Dikkat: Bu e-Kitabı görüntü ayarınızı %100 ’e ayarlayarak okumanız tavsiye edilir .

Sunu
Hologram tekniğinin izahı, "evren" ismiyle tanımlamaya çalıştığımız sınırsız ve sonsuz tek varlık, yani "BÜTÜN'e" ait tüm bilginin hologramik bir biçimde her zerrede mevcut olduğunu anlamamızı kolaylaştırmıştır. Buna göre, evrenin holografik yapısında, bizim gözlemlediğimiz evrenimizde, olmuş veya olacak diye bildiğimiz her olay, her oluşum, zaten bilgi olarak yüklüdür... —Ahmed Bâki Bilincinizle, evren arasındaki dinamik ilişkiyi keşfetme yolculuğuna hazır mısınız?..

2

HOLOGRAFİK BAKIŞ
Ahmed Bâki

www.yorumsuz.net.tc
tarafından derlenerek size e-kitap olarak sunulmuştur. Kaynak: http://ahmedbaki.com Basım: Ağustos 2006

Zamansız-Sonsuz Boyutun kapısını açmak için . . Kozmik Bilinç için . . Olanların ÖTESİNE gitmek için . . Olanların ardındaki Ş İ F R E L E R İ çözmek için . .

Yayın Listemiz >>> Sayfa 85

3

- yorumsuz

bildiri -

İnsanlığa gerçekleri anlattığına inandığımız düşünürlerin, yazarların, aydınlanmışların ilimsel üretimlerini sizlerle paylaşmaktan başka bir arzumuz yoktur.

Biz bir başka insanı değişim-dönüşüme uğratamayız.
Bizim yapabileceğimiz tek şey; değişim-dönüşümün meydana gelebileceği, hoşgörü ve sevginin girebileceği bir alan, bir boşluk yaratmaktır. Dileğimiz size yararlı olabilmek... Evreni (algılayamadıklarımız dahil) yöneten ve farklı adlarla işaret edilen Yüce Gücün, bu arzumuzu yerine getirmemiz için, önümüzü açık etmesini diliyoruz;

‘Eğer bu duanın gerçekleşmesi, bizler ve tüm yaşam adına en iyisi olacaksa... ’

www.yorumsuz.net.tc

EVREN VE KOZMİK ZAMAN (Evrendeki Yerimiz .HOLOGRAMDA SEYAHAT 42 .ASTROLOJİ: Yeni Millennium'un Popüler Bilimi 52 .GİRİŞ 8 .4 HOLOGRAFİK BAKIŞ Ahmed Bâki Sayfa 5 .HOLOGRAFİK EVREN VE ZAMAN 11 .tc .CHIRON'UN GETİRDİĞİ YENİLİKLER 60 .EK: Dünyanın Kaderini Kayıp Gezegen Şiron Mu Belirliyor? 85 - Yayın Listemiz www.I) 20 .İNSAN VE KOZMİK BİLİNÇ (Evrendeki Yerimiz .EVRENSEL BÜTÜNLÜK VE BİZ 16 .yorumsuz.UZAYLILARIN İÇYÜZÜ 78 .MODERN FİZİK VE TASAVVUFUN BULUŞMASI 31 .II) 24 .KUANTUM FİZİĞİNE GÖRE "BU DÜNYA BİR HAYAL" Sayfa 38 .net.

Bu temel gerçeklik yanısıra. Nörofizyoloji. özellikle Fizik. Klasik Fizikte uzun yıllar maddenin yapı taşının “atomlar” olduğu öğretilegelmişken. Bu gelişmelerin en heyecan verici yanı ise. görünen veya varsayılandan çok daha farklı bir gerçeklik olgusunun farkına varılmış olması.. gördüğümüz tüm bu varlığın holografik düzenlenmiş bir yapı olduğuna ve insan beyninin holografik esaslara göre çalıştığına dair bulgular. Genetik gibi evreni ve insanı inceleyen bilim dallarının açtığı yeni ufuklarda Tasavvuf öze erenlerinin izlerinin farkedilmeye başlanmasıdır. maddenin esas yapı taşı “bilinçtir”. şimdiye kadar bakışını genelde birbirinden ayrı ve bağımsız varlıklar kabulüne göre geliştirmiş olan insan bilincini. tıpkı yüzyıllardır Tasavvuf’un vurguladığı şekilde açıklamaktadır ki. Dolayısıyla. bilimin çağımızda ortaya koyduğu bu yeni model. Atomaltı düzeydeki titreşim ve zerreciklerden itibaren herşeyi meydana getiren.. bugün artık Modern Bilim de. düşünen insanı yepyeni anlayışların eşiğine getirmiştir ve insanlık boyutunda önemli gelişmelere öncülük edecektir. insan ve evren aynı bütünün tezahürleridir ve özde birdir. evrensel bilinçtir ve bilinci işin içine katmadan evrenden bahsedemeyiz. Henüz geniş kitleler tarafından bilinmese dahi.5 HOLOGRAFİK BAKIŞ Giriş “Evren” ve “insan”ın anlaşılmasında. bilimsel gelişmelere tarihinin en muhteşem ufkunu açmıştır. birçok . Modern bilimin bulguları. artık bu alışkanlığını terkederek “ birlik” ve “bütünlük” anlayışına doğru bir sıçrama yapmaya yöneltmektedir.

holografik bütünlüğün sonuçlarını kavradıkça da. Aslında biraz derin düşünürsek. şükür. başta “ALLAH”a ve “KADER”e olmak üzere iman edilmesi gereken konuların hikmetine erebilme yolunda önemli bir anahtardır. kudreti ve ilmiyle herşeyi kapsadığını. paylaşma. Bu sayede. cömertlik. ölümötesi yaşam gibi dinin temel gerçeklerinin açıklanması ve çeşitli bağlantıların kurulması da kolaylaşmıştır. her işte bir hayır olduğunu” ve bunlar gibi olguları kabul ederken. . dostluk. Rasûlullah aleyhisselâm tarafından bize bildirilmiş olan. öte yandan. hiçbir yerde O’ nun dilediğinden başka birşeyin yerine gelmediğini.6 bilinmezin açıklamasının kolay hale gelmesini sağlamıştır. hizmet. Holografik olarak düzenlenmiş bir evreni. hep otomatikman holografik gerçekliği müşahedeye yönelmekte olduğumuzu. holistik bakış yoluyla evrenin gerçeğini anlamaya erdiren en büyük hazinedir. holografik esaslara uygun şekilde çalışan beyinlerimizle algıladığımıza göre. insanı. yani düşünce ve değerlendirme sistemimizi de bu holografik esasa uygun şekilde yeniden yapılandırmamız olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. her birimin sadece O’nun takdirini yaşamakta olduğunu. ALLAH’a ve KADER’e imanlı bakış ile yaşamı değerlendirebilmek. Bununla birlikte. doğru değerlendirmelere ulaşabilmek için yapmamız gereken şeyin de. o halde. kadere iman. “Allah’ın her an her yerde mevcudiyetini. huzur ve barış gibi birlik bütünlüğe yönelten erdemlerin anlam ve değerini kavrama imkânına ulaşmakta olduğumuzu görebiliriz. geçmişte mecazlar ve benzetmelerle farkettirilmeye çalışılan sırlar. hakikatler yansıra Allah’ın tekliği. yaşama bakışımızı. Din’de önerilen sevgi. Holografik bakışa erişebilmek.

7 Evrenin holografik esasa göre varolduğu gerçeği. yani “evrensel şuurdan” meydana gelmiş olduğunu ve bu şuurun. geçmişte benzetme ve mecazlar yoluyla açıklanmaya çalışılmış olan gerçekleri çok farklı yönleriyle anlayabilmemiz ve kavramamız mümkün olacaktır. Kendimizde de mevcut olan bu evrensel şuur boyutunun ve onun özelliklerinin ne kadar bilincindeyiz? Takibeden sayfalarda bu sorunun cevabını hep birlikte arayalım!. evrende çeşitli isimlerle işaret edilen tüm kuvvelerin insanın varlığında boyutlar olarak yeraldığı şeklindeki Tasavvuf öğretisinin farklı bir şekilde dile gelişidir. Bu kitabımız. Tasavvuf öze erenlerinin Hazreti Rasûlullah aleyhisselâmın öğretisi ışığında yüzyıllardır açıklamakta olduğu. evrenin ve içindeki herşeyin “Allah ilminden”.com) yer alan. aynı zamanda. yukarıdaki açıklamalara temel teşkil eden düşüncelerimizi kaleme aldığımız yazılardan oluşmaktadır.. her zerrede mevcut olduğunu. Bu yazılarda. çağdaş bilimlerin ortaya koyduğu tespitler beraberinde farklı bir gözle değerlendirme imkânı bulacaksınız. modern bilimin bu alanlardaki tespitlerini iyi değerlendirebilirsek. çoğunluğu 1990’lı yıllarda birkaç dergide yayınlanan ve tüm eserlerimizi dünyanın her yerinden okuyucularımızla karşılıksız paylaştığımız “Tasavvuf & Bilim” başlıklı web sitemizde (www.ahmedbaki. . varlığın özünde. Görüldüğü üzere.

bizlerin. . sınırı. yani insanın algılama kapasitesinden doğan bir şekilde anlaşılmaktadır. sonu olmayan "evrensel tek bir an" mevcuttur ve bu "tek an". asla bizlerin düşündüğü gibi birşey değildir. Zaman.8 HOLOGRAFİK EVREN VE ZAMAN Zaman. insanın. değerlendiricinin algılama kapasitesinden doğan bir biçimde "zaman" şeklinde algılanır. Çünkü bizim "zaman'ımız". evreni algıladığı beş duyusunun eseri olan bir biçimde zihinlerimizde şekillenir. Grerçekte ise.

yani "BÜTÜN'e" ait tüm bilginin hologramik bir biçimde her zerrede mevcut olduğunu anlamamızı kolaylaştırmıştır. günlerle vs. evrenimizde ortaya çıkacak herşey " evrensel tek an'ın" kapsamında olup. Yani. kendi algılama kapasitesince bu bilgiyi değerlendirebilir.9 Hologram tekniğinin izahı. Yani. holografik evrenin sadece belirli bir kesitidir ki bu kesit belki de "kozmik tek an'a" nisbetle . kendi kapasitemizden doğan bir biçimde duyularımız önüne serilmektedir. kendi kapasitemizden doğan bir biçimde. algılayıcı. bu "holografik düzenlenmiş bilgi'yi " kendi algılama kapasitesi ölçüsünde değerlendirir. aylarla. evren içi olan her bir varlık. "bütüne ait bu tüm bilgi'nin" ancak kendi kapasiteleri elverdiği ölçüsünü değerlendirebilirler. olmuş veya olacak diye bildiğimiz her olay. ifade edilen bir biçimde şekillendirmekteyiz. "şu anda içinde bulunduğumuz zaman" o boyuta göre belki birkaç saniyelik bir değer ifade edecektir. evrenin holografik yapısında. tamamen algılayıcının algılama kapasitesinin bir eseridir. "Evrensel tek an'da" evrene ait tüm oluşumların bilgi olarak mevcut olmasından dolayı. Ve yine. algılamanın oluştuğu. Ancak. Çünkü "evrensel tümel bilgi'nin" bir sınırı ve dolayısıyla bir merkezi olmaması dolayısıyla. Çünkü. her oluşum. Algılamakta olduğumuz tüm bu bilgi. sınırlı algılama kapasitesine sahip birimler. Böylece de holografik evreni kapsayan "tek kozmik an'ı". algılayıcının kendisi de oradaki bilginin özden açığa çıkışından başka birşey değildir. O halde bizler. bilgi olarak yüklüdür. algılanan bilgi. yıllarla. "bizim zamanımız". Buna göre. hologramik düzenlenmiş evrenin sadece içinde bulunduğumuz kesitine (boyutuna) ait bir bilgiyi algılamaktayız ki bu da içinde bulunduğumuz "bizim evrenimiz'dir". "evren" ismiyle tanımlamaya çalıştığımız sınırsız ve sonsuz tek varlık. Zaten. Ancak. bizim gözlemlediğimiz evrenimizde. ortaya çıktığı her noktada. bitmiştir. Eğer holografik evreni bir başka kesitinden algılıyor olursak (farklı bir kapasiteyle). -sınırsız bir yapıdan alınan kesitsel veriler-. yani "bizim evrenimiz". o boyutta herşey olmuş-bitmiş hükmündedir. algılayıcıya "bütüne ait tüm bilgi" açıktır.

Ve bizler. yani tüm zamanlar yaşanmıştır. bizde bir üst boyuta sıçrama gerçekleşirse. O halde. O'nun bilgisinden oluşmuş. Fakat. buna göre de geriye kalanını değerlendiriyoruz. Acı. yani o boyutun bilgileriyle rezonansa girebilirsek veya bir diğer ifadeyle o boyutun bilgileri bizde açığa çıkarsa. Eğer bilinç boyutunda. tüm bunları kendi bilincinde oluşturan "Bilgi Sahibi'nin". yıllarla geçen bir ömrün tamamı sanki uykuda yaşanmış bir rüya gibi hatırlanacaktır. "BÜTÜN". hologramik düzenlenmiş BİLGİ'den ibarettir. o boyutta "tek bir an" ve "tek bir varlık" sözkonusudur.. şu anda da böyledir ve gerçek budur! Çünkü. bir rüya misali değere sahip olacaktır. şimdikiyle hiç mi hiç bağdaşmayacaktır. Bizler dahi..10 okyanusta bir damla bile değildir. Nitekim. O'nun bilgisinde mevcuttur. içinde bulunduğumuz "kendi evrenimiz boyutu". Yani. KENDİNDE. Bilinç boyutunda bizde oluşacak derinliğine bir sıçrama ile. sınırsız evrenin holografik yapısında mevcut bilginin kesitsel örnekleridir. yeralan birimsel görüntülerden başka birşey değiliz!.. "Kozmik tek an'a" göre ise HERŞEY. kendi bilgisini bizde seyretmekte olur ki bu. Çünkü herşey. "evrensel Öz'de" mevcut tümel bilgiye vakıf olabilir. "bizim evrenimizin başlangıcı" diye kabul edilen big-bang anından şimdiye dek geçen zamanı kapsayan "kozmik yıl'a" nisbetle bir insan ömrü 10 saliselik bir anlam ifade etmektedir. öz varlığımız. "tümel bilgi'nin" bizde açığa çıkan boyutunu "yaşadığımız zaman" olarak kabul ediyor. diğer bir yönüyle "Sınırsız An'ın" sahip . tatlı günlerle.. Öyleyse.. aynı zamanda sahip olduğumuz bilinç yönüyle "tümel bilgi" sınırsız bir biçimde bize açıktır. o boyuta ve algılama kapasitesine göre bir " zaman değerlendirişi" içinde oluruz. Başka bir haldeki "zaman" algılayışımız. Holografik evren ise. "kozmik tek an'ı" ne şekillendiriyor isek. bizlerin olageldiğini gözlemlediği herşey.

bu "hologramik bilgi'nin" değişik boyutlarına bilinç sıçramalarıyla gerçekleştirilen mekan ve zaman seyahatleri midir?.. algılama araçlarımız olan beş duyumuza karşılık gelen kesitsel bir görüntüsüdür. EVRENSEL BÜTÜNLÜK VE BİZ Evren ve onun yaşamı.. asla bizlerin varsaydığı gibi bir oluşum değildir. Gözümüzle tesbit ettiğimiz sayısız nesnelerden oluşmuş dünya ise.. belki de bu "holografik bilgi evreni'nde" değişik zaman ve mekan boyutlarına bilinç sıçramalarıyla seyahatler gerçekleştirebilecek güce erişecektir!. "Evrensel Bilinci" tanımak suretiyle günü geldiğinde kendindeki "öz değerlere" erişebilirse. Çünkü bizim gözlemlediğimiz "evrenimiz". başlangıcı ve sonu olmayan. Aslı itibariyle ise. her yönüyle sınırsız "bir bütünlük" sözkonusudur. Eğer insanlık. Acaba. mistiklerin "bütün alemlerin aslı hayaldir."tayyi mekan" ve "tayyi zaman" olayları. bu temel bütünlüğün... . Ve acaba. gerçeği. her sorunun cevabı da gerçekte evrensel hologramik bilgide mevcuttur. tabii ki bize "ZAMAN" GÖSTERECEKTİR. görünen ve görünmeyen diye ayrılmamış. sadece insanın algılama araçlarının duyarlı olduğu sınırlar içerisinde kalan küçük bir kesitdir. yani "varlığın gerçeği ve özü" müdür!.. çünkü herşey ALLAH'ın ilminde olmuş-bitmiştir" şeklindeki ifadeleriyle kasdettikleri Bilgi'nin "hologramik düzenlenmiş evrenleri".11 olduğu ve kendinde ortaya çıkan özelliklerinin görünür olmasından başka birşey değildir. Bütün bu anlatılanlar gibi. ancak..

dış dünyanın ihmal edilmesi anlamına gelmiyor. kin ve nefret gibi ilkellik ve cehaletin eseri olan davranışlardan ve bunların karşılığı olan "mutsuzluktan" kurtulamamış olmasının nedenlerinden en önemlisi. iç ve dışın bütünlüğünün kavranılmasının gerekliliği anlamına geliyor. yaşamımızı. şu anki alışageldiğimiz bakış açımıza göre değerlendirişimiz tamamen bir yanılgıdan ibaret. yaşamını tamamen kendi düşünsel dünyasına dönerek değerlendirmesi gerektiğini ortaya çıkardı.12 Duyu araçlarımızın duyarlılık sınırlarından dolayı. Quantum fiziğinin son bulgularına göre. o ve biz ayrımının ortadan kaldırılması. dış dünyayla aramızda var kabul ettiğimiz ayrılığın. şartlandığımız ve olmasına alıştığımız bir şekilde değerlendiririz. dahası sen ve ben.. evreni. Eriştiğimiz yaşam standartlarına rağmen. artık dış dünya yerine. Çünkü. evrenin aslını. Ve biz bu yaşam sistemini olduğu gibi değil. kendimize ve dünyaya bakışımızda tümel bir düşünsel reformu benimsememizin gerekliliği ortaya çıktı. evrenin özünde işleyen bu bütünsel sisteme göre değil. Yaşamı onun özünde işleyen sistemden habersizce değerlendiriyoruz. Tam aksine. evreni yalnızca birbirinden ayrı "parçaların" oluşturduğu bir yapı şeklinde gözlemliyoruz ve herşey hakkında bu gözlemimize göre . sonuna yaklaştığımız bu yüzyılda. bu sonuçlar. Herşeyden öte. Oysa. İk bakışta göründüğü gibi bu sonuç. özellikle de 70’li yıllardan sonra. genelde gözümüzün verilerine göre sürdürürüz.. insanlığın hala kavga. evrenin ve insanın gerçeğinin anlaşılması konularında öylesine şaşırtıcı bilimsel bulgular keşfedildi ki. çağdaş ve düşünen insanın. bunların yaşama geçirilmesi için. kendini ve sahip olduğu orijinal özelliklerini yeterince tanıyamamış ve benimseyememiş olmasıdır.

Bu yaşam bir bütündür ve her şeyi kapsar. . Biraz daha ileri gidersek: Görünürdeki ayrılıklara rağmen. Orijinal evren. hatta aynısıdır.13 yargıya varıyoruz. canlı ve cansız ayrımının olmadığı boşluksuz ve sınırsız bir yaşam okyanusuyla karşılaşırız. sadece orijin TEK vardır. Dolayısıyla ister görünen ayrılıklar olsun. asla parçalara ayrılmamıştır ve de parçalardan meydana gelmemiş bir BÜTÜNdür. Kısacası. Çünkü. Eğer evreni quantum düzeyinde gözlemleyebilecek aracımız olsa veya onu atomaltı düzey özellikleriyle idrak edebilsek. quantum düzeyinden bakıldığında evrende hiçbir şey asla bir diğer şeyden ayrı veya kopuk değildir. algıladığımız nesnelerin biçimleri ve özellikleri de değişmektedir. O TÜMEL TEK. Aslında düşüncemizin bu görüşümüzle bloke olması. Bizim duyularımızla algıladığımız veya algılayamadığımız herşey. gerçekte evrende TÜMEL TEK'ten başka hiçbirşey yoktur. sadece onu oluşturan TEK’in yaşamının eseridir. bir başka şeyin uzantısı. Evrensel Bütünü. algı araclarımızın kapasitesi değiştikçe. Bu evren. “Sen ve ben. Quantum düzeyinde evrendeki herşey bir kumaşın dokuları gibi birbiriyle ilintilidir. gözümüzün yanıldığı gibi birbirinden ayrı “parçalardan” oluşmuş bir kütle değildir. yani bizlerin algı biçiminin bir ürünüdür ve GÖRESEL'dir. tamamiyle görme araçlarımızın algı kapasitesinden doğmaktadır.” veya “siz ve biz” ayrımı. gözlemcinin. quantum düzeyinde geçerliliğini yitirmektedir. evrende birbirinden bağımsız iki ayrı şey yoktur. ayrı ayrı parçalara bölmek ve bu parçalara "BÜTÜN'den" ayrıymış gibi isimler takmak. Oysa. ister görünmeyen bütünlük olsun. bu "Sınırsız Bütün'den" meydana gelmiştir. yaşamın gerçek yüzünü farkedemeyişimiz anlamına gelmektedir. Bu nesneler dünyası. varolan herşey.

o da. BÜTÜN'e ait özelliklerin gözlenmesinden başka birşey değildir. insanlığın yaşadığı problemlerin altında da bu gerçeğin farkında olamayışımız yatar. sonra oturduğunuz koltuğa ve bulunduğunuz mekanın duvarına! Aslı itibariyle. Ne var ki. Yaşanan her “mutsuzluğun” altında. bu." değil. Dikkat edin! "Herbiri aynı şeyden meydana gelmiştir. Yani. Ancak bütün bunlar bir algıdan. Ve yine her nesnede gözlenen özellik. parçaları(!) gibi görünen nesneler ise gerçekte sadece ve sadece gözlemciye GÖRE öyledir. Öylesine sınırsız bir bütün ki. her bir şeye verilmiş “ben. Parçalardan meydana gelmemiş. Tek birşey. tabir yerindeyse “gözlemci bilincin varsayımından” ibarettir ve gözleyene. nesneler ile . tümümüz aynı şeyiz. sizinle ben aynı olduğumuz gibi.14 Bunu şöyle bir örnekle algılamaya çalışabiliriz: Elinizdeki bu sayfaya bakın! Sonra elinize.. Aslında. evrenin temelindeki bütünlüğü.. bu özelliklerin farklı bileşimler şeklinde gözlenmesi demektir. uçsuz bucaksız gökyüzünde gece göz kırpan yıldızlar dahi aynı. İsimlendirme dışında. aslen bölünmemiş ve parçalara ayrılmamış. O halde. geriye tek bir şey kalır. var kabul ettiğimiz herşeyin sadece bizim algılama şeklimizden doğan "göresel şeyler" olduğu ve herşeyin aslının Tek’e dayandığı. Nesneler arasındaki farklılıklar ise. her an farkında olmamız gereken bir gerçek var ki. evrende ayrı ayrı parçaların gözlenmesi ve yine her birimin kendine has özelliklerinin olması da anlamsız değildir. sen. yani size GÖRE'dir. o” gibi ayrı ayrı isimleri ortadan kaldırdığınızda. şu. insanoğlu günümüz biliminin vardığı bu gerçeği farketmekten ve yaşamaktan hala çok uzak! Parçalardan oluşmamış bir BÜTÜN’ün.

bunu görmemize engel olan önyargı ve şartlanmalarımızı ortadan kaldırmalıyız. evren ve onun yaşamı boşluksuz bir bütün olduğu için. elde edeceğiniz karşılığı oluşturursunuz. “biz ve o” ayrımından kaynaklanmıyor mu?. insanlığın mutluluğuna katkıda bulunmasını amaçlıyorsak. yapılan hiçbir fiilin neticesi kaybolmaz ve sistemde mutlaka yerini bulur ve ortaya çıkar. vücudumuzun bir organında bir rahatsızlık teşhis ettiğimizde. aslında tümüne ettiğimiz müdahalenin farkında değilizdir. gerçekçi olmak istiyorsak ve bilimin.. Yaptığınız her şeyle. karşılaştığımız olayları. bütünlüğü ve birliği idrak etmeye gayret edip. bu bulgular ışığında kendi düşünce sistemimize dönmeliyiz. Dünyayı ayrı. “sen ve ben” kavgasından. Dünyanın bir kısmına müdahale ettiğimizde. Bunun için önce TEK’i anlamak ve TEK’in yaşam .. Bunlardan daha önemlisi.. Öyle ise. aslında tümden dolayı kendimize yaptığımızın bilincinde değiliz. toplumsal yaşam için de bu böyledir. Oysa. Bilim dünyası için de. “ dünyayı ayrı ayrı parçalar şeklinde kabul ederek verdiğimiz uğraşlar sadece işe yaramaz sonuçlar vermekle kalmıyor. Herşeyden önce. bilemeyişimiz ve kabul edemeyişimiz yatar..” Zaten her sorun ve her mutsuzluk.. Örneğin. karşımızdakine yaptığımızı. aynı zamanda kendi neslimizi imha etmemize de sebep oluyor. Değerli fizikçi David Joseph Bohm'un dediği gibi. ayrı parçalardan ibaret olarak kabul edip te bu yanılgı üzerine fikirler üretmek yerine. diğer bölgelerdeki barışı koruyabileceğimizi ve tüm insanlığın zarar görmeyeceğini sanırız. onun vücudumuzun bütününe ait bir sorun olduğunun farkında değilizdir.15 olaylar arasındaki dinamik bağlantıyı olduğu gibi göremeyişimiz. Dünyanın bir yerindeki zulme sessiz kalarak. Böyle olunca. evreni ve kendimizi algılayış biçimimizdeki yanılgıdan kurtulmalıyız. kendi yaşamımız için de. kafamızda yarattığımız göresel sebeplere bağlarız. bizimle bütün olan tümel sistemin orijinal işleyişine değil.

bilimin gözünde dini ve mistik öğretiler artık yeni bir anlam kazanmıştır. atomaltı dünyayı inceleyerek ulaştığı sonucu ve ifade ettiği gerçeği. ne kadar büyük bir ıssızlıkta yapayalnız olduğumuz hissi mutlaka içinizi kaplamıştır. büyük mutasavvıf Yunus Emre'miz şu dörtlüğüyle nasıl vurguluyor: "Sen sana ne sanırsan. Ancak böylece. yanılgıdan kurtulamayız ve bunu başaramadığımız sürece de. duyularımızın veri kapasitesiyle bloke etmekten kurtarıp.. beynimizi. daha üst düzeyde değerlendirebilme imkanına ulaşabileceğiz. Bunun farkedilmiş olmasından dolayıdır ki.I) Bir gece başınızı kaldırıp ta hiç gökyüzüne baktınız mı? Uçsuz bucaksız karanlıkta kıpırdayan milyonlarca yıldızı ve onlarla aramızdaki mesafeleri düşünmeye çalıştığınızda. . Bakın. tarih tekerrürden ibaret olmaya devam edecektir.. dünyayı bireysel değer yargılarımız yerine. eğer var ise.. Bugün Fizikçi Bohm’un. Aslında insanlığın ulaşması gereken bu erdem. evrensel sistemin gerçeğine göre değerlendirebilmemizi kolaylaştıracaktır. Sonuçta bu.16 sistemini öğrenmek zorundayız.. Ayrıya da onu san. zamanın şartlarına göre açıklanmaya çalışılmıştır.. dinsel öğretilerin ve mistiklerin mesajlarının benzer içeriklerinin ve paralelliklerinin keşfedilmesi bunu doğrulamaktadır. Çağdaş bilimsel bulgularla.. tarih boyunca değişik tarzlarda." EVREN VE KOZMİK ZAMAN (Evrendeki Yerimiz . TEK’i bilemediğimiz sürece. Dört kitabın manası Budur.

çünkü hiç bir idrak. yüzlerle. Onun için de Güneşi buradan seyrettiğimiz büyüklüğünde düşlemeye devam etmeyi seçeriz. Ve bu 400 milyar akıl almaz büyüklükteki yıldızların arasında. son bilimsel bulgulara göre yaklaşık 400 milyar civarında. ne de Güneş ismi anılır bir şey bile değil!.. uydusu üzerinde yaşadığımız yıldızımız Güneşi: Hani şu başımızın üzerinde bir ateş topu gibi parlayan yıldızı! Bu büyüklüğü hissetmeye kimsenin hayal gücü yetmeyecektir.. yani bizlerin gökyüzünde görebildiğimiz yıldızların sayısı yaklaşık 80 bin civarında hesabedilmiş! İçinde yeraldığımız Samanyolu Galaksisinde bulunan yıldızların sayısı ise.. bulunduğunuz mekanda. Güneşten dünyaya ışık 8 dakikada ulaşıyor. Bu toz tanesi içinde.. bunun ne anlama geldiğini kapsayabilecek güçte değildir. içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin bir başka köşesinden bakıldığında.. gezegenler. İnsanın dünyadan gözlemleyebildiği. Dünyadan 1 milyon 303 bin kez daha büyük.17 Üzerinde yaşadığımız şu koca gezegen Dünyanın büyüklüğünü bir hayal etmeye çalışın! Sonra da. Galaksi içerisindeki Güneşlerin birbiri arasındaki uzaklığı katetmesi ise yüzlerce.. havada uçuşan bir toz tanesi kadar birşey!.. üzerinde yaşayan biz sakinlerinin gözünde bu kadar heybetli olan şu gezegenin ve çevresinde dönüp durduğu Güneşin. Peki bu Galaksi içerisinde Güneş sistemimiz ne kadar bir yer tutuyor dersiniz? Kozmolog Profesor Carl Sagan'ın ifadesine göre.. ne dünyamız. 400 milyar.. hatta binlerce yılı alıyor. binlerle ışık yılı olarak ölçülen mesafeler var. . ne bizler.. insanın algısı için sadece bir rakam olmaktan ibaret.... Acaba. bunlardan birisi Dünya ve onun üzerinde yaşayan bizler!. Evrende yeri ne? Hemen şunu söyleyeyim: Evreni bir yana bırakın.

yine dönelim Galaksimiz Samanyoluna! Bizim Güneşimiz ve onunla birlikte çevresinde yeralan komşu yıldızlar. Güneşin bu merkez çevresindeki bir kez dönüşünü. biz bu "Kozmik Yılın... Güneş çavresinde bir turunu 12-14 dünya yılında tamamlar. ve bu Galaksi ise. varolduklarından beri ancak 8 tur tamamlayabilmişler. Dünya üzerinde yaşayan insanların bir günü veya bir yılı ile. kozmolojide kabul edilen bir KOZMİK TAKVİM sözkonusudur. Evrenin varolduğu kabul edilen Big-Bang anından yaşadığımız şu ana kadar geçen 15 milyar dünya yılı. onun bir yılı olarak kabul edersek. Bu Kozmik Takvime göre... Her birimsel yapının kendi algılama kapasitesine göre bir zamanı ve ona karşılık gelen bir takvimi hesap edilir. Evrende mevcut. seyrine daldığımız 15 milyar yıllık süre. Evrenin varoluşundan şu ana kadar geçen. Yani eğer dünyayı değerlendiren değil de. yapılan hesaplamalara göre bu galaksi merkezinin etrafında. Dünya takviminde bir insan 60-70 yıl ömür geçirdiğinde. Tüm bu değişen ölçümlerin yansıra. . bir "Kozmik Yıl" demektir. Jüpiter üzerinde varsayacağımız bir birimin günü veya yılı birbirinden tamamen farklıdır. milyonlarca galaksi içerisinde belki varlığı bile farkedilmeyen yalnızca bir gökada! Biz şimdilik bu kadarını bir yana bırakalım. Jüpiter takvimine göre ancak 5 yıl gibi bir yaşam sürmüş olur. yaşını doldurmak üzeredir. Aralık ayının son gününün son saatlerini" yaşamaktayız. Dolayısıyla. Çünkü Jüpiter. bu takvime göre Güneş henüz 8. bize "bir kozmik yıl" ifade edecektir. Evreni gözlemleyebilen bir algıyla bakabiliyor olsak.18 İş bu kadarla bitmiyor: Dahası var! Bu bahsettiğimiz büyüklük sadece Samanyoluna ait...

.. yoğunuz herşeyiniz ve nihayet dünyayı terkedişiniz.. Ne var ki yine de. henüz 4 ay kadar.. acı.... Belki 10 veya 15 salise! Kozmik takvimde 1 saniye ifade edebilmesi için ise dünyada asırlar geçmesi gerekiyor. Güneşin "kozmik takvime" göre yaşı. henüz "alışkanlıklar ve toplumsal şartlanmalardan" çıkamamış. nefretleriniz.. Oysa. hepsi oldu ve bitti!. dostunuz.. sağlık..." "dünya" ve "insan" ne zamandan beri var?. sevgileriniz. varınız. uğrunda canlara kıyılan. Ya yaşadığımız şu günler. Evet.. . çocukluk. kozmik yıla göre. Belki inanılır gibi değil ancak. günümüzde olduğu gibi kan ve gözyaşının durmak bilmediği dünya ve onun "geçici değerleri" evrende en fazla bu kadar bir yer ve zaman tutuyor? Belki bu bilimsel bulgular ışığında düşünmeye hiç vakit ayırmadık!. eşiniz. bir insanın dünya yaşamının "evrensel gerçekler" karşısında gerçek yeri işte bu!. Hepsini bir "Hu!" da yaşadınız ve tamamladınız. "kozmik takvimde" ne ifade ediyor dersiniz?. bir nefeste "Hu" deyişiniz kadar bir süre! Bu süre içerisinde doğumunuz. işte dünyadaki tüm yaşamınız. Yani "kozmik yılın" Eylül ayının başlarında varolmuş. hastalık zamanlarınız. bilimsel gerçekçi düşüncenin "evrensel değerleri". Nerdeyse bir hiç! Bir nefes verişinizde "Hu" deyişinizin alacağı süreden fazla bir şey değil!.19 Peki bu "kozmik yıl" içerisinde.. bir insan ömrü. nerede. gençlik yıllarınız. Tamamen şartlanmalarımız ve bireysel dürtülerimiz yüzünden körü körüne sarıldığımız. evrensel zaman birimi kabul edilen. dünyadaki tüm anılarınız. "güneş. "kozmik takvime" göre 3 saat kadar birşey. "dünyasal değerlerin" bile boyutlarını kavrayamaz bireylerken. İnsan ise Aralık ayının son gününün son üç saatinde: Çünkü insanın Dünya üzerinde varolmasından buyana geçtiği kabul edilen 5 milyon yıllık süre. tatlı günleriniz. Hepsi de pek yaşlı sayılmaz. dilimizden düşürmeyiz "EVRENSEL" kelimesini.

Ne güzel söylemiş büyüklerimiz. öyleyse. sonra da düşünebiliyorsanız. Öyleyse. insan.. elimizden geliyorsa. "En büyük erdem haddini bilmektir. İNSAN VE KOZMİK BİLİNÇ (Evrendeki Yerimiz . bir bedendeki bir hücre gibi bile değil." diye! Tıpkı bilimsel düşüncenin işaret ettiği gibi! Eğer bu noktayı idrak ile yaşamayı başarabilirsek. Aslında çok uzaklara gitmeye gerek yok! Evren.." gerçek yaşamı ve gerçek değerleri bu kadarla mı kalıyor?. biri üzerinde yaşayan canlı varlık.II) İnsanın evrendeki yeri ve varlığının anlamı ne? Fiziksel bedenimiz itibariyle değerlendirdiğimizde. bu kadarla kayıtlı kalamaz. o zaman "yaşam" bize yeni ufuklar açacaktır: Ve o zaman sormaya başlayacağız: Peki. belki bir atom nisbetinde! Varın.. bir saniye kadar dahi bir değer tutmuyor.... evrende bilinç olarak yerimizi anlamaya çalışalım. evrenin yaşam süresi içerisinde. Samanyolu galaksisinin yanındaki yerini. yalnızca gezegenimiz dünya üzerinde bir insanın yerine bakınca.. evrendeki sayısız galaksi içerisinde yeralan.20 nerede sadece adına "evrensel" denen geçici dünyasal değerler!. Bir insanın dünya üzerindeki yaşam süresini ele alınca ise. bir galaksi içerisindeki. Tüm bu verileri bir önceki yazımızda . tüm bu gerçekleri kavrayabilen "insanın. Elbette tüm bunları kavrayıp. yaşayabilen bilinç. milyarlarca yıldızdan sadece biri olan Güneşin çevresinde dönüp duran gezegenlerden. güneşin yanında bir insanın yerini siz düşünün. galaksiler veya yıldızların büyüklüğü bir yana..

insanın fizik bedeninin sınırlarıyla kayıtlı olmayıp. Örneğin gözün algılayabildiği. gerçekte? Hemen hatırlayalım. evren. insanın bilinç yönüyle yerini ve varlığının anlamını farketmeye çalışalım ve bu yöndeki bilimsel verilere bir göz atalım. evrene ulaşabiliyor. Fiziksel bedeni itibariyle. beden boyutunun çok ötelerine. Oysa. O halde önce. dünyayı.. kendisinde öylesine bir BİLİNÇ. sadece 5 duyumuzun duyarlılık kapasitesine göre algılayabildiğimiz bir kesittir... evrenin gerçek yapısı hakkında düşünmemiz gerekiyor. ne de zamansal bir sınır tanıyamıyoruz. gelin. gözün evreniyle. yaşadığı çevreyi. bu kez de.. biliyoruz ki. bilinç. daha güneş sistemi içerisinde bir "hiç" olan insan. bir irade gücü. duyularımızın sınırları içerisinde kalan kesitsel yapıdır.. yani bilincin kendi evreni. gözün duyarlılık sınırları içerisinde kalan . Nedir. fizik bedenin ötesinde. bir algı mevcut ki. bilince göre evren.. Bilinci itibariyle insanın. bilinç için ne mekansal. galaksilere. bu onu. Buradan ortaya çıkan gerçek şu ki. Yani. Ve şunu sormuştuk: İnsanın varoluşunun gerçek manası nedir?. diğer güneş sistemlerini. insan diye isimlendirdiğimiz varlık. Duyularımızın duyarlılık sınırları dışında kalan yapıdan ise habersiziz. öylesine özelliklere sahip ki. varsa ne şekilde? Fizik bedenin yer ve zaman olarak evrende bir sınırı düşünülebilir. Tüm bu nesneler ve tüm bu dünyamız.. yani bilinç. fizik bedenden ibaret bir varlık değil! O halde. gözle algıladığımız maddelerden oluşmuş yapıyla sınırlı değil.21 genişçe incelemiştik. Bu kavrayış. evreni meydana getiren bilincin bağlantı noktası var mı. hatta diğer gezegenleri.. Evrendeki yeri ne? İnsan bilinciyle. evren diye isimlendirdiğimiz nesnelerden ibaret olan şu içinde olduğumuz yapı. sadece fizik bedenle kayıtlı. Aslında bizim. kavrayabilecek düzeye ulaştırıyor. fizik evrenle kayıtlı bir yapı değil! Bu demek ki.

her an. varolan düzeni yürüten evrensel bilinç orjinlidir. salt bir enerji kütlesi olacaktır.. gerçekte varolan sayısız dalgaboyları içerisinde çok çok küçük bir kesittir. sayısız imajlar içerisinde. şu anki yerine ultraviyole ışınlarını algılayabilen bir duyarlılık kapasitesine sahip olsaydı.22 dalgaboyları. O halde düşünelim: Varolan herşey. karşılaşacağımız sonuç. bu evrensel enerjiden oluştuğuna göre. enerjiden oluşmuştur. evrenin orijinal yapısı bütünsel bir enerji kütlesidir. sizin bedeniniz de. parçalanması sözkonusu olmayan. görüyoruz ki evren. bölünüp. Orijinal yapıda öylesine bir bütünsellik var ki. sırf atomlardan oluşmaktadır ve atomsal düzeyde birbirleri arasında bir sınır. bu evrensel enerji de. içinde yaşadığımız kesitte de gözlenen düzen. çölde bir kum tanesi misali kadardır. gerçekte içinde boşluğu olmayan tümel bir enerji kütlesi. Yani. . evrende varolan sayısız dalgaboyları. Öyle ki. aslında. 5 duyu verilerinden yola çıkmak suretiyle.) Oysa.. bir ayrılık yoktur. gözünüze göre. Evrenimizde varolan herşey.. gözün tesbit edebildiği ve şu anda görmekte olduğumuz nesneler. her zerresinde Evrensel Bilincin hükümlerinin yürürlükte olduğu. Eğer daha da ileri giderek evrenin atomaltı yapısını düşünmeye çalışırsak. bu evrensel enerji boyutunda yürürlükte olan bir düzendir... (Gözümüz. sizinle... Beş duyu evrenimizde algıladığımız kesitsel imajlardan yola çıkarak gördük ki.. aynı zamanda. şu anda elinizdeki bu sayfalar (veya ekran) arasında bir boşluk var gibi görünse de. dünyayı resimdeki görüntüsüyle algılıyor olacaktık. gerçekte böyle bir boşluk yok! Çünkü bu sayfalar da. ekran da. bilimsel veriler ışığında evrenin gerçek yapısını düşüncemizle keşfetmeye başladığımızda. aradaki hava da.

orjini itibariyle Evrensel Bilinçle aynı özden meydana gelmiştir ve dahi O'dur. bir galaksi veya bir insan bilinci aynı orjinlidir. insanın kendi özünden geçmektedir. Kendini tanımak gayesiyle varolmuş insana açılan ufuk burasıdır: Bilincini madde evrenin bağımlılıklarından soyut bir şekilde tanıyabilmek ve böylece kendini. zaman ve mekanla kayıtlı olmayan evrensel bilinç boyutunun değerleriyle bilmek. bedenden ibaret madde yapılı bir varlık değil. kaçınılmaz bir biçimde insan. Bilinç. Evren tümel bir enerji yapı olduğuna göre ve evrende hükmü yürümekte olan Tek bir bilinç varolduğuna göre..23 İnsan bilincine gelince.. Dolayısıyla insandaki bilinç. eğer kendi evreninin değerlerini ortaya koyabilirse.. Madde boyutundaki yaşamın terkedilmesiyle. sınırsızlıkta her an yeni bir özelliğini gözlemleyerek kendi sonsuzluğunu yaşayabilecektir. evreni meydana getiren O'na giden yegane yol. hiçbir insanın. hatta hiçbir nesnenin orijinal bilinci. Demek ki insan. bu evrensel bilinçten ayrı değildir. Çünkü. dünya yaşamındayken kendini tanıyabilmesi ve hazırlayabilmesi ölçüsünde olabilecektir. Evreni meydana getiren BİLİNÇ ve GÜÇ'ün varlığıyla oluşmuş. gerçekte. kendisini aynada gördüğü bir bedenden ibaret sanarak dünya yaşamının sona ermesidir.. tüm evrensel sırları kendinde bulabilecek kapasitede varolmuş bir bilinç yapıdır. İnsan için en büyük felaket ise.. Evren.. evrendeki sayısız yıldızlardan biri çevresinde dönen bir kütlenin üzerinde yaşayan. Ancak bu boyutu ne şekilde değerlendirebileceği. kendisini bu orijinal bilinç boyutunun değerleriyle bulacaktır. . beş duyu verileriyle bloke olmuş bir bilinçle.

Zatımda bu denizin üzerinde yürüme azmi (şüphesiz dileği) ve cezmi (kesin kararlılığı) doğdu. Yeryüzündeki denizlerden biri idi. kimimiz ise bu açıklamaların sırlarını araştırıp. İyice baktım ona. El-İbriz isimli eserden buraya örnek olarak aldığım. Eğer ifade etmek istediğimiz değer. boğulmayacağım hakkında içimde kesin bir bilgi meydana geldi. onun EVRENSEL oluşundan sözedebiliriz. Onun için de kimimiz bunları sadece inanç meselesi kabul etmiş. Önce. Yolumun üzerinde ancak gemiyle geçilebilecek ölçüde bir deniz beliriverdi. Bir şey dokunamayacağını da . yaklaşık 7 yüzyıl önce yazılmış.. Günümüzde ise. açıklanabilir bir bilimsel gerçekliğe dönüşmüştür. bireysel. Aksi halde. MODERN FİZİK VE TASAVVUFUN BULUŞMASI Tasavvuf eserlerine göz atmış olanlarımız bilirler: Değişik alemlerden. geçici dünya değerleri için "sonsuz. çoğu zaman bizim alıştığımız ve şartlandığımız fiziksel yasalardan çok. toplumsal şartlanmalar ve bedensel bağımlılıklardan kurtulamamış bir bilinçle. şartlanma ve bağımlılıklar blokajından kurtulamamış. onları keşfetmeye çalışmıştır.. Bunlar. sadece kuru bir lakırdı etmiş oluruz. şu paragrafı okuyalım: “Bir gün henüz fetih yapılmadan önce bir yere uğradım. yaşamın sonluluğa mahkum olması ne acıdır.24 Sonsuzluğu yaşamak üzere varken. çok farklıdır." veya "evrensel" gibi tanımlamaları kullanmakla. farklı evrenlerden ve o boyutların farklı fizik yasalarından sözedilir. bilinç boyutunun sınırsız değerleriyle yaşamaktan uzak bir haldeyken. artık konu bir inanç sorunu olmanın ötesinde. zaman ve mekana bağlı olarak değişim göstermiyorsa.

. Sonuna yaklaştığımız bu yüzyılın başında Einstein'in açıkladığı izafiyet kuramı ile "madde" hakkındaki klasik görüş tamamen alt üst olmuş ve 70'lerden sonra iyice yaygınlaşan Quantum Kuramıyla da "maddenin varlığının kabulü" bilim dünyasında geçerliliğini tamamen yitirmiştir. Maddenin varlığının. tümel bir can ve bilincin. derhal suyun dibine indi. hemen çekip çıkardım... maddelerden oluşmuş.. Sufilerin ifade ettiklerine göre. Oysa şimdi Quantum Fiziğinin bulguları ışığında artık bunların ne masal. herşeyin canlı olduğu bilinçli bir yapıdır. ancak onu algılayan gözlemci için geçerli bir varsayımdan ibaret olduğu kanıtlanmıştır. Batmadım. insanın algı biçimini alt üst eden. Bir ara denemek için ayağımı bastım. Onun için de kolayca gözardı edilebilirdi. ama bendeki eski azim ve cezim yoktu. ani bir yaşayıştır. Ve Evrenin gerçek yüzünün tecrübe edilişi. her an. evrenin gerçek yüzü. Başka bir defa ise yine o denize uğradım. Yürümeye devam ettim. cansız bir dünya değildir. Azmim ve cezmim arttı. gözün şartlandığı gibi. Derken ayağımı bu kesin bilgi havası içinde suyun üzerine koydum.. Yer ve gök algısı başka bir hale dönüşmekte. her yerde kendini ifade edişine şahit olunmaktadır. Yani buna güç getiremeyeceğim..25 aynı kesinlik içinde düşündüm. neticede öbür sahile ulaştım. . ne de bilim-kurgu hikayeler olmadığı anlaşılıyor!. Gerçekte evren. muazzam. Anladım ki bu durumda suyun üzerinde yaya yürümem mümkün değildir. Yürümekte şüphe ettim. " Asırlar önce yazılmış bir Tasavvuf eserinde yeralan bu satırlara yakın geçmişe kadar bir anlam vermek çok zordu. eşya hakkındaki tüm değerler geçerliliğini yitirmekte ve keskinleşen bir görüşle..

Evrende gözlemlediğimiz ve madde adını verdiğimiz nesneleri. Bizim şu anda gördüğümüz nesnelerin veya boşluk diye algıladığımız alanların. E=mxc 2 ile formüle etti. gördüğümüz nesnelerin. maddeyi meydana çıkaran bu enerji yapının incelenmesine ve onun aslının açıklığa kavuşturulmasına gelmişti. dokunduğumuz nesneleri meydana getirdiği varsayılmıştır. atomaltı düzeyde birbirinden hiçbir farklılığı yoktur. onları meydana getiren evrensel bir enerjinin varlığı sözkonusuydu. zannedildiği gibi durağan bir nesne olmadığı gerçeğinin de ıspatıydı. onları meydana getiren enerjinin birer yoğunlaşması olduğunun açıklanması yerleşik klasik varsayımı ilk kez yerinden sarstı. parçalardan meydana gelmiş değildir. Yani. kütlelerin daha küçük kütlelerden meydana gelmediğini. madde. içinde boşluğun olmadığı. atomaltı düzeyde inceleyen fizikçiler. Bu tek ve homojen bütünsel yapı. Bir kütlenin belirli bir enerjiye eşdeğer olması. O halde aslında maddeler değil.. İzafiyet kuramı. daha küçük parçacıkların biraraya gelerek. içinde bulunduğumuz şu evrene atomaltı düzeyden bakıldığında. gerçekte "maddi kütleler" olarak var olmadığı anlaşılmaya başlanmıştı. Aralarında . sınırsız ve bütünsel tek bir enerji yapı olarak gözlenmektedir. Bu durumda. gördüğümüz. o boyutta gözlenen evren. o kütlenin. her noktasının birbiriyle ilintili olduğu. herşeyin karşılıklı bir ilişkiler dokusu olarak gözlendiğini ortaya çıkardı. Bunu. klasik fizikte. Enerji kütlesinin madde diye gözlenmesi. gördüğümüz nesnelerin. 1900'lü yılların ilk çeyreğinde. Şimdi sıra.26 Yüzyıllar boyunca. Einstein.. bir nesnenin kütlesinin belirli bir enerjiye eşdeğer olması sonucunu ortaya çıkarmıştı. Hatta. Çünkü. sadece enerjinin bir beliriş biçimi olduğunu ortaya koyuyordu. onu meydana getiren yapı taşlarının bileşimi olarak kabul edilmiştir. Einstein tarafından. sadece bizim algı biçimimizin bir ürünüydü.

yüzyıllardır devam edegelen inanışa göre. Tümel ve sınırsız bir BÜTÜNLÜĞÜN sözsahibi olduğu kanıtlanmıştır. çokluk görüntüsünde yaşıyoruz?.27 onları ayıran. Quantum Fiziğinde.. Yani. daha mikro düzeyde başka parçacıklara ayrıştırılamaz duruma . ayrı parçalar şeklinde gözlemliyor? Evet. Quantum fiziği.. ancak herşey 'olabilir' görünmektedir. Artık o düzeyde ayrı ayrı birimsel yapıların. bir ayrılık gözlense bile. tamamen karmaşık bir ilişkiler dokusuna dönüşmektedir. Nasıl mı?.. daha alt. farklı kılan bir sınır sözkonusu değildir. ayrı.. Hiçbir şey o boyutta belirli bir sınır ve kesinlik kazanmış değildir. ne de bir işareti henüz hiç yoktur. "temel yapı taşları" olmadıklarını. parçalardan meydana gelmemiş. O halde. hatta bu parçacıkların "temel" olma özelliğine dahi sahip olmadıklarını tesbit etti. maddenin derinliğine inildiğinde gözlemlenen nihai parçacık dünyası.. atomaltı boyutlarına inildiğinde. gerçekte sınırsız bir BÜTÜN olan TEK'i. Şöyle ki: Atom fiziğinde. Bu tesbitlerden sonra. Oysa bu gerçeğin gözlemlendiği evren. nasıl oluyor da TEK'i. nasıl oluyor da insan. Burada insan bedeniyle. atomaltı boyutta kesin bir şekli yoktur. madde diye kabul ettiğimiz "ayrı ayrı şeylerin" atomaltı düzeyde ne ismi. Klasik inanışta "madde" diye isimlendirilen "yapılar". bir duvar veya bir su birikimi arsında bir sınır.. ayrı ayrı parçalara bölünemeyen. işte şu anda içinde bulunduğumuz evrenin ta kendisidir. fizikçileri düşündüren yeni bir soru ortaya çıkıyordu. Gözlediğimiz Evrendeki hiçbir nesnenin. atomaltı düzeyde böyle bir ayrım kaybolmaktadır. maddeyi oluşturduğu kabul edilen parçacıkların. parçaların varlığı tükendiğinden. İşte bu sorunun cevabını QUANTUM TEORİSİ açıklığa kavuşturdu.

gözlemcinin kavramasıyla bir anlam kazanmakta ve buradan sonra da o özelliğin atfedildiği parçacığın varlığından söz edilmektedir.. ölçümler arasındaki ilişkinin bir sonucu olarak KAVRANINCA bir ÖZELLİK kazanmaktadırlar. İşte işin.. o zaman her bir özellik belirmeye başlar. o düzeyde parçacık diye birşeyin gözlemlenmemesidir. İşte 2000'li yılların eşiğinde. Eğer gözlemcinin KAVRAYIŞI olmasa. tamamen kuramsal ve düşünsel varlıklardır. Her özellik. İş tamamen insan düşüncesine kalmıştır. Çünkü. gözlenen yapı arasındaki karşılıklı ilişkinin bir ürünü olduğu anlaşılmıştır. nesnelerin. Bu parçacıklar. gözlemcinin düşünceleriyle. hatta birçoğunun kütlesi yoktur. sözü edilen parçacıkların. çokluk görüntüsü ve parçacıklar ne zaman var olmaktadır?.. Hiç bir anlama sahip olmadıklarından. üzerinde durulması gereken en ilgi çekici yanı burasıdır.. gözlemcinin kavrayış biçiminin ürünüdür. atomaltı düzeyde herşey homojen tek bir BÜTÜN olarak var olduğundan dolayı. aslında o haldeyken. "parçacık" olarak henüz bir varlıkları da yoktur! Bu düzeyde herşey.. Peki.28 gelmiştir. Her bir nesnenin yapısı ve özellikleri. sadece "olasılık dalgalarından" ibaret gibi görünür.. Ne zaman ki yapılan gözlemler arasında bir karşılaştırma sözkonusu olur. Atom fiziğinin ortaya çıkardığı net gerçek şudur: İşin içine ... Bu durumda ortaya çıkan bir gerçek şudur: Gözlemcinin kendisi de bu gözlem zincirinin bir ögesidir ve ondan ayrı değildir. Dolayısıyla. ancak gözlemci tarafından. Bunun sebebi.. BÜTÜN'den ayrı olarak. Bahsedilen atomaltı öğeler çoğu zaman soyut varlıklar gibidirler. kendi başlarına hiç bir anlamı yoktur. nesnel değil. gözlenen yapının bir ANLAMI olamayacak ve parçacığın varlığından da söz edilemeyecektir.

Fizik nesnelerin özelliklerini ve evrensel yasaları tayin eden bir BİLİNÇ ile bakmakta. yani bilincin varsayımı sözsahibidir. bilinç tarafından KAVRANMASINA bağlıdır. Yani. Gözlemci ve algı araçları neyi tesbit edebilecek düzeydeyse. evren. onun yasaları. şu an içinde bulunduğumuz fiziksel yasaların. insanın kavrayış biçiminin ürünüdür. Bu bulgular ışığında düşündüğümüzde. Evrende gördüğümüz tüm bu fiziksel nesnelerin meydana çıkışında. gözlemcinin algı kapasitesi ve kavrayış biçimidir. bir özellik ve anlam taşıması. aslında bilincimizde ortaya çıkan anlamların bir sonucudur. yani nesnelerin varlığı ve onların özelikleri. bilincimizin kavrayış biçiminin KARŞILIĞI olduğu anlaşılmaktadır. içinde yaşadığımız evren. Fizik evren. Gözlenen bu evren ve onun fiziksel yasaları. Onun ile görmekte. Biz NASIL bakarsak. bulguların ne şekilde olacağı. evren bize ÖYLE görünür ve şu anda öyle görünmektedir. onunla birlikte olan. bilincin kavramasıyla anlam kazanmakta ve böylece de "var" kabul edilmektedir. içinde bulunduğumuz ortam ve onun yasaları.29 insanı koymadan bu evrenden bahsetmemiz asla mümkün değildir. tamamen gözlemi yapan bilince GÖRE'dir. Ve bu da tamamen size göre öyle! Evrenin meydana gelişinde. "Maddenin" varlığını belirleyen esas faktör. nesneler ve özellikleri ÖYLE görünmektedir. Açıkçası.. kısacası Onun ile varolmaktayız. Gözlemci NASIL kavrarsa ve ne anlam verirse. Herşey tamamen düşünsel bir kavrayıştan ibarettir. herşeyi ve kendinizi ne olarak kavrıyorsanız. dünyamız da . ancak insanın kavrayışıyla birlikte var kabul edilmektedir.. biz ne isek. şu anda öylesiniz. Tasavvufi ifadesiyle. bizim düşünsel tesbitlerimiz. Onun ile dokunmakta. "temel yapı taşlarının" varlığı söz konusu olmadığı için. sonuç olarak o tecrübe edilmektedir. nesneler ve fiziksel yasalar. Başka bir ifadeyle. Her bir nesnenin var olması. olayın dışında olmayan.

Ancak tabi bunları başaranın. bu fiziksel nesneleri. maddenin kabulünden doğan fiziksel yasalar geçerliliğini yitirecektir ve yitirmektedir. kendi özbilinci yanında.30 ona göre olmaktadır.. "şöyle bir aleme ve zamana gittim. . şöyle şöyle işlerle karşılaştım". bilincin evrensel değerleri ortaya çıkacak. Artık bilimin ışığında inkar edilecek hiçbir yanı kalmamıştır ki. tamamen bilincin bir varsayımı ve insanın öyle şartlanmasıdir. önceleri kabul etmekte güçlük çekilen ifadeleri. Ve içinde bulunduğumuz bu evreni. gibi.. maddeden ibaret bireysel varlığının da bir varsayımdan fazla birşey ifade etmemesi halinde. kendiliğinden ortamını bulacak ve her dilenen gerçekleşecektir. "düşünsel suyun" üzerinde yürünebilecektir. yani evrenin atomaltı boyutlarına inildikçe. Evet. Sufilerin eserlerinde rastladığımız. bunları kavrayan bilincin VARSAYIMI değiştikçe. Fiziksel yasalarla kayıtlanmamış bir "varsayım duvarın" veya "düşünsel duvarın" içinden geçilebilecek. kendimizde mevcut Evrensel Bilincin ve gizli kalmış güçlerin müjdeleridir. O halde... şüphesiz bir dilek ve kesin kararlılık.. veya üstmadde boyutlarına çıkıldıkça.. tamamen bizim algılama ve kavrayış biçimimizden dolayı bu şekilde gözlemlemekteyiz.. Fizik dünyaya ait şartlanmalar kayboldukça. Atomaltı boyutta sınırılı yapısı olmayan bir duvarın ötesine düşünsel bir bedenin geçememesi..

Ancak acaba. Peki. elle tutulur. beş duyu sınırlarının dışında. bizim kendi yerimiz ne olacaktı? Belki bambaşka kavramlarla dolu şimdikine hiç benzemeyen bir boyutta olacaktık.31 KUANTUM FİZİĞİNE GÖRE "BU DÜNYA BİR HAYAL" Beş duyumuz sınırlarında algıladığımız dünya.. tam şu anda bulunduğumuz yerden. tüm bu kesitsel görüntülerin ötesinde dünyanın aslı ve gerçeği ne? . gözle görülür katı bir madde kütlesi!. Şu anda ve burada.. başka duyularla bakabilseydik nasıl bir dünyada yaşıyor olacaktık? Gözlemleyen bilincimiz aynı kaldığında. algıladığımız dünya ne tür bir ortam olacaktı ve o dünyada --eğer hala varsa--.. diyenleriniz olabilir.

yalan mı. düşünen insan. 'evrensel insanın' gerisinde kalmamaya çalışan bilim çevreleri.32 Aslında. hep aynı dünya. insan düşüncesinin ‘Yaratıcı Düşünce’ ile olan bağlantısını ve dahi 'Tanrı' diye bilinen kavramın ne olduğunu çözmekle meşgul. kiminin umursamaya değmez sayıp adeta sefasını sürdüğü ile. kimine adeta meydan okuyan. geldiği noktada artık. kendi varoluş gayesini. insanlık kendi gerçeğini açıklayan ‘Tek Tümel Kuramı’ buluncaya . Bir yanda bizim gibi toplumlar ve aydınları. Piyasada hiçbir yeni fizik veya genetik kitabı yoktur ki Tanrının ve insanın bilincinden bahsediyor olmasın. Kuantum Fiziği. gören ve ona göre seyre dalan günümüzün farklı insanı. sadece geçmişle meşgul olup. ASLINI araştıran. eskilerin. Medya aracılığıyla haberdar edildiğimiz dünyada olup-bitenler bir yana. onları bugün tartışmakla. özellikle Astrofizik. çağdaşlaşma yolunda adım attıklarıyla avunadursunlar. O kadar garip ki. yaşamın ve evrenin gerçeğini nerdeyse çözmüş olmanın verdiği rahatlıkla. adeta sizin ve dünyanın halini başka bir boyuttan gizli bir tebessümle seyre dalmış durumda. adeta boğuştuğu. Gen Mühendisliği gibi popüler bilim dalları. kiminin de onunla mücadele ettiği. Oysa. Bu ifadenin üzerinde duralım lütfen: Hala beş duyusuyla algıladığı dünyayla mücadele eden. yoksa rüya mı olduğunu bir türlü çözemediği garip bir dünyada yaşıyoruz. Astrofizikçi Stephen Hawking'in dediği gibi. gerçek mi. bilimin ve bilimsel düşünen insanın gözünde herşey artık çok farklı!. dünyayla mücadelenize devam edin. geçmiş yerine geleceğin inşası görevini üstlenmiş. Siz istediğiniz kadar algıladığınız bu yaşamla.. insanın içinde olduğu evrensel sistemi. birazcık okuyan ve araştıran kimsenin gözünden kaçmayan güncel bir konu var: Birçok bilim dalı. sorunlar bulup. yepyeni dev bulguların heyecanıyla kabına sığmaz hale gelmiştir. hatta tamamen konusu bunlar olmasın. veya bu algıladığı yaşamın NE olduğunu. sözümona.

birbirinden ayrı değiller ve moleküler düzeyde dahi bu çözülmemiş bağlantının eserleri gözlemlenebilmektedir. Buradan şu sonuca varıyordu: Bu demek ki.. beklentilerimiz belirliyor! Sayısız diyebileceğimiz ihtimaller içeren bir sarmalda. gibi düşüncelerle bambaşka gerçeklerle içiçe gelmiş durumdalar. şaşırtıcı olan o ki. Gen mühendisliği konu olurken. Atom fiziği alanında. Bu ifadelerin anlamı şuydu: Düşüncemiz. Bilincimiz neyi keşfetmek üzere bizi harekete geçiriyorsa. şimdi bulgularımızı.D. deney.'nde görüştüğüm gen mühendisinden işittiğim ve beni en çok şaşırtan bir ifade şu oldu: Artık bulgularımız sürekli olarak. birbirinden kopuk. dünyada gözlediğimiz birimsel yapıların. gözlemci. deneyin bir parçası kabul edilir. karşımıza mutlaka o dizilim çıkıveriyor. yani Evrensel Bütünden ayrı olarak hiçbir anlama sahip olmadıkları ortaya çıkmıştır. Durum daha da açıktır. gen mühendisliği araştırmalarını yakından takip edenler. yukardaki düşüncelerle ve hatta dünyanın bir organizma olduğu. sorumuz.B. dahası her organizmanın kendinde gizli programını ortaya koyduğu. bulgularımızı belirleyici olduğundan. gen mühendisliğinde öyle bir yerdeyiz ki. A. Klonning gibi değişik tarihlerde aynı bebeğin kopyelerini dünyaya getirme çalışmalarını bilenler ise biraz daha ilgili olanlarımız. sonunda o şeyi keşfediyoruz. ayrı ayrı bireysel elemanlara ayıramayacağımızı göstermiştir. deneyin sonucu ve bilincimiz aslında aynı bütünün birbiriyle ilintili elemanları gibi. Oysa. Atom Fiziğinde de. gözümüzün yanıldığı gibi. biz henüz tüp bebekleri hatırlıyoruz. Kuantum fiziği. Paralel şekilde.33 kadar bilimin içine girdiği bu hızlı arayışının sonu gelmeyecek. .. hangi muhtemel genetik dizilimin etken olmasından şüpheleniyorsak... suç diye birşeyin omadığı. kendi başlarına. içinde yaşadığımız dünyayı. beklentilerimiz doğrultusunda gerçekleşmekte! Dahası. bilginin yarısı anlamına geliyor. diiyordu.

gözümüzün daracık kapasitesi dolayısıyla madde. Doğru zannettiğimiz. 'zaman ve uzayın' kafamızdaki klasik anlamları geçerliliğini yitirmiştir. Çünkü tüm evren. sayısız parçaların birleşmesinden oluşan bir evren olmayıp. Artık evren. parçalara ayrılması sözkonusu olmayan bir bütünlük olarak görmektedir. İşte bu anlayış çerçevesinde. dünyadaki bütün nesneler arasında varolan karşılıklı bir ilişkiler dokusudur. sadece sonsuz ve tek bir Bütün vardır. işin içine insan bilincini katmadan evren hakkında konuşamayacağımızı. Yani. hiçbir zaman tümden bağımsız hareket edemez. Evrenin birbirinden bağımsız nesnelerden oluştuğu görüşü ve klasik sebep-sonuç ilişkisi gibi kavramlar geçerliliklerini tamamen yitirmişlerdir. gözün yanılsadığı gibi insanın dışında. ‘Ben’ ve ‘evren’ ayrımı.. yalnızca. birbirine bağlı olan. ya da bağımsız değildir. Modern fizik. ve maddelerinin hepsini birden de evren diye kabul ediyoruz. Ayrıca bu bütünlük ile onu gözlemleyen ve araştıran bilinç arasında da bir birliktelik vardır. Oysa.. geçersiz kalmaktadır. hiçbir şey. Burada dikkatlerden kaçmaması gereken en önemli nokta şudur: Tesbit edilen bu ilişkilerin en önemli elemanı. ayrılık yoktur. karşımıza çıkan. fiziksel ve düşünsel ilşkilerin birbirini karşılıklı olarak etkilediği büyük bir sistem ağı olarak algılanmaya başlanmıştır ve bu ilişkiler. Çünkü gözlemcinin kendisi de olayın bir parçasıdır ve bu Evrensel Bütünden ayrı. açık ve net bir biçimde ortaya koymuştur. . Biz ise bu bütünlüğü algılayamadığımızdan. hatta ‘madde’ ve ‘mana’ ayrımı atom altı düzeye inildiğinde. evrensel düzeni. Yani evrenin esasında her zerresi birbiriyle ilintilidir.34 Fiziksel olarak madde diye gördüğümüz nesnelerin derinliklerine inildikçe. Atom fiziği. ayrı ayrı parçalara bölünemeyen. her zerresine kadar aynı bütünlüğün ve tekliğin ifadeleridir. gözlemcinin kendisidir. tek Bütünle olan bağlantı aracılığı ile açıklanmaya çalışılmaktadır. kaybolmaktadır.

Zira. kendi yaşamını kesintisiz olarak sürmektedir. esasında düşünsel olarak var kabul edişimizden ibarettir. evrendeki herşey. gerçekliğin kavranılmasına yarayan kesitsel imajlar anlamına gelmektedir. doğal fenomenler olarak kabul ettiğimiz bütün algıların. Kuantum kuramı gözünde. yalnızca bir idealleştirmeden. evrenin ötesinde. insanın bilincinin dışında. parçalara ayrılamayan sınırsızdır ve kendi dışında başka hiçbir şey olmayan Tektir. esasında pratik açıdan yarar sağlayan birer var kabul edişten ibarettir. serbest ve ayrı fiziksel varlıklar kavramı. Bu ürünler de gerçekliğin kendisinden çok. Bu gördüğümüz madde ve ayrı ayrı nesneler. Tüm bu bilimsel veriler ışığında. kendisinin sınırsızlığı ve yalnızlığı dolayısıyladır. evrenin ve insanın klasik algılanış biçimi bir reforma hazırlanmaktadır. gerçekte varolan ve yaşayan O Tektir. Bu demektir ki fiziksel olarak var kabul ettiğimiz herşey. Çünkü varolan Bütün. insanların kafasındaki imaj değil.35 Fizikçiler. insan bilncini de kapsayan. Bu. esasında.. . Bu düşünsel evren kendi sistemine göre. Dinsel ve Mistik kaynaklarda bildirilen Onun Tek oluşu. mekansal veya boyutsal bir tanrı fikrini reddetmektedir. Yeni Fizik. sadece ve sadece kendisi varolan. insan bilincinin birliktelik arzettiği sınırsız Tek'tir. yani düşünsel olarak var kabul etmekten başka birşey değildir. Ve yaşamın gerçeğini anlayabilmek için de önce 'Tümü' anlamamız gerekmektedir. 'Tanrı' ismiyle farkettirilmek istenen. Bu bulgular sonucunda. kesinlikle birbirleriyle ilintilidirler. nesnel bir dünyada değil.. istisnasız tüm olaylar ve oluşumlar. aslında insan düşüncesinin ürünleri olduklarını ortaya çıkarmışlardır. Gözümüz dolayısıyla yanılsadığımız maddi. gerçekte düşünsel bir evrende yaşıyoruz. Buna göre yaşadığımız. belki çok yakında kendimizi içerisinde bulacağımız düşünsel bir reform olacaktır.

. eskilerin ifadesiyle yalan bir dünyada. her şeyin yerli yerince olduğu ve görenle görülenin ayrılığı olmadığı tek bir bilinçle bakabilmek gerekir. tamamen bir yanılgıdır. dünyaya. Bunun için.. özümüz ve bilincimizin aslı olan Tek'in gözüyle bakma erdemine ulaşabilmektir. Tamamen bizim şartlanma ve beklentilerimizden bağımsız biçimde. kendimizi bu öz düşünsel değerlerle tanıyamamaktan ötürü. Bunun sonucunda.. onlar gerçekleşince mutlu. gerçek düşünsel değerleriyle bakabilirsek. bir başka dünyaya dönecektir ki asl olan orijinal yapı da odur. algı kapasitemizi bilgimizle ve beyin geliştirme teknikleri ile genişletebilirsek ve dünyaya. . O an. Ve eğer biz. dünyamız. şartlandığımız nesneler birikimi olarak değil. Bunun tek yolu da önce Tek'i ve Onun düzenini bilebilmektir. Bunu da ancak kendi düşüncemizde yaşamamız gereken bir reformla gerçekleştirebiliriz. 'bedenden ibaret bir birim olduğumuz inancıyla bakışı' terk edip. kendinde yaşamaktadır. Varlığın gerçeğini kavramanın yegane yolu. kendimizi şartladığımız. bu 'Tek' ve 'Tekin gözüyle bakış' mıydı? Buna 'evet!' demek olası.36 Ancak bizler. bağladığımız bireysel isteklerimize göre yaşıyor. Doğayı ve olayları alıştığımız klasik biçimde değerlendirişimiz. gerçekleşmeyeince üzüntülü oluyoruz.. orijinal sistemi ve kendimizdeki evrensel düşünceyi sürekli olarak algılayamamaktayız. insanın bilinciyle birliktelik arzeden Evrensel Bütün kesintisiz bir şekilde kendi özelliklerini. Acaba Hawking'in aradığı. Bu da beynimizin nesnelerden oluşan görüntüsel dünyayla bloke olmasına sebep olmaktadır. aslında bir anlamda hayal olan. anlaşılması gereken Birleşik Kuram. şartlanılmış klasik gözle. Bu da kendimizdeki evrensel bilinç boyutunun değerleriyle göresel olmayan bir yaşamı getirecektir. çevremizde ve doğada olup-bitene. Oysa. o zaman gerçeği görme imkanına erişebileceğiz. madde yapılı bir birey olduğumuz zannıyla bakmak yerine.

'Başkan Nereye Koşuyor'. senin varoluş gayen de bu olmalı. 'bu kadar ekonomik. dünyanın aslını kavramak için.. sen seni!. 'Ekonomik Darboğazımız' gibi eleştiri ve tarih kitaplarıyla övünedursun. Dahasını. Dememiş mi bir Hacı Bayram Veli: 'Bayram ÖZÜ bildi / Bileni O'nda buldu / Bulan O Kendi oldu / Sen seni bil. 'Atom Fiziği ve Tanrı'." diyor ve ekliyor. Siz isterseniz. Size sadece. 'İnsan Beyninin Bilinmeyen Güçleri'. Aslında mistik düşünce de yüzyıllardır aynı gerçekleri vurguluyor.37 Evet. 'Nasıl Giyinmeliyim'. mülkte yalan / Var. herşeye rağmen. 'Evrensel Sırlar'. nesnel sorunlarından biraz olsun düşüncesini soyutlayabilmiş toplulukların kitapçılarında ... 'Bastırılmış Kadınımız'. "Haklısın dostum.' Bizim aydınımız. senin kendin kadar kıymetli bir hazinen yoktur ve kendinden başkası için de var değilsin. biraz da geriye kalanını kullanmaya çalışsan! Kendini sadece fizik dünyayla kayıtlamayı biraz aşsan! Unutma. siyasi sorunumuz varken bunları çözmeyi bir yana bırakıp ta atom fiziğinin bulgularına göre yaşamaya çalışmakla mı ömrümüzü geçirelim. bu sıkıntılar nasıl çözülecek?' diye karşı çıkın. 'Holografik Evren' gibi kitaplar satışta ilk sıraları almakta.’ . kitaplığını dolduran 'Mezhebler ve Sorunları'. 'Evrenin Gerçeği'. Düşünen insan bu bulgular ışığında herşeyden önce kendini anlamaya çalışmakla ve geleceğini şimdiden kavrayabilmekle meşgul." Ve hatta bizim Türkmenoğlu Yunusumuzun bir dörtlüğüyle bulunduğu boyuttan gülümsemesine devam ediyor:: ‘Mal sahibi.. "Ancak unutma. bütün bunlarla uğraştığını söylerken beyin kapasitenin sadece maximum %7'si gibi bir kısmını kullanıyorsun. 'Tanrının Aklından Geçenler'. biraz da sen oyalan. uzağında kaldığımız son bilimsel bulgular ve çağdaş düşünce bunları söylüyor. mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan..

Bu tecrübeden dolayıdır ki. Ph." Evrenin. mistikler. şunları yazıyor: "Eğer bilinciniz. Ama orayı tecrübe edemeyenler ne şüphelerini üzerlerinden atabiliyorlar.. yaşamı anlayışlarında bir değişime ihtiyaç hissediyorlar. eğer bedeninizden ayrılabilirseniz. özüne dönerek. zaman ve mekanın duyularımıza izafeten belirdiğini biliyoruz. sadece burası için herşeyi elde etmekle meşgulgen.D. fiziksel bedeninizin sınırlarına bağımlılıktan kurtulabilirse. kendini. ne de.38 HOLOGRAMDA SEYAHAT Çağdaş bilimsel keşiflerle.. fizik dünyanın şartlarına bağımlı olarak yanılgılar içerisinde tüketir gider. o boyutu direkt tecrübe edebilirsiniz. Yani fizik dünyanın nasıl göründüğü ve bu dünyada geçen zamanın hangi biriminde olduğunuz. bakın bilim dünyasında neler oluyor ve bunlar Tasavvuf eserlerinde nasıl karşılık buluyorlar: "Ölünce Yaşam" isimli eserinde ünlü bilimci Kenneth Ring. Bedeninize ve bedensel algılama araçlarına bağımlı kaldığınız sürece. öz bilincinin değerleriyle tanıyamadığı sürece. gördükleri şeyler hakkında bu kadar kesin ve inandırıcı konuşmaktadırlar. evrendeki yegâne sermayesi olan "dünya yaşamını". dünyayı ve yaşamı sadece beş duyuyla algılayabildiğimizden ibaret zannedip. fiziksel duyularınızın algılamasının bir . mistik Sufi öğretilerinin en önemli ortak uyarısı şudur: İnsan. esasta dev bir hologram olduğu gerçeğinden hareketle. Oysa. o boyutu tecrübe edebilirsiniz. holografik alem ve boyut gerçeği sizin için sadece entellektüel bir konu gibi kalır. İnsanlığın büyük bir çoğunluğu. holografik dünyaya girip.

bireysel bilincin fizik bedenden ayrılıp farklı alanlara seyahat ettiğinin gözlendiği "beden dışı yaşam tecrübeleridir. anma törenleri ve kutlamaları olduğu ortaya çıkmıştır. Eğer küçük bir araştırma yaparsanız. Oysa. Mısırlılara. beden dışı yaşam tecrübelerine normal olarak inandığını ortaya çıkarmıştır. Değişik üniversitelerde.. mekanın olmadığı bir boyutun ve alemin nasıl birşey olduğunu hayal bile edemiyoruz. yaşarken fizik beden dışına . mekana bağlı olmadığımız gibi. Yunanlara. zamana bağlı olmadığımızı da kanıtlayan veriler var: Bunun en güçlü göstergesi.39 ürünü.. OBE (Out of Body Experience) denen. öğrenciler üzerinde sayısız anketler yapılmış ve örneğin Sauthompton Universitesinde ankete katılan 115 öğrenciden 19'unun. birgün bir yerde.. bilinç olarak... Goethe'ye kadar birçok tanınmış kişi dahi kendi başlarından geçen OBE lerinden eserlerinde bahsetmişlerdir. Hindulara. Batılı olmayan 44 ülkede bu konuda yapılan bir araştırma sonucu. Yapılan anket sonuçlarının ortalaması alındığında. Jack London'dan. 41 ülke insanının.." Dünyanın her yerinde ve tarihin her döneminde insan bilincinin beden dışına çıkabildiği çeşitli şekillerde sürekli anlatılmıştır. bu yazıyı okuyan her beş kişiden birinin er veya geç. Avustralya New England Üniversitesinde 177 öğrenciden 36'sının başından beden dışı yaşam tecrübesi geçtiği belirlenmiştir. kabaca. Müslümanlara kadar her topluluk tarafından da bu gerçeğin bilinmiş olduğunu kolayca keşfedersiniz. Yine dünyanın 488 topluluğu arasında 437'sinin beden dışı tecrübelere dayalı benzer gelenekleri. Amerikan yerlilerinden. Mekânın varlığından şüphe etmeyecek derecede ona öylesine bağımlı halde düşünür olmuş ve şartlanmışız ki.

sıkça. .. zikir yapma sırasında.. bilgi birikimi ve kendi gerçeğini tanıma düzeyi önem taşır. iradi olarak kontrol altına alabilirler. Tıpkı GHOST (Hayalet) ve benzeri bir çok filmde seyrettiğimiz gibi mekan kayıtlarından bağımsız hale gelir. isteği oluştuğu anda. sonradan olup-biteni anlatmalarının sebebi bu tecrübedir. düşündüğü yerde ve halde bulur. aslında sanıldığından çok yaygın bir gerçekle iç içe olduğumuz anlaşılıyor. beynin ürünü olan çok ince titreşimlerle yapılanmış hologramik bir bedenle bulur. yetişme şekli. Kaza geçiren bazı kimselerin. NDE (Near Death Experience) olarak bilinen ve özellikle şiddetli kaza veya krizler esnasında ve sonrasında başından geçen bu tür "ölümötesi yaşam tecrübesini" anlatan kişilerin yayınlanmış yüzlerce kitabı şu anda piyasada mevcuttur. Burada tecrübe biçimlerinde kişinin kendine bakışı. uyku ve uyanıklık arası. "yakaza" denen. ayrıca şiddetli bir travma veya kaza geçirildiğinde görülüyor. kendini. istenen yerde anında kendini bulabilir. Bilinç kendini fizik bedenin kayıtlılıklarından bağımsız bir halde. koma halinde olmalarına rağmen. Bu oran 10 kişide 1 bile olsa. Tipik bir OBE. Kapalı bir yerdeyse. Bunların bir kısmı Türkeçeye de çevrilmiştir. Zamanın fiziksel boyutuna tabi olmadığı için. bilinç. Uçuyor veya havada yüzer bir haldedir.40 çıkma tecrübesi yaşamış olduğu veya bunu yaşayacağı ortaya çıkıyor. hastalık ve anastezi sıralarında. uykuya geçme sırasında veya uyurken. herhangi bir anda kendiliğinden yaşanabileceği gibi. düşünsel olan bir algıya geçer. aşağıdaki bedenini seyretmeye başlar. kendisinin aniden bedenden ayrı bir yerde olduğunu görür. genellikle tavana yakın bir konumda. beden dışı yaşam boyutuna geçişlerini. fiziksel duvarlardan veya kapılardan geçebilir. Çoğunlukla ilk anda bir ferahlık ve gevşeme hissi hakimdir. Bundan sonrasında kişiden kişiye değişen çok farklı şeyler olabilir. Zamansız ve mekansız bir şekilde. Bu tür tecrübelerde. kişi eskisinden daha güçlü bir "farkında oluş" haliyle. holografik özellikler taşıyan bir bedenle. Yüksek ruh gücüne sahip tasavvuf ehli zevat.

araştırmayan. şu an bilim dünyasının meşgul olduğu hologram tekniğiyle tesbit edilen özelliklerin yaşandığı boyuttur. başlarından geçen bu tecrübelerinden kaynaklanmıştır. başka bir alemi ziyaret etme" veya "tayyi mekan. Tasavvuf ehlinin yaşama bakışındaki farklılık. hangi zamanda yaşıyor olursanız olun. "evrenin holografik boyutunda" yaşanan bilinç tecrübeleri ve bilinç seyahatleridir. Ancak bu boyut.. tayyi zaman" gibi dünyanın zaman ve mekan kayıtlılıklarına bağımlı olmayan seyahat tecrübeleri. Bugün onlarca dile çevrilerek okunan. kendi yapısına uygun hologramik bir bedenle tecrübe edilebilmektedir. "Mavi Tüy" ve "Martı" gibi tanınmış eserlerin yazarı "Richard Bach" ve benzer eserler veren birçok kişinin. başından geçen bu tür beklenmedik bir tecrübe sonrasında. Bu şekilde tecrübelere dayalı olarak yazılmış yüzlerce kaynak kitap bulmak mümkündür.. İbrahim Hakkı Erzurumî. fizik dünyayla kayıtlanmaktan kurtulamamış insanların çoğunluğu.41 OBE tecrübelerinden elde edilen verilere göre. bugünün bilimsel verileri ışığında baktığımızda. her insan için kaçınılmaz olan bir gerçek çıkıyor ortaya: Ölümün tecrübe edilmesiyle birlikte "holografik evren" boyutunda. Ölüm ötesinde yaşamın devam edebileceğine ihtimal vermeyen birçok kişi. İşte OBE veya NDE denen ölüm ötesi tecrübeleri yaşayan kişiler. Din'de "ruh" ismiyle tanımlanan. Bununla beraber. Muhyiddin Ibn Arabi. ölüm diye bir sonun sadece fizik beden için geçerli olduğunu farketmiş ve çok farklı bir yaşam tarzı sürmeye geçmişlerdir. fizik bedenle yaşamın son bulmasıyla birlikte girilen boyut. Yani...." düşünsel bir yaşamın başlangıcı. Mevlâna Celaleddin. evrenin holgramik boyutu. "hologramik bir bedenle. . kendisini bekleyen bu sonsuz geleceğe ilgisiz. Abdulkadir Geylani gibi birçok Tasavvuf ehlinin eserlerinde bahsettikleri "göğe yükselme. Ve dünyanın neresinde olursanız olun.. bugünün lisanıyla "ışınsal hologramik beden" diyebileceğimiz bir bedenle bu evrensel hologramda seyahat etmektedirler.

Binlerce yıl öncesinden beri mistik düşünürlerin ve bilginlerin eserlerinde değindiği. İnsanların bütün davranışlarını düzenleyen beyin yapıları ile.42 ASTROLOJİ: Yeni Millennium'un Popüler Bilimi İnsan düşüncesinin eseri olan her bilginin değeri olduğunu kabul ederek. gezegen konumlarının nasıl bir bağlantısı olabilir?... Bu kısa yazımızda “astrolojinin” sırlarına değinmeye çalışacağız. inkarı bir yana bırakıp. günümüzün ise özellikle gelişmiş ülkelerinde popüler hale gelen. itibar etmekten kaçınamadığı. borsa tüccarına kadar. Bu konuyla ilgili olarak hem Evrensel Bilinci tanımak suretiyle “madde ötesi sırlara” eren mistik düşüncenin . sayısız bulgular ve değerlere erişebilmekteyiz. bu günün bilimsel verileriyle bize ulaşan bilgilerin esrarını çözme yürekliliğini göstrebildiğimizde. tanışan hemen herkesin. onlarca üniversitede öğrenimi yapılan konusu “BURÇLAR İLMİ” veya güncel ismiyle “ASTROLOJİ” neyi anlatmaktadır? Birçok devlet başkanından. hatta bazı ülkelerde aylık raporlar halinde yayınlanmaya başlayan bu isabetli verilerin temelindeki bilimsel gerçekler neler olabilir?.

büyük mutasavvıf Muhyiddin İbn Arabi. sistemimizi çevreleyen. Samanyolu galaksisi içerisinde tesbit edilmiş. daha evvelce anlattığımız Kürsi (Samanyolu) içerisinde şeffaf. Bunlardan birisi de uydusu ayla birlikte dünya ve üzerinde bizler.. mistik düşünür ve öze erenlerin “Evrensel Bilnci” anlamak suretiyle getirdiği açıklamalara paralellik göstermekte ve onların deşifre edilmesine ışık tutmaktadır. Ve o kıvılcım içerisinde Güneşin çevresinde kendi yörüngelerinde dönüp duran gezegenler. “Fütühat-ı Mekkiye” isimli eserinde “Dünyada oluşan herşeyin burçların tesiriyle meydana geldiğini” şöyle ifade ediyor: “Şunu da bil ki Hak Taala. galaksiye nisbetle güneş sistemimiz. yüzlerce. yüze yakın sayıda değişik isimlerle tanınan yıldız kümesi veya takım yıldız vardır. Bunu da 12 eşit parçaya ayırmış ve bu parçalara BURÇLAR adını . bizim gördüğümüz insanoğlu. günümüz bilimsel bulguları. Galaksi içerisindeki bizim güneşimiz gibi.43 açıklamalarına. Doğu ve Batı ilimlerinin kaynaştığı bir coğrafyada bulunmamız. havada uçuşan bir kıvılcım parıltısı gibidir. Konum itibariyle.. binlerce ve bazen milyonlarca yıldızın meydana getirdiği her bir yıldız kümesine BURÇ adı verilir.. dairevi bir cisim yaratmıştır. bu tür. Artık çok sıkça gözlemlendiği üzere. hem de beş duyu verilerine dayalı bir sistemle “yaşam sistemini” açıklamaya çalışan bilimsel bulgulara yer vereceğiz. Böylesi uçsuz bucaksız bir galaksiyi bir futbol sahasına uyarlarsak.. Günümüzden 8 yüzyıl önce Astroloji konusunda verdiği eserler ile İslam alemi yanısıra Batı dünyasında da yakından tanınan ve birçok eseri bilimsel incelemelere konu olmuş. böyle bir incelemeyi yapmamızı kolaylaştırıyor. Yaklaşık 400 MİLYAR yıldızın oluşturduğu kabul edilen Samanyolu galaksisi içerisinde orta büyüklükte bir güneşin uydularından biri olan Dünya üzerinde yaşayan canlı organizmadır.

44 vermiştir. Bir kaç gün ve gece eğer gökyüzüne bakarsanız. 12 eşit parçaya ayrılmış kabul edilen göğe karşılık gelen sabit takımyıldızların. akademik anlamda. bir kaç gök cisminin yer değiştirdiğini ve hareket halinde olduğunu tesbit edersiniz.. göklerdekinin bir yansıması olur.” Astroloji Neyi Anlatmaktadır? Günümüzde astroloji. insanın yeryüzündeki eylemleri. tamamiyle kişilerin doğum anındaki gezegen konumlarıyla. Bunların başında her gün doğup. âlemlerimizin gerçek olarak imamlığını yapmaktadır. hava. Jüpiter ve Satürn gezegenleri hareket halindedirler. Değişim ve karışıklıların tümü bu burçların değişmesiyle ve kurulan düzenin bozulmasıyla olur. Bu burçlar. Onların yanısıra da beş küçük yıldız gibi görünen Merkür. yani bulundukları burçlardan aldıkları enerji. Astrolojinin klasik teorisi ise şudur: Kozmos ve insanoğlu. batan Güneş ve Ay gelir. orjinini aynı özden alan yaratılışın ifadeleri olduğuna göre. sistemimizi çevreleyen. insanın eylemleriyle bağlantılı olan da en başta bunlar olmalıdır. tıpkı dünya ehlinin unsurlarına benzerler. Gerçek olarak alemimizin öncülüğünü bu 12 burçta bulunan 12 melâike yapmaktadır. Gökyüzünün o anki yansımasının . istatistiki sonuçlara göre açıklayan bir araştırma sahasıdır.. ateş gibi unsurlardan olup. her ikisi de benzer biçimde hareket ederler ve böylece. Ay ve her bir gezegen yörüngesinde dolaşırken. Venüs. Mars. cennetlerde oluşacak şeyler meydana getirilir.. sizin programınızı oluşturur ve sizin alın yazınız.. Böylelikle bu 12 burç. İşte Güneşin ve bu gezegenlerin sizin doğum anınızdaki konumu. İşte bu burçlardan.. Öyleyse hareket eden bunlar olduğuna göre. kiminde ise zayıf düzeye düşer. toprak. Hakk Taala her bir burçta cennet ehlinden bir meleği orada iskan ettirir. Güneş. yani 12 BURCUN sahasından geçer ve bunların kiminde temsil ettikleri enerji güçlenirken. su. karakteristik özellikleri arasındaki bağlantıyı.

Her beyinde farklı olan bu dizilim modeli. İşte bu dizilim ve bağlantı modeli. Biyokimyadan. Güneşin bu burçtan aldığı enerji güçlü bir biçimde karakterinizde ortaya çıkacaktır. İnsan beynini meydana getiren ve nöron diye isimndirilen 120 milyar hücre her beyinde farklı bir dizilim oluşturur. BEYİN ve onun programıdır. örneğin bir Oğlak veya Kova burcu insanı olursunuz. Böylece. organizmayı motive eden belirli bir dalgaboyu bileşimi. psikolojiye kadar insanın yapısını ve çalışma sistemini inceleyen birçok bilim dalı ortaya koymuştur ki insan dediğimiz organizmanın çalışma biçimi. Bu eylemlerin ne şekilde olacağını belirleyen. onu değişik türlerde eylemlere geçirir. sizin öz burcunuzdur. doğum anınızda Doğudan yükselen burç ta Yükselen burcunuz olacak ve dışa yansıyan yeteneklerinizde gözlemlenecektir. tamamen fiziksel. beyin ağları. siz de doğum anında oluşan programınıza göre gelen enerjiyi değişik şekillerde değerlendirir ve davranışlar ortaya koyarsınız. “beynin programı” diye ifade edilir. huylar ve ihtiyaçlar gibi karakter unsurlarını temsil eder. Her gezegen kozmik enerjiyi farklı formlarda yansıtır ve bunun için herbiri. . gezegenler her bir burcu gezdikçe. Algılama araçlarının duyarlı olduğu etkenler. onun kişilik özellikleri beynin eseri olarak ortaya çıkar.. Beynin Anne Karnında Programlanışı Biliyoruz ki insan varlığındaki tüm oluşumlar. Böylece siz. yani belirli dürtüler. Benzer şekilde..45 bir ifadesidir. Bunların en güçlü olanı Güneşin doğum gününüzde yeraldığı burç. bireyin kişiliğini çizer. Diğer gezegenlerin konumu da benzer şekilde kişisel karakterinizde etkin olacaktır. yani beyindeki biyoelektrik kanallarının dizilimi. biyolojik ve kimyasal kurallara dayanır.

300 yıl önce kaleme alınmış “Marifetname“ isimli eserinden şu paragrafa değinelim: “Allahu Taala’nın kudreti ile. hal. bu beyin programımızın eseri olan bir biçimde ve kapasitede düşünür. ahlak ve tavrı henüz ana rahminde nutfe iken rast . öğrenir. Sufi kaynaklarında. tibbi araştırmalardan elde edilen “beynin programlanışı” olayı son derece enteresan bir paralelik göstermektedir. zeka gibi tüm yeteneklerine kadar herşeyin temeli. Aslında. gezegenlerin ve burçların maddi yapılarda çeşit çeşit tesirleri daimi olduğundan. birçok dile çevrilerek incelenen. beceriklilik. Tüm yaşam süresince.46 Beyin ilk temel programlamaya ana rahminde iken maruz kalır ve anatomik gelişmesini doğumdan hemen sonra tamamlar. Bu konunun çok geniş bir biçimde ele alındığı. bütün halkın şekil. Nöronlar ile onların kol ve uzantıları olan aksonların birbirleriyle bağlantıları. İşte her birimizin yeteneklerini beyindeki bu biyoelektrik kanallarının oluşturduğu bağlantı modelleri belirler. Yine bizim “enerji” kelimesiyle tanımladığımız şey. büyük mutasavvıf İbrahim Hakkı Erzurumi’ nin. Geçmişte yazılan tasavvuf eserlerinde. bireyin “alın yazısının” tesbit olunması diye ifade olunan olayla. normal şartlarda bir daha değişmemek üzere belirlenmiştir. Bu model. Her bireyin düşünce. sever. ana rahmindeyken. hiçbir beyin hücresi de yenilenmez. Ayrıca. kısacası yaşamımızı sürdürürüz. doğumla birlikte kesinleşir ve bireyin ömrü boyunca hiçbir değişikliğe uğramaz. hisseder. doğumdan önce her beyinde farklı bir biçim alır. her birimiz. anlayış biçiminden. çalışır. kızar. her kişinin alın yazısı “FELEKlere” (gezegen yörüngelerine) bağlı olarak ve “KADER” kavramıyla ifade edilmektedir. acizlik. “kudret” kelimesiyle ifade edilmektedir.

yani beyin çekirdeğini oluşturan hücrelerde yeralan DNA moleküllerinde gizlidir.. onun genetik yapısında. insanın fiziki yapısını ve karakter özelliklerini belirleyen tüm bilgi. ayrı olunca.” Bu açıklamalarla Erzurumi. çeşitli hücreler hedeflerini bularak. bu başkalaşan hücrelerin etkinliklerinin artması ile olur. Aynı şekilde. bireyin ne tür bir yapıya sahip olacağı. insanların fiziki yapılarından. diğer komşu hücrelerden farklılaşmaya başlarlar ve değişik görevler alırlar. İşte oluşan bireyin yaşlamındaki en önemli an burasıdır. embriyodaki hangi hücrelerin hangi dokunun oluşmasında temel teşkil edeceğinin tesbiti. bahtsız olan da o kimsedir ki ana rahminde bahtsız olmuştur. yani beyni meydana getirecek yapı ilk kez bu günde tesbit . Zira gelişmenin tümü. Hazreti Resulullah şöyle buyurmuştur: “Saadet ehli o kimsedir ki ana rahminde saadet ehli olmuştur. Bu günde sonuçlanan bir başkalaşımla. eceli müsemmaları da mizaçlarına göre orada farklı tayin olunmuştur. feleki vaziyetler gereğince rahimlerde ayrı. dördüncü ayın sonuna rastlar. Esasen. anne karnında ceninin dıştan gelen tesirleri değerlendirebilecek safhaya eriştiği. enerji (kudret) sayesinde gezegenlerin konumlarına göre burçlardan (takım yıldızlardan) geldiğini ve tüm bu özelliklerin anne karnında iken programlandığını ifade ediyor.” Halkın bütün şekil. beynin sahip olacağı program türü — bağlantı modelleri— hakkındaki bilgi de. yani DNA moleküllerini oluşturan bazların diziliş biçiminde gizlidir. sıfat ve mizaçları. beyni meydana getirmek üzere seçilen. Beyin çekirdeği. kişiliklerine kadar tüm özelliklerini belirleyen tesirlerin.. Beyin çekirdeği ve DNA molekülleri Diğer taraftan bilimsel bulgular ışığında yine biliyoruz ki.47 gelen baht ve tali’leri tesirlerinden meydana gelmiştir.

Eğer saniyenin binde biri kadar bir sürede. her an dünya atmosferini bombardıman altında tutan kozmik ışınım ve atmosferden geçerek yeryüzüne ulaşan özellikle sekonder kozmik ışınlar çok yüksek enerjiye sahiptirler. dünyaya gelen birey tüm yaşamı süresince bu bilgilerin ortaya çıkaracağı beyin ağlarına sahip olacaktır.” Canlı evriminde meydana gelen mutasyonların büyük bir kısmının kozmik ışınlar tarafından gerçekleştirildiği tesbit edilmiştir.. Yeryüzündeki organizmaların genetik böyle bir değişimle ne kadar içiçe olacaktır: Güneşten gelen ultraviyole birinin derisinde yüzbinlerce hücrenin yapısını belirleyen DNA dizinlerinde meydana gelen olduğumuzu farkedebilmek için şu örnek yeterli ışınlar altında bir kaç saatlik güneş banyosu yapan DNA yapısı değişikliğe uğrar. örneğin göz renginden sorumlu bir gen. böyle bir değişim yalnızca bazların dizilişinde bir yer değiştirme ile de olabilir. bir ışınım bir DNA molekülüne çarpar ve parçalarsa. Hatta. bir gen yepyeni bir özellik kazanarak ortaya çıkabilir. kalıplaşacak beyin.. yepyeni bir özellik kazanarak “mavi göz” genine dönüşebilir.48 olunmuştur ve beyin dahil sinir sisteminin tüm bedende en yüksek düzeyde kalıplaşmasını bu temel oluşturur. . bu şekilde yeteneklere ve özelliklere sahip olacaktır. DNA moleküllerinin içiçe olduğu kozmik ışınım Canlılarda. doğal olarak genetik dizilimi etkileyebilen ve değiştirebilen yegane enerji kaynağı “kozmik ışınlardır. Çünkü. Bu günde belirlenen beyin çekirdeğinde yeralan DNA moleküllerinin yapısında ne tür karakteristik bilgiler yer alıyorsa. O kadar ki. DNA dizinini meydana getiren iki kolonun taşıdığı bilgi kaybolabilir veya kopan parça bir başka biçimde farklı bir yere eklenerek yeni bir gen yapısının meydana çıkmasına sebep olabilir. Bu günden sonra artık yazgısı tümüyle kararlaştırılmıştır. Doğumdan hemen sonra son şeklini alıp.

evrendeki çeşitli takım yıldızlardan (burçlardan) dahi her an yeryüzüne ulaşan kozmik ışınlar. Güneşten. Doğumla birikte anatomik yapısı tamamlanan beynin programını belirleyen ve bireyin . bizlerin yapılarından çok çok kısa sürelerde geçmekte ve etkilerini oluşturmaktadırlar. Gezegenleri çevreleyen manyetik alanlarda tutulmuş güneş rüzgarından kaynaklanan kozmik ışınım. Üstelik.. diğer yandan atomaltı boyutun canlıları olan kozmik ışınlar ile etkileşim içerisindedir... örneğin gece dinlenemez. güçlü kaynağı güneştir.. Radyo rahatlıkla dinlenen kısa daga istasyonlar gündüzleri çoğaltabiliriz. quantum altı boyutlarda gerçekleşmektedir. aslında esas etkileşim bizim gözlemleme imkanımız dışında. Burçların etkileri Astrolojide. 2. 3. 1. Uzak yıldızlardan. Hücre faaliyetlerini düzenleyen DNA dizinleri bir yandan hücre biyokimyası ile biyoelektrik etkileşim içerisinde iken. bireyin karakteristik yapısı üzerinde ön sırada etkin olan 3 enerji kaynağı. Dünya üzerindeki organizmalar için bu ışınımların en gelen kozmik ışınımın yoğunluğu dolayısıyla gündüz yeteneği ve hassasiyeti geceye göre zayıflar.49 Varın buna göre. burçlar. atomaltı. Güneş ve sitemimizdeki gezegenler ile. Güneşten saatlerinde beynin konsantrasyon dalgaları bloke olur. yeryüzüne ulaşan kozmik ışınımın başlıca 3 kaynağı enteresan bir paralellik içerisindedir: Bunlar. beynin oluşumu sırasında ve yaşam boyunca maruz kaldığı kozmik ışınların etkilerini siz düşünün. Bunun gibi örnekleri Güneşten gelen ışın yağmuru gibi.

50
karakteristik özelliklerini çizen DNA dizinleri, yoğun bir şekilde kozmik ışınlardan etkilenmektedir. Her birey doğumdan önce oluşan bu beyin programına göre aksiyon ve reaksiyon biçimlerine sahip olmaktadır. Beyin programımızın oluşumu sırasında aldığı bu enerjinin eseri olan bir biçimde belirli huylara, mizaca, duygu, düşünce ve davranış şekillerine sahip oluruz. Yani bir bakıma, doğum anımızdaki gökyüzünün haritası, beyin haritamızın bir ifadesi olur. Belki de onun için yaşadığımızı “alın yazımız” kabul ederken, beklenmedik durumları “feleğin” üzerine atarız veya “feleğin çarkından” geçeriz veya zaman olur “felekten” gün çalarız. Bugünün ifadesiyle, kozmik enerjinin yönlendirdiği bir biçimde, beyin programımızın gereğini öyle veya böyle ortaya koyarız... Dünyamız, güneş çevresindeki yörüngesinde dolaşırken, dönem dönem belli yapıdaki kozmik enerjiye güçlü veya zayıf olarak maruz kalması sebebiyle de yılın belirli aylarında dünyaya gelen insanlar, astrolojide bahsedilen belirli karakteristik özelliklere sahip olurlar. Yani aynı burcun mensubu olurlar. Ebeveynlerden aktarılan genetik farklılıkları ve yeryüzüne ulaşan bu ışınımın temelde benzer özellikler taşımasına rağmen ne kadar anlık geçişlerle farklı bileşimler halinde olduğunu hesaba katarsak, her bireyin kendine has özelliklerinin olmasının sebebini anlayabiliriz. Özellikle güneş ve ayın insanlar üzerindeki bu tür etkilerinin yanısıra, yeryüzündeki birçok organizmada, örneğin göçmen kuşlar ve sürüngenlerin beyinlerinde bir tür kozmik ışın alıcısı görevini yapan bezlerin yeraldığı, hormonal düzenlerini kozmik enerjinin yönettiği, hatta bunlara göre yönlerini ve yumurtlama dönemlerini tayin ettikleri, tesbit edilmiş ve

51
üzerinde çalışmalar yapılan konulardır. Einstein’in madde ile enerji arasındaki bağlantıyı ortaya çıkarması, evrendeki her şeyin özde sınırsız bir enerjiden meydana gelmiş olduğunu ve varolan her nesnenin enerji boyutunda birbiriyle ilintili ve bağlantılı olduğunu anlayabilmemizi kolaylaştırmıştır. Güneş sistemimiz ve dünya olduğu gibi, gezegenimiz üzerindeki tüm oluşumlar da sonsuza dek enerji boyutunda bu tek KOZMİK SİSTEME tabidir. Herbir şeyin oluşumunu belirleyen sistem, onların takibedeceği yolu ve varacağı nihai noktayı da belirleyendir. Peki, bedensel olarak kozmik bir robot durumunda olan insanın varlığı bu kadarla sınırlı mı? Bunun cevabını, bilim ve mistik düşünce ortak bir şekilde veriyor: Bizler, beş duyu kapasitemizden doğan bir şekilde algıladığımız sayısız galaksilerdeki, sayısız gezegenlerden biri üzerinde yaşayan madde bedenden ibaret birimler değil, tüm evrensel yapıyı meydana getiren, özde bir, yaratıcı düşünceyi (kozmik bilinci) kendi kapasitesi ölçüsünde ortaya çıkaran ve algılayabilen bilinç titreşimleriyiz... Öyle görülüyor ki, yüzyıllardan beri öze erenlerin ilmi olmuş Astroloji, bilimsel temelinin ve gerçek öneminin daha da netleşmesiyle, önümüzdeki yıllarda, belki de 21. yüzyılda sosyal yaşamda önemli bir yer alacak ve o zaman insanlar, birbirlerini daha rahatlıkla oldukları gibi kabul edebilecek, birbirlerine daha hoşgörülü bakabileceklerdir. Tabi bütün bu anlamlar beyin programlarında varsa!..

52

CHIRON'UN GETİRDİĞİ YENİLİKLER
Bundan önce son kez 1945 ve 1895 yıllarında dünyaya yaklaşan onuncu gezegen Chiron, 1996’da yeniden en yakın konuma geliyor, Günlük hayatımıza yön veren birçok keşfin, yeniliğin ve kuruluşun 50., 100. ve 150. yıldönümünü anacağız... Bir önceki “Asroloji” başlıklı yazımızda, yeryüzündeki yaşamın galaksimizdeki takımyıldızlardan gelen kozmik ışınlardan ne şekilde etkilendiğini ve dünyadaki canlı evriminin kaynağının bu kozmik ışınların sebep olduğu genetik değişim olduğunu görmüştük. Gezegenler ve burçların, insanın beyin programının şekillenmesinde ve toplumsal değişimlerde ne düzeyde etkili olduğunu görmek için, özellikle A.B.D.’nde onlarca fakültede, çoğunluğunu sosyolog ve psikologların oluşturduğu bilim adamlarınca istatistiki araştırmalar yapılmakta ve astrolojiyi doğrulayan ilginç sonuçlar elde edilmektedir. Bu yazımızda, gezegen konumlarının, özellikle Chironun konumunun, bilimsel gelişmeler ve toplumsal olaylarla ne derece bağlantılı olduğunu gösteren birkaç ilginç bulguya değineceğiz. Güneş sistemimizdeki gezegenlerin yeryüzüyle ilişkilerini, yakın dünya tarihiyle birlikte incelediğimizde, şaşırtıcı biçimde paralellik gösteren sonuçlar ortaya çıktığını görüyoruz. Satürnden daha uzak olan Üranüs, Chiron, Neptün ve Plüto’nun son iki yüzyılda gerçekleşen keşifleri, dünya üzerinde önemli olaylara ve dönemlere isabet etmiştir. Her bir dönemde yeryüzünde çok yoğun olarak yaşanan eğilimlerin ve beraberinde gelen kültürel yaşamdaki değişimin, keşfi gerçekleşen gezegenin enerjisiyle bağlantılı olduğuna

her zaman bir önceki halin sona ermesi anlamına gelir.53 inanılmış ve az sonra göreceğimiz gibi. geçmişe. Evrenin kuralları. bu olaylar gerçekten de her bir gezegene bağlı olarak tarih içerisinde ritmik bir şekilde tekrar etmişlerdir. biz dirensek te. Dünya savaşının kahramanları. Plüto. kendimizi güvende hissetmek için. güneş çevresindeki yörüngesinde bir turunu 248 dünya yılında tamamlar. çoğunluğu Amerika ve Almanyada olan bilimadamlarının. Plütonun tesbit edildiği 1930’lu yıllara baktığımızda. Tarihe baktığımızda. kopmamak için elimizden gelen çabayı gösterir ve değişime karşı direniriz. hiç bir değişim kolay gelmez. Mussolini. Çünkü. belli bir süre sonra “değişimi. Aynı yıllarda I. Hitler. bu değişim sürecine damgalarını vurmuşlardır. Tüm dünyada bireysel. tüm dünyada hızlı bir değişim sürecine girilmiş olduğunu görüyoruz. Plüto. astrologlar ve sosyologlar. önce. Tabi. bilinene. yörüngesinin dünyaya en yakın olduğu ve dünyaya göre en hızlı hareket ettiği sahadan. Güneş sisteminde yeni bir gezegen bulunduğunda. Asıl üzerinde duracağımız ilginç gelişmeler Chiron ile ilgili olmasına rağmen. 1978-2001 yılları arasındaki süreçte geçmektedir.. toplu olarak büyük bir korku ve tehdit altındaydı: Bu tehdit DEĞİŞİM idi! Değişim. varlığı bu tarihlerde ortaya çıkan Plütoya atfedilmiştir. “değişim” gelmeye devam eder. varlığı son iki yüzyılda keşfedilen diğer üç gezegene göz atalım.” kendiliğinden gerekli hale getirir. Ancak ne varki. Öldürücü nükleer ve kimyasal teknoloji araştırmaları bu tarihlerde başlatılmıştır.. 1930‘lu yıllardan sonra. bu keşfin . Aslında o yıllarda insanlık. rahata bağlanırız ve onlardan kopmaktan korkarız. toplumsal. “atomu parçalama” çalışmalarını başlattığını görüyoruz. dinsel eğilimleri değiştiren bu enerji. Stalin gibi liderler.

54
beraberinde kültürel yapıda, bu gezegenin yönettiği kabul edilen enerjinin yönlendirdiği önemli eğilimlerin artış gösterdiğini gözlemlemişlerdir. Üranüs için de enteresan şekilde bir parallelik gözlenmiştir... Daha çok bilimsel ve düşünsel reformlara, özgürlüklerin elde edilmesine işaret eden bu gezegenin bulunduğu 1781 yılı, Amerikan ve Fransız devriminin gerçekleştiği yılların tam ortasına rast gelmektedir. Üranüsle beraber, aynı tarihte teknolojinin önemli kaynağı “elektrik” bulunmuştur. Binlerce yıldır değişmeden gelen kültürel yaşam, işte bu yıllardan sonra, teknolojinin de girmesiyle sürekli ivme kazanır bir şekilde değişmeye başlamıştır. Toplumlar ve bireyler, o tarihten sonra artık bir daha asla aynı olmamıştır. Yüksek sezgi, ilham ve mistik eğilimlerle ilişkili olduğu kabul edilen Neptün gezegeni, kendi tabiatına çok uygun bir şekilde, hesaplama yöntemiyle tesbit edilmiştir. Neptün, diğer gezegenler gibi ilk önce fiziksel olarak gözlenmemiştir. Gözleminden önce, matematik hesaplarla yörüngesi ve konumu tesbit edilmiş, ardından teleskop, tesbit edilen noktaya çevrilince, gerçekten de hesap edilenden 1 derece farkla orada olduğu görülmüştür. İngiliz, Fransız ve Alman astronomlar tarafından matematiksel hesaplar sonucu yapılan bu keşif, 23 Eylül 1846 tarihine rastlar... Bütün bunlara ilaveten, çok daha yeni ve ilginç bulgular var. 1977 yılında, Satürn ile Üranüs arasında yeralan yörüngesinde dolaşan yeni bir gök cismi, CHIRON tesbit edildi ve ilk kez teleskopla gözlendi. (Chiron, 1978'de gözlenen Plütonun uydusu Şaron ile karıştırılmamalıdır!) Chiron güneş çevresindeki eliptik yörüngesini 50-51 dünya yılında tamamlar. Bu yaklaşık yarım asırlık turunu tamamlarken, belirli bir dönemde dünyaya ve güneşe yaklaşır, kısa

55
bir süre böyle gider, ve daha sonra uzaklaşarak seyrine devam eder. Gezegenin Güneşe en yakın olduğu konum “Perihelion” diye isimlendirilir. Chironun dünyaya en yakın olduğu konum, dünyadan hareketinin en hızlı gözlendiği dönemdir. Chiron, yaklaşık 2 yılda tamamlanan bu hızlı geçişi sırasında, 14 Şubat 1996’da güneşe en yakın noktadan, 31 Martı 1 Nisana bağlayan gece ise dünyaya en yakın noktadan geçecektir. Hali hazırda, bu olay Terazi burcunun ilk derecelerinde meydana gelmektedir. Şimdi, Chironun dünyaya yaklaşımıyla birlikte, tarihte neler gözlendiğine gelelim. Yapılan hesaplamalara göre, Chironun bundan evvelki en yakın iki perihelion dönemi 1895 ve 1945 yıllarına rast gelmiştir. 1945 senesinin insanlık tarihindeki önemi herkesçe bilinmektedir. Hiroşima ve Nagazaki ’ye atom bombası bu yılda atılmıştır ve hem de bu olay Chironun dünya ile perihelionuna isabet eden Ağustos ayı içerisinde vuku bulmuştur! Bu oluşumu hazırlayan atomun parçalanması bu tarihten iki yıl önce gerçekleşmiştir. İnsanlık tarihindeki en geniş birleşme olan “Birleşmiş Milletler Teşkilatı’ nın” kuruluşu da yine aynı yıla isabet etmiştir. Bundan bir önceki perihelion döneminde ise, yani 1895 senesinde ise, yine insanlık tarihini etkileyen atomaltı düzeyle ilgili keşifler yeralır. Roentgen tarafından X-ışınlarının keşfi ve “Chiropractic” denen, sinir sistemine bağlı alternatif tıbbi yöntemin keşfi bu yıla rastlar. Enteresan bir şekilde bu her iki keşfin mucidi de tam 50 yıl önce, yani bir önceki Chironun yakın geçişi olan 1845 yılında dünyaya gelmişlerdir. 1845 beraberinde ise, bu kez yukarıda bahsettiğimiz Neptün gezegeninin keşfedildiğini görüyoruz.

56
Şaşırtıcı bir başka nokta, atomun parçalanması, x-ışınları ve chiropractic bulgularının her üçünün de, ışınsal boyutla, ayrıca insanın yapısı ve yaşamıyla bağlantılı olmasıdır. Chironun yaklaşımı, gamma radyasyonuyla, hem x-ışınlarıyla ve hem de atom bombasıyla, nükleer radyasyonla ilgili oluşumları beraberinde getirmiştir. 1945 ve 1895 yılında Chiron perihelionları kalmıyor.İşte bunlara birkaç örnek: ile gelen icad ve yenilikler bunlarla

Bugün dünyanın hala birçok yerinde ilaç denince akla ilk gelen her derde deva Aspirin 1897 yılında Felix Hoffman tarfından yapıldı. Aspirin gibi tüm dünyaya yayılan Coca Cola ilk kez 1896'da üretildi... Sinema 1895 yılında bulundu. Dünyanın ilk bilgisayarı 1945 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde yapıldı ve bu ilk bilgisayar, ancak bugünkü bir hesap makinası fonksiyonunu görebilen ve bir odayı dolduracak büyüklükte sistemden oluşuyordu… Norris Bradbury gerçekleştirdi. 1944 yılında kurduğu ekiple 1945 yılında ilk atom bombasını

Demek ki önümüzdeki yıllarda, uzayla, astroloji, genetik gibi bilim dallarıyla ilgili ve tıpta yeni buluşları bekleyebiliriz. Internet üzerinden görüştüğüm birçok Amerikalı astrolog 1996 yılında AIDS hastalığının tedavisinin bulunmasını ümit etmektedirler.

Ancak zaman içerisinde onun önemi kavrandığından. yine aynı yıllar sonrası insanlar eskiden hurafe diyerek bir kenara ittikleri gizemli kalmış madde ötesi gerçekleri araştırıp. Hologram tekniği ve onun verileri. Einstein’in asistanı ünlü Fizikçi David Bohm ve Radford Üniversitesi “Beyin Merkezi Başkanı” Nörofizyolog Karl Pribram. Ülkemizde çok azımızın haberdar olduğu bu konularda.57 Burada bir noktayı vurgulamakta fayda var. Günümüzde bulgularından en çok söz edilen iki bilimadamı olan. orijinal şekliyle kavrama dönemine girmişlerdir. önde gelen Batılı fizikçilerin ve diğer bilim adamlarının eserleri birbiri ardına yayınlanmaktadır. OBE denen “beden dışı yaşam tecrübeleri” ve NDE denen “ölümötesi yaşam tecrübeleri” farklı toplumlarda birçok kişinin karşılaştığı olaylar haline gelmiş ve ölümün tamamen bir boyut değişimi olduğu konusunda onlarca kitap yazılmıştır. onu dünyadan seyredebileceğiz. bu bulguların değeri de yıllar sonra farkedilir. insan bilincinin. 1945 yılında atom parçalanırken. Hiçbir yenilik veya keşfin önemi bulunduğu ilk yıllarda anlaşılamaz. bedenin ölümünden sonra. dünyayı ve evreni atomaltı boyutta anlayabilmesi için önemli temel taşı olmuşlar ve bundan sonraki gelişmelere kapı açmışlardır. Özellikle “hologram” konusunda. . Chironun varlığı 1945 yılında henüz bilinmediği için. Chironun bulunduğu 1977 yılında bu kez atomaltı parçacık olan Quantların keşfini görüyoruz. bu tarihte bir gözlem kaydı olmamıştır. Peki Chironun bulunduğu tarihten buyana aynı paralelde buluşlar ve yeniliklere rastlıyor muyuz? Evet! Evreni ve insanı anlamamıza en son katkılarda bulunan Kuantum fiziği. Chironun tesbit edildiği 1977 yılından beri ağırlığını hissettirmeye başlamış. 1996 da Chiron tekrar en yakın konumuna geldiğinde. fiziğin. Chironun perihelion döneminde ardarda gerçekleşen bu yenilikler aynı zamanda. Ancak.

insanın. Internet vasıtasıyla elimize ulaşan çok taze bilgilere göre. insan yaşamıyla ve atomaltı. beyinle irtibatlı hologramik bir ışınsal bedeni olduğu sonucuna götürmektedir. Bu bulgu. inanç. kaybedilen kolun varlığını hissetme şeklinde bir durum ortaya ciktığı ve beynin bu kolla ilgili uyarılar aldığı kanıtlanmıştır. bu gelişmeleri takip edenler için pek te şaşırtıcı olmayacaktır. şu günlerde ABD’nde bilim çevrelerinin heyecanla takip ettiği yeni bir çalışma var: Kolunu kaybeden iki denek üzerinde yapılan çalışmalarda zamanla phantom limb sensation denilen. hologramik ışınsal bir bedeninin varolduğunun ve fizik bedenin ardından yaşamına onunla devam edeceğinin kanıtlanması. insanın fizik bedeni beraberinde. aynı zamanda OBE ve NDE denen tecrübelerin ne anlama geldiğini de açıkça ortaya koymaktadır.. hatta ışınsal yapıyla. Özellikle din.. gerçeğin tanımlanması ve yaşanması konusunda. bilimle. fizik bedeni yanısıra. eserlerinde açıklamışlardır. insanlık bilincinde adeta görünmeyen bir yenilenme yaşanmaktadır. ardından atomun parçalanması. Evet. önümüzdeki yıllarda. gözleri kapalı halde iken "şimdi olmayan kolumun baş parmağıma dokunuluyor” şeklinde reaksiyonlar verdiği bildirilmektedir. Aslında. Eğer bu bulgular Nörofizyolog Karl Pribram’ın bulgularıyla birlikte açıklanırsa. nükleer radyasyon ve şimdi 1996’da insanın hologramik ışınsal bedeninin keşfi. Özellikle hastaların yüz ve omuzuna dokunuldugunda. bilimsel bulguları paralelinde. Ramachandiran’ı. araştırmayı yapan Dr. Phantom limb sensation denen “kayıp organı ruhsal olarak hissetme” durumu. Tüm yenilikler ve icadlar. Ve insan için ölümün olmadığının kanıtlanması.58 hologramik bir bedenle yaşamına devam edeceğini. Chironun keşfedildiği tarihten beri. tarih içerisindeki en büyük yenilik olacaktır. ardından x-ışınları ve gamma radyasyonu. projeksiyonla ilgilidir. önce Neptünün hesaplama yoluyla keşfi. şartlanmalara dayalı anlayışın önemini yitirmesi ve yerini yeni güncel bir .

dolayısıyla yeryüzündeki yaşamda söz sahibi olduğu somut biçimde ortaya konacaktır. ardarda tekrarlanan rastlantılar olarak kabul etmek makul olmayacaktır. Ek’de yer almaktadır) e-Kitabın en . Chironun yaklaşmasıyla. dinle. ne astrolojiyle. Einsteinden beri bilim dünyasının. insan genetiğini etkilediği ve beyni programladığı. Bilimi ve toplumsal yaşamı yönlendiren bu bulguların benzer içerikte olmasını ve Chironla beraber gelmesini. herşeyin özünü açıklayan “Unified Theory” (Teklik Kuramı) tüm dünyada açıklığa kavuşacaktır. 1996 ve açıklanmasını da getirecektir… müteakip yıllar. Bunlardan öte belki. yakın gelecekte. ne meditasyonla ilgili bilimsel bir eser bulamazken. ünlü astrofizikçi Steven Hawkings ’in aradığı.59 anlayışa bırakması dikkatimizi çekiyor. beraberinde çok önemli yeniliklerin (TEMPO Dergisi Aralık sayısında konu ile ilgili haber ve Ahmed Bâki ile Röportaj sonunda. Son 20 yıldan önce bir kitapçıda ne alternatif tıp. ne tanrıyla. Öyle görünüyorki. belki. bugün Hindistandan Amerikaya kadar dünyanın her yerinde yüzlercesine rastlamanız mümkün. gezegenlerden ve burçlardan gelen kozmik ışınımın. Unutmayalım ki bir zamanlara kadar x-ışınlarının ne varlığından ve ne de genler üzerindeki etkilerinden haberdar değildik.

hologramik ışınsal bir fenomen oldukları yolunda kesin tesbitler elde edilmiştir. hatta milyonlarca. UFO denen varlıkların sanıldığı gibi objeler olmayıp. mümkün değildir. bunların gerçekten ciddiye alınacak kadar enteresan özellikler taşıdıkları kanaatine varmişlar… Hatta. O kadar haddinden fazla gözlemlenmişlerdir ki. konuya ilgi duyan kişiler. bunların daha gelişmiş dünya dışı medeniyetlerden gelen ve zekice kullanılan araçlar olması ihtimali üzerinde durulmuş. bunların gerçekte dünyamıza dışardan gelen uzay araçları falan olmadıkları açıkça ortaya çıkmıştır. Dünya dışı varlıklar olma ihtimalinin bulunmadığına işaret eden basit bazı kanıtlar şunlardır: Birincisi.60 UZAYLILARIN İÇYÜZÜ Bazı Batı ülkelerinde yapılan incelemelerde. İkincisi. bunlarla ilgili kimi çevrelerce rapor edilmiş veya halk arasında kalmış binlerce. böyle bir özellikleri yoktur ve astrofizikçilerin bulgularına paralel özellikler taşımazlar. Ancak bu varlıkların ve hatta içinden çıktığı kabul edilen varlıkların görüldüğüyle ilgili haberler yaygınlaştıkça ve değişik veriler biraraya getirildiğinde.. belki de milyarlarca gözlem sözkonusudur.. Birçoğu fiziksel olarak insana benzer şekilde . evrendeki başka bir gezegenden dünya üzerine gerçekten bu kadar sık sayıda ziyaret olması düşünülemez. İlk kez 1940'lı yıllarda degişik yörelerdeki insanların havada uçuşuyormuş gibi ne olduğu anlaşılamayan. ışıklı nesnelere benzer bazı görüntüler algılamaları üzerine. kendilerini uzaylı olarak tanıtan bu varlıklar başka bir gezegenden gelen birinden beklenebilecek şekilde değillerdir.

güneşin elektromanyetik emisyonu umurlarında bile değil. dünyanın atmosferini meydana getiren ve dünyadaki canlıların soluduğu havayla bir sorunları yok ve atmosferin kimyasal bileşimi onlar için bir engel teşkil etmiyor. hatta yüzlerinde insanlara benzer ifadeler taşıdıkları söyleniyor… Garip birşey de. ama bunun yanında. onları takip etmeye başlıyorlar. endişelendiriyorlar. dünyanın yerçekimi ve kimyası onlar için sorun değil. örneğin dünyadaki sayısız canlı türünden etkilenme veya mikroorganizmalarla enfekte olmak gibi bir endişeleri yok! Dahası. Dünya ile diğer yıldızlar arasında ışık yıllarıyla ölçülen mesafeleri hesaba katın! Üstelik. Ancak. Zaman zaman sadece kalabalıklar onları görsün diye gökte yüzlercesi bir anda cirit atarcasına dolaşmaya başlıyorlar. dünyadaki insanlar ile iletişim kurmak amacıyla doğrudan gelip ciddi. Hepsinden daha enterasanı UFO denen varlıkların. dürüst ve resmi bir temasa girmiyorlar. 50 yıldan uzun bir süreden beri bu saçma sapan davranış biçimleri böyle devam edegidiyor.. Ve de eğer kimseyle görüşüyorlarsa. Beyaz Sarayın bahçesine inmektense. eğer teknolojik yeteneği bu kadar ilerlemiş bir medeniyetten geliyorlarsa ve ışık yıllarıyla . yaptıkları işlerin ve davranış biçimlerinin uzaklardan gelip dünyayı ziyaret eden "yabancılara" ait olabilecek türden davranışlar olmamasıdır. fiziksel varlıklar olmaları halinde. hangi ülkede veya toplulukta kime görünüyorlarsa. Örneğin.. parkta oynayan çocuklar veya araba kullanan sürücüler tarafından görülüyorlar. onun dilini konuşuyorlar.61 görülüyor. Bütün bunlar gösteriyor ki bunların uzak bir yerden gelen fiziksel varlıklar olmaları sözkonusu değildir! Bir başka kanıt. davranış biçimleri fiziksel nesneler gibi değildir.. saçma sapan bir şekilde tarlasında dolaşan çiftçilere gözüküyorlar. fakat hiç bir görüşme yoluna gitmiyorlar. söylediklerinin hiç bir mantıksal açıklaması yok. davranışlarının. Uçuş sırasında pilotlar karşılarına aniden çıktıklarını söylüyor. ancak saldırmıyorlar. zannedildigi gibi tanımlayamayan uçan "Obje" olmaları sözkonusu değildir.

hayal mi gerçek mi gördüklerinde tereddüt etmeleri onların ışınsal ve hologramik yapılı olduklarının bir başka kanıtıdır. bir kitabında bunların gözlemlerinin "holografik projeksiyonları" anımsattığını bildiriyor. daha çok ışınsal bir görünüm.. izlenebildiklerinde. diğer yıldız sistemlerinden gelmekten çok. Dahası var: Büyüklükleri değişebiliyor. aslında uzaylı sandığımız yaratıklar bizim dünyamızla aynı ancak insanın bulunduğu fizik boyutun dışında "farklı bir boyutta yaşayan varlıklar. onların bugüne dek mantıklı bir icraatının olmaması ve saçma türde davranışlarıyla bir sonuca gitmeden sürekli insanları aynı tür şeylerle oyalamaları . bunlara rastladığını söyleyen kişilerin bu tecrübeleri çoğu kez rüya gibi hissetmeleri. fiziksel bir nesne böyle bir manevrayla kesinlikle paramparça olması gerekir. akıl almaz bir süratle ilerlerken öylesine ani 90 dercelik keskin dönüşler yaptıkları söyleniyor ki. Jacques Vallea. fiziksel bir nesneden beklenen şeyler değil. hiç yoktan ortaya çıkıyorlar veya renk deşiştiriyorlar ve hatta durmadan şekil değiştiriyorlar.." Ayrıca. Astrofizikçi Dr..62 ölçülen böylesine akıl almaz yıldızlar arası mesafeleri katedebilecek teknoloji gücüne sahiplerse. Bu tesbitlerle beraber. İfadesine göre. birden bire gözden kayboluyorlar. UFO gördüğünü söyleyen kimselerle yaptığı görüşmelerde. yok olup gidiyorlar.. bunların fiziksel olmayan ve ışınsal hologramik özellikleri daha da dikkatini çekmiş. Kısacası yaptıkları hareketler. Fiziksel objeler olmadıklarına bir işaret te. neden dünya yüzüne bilemediğimiz bir teknolojiyi veya "nesneyi" bu güne kadar bırakabilmiş değiller? Neden ilk görünmeye başladıkları 1940'lardan buyana dünyadaki bu kadar gelişmeye rağmen bu konuda herhangi bir sonuç ortaya çıkmış değil? Bunlarla karşılaşanlar sadece garip bir olayın kurbanı olmakla kalıyorlar ve kazançları sadece kafalarının karışık bir şekilde bırakılması oluyor.

Örneğin. Seltik efsanelerinde veya Norse tanrıları olarak anlatılan veya görünmez şeytanlar diye geçen hep aynı varlıklardır. bunları önceleri uçan tabaklar olarak nitelendirmiş ve herhalde "bir tür modern mit" ile karşı karşıyayız demiştir. uzaylı farzedilen yaratıkların yeni bir fenomen olmaktan çok. . Avrupa ülkelerinde Ortaçağdan beri "elves and gnomes" olarak bilinen "periler ve gulyabaniler. UFO gördügünü söyleyen insanlardan topladığı bilgilerle araştırmalar yapan Carl Jung.63 üzerinde durulması gereken bir konudur. sadece göründükleri zamana ve kültüre uygun yeni bir şekle girmiş olmalarıdır. o kişi olduğunu idddia edebilmekte veya bir kuş şeklinde veya garip dev bir böcek şeklinde görünmektedir. herşey yabancı bir varlıkla temasa uygun şekilde sanılırken. Bu da bir uzay gemisinden beklenen birşey olmaktan çok uzaktır. içinde bulunduğumuz yaşam sistemini açıklayan kitabımız Kuran'da "cin" ismiyle bildirilen varlıklardır. insanlık tarihi kadar eski. 1969 da yazdığı eserinde bunların dünamızda ancak başka bir boyutun yaşayanları olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. cin. 1960 lı yıllarda. peri gibi çeşitli şekillerde bahsedilen. geminin komutanı olduğunu iddia eden bu birey bir anda Nazi üniforması içerisinde görülmüştür. Hatta kimisi bilinen birisinin tipine girebilmekte. bugüne kadar uzaylı olduğunu bildiren böyle bir yaratıkla yapıldığı söylenen en uzun görüşme sırasında." çeşitli geleneklerde rastlanan veya kültürel. aramızda dolaşan varlıklar olduğunu ortaya çıkardı.. Bunlar çok eskilerden beri bizimle dünya üzerinde ancak "farklı bir boyutta" yaşayan ve Anadolunun kültürüne ve efsanelerine de girmiş olan. böyle bir şeyin ne anlamı vardır? Hatta. Yabancı bir medeniyetten olsa.. Değişen tek şey. Sözkonusu eserinde. bazıları komik anlamsız şarkılar söylerken ve görenlerin üzerine patates gibi garip nesneler fırlatırken görülmüşlerdir. "yeni bir şekle bürünmüş eski bir fenomen olduklarını." veya Amerikan yerlilerinin efsanelerinde bahsedilen "hayaletlerle" aynı özellikleri taşımaktadırlar. dinsel inançlarda da yeralan ve hiç te yeni olmayan.

insanlarla aynı dünyayı paylaşan. Japonyaya. Hali hazırda. "ışınsal yapılı". dini tabiriyle "dumansız ateş" yapılı varlıklar olduğunu açıklamıştır. algıladığımız dünyada farklı bir boyutsal katmanın yaşayanlarıdır. Dini terminolojide de şeytanlık özelliğine sahip cinlerin farklı bir katmanda veya eski ifadesiyle "alemde" yaşadıkları vurgulanır. Afrika ülkelerine. ancak farklı bir boyutta yaşayan. uzaylılar konusunda tek kaynak kitap olan RUH-İNSAN-CİN isimli eserinde Araştırmacı-Yazar Ahmed Hulûsi. insanların tam anlamıyla kavraması güçtür. onların mantığı ve zekası insan için faydasız saçmalıklardan fazla birşey ifade etmemektedir. 1972 yılında Türkiye'de yazılmış. ayrıca. Çünkü evren. farklı bir boyuta ve algılamaya sahip olduklarından. cinlerin.64 Günümüzde "uzaylı" denen "cinlerin" varlığı çok eski veya çok yeni birşey değildir. yaptıkları iş hep aynıdır. Yüzyıllardan beri değişik tarzlarda. Evet. Yüzyıllardır. dini inanış ve törenler kılıfı altında insanları meşgul etmeye devam etmektedirler. Amerikan yerlilerine kadar hemen her kültürde değişik isimler altında bunlardan kaynaklanan törenler. Bunun için. gerçekte sayısız katmanlardan meydana gelmiş quantum orjinli bir yapıdır ki. Cinlerin tüm davranışları ve faaliyetleri hologram prensibine göre varolan ışınsal yapılı oluşlarıyla açıklanabilmektedir. algılama araçlarımız dolayısıyla şu anda bizim içinde bulunduğumuz katman bunlardan sadece birisidir… . Bugün Çinden. özellikle dinsel görüntülerle. zaman ve mekan kavramları insanınkinden çok farklı olduğundan. toplu veya bireysel seanslar devam etmektedir. cinler veya şimdiki tanımlarıyla uzaylı denen varlıklar. festivaller.

. UZAYLILARIN İÇYÜZÜ -II Hangi eğitim ve kültür düzeyinde olursanız olun. kendilerini "uzaylılar" veya . insanın yanısıra dünyamızda mevcut olup.. ermiş.65 İşte Şamanların veya Avrupalıların efsanelerinde dragon kafalı yüzen gemiler olarak görünen cinler. yaşamlarını boş hayallerle harcamaktadırlar… Aslında bunca yıldan beri uzaylılar var mı yok mu. onların var olup olmadıkları değil. diye araştıranların üzerinde durması gereken şey. tesbitlerimiz gösterdi ki. boş hayallerle oyalamaktadırlar. şimdiki komputer nesline de uzay gemileri olarak görünmekte veya kendilerini uzaylı olarak tanıtarak kendilerine aldanan insanlara kurtarıcı tanrılar olarak aldatıcı fikirler empoze etmekteler. ancak ardından. kendinizi ne tür şartlanmalarla bloke etmiş olursanız olun. önce insanlara çok farklı bir maceraya girdikleri izlenimini vermekte. "olur mu öyle şey!" gibi sözlerle hemen inkar ediverirdi. günümüzde bu cin kaynaklı bilgileri uzaylı ve ermişler ile maceraları zannederek. binlerce saf insan. kanaatimce.. Dini öğretilerde. Oysa. o da insanların büyük çoğunluğunun kabul ettiği ve değişik isimler ile andığı. aziz. peygamber gibi suretlere girerek sürekli olarak kendilerine inanan insanların inançlarını yönlendirmeye çalışmakta ve onları uçuk. evliya. kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek vardır ki. "Cin" kelimesini duyduğumuzda genelde birçok kişi "hadi canım!". cinlerin şeytanlık özelliklerinden dolayı saf insanları kolaylıkla kandırarak inançlarından saptırabilecekleri vurgulanmıştır. uzaylı diye kendini tanıtan cinler. ne tür bir amaca hizmet ettikleri ve insanlar üzerinde ne tür tesir bıraktıkları olmalıdır. ne şekilde var oldukları.. Gerçekten de dikkatle incelenirse görülecektir ki. Orijinal dini öğretilerden uzak olmaları ve araştırmadan yoksun yaşamaları sebebiyle. her an algılanamayan bir takım varlıklar mevcuttur.

Oysa. olay. içice. mantıki ve bilimsel gerçekler ortaya koyuyor ki. "yeni bir şekle bürünmüş eski bir fenomen olduklarını" bu konuyla ilgili eserler vermiş Batılı araştırmacıların ağzından açıklamıştık. Ve yine. ne evrenin başka bir yerinden gelmeleri sözkonusudur. sadece göründükleri zamana ve kültüre uygun yeni bir şekle girmiş olmaları konusunu açıklamıştık. peri gibi çeşitli görüntülerle insanları oyalayan cinler. kendilerini UFO veya "uzaylı" diye tanıtan varlıkların zannedildiği gibi yeni bir fenomen olmadığını. şimdiki komputer nesline de uzay gemileri olarak görünmekte ve kendilerini uzaylı olarak tanıtmaktadırlar. Yani UFO (Unidentified Flying Objects) ismindeki gibi "Tanınmayan Uçan OBJELER" değillerdir. kendilerini "uzaylılar" veya "UFOlar" diye tanıtan varlıklar gerçekte isimlendirildikleri gibi "fiziksel nesneler" değillerdir. ne de insanlığa yeni bir teknoloji sunmaları! Sadece. ancak farklı bir boyutsal katmanda yaşayan ışınsal yapılı varlıkların insanlık tarihinden beri çeşitli ortam ve zamanlarda görülmesi ve inanan saf insanları hükümleri altına almalarıdır. dünyamızda bizlerle beraber. Bir önceki yazımızda. ne uzay gemilerine sahip olmaları. Şimdi incelememize kaldığımız yerden devam edelim… Önce birkaç önemli noktayı vurgulamalıyız.66 "uçan daireler" olarak tanıtan varlıklar aslında dünyanın birçok yerinde çok eskiden beri gözlenen "cinlerden" başkası değildir. Ortaçağda yazılmış eserlerde yeralan "elves and gnomes" denen "cinler ve perilerle" veya Anadoluda yazılmış kaynaklarda geçen "cinler. hayaletlerle" veya Şamanların. Avrupalıların efsanelerinde geçen "dragon kafalı yüzen gemiler olarak görünen cinlerle" aynı özellikleri taşıdıklarını belirtmiş ve değişen tek şeyin. Birincisi. Eskiden hayalet. Çünkü fiziksel nesne .

sadece bu konuya ilgi duyan. büyüklükleri değişebiliyor. bunlarla karşılaşan insanlarının gözlemlerinin rapor edildiği çok sayıda dosya dışında. Ayrıca. önce evrenimizin yapısını bilmek zorundayız… Daha önceki yazılarımızdan hatırlanacağı üzere. Her bir katman kendi algılayıcısına göre bir yaşam ortamıdır ve her katmanın kendi yaşayanları vardır. geçmişteki adıyla "cinlerin" yapısını anlayabilmek için. Ayrıca. gerçekte sayısız katmanlardan meydana gelmiş quantum orjinli bir yapıdır ki. birden bire gözden kayboluyorlar. Bizim yaşadığımız evrenimiz bunlardan sadece birisidir. Görenlerin anlattıklarına göre. bu konunun bilim adamı veya uzmanı sözkonusu olamaz. İkincisi.67 özellikleri taşımıyorlar. ne bir fiziksel veri. . evren. Uçan Daire Uzmanı gibi ibareler. Ufolog. hiç yoktan ortaya çıkıyorlar veya renk değiştiriyorlar ve hatta durmadan şekil değiştiriyorlar. Kısacası yaptıkları hareketler. ne de bunların incelendiği bir laboratuvar dünyanın hiçbir yerinde mevcut değildir. daha çok holografik projeksiyonları andırıyorlar. algılama araçlarımız dolayısıyla şu anda bizim içinde bulunduğumuz katman bunlardan sadece birisidir. yeryüzünde olmayan herhangi bir nesne veya teknolojiyi dünyaya bırakabilmiş değiller. Günümüzde "Uzaylı" diye tanınan. Bizim duyu araçlarımızla tesbit edebildiğimiz ışınsal katmanın yani fiziksel evrenimiz olarak tesbit ettiğimiz dalga boylarının dışında sayısız dalgaboyları. elimizde onlardan ulaşmış fiziksel bir veri olmadığına göre. uzaylı diye tanınan bu varlıklardan edinilmiş ne bir nesne. fiziksel bir nesneden beklenen şeyler değil. yarım yüzyıldan beri bu son şekilleriyle gözlemlenmelerine rağmen. yok olup gidiyorlar. heyecanlı insanların kendi yakıştırmalarıdır. sayısız makro veya mikro yapılı titreşimler ve bunların oluşturduğu sayısız katmanlar mevcuttur.

Ükemizin Doğu ve Batı arasında köprü teşkil eden konumu dolayısıyla. belki dünyanın başka bir yerinde mümkün olmayan keşiflere götürmektedir. beyne gönderdikleri bu türden titreşimler vasıtasıyla olmaktadır. Bu imkan bizi. dalga titreşim" veya "radyasyon" şeklinde anlayabiliriz. zehirleyici etkiye sahip ve dumansız ateş anlamlarına gelen bu kelimelerin bugünkü karşılığını "ışınsal.. böylesi bir gerçeği bilimsel bir dergiden ilk kez dünyaya duyuruyoruz. o etkiye karşılık gelen bir varlığı gözlemlemekte veya o varlıktan kendi içlerine bazı bilgilerin . İşte bu satırlarla. Tabi olduğumuz evrensel sistemi açıklayan kitabımız Kur'an. geçmişte mistik eserlerde. Yaklaşık yarım yüzyıldan beri çeşitli çevrelerde gözlenen ve özellikle Batı dünyasını meşgul eden." diğer tabiriyle UFO diye bilinen varlıklar. Gözeneklerden geçebilen. yüzyıllardan beri özellikle Doğuda bilinen "cinlerin" kendilerini çağımız insanının eğilimlerine göre yeni bir şekilde sunmalarından başka birşey değildir. daha başka sayısız "alemler" olduğu ve her bir alemin de kendi yaşayanları olduğu şeklinde açıklanmıştır. İnsanlarla iletişimleri. cinlerin yapılarını tanımlarken "semum" ve "maaric" kelimelerini vurgular.. benzer bir ışınsal dalga titreşimden oluşmuş. benzer bir etki aldıklarında. tıpkı "x-Ray" veya "Gamma ışınları" gibi.68 Aynı gerçek. farklı bir boyutsal katmanın yaşayanlarıdır. "Cinler" veya "uzaylı" diye bilinen varlıklar. ne olduğu araştırılan "uzaylılar. insanın çıplak gözle algılama kapasitesinin dışında kalan. Bu tür titreşimlere hassas olan beyinler. Doğulu bilginlerin dini. mistik kaynaklarını ve Batı dünyasının fiziksel araştırmalara dayalı bulgularını birarada bulma imkanına sahibiz. insanın beş duyusu vasıtasıyla algıladığı "bu alemin" dışında.

Kur'an'da "şeytan diye tanımlanan varlığın. Bunun için inanan kimselere kendilerini geçmişte yaşamış büyük zatların ruhları olarak tanıtmakta.69 doğmakta olduğunu kabul etmektedirler. Blann. "RUH-İNSAN-CİN" isimli eserini kaynak aldığımız Araştırmacı-Yazar Ahmed Hulûsi'nin "uzaylılar" konusundaki açıklamalarını desteklemektedir.. sadece gerçeğin ortaya çıkması için yazdıklarını belirttikleri ve yakın zamanda yayınlanan eserlerinde. başka bir galaksideki bir tanrıdan mesaj getirdiklerini iddia etmekte. "cinler" yerleşik inançları zayıflatmak için kendilerini insanlığın yeni ve gerçek kurtarıcısı yerine koymaktadırlar.. İletişime geçmek için genellikle insanların dinsel eğilimlerine göre davranmakta ve inanç biçimlerini etkilemektedirler. dünya dışı yaratıklar olarak görünen varlıkların.Pachew ve T.. Açıkçası. onların adına "Altın Çağ Bilgi Kitapları" yazdırmakta. Yüce ruh. Işık boyutu gibi kavramlarla gökteki. aslında. reenkarnasyon vaadlerine inandırmakta. Gerçekten dini kaynaklarda da şeytanlık özelliğinin son derece zekice davranabilen cinlere ait olduğu ifade edilir. insanları aldatmakta olan ve inançlarını zayıflatmaya çalışan eskiden beri şeytan diye isimlendirilen varlıklar olduğunu belirtmektedirler. Kendilerini "uzaylı" diye tanıtan "cinlerin" ne tür bir amaca hizmet ettikleri konusuna gelince. Ana Rab. cin olduğu açıkça belirtilmiştir. En büyük arzuları ise insanları hükümleri altına almaktır." Uzaylılarla iletişimde olduğunu bildiren kişilerin yayınladıkları eserler tetkik edildiğinde görülmektedir ki. İslam'ın bildirdiği "ALLAH" . Bu konuda eserler veren Batılı araştırmacıların bulguları ülkemizde yazılmış. kendilerinin insanlığın kurtarıcısı olduklarını empoze ederek süper şeytanlık örnekleri vermektedirler.. Amerikalı iki havacı subay N.

orijinal dini bilgilerden yoksun. araştırmadan yoksun insanları. Kendini kontrol mekanizmasının çok zayıf olması. Mantıksal bütünlükten yoksun olmaları. bilgisiz. Şeytanın. insanları dini konularda bilgilendirme görevini üstlendiklerine inandırmaya çalışmaktadırlar. araştırmadan yoksun birçok saf kimse herkesten farklı oldukları ve olağanüstü bir maceraya girdikleri edasıyla kolaylıkla kanmakta ve onlardan yardım bekleyerek yaşamlarını tüketmektedirler. hatta bireyin kendini bir veli. kolayca bağlanma ve tabi olma. Görünen o ki. ortaya koyduğu davranışlarında en göze çarpan özellikleri şunlardır: 1. yani cinlerin yüzyıllardan beri yaptıkları yegane iş bundan ibarettir: Saf. yabancılarla kozmik organizasyona geçebilmek. . yahut bir tanrı kabul etmesi.. kurtuluşa ermek. 2. uzaya açılmak gibi olmadık hayallerle insanları peşlerinden sürüklemekten başka hiç bir kabiliyetleri olmayan bu varlıklara. ifadelerinin sürekli birbiriyle çelişmesi. "ALLAH" ismiyle bildirilen varlığı anlamaktan uzak tutmak için egolarını okşayarak oyalamak ve hatta her birinin bir tanrı olduğu hayaliyle saf insanları kandırıp kendilerine bağlamak. böylece fizik bedenle sona erecek yaşamın ardından geçilecek ruh boyutu yaşamda onlara üstünlük elde edebilmek.. peygamber. "cinlerin" etkisinde kalmış beyinlerin. 3.70 kavramından habersiz olan saf insanları göklerde oturan bir tanrı ile bağlantıda olduklarına ikna edip. Büyüklük duygusunun aşırı gelişmiş olması. İster "uzaylı" ister "UFO" veya başka birşey densin.

birarada yazılmasıyla oluşmuş tek sözcükten anlaşılan mânâdan farklıdır. tüm cin kaynaklı sorunlara karşı. Muminun:100) Kozmik Mikro Dalgalar ve Mikrodalga Fırınlar Ruhun mikro dalga yapılı ve hologramik özellikli olması konusunda bazı yanlış anlamaları açıklığa kavuşturmak için. " (Sad:41. Bir şeyin cin kaynaklı olup-olmadığını anlamanın ve cinlerden korunmanın en etkili duası Kuran'da verilen şu ayetlerdir… (Günde bunların 40 ile 100 kez zikredilmesi. Zaten bu farklılık olmasa. Yine birçok sözcük de iki farklı sözcüğün birleşmesinden meydana gelir. . şu noktaları genel hatlarıyla hatırlayalım: Lisan konusuyla ilgili olanlarımız bilirler: Kullandığımız sözcüklerin birer yapılanış biçimi vardır. beynin ürettiği dalgalarla kişinin çevresinde ışınsal bir korunma alanı oluşturur): "Rabbi enniy messeniyyeş şeytanu bi nusbin ve azab. Ve hıfzan min külli şeytanin marid. Birçok sözcük belirli bir kökten gelir. bilime bakıp. Bu iki sözcüğün ayrı yazılmasıyla anlaşılan mânâ. Rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatiyni ve euzu bike rabbi en yahdurun. Sürekli tekrarların mevcut bulunması. İki sözcüğün biraraya getirilmesi ve birleştirilerek kullanılması ile yeni bir anlam taşıyan sözcük ortaya çıkar.71 4. Bunlar her dilin yapısında yer alır. yeni bir sözcüğün üretilmesi ihtiyacı olmazdı.

Ardarda gelen 2 dalga tepesi arasındaki mesafeye "dalgaboyu" denir. "Büyükçekmece. küçük bir sahayı gözlemlersiniz. Angstrom'un milyonda biri büyüklüğünde dalga boylarına kadar sayısız dalga boylarından bahsedilir. "Bilgi" ve "sayar" sözcüklerini birbirinden bağımsız olarak birçok farklı yerde kullanabiliriz. Zıddı olan "mikro" sözcüğü ise "mini-daha küçük" anlamınadır. Frekans yükseldikçe. Kilometrelerce uzunluktaki dalga boylarından. Çok sıklıkla üretilen ve birbirlerini yakından takip eden dalgalara.72 Örneğin. Siz mikroskopla baktığınız yerde mikro bir alanı. "Bilgisayar" sözcüğünü ele alalım. Lâtince kökten gelen ve birçok lisana girmiş "makro" sözcüğü "kaba-büyük" anlamına gelir. Aslında bu sözcük 2 ayrı kök sözcükten oluşmuştur. Evrende varolan herşeyin yapısı "dalgalar" şeklinde ortaya çıkan enerjiden meydana gelmiştir. frekansı yüksek denir. milimetrenin. dalgalar minikleşir. Varolan her nesnenin yapısı temelde bu dalgalardan meydana gelir.daha içerde . Önünüzdeki çekmecelerden daha büyük olanını anlarsınız. .çok daha ince yapılı" anlamına "mikro" dalgalar denmiştir." İstanbul'un bilinen bir ilçesidir. siz "koca ilçeyi" anlamazsınız. Dalgalar arasındaki çıkış süresi (period) ne kadar kısa olursa. Ancak. "Mikro" Skop (Scope) ise "küçük-minicik alan veya görüş sahası" anlamına gelir. Bilgi ve sayar. "Küçükçekmece" de öyle. "çok mini . Çıplak gözle algılayamadığımız dalgaboylarının varlığı ilk tesbit edildiğinde bunlara. Ama size "önemli evrakların büyük çekmecenin içinde olduğu" söylendiğinde.* "Mikroskop" bildiğimiz araçtır. "dalgaboyları" da o kadar kısa olur. "Bilgisayar" ise kullandığımız bir sistemin adıdır.

Örneğin. çok-çok ince yapılı dalgalardır. titreşimler arasındaki mesafeler. Anlamına gelir. Bazı Batı dillerinde bu sözcüğe karşılık "subtile" sözcüğü kullanılmaktadır ki bu da "sübtil" diye lisanımıza girmiştir ve "tesbit edilemeyecek kadar küçük". diğer dalgaboylarına göre çok kısadır. sadece belirli bir kesite işaretle. Fizikte "mikrodalga" diye isimlendirilen kesit. Bir sözlük veya ansiklopedi karıştırdığımızda da. 1 metre ile 1 milimetre arasındaki dalgaboylarını. Ancak doğal olarak. tüm bu dalgalar gerçekte "mikro" dalgalar oldukları halde. "Lâtif" sözcüğü. yalnızca. Bizim kullandığımız "mikro" sözcüğünün Arapça karşılığı ise "Lâtif" sözcüğüdür. ilk tesbit edilen kesit "mikrodalga" adıyla anılmıştır ve belirli dalgaboylarını ifade etmiştir. "İnce. yani "mikro" olanlarına rastlanmıştır. "Enfraruj" gibi. bu ince yapılı denen küçük dalga boylarından.. "mikrodalga" tabiri kullanılmıştır. kendi . bunların bir kısmına "enfraruj" (kızılötesi) ışınlar. Çıplak gözle tesbit edilemeyecek kadar "mikro" boyutta dalgalar mevcuttur.000 ile 30. tabii ki "mikro" dalgalardır.73 araştırmalar arttıkça. Mikro denen dalgalar. "mikro'nun" teknik anlamda kullanılan. Dolayısıyla. Oysa bu kesitle beraber daha içteki tüm dalgalar. tâbiri kullanılmıştır. bu noktadan itibaren. "Mikro" dalgalar içerisinde sadece bir kesitin adı ise "mikrodalga" olarak kalmış ve kabul görmüştür. daha ince olanlarına. yenileri tesbit edildikçe tüm dalgaboyları içerisinde. Bu arada. Sıklıkla ardarda geldiklerinden. bunun altındaki tüm dalga boyları da aslında kızılın ötesinde kalır. Evren geçekte sayısız "makro" ve "mikro" dalgalar içerir.000 arasında titreşimi olan elektromanyetik dalgalardır. "kızılötesi" anlamına gelir. 1. herşeyin özünde yeralan" anlamına gelir.. yani "infrared (kızılötesi)" ile "kısa radyo" dalgaları arasındaki yüksek frekanslı elekrtomanyetik dalgaları içeren kesiti tanımlar. varlığı en ince boyutta olan. Frekansları yüksektir. Enfraruj.

"Lâtif" yapıda olduğu Tasavvuf eserlerinde sıkça geçer. Yani birşey için "hologramik" dendiğinde.. "Ruhun. "Ruhu. ruh.. Yani "ruh" diye tanımlanan yapı. Ruhun hologramik oluşuna gelince. bilgisi ve niyeti düzeyinde. "mikrodalga" kesitinde kalmayı birbirine karıştırmayız ve örneğin.. genellikle hologram plakası üzerine kaydedilmiş resimleri anlarız. Ruhun . "Allah'ın kudreti. herşeyin yapısı belirli bir dalgaboyunda enerji içerir. yolumuz üzerinde görünen "kaba" taştan bahsedildiğinde.. Tabi herkes.. Doğal olarak biz. "mikro" dalga yapılı olmakla. başka bir sözcükle." yani "mikro" yapılıdır." yani hologramın özellikleriyle varolması ayrı!. kaba (macro) madde gibi değildir. benzer özellikli birşeyden bahsedildiğini anlamamız gerekir. denmiştir. 5 duyuyla bildiğimiz hologram nesnenin özelliklerini anımsatan. "Hologramik" ise "hologram özellikleri taşıyan" anlamınadır.74 başına bir sözcük olduğunu ve bahsettiğimiz anlama karşılık geldiğini görürüz.. Bu konunun yerleşmesi için henüz zamana ihtiyaç olduğu şüphesiz. daha incedir ve daha içtedir. 1 metreye kadar olan mikrodalga kesiti" olmadığını farkeder ve gereğini değerlendirir. "1 milimetreden.. bir tekniğin adıdır. 5 duyu sınırlarında yorumlayıp değerlendirmenin nasıl olması gerektiğini dahi henüz anlamış değiliz. bununla kasdedilmek istenenin. lâtiftir. lâtif. Çünkü... yolun "Kabataş'a" gittiğinden bahsedildiğini sanmayız. 5 duyu ötesini anlama çalışmaları içerisinde verilen örnekleri. Evvelâ bilmeliyiz ki bir şeyin "hologram" olması ayrı şeydir. mikro dalga yapılıdır. " lâtif. "mikro" yapılıdır. Hologram derken. Bu." biz şu anki fiziksel algı araçlarımızla direkt tesbit edemediğimiz için." kaba madde formunda değil." evrenimizde "enerji" biçiminde ortaya çıktığı ve var gördüğümüz her şey de neticede bu "evrensel enerjiden" meydana geldiği için.. " hologramik.

75 hologramik (veya hologramsal) diye açıklanması. İnsanların çok. çok büyük bir kısmı da kendilerine zararsız olduğunu bizzat gördükten sonra kabul edebilirler. önemli bir kısmı çevrenin ve şartların mecbur bırakmasıyla. nasıl ki hologram içinde nereye isterseniz oraya. aynı şekilde hologramik özellikler taşıyan ruh boyutundaki yaşamda da. o yönden bakabilirseniz. Her düşünce ancak kendi düzeyinde değer bulur. isterseniz çağımız bilimsel anlayışına yer verir bir üslûpla. düşündüğü yeri anında gördüğünü ve engel tanımadan her nesneden geçebildiği gibi özelliklerini bildirmişlerdir.. Çünkü. müşahadelerinden ve ruhtan bahseden irfan ehli (ârifler). Simetrik şekilde. Nasıl ki bir hologramın her zerresinde bütüne ait tüm bilgi mevcutsa. Siz isterseniz bu açıklamaları kullanarak tekrar edin. ruh "hologramik" özellikler taşır deyin. anlamınadır. neticede aynı şeyi târif etmiş olursunuz. çok büyük bir kısmı da o yenilik tamamen yerleşip. çevresinin onayını aldıktan sonra. bildiğiniz hologramın özelliklerini değerlendirin. kendi . çok çok az bir kısmı yenilikleri hiç kabul etmezken. Onun için herkesin aynı düşüncede olmasını veya her düşünceyi aynı düzeyde değerlendirmesini beklemeyiz. ruhun özelliklerini anlamak isterseniz. ruhun her noktasının göz gibi gördüğünü. önemli bir kısmı.. Yoksa. çok az bir kısmı yeniliklere çabuk ayak uydurabilirken. gerçeği bilip değerlendirmenin de. zaman ve mekân kayıtlılıkları olmadan düşünsel bir seyir olduğu vurgulanmaktadır.. faydalı oluşu kanıtlandıktan sonra ayak uydurabilirler.. bilim kurgu filmlerde seyrettiğiniz hologram adamdan bahsedilmiyor burada. Kendimizi merkezde görmek yüzünden.

yeni keşifler için yarışılan bilimden haberdar olmamamız. Aslında.76 çevremize ve itibar ettiğimiz otoritelere has bir özellik olduğunu sanırız. Çünkü "holografik evren" veya "paralel evrenler" gibi konular artık tartışma konusu olmaktan çıkmış. aynı noktayı Stanford Üniversitesinden Karl Pribram'ın. Gerçekte evrenin sadece bizim gördüğümüz haliyle kayıtlı olmadığını. bilimsel yayınları takip edenlerimizin veya internetteki web sayfalarında gezinti yapanlarımız.. Londra Üniversitesinden David Bohm'un veya Michael Talbot'un. içiçe boyutları olduğunu açıkladığı "Paralel Evrenler" isimli eserinde Kaliforniya Universitesi Fizikçilerinden Fred Alan Wolf. Belki bir tasavvuf eserinde yazılanlar kafamıza uymayabilir. güneşin veya dünyanın ikizlerinden bahsedilmesine şaşırıp kalmamız sonucunu doğurur. keşfedilmesi gereken inceleme sahalarına dönüşmüştür. yeniliklere yaklaşmada referans noktaları kendi etraflarıdır. Yetiştiği dar çevreyi benimsemiş kimselerin.. " Onlarca yıldır yazılmakta olan bu tür eserlerde. nice insanın kendi tecrübelerinden esinlenerek değişik ülkelerden aynı gerçekleri anlattıklarına dikkat etmişlerdir: Hazreti Rasûlullah'ın açıklamalarından . çağımız bilim dünyasından kopuk yaşadığımızın bir ifadesidir. Oysa.. gerçeğin anlaşılması konusunda tüm insanlığa ve bilime açık olurlar ve her bilgiyi değerlendirmeye bakarlar. Zira. çevremize çok yeni gibi görünen bu açıklamaların kabulünde zorlanmak. bunu insanlara açıklamak için kitaplar yazdığına şahit olursanız. Deepak Chopra'nın da tesbit edip. bilgi ve bilinç düzeyini artırmada ve yeni şeyler keşfetmede sınır tanımayanlar. ancak. Quantum fiziğini ilk kez 1957 yılında vurmuştur. biraz durup düşünmeniz yerinde olur. bu gerçeği şu ifadesiyle vurguluyor: "Şunu belirtmeliyim ki paralel evrenler düşüncesi yeni değildir.. inkâra kalkışabiliriz.

Kaynakça : Evrenin Kısa Tarihi .. fizik bedenin ölümü sonrasında insanların böyle bir bedenle "hologramda seyahat edecekleri" ve bu bedenin de insan beyninin eseri olduğu sonucuna varmaktadırlar. Ne var ki. Allah hepimize ilmiyle. aslında ilk dini bilgilere alıştıkları ve yetiştirildikleri dar çevrenin anlayış biçiminin belirlediği sınırlardan kolay kolay çıkamadıklarından. hakikati her gözden. Joseph Silk.A Short Story of the Universe. dolayısıyla bir gözden görmeyi diler. "dini" anlamaya çağdaş bilimler ışığında yaklaşmak isteseler dahi.. Evrende kesintisiz bir sistemin işlediğini ve herkesin bir oluş gayesi olduğunu bilen ise. kimi insanlar. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları 46. sonuçta. öğrenmenin getirdiği "tanrılarına inançsız" kalacakları korkusuyla. Kozmik Mikrodalga Fon Işınımı (3. ilmi elverdiğince olanı anlamaya ve seyretmeye çalışır. 2. Çeviri Murat Alev. hiçbir şeyi yersiz görmez. başa dönmeye meyleder ve sağlam duvarlarla çevrelenmiş kalelerinde kendilerini emniyette hissederler. hakikati görmeyi ve elimizdekilerin kıymetini bilmeyi nasip etsin. Basım Haziran 1997. Bölüm) .77 haberdar olmayan ancak başlarından geçen OBE ve NDE denen beden dışı veya ölüme yakın yaşam tecrübeleri vesilesi ile ölüm ötesi yaşamın varlığını ciddiye alıp araştıran birçok kişi de bugün eserlerinde aynen "hologramlike body of frequencies" yani " hologramik ışınsal beden" tabirini kullanmakta.

Kova gibi hemencecik çağrışım yapan sözcükler. bilinçlenme ve deha evi Kova’ya girmek üzere. İnsanların hem karşı konulmaz cazibesine kapıldığı hem de Çince kadar yabancı gelen karmaşık bir konu. Her ne kadar bizde bilimsel temelleri pek bilinmese de.78 EK: Dünyanın Kaderini Kayıp Gezegen Şiron Mu Belirliyor? Haftalık TEMPO Dergisi'nde Yayınlanan Haber . Bakalım başımıza neler gelecek? Araştırmacı yazar Ahmed Baki tüm bu gelişmeleri Tempo için yorumladı. Mars ve Jüpiter’in kavuşum haline girmesi” gibi çözümlenmesi güç formüllere benzeyen cümleler… Astroloji kimi için bir eğlence kimi için yaşamın temeli. yapılan istatistiklerle ortaya konuyor. Burcumuzun yaşamımıza etkileriyle “muhabbet” boyutunda da olsa ilgilenmeden yapamıyoruz.Sayı:50) İnsanlığın kaderini. . Her gezegenin her burç sahasından geçerken ne tür etkiler yaptığı. Aslan. kayıp gezegen ya da onuncu gezegen diye nitelenen Şiron mu belirliyor? Plüton dinsel değerler evi Yay’a girdi. Bir yanda Başak. Uranüs yenilikler. Üniversitelerinde kürsüler açan Batı’da astrolojinin gerçekleri ne kadar yansıttığı. diğer yanda “Venüs. o sırada dünyaya gelen beyinlerin ne tür bir “programa sahip olduğu” istatistiki verilerle saptanıyor. reformlar.Röportaj (Tarih: 13 Aralık 1995 .

Mussolini. Dolayısıyla. Kötü Enerji ve Hitler Plüton ’un yaydığı enerjinin dünyayı etkilemeye başladığı 30’lu yıllarda insanlık büyük bir değişim dönemindeydi ve korku içindeydi!. varlığı bu tarihlerde ortaya çıkan . yani balıkta ise. 68 kuşağı gibi yeni dalgalar suyüzüne çıkıyor ve tarih böylece şekillleniyor.” Gezegenler her bir burcun sahasını 20 gün ile 24 yıl arasında değişen sürelerde kat ediyorlar. kavrama. İkinci Dünya savaşı patlak vermiş. Astrologlar Merkürün zekayla ilgili olduğunu öne sürüyor ve Merkürün Başak burcundan geçişi sırasında yapılmış bir istatistiğin sonucunu veriyorlar: “Merkür Başaktayken doğanlarda öğrenme yeteneği çok güçlü oluyor. araştırmacı-yazar Ahmed Baki’nin üzerinde durduğu bu paralelliklere bir göz atalım. Bilim adamları tam da o yıllarda “atomu parçalama” çalışmalarına başlamıştı. keskin zekaya sahip olma özelliği ortaya çıkıyor. Uranüs. Hitler. Merkürün çabukluk ve keskin kavrama yeteneği flulaşıyor. Neptün ve Pluton gezegenlerinin ise farklı bir özelliği var: Burçların sahalarından geçtikleri sırada bireyler arasında değil ama jenerasyonlar arasında farklılıklar meydana getirdikleri saptanmış. detayları çabucak görme. toplumsal ve dinsel eğilimleri değiştiren bu enerji. Tam karşı burçta.79 Örneğin Merkür gezegeni her bir burcun sahasından geçerken doğanlar inceleniyor ve ortak yönleri ortaya çıkarılıyor. Tüm dünyada bireysel. 46 kuşağı. Bilmem 68 kuşağını ya da 46 ruhunu hiç bu gözle incelemiş miydiniz? Güneş sistemimizdeki gezegenlerin yeryüzü ile ilişkileri insanlık tarihi ile birlikte değerlendirildiğinde ise gerçekten şaşırtıcı paralellikler ortaya çıkıyor… 1996’da bizi nelerin beklediğine gelmeden evvel. Stalin gibi liderler dünyanın değişim sürecine damgalarını basmıştı..

Yüksek sezgi. 1977. Şiron’un bu hareketinin dünyaya neler getireceği konusuna geçmeden önce. Bu tarih de Amerikan ve Fransız devriminin gerçekleştiği yılların tam ortasına rastgelmekte. reformları. 1945’ten bir önceki dönem ise. X ışınlarının “Roantgen” tarafından keşfedildiği sinir sistemine bağlı alternatif tıbbi yöntemin. ilham ve mistik eğilimleri yönettiği kabul edilen Neptün’ün keşfi de doğasına uygun bir şekilde gerçekleşmiş. belirli bir dönemde. Fizksel olarak gözlenmesini sağlayan hesaplamaların yönetimi de sezgisel olmuş.80 Plüton gezegenine atfediliyor. 1781 yılında insanlığın büyük buluşlarından elektriğin icat edildiği ve binlerce yıldır kendini olduğu gibi koruyan kültürel yaşamdaki hızlı değişikliklerde de. Bir başka . özgürlüklerin elde edilmesini ifade ettiği kabul edilen bu gezegen 1781 yılında dünyaya enerji yaymaya başladığı keşfedilmiş. Güneş çevresindeki turunu 50-51 dünya yılında tamamlayan Şiron. Ve gelelim kayıp gezegen Şiron’a. Şiron’un dünyaya en yakın olduğu konum. 1996’da Terazi burcunda meydana gelecek. Uranüs ’e gelince… Astroloji’de. kısa süre için dünyaya ve güneşe yaklaşıyor. bilimsel ve düşünsel yenilikleri. Uranüs ’ün parmağı olduğu söyleniyor. “chiropractic”in keşfedildiği 1895 yılı. evvelki geçişlerinde nelere yola açtığına bakmalı… Şiron’un dünyaya en yakın olduğu bundan önceki tarih 1945. Şiron’un ilk gözlenme tarihi. İnsanlık tarihindeki önemi malum: Hiroşima ve Nagasaki ’ye atom bombası bu yıl atılmış ve insanlığın en geniş katılımını bünyesinde barındıran Birleşmiş Milletler teşkilatı aynı yıl kurulmuş.

Bunun sebebi ise Plüton’un yıkıcı olması. İnsanların dini kavrayış biçimlerinde büyük bir değişme. “Bu manevi ve dinsel konularda daha çok değişime ve daha çok savaşa işaret ediyor” diyor Ahmed Baki ve devam ediyor: “ Önümüzdeki yıllarda farklı inanç biçimlerinin bir arada yaşadığı ABD’yi. Bir kaç hafta önce Hürriyet yazdı. daha fazla gözyaşı . Kova burcuna giriyor olması. Katoliklerde boşanma yoktur. Yani önümüzdeki yıllarda dinsel ayırımların ortadan kalkması beklenebilir. Avrupa’yı. bilinç sıçramalarına kapı açan. daha fazla kan. Değişim Başladı! Geçtiğimiz 11 Kasımda Plüton Yay burcuna girdi. ilk kez gözlemlendiği ve elektriğin bulunduğu sıradaki konumuna geldiğinde ve Şiron dünyaya en yakın konumdayken. Ve dini anlayış biçimlerinde yenilenme öncesi yani doğum sancısı öncesi beklene. 1895 yılı aynı zamanda Uranüs’ün Güneş çevresindeki turunu tamamladığı yıl. yani bir hali bitirip bir yenisini başlatması. Muhammed’e Kuran’ın vahiy yoluyla indiğini kabul etti. İrlanda’da halk oylamasıyla boşanma hakkı verildi. Bağımsız Devletler Topluluğunu ve Arap dünyasını yakından takip etmek gerek. X ışınları bulunmuş. Yani Uranüs Güneş çevresindeki 84 yıllık turunu tamamladığı. birleşme meydana gelebilir. Şu ana kadar gelişen olaylara baktığımızda enteresan gelişmeler görüyoruz zaten. yüksek aklın. yeniliklere kapı açan. .81 ilginç nokta da bu iki keşfin mucitlerinin Şironun dünyaya yakın geçtiği bir önceki dönemde. Bu açıklama Kuranı Kerim’in Hristiyan dünyasınca kabulü. yani 1845’de dünyaya gelmiş olmaları. böylelikle Hz. Vatikan ilk kez Hz. Buna destek olabilecek bir başka veri de 12 Ocak 1996’da Uranüs’ün dehanın. reformun. Muhammed’in otomatikman kabulü demek.

Yani insanlar bunun için sokakalara dökülecek. Bilim ve Teknik ve Ultra gibi bilim dergilerine çeviri ve makaleleri yayınlanan Ahmed Baki özellikle. Birincisi 12. TASAVVUF VE ASTROLOJİ Araştırmacı-yazar Ahmed Baki “Tasavvuf ve Burçlar” konulu kitabının son hazırlıklarını yapıyor bugünlerde. Bu konuda Türkiye’de bilinen iki eser var. Yüzyılın bilimi gibi. “Tasavvuf eserlerinde gördüm ki.82 Din ile günlük yaşam arasındaki ayrılığın ortadan kalkacağını yani dinin artık yaşamdan izole edilmiş bir kurum olarak kalmayacağını vurgulayan araştırmacı-yazar Ahmed Baki. insanın alın yazısı denen olay. Uranüs ile Satürn’ün karşılıklı açılarının meydana getirdiği konum bunu gerektiriyor. yanardağ patlamaları … Çünkü Ay. Yüzyılda yaşamış Muhyiddin İbn Arabi’nin “Fütuhat-ı Mekkiye”si. ikincisi 1700’lü yıllarda İbrahim . dinin de insanın kendi gerçeğini ve evrenin aslını anlamasına yönelik bir öğreti olduğu anlaşılacak” diyor. kuantum fiziği ve hologram tekniğiyle ilgili bilimsel bulgulara felsefi açıklamalar getiriyor. “Tıpkı 20. Yani 96’da insanlığı büyük keşifler de bekliyor ve bunları 1945 doğumlular yapacak. Ve doğal felaketler artacak. Ve içimizi çok daha fazla karartacak diğer muhtemel gelişmeleri ekliyor : "Önümüzdeki yıllar bağımsızlık ve özgürlük getirecek. Popüler Bilim.” Bize düşen de herhalde önümüzdeki yılları beklemek ve astrolojinin bir bilim mi yoksa eğlence mi olduğunu yaşayarak tespit etmek. yıldızların konumuna bağlı olarak anlatılıyor. Depremler. Bu açılar depremleri yönlendirdiğinden Uranüs o fizik yapıda meydana gelecek taşkınlıklara vesile olacak ve 1996’da ortaya çıkacak yeni keşifler sonraki yıllarda Evren’in öz yapısının anlaşılmasına yardımcı olacak.

İbn Arabi. Bu da herkesin beyninde farklı. Bugün bazı bilim adamları da insan beyninin hücrelerinin belirlenmeye başladığı zamanın dördüncü ayın sonu olduğunu ve bilinmez bir şekilde o günlerde bir başkalaşım meydana geldiğini söylüyorlar. dünyada oluşan her şeyin burçların tesiriyle meydana geldiğini söylerken. insan beyninin anne karnında dördüncü ayın sonunda dışarıdan gelen tesirleri değerlendirmeye başladığını söylüyor. Peki beyin programı nasıl oluşuyor? Burada da genetik konusuna bakmamız lazım. Genetik olarak hangi özellikleri taşıyorsa kişi. Yine benim tespit ettiğim bir olay var. Doğum anı itibarıyle alçının kalıplaşması gibi kalıyor ve ömür boyu o hücreler kullanlıyor. Bir travmaya uğramadıysanız herkesin anlayış biçimi. düşünce yapısı.83 Hakkı Erzurumi’nin “Marifetnamesi”. hatta karakter özellikleri tamamen beyin programının eseri olarak ortaya çıkıyor. “Artık doğacak olan bireyin yazgısı tamamen kararlaştırılmıştır” diyorlar. Erzurumi. Beyindeki hücreler doğumdan sonra hiçbir zaman yenilenmiyor. o beyni meydana getiren hücrelerin genetiğinde gizlidir. Erzurumi “insanların fiziki yapılarından kişiliklerine kadar tüm özelliklerinin gezegenlerin konumlarına göre burçlardan geldiğini ve tüm bu özelliklerin anne karnında programlandığını” öne sürüyor. Yıldızlarla ve gezegen konumlarıyla insan karakterinin bağlantısı bu noktada . Beyin konusunu incelediğimizde gerçekten beynin programının son halini anne karnından çıkarken aldığını görüyoruz. Eğer siz doğumunuz itibariyle kırmızı renkten hoşlanacak bir beyin programına sahipseniz kırmızı renkten hoşlanıyorsunuz. Beyindeki bütün faaliyetler nöronlar arasındaki biyoenerjik faaliyet. Her beynin programı. o özelliklerin ortaya çıkardığı bir beyin yapısına sahip oluyor. Bunları araştırdığımda her iki eserin de 30’dan fazla dünya diline çevrilip üzerinde araştırma yapıldığını gördüm.

yeryüzündeki bütün evrimlerin kaynağı uzayın derinliklerinden gelen kozmik ışınlar. Buna genetikte mutasyon deniliyor. O gün “alın yazısı” denilen ifade. Yani gende tekrar eski haline dönmemek üzere meydana gelen değişiklik. “ötede bir Tanrı” inancına sahipler.” (Haber: Figen Akşit) Yayın Listemiz >>> Sayfa 85 . Oysa Kuran’ı incelediğimizde veya tasavvuf eserlerine baktığımızda. bugün “beyin programı” dediğimiz şeyin aynısı. Tasavvuf eserlerinde incelediğimiz gibi sistemin nasıl işlediğini açıklayan bir mekanizmadır.84 meydana geliyor. Bu algıladığımız evrenin ötesinde. Allah ismiyle tanıtılan ve açıklanan varlık zannedildiği gibi bütün bu evrenin ötesinde uzayı yöneten yukarıda bir varlık değil. bu evreni yöneten bir Tanrı düşüncesi var. tasavvuf eserlerinin gerçek bilgiler içerdiğini ortaya çıkarıyor. Astrolojinin dinde yeri olamdığını savunanlar. Allah ismini Kuran’daki manasıyla kavradığımız zaman ortaya çıkan gerçek şu: Astroloji. Ve tüm bilimsel veriler. Çünkü bilimsel olarak tespit edilmiş bir olay var.

yorumsuz.85 Yayın Listemiz Aşağıdaki e-Kitap ve programlar sizin için hazırlanmıştır.yorumsuz.net.tc • • • • • • • • • • • İnşirah -Hakiki Mutluluğun İslâmî Formülü Alt Beyin ’in Deşifresi / Bireyin Alt Beyinsel Eğitimi Dua ve Zikir -2Fîhi Mâ-Fîh -2Dua ve Zikir -1Fîhi Mâ-Fîh -1Cinlerin Deşifresi Gizli Gülşen -2O’ndan İşaretler Ölümden Sonra Yaşam Tam 12 ’den Vuran Sözler . www. www.tc adresinden Ücretsiz indirebilirsiniz !.net.

Kapıları Aralayan Şifre Orta Dünya ’nın İşgali Muhyiddin-i Arabi-Risalelerden Alıntılar Ortadoğu .B. Dünya Savaşı İbret Beyin Fırtınası -Online Sohbetler Enneagram /Materyalist mistisizm akımı Benim Adım CENİN -2Benim Adım CENİN -1Meşhurların Rüyaları.Vaat Edilmiş Topraklar Kuantum Düşüncede İslami Motifler Terör Tekeli A.D.• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • 86 Düşmanın Kardeşin Değildir Yeni Keşifler -3Altın Tavsiyeler -2Altın Tavsiyeler -1Tayy-i Mekân (Mekan Değiştirme) Hayat Ağacı (Kundalini) Etkili Sözler 5 / Mesnevi Bahçesi Metafizik Kaynaklara göre 3. İnsan ve Din -2- .

• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • 87 İnsan ve Din -1Amerika ’nın Matruşkası Aşk Penceresinden Asr-ı Saadet Dünyayı Yöneten gizli Örgütler Okunası. Çok Önemli Konular Cuma Notları -2Avrupa Birliğine NEDEN HAYIR ! Kur’anla Kucaklaşmak Psikolojik Harekât “B” SIRRINA ERMEK Gerçeğin Öğretisi/TASAVVUF Oruç’un Sırları Türkiye ya “Büyük Türkiye” olacak ya da “Yok” Olacak ! Yeni Keşifler -2İstihbarat Bilinç Ötesi Boyut RÜYALAR Parapsikoloji ve Parapsikolojik Harp Kıyamet Halleri CFR ve Yeni Dünya Düzeni Yorumsuz Seyir .

P Sorgulayan Beyinlerin Kendine Soruları Allah indinde DİN 2.• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • 88 Yeni Büyük Oyun / Yeni Soğuk Savaş İnternette Tıp Haberleri -1Yeni Keşifler -1Ölüm Terapisi Ölmeden evvel Ölmek Cemil Meriç Anısına Vatikan ’ın Gizli yüzü İz Bırakanlar Sonsuz Boyuta Açılmak – Zikir Bilinmeyen Vatikan II Cuma Notları I Bilinmeyen Vatikan I Tapınak Şövalyeleri . Bölüm . R. A. A.Gizli Dünya Devleti Günün Yorumu Allah’ı Bilmek Tsunami Altındaki gerçekler -H. Bölüm Avrupa Birliği’nin Türkiye Politikaları Allah indinde DİN 1.

İbrahim ’in Mirası Hz.• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • 89 Mir’at ül İrfan (İrfan Aynası) G. Musa’nın Asa’sı ve KUNDALİNİ Dik Bahçene Solayım! Uzaylılar Düşünen Beyinlere Hiç Okunmamış Yazılar II . O. P ya da HAÇLILAR MI? AVRUPA BİRLİĞİ VE CHRISTENDOME KAVRAMI MARDUK ya da KAOS [Astroloji-Program] Astro Yükselen GİZ’li Gülşen 1 Depresyon Psikospritüel Kriz [Astroloji-Program] Yıldızlar Altında Aynadaki Evren Din’i Anlamada Reform Tao ’cu Uygulamanın Temelleri (Kültür Serisi-1) En Büyük Sır.İlluminati Şeytani Bilinci MARDUK ‘Yakın Gelecek ‘ mi? Metafizik Mucizeler ya da Yanılgılar Kur’an-ı Kerim Meali (Microsoft Reader formatında) Hz.

Mutluluğunuz için. Cehennem Rüya Yorumu Kader Gerçeği Evrensel Sırlar Rüyanın Dışındaki Rüya .. Maneviyat. Etkili Sözler II Çağdaş Bakışla Cennet. Psikiatri İbn Arabi ile ilgili araştırma Serüvenim Evrenin Sırları Etkili Sözler III Beynimizi Kim Kullanıyor ? Yorumsuz Katalog (Güncellendi) Zamansızlık (timelessness) Hangi Evreni Algılamaktayız? Gönül Uyandırma Kıyametin Deşifresi Yorumsuz Katalog Çağdaş Bakışla Allah Taş ’taki Güç.• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • 90 Sonsuzluğu kucaklamış aşkın sembolü Hallac-ı Mansur Din. Psikoloji....

yorumsuz.tc .net.• • • • • • • • • • • • • • 91 [Astroloji-Program] Canopus Düşünen Beyinlere Hiç Okunmamış Yazılar Holografik Beyin ve Evren Mesajlar I Uzaylıların İçyüzü Tanrı yok Allah var Reenkarnasyon Aldatmacası Astroloji-Yeni Millennium ’un Popüler Bilimi [Astroloji-Program] Planetium Modern Bilim ZİKİR ’i Keşfetti Etkili Sözler I Yıldızların Altında Çağdaş Bakışla Din [Astroloji-Program] PopHR www.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful