek dü§meye basmakla, ya da bir çöpü kimyevi bir maddeye sürtmekle sürekli olarak ate³ elde edebilecek duruma gelmi³lerdir. Karanl§ yenmek için elektrikten, da§lar a³abilmek için karayollarndan, tünellerden, okyanuslar a³abilmek için gemilerden uçaklardan yararlanacak duruma gelmi³lerdir. Do§ann kendi istek ve hedeeri önünde engel te³kil eden pek çok zorlu§unu bir biçimde a³abilmeyi ba³arabilmi³lerdir. Do§a gibi, içinde ya³anlan toplum da insanlarn önüne engeller diker. Yoksullu§u, hastal§ yenmek için kapitalizm, insana para sahibi olma yolunu gösterir ama para sahibi olmak için kapitalizm ko³ullarnda namuslu emek harcamak yetmez ve çal³an insanlar ne kadar çok çal³rlarsa çal³snlar gene de kapatldklar toplumsal duvarlar a³amazlar ve kendilerini kt kanaat geçindirecek bir yoksulluktan kurtulamazlar. Do§a kar³snda birçok zafer kazanan insan, toplumun önüne

94

dikti§i engelleri a³mada o kadar ba³arl de§ildir. Ama bunun da bir yolu oldu§u, toplumun dönü³türülmesinin ve çal³an insanlarn iradelerine kar³ koymayan, her ³eyin eme§e göre ve emek için düzenlenebilece§i toplumsal ko³ullarn yaratlabilece§i bugün artk biliniyor. Ancak snf olarak, isteklerimizin ve özlemlerimizin ne kadarn ne zaman ba³arabiliriz? Yeryüzünde istedi§imiz her ³eyi yapabilir miyiz? rademiz, yalnzca kendi iradi gücümüz, yapmak istedi§imiz her ³eyi gerçekle³tirmeye yeterli midir? Bizi snrlayan, önümüzde engel te³kil eden nedir? nsanlarn iradesi ile onlarn d³ndaki maddi ko³ullar arasnda bir çat³ma bulundu§u ve toplumlarn ya da tek tek insanlarn kendi hedeerini gerçekle³tirmek için ileri atldklar her zaman bunu ba³aramadklar ya da ancak belli ko³ullar elveri³liyse ba³arabildikleri bilinir. Bireyler gibi toplumlar, snar da isteklerini gerçekle³tirebilmek, kendilerine tarihte diledikleri biçimde bir yer açabilmek için sava³rlar. Toplumlarn, yaratma ve kendi d³ndaki olaylar denetleme iradesi önündeki engelleri temizlemek için giri³tikleri ve bütün bir insanlk geçmi³i boyunca ve bugün devam eden bu mücadeleye toplumun tarihsel ko³ullar bulunur. 

tarihsel ey-

lem denir. nsanlarn toplumsal alandaki tarihsel eylemlerinin kar³snda Tarihsel ko³ullar, toplumun bir ksm
geçmi³ten devralnan üretim ko³ullardr; makinalar, de§i³im tarzlar, snflarn olgunluk düzeyi, kültür ortam, üretici güçlerin geli³mi³lik düzeyi, ve devlet biçimi, siyaset tarz, hepsi birden hareket halindeki toplumun tarihsel ko³ullarn olu³tururlar. Ve insanlar, toplumsal-tarihsel eylemlerini, hem bunlara kar³ ve ayn zamanda da bunlarn içinde gerçekle³tirmeye çal³rlar. nsanlarn tarihsel-toplumsal eylemi, kendi d³ndaki bu tarihsel çerçeve ile snrlanm³tr. Onlarn yaratma ve denetleme istekleri, denetlemek istediklerinin tarihten gelen gücü ile, kalcl§ ile snrlanm³tr. Çorak ve kayalk bir araziye bu§day ekmeye çal³an köylüye herkes gülüp geçer: çünkü bilinir ki, ürün alabilmek için topra§n elveri³li ko³ullara sahip olmas, su ve yeterli besin maddesi ta³mas gereklidir ve çorak araziden ürün almak isteyen köylünün bu iste§i ve iradesi hiç bir zaman objektif ko³ullardaki bu yetersizli§in giderilmesine yetmez. Topra§n temizlenmesi, kanallar açlmas ve gübrelenmesi olmakszn, bir ba³ka deyi³le, bu§day ekimine uygun objektif ko³ullar hazrlanmakszn ya da kendili§inden bulunmakszn köylünün çabas bo³a gidecektir. Toplumsal devrimci eylemle tarihsel ko³ullar arasndaki ili³ki de böyledir. Ancak bu demek de§ildir ki, devrim yapmak için eli kolu ba§l oturup ko³ullarn olu³mas beklenmelidir! Objektif, ya da nesnel ko³ullar, bizim istek ve irademizin d³nda, kendi varolu³ yasalaryla hareket eden ve bizim üzerlerinde etkide bulunmamz ancak ³arta ba§l ve göreceli olarak mümkün olan

95

ko³ullardr. nsan iradesi, eylemsiz olarak, saf dü³ünce ve istek düzeyinde, hiç bir zaman nesnel-maddi ko³ullarn üzerine çkamaz ve onlarn belirledi§i imkanlarn d³nda hareket edemez. Bununla birlikte, insano§lu maddi-nesnel ko³ullarn kölesi ve bir ba§mls da de§ildir. Her iradi çaba ve istek, daima maddi dünyada varolan baz imkanlarn ele geçirilmesi, do§ru kullanlmas ve de§i³tirilerek i³lenmesi ile hedene ula³r. nsan elinde bulunan ve ilk bak³ta kendi amaçlaryla çeli³meli gibi görünen, kendi amaçlarna ula³mas için elveri³li oldu§u izlenimini vermeyen pek çok maddeyi kendi ihtiyaçlarna uygun hale getirmeyi ba³ararak ilerlemi³tir. Öyleyse, ³u anda devrimin maddi-nesnel ko³ullarnn bulunmamas, ne bizim oturup onun olgunla³masn beklememizi gerektirir, ne de bundan böyle hiç bir zaman bir devrime ula³amayaca§mz... Yukarda, çeli³melerden sözederken, toplumun hareket ettirici gücü olarak de§erlendirdik onlar. Çeli³meler, ayn zamanda devrimin i³lenmeye hazr imkanlar ve malzemeleridir. Devrimin hammaddesi, toplumun içinde ya³ayan çeli³melerdir ve bunlarn olgunla³p keskinle³mesi, devrimin ko³ullarnn da olgunla³mas anlamna gelmektedir. Fakat, devrim için yalnzca objektif ko³ullarn olgunla³m³ olmas yetmez. Bunun d³nda, fakat buna skca ba§l olarak, devrim için gerekli subjektif ko³ullar n da yeterince geli³mi³ olmas gerekir. Sübjektif, yani öznel ko³ul denilen ³ey, i³çi snfnn ve devrimden çkar olan emekçi halk snf ve tabakalarnn bilinç ve örgütlenme düzeyidir. ³çi snf, objektif ko³ullarn bir devrim için olgun oldu§u anlarda bile, e§er sübjektif olarak buna hazr de§ilse, yani örgütlenme ve bilinç düzeyi böyle bir devrime önderlik edecek, onu sonuna kadar götürecek kadar geli³memi³se, ve en önemlisi kendi ihtilalci partisi etrafnda birle³memi³se, devrim frsatn kaçrr. Yalnz ba³na sübjektif etken bir devrimi gerçekle³tirmeye yetmez, ama o olmakszn, devrim için olgunla³m³ bulunsa da objektif ko³ullarn içinden bir devrim çkmas da mümkün de§ildir. Çünkü, toplumlarn hareketinde ve toplumsal de§i³mede, maddi-nesnel ko³ullar belirleyicidir ve devrimci bir parti, bu yüzden pratik çal³masn toplumun maddi ihtiyaçlarn, geli³me düzeyini gözeterek yürütür. Bunlardan ba§msz ya da bunlarla uyu³mayan planlar, yüksek kirler, bu maddi ko³ullar gözetmeyen kurtulu³ planlar yapmak idealistlere, ütopyac (hayalci) küçük burjuva siyasetlerine mahsustur. Stalin'in dedi§i gibi, Marksizm-Leninizmin gücü ve canll§, toplumun gerçek ya³amndan kopmadan, pratik çal³malarn toplumun maddi ya³amnn geli³me ihtiyaçlarna dayandrmasndan gelmektedir. Devrimci komünizm, kendi kafasndan geçenlerin toplumun içinde bulundu§u maddi ya³am ko³ullarndan daha etkili oldu§unu iddia etmez. Bu kirler ne kadar güçlü, ne kadar do§ru olurlarsa olsunlar, kendi ba³larna, toplumsal bir devrimi gerçekle³tirmeye yetemezler. Toplumsal devrim, o devrimi kendi hayatnn gerçek bir ihtiyac olarak iste-

96

yen milyonlarca i³çi ve emekçinin bizzat kendi kollaryla ba³arabilecekleri bir tarihsel eylemdir. ³te y§nlarn iradesinin böylesine devasa bir eylem için kendini ortaya koyu³udur ki, devrim için gerekli ko³ullarn bulundu§unu gösterir. Yalnzca öncünün istek ve iradesi ya da i³çi snfnn en ileri unsurlarnn eylem ve iradesi, bütün bir toplumu ilgilendiren devrim için yeterli de§ildir. Bununla birlikte, kirlerin, teorilerin siyasal örgütlerin tarihte oynadklar çok önemli bir rol vardr ve tarihsel materyalizm, hayatn maddi ko³ullarn öne çkarrken, bunlarn önemini asla inkar etmez. lerici devrimci kirler, toplumun ilerlemesini ve geli³mesini kolayla³trrlar. Ve bu kirler, toplumun maddi geli³mesinin ihtiyaçlarna ne kadar cevap verebiliyorlarsa o kadar büyük önem ta³rlar. Ne var ki, böyle dü³ünceler, kirler, ancak toplumun maddi ya³amnn ilerlemesinin topluma yükledi§i yeni görevlerin sonucunda ortaya çkarlar. Ancak belli bir geli³me düzeyine gelmi³ ve daha ilerisine geçmek için kendisine bir yol arayan toplumlarda bu ihtiyaca cevap vermek üzere ve do§rudan do§ruya o toplumun tarihsel birikiminin ve geli³mesinin bir ürünü olarak do§arlar. Bu andan sonraki görevleri de hayatn çe³itli sorunlarna yeni, do§ru ve tutarl cevaplar geli³tirmektir. ³te yeni kirlerin, yeni teorilerin ve yeni siyasi görü³lerin toplumu örgütleyici, harekete geçirici ve de§i³tirici önemi bu noktadan sonra ba³lar. Gene Stalin, bu konuda ³unlar söylüyor: [trnak?] Yeni toplumsal kirler ve kuramlar, aslnda toplum için gerekli olduklarndan toplumun maddi ya³amnn geli³mesinin olgunla³m³ görevlerini bunlarn örgütleyici, harekete geçirici ve de§i³tirici etkisi olmadan çözmek olanaksz oldu§u için ortaya çkarlar. Toplumun maddi ya³amnn geli³mesinin dayatt§ yeni görevlerin temeli üzerinde ortaya çkan bu yeni toplumsal kirler ve kuramlar, yeni bir ç§r açarlar ve y§nlarn ortak mal olurlar, onlar harekete geçirir ve toplumun can çeki³en güçlerine kar³ örgütler ve böylece toplumun maddi ya³amnn geli³mesi önünde bir engel olu³turan güçlerin devrilmesini kolayla³trrlar. Daha çok önceleri, Marks ³öyle demi³ti Teori, y§nlar kucaklad§ zaman maddi bir güç halini alr. Demek ki, yalnzca öncünün kafasnda yer tutan, yalnzca bir avuç fedakar sava³çnn inand§ kirler maddi bir güç te³kil edemezler. Bir partinin sloganlarnn, dü³üncelerinin ve toplumun gelece§i için hazrlad§ planlarn do§rulu§una, ba³ta i³çi snfnn ve emekçi halkn inanmas ve onu kendi planlar, kendi dü³ünceleri ve kirleri olarak görmesi gerekmektedir. Bunu y§nlar ancak kendi deneyleriyle ö§renebilirler. Partinin söylediklerinin do§rulu§unu kendi eylemi içinde snamadan, o görü³lerin kendi hayatn gerçekten de§i³tirece§ine güvenmeden ve partinin sloganlarnn do§rulu§unu bizzat kendi hayat kavgas içinde görmeden, y§nlarla parti arasnda bir kir birli§i kurulamaz. Parti, i³çi snf ve halka kendi kirlerini usanmadan anlatyor. Sözlerinin do§rulu§u konusunda snf ve halk ikna etmeye çal³yor. Fakat onlarn do§rulu§unu kitleler bizzat

97

kendi hayat içinde denemeden, kendi hayatlarnn bir parças haline getirmeden, bu kirler, maddi güç halini alamazlar. Yüz yllardr, halk y§nlar, devletin ölümsüz oldu§una, devletsiz ya³anamayaca§na inandrlm³tr ve bu inanç zaman zaman ykntya u§rasa da, zayasa da hala büyük ölçüde ya³amaya devam etmektedir. Ve bir komünist, gelecekte insan olmakszn ya³ayacaklarn söyledi§inde, baz insanlarn buna inanmalar çok zor olmaktadr. Bunun gibi bir çok yanl³, temelsiz ve hayali kir, hiçbir gerçeklikleri olmad§ halde y§nlar kucaklam³ bulunmaktadr ve olumsuz anlamda birer maddi güç halini alm³lardr. Batl inançlar, burjuva propagandasnn reklamn yapt§ bir çok köhne kir, dinsel ve felse inanç, kendilerine kar³ ayrca mücadele edilmesi gereken güçler olarak devrimci snf mücadelesinin kar³snda durmaktadr. Bizler nasl bu kirleri kendi mücadelemizin önünde canl, gerçek, maddi birer engel olarak buluyorsak, yani sadece milyonlarca insan bu kirlere inand§ için onlar tpk di§er nesnel kuvvetler gibi bizim önümüzde etkili engeller olarak duruyorsa, bizim kirlerimizin de burjuvazinin kar³snda milyonlarca i³çi ve emekçinin ortak dü³üncesi olarak yani gerçek, nesnel, maddi bir güç olarak dikilmesi gerekmektedir. Bu anlamda, sübjektif faktörün objektif bir karakterinin bulundu§unu söyleyebiliriz. Ama bu bir aznl§n, yalnzca öncü kesimin kirleri olarak kaldkça asla objektif-nesnel, maddi bir karakter kazanamayaca§ gerçe§ini gözönünde tutarak söylenebilir.

98

Bölüm 20

Özgürlük ve zorunluluk

Bu noktada, insann nereye kadar özgür oldu§u, yani neleri istedi§i kadar yapabilece§i ile kendisini ku³atan ve özgürlü§ü önünde engel te³kil eden zorunluluklarn neler oldu§unu tart³mak gerekir. Zorunluluk ve özgürlük, insan etkinli§i ile do§ann ve toplumun objektif yasalar arasndaki ili³kiyi anlatan bir kavram çiftidir. Her kavramda oldu§u gibi, bunda da metazikçiler, her iki kavramn ifade etti§i ayr ili³kileri birbiriyle tamamen kar³t ili³kiler olarak yorumlam³lar ve özgürlü§ün oldu§u yerde zorunlulu§un, zorunlulu§un oldu§u yerde de özgürlü§ün bulunamayaca§n ileri sürmü³lerdir. dealistlere göre özgürlük, d³ ³artlar tarafndan belirlenmeyen bir iradeye göre hareket etmek demektir. Bu noktada iki ayr metazik ve idealist görü³ birbiriyle kar³ kar³ya gelir. Birinci görü³e göre, insan, yapt§ her i³te kendi iradesiyle hareket eden bir varlktr ve onun özgür iradesi önünde herhangi bir engel ancak bir ba³ka irade olabilir. kinci metazik görü³e göre ise, insan iradesi denilen ³ey aslnda d³ zorunluluklarn belirledi§i bir eylemden ba³ka bir ³ey de§ildir. Dolaysyla insan hiç bir zaman tam olarak özgür olamaz ve daima onun hareketlerini, isteklerini ve hedeerini belirleyen bir d³ dünyann zorunlulu§una göre hareket eder. Bu görü³, eninde sonunda mutlak olarak kadercili§e varr. Öyle ya, insan e§er kendi yolunu seçmek ve kendi gücüyle içinde ya³ad§ ³artlar de§i³tirmek iradesine ve bunu gerçekle³tirme gücüne sahip de§ilse, onu daima isteklerinin d³nda yollara sürükleyen d³ kuvvetler varsa, bundan kurtulu³ da sözkonusu olamaz. Ya da bundan kurtulu³ da gene o d³ kuvvetlerin insafna kalm³tr. Bir diyalektikçi ise, özgürlü§ün ve zorunlulu§un birinden birini mutlakla³trmann yanl³ oldu§u görü³ünden yola çkar. Her iki kavramn ifade etti§i ili³kilerin de, birbiriyle çeli³en ama birarada ve birbiri üzerinde etkide bulunarak varoldu§unu bilir. Zorunluluk, do§ada ve toplumda, insan iradesinden ba§msz yasalar olarak varolur. Bra-

99

klan her nesnenin kendi halinde yere dü³mesi, yer çekimi yasasnn zorunlu bir sonucudur ve bunu insan yalnzca bunun böyle olmamasn dileyerek, içinden böyle bir istek geçirerek önleyemez. Ne var ki, insan yer çekimi yasasnn i³leyi³ini bir kez ö§rendikten sonra, artk onun kar³snda nasl özgürle³ebilece§ini ve onun kendisini snrlayan ko³ullarn nasl ortadan kaldraca§n da bilebilir. Bugün, yer çekimi yasasnn etkisini bo³a çkaran, kendi istedikleri gibi inip kalkabilen uçaklar yapmak, insann özgürlü§ünü zorunluluk kar³snda gerçekle³tirebilmesinin örne§idir. Ama e§er uçak, yerçekiminin i³leyi³ kurallarna kar³ olan yap özelliklerini kaybederse, hava akmlaryla kendisi arasndaki ili³kiyi do§ru kuran kanat, kuyruk, teknik özelliklerini kaybederse, yani insann zorunlu olan do§a yasasna kar³ geli³tirdi§i özgürle³me araçlar i³lemez hale gelirse, gene yasa bildi§i gibi i³lemeye devam eder ve uçak dü³er. Madenlerde çal³an arkada³larmz, göçü§ü önlemenin, grizu patlamasnn önüne geçmenin birçok yolunu bilirler. Ama bunlar yapabilmek için gerekli ko³ullara sahip de§illerse, i³veren kendi para kazanma özgürlü§ünü onlarn bu olaylar kar³sndaki özgürlü§ünden daha de§erli görüyorsa, göçük olay kar³snda da, grizu patlamas kar³snda da özgür olabilmek için ba³ka yollara ba³vurmalar gerekti§ini görürler. Toplumsal olaylarda da bu ili³kiler ayn ³ekilde geçerlidir. Toplumsal ili³kiler de kendine özgü yasalarla i³ler. Bu yasalar, insanlarn birbirlerini denetlemek, birbirleri üzerinde bask kurmak için yaptklar hukuki yasalardan farkldr. Hukuki yasalar gene, insanlar ihtiyaçlar do§rultusunda de§i³tirebilirler. Ama do§a ve toplum yasalarnn i³leyi³leri insan iradesinden, insann dü³üncesinden ba§mszdr. Ve onlar istedi§imiz gibi de§i³tirmek mümkün de§ildir. Yalnz, do§a yasalaryla toplumsal yasalar arasnda ³öyle bir fark vardr: Do§a yasalarnn geçerli oldu§u do§a, insan eliyle ne kadar de§i³tirilirse de§i³tirilsin, yasalarn i³leyi³ biçimi özünde ayn kalr. Ve insan, do§ay bir bütün olarak de§i³tirmeyi ba³aramad§ sürece, onun temel yaps ayn kaldkça, yasalar da de§i³meden i³ler. Ama toplum, insanlarn eliyle ve onlarn tarihsel eylemiyle de§i³tirilebilir ve böylece bir toplum biçimine egemen olan yasalar, bir ba³ka toplum biçiminde geçerlili§ini yitirirler. Kapitalist toplumun temel yasalar, sosyalist toplum için geçerli de§ildir. Snara bölünmü³ bütün toplum biçimlerinde toplumsal yasalar, do§al yasalar kadar kalc ve etkili görünürler. Bunlarn üzerine çkmak ya da onlara ra§men hareket etmek imkan yoktur. Sosyalist toplumda insanlar toplumsal snararas çeli³melere son vererek kendi ihtiyaçlar do§rultusunda toplumu planl bir geli³menin do§rultusuna sokarlar ve bu toplumda insan iradesinin engellenmesi, yaratcl§nn snrlanmas sözkonusu olmaz. Toplumsal olaylarn ve geli³menin insanlar tarafndan denetlenebildi§i sosyalist toplumda, sübjektif faktörler gittikçe daha belirleyici bir rol oynamaya ba³lar. Dolaysyla,

100

toplumsal irade ile toplumun yasalar arasndaki çali³me çözülmü³, insann tarihsel eylemiyle tarihsel çerçeve uyumlu hale getirilmi³ ve insan toplumu özgürlü§ün dünyasna geçmi³ olur. Sn toplumda insan, zorunluluklarn kölesi durumundadr ve do§a üzerindeki hayvann do§aya tutsakl§ ile onun toplumsal yasalara tutsakl§ arasnda esas bakmdan bir fark yoktur. Zorunlulu§un dünyasnda insan, henüz hayvanlktan tam kurtulmu³ saylmaz. Snara bölünmü³ bir toplumda insanlarn hayat, tpk do§a içindeki bir hayvannki gibi, hayatn ezici yasalarnn kontrolü altndadr. Ancak üretim araçlarnn toplumsalla³trlmas sonucunda kapitalist üretimin anar³ik karakterinin yerini planl ve eme§e göre örgütlenmi³ bir üretim alr. Böylece insanlar yabancla³tran, kölele³tiren toplumsal ko³ullarn yerini insanlarn denetimi altndaki toplumsal ko³ullar alm³ olur. Ayrca sürekli ve engelsiz geli³en üretici güçler, insanlarn do§a yasalar kar³snda da özgürlü§ünün snrlarn geni³letir. Do§a yasalarn bilerek ve onlara uygun çözümler üreterek insanlar, toplumsal yasalarn boyunduru§undan kurtulduklar gibi, do§a yasalarnn da basksndan kurtulurlar. Böylece zorunluluk özgürlü§e, özgürlük de bir zorunlulu§a dönü³mü³ olur.

101

Bölüm 21

Zaman, mekan ve hareket

Evrende varolan her ³ey, daima onu çevreleyen bir mekan içinde varolur. Bir ba³ka açdan bakld§nda ise, madde, varoldu§u her yeri bir mekana çevirir. Maddesiz bir mekan, ya da mekansz bir madde bulunamaz. Dolaysyla, her varlk, bulundu§u çevre ile kar³lkl etkile³ir ve çevresinin ona verdi§i özellikleri ta³d§ gibi, kendisi de çevresinin özelliklerini de§i³tirir ya da etkiler. Bu özellik, bizim herhangi bir nesneyi, herhangi bir olay ya da dü³ünceyi anlamamz, do§ru de§erlendirmemiz için, onu ku³atan bütün mekan özelliklerini, ayn mekan payla³an di§er nesne, olay ya da dü³üncelerin özelliklerini gözönünde tutmamz gerekti§ini gösterir. Bir kutup aysn, Afrika ormanlar içinde dü³ünemeyiz, kimse toprakta balk yeti³tirmeyi aklna getirmez. Çünkü, her varlk kendine özgü varolu³ ko³ullar içinde ve onunla uyumlu olarak ya³ayabilir. Toplumsal olaylar ise, daima bir tarihsel çerçeve içinde gerçekle³irler. Her toplumsal kurulu³ a³amas, her üretim biçimi, ya³anan ili³kiler, belirli bir toplum içinde cereyan eden olaylarn, yaratlan nesnelerin ve ortaya atlan dü³üncelerin ³ekillenmesine etkide bulunur, onlarn yaplarn belirler. Demek ki, tarihsel çerçevesinden soyutlanm³ olarak herhangi bir olay anlamaya çal³mak, aslnda onu hiç anlayamamak demektir. Günümüzde, iki süper devletin ba³kanlarnn birbirleriyle ili³kisi, burjuva basn-yayn organlar tarafndan insanl§n bar³ ve refah için giri³ilmi³ çabalar olarak reklam ediliyor. Bar³ ve refah kavramlar, hangi ça§da, kimler arasnda ve ne için gibi sorulardan soyutland§ zaman, hiç kimsenin kar³ koyamayaca§ güzel ve çekici sloganlar olarak ortaya çkarlar. Yani e§er bu kavramlar kendi tarihsel çerçevelerinden, kendi varolu³ ortamlarndan, bir ba³ka deyi³le mekanlarndan ayr dü³ünmeye kalk³rsak, bu, saf kirlerin gücüne maddi hayat ko³ullarndan daha büyük ve maddi hayat ko³ullarnn üstünde onlar belirleyen bir önem verdi§imiz anlamna gelir. Yani, ya³anan dönemin nesnel,

102

maddi özellikleri, tarihsel ko³ullar ne olursa olsun, e§er ortada parlak kirler ve süslü sözler varsa, bunlarn gerçekle³ebilece§ine inanan saf insanlar durumuna dü³eriz. Olaylar, nesneler, dü³ünceler, daima kendilerine özgü bir mekann bir ba³ka deyi³le uzay n içinde anlamldr ve bugün, burada güzel ve iyi olan, yarn ba³ka bir yerde kötü ve zararl hale gelebilir. Dünyay de§i³tirmek isteyen proletarya, att§ her admn, yapt§ her eylemin zaman ve mekan ko³ullarna uyup uymad§na dikkat etmek zorundadr. Bunun gibi, hasmlarnn her hareketini de zaman ve mekan ko³ullar bakmndan de§erlendirmelidir. 1990 1 Mays'nda, i³çilerin birlik, dayan³ma ve mücadele gününün nasl kutlanaca§, hem gerici sendika a§alar ve hükümet çevreleri arasnda, hem de devrimci-demokratlarla komünistler arasnda bir tart³mann konusu oldu. Burjuvazi ve onun yardakçs durumunda olan sendika a§alar, 1 Mays' en geri biçimde ve zevahiri kurtarmak amacyla göstermelik törenlerle geçi³tirmek istiyorlard. Geçen yllarda oldu§u gibi, 1 Mays'n i³çi bayram olarak kutlanmasnn kar³sna kaba kuvvetle çkamyorlar, ama onu saptrmak ve içini bo³altmak için çaba gösteriyorlard. Özetle söyleyecek olursak, de§i³en zaman ve mekan ko³ullarnda, burjuvazi i³çilerin kar³sna en gerici ve en kaba kuvvet yanls yüzüyle çkamyordu. ³çilerin mücadele azmi artm³, 1 Mays her yerde hatta en geri i³çi çevrelerinde bile savunulur olmu³tu. Tabandan gelen baskdan ürken Türk-³ yönetimi, 1Mays'a do§rudan do§ruya kar³ çkamad. Kendi hazrlad§ bildirilerin fabrikalarda, i³yerlerinde okunmas biçiminde bir kutlama önerdi. Muhalefet ve iktidar partileriyle burjuvazi, bu karar çok be§endi. Zamana ve mekana uygun bir kutlama biçimi olarak gördü. Ancak, dünya yalnzca burjuvazinin zamann ve mekann tanmaz; ayn dünya üzerinde, kar³t snf çkarlaryla duran proletaryann ve emekçi halkn da kendisine göre bir zaman ve mekan de§erlendirmesi vardr ve kendi eyleminin gerçekle³me ko³ullarn bu kendi zaman ve mekan açsndan yapmaya yeteneklidir. Nitekim öyle oldu. Burjuvazinin dayatt§ biçimi reddeden i³çi snf, TDKP'nin önerdi§i gibi, kendi bildi§i ve uygun gördü§ü yoldan, gücünün elverdi§i ölçüde fabrika ve i³yerlerinde 1 Mays' devrimci bir biçimde kutladktan sonra, gene gücünün ve örgütlenmesinin kuvveti yetti§i ölçüde alanlara yürüdü. 1 Mays', burjuvaziye kar³ canl, ilerletici bir mücadele günü olarak kutlayarak, üretimden gelen gücünü gösterdi. Hem toplumun di§er sömürülen kesimlerine, emekçilere güven verdi, hem de burjuvaziye gittikçe daha da ilerleyen birlik ve kuvvetinin derecesini göstererek korku sald. ³çi snfnn büyük ölçüde benimsedi§i bu takti§i, baz küçük burjuva ö§renci kesimleri be§enmedi. ³çilerin eylemlerinin pasif  hatta teslimiyetçi oldu§unu söylediler. Onlara göre, i³çiler, 1 Mays', 1 Mays Meydan'nda

103

kutlamak için sokaklara dökülmeliydi ve bunu gerçekle³tirmek için yapaca§ her ³ey, fabrika ve i³yerlerinde yapt§ her i³ten daha önemli olacakt. ³te bu noktada, Türkiye Devrimci Komünist Partisi'nin diyalektik materyalizm bilimini ne denli ba³aryla kulland§n gösteren bir örnek ya³and. O'nun i³çilere önerdi§i mücadele takti§i, hem burjuvazinin teslimiyete ve 1 Mays bayramnn öneminin üstünü örtmeye hizmet eden ça§rsn, hem de küçük burjuva iradeci, kendinden ba³kasn ve özellikle de yüzbinlerce i³çinin devrimci enerjisini görmeyen küçük burjuvazinin sübjektivist önyarglarn bo³a çkard. Zamann ve mekann özelliklerini, yani eylemin yaplaca§ tarihsel çerçeveyi do§ru de§erlendirerek, i³çi katlm bakmndan en yüksek sayy bulan, i³çilerin fabrika içi birli§ini ve fabrikalararas ili³kiyi ve bütünlü§ü sa§layan, öncü ile kitle arasndaki ba§lar sa§lamla³tran bu taktik, ayn zamanda, mevcut ko³ullar daha da ileri götürerek, bir ³eyi daha kantlad: do§ru bir taktik izlenerek yürütülen eylemler, yalnzca mekan ve zaman ko³ullarna uygun olmakla kalmazlar, ayn zamanda mekan ve zaman ko³ullarn da de§i³tirirler. 1917 ylnda, bol³evikler Rusya'da devrim için ilerlerken, baz küçük burjuva ve burjuva sosyalistleri, Rusya'nn devrim için elveri³li ko³ullara sahip olmad§n, Rusya'nn henüz ileri bir kapitalist ülke olmad§ için orada sosyalizm kurulamayaca§n, yani sosyalizm için Rusya'nn zaman ve mekan ko³ullarnn, tarihsel çerçevenin uygun olmad§n ileri sürdüler. Bu bir bakma do§ruydu. Rusya, geri bir Asya ülkesiydi, sanayisi ve tarm, Avrupa'daki ba³ka ülkelerle kyasland§nda oldukça geriydi ve ekonomisi, di§er Avrupa'l emperyalistlerin büyük ölçüde denetimi altndayd. Ancak bol³evikler, bütün bu eksik ko³ullara ra§men, bu eksikli§i ve gerili§i de gözönünde tutan bir taktik izleyerek sosyalist devrimi ba³ardlar. Onlarn ba³ars, devrimin gerçekle³ti§i ko³ullar de§i³tirdi. Geri ve eksik unsurlarla örülmü³ bulunan tarihsel çerçeveyi parçalayarak, yeni ve güçlü bir i³çi toplumunun yaratlmas için gerekli ³artlar sa§lad. Devrim, kendi ko³ullarn kendi elleriyle yaratarak ilerledi. Zaman ve mekan, nesnelerin, olaylarn ve dü³üncelerin varolu³larnn objektif bir ko³uludur ve bunlarla kar³lkl etkile³me içindedir. Her varlk, bir zaman ve mekan içinde ancak hareketle varolabilir. Maddenin en genel varolu³ biçimlerinden bir di§eri, harekettir. Bu hareketsiz bir maddenin ve maddesiz hareketin olamayaca§ anlamna gelir. Diyalekti§in dilinde hareket, basit yer de§i³tirme anlamndan ötede, genel olarak de§i³me anlamna gelir. Bin yllardr ayn yerde duran da§larn hareket etti§ini söyledi§imizde, bir metazikçi bunu saçma bulur. Çünkü metaziçiler hareket kavramna yalnzca yer de§i³tirme anlam verirler. Oysa diyalektikçinin gözünde, hareket demek en genel anlamyla de§i³me demektir ve bu yüzden,

104

bin yllardr ayn yerde duran da§lar da hareketlidir. Çünkü onun rüzgarlarla, ya§an ya§murla a³nd§n, kayalarnn so§uk k³ günlerinde çatlayp ufaland§n, biz onu hep ayn kalyor gibi görsek de, onun her gün, her saat de§i³ip ba³ka bir hale girdi§ini biliriz. Metazikçi, tpk da§lar gibi, devletin, toplumun, insanlarn ve ko³ullarn da de§i³meden kald§n, hiç bir zaman de§i³meyece§ini dü³ünür. Modern bilim, maddenin varlk özelli§ini kaybetmeyen en küçük biriminin atom oldu§unu ke³fetti. Gözle görülmedi§i gibi en geli³mi³ ara³trma araçlaryla dahi yalnzca varl§na dair izler bulunan atomlar, daimi bir hareket halindedirler ve en kat, en hareketsiz görünen cisimlerin içinde, sonsuz bir hareketin bulundu§unun kantdrlar. Donmu³ ve de§i³mez gibi görünen toplumlar, ya zaman içinde yava³ yava³, ya da güçlü bir etkiyle anszn ve büyük çapta de§i³iklikler ya³ar. Toplumlar da nesneler ve canl varlklar gibi, içten içe hareketlidirler. Her toplumsal biçim, bir gün gelir eski halini terkeder ve daha ileri bir örgütlenmeye ula³r. Hareketin mutlak, durgunlu§un geçici ve göreli oldu§unu bilmeden, toplumsal de§i³imin gerçekle³tirilmesi için yaplacak i³leri planlayabilmek imkanszdr. E§er toplumun de§i³meden kald§n, hareket etmedi§ini dü³ünürsek, bugünkü programmzn, eylem planlarmzn, takti§imizin hiç de§i³meden yllarca ayn kalmasnda bir saknca görmeyiz. Oysa hareketli bir toplumsal yap, onun üzerinde i³lem yapmaya çal³an devrimcilerin, daima yeni eylem ve örgütlenme biçimleri geli³tirmelerini zorunlu klar. Yllarca ayn sloganlar, ayn eylem biçimlerini tekrarlayp duran, de§i³en toplumsal ihtiyaçlar ve insanlarn de§i³en ruh halini gözönüne almayan, dünyadaki hareketlili§i kendi eyleminin bir kerterizi olarak görmeyen devrimcinin ezberden Kur'an okuyan hafzdan fark kalmaz. Hareket, zaman ve mekan maddenin birbirine ba§l en genel üç özelli§idir. En genel üç özellik olarak tanmlanmalarnn sebebi ³udur: Bunlardan birini ta³mayan, bunlardan biri içinde bulunmayan hiç bir madde olmad§ gibi, zaman, mekan ve hareket de, maddesiz olamazlar. Zaman, mekan ve hareketin birbirlerine ba§l oldu§u, diyalektik materyalizm tarafndan felse olarak önceden bildirilmi³ ve modern bilim bu gerçe§i kendi ara³trmalaryla sonradan kantlam³tr. Basit bir örnek üzerinde bu kavramlarn birbirine ba§mll§n görmeye çal³alm: Bir hava meydannda, uçu³ kulesinde çal³an birisi, bir uça§n telsizinden, alana do§ru geldi§i haberini alsn. Bu anda kule görevlisi, en azndan ³u üç bilgiyi bilmek zorundadr: 1. Uçak ³u anda alandan kaç kilometre uzaklkta ve ne kadar yüksekliktedir ve hangi yönde ilerlemektedir? 2. “u anda bulundu§u yerde saat kaçtr?

105

3. Uça§n hz ne kadardr?

Özetle, uça§n yeri (mekan), zaman ve hareketi hakknda tam bir bilgiye sahip olmadan onunla ilgili bir karar vermek imkan yoktur. Uça§ tanmlayabilmek için, bu üç bilgi kesinlikle gereklidir. Ayn bilgiler, bir toplumun tannmas bakmndan da gereklidir. Bir toplumun içinde ya³ad§ üretim biçimi, onun zaman, di§er ülkelerle olan ili³kisi, di§er üretim biçimleriyle olan uzakl§ ya da yaknl§, politik konumu, co§ra yeri onun mekann belirler. Bir toplumun hareket özellikleri denilince, çok daha karma³k, çok daha kapsaml bir analiz gerekir. Onun hareketi, uçakta oldu§u gibi basit yer de§i³tirme, bir çizgi üzerinde bir noktadan di§erine do§ru ilerleme demek de§ildir. Bir toplumun hareket özelliklerini tanmak için her ³eyden önce onun içinde cereyan eden snf mücadelesini, snar arasndaki ili³kilerin ekonomik, siyasi ve ideolojik boyutlarn bilmek gerekir. O toplumun üretiminin niteli§ini, sahip oldu§u imkanlar ne ³ekilde ve hangi araçlarla de§erlendirdi§ini, halkn ya³am ko³ullarn ve bu ko³ullar kar³snda nasl davrand§n bilmek gerekir. Daha bir çok olay ve ö§e bir araya gelerek, bir toplumun bugünkü durumunu ve hareketinin yönünü, yani nereden gelip ne tarafa do§ru gitti§ini anlamamz sa§lar. Bunu anlayamayan bir siyasi hareket, ya da ayn çözümlemeleri kendi i³yerinde, fabrikasnda yapmayan bir devrimci i³çi, uça§ ezbere meydana indirmeye çal³an kule görevlisine benzer.

106

Bölüm 22

mkan ve gerçeklik

Toplumsal ihtiyaçlar, insanlarn geli³me düzeyine ba§l olarak geli³ir ve artarlar. Dünya, her zaman belli ve snrl hammadde kaynaklaryla, kullanlabilir malzemenin ktl§ ile yararl olarak görülmü³ ve insanlarn ihtiyaçlar ile bunlarn kar³lanabilmesinin imkanlar arasnda bir çeli³me bulundu§u ileri sürülmü³tür. Kapitalizm, insanlarn ihtiyaçlarnn sonsuz, ama kaynaklarn snrl olmas teorisini ileri sürerek, yoksullu§un ve açl§n kaçnlmaz oldu§una inanlmasn istemi³tir. Oysa ne insanlarn ihtiyaçlar sonsuzdur, ne de bunun kar³snda do§ann kaynaklar snrl ve kttr. Sonsuzluk duygusunu yaratan da, bunun kar³snda her ³eyin snrl ve kt oldu§u, az bulunur ve ele geçirilmez oldu§u sansn yaratan da kapitalizmdir. nsanlar, gerçek ihtiyaçlarn ancak ya³adklar toplumun kendilerine dayatt§ ve zorunlu imi³ gibi gösterdi§i ihtiyaçlarla kar³trdklar zaman (mesela, hiç bir gerçek ihtiyaca cevap vermedi§i halde, pahal makyaj malzemeleri alamad§ zaman, ama kapitalizmin kültürü bunun kullanlmasnn zorunlu ve gerçek bir ihtiyaç oldu§unu ona dayatm³ bulundu§undan) ihtiyaçlarn sonsuzlu§una ve kaynaklarn ktl§na inanr. Gerçek ³udur ki, ne insan ihtiyaçlar gerçek anlamda sonsuzdur, ne de gerçek ihtiyaçlar kar³layabilecek kaynaklar kttr. htiyaçlarmz ya³ad§mz toplumsal örgütlenme düzeyi tarafndan belirlenir ve bunlarn kar³lanmas için gereken imkanlar gene ayn toplumsal varlk alan içinde bulunurlar. Bununla beraber, bu, insanlarn her istediklerini her zaman ve her malzemeden yapabilecekleri anlamna gelmez. Belli baz ³eyler, ancak belli bir hammadde ile yaplabilir. Bunu her i³çi, her emekçi bilir. Bu kitapç§ dizen emekçinin önünde, üzerinde harer bulunan tu³lar var.. Onlara bastkça harer kelimeleri, kelimeler sözleri, sözler de bütün kitab

107

meydana getiriyor. O, hangi harfe basarsa hangi kelimenin çkaca§n ve kelimelerin, sözlerin birle³erek neyi meydana getirece§ini biliyor. Tu³lara basarken, kafasnda kitabn bitmi³ halini tasarlyor. ³te onun kulland§ bütün malzeme, kitabn el yazmas sayfalar, önündeki makine, kulland§ ka§tlar ve mürekkep, kafasndaki basm tamamlanm³ kitabn imkanlardr. Bu imkanlar do§ru bir biçimde kullanarak kafasndaki kitap tasarmn bir gereklike çevirece§ini bilerek çal³yor. Bütün tarih boyunca insanlar, tasarladklar, ya da daha önce ba³kasnn elinde kullanlr halde gördükleri, ve ihtiyaçlarna cevap veren, bir güçlüklerini ortadan kaldran nesneleri, henüz gerçek olmadan önce, imkanlar düzeyinde ele alm³lardr. Bir gerçekli§e ula³mak için kullanlacak bütün nesneler, bütün araçlar, bilgi, beceri, tasarm gücü, MKAN olarak adlandrlr. GERÇEKLK ise, tamamlanm³, üzerinde çal³ma bitmi³ ve gerekli, kullanlr ve ihtiyac kar³lar hale gelmi³ olan nesnedir. O henüz ortada yokken, ondan bekledi§imiz bütün yararl i³ler, ona sahip oldu§umuz zaman yapmay tasarlad§mz her ³ey yerine gelmi³se, bu bir gerçekliktir. Onu henüz ortada yokken tasarlayan kafamz ve onun yerine getirilmesini bekleyen ihtiyaçlarmz, bütün bu varlk çevresi ise, daha ba³nda o gerçekli§in imkanlarn olu³tururlar. Bir olanaklar toplulu§undan bir gerçekli§e geçi³, daima bir olu³ ve dönü³me sürecinde gerçekle³ir. mkanlar, gerçekli§e ula³ld§nda, eski yaplarn korumazlar, de§i³mi³, yenilenmi³ ve bir ksm da elenip tüketilmi³ olurlar. Ve bu a³amadan sonra her yeni gerçeklik, bir ba³ka gerçekli§in imkan olarak önümüzde durur. Tpk, bu gerçeklikten önce önümüzde imkan olarak bulunanlarn bir ba³ka ve kendilerinden önceki bir takm imkanlarn gerçekli§i olmalar gibi. nsann yapt§ bütün i³ler, daima bir ³eyi ba³ka bir ³ey yapmak, bir ³eyin meydana gelmesini sa§lamak ya da istenmeyen bir olayn gerçekle³mesini önlemek olarak özetlenebilir. Fakat bütün faaliyetin esas, nelerden nelerin yaplabilece§ini, nelerin nelerden yaplamayaca§n bilmeye dayanr. Üzerinde faaliyette bulundu§u nesne ile kendi amaçlar arasnda bir ili³ki kuran insano§lu, tasarlad§ i³le elindeki nesnelerin, araçlarn, zaman ve mekan ko³ullarnn elveri³li olup olmad§n bilmek zorundadr. Dünyann çok çe³itli zenginli§i, istedi§imiz her ³eyi yapabilece§imiz izlenimini verir. Oysa, bize imkan gibi görünen ve hedeerimizin gerçekle³mesi için kullanlabilece§ini sand§mz pek çok ³ey, aslnda kendisine özgü ko³ullarla belirlenmi³tir ve onlar isteklerimiz, hedeerimiz do§rultusunda kullanabilmek için pek çok ara i³lem yapmak zorunda kalabiliriz. Çünkü, her gerçeklik, ancak kendi tasarlanan yapsna uygun bir imkanlar toplulu§undan çkabilir. Kimse, haf, ucuz, kullan³l bir masa tasarlayp sonra da bunu bronzdan dökmeye kalk³maz. Tasar ile kullanlacak madde arasnda do§ru bir ili³ki kurulmaldr.

108

Toplumsal hareket içinde yer alan ve yeni bir toplumsal sistem in³a etmeyi planlayan bir devrimci de, tasarlad§, gerçekle³tirmek istedi§i toplumsal ili³kiler için, içinde ya³ad§ toplumda bunu yapabilmeye elveri³li imkanlar bulunup bulunmad§n ölçüp biçmek zorundadr. Geri bir toplumsal yap, zayf ve yeterince örgütlenmemi³ ve biçimlenmemi³ bir i³çi snf, geni³ ve etkili bir küçük burjuvalar katmannn bulundu§u bir ülkede henüz sosyalizm için imkanlar yeterince olgunla³m³ saylamaz. Bir ülkede devrimin karakterinin ne olaca§na, yalnzca devrimcilerin kafalarndaki tasarlar karar veremez. Tpk sa§lam tu§ladan ev yapmak isteyen ama elinde yalnzca kerpiç ya da briket bulunan birinin durumu gibidir bu. Yalnzca ve ancak demokratik bir devrim için elveri³li imkanlarn bulundu§u bir toplumsal yap içinde, bunlar görmezden gelerek sosyalist devrim planlar yapt§n ileri süren birinin aklndan zoru oldu§u söylenebilir. ³çi snf ve onun komünist partisi, kendi hedeni açkça sosyalist devrim olarak ilan eder. Bunu gerçekle³tirmek için her türlü imkan kullanmak ve yeni imkanlar yaratmak için çal³r. Bu hedenden önündeki admn niteli§i ne olursa olsun hiç bir zaman vazgeçmez ve kendisini daima böyle bir devrimin gerçekle³tirilmesi için hazrlar. Ama imkanlarla tasarlanan gerçekler arasndaki çeli³me, nesnel bir çeli³medir ve irade ile a³lamaz. Bunun yan sra unutulmamaldr ki, toplum çok canl ve de§i³ken bir yapdr. Bugün imkan dahilinde görünmeyen bir çok geli³me, yarn olgunla³abilir. Tarih, çok ksa zamanda toplumsal snf ili³kilerinin yeni biçimler ve yeni çeli³meler kazanarak dönü³ümün niteli§inin yeniden hesap edilmesini dayatabildi§ini, ve devrimcilere, kendilerinin tasarladklarndan daha ileri gerçeklikleri elde edebilmeleri için yeni imkanlar sundu§unu pek çok defa göstermi³tir. mkanlar da, bütün nesnel dünya gibi, hareketli ve de§i³kendir. Ve yeni imkanlarn do§mas, yeni gerçeklerin tasarlanmas için daima yeni frsatlar sunar. Diyalektik materyalizm, imkanlarn çe³itli biçimlerde insann önüne gelebilece§ini ke³fetmi³, onlar nitelikleri bakmndan snandrm³tr. Genel olarak imkan, gerçekli§in ortaya çk³ için gerekli ko³ullarn varl§, ya da gerçekli§in do§u³unu engelleyecek aksi ko³ullarn yoklu§u demektir. Gerçekle³tirmeyi tasarlad§mz i³ ya da nesne için gerekli imkanlar varsa, var bulunan bu imkanlara somut imkan denir. Fakat, elimizdeki imkanlarn, gerçekle³meyi sa§layp sa§lamayaca§ belli olmad§ halde, en azndan gerçekle³menin önünde bir engel te³kil etmedi§ini görüyorsak, bu imkan soyut imkan olarak adlandrlr. nsan eylemi, üretim faaliyeti ya da toplumsal devrimci eylem, daima bir soyut imkan, somut imkana çevirmeye dayanr. Yani, yalnzca engel te³kil etmemek durumundan gerçeklik için kullanlr duruma sokabildi§imiz imkanlar, soyut imkandan somut imkana çevrilmi³ olurlar. Ula³mak için çal³t§mz hedefe uygun unsurlarn geli³tirilmesi, ya-

109

ratlmas, heden gerçekle³mesini engelleyen unsurlarn ortadan kaldrlmas veya ayklanmas ve etkisiz hale getirilmesi, imkandan gerçekli§e geçi³ için yaplmas gereken bir dizi i³lemdir. Hevesli birinin, kendisi için iyi bir lokomotif yapmak istedi§ini dü³ünelim. E§er o adamn ya³ad§ ülkede, ki³ilerin kendileri için lokomotif yapmasn yasaklayan bir kanun yoksa, ya da kendi ba³na lokomotif sahibi olmak toplumca ayp saylmyorsa, bu soyut olarak lokomotif yapmann bir imkandr. Ba³ka imkanlar da bir araya getirirse, bir lokomotif sahibi olabilir. Ama adamn elinde yeterli hammadde almak, bilgili mühendisler ve becerikli i³çiler tutmak için yeterli para yoksa, böyle bir yokluk, artk soyut imkan saylamaz. E§er bunlar da sa§larsa, elinde bir lokomotif gerçekli§i için somut imkanlar da bulunmu³ olacaktr. Demir ve çelik, motor, yakt kazan, elektrik donanm için gerekli parçalar, hesaplar yapacak, planlar çizecek mühendisler ve tasarmclar, ve nihayet bütün bu malzeme üzerinde çal³acak i³çiler biraraya getirilince, lokomotin üzerinde hareket edece§i raylar dö³enince adam kendisine bir lokomotif yaplmas için imkanlara sahip olmu³ demektir. “imdi bütün mesele, bu imkanlar biraraya getirerek lokomotin gerçekli§ini ortaya çkarmaya gelmi³tir. Burada ³u soru sorulabilir: ki³isel bir lokomotif için bu kadar zahmete de§er mi? Gerçekten, toplumlar yalnzca gerçek anlamda ihtiyaç olarak hissettikleri nesneler için imkan, zaman, emek ve madde harcarlar. Geçmi³te, eski zamanlarda, insanlar köle eme§ini kullanarak hemen hemen bedavaya malolan i³ler yaptrabildikleri bir zamanda, köle eme§i her sorunu çözmeye yetti§i zamanlarda, makinalara itibar etmezler ve eme§in yerini tutacak makinalar icad etmek için kafa patlatmazlard. Ne zaman ki, toplumsal ilerleme, köle eme§inin yerine ücretli i³çi eme§ini koydu, emek ayrca bir sermaye yatrmn gerektirir hale geldi, toplumun ürün ihtiyac büyüdü ve üretim tekniklerinin geli³tirilmesi ve daha çok ürünün daha ucuza mal edilmesi kapitalistlerin bir ihtiyac haline geldi, o zaman makinalarn geli³tirilmesi ve üretim için yeni imkanlar yaratlmas zorunlu oldu. Bu yüzden Marks, ³öyle demi³tir:  nsanlar yalnzca

çözüm imkanlar bulunan problemleri önlerine koyarlar ve her problem ancak çözüm imkanlar bulundu§unda do§ar. E§er ya³anan toplumsal ko³ullar,
yalnzca baz insanlarn kafalarnda problem olarak kalm³ ama toplumsal bir problem halini almam³sa, burada ciddi ve çözümü gereken bir problemin bulundu§undan söz edilemez. Bir ba³ka deyi³le, insanlarn çözümünü istedikleri her problem, o anda çözüm imkanlar toplumsal olarak üretilmi³ bulunan problemlerdir. Adaletsiz ve e³itsiz hayat ko³ullar, çok eski zamanlardan beri insanlarn özellikle de baz lozoarn kafasnda ciddi bir problem olarak varolagelmi³tir. Ama bu ko³ullarn tümüyle ortadan kaldrlmas için zorunlu imkanlar biraraya gelmeden kaldrlamazlard ve bu toplumsal bir problem olarak tanmlanamazd. Bütün toplumsal adaletsizliklerin ve e³itsizliklerin ortadan kaldrlmas ancak sosyalizmde mümkün olmu³tur. Bundan

110

önceki toplumsal ili³ki biçimlerinde, kendilerini adaletsizli§in ve e³itsizli§in dü³man olarak tantanlar ve bu u§urda toplumlar aya§a kaldrp isyanlara, ihtilallere sürükleyenler, sonunda kendileri de adaletsizlik düzeninin bir ba³ka biçimini kurmaktan öteye geçememi³lerdir. Herhangi bir nesne üzerinde çal³an bir emekçi gibi, toplumu dönü³türme faaliyetine giri³mi³ bir devrimci de, önce ³u sorularn bir cevabn aramak zorundadr: Acaba, önüme koydu§um hedee, ³imdi elimde bulunan araçlar ve hammaddeler birbirine uyumlu mudur? Hedeedi§im gerçeklik, ³u anda önümde bulunan imkanlar arasndan çkartlabilir mi? Elbette böyle bir sorunun do§ru cevaplanabilmesi için, heden çok açk ve do§ru bir tarinin yaplmas gerekir. “u andaki imkanlarla bir sosyalist devrimi hedeedi§ini ileri süren birisi, ya sosyalizm diye bir ba³ka ³eyi tarif etmektedir ya da eldeki imkanlarn gerçekten neler oldu§unu do§ru dürüst hesap etme yetene§inden yoksundur. Elinde koruk üzümle kurtlanm³ un bulunan birinin ben bundan iyi bir helva yaparm dedi§ini, ya da  ³u deveyi kesip kebap yapalm diyen birinin elinde yalnzca trnak çaksnn bulundu§unu dü³ünün! Cevaplandrlmas zorunlu bir di§er soru ³udur: Hangi unsurlarn biraraya getirilmesi, hangi geli³melerin ne biçimde etkilenmesi, hangi aksi nedenlerin ortadan kaldrlmas ve elveri³li etkilerin yaratlmas gerekmektedir? Elimizde bulunan imkanlar arasnda nasl bir etkile³im vardr? Bunlar birbirlerini tamamlamaya ve bir bütün olu³turmaya yetenekli midir, yoksa aralarnda çeli³meler var mdr? Çeli³meler varsa bunlar hangi yöntemlerle nasl çözülecektir? Özellikle toplumsal de§i³tirme-devrim amacnn gerçekle³mesi sözkonusu oldu§unda, toplumsal imkanlar üzerinde kar³t e§ilimlerin rol oynamaya ba³lad§n görürüz. Ayn imkanlar toplulu§undan farkl gerçeklikler çkarlmas mümkündür ve devrim ve kar³devrim, bir ve ayn toplumun ayn snar üzerinde faaliyet göstererek birbirlerine kar³ mücadele ederler. ³çi snf sosyalizm hedene ilerlemek için, toplumun di§er emekçi snarn ve i³sizleri, tüm ezilenleri kendi etrafnda toparlamak, ayn hedeer do§rultusunda kendisi ile birlikte hareket etmeye onlar ikna etmek zorundadr. Bu snar ve tabakalar, devrimin imkanlardr. Ama burjuvazi de, özellikle küçük mülk sahibi snar ve i³çi snfnn geri kesimlerini kendi etrafnda tutmaya ve onlardan devrimi önleyen bir güç olarak yararlanmaya çal³r. ³sizleri i³çilere dü³man etmeye, i³çilerin davasyla onlarn kurtulu³unun ayn oldu§u gerçe§ini gizlemeye çal³r. Bütün bu faaliyetin amac, devrimin imkanlarn devrime kar³ imkanlar haline getirmektir. Görülüyor ki, toplumsal unsurlar, onlara belli politik hedeeri bulunan örgütlü öznelerin eli de§meden önce, kendili§inden devrimin ya da kar³devrimin unsuru olmamakta, fakat bir kez

111

siyasi örgütlenmesini tamamlam³ ve toplumsal çapta etkili olmaya ba³lam³ bir devrimci öznenin (snf bilinçli ve komünist partisi etrafnda örgütlenmi³ proletaryann) eli de§di§inde devrimci bir nitelik kazanabilmektedir. Do§ada kendi ba³na toprak altnda duran demir cevherini üretim süreçlerinde planl eme§i ve becerisiyle makine haline getiren i³çi ile toplumun ara snarn devrimin etrafnda birle³tiren güç ayn i³i yapar: bir soyut imkan, bir somut imkana ve onu da bir gerçekli§e dönü³türür.

112

Bölüm 23

Sonsöz

Bu kitapçk, diyalektik materyalizme yalnzca bir giri³tir. Diyalektik materyalizm bilimini derinlemesine ö§renmek için Marksizm-Leninizmin büyük teorik cephaneli§ini bütünüyle iyi incelemek ve yalnzca felse anlamda diyalekti§i ö§renmekle kalmayp, bu bilimin siyasette, sanatta, devrimci çal³mann bütün alanlarnda kullanl³nda ustala³mak gerekmektedir. Bu yüzden bu kitapçk diyalektik materyalizmi bütün ayrntlaryla ve bütün yönleriyle ö§retmek iddiasndan hayli uzaktr. Yalnzca ilk bilgileri ve giri³ niteli§inde baz kavramlar açklamaktadr. Kitabn sonuna, diyalektik materyalizmi kavramak ve ayrntl olarak ö§renmek isteyenler için gerekli kaynaklarn ksa bir dökümü konulmu³tur. Ayrca, son sayfalarda, gerek bu kitapta geçen, gerekse diyalektik materyalizmin sk kullanlan baz di§er kavramlarnn ksa tanmlarn veren bir sözlük eklenmi³tir.

Diyalektik materyalizmin incelenmesi için ba³vurulacak temel kaynaklar
A³a§daki listede belirtilen kitaplar, diyalektik materyalizmin do§rudan kaynaklar olarak ba³vurulacak eserlerdir. Kitaplarn sunulu³ sras, bir okuma sras de§ildir. Ara³trma yapmak isteyenler, kitaplar kendisinin ve çal³ma alannn ihtiyaçlarna göre izleyecekleri yönteme uygun olarak seçmelidirler. Kitaplarn içerikleri hakknda bu tarz bir çal³may kolayla³trmak amacyla özet bilgi verilmi³tir.

113

Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu
Friedrich Engels tarafndan 1866 ylnda yazlm³tr. Kitap dört bölümden olu³maktadr. Birinci bölüm, HEGEL'DEN FEUERBACH'A ba³l§n ta³maktadr ve her iki lozofun görü³lerinin ele³tirel bir incelenmesini içermektedir. Bu bölüm, özellikle anla³lmas çok zor olarak bilinen Hegel felsefesinin temel tezleri ve Hegel mant§nn temel ilkeleri hakknda açklayc ve tantc notlar bakmndan dikkate de§erdir. kinci bölüm,  DEALZM VE MATERYALZM ba³l§n ta³r. Felsefenin temel sorunu olarak bilinen varlk ile dü³ünce arasndaki ili³ki, bu bölümde incelenir ve bu konuda lozoarn ald§ tavra göre iki büyük gruba ayrldklar tezi bu bölümde i³lenir. Diyalektik materyalizmin en önemli tezlerinden biri olan bu ayrm ve ayrmn dayand§ çözümleme, felsefeye giri³ bakmndan önem ve de§er ta³maktadr. Bu bölüm, tarihteki felsefe akmlarnn bu iki ana görü³ açsndan snandrlmas ve kar³la³trlmasnn tarihsel bir özetini vermesi bakmndan da önemlidir. Üçüncü bölümün ba³l§, FEUERBACH,IN DN FELSEFES VE ET‡dir. Engels, bu konuyu, eski materyalizmin son büyük ustas olarak tannan Feuerbach'n idealizminin aç§a çkt§ konu olarak ele alr. Feuerbach'n din, sevgi vs. üzerine kurdu§u toplumsal ili³ki önerisini, soyut insan kavram ekseninde ele³tirir. Onun materyalizm adna yeni bir din kurma çabasn aç§a çkarr. Son bölüm, DYALEKTK MATERYALZM ba³l§n ta³r. Hegel'den sonra geli³en ve sol Hegelcilik diye adlandrlan felse akmn yapsnn çözümlenmesiyle ba³layan bu bölüm, diyalektik materyalizm öncesinin bir özetini verir. Hegel'le diyalektik materyalizm arasndaki ili³ki açklanr. Diyalektik materyalizmin temel ilkeleri, ba³lca yasalar ve kategorileri özetlenir. Bu eser, gerek diyalektik materyalizmin kurucularndan biri tarafndan yazlm³ olmas bakmndan, gerekse diyalekti§i herkesin anlayaca§ bir tarzda özetlemi³ olmas bakmndan, küçük hacmine ra§men son derece önemli bir eserdir. Lenin, bu eserin Komünist Manifesto kadar önemli oldu§unu söylemi³tir.

114

Alman deolojisi
Marks ve Engels tarafndan birlikte yazlan bir eserdir. 1845-46 yllar arasnda, birlikte çal³maya ba³ladklarndan bu yana geli³tirdikleri temel tezleri özetlemek ve Engels'in deyi³iyle, kendi kafalarn açmak amacyla kaleme alnm³tr. Eser, uzun yllar sosyalizmin teorik cephaneli§inde yer almay unutulmu³ olarak beklemi³ ve ilk kez 1932 ylnda Sovyetler Birli§i'nde yaynlanm³tr. Bu eserlerinde iki büyük usta, sol Hegelcileri ve Feuerbach materyalizminin snrl içeri§ini ele³tirerek, diyalektik ve tarihsel materyalizmin temel ilkelerini ve marksizmin bütün teorik birikimi boyunca kullanlp geli³tirilecek olan temel kavramlar in³a ederler. Eserin büyük önemi, sol Hegelcilik ve Feuerbach materyalizminin özünde idealist bir karakter ta³d§n göstermesidir. Özellikle Feuerbach materyalizminin, dünyay seyreden ve onun kar³snda edilgen konumda tasvir edilen insan anlay³nn ele³tirilerek, bunun kar³snda, eylemci, dönü³türücü, tarih yapc gücüyle maddi insan kavramnn konulmu³ olmas, bütün dü³ünce tarihinin en devrimci tezi olarak de§erlendirilmeye layktr. Çünkü bu tez, sonuçta, tarihin itici gücü olarak üretici güç konumundaki devrimci proletaryann rolünün aç§a çkarlmasnn da temelinde bulunmaktadr. Bunun yan sra eser, preleter eylemle toplumsal geli³menin objektif yasalar arasndaki ili³kiyi göstererek, burjuvaziye kar³ mücadelesinde proletaryann tarihsel zaferinin kaçnlmazl§n da kantlamaktadr.

Anti-Dühring
Tam ad, Bay Eugen Dühring Bilimi Alt Üst Ediyor olan bu eser, Engels'in 1876 ile 1878 yllar arasndaki yazlarnn biraraya getirilmesinden olu³mu³tur. Görü³leri sosyal-demokrat çevrelerde yank bulan bir bilim adam olan Eugen Dühring'in demagojik, çalntlarla dolu ve içi bo³ kirlerinin ele³tirilmesinin bir zorunluluk halini almas üzerine yazlm³tr ve onun cahilce saldrlar kar³snda marksizmin bir savunu³udur. Anti-Dühring, felsefe, ekonomi politik ve sosyalizm ba³lklarn ta³yan üç ana bölümden olu³ur. Marksizmin üç temel alannn, yani diyalektik ve tarihsel materyalizmin, ekonomi politi§in ve bilimsel komünizm teorisinin açklanmasn içerir. Birinci bölüm, diyalektik ve tarihsel materyalizmin ana çizgilerini özetler. Felsefenin temel sorununa materyalizm açsndan verilen cevab açklar

115

ve savunur. Dünyann maddi yapsn, bilmenin temel yasalarn, zaman, mekan ve hareketin maddi birli§ini materyalizmin temel ilkeleri olarak inceler. Bilimlerin snandrlmas sorunu ile maddi dünyann hareket biçimleri arasndaki ili³kiyi gösterir. Ahlak, e³itlik, zorunluluk ve rastlant gibi kavram ve kategoriler hakkndaki diyalektik materyalist görü³leri açklar. kinci bölümde, Engels, Dühring'in ekonomi politik hakkndaki görü³lerini ele³tirir. Ekonomi politi§in ana konusu ve yöntemine ili³kin de§erli bilgiler verir. Bu arada bu bölüm, özellikle, idealist ³iddet teorisinin ele³tirisini ve toplumun geli³mesinde ekonominin rolünü ortaya koymas ve devrimci bir dönemde devrimci ³iddetin rolünü göstermesi bakmndan temel bir ba³vuru kayna§ de§eri ta³maktadr. Bu bölümün ekonomi politi§in tarihine ili³kin onuncu ksm, eseri müsvette halindeyken okuyan Marks tarafndan yazlm³tr. Üçüncü bölüm, bilimsel sosyalizmin tarihsel köklerini aç§a çkarr. Ütopyac sosyalizmin önemini ve eksikliklerini göstererek onlarn ele³tirisi temelinde yükselen bilimsel sosyalizmin üstünlü§ünü kantlar. Bu eser, yalnzca bilim ve felsefe alannda devrimci komünist teorinin savunulmas bakmndan de§il, siyasette de, reformizmin, revizyonizmin ve oportünizmin çe³itli biçimlerine kar³, devrimci proletaryann dünya görü³ünün açklanmasn içermesi dolaysyla da, yazl³nn üzerinden geçen bir buçuk yüzyla yakn zamana ra§men, temel bir ders kitab ve önemli bir silah olarak de§erini korumaktadr.

Do§ann Diyalekti§i
Engels tarafndan daha kapsaml bir çal³ma için tutulan notlardan olu³an bu eser, 1873-1886 yllar arasndaki çal³malar kapsar. Engels hayattayken düzenlenip baslamam³, ilk kez 1925 ylnda Sovyetler Birli§i'nde yaynlanm³tr. Eserin ba³lca amac, diyalektik materyalizm ile do§a bilimleri arasndaki ili³kiyi ortaya koymak ve bilimin ilerlemesinin diyalekti§e yapt§ katklar oldu§u kadar, diyalekti§in de bilimin geli³mesine katkda bulunaca§n göstermekti. Bu amaca uygun olarak Engels, birçok durumda idealist ve metazik dünya görü³lerinin bilimin geli³mesinin önünde engel te³kil etti§ini, ve bunlarn a³labilmesinin yolunun diyalektik ile bilim arasnda dolaysz bir ili³ki kurulmas olaca§n göstermi³tir. Seçti§i ileri örneklerde, bu ili³kinin kuruldu§u hallerde, bilimin ald§ yolu göstermi³tir.

116

Bu eser ayn zamanda, diyalekti§in ba³lca yasalar ve kategorileri hakknda temel bilgileri de içermektedir.

Felsefe Defterleri
Bütün ça§larn en büyük devrimcisi Lenin'in, 1914 ile 1916 yllar arasnda okudu§u felsefe ile ilgili kitaplar hakknda tuttu§u notlar, 1933 ylnda Sovyetler Birligi'nde bu adla yaynland. Lenin bu çal³malar srasnda, okudu§u birçok kitabn özetini çkarmasnn yan sra, onlar hakknda derin ele³tiriler de yazm³, yalnz kitap yazarlarnn kirlerini ele³tirmek ve de§erlendirmekle kalmam³, ele alnan her konu ile ilgili olarak kendi görü³lerini de yazm³tr. Böylece Felsefe Defterleri, bir ara³trmac bakmndan iki önemli özellik gösterir. Birincisi, okuyup yazarak kendini geli³tirmek isteyen herkes için bu çal³malar, örnek alnacak bir yöntem kitabdr. En basitinden, bir kitabn özetinin nasl çkarlaca§n, nasl ele³tirilece§ini ve kendi özgün görü³lerinin dile getirilmesi için bir eserin nasl de§erlendirilece§ini göstermesi bakmndan bu eser, temel bir e§itim kitabdr. Okuyucu, Lenin'in çal³malarn de§erlendirir ve onlarn içeri§inden ö§renirken, O'nun çal³ma yöntemini tanmak için de çok de§erli bir malzeme bulacaktr bu kitapta. kinci olarak, Lenin'in bu çal³malar, diyalektik materyalizmin bir ele³tiri ve dünyay de§i³tirme silah olarak ta³d§ büyük önemi ö§retmesi bakmndan e³sizdir. Defterlerde, otuzdan fazla bilim, felsefe ve sanat kitabnn ele³tirel özeti bulunmakta, bunlarn d³nda bu konulara ayrlm³ birçok makale ve yaz da de§erlendirilip ele³tirilmektedir. ncelenen kitaplar arasnda, Marks ve Engels'in ortak eserleri olan Kutsal Aileden, Feuerbach'n Dinin Özüne, Hegel'in Mantk Bilimi, Tarih Felsefesi Üzerine Dersler ve Felsefe Tarihi Üzerine Derslerinden, Aristoteles'in Metazikine, Lassal'in Herakleitos'un Felsefesi adl bro³üründen, Jean Perrin'in Fiziksel Kimya nceleme Kitab - lkeler adl eserine kadar pek çok ilgi çekici eser bulunmaktadr. Elbette Lenin'in eserine ilgi çekicilik ve üstünlük sa§layan, yalnzca inceledi§i eserler de§ildir. Bundan daha önemli olarak, bütün bu eserler kar³snda Lenin'in ihtilalci dü³üncesinin geli³tiridi§i [?] ele³tiriler ve de§erlendirmelerdir. Bu eseri okumak isteyenler, al³lm³ kitap okuma biçimlerinden farkl bir yol izlemelidirler. Her ³eyden önce, bu Defterlerin yaynlanmak üzere yazlmad§n gözönünde tutmak gerekir. Birçok bölüm, okuyucuya, özensiz, rasgele yazlm³ gibi görünecektir. Konular genellikle birbirini izleyen bir bütünlü§e sahip olmad§ için, bir konudan di§erine, bir bilgi alanndan ötekine

117

geçerken zorluk çekilmesi mümkündür. Kitabn düzenleni³ sras, bu yüzden okunu³ sras olarak görülmemelidir. Lenin'in bu eserinden en ekonomik biçimde yararlanmann yolu, onu bir ansiklopedi gibi ele almakla olur. Yani, Lenin'in düzenlemeden brakm³ oldu§u bu notlar, okuyucu kendi amaçlarna uygun olarak düzenleyip, birle³tirmeyi denemelidir. Örne§in, e§er ara³trmac, soyutlama ile ilgili bir çal³ma yapyorsa, bunu kitabn belli bir bölümünde okunmaya hazr biçimde bulamayacaktr, ama, kitabn arkasna konulmu³ bulunan endeksten soyutlama kavramnn geçti§i sayfalar ö§renerek eserin birçok bölümüne da§lm³ notlar biraraya getirebilecektir. Bu eserin en önemli parçalarndan birisi, DYALEKTK SORUNU ÜZERNE ba³l§n ta³r ve Lenin'in daha kapsaml bir yaz için tuttu§u fakat sonradan tamamlama frsat bulamad§ notlar içerir. Bu notlar, diyalektik üzerine bugüne kadar yazlm³ bulunan en özlü, en derin bir içeri§e sahiptir. Defterlerin kendi ba³na incelenebilecek ender bölümlerinden birisi olan bu ksa yaz, diyalekti§i ö§renmek isteyen herkes için sürekli olarak ba³vurulacak önem ve de§erdedir.

Materyalizm ve Ampriokritisizm
Lenin'in ba§msz olarak felsefe konusuna ayrlm³ temel eseri, Gerici Bir Felsefe Üzerine Ele³tirel Notlar ba³l§n ta³yan bu kitaptr. Rusya'da 1905 devriminin yenilgisinden sonra ba³layan gericilik döneminde, diyalektik ve tarihsel materyalizme kar³, revizyonist ve reformist cepheden ba³latlan ve çok yönlü olarak sürdürülen saldrya kar³, onlarn dayandklar ampriokritisizm felsefesinin çürütülmesi amacyla kaleme alnm³tr. Gericilik döneminde ve devrimin yenilgiye u§ramasndan ylgnl§a ve umutsuzlu§a kaplan bir ksm parti üyesi, sübjetif idealist bir felsefe olan amprio-kritisizmin, Marksizm'den daha üstün oldu§unu ileri sürmeye ba³lam³t. Onlara göre, Mach'clk [çlk] (yani ampriokiritisizm) [amprio-kritisizm] marksizmi daha da tamamlayacak ve geli³tirecekti. Lenin, bu iddialarn kar³sna, do§a bilimlerinin ve insanl§n tarihsel deney birikiminin bütün cephaneli§ini kullanarak, bu eserinde kar³ çkt. Materyalizm ve Ampriokritisizm, Mach'ç felsefeyi ele³tirirken, felsefede partizanlk-yan tutma ilkesini ve diyalektik materyalizmin temel kategorileri hakkndaki görü³ü geli³tirip ilerletmi³tir. Özellikle, madde, deney, zaman ve mekan, nedensellik, özgürlük ve zorunluluk, bu eserde açklkla tanmlanm³ ve güçlendirilmi³lerdir. Bilimle felsefe arasndaki ili³ki, ve o ça§da yeni ortaya çkan bilimsel bulu³larn felsefe bakmndan anlamnn çözümlenmesi de, gene bu eserin büyük ba³arlarndan bir ksmdr.

118

Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm
Stalin tarafndan Bol³evik Partisi Tarihi içine yazlm³ ve sonradan ayrca yaynlanm³ bu eser, diyalektik ve tarihsel materyalizmin temel ilkelerini ve diyalektik yöntemin temellerini kusursuz bir açklk ve sadelikle anlatr. Eser üç ana bölümden olu³ur. Birinci bölüm, Marksist Diyalektik yöntemin anahatlarn açklar. Ba§ntllk, hareket ve de§i³me, nicelikten niteli§e geçi³ ve iç çeli³meler bu bölümün konulardr. kinci bölüm, Marksist felsefe [felse] materyalizmin ana hatlarn açklar. Bu bölümde dünyann maddi birli§ini, maddenin dü³ünceden ba§mszl§n, maddi dünyann bilinebilir oldu§unu kantlayan marksist tezler anlatlr ve bunlar kar³sndaki idealizmin görü³leri ele³tirel bir tarzda özetlenir. Üçüncü bölüm, tarihsel materyalizme ayrlm³tr. Bu bölümde, toplumun maddi ya³am ko³ullar, üretici güçler ve üretim ili³kileri arasndaki çeli³me, tarihteki üretim ili³kilerinin ba³lca özellikleri, sosyalizm üe kapitalizm arasndaki temel farkllklar açklanr.

119

KÜÇÜK SÖZLÜK

Ampirizm: (Veya, Empirizm) Bilginin kayna§nn deney oldu§unu ileri süren felse akm. Ba³lca temsilcileri, F. Bacon, D. Hume, J.S. Mill.

Analiz: Bir bütünü kendisini meydana getiren unsurlara ayrarak tanma. Aposteriori: Sonsal. Deney sonunda elde edilen bilgi. Apriori: Önsel. Deneyden önce varolan, deneyin ötesinde geçerlili§i olan
bilgi.

A³ma: Herhangi bir ³eyin olumlu yann esas alarak daha yüksek bir düzeye
geçme.

Belirlenim: Snrlama. Bir dü³üncenin, ele ald§ nesnenin ya da olayn,
yapsnn ve özelliklerinin snrlarn tam olarak tanmlamas. Bir kavramn anlamnn ve içeri§inin net olarak, bütün özellikleri ve içeri§i ile konulmas.

Biçim ve içerik: Nesne ve olaylarn iç birli§ini, bütünlü§ünü ve geli³me
kaynaklarn ortaya çkarmaya yarayan felse kategoriler. çerik, nesne ve olaylarn temelini meydana getiren, onlarn bir biçim kazanmasn sa§layan unsurlarn ve süreçlerin tümüdür. Biçim ise, içerikte bulunan unsurlarn birbiriyle ba§lantsn, onlarn örgütlenmi³ halini, ve bunlarn d³ çevreyle ili³kisini ifade eder.

Bilgi: Nesnel dünyann hareketinin ve ili³kilerinin yasa düzeyinde ifade edilmesi.

Bilinç: nsann kendisini ve çevresini bilmesini sa§layan zihinsel, bilgisel,
kültürel tüm unsurlarn birli§i. Kendini ve çevresini ili³kileriyle birlikte tanma yetene§i.

Bütünsellik: Bütün varlklarn birbirleriyle ili³kili olmas ve her³eyin kar³lkl olarak birbirini etkilemesi sonucu do§an yap özelli§i.

120

Çeli³me: Kar³tlarn hareketi. D³sal ve içsel: Bir varl§n bütünsel yapsnn farkl iki yan. çsel, d³sal
aracl§yla bilinen, do§rudan görünüp kavranamayan derindeki hareketi dile getirir. D³sal, ayn varl§n içsel hareketinin görünü³üdür.

Dolaym: Herhangi bir olay, nesneyi, varl§ kendisinin ba§l oldu§u ba³ka
olaylar, nesneler ve varlklar aracl§yla, onlarla olan ili³kilerini ortaya koyarak tanmlamak.

Dünya görü³ü: Dünya hakkndaki felse, sosyo-politik, etik, estetik, bilimsel görü³lerin bütünlü§ü.

Estetik: 1◦ nsann dünyay dönü³türme faaliyetinin bir parças olan sanatn
özü ve geli³me kanunlar ile sanatn sosyal dönü³ümde oynad§ rolü ◦ ara³tran bilim. 2 nsanla d³ dünya arasnda özel olarak güzel olan  temel alan ili³ki.

Etik: Ahlak bilimi. Esas olarak ikiye ayrlr. 1◦ Ahlak kurallar koymaya çal◦ ³an normatif etik; 2 Ahlakn özünü, kaynaklarn ve bunlar belirleyen
tarihsel ko³ullar ara³tran teorik etik.

Fenomen: Duyular yoluyla alglanan deney nesnesi. Kant felsefesinde noumenon 'un kar³t.

Genelleme: Tikel bilgiden tümel bilgiye geçme. Tek tek nesnelerin ve olaylarn bilgisinden kavramlara, bilimsel kanunlara, teorilere ula³ma. Olumsuz anlamda, bir tek olaydan yola çkarak bütün olaylar hakknda bir yargya varma.

nkarn inkar: (Veya, yadsmann yadsmas). Varl§n geli³mesinin süreklili§i içinde, bir nitelik de§i³mesinin yerini bir ba³ka nitelik de§i³mesinin almasn, eski ile yeni arasndaki ba§lanty, geli³menin en alt basamaklarnda görülen kimi özelliklerin en yüksek a³amalarda da tekrarlanmasn ifade eden diyalektik yasas. Bu yasa, ilerleme ve geli³menin, çeli³melerin çözümü yoluyla oldu§unu ortaya koyar.

Kategori (Ulam): Gerçekli§in ve bilgi nesnelerinin en genel ve en temel
özelliklerini ve ili³kilerini ifade eden ana kavramlar.

Kavram: D³ dünyann zihinde yansmasnn biçimlerinden biri. Nesnelerin, olaylarn, süreçlerin temel yanlarn genelle³tiren ve onlarn özünü ortaya koyan soyutlamalar.

121

Kendinde ³ey: nsann bilincinin ve eyleminin etkisi d³ndaki ³ey. Kendili§inden: Bilinçli bir etkiden ba§msz olarak gerçekle³en hareket. Madde: Bilinçten ba§msz olarak varolan ve bilinçte yansyan nesnel gerçeklik.

Metazik: Diyalekti§in kar³t olan tüm dü³ünme biçimlerinin ve yöntemlerin genel ad. Bilmenin tek yanl, ve sübjektif bir eylem olarak ele alnmas. Her³eyi olup bitmi³, hareketsiz ve de§i³mez ve birbirinden ba§msz olarak ele alan yöntemlerin ve felse görü³lerin tümü.

Mutlak: Ebedi, sonsuz ve herhangi bir ³arta ba§l olmayan. De§i³meyen
ve tamamlanm³ en yüksek düzeye eri³mi³ bulunan. Diyalekti§e göre, mutlak olan hiç bir ³ey yoktur.

Nedensellik: Neden ile sonuç arasndaki ba§nt. Tekil: Tek bir nesneyi, bireyi gösteren kavram. Tikel: Bir türün bütün bireylerine ya da tek bir bireyine de§il de, bir ksmna
ili³kin olan. Baz, birkaç, gibi sözlerle ayrd§mz grup.

Tümel: Belli bir snfa mensup unsurlarn tümünü içine alan. Bütün, her,
hiç biri gibi sözlerle ayrd§mz grup.

Öz ve görünü³: Öz, üzerinde i³ yaplan, de§i³tirilmeye çal³lan bir varl§n,
kökünü, esas ve kalc niteliklerini, genel e§ilimlerini belirleyen ili³kilerin toplamdr. Öyle ki, bu ili³kiler ve nitelikler de§i³tirildi§inde varl§n tümü bir ba³ka varl§a dönü³ür. Görünü³, varl§n de§i³ken ve hareketli özellikleridir ve bunlarn de§i³meleriyle varl§n niteli§i de§i³mez.

122

Aydnlanma Kütüphanesi

http://www.1001001000.org

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful