1.

NÜKLEER MANYETİK REZONANS(NMR) CİHAZI
1.1. Giriş Hastaya ait bir MR görüntüsünün nasıl elde edildiği, bu konunun fiziksel prensibinin ne olduğu sorularına cevap aramak amacıyla basit bir deney yapalım. Homojen bir manyetik alanda su içeren bir fantomu RF bobininin içine koyalım. Bu RF bobinini bir anahtar yardımıyla alıcı ve verici bir sisteme bağlayalım. RF bobini ile sarılmış fantomu, simetri ekseni manyetik alan çizgilerine dik olacak şekilde homojen manyetik alan içine yerleştirelim.

Şekil 7-1 MR sinyalinin elde edilmesi

Su içeren fantomu çevreleyen RF bobinine, 1 Tesla büyüklüğündeki manyetik alan içinde verici tarafından, 42.577 MHz’lik frekansa sahip bir sinyal gönderilirse, ve RF bobini hemen alıcı konumuna getirilirse, RF sinyalinin üstel işlev şeklinde azaldığı görülür. Bu azalan sinyal NMR sinyali olarak tanımlanmıştır. Su için, 1 Tesla büyüklüğündeki manyetik alanda, NMR sinyali sadece gönderme frekansında gözlenebilir. Bu frekans rezonans frekansı olarak tanımlanmıştır. B = 1 Tesla → f = 42.577 MHz B = 2 Tesla → f = 85.154 MHz Sonuç olarak rezonans frekansının manyetik alanın şiddeti ile doğru orantılı olduğu görülmektedir. f ≈B Aynı deneyi farklı materyaller içeren fantomlarla yaptığımızda, a. Her materyalin NMR sinyali üretmediği, b. Farklı materyallerin aynı manyetik alan şiddeti altında, farklı rezonans frekanslarına sahip olduklarını görürüz. (7.1)

Bu manyetik etkileri daha iyi anlamak için NMR fiziğine yönelik olarak özet bilgi vermenin faydalı olacağı düşüncesiyle atom ve çekirdek kavramları üzerinde durulacaktır. 1.2. Fiziksel Prensipler İnsan vücudunu oluşturan en küçük parçacıkların yani atomların bir çoğunun manyetik özelliği bulunmaktadır. Atomlar bir ya da daha çok elektronla sarılmış bir çekirdekten oluşur. Çekirdek ise bir ya da daha çok sayıda pozitif yüklü protonlar ile nötron olarak tanımlanan yüksüz parçacıklardan oluşmaktadır. Hidrojen atomunun çekirdeği sadece pozitif yüklü tek bir protondan oluşmaktadır. Manyetik rezonans için hidrojen atomunun üstünlükleri: a. insan vücudunda bulunan en yaygın element olması, b. manyetik rezonansa en duyarlı element olması olarak sıralanabilir. Bu özelliğinden dolayı, hidrojen protonları NMR görüntüleme tekniğinde kullanılmaktadır. Şimdi de hidrojen atomunun manyetik özelliğinin nereden kaynaklandığını inceleyelim. Proton, nötron ve elektronlar dönü olarak bilinen önemli bir özelliğe sahiptirler (dönü≈ kendi ekseni etrafında dönme). Kendi ekseni etrafında dönen her parçacık manyetik özelliğe sahiptir. Dönen partiküller elektriksel yüke de sahiptir. Hareket halindeki yükler elektrik akımı olarak tanımlanır. Zamanla değişen elektrik alanı, zamanla değişen bir manyetik alan yaratır. Tersi durum da geçerlidir. Elektromanyetik ışımaya bakarak elektrik ve manyetik alan vektörlerinin salınım yüzeylerinin birbirlerine dik olduklarını söyleyebiliriz. NMR deneyinde sadece manyetik alan vektörü (B1), incelenecek cisimle etkileşim halindedir. Elektromanyetik spektrum, X-ışınlı tanıya yönelik sistemlerde kullanılan görülebilir ışık üzerindeki çok yüksek frekanslardan, MR sistemlerinde kullanılan düşük frekanslı radyo dalgalarına kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Işıma enerjisi frekansla doğru orantılıdır. E=h.f (7.2)

Burada E enerjiyi, h Planck sabitini, f ise frekansı tanımlamaktadır. Elektrik alan, iletken bir ortamda akım akmasına neden olur. Bu ise iletkenin etrafında bir manyetik alanın oluşmasını sağlar. Düz bir iletkende, iletkenin etrafında manyetik alan çizgileri dairesel bir şekil oluşturur. Şayet, iletken bir bobin şeklinde ise bobinin toplam manyetik alanı her bir iletkenin manyetik alan çizgilerinin toplamına eşittir. İçeride ise alan çizgileri paraleldir. Manyetik bir etkinin olmadığı uzayda, ideal bir bobin içinde, homojen bir manyetik alan oluşacaktır. Manyetik alanı ölçmede Tesla (T), birim olarak kulanılır: 1 Tesla = 10.000 Gauss Mukayese açısından, dünyanın doğal manyetik alanı yaklaşık olarak 0.5 Gauss değerindedir. Her materyal atomlardan oluşur. Aynı ya da farklı atomlar molekülleri meydana getirirler. İnsan vücudunun yaklaşık olarak %60'ı sudan oluşmaktadır. Su molekülü ise iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomundan oluşmaktadır. Su moleküllerinde (H2O) oksijen atomuna kimyasal bağ ile bağlanmanın yanısıra, yağ moleküllerindeki karbon atomlarının hidrojen bağı da (CH-, CH 2-, CH3grupları) oldukça önemlidir. Bu nedenle, insan vücudunda en fazla bulunan atom hidrojen atomudur. Hidrojen çekirdeği ise bir adet proton içermektedir. Çekirdek proton ve nötronlardan oluşmaktadır. Çekirdekteki protonların sayısı kimyasal elementi belirler. Eşit sayıda protona sahip olan fakat nötron sayıları farklı olan çekirdekler izotoplar olarak adlandırılır. Tek sayıda protonlara ve/veya nötronlara sahip olan çekirdekler ölçülebilir bir manyetik momente sahiptir. Çekirdeği çevreleyen manyetik alan bir bobinin etrafındaki manyetik alanla mukayese edilebilir düzeydedir. Bir bobinde olduğu gibi manyetik alan elektrik yüklü parçacıkların (elektronlar) dairesel hareketi ile oluşmaktadır. Çekirdek uzayda kendi ekseni etrafında dönen küçük bir top gibi algılanabilir. Bu modele göre çekirdeğin yüklü parçacıkları, dönmeden dolayı dairesel bir akıma da neden olur.

Bir çekirdeğin açısal momentumu dönü olarak tanımlanmıştır. Bir proton ½. ћ düzeyinde bir dönüye sahiptir. Burada; ћ = h / 2П (7.3)

olarak tanımlanmaktadır. Manyetik alanın bulunmadığı durumlarda hidrojen çekirdeğinin dönü vektörleri gelişigüzel bir şekilde farklı yönleri gösterirler. Bundan dolayı, tüm dönü vektörlerinin toplamı cisim üzerinde ölçülebilir, net bir manyetik alan meydana getirmez.

Şekil 7-2 Manyetik olmayan ortamda dönü vektörlerinin konumu

Şekil 7-3 Manyetik ortamda dönü vektörlerinin konumu

Homojen bir manyetik alanda hidrojen çekirdeğinin dönü vektörleri, yani protonlar manyetik alana sadece paralel ya da antiparalel bir şekilde uzanabilir. Manyetik alana paralel olarak uzanan proton sayısının daha fazla olduğu durumlarda net manyetizma manyetik alanın yönü ile aynı olacaktır. 1.3. Enerji Seviyeleri Dönü vektörleri manyetik alana antiparalel olarak uzanan protonlar, paralel olarak uzanan protonlara göre biraz daha yüksek enerji seviyesindedir. Bundan dolayı protonlar, paralel durumdan antiparalel duruma geçiş için, iki seviye arasındaki enerji farkı ∆E ile orantılı bir enerjiye ihtiyaç duyarlar.

antiparalel ve paralel protonların sayıları arasındaki farkın iki enerji seviyesi arasındaki ∆ E enerji farkı ve bundan dolayı da B0 manyetik alanına bağlı olduğu görülmektedir.4. Manyetik alana paralel veya antiparalel olarak uzanan protonların sayısı Boltzmann ifadesi ile verilmektedir. Boltzmann sabitini T ise Kelvin olarak termal enerjinin miktarını belirtmektedir. Bu vektörler manyetik alan ekseni ile belirli bir açı yaparlar.Şekil 7-4 Paralel ve paralel olmayan dönü vektörleri için enerji seviye çizelgesi İki seviye arasındaki enerji farkı (∆E) manyetik alanın şiddeti ile doğru orantılı olarak artar. B0=kT kT faktörü ısıya bağlı bir değişkendir. Larmor Frekansı Dönü vektörler manyetik alana tam olarak paralel ya da antiparalel değildirler. Burada her iki durumdaki protonların oranı. NMR çalışmalarında hastanın vücut ısısı 310°K olarak sabitlenmiştir. Bu ifadede k. ∆ E enerji farkı ve dolayısıyla uygulanan manyetik alana (B0) bağlıdır. 1. . Boltzmann ifadesine bakıldığında.

protonlar manyetik momentumdan dolayı dünyanın yerçekimi etkisinde hızla dönen toplar gibi manyetik alan içinde hareket ederler.67522.5) 1 Tesla değerindeki bir manyetik alanda protonların dönü vektörleri 42. 108 1 sT f = 42 . ω = γ. . Dönü vektörler çekirdek bölgesinde B0 manyetik alanı ile orantılı bir frekansta manyetik alan ekseni etrafında dönerler. γ = 2. Manyetik alanla aynı yönde ve paralel olan bileşenler “longitudinal”.577 MHz B0 T (7.577 MHz değerinde bir frekansla dönerler. manyetik alana dik olan bileşenler de “transversal” bileşenler olarak tanımlanırlar. Dönü vektörlerin transversal bileşenlerinin toplam etkisi ihmal edilebilir düzeydedir.Şekil 7-5 Ana manyetik alanda dönü vektörünün Larmor frekansı Bununla birlikte. dönü vektörlerin manyetik alan üzerine paralel ya da antiparalel olarak yansımış değerini deneysel olarak ölçmek mümkündür. Çünkü. Hidrojen atomu için bu değerler aşağıda verilmektedir. Şayet gönderilen RF frekansı ile (B1 bileşeni) Larmor frekansı ( dönü vektörlerin dönme frekansı) birbirleriyle ilişkili ise bir protonun dönü vektörü paralel konumdan antiparalel konuma geçer. Bu ifadede γ orantı sabiti gyromanyetik oran olarak tanımlanmıştır ve çekirdeğin boyutu ile ilgili özel bir değerdir. NMR deneyinde protonların Larmor frekansı ile gönderilen RF frekansı aynı olmak zorundadır.4) Dönü vektörlerin dönme frekansı Larmor frekansı olarak tanımlanmıştır. NMR deneyinde özellikle bu frekans karekteristik MR sinyalini elde etmek amacıyla su dolu bir örneğe uygulanmıştır.B0 f= γ B0 2π ω = 2πf (7.

Şekil 7-6 RF alanının etkisinde dönü vektörünün konumu Bu aşamada RF alanından ΔE kadar bir enerji çekilir. Küçük bir hacimde paralel ve antiparalel konumdaki dönü vektörler iki koninin yüzeyleri üzerinde istatistiksel faz açılarından dolayı eşit bir şekilde dağılabilirler. Manyetik alanda dönü vektörlerin faz açıları birbirleriyle ilişkili değildir. Eşit dağılımın doğal bir sonucu olarak dönü vektörlerin transversal bileşenleri birbirlerini yok ederler. Şekil 7-8 Dönü vektörleri ve net manyetik alan . Sadece manyetik alan yönündeki bileşenlerin (longitudinal bileşenler) etkisi toplanır. Şekil 7-7 Manyetik alanda dönü vektörlerinin faz açılarının durumu.

RF vurumunun süresi Δt ve gyromanyetik oran γ tarafından belirlenmiştir. T1 ve T2 etkileşim süreçlerinde net manyetizma vektörünün konumu . İki hareketin toplam etkisi Şekil 7-9’da gösterilmiştir.B1. üst konide daha yüksek düzeyde paralel proton yoğunluğu olacağı için net dolayı manyetik alan yönünü gösterir.6) Şayet. Net manyetizma vektörü RF’e ait B1 manyetik alan vektörü etrafında dönerken aynı zamanda B0 manyetik alanı etrafında da döner. Bu RF vurumu 180° vurum olarak tanımlanmıştır. Transversal yüzeye doğru olan sapmanın hızı (burada x-y düzlemi) RF alanının şiddeti ya da B1 vektörünün büyüklüğü ile belirlenmiştir. Şekil 7-9 RF vurumu öncesi ve sonrası. RF vurumu manyetizma vektörünü x-y düzlemine saptırırsa bu 90° vurum olarak tanımlanır. Manyetizma vektörünün ucu topun yüzeyi üzerinde spiral bir iz takip eder. Sapmanın derecesi yani Flip açısı ise RF alan şiddeti B1. 90° vurum ile mukayese edildiğinde RF bobinlerindeki B1 manyetik vektörü iki katına çıkarılırsa manyetizma vektörü manyetik alanla tamamen ters yönde oluşacaktır.5. φ = γ . iki bağımsız hareketi aynı anda gösterir. RF Alanının Etkisi Radyo frekansı nedeniyle oluşan B1 manyetik alan vektörünün etkisi altında net manyetik alan vektörü M0. RF sinyali kesildiğinde manyetizma vektörü Larmor frekansında x-y düzleminde geri döner ve alıcı bobinlerde MR sinyali oluşturur.Net manyetik alan M0. 1. Δ t (7.

T2 Dengesel Durumu 90° vurumdan sonra protonların dönü vektörleri eşit olarak dizilmiştir. Alıcı bobinin konumlandırılması ile yatay manyetizma bileşenini gözlemek mümkündür. Homojen bir manyetik alandaki sinyalde aynı şekilde azalır. Manyetik momentden dolayı protonlar birbirlerini etkiler. Bu durum bileşke manyetizma vektörünün neden x-y düzleminde olduğunu açıklamaktadır. 1. Bu işlem süresince dönü vektörleri birçok protonun paralel enerji seviyesinde olduğu orijinal konuma gelinceye kadar paralel ve antiparalel konumlar arasında hareket ederler. Bu işleme.90° vurumdan sonra eşit sayıda protonlar antiparalel ve paralel konumdadırlar.T2 sabitleri (ms cinsinden)(Kaynak 41) . Bunun sonucunda dönü vektörleri faz birlikteliklerini kaybetmeye başlar. Buna dönü-dönü etkileşimi denir. Şekil 7-11’de homojen bir manyetik alan için farklı dokuların T2 denge eğrileri görülmektedir. Yağ Kas Beyaz madde Gri madde CSF 85 45 90 100 1400 Tablo 7-1. Bu işlem. T2 dengesel durumu ya da dönü-dönü dengesel durumu olarak tanımlanmaktadır. Bu durum iki birbirinden bağımsız dengesel durumun oluşmasına neden olmaktadır: a) Dönü-dönü etkileşimi manyetizma vektörünün x-y bileşeninin azalmasına neden olur. Manyetizma vektörü tekrar manyetik alanın yönünü gösterir. Belirli bir zaman periyodundan sonra bu uyarılan dönü sistemi orijinal konumuna döner.6. T1 dengesel durumu ya da dönü-letis dengesel durumu denilmektedir. b) Dönü-letis etkileşimi manyetizma vektörünün manyetik alan yönüne dönmesine neden olur. T2 değeri çok güçlü bir şekilde maddenin durumuna ve moleküler yapısına bağlı olduğundan dolayı farklı doku tipleri T2 değerleri ile birbirlerinden ayrılabilmektedir. Üstel azalmanın büyüklüğü dönü-dönü etkileşiminin büyüklüğünün de belirtisidir. Üstel azalmanın büyüklüğü T2 değeri ile belirlenmiştir. Sinyal genliğinin %37 düzeyine düştüğü zaman T2 zamanı olarak tanımlanmıştır. yatay manyetizma bileşeninin genliğinin azalmasına neden olur. Faz birlikteliklerinin kaybı. İlave olarak tüm protonların fazları da aynıdır. aynı zamanda.

Farklı dokularda manyetizma vektörü orijinal konumuna farklı hızlarda ulaşmaktadır. Bundan dolayı T1 değerleri birbirlerinden oldukça farklıdır.7. Şekil 7-10-b başlangıçta T2 dengesel durumunu daha sonra Şekil 7-10-d’de daha yavaş biten dönü-letis dengesel durumunu göstermektedir. kapasitörün dolma eğrisine benzer bir şekle sahiptir. Alan şiddeti 0.2 Tesla 1. Üstel eğri.5 Tesla Yağ 240 Kas 370 730 860 Beyaz madde 390 680 780 Gri madde 490 810 920 CSF 1400 2500 3000 Tablo 7-2 Değişik alan güçlerinde T1 sabitleri (ms cinsinden)(Kaynak 41) . manyetik alanın gücüne bağlıdır. T1. Manyetizma vektörünün %63’lük değere ulaştığı an T1 zamanı olarak tanımlanmıştır. Manyetizma vektörünün dönüşü (T1 dengesel durumu) üstel işlev şeklindedir. Yüksek manyetik alanlar daha uzun T1 zamanı oluştururlar.0 Tesla 1. T1 Dengesel Durumu Dönü-dönü etkileşimi dönü-letis dengesel durumundan daima daha hızlıdır. Sistem ısısal dengeye kavuşur.Şekil 7-10 Dönü-dönü etkileşiminin sonucu olarak dönü vektörlerinin faz birlikteliğini kaybetmesi (Kaynak 40) 1.

Bu noktadan manyetizma vektörü yavaşça orijinal konumuna doğru hareket eder. . Bu nedenle ölçülen sinyal genliği TI zamanına ( 180˚ ve 90˚ vurumlar arasındaki zaman) bağlı olarak manyetizma vektörünün dengeleme eğrisi olarak aynı üstel şekli göstermektedir. T1 ölçümünde kontrast iki katı kadar daha yüksektir. Burada kontrast farklı T1 değerlerinde iki dokunun sinyal genliklerinin farkı olarak tanımlanmaktadır.8. Alıcı bobinde ölçülen sinyal genliği x-y düzleminde manyetizma vektörünün büyüklüğü ile orantılıdır. Yüksek kontrast elde edilmesi T1 ölçümünün bir avantajıdır. Bu ölçümün sakıncası ise manyetizma vektörünün orijinal konumuna geçmesi için gereken zamanın iki kat fazla olmasıdır. 90˚ vurum manyetizma vektörünün dengelenmiş kısmını x-y düzlemine taşır. Her ölçüm manyetizma vektörünü ters yöne çeviren 180˚ vurum ile başlar.Şekil 7-11 T2-etkileşim eğrileri (Kaynak 40) 1. Dengelenme sadece manyetik alan yönünde yer aldığı için (180˚ vurumdan sonra manyetizma vektörü x-y bileşenine sahip değildir) 90˚ vurum TI (ters çevirme zamanı) zamanından sonra uygulanmak zorundadır. T1 / T2 Ölçüm Teknikleri T1 zamanını ölçmek için en az iki ölçümün uygulanması gerekmektedir.

Sinyal genliğinin azalması hacim elemanının T2 zamanının belirlenmesini de etkilemektedir. Manyetik Alandaki Farklılıkların Etkisi Homojen bir manyetik alanda 90˚ vurumdan sonra sinyal gecikmesi dönü-dönü etkileşiminin direk bir sonucudur. Gerçekte homojen bir manyetik alan yoktur.b). 90˚ vurumdan sonra elde edilen sinyale FID (free induction decay) sinyali adı verilir. hacim elemanlarının oldukça farklı manyetik alanlara maruz kalmaları ve bu nedenle manyetizma vektörünün de Larmor ifadesine göre xy düzleminde farklı frekanslarda dönmesidir. Bunun anlamı.9. d). Manyetik alandaki farklılıklardan dolayı hafif farklı frekanslarda hacim elemanlarının manyetizma vektörleri faz birlikteliklerini çok daha fazla kaybeder(Şekil 7-12-c. 90˚ vurum sonrası tüm hacim elemanlarının manyetizma vektörü aynı fazdadır (Şekil 7-12-a.Şekil 7-12 Manyetik alandaki farklılıklar nedeniyle dönü vektörlerindeki değişim ve sinyal genliğinin azalması (Kaynak 40) 1. Fakat dönü-dönü etkileşiminin sürmesinden dolayı hacim elemanlarının manyetizma vektörlerinin x-y bileşenlerinin büyüklükleri henüz azalmamıştır. Şekil 7-12-e’deki anda tüm manyetizma vektörleri x-y düzleminde tüm yönleri gösterir. Manyetik alandaki farklılıklardan dolayı alınan sinyalin genliği homojen manyetik alana göre daha hızlı azalır (Şekil 7-12). . Bundan dolayı hacim elemanının net manyetizma vektörü M (= tüm hacim elemanlarının tüm manyetizma vektörlerinin toplamı) en büyük değerindedir.

Bunun için bir 90º vurum ile en az iki 180º vurumdan oluşan bir ölçümün uygulanması gerekmektedir. Manyetizma vektörleri farklı frekanslara sahip olduklarından dolayı faz birlikteliklerini sağlarlar ve TE yankı zamanında (90˚ ve 180˚ vurumlar arasındaki zamanın iki katı) aynı yönü gösterirler. Bunun sonucunda da FID sinyalinin genliği hızlı bir şekilde azalır. Çoklu-Yankı Tekniği Çoklu-yankı tekniği yardımıyla bir cismin T2 zamanı ölçülebilir. Dönü-Yankı Tekniği Şekil 7-13 Dönü-yankı tekniği ve yankı zamanı (Kaynak 40) Dönü-yankı tekniğiyle zaman ekseninin belirli bir noktasında (TE) hacim elemanlarının manyetizma vektörlerinin faz bozukluğunu gidermek mümkündür. x-y düzlemindeki her bir hacim elemanına ait manyetizma vektörünün simetrik izdüşümünü oluşturur. Bu durum ölçülebilecek dönü-dönü etkileşiminin büyüklüğünü belirler. Yankı sinyallerinin maksimum genlikleri homojen bir manyetik alandaki sinyal genliği ile ilişkilidir.1.11. 1. 180˚ vurumdan sonra ise tersi durum oluşur. Bir cismin T2 zamanı bu şekilde elde edilen ve genlikleri gittikçe azalan eğriler yardımı ile belirlenebilir (Şekil 7-14). 90˚ vurumdan sonra her bir hacim elemanının manyetizma vektörleri hızlı bir şekilde faz birlikteliklerini kaybeder. TE anındaki sinyal büyüklüğü ise homojen bir manyetik alandaki sinyal büyüklüğü ile ilişkilidir. en yavaş manyetizma vektörü ise en arkadadır. 180˚ vurum. 180˚ vurumdan önce en hızlı manyetizma vektörü en önde. Her bir hacim elemanının manyetizma vektörlerinin x-y bileşenleri ise bundan bağımsız olarak azalır. Her bir hacim elemanının manyetizma vektörlerindeki azalma bu işlemden etkilenmez. Bunu yapmak için 90˚ vurumdan sonra belirli bir zaman için (Yankı zamanının yarısı TE/2) 180˚ vurumun uygulanması gerekmektedir.10. Bu yöntemle TE anında manyetik alandaki farklılıklardan dolayı kaybolan faz birlikteliği yeniden sağlanmıştır. .

Kontrast 1. Bu ölçümler şunlardır: a.1.Şekil 7-14 Çoklu-yankı tekniği ve yankı zamanları (Kaynak 40) 1. TE anında manyetizma vektörlerinin büyüklüğü. 90º vurum ve TE/2 anında oluşan 180º vurum arasındaki zaman aralığı maksimum yankı zamanı olan TE zamanını belirler (Şekil 7-15). Dönü-Yankı Sekansı Dönü-yankı sekansında her ölçüm 90º vurum ile bunu takibeden 180º vurumdan oluşur. Ters kazanım sekansı c. TE anında hacim elemanlarının tüm manyetizma vektörleri aynı fazdadırlar. Dönü-dönü etkileşiminin büyüklüğüne bağlıdır. Dönü-yankı sekansı b. Yankı sinyalinin büyüklüğü her bir hacim elemanının manyetizma vektörlerinin büyüklüğü ile belirlenmiştir.12. b. Sekanslar Bir görüntünün oluşturulabilmesi için görüntü matrisinin büyüklüğüne bağlı olarak 128 veya 256 ölçümün alınması gerekmektedir. 90º vurum ile x-y düzleminde hareket eden manyetizma vektörlerinin başlangıçtaki büyüklüğü ile. a. Şekil 7-15 Dönü-yankı sekansı (Kaynak 40) .12.

Bunun nedeni CSF ile mukayese edildiğinde yağ dokusunun T1 zamanının daha kısa olmasıdır. aynı zamanda TI ters çevirme zamanı ile de belirlenmiştir.M manyetizma vektörünün başlangıçtaki büyüklüğü proton yoğunluğu ve TR/T1 oranı ile belirlenmiştir. T1 etkileşim zamanı ile birlikte TR tekrarlama zamanı yani 90˚ vurumlar arasındaki zaman x-y düzleminde hareket eden etkileşim altındaki manyetizma vektörünün büyüklüğünü belirlemektedir. M = 1 – e-TR/T1 (7. Bu nedenle 90˚ vurum. T1 ve T2 zamanı b. manyetizma vektörünü manyetik alanın tersi yönünde hareket ettiren bir 180˚ vurumdan oluşur. Yankı zamanı. e-TE/T2 . M manyetizma vektörünün başlangıçtaki büyüklüğünden ayrı olarak TE/T2 oranı ile belirlenmiştir. Her ölçüm.3.2. ρ . S ≈ ρ . 1. Kontrast (Dönü-Yankı Sekansı) Dönü-yankı sekansında sinyal genliği. TE ve TR kullanıcı parametrelerinden etkilenir. 90º vurumlar arasında manyetizma vektörlerinin manyetik alan yönünde etkileşimde oldukları zaman periyodunu ifade etmektedir. İki farklı dokuyu birbirinden ayırmak maksadıyla sinyal genlikleri aynı sekansda her bir doku için farklı olmak zorundadır.12. yağ dokusu için daha büyük bir manyetizma vektörünün x-y düzleminde dönmesine neden olmaktadır. Ölçümleri tekrarlama zamanı. . Yağ dokusu için manyetizma vektörü CSF (Cerebrospinal Fluid.8) Orantı faktörlerinin çarpım mantığını kullanarak aşağıda belirtilen ifadeyi elde etmek mümkündür. Ters Kazanım Sekansı Dönü-yankı sekansında olduğu gibi ters kazanım sekansında da görüntü matrisinin büyüklüğüne bağlı olarak 128 veya 256 ölçüm alınmıştır. Dönü-yankı sekansından farklı olarak 90˚ vurum sonrası x-y düzleminde hareket eden manyetizma vektörünün başlangıçtaki büyüklüğü sadece TR tekrarlama zamanıyla değil. (1 – e-TR/T1) (7. Bu iki parametre kullanıcı tarafından sekans esnasında seçilmelidir. Proton yoğunluğu. yankı sinyalinin genliğinin belirlenmesinde aşağıdaki parametreler önemli rol oynamaktadır. bu durumda gri kontrast oluşabilir. a. Dönü-yankı sinyalinin maksimum değeri. proton yoğunluğu.7) Burada TR. Kontrast. Bu yöntemde cismin T1 zamanına bağlı olarak manyetizma vektörünün manyetik alan yönünde kısmi etkileşime girdiği ters çevirme zamanı (TI) sonrası 90˚ ve 180˚ vurumlardan oluşan normal dönü-yankı ölçümü uygulanmıştır. Ancak. TE . Kullanıcı parametreleri: . S ≈ e-TE/T2 (7. TR tekrarlama zamanı ve TE yankı zamanı ile birlikte incelenecek cismin T1 ve T2 zaman parametrelerine bağlıdır.12. Omurilik sıvısı) ‘ninkinden manyetik alan yönünde daha fazla etkileşime girdiğinden dolayı yağ dokusunun manyetizma vektörünün oluşturduğu sinyal TR=500ms durumunda maksimum genliğinin yaklaşık %86’sına ulaşmaktadır. TR 1. Cismin fiziksel parametreleri: .9) Sonuç olarak. CSF’nin manyetizma vektörünün oluşturduğu sinyal ise bu koşullar altında daha az bir genliğe sahip olacaktır (Şekil 7-16).

Şekil 7-16 Dönü-yankı sekansında farklı organlarda ve farklı yankı zamanlarında sinyal genliklerinin değişimi (Kaynak 40) Şayet. CSF ile mukayese edildiğinde yağ dokusu görüntüde daha parlak bir görünüm alacaktır. . Şekil 7-11’de görüldüğü gibi yağ dokusuna ait manyetizma vektörlerinin genlikleri daha kısa T2 zamanından dolayı daha hızlı azalmaktadırlar. yağ dokusunda böyle bir yankı için sinyal genliği CSF’ninkine göre daha yüksektir. Şekil 7-17’de beyne ait kesitlerin T1 ölçüm görüntüleri görülmektedir. kontrast farklarının esas olarak farklı T1 zamanlarına dayanmasıdır. Bunun nedeni. Bu nedenle. Görüntüdeki kontrast farkları temelde dokuların farklı T2 zamanlarına dayanmaktadır. Sonuç olarak. Şekil 7-18’de beyne ait kesitlerin T2 ölçüm görüntüleri görülmektedir. yankı zamanı çok kısa ise (10 ms gibi) her iki manyetizma vektörünün x-y bileşenlerinin genliğindeki azalma oldukça küçük olacaktır. Bu kontrast farkı iki dokunun farklı T1 zamanlarından kaynaklandığından dolayı çok kısa ve orta tekrarlama zamanlarına sahip bir sekansın görüntüleri T1-ağırlıklı görüntüler olarak isimlendirilir. Bu durumda kontrast dönüşümü daha geç yankılar (uzun TE zamanı) için oluşacak ve CSF’de daha parlak görünecektir.

MR görüntüsünde farklı dokuların ayırt edilebilir düzeyde olabilmesi için TR ve TE parametrelerinin uygun seçilmesi gerekmektedir. yankı zamanı uzadıkça sinyal genliği azalacak ve sinyal-gürültü oranı da artacaktır. Bazen. TE=15. (b) TR=500. TE=120 Uzun yankı zamanı ve uzun tekrarlama zamanlarından oluşan sekanslar T2-ağırlıklı görüntülerin elde edilmesinde kullanılırlar. . Fakat. (d) TR=500.Şekil 7-17 Beyin kesiti T1 ölçümü görüntüleri (Kaynak 41) (a) TR=500. Bu sakıncasına karşın bazı hastalıklar T2-ağırlıklı görüntüler yardımıyla belirlenebilmektedir. farklı iki doku için seçilen tekrarlama zamanı TR ve yankı zamanı TE eşit genlikli sinyaller üretebilirler.TE=90. TE=60 (c) TR=500. Bu durumda iki dokuyu birbirinden ayırmak mümkün olmamaktadır.

13. TE=15. İki bobinin merkezinde (manyetik alan merkezi) iki bobinin etkisi birbirini dengeler. TE=60 (c) TR=2500. Herhangi bir x. (d) TR=2500. (b) TR=2500.Şekil 7-18 Beyin kesiti T2 ölçümü görüntüleri (Kaynak 41) (a) TR=2500. Her bir gradyan. TE=120 1. TE=90. Bundan dolayı sonuçta oluşan manyetik alan ana manyetik alan (B0) ile ilişkili olur.13. Gradyan Alanı ile İlgili Grafikler Gradyan alanların uzaysal ve zamansal değişimini grafikle göstermek mümkündür. .1. Görüntüleme Teknikleri ile İlgili Temel Esaslar 1. Değişim hızı gradyan bobinden akan akımla doğru orantılıdır (Şekil 7-19-a). ekseni ters yönde akım akan bir çift bobinden oluşur. y veya z gradyan bobin ekseninin oluşturduğu manyetik alanın B 0 ana manyetik alanı ile birlikte toplam etkisi toplam manyetik alanın gradyan bobinin etki yönünde doğrusal olarak değişimine eşittir.

Şekil 7-19 (a-b) Zaman ve konuma bağlı olarak gradyan alanlarının değişimi (c) Gradyan alanların zamanla değişiminin manyetik alanda oluşturduğu etkilerin 3-boyutlu gösterimi Ölçüm esnasında gradyan alanlar dinamik bir şekilde açılıp kapatılırlar. Hacim elemanları manyetik alanın merkezinden uzaklaştıkça gradyan alandan daha fazla etkilenirler. . Burada genlikdeki değişim bobinlerin akım değerleriyle manyetik alandaki değişime bağlı olacaktır. normal bir dönü-yankı sekansı için 1 milisaniyedir (Şekil 7-19-b). Biyolojik ve teknik nedenlerden dolayı gradyan vurumların sonlu yükselme zamanına sahip olmaları gerekmektedir. Anahtarlama işlemini bir zaman şeması ile göstermek mümkündür. Bu yükselme zamanı seçilen sekansa bağlı olup. Şekil 7-19-c üç boyutlu olarak manyetik alanın gradyan alanlar boyunca zamanla değişimini göstermektedir.

Bu etki frekans kodlama tekniği olarak bilinmektedir. manyetik alandaki değişimle daha önce uygulanan gradyan vurumun süresine bağlıdır. Gradyan vurum esnasında 1 numaralı hacim elemanı daha zayıf bir manyetik alanın etkisinde kalacak ve bu da azalan bir rezonans frekansına neden olacaktır. Bu durumda iki hacim elemanının manyetizma vektörleri aynı frekansta fakat farklı fazda dönerler.13. Gradyan vurum esnasında farklı hacimler farklı frekansların oluşmasına neden olacaktır. Rezonans frekansı yardımıyla gradyan ekseninin ait olduğu hacim elemanının konumunu belirlemek mümkün olmaktadır. Bu etki faz kodlama tekniği olarak isimlendirilmektedir. . Gradyan alanların uygulanmadığı durumlarda 1 ve 2 numaralı hacim elemanları aynı manyetik alanın (B0) etkisi altındadırlar. bu konumda manyetik alanda da büyük çapta bir homojenite bozukluğu olacaktır. Gradyan Alanların Etkisi Aşağıda. Bu faz farkı. Tersi durum 2 numaralı hacim elemanına(kütle 2) uygulandığında sonuç Şekil 7-20’de gösterilmiştir. gradyan alanların etkisi iki hacim elemanı yardımıyla açıklanacaktır. Manyetik alandaki değişim ise iki hacim elemanının konumuna bağlıdır. İki hacim elemanının toplam sinyaline bakıldığında gradyan alan uyarım altında iken FID sinyalinin genliğinde hızlı bir azalma görülecek.2.Şekil 7-20 Gradyan alan değişimi ve RF vurumu altında farklı dokular için elde edilen sinyaller 1. Gradyan vurumun kapatılma sonrası ana alan (B0) tekrar iki hacim elemanına uygulanmıştır.

Faz Diyagramları Gradyan alanların faz üzerindeki etkisi faz diyagramları ile gösterilebilir. Gradyan uyarımı sonlandığında iki manyetizma vektörü faz birlikteliğini yeniden sağlarlar (Şekil 7-21). İki manyetizma . Gradyan vurumun pozitif olduğu süreçte 2 numaralı hacim elemanı yüksek manyetik alan şiddetinden dolayı daha hızlı döner. Bu sinyalin genliğindeki azalma protonların birbirleriyle etkileşimine (T2 etkileşimi) ve manyetik alandaki homojeniteye bağlıdır. Bu etki farklı konumlardaki iki hacim elemanına ait sinyaller üzerinde incelenecektir. Bu esnada 1 numaralı hacim elemanının manyetizma vektörü daha hızlı dönmektedir. Şekil 7-21 Gradyan alanların farklı dokular için faz üzerindeki etkisi (Kaynak 40) Şekil 7-21’den de görülebileceği gibi B gradyan vurumu negatiftir.13.3. Her iki hacim elemanının manyetizma vektörleri uyarım sonrası faz birlikteliğini sağlarlar. Tersi durum 1 numaralı hacim elemanının manyetizma vektörü için geçerli olacaktır.1. A vurumunun tersine 2 numaralı hacim elemanının manyetizma vektörü azalan alan şiddetinden dolayı daha yavaş döner. Bu süreçte FID sinyalinin genliğinde hızlı bir azalma görülecektir. Gradyan alan uyarım altında iken iki manyetizma vektörü gradyan alan uyarımı sonlanana kadar faz diyagramı üzerinde doğrusal olarak faz farkı oluştururlar. Bu hacim elemanları bir RF vurumu ile uyarıldıkları zaman. Gradyan alanların etkisi altında manyetik alanın homojenitesi bozulacağından FID sinyalinin genliği daha hızlı bir şekilde azalacaktır. uyarım sonrası FID sinyali oluşacaktır.

vektörü yeniden faz birlikteliklerini kazanır. A ve B vurumlarının kapsadığı alanların birbirine eşit olduğu konumda iki vektör tekrar aynı fazda olacaktır. Zaman ekseninin bu noktasındaki sinyal genliği gradyan vurumun uygulanmadığı durumdaki FID sinyali olarak tanımlanmıştır. Şekil 7-22 Gradyan alanlar ve kesit seçimi . Faz diyagramında bu süreçte faz farkının (Δφ) sürekli azaldığı görülecektir.

konuma bağlı ilave bir manyetik alan uygulanmıştır. Kesit kalınlığı (Δz) ve gradyan şiddetinden (Gz = manyetik alanın değişimi/uzaklık) kesit içerisinde Larmor frekanslarının band genişliği belirlenebilir. Bu gradyan bobinler positif z-yönünde doğrusal olarak artan negatif z-yönünde de doğrusal olarak azalan bir manyetik alan yaratırlar.14.Şekil 7-23 Kesit kalınlığı ve kesit seçim gradyanının değişimi 1. ölçüm yapılacak bir hacime ait kesit alanda protonların uyarımını göstermektedir. Kesit Kalınlığı Ters Fourier dönüşümü yardımıyla sinc işlevinin zarfı Δf band genişliğinden hesaplanabilir.14. Kesit seçim gradyanı (GS) sadece 90˚ ve 180˚ RF uyarım vurumları süresince aktive edilmelidir (Şekil 7-23). 1. Sinc işlevinin genliği taşıyıcı frekansı (f0) modüle eder. Görüntüleme Teknikleri 1. Aynı RF band genişliğinde daha ince kesitler daha yüksek gradyan alanlar gerektirir.1. . Kesit Seçimi Şekil 7-22.14. Sadece bir kesitin protonlarını uyarmak için f0 frekanslı Δf band genişliğine sahip bir RF vurumu gerekmektedir. RF vurumu uygulamadan önce ana manyetik alan (B0) üzerine gradyan bobinler yardımıyla. Protonların Larmor frekansı z-eksenine göre bulundukları konuma bağlıdır. z-gradyan bobinlerinin etkisi Şekil 7-22’de görülmektedir. Gradyanın etkileri birbirini yok ettiğinden dolayı sadece manyetik alanın merkezinde manyetik alan ve bundan dolayı protonların Larmor frekansı değişmez. Gradyan alan ile birlikte bu zaman sinyali sadece istenen kesitteki protonları uyaracaktır.2.

Bu nedenle tüm manyetizma vektörleri aynı yönü gösterirler.14. y-gradyan alanın aktive edildiği süre içerisinde manyetizma vektörleri y-ekseni boyunca farklı frekanslarda dönerler. ∆t (7. gradyan alan (burada y-gradyan) kesit uyarımından sonra ve dönü-yankı sinyalinin okunmasından önce belirli bir süre için aktive edilmelidir. fx = σ .11) . Fazdaki bozulmanın derecesi y-ekseni üzerindeki hacim elemanının konumuna. Frekans Kodlama Şekil 7-24’de hacim elemanlarının manyetizma vektörleri ile uyarılmış bir kesit görülmektedir. X-gradyan alandan dolayı net manyetik alan negatif x-yönünde azalırken pozitif x-yönünde doğrusal olarak artar. Faz Kodlama Bir kesite ait hacim elemanlarının 2-boyutlu lokalizasyonu için. y-gradyan alanı aktive edilmeden önce tüm manyetizma vektörleri aynı frekans ve aynı fazdadırlar. (Eşitlik (7. Aynı şekilde protonların Larmor frekansı x-yönünde değişir ve bunun sonucu olarak da hacim elemanlarının manyetizma vektörlerinin frekansı da x-yönünde değişecektir. Dönü-yankı sinyalinin ADC tarafından okunması sürecinde gradyan alan. y-gradyan alanı devreden çıkarıldığında tüm hacim elemanları tekrar aynı frekansa sahip olurlar fakat manyetizma vektörleri faz birlikteliklerini kaybederler (Şekil 7-25). Bundan dolayı Larmor frekansında herhangi bir değişme olmaz. örneğin x-yönünde aktiftir. Gy .1. 1. x ) 2π (7.3.14.4. ϕ= σ . y . X=0 konumunda gradyan bobinlerin etkisi birbirini yok eder.10)) Aynı x-değerine sahip hacim elemanları aynı frekansa sahip olduklarından dolayı dönü-yankı sinyalinin genliği ilgili hacim elemanlarının sayısı ile belirlenmiştir. gradyan alan şiddetine (Gy) ve etkin olarak kullanılan zamana Δt’ye bağlıdır. (B0 + Gx .10) x-ekseni üzerinde hacim elemanlarının konumu dönü-yankı sinyalinin farklı frekansları ile belirlenir.

. 256) bir görüntü için n adet ölçümün uygulanması gerekmektedir.Şekil 7-24 Uyarılmış bir kesit için hacim elemanlarının manyetizma vektörlerinin konumu (Kaynak 40) Faz kodlama yönünde uzaysal çözümlemenin elde edilebilmesi için n-boyutlu bir matriste (n = 128. Faz kodlama gradyanı 90˚ ve 180˚ RF vurumlar arasında aktiftir.

256) adet dönü-yankı ölçümünün uygulanması gerekmektedir.5.Şekil 7-25 y-gradyan alanına bağlı olarak hacim elemanlarının manyetizma vektörlerinin faz değişimi (Kaynak 40) 1. Bir görüntüyü oluşturabilmek için görüntü matrisine bağlı olarak n (= 64. 128. Dönü-Yankı Sekansı ile İlgili Zamansal Diyagramlar Bir dönü-yankı sekansı için RF vurumlar ve gradyanlarla ilgili zamanlama Şekil 7-26’da gösterilmektedir.14. .

Manyetizma vektörünün farklı faz açıları. Kararlılığın sağlanması için frekans kodlama gradyanı ile ilgili periyot daha önce başlatılmalıdır. Bu zaman aralığından sonra faz kodlama gradyanı (Gy) ve frekans kodlama gradyanı (Gx) birlikte uygulanmıştır. Bu etkinin büyüklüğü gradyan alanların etki süresiyle şiddetine bağlı olmaktadır. Elde edilen zaman aralığında.1.yönündeki manyetizma vektörlerinin faz değişimini etkilemektedir. MR Sinyali ve Örnekleme Teoremi Şekil 7-27 farklı faz açılarında manyetizma vektörlerini göstermektedir. Frekansların faz açısını belirlemek amacıyla sadece y-yönündeki manyetizma vektörlerindeki faz değişimi aynen korunmuştur. Manyetizma vektörünün faz açısına bağlı olarak manyetizma vektörünün bileşenleri gerçel ve sanal kısımlardan oluşacaktır. elde edilen sinyalin faz açısını belirler. Görüntü Oluşturma 1. kesitin tüm manyetizma vektörlerinin faz açısı 180˚ vurumun ansal etkisi ve kesit seçim gradyanı tarafından pozitif değerden negatif değere dönüştürülmüştür. Sinüzoidal bir sinyalin elde edilmesini sağlayan bir bobin yardımıyla sadece manyetizma vektörünün bileşenini (burada xbileşeni) gözlemek mümkündür. .15. 1.15. Frekans kodlama gradyanının şiddeti değiştirilmezken faz kodlama gradyanının şiddeti ölçümden ölçüme eşit aralıklarla değiştirilmiştir. Dönü-yankı sinyalinin okunma sürecinde frekans kodlama gradyanı tekrar uygulanmıştır. Bu iki gradyan alan x. Zaman bölgesindeki bir sinyalin Fourier dönüşümü frekans bölgesinde gerçel ve sanal kısımlardan oluşan iki sinyale dönüşecektir.ve y. Gerçel ve sanal kısımlar aşağıdaki ifadeler yardımıyla genlik ve faz diyagramlarına dönüştürülebilir. Dönü-yankı sinyalinin merkezinde tüm manyetizma vektörleri x-yönünde tekrar faz birlikteliklerini kazanırlar.Şekil 7-26 Dönü-yankı sekansı ile ilgili zaman diyagramı İlk zaman aralığında bir kesitin protonları kesit seçim gradyanı (Gz ) ve 90˚ vurumun ansal etkisiyle uyarılmışlardır.

Frekans kodlama (Kaynak 40) . MR sinyalindeki en yüksek frekansı belirlemektedir. Im sanal kısmı. Analog sinyal saklanmadığından dolayı örnekleme aralığı ve örnek sayısı Fourier dönüşümünün sonucunu etkileyecektir. Analog MR sinyalinin sayısal olarak saklanabilmesi için zaman bölgesinde eşit aralıklarda örneklenmesi gerekmektedir. Faz kodlama. MR sinyalindeki örnekleme noktalarının sayısı frekans kodlama yönünde görüntü matrisine eşittir ve bundan dolayı da uzaysal çözülümü belirler (Şekil 7-28). Daha sonra örneklenmiş değerler A/D dönüştürücüye gönderilmiştir.Şekil 7-27 Farklı faz açılarındaki manyetizma vektörleri ile ilgili sinyal değişimlerinin zaman ve frekans bölgesinde gösterimi M = (Re 2 + Im 2 ) ϕ = arctan Im Re (7. Örnekleme frekansı.12) Bu ifadelerde M genliği. ϕ ise faz açısını göstermektedir. Re gerçel kısmı. Şekil 7-28 Dönü-yankı sekansında A ve B noktalarının görüntülenmesinde uygulanan süreçler: Kesit seçme.

Bu etki gri çizgilerle taranmış ve genliği değişen dikdörtgen vurumlarla Şekil 7-29’da gösterilmiştir. Faz kayması y-eksenine olan uzaklığa ve faz kodlama gradyanının süresine bağlıdır. B) yardımıyla Şekil 7-29’da gösterilmektedir.15.1 mT/m ve faz kayması 45° olacak şekilde ∆ süresi seçilmişse A noktasındaki faz kayması iki katı uzaklıktan dolayı 90° olacaktır.13) t Şayet B noktası için faz kodlama gradyanı Gy = 0. ∆ t (7. Bu nedenle A ve B noktalarına ait sinyaller sabit genlikli sinüzoidal salınımlardır. 256) adet ölçümden uyarılmış bir kesite ait görüntünün Fourier dönüşüm yöntemi kullanılarak nasıl oluşturulacağı kesit üzerinde seçilen iki nokta (A. Her biri farklı faz kodlama gradyan şiddetinde olan n (=64.15. B noktasınınki ise ise iki kat arttırılmıştır. Bu nedenle frekans kodlama için A noktasının manyetik alanı azaltılmış. İki Farklı Noktaya (A ve B Noktaları) Ait Görüntünün Elde Edilmesi Dönü-yankı sinyalinden görüntü elde edilme sürecinde belirli zaman aralıklarıyla ve sırayla gerçekleşmesi gereken üç önemli aşama. y-ekseninden B noktasının uzaklığı A noktasınınkinin iki katıdır. Gy . A noktasının x-ekseninden uzaklığı B noktasınınkinin iki katıdır. kesit seçimi.1. ϕ = σ .2.1. Bu örnekte tüm etkileşimler ihmal edilmiştir. faz kodlama ve frekans kodlama yöntemleridir. Faz kodlama sürecinde ilave bir manyetik alan manyetizma vektörünün Larmor frekansını değiştiren etkiye sahiptir. 1. İlave manyetik alanın genliği ise faz kodlama gradyanının şiddetine ve xeksenine göre A noktasının konumuna bağlı olacaktır. Farklı Larmor frekanslarından dolayı . 90˚ vurumla yapılan uyarım sonrası her iki hacim elemanının manyetizma vektörleri x-y düzleminde sabit genlikle dönerler. Ölçüm süresince manyetizma vektörü 90° vurum sonrası sistem frekansında yani ana manyetik alan altındaki (B0) protonların Larmor frekansında dönmeye başlar. Şekil 7-29 A noktasındaki dokuz farklı ölçüm için faz kodlama ve frekans kodlama süreçlerinde faz ve frekansın değişimi Faz kodlama sonrası A ve B noktalarının y-eksenine olan uzaklıklarına göre manyetizma vektörlerindeki faz kayması Şekil 7-30’da gösterilmiştir. Dönü-yankı sekansında faz kodlama gradyanı ölçümden ölçüme eşit aralıklarla arttırılıp azaltıldığından bir hacim elemanının manyetizma vektöründeki faz kayması da aynı miktarda azalıp artacaktır. 128. Bu ölçüm için manyetizma vektörü faz kodlama sürecinde bile sistem frekansında dönecektir. Şekilde gösterilen 9 ölçümün dışında faz kodlama gradyanı 5 inci ölçüm için aktive edilmemiştir. y . A Noktasına Ait Ölçümler Bu örnekte A noktası için 9 ölçümden oluşan dönü-yankı sekansı ile ilgili sonuçlar incelenecektir.2.

15. . Bu zaman sürecinde manyetizma vektörü de alıcı bobinde eşit frekans ve fazda bir sinyal oluşturur. 1. B Noktasına Ait Ölçümler Şekil 7-30 B noktasındaki dokuz farklı ölçüm için faz kodlama ve frekans kodlama süreçlerinde faz ve frekansın değişimi. Faz kodlama sonrası frekans kodlama sürecine kadar geçen dönemde manyetizma vektörü tekrar sistem frekansında dönmeye devam edecektir.3. 180˚ vurum 180˚lik faz kayması oluşturacaktır. sütun sayıları ise sinyallerin örnekleme adımlarının sayısına eşittir. x-eksenine olan uzaklığından dolayı sinyalin frekansı da sistem frekansından daha büyük olacaktır. Faz kodlama sürecinde.15. manyetik alanda ve bundan dolayı da birbirine yakın iki ölçümün Larmor frekanslarında oluşan fark B noktasının x-eksenine olan uzaklığı küçük olduğundan küçük olacaktır.2. Bu durum. Daha sonra analog/sayısal çevirici(ADC) yardımıyla sayısal hale getirilen sinyaller. matris şeklinde geçici hafızaya yüklenmişler ve ham veriler olarak saklanmışlardır. Verilerin saklandığı matrisin satır sayıları ölçümlerin sayısına. birbirine yakın sinyallerin 45˚lik faz kaymasına sahip olma nedenini açıklamaktadır. sinyaller belirli aralıklarla örneklenmişlerdir.2. B noktası için sinyaller ve ölçümler Şekil 7-30’da gösterilmektedir. A ve B Noktalarına Ait Satırların Fourier Dönüşümü Alınma sürecinde. 1.2. Frekans kodlama sürecinde manyetizma vektörü x-eksenine olan uzaklığa bağlı olarak sistem frekansından daha düşük frekanslarda döner.manyetizma vektörü faz kodlama sürecinin sonunda birbirine yakın iki ölçüm arasında 90˚lik faz farkına sahip olacaktır.

. sütun dönüşümünde genlik değerleri sinüzoidal işlevin sayısal örnekleme değerleri ile ilgilidir. Şekil 7-32 B noktası için çizgisel Fourier dönüşümü Zaman sinyallerindeki 45˚lik faz kayması. Frekans değerleri ise y-eksenine göre A ve B noktalarının konumunu belirleyecektir. Sinyalle ilgili frekans sütunu gelişigüzel seçilmiş olup x-eksenine göre A ve B noktalarının konumunu belirler. Şekil 7-33 ve 7-34’ün sağ kısımlarında sırasıyla A ve B noktalarına ait gerçel kısım matrislerinin üç boyutlu görünümleri verilmektedir. Şekil 7-33’de sütunlarda yer alan genlik değerlerinin A noktasınınkine göre iki kat periyotla değişmelerine neden olacaktır.Şekil 7-31 A noktası için çizgisel Fourier dönüşümü Şekil 7-31 ve 7-32’de sol kısımdaki matris A ve B noktalarının ham verileri ile ilgilidir. Bu örnekle ilgili olarak. Fourier dönüşümü yardımıyla her sinyalin (burada satırlar söz konusudur) gerçel ve sanal kısımları belirlenmiş ve gerçel-sanal kısım matrisinde frekansa bağlı olarak geçici hafızaya yerleştirilmişlerdir. Sayısal frekansların sayısı (gerçel-sanal kısım matrisinin sütunları) örnekleme adımlarının sayısına eşittir. Gerçel-sanal kısım matrisinin frekans sütununda genlik değerlerinin periyodik değişimi açık olarak görülebilir.

A ve B Noktalarına Ait Sütunların Fourier Dönüşümü .Şekil 7-33 A noktasına ait gerçel kısım matrisinin üç boyutlu görünümü Şekil 7-34 B noktasına ait gerçel kısım matrisinin üç boyutlu görünümü 1.15.4.2.

B noktasının sütun dönüşümünü göstermektedir. A noktası için Şekil 7-35’te sadece gri renkle taralı frekans sütunu faz açısından (negatif sinüzoidal işlev) dolayı sanal kısım matrisinin aynı sütununa negatif sanal kısım değerini aktaracaktır.15. Mutlak değer.Şekil 7-35 A noktasının sütun dönüşümü Şekil 7-35 ve 7-36. fakat manyetizma vektörünün genliği ile orantılı olan sinyal genliği gösterilmiştir. Faz açısından dolayı gerçel kısmın değeri daima sıfır olacaktır. ilgili satırı ve bundan dolayı da frekans düzlemindeki A noktasının konumunu belirleyecektir. Genlik değerleri olmaksızın tüm sütunlar gerçel-sanal kısım matrislerinin ilgili sütunlarına herhangi bir etkide bulunmazlar. gerçel kısım ise sıfır değerinde olacaktır (sinüzoidal işlev). sütun) nasıl hesaplandığını göstermektedir. Sinyal frekansı. Sanal kısım pozitif. 1.5. Görüntünün Elde Edilmesi Şekil 7-37. gerçel-sanal kısım matrisinden mutlak değer matrisinin M(satır.2. Şekil 7-36 B noktasının sütun dönüşümü Şekil 7-36. hacim elemanına ait manyetizma vektörünün büyüklüğü ile doğru orantılıdır. A ve B noktalarının sütun dönüşümünü göstermektedir. . Şekilde görüntü ile ilgili olarak gerçel ve sanal kısımlar gösterilmemiş.

Şekil 7-37 A ve B noktalarına ait görüntünün elde edilmesi (Kaynak 40) .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful