Technical Englısh Dictionary Englısh-Turkısh -AA length of A set of Abondon,to Abbreviate,to Abbreviation Abnormal Abort,to Aborted take off

About : Bir parça : Bir grup,set : Bırakmak,vazgeçmek : Kısaltmak : Kısaltma : Anormal,uygun olmayan : Başarısızlıkla bitmek,yarıda kesmek/durdurmak : Kalkıştan önce uçuştan vazgeçme : 1- Hakkında ,– e dair : 2- Takriben : 3 –Çevresinde,etrafında : 4 – Yakında civarında : 5 – Her yerinde : Yukarısına,yukarısında;yüksek;daha çok;daha fazla : Yukarıda bahsedilen : Aşındırmak,yemek : Aşınma : Aşındırıcı,aşındıran : Ansızın,birdenbire : Yokluk,bulunmama : Tam,mutlak,kesin : Mutlaka,kesinlikle : Emmek,soğurmak,absorbe etmek : Dayanmak,dokunmak,bitişik olmak : İvmelenmek,hızlanmak : Hızlandırma,süratin artması,hızlanma : Hızlanmayı,ivmelenmeyi ölçen cihaz,aksekerometre : Kabul etmek,onaylamak,almak : Kabul edilebilir,uygun : Erişim,ulaşma : Ulaşım kapağı : Ulaşım paneli : Ulaşım platformu,sehpa : Yaklaşılabilir,girilebilir,ulaşılabilir : Dişli kutusu : Kaza : Kazara,istemeden : Sağlamak,temin etmek,yerleştirmek : Tamamlamak,yapmak : -e göre : Birikmek,yığılmak,toplamak : Kesinlik,doğruluk

Above Above mentioned Abrade,to Abrasion Abrasive Abruptly Absence Absolute Absolutely Absorb to Abut to Accelerate,to Acceleration Accelerometer Accept,to Acceptable Access Access door Access panel Access platform Accessible Accessory gearbox Accident Accidental Accommodate,to Accoplısh,to Accordıng to Accumulate to Accuracy

Accurate : Doğru,kesin,tam, Achieve,to : Gerçekleştirmek,yapmak,başarmak Acidified : Asitli,asitlenmiş Acknowledge to : Onaylamak,kabul etmek Acorn tube : Akorn lamba Acquıre to : Kazanmak,elde etmek,edinmek Acquired : Kazanılmış,belirli Acquistion : Kazanma,edinme,belirleme Acrid : Keskin,tehlikeli Acress : Bir yanından öteki yanına Action : Hareket Activate,to : Harekete geçirmek,etkili hale getirmek Activation : Harekete geçme ; tesirini gösterme Active : Aktif,faal Activity : İş,etkinlik,aktivite Actual : Esas,gerçek,asıl Actutate,to : Çalıştırmak Actuating : Harekete geçiren,çalıştıran Adapt,to : Adapte etmek,uyarlamak Add,to : İlave etmek,eklemek Addition : Ekleme,ilave etme,ilave,ek Additional : Fazladan,ekstra,ilave olarak Address,to : Bahsetmek Adequate : Yeterli,uygun Adhere,to : Yapışmak,tutmak Adherent : Yapışık,bağlı Adhesive : Yapışkan,yapışıcı Adjacent : Çok yakın,bitişik komşu Adjoın,to : Bitişik olmak Adjust to : Ayarlamak Adjustable : Ayarlanabilir Adjustable Access platform: Ayarlanabilir ulaşım platformu Adjustment : Ayar,ayarlama,düzeltme Adjustment cap : Ayar kepi(kapağı) Adjustment screw : Ayar vidası Admit to : Kabul etmek,izin vermek Adopt to : Kabul etmek,benimsemek,kullanmak Advance to : İlerlemek Advanced : İleri Adversely : Zararına,olumsuz olarak Advisable : Tavsiye edilir,uygun Advise to : Tavsiye etmek Aerodrome : Hava meydanı Aerodynamic : Aerodinamik,hareket halindeki hava yada gazla ilgili Aerology : Hava bilimi Affect to : Tesir etmek,dokunmak Aft : Arka,geri,arka taraf After : Sonra Again : Tekrar Aganist : 1- Karşılaştırarak

: 2- -e karşı Aggravate to : Kötüleştirmek,şiddetlendirmek Agitate,to : Sallamak,çalkalamak Agitation : Sallama,çalkalama Agree,to : Bağdaşmak,uymak Aid : Yardım Aileron : Uçağın sağa sola yatışını sağlayan uçuş kumanda yüzeyi Aim : Hedef,amaç,gaye Aim to : Hedefe doğru çevirmek Air : Hava Air brake : Hava freni Air carrier : Hava yolu şirketi Air conditioning : Havanın şartlandırılması,havalandırma Airborne : Havada,uçan Aircraft : Uçak,hava taşıtı Aircraft Maintenance mechanic : Uçak bakım teknisyeni,mekanik Airfield : Hava meydanı(askeri) Airflow : Hava akımı Airframe : Gövde Airspace : Hava sahası Airspeed : Hava sürati,havaya nazaran sürat Airstair : Merdiven Airstream : Hava akımı Airworthy : Uçuşa elverişli Aisle : Koridor Alert to : Alarm vermek,uyarmak,bildirmek Align with to : Aynı hizaya koymak,aynı eksene getirmek Align to : 1- Karşılaştırmak : 2 – Navigasyonda IRU için enlem – boylam bilgilerinin girilebilmesi için işlemi başlatmak. Alike : Benzer,aynı All : Bütün,tüm Allcate to : Tahsis etmek,ayırmak Allow to : Bırakmak,müsaade etmek,izin vermek Allowable : Kabul edilebilir,izin verilebilir Alloy : Alaşım Alone : Tek başına ,yalnız,sadece Along : Boyunca Alphanumerics : Harf ve rakamlardan oluşan dizi Also : de-da aynı zamanda Alter to : Değiştirmek,değişmek Alternate : Yedek,yerini alabilen Alternately : Sırayla Alternative Current ( A.C) Alternatif akın,dalgalı akım Although : Rağmen,karşın Altimeter : Uçağın yerden yüksekliğini gösteren alet,altimetre Altitude : Yükseklik,irtifa Aluminum,aliminium : Alüminyum Always : Her zaman,daima Ambient pressure : Ortam basıncı

güçlendirme zayıf sinyallerin değerini yükseltme Amplify to (amplified amplified) Büyütmek.inişe Approach to : Yaklaşmak Appropriate : Uygun Approve to : Onaylamak Approved : Onaylanmış Approximately : Yaklaşık .kaymaya karşı Anti-skid brake : Tekerlekleri kazıklatmadan ve kaydırmadan hızını düşüren fren Any : 1.den daha fazla süre değil Apart : Ayrı Aperture : Açıklık.değişiklik Ammeter : Ampermetre. yaklaşık olarak Apron : Apron.terminalin yada hangarın karşısında bulunan uçak park alanı Arc : Yay.tahmin etmek Anti-clockwise : Saatin ters yönünde Anti-icing : Buzlanmayı önleme Anti-skid : Anti-skid kaymayı önleyen.Vermek.uçak ekseni ile hava filelerinin akış doğrultusu arasındaki açı Annotate to : Açıklayıcı notlar koymak Annotation : Not Annual : Yıllık Annunciate to : Bildirmek Annunciator panel : Arıza uyarı paneli Anomaly : Anormallik Answer : Cevap Answer to : Cevap vermek Antenna : Anten Antenna tilt angle : Anten eğim açısı Anticipate to : Beklemek.yer Arm : Kol ARMED position : (İşletme) hazır durum Arming : Hazır duruma sokma Around : Çevresinde.etrafında Arrange to : Düzenlemek.görünmek Applicable : Uygun.akın miktarını ölçen alet Among : Aralarında .delik Apparent : Açık.Hiç : 2 – Herhangi Any(no)longer than : .kuvvetlendirmek Angle : Açı Angle of attack : Hücum açısı.genişletmek.uygulanabilir Apply to : 1. arasında Amount : Miktar Amplification : Büyütme.Ambient temperature : Ortam sıcaklığı Amendment : Düzeltme.kavis Area : Bölge.uygulamak : 2 Sürmek Approach : Yaklaşma .ummak.meydan da olan Appear to : Ortaya çıkmak .görülebilir.ayarlamak .

monte etmek Assembly : Montaj.Arrest to Arrival Arrive to Arrow Artıcle Artıculate Artıculate to Artificial As : Durdurmak.çerçeve oranı Assemble to : Birleştirmek bir araya getirmek.durum.makan Authorization to : İzin vermek.girişmek Attention : Dikkat.tayin etmek Assigned : Ayrılmış. Olduğundan .şey.den dolayı.çoğunlukla As follows : Aşağıdaki gibi As necessary : Gerektiği şekilde.bir tarafa Aspect ratio : Görüntü oranı. çünkü : 2 – gibi As a rule : Genellikle.düzenli bir şekilde birbirine bağlı : Mafsal ile birleştirmek : Yapay. varmak : Ok : Nesne.simetrik olmayan At a time : Bir seferde At least : En az At once : Derhal.yükselmek Ascent : Yükselme Ashtray : Kül tablası Aside : Bir yana.tahsis edilmiş Assist to : Yardım etmek desteklemek Assocıated : İlgili Associated with : … ile ilgili.tutturmak Attachment poınt : Bağlantı noktası Attack to : 1.kurmak .varış : Gelmek .ayırmak : 2 – Atamak.ilgi Attitude : Konum.bir araya getirme Assess to : Değerlendirmek Assign to : 1.tutmak : Geliş.gerektiği gibi Ascend to : Yukarı çıkmak.pozisyon Audible : İşitilebilir.görüntü boyutu.madde : Mafsallı. erişmek Attempt : Deneme.suni : 1-….kurma.temin etmek.sağlamak Asteriks : Yıldız işareti(*) Asymmetric : Asimetrik. bağlı Assure to : Emin olmak.girişim Attempt to : Denemek. hücum etmek : 2 – Zarar vermek Attain to : Ulaşmak.duyulabilir Aural warning : Sesli ikaz Authority : Otorite.yetki.yardımcı .hemen At regular ıntervals : Düzenli aralıklarla Attach to : Bağlamak.yetki vermek Automatic Direction Fınder (ADF ) : Otomatik yön bulucu Automatic Volume Control (AVC ) : Otomatik ses kontrolü Auxiliary : Yedek.ilişkili. .Saldırmak .Tahsis etmek.

kol.gök küresinin herhangi bir noktası ile güney yönü arasındaki açı.worst : Kötü Badge : İşaret.taraf Back-up : Yedek. Backside : Arka.arkalık.eşit hale getirmek Ball : Bilya.geri.akımı dengelemek üzere dizayn edilmiş bir devre elemanı Ballytpe : Bilyalı tip Bank : Yatış uçağın bir kanadının diğer kanada göre alçak yada daha yüksek olduğu pozisyon Bank angle : Yatış açısı Bank to : ( Uçakta ) bir tarafa yatmak Bar : 1.demir Bare : Çıplak.yedeklemek Background lighting : Arka panel aydınlatması Backing : Yardım arka çıkma.denge Balance to : Dengelemek.elde mevcut.laçkalık Backlash of controls : Kumandaların oynaklığı Backşash play : Kumanda boşluğu ( Kumandalar bu boşluk içerisinde oynatılırsa kumanda hareketi meydana gelmez. sakınmak.destek Backward : Geriye doğru Bacteria : Bakteri Bad (ly) worse.küre.destek Backlash : Şiddetli geri itme.alamet.top Balast : 1 – Balans denge ayarlığı : 2 – Ayar rezistansı. bir yana Axis : Eksen Axle : Aks.Dingil Axle sleeve : Aks kovanı Azimuth : Azimut.müsait Average : Ortalama Aviation : Havacılık Avionics : Havacılık elektroniği Avoid to : Önüne geçmek .hazır.arka.makine de boşluk veya salgı.yüzey katmanı veya koruması olan . meydan vermemek.arkasına Back off to : Gevşetmek Back up to : Desteklemeki.Auxiliary Power Unıt ( APU ) : Yardımcı güç kaynağı Available : Mevcut.kaçınmak Away : Uzağa.güney açısı -BBack : Arka.uzakta.rozet Baffle plate : Bölme plakası Balance : Balans.değnek.tekrar Back of : Arkası.arkasında.Basınç ölçü birimi : 2 – Çubuk.

aşağısında. Because : Çünkü .kemer Belt konveyor : Kayışlı konveyör Belt drive : Kayışla hareket ettirme.susturma switchi Bellcrank : Hareketin yönünü değiştirmek için kullanılan manivela.(began .to (is.kullanmak Basıc : Esas.Barrel Barrel roll Barrier cream Base : Varil.kaynak Behind : Arkasında Bell : Zil.to : Maruz kalmak.yada başka uyarma türleri yayan istasyon .akü.to : Ait olmak Below : Aşağı.sıra oturma sırası.leğen Battarey : Batarya.pil Batatarey operated : Batarya ile çalışan Batterarey powered : Batarya ile çalışan / beslenen Bay : Bölme.referans almak.boncuk Beam : 1 – Kiriş : 2 – Işık.çan Bell cutout switch : Zil kesme.maruz bırakılmak Be. .dönüşmek.rulman Bearing alignment : Yatağı istikametine koymak.fıçı : Uçuşta uçağın ekseni üzerinde tam bir devir yapması : Koruyucu krem : 1.Taban . to (became.olmak Before : Önce .bağlama somunu pimi Be provided to : Bulunmak. begun ) : Başlamak Beginning : Başlangıç. alt(kısım).was.gövde üzerine iniş Belong .döndürme Bench : Tezgah.far Beacon lıghts : Havaalanlarındaki işaret lambaları Bead : Damak. -den dolayı Because of : Yüzünden.varolmak Beacon : Bir uçağa kılavuzluk etmek yada uçağı yönlendirmek amacıyla ışık.den dolayı Become .were) : Olmak.ışın.borne) : Taşımak Bearing : Yatk.are. to (bore.become)Hale gelmek.iki kiriş veya dikme arası Bayonet pin : Kavrama pimi.– den önce Begin to .ufak yuvarlak cisim.elektrik sinyali.olmak Be subjected to.huzme Beam antenna : Huzme anten Beam deflection tube : Huzme saptırmalı tüp Bear .altında Belt : Kayış.aşağıda.esasında Basin : Lavabo.bank Bench drıll : Masa matkabı Bench RPM : Deneme devir sayısı .dip : 2 – Üs Base plate : Taban levhası Base to : Temel almak.ayar yapmak. radyo.temel Basically : Temel olarak.kol Belly : Göbek Belly fairing : Koltuk(gövde altı) kaportası Belly landing : İniş takımlarını kullanmayarak.

çıkıntı : Dahili sistem testi : 1 – Verev.eğme. Bir şiftin kendisine paralel olmayan diğer bir şaftı : İçecek .bükülme.bostik vb.vantilatör.pal Blank off to : Sızdırmazlığın sağlanması amacı ile tapa.daha ileride : Façeta.kaçırmak Blend to : Karıştırmak.gaz) boşalmak.harmanlamak Blind cap : Kör başlık Blind plug : Kör tapa Blister : Kabartı Blistering : Kabarma Block tıme : Uçağın kalkışı için takozların alındığı andan inişte park edip takoz konduğu ana kadar geçen zaman Block to : Önünü kapatmak.altında : Eğilim.aşağısında.maddeler uygulamak Blank out to : İptal etmek Blank to : Kapak ile kapatmak Blanket : Battaniye Blast : Sert rüzgar sağanağı Bleed ( off) to : Kanamak.öngerilim : İki eksenli : Büyük : İkili : Bağlamak.eğim.bükmek : Eğilme.meşrubat : Dikkat etmek.üfleyici .meyil.ikili sayı sisteminde bir birim : Jet motorunda kademeleri oluşturan döner parçalardan her Blade biri.sakınmak.hava akımını sağlayan cihaz.conta.altına.tutturmak : İki madeni cismin fiziksel olarak bağlanması : 1 – Matkap ucu.blown) : Hava vermek.Bench vıce Bend Bend to ( bent.eğrilik : Konik dişli.şivli.fışkırtmak Blower : Fan.daha fazla.kaçınmak : Ötesinde. Beverage Beware.yanına : Ayrıca : En iyi : -den daha iyi : Arasında : Dik açılı olmayan. alet ucu : 2 – (Bilgisayarda)bit.bükük : Yanında.bound) Binding Bit : Tezgah mengenesi : Bükülmüş kıvrık kısım : Kıvırmak.bükme : Aşağısına.kaçmak.kurutmak Blow to (blew.tıkanmak Blockage : Tıkanma Blocked : Tıkalı Blot to : Kurulamak.boşaltmak.to Beyond Bezel BITE Test Bias Biaxial Big Binary Bind to(bound.meyilli : 2 – (Elektrikte) bayas.eğri.bent) Bending Beneath Bent Beside Besides Best Beter Between Bevel Bevel gear döndürmesini sağlar.kenar.(basınç .

bölüm Branch to : Ayrı yönlere.dip Bottom to : Değmek.durma Breath : Nefes .evrak çantası Brıght : Parlak (brıghter.broken) : 1 – Kırmak : 2.arttırmak.bölümlere ayrılmak/dağılmak/bölünmek Breadth : Genişlik Break : 1 – Çatlak.elektrik bağlantısı kurmak : 2 – Kimyasal madde kullanarak yapıştırmak Bonding : 1 – Bağlantı : 2 – Tutturma.her iki Both… and… Hem … hem de… Bottle : Tüp Bottom : En alt.çap Both : Her ikisi.en parlak Brıghtness : Parlaklık Brilliance : Parlaklık Brıng to(brought.kırık : 2 – Aralık.kol.voltajı yükseltmek Bore : Delik.Blunt Blunted Boarding Body Bolt Bolt to Bond : Kör.keskin olmayan : Kör keskin olmayan : Uçağa binme : Gövde .açıklık : 3 – Ara.(Elektrik) Devreyi bozmak.frenlemek Branch : Dal. başlık şeklindeki kapak : 2 – Arabanın motor kaportası Boost : 1 – Manifold basıncı : 2 – Basıncı arttırma. soluk Breathe to : Solumak .yapıştırma Bonnet : 1 .brıgtest) : daha parlak.zengin karışım verme Boost to : İtmek.yükseltmek.desteklemek.Elektriki irtibat sağlamak. vücut : Cıvata : Civatalamak : 1 – Elektriki irtibat : 2 – Kimyasal madde kullanarak yapıştırma Bond to : 1 .ulaşmak Brake : Fren Brake tempereture monıtorıng system : Fren ısısı kontrol sistemi Brake to : Fren yapmak.taban.brought) : Getirmek Brıskly : Çabuk Broad : Geniş.paydos : 4 – Ani düşme.enli .kapatmak Breakdown : (Makine) Bozulma.oyuk.Başlık. nefes almak Bridge : Köprü Brief : Kısa Briefcase : Çanta.kesilme Break down to : Bozulmak Break off to : Kırılıp ayrılmak Break to ( broke.

kabin perdesi : Kablo : Kadmiyum kaplama : Kafes : Hesaplamak : Hesap : Derecelendirilmiş kadran/gösterge : Kalibrasyon. yakınında.ayarlama .buton : 1.to Brush to Bubble Build Build in to Build to (built.Broadcast Broadcast to Brush Brush on. -CCabin Cabin attendant Cabin window shade Cable Cadmium plated Cage Calculate .vasıtasıyla : 3 – Yanında .vasıtasıyla : Atlama.dolaştırma.ama : 2 – Hariç : Herhangi bir şeyin enli ucu veya sapı.ayrılmak : Elektrik gücü dağıtım çubuğu / hattı : Meşgul : 1 – Fakat.burst) Busbar Busy But Butt Butt to Button By By means of By use of By way of Bypass Bypass to şeklide değiştirmak.hostes : Güneşlik.aşama hattı : Bir devreyi.built) Built-in Bulge Bulkhead Bump to Burn Burn to Burst to (burst.vurmak : Yanık : Yanmak : 1 – Patlamak : 2 – Yarılmak.parçaları bir araya getirmek : Dahili.vasıtasıyla : Yoluyla.değmek : 3 – Kafasını vurmak : Düğme. to Calculation Calibrated dial Calibration : Yayın : Radyo ile yayınlamak : Fırça : Fırçayla sürmek : Fırçalamak : Baloncuk : Yapı : Dahil etmek : 1 – İnşa etmek : 2 – Monte etmek.bitiştirmek : 2 – Değdirmek. : Yoluyla.bir şeyin içinden geçirmek yerine o şeyi atlayacak : Kabin : Kabin memuru.şişkinlik : Duvar : Çarpmak.fıçı : 1 – Bitişmek.Tarafından : 2 – İle.gömme(dolap vs) : Çıkıntı.kullanarak : Yoluyla.

güç.to Capability Capasity Captain Captain panel Captain’s control stand Capture Carburize to Carcass ply Card Cardboard Cardinal number Careful Carefully Carriage Carrier Carry out to Carry to(carried.Oymak : Kutu.to Calorie Cam Cambered Cancel .4…gibi) : Dikkatli : Dikkatlice.Çağırmak : 2 – Telefonla aramak : Kalori : Kam : Dış bükey.taçlı somun : Yakalamak.kasa : Kasa : Dökme demir.sayma sayısı(1.kilitlenme : Karbonlanmak : Karkas kat : Kart : Kalın karton.imkan : Kapasite : Kaptan : Kaptan pilotun paneli : Pedestal : Yakalanma. araba : Taşıyıcı : Yapmak : Taşımak : Kartuş : 1.Call button Call.yetiştirmek : Merkez yakıt tankı : Ağırlık merkezi .Kesmek : 2.sebebiyet vermek. to Case Casing Cast iron Casting Castle nut Catch to(caught.yol açmak : İkaz(iş ve malzeme için) : Dikkatli.sona ermek : Tavan : Çimentolamak.sınıf : İçindeki elektronlar(katot ışınları)florasan ekranda görüntü : Sebep : Neden olmak.carried) Cartridge Carve.kapalı somun : Kep ile kapatmak : Kapasite.mukavva : Asıl sayı.yetiştirmek : Kategori.dikkatli şekilde : Taşıma.pik demir : Döküm : Çentikli somun.3.tutmak.2.muhafaza.kavisli.hafif bükük : İptal etmek : Eğimli : Kapak : Şapkalı.tedbirli : Boşluk : Durmak.nakliye.caught) Category Cathode Ray Tube(CRT) oluşturan elektron tüpü Cause Cause to Caution Cautious Cavity Cease to Ceilling Cement Center fuel tank Center of gravity : Çağırma butonu : 1.to Canted Cap Cap nut Cap.

tasdik etmek : Ovuşturmak.tasdikli.keski : Şasi.to(certified.yetkili : Onaylamak.oluk : Çatlama : Bölüm : Özellik : Tanımlamak.santral : Santrifüj.doldurma.şarj etme : Tablo.iskarpela : Klörür : Klorlu su : Takoz .oymak : Diş açma bıçağı.soğutmak : Soğuk.yük.çentmek : Küçük parçalar halinde yontulma : Keski.tutmak : Oluk açmak.çerçeve : Ucuz : Kontrol : Kontrol listesi : Check valf.görev.şarj etmek : Yüklü : Yükleme.belge : Onaylı.şarj : Yüklemek.orta : Merkezlemek.kaptan : Soğumak.pist orta hattı : Merkez kuşaklı lastik : Merkezi.grafik : Kiralamak.ortalamak : Merkez oluklu lastik : Merkez hattı.ovarak ısıtmak : Zincir : Tebeşir : Oda : Oluk.centre Center to Center-groove tire Centerline Center-rib tire Central Centrifugal Certain Certificate Certified Certify.Center.sürterek aşındırmak. olasılık : Değişiklik : Değiştirmek.yiv açmak : İhtimal .yiv : Oluv açmak.değişmek.to Chase to Chaser Chassis Cheap Check Check list Check valve Check to Chemical Chevron cutting Chief pilot Chill to Chılly Chip to Chipping Chisel Chloride Chlorinated water Chock : Merkez.serin : Yontmak.certified) Chafe to Chain Chalk Chamber Chamfer Chamfer to Chance Change Change to Channel Chapping Chapter Characteristic Characterize to Charge Charge to Charged Charging Chart Charter.nitelemek : Ücret.çevirmek : Kanal.bir yöne akışa izin veren aksi yöne akışı : Kontrol etmek : Kimyasal : Zikzak kesilme : Baş pilot.merkezkaç : Belirli : Sertifika.doldurmak.

clung) : Yapışmak.sirkülasyon Circulation of air : Hava sirkülasyonu Circumference : Çevre.kırpıcı devre Clock : Saat Clockwise : Saat yönünde .temizlemek Clearance : 1.parçalamak Chord : Kiriş Chrome : Krom Chunk : İri parça Chunking : İri parçalar halinde kopma Circle : Daire .kil Clean : Temiz Clean to : Temzilemek Cleaning agent : Temzileme maddesi Clear : Açık.kenetleme devresi Clamping ring : Kelepçe halkası Clarify to(clarified.Aralık.çıt sesi Climate : İklim Climb : Tırmanma.çember Circumferential : Çevreye ait.koşul Claim to : Talep etmek. .eğimölçer Clıp to : 1 – Tutturmak.yükselme Clımb to : Tırmanmak.net Clear of : Temizlenmiş.çevresel Circumstance : Durum.boğmak Choose to(chose.clarified) : Arıtmak.devre kesici Circuit diagram : Devre şeması Circular : Dairesel yuvarlık Circulate to : Dolaşmak Circulation : Dolaşım.den uzak Clear up to : Düzenlemek.Choıce : Seçim Choke to : Tıkamak.chosen) : Seçmek Chop to : Kesmek.toparlamak.iliştirmek : 2 – Kesmek Clıper(clıppıng circuıt : Kesici devre.tasnif Classify to(classified.classified) : Sınıflandırmak.kenetlemek Classification : Sınıflandırma.kuşatmak Circuit : Devre Circuit breaker : Sigorta.tasnif etmek Clay : Balçık.bırakmamak Clinometer : Klinometre.klerans : 2 – İzin Cleared for push-back : Push-back serbest Clench to : Sıkmak.sıkıştırmak Click : Tık.serbest.yükselmek Clıng to(clung.temizlemek Clasp to : Tutturmak.hak iddia etmek Clamp : Kelepçe Clamp circuit : Bloke devresi. çember Circle to : Etrafını çevirmek.devir.

karışım : Birleştirmek.to Close to Closed Closure Cloth Clothes Clothing Cloud Cluster Clutch to Coarse Coat to Coating Coaxial cable Cock Coherence Coıl Cold Cold start Collapse to Collect to Collected Collide to Collısıon Color.küme.engel olmak : Tıkalı.biriktirmek : Toplanmış.Clog.tıkanmak.müşterek.ateşleme odası : Temas etmek : Görünmek : 1 – Yanmak : 2 – Çalışmak : Gelmek : Rahatlık.iletmek .birleşmek : Kombine.demet : Kavramak : Kaba.ortak : Genellikle : İletişim kurmak.astar.örtmek : Kaplama(boya.sargı : Soğuk : Kuru.vs) : Koaksiyel kablo : Musluk valf : Birbirini ttma.konforlu : Komut : Kumanda etmek emir vermek : Başlamak : Ticari : Piyasada satılan : Genel.bileşim.elbise : Giysi : Bulut : Grup.birleşmiş : Yanma : Yanma odası.yapışma : Bobin.come) Comfort Comfortable Command Command to Commence to Commercial Commercially available Common Commonly Communicate to : Tıkamak.konfor : Rahat.birikmiş : Çarpmak.cila.yakıtsız start : Kapatmak : Toplamak.iri : Kaplamak.çarpışmak : Çarpışma : Renk : Kolon : Kombinasyon.tıkanmış : Tıkanma : Yakın : Kapatmak.kapanmak : Kapalı : Kapanma : Bez : Giysi.to Come to (came.to Clogged Cloggıng Close Close up.bitirmek : Kapatmak.haberleşmek.colour Column Combination Combine to Combined Combustion Combustıon chamber Come into contact to Come into view to Come on.

saklamak.kesin : 2 – Beton : Aynı zamanda : Yoğunlaşma : Yoğunlaştırmak : Kondensör.mukayese etmek : Karşılaştırma.konkav : Gizlemek.yoğunlaştırıcı cihaz : Şart .son : 1 – Somut.bölme.to Complementary Complete Complete to Completely Completion Complex Complicated Complimentary Comply with to Compose to Composed of Compound Compress to Compressed air Compression Comprise to Compute to Concave Conceal to Concentrated Concerning Conclude to Conclusion Concrete Concurrently Condensation Condense to Condenser Condition Conditioned air Conduct to Conductive Conductivity Conductor Conduit Cone Confidence test Configuration : Muhabere.geçirmek : İletken.yetkili : Toplayıp bir araya getirmek.idare etmek : 2 – İletmek.tazyik etmek : Sıkıştırılmış / tazyikli hava : Sıkıştırma : Kapsamak.konum .yürütmek.iletişim : Şirket : Karşılaştırmak.Durum : Şartlandırılmış hava : 1 – Yapmak.kompartıman : Pusula : 1.örtmek : Konsantre : İlgili olarak .anlaşılması güç : Hediye olarak.Communication Company Compare.bedava : Uymak yerine getirmek : Meydana getirmek.sonuçlandırmak : Sonuç.to Comparison Compartment Compass Compensante to Competent Compile.karşılamak : 2 – Dengelemek.tamamlanma : Karmaşık : Karmaşık.içermek.oluşturmak : -den ibaret : Bileşim : Sıkıştırmak sıkmak.iletici : İletkenlik : İletken madde : Telleri muhafaza eden boru.ihtiva etmek : Hesaplamak : İçbükey.kıyas : Bölüm.Telafi etmek.kabiliyetli.eşitlemek : Yeterli. hakkında : Bitirmek.derleyip toplamak : Tamamlayıcı : Tam : Tamamlamak : Tamamen : Tamamlama.kanal : Koni : Güvenilirlik testi : Durum.

nitelendirilir : Dikkate almak.kirletici madde : Kirletmek : Kirli.ile sınırlı.saymak.rahatlık : Uygun.kokpit : Kumanda lövyesi : Pedestal : Kumanda yüzeyi : Kumanda volanı : Kumada etmek kontrol altında tutmak : Uygunluk.devamlı : Büzülmek.temas : Temas direnci : İçermek.aklını karıştırmak : Bağlamak.kurmak : Yapı : Sarf madde : Tüketmek.kirlenmiş : Kirlenme : İçerik : Devam etmek : Devamlılık.süreklilik : Sürekli : Sürekli olarak.dönüştürmek .kabul etmek : Önem : Sayılır.kapsamak.kurmak.hesaba katmak.kısalmak : Katkıda bulunmak : Uçuş kompartımanı.elverişli : Klasik.küçülmek.doğrulama : Uymak : Karıştırmak.ardışık : Sonuç : Dikkate almak.doğrultuluğunu onaylamak : Onay . tasdik.tesis etmek : Yapmak.kap : Kirliliğe sebep olan madde.sarfiyat : İrtibat.tutturmak : Bağlantı : Konnektör.inşa etmek.sarf etmek : Tüketim.birleştirmek.hesaba katmak.saymak.içinde : Konteyner.kuşatmak : Teyid etmek.bağlantı elemanı : Art arda gelene.geleneksel : Değişme.şaşırtmak.ihtiva etmek : ….kabul etmek : Tutarlı : Sabit : Uçak jeneratörünün devrini sabit tutan cihaz : Meydana getirmek.değiştirme : Değiştirmek.Confine to Confirm to Confirmation Comform to Confuse to Connect to Connectıon Connector Consecutive Consequence Consider to Consideration Considered Consist of to Consistent Constant Constant Speed Drive Constitute to Construct to Construction Consumable materıal Consume to Consumption Contact Contact resistance Contain to Contained to Contanier Contaminant Contiminate to Contiminated Contamination Content Contınue to Continuity Continuous Continuosly Contract to Contribute to Control cabin Control column Control stand panel Control surface Control Wheel Contol to Convenience Convenient Conventional Conversion Convert to : Sınırlamka.

düzgün bir şekilde : Uymak.paslanmak.Convey to Conveyör Cool Cool to Cooler Cooperation Copilot Copper Cord Cord body Core Corner Correct Correct to Corrective Correctly Correspond to Correspondıng Correde to Correded Corrosive Corrugated Corrugation Cotton Count to Counter Counteract to Counterbalance to Counterbore to Counterclockwise Countersink to Counterweight Country Couple to Coupling Course Course line Cove Cover Cover to Covering Cowling Crab Crack Crane Crankshaft Crash-proff Crayon : Taşımak.sicim.nakletmek : Konveyör.güzergah : Harita da uçulacak yolu gösteren hat : 1.önlemek : Denkleştirmek.örtme : Motor kaportası : Küçük vinç : Çatlak : Vinç : Krank mili : Darbe ve çarpmaya dayanıklı : Renkli tebeşir .yük taşıyıcı : Soğuk : Soğutmak.örtü.kablo : Lastik iç kısmı : 1 – İç.tel.çukur.eşit kuvvetle karşı koymak : Havşa açmak : Saatin ters yönünde : Havşa açmak : Denge ağırlığı : Ülke : Birleştirmek.körfezcik : Kaplama.doğru olarak.kapak : Örtmek.öz : 2 – Motorun sıcak kısmı : Köşe : Doğru.aşınmış.aşınmak. hesaplamak : Sayaç : Karşı koymak.yol.bağlamak : Kavrama .düzgün : Düzeltmek : Düzeltici : Gerektiği gibi.aşındırıcı : Oluklu : Oluk.kaplamak.bağlama : Kurs.Girinti.paslanmış : Paslandırıcı.uygun gelmek : İlgili : Çürümek.kapamak : Örtü.korozyona uğramak : Korozyona uğramış .soğumak : Soğutucu : İşbirliği : Yardımcı pilot : Bakır : İp.şerit.oyuntu : 2 – Koy.yiv : Pamuk : Saymak .

çok önemli : Krom kaplama : Eğri çarpık : Çapraz.-e yol açmak : Uçuş ekibi.Otomatik devre kesici.kurumak : 2 – İyileştirmek.kavis : Eğri.karşıt : 1.Yürürlükte olan mevcut : 2 – Akım.uçak ve uçuş koşulları için en uygun sürat ve yükseklikteki : Baskı .toplanan kümülativ : 1.gündüz . ezme : Birikerek çoğalan.Sertleşmek.koyu : Karanlık : Çizgi (-) işareti : Tarih : Gün ışığı.hasarlamak : Hasarlı : Nem.kavisli : Müşteri : Gümrük : Kesmek.Çaprazlamak : 2 – Karşıdan karşıya geçmek : Düz uçuş.Create to Crest Crewmember Crimp Critical Crome plating Crooked Cross Cross to Cruıse uçuş Crush Cumulative Cure to Current Current density Current feed Curtail to Curtain Curve Curved Customer Customs Cut to (cut cut ) Cutoff Cutout Cycle Cylinder : Yapmak.dalga : Kritik.rutubet : Tehlike : Tehlikeli : Karanlık.zarar : Zarar vermek.cereyan : Akım yoğunluğu : Akımla beslenme : Kesmek .cereyanı kesen alet : 2 – Oyuk.yaratmak. kısaltmak : Perde : Eğri.uçuş ekibi elemanı : Kıvrım.kesilmek : Durdurucu.bölme : Devir : Silindir -DDaily Damage Damage to Damaged Damp Danger Dangerous Dark Darkness Dash Date Daylight : Günlük : Hasar.tedavi etmek : 1.uçuş mürettabatı : Mürettebat.akış kesici : 1.

bozulmak.yozlaşma Degradation : Aşınma Degrease to : Yağını gidermek Degree : Derece Degree centigrade : Celsius derecesi Degree of saturation : Doyma derecesi-noktası De-ıcıng system deıcer : Oluştuktan sonra buzlanmayı gideren sistem Delay : Gecikme.havasız lastik Deflect to : Saptırmak.İhmal : 2 – Yokluk.belirli Definition : Tanım Deflate to : İndirmek.boşaltılması Degeneration : Bozulma.tarif etmek Definite : Kesin.ayırmak Dead : Ölü.bozuk Dead engine : Uçuş esnasında duran motor Dead wire : Akımsız tel Deaerate to : Havasını gidermek.havasını almak De-aeration : Sıvıdan havayı alma .bildirmek Decline to : 1 – Sapmak : 2 .Azalmak.eksilme De-energize to : Gücü/enerjiyi kesmek Deep : Derin Default : 1. Deflated tire : İnik lastik.noksanlık.çürümek Decelarate to : Yavaşlamak.Deactivate to : Çalışmaz duruma getirmek.yön değiştirme Deformed : Deforme.tehir .çevirmek.düşürmek.dönme.düşmek Decoder : Kod çözücü Decontaminate to : Temizlemek.arıza Defective :Hatalı.zararlı maddelerden arındırmak Decrease : Düşüş. çürütmek.onlu Decision : Karar Declare to : Beyan etmek.dönmek Deflection : Sapma.yavaşlama Dechlorinate to : Klorunu gidermek.kusur.sönük Deflated tyre.hasarlı Defuel to : Yakıt boşaltmak Defueling : Yakıtın uçaktan geri alınması.arızalı Deficiency : Eksiklik.hızı azalmak Decelerating electrode : Yavaşlatıcı elektrot Deceleration : Hız azalması.eksik.sapmak.azalmak.hazır bulamayış Defect : Hata.bir şeyin havasını almak/kaçırmak Deflated : İnik.düşmek Decrement : Azalma.kusur Define to : Tanımlamak.azalma Decrease to :Azaltmak.hız azaltmak.ilan etmek.klorsuzlaştırmak Decibel : Ses şiddetini ölçme birimi Decide to : Karar vermek Decimal : Ondalık. ayırma işlemi Debris : Döküntü istemeyen madde enkaz Decay to : Bozmak .

Model : 2.gerekli Despite : -e rağmen.hedef Destroy to : Yok etmek.elde etmek Descent to : Alçalmak.göstermek Dense : Yoğun.göstermek Designated : Ayarlanmış.inkar etmek Depart to : Yola çıkmak.çentik.amortisman Depress to : Basmak.ayrılmak Department : Bölüm Departure : Kalkış.planlamak Designate to : Belirtmek.götürmek.bitirme Depreciation : Aşınma.dağıtmak Delivery : Teslim.talep etmek Demolish to : Yıkmak yok etmek Demonstrate to : Göstermek.belirlenmiş Designation : Belirleme Desirable : İstenilir.tahtidlemek Deliver to : Teslim etmek.bırakmak Deserve to : Hak etmek .mahvetmek .talep Demand to : İstemek.koyu Density : Yoğunluk Dent : Ufak çukur veya çöküntü.değer azalması.layık olmak.plan Desıgn to : Yapmak.arzu edilir Desire to : İstemek arzu etmek Desired : İstenen.tarif Deselect to : İptal etmek.varılacak yer.Tasarım.dağıtım Demand : İstek.gösteri yapmak Demount to : Sökmek yerinden çıkartmak Denote to : Belirtmek.bastırmak Depressurization : Basınçsızlandırma.gidiş Depend on to : Bağlı olmak Dependable : Güvenilir Depending on : Bağlı olarak Depict to : Göstermek.boşaltmak Depletion : Tüketme.bitirmek. -e karşın Destination : Varış yeri.resmetmek Deplete to : Tüketmek.silinmiş Delicate : Hassas Delimit to : Sınırlamak.Delay to : Ertelemek.kanıtlamak. Design : 1.tehir etmek Delayed : Gecikmeli Delete to : Silmek.diş Denty to (denied.çıkarmak Deleted : Çıkarılmış.aşağı inmek Descent : Alçalma Description : Tanım.boşaltılmış Depth : Derinlik Derive to : Çıkarmak.gitmek.denied) : Reddetmek.basıncını alma Depressurized : Basıncı alınmış.

dağılmak Digit : Rakam Dıgıtal : Dijital.ayırmak Difficult : Zor.kötüye gitmek : Belirlemek saptamak.büyümek.geçirmeyen madde.kara kutu Dilute to : Seyreltmek .uçaktaki manyetik alanların neden olduğu pusula hatası : Sapma oranı : Cihaz : 1.ayrıntılı : Bulmak.Destructive Detach to Detached Detail Detalied Detect to Detection Detection range Detector Detent Detergent Deteriorate Determine to Detonate to Detonatıon Detrimental Develop to Devolopment Deviate to Deviation Deviation ratio Device Devise to Dew Dew point Diagnosis Dıagonal Dial panel veya gösterge Dial to Diameter Diamond shaped Die kullanılan alet : Zararlı.ayrıntı : Detaylı.delik veya yiv açmak için kullanılan kesici alet Die to : Ölmek.gelişim : Sapmak.Planlamak.güç Diffuse to : Yaymak.cihazın hangi frekans.tuşlamak : Çap : Baklava biçiminde : 1 – Kalıp.yayılmak.sökmek : Ayrılmış.göstermek : 2 – Telefon numaralarını çevirmek.ayarladığını gösteren : 1 – Kadran ile ölçmek.kurmak : 2 – Bulmak : Çiy : Yoğunlaşma noktası : Tanı.metal ve diğer maddeleri şekillendirmek için : 2 – Lokma.teşhis : Çapraz : Kadran.göstermek.yıkıcı : Ayırmak.hissetmek : Hissetme : Hissetme alanı : Dedektör.hissedici : Tetik.ayrı.geliştirmek : 2 – (film) Banyo etmek : Gelişim.hız arama vs.ayrılmak : Sapma.dağıtmak.mandal : Deterjan : Kötüleşmek.sayısal Digital flight Data (Recorder DFDR): Uçuş bilgilerini kaydeden cihaz .Gelişmek.karar vermek : Patlamak.sona ermek Dielectric : Elektriği iletmeyen.yalıtkan Differ ( from ) to : Farklı olmak Difference : Fark Different : Farklı.matris.patlatmak : Patlama : Zararlı : 1.sökülmüş : Detay.değişik Differentiate to : Ayırt etmek.

batırma : 2 – Boyama Direct : Doğrudan.pislik.devamsızlık.ayırmak serbest bırakmak Disinfect to : Dezenfekte etmek Dısıngfectant : Dezenfektan Disk drive : Disket sürücü Diskette : Disket Dislocate to : Yerinden çıkarmak Dislodge to : Yerinden çıkarmak Dismantle to : Sökmek.uyuşmamak.yerini değiştirmek .onaylamamak Disassemble : Sökmek.akıtmak Disclose to : Bildirmek.taraf Directional gyro : Yatay düzlemdeki hareketi(ivmelenmesini) uçağın sağa sola hareketini hisseden gyro Dirt : Kir.sökme Discard to : Atmak Discern to : Fark etmek.rengi değişme Disconnect to : Bağlantısını kesmek.parçalara ayırmak Disparıty : Fark Dispatch .mat : Boyut .çevirmek : 2 – Yönetmek Direction : Yön.ayrım yapmak Disengage to : Bağlantısını kesmek.uymamak Disagreement : Uyumsuzluk Disappear to : Gözden kaybolmak Disapprove to : Uygun görmemek.bulmak Discrepancy : Fark ayrılık .eksiltmek : Daldırmak.Dim Dimension Diminish to Dip to Dipping : Donuk.söylemek Discoloration : Solma.yöneltmek.kirli Disadvantage : Dezavantaj.sevk etme Dispatch to : Sevk etmek.batırmak : 1 – Daldırma. ebat.toprak Dirty : Pis.bağlantısı kesilmek.yaymak Displace to : Yerinden çıkartmak.toz.ayrılmak Disconnected : Ayrılmış Dıscontınue to : Kesmek.devam etmemek durmak Discontununity : Süreksizlik.deşarj etmek.ölçü : Azaltmak.despatch : Gönderme.göndermek Disperse to : Dağıtmak.direkt Direct Current (DC) : Doğru akım Direct to : 1 – Doğrultmak.ayırt etmek Dıscharge : Boşaltma Dıscharge lights : Boşaldı lambaları Discharge to : Boşaltmak.ayırmak. uyumsuzluk Disciminate to :Ayırmak.aleyhine olan durum Disagree Light : Uyumsuzluk lambası Disagree to : Aynı fikirde olmamak.kesik olma Discover to : Keşfetmek.paraçalara ayırmak Disassembly : Parçalara kısımlara ayırma.

dominant Door : Kapı.uçuşta uzaklığı gösteren sistem Distant : Uzak.bölünme Do.erimek.emmek .kubbe şekli verilmiş Domestıc : Yerli.aşağıya .gidermek Dissolve to : Eritmek.ekran Dısplay to : Göstermek.görülecek şekilde yerleştirmek Disposable : Bir defa kullanılıp atılan malzeme Disprove to : Yanlış olduğunu kanıtlamak Dissipate to : Dağıtmak.geri sürükleme Drag to : Çekmek.iç Domestıc flıght : İç hat uçuş Dominant : Baskın .benek Double : Çift.sürüklemek Drain outlet : Boşaltma hattı çıkışı Drain to : Boşaltmak(sıvı) Draining : Boşaltma Draw to (drew.iki Dovetail : Kırlangıç kuyruğu.dahili.to (did.Displcaed : Yeri değiştirilmiş Display : Görüntü Display unıt : Görüntü ünitesi.aşağıda Downstream : Sistem çıkışı Drag : Uçağın havada ilerlemesine karşı havanın gösterdiği direnç.farklı Dıstınctıon : Bozulma Distribute to : Dağıtmak.geçme kurtağzı Dowel : Tespit pimi Dowel pin : Saplama.ayırmak Division : Bölüm.uzakta Distinct : Arı.merkezleme pimi Down : Aşağı.kapak Door latch : Kapı mandalı Dope : Macun Dot : Nokta.arıza Divert to : Başka yöne çevirmek.saptırmak Diverty : Uçağın gideceği meydan yerine başka bir meydana inmesi Divide to : Bölmek.done) : Yapmak Dolly : Tekerlekli kriko.yok etmek.çözmek Distance : Mesafe uzaklık Distance Measurıng Equipment (DME): Mesafe ölçme teçhizatı.farklı Distill to : Damıtmak Distinct : Ayrı.vermek Distribution : Dağılım.düzenini bozmak Disturbance : Düzensizlik.drawn) : 1-Çekmek sürüklemek : 2 – İçine çekmek.dağıtım District : Bölge Disturb to : Rahatsız etmek.ağır komponentleri taşımak ve kaldırmak için kullanılan araç Domain : Manyetik alan Dome : kubbe.

cihazı kaplayan metal koruyucu Dustfree : Temiz tozsuz Dusrproof : Toz geçirmez Duty : Görev.dried): Kurutmak.esnasında.kurulamak.delik açmak Dring to ( drank .düşüş Drop to : Düşmek.sıvıya batırmak Dress out to : Gidermek.yapay anten Dump valve : Uçuşta uçağın iniş ağırlığını azaltmak için tanktaki yakıtın boşaltılmasını sağlayan valf Dump to : Boşaltmak.çıkarmak Dribble to : Damlamak.kurutulmuş Drift : Uçuşta esas baş ile yol arasında rüzgarın neden olduğu fark Drift to : (Rüzgarın veya akıntının etkisiyle) Sürüklenmek Drill to : Matkapla delmek.çalıştırmak Droop to : Sarkmak.: 3 – Çizmek resmetmek Drawing : Çizim. ikili Duct : Geniş çaplı boru.damlatmak Driplesstick : Tanktaki yakıt miktarını bulmaya yarayan derecelendirilmiş çubuk (akıtmasız) çekme çubuğu Dripstick : Çekme çubuğu.dak Due to : Yüzünden sebebiyle Dull : Donuk.sessiz Dummy astenna : Yardımcı anten.soluk Dumb : Dilsiz.gümrük vergisi Dye to : Boyamak -E- .sırasında Dust : Toz Dust cap : Toz kapağı Dust cover : Toz koruyucu kapak.sağlam Duration : Süre During : Süresince.boyunca.düşürmek Dry : Kuru Dry motor : Kuru (yakıtsız) start Dry to(dried.kurumak Dual : Çift .damlatmak Dried : Kuru.drunk) : İçmek Drinkable : İçilebilir Drip to : Damlamak.mat.sağlamlık Durable : Dayanıklı.çökmek Drop : Düşme.şema Drench to : Islatmak.atmak Durability : Dayanıklılık.driven) Sürmek.tanktaki yakıt miktarını bulmaya yarayan çubuk(akıtmalı) Drive (drove.

elastikiyet Elbow : Dirsek Elbow fıttıng : Dirsek şeklindeki bağlantı elemanı Electrical bond : Elektrik irtibatı Electrical circuit : Elektrik devresi Electrical harness : Elektrik donanımı Elektrical network : Elektrik şebekesi Electrician : Elektrik teknisyeni Electricity : Elektrik Electronıc Access door : Elektronik kompartman kapağı Element : Element.fırlatmak Elapse to : (Zaman) Geçmek Elapsed time : Geçen zaman Elasticity : Esneklik.unsur Elevate to : Yükseltmek.gayret.öğe.yayılmak Embed to : Gömmek içine koymak Emerge to : Ortaya çıkmak Emenrgency : Acil durum.atmak.toprak.geçerlilik Efficiency : Verim.dindirmek.etkili.yada .çıkartmak Elongate to : Uzatmak Elsewhere : Başka yerde Emanete to : Çıkmak.kolaylaştırmak Easily : Kolayca East : Doğu Easy : Kolay.veya Eject to : Dışarı atmak.dünya.çaba Either : İkisinden biri Either … or : Ya. her biri Ear : Kulak Ear plug : Kulak tıkacı Early : Erken Earth : Yerküre.yeterli Effort : Güç.etki Effective : Etkili.tehlike hali Emery : Zımpara Emission : Yayma.eksantrik Eddy : Girdap.anafor Edge current : Endüksiyon akımı Edge : Kenar Edge thickness : Kenar kalınlığı Edible : Yenebilir Effect : Sonuç.yer Ease to : Hafifletmek.geçerli Effectivity : Uygulanabilir.randıman Effiencient : Verimli .emisyon .kaldırmak Elevator : Uçağın kuyruğunda bulunan ve burun aşağı yukarı hareketini sağlayan ana kumanda yüzeyi .eaten) : Yemek Eccentric : Dış merkezli. elevatör Eliminate to : Elemek..Each : Her bir .basit Eat to (ate.

çevrelemek : Kapsamak.çalıştırmak.müthiş Enough : Yeterli Enrich to : Zenginleştirmek.tüm.bitiş : 2-) Uç : Bitmek.makinist Engrave to : Oymak Enhance : Arttırmak.sağlamak temin etmek Entail to : Gerektirmek.çoğalmak Englarge to : Genişletmek.Emit to Empenanage Employ to Employee Employer Empty Empty to En route Enable to Encircle to Enclose to Encounter to Encourage to End End to Endanger to Endless Endurance süre.birbirine geçmek. güç vermek Engage to : Birbirine geçirmek.yakıt.rastlaşmak : Cesaretlendirmek.izin vermek : Kuşatmak.teknisyen.büyük.çevresini sarmak : Karşılaşmak.büyütmek Enormous : Çok iri.eğlencelik Entire : Bütün.havada kalış süresi : Yaymakidışarı vermek.zorunlu kılmak Enter to : Girmek Entering : Giriş Entertainment : Eğlence.giriş Entryway : Giriş .göndermek : Kuyruk takımı : İş vermek.çalışmaması Engine pylon : Motorun bağlandığı yer Engine test cell : Motor deneme tesisi Engineer : Mühendis.tam Entirely : Tamamen Entrance : Giriş Entrust to :Emanet etmek Entry : Girme.dayanma Endure to : Dayanmak.sona ermek : Tehlike yaratmak : Sonsuz : 1-) Bir uçağın belirli bir yakıt miktarı ile uçabileceği toplam : 2-) Sabır.sefer halinde : Mümkün kılmak.çekmek.içine almak.garantiye almak.işçi : İşveren : Boş : Boşaltmak : Yolda giderken.hava karışım oranını zenginleştirmek( yakıt artarken havayı attırmayarak) Ensure to : Emin olmak.görevlendirmek : Çalışan. teşvik etmek : 1-) Son.iç içe geçmek Engagement : Devreye girme Engine : Motor Engine core : Motorun sıcak kısmı Engine nacella : Motor kaportası Engine out : Motorun durması.katlanmak Energize to : Enerji vermek .

her bir Evidence : Kanıt.eşit karşılık gelen : Silmek : Yanılmak.doğru.aşmak Excel to : Geçmek.Düz eşit Even number : Çift sayı Evenly : Eşit olarak.ortada Exact : Tam.çok iyi Except (for) : Dışında .kesin Examination : Muayene.cooling Equpped (with…) Equivalent Erase to Err to Error Escape to Especially Essential Establish to : Sıralamak.dahil etmemek .malzeme : Cihaz soğutulması ile Donanmış : Muadil.Enumerate to Envelop to Environment Equal Equalize to Equation Equıpment Equıpment.hata yapmak : Hata.haricinde .aşırı Excessive : Aşırı Excitation : Uyartım.dengeli şekilde Event : Olay Eventually : Neticede sonunda Every : Her.kuşatmak : Çevre .denk : Eşitlemek : Eşitlik.tesis etmek : 2 – Saplamak.tahliye etmek Evacuation : Tahliye boşaltma Evaluate to : Değerlendirmek Evaluatıon : Değerlendirme Evaporate to : Buharlaşmak Even : .belirtmek : Sarmak.yanılgı : Kaçmak : Bilhassa özellikle : Gerekli esas : 1.denklem : Ekipman.De. bile : 2.uyarma Excite to : Harekete geçirmek Exclude to : Kabul etmemek. hatta .üstün olmak Excellent : Mükemmel.da .tetkik etmek Example : Örnek Exceed to : Geçmek.Kurmak.belli.tespit etmek Estimate to : Tahmin etmek hesaplamak Estimated Time of Arrival (ETA) : Tahmini varış zamanı Etch to : Asitle yakmak.yoklama Examine (for) to : ( Bir şeyi bulmak amacıyla) incelemek Examine to : İncelemek.hariç Exception : İstisna Excess : Fazla.delil Evident : Açık. içinde bulunan şartlar : Eşit.teçhizat.aşındırmak Evacuate to : Boşaltmak.

net Explode to :Patlamak Explore to : Keşfetmek.sönmek Extract to : Sökmek.devam etmek Extended : Açılmış.yürütmek Exercise to : Uygulamak Exert to : Kullanmak.haric.uzunluk : 2-) Ölçü derece Exterior : Dış.Excluding : Hariç Execute to : Uygulamak.akmak.sona ermek Explain to : Açıklamak Explanation : Açıklama.araştırmak Explosion : Patlama Explosive : Patlayıcı.genleşme Expect to : Beklemek.harici External power : Harici güç Extınguish to : Söndürmek.göstermek Exposed : 1-) Açık.belirgin.uzamış.almak Extraction fan : Vantilatör Extreme : Aşırı.izah Explanatory : Açıklayıcı Explicit : Açık.açma Extension and retraction test : Al-ver testi Extensive : Geniş yaygın Extent : 1-) Boy.çıkarmak.meydana koymak.çıkarmak Exude to : Sızmak.meydanda : 2-) Uzatmak.yayılmak Eye : Göz .dışarıda (buton vs) Extension : Açılma.son derece Extrude to : Sıkmak.uygulamak Exhale to : ( Soluk) Dışarı vermek.yayılma.açık.ummak Expel to : Atmak Expense : Masraf.ayrıntılı Exist to : Var olmak Exit : Çıkış yeri Exit to : Çıkmak Expland to : Genişletmek.buhar çıkarmak Exhaust gas temperature (EGT) : Egsoz gazı çıkış sıcaklığı Exhaust to : Boşaltmak Exhaustive : Geniş.yaymak Expansion : Genişleme.patlayarak Export to : İhraç etmek Expose to : 1-) Maruz bırakmak. Extermal : Dış.gider Expensive : Pahalı Experience : Deneyim Experiment : Deney Expert : Uzman Expire to : Bitmek.karşı karşıya getirmek : 2-) Açmak.

kaporta Faırly : Oldukça Fall to (fell.arızalanmak.fallen) : Düşmek.başarısız olmak.başarısızlık Faint : Donuk.imkan .sönmek : Yavaş yavaş görünmek.açılmak : Yavaş yavaş gözden kaybolmak.başarısızlıkla sonuçlanmak.kararmak : Solmak.arızalara karşı otomatik tedribatı olan ( Fact Factory Fade away to Fade in to Fade out to Fade to Fail safe mekanizma) Fail to : Yetersiz olmak.perçin.çabuk Fasten to : Bağlamak Fastener : Bağlayan şey.yok olmak.mat.rengi atmak : Arızaya karşı emniyetli. olgu : Fabrika : Ortadan kaybolmak.tanınan Fan case : Fan kasası Fan cowl : Fan kaportası Fan cowl door : Fan kaporta kapağı Fan duct cowl : Fan kaportası Fan engine : Motor gücünün büyük bölümünü en öndeki geniş çaplı fanda elde edildiği motor tipi Far : Uzak Fast : Süratli.görünür olmak.hatalı Familiar : Bilinen.soluk Fairing : Kaplama.-FFabric Fabricate to Face Face shield Facilitate to Facilities Facility : 1-) Kumaş.çatı : İmal etmek. bina.bozulmak Failed : Arızalı Failure : Arızalı.cıvata gibi iki nesneyi birbirine bağlamak için kullanılan alet Fatal : Öldürücü Fatigue : Metal yorulması Faucet : Musluk Fault : Arıza Faulty : Hatalı.bez : 2-) Yapı.tesisat : 1-) Kolaylık : 2-) Beceri.yüzey : ( Yüz için ) Siper.favourable : Olumlu.ustalık : 3-) Özel bir iş için yapılmış bina : Gerçek .yapmak : Yüz.arızalı Favorable.koruyucu : Kolaylaştırmak : Vaıta.azalmak False : Yanlış.hızlı.uygun .

filtreden geçirmek Filthy : Pis .flaman File : 1-) Eğe : 2 -) Dosya File to : 1-) Eğelemek.uçağın yolcusuz ve yüksüz yalnız kendi ekibiyle uçması Fetch to : Gidip getirmek Field : Alan.yangın Fire extinguisher : Yangın söndürücü Fire handle : Motorda yangın çıkması halinde motoru durdurup motora giden yakıtı.vasıf Federal Aviation Administration (FAA) : Federal Havacılık İdaresi Federal Aviation Regulations ( FAR’s) Federal Havacılık Yönetmelikleri Fee : Ücret Feeble : Zayıf.değişen konumu bildirme Feel to : (felt.eğe ile düzeltmek : 2-) Dosyalamak Fill connection : İkmal bağlantısı Fill valve : İkmal valvi Fill to : Doldurmak Filling : Doldurma Fillister : Oluk rendesi .found) Bulmak Fine : Güzel.endişe etmek Feasible : Yapılabilir.yanmaz Firm : 1-) Firma.FD Engage logic : FD’nin devreye girebilmesi için gerekli şartlar Fear to : Korkmak.sona ermek Fire : Ateş. kat Filtler cartridges : Filtre elemanı(süzgeç) Filtler cloggıng ligt : Filtre tıkalı lambası Fitler to : Süzmek.nihayet Find to (found.hidroliği.iyi kaliteli Finger : Parmak Finish to : Bitirmek.meydan.hava meydanı Field elevation : Bir meydanın deniz seviyesinden yüksekliği Figure : Şekil.beslemek Feed back : Geribeslenme.demirli Ferrule : Demir halka. oluk Film : Tabaka .pnömatiği ve elektriği kesen ana kol yada buton Fireproof : Ateşe dayanıklı.fed) Doyurmak.uygun Feather edge : Kolay bükülen çok ince sivri uç Feature : Özellik.mümkün.biçim Filament : Lamba teli.şirket .yüksük Ferry : Uçağın ticari olmayan uçuşa gitmesi.güçsüz.bitmek.felt) : Hissetmek Female connector : Dişi bağlant elemanı Fence : Çift parmaklık Ferrous : Demirden oluşan.kuvvetsiz Feed line : Beslenme hattı Feed to (fed.tamamlamak. kirli Fin : Uçağın dikey stabilizeri Finally : Sonunda.

önce : İlk yardım : Yardımcı pilot : Uymak.oturma yüzeyi : Genişletmek : Birden alev almak : Yanıp sönmek : El feneri : 1-) Düz : 2 -) Havasız .düzenlemek : 2-) Tamir etmek : Sabit. hostes : Uçuş kumandası : Uçuş mürettabatı : Kara kutu : Uçuş kompartmanı.belirlenmiş : Sabit eşya : Gevşek.zemin : Disket .kenar. bezi : Kusur.pul : Pul pul olmuş.bağlı.sarkık : Bayrak : İnce tabaka .bağlanmış : Bağlantı : 1-) Sabitleştirmek.defo : Filo : Esnek.su basmak : Aydınlatma lambası : Taban.Firmly First First aid First offıcer Fit to Fitted to Fitting Fix to Fixed Fixtures Flabby Flag Flake Flaked Flakıng Flame Flame out Flammable Flange Flare out to Flare to Flash to Flashligt Flat Flat spot çıkmış bölge Flaw Fleet Flexible Flicker to Flight Flight altitude Flight attendant ( F/A) Flight control Flight crew Flight data recorder Flight deck Flight kit Flight path Flip flop Float to Floating point format Flood to Floodlight Floor Flooy disk : 2-) Sıkı. patlak ( lastik ) : Lastik diş veya dişlilerinin aşınması sonucu düzlemiş.sıvının üstünde durmak : 2-) Havada süzülmek.Çalışmakta olan motorun kendiliğinden durması : Yanıcı.ince parça.oynamaz.sert : Sıkıca : İlk.pul halinde ayrılıp düşmüş : Pul pul dökülme : Alev : Alev sönmesi.sağlam.kokpit : Uçuş teçhizatı/donanımı : Uçuş pateni : İki durumlu : 1-) Yüzmek.çabuk tutuşan : Flanş.bükülebilir : Titremek.uçmak : Ondalıklı gösterim biçimi : Sel basmak.uygun olmak : Tutturulmuş. titreşmek : Uçuş : Uçuş yüksekliği : Uçuş görevlisi .

forbidden) : Yasaklamak Force : Güç.uçmak : Köpük : Odaklamak : Sis : Sisli : Katlamak : Katlanan koltuk : Takip etmek.3048 m For : 1-) İçin : 2-) (zaman) Süresince .sallamak.tıkalı Found to : Kurmak. eski Fortnight : Onbeşgün.izlemek : Aşağıdaki müteakip : Güvenilir.kanat sarsıntısı : Akıntı.azalıp çoğalmak : Dalgalanma : Akışkan sıvı : Yıkamak.önemsiz Fragile : Kırılabilir eşya.kısım Fractional : Çok küçük.yiv : Titremek.biçimsel Format to : Formatlamak.flown ) Foam Focus to Fog Foggy Fold to Foldıng type seat Follow to Following Foolproofing Foot : Akış : Akmak : Dalgalanmak.şekil vermek.ileri.sıkıştırmak.inip çıkmak.iskelet.çatı .akış.kuvvet Force to : Zorlamak.itmek Forearm : Dirsekle bilek arası Forecast : Hava tahmini Forecast to : Tahmin etmek Foreign object : Yabancı madde Foreign Object Damage ( FOD ): Yabancı cisim hasarı Forget to ( forgot.kusursuz : 1-) Ayak : 2-) 0.biçim vermek Formal : Resmi. -dır Forbid to ( forbade.bölüm.forgotten ) : Unutmak Form to : Oluşturmak.düzenlemek Formation : Oluşum . formasyon Former : Önceki .cereyan akı : Akı yoğunluğu : Uçurmak.temizlemek.iki hafta Forward : Ön.Flow Flow to Fluctuate to Fluctation Fluid Flush to Flute Flutter Flux Flux density Fly to ( flew.yapmak Four-wheel : Dört tekerlekli Fraction : Küçük parça.malzeme Fragment : Parça Frame : Uçağın gövde yapısına şekil sağlayan dış çember Framework : Ana yapı iskeleti.flaş etmek : Oluk.çarpmak Fouled : Kirli.öne doğru Foul to : Dokunmak.

temel : 1-) Sağlamak.frozen) : Donmak.temel : 2-) Esas.tam : Tam dönüş : Tamamiyle : Duman.ileriki bir zamanda .kargo : Kargo uçağı.yapışmak : Uçak gövdesi : Kaynaşma.bundan başka : Bundan başka .parasız : -sız .buhar .-den beri : Ön.buzlanmak : Donmuş : Yakıt : Yakıt yardımcı pompası : Uçaktaki mevcut yakıt miktarı : Yakıt basıncı : Yerine getirmek.Frayed Free Free from Freedom Freze to Freezing Freezing point Freezing weather Freight Freighter Frequency Frequancy meter Frequent Frequently Fresh Fresh air Friction Fringe area From Front Front spar Frost to Frozen Fuel Fuel boost pump Fuel on board ( FOB ) Fuel pressure Fulfil to Full Full turn Fully Fumes Functıon Fundamental Furnish to Further Furthermore Fuse Fuse to Fuselage Fusion Futile Future : Aşınmış : 1-) Serbest.yük gemisi : Frekans : Frekansmetre : Yaygın.faydasız : Gelecek. gaz : İşlev.arınmış : Özgürlük.ön taraf : Ön spar ( duvar) : Donmak.-dan.yapmak : Dolu.füzyon : Boş.arınma : ( froze.tedarik etmek : 2-) Döşemek : 1-) Daha fazla .den uzak.serbestlik. ayrıca : Sigorta : Eriyip birbiriyle kaynaşmak.özgür : 2-) Bedava.dondurmak : Donma : Donma noktası : Dondurucu hava : Yük.bir başka. daha ileri : 2-) Başka.olağan : Sık sık : Taze : Temiz hava : Sürtünme : Kenar bölge : -den.görev : 1-) Kural.

malzeme.posta.hafifçe : Gerçek.vaz geçmek Vermek : Göz atmak.çalışmak : Koruyucu gözlük.parlaklık : Kızmak.sağlamak.gone) Goggles Good Goods Govern to Governor : Gösterge.uzanmak 2.maske : İyi.madde : Yönetmek.nazik.yapıştırıcı : Uçağın inişten vazgeçip pas geçmesi : Geçmek : Devam etmek : 1-) Gitmek.alçalma : Süzülüş açısı : Küre : Parlak : Eldiven : Kızıl ışık.cilalamak : Süzülme.nesil : Cömert.yönlendirmek : Regülatör.idare etmek.gauge Gain to Galley bölüm.uygun : Eşya.akkorlaşmak : Tutkal.yolcu giriş kapısı : 1-) Dişli : 2-) İniş takımı ( Landing gear ) : İniş takımı hidrolik sistemi : Dişli kutusu : Genel : Genelleştirmek : Vermek.mutfak Gang Gap Gasket Gasoline Gate Gear Gear hydraulıc system Gearbox General Generalize to Generate to Generation Generous Gentle Gently Genuine Get Access to Get to ( got got ) Give up to Give to ( gave.takım.almak : Bırakmak.ulaşım sağlamak : Elde etmek.saat : Kazanmak.hakiki : Erişmek.içeceklerin konulup hazırlandığı : Ekip .bakmak : 1-) Cam : 2-) Bardak : Sırlamak.aralık : Conta : Yakıt.given ) Glance to Glass Glaze to Glide Glide slope Globe Glossy Gloves Glow Glow to Glue Go around Go by to Go off to Go to (went.verimli : Kibar.grup : Boşluk.yumuşak : Yavaşça.bereketli.üretmek : Kuşak.elde etmek : Uçaktaki yiyecek.-GGage.) İşlemek.benzin : Kapı.düzenleyici .

kavramak Groove : Oluk Groove cracking : Oluk çatlaması.oluşma.kullanmak .brüt ağırlık Ground : Yer.ani rüzgar Guy : Gergi teli Gyro : Cayro -HHabit Half ( pl.halves) Halt to Hammer Hamper to Hand Hand crank Handicap Handle Handle to : Alışkanlık :Yarım.taşlamak Grip to : Sımsıkı tutmak.sınıflandırmak : Eğim.engel : Kol.diş gibi kırılması Gross weight : Uçağın kargo da dahil toplam ağırlığı.büyüme Guard to : Korumak.zemin Ground door opening handle : Yerde kapak açma kolu Ground roll : Tekerleklerin dönmesi Ground safety : Yer emniyeti Ground service network : Yer servis şebekesi Ground station : Yer istasyonu Ground to : Topraklamak Grounding : Topraklama Grounding-plate : Topraklama (oturma) yüzeyi.bir şeyin yarısı : Durmak.grown ) : Büyümek.meyil : Kademeli olarak.gres Gren : Yeşil Grey : Gri Grind to : ( ground.çoğalmak Growth : Üreme.ağırlık Gravity draining : Kendi ağırlığıyla boşaltma Gravity filling : Kendi ağırlığıyla ikmal Grease : Yağ.derece derece : 1-) Derecelere ayırma : 2-) Mezuniyet Grasp to : Tutmak.toprak.şase yüzeyi Group to : Bir grupta toplamak Grow to ( grew.artmak.önlem almak Guess to : Tahmin etmek Guıde to : Yol göstermek.sap : Ele almak.gelişmek.beklemek.ground ) Öğütmek.kavramak Gravity : Yerçekimi.idare etmek Gush out to : Fışkırmak Gust ( of wind ) : Rüzgar süratinin artması.rehberlik etmek.tutamaç.durdurmak : Çekiç : Engel olmak.ufalamak.Grade to Gradient Gradually Graduation : Derecelendirmek.engellemek : El : Döndürme kolu : Dezavantaj.

darbe : Vurmak.10 bin metrenin üzeri : Kuvvetli rüzgar : Uçak kaçırmak.sıcaklık.vuruş.sığınak.harbour Hard Harden to Harmful Harmless Harness Harsh Haste Have to (had.silah zoruyla gaspetmek : Menteşe : Menteşeli.sarmal : Kask.pratik : Asmak.asıllı durmak : Rasgele.gelişi güzel : Olmak : Liman.uçağın esas yönü : Telsiz konuşması için kullanılan başlık : Yığın.katılaştırmak : Zararlı : Zararsız : Donanım : Sert : Acele.menteşelenmiş : Vurma.önde gelmek : 2-) Yönelmek.küme : Duymak.işitmek : Isı.vinç : Yukarı kaldırmak.gizlemek : Yüksek : Yüksek irtifa.yöneltmek : Başı(burnu) bir tarafa çevrili : Baş.hareret : Isı kaybı : Isıtmak : Isıtıcı : Ağır : Şiddetli yağış : Yükseklik : Helezoni.barınak : 1-) Sert.katı : 2-) Güç.telaş : Sahip olmak.hidden) High High altitude High winds Hijack to Hinge Hinged Hit Hit to ( hit.zor : Sertleştirmek.almak : Tehlike : Tehlikeli : Baş : 1-) Başta olmak.çarpmak : Yük asansörü.hit ) Hoist Hoist to : Kullanışlı.buraya : Tereddüt etmek.Handy Hang to ( hung .asılmak.yukarı çıkarmak .başlık : Yardım : Yardım etmek : Burada.duraksamak : Onaltılı : Altıgen : Saklamak. hung ) Haphazard Happen to Harbor.heard ) Heat Heat dissipation Heat to Heater Heavy Heavy rainfall Height Helical Helmet Help Help to Here Hesitate to Hexadecimal Hexegonal Hide to ( hid.had) Hazard Hazardous Head Head to Headed into Heading Headset Heap Hear to ( heard.

yaralamak : Melez : Hidrolik sıvı kabı : Hidrololik sistem servis aracı : Hidrolik pompası : Hidrolik dönüş hattı -IIce burn : Islak pistten dolayı aşınma Ice formatıon : Buz oluşumu.ummak.rutubetli :Rutubet : Kasırga.başlık kapağı : Çok büyük .kasnak Idlıng Boşa alma.yer : Havada belli bir noktada durmak.bora : Acele etmek : İncitmek.acıtmak. hurt ) Hybrid Hydraulıc fluıd contaıner Hydraulıc ground power cart Hydraulic pump Hydraulıc return line : Tutmak.oyuk.hurried) Hurt to (hurt .mevcut durumu muhafaza etmek.etiket Identıfy to ( ıdentified.bekleme paterni Hole Hollow Hook Hope to Horizon Horizontal Hose Hot Hour Housıng Hover to Howewer Hub Hubcup Huge Hum Humid Humidity Hurricane Hurry to ( hurried.gürültü : Nemli.identified ) : Tanıtmak.kimlik Identification card : Tanıtma kartı İdentification ring : Tanımlama/kimlik halkası.held ) Holding pattern yol.ama.Hold to( held. kocaman : Uğultu.belirtmek Idle : Rölanti Idler : Ara tekerleği.boşta çalıştırma .devam ettirmek : Havaalanına iniş izni bekleyen uçakların izledikleri belirli : Delik.göbek : Cant kapağı.oyuk : Boş.sallanıp durmak : Bununla birlikte. Ice foundation : Buz oluşumu Ice protection : Buzlanmadan korunma.fakat : Tekerlek merkezi.buzlanmayı önleme Icıng : Buzlanma Identical : Aynı Identification : Tanımlama.çukur : Kanca : Umut etmek.beklemek : Ufuk : Yatay : Hortum : Sıcak : Saat : Yuva.

devinimsiz İmmobilize to : Tesbit etmek.If : Eğer.fena Illegible : Okunmaz Illicit : Yasaya aykırı.uygulanamaz .söylemek İmpartial : Tarafsız.-se If not : Değilse.yasa dışı Illuminate to : Aydınlatmak Illustrate to : Resimle göstermek.hareketsiz Immune : Bağışık.hareketini önlemek Immovable : Kımıldamaz.empoze etmek Impossible : Olanaksız.yoksa Ignitable : Yanıcı İgniter : Ateşleme bujisi.sevk etmek Impeller : ( Pompa vb içindeki) Pervane .etki İmpair to : Bozmak.sızdırmaz Implement : Alet Implement to : Tamamlamak.zarar vermek İmpart to : 1-) Vermek.nüfuz edilemez Imperceptible : Hissedilmez. kötü.implied) : 1-) Anlamına gelmek.daldırmak İmminence : Yakınlık.hatalı Imperil to : Tehlikeye sokmak Impervious : Su yada hava geçirmez.pal Impenetrable : Girilemez.kapsamak İmport to : İthal etmek.dernek olmak : 2-) İçermek.ateşleyici İgnition : Ateşleme İgnition plug : Buji Ignore to : Aldırmamak.imkansız Impractıcable : Yapılamaz.yansız İmpartıble : Bölünemez İmpatıent : Sabırsız Impede to : Engel olmak Impel to : Zorlamak.yurt dışından getirmek İmpose to : Zorla benimsetmek.kusursuz İmmaterial : Önemsiz Immature : Olgunlaşmamış Immediately : Hemeniderhal Immelmann turn : Uçağın yarım lupıng yaptıktan sonra yarım tono yaparak yatay vaziyetie gelerek yükseklik kazanması İmmense : Ucu bucağı olmayan.yakınlaşma İmmobile : Hareketsiz .kocaman Immerse to : İçine batırmak.yerine getirmek Imply to (implied.katmak : 2-) Bildirmek.muaf Impact : Darbe.yerinde tutmak.sanal Immaculate : Lekesiz.çarpma.yapmak.önem vermemek Ill : Hasta .açıklamak Image : Görüntü İmaginary : Hayali.fark edilmez Imperfect : Kusurlu.

kapsayarak : İçine alan.ısıyla sertleştirilemeyen krom-demir .gelişme : Darbe.ölçer : Dahil etmek.54 cm : İsabet.hata : Yetersiz : Kasıtsız olarak : Uygulanamaz : İç taraf : İstasyona yaklaşmak(uçuş) : Akkor telli lamba : İnç 2.eğim : Eğmek.vuruş : Çarpma etkili türbin : Kirlilik.yanı sıra : Yakın ( inişe) Yaklaşmada : Halinde .kapsamak : Dahil : Dahil.pislik : Uygun olarak –e göre : Ek olarak.ile beraber/birlikte : Önünde : İyi durumda : Çalışır durumda. durumunda : İlgili olarak : ….eğilmek.Impregnate to Impression Improve to Improvement Impulse Impulse turbine İmpurıty In accordance with In addition to In approach In case of In concern with In conjunctaıon with In front of In good condıtıon In operatıon In posıtıon In progress In proportıon to In proximinity to In the event of In turn In view Inaccessible Inaccuracy Inadequate Inadvertently Inapplicable Inboard In-bound Incandescent light Inch Incıdence Incıdent Incipient Incıdent Incıpıent Inclinatıon Incline to Inclined Inclinometer Include to Included Including Inclusive Incombustible Income Incomplete Inconel alaşımı : (iyice) Islatmak : Etki.kazanç : Eksik.ilerletmek : İlerleme.dahil : Yanmaz : Gelir.faal : Yerinde.gerekli konumda : Devam etmekte : Orantılı olarak : Yakınında : Halinde – durumunda : Sırayla : Görünür : Ulaşılamaz : Yanlışlık.tamamlanmamış : Paslanmaz çeliğe benzer.yatmak.meyletmek : Eğimli : Eğim.etki alanı : Olay : Yeni başlamış : Olay : Yeni başlamış : Eğilim.izlenim : Geliştirmek.

ferdi : 3-) Şahıs.alt.birleşmek : Yanlış : Yanlış olarak : Artış : Artmak.birey Indıvıdual air outlet : Manika Induce to : 1-) İkna etmek.sınırsızlık Inflame to : Tutuşmak.çoğalmak.etkisiz İnertia : Atalet.tutuşur.süzülmel Infınıte : Sonsuz.-den kaynaklanmak.sınırsız Infınıty : Sonsuzluk.alev alır .fert.işaret etmek Indıcatıon : İndikasyon.artırmak : Artma.sınırsız.nötr Indırect : Dolaylı.ındeks Index by tıtle : Başlıklara göre sıralama Index by type number : Tip numaralarına göre sıralama Indıcate to : Göstermek.indirekt Indıvidual : 1-) Tek. maruz olmak : Gerçekten : Belirsiz.sevk etmek. önemsiz : Rahatsızlık.bağımsız olarak : 1-) İşaret .gösterme Indıcator : İndikatör. gösterge : 2-) Dizin.devinimsizlik Inertıal Reference System(IRS): Uçağın dünya üzerindeki konumunu ve yerini gösteren sistem Inevitable : Kaçınılmaz Inextricable : Karışık.neden olmak : 2-) İndüklemek Inductıon : İndükleme.çukur : Bağımsız : Ayrı olarak. katmak.ayrı : 2-) Bireysel.indükleme yoluyla elde edilen elektrik akımı Ineffective : Etkisiz Inefficient : Etkisiz.gösterge Indifferece : İlgisizlik.kayıtsızlık Indifferent : İlgisiz.elverişsiz olma : Birleştirmek .çoğalma : Sebep olmak.alev almak Inflammable : Yanıcı.belirlemek.verimsiz Inert : Hareketsiz.ikinci derecede olan Infiltrate to : İçeri sızmak.artış.indüksiyon Induction coil : İndüksiyon bobini Inductıon current : İndükleme akımı.içinden çıkılmaz Inextricably : İçinden çıkılmaz biçimde Infallible : Yanılmaz.güvenilir Inferıor : Aşağı.Inconspicuous Inconvenience Incorporate to Incorrect Incorrectly Increase Increase to Increment Incur to Indeed Indefinite Indent Indentation Independent Independently Index : Göze çarpmayan .sonsuz : Çentik : Girinti.

haber : Bozma.içindeki : Kavrama.değişiklik : Sayısız : İşlemeyen bozuk : Eş fazlı : Girdi.kütük : Yer etmek.zarar : Mürekkep : Giriş.değişiklik yapmak : Yenilik.içindeki : Nefes almak.demlemek : İçine dökme yada akıtma.iç : Masum.denetlemek : Yoklama.yavaşlatıcı : İlk.Inflate to In flight fuel dumpıng Influence Influence to Inform to Informatıon Infractıon Infrequent Infuse to Infusion Ingest to Ingot İngraın to Ingredient Inhale to Inherent Inhıbıt to Inhıbıtor Inıtıal Inıtıate to Inject to Injectıon pressure Injury Ink Inlet Inlet chamber Inlet duct In line Inner Innocent Innovate to Innovatıon Innumerable Inoperatıve In – phase Input Inquire to Inquiry : Inscribe to Insert to In service measurements İnside İnsight Insıgnificant Insıst to Inspect to Inspectıon Inspector Install to Installatıon : Şişirmek(lastik) hava yada bir başka gazla ikmal etmek : Uçuşta yakıtı havada boşaltma : Etki : Etkilemek : Haber vermek.içine katmak : Enjeksiyon basıncı : Yararlanma.yerleşmek : Karışımı oluşturan madde.akıtmak.yerleştirme .kontrol etmek.takmak : Takma.araştırma : Yazmak.yasaklamak : Inhibitör.bildirmek.bildirme.söylemek : Bilgi.soğumak : Doğal.önceki : Başlatmak : Enjekte etmek.yerleştirmek : Servis ölçümleri.kaydetek : Sokmak.doğasında olan : Engellemek.karıştırma.kavrayış : Önemsiz : Israr etmek : Dikkatlice gözden geçirmek.kontrol.servis değerleri : İçinde.ağız : Emme odası : Emme borusu : Sırada.müfettiş : Yerleştirmek.bilgi almak Soruşturma.bir hizada : İçerdeki.bilgi : Sormak.ihlal : Seyrek.nadir : Dökmek.katma : İçine çekmek : Külçe.demleme.zararsız : Yenilik getirmek.muayene : Kontrol eden kişi.

ani : Yerine : 1-) Öğretmek.kapasitans Interest to : İlgilenmek.ortadaki Intermission : Ara.arada bulunan.güçlendirici elektrot Intensıty : 1-) Şiddet.niyet etmek Intensifier electrode : Hızlandırıcı.ağız.eksiksiz Intake : Giriş.bütünlemek Integrated Drıve Generator (IDG): Dişli grubu ve üretici bölümü tek bir komponent içinde olan ve uçak motorundan aldığı dönüyle elektrik üreten jeneratör Intergratıng circuıt : İntegralleyici devre Integrity : Doluluk.Installed Instance Instant Instantaneous Instead of Instruct to : Yerleştirilmiş : Örnek : Hemen olan.bütün.engellemek Interference : Müdahale Interior : İç İnterlaced scanning : Aralıklı tanıma Interlayer insulatıon : İç tabakanın (katın) izolasyonu Interlıne to : Orta astarı koymak Interlock to : Birbirine kenetlemek.yoğunluk : 2-) Parlaklık Intentıonal : Kasıtlı Intercept to : Durdurmak.tam olma Intend to : Tasarlamak.bütün Integral : Tam.tam.durmak.bağlamak.izolasyon Insulatıon resistance : İki iletkeni ayıran yalıtkan maddenin elektriki direnci Insure to : Sigorta etmek.talimat vermek Instructıons : Talimat Instructor : Eğitmen Instrument : Alet Instrument Landing System (ILS) Aletli iniş sistemi Insufficient : Yetersiz Insulate to : Yalıtmak.birbirinin yerine geçebilir Intercom system : Dahili konuşma sistemi Interconnect to : Birbirine bağlamak Interelectrode capacitance : Elektrotlar arası geçirgenlik.bir ünitenin diğerleriyle ilişkisi Interfere to : Karışmak.kilitlemek Intermediate : Orta.sağlama bağlamak Intact : Bozulmamış.ilgilendirmek İnterface : Arayüzey.eğitmek : 2-) Emir vermek.sürekli olmayan .kesik kesik.bir süre kesilmek Intermittent : Aralıklı.izole etmek Insulatıon : Yalıtım.kesmek.aralık Intermit to : Ara vermek.engellemek Interceptor : Avcı uçağı Interchangeable : Birbiriyle değiştirilebilir.emme Intake stroke : Emme zamanı Integer : Tam sayı.integral Integrate to : Tamamlamak.acil : Anlık.müdahale etmek.

kuralsız : Yıkamak : Tahriş edici : Ayırmak.incelemek : Görünmez : Fatura : Başvurmak : Karıştırmak : Alakası olmak.birbiriyle alakalı : Sorguya çekmek : Kesmek. buluş : Envanter.bulmak İcat .ayrıntılı gösterge : Ters voltaj : Tersine çevirmek : İnverter.aralık : Birbiriyle alakalı olmak : Karşılıklı.anlamını açıklamak : Yorumlama.gidermek : Düzensiz.ortaya koymak : 2-) İçine katmak : Giriş : Geçersiz.arakiplenim : Dahili : Dahili telefon sistemi : Yorumlamak.bağlantıyı kesmek : Ayırma : Yayınlamak.yorum.hükümsüz Çok değerli : İcat etmek.iyonize etmek : İyonosfer : Ortadan kaldırmak.karışık : 1-) Ortaya çıkarmak.açıklama : Ara. kavşak : Aralık ( zaman olarak ) : İçine .kesmek : Kesişme .ilişkili.ara vermek : Kesişmek.çıkarmak : 1-) Parça : 2-) Bakımlarda uçakla ilgili arızaların ve cevaplarının yazıldığı : Ayrıntıları ile yazmak .karışmış bulmak : İyot : İyotlamak : İyonlara ayırmak.Intermodulatıon Internal Interphone Interpret to Interpratatıon Interregnum Interrelate to Interrelated Interrogate to Interrupt to Intersect to Intersectıon Interval Into Intrıcate Introduce to Introductıon Invalid Invaluable Invent to Inventıon : Inventory Inverse voltage Invert to Inverter İnvestigate to Invisible Invoıce Invoke to Involve to Involved (ın) Iodine Iodize to Ionize to Ionosphere Iron out to Irregular Irrıgate to Irrıtant Isolate to Isolatıon Issue to Item kağıt Itemize to : İnetrmodülasyon.anlaşılması güç. içine doğru : Girift.doğru akımı (DC) alternatif akıma ( AC) çeviren cihaz : Araştırmak.sayım çizelgesi.

diş.uzak tutmak : Uzak durmak.fırlatmak Jerking : Aniden.cins : Telin dolaşması.katılmak Joint : Birleşme yeri Jolt to : Sarsmak Journal : Şaft yatağı Journey : Yolculuk.çentik Jagged : Kertikli.dişli Jam to : Sıkıştırmak.uzak kalmak.jöle Jerk to : Birdenbire çekmek.yük atmak Job set up : İşe hazırlık Job set up information : Görev hazırlık bilgisi Joggle : Geçme.krkikoyla kaldırmak Jackıng : Jaka almak Jag : Sivri uç.seyaha Jump to : Sıçramak.zıplamak Jumper : Geçici olarak kullanılan elektrik bağlantı teli Junction : Birleşme.yan yana koyma -K- Keep away to Keep off to Keep to (kept kept) Key to Keyboard Kind Kink : Uzak durmak.tutmak : 2-) Sağlamak : 1-) Kilitlemek : 2-) Vericiyi çalıştırmak.haklı çıkarmak Juxtaposıtıon : Bitişiklik.tür.justified) : Doğrulamak.kontra somun Jar to : Sarsmak.devreye sokmak : Klavye : Çeşit.kap Jettison to : Uçuş esnasında uçaktan eşya.tutukluk yapmak Jamnut : Sıkıştırma sonucu.birleştirmek.sıkışmak.sadece Jusfity to(justified.birdenbire Jerry can : Yakıt taşımak için kullaılan 5 galonluk konteyner.yaklaştırmamak : 1-) Muhafaza etmek.atmak.-JJack up to : Jaka almak.bitişme.bitişme.iki iletkenin veya devrenin birleştiği nokta Just : 1-) Henüz.atlamak.şimdi : 2-) Yalnız.titremek Jav clutch : Çeneli kavrama Jelly : Pelte.bükülmesi .bir parçanın diğerinin üstüne geçmesini sağlayan metal dirsek Joın to : Birleşmek.tıkamak.

büyük Last : Son.mafsal : Tırtıklı -L- Label : Etiket.ince tabaka haline getirmek Land : Toprak.set : Diz : Bıçak gibi keskin kenarlı çelik veya diğer sert maddeler : Switch düğme : Vurmak.sonuncu Last to : Devam etmek Latch : Mandal kilidi Latch to : Mandallamak Late : Geç.katlanmak.çarpmak : 1-) Hız birimi.üzerine koymak Large : Geniş.yana doğru Laterally : Yana doğru Latitude : Enlem .saatte bir deniz mili(1852m/saat) : 2 -) Düğüm : Bilmek : Bilgi : Bilinen.beklenen : Boğum.ülke Land to : Yere inmek Landing : İniş Landing gear : İniş takımı Landing gear bay : İniş takımı bölümü Landing gear well : İniş takımı yuvası Landing gear wheel : İniş takımı tekerleği Landing roll : İniş rulesi.tag Label to : Etiketlemek Lack : Olmayış.Tekerleklerin piste konduğu noktadan uçağın pisti terk ettiği noktaya kadar olan mesafe Language : Dil.alet takımı.gecikmiş Later : Sonra Lateral : Yanal.Kit Knee Knife edge Knob Knock to Knot Know to(knew.Lisan Lap to : Katlamak.eksiklik Lack to : -den yoksun olmak Ladder : Merdiven Laminate to : Yaprak haline getirmek.known) Knowledge Known Knuckle Knurled : Takım.

Latter Lattice Launch to Lavatory Lavatory doors Law Lay to (laid,laid) Layer Layout Leach to Leachable Lead Lead to (led,led) Leading Leading edge Leak Leak proof Leakage Lean to Leap to Learn to Leave to ( left,left ) Ledge Lee Lee side Left Left hand side Left handed Leg Legal Legend Legible Legitimate Length Less than Lessen to Let to (let,let) Level Level to Lever Liability Liable License,license License to Lid Lie to ( lay,lain ) Life Life vest Life time

: İki şeyden sonuncusu,son söylenen : Kafes,örgü : 1 -) Uçağı uçuş için bırakma : 2 -) Başlatmak (yeni iş ) : Tuvalet : Tuvalet kapıları : Kanun,yasa,kural,kaide : Yatırmak,koymak,yaymak : Tabaka : Plan : Süzmek filtreden geçirmek : Filtre edilebilir : Uç,kablo : Yol göstermek,idare etmek : Başta gelen,en önemli : Hücum kenarı,ön kenar : Sızıntı,kaçak : Sızdırmaz : Sızıntı,kaçak : Dayanmak,yana atmak,eğilmek : Sıçramak,atlamak : Öğrenmek : Bırakmak,ayrılmak : Raf gibi düz çıkıntı : Muhafazalı taraf,rüzgardan korunan taraf : Rüzgar altı : Sol : Sol,sol taraf : Solak : Bacak : Yasal : Işıklı yazı : Okunaklı : Yasal,meşru : Uzunluk : -den az : Azaltmak,azalmak : İzin vermek,bırakmak,beklemek : Seviye : Düzeltmek,aynı seviyede getirmek : Lövye , kol : Sorumluluk : Sorumlu : Lisans,ehliyet,izin,ruhsat : İzin vermek,ruhsat vermek : Kapak : Yatmak,uzanmak : Hayat,yaşam : Can yeleği : Hayat süresi,ömür boyu

Lift to Light Light to ( lit,lit) Lightıng to Lightly Like Like to Likely Likewish Limb Limit Limit to Limitation Limited Line Line maintenance Linear Linen Linger to Link Link to Linkage Lint free Liquid List to Listen to Live Live to Load Load to Lobe Local Local tıme Localize to Localizer elektronik kısmı Locate to Locatıon Lock to Locked Locking device Lockwıre Lockwıre to Logbook Logıc Logıcal Long Long dıstance Long range

: Kaldırmak : Lamba,ışık : Aydınlatmak : Hafifletmek,yükünü azaltmak : Hafifçe : Gibi,benzer : Hoşlanmak,sevmek : Olası,muhtemel : Aynı şekilde bunun gibi : Dairesel dış kenar : Sınır,limit : Kısıtlamak,sınırlamak : Sınır,sınırlandırma : Sınırlı,kısıtlı : Hat : Hat bakım : Lineer,doğrusal,çizgisel : Keten,keten örgü : Gitmemek,oyalanmak : Bağ,bağlantı : Birbirine bağlamak,birleştirmek : Bağlantı : Tiftiksiz : Sıvı,akıcı,akışkan : Listesini yapmak,listeye geçirmek : Dinlenmek : Canlı,elektrikli,akım geçen : Yaşamak,hayatta olmak : Yük : Yüklemek,doldurmak : Yuvarlakça kısım : Yerel,bölgesel : Yerel saat : Yerini belirlemek,saptamak : ILS’nin inişte son yaklaşma için pistin merkez hattını gösteren : 1-) Yerleştirmek,koymak : 2 -) Yerini bulmak,tespit etmek : Yer,yerleşim : Kilitlemek,kilitlenmek : Kilitli : Kilitleme aygıtı : Emniyet teli : Emniyet teliyle bağlamak : Yapılan işlerin kaydedildiği defter : Mantık : Mantıklı,mantıksal : Uzun : Uzun mesafe : Uzun menzilli

Long term Longitude Longıtudinal Look for to Look to Loop Loose Loosely Loosen to Lose to (lost,lost) Loss Loud Loudness Loudspeaker Low Low pressure light Lower Lower to

: Uzun vadeli : Boylam : Uzunlamasına,boyuna : Aramak : Bakmka : Lup,hat : Gevşek : Gevşek olarak : Gevşetmek : Kaybetmek : Kayıp,kaybetme : Yüksek (ses) gürültülü : Gürültü,ses yüksekliği : Hoparlör : Düşük : Düşük basınçlı ikaz lambası : Aşağı alt : 1-) İndirmek : 2-) İniş takımlarını açmak LRU(Line Replaceable Unıt) : Hatta değiştirilebilen cihaz Lubricant : Yağlama maddesi,yağ,gres Lubricate to : Yağlamak Lubracating : Yağlama Lubracatıon : Yağlama,gresleme Luck : Şans,talih Lug : Bağlantı noktası olarak kullanılan çıkıntı,uzantı,pabuç Luggage : Bagaj Lukewarm : Ilık Lumınary : Işık veren Lumınous : Parlak,ışıklı Lump : Parça,küme,topak,yumru Lungs : Akciğer

-MMach : Uçağın hızının uçulan ortamdaki ses hızına oranı Magnet : Mıknatıs Magnetıc pole : Manyetik kutup Magnetic tape : Manyetik bant Magnetize to : Mıknatıslamak Magneto ignition : Manyetolu ateşleme Magnifier : Büyüteç Magnify to(magnified,magnified) : Büyütmek Magnitude : Büyüklük Mail : Posta Mail to : Postalamak

meydana getirmek Make to (made.tutmak.birçoğu Map : Harita Mar to : Bozmak.yönlendirmek.birbirine geçirmek Material : Malzeme Mating surfaces : Temas eden yüzeyler Matter : 1-) Madde.manifold Manipulate to : İdare etmek.boşluk Marginal : Kenarda olan Mark : İşaret Mark to : İşaretlemek.yoğun Massive : Ağır.idare etmek.sistemdeki tüm devrelere giden elektrik gücünü kontrol eden switch Master warning light : Çok önemli arızaları ikaz eden lamba Mat : Hasır.zarar vermek.ana ikaz lambası Master switch : Ana şalter.uymak Mate to : Birleştirmek.Main : Ana.çoğu.esas Main gear : Ana iniş takımı Main gear ground lock assembly : Ana iniş takımı açıkta kilitleme mekanizması Mainly : Esas olarak Maintain to : Mevcut durumu muhafaza etmek.imal etmek Manufacturer : Üretici.şeklini bozmak Marble : Mermer Margin : Sınır.gerekli Man hour : Bir insanın bir saatlik çalışması.elle işletmek Manner : Tarz.meydana getirmek Male connector : Erkek bağlantı elemanı Malfunctıon : Arıza Malleable : Dövülebilir Mallet : Tokmak.temin etmek Make up to : Oluşturmak.made) : Yapmak.kenar.tavır Manoeuver : Manevra Manoeuver to : Manevra yapmak Manual control : Elle (manüel) kumanda Manufacture to : Üretmek.paspas Match to : Birbirine uydurmak.önemli Majority : Çoğunluk Make certain to : Emin olmak.çekiç Man power : İnsan gücü Manage to : Yönetmek.becermek Mandatory : Zorunlu.bağlamak.başarmak.kütle.biçim.temin etmek.yekpare Master cautıon light : Önemli arızaları ikaz eden lamba.sağlamak Maintenance : Bakım Maintenance facility : Bakım merkezi Maintenance personell : Bakım personeli Major : Esas.tahkik etmek.kalın.adam saat Manifold : Basınçlı sıvı yada gazın kollara dağıldığı port.imalatçı firma Many : Çok.kesinlik kazandırmak Make sure to : Emin olmak.göstermek Mass : Yığın.tahkik etmek.eş olmak.cisim .

en yüksek.madeni : Ölçmek : Sıvı akışını yönlendiren bir çeşit kumanda valvi : Titiz.değmek : 1-) Dişli çarkının dişlerinin birbirine geçmesi : 2-) İnç karedeki atkı çözgü sayısı : Mesaj kısmı/bölümü : Metalik.bellek : Onarmak. ılımlı.makine düzeni.azami : Orta.içine karıştırmak : Meridyen : Değer : Hak etmek.tamir etmek : Zihinsel.düşünce : Söylemek.ölçme : Mekanik teknisyen : Mekanik olarak çalışan : Mekanizma.olgunlaşmak.akılsal : Anlayış.araç.çok dikkatli : Mikrodalga : Orta : Mikrofon : Yumuşak .frezlemek.mankineyi oluşturan bütün kısımlar : Tıbbi : Orta menzilli : Karşılamak.met ) Meeting Melt to Melting point Member Memory Mend to Mental Mentality Mention to Mercury Merely Merge to Meridian Merit Merit to Mesh Message slot Metallic Meter to Metering valve Meticulous Microwawe Middle Mike (sl.konu : Olmak.iki seyin ortası : Ortalama değer : Anlamına gelmek.yalnız : İçine karışmak.ölçülebilir : Ölçmek : Ölçü.getirmek : En çok.) Mild Milibar Mill to Milling machine Mingle to : 2-) Mesele. zayıf : Bar’ın binde biri : Öğütmek.işlemek : Freze makinesi : Karıştırmak.bahsetmek.eritmek : Erime noktası : Üye : Hafıza.yapmak : Toplantı.yöntem : Bu arada : Ölçülür.yerine getirmek.buluşma : Erimek.karışmak .sorun.vadesi gelmek : Maksimuma çıkarmak.demek olmak.ölçme : Ölçüm.Mature to Maximize to Maximum Mean Mean value Mean to Meanıng Means Meanwhıle Measurable Measure to Measurement Measurıng Mechanic Mechanically operated Mechanısm Medical Mediuö range Meet to( met.demek istemek : Anlam : Yol.ortalama.-den söz etmek : Cıva : Sadece.birleşmek.

dalga uzunluğu ve frekansını değiştirmek.tek parça Monotonous : Tekdüze.devinirlik.çok kısa zaman Momentarily : Kısa bir süre için.karıştırma Mobile : Hareket eden gezici Mock up : Herhangi bir şeyin modeli Mode selector swıtch : Mod seçme swıtchi Moderate : 1-) Orta.duman Mistake : Yanlış.ölçülü Modernize to : Yenileştirmek.yılın on iki bölümünden her biri Moon : Ay Moor.eksik.geçici Momentum : Moment.yanlış bilgi vermek : 1-) (Otobüs.kavramamak Missing : Kayıp.ders…)kaçırmak.en aşağı : Asgariye indirmek.sabitlemek More : Daha çok .daha az.olmayan Mist : Pus.önemi az : Azınlık : Eksi (-) : Dakika : Ayna : Yanlış ayarlamak : Yanlış ayarlama : Çeşitli.kötü kullanmak Mix to : Birbirine karıştırmak.hareket eden bir cismin kütle ve hızının çarpımıyla elde edilen hareket miktarı Monitor to : İzlemek.kontrol etmek Monolithic : Yekpare.geçici Momentary : Bir anlık.uçak.karma Mixture : Karışım.rutubet Moment : An.ayarlamak Modulatıon : Değiştirme.Minimal Minimize to Minimum Minimum enroute altitude Minor Minority Minus Mınute Mirror Misalign to Misalignment Miscellaneous Mislead to (misled.ayarlama Moısture : Nem.karmak Mixed : Karışık.to : (Uçağı)Bağlamak.bundan başka . daha fazla More than : -den daha fazla Moreover : Üstelik.yetişememek : 2-) Özlemek.muhtelif : Yanıltmak.vasat : 2-) Ilımlı.misled) Miss to : En az .asgari : Uçuş sırasındaki asgari yükseklik : Daha küçük.aramak : 3-) Anlamamak.çağdaşlaştırmak Modification : Değişiklik.monoton Monsoon : Muson Month : Ay.mümkün olduğu kadar azaltmak : En küçük miktar.hata Misuse to : Yanlış yerde kullanmak. en küçük.modifikasyon Modify to (modıfıed.modıfied) : Değiştirmek Modulate to : Modüle etmek.

tabiat.belirtmek : Dar : Daraltmak.biçimlendirmek : Yuva : Monte etmek. en fazla : Çoğunlukla.motive etmek : (Motor) Çalıştırmak : Start dışı sebepler için motoru startelerle döndürmek : Kalıba dökmek.genellikle : Hareket.harekete geçirmek.balçık Muffler : Susturucu Multı : Çok Multı functıonal : Çok işlevli.Morning Morse code Most Mostly Motion Motivate to Motor to Motoring Mould to Mount Mount to Mouth Move in and out to Move to : Sabah : Mors alfabesi : En çok .hayli Mud : Çamur.adlandırmak.sıfır .tutturmak : Ağız : İleri geri hareket etmek : 1-) Hareket etmek/ettirmek : 2-) Konumuna getirmek Movement : Hareket Movıng : Hareketli.müşterek -N- Nacelle Nail Nail to Name Name to Narrow Narrow to Natıonal Natıve Natural Nature Naught : Motoru örten ve içine alan kısım.çok fonksiyonlu Multiple : Çok bölümlü.multıplied) : Çoğaltmak.çeşitli Multiple circuit : Çok safhalı devre Multiplexıng : Sinyali çoğaltma.sınırlamak : Ulusal.bir hattan birden fazla sinyal gönderme Multiplication : Çoğalma.bir sinyalle birden fazla çıkış sağlama.iki taraflı. ad : İsim vermek.devinim : Sevketmek.nitelik : Hiçbirşey.arttırmak.hiç.çoğaltma.milli : Yerli : Doğal : Doğa.ortak.çarpmak Mute : Sessiz Mutual : Karşılıklı.kaporta : 1-) Çivi : 2 -) Tırnak : Çivilemek : İsim .hareket eden Much : Çok epey.çarpma Multıply to(multıplied.

sıfır durumda : Etkisiz hale getirmek : Asla.ilgisiz : Görüşmek : Yakın.sıfır : Pense.gelmek(deniz) yolculuğu yapmak : Sefer.kıskaç : Nipel.boğum Noise : Gürültü Noise(no) : Sessiz.komşu : Hiçbiri : Ne…ne de : Ağ : Şebeke : Nötr.Nautıcal Navigate to Navigatıon Navy Near Nearly Neat Necessary Necessitate to Neck Need to Needle Neglect to Negligent Negotiate to Neighbouring Neither Neither … nor Net Network Neutral Neutralize to Never New News Next Next to Night Nil Nippers Nıpple kullanılan ara parça No longer : Artık.terimler dizini Non stop : Devamlı.gereksinim duymak : 1-) İğne : 2 -) İbre : İhmal etmek.aldırmamak : Kayıtsız.uçağın ön kısmı Nose gear : Burun iniş takımı Nose gear ground downlock assembly : Burun iniş takımını kilitleme mekanizması : Denizciliğe ait : Gidip.sürekli.daha fazla değil Node : Düğüm.bilgi : En yakın.Deniz Kuvvetleri : Yakın : Hemen hemen.hiç : Yeni : Haber.iki bağlantı parçasını birbirine eklemekte . bağlamakta .sonraki : Yanına.duraklamadan Nonabrasive : Başka bir yüzeye sürüldüğünde aşınmayan Non – mandatory : Mecburi.gürültüsüz Nomenclature : Terminoloji.neredeyse : Temiz.kerpeten.gerekli olmayan Nonmetallic : Metalik olmayan Nonsmoker : Sigara içmeyen Noon : Öğle Normally : Normal olarak North : Kuzey Nose : Burun.yanında : Gece : Hiç.seyrüsefer : Donanma.derli toplu : Gerekli : Gerektirmek : 1-) Boyun : 2-) Kaplarda ağza yakın dar kıısm : İhtiyacı olmak.

sıfır Number : Sayı.notıfıed) : Bildirmek.sakınca.gözlem : 1-) Uymak.almak : Belli.boyu eninden uzun : Yerine getirme.engel olmak : Engel.tehlikeli Null : Değersiz.kusur.Nose gear lockpin : Burun iniş takımı kilit pimi Nose landing gear : Burun iniş takımı Not applicable : Uygulanamaz.iş : Meşgul.mercek.dolu .yansız.haber vermek Now : Şimdi Nowadays : Bu günlerde Noxıous : Zararlı.kapamak.görev : Zorunlu : Dikdörtgen şeklinde.numaralamak Numerıc : Sayısal Numerical : Sayısal Numereous : Çok.yerine getirmek : 2-) İzlemek : Gözlemci : Eskimiş.madde : İtiraz etmek : İtiraz.adet Number to : Saymak.çok sayıda.bildiri Notıfıty to (notıfıed.yapma : Dikkatki bakma.sayısız Nut : Cıvata somunu.çentik Note : Not Note to : Kaydetmek Nothing : Hiçbirşey Notice : Uyarı.açık.engel : Mide bulandırıcı.hoş olmayan : Objektif.uymak : Nesne.rakam.apaçık : Fırsat. bazen : Meslek.uygun değik Notch : Kertik.tarafsız : Zorunluluk.vida somunu -OObey to Object Object to Objectıon Objectıonable Objectıve Obligatıon Obligatory Oblong Observance Observatıon Observe to Observer Obsolete Obstacle Obstruct to Obstructıon Obtaın to Obvıous Occasion Occasionally Occupatıon Occupied : İtaat etmek.artık kullanılmayan : Engel : Tıkamak.tıkanıklık : Sağlamak.elverişli durum : Ara sıra .bildiri Notificatıon : Bildirme.

çıkarma.düz.tuhaf : Koku : Kapalı : Ölçeksiz okuma : Rota düzeltme : Rotadan sapma sinyali : Koymak.sadece : Şeffaf olmayan.takmak.atlamak.görev : Dengelemek.her yönde : Çalışır durumda : Üstünde .çalıştırılabilir durumda : Çalışmak.Occupy to Occurrence Octal Odd Odor.opak : Açık : Açık devre gerilimi : Açık hat : Lastik diş veya dişlerinin yarılması : Açmak.dirençölçer : Yağdanlık : Yağ soğutucunun bypass valvi : Yağ köpüğü : Yağ sızdırmaz.açış.alt yağ karteri : Yağ tankı ikmal ağzı : Yağ aktarma bölümü : Yağsız : Hidrolik dikme : Havalı-yağlı : Dahil etmeme.yağ süzgeci : Yağ haznesi.açılmak : Açık ağızlı anahtar : Açıklık.tek yön : Tek adımlı multıvıbrator : Bir tek.görevli : Resmi hizmet.bir kez : Bir defadan fazla : Birinin ardından öbürü : Tek delikli bağlantı : Tek yönlü seyahat.yerleştirmek : Teklif etmek.ihmak etmek : Yöneltmez.meydana çıkma : Sekizli : 1-) Tek (sayı) : 2-) Acayip.atlama : Bırakmak.denkleştirmek : Dirsek.çalıştırmak.işlemek .ağız : Çalışılabilir.olmak : Olay.çıkıntı : Ohmmetre.yağ geçirmez : Yağ filtresi.üzerinde : Bir defa.odour Off Off scale readıng Off course correction Off course sıgnal Offer up to Offer to Offıcer Official duty Offset Offset to Ohmmeter Oil can Oil cooler bypass valve Oil foam Oil proof Oil strainer Oil sump Oıl tank filling port Oil transfer houstıng Oıl free Oleo strut Oleopneumatıc Omıssıon Omıt to Omnidirectıonal On On top Once Once more One after the other One hole mountıng One way One shot multıvibrator Only Opaque Open Open cırcuıt voltage Open line Open tread splice Open to Open end wrench Openıng Operable Operate to : Meydana gelmek.her yöne.önermek : Memur.

işlememe : Dış taraf : Dış flap : İstasyondan uzaklaşmak (uçuş) : Harici anten.işlem testi : Çalışan.hizmet dışı : Hizmet dışı kalma.çalışma.sipariş etmek : Sıra sayıları ( birinci.metal : Düzenlemek : Yönlendirmek : Dar kanal.kaynak : Özgün taşıma frekansı : Çıkmak.dış anten : Dıştaki.ikinci.sınav : 1-)Sıra.sınırlayıcı.zıt : Fırsat.üçüncü…gibi) : Sıradan.dizi. fikir : Karşı.titreşim : Elektrik akımındaki titreşimleri kaydeden alet : Diğer.yuvarlak conta : (televizyon) Alıcı tüpü : Salınım yapmak : Salınım.çalışır durumda : Düşünce .karşıtlık : Işıklı.görsel ikaz : Optikle ilgili.en uygun : 1-) Seçme.tercih : 2-) Bir ödeme yapmadan bağlantı yapmak : İsteğe bağlı : Veya.uygun zaman : Karşı koymak.349 gram : Ayarsız.düzen : 2-)Emir : 1-) Düzenlemek : 2-) Emretmek : 3-) Ismarlamak.ayar dışı : Arızalı.dışarıdaki .azaltıcı : Başlangıç.Operatıng altitude Operatıng life Operatıon Operatıonal Test Opereatıve Opınıon Opponent Opportunity Oppose to Opposite Opposition Optıc warnıng Optıcal Optımum Optıon Optıonal Or Oral test Order Order to Ordinal numbers Ordinary Ore Organize to Orient to Orifice Orıgın Orıgınal carrier frequency Originate to O-ring seal Orthicon Oscillate to Oscillation Oscillograph tube Other Other than Otherwıse Ounce Out of adjustment Out of order Outage Outboard Outboard flap Out bound Outdoor antenna Outer : Uçuş yüksekliği : Çalışma ömrü : İşlem.başka : -den başka : Aksi taktirde yoksa : Ons.çalıştırma : Çalışma.ya da : Sözlü .28.zıt : Zıtlık.gözle veya ışık vasıtasıyla işleyen : En iyi.kaynaklanmak : O kesitli conta.olağan : Maden cevheri.direnmek : Aksi.

çevirmek Owe to : Borcu olmak Own to : Sahip olmak OWS : Ocean Weather Station Oxide.kaplamak : Paket.kroki.çıkan.coated filament : Oksit kaplı filamanın Oxygen cylinder : Oksijen tüpü -PPack to Package Packed snow : Paketlemek.geçersiz kılmak Overrun : Pist sonu emniyet sahası.taslak Outlook : Genel görünüş.geniş kapsamlı.görünüm Out of phase : Faz dışı.çıktı Outside : Dış.overcome) : Üstesinden gelmek.revizyon Overhead panel : baş üstü paneli Overheat : Aşırı ısınma Overlap : Taşma Overload : Aşırı yük Overnıght check : Konaklama bakımı Overnıght stay : Geceleme.sarmak.Pistin ucundaki emniyet uzantısı Overrunnıng clutch : Serbest tekerlek kavraması Overshoot to (overshot.fazla Over the full travel : Maxımum hareketini aşmak Over voltage : Aşırı voltaj Overall : Ayrıntılı.fazla çalışma Overturn to : Altüst etmek.çıkış yeri Outlet case : Tahliye bölümü Outlet chamber : Tahliye odası Outline : Ana hat.pist dışına çıkarmak Oversize : Fazla geniş.konaklama Override to (overrode.tüm toplam Overcast to : Karartmak Overcome to (overcame.overshot) : Çok hızlı gidip kaçırmak.fazla büyük Overspeed : Aşırı hız Overtime : Fazla mesai.çaresini bulmak Overflow : Taşma Overhaul : Büyük bakım.taraf Outstandıng : Önemli önde gelen Oven : Fırın Over : Aşırı.ambalaj : Yoğun kar .tepelemek Overrule to : İptal etmek.iki dalganın aynı zamanda aynı noktadan geçmediği durum Output : Çıkış.overridden) : Otomatik sistemi mekanik çalıştırmak.geçip gitmek.Outermost : En dıştaki Outflow safety valve : Dışarıya akış veren emniyet valvi Outlet : Çıkış.

parça Part number : Parça numarası Partıal : Kısmi Partially : Kısmen Partıcıpate to : Katılmak Partıcle : Parçacık. ara Pavement : Zemin.hava akışının yüzey ve şekille sürtünmesinden doğan geri sürüklenme Parking brake lever : Park freni kolu Part : Kısım. mat : Kargonun yükleme ve boşaltılmasını kolaylaştırmak için altına .en yoğun : 1 -) Conta : 2-) Ambalaj : Sayfa : Boya : Boyamak : Çift : Solgun .paid) : Ödemek Payload : Uçağa yakıt alındıktan sonra uçağın kaldırabileceği yolcu ve kargo dahil yük miktarı Payment : Ödeme Peak : Zirve.kabin Passivate to : Pasifleştirmek Passport : Pasaport Past : Geçmiş Paste to : Yapıştırmak Patch : Yama Path : Yol Pattern : 1-) Patern.yol Passanger : Yolcu Passanger cabin : Yolcu kompartmanı.bir şeyin en yüksek noktası. bilhassa Partıng : Ayrılma Partıtıon : Ayırmak.Packing Page Paınt Paınt to Paır Pale Pallet yerleştirilen metal platform Pallet lock : Palet kilidi Paper : Kağıt Parachute : Paraşüt Paragraph : Paragraf Parallel feed : Paralel beslenme Parameter : Parametre Parasite drag : Parazit sürüklenme.tanecik Partıcularly : Özellikle .şekil : 2-) Uçuş yolu Pause to : Duraklamak .bölmek Partly : Kısmen Pass to : Geçmek Passage : Geçit.kaldırım Pawl : Bir yöne harekete izin veren aksi yönde hareketi engelleyen mekanik stop.tesbit mandalı Pay attention to : Dikkat etmek Pay to (paid.

eksiksiz.onaylanmış : Dikey.ilgili olmak.düşey : Kalıcı.içine girip yayılmak : İnsanlar : 1-) Başına.randıman : Güç azalması : Belki : Tehlike : Düzenli aralıklarla.faz : Yıldız başlı : Yıldız tornavida : 1-) Maddi.soyulmak.mükemmel : Delmek.anlamak : Yüzde (%) : Algınabilir.safha.sürekli.müsaade etmek.anlaşılabilir : Süzmek : Vurma.yerine getirmek : İşleme.inat etmek : 2-) Sürüp gitmek.kavramak.Peak power Pedestal Peel to Peeled rib Peen to Penalty Pending Pendulum Penetrate to People Per Per hour Perceıve Percent Perceptible Percolate to Percussion Perfect Perforate to Perforated Perforatıon Perform to Performance Performance penalty Perharps Peril Periodically Peripheral Periphery Perish to Permanent Permeability Permeable Permissible Permit to Permitted Perpendicular Perpetual Persist to Person Personel Perspex Pertain to Phase Phillips head Phillips screwdrıver Physical : Maxımum güç : İki pilot koltuğu arasındaki panel : Kabuğunu soymak.muallakta olan.delik açmak : Delikli : Delik.imkan vermek : İzin verilmiş.daimi : Geçirgenlik : Geçirgen : İzin verilebilir : İzin vermek.daimi : 1-) Israr etmek.delme : Yapmak.çekiçle ezmek : Ceza : Kararlaştırılmamış.devam etmek : Kişi : Personel : Bir tür (sert) plastik : -e ait olma ile .çalışma.her bir … için : 2-) – e göre : Saatte : Algılamak.içine işlemek.uygun olmak : Aşama.çarpma : Kusursuz.peryodik olarak : Çevresel : Çevre : 1-) Yok olmak : 2-) Çürümek.maddeye yakın .bozulmak : Sürekli.askıda olan : Sarkaç : İçine girmek.sızmak.evre.pul pul dökülmek : Soyulmuş kuşak : Çekiçle dövmek.

altimetreler ve vertical speed indikatörleri için basınç sistemi Pivot to : Mil üzerinde dönmek.fiziki Pick to : Seçip almak Picket to : Uçağı bağlamak.kolon Pılot actıon : Pilot müdehalesi Pin : Pm Pinch to : Sıkıştırmak.tıpa : 2-) Fiş Plumber : Su tesisatçısı Plumbing : Su tesisatı.eksen etrafında dönmek Placard : Etiket.delip geçmek Pile to : Yığmak.yunuslama Pitot statıc system : Airspeed indikatörleri.dalma piston Plus : Art (+) Ply : Kat.bölge Place to : 1-) Yerleştirmek.sabitlemek Pickle to : Asitle temizlemek Pıcture : Resim Piece : Parça Pierce to : Delmek.taahhüt etmek Plenty : Çok.sütun.boru yerleştirme işi Plunge to : Daldırmak.plakartlamak Place : Yer.planlanmış Plant : 1-) Bitki : 2-) Fabrika.tahta kaplamak Planned : Planlı.katmer Ply separation : Kat ayrılması Pneumatıc : Pnömatik.uçakla.sade Planet : Gezegen Plank to : Kalas döşemek.çokluk Plexiglas : Cama benzer bir plastik çeşidi.koymak : 2-) (Konuma vs) getirmek Placement : Yerleştirme Plain : Düz.bol.havalı Pocket : 1 -) Cep .plakart.: 2-) Fiziksel.kümelemek.oyuk Pıtch actıon : Uçağın burun aşağı yukarı hareketi.kaplama Pledge to : Güvence vermek.batırmak Plunger : Pompa pistonu.çalışmayla veya komponentle ilgili uçağa yerleştirilen not Placard to : Etiketlemek.biriktirmek Pillar : Direk.bükülgen.plaka.taslak Plug : 1-) Tıkaç.tesis Plate : Levha.kroki.kıstırmak Pıonner to : Öncülük etmek Pit : Çukur.esnek Pliers : Kerpeten Plot : Plan.uçak camlarında kullanılan plastik madde Pliable : Bükülür.hava basıncı ile işleyen.

mümkün olası Pound : İngiliz ağırlık birimi (453 gr) Pound per square inch (PSİ) : İnç kareye isabet eden pound cinsinden basınç Pour to : Dökmek.olumlu Possess to : Sahip olmak Possibility : Olasılık Possıble : Olası Post flight : Tamamlanmamış.buhar.boşluk : Nokta : Çevirmek.durum Posıtıon to : Konumuna getirmek.elverişli Practıcal : Pratik.gözenek : 1-) Liman : 2-) Giriş yeri.Poınt Poınt at to Poınt to Pointer Poisonous Polar current Polarity sahip olma Polarize to Pole Police to Polısh to Polıshed Poor Pop out to Popped Popular Pore Port : 2-) Çukur.parlatmak : Cilalı.kullanışlı.ön Precarious : Güvenilmez.mıknatısın uçları : Kontrol altında tutmak.kıymetli .kuvvetli Potential : Potansiyel.denetlemek : Cilalamak.açıklık.doğrultmak : İşaret etmek.konum.gaz.tehlikeli Precaution : Önceden alınan tedbir.yerleştirmek.uygulamalı Pre: Önce.yolu Port sıde : Uçağın kendi cephesine göre sol tarafı Portable : Taşınabilen Portable tester : Portatif test aleti Portıon : Kısım Pose to : Ortaya çıkarmak Posıtıon : Pozisyon.enerjilendirmek Practıcable : Yapılabilir.parlatılmış : Yetersiz : Atmak.polarmak : Kutup.göstermek : İbre : Zehirli : Polarizasyon akımı : Bir mıknatısın kutupları gibi çekme veya itme özelliklerine : Bir ışının titreşimlerini belirli bir yöne çevirmek.kullanışlı.dışarıda : Tutulan.dökülmek Power : Güç Power supply : Güç kaynağı Power to : Çalıştırmak.kontrol etmek.dışarı çıkmak : Atık.popüler : Metal yüzeyindeki küçük delik.önlem Precede to : -den önce gelmek Precious : Değerli.akıtmak.pozisyonlandırmak Posıtıve : Pozitif.yaygın.en son uçuş Postpone to : Ertelenemek Potable : İçilebilir Potent : Güçlü.su.

muhtemel Procedure : İşlem sırası.kurmak Presence : Varlık.var olma Present : Mevcut . ön Preparıtıon : Hazırlık Prepare to : Hazırlamak.koruyucu bakım Previous : Önceki Primary : Ana.varsaymak Pretend to : -mış gibi yapmak Prevail to : Hakim olmak.Precipitation : Yağış.önüne geçmek Preconditionıng : Sinyali işlemeden önce ön bir işlemden geçirme.esas Primary flight control surfaces : Ana uçuş kumanda yüzeyleri Prime : Esas.ilke Prınt to : Basmak.işlem Process to : Özel işlem tabi tutmak.hakim rüzgar Prevent to : Önlemek.işlemden geçirmek .muhafaza etmek Preset to : Önceden ayarlamak Press to : Basmak Pressure : Basınç Pressure bulkhead : Basınç duvarı-bölmesi Pressure filling : Basınçlı ikmal Pressurized : Basınçlı.başlamak Process : Süreç.yaygın olmak.etkili olmak Prevailing wind : En sık esen rüzgar.yağış miktarı Precise : Kesin.hazır bulunma.yayınlamak Prior to : Önce Priority : Öncelik Probability : Olasılık.prosedür Proceed to : Devam etmek.haber vermek Prefer to : Tercih etmek Preferably : Tercihen Preformed packing : Özel conta Preliminary : İlk .boya Prıncıpal : Esas.teyid etmek Predict to : Önceden bildirmek.basınçlandırılmış Pressurıze to : Basınçlandırmak Presume to : Saymak.saklamak.var Present posıtıon enterıng : Koordinatların pilot tarafından girilmesi Present to : Sunmak.hazırlanmak Preselect to : Önceden seçmek.tam Precisely : Kesinlikle Precision : Kesinlik.ihtimal Probable : Olası.Ön düzenleme Predetermine to : Önceden belirlemek Predicate to : Doğrulamak.vermek Preserve to : Korumak.taktim etmek.baş Prenciple : Prensip.doğruluk Preclude to : Engel olmak.başlıca Primer : Astar.engellemek Preventive maintenance : Önleyici.işlemek.

delil : 2-) Dayanıklı.providing Provisional Proximity Publısh to Pull away to Pull to Pulsate to Pulse Pulverize to Pump Pump to Punctual Puncture Purchase to Pure Purge to Purıfıer Purify to(purified.çlıştırıcı güç : İtici.basmak : Ayırmak.hemen olan.temizleyici : Arıtmak.çekip ayırmak : Çekmek : Titremek.geçirmez : Üretmek. teklif : İtici güç.çıkıntılı : İlerletmek.atmak : Arıtıcı.temizlemek : Amaç.iş : İlerleme.Produce to Producer Product Productıon Profession Progress Prograssive Prohibit to Prominent Promote to Prompt Proof Propagate to Propel to Propeller Proper Properly Proportıon Proportıonal Proposal Propulsıon Propulsive Protect to Protectıon Protectıve Protruding Prove to Provide to Provided .ancak : Geçici : Yakınlık : Yayınlamak.şayet.ileri doğru sürmek : Pervane : Uygun : Doğru olarak.oran : Orantılı : Öneri .engel olmak : Çıkık. gerektiği gibi.gelişme : İlerleyen : Yasaklamak.uygun şekilde : Orantı.düzgün bir şekilde .çalıştırıcı : Korumak : Koruma : Koruyucu : Dışarıda : Kanıtlamak : Sağlamak.hazır : 1-) Kanıt.üretmek : Üretici : Ürün : Üretim.atmak : Sinyal : 1-) Ezmek.arttırmak : Çabuk.çoğaltmak : İtmek.purified) Purporse Purser : Meydana getirmek.imal : Meslek.tedarik etmek : Şartıyla.maksat : Kabin amiri .toz haline getirmek : 2-) Püskürtmek : Pompa : Pompalamak : Dakik : Delinme : Satın almak : Saf.katıksız : Temizlemek.

dörtte bir Quench to : Söndürmek.ölçmek Quantity : Miktar Quarter : Çeyrek.dört misli Qualification : Vasıf.pay.aktarmak -RRace Rack Racon Radar approach control Radial Radiant : Yuva.terk etmek Quıte : Oldukça.merkezden kenarlara doğru : Işın yayan.Push down to Push to Push pull cable Push to test light Put away to Put in position to Put into to Put on to Put to ( put.hareketsiz Quıet : Sessiz.hareketsiz Quıt to : Bırakmak.dindirmek.süratli Quıck Attack Detach ( QAD) : Çabuk kolayca çözülüp bağlanabilen bağlantı şekli Quıck Connectıon : Çabuk sökülüp takılabilen birleştirme şekli Quıcksilver : Cıva Quıcescent : Devinimsiz.şart Qualified : Vasıflı.sakin.kota Quote to : Bahsetmek.kalifkasyon.epey Quota : Hisse.su ile soğutmak Questionable : Kesin olmayan.hızlı. quantified) : Belirlemek.vazgeçmek.bastırmak : İtip çekerek çift yönlü hareket ileten kablo : Üzerine bastırarak faal olup olmadığı kontrol edilen lamba : Bir tarafa koymak : Yerleştirmek.ısı yayan .kontenjan.ehliyetli Quality : Kalite Qualitify to ( quantified.put) : Aşağı itmek : İtmek.yerine koymak : İçine koymak : 1-) Uygulamak : 2-) Giymek.şüpheli Quıck : Çabuk.takmak : Koymak - Q- Quadruple : Dört kat.yatak : Raf : Radar beacon : Radarla yaklaşma kontrolu : Radyal.

mantıklı. reaksiyon.Radiate to Radioactıve Radıus Raft Rag Rail Rain repellent yardımcı olan özel sıvı Raınfall : Yağış. geri Rear spar : Arka spar( duvar ) Reason : Neden.işlenmemiş : 2-) Çiğ.mesafe.karşı koyma Read back to : Tekrar okumak Read to ( read.hatırlamak Receive to : Almak Receiver : Alıcı Recently : Son günlerde.akla uygun Recall to : 1-) Geri çağırmak.hakiki Ream to : ( Delik ) Genişletmek Rear : Arka .hemen anında Readıng : Göstergenin kaydettiği ölçüm.erişmek.varmak Reaction : Tepki .derece Rather : Tercihan –den ise Rating : Dereceleme.değer Readıng light : Okuma lambası Ready : Hazır Real : Gerçek.pişmemiş Raw material : Hammadde Ray : Işın Reach to : Ulaşmak. : 2-) Anımsamak.tesadüfi Range : Alan.işaret etmek Readable : Okunaklı Readily : Kolayca.son zamanlarda : Işın yaymak : Radyoaktıf.çarkın bir yöne dönmesine izin veren fakat geri hareketini engelleyen mekanizma Rate : Oran.sebep Reasonable : Makul.yükseltmek Rake : Basınç sensörü Ram air effect : Çarpan hava etkisi Ramp : Rampa.sağanak Raise to : Kaldırmak.bez parçası : 1-) Korkuluk.trabzan : 2-) Ray : Kokpit ön camlarından yağmurun hemen akıp gitmesine .büyük miktar : Üstüpü.radyasyon yayıcı : Yarıçap : 1-) Sal : 2-) Yığın.apron veya hangar yakınında uçağın park edildiği yer Random : Rastgele.sınıflama Ratio : Oran Raw : 1-) Ham.menzil Rank : Sıra.rütbe.derece Rapidly : Hızla.süratle Ratchet : Çark mandalı.read ) : 1-) Okumak : 2-) Göstermek.

rafine etmek Reflect to : Yansıtmak.boşluk.bakmak : 2-) Adlandırmak Reference : Referans Reference value : Referans değer Referenced procudures : İlgili prosedürler.kabul etmemek Regenerate to : Yenilemek.kurallı .önerilen Reconcıle to : Uzlaştırmak Recondition to : Yenilemek.tescil etmek Registration : Kayıt Regular : Düzenli.doğru hale getirmek : 2-) Alternatif akımı doğru akıma çevirmek Red : Kırmızı Reduce to : Azaltmak.düşürmek Reductıon : Azaltma.mıntıka.yuva : Karşılıklı.tazelemek.iyileşmek Recovery : Geri kazanma.kayıt Register to : Kaydetmek.düzeltme.sakınmak Refresh to : Canlandırmak.iki taraflı : Karşılıklı hareket etmek : İleri geri hareket : Devirdaim : Hesaplama.geri kazanmak.geri almak : 2-) Yeniden kullanılabilir duruma getirmek Recline to : Daynmak.etraf Regional : Bölgesel Register : Sicil.yaslanmak Recognize to : Tanımak.sayma : 1-) Boşaltmak.to : Yeniden enerji Vermek Refer to .kaçınmak. to : 1-) Başvurmak.giriş yuvası : Girinti.serinletmek Refuel to : Yakıt ikmal etmek Refuse to : Reddetmek.iyileşme Rectangle : Dikdörtgen Rectification : Düzeltme.farkına varmak Recommend to : Tavsiye etmek Recommended : Tavsiye edilen.referans olarak verilen işlemler Refill to : Tekrar doldurmak Refine to : Arıtmak.yeniden oluşturmak Region : Bölge.Receptacle Recess Reciprocal Reciprocate to Reciprocatıng motıon Recirculatıon Reckonıng Reclaim to : Elektrik prizi.revizyondan geçirmek Reconnect to : Yeniden bağlamak Record : Kayıt Record to : Kaydetmek Recover to : Geri almak.gereksiz Re-energize.tahsis Rectifier : Alternatif akımı doğru akıma çeviren cihaz Rectify to ( rectified.yansımak Reflectıon : Yansıma Refraın to : Kendini tutmak.rectified) : 1-) Düzeltmek.azalma Redundant : Fazla.edilmiş.

bağlı : İlgi.notlar : Çare.atmak : İlgili.yönetmelik : Kuvvetlendirmek.Regulate to Regulatıon Reınforce to Reınforcement cords Reınsert to Reject to Related Relation Relative Relay Relay to Release to Relevant Reliability Reliable Relief valve kullanılan emniyet valfi Relieve to Relocate to Reluctance Rely on to Remain to Remaining Remarkable Remarks Remedy Remember to Remnat Remote Remote control Removable Removal Remove to : Ayarlamak.göreceli : Röle : Nakletmek.bağlı.azaltmak.boşaltmak : Yeniden yerleştirmek : Manyetik direnç : Güvenmek.çıkarmak : 2-) Gidermek.sistemi fazla basınçtan korumak için : Dindirmek.hafifletmek.geriye atmak : Tekrarlamalı : 1-) Değiştirmek : 2-) Tekrar yerine koymak : 3-) Yerini almak : Değiştirme : Tekrar doldurmak : Cevap Render to Renew to Repaır Repair to Repeat to Repel to Repertitive Replace to Replacement Replenish to Reply .izafi.takviye etmek : Takviye kordları : Tekrar sokmak : Reddetmek.kalıntı : Uzak : Uzaktan kumanda : Sökülebilir : Sökme.itimat etmek : Kalmak.artan : Dikkate değer : Açıklamalar.ilişki : İlişkin.düzenlemek : 1-) Düzenleme.arta kalmak : Arta kalan.yok etmek : 3 -) Atmak.teslim etmek : Yenilemek : Tamir : Tamir etmek : Yeniden yapmak.kurtarmak : İlgili : Güvenirlilik : Güvenilir : Baınç emniyet valvi.uzaklaştırmak : 4-) Boşaltmak : Vermek.çözüm : Hatırlamak : Artık.tekrarlamak : İtmek.ayırma.tanzim : 2-) Kural.göndermek : Serbest bırakmak.geri kalan şey.çıkarma : 1-) Sökmek.

geri alınabilir : Toplama.tekrar yerine getirilebilir : Tekrar ele geçirmek.nefes alma : Cevap vermek.alıkoyan : Yavaşlatmak.alıkoymak.resistans : Dayanıklı.tekrar yerine koymak : Artık. rica etmek : Gerektirmek.gecikmeli : Geri çekmek.şart : Gerekli.ayrışma : Kaynak : (Cümlede ortaya çıktığı) sırasıyla : Solunum.karşı koymak : Direnç.saklamak.karşılık vermek : Rapor : Rapor etmek.geciktirmek : Gecikmiş.kapatmak.göstermek : Ters aksi.kazanılabilir.içeri çekmek : Toplanır.talep : İstemek.meydana gelmek : 2-) Sebep olmak : Tutmak.arka .artık : Dayanmak.istemek : Gerekli.tepki : Sorumluluk : Sorumlu : Eski haline getirmek : Sınırlandırmak : Sınırlama.dirençli : Çözme.tahsis etmek : Depo : Yeniden ayarlamak.içeri çekme : Tekrar ele geçirilebilir.istenen : Gereksinim.tekrar kazanmak veya düzeltmek : Dönüş : Dönmek : Tekrar kullanılabilir : Açığa vurmak.korumak.karşılık vermek : Cevap.bildirmek : 1-) Göstermek.artakalan : Kalıntı.tasvir etmek : 2-) Temsil etmek : Temsilci : İstek.azaltma : Sonuç : 1-) Sonuçlandırmak.Reply to Report Report to Represent to Representative Request Request to Requıre to Required Requırement Requisite Rescue to Research Reserve to Reservoır Reset to Resıdual Resıdue Resist to Resistance Resistant Resolution Resource Respectively Respiration Respond to Response Responsibility Responsible Restore to Restraın to Restrıctıon Result Result ın to Retaın to Retaıner Retard to Retarded Retract to Retractable Retractıon Retrievable Retrieve to Return Return to Reusable Reveal to Reverse : Cevap vermek.elinde bulundurmak : Tutan.toplamak.kısıtlama.zorunlu : Kurtarmak : Araştırma : Ayırmak.direnmek.

dizi : Ovalamak : Latik kauçuk .değiştirmek : Düzeltme.kuvvetli.katı.kaba.kaba : Sallamak.sertlik : 1-) Yuvarlak : 2-) Etrafında : 1-) Yuvarlak yapmak : 2-) Yuvarlamak.döndürmek.makar : İp.yön belirleme : Pürüzlü.döner : Bir eksen üzerinde dönmek : Rotasyon.çevirmeksarmak : Silindir.çıkıntı.revizyon yapmak.devir : Dönmek.olasılık : Perçinlemek : Perçinli.sert : Kabalık.diş : 2-) Uçak yapısını oluşturan yapısal elemanlardan biri : Kuşak ayrılması : Şerit : Ayar.perçinlenmiş : Yol : Sağlam.risen) Risk Rivet to Riveted Road Robust Rock to Roll actıon Roll out Roll to Roller Rope Rotary Rotate to Rotatıon Rough Roughness Round Round off to Route Routinely Row Rub to Rubber : Ters çevirmek : Yeniden incelemek : Düzeltmek.sallanmak : Uçağın sağa sola yatış hareketi : Uçağın inişten sonra pistte koşturması : Yuvarlamak.dik : Kenar.artmak : Risk.tamamlamak(sayı) : Rota.çevirmek : Geri sarmak : Tekrar yazmak :1-) Kuşak.revizyon : Dönme.sarsmak.uçağın ve uçuş kumandalarının son ayarı : 1-) Sağ : 2-) Doğru : Dik açı : Sağ taraf : Sert.yol : Rutin olarak : Sıra.parçalanmış.pürtüklü.halat : Dönen.jant : Kırağı : Halka : Durulamak : Yırtılmış.Reverse to Review to Revise to Revision Revolution Revolve to Rewınd to Rewrite to Rib Rib undercuttıng Ribbon Ringing Right Right angle Right hand side Rigid Rim Rime Ring Rinse to Ripped Ripple Rise to (rose.hasarlı : Hafif dalgalanma : Yükseltmek.

fazla/istenmeyen basıncı kendiliğinden dışarı bırakılan valf Safety to (safetied.gözden çıkarmak Sacrifical corrosion : Yüzeyin kendisinden daha düşük derecede metalle kaplandığı bir korozyondan koruma metodu Safe : Emniyetli.kopma Rush to : Acele etmek.tatmin edici Saturate to : Doyma durumuna getirmek.idare etmek Run to ( ran.said) : Demek.güvenli.sarkmak Salvage to : Yangından kazadan vs kurtarmak Same : Aynı Sample : Örnek.üzerine çıkılarak çalışamları kolaylaştıran iskele Scale : Ölçek.güvenlik Safety belt : Emniyet kemeri Safety clips : Emniyet kelepçeleri Safety collar : Emniyet halkası Safety net : Emniyet ağı Safety precautions : Emniyet tedbirleri Safet strap : Emniyet bantı Safety valve : Emniyet valvi.işlemek.run ) : 1-) Koşmak : 2-) Çalışmak.safetied) : Emniyetlemek Sag to : Bel vermek.doymak Saturation : Doyma Save to : Kurtarmak.engebeli Rule : Kural.Rudder : Uçağın sağa sola yönünü değiştirmöek için kullanulan kuyruktaki uçuş kumanda yüzeyi Rugged : Arızalı.çuval Sacrifice to : Feda etmek.pürüzlü.korumak.çalıştırmak.numune Sand to : Zımparalamak Sandpaper : Zımpara Satellite : Uydu Satısfactory : Yeterli.kaide Rule to : Yönetmek.işletmek Runnıng ( water) : Akan Runway : Pist.söylemek.saklamak Saw : Testere Say to ( said.koşmak Rust : Pas -S- Sack : Torba.bildirmek Scaffolding : İskele.koşuyolu Rupture : Kırılma.ölçü .emin Safetied : Emniyet.

araştırmak : Koltuk. lehimsiz : Kurutmak.temizlemek.sinyal yada dalgayı değiştirmek : Parça.hafifçe yakmak : Aramak.kırpıntı : Parçalamak.spatula.bostik : Contalanmış.yıkamak : Karıştırmak.uzaklaştırma : Emiş pompası : Süpürmek.programlamak : Programlanan.sinyal seviyesini düzenleme : Tarama : Taramak.çevirerek sıkıştırmak : Tornavida : Çizecek.işaretleme aleti : (Ekranda) Görüntü kaydetme : Fırçalayarak temizlemek.oturma yeri : Emniyet kemeri .ek yeri : Kaynaksız .sürterek kazımak.kurutmak : Çentik.döküntü.kepçe : 1-) Osiloskop : 2-) Alan.çentikleme : Ovalamak.alazlamak.sızdırmaz kapak : Contalamak : Dolgu macunu.faaliyet alanı : 3-) Konu : Hafifçe yakmak.kazıyıcı : Çizilmiş.contalı : Contalı kısım : Bağlantı yeri.dağıtmak : Bir bölgeden istenmeyen maddeleri atma.Scaling Scan Scan to Scatter to Scavenge Scavenge pump Scavenge to Schedule to Scheduled Scheduled flight Schematically Scientist Scissors Scoop Scope Scorch to Score Scorıng Scour to Scramble to Scrap Scrap to Scraper Scratched Screen Screen grid Screw Screw in to Screw to Screwdriver Scriber Scroll to Scrub to Scrutinize to Scuff to Sea level Seal Seal cap Seal to Sealant Selaed Sealed area Seam Seamless Sear to Search to Seat Seat belt : Seviyelendirme.programlanmış olan : Tarifeli sefer : Şematik olarak : Bilim adamı : Makas : Spatül.sürtmek : Deniz seviyesi : Conta : Conta kapak.ovmak : İyice incelemek : Sürüyerek aşındırmak.programa koymak.çevirerek sokmak : Vidalamak.çizgi : Çizilme.tarama yapmak : Saçmak.hurdaya çıkarmak : Raspa.sıyrılmış : Ekran : Ekran ızgarası : Vida : Vidalamak.temizlemek : Program yapmak.

bakmak.sımsıkı kapamak.duyarlılık Sensor : Sensör Separate : Ayrı Separate to : Ayırmak Separately : Ayrı ayrı.çökelti See to (saw.emniyet Sediment : Tortu.sought ) : Aramak. depo veya tank içindeki sıvı seviyesinin değişmesi durumunda pilot panelindeki indikatöre sinyal gönderen ve tanktaki sıvı miktarını gösteren bir ölçü aleti Sense : Duyu.seçme Selector : Selektör.duyum Sense to : Hissetmek.bağlamak Secured : Emniyetli.gibi görünmek Seep to : Sızmak.emniyetleniş Security : Güvenlik.sent) : Yollamak.önemli Serrate to : Tırtıllamak .kavramak : 2-) Sıkılık.araştırmak Seem to : Görünmek….anlamak Seek to ( sought.seen) : Görmek.yardımcı Sectıon : Bölüm Sector : Sektör Secure to : Emniyetlemek.seçici Self-adhesive : Kendinden yapışan Self-contained : Bağımsız.sıra Series circuit : Seri devre Series connectıon : Seri bağlantı Serious : Ciddi.seçip ayırmak Selected : Seçilmiş Selection : Seçim.yerleşmek : 1-) Saniye : 2-) İkinci Secondary : İkincil.ikinci derecede.duyarlı Sensitivity : Hassasiyet.bölüm Seize to : 1-) Yakalamak.göndermek Sender : Verici.ardışık Serial number : Seri numarası Series : Seri.müstakil Self-explanatory : Kendinden açıklayıcı Semi: Yarı.sıcaklık yada yağsızlıktan dolayı yapışmak Seizure : Tutma.kazıklama Select to : Seçmek.dilim.dizi.dizi Sequential : Seri oluşturan.sezmek Sensible : Fark edilir.süzülmek.hissedilir Sensitive : Hassas.ayrı olarak Separatıon : Ayrılma Squence : Sıra.sızdırmak Seepage : Sızıntı Segment : Parça.Seat to Second : Yerleştirmek.kısmen Semi conductor : Yarı iletken Send to ( sent.

süzülmek : 3-) Halletmek.cıvata sapı : Şekil. karaltı : Şaft .yardımcı : Kumanda yüzeyinin firar kenarına tutturulmuş ayarlanabilir tab : Ayarlamak : 1-) Başlamak.doldurma : Servo.katışıksız : 2-) Dik.neden olmak : 2-) Monte etmek.yerleştirmek.çözmek.makaslamak : Büyük makas : Kılıf.ciddi.bağlantı demiri : Ton ( renk ) : Gölge .kazımak : 2-) Soymak.bakımını yapmak.çalkalamak : Cıvata gövdesi. mil : Silkmek.sarp : 3-) Hafif ve şeffaf : Rotadan sapmak.set etmek : 2-) Saptamak.bir karara bağlamak : Kesmek.shaken) Shank Shape Shape to Share to Sharp Sharpen to Sharpness Shatter to Shave to Shear pin Emniyet pimi Shear to Shears Sheath Sheer Sheer to Sheet : Girintili.mahfaza : 1-) Saf.yüzmek.işleyecek hale koymak : Kullanılabilir.biçim : Şekil vermek : Paylaşmak.rendelemk : ( Gerektiğinde kopararak kasarın yayılmasını önlemek) : Kesmek. çok : Şiddetli.çalışabilir : İkmal.çıkıntılı.kurmak : 1-) Kurmak.üretici firma tarafından yayınlanan bilgi : Bakmak.kesici araçların kabı.silkip atmak : Sallamak.yardım etmek : Servis bülteni.levha .keskinleştirmek.sivriltmek : Keskinlik : Kırmak.yolundan ayrılmak : 1-) Saç.konumuna/pozisyonuna getirmek : Ayar : Ayar nabı.katı : Kelepçe.belirlemek : 3-) ….parçalamak : 1-) Traş etmek.kesilmek : Birçok .set) Setting Setting knob Setle to Sever to Several Severe Shackle Shade Shadow Shaft Shake out to Shake to ( shook.Serrated Serrated plate Serve to Service bulletin Service to Serviceable Servicing Servo Servo tab Set(for) to Set up to Set to (set.ortaklaşa kullanmak : Keskin.tırtıklı : Kurt dişli : 1-) Hizmet vermek : 2-) Yardımcı olmak.sabit bir hale getirmek : 2-) Çökmek.ayar düğmesi : 1-) Yerleşmek.sert.sivri : Bilemek.

şönt yapmak.büzülmek Shrinkproof : Çekmez.kağıt yaprağı : Metal levha.durma Shutoff : Kesme.yüklemek Shipment : Yükleme.Sheet metal Shelf Shell Shield Shielded cable Shift Shift to Shim Shimmy titreşim Shine to (shone.shown) : Görünmek.küçülmez Shunt circuit : Paralel devre Shunt to : Paralel bağlamak.titreme.kapanma.parlatmak Shıp to : Gemi ile taşımak.A 340 gibi uçaklarda) pilotun yan tarafında bulunan (pitch ve roll) kumanda kolu.iniş takımı amortisör dikmesi Shock strut : Dikme Shop : Atölye Shore (up) to : Desteklemek Short : Kısa Short circuit : Kısa devre Short wave : Kısa dalga.durmak Shut off to : Kesmek.shut) : Kapanmak.joystick Side tone : Yan ses.ara/ayar sacı : Esneme.değiştirme : 2-) Vardiya.uçağın dönerken aşağı ve içeri doğru kayması Side stick : (A 320.siper : Şildli kablo : 1-) Değişme.şanjan efekti Shotpeening : Püskürtmeli sertleştirme Shoulder : Omuz.azaltmak Shot effect : Yanardöner görünüm.shone) : Parlamak.çift yollu valf Side : Kenar.sesin aksetmesi Sidewalk : Kaldırım : 2-) Tabaka.meydana çıkmak.posta : Değiştirmek : Şim.shrunk) : Küçülmek.destek Shovel : Kürek.yerini değiştirmek Shut down to : Durdurmak.durdurmak.kepçe Show up to : Gözükmek.göstermek Shrink to ( shrank.kapatmak Shutdown : Kapalı.ortaya çıkmak Show to (showed.sac : Raf.ışık kesici panjur Shuttle : Mekik Shuttle bus : İki nokta arasında sefer yapan otobüs Shuttle valve : Mekik valf.yüklenen eşya.kapatmak Shut to( shut.uçak tekerleğinde meydana gelen ani ve sert .kargo Shock absorber : Amortisör.kapama Shut off valve : Kesme kapama valfi Shutter : Obtüratör.çekmek.rak : Kabuk : Kalkan koruyucu şey.60 metreden kısa olan radyo dalgaları Shortage : Eksiklik Shorten to : Kısaltmak.yan taraf Side slip : Yana kayma.

mevki.sunk) Sinter to Site Situation Size Sizeable.elekten geçirmek.sessizleştirmek : Susturucu.ağır ağır inmek.dalmak : Katılaşmak.gürültüsüz : Silis.kroki : Kaymadan dolayı aşınma : Yana kaymak.görüş : Sıvı seviye veya miktarını gösteren şeffaf gösterge : Deponun dışına yerleştirilmiş sıvı seviye göstergesi : Belirti .ayıklamak : Görme.sadelik : Basitleştirmek.durum.çünkü : 2-) –den beri : Hafifçe yakmak.gürültüyü önlemeye.den dolayı.mahal : Konum.uçlarını yakmak : Tek : Tek uçlu : Tek motorlu uçak : Lavabo : Batmak.ses çıkarmama : Susturmak.ebat.çakmaktaşı.kuvars gibi silisyumun oksijenli : Gümüş : Gümüş kaplama : Benzer : Basit.dışarı doğru kaymak : Beceri.Sidewall Sift to Sight Sight gage Sight glass Sign Sign to Signal Signature Significance Significant Silence Silence to Silencer Silent Silica bilişimlerine verilen ad Silver Silver plated Similar Simple Simplicity Simplify to Simply Simulate to Simultaneously Since Singe to Single Single ended Single engined aircaft Sink Sink to (sank.hal : Boyut.kolay : Basitlik.sadeleştirmek : Sadece : Taklit etmek : Aynı anda : 1-)….azaltmaya yarayan alet : Sessiz.yetenek : Vasıflı.cilt : 2-) Uçağın dış kaplaması : Derinin kuruması : Yüzey sürtünmesi .usta : 1-) Deri.emare : İmzalamak : Sinyal : İmza : Önem : Önemli : Sessizlik. işaret.kolaylaştırmak.sizable Sketch Skid burn Skid to Skill Skilled Skin Skin deyhdration Skin friction : 1-) Yan duvar : 2-) Latik yanağı : Elemek. Olduğundan.katılaştırmak : Yer.ölçü : Oldukça büyük : Taslak.kum.

boylamasına kesmek : Eğim.eğim evrdirmek : Yarık.ufak : Parçalamak.Skin distance noktaya olan uzaklığı Skip to Skirt Sky Skywave yansıyan kısmı Sky-bridge Slack Slacken to Slam acceleration olmayan motor çalıştırılması Slant Slant to Slantwise Slash Slat Slave Slave station Sledge hammer Sleek Sleeve Slice Slice to Slide Slide to Sliding Slight Slightly Slim Sling kaldırma bağlantısı/bağı Slip to Slippery Slit to Slope Slope angle Slope to Slot Slow Slow down to Sludge Sluggish Slush Small Smash to Smear to Smell to : Atlama mesafesi.delik.hava.koklamak .vericinin yansıyan dalganın yere ilk ulaştığı : Atlamak.kirli yağ birikimi : Ağır.iyonosfer dalgası.eğim : Yana yatmak.tortu.kırmak : Sürmek.hızını düşürmek : Yapışkan yada sulu çamur.önemsiz : 1-) Az : 2-) Yavaşça : İnce.kayış.kaydırak : Kaymak.serbest bırakmak : Güç kontrol kolunun çok hızlı olarak iler itildiği uygun : Meyil.kayılan yer.yavaşlatmak.parça : Dilimlemek.bir şeyden başka biryere geçmek : Kenar : Gökyüzü.kaydırmak : Kaygan : Uzunluğuna kesmek.kaydırmak : Kayan. kesik : 2-) (/) işareti : Uçağın hücüm kenarındaki hareketli kumanda yüzeyi : Bağımlı birim : Bağımlı istasyon : Balyoz : Parlak : Kovan : Dilim.eğilmek : Meyilli olarak : 1-) Uzun .ağır hareket eden : Gevşetmek.gök : Gökdalgası. hareketsiz : Sulu.radyo dalgasının iyonosferden : Terminalde yolcu körüğünün hareket eden kısmı : Gevşek.yiv : Yavaş : Yavaşlamak.sıçramak.doğramak : Kayma.sürme : Az.zayıf : Motor takılırken yada sökülürken desteklemek için kullanılan : Kaymak.ağır hareket eden.sıvamak : Kokmak.açı : Eğim açısı : Meyilli olmak.çamur : Küçük.

kırmak Sniff to : Koklamak Snow : Kar Snub : Birden durma Snug : Kuytu.birkaç Somehow : Her nasılsa Sometımes : Bazen.ses çıkarmak Source : Kaynak .takılmak Snap : Çıt sesi Snap to : Kopmak.kötü havaya karşı korunmalı Snug to : Kapalı yere sığınmak Soak to : Islatmak Soap : Sabun Soar to : Süzülmek.birazdan Sort : Çeşit.deniz radarı.çözülebilir.içinde hava sirkülasyonu olmayan Smother to : Dumana veya toza boğmak.eriyik.sınıflamak Sound : Ses Sound waves : Ses dalgaları Sound to : Ötmek.saklamak Smoulder to : İçin için yanmak.tür Sort to : Tasnif etmek.kirlenmek Solar : Güneş (ile ilgili ) Solder : Lehim Solder to : Lehimlemek Soldering : Lehimleme Solenoid : Solenoit.solidified) : Katılaştırmak.eriyen Solutıon : Solüsyon.sağlamlaştırmak Soluble : Çözünür.bastırmak.sarmal bobin Solid : Katı Solid state : Yarı iletken Solidify to (solidified.Smoke : Duman Smoke detector : Dumanı hissederek ikaz veren cihaz Smooth : Düzgün.arasıra Sonar : Sonar.alevsiz yanmak Snag : Engel.düzlemek Smoothing : Düzletme Smother type : Kapatılmış.deniz içinde ses veren şeylerin yerini ortaya çıkarmaya yarayan aygıt Sonic : Sesle ilgili Soon : Yakında.mayi Solve to : Çözmek Solvent contaıner : Solvent kabı Some : Bazı.soket Soft : Yumuşak Soften to : Yumuşatmak Soil : Toprak Soil to : Kirletmek.mani Snag to : Yakalamak.pürüzsüz Smooth to : Düzeltmek.motoru çalıştırmadan uçmak Socket : Priz.

boşluk : Ara vermek.dökülen Spin to : Dönmek Spindle : Mil.çeşit Specific : 1-) Kesin.spent) : Harcamak.specified): Açıkça belirtmek.uçağın hızını kesmek için kullanılan kanatların üstündeki kumanda yüzeyi Speed of light : Işık hızı Speed of sound : Ses hızı Speedy : Hızlı.sarf etmek Sphere : Küre Spherical : Küresel.açık.tedbirli şekilde Spark : Kıvılcım Spark plug : Buji Spatula : İspatula.yuvarlak Spill to : Dökülmek Spillage : Dökülme.pul pul dökülme : 1-) Mesafe .split) : Ayırmak.özellik Speclifications : Şartname Specified : Verilen.numune Spectrum : Tayf Speed : Hız Speed brake : Hız freni.eksen Splash to : Sıçramak Splice : İki ucu birbirine ekleme Spline : Şaft çıkıntısı . karış : 2-) Kanat uçları arasındaki mesafe Spanner : Somun anahtarı. kama Spline shaft : Yivli mil Split : Bölünmüş.çabuk Spend to (spent.zarar vermek .ara halkası : Kabarıp dökülme.ayrılmış Split duct : Ayırıcı dak Split to(split.spatül Speak to ( spoke spoken ) : Konuşmak.söylemek Speaker : Hoperlör Special : Özel Species : Tür.bölmek Spoil to : Bozmak.tüketmek.kendine özgü Specific gravity : Özgül ağırlık Specification : Belirtme.South Space Space to Spacer Spalling Span : Güney : Uzay.nitelendirmek Specimen : Örnek.aralık bırakmak : Ara levhası.ayrıntılarıyla tanımlama.belirtilen Specify to(specified.iki ağızlı anahtar Spanwise : Kanadın bir ucundan diğer ucuna Spar : Uçak kanadının ana yapısal elemanı Spare : Yedek Spare part : Yedek parça Sparıngly : Tutumlu olarak.belli : 2-) Özel.

sıkıştırmak Squelch circiut : Sinyal alınana kadar ses çıkışını bırakmayan haberleşme alıcısı devresi Squelch to : Susturmak.leke Spotlight : Projektör.bölge.sağanak Square : Kare Square root : Karekök Squash to : Ezmek.boya Stain to : Kirletmek.kademe Stagger : Kanat.akmaz Stagnation : Durgunluk Stagnation point : Kanat hücüm kenarı üzerinde hava akışının ( yüzeyin üstüne ve altına ) ayrıldığı nokta Stagnatıon temperature : Hava akışının yüzeye sürtünmesinden kaynaklanan sıcaklık Stain : Leke.dengelenmek Stable : Sabit.spread) : Yaymak Sperading : Yayılma Spring : Yay Sprıng tension : Yay gerilimi Spring loaded : Yay yüklü Sprinkle loaded : Serpmek.aşama.mahal : 2-) Benek.dekalaj Stagnant : Durgun.stood) : Durmak Standart : Standart.sabitlik Stabilize to : Sabit hale getirmek(gelmek) dengelemek.destek Spurious : Sahte.yumak Spot : 1-) Yer.yanlış Squall : Bora.pul Stamp to : Damgalamak.küme Stack to : Yığmak.bastırmak Stability : Durağanlık.kademelenmesi.Spoiler : Spoyler.sıkıştırmak Squawk : İnce ses Squeeze to : Sıkmak.belli bir tip Standardize to : Standartlaştırmak .lekesiz Stainless steel : Paslanmaz çelik Stair : Merdiven Stall : Uçağın havada tutunabilme yeteneğini kaybetmesi Stamp : Damga.mühür.sıkmak. kadro Stage : Safha.püskürtmek Spur : Payanda.mühürlemek Stand : Park yeri Stand to ( stood.lekelemek Stainless : Paslanmaz.kümelemek Staff : Personel .nokta.far Spray to : Püskürtmek Spread to ( spread.istikrarlı.kanatların üzerindeki hava akışını dağıtarak / bozarak kaldırma kuvvetini azaltan kumanda yüzeyi Sponge : Sünger Spool : Bobin.dengeli Stack : Yığın .

sabit.starter State : Durum State to : Belirtmek Statement : İfade beyan Static : Statik.istim Steel : Çelik Steep : Dik.yönlendirmek Steering : Yönlendirme .durağan Static grounding : Topraklama Statıc port : ( Aırspeed indikatörü.katılaştırıcı.yapıştırmak Sticky : Yapışkan Stiff : Sert.Standby : Yedek. dümen Stem : Gövde .elektrik motorunun hareketsiz kısmı Status : Durum Stay to : Kalmak Steady : Sabit.hazırda bekleyen Standing waves : Karşıt yönde hareket eden aynı frekanstaki iki dalganın sonucu olarak bir anten veya transmisyon hattında oluşan hareketsiz dalgalar Starboard side : Uçağın sağ tarafı Starch : Sertlik.başlamak Starter : Motoru çalıştırmak için ilk dönüş hareketini veren komponent.katı.havalimanı : 2-) Mevki.hareket etmeyen Statistics : İstatik Stator : Stator.dönmeyen kısım.sakin Still-air : Durgun hava .uçağın dış kaplamasına takviye amacıyla tutturulan yapısal eleman Stifle to : Boğmak.rota vermek.stuck) : Yapışmak.değişmez Steam : Buhar.basamak Step-down autotransformer : Gelen elektrik voltajını belli bir aralıkta düşürerek elektriki beslenmeyi sağlayan transformatör Stepladder : Portatif merdiven Stick : Sopa.sap Stencil : Şablon.bastırmak.söndürmek Still : Hareketsiz. uçağa yerde yön verme.hareketsiz.kalıp Step : Adım.çubuk Stick to (stuck.koymak Stationary : Yerinde duran.başlatmak.bükülmez Stiffener : Sertleştirici.sarp Steer to : Dümenle idare etmek.altimetre ve vertical speed indikatörünü çalıştırmak için ) statik hava basıncının elde edildiği uçak gövdesindeki girişler Station : 1-) İstasyon.çalışma Start lever : Motorun ilk çalışmasında yakıt akışı ve ateşlemeyi başlatan kol Start up to : Yerde uçak motorunun çalıştırılması Start to : Çalıştırmak.katılık Start : Harekete geçme.yer : 3-) Uçağın yapısal olarak bölümlere ayrılmasını kolaylaştıran numaralandırma tarzı Station to : Yerleştirmek.durgun.

çubuk : Parazit. ısıtıcı : Yuvasını yerleştirmek.altında .toplu : Düz.vuruş : Kuvvetli.harekete geçirmek.yabancı : Kayış.teşvik etmek.depolama : 2-) Bilgi saklama kısmı.şiddetli : Kiriş.toplamak : Kapalı.katı.bellek.mevcut mal : Ateşe kömür atmak : Short Take-off and Landıng : Taş : Durmak.şerit. akımsal Strength Stress Stretch Strict Strıke to (struck.vida.filtre : Garip .gerginlik.başlıksız cıvata : Kuvvetli.hava akımına : Güç.struck) String Stringent Stringer Strip Strip to Stripe Strobe light Stroke Stronge Structural Structure Strut Stud Sturdy Stylus Sub : Uyarmak.güçlü : Soba .kuvvet : Baskı.şerit.doğru.dizgi : Hızla tekrarlanan elektronik flaş : Darbe.vurmak : Bağ.vurgu.bir yerde tutmak : Fırtına : Sağlam.dayanıklı : Sivri uçlu yazma ve işaretleme aleti : 1-) Alt.durdurmak : 1-) Saklama.direkt : Doğrultamk.dik duruma getirmek : Gerginlik.stres : Germek.çubuk : Akım.gerilim : Germek.uçak yapısında kullanılan bir yapısal eleman : Şerit.zorlamak : Süzgeç.dizi : Çıkarmak.Stimulate to Stir to Stich Stock Stoke to STOL Stone Stop to Storage Store to Storm Stout Stove Stow to Stowed Straıght Straighten to Strain Strain to Strainer Strange Strap Straw Stray Streak Stream Streamlined uyumlu yapı.değişmez : Çarpmak.sıkı.ilmik : Stok. depolamak.düzeltmek.çizgi.cızırtı : Yol.mahrum etmek : Çubuk.bant : Kamış.tel : Sert.hafıza : Saklamak .arttırmak : Karıştırmak : Dikiş. tuhaf.akış : Hava veya suya minimum direnç gösteren şekil.uzatmak : Sert.sağlam : Yapısal : Yapı : Dikme : Saplama.

dayanıklı : Yerine koymak : Yer değiştirme : İkincil (yan) iş : Çıkarmak : 1-) Başarmak : 2-) İzlemek.yerine geçme : Ardı ardına gelen.sonraki : Yardımcı .to Submerge to Submit to Subsequent Subsidiary Subsonıc Substance Substantial Substitute for to Substitution Subtask Subtract to Succeed to Successful Successfully Succession Successive Such Such as Suction Suction line Sudden Suddenly Suffice to Sufficient Suffocate to Suggest to Suggestion Suıt to Suıtable Sum Summary Summit Sump Sun Sun gear Sunrıse Sunset Super hıgh frequency(shf) Supercharge to Superficial Superimpose to Superior Supersede to Supersonıc Supersonıc speed : 2-) İkincil.uymak.Subdivide to Subject Subject to.tıkamak : Önermek : Öneri.güneşin batması : 300-30.cisim : Katı.tavsiye : Uymak.kafi gelmek : Yeterli : Boğmak.üzerine koymak : Üstün.yan : Bir kez daha bölmek : Konu : Maruz kalmak : Batmak.üst : Yerine geçmek : Sesten hızla : Mach 1.arkasından gelmek : Başarılı : Başarıyla : Yerini alma.kısa : Zirve.birdenbire : Aniden : Yetmek.doruk : Hazne : Güneş : Sistemde diğer dişlilerin etrafında döndüğü merkez dişli : Gündoğumu. ardıl : Öyle : Örneğin…gibi : Emme : Emiş hattı : Ani.000 MHz arası frekans : Aşırı beslemek : Yüzeysel : Üst üste koymak.birbirini izleyen .daha yüksek.itaat etmek : Sonra gelen.2-Mach 5.güneşin doğması : Günbatımı. ek : Ses hızından daha az hızla giden : Madde.su altında kalmak : Razı olmak.0 arası .uygun olmak : Uygun : Toplam : Özet.

çevredeki Survive to : Hayatta kalmak.tahmin Suppress to : Bastırmak.asılma Sustain to : 1-) Maruz kalmak : 2-) Tutmak.kuşatmak.tamamlayan : 1-) Temin sağlama.cihazın aynı anda/ noktada çalışması Synchronize to : Senkronize etmek.destek olmak Swage to : Birbirine bastırmak.ertelemek : 2-) Asmak Suspension : Süspansiyon.asma.yaşamayı sürdürmek Suspect to : Şüphelenmek.swept) : Süpürmek Swift : Çabuk.çevirmek Surrounding : Etrafındaki . kesin.birden fazla sinyalin.hızlı Swing : Sallama.teftiş etmek : Denetleme : Denetçi.gözlemci.sindirmek.beslemek Support : Destek Support equıpment : Destek teçhizato Support tube clamps : Destek tübü kelepçeleri Support to : Desteklemek Suppose to : Farz etmek.birlikte hareket etmek ve işlemek .kalıba basmak.aynı zamanda meydana gelmek.sembol Symmetric : Simetrik Symptom : Belirli Synchronization : Eş zamanlılık.supplied) : Sağlamak.kuşkulanmak Suspend to : 1-) Geçici olarak durdurmak.vermek.önlemek Sure : Emin .sanmak Supposition : Varsayım.eklemek : Bütüleyici.sallanış Switch guard : Anahtar koruyucu Switching : Bir durumdan başka bir duruma geçiş Swivel to : Mil etrafında dönmek Symbol : Simge.mutlak Surface : Yüzey Surge : Dalga.besleme : 2-) Kaynak Supply to ( supplied.şef : İlave.değiştirmek Sweep : Elektron ışının crt’de yatay sapması Sweep to (swept.baskılamak Swallow to : Yutmak.ek : İlave etmek.düşmesine engel olmak.artan Surround to : Etrafını sarmak.tokuş Swap to : Değiş tokuş etmek.Supervıse to Supervısıon Supervısıor Supplement Supplement to Supplementary Supply : Denetlemek.çalkalanma Surplus : Fazlalık.emmek Swap : Değiş.

zamk.işaretlenmiş Tail : Kuyruk Tail cone : Kuyruk konisi Take care to : Dikkat etmek Take into account to : Hesaba katmak Take off : (uçak) havalanma .koniklik Tapered : Konik Target : Hedef.-TTab : Uçağın ana kumanda yüzeylerinin firara kenarlarına tutturulmuş yardımcı uçuş kumanda yüzeyi Table : Tablo. manyetik bir bant üzerine sesleri saptayan aygıt Tape to : 1-) Bantlamak.cetvel haline koyma Tachometer : Takometre.taken) : Almak Talk to : Konuşmak Tall : Uzun .gaye Task : İş.gergin Tax : Vergi Taxi : Taksi.vazife Taste : Tad Taut : Sıkı.şeritlemek : 2-) Banda almak.vernik) Yapışkan Tag : Etiket. depo Tap : 1-) Musluk : 2-) Hafif.uçağın alandaki yollarda hareketli Teach to ( taught. kalkış Take off to : 1-) Havalanmak(uçak) : 2-) Çıkarmak(giysi) Take out to : Çıkarmak.teg Tagged : Etiketlenmiş.görev.çizelge Table of contentes : İçindekiler Tabulation : Çizelgeleme.takım : 2-) Tutma.çivi ile iliştirmek Tackle : 1-) Palanga.hesap tutmak Tandem : Birbiri ardında. yüksel Tally to : Sayım yapmak.amaç.vuruş Tap to : Hafifçe vurmak Tape : Bant.sökmek Take over to : Devralmak Take place to : Olmak.taught ) : Öğretmek Team : Takım .şerit Tape recorder : Teyp .uca doğru incelme.zaptetme Tacky : (tutkal.meydana gelmek Take to ( took.birbiri arkasına dizilmiş Tangle to : Dolaştırmak.karıştırmak Tank : Tank .motorun devir sayısını ölçen alet Tack to : İliştirmek.kaydetmek Taper : Gittikçe incelme.

Tear down to Tear to ( tore.teknikle ilgili : Uçağa yapılan teknik yardım : Teknisyen : Teknoloji : T şeklindeki bağlantı : Bildirmek.buz) Eritmek.son : Bitirmek. ısıyla ilgili : Kalın.e rağmen .çözmek : Sonra : Orada.dığı halde : Döndürmek.kavram : Bağlantı.told ) Temper Temper to Temperature Temperature indicator Temperature sensor Template Temporarily Temporary Tend t oto Tendency Tender Tense Tensile strenght Tension Tent Tentaive Tepid Term Terminal Terminate to Termination Terrain Test pattern Test to Testıfy to T-handle Thaw to Then There Thereby Therefore Thermal Thıck Thıckness Thin Third occupant Thorough Thoroughly Thogh Thread to Three phase Threshold : Yıkmak : Yırtmak. eksiksiz : Tamemen : .tente : Deneme niteliğinde.hassas : Gergin.çevirmek : Üç fazlı sistem.koyu .son vermek : Bitirme.denemelik : Ilık : Terim.gerili : Gerilme direnci : Gerilme.uç.meyil : Yumuşak. .söylemek : Bir maddenin sertlik derecesi : Çeliğe su vermek.teyid etmek : T şeklinde kol : (kar.oraya : Onunla.arazi : Test şekli.torn ) Technical Technical handling Technician Technology Tee fitting Tell to ( told.iniş öncesi kısmı .paterni : Denemek. bu yüzden : Sıcaklığına ait .teste tabi tutmak : Doğrulamak.son : Yer.trifaz : Pistin yaklaşma ucu.germe. yoğun : Kalınlık : İnce : Müşahit : Tam .tav vermek : Sıcaklık : Sıcaklık göstergesi : Sıcaklık sensörü : Kalıp : Geçici olarak : Geçici : Meyilli olmak : Eğilim.gerilim : Çadır.sertleştirmek.gevşek. o münasebetle : Bu nedenle .yırtılmak : Teknik.

gökgürültülü.fırtına.tamircilik yapmak : Küçücük.nüans : Maşa.ad : 2-) Unvan : Birlikte.eğilmek : Zaman : Tarife : Zamanlama : Kabaca tamir etmek.sıkıştırmak : Eğim.müsaade edilen hata veya fark derecesi : Tolerans göstermek : Ton. -e kadar.süresince : Boyunca.thrown) Thrown tread Thru Thrust Thunder Thunderbolt Thundersquall Thunderstorm Thus Ticket Tie to Tight Tighten to Tilt Tilt to Time Timetable Timing Tinker to Tiny Tip Tip to Tire sidewall Tire tyre Tirebead seat Tissue Title Together Tolarance Tolerate to Tone Tongs Too Too much Tool Tool box Tooth Top Top off to Top up to .beraber : Tolerans. -e kadar.bir taraftan diğer tarafa : İtme kuvveti : Gök gürültüsü : Yıldırım : Fırtına.oraj : Böylece.tepe : (tamamen) Doldurmak : (tamamen) Doldurmak Throughout Throw to(threw.çok : de.kağıt mendil : 1-) Başlık.böylelikle : Bilet : Bağlamak : Sıkı.şiddetli sağnak : Gökgürültülü.da : Aşırı.burun : 1-) Hafifçe vurmak : 2-) Eğmek.çok fazla : Alet.yana yatırmak : Lastik yan yüzeyi : Lastik : Damağın canta oturma yüzeyi : Doku.kıskaç : 1-) Fazla.kumaş.minik : Uç.her tarafında : Atmak.-den geçerek : 2-) Yoluyla : 3-) …den.takım : Takım çantası : Diş : En üst.gergin : Sıkmak.meyil : Eğmek.bir taraftan diğer tarafa : 4-) Boyunca.fırlatmak : Dişi atmış lastik : …den.Throttle valf Thyrough : Motora sağlanacak yakıt-hava karışımının miktarını belirleyen : 1-) İçinden.

Torch : El feneri Tornado : Hortum.bütün Total to : Toplamak Totalizer : Tüm yakıt tanklarındaki toplam yakıt miktarını gösteren yakıt miktar göstergesi Touch : Dokunma Touch and go : Uçağı tamamen durdurmadan yeniden kalkış yapma Touch to : Değmek.aktarmak Transform to : Biçimini değiştirmek.dönüştürmek Transformatıon : Dönüşüm Transient : Geçici.elektrik enerjisini mekanik harekete çeviren elektriki cihaz Transfer : Geçirme.bükme Torque to : Torklamak.tarafına doğru Towel dıspolas contaıner : Çöp kutusu Tower : Kule Towing eye : Uçağı hareket ettirmek için tow barın tutturuldğu bağlandığı uçak yapısındaki halka veya kanca Toxic : Zehirli Trace : Kalıntı.sıkıştırmak Torsıon : Burulma Tortuous : Eğri.nakletmek.izleme Tractıon : Çekme.peşi sıra çekip götürmek Trailing edge : Firar kenarı Train to : Eğitmek.yetiştirmek Training : Eğitim Trajectory : 1-) Eğri : 2-) Yörünge Tranquıl : Sakin.kasırga Torque : Tork.büğrü.sürekli olmayan Transition : Geçiş Transitory : Geçici .durgun Transactıon : Muamele.dolambaçlı Total : Toplam.işlem Transceiver : Alıcı verici haberleşme cihazı Transcribe to : Kopya etmek.dokunmak Touchdown : İnişte tekerleklerin piste ilk değişi Tough : Sert Tow bar : Uçağı çeken.tüm.çekiş gücü Traffic pattern : Uçakların havalanına yaklaşırken veya ayrılırken izlemeleri gereken belirlenmiş uçuş yolu Trail to : Sürüklemek.towards : -e doğru.iz Track : İz.yol Track to : İzlemek Tracking : Takip.iten traktörle uçak arasındaki bağlantıyı sağlayan alet.çeki demiri Tow to : Uçağı çekmek Toward .çekilme.taşınma Transfer to : Taşımak.banda kaydetmek Transducer : Mekanik hareketi elektrik enerjisine.

çok büyük Trench : Çukur.arıza Trouble shooting : Arıza bulma Truck : 1-) Kamyon : 2-) Dikme True : Doğru.trim vermek Trip to : 1-) Açmak.çalkantılı hava Turbulent : Çalkantılı.müdahale etmek : 2-) Tedavi etmek.uğraşmak.engel olmak Travel range : Hareket alanı Travel to : 1-) Hareket etmek.tercüme Translucent : Yarı şeffaf.başlatmak Trim : Ayar Trim to : (İnce) ayar yapmak.üçlü Trouble : Problem.davranış : Tedavi .çalışmak Tuck to : Sokmak.serbest bırakmak : 2-) Sendelemek.yayıcı Transparent : Saydam. bakım Treble control : Tizlik ayarı Tremble : Titreme Tremble to : Titremek Tremendous : Kocaman.akıtmak Trigger to : Tetiklemek.nakletmek Transverse : Enine Trap to : Yakalamak.tıkmak Tune to : Ayarlamak Turbulance : Türbülans.nakletme Transmit to : Vermek.üç misli.iletmek(frekans) göndermek Transmitter : Verici.belli bir alanda gidip gelmek : 2-) Yolculuk yapmak Tread : Kaplanan kısım.şeffaf Transponder : Yerdeki radar sistemi tarafından sorgulandığında kodlanmış belli bir sinyalili gönderen (alıcı-verici) cihaz Transport to : Taşımak.ucunu kesmek Trunk : Gövde Trust to : Güvenmek Truth : Gerçek Try to (tried.neden olmak.lastiğin diş ve oluklardan oluşan dış kısmı Tread flaking : Kaplanan kısmın pul pul dökülmesi Treat to : 1-) Muamele etmek.takılmak Triple : Üç katı.oyuk Trend : Yön.gerçek Truncate to : Tepesini.yarı saydam Transmission : İletme.tried) : Denemek.eğilim Trestle : Sehpa Triangle : Üçgen Trickle to : Damla damla akmak.Translate to : Çevirmek.bakmak Treatment : Muamele.fırtına .tercüme etmek Translation : Çeviri.

konforsuz Uncontrolled : Kontrol dışı.kavramak Undertake to : Üzerine almak.en son : 2-) En büyük.çekmek.çeşit : (uçak) Tip kursu : 1-) Daktiloda yazmak : 2-) Belirli bir kategoriye ayırmak : Tipik : Lastik -UUltimate : 1-) Son.döndürmek : Tip.kontrolsüz Uncover to : Kapağını veya örtüsünü açmak Undefined : Tanımsız.-mez gücü yetmez Unanımous : Uyuşmuş olan.onaysız Unbalanced : Dengesiz Unbiased : Tarafsız.understood ) : Anlamak.Turn ( into) to.üstlenmek .altına Undercarriage : İniş takımı Undergo to : -e uğramak.to Turn off to Turn on to Turn on to Turnbuckle alet Twıce Twist to Type Type ratıng course Type to Typical Tyre : -e dönüşmek : Kapamak : Açmak : Çevirmek.altında Underside : Alt taraf Underspeed : Düşük hız.belirsiz Uncomfortable : Rahatsız.vurgulamak Underneath : Altına. sonuçta Ultrasonıc : Yüksek frekanslı( ses.bağlaşık Unauthorized : Yetkisiz.kabro gerilimini ayarlamak için kullanılan : İki kez : Çevirmek.gevşetmek Unbolt to : 1-) Civatasını sökmek : 2-) Sürgüsünü açmak.tanımlanmamış Under : Altında.dönmek : Germe donanımı.yansız Unbind to : Çözmek.gerekenin altında hız Understand to ( understood.en yüksek Ultimately : En sonunda .kategori.döndürmek.geçirmek Underground : 1-) Yer altı.titreşim) Unable : Yapamaz.kilidini açmak Unburden to : Yükten kurtarmak Uncertain : Kesin olmayan.toprak altı : 2-) Metro Underline to : Altını çizmek.

yeni : Olağan dışı : İstenmeyen : (sarılmış bir şeyi) Çözmek.istemeden : Bağlantı elemanı. stabil olmayan : Desteksiz : -e kadar : Kullanılamaz : Kullanılmamış.eşit olmayan : Aynı : Kasıtsız.zamana uygun.üzerinde : Üst : Üst taraf : Dik : Baş aşağı ters : Üst kat : Sistem girişi : Güncel.sargıyı açmak : Emniyetsiz.genel : Bilinmeyen : Açılmak.açmak : -e kadar : Güncelleştirmek.modern .rekor : Tek.birim : Evrensel.tehlikeli : Vidayı sökmek.sertbest kalmak : -medikçe : Yük boşaltmak : Kilidini açmak.kilitten kurtarmak : Kilitsiz : Gereksiz : Ayırmak.fişi prizden çekmek : Basınçsız : Güvenilmezlik : Güvenilmez : Açmak.gevşetmek : Hizmet dışı.değişen .kullanılmayan : Koruyucusuz.korumasız.muhafazasız : Dengesiz.birtane eşsiz : Ünite.çok fazla : Eşit olmayan : Düzgün olmayan.Undertread interface Undervoltage Underwater Underwater locator Beacon Undrainable fuel Underinable oil Undue Unequal Uneven Uniform Unıntentional Union Unique Unıt Universal Unknown Unlatch to Unless Unload to Unlock to Unlocked Unnecessary Unplug Unpressurized Unreliability Unreliable Unroll to Unsafe Unscrew to Unserviceable Unshielded Unstable Unsupprted Until Unusable Unused Unusual Unwanted Unwind to Up to Update to Uplock assembly Upon Upper Upper side Upright Upside down Upstairs Upstream Up to date : Lastiğin dış yapısı ile iç yapısı arasında kalan yüzey : Düşük voltaj : Sualtı : Sualtı sinyal göndericisi : Boşaltma işleminden sonra sistemde kalan yakıt miktarı : Motordan yağ boşaltna işleminden sonra kalan yağ : Aşırı.vidasını çıkartmak.düzeltme ve eklemeler yapmak : Kilit mekanizması : Üstünde.

varied) : Değişmek Vehicle : Taşıt.azami -VVacant : Boş Valid : Geçerli Value : Değer Vane : Kanat.uyarlama Versus : -e karşı .araç Velocity : Sürat.normal.hava deliği Vent hole : Vent deliği.doğruluğunu ispat etmek.varyometre Various : Çeşitli Varnish : Cila.ağızdan Verfication : Doğrulama Verify to ( verified.değişiklik Variety : Çeşit Variometer : Yükseklik değişikliğini gösteren alet.kanatçık.yararsız : Kullanan.hava alma/ boşaltma deliği Vent to : Dışarı bırakmak Ventilate to : Havalandırmak Ventilated : Havalandırılmış Ventilation : Vantilasyon.gözden kaybolmak Vapor.kullanma : Kullanma.olağan : Çoğunlukla.hız Vendor : Satıcı firma Vent : Delik.verified ) : Doğrulamak.vernik Vary to ( varied.kullanım : Kullanılmış : Faydalı.emin olmak Versatile : Çok yönlü Version : Versiyon.Upwind Urgent Urgently Usage Use Used Useful Useless User Usual Usually Utensil Utilize to Utmost : Rüzgara karşı : Acil : Derhal.acil olarak : Kullanış.küçük pervane Vanish to : Yok olmak.vapour : Buhar Vaporization : Buharlaşma.yararlı : Faydasız.genellikle : Alet.aygıt : Kullanmak : En fazla.gaz haline gelme Variable : Değişken Variation : Değişme.model.kullanıcı : Her zamanki.havalandırma Verbal : Sözlü.

tapa : Tıkaç koymak.Vertical Very Vessel Via Vibrate to Vibrating Vibration Vice versa Vicinity View View to Vigilance Vigorous Vinegar Violate to Violent Vısa Viscosity Vise Visible Visit to Visual Visually Vital Vitreous Vivid color Voice Voice Recorder Void Volatile Voltrage drop Voltage rise Volume Vountarily Vortex Vote to Voucher Voyage : Dikey. belge : Seyahat. .bakmak : Dikkat.dik : Çok : 1-) Kap : 2-) Tekne : 3-) Kanal.çiğnemek.tıkaç.yolculuk -WWad Wad to : Tomar.ağdalık : Mengene : Görünür : Ziyaret etmek.den geçerek : Titremek.tapalamak .etkin : Sirke : Bozmak.geçersiz : Uçucu.şiddetli : Vize : Yapışkanlık.çabuk buharlaşan : Voltaj düşmesi : Voltaj yükselmesi : 1-) Hacim : 2-) Sesin az veya çokluğu : Gönüllü olarak.ihtiyat : Kuvvetli.faydasız.teftiş etmek : Görsel.sallamak : Titreşimli : Titreşim : Tersine : Civar.tetkik etmek.gözle : Çok önemli : Camsı.görerek : Görsel olarak.uymamak : Sert.camlı : Parlak/ canlı renk : Ses : Kokpitteki konuşmaları kaydeden cihaz : Boş.damar : Yolu ile.isteyerek : Girdap.çevre : Görüntü : İncelemek.önermek : Makbuz .akışmazlık.vorteks : Oy vermek.

yıpratmak : Hava : Hava tahribatı sonucu oluşan çatlak : Hava tahmini : Kıskı.contalı : Dalga : Yol.rondela.yaylı pul : Artık .ağırlığında olmak : 2-) Tartmak.Wafer Waist Wait to Walk-around check Wall Wander to Want to Warm Warm to Warm up Warn to Warning Warning horn Warning notice Warp to Warranty Wash to Washer Waste Watch out to Watch to Water extractor Water faucet Water injector Water separator Water supply hose Watertight Wave Way Weak Wear Wear to ( wore.bakmak : Su ayrıştırıcı : Su musluğu : Su püskürtücü : Su ayırıcı.ağırlığını ölçmek : Ağırlık : Kaynak yapmak : Kaynak : 1-) Yuva.ikaz etmek : İkaz ( kullanıcı kişiler için) : İkaz kornası : Uyarı notu : Eğrilmek.yön.worn) Weather Weather check Weather forecast Wedge Week Weep to (wept.taraf : Zayıf.kullanmak : 2-) Aşındırmak. boşa giden.ihtiyacı olmak : Sıcak.gezmek : İstemek. ziyan olan.su separatörü : Su kaynağı hortumu : Sızmaz.çöp : Dikkat etmek : İzlemek.ılık : Isıtmak : Isınma : Uyarmak.wept) Weigh to Weight Weld to Welding Well West Wet Wet to Whatever : İnce.çok sıkı.kama : Hafta : Sızmak : 1-) Ağırlığı olmak.düzgün dilim : Bel : Beklemek : Uçağın etrafında dolaşarak yapılan göz kontrolü : Duvar : Dolaşmak.atık.boşluk : 2-) İyi : Batı : Islak : Islatmak : Her ne .güçsüz : Aşınma : 1-) Giymek.yamulmak : Garanti : Yıkamak : Pul.

Wheel Wheel bearıng Wheel chock Wheel halves Wheel well When Whenever Where Where applicable Whereas Whet to Whether Whıch Whıchever While Whilst Whistle to Whıte Who Whole Wholly Why Wick Wide Width Wind Wind to ( wound,wound ) Windmilling dönmesi,çevrilmesi Window Window shade Windshear Windshield Windshield wiper Windly Wing Winglet Wipe up to Wiper Wire Wire-lock to Wiring Wiring diagram With With respect to Withdraw to Withhold to Within Without

: Tekerlek : Tekerlek yatağı : Takoz : Tekerlek cant yarımları : Tekerlek yuvası : Ne zaman : Her ne zaman : Nerede , nereye : Uygulanabilir yerde : İken,halbuki : Bilemek : Olup,olmadığını : Hangi,hangisi : Biri veya diğeri hangisiolursa : 1-) –iken , süresince : 2-) –iken, olmakla beraber,halbuki : -iken : Islık çalmak,düdük çalmak : Beyaz : Kim : Tüm,bütün : Tamamen : Niçin,neden : Fitil : Geniş : Genişlik : Rüzgar : Sarmak,dolamak,kurmak(saat) : Uçak pervanesinin motor çalışmadan hava akışıyla : Pencere : Güneşlik : Rüzgar yön ve süratinin ani olarak büyük oranda değişmesi : Ön cam ,siper camı : Ön cam sileceği : Rüzgarlı : Kanat : Kanatçık : Silip temizlemek : Silecek : Tel,kablo : Emniyetlemek,emniyet teliyle bağlamak : Elektrik bağlantısı,kablo sistemi : Elektrik bağlantı şeması : ile : - e göre, esas alarak : Geri çekmek,geri almak : Tutmak,saklamak,bırakmamak : İçind,içerisinde : -sız,-siz

Withstand to : Dayanmak,karşı koymak Witness to : Tanık olmak Wobble to : Sallanmak,yalpalanmak,titremek Wonder to : Şaşırmak,hayret etmek Wood : Tahta , ahşap Woofer : Alçak frekans hoperlörü Work : İş,çalışma Work area : Çalışma alanı Work to : Çalışmak,çalıştırmak Workshop : Atölye Worm : Vidanın helezoni kısmı,helezon dişlisi Worse : Daha kötü Worst : En kötüsü, en kötü şekilde Wrap to : Sarmak,sarmalamak Wrench : İngiliz anahtarı Wring to (wrung,wrung) : Burmak,bükmek Wrinkle : Kırışık,buruşuk Wrist : Bilek Write down to ( wrote,written ) : Yazmak,not etmek,kaydetmek Wrong : Yanlış Wrought iron : Dövme ,demir

-

X-Y-Z –

X-mitter( transmitter) X-ray Yard Yardstick Yaw action Yaw damper Year Yellow Yet Yield point Yield to Yoke Zero Zinc Zone

: Verici : X ışını,röntgen ışını : Yarda ( 0.914 metre) : İnch ve feet olarak işaretlenmiş,ölçme çubuğu : Uçağın sağa sola dönüş hareketi : Uçağın yaw hareketini kontrol eden alet : Yıl : Sarı : Henüz,daha,hala : Esneklik sınırı : Vermek,teslim etmek,kabul etmek : Bağ,boyunduruk : Sıfır : Çinko : Bölge,alan

LİST OF IRREGULAR VERBS

Infinitive Be Beat Become Begin Bend Bite Blow Break Bring Build Burst Buy Catch Choose Come Cut Deal Dig Do Draw Drink Drive Eat Fall Feed Feel Fight Find Fly Forbid Forget Freeze Get Give Go Grow Hang Have Hear Hide Hit Hold Hurt Keep Know Lay Lead

past simple was-were beat became began bent bit blew broke brought buılt burst bought caught chose came cut dealt dug did drew drank drove ate fell fed felt fought found flew Forbade forgot froze got gave went grew hung had heard hid hit held hurt kept knew laid led

part participle been beaten become begun bent bitten blown broken brought built burst bought caught chosen come cut dealt dug done drawn drunk driven eaten fallen fed felt fought found flown forbidden forgetten frozen got given gone grown hung had heard hidden hit held hurt kept known laid led

Leave Let Lie Light Lose Make Mean Meet Pay Put Read Ride Ring Rise Run Say See Seek Sell Send Set Shake Shine Shoot Show Shrink Shut Sing Sink Sit Speak Spend Split Spread Spring Stand Steal Stick Sting Stink Strike Sweep Swim Swing Take Teach Tear Tell Think Throw left let lay lit lost made meant met paid put read rode rang rose ran said saw sought sold sent set shook shone shot showed shrank shut sang sank sat spoke spent split spread sprang stood stole stuck stung stank struck swept swam swung took taught tore told thought threw left let lain lit lost made meant met paid put read ridden rung rissen run said seen sought sold sent set shaken shone shot shown shrunk shut sung sunk sat spoken spent split spread sprung stood stolen stuck stung stunk struck swept swum swung taken taught torn told thought thrown .

Understand Wake Wear Win Write understood woke wore won wrote understood woken worn won written .