PAUL A.

BARAN

BÜYÜMENÝN EKONOMÝ POLÝTÝÐÝ

ERÝÞ YAYINLARI
Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

1

BÜYÜMENÝN EKONOMÝ POLÝTÝÐÝ
PAUL A. BARAN

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

3

“Büyümenin Ekonomi Politiði”, Prof. Paul A. Baran’ýn incelemesi. Ýngilizceden çeviren Dr. Ergin Günçe. Monthly Review, 1957. (Türkçe çevirisi: May Yayýnlarý, I. Basým, Ekim 1974.) Eriþ Yayýnlarý tarafýndan düzenlenmiþtir, Mart 2007. erisyay@kurtuluscephesi.org http://www.kurtuluscephesi.com http://www.kurtuluscephesi.net http://www.kurtuluscephesi.org

ÝÇÝNDEKÝLER

BÜYÜMENÝN EKONOMÝ POLÝTÝÐÝ 11 38 67 118 175 209 254 309 371 BÝR – GENEL BAKIÞ ÝKÝ – EKONOMÝK ARTIK KAVRAMI ÜÇ – TEKELCÝ KAPÝTALÝZMDE DURGUNLUK ve DEVÝNÝM DÖRT – TEKELCÝ KAPÝTALÝZMDE DURGUNLUK ve DEVÝNÝM (II) BEÞ – GERÝKALMIÞLIÐIN KÖKENLERÝ ALTI – GERÝ KALMIÞLIÐIN YAPISAL SORUNLARI (I) YEDÝ – GERÝKALMIÞLIÐIN YAPISAL SORUNLARI (II) SEKÝZ – DÝK YOKUÞ NELER DEDÝLER

“Toplumbilim, ince eleyip sýk dokuyan birtakým tekniklere daha az bel baðlamalý, temel sorunlarý gözden kaçýrmamalý, tam tersine, onlarýn üstüne üstüne gitme yürekliliðini göstermelidir! Ne var ki, bunlarý istemek, toplumbilime bugünkü yapýsýný kazandýran toplumsal nedenleri bilmezlikten gelmek olacaktýr bir bakýma!” J. D. Bernal, Science in History.

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

7

.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 9 .BÜYÜMENÝN EKONOMÝ POLÝTÝÐÝ Paul A.

.

kadar. ekonomik geliþimi saðlayan [sayfa 69] güçle- Paul A. kitaplarýna hangi baþlýðý koymuþ olurlarsa olsunlar. içeriði de bunun böyle olduðunu gösteriyor. son yýllarýn bir numaralý tartýþma konusu. Bu neden böyle? Þimdi. konudan uzaklaþtýrýcý. öncesi olmayan. kalkýnmanýn özüne deðgin olmayan bir saptama yapmak. sorunun özüne olduðu. Oysa durum hiç de öyle deðil. güncel tartýþmalarýn nitelik ve önemine de büyük ölçüde ýþýk tutuyor. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 11 . Bu yayýný izleyen birçok ekonomi düþünürleri kuþaðý. ekonomik kalkýnma konusundaki bu güçlü. Adam Smith’in öncü eserinin baþlýðý da. bu yoðun ilgi. ekonomik politik alanýnda. özellikle Birleþik Devletlerde. yepyeni bir olgu da deðildir. yani bir bakýma konudan ayrýlmak olarak görünebilir. bu sorunun karþýlýðýný aramak bilgi tarihi açýsýndan. Burada. tarih düþüncesini de aydýnlýða kavuþturuyor ve toplumsal. düþünce tarihi. Klasik Ekonomi’nin ana temasý ekonomik büyüme idi. Gerçekten de.BÝR GENEL BAKIÞ Ekonomik ve toplumsal kalkýnma sorunu.ekonomik deðiþim konusunda bugün görülen ilgi yoðunluðunu doðuran koþullarýn incelenip irdelenmesi. Anýmsanacaðý üzere.

klasik ekonomistlerin. Profesör Lionel Robbins’in sözleriyle: “Ekonomik Özgürlük Sistemi. toplumsal ve ekonomik iliþkilerin. halký. zengin bilimsel katkýlarýnýn ve bunlarý kamuoyuna iletme çabalarýnýn arkasýnda. Sonuç olarak da. bu sistemin savunucularý boþ durmuyor. toplumsal ve ekonomik kurumlarýn ortadan kaldýrýlmasý gerektiðini kanýtlamakta. bir itici güç olarak yer almaktaydý. uygulama dünyasýnda da. kapitalizmin yükselip yerleþmesi ve modern burjuvazinin zaferi bakýmýndan bir yardýmcý öge saymak uygun olacaktýr. dilediðini yapabilmesi için büyük olanak saðlayacak olan serbest rekabet koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini vurgulamakta hiçbir güçlüðe uðramadýklarý görülüyordu. toplum düþmaný her türlü uygulamanýn ortadan kaldýrýlmasýný. üretici kaynaklarýn geliþimini köstekleyip engellediðini öne sürüyorlardý. bu yazarlar.rin çözümlenmesiyle uðraþmýþ insanlardan oluþmaktaydý. içinde yaþadýklarý toplumu keskin gözlemlerle inceleyip irdelemelerinden doðuyordu. yalnýz o zamanki toplumu eleþtirmekle de yetinmiyor. Bu yazarlar. kendi çaðlarýnda egemen olan siyasal. Konumuz bakýmýndan bizi asýl ilgilendiren þudur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Ýster merkantilist dýþ ticaret kuramýnýn tutarsýzlýklarýný ya da lonca sisteminin katýlýðýný söz konusu etsinler. yalnýz (devletin) iþlere karýþmamasýný salýk vermekle kalmýyordu: [sayfa 70] ayak baðý olan. öncü ve özgür kiþisel giriþimin o büyük güç birikiminin salýverilmesini öngören bir düþünce sistemiydi bu ayný zamanda. ekonomik kalkýnmanýn gerektirdiði koþullara aðýrlýk vermeleri. Ýþte. Ýþte tam bu anlamda. kapitalist düzenin nasýl iþlediði konusundaki bilgilerimizin çoðunu bu olumlu çabalara borçluyuz. Bu yazarlarýn. feodal ve yarý-feodal kösteklerden kurtulma iþinin bir an önce baþarýlmasý görevine inandýrmak için. Hiç kuþkusuz. modasý geçmiþ siyasal. canla baþla uðraþma gereksinmesi. ekonomik geliþimin gerçekleþmesi için. Klasik Ekonomi Okulu’nu. ayný hava içinde eyleme giriþiyorlar ve baþlýca engelleri yýkmak için çaba gösteriyorlardý: kamu düzenlemesiyle yürütülen iþletme ve þirketlerin ayrýcalýklarýnýn sona ermesi. ister devletin ekonomik hayattaki iþlevlerini ya da toprak sahipleri sýnýfýnýn oynadýðý rolü ele alsýnlar. emek ve sermayenin özgürce yer 12 Paul A. çýraktýk kanununun yürürlükten kaldýrýlmasý. bu yazarlarýn. yeni yeni oluþup geliþmekte olan kapitalist düzenin olumlu bir çözümlemesini de ortaya koymaða çalýþýyorlardý. kiþisel giriþim ve atýlganlýkla.

akat. içinde doðup büyüdükleri evi durmadan yeniden keþfetmek ve durmadan yeni eþyalarla dayayýp döþemektir. bu eylemlerin aydýn mýzrak baþlarýydýlar. öyle önemli deðiþikliklere izin vereceði. bu yüzden. Bazýlarýna.deðiþtirmesini engelleyen kurallarýn kaldýrýlmasý. toplumsal. üleþim ve tüketim örgütlenmesinin köklü deðiþimi Paul A. klasik ekonomistler. bu gibi geliþmelerin. Neoklasik ekonomistler de.akat. onay vereceði sanýlmamalý sakýn36 Natura non facit saltum (doða sýçrama yapmaz -ç. dikkatlice ve kýlý kýrk yararcasýna yapýyorlar. . ekonomi biliminin öyle köklü. kendisinin gezilere çýkmak gereksinmesini duymadýðýný söylemiþ. yolculuk etme sorunlarýyla pek ilgili deðil gözüküyorlar. ekonomik kalkýnma. tarih boyunca. bayan. Marshall’ýn Ekonominin Ýlkeleri adlý kitabýnýn baþýna koyduðu (Doða sýçrama yapmaz!) sözlerinin tam tersini içermektedir. Ekonomik kalkýnma. Bu durum.. Boston’da doðup büyümenin büyük bir þans olduðunu. onlar için bütün sorun. Hepsinin ortak görüþü. etkileri zaman içinde uzayýp derinleþen. onun “tarihin uðradýðý son istasyon” olduðu ve bütün toplumsal-ekonomik deðiþimin artýk durduðu kabul edilmeðe baþlandý. Çünkü ekonomik kalkýnma.”35 . kaba fakat önemli bir gerçeði içermektedir.. ithalat yasaklarýna son verilmesi. ekonomik ve siyasal yapýlarýnda bir dönüþüm anlamýna gelmiþtir. iþlerini yavaþ yavaþ. kapitalizm bir kez kökleþip yerleþince ve burjuvazinin toplumsal ve ekonomik düzeni “bilinçli ya da bilinçsiz” olarak saðlam bir temele oturunca. hiçbir devinimin düþünülmediðini gösteriyor. Klasik öncülerinin tersine. evleri.. Olsa olsa. hele ekonomik kalkýnmanýn sloganý hiç deðildir (Neoklasiklerin bu sözleri!). ne kadar zorunlu ve gerekli görünürlerse görünsünler. gezi yapma. kendisine çok gezi yapýp yapmadýðý sorulan Boston’lu bir bayanýn verdiði karþýlýðý andýrýyor.) sözleri. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 13 .n. Özgür ticaret hareketinde ortaya çýkan bir tür haçlý seferi havasý. ufak tefek iþler (marjinal iþler) yapýlmalý. evin temellerini ve kiriþlerini bozmayacak nitelikte olmalarý da þart. toplumun. kendiliðinden oluþmuþ giriþim ve güçleri özgürlüðe kavuþturmak için giriþilen daha genel bir eylemin tipik özelliði idi ve hiç kuþkusuz.. evin yeteri kadar rahat olduðu ve türlü geliþtirmelere izin verecek kadar da geniþ [sayfa 71] bulunduðudur. her zaman olmasa bile çok zaman gözden kaçýrýlan. o kadar saðlam ve güzel görünmese bile bu böyle. toplumda egemen olan üretim.

o gün için yürürlükte bulunan gelenek. Bu sonuncularýn. Akýl ve tarihten alýnacak dersler. [sayfa 72] kesintisiz ve uyumlu bir süreç olmamýþtýr ekonomik kalkýnma. burjuva ekonomi biliminin görüþ açýsýndan birdenbire uzaklaþýp kaybolmuþ bulunuyor. þu ya da bu ölçüde þiddetli çatýþmalara yol açmýþtýr. ister kendi kuyusuna kazan bir usçuluk (rasyonalizm) kalýbýna girmiþ olsun ve zamanla modern pozitivizmin kuþkuculuðuna dönüþ- 14 Paul A. karanlýk ideoloji ve kurumlarýna karþý savaþýnda bir iþe yaradýðý sürece. yeni bir ekonomik ve toplumsal düzende çýkarlarý olan sýnýflarýn ve guruplarýn omuz verdikleri bir olgudur ve her zaman da. onlar için bir düþünme kolaylýðý ve rahatlýðý da getirir. zaman ve uzam içinde. Gerçekte. akýl ve tarihsel araþtýrma yollarýyla ortaya konulunca. onlara yalnýz çýkarlar saðlamakla da kalmaz. feodalizmin o günü geçmiþ. kapitalizmin savunuculuðu görevini üstlenerek iþe baþlayan burjuva ekonomi bilimi. akýlla ve tarihsel düþünce ile kurduðu bu büyük ortaklýðýn en saðlam kanýtlarý olarak. hem tarihe hem de akla. görenek. Ekonomik kalkýnma. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . yerine dört köþe yerleþebilen.akat günü gelip de. Bu uzaklaþma.olarak anlaþýlmýþtýr. burjuvazinin. alýþkanlýk ve kurumlarýnda kökleþmiþ olan ve sayýsýz çýkarlar elde etmelerine yarayan olanaklar vardýr ve bütün bu olanaklar. bir tüm olarak burjuva ideolojisi ve onun bir parçasý olan burjuva ekonomi bilimi. Durmadan yükselen burjuvazinin. On Sekizinci Yüzyýlýn Ansiklopedistlerini ve o sýralarda yeni yeni ortaya çýkmakta olan burjuva edebiyatýnýn büyük gerçekçi yazarlarýný göstermek uygun olacaktýr. . sýnýrlamalarý ve ancak geçici bir düzen olduðu gerçeði. atýlganlýklarla ve patlamalarla yürümüþtür geri çekilmek zorunda kaldýðý durumlar olmuþtur ve yeni alanlar kazanmýþtýr sonunda öyle. ince ve belki de tarihin en etkili olmuþ yakýþtýrmasý. bu ölüm kalým çatýþmasýnda en yüce hakemler olarak baþvurmanýn bir sakýncasý yoktu. kurulu düzenin (status quo’nun) korunmasýnda çýkarlarý olanlarca karþý çýkýlýp kösteklenmiþ bir olgu olarak dikkati çekmiþtir. toplumun o günkü dokusunda. Ekonomik kalkýnma. burjuva düþüncesinin bütün diðer dallarýnýn alýnyazýsýný paylaþmak zorundaydý. bu kýlý kýrk yaran. belki de elimizdeki en saðlam genellemelerden biri olan bu tarihsel deðerlendirme. Bu böyleyken. tarihten de akýldan da yaka silkmeye ve uzaklaþmaða baþladý. her zaman. her zaman. kapitalist düzenin akla aykýrýlýðý.

Daha sonralarý kendi geçmiþine sýrt çevirdi. tam tersine. kapitalist sistemin yapýsýnda var olan geliþme sýnýrlarý ve engellerini görüp gösterebiliyorlardý. toplumda egemen olan koþullarý. peki. belli koþullar altýnda yer alan üretim sürecini açýklýyorlar. ya bu koþullar nasýl oluþmuþ. burjuva ekonomi biliminin yaklaþýmýndan köklü bir biçimde farklýydý. nasýl ortaya çýkmýþ. iþte bunu açýklamýyorlar. Kabul ediyorlardý ama. baþlangýçta. insanlýk umutlarýnýn ulaþabileceði son baþarý aþamasý olmasý gerektiðini de düþünmüyor. artýk yalnýz bunu yapmakla da kalmýyor. kurulu toplumsal düzenin iþlemesi ve yaþatýlmasý için gerekli ideolojik aygýtlarý süsleyip püsleyerek.”37 Böylece ekonomik ve toplumsal deðiþim ile ilgilenme görevi. kurulu düzenin açýklamasýný ve savunmasýný yapan bir çaba. devrimci bir aydýn çabasýydý. toplumun “doðal” biçimi olduðu görüþüne katýlmak zorunda hissetmedikleri gibi bu düzenin. ekonomik [sayfa 74] kalkýn- Paul A. Ekonomi bilimi. her türlü giriþimi yerin dibine batýrmak ve bastýrýp ezmek için elinden geleni yapmaktan geri durmuyor. [sayfa 73] özenle yapýlmýþ bir paket hâlinde. isterse. kamuoyuna sunmasý olmuþtur ve bu iþin yoðunluðu da gittikçe arttýrýlmýþtýr. çaðdaþ olduklarý egemen kapitalist sýnýf için geçerli bulmuyorlardý bu görüþü artýk. ekonomik kalkýnmaya kapitalizmin dev bir katkýda bulunmuþ olduðu biçimdeki görüþlerini özünde kabul ediyorlardý. ekonomi biliminin ve toplum bilimin “kâfir” (!) okuluna býrakýlýyordu. burjuva düþüncesinin (ve onun bir kesimi olan burjuva ekonomi biliminin). akýlcý bir tarih anlayýþýna eriþmek için çalýþmayý ve bu çalýþmaya bel baðlamayý küçük görerek yadsýmaya kalkan ve üstünlük bu tutumunu açýk yüreklilikle ortaya koyan varoluþçuluk (egzistansiyalizm) türünden bir felsefe kýlýfýna bürünmüþ olsun. kendilerini. Burjuva ekonomi biliminin.müþ bulunsun. bir giriþim olup çýktý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 15 . kökenleri ile kavramaya ve yorumlamaya çalýþan ve toplumdaki kalkýnma güçlerini irdelemek isteyen. sonuç. Marx ve Engels. onlarýn konuya yaklaþýmý. bu koþullarý ortaya çýkaran tarihsel devinim karanlýkta kalýyor. Gerçekten de. klasik ekonomistlerin. “bilinçli ya da bilinçsiz olarak” kapitalizmin. bize. kurulu ekonomik düzeni akýl ölçülerine vurarak yargýlamaya kalkan. insanlýðýn ilerlemesini en iyi bir biçimde saðlayabilecek ekonomik sistemin iþleyiþ ilkelerini arayýp bulma ve saðlam bir temele oturtma amacýný güden. Marx’ýn belirttiði gibi: “Ekonomistler.

ekonomik ve toplumsal düþünce “yeraltýna” itilmiþ olur. Marx’ýn ve ondan esinlenen diðer yazarlarýn çözümlemelerine borçluyuz. daha ileri bir ekonomik ve toplumsal geliþimin ayak baðý olmadýðý sürece yaþayabileceðini düþünürler. orada öylece bekler dururdu. . bu bilgilerimizin tamamýný deðilse bile büyük kesimini. ulaþtýrma ve haberleþme araçlarýnda da bir devrim olmuþtu. toplumdaki çeþitli örgütlerin yükselip yýkýlmasý sonucunu doðuran karmaþýk birtakým mekanizmalarý biliyorsak. aðýr sanayide çok büyük bir geniþleme elde edilmiþ. Batý dünyasýndaki sanayileþmenin ilk evresi sona ermekteydi. Üretici güçlerin geliþmesinden (ve durgunluðundan) sorumlu olan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . kapitalist düzeni yerleþtirip. kapitalist düzenin. kapitalist düzenin dar sýnýrlarýnýn çok ötelerine uzanan bir yeni geliþim bekliyor. Doðrusu. saðlamlaþtýrýlabildiði ölçüdeydi (ve bugün de ayný ölçüdedir). kapitalizm çaðýný. durum böyle kalýr. sözde uyum (armoni) peçesini yýrtarak ve kapitalist düzenin çatýþma-yüklü. Sermayenin yoðunlaþmasý ve belli ellerde toplanmasý dev giriþimlere olanak saðlýyor. On dokuzuncu yüzyýlýn sonlarýna doðru. akýlsýzlýklarla dolup taþan gerçek doðasýný ortaya koyarak insanlýða hizmet etmiþ olumlu sonuçlardýr bunlar. ön koþullar yaratmýþ bir çað olarak görüyorlar. küçük iþletmelerin ayaklarýnýn 16 Paul A. ekonomi sahnesinde büyük iþletmeler baþ rolleri oynamaða baþlýyorlar. kapitalist sistemin görünüþünü bulandýran. olsa olsa. yirmi otuz yýllýk bir tarihsel süreç ortaya çýkmasaydý. insanlýðýn geliþimi için. ekonomik kalkýnma sorunu. O günlerin. önemi çok büyük olan olumlu sonuçlar doðuruyor. Eðer bütün toplumsal. kapitalist ekonomilerin yapýsýnda da önemli deðiþiklikler görülüyordu. kapitalist sistem almýþ baþýný gidiyor ve köklü dönüþümlerin içinden geçiyordu. ancak ve ancak. insanlýðý. üretim dev adýmlarla ilerlemiþ. Burjuva düþüncesinin sýnýrlarýný çiðneyip geçmiþ olan bu yazarlar. buna karþýlýk Marx ve Engels. birtakým. siyasal ve kültürel ortamýmýzý deðiþtiren. Bir kez daha vurgulayalým: Marx’ýn ve onu izleyenlerin eleþtirme çabalarý. Burjuva ekonomi biliminin. Neoklasik ekonomistler dural denge (statik denge) çözümlerini durmadan yontup inceltmekle ve kapitalist sistemin özünde bir canlýlýðýn ve uyumun varlýðýný kanýtlamak için yeni görüþler ortaya koymakla uðraþýrlarken. kökleþtirebildiði.ma ile ilgisi.akat geliþme yalnýz bu alanlarda deðildi. [sayfa 75] daha çok kömüre ve buhara dayanan teknolojisi sonuna kadar kullanýlmýþ.

tehlike çanlarý çalacak kadar belirgin bir yapý kazandýlar. Boxer Baþkaldýrmasýnýn kanla bastýrýlmasý. Hilferding. Büyük devletler arasýndaki çýlgýn silahlanma yarýþý. bölünmeðe yüz tutmuþtu. Neoklasik ekonomi de hýzla parçalanmaða.). Boer Savaþý. Lenin.emperyalizm. ne de kimsenin canýný fazla yakmayan sürekli ufak tefek deðiþiklikler gerçekleþebiliyordu. 1911-1912 Çin Devrimi ve son olarak da Birinci Dünya Savaþý. büyük çaptaki iþletmeler. Her yerde görülen bölünmezlik ve kesiklilik (Neoklasik ekonomi okulu. birtakým vurdumduymaz kiþiler dýþýnda kalan herkes için. acýmasýz bir baský ve sömürü düzeninin altýnda eziyorlardý. Çin-Japon Savaþý. Bu arada. modern kapitalizmin ayýrýcý özelliði olan tekellerin ve tekel -benzeri kuruluþlarýn (monopollerin ve oligopollerin) temellerini atýyordu. Rosa Luxemburg ve baþkalarýnýn gözlemleyip çözüme kavuþturduklarý. ekonomik durgunluk getirecek güçlü eðilimler. pazarlar ve hammadde kaynaklarý için kýran kýrana çatýþmalarý da getiriyordu. geri kalmýþ ve sömürgeleþmiþ bölgelerin tâ içlerine kadar sýzma olanaðýný buluyorlar. üretimin iþletme büyüklüðü artýþýndan daha büyük oranlarda artmasý ve yatýrým alanlarýnýn daralmasý gibi koþullar. sözü geçen türden bir büyümeyi ve sözü geçen deðiþiklikleri olanaksýz kýlýyordu. çatýþma demekti. ulusal üretimlerin gittikçe daha büyük kesimlerini yutmaða baþladý ve bu devletlerdeki ekonomik iþler düzeyini belirleyen en önemli tek etmen oldu. Birbiri ardýna tesbih taneleri gibi dizilen. yatýrým alanlarý. kâr dürtüsü ile düzenli ve uyumlu bir biçimde akýp giden sermaye. beraberinde. Paul A. [sayfa 76] Marx’ýn daha on dokuzuncu yüzyýlýn ortalarýnda açýk-seçik ortaya koyduðu ve daha sonralarý Hobson. Ýspanyol-Amerikan Savaþý. artýk sermaye akýmý demek. Yeryüzünün en uzak köþelerine kadar Batý uygarlýðýnýn nimetlerini yaymasý beklenen ülkeler.n. üretim araçlarýnýn ve üretimin sonsuz bölünebilirliðini ve tam sürekliliðini varsayar -ç. boyunduruða aldýklarý uluslarý. külfet vardý. kapitalizmin geliþmesinde bugünkü çaðý . 1905 Rus Devrimi. Ýlerlemiþ ülkelerden geri kalmýþ ülkelere doðru. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 17 . Ne yavaþ (fakat saðlam ve düzenli) bir ekonomik büyüme saðlanabiliyor. Ekonomik sistemin o güne kadar iþlemesini iyi kötü düzenlemiþ olan serbest rekabet mekanizmasý darmadaðýn oluyor. emperyalist savaþlar ve yangýnlar ve kökleri derinlere inen siyasal bunalýmlar.kaydýðý ya da bu büyükler tarafýndan yutulduklarý görülüyordu. gerçekte nimet yoktu.

on yýl bile sürmeden. 1929 yýlýnda baþlayan büyük Ekonomik Bunalým. yarattýðý çok sayýda ve etkileri gelip geçici olmayan sorun yüzünden. John Maynard Keynes’in “Yeni Ekonomi Bilimi”. zamanla. kýsa dönemde toplam üretim. bu arada. kapitalizmde ekonomik büyüme ve toplumsal geliþme konularýnda çok kimsenin gözünü boyamýþ olan “iyimserlik fitnesi”ne aldanmanýn gittikçe daha güç olacaðý kanýtlandý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Birinci Dünya Savaþý sonrasýnda. tarihin yazdýðý en kýsa ömürlü ütopya (hayal cenneti) oldular. bu bilimin baþlangýçtaki görüþ açýsýný ve içeriðini çok aþan sonuçlara ulaþýyordu. Keynes’in bilimsel baþarýsýný bir hayli abartmak tehlikesini göze alarak. SSCB’deki sanayileþme [sayfa 77] atýlýmý ile bir daha ayaða kalkmayacak biçimde çürütülmüþ oldular. ulusal ve toplumsal devrimler çaðýný .getiren olaylardýr. kapitalist düzenin tam anlamýyla akýl dýþý olan ve üretici güçler ile gerçekleþen üretim arasýndaki göz kamaþtýrýcý farký ortaya çýkaran karakteriyle yüz yüze geliverdi. aðýr aksak da olsa. kýsadönemli çözümlemelere yönelmiþ bir bilimdi bu. Keynes’in de Neoklasik ekonomi düþüncesini tarumar etmesi odur. örgütlü kapitalizm”. Geleneksel ekonomi kuramýnýn beylik araçlarýyla çözümlemelerini iþleten. Ekonominin o yýllanmýþ “bilimsel” ve “nesnel”. kapitalizmin geleceðinin sallantýsýz. bütün toplumsal ve ekonomik bozukluklara çare olacaðý sanýlan “Marx’a karþý . sosyalizmin kurulmasýna olanak bulunmadýðý konusundaki görüþleri de. Uðraþtýðý sorunlar gereði. “Düzenli. bu yeni durumu dikkate almak zorundaydý. toplumsal ekonomik süreci bir bütün olarak ele almaktan ustaca kaçýnma inancýndan sapmayan Kaynesci 18 Paul A.38 Marks’çý kurumsal çýkýþýn. güven veren bir dönem olacaðýný sananlar aldandýlar. “salt ekonomi biliminin” dar sýnýrlarý içinden hiç de ayrýlmayan. Hegel’in klasik felsefeyi tarumar etmesi ne ise. Artýk ekonomi bilimi. denilebilir. çünkü bu dönem. onun yaptýðý iþin.savaþlar. uygulamaya dönük olduðu açýkça anlaþýldý. çalýþan insan sayýsý ve ulusal gelir gibi deðiþkenlerin düzeyini belirleyen kýsa-dönemli etmenleri aydýnlatmaða çalýþan Keynesci ekonomi. Bunalýma ve yaygýn kitle iþsizliðine derhal bir çare bulmak gibi bir sorundan hareket etmiþ olsa bile. bolluk getiren. daha çok. Hegel’in Alman klasik felsefesine göre yaptýðý iþle kýyaslanabileceði söylenebilir. istemeye istemeye de olsa. “kýsa süren bir yaz” olarak baþlayýp bitti.ord” çözümleri ve herkese adalet ve bolluk garantisi veren “ekonomik demokrasi” düþleri.

Çünkü Keynesci çözümleme. toplum yapýsýnda yer alan ekonomik süreci ortaya koymaða çalýþýr ve sýnýflar [sayfa 78] arasý iliþkileri. devlete düþen görevi ve diðer “dýþ” etmenleri çözümleme çerçevesine sokarken.).n. ulusal gelirin paylaþýlmasýný. Kapitalist ekonominin iþleyiþ mekanizmasýnýn anlaþýlmasýna önemli ölçüde katký yapmýþ olmakla birlikte.çözümleme. istemeye istemeye giriþilmiþ olan bu yeni araþtýrma (Burada Adam Smith’in ünlü kitabýnýn baþlýðýna atýf yapýlýyor-ç. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 19 . ”Uluslarýn zenginliðinin niteliði ve nedenleri” konusunda. burjuva ekonomi düþüncesi adýna öne sürülmüþ. insan ve madde kaynaklarýnýn kronik olarak eksik kullanýmýnýn. Kazanamadý ama. akademik ekonomi biliminin de. hiç bir zaman. Keynes’in ve onun radikal izleyicilerinin umduðundan çok Paul A. laissez-faire’in (býrakýn yapsýn. böylece de. yürürlükteki gelir paylaþýmý düzenini deðiþtirerek çözeceðini hayal eden bir reform hareketi için bir kez daha düþünce malzemesi saðlamýþ oldu. o devrimci heyecan ve atýlganlýkla ortak olan hiç bir þeye sahip deðildi elbette. hayat standartlarýný yükseltecekti! Ne var ki. Demek oluyor ki. hayýr sahibi bir devlet ortaya çýkacak. gene Hegel felsefesine ve özellikle onun “Solcu” yorumuna benzer bir etki yarattý ve kapitalizmin çeliþkilerini. kapitalizmin genel bunalýmýný saðlam bir kuramsal çerçeveye oturtma baþarýsýný göstermiþ de deðildi.n. burjuva ekonomi kuramlaþtýrmasýnýn sýnýrlarýna kadar dayanmýþ ve onun tüm yapýsýný kundaklamýþtýr. Keynesci ekonomi. üstü kapalý bir biçimde de olsa. reddetmiþ oluyordu. geleneksel ekonomi bilimine kararsýz ekonomik dengenin. “Keynesci görüþ”. kapitalist sistemin özünde. toplumsal geliþme adýna ortadan kaldýrýlmasý yöneliþinde bulunan zorlu bir giriþim özelliðini kazanamadý. býrakýn geçsin sözleriyle özetlenen liberal ekonomi politikasý savunuculuðunun-ç. Yeni Ekonomi Bilimi. kalýtýmsal olarak var olduðunu getirmekle “Kutsal Deniz”in sularýný bulandýrýyor. tekelci kapitalizmin mantýðý. gününü doldurmuþ ve yýkýcý bir toplumsal düzenini ekonomik kalkýnma.) ilk haçlý þövalyeleri o gençlik dolu. parçalanýp çürüdüðü açýk belirtilerle ortaya çýkmýþ bulunan kapitalist sistemin kurtarýlmasýna dönük bir yüksek çabadan öte anlam taþýmýyordu. o güne kadar canla baþla korunmuþ bulunan “saflýðýný”. ve kapitalist sistemin bu aksaklýklarýnýn “resmen” kabulü anlamýna geliyordu. sürekli bir ekonomik geniþleme saðlayacak. ekonomik durgunluk getiren güçlü bir eðilimin.

Yalnýz ekonomik büyüme sorunlarý konusunda son zamanlarda yazýlanlarýn arkasýnda deðil. Keynesci ekonomi biliminin kanunlarý uyarýnca ortaya sürülen “Bolluk Devleti” olsun. Ekonomi makinasýný kurup iþletmek amacýyla. Savaþýn bazý ülkelerde yaptýðý yýkýntýlarý ortadan kaldýrmak ve yeni yapýlar kurmak için yapýlan harcamalar. istemeye istemeye ve yadsýnmaz olgularýn dayanýlmaz baskýsý altýnda. savaþ sýrasýnda (ve daha çok savaþ amaçlarýna uygun olarak) geliþtirilen teknolojik yeniliklerin üretici amaçlara yöneltilmesi zorunluluðunun ortaya çýkmasý gibi etmenler bir araya gelince kapitalist giriþimin ürünleri için koskoca bir pazar yaratmýþ oluyordu. O güne kadar. Keynesci çözümlerinin en yaygýn kullanýmýný . Keynesci görüþün olumlu katkýlarýný bir yana itti ve “1920’lerin mutlu yaþamýnýn” o kendini beðenmiþliðine yeniden döndü. aþýrý kapasite yaratmanýn ve bunalýmlarýn ise. Keynesci doktrinin anti-kapitalist sonuçlarýný “yutmak” zorunda kalmýþ olan ekonomistler de derin bir nefes aldýlar ve gösteriþli bir neþe ve çeviklik içinde. fazla tasarrufun. Savaþ ve savaþý izleyen yýllarda görülen ekonomik canlýlýk. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . iþ hayatýnýn bugünkü durumu konusunda ve kýsa-dönemli ekonomik baþarýlar üstünde ya- 20 Paul A.aþist Almanya’da görüyoruz. Keynes ekonomisinin kuramsal baþarýlarý. “Gözleme gelen olgulara yakýndan baðlý kalarak”.onksiyonel Maliye” [sayfa 79] kurallarý olsun. daha çok kaðýt üstünde yaþayan þeyler olarak kaldý. kapitalist ahengi geleneksel övgülerine döndüler. tekellerin ve “büyük iþletmelerin” övgüsüne giriþerek. bunlarýn öngördüðü amaçlara ters düþmek zorunda býrakýlmýþ oluyordu. uzak ve gerilerde kalmýþ bir geçmiþin kalýntýlarý olarak deðerlendirilmesi gerektiðini bir kez daha belirttiler. Ýkinci Dünya Savaþýný çýkaran da bu makinanýn iþletilmesi olmuþtur. ekonomi bilimi. Doðrusu bu gerileme öyle pek uzun ömürlü olacaða benzemiyor. kapitalist ekonomilerin sürekli dengede kalmalarý için baþlýca düþman olarak enflasyon tehlikesinden söz etmeðe baþladýlar bu sefer. “.daha güçlü çýktý ve bu hayallerin gerçekleþmesine olanak vermedi. sermaye birikimi ve etkin talep yetersizliði konusundaki Keynesci kaygýlarý boþa çýkardý. iþ çevrelerinin ve tüketicilerin ertelenmiþ taleplerini doyurmak için yapýlan yatýrýmlar. Böylece. Pazar mekanizmasýnýn erdemlerini göklere çýkararak. aslýnda bütün ekonomistleri etkilemediði de [sayfa 80] söylenebilir.

Ýçinde bulunduklarý [sayfa 81] toplumsal ve ekonomik düzenin hayret verici akýlsýzlýklarýna ve boyunduruklarýna. Bu zelzele Birinci Dünya Savaþýnýn da. Bu hareket ve tutum. ayaðý-yere-basan tartýþmalarýn da gerisinde bir kaygý sezinleniyor. Rus Devriminin de sarsýntýsýndan daha büyük olmuþtur. Bir tüm hâlinde emperyalizmin yapýsýný yerle bir etmek için önemli bir hareket baþladý. yeni bir dürtü rolü oynayacaksa. Ýkinci Dünya Savaþýnýn ardýndan ise. ekonomistlerin yüreðinde.pýlan. ekonomik kalkýnma temel sorunlarýný yenibaþtan ele almak için yeni bir uyarý. Kapitalist sistemin yapýsýnda ekonomik geliþimi engelleyen öðelerin var olduðu bilincine varanlar ve bundan elem duyanlar çoðalýyor savaþ. kapitalist sisteme. yerli ve yabancý efendilerin sürekli sömürülerinin verdiði býkkýnlýk da eklenince. toplumsal ve ekonomik sistemi alaþaðý etmek için gittikçe devleþen bir kararlýlýk göstermeðe baþladýklarýna tanýk olduk. kapitalist dünyanýn yapýsýný kökünden çatýrdatan büyük bir zelzele niteliði kazandýlar. “olsa olsa” Rusya’yý kaybettirmiþti. yeni süreçler de dikkate alýnmalý ve hiç vakit geçirmeden bu iþe çözüm aramaða giriþmeli ve bu konulardaki düþünceleri yeniden ve önemli ölçüde gözden geçirmeliyiz. kapitalizmin geleceði konusunda kemirici. Gerçekten de. Birinci Dünya Savaþý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 21 . Çünkü Ýkinci Dünya Savaþý ve onu izleyen dönemi oluþturan olaylar. yalnýz Çin Devrimi gelmekle kalmadý. hem de eskisinden daha güçlü olarak. yiyip bitirici bir endiþenin pusu kurmuþ olduðu görülüyor. dünyanýn heryerinde görülen yeni oluþumlar. azgeliþmiþ ülke halklarýnýn þöyle bir yerlerinden doðrulup. dünyanýn bütün baðýmlý ve sömürge bölgelerinde yaþayan geniþ halk yýðýnlarýnýn nerdeyse toptan ayaða kalktýklarý da görüldü. yeniden baþgösteriyorlar. II Eðer Birleþik Devletlerin (ve çok geliþmiþ diðer kapitalist ülkelerin) ekonomilerinde görülen sallantýlý durum daha büyük kaygýlara yol açacaksa ve ekonomik büyüme. insan ýrkýnýn büyük çoðunluðunu rahatsýz eden geri-kalmýþlýðýn ve yerlere serilmiþliðin bir sonu gelmeliydi artýk. sonu döneminin o ýlýk limonluk iklimi sona ermiþtir artýk ve ekonomik geliþimi engelleyen inatçý kapitalist ögeler. Birleþik Devletlerin ve emperyalist piramidin tepesinde oturan diðer kapitalist ülkelerin egemen sýný- Paul A.

Doðu ve Güneydoðu Avrupa. toplumun ilerlemesi için savaþmak demek. yalnýz tarih sahnesinin ortasýna atýlmakla kalmýyor. sosyalist toplumun kuvveti ve canlýlýðý konusunda son bir kanýt oldu. Savaþtan sonra. Bütün bu geliþmelerin bir sonucu olarak. kapitalizmin ve emperyalizmin ekonomik ve siyasal düzeniyle sürekli çatýþmaya girmek demektir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . toplumsal devrimini baþardý ve böylece hýzlý bir ekonomik ve toplumsal kalkýnma yoluna girmiþ oldu. Bugün birleþik Devletlerde olsun. Egemen çevreler. kapitalist dünyanýn baþka kesimlerinde olsun. Dünya sosyalist kampýndaki göz kamaþtýrýcý ilerleme ve azgeliþmiþ ülkelerdeki sabýrsýzlýðýn tarihin böyle bir kavþaðýnda buluþmuþ olmalarý. iki düþman toplumsal düzen arasýnda gittikçe geniþleyen ve keskinleþen bir çatýþmanýn tâ özüne kadar iniyor. emperyalist ülkelerdeki bu korku ve dehþeti nerdeyse bir panik hâline dönüþtürdü. týpký iki ya da üç yüzyýl önce görüldüðü gibi. Deðiþen. baþ rolleri oynayan kiþilerdir. en güç tarihsel sýnavlarý baþarýyla geçebileceði ve bütün bunlarý özel giriþime çýkarlar saðlama zorunda kalmadan. bütün diðer baðýmlý ülkelere cesaret ve ilham kaynaðý olmaða baþladýlar. kurulu toplumsal düzeni ve onun uluslararasý saltanatýný tâ köklerinden kundaklamaktadýr. kapitalist 22 Paul A. üretim araçlarýnda özel mülkiyet kurumuna yer vermeden yapabileceði konularýnda artýk hiç kimsenin en ufak bir kuþku beslemeðe hakký kalmýyordu. Týpký bunun gibi. dünya kapitalizminin yörüngesinden ayrýldýlar ve bütün diðer sömürgelere. dünya çapýnda bir ekonomik kalkýnma seferberliðine girmek isterken. kendi bindikleri dalý kesiyorlar ve týpký. belki de yalnýz. hem ileri hem de gerikalmýþ kapitalist ülkelerde ekonomik kalkýnmanýn saðlanabilmesi bakýmýndan kaçýnýlmaz olan koþullarý yaratmak için çaba göstermek demek. oyunun niteliði ve kurgusu deðil. büyüyüp serpilebileceði.flarý için büyük ölçüde korkuya ve dehþete yol açtý. daha da önemlisi Çin. On yedi ve on sekizinci yüzyýllarda. Geniþ kapsamlý bir ekonomik plânlamaya dayalý bir sosyoekonomik sistemin iþleyebileceði. Dahasý da var: birçok baðýmlý ülke de. bugün de. dünya çapýnda bir ekonomik geliþme saðlanmasý için öne sürülen egemen görüþler. feodal çaðýn artýk gününü doldurmuþ kurumlarýný yýkmak için savaþmak demekti. ekonomik [sayfa 82] ve toplumsal kalkýnma konusu. Sovyetler Birliðinin savaþtaki askerî baþarýsý ve savaþýn darmadaðýn ettiði ekonomisini kýsa zamanda derleyip toparlama gücünü göstermesi.

bu iki ucu da zararlý deðnek. denilebilir. kendileri için tehlikeli oluyorlar. kösteklenmesi ve mümkünse yenilgiye uðratýlmasý gereken devrimci eylemler gibi.kapitalist düzende saðlanamaz. sürekli bir tehlike olarak kapitalist toplumu etkilemektedir. elle tutulur doðrularýn bile. kârý en yüksek noktasýna ulaþtýrma çabalarý gereði. kendi mezarýný kazmýþ oluyor! Ýlerlemiþ kapitalist ülkeler söz konusu olduðunda.sistemin varlýðýný sürdürmesi açýsýndan dizginlenmesi. büyük bir aydýnlýkla okuyucunun dikkatine sunmuþ bulunuyorlar. ne olur ne olmaz diye düþünülerek ve bazýlarýnýn dikkatinden kaçabileceði varsayýlarak. bu açýdan bakýldýðýnda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 23 . düzenli bir ekonomik büyüme ile kapitalist sistemin baðdaþmazlýðý. tekel ve tekel-benzeri (oligopol) koþullan altýnda. Kamu harcamalarýnýn niteliði ve hacmi de. Sonuç ortada: yatýrým ile tüketip arasýnda akýllýca paylaþtýrýlmýþ maksimum üretim düzecine eriþilemediði gibi. her zaman öyle açýk seçik ortaya koymak da pek gerekli deðildir. bunalýmýn itici gücüyle meydana gelen yaygýn bir kitle iþsizliði seli. ortaya koymuþ olduklarý ve doðrusu büyük ölçüde aydýnlattýklarý halde. insanýn gözüne batan. Harrod. ekonomik kalkýnma kendini yadsýyor. Yukarda sözünü ettiðim yazarlar.Domar. oldukça dar bir çerçeveye sýðdýrýlýyor. saðlam bir tartýþma mantýðýnýn sonucu olan sözleri. Söylemeðe gerek yoktur ki. belli bir üretim düzeyine daha az iþ yüküyle ulaþmak da. yani problemin akla uygun tek çözümünün sosyalist plânlama olduðu sonucuna bir türlü ulaþamadýlar. kapitalist sistemin kurallarý içinde. adý geçen yazarlar. bir türlü mümkün olamýyor. gerekse özel yatýrým. açýk-seçik. gerek tüketim. Aslýný ararsanýz. savaþýn itici gücüyle meydana gelen bir üretim patlamasý ya da bunalýmdan kaynak alan. Eldeki insan ve madde kaynaklarýyla gerçekleþtirilebilecek üretim artýþ hýzlarý . Mümkün olan þu: ya savaþtan kaynak alan. [sayfa 83] Gerçekten de. bu gerçeði. Ne var ki. kapitalist bir toplumda devletin toplumsal temeline ve görevine baðlý olarak biçimleniyor ve gerekli esnekliði gösteremiyor. Colm ve diðerleri tarafýndan deðiþik biçimlerde ortaya konulmuþ olduðu gibi. kendi araþtýrmalarýnýn kaçýnýlmaz sonucuna. dobra dobra belirtilmesi bence Paul A. ekonomik büyüme konusunda yapýlan bazý yeni yayýnlarla açýk seçik ve kurtarýcý bir reçete olarak öne sürülmüþ bulunuyor. kapitalizmin içinde bulunduðu bu kýsýr ve uðursuz çýkmazý.

geliþmiþ kapitalist ülkelerin egemen çýkarlarýna kesinlikle ve temelinden ters düþmektedir. kendi ülkesindeki yabancý saltanatýna karþý çýkýyor mu çýkmýyor mu. kurtuluþ yolu olarak sosyalist plânlamanýn zorunluðu gibi apaçýk bir doðru konuya eðilen en aydýnlýk [sayfa 84] kafalý yazarlarý için bile bir kesin yasak. bu ülkelerin þirketlerine büyük kârlar ve yatýrým alanlarý saðlayan gerikalmýþ dünya. ekonomisi üstündeki yabancý pençeyi gevþetmek ve baðýmsýz bir kalkýnma yolu tutturmak isteyen azgeliþmiþ ülkenin. Venezüella’da. sorun budur ve eðer karþý çýkýyorsa. her türlü ekonomik baský yöntemi ve her türlü siyasal dolap döndürülüp uygulanýr ve dik 24 Paul A. ister. yönetim düzeni ne olursa olsun. olmuþtur ama. bugün ekonomik büyüme konusunu saran o aydýnca. Sanayileþmiþ ülkelere birçok önemli ham maddeyi gönderen. Ekonomik büyüme konusu. Apaçýk gerçekleri söylemekten kaçýnma tutumuna örnek aranýrsa. yönetim. Hindiçindeki gibi kendine özgü halk hareketleri biçiminde olsun isterse de Ýran’daki Musaddýk yönetimi. bir tabu niteliðinden kurtulamýyor bir türlü. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bu konuda. iþler daha da çatallaþýyor. sahtekârlýk ve hayalcilik birbirine karýþmýþtýr ana sorunu gölgeleyen duman perdesini kaldýrmak ve arkasýndaki gerçeði görmek için adamakýllý çaba göstermek zorunda kalýyoruz. Tartýþmayý içinden çýkýlmaz bir hâle getirtmek ve suyu bulandýrmak için. o bilgince davranýþtan daha iyisi bulunamaz sanýrým. hemen herkesin tartýþmasýz kabul edeceði doðrularla. Arjantindeki Peron yönetimi gibi ulusal rejimler biçiminde belirmiþ olsun önemli deðildir. çokgeliþmiþ kapitalist Batý için her zaman vazgeçilmez bir dayanak. Mýsýr’daki Nâsýr yönetimi. Bu alandaki en önemli gerçek þu: azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmasý. “kaynak ülkeleri” denilen bu bölgelerin. Guatemala’da. Ýngiliz Guiana’sýnda olduðu gibi demokratik yönden iktidara ulaþmýþ bir yönetim biçimi olsun.ilipinlerdeki.daha uygundur. her türlü diplomasi oyunu ve entrikasý. ipe sapa gelmez önemsiz sözlerin dolup taþtýðý bir alan olmuþtur bugün. Bu nedenle Birleþik Devletlerin (ve diðer emperyalist ülkelerin) egemen sýnýflarý. bir hinterland olmuþtur. dolan. yalan. ister Kenyadaki . hesabý gö-rülecektir. sanayileþmelerine kesinkes karþý çýkmakta. sömürge ve yan-sömürge bölgelerde bütünleþmiþ sanayi süreçleri ekonomilerinin ortaya çýkmasýný engellemek için elinden geleni yapmaktadýr. Bu karþý koyuþ. azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnmasý ise. Konu.

Batýlý egemen þirketlerin de. bu gerici tutumun kendine özgü gerekleri vardýr.). azgeliþmiþ ülkelerdeki ekonomik. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 25 . yerini. bir haçlý seferi kýlýðýna büründüðü görülür. ulusal ve toplumsal devrimlere karþý sistemli bir savaþ. aç býrakmamak bahanesiyle hububat üstündeki gümrükleri yüksek tutmakta çýkarlarý olduðu gibi (gümrükler yüksek tutulunca. hele bir de söz konusu devrim hareketi. bütün emperyalist ülkelerin ve onlarýn yerli kalýntýlarýnýn karþý-devrimci güçbirliðine býraktýðý. geri ülkelerden sürekli olarak akýp gelmesini [sayfa 86] garantiye almak için. Prusyalý toprak aðalarýnýn. yerine kapitalist ülkelerin çýkarlarýna hizmet edecek yerli kukla-siyaset adamlarýnýn oturmalarý saðlanýr. Bu hilelerin baþýnda. yerli üretim artacaktý! ç.kafalý ulusal yönetim alaþaðý [sayfa 85] edilerek. Azgeliþmiþ ülkelerin baðýmsýz kalkýnmalarýnýn karþýsýna dikilen “birleþmiþ eylem” topçu bataryasý. nice uygulamalarý vardýr. siyasal statüko’yu koruyabilmek için. Batýlý devlet adamlarýnýn. Eðer. vatanseverlik postuna bürünmüþ nice öðütleri. mülkleri üstünde kölelik düzeninin sürüp gitmesini.n. sözüm ona. Böyle durumlarda direniþin. emperyalist ülkelerin toplumsal ve ekonomik kalkýnmayý engelleme yönündeki direniþleri daha da korkunç bir hâl alýr. o zaman. her türlü siyasal ve ideolojik hileyi kullanmaktan geri durmuyor. bura halklarýnýn ulusal ve toplumsal kurtuluþ umutlarýndan kaynak alan bir devrim hareketiyle açýlmýþsa. azgeliþmiþ dünyanýn ekonomik kalkýnmasýndan yana olduklarýný en geniþ biçimde ilân eden demeçleri geli- Paul A. savaþ koþullarý altýnda Alman halkýný. sömürge ve baðýmlý bölgelerin ekonomik ve toplumsal kalkýnma yollarý. emperyalizmin bütün ekonomik ve toplumsal sistemini alaþaðý etme tehlikesini gösteriyorsa o zaman bu direniþ azgýnlaþýr. Hristiyanlýðýn tanrýtanýmazlýða karþý korunmasý için bir garanti olarak görürlerdi. Batý dünyasý çerçevesinde yer alan bütün azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnmalarý karþýsýndaki bu haçlý seferinin. dýþ ülkelerdeki yatýrýmlarýný saðlama baðlamak ve ham maddelerin. uluslararasý bir desteðe sahipse ve kapitalizmin. toplumsal. Batýnýn egemen sýnýflarý da. liberal tanrýtanýmazlýða karþý Hristiyanlýðýn savunulmasý için. Týpký bunun gibi. demokrasi ve özgürlük savunucusu kesilmiþlerdir! Týpký. “hür dünya” için vazgeçilmez nitelikte olan stratejik maddeleri elde etmek. köleliðin kaldýrýlmasýna karþý çýkarlar. Bir zamanlar Prusyalý toprak aðalarý.

toplumun bütün yaratýcý güçlerini seferber eden ve ekonomiyi ölü noktasýndan uzaklaþtýrmaya yarayacak olan. ancak. mevcut sistemi. gene de. doðrusu. teknolojik bölünmezliklerin zorunlu kýldýðý büyük yatýrýmlara giriþmek ve bunlarý uzun-dönemli bir plânlama çerçevesine oturtmak. Eðer bir ülkenin ekonomik kalkýnmasý hýzlandýrýlmak isteniyorsa ve eðer nüfus artýþýný geride býrakan bir kalkýnma hýzýna ulaþýlacaksa ekonomide adamakýllý köklü yapýsal deðiþikliklerin gerçekleþtirilmesi gerekmektedir. geri. salt birer kavram olarak bile. Günümüzde. kamuoyunun sanayileþme konusundaki baskýlarýný azaltmak ve ekonomik-toplumsal ilerleme hareketini zayýflatmaktýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . kalkýnmalarý için. hýzlý bir ekonomik büyüme yoluna girmelerini de engellemiþ oluyor bu arada. ne kadar yetersiz olursa ol- 26 Paul A.yor. nüfusun hýzlý artýþý karþýsýnda. toplumun tepeden týrnaða yeniden örgütlenmesi eylemine giriþilebilir. azgeliþmiþ ülkelere. gününü doldurmuþ olan birþeyden yeni bir-þeye geçme. birtakým baþka çeliþkiler doðurmaktan büsbütün kurtulamýyor. azgeliþmiþ ülke egemen sýnýflarýnýn kaynaklarý yaðma etmeleri karþýsýnda ve yabancý yatýrýmcýlarýn kâr paylarýný alýp götürmeleri karþýsýnda eriyip gidiyor. geliþmiþ ülkelerin bol keseden yardým ettikleri görülüyor! Bu yardýmýn amacý. yerli yönetimlerin yolsuzluklarý karþýsýnda. Bu dönüþüm. Batýnýn bu yolla yaptýðý yatýrýmlardan ve verdiði baðýþlardan ileri gelen küçük ulusal üretim artýþlarý da. Ekonomik büyümenin mantýðý. Ancak bunlar yapýldýktan sonradýr ki. dönüþme anlamlarýna gelirler. yerli halkýn geçim ve yaþama düzeyini bir parça yükseltmek. Buna paralel olarak. toplumsal. eðer büsbütün olanaksýz deðilse tabi. bu geçiþ. yeni üretim yöntemlerine [sayfa 87] ve araçlarýna geçmeyi engelleyen geleneksel düþünce ve çalýþma alýþkanlýklarýna son vermek için çaba göstermek gibi koþullar vardýr. “kalkýnma” ve “büyüme” kavramlarý. Daha önce de belirtildiði gibi. tutucu ve gerici güçlere karþý bilinçli ve kararlý bir savaþ verilerek baþarýlabilir. siyasal ve ekonomik yapýsýný deðiþtirme yoluyla gerçekleþtirilebilir.. oluyor ama. alaþaðý etmekten alýkoyuyor.. durgun bir toplumun. Ne kadar geri olursa. Azgeliþmiþ ülke halklarýna “rüþvet verme” anlamýný taþýyan bu plân. azgeliþmiþ ülkelerdeki yaþama koþullarýnýn yavaþ yavaþ geliþtirilmesinin son derecede güç bir iþ olduðunu ortaya koymaktadýr. onlarý. eski olan birþeyden.

daha akýlca ve daha ileri ekonomik ve toplumsal bir düzen kurma güdüsüyle. eski düzende siyasal. bu ülkelerin halklarý. ne kadar ekonomik çýkar gurubu varsa. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 27 . kalkýnma ve geliþmeyi gerçekleþtirmek için. yabancý patronlarýnýn keyfine uygun hareket etmek zorunda oldukça. azgeliþmiþ ülke halklarýna rüþvet vermenin bir baþka yolu. birçok sömürgeyi baðýmsýzlýðýna kavuþturmasý ve yerli politikacýlarýn yüksek görevlere getirilmeleri de. Sözü geçen ülkeleri kapitalist dünyanýn uzantýlarý olarak kaldýkça ve yönetimleri. Batýlý efendilerde bir deðiþiklik yapýyor. egemen sýnýf elindeki iktidarý. bu defa. baþlarýndaki yönetimi ezip geçeceklerdir. ilk kez . eski ve artýk yýpranmýþ olan emperyalist ülkenin yerini. emperyalizm koþullarý altýnda. ekonomik ve askerî yardým.ransýz Devrimi ile alaþaðý edilen eski düzen için kullanýlarak siyasal bilim sözlüðüne girmiþ bir terim-ç. ekonomik kalkýnma konusundaki bütün düþüncelerini de iþte bu uzlaþmayý güçlendirme amacýyla biçimleyip yardýmcý öge olarak kullanma yolunu tutuyor. kalkmaz çünkü. bütün güçlerini ve yeteneklerini. kesesinin aðzýný sonuna kadar açmakta yarar umuyor. hiç bir zaman kendiliðinden ortadan kalkmaz. toplumsal ve ekonomik yoksulluk içinde bulunan halkýn. ne kadar sömürgen. ne kadar parazit olursa olsun. Gerçek toplumsal ve ekonomik ilerlemeye kesinkes düþman olan. Eski moda emperyalizmin çehresini deðiþtirerek. ancien régime’in (eski düzen. olsa olsa. Ekonomik kalkýnmaya [sayfa 88] açýkça düþman olan azgeliþmiþ ülke yönetimlerine. düþman olmak zorunda bulunan ne kadar toplum katmaný varsa. bu halklarýn özlemlerinden çok defa farklý sonuçlar doðuruyor! Yeni kazanýlmýþ siyasal baðýmsýzlýklar.) kalelerine karþý savaþa sokacak biçimde örgütlemek gerekecektir. Paul A.sun bir toplumsal örgütlenme düzeni. böyle bir baðýmsýzlýðýn ya da özerkliðin. çünkü bu yardýmlarý yapmasa. Dahasý var: sömürge haklarýnýn siyasal baðýmsýzlýklarýna kavuþmalarý. bunlarý biraraya toplayýp kenetliyor ve uluslararasý bir uzlaþmanýn çerçevesine sokuyor. düpedüz bir uyutmaca olduðunu vurgulamaya gerek yoktur sanýrým. Öyleyse. pekâlâ biliyor ki. yaþayabilmek için. Batýlý güçlerin ulusal ve toplumsal devrimlerin üstlerine gönderdikleri haçlý ordularýnýn günümüzdeki güvenceleri. birbirinden tamamen farklý toplumsal katmanlara dayanmakta toplanýyor. bileði bükülmeden kaptýrmaz.n.

artýk eski-moda emperyalizmin tutunmasýnýn olanaksýz bulunduðu. hiç deðilse geciktirmek için. Afrika. Güneydoðu Asya ve Yakýn Doðu bu iki yöntemle yeni-sömürgeleþtirmenin örnekleriyle dolu. antropologlar. kendiliðinden. büyük bir ülkenin uluslararasý egemenliði için kullandýklarý bir söz olup çýktý. toplumsal psikologlar ve diðer toplum bilimciler. Böyle araþtýrmalarý yapanlarýn her fýrsatta öne sürdüklerine göre. [sayfa 89] III Emperyalizmin bu modern.!” Bu arada toplum bilimleri. bu yeni emperyalist gücün boyunduruðu altýna giriyorlar. danýþýklý sömürge yönetimlerinin yürümediði ve ancak ekonomik baský araçlarýyla denetim altýnda tutulabilecek yerler. diðer taraftan da bu sonuncu yöntemden yararlanarak eski emperyalist güçlerin yerini almayý baþarmaktadýr. sömürge ve baðýmlý uluslarýn siyasal ve ekonomik kurtuluþunu önlemek. yavaþ bir büyüme süreci sonunda ulaþmýþ olduklarýný kanýtlamak büyük önem taþýyor-tabii kapitalist düzen içinde ve öyle büyük sarsýntýlar ve devrimci ayaklanmalar filân olmaksýzýn. uygarlýk kavramýnýn yerini aldý ve aydýnlarýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Amerikan emperyalizmi. Zeki bir ekonomist39 son zamanlarda þöyle bir söz söyledi: “‘Kalkýnma kavramý eski.daha genç. ekonomik geliþmenin saðlanmasýnda baþ rolü kapitalist giriþimci oynamýþtýr ve onun ortaya çýkýp semiz- 28 Paul A. ileri kapitalist ülkeler egemen sýnýflarýnýn sistemli çabalarýna bilimsel bir kýlýf uydurmak babýnda ellerinden geleni yapýyorlar. ancak Amerikan emperyalizminin siyasal baðýmsýzlýklarýný destekleyebileceði (ya da hoþgörebileceði) sömürge ülkeler. bir taraftan ekonomik yardým oltasýyla yeni sömürgeler kazanýrken. her zamanki gibi. azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnmasý konusuna gittikçe artan bir ilgi ve dikkatle eðiliyorlar! Ekonomik araþtýrmalar alanýnda. Çeþitli devlet kuruluþlarýnýn ve özel vakýflarýn bol keseden verdikleri araþtýrma fonlarý ile Batýlý ekonomistler. Böylelikle. “yeni baðýmsýzlýk kazanmýþ” ülkeler eninde sonunda. eskisinden daha kurnaz ve kendini daha az belli eden politikasýný kamuoyuna “satabilmek” için geniþ bir ideolojik kampanya yürütülmüþtür. daha giriþken ve deha becerikli bir baþka emperyalist güç alýyor. Amerikan uydusu olup çýkýyor. ancak. ileri kapitalist ülkelerin bugünkü durumlarýna.

Ekonomistlerin tarihsel konulara eðilmiþ olanlarý. bu yöntem. ekonomik kalkýnmanýn önündeki engeller. toplumsal kurumlarýn sürekliliði ve kararlýlýðý bozulmamalý. bir zamanlar. alýnacak ders ortada. dinamik koþullar altýnda kaynaklarýn akýllýca daðýtýlmasý için. bundan iki yüz. “Hakkýnda yeterli bilgiye sahip olmadýðýmýz” ve ekonomik kalkýnma ile uzaktan yakýndan ilgili ne kadar öðe varsa bunlarý sayýp döküyorlar ve doðrusu yaptýklarý bu iþten dolayý da zevkten dört köþe oluyorlar. ekonomik geliþme için salýk verebilecek en iyi yoldur! Bu gibi tarihçiler. en korkusuz çalýþabileceði bir toplumsal “iklim” yaratýlmalýdýr. Tabii bu görevi üstlenmiþ tarihçilerin bir iþleri de var [sayfa 90] kapitalist giriþimin doðup büyümesi ile ilgili bütün acýlarý ve yoksunluklarý örtbas etmeðe. bugünkü ileri kapitalist ülkelerin elinde. ekonomik ve toplumsal geliþmenin kahramaný ve baþlýca yürütücüsü olarak yüceltmektir. Batý kapitalizminin evriminde. Kuramsal eðilimli ekonomistler de baþka bir yol izliyor. Kapitalizmin tarihini yeniden yazmak için de geniþ bir kampanya açýlmýþ bulunuyor ve bu konuda da avuç dolusu para harcanýyor. hâlâ. bunun yanýsý- Paul A. geçmiþte ekonomik kalkýnmanýn. sömürge ve baðýmlý ülkelerin ellerinde ilkel sermaye birikimini saðlayacak kaynaklarýn bulunmadýðýný bilmezlikten geliyorlar. Bütün amaç “hýrsýz baron”u allayýp pullayýp yeniden adam etmek. üç yüz yýl önceki engellerle kýyaslanamayacak kadar büyüktür ve belli bir tarihsel ortamda mümkün olan. özgür pazar ve özel giriþimin güçlerine dayanarak. baþka bir deyimle kapitalistin en rahat. Ekonomik kalkýnmanýn teknik yönleri üstünde duraklayan bu yazarlar da. ilkel sermaye birikimi için dünya kadar kaynak vardý oysa! Görmezlikten geldikleri olgular arasýnda þunlar da var: tekelci kapitalizm ve emperyalizm çaðýnda. öyle büyük yoksunluklara katlanmadan gerçekleþmiþ bulunduðunu kanýtlamak için kendilerini yýrtýyorlar. elde kesin ve açýk ölçütlerin (kriterlerin) bulunmadýðýný ileri sürüyorlar. baþka bir tarihsel ortamda (günümüzde) gerçekçilikten uzak olabilir. Örneðin. tutarlý bir ekonomik ve toplumsal kalkýnma kuramý ortaya koymayý önleyen bir sürü aþýlmaz güçlükten dem vuruyorlar. Az geliþmiþ ülkelerdeki iþgücünün niteliðinden kaynak alan sanayileþme güçlüklerini sayýp döküyorlar. minimum düzeylerinde göstermeðe çalýþmak. bugünkü azgeliþmiþ ülkeleri nasýl sömürmüþ olduðunu aðýzlarýna bile almýyorlar.leþebilmesi için siyasal çalkantýlar mümkünse hiç olmamalý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 29 .

onlara gerekli saygýyý göstermiyorsunuz.ra yerli sanayi yöneticiliðinin eksikliðinden. sakar ve iktidar hýrsýndan gözleri dönmüþ birtakým. aslýnda. tartýþmanýn yürümesi için. kalkýnma ile ilerlemenin ayný [sayfa 92] þey olduðunu söylemenin “bilimsel olmadýðýný” alaylý bir biçimde dile getiriyorlar. eðer bugünkü nüfus artýþ hýzýný durduramazlarsa. ekonomik kalkýnmanýn “mutlak olarak istenilip istenilmediði” konusu üstünde duruyorlar. kalkýnma çabalarýnýn. aslýnda hep þunu belirtmek için: hýzlý kalkýnma denilen þey. yukardaki giriþimin sözcülerine yardýmcý oluyorlar. (Öyle ya. sonra nüfus artýþýnýn dondurulmasý baþarýlabilir). Azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnmasý sorununa deðgin olarak birçok antropoloðun ve yarý-filozofun söyleyip yazdýklarý üstünde de durmalýyýz. hor görmek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . sen gidip ille de kalkýnacak- 30 Paul A. yerleþmiþ ekonomi mantýðýný geniþ ölçüde çiðnemeden. Tabii bütün bu görüþlerinin sonucu olarak da. azgeliþmiþliði. haritasý olmayan denizlere açýlýp serüvenlere giriþmek demek olduðunu. açýk ya da kapalý biçimde. “halk sevgisi aþýrýlýðý ile” ve kendi kültürlerini küçümsemekle suçluyorlar. adam kalkýnmak istemiyor. uðursuz. Bunlar da. böyle çabalara giriþmenin akýl kârý olamayacaðýný vurgulamýþ oluyorlar! Azgeliþmiþ ülkelerin hýzlý kalkýnmasýný yaratacak olan güdüleri. nüfus artýþ hýzýnýn bir noktada döndürülebileceðini. bir ütopyadýr. azgeliþmiþ ülkeler için kalkýnma bir boþ hayaldir. töre ve deðerlerini de küçümsü-yorsunuz siz. ödemeler dengesinin [sayfa 91] bir türlü tutturulamamasýndan dem vuruyorlar. hepsini. gözden düþürmek için sahneye konulan bütün bu giriþimler. diyorlar. kabul etsek bile. Yeni-Malthusçuluk akýmýný yürütenlerin yorgunu yokuþa sürdüklerini. nüfus artýþýnýn “haddinden fazla olmasýna” baðlayarak. böyle bir dondurma iþleminin zorunlu olduðunu. câhil halk yýðýnlarýnýn acýnacak sabýrsýzlýklarýný ve akýlsýzlýklarýný þeytanca dürtüklemekten baþka bir þey deðildir! Yeni-Malthusçuluk denilen akýmý yürütülende. yalnýz bunlar da deðil söyledikleri. politikacýlarýn. diyorlar. Bu nedenle de. bunun ancak geri ülkelerin topyekûn kalkýnmasýnýn bir sonucu olarak gerçekleþebileceðini kanýtlayabiliriz (yani önce topyekûn kalkýnma. ekonomik kalkýnmayý umutsuz bir görev olarak azgeliþmiþ ülkelerin önlerine koyduklarýný ve insan denilen hayvanýn doðasý gereði ortaya çýkan çözümsüz bir problem olarak sunduklarýný belirtebiliriz. Batý’da kalkýnmanýn gerekliliðini savunan ne kadar adam varsa. Ne var ki. ilkel halklarýn görenek.

söz konusu zihinsel çabanýn yürütülmesini ve içeriðini de tartýþma konusu yapmak isteyen bir sorudur bu aslýnda. beklenmeyen halk hareketleri karþýsýnda apýþýp kalmasýna ve hiç bir açýklama getirememesine þaþmamak gerekiyor. Bu sorunun ýþýðýnda ele alýndýðýnda.sýn diyorsun. geri kalmýþ bölgelerin “kültürel farklýlýðýný” belirtirken bu eski ünlü kavramý öne sürmüþ oluyor! çeþitli deðer sistemlerinin birbiriyle kýyaslanamayacaðýný vurgularken. Bilgi neye yarar?” gibilerden bir sorudur bu ve bir zihinsel çabanýn yalnýz hizmet ettiði amaç cinsinden deðerlendirilmesini. yardým ve olanak saðlamayý önermesine de þaþmamak gerekiyor. gene bu doktrinin. hep o. yararlý olup olmadýðýnýn böyle bir açýdan ele alýnmasýný ortaya koymak isteyen bir havasý da yoktur. Çaðdaþ burjuva düþüncesinin. Robert Lynd’in meydan okuyan bir sorusu vardýr. “uygarlýk beyaz ýrkýn görevi ve sorumluluðudur!” sözü var.). bu tür toplumsal bilim. onlarýn statükoyu korumak için çýrpýnan efendilerine.n. üstelik. her doðruyu kuþkuyla karþýlamasý ve (her þeyin ancak bir baþka þeye iliþkin olarak geçerli olabileceðine deðgin) genel iliþkinlik (relativite) görüþüne baðlanmýþ olmasý sonucu. Ekonomik kalkýnma konusunda bugünkü tartýþmanýn çerçevesini çizen bu siyasal ve ideolojik tutumun. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 31 . Emperyalist egemenliðin. sömürgelerde ve baðýmlý bölgelerde ekonomik ve toplumsal geliþmenin. Böyle bir doktrinin. sömürgelerde ve baðýmlý ülkelerde ekonomik ve Paul A. bugünkü durumlarýný. bugüne kadar bu alanda yapýlan iþlerin niçin bu kadar yetersiz olduðunu da açýkladýðýný söyleyebiliriz. sömürge halklarýnýn ve baðýmlý halklarýn. “Niçin Bilgi. bir an önce gerçekleþtirilmesi gereken bir görev olduðunu kabul etmek þöyle dursun. bundan büyük saygýsýzlýk olur mu?-ç. gerikalmýþ toplumlarýn bu durumlarýný sürdürmeleri konusunda son derecede büyük bir özen gösterilmesini salýk vermekten de kaçýnmýyor. “uygarlýk beyaz ýrkýn görevi ve sorumluluðudur” biçimindeki ünlü kavramýný açýkça deðiþtirmek gereðini duymayan bu toplumsal bilim türü. bunun akla dayalý bir yargý olabileceðini bile inkâr ediyor. ulusal ya da toplumsal kurtuluþa da “yeð tutacaklarýný” söylemek istiyor ve dilinin altýnda. ekonomik ve toplumsal kalkýnmaya da. özgürlükleri için savaþan sömürge ve baðýmlý ülkeler halklarýna [sayfa 93] deðil de. insan ýrkýnýn büyük bir kesimini günümüzde bir devrim süreci içine sokan ve gençleþtiren. karþý-devrimci bir haçlý seferinin gereklerini yerine getirme güdüsüyle yola çýkan.

benim burada vereceðimden daha üstün tanýmlar ortaya konulabileceðini baþtan kabul ettiðimi belirtmek isterim Benim bütün yapmak istediðim. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . konuyu savsaklayacaklarý. IV Buraya kadar hep ekonomik kalkýnmadan söz ettim. bu kavramý belli bir formülle belirleyip.konuya yaklaþmama yardým edecek biçimde. SSCB ve dünya sosyalist kesiminin diðer ülkelerinde yoðunlaþan ve hýzlý kalkýnma açýsýndan benzersiz bulunan deneyleri de es geçeceklerdir! sanki bu deneyler yalnýz Askeri Casusluk kuruluþlarýný ilgilendiren olaylarmýþ gibi. kalkýnma konulu araþtýrma ve yayýn iþlerinin. baþka türlü tanýmlarýn yapýlamayacaðýný vurgulamak deðil. çok büyük faydalar elde edecekleri konusunda hiç kimsenin bir kuþkusu olmamasý gerekirdi. önleyemezse çarpýklaþtýran iç ve dýþ egemenliðin üstünde durmaktan elbette kaçýnacaktýr. bir düþmanlýk belirtisi ortaya çýkmasýndan ödü kopan. günün birinde bir çatýþma. ayrýntýlara eðilmenin sýrasý gelmiþ bulunuyor. Oysa.. Sözlerime.toplumsal ilerlemeyi engellemeye kararlý egemen çýkarlar arasýnda.. bana basit ve yararlý görünen bir yöntemle . Amacým. Sovyetler Birliðinde ve diðer sosyalist ülkelerde yer ulan ekonomik büyüme sürecinin tam anlamýyla kavranýlmasýndan ve yorumlanmasýndan. baþka amaçlar için. azgeliþmiþ dünyadaki ekonomik büyümeyi önleyen. Kalkýnma sürecinin daha yakýndan inceleme ve çözümlemesine girmenin. bu karmaþýk terimin akla getirebileceði geniþ çaðrýþýmlar üstünde durdum. Ekonomik büyüme (ya do kalkýnma) mal üretiminde zaman içinde adam baþýna artýþ olarak tanýmlanmýþ olsun40 üretim miktarlarýnýn zaman içinde birbirleriyle karþýlaþtýrýlmasý yapýlýrken 32 Paul A.ki kitabýmýzýn ilerdeki bölümlerinde bu yöntemi daha ayrýntýlý biçimde ortaya koyma olanaðýný bulacaðýmý umuyorum . problemin özüne inmekten kaçýnacaklarý görülecektir. Buna uygun bir biçimde. Geliþmiþ kapitalist ülkelerde ekonomik kalkýnmanýn önüne aþýlmaz bir engel olarak dikilen tekelci kapitalizmin saçmalýklarýný aðýzlarýna bile almayacak olan bu araþtýrmacýlar ve yazarlar. mümkün olduðu kadar. ekonomik büyümenin bir tanýmýný vererek devam etmeyi uygun görüyorum. düþüncelerimi derli toplu sunmama yarayacak bir taným getirmektir. ekonomik kalkýnma çabasýna [sayfa 94] düþenlerin.

çünkü böyle bir süreç içinde yalnýz toplam üretim deðil ayný zamanda üretimin bileþimi de önemli ölçüde deðiþikliðe uðramaktadýr. geriye doðru bir adým sayýldýðý ülkeler de yok deðildir. bu artýþýn nasýl meydana geldiðini sorarýz kendi kendimize. artýþýnýn ölçülebileceðini varsayar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 33 . can [sayfa 95] sýkýcý nitelikte olan bu problem. kendisini oluþturan öðeleri eþit olarak tetiklemiyor ve hatta bir dönemde üretilen bir mal baþka bir dönemde üretilmeyebiliyor. elimizdeki konu. küçümsenebilir. Özellikle hizmetler kesimi bu gibi yanlýþlýklarýn kaynaðý olmaktadýr. Pigou’nun verdiði bir örnek geliyor. bakýmýndan. toplam üretimin “pazarlanan kesiminde” artýþlar ya da azalýþlar gibi etmenlerin aðýrlýklarýný duyurduðu dönemler ise zaman içindeki kýyaslamalar düpedüz yanlýþlýða götürür bizi. (1) Teknolojide ve/veya örgütlenmede bir deðiþiklik olmaksýzýn. toplam üretim arttýðý zaman. zaman içinde toplam üretim karþýlaþtýrmalarý yapmanýn güçlüðü bunlardan ileri gelmektedir. yavaþ. toplam kaynak kullanýmýnda bir geniþleme görülebilir (iþgücü ve toprak daha geniþ bir biçimde kullanýlabilir). gördüðü ev hizmetleri karþýlýðý karýsýna ücret ödemek zorunda býrakýlsaydý. hizmetler kesimindeki geliþmenin bir gerileme. çünkü bu kesimdeki geliþmeler Gayri Safi Millî Hasýla’da (yerleþmiþ terim budur) artýþlara yol açar ki bu da “ekonomik büyüme” sayýlmaktadýr. ihmal edilebilir niteliktedir. ulusal gelirde müthiþ bir artma görülürdü bu hesaba göre. eskiden kullanýlmayan üretici kaynaklarýn üretim sürecine katýlmasý anlamýna gelir bu.41 Burada insanýn aklýna hemen. ancak bunun böyle sayýlmadýðý ülkeler de var. ekonomik ve toplumsal örgütlenmedeki deðiþmeler. aþaðýda sýralanan nedenlerden birine (ya da birkaçýna) baðlý olabilir. adamýn biri hizmetçisiyle evleniyor ve ulusal gelirde bir azalmaya yol açýyor! Eðer herkes. azçok hýzlý bir ekonomik büyüme süreci içine girildiðinde büsbütün içinden çýkýlmaz bir hâl alýr. Eðer birbiriyle kýyaslanmasý söz konusu olan dönemler. Aslýnda bu güçlük. kentleþme oranýnda büyük sýçramalar. (2) Kaynak baþýna verimlilik.görülen güçlükler. Pigou’nun ünlü örneðinden sonra insanýn aklýna hemencecik bu olasýlýk geliyor! Toplam üretimin zaman içindeki. örgütsel geliþme- Paul A. toplam üretimin (ya da ulusal gelirin) tek bir üründen oluþmamasýndan ileri geliyor. Bu artýþ. Ekonomi dilinde buna “endeks sayýsý problemi” adý verilmektedir. aþamalý bir ekonomik büyüme süreci içinde bile akýl karýþtýrýcý.

Üretim artýþýnda. Üretimin geliþmesine yol açan ilk üç etmen (yani 1. iþ günü uzatýlmýþtýr. dað ýrmaklarýnýn coþup taþmasý sonucu ortaya çýkan sellerin düzenlenmesi gereksinmesinden kaynak almýþtýr. bugüne kadar. Ýtalya’da [sayfa 97] da. bilimin. daha önce kullanýlmayan kaynaklarý kullanmak istiyorsak. artan teknik bilginin ekonomiye uygulanmasý ve ek üretim araç ve gereçlerine net yatýrým yapmak gibi etmenler. yakýt. yanlýþ deðil-dir. bu. yeni harcamalar yapmak zorundayýz. yukarýda anýlan bütün etmenler için net yatýrým. 2 ve 3. hiç kuþkusuz. iþçilerin beslenmesinde bir geliþme olmuþtur. a etmenleri) net yatýrýmýn tipik örnekleri deðildir. Örneðin. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . tekniðin durumuna (eriþtiði aþamaya) ve gerekli kýldýðý koþullara dayanmasý çok daha büyüktür. bu kaynaðýn teknikte kullanýlabilir oluþunun keþfedilmesine borçluyuz. daha etkin araç ve gereçlere yerini býrakmýþtýr ve/veya (b) ileri bir teknolojiye dayanan ya da dayanmayan yeni üretim araç ve gereçleri. on üniversiteden daha büyük bir katkýda bulunacaktýr. yeni araç -gereç donatýmý için. Eðer toplumun teknik bir gereksinmesi varsa. iþçiler az verimli olan bir iþten daha çok verimli [sayfa 96] olan baþka bir iþe kaydýrýlmýþtýr. Hidrostatik biliminin Toricelli ve baþkalarý) tarafýndan geliþtirilmesi. örgütsel deðiþikliklere. yukarda sayýlan dört etmenden hepsinin ayrý ayrý katký oranlarýný hesaplayýp saptamak olanak dýþý görülmekle birlikte. Aslýnda. aþýnýp yýpranmýþ araç-gerecin yerini alacak ya da yepyeni marinalarla üretime katýlmayý saðlayacak teknolojik deðiþmeler de ancak büyük çapta net yatýrýmla gerçekleþebilir. yalnýz ayrýlmýþ (amortismanlar kadar 34 Paul A. zorunludur.lere baðlý olarak artmýþ atabilir. topraðýn geliþtirilmesi için vb. on altýncý ve on yedinci yüzyýllarda görülen. ekonomik büyümenin iki temel kaynaðý olmuþtur yargýsý. örneðin fabrikada dönen zincir yöntemine ya da benzeri düzenlemelere gitmekle. “Eðer teknik geniþ ölçüde bilime dayanýyorsa. Örneðin. üretim yöntemleri yeniden (bilimsel verilere göre) düzenlenmiþtir. Elektrik akýmý konusundaki bilgilerimizi de. eldeki teknoloji stokuna eklenmiþtir. hammadde ve benzeri kaynaklar daha akýllýca kullanýlmaða baþlanmýþtýr vb. (3) Toplumun “teknik gücü” arttýrýlmýþtýr: (a) Eskiyip aþýnmýþ fabrika ve donatým. bilimin ilerlemesine.”42 Diðer taraftan. bunun için de yeni giderleri göze almakla gerçekleþtirilebilecek iþlerdendir. daha sýký çalýþmaya özendirici ödüller konmuþtur.

yýllýk toplam amortisman paylarý son derecede küçüktür (ve söz konusu teknolojik ilerlemeyi besleyebilecek ölçüde deðildir-ç. diðer taraftan onlarýn az geliþmiþ ülkeler karþýsýndaki üstünlüklerini de arttýracaktýr. Ýleri kapitalist ülkelerde bu nedenle görülen dalgalanma ve çalkantýlar. Bu kaynaklarýn varlýðý. bir yandan toplumun üretici kaynaklarýnýn geliþmiþlik derecesine. “Salt” ekonomi biliminin.). yani net yatýrýmda bulunmamak ve fakat bu giderleri daha yüksek bir teknolojiye geçiþ için kullanmak da üretimi önemli ölçüde arttýracaktýr.baþka bir deyimle. amortisman paylarýnýn üretim maliyetini önemli ölçüde etkilemesi hâlinin bulunduðu üretim dallarýnda -. [sayfa 99] Paul A. belli bir dönemde toplumun toplam üretiminin. iþte bu etmenleri doðru anlamak.43 Net yatýrýmýn varlýðý. hiç mi hiç ilgilenmediði bir konudur bu. elde edilen ekonomik artýðýn büyüklüðüne ve kullanýlma biçimine baðlýdýr. Ekonomik artýðýn büyüklüðü ve kullanýlma [sayfa 98] biçimi birtakým etmenlerce belirlenir. çünkü bu artýðýn durmadan yeni yatýrýmlara dönüþtürülmesi gerekmektedir. belli bir toplumda belli bir dönemde var olan net yatýrýmýn büyüklüðü ve niteliði. Demek ki. ilerde daha ayrýntýlý olarak göreceðimiz gibi temelinde. yeni ve net yatýrýma giriþmeye gerek olmaksýzýn da.n. ileri kapitalist ülkelerde yaratýlan yýllýk ekonomik artýðý geliþtirir ve ekonomide dalgalanmalara yol açar. toplam tüketim ile toplam aþýnma-yýpranma paylarýný aþmasý ile ortaya çýkar. Üretim süreci içinde sermaye yoðunluðunun zaten yüksek olduðu dallarda . diðer yandan da üretim sürecinin yer aldýðý toplumsal ortamýn yapýsal niteliklerine baðlýdýr. çünkü bu sonuncu ülkeler gurubunda. Büyümenin ekonomi politiðinde ise bu görevi yapmaktan kaçýnamayýz.bir harcama yapmak. bir ekonomik kalkýnma kuramýnýn en baþta gelen görevidir. teknolojik ilerlemeleri saðlayabilecek finansman kaynaklarýný bulmak her zaman mümkündür. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 35 . Bu sonuncu iki etmen ise.

Bu adamlarýn sözü geçen eserlerine ciddî bir dikkatle eðilenlerin nasýl olup da onlardaki bütünlüðü eleþtirme konusu yaptýklarýný ve onlarýn açýk seçik biçimde kamu yararýna çalýþmýþ olmalarýný kuþkuyla karþýladýklarýna þaþmamak elde deðil. minimum bir çaba sonunda elde edebileceðimiz mal ve hizmetlerin bollaþmasý olarak tanýmlayabiliriz.) diye sormak yararlý olacaktýr. 38 “Baþlýca Avrupa savaþlarýný. deðil yeniden basýlan eserlerine harcanan kâðýda. klâsik ekonomistlerin. 1939. s. 17.G. (June 1955). .. Pitirim Sorokin. Study of War. sýnýf çýkarlarý yakýþtýrmasý temelinde yadsýmak bir görenek olup çýkmýþtýr. 7’den aldýk. savaþçýlarýn ülke nüfusuna oranýný) dikkate alarak hazýrladýðýmýz aþaðýdaki gösterge dizisi ile anlatmak mümkün: Yüzyýl: 12. hiçbir zaman konudan uzaklaþtýrmaz bizi. ki en büyük. Profesör Robbins.080 Daha ayrýntýlý bilgi için bkz. Benim bildiðim hiçbir ciddî yazar. Sorunun özü þudur: klasik ekonomistler.aces Economics (New York ve Londra. 1921). Bu sayfanýn hemen arkasýnda. 14. Cilt I. 1945) s. Genel olarak þu söylenebilir: bir insanýn ya da gurubun tarihsel süreç içindeki rolünü deðerlendirirken onun (bilinçli ya da bilinçsiz) güdülenmeleri ve yöneliþleri. (s. nesnel tutumlarýndan daha az önemlidir. 40 Colin Clark baþka bir taným önerir: “Ekonomik ilerleme. Johnson. 19. savaþa katýlan ülkelerin sayýsýný. son noktayý koyacak nitelikte olmasa bile. “Ekonomik bolluk.. [sayfa 100] Verilecek karþýlýk tartýþmayý bitirecek.B. 1)..). Pigou’yu izlersek. A. egemen ya da yükselen burjuvazinin adamlarý olduðunu öne sürmüþ deðildir. 1952).Dipnotlar 35 Lionel Robbins. silah da. Neoklâsik Ekonomi’nin kalbi durumuna gelmesi hiçbir zaman bir rastlantý sayýlmamalýdýr. mantýk ve varsayýmlarý temelinde deðil de. Profesör Robbins’in þu sözlerine yer verilmiþtir ki. toplam üretimin bileþimini dikkate almaz. 86. egemen sýnýfýn savunucularý oluyorlar. (2) Ekonomik bolluk ya da refahýn “parayla alýnýp satýlabilen mal ve hizmetlerin artýþý” 36 Paul A. bilinçli bâr biçimde. üretime giren kalemlerdir.n. Cilt 3. 18. s. 19. Harold D. Onlarýn fikirlerini. çýkarlarýndan öznel olarak haberdar olmak ile Sýnýf Çatýþmasýnýn Ekonomik Temeli (Londra. 13. diyebiliriz. Gerçekten de..belki de tam anlamýyla bilinçsiz olarak -.. 4). Economic Journal. bilinçli ya da bilinçsiz. net ihracat da toplam. 36 Marjinal . çýkarlarýna nesnel olarak hizmet ettiklerini yükselen burjuvazinin sözcüleri oldular. Eðer bu konuda bir kuþkuya düþülecek olursa. klâsik ekonomistler. bu çaba. s. her zaman cui bono? (kimin yararýna?-ç. 39 H. 303. Bu tanýmlama. birkaç nedenden ötürü bana doyurucu gelmiyor: (!) ekonomik büyümeyi.” der. Bölüm 9 ve Ekler 1942". Daha kesin bir deyiþle ekonomik ilerlemeyi. en dikkate deðer özelliklerinden biri getirdiði çözümlemenin dural (statik) oluþudur.” The Conditions of Economic Progress (Londra 1940. mal bolluðu ile özdeþ kýlan bu anlayýþ. 20. doðal ya da yapay. Gösterge: 18 24 60 100 180 500 370 120 3. insan emeðini olduðu kadar.ayda Kuramýnýn. ölü sayýsýný. s. iþ adamlarý çevresinin sözcüleri. hiç deðilse büyük ve önemli olanlarýnýn. Lasvell’in World Politics .. diðer kýt kaynaklarý da içine alýr. sorunun özü bu “bilinçlilik ya da bilinçsizlik” noktasýnda toplanýyor. Kiþinin iþten arta kalan boþ zamanlarý da ekonomik bolluðun öðelerinden biridir. 15. eserlerinin ilk baskýlarý için harcanan kâðýda bile yazýk olurdu. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . (savaþýn güçler toplamýný. ekonomik bolluðun ya da refahýn geliþmesidir. The Theory of Economic Policy in English Classical Political Economy (Londra. Buna göre. Social and Cultural Dynamics. Böyle olsaydý. 37 Marx. 1937 ve Quincy Wright.” (Altlarýný ben çizdim-P. yatýrým malý da. The Economic Basis of Class Conflict)’nin nesnel içeriði arasýndaki farký açýk-seçik biçimde yapabilecek bir insan. 16. The Poverty of Philosophy (Stuttgart-Berlin. para ile alýnýp satýla gelmiþ bulunan mal ve hizmetlerin bol miktarda var olmasý demektir. insana tuhaf geliyor: “.

41 Bu konu. minimum girdi kullanarak. minimum çaba harcayarak elde etmek ekonomik [sayfa 101] büyümenin gerçekleþmekte olduðunu gösteriyor. Theories of Surplus Value (Londra. 1954). O halde. bu da ekonomik kalkýnma ya da büyüme demektir. 43 Bkz. üretim artýþý baþka þeydir. s. belli bir üretimi. Birleþmiþ Milletlerin. 1946) ve J. toplam üretim artmadan da. önemi yoktur. bu konuyu önemle vurgulamaktadýr. bu ülkeler için. silahlanmanýn bir sonucu da olabilir. H. 354 teki dipnotu. hizmetler kesimi gelirlerini dikkate almayan bir ulusal gelir hesaplama yoluna gitmek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 37 . yatýrým mallarýný da arttýrabilir. zengin sanayi ülkeleri ekonomileri için daha uygun olan ve bugün azgeliþmiþ ülkelerin çoðunda kullanýlan hesaplama yönteminden üstündür. toplumun bolluða kavuþmasý baþka birþey. üretimin paylaþýlma sayýsý deðiþtirilerek de elde edilebilir. kýtlýk varmýþ. Starkenburg’a Mektup. kaynaklar iyi kullanýlmadan bir üretim artýþý saðlanmýþsa. 1949-1950). ekonomik refah getiren birçok þey (okullar. Üretimin hangi çeþitten mallardan oluþmasý da önemli deðildir bu tanýma göre. yollar. Sanayiin geliþtirmeðe çalýþan ve hizmetler kesiminde yaygýn olan gizli iþsizliði azaltmak isteyen yoksul ülkeler için Marxist ulusal gelir kavramýnýn açýk bazý üstünlükleri vardýr. Selected Works içinde (Moskova. Ekonomik kalkýnma ila bilim ve teknolojinin geliþmesi arasýndaki ilgi çekici iliþki için bkz. köprüler) para karþýlýðý olmayan hizmetler saðlýyorlar bize. Economic Survey of Europe Since the War (1953). 42 . Science in History (Londra. Marx. Üretim artýþý. üretimle doðrudan ilgili olmayan hizmetler ve mallarýn ulaþým hizmetleri verimli sayýlmamakta ve ulusal gelir hesaplanmasýnda bu gibi hizmetlerin toplam toplam deðeri dikkate alýnmamaktadýr. Bernal. gerçekten bolluk da yaratabilir. s. Engels. bizi refahtan uzaklaþtýrýr. Marx. 457. 1951). gösteriþ için satýnalýnan maddeler. (4) Bu tanýma göre. Marx ve Engels. üretim artsýn da nasýl artarsa artsýn. Cilt II. Buna karþýlýk. gene bu tanýma göre. [sayfa 102] Paul A. çünkü. B. adlý kitabýnda ele almýyor: Doðu Avrupa ülkelerinde. ancak.olarak tanýmlanmasý da bana uygun gelmiyor. pazarda bolluk varmýþ. The Social and Economic Roots of Newton’s Principia (Sydney. (3) Ekonomik bolluk ya da refah.D. uyuþturucu maddeler. hastahaneler. para ile satýn alýnmasý zorunlu olan birçok þey ile bizi ekonomik refahtan uzaklaþtýrýyor. Hessen.. örneðin belli bir firmanýn patentinde olan pahalý ilâçlar.

Yani bir ekonomik durumdan ötekine giden yol üstünde. kýlý kýrk yaran ölçmelerden de yararlanmak uygun olmaz. “karþýlaþtýrmalý statik” yöntem terimleriyle söze baþlayacaðým. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . tanýmý ustalýk isteyen. Hiç de önemli olmayan bir konuda virtüöz hüneri göstermek yerine. ilkin. akla uygun bir yargý vermek için çalýþmalýdýr. önemli olan konularý. Tabii bunlarý yaparken. Tartýþma konumuzu elimden geldiðince sadeleþtirmek istiyorum. geleneksel ekonomi biliminin.ÝKÝ EKONOMÝK ARTIK KAVRAMI Ekonomik artýk kavramýnýn. geçiþ süreci üstünde eðlenmeyeceðim baþlangýçta ve aralarýnda karþýlaþtýrma yapmak istediðim durumlarý ex post (olaydan [sayfa 103] sonra) ele alacaðým. kendini çözümleme yönteminin güzelliðine kaptýrýp konuyu bir yana itmesi gibi. ince eleyip sýk dokuyan. eski bir yanlýþa da kaptýrmamalýyýz kendimizi. kaba saba da olsa. Bu yöntemden 38 Paul A. Bunun yerine bir çözümleme çabasý göstermeli. basit tanýmlardan da. azýcýk acemice de olsa. az çok kaypak bir kavram olduðu kuþkusuzdur. bunun için de. Bu kavramý ekonomik kalkýnma sürecini anlayabilmek için açýklýða kavuþturup kullanmakta. doðru dürüst bir yöntemle ele alýp iþlemeyi yeðleriz biz.

altýný tüketim sayacaðýz? Bu iþin içinden çýkabilmenin ve aslýnda ekonomik süreci doðru kavramanýn yolu.n. Dayanýklý tüketim mallarýný (konutlarý. buna karþýlýk kuyruklu piyano için harcanan paralarý tüketim saymak keyfimize kalmýþ bir iþtir. Söz konusu meta. otomobilleri v. Geliþimin bir evresinden ötekine. eðer ayný araba taksi-katarýna eklenecek olursa yatýrým malý olur. o metanýn ekonomik iþlevine bakarak bir yargý vermektir. Ýlk olarak aktüel ekonomik artýk kavramý üstünde durmalýyýz: toplumun belli bir dönemde gerçekleþen toplam üretimi ile gene ayný dönemde gerçekleþen toplam tüketimi arasýndaki farka aktüel ekonomik artýk denir. ekonominin belli bir dönemdeki dýþ gelirleri ile dýþ giderleri arasýndaki fark gibi-ç. söz konusu metanýn fiziksel özelliklerine bakarak bir ayrým yapmak deðil. ekonomik artýk kavramýnýn üç deðiþik türü bulunduðunu söyleyebiliyoruz. Aktüel ekonomik artýðýn büyüklüðü .n). dýþ dengeler (ihracat ile ithalât arasýndaki fark. aktüel tasarrufa yada birikime eþittir. belli bir dönemde toplumun servetine yapýlan çeþitli biçimlerdeki katkýlarýn toplamýdýr da diyebiliriz buna. belli bir metanýn ekonomik iþlevini belirleyecektir. zevk için satýn alýnan bir [sayfa 104] binek arabasý tüketim malýdýr. kaç yýllýk kullaným süresinin üstünü yatýrým. Bu katkýlar. Þimdi bu üç deðiþik türü birbirinden ayýrmaða çalýþalým. üretim donatýmý. Eðer bir metanýn ömrü yada kullaným süresi ölçüt olarak alýnacaksa. stoklar (belli bir dönemin baþýndaki stoklar ile sonundaki stoklar arasýndaki olumlu fark anlamýnda.44 Þu halde aktüel ekonomik artýk. ayýrým çizgisini nasýl çizeceðiz. yazýlý tarihin her döneminde onun var olduðu bilinmektedir. Örneðin. söz konusu olan dönem içinde tüketilip bitiriliyor mu. aktüel ekonomik artýðýn büyüklüðü ve yapýsý önemli ölçüde deðiþmekle birlikte. yoksa bir sonraki dönemin üretimine katký yapacak biçimde. araç ve gereçleri toplamý.ç.) tasarruf mu sayacaðýz yoksa tüketim mi? Bu bir taným sorunudur ve örneðin ev yaptýrmak için harcanan paralarý yatýrým saymak.yararlanarak.yani toplam tasarruf ya da sermaye birikimi -. üretim sürecinden geçip “tamamlanmýþ mal” niteliðini kazandýktan sonra.) ve altýn stoklarý gibi çeþitli biçimler alabiliyor.45 Bütün sosyo-ekonomik oluþumlarda aktüel ekonomik artýk yaratýlmaktadýr.b. bir üretim aracý olarak mý kullanýlýyor? Bu soruya verilecek karþýlýk. hiç deðilse kavram olarak kolaylýkla belirlenmekte Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 39 .

Þimdi. zihinde canlandýrýlmasý o kadar kolay olmayan görüntüsünden de kaynak almasý gerçeðidir. üretim [sayfa 105] kaybý olarak belirlenebilir. ekonomik artýk kavramýnýn ikinci türünü incelemeðe geçiyoruz. verimsiz iþçilerin varlýðý dolayýsiyle uðradýðý üretim kaybýdýr. feodalizm açýsýndan bakacak olursak. yalnýz belli sosyo-ekonomik örgütlenmenin kolayca görülebilen bozukluklarýna baðlý kalmamasý. 40 Paul A. toplumun aþýrý tüketimidir (genellikle yüksek gelir gruplarýnýn aþýrý tüketimi söz konusudur. yürürlükteki üretim aygýtýnýn akla uygun olmayan. Ýkincisi. hesaplanmaktadýr. daha akýllýca düzenlenmiþ bir toplumun. temelli. kaybýdýr. bu da. Bu engeller. Üçüncüsü. Büyüklüðünün ölçülmesinde karþýlaþýlan güçlükler teknik niteliktedir ve daha çok istatistik bilginin yokluðundan ya da yetersizliðinden ileri gelmektedir. Bunun gerçekleþmesi (elde edilmesi). fakat Birleþik Devletler gibi bazý ülkelerde orta sýnýflar adý verilen gelir gruplarýnýn da aþýrý tüketime gittikleri görülmektedir). varolan toplumsal düzenin ufuklarýný aþmasý. toplumun. toplum yapýsýnda büyük çapta deðiþiklikleri kapsayan bir iþtir. tek bir olguya indirgenebilir. feodal sistemin sürüp gitmesini ve dengeli bir biçimde iþlemesini saðlayan herþeyi. bu olgu.ve bugün çoðu ülkedeki istatistik kurumlarý tarafýndan. kullanýlabilir verimli kaynaklarýn yardýmýyla elde edilebilecek toplam üretim ile. potansiyel ekonomik artýk adýný veriyoruz. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . azçok köklü bir yeniden örgütlenmeye gidilmesini gerektirir ki. Belli bir doðal ve teknolojik ortamda. potansiyel ekonomik artýðýn. kapitalist üretimin anarþik ortamýndan ve etkin talebin yetersizliðinden ileri gelen iþsiz-lik dolayýsiyle uðranýlan. Doðrusu. Potansiyel ekonomik artýðýn gerçekleþmesini dört baþlýk altýnda incelemek doðru olur: Birincisi. temel tüketim46 olarak tanýmlanabilecek. II Bu noktada kýsa bir saplama yapmak zorundayýz. Potansiyel ekonomik artýðýn bu dört öðesinin tanýmlanmasýnda ve ölçülmesinde bazý engellerle karþýlaþýyoruz. temelde. toplam üretim kesimi arasýndaki farka. Dördüncüsü ise. toplumsal üretimin ve bölüþümün saðlanmasý. fakat ayný zamanda. Potansiyel ekonomik artýk kavramýdýr bu. har vurup harman savuran (israfçý) bir örgütlenmeye sahip olmasýndan doðan üretim. düzenli olarak.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 41 . ekonomik ilerlemenin “maliyet unsurlarýdýr”. her çeþit iþ alanýnýn. sermaye ile kenetleniyor. yükselen burjuvazinin ekonomistleri. toprak aristokrasisinin aþýrý tüketimini bütün gücüyle ve sonuna kadar savunuyor. ekonomik özgürlüðün gereðidir ve kusuruna bakmamalýdýr! Marx’ýn sözleriyle. hatta bu yüzden yüceltilecektir bile verimsiz iþgücü. ekonomistlerin gündemine. onun normal iþleyiþini bozacak biçimde karýþan ve onun sürüp gitmesi için gerekli olmayan herþey ise. Temel olmayan. israfçý bir sosyoekonomik örgütlenmeye sahip olduðu için. “Sermayenin egemenliði daha büyük bir alana yayýldýkça. lüks sayýlan tüketim için kýlýf hazýrdýr: bu tür tüketim. zafer kazanmýþ kapitalist düzenin akla uygunluðunun ve haklýlýðýnýn savunmasý egemen olmuþtur.verimli ve akla uygun sayýlmak gerekir. bu tür aþýrý tüketim harcamalarýnýn iþsizlere çalýþma olanaklarý yaratmak gibi etkileri olacaðýna inanýyor çünkü. Bu sisteme. sistemin el üstünde tuttuðu görevlilerden çoðunun ve birçok kurumun parazit durumunda bulmalarý gerekçesiyle kýyasýya ve hiç acýmadan eleþtiriyorlar47 Kapitalizm-öncesi toplumun eleþtirmesi gündemdeki bir konu olmaktan çýkar çýkmaz. Buna uygun olarak. Malthus. israf ise. Verimsiz iþgücünün de. temelsiz. bunu söyleyen derhal huzurdan kovulacaktýr. maddî üretimin bir aracý hâline dönüþüyorlar. Diðer taraftan. üretime dolaylý yoldan bir katkýda bulunduðu söylenecektir. verimli olan verimli olmayan iþgücü gibi. denilecektir. temelli ve zorunlu olmadýðýný söylemek kimin ne haddine. ekonominin iþlemesi için zorunlu bazý özlendiriciler (teþvikler) getiriyor. kapitalist toplumda yer alan her hangi bir iþlemin verimli olmadýðýný. ancien régime’i (yani feodalizmi). Bunalým ve iþsizlik. maddî mal üretimi ile ilintili bulunduðu sürece yüceltilebileceðini söylüyor- Paul A. Pazar mekanizmasýný. aktüel ekonomik artýk potansiyel ekonomi kertik gibi kavramlara býrakýn iltifat etmeyi “saygýnýn s’sini bile göstermeyi” bir yana iteceði açýktýr. maddî servet üretimi ile doðrudan ilgili olmayan iþler bile. Ekonomi Politiðin ikinci sýnýf dalkavuklarý. kapitalist düzenin iþleyiþini anlatmak ve savunmasýný [sayfa 106] yapmaktýr. verimsiz ve israfa yol açýcýdýr. denir. özellikle pozitif bilimler (doðal bilimler). temel tüketim temel olmayan tüketim gibi. artýk bütün sorun. akla uygunluðun ve etkinliðin (baþarýnýn) tek ölçütü hâlinde ele alýp ortaya koyan ekonomi biliminin. sermayeye gittikçe daha sýký baðlanýyorlar.

potansiyel ekonomik artýðýn nelerden oluþtuðu konusunda. Söylemeðe gerek yoktur ki. birçok kurumun moral otoritesini . akýlcýlýk taslayayým derken. Ekonomi kuramýnýn. týpký tek bir kiþi için olduðu gibi. diyorlar. burjuva ekonomi bilimini ve özellikle onun bir dalý olan bolluk ekonomisini (eski dile tutkun olanlar refah iktisadý diyorlar buna. ve bu durum þaþýrtýr onu. sosyalist toplum noktasýndan konuya eðildiðimizde. Bu yeni görüþ açýsýnýn. onun “pratik zekâsý”na boyun eðip aldanmamýþ. Bir çeþit öz-eleþtirme olarak da yararlýdýr bu yeni görüþ açýsý. herþey sermayenin bir aracý olmalý. Ýngilizcesi welfare economics-ç. “kelimenin dar anlamýnda verimli iþçi” pâyesini. belki de.töresel gücünü .”48 Bir de þu var yalnýz: “Kapitalizm. fakat öz-eleþtirme. burjuva ekonomik ve toplumsal düþüncesi açýsýndan temel. Kolayca görülüp anlaþýlabileceði gibi. temel olmayan tüketim. israf ve verimsiz iþgücü konularýnda verilecek bir karar. özel mülkiyetin ve kendisine ait baþka birtakým deðerlerin eleþtirmesine de geçmiþ.lar: her ne yapýlýyorsa maddî mal üretimini arttýrmak için yapýlmalý. yürürlükteki toplumsal düzenin dýþýnda kalan (onun bir parçasý olmayan) biricik aydýn davranýþý olduðu söylenebilir. onun “apaçýk doðrularý”na kapýlmamýþ olan bu yeni görüþ açýsý. verimli bir iþ yapýyor sayýlmalý.”49 Demek oluyor ki. burjuva. kolay kolay katlanýlabilecek bir iþ deðildir. egemen sýnýflar için. kullanýlamamýþ potansiyel enerjilerini eleþtirici bir gözle didik didik etmemize olanak saðlayan biricik aydýn davranýþýdýr. Her kim. övgülerini ve yergilerini bu ölçüye göre düzüyorlar. bir yüktür. verimsiz ve israf yaratan birþey oluyor. bu yeni görüþ açýsýna göre.yýktýktan sonra. verimli ve akla uygun olan.n. kurulu düzenin “deðerleri” önce çarpýtýlmamýþ. kendi getirdiði deðerleri kemirmeðe baþlayan bir eleþtirme çerçevesi [sayfa 107] getirir. toplumsal düzenin çeliþkilerini ve gizli kalmýþ. bir de bakar ki. yalnýz krallarý ve papalarý eleþtirmekle kalmamýþ. sözüm ona. sermayenin emrinde ve hizmetinde çalýþan herkes “verimli iþçidir” deyip çýkýyorlar iþin içinden. halkýn ekonomik mutluluðunu belirleyen koþullar konusunda bilgilerimizi derleyip toplamaya çalýþan bir bilgi dalýdýr.) temellerinden sarsacaktýr. sermayenin hizmetinde çalýþýyorsa. kapitalist düþünce çerçevesinin ötesinde ve dýþýnda bir noktadan. temelsiz. ideoloji ve savunma yönünden en aþýn görünen bu dalý (bolluk ekonomisi). Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . onlara göre. böyle bir 42 Paul A.

. doðadaki deðiþmelerin toplumu deðiþtirmiþ olmalarý gibi. fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarý. insan doðasý ile ilgilenmeli. týpký. düne.) Burada söz konusu olan kiþiler. Bu gerçekler karþýsýnda. nasýl olur da.”50 Aslýnda. özellikle bir Ýngiliz dükkan sahibi ele alýyor! Bu tuhaf normal. ekonomik kurumlarýn ve iliþkilerin getirdiði bolluk konusunda bir yargý verebiliriz? Eðer bir insanýn gözleme gelen davranýþý üstünde duruyorsak. fayda ilkesinden çýkarýlamaz. tarih boyunca. demeye getiriyor sözü. insana dönecek olursak. [sayfa 109] Ýnsanýn davranýþýný belirleyen. öncelikle ve ivedilikle. Bu nitelik. içinde yaþadýðý. fayda ilkesine göre inceleyip eleþtirmek isteyen kimse. iþi kýsa yoldan çözümlemek istiyor. bir görüþ olduðu ve gerçekten de insan tarihinin özüne aykýrý bir iþ olduðu ortadadýr. daha doðru bir deyiþle. geliþip serpildiði toplumsal düzendir. Kiþiyi bu biçimde ele almanýn tam anlamýyla metafizik bir tutum. insan için faydalý olan. Toplum yapýsýndaki deðiþmeler insaný deðiþtirmiþtir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 43 . Bolluk ekonomisi. umutlarýný ve korkularýný hep bu toplumsal düzen belirlemiþ. bugüne ve yarýna bir güzel uyguluyor. bu görevi. alýþkanlýklarý. köpek doðasýný incelemek zorundayýz.çabaya giriþen bir bilgi dalýndan. Bentham kestirmeden gidiyor. daha sonra da bu doðanýn. yerine getirdiðine inanýyor. baþka kavramlardan ayýrmamýzý saðlayacak ölçütleri ortaya koymuþ [sayfa 108] olmasý beklenir. kiþilerin elde ettikleri fayda ya da doyum kavramlarýný öne sürerek yerine getiriyor (ya da. bir çember üstünde ileri geri gidip geliyoruz ya da dönüp duruyoruz demektir. herþeyden önce. iliþkilerini vb. bu yapýnýn her tarihsel dönemde nasýl bir deðiþikliðe uðradýðýný saptamaða çalýþmalýdýr. ekonomik bolluktan ne anladýðýný açýk seçik tanýmlamasý ve ekonomik bolluðu. bir kalýba Paul A. genel olarak insan yapýsý ile. gereksinmeleri ile. onun dünyasý için yararlý olan mutlak olarak herkes için faydalýdýr. bu doða. zevkleri ve yeðlemeleriyle (tercihleriyle) birer veri olarak alýnýrlar. deðerleri ve umutlarý ile insan. insanýn bütün eylemlerini devinimlerini. köpeðin niteliðini. Sonra da alýyor bu ölçüyü. parçasý olduðu toplumla birlikte bir deðiþikliðe uðramaktadýr. Büyük bir saflýk-la. insanýn karakter yapýsýný. Kitabýnýn Bentham ile ilgili bir bölümünde bakýn Marx ne diyor: “Bir köpek için neyin faydalý olduðunu anlamak istiyorsak. normal insan denince modern bir dükkân sahibi. her çaða. düþünce kategorilerini. belli bir zamanda yaþayan belli bir kiþinin saðladýðý doyum ya da faydadan kalkarak.

n. insanýn bolluk içinde yaþamasý için çýkaracaðýmýz sonucun ne anlamý olacaktýr? Doðrusu. Bu durumda toplumsal bolluðun optimum noktasýna ulaþýldýðý (toplumdaki her üyenin üretici katkýsýný aldýðý paya eþitleyen dengelerin saðlandýðý noktaya-ç. belli bir insan varlýðýný maddesel ve ruhsal bir çerçeveye oturtan bu ortama. onu.dökmüþtür. bu konuda yapacaðýmýz bir araþtýrmadan insan mutluluðu. toplumunun yerleþmiþ kurallarýna ve yönetmeliklerine uygundur! Gene bu mantýktan hareket ederek. Bolluk ekonomisi kuramýnýn üstünde yattýðý bu yumurtadan zorunlu olarak þöyle bir civciv çýkar: Eðer bugünkü ekonomik düzeni deðerlendireceksen. toplumdaki durumuna ve iliþkilerine uygun sayýda kafa derisi (ekonomik pay) alacaktýr. kendi kurallarýna göre yargýlayýp deðerlendirmenin saçmalýðýný göstermek için verilmiþtir. Yukardaki örnek. diðer yamyamlar da. yerleþmiþ davranýþ kuralýna dayanarak. belli bir toplumu. toplumsal düzeni ve onun sözüm ona etkinliðini. týpký özgür bir pazarda serbestçe et satýn alýr gibi. Ýþte. insanýn bolluk içinde yaþamasýna yaptýðý katkýyý. insan mutluluðunu saðlamak konusunda olsun henüz birþey söylemiþ deðiliz. Bu kurallarýn geçerliliði ve akla uygunluðu konusunda olsun. yamyam toplumunun korunmasý ve daha iyi iþlemesi için gerekli düzenlemeleri yapma çabasýnda olmamýz gerektiði sonucuna varabiliriz. yani kendi elleriyle öldürdükleri yabancý sayýsýna göre pay sahibi olacaklardýr. ekonomik örgütlenmenin kendi gereklerine göre yargýlaya- 44 Paul A. kiþiliði bir potada eritip kalýba döken bu toplumsal yapýya.). ekonomik gücünü. yamyam. varabiliriz ya.51 Bir yamyam toplumunda. kendi toplumlarýnýn töresel kurallarýna uygunluk açýsýndan ele almanýn gerekliliði varsayýmýný yapacak olursak sonuçlarýna da katlanmamýz gerek: Yamyam. adam öldürmenin bolluða yaptýðý katkýyý deðerlendirme düþüncesine bilmem ne dersiniz? Burjuva ekonomistlerinin mantýðý ile bu soruya verilebilecek en iyi karþýlýk þu: Yamyamlarýn adam öldürmesi. gene kendi koyduðu kurallara göre. toplum düzeni adýný veriyoruz zaten. bize. Bunlarý anlamýyor burjuva ekonomistleri. kendi marjinal verimliliklerine. kabilesi baþkaný. yamyamlarýn hayatýný. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . dolayýsýyla yamyamlarýn [sayfa 110] ekonomik mutluluðunun saðlanmýþ bulunduðunu sonucuna ulaþabilecek miyiz? Hiç de böyle bir sonuca ulaþamayacaðýmýz açýktýr. gene bu düzenin geliþtirdiði ölçütlere vurarak deðerlendiriyorlar.

sosyo-ekonomik örgütlenmesi. bütün bu deðiþkenler konusunda araþtýrma yapmak baþka þey. halkýn insan gibi yaþayýp mutlu olmasýný engelleyen ekonomik ve toplumsal kurumlarýný ve iliþkilerini belirleyen deðiþkenleri incelemek ise büsbütün baþka birþey! Aðzýndan bolluk ekonomisinden baþka bir söz çýkmayan geleneksel bir ekonomist. çünkü eleþtirilen bu toplumsal katmanlar. Aslýnda bu sorularýn karþýlýðýný vermek. kapitalist toplumun. toplumun “etkin ve baþarýlý” bir örgütlenme düzenine sahip olup olmadýðýný ancak böyle anlarsýn! Bolluk ekonomisi kuramýnýn. Paul A. bütün bu deðiþkenlerin. toprak aðalarýný. onun ekonomik mutluluðu için bir ölçü deðilse. doðrudan doðruya. gelir ve servet daðýlýmýna. canla baþla çalýþarak.caksýn! Yani. kendi toplumlarýnýn ilerlemesine katkýda bulunmadýklarý gibi. klasik felsefe ve klasik ekonomi çaðlarýndan bu yana. Makyavel ve Hobbes gibi yazarlarýn kendi toplumlarýný eleþtirmelerine yol açan tutumlarý da. Smith ve Ricardo’nun. halkýn zevklerini deðer yargýlarýna baðlý olarak artýp eksildiðini anlatmak istemesi de hep bu çabanýn ürünleri. Þimdi. bizim önerimiz nedir? Bunu ölçmek için biz ne yapýyoruz. hep objektif akýl’dan kaynak almýþtýr. papazlarý ve sarayda oturanlarý parazit olarak nitelendirip eleþtirmeleri de. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 45 .52 Eðer bireyin [sayfa 111] pazardaki gözleme gelen günlük davranýþý. tüketici talebinin. objektif akýl bunu emrediyor. kapitalist toplumun kendine özgü üretim aygýtý tarafýndan yaratýlan üretim büyüklüðü ve bileþimi konusunda yapacaðýn eleþtirme ve vereceðin karar. onun. insanýn potansiyel varlýðýný ortaya çýkarýp geliþtirmekteki baþarýsýna bakmaktýr. burada bizi durduracak ve ekonomik bolluðu (mutluluðu) ölçmek için elimizde baþka kavramlar bulunup bulunmadýðýný soracaktýr. ne kadar akla aykýrý ve ne kadar karanlýk bir yolda ilerlenmiþ olduðunu gösteriyor. ama bir parça karmaþýk bir iþ! Bir sosyo-ekonomik düzenin niteliði konusunda bir yargý vermek için eldeki tek ölçüt. ne gibi bir test öneriyoruz? Karþýmýza çýkarýlacak bu sorular bile. sanýldýðýndan daha kolay bir iþe benzer kolay. kaynaklarý tüketici talebine göre nasýl daðýttýðýný açýklamaða çalýþmasý da. içinde yaþanýlan sosyo-ekonomik düzenin birer sonucu olduklarý ise gün gibi ortada. bu toplumdaki üretim aygýtýnýn kurallarýna uygun olmalý. onun büyüme olanaklarýný da ortadan kaldýrýyorlardý. bolluðu ve mutluluðu yaratan koþullarýn araþtýrmasý baþka þeydir.

494. baþka bir tarihsel dönemde akýlsýz-lýk ve gericilik olabilir pekâlâ. az geliþmiþ ülkelerde de durgunluk yaratýyor. tarihin durmak-dinlenmek bilmez akýþýnda yatar ve toplumun kendisi nasýl tarihsel sürecin dinamiklerine baðlý olarak eðriler çiziyor. burjuva ekonomi biliminin kaþlarý çatýlýveriyor. kelbiyûn) arasýnda ya da türlüçeþitli élan vital (hayat atýlýmý.Objektif akýl denince öyle zaman ve mekân içinde donmuþ birþey anlamamak gerek. vitalizm için bkz. burjuva ekonomi biliminin hoþgörüsü de kayboluyor. kapitalist geliþmenin bugünkü emperyalist aþamasýnda. yürürlükteki toplumsal ve ekonomik kurumlara yönelttiði eleþtirmeleri. ilerlemenin doðal ve toplumsal koþullarýnýn somut olarak ortaya koymasýna ve pratik olarak bunlardan yararlanmasýna sýký sýkýya baðlýdýr. . Geri ülkelerdeki toprak aðalarýnýn.akat iþ dönüp dolaþýp da kapitalist kurumlarýn eleþtirmesine (dar anlamda kapitalist kurumlardýr söz konusu olan) gelince. içeriðini deðiþtirmek durumunda kalýyorsa.elsefe Sözlüðü.” gibi eleþtirmelere baþladýnýz mý. baþlýca niteliði ilerlemeye ve objektif akla karþý tarihsel bir dönüþ yapma ve ikizli bir tutuma sahip olma diye belirlenebilecek olan burjuva düþüncesinin. “geri ülkelerdeki sosyo-politik yapý kalkýnmalarýnýn önündeki baþlýca engeldir” gibi. “emperyalizm. bugün yalnýz kendi geliþmiþ ülkesindeki büyümeyi kösteklemekle kalmýyor. saldýrýlacak bir hedef olmak bakýmýndan. örneðin. Materyalist . Hele. diðer yandan da yeni yeni geliþip serpilmekte olan sosyalizm korkusu karþýsýnda bocaladýðý günlerden bu yana. Objektif aklýn diyalektiði ile pragmatizmin göresel kinizmi (cynicism. serveti har vurup harman savurmalarý. objektif akýl da zamanla nitelik deðiþtirir.n.) felsefelerinin Oportünist belirlenemezcilikleri (indeterminateness) arasýnda hiçbir ortak nokta yoktur. s. “Ýnsan bir ýrmakta iki kez yýkanamaz!” Ve bir tarihsel dönemde objektif akýl olan þey. bugünkü ileri ülkelerin ancien regime’lerinde görülmüþ olan israftan hiç de aþaðý kalýr birþey deðildir. insanýn. sosyalist düþüncenin. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Burjuva ekonomi biliminin böyle saldýrýlara bir diyeceði yoktur. Tam tersine objektif akýl. bu eleþtirmeler feodal kalýntýlara yöneltildiði takdirde. zaman zaman hoþgörü ile karþýladýðý görülmektedir. Objektif aklýn diyalektiði. toplum ve doða konularýnda gittikçe geniþleyen [sayfa 112] ve derinleþen bilimsel kavrama gücüne. 46 Paul A. Burjuvazinin bir yandan feodalizmi eleþtirirken. ç.

Bu arada. göz alýcý keskin zekâlarýný. egemen sýnýfýn üstün çýkarý olarak belirdiði savaþ zamanlarýnda. objektif aklýn varlýðýna Paul A. savaþ sona erip de olaðanüstü koþullar ortadan kalkar kalkmaz. gerekli mal ve araçlarýn halkýn elinden zorla alýnmasý uygulamalarý olsun. bu koþullar altýndaki objektif akýl olup çýkýyor ortaya. tahtýndan indirmek için. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 47 . kapitalizmin tekelci aþamasýnda. Örneðin. toplumsal ve zihinsel olarak. belli özel çýkarlarý ve kiþisel yararlarý çiðneyip geçmek. tam bir anlayýþla karþýlanmasý gereken objektif ihtiyaçlar haline dönüþüyor ve kiþilerin pazar davranýþlarýyla açýða vurduklarý bireysel yeðlemeleri (tercihleri) karþýsýnda. savaþ ekonomisi koþullarýna göre ekonominin denetlenmesi olsun. verimsiz iþlerin. geçmiþin yarýþmacý düzenini. liberal ve yarýþmacý kapitalizmin baðrýnda büyüyüp serpildiðini ve hem de bu olgunun kaçýnýlmaz [sayfa 113] bulunduðunu unutmuþ olsalar bile. tartýþma götürmezse büyük bir üstünlük. . Bir tüm olarak kapitalist sýnýf ile toplumun diðer üyeleri arasýnda daima (gizli bir biçimde de olsa) var olan ve zaman zaman bir patlama ile gün ýþýðýna çýkan çatýþma da. bir öngörü geliþtirmiþ kiþiler. ne büyük ölçüde ekonomik. Tekelci kapitalizmin. zafer kazanmanýn. o küçük burjuva dönemi (ya da tabakasý) sularýna demir atýp kalmýþ ekonomistlerin varlýðýný da analým! bunlar. bir gerilim var ve bu gerilim potansiyel ekonomik artýðýn niteliðinin (ve büyüklüðünün) hiç deðilse yaklaþýk bir deðerlendirmesinin yapýlabilmesi bakýmýndan bir sezgi (ve bilgi) yaratýyor. tekelci kapitalizmin akla aykýrýlýðý. sözünü ettiðimiz konularýn anlaþýlmasý açýsýndan bir baþka olanak sunmaktadýr bizlere.akat. kapitalizmin o pek kutsal yarýþma özgürlüðü dönemindeki olgunluðun erdemleri ile birlikte. Silâhlý kuvvetlerde zorunlu görev yapma biçiminde olsun. bu gibi ekonomistler. Demek ki burjuva düþüncesi içinde bir çatýþma. aþýrý tüketimin. bir öncelik kazanmýþ oluyor. toplumsal ve kiþisel zararlara yol açtýðýný algýlayabiliyorlar. har vurup harman savurmasý ve çekilmez kültürel sonuçlarý bakýmýndan bir ileri görüþ. zaman zaman kullanmaktan geri durmuyorlar. kapitalizmin o yarýþmacý. Bir önceki çaðýn kösteklerinden kendilerini kurtarma baþarýsýný göstermiþ ya da doðrudan doðruya “emperyalizm çaðýnýn” içinde doðup büyümüþ birtakým yazarlar ise. artýk. “ekonomik kralcýlýðýn” sonucu olan akla aykýrýlýðýn ve gaddarlýðýn hiç deðilse en göze batýcý belirtilerini görerek.

ç. yakýtýn. Bu durumda. burjuva [sayfa düþüncesi. iþi çoktan kavramýþ olacaktý! Yalnýz az geliþmiþ ülkeler bakýmýndan deðil. geçici olarak gittiði ileri durumlardan hýzla geri çekilmeye.n.114] da. Yaþama standartlarýnýn genellikle düþük bulunduðu yerlerde. geliþmiþ ülkeler bakýmýndan da. “aþýrý tüketimin ne olduðu” konusuna ayýrabilseydi. kolayca tanýmlanabilir. “temel tüketim” kavramý tanýmlanabilir ölçülebilir bilimsel araþtýrmaya tam anlamýyla uygun ve üstünde akla yatkýn bir yargý verilebilen bir kavramdýr. Çok çeþitli tüketim mal ve hizmetlerinin kullanýldýðý. sonuçlarýna da katlanmaz oluyor egemen sýnýflar. bu gibi boþ konulara ayýrdýðý dikkatin bir nebzesini de. kurulu düzen savunucusunun aþýlmaz bir engel olarak görüp göstermesi de keyfilik gerekçesiyle kýnamaya kalkmasý da boþunadýr! [sayfa 115] III Verimsiz iþçilerin tanýmlanmasý hem daha karmaþýktýr. incir çekirdeði doldurmayan konularýn ivedilikle ve önemle ele alýnmasý gerektiðini (!) düþünen burjuva ekonomisi. niceliklerin cinsinden hareketle. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . üç aþaðý beþ yukarý hep aynýdýr. Daha önce de belirttiðim gibi. verimli ve verimsiz iþgücü diye iki ayrý kategori tanýmlamak. burjuva düþüncesi. ölçülemez mi?” gibi. halkýn satýn alýp sepetine doldurduðu malla. ”Marjinal fayda ölçülebilir mi. geleneksel bilinemezciliðinin (agnostisizminin) ve o ünlü “pratik zekâsýnýn” bataðýna saplanýyor. temel tüketim. dönüþ yapmaya baþlýyor. 48 Paul A. tüketimin oldukça yüksek bir düzeye eriþtiði ülkelerde bile. yani bellidir (üç beþ renktir topu topu!). “temel tüketim” kategorisini oluþturan öðeler birer sýr deðildir artýk. savaþ sonu sýkýntýlarýn gibi zor durumlarda bütün ülkelerde yapýlan da tamamen budur. giyim eþyasýnýn.b. konut yüzölçümünün v. Statükonun bilinemezci (agnostik) bir savunucusu “tüketici egemenliðini” dilinden düþürmeyen bir düzen sözcüsü ne derse desin. bir kez daha.53 Daha önce de belirttiðimiz gibi. “adam gibi yaþamak için” zorunlu olan gerçek gelir (para cinsinden deðil. satýn alýnan mal ve hizmetler cinsinden tanýmlanan gelir. kalori cinsinden. hem de niceliklerinin ölçülmesi daha zordur.) büyüklüðünün ve bileþiminin ne olmasý gerektiði konusunda açýk-seçik bir yargý vermek mümkündür.

birçok hallerde. ancak ve ancak. artýk o iþ. kapitalist ekonomide neyin verimli. somut olarak. Sakýn yanlýþ anlaþýlmasýn: Kapitalist düzenin kendi çerçevesi içinde verimsiz iþgücü ürünü deðildir bunlar. Gerçekten de. eðer herhangi bir iþin karþýlýðýnda parasal bir armaðan varsa. böyle bir ayýrým yapmanýn güçlü bir toplumsal eleþtirme aracý olacaðýný ve kolayca. ta gençliðinden beri. Uzun sözün kýsasý. kapitalist sistemin ayakta durabilmesi için gerekli ürünlerdir! Söylemeye gerek bile yoktur ki. toplumun “ileri gelen yurttaþlarýdýr”. bir günlük ücret karþýlýðýnda bir günlük iþ yapan “vicdan sahibi” kiþilerdir! Dolayýsýyla bu gibi kalantor kiþilerin. “her zahmetin karþýlýðý.burjuva ekonomi biliminin öteden beri karþý çýktýðý bir iþ olmuþtur. bu tür iþgücü harcayan kiþiler. bir tür kýsýr döngüye götürür kiþiyi: Belli bir sosyo-ekonomik yapýnýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 49 . bu ekonomik düzenin kendi günlük uygulamalarýna bakýlarak kararlaþtýrýlamaz. [sayfa 116] ! Ýþte konuyu böyle bir açýdan ele alacak olursak. bir sosyo-ekonomik örgütlenmenin “yeterliliði” ve “etkinliði” konularýnda akla uygun bir sýnav (bir test) olarak görülemeyeceðini ortaya koymuþ olsa gerektir. çalýþkan adamlardýr. Burjuva ekonomisti. yangýn bacayý sarmadan onu söndürmüþ olur. kala kala bir tek fark kalýr geriye: Belli bir iþe ödenecek ücret diðerlerinden farklý olacaktýr. Böyle bir karar. taným gereði verimli sayýlacaktýr. kapitalist düzenin canevine yönelecek bir silâha dönüþebileceðini bilmektedir. neyin verimsiz olduðu. böyle bir deðerlendirmenin kabul edilmesi. bir iþin verimliliðini. kapitalist ülkelerin ulusal gelir istatistikleri içinde yer alan ve hiç de önemsiz olmayan bir pazarlanmýþ mal ve hizmet kesiminin pekâlâ verimsiz bir iþgücünün sonucu bulunduðunu öne sürebiliriz. pazar deðerlendirmesinin. Doðrusu bu yolla. çeþitli iþgücü türleri arasýndaki hemen bütün farklar ortadan kalkmýþ olur. gerekliliðini ve yararlýlýðýný anlamak için onun pazarda kendisine bir fiyat bulup bulamadýðýna bakmalýyýz! Böyle düþünerek sýyrýlýr iþin içinden burjuva ekonomisti ve konuyu açmadan kapatmýþ. gene kendi ürettiði. objektif aklýn ýþýðýnda verilebilir. En iyisi bundan hiç söz etmemeli. her külfetin nimeti hiç ayný olur mu?” (!). tarihsel sürecin gereklerine ve potansiyellerine uygun olarak. “verimsiz iþgücü sahipleri” olarak sýnýf- Paul A. tam tersine.54 Buraya kadar söylediklerimizden. gene kendisinin bir parçasý olan bir ölçüye göre yargýlanmasý demektir bu! Demek oluyor ki.

halkla iliþkiler uzmanlarýný. iyi niyet sahibi bu gibi kiþileri fazla sýkmaða da gelmez. Schumpeter. Sonuç olarak elde edilecek kazanç. Çünkü bu. din adamlarýný. basit bir formülün uygulanmasý ile altýndan kalkýlabilecek bir iþ deðildir. gösteriþ için tüketimde kullanýlan ya da kullanýlmasý kiþiye bir tür toplumsal üstünlük saðlayan üretimi gibi alanlarda çalýþmaktadýr. son derece güzel bir örnek veriyor bu konuda . spekülatörler ve benzen iþler yapanlar da verimsiz adamlar sayýlmalýdýr. iyi beyinlerin kolay kolay bulunamamalarý düþünülecek olursa. En geniþ anlamýyla. ulaþmak istedikleri hedefin tersi bir hedefe ulaþmalarý mümkündür!. hukukçularýn kazandýðý parayla ölçülemeyecek kadar büyüktür. üstün beyinlerin. iþ adamlarý ile devlet ve devlet organlarý arasýndaki çatýþmalara bir çözüm bulmaktýr. bunlarýn verimli üretim alanlarýna kaydýrýlmalarý ile elde edilecek sonucun ne ka- 50 Paul A. nadir yetiþen bir sürü beyin sahibinin bu alana yönelmekten kurtarýlmýþ olacaðý noktasýnda toplanýr. borsa simsarlarý. Çünkü bir kere girmiþlerdir göze. kazanýlacak olanýn yanýnda devede kulak kalýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ne de yer verilecektir. Sosyalist bir devlette ise.). tüccar. memurlarý. her çeþidinden lüks mallar üretimi gibi. sonra.landýrýlmasý. ne onlarýn kamu önünde kýnanmalarýna yarar ne de açýktan küçük düþürülmelerine yardým eder. anlamaða çalýþan yazarlardan biri olan Schumpeter’in örneði þu : ”Hukukçularýn yaptýðý iþin büyük kýsmý.çaðdaþ ekonomistler arasýnda “pratik zek┠düzeyinde kalmakla yetinmeyip. vergi kaçýrma uzmanlarýný (malî müþavirlerdir söz [sayfa 117] konusu olanlar. verimsiz olan bu kesim. silâh yapýmý gibi. Reklâm. yapmaða çalýþtýklarýnýn tam tersini yapmalarý. bir ulusun toplam ekonomik çabasýnýn verimsiz olan kesiminin ayrýlarak ölçülmesi.n. bu iþlere ne bir gereksinme duyulacak. tarihsel süreci. Asýl kazanç. Kolayca anlaþýlacaðý üzere. Bu iþgücünü oluþturan iþçilerin pek çoðu. hukukçularý. Ýþgücü verimsiz olan diðer insanlar arasýnda. askerî kuruluþlarda görev almýþ olanlarý saymak mümkün.ç. çok kez görüldüðü gibi. ajanslarýnda çalýþanlar. ancak kapitalist sistemin özel koþullarý ve iliþkileri içinde bir alam ifade eden ve akla uygun bir biçimde düzenlenmiþ ekonomilerde bulunmayacak olan mal ve hizmetlerin üretilmesini saðlayan iþgücünün eseridir. bir nebze de olsa. bunlarý kendi denetimleri dýþýnda kalan bir çalýþma düzeni içine sokmaða kalktýnýz mý.

ortadan [sayfa 118] kalkmak þöyle dursun. “Verimli olmayan emek de gerekli alabilir. fakat bunlarýn iþgücüne olan talep. akla uygun bir kullaným için ayrýlabilecek potansiyel ekonomik artýðýn hesaplanmasýndadýr. verimsiz iþgücü sýnýflandýrmasýnýn dýþýnda kalan bazý iþçilerin de söz konusu olan ekonomik artýktan geçindiði gerçeðini hemen belirtelim.”55 Burada unutulmamasý gereken. çünkü sorun. Diðer taraftan. sosyalist toplu- Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 51 . komünizme doðru ilerleyip ilerlemediðini belli eden göstergelerin baþýnda gelir. bu sonuncu gurupta adý geçen iþçileri. ekonomik artýktan pay almakta olduklarý halde. can alýcý olan nokta þu: Yukarda tanýmýný verdiðim verimsiz iþgücü. Bilim adamlarý. bu pay ile yaþamlarýný sürdürdükleri halde yukarda verdiðim verimsiz iþçi tanýmýna girmeyen emekçiler grubu. yalnýz ekonomik büyüme olanaktan deðil ayný zamanda kapitalizmden sosyalizme geçiþ de söz konusu ise o zaman özel bir önem taþýyacak ve çok yararlý olacaktýr. bunlarý ayrý bir gurup olarak ele almak da o kadar uygun olacaktýr.dar büyük önem taþýyacaðý da anlaþýlýr. azalmak þöyle dursun. oldukça uzun bir süre. “ekonomik artýktan pay alanlar” arasýnda saymak ne kadar uygunsa. bazýlarý ise. Toplumun belli bir dönemde ürettiði ekonomik artýk toplamýnýn ölçülmesi açýsýndan. SSCB’inde görüldüðü gibi. Ancak bu özelliðin yalnýz verimsiz iþçilere ait olmadýðýný. artacak ve daha önce misli görülmemiþ bir yoðunluk derecesine ulaþacaktýr. bir sosyalist ülkenin. Çünkü yukarda tanýmlanan anlamda verimsiz iþgücü ya da emek. akla uygun bir toplumsal düzende. öðretmenler ve benzen iþleri görenler hep ekonomik artýktan pay alarak yaþayan kiþilerdir. temel üretim süreci ile iliþkili deðildir ve toplumdaki ekonomik artýktan geçinir. yaþamasýný sürdürecektir. Tanýmladýðýmýz anlamda verimsiz iþgücünü ortadan kaldýrma.”56 Yukardaki ayýrýmý yapmak. sosyalist toplumun komünizm yönünden ilerlemesi ile yavaþ yavaþ ortadan kalkacaktýr zaten. kilise ve benzeri kurumlar olmadan da yaþanabilecek ortam geliþtirme ve bunlardan kurtulacak insan kaynaklarýný baþka alanlara. sanatçýlar. hekimler. Aslýnda. yargýsý verilebilir. kapitalizmden komünizme geçiþ sistemlerinde. plânlý ekonominin uygulanmaya konulmasý ile verimsiz iþgücü sahiplerinin bir kesimi hemen ortadan kalkacaktýr. insan mutluluðunu ve refahýný saðlayacak alanlara kaydýrma konusunda gösterilecek baþarý derecesi. ordu. aksine.

b. Ýþçileri. toplumun genel ihtiyaçlarýna yönelen. Üretim örgütlenmesinin [sayfa 120] har vurup harman savuran. Kapitalist bir toplumda gizli olan potansiyel ekonomik artýðýn üçüncü türü. verimsiz iþlerden verimli iþlere kaydýrmak da bir baþka çözüm olarak belirir. bu kalemde toplanacak harcamalar da birdenbire büyük bir önem kazanacaktýr ve yeni toplum geliþip yerleþtikçe bu önem artacaktýr. akýl dýþý niteliðidir söz konusu olan bu üçüncü tür ekonomik artýk. Kapitalist bir ekonomide var olan verimsiz iþgücünün hacmini kesin bir biçimde ölçme giriþiminde karþýlaþýlabilecek güçlükler bir yana. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Verimsiz iþçileri askere almak. Böyle zor günlerde herþey vesikaya baðlanmýþtýr ve vesikalarý daðýtmakla görevli kurumlar. Bugünkü toplumdakine kýyasla. saðlýk kuruluþlarý v. ölçme açýsýndan daha büyük güçlükler getirecek niteliktedir. söz konusu ilkenin bir uygulamasýný yapmaða çalýþýrlar. kavram olarak daha öncekilerden daha az karmaþýk olmakla birlikte. bu ölçme görevi. verimli iþçilerin askere alýnmalarýný ertelemek gibi bir çözüm düþünülebilir böyle zor günlerde. bu kesim. örneðin verimli iþçileri gözetme yoluyla. Marx. Ama bireyler arasýnda [sayfa 119] paylaþmaya gidilmeden önce baþka indirimler de yapýlmalýdýr: Bunlarýn baþýnda üretimden baðýmsýz olarak artýp eksilen genel yönetim masraflarý gelir. Bir kez daha belirtelim.mun geliþmesiyle birlikte geniþleyecek bir guruptur.”57 Demek oluyor ki. ekonomik artýktan pay alarak yaþayan fakat yukarda verdiðim üretici olmayan (verimli olmayan) iþgücü kapsamýna da girmeyen insanlarýn yaþamlarýný sürdürmek için ayrýlacak ve kullanýlacak kaynaklar. gibi yerlere yapýlacak harcamalar gelir. okul. ekonomik büyüme amaçlarý için (dolaysýz olarak) kullanýlabilecek potansiyel bir fon olarak düþünülemez. gereksiz tüketimi büsbütün ortadan kaldýrmak þöyle dursun kýsýtlamaða kalkýþmak gibi bir görevden daha belirgin. farklý uðraþlara deðiþik vesikalar verme yoluyla. zor günlerde. “Geriye. bunu önceden görmüþ ve þunlarý yazmýþtýr. son derecede yaygýn bir olgudur bu da ve ayný insan ve malzeme girdisinin kullanýlmasýyla elde edilebilecek üre- 52 Paul A. toplam ürünün tüketime sunulacak öteki kýsmý kalýyor. farklý iþkollarýna. Bugünün toplumunda olanlara kýyasla. bir hamlede bir tepe noktasýna ulaþýr ve yeni toplumun geliþip yerleþmesiyle birlikte azalmaya yüz tutar. Ýkinci olarak. daha açýk seçik bir iþ deðildir.

Birleþik Devletlerde 1925-1929 yýllarý arasýnda görülen aþýrý kapasite konusunda bir araþtýrma yapmýþ bulunuyor. önemli ölçüde azalacaktýr. her iþkolunun tam kapasitede çalýþmasý halinde de. böyle bir iþbölümünün ve uyumun saðlanmasýyla. depresyon (bunalým) zamanlarýnda tam anlamýyla aylaklýða itilen insan gücünden.59 Bu araþtýrmada “Kapasite” þöyle tanýmlanýyor. iþletmelerin tam kapasitede çalýþabilecekleri ve verimli üretimlerini 100 mertebesine çýkarabilecekleri düþünülmesin! Çeþitli iþkollarýnda görülen potansiyel kapasiteler [sayfa 121] arasýnda önemli kullaným farklarý. belli bir dönemdeki yatýrýmlarýn önemli bir kesimini yutan. “Gerçekleþen üretimin yüzde 19 Paul A. “Genel olarak. verimsizliðin kaynaklarýndan biri olan aþýrý kapasitenin (fazla kapasitenin) varlýðýndan.). “çeþitli iþkollarý arasýnda bir iþbölümü.’dir doðal olarak-ç.58 Brookings Kurumu. eldeki iþletmeler. Bir sanayi kolunda kapasite. Burada belirtmek istediðimiz. Burada. 1925 yýlýndan 1929 yýlýna kadar. önemli verimlilik farklarý bulunduðu gibi. D. söz konusu araþtýrma raporunu yazanlarýn da belirttikleri gibi. ortadan tamamen kalkmasa bile. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 53 . bu oransýzlýk. varlýðýndan da deðil gittikçe artmasýndan söz edebiliriz. Brookings Kurumunun bulgularýna göre.timin çok daha altýnda bir sonucun alýnmasýndan sorumlu olan etmenlerden biridir. depolarda yýðýlýp kalacaklarý gözden uzak tutulmamalý!”61 Ne var ki.”60 (Söz konusu olan ülke A. Bu biçimde tanýmlanan (ve oldukça da tutucu bir biçimde tanýmlanan) bu kapasite (teknik hesaplara dayanan ve ticaret istatistiklerinde genel olarak yer alan “normal kapasite kavramýnýn da altýnda bir üretim düzeyi anlamýna geliyor. bolluk yýllarýnda bile. elde edilecek normal üretim miktarýdýr.n. üretim hacminin ne kadar büyüyeceði konusunda bir tahmin yapmamýþlar. boþ kalan kullanýlmayan fizik kapasitelerinden ileri gelen potansiyel kayýplardýr. Bu konuya sýrasý gelince deðineceðiz. Böyle bir tahmin yapmadan bile. Ýlk olarak. kapasitenin yüzde 80-83'ü oranýnda kullanýl-mýþlardýr. iþgünü uzunluðu ve bir günde kaç vardiye yapýldýðý veri olarak alýndýðýnda ve fabrika bakým ve onarým süreleri hesaba katýldýðýnda. fabrikalardan ve diðer üretici donatýmdan söz etmiyoruz. sanayi kollarýnýn daralmak þöyle dursun geniþlemekte bulunduðu zamanlarda bile. B. bir uyum saðlama yolunda yeni bir üretim düzeni kurma çabasýna giriþilecek olursa”. bazý mallarýn alýcý bulamayacaklarý. Raporu yazanlar. Bu incelemenin uyarýlarýndan biri de þöyle: “Sakýn.

bu bölümdeki açýklamalarýmýz. Tahminlere dayanak olan istatistik [sayfa 122] bilgilerin yeterli olmadýklarý ve bundan doðacak sakýncalar bir yana. ortadan kaldýrýlmalarý ve hayvan yemi olarak kullanýlmalarý þeklindeki çeliþki. bir yandan da çürümeye býrakýlmalarý. kesin bir biçimde ortaya koymak da deðildir.. talep.. Eldeki daðýnýk bilgilerin derlenip toparlanmasýyla varýlabilecek sonuç. durmaktayýz. yukardakine benzer “fazla kapasite araþtýrmalarý” yapýlmýþ deðil. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . tanýmlanmasý güç olsa bile fazla kapasite diye bir olgu vardýr. ana hatlarýyla. benimsenecek olan “kapasite tanýmýna”. potansiyel ekonomik artýðýn çeþitli biçimleri üstünde. Ne var ki. kör gibi etmenler karþýsýnda hangi oranda kapasite kullanýlmasýnýn normal sayýlmasý gerektiði konusunda verilecek ipucuna baðlý olarak deðiþecektir. 1929 yýlýndaki Amerikan ulusal gelirinin yüzde 20’si olduðunu söylersek herþey biraz daha iyi anlaþýlmýþ olur! Savaþ sonrasý döneminde. Ýkinci Dünya Savaþýný izleyen o misli görülmemiþ bolluk yýllarýndan hemen sonra. kolay çürütülebilir þeylerdir genel olarak.” demekten de kendilerini alamamýþlar.fazlasýnýn elde edilmesinin mümkün bulunduðunu belirtmek gerekir. belli bir zamanda ve belli bir ülkede potansiyel ekonomik artýðýn hacmini. verimlilik artýþýnýn 15 mil-yar dolaylarýnda bulunacaðý söylenebilir. bu araþtýrmalarýn içine girmiyor tabiî. Bir araþtýrmacýnýn yaptýðý hesaplara göre. fazla kapasitenin akýl almaz oranlara yükseliverdiðini göstermektedir. (fazla kapasite konusunda yapýlacak) bir tahmin. Aþýrý kapasite (kullanýlmayan kapasite) konusundaki bütün tahminler tartýþma götürür. birþeyi tanýmlamakta karþýlaþýlan güçlükler. Bu tutarýn. üretimleri bir yandan çeþitli denetleme programlarý ile kýsýtlanýrken. “israf edilmesi” olgusu da. o þeyin varlýðýný yadsýmamýz için yeterli neden olacak deðildir bu konuda. 54 Paul A. fazla kapasite’nin yarattýðý israf kadar açýk-seçik görülebilen somut bir olgudur. Tekellerin ve tekelci yarýþma koþullarýnýn yarattýðý. “normal” olarak nitelenen kapasite kullanýmýnýn niteliðine yani ne ölçüde bir kullanýma normal denileceðine ve pazar. Para ile belirtildiðinde. 1952 bolluk yýlýnda bile (hem de tutucu ve ölçülü bir tahminle) toplam kapasitenin ancak yüzde 55’i kullanýlmaktadýr.62 Önemli ölçüde yiyecek maddesinin. kaynaklarýn boþ yere kullanýlmasý. Aslýnda.

Küçük. . özel markalar için sýnýrlý oluþu. Vardýr ama.. gerekse malzeme israfýna yol açýyor. diye düþünmek için elimizde pek çok kanýtlar da bulunmaktadýr. dýþ görünüþlerinde farklý þeylermiþ gibi bir hava verip pazara sürme iþine ürün farklýlaþtýrmasý denilir. bunu hesaplayan çýkmadý bugüne kadar! Ýster. belli iþletmeler için sermayenin sýnýrlý oluþu gibi nedenlerle. bugüne kadar bir Tanrýkulu da çýkýp.n. daðýtým ve ticaret alanlarýnda-. Ürün farklýlaþtýrmasý adý verilen. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 55 . Tam tersine. standartlaþtýrma ve büyük çapta üretime gitme yoluyla birim maliyetlerini önemli ölçüde azaltabileceðinden bir kuþkumuz olmayacaktýr.. bu ise. birçok iþletme en uygun üretim ölçeðinin altýnda (hem de çok altýnda) çalýþmak zorunda kalýyor. bilinen teknolojiye göre.benzeri koþullar altýnda bile teknolojik bakýmdan en uygun üretim ölçeklerinde çalýþan iþletmeler yok deðildir. küçük iþletme gibi kullanýlmaða haþlýyor. þurasýndan burasýndan deðinip geçen yazýlana ise sýk rastlanýyor. görünüþte farklý olan mallarýn standartlaþtýrýlmasý halinde elde edilecek tasarrufu [sayfa 123] hesaplamýþ deðildir. büyük iþletmelerin bol ve ucuz mal üretmeleri engellenmiþ oluyor. tekel. akla uygun bir üretim.63 Paul A. büyük iþletme. mantar gibi bitivermiþ iþletmelerin sürekli varlýðý ve gittikçe çoðalmalarý -yalnýz sanayide deðil. pazarýn.Tekellerin ve tekel-benzeri büyük iþletmelerin yol açtýðý potansiyel ekonomik artýk kaybýný bütünlüðü ile ele alýp tek bir baþlýk altýnda inceleyen yazýlara pek rastlanmýyor. etkinlikten uzak. Bu konuyla ilgili olarak üzerinde durulmasý gereken ilk ve önemli olgu þudur. elektrik sobasý. artýk birim maliyetlerin düþürülmesi için üretim ölçeðinin daha da büyütülemeyeceði bir sýnýra gelip dayanmýþ tekelimsi iþletmeler vardýr. eðer teknik olarak en etkin ve ekonomik olan iþletmelerde yoðunlaþan bir üretime gidilmiþ olsaydý ne gibi kazançlar saðlanýrdý. yapýsý demek deðildir elbet. baþka deyimle. ayný meta. üretimin sýnýrlanmasý gerekiyor. (Týpatýp ayný olan mallara. diþ macunlarýný. otomobil gibi. dokumalarý. büyüklüðü tam olarak kestirilemeyecek korkunç bir kayýptýr bu. çeþitli sabunlarý. Gerçi. isterse. bunlarýn sayýlarý da oldukça azdýr. ayakkabýlarý ya do kahvaltýlýk yiyecekleri düþünelim. baþka deyimle. gerek iþgücü. Benim bildiðime göre. diðer elektrikli gereçler gibi dayanýklý tüketim mallarýný ele alalým. çeþitli markalar altýnda satýlmakta ise ürün farklýlaþtýrmasý yapýlýyor demektir-ç.). buzdolabý. özellikle tarýmda. bu konuya. akýldýþý bir olay nedeniyle.

onlarý yanlýþ yöneliþler içine itiyor. bütün yetiþmeleri ve geliþmeleri boyunca insanlar. toplumda bir özel nitelik konumu kazanmaða yönelmiþ çabalarýna yardýmcý olmak içindir. etkinliði en yüksek düzeye çýkarmak gibi kaygýlan da yoktur. bilimsel araþtýrmalardan toplum. Ýnsanýn ta kendisidir bu varlýk! Büyük þirket imparatorluklarýnýn deðirmeninde durmadan aþaðýlanan. kimbilir ne büyük yarar saðlayacaktý. çürütülen.) ödemeleri. bu þirketlerin. bilginlerin çalýþma isteklerini azaltýyor.65 Parayý veren düdüðü çalýyor ve bilimsel çalýþmanýn böyle bir desteðe ve yönetime boyun eðmek zorunda kalmasý da onun genel görünümünü. Bu durum. Tekelci durumlarýnýn gölgesine sýðýnmýþ bu iþletmelerin öyle maliyetleri en düþük düzeylerine indirmek gibi. araþtýrma konularýný seçiþini ve kullandýðý yöntemleri etkiliyor. gene üretim düzeyi ile baðdaþmayan son derecede yüksek maaþlar (primler v.Ýþletmelerin akla-aykýrý ölçüde olmalarýnýn sonucu olarak ortaya çýkan ve kaynaklarýn har vurulup harman savrulmalarýna yol açan bu durum. küçük fakat son derecede önemli potansiyel bir varlýðý da gözden kaçýrmayalým. yaratýcýlýk için gerekli özendirme ve dürtüyü vermiyor onlara ve dolayýsýyla bilimsel geliþimi kösteklemiþ oluyor. yöneticilerine. tekelci dev iþletmelerin varlýðý ile dengeleniyor. propaganda ve reklâm karþýsýnda deliye dönmüþ. Eðer böyle kaygýlarý olsaydý küçük iþletmelerin ömrü de pek [sayfa 124] uzun olmazdý. bilimsel ilerlemeden elde edilebilecek top- 56 Paul A. büyük þirketlerin kendileri için kurmuþ olduðu bu tuzak-lardan kurtulamazlar. bocalayýp kalmýþ sýradan erkek ve kadýnlardýr. sakatlanmýþ. bilimsel buluþlarýn kullanýlma biçimi belirlediði için.b. Gene bu durum. kurtulamýyorlar64 Buraya kadar söylenenlerden daha çabuk gözden kaçan. büyük þirket siyasetine uygun olarak. malî baðlantýlarýný güçlendirmeye. bozulan ve iðdiþ edilen sýradan insanlar. Sýrasý gelmiþken önemli bir konuya deðinmek zorundayýz: Dev iþletmelerin son derece yüksek ve üretimle ilgisi bulunmayan bazý giderlere katlanmalarý. kiþisel nüfuzlarýný geniþletmeye ya da özellikle. daha kolay unutulan bir gerçek daha var: Kâr elde etme amacýyla iþletmelerin ve silâhlanma yarýþýný hýzlandýrma amacýyla hükümetin denetiminde bulunmasýydý. bir bakýma. Tekelci iþ çevrelerinin sistemli olarak çürütmeðe yeltendikleri. Büyük iþletmenin bütün istediði. karþýsýna daðlar gibi mal yýðýlmýþ. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .

Ýþsizliðin ve kaynak kullanýmýndaki yetersizliðin bu iki nedenini birbirinden ayýrmak ve her birinin sonuçtaki sorumluluðunu ayrý ayrý saptamak son derece güç olmakla birlikte. kapitalist sistemin bazý aksaklýklarý ve bozukluklarý vardýr. kapitalizmde var olan israfý ve akla -aykýrýlýðý ortaya koymak istememelerinden deðildir bu! Pekâlâ biliyorlar bunlarý ve ortaya koymaktan da çekinmiyorlar. bu durumun kanýtlarý o kadar çok ki! Kapitalist ekonominin karmaþýk örümcek aðý içinde gizlenen potansiyel ekonomik artýðýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 57 . dördüncü potansiyel ekonomik artýk biçimi olan bu kategoriyi sonuncu olarak ele alýyoruz ama. kamu hizmetlerinde yenilikler yaratma. ancak bunlar. bugüne kadar sistemli bir araþtýrmaya konu olmuþ deðildir. ekonomik artýðýn büyüklüðünü istatistiklere dayanarak ölçmeðe kalkan da çýkmamýþtýr hiç! Ekonomistlerin. söz konusu israf ve akla-aykýrý ekonomik düzen. fakat daha çok. onlara göre. gerekli reformlarla ortadan kaldýrýlabilir þeylerdir ya da kapitalist geliþim süreci içinde. potansiyel ekonomik artýðýn gizlendiði biçimlerin sonuncusuna gelmiþ bulunuyoruz. artýk mýzrak çuvala sýðmamaða baþlayýp da. zamanla ortadan kalkmaya hükümlü. eski ürünlerin yerine yenilerini koyma ve yeni üretim yöntemleri bulma gibi konularda olsun. Son zamanlarda. kapitalizm -öncesi dönemden kalma çað dýþý kalýntýlardýr.. teknolojik araþtýrmalarý paralarýyla destekleyen özel çýkarlar. bu sorunu küçümseme modasý çýktý bu kez. etkin talebin yetersizliðine baðlanan. Atom enerjisi [sayfa 125] konusunda olsun. bu. iþsizlik ve materyal kaynaklarýn eksik kullanýlmasý sonucu. çok çeþitli ve þu ya da bu ölçüde kolaylýkla tanýmlanabilen biçimleri. bir bolluk çaðý olan günümüzde böyle “küçük meselelerin lâfý mý olur” tutumu egemen olmaya baþladý. onun en az önemli kategori olmasý anlamýna gelmesin! Bu sonuncu potansiyel ekonomik artýk þöyle tanýmlanabilir: Kýsmen üretim aygýtlarýnýn bir arada iþlemelerindeki uyum yetersizliðinden [sayfa 126] ileri gelen. çözümleme amacýyla.. fakat durumun nedenleri olarak gösterdikleri etmenler bizimkilerden farklýdýr. teknik olanaklarýn üretimde kullanýlmasýný sýk sýk ve ciddî olarak engellemektedir. gittikçe daha belirgin bir hale gelince ve bunlarýn kapitalizmin arada sýrada görülen aksaklýklarý deðil özünde bulunan kusurlarý olduðu iyiden iyiye anlaþýlýnca. bunlarý Paul A.66 Kapitalist ekonomide.lumsal çýkarlarý da sýnýrlýyor. toplumun uðradýðý üretim kaybý.

ölçülüp deðerlendirilmemiþtir bugüne kadar. söz konusu uçurumu büsbütün geniþleten ve friksiyonel iþsizliðin katkýsýndan daha büyük önem taþýyan bir etkiler zinciri geliyor. düzeyleri arasýndaki farklar olarak toplanýp.) olarak adlandýrýlan durumda bile. ancak büyük bir gecikmeyle ve israfa yol açtýktan sonra gerçekleþebilmektedir. bolluk zamanlarýnda ve bunalým dönemlerinde gerçekleþmiþ üretim. Deðerlendirilemeyince de. bu konuya yukarda da deðinilmiþti. iþgücünün olsun. (Böylece etkin talep yetersizliðinden ileri [sayfa 127] gelen yaygýn kitle iþsizliði. üretim kapasitesinin olsun kýsmen âtýl durduðu gerçeði gözden kaçýrýlmýþ oluyor. ayrýca.n. Etkin talep yetersizliðinden ileri gelen iþsizlik. yararlý olan diðer iþlere kaydýrýlabilir ve böylece üretim süreci ile yeniden bütünleþebilirdi pekâlâ. kapitalist ekonomide. ister istemez tam çalýþtýrma (alabileceði ücret düzeyinde çalýþmaya gönüllü olan kimsenin iþsiz kalmadýðý durum-ç. baþka alanlara. emekten tasarruf saðlayan çeþitli araç ve gereçlerin üretime sokulmasý ve eski makine donatýmýn ýskartaya çýkarýlmasý gibi nedenlerle iþçiler açýða çýkarýldýklarýnda “friksiyonel iþsizlik” ortaya çýkmaktadýr. yalnýz eli iþ tutan.) Kapitalizmin yapýsýndan sürekli olarak var olan bu potansiyel üretim kaynaklarý iþsizliði. çalýþabilecek insangücü ve materyel kaynaklarýnýn üretim için seferber edilmesini de baltalýyor. âtýl hâle gelen iþgücü ve makina -donatým. yalnýz aktüel kaynaklarý deðil. Akla uygun bir planlamanýn getirdiði koþullar altýnda bile. Potansiyel ve aktüel ekonomik artýk kategorileri arasýndaki büyük uçurumun en önemli nedeni askerî harcamalardýr. iþsiz sayýsýnýn hiç de öyle az olmadýðý. donatýmýný etkilemekle de kalmýyor. çalýþabilir durumda bulunan insangücü kaynaklarýný ve iþletilmeye hazýr üretim. bunu biliyoruz. Bu nedenlerle boþ kalan. iþadamlarýnýn. bu tür kayýplar bütün önlenemiyor. potansiyel kaynaklarý da etkilemiþ oluyor. “bu iyi günler bir 58 Paul A. “bolluk dönemi üretim düzeyi” olarak tanýmlanan üretim düzeyinin bile.birbirinden ayrý ayrý ele almak yararlýdýr. ne var ki. ekonomi dilinde “friksiyonel iþsizlik” adýný almaktadýr. ayný zamanda. bunun hemen arkasýndan da. Pazar talebinin bileþimindeki bir deðiþiklik gibi. fakat hiç deðilse önemli oranda küçültülebiliyor. etkin talebin yetersizliðinden ileri gelen iþsizliðin yarattýðý. böyle bir tam çalýþtýrma döneminde. bu dönüþüm zaman almakta. bir dönemden ötekine deðiþen bir yoðunlukla. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Uyum yetersizliðine baðlanan iþsizlik.

yapýlan hesaplar. gene de kitle iþsizliðinden ileri gelen potansiyel ekonomik artýk hacmini. bu hesaplarda. verimliliðinde de bir deðiþiklik olmamýþtýr varsayýmý. 1938 yýlýnda ise. yavaþ bir tempoda da olsa artmýþ bulunacaktý. 43. bu yýlý izleyen 9 yýl içinde de çalýþmakta bulunsaydý. iþsizlik oranýnýn yüzde 33’ten daha büyük olduðu söylenebilirdi. biz bütün çalýþanlar 1 yýl 2 aylýk izne çýkabilirdik ve bundan doðacak üretim kaybý. ekonomik dalgalanmanýn (konjonktürün) çeþitli evrelerindeki üretim düzeyleri arasýndaki farklara dayandýrýldýðý için. iþ (çalýþma) düzeyindeki dalgalanmalardan ileri gelen üretim kaybýnýn toplam hacmi de. üretim ve yatýrým plânlarýný sýnýrlý tutmalarý nedeniyle.yýl birimiyle söylenecek olursa. Ýþte. 1931. (1929 yýlý ulusal geliri 81 milyar dolardý. 1938). Ne kadar tutucu olurlarsa olsunlar. 1930. gerçek boyutlarýyla görünmemiþ oluyor. geçen 9 yýl süresince kaybolan üretimden hiç de yüksek olmazdý. bir zamanlar. potansiyel üretim düzeyinden hayli düþük bulunduðu anlaþýlmýyor. Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 59 . Eðer 1929 yýlýnda çalýþmakta olan herkes. Geçici Ulusal Ekonomi Komitesinin bir toplantýsýnda yaptýðý açýklamada (1. Gerçekte ise Lubin’in de kabul ettiði gibi. [sayfa 128] Bu durumu baþka sözlerle þöyle anlatabiliriz. bu dönemde çalýþan nüfus 6 milyon kiþi kadar artmýþtýr.”67 1929 yýlý fiyatlarýyla.gün sona erecek ve yeniden kötü günler baþlayacak” diye düþünmekten kendilerini alamayarak. 1932 yýllarýndan 1938 yýlýna kadar yaygýn iþsizlik dolayýsiyle kaybolan iþgücü. Amerikan Çalýþma Bakanlýðý Ýþgücü Ýstatistikleri Bölümü Baþkaný olan Isador Lubin. Örneðin. þunlarý söylüyor: “Çalýþan toplam nüfusun hep 1929 yýlý düzeyinde kaldýðýný varsaysak bile.69 Ayrýca. bu hesaplar. Lubin’in yaptýðý hesaplarýn þu iki varsayýma dayandýðý da gözden uzak tutulmamalýdýr: (1) Çalýþan nüfus 1929-1938 döneminde hiç deðiþmemiþtir varsayýmý ve (2) Bu dönemde adam baþýna üretim. Adam baþýna üretim verimliliði ise. yeterli sayýlabilecek bir ölçüde gözler önüne sermektedir. þimdi.500’ne ulaþmaktadýr. çalýþabilir iþgücündeki bu artýþý ve 1920’lerde görülen adam baþýna üretim. adam . yani bir bakýma gözden kaçmýþ oluyor. uðranýlan ulusal gelir kaybý 133 milyar dolarý bulmaktadýr. 1929 yýlýnýn ekonomik koþullarý ufak tefek deðiþmelere uðrasaydý.)68 Oysa 1929 yýlýnda da çalýþmayan ve dolayýsiyle üretim donatýmýnýn âtýl kalmasýna yol açan iþgücü oraný toplam iþgücünün yüzde 20’sine ulaþmaktaydý. Aralýk.435. Böylece.

1929'-dan sonra uðranýlan ulusal gelir kaybýný 293 milyar dolar olarak hesaplamýþtýr. bol miktarda silâh ve cephane üretimi. ülkeden ülkeye ve zaman zaman deðiþmeler göstermekle birlikte.”70 Bu hesaplarýn 1938 yýlýna kadar yapýlmýþ olmalarýnýn nedeni. Toplantý tutanaklarýna geçen iþsizlik koþullarý. Birleþik Devletler potansiyel ekonomik artýðýnýn hem de bir kýsmý’nýn harekete geçirilmesiyle omuzlanmýþtýr. Ýþsizlikten iler gelen israfýn ne yalnýz Amerika’ya özgü bir olgu. [sayfa 129] müttefiklerine yiyecek vesair maddeler yardýmý v. Savaþ ve seferberlik. Bu israfýn ulaþtýðý boyutlar. Eðer kaybolan bu üretim gerçekleþebilseydi. IV Potansiyel ekonomik artýk. Bean. savaþ yýllarý boyunca Birleþik Devletler. her zaman toplam üretimi. zor günlerin koþullarý altýnda giriþebileceði 60 Paul A. üretilmediði için kayýp sayýlan deðerlerin etkilerini yalnýz iþsizlik olarak düþünmek de yetmiyor. Herkesin bildiði gibi. Savaþýn bütün yükü -ki tarihin yazdýðý en büyük ve en masraflý savaþtý. Ýkinci Dünya Savaþýnýn patlamasýna kadar sürüp gitmiþtir. “Amerikan Tarým Bakanlýðýndan Dr. akla uygun bir örgütlenmeye sahip toplumda görülebileceðinden oldukça aþaðý bir düzeye indirmiþtir. için 12 milyonu aþkýn bir insan kitlesini “askerî üretim aygýtý” için seferber etmekle de kalmadý. Üretilmediði için. sözü geçen Komite’nin bu tarihte toplanmýþ olmasýdýr. kapitalist ekonomi düzeninin akla aykýrýlýðýný kavramak için önemli bir bilimsel kategoridir ve kapitalist düzenin zor günlerde. üretim kimbilir ne düzeylere ulaþacak ve toplum. bundan kimbilir ne büyük yararlar saðlayacaktý?. ayný zamanda kendi sivil halkýnýn tüketim düzeyini de arttýrdý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .verimliliði artýþýnýn 1930’larda da sürüp gitmesi gerektiðini dikkate alan bir baþka araþtýrmacý. Amerikan ekonomisinde ne kadar büyük bir üretim potansiyelinin uyumakta olduðunu.b. eðer çalýþma gücü ve yeteneði ile iþsiz milyonlarýn yaratýcý dehasý yeterince kullanýlabilseydi. H. L. her türlü istatistik hesabýn da üstünde bir inandýrýcýlýkla ortaya koydu. ne de yalnýz tarihsel bir olgu olarak deðerlendirilmesi doðru olur. bu-. kapitalizmin tüm tarihsel geliþimi boyunca bütün ülkelerde de görülmüþtür. bilmem bu konunun altýný yeniden çizmenin bir gereði var mý? Bu olgu. günümüzde de görüldüðü gibi.

. özünde farklý bir kavram olarak. özel iþletmelerin kâr düþüncesiyle yürüttükleri üretim ve tüketim düzeylerini yansýtmadýðý gibi. üretim düzeyinin. aklýn ve bilimin ýþýðýnda ortaya koyduðu üretim ve tüketim düzeylerini yansýtmaktadýr. yalnýz ve yalnýz. (maksimumu) demek deðildir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 61 . gereksiz sayýda ürün farklýlaþtýrma yöntemine son verilmesi (standart ürünlerin sanki baþka baþka þeylermiþ gibi pazara sürülmesinin önüne geçilmesi-ç.ortadan kaldýrýlmasý. gene ayný þekilde plânlanmýþ “en uygun” tüketim düzeyinin çýkarýlmasýyla elde edilecek deðer. Bizim kullandýðýmýz anlamda en uygun ya da optimum. Plânlý ekonomik artýðý þöyle tanýmlayabiliriz. sosyalist bir toplumun.uygulamalarda kolaylýk saðlayabileceði gibi.) ve yarattýðý toplumsal baskýlarýn bir sonucu olan üretim ve tüketim düzeylerini de yansýtmamaktadýr. deðerlendirilmelidir. bizim kullandýðýmýz “en uygun” kavramý. üretici kaynaklarýn tümü için [sayfa 130] seçilmiþ bir “en uygun kullanma düzeyinde”. burjuva ekonomistlerinin dillerinden düþürmedikleri “optimum” kavramýndan.n. Örneðin kaynaklarýn kullanýlmasý söz konusu olduðunda bu kavram þu olgularý anlatýr: Toplumun üretim aygýtýnýn köklü bir akla uygunluk düzeyine eriþtirilmesi (etkin olmayan üretim ünitelerinin -iþletmelerin.. sosyalist bir düzende. kapitalist düzenin gelir paylaþýmýnýn. düzeyinden. en büyük ekonomik ölçeklere ulaþýlma yollarýnýn bulunmasý gibi yöntemlerle saðlanýr bu).n. plânlý ve “en uygun” üretim.. özel iþ adamlarýnýn ya da þirketlerin birbiriyle Paul A. Bizim taným bakýmýndan can alýcý olan. plânlý ekonomik artýk ise. Bizim kullandýðýmýz “en uygun” kavramý. Eðer üretim çalýþanlarýn gönüllü olarak iþ gününü kýsaltmalarýndan. verimsiz iþgücünün (daha önce tanýmladýðýmýz anlamda) ortadan kaldýrýlmasý. zevklerinin (modalarýnýn-ç. kapsamlý bir plânlamaya giriþmek açýsýndan anlamlýdýr. tarihsel olarak verilmiþ doðal ve teknolojik koþullar altýnda elde edilebilecek. ekonomik kalkýnma zorunluluðunu kavramakta da yardýmcý olur. insan ve doða kaynaklarýnýn bilimsel bir politika uyarýnca korunup geliþtirilmesi ve benzeri olgular. eðitim için ayrýlan zamanýn arttýrýlmasýndan ve saðlýða zararlý iþlerin (örneðin kömür madeninde çalýþmanýn) ortadan kaldýrýlmasýndan ötürü azalmakta ise en büyüðün altýnda bir üretim düzeyinin en uygun üretim [sayfa 131] düzeyi olarak deðerlendirilmesi doðru olacaktýr. belli bir zamanda elde edilebilecek üretimin en büyüðü. Burada kullanýlan “en uygun” kavramý.

bazý tarihsel veriler üstünde uygulama ve kullanma iþine geçebiliriz. daha var: Sosyalist bir ekonomide. fakat toplumun belli bir zamanda. sýfýra eþit de olabilir. Þimdi bu araçlarý. temel tüketim ölçütünün göstereceði düzeyin bir hayli üstünü çýkabilir pekâlâ. akla uygun bir plân çerçevelinde belirlenmiþ bulunsunlar! Demek oluyor ki. küçük de. okla uygun bir plân çerçevesinde belirlenmesidir. [sayfa 132] 62 Paul A. insan ihtiyaçlarýnýn yapýsýna ve geliþimine baðlý olarak deðiþecektir. Sosyalist bir ekonomide tüketim. üretici kaynaklarýn geliþmiþlik derecesine. Çözümlememiz için gerekli ilkel araçlarýn incelenmesi burada sona eriyor. hiçbir zaman. kaynaklarýn “en uygun” biçimde yönetilmeleri. tarihsel süreçte toplumun ulaþtýðý evreye. ne kadar tasarruf edeceðini ve ne kadar yatýrým yapacaðýný açýk-seçik ortaya koyduðu. sosyalist bir toplumdaki aktüel ekonomik artýk. “sansa baðlý” olarak ortaya çýkmasý ya da belirlenmemesi. tüketimin.uyum içinde bulunmayan kararlarý sonucu. net yatýrýmýnýn sýfýr olmasýný kararlaþtýrmýþsa! Bu artýðýn büyüklüðü. ne kadar üreteceðini. yalnýz temel tüketim düzeyinde tutulmasý anlamýna gelmemektedir. Yeter ki.71 Bunlardan öte bir önemli konu. ne kadar tüketeceðini. tabii eðer sosyalist toplum. kapitalist toplumdaki aktüel ekonomik artýktan büyük de olabilir. toplam tüketim düzeyi olsun. bugünkü tüketim ile yarýnki tüketim arasýndaki toplumsal tercihleri de yansýtan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . aktüel olarak elde edilen ekonomik artýk olsun. kârý en yüksek düzeyine çýkarma (kâr maksimizasyonu) mekanizmasý ile deðil.

O halde sermaye. bu yol bizi çýkmaza götürür. kapasitelerin tüketim giderleri yoktur. verimliliði arttýran sermaye mallarýna mý dönüþtüðü yoksa mal ya da altýn stoklarýný arttýrarak. aktüel ekonomik artýk içinde.b. Çalýþma Ekonomisi alanýnda araþtýrmalar yapan Heller komitesi de buna benzer kavramlar kullanýyor. çeþitli ülkelerde. Buna karþýlýk. içine. oyuncularý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 63 .e. 49 J. 52 Bu alandaki büyük otoritelerden sayýlan Profesör Scitovsky bakýn ne diyor: “. and Democracy. Kaliforniya Üniversitesinde. orada da sermaye azalýyor demektir. kapitalistlerin temel tüketimlerinin üstünde kalan artý deðer öðelerini kapsamýyor. baþkalarýnýn üretiminden aldýklarý payla. konut Paul A.” A.” Ricardo. tüketici egemenliði kavramým bir kenara atmamý? gerekir. 47 “Toplumun saygýdeðer birçok katmanýndaki insanlarýn emekleri. 48 Marx. Cilt I. topluluðun (kamunun) yeðlemelerine göre yargýlayýp deðerlendirilir. Scitovsky. her türden edebiyatçýyý. Principles of Political Economy and Texation (Everyman’s Library baskýsý).” T. el ulaklarýnýn emeði gibidir bunlarýnki de. s. 194. Aktüel ekonomik artýk ise. üretici kaynaklarýn eksik ya da kötü kullanýlmasýndan ileri gelen üretim. 46 Bu kavram da Marx’ýn kullandýðý anlamda artý deðerden farklý bir üretim kesimini anlatýyor. ekonomik artýðýn. Baþka bir deyimle. Kamuya sözüm ona hizmetçilik eden bu kiþiler. Çünkü artý deðer.. Capitalism.b. bütün ordusu ve donanmasýyla [sayfa 133] verimsiz kiþilerdir. temel tüketim kavramý. hiçbir verimli deðeri olmayan emeklerdir.Dipnotlar 44 Aktüel ekonomik artýk. yiyecek. Marx’ýn artý deðer kavramýndaki kapsamdan daha dardýr. 668. topluluðun isteklerine göre. eðer toplumun toplam tüketimi toplam üretimi ile karþýlamýyorsa. avukatlýk görevidir.. artý deðerin yalnýz bir kesimidir.. Çünkü. sermaye birikimine giden kesimdir. 51 “Ekonomik kurumlarýn iþlevi. bunlara örnek olarak. Aslýnda kenara atýlmasý gereken “tüketici egemenliði kavramý” deðil. 150.A. tarihe karþý oynadýðý rol. fakat akýlda tutulmasýnda ila yarar var: ekonomik kalkýnma açýsýndan. ancak dolaylý ve önemsiz bir etki mi yaptýðýný bilmek son derece önemlidir. 1951). hukukçularý.n. kayýplarý gösterilebilir. (New York. s. yaþamak için gerekli giderler göstergesini düzenlerken “temel tüketim” kavramýndan yararlanmaktadýr. s. yani baþkalarýnýn sýrtýndan geçinir giderler. kuruluþlar için yaptýðý harcamalar da aktüel ekonomik artýðýn kapsamýnda deðildir. o toplum sermayesini arttýrýyor demektir. Papazlarý. bir kez yürümeðe baþladýk mý bu yolda duramayýz bir daha ve sonunda. doktorlarý.Eðer bir kez tüketicinin kendisi için neyin iyi. 5. de Wealth of Nations (Modern Library baskýsý). (Kerr baskýsý).. diðer taraftan da. Bunu. 1951) s. ekonomik hayatý.. s. kamunun arzularýna göre biçimleyip örgütlemektir. 50 Capital. opera dansçýlarýný v. ya üretimin artmasý ile ya da tüketimin kýsýlmasý ile artar. Socialism. müzikçileri.) 45 Bu noktada bizi fazla oyalamamalý. s. Schumpeter. temel nitelikte olmayan kamu giderlerini içermiyor... 177. artý deðer kavramýna girmeyen bazý ögeleri de almaktadýr. ordu için v. bu kavramýn burjuva ekonomi biliminde oynadýðý. kamunun yönetim için. “Eðer bir ülkenin yýllýk üretimi yýllýk tüketimim aþýyorsa.. Örneðin hükümdar emrinde çalýþan bütün adalet ve savaþ görevlileri ile. Bir ekonomik örgütlenmenin etkinliði.. “toplumun teknik gücünü arttýrmada”. (Oysa bu sonuncu harcamalar toplam artý deðerden ayrýlan paylarla yapýlmakladýr-ç. 295. 143. 1950). toplam ulusal üretim eksi iþçilerin gerçek geliri diye de tanýmlayabiliriz. opera þarkýcýlarýný.. týpký hizmetçilerin. s. Welfare and Competition (Þikago.g. neyin kötü olduðunu bilip bilemeyeceðini soruþturmaya baþladýk mý. Birleþmiþ Milletler uzmanlarý. 53 Amerikan Çalýþma Bakanlýðýnýn Ýþçi Ýstatistikleri Bürosu. toplamý net üretimden iþçilerin aldýðý payýn çýkarýlmasýyla elde edilir. Theories of Surplus Value (London. bir yandan.

Caloric Requirements (Washington. yalnýz. büyük çaplý iþletmelerde üretim yapýlmasý. bir daralma nedeniyle üretimini kýsmak zorunda kalmýþ sanayi kollarýnda bile uzun süreli bir aþýrý bir kapasitenin var olmasýna gerek yoktur. Cilt 11. 19. 20. söz konusu “pazar herþeyi deðerlendirir” ilkesini eðip büküp kullanmaða kalkacak ve bin bir dereden su getirerek. 59 America’s Capacity to Produce and America’s Capacity to Consume (Washington. . Yukardaki sözler bu sonuncu eserden alýnmýþtýr. örneðin talepteki bir büzülme. Books for Socialism.).e. J. pazara sunulan üretime “dolaylý bir katkýda” bulunduðunu. . Socialism and Democracy (New York. Büyük Britanya’da ve Almanya’da görülen canlý örnekleriyle kanýtlanmýþ bulunuyor.A. 1952. Bu ara-týrmanýn çok güzel yapýlmýþ bir özeti için bkz. Housing and Town and Country Planning (1949-1950) [sayfa 134] ayrýca bu kaynaklarda sözü edilen eserlerden yararlanýlabilir.n. 1943). Moskova. 1953) s. 64 Paul A.. 1950). Recommended Dietary Allowances (Washington. 1934) s. National Research Council. Baran’ýn kitabýnda verdiði alýntýdan daha geni yapýlmýþtýr. s. Kapitalist toplumda. pazarýn verimliliði deðerlendiren tek ölçüt olduðunu öne süren ekonomiler. 55 J. Hayek.ve saðlýk bakým hizmetlerini inceleyerek “temel tüketim” göstergeleri yapmaða çalýþmýþlardýr. Bunu zorunlu buldum-ç. Bkz. Reprint and Circular Series.yaþamak için alabildiðine yarýþmacý bir çaba göstermek. ancak küçük bir dilimi harcanmakta ya da kullanýlmaktadýr. 58 Yeri gelmiþken belirtelim: akla uygun bir biçimde planlanmýþ ekonomilerde.AO ve diðer BM kuruluþlarýnca yapýlan bu çalýþmalara yenileri eklenmelidir. Critique of the Gotha Program s. Böyle bir toplumun yarattýðý koþullar altýnda.AO Nutritional Studies No. 1948). 1953 . söz konusu problemin ne kadar önemli olduðunu ortaya koyacak büyüklüktedir. 29-30’daki metinden ve Ýngilizce. bunlarý. Savaþ sýrasýnda. diþini týrnaðýna takmak zorunda olan. 31. Critique of the Gotha Program. (Bu bölümün çevrilmesinde Sol Yayýnlarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ve yararlý bulunduklarýný ve her halde kapitalist sistemin korunabilmesi için bunlara gereksinme duyulacaðýný söyleyip duracaklardýr. June 1950). 62 Lewis H. gerileyen sanayi kollarýnda bile. bazý iþlerin. Grundrisse der Kritik der olitischen Ekonomie (Rohent Berlin. Gotha ve Erfurt Programlarýnýn Eleþtirisi adlý Türkçe çevirisinin s. bu tür potansiyel ekonomik artýðýn. 57 Marx. Böyle durumlarda baþarýlmýþ olan iþler. Robb. Knight ve benzerleri gibi. [sayfa 135] 60 America’s Capacity to roduce and America’s Capacity to Consume. çünkü son derecede önemli bir Konudur bu. Marx and Engels. Maturity and Stagnation in American Capitalism. pazarýn onayýný ve deðerlendirmesini. 432. ayný iþi çok çeþitli iþletme ve kurumlarýn yapmasýna izin verilmemesi gibi önlemlerle ne büyük üretim artýþlarý saðlanabileceði. hiç deðilse salt kapitalizm koþullarý altýnda. parasal bir armaðan kazanan herkesi verimli sayanlar. s. 56 Marx. 198. United Nations.g. 63 Olaðanüstü koþullar altýnda bile. talebi geniþleyen alanlara kaydýrmak ve böylece aþýrý kapasite sorununu minimum düzeyde tutmak mümkündür. 64 Burada söz konusu olan Babbitt . (Washington. “Industrial Capacity and Its Utilization” Science and Society dergisi (Güz. Amerika Birleþik Devletlerinde olduðu kadar. zamanýnda. feodal artýklarýn bir türlü sökülüp atýlamamýþ bulunduklarý bir toplumda elde edilen gelirlere gelince haliyle apýþýp kalacaklardýr. 54 Kapitalist düzeni. tarihsel ve gerçekçi olmayan bir yöntemle toplumda uygunsuz bulduklarý feodal artýk gelir paylarýný eleþtirirken gülünç bir duruma düþecekler ya da. Steindl. Böyle kapasiteler ortaya çýkmaya baþladýðýnda. iþ. 61 a. Capitalism. verimli iþgücü-verimsiz iþgücü ayrýmýný ortadan kaldýrdýðý için göklere çýkaranlar var. bunlarýn kendi kendilerini iðdiþ ettiklerini belirtmek ilgi çekici olsa gerek. yeterli bir ölçüt sayanlar. 318-325. s. Schumpeter. Selected Works (Moskova. 4 ve devamý. bu yarýþmaya katýlan belki en kaba. 1959’daki metinden yararlanarak Paul A. 1949-1950). 5. s. ister istemez. ya Mises. Oxford.

fiyat-maliyet iliþkileri öyle düzenlenmiþtir ki. 68 a. s. Kapitalist [sayfa 137] sistemde ise.K. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 65 ..arben evliliði. C.” (s. Araþtýrmalar göstermiþtir ki. kârlar da yatýrýmlar hizasýna kadar düþünceye dek indirilecektir. 1952) adlý eserinin yazýlmasýnda kullanýlmýþtýr. bazý liberal ekonomistler ve Ticaret Odalarý tarafýndan. bu firmanýn araþtýrma laboratuarlarýndan birinin yöneticisi þunlarý yazmýþtý: “Monastral boyalarýný. Eðer. zengin-ve servetin artýþýna paralel olarak artmakta ve sonsuza doðru gitmektedir. s. K.. 1954 sayýsý). bu mallarýn fiyatlarýnda indirim yapýlmasýyla eritilebilecek bir arz fazlasý olacaktýr. fakat diþçilik alanýnda iþe yaramayacak bir özel kalýp maddesi yapabilmek için alanýnda iþe yaramayacak bir özel kalýp maddesi yapabilmek için metil metakrilat maddesine zehir karýþtýrmak zorunda býrakýlmýþlardý. sermaye mallarý alanýnda çalýþan iþçilerin sayýsýnda bir azalma olacaktýr ve bu iþçiler tüketim mallarý sanayilerine kaydýrýlacaktýr. böyle bir arz fazlasý ortaya Paul A.fakat en yatkýn ve içten kiþi olan Babbitt . pazarlarý paylaþtýrýp sýnýrlandýran etmenler olarak. kârlar yatýrýmlara eþit olduklarý için. Sosyalist sanayi dallarýnda. Nitekim. Birleþik Devletlerde sentetik kauçuk sanayiinin geliþmesini ciddî olarak geriletmiþtir. geleceðe güvenle bakamazdýk. Biliyoruz ki. 65 “Pekâlâ biliyoruz ki. ihtira beratlarý (patentler). “Gene araþtýrmalar göstermiþtir ki. 16. 12. tam tersine. Standard Oil’in .e. Galbraith tarafýndan yaygýnlaþtýrýlmýþ ve özellikle bu sonucu yazarýn American Capitalism (Boston. yeni araþtýrmalar yapmamýz gerekiyordu. 77.C.. ve Haas firmasý araþtýrýcýlarý. 70 a. sanýdan J. yatýrýmlarý canlandýran etmenler olarak deðil. (Mayýs.. T. daha cana yakýn bulunduðu gibi. 103).deðildir. 69 a. adlý eserinde betimlenen “modern” insandan daha çekici. 191. Bu ikinci gurup mallarýn arzýnda bir geniþleme olacaksa da bu.g..I. Kesim (Washington. uluslararasý kartel anlaþmalarý çerçevesinde.ç.g. Elimizde. Leon Handerson’un konuþmasý. I. fakat diðer iþler için kullanýlýr hâle getirmek amacýyla içine zehirli maddeler katmak durumundaydýk ve bunun için daha da çalýþmamýz. “talep yetersizliði dolayýsiyle çýkan iþsizliðin” kolaylýkla ortadan kaldýrýlabileceðini M.).I. .n.zengin toplumsal sosyal bakýmdan baþarýsýz ve etkinlikten uzak oluþu. Du Pont firmasý. firmalarý arasýndaki sözleþmeler. sentetik benzin patentlerinin Almanya dýþýna satýlmamasý içindi. [sayfa 136] dokuma sanayii için kullanýþsýz. fiyatlar.g. Quinn’in Giant Business adlý eserindeki kiþilerden de üstün tutulmaktadýr. (Türkiye’de çalýþan yerli-yabancý elektrik ampulü firmalarý da. fiyatlarýn maliyetler düzeyine doðru indirilmesiyle garanti altýna alýnmýþ olmaktadýr. 66 Ýlkin Schumpeter tarafýndan öne sürülen bu yaklaþým. Du Pont ile I. Türkiye’de üretilen ampullerin ömrü Batýdaki benzerlerinden yarý yarýya kýsadýr. Biliyoruz ki. Rohm. verilen ödünlerin ana sebebi buydu hiç deðilse. yatýrýmlarýn azalmasýyla. 159. 67 Ekonomik Gücün Yoðunlaþmasý konusunda TNEC Soruþturmasý Zabýtlar.” Walter Adams. dinamik ve yarýþmacý bir düzende geliþmelerine deðil. geleceðin insan tipi olarak bu iki kiþiden birini seçmek zorunda kalsaydýk. Wright Milisin White Collar: The American Middle Classes adlý eserindeki kiþilerden de. Savaþ’tan önce Standard Ooil . David Riesman’ýn The Lonely Crowd. s.irmasýnýn.e. 71 Plânlý bir ekonomide. yaðlý boyalarda ya da dokuma boyalarýnda kullanýlabilecek bir madde keþfettiði zaman. 1993). Kalecki büyük bir ustalýkla ve açýklýkla ortaya koymuþtur: “Sosyalist bir sistemde yatýrýmý azaltmanýn ne anlama geleceðini tartýþmak yararlý olacaktýr.arben’e verdiði ödünler. kapitalizmin en büyük yanlýþlýklarýndan ve akla aykýrýlýklarýndan biri olan. Bu kitapta þu satýrlarý okuyoruz: “. American Economic Review.. düpedüz paylaþtýrýlmalarýna yol açmýþtýr. kalýp çýkarmakta iþe yarayacak. Baþka bir deyiþle. Bu böyle uzayýp gitmektedir. General Elektrik . tam çalýþtýrma yani kimsenin iþsiz kalmamasý. teknik geliþme hýzýný kesen etmenler olarak ve nihayet fiyatlarý belirleyen etmenler olarak rol oynamaktadýr.e. G. flaþ bataryalarýnýn ömrünü kýsaltmak için yaptýðý araþtýrmalara dair bulgular vardýr. Biliyoruz ki. ampul ömrünü kýsaltmak için özel araþtýrmalar yapmýþlardýr. dünya pazarlarýnýn. üretimi kýsýtlayan etmenler olarak.

kârlar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . (London 1954). Þurasý gerçekten de paradoksal bir olgudur: kapitalist sistemin savunucularý.” Theory of Economic Dynamics.çýkýnca. yatýrýmlar artý kapitalistlerin kendi tüketimleri toplamý ölçüsünde düþmüþ olacaktýr ve üretim ile çalýþan insan sayýsýnda da bu ölçüde bir düþüþ görülecektir. [sayfa 138] 66 Paul A. oysa. daha çok sosyalist ekonomide iþlemektedir.ki bu mekanizmanýn özüdür. fiyat mekanizmasýný kendi sistemlerinin büyük üstünlüðü olarak öne sürüyorlar. fiyat esnekliði . 62 ve devamý. s.

ekonomik artýk mülkiyeti sistemine baðlýdýrlar (burada iliþki iki yönlü olup.. ekonomik artýðýn hem büyüklüðüne.. hem de kullanýlma biçimine (tarzýna. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 67 . üretim güçlerinin geliþmiþlik derecesine. Marx’ýn da belirttiði gibi. gizli temelini de açýða vurur. belli bir zamanda görülen ekonomik kalkýnmanýn hýzý ve yönü. yöneten ile yönetilen arasýndaki iliþkiyi de belirlemektedir. tüm toplumsal sistemin can alýcý özelliðini. Üretim araçlarýna sahip olanlar ile emekçiler arasýndaki doðrudan iliþki. Bunlar ise. Doðrusu. Yöneten ile yönetilen arasýnda yer alan bu iliþkinin somut biçimi.. “. bu üç etmen de daha önceki iki etmene baðlý bulunmaktadýr). emeðin geliþi- Paul A. daha önce de belirttiðimiz gibi. karþýlýðý (hakký) ödenmeyen artý emeðin. dolaysýz üretici olan emekçinin elinden alýnmasýnýn özel ekonomik biçimi. buna karþýlýk gelen {tekabül eden) sosyo-ekonomik iliþkilerin yapýsýna ve bu yapýnýn zorunlu kýldýðý. yöntemine) baðlýdýr.. doðal olarak. üretimden kaynak alan ve sonuçta gene onu belirleyen bu özel ekonomik biçim.ÜÇ TEKELCÝ KAPÝTALÝZMDE DURGUNLUK ve DEVÝNÝM I Bir ülkede. sýrrýný.

ekonomik artýðýn elde edilmesi. bu bakýmdan (ekonomik artýðýn elde edilmesi. kullanýlma yöntemi ve büyüklüðü bakýmýndan) son derecede önemli bir niteliðe sahip olduðunu pekâlâ biliyorlardý. yavaþ yavaþ ortaya çýkan ekonomik düzende. ilk bakýþta sonsuz çeþitlenmeler ve dereceler göstermesini engellemez. kendi evrimleri içinde izleyip incelemek. eldeki budunbilim (antropoloji) ve tarih metinlerinden çýkarýlabilir. kapitalizmin varlýk gerekçesini. aslýnda. bunlarýn bilimsel bir incelemeden geçirilmesi iþi. eski ayak baðlarýndan kurtulmuþ ve o acýmak bilmez kâr dürtüsünün kiþiyi dört koldan saran oyununa kendilerini kaptýrmýþ bulunan özel giriþimciler. verimliliði arttýracak üretim aygýtlarýna geniþ çapta. temel koþullarý her yerde ayný olsa bile. çok heyecanlý bir görev olsa gerektir. belli bir ekonomik tabanýn. derlenip toplanabilir. feodalizmin yýkýntýlarý arasýndan yeni bir ekonomik düzenin boy atmakta olduðunu. emeðin toplumsal verimliliðinin geliþiminde olsun her zaman belli bir aþamaya karþýlýk gelmiþtir. Beliren. Çünkü büyük klasik yazarlar. Böyle bir inceleme için gerekli olan belgeler. Artýk bambaþka bir sos-yo-ekonomik ortamda çalýþmaya baþlamýþ. görünen köy de kýlavuz istemezdi. kullanýlma yöntemi ve sonuç olarak da büyüklüðü bakýmýndan köklü bir deðiþim (bir dönüþüm) getirmiþtir. verimli bir biçimde kullanýlmasýnda görmüþlerdir. görüyorlardý.73 Klasik ekonomistler. fakat daha çok ekonomik artýðýn akla uygun. [sayfa 140] temel çizgileriyle de olsa. ekonomik artýðýn büyüklüðünü ve kullanýlma yöntemini. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .eodalizmden kapitalizme geçiþ. yükselmekte olan kapitalist düzenin. belli bir verimlilik ve üretim düzeyinde ekonomik artýðý en yüksek noktasýna çýkarmakta deðil -ki bu sorun feodalizm tarafýndan da pekâlâ çözülebiliyordu-. ilk sýrada baþarýlmasý gereken görevlerimizin de ötesinde bir araþtýrma örgütleme çabasý ilkesine ulaþtýracaktýr bizi. Ancak bu durum. bu ekonomistler.minde olsun. büyük ölçekli yatýrýmlar yapmak için sonsuz olanaklar açýlýyordu. . sermaye biriktirme ve iþletmelerini geniþletme konusunda “ileri!” komutunu almýþlardý bir kez ve artýk hiç kimse onlarý 68 Paul A. Söylemeye bilmem gerek var mý? Böyle bir çaba bizim bu kitapta (denemede) çizmeye çalýþtýðýmýz boyutlarý aþmaktadýr. Þu kadarýný belirtmekle yetinelim.”72 Kapitalizm-öncesi geliþim boyunca. ekonomik ve toplumsal tarihin anlamlý bir çözümlemesini yapmak gibi.

Böyle bir ortamda. “büyümenin hastalýklarý” olarak yorumlanabilirdi. Doðrusu. böyle [sayfa 141] kýsa dönemli bunalýmlarýn yararlý sonuçlarý bile alýnabilirdi. Bu durum. yarýþmacý kapitalist düzen buna olanak tanýmazdý. bir yandan da üretimlerini arttýrmaya ve ürünlerini çeþitlendirmeye zorluyordu. Böylece üretim bir tepe noktasýna çýkarýlmýþ oluyor ve bundan da arslan payý bir ekonomik artýk ayrýlýyordu.) olsa olsa. normal olarak karþýsýnda yeterli bir toplam talep bulacaðýný vurguluyordu. kârlarýný en yüksek noktaya çýkarma çabasýnda bulunan kapitalistler için maliyetleri en düþük düzeylerinde tutmak baþlýca kaygý olmaða baþlýyor ve böylece üretim sürecinden israf ve akla aykýrýlýk silinip atýlmýþ oluyordu. bunlar da devede kulak mertebesinde kalan ve tehlikeli yayýlma etkileri göstermeyecek olan deðiþmeler olarak deðerlendirilmeliydi. Eldeki bütün üretici kaynaklar. ekonomide talep yetersizliðinden ötürü bunalým olmaz. Ýþ adamlarý arasýndaki yarýþma (rekabet). Gene böyle bir ortamda. onlarý. teknolojik deðiþikliklerden ya da zevklerdeki deðiþmelerden ileri gelen “geçici oransýzlýklar” (arz ile talep arasýndaki oransýzlýk-ç. ücretlerin “bir lokma bir hýrka” düzeyinin üstüne çýkmasýný engelliyor ve kârlarý kemirmeleri önlenmiþ oluyordu. üretilen mal elde kalmaz. en uygun olan üretim biriminin ayakta kalmasý saðlanýr. sermaye birikimine katkýda bulunmayan “verimsiz iþçilere” yer olamazdý.74 Ýþgücü talebinin -yani sermaye birikiminin. toplam üretimin. toplam üretimi büyütüp geniþletmek için güçlü bir makina görevi yapmalarýný engelleyemezdi. Nüfus artýþý. iþgücü pazarýný baský altýnda tutmaða yarýyor ve üretimin “ücret fonuna” aktarýlan kýsmýnýn büyümesini engelliyordu. teknolojik ilerleme saðlamaya ve bu ilerlemenin sonucu olan buluþlarýn mümkünse tümünü uygulama alanýna aktarmaya yöneltiyor. üretim yöntemlerini durmadan ilerletmeye. geri ve etkin olmayan birimleri çýkarýp atmakla.n.n.) iþleyiþi.durduramaz.iþgücü arzýný aþmasý gibi bir tehlike de yoktu. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 69 . kapitalist toplumda ekonomik artýðýn görünüþ biçiminden baþka bir þey deðildi. Genel ilerleme çizgisi yürür gider. diyen ünlü görüþ-ç. ölen ölür kalan kalmýþ olurdu. derebey sarayla- Paul A. Ýþçiler arasýndaki yarýþma. üretim aygýtýný toplumun deðiþen ihtiyaçlarýna göre ayarlamakla ve zaman zaman. bu aygýttan. yararlý iþ alanlarýna çekildikçe. Say Kanununun (arz kendi talebini yaratýr.

iþletmelerinin bazý giderlerini üstlerine yýkmayý baþardýklarý halk kitlelerinin gerçek gelirlerinden kopardýklarý arslan paylarý ile sermaye birikimine baðýmsýz katkýlar yapmayý baþarýyorlar ve böylece ekonomik artýðýn büyümesine yardýmcý oluyorlardý. Klasik ekonomistler. fakat önemli ölçüde kýsýlabilirdi bu pay. Anglikan Kilisesinin olsun o eski zenginlikleri ve þa’þaalarý gitmiþ. feodal düzen günlerinden kalma bir alýþkanlýkla. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . baþka hiç bir konuda bu kadar açýk yürekli konuþmamýþlar. fakat bir kez kapitalist düzen ile bütünleþince.-büyük satýþ giderlerine. ortaçað kentsoylularýnýn lüks içinde yüzmeleri.. para saçmaya. ekonomik artýðý har vurup harman savurmalarýna paydos denilmiþti artýk. basit ve alçak gönüllü tapýnma törenleri geçmiþti. Kendileri. bir eli yaðda bir eli balda yaþantýlarý için. halkýn nafakasýný kýsma yoluyla mümkün oluyor. bunlar da. bu artýktan. yalnýz ekonomik artýðýn üretilmesine yardýmcý olmakla kalmýyorlar. “Krallarýn ve bakanlarýn.. büsbütün ortadan kaldýrmak yoluna gidilemezdi belki. Bakýn Adam Smith ne diyor. Evet. simsarlar. feodal toplumda oynadýklarý rolden çok daha deðiþik görevler yükleniyorlardý. birbirinin kolayca yerini alabilen ürünler çýkaran. Aslýnda. tersine sermaye birikimine büyük katkýlarda bulunuyordu. bol tantanalý ve þatafatlý hayata da yer olamazdý. hiç ayrýksýz. orta halli papazlarýn düzenlediði. dünyanýn daima en sorumsuzca para harcayan kiþileri olmuþlardýr. ticaret erbabý ortalýkta dolanýp duruyorlardý henüz. iþletmelerin hukuk iþleri müdürlüklerine. özel giriþimci halkýn ekonomisine göz kulak olma çalýmý.rýndaki bol uþaklý. Bu ortamda. çünkü devlet yönetimi aðý. reklâm için yapýlan avuç dolusu harcamaya ve aþýrý kapasiteye yer olmadýðý gibi. [sayfa 142] bankerler. hâlâ verimsiz bazý iþçiler varlýklarýný sürdürüyorlardý. bütün bunlar aþaðý yukarý birbirine benzeyen. yerine...76 Ekonomik artýða göz dikmiþ en obur kuruluþlardan biri olan devletin payýný. aslýnda.75 Tanrýya tapýnma iþleri de artýk daha az masraflý olmak durumundaydý: Roma Katolik Kilisesinin olsun. Bunlar. Bundan büyük saygýsýzlýk ve böbürlenme olamaz. bu kadar direnmemiþlerdir. Kendi harcamalarýna göz kulak olsunlar da býraksýnlar hal- 70 Paul A. yolsuzluða ve verimsizliðe alýþmýþtý. hizmetleri karþýlýðýnda kopardýklarý pay da büyüyor ve üstelik bu pay tümüyle tüketilmiyor. halkla Ýliþkiler müdürlüklerine de gerek yoktu. oldukça küçük iþletmelerden kurulmuþ bir ekonomi modeline girmiyorlardý henüz.

Bu yeni sahip. yarýþma savaþýnda ayakta kalmalarý mümkündü.kýn yakasýný. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 71 . ekonomik yarýþma mekanizmasý iþadamlarýný sermaye biriktirmeðe zorluyordu. yeni ürünler yaratýcý. yeni ham maddeler kullanma olanaklarýný doðurucu bilimsel yaratýcýlýða ve teknolojik buluþçuluða rahatça güvenip dayanabileceði de anlaþýlmýþ oluyordu. maliyet düþürücü. Ýkinci olarak. yatýrým alanlarýna aktarmasýdýr. kapitalist iþadamýndan baþkasý deðil-dir. Bu ve benzen teknolojik buluþlarýn. bir koþulun daha yerine getirilmesi zorunluðu vardýr. aþýrý vergilendirme yoluyla sermaye birikimini kösteklemekten kaçýnmak. Bu koþulun yerine getirileceðini beklemek için köklü nedenler vardý. bu kiþilerin. Elde edilebilir ekonomik artýðýn. alçakgönüllü aile çocuklarý olarak doðup. eðer mümkünse. çeþmenin suyunun asla kurumayacaðý düþünülüyordu elbet. iþadamlarý sýnýfý üyelerinin. kazandýklarýný sürekli olarak maliyetleri azaltýcý yeniliklere yatýrmakla. fakat yönetim eylemleri. hiç durmaksýzýn yapýlacaðý. iþadamlarýnýn. çünkü ancak. ekonomik iþlere fazla burnunu sokmaktan. ne öyle büyük boyutlara eriþmeli ne de büyük çapta giderlere yol açmalýdýr. yoksullara bol keseden yardým etmekten sakýnmak ve özellikle aktüel ekonomik artýðýn bir kesimini oluþturabilecek kaynaklarýn verimsiz [sayfa 143] iþçilere gitmesini önlemek olmalýdýr. Potansiyel bilimsel ilerlemenin sonsuza kadar uzayýp gideceði düþüncesi ile de yetinilmiyordu. halk kendi harcamalarýný ayarlayabilir çünkü. Sosyoloji ve karakteroloji açýsýndan. Herþeyden önce. ekonomik artýðýn en yüksek noktasýna çýkarýlmasýna ve akla uygun bir biçimde kullanýlmasýna adamýþ olan bir toplumda. ham madde kaynaðý ve dýþ yatýrým alaný olan yabancý pazarlarý güven altýna almak da devlete düþen ödevlerdendir. eline geçen deðerleri çarçur etmemesi. ekonomik artýðýn yeni sahibinin. devletin bütün yapacaðý. kalkýnma hýzýný alabildiðine arttýrabilmesi için. bir tepe noktasýna yükselerek. devletin sorumluluðu altýndadýr elbette. Hukuku ve düzeni korumak. güvensinler öyleyse halka!”77 Kendisini. iþ çevrelerinin. kendilerine göz alýcý baþarýlar getirmiþ ve daha önce hiç mi hiç ulaþamayacaklarý bir toplumsal statü saðlamýþ bulunan bu hayat çizgilerini sürdürecekleri Paul A. Bu koþul. çok çalýþma ve çok biriktirme sonucu zengin ve güçlü kiþiler haline gelmiþ olduklarýna inanýlýyordu.

büyük bir açýklýkla ortaya koymuþtu: “Paraya tapma da kendi kutsamalarýný getirmiþtir. bir toplumsal deðerler sistemi getirmiþ olan püriten töresinin. tek bir karanlýk bulut dolanýp duruyordu ki bu da.82 [sayfa 145] O Ricardo ki.80 Protestanlýðýn ve püritanizmin yükselmesi ile kapitalizmin doðuþu arasýndaki yakýn iliþkinin ortaya konulmasý. yaygýnlýðý görülüyordu. Bunun sonucu olarak toprak sahipleri sýnýfýnýn geliri durmadan arýyor sermaye birikiminin baþlýca kaynaðý olan kârlar üstünde sürekli bir basýnç meydana geliyordu. en önde gelen görev sayan kapitalist sýnýfýn seçkin sözcülerinden biriydi. bedensel ve geçici doyumlardan (tatminlerden) küçümseyerek uzak durmasýný.” Toprak aðasýnýn çýkarý ile tüketicilerin ve yapýmcýlarýn çýkarlarý daima çatýþmýþtýr. yakýn iliþkisi buydu. kendine özgü fedakârlýklar olan tutumluluðu ve ölçülü davranýþý benimsemesini. Weber’in ve Sombart’ýn bulgularý olan “kapitalist ruh” devreye giriyordu -bu yazarlar modern kapitalizmin doðuþunu bu ruha baðlamýþlardý. 30-40 yýl 72 Paul A. ekonomik artýktan gittikçe artan oranda pay kapýp alan ve bunu hiç de verimli olmayan amaçlar için har vurup harman savururcasýna harcayan feodal aðaya karþý savaþmayý. parazit olarak sahiplik taslayan. genellikle Weber’in bir buluþu sanýlýr. tutumluluðun ve sermaye biriktirme güdüsünün.þeklinde bir yargý verilebilirdi pekâlâ!78 [sayfa 144] Üçüncü olarak da. Ýþte Ýngiliz püritanizminin ve . tarým alanýnda görülen ve adýna “azalan verimler kanunu” denilen baþbelâsýydý. topraðýn üstünde bir. iþçilerin ancak canlarýný tenlerinde tutacak düzeyde aldýklarý ücretin karþýlýðý ilan “bir sepet mal”ýn fiyatýný yükseltiyordu.” diye bir uyarmada bulunuyordu Ricardo. çýkarý gereði.-79 bunun hemen yanýsýra. çünkü beslenme maliyetlerini arttýrýyor.elemenk Protestanlýðýnýn para kazanma ile baðýntýsý. Ricardo’nun ilkeleri’nin83 yayýnlanmasýndan sonra . Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . oysa egemen ideolojide derin deðiþiklikler getirmekle kalmayan. en yüce deðer ve en önemli erdem katýna yükseltildiði. kiþinin kendini yadsýyýp bir yüce amaç olan paraya adamasýný. ayný zamanda ekonomik artýktan kilisenin aldýðý payda da önemli kýsýntýlara yol açan bu yakýn iliþki konusunu Marx.”81 Her bakýmdan aydýnlýk bir geleceðe sahip olan ekonomik geliþimin tepesinde. dünyasal. çok daha önce. yani sonsuza dek kalýcý (ebedî) olan bir hazineye kavuþmak için canla baþla çalýþmasýný öðütleyen yeni bir tapýnmaydý bu.

bu tabloyu göz önünden uzaklaþtýrmamakta büyük yarar var. ya zamana ayak uydurup üretimini arttýramadýðý ve borçlarýný ödeyemediði için topraðýndan sürülüp atýlmýþtý ya da kapitalist bir iþ adamý haline dönüþmüþtü ve artýk. yarýþmacý evresini canlandýran bir portredir. sosyalizm tehlikesine karþý ortak bir cephe kurma çabasýndaydý. kapitalist ekonominin iþleyiþ biçimi (modus operandi) konusunda çizdiðim bu tablo -belki biraz acele çizilen bu tablo-.. birçok bakýmlardan bulanýk olan ve hattâ kapitalist geliþmenin ilk aþamalarýný. yeni yeni büyüyüp serpilmekte olan burjuvazinin anti-feodal hiddeti. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 73 . dýþardan [sayfa 146] bir saptýran ve iþleri karýþtýran gücün etkisi olmaksýzýn. egemen sýnýfýn göbeðini oluþturan büyük kesim. onun yalnýz deliþmen kesimini . topraðýný. gittikçe artan bir üretim. O zamana kadar da.. ekonomik geliþimin kesintisiz ve hýzlý akýþýnda yolu týkayacak hiçbir engel kalmamýþ oluyordu.geçecek ve ancak o zaman. Paris Komünü. Geriye bir tek sorun kalýyordu. ki. Tanrýnýn görünmez eli. týkýr týkýr yürümesini saðlayacak siyasal ve toplumsal kurumlarýn yaratýlýp yaþatýlmasý sorunu. toplumu.etkilemiþ. o güne kadar uðradýðý en büyük yenilgi ile gerilemeye zorlandýktan sonra. Avrupa’nýn bütün mülk sahibi sýnýflarýnýn “birleþik eylemi” ile bir kan gölünde boðulduktan ve uluslararasý iþçi hareketi böylece. hiç Paul A. teknolojik ilerlemenin tarýma da uygulandýðý. aristokrat toprak aðasý. artýk kapitalist tarým iþletmesi haline dönüþmüþ bulunan. týpký kent kapitalistlerinin sanayi giriþimlerini yönetmelerine benzer biçimde ekip biçmeðe baþlamýþtý84 Ýþte tam bu sýralarda. bu düzeni savunan. Kapitalist mekanizmanýn tereyaðdan kýl çeker gibi iþlemesini. yalnýz bu kesimdeki kiþilere esin vermiþti. kapitalist düzen çerçevesinde. buna karþýlýk. çünkü bu tablo. Bununla birlikte. denizaþýrý ülkelerdeki geniþ tarýmsal kaynaklarýn iþletmeye açýlmasý ile tarým alanýndaki verimlilik artýþýnda görülen gecikme ve yetersizliðin bastýrýldýðý görülecekti. geniþ ölçüde kapitalistleþmiþ olan toprak aðalýðý ile gittikçe büyüyen bir tehlikeye. Bir kez bu ortak cephe kurulup da. bolluk ve gittikçe daha eþit paylaþtýrýlan dünya nimetleri yolunda dosdoðru yürütebilirdi artýk! II Belirtmeðe bile gerek yoktur.toplumsal reformcularý ve tek vergi yanlýsý kiþileri .

söz konusu tablo. hiç deðilse anahatlarýyla.n. yani bugünkü kapitalizmin ekonomik örgütlenmesinin baþat biçimlerinin oluþumuna da ýþýk tutmaktadýr. gerçek maliyetlerin (parasal maliyetin karþýt kavramý olup. ben. tekelci evresinin belli baþlý özeliklerini anlamamýz için uygun bir hareket noktasý olabiliyor. ekonomik büyümenin “klasik koþullarýnýn” ne ölçüde saðlandýðýný ele almayý aydýnlatýcý bulmaktayým. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Yarýþmanýn tam anlamýyla egemenliðini sürdürdüðü bir ortamda.eldeki üretici kaynaklarýn tümünün kullanýlmasýdýr. Bu tablo. kapitalizmin bugünkü tekelci aþamasýnda. kapitalizmin yarýþmacý gençlik dönemlerinde görülen geliþmelerden büsbütün farklý sonuçlar mýdýr? Tekelci kapitalizmin iþleyiþinde. teknolojide dev adýmlarýyla ilerleyen atýlýmlarý gerçekleþtiren ve üretim ile tüketimde çok büyük hacimlere ulaþmýþ bulunan bir mekanizmanýn temel ilkelerini belirtmektedir. siyasal görevlerini yerine getirmesinde. kapitalist geliþimin ileri aþamasýnýn. verimliliðin artmasýna yal açan baþlýca etmen olarak deðerlendirilmelidir. toplumsal. zaten.85 Böylece. o yarýþmacý modelini büsbütün eskitip bir kýyýya atmýþ mýdýr. Yarýþmacý kapitalizm koþullarý altýnda bile böyle bir üretim maksimumunun saðlanabi- 74 Paul A. fiyat artýþ oranlarýnýn yarattýðý þiþkinliðin giderilmesiyle bulunan deðeridir-ç.deðilse yaklaþýk olarak. geniþ-ölçekli iþletmelerin büyüyüp serpilmeleri sürecine ki bu süreç. Daha önce formülleþtirdiðimiz dört koþulun ilki ve en önemlisi -ki herþey ona yakýndan. can alýcý noktasýndan baðlýdýr. toplumsal ve siyasal geliþme.) ve israfýn bir dip noktasýna çok yakýn tutulmasý saðlanacak ve üretim etmenleri. ekonomik. [sayfa 147] Doðrusunu isterseniz. acaba. kapitalizmin o ilk. üretim güçlerinin daha önce benzeri görülmemiþ bir biçimde artmasýný saðlamýþ olan. yepyeni bir açýdan olaya bakmayý gerektiren bazý düzenli. bu bölümde ve bunu izleyen bölümde iþleyeceðimiz konu da kapitalizmin ileri aþamasýnýn özellikleridir. Dahasý var.iþleyiþler (kanuniyetler) mi vardýr? Ýþi tâ baþýndan ele alalým. Meydana gelmiþ olan deðiþiklikler. parasal maliyetin. geniþ ölçüde üretici yatýrýmlara olanak veren.ve ayrýca tekellerin ve (tekel benzeri) oligopollerin evrimine. kapitalizmin bugünkü ileri aþamasýndaki ekonomik. toplam ürünün bir tepe noktasýna çýkacak þekilde artmasýný garanti edecek bir yolda (çeþitli iþ kollarýna) daðýlmýþ olacaktýr. dolaylý bir biçimde de olsa.

geliþme her zaman kendi potansiyelinin altýnda bir düzeyde kalmýþtýr.leceðini beklemek için hiçbir zaman yeterli nedenler bulunmamýþ. çeþitli ülkelerde. kapitalizmin en azgýn savunucularýnýn bile. ekonomik geliþmenin gerekli makinalarý olarak sayýp döktükleri diðer etmenler. tarýmsal üretimin kýsýtlanmasý ve benzer olaylarýn varlýðý. zamanlarýný çalýþma ve dinlenme arasýnda paylaþtýrýrken. bu ülke þu kadarlýk bir yüzde üretim artýþý) gösterdi. Dolayýsiyle. günümüz kapitalizminde böyle bir koþulun saðlandýðýný öne sürmek istemedikleri gözden kaçmamýþtýr. nüfusun artýþýna ve yaratýcý potansiyellerini geliþtirmesine ayak uydurabilecek bir geliþme olamamýþ. iþadamlarý arasýnda yarýþma. hem de oldukça küçük bir üretim hacmini ancak gerçekleþtirebildiði [sayfa 148] görülmektedir. günümüz kapitalist sisteminin. pazar mekanizmasýnýn iþleyiþi ve burjuva ekonomistlerinin. þu ülke ise bu kadarlýk bir kalkýnma hýzý düzeyinde kaldý diyebilmekten ibaret. bugün için yerleþmiþ düzeni ve kurallarý bozmamalarý kaydýyla! Kiþisel çýkar peþinde koþma. Herkesin çalýþtýðý. teknolojinin geliþimine. kapitalizmin tarihi boyunca. iþsizlik. ekonomik ve teknolojik büyüme potansiyellerinin de. belki yalnýz savaþ yýllarý gibi özel durumlar dýþýnda. insanlarýn. kalkýnma hýzý.elde edilen kalkýnma hýzlarýný ölçmekten. eldeki bilgilerle bunu söylememiz mümkün. söz konusu savaþ Paul A. yarýþmacý kapitalizmde görülenden daha büyük olduðunu. bu hiçbir zaman. büyükse ne kadar büyük olduðunu kesin bir ölçüyle ortaya koyamýyoruz. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 75 . Bütün yapabileceðimiz -ki bunda da büyük güçlüklere uðramaktayýz.86 Demografik. kimsenin iþsiz kalmadýðý ve eldeki kaynaklarýn etkin bir biçimde iþkollarý arasýnda daðýlýp tümüyle kullanýldýðý bir ortamýn yarattýðý koþullar altýnda nelerin baþarýlabileceðini söyleyebilmek için elimizde çok az bilgi var. tekelci kapitalizmde. düzeyleri arasýndaki açýðýn büyüklüðünü kesinkes ortaya koymamýzý saðlayacak ölçüde zengin ve saðlam deðil. Daha önce. doðal kaynaklar ve insangücünün birlikte çalýþarak elde edebileceklerinden küçük. Ýç Savaþtan önceki. aktüel ve potansiyel üretim. Amerika’da. bu savaþý izleyen dönemde gerçekleþtirilen kalkýnma hýzýndan daha düþüktü. önemli ölçüde ilerleme ya da kalkýnma saðlamýþlarsa da. aþýrý kapasiteli. potansiyel ekonomik artýðý incelerken de belirttiðimiz gibi. eldeki donatým. üstelik. bu açýðýn. Eldeki bilgiler.

küçük meta üretimi gibi) payýnýn [sayfa 149] söz konusu savaþtan sonra hýzla azaldýðý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ileri ve tekelci kapitalizmin büyüyüp serpildiði yýllarý kapsamaktadýr.5 artarken. toplam nüfus artýþý. ekonomik kalkýnma hýzýnýn bir sonucu olarak deðerlendirilebilir. Birleþik Devletlerde. adý geçen açýðýn. Ýç Savaþ’tan sonra Amerikan ekonomisinin kalkýnma temposunun yýldan yýla önemli ölçüde azalan bir seyir izlediðini belirten uzmanlarýn bu bulgularýndan hiç kuþku etmemek gerek. Üretim artýþ temposundaki bu yavaþlamada. ulusal gelirdeki toplam artýþ. nüfus artýþ hýzý. nüfus artýþ temposunun yavaþlamasýna baðlamak uygun düþecektir. Ekonominin kapitalist-olmayan kesimlerinin baþlangýçta daha büyük olduðunu ve daralýp büzülmelerinin de daha yavaþ bir süreç içinde geçtiðini kolayca kabul edebileceðimiz Batý Avrupa ülkelerinde. dönem sonlarýna doðru. ilk beþ yýllýk sürede toplam yüzde 13. son beþ yýllýk sürede yüzde 6. Çünkü. ileri gelen artýþýn bir kýsmýn alýp götürdüðü için potansiyel üretim artýþýnýn bir kýsmý.87 Doðrusu. ilk beþ yýllýk süre için yüzde 12 iken. Kuznets’in de belirttiði gibi. bir sorumluluðu [sayfa 150] bulunduðu öne sürülebilir. bu kesimlerin hýzla küçülmeðe baþladýklarý ve sonuç olarak aktüel ve potansiyel üretim düzeyleri arasýndaki açýðýn göresel olarak büyüdüðü söylenebilir ve bu yargý doðru da olabilir.89 76 Paul A. adam baþýna ulusal gelir ise. çünkü bu dönem hep bildiðimiz gibi. öyle ya. Ekonominin kapitalist olmayan kesimlerinden kaynak alan üretimin (tarýmsal üretim. ulusal gelir artýþýndaki bu düþmeyi. Bu azalma saat baþýna verimlilikten (iþgücünün belli bir zaman biriminde yaptýðý üretim-ç. kýsmen de olsa. beþ yýllýk bir süre için yüzde 27 iken. gene beþ yýllýk bir süre için yüzde 9’a düþmüþ bulunuyor.5’e inmiþti. dinlenme zamanýnýn artmasý biçiminde deðerlendirilmiþ oluyordu. zaman içinde daha da büyük bir tutara ulaþtýðýný da düþünebiliriz. daha yavaþ bir kalkýnma süreci içinden geçerek geliþmiþ olan Batý Avrupa ülkeleri için büsbütün belirgin olmalý deðil midir? Diðer taraftan.yýllarýný izleyen onyýllarda bir sýçrama yaptýklarý ileri sürülebiliyor. söz konusu dönem boyunca haftalýk çalýþma saatlerinin durmadan azalmasýnýn da baðýmsýz bir payý.88 Üstelik. Söz konusu dönemlerde. gene Ýç Savaþý izleyen dönemlerde. Amerika için geçerli olan bu ilke. son beþ yýllýk süre için yüzde 3 dolaylarýna düþmüþ bulunuyordu.n). dönemin baþlarýnda.

diðer bazý ileri ülkelerin ekonomileri için de sözkonusu olan yavaþ büyümenin nedenleri için baþka olgulara bakmak daha doðru olacaktýr. kapitalist kalkýnma süreci içinde. fiilen üretilmiþ olan ile üretilebilecek olan arasýndaki farkýn astronomik tutarlara ulaþacaðý görülecekti. nedeni hem de sonucu olan sermaye oluþum hýzý düþmelerini anmamýz gerek. yaþanamamýþtýr. Aktüel ve potansiyel üretim düzeyleri arasýndaki açýðýn ondokuzuncu ve yirminci yüzyýllardaki durumunu kesin bir dille belirtmek ve bunlarý karþýlaþtýrmak için elde saðlam ölçü yöntemleri bulunmamakla birlikte. Demek oluyor ki.91 Eðer Dr. bununla birlikte. üstelik gerçekleþmesi gittikçe zorlaþýyor. ileri tekelci kapitalizm aþamasýnda da gerçekleþemiyor.Ancak. her halde daha sýk görülüyordu. Kapitalizmin yarýþmacý döneminde ekonomik iþlemler düzeyindeki çalkalanmalar. bu yüzyýlda. özellikle sözkonusu dönemin son evresini kapsayan þiddetli ekonomik iþlem ve çalýþma düzeyleri dalgalanmalarý ve bu dalgalanmalarýn hem. Birleþik Devletlerde görülen kalkýnma temposu yavaþlamasýnýn temel nedenlerini baþka yerlerde aramak gerekiyor. biraz daha karmaþýktýr. olanaksýzlaþýyor. toplam tam çalýþtýrma düzeyi ulusal gelirinin mümkün olan en büyük kesiminin ekonomik artýða aktarýlmasý ve oradan da sermaye birikimine kaymasý Paul A. Louis Bean’in Birleþik Devletlerde 1930 yýllarý için yaptýðý hesaplara benzer çalýþmalar. III Ýkinci koþula gelince. Hatýrlanacaðý üzere bu koþul. tekelci kapitalizmin bütün ömür süresi için yapýlabilseydi. durum. kullanýlmayan kapasitelerin varlýðýndan. Bu nedenlerin.90 Bir kez daha belirtelim. bu olgularýn baþýnda. bu açýðýn yirminci yüzyýlda çok daha büyük bir boyuta ulaþtýðý söylenebilir. bundan önceki yüzyýla kýyasla daha büyüktü. üretimin kýsýlmasýndan ve benzeri nedenlerden ileri geliyordu). yukarda öne sürdüðümüz [sayfa 151] birinci koþul gerçekleþememiþ. elde edilebilir toplam üretimin bir yüzdesi olarak ulusal üretim kaybý (ki iþsizlikten. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 77 . elimizde bunun böyle olduðunu doðrulayan pek çok kanýt var. bu yüzyýlda. biraz daha deðiþik. ortaya çýkmalarý ve ortadan kalkmalarý da herhalde daha dramatik oluyordu. Yarýþmacý aþamada gerçekleþemediði gibi.

ekonomik artýk da. ister istemez. Bu koþullar altýnda. isterse ekonomik artýk gittikçe küçülsün. ücretlerin “bir lokma. Aksine. ne de çürütülebilirdi. dalgalanarak artan bir eðri izliyordu. inip çýkan bir tabandý bu ve hiç kuþkusuz. taným ge- 78 Paul A. yarýþmacý kapitalist aþamaya göre daha sýk ortaya çýkmýþ bir olaydýr. bunlarýn sonucu olarak. her dönemde. Gerçekten de. durmadan oynayan. tam-çalýþtýrma düzeyi gelirinin (üretiminin) gerektirdiðinden çok düþük düzeylerde gerçekleþebilmiþtir.için gerekli ücret tabanýndan (dolayýsiyle. elde edilebilecek ekonomik artýðýn büyüklüðü konusunda da etkili bir sýnýrlama getirir. Bir de þu var: “Mümkün olan en büyük” ekonomik artýk. Öyle ya. bir lokmanýn da. toplam tüketim tabanýndan) söz etmekteydi. tam çalýþma ulusal geliri (maksimum ulusal gelir) düzeyine ancak nadiren eriþebilmiþtir. Bu koþulun. bu varsayýmý her zaman geçerli saymak gerekecekti. hiç deðilse ileri kapitalist ülkelerde. kapitalist geliþim çizgisi boyunca. “mümkün olan en düþük” ücret (ve kitle tüketimi) ve bunlarýn yardýmýyla elde edilen maksimum üretim düzeyinin maksimum artýðý gibi kavramlarýn anlamlarýný açýk-seçik tanýmlara kavuþturma zorundayýz. tarihsel bilgilere baþvurma yoluyla ne doðrulanabilir. bir hýrka” düzeyi çevresinde düzenli bir salýnma göstereceklerini söylemekle bir yere varmak mümkün olamazdý.” denilebilirdi. hiç deðilse yaklaþýk olarak ortaya koyabilmek için. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . her türlü ücret düzeyi ve her türlü tüketim düzeyi için öne sürülebilirdi -ister hayat standartlarý durmadan yükselsin. Yalnýz bu arada tarihsel bir gerçeði gözden kaçýrmayalým: Ücretler tabaný hiç de öyle sanýldýðý gibi saðlam bir alt-sýnýr deðildi. kapitalist geliþimin çeþitli aþamalarýnda ne ölçüde gerçekleþtiðini. toplam ücret ve kitle tüketimi düzeyleri için “iþte bir lokma. ileri kapitalist aþamada. Klasik ekonomi biliminin genel çerçevesi içinde bu türden problemlere hiç mi hiç deðinilmez. Tam çalýþtýrma düzeyi üretimi çantada keklik sayýlýr ve ücretlerin (dolayýsiyle kitle tüketiminin) “bir lokma bir hýrka” minimumuna doðru yöneleceði düþünülürdü. bir hýrka düzeyi dediðimiz budur. eksik-üretim düzeyi ise. sanýlýrdý. bir hýrkanýn da tanýmý gittikçe geniþliyor. bu varsayýmýn geçerliliði. ortalama bir birimlik ücretin satýn alabileceði mal ve hizmetler. Çünkü böyle bir varsayým. Baþka bir deyimle. birinci koþula ve onun ne ölçüde gerçekleþmiþ olduðuna bakmak zorundayýz. ücretler bu sert tabanýn altýna uzun süre için düþemezler ve gene bu [sayfa 152] taban.

reði bu böyleydi çünkü. bu olgunun [sayfa 153] açýklanmasý bakýmýndan yazarlar arasýnda önemli görüþ ayrýlýklarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 79 . Örneðin Kalecki. böyle güçlerin varlýðýndan kimsenin kuþkusu olmasýn. bulunmakla birlikte. temel olan þey. üretimden ücretlerin (ve kitle tüketiminin) aldýðý pay ile ekonomik artýk için ayrýlan payýn belli sýnýrlar içinde oynadýðýný. elde istatistik bilgilerin var olduðu dönem bakýmýndan bu gerçekten de böyle. Bu sýnýrlarýn varlýðý. yüzdeler olarak büyük bir deðiþmezlik gösterdikleri anlaþýlýyor.n. ikinci büyüme koþulumuzun evrimi nasýl olmuþtur? Ulusal gelirin sýnýflar arasýnda paylaþýlmasýný konu edinen istatistik incelemelerin sonuçlarý arasýnda belli farklar bulunmakla birlikte. bu sýnýrlarýn gerçekten de var olduklarý ve kolay kolay deðiþmeyeceklerini öne sürmek mümkün. Ýngiltere için yapýlan araþtýrmalar kadar tutarlý deðil. somut. 1889-1938 dönemi için yaptýðý araþtýrmada. dikkate deðer bir deðiþmezlik gösterdiðini! ulusal gelirin yüzde 40'ý dolaylarýnda bulunduðunu-ç. tarihsel anlamlar vermemiz için yeter de artar bile! Þimdi artýk ilk sorumuza dönebiliriz: Kapitalizmin tarihi boyunca. Bunlardan bir Paul A. Evet. söz konusu paylarýn. “mümkün olan en büyük” ekonomik artýk ve “mümkün olan en düþük” ücret (ve kitle tüketimi) kavramlarýna.92 Söz konusu ücret tabaný tanýmýnýn. mümkün olan en yüksek ekonomik artýðý ya da mümkün olan en düþük ücreti (ve kitle tüketimini) tanýmlamak bakýmýndan büyük bir yararý olmadýðý için kendimizi koskoca bir denizin ortasýnda kalakalmýþ hissedecek ve sorunumuzun hiçbir çözümü bulunmadýðýný düþünecek deðiliz elbette. Aslýnda bizim ekonomik artýðýn mutlak büyüklüðü ile (ve ayný þekilde) ücretlerin (ve kitle tüketiminin mutlak büyüklüðü ile ilgilenmemizin hiç de gereði yoktur!93 Bizim buradaki amacýmýz için gerekli olan. bu sonuncu noktada ekonomistler arasýnda oldukça önemli bir ortak görüþe ulaþýlmýþ bulunduðunu söyleyebiliriz. bu payýn. bu konuda.94 Amerika için yapýlan araþtýrmalarýn sonuçlarý. ekonomik artýða ve kitle tüketimine giden göresel (relative) gelir kesimlerinin (paylarýnýn) boyutlarýný belirleyen belli güçlerin bulunup bulunmadýðýný araþtýrmak. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasý iþçi yönetimi döneminde de deðiþmediðini saptamýþ bulunuyorlar... konuyu inceleyen diðer araþtýrmacýlar. Ýngiliz iþçi sýnýfýnýn ulusal gelirden aldýðý payýn.) ortaya koymuþtur.

zanaatkarlarýn ve benzeri çalýþanlarýn iþçi sýnýfýna katýlmalarý yoluyla olmuþtur. özellikleri birbirinden oldukça farklý çeþitli sanayi dallarýnda. nasýl olmuþsa. fakat ne olmuþsa..98 . önemli ücret artýþlarý görülmüþtür. konuyu uzun bir dönem boyunca ele alýp incelemekte. bunlarýn ekonominin gerçek verimlilik artýþlarýndan (kazançlardan) hiç de daha hýzlý artmadýklarý.. kullandýklarý tekniklerle ve çalýþtýrdýklarý iþçi sayýsý ile istedikleri gibi oynama özgürlüðüne sahip oldukça. Üreticiler. Kuznets’in yaptýðý hesaplara göre. kâr paylarýnda hiçbir önemli azalma olmamýþtýr.. Bu durum. kýsa dönemli. yapým sanayiindeki ortalama saat ücretleri. “Ýþgücünün ulusal gelirden aldýðý payda küçük de olsa bir artýþ olmuþtur. Doðrusu istenirse. son yýllarda yapýlmýþ bir araþtýrma raporunda çok iyi dile getiriliyor. yaygýn izlenimin aksine.akat.96 Amerikan Baþkanýnýn Kongre’ye sunduðu Ekonomik Raporda (Ocak. araþtýrma çerçevelerinin farklý oluþundan ileri gelmektedir. harcanabilir gerçek gelirdeki artýþlarýn oldukça küçük olduðu görülmektedir.97 Ulusal gelirin kârlara ayrýlan payýnda ise hiçbir deðiþiklik olmamýþtýr.n. tüketici fiyatlarý endeksleri ile düzeltildikte (gerçek ücretler bulunduðu zaman-ç. iþgücünün payý.).. fiyatlar düzeyi. küçük iþadamlarýnýn.. Bu konuda þu gerçeði belirtmek ilgi çekici olacak: Bütün bu dönem boyunca.kýsmý... yaygýn iþsizlik (bunalým) dönemlerinde olduðu gibi tam çalýþma dönemlerinde de görülmüþtür bu artýþlar. son elli ilâ yetmiþ yýllýk süre içinde-tekelci [sayfa 155] kapitalizmin ömrü de bu kadardýr zaten-. hattâ iþgücünün payýnda bir azalma eðilimi görülmüþtür. hiç de böyle bir artýþ olmamýþtýr. iþçilerin ulusal gelirden 80 Paul A.” (s. bir kýsmý da bunun tersini söylüyor. kanýsýný öne sürüyor. 1949 yýlýnda 1939 yýlýna kýyasla beþte bir oranýnda düþüktür. kimisi de. [sayfa 154] 1953) þunlar söyleniyor: “Savaþ sonrasý döneminde. önemli bir azalma görüleceði de yoktur!”. daha çok.. fiyatlarla. iþçi sýnýfýnýn durumunun gittikçe iyileþmesi nedeniyle deðil. gelir ve çalýþma gibi deðiþkenler üzerinde yoðunlaþmayý seçmektedir. Kimisi. halkýn eline geçen. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . herkesin kanýsýnýn. hatta önemli ölçüde geride kaldýklarý görülmektedir. “. son çeyrek yüzyýlda. 111). azbuçuk bir geliþme görülmüþ olsa bile bu. hiç akýldan çýkarýlmamasý gereken bir gerçek daha var: Son elli yýl içinde iþgücün ulusal gelirden aldýðý payda.”95 sonucuna varýrken. Bütün bunlar bir yana. bulgular arasýndaki bu fark.

ekonomik sistemin gittikçe daha geniþ bir kesimini etkilen altýnda bulunduruyorlar. öncelikle kapitalist giriþimler arasýnda kârýn paylaþýlmasý’nda bir baþkalaþým. benzer araþtýrmalarýn yapýlabilmesi mümkün olamamaktadýr. iþçilerin ulusal gelir paylarýnda önemli bir deðiþme olmadýðýna göre. “. büyük þirketlerin geliþmesinden ileri gelmektedir ve gelirin diðer sanayi kollarýndan buralara doðru akmasýna yol açan bir süreç doðurmakadýr. söz konusu payýn azalmamýþ bulunduðunu öne sürmekte de bir sakýnca yoktur. iþçilerin ulusal gelirden aldýklarý payda (kitle tüketiminde) önemli bir deðiþiklik bulunmadýðýný söylememize imkân var demektir. diðer mallarý üreten giriþimcilerin kârlarýnýn bir kýsmýný.”100 Bu gerçeði doðrulayacak pekçok bilgi var elimizde. tekellerin etkileri derinleþip geniþledikleri halde. yarýþmacý kapitalizm aþamasýna göre bir deðiþimin var olup olmadýðý sorusunu karþýlýksýz býrakmaktadýr. elimizde. büyük çaplý iþletmelerin. oluyor.. Son elli ya da seksen yýllýk dönem içinde. yukarda anýlan araþtýrmalarýn ortaya kovmuþ bulunduðu istatistikler ayarýnda bilgiler yoktur. mallarýný tekel fiatý ile satan kiþilere aktarýr. Olup olacaðý artý deðerin çeþitli üretim alanlarý arasýndaki daðýlýmýnda görülecek yerel bir sapma.aldýklarý payýn genellikle deðiþmemiþ olmasý (ya da ancak ufak tefek dalgalanmalar göstermesi) gerçeði. tekel derecesindeki artýþ. artý deðerin büyüklüðü ise hiç mi hiç etkilenmeyecektir bundan.. on sekizinci yüzyýlýn ikinci yarýsýna ve ondokuzuncu yüzyýlýn ilk üç çeyreðine ait. tekellerin ve tekel-benzen kuruluþlarýn ortaya çýkýp geliþmeleri de zaten ondokuzuncu yüzyýlýn son çeyreðinde baþlýyor ve ancak bu dönemden sonradýr ki. Paul A. Benim sýnýrlý bilgime göre. büyük çaplý iþletmelerin ve tekellerin yaygýnlaþmasý [sayfa 156] ile. ulusal gelirden ayrýlan kâr payýnda ise öyle önemli bir deðiþiklik görülmüyor. “Belli mallarýn tekel fiyatýndan satýlmalarý. bir dengesizliktir. bu sorunun istatistiklere dayanýlarak verilebilecek bir karþýlýðý yoktur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 81 .”99 Bu sözlerin açýk-seçik ortaya koyduðu gibi. Kalecki’nin deyiþiyle. daha önceki yýllarda yani tekelci giriþimlerin yeni yeni ortaya çýkmaða baþladýklarý dönemde. Çünkü. yok olunca da. bu gibi kuruluþlar. Eðer iþimiz spekülasyon yapmaða kalýrsa.. olsa olsa. Bu yolla gelir yeniden paylaþýlarak küçük iþletmelerdeki büyüklere aktarýlmýþ oluyor. Böyle bir usavurma. Marx’ýn bu konudaki açýk kuramsal bulgularý þöyle. kuramsal bulgularla da uyum halindedir ve güçlendirilmektedir..

kârlarýn az sayýda iþletmenin elinde toplanmasý önemli deðildir. fakat çok yaygýn bir inanca göre.102 Kârlarýn daðýlýmý konusunda eldeki bilgilerden insanýn bunun böyle olduðu izlenimini olmaktadýr. toplam net kurum [sayfa 157] kârlarýnýn yüzde 46. ayný kiþilerin yönetimi altýnda bulunurlar.9’unu alýyordu. servetin ve kârlarýn ne ölçüde yoðunlaþtýðýný gösterseler bile. çünkü bu dev iþletmelerin sahibi. toplam net kurum kârlarýnýn yüzde 54'ünü bunlar içinde de ilk 747 þirket (toplam þirket sayýsýnýn yüzde 0. “þirketlerin halka açýk olmalarý”. bir ön. Örneðin. satýþlar ve çalýþtýrýlan iþçi sayýsý arasýnda da ayný sýký baðýntý vardýr) konusunda yapýlacak bir varsayým.”101 Ýkinci Dünya Savaþýný izleyen dönem için benzer araþtýrmalar yapýlmýþ deðil. banka ve sigorta þirketleri dýþýnda kalan 200 büyük kuruluþun toplam mal varlýðý içindeki paylarý 1909 yýlýnda yüzde 48 dolaylarýnda iken 1929’da ve 1930’larýn baþýnda yüzde 55 dolaylarýna yükselmiþtir. toplam net kurum kârlarýnýn yüzde 47. az sayýdaki büyük iþletme topluluklarýnýn. birbirlerine “holding”ler ile kenetlenmiþ durumdadýr. Amerika’da Ýç Kamu Gelirleri Bürosuna kayýtlý 1929 yýlý toplam þirket sayýsýnýn yalnýz yüzde 0.” Dev þirketlerin güçlerinin ve denetledikleri alanýn azçok sürekli olarak arttýðý apaçýk bir gerçektir. Hisse senetlerinin ve kârlarýn arslan payýný ellerinde bulunduran birkaç 82 Paul A.kabul her türlü tartýþmanýn dýþýnda kalsa gerektir. Belli çevrelerin yayýnlarý ile beslenen düpedüz yanlýþ.26’sýný oluþturan dev þirket.104 Þimdi çok önemli bir noktaya geliyoruz. hisse senetleri hemen ayný kiþilerin elindedir. daha önemli bir gerçeði. kârlarla. Bu konudaki bilgilerin yayýnlandýðý son yýl 1951’de ise 1373 dev þirket (þirketlerin yüzde 0. servetin ve kârlarýn sayýlarý son derecede kýsýtlý birkaç kiþinin elinde toplandýðýný gösteremiyorlar.103 Aslýnda bütün bu rakamlar. pekçok sayýda insandýr. savaþ sonrasýnda.23'ünü oluþturmaktadýr). bir hisse senedi sahipleri demok-rasisinin bulunmasý bir masaldan baþka birþey deðildir. aslýnda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . doðrudan doðruya halktýr. Örneðin.5’ini elde etmektedir. bununla birlikte.Kârlarýn belli ellerde yoðunlaþmalarý ile servetin belli ellerde toplanmasý arasýnda sýký bir iliþki bulunmasý (ayrýca.. birleþe birleþe daha da devleþtikleri ve ekonomideki mal varlýðý paylarýný daha da artýrdýklarý her türlü kuþkunun üstünde olsa gerektir. Oysa hisse senedi sahiplerinin çok sayýda olmasý.12’sini oluþturmaktadýr). Söz konusu Büro’ya baðýmsýzmýþ gibi kayýtlanmýþ olan birçok þirket..

kapitalizme gelir daðýlýmýný gerçekleþtiren pazar mekanizmasýný ve bir de geleneksel caný tende tutma standartlarýnýn az çok sürekli artýþýný dikkate alacak olursak. Nasýl. bunun niçin en büyük olduðunu (koþullar deðiþmedikçe daha büyük olamayacaðýný) görürüz. Paul A. salt büyüklük olarak. tekelci kapitalizm ile yarýþmacý kapitalizm arasýnda. toplam kiþisel ve kurumsal tasarruflarýn yüzde 50 ilâ 55’ine sahip olmaktadýr. Tekelci kapitalizm koþullarý altýnda ekonomik artýk. tabii bu sonuncu kavramý. olduðu gibi yansýdýðýný göstermektedir.105 Elimizde bunun böyle olduðunu gösteren sayýsýz -araþtýrma var.107 Ýþte tam bu noktada. ekonomik artýðýn kiþiler arasýnda paylaþýlmasý konusundaki büyük farký da görmekteyiz. bu durumun. hem de toprak aðalarýndan kapitalistlere doðru kaymýþ ise yarýþmacý kapitalizmden tekelci kapitalizme geçiþ süreci içinde de ekonomik artýðýn salt deðeri son derecede büyümekte ve bundan arsýn payýný alan birkaç dev iþletme olmaktadýr. o koþullar. mümkün [sayfa 158] olan en büyük ekonomik artýktan çok daha küçüktür. Tekelci kapitalizm koþullarý altýnda elde edilen ekonomik artýk. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 83 . o anda egemen olan koþullar altýnda elde edilebilecek en büyük deðerdir bir anlamda. yani.büyük iþletmenin kontrolü bir-iki kiþinin elindedir ve bunlar daðýtýlan kârlarýn büyük bir kesimini kapatmaktadýrlar. “Ortaklýklarýn daðýtýlmayan kârlarý ile kiþisel tasarruflarý da hesaba katacak olursak toplam. büyümenin bu ikinci “klasik” koþulu üstüne söylediklerimizi özetlemeðe çalýþalým. nüfusun yüzde 1’i. eskiden olduðu gibi. tam çalýþtýrma düzeyi üretimin ekonomik artýðý olarak tanýmlarsak! (Bu düzeyin toplam üretiminden kitle tüketiminin belli bir fizyolojik yaþama düzeyini saðlayan büyüklüðü çýkarýlýnca mümkün olan en büyük ekonomik artýðýn bulunacaðýný hatýrlayalým). yarýþmacý kapitalizm koþullarý altýndaki ekonomik artýða kýyasla. Michigan Anket Araþtýrma Merkezinin ve Harvard Ýþletmecilik Araþtýrma Okulu’nun incelemeleri. Bir baþka deyimle ekonomik artýðýn denetimi bu birkaç dev iþletmenin eline geçmektedir. Bu incelemelerin ortaya koyduðu bulgularý deðerlendiren Victor Perlo þöyle bir sonuca varýyor. kiþisel gelir daðýlýmýna da. . feodalizmden kapitalizme geçiþ süreci içinde ekonomik artýk hem alabildiðine büyümüþ.ederal Reserve Yönetim Kurulu’nun.”106 Þimdi de. çok daha büyük olmasýna raðmen. bu koþullarýn saðlayabildiði toplam üretimi.

hiç deðilse önemli ölçüde deðiþmiþ deðildir. lüks tüketimleri. Söz konusu iki gerekli koþuldan birincisi bakýmýndan. Ekonomik artýðýn þirketlerin elinde kalan kesimi. son yýllardaki ekonomik geliþmeler de dahil) konusunda þöyle böyle bir bilgiye sahip bulunmasý yeterlidir. Tekelci kapitalizm ile yarýþmacý kapitalizm arasýnda bu noktada büyük bir fark bulunduðu ve birincinin ikinciyi. çok büyük bir önem kazanmaða baþlýyor. tekelci kapitalizm çaðýnda da bir deðiþme olmamýþtýr. olaylarýn oldukça çeliþkili bir geliþme gösterdikleri anlaþýlmaktadýr. Bir kere. elde ettikleri ekonomik artýk payýna göre oldukça düþük bulunuyor. yani yatýrýma yöneltilebilecek kaynaklar. eskisi gibi har vurup harman savurma alýþkanlýklarý içinde bulunmuyorlar. Ýkinci olarak da. ekonomik artýðýn kapitalistin tüketimine ayrýlan kesimi son derecede küçük kalmaktadýr. hatta bolluk [sayfa 160] dönemlerinde inanýlmaz ölçülere ulaþýyor. yalnýz ekonomik artýðýn. kârlar da bir dev iþletmenin (ve onlarý denetimi altýnda bulunduran [sayfa 159] birkaç para babasýnýn) elinde toplanýyor ve bu olgu. aþýrý tutumluluðun. cimriliðin kendi özüne önem vermeyen derviþ örneði yaþantýnýn yerinde yeller esmektedir artýk ve bunlar ne kapitalistin ne de eþinin baþlýca yaþam nitelikleri olarak deðerlendirilebilir. böylelikle geniþlemiþ oluyor. Tam çalýþma düzeyi toplam.IV Demek ki.yani ekonomik artýðý paylaþanlar. atalarýnýn o eski püriten yaþantýsýndan hayli uzaklaþmýþtýr. büyük çaplý iþletmelerin. üretimi ve ekonomik artýðý karþýsýnda. büyümenin diðer “klasik” koþullarýný dikkate aldýðýmýzda. Hisseler de. yatýrým alaný bulma kolaylýðý bakýmýndan fersah fersah geride býraktýðý bir gerçek. söz konusu bu kesimin büsbütün küçük kalacaðý görülecektir. Kârlarýn akýl almaz derecede eþitsiz daðýlmasý sonucu. bu tutum. bu gerçeði kavramýþ olmak için. kapitalist denilen kiþinin aþýrý tutumluluðunun özünde. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ekonomik artýðýn paylaþýlmasý. salt deðer olarak bir tepe noktasýna eriþmesi ile deðil ayný zamanda bunun gittikçe daha büyük bir kesiminin yeniden yatýrýma yöneltilmesi olgusu ile karþýlaþýyoruz.108 84 Paul A. tekellerin ve tekelci benzeri kuruluþlarýn büyüyüp yaygýnlaþmalarý) ile. yarýþmacý iþletmelerin çoðunlukta bulunduklarý eski günlerle kýyaslanmayacak biçimde bir eþitsizliðe eriþiyor. Bugünün kapitalisti. Bununla birlikte. kârlý yatýrýmlar için yeteri kadar boþ alan bulma olanaðý geliyor. kiþinin.

konu büsbütün karmaþýk bir hâle gelmektedir. baþka bazý yazarlarýn gözünde miyopluktan. bazý yazarlarýn. ekonomik artýðýn aþýrý büyüklüðüne karþý öne sürdükleri kaygýlar. ekonomi bilimi. akýl kârý deðildi. tüketimin -yatýrým kýsýntýsý dolayýsiyle. “Klasik” koþullar adýný verdiðimiz durumun sürüp gideceði varsayýldýðýndan. alanlarýnýn bulunup bulunmadýðýdýr.artmasý boyutlarýnýn da çok üstünde bulunacaktý ve tüketim harcamalarýnýn baþlangýçta saðladýðý geçici [sayfa 161] ferahlýk bir iþe yaramayacaktý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 85 . ona daha küçük boyutlar vermeðe kalkmak. büyük çapta iþletmelerin. ayrýcalýksýz. bu konuyu enine boyuna ele almak durumundayýz! Uzun bir süre. söz konusu olan. üstelik yatýrýmlardaki azalma. yatýrýlabilir fonlar talebinin. demek ki. þefkatle bakma tutumla- Paul A. yeterli olup olmadýðý konusu arasýndaki baðýntýlarý araþtýrmadý. Bir baþka anlatýmla. tekellerin ve tekel-benzeri kuruluþlarýn geliþmesi konusu ile yatýrým olanaklarý konusu ve tam çalýþtýrma koþullarý altýnda elde edilen ekonomik artýðý emecek. verimlilik ve üretim artýþlarý da o kadar hýzlý olacak sanýlmaktaydý. söz konusu artýk ne kadar büyükse. bu artýðýn büyük-ile oynamak. Bu sonuncu tür yazarlara göre. bugüne fazla deðer verip yarýný düþünmemekten öte bir anlam taþýmýyordu.Madalyonun öteki yüzüne baktýðýmýzda. söz konusu ekonomik artýðýn kullanýlmasý bakýmýndan da bir týkanýklýk olmayacaðý düþünülmüþtür. bugünkü tüketimin azalmasý söz konusuydu ama bu. “aþýn” sermaye birikimini dizginleme konusunda ayak diremeleri ve gene bu yazarlarýn “eksik ve yetersiz tüketimden” yakýnmalarý. ekonomik geliþimin uskuru durumunda olan yatýrýmlara dönüþtürüleceðine “çantada keklik” gözüyle bakýlýyordu. birikmiþ sermaye için talebin var olup olmadýðý ve kârlý yatýrým. Þimdi. Sonuç olarak. yarýnki tüketimin artmasý sonucunu verecekti. ekonomik artýðýn gereðinden fazla bir büyüklükte olmasý sonucu. Onu küçültmeðe kalktýnýz mý. yani Say Kanunu’nun geçerli olduðu kabul edildiðinden. ister olmasýn önemi yokyeniden iþ alanýna kaydýrýlacaðýna. yatýrým yapma durumunda bulunanlarýn da iþtahlarý kaçak ve yatýrýmlar düþmeye baþlayacaktý (böylece ekonomik ilerleme de yavaþlamýþ olacaktý). Ekonomik artýðýn büyüklüðü ve yatýrým boþluklarýnýn bulunmasý deðildir söz konusu olan. hor görülen bazý insan kardeþlerine acýmayla. Kapitaliste akan ekonomik artýk payýnýn -bu kapitalist ister tekelci olsun. Doðrusu. söz konusu miyoplarýn düþünceleri.

Küçük [sayfa 162] iþadamlarýnýn çýkarlarý ile. bir yandan kýskançlýk giriyor iþin içine ve tekeli eleþtirenlerin. toplumda eskisi gibi durmadan yükselmemeleridir! Statükonun korunmasýndan baþka bir kaygýlan olmayan. toplumsal etki ve erkinliðe (iktidara) göz kamaþtýrýcý bir biçimde yükselmeleri karþýsýnda. onun tüketici “refahýný” azalttýðýný. ileri kapitalist ülkelerin ekonomistleri. demokrasiden ve özgürlüklerin elden gittiðinden dem vurarak ortaya çýkýyorlar. tam ve eksiksiz yarýþma kuramýnýn silah fabrikasýndan alýnýyordu -küçük burjuvazinin tam ve eksiksiz kuramýndan baþka birþey deðildi bu aslýnda. ondokuzuncu yüzyýlýn son çeyreðinde ve yirminci yüzyýlýn ilk çeyreðinde. saðlam.rýný yansýtýyordu belki. bu gibi düþüncelerin. orta-sýnýflarýn kökenlerini ve çevrelerini yansýtýyordu henüz. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bir ekonomi bilgisinin ilkelerine yeteri kadar uygun olduðu ise hiç mi hiç söylenemezdi. öðrencilere. aslýnda. Bununla birlikte. çok üstün olmalarý gerçeði vardý. tüm olarak toplumun çýkarlarýný özdeþ kýlan109 ve tekellerin “en uygun” gelir daðýlýmý düzenini altüst ettiðini söyleyen bu eleþtirme. büyük çaptaki iþletmelerin. kâr daðýlýmý bozukluðundan kaynak almaktadýr. tekel düþmanlarý. Büyük iþ çevrelerinin. her þeyden önce. büyük çaplý tekelci iþletmelerin muhteþem bir biçimde yükselmesi karþýsýndaki çaresizlikten yakýnan ve büyük iþletmelerin geliþmesi olgusuna tarihsel bir açýdan yaklaþmaktan yoksun ekonomi dersleri öðretiliyordu. kendileriyle yarýþmada. serbest pazarlarýn egemen olmasýndan kaynak alan “en uygun” düzenlemelerin bozulmasý korkusuna dayandýrýlýyordu. küçük. üretimin ise düþük olduðunu söyleyenlerin dillerinin altýnda. oysa bütün sýkýntýlarý. konuyla adamakýllý ilgilenmiþlerdi. fakat. bir elleri yaðda bir elleri balda yaþamaða alýþmýþ ve 86 Paul A.ve büyük çaplý iþletmelerin kötü etkileri. tam tersine. tekellerin ve tekel-benzeri kuruluþlarýn gittikçe artan önemlerine parmak basmýþlar. ders olarak okutulan ekonomi bilim. tekellerin kâr daðýlýmý üstündeki olumsuz etkilerinden þikâyetçidir. Tekele karþý açýlan ateþin mermileri. maymun iþtahlý ve yarýþmacý iþadamlarýnýn gittikçe artan ezikliklerini ve kaygýlarýný dile getiren ekonomi dersleri okutuluyordu o zamanlar. aslýnda. Tekellerin yaygýnlaþmasý ve tekel kârlarýnýn alabildiðine artýþý. o yüzden mi böyle düþünülüyordu? Hayýr. küçük kapitalistlerin. ekonomi bilimini meslek edinmiþ olanlarý hiç ilgilendirmiyordu da. Bir yandan korku. tekelci fiyatlarýn yüksek.

böyle bir düþünce içine girmiþ bulunanlar. tam anlamýyla bir küçük burjuva tutumudur ve tekellerin yatýrým. yatýrýmý (ya da onun büyük bir kesimini). söz konusu ekonomi biliminin. bu konunun ancak zaman zaman ve ancak üstten tutma bir yaklaþýmla ele alýnmakta olduðu görülüyor. yüceltilip baþ köþeye konmasalar bile. tekellere karþý da çýkmýþ olmaktadýr. Say Kanunu’nu yerle bir eden ve adýna Keynes Devrimi denilen geliþmeden. aþýrý sermaye birikimine karþý tutumu dolayýsiyle. diyenler var. eski. tekellerin ve tekel -benzeri kuruluþlarýn. yani gelir ve çalýþma konularýnýn ekonomik tartýþmalarýn merkezine yerleþtirilmesinden sonra bile. “Yeni Ekonomi Bilimi”.110 Hatta. Ne var ki. “bolluk ekonomisi” kaynaklý tekel eleþtirmeleri bile arka plana atýlýyor ve sonuç alarak. yatýrým (dolayýsiyle ekonomik kalkýnma) ile büyük çaplý iþletmelerin ve tekellerin büyüyen rolleri arasýndaki iliþkiler konusu üstünde yeteri kadar durulmadýðý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 87 . toplumda tüketimin artmasýna aðýrlýk vermekle. Ekonomi düþüncesinin bu yeni tutum ve yöneliþi sonucu. bir bakýma. Dahasý var. ve ekonomik büyüme süreçleri üstündeki etkilerini saðlam bir biçimde kavramak için giriþilmiþ bir çabanýn ürünü deðildir. Bunlar sanýyorlar ki. yatýrým süreci üstünde tekellerin rolü konusunu da gündeme almýþ olacaðýný sandýklarý için yanýlmaktalar. her-þeyden önce. yeterli yatýrým boþluklarýnýn bulunamamasý sorunudur. yatýrým üstündeki büyüklük ve uzun-dönem etkilerini es geçiyorlar. ekonominin dýþýndan belirlenen otonom bir veri olarak deðerlendirip modellerine koyuyorlar ve yatýrýmýn bileþimi ile ilgilenmeyen bir gelir [sayfa 163] ve çalýþma kuramsal modeli içinde. o dönemdeki tüketimi azaltmakta olduðu için ve böyle bir azalmanýn. “Bizim kuþaðýn sorunu. toptan bir kabul görmeðe baþlýyorlar. bolluk açýsýndan istenilen ölçünün çok üstüne çýkmasýndan ötürü deðil. Doðrusu istenirse. büyük çaptaki iþletmelere ve büyük iþ çevrelerine düþmanlýklara. son derecede büyük bir deðer kazanmýþtýr! Böyle düþünenlerden biri olan Profesör Alvin H. Keynes’in açtýðý yoldan yürüyenler.hiçbir zaman tarihsel deðiþiklik ve geliþim terimleriyle düþünmeye çalýþmayan bu gibi kiþilerin. Hansen’in sözleriyle.”111 Paul A. ekonomik artýk ister tekelcilerin ister yarýþmacý kapitalistlerin eline geçiyor olsun. fakat özel yatýrým yoluyla yeteri kadar kullanma alaný bulamadýðý için. tekeller.

. yetersiz yatýrým olgusundan etkilenmesi olasýlýðý ve çalýþma ve gelir düzeylerinden etkilenmesi olasýlýðý bir yana. Bu kurama baðlý olan ekonomistler. doðrudan doðruya. daha çok konut . yatýrýmlarýn hacmi ve kârlýlýðý üstünde belli bir etki göstermiþ olacaktýr. Örneðin nüfus artýþýnýn konut talebini arttýrmasý zorunlu deðildir eðer satýn alma gücünde de bir artýþ yoksa. böyle doyurucu bir açýklama getirebiliyorlar. Ne nüfus artýþýnýn yavaþlamasý. Gittikçe ortan bir nüfus. bir boþ alan bulmasýndaki güçlüðün. giderek.113 Ancak. gittikçe arttýðýný doðru olarak ortaya koyduklarý halde söz konusu yatýrým yetersizliðini [sayfa 164] gereði kadar doyurucu nedenlere baðlayamýyor. durgun bir nüfusun yarattýðýndan deðiþik bir tüketim yapýsý doðurabilir Artan nüfus. nüfus deðiþmelerinin. Kalecki’nin de söylediði gibi. yatýrým hacmi üstünde önemli bir etkide bulunmalarýný düþünmemiz için bir neden yoktur Nüfus deðiþmeleri ile etkin talep arasýndaki iliþkiler ise. varolan evler daha kalabalýklaþacak. artan nüfusun daha çok mu yoksa daha az mý tasarruf edeceði belirsiz bir problemdir ve doðrusu o kadar da bü- 88 Paul A. tam çalýþma koþullarýnda üretilen ekonomik artýðýn gerektirdiði yatýrým hacminin.” olduðu için. ne de teknolojik ilerleme tempo ve niteliðinde görüldüðü söylenen deðiþiklikler. yurttaþlar üstüste yýðýlmaya baþlayacaklardýr”112 Bu söylediklerimiz. dolayýsýyla saðlam bir açýklamaya kavuþturamýyorlar. ekonomi makinesinin iþleyiþinde saklý nedenlere deðil. daha çok çocuk bezi daha az kravat.. “kaybolan yatýrým olanaklarý kuramý” denilen ve en ünlü ifadesini Profesör Hansen’in yazýlarýnda bulan düþünce biçimidir. “.. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Bu yaklaþýmýn en iyi temsilcisi. fakat bu makinanýn dýþýnda kalan bazý etmenlerin etkilerine atfedilmiþtir.daha az viski.daha az otomobil satýn alacaktýr ve tüketici sepetlerinin bileþiminde görülecek olan faklýlýklar.Yatýrým alanlarýnýn yetersiz oluþu -Schumpeter’in söylemekten hoþlanacaðý gibi-.. Ýleri kapitalist ülkelerde yer alan nüfus artýþý yavaþlamasýnýn. daha çok süt . nüfus artýþlarýnýn toplam talep üstünde bir miktar etkili olabilecekleri gerçeðinin büsbütün yadsýnmasý anlamýna gelmez elbette. yeni konutlar yapýlmayacak. belki de. oldukça zayýf görünmektedir “Yoksul sayýsýndaki artýþ pazarý geniþletmez. adýna. (ki bütün bunlar söz konusu düþüncede önemli rol oynayan etmenlerdir). (tek baþlarýna). ne sýnýr denilen nesnenin ortadan kalkmasý. önemli olan nüfusun artýþý deðil satýn alma gücünün artýþý.

bunlarýn baþýnda da elektrik. Bu durumda bile toplam nüfus artýþýndan çok. . belediyeler tarafýndan toplanýp harcanacaksa. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 89 . . nüfusun bölgesel yer deðiþtirmeleri. yatýrým kararlarýný alýrken. hangi varsayýmý kabul edersek edelim. bekledikleri kârý gerçekten de elde edebilirlerdi: fakat nüfus artmasýnýn azalmasýnýn sonucu olarak deðil. yani iç güçler belli yerlerde toplanan nüfusun artýp eksilmesi gibi öðeler dikkate alýnýr. yapma kararlarýnda nüfuz istatistiklerinin önemli etkileri bulunduðu biçiminde özetlenebilecek bir görüþ daha vardýr ki bu daha anlamlý görünmektedir.onlar. ve haberleþme sistemi gibi kamu hizmetleri götüren iþletmeler gelmektedir. harcamalarýnýn da [sayfa 165] büyük olacaðý ve böyle ailelerin tasarruflarýnýn az olacaðý öne sürülebilir. günlük tüketimlerini kýsma ve daha büyük ölçüde para biriktirme yoluna yönelmeleri olasýlýðý da vardýr. Aslýnda yalnýz birkaç tür iþletme. su. bu tür harcamalarýn ekonomi üstündeki itici etkileri. insanlarýn büyük çoðunluðu tek kuruþ bile biriktiremedikleri için. Bu ödenekler ise baþlýca iki etmenin sonucu olarak artýp eksilen fonlardan oluþur. daha büyük bir sorumluluk duygusu altýnda. yatýrým hesaplarýný yaparken nüfus istatistiklerini dikkate almaktadýr bugün. okullarý. Kamu yönetimini ellerinde bulunduranlar. havagazý. ya belediye vergilerinin arttýrýlmasý ya da belediye bütçesinin bir baþka bölümündeki ödeneklerin kullanýlmamýþ. toplam harcamaya yaptýklarý net katký cinsinden [sayfa 166] düþünülmelidir.akat eðer böyle olsaydý ve bütün kapitalistler yatýrýmlarýný nüfusla birlikte arttýrýp azaltsalardý. toplumsal yapý ve nüfus hacmi (ve bunlardaki deðiþmeler). büyük aile sahiplerinin. yoksullara yapýlacak yardýmý. Ýþadamlarýnýn yatýrým. Büyük bir ailenin geçimini saðlamak için yapýlacak tüketim.yük bir önem taþýmamaktadýr. Ancak þunu önemle kaydetmek gerekir ki. yani bu fonlar. bunun sonuç üstünde fazla bir aðýrlýðý olmayacaktýr. aþaðý-yukarý deviniminin (yükselip alçalmasýnýn) bir sonucu olarak. En zengin ülkelerde bile.114 Eðer bu Paul A. tam aksine. toplam yatýrým hacminin ve buna baðlý olarak dalgalanan toplam gelir ve talebin. ekonominin baþka bir kesimindeki harcamalarý engelliyorsa. hastahaneleri. toplam net etkileri sýfýr olacak demektir. bunlardan yararlanacak olan insan sayýsý ile ilgili olarak düþünmekten çok ellerindeki ödeneklere bakarlar. tasarruf edilmiþ olmasý gerekir. parklarý ve benzerlerini plânlarken.

iþ taleplerinin yoðunlaþmasý sonucu olarak düþmeleri. iþgücünün oldukça sýnýrlý bulunuþu ve bunun sonucu olarak yatýrým hacminin artmasý. böyle bir usavurmanýn sonuçlarý. iç göçlere. daha çok. tüketici alýmlarýnýn azalmasý nedeniyle. yatýrýmlar açýsýndan nüfusun “azý karar çoðu zarar”dýr.115 Bir kere þu var. açýk ya da gizli iþsizliðin artmasýna yol açmaktadýr. kapitalist iþletmelerde çalýþmaya hazýr insangücü pazarýna akýp akmamalarýna baðlý bir þeydir. ücret gelirlerini dolayýsiyle toplam tüketim harcamalarýný azaltacak bu durumu ortadan kaldýracak bir yatýrým artýþý da görülmeyecektir. olay. el zanaatlarý ve benzeri iþlerin yapýldýðý kesimler) boþalan insan yýðýnlarýnýn.117 Bir de þu var: Kapitalistlerin iþgücü taleplerindeki esneklik. Aslýnda. Aslýnda nüfus deðiþikliklerinin yatýrýmlar üstündeki etkisi. etkin talebin artmasýndan deðil. düþük ücretler de kâr oranlarýný yükselteceðinden sermaye birikimi hýzlanýr. iþgücü arzýnýn artmasýndan ileri gelmektedir. iþgücü arzýnýn artmasý ve emeðin ucuzlamasý.ücretlerin. ekonominin kapitalist olmayan kesimlerinden (ilkel tarým. iþgücü pazarýna giren insan sayýsýnýn artýþýdýr.116 Bu ise. Konuyla ilgili önemli. hiç de öyle açýk-seçik ve ha deyince kabul edilebilecek cinsten þeyler deðildir. Bu konuda þöyle bir görüþ öne sürülmektedir: Nüfusun artmasý ücretlerin düþmesi yönünde etki yapar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . yatýrýmýn ve üretimin artmasýna deðil. ucuz [sayfa 167] üretime sokulmasý dürtüsünü zayýflatacaðý için. Ne var ki. “nüfusa baðlý” bu gibi harcamalarýn etkisi de belli belirsiz olacaktýr. öteden beri az geliþmiþ sayýlan ülkelerin durumuna bir göz atmak ve bunlarýn nüfus artýþlarýný yeterli bulup bulmadýklarýný araþtýrmak gerekli ve yeterlidir.sonuncu durum varsa. Amerikan tarihinin ilk dönemlerinde. Demek oluyor ki. nüfus toplamýnýn zaman içindeki artýþý deðil. 90 Paul A. büyük bir yatýrým olanaðý sayýlmasý gereken bu tür makinalarýn üretimi de azalmýþ (artmamýþ) olacaktýr. teknolojinin hýzla geliþmesi ve bunlarýn etkisiyle Birleþik Devletlerde büyük bir verimlilik yükselmesi olgusunun görülmesi de kanýtlýyor ki. toplam nüfus artýþlarý kadar (hatta onlardan daha çok). yapmak kapitalistler için daha çekici hâle gelir. yani yatýrým.118 Bunun sýk görülen bir olgu olarak belirip belirmediðini anlamak için. en azýndan “bir’e eþit” varsayýlmazsa -ki böyle bir varsayýmdan hareket etmek için hiç de akla yakýn bir neden yoktur bizce. yatýrýmlar ürkütülmüþ olacak ve üstelik.

nüfus ister artsýn. dýþý ekonomik basýnç nedeniyle. buraya kadar söylediklerimizden þöyle bir sonuç çýkmaktadýr: Demografik yapý. nüfus artýþý. yatýrým ve ekonomik geniþleme için. gerçekleþmelerini saðlamak için de yeterli iþgücünün bulunmasýný zorlayacaklardýr. toplumdaki iþ deðiþtirmelerin hýzýna ve yoðunluðuna ve benzeri etmenlere baðlý olarak yeni durumlar kazanýr. Þimdi. yatýrým yapýlacak ve verimlilikte belli bir yükselme görülecektir. tam tersine. Sýnýrý geçme adý verilen olgunun önemi konusunda da öyle pek belirgin bir þeyler söylemek mümkün olmuyor. nasýl kendi [sayfa 168] finansmanlarýný saðlamak için para bulunmasýný zorluyorlarsa. emek açýðýný yabancý iþçilerle kapatan yeni ve az nüfuslu ülkeler için de geçerlidir bu yargýmýz. eskiden kullanýlmayan yeni yeni doðal kaynaklar üretim sürecine katýlmýyorsa ve tarým. yatýrým yapmak için hiçbir dürtünün ve özendirmenin bulunmayýþý öte yandadýr ve bunlar birbirini dengeleyecektir. bir baðýmlý deðiþkendir ve ekonomik geliþmenin çeþitli aþamalarýna baðlý olarak farklý görünüþler kazanýr. Böyle bir durum. ister yerinde saysýn. Bu yargý yalnýz. hatta isterse azalsýn. eðer teknolojik ilerleme yoksa. Hemen her coðrafya sýnýrý içinde büyük ekonomik büyüme olanaklarý vardýr. yargýsý pekâlâ verilebilir. hiç deðilse bazý yeni doðal kaynaklarýn üretim sürecine katýldýðý ve hiç deðilse bir ölçüde iç göçlerin görüldüðü bir toplumda. Hiç deðilse biraz teknolojik ilerlemenin bulunduðu. Yatýrýmýn olanaksýzlýðý bir yanda. topraktan kopup kentlere akýn etmiyorsa nüfus artýþýndan baþka çare yoktur.Doðrusu. yani nüfus artýþý ve yapýsý. böyle bir düþünce gerçek dünyayý yansýtmaktan uzaktýr. Tarýmda ve sanayide teknolojik ilerleme yoksa. coðrafyadaki anlamda sýnýrlarla çakýþmýyor. teknolojik deðiþikliklerin niteliðine. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 91 . insangücü. perakende ticaretin ve benzen iþlerin devamlý bir insangücü rezervini barýndýrdýðý eski ülkeler için geçerli deðildir. Söylemeye gerek yoktur ki. Yatýrým projeleri. Paul A. kapitalist birikimin yeterli iþgücü talebini yaratmasý sonucu. el zanaatlarýnýn. feodal toplumda bile görülmeyecek bir durgunluk demektir. tarýmýn. yatýrým hacmini belirleyen bir etmen deðildir. vazgeçilmez bir koþul olarak ortaya çýkacaktýr. sermaye birikimi boyutlarýna. Bu koþullar altýnda da ortaya bir problem çýkmayacak demektir. Herþeyden önce þu var yalnýz: Ekonomik geniþlemenin ve kalkýnmanýn sýnýrlarý.

Yeni ham madde kaynaklarýnýn üretime açýlmasýnýn zamanla önemini yitirdiðini ve “bilimsel örgütlenmenin”. zurt içi yatýrým olanaklarýndan daha çekici görünmektedir. . belki fiziksel üretim. Ýkinci olarak da þu söylenebilir: Ýleri kapitalist ülkelerin pek çoðunda geniþ azgeliþmiþ bölgeler vardýr. gittikçe büyüyen bir önem kazanmýþ olduðuna dikkati çeken Kalecki’ye ne demeli?119 Sweezy de. . belli bir fiziksel üretim düzeyi için sermaye gereklerinde bir azalma olmuþtur. [sayfa 169] yatýrým da yapýlmaktadýr. bütün bu yukardaki görüþlerin konuyla ilgisiz bulunduklarý ve doðrusu arabayý atýn önüne koyduklarý da öne sürülebilir ki bana oldukça güçlü görünen bir savdýr bu. geliþmiþ ülkelerin sýnýrlarý dýþýnda kalan öyle yerler var ki. bu gene de böyledir” biçiminde özetlenebilecek görüþe de belli bir anlam vermek durumundayýz. Büyük Britanyanýn yoksul bölgeleri için. çok elveriþli yatýrým olanaklarýnýn kullanýlmadýðý yargýsýna varmak gerekecektir. yok eðer yatýrýmlar azalýyorsa. Ýtalya’nýn ve Ýskandinavya’nýn geri kalmýþ bölgeleri için de böyle yatýrým olanaklarýnýn bulunduðu söylenebilinir.akat aslýnda. Son yýllar içinde gerçekleþtirilen teknolojik buluþlarýn yoðunluklarý ve nitelikleri gereði. Eski Çaðlarda olsun. hayli tartýþma kaldýran bir görüþ olarak ele alýnmak gerekir. buralardaki yatýrým olanaklarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Orta Çaðda olsun öyle ilgi çekici teknik buluþlar yapýlmýþtýr ve bunlarýn üretime aktarýlmasý için gerekli sosyo-ekonomik 92 Paul A. ondokuzuncu yüzyýlýn ikinci yarýsýnda. örneðin yüz yýl öncesine kýyasla daha küçük bir sermaye yatýrýmý ile üretim sürecine katýlabilecekleri savýný hayli su götüren. Diðer taraftan. Amerikanýn güney eyaletlerinde geniþ yatýrým olanaklarý bulunduðu gibi. pek de büyük bir yatýrým gerektirmeyen montaj sürecini yeniden örgütlenmesinin. son yüzyýl içersinde bir sermaye mallarý bolluðuna yol açmýþtýr. kapitalist açýsýndan büyük bir önem taþýmaz ama. o zaman da.Örneðin.ransa topraklarýnýn büyük bir kesimi için. demiryolu yapýmýnýn gerçekten de önemli bir yatýrým olanaðý olarak deðerlendirilmesi ile bu konuya aðýrlýk vermesi ile herhalde birþeyler söylemek istiyor120 “Sermaye mallarýnýn göresel olarak ucuzlamýþ olmalarý. Teknolojik buluþlar ve yenilikler konusunda do durum bundan çok farklý deðil. Belçika’da Ýspanya’dan daha önemli bir kalkýnmanýn görülmüþ olduðunu kimse yadsýyamaz. yatýrým için elveriþli bir ortam varsa. Demek oluyor ki.

Atom enerjisi alanýnda olsun. J. kapitalist ekonomide önemli olanýn.. tartýþma “yüksek bir düzeyde” ele alýndýðý zaman. kolaylýkla bir [sayfa 170] listesini yapabilir bu buluþlarýn.. Gerçi. bütün yukardaki sözleri. Ýnsan.. en aklý baþýnda ve kýlý kýrk yaran [sayfa 171] ekonomistler bile. Steindl’in sözleriyle. sorun buradadýr): fakat. Aslýnda böyle bir karþý koyma. hepsi bu. insan ihtiyaçlarý deðil. Net yatýrýmýn yalnýz biçimini belirlemektedir. Teknolojik buluþlar... konut yapýmý ve gýda sanayi alanlarýnda olsun. tüketim mallarý üretimi. Yakýn zamanlarda geliþtirilen teknik buluþlardan pekçoðu da böyle büyük sermaye giderlerini gerektirecek niteliktedir . ekonomi biliminin bilgilerini veren bir giriþ niteliðindeki ders kitabý bile genel olarak. “yenilikler. söz konusu peygamberleri eleþtirenler. kapitalist giriþimler daha az iþtahlý (ve daha seçici) davranýyorlar. teknik olarak yapýlabilir ve ekonomik olarak da geçmiþteki herhangi bir giriþim. bu temel gerçeði unutma eðilimi içine giriyorlar. nedense. kadar saðlam. yatýrým sürecini bir gölge gibi izlemektedir. toprak geliþtirme. Ya yatýrým olanaklarýnýn yetersizliðinden sorumlu olarak teknolojik ilerleme eksikliðini ve bunun kötü yöne Paul A. dillerinden düþürmedikleri bazý görüþleri deðiþtirmek amacýyla ortaya koyuyor deðiliz. böyle bir çýkýþ. þimdiki teknik buluþlar karþýsýnda ise. bir sürü yararlý projeye el atýlabileceðini ve bunlarýn tamamlanýp üretime katýlmalarý ile insan mutluluðunun arttýrýlabileceðini öne sürmektedirler. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 93 .koþullar o kadar yetersizdir ki. teknolojik yeniliklerin yatýrým olanaklarý bakýmýndan sürekli bir itici etkileri olup olmadýðý konusunun týpký ileri kapitalist ülkelerin içinde ve dýþýnda yer alan geri kalmýþ yada az geliþmiþ bölgelerin yatýrýmlar üstündeki etkileri gibi ele almak daha doðru olacaktýr..121 Doðrusu istenirse. “ölüm ve kasvet saçan peygamberlere” karþý çýkanlarýn. Bu nedenle de. çünkü. tarýmsal araç ve gereçleri. ulaþtýrmanýn “otomasyonu” alanýnda olsun. öyle projeler var ve bunlar raflarda bekliyor ki! Teknik buluþlarýn üretime aktarýlmasý bakýmýndan aradaki fark þu: Geçmiþteki buluþlar yeterli yatýrýmlarý daha kolaylýkla kendilerine çekebiliyorlardý.ve üstelik bunlarýn sermaye gideri gerekleri tarihte görülen herhangi bir buluþun gereklerinden hiç de az deðildir. satýn alma gücü olduðunu vurgulandýr (yani etkin talep var mýdýr yok mudur. yadsýmak ortadan kaldýrmak istediði yanlýþ görüþün bütün açlarýný da paylaþmaktadýr. bunlarýn yatýrýmlar üstünde itici bir etkileri yoktur.

Ýþin doðrusu þu: Tam çalýþtýrma koþullarý altýnda elde edilecek ekonomik artýðýn büyüklüðüne göre özel yatýrýmlar yetersizdir ve yapýlan ile yapýlabilecek arasýndaki fark gittikçe artýyor. teknik olarak mümkün ve toplumsal olarak acele bir sürü iþ tasarý halindedir ve bunlar deðil böyle bir ekonomik artýðý çok daha fazlasýný silip süpürecek büyüklükte iþlerdir. Bütün bu temel deðiþiklikleri gittikçe azalan yatýrým olanaklarý kuramýnýn çerçevesinde açýklamaða kalktýnýz ya da kapitalizmin bütün baþarýsýzlýklarýný þanssýzlýða baðlayan bir tür felsefenin tuzaðýna düþtünüz mü doðru dürüst hiçbir çözüme ulaþamaz. “. bocalar durursunuz. Öyleyse çözümü aranacak problem. Lenin’in belirttiði gibi. kapitalist sistemin bütün çeliþkilerini ve akla-aykýrýlýklarýný. Bir yandan da. Aslýnda. sizi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . geliþmiþ kapitalizmin yapýsýndaki bozukluðu kavramak ve yatýrým sürecinde son seksen yýl boyunca görülen. son derecede büyük önem taþýyan nokta ise. söz konusu projelerin gerçekleþmelerini saðlayacak ekonomik artýðýn kullanýlmasýný büsbütün imkânsýz olmasa bile güç hâle getiren deðiþiklikleri yorumlayýp anlamak noktasýnda toplanýyor. arada sýrada görülen “sapmalara” -ki bunlar da ekonomik.baðlamaya götürür ve bu “geçici sapmalar olmasaydý kapitalizm büyük bir 94 Paul A. keyfî bir sýnýflandýrmadýr. onun iç devinim kanunlarýna deðil. oldukça yanlýþ. nedenlerin sosyoekonomik bütünlükleri açýsýndan bakýldýðýnda. kapitalist sistemin iþleyiþ biçiminde yer alan deðiþmelerin. Böyle bir probleme çözüm ararken içsel etmenler adý verilen nedenleri ele almakla yetinmek de uygun deðildir. olaylarýn akýþý içinde þans eseri (kazarâ) ortaya çýkýp çýkmadýklarý. bu içsel-etmenler ve dýþsal-etmenler ayýrýmý. Böyle bir bocalama. ikinci dereceden bir sorundur ve Kapitalizmin en son aþamasýnýn temel görünüþünü zerre kadar etkilemez”123 Burada..sevkedildiðini gösteriyorlar ya da henüz doyurulmamýþ bulunan bir sürü tüketici ihtiyacýnýn bulunduðundan dem vurarak yatýrým olanaklarýnýn aslýnda sýnýrsýz bulunduðunu söylüyorlar.122 yani mantýk hatasý bakýmýndan bir deðiþiklik yok! Her iki gurup tartýþmacý da temel sorunu gözden kaçýrmýþ oluyor böylece. kapitalist geliþimin doðal sonucu olup olmadýklarý. siyasal ve benzeri olarak sýnýflandýrýlýyor. Kapitalist sistemin yapýsýnda yer alan bu deðiþikliklerin ekonomik olup olmamalarý (örneðin askerî olmalarý).. geliþimin iç mantýðýnýn zorunlu kýldýðý [sayfa 172] köklü dönüþümler olup olmadýklarý sorununu kavramaktýr.

toplam kâr. tekel-benzeri kuruluþlarýn geliþimi ve kapitalist sistemdeki bütün üretim kesim ve dallarý üstünde egemenlik kurup. kapitalist ekonominin iþleyiþ ilkelerinin “dýþýnda kalan” etmenlere sýðýnmamýza hiç de gerek yoktur. V Tam çalýþtýrma düzeninde elde edilecek ekonomik artýða karþýlýk gelen özel yatýrýmýn yetersizliðini açýklamak istiyorsak. Maliyetteki ufak bir azalma bile bu firmanýn fiyatýný bir miktar azaltmasýna ve daha çok mal satmasýna sebep olacaktýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 95 . kapitalizmin temel yapýsýnda derinlere kök salmýþ bir süreçten kaynak almakta ve bu yapýnýn geliþmesine baðlý olarak artýp eksilmektedir: Büyük çaplý iþletmelerin. bunu zamanla arttýrmalarýdýr yetersizliðin nedeni). ayrýca. Kâr oranlarýnýn bu eþitliði bir kanun olarak belirleniyor ve buna büyük önem veriliyordu Böyle yarýþmacý bir ortamda. Bu yetersizlik.. elindeki yeni bir teknoloji sayesinde üretim maliyetlerini düþürsün. düpedüz. kaynaklarýn daðýlýmýndan da. tekellerin. söz konusu yetersizliði kamu yönetiminin yaptýðý yanlýþlýklara ve kör kaderin cilvelerine baðlamamýza da olanak yoktur. eþit olmayan fakat hepsi de küçük olan parçalar arasýnda bölüþülüyordu.124 Bu geliþimin en belirgin sonuçlarýndan biri daha öncede de anýlmýþtý. Çeþitli büyüklüklerde bir sürü iþletme vardý o zamanlar ve her biri kendi özel pazarlarýnýn kârlarýndan bir tutam almakla yetiniyorlardý. kâr oranlarýnýn bütün iþkollarýnda eþitlenmiþ bulunduðu bir denge durumu düþünelim.uyum içinde iþleyecekti. Herkesin güvendiði. Yukarda çizdiðimiz geniþ çemberden sonra gene bu temel noktaya gelme durumundayýz. Önce. kârlarýn böyle dengesiz [sayfa 173] daðýlýmýna yer yoktu. “Klasik” modelimizde yaklaþýk bir biçimde de olsa belirtilen yarýþmacý dünyada. bel baðladýðý bu mekanizma üstünde kýsaca durmakta yarar var. iþkollarý arasýndaki dengenin saðlanmasýndan da “eþit kâr oranlarý kanunu” sorumlu tutulmaktaydý. Paul A. Þimdi bir firma. Tek tek firmalarýn elde ettikleri kârlarýn salt tutarlarý arasýndaki farklar küçüktü ve ayrýca çeþitli iþ alanlarýnda yatýrýlan sermayenin kazanç oranlarý (rantabilitesi) de aþaðý yukarý eþit durumdaydý. Dahasý da var..” filân demeðe baþlarsýnýz. Kârlarýn bir avuç kapitalistin elinde birikip yoðunlaþmasý olgusuydu bu.

yenilikçi firmanýn elde ettiði yüksek kâr geçicidir. Ýþte böyle bir yarýþma düzeninde. yalnýz üretimin. fazla kapasitenin uzun süre varolmasý önlenmekte ve böylece öncülük eden yeni. “geride kalaný þeytan kapmakta”. söz konusu yenilikçi rakipleriyle baþedemedikleri için bu alaný büsbütün terkedecekler ya da ona uyacaklar ve kendileri de bu yeni üretim yöntemini benimseyeceklerdir. aþýrý üretim kapasitesi de kaybolacaktýr. bir yandan yüksek kârlarýn havucu. daha da arttýrýlmasýna yol açmakla kalmayacak. Gene bu yolla. Böylece. daha az baþarýlý olanlar. yukarda özetlenen baðýntý sonucu ortaya çýkan. Bu yolla da. söz konusu yeni. söz konusu ürünü “girdi” olarak kullanan diðer iþkollarý için de “parasal bir dýþ ekonomi” sað- 96 Paul A. diðer kesimlerinden bu yeni alanýna doðru sermaye akýmý da baþlayacaktýr. Burada belirtilmesi gerekli en önemli nokta da þu: Bu koþullar altýnda firmalar. [sayfa 174] öncü giriþimcilerin aþýrý kâr saðlamalarýnýn önüne geçilmiþ olacak ve herkes için normal kâr oraný düzeni yeniden kurulacaktýr. maliyet düþücü üretim yöntemlerinin kullanýlmasýný güçleþtiren engeller de zamanla ortadan kalkmaktadýr. yeni yatýrýma giriþmek ve bu teknolojik yeniliði kendi iþletmelerine de getirmek zorundadýrlar. bu iþkoluna terkedeceklerdir. yeni teknolojik ilerlemeler bir kez daha aþýrý kârlar saðladýðýnda yeniden yatýrýmlar için çekici ortamlar yaratýlmakta. teknolojik yönden ileri üretim yöntemine karþý kayýtsýz kalma olanaðýna sahip deðiller. Belli bir iþkolu birim üretiminde bir ucuzluk saðlayýnca. onlar için bir ölüm kalým sorunudur artýk. söz konusu olaylar dizisinin tekrarý için alaný temizlemekte. Olaðanüstü kâr saðlama. ayný zamanda ekonominin normal kâr oranlarýyla çalýþan üretim. Bu iþ kolunda çalýþan diðer firmalar ya. bir yandan da yarýþma koþullarý içinde iflâs etme korkusunun deyneði ile deh çüþ ilerlemek zorunda kalan firmalar. çaresiz.daha çok Satýþ ise söz konusu firmanýn kâr-sýnýrlarýný birdenbire geniþletecektir (firma sürümden kazanmaða baþlayacaktýr-ç. Maliyeti düþürmek. Mali kaynaklarý saðlam olmayanlar (ya da esnek olmayanlar).125 Bu iþleyiþ. yarýþ yeniden baþlamakta. Dolayýsiyle. yaþama gücü daha az olanlar yoldan çekilmekte ve mekanizma týkýr týkýr iþlemektedir. maliyetlerini ve fiyatlarýný düþürecekler ve böylece eski pazar paylarýný korumanýn yolunu bulacaklardýr. Geri kalanlar ise yeni üretim yöntemini benimseyecekler.126 Demek ki çarkýn iþleyiþinin sonu yok. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .).n.

Maliyetleri düþürme konusundaki olanaklarý nelerdir. pazarýn genel durumunu deðiþtirebilecek bir etkisi olamaz. Kendi iþkolunda ve diðer dallarda çalýþan bütün Paul A. kendi yatýrýmlarý. üretimde giderek daha çok makina kullanýldýðýný ve iþlerin büyüdükçe büyüdüðünü görmüþ oluyoruz. Herþeyden önce.lanmýþ olmaktadýr. kâh bu iþkolu yüksek kâr saðlýyor derken. çok sayýda firma bulunduðu için. Öyleyse tek bir firma. belli bir firmanýn yatýrým yapmasý ya da üretimini arttýrmasý konusunda. sermayesini arttýrabilir mi.128 Ne var ki. pazar talebinde. kendi üretimi ve fiyat politikasý ile pazar fiyatýný etkileyemez. bir firmadan ötekine kaymasýna yol açmasý þarttýr. gene ancak bu koþullar altýnda. hatta bir devrime uðradýklarýný. sermayeye uyku durak vermeyen ve kulaðýna durmadan. birbirlerini hiç aratmamalarý ve böylece ufak bir fiyat oynamasýnýn. iþte. üretim biçiminin ve üretim araçlarýnýn nasýl köklü bir dönüþüme. bugünkü kâr oranlarý nedir. Ýþte burjuva üretimini ikide bir yolundan saptýran ve sermayeyi iþgücünün verimliliðini yoðunlaþtýrmaya (iþgücü de onun verimliliðini yoðunlaþtýrdýðý için) zorlayan kanun. bu “devri daîm”in sürüp gitmesi için yukarda açýk ya da kapalý olarak belirtilen bir sürü koþulun yerine getirilmesi gereklidir. üretiminin geniþlemesi ve benzeri konularda kararlar alabilir. belli firma. Schumpeter’in pek beðendiði bir terimle bir zaman dinmeyen güçlü bir rüzgâr esmekte” ve ekonomik büyümenin fýrýldaðý durmadan dinlenmeden dönmektedir “Bu yolla. kendi yatýrým. [sayfa 175] iþbölümünün nasýl yerini daha büyük bir iþ bölümüne býraktýðýný. ekonomideki firma sayýsýnýn (ve her iþkolundaki firma sayýsýnýn) çok büyük olmasý gerekir ve belli bir firmanýn toplam üretimdeki payýnýn da küçük olmasý gerekir. rakip firmalarýn davranýþlarýna aldýrmaksýzýn. Ancak bu koþullar altýnda. politikasýný kurarken. Sonra. iþkolunu meydana getiren firmalarýn ürettikleri mallarýn birbiri yerine eksiksiz kullanýlabilmeleri.127 Bu yolla da bir takým iþkollarý için yüksek kârlarýn saðlanmasý kapýsý açýlýyor. kâh þu iþkolu. Çünkü bütün firmalar küçüktür ve hiçbirinin. yürü diye fýsýldayan kanun!”. bunlarýn hepsinin davranýþlarýný tek tek inceleyip onlara göre kendisini ayarlayamaz. belli bir firma. gene kendi “dört duvarý arasýndaki durumdan” hareket edecektir. Ayrýca. ilerde ne gibi bir rantabiliteye ulaþacaðýný düþünür? Bütün bu sorularýn karþýlýðýný kendi kendine düþünüp bulmak [sayfa 176] durumunda dýr. yürü! Haydi. belli bir firma. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 97 .

kapitalizmin yarýþmacý dönemi yatýrýmlarýnýn da yüksek bir düzeye eriþmelerini saðlamaktadýr. potansiyel hýzýn bir hayli altýna düþürse de. tam çalýþtýrma koþullarý altýnda elde edilen ekonomik artýðýn yeteri kadar yatýrým boþluðu bulabilmesi olanaðý arasýnda bir çeliþki yoktur. yüksek kârlarýn bir ortaya çýkýp bir kaybolmalarý olgusu. kendilerine göre bir iþ bulamayanlarýn sayýsý da. Çünkü birinci tür eksik çalýþtýrma. haliyle. ekonomik artýða kýyasla yatýrýmlarýn yetersizliðinden (hem toplam hem de bileþim olarak yetersizlik söz konusudur) deðil. toplam üretim. sermayenin akla uygun bir yolda kullanýlmasýyla çalýþtýrýlabilecek insan sayýsýndan düþük olacaktýr. 98 Paul A. sermaye mallarý zamanýndan önce hurdaya atýlmaktadýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . elde edilebilecek üretimin bir hayli altýndadýr ve çalýþtýrýlabilecek bir sürü insan da iþsiz doluþmaktadýr.firmalarýn toplam yatýrýmlarýnýn gelecekte pazarda kendisini etkileyebilecek durumda ne gibi yatýrým kararlarý alacaðýna dair bir tahminde bulunmak belli bir firmanýn hem yapamayacaðý. tam çalýþtýrmaya oldukça yakýn koþullar altýnda elde edilen ekonomik artýðý emebilmekte. Yarýþmacý kapitalizm koþullarý altýnda görülen eksik çalýþma ile günümüzde Keynesci iþsizlik olarak adlandýrýlan eksik çalýþma arasýnda gerçekten de büyük fark vardýr. Tabiî ki. yatýrým kararlarý olsun sermayenin ziyan edilmesi olsun.129 Sonuç þudur. teknolojik geliþmelerin baþýboþluðuna yüksek kârlarýn kâh orada kâh burada görünmesine (þansa baðlý olmasýna) yol açan bir mekanizmanýn etkisinde kalmaktadýr. iþ arayan insan sayýsýna göre ayarlanmamýþ olmasýndan ileri gelmektedir. Ekonomik artýk çar-çur edilmektedir. toplum açýsýndan bir sürü kayba yol açsa da. Bu söylediklerimizle. hem de yapmasý gerekli olmayan bir iþtir. kapitalist ekonominin bu yarýþmacý düzeni. Marx’ýn kuvvetle parmak bastýðý bu kargaþalýkta. Ne var ki. sonuç olarak yeteri kadar yatýrým yapýlmasýný saðlamaktadýr. Bir iþçiyi donatmak için gerekli olan sermaye miktarýnýn minimum düzeyi teknolojik [sayfa 177] bir veri olduðundan -ki bu da yarýþma sonucu ortaya çýkmýþ bir olgudurve yarýþma süreci içinde sermaye ziyaný büyük olduðundan. çalýþmak isteyen. Kapitalist pazarlarýn bu anarþisi içinde. kalkýnma hýzýný.

130 Modern. Gerekli miktarý bir araya getiren.ayýrýcý markalar ve yoðun reklâm harcamalarý ile farklý nesnelermiþ gibi gösterilmeðe baþlanmýþtýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 99 . bilimsel açýdan yeterli bir iþletmenin kurulmasý için zorunlu teknoloji standartlarýna ulaþmanýn çok büyük giderlere yol açmasý deðildir yalnýz bunun nedeni reklâm ve tanýtma. yeni bir iþletmenin üretim alanýna katýlmasý öyle önemli bir problem deðildir. o sanayi kolunda üretilmesi gereken mal. sermayesi olan her kapitalist giriþimci bir kiþi olarak ortaya atýlabilir ve bir iþ kurabilir. baþkalarýnýn ürettiði mala týpatýp benzemeyeceðinden. satýþ arttýrma ve benzeri gibi ilk kuruluþ giderlerine de katlanmak gerekmektedir ve bunlar da avuç dolusu parayla yapýlabilecek iþlerdir. böyle yeni bir iþ kurmanýn gerekleri çok sayýda deðildi ve bu konuda karþýlaþýlacak engeller de oldukça sýnýrlý sayýdaydý. Pazarýn yapýsý son derece basit olduðundan. ancak çok küçük bir kýsmýný üretip pazarlayan binlerce irili ufaklý firmadan oluþan bir ekonomide.VI Yarýþmacý bir sistem içinde yatýrým sürecinin (salt) yanlýþlýklarý ve (göresel) üstünlükleri ne olursa olsun. belli bir iþkoluna (sanayiye) üretici olarak girme özgürlüðü noktasýnda toplanýyor. Artýk belli bir iþkolunu oluþturan firmalarýn sayýsý küçülmüþ. firmalarýn boyutlarý geniþlemiþ. yeni bir iþ kurmak ve belli bir sanayi dalýna katýlmak büsbütün yeni bir nitelik kazanmýþtýr. yeni firmanýn. Gerçekten de. pazar karmaþýk bir düzen hâline gelmiþ. fark. en köklü. satýlan mallar ise -bir çok durumda fiziksel özellikleri bakýmýndan o kadar farklý almasalar [sayfa 178] bile. Patent gibi devletin verdiði ayrýcalýklar gibi öðeleri bir yana býraksak bile. herbiri belli bir sanayi kolunun azçok birbirine benzeyen ürünlerinden. bugünün dev iþletmelerinin kurulup üretim alanýna girmeleri için gerekli giderler akýl almaz oranlara yükselmiþtir. Bu koþullar altýnda. Eski kapitalizm ile bugünkü kapitalizm arasýndaki en göze batýcý. daha baþlangýçta iþ alanýna atýlabilmek için büyük giderleri göze almasýný zorunlu kýlmakta- Paul A. kapitalist geliþmenin bugünkü tekelci aþamasýnda bunlardan geriye hiç bir þey kalmadýðýný kavramak için insanýn bir parça kafa yormasý yeter de artar bile. Eski çamlar bardak olmuþtur ve bugünün tekelci ve tekelimsi sanayi yapýsý son derecede farklýdýr. Bütün bu masruf kapýlarý.

Paul M. Daha önce de sözünü ettiðimiz gibi. atýlgan giriþimci tipinin yerinde yeller esmektedir. bununla birlikte. belli birkaç önermenin de þimdiden saðlam bir biçimde yerleþtiklerini söylememiz mümkündür. tekelci firmanýn toplam kârlarýnda bir artýþ meydana getirmeyebilir ve bu hatta toplam kârlarý. olsa olsa. hepsi o kadar!132 Yeni firmalarýn. uzak geçmiþte yaþayan bir masal kahramanýdýr bu tip artýk -ya da kapitalizmin mitoloji sayfalarýnda unutulmuþtur-. yeni ürünün (malýn) getireceði risk payý da büyük olacaktýr. üretimin geniþletilmesi. dondurmacý dükkâný açmak ya da “derin soðutma kooperatifleri” kurmak gibi iþler kalmýþtýr bu tip adamlarýn yapabileceði.irmanýn baþlangýçta ele geçirdiði “özel bir üstünlük” (þerefiye gibi) geniþ ölçüde geçici bir nitelik taþýdýðý için. “kutsal ayrýcalýklar” adýný verebileceðimiz üstünlükler kazandýrmýþtýr. yeni bir çeþit küçük ekmek kapýlarý açýktýr önlerinde. marjinal kâr oraný adý verilen ve yapýla- 100 Paul A. üretimin geniþletilmesinden önceki durumun bile altýna düþebilir. üretimin arttýrýlmasý. köklü dönüþüm arasýndaki baðýntý. tekelcinin yatýrým politikasý. Ürettiði malýn karþýlaþtýðý talebin esnekliðine baðlý olarak (ve talep eðrisinden elde edilen marjinal gelir eðrisine baðlý olarak). küçük çaplý iþadamlarý ve hatta kendilerinde yeteri kadar para bulunmadýðý gibi. ekonomi yazýnýnda.dýr. Tekelcinin dikkate alacaðý gösterge. daha önce bu [sayfa 179] alana girmeyi ve bu alanda tutunmayý becermiþ tekellere ve benzerlerine. Dahasý var: .. yatýrým süreci ile kapitalizmin yapýsýnda görülen bu. tekelcinin kârýný maksimum kýlma politikasýna aykýrý düþebilir. bunu sermaye pazarýndan toplama güçleri ve olanaklarý da bulunmayan iþadamlarý topluluðu (þirketler) için öyle kolay kolay üstesinden gelinebilecek bir iþ deðildir. Bu önermelerin en önemlisi büyük bir açýklýkla anlatýlabilir: Belli bir durumda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Böylece.. yeni bir iþ kurup pazara atýlmak. Sweezy’nin deyiþiyle-. hatta imkânsýzlýk. “. Bu kutsal sýðýnaklar içinde oldukça büyük bir sessizlik ve güven içinde çalýþan firmalarýn davranýþlarý ile yarýþma koþullarýnýn keskin rüzgârlarý altýnda çalýþan firmalarýn davranýþlarý arasýnda daðlar kadar fark bulunacaðý açýktýr. tekelci ya da tekelimsi iþ alanlarýna katýlmalarýndaki güçlük. (literatüründe) gerektirdiðinden çok daha az ilgi görmüþ bir konudur.131 Schumpeter’in resmini çizdiði. gözünü budaktan esirgemeyen. elde etmeyi düþündüðü toplam kâra deðil. söz konusu yatýrýmda elde edeceði ek kâra baðlý olarak biçimlenecektir.

bu durum yeni yatýrým için önemli bir olanak ortaya çýkarýyor demektir. eski makinalarýn tamamen aþýnýp. Herþeyden önce. onun ömrü ile orantýlýdýr. dolayýsiyle eski yatýrýmlarýn saðladýðý kâr oranýnda bir miktar düþme görülecektir. iþte bu kaybý yeni yatýrýmýn saðlayacaðý kârdan indirmek gerekiyor. ufak tefek yeniliklerin üretime katýlabilmeleri için. derhal eski makinayý atýp yerine yenisini koymalýdýr.seçiktir. bu konudaki ünlü bir kural arasýnda çeliþki bulunduðunu hemen belirtelim. yýpranýp hurdaya atýlmayý beklemeleri gerekecektir. yeni makinadan elde edilecek ek gelirin. giderinin büyüklüðü. eldeki makina ve donatýmýn gününü doldurmasý (amortize edilmesini) beklemek. Bununla söylemek istediðimiz þudur: Ancak büyük teknolojik yeniliklerin böyle bir barajý aþma þanslarý vardýr. yalnýz bu yerini alma iþlemi dolayýsiyle uðranýlan zararý deðil.”133 Doðrusu. Herþeyden önce þu noktayý belirtmeliyiz: Bu kuralýn mantýðý içinde yeni makinanýn eskisinin yerini alabilmesi için. burada söz konusu olan. maliyetini düþürmek için sürekli bir çaba içindedir. çok su kaldýran bir ayrandýr ve yeni yeni sorunlar ortaya çýkarabilir (hatta çok defa çýkarýr da). bu zararý kýsa dönemde karþýlamayý garanti etmesi gerekecektir. ilk bakýþta sanýldýðýndan daha az açýk. Söz konusu çeliþki görünüþte bir uyumsuzluktur: Kural. Bir de þu nokta vardýr. Söz konusu ettiðimiz kuralýn uygulanabilmesi için. bu yeni makinanýn saðlayacaðý üretimin. Çünkü. ortalama toplam birim. eðer yeni bir makinanýn üretim sürecine sokulmasý ile birim üretimin ortalama toplam gideri. yatýrýmcýnýn ya da iþletmecinin. eski makinanýn bir birim üretim için yol açtýðý ortalama deðiþken giderden düþükse. Ancak. Bu ünlü kurala göre. yalnýz bu zararýn yol açacaðý faiz kaybýný karþýlamayý da deðil.134 Bu söylediðimizle.cak yeni yatýrýmýn saðlayacaðý kârdan bir miktar indirim yapýlmasýyla bulunan bir deðerdir. Bir miktar indirim yapýlmasýnýn nedeni de þu: Yapýlan yeni yatýrým üretimi arttýracak ve satýþ fiyatýnýn düþürülmesine yol açacaktýr. maliyetleri düþürme çabasý. üretime yeni makine ve donatýmýn [sayfa 180] sokulmasýný gerektiriyorsa. yeni makinanýn ömrü konusunda çok kesin bir deðerlendirme yapabilme yeteneðinde olmalarý gerekir. her kapitalist gibi tekelci de üretim. bugünkü deðerleri olduðu gibi korumaða çalýþmak ve yatýrým ile bir tarihe ertelemek gibi bir sorun vardýr.135 Söylemeðe bile gerek yoktur ki. hiç düþünmemeli. Eðer maliyetlerin düþürülmesi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 101 . makinanýn fiziksel Paul A.

ya C makinasý ne olacak. yatýrýmlarý uyandýrdýðý doðrudur belki ama. maliyetleri düþüren yeni tekniklerin üretime sokulmasý zorunlu olur. hurdacýya satýlýncaya kadar teknolojik ilerlemeyi durdurmak gerekecektir! Bu eðilimin yalnýz tekelciye özgü olduðu da söylenemez. bu sonuncu da yakýnda hurdaya çýkarýlmayacak mýdýr?136 Teknolojik ilerlemenin. Dolayýsiyle. Profesör Hansen’in ortaya koyduðu gibi. bunu satýn almak ve üretim sürecine sokmak zorundadýr ya da alaný diðer yarýþçýlara býrakýp köþesine çekilmek durumundadýr. yeni makina satýn alýnmayacaktýr. buna karþýlýk tekelci kapitalistin böyle bir derdi yoktur. o da üretime sokulmaya hazýr hâle gelecektir ve B makinasýndan da çok üstün olduðu bilinmektedir. kýran kýrana rekabet günlerinde var olan olanaklar azalmýþ bulunmaktadýr. çünkü bir gün gelip de daha iyi. Tekel koþullarý altýnda. giriþimci. yarýþmacý. A makinasýný ha deyince hurdaya atmak uygun olacak mýdýr. tekelci aþýnma-yýpranma-eskime ilkesine göre. yeni bir makina çýkmýþsa. Ýyi ama. yarýþmacý bir giriþim için de ayný ölçüde geçerli olduðu düþünülebilir. B makinasýnýn hatýrý için bunu yapmaða deðer mi. daha [sayfa 181] etkin bir teknolojik araç ortaya çýkýnca. Aralarýndaki fark þudur. tekelci koþullar altýnda. teknolojik ilerleme için katlanýlan giderlerde olsun. bizim yeni makina da eskiyiverecektir. eskiden. Böylece geliþme yavaþlamakta. hýzlý teknolojik deðiþme dönemlerinde durum büsbütün içinden çýkýlmaz bir hâle gelmiþ olacaktýr. her iki kalem de ekonomik artýðýn kullanýlmasý bakýmýndan 102 Paul A.akat eðer eski makinanýn demirbaþ defterinde gözüken deðeri bile yeni makinanýn saðlayacaðý ek kârlardan karþýlanamýyorsa. yeni bir donatýmýn üretim sürecine katýlmasý için. bu durumdu. yeni sermaye [sayfa 182] oluþumu için. “Zorlu bir fiyat savaþýnda. teknolojik ortamýn yatýþmasýnýn beklendiði de doðrudur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . .”137 Bundan çýkan anlam da þudur. onun için böyle bir baský karþýsýnda kalmak söz konusu olamaz. çünkü bu deðiþiklik büyük kâr saðlayacaktýr. yerine B makinasý konulmalýdýr. uðrayacaðý zarar ne olursa olsun. bugün yarýn. sermaye kaybý dolayýsiyle katlanýlan giderlerde olsun bir azalma görülecektir. bu konuda kapitalistlerde güçlü bir eðilimin bulunduðu da doðrudur ya da eldeki donatým iyice eskiyip demirbaþ defterinden silininceye.dayanýklýlýðý deðil ekonomik ömrüdür. artýk eski makinanýn hurdaya atýlmasýndan doðacak zarara bakýlmaz. A Makinasý kaldýrýlmalý.

büyük çaplý tekelleri (ve tekelimsi kuruluþlarý) üretim alanýna sokarak yarýþma düzenini baský altýna almaktadýr. elinde bulunduran tekelimsi bir iþletme. büyükçapta iþletmelerin ortaya çýkmasý ve yýðýnsal üretimin geliþmesi olaylarý ile paralel yürümektedir. . Verimin üretim araçlarý kullanýmýndan daha hýzlý artmasý olgusu. Tekelimsi kuruluþlar üretim artýþýna karþý ve üretim aracý tasarrufu saðlayan yeniliklerden yana bir [sayfa 183] tutum içine girerler”140 Þimdi þöyle bir soru akla gelecektir: Pazarýn bir kesimini. toplam üretimi iki misline çýkarma yoluyla birim maliyetleri yarýsýna indiren bir araç olarak iþleyecek. daha ileri bir aþamada. ileri teknolojiyi kullanan. iþçilerin kan ter içinde çalýþtýklarý ufak tefek atelyeleri ortadan kaldýrmakta.138 Konuyla yakýndan ilgili olan bir baþka nokta daha var. pazar payýný arttýrmak için fiyatta küçücük bir artýþ yapmaða kalktýðý zaman. Öncelikle. onunla yarýþma durumunda bulunan diðer Paul A. Teknolojik ilerlemelerin ve maliyet düþürücü yeniliklerin tamamý deðilse bile büyük bir çoðunluðu.139 Ýkinci olarak da. artmak þöyle dursun..141 Eðer tekelimsi bir kapitalist. fakat. üretim iþlemlerinin çapýný büyütmeðe yaramaktadýr. aksine azalacak olan tekelci kapitalistlerin (ya da tekelimsi kapitalistlerin) hiç de iþlerine gelmeyen bir araç olduðu için ortaya önemli bir çeliþki çýkacaktýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 103 . aslýnda. Adýna. demek ki ekonomik artýðýn kullanýlma oranýnda bir azalma görülmektedir.” “Böylece..önemlidir. ekonomi sahnesine iki ayrý rol oynamak üzere çýkmaktadýr.akat bu geliþim. “iç ekonomiler saðlama” ya da “verimin üretim araçlarýndan daha hýzlý artmasý” denilen olaylar. üretim güçlerinin geliþmesi için güçlü bir itme etkisi yaratmakta ve böylece. kapitalistler için fiyat savaþýna girmek zamanla hiç hoþlanýlmayan bir davranýþ olmuþtur. Bunlarýn baþýnda can alýcý bir nokta yer alýr: Tekelimsi iþletmelerin oluþturduðu bir pazarda. üretimi geniþleterek birim maliyetleri azaltacak teknik olanaklarý kullanmak varken ve bu yolla rakip iþletmeleri bir bir çökerterek pazarýn tümü üstünde egemen olmak varken (hiç deðilse pazarýn daha büyük bir kesimine el atmak varken) niçin bu yola gitmiyor? Bu soruya verilecek karþýlýða çeþitli öðeler girecektir. pazarýn bir mal bolluðu seli altýnda kalmasýndan sonra elde ettiði kârlar. gerçi büyükçe bir kesimini. teknolojik ilerlemelerin ayakbaðý olacak ve üretimin istenilmeyen bir düzeyde artmasýna yol açabilecek teknolojileri uygulama alaný dýþýnda býrakacaktýr.

düþük maliyetle çalýþan firmalar için. olmaktadýr. söz konusu sanayi dalýndan hemen sökülüp atýlmayacak demektir. Sonuç olarak. yüksek maliyetlerle çalýþan kuruluþlar için bile. tekelimsi sanayi. belli bir iþ kolunda çalýþan birden çok iþletme ile ilgili bulunmalarý ve böyle saldýrgan bir tekelimsi fiyat savaþýnýn sonunda ortaya mutlaka büyük zararlar çýkacaðýný önceden görmeleri. kuruluþlarý elinde bulunduran holdinglerin-ç. özellikle. Yüksek maliyetlerle çalýþan firmalar ha deyince pazardan kovulmazlar. büyük çapta üretime giriþmenin ya da dalgalanan pazar talebini karþýlama çabasýnýn bir sonucu olarak ortaya çýkmýþ bulunan “fazla kapasite”. herkes gene eski yerini almaya razý olacaktýr. sigorta þirketlerini v. bunun ise. Tekelci olsun.n. büyük çapta sermayenin bu yönde kullanýlmasýný gerektirecek ve giderek bu durum çok büyük risklere yol açacaðýndan. yatýrým kararlarýný 104 Paul A.).143 . bu durumun sonucu olan kâr kaybýný sineye çekebileceklerdir. Azçok açýk anlaþmalara. savaþçýlarýn. Böylece de. Mâlî guruplarýn (bankalarý. belirsiz bir ortam [sayfa 184] yaratmak demek olacaðýný bilmeleri söz konusu pazarda fiyat barýþýnýn kurulmasý eðilimini güçlendirecektir. uzlaþmalara gidilmekte ya da bir “fiyat önderliði” kurulmakta. bir hazýr kuvvet olarak bekletilecekler.142 Diðer taraftan. Atýlmayýnca da. içinden çýkýlmasý son derece güç. daha verimli ve daha kârlý iþletmelerin yanýsýra onlar da kör topal idare etmeyi baþarýrlar. barýþ içinde birarada yaþayýp yaþatmaða boyun eðdikleri bir düzen kurulmaktadýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . yeni yatýrýmlarý engellemiþ olur. firma sayýsýnýn sýnýrlý bulunduðu ve yapýlacak bir yeni yatýrýmýn herkes tarafýndan kolayca öðrenilebildiði tekelimsi yapýdaki bir sanayi ortamýnda. tekelimsi sanayinin þemsiyesi altýna sýðýnýp kötü günleri.b. olaðan üretim programlarýný gerçekleþtirmede bir potansiyel varlýk olarak. fýrtýnalý havalan atlatmasýný bilen böyle daha az baþarýlý firmalar için bile bir yarar saðlayacaklardýr. yapýsý üstünde önemli bir etki gösterir.iyat savaþýndan uzak durmak ve yaþamak-yaþatmak ilkesine baðlý kalmak. tekelimsi iþletmesi olsun. sonuç olarak da gýrtlak gýrtlaða çatýþma ortadan kalkmýþ. birbirinin gözünü oymaktan vazgeçip. ölüm kalým savaþýna girmektense.tekelimsi kapitalistler de hemen ayný ölçüde bir fiyat indirimine giderlerse. dev tekelimsi firmalar arasýnda yapýlacak bir fiyat savaþý hýzlandýkça. hemen hepsi yeteri kadar büyük ve yeteri kadar güçlü olduklarýnda. fazla kapasite.

elde ettikleri kârlarý gene kendi iþletmelerine yatýrmakta. fazla bir yarar ve çýkar görmeyeceklerdir.almakta gittikçe daha dikkatli ve ince eleyip sýk dokuyan bir tutum içinde bulunacaklar. üstünden ne kazanýlabileceðine bakacaktýr. ayný zamanda. Böyle tekelimsi bir ortama yeni bir iþ kurarak atýlmak isteyen bir giriþimci ise. yoðunlaþma- Paul A.akat daha. tekelcinin ya da tekelimsi kuruluþun pazardaki durumunu daha da güçlendirmesine. Aslýnda baþka bir tekelimsi pazarýn üyesi bulunan yeni yatýrýmcý için. Bu korku. Tekelimsi bir pazardan bir baþkasýna geçmek isteyen kapitalist. týpký bugünkü kapitalist gibi bu pazarda ne kazanýldýðýna deðil. düþey birleþmelere giriþmesine finans kurumlar ile baðýntýlarýný çoðaltmasýna ve saðlamlaþtýrmasýna yol açacaktýr. pazara yeni girecek birinin de. yeni yatýrým. ellerindeki yatýrýlabilir fonlarý daha yarýþmacý bir niteliðe sahip iþkollarýnda deðerlendirme eðilimine itmektedir. eskiden beri burada olan kapitalistten elindeki kâr payýný çekip almasýndan o kadar az korkulacaktýr. mutatis mutonis (gerekli deðiþmeler olduðu zaman bura da da geçerlidir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 105 . Elde ettiði kârlarý kendi iþletmesinin yatýrýmlarýnda verimli bir biçimde deðerlendirme olanaðýndan yoksun bulunuþu. her hal ve kârda. karþýsýnda bir sürü engel bulacaðý gibi. . yalnýz yeni geçeceði pazarýn bazý üyelerinin misillemeye kalkmasý riski ile karþýlaþmayacak. böyle kuruluþlarý. kapitalistin kâr hýrsýný bir nebze sýnýrlama etkisi gösterebilir ve onu. kendisinin bu pazara katýlmasýyla fiyatlarý düþüremeyeceðini de önceden kestirecektir. onlarý. tekelci ve tekelimsi kuruluþun yatýrým politikasýný da geniþ ölçüde etkilemektedir. Böyle istilâ eylemlerinin korkusu ve güçlüðü büyük çaplý iþletmelerin politikalarýný çizmelerinde önemli bir rol oynar. pazarda oluþmuþ talep esnekliðinin elverdiðinden daha düþük bir gelirle yetinmeye zorlayabilir. reklâm ve tanýtma amaçlarýyla avuç dolusu para harcamasýna (dolayýsiyle kendi malýnýn baþkalarýnkinden çok farklý bulunduðu inancýný yerleþtirmesine). kendi korlarý içinde “boðulma” tehlikesi geçirmeleri. Tekelci ya da tekelimsi bir iþkoluna girmenin zorluðu. hep birden fazla ata oynama yolunu seçen büyük finansman çýkarlarýnýn da öfkesini kabartacaktýr. yukarda [sayfa 185] böyle bir tekelimsi pazar içinde çýkar çatýþmalarýnýn sýnýrý için söylenenler. Bütün bu savunma sistemleri ne kadar iyi kurulmuþsa. yarinin tekelimsi giriþimcisi de. Baþka bir deyiþle. çok görülen þudur: Bu korku.

finansman kuruluþlarýnýn (örneðin bankalarýn) iþe burunlarýný sokmalarý ve sýnýrlayýcý bir rol oynamalarý gibi bir durumdan çekinmeye de gerek yoktur. Sonuç olarak da. fiyat. güçlü dirençlerle karþýlaþmaktan. otomobil satýcýlarýnýn çoðu da General Motors Þirketi hesabýna çalýþmaktadýr. Söylemeðe gerek yoktur ki. göresel olarak daha gevþek iþkollarýna yatýrým yapmaya yöneltecektir. Tarým iþkolu bunlarýn baþýnda gelir. . tekelcilik. bu iþkolunun kendi beðenisine göre yeniden biçimlendirmek isteyecektir. doðrudan üretici olarak ya da iþletme ambalajlama ve daðýtma üniteleri olarak büyük iþletmeler gittikçe çoðalýyor. büyük iþletmeler tarafýndan yürütülmesine olanak bulunmayan ve tekelcilerle tekelimsi kuruluþlarýn yatýrým yapacaklarý bir sürü iþkolu vardýr. artýk tekelcilerin ve tekelbenzeri [sayfa 187] benzeri kuruluþlarýn birikmiþ büyük yatýrým fonlarýný eritmeleri için yeterli geniþlikte bir alan olmaktan çýkýyor. Þimdilik bir yoðunlaþma olayýnýn görülmediði pek çok alandan biri de bazý hizmetlerin görüldüðü alandýr. bu kesim. teknik bazý nedenlerle. ekonominin yarýþmacý kesimi de devede kulak mertebesine iniyor. iþkollarý birbiri ardýndan “tekelimsi bir hâl aldýkça”. bir zamanlar küçük küçük iþletmelerin iþ yaptýðý bir alanda büyük iþletmeler egemen olacaklar ve giderek birkaç dev iþletmeden kurulu imparatorluklarýn getirdiði sistem. örneðin Amerikadaki ayakkabý tamircilerinin büyük kýsmý United Shoe ayakkabý makinalarý fabrikalarý hesabýna.145 Gene de söz konusu kâr birikiminin boþalabileceði yatýrým 106 Paul A. büyük firmalarýn dolgun ücret alan acentalarýndan. aslýnda. Üretim.sýnýn çok katý olduðu iþkollarýndan. modern teknik araç ve gereçler kullanýlmaya baþlanacak. Böyle iþkollarýnda. bütün ekonomiye damgasýný vurmaya baþlayacaktýr. birkaç büyük firmanýn elinde toplanmaya baþlayacak. ekonominin bir dalýndan yeni bir dalýna sýçramýþ olacak. O kadar ki. tekelci ya da tekelimsi pazarlardakine paralel bir biçimde yürütülme yoluna girecektir.akat görünüþe de pek aldanmamalý: Ýlk bakýþta baðýmsýz sanýlan pek çok iþ adamý ve zanaatkar. kâr ve yatýrým politikalarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .144 Yoðunlaþma süreci gemi azýya alýp ilerledikçe. perakendecilerinden baþka birþey deðildir. ancak bu alanda bile. Böyle bir iþkoluna adýmýný atan tekelci ya da tekelimsi iþletme. misilleme tehlikesinden korkmaya gerek olmadýðý [sayfa 186] gibi.

tekelimsi bir sanayi kolunda çalýþan bir firmanýn yeni bir iþ yaratmasý için. Bir dereceye kadar da olsa. eski iþiyle yarýþma hâlinde bulunmayan bir konu seçebilmesi gerekir. bunlarý Paul A. Bu kesimde de kâr oranlarý düþük. Yeni bir sanayi kolu kurmak. ancak. teknik olanaklar tarafýndan büsbütün týkanmýþ da deðildir. [sayfa 188] VII Þimdi bütün bu tartýþmanýn sonu nereye varýyor? Söylediklerimizi þöyle bir çerçeve içinde toparlamamýz mümkün. bir üçüncü iþletmenin ürünü ile yarýþma hâlinde olmasý istenecektir. yeni kurulacak olanýn eskiden kurulmuþ olanýn ayaðýný kaydýrmamasý. yukarda da belirtilen nedenlerle. Bu durum. ekonomik sistemin son derecede küçülmüþ yarýþmacý kesiminde iþlemektedir. bu olanaklar her zaman vardýr. Bu boþluklar. Yukarda da belirtildiði gibi. kurulmuþ iþletmeleri açýsýndan ele alýrlar sorunu. yatýrýmlarýn saðladýðý kârlýlýk dereceleri farklý ve yeniden yatýrýma aktarýlabilecek kâr paylarý geniþtir. bunlar. ortaya çýkarýlacak ürünün. sahipsiz toprak niteliðinde boþluklardýr. Ancak. bu iþi ancak onlar baþarabilirler yani. her zamankinden daha da geniþ olarak vardýr. ancak ve ancak büyük çapta iþletmelerin harcýdýr.boþluklarý. kârlardan ayrýlabilecek yatýrým fonlarý cýlýzdýr. Yeni sanayi kollarýna yatýrým yapmanýn önündeki baþlýca engel ise yatýrým sürecinin yapýsýdýr. toplam yatýrýmlarýn azalmasýna yol açýyor çünkü büyük kârlar ede edenlerin. Açýkçasý. Böyle iþletmeler ise. týpký on-dokuzuncu yüzyýl baþlarýnda Afrika’da görülmüþ olan ve henüz hiç bir büyük firmanýn çýkýp “benimdir!” diyemediði. bugün için. hem de tarihte önemli rol oynamýþ yatýrým boþluklarý vardýr elbette. ekonomik artýðýn kullanýlma biçimi. kâr oranlarý yüksek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 107 . ya kendileri tekelci ve tekelimsi kuruluþlardýr ya da bu gibi kuruluþlarla sýký iliþkiler içinde bulunan büyük finansman kurumlarýdýr. hatta günümüzde. herþeyden önce þimdiki varlýklarý açýsýndan. Bu nedenle de yeni bir iþkolu (sanayi kolu) kurulurken. bu tür iþlemlere ve eylemlere kuþku ile bakýlmakta ve yalnýz çok nâdir hâllerde böyle yatýrýmlara giriþilmektedir. kâr oranlarýnýn eþitlenmesi mekanizmasý. Ekonominin tekelci ya da tekelimsi kesimlerinde ise. onunla yarýþma içinde bulunmamasý yatýrým için bir ön-koþul olacaktýr. Kapitalist geliþmenin tekelci aþamasýnda. dev iþ ve finansman dünyasýnda.

kapitalizmin beli bir aþamasýnda (bundan elli ilâ seksen yýl kadar önce) büyük çaptaki iþletmelerin. iþsizlik ve durgunluk çýkmaktadýr ortaya.146 Buraya kadar incelediðimiz konularýn tümü deðilse bile pek çoðu. modern teknolojinin yeniliklerine para yatýrabilecek güçte olanlar. iþçilerin ve kapitalistlerin tüketeceði mallardan göresel olarak çok az üretilmesinden deðil. ilerici birer varlýk olarak ortaya çýktýklarýndan ve verimlilik ile bilimin ilerlemesine olumu katkýlarda bulunduklarýndan kimsenin en ufak bir kuþkusu yoktur. teknolojinin ilerlemesi için kaçýnýlmaz olan araþtýrma eylemlerini finanse etmek ve ancak böyle büyük iþletmelerin harcýdýr. durum tamamen tersine dönmüþ ve söz konusu varlý- 108 Paul A. Bütün bunlarýn doðal sonucu olarak da. bir türlü yatýrýma dönüþtürüleme-mektedir. bir satýlamayan mallar üretimi eðilimi içine girmesi de bundandýr. Yüz yýl kadar önce Marx’ýn kesin bir biçimde ortaya koyduðu durumla karþý karþýyayýz: “Genel aþýrý-üretim. ilgilendiði iþ alanýna girmeyi yasaklayan ya da güçleþtiren bir engel konulmadýkça. baþka ekonomistlerin yazýlarýnda da ele alýnmýþsa da. buraya kadar söylediklerimizin ýþýðýnda. zaten büyük yatýrým giderlerini göze alabilecek kadar büyük iþletmelerdir. her iki gurup maldan da. parasýný bir teknolojik yeniliðe yatýracaktýr Kaldý ki. ekonominin bir fazla üretim eðilimi.kendi iþletmelerinde deðerlendirme iþtahlarý yok. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . çok fazla üretilmektedir . çünkü tüm üretim sürecinin tarihsel diyalektiðini gözden kaçýrdýðý öne sürülebilir. þu ya da bu vesile ile. birikim için çok fazladýr. tüketim ve birikim arasýndaki doðru iliþkiyi korumak için çak fazladýr. baþka bir alanda deðerlendirmelerine de olanaklarý yok. Bugün ise. ne de yeni bir yatýrýma giriþen bir kimse. böyle bir usavurmanýn yanlýþ olduðu. tam tersine.tüketim için üretilmeyen mallar da çok fazladýr. onlarýn konuya bambaþka [sayfa 189] bir yorum ile yaklaþtýklarý söylenebilir. Ekonomideki yarýþmacý kesimin gittikçe daha büyük bir bölümü tekelimsi bir nitelik kazandýðý için ve eldeki iþletmeleri ile yarýþma hâlinde olmayacak yeni iþ alanlarý bulmak da güç olduðu için yatýrým yapmak iþi gün geçtikçe daha da zorlaþmaktadýr. Ne var ki. Tam çalýþtýrma düzeyine karþýlýk gelen ekonomik artýk. Örneðin onlar. Ýþsizliðin ve durgunluðun yanýsýra. tekelerin ve tekel-benzeri kuruluþlarýn. Aslýnda. Ne yerine oturmuþ bir kapitalist. Üstelik. kapitalist ekonomide teknik ilerlemenin ancak ve ancak tekeler yardýmýyla yapýlabileceði görüþünü öne sürmüþlerdir.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 109 . kültürel ve siyasal olarak birer gerici olarak ortaya çýkmýþlardýr ve bilim ile teknolojinin ilerlemesini köstekleyen. Lenin’in belirttiði gibi. hiç deðilse yolundan saptýran bir rol oynamaða baþlamýþlardýr. toplumsal.. üstelik olanak dýþýdýr bu. ilerlemenin ayak baðý olmaya baþladýklarýný söylemek. Yarýþma düzeninin modern teknolojik ilerleme ile baðdaþmadýðýný öne sürmek.. çünkü tekeller düpedüz özgür yarýþma koþullarýnýn baðrýndan yükselmiþlerdir. özgür yarýþmanýn lehinde bir tutum takýnmayý gerektirmez.klar. “. hiç bir zaman. ekonomik. artýk. üretim güçlerinin geliþmesi için akla uygun bir ortam olduðunu düþünmek için yeterli neden deðildir. Tekellerin.147 [sayfa 190] Paul A. tekelciliðin.

tüketim harcamalarý ile. yoksulu korumak deðil.).e.ç. 1949-1950).” Adam Smith. 91 (Ýtalikleri ben ekledim). Ricardo. 1950). 81..g. burjuva kültürünün geliþiminde önemli bir etmen olarak belirttiðini söyleyelim.g. s. Yok eðer ücretler artarsa.64. onu düþünceli ve sakýncalý bir adam hâline getirmek için elinden geleni yaptýðý 110 Paul A. kýsmen küçük tasarruflarý toplayarak. bu geçiþ.” Ricardo.n. (Bu Kitabýn yazan. varlýðýnýn içeriði ve anlamý.eodal bir ortamdan çok. çevirinin bir iki kelimesinde deðiþiklik yapmak zorunda kalmýþtýr). 80 “Biraderlerin o yüksek ruhçuluk meslekleri ile dünya iþlerinin çekilip çevrilmesinde gösterdikleri uyanýklýk ve beceriklilik elele gitmektedir. klâsik burjuva görüþünün askerlikten ve askerî harcamalardan hiç hoþlanmadýðýný vurgulamaktadýr. tüccarýn namus bütünlüðünü korumaya çalýþtýðý. eski çaðlarýn (antikitenin) sonlarýna doðru yer almýþ olan. bol keseden. Marx ve Engels.” Wage. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . kapitalist bir ortamda çalýþan bankerler. önemli bir ekonomik ve toplumsal geliþme belirtisidir 74 “iþgücünün doðal fiyatý.. eðer bugünkü kanunlar. Adam Smith’in “zengin tüccarý”.n. bu bir rastlantý mýdýr yoksa olaylarýn doðal sonucu mudur? Gerçek dindarlýk ve sofuluk.. yoksulu zengin etmek deðil. a. s. 122. 78 “Yoksullarý koruma kanunlarýnýn açýk ve doðrudan amaçlan ve yöneliþleri. yapýmcýlarýn kârlarý da belli bir düzeyde kalmaya devam edecekler demektir. a. kendi cinslerini idame edebildikleri (çoluk çocuk sahibi olabildikleri.) beslemektedir.ç. Schumpeter de. sonradan Weber ve Sombart’ýn çok önemli bularak vurguladýklarý. kýsmen de. 79 Sýrasý gelmiþken. Capitalism. sermaye birikiminde ve insanlarý kâr elde etmek için çalýþtýrma noktasýnda yoðunlaþan. düþecektir. har vurup harman [sayfa 191] savurarak yaþamaktan çok.e. iþe yaramaz ve tembel insanlarý (tufeylileri. ister istemez.. feodal düzenin temelini oluþturmasý gibi. bir sýnýf olarak artmadan ya da azalmadan varlýklarýný devam. Labour and Capital. ettirebildikleri fiyat düzeyidir.e. Wealth of Nations (Modern Library baskýsý). Bir de: “Eðer ücretler belli bir düzeyde kalmaya devamý ederlerse. Selected Works (Moscow. kendi hayatlarýný sürdürebildikleri. hem zenginin hem de yoksulun durumunu kötüleþtirmektir. sanayi ve tarým giriþimcilerine býrakýlmýþa benzer. Zengin tüccar ise. Burjuvazinin varlýk koþullarý onu hesap yapmak zorunda býrakýyor. Böyle bir kahramanlýk görevi. Cilt: I. a. ayrýca. paylarýna düþen ekonomik artýðý büyüterek sermaye oluþumunu kolaylaþtýrýrlar. eski düzenin. Þurasý ilgi çekicidir ki. yükselen kapitalist düzenin bir kahramaný olmaktan çok. 329. feodal düzenin bir kalýntýsý görünümündedir. iþçilerin. yoksullarýn bakýmý için ayrýlan fonlar gittikçe artacak ve sonunda bu ülkenin bütün net gelirini yutacaktýr..”. týpký bir toprak aðasý gibi. 317. Marx’ýn daha 1847 yýlýnda. s.” Ricardo. 77 Adam Smith. kârlar da. s. 76 . Bilindiði gibi. rasyonel hesap ve muhasebe geliþmini. Genellikle bu böyledir. birbirlerinin yaþama düzeylerine uygun olarak. çalýþan insanlarýn karnýný doyurmaktan çok. enflasyon yoluyla. 73 Týpký. s. 919. bu biçimleriyle yürürlükte olmaya devam ederlerse.g. 75 “Büyük toprak aðasýnýn (lordun) harcamalarý. Principles of Political Econnomy and Taxation (Everyman’s Library baskýsý) s. bkz. Marx diyor ki: “Çevresindeki uþak ve hizmetçi takýmýnýn yarattýðý þa’þaa ile çalým satmaktan pek hoþlanan feodal aðanýn önyargýlarýna kendisini kaptýrmayacak kadar aydýnlanmýþtýr burjuvazi ve çok da iyi hesap yapmaktadýr. tembellerin beslenmesine (çöplenmesine) yaratmaktadýr.Dipnotlar 72 Capital (Kerr baskýsý) Cilt III. kölelik düzeninden topraða baðlý esaret düzenine geçilmesinin. hizmetçi ve uþak takýmýný. Socialism and Democracy (New York. kanun koyucunun iyi niyetli tutumunun ve öngörüsünün aksine. s. zengini yoksullaþtýrmak hesabý üstüne kurulmuþ kanunlardýr bunlar. elindeki sermaye ile yanýnda yalnýz çalýþkan kiþilere iþ ve ekmek verdiði halde. 53. s.

s. 1840). Tam aksine. çünkü iþlerin þöyle deðil de böyle olmasýný belirleyen Odur. (Ýtalikler orijinalinde var. servete giden yol. buna karþýlýk feodal aristokratlarýn çocuklarý. s. Kuznets. Bugünkü tekeller bambaþka koþullar altýnda iþ görüyorlar.ransa’daki Tiers-Etats ve genel olarak Kýta Avrupasý burjuvazisi. loncalarýn bazý yasaklayýcý kurallarý. doðru iþlerimiz için Ona çevirmeliyiz yüzlerimizi. III. tekel niteliðindeydi. 89 Bkz. Principles of Political Economy (New York. Cilt II. kaynaklarýn hareket yeteneðinden yoksun bulunuþlarýydý. Simon Kuznets. 1789-1945 (Washington. Ancak. Bu kitapta. 58 ve s. Bu nedenle. her ikisini de en iyi biçimde kullanmak. tarih kitaplarýnda (siyasal tarihlerde olduðu kadar. fiilen ele geçen ücretlerle.g.. yani. tabiî eðer dünyayý yöneten o yüce Varlýk isterse. 81 Marx. Kuznets. Conditions of Economic Progress (2.için. Bkz. Martin’in. s. Eskiden. Historical Statistics of the United States. a. kapitalist düzenin tâ baþýndanberi. tutumlu sýnýflardý. Dürüst yoldan elde edebileceðinin tümünü elde eden ve elde ettiðinin tümünü (tabiî zorunlu harcamalar çýktýktan sonra) biriktiren kiþi. tekellerin dayanaklarý da nitelikleri de deðiþmiþ durumdadýr bugün. 90 Bütün bu tür genellemeler açýkça tehlikeli olmakla birlikte.. Ouakerism. A Summary of . Ya da: “Kýsacasý. haberleþme ve ulaþtýrma sistemlerinin yetersizliðiydi. National Income in the United States.A. 84 Bu. Onu kutsamalý. Bölüm.. s. ticaretteki baþarýyý da yüceltmektedir. Bureau of the Census. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 111 . fakat üstünde tekel kurulan pazarlar son derecede cýlýz ve dar satýþ alanlarýydý eskiden. har vurup harman savuran sýnýflar niteliðindeydi. durmadan ortaya çýkan.. sürekli servet birikiminin de ön-koþulu olmuþlardýr. Grundrisse der Kritik der Politischen Ekonomie (Rohentwurf) (Berlin. Ýki kelime ile açýklayabiliriz bunu. a..indings (New York. 54. R. 1951). 1953). S. Past and Present (Londan. Works (Jared Sparks ed. tekeller her yerde görülmüþtür. 33. sanayi üretiminin. aksine. s. bugünün. 38. London. 1946).g. çalýþkanlýk ve tutumluluk. s. bu yasaklamalarýn nedeni de. Boston. tarým.. 34. üretiminin talepteki deðiþikliklere ayak uydurmasýndan çok daha farklý oluyor. Rowntree. eski tekeller nerde! 85 Bkz. örneðin Kaliforniya Üniversitesi Toplumsal Ekonomi Araþtýrmalarý Heller Komitesinin ve baþka örgütlerin yaptýðý hesaplardaki “caný tende tutma minimumlarý” ya da “minimum Paul A. yarýþmanýn “altýn çaðýnda” hiç tekel yoktu anlamýna gelmez. 91 Bir lokma bir hýrka düzeyinde ücret oluþumu kuramýnýn. parayý ve zamaný [sayfa 192] israf etmemek. 143. çok büyük bir üretim hacminin gene çok büyük bir dilimini denetim altýnda tutan dev gibi tekelleri nerde. bu yargýnýn kaynaðý olarak belirtiliyor. tasarruf yapan. Ticaret dünyasýnda barýnabilmek ve güven kazanabilmek için kaçýnýlmaz olan bu nitelikler.) s.e.e. .” G. Kuznets. dev gibi tekelleri. Colin Clark. 88 United States Department of Commerce.) 82 Principles of Political Economy and Taxation (Everyman’s Library ed.” John Stuart Mill. birinciler. 225. sanayi üretiminin toplam üretimdeki payýnýn büyümesi ile ilgilidir. National Income. Onyedinci ve onsekizinci yüzyýl tekelleri ile günümüz tekelleri arasýnda daðlar kadar fark var. çarþýya giden yol kadar düz ve açýktýr. baþlýca dalgalanmalar. “modernizmin” saçmalýklarýndan biri olarak deðerlendirilmeli. þu kadarýný söylemek yanlýþ olmayacaktýr: ondokuzuncu yüzyýldaki ekonomik dalgalanmalar daha çok fiyat iniþ çýkýþlarý þeklindeydi. eðer servet kazanmak isteðinde iseniz söyleyeyim. s. 61 ve devamý. yerel ve zamansal kýtlýklardý. 1859).. eninde sonunda zengin olacaktýr.ranklin. Ona tapýnmalýyýz. yavaþ yavaþ ikincilerin yerini almaya ve topraklarýn büyük kýsmýný ele geçirmeye baþladýlar. talepteki deðiþikliklere göre deðiþimi. 1799-1938 adlý eseri. 87 S. 1949). üretim düzeyindeki iniþ çýkýþlar þeklinde olmaktadýr. Section D. 87 ve devamý.g. diðer ileri ülkeler için [sayfa 193] bazý tahminler yapýyor ki bunlar da ayný yönde bulgular niteliðindedir. toplumsal ve ekonomik tarihlerde) sýk sýk görülen ve eski tekel kurumlarý ile günümüzdeki tekelleri eþdeðer görüp göstermeye çalýþan görüþler. Baský. açýkça. 1888). 86 S.” Benjamin . yirminci yüzyýlda ise. Bu durum.e. 83 “Ýngiltere’deki Avam Kamarasý. a.

92 Bütün bunlar. pekâlâ.indley Waver’in “Taxtion and Redistribution in the United Kingdom” adlý yazýsýnda yukardaki cümleler yer alýyor. (New York. 18. s. ücretler. 100 Smaller War Plants Corporation (Daha Küçük Savaþ . burada betimlenen yaþama düzeyinin. Ýkidebir öne sürülen görüþlerin aksine. (London. Rogow. üstünde bulunduðunu ya da bu düzeye eþit olduðunu saptamaktan çok uzaktýr. Economic Concentration and Monopoly (Washington. 1951). 1003. coðrafî ve demografik (nüfusla ilgili) koþullara baðlý olarak deðiþmektedir. tarihsel. 316.” American Economic Review (May. Marx’ýn ayný sayfada belirttiði gibi. 95 Victor Perlo’nun The Income Revolution adlý kitabýnda belirtiliyor. ücretli emekçilerin 1880 yýlýnda yüzde 36. yürürlükte bulunan yaþama standartlarýný ya da halk kitlelerinin elde edebildiði ekonomik mutluluk ve refah düzeylerini araþtýrýp ortaya koymakta bir yarar saðlasa bile. s. tütün ve diðer bazý mallar üstüne konulan vergilerle. yani bunun mümkün olduðuna derinden inanan John Stachey gibi biri bile þunlarý yazmaktan. gerçekler karþýsýnda tutunamamýþtýr ve bir geçerliliði yoktur. 97 Harold M. belli bir minimumun altýnda. iþçilerin toplam ulusal gelirden aldýklarý payda bir deðiþmezlik varsa. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . 1955). ücretlilerin ulusal gelir içindeki paylarý. 99 The Theory of Economic Dynamics. [sayfa 195] 102 1923 yýlý için bkz. s. . s. “Yiyecek maddeleri ve saðlýk hizmetleri için yapýlan sosyal yardýmlarýn olumlu etkisi. A. demek oluyor ki.air Shares’ Under the Labour Governments. 1939 yýlýnda bu oran yüzde 6’ya düþmüþtür. 94 Colin Clark.akat eðer. 96 Kendi hesaplarýna çalýþan. tekel için. Bu tür hesaplama ve kýyaslamalar. belli bir ülkenin belli bir zamanda içinde bulunduðu ekonomik kalkýnma ve verimlilik aþamalarýný etkileyen. s. 291. bu sonuncu yazýda. yani bu kurum. tüketici olarak iþçilerin gelirlerini azaltma eyilimi diye bir þey söz konusu deðildir. 1954). 54. Bunun konumuz bakýmýndan önemli yaný. yükselebilirdi ama. toplam çalýþanlarýn yüzde 8’i iken. Bureau of Internal Reve- 112 Paul A.” American Economic Review (May. [sayfa 194] 1953. 1860 yýlýndaki düzeyine de eriþemezdi. Tarým-dýþý alanlarda çalýþan giriþimciler de 1880 yýlýnda. Heller Komitesinin hazýrladýðý bütçeye bir göz atmak bile.” Canadian Journal of Economics and Political Science (May. 101 .8’e düþmüþtür.” House of Representatives (Temsilciler Meclisi). 1949). kendi kendilerinin patronu olan giriþimciler.” Clark Kerr. s. “Trade Unionism and Distributi ve Shares. “Collective Bargaining and Income Distribution. bira. 96.A. 1954). United States Treasury Department. 1946). 98 Capital (Kerr baskýsý).abrikalarý Þirketi) Economic Concentration and World War II (Washington. 93 Bir “bolluk devletinin” kurulmasýna. bu gibi sosyal yardýmlarýn net kazancýndan yararlanmýþ deðillerdir. . Ayrýca bkz. s. belki yeniden yükselebilirdi. Review of Economics and Statistics (May. 1954). Report on the Merger Movement. baðýmsýz iþadamý sayýsýnýn azalmasýdýr. Ýkinci Dünya Savaþýndan sonra iþbaþýna geçen Ýþçi Partisi Hükümetlerinin uyguladýðý ekonomi politikalarýnýn sonucu olarak. bkz. 1950). 1948). örneðin Ricardo tarafýndan belirlenen ya da bundan yüz hatta elli yýl önce Ýngiliz ve American iþçileri tarafýndan “eriþilmiþ” ücretlerle bir ilgisi olmadýðýný gösterecektir. 524. fazlasýyla geri alýnmýþtýr. ücretlerin. 314 ve s. kendini alamamýþtýr: “Son 15 yýl içinde.9’u idi. Küçük Ýþletmeler Komitesi. “Taxation and ‘. 537.bütçeler” ölçüleri karþýsýnda kýyaslanamamalarýnýn nedeni de budur zaten. kaynak olarak belirtilen. (Washington. iþçilerin ulusal gelir paylarýnda bir ilerleme olmuþ deðildir. Levinson. iþçi sendikalarýnýn baskýlarý sonucu ücretlerin fiyatlara kârlara göre yükselmelerini saðlamalarý olabilir. Cilt III.” New Statesman and Nation adlý dergide yayýnlanan “Marxism Revisited” adlý yazýdan. hiç bir zaman. 6. s. bu deðiþmezliðin nedeni. United States vs. London.ederal Trade Commission.A. Büyük Britanyada. Conditions of Economics Progress (Ýkinci Baský. bu oran 1939’da yüzde 18. A. s. 1954).

Productive Activities and New Ýnvestment adlý kitabýnda da. 111 Theory of Economic Dynamics (London. Tekelin büyümesi. The Brookings Institution. 1944) adlý derleme içinde yeniden yayýnlanmýþtýr. Savaþ öncesi dönemine ait benzer yüzdeler verilmektedir. Bunu. 116 Bu tür iç-göçler. Preliminary Report. 106 Ýþte. 160. (New York. and Railroads (Cambridge. s. tekel konusunu “bir bakkalý ele alýr gibi” incelemeye karþýdýr. Sweezy’nin yetkin araþtýrmasýna bakýnýz: “Interest Groups in the American Economy”.dönemli geliþimi açýsýndan önemle ele alýnmalýdýr. Lee Benson. (Washington. toplumsal olarak minimum yaþama standardý diye tanýmlanan bu düzeyin belirlenmesinde iþçi sendikalarýna büyük rol düþmektedir.armers. toplam hisselerin yüzde 46’sýna sahip bulunmaktadýr. Dördüncü Bölümün baþlarýnda bu konuya daha geniþ yer verilecektir. Bu yazar. Readings in Business Cycle Theory (Philedelphia-Toronto. Gene ayný kitapta. a. M. 115 Bu çok önemli nokta genellikle gözden kaçýrýlmaktadýr. Sweezy. 105 The Income Revolution. Joan Robinson. Paul M. Statistics of Income.3'ünün elinde toplandýðýndan da söz ediliyor ama çok daha belli belirsiz ve üstü kapalý biçimde. 1952). 1952) bu kitapta. Kalecki. s. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 113 . 1941). Theory of Capitalist Development (New York.inansman ve yatýrým þirketlerinde bu oranlar sýrasýyla yüzde 3 ve yüzde 53. 41. daha sonra da. bu yazý önce. yazarýn The Present As History adlý kitabýnda (New York. s. The Rate of Interest and Other Essays (London.5 milyon Amerikalýnýn elinde toplandýðýndan ve ortalama olarak adam. 161.e. 118. yapýmý sanayii hisse senetlerinin yüzde 57’sinin toplam senet sahiplerinin yüzde 2. Kesiminin 13. TNEC Monograph. Statistics of Income.” Joan Robinson.inanz kapital (1910) adlý kitabý. talebin baþka alanlardan konut yapýmý alanýna doðru kaymasý da. 107 Eksik-tüketim kuramý adý verilen görüþün önemli inançlarýndan biridir bu. Taitel’in Profits. kapitalizmin genel geliþimi içinde çok önemli bir öge olarak yalnýz Marxist yazarlar tarafýndan ele alýnmýþ ve iþlenmiþ bulunuyor. 103 Savaþ öncesindeki durumu için Paul M. . . 158 ve devamý. Merchants. Share Ownership in the United States.5 ve yüzde 56 olarak verilmekte. 12 (Washington. s. s. 1942). 110 “Economic Progress and Declining Population Growth” American Economic Revievw (March. verimliliðin ve toplam üretimin artmasýnda yapacaklarý çok iþ vardýr daha. [sayfa 196] tekelci kapitalizmin ekonomik yapýsý ile ilgilenmeye (ve onu alkýþlamaya) baþlamýþlardýr. s. tekel sorunu baþka bir yaklaþýmla. Massachusetts. 222 ve devamýnda bu önemli noktayý vurgulamaktadýr. basma 4 hisse senedi düþtüðünden sýk sýk söz edilmektedir. ‘sermaye lehine’ birtakým yeniliklerin ortaya atýlmasýna yol açýyor ve ayný þekilde yatýrýmlarýn artmasý eðilimi doðuruyor. iþçi ücretlerinin artmasýna yol açarak. ekonominin kapitalist-olmayan kesimlerindeki insangücünün Paul A. Hilferding’in . Sendikalarýn. 107. Eki olarak yayýnlanmýþ. Kamu hizmetleri gören þirketlerin hisse senetlerinde. bu konudaki ilk klâsik Marxist katký niteliðindedir. 1954). Ne var ki. s.e. 1 104 Bkz. s.g. s. ancak böyle uzun bir süre geçtikten sonra. þirketlerin halka satýlan hisse senetlerinin 6. Ulusal Kaynaklar Komitesinin (National Resources Committee) yayýný olan Structure of the American Economy adlý kitabýn I. s. 58. 1955). 1954). 1953) yer almýþtýr. ulaþtýrma þirketlerinde ise yüzde 1. toplam senet sahiplerinin yüzde 1’i.nue.g. Ona göre. 113 Bkz. kapitalizmin uzun . 109 Bunun önemli bir istisnasýný Schumpeter’de görüyoruz. ekonomistler. a. 1951 yýlý için bkz. emek-tasarrufu saðlayan araçlarýn üretime katýlmasýna çanak tutmuþlar ve tekniðin yaygýnlaþmasýna olanak vermiþlerdir. Lenin’in ünlü. Schumpeter’in özleminin gerçekleþmesi için kýrk yýl gibi koskoca bir zamanýn geçmesi gerekmiþ. 108 Bkz. No. Sendikalar. 1939). 109. 114 Bkz. s. 379. 112 “Böylece. 58. Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aþamasý (1917) adlý eseri ve diðer eserler izlemiþtir.

zengin ülke ekonomilerinden daha büyük bir þansa sahip bulunmaktadýr. yeni bir iþçiyi çalýþtýrmak için ne kadar küçük bir sermaye donatýmýna gerek olursa olsun.gösterilebilir). yatýrýma ayrýlan bütün ekonomik artýk dilimini yatýrýma fiilen yöneltme yolunu seçse bile -ki böyle bir iþin mutlaka olacaðýný kolay kolay söyleyemeyiz-. Bütün bunlarýn sonucu olarak da. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi yeni ülkelere yönelen göç hareketlerine.). Bu koþullar altýnda. (Bkz. 122 E. bir geri kalmýþlýk denizinde oldukça ilerlemiþ sanayi adalarý ortaya çýkýyor. Zenginleþebiliriz” “New York Times Magazine (Juna 22. ister istemez. nispeten küçük bir sermaye donatýmýyla elde edildiði zaman.K. bazý hallerde. yatýrýmlara ayrýlan ekonomik dilimi de küçük olacaðý için -yeni ekonomik artýðýn kapitalistlerin tüketimine ayrýlan dilimi çýktýktan sonra kalan parça küçük olacaðý için-.) Hans Neisser’in belirttiði gibi: “Ekonominin dengede olmasý için gelirin yüksek bir düzeyde bulunmasý yani adam baþýna gelirin yüksek olmasý gerekli deðildir. 235 n. ekonominin kapitalist. 159. kapitalist. Mendelsohn (derleyenler). 168.yýpranma paylarý olarak ayrýlacak karþýlýklar da haliyle küçük olacak ve toplamý brüt artýk içinde nispeten az bir yer tutacaktýr. 1953) adlý kitabý. s. verimlilik ve üretim düzeylerini. yalnýz o ülkelerin kendi kapitalist-olmayan kesimlerindeki insangücü deðil. çalýþtýrma düzeyine çýkýlmasý süreçleri oldukça yavaþ iþleyecek.ekonomik ve teknolojik etmenler sonucu yer deðiþtirmesinden ileri gelmektedir. de kentlerde görülen sanayi geliþimi giriþimleridir.e. 114 Paul A.akat. s. 532. bunalýmlara ve ekonominin sanayi kesiminde yaygýn iþsizliðe yol açmaktadýr ve bütün bunlarýn.Savaþ Harcamalarý olmaksýzýn [sayfa 198] da ilerleyebilir. yapýsal iþsizlik ile bile baðdaþabilir. Galbraith’in “W can Prosper Without War Orders . 1954). daðýtým iþleri v. 1940). çalýþacak insan sayýsý da (yaratýlacak istihdam da). bu tür zorlamalarýn nedeni. s. ekonominin geniþlemesi ve sermayenin tam. Dahasý var: toplam üretim. bir tüm olarak toplum üstünde derin etkileri görülmektedir. yoksulluk yaratmaktadýr ve ekonominin kapitalist-olmayan kesimlerinde durgunluða sebep olmaktadýr. a.n. Bunlar. belki de þunlarda bulunmaktadýr: J. Yoksul ekonomiler. 118 Theory of Economic Dynamics. fiilen elde edilen ekonomik artýk hacmini de düþürecektir.g. Böylece. el zanaatlarý. 119 Econometrica: (October. Varga ve L. toplam yatýrýmlar da. New Data for Lenin’s Imperialism The Highest Stage of Capitalism (New York. 85. . “ekonomi dýþý etmenlerin” de bunda rol oynadýklarý görülür (örnek olarak Britanya’daki toprak kapatýp köylülerin kovulmasý ve Almanya’daki Baurnlegen -köylünün topraðýndan yoksun edilmesi -ç. 117 Bu görüþ. “artýk nüfusla” dolup taþan bir gecekondulaþma süreci görülecektir. 120 Maturity and Stagnation in American Capitalism (Oxford. ekonomik dengeye ulaþmak ve bu durumda kalmak bakýmýndan. kapitalizmin uzundönemli dengesinin saðlanmasýna katkýda bulunmak demektir çünkü: bunlar. s. hatta. Amerika. kapitalizmin geliþmesini yavaþlatýrlar ve onun olgunlaþmasýyla ortaya [sayfa 197] çýkacak bunalýmýn ertelenmesine yol açarlar. emeðin ucuzlamasý ve hýzlý nüfus artýþý sonucu teknolojik ilerlemenin yavaþlamasý þeklinde özetlenebilecek önemli olgu ile çeliþmez. artýþý sonucu teknolojik ilerlemenin yavaþlamasý demek. Nitekim. 1952). (Ýtalikler orijinalde). (London. hýzlý nüfuz artýþý. Big Business. 1954). 1952) adlý yazýsý ve David Lillenthal’in. ekonomik denge. Emeðin ucuzlamasý ve hýzlý nüfus. A New Era (New York.b. Paul M. düþük olacaktýr. (Ýtalikler orijinalde). Bu sonuncu durumda büyük aðýrlýk dýþardan gelen göçmen akýmýndadýr. s. 121 Bu tür boþ hayaller ve havaya þatolar kurmanýn en iyi örnekleri. 8 ve devamý. adam baþýna sermaye donatýmý. 133 ve s. 1954). dengesizliðe. Baþlangýçta seyrek nüfuslu olan.olmayan kesimlerinde (tarým.. s. Eski Dünyanýn kapitalistolmayan kesimlerindeki insangücü de kaynaklýk etmiþ bulunuyor. sermayenin aþýnma. Kanada. kapitalist düzenin en keskin çeliþkilerinden birini gün gibi açýða çýkarmaktadýr: verimliliðin hýzla yükselmesi ve üretimin hýzla artmasý. düþük tutarak. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . buna karþýlýk. Sweezy. Verimlilikte ve üretimde yavaþ artýþlar ise gizli iþsizliðe yol açmaktadýr.” “Stability in Late Capitalism” Social Research (Spring.

“Economics of Scale. otomobillerini. viskilerini. 550. bu koþullar altýnda sýk görülen aþýrýlýklara ve akla aykýrýlýklara yol açmaktadýr. Kulaða hoþ gelen bir görüþtür bu belki ama. eski-moda donatýmýn bir türlü hurdaya atýlamamasý nedeniyle fazla kapasitenin sürüp gitmesi gibi bir güçlükle de karþýlaþýlabilir. Varolan bir firma için doðru olan bu yargý. 128 Bkz. Yatýrým sürecinin iþte bu özel niteliði. Maturity and Stagnation in American Capitalism (Oxford. ilerde de. Paul A. Concentration and Entry. Aþýrý kapasite. lâstiklerini. Cilt III.b. kahvaltýlýk yiyeceklerini. büyük çapta. Amerikan ekonomi tarihi bunun örnekleriyle (kömür üretiminde. bakýrlarýný. çok defa.123 J. s. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 115 . Wage Labour and Capital. 129 Söylemeye bile gerek yoktur ki. s. Bain’in bir incelemesi var. eskiyenin ve bunamýþýn yerini yeninin ve zorlunun almasýnýn bir biyolojik süreç olduðu görüþü nedense pek revaçtadýr.K. Joan Robinson. 1954). hemen sürekli olarak “hasta” bir sanayi dalýnda. fakat oldukça kýsa-dönemli mal yýðýlmalarýnýn v.S. Chadberlin’in derlediði Monopoly and Competion and Their Regulation adlý kitapta (New York. kýrk elli yýldýr hiç bir deðiþiklik olmadýðýný hatýrlatacaktýr bize. bu yazar. Marx ve Engels. bulgularýnýn bir kýsmýný özetliyor. iþ dünyasýndaki baþarýsýzlýklarýn yarattýðý kar-topu etkisiyle ortaya çýkan paniklerin. 125 Steindl da bu noktaya parmak basýyor. Cilt I. gününü doldurmuþ. (Ýtalikler orijinalde). nedenleri olmuþlardýr.” American Economic Review (March. bu firmanýn. Steindl’ýn eserinden geniþ ölçüde yararlandým. s.H. 98. eski-moda donatýmýn hurdaya çýkarýlmasý yoluyla giderilebileceði gibi.” Economic journal (December. s. bkz. 1952). 275. pirinçlerini. Sermaye piyasasý ile güçlü ve kökleþmiþ þirketler arasýndaki içli dýþlý iliþkilerin de yeni kurulup iþ hayatýna atýlan bir firmanýn. Bunlar. 124 Aþýrý kapasitenin ortadan kaldýrýlmasý hangi yolla olmaktadýr? Kimse. düpedüz bir uydurmadýr. belli pazarlardaki. No. bugün bu þeyleri yapýp satan firmalarýn birinden ya da ötekinden alma durumunda kalacaklardýr. söz konusu aþýrý kapasitenin bir türlü giderilememesinin önemli rolü olmuþtur. 1955). dokuma sanayiinde. “Law of Return Under Competetive Conditions. çeliklerini. “kurulmasý düþünülen” yeni bir firma için haydi haydi geçerlidir. Kýsa bir sürelik düþünme bile. kýzartma yaðlarýný. sabunlarýný. 1952) adlý kitabýnda bu yaklaþýmýn güzel örneklerini vermektedir ki bu da söz konusu kitabý deðerli ve önemli bir yapýt hâline getiriyor. Selected Works. eðer bugünün Amerikalýlarý hayatta kalýrlarsa. 39. yani aciz durumuna düþüp iflasa sürüklenme dalgalarýnýn. 130 “Birçok firmanýn. American Capitalism (Boston. (19311). 132 Theory of Capitalist Development (New York. “normal” aþýrý kapasite adý verilebilecek bir sorunun varlýðýndan da söz etmektedir.. 126 J. “The Impossibility of Competion”. ulusal gelirin bir dilimi olarak [sayfa 199] ya da bir baþka gerçek (real) ölçüyle belirlenen servettir. “Zeitschrift für National Ekonomie. uygun faizlerle sermaye ve finansman olanaðý bulmasýnýn ne kadar sýnýrlý ve zor bir iþ olduðunu da unutmamak gerek. Steindl. Viner. 131 “Amerikan ekonomisinde. burada önemli olan. tarým kesiminde) doludur ve bu dallarda kamu tekellerinin kurulmasýnda. 93. Sraffa. sigaralarýný. Galbraith. Teknoloji açýsýndan en uygun büyüklükte yeni bir fabrika kurmak için ne kadar sermaye gerektiði konusunda J. asýl önemli olan bu iþ için ayrýlan ve ücret birimleriyle. bu iþe yatýrýlacak para miktarýnýn salt büyüklüðü deðildir. Bkz. bunun önemsiz bir sorun olduðunu söyleyemez. yarýþmasý kapitalizm koþullarý altýnda iþlemekte. bu þeyleri üreten firmalarda. domuz pastýrmalarýný. s.” J. Bundan böyle ele aldýðým ilgili konularda. Nitekim. 1942). “Cost Curves and Supply Curves. 1926).” P. yazarlý para kasalarým ve tabutlarýný. kendi özel pazarý dýþýna taþarak yeni alýcýlar bulmak için çok büyük pazarlama giderlerine katlanmak zorunda olmasýnýn iyi bilinmesinin doðrudan bir sonucudur. ondokuzuncu yüzyýla özellik kazandýran ekonomik bunalýmlarýn. 127 Marx. E. 1. yürürlükteki faiz haddi ile saðlayabileceði kredinin sýnýrlý olmasý. Bu yazýda Bain.

tekelcinin kârlarýný bir tepe noktasýna çýkarmak için sermayesini yenilememesi ya da elindeki sermaye kalemlerinin deðerini aynen korumaya kalkmasý arasýnda daðlar kadar fark vardýr. s. bunlarýn sermaye deðerlerinin korunmasý için deðil. 1949). 1926). 1944) adlý derlemede yeniden yayýnlanmýþtýr. sosyalist ve plânlý bir ekonomide bu politikanýn týpký tekelci koþullar altýnda çalýþan özel bir firmadaki gibi çözüme baðlandýðýný sanmak yanýlgýnýn ta kendisi olacaktýr. Bölüm. Lange. 11. s. böyle bir politika ile. s. “Note on Innovations”. 39.Toronto. yeni yatýrýmlarý toplumsal yeðleme bakýmýndan en uygun biçimde üleþtirmeleridir. Economic Journal. Sosyalist bir ekonomide yatýrýmýn kýsýlmasý demek. arabayý atýn önüne koþmaktan baþka bir þey deðildir. 1948). Benjamin . tekelci bir firmanýn sermayesini koruma politikasý. Terborgh. sermaye koruma politikasý uygulayacaðýný derken yatýrým olanaklarýný büsbütün daraltmasýna. 1938. 1939). yarýþmacý kapitalizm koþullarý altýndaki aþýrý yatýrým ve sermayenin yokedilmesi politikalarýna üstün tutulmalýdýr.. s. 135 Bkz. bazý iþletmelerin modasý geçmiþ donatým ile çalýþmalarýný sürdürmeleri. 543. Maliyet düþürücü yenilikler ile üretim hacmi arasýndaki bu iliþki. Bkz. Benzer bir gözlem. . Ancak.ellner ve B. (December. belli bir yatýrýmý (ister yeni yatýrým olsun. Employment and Public Policy: Essays in Honor of Alvin H. 140 O. kaçýnýlmaz bir durum olarak ortaya çýkmakla kalmýyor.airless’in bir Senato 116 Paul A. akla uygunluk yolunda böyle bir ilerleme. Domar. Capitalism. 194. 381. On the Economic Theory of Socialism (Minneapolis. 114. yalnýz firmanýn elindeki sermayenin sýnýrlý olmasý sonucu bir zorlama. Sraffa’nýn. Büyük Britanya’da ve Batý Avrupanýn diðer ülkelerinde yerleþmiþ birçok tekelin ve tekelimsi iþletmenin bünyesinde görülen (ve çok sýk görülen) teknolojik geriliði de geniþ ölçüde açýklamaktadýr. yenileme yatýrýmlarýna olduðu kadar yeni yatýrýmlara [sayfa 200] da uygulanabilir. bundan dolayý. Hansen (New York. P. Readings in Business Cycle Theory (Philedelphia . Plânlý sosyalist bir ekonomi de ise. “Investment. Toplum kaynaklarýnýn akla uygun bir biçimde kullanýlmasý için. tüketim düzeyinde uygun bir artýþ saðlanarak da giderilebileceði için tamamen farklý bir iþtir. 136 Bu kural. firmanýn yöneldiði “pazarlarýn dar oluþlarýyla” açýklamaya kalkmak. 141 United States Steel Corporation Baþkaný Mr. s.D. ister yenilemiþ yatýrýmý) erteleme kararý. risk düþünceleri ve korkulan da büyüyerek bir çekimserlik yaratýyor. Lange. üretimi. Þimdi. ne de çalýþan insan sayýsýnda bir kýsýntý yapma yoluna gitmek gereklidir. geliri ve çalýþan insan sayýsýný büsbütün azaltmasýna yol açabilmektedir. belli dallara ve iþletmelere öncelik ve aðýrlýk vermekte oluþan. 138 Bununla birlikte. ikinci baský. 137 “Economic Progress and Declining Population Growth”. Baþka deyimle. bkz. Readings in the Theory of [sayfa 201] Income Distribution adlý derleme içinde. W. Socialism and Democracy (New York. Çünkü “pazarlarýn dar oluþlarýnýn” suçlusu tekelci ya da tekelimsi firmalarýn kendileridir. plânlý sosyalist bir ekonomide. “Law of Return Under Competetive Conditions”. G. (Philadellphia ve Toronto. Losses and Monopolies.133 O. 96 ve devamý. kýt kaynaklarýn daðýtýmýný yapan (ister yeni yatýrým alanýna. Sosyalist ekonomide. tekelci giriþimin. ister yenileme yatýrýmlarýna daðýtýlýyor olsun bu kaynaklar ilke olarak bir þey deðiþmez) sosyalist plânlama yetkililerinin. American Economic Review (March. 139 Bir üçüncü kez daha ortaya çýkýyor ki. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . 1948) adlý kitapta. Bu durumu. toplam yatýrýmý azaltmayý gerektirmeyeceði gibi -eðer böyle bir azaltma zorunlu ise o baþka-. bkz. adlý yazýsýnda da rastlanýyor. ne üretimi azaltmak. söz konusu dönem uzadýkça. yatýrýmýn verimlilik-arttýran rolü. kârlarýný bir tepe noktasýna yükseltmesi gereði olarak sýnýrlanýp kýsýtlanmýyor artýk. Haley). 1950). kapitalizmde sýk sýk görüldüðü gibi. tekelcinin. .” Lloyd Metzler ve arkadaþlarýnýn derlediði Income. Dynamic Equipment Policy (Washington. 1946). s. E. 1 134 Bu gereksinme. yeni makina ve donatýmýn bir baþka alanda daha verimli olarak kullanýlabileceðinin saptanmýþ olmasýndan ötürüdür. (derleyenler. Schumpeter’in yaptýðý gibi. bunu yapmakla.

yanlýþ bir fikre saplanmýþ oluruz. yeni koþullarýmýz altýnda.Mr. Varga ve L. Harlowe Curtice de. Mendelsohn (derleyenler). s. 1953). 1955 tarihli sayýsý. kendi kumpanyasýnýn. New Data for Lenin’s Imperialism The Highest Stage of Capitalism (New York.airless. Wright Mills’in öðretici eseri olan White Collar: The American Middle Classes (New York.’ kendisine teklif edilen düþük fiyatlarý kabul etmediðini de kabul ediyor. ayný Komite önünde verdiði ifadede. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 117 . s. büyük iþletme kurma gücüne sahip olmayan küçük kapitalistlerle. 346-347. 144 Bkz. artýk. .” Journal of Political Economy (August. 236. New Series (1935) Þurasý ilgi çekicidir ki. bu kesimdeki kârlar düþük. 146 Grundrisse der Kritik der Politischen Ekonomie (Rohentwurf) (Berlin. (Ýtalikler orijinalde) 147 E. fiyat. 142 Bkz. . üretim ve verimlilik yetersiz ve Capacity.airless devamla: Evet haklýsýnýz. “Demand Under Conditions of Oligopoly. 19 Mart. . Paul M. tek yarýþma aracý olarak görülmemelidir. C. fiyat yarýþmasýndan söz etmek gerçekçi bir tutum deðil?. ‘Eðer elli yýl öncesindeki gibi bir fiyat yarýþmasý olduðunu düþünecek olursak. bu kitapta.Komitesi önünde verdiði ifadeden alman aþaðýdaki sözler. siz de bu düþüncede misiniz? sorusuna da ‘Evet!’ diye karþýlýk vermiþtir Mr. Gerçekten de. Sweezy. Nitelik ve hizmet yollarýyla da yarýþmaktayýz! -Bu ara bir Senatör soruyor: Demek ki.inanz kapital. Bu yüzden de. Das .akat Mr. Hilferding. bir iþverene baðlý olarak çalýþmak istemeyen kiþilerle dolup taþmaktadýr bu kesim. bazý hallerde ‘kâr etme düþüncesiyle. 1955 tarihli New York Times gazetesinde yayýnlanmýþtýr: “Düþüncemizde bir deðiþiklik olmuþtur. [sayfa 202] aslýnda mamur ya da iþçi olduklarý halde. 1940).airless. 22 Mart. fakat otomobillerin güzel görünüþü ve nitelikleri konularýnda!” New York Times. þunlarý söylemiþtir: “Otomobil sanayiinde kýyasýya bir yarýþma vardýr. 1939) 143 Bu nokta için bkz. yatýrýma yöneltilemez kaynaklarýnýn bir kýsmýný büyük kâr paylarý daðýtma yoluyla ellerinden çýkarmaktadýrlar ve bu paralar. 145 Geçimini bu alanda saðlayan insan sayýsý olarak ele aldýðýmýz zaman yarýþmacý kesim hâlâ büyüklüðünü sürdürmektedir. “Economice. büyük þirketler. .” General Motors Corporation Baþkaný Mr. [sayfa 203] Paul A. 1951) adlý kitapta özellikle Birinci ve Ýkinci Kesimlere. özellikle küçük kapitalistlerin elinde toplanmakta ve ekonominin yarýþmacý kesiminin içinde yatýrým olanaklarý arayan fonlara dönüþmektedir. büyük-çaplý mâlî kuruluþlarýn geleneksel kýlý kýrk yarmalarýna ve çok riskli kumar oyunlarýna girmekten ürküp kaçýnmalarýna dikkat çekilmektedir.

kapitalistler açýsýndan kârlý bir durumdur bu. kârlarýný durmadan arttýrmaktýr. Bunun sonunda. Aslýnda. “eksik çalýþtýrma dengesi” denilen bir durum çýkýyor ortaya. yatýrým yetersizliðini duraðan (statik) çalarak ele alýp inceledik. “belli bir durumun” devamý diye bir þey olmamasýdýr kapitalist sýnýf için. bozulmaz bir denge nitelikli olduðu asla öne sürülemez. oturup hisse senedi ya da tahvil kuponlarý keserek belli kârlar toplamakla yetinmek deðil. tekelci kapitalizm koþullarý altýnda.148 Daha kötüsü. kârlý olmasýna kârlý olan bu durum. (II) I Þimdiye kadar. onun varlýk nedeni (raison d’être’i). söz ko- 118 Paul A. doyurucu ve saðlam nitelikli. Her hâl ve kârda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . fakat. kapitalist iþletmenin elde ettiði kazançlarýn bir kýsmýnýn ayrýlarak yeniden ayný iþletmenin yatýrýmlarý için harcanmasý olanaðýnýn zayýf bulunduðu gerçeðine parmak basmýþtýk.DÖRT TEKELCÝ KAPÝTALÝZMDE DURGUNLUK ve DEVÝNÝM. biricik düþüncesi daha çok sermaye biriktirmek olan kapitalistin de canýný sýkmaktadýr! çünkü.

Birleþik Devletler’de. Paul A. net yatýrým yapýlsýn yapýlmasýn. kendiliðinden güçlerden yararlanma [sayfa 205] ile zorlamalardan yararlanma arasýna kesin bir sýnýr çizemiyoruz. Eðer. yeni yatýrým alanlarýna aktarýlmasýnda. böyle otomatik etmenlerin bulunduðu iki manevra alaný üstünde durmuþtuk. dýþardan getirilecek “fazla kuvvet” yoluyla bir çözüm bulmak zorunlu olmaktadýr. kapitalist düzenin toplumsal ve siyasal dengesini ciddî olarak tehdit eden ve “belli bir durumu” son derecede tehlikeli bir durum hâline sokan bir etmendir. iþgücü verimliliði artmaktadýr. ne kadar uzun sürerse sürsün. ekonomik artýðýn yatýrýmlara ayrýlan kesimi de gitgide büyür. iþsizliðin bir kar topu gibi büyümesi. Söylemeðe gerek yoktur ki. bunun anlamý. Yeni yatýrým yalnýz aþýnma-yýpranma kadar yapýlsa. Dolup dolup taþan bir ekonomik artýðýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 119 . Çünkü. Daha önce. yarýþmacý iþkollarýna yatýrým yapmalarý149 ve bir de. iþsizliðin de gittikçe artmasýna yol açmaktadýr. böyle güçlü bir eðilim bulunsaydý. þu anda. böyle bir sýnýrýn varlýðýndan haberdar olmak. Ýlerde nasýl olsa açýklýða kavuþturacaðýmýz bir takým nedenlerle. Tekelci kapitalizm koþullarý altýnda. . söz konusu “belli bir durum”u ortadan kaldýracak etmenlerin kendiliklerinden (otomatik olarak) geliþmelerine yol açacak güçlü bir eðilim de yoktur. iþgücü verimliliði artacak.5 kadar artacaðýdýr. mesele kalmazdý. yerleþmiþ tekelci ve tekelimsi çýkarlarý zedelemeyecek yeni iþkollarýnýn kurulmasý için yatýrým yapýlmasý. pratik bir seçenek getirmekten uzaktýr çünkü: Üretimin durgunlaþmasý. bizim için büyük önem taþýmaktadýr. diðer yandan da.akat. çalýþan iþçilerden bir kýsmýna daha yol vermek gerekecek. yalnýz eski makinalarýn yerine yenilerini koyma yoluyla iþgücü verimliliðinin yýlda yüzde 1. Tekellerin ya da tekelimsi kuruluþlarýn. nüfus artýþý dolayisiyle iþ arayanlarýn sayýsý yýldan yýla büyüyecektir.nusu denge. iþsizlik oranýnýn yýlda yüzde 2.5 dolaylarýnda bir artýþ göstereceði hesaplanmýþtýr. iþgücü arzýnýn yýlda yüzde 1 dolaylarýnda bir artýþ göstereceði varsayýlacak olursa. örneðin. yani “net yatýrým” sýfýr mertebesinde bulunsa bile. tekelci kapitalizmin yarattýðý temel pazar iliþkilerinin dýþýna çýkarak. bir yandan eskiyip [sayfa 204] yýpranmýþ donatýmýn yerine yeni ve daha etkili makinalar konulurken. Tekelci iþletmenin dýþýndan bir “yedek kuvvet” getirmenin. sistemin bir çeþit “iç supaplarý” olarak adlandýrýlabilecek bu olanaklar da gün geçtikçe azalmakta ve “belirli bir durumdan” kurtulmak için.

bir zamanlar çok iþe yaramýþ. Günümüzde. buna karþýlýk. toplam tüketimin artmasý son derecede yararlý ise de. Kapitalist ekonominin týkýr týkýr iþleyebilmesi için. kapitalistlerin tüketim harcamalarýna gelince daha keskin bir hâl almaktadýr. bu artýþýn. Bir de þu var: Kitle tüketimi ile ilgili olarak karþýlaþtýðýmýz paradoks. önemli artýþlar bulunduðunu söylemek yanlýþ deðilse de. kapitalistlerin tüketim giderleri artsýn yeter. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bu kaynaktan beslenecek [sayfa 206] tüketim giderlerinin etkin bir biçimde gemlenmesi sonucunu doðurmaktadýr. her kapitalistin hayatýnda yön verici bir ilke deðildir ve olamaz. sermaye ile emeðin ulusal gelirden aldýklarý payýn da bu çýrpýnma sonucu belirlendiði bir ekonomik sistemde. Tek tek firmalarýn kârlarýný maksimum kýlmak için çýrpýndýklarý. toplam üretim içinde toplam tüketim payýný arttýrmak ve böylece pazarý geniþletmektir. Daha önce de belirttiðimiz gibi. Tek tek firmalarýn kitle tüketimini arttýrmak için. sayýlarý son derecede sýnýrlý bir gurup hisse senedi sahibinin elinde toplanmýþ olmasý. oranla. Kârlarýn ve temettülerin. Bunlarýn birincisi þudur. tek tek. hatta birincinin hýzý ikinciden daha yüksek olmuþtur. bu. iþçilerine ve alýcýlarýna Noel Baba’lýk etmeleri ve bol keseden armaðan daðýtmalarý elbette beklenemez. kendi atalarýna. Bu ise. Püritanizm ile kapitalist geliþme arasýndaki uyum. Aslýnda olan da budur. üretimin ekonomik artýðý oluþturan kesiminde bir azalmaya yol açacak. toplam. Bunun böyle olmasýný zorunlu kýlan nedenler de vardýr. din kaynaklarý bu töresel tutum kendisini kapitalist geliþimin gereklerine uydurmasýný bilmiþtir. böylesine bir yatýrým olanaðý yaratma mekanizmasý hiç iþlemiyor. tekelci kapitalizmin ve sel gibi taþýp akan bir ekonomik artý- 120 Paul A. bu durum da üzerinde ayrýca dikkatle durulmasý gereken bir niteliktedir. Modern kapitalistlerin yaþama ve harcama standartlarýnda. Doðrusu istenirse. ulusal gelirden iþgücünün aldýðý pay oldukça belirlidir ve bu payda önemli deðiþiklikler yapmak için güçlü etmelerin var olduðunu düþündürecek yeterli nedenler bulunmamaktadýr. fakat. Harun kadar zengin olanlarýn arasýnda su gibi para harcayanlarý bile.en basit ve ilk akla gelen yolu. kitle tüketiminin artmasýna da gerek yoktur. toplam talebi geniþleteceði için de yatýrým olanaklarý yaratmýþ olacaktýr. ekonomik artýkta görülen artýþa göre deðerlendirilmesi gerekir: Ekonomik artýktan hiç de daha hýzlý geliþmemiþtir kapitalistlerin tüketim harcamalarý. parasýnýn büyük bir kýsmýný kiþisel amaçlarla tüketmiyor.

ileri kapitalist ekonominin arka avlularýnda. hemen hiç deðiþmediði konusunda elimizde “güvenilir bilgiler vardýr. tutumlu olmak. küçük bir yarýþmacý firmanýn harcama modeline zerre kadar benzemiyor. sayýlarý çýð gibi büyüyen memurlara ve temsilcilere avuç dolusu para saçma gibi uygulamalar. Tekelci ya da tekelimsi bir firmanýn harcama modeli. kiþinin tek baþýna yapacaðý bir eylemle çözümlenebilecek gibi deðildir. avukatlara yüksek ücretler ödeme. Þirketi yönetenlere bol keseden primler ve maaþlar verme. kapitalistin yalnýz sermayesini kemirmekle kalmayacak. toplum içinde ayakta kalabilecek bir kiþi olarak yaratmak istediði görüntüyü de yerle bir edecektir. kiþinin verimsiz harcamalarýnýn önemli oranlarda artmasý için toplumda böyle köklü bir dönüþüm [sayfa 207] zorunludur. o zaman. bugünkü dev þirketlerin vâkýf adýný taþýyan ve açýk amacý tekelci kapital lehine bir “kamu oyu” oluþturma noktasýnda toplanan çeþitli kuruluþlara yaptýklarý Paul A. sosyoekonomik yapýda önemli bir deðiþiklik olursa ve temel töre ve deðer yargýlarýnda büyük çapta bir baþkalaþým saðlanýrsa.ðýn gereklerine püritanizm de ayak uyduramýyor. kapitalist sýnýfýn ve bir bütün olarak kapitalist sistemin çýkarlarý birbirine uygunluk göstermiyor. birey olarak kapitalistlerin çýkarlarý ile. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 121 . onun güvene-lâyýk bir kiþi. Ancak ve ancak. Kapitalist için. kiþilerin de tutum ve davranýþlarýnda köklü bir dönüþüm görülebilir. Demek ki bu ise. rekabetçi kapitalizm çaðýnda görülmüyordu ve bugün de. Tekelci kapitalizm koþullarý altýnda. halkla iliþkiler uzmanlarýna. tâ kapitalist iþletmelerin yapýsýna kadar uzanmakta ekonomik artýðýn paylaþýlmasýna ve kullanýlma biçimine kadar inmektedir. kör topal iþ yapmaða çalýþan küçük emekçilere de böyle bol keseden paralar ödenmemektedir. Yarýþmacý bir iþadamý. pazarlama ve iþ izleme elemanlarýna. zaten bu eðilimin. uzun bir zaman süresi içinde.150 Bir kiþi olarak kapitalist için en akla uygun olan ile bir bütün olarak kapitalist toplum için gerekli olan arasýndaki bu çeliþki. “tüketim eðilimlerinde” küçük ya da büyük bir artýþ saðlamalarýna baðlý deðildir. Çünkü bu eðilimin kökenleri. tek tek bireyler olarak kapitalistlerin gelirlerini elden çýkarma alýþkanlýklarýný deðiþtirmelerine. kendi gurubundaki insanlar için geleneksel olan yaþam biçiminin sýnýrlarýný çok aþan bir har vurup harman savurma tutumu. hâlâ baþarýnýn ve ilerlemenin vazgeçilmez aracýdýr. Gene bu yeni koþullar altýnda. reklâm ve tanýtma uzmanlarýna.

Þirketlerin bol keseden para harcayarak üstüne titrediði bu gözdeler. þirketlerin verimsiz harcamalarý ne kadar büyürse büyüsün.büyük harcamalarý rüyasýnda bile göremezdi. [sayfa 208] mal üretiminde çalýþan 100 kiþi tam 106 kiþiyi beslemek durumunda kaldý. tekelci kapitalizm yaþantýsýnýn ayrýlmaz birer parçasý olmuþtur ve büyük iþletmelerin kaptýðý toplam. Demek ki. bunun önemlice bir kesimi. “1929 yýlýnda. büyük iþletmelerin. 1939 yýlýnda ise.151 Doðrudan ya da dolaylý olarak toplumun yarattýðý ekonomik artýktan geçinen verimsiz iþsizler ordusunun gittikçe kalabalýklaþmasý ve sonuç olarak aldýklarý haksýz payýn. verimsiz iþçilerine ödediði paralar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bu verimsiz kiþiler. sel gibi taþýp akan ekonomik artýðýn sýðabileceði büyüklükte yataklar hazýrlamýyor ve toplam talebi geniþleterek ek yatýrýmlarýn yapýlmasý için özendirici bir ortam yaratamýyor. büyük iþletmenin kârlarýndan deðil. Amerika’da mal üretiminde çalýþan her 100 kiþiye karþýlýk. da. verimsiz iþçilerin yaygýnlaþmalarýnýn. kiþisel tasarruf adýyla anýlan kategorinin büyük bir parçasýný bu gibi kiþilerin tasarruflarý meydana getiriyor. böyle büyük çapta iþlerin yürütülmesi için “zorunlu harcamalar” sayýlýyor.”152 Ne var ki. Bütün bunlar. Zaten. pazara sürülen ürünün fiyatýna eklenerek alýcýya yansýtýlan genel giderlerin bir kesimi olarak (hiç deðilse uzun dönemde) iþlem görüyor. hiç de öyle bu gurubun yüksek gelirli oluþunun akla getireceði parlaklýkta deðildir. Ýleri kapitalist ülkelerde. ürünlerin alýcýsý olan vatandaþýn kesesinden ödenmiþ oluyor . Çünkü. sermaye birikimi ve toplam talep üstündeki net etkisi. göz önünde bulundurulmasý gereken önemli bir gerçektir. 74 kiþi baþka iþlerdeydi. tüketim bir bölük insan için artarken bir baþka bölük insan için azalýyor ki bunun net etkisi sýfýrdýr. “yeni orta sýnýflarý” oluþturmaktadýr bu gibi kiþilerin de. 1949 yýlýna gelince. mal üretiminde çalýþan her 100 kiþi 87 kiþiyi sýrtýnda taþýmaktaydý. toplumun baþka gelir guruplarýnýn tüketimlerini kýsmalarý sonucunu doðurmaktadýr. bu yüksek gelirlilerin tüketimlerinde bir artýþ bile görülse. söz konusu verimsiz iþçilere ödenen paralar.153 Bu böyle olunca. Gene bu yüksek 122 Paul A. derde deva olmuyor. tekelci kapitalizm koþullarý altýnda ne kadar büyük bir pay olduðunu kimsenin doðru dürüst anladýðý yoktur. ekonomik artýk payýndan önemli bir parçasý buralara harcanmaktadýr. ellerine geçen paralarýn büyük kýsmýný tüketim için deðil tasarruf için kullanmalarý da.

Diðer [sayfa 209] taraftan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 123 . burjuvazinin ayak iþlerini yapmaða yönelen bir komite!” niteliðini taþýyordu devlet. bu artýþýn. tekelci kapitalizm. Dolaylý ya da dolaysýz Almanya’da ve Birleþik Amerika’da olduðu gibi demiryolu yapýmýna avuç dolusu yardýmda bulunarak. herzaman ve her yerde. devletin önemli bir rol oynamadýðý savý doðru deðil-dir. ancak böyle güçlere baþvurarak. devlet. söz konusu verimsiz iþçilere ödenen paralarýn bir kýsmý da tüketicilere yansýtýlamadýðý ve kârlardan ayrýlan fonlarla ödenebildiði için. eskiden devletin ekonomik eylemleri bölük pörçüktü. Yalnýz. fakat bir görevi vardý ki onu canla baþla. “Bir bütün [sayfa 210] olarak. girdabýn bu merkezinden kurtulabilmesi için tekelci kapitalizmin.gelirlilerin tüketim artýþýnýn bir baþka kesimi. kapitalist çaðýn ekonomik geliþiminin yolunu ve hýzýný belirlemekte önemli bir rol oynamýþtýr. toplumun baþka insanlarýnýn tasarrufunu azaltmaktadýr ki ekonomik artýðýn gerçekten emilmesi sonucunu doðuran bir etki yaratan da budur. özel konulara yöneliyordu ya da bir bütün olarak kapitalist sýnýfýn genel sayýlabilecek ihtiyaçlarýný giderme amacýný güdüyordu. verimsiz iþçilerin kiþisel tasarrufu þeklinde ekonomik artýðýn içinde görülüyor (yani yeniden kaynaðýna dönmüþ oluyor). Kapitalizmin bütün tarihi boyunca. . elde edilen ekonomik artýðýn kârlý bir biçimde kullanýlmasý için gerekli özendirici ortamý yaratabilir.ransa’da ve Rusya’da görüldüðü gibi yüksek gümrük duvarlarý kurup yerli kapitalistleri koruyarak. Marx’ýn ve Engels’in sözleriyle. “sistem dýþý güçlere” bel baðlamasý zorunluðu buradan çýkýyor iþte. toplam üretimin verimsiz olarak kullanýlan kesimini hiç kuþkusuz arttýrýrken. yerli kapitalistlerin dýþarýya yatýrým yapmalarýný kolaylaþtýrýp özendirerek. tam çalýþtýrma koþullarý altýnda elde edilebilecek bir ekonomik artýðýn emilmesine ve yatýrýmlara yönelmesine yol açacak kadar büyük olmasýný saðlayamýyor. bir kez daha. hiç þaþýrmadan yerine getirmekteydi: kapitalist düzenin korunmasý ve sür- Paul A. Britanya’da ve Hollanda’da görüldüðü gibi. Uzun sözün kýsasý. tekelci kapitalizmin otomatik mekanizmasý. Bu ölü noktadan. bu þekilde emilen (kullanýlan) ekonomik artýðýn bir bölümü. II Bütün bunlarý yapsa yapsa devlet yapar.

Thomas Jefferson’un ustaca özetlediði gibi. yarýþmacýlardan hiç biri devlet üstünde diðerlerinden daha etkili sayýlma olanaðýna sahip olamayýnca. yarýþmaya katýlanlarýn çekim güçleri arasýnda eþite yakýn bir denklik bulununca. [sayfa 211] “Herkesin hakký eþittir. söz konusu yapýnýn da un ufak olduðu. sömürülen sýnýflarýn bu düzene karþý giriþecekleri saldýrýlarý rahatça geri püskürtebilirdi. kimsenin ayrýcalýðý yoktur!” sanýlýyordu.üp gitmesi için elinden geleni yapmak! Tam anlamýyla ekonomik olan. güçleri ve boyutlarý birbirine yakýn. tümüyle bu inancý paylaþýverecek ve hem de bu inanç. en büyük toplumsal deðerler ka-týna yükseltilecekti. daðýlýp parçalandýðý gün gibi açýk Bellum 124 Paul A. burjuva sýnýfý içinde bir güçler dengesi yarattýðý gibi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .154 Büyük çaplý iþletmelerin devreye girmesiyle. Hiç kuþku yoktur ki. baþýna buyruk ve özgürce iþleyiþine hiç mi hiç karýþmadýðýna inanýlýyordu. Bütün bu iþadamlarý oldukça küçük. Burjuvazinin her öðesinin eþit ya da en azýndan benzer bir aðýrlýk taþýmasý. Bu koþullar altýnda devlet. sosyal ve siyasal terazide kefelerin bir tarafa aðmasý sonucunu doðurmuyor. bir “komitesi” olarak çalýþmayý yükümlendiði “bütün burjuvazi” de çok sayýda iþ adamýndan oluþuyordu. çalýþtýklarý sanayi dalýndaki ya da bölgelerindeki güçleri ve etkileri birbirine yaklaþýk kiþilerdi. Bu temel sos-yo-ekonomik yapýnýn siyasal ifadesi. yönetimin adýna hareket ettiði. pazarýn kendi kendisine. farklý guruplarýn at oynattýðý bir koskoca alandý burjuvazi denilen þey. kapitalist sýnýf içinde devletin tarafsýzlýðý ve yarýþmada kimseyi diðerinden daha fazla desteklememesi ekonominin otomatik bir iþleyiþe sahip olduðu þeklinde bir ideolojik formül getiriyor ve devletin. Bundan daha önemlisi de vardý. Burjuvazinin kendi içindeki hizipleþmelere pabuç býrakmak. hem pazarýn otomatik bir iþleyiþe sahip olduðuna ve yönetimin tarafsýzlýðýna inanýlmasý kolaylaþacak. oybirliði ile. bunlardan birini tutup diðerlerini boþvermek. Doðrusu ya. devletin tüm olarak burjuva sýnýfý adýna hareket eden bir aygýt olmasýný da mümkün kýlýyordu. çeþitli çýkarlarýn. klasik burjuva demokrasisi olarak ortaya çýkýyor. aralarýndaki yarýþmada yalnýz birini desteklemek ve onun ihtiyaçlarýna öncelik vermek gibi bir zorunluk altýnda deðildi devlet. ekonominin dar alanýna kapanmýþ iþlere devletin karýþmasý konusu ise biraz daha karmaþýktý. kapitalist düzeni koruma ve güçlendirme yükümlülüðünü rahatça yerine getirebilir. kapitalist sýnýf.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 125 . Nasýl bir zamanlar Alman köylüleri. yalnýz ekonomik ve toplumsal güç bakýmýndan gittikçe daha eþitsiz hâle gelmekle kalmadýlar. kimsenin ikincisi olmayan. tekelci iþ çevrelerinin baþbuðlarý.yarýþmacý iþadamý. bunu yapýyor ama. Tekelci kapitalist bir kral ise. Tam tersine. Çok kere. büyük servetlerin kazanýldýðý. Ekonomik sistemin çeþitli kesimlerini birbiri ardýsýra kendi egemenliði altýna alan büyük iþ çevresi. büyük vurgunlarýn vurulduðu ve devleti kýskývrak pençe içine almanýn mümkün olduðu bir duman perdesi kurmuþ oluyorlar. zamanla. Tekelci kapitalistin ekonomik ve toplumsal erki (iktidarý) ele geçirmiþ olmasý. söz konusu kiþilerin yaþamalarý olsun. en uygun olanýn “yaþama hakký” demek olan ideolojilerini geliþtirip büsbütün yerleþtirmek için ellerinden Paul A. bu durumda da. büyük iþ çevreleri. dev þirketlerin buyruðunda çalýþan görevlilere ve komisyonculara dönüþtürüyor. bir üstün-kiþi yaratýlmýþtýr ve el üstünde tutulacaktýr. küçük iþadamýnýn böyle bir meydan okumaya kalkacak irade gücünün de silinip ortadan kalkmasý. gene kendi baþlarýna buyruk olarak çalýþtýklarýna da inandýrmayý biliyor onlarý. her türlü övgüye. toplumsal ve siyasal önderliðine kimsenin meydan okuyamayacaðý dev iþadamýnýn bir uydusu olup çýkmýþ! Ýþin asýl güzel yaný. aþýrý bireycilik gibi. soylu efendileriyle bir olup çýkarlarý kendi çýkarlarýna tam anlamýyla karþý olan Junker’lere kafa tutmaða çalýþtýrýlýrsa. ünlü Lanudbund’un sýralarýnda. her türlü saygýya deðer bir kahraman. küçük iþadamý da bir derebeyidir en fazla.omnium contra omnes’e (Herkesin Herkese karþý savaþý’na) katýlanlar. arkasýnda her türlü dalaverenin çevrildiði. zanaatkârlarý ve çiftçileri. kapitalist sýnýfýn tekelci seçkinine bir kahraman olarak gýptayla bakmaktan [sayfa 212] baþka ne gelir artýk elinden. pazarýn otomatik iþleyiþi gibi ve devletin tarafsýzlýðý gibi içi boþ ilkelerin açýktan yadsýnmasýný da gerektirmiyor. eskiden baðýmsýz çalýþan iþadamlarýný.155 Bir zamanlar kapitalist sýnýfýn tam üyesi olan -kimseye boyun eðmeyen. yarýþmacý iþadamlarý ekonomik kralcýlarýn eteklerine tutunmaða çalýþýyorlar. fakat ayný zamanda. toplumdaki yerleri olsun. kimseden aþaðý kalmayan bir üyesi. ekonomik. kapitalist sýnýfýn geri kalan üyelerinin kendi egemenliðine karþý direnme gücünü ve yeteneðini de gittikçe daha büyük ölçüde sýnýrlamayý baþardý. baðlý bulunduklarý þirket yöneticilerinin iki dudaðý arasýndadýr. bir de bakýyorsunuz. bu tekelci kapitalizm çaðýnda. bu ilkeler. þimdi de.

bu muhalefet hiç de öyle güçlü deðildir. “bireylere sonsuz. sýnýfýn üyesi saymaya devam ederler. baþkalarýnýn haklarýný eze eze.geleni ardlarýna koymadan çalýþýyorlar. çýkarlarý uðruna kullanan bir avuç insanýn elinde oyuncak olmamalý. göklere çýkarmak isteyenler”156 olmuþtur. tarih boyunca. birbirlerinden açýk-seçik ayrýlabilen iki ana akým hâlinde ortaya çýkan bir karþý koymadýr bu gene de. Bu baþkaldýrma eylemi toplumun kapitalist olmayan öðeleri tarafýndan yürütülür -iþçiler. gönül rýzasýyla. Gerçekten de. bir ölçüde katýlanlar ya da alkýþ tutanlar görülür. Max Horkheimer’in ustaca gözlemlediði gibi. kapitalist sýnýfýn üyesi olmak! Ayrýcalýklardan aldýklarý pay. yeni tekelci efendilerinin avucuna býrakmaya hazýrdýr. kendi çýkarlarý açýsýndan. ayrýcalýklý olmanýn ve sömürünün kurbanlarýna. “bireyin deðerini göklere çýkaranlar. bu ilke. Ýleri kapitalist ülkelerde iþçi sýnýfý hile bu ideolojinin etkisinde kalýrsa. aslýnda kendileri de soyulup soðana çevrilmektedirler ya neyse!-. salt bir proleter ile kýyaslandýðýnda hani az üstünlük deðildir. ister gerçekten olsun ister yalancýktan. ayrýcalýklý olmayý ve sömürüyü kýnamakla kalmýyor. küçük iþadamlarýnýn. 126 Paul A. [sayfa 213] çiftçilerin ve diðer küçük burjuvalarýn bundan derin bir biçimde etkilenmelerinin önüne hiç bir yerde geçilemeyecek demektir! Büyük iþ çevrelerince yavaþ yavaþ yutulup sindirilse de. her zaman kendi bireysel çýkarlarýný. öyle ya. eþitsizliðin. zanaatkarlar. üstelik bir de. kayýtsýz özgürlük” formülünden daha uygun bir ideolojik ilke bulamaz. alýnyazýlarýnýn kaçýnýlmazlýðý ve hatta uygunluðu konusunda derin bir duygu aþýlamayý da baþarýyor. toplum piramidinin tepesine ulaþmýþ bulunan büyük iþadamlarý çevresi. kendisinin tepeye ulaþmasý bu özgürlük sayesinde almamýþ mýydý! “Bireysel çabalara toplumun burnunu sokmasý olayý en küçük ölçüde tutulmalýdýr” inancý söz konusu ilkeye eklenince.ve yarýþmacý kapitalist kanattan da bu eyleme. bu bir avuç insana karþý kararlý bir tutumla tedbirler getirmelidir. elinde kalan son parçacýðý da. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . yalnýz eþitsizliði. bu küçük burjuva unsurlar kendilerini kapitalist. sömürünün meyvalarýndan ister tatsýnlar ister tatmasýnlar -paylarý gözle görülür biçimde ellerinden alýnmaktadýr. Bu geliþimin karþýsýna hiç bir güç çýkmýyor sanýlmasýn Ancak bu karþý koyma. Birinci karþýkoyma popülistlerden gelir: hükümet kendisini. bazý çiftçiler katýlýr bu eyleme. elinden bütün töresel ve siyasal baðýmsýzlýðý alýnmýþ küçük burjuvazi. hem kârlarýný hem de baðýmsýzlýðýný yitirse de.

büyük iþ çevrelerinin “sâdýk muhalefet”i olarak göze girmeyi de baþarmýþ bulunuyorlar. Halkýn hoþnutsuzluðunu zararsýz bir yöne akýtmakta birebir. laissez faire (býrakýn yapsýn) ekonomi düþüncesinin geleneksel öðretileri ile yetiþmiþ burjuva demokrasisini kör deðneðini beller gibi bellemiþ aydýn kiþiler. Devlet. büyük iþ çevrelerinin önemli kalelerini her türlü saldýrýdan korumakta usta. büyük iþ çevrelerinin daha çok emri altýna girmek [sayfa 214] zorunda kalmýþ olan hükümetin eliyle. bu çevrelerin diliyle konuþmakta baþarýlý olan bu devletçilik düþmaný ve yarýþmacý kapitalizm dostu öðretiler. “ah. ekonomi düþüncesinden bir daha dönmemek üzere söküp atmýþtýr.157 Büyük iþ çevrelerine karþý ciddi bir saldýrýya geçmekten kaçýndýklarý için. yalnýz tekelci kapitalizmin gittikçe aðýrlýðý artan egemenliði ile tam anlamýyla tutarlý olmakla kalmýyor. pazarýn otomatik iþleyiþi kavramýný. temeldeki sosyo-ekonomik deðiþime ayak uydurmak için baþkalaþmýþtýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 127 . ayný zamanda.Böyle bir karþýkoyma eyleminin Jefferson’cu demokrasi kavramlarýyla yürüdüðü. Hiç de daha az saf olmayan ikinci eylem çizgisine gelince: yarýþmacý iþadamlarý topluluðu baþta olmak üzere. paranýn para olduðu zamanlar!” diye çýrpýnýp duruyorlar. Bütün bu ideolojik ve siyasal akýmlar. hâlâ baþýmýzýn belasýdýr. her türlü belânýn kaynaðý saydýklarý devlete diþ biliyorlar. kapitalist sistemin. büyük iþ çevrelerinin dörtnala gidiþini dizginlemeye çalýþmak olmuþtur. devletin bütün sýnýflar karþýsýnda tarafsýzlýðýný korumasý ideolojisine dayandýðý kolayca anlaþýlýr. tröstlere karþýt bazý kanunlar çýkarýlmasýný saðlamak ve gittikçe. Üretimin ve gelirin bir yýkým getirircesine düþmesi sonucu. her türlü popülist (halkçý) muhalefeti ve benzeri toplumsal reform eylemlerini ortadan kaldýrmakta da doðrusu çok iþe yarýyor. yeni yeni ortaya çýkmakta olan iþçi örgütlerini nasýl güçlü bir baský altýnda tutmuþsa tekelci iþ çevrelerinin ellerindeki gücü kötüye kullanmalarýna engel olmayý da bilir elbet! Amerika’da böyle bir karþý koyma eyleminin büyük baþarýsý. bu gibi kiþiler. Böyleleri. kendi baþýna býrakýldýðý zaman. olsa olsa rolleri ve renkleri önemli deðiþmelere uðramýþ. 1930 yýllarýnda kapitalist ekonominin çöküþü. o eski günler. hiç de öyle “en büyük sayýda insana en bol keseden re- Paul A. pazarýn otomatik iþleyiþi ve devletin iþlere burnunu sokmamasý ilkelerine karþý dürüst ve tutarlý bir saygý beslenilmesi gerektiði konusunda ayak diriyorlar hâlâ ve tekelci iþ çevrelerine deðil.

Tabii bu bir gecede olup bitmedi. yoksa iþsizlere maaþ baðlama. Devletin iþçi sendikalarýný tanýmasý ve korumasý. .158 128 Paul A.akat önder katmanlarýyla [sayfa 216] büyük iþ çevreleri. çiftçilere karþýlýksýz yardýmlar saðlama ve emekli ödeneklerini arttýrma yoluyla mý olur. kapitalist sistemin yaþatýlmasý ile baðdaþan görevler verme zorunluðu ortaya çýktý. çalýþmak isteyen çok sayýda insanýn iþ bulma þansý ortadan kalkmýþtý [sayfa 215] o dönemde ve böyle bir durumda pazar mekanizmasýnýn “uygun tipte olanlara” ilerleme ve yükselme olanaðý verdiðini öne sürmek öyle her babayiðidin harcý deðildi. Eli iþ tutan. tekelci iþ çevrelen bile kendi kamu felsefelerinde bir ayarlama yapmak zorunda kaldýlar. çiftçilere sistemli yardým yapmayý kurumlaþtýrmasý. böyle bir dönüþümü kolaylaþtýrmaktadýr. kamu yatýrýmlarýný arttýrma yoluyla mý olur. Baþkan Roosevelt’in birinci yönetim döneminde. Bu durumda devletin iþe el koymasý ve durumun en belirgin. pazarýn otomatik iþleyiþi ve devletin iþlere burnunu sokmamasý kavramlarýnýn iflasý o kadar kesindi ki. gerçek bir ideoloji deðiþikliði gerektirmemesi gibi dikkate deðer bir olgunun varlýðý da. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Ýþin öyle köklü bir ideoloji deðiþikliði. Eðer kapitalist sistemin söz konusu ekonomik sarsýntý sonucu. Devletin ekonomik hayata çeki düzen vermesini öteden beri savunan toplumsal güçlerin enerjileri ile pazarýn otomatik iþleyiþine ve devletin tarafsýz kalmasýna bel baðlamýþ olan kapitalist-dýþý tabakalara (ki bunlarýn bir kesimi gerçeðin toplumu çepeçevre kuþatmasý karþýsýnda eski inançlarýndan silkinip kurtulabilen kiþilerdi). bazý sosyal güvenlik kanunlarýný yürürlüðe koymasý ve borsalar üstünde yumuþak bir gözetime giriþmesi gibi çok düþük bir maliyet ile. elbette. Birleþik Devletlerde. New Deal adýyla anýlan yeni ekonomi politikasý bu görevi tam anlamýyla yerine getirmiþtir. tam anlamýyla çökmesi istenmiyorsa. bu yeni ideolojiye oldukça kýsa zamanda ayak uydurmayý kendilerine bu yeni Ýdeolojiye göre çeki düzen vermeyi baþardýlar. günümüzde bile 1930’larýn zelzelesinden etkilenmiþ gözüken bir büyük iþ çevreleri kesimi varlýðýný sürdürmektedir. kapitalist sistemin temellerini çatýrdatacak siyasal ve toplumsal ayaklanmalarýn önü alýnmýþ oldu. devlet sahneye çýkmalý. Bunalým o kadar ciddî. en göze batan sakýncalarýný hiç deðilse yumuþatmasý artýk kaçýnýlmaz olmuþtu. toplam satýnalma gücünü canlandýrmanýn bir çaresine bakmalýydý.fah” saðlamayacaðýný kanýtladý.

yeni yetme iþçi sendikalarý için de biçilmiþ kaftan bir buluþtu bu. söz konusu ye- Paul A. Temelde yetersiz olduðu gün gibi ortaya çýkmýþ halkýn aðzýna artýk bir siyasal sakýz veremiyeceði anlaþýlmýþ. siyasal ve toplumsal bakýmdan büyük önem taþýyan bu kesimin de yaðlý gelirlere konmasýný müjdeliyordu. asýl þaþýrtýcý olan. ekonominin kötü iþleyiþinin sorumluluðu da kapitalist sýnýfýn omuzlarýndan kalkmýþ oluyordu. aþýrý bireyciliðin ve devletin tarafsýz olmasý görüþünün yerini almýþ. onlarý da inanýr görünmeye zorluyordu. “yeni yolu” tutma konusunda ürkek ve dikkatli davranmayý nesnel olarak haklý kýlan önemli bir neden çýkýyordu ortaya. çiftçilerin de kulaklarýna hoþ geliyordu. durmadan serpilip boy atan “yeni orta sýnýfýn”. büyük iþ çevreleri ileri görüþlü [sayfa 217] önderlerinin yeni akýmýn peþine takýlmakta gösterdikleri çeviklik deðildi elbet. üstelik yerini aldýðý görüþ ve tutumlarýn hiç bir sakýncasýna sahip olmadýðý gibi bütün erdemlerine de sahip sayýlmýþtýr. bir yararý kalmamýþtýr. iþin püf noktasýnýn. bunlara karþý saðlam bir inanç beslemeleri deðildi elbet. Böylece. Ekmek paralarýný tarihçilikten ve toplumbilimcilikten çýkaran birçok adamdan. tekelci sermayeye büyük kârlarýn ýþýðýný yaktýðý gibi. üstelik. devleti gittikçe daha aðýr bir baský altýna almalarý kolaylaþýyordu. çalýþtýrma programý.Tarih sahnesinde beliren ilk tekelci kapitalistler. bir bütün olarak kapitalist sýnýfýn ve halk çoðunluðunun bunlarý kabullenip alkýþlamasý. pazarýn otomatik iþleyiþini ve devletin tarafsýzlýðýný öve öve bitiremezlerdi. çünkü bir gereði. devleti kýskývrak baðlama giriþimleri için bunlardan daha iyi perde mi olurdu? Bu felsefe artýk ömrünü doldurmuþ bulunuyor. yeni bir post kapmak gibi konularda gösterdikleri göresel yavaþlýk. Bununda bir nedeni vardý tabii ve bu neden çok basitti. günah. bunlara inanýr görünmekle. Bu iþte þaþýrtýcý olan. dev þirketlerin. daha iyi tarihçi ve toplumbilimci olan tekelci sermaye önderleri. Gerçekten de. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 129 . anlamsýz hantallýktý. yeni bir durum takýnmak. tümüyle toplumun ya da bir kalemde harcanabilir siyaset görevlilerinindi. eski kavramlara dört elle sarýlmakta ayak direyen yarýþmacý iþ çevrelerinin de hýzla küçüldükleri ve önemsiz boyutlara ulaþtýklarý görülmüþtür. devletin gerekli eylemlere giriþmesiyle saðlanan tam. Tarihsel sürecin deðiþen gerçeklerine ayak uydurmayý güçleþtiren yýllanmýþ zihinsel tutuculuðunun sonucu olarak ortaya çýkan “kültür geriliði” bir yana. bazý büyük kapitalistlerin. bunun nedeni.

Büyük þirketlerinin devlet yönetimini tam anlamýyla yeniden avuçlarýnýn içine almalarý ise II. halký. kapitalist sisteme sýmsýký baðlamak için buna bir ideolojik yapý kazandýrmak ve eskiden pazarýn otomatik iþleyiþi kavramý ile devletin tarafsýzlýðý kavramýnýn sahip olduðu güce ve saðlamlýða bunu eriþtirmek için zorlu bir kampanyaya giriþmekten ibaret kalýyordu. yapmaða kalkan -özünde boþ bir çabaydý bu. Baþkan’ýn bütün karþýkoymasýný. tek tek kiþiler olarak bile ele alýndýðýnda Amerikan Devletinin. toplumsal reform. bunu halk kitlelerinin bilincine yerleþtirmek.ni yolun kuramsal yapýsýnda ve hatta yeni yolun gerektirdiði uygulamayý yapacak devlet kuruluþlarýnýn karmaþýk aðýnda bulunmadýðýný domuz gibi anlýyorlardý. “tam çalýþtýrma” uygulamalarýnýn yönetimi büyük iþ çevrelerinin kabul edebileceði güvenilir kiþilerin eline teslim edilince. tekelci kapitalizm tarafýndan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Bu yeni öðelerin de “doðru yolu. onlar için temel sorun.159 Gerçeði beygir gözlüðü takýp görmeðe alýþmýþ bazý ekonomistler için “ikinci sýnýf bir konu” sayýlan bu sorun. artýk yapýlacak tek iþ. “iþin can alýcý noktasý” olarak deðerlendiriliyordu. tekelci kesimdeki en gevþek. bütün direncini açýk bir meydan okumayla kýrmayý baþaran büyük iþ çevreleri. Artýk. Tekelci sermayenin izlenecek yeni yol üstündeki egemenliði tartýþmasýz herkese zorla kabul ettirilince. En kötü günlerin geride býrakýldýðý zamanda. yani Roosevelt’in ikinci dört yýllýk yönetim döneminin daha baþlarýnda. en aðýrdan alan öðeler bile. 1930’larýn popülist dalgasýyla göreve alýnmýþ þüpheli kiþileri bir bir yerlerinden etmeye ve tröstlerin büyük kârlarýndan pay alan birtakým adamlarý iþ baþlarýna oturtma eylemine giriþtiler. tekelci ve tekelimsi iþ çevrelerinin bir çeþit “komitesi” hâlini aldýðý. “bir bütün olarak burjuvazinin” devleti olmaktan [sayfa 218] bile çýktýðý görülmektedir. tam çalýþtýrma denilen bu politik uygulama çizgisinin tekelci kapitalizm tarafýndan kabulü ile bu programýn ulus çoðunluðunun o günkü ihtiyaçlarýný doyurma kapasitesine sahip olduðu görüþünün benimsenmesi ile siyaset sahnesinde bir oybirliði at- 130 Paul A. bulmalarýndan” sonra. Ýþte. Dünya Savaþý yýllarý ile bu dönemi izleyen Truman ve Eisenhower yönetimlerine rastlar. bu uygulamanýn dizginlerinin kimin elinde bulunacaðýný bilmekti.birtakým adamlar devlet görevlerinden uzaklaþtýrýlýnca. söz konusu yeni çizgiyi benimsemekten baþka bir kurtuluþ yolu bulunmadýðýný kabul ettiler. zeki bir sezgiyle. tam çalýþtýrma örtüsü altýnda.

Gene Galbraith’in doðru olarak ortaya koyduðu gibi. K. “Ekonomik bunalým gerçeði ile karþý karþýya kalan bir devletin Keynes’ci olup olmamasý. onun. ama. tam çalýþtýrma uygulamalarýnda hafifçe toplumsal reformculuða dönük bir sonuç almaya yönelmiþ kiþileri bile iþ baþýndan uzaklaþtýrma çabasý içinde bulunmasý. bir bardak suda fýrtýnalar çýkarýlýrken. fakat. gerçekten de çözüme baðlanmýþ demektir. aydýnlar ve benzerleri tarafýndan da kabul edildiði sürece. çiftçilerin çoðunluðu. birçok sorun. “tam çalýþtýrmanýn anlamý nedir?”.”160 Galbraith’in hakký var bunlarý söylemekle ama yalnýz bir tek anlamda hakký var. hiçbir zaman en önemli yönü deðil! Doðrusu.mosferi yaratýlabilmiþtir. devletin tam çalýþtýrmayý saðlamak için ekonomik iþlere el atmasý zorunluluðunu kabul ediyor. hâlâ aç. üstünde karara varýlmýþ bir önemli sorunun bulunduðu anlamýna gelebilirse de. iþçi sýnýfýnýn güdümünü ellerinde bulunduran sendikacýlar. sorunlarýn hâlâ havada olduklarý izlenimini býrakýyor. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 131 . bugün var yarýn yok bir bolluðun. siyasal anlamda. Devletin tam çalýþtýrmayý saðlamak için iþe el koymasý programý yönetici sýnýflarýn baþat kesimi tarafýndan kabul edildiði gibi. çoktan çözümlenmiþ olmalarýndan geliyor. tam tersine. Herkes þunu açýkça kavramalýdýr: tekelci sermayenin devlet üstündeki denetimini saðlama baðlamak istemesi gerekli gördüðü zaman ve yerde devletin iþe karýþmasýný saðlamaya çalýþmasý. kimsenin gözünden kolay kolay kaçmayan oynaklýðýndan etkilenmeyen bir atmosferdi bu! J. Orta yerdeki gürültü. herkes. alttan alta. insanda. “Devlet bunu hangi yöntemlerle ve araçlarla gerçekleþtirecek ve sürdürecektir?” gibi çok ciddî sorunlar havada kalmýþ oluyor. son derecede açýk oluþundan ileri geliyor. hâlâ çýplak ve hâlâ baþýný sokacak bir evi bulunmayan insanlarýn varlýðýndan zedelenmeyen. sesini ancak baðýrýp çaðýrmakla duyurabilecek [sayfa 219] minicik bir azýnlýðýn hâlâ var olduðu anlamýna gelebilir.”161 Aslýnda bu da hikâyenin bir yönü. oldukça küçük sorunlar üstünde ateþli tartýþmalar yapýlýrken. daha çok. Öfkemiz de. konularýn bir çözüme baðlanmakta oluþlarýndan deðil. intiharý seçip seçmemesi anlamýný taþýmaktadýr. daha karanlýk sorunlar olan. siyasal erki elinde bulundurmak Paul A. Galbraith gözlemlerinde tamamen haklýdýr: “Aramýzdaki tartýþmalarýn yüksek sesle ve kýrýcý bir tonda yapýlmasý. yeni orta sýnýf. kanunun üstü kapalý oluþundan deðil. Zorlu bir tartýþma. daha karmaþýk.

Daha önce de gördüðümüz gibi. aralarýnda sýký iliþkiler bulunmakla birlikte. iþ sayýsýnýn iþ arayan sayýsýndan birazcýk fazla olmasý. Bir semantik sorunu. yani tüketicilerin. bu seçeneðin yadsýnmasý ile “tam çalýþtýrma” kavramýnýn ne anlama geldiði sorunu bir çözüme baðlanmýþ olmaz. kapitalist sýnýfýn. böyle bir yol izlemenin açýkça akla aykýrý bir yönü. toplumsal ve siyasal patlamalara yol açmak gibi sakýncasý vardýr ve bu yolu bir bütün olarak topluma kabul ettiremezsiniz. birbirinden açýkça ayrýlabilen bir sürü problem gelmektedir. Ancak. Bunlardan birincisi. tam çalýþtýrma koþullarý altýndaki toplam üretimden küçükse.tutkusundan. Ancak. baþka koþullar altýnda tekelci sermaye. tekelci sermaye de. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . iþleri dönek politikacýlarýn ve ikinci sýnýf kamu görevlilerinin eline býrakamayacaðýný anlayarak sahnenin ortasýna atýlývermiþtir. kamu görevi yapmak için can atmasýndan ileri gelmemektedir. Bir kez daha tekrarýnda yarar var: Tekelci sermayenin önderleri. devlet beþ ayrý durumla (ya da bunlarýn çeþitli kombinezonlarýyla) karþý karþýya kalacaktýr. devletin giriþtiði eylemler son derece önemli bir [sayfa 220] boyuta eriþince. iþgücü pazarýnýn kural olarak.162 Doðrusu ya. çalýþmak isteyen ve eli iþ tutabilen herkesin. bir “Satýcý pazarý”163 niteliðini [sayfa 221] taþýmasý noktasýnda toplanýr. ortaya çýkabilecek iþsizliði sineye çekmek ve üretimin pazarda oluþacak etkin talep hacmine (hazýrda bekleyen satýnalma gücüne) göre belirlenmesini kabul etmektir. Ekonomi yazýlarýnda “tam çalýþtýrma”. bir terim sorunu olmaktan öte bir niteliðe sahip ve son derece büyük önem taþýyan bir sorundur bu aslýnda. tam 132 Paul A. III Tam çalýþtýrmayý saðlamak için devletin iþe karýþmasýnýn yönetimi denince akla. geçerli (uygun) bir ücretle çalýþmasýnýn garanti edildiði durum. olarak tanýmlanýr. En genel terimleriyle ortaya koyacak olursak: Eðer toplam talep. siyasal hayatýn sahne ýþýklarýndan uzak durmayý perde arkasýndan o “güçlü” kuklalarýnýn gözle görülmez iplerini oynatmayý yeð tutmuþtur. Çünkü artýk söz konusu olan kendi ölümü ya da kalýmýdýr. kapitalist ekonominin iþleyiþ ilkeleri konusunda. Bunun gerçek anlamý. yatýrýmcýlarýn ve kamu yönetiminin talebi. güçlü ve karar sahibi kesimlerine ve hiziplerine de kabul ettirmek olanaksýzdýr bunu.

n. Aslýnda önemli olan. yanlýþlýkla Batýnýn ilk Anayasasý sayýlýr-ç. iþçilerin denetimi ve gözetimi için normalin üstünde bir gideri göze almak gereklidir üstelik. günümüzde. “serbest rekabetçi giriþim” denilen nesne. istemediðini kov” ilkesinin iþlemesini garanti ettiði için. tam çalýþtýrma politikasý tedbirlerini.. “. “serbest rekabetçi giriþimin destek-lenip geliþtirileceði” bir büyüklük olacaðý anlaþýlmaktadýr. 1946 Amerikan Ýþ Kanunu. Devlet. Ýþletmenin üretimine oldukça küçük bir katkýda bulunan marjinal (kýyýsal) ve marjinal-altý iþçileri bile bordrodan silemez bu durumda. dizginleri daima elinde bulundurmasýný da saðlayacaktýr. daha yüksek ücret talep etmekte ayak diremelerini karþýlamak ve daha iyi iþ koþullarý gibi.165 Herkesin. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 133 . sendikalarýn gittikçe artan istek ve umutlarýný dizginlemek. bu iþin sürekli bir devlet sorumluluðunu gerektirdiðini hükme baðlamýþtýr. giriþimcinin. Bundan daha kötüsü de var. Ýþgücü pazarýnda bir “satýcý pazarý” olmasý halinde.) sayýp alkýþladýðý. birtakým yan ödemeler ve çýkarlar gibi dileklerine “uygun ölçüler içinde bir karþýlýk vermek adamakýllý zorlaþýr. Bir sanayi iþçileri yedek ordusunun sürekli varlýðý ise. tekelci sermayenin denetimi altýndaki bir devlet. sürekli iþgücü kýtlýðý koþullarý altýnda. temel kuvvet ve kâr kaynaðý olan “istediðini çalýþtýr. yani onlara da ücret ödemek durumundadýr. iþ çevrelerinin ya da devletin sözcülerinin ne dedikleri de fazla bir anlam Paul A.” diyerek. böyle bir durumda. tekelci ve tekelimsi giriþimin kibarca ve ustaca söylenmesinden baþka bir þey deðildir. gerçek bir tam çalýþtýrma getirecek biçimde ayarlama yönünde kullanamayacaktýr. Çünkü. böyle tanýmlanan bir tam çalýþtýrmanýn. oysa. serbest rekabetçi giriþimi destekleyip geliþtirmek ve maksimum çalýþtýrmayý saðlamak için uygun bir ortam yaratmakla yükümlüdür. kapitalist iþletme içinde iþ disiplinini saðladýðý gibi. Tekelci kapitalin önderleri. kapitalist giriþimci þiddetli bir baský altýnda çalýþmak zorunda kalýr. Uðrunda bunca çaba gösterilecek olan “çalýþtýrma düzeyi”nin.çalýþtýrmanýn kapitalizmde gerçekçi bir hedef olduðunu sanan ekonomistlerden daha iyi bir içgüdüye sahiptirler. 1215 yýlýnda aldýklarý bazý haklarý gösteren ferman. elindeki bütün olanaklarý [sayfa 222] kullanarak. kanunlar ve kurallar deðildir. kapitalist sistemin normal iþleyiþi ile baðdaþmayacaðýný pek iyi bilirler.164 Böylece.. tam çalýþtýrmanýn Magna Carta’sý (Ýngiltere derebeylerinin Kral Johndan.

“Tam çalýþtýrma” kavramýný bunlar. Amerikan Baþkanýna baðlý Ekonomik Danýþmanlar Kurulu’nun 1955 yýlý Ekonomik Raporu’na bir göz atacak olursak. Devlet adamlýðý. toplam üretimde. bir gerçekçiliðe yönelmektir artýk. iþçilerin. çalýþanlar sayýsýnda ve kiþisel gelirde kesintisiz artýþ saðlamanýn güçlüklerini de kavramasý þart. bir ekonomik geleceðe güvenle bakma duygusu yerleþtirmek” demektir (s. söz konusu raporun tumturaklý diline raðmen. ekonomik dalgalanmalarý asgarî ölçüsüne indirme çabalarýyla. Bilgi düzeyi gittikçe artan halkýn. 1929-1933 yýllarýnda görülen büyük felâketlerin önünü almak.. hepsi bu kadar! Öyle “normal” bunalýmlarý ortadan 134 Paul A. iþadamlarýnýn. çiftçilerin ve tüketicilerin geniþ ölçüde paylaþtýklarý. günümüzdeki idealizmi. 1955 yýlý programlarýmýzý buna göre ayar etmeliyiz” (s.. böyle bir miktar (!) iþsizin varlýðýna göz yumulmasý iþinin.taþýmaz. Tekelci kapitalistlere göre. Tekelci kapitalizmin “tam çalýþtýrma” dediði þeyin böylece bir ölüm öpücüðü olup çýktýðý anlaþýlmaktadýr.. 2). iþ baþa düþmüþtü artýk. bunu da anlayýþla karþýlamak gerek. günümüz ekonomik hayatýný birdenbire canlandýrma iþlemlerinden çok. devletin adýna eyleme giriþtiði büyük iþ çevreleri olsun “tam çalýþtýrmanýn” ne mene bir þey olduðunu gayet açýk bir biçimde görüp kavradýlar bu olgu sayesinde. uzun dönemli ekonomik büyüme sorunlarýnýn çözümüne yöneltmeli. söylediði sözün anlamýný bilen ekonomistler gibi de anlamýyorlar. “Aynasý iþtir kiþinin söze bakýlmaz dememiþler mi”. “serbest rekabetçi giriþimleri desteklemek” ve “yatýrýmcýlarýn. “gözleri yýldýzlarda olan” birtakým toplumsal reform yanlýsý kiþilerin hayallerinden geçirdikleri gibi de görmüyorlar. hiç de öyle bilgisizlikten “büyüyen iþsizlik” konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaktan ileriye geldiðini söyleyemeyiz. açýkça görülmektedir: “Zaman zaman büyüme süreçleri sendeler. tam çalýþtýrma saðlamaya çalýþmanýn amacý. devlet olsun. 1953 yazýnda görülen yaygýn kitle iþsizliði olgusudur.166 Bu göz yummanýn.. 1930’larda görülen tipte büyük bunalýmlarýn tekrarýný engellemektir.”167 Diðer taraftan ayný raporda þu satýrlarý okumak [sayfa 223] da mümkün: “Çabalarýmýzý. yeni yol felsefesinin uygulama alanýna aktarýlabilmesi için ele geçen ilk büyük fýrsat. 5 milyon kadar iþsizin var olmasýna göz yummaða karar verdiler. “saðlýklý bir politika uygulamasý” olarak bile bile giriþilen bir iþ olduðu. “Uzun dönemli ekonomik büyümeyi saðlamak” demek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . 48).

“hem insancýl hem de güçlü olan ve üstelik hem maddî bolluk hem de daha iyi bir yaþam saðlayan bir sistem olan kapitalizm”e169 karþý “güvensizlik” duyulmasý tehlikesinin önüne geçilmelidir. talep ile toplam üretim (arz) arasýndaki dengenin saðlanmasý için baþvurulacak böyle bir yönetim -yani tam çalýþtýrmayý korumak. Toplam. her türlü mal ve hizmet bakýmýndan (ister yatýrým malý. yani bu sýnýrlar dikte edilecektir.akla uygunluðu. “bir takým saðlýklý ayarlamalar yaparak” iþsizler yedek ordusunun varlýðýný sürdürmek ve bu arada da tekelci firmalarýn. “normal” iþsizliði önleme gibi bir kaygýlarý yoktur tekelci kapitalistlerin. tekelci sermayenin çýkarlarý tarafýndan belirlenip yönetilen bir ekonomik sistemin üç kâðýtçýlýðýna ve akla aykýrýlýðýna. o günkü etkin talebin ekonomik artýðý emme yeteneðinden uzak bulunmasýna. kapitalist sistemin dengesini tehlikeli bir biçimde sarsan birtakým yan siyasal etkiler ve olgular ortaya çýkar ne olur ne olmaz. iþsizliðin ve gelir düþüklüðünün öyle pek de ileriye gitmemesi gerekir. o pek yüceltilen “insan onuru” kaygýlarýyla çizilmemeli. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 135 . böylece de. pazardaki yerlerini pekiþtirmektir. hoþgörüyle karþýlanmasý gereken iþsizlik ve üretim kaybý sýnýrlarý. kendilerinden zayýf. fakat üretim düzeyini düþürmek gibi bir yöntemin.kaldýrma gibi. halkýn artýk ne ölçüde dayanýp göðüs gerebileceði noktasý da. gereksinmeleri neyse. büyük iþ çevrelerinin iþine nasýl geliyorsa. Baþka bir olanak da. sonra. Paul A. Göz yumulmasý. Onlarýn bütün kaygýlarý. belli uzunlukta çalýþma haftasý sonunda elde edilen üretim. bunun böyle olduðu gün gibi ortada! Çünkü eðer. böyle bir “ayarlamanýn” kurbanlarýný oyalamanýn ve kandýrmanýn yollarýný bulmalý. dünyanýn azgeliþmiþ ülkelerinde insanlar açlýktan kýrýlýyor cinsinden ateþli düþünceler de yer almamalý. Kamu hizmetlerini arttýrmak ve ucuzlatmak. bu sýnýrlar onlara bakýlarak çizilecektir. yarýþmacý iþletmeleri yutmalarýný ve ucuza kapatýp pahalýya okutma olanaklarýný saðlayacak koþullarý koruyarak. çalýþma saatlerinde genel bir kýsýntý yapma yoluyla üretim düzeyini düþürmektir.168 Bunun içinde. bu sýnýrlarýn çizilmesinde bir nebze dikkate alýnacaktýr. çeþitli yardýmlar ve iþsizlik ödenekleri vermek gibi birtakým çareleri hazýr [sayfa 224] bekletmeli. isterse tüketim malý olsun) gerçek bir doygunluðun halkta yer etmiþ bulunmasýna baðlýdýr. iþsizliði belli bir düzeyden yukarýya çýkarmamalýdýr. bu sýnýrlarýn çizilmesinde.

iþ saatlerinde yeni bir indirim yaptýrmak için. fakat bu noktaya hiç de kolay gelinmedi.etkin talebi doyuruyor ve eriyip gidiyorsa zaten bir sorun yok demektir. Her þey bunun böyle olacaðýný gösteriyor. Tarihin bize öðrettiðine göre. Demek oluyor ki. karþý konulamayacak kadar güçlü bir iþçi hareketinin ortaya çýkmýþ olmasý öte yandan kapitalizm zorladý ve bu noktaya öyle gelindi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . iþ saatlerinin azaltýlmasý sonucu ortaya çýkan bir üretim azalýþý demek. iþ haftasýnda genel bir kýsýntý yapmayý [sayfa 225] ancak çok yavaþ ve ancak þiddetli bir baský sonucu kabul ederdi. kapitalist sýnýfýn egemenliði altýndaki bir devletten beklenebilirse tabii!. þimdi de 40 saatlik çalýþma haftasý (Amerika’da) uygulanýyor. kapitalist çýkarlarýna karþý. tamamen deðilse bile geniþ ölçüde. týpký geçmiþte olduðu gibi zorlu bir kavgayý göze almalýsýnýz. bu dönem içinde. fazla gelen ekonomik artýk sorununu çözemeyeceði gibi. Çünkü.kar- 136 Paul A. boþ zaman sahibi olmaktan daha önemli bir þeyin bulunmayacaðý günlerin ise þimdilik çok uzaklarda olduðu gerçeði de cabasý! Söz konusu indirimi saðlamak için çaba gösterecek bir [sayfa 226] devlet. iþçiler açýsýndan da kabul edilebilir bir sonuç olmayacaktýr. günlük çalýþma saatleri baþlangýçta “16’yý buluyordu. iþgücünün yoðunlaþmasý ya da verimliliðin artmasý adý verilen olgu bir yandan. çünkü eþitsizlik gelir paylaþýmý bile böyle bir doygunluk. þimdiye kadar kapitalizm böyle bir noktaya ulaþamadý. -eðer böyle bir çaba. kapitalist sistem. bu konuda fazla söze gerek bile yoktur. Bu koþullar altýnda. böyle bir doygunluktan söz edilemez. her türlü ihtiyacý giderecek ölçüde artacaðý ve artýk insanlarýn gözünde dinlenmekten. kapitalist sýnýfýn müthiþ direniþinin yýkýlmasý gerekti ve yüz yýllýk bir zaman süresi içinde baþarýldý bu iþ. iþ saatlerinin gönüllü olarak azaltýlmasý da bu konuda bir çare getiremeyecektir. iþçi sýnýfýnýn omuzlarýna yüklenecektir. bunun yükü. sonra sýrasýyla 14’e ve 12’ye indirildi. Akla uygun bir düzenin kurulacaðý ve bu düzende verimliliðin.çözüme baðlayamayacak. sürekli bir sorun olarak ortada bulunan aþýrý-üretim problemi. kapitalist sistemde. doðrudan doðruya kârlarýn düþmesi demektir. Oysa. Eðer böyle bir indirim. kapitalist iþletme açýsýndan. saðlayamýyor. Dahasý var: Böyle bir duruma ulaþmýþ bile olsaydý. -kýsmen bile olsun. çalýþma haftasýnýn daha da kýsaltýlmasý. verimlilikte ayný oranda bir artýþla dengelenmezse ve toplam üretimde mutlak bir azalma ile sonuçlanýrsa (ki en akla yakýný da bu durumdur).170 Hiç kuþkunuz olmasýn ki.

Böyle yardýmlarýn bin bir çeþit yolu vardýr veya belli bir gelir düzeyinin altýnda geçinmek zorunda kalan bireylere yöneltilir ya da çiftçiler gibi. “bir lokma. ücret düzeyinin altýndaki tabaný yükselteceðinden ve böyle bir tabanda. Böyle bir yardýmýn. çalýþmadan kazanýlan paranýn. gerçek ücretlerinde bir azalýþtan hiç de hoþlanmayacak olan iþçilerden de gelecektir bu muhalefet. kapitalist sistemin temel törelerine ve deðerlerine aykýrý olmasý nedeniyle. bir hýrka yaþamaya razý bir kiþinin. yani. hem. yapýlacak yardýmýn. devletin. egemen güçlerin pek de hoþuna gitmeyecek bir durumdur bu. kapitalist toplumda disiplin diye birþey kalmaz. üniversite öðrencileri gibi. de yalnýz iþ çevrelerinden deðil. toplum düzeninin eti kemiðidir ve bu ilkeye uyulmasý için parasal armaðanlar ve cezalar boþuna konulmamýþtýr! Çalýþmayý yalnýz ekmek parasý kazanmanýn bir gereði olarak tanýmladýnýz ve bol keseden parasýz mal ve hizmet daðýtmaya baþladýnýz mý.þýsýnda þiddetli bir muhalefet bulacaktýr. paranýn. toplam talep ile toplam üretim (arz) arasýndaki dengenin devlet eliyle saðlanmasý için. bu durumdan [sayfa 227] etkilenecektir. Böyle yardýmlar. kapitalistlerin toplumsal üstünlüklerine hâlel gelir Paul A. kapitalizmin ruhuna aykýrý olduðu gibi. ne olabilir þey. Gerçekten. nüfusun düþük gelir guruplarýna giren kiþilerin eline geçmesidir. kapitalist düzenin normal iþleyiþini bozan bir sürü etmenin ortaya çýkmasýna yol açacaktýr. bireysel ya da toplumsal tüketimi arttýrmak için kesenin aðzýný açmasý akla gelen çözümlerden biri. emekliler gibi. Demek ki. Bunlardan da önemlisi. bir baþka yol aramak gerek. çalýþýp bir gelir sahibi olmak ya da sýrtüstü yatmak arasýndaki seçimi. yüksek tüketim eðilimi olan kiþilerin eline verilmesidir. oldukça büyük bir toplam gelir (üretim) ve çalýþtýrma (istihdam) yaratabilmesi için tek þart. Devletin bol keseden yardým etmesi. ilk anda ve dolaysýz olarak. Þimdi bir de madalyanýn öteki yüzüne bakalým: Ciddî bunalým koþullarý bir yana. toplam üretimin bile bile. belli bir sayýdan daha çok çocuða sahip ana babalar gibi nüfus kesimlerine topluca yöneltilir. Sokaktaki adam ekmek parasýný alnýnýn teriyle kazanmalýdýr ilkesi. sanayi iþçileri gibi. devletin. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 137 . bireysel tüketimi arttýrmak için avuç dolusu devlet yardýmý. egemen çýkar çevrelerinin de doðrusu hiç de hoþlanmadýklarý bir iþtir. isteye isteye düþürülmesi. tüketim ihtiyaçlarýný karþýlamayanlara para yardýmý yapmasý sonucu toplam etkin talep artacaktýr. ne de istenir þey! Öyleyse.

172 . yüksek gelir guruplarý. kaynaklarýn bu alana aktarýlmasý ha deyince olacak iþ deðildir. tulumbayý iþletmek bakýmýndan daha saygýdeðer bir yöntemin sonuçlarý olarak deðerlendirilir. bazý toplumsal-tüketim kuruluþlarýnýn güçlü çýkarlarýnýn zedelenmesi nedeniyle gösterecekleri tepkidir: Örneðin. Devletin bu gibi amaçlar için harcayabileceði paranýn [sayfa 228] sýnýrlý olduðunu da belirtmeliyiz. okullar. Çalýþma isteðini olumsuz yönde etkilemediði gibi ücreti de etkilemez. maddî kayýplara da yol açmayacaktýr. toplumsal tüketim söz konusu olunca. aðýr sanayinin ürünlerine olan talebi arttýrmak bakýmýndan etkisi ve onun için “dýþ ekonomiler” adýyla anýlan yeni olanaklar yaratmasý. Örneðin bu harcamalar inþaat alanýna yöneltilecek olursa. altýn buzaðýnýn saltanatýna da dokunmayacaðý anlaþýlýyor. yürürlükte bulunan toplumsal öncelikler açýsýndan ba- 138 Paul A. Doðru yerlerde yeni yollar yapmak. konut yapýp satan þirketler dev gibi dikiliveriyorlar. hastahaneler ve benzerleri açmak. Kurulacak yeni tesislerin hizmetlerinden bir karþýlýk olmadan yani bedava yararlanýlmasý ya da.171 Bütün bu sakýncalar. daha çok görüldüðü üzere. inþaat sanayiinin potansiyel olanaklarýyla sýnýrlýdýr. yalnýz ufak bir bedel karþýlýðý yararlanýlmasý. toplumsal tüketim için yapýlan dolaylý yardýmlarýn. Bir de þu var. bu yönde yapýlacak devlet harcamalarý. bireysel tüketimi arttýrma yönünde yapýlan harcamalardan (devlet yardýmlarýndan) çok daha baþka etkiler yaratacaktýr. iþ alanlarý yaratmak. Ayrýca. böyle bir ucuz konut yapýmý giriþimi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . uygun görülen yerlere postahaneler. toplumsal-tüketim kuruluþlarýnýn büyük ölçüde geliþmeleri de. düþük maliyetle gecekondu önleme konutlarý yapan kuruluþlarýn karþýsýna.akat daha önemlisi. bir yandan. Her þeyden önce. her zaman ve her yerde. inþaat projeleri ne de olsa geçici bir nitelik taþýmaktadýr. bunun. iþadamlarýnýn yüzünü güldürmek anlamýný taþýr. Doðrusu. geniþ ölçüde ortadan kalkar. kendilerine doðrudan bir yararý bulunmayan iþler için yeni vergiler ödemek istemeyeceklerdir. Bugün. iþlerin alt üst oluvereceðini düþünür inþaat firmalarý ve bu yüzden büyük yatýrým projelerine el atmak istemezler. ülkelerin pek çoðunda. bu potansiyel geniþletilebilir bir þeydir ama kýsa dönem içinde bunu baþarmak zordur. Birkaç yýl içinde. bireysel tüketime yardým edilmesi olayýnda görülen ideolojik sakýncalara da. diðer yandan da.ve piramidin tepesinde oturup toplumu denetleme güçleri zarara uðrar.

Çünkü eðer. gene ayný þekilde. herkesin eline bir týrmýk. keþfetme ve deneyim masraflarý ve riskleri büyük olan Paul A. terzileri iþlerinden alýp inþaat kesimine aktarmak gibi bir saçmalýðý kimse göze alamaz. Tekelci iþ çevrelerini. her ne kadar. ellerindeki bol miktardaki kârý yatýrýma yöneltmekten alýkoyan ne kadar neden varsa burada hepsi birden iþe karýþýr ve bu çevreler. bir süpürge verip. ekonomik artýðýn büyük bir kesimini yutamayacaðý gerçeðidir. Devletin bu tür yatýrýmlarý. Ancak. çalýþma koþullarý altýnda.kýldýðýnda. tam. Devletin. yeni yeni yollar açma ya da anýtlar dikme gibi giriþimlerin haklýlýðýný kimse savunamaz. “Uygulama açýsýndan” daha büyük önem taþýyan konu ise. hiç de öyle akla uygun giriþimler deðildir. Gecekondu önleme. tekelci sermaye. söylemeye bile gerek yoktur ki. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 139 . tekelci sermaye rejimine tam anlamýyla ters düþen (ve dolayýsiyle tabu olan) bir bu yöntem vardýr. Bu gerçek bizi. toplam üretimin plânlý bir biçimde kýsýlmasý ya da tüketimin yeteri kadar artmasý olasýlýklarýný gerçekleþtirmek mümkün deðilse. yatýrýmýn geniþletilmesinde tek akla uygun yol. okullar yapma ya da giyecek ve yiyecek gereksinmelerini karþýlama gibi çok önemli iþler sýra beklerken. “yaprak toplatmaktan” daha yararlý ise de. devletin bu yönde (verimli alanlara yatýrým yapma yönünde) giriþimlerini engellemek için ellerinden geleni yapmaya baþlarlar. devlet harcamalarýnýn akla gelen bütün deðiþik yön ve yöntemleri arasýnda. iþe yaramayan birtakým insanlara ücret daðýtmak için giriþilen iþlerin akla uygunluðu þüphelidir. egemen çýkarlar bakýmýndan ayný derecede hoþgörüsüzlükle karþýlaþacaktýr. tekelci sermayeye de çekici gelen ya da ilerde rakip olabilecek yeni alanlara doðru aksýn ve dolayýsiyle büyük iþ çevreleriyle yarýþmaya girecek nitelikte olsun. ister kârýný en yüksek noktasýna çýkarmaya çalýþan firmalarýn cirit attýðý tekelci ve tekelimsi pazarlara yönelsin. Devletin böyle toplumsal-tüketim harcamalarýna giriþmesi. bu tür giriþimlerin. isterse. eðer uzun dönemde ülkede bir giyim sanayiinin geliþmesi gerekli ise. toplam üretim kullanýmýný toplam arz düzeyine çýkarmaða çalýþmaktýr. büyük iþ çevrelerinin çýkarlarý açýsýndan henüz bir anlam taþýmayan ve henüz ticarî sömürü alanýna almadýðý uzak yerlere yapacaðý yatýrýmlara “izin verilebilir” ancak. Aslýnda. devletin iþe karýþmasýnda dördüncü [sayfa 229] bir yöntem olan “verimli alanlara yatýrým yapma” seçeneðini incelemeðe götürür.

gerçekten de. ekonomik artýðý. Bu yol. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ileri bir kapitalist ekonomide görülen bu hastalýðý. . ülkenin ulusal gelirinde ve dolayýsiyle ekonomik artýk hacminde bir deðiþiklik olmuyor demektir. ekonomik yazýlarda genellikle “kapalý sistem” olarak adlandýrýlan bir model üstünde duruldu. Þunu kesinlikle söyleyelim ki. toplam talep ile toplam üretim arasýnda eþitlik saðlama olasýlýklarýndan söz edilirken. birçok ülkenin ayakta durabilmesi ve “kurulu düzenini” koruyabilmesi. IV Buraya kadarki incelemelerimizde. yeterli büyüklük- 140 Paul A. düpedüz. Devlet bütçesinin bütün diðer kalemlerini gölgede býrakacak kadar büyük olup. bu tür giriþimlerin ilk güçlükleri atlatýlýp da kârlý olduklarý anlaþýlýrsa.böyle uzak yerlerde yapacaðý yatýrýmlarda devleti özendirme (teþvik etme) yönünde çabalara bile giriþebilir. en büyük önem taþýyanýdýr. ne de [sayfa 230] yararlý yatýrým alanlarýna yöneltilecektir. Önemleri dolayýsiyle bunlarý ayrýntýlý bir biçimde ele almakta yarar görüyorum. duruma farklý bir açýdan bakmak gerekecektir. Bununla birlikte. ne bireysel ya da toplumsal tüketime.akat. dýþ ticaret. tekelci kapitalist ekonominin. devlet derhal bu iþlerden el çekmeli ve derhal bu iþleri özel giriþimcilere devretmelidir. ihracat altýn para karþýlýðý yapýldýðý zaman ya da ihracat gelirleri yabancý bir ülkede yatýrýldýðý zaman eritebiliyor. dýþ uyaran” olarak deðerlendirilebilir. birçok ülke için. ülkenin uluslararasý iliþkilerinde de önemli katkýsý bulunmaktadýr. Bir ileri kapitalist ülkenin uluslararasý ekonomik iliþkileri ele alýnýrsa. söz konusu paralar her türlü verimsiz iþlere yatýrýlacaktýr. “belli bir durumda” kalýp eðlenmemesini ve hatta zamanýnda bolluk koþullarý ile oldukça büyük bir çalýþtýrma düzeyi yaratmasýný saðlayabilecek en önemli “dýþ etmen. dolup taþan bir ekonomik artýðý.173 Þimdi de devlet harcamalarýnýn yönelebileceði beþinci yöntem üstünde duralým: Geniþ ölçüde devlet harcamalarý. . ancak. Eðer ihracat kadar ithalât yapýlýyorsa. devlet harcamalarýnýn akýp gittiði en geniþ yoldur ve her bakýmdan. Gerçekten de. ihracatýn ithalâtla deðiþtirilmesi bile bir ölüm kalým sorunudur. verimsiz alanlar seçilecek.azla gelen. gerekli akýþý saðlayarak rahatlatmakta önemli rol oynayan bu yöntemin. ancak.

dýþ ülkelerden her türlü ürün ve ham madde elde etmek için de ellerinden [sayfa 232] geleni yapacaklar ve kâr oranlarýna göre bunlarý. Yarýþmacý kapitalizm koþullarý altýnda. oldukça hýzlý ve Paul A.akat unutmayalým ki. Dahasý da var: Yeni.te ve dengeli bir dýþ ticaret [sayfa 231] yapýsýnýn varlýðýna baðlýdýr. özel firmalar ise. ihraç ettiklerinden daha azýný oradan ithal etme eðilimi içindeyseler. baþka ülkelere yatýrým yapma olanaðýný getirmesidir. ortaya çýkacak ödemeler dengesi aksaklýðýna karþý. karþýlýðýný vereceðimiz soru.akat hikâye burada bitmez. tüketimleri ve yatýrýmlarý için gerekli fiziksel mal çeþitlenmesini ancak dýþ ticaret yoluyla gerçekleþtirebilirler. yeni teknolojiler ve yeni ürünler ortaya koyarak yatýrýmlarýný arttýrabilirler. karþýlýklý etki ve tepkileri sonucunda ortaya çýkartacaðý durumlarýn tarihsel koþullara göre göstereceði farklýlýklardýr. hikâyenin bir bölümüdür ve asýl noktasý. yeni sanayi kollarýnýn kuruluþunu saðlayabilirler. yakýt ve benzeri kaynaklarý üretime açarak. . yarýþmacý koþullar altýnda. çeþitli firmalar açýsýndan da dýþ ticaret yeni pazarlar bulmak anlamýna gelir. Kapitalist bir ülkede dýþ ticaret. sermaye ihracýna yaramasý. sermaye ihracý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 141 . Ayný þekilde. dýþ pazar fiyatlarý içerdekilerden yüksekse ve dýþ pazarlama daha büyük kârlar getiriyorsa.174 . Bu engel uluslararasý ödemeler dengesiydi. dengeli bir dýþ ticarete sahip ülkeler bile. ucuz ve daha iyi ham madde. özel firmalar eliyle yürütülür. yabancý ülke pazarlarýna mal satabilmek için can atarlar. Eðer bir özel firma iþlemlerinin ulusal gelir ve çalýþan insan sayýsý üstündeki etkilerini anlamak istiyorsak. Hele eðer. týpký iç ticaret gibi. bir baþka ülkeye. Böyle ülkeler.175 . bir bütün olarak ekonomi üstünde eylemlerinin ne gibi etkiler yapacaðýný düþünmezler bile. iþadamlarý. dýþ pazarlara girecek ve elde ettiði ortalama kâr oranýný yükseltecektir. yarýþmacý firmalar. bu gibi iþlemlerin farklý tarihsel koþullar altýnda ne gibi sonuçlar yaratacaðýdýr. Gene bu firmalar. Eðer bir ülkenin kapitalistleri. can alýcý noktasý da deðildir. bu tür dýþ ticaret mekanizmasýnýn iþleyiþini sýnýrlayan bir engel de vardýr. eylemlerinde toplumun çýkarlarýný deðil kendi çýkarlarýný gözetirler. üretimleri. ellerinden gelen hiç bir çabayý esirgemeyecek. bu iþlemlerin. bir dinamik etmen olarak dýþ ticaretin asýl önemi. iç pazarda ya da uluslararasý pazarda satmaða çalýþacaklardýr. böylece firmanýn üretim ve yatýrým olanaklarý geniþler. kapitalist ekonomiyi “belli bir çöküntüden” çýkarmakta rol oynayan asýl itici gücü.akat.

Hýzla azalan maliyetlerle çalýþmanýn tezgâhýný kurmuþ bulunan tekel ya da tekelimsi iþletme. dýþ ülkelere yatýrým yapma iþi. Britanya’nýn ondokuzuncu yüzyýl baþlarýndaki sermaye ihracý. Örneðin. ötekilerden pek farklý deðildi. Tekelci kapitalizm koþullarý altýnda. Zaten. niteliði gereði. eðer sermaye ihracatý yapmýþlarsa. yarýþmacý selefinden çok daha iþtahlý ve kaygýlýdýr. bu. yarýþmacý kapitalizm koþullarý altýnda yer alan sermaye ihracatý da. ekonomik hayat durgunlaþacak ve fiyatlar düþmeye baþlayacak ve böylece ithalâtta bir yavaþlama görülmeðe baþlanacak (ve ihracatta bir canlanma baþlayacak) ya da bu ülkenin parasý deðer yitirmeðe baþlayacak (ve gümrüklerde de birtakým yükseltmeler yapýlacak) ve sonuç olarak söz konusu ülkenin dýþ ticareti bir yeni dengeye yönelecektir. söz konusu iþletme. dýþarýya mal satma hususunda. Açýk veren ülkede. canlarý istesin istemesin. kapitalistlerin elinde öyle büyük sermayeler de yoktur. dýþ pazar fiyatlarý içerdeki fiyatlarýn altýnda bile olsa. “portföy yatýrýmý” adýyla anýlan bu olgu da. Her iki ülkenin kapitalistleri de. bir veri olarak dikkate almak durumunda kalacaklardýr. baþka bir ülkede yapýlmýþ yatýrýmýn hisse senetlerine ya da tahvillerine sahip olmak için sermaye ihraç etmeleri olgusu vardý ki. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Bu akýmlardan hiç biri öyle büyük boyutlara ulaþamamýþ ve dýþ ülkelere doðru sistematik olarak yatýrým yapma eðilimi doðuramamýþtýr. kýsa dönemli bir döner sermaye olarak [sayfa 233] kullanmak üzere dýþarýya götürmeleri sonucu ortaya çýkýyordu. bu mekanizmanýn iþlemesini etkileme durumunda deðillerdir ve dengenin yeniden kurulmasý yönündeki geliþimi. ihracatýný arttýrma ve fiyat farklýlaþtýrmasý yapma (kimi 142 Paul A. bu çað firmalarýnýn belirgin özellikleri de deðildir. bu ülke yurttaþlarýnýn ülkenin sömürgelerine göç etmeleri (anavatandan getirdikleri parayla yeni ülkelerine yerleþme giderlerini karþýlayan göçmenlerdir söz konusu olanlar) sonucu ya da serüvenden hoþlanan bazý tacirlerin ellerindeki sermayeyi. yarýþmacý düzende.176 Gene o dönemlerde. bu konuda da iþler tam anlamýyla deðiþik bir nitelik kazandý. týpký birçok baþka alanda olduðu gibi. Gerçekten de. özel tarihsel koþullarýn biraraya gelmesi sonucu bir rastlantýdýr. teker teker ele alýndýklarýnda. Týpký bunun gibi.olukça otomatik iþleyen bir tepki mekanizmasý da geliþmeye baþlayacaktýr. küçük küçük bir sürü sermaye hareketinden oluþmaktadýr. bir ülke vatandaþlarýnýn.

Eðer ithalâtçý ülkenin hükümeti bir develüasyona (parasýnýn deðerini düþürmeye) ya da ithalâtý kýsma yönünde baþka tedbirler almaya yönelirse. [sayfa 234] Demek oluyor ki. söz konusu kaynak ülkeye sermaye yatýrmaktan ve ham maddeleri kendi avucunun içine almak için her türlü giriþimde bulunmaktan Paul A. sürümden kazanma yolunu tutmuþ ve geniþ çapta ham madde alýcýsý durumunda bulunan böyle bir iþletmenin. küçük bir yarýþmacý firma için deðiþmez olan bir durum. iþini yürütebilmesi için böyle bir tutumun içine girmesi kaçýnýlmazdýr.için bu tür yatýrýmlara giriþmesi iþten bile deðildir. Ödemeler dengesi mekanizmasýnýn oldukça otomatik sayýlan iþleyiþi ve bu iþleyiþ sayesinde. çünkü böyle bir tutum. bunlarý denetim altýnda bulundurmanýn yolu da böyle bir tutumu benimsemekten geçer. tekelci ya da tekelimsi çabalarýn karþýsýna nesnel bir engel olarak dikilmekten uzaktýr. Eðer kaynak ülkenin elindeki ham. “kaynak ülkeye” yatýrým yapmak yoluyla kazanýlýr böyle bir durum -elinde büyük ölçüde sermaye bulunduðu.n. ya bizzat alýcýlarýna büyük çapta krediler açarak ya da güçlü bankalarýn kredi açmasýný saðlayarak malýný satmanýn yolunu bulacaktýr. tekelci için. ithal edecek ülkenin ödemeler dengesindeki güçlükler nedeniyle engelleniyorsa. ellerini kavuþturup. Ayný zamanda. iþletmenin kendi ülkesindeki satýþ fiyatýný etkilemeyecektir. kimi yere pahalý satma ya da önce pahalý satma ve zamanla ucuzlatma yoluna giderek toplam gelirin ve kârýn en yüksek noktalarýna çýkarýlmasý iþine verilen ad-ç. ithal edeceði ham maddelerin arz ve fiyat deðiþikliklerini kendi hallerine býrakmak olmaz. maddelerin miktarý azsa ya da bu maddeler baþka bir ihraç pazarýnda deðerlendiriliyorsa bunlara ihtiyacý olan firmamýz. bu gibi zararlý hükümet giriþimlerini önlemeye çalýþacaktýr. firma da elindeki bütün gücü kullanarak ve yanýna diðer büyük firmalarý alarak.yere ucuz. Dýþardan gelen mallarýn tek alýcýsý durumunda kalmak ya da böyle bir durumu elde etmek için elinden geleni yapacaktýr. verilebilecek bir durum” hâline gelmiþtir. sayýsýz firmanýn ithalât ve ihracatýn dengeye yönelmesi ile bir sürü küçük sermayenin uzun ve kýsa dönemli karþýlýklý gelgitlerinin ayarlanmasý olgusu. artýk.) yollarýna gidecektir. büyük çapta üretime giriþmiþ. satýn alacaðý. dev bir þirket için “istenildiði gibi eðilip bükülebilecek ve biçim. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 143 . firma. Eðer tekelci ya da tekelimsi firmanýn ihraç etme isteði.

o ülkede en uygun (optimal) üretim boyutlarýna ulaþýlmasýný kolaylaþtýrmak gibi bir niyetleri de yok. belli bir pazarýn yapýsýný belirtmekte daha büyük bir güce eriþtikleri ve dolayýsiyle baþkalarýnýn yatýrým. dýþ yatýrýmlara özgü ve hiç de daha az köstekleyici olmayan baþka etmenler de var. pazarý altüst etmeme. Tekelci kapitalizm koþullan altýnda sermaye ihraç etmek tereyaðdan kýl çekmek kadar kolay deðildir elbet ve gittikçe daha büyük boyutlara eriþmeðe de can attýðý söylenemez. dýþ yatýrýmlarda da geçerlidir. yurtdýþýndaki fabrika ve benzeri inþaatlara dökmek istemiyorlar. dýþ yatýrýmlarý da kýsýtlamakla kalmýyor. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Bir ülkeye yapýlacak yatýrým da belirleyici öge.irmalar büyüdükçe. Tekelci ve tekelimsi koþullarýn egemen olduðu pazarda geçerli olan “kârý en yüksek noktasýna çýkarma” ilkeleri (yani. bir yabancý ülkenin hammadde kaynaklarýný geliþtirerek. hatta dünya ekonomisinin belli bir kesim üstündeki etkilerinin de geniþlediði. onlarýn kendi ekonomileri üstündeki etkilerinin de geniþlediði. . Öte yandan. yani kendi fabrikalarýnda ne kadar ham madde kullanacaksa dýþarda o kadarýný üretme eðiliminde ya da kendi ülkesinde ve baþka yerlerde ne kadarýný satabilecekse o kadarýný üretme yolunu tutuyor. Dýþ yatýrýmýn belli bir þirket için oldukça verimli göründüðü yerlerde bile. kýyýsal masrafý (marjinal masrafý) son derecede düþük olan ürünlerinden ihraç etme yolunu seçiyorlar. bunu seçmeleri de son derecede doðal! Gene bu firmalarýn. özel dýþ sermaye yatýrýmlarýnýn önünü týkayan daha bir sürü engeller ortaya çýkýyor. tekelci ve tekelimsi firmalarýn dýþ ülkelere yatýrým yapmalarý (ve bunun kendi finansman kurumlarýnca desteklenmesi). genel iþletme politikalarýnýn içinde ele [sayfa 235] alýnan bir iþtir. Bütün bu normal yatýrým engellerine ek olarak. ayný zamanda. iç yatýrýmlarda olduðu gibi. Tam tersine. dýþ giriþimlerle ilgili siyasal ve toplumsal belirsizlikle- 144 Paul A.kaçýnmayacaktýr. söz konusu yatýrýmcý firmanýn kendi gereksinmeleridir. kararlarý üstünde de söz sahibi olduklarý açýktýr. yalnýz içerde yatýrýmlarý kýsýtlayan bir takým güçler. elde edilecek ham maddelerin. Böyle firmalar. ellerindeki paralarý. yabancý pazarlarýn güdümünde hareket etmeye ve onun isteklerini olduðu gibi karþýlamaya da niyetleri yok. Bu pazarlara. güçlü rakiplerle gýrtlak gýrtlaða bir çatýþmaya girmeme ve benzeri gibi ilkelerdir bunlar).

tek bir ülkenin iç pazar yapýsýndan daha belirsiz. doðal olarak. devletleþtirilme ya da uluslaþtýrýlma korkularý. Emperyalizm çaðýnda.akat her hâl ve kârda.arklý ülkelere ait tekelimsi firmalarýn aralarýndaki çekiþmeyi sýnýrlayan kurallar daha gevþek olduðu gibi. yalnýz kendi öz kaynak gücüne göre deðil. toplumsal çalkantý ve devrim” korkusu. kenetleyici ortak yönetimler ve benzeri uzlaþmalara daha seyrek rastlanýr. daha çalkantýlýdýr. tek bir ülkedeki [sayfa 237] tekelimsi firma sayýsýndan çok daha büyüktür ve ortak finansman kurumlarý. . dýþ ekonomik ve politik tutumunda da devlete dilediði gibi yön vermede önemli bir rol oynayacaktýr.rin ýþýðýnda yatýrým kararýný bir kere daha gözden geçirmek gerekebilir. Dünya ekonomisindeki tekelimsi firmalarýn sayýsý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 145 . ulusal ve toplumsal devrimler döneminde bütün bu belirsizlikler göze batacak [sayfa 236] ölçüde artmýþ ve bunlardan doðan tehlikeler. Kendi iþkolunun (hatta kendi ülkesinin) toplam üretiminde büyük bir payýn sahibi olan. “isyan. tekelimsi firmalarýn Paul A. ayaðýný baþkasýnýn yorganýna göre uzatarak boyutlarýný ayarlayacaktýr. ülkesindeki devlet yönetiminin geniþ kaynaklarýna da el atacak. Uluslararasý pazarlarýn yapýlarý gereði ortaya çýkan birtakým sýnýrlamalar da. yatýrýmcý adaylarý için.177 Uluslararasý arenadaki bütün iþlemlerinin bir sonucu olarak. baþka ülkelerin dýþ ve iç ticaret rejimlerinde görülen farklýlýklarý dýþ yatýrýmlarýn hacmini daraltan bir etki yapmaktadýr. edilgin bir biçimde yani kadere rýza göstererek kabul edebilecekleri cinsten güçlükler deðildir. gene böyle bir devlet desteðinin saðlanmasýyla aþýlacak ve gerekli yarýþma gücü elde edilecektir. Ýþte böyle bir devlet desteðinin varlýðý. son derecede köklü ve çýðýr-açýcý nitelikte önem taþýyan bir olgudan söz etmenin zamanýdýr. tekbaþýna ya da benzer kuruluþlarla elbirliði hâlinde.akat bu noktada. dýþ pazarlarýn geniþlemesi ve sermaye ihraç etme önündeki bütün bu engeller tekelci ve tekelimsi iþletmelerin. Askerî çatýþma korkusu. savaþlar. ileri kapitalist ülkenin büyük bir firmasý. büyük bir servet birikimini denetimi altýnda bulunduran. . son derecede uzak noktalarla bile baðlantýlar kurmuþ ve etki alanýný çok geniþletmiþ olan dev bir þirket. tekelci ya da tekelimsi firmanýn dýþ ekonomi eylemleri önündeki engelleri küçümseyerek sanki bunlar yokmuþ gibi atýlýmlar yapmasýný saðlayacaktýr. iþin çekiciliðini bir hayli azaltmýþtýr. uluslararasý bir pazar yapýsý. . iç politikayý belirlediði gibi.

söz konusu küçük ve zayýf ülkeye borç verirken. siyasal ve askerî baský sonucu. pazarlarýna böyle desteklerle çýkan tekelimsi bir firma. baðýmlý devletin düzenlediði gibi etmenler de.179 [sayfa 238] Dünya ekonomi sahnesine çýkmýþ dev bir þirketin devletten destek görmesi. Ödemeler dengesi açýklarýndan dolayý kötü durumda bulunan ithalâtçý bir ülkedeki müþterilerine krediler açmak. ekonomik ve diplomatik güçlerine sýrtýný dayayan ve dünya.180 Gene ayný biçimde.birbirini boðazlamamasý için tek bir ülke sýnýrlarý içinde geçerli olan düzenlemeler de. bu iþin finansman yükünü kendi ulusal hükümetinin omuzlarýna yüklemek için çaba gösterecektir. Tekelimsi firmanýn devleti. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .akat her tekelimsi Titan’ýn. yabancý ülkede yapýlacak yatýrýmýn önündeki engellerden sayýlan siyasal belirsizlikler. dünya ekonomisi sahnesine çýkýldýðýnda daha az baðlayýcý olur. yanýna baþka firmalarý yada baðlý finansman kurumlarýný alamýyorsa. bir baþka yönden daha etkilemektedir. 146 Paul A. durumu. bunlarla ilgili riskleri göze almasýný gerçekleþtirmek için her türlü zorlama yoluna baþvuracaklardýr. ticaret yönünden pek de akýl kârý bir iþ olarak görünmese bile. içerdeki yarýþma dengesinin kendi ülke firmasýnýn lehine ve önemli ölçüde deðiþtirilmesini öne sürebilir. bu masraflarý kendi ülkelerinin hazinesine ham madde üretimini arttýrmak için yatýrým yapmak söz konusu ise. daha önce bu ülkede at oynatan bir baþka ülke firmasýnýn bu alaný tamamen terketmesi olayý ortaya çýkabilir. toplumsal ayaklanma tehlikesi. Þirketin devleti eliyle. tekelci iþ çevreleri. kendi devlet kuruluþlarýnýn yakasýna yapýþacaklar ve kredi ya da baðýþ vermesini isteyecekler. Kendi ülkesinin siyasal.178 . ekonomik. küçük ve zayýf bir ülke üstünde yaptýðý. Baþka bir ülkede iþ yapan rakip bir firmayý ortadan kovmak için göze alýnmasý gereken masraflar çok büyük ise. uygun garantiler saðlamasýný. tekelci iþ çevreleri. her ülkenin kendi iç pazarlarýndaki kararlýlýðý ve dengeyi koruyan etmenlerin burada iþe yaramamasý sonucunu doðurur. yatýrým yapma niyetinde olan firma. ilk kuruluþ masraflarýnýn çok yüksek olmasý ve umulan kârlýlýðýn ilk bakýþta düþük görünmesi nedeniyle. bunun koþulu olarak. dünya pazarlarýndaki savaþýnda kendi devletinden yardým görebilmesi olgusu. içinden gelen dayanýlmaz bir güdüyle. pazarýn daha büyük bir kesimini elde etmek için giriþimlerde bulunacak ve yeni yatýrýmlarý için boþ alanlar arama eylemi sürdürecektir.

Dünya pazarlarýnda. her an bozulabilen barýþ ve denge dönemlerinin arkasýndan kargaþalýklarýn ve sürtüþmelerin gelmesinin nedeni budur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 147 . dönemden dö- Paul A. her kapitalist ülkenin. Bir ülkenin. Karteller ve kota anlaþmalarý düzeni altýnda “normal” sayýlan bir barýþ içinde birlikte yaþama döneminin arkasýndan. yalnýz ülkeden ülkeye deðil. Demek oluyor ki. sýrtýný devlet kuvvetlerine dayamýþ tekelci ya da tekelimsi firmalarýnýn dýþ ticaret ve dýþ yatýrým eylemlerinin sýnýrlarýný belirleyen gene sýrtýný devlete dayamýþ baþka ülke [sayfa 239] firmalarýnýn göstereceði direnç ile baðýmlý devlet halkýnýn boyun eðmeme gücüdür. baðýmlý ülke hükümetinin içinde bulunduðu toplumsal ve siyasal koþullar da. Bu çekiþmenin sonucu. dýþ iliþkilerinden elde ettiði atýlým gücünün yoðunluðu. politikacýlarýný göklere çýkarmada ve yerin dibine batýrmada gönlüne göre at oynatmaktadýr. Gerektiði zaman. o ülkenin yöneticilerini satýn almakta. Bu da. görevlerine yerleþtirmede ve görevlerinden atmada. kesin çýkar Çatýþmalarý ve açýk savaþ dönemleri gelivermiþtir. bunlarýn baðlý bulunduðu ülkelerin siyasal ve askerî olanaklarýna dayanýlarak belirlenir.emperyalist güçlerin hükümetleri yardýmýyla etkisiz hâle getirilebilir. bu arada. dýþ ticaretten ve dýþ yatýrýmdan elde edeceði üstünlüklerin önemli ölçüde deðiþken olmalarý sonucunu doðurur. Her kapitalist ülkenin kendine göre bir iç politikasý ve ulusal gücünün büyümesinde kendine özgü bir temposu vardýr (yani her ülkenin endüstri ve finansman guruplarý kendilerine göre bir geliþme gösterirler) ve bu yüzden de dünya ekonomisindeki yeri zamanla deðiþmektedir. sattýðý malýn tek alýcýsý ya da ithal ettiði malýn önemli bir kaynaðý (ve/veya kredi açabildiði tek pazar olarak karþýsýna zayýf ve küçük bir ulus çýkabilir: o zaman. kaçýnýlmaz olarak. tekelimsi firmalarýn dünya sahnesindeki çekiþmeleri. Bir dev þirketin. gittikçe artan bir ölçüde. kendi tekelci eylemlerinin “özgürlük” içinde yürümesini garanti altýna almak için (!). bir gövde gösterisi hâlini almakta. bir de bakarsýnýz. yalnýz firmalarýn güçlerine deðil. ya tek baþýna ya da kendi devletinin de desteðini alarak. söz konusu dev þirket. büyük iþ çevreleri çýkarlarýna boyun eðmesini kolaylaþtýrýr ya da zorlaþtýrýr. emperyalist ülkeler arasý bir güç yarýþý. onun. Ýleri bir kapitalist ekonominin. ülkenin iç politikasýna da karýþmakta. emperyalist ülkesinin silâhlý kuvvetlerinden yardým almayý da baþarýr.

belli bir yere savaþ gemisi gönderir ve bu. . onlarýn da uygun ekonomik ve toplumsal politikalar uygulama yönünde yola getirilmesi saðlanmalýdýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . devlet iþe karýþtý mýydý tam karýþmalýdýr! Ekonomi terimleriyle söylenecek olursa. Bu destek. yeni dengelere yol açýyorlar. ileri kapitalist ülke hükümetlerinin eylemleri üstünde. gerektiði kadar ve gerekli görülen yerlerde. askerî üsler kurulmalý. emperyalist güçlerin ekonomilerinde yer alan ekonomik artýk konusunda yaklaþýk bir fikir vermekten bile çok uzaktýr. artýk bir ya da iki yüzyýl öncesinde görüldüðü gibi olmuyor. V Dýþ ekonomik iliþkiler kanalýna “otomatik olarak” akýtýlan ekonomik artýk miktarý. bu yeni durumdan kârlý çýkmýþ. ne kadar dayanacaðý belli olmayan nâzik birtakým dengelere. bu iliþkilerin. de. bu. bir rakip ya da birkaç rakip. hem. iþleri “normale döndürmeðe” ve büyük bir ülkenin iþadamýna karþý “akýlsýzca” hareket eden küçük ülkeyi yola getirmeðe yeterdi! Bugün ise. Dünya koþullarýnýn çekiþen güçlerin deðiþen olanaklarýna göre yeniden ayarlanmasý demek olan küçüklü büyüklü savaþlar. tekelci ve tekelimsi firmalarýn dünya ekonomisindeki yerleri geniþ ölçüde. Siyasal terimlerle söylenecek olursa. eski camlarýn henüz bardak olmadýðý günlerde.neme de deðiþikliðe uðrar. iþbirliði için seçilen ülkede.. böylece hem o ülkenin iç toplumsal ve siyasal dengesi saðlanmalý. saðlam bir nitelikte olmayacaktýr yalnýz. bunlarýn büyüklüklerini ve niteliklerini belirleme [sayfa 240] konusunda oynadýklarý roldür. Tekelci kapitalizm koþullarý altýnda sosyo-ekonmik küme- 148 Paul A. baþka bir ülkenin çýkarlarýna daha uygun gelecek biçimde deðiþikliðe uðramýþ. yarýn. o günlerin küçük çaplý destekleri günümüz için yeterli deðildir. bir de bakarsýnýz.. dýþ eylemlerde iþbirliði istenen ülkeye avuç dolusu ödemede bulunmalýdýr. kendi devletlerinden görecekleri desteðe baðlý olarak belirleniyor. büyük devlet kredileri baðýþlar ve “teknik yardýmlar” verilmeli. Asýl önemli olan. Yukarda da belirttiðimiz gibi.orein Office’in (Ýngiliz Dýþiþlerinin) tepesi attý mýydý. her zaman. Bugün bu ülke için çok elveriþli olan koþullar. etkilenmeðe açýk diðer ülkelere göz daðý verilerek. Bütün bunlarýn sonucunda ortaya nasýl bir denge çýkarsa çýksýn.

bütün [sayfa 241] incelikleri ortaya koyamamýþtýr. kamuoyunu olsun. Elli yýldan daha uzun bir süre önce yazdýðý kitapta Hobson. ana hatlarýyle ayný olguya parmak bastýðý görülmekte: “Ýngiliz proletaryasý günden güne burjuvalaþýyor. Tek tek þirketler ve hatta holdinglerin gelirlerinde ve iþçi sayýlarýnda. bunlarýn yakýn çevreleri ile uþaklarýna da bir pay düþüyor elbet ve bunun böyle oluþu. bir bakýma anlayýþla karþýlanmasý gereken bir tutum doðrusu!”. ulusal ekonomi açýsýndan bunlarýn etkileri devede kulak mertebesinde kalmaktadýr. emperyalizmin türküsünü söylemek üzere koþullamaya yönelmiþtir. emperyalist ülkedeki sýradan vatandaþýn bile çýkarýna olabileceðini.184 Böyle de olsa. Lenin açýk-seçik görmüþ ve dikkatleri. ilgili kamu görevlilerini olsun. Emperyalist politikanýn. kendi dýþ ekonomik çýkarlarýný elde edecek þekilde parmaðýnda oynatmakta kazandýðý göz kamaþtýrýcý baþarýnýn en önemli etmeni. kendi burjuva sýnýflarýnýn yanýnda. Tekelci iþ çevrelerinin.183 Gerçekten de. yalnýz ve hatta öncelikli olarak. olan. dýþ ekonomik eylemlerden saðlanan kýsa [sayfa 242] dönemli bazý çýkarlarýn varlýðý. yalnýz ileri kapitalist ülkenin plütokratik doruðunda oturanlar toplamýyor. Bütün dünyayý sömüren bir ulus için hiç kuþkusuz.lenme. Burada söz konusu. kendi halk kitlelerini uyutma yöntemine dayandýrmamasý. kendi ülkesinde saðladýðý gelir artýþý ile daha çok insana çalýþma olanaðý yaratmasý deðil.182 Engels’in Marx’a gönderdiði bir mektupta da (7 Ekim 1858 tarihli). böylece. emperyalist ülkenin dýþ ticaret ve dýþ yatýrýmlarý sonucu. ileri kapitalist ülkelerin politik aygýtýný. toplumun varlýðýný sürdürmesinde aðýrlýðý bulunan bir etmendir. kamu görevlilerini yolsuzluk yapmaða yönelterek ve politikacýlarý ihanete zorlayarak emellerine ulaþma iþini ikinci ve hatta daha geri plânda tutmayý bilmesi noktasýnda toplanýyor. bütün uluslarýn en burjuvasý olan Ýngilizler.181 Konuyu açýkça iyi kavradýðý izlenimini veren bu yazar. dýþ ekonomik iliþkiler sonucu büyük artýþlar görülse bile. emperyalist politikalarýn güdülmesi- Paul A. bu yöndeki çabalarýný. söz konusu mekanizmanýn nasýl iþlediði konusunda bize bir fikir vermekteydi. iþin içindeki. tekelci kapitalizm altýnda yaþayan tüm. tekelci iþ çevrelerinin aþýrý kârlarýndan pay alan “iþçi aristokrasisi” ne çekmiþtir. emperyalist politikalarýn meyvalarýný. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 149 . bir burjuva aristokrasisi ile bir iþçi aristokrasisinin boy atmasýný saðlama yönünde çaba gösteriyorlar. kanun koyucularý ve aydýn önderleri olsun.

böyle bir sonuç için katlanýlmasý gereken insan ve madde kaybýnýn büyüklüðünden ileri geliyor ve atýlan taþ ürkütülen kurbaðaya deðmiyor. bu tür iþler için harcanan kesimi cinsinden düþünüldüðünde. örneðin Birleþik Devletlerde. son derecede büyük toplamlara ulaþýlmaktadýr. iþin önemini yansýtmak bakýmýndan yetersiz sayýlmalýdýr. “bir avuç insana etek dolusu kâr saðlama” sonucunun arasýnda insanýn aklýný baþýndan alan güçlü bir çeliþki bulunduðu gerçeðini ortadan kaldýrmaz. propaganda yapmak. birincinin yanýnda devede kulak 150 Paul A. ne var ki bu sonuncu rakam. Baðýmlý ülkelerin “dost ve kardeþ” hükümetlerine açýlan krediler ve yapýlan baðýþlar . Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . karýþýklýklar çýkartmak ve hem baðýmlý ülkelerde hem de rakip ya da “güvenilmez” bir baþka emperyalist ülkede yapýlan casusluk eylemleri için harcanan paralara eklenince. Ýleri kapitalist ülkede. Emperyalist politikalarýn ileri kapitalist ülkeye saðladýðý dolaysýz üstünlükleri incelemekle yetinmeyip bunlarýn tüm olarak etkilerini incelemeye baþladýðýmýz zaman konu. fakat böyle bir temel üstüne kurulacak siyasal kurumlar ve ideolojik gerekçeler sallantýlý olmaktan da kurtulamýyor.nin temel nedeni olmaya devam edecektir. yolsuzluk yapmayý alýþkanlýk hâline getirmiþ birtakým emperyalizm sözcülerinin durumunu güçleþtirmekten ve bunlarýn ikiyüzlü ve kandýrýcý masallarýnýn içindeki palavrayý açýða vurmaktan baþka bir iþe yaramýyor. tamamen farklý bir görünüþ kazanmaktadýr. “Dünyaya çeki düzen vermek beyaz adamýn sorumluluðudur” gibi bir felsefe ve ýrk üstünlüðü gibi bir doktrin de. çeliþki.belli bölgeleri “korumak” ya da belli bir politikayý dýþ ülkelere “benimsetmek” için kurulmuþ askerî üslere yatýrýlan paralar. artýk her iki görevi de. emperyalizm ile onun ürünleri olarak ortaya çýkan. ekonomik artýðýn bu biçimde harcanmasýnýn ulusal gelir ve toplam çalýþtýrma düzeyleri üstündeki etkileri. emperyalist politika ve “kültürün” kafatasçý kesimleri üstlerine alacaklardýr. son 10 yýlýn ortalamasý alýndýðý zaman. konunun önemi daha iyi anlaþýlýr yüzde oraný büyümektedir çünkü. Ýkinci. yüzde 20’yi (GSMH’nin [sayfa 243] % 20’si) bulmaktadýr. Yýllýk ulusal üretimin (GSMH’nýn) büyük bir kesimini yutan bu tür harcamalar. Bu çeliþki. Ýleri bir ülkeyi. Ekonomik artýðýn. dýþ ekonomik eylemlerinin yarattýðý gelir ve çalýþtýrma etkilerini kat kat aþan ölçülere varmaktadýr. yalnýz yolsuzluða baþvurarak ve rüþvet yedirerek ancak kýsa bir süre için parmaðýnýzda oynatabilirsiniz.

hemen tamamen gölgede býrakmasýnýn çok sayýda ve çok önemli sonuçlarý vardýr. emperyalist politikanýn zorunlu fiyatý olan bu tür ödemeler. ilk hedeflerini. devletin “büyük ödeneklerinin” baþlýca biçimini oluþturmaktadýr. alçak daðlarý ben yarattým havasýyla göðüs kabartan general ve [sayfa 244] amirallerin. temel harcamalar olduðu belli olmaktadýr. devletin askerî amaçlarla yaptýðý büyük çapta harcamalarýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 151 . tekelci kapitalizmin seve seve katlandýðý giriþimlerdir. varlýklarýný bu tür emperyalist politikalarýn uygulanmasýna borçlu çeþitli kuruluþlarýn çatýsý altýnda üstün yeteneklerini ortaya koyma olanaðý bulan aydýn kiþilerin ve tekelcilerin masa artýklarýný. Kabýna sýðmayan bir ekonomik artýk için bir büyük akýþ yolu saðlayan. hem kâr oranlarýný yükselten. Bu koþullar altýnda. Çünkü bütün bu insanlarýn iþleri ve gelirleri. harcamalarýn arttýrýlmasý gibi iþler. çeþitli çýkarlarý uzlaþtýran öðe de “herkese iþ Paul A. tekelci iþ çevrelerinin çýkarlarý ile onun egemenliði altýnda yaþayan diðer insanlarýn çýkarlarý arasýnda büyük bir uygunluk ortaya çýkmaða baþlamaktadýr. hem de daha çok insanýn iþ bulmasýna olanak saðlayan bu tür harcamalara seve seve katlanýlýr elbet! Böylece. Ýþte bu tür devlet harcamalarý. iþi gücü devlete savaþ araç ve gereçleri satmak olan firmalarýn. Oskar Lange’nin güzel deyimi ile bir “halk emperyalizmi” çýkmýþtýr sahneye ve taraflarý birbirine baðlayan. iþ hayatýnýn yüksek düzeylerde tutulmasýna baðlýdýr. gurup ve tabakalarýyla toplum açýsýndan yapýlmasý zorunlu. yalnýz bunlardan dolaysýz çýkarý olan kiþiler tarafýndan da desteklenmekle kalmýyor: dýþ ülkelerdeki iþlerini yürütmek için sýrtýný devlete dayamýþ þirketlerin. Emperyalist politika araçlarýnýn. sonra bunlarýn diðer harcamalarda görülen sakýncalarý da birlikte getirmedikleri anlaþýlmýþtýr. en büyük sorumluluðun kendi omuzlarýna yüklendiði sanýsý içinde. emperyalist politikalarýn aynen sürdürülmesi ve hatta giderek geniþletilmesi ile buna baðlý olarak askeri. kýrýntýlarýný toplamaya yatkýn “iþçi aristokrasisinin” yanýsýra. normal pazarlarýna da karýþmazlar. bir bütün olarak toplum açýsýndan.kalýr ve koca bir kayayý yerinden oynatabilen bir serseri taþ parçasýna benzetilebilir. Bunlar. “tam çalýþtýrma” adýna devletin iþe karýþmasýnýn özünde de söz konusu akýþý saðlama kaygýlarý yer almaktadýr. ürettikleri mallar için ek talepler yaratarak büyük iþletmelerin ekmeðine yað sürdükleri gibi. bütün sýnýf.

bulunmasý”dýr. “daha önceden kazýlýp hazýrlanmýþ olan siperlerine” çekilmekte ve bu defa da. Burjuva ekonomi biliminde. “Pratik zekanýn” kullanýlmasýyla ulaþýlan saçmalýklara örnek 152 Paul A. daima yerini alan böyle bir kapitalizmin tablosu günümüzde. þu ya da bu biçimde. Tekelci kapitalizmin temel problemi olan “fazla üretim ve iþsizlik” sorununun üstesinden [sayfa 245] gelindiði izlenimini verdiði gibi. devleti açýkça ve tam anlamýyla denetlemeyi. Böyle bir formülün gölgesi altýnda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . “ilke olarak” bunun da saðlama baðlanmýþ bulunduðu yanýlgýsýný doðurur insanýn kafasýnda. “kamu oyu” da hoþnutlukla karþýlar bunu ve sonuç olarak tekelci kapitalist rejime muhalif olanlar. yani yatýrýmlarý arttýrýr ve sonunda pazar geniþlemiþ olur. egemenliðinin bölünüp daðýlmamasýný. Kamu harcamalarýnýn savaþ hazýrlýklarý için çarçur edilmeleri hâlinde. “toplam talepte bir geniþleme yapar. Keynes’ci tam çalýþtýrma kuramcýlarýnýn elinde. bu gibi ekonomistler. kendisine kayýtsýz þartsýz boyun eðmesini. “bir ehveni þer” olmaktan bile uzak bulunacaðýný belirterek konuya açýklýk kazandýrmak gerekli. her türlü harcamanýn bolluk getireceðini. iþçi hareketinin de hoþuna gitmektedir. bugüne kadar ortaya sürülmüþ en “ince formüllere” dayandýrýlmaktadýr. daha gýk demeden susturuluverirler. bir kararlýlýk. VI Bu parlak ekonomik bolluk tablosu da.185 Önünde sonunda bir “ehven-i þer” olarak nitelendirilebilecek bir durumu “mutlak bir iyilik olarak deðerlendirmenin saçmalýðýnýn farkýna vardýklarý zaman. halk kitlelerinin. Bu formül. yapýlan iþin. ekonomik artýðýn her türlü kullanýmýnýn genel refah saðlayan yönde iþe yarayacaðýný öne sürüyorlar ve doðrusu bu derin kavrayýþ güçlerinden dolayý da kendilerini pek beðeniyorlar. bir sürekli denge içinde iþlediðini. yani tüketimi arttýrýr. “gelir artýþý ve çalýþanlarýn çoðalmasý” diye tutturuyorlar. tekelci kapitalizm. Bir yandan sürekli bir sermaye birikimi olayý ile diðer yandan da ekonomik artýðýn bir türlü eritilememesi olayý ile karþý karþýya kalan ve kýsa dönemdeki gelir paylaþýlmasý sorununu da kuramsal olarak kavramýþ bulunan Keynes’ciler. sistemin. iç ve dýþ politikayý belirleme yetkisini garanti altýna almýþ olur. bu göz kamaþtýrýcý toplumsal ve siyasal uygunluk da aslýnda son derecede kandýrýcýdýr. çiftçilere de rahat nefes aldýran bir formüldür.

187 Halký sürekli olarak tekelci kapitalizmin gerekleri yönünde koþullayan koskoca bir ideolojik aygýtýn bir öðesidir bu saçmalýklar. artýk eskisi gibi yalnýz bir kârlýlýk testinden de geçirilmeden. kýrk yýl aransa. tekelci iþ çevrelerinin yaptýðý her türlü harcama.akat týpký diðer bütün uyuþturucu maddelerde olduðu gibi. bunalýma karþý ilk akla gelen çare oluyor ve gittikçe ortan iþsizlik hastalýðýnda aðrýyý “geçici olarak dindiren” bir ilâç yerine geçiyor. bu ilâç. adamlar bu konuda hiç bir þey söylemiyorlar da.188 “Harca da nereye harcarsan horca!” ilkesi. verimliliklerine ya da insan mutluluðunu arttýrýp arttýrmadýðýna bakýlmaksýzýn. “Harca da. yani tüketimde ve yatýrýmda (o do kesin deðil ya!) görülebilecek belli bir artýþý anlatmakla bitiremiyorlar. kutsallýk katýna çýkarýlmaktadýr. yeni düzeylere ulaþtýrma Paul A. bu iðnenin de kola yapýlmasý zor iþ ve üstelik etkisi de geçici! Daha kötüsü. stoklarý alabildiðine arttýrma amaçlarýyla ve verimsiz iþçileri çoðaltma uðrunda kullanýlmasý. bu israfýn yan ürünlerini. devlet harcamalarýnýn nitelikleri ve amaçlarý bakýmýndan belli bir hesap süzgecinden geçirilmeleri gerektiði ortaya çýkabilecek her türlü kaygýyý da bir yana itmiþ oluyor! toplam talebe eklenen ve ekonomik hayatýn daha da canlanmasýna yal açan bir tür harcama politikasýnýn zorunluluðu artýk önemli deðildir. . iþte böyle bir de kutsallýk payesi kazanýyorlar þimdi.olarak. Doðrusu istenirse. söz konusu ekonomistlerin düþünceleri kadar iyisi bulunamaz: Ortada koskoca bir israf var. için zorunlu görülmesinin yanýsýra.. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 153 . Gerçekten de. çünkü. gelir ve çalýþtýrma artýþ. anlamsýz kalacaktýr.. “her harcama iyidir” ilkesinin yardýmýyla yürütülen ve kaynaklarýn akla en uygun bir biçimde nasýl kullanýlacaklarý konusunu aydýnlatmaða çalýþan her araþtýrma.186 Ekonomistlerin bu alandaki saçmalýklarý. yani bir sistemli israf söz konusu ve bu tekelci kapitalizm için gerekli “dýþ itme gücü” görevini yapýyor. Niteliklerine. hastanýn uzun dönemli saðlýðýný büsbütün bozmakta. bir kere kutsallýk payesine eriþince. onlarýn hizmet etmek ve ebediyen yaþatmak için çýrpýndýklarý toplumsal ve ekonomik sistemin saçmalýðýný yansýtmaktan [sayfa 246] da öte bir þey. Belli hacimde bir devlet harcamasý ile gelir ve çalýþtýrma düzeylerini bir miktar arttýrma olanaðý var. Bu tür harcamalar.” ilkesi yürütmektedir. ekonomik artýðýn oldukça büyük bir kesiminin askerî amaçlarla.

böyle bir mekanizmadan dolayý göðsü kabaranlarý büsbütün güçlendiriyor. silâhlanma iþleri. yani eski makinalarýn yerini ayný deðerde yeni makinalar almasý hâlinde verimlilik yüzde 1. böyle sürekli bir oranla artan iþsizlik. Verimsiz alanlara yöneltilmiþ bile olsalar. solda sýfýr mertebesindedir. Bunun anlamý þudur: belli bir üretim düzeyini saðlamak için her yýl eskisinden yüzde 3 daha az insangücü çalýþtýrmaya ihtiyaç vardýr. “uyarýlmýþ yatýrým” denilen kalemlerin büyük önemi vardýr. Devlet harcamalarýnýn askerî malzeme talebini artýrmasý sonucu. her yýl. ikinciler ise yeni iþler kurarlar. ekonomik artýðýn çarpur edilmeyip akla uygun bir biçimde kullanýlmasý sonucu elde edilebilecek büyümeye kýyasla. sürekli olarak yeni verimli iþletmelerin açýlmasýný. Amerika gibi zengin ülkelerde bile. Örneðin eðer. . iþsizlik. Eðer söz konusu ekonomik artýk doðru dürüst yatýrýmlara yöneltilmiþ olsaydý çok daha büyük verim saðlanýrdý. toplam talep de artacaktýr hâliyle ve kapitalist iþletmelerin karþýsýnda yer alan pazar da geniþlemiþ olacaktýr.olanaðý da var. bu tür net yatýrýmlar verimlilikte. en yeni üretim araç ve yöntemlerinin kýsa dönem içinde uygulama alanýna konulmasýný gerektiriyor. net yatýrýmýn yokluðu hâlinde. eskiden bulunmayan makinalarýn üretime sokulmasýyla. yatýrýmlar kamçýlanýr bile. hýzlý bir teknolojik geliþmeyi. genel olarak fiyatlarýn ve kârlarýn da düþmesi anlamýna gelir ama. böyle bir “dýþ itme gücü” sonucu. ulusun toplam üretici kuruluþlarýndaki bu büyüme. yüzde 4 oranýnda artacak demektir bu hesaba göre. böyle bir pazar geniþlemesi olursa bu kalemlerde bir düþme zorunlu deðil.190 Söylemeðe gerek bile yoktur ki. yýlda iþçi baþýna yaklaþýk olarak yüzde 3'ü bulacaktýr. bir süre sonra bir çýð gibi kendi kendisine büyüyecek ve kapitalistlerin kendi iþlerinin týkýrýnda gitmesi için “gerekli bulduklarý” bir sanayi yedek ordusunun 154 Paul A. ekonominin hem tekelci hem de yarýþmacý kesimlerinde. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . yani net yatýrým yapýlmasýyla elde edilecek verimlilik artýþý. Eðer her yýl.akat her þeye raðmen. Üretim düzeyinin eskisinin üstüne çýkmasý demek. hemen giriþilen [sayfa 247] yeni özel yatýrýmlarýn varlýðý da.189 Bütün bunlar yapýldýðýnda. iþgücündeki (çalýþan nüfustaki) artýþ net yüzde 1’i buluyorsa (toplam üretim [sayfa 248] hiç artmasa ve ulusal gelir hep ayný düzeyde “yeniden üretilse”de. elbette ki büyük ilerlemeler yapacaklardýr. birinciler yeni makinalar alýr ya da fabrikalarýný büyütürler. hiç yatýrým yapýlmamasý haline kýyasla. Hiç kuþkusuz.5 kadar artýyorsa. Bu durum sonunda.

ekonomik sistemin daha önce karþýlaþtýðý sorun. Böyle bir ortamda. her yeni düzey. Paul A. Ekonomiye devlet harcamalarýnýn þýrýnga edilmesinden ileri gelen gelir artýþý. Sistem. aþýrý kapasitenin eskisine göre çok geniþlediði. ayný zamanda toplam üretime ve gelire oranla daha da büyük olduðu bir aþamadýr artýk. Baþka deyimle. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 155 . bir iyimserlik ve “güven” ortamýnýn yaratýlmasýna yol açacaktýr. Gerçi kapasite artýþý demek yatýrým artýþý demektir ve her yatýrým artýþý geliri arttýrýr. Toplam talep belli bir düzeyde dengeye oturacak. bir kere kendisini yeni bir üretim ve gelir düzeyine göre ayarladý mý. geleneksel olarak tedbirli ve ihtiyatlý sayýlan büyük þirket yöneticileri için bile.adam sayýsýn kat kat aþacaktýr. Böylece. yeniden kalabalýklaþmaya dolup taþmaya baþlayacak ve bu kesimde. üretimin. “bu yeni belli durum”. Bu ise bizi incelememizin baþýnda ele aldýðýmýz probleme götürür. Bu ise üstünde ayrýntýlý olarak durulmasý gereken bir konu. ekonominin yalnýz yarýþmacý kesiminde deðil. “tam çalýþtýrmanýn” sürdürülmesi isteniyorsa . yeniden boy gösterir. üretim kapasitesi. kâr oranlarý yeniden düþecektir. tekelci ve tekelimsi firmalar yeniden. yatýrým yapmayý özendirecek etmenlerin çok daha zayýf bulunduðu ve toplumun ekonomik artýðýnýn. üretimleri ve satýþ fiyatlarý bakýmýndan “en uygun” durumlarýný bulacaklar. Çünkü. “kurulu düzenin belli bir durumu” olup çýkacaktýr. verimlilik büyümesi ve iþgücü geniþlemesiyle at baþý gidecek bir hýzda arttýrýlmasý kaçýnýlmaz görünmektedir. hem de daha büyümüþ ve kökleþmiþ olarak. toplam talep artýþýnýn gerektirdiðinden daha büyük hacimlere götürülür. “bu yeni denge noktasý”. . yalnýz serüvenci küçük iþadamlarý arasýnda deðil. Ýþte böyle bir iyimserlik ve sevinçten baþ dönmesi havasýnda. “Ekonomik geliþmenin sýnýrý gökyüzündedir!” (yani sýnýr tanýmaz) diye düþünmeðe baþlayacaktýr. özelliklerini daha önce tartýþtýðýmýz. ekonominin yarýþmacý firmalardan oluþan kesimi ise.egemen çýkarlar açýsýndan belli bir iþsizlik oraný hesaba katýlmadan yapýlan bir tam çalýþtýrma düzeyi tanýmý olsa bile bu-. tekelci ve tekelimsi iþletmelerin doldurduðu kesimlerinde ve iþkollarýnda da görülür. hemen herkes. “belli bir durum”. yalnýz mutlak miktar olarak deðil. eðer yeteri kadar büyükse.akat kapasite artýþý talep artýþýný kat [sayfa 249] kat aþar. Bu sonuncu olgunun nedeni devlet harcamalarýnýn finansman yöntemidir daha çok. Aþýrý kapasite.

ya para basýlarak ya da iþ çevrelerinden. modern kapitalizmin bir að gibi hayatý sarmýþ kredi mekanizmasýný tehlikeye atar. halkýn elindeki para (ya da paramsý þeyler) ile pazardaki mallar arasýndaki dengenin gittikçe daha da bozulmasýna yol açacaktýr. gelir paylaþýmý terazisinin kolu giderek daha çok kapitalist sýnýfýn lehine bir deðiþikliðe uðrasa da. böyle bir gelir düzeyinde elde edilecek aktüel ekonomik artýk ile özel yatýrýmlar arasýndaki uçurumu dolduracak kadar harcama yapmaktýr. gözle görülür mallara dönüþmek ister. Eðer bütçe açýðý yoluyla finanse edilen kamu yatýrýmlarý verimli alanlara yöneltilmiþse. ne kadar uzun bir süreyle iþleyip bir çözüm getirmeye devam. enflasyonun 156 Paul A. gerekli harcamalarýn da o kadar büyük olacaðý gün gibi ortada. sürekli olarak artan bir enflasyon tehdidi yaratacaktýr. edeceði þüphelidir. paranýn satýn alma gücündeki önemli bir düþüklüðün sonuçlarýna göðüs vermek istemezler. para ya da paramsý (bono. herkesin elinde birikmiþ parasý ya da paramsý deðerleri pazara dökülür ve elle tutulur. devlet harcamalarýnýn açýk bütçe yoluyla finansmaný. uçurum ne kadar geniþse ve hedef olarak seçilen çalýþtýrma düzeyi ne kadar yüksekse. bizzat kapitalistler. Enflasyon koþullarý altýnda. Böyle bir harcamayý finanse etmenin en basit yolu bütçe açýðýdýr. Önceden kestirilmeyen koþullarýn (örneðin savaþ gibi savaþýn yarattýðý kýtlýklar gibi koþullarýn) etkisi altýnda. firmalarýn ve tek tek kapitalistlerin elindeki para ve benzeri deðerleri sabun köpüðü gibi eriten enflasyon. . kâr oranlarý artsa da. Akla uygun hesap yapma iþini altüst eden. Bu. spekülasyon (istifçilik) bu mallarýn arzýný kýsar ve ekonominin enflasyonun boyunduruðuna girmesini kaçýnýlmaz kýlar. halkýn eline geçer. Ýlk bakýþta en kolay ve en az problem yaratýcý cinsten görülen bütçe açýðý yönteminin. bu paralarla askerî malzeme ve “benzeri emtia” üretilmiþse. finansman kurumlarýndan ve parasý olan yurttaþlardan borç alýnarak kapatýlmýþ bir açýktýr bu. senet vb. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .akat eðer kamu harcamalarý verimli alanlara yöneltilmemiþse.) þeylerin karþýlýðýnda kararlý bir tempoda artan bir mal hacmi [sayfa 250] de bulunacak demektir. önünde sonunda. bankalarý ve finansman kurumlarýný sudan çýkmýþ balýða çevirir.VII Önceden belirlenmiþ bir çalýþtýrma düzeyine eriþmeyi hedef olarak seçmiþ bulunan bir devlet politikasýnýn dayanabileceði baþlýca temel. Bu da.

Demek oluyor ki bütçe açýðý son derecede dikkatli kullanýlmasý gereken bir âlettir ve savaþ gibi. Toplam vergi gelirleri “oldukça iyi” sayýlabiliyorsa. anlamýna gelir bu da. kapitalist düzenin toplumsal ve siyasal birliðini de zedeleyecektir elbette. bütçe açýðýnýn bir “derde deva” olarak kullanýlma [sayfa 251] sýklýðý ve geniþliði arttýkça daha bir sarsýcý oluyorlar. tüketimi kýsmak da. Ýþte. savaþ tehlikesini arttýran bir finansman yöntemi yaratmalarý (uygunsuz bir finansman yöntemi olmalarý) nedeniyle. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 157 . Demek oluyor ki. mallarýný satýn alanlara. kendilerine salýnan vergilerin tümünü ya da önemli bir kesimini. büyük ekonomik çöküntü dönemleri gibi özel zamanlarda kullanýlmak üzere saklanmalýdýr. yani ücretlerinin gerçek satýn alma deðerlerini hiçe indiren ve nihayet devlet otoritesini epeyce sarsan bir süreçtir enflasyon.191 Dahasý var: borç verenler ile borç alanlarýn çýkar çatýþmalarýný keskinleþtiren. böyle bir amaçla harcanmasaydý. Bir açmazla karþý karþýyayýz burada: istenen gelir ve çalýþtýrma düzeyini tutturmak için devletin harcamak zorunda bulundu ekonomik artýk dilimi. Paul A. hiç deðilse büyükçe bir kesimi. daha uzun dönemli bir politika sorunu olarak. enflasyonist baskýlarýn en þiddetli olduklarý çaðlarda. yeni orta sýnýflarýn ve mülk sahiplerinin ellerindeki avuçlarýndakini satmalarýna ve mülksüzleþmeye baþlamalarýna yol açan. devlet harcamalarýnýn silâhlanma sonucu. yani harcamak için bekleyen birikmiþ paralarýn bir Demokles Kýlýcý olarak yarattýklarý tehdit gittikçe artýyor ve bunun korkusu. enflasyon tehlikesi ve bu tehlikenin sonucu olarak ortaya çýkan olaylar. tüketime yönelmiþ olacaktý. vergi gelirleriyle karþýlanmalýdýr Yani devlet harcamalarý oldukça dar sýnýrlar içinde kalmak zorundalar. ekonomik artýðýn bir kýsmýný emip almak (kurumlar vergisi ve kiþisel gelir vergisi yoluyla) da vardýr. Çünkü kapitalizmde normal olarak kullanýlmakta olan vergi mekanizmasýnýn özünde.iþ çevreleri açýsýndan bugüne kadar görülmüþ en büyük zararý da budur zaten. ipin ucu kaçmýþ deðildir. Potansiyel olarak harcanabilir. herþey yolunda demektir. ekonominin üstüne. Söylemeðe gerek yoktur ki. Daha önce de gördüðüm gibi tekelciler ve benzeri firmalar. Bütün bunlar. gittikçe büyüyen bir kâbus olarak çöküyor. “bütçe açýklarýnýn” kabulüne olanak kalmamasý tam da bu noktada ortaya çýkýyor. önceden belirlenmiþ bir gelir ve çalýþtýrma düzeyini saðlayacak olan harcamalarýn. iþçilerin gerçek gelirlerini.

uzun zaman sürdürülebilir bir “yüksek vergi geliri düzeyi”nde kalýnmasý baþarýlacak demektir. yani “kuvvetin fiile dönüþtürülmesi” bugüne kadar baþarýlmýþ deðildir. nüfusun bazý kesimlerine düþen gerçek gelirleri (vergi yoluyla ellerinden alarak) azaltýrsýnýz. 158 Paul A. rekabetçi kapitalistlerin.194 fakat bu iþin uygulama alanýna aktarýlmasý. Çünkü. sonra da bu paralarla çalýþma olanaklarýný geliþtirir. “fiyata boyun eðici” firmalardýr. manzara geniþ ölçüde deðiþikliðe uðrayacaktýr. Doðrusu. toplam gelirin çok daha büyük bir dilimini yutacak demektir. Böyle bir ortamda.193 Eðer devletin önceden belirlediði tam çalýþtýrma düzeyine (ki bunun gerçekten de herkesin kendisine uygun bir iþ bulabildiði bir ortam anlamýna gelmesi gerekmez) eriþmek için yaptýðý harcama çok büyük rakamlara ulaþacak ve denk bir bütçe çerçevesinde finanse edebilecekse. Diðer yandan da.) Sistemin iyice sýkýlmasý hâlinde elde edilebilecek ek bir ekonomik artýk için yani ekonominin yarýþmacý kesiminin ödeyeceði vergiler açýsýndan bile bir yansýma mekanizmasý [sayfa 252] yoktur. daha çok insana iþ bulur ve bu kez de onlarýn gerçek gelirlerini arttýrmýþ olursunuz! Konuya þöyle yukardan topluca baktýðýmýzda. Bunun büyüklüðü. Profesör Scitovskiy’nin terimleriyle söyleyecek olursak. Çünkü nitelikleri gereði. o zaman. toplam üretimin “fahiþ” bir kesimini askerî giderlere ve benzeri verimsiz alanlara yöneltmek anlamýna gelmektedir . bu kesimi oluþturan irili ufaklý iþletmelerin tümü de. geriye pek bir þey kalmayacaða benzer. vergi. yükünü halkýn sýrtýndan kaldýrýp tekelci ve benzeri kuruluþlarýnýn omuzlarýna yüklemek de olanaksýzdýr [sayfa 253] yada sen derece güçtür. Teknik olarak.müþterilerine aktarýrlar (yani bunlar ödedikleri vergileri baþkalarýna yansýtabilirler.192 Yansýtýlan vergi yükünün ne büyüklükte olacaðý. “fiyat yapýcý” deðil. çiftçilerin yeni orta sýnýf üyelerinin.eðer bir de “uluslaþtýrma”. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . sýnama yanýlma yoluyla bulunacaktýr. böyle bir durumda. bir yandan. “kamulaþtýrma”. kamu harcamalarý. çünkü çatýþan çýkarlarýn sonunda böyle bir dengeye ulaþýlmaktadýr. verginin çeþitli gelir guruplarý arasýnda daðýlmasýna baðlýdýr. eðer uygun bir siyasal atmosfer varsa. “toplayýp yeniden daðýtma” gibi iþlemlere giriþiyorsa devlet bütçesi. gene böyle bir ortamda. böyle bir sonuç almanýn (yani denk bütçe ile tam çalýþtýrma saðlamanýn) imkânsýz olmadýðý kanýtlanmýþ bulunuyor. iþçilerin ve benzeri diðer guruplarýn omuzlarýndaki vergi yükü de.

vergileri yükselttiniz mi.akat daha önemli bir eleþtirme yöneltmek istiyorsak. genellikle baþvurulan vergi indirimleri. . bu yöntemin. ileri kapitalist ülkede. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 159 . kapitalist toplumda. diðer bütçe açýklý yöntemlere karþý söylenmiþ olanlar aynen tekrarlanabilir. kamu gelirlerindeki artýþ nedeniyle yükselmiþ olacaktýr. Gene bu temel ilkeden hareket edilerek. hiç deðilse kýsa dönem için. . tüketim düzeyi üstünde büyük bir etkide bulunamýyor. Böyle yüksek bir vergi yükü politikasýnýn kapitalist sistemin toplumsal dengesi üstündeki bozucu etkileri ve bunlarýn getireceði siyasal tehlikeler. ulusal gelir ve çalýþtýrma düzeyini yükseltmek için giriþtiði bir baþka eylem daha vardýr. Ýþte bu nedenlerle. vergi ödeme disiplin ve alýþkanlýklarý çerçevesi içinde. etkinliðinin sýnýrlý bulunduðunu söyleyebiliriz.daha devletin eline geçer. Tüketimi vergi yoluyla kýsabilmek için. Vergi oranlarý yükselmiþse. Bu yönteme karþý. Devletin. tüketim kýsýlmýþ olacak. vergi yükünü düþük gelir guruplarýnýn omuz- Paul A. Yürürlükteki yaþama standartlarý. kamu harcamalarý yerinde saymakta. buraya kadar inceleme fýrsatý bulamadýðýmýz bu eylem. vergi arttýrýmý ile vergi indirimi olgularý arasýnda bir simetri bulunmayýþý.akat diðer yandan. Bunun nedeni de. fakat kamu gelirlerinde bir azalma olmaktadýr. az vergi alma yoluyla bir artýþ saðlamaya çalýþan maliye politikasýdýr. artýþýna yol açacaktýr. “Harcamasýz bütçe açýðý” adýyla anýlan bu yöntemde. özel ellerde bulunan ekonomik artýðý yolma iþini minimum noktasýnda tutmak ve bu arada da. iþ çevrelerinin de. tüketim kýsýlmasýna ya da vergi kaçakçýlýðýna deðil. vergileri indirme. Halk kitlelerinin de “yüreðinde yatan arslan” olarak deðerlendirilebilir. ekonomik artýk da yükselecektir. Bu da. kapitalizmde bütün vergilerde bir indirim gözetilmesi savunulmaktadýr. vergi arttýrýmý. yani ekonomik artýk. ekonomik artýðýn bir dilimi -kârlarýn ve tasarruflarýn bir bölümü. sürekli bir enflasyonun getireceklerinden daha da kötüdür. [sayfa 254] ekonomik artýða yeni eklentiler saðlamak için çalýþmaktadýr. ki bu da daha yüksek düzeyde bir ekonomik artýk anlamýna gelir. vergilendirme politikasýnýn özü. yani. üretim. yani daha. Öyle ayarlamalar yapýlmaða çalýþýlýyor ki. özel mülkiyet altýnda bulunan ekonomik kesimi bir maksimum’a ulaþsýn ve ekonomik artýktan koparýlýp da tüketime aktarýlan deðerler toplamý da bir minimum düzeyde kalsýn!195 Sonuç olarak.onlarda kýmýldamaya bile takat býrakmaz. toplam harcamalarda.

nasýl olsa. yani özel mülkiyet altýndaki yatýrýlabilir fonlarýn artmasý yatýrýmlarýn da. ister kendi giriþimlerine ister baþkalarýnýn giriþimlerine yatýrým yapmakta olan bir kiþi varsa. özel ellerdeki ekonomik artýðý (yani yüksek gelir guruplarýnýn tasarrufunu) arttýrmaktadýr. yatýrýmýn iç-finansman (öz kaynaktan finansman) oranýný yükseltmek ve dýþ-finansman hâlinde. toplam tüketim üstünde. Daha önce de görmüþ olduðumuz gibi. Yüksek gelir guruplarýnýn vergi yüklerinde yapýlacak indirimler ise. bu guruplarýn lehine. yatýrýlabilir fonlarýn yetersiz bulunduðu kesim. baþka firmalarýn tahvil ve hisse senetlerine de yönelebilir þimdi. tüketimi arttýrabilmek için de. kendi giriþimlerinin finansmanýnda kullanýlmasý söz konusu olmaktadýr. çünkü bunlarýn yatýrým yapma isteksizlikleri. birikmiþ ve kârlý bir alana yatýrýlmasý gereken toplu bir para varsa. Zaten yatýrýmcý firma elinde. gözden çýkarýlmýþ olan böyle bir paranýn. yarýþmacý firmalardan oluþan kesimdir. ilerde sermaye sahiplerine dönecek faizdi. tekelci ve benzeri firmalarý yatýrým yapmaya özendiremezsiniz. sermaye bulma güçlerine de baðlanamaz.196 Kârlar üstündeki vergilerin indirilmesi ve bunun sonucu olarak özel mülkiyet altýndaki ekonomik artýðýn artmasý sonucu. Bu durumda bir vergi indiriminin bütün saðlayacaðý. yakýn zamanlarda görülen birçok uygulama. o zaman vergileri ne kadar indirirseniz indirin. kapitalistlerin bu tür vergi indirimleri karþýsýnda homurdanmaya baþladýklarýný gösteriyor. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . sigortaydý. bu. þuydu buydu gibi bir sürü masraftan yatýrýmcý firmayý kurtarmaktýr. vergi indirimler. Doðrusu ya. Bunlarýn asýl etkisi. otomatik olarak. Gözü. kaynaklarýn ya da kârlarýn yetersizliðine baðlanamaz.larýna bindirmek gerekiyordu. ekonominin tekelci ve tekelimsi firmalardan oluþan kesiminde kârlar saðnak halindedir ve yatýrýlabilir fonlarýn eksikliði diye bir þey yoktur. temettüydü. Eðer ayný [sayfa 255] anda talepte büyük çapta bir geniþleme yoksa. bu insanýn yatýrým hevesini deðil. yatýrým gücünü yani 160 Paul A. kapitalist sýnýfýn hoþuna gideceðini ise kim söyleyebilir? Aksine. kârlarýn cýlýz. ekonominin bir ucunda ayakta durmaya çalýþan. özel yatýrýmlarýn da artmasý gerektiðini kabul etmek için bir zorunluluk yoktur. yatýrýmcýnýn. tekelci kapitalizm altýnda yatýrýmlarýn yetersizliði. ellerine geçmekte olan paralarýn azlýðýna da. Böyle bir vergilendirme politikasýnýn. çok daha küçük ve önemsiz etkiler yaparlar. artmalarý sonucunu doðurmayacaktýr. bazý vergi “muaflýklarý” ve “istisnalarý” tanýmak þarttýr.

“böyle uyarýlmýþ yatýrýmlarýn” daha da arttýrýlmasýný saðlama olasýlýðý küçüldükçe küçülecektir... söz konusu yarýþmacý kesimde. ayný zamanda. ekonomide aþýrý kapasitenin gittikçe artmasý. iþsizlik oranýnýn büyümesi istenmiyorsa.197 Böylece. Vergi arttýrýmýnýn tü- Paul A. bu konuya da yukarda deðinmiþtik. bunun sonucu. yükselmek zorunda. Bu kesimde. Ne var ki. Böyle bir zorunlu artýþýn özel kesimden beklenmesi için bir belirti yoktur ortada. Devlet harcamalarýný arttýrmanýn yolu da vergileri arttýrmadan geçmeliydi. uzun bir saplama yaptýktan ve konudan bir hayli ayrýldýktan sonra. fakat bundan. bu gerçekler karþýsýnda. Bir kere koskoca bir silâh sanayii kurulunca. vergi indirimlerinin bunlar üstünde bambaþka etkiler yaptýklarý görülür. Ekonominin bir de. özel yatýrýmlar da yerlerinde saymaya baþlarlar. daha önce gördüðümüz gibi. arý kovaný gibi kaynayan.. bir kere artan talebin yarattýðý güven duygusu ile özel kesim de büyük yatýrýmlara giriþince.. Ekonominin yarýþmacý kesimine gelince. hizmet ticareti ve benzeri yarýþmacý eylemlerin yer aldýðý kesimler. sermaye yoðunluðu oldukça düþüktür ve bu kesim uzun dönemde zaten küçüle küçüle bir hâl olmuþtur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 161 . kârlarýn yetersiz görülmesi ya da kaynak (fon) bulunamamasý nedeniyle bundan vazgeçilmiþse. vergi indirimi sayesinde bu kesimde görülebilecek yatýrým artýþýnýn ulusal ekonomi üstündeki etkisini abartmak yanlýþ olacaktýr. Bu alanlarda yatýrýmý arttýrmaya [sayfa 256] çalýþmak da (vergi indirimi yoluyla) pek öyle akýl kârý bir politika sayýlmaz: oldukça þüpheli iþlerdir bunlar. yalnýz ulusal gelirde (üretimde) bir artýþ saðlanmasý deðil. “bin bir ayak bir yerde” kesimleri vardýr: daðýtým iþleri. sistemin yeni yeni devlet harcamalarýna kadar gittikçe daha duyarsýz kalacaðýný gösterir. vergi indirimleri yatýrýmlarý arttýrýcý yönde etki yapar. Doðrusu. yeniden baþlangýç noktamýza dönmenin sýrasý geldi: baþlangýçta bir ekonomik geniþleme ve rahatlama yaratan kamu harcamalarýnýn finansman yolu ve yöntemi ne olursa olsun. ulusal üretim ve çalýþanlar sayýsý belli bir tavana yükseldiði zaman.tasarruflarýný arttýracaktýr. hem de ulusal gelirler oranýnda bir artýþ saðlanmasýdýr. bu kesimin ekonomideki yeri de etkisi de önemsizdir. Þimdi artýk. ekonomik artýðýn kullanýlma oraný da (ister özel kesim. ekonomik artýðýn hem mutlak miktarda. ister devlet eliyle). Daha kötüsü. tabii eðer daha önce yatýrým kararý verilmiþ. Tam tersine. eðer bir sonraki dönemde.

bir dýþ tehlikenin varlýðýndan durmadan söz etme ve bunu. sürekli bir resmî ve yarý-resmî kampanya. güvenip bel baðlayabileceði bir þey kalmamaktadýr geriye. sonuna kadar böyle sürüp gidemez. bir yandan kârlarýn yüksek düzeyini korumak. her yazýn bir kýþý vardýr ve güçlükler gittikçe artmaktadýr. Bir yandan devlet. bu durum. hatta çok çalýþan sokaktaki adam. kafalara. Çalýþan. öte yandan iþ çevrelerinin birlikte finanse ettikleri. çivilemek gerekmektedir. “Herkesin bolluk ve mutluluk içinde yaþamasý” gibi bir durumu andýran. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bütün önemli konularda.ketim azalmasýna. hemen herkesin çalýþacak bir iþi olduðunu görmüþ. verimli yatýrýmlardan kaçýnmak zorunda kalmaktadýr. askerî harcamalarýn dýþýnda. uzunca bir süredir. kurulu düzene boyun eðmiþtir ama. fakat aslýnda. Silâhlanma programýnýn halk tarafýndan tutulup desteklenmesini saðlamak için. kendi yaþam koþullarýnda bir iyileþme olmadýðýný görecek. gereksizlikleri her gün biraz daha iyi anlaþýlan askerî kuruluþlarýn ayakta kalmasýný saðlamak için vergi ödemekten yaka silkmeðe baþlayacaktýr. Ýþte böyle bir durumda. böyle bir durumda. Baðýmsýz düþünenlerin aðzýný kapamak için. Saðlam bir tam çalýþtýrma ve gerçek bir ekonomik geliþme politikasý izlemekten yoksundur. Daha kötüsü. halkýn tekelci kapitalizme baðlýlýðýný saðlamak için. ulusun ekonomik artýðýnýn çarçur edilmesinden baþka bir anlam taþýmayan ve halkýn gerçek gelirinin artmasýna bir katkýda bulunamayan bir durumdur bu. tekelci kapitalizmin dengesi bir hayli tehlikelidir. bolluk yaratmak ve mümkün olan en yüksek sayýda insana iþ bulmak durumunda olduðundan. bilim. toplumsal ve ekonomik baskýlarýn bin türlüsü kullanýlacak. Gerçi. öyleyse. tüketim azalmasýnýn ekonomik artýðýn geniþlemesine ve ekonomik denge için devlet harcamalarýna daha geniþ ölçüde bel baðlamaya götüren bir geliþmedir bu sonuç olarak. diðer yandan da halkýn desteðini saðlamak için. her türlü. üflesen yýkýlacak bir [sayfa 257] durumu vardýr. “beyin yýkama iþlemi yapacak” sistemli ve tutarlý yeni bir ideolojiye ihtiyaç duymaktadýr.198 VIII Bütün bunlardan anlaþýldýðýna göre. tam bir görüþ birliði saðlamaya çalýþacaktýr. sanat ve edebiyatýn denetimi 162 Paul A. tüketimi de sistematik bir biçimde geniþletme olanaðý yoktur.

o zaman. diðer emperyalist güçler üstün- Paul A. birtakým olaylar tezgâhlar emperyalizm ve bunlara korku tohumlarý ekmeðe çalýþýr ve sistematik bir toplumsal histerinin yerleþmesi için dehþet saçmaya baþlar. kitle histerilerinin kaynayan kazanýn altýndaki ateþi tutuþturur ya da kundaklar.199 Nemelâzýmcýlýk ve “beni sokmayan yýlan bin yaþasýn”cýlýk. varsa yoksa “etkinliktir” deðer taþýyan. bir çýkmazdan kurtulmak için savaþa baþvurma eðilimi eskisi kadar güçlü olmakla birlikte. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 163 . meydan okuyan insanlarla karþý karþýya kalmak durumundadýr. günümüzde. Geçmiþ günlerde. tekelci kapitalizmin “kültürü” ile uyuþamaz ve ona boyun eðmezseniz iþinizden atýlacaðýnýzýn resmidir. halk bir türlü. yolsuzluk ve rüþvetin örümcek aðý sýmsýký kurulacak. durumun çözümlenmesinde dikkate alýnmasý gereken yeni etmenlerde vardýr. halk kitlelerinin birçok katmanýndan çekip almýþtýr ve artýk “her koyun kendi bacaðýndan asýlmaktadýr!”. halký yola getirmeye yetmezse. toplumsal ve yönetsel baskýlar. Eðer. Kaba bir deneyimcilik ile bilimin bir denetim ve yönetim arýcý olarak kullanýlmasý sonucu. Böyle polis oyunlarý.ile “bu alanlardaki çatlak seslerin” susturulmasý için elden gelen esirgenmeyecektir. Sömürgelerle ve baðýmlý ülkelerle çevrili. töresel dokuyu. namus. insanlýk ve cesaret gibi ilkeler sökülüp atýlmýþ olacaktýr. eðer bir etkinliðimiz varsa (sistemi biraz daha yaþatmak konusunda). Böyle bir ortamda. küçüklü büyüklü polis oyunlarý sahneye konabilir. emperyalizmin bandosuna ayak uydurmazsa. beyin yýkama. ne uzar ne kýsalýrsýnýz artýk ve otoriteler “ne öldürürler ne de ondururlar” sizi ya da ömrünüz boyunca baþýnýza belâ olur bu tutumunuz. Bugün de. Bu tür olaylar kolayca tezgâhlanabilir. kendi otoritelerine ve egemenliklerine kafa tutan. Eðer. iyi ile kötü arasýnda bir ayýrým yapabilme yetisini. bir savaþ tehlikesi yaratýr. propaganda. yýlaný deliðinden çýkarýr. akla saygý beslemeyi. insan eyleminin yüksek amacý ya da hedefi diye bir þey býrakmaz. siyasal hayattan. bir takým olaylar tezgâhlamak daha da kolaylaþýr ve tereyaðdan kýl çeker gibi. açlýktan ve toplumsal çalkantýlardan baþ edemeyen uluslarca kuþatýlmýþ emperyalist güçler durmadan. yaptýðýmýz iþin nemene bir iþ olduðu hiç de önemli deðildir. emperyalizmin yarattýðý iç gerginliklerin [sayfa 259] ve sürtüþmelerin sonunda savaþ belâsýndan baþka bir kurtuluþ yolu (!) yoktu. azgeliþmiþ. Bir emperyalist gücün. Emperyalist ülkedeki [sayfa 258] bütün siyasal ve kültürel hayat üstüne.

gittikçe güçleþen. bu yokedici araçlarýn kullanýlmasý son derece tehlikeli bir hâl alýyor.’nin-ç. egemen sýnýf da. egemen emperyalist ülke ise.200 [sayfa 260] Emperyalizmin. sosyalist dünyaya karþý giriþilecek bir toplu savaþ emperyalist yapýyý da çökertecektir. bunlar arasýnda bir savaþ çýkmasý. bütün emperyalist ülkelerin yada bir kýsmýnýn. ya hiç sömürge kalmayacak ya da bir iki tane kalacaktýr. son derecede küçülmüþ bulunuyor. egemen emperyalist ülkenin (ABD. kendi içinde siyasal ve toplumsal dengeyi saðlama kaygýsýna eklenince. Emperyalist dünya bu silâhlarýn tekeline sahip bulunmadýðý için. Böyle bir savaþ tehlikesi her geçen gün biraz daha artmakta. yönetsel ve ekonomik sorunlarýn üstesinden gelmeye çalýþýrdý. yeni askerî serüvenlere giriþme konusunda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bir atom misillemesi olasýlýðýný düþündükçe titriyor olmalýdýr. olasýlýðý gittikçe azalan bir durum niteliðinde. yeni geliþtirilen ve gün geçtikçe de daha korkunç bir vurucu güç kazanan atom silâhlarýnýn varlýðýdýr.n. emperyalist ülkenin. kendi kampýnda. emperyalist ülkeler arasýnda bir savaþ olasýlýðý büsbütün ortadan kalkmýþ deðil ama. korkusu vardýr. böyle bir çatýþmayý ulusal ya da toplumsal devrimini gerçekleþtirmek için bir baþlama iþareti olarak deðerlendirmeyecek çok az sömürge yada baðýmlý ülke vardýr bugün. emperyalist güçlerin karargâhlarýndaki isteksizliðin nedeni de ortaya çýkmýþ olur. Afrika’da ve dünyanýn öteki kesimlerinde. Bir zamanlarýn son derece gururlu emperyalist imparatorluklarýnýn bile. þimdi sosyalist ülkeler olan eski sömürgelerini geri almak için çýkarmak istedikleri savaþ.deki egemenliðinin bu kadar ezici bir aðýrlýk taþýdýðý günümüzde. yani bir misilleme korkusu! Eski savaþlarda. Gerçekten de. “her önüne çýkana silâh çekmesini” önleyen en önemli etmen ise. Emperyalist güçlerin karar verme kurallarýndaki en gözü kanlý kiþiler bile. yalnýz ekonomik amaçlarla giriþilecek bir savaþýn bile çekiciliðini azaltan bu. iþte. siyasal. çoðu kez sanýldýðýndan daha korkunç bir tehlikedir bu! Ýnsanlýðýn üçte birini içine alan sosyalist dünya gittikçe güçlenmektedir ve öte yandan. iþbölümü þu þekildeydi halk çocuklarý savaþýr ve ölür. küçülmüþ. O zaman. bir aðababa rolü oynuyor. her geçen gün biraz daha güçlenen bir hakem.) uydusu durumuna inmekte olduðunu görüyoruz bugün. Asya’da. Ýþte uluslararasý plândaki bu geliþme olanaklarý. bir atom savaþýnda ise böyle bir iþbölümünün 164 Paul A. Asýl önemli olan. savaþýn getirdiði. Bu durumda.

Bir A-bombasý yo da H-bombasý felâketinde. artýk. kýsa dönemli bir çözüm olacak ve aslýnda bir tüm olarak uygarlýðýmýzý yerle bir olmaktan kurtaramayacaktýr. Dinamik kapitalizm koþullarý altýnda görülen yaratýcý tahribat. Geniþ iþ olanaklarý yaratarak ve psikolojik savaþ yoluyla halký. Böyle büyük felâket koþullarý altýnda neyin ne olacaðý belli deðildir ve bir atom savaþýnýn astarý yüzünden pahalýya gelebilir. Öyle anlaþýlýyor ki. emperyalist güçlerin arkasýna almak ve silâhlanma yarýþýný desteklemesini saðlamak baþka þey. böyle bir felâketten sað salim kurtulmak. Halkýn. kapitalist sýnýfýn yalnýz hayatlarý deðil. kendi iþlerinde gösterdiði titizliði ve dikkati aynen uygulama eðilimi içine giriyor. dünya olaylarýna karþý tutumlarýnda. genel bir savaþ. bu. yani makina ve donatýmýn durmadan yenilenmesi zorunluðudur söz konusu olan”201. Yalnýz bu yaratýcý tahribat söz konusu olsaydý mesele yoktu. Bir atom misillemesinde halkýn iþbirliðini elde etmek ise büsbütün baþka bir þeydir. yalnýz bir eksiði var: 1945 Aðustos’unda Hiroþima ve Nagazaki’de patlayan atom enerjisi. böyle bir savaþýn siyasal olabilirliðini de ortadan kaldýrýyor. geçenlerde. politikadaki yardakçýlarýna ve serüvenci askerî uþaklarýna býrakmýþ olan tekelci sermayenin sorumlu devlet adam- Paul A.yapýlmasý mümkün deðildir. Güzel bir çözümleme. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 165 . hep böyle kullanýlacak olursa taþ taþ üstünde kalmayacaðý gibi. emperyalist ülkelerin kaderlerini pençesinde tutan tekelci sermayenin önderliði. böyle büyük felâketler karþýsýnda moral çöküntüsüne uðrayacaðýný gösteren ve Ýkinci Dünya Savaþýndan alýnan çok sayýda örnek ile bunlar üstünde yapýlmýþ araþtýrmalar vardýr. “Önleyici bir savaþ”ýn davullarýný çalma iþini. yalnýz tekelci sermaye önderlerini etkilemekle ve durdurmakla [sayfa 261] kalmýyor. emperyalizmin bugün karþýlaþtýðý birtakým sorunlarý çözse bile. gerçekten de çok küçük bir olasýlýktýr. acý acý alay etmek zorunda kalarak. doðrusu. yarýnýn yatýrýmcýlarý da çoktan mezarlýðý boylayacaklardýr. Ýki iþ ekonomistti. çaðdaþ bir atom savaþý tehlikesi karþýsýnda þunlarý yazýyorlardý: “1945 Aðustos’undan bu yana atom enerjisinin güdümünde bir tepe noktasýna ulaþmakta olan bilim ve teknoloji geliþimi. mülkiyeti altýnda bulunan þeyler de yok olacaktýr. bir hurda yýðýný hâline getirmekle tehdit ediyor. geniþ yatýrým olanaklarý ortaya çýkardý. eldeki bütün malý mülkü. Atom savaþý denilince akla gelen sýnýrsýz yýkým.

askerî harcamalar arttýkça. tehlikenin kendisini deðil. savaþ malzemesi yýðýlýyor da yýðýlýyor ve zamanla yepyeni araç ve gereçler. Ýtici gücün gittikçe büyümesi. baðýmsýz siyasal etmenler olarak çýkýverirler. gemi azýya almýþlar ve kendi ilkel güçleriyle taþýp coþmaya baþlamýþlar. günün birinde karþýnýza. emperyalist ülkenin uluslararasý politikada “yüksekten atýp tutarak” görüþmelere girmesi. ne de barýþ” düzeni. silâhlanma harcamalarýnýn durmadan artmasý gerek sistemin. tek kelimeyle. çeþitli olasýlýklardan biri.larý. devirmeye baþlarlar. çalýþtýrma düzeyinin çok yükseklerde bulunmasý iyi þeyler. gittikçe daha hýzlý koþmasý þart! . kesin bir durum. bir dediðinizi iki yapmayan kuklalarýnýz. söz konusu yýðýlmalar da o oranda artmakta. bir kere ortaya atýldýktan sonra. “canýmýn istediðini yaptýrýrým” sandýðýnýz kiþiler. artýk kendi kendilerine iþlemeye.. çýkarlar ve ideolojiler. küçük ve zayýf uluslara ikide bir ültimatom vermesi. tehlike atmosferi istiyorlar.202 Askerî kuruluþlar ne kadar güçlü ve ne kadar yaygýnsa. ebedî bir durum olmadýðý. “mümkünlerden bir tanesi” olarak deðerlendirilmesi gerektiði de gün gibi ortada. gerektiði zaman onu kuvvete baþvurarak 166 Paul A. Böyle bir tutum sayesinde “her iki cihanda da aziz olmanýn yolunu” buluyorlar: Silâhlanma alanýna ayrýlan büyük çapta ödeneklerin saðladýðý sürekli bir bolluk ve zenginlik. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . aksine. “soðuk savaþý” “sýcak savaþa” yeð tutuyorlar. 1930 yýllarý Almanya’sýnýn büyük iþadamlarýnýn aðýzlarý epeyce yanmýþtýr bu iþten ve iyi bilirler böyle bir çaðrýnýn sonuçlarýný. Emperyalist politikanýn kendi dinamik güçleri vardýr [sayfa 262] çünkü. askerî malzeme çýkaran fabrikalarýn sahipleri. ülkede ne kadar büyük söz sahibi iseler. Bunun. bir de bakarsýnýz. “ne savaþ.. silâhlanma harcamalarý “bir dýþ itici güç” olarak yeterli deðil. yerinde kalabilmesi için. ya da. Daha kötüsü. korkutulmuþ ve siyasal bakýmdan sindirilmiþ insanlar üstünde sürekli bir egemenlik ve üstelik. Bolluk ve zenginliðin sürüp gitmesi. küçük polis olaylarýný büyük çatýþmalardan ve patlamalardan daha doðru buluyorlar. uçurumun kýyýsýnda tehlikeli bir denge oyununa giriþmekten farksýzdýr ve tekelci kapitalizmin uzun dönemli temel problemine bir çözüm getirmekten de uzaktýr. fakat bunlar için.akat. enkazý altýnda kapitalist düzeni de gömecek olan bir atom çatýþmasýndan kaçýnmak. çýkarlarý ne kadar köklü ve etkili ise. daha üstün silâhlar eskilerin yerini alýyor. Cinler bir kere çaðrýldý mý geliyorlar ve kolay kolay da gitmiyorlar.

kapitalist sistemin büyük aksaklýklarýna bir çare bulmak isteyen ve bunu yapabilme gücüne sahip olan hükümetler. istemiyorlar bunu!”. zamanla. komþusunun çýkarlarýna zarar vermek için önemli ekonomik güçlerini harekete geçirmesi de o kadar gereksiz [sayfa 263] olacaktýr”.204 [sayfa 264] Paul A. kendiliðinden tutuþup patlamasý tehlikesi her geçen gün biraz daha artýyor “Eðer uluslar kendi iç politikalarý sayesinde tam çalýþtýrmayý saðlamayý baþarýrlarsa. güçleri yeter buna ama. çözümlemesi gene de yarým kalýyor.desteklemesi olasýlýðý da o kadar büyümektedir. fakat. kapitalizmin büyük aksamalarýný ortadan kaldýrmaya kaldýrýrlar. Bu yüzden de dünyanýn bir anda. bir ülkenin. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 167 . Ýþin öteki yarýsýný onun en parlak öðrencilerinden biri þu sözlerle ortaya koymaktadýr: “Günümüzde. bugünün hükümetleri. sorunu bütün derinliði ile kavrýyor ama. bu sistemi tümüyle ortadan kaldýrma istek ve gücüne eriþtireceklerdir.203 Keynes...

“gösteriþ için. durumu. s. “Some Basic Problems in the Theory of the . “iyi tutum” adý verilen davranýþta yani “töreye uygun davranýþta” bir gerileme görülecektir. halký [sayfa 265] kapitalistlere büsbütün düþman etmekten baþka bir iþe yaramaz ve bu nedenle buna “yanlýþ tutum” gözüyle bakýlýr. Science and Society dergisi. 151 Marx. Toplumsal garanti bakýmýnda kendisini daha saðlam durumda gören Amerikan yüksek sýnýfýnýn genel töresel tutum ve davranýþýnda. 1951). daha ileri. Toplumsal gerginliðin. 1951). Baþka bir açýdan ilginç olan bu tür yazýlar. bir insan olarak kapitalistin kiþisel harcamalarýnda nispeten ölçülü davranmasýnýn öznel akla-uygunluðunu güçlendiren bir önemli genel akla-uygunluk öðesi vardýr. s. kapitalist giriþimin temel hedeflerinde deðiþiklikler olduðunu ortaya koyamamýþtýr. Bu geri sanayi alt-kesimi. on” adlý parlak denemesi. gösteriþ tüketimi de büsbütün geniþ bir hacme ulaþýyor ve bunun sonucu olarak “eðlence sanayileri” diyebileceðimiz iþyerleri mantar gibi üreyip çoðalýyor. geliþmiþ kapitalist toplumun karþýsýna çýkan gerçek bir ikilem. Illinois. Herper’s Magazine (June. Ekonomik artýðýn kullanýlmasýndaki israf azaltýlacak olursa. para saçmalara bir örtü geren. sýk sýk ortaya çýkan bir “geri” tekel ve tekelimsi sanayi sorunu vardýr. Ancak bu yazýlar. Present as History adlý kitabýnda yeniden yayýnlanmýþtýr (New York.” Theories of Surplus Value (London. ustaca. Ayný sayfada yer 168 Paul A. kapitalistlerin böyle kaçamak ve hileli davranmalarýna gerek yoktur. her þey açýktýr. yarýþmacý sanayi kesimini andýrmaktadýr. Haley) içinde (Homewood.tüketimi” gizleme zorunluluðu yoktur. “töreye aykýrý davranýþtýr” zaten. 226. Bu durum. esaret altýna aldýklarý bir alýcý kitlesine götürmekte her türlü numaraya baþvuran bu gibi “sanayiler” kültür standartlarýnýn da gittikçe gerilemesine yol açmaktadýr. 149 Þurasý önemle belirtilmelidir ki. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . buralarda. son zamanlarda birçok yazýlar yayýnlanmýþtýr. B. Bu konuda bkz. lüks yatýrým ve giriþimlere. kendi varlýk biçimi içinde. bunu daha önceden söylemiþtir: “Burjuva toplumu. yazarýn. Bu konudaki yazýlarýn toplu deðerlendirmesi için bkz. 1956). Bunlar. hepsim yeniden üretmiþ. A. yabancý eðlence merkezlerinde ve dýþardan bakýldýðýnda sade ve alçakgönüllü bir havasý olan uzak çiftliklerinde ve küçük kasabalardaki þa’-þaalý malikânelerinde sürdürmeyi yeð tutarlar. her ikisinde de.Dipnotlar 148 Ýþletme yönetiminin yapýsýnda bazý deðiþiklikler olduðu. Avrupalýlarýn görüp beðenmedikleri ve eleþtirdikleri. ürettiklerini.. Papandreou. Russell Lynes’in “What’s So Good About Good Times” adlý ilginç yazýsý. yaþamlarýný. 176. arýnmaya” doðru geliþmeler görüldüðü konusunda. fakat çözümlenmesine giriþilmemektedir. sýk sýk yakýndýklarý da bu. yeniden yaþamaya baþlamýþtýr. titiz ve ihtiyatlý davranýþýný vurgulama açýsýndan da önem taþýyorlar. daha yoðun sermaye teknikleriyle donatýlmýþ bir tekel ya da tekelimsi firma tarafýndan saf dýþý edilme tehlikesi vardýr. özellikle “bürokratlaþmaya” ve “kiþisellikten. gerçek bir açmaz niteliðindedir. tarihsel olarak. 150 Bununla birlikte. Ekonomik artýðýn verimsiz amaçlara harcânmasýndaki yoðunlaþma’nýn kaçýnýlmazlýðý gittikçe artarken. bunalým ve iþsizlik ortaya çýkýyor. dýþ görünüþün sadeliðine ve asgarî yaþam ölçüsünde tutulmasýna büyük önem verilir ve aþýrý harcamalara. (1942 Kýþ sayýsý).” A Survey of Contemporary Economics (Derleyen. 1952). Sýnýf çatýþmasýnýn yoðun olduðu ve kapitalist düzenin siyasal dengesinin tehlikede bulunduðu yerlerde. 1953).G. 152 Victor Perlo. Çünkü. Bu yazýda söz konusu sorun ortaya atýlmakta. bu kez de. Sonuç olarak. halkýn gözünden gizleme çabasýna düþerler. tekelci ve tekelimsi firmalardan oluþan kesim içinde görülen geliþimin düzenli ve dengeli olmamasý nedeniyle. tekelci ve tekelimsi firmanýn kýlý kýrk yarmasýný. feodal ya da mutlakçý varlýk biçiminde görüp karþý çýktýðý ve savaþtýðý ne varsa. kapitalist gelir piramidinin tepesindekiler.irm. American Imperialism (New York. Bu durumda.. “domuzuna” servet gösterisine kalmak ya da “insaný çileden çýkaracak ölçüde” zengin bir hayat yaþamaya giriþmek. daha az çarpýcý olduðu ülkelerde ise.

bütün burjuvaziyi etkilediði (ayný ölçüde etkilediði) için onlar açýsýndan bir tarafsýzlýk anlamýna geldiði gibi. Çar’ý. Gerçeðin. derin bir inançla baðlý oluyorlar. Bkz. No. 26. taraf tutan ve bir yöne eðilimli bir açýklamasý olarak tanýmlanabilen ideoloji. William H. fabrikada çalýþma düzenini kuran.agan “Import sur le revenu net societes et prix. bir yarý-gerçek hâline [sayfa 267] getiren yetersizliði. birlikte getirdikleri ideoloji yükünün en büyük parçasý olarak Amerika’ya taþýmýþlardý. Böylelikle. s. 1951). Wright Mills. madencilikte. 154 Bu kavramlarýn siyasal bakýmdan yararlý ve kullanýþlý olmalarý. taraf tutmasý ve bir yöne eðilimli olmasý. bu bakýmdan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 169 . verimsiz giderlerin ve vergi yükünün son alýcý olan tüketiciye aktarýlacaðý (yansýtýlacaðý açýktýr. Wright Mills. hepsi ayný doðrultuda bulgular ortaya koymuþlardýr. insanlarýn kafasýna bilinçli olarak yerleþtiriliyor ve bundan sonra da. çocuk iþçi çalýþtýrmayý yasaklayan . Hükümetin ara-sýra bazý çýkýþlar yapmasý ve örneðin. deðiþtirebilecekleri ve ayarlayabilecekleri bir þey olmaktan çýkýyor zamanla. þu ya da bu ölçüde genel bir kabul görebilecek hedeflere doðru yönelme amacýna hizmet etmekte kullanýlýyor. Bu alanda “ideoloji”. onu ortaya atanlar. belli bir sýnýfýn çabasý ile. C. Baþka bir deyiþle. “ideolojiye”. 4. deðerlerin. biraz da. Taxation and the American Economy. 1951). bireyin psiþik yapýsýnýn bir ürünü (ki bu ürün de aslýnda. . diledikleri gibi. doðru olanýn bir bölümünü kapsamýþ oluyor ideoloji. Böyle bir fiyatlandýrma yoluna gidildiðinde. 4.b. Bölüm. bireyin içinde yaþadýðý toplumun bir sonucu olarak oluþmaktadýr) olmasýdýr. saplantýlarýn gittikçe daha aðýrlaþan Paul A. kendi Ülkelerindeki despot hükümetlerden nefret ediyorlardý ve bu nefreti. gerçeðin belli yönlerini yansýtarak ve gerçeðin belli bir sýnýf ya da tabaka tarafýndan belirtilmesinde yarar umulan kesimlerini vurgulayarak. “akla uygunlaþtýrma. Bir dizi yetersiz. tam anlamýyla deðiþik bir varlýk ortaya çýkýyor ve bu varlýk. [sayfa 266] 153 Standard bir ürünün elde edilmesi için gerekli ortalama giderlerin üstüne sabit kâr hadleri koyarak fiyatlandýrma Ýlkesi. bazý yasalarý uygulamaya koymasý. devletin çeþitli sýnýflar arasýnda tarafsýzlýðýný korumasý olarak yorumlanmasýna olanak vermektedir. objektif bir arabulucu olarak gören Rus köylüsü. tarýmda. inançlarýn. Cilt XLVI. kendilerini baðýmsýz sanan. ulaþtýrmada. Bu nedenle de. burjuvazinin feodalizme karþý verdiði savaþtan kalma bir gelenektir ve Amerikaya gelen Avrupalý göçmenlerin yüreðinde kuvvetli bir duyguydu bu. 1951). Elmer D. 158 Bilgi sosyolojisinde kullanýldýðý anlamda “ideoloji” teriminin.v. yetersiz. yanlýþlýkla. Bölüm. Bunun böyle olduðunu ortaya koyan ekonomi yazýlarýnýn sayýsý gittikçe kabarmaktadýr. toprak aðasý ile kendisi arasýnda. tekelci kapitalizm koþullarý altýnda kullanýlmasý þüphelidir. onu ortaya atanlarýn. tekellerin ve tekelimsi iþletmelerin uygulamalarýnda baþlýca ilke olmuþtur. toplumsal yapýyý yansýtmakta ve zamanla yerini doðrudan doðruya “sýnýf ideolojisi” kavramýna býrakmýþ bulunmaktadýr.alan bir notta þu açýklama yapýlýyor: “Mal üretimi ile uðraþanlar.” Bu konuda farklý taným ve tahminler yapýlmýþsa da. Çünkü bunlar.” C. 1947). White Collar: The American Middle Classes (New York.reud’un. . akla uygunlaþtýrarak bir kulp takma yani rasyonalizasyon” kavramýný andýrmaktadýr. s. inþaatta yapým sanayiinde. ayný zamanda gerçeðin bir parçasý olmaktadýr zamanla. aslýnda bu büyük kuruluþlarýn acentasýndan baþka bir þey olamayan küçük iþ kuruluþlarýnýn bu sanýsýndan ileri geliyor. Bu kavramýn da iki önemli özelliði vardýr. (New York. 178. Bkz. devletin “aþaðý sýnýflara” da göz kulak olduðu þeklindeki görüþü de destekler niteliktedir.inancière. 16. taraf tutan ve belli bir yöne eðilimli kavramýn oluþturduðu.” Revue de Science et Législation . 1954 ve bkz. (New York. Aradaki fark. Anderson. tekelci kapitalizm çaðýnda. 155 “Büyük iþ kuruluþlarýnýn gücü. White Collar: The American Middle Classes (New York. 157 Bu devlete-karþýlýk. burjuvanýn çeþitli kanatlarý karþýnda tarafsýzlýðýný korumasý olgusunun. Onu. ikincinin. birincinin toplumsal yapýnýn bir ürünü olmasýna karþýlýk. devletin. 156 Eclipse of Reason. ideoloji. haberleþmede ve kamu hizmetleri ile çiftlik yönetiminde çalýþanlardýr. üstünü örtebilecekleri. kendisini tekellere karþý Amerikan devletinin kanadý altýna sýðýnan bir kiþi olarak gören Amerikalý dükkân sahibinden hiç de daha az çarpýcý bir örnek deðildir.

hatta belki 7-8 milyonu bulur bu rakam. “Ýdeoloji. 1934). 65 ve devamý. (Washington. iþgücünün bir esneklik kazanmasýný saðlamak için çok düþük bir düzeyde bulunmaktadýr.g. Socialism.. adama iþ bulmak yoluyla tam çalýþtýrma saðlanabilir-ç. 1939).) çerçevesine girmeye baþlýyor.n. May. Böylelikle de. s. Ýþsizlerin toplamý. düpedüz anlamsýzdýr.akat büyük bir maliyeti vardýr bunun. sýnýflarýn ve hatta ihtiraslý bazý bireylerin “iktidar hýrsýna” sahip olmalarýný belirleyen etmenleri bulup ortaya çýkarmak olabilir. Burada da benzer görüþlere ve tahminlere yer verilmiþtir. Bundan da fazla korkmamak gerekir. Hiç kuþkusuz.içeriðinden çok daha önemlidir. 1955). 165 “Kötü ve iyi yýllarýn istatistiksel bir ortalamasý alýnacak olursa. yüzeysellikleri bir yana. 100. teknolojik deðiþiklikler önceden kestirilerek. gerektiðince.” Business Week. Ayný zamanda bkz. plânlý bir ekonomide. “friksiyonel iþsizlik” kategorisini ortadan kaldýrmýyor. Capitalism. . s.” Business Cycles (New York. pek çok iþsizi içine alan geniþ bir kategoridir. böyle bir iþ. bir iþsizler yýðýnaðýndan daha iyi bir çare de yoktur. 78 ve devamý. “Ýktidar hýrsý”. Bir baþka önemli konu da. fikirlere yön verme araþtýrmalarýnýn (propaganda sanatý araþtýrmalarýnýn -ç. 1952. sýradan iþçi bulmakta bile güçlük çekiliyor yani niteliksiz iþçi kýtlýðý bile vardýr. bilinçli bir düþünürün baþardýðý bir iþtir. olsa olsa tarihsel bir kategori olarak incelenebilir ve asla bir deus ex machina olarak ele alýnamaz. 511. 163 Bu durum. 1948). (Ýþe adam bulmak yerine. 103. Burada önemli olan soru.” Schumpeter. bunu aydýnlatmaktadýr. Çünkü. uluslarýn. II. and Democracy (New York. teknolojik ve endüstriyel yapýdaki deðiþmelere baðlý olarak ortaya çýkan bir iþsizlik türüdür. “Ýktidar hýrsý” denilen þey. Ekonomistlerin genellikle önemsiz ve kaçýnýlmaz gördükleri bu iþsizlik türü. [sayfa 269] 1955 tarihli Amerikan Baþkanlýk Ekonomi Raporu. bu kategori alabildiðine küçültülüyor.. s. 167 s. böyle bir süreç ortaya koymaya iten etmenler kendisi tarafýndan bilinmemektedir. direksiyonu ellerinde bulunduruyorlar. 17. çünkü iþsizliðe karþý gerekli önlemler alýnmýþtýr. 164 “Ýþsizlik. Çünkü tamý çalýþtýrmada. aslýnda. 145. sözde düþünürü. 166 Report of the Joint Committee on the Economic Report. tam çalýþtýrma (herkese iþ bulunmasý) ile akla uygun çalýþtýrmanýn ayný þeyler olarak. 8. 383. her türlü verimsiz faaliyete pekâlâ yer vardýr. Enflasyona karþý. fakat bu adamýn bilinci düpedüz yanlýþtýr. 161 a. Daha çok sayýda insana iþ saðlanabilir. bu önlemlere kaynaklýk eden mevzuatýn . insan ýrkýn yapýsýnda var olan bir tür doðal güdü olarak anlatýlýyor bu görüþlerin sahipleri tarafýndan. 160 Economics and the Art ot Controversy (New Brunswick.” Mehring’e yazdýðý mektup. Bu. Ordeal by Planning (New York. Üstelik aranan nitelikte iþçiler de bulunamayacaktýr gene. kaba. “Ýktidar hýrsýna” sebep olan sosyo-politik güçler ve ekonomik çýkarlar nelerdir? Soru. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .n. s. John Jewkes. ideoloji de. 95 ve devamý. yeni bir daðýtýmý yapýlarak ya da yeniden eðitime alýnmasý saðlanarak. bilinseydi zaten ideoloji diye bir þey olmazdý. Selected Gorrespondance (New York. 1950). iþçi sendikasý önderleri. New Jersey. gerçeðin ta kendisidir. 2 milyonun altýndadýr.e. insanlarýn bir yerden baþka yere gitmelerine (göçlere). 1893. s. tüzük ve yönetmeliklerin . 170 Paul A. 159 Schumpeter’in açýkça gördüðü gibi. kitleleri koþullayan. ayarlayan bir nitelik kazanmaya doðru hýzla ilerliyor. her zaman. bilgi sosyolojisinin çerçevesinden çýkarak. 1955). 162 Tarihsel olaylarý “iktidar hýrsý” ile açýklamaya kalkan günümüzün [sayfa 268] bazý moda görüþleri. ücret pazarlýklarýnda. Marx ve Engels. 14 Temmuz.pragmatik bir saldýrý karþýsýnda kaldýðý bu çaðda. insangücünün. Cilt. Mevsimlik etmenlere. Ocak. iþsizliðin 5-6 milyon tutarýnda olduðu anlaþýlacaktýr . Engels’in yetkin bir dille açýkladýðý üzere. ideoloji konusunun incelenmesi. “Belli bir önlemi ya da belli bir dizi önlemi uygulayan kiþiler ve bunlarýn kullandýðý yöntemler ile bunlarý nasýl bir hava ve ruh içinde uyguladýklarý.). eþdeðer kavramlar olarak ele alýnmasý yanlýþlýðýna düþmemektir. budalaca bir sözdür belki ama. s.kanun.

kapitalist sýnýfa karþý düþmanlýðý pekiþen. Bu azýnlýk. bu program için 13 milyar dolara yakýn bir paranýn ödendiðini belirtiyorlar. 173 “Özel giriþimcilere atom enerjisi programýnda daha büyük bir yer verilmesine karþý çýkanlar. Bu çevrelerin. birtakým toplumsal aþaðýlamalarý da birlikte getirir. toplumdaki feodal kalýntýlarla. bu nokta için çok güzel bir örnektir. Bu geliþmelerin sonucu. söz konusu bu muhalefetin. Bu kadar büyük bir paranýn özel giriþimcilerin eline verilemeyeceðini. Demek oluyor ki hükümet. 70 Böyle bile olsa. Uçaðýn geliþtirilmesi. siyasal ve ekonomik bakýmdan iyi seçilmiþ mutlu bir azýnlýk kazanmaktadýr. toplumsal reform zaferlerinin çoðunu. bu mâlî yýl dahil. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 171 . günümüzün modern koþullarý altýnda da. yükselen iþçi sýnýfý arasýndaki geçici ittifaklardan oluþmaktadýr (Büyük Britanyada. 176 Bu konuda bkz. bu yükü omuzlarýna alamazdý. bu sanayilerin yerli pazarlarýna ithal edilen mallarýn dolmasý ile pekâlâ ortadan kalkabilir. Çünkü. International Investment Paul A. Ne var ki. 174 Dengeli Ticaret koþullarý altýnda. þu ya da bu zamanda. 175 Parasal altýn ithali. yardým alan kiþinin. sermaye ihracýndan farklýdýr. (Atom Enerjisi Karma Parlamento Komisyonu üyesi) Ulusal Yapým-sanayicileri Derneðinin desteðiyle 4 Aralýk 1953 tarihinde toplanan 18. Günümüzde. büyük iþ çevrelerinden.” Milletvekili James E. Bundan yüz yýl önce Britanyadaki “yoksul-evleri” için doðru olan bu aþaðýlamalar. Bismarck Almanyasýnda ve diðer bazý Avrupa ülkelerinde böyle olmuþtur). 172 Bu. Baþlangýçtaki akýl almaz harcamalardan dolayý. avazlarý çýktýðý kadar yüksek sesle [sayfa 270] baðýrarak söylüyor bu gibiler. 1954 sayýsýndaki alýntý). iyi yetiþmiþ iþgücünün deðerinin oldukça açýk ve seçik olarak kavranmýþ bulunduðu büyük patron çevrelerinden deðil. buradaki çözümleme açýsýndan. bunun. Van Zandt’ýn. deneylerin yapýldýðý yýllarda. özde bir deðiþiklik olmuþ deðildir. hükümetin eðitim hizmetleri alanýna yaptýðý yardýmlara. 171 Büyük bir üzüntüye son vermek için bireysel tüketimi arttýrýcý yönde yardýmlar yapýlmasý bu nedenle zorunlu olmaktadýr. kapitalist düzenin içine düþtüðü büyük bunalýmlar. sonra bir firmanýn yatýrým eylemi ile iliþkisi yoktur. Bununla birlikte. birçok bakýmlardan. Ancak böyle yardýmlar. bir tüm olarak ekonomi üstündeki etkisi ise daha az belirlidir. bu konuda da. Amerikan özel giriþim sistemimizin dehasý. türbinlerin ve diesel motorlarýnýn geliþtirilmesi ve daha birçok alanda yapýlan teknolojik geliþmeler için. Ýþin asýl ilgi çekici yaný. þirketlerarasý birleþme ve bütünleþmeler dalgasý. böyle “genel ve kaba” terimlerle düþünmekten kendisini alamayan küçük iþ çevrelerinden gelmekte oluþudur. altýn para ithali ile sermaye ihracýný ayný þeylermiþ gibi düþünme olanaðýmýz vardýr. kýsmen. Economic Report for 1955... diðer sanayi programlarýnda yaptýðýný yapacak ve bu özel sanayiinin geliþme programýný üstlenecektir. zayýflamýþ ve korkmuþ olan burjuvaziden önemli ödünler koparýlmasýna olanak verdiði için böyle bir azýnlýk oluþmaktadýr (1930’larda Amerikada görüldüðü gibi). kâr getirici bir iþ deðildir. sonradan özel giriþimlerin bilgisine sunulmuþ ve onlarýn bunlara dayanarak yaptýklarý teknolojik yenilikler bütün insanlýðýn hizmetine sunulmuþtur. 169 Council of Economic Advisers. özel giriþim kesimi.168 Amerikan ekonomisinde 1953-1954 durgunluk dönemi sýrasýnda görülen. American Sanayi Kongresinde yaptýðý konuþmadan (Monthly Review dergisinin. ayný derecede doðru ve geçerlidir. avazlarý çýktýðý kadar baðýrarak karþý koyuþlarý da bu tutumun mükemmel örneklerindendir. Amerikan vergi yükümlüleri tarafýndan. katlanmak zorunda kaldýðý aþaðýlanma duygusu biraz daha kolay dayanýlabilir hâle gelmiþ olsa bile. Bir kere. gerekli bilgi ve deneyimi elde ettikten sonra. altýn para hacmi haliyle küçüktür. dolaysiyle verimli. katlanýlmasý zorunlu olan masraflarý geniþ ölçüde paylaþmak zorundadýr. “The Problem of. s. þu ya da bu vesile ile kamu yardýmý ile yaþamak zorunda kalmýþ insanlar açýsýndan. 3. ihracat sanayilerindeki geniþleme. bireysel tüketimi arttýrmak için yapýlan hükümet yardýmlarý bakýmýndan da geçerli bir yargýdýr. Mayýs. kýsmen de. vergi yoluyla toplanan kamu gelirlerinden milyarlarca dolar harcandýðýný unutmayalým. bir kere. Ragnar Nurkse’nin.

buradaki tartýþma. Jr. bu tür birlikler ve ortaklýklar kurmanýn (Webb-Pomerane ortaklýðý gibi) teþvik edildiði görülmektedir. “yapým-sanayicisinin deposunda çýkan bir yangýn. Söylemeye gerek yoktur ki.A. hiç yardýmcý olmadýklarý da söylenemez. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . “The Rich Got Richer. Mendelsohn (derleyenler). s. Selected Correspondance. 1951).” adlý yazým. New Data for Lenin’s lmperialismThe Highest Stage of Capitalism (New York. Hobson. Imperialismus vor 1914 (Munich. kendi þirketlerinin çýkarlarýna hizmet derecelerine göre bir not vermektedirler. 185 Malthus üstüne bir yorumda bulunan Ricardo.A.” J. Çünkü bu gibi borçlanmalarýn altýnda. uluslararasý pazarlar için de ayný ölçüde geçerli olmaktadýr. hükümetin diðer hükümetlerden borç almasýyla ya da özel sermaye pazarlarýndan para bulmasýyla ilgili deðildir. Örneðin. (Economic Journal. hatta. 1934. Bu insanlarýn çýkarlarý ve sýnýf egemenlikleri. siyasal ve askerî gerekçeler yatmaktadýr. iki tekelimsi firma. (New York. The Twentieth Century Capitalist Revolution (New York. herhalde. Daha büyük bazý þirketlerin bazýlarý. siyasal enerjinin. fakat iyi örgütlenmiþ ve yetenekli. 180 “Dünyanýn belli bazý kesimlerinde. bu bakýmdan özel bir duruma sahiptir. bu sözleri büsbütün deðerli ve ilgi çekici bulacaklardýr. Böyle guruplar.” A. Imperialism (London. diplomatlara. çoðu kez. s. 181 “Bütün süreci denetleyen ve yöneten öge. diplomatlarýmýzýn. Aslýnda. 179 Bkz. Profesör Berke’nin geçmiþini bilenler. iþini açýk yürekle ve dürüstlükle yürütmek zorundadýr. 1902).” çýkacaðýný belirtiyor ve diyor ki. çokçasý. The Nation. Berle. 1940) 183 Marx ve Engels.. Amerikan Elçiliklerinin ya da diplomatlarýnýn yardýmýyla (kanalýyla) deðil. kýsa-dönemli maddî çýkarlarýnýn bilincinde bir gurup için dolaysýz çalýþmasýdýr. Bir ulusun koyun gibi güdülmesi. 178 Bir belli ülkenin tekelimsi firmalardan oluþan bir sanayi dalýnýn üyeleri. (January. ilkel ýrk içgüdülerini gýcýklamakla elde edilir. bir ulus içindeki küçük. emperyalist politikanýn etkin ve coþkun destekçisi olmasý için. Bunlarýn [sayfa 271] ülke içinde birbirleriyle yarýþmasýný önleyen düþünceler. 115. Varga and L. Þilideki bakýr þirketlerimiz ve Dominik Cumhuriyetinde faaliyet gösteren þeker þirketlerimiz.W. finansal ve endüstriyel kurumlarýn. Dünya Savaþý öncesi dýþ politikalarýnda büyük iþ çevrelerinin oynadýðý roller konusunda parlak ve kapsamlý bir araþtýrma için bkz. asýl baþarý. Benim. dýþ sorunlara çekilmesiyle [sayfa 272] korunmaktadýr. 182 E. kýsmen “uygarlýðýn bütün dünyaya yayýlmasý” görevinden dem vurma politikasý uygulanýr ve bu baþarýlý olursa da. 17. ulusal gelirin önemli kesimlerini oluþturduðu Britanya. 1938-1944 yýllarý arasýnda Amerika Dýþiþleri Bakan Yardýmcýlýðý ve 1945-1946 yýllarý arasýnda da Amerikanýn Brezilya Büyükelçiliði görevlerinde bulunmuþ bir kiþidir. Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðýndan yardým görsün görmesin. 212. 177 Büyük Devletlerin I. 1953). uluslararasý pazarlardaki iþlerini ortaklaþa yürütmek için aralarýnda birlikler kurma yoluna ya da ortak satýþ þirketleri kurma yoluna saparlar. Hallgarten.. 1954). dýþiþlerine. bir Amerikan þirketi. Venezüelladaki petrol þirketlerimiz. 1954). dünya pazarlarýnda birbiriyle nadiren yarýþmaktadýr. “verimsiz iþçiler yýðýnýnýn gelecekteki üretim için gerekli ve yararlý olduklarýna. 131 ve devamý. s. böyle bir yangýn çýkmasaydý verimsiz iþçilerin tüketecek olduklarý mallarý yakýp kül edecektir.” adlý yazýsý. doðrudan doðruya karþýlaþýr ve sorunlarý çözerler. Amerikan diplomatlarýnýn kendilerine karþý tutum ve davranýþlarý konusunda sürekli ve dikkatli raporlar düzenledikleri de görülür. Amerikan’ýn tekellere karþý mevzuatýnda. Aslýyla karþýlaþtýrdýktan sonra Ýngilizcesinde ufak bir deðiþiklik yaptým. (December. 184 Dýþ ticaretin ve dýþ yatýrýmýn. yerli hükümetlerle. G. Berke. mülkiyet sahibi sýnýflarýn üyelerinin tutucu içgüdüleriyle oynayýp onlarý uyandýrarak bu iþi baþarýrlar. “partilerin” gücünü elinde tutan devlet adamlarýyla ve siyasal kliklerle yakýn iliþkiler içinde bulunmaktadýr Ve etkin bir iþbirliði çerçevesinde elele-kolkola çalýþmaktadýr. Kýsmen.Today in the Light of Nineteenth century Experiance. Malthus’un görüþünün.” Ve ekliyor: “Malthus’un 172 Paul A. içiþlerinden. tabii.

1955). tüketim ise adam baþýna yüzde 5 oranýnda bir artýþ gösterebilmiþtir. Income. “American Economic Review (June. Musgrave. 197 Bunun çok güzel bir örneðini. yalnýz siyasal bir zorunluluk deðil. Employment and Public Policy: Essays in Honor of Alvin H. E.” gibi bir görüþ öne sürmekte sakýnca bulmuyor! a. deneyden gelen. tüketici talebinin artýþý sonucu ortaya çýkan “uyarýlmýþ yatýrým” hacmi de çok küçük olacaktýr ve böyle bir talep artýþý. bu farkýn ortaya koyduðundan daha büyük olsa Paul A. düþüncelerimi bundan daha güçlü bir biçimde açýklayamýyorum.). bu konuda oldukça karýþýk görüþler öne sürmüþtür. sigorta acentalarý ve küçük kredi kurumlan. açýk bir yoktur. daha çok stoklarýn erimesi üstünde gösterecektir. “Altemative Budget Policies for . Savaþ sonrasý Amerikan geliþiminde görmek mümkün.. ekonomik bir zorunluluktur da. keþif ve deneyim giderlerini ve zarar risklerini sineye çekmeye hazýrdýr bu konuda. politik açýdan her zaman daha kolay olduðu için. 1948) adlý derleme içinde. Brüt Ulusal Gelir (1954) fiyatlarýyle). R. arslanýn yanýndaki tilki örneði.S. “tam çalýþtýrma” ve “ilgili konular” üstüne yazýlmýþ denemelerin yer aldýðý ve S. ayný dönemde. 138 ve 149.ull Employment. Painter.” Ricardo. 190 Tekelci ve tekelimsi firmalarýn oluþturduðu ekonomi kesiminde üretim artýþý. Bir yandan. Harris tarafýndan derlenip yayýnlanan bir kitabýn ismi gayet ilgi çekicidir: “Saving American Capitalism” (Amerikan Kapitalizminin Kurtarýlmasý.A. 421 ve 423. sürekli üretim ve yeniden üretim. “Lloyd Metzler ve arkadaþlarýnýn yayýnladýklarý. 1951. baþlangýçtaki araþtýrma.. Hansen (New York. üretim etmenlerini. esas itibariyle. Birinci yöntem. etkisini. büyük iþletmelerin yanýbaþýnda oldukça rahat bir geçim saðlayan yarý-baðýmsýz iþ alanlarýnýn ekmeðine yað sürmektedir: otomobil tamir atelyeleri ve bakým istasyonlarý. hemen hiç kimseye yeni bir yük getirmiyor ve ikinci yöntemden daha az duyuruyor kendisini. bir gurup önde gelen Keynesci tarafýndan. sürekli çalýþan bir tür “yeni yatýrým” alaný olmuþtur ve yatýrýlabilir fonlar için geniþ bir alan oluþturmaktadýr. bakkal dükkânlarý ve kuru-temizleyiciler. tekelci kapitalizm için. s. ciddî olarak kötü kullandýðýný düþünmemiz için bir neden yoktur. Interest and Money (London.bu kesimde öne sürdüðü görüþler karþýsýnda o kadar büyük bir hayret içinde kaldým ki.. 186 Çok büyük bir aþýrý kapasite varsa. 195 Azalan oranlý (tersine müterakki) vergilerin oranlarýnda bir indirim yapmak. büyük iþletmelerin üretim artýþlarýndan yararlanýrlar. Sraffa baskýsý). bu þekilde. Works (P. bu iþ de geniþ ölçüde kolaylaþmaktadýr. Cilt II s. 1936). kullanýlmakta olan kaynaklarý. (Yani Ricardo.e. fiili kullanýmýn yönünü belirleme iþi deðil. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 173 . toplum bilimlerde aklýn henüz yasaklanmadýðý bir çaða ait olan Keynes. 196 Bkz. 1945). General Theory of Employment. yangýn ne kadar yararlýysa. Musgrave ve M. Diðer yandan da. 187 Bundan birkaç yýl önce. Samuelson.g. 191 Schumpeter. Paul A.” diyor.) 188 Yeri gelmiþken belirtelim: Kendisi. daha düþük vergi alýnmasý için güçlerinin yettiðince çaba göstermekle tanýnan bir tabakadýr! 193 Bu atmosferde.” Quarterly Journal of Economics (June. s. adam baþýna yüzde 11 oranýnda yükselmiþtir. ayný zamanda. 157. Bugünkü sistemin baþarýsýzlýða [sayfa 273] uðradýðý yatýrým hacmini belirleme iþi. “Bugünkü sistemin. kapitalist sistemin iþleyiþi için iyi iþleyen bir kredi sisteminin kaçýnýlmaz koþul (conditio sine qua non) olduðunu söyleyecek kadar ileri götürür bu düþünceyi. 192 Demek oluyor ki bunlar. [sayfa 274] Economic Report of the President (January. verimsiz iþçiler de ancak o kadar yararlýdýr görüþündedir-ç. “Impact of Alternative Tax Structures on Consumption and Saving.A.n. Bu yazýda verilen kaynaklara da bakýlabilir. 1945) ve bkz. Üstelik hükümet. Ekonomik artýktaki fiilî artýþ. Cambridge. 1946’dan 1954’e kadar. R. 194 Bu tartýþmanýn güzel bir özeti için bkz. “Simple Mathematics of Income Determination. “Toplumsal bakýmdan yararlý olan yatýrým politikasý ile en kârlý olan yatýrým politikasýnýn çakýþmasý gerektiði konusunda. bu tür vergilerin arttýrýlmasýndan. s 379. 189 Cephane sanayii.

Bunlar. 693.D. 2 Nisan. 1936). Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . iþlerinin sürekli bir dilimi olarak görmeye baþlamýþlardýr.D. bütün zamanýný bu iþe harcayan. kapitalistlerin tüketim harcamalarý. ile Olin-Mathieson Chemical Company (in East Alton. silah ve cephane üretimlerini.. 204 Joan Robinson. Schmidt. 1952 sayýsý.W. 1946). ulusal-ölçekli sanayiinin” nemene bir þey olduðunu örnekleyen Pull Magazine (Mart.” Business Week. 197. s.” 203 Keynes. günümüz iþ çevrelerinin düþüncelerine ve hatta eylemlerine genel anlamda ters düþen insanlar iþlerinden çýkarýlýyor. The Du Pont Company of Wilmington. Economic Stagnation or Progress (New York. [sayfa 275] 174 Paul A. interest. hiç bir biçimde ortadan kaldýrmýyor. Bugün bütün bu kuruluþlar iki dev þirketin çatýsý altýnda toplanmýþtýr. 1936). Economic Journal (December. 27 Eylül. s. s.gerektir. bu. bu dönemde. Berle Jr. 200 Söylemeye bile gerek yoktur ki. Bu sanayi alanýnda çalýþan iþletmelerin çoðu. Monthly Review dergisi baþyazarlarýnýn “The Economic Outlook” adlý yazýsý (December. kitlelerin tüketimlerinde görülen küçük artýþ ile kýyaslanamayacak ölçüde bir yükselme göstermiþ olmalýdýr.P. 201 E. “hesaplanmýþ tehlikelerin” hesaba kitaba uymayan sonuçlar doðurduðu kazalar zincirini. 1954) 199 Amerikan Siyasal ve Toplumsal Bilim Akademisinin elli dokuzuncu yýllýk toplantýsýnda konuþan Adolf A. 382. 198 Söz konusu büyüklüklerin ustalýklý bir çözümlemesi için bkz. Swanson ve E. ulusalölçekli bir silah sanayiine sahip olmaktadýr. þu görüþleri öne sürmüþtür: “Öyle birtakým etkiler ortaya çýkmýþtýr ki bunlar. Amerika B. 1955 sayýsý) þöyle yazýyor: “Yýllar önce. zihin alýþkanlýklarý ya da dürüst araþtýrmalarý ya da zihinsel kurgularý ya da sanatsal ifadeleri. General Theory of Employment. 1955.) þirketleridir.” New York Times. “bütün zamanýný bu iþe harcayan. Çünkü. 202 “Tarihinde ilk kez olarak Amerika B. 111. cephane yapan yalnýz beþ büyük kuruluþ vardý. Bu.’indeki cephane ve tamamlayýcý malzemelerinin tümünü denetim altýnda tutmaktadýr. Bu iki dev þirket. and Money (London. Del.

bunlarýn hepsi de azgeliþmiþ ülkeler. azgeliþmiþ ülkeler kesimi de aralarýnda son derece büyük farklar bulunan ülkelerden oluþmakta: Nijerya ve Yunanistan. Brezilya ve Tayland. . çok geliþmiþ kapitalist ülkeleri inceleme konusu yaptýk. Ne var ki. hem mümkün. çaðdaþ kapitalizm tablosunun yalnýz bir kesimini oluþtururlar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 175 . Nasýl. toplumsal siyasal ve kültürel özellikleri bakýmýndan birbirlerinden çok farklý ülkeler yer alýyorsa. kapitalist dünyanýn her kesiminin devinim kanunlarýný kavramak istediðimizde. Japonya. Doðrusu. hem de zorunlu bir iþtir böyle [sayfa 276] bir soyutlama. Bütün bu büyük farklara karþýn. her ülkeyi. tablonun geliþmeler kesiminde.ransa. Mýsýr ve Ýspanya. Amerika Birleþik Devletleri. ekonomik. Tablonun yani „kapitalist dünyanýn“ hiç de daha az önemli olmayan. bu ülkeler. kendine özgü niteliklerden soyutlamak ve dikkatimizi temel ortak özellikleri üstünde toplamak durumundayýz.BEÞ GERÝKALMIÞLIÐIN KÖKENLERÝ Buraya kadar. çok büyük bir ekonomik artýk elde eden ve bundan akla uygun bir biçimde yararlanmayý baþaramayan. Almanya. azgeliþmiþ ülkeler topluluðu. bir baþka kesimi daha vardýr. böyle bir Paul A. Britanya ve Ýsviçre gibi.

ayný türden ekonomik güçlerle baþa çýkmak zorunda bulunduklarý. özel bir coðrafyada yer alan bölgelerin. ancak böyle bir model yardýmýyla. Dahasý var. bir olguyu ikinci derecede özelliklerden soyutlamak ve dikkatleri onun ana yapýsý ya da yapýsý ya da iskeleti üstünde yoðunlaþtýrmak. bu yöntemin geçerliliði üstünde durulmaktadýr. kendilerini ikide bir benzer durumlarýn içine itilmiþ gördükleri de doðrudur. ona haksýzlýk etmemesi. bir sürü özel bulgunun yapacaklarý katkýdan daha önemlidir. belli bir azgeliþmiþ kapitalist ülkenin fotoðrafýmsý bir görüntüsünü vermeye çalýþmayacaðýz. “. azgeliþmiþ ülkelerde egemen olan koþullar ile bu ülkelerin karþýlaþtýklarý sorunlarýn incelenip kavranmasý için. bilimsel çabanýn temel araçlarý olarak bugüne kadar hep bunlardan yararlanýlmýþ. bütün özellik ve niteliklerini ortaya dökmesi çok da önemli deðildir.sanayileþme süreci içinde. Eðer model. aþaðýda yer alacak açýklamalarýmýzda. Marx’ýn “salt kapitalizmi” olsun. bununla elde edilen sonuçlarýn deðerinin olsun. zihnimizde açýk-seçik bir “ideal tip”in ana çizgilerini canlandýrabiliriz. gerçeði bire bir oranýnda yansýtmasýna baðlý bulunmadýðýný belirtelim. çözümleme çabasýnýn. onun yerini alan. Son günlerde yayýnlanan bir Birleþmiþ Milletler raporunda.. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . kurulma amacýna uygun bir yapýya sahipse. eðer gerçek dünyada yeralan sürecin baþat özelliklerini yakalama baþarýsýný gösterebiliyorsa. hep bir soyutlamanýn ürünüdür. bir yöntemin deðerinin olsun.. kapitalizm altýnda sanayileþme çabalarýnýn karþýlaþtýðý engeller üstünde de durmayacaðýz. gerçeðin anlaþýlmasýna yardýmcý olmaktan çok. iþte. kullanýlan modelin. topladýðýmýz bütün ham bilgi ve verilere gene ancak böyle bir model sayesinde anlam verebiliriz. onu “ikame eden” bir yýðýn oluþturmaya baþlarlar. Marshall’ýn “örnek firmasý” olsun. söz konusu olgunun kavranmasýna yapacaðý katký bir yýðýn ayrýntýlý bilginin.”206 Bu nedenlerle biz.yöntem uygulamaksýzýn hiç bir bilimsel çalýþma baþarýlamaz. [sayfa 276] aþaðý yukarý ayný tür sorun ve güçlüklerle karþý karþýya kaldýklarý. eksik gedik býrakmamasý. bu “modelsin belli bir duyguyu olduðu gibi yansýtmasý.205 Neyi incelersek inceleyelim sonunda ortaya bir “model” çýkýyor. benzer geliþim aþamasýnda bulunan ülkelerin. Bu bölümde ve bunu 176 Paul A. özdeþ güçlüklerle karþýlaþacak iki ayrý ülkenin varolmadýðý doðrudur. onun. Weber’in “ideal tip” dediði nesne olsun. fakat. yoksa araþtýrmamýz boþa gider ve topladýðýmýz ham bilgi ve veriler. birbirinin týpatýp ayný.

insan soyunun yaklaþýk olarak üçte ikisi. Böylelikle konunun çýplak bir iskeletini kurmak istiyorum. Bu durumda. sorun. bu istatistiðin [sayfa 278] geçerli olduðu ülkelerin hemen hepsinde. ne gibi bir çerçeveye oturuyor gibi sorulara karþýlýk aramýyorum.”208 Hemen bir soru çýkýyor ortaya bu noktada: geri kalmýþ kapitalist ülkelerde. kronik bir açlýðýn. “dünya ülkeleri arasýnda adam baþýna gelir daðýlýmý. nasýl bir somut öz ve biçim kazanýyor. müthiþ bir sefaletin egemen olduðunu ve hastalýklarýn gittikçe arttýðýný söylemeye bile gerek yoktur. kayda deðer bir deðiþiklik de olmamýþtýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 177 . diðer kapitalist ülkelerin tarihlerinde okuduðumuz türden. gittikçe daha eþitsiz bir duruma gelmiþtir. eþitliðe doðru gitmek þöyle dursun. kapitalist geliþme doðrultusunda bir ilerleme niçin olmamýþtýr. Bu dönem boyunca geliþmiþ ülkelerin hayat standartlarý adamakýllý yükseldiði için. adam baþýna üretimin düþük oluþudur. ülkeleri birbirleriyle kýyaslamak için çok da iyi ölçütler olmamasý ve bu konuda bir sürü güçlüðün var olmasý bir yana. sorunun temel öðeleri olarak gördüðüm konularý bir bir ortaya koymayý amaç ediniyorum. Bu gerekli açýklamayý yaptýktan sonra. adam baþýna 50-60 dolara eþdeðer bir gelir elde etmektedir. niçin yavaþ olmuþ ya da hiç görülmemiþtir. bir ya da iki yüzyýldýr. azgeliþmiþ ülkeleri içinde bulunduklarý durum hakkýnda bir fikir vermek üzere aþaðýdaki tablodan yararlanmak mümkündür sanýyoruz: 1949 Yýlýnda Dünya Gelir Daðýlýmý207 Dünya Geliri Dünya Nüfusu Adam Gelir (Yüzde) (Yüzde) (Dolar) Yüksek Gelirli Ülkeler 67 18 915 Orta gelirli ülkeler 18 15 310 Düþük gelirli ülkeler 15 67 54 Yukardaki tablodan anlaþýlabileceði gibi. Bu soruya verilecek doðru karþýlýðýn büyük önemi vardýr. son yüz yýl içinde büsbütün kötüleþmiþtir üstelik. Bütün azgeliþmiþ ülkelerin ayýrýcý özellikleri ve bunlarýn “azgeliþmiþ” olarak adlandýrýlmalarýnýn temel nedeni. azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik ve toplumsal ilerleme Paul A. bazý azgeliþmiþ ülkelerde durum. yolumuza in medias res (aheste beste) devam edebiliriz. Ulusal gelir rakamlarýnýn. buralarda. bir ilerleme hareketi.izleyen bölümlerde. Eðer. yýlda. belli bir ülkede.

nasýl “Tek bir kapitalizm tarihinden ve bunun sahip olduðu genel biçimden söz edilmesi yanlýþ. ister Asya’da olsun. aralarýnda sýkýca kenetlenmiþ fakat gene de birbirinden ayrýlabilen birtakým süreçleri.” terimini kullanmakta kuþkuya düþürecek kadar büyük bir farktýr bu. birçok tarihçiyi. ayaklanýyor ve sonuç olarak da ortaya bir sanayi iþgücü potansiyeli çýkýyor. üstünde oldukça geniþ bir görüþ birliði bulunan bir önerme ile baðlamak istiyoruz. fakat. Kapitalizm-öncesi düzen. Ýkinci süreç de þöyle: oldukça önemli ve genel bir iþbölümü yaygýnlaþmasý görülüyor ve bunun yaný sýra tüccar ve zanaatkar sýnýfý geliþiyor ve kentler büyü- 178 Paul A. Bu tartýþmaya girmeden. ister Avrupa’da. fakat oldukça önemli bir artýþ var. Bu koþullar. bugünün geliþmiþ ve azgeliþmiþ ülkelerinde görülen kapitalizmi doðurmuþ olan koþullarý anýmsamaktadýr. geliþmenin belli bir aþamasýnda. Doðrusu. ne yönde ve nasýl bir geliþme göstereceklerini anlamak istiyorsak. Bu sözümüz. Konuyu aþýrý derecede basitleþtirme tehlikesini göze alacak olursak. çökme dönemi þu ya da bu uzunlukta bir süreyi kaplamaktadýr. Birinci süreç þu: tarýmsal üretimde. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . “feodalizm. tarým kesimindeki nüfus üstünde feodal baskýlar arttýkça artmýþtýr. kendimizi. bu parçalanma þu ya da bu ölçüde þiddetlidir. ana özellikleriyle ortaya koyabiliriz. bir parçalanma ve çökme dönemine girmiþtir.yollarýný nelerin týkadýðýný kavramak ve bu engellerin. feodalizm gibi uygun bir ad altýnda toplanan bir üretim biçimi ile bir toplumsal ve siyasal düzenin ürünleriydi. dünyanýn çeþitli kesimlerinde görülmüþ feodal sistemlerin tarihleri arasýnda da çok büyük farklar bulunduðunu kimse aklýndan çýkarmamalýdýr. hareketin genel yönünün her yerde ayný oluþu. yukardaki soruya doðru karþýlýk vermemiz de kaçýnýlmaz bir görev oluyor demektir. “feodalizmin yapýsý her yerde týpatýp aynýydý” anlamýna gelmez elbette. genel biçimleri birbirine benzeyen ve farklý zamanlarda ayný temel aþamalardan geçen bir kapitalizm tarihleri koleksiyonundan söz etmek doðru ise”209 týpký bunun gibi. Tam tersine. önemli olan. köylüler büyük kitleler halinde yerlerinden ediliyor. Ülkesine göre. Bunlar önemli deðil. ilerde. yavaþ. Çin’in kapitalism-öncesi yapýsý ve Hindistan’ýn köy topluluklarý üstüne [sayfa 279] kurulmuþ toplum yapýsý ile Avrupa’nýn kapitalizmöncesi geliþimine özelliðini veren ve kökleri tâ kölelik dönemine kadar uzanan toplumsal düzeni arasýnda daðlar kadar fark vardýr. Probleme en iyi yaklaþým.

farklý zamanlarda ve farklý hýzlarda olsa bile ticaret sermayesinin oluþumu dýþýnda kalan koþullarýn. kapitalizmin ortaya çýkabilmesi için zorunlu önkoþulun yaratýldýðý görülüyor. “kapitalizm” teriminin de açýkça anlatmak istediði gibi. Doðrus-u istenirse. tarým ürünleri ticaretiyle uðraþtýðý oranda. Üçüncü süreç ise. özgürce satýlabilir görmeleri gerekmektedir”. biz bunu þu yada bu yolla diye çeviriyoruz-ç. Marx’ýn deyiþiyle. tüccar sermayesinin birikiminde görülen geniþlik ve hýz ile. burada d’une maniére ou d’une autre ifadesini fransýzca olarak kullanýyor. stratejik önem hiç kuþkusuz ilk kapital birikimine.211 Tüccar sermayesini ayýrýp tek baþýna inceleme konusu yapmamýzýn ise iki gerekçesi var.meye baþlýyor. Ýkincisi de. oldukça büyük bir göz alýcý bir sermayenin.n. Ayný nedenlerle. Demek oluyor ki. bu sýnýfýn (tüccar sýnýfýnýn yükselmesi oluþudur. Ýþte bütün bu süreçlerin (ve ikinci derecede önem taþýyan daha bir yýðýn geliþmenin) birbirlerine eklenmesi sonucu. ortak. onun niteliði gereðidir. yani (Marx’ýn yukarýdaki sözleri arasýnda bulunmayan-ç. loncalardan da sermaye doðma-mýþtýr (fakat doðmasý olasýlýðý vardý) kala kala. eskiden þu ya da [sayfa 280] bu yolla elde ettikleri (Marx. feodalizmden kapitalizme geçiþi saðlayan diðer koþullarýn hemen her yerde olgunlaþmakta bulunuþlarý. onun. feodal toplumun yapýsýný aþýndýrmada ve bu yapýnýn bir daha ayaða kalkamayacak biçimde çöküþü için gerekli koþullarý yaratmada. yalnýz tüccar sermayesinin birikimi. dolaþýmdan doðuyormuþ. “parasal servetin sermayeye dönüþebilmesini saðlayan.çýlýktan da sermaye doðabilir). þimdi artýk mülksüzleþmiþ bulunan halk kitlelerinin. Marx’tan bir alýntý daha yapalým: “Sermayenin.210 Ne var ki. paradan ve dolayýsiyle para biçiminde var olan servetten doðmasý. toprak mülkiyetinden doðmaz (olsa olsa. pazarda satýþa hazýr.) bir üçüncü noktaya verilmelidir. hemen bütün ülkelerde görülmüþ bulunmasý.n. baþlýca etkenin.) geçim araç ve gereçlerini (yani caný tende tutmaya yarýyan her türlü metayý). kapitalizmin geliþ-mesine yol açmaz. geriye tüccar ve te-feci serveti kalýyor sermaye oluþumuna kaynaklýk edebil- Paul A. sermaye. Birincisi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 179 . görünüþte. gene böyle bir dönüþümün ortaya çýkabilmesi için. onun bir ürünü imiþ gibi bir izlenim verir sermaye. feodal düzenin iç baský ve gerginliklerinin zorlanmasýyla. birikmesi olayýdýr. oldukça kararlý bir biçimde geniþleyip yükselen tüccar ve zengin köylü sýnýflarýnýn ellerinde. özgür iþçilerle karþý karþýya gelmesidir. herþeyden önce.

porselen v. ticari servet birikimlerinin özellikle geniþ olduðu. söz konusu olan dönemde ekonomik kalkýnma açýsýndan. her türlü silâh. çay fildiþi. parasýný sanayiye yatýrmaða baþladý.b. Zenginleþmiþ ya da para babasý ticaret erbabý ile ortaklýk kurmuþ zanaatkarlar. korsanlýk.”212 Batý Avrupa’da. genellikle. tâ içerlerine kadar sokulup ticaret hayatlarýna el attýðý öteki ülkeler. Komþu ülkelerden elde edilme olanaðý bulunmayan her çeþit tropikal ürünü elde çabasý (baharat. Zengin. bütün ayrýntýlarý ve deðiþik biçimleriyle ele almak gereðini duymuyoruz. deniz ulaþtýrmasýný ilk geliþtiren bölgeler olma olanaðýna sahip bulunmalarý. köle ticareti ve altýnýn keþfi eklenince. süs eþyasý.mek için. Batý Avrupalý tüccarýn elinde. düpedüz soygunculuk. çeþitli dýþ-ekonomiler gittikçe arttý ve kalkýnma gittikçe daha büyük bir hýza kavuþtu. bunlarýn belli ellerde toplandýðý görülmüþtür. denizaþýrý seferler için gemi donatýmý. Bunun nedeni. doðal kaynaklar bakýmýndan dünyanýn baþka yerlerine göre daha yoksuldur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . deniz ve ýrmak ticaretinde hýzlý bir büyüme gösterebilmeleridir. Burada. o zamanlar. saðlama çabasý).213 Bu servet. dünyanýn öteki kesimlerinden daha geride kalmýþtýr. bunlarýn uzak ticaret ortaklarýyla “iþ pazarlýðýnda uyuþmalarýný” saðlamak için. cephane ve gerecin yapýmý. bu seferlere çýkanlarý korumak için olduðu kadar. Deniz ulaþtýrmasýnýn gereksinmeleri. hep bu durumun sonuçlarýydý. [sayfa 282] ucuz ve devamlý mal saðlayabilmek için. gibi þeyleri) ithal etme çabasý ve son olarak. Bu þekilde geliþen uçsuz bucaksýz bir ticaret yaðma.” ilkesi tam anlamýyla iþlemeðe baþladý. “Bir þey baþka bir þeyi doðurur. kök boya v. iþlerinin boyutlarýný geniþlettiler. Doðu ustalýk ve inceliðinin ürünleri olan nesneleri (yüksek kaliteli kumaþ. ate- 180 Paul A. Ýþin tuhaf ve paradoksal bir yaný da var ki bunu da bir ikinci neden olarak gösterebiliriz : Batý Avrupa. [sayfa 281] Batý Avrupa ülkelerinin coðrafyadaki konumlarý gereði. kapitalist giriþimin geliþmesi için çok büyük bir itici güç oluþturdular. bilimsel keþifler ve teknolojik ilerleme için kuvvetli bir dürtü oldu. Batý Avrupa’da kýt olan deðerli metalleri ve taþlarý yaðmalayýp getirmek için giriþilen vahþi çabalar. çok büyük servet birikimleri gerçekleþiverdi. servet sahibi tüccar. daha da önemlisi.b. birikmiþ sermayenin sanayi alanýna yavaþ yavaþ nasýl kaydýðýný. kýsmen de olsa. Gemi yapýmý. kartopu gibi büyüyecekti. Batý Avrupa’dan çok daha ileriydiler.

yani modern kapitalizmin baþladýðý çaðlarda böyle görünüyordu doðrusu. Batý Avrupalý öncüleri ile aralarýndaki uçurumu kapatmak þöyle dursun. Ayný þekilde. Zengin toprak aðalarýnýn bile sanayi alanýna el atmaya kalkmasý pek seyrek görülen olaylardan deðildi (özellikle madencilik alanýna göz dikmiþti aðalar) ve böylece geniþ kapitalist iþletmelerin temellerini atýyordu onlar da. bu ülkelerin ileri atýlmalarýný kolaylaþtýrmalýydý. ayný zamanda. Yakýn Doðuya ya da hattâ Çin’e kadar götürelim. daraltamadýlar bile. feodal üretim biçimini kapitalist üretim biçimine dönüþmesini saðlamak ve bu dönüþüm sürecini hýzlandýrmak için serada sebze yetiþtirircesine kullanýrlar. fakat olsun.ransa’nýn geçtikleri yolun týpatýp aynýsýný aþmýþ olacaklarýný söylemek istemiyoruz tabi. siyasal. kültürel ve dinsel geçmiþi de. Yalnýz. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 181 .lyelerini büyüttüler. üretim. el sanatlarý ve sanayileri (manüfaktür) geniþliyordu. coðrafyadaki konum ve iklim farklarý deðil. yaratmýþtýr da. Hindistan’a. ilerleyen ve serpilen iþletmelere. Ýster Rusya’da. bu farklar. onlar da pekâlâ kendi büyüme süreçleri içine girebilirler. az çok ileri verimlilik ve üretim düzeylerine ulaþabilirlerdi. hep ayný olgunun varlýðýný göreceðiz. “Bunlarýn hepsi. Bunlarýn ve diðer ülkelerin. Almanya ya da . Ýlk sermaye birikimi sürecinde hýzlý bir ilerleme göze çarpýyordu. Durum. böyle atýlýmlarýn belirtileri ve onlar için beslenen umutlarý haklý çýkartacak belirtiler vardý. verimliliði artýþ düzeyinde ve hýzýnda farklar yaratacaktýr.akat hepsinden önemlisi. . Doðu ve [sayfa 283] Güneydoðu Avrupa’da kapitalizmin baþlangýç dönemi tarihini inceleyelim ister kapitalizmin baþlangýcýný. Britanya. gittikçe büyüyüp kabaran köylü ayaklanmalarý. her yerde. Hollanda. ekonomik kalkýnmanýn doðal ortamý bakýmýndan görülen farklar. Aslýnda. onyedinci yüzyýlýn sonlarýnda ve onsekizinci yüzyýlda. gittikçe daha etkin bir biçimde yardým etmeye baþlamýþtý. bilimin ve teknolojinin öncülüðünü yapan Batý Avrupa uluslarýyla gittikçe geniþleyen bir iliþki içinde bulunmak. toplumun yoðunlaþmýþ ve örgütlenmiþ gücü olan Devlet’in erkini. kapitalist çýkarlarýn etkisine þimdi her zamankinden daha çok boyun eðmiþ olan devlet. her ulusun Paul A.”214 Bati Avrupa’nýn ileriye doðru büyük sýçramasý. þimdi az geliþmiþler sýrasýnda adý geçen bazý ülkelerde. yükselen burjuvazinin artan baskýsý ile el ele veriyor ve kapitalizm-öncesi düzenin temellerini sarsýyordu. baþka ülkelerdeki ekonomik büyümeyi engellemeyebilirdi tabii. bir ülkenin. Bu ülkeler. o zamanlar.

böyle etkiler yaratacaktý. tarihsel devinimin genel yöneliþi. artçýlar için de. çarçabuk kapýp anavatanlarýna götürmek için yüksek kârlar peþinde koþan serüvenci tüccar olmalarýnýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . gerçek bu yönde geliþmedi. Ýþte bunlardan dolayý. Üstelik. Yeni ülkelere. Çünkü. becerikli oluþlarýndan ve sivri zekâlýlýklarýndan baþka bir þeyleri yok muydu. bu da önemli deðil. hiç de küçümsenemeyecek bir rol oynayacaktý. hýzlarý ve çizdiði zigzaglar ne olursa olsun. kendi geleceðinin aynasýný tutmaktadýr yalnýz. ne öyle þansa baðlý. Kuzey Amerika göçlerinde görüldüðü üzere siyasal ve dinsel suçlamalardan kaçan sýðýntýlar olmalarýnýn ya da Avusturalya göçlerinde görüldüðü üzere. “Sanayi bakýmýndan daha ileri gitmiþ olan ülke. Ýlk örneklerde Batý Avrupa oldukça boþ toplumlara (societal vacua) girmiþti ve oralarda. yoksa salt saldýrganlýklarýndan. Batý Avrupa’nýn Kuzey Amerika’ya girmesinin etkisi [sayfa 284] (ya da Avustralya ve Yeni Zelanda’ya girmesinin etkisi) ile Asya. ancak bu. Batý Avrupa’nýn dýþ dünyaya kapitalistçe dal budak salmasý son derece karmaþýk etkiler yaratmýþtý. öncü birlikler için ne ise. Afrika’ya da Doðu Avrupa’nýn Batý kapitalizmine “kapýlarýný açmasý”nýn etkisi arasýnda. býçakla kesercesine. Yabancý iliþkilere açýk toplumlarýn ulaþmýþ bulunduklarý geliþme aþamalarý da. çok belirgin farklar bulunduðunu öne süremeyiz.kapitalist sýnýfýnýn elinde toplanmýþ sermaye miktarlarý bakýmýndan büyük deðiþiklikler yaratmýþ olmakla da kalmayacak. Batý Avrupa kalkýnmasýnýn kendi niteliði. ne de farklý halklarýn ýrk özelliklerine baðlý bir sonuç olarak deðerlendirilebilir. kaza eseri bir sonuç olarak. Böyle bir dal budak olgusu. bu sonucu yaratan. bu karmaþýk etkilerin oluþumunda. gerilerde kalmýþ olanlar için de ayný olmuþ gözükmektedir. gelirken yanlarýnda bir miktar sermaye getirmiþler miydi.”215 Ne var ki. Batý Avrupa aldý baþýný gitti. “iliklerine kadar kapitalizm ile dolu” gelmiþlerdi ve anýlmaya deðer bir direniþ ile karþýlaþmamýþlardý ya (Davy Crockett’in akýllara durgunluk veren serüvenleri hariç) önemli 182 Paul A. sanki oralarýn kýrk yýllýk yerlisiymiþ gibi yerleþmiþti. Aslýnda. Ýlk niyetleri buydu ya da bu deðildi. çeþitli nedenlerle sýnýrdýþý edilmiþ kiþilerden olmalarýnýn hiç de önemi yoktu. dünyanýn geri kalan yerlerini arkalarda býraktý. daha az geliþmiþ olana. evdeki pazar çarþýya uymadý. ister istemez. kendi doðasý idi. onlarýn kapitalizm-öncesi siyasal ve toplumsal yapýlarýnýn saðlamlýk ve esneklik derecelerini de belirleyecekti.

olan buydu; kýsa bir süre içinde, bakir sayýlabilecek topraklara (olaðanüstü bereketi olan topraklara) yerleþmeyi baþarmýþlar ve burada kendilerine özgü bir toplum kurmuþlardý. Ýþe kapitalist aþamadan baþlayan bir toplumdu bu, yapýsý böyleydi; feodal zincirlerle ve engellerle kösteklenmemiþ bu toplumun, derdi gücü, verimli kaynaklarýn geliþtirilmesiydi, baþkaca bir kaygýsý yoktu. Toplumsal ve siyasal enerjileri, feodal egemenliðe karþý uzun süren bir savaþta tüketilmemiþ olduðu gibi, feodal çaðýn alýþkanlýklarýnýn ve geleneklerinin üstesinden gelmek için de boþ yere harcanmýþ deðildi. Sermaye birikiminin ve kapitalist geliþmenin önündeki tek engel yabancý yönetimiydi. Ancak, iç gerginliklerden ve son derecede yoðun çatýþmalardan hiç de kurtulmuþ olmamakla birlikte -Benedict Arnold!-, yeni yeni serpilip boy atan burjuva toplumlarýydýlar ve daha tarihlerinin ilk aþamalarýnda, yabancý yönetimini devirip [sayfa 285] baþlarýndan atacak kadar birbirine baðlý ve güçlü, kapitalizmin büyümesine olanak saðlayacak bir siyasal çerçeve yaratacak kadar da akýllýydýlar. Bu durum ile dünyanýn öteki kesimlerinde olup bitenler arasýnda daðlar kadar fark vardýr. Bu farký ortaya çýkaran etmen, Hindistan’a, Çin’e, Güneydoðu Asya ülkelerine, Yakýn Doðu’ya ve Afrika’ya giden Batý Avrupalý giriþimcilerin, kapaðý Kuzey Amerika’ya atanlardan, birçok bakýmlardan deðiþik yapýda insanlar oluþlarý deðildi. Hepsi de, Batý kapitalist geliþmesinin çarkýndan çýkmýþlardý, birbirlerine benzerlerdi; hepsi de bencil umutlarla beslenmiþ, iþleri güçleri çapulculuk ve yaðmacýlýk olan kiþilerdi. Aradaki farký yaratan ise, bunlarýn Asya’da ve Afrika’da bulduklarýnýn deðiþik oluþuydu. Amerika’da ya da Avustralya’da karþýlaþtýklarý ile Asya ve Afrika ülkelerinde gördükleri arasýnda dünya kadar fark vardý. Ýklimin ve doðal çevrenin, Batý Avrupalý göçmenleri davet edecek kadar elveriþli olduðu yerlerde, bu göçmenler, zengin ve eski kültürlere sahip köklü toplumlardý bunlar; henüz, kapitalizmöncesi aþamasýný ya da kapitalist geliþmenin oluþumsal aþamasýný yaþýyorlardý. Kurulu toplum düzeninin ilkel ve kabile yaþantýsý halinde bulunduðu yerlerde ise, genel koþullar ve özel olarak da iklim koþullarý, Batý Avrupa göçmenlerin buralara, kitlesel yerleþmelerine olanak tanýmýyordu. Sonuç olarak, her iki halde de, Batý Avrupalý konuklar, ev sahibi ülkelerden, mümkün olan en büyük kazançlarý elde etmenin yollarýna bakýyorlar ve yaðmalarýný alýp kendi ülkele-

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

183

rine bir an önce dönmek için can atýyorlardý. Bunlar düpedüz yaðmacý ve çapulcuydular ya da bu niteliklerini ticaret perdesi altýna gizlemiþlerdi; sýzabildikleri, el atabildikleri yerlerden, dünyanýn servetini alýp kaçmýþlardýr. “Sömürüsünde, ölünün sýrtýndan kefenini çalacak kadar ileriye giden onyedinci ve onsekizinci yüzyýl sömürgecilik politikasý, eski yüzyýllarýn Haçlýlarýndan ve Levant’ýn Bizans topraklarýný soyup saðana çeviren, eli silâhlý, Ýtalyan kent-soylu [sayfa 216 286] tüccarýndan çok az farklýydý.” Dahasý þu: “Açýk yaðmacýlýk, esir etme ve öldürme yoluyla, Avrupa dýþýndan kapýlýp da anavatana getirilen hazineler sermayeye dönüþtürüldü.”217. Servetlerin aktýðý ya da çýktýðý ülkelerin toplam üretimleri içindeki büyüklükler ya da oranlar üstünde o kadar çok duruyoruz, dikkatlerimizi bu konuda o kadar yoðunlaþtýrýyoruz ki, Avrupa dýþýndaki ülkelerden Batý Avrupa ülkelerine akan bu “tek yönlü servet aktarmalarýnýn” salt büyüklüklerinin önemini gözden kaçýrýyoruz. Oysa, oransal bir ölçüyle bile büyük bir servet aktarmasý yapýlmýþtý. Bununla birlikte, söz konusu aktarmalarýn, Batý Avrupa’nýn ve bugünkü azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnmalarý bakýmýndan taþýdýklarý önem son derece büyüktür; iþin asýl önemli yaný, söz konusu kaynaklarýn, “ekonomik yeri” olarak adlandýrabileceðimiz niteliðinden çýkýyordu. Gerçekten de, Batý Avrupa’nýn, toplam geliri içinde, denizaþýrý iþlemlerinden saðladýðý ek artýþ, elinin altýndaki ekonomik artýðý geniþ ölçüde çoðaltmýþtý. Dahasý var: Ekonomik artýkta meydana gelen bu çoðalma, hemen de yoðunlaþmýþ bir biçimde ortaya çýkýyor ve onu geniþ ölçüde yatýrým amaçlarý için kullanabilecek kapitalistlerin eline geçiyordu. Batý Avrupa’nýn kendi kalkýnmasýna katkýda bulunan bu yoðun bolluk, sermaye birikimini kolaylaþtýran bu “dýþ etmenin” katkýsý konusunda ne söylense azdýr; söz konusu aktarmalarýn büyük bir rol oynadýklarýný söylemek katiyen bir abartma olarak görülmemeli.218 Böyle bir aktarma ve özellikle bunun gerçekleþmesinde kullanýlan yöntemlerin, en hafif deyimiyle gönülsüz olan “verici” ülkedeki etkileri çok daha büyük olmuþtur. Sömürülen ülkelerin bütün kalkýnma süreci sarsýlýp altüst olmuþ ve bundan böyle izleyecekleri yol büyük ölçüde saptýrýlmýþtýr. Batýlýlar, bu ülkelerin eski toplumlarýndaki, antik yapýlarýndaki donmuþ devinim için bir dinamit rolü oynamýþlar ve onlarýn kapitalizm-öncesi düzenlerinin parçalanýp daðýlmasý sürecini geniþ ölçüde hýzlandýrmýþlardýr. [sayfa 287] Ta-

184

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

rýmsal ekonomilerinin yýllanmýþ düzenlerini parçalayarak ve ihraç edilebilir ürünlere yönelmelerini zorlayarak, Batý kapitalizmi, onlarýn köylük bölgelerindeki kendine yeterli ekonomik düzeni yýkmýþ ve pençesini attýðý bütün ülkelerde, kapitalizm-öncesi düzenini oluþturan baþka ne varsa hepsini bozarak, süratle, meta dolaþýmýnýn hacmini büyütüp geniþletme yolunu tutmuþtur. Köylülerin elindeki topraklarý, modern çiftlikler kurma ve benzeri amaçlarda kullanma bahanesiyle kapýp alan -ve hatta birçok ülkede bir çýrpýda bütün topraklarý alan- ve sonra bunlarý yabancý giriþimcilerin emrine veren Batý emperyalizmi, bununla da kalmamýþ, köy el sanatlarýnýn karþýsýna kendi sanayi ürünlerinin öldürücü rekabet gücünü dikerek, büyük bir yoksul emekçi kitlesi yaratmýþtýr.219 Böylece kapitalist giriþimlerin alanýný geniþletmiþ, pazar ekonomisinin gereklerine uygun bir hukuk düzeni ve özel mülkiyet iliþkileri düzeni geliþtirmiþ, sömürdüðü bu ülkelerdeki durumunu pekiþtirmek için özel yönetim kurumlarý getirmiþtir. Salt, yönetimine aldýðý bu bölgelerdeki ekonomik ve siyasal egemenliðini geniþletip saðlamlaþtýrmak için, ekonomik artýðýn bir kesimini, haberleþme sistemlerini geliþtirmek, demiryollarý yapmak, limanlar ve kara yollarý açmak için kullanýlmak üzere ayýrmaða baþlamýþtýr; bütün bunlarý yapmasýndan amaç, kârlý sermaye yatýrýmlarý için uygun bir ortam hazýrlamaktýr. Madalyanýn yalnýz bir yüzüydü bu. Bir kapitalist sistemin geliþmesi için bazý temel alt-yapý tesislerini kurup olgunlaþtýrma iþine, karþý konulmaz bir enerji ile ve dört elle sarýlan Batý emperyalizmi, bugünkü az geliþmiþ ülkelerin, baþka alanlardaki geliþim ve olgunlaþmalarýný da, ayný gücünü kullanarak engellemiþtir. Boyunduruk altýna giren ülkelerin eskiden biriktirmiþ olduklarý ve yeni yarattýklarý ekonomik artýðýn büyük bir kesimini alýp götürmesi, bu ülkelerin ilk sermaye birikimlerini gerçekleþtirmeleri olanaðýný ellerinden almak demekti. Bu ülkelerin, öldürücü bir dýþ rekabet ile karþý karþýya kalmalarý, yeni yeni palazlanmakta [sayfa 288] olan sanayilerini boðazlamaktan baþka bir etki yaratmýyordu. Gerçi, meta dolaþýmýnýn artmasý, çok sayýda köylü ve zanaatkarýn yoksullaþmasý, Batý teknolojisi ile iliþki kurmak gibi etmenler, kapitalizmin geliþmesi için güçlü bir itme ve elveriþli bir ortam olarak deðerlendirilebilirdi ama bütün bunlar, kalkýnma yönünü saptýrýyor, çarpýtýyor ve Batý emperyalizminin amaçlarýna uygun, sakat bir kalkýnma modeli ortaya koyuyordu.

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

185

Demek oluyor ki, Batý kapitalizminin yörüngesine oturan halklar, feodalizm ile kapitalizmin arasýndaki alacakaranlýkta kalmýþ bir kalkýnmanýn içinde, her iki sistemin de kötü yanlarýndan etkilenerek yaþamlarýný sürdürüyorlar ve emperyalizmin yaðmalama siyasetinin bütün etkilerine boyun eðmek zorunda kalýyorlardý. Kendi feodal aðalarýndan zaten yýlmýþ olan fakat ne de olsa gelenekleri gereði buna katlanmayý bilen halkýn baþýna, þimdi de yabancý ve yerli kapitalistlerin yumruðu inmiþ oluyordu; acýmasýz ve insanlara dayanma güçlerinin sonuna kadar yüklenen bir yumruktu bu! Kendi feodal geçmiþlerinden miras kalmýþ olan karanlýðýn ve baskýnýn üstüne, þimdi de, kapitalistlerin akýllýca ve inceden inceye hesaplanmýþ yaðmacý düzenleri ekleniyordu. Sömürülme oranlarý artmýþtý, ama bunun meyvalarý, verimli servetlerinde bir artýþ saðlamýyordu; daha çok üretiyorlardý ama ellerinde avuçlarýnda hemen hiçbir þey kalmýyor, ya dýþarýya akýp gidiyor ya da yerli parazit burjuvazinin beslenmesine harcanýyordu bunlar. Derin bir sefaletin içinde yaþýyorlardý, ama yarýnlarýnýn daha iyi olacaðýna dair bir belirti de yoktu. Kapitalist bir düzende yaþýyorlardý sözüm ona, fakat ortada sermaye birikimi yoktu. Babadan, atadan kalma geçim araçlarý, sanatlar ve meslekleri ellerinden alýnmýþtý ama, onlarýn yerini alacak bir modern sanayi de verilmemiþti kendilerine. Batýnýn ileri bilimsel buluþlarýyla kucak kucaða idiler ilk bakýþta ama, aslýnda, geriliðin on koyu karanlýklarýnda yaþamaktaydýlar. Bu sömürünün en iyi örneði, hiç kuþkusuz, Hindistan’dýr. [sayfa 289] Doðu Hindistan Þirketi (East Indian Company) günlerinden bu yana, Hindistan’da olup bitenleri, hiçbir yoruma sapmadan ve ince eleyip sýk dokumadan, gözler önüne sermek yeter de artar bile. Batý kapitalizminin savaþ arabasýnýn arkasýna eklendikten sonra, Hindistan’da olup bitenler konusu, aralarýnda büyük görüþ farklarý bulunan yazarlarýn bile bir anlaþmaya, bir ortak görüþe varabilecekleri kadar acýk, az sayýda tarih konularýnýn baþýnda geliyor. Kimsenin, Ýngilizlere karþý önyargýlý olmakla suçlayamayacaðý bir otorite, bulgularýný bakýn nasýl koyuyor ortaya: “... Onsekizinci yüzyýla kadar, Hindistan’ýn ekonomik koþullarý oldukça ileriydi; Hint üretim yöntemleri ve sanayi ve ticaret örgütleri, o çaðýn geçerli modasý neyse, baþka ileri ülkelerde ne varsa, onlarla kýyaslanabilecek bir düzeydeydi... Dünyanýn en iyi ipeklilerini ve diðer lüks kumaþlarýný yapýp ihraç eden bir ülkeydi Hindistan ve bu sýrada Ýngilizle-

186

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

rin atalarý son derecede ilkel bir hayat yaþamaktaydýlar; fakat sonradan Hintliler, bu vahþi barbarlarýn soyundan gelen Ýngiliz torunlarýn baþlattýklarý ekonomik devrime katýlma baþarýsýný gösteremediler.”220 Ancak bu “baþarýsýzlýk”, ne bir kaza eseriydi, ne Hint “ýrkýnýn” özel yeteneksizliðinden ileri geliyordu.221 Ýngiliz yönetiminin tâ baþýndan beri, Ýngiliz sermayesinin Hindistan’ý kurnazca, merhametsizce ve sistemli olarak yaðmalamasýndan ileri geliyordu bu “baþarýsýzlýk”. Bu çapulculuk o denli akýllara durgunluk verici ölçüdeydi ve Hindistan’dan alýnýp götürülen deðerler o denli büyüktü ki, 1875 yýlýnda, devrin Hindistan iþleriyle görevli Devlet Bakaný olan Lord Salisbury þöyle öðütler verebiliyordu kendi yurttaþlarýna: “Hindistan’da kan akýtýlacaksa, dereler gibi akýtýlmalý!”222 Hindistan’dan çalýnan servetlerin toplam tutarý, benim bilgime göre, bugüne kadar tam olarak deðerlendirilememiþ, dökümü tam alarak yapýlmamýþtýr. Digby, Plassey ve Waterloo tarihleri arasý -ki bu dönem Ýngiliz kapitalizminin en önemli çaðýný kapsamaktadýr- için yapýlan birtakým [sayfa 290] tahminlerden söz ediyor; bunlara bakýlýrsa, söz konusu dönemde, Hindistan’dan alýnýp Ýngiltere’ye getirilen servetin 500.000. 000 Sterlin ile 1.000.000.000 Sterlin arasýnda oynadýðý görülecektir. Bunun büyüklüðü konusunda bir fikir vermek üzere, ondokuzuncu yüzyýl sonlarýnda Hindistan’da iþ çeviren bütün anonim þirketlerin sermayeleri toplamýnýn, ancak 36.000.000 Sterline eriþtiklerini söylemeliyiz. Hindistan’ýn en iyi istatistikçileri olan K. T. Þah ile K. J. Kambata’nýn hesaplamalarýna göre, içinde bulunduðumuz yüzyýlýn ilk onyýllarýnda, Ýngilizler, Hindistan’ýn toplam ulusal gelirinin yüzde 10’una ulaþan bir deðeri, her yýl alýp götürüyorlardý.223 Bu akýmýn, yirminci yüzyýlda, onsekiz ve ondokuzuncu yüzyýllardakinden daha küçük olduðunu varsaymak yanlýþ deðildir. Þunu da unutmamalý ki, bu yüzde, yalnýz dolaysýz aktarmalarý kapsamakta. Ýngilizlerin el koyduðu kaynaklar hakkýnda bir fikir vermemekte ve Ýngilizlerin Hindistan’a zorla kabul ettirdikleri ticaret hadleri dolayýsiyle elde ettikleri kazançlarý (yani pahalýya satýp ucuza satýn almaktan doðan kazançlarý) içine almaktadýr. Bütün bu aktarmalarýn Ýngiltere için ne anlama geldiðini daha yakýndan görebilmek için Brooks Adams’ýn çizdiði þu tabloya göz atmak uygun olacaktýr: “Hindistan’ýn yaðmalanmasý konusunda, Kalküta’da yüksek bir görevi bulunan Macaulay’dan daha bilgilisi çýkmaz...

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

187

Kendi sözlerini aktaranlarýn hepsinden daha az baðlýdýr resmi sýnýfýn görüþ açýsýna bu Macoulay. Plassey’den sonra, nasýl bir “servet saðanaðýnýn” yaðmaya baþladýðýný ve Clive denilen adamýn, bu saðanaktan kabýný nasýl doldurduðunu açýk seçik anlatýyor. Sözü ona býrakalým: “Böyle hayata on parasýz baþlayan, soylu bir aileden de gelmeyen, buna karþýlýk daha otuzdört yaþýna basmadan koskoca bir servetin sahibi olmayý baþarmýþ baþka bir Ýngiliz yoktur dersek, yalan olmaz! .akat, gelen gideni aratýrmýþ; Clive’in ayrýlmasýndan sonra gelenler, bu adamýn kendisi için ve hükümet için saðladýðý [sayfa 291] kazançlardan çok daha büyüðünü elde ettiler; Clive’ýn arkasýndan Bengal, gözü dönmüþ binlerce Ýngiliz görevlisinin istilâsýna uðradý. Bu görevlilerin astýðý astýk kestiði kestikti, sorumsuz ve aç gözlüydüler, özel kasalara varýncaya kadar boþalttýlar. Bütün düþündükleri, bir an önce yüzbinlerce sterlini ceplerine koymak, bunun için önüne gelen yerliyi soyup soðana çevirmek ve sonra ilk araca atlayarak Ýngiltere’nin yolunu tutmaktý... Kalküta’da, bu þekilde korkunç hazineler biriktirildi; bu sýrada otuz milyon insan, açlýktan erimiþ, bir deri bir kemik kalmýþtý... Ýngiliz yönetimi, toplumun ayakta kalmasýný bile tehlikeye düþürecek kadar kötüydü. Sanki bir eski Roma Konsülü iþ baþýndaydý; ülkenin en deðerli mermer saraylarýný söktürüp, caným hamamlarýný yerle bir edip, bir iki yýl içinde, Campania kýyýlarýnda kendisine bir köþk yaptýrýyor, amber þarabý içiyor, cývýldayan kuþlar arasýnda bir cennet hayatý yaþýyor, gladiyatör ordularýyla ve zürafa sürüleriyle gösteriþe kalkýyordu; sanki bir Ýspanyol beyi iþ baþýndaydý ve arkasýnda beddua eden, lanet okuyan insanlar býrakarak Meksiko’yu ve Lima’yý terkediyor, altýn yaldýzlý saltanat arabalarý katarýyla Madrit’e giriyor ve arabalarý gümüþ koþumlu katanalar çekiyordu... Hayýr, hayýr, Ýngiliz yöneticilerin ve beylerin durumu bunlardan da þa’þaalýydý...”224 (...) Plassey’den çok kýsa bir zaman sonra Bengal yaðmasýnýn ganimetleri Londra’ya ulaþtý ve hemen de etkisini gösterdi; bu alandaki bütün otoritelerin kabul ettikleri gibi, ondokuzuncu yüzyýlý, bütün eski dönemlerden ayýran “Sanayi Devrimi”, 1760 yýlýyla, yani bu yaðma ganimetlerinin Londra’ya ulaþmasýyla baþladý. 1760 yýlý öncesinde Lancoshire’de kullanýlan pamuklu dokuma tezgâhý, Hindistan’da kullanýlan tezgâh kadar basitti; 1750’ler-

188

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

de Ýngiliz demir sanayi sürekli gerileme halindeydi... Buhar makinesinin günlük hayata girecek kadar yaygýnlaþmasýný, insanlýk, bunu icadeden adamdan çok, uygulamaya koyan kapitaliste borçludur, demek oluyor ki...”225 Bul çýlgýn þölenin, sermayenin ilk birikimi demek [sayfa 292] olan bu vahþi yaðmanýn, Hindistan’ýn kalkýnmasý üstündeki etkilerini, bu alanda standart bir eser olan Romesh Dutt’un kitabýndan, The Economic History of India’dan alacaðýmýz aþaðýdaki parçadan daha iyi kim anlatabilir:226 “Hindistan’da, Ýngiliz yönetimi altýnda, ulusal servet kaynaklarýnýn, bin bir çeþit soygun yoluyla, eritilip kurutulduðu bir yapýmcý, hem de büyük bir tarýmcý ülkeydi; Hint dokumalarýný bütün Avrupaya ve Asya pazarlarýný doldurup taþýrýrdý. Doðu Hindistan Þirketi ve Britinya Parlementosu, elbirliði ederek, yüz yýl kadar süren bencil bir ticaret politikasý güttüler ve Ýngiliz yönetiminin daha ilk günlerinden baþlamak üzere, Hindistanýn yerli yapýmcýlarýný engelleyip, Ýngiltere’nin yeni yeni palazlanmakta olan yapýmcýlarýný yüreklendirip desteklediler; ne yazýk ki bu da bir gerçek! Onsekizinci yüzyýlýn son onyýllarýnda ve ondokuzuncu yüzyýlýn ilk onyýllarýnda hiç deðiþtirilmeden sürdürülen bu politikanýn hedefi, Hindistan’ý Büyük Britanya’nýn sanayi kollarýna kul köle etmek, Hint halkýný yalnýz ve yalnýz ham madde üreten insanlar durumuna getirmek, onlara, Büyük Britanya’daki fabrika ve tezgâhlarýn çalýþmasý için malzeme saðlamaktan öte bir iþ býrakmamaktý. Bu politika, þaþmaz bir kararlýlýk ve öldürücü bir baþarýyla izlenmiþtir. Hintli zanaatkarlarýn, Ýngiliz þirketlerine ait fabrikalarda çalýþmalarýný zorunlu kýlan buyruklar çýkarýlmýþtýr; Hindistan’a yerleþen Ýngiliz tüccarýn, köyleri ve dokumacý topluluklarýný gönlüne göre denetleyip sömürebilmesi için, kanun ve buyruklardan doðan üstün yetki ve erklerle donatýldýðý görülmüþtür; koruyucu gümrük duvarlarý ile Hint ipekli ve pamuklularýnýn Ýngiltere’ye girmesi önlenmiþtir; buna karþýlýk, Ýngiliz mallarýnýn, Hindistan’a gümrüksüz girmesi ya da simgesel bir gümrük ödeyerek girmesi saðlanmýþtýr... Avrupa’da, buhar gücüyle iþleyen dokuma tezgâhýnýn kullanýlmaya baþlanmasý, Hint dokuma sanayilerinin çöküþünü tamamlayan son darbeyi indirmiþ; daha sonralarý, ayný tezgâhlarýn Hindistan’da kurulmalarý [sayfa 293] üzerine,

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

189

Hindistan’ýn bugüne kadar katedeceði 190 Paul A. Hindistan’ýn suyu. çiftçiyi yoksulluðun ve sürekli borçlu yaþamanýn göbeðine itmiþtir.verimli yatýrýmlar için kullanýlýyor ve ilerde.. bu artýþ. Hiç kuþkusuz. bir kullanýmdan baþka bir kullanýma aktarýlmakla kalmýyordu yalnýz. eski sanayileri canlandýrma yolunu tutmuþtur. artýk zorunlu olarak. eli kulaðýnda bir yýðýn ayaklanmayý. Hindistan’ýn elinde. Doðrusu ya. Þu ya da bu nedenle bir üretim artýþý oldu muydu. Hindistan’da pamuklu dokuma üstüne bir üretim vergisi konmuþ ve bu buharla iþleyen tezgâhlarýn devreye alýnmasýný uzun süre engellemiþtir. yerli yönetimde yarý aç yarý tok çalýþan Hintlilere de bir miktarý ödendikten sonra tabii. yoksulluklara ve yoksunluklarla neden olacaktýr. tasarruf etme (dolayýsiyle yatýrým yapma) olasýlýðýný ortadan kaldýrarak. feodalizmden kapitalizme geçiþ süreci ve kaynaklarýn sermaye oluþumuna kaydýrýlmasý (yani bu sürecin ayrýlmaz bir parçasý). bu artýðýn büyük bir kesimi. aþýrý vergilendirme yoluyla halkýn elinden alýnýr ve Avrupa’ya götürülürdü.. kötü kýlýklý. Hindistan’da yatýrýlmýþ olsaydý. bu süreç bir kere “dönüþü olmayan yoluna” girdi miydi. izbelerde yaþayan ve çok çalýþan halk kitlelerinin emeðinin sýkýþtýrýlýp posasý çýkarýlmak yoluyla elde ediliyordu.. bir tarým kesimi kalmýþtýr artýk... Gerçekten de.. bugünkü içler acýsý durumunda olmaz.. çatýþmayý ve güçlüðü de beraberinde getirerek. büyük acýlara. topraktan servet biriktirme iþine her zaman burnunu sokmuþtur zaten. bu ülke. Gene de bu artýk -yetersiz ve akýlsýz bir biçimde [sayfa 294] de olsa.. tarýmý felç ettiði gibi. . baþka ülkenin topraklarýný sulayýp bereketlendirmekteydi. haksýz kýskançlýðýný açýða vurmaktan çekinmemiþtir. Hindistan’da Devlet. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði ..” Ýngiliz kapitalizminin istilâsý sonunda Hindistan’ýn baþýna gelen büyük felâket her türlü ölçünün üstündeydi. Hindistan’da Devlet... Toplumun ekonomik artýðý.. çiftçilerin gelirlerini ve kârlarýný her zaman makaslamýþ ve ekicilerin sittin senedir yoksul yaþamalarýna yol açmýþtýr.. ekonomik kalkýnmasýnda belli bir yere gelmiþ olurdu. üretim ile verimliliðin artýþýna yarayacak temellerin atýlmasý yolunda deðerlendiriliyordu. kötü beslenen. ne yeni iþkollarý açmýþ.. tarýmdan elde edilen bütün ekonomik rantý yutan bir Toprak Vergisi getirmiþ ve bu vergi. Britanya’nýn koparýp götürdüðü ekonomik artýk. ne de eski iþkollarýný.akat Britanya Hükümeti.Ýngiltere.

periþan olur ve zavallý bir budala olur çýkardý. parazit toprak aðalarýný ve tefeci sülükleri koydular. bütün eski geleneklerinden ve bütün geçmiþ tarihinden býçak gibi kesip ayýrmýþtýr. yerli bir ekonomik kalkýnmaya dayanak olabilecek ne varsa sildi süpürdü ve toplumun baþýna. günde bir doz pusta içirirlerdi. komisyoncularý ve böyle daha bir yýðýn hergeleyi belâ etmiþ oldu. çürümekte olan bir düzenin çöplüðünde doðup güvensiz ve kýsýr bir ömür sürerek gününü gün etmeðe çalýþan istifçileri. eski Hint despotlarýnýn yönetim örneðini andýrýyordu geniþ ölçüde. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 191 . halkýnýn elsiz ayaksýz bir durumda býrakýlmasýyla. “Bir yanda top- Paul A. Ticaret politikalarý. yeteneðinden ve zekâsýndan korkup çekindikleri ve onu öldürmeyi de göze almadýklarý zaman. bir çeþit afyonlu ilâçtý bu. geçmiþle tek baðlantý bu noktadaydý ve Macaulay bunu çok iyi biçimde dile getirmektedir: “Seçkin bir kullarýn.yolun. adamakýllý uzun bir kalkýnma yolu. Hindu’nun bugünkü sefaletini yaratan özel bir melankoli. görünürlerde hiçbir yeniden kurma olanaðý da yoktur henüz. bütün yapýsýný yerle bir etti. adamcaðýz. yani tuhaf bir karmaþýklýðý. “Bütün iç savaþlar. onun yerine. ihtilâller. küçük burjuvalarý. ve kýtlýklar. Hindistan’ýn ekonomik potansiyeline verilen zarar. Ýngiltere. Hint toplumunun bütün çerçevesini. birbirini izleyen Hintli kuþaklarýn. oldu-bittisi ve yýkýcýlýðý olan bu ardýþýk olaylar. Hindistan toplumunun aldýðý derin yaralarýn açýklanmasý için yeterli olgular deðil. Sistemli çalýþtýlar! Toprak ve vergi politikalarý ile Hint köy ekonomisini yýktýlar.”228 Hindistan’ýn Ýngiliz yöneticileri. istilâlar. süründüren bir uygulamaydý. ona. insaný öldürmekten de beter eden. birkaç ay içinde. gövde ve kafa olarak çöker. belki de daha kalýcý bir durum kazanmýþ oldu ve bu herhalde çok daha yýkýcý oldu. Ekonomi politikalarý. milyonlarca aç ve hasta insanýn barýndýðý gecekondularla doldurdu. Hint toplumunun bütün deðerlerini böyle böyle çökerttiler iþte. Hintli zanaatkârlarý çökertti ve kentlerin çevrelerini. kendi zengin kaynaklarýyla orantýlý ve halkýnýn potansiyeli ile tutarlý. ileri bir yol olup olamayacaðýn tartýþmak bile yersizdir! Herhalde. Eski bir dünya yitirilmiþtir ama yenisi de kazanýlamamýþtýr Hindistan’da. Ýngiliz buyruðu altýndaki ülkeyi.”227 Britanya’nýn Hindistan’daki politikasý. þu son iki yüzyýlýn sonunda ulaþýlan felâketli durumla uzaktan yakýndan bir iliþkisi bulunmayan bir alýn yazýlarý olacaktý o zaman. Bu yönteme baþvuranlara [sayfa 295] lâyýk. fetihler.

Hintlileri kendi aralarýnda bölme ve birbirine düþürme politikasýný eklemeliyiz.. bütün bunlarý... Avrupa Tarihi’nin Baský Makinasý ve Ýncil olaylarýnýn burada da yinelenmesi tüyleri diken diken ediyor.”230 Söylemeðe gerek bile yoktur ki. gerek baðýmsýz ülkelerde yürüttüðümüz [sayfa 296] bu politikaya þiddetle karþý çýkanlar ve kýzanlar vardý. O günlerde. Bu yöntemlere. bizim eðitim politikamýz.”229 Ýngilizlerin eðitim politikalarý ise zaten belli bir þeydir. halkýn içler acýsý yoksulluðu sorunu. çeþitli. yerli ve yabancý çýkarlarý sorunu. ve hepsinden önemlisi.” Hindistan’da iki yüzyýl süren Batý Kapitalist boyunduruðunun etkilerini deðerlendirirken ve Hindistan’ýn bugünkü geriliðinin nedenlerini çözümlerken Nehru. azýnlýklar sorunu. sosyal hizmetlerin son derece geri oluþlarý sorunu. Nehru’nun yukarýdaki sözleri aldýðýmýz kitabýnda. elde etmiþ olduklarý ayrýcalýklarý ancak bu yöntemin sürüp gitmesiyle yaþayacak böyle yeni sýnýf ve tabakalar yarattý. bir de. Hindistan’ýn Ýngilizlerden önceki geçmiþini idealleþtirmek ve romantik bir biçimde “Kaybolmuþ bir Cennet” olarak sunmak için anlatmýyoruz. bir yanda boyunlarý eðik-bir sürü memur.. her türlü olumlu giriþimi önlemekti. ilk bakýþta kuzu postuna bürünmüþ görünseler bile. iç ve dýþ. Bugün karþýlaþtýðýmýz büyük sorunlarýn hemen hepsi. bu yönetime göbeðinden baðlý. gerek kendi yönetimimizin altýndaki yerlerde. Hükümet üyelerine korkulu rüyalar gördürüyor. kendi yerini saðlamlaþtýrmak için. bu þairane köy topluluklarý.bilginin özgürce yayýlmasý korkusu iyileþmez bir hastalýk hâline geldi. daima Doðu despotizminin saðlam dayanaklarý olmuþlar.. sanayinin yokluðu ve tarýmýn ihmal edilmiþliði sorunu. bütün Ýngiliz yönetimi boyunca sürüp giden.rak aðalarý ve prensler. bakýn neler söylüyor ve nasýl doðru söylüyor: “... Ýngiliz yönetimi zamanýnda boy atmýþlardýr ve Ýngiliz politikasýnýn doðrudan sonuçlarýdýr: prensler sorunu. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði ... Daha önce sözünü ettiðimiz yazýlarýndan birinde Marx. Hindistan’ýn eski günlerini pek güzel dile getirmektedir: “. in- 192 Paul A. saçlarýný dehþetle bir karýþ havaya kaldýrýyordu. köy muhtarlarýndan (patravi’den) yukarýya doðru bir sürü hazýr yiyici! Ýngiliz yönetimi. Kayye’nin life of Metcalfe Metcalfe’nin Yaþamý) adlý eserinden alýnan þöyle bir parça görüyoruz: “.. Hintlileri en derin karanlýklarda ve barbar yaþantýlarý içinde tutmak. Þunu hiç bir zaman akýldan çýkarmayalým ki. bilgi ýþýðýnýn halkýn arasýnda yayýlmasýný önlemek için.

bâtýl inançlara boðulmuþlardýr. bir burjuva devriminin temizliðinden geçeceðinden ve uzun bir kapitalist kalkýnma yolunun kaçýnýlmaz fiyatýný ödeyerek ilerleyebileceðinden de kuþkumuz yoktur. kendi kendini geliþtiren bir toplumsal durumu. bütün görkeminden ve tarihsel enerjilerinden yoksun kýlmýþlardýr. beni sokmayan yýlan bin yaþasýn felsefesine sýðýnýp kabuðunda bekleyen bu barbar pýsýrýklýðýný bir an olsun unutmamalýyýz.”231 Bütün bunlarý unutamayýz ama. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 193 . kaynaklarýný kendi çýkarlarý için kullanabilseydi. kendi yolunu tutabilseydi.san kafasýný sonuna kadar sýkýþtýran bir mengene görevi yapmýþlar. [sayfa 297] vahþi ve bilinçsiz yerle bir etme tutumlarýna ve güçlerine çanak tuttuðunu ve Hindistan’da cinayeti bir çeþit dinsel tören hâline getirdiðini de unutmamalýyýz. kýlý kýpýrdamadan seyretmiþ bulunan ve kendisi de saldýrganýn pençesine düþebilecek âciz bir yaratýk olduðu halde. insanýn çevre koþullarýna boyun eðmesini kolaylaþtýrdýklarýný. geleneksel kurallardan dem vurarak esir etmiþledir bu kafayý. Bu küçük topluluklarýn kast ve kölelik düzenleriyle zehirlenmiþ olduklarýný. zaman içinde. imparatorluklarýn çöküþünü akli almaz iþkenceleri ve zulümleri. bu bitkisel hayatýn. bu miskin. büyük kentlerde yaþayanlarýn kitleler hâlinde kýlýçtan geçirilmelerini doðal olaylarmýþ gibi tevekkülle. daha kestirme ve daha az engebeli bir yoldan geçerek. daha þanslý bazý ülkelerde görüldüðü gibi. eline geçirdiði bir parça topraða sýký sýkýya sarýlmýþ ve oturduðu yerden. hiç bir zaman deðiþmeyecek bir doðal kader hâline dönüþtürdüklerini ve böylece insaný hayvanlaþtýran bir doðaya tapýnma dini ortaya çýkardýklarýný da asla unutmamalýyýz. Bu onursuz. biran olsun unutmamalýyýz. onu koþullarýn efendisi yapmak varken kölesi yaptýklarýný ve böylece. Eðer kendi baþýna kalsaydý. bugün tamamen farklý bir Hindistan var olurdu (ve tamamen farklý bir dünya!) eðer. bu bir çeþit edilgin varolma çabasýzlýðýnýn. Bu yol üstünde. daha iyi ve daha zengin bir toplum düzenine ulaþabileceðini de gözden uzak tutamayýz. Hindistan’ýn kendi baþýna býrakýlmýþ olmasý hâlinde. enerjilerini ve yeteneklerini kendi halkýnýn ilerlemesine yöneltebilseydi bambaþka bir Hindistan görecektik bugün! III Paul A. Hindistan da kendi kaderini çizebilseydi. Barbar bencilliðini.

Japonya’dýr bu ülke. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Asya’nýn baþka yerlerine kadar elveriþliydi olsa olsa. Japonya’daki koþullar. hattâ daha bile kötüydü bir çok yerlerde görülen koþullardan. Sýnai kalkýnmanýn önündeki bu engellerin silinip süpürülmesi düþünülür þey deðildi.. toplum. Söz konusu edilen dönemde. yaratýcý enerjileri boðuyor. kapitalizm-öncesi düzeni yaþayan bir baþka ülkeden daha fazla bocalamakta idi.. ki bu para devletin [sayfa 234 299] bir yýllýk olaðan giderlerini karþýlayabilecek mertebedeydi” 194 Paul A. feodal düzenin sert kabuðunun altýnda. fakat haklý bir kurgu.akat bu arada. Çünkü. emek ve yeteneklerinin geleneksel iþlerde donup kalmalarýna sebep oluyordu.. bir eli balda olan burjuvazinin yýðdýðý servetin niceliði konusunda bir fikir elde etmek için þu rakama bakalým: “1760 yýlýnda Bakufu. Gerçekten de Japonya. Afrika’yý ve Güney Amerika’yý boyunduruðu altýna aldýðý ve Çin’in kapýlarýný ardýna kadar açtýðý dönemde. bir salt “olsayla bulsa” hesabý deðildir. bir yandan da kent ve köy tüccarlarýnýn elinde hýzlý bir sermaye birikimi gerçekleþmekteydi... komþularýnýn âkibetinden kurtulmayý bilmiþ ve oldukça yüksek bir ekonomik kalkýnma düzeyine ulaþmayý baþarmýþ bir tek Asya ülkesinin tarihinde açýk olarak görmekteyiz. yatýrýmlar için elde pek az bir þey kalýyordu.. büyüme ve deðiþmeyi önlemek için her türlü çaba harcandý.. “Ýki yüz yýlý aþan bir süre boyunca.. savaþçý sýnýfýn varlýðýný devam ettirmek için harcanýyordu çoðunlukla. hukuk bakýmýndan hiç deðiþmeyen bir sýnýf kalýbý içinde donduruldu. bir feodal toplumun iç gerginliklerinin ve çatýþmalarýnýn yarattýðý aþýnma ile. bugünün azgeliþmiþ ülkelerinin hepsinin baþýna Batý kapitalizmi tarafýndan açýlmýþ belâlarýn. Kapalý sýnýf sistemi.Tabi yukardaki sözlerimiz kurgu (spekülasyon) niteliðinde. “katýksýz feodal toprak mülkiyeti düzeniyle ve geliþmiþ küçük köylü ekonomisi” (Marx) ile. birikmiþ eski servetlerinin ve o anda elde ettikleri ürünlerin yýðýnlar hâlinde kaldýrýlýp götürülmesinin. Toplumun ekonomik artýðý. feodal ayakbaðlarý ve sýnýrlamalarýn cenderesi altýnda.”232 . yani Batý kapitalizminin Hindistan’ý yerle bir ettiði. 1 781 000 ryo tutarýnda bir “borç” almýþtý büyük ticaret loncalarýndan. [sayfa 298] siyasal ve kültürel hayatlarýnda yaratýlan sistemli çürütme eylemlerinin elbette bir seçeneði (alternatifi) vardýr ve bu hiç de bir varsayým.233 Bir eli yaðda. toplumsal. yerli ekonomik kalkýnmanýn her türlüsüne karþý giriþilen insafsýz baskýlarýn ve soysuzlaþtýrmalarýn. Bunun böyle olduðunu.

Bu tür baskýlar yalnýz para koparmakla da kalmýyordu. bunlarýn samurai bölgelerinde oturmalarýný da yasakladý. yeni düzenin kurulmasýnda. ancien regime’in (eski düzen) devrilmesi. fakat.237 Bütün devrimlerde olduðu gibi. bunlarýn etkilerini küçümsemediðimiz gibi. bunlarýn giyim kuþamlarý. burada da. hükümetin bu sýnýf üstündeki kaba kuvveti hakkýnda da bir fikir veriyor. Japonya’daki tüm zenginlerin % 70’ine sahip olduðunu söyleyen Osaka chonin’i Re- Paul A. feodal düzenin engellerine karþý baský yarattýklarý ve bunun Meiji Restarasyonunu oluþturan temel güç görevi yaptýðý üstünde hiç bir kuþku yoktur. birbirinden farklý (heterojen) sosyal guruplarýn ortak çabalan ile gerçekleþti. tüccar sýnýfýný çeþitli sýnýrlamalar altýnda tutuyordu.235 “Ülkeyi yönetenler. hýzla geliþen kapitalist iliþkilerin. ayakkablarý. Biz burada. Bakufu’nun devrilmesinde ve yerine yeni bir rejimin kurulmasýnda daha önemli rolü oynayan. tüccar sýnýfýnýn oynadýðý siyasal rolü abartmak niyetinde de deðiliz. bir tacirin daimyo adýna benzer bir ad almasýna izin vermediði gibi. Doðrusu ya baþka hiç bir feodal soylu sýnýfý para kazanma ve para kazananlar konusunda Tokugawa törecileri ve hukukçularý kadar büyük bir tiksinti duymamýþtýr tarihte. kapitalist sýnýfýna nasip oldu. büyük chonin.” Samurai’lerin siyasal ve askeri giriþim ve baþarýlarýndan daha az dramatik. on dokuzuncu yüzyýl boyunca Tokugawa rejiminin tâ temellerine inen bir sarsýntý yaratan ve gittikçe büyüyüp kabaran köylü ayaklanmalarý dalgasýný ve (aþaðý) samurai takýmýnýn dað gibi yükselen muhalefetin çok büyük siyasal önem taþýdýðýný bilmeyerek konuþuyor deðiliz. özellikle de Osaka chonin’i idi. Bu sosyal guruplar arasýnda en etkin olanlarý ve en göze batanlarý.”236 Tokugawa egemenliðinin yýkýlmasýnda. Tokugawa egemen gurubunun dýþýnda býrakýlmýþ ve süngüsü düþmüþ saraylýlar [sayfa 300] öfkeli birtakým derebeyleri olmakla birlikte. Hükümet.Böyle “borçlar” hemen hiç geriye ödenmedikleri için yalnýz tüccar sýnýfýnýn zenginliði konusunda bir gösterge olmakla kalmýyor. decllass‚ olmuþ (sýnýfýndan çýkmýþ ya da kovulmuþ) savaþçýlar umduklarýný bulamamýþ aydýnlar. farklý sýnýflarýn oynadýklarý rol ve “þeref” paylarý konusunda Japonya tarihçileri arasýnda bazý görüþ ayrýlýklarý bulunmakla birlikte. hareketin yönünü ve sonuncunu belirleyen. þemsiyeleri ve bunlara benzer daha bir sürü ayrýntýlý kanunla düzenlemiþti.rim’in siyasal ve ekonomik meyvalarýný devþirmek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 195 . Dev. yükselen burjuva sýnýfýydý.

bizi gereksiz yere. gerek biriken sermayenin ticaret alanýndan sanayi alanýna aktarýlmasýný saðlayacak bir itici güç görevi yapmakta. Nasýl ki. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Ýlk sermaye birikimini saðlamak için. amacýmýzdan ve konumuzdan uzaklaþtýracaktýr.starasyon için giriþilmiþ savaþta kesin sonuca götüren çalýþmalarý mâli yönden destekledi. ekonomik artýðýn büyük kesimi köylüden baþka yerden gelemezdi zaten. nüfusunun % 70-75’i tarýmla uðraþan bir ülkede. Büyük ölçüde tarýma doyalý. Japonya’da ilk sermaye birikiminin baþlýca kaynaðý olarak. aksine. on dokuzuncu yüzyýlýn ilk yarýsýnda % 39 iken. Meiji hükümeti tarafýndan yürürlüðe konulmuþ tarým reformundan sonra % 32’ye düþmüþ ve tâ 1933-1935 yýllarýna kadar bir türlü % 42’ye ulaþamamýþtý. hükümetler.243 Köylü ürününe. Tarýmsal üretimin. bu oran. VII. toplam ekonomik artýðý en yüksek noktasýna çýkarmak amacýyla. ülkenin yakýn çað tarihi boyunca köy kesiminin bir iç sömürge rolü oynadýðýný söylersek bir abartma yapmýþ olmayýz. yeniden biçim ve “yön” verilmiþ devlet’e. Japon kalkýnmasýna özelliðini veren þeyin iþlemesiyle oluyordu: tarýmda feodal iliþkilerle.240 Bu da. kapitalist geliþme için zorunlu siyasal ve ekonomik ortamý yarattý. Gerçekten de. buna 196 Paul A. köylünün sýrtýndaki yük aðýrlaþtýkça aðýrlaþmýþtý. ve VIII. hiç acýmadan. doðrudan el konulmasý olarak özetlenebilecek geleneksel politika terkedilmiyor. merkezi. ülkenin ekonomik gidiþini kökünden deðiþtirmekte ve gerek henüz tamamlanmamýþ ilk sermaye birikimini. Þu kadarýný belirtmekle yetinelim ki. her türlü kalkýnma olanak [sayfa 241 301] ve aracýný kapitalist giriþimlerin emrinde bulundurmak. doðrudan üretici olan halkýn. tarihsel çözülme sürecinin araçlarý ve sermayenin varlýk koþullarýnýn yaratýcýlarý olarak”239 bir rol oynamýþlarsa. þimdi artýk egemen sýnýf durumuna geçmiþ bulunan toprak sahibi Jinushi’lerin ortak baskýlarý altýnda. bu iþlere avuç dolusu para yatýrmasaydý. bunun doðrudan üreticileri olan kimselerin elinde kalan kýsmý.”238 Japonya’da Meiji Devrimi ile meydana gelmiþ olan deðiþikliklerin ayrýntýlarýna girmek. güçlü. Henry hükümetleri. Restorasyondan doðan rejim de. kapitalist-egemenliðinde bir devletin elele vermeleri sonucu. söz konusu Devrim kolay gerçekleþmezdi. örneðin.242 Bu bakýmdan. öyle göze batýcý bir örnek ortaya çýkardý. mümkün olduðu kadar soyulup soðana çevrilmesi konusunda hiç bir çaba esirgenmedi. bu devrim.

çok büyük bir kredi geniþlemesine temeli olmuþtur. Meiji Restorasyonundan sonra da. enflâsyon yalnýz. yeni sermayeye dönüþmüþ servetini. büyümesine yol açtý. bunlara faiz getiren devlet tahvilleri daðýtýldý ve bu da.daha bir sürü yeni soygun yöntem ve aygýtý ekleniyordu. çok büyük bir kredi geniþlemesine temel ve yönetilen bu sermaye. Hazine’nin. “. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 197 .eodal aðalar. zamanýn önde gelen bankalarý olan Mitsui. Meiji yönetimince baþlatýlmýþ sistemli enflâsyon politikasýydý. topraklarýndan ettiði aðalara borçlarýný ödemek üzere çýkardýðý tahvillerden ve bu aðalarýn eski borçlarýný hükümetin üstlenmiþ olmasýndan doðuyordu. ilk sermaye birikiminin en büyük kaynaðý bunlarýn dýþýndaydý. bankalara. hisse senetlerine. yeni ve eski kapitalistlerin iþleri için yararlanabilecekleri sermayeyi arttýrmak için hiç bir þey esirgenmediði halde bütün bu çabalar. kamçý zoruyla. Tarým-dýþý iþ kollarýnda çalýþan iþçilerin ücretleri.”245 Samurai’lerin hükümetin kendilerini de artýk düzenli bir gelire.246 Burjuvazinin kasalarýný doldurmak için elden gelen her þey yapýldýðý halde. Ono. ilk sermaye birikimine en büyük katký. küçük mâli oligarþi gurubuna katýlmýþtý. Yasuda ve diðerleri ile hemen tamamiyle içice girmiþ bulunmasý ve bu iþbirliði soncu bankalarýn ölçüsüz kâr etmeðe baþlamalarý gibi olgular üstüste konulacak olursa mâli kuruluþlarýn ellerindeki göz kamaþtýrýcý sermaye yýðýlýmýnýn ne kadar büyük olduðu daha iyi anlaþýlýr. hükümetin. köylünün sýrtýndan geçinen geleneksel çiftlik aðasý olmaktan çýkmýþ. gelirini köylüden elde eden. eldeki (yatýrýlabilir) sermaye stokunun büsbütün þiþmesine. boþ duran kaynaklarýn harekete geçmesini saðlayarak ekonomik artýðýn büyümesine de yol açýyordu. yeni ve çok büyük servetler yaratarak. kendiliklerinden. Bundan da önemlisi.244 Ancak. Simada. bir maaþa baðlamasý isteklerine karþýlýk verildi. bir lokma bir hýrka düzeyinde tutuluyordu ki tarýmdan boþanan nüfus artýðý ile dolup taþan bir ülkede kolayca uygulanabilen bir ilkeydi bu. Tokugawa döneminin son zamanlarýnda olduðu gibi. [sayfa 302] yani gelirinde bir þekil deðiþikliði olmuþ. sermaye birikimini kolaylaþtýran bozuk bir gelir daðýlýmý rejimini getirmekle kalmýyor. Hükümetin doðrudan doðruya bankalardan borç almasý. Hýzla geliþen banka sistemi tarafýndan toplanan ve yönetilen bu sermaye. sanayi ve tarým iþletmelerine yatýran bir sermaye babasý hâline gelmiþ. böylece de. sanayi geliþimini saðlayacak yatýrýmlara bir türlü o ilk hýzý veremediler. çok büyük servetlerin tüccar Paul A.

farklý olur ve belli bir geliþme aþamasýnda. Böyle bir itici güç. hemen bütün ticaret erbabý.ransa’sýnda ve günümüze kadar varlýklarýný sürdürmüþ bazý Alman devletlerinde bunun örneklerini görüyoruz. Japonya’nýn Meiji Restarasyonu zamanýndaki koþullarýný da tam bir doðruluk ve kesinlikle yansýtmaktadýr. deðiþik üretim alanlarý için farklýlýklar gösterir. Marx’ýn..elinde toplanmasý. “Para ya da mal sahibi bir kiþinin. sanayinin geliþmesinde öncü rolünü oynadýlar. Özel kiþilerin devlet yardýmý görmesinin bir nedeni budur. bu destek sayesinde gelip takýldýðý ölü noktadan kurtarýlmýþ ve sanayi kapitalizminin rayýna oturtulmuþtu. Meiji Devrimi ile yaratýlan modern kapitalist devlet tarafýndan gerçekten saðlanmýþ. daha kapitalist üretimin baþlangýç evrelerinde. ticaret burjuvazisi. sanayi kapitalizminin doðuþu ile ilgili. Sanayi ve ticaretin belli dallarýnda çalýþma tekelini hukuki olarak ele geçirmiþ olan þirketlerin oluþumu da. ve benzeri iþlere büyük yatýrýmlar yaptý. hiç bir zaman. Colbert dönemi . “Bir çok tüccar aileleri. Japonya. bir aktarmayý bir türlü gerçekleþtiremiyordu. böyle bir destek. Belli bazý üretim alanlarý. kapitalist üretimin deðiþik geliþme aþamalarýna göre. yani hiç kimsenin tek baþýna belli bir sermayeye sahip bulunmamasýna baðlýdýr.”247 ilk sermaye birikimi süreci tamamlanmýþ olmaktan hâlâ çok uzaktý. demiryolu yapýmýna. Japon sanayileþmesinin ilk dönemlerinin hikâyesi çok anlatýlmýþtýr: bu 198 Paul A. hiç bir kimsenin tek baþýna saðlayamayacaðý asgari bir sermayeyi gerektirebilir. alýþveriþ tefecilik gibi geleneksel iþlerine inatla baðlý kaldýlar. tüccarýn yönettiði iþlerden. kapitalizmin merkantil (ticari) döneminden geçmekteydi henüz. bu aþamanýn kendine özgü teknik koþullarýna baðlý olarak.. cömertçe saðladýðý enerjik desteðe dayanmak zorunda kalmýþtýr her zaman. kapitalist hâline gelmek için elinde bulundurmak zorunda olduðu asgari deðerler toplamý. bu gerçeðe. Meiji döneminin ilk yýllarýnda. kendi baþýna gerçekleþtirememiþtir. giriþimcilerin yönettiði sanayi iþlerine doðru bir kaymayý. kýsmen. en baþta da Mitsui’ler. gemi makina yapýmýna. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ancak. genel ifadelerde anlattýðý gözlemleri. sanayi kapitalizmine geçiþi.”248 Meiji devleti çok daha ileriye gitti. mal istifçiliði. üstelik þimdi bol ve ucuz iþgücü de el altýnda bulunduðu halde. Yükselen kapitalist sýnýfýn denetim altýnda tuttuðu devletin. [sayfa 303] Daha önce de vurguladýðýmýz gibi. Japon ekonomisi.

hiç kuþkusuz. Mitsubishi. artýk samurai’lere ödenmesi zorunlu olmayan maaþlarýn bu yöne kaydýrýlmasý ile gerçekleþti. Bazý hükümet yatýrýmlarý. çeþitli devlet kapýlarýndan elde ettikleri kârlar. dünyanýn bugünkü azgeliþmiþ ülkelerinin hepsinden son derece farklý bir yolu izleyebilmesini saðlayan neydi? Sorumuzu bir baþka türlü daha sorabiliriz: Japonya’da.”249 Demek oluyor ki. atýlgan ve yenilikçi giriþimci tipi. hükümetin yatýrýmcýlara saðladýðý büyük garantiler altýnda yürütülmekteydi. “Ýþte bu politika. o zamana kadar. Japonya’nýn. [sayfa 304] samurai’lere verilen paralar. sonuç. Bu kârlarý bile gölgede býrakan bir þey vardý yalnýz: hükümetin kendi elindeki iþletmeleri. Mitsui. Okura ve geleceðin diðer “Zaibatsularýnýn”. Sumi tomo. bizi. hükümetin bütün olaðan gelirlerini yutmaktaydý. sermayeyi. büyük ölçüde arttýrmýþtý. bu tip baþka ülkelerde de görülmüþ deðildir ya! Ortada olan bir þey varsa o da þuydu. Bu hükümet politikasýnýn nasýl yürütüleceði nispeten önemsizdir. sanayi kapitalizminin geliþmesini hýzlandýrmakta hükümetin oynadýðý önemli rol temcit pilâvý gibi hep öne sürülür. Bu sonuncu nokta. inanýlmaz rakamlara ulaþmaktaydý. kapitalizmin güçlü ve durmak bilmez bir motoru olarak [sayfa 305] hizmet gören burjuva egemenliðindeki bir Paul A. tarihi yeniden kaleme alma sevdasýndaki modern yazarlarýmýzýn. Yeni kurulan iþletmelerin üretimlerine uzun yýllar için satýnalma garantisi veren hükümetin. yok pahasýna özel kesime satmasý da hesaba katýlacak olursa. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 199 . aþýrý ölçüde kol kanat germesi ve rüþvet ödemesi gerekmiþti. “yeniden özeli kesime devretme” politikasýnýn sonucu olarak elde edilen özel kârlar. doðrusu. bu yolla yürüttüðü bir baþka yatýrým özendirme politikasý daha vardý. daha doðduðu andan baþlayarak. hükümetin model fabrikalarýný komik denecek kadar düþük fiyatlarla. hoþ. pek hoþlandýðý istifçilik ve tefecilik iþlerinden çekip. Bu yollardan hangisi seçilmiþ olursa olsun. mâli oligarþinin gücünü. devletin. son derecede sudan sebeplerle. þimdiki tartýþmamýzýn tâ baþýnda sorduðumuz ve iþin canalýcý noktasýný oluþturan soruya götürmektedir.250 Japon sanayileþmesinin ilk dönemlerinde pek de ortalarda görülmüþ deðil.hikâyede. üretken alanlara yatýrýmda bulunmaya yöneltebilmek için. bütün ekonomik ilerlemenin ilk yaratýcýlarý ve hýzlandýrýcýlarý olarak sunduklarý. Baþka bazý giriþimler de. sanayi sermaye gücünün akýl almaz ölçülerde büyütülmesiydi.

Palerston’un dýþ politikasýnýn özünü kabul etmekteydiler-. gelir. -çünkü Tori’ler. Avrupa’da. askerlik bakýmýndan akýl kârý olmayan bir giriþimde bulunmaksýzýn elde edilmiþti bütün bunlar. çünkü. Yakýn-Doðu’da. Hindin görkemli zenginlikleri ya da Çin’in neredeyse uçsuz bucaksýz pazarlarý ile yarattýklarý dayanýlmaz çekicilikten. mutlu bir rastlantý sonucu. Batý’nýn Asya’ya sýzmasý ve yerleþmesi bir tepe noktasýna ulaþtýðý zaman. Batý Avrupa ya da Amerikan kapitalizminin bir sömürgesi ya da mandasý olmaktan kurtulmuþ ve baðýmsýz bir ulusal kalkýnma þansýna sahip olmuþ biricik ülkesi olmasý olgusuna dayanýr. artýk. gerek Batý sanayii için bir ham madde deposu olarak. Japonya’nýn Asya’da (ve Afrika ile Latin Amerika’da). hem de son derece basittir. Afrika’nýn bitkileri. Latin Amerika’nýn altýný. Bu etmenler arasýnda baþta geleni -ve Batý Avrupa’da. hem de Japonya gibi bir ülkenin fethedilmesi gibi.”252 Dolayýsýyla Japonya. baþka birtakým giriþimlerin aðýr yükü altýnda bulunuyordu. hem son derecede karmaþýk. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bir araya gelmesiydi. önemsiz bir ülkeydi. Batý Avrupa kapitalistleri ve devletleri için. gerçekte kapitalizmin ve ilk sermaye 200 Paul A. Bir bölge boksundan. dünyanýn baþta gelen sömürgeci devleti Büyük Britanya’nýn. Basittir çünkü: özüne indirgendiðinde sorun. Bundan daha az önemli olmayan bir olgu daha vardý: on dokuzuncu yüzyýlýn ortalarýnda. bir pehlivan kavgasýndan baþka bir þey olmayan bir politika tartýþmasýyla üstü örtülmüþ olmakla birlikte.rejimin kurulmasýna yol açan böyle bir “burjuva devriminin” oluþumunu saðlayan tarihsel koþullar yumaðý neydi? Bu sorunun karþýlýðý. her bakýmdan yoksun bulunuyordu. Britanya. Japonya’ya bu þanslý durumunu saðlayan þey. sömürge politikasýnýn niteliðini ve yönünü deðiþtirme iþini büyük ölçüde hýzlandýrmýþtý.251 “Japonya. Hindistan’da ve Çin’de elde etmiþ olduklarý yetiyordu da artýyordu bile. özellikle de Büyük Britanya’da görülen paradoksu andýraný-. bir dar-boðazla [sayfa 306] karþýlaþmaða baþlamýþtý ve on dokuzuncu yüzyýlýn ortalarýndan itibaren. Japon halkýnýn geriliði ve yoksulluðu ile ülkenin doðal kaynak kýtlýðý idi. gerek yabancý yapýmý mallar için bir pazar olarak. Karmaþýktýr. önde gelen Batý Avrupa ülkelerinin kaynaklarý. bu deðiþme. birbirinden oldukça baðýmsýz bir sürü etmenin. Özellikle. geniþleme olanak ve yetenekleri bakýmýndan bir gerginlikle. hayvanlarý ve madenleri.

Batý bilgisini. modern emperyalizmin bir baþka özelliði idi: yerleþmiþ emperyalist balinalar (yani devletler) arasýndaki rekabetin artmasý ve dünya sahnesine. Çin’e (daha derinlemesine girebilmeyi saðlayan bir atlama tahtasý hâline getirmesine göz yummak þöyle dursun. hem mümkün hem de zorunlu bulunmasý. Japonya’ya’ yalnýz kendi ekonomik artýðýný. Japonya’nýn daha sonraki geliþmesi ve kalkýnmasý üstünde. yeni bir emperyalist devletin. gerekse bu ülkenin uluslararasý statüsü. Japonya’ya olaðanüstü bir stratejik önem kazandýrýyordu. “Çin’e yakýn oluþu. Batýlý yazarlarýn övmekle bitiremedikleri olaðanüstü bir yetenekle kavrayýþ ve benimseyiþleri. Batý uygarlýðýnýn Japonya’ya namlularýn ucunda getirilmiþ olma- Paul A. Britanya’nýn Hindistan’a verdiði cezanýn aynýný Çin’e de çektirmekten alýkonulmasýnda. onu.birikiminin merkantil aþamasýna özgü eski moda korsanlýktan. her hangi bir emperyalist devlet için imkânsýz hâle getirenimde bu uluslararasý kýskançlýk idi. iþte Japonya’nýn fethine kalkýþmayý. hazine avcýlarýnýn. Batý biliminin diðer Asya ülkelerindeki yayýlmasýný. askerlerinin. taraflarýn eþitliði ilkesine aykýrý anlaþmalar kabul ettiren güçler.255 [sayfa 307] Batý’nýn tehdidinden uzak kalmasýnýn. aralarýndan birinin. kapýlarýný dýþ güçlere açmasýný ilk olarak saðlayan ve ona taraflarýn eþitliliði ilkesine dayanmayan ilk anlaþmayý zorla kabul ettiren Amerika Birleþik Devletleri olmakla birlikte gerek Amerikan kapitalizminin ulaþmýþ bulunduðu geliþme derecesi. Batý’nýn. Bu durumu. büyük ölçüde.253 . modern emperyalizmin daha ince ve karmaþýk stratejisine geçiþ anlamý taþýyordu. “yabancý korkusu” aþýrýlýklarýndan da kurtarmýþtýr. hýz ve yön bakýmýndan büyük bir olumlu etki yarattý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 201 . Japonya’ya. gemicilerinin ve “uygarlýk getiricilerinin” istilâlarýndan korumak suretiyle.254 Japonya’nýn. Japonya üstünde tek baþýna bir denetim kurma giriþimine olanak tanýmýyordu. baþkalarýndan biraz daha fazla etki sahibi olmasýný bile engelleme konusunda kýskançlýkla ve titizlikle duruyorlardý.akat Japonya’nýn durumunu etkileyen asýl önemli nokta. uluslararasý kuvvet politikasýna getirdiði karþýlýklý denetim ve dengeleme durumu ile bu rekabetin büyük rolü olmuþtu. Japonya’yý sömürge ve dolayýsiyle. kendi ekonomisi içinde yatýrma olanaðýný saðlamakla da kalmamýþ. ülke üstünde. Amerikanýn ayak basmasý. Japonlarýn. çok açýk bir biçimde engellemiþ bulunan.

temel sanayilere. kapitalizm-öncesi. sanayi-öncesi döneminde bulunan ekonomi içinde “önemsiz yabancý öðeler” hâlinde kalmýþlardý. Çin’de ve bugünün diðer azgeliþmiþ ülkelerinde olduðu gibi. Tokugawa döneminin sonlarýna doðru bu tehdit. Japonlarýn Meiji Devriminden sonraki ekonomik ve siyasal kalkýnma hýzýnýn belirlenmesinde çok önemli bir etmen oldu. hem de yabancý rekabetin saldýrýlarýna göðüs gerebilecek güçte. Japonya’da geliþmekte olan kapitalizmin varlýðý ciddi tehlikeler karþýsýndaydý. Batý düþüncesinin ve Batý teknolojisinin. [sayfa 308] 1860’larda iþler tamamen deðiþik bir biçim aldý. bu geliþmenin temsil ettiði çýkarlara ve çözmek zorunda bulunduðu sorunlara göre ayarlandý. Hindistan’da. Birkaç silâh fabrikasý kurmakla ya silâh yýðýnaklarý yapmakla. yatýrýmlarýn. Öte yandan. Taraflarýn eþitliði ilkesine dayanmayan anlaþmalarla savunmasýz bir hâle getirilmiþ olan Japon pazarlarý. sosyo-ekonomik yapýsýnda kalkýnma için gerekli temel olmayan geri bir feodal topluma tepeden inme yerleþtirilen bu modern sanayi adacýklarý. taþýyan sanayi kollarýný geliþtirmek için büyük çabalar gösterdiler. yalnýz silâh fabrikalarý kurmak yerine. Meiji Devrimi’nin ürünü olan hükümetin politikasý. Bu durum.masý. Bu durum. ne yabancý rekabeti önlenebilir. hem modern savaþýn gereklerini karþýlamaya elveriþli. Japonya’ya açýktan soygunculuk. Japon kapitalizminin hayati çýkarlarý ile ulus olarak ayakta durmayý saðlayacak askeri gerekler arasýndaki uygunluk. yabancý mallarla dolup taþýyordu.256 Ne var ki. Yabancý tehdidi. kundakçýlýk ve cinayetle elbirliði yaparak gelmiþ olmasý gibi bir talihin eseriydi. gemi 202 Paul A. bütünleþmiþ bir sanayi ekonomisinin hýzla geliþtirilmesi idi. Batý biliminin kavranýp benimsenmesi hareketine düþman olmayan. özünde askeri bir tehlike olarak belirdi ve feodal iktidar sahiplerinden buna göre bir iþlem gördü. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Japonya’nýn ekonomik kalkýnmasýnda sürekli bir itici güç rolü oynamýþtýr. demir. diðer yandan gençlerin Batý’nýn bilim merkezlerine gönderilmesi yoluyla. tamamiyle. bir sosyo psikolojik “ortamýn” doðmasýný kolaylaþtýrmýþ oldu. silâh ve gemi yapýmý gibi stratejik önem. Yapýlmasý gereken iþ. Japonya’da. artýk Japonya’nýn “yalnýz” ulusal baðýmsýzlýðýna yönelmekle kalmýyordu. Batý’nýn sýzma ve yerleþme tehdidi karþýsýnda duyulan korku. Bu yöneticiler. ne de yabancý saldýrýsý durdurulabilirdi. bir yandan Batýlý teknisyenlerin ülkeye getirilmesi.

Yarým yüzyýldan daha az bir zamanda kurulup geliþtirilmiþ. Japonya’yý. genel bir çözülüþ ve çöküþ içinde bulunuyordu. [sayfa 309] baðýmsýz ve bir ulusal kal. bunlarý. ortak tarihsel kaderleri olan kapitalist kalkýnmaya doðru yönelmiþ bulunuyorlardý. Batý’nýn istilâ ve sömürüsünden yakalarýný kurtarabilmiþ olsalar. Köylü ayaklanmalarý ve burjuvazinin boy atýp serpilmesi. kasten körüklenmiþ þovenizm ile birleþerek. Evet. Ulusal özellikleri bir yana. kendi kapitalist kalkýnma ve ekonomik büyüme süreçlerini iþletseler. her yerde. böyle bir hareketin ana çizgisini gösterecek pek çok kanýt vardýr. “Avrupalýlar.kýnmayý saðlama baðlamýþ ve büyük askeri giriþimlere hazýr bir ülke hâline getirmeyi becerdiler. emperyalist oyunlarýn bir nesnesi olmaktan çýkarmýþ. Japonya’daki. Bu yeni yatýrým politikasý. Bu böyledir ama söz konusu bütün geri ülkelerin kendi tarihlerinde. Batý’nýn askeri ve ekonomik tehdidinin katkýsý büyüktür. Özel tarihsel koþullara. kapitalizm-öncesi düzenlerinin iç tutarlýlýðý ve saðlamlýðýna Paul A.yapýmýna. yeni burjuva hükümetinin. ileriye doðru hareketlerinin temposu ve özel koþullarý ne olursa olsun. Japonya’nýn hýzla sanayileþmiþ kapitalist bir ülke örneðini vermesinde. yoðunlaþtýrýlmýþ ve tekel denetimi altýna alýnmýþ sanayi. ekonomik kalkýnmayý büyük ölçüde hýzlandýrdý.”257 IV Bu günün geri ülkeleri Japonya’nýn tuttuðu yolu izleseler. Rusya’daki ve Asya’daki bütün kapitalizm-öncesi ülkeler. kimbilir ne büyük bir hýzla geliþmiþ ve nerelere gelmiþ olurlardý? Bu konuyu kestirmek bile güç bir iþtir açýkçasý. farklý zamanlarda ve farklý yollardan da olsa. Batý Avrupa’daki. samurai’ler ile bunlarýn soyundan gelenlerde. haberleþme ve benzeri iþler alanýna kaydýrýlmasý yoluyla. her yerde.258 Bu ülkelerin düzenleri. þimdiye kadar. Lenin’in sözleriyle. on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyýllara kadar. ayný zamanda. modern bir ekonomi kurmanýn gerekleri yolunda seferber etti. göz kamaþtýrýcý bir askeri potansiyel için saðlam bir temel oluþturmuþtu. temellerinden sarsmýþtý zaten. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 203 . Batý emperyalizminin en baþarýlý genç ortaklarýndan biri hâline getirmiþ. bir kenara atýlmýþ (decllass‚ olmuþ) eski askerlerin ateþli vatanseverlik ve cengâverlik duygularýný. bu ülkelerden birini -Japonya’yý. Asya ülkelerindeki soygunculuk eylemlerinin sonucu olarak.

bugünün azgeliþmiþ [sayfa 310] ülkeleri. [sayfa 311] 204 Paul A. geçmiþle kýyas edilemiyecek kadar az bir gecikme ile ve daha az sürtüþme. sonuna kadar engellenemezlerdi. her yerde ekonomik kalkýnmanýn güçlü birer yardýmcýsý olarak iþ görebilirlerdi. geri kalmýþ dünya ile iliþkileri baþka türlü olsaydý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . barýþçý bir biçimde aktarýlmýþ olsaydý. bilimi ve teknolojisi. burjuva devrimleri ve kapitalizmin geliþmesi. sözü edilen zararý çok iyi özetleyecektir. çok geliþmiþ ülkelerin. hiç bir yerde. bu iliþkide. daha az insan özverisi (fedakârlýðý) ve acý çekmesi ile ilerlemiþ olacaklardý. Amerika Birleþik Devletlerinin kalkýnmasýnda oynadýðý rol nerde! Çin’in geliþmesi sýrasýnda Ýngiliz afyonunun oynadýðý rol nerde! Bu iki rol arasýnda yapýlacak bir karþýlaþtýrma. her yerde. geliþme yolunda. Ýngiliz biliminin ve teknolojisinin. azçok etkili bir dirençle karþýlaþtýlar ve geciktirildiler. Batý kapitalizmi tarafýndan þiddet zoruyla ve yakýlýp yýkýlarak dýþa açýlmýþ olmalarý. azgeliþmiþ ülkelere.ve anti feodal baskýlarýn yoðunluðuna baðlý olarak. Daha zayýf ülkelerin. baský ve sömürünün yerini namuslu bir iþbirliði ve yardýmlaþma almýþ olsaydý. Batý kültürü. Ancak bunlar. bunlarýn geliþmelerine akýl almaz derecede zararlý olmuþtur. Gerçekten de.

Dobb. ekonomik iþlere devletin çok az karýþmasýyla ün yapan bir ülkede bile. köleliðin ve köle ticaretinin oynadýðý rol hakkýnda. 214 Marx. Problems af Capital . kapitalizminin baþlangýç döneminde reva gördüðü soygun ve yaðma düzeninin bir ürünüdür aslýnda.g. Capital (Kerr baskýsý). Devletin bu tür kamusal kuruluþlarý ve donatýmý ortaya koymasý. s. 16. 206 Processes and Problems of Industrialization of Underdeveloped Countries (1955) s.e. Kuramsal modelde. [sayfa 312] 213 Bkz. 21. demiryollarý. toplum bilimleri. 212 a. Bir sosyoekonomik sürecin. Capital (Kerr baskýsý). 215 Marx. Cilt. 210 Grundrisse der Kritik der Politischen Ekonomie (Rohentwurf) (Berlin. 826. 13. 208 E. 404. 208. amaca tam elveriþli iþaret taþlarý elimizin altýndadýr. Bu anlamda. Mason. Industrialization and Labor (Ithaca and New York. 1953). W. 1946). büyük ölçüde. tam ve ayrýntýlý bir incelemeden geçirilmesinden baþka bir yolla elde edilemez. I. “Kullarýna uykularýnda verildiðini” söylemek deðildir.Dipnotlar 205 Bu. Capital (Kerr baskýsý). Studies in the Development of Capitalism (London. Moore. Batý. nelerin yer almasý. 120. kapitalizmin ilk geliþme döneminde oynadýðý rol hakkýnda. liman kuruluþlarý ve benzer yatýrýmlar yoluyla.) s. s. 219 Bkz. 1946). yani somut tarihsel verilere. s. diðer bilimlerden daha geri deðildir yani her araþtýrýcýnýn iþe sýfýrdan baþlamasý gerekmez. 843. 63. 47. bu hesaplamanýn kaynaðý ayný sayfada gösterilmektedir.S. nelerin almamasý gerektiði konusunda karara. Toronto. her þey hesaba katýldýðýnda. baskýsýndan alýnmýþtýr. 6 ve devamý. s.ormation in Underdeveloped Countries (Oxford. a. Bütün bilimsel çalýþmalarda olduðu gibi. Tanrý tarafýndan. kanallar. 5 Paul A. Studies in the Development of Capitalism (London. Profesör E. 1951). Promoting Economic Development (Claremont.” a. Mason. yararlanan ülkeler bakýmýndan bu. s. Kapitalist sýnýfýn egemenli altýna girmiþ devletin. s. 1955). 52. California. þu yararlý hatýrlatmayý yapmaktadýr: “. kuramsal ve pratik olarak uygulanmasýyla saptanabilir. feodal toplumla uzlaþmaya giriþmeye hazýr olmasýdýr. s. s. 1955).S. s. Bu bilgi. s. s. bu iþaret taþlarýnýn amaca elveriþliliði. bu sýnýfýn bir kez ayrýcalýklarýný elde ettikten sonra.e. bkz. Eric Williams. 218 Bu demek deðildir ki. 1953). New York. Cilt I. bir olgunun temel niteliklerinin neler olduðu konusundaki bilginin. 211 Dobb’un belirttiði gibi. 216 Dobb. s. ancak pratik ile.g. hemen. bu kitabýn 1952 tarihli 4. sosyal sermaye oluþumuna ne ölçüde büyük katkýda bulunmuþ olmalarýndan birçok Amerikalýnýn haberi bile yoktur.g. temel öðelerinin neler olduðunu bulmaya yarayacak. 207 ve devamý. tam anlamýyla bir nimet olmuþtur. karayollarý. 220 Vera Antsey. North Caroline. temel teþkil edecek olan iþte böyle bir incelemedir. California. “bu yeni ticaret burjuvazisinin evrensel olduðu kadar þaþýrtýcý olan bir özelliði.” Promoting Economic Development (Claremont. Ýlkel sermaye birikiminde. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 205 . Cilt I. nehirleri düzenleme ve geliþtirme iþleri. 209 Maurice Dobb. eldeki konunun. özel yatýrýmlarýn yapýlabilmesi için zorunlu bir koþul niteliðindeydi. Avrupalýlar dýþýnda kalan halklara. yukardaki sözler.e. 1929.ederal hükümet ile eyalet hükümetlerinin. 1944). Batý Avrupanýn sosyal ve ekonomik hayatýndaki çürüme. Capitalism and Slavery (Chapel Hill. hiç kuþkusuz. The Economic Development of India (London. 217 Marx. þovenizmin ve ýrkçýlýðýn artmasý ile sonuç olarak emperyalizmin ve aþýrý milliyetçiliðin geliþmesi gibi bir durum. birikimsel bilgi aktarmasýnda. 207 Ragnar Nurkse.

Political Change and Industrial Development in Japon: Government Enterprise. güçlü feodal klanlar. Bu oran.g. Mith. Japan’s Emergence as o Modem State (New York. 86 tozoma’dan yani “dýþ beylerden” sayýlmalarýndan ve ülkeye egemen olan Tokugawa beyler gurubu tarafýndan hükümet iþlerine yanaþtýrýlmamalarýndan ileri gelmiþ olsa gerektir. Bölüm. “Prosperous” British India (London. Cilt I içinde. Palme Dutt’un India Today (Bombay.Ýngilizlerin eliyle kurulmuþ eðitim sisteminin. The Discovery of India. 1946). Ýngilizlerin. California. 1868-1880 (Stanford. 1950). 63.n. daha kitabýn basýlmasý sýrasýnda okumama izin verdiði için Profesör Smith’e çok teþekkür ederim. 228 Speeches. bir dereceye kadar ayrýntýlarýna inilerek anlatýlmaktadýr.g. bu feodal beyler. Baskýsýndan alýnmýþtýr.uture Results of the British Rule in India” adlý yazýsýnda yer almaktadýr bu sözler. eserin 1950 tarihli 7. s. “. 390 (Ýtalikler orijinalde). daha 18. An Essay on History? (New York. G. 32. s. 225 The Law of Civilization and Decay. 229 Jawaharlal Nehru. 1949) adlý önemli eserin yazarý R. Yukardaki pasaj. s.” Marx ve Engels’in On Britain (Moskow. büyük çapta ticarete giriþmiþler ve büyük çapta sermaye biriktirmiþlerdi. 1901) adlý eserinde sözü edilmektedir. Marx’ýn “The . E. s. 19491950).” Marx ve Engels. harikulade bir matematiksel kafa berraklýðýna sahiptir. 1946. büyüklüðü gözönünde tutularak. a. 294 ve devamý. enerjilerini boþaltacak baþka (yöneticilikten baþka-ç. 1896. s. Hindistan üzerinde India Today (London. 222 William Digby. Norman tarafýndan. 16. Sanson. a. 233 Þurasýný özel bir önemle belirtelim ki. büyük bir çalýþma enerjisi ile doludur. 15. özellikle de Güney Kyuþu’daki Satsuma klaný. Palme Dutt ile karýþtýrýlmamalýdýr.e. The Western World and Japan (New York.. 231 “British Rule in India”. 224 Yukardaki pasaj.221 Hindistan konusunda. ve 17. çevrelerindeki dünyayý anlamayý ve doða kuvvetlerinden en iyi biçimde yararlanabileceðini ve bunlarýn en iyi nasýl denetim altýnda tutulabileceðini öðretecek yerde. Digby’nin “Prosperous” British India (London. 1955). ekonomik artýðý oluþturmasý beklenebilecek olan ulusal gelir diliminin. 206 Paul A. Böylece. kurduklarý ve denetim altýna tuttuklarý eðitim sistemi ile bilimsel ve endüstriyel yeteneklerin Hintliler arasýnda geliþmesini özendirmemek. bazý feodal beylerin. Hindistan’da Ýngiliz yönetiminin yüksek rütbeli bir görevlisi olarak bulunmuþ ve Londra’da University College’de Hindistan Tarihi Profesörlüðü yapmýþ olan bu yazar. 1943 tarihli baskýsýndan aldým). 226 London. sermaye birikimine yatkýn ve yeteneklidir. s. s. Bu olaðanüstü çalýþmayý. Hindistan kadar yoksul bir ülkede. Vera Anstey’in deyiþiyle.B. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . baskýsý Bombay. 317. 240 235 Bunlar. Herbert Norman. II. yüzyýllarda yaþamýþ Ýngiliz yazarlarýnýn eserlerinden alýnmýþ arkaik (köhnemiþ) sözler üstünde kompozisyon ödevleri yazmanýn ve yabancý bir ülkenin silik hükümdarlarýnýn kiþisel hayat serüvenlerini ezbere bilmenin öðretilmiþ olmasý. s.) iþ alanlarý aramak zorunda kalmýþ olmalýdýrlar. Böyle erken bir tarihte ticarete atýlmalarý. bir çok Hindistan uzmaný tarafýndan açýkça kabul edilmiþtir. 230 a. yüzyýlda.. Macaulay’in Lord Clive adlý kitabýndan alýnmýþtýr.e. [sayfa 314] 232 Thomas C.B. deðerlendirilmelidir. bilim ruhunun yaratýlmasýnda ve bilimsel bilgi üretilmesinde ne ölçüde yardýmcý olduðumu araþtýrmamýz gerekmez mi? Gördüðümüz þu: insanlara. 313.e. 4.g. Zekâlarý iþlektir. 234 G. 1901). s. 1901. 306 ve devamý. 1940. s. 227 Marx. (New York. 1953) adlý eserlerinde yer alan. Selected Works (Moskow. s. 306 ve devamý. “British Rule in India. aksine önlemek [sayfa 313] için ellerinden geleni yaptýklarý.” a. s. X 223 R. matematik ve doðal bilimleri alanlarýnda üstün yeteneklidir.g. ilk gözlemcilerden birinin belirttiði gibi “Hindistan halkýnýn büyük çoðunluðu.e. s. VIII ve devamý. 1949) adlý eserinde sözü geçmektedir.

her halde. s.” Norman. Þogunluk’un (baþkomutanlýðýn) devrilmesiyle son bulmuþ olan harekette. Monopolistiçeski Kapital Yaponii (Japonya’nýn Tekelci Sermayesi).. a. temel feodal mülkiyet iliþkilerini. bunlarý. kendi sýnýflarýnýn saðladýðý nimetleri. gerçekten de büyük ve zorunlu rol oynadýlar. sermaye birikimi için. s.e. 240 “Japon tüccarý. ekonomik ve ideolojik doðasýndan (niteliðinden) ileri geliyor. 11. Bu tutum. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 207 . 238 E. önemli.e. bu ilerici harekette önderlik durumuna yükselmiþ çok sayýda soylu kiþi katýlýyor diye. 244 Söz konusu açýk finansmanýn hacmi ve uygulama yöntemleri þu eserde irdelenmiþtir: Thomas C. çok kez feodal baský zoruyla borç verme durumunda kalmýþ kapitalist tefecileri. 51. Takahashi ek olarak þu önemli gözlemde bulunmaktadýr: “Restorasyon hükümeti tarafýndan alýnan bu önlemler. Grundrisse der Kritik der Politischen Ekonoýnie (Rohentwurf) (Berlin. Herbert Norman. California.g. tüccar sýnýfýnýn devrimci harekette ancak küçük bir rol oynadýðýný akla getirebilir. ve 17. baský altýna almak þöyle dursun. Pevsner. Bölüm. Bölüm) tarafýndan verilen bilgi benim için o kadar önemli deðildir. 11. oldukça su götürür bir konudur. 248. 94. Japonya gibi. devrimci politikaya hiç bir yerde. farklý sýnýflardan gelen bireylerin karâr ve davranýþlarýný etkilemekte olan ve tesadüfe baðlý pek çok etmen rol oynar. Geleneksel olarak burjuvalar.e. “H. Bundan dolayý.g. 189. 242 a. s. s. onun. s.g. bir yandan. tamamen. a.” “La Place de la Revolution de Meiji dans l’histoire agraire du Japon. salt yetiþme biçimleri ve aldýklarý eðitim gereði teperek. Smith (a. yüzyýllarda Avrupalý tüccarýn yararlanmýþ olduðu kapkaç ve soygun olanaklarýndan yoksundur. özellikle kargaþalýðýn egemen olduðu zamanlarda. doðrudan doðruya kendi sýnýflarýnýn üyelerine iþ gördürmekten çok. 1950). bizzat katýlmamýþlardýr. eski feodal beyleri (daimyo). tefecilere karþý borçlarýndan kurtarmýþ. a. Paul A. çünkü onlarýn paraca desteði olmaksýzýn. politika sahnesinde.g. Yedo ve Osaka tüccarlarý. VII. 241 “Meiji Devrimi. bir proleterya devriminde de. bunun daha akýllýca bir iþ olacaðýný çarçabuk anlamýþlardý. a. tanýnmýþ Japon istatistikçisi ve tarihçisi M. Sanson. Hiç kuþkusuz. yeni Japon toplumunun kapitalist [sayfa 316] yapýsýna kattý ve yasal yaptýrýma baðladý. 245 Norman. kendilerine baðlý kimseler. aç ve haris samurai ve ronin’lerle dolup taþan bir siyasal ortamda. Gerçekten de. kapitalist sýnýfýn en belirgin özelliklerinden biridir. hareket baþarýya ulaþamazdý.e. Oysa. bu verilerin kaynaklarý olarak gösterilmektedir. Bir burjuva devrimi. Japan’s Emergence as a Modern State New York. öte yandan da. özgürlük savaþýna bizzat katýlmaktansa. feodal geleneðin egemenliði altýnda bulunan.g. ajanlar ve müttefikler aracýlýðýyla iþ çevirmeyi adet hâline getirmiþ olmasý. Bir tarihsel hareketin sýnýfsal içeriði ile bu harekete katýlan ve öncülük eden kimselerin.e. Burada. Political Change and Industrial Development in Japan: Government Enterprise 1868-1880 (Stanford. “Yedo ve Osaka’daki zengin maðaza sahiplerinin soylarýndan gelenler. 406.B.g. Yamada’nýn araþtýrmalarý. hareket daha az proleter nitelikte olmaz. Herbert Norman.e. 1953) s. 49. A. s. (Ýtalikler ve “örneðin” kýsaltmasý orijinalde). salt burjuva ya da aristokrat kökenli kimseler yer alýyor diye. Kohachiro Takahashi. öncüler kesiminde. 239 Marx.237 Devrimci olaylara katýlan bireylerin hangi toplumsal sýnýftan gelmekte olduklarý ne ölçüde önem taþýr? sorusu. 243 Ya.” Revue Historigue (Ekim-Kasým 1953). 236 E. Smith. 262. belki de Restorasyon döneminde oynadýklarý rolün kabul edilmesi sonucu olarak sonradan þeref payeleri verilmiþ “Restorasyon önderlerinin” sýnýfsal kökenleri konusunda.” G. 1955). s. genel olarak. 16. 1868 yýlýnda. devlet garantisi taþýyan alacak 17. daha az burjuva devrimi hâline gelmez. Bu kitapta anlatýldýðý biçimde ödüllendirilen tüccarýn sayýca dikkat çekecek kadar az oluþu. (Moskow. paylarýna düþen paralarý yatýrmayý yeðlemiþler. týpký bunun gibi. Thomas C. 1946) s. böyle bir izlenim geniþ ölçüde yanlýþtýr. sayýca önemli bile olabilecek bir kesiminin sýnýfsal kökenleri arasýnda bulunacak yakýn bir [sayfa 315] baðlantý konusunda. kendilerine.

The War of Steel and Gold (London. 4. Bakýnýz: Bu kitabýn Türkçe çevirisinin Üçüncü Bölümü’nün. 131. s. 251 Hemen yüz yýl süren yoðun araþtýrmalardan sonra. Eski Çin Uzmaný denilen kiþilerin önemleri de azaldý. a.. 161. 46. 250 “Giriþimler ve giriþimciler tarihi” konusunda. 252 dipnotu. California. devletten alacaklarýna karþýlýk olmak üzere.n.” Mao Çe-Tung. tahviller verilmesinin sonucu idi. 1952). Japonya’nýn bilinen doðal zenginlikleri.) 249 Norman. yeni emperyalizm. petrol. Pelcovits’in.000 yen’e yükseldi. Japonyaya. s. diðer sanayi ülkelerinin çoðunun sahip olduklarý zenginlikler ile karþýlaþtýrýlamaz. 1953. Baský.N. bugün bile. Eydus. 23.A. Daha düne kadar. Yaponia et Pervoy do Vtoroy Mirovoy Voiny (Birinci ve Ýkinci Dünya Savaþlarý Arasýnda Japonya).g.n. hazine tarafýndan. Alt-bölümü. 1876’da samurai ve daimyolara. bu kitabýn Ýngilizce aslýnda (ç.g. çok büyük ölçüde. s.” a. 1955). “Artýþ. III. 76. oluþum hâlinde. Mith. yabancý kapitalizmin etkisi olmaksýzýn da. son derecede gerekli bir nefes alma dönemi olanaðý yaratmýþtýr. 255 Kh. Japan’s Emergence as â Modern State (New York. Moskova. ticari ve askeri bakýmdan yabancý boyunduruðu altýna düþme tehlikesi getirmiþ olan feodal zincirleri koparýp atabilmek için.e. Üstelik alýcýlara. s. E.ransýz ortak dolaplarýnýn sonucu olan durgunluk. Izbrannye Proizvedenya (Seçme Eserler).e. a. World Resources and Industries (gözden geçirilmiþ baský. s. 20..e. s.abrikalar. Bölüm ve Pevsner. Herbert Apthker. s.g. 142. þirketler ve sözde bilim dostu vakýflar tarafýndan desteklenen ve bugün alabildiðine [sayfa 317] çoðalmýþ. Bundan ötürü. 1946). (ç. 1946. Smith. kömür ve demir de çok azdýr. 525. 1951).e. bu bedelleri. uluslararasý durumun özellikle karmaþýk bir yapý kazanmýþ olmasý. s. IV. a. daha önce tartýþma konusu yaptýðýmýz tekelci kapitalizm açýsýndan da önemli ve ilginçtir. ulusal bankalarýn kurulmasýnda kullanýlan banknotlarla deðiþtirilebiliyordu. Cilt I. 256 Thomas C. vardý. ülkenin ekonomik bakýmdan çürüme. 1868-1880 (Stanford. s. 257 Soçinenya (Eserler). 65.. 254 “1850 ile Amerikan Ýç Savaþýnýn sonuna kadar geçen sürede.ransýz-Alman Savaþýnýn patlak vermesi ve Japonya’da Ýngiliz-..e. Laureates of Imperialism (New York. IV. a. [sayfa 318] 208 Paul A.000 yen’den 43. Zimmerman. 2. 1948). özellikle s. “The ‘New’ History or the Crowning of Mamnon” Monthly Review (August. New York. yavaþ yavaþ. 1914). faizle borç para veriyor. 456. s. devlete maloluþ bedellerinin yüzde 15 ile 30’u arasýnda deðiþen fiyatlarla özel kesime devredilmiþtir. 258 “Çin feodal toplumunun derinliklerinde kendini gösteren meta üretiminde. s.. Sýrasý gelmiþken belirtelim: Bu pasajýn ilk kýsmý. zaten. 338.W. bol keseden para alýp harcayan araþtýrmalar için bkz.. bugün artýk modern iþlevi olan sermaye hâline dönüþmüþ bulunuyordu. Moskova. Cilt 15. 248 Capital (Kerr baskýsý). a. Smith. Cilt. aslýnda soygun krallarýnýn göklere çýkarýlmasý amacýný güden. 247 Thomas C. Bkz. Ticaret sermayesinin önemindeki azalma ve oldukça þüpheli Uzakdoðu pazarlarýnýn ele geçirilmesi çabalarýndaki heyecanda bir azalma olunca.” Thomas C.” Norman. kapitalizmin ilk belirtileri.. IV. . s. Çin. 4. Bkz.senetleri sahibi hâline getirmiþti. Leo huberman. Moskova. Old China Hands and the . 246 1875’ten 1800’e kadar bankalarýn toplam sermayeleri.450. Japonya’da. 46. 253 “Eski emperyalizm harç alýrdý.” Pevsner. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . kapitalist bir ülke hâline gelebilirdi.040. deðersiz bir kâðýt parçasýndan ibaret olan þey. boksit ve demirden-baþka metaller hiç yoktur. 718. 1947.oreign Office (New York. Bölüm.g.. Ülkeyi kurtaran tek zenginlik kaynaðý akarsular ve büyük bir hidroelektrik kapasitesine sahip oluþudur. Brailsford.). 20' ile 30 yýl gibi uzun dönemler içinde ödeme olanaklarý tanýnmýþtýr.” H.g. 1954). a.e. Çünkü bu tahviller. Political Change and Industrial Development in Japan: Government Enterprise. kural olarak. “. 252 Norman. Bu konuda yetkin bir inceleme olan N.e..g.g.

en belirgin çizgileriyle ancak böyle ortaya koyabiliriz çünkü. bu ülkeler. Birinci klasik koþulumuzla ilgili olarak fazla bir þey [sayfa 319] söylememize gerek yoktur. kaçýnýlmaz bazý yinelemeler yapmak pahasýna. yukarda özetlediðimiz tarihsel geliþimin çeþitli yönlerini yeniden derleyip toplamak zorundayýz. Doðrusu. tarihsel geliþim. Bu güçler. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 209 . köken ve yöneliþ hiç deðiþmemiþtir. daha henüz büyümenin “klasik” koþullarý adýný verdiðimiz temelleri atamadan. týpký eskiden olduðu gibi. bu güçlerin üstesinden gelmekte gösterilecek çevikliðe ve uygulanacak süreçlere baðlýdýr bu ülkelerin gelecekteki ekonomik ve toplumsal kalkýnmalarý. Biçimleri deðiþiktir yalnýz. azgeliþmiþ kapitalist ülkelerin kaderlerini ellerinde tutuyorlar. “Azgeliþ- Paul A. gerikalmýþlýðýn doðrudan ve doðal sonuçlarýný meydana getiren öðeleri. bugün de. Kapitalizm. bugün yürürlükte olan koþullar üstünde bile zorlu etkilerini sürdürüyorlar hâlâ. gerikalmýþ dünyanýn alýnyazýsýný yazan güçler.ALTI GERÝ KALMIÞLIÐIN YAPISAL SORUNLARI (I) I Þimdi azgeliþmiþ kapitalist ülkelerin bugünkü durumunu görebilmek için. bugünün azgeliþmiþ ülkelerini. yoðunluklarý farklýdýr bugün. içinde henüz böyle bir aþamaya ulaþamadan yakaladý ve boyunduruðuna aldý.

gene de küçük çýkacaktýr çünkü. nüfus çoðunluðunun tarýma baðlý oluþu ve tarýmýn ülke toplam gelirinin büyük bir dilimini meydana getirmesidir. Tam tersine. salt deðer ya da büyüklük olarak geliþmiþ ülkelerindekinin yanýnda solda sýfýr kalan ekonomik artýk. küçüktür. en belirgin özelliði. ekonomik artýk oranýnýn bu ülkelerde özel olarak küçük oluþundan ileri gelmez. ekonomik artýk da küçük olacaktýr. bu ülkelerdeki üretim düzeyi düþüktür. Bunlarýn elindeki toprak parçalarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . derinleþiyor ve çok belirleyici bir nitelik kazanýyor. içindeki pay olarak geliþmiþ ülkelerdeki kadar yüksek bir orandadýr. bu noktalarda deðil. hatta bu düzeyin bile biraz altýndadýr. Bunun böyle oluþu. hacim olarak. teknolojik ilerlemeyi ve toplumsal deðiþikliði gerçekleþtiremeyen kapitalist düzen bu ülkelerin üstüne. Demek oluyor ki. tarýmsal üretimin önemli bir kesimi. verimli nüfusun tüketimi en küçük mertebesine kadar düþürülmüþtür ve bu mertebe “bir lokma bir hýrka” geçim düzeyinin ta kendisidir. yani. Asýl fark. Gerçekten de. Þimdi bu noktada biraz durmalý ve bazý ayrýntýlara girmeliyiz.miþ” sözünden de anlaþýlacaðý gibi. geri kalmýþ ülkelerin ço- 210 Paul A. Ekonomik geliþmenin itici motor gücü olarak hizmet etmekten çok uzak olan. ekonomik durgunluðu eski teknolojiyi ve toplumsal geriliði bir að gibi örmüþtür. bu ülkelerde tamamen gerçekleþmiþ bulunuyor. verimlilikleri de (ister adam baþýna üretim cinsinden. Toplam üretim ve gelir gibi büyüklüklerin bir fonksiyonu olduðu için. kural olarak. ister dönüm baþýna üretim cinsinden hesaplansýn) son derece düþüktür. Demek oluyor ki “zurnanýn zýrt dediði yer”. Ekonomik geriliðin tipik görüntüsü. küçük birþeyin (toplam gelirin ya da üretimin) büyük bir yüzdesini de alsanýz sonuç. toplam üretim. bilindiði gibi bu koþullar. eskiden beri bu böyledir ve ülkenin insan ve madde kaynaklarý geniþ ölçüde boþtur ya da eksik kullanýlmaktadýr ya da hiç kullanýlmamaktadýr. azgeliþmiþ ülkelerde egemen olan durumla ekonomik büyümenin klasik modeli arasýndaki farklýlýk. Bu dilimin bütüne [sayfa 320] oraný ülkeden ülkeye deðiþmekle birlikte. ekonomik artýðýn kullanýlma biçimiyle ilgilidir. tarýmsal nüfusun büyük bir parçasýný oluþturan yoksul köylüler tarafýndan üretilmektedir. hatta daha az yüksektir. üçüncü ve dördüncü klasik koþullarda ortaya çýkýyor. hemen bütün geri ülkelerde. ikinci klasik koþulumuz. her zaman eþ anlamlýsý olmasa bile. bu gibi ülkelerde.

küçük ve yoksul çiftçiler için olduðu kadar aleyhte bir ge- Paul A. kýrsal nüfusun büyükçe bir kýsmýný yerlerinden alýp baþka yere götürseniz. Birçok hallerde. hatta birçok ülkelerde çiftçinin “bir lokma bir hýrka” düzeyindeki tüketimini bile saðlamaktan uzak bulunmaktadýr. köylünün net hasadýnýn yarýsýndan çoðunu yutarlar. yoksul köylünün kira. ürün. ister kiracýlýk. bazan da devletten kiralanmaktadýr. her çok aleyhine olan ticaret halleridir. böyle büyük toprak aðalarý için. yarýcýlýk. tüccarýn ve bir dereceye kadar da devletin eline geçer. Her çeþit aracý tarafýndan sömürüldüðü yetmiyormuþ gibi. köylülerin marjinal verimlilikleri o kadar küçüktür ki. birçok azgeliþmiþ ülkede. bir koyundan birkaç post çýkarmasý gerekir çoðu kez. bu toprak çiftçinin yaþamasý için zorunlu asgari ürünü vermeli. çiftçinin borçlarý için faiz ödemesi gerekir ki bu parada gene bu tarýmsal üretimden çýkacaktýr. bilindiði gibi köylü. baþýna) üretim. Aslýnda. baþka çaresi yoktur çünkü.ðunda. Bütün azgeliþmiþ ülkelerde. toprak satýn almak için ya da tüketim amaçlarýyla -özellikle kýtlýk yýllarýnda ve olaðan dýþý durumlarda borçlanmaktadýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 211 . ailenin ihtiyaçlarýný zar zor karþýlamakta. demek ki köylünün. genellikle. Köylü gelirinin kanama noktalarýndan bir de. Bunlar çok defa. çiftçilerin iþledikleri küçük toprak parçalarýnýn büyük kýsmý kendi mülkleri deðildir. çokçasý toprak aðalarýndan. bunlardan kendi çabasýyla elde edeceði toplam. toplam tarýmsal üretimde hiç bir azalma görülmeyecektir. özellikle ticaret hadleri. toprak aðalarýnýn. uygulamada ayný þeyi elde etmek için gittikçe daha çok ürünü elden çýkarmasý gerekir köylünün.259 Köylünün elindeki topraklar tamamen kendi mülkü olsa bile. Böylece. ortakçýlýk yoluyla iþletilmekte olsun. Toprak aðalarýnýn eline kâr þeklinde geçen ekonomik artýk da bir hayli büyük olmaktadýr. tefecilerin. [sayfa 321] pazarlayabildiði ufak tefek ürün artýklarý için de deðer fiyatýný bulmaz ve satýn almak zorunda bulunduðu sanayi ürünleri için de yüksek fiyatlar ödemek zorunda kalýr. küçük çiftliklerde elde edilenden yüksektir. küçük tarlalara bölünüp parçalanmýþ kesiminde ise üretim ücretli emek kullanýlarak yürütülür ve (dönüm. Ýster köylünün kendi mülkü olsun. tarýmýn köylü kesiminden ezilip çýkarýlan ekonomik artýk. üstelik de vergi ve kira karþýlýklarýný (bozan her ikisini birden) karþýlayabilmelidir. vergi ve faiz yükü çok büyüktür.260 Tarým ekonomisinin büyük çiftlikler ve plantasyonlar olarak örgütlenmiþ.

ellerine geçen paralarý. -iþte toprak sahibi aristokrasisinin eline geçen ekonomik artýðýn harcanma biçimleri ve yerleri. Saray gibi konaklar yaptýrmak. büyük çiftlikler hâlinde iþletiliyorsa normal olarak ithal edilen tarým makinalarýnýn pahalýlýðý ve tarýmsal iþgücünün ucuzluðu. onlar da bunu aþýrý tüketim amaçlarýyla kullanmaktadýr. tarýma yatýrým kaynaðý akýtma iþini geniþ ölçüde engeller. anadan atadan böyle görmüþlerdir. Eðer toprak küçük ortakçýlarýn (yancýlarýn yada kiracýlarýn) elindeyse durum daha da kötüdür. Diðer yandan.liþme göstermediðinden bu büyük kârlar elde edilebilmektedir. toprak aðasýnýn belli bir borç yükü altýna girmekten kaçýnmakta. har vurup harman savurarak yaþamak. servet ve statü kazanmak için gösteriþ tüketimine gitmek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Ekonomik artýðýn önemli bir kesimi toprak aðalarýna gitmekte. azgeliþmiþ ekonominin bu kesiminde elde edilen ekonomik artýk. plantasyon giriþimlerine yatýrým yapmayý yani. hattâ bazý ülkelerde bundan da fazladýr. Ricardo’yu ve diðer klasik ekonomistleri öfkelendiren durum. geri ülkelerde hâlâ yürürlüktedir. bir sürü hizmetçi. Modern teknolojinin uygulan- 212 Paul A. Bu davranýþ biçimi. tarýmsal ürün fiyatlarýndaki büyük dalgalanmalar. Dahasý var. yani bu alandaki yatýrýmlarýn kendilerini yavaþ yavaþ ödemekte oluþlarý ve azgeliþmiþ ülkelerde faiz hadlerinin yüksek oluþu. borç verecek olanlarýn da. Ulusal gelir içinde adamakýllý büyük bir dilimdir bu ve azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarýnda büyük bir rol oynayabilir. topraklarýný geliþtirmek ve daha iyi tarým araç ve gereçleri satýn almak [sayfa 322] için harcamayý gereksiz görürler. olarak ele alacak olursak. Hemen bütün azgeliþmiþ ülkelerde bu artýðýn büyük bir kýsmýnýn verim arttýrýcý fabrika ve donatým geniþletilip ilerletilmesi için kullanýlmadýðý dia gün gibi açýktýr. toprak sahibi beylerin geleneklerine. yaþam yöntemlerine ve toplumsal göreneklerine özgüdür.261 Tarýmý bir bütün. çiftlikleri modernleþtirmeyi önler. tarýma yatýrýlan sermayenin amortisman süresinin uzun oluþu. Adam Smith’i. kýrk gün kýrk gece süren eðlentiler ve büyük geziler (hacca gitmek dahil-ç. onlar da böyle sürdürmektedirler iþi! Eðer toprak büyük mülkler. toplam üretimin yansý kadar tutmaktadýr. tarýmsal amaçlar için uzun dönemli krediler vermek için gönülsüz davranmakta haklarý vardýr. böyle yatýrýmlarý özellikle riskli bir hâle getirmektedir.n.) v.262 Bunlar. Bu koþullar altýnda.b.

toprak aðasý. toplumda kendi statülerine uygun bir yaþantýyý sürdürebilmeleri için avuç. arazilerini ipotek ederek gýrtlaða kadar borca girerler. ekonomik artýðýn çarçur edilmesinin ve kötü daðýlýmýnýn önüne geçmekle. bol keseden tüketimi. aþýrý tüketime ve çeþitli verimsiz harcamalara bir son verilecek olsa pekâlâ yatýrýmlara yönetilebilecek bir potansiyel artýk olarak kalmakta. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 213 . Demek ki. aktüel artýk olarak geri toplumlarýn bir takým ekonomik deliklerinde (!) birikip kalan deðerler ise verimliliðin arttýrýlmasýna çok küçük katkýlarda bulunabilmektedir. ancak büyük çiftliklerde kullanýlabilir cinstendir. Çiftlik büyüklüklerinin o kadar önemli olmadýðý tarýmsal yatýrýmlarda örneðin bütün bir bölgeyi sulama iþlerinde. topraksýz köylüye kendisine ait ufak tefek bir toprak parçasý vererek ve ortakçýlarý o ömür törpüleyici borçlarýndan kurtararak. yatýrým için gerekli harcamayý göze alabilmesi için toprak aðasýna yeterli görünmez bütün bunlar. toprak aðasýný gerekli katkýyý yapmaya özendirme olasýlýðý zayýftýr. tefecilik yaparak deðerlendirmeye ya da küçük köylülerin ve toprak aðalarýnýn iflâsý sonucu satýlýða çýkarýlan yeni topraklarý kendi çiftliðine eklemek için elde hazýr bulundurmaya bakar. tarýmsal yatýrýmda ve üretimde beklenen sürekli geliþim çizgisini tutturmak da çeliþkili bir durumdur. Böyle bir yatýrým. geri ülkeler tarýmýnda görülen durgunluða son Paul A. dolusu para harcamak zorunda kalýrlar ve özellikle kötü hasat yýllarýnda. tarýmda üretilen ekonomik artýðýn büyük kýsmý. kendi topraklarýnýn geliþtirilmesi için harcanmaz.masýna dayanan tarýmsal yeniliklerin büyük kýsmý. Eli daha sýký ya da þansý daha açýk toprak aðalarýnýn elinde kalanlar da. büyük çiftlikleri parçalayarak. Yatýrým için toprak aðasýnýn öyle çok büyük bir harcama [sayfa 323] yapmak zorunda olmasýndan deðildir bu tutukluk. Ne traktörler. amaç. ellerindeki birikmiþ parayý. Orasý öyle ama. Ýþte tarým reformunun. Elden borçlanmalarda faiz hadlerinin çok yüksek olduðunu gören ve bunun çekiciliðine kapýlan toprak aðalarý.bile. topraðýn verimliliðini. saltanatlý yaþantýyý sürdürebilmektir. arazi geliþtirme projesinin uygulanmasýndan sonra nasýl olsa kirayý arttýramayacaðýný düþünür. Aksine. dolayýsýyla kiracýnýn gelirini arttýracaktýr ama. ne de biçer-döðerler cüce toprak parçalarýnda yeteri kadar kullanýlabilir. Kiralar çok yüksek olunca ve kiracýlarýn yaþama standartlarý da çok düþük olunca. olmazsa mülklerini elden çýkartmaktan bile çekinmezler.

daha önce de belirtildiði gibi. yoksul köylülerin. yoksul köylülerin harcanabilir gelirlerini arttýrma yönünde olacaktýr. kýsa ömürlü bir ferahlamadýr. Bu arada nüfus dev adýmlarla artmakta ve bu ferahlýk da uçup gitmektedir. bu. Eðer genel bir gerilik ortamý içinde bir tarým reformu yapýlacak olursa. bugünkü azgeliþmiþ ülkelerin büyük çoðunluðunda görülen en can sýkýcý sorunlardan biriyle karþýlaþýyoruz. Hiç kuþkusuz.b. bunlar da ancak büyük-çaplý çiftliklerde gerçekleþtirilebilecek iþlerdir. geri ülkeler tarýmýn en önde gelen ihtiyacýnýn giderilmesi olanaklarýnýn suya düþmesi. toplam üretimi azaltacaðý gibi. Ýþte bu noktada. uzmanlaþmayý tarýma sokmak. topraklarýn yeniden parçalanmasýna yol açacak ve adam baþýna gelir gene eski düzeyine. büsbütün geriletecektir.vereceðini düþünenler. (ki bunlarýn bir kesimi eski yoksul köylülerdir. verimlilikte ve üretimde büyük artýþlar saðlamak için. bir kesimi de toprak reformundan sonra eline bir parça tarla geçirmiþ eski tarým iþçileri v. ülkenin ekonomik kalkýnmasýný hýzlandýrmak þöyle dursun. modern makina ve çeki gücünü kullanmak þarttýr. dir) artmýþ olan tüketimleri ile çiftliklerin parça bölük olmalarý sonu- 214 Paul A. nüfus artýþý. topraðýn parçalanmasý ile. yani bugünkü büyük çiftlik düzeni söz konusu artýþlarý saðlamak bakýmýndan daha umut vericidir. bundan tasarruf edilse bile devede kulak mertebesinde kalacaktýr. bu çeliþkili durumun etkisinde kalýyorlar. büyük çiftlikler parçalanýp ufak tefek tarlalara dönüþtürüldüðü ve köylülerin kira ödemeleri tamamen kaldýrýldýðý halde. verimliliðin artmasý bakýmýndan çok önemsiz olanaklar yaratabilir ancak. tohum geliþtirme. o güne kadar tarým kesiminin verimliliði arttýrma amaçlarýyla kullandýðý ve zaten pek küçük olan ekonomik artýk dilimini büsbütün ortadan kaldýracaktýr. toplam üretimde hýzlý ve büyük ölçüde bir artýþ saðlanmasý ihtiyacý. Doðrusu. hatta bunun bile altýna düþüverecektir. Oysa-küçücük çiftlik birimleri üstüne kurulu bir tarým ekonomisi. Daha kötüsü. Ancak bu öyle düþük bir gelir düzeyidir ki. bu gibi reform önlemlerinin ilk etkileri.akat. Üstelik köylünün yaþama standardýnda görülen yükselmeler de kýsa dönemli olmak durumundadýr. eðer bir yükselme olursa bu mutlaka geçici bir iyileþmedir. daha çok gübre kullanma ve benzeri yollarla bir miktar baþarý saðlanacaktýr. . Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . gelirler de tasarruflar [sayfa 324] da artmayacaktýr.263 Ýþin daha kötüsü. Köylünün yaþama koþullarýný geçici olarak iyileþtiren böyle bir reform.

karþý devrimi” adýný verdiðimiz olayýn sonuçlarýna baðlýdýr. Sanayi giriþimlerinin büyüyüp serpilmesini doðrudan doðruya destekleme gücünde ve isteðinde. kentlerde gecekondularýn. . gübre ve benzeri girdileri göndererek tarýmsal verimliliðin artmasýna yardým ediyordu. yalnýz sermaye birikimi ile el ele yürütülmekle kalmamalý. alanýna daha çok araç-gereç.. sanayi ham maddesi olarak ya da ihraç amaçlarýyla aktarýlan ürün fazlasýdýr söz konusu olan). kýrsal alanlardaki üreticilerin satmak zorunda olduklarý ürün fazlalarýna karþýlýk onlara. Ýþin birinci yönü þuydu: kapitalist geliþme. hem de tarým.” Böylelikle tarýmý yeni bir düzeye. fakat ayný zamanda. sanayi kapitalizminin hýzla ilerlemesiyle de birlikte götürülmelidir. Böyle bir ilerleme. Paul A. yeni bir aþamaya ulaþtýrarak “vaktiyle yaptýðý harcamalarý tamamen geri almýþ”.b. yoksul köylüler tarým-iþçilerine ya da pazara-dönük giriþimciler hâline dönüþtü. büyük ölçüde azalmýþ olacaktýr. eskiden kentlere [sayfa 325] aktarýlan tarýmsal ürün fazlasý (yiyecek maddesi. Ýleri kapitalist ülkelerin geçmiþinde bu sorun. Bir yandan sanayi alanýnda iþ bulma “havucunu”. Ýþin ikinci yönü de þöyle özetlenebilir. fakat daha çok fiziksel baský “deyneðini” kullanarak. ihtiyaçlarýný karþýlamayý saðlama baðlamýþ oluyordu. çiftliklerdeki nüfus baskýsýný ortadan kaldýrmýþ ve tarým kesiminde kalanlarýn adam. baþýna gelirlerini yükseltmiþ oldu. yoksul köylülerin büyükçe bir kesimini sanayi iþçilerine dönüþtürdü ve böylece. eðer dört taraftan bir ekonomik kalkýnma gerçekleþtirmeye katkýda bulunmak ve bunda baþarýlý olmak isteniyorsa.cu. kapitalizmin yarattýðý koþullar altýnda. teneke mahallelerinin mantar gibi çoðalýp yaygýnlaþmalarý istenmiyorsa. böylece hem büyüyen kentsel nüfusun yiyecek v. Demek oluyor ki.eodal düzen. kapitalist kalkýnmanýn gereklerini yerine getirmekte yardýmcý bir rol oynayabilir. topraklar yeniden kapitalist çiftçilerin elinde toplandý. çok yönlü bir süreç yardýmýyla çözüme baðlanmýþtý. ancak tarým devrimiyle ortadan kaldýrýlabilir ve devlet ancak bu yolla. yapýlmýþ (mamul) mallar verme olanaðýný arttýrdý. Ýþin üçüncü yönüne gelince: sanayiyi geniþleterek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 215 . bir tür “kapitalizasyon gerçekleþtirmiþ” oldu. sanki bir “tarým karþý devrimiyle” ortadan kaldýrdý ya da “iptal etti. tarýmý silindir gibi ezip geçti ve bir zamanlar kendi eliyle gerçekleþtirdiði tarým devrimini. [sayfa 326] bir yandan tarýmý devriminin diðer yandan da biraz önce “tarým. tarým reformu.

o kadar. [sayfa 327] onu oldukça büyük ölçüde geciktirme eðilimi yaratacaktýr. 216 Paul A. dengede tutacaktýr. sanayi kapitalizmine geçiþin ve bu yolda hýzlý bir biçimde ilerlemenin en can alýcý sorunu da çözüme baðlanmýþ olacaktýr. geri kalmýþlýðýn bütün ekonomik ve toplumsal hastalýklarý için bir lokman hekim ilâcý olduðunu öne süren “liberal” görüþe karþý okuyucuyu uyarmak niyetindeyiz. tarým reformunun. içinde yer aldýðý koþullara ve kendisini iten güçlere. böyle bir hükümetin engellemelerine raðmen gerçekleþen bir tarým reformu yapýlmýþsa (örneðin köylülerin zorlamasýyla hükümet istemeye istemeye böyle bir reform yapmýþsa). yiyecek maddesi ve ham madde saðlayabilecek kadar geniþ ve verimli olmalýdýr. pervanesini çeviren güçlere baðlý bulunmamaktadýr bu rol. sanayi kapitalizmine. Bu koþul. o zaman iþ deðiþir ve hareket.. Þunu hemen eklemeliyiz yukarda söylediklerimize: azgeliþmiþ ülkelerde tarým reformlarýnýn “gereksiz” olduklarý ve doðru yönde atýlmýþ adýmlar olmadýklarý deðildir belirtilmek istenen. Diðer taraftan. Ezer feodal-komprador ortaklýðýnýn egemenliðinde bir hükümet tarafýndan gerçekleþtirilmiþse. böyle “her derde deva” bir ilâç olmak nerde! Tarihte oynadýðý rol bir hayli belirsiz ve karanlýktýr tarým reformunun ve tamamen. ilerleme yolunda önemli bir adýmýn atýlmasý anlamýný taþýr. Böyle bir kalkýnmaya uzun dönemde yararý dokunsa bile. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . büyüyen sanayi kapitalizmi. Doðrusu. yani reform bir tarým devrimi karakteri kazanmýþsa. bu alan. onu bir hinterland olarak kullanmak demektir.dolaylý olarak da böyle giriþimlerin içinde boy atabileceklerini uygun ortamý yaratmaya yardýmcý burjuva-egemenliðinde bir devlet kurulabilirse. kendisi için zorunlu bir yaþama alaný.264 Ayný zaman da.. kýsa dönemde. Biz burada. ancak “tarým karþý devrimi” sayesinde. Köylülüðün haklý umut ve isteklerini karþýlamak ve her türlü ekonomik ve toplumsal geliþmenin en önemli koþulunu yerine getirmek için de gerçek bir tarým reformu kaçýnýlmazdýr. niteliði gereði ilerici bir kalkýnmaya düþman ekonomik toplumsal ve siyasal sistemi geçici olarak pekiþtirecek. böyle bir tarým reformu. parazit bir toprak aðalarý sýnýfýný zararsýz hâle getirmek ve bu sýnýfýn azgeliþmiþ bir ülkenin gýrtlaðýný sýkmasýna son vermek için gerçek bir tarým reformu kaçýnýlmazdýr. Tarým reformu nerede. istediði kadar iþçi. bir dayanak noktasý bulabilir ki bu da geniþ bir tarýmsal alaný kendi isteklerine uygun bir biçime sokmuþ olmak.

ulusun toplam ekonomik artýðýnýn büyükçe bir dilimini almaktadýr. Tarým reformu bir de þu yüzden kaçýnýlmazdýr: ancak çalýþan köylülere toprak daðýtýlmasý yoluyla. bütün kapitalist ülkelerde yapýlagelen iþlerdir. Eski Çin’e. ancak bu yolla. sorununun akla uygun bir biçimde çözümünü saðlayacak bir siyasal ve psikolojik ortam yaratabilir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 217 .yüzyýllar sürmüþ bir aþaðýlayýcý ve kul-köle edici baskýnýn köreltip iðdiþ ettiði kýrsal bölge halkýnýn yaratýcý enerji ve güçlerini özgür kýlmak. buralarda. bir dereceye kadar. tarýmdaki geliþmelere baðlý olarak belirlenmiþ olan bu süreçler. tüccar. Bu adamlarýn yaptýklarý iþler. Tarým dýþýnda iþleyen ekonomik toplumsal ve siyasal süreçler ve özellikle sermaye birikimi ve kapitalist sýnýfýn evrimi belirlemektedir tarýmýn geleceðini. Güneydoðu Asya’ya. geliþmiþ ülkelerle kýyaslandýðýnda. bunlarýn bir kýsmý kýrsal alanlarda yaþarlar. ekonomik artýðýn baþlýca dört alýcý gurubunun eline geçtiðini görmekteyiz. tarým. Kapitalist bir düzende tarýmýn kaderi tarýma baðlý deðildir yalnýz. fakat yaptýklarý iþin niteliði gereði. mutfakta et bulunup bulunmayacaðý mutfakta kararlaþtýrýlmaz. komisyoncu. iþportacý. pazarcý ve sokaklarda. fakat ayný ölçüde etkin ve belirleyici olduklarýndan kuþkumuz olmasýn! Geri bir kapitalist ülkede bile. çerçi. ne kadar da çok tüccar. kapitalizmin yürürlüðe girmesiyle birlikte tarihsel geliþimin [sayfa 328] baþlýca itici güçleri olmuþlardýr. alanlarda ve kahvehanelerde binbir türlü iþ yapan ve aslýnda ne iþ yaptýklarý da pek belli olmayan insanlar görmüþlerdir. tefeci ve her türlü aracý gurubu gelir. Paul A. ekonominin tarým-dýþý kesimi. Bunlarýn baþýnda. Yakýn Doðu’ya ve Ýkinci Dünya Savaþý öncesi Doðu Avrupa’sýna geziye gidenler. baþlangýçta. Bu kesimde. geliþmiþ ülkelerde haberleþme araçlarýyla. azgeliþmiþ ülkelerde sokaða düþmüþ olan bu iþlerin çoðu. tarýmsal nüfus içinde yer almazlar. serbest býrakmaktýr. Bu sosyo-ekonomik tabakanýn en göze batan özelliði büyüklüðüdür. II Vaktiyle bir Alman yazarýnýn söylediði gibi. özgürlüðüne kavuþmuþ ve eþit haklara sahip üreticilerin bir araya gelmeleri. Geniþ ölçüde tarýma baðlý bulunan azgeliþmiþ ülkelerde bu süreçlerin iþleyiþi. belki daha az belirgindir. kooperatifler kurmalarý ve teknik bakýmdan ileri bir tarým iþletmeciliðine geçmeleri saðlanabilir.

spekülasyon ve arbitraj (spekülasyon ucuz zamanda alýp pahalý zamanda satmak. ilerdeki üretimini karþýlýk gösterecek borç para alacak. Taþýnmaz mal alým-satýmý. Hasat mevsiminin sonunda. bu tür kârlarýn aranýp bulunmasýnýn bin bir türlü yolu ve yordamý vardýr.b. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . nitelikleri gereði. ürünü deðer fiyatýndan satýlamadýðý zamanlarda ya da umulmadýk belâlarla karþýlaþtýðý günlerde. ürününü götürüp maðazasýna yýktýðý komisyoncunun kendilerine satmak istedikleri yapýlmýþ mallarý güçleri yetsin yetmesin satýn almak zorunda kalýrlar ve “kendi” tüccarýnýn ya da tefecisinin tam anlamýyla kucaðýna oturmaktan bir türlü kurtulamazlar. tefecinin ocaðýna düþüp yeni “avanslar” istemekten bir türlü yakalarýný kurtaramazlar. Dar kafalý. ile halledilen iþlerdir. elinde ufak tefek parasý kalan bu gibi küçük üreticiler. arbitraj ise ucuz yerden alýp pahalý yerde satmak anlamlarýna gelir-ç. Bu ara- 218 Paul A. döviz altýn ve diðer deðerler üstünde karaborsa oyunlarýna olanak saðlar ve bunlardan elde edilecek büyük vurgunlar “yaðlý ballý ticaret iþlerinin” büsbütün geliþmesine yol açar. alýcýlarla satýcýlar arasýnda baðýntý kurma yoluyla elde edilen “simsarlýk ücretleri” hep böyle becerikli adamlarýn giriþtikleri iþlemlerden elde ettikleri tatlý merkantil kârlarý örnekleyen gelirlerdir. bu iþlemlerin. bu iþte tüccarýn ve komisyoncunun kârý “fahiþ” oranlara yükselmektedir.n. pazarlarýn örgütsüz ve birbirinden kopuk olduðu yerlerde. ticari (merkantil) sömürü için biçilmiþ kaftandýr.mektup. Ýkide bir büyük para sýkýntýsýna düþen bu insanlar özellikle kötü hasat yýllarýnda. Azgeliþmiþ ülkelerde görüldüðü gibi. çoðunlukla kapitalist geliþmenin ilk aþamalarýna ait olduklarýný söylemek pek yanlýþ olmayacaktýr.). çeþitli mallarýn geçici ve bölgesel kýtlýklarýndan yararlanma. bu borca karþýlýk “yüksek tefeci faizi” ödemeye boyun eðecek ve elindeki malý önüne [sayfa 329] ilk çýkan müþteriye yok pahasýna satmak durumunda kalacaktýr. Büyük merkantil kârlarýn tek kaynaðý tarýmsal ürünleri alýp satmak ve tarým üreticilerini yolmak deðildir elbette. kýrsal üreticilerin bir hayli aleyhinde geliþtiðini daha önce de belirtmiþtik. Söylemeye bile gerek yoktur ki. Ticaret hadlerinin. Azgeliþmiþ ülkelerde aþaðý yukarý kronik (müzmin) bir hâl almýþ bulunan enflasyon da. telefon v. yoksul ve elindeki pazarlanabilir ürünü çok sýnýrlý olan köylü ve küçük toprak aðasý takýmý. son derecede aleyhlerine olan borç senetlerinin ya da sözleþmelerinin altýna parmak basarlar. bilgisiz. telgraf.

Bunlarýn arasýndaki yarýþma ve didiþme. devletten birtakým ayrýcalýklar (lisanslar. köylünün doðrudan sömürüsünden pay alabildiði sürece. çünkü kentte yaþayan bu gurubun rolü çok farklýdýr ve çok daha önemlidir. dolayýsiyle bu alan “iþe yeni atýlanlara” her zaman açýktýr ve her zaman kalabalýk bir gurup “zenginliðe adaylýðýný koymuþ” beklemektedir sýrada! Aralarýnda kimler yoktur ki: tüccar kesiminden olanlar. kabýna sýðmayacak kadar çok sayýda insaný barýndýran merkantil nüfus kesimi de bu kaynaktan çöplenecektir.akat bunlarýn asýl geçimi. belli bir eðitimden geçmiþ fakat bilgisini bir türlü uygulama alanýna aktarma olanaðý bulamamýþ çeþitli insanlar ve benzerleri. [sayfa 330] Yaptýklarý iþin niteliði gereði bu sýnýfa giren insanlar bir girdabýn içindedirler ve bir batar bir çýkarlar.265 Toplumsal üretime sözü edilmeðe deðer hemen hiç bir katkýsý olmayan bu gurup.n. aðýzlarýndaki lokmayý onlara kaptýrmalarýyla mümkün olur. Ekonomik artýktan pay olarak geçinebilmesi için köylünün minimum geçim düzeyini yükseltmesi ya da toprak aðalarýna ödenen rantý sýnýrlamasý gerekecektir.da.266 Merkantil sýnýfýn bu “Lümpen Paul A.) alma olanaðý da her zaman belli bir gurubun elindedir. Kýrsal bölgelerdeki yapýsal gizli iþsizlerin tüketimi. enerjisine ve yaratýcýlýðýna da bunlar sahiptirler zaten. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 219 . o zaman bu benzerliðin pek önemi kalmaz. Doðrusu istenirse. köylerde yapýsal olarak eksik çalýþan (bir çeþit gizli iþsiz olan-ç. tahsisler özel izinler v. açýkgöz ve giriþimci köylüler. sýnýfýný yitirmiþ (deklase olmuþ) toprak-soylularý ya da eski derebeylerinin çocuklarý. Bununla birlikte bütün bu adamlarýn eline geçen toplam kâr epeyce büyük tutarlara ulaþmaktadýr.) insanlarýn kentlerdeki benzerleridir. toplumun en iyi kaynaklarýna. yoksul köylünün sýrtýndandýr. soylu ailelerden gelenler. . allem eder kallem eder. kýran kýranadýr ve ortalama gelir de adamakýllý düþüktür. kendilerine aktarýrlar.b. Bu parazit tabakayý ayakta tutmak üzere ayrýlan bu artýk kesimleri sermaye birikiminin [sayfa 331] canýna okuyan önemli bir kanama anlamýna gelmektedir. toprak aðalarýnýn. aralarýnda sýmsýký kenetlenmiþ birtakým zengin iþ adamlarý gurubudur bu. yani köylü kitlesinin “bir lokma bir hýrka” düzeyindeki üretimlerini azaltmalarýyla. Ekonomik kalkýnma açýsýndan bakýlacak olursa. diðer sýnýflarýn elinden kaptýklarý ekonomik artýk dilimleridir. yabancý giriþimcilerin ve yerli sanayicilerin eline geçen ekonomik artýðýn belli dilimlerini. yarýþmayla iþinden edilmiþ ustalar.

267 Batýlý anlamda bir iþ çeviriyorsa. bugünkü azgeliþmiþ ülkelerdeki durum ile. az parayla büyük ciro zaten baþka türlü yapýlamaz. ithalat. o güne kadar yalnýz kullaným-deðeri için üretilen emtia. elbise yapýmýný yýkarak kendisine bir pazar yaratýr. parasýný. buna yardýmcý olarak. bir zamanlar. küçük parayla çevrilebilecek iþleri yaparlar. bu sýnýfýn daha zengin kesiminin. ihracat. kendi kendini itmesine baðlý. artýk deðiþim-deðeri de kazanmýþ olur böylece. geniþ ölçüde. Baþka deyimle eline geçen ekonomik artýðýn hiç deðilse bir kýsmýný sanayi yatýrýmlarýna aktaran merkantil sýnýfýn zengin kesimi bu “Lümpen burjuvalardan” daha az yiyip içmektedir. bu aktarmanýn fiyatý da çok büyüktür. Demek oluyor ki. kýrsal bölgelerdeki el sanatlarýný yani bükümcülüðü. üstelik paranýn çevrilme hýzý da büyüktür. [sayfa 332] III Kapitalizm altýnda sanayinin geliþmesi. Ancak. sermayenin dolaþýmdan ayrýlarak sanayi alanýna akmasý’ný önlemek isteyen büyük güçler vardýr. Doðrusu istenirse. dokumacýlýðý. bu süreç iþçinin 220 Paul A. tefecilik ve istifçilik de yapmaða baþlar. fakat bu gibi iþlerde ciroya göre kâr büyük olur. azgeliþmiþ kapitalist ekonominin yenmesi gerekli güçlükler çok daha büyük. Yani. tarým ekonomisi dýþýna geri gönderdiði yani sanayi üretimi için kullanýlan dilimin dýþýnda kalan parçayý bile gölgede býrakýr. örgücülüðü. eskisiyle kýyaslanmayacak kadar büyüktür. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . “Sermaye. sermayenin ve iþ enerjisinin merkantil kesimden sanayi kesimine aktarýlmasý mümkündür ama. oralarda da. akýl almaz derecede büyüktür bugün. Arada büyük vurgun vuran tüccar. tümüyle bu sýnýfýn eline geçen ekonomik artýktan kaptýðý pay o kadar büyüktür ki. azgeliþmiþ ülkelerle geliþmiþ ülkelerin tarihsel geçmiþlerinde görülen durum arasýnda keskin bir fark bulunduðu da gözden kaçmýyor: merkantil birikimlerin sanayi üretimi alanýna akmasýný önleyecek güçler. kendi kendini harekete geçirmesine.burjuva” kesiminin. Batý Avrupa’da ya da Japonya’da kapitalist kalkýnmanýn ilk aþamalarýnda görülen durumlar arasýnda büyük benzerlik vardýr. çok kira getiren topraða yatýrýr hemen. “Lümpen burjuvalar”ýn elinde genel olarak büyük paralar yoktur. fakat bu güçlerin üstesinden gelindi ve zamanla sermayenin sanayiin emrine girmesi saðlandý.

. iç talebi yerli sanayi ile doyurmak mümkün deðildir bu durumda.(aslýnda bir serfti. aslýnda. geniþ ölçüde. Gerçi. verimlilik artýþýna. Bebek sanayilerin dýþ rekabete karþý korunmasý zorunluluðunun. ikinci bir yatýrým eylemi de bir üçüncüsünü doðura- Paul A. Sömürgeleþtirme ve taraflarýn eþit olmadýðý anlaþmalarla ardýna kadar açýlmýþ olan bu “iç pazar” kapýsý.geniþliðine baðlýdýr. ticari tarým. binici ile atý arasýndaki görev bölüþümünü andýrmaktadýr. Adam Smith’in ünlü düþünce zincirini hatýrlatmakta zorunluluk var. (Burada. Batý’nýn el attýðý bütün bölgelerde. Allyn Young’un dediði gibi “iþbölümü. bu dizi. geleneksel çiftçilik düzeninin geniþ ölçüde yerini almýþ. Batý kapitalizminin kendi “iç pazarýnýn” bir eki. iþbölümünün geliþmesi pazarýn -iç ya da dýþ . Böyle bir yatýrým yapýlmayýnca da yeni yatýrýmlar için fýrsat çýkmýyor. “iç pazarlarý” hâline gelmiþ deðildir. böyle bir korunmaya en çok ihtiyaç duyan ülkeler. verimlilik artýþý iþbölümünün geliþmesine. okuyucuya. yatýrýmýn yatýrým doðurmasý mekanizmasý iþletilemiyor belli bir yatýrým eylemi bir ikincisini.”269 fakat. Tam tersine. içerde bir yerli sanayi kurmanýn kârlýlýk olanaðý yoktur. daha sonraki bütün kalkýnma çabalarýný derinden etkileyen ve adýna “sanayi bebekliði” diyebileceðimiz bir tutumun izleyicisi oldular. bugünkü azgeliþmiþ ülkelerde sanayi geniþlemesini saðlamak için zorunlu olan ateþleyici kývýlcýmý daha iþin baþýnda söndürmüþtür. bir uzantýsýdýr. bu zincirleme geliþme “plâna uygun olarak” gerçekleþmiþ deðildir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 221 . Dýþardan daðlar gibi (ve ucuz olarak) arzedilen yapýlmýþ mallar için. bu ülkelerin. bugünün geri kalmýþ bölgelerinde.) Batý’daki sanayi büyümesini canlandýrmakta büyük [sayfa 333] rol oynamýþ olan bu zincir (bu olaylar dizisi). yerli usta ve zanaatkârýn mallarýný sürdüðü pazarlar. topraða baðlý köleydi iþçi) topraktan ve elindeki üretim araçlarýndan kopmasýnýn bir sonucu olarak ortaya çýkmýþtýr.”268 Kapitalizm-öncesi ekonomisinin bu þekilde çözülmesi. daha önce de sözünü ettiðimiz gibi. Kalkýnma. serbest ticaretin en ateþli savunucularý tarafýndan bile kabul edildiði bir tarihsel kavþakta. gene iþbölümüne baðlýdýr.n. Sömürgelerde ve baðýmlý devletlerde yapýlmýþ mallarýn sürümü için kurulmuþ pazar. bugün azgeliþmiþ sayýlan ülkelerin pek çoðunda görülmüþ deðildir. ç. doðal kendine-yeterliliðinin daðýlýp parçalanmasý olayý.arklý bir yol izlemiþtir: baþlangýçtaki iþbölümünün yol açtýðý (beslediði) yeni iþbölümü. yapýlmýþ eþya (mam-l eþya) tarafýndan istila edilmiþtir.

kendi kendisinin itici gücü. yatýrýmýn yapýlmamasý da ekonomik durgunluðu ve geriliði büsbütün arttýrmaktadýr. böyle giriþimler bazan yabancýlar eliyle kurulmaktadýr (genellikle yerli çýkarlarý da kendilerine ortak ediyor yabancýlar). daha çok. yeni iþe atýlacak birini engellemek ve içeri sokmamak için çevireceði dolaplar o kadar etkilidir ki merkantil sermayesinin sanayi sermayesine dönüþmesi için gerekli itme gücü sýfýra yaklaþýr. böyle bir iþe kalkýndýðýnda kaçýnýlmaz olarak karþýmýza çýkacak büyük çakýþma riski o kadar önemli ve yerleþmiþ çýkarlarýn. (know-how’larýyla) katýlýyorlar ve iþi onlar çekip çeviriyorlar. güdük kalýyor. Böyle bir iþi kurup yürütmek için gerekli olan sermaye genellikle çok büyüktür ama. büyük çapta. bir çeþit uskuru oluyorsa. zorunlu olarak.mýyor. bu alanda baþka bir yatýrým yapma olanaðý da kalmaz. yatýrýmýn azgeliþmiþ ülkede kalan kýsmý oldukça küçüktür. Tekelcinin ayrýcalýkla ve kutsal sýðýnaðýna girip yatýrým yapabilmek için gerekli sermaye o kadar büyük. 222 Paul A. yatýrým. Nasýl. tamamen tekelin denetimine geçmiþtir ve tekelci denetim pazarýn geniþlemesini engelleyen yeni ve ek bir etmen olmuþtur. baþka yerlerde kapitalizmin merkantil aþmasýndan sanayi aþamasýna geçiþi saðlayan küçük sanayi iþletmelerinin yaygýnlaþmasý olayý ortaya çýkamamýþtýr. Kalite [sayfa 334] ve görünüþ bakýmýndan bir zamanlar dýþardan getirilen mallara benzeyen þeyleri üretip pazara süren giriþimciler. Zamanla. zaten dar olan pazar. Aslýnda bu yatýrým öbekleþmesi ve eþ zamanlýlýðý (senkronizasyonu). sermaye giderlerinin büyük kýsmý.270 Bu koþullar altýnda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bazý sanayi ürünlerini yerli olarak yapma olanaðý belirmiþse de. sanayi kapitalizmin evrimi ile eþ anlamlý olan zincirleme tepki mekanizmasýný harekete geçirir. yabancý patentlerini ve benzerlerini satýn almak için kullanýldýðýndan. Zaten dar olan pazar. ister diðer hükümet ayrýcalýklarýnýn saðladýðý diðer özendirme önlemlerinin gölgesinde boy atsýnlar. bu yeni giriþime. Dahasý var. ister hükümetin bazý koruyucu gümrük duvarlarý koyarak yaptýðý yardýmýn. Böyle bir yatýrýmdan dolayý ekonominin uyarýlma etkisi ya da kazandýðý itici güç devede kulak mertebesinde kalýyor. Yatýrýmýn geniþletici etkisi olmayýnca. yabancý yapýmý makina ve donatýmýný. yabancýlar. böyle bir giriþim için gerekli toplam sermaye büyük olduðundan ve iç talebin sýnýrlarýna kadar doyurulmasý mümkün olduðundan. birikmiþ deyimleri ve bilgileri-becerileriyle. modern fabrikalar kurmuþlar ve iç talebi tamamen karþýlamýþlardýr.

Oysa Batý’da böyle bir geliþme olmuþtu ve iþinden edilenlere yeni iþler verilmiþti. yerli iþgücünün hiç deðilse bir bölüðüne iþ ve gelir saðlanmýþtýr.b. yapým iþlerinde çalýþanlarýn hiç deðilse bir kýsmýna yeniden iþ bulunmuþ. usta ve zanaatkar takýmýna yeni sanayi iþyerleri kurup bir çalýþma seçeneði yaratmamýþtýr. ülkede hiç deðilse belli sanayi dallarýna yatýrým yapýlmýþ. Ne var ki. Diðer taraftan da. üretici olmayan iþler için kullanýlan genel terim-ç. iþler için yani deðer yaratmayan. az geliþmiþ ülkelerdeki yarý-feodal toprak aðalýðý. n. sanayi büyümesinin yeni hamleler yapmasýný engelliyorlar tekelci fiyat ve üretim politikalarý yüzünden. Yeni açýlan iþyerleri geri ülkelerde de [sayfa 335] bir çeþit panzehir. ekonomik kalkýnmanýn bu ilk aþamalarýnýn baþbelâsý kesiliyorlar. sermayenin ve iþgücünün dolaþým (ticaret. baþlangýçta kýsmen de olsa sarýlan yaralarýn büsbütün açýlýp geniþlemesine sebep olan ve baþlangýçtakinden daha az güçlü ve zararlý olmayan bir kanserli büyüme modeli çýkmýþtýr ortaya. öyle bir sanayi uygulama düzeni gelmiþtir ki ülkeye. eskiye göre. üstelik bunlarýn büsbütün gerilemesi yönünde bir etki yapýyorlar. bütün sanayi pazarlarýnýn dýþardan getirilen mallarla dolup taþtýðý eski günlere göre belli bir ilerlemeyi temsil etmediðini söylemek istediðimiz sanýlmasýn. Ekonomik sistem. ülkedeki hemen bütün el sanatlarýný yýkmýþ. bir taraftan. þimdi tamamen gerici bir rol oynamaða baþlamýþlardýr ve bu rol deðiþikliði çok kýsa zamanda olmuþtur. verimliliðin artmasýný köstekleseler gene iyi.Bütün bunlardan. oracýlýk. Yalnýz iþ bölümünün daha da ilerlemesini engellemekle kalsalar. bu yeni firmalar da. týpký öyle. ekonomik kalkýnmanýn önüne nasýl bir duvar çekiyorsa.) olanýndan sanayi üretimi alanýna aktarýlmasýný önlediði için. Tekelci sanayi. tarým ürünleri için pazarýn geniþleme- Paul A. bir çeþit yara merhemi görevi yapmýþtýr. Bu eski mal akýmý. kendi iþletmelerinin geniþlemesini bile önlüyorlar. tefecilik v. geri ülkelerde görülen böylesine bir sanayi geliþmesinin. kapitalizmin merkantil aþamasýný uzatmýþ olmaktadýr. bankacýlýk. üstelik. Baþlangýçtaki iþbölümü düzeninde. sanayi adýna ufak tefek ne varsa silip süpürmüþ. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 223 .yapýlanlar yýkýlaný yerine koyacak büyüklükte olmamýþtýr hiçbir zaman. buna karþýlýk iþlerini ellerinden aldýðý insanlara. içinde bir zamanlar ilerici rol oynuyorlardý. Pazarlarýn tam denetimini süratle ele geçiren ve bunlarýn çevresine koruyucu gümrük duvarlarýyla ve/veya diðer hükümet ayrýcalýklarýyla demirden bir çit ören yeni firmalar.

kendilerine yazlýk ya da kýþlýk lüks konutlar (kâþaneler. toprak soylularýnýn çarçur etmelerine çok benzeyen bir biçimde kullanýlýrlar. tefecilik ve spekülasyon yaparlar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bununla da. daha erken yaþta. þimdi. tarýmdan boþanan iþgücüne yeni çalýþma olanaklarý yaratýlmasýna da yardým etmediði gibi. konaklar v. kulübe sanayilerinin. yuvayý [sayfa 337] yumurtayla doldurmak kabilinden. bir ayaklanma karþýsýnda dýþarýya kaçýp rahat bir emeklilik hayatý yaþamak için.) yaptýrýrlar. aþýrý tüketimlerini büsbütün arttýrýrlar v. Geri ülkelerdeki tekelci çýkar çevrelerinin eline geçen bol miktarda ekonomik artýk verimli amaçlarda kullanýlmamaktadýr. hizmetçi ve uþak soylarýný arttýrýrlar. Eðer yabancý uyruklu hisse senedi sahiplerinin eline temettü” olarak geçmiyor ve yurt dýþýna akmýyorlarsa. Önem bakýmýndan hiç de küçük olmayan bir sonuncu yol da. ne kendi iþletmesinin geniþlemesine yatýrmakta. derme çatma ev tezgâhlarýnýn ve benzeri iþlerin yeniden canlanmalarýna da yol açýyor. bu orada. her türlü ticaret dalavereleri çevirmeye bakarlar.sine de. Sanayi-öncesi toplumunun üstüne ölü topraðý serpilmiþ durgunluðu. tekelci kapitalizmin bütün sýnýrlayýcý etkilerine eklenmiþ durumdadýr. yeniden kendine-yeterli.s. yerli paranýn deðer yitirmesine (ve ilerdeki bir devalüasyona) karþý ya da ülkede toplumsal ve politik bir çalkantý. bu kaynaklar. Bu kaynaklarý. ne de baþkalarýnýn hizmetine (emrine) vererek yatýrýlmasýna olanak vermektedir. gençliðinin görkemli ve saðlýklý günlerini görmeden. 224 Paul A. Ekonomik artýktan arslan payýný alan tekelci kapitalistler. küçük ticaret erbabýnýn mantar gibi artmasýna. ciddi bir bunamanýn ve çöküntünün bütün belirtilerini göstermektedir. Çocukluðun bütün acýlarýný ve yoksunluklarýný bütünüyle yaþadýktan sonra. tarýmda kolonlara ucuz tüketim mallarý ve araç-gereç de [sayfa 336] saðlamadýðýndan bu ekonomik kesimin. yüksek kira getirecek (ya da ilerde çok daha yüksek bir fiyata satýlacak) toprak satýn alýrlar. vurgunlarýnýn bir kesimini de yabancý ülkelere kaçýrýrlar. azgeliþmiþ ülkelerin büyük kýsmýnda kapitalizmin özel bir çarpýklýðý var. yapýsal iþsizliði ve gizli iþsizliði barýndýran bir ekonomik ortam haline dönüþmesini pekiþtirerek iþleri büsbütün çýkmaza sokuyor.271 Demek oluyor ki. Eðer geriye para kalýrsa.b. tekelci.

yerleþmiþ olduklarý ülkenin ekonomisi üstündeki etkilerini daha iyi anlayabilmek için. altýna alabilmek -ki bunlarýn baþýnda plantasyonlar ve madenler için toprak satýn almak gelmektedir. fakat bu artýðýn büyük kýsmý (söz konusu yabancý uyruklu ve yüksek maaþlý yöneticilerin kiþisel tasarruflarý dahil) ise yurt dýþýna aktarýlýr. azgeliþmiþ ülkelerdeki sermaye birikimine katkýlarý. üstündeki genel etkisi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 225 . tamamen yerlilerin elindeki kuruluþlarýn katkýlarýndan küçüktür. daha önemlisi. Geri bölgelerdeki yabancý çýkarlarýnýn büyük kýsmý salt ihracata dönük üretim yapmaktadýr. bunlarýn yatýrým tutarlarý diðer kategorilerden büyüktür. Çünkü. Yabancý iþletmedir bu da. ya silâh zoruyla yerlilerin elinden zorla alýnmýþtýr bu doðal kaynaklar ya da yöneticilerin. tamamen ya da kýsmen yabancýlarýn sahip olduklarý kuruluþlar özel bir problem ortaya koymazlar. söz konusu mallarýn ülke ve dünya ekonomisi toplam üretimi içindeki paylarý da en büyük dilimi oluþturmaktadýr.272 Azgeliþmiþ ülkenin iç pazarýna el atmýþ. kural olarak. bu kuruluþlarýn ellerine geçen ekonomik artýðýn. eylemlerinin çeþitli yönlerini ayrý ayrý ele almak yararlý olacaktýr: (1) Yabancý giriþimin yaptýðý yatýrýmýn büyüklüðü ve önemi.273 Daha önce sanayi konusundaki sözlerimiz bunlara da aynen uygulanýr çünkü bu kuruluþlarýn elde ettikleri ekonomik artýðýn bir kýsmý söz-konusu ülkede kalýr ve harcanýr. azgeliþmiþ ülkeye.IV Buraya kadar yaptýðýmýz çözümleme bizi azgeliþmiþ ülke ekonomik sisteminin tarým-dýþýnda kalan üçüncü kesimini inceleme noktasýna getirir. örneðin yüksek maaþlý yöneticilere yapýlan ödemeler ülkede kalmaktadýr. Bu konularýn birincisini ele aldýðýmýzda þunlarý görüyoruz: Ýhraç edilebilir mallarýn (petrol hariç) üretimiyle ilgili yabancý çýkarlarýnýn. Bunlarýn. (2) Yatýrýmýn hergünkü (cari) iþlemlerinin doðrudan etkisi. küçük bir sermaye getirdikleri ve yatýrýmlarýný böyle küçük bir sermaye ile baþlattýklarý söylenebilir. Daha karmaþýk -ayný zamanda da daha önemli olan-. bir azgeliþmiþ ülkede salt ihraç etmek için üretim yapan yabancý kuruluþlarýn oynadýklarý roldür. ve (3) Azgeliþmiþ [sayfa 338] ülkenin tüm olarak ele alýnmasý hâlinde. gerekli doðal kaynaklarý denetim.için büyük paraya ihtiyaç duyulmamýþtýr. feodal aðalarýn ve buralarý elinde bulun- Paul A. Demek ki.

Biraz önce de belirttiðimiz gibi çok düþük bir fiyattýr onlarýn bu iþ için ödemiþ olduklarý. kelimenin dar anlamýnda sermaye ihracý devede kulak mertebesinde kalýyor.ransýzlarýn ve (daha sonra) Amerikalýlarýn dýþ ülkelerde kurduklarý holdinglerin geliþim çizgisi de hemen hemen aynýdýr. Eldeki kayýtlarýn en iyimser bir yorumuna göre bile böyle bir soruya olumlu karþýlýk veremiyoruz. Bütün 1870-1913 dönemi boyunca. doðal kaynaklara el koymak için ödemeleri gereken fiyata karþýlýk sayalým. Bu nedenle de. simgesel bir fiyat ödenerek apartýlmýþtýr. bunlarýn o ülkedeki son derece verimli iþlerinden elde ettikleri büyük kârlardan saðlanacaktýr. yabancý azgeliþmiþ ülkede elde ettikleri kârlardan ayrýlan [sayfa 275 339] paylara geniþ ölçüde bel baðlamýþ bulunuyorlardý. Ýhracat için üretim yapan böyle iþletmelerin geniþlemeleri için gerekli para. çok kez. Hattâ daha sonralarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . yabancý sermayenin azgeliþmiþ ülkelerdeki bugünkü ekonomik varlýðý. azgeliþmiþ ülkelerde ihracata dönük iþ yapanlarýn iþletme büyüklükleri çok arttýðý zamanlarda bile. Batýlý kapitalistlerin.duran kabile þeflerinin elinden. ihracat ile ithalât arasýndaki farktan beslenmiþlerdir. Demek ki. ilginç bir örnektir üstelik. eski yatýrýmlarýn saðladýðý gelirlerin % 40'ýný ancak bulduðunu görmekteyiz.”274 Hollandalýlarýn . azgeliþmiþ ülkelerde elde edilip gene yatýrýma yöneltilen yabancý sermaye mülkiyetindeki ekonomik. genellikle sanýldýðýndan çok küçük olacaktýr. bazý azgeliþmiþ ülkelerdeki “kutsal” mülkiyet haklarýnýn elden gitmesi karþýsýnda duyduklarý öfkenin ne kadar yersiz olduðunu göstermeye yetecek önemde bir örnektir. yabancýlarýn doðal kaynaklara el atmalarýndan kazanýlan paralarýn yerli sermaye birikimi üstündeki etkisi ihmal edilebilecek derecede düþüktür.276 Bu bile tek baþýna. Ýngiliz deneyinden söz eden Sir Arthur Salter bakýn bu konuda neler diyor. yabancý ülkelerden elde edilen ekonomik artýðýn yeniden yatýrýlmasý sonucu doðmuþ bulunuyor. Bu dev þirketlerin yaptýklarý yatýrýmlarýn bir kýsmýný. azgeliþmiþ 226 Paul A. geniþ ölçüde. artýðýn. 1870’in hemen arkasýndan sona eren bir ilk dönemde dýþ yatýrýmlar. büyüyüp semizlemek için. yeni yatýrýmlarýn. gene ayný dönemde. dýþ yatýrýmýn 1 milyar sterlinden 4 milyar sterline yükseldiði bu zaman boyunca. bunlar için geliþmiþ ülkelerden aktarýlan yatýrým sermayesi. Bunlar da. bu ülkelerin ekonomik kalkýnmalarýna önemli bir katký yapýp yapmadýklarýný soralým. Batýlýlarýn azgeliþmiþ ülkelerdeki ekonomik varlýklarýnýn büyümesi için.277 Sýrasý gelmiþken. toplam. “Yalnýz.

maden ocaklarý. çünkü. büro araç ve gereçleri için de. herhalde. ulaþtýrma araç ve gereçleri için de ayný þey doðrudur. ileri ülkenin pazarýný geniþleteceklerdir. azgeliþmiþ ülkede yapýlan bir yatýrýmýn toplam giderlerinden bir kýsmý da orada harcanmýþ olacak ve ülkenin toplam geliri ve toplam talebi üstünde olumlu bir etki yaratacaktýr. dolayýsiyle.278 Gerekli yatýrýmýn çok daha büyük kýsmý. ellerine geçen rüþvetleri ve bahþiþleri geri ülkelerinin verimli servetini arttýrmak için kullanýlacak biçimde bir birikime yönetiyor deðiller. Yatýrýmcý firmanýn ve onu yönetenlerin. böyle bir yatýrým için yerel pazarýn da bir miktar geniþletilmesi gerekecek. söz konusu makina ve donatým. azgeliþmiþ ülkede yatýrým yapan bir yabancý þirketin bu giriþimi olsun. dýþardan gelen yabancý personel için konutlar. açýklayabiliriz: Kurulu iþyerlerini geniþletmek ya da yeni iþyerleri kurmak isteyen ve bunun için de kârlarýnýn bir kýsmýný ayýrýp donduran (ya da yeni fonlar bulan) firmalar. dolayýsiyle. teknisyenlerin ve ustabaþýlarýn da anavatandan getirilecekleri ve inþaat projelerinin uygulanmasý iþini bunlarýn denetleyip gözetleyecekleri de hesaba katýl- Paul A. yerli iþçiler için kamplar ve benzeri þeyler inþa edilecektir. yeni yollar. vaktiyle yaptýðý yatýrýmýn makina ve donatýmýnda yapýlacak bir yenileme iþlemi olsun.akat toplam yatýrým giderinin bu kýsmý genel olarak küçüktür ve hatta inþaat malzemesinin bile bir kýsmý (hem de yükte hafif pahada aðýr olan kýsmý) gene anavatan dediðimiz ileri kapitalist ülkeden ithal edilecektir.ülkenin memurlarýný ya da doðal kaynaklarýn eski sahibi güçlü kiþiyi kandýrmak için bir rüþvetten. Baþka bir yolu yoktur bu iþin. bu inþaatlarda da yerli malzeme ve iþçi kullanýlacaktýr geniþ ölçüde. yatýrýmýn yapýldýðý geri ülkede yapýlmaktadýr. Bu kavramý þöyle. Mühendislerin. Elbette. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 227 . . yani ileri ülkenin sanayii için yeni bir üretim olanaðý doðar. yönetim yapýlarý. bir bahþiþten ibarettir bütün ödenen. Bu adamlarýn da paralarýný nereye harcadýklarýný biliyoruz. geleneksel olarak para çarçur etmeyi iyi bilirler bunlar. hani nerdeyse tamamý. Sonuç olarak yatýrým malzemesi için anavatana sipariþ verilir. kendi ana vatanlarýnda üretilen makina ve donatýmý satýn alýp ithal etmek için kullanýrlar. kendi anavatanlarýnda imal edilen makina ve donatýma karþý özel ve doðrusu haklý bir eðilimleri vardýr. “ayni yatýrým” diye de adlandýrýlmýþ olan bölüm için harcanan paralardan oluþur. [sayfa 340] bu kaynaklarýnýn büyük kýsmýný.

Bolivya’da toplam iþçilerin ancak yüzde 5’i kalay madenlerinde çalýþmaktadýr. yabancý þirketlerin toplam gelirlerine kýyasla ücretlerin yuttuðu kesim çok ufak kalmaktadýr. þimdi de yabancý yatýrýmla ilgili ikinci konuyu bu yatýrýmýn hergünkü (cari) iþlemlerinden doðan etkileri incelemeye çalýþalým. Bolivya ücretleri ile dolar cinsinden yapýlan toplam satýþlar (gelirler) karþýlaþtýrýlýrken.34'ü petrol iþyerlerinde çalýþmaktadýr283. Þili’de. [sayfa 342] Nüfusu çok küçük ve hammadde kaynaklarý ise çok geniþ olan bazý ülkelerde ise ya- 228 Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . mal ürünler elde etmek. madenler.b. petrol sanayi. toplam nüfusun sadece yüzde 0. Ýncelememize. yerli parayý fazla deðerlendirdiðinden iþçilerin payý da olduðundan yüksek görünmektedir. ülke iþgücünün sadece yüzde 2’sine iþ verebilmektedir279 ve yabancý petrol þirketlerinin yerli para ile yaptýklarý harcamalar (hükümete ödedikleri vergiler hariç) ihracat deðerinin yüzde 20’sini geçmez280. malzeme alýmlarýna gittiði belirlenmemiþtir. madenlerde ve bunlara baðlý maden iþleme fabrikalarýnda ülkenin çalýþan nüfusunun yüzde 8’i çalýþýyordu yalnýz. yani iþgücü kullaným oraný önemsiz bulunduðu için. ücret ve maaþ olarak da bu yüzde 20’nin sekizde yedisi harcanýr. belli iþ kollarýnda makina kullaným oraný çok yüksek. Demek ki yabancý giriþimin yaptýðý yatýrýmýn büyüklüðü önemi azgeliþmiþ ülke bakýmýndan fazla birþey ifade etmiyor.) toplam sanayi üretiminin ancak yüzde 20’si yerel olarak harcanmaktadýr. “Birinci Dünya Savaþýndan önce.”281 Uluslararasý Para . 1945-50 yýllarý arasýnda. bunun ne kadarýnýn emekçiler. petrol v. bu ülkede de (Þili’de-ç. ne kadarýnýn. gider. [sayfa 341] maddeleri çýkarmak ve bunlarý yurt dýþýna göndermektir. Bu þekilde elde edilen kaynaklarýn kullaným biçimi bizim için önemlidir. petrol gelirlerinden iþçilere ödenen pay yüzde 5 oranýndadýr. resmi kur. Orta Doðu’da. sekizde biri de ülke içinde diðer alýmlara. Yerli emeðe ödenen ücret her yerde inanýlmayacak kadar düþük olduðu için. bu kaynaklarýn iþgücünün payý olarak ödenen dilimini ele alarak baþlayabiliriz.onu’nun yayýnlanmamýþ bir raporuna göre. Bu iþlemlerden amacýmýz. fakat bu oran devamlý olarak azalmýþtýr.malýdýr. toplam gelirlerin yüzde 25’i kadar bir ödeme yapýlmýþtýr kalay iþçilerine (bir tahmine göre)282. hesaplar resmi kur üzerinden yapýlmýþtýr. Venezüella’da toplam ihracat gelirlerinin yüzde 90'ý petrolden elde edildiði halde (hatta petrol gelirleri ulusal gelirin en önemli dilimini oluþturduðu halde).n.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 229 . örnek verdiðimiz diðer ülkelerdeki oranlara yaklaþmaktadýr. bunlarýn yerli mallar alýmý için kullandýklarý para gelirlerinin çok küçük bir dilimidir ve bu dilimin ülkenin toplam talebi üstünde kayda deðer bir etkileri görülmez. Söylemeðe gerek yoktur ki. . yeril iþçilere ödenen hemen bütün ücretlerin tüketime gittiði kabul edilebilir. bunlar yönetici ve yardýmcý yönetici görevleri yaparlar ve yüksek ücretler alýrlar. ilerde iþleri bitip de anavatana dönme zamaný geldiðinde” yanlarýnda götürürler. Bir kere. genel olarak uzak bir yerde bulunan iç pazardan satýn almak yerine fabrika kantininden satýn Paul A. Yabancý þirketlerin iþçi kamplarý öyle yerlerde kurulmuþtur ki. biriktirilen bu paralar ya hemen “anavatana” gönderilir ya da bunlarýn Sahipleri.285 Ne var ki satýn aldýklarý ürünlerin belli bir kýsmý zaten emrinde çalýþtýktan yabancý firma tarafýndan pazara sürülmektedir. Gerçi adettir. Dolayýsiyle. iç pazardan da birçok tüketim mallarýný satýn alýrlar. bunlar birkaç hizmetçi çalýþtýrýrlar yanlarýnda. Gerçekten de. birçok tüketim malýný. ellerine geçeni yerler ve [sayfa 343] tassaruf edecek birþey kalmaz geriye. fakat ayrýk (istisnai) örneklerdir bunlar. Dahasý var. Demek ki. fakat yükte hafif pahada aðýr ne kadar tüketim malý varsa bunu “dýþardan” getiriler.akat ücretleri yüksek olanlar bile. Çok az beceri isteyen iþlerde çalýþan bu insanlar. Kuzey Rodezya’da bile ücretlere giden pay. haliyle. o kadar ki. Ham madde çýkarýp bunu ihraç etmekle elde edilen gelirin yerli alýmlarda kullanýlan ya da ücret olarak verilen bu küçük dilimlerinin azgeliþmiþ ülkelerdeki iç pazarýn geniþlemesini saðlayabileceðini düþünmek yanlýþ olur.bancý sermayenin iþ verdiði insanlarýn oraný daha yüksek görünmektedir (örneðin Kuzey Rodezya bakýr madenleri ülke halkýnýn yüzde 10’una iþ vermektedir). bunlarýn azgeliþmiþ ülkede (mahrumiyet bölgesinde) çalýþmayý kabul edip buralara kadar gelmelerinin altýnda kýsa zamanda çok para biriktirme umudu yatmaktadýr. aldýklarý parayla canlarýný tenlerinde tutmalarý bile zordur. Çok zengin ve rahat bir ömür sürmelerine karþýn bu insanlarýn ellerine geçen paralarýn büyük bir kýsmýný biriktirdikleri görülür. çalýþanlardan bir kýsmý yabancý uyruklulardýr. son derecede düþük ücretler alýrlar. özellikle lojman için firmaya epeyce bir kira öderler.284 Tüketim amaçlarý için harcadýklarýnýn tümü de “iç pazara” yönelmiþ deðildir bu gibi yabancý uyruklularýn. Yerli iþgücünün durumu ise biraz daha farklýdýr.

almak hem daha kolay hem, daha ucuzdur; fabrika kantininde de “anavatandan” ithal edilen tüketim mallarý satýlýr.286 Özetleyecek olursak, ihracata dönük yabancý giriþimlerin kaynak ülkeler denilen yerlerin halkýna verdikleri pay, oldukça az sayýdaki iþçiye ödenen ücretlerden oluþmaktadýr çoðunlukta ve bu da pek birþey tutmaz; her yerde çok küçüktür. Söz konusu mallarýn karþýsýndaki dünya talebindeki oynamalar, üretimden çok fiyatlarý etkilediði için -burada bizim uzun uzun incelemeye gerek duymadýðýmýz ekonomik ve teknik nedenlerle böyle olduðu için- çalýþan yerli iþçi sayýsýnda da zamanla büyük bir deðiþiklik olmaz. Bunlarýn ücretleri de öyle kolay kolay yükseltilmediði için, ellerine geçen toplam gelirlerde salt olarak yani miktar olarak da fazla bir artýþ göstermez; iþçi bordrolarýndaki toplam rakamlar hani nerdeyse yerlerinde saymaktadýr. Satýþ fiyatlarýna baðlý olarak toplam üretim deðeri ise deðiþmekte ve iþçi ücretlerinin bu deðer içindeki payý zamanla elbette ki azalmaktadýr. Ýþlerin iyi gittiði yýllarý iþlerin kötü gittiði yýllarla birlikte ele alacak olursak, bu payýn yüzde 15 dolaylarýnda gezindiðini enaz yüzde 5’e düþtüðünü ve ençok yüzde 25’e yükseldiðini saptayabiliriz. Azgeliþmiþ ülkelerin yoksulluktan kýrýlan nüfus kesimleri için hiç kuþkusuz çok büyük deðer taþýyan böyle bir payýn, ekonomik kalkýnma bakýmýndan önemini irdelemek için, kimlerin eline geçtiðini daha yakýndan görmeye ve konuyu daha açýkça kavramaya çalýþmalýyýz. Bu payýn büyük kýsmý, dar gelirli iþçilerin eline geçmekte, [sayfa 344] “ücret mallarý” denilen ve daha çok tarým kesiminde üretilen tüketim mallarý satýn almak için kullanýlmaktadýr; söz konusu mallarýn bir kýsmý da yerel ustalarýn, küçük zanaatkârlarýn ürettiði þeylerdir; bir kýsmý da ithal yoluyla dýþardan gelir; demek ki iþçi ücretlerinin pazara yansýmasýnýn ülkenin sanayi giriþimlerinin geliþmesi bakýmýndan öyle önemli bir katkýlarý, pazar geniþletici ve özendirici bir etkileri yoktur.287 Ýhracata dönük yabancý þirketlerin satýþlarýndan elde ettikleri toplam gelirleri iki baþlýk altýnda toplanabilir. Bu gelirin büyük kýsmý brüt kârlardan oluþur (vergiler, resimler, harçlar çýktýktan sonra); amortismanlar ve karþýlýklar brüt kârlarýn içindedir. Üretimin yer aldýðý ülkenin devletine ödenen vergi, resim, harç, “devlet payý” v.b. de ikinci bir baþlýk altýnda toplanabilir. Bu ikinci kategoriyi biraz sonra ele alacaðýz. Birinci kategorinin kullaným biçimi çok çeþitli görünümler alabilir. Daha önce de gördüðümüz gibi bu ka-

230

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

tegorinin büyük kýsmý “o ülkenin dýþýnda” yeniden yatýrýma gider. Ne varki bu, istatistik bir denge olup, büyük toplamlara ve uzun dönemlere iliþkin olarak ele alýndýðýnda gerçek niteliði anlaþýlacaktýr. Tek tek ülkeler ve belli zaman parçalarý için ele alýndýðýnda, hem kâr aktarmalarýnýn hem de yabancý yatýrýmlarýnýn çok büyük ve çok þiddetli sapmalar, dalgalanmalar gösterdiðine tanýk oluruz. Zaman gelir, belli bir ülkeden dýþarýya kâr aktarmalarý yatýrýmlarý aþar, zaman gelir bunun tersi olur. Bazý firmalar elde ettikleri kârýn tümünü götürürler, bazýlarý yeni yatýrýmlara giriþir. Bütün kapitalist dünyaya kol atmýþ iþ örgütleri, genellikle, kârlarýný belli bir ülkeden ya da belli ülkelerden toplarlar, yatýrým olanaklarýnýn daha üstün göründüðü baþka ülkelere yatýrýrlar. .akat bununla, azgeliþmiþ ülkelerin ortak bir alýnyazýsý vardýr, birinden kaldýrýlan kârlar nasýlsa ötekine yatýrýlýr gibi bir yargý vermek istediðimiz sanýlmasýn. Bunun tam tersi olmaktadýr: Azgeliþmiþ ülkelerden elde edilen kârlar, dünyanýn en geliþmiþ kapitalist ülkelerindeki yatýrýmlarý beslemek [sayfa 345] için kullanýlýyor. Azgeliþmiþ ülkeler arasýnda, kendi ekonomilerine tekrar yatýrýlan yabancý þirket kârlarý bakýmýndan büyük farklar bulunmakla birlikte, bir bütün olarak ele alýndýklarýnda, azgeliþmiþ ülkeler dünyasýndan geliþmiþ ülkeler dünyasýna, faiz ve temettü ödemeleri yüzünden, ekonomik artýklarýnýn geniþ bir diliminin aktarýldýðýný söyleyebiliriz.288 V Ancak bütün bunlarýn en kötüsü, azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarý açýsýndan anlatýlmasý hiç de kolay olmayan asýl felâket, asýl baþbelâsý, yabancý sermayenin ekonomik artýðý alýp götürmesi ya da yabancý giriþimci tarafýndan yeniden yatýrýlmasýdýr. Bunun böyle iki ucu kirli bir deðnek olmasý, azgeliþmiþ ülkelere yapýlan yabancý yatýrýmlarýn doðrudan faydalarýnýn son derecede küçük olmasýndan deðil; yabancý giriþimcinin azgeliþmiþ ülkenin kalkýnmasý üstündeki etkisini bütünlüðüyle ele aldýðýmýzda ne demek istediðimiz daha iyi anlaþýlacaktýr. Batýlý yazarlar, bu konuda az çok resmi bir aðýzla konuþurlarken hiç de bizim, gibi görmüyorlar sorunu. Örneðin, daha önce de sözünü ettiðimiz Amerikan Ticaret Bakanlýðý’nýn Survey of Current Business adlý dergisinde çýkan makalenin yazarlarý iþi tersin-

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

231

den alarak þunlarý iddia ediyorlar: “Yabancý ülkelerde Amerikan þirketlerinin yaptýðý üretici yatýrýmlarýn büyük ölçüde geniþlemesi, dýþ ülkelerdeki ekonomik koþullarýn düzelmesinde çok önemli bir etmen olmuþlardýr.”289 Kendisinden öyle pek emin görülmemekle birlikte Profesör Mason da, “... maden üretiminin arttýrýlmasý, genel olarak, yalnýz azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnmalarýyla baðdaþmakla kalmýyor, ayný zaman da bu bölgelerdeki sanayileþmeyi de büyük ölçüde kolaylaþtýrmaktadýr.”290 profesör Nurkse de, çekingen bir ifade kullanmakta ve þöyle bir sonuca varmaktadýr: “... geleneksel yabancý sermayenin yarattýðý etkiler kötü deðildir, [sayfa 346] genel olarak kalkýnma saðlamadýktan da söylenemez; kalkýnmaya katkýda bulunmaz deðil, bulunur ama, her yerde ve her zaman ayný ölçüde olmaz bu, üstelik dolaysýz da deðildir bu katký. Asýl güçlük kaynaðý, yabancý sermaye yatýrýmlarý etkisinin diþe dokunur olmamasýdýr, hepsi o kadar”291. Yabancý yatýrýmlarýný savunan bu yazarlarýn tutumu aþaðýdaki gerekçelere dayandýrýlmaktadýr. Bir kere, yabancý yatýrýmlar sayesinde dýþarýya yapýlan kâr aktarmalarý, azgeliþmiþ ülkenin ekonomik artýðýndan kaynak alan bir yük deðildir, deniliyor; çünkü yabancý sermaye yatýrýmý olmasaydý zaten aktarýlacak birþey de olmayacaktý! Aktarma olmasýn demek yatýrým yapýlmasýn demek olduðu için, bu aktarmalar ödeyen ülke için bir gerçek maliyet öðesi deðildir ve dolayýsiyle de ülkenin ekonomik kalkýnmasýný olumsuz yönde etkilediði söylenemez!292 Ýkinci olarak da þu gerekçe öne sürülüyor: Yabancý giriþimlerin iþlemleri sonucu elde edilen ürünlerin bir kýsmý yerli halka, yaptýklarý hizmetlerin ödülü olarak geri veriliyor ve ülkenin toplam gelirini bir dereceye kadar arttýrýyor ya, daha ne isteniyor? Üçüncü gerekçe de þöyle. Yabancý sermaye, doðrudan katkýsý ne olursa olsun, bir de dolaylý katkýda bulunuyor; doðrudan katkýsýyla azgeliþmiþ ülke insanlarýnýn daha rahat yaþamalarýný saðlarken, dolaylý katkýlarýyla, yani karayollarýnýn demiryollarýnýn, enerji santrallarýnýn ve benzeri bayýndýrlýk iþlerinin yapýmý yanýsýra, yerli kapitalistlere ve iþçilere de, ileri ülkelerin bilgi ve becerisini de aktarmýþ oluyor! Sonuncu gerekçe de, Batý þirketlerinin, kaynak ülkelerin devletlerine avuç dolusu vergi, resim, harç ödemesi ve dolayýsiyle devletin eline ulusal ekonomilerin kalkýnmasýný finanse edecek önemli fonlarýn geçmesini saðlamasýdýr. Burjuva ekonomi düþüncesinde genellikle görüldüðü üzere

232

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

bu gerekçeler de “pratik zekâya” dayanmaktadýr ve hem boþ, hem de akla yakýn görünmektedir. Ne var ki, gerçeðin yalnýz bir kesimi üstünde yoðunlaþan, [sayfa 347] madalyanýn yalnýz bir yüzünü gösteren ve þimdilerde pek moda olan “konuyu tarihsel olarak deðil de canlý statik yöntemle ele alma” sevdasýna kapýlan bu gerekçeler aslýnda tek taraflý olduðu kadar yanýltýcýdýr da. Þimdi bu gerekçeleri birer birer ele alýp iç yüzlerini göstermeðe çalýþalým. Azgeliþmiþ ülkelerin doðal kaynaklarý iþletilmeyecek olursa, üretim de yapýlamayacak ve haliyle dýþarýya kâr aktarýlmasý olayý da görülmeyecektir; bunun böyle olacaðý açýk-seçik bir gerçek. .akat yukardaki birinci gerekçenin bütün doðruluðu ve haklýlýðý da burada baþlayýp burada bitmektedir; tek saðlam dayanaðý bu, çünkü söz konusu gerekçenin. Bugün azgeliþmiþ olan ülkelerin, günün birinde, bu doðal kaynaklarý kendi öz güçleriyle iþleyip deðerlendirmeyeceklerini kimse garanti edemez, bu bir; sonra, yabancý yatýrýmcýlarýn iþlettiklerinden daha iyi iþletmeyeceklerini ve daha büyük verim elde etmeyeceklerini de kimse garanti edemez. Eðer yabancý sermaye ve azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnmalarýnda tuttuklarý yol birbirinden baðýmsýz iki olgu olarak ortaya çýksalardý böyle bir olasýlýk da ortadan kalkardý. Ne var ki, daha önce de Japon kalkýnmasýný incelerken açýkça gösterdiðimiz gibi, biraz sonra daha da aydýnlýða kavuþturacaðýmýz gibi böyle bir baðýmsýzlýk varsayýmý yapýlamaz. Eðer böyle birþey yapýlýrsa, sorunun karþýlýðý baþtan verilmiþ ve önyargýlý hareket edilmiþ olur. .akat problemin bir baþka yönü daha vardýr. Bazý tarým ürünleriyle ilgili olmak üzere þöyle düþünülebilir: Bunlar yýllýk bitkilerin ürünleridir genellikle ve ürünfazlasýnýn nasýl olsa ihraç edilmesi gerektiði düþünülürse, bunlarýn üretilip dýþarýya gönderilmesi, kaynak ülke açýsýndan bir kayýp, bir özveri olarak deðerlendirilemez. Genellikle kabul edilen, fakat aslýnda saçma sapan bir görüþtür bu! Ýhracata dönük þirketlerin, denetimleri altýndaki topraklarý yaðma edercesine kullandýklarý olgusu bir yana, bu topraklar üs tünde kurulan plantasyonlarýn, yerli halký sistematik olarak [sayfa 348] yoksullaþtýrdýðý, hatta birçok hallerde yok ettiði, fizik varlýklarýný ortadan kaldýrdýðý da unutulmamalýdýr. Binlerce örneði var bunun, biz burada bunlardan birkaçýna deðinmekle yetinelim. “Brezilya’nýn kuzeydoðusundaki (tek-ürün) þeker kamýþý tarýmý iyi bir örnektir. Bir zamanlar bu bölge, gerçekten bereketli tropikal topraklardan bir kesimine sahipti. Ýklimi tarýma

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

233

elveriþliydi ve baþlangýçta son derecede zengin meyva ormanlarýyla doluydu. Bugün, herþeyi yutan, kendini bile zor durumda býrakan þeker sanayii bütün bu ormanlarý yerle bir etmiþ ve her yeri þeker kamýþýyla doldurmuþ bulunuyor; kýtanýn açlýk bölgelerinden biri olup çýkmýþ burasý sonuç olarak. Meyva yetiþtiremeyen, otlaklarý olmayan, sebze tarýmý yapamayan ya da sýðýr besleyemeyen bu bölge, çözümü son derecede zor bir yiyecek problemiyle karþý karþýyadýr bugün; oysa, çeþitli tarým dallarýyla uðraþýlabilmiþ olsaydý, binlerce yiyecek maddesi çýkarýlabilirdi bu topraklardan.”293 Lâtin Amerika’nýn büyük kýsmýnda, “yerli halkýn mahvýna sebep olan, hemen her bölgede, tek yönlü tarým yapýlmasýdýr yada topraklarýn tek bir üretim amacýyla iþletilmesi; madencilikse yalnýz madencilik, kahve plantasyonlarýysa, yalnýz bunlar, tütün tarlalarý ise yalnýz tütün tarlalarý, kakao ise yalnýz kakao. Topraklarýn belli konularda uzmanlaþtýrýlmasý özellikle bazý ülkelerde çok belirgindir; örneðin Salvador’da hemen yalnýz kahve, Honduras’ta yalnýz, muz üretilip ihraç edilmektedir.” Mýsýr’da “sulanabilir topraklarýn büyük kýsmýna hemen tamamý ihraç edilen ürünlere ayrýlýyor... Özellikle pamuk ve þeker kamýþý... bunlar da fellah’ýn beslenme yoksulluðunu büsbütün artýrýyor” Afrika’da, “Yerli yiyecek alýþkanlýkla-rýný altüst eden ilk Avrupalý yenilik, kakao, kahve, þeker ve fýstýk gibi kolay ihraç edilebilir ürünlerin geniþ ölçüde üretilmesi. Plantasyon sisteminin nasýl iþlediðini önceden de belirtik... Batý Afrika’daki Ýngiliz sömürgesi Gambia’da bunun güzel bir örneðini görüyoruz, yerlilerin yeyip içtikleri ne kadar tarým ürünü varsa, bunlarýn üretimine son verilmiþ [sayfa 349] ve bütün topraklar yer fýstýðý ekimine ayrýlmýþ. Bu tek-ürünlü tarýmýn sonucu olarak yerli halkýn beslenme durumu o kadar kötüleþmiþ ki artýk daha kötüsü olamaz.” Uzun bir süre Amerikan kapitalizminin iç sömürgeleri olarak kullanýlan Güney eyaletlerinde de benzer bir geliþme görülmüþ ve nerdeyse bütün topraklar þeker kamýþý ve özellikle pamuk ekimine ayrýlmýþtý. “Amerika Birleþik Devletlerinde, pamuk üreten eyaletler, ulusun en düþük gelirli grubunu oluþturmaktadýr. Pamuk ekimi ile yoksulluk arasýndaki istatistik baðýntý akýllara durgunluk verecek ölçüdedir. Pamuk ekiminin toprak üstünde iki olumsuz etkisi görülüyor: (1) Toprak verimini azaltýyor... (2) Erozyonu kolaylaþtýrýyor... Þimdi bunlar açýkça biliniyor... .akat ondokuzuncu yüzyýlda kimse doðru dürüst anlamýyordu bunlarý, öyle bir yüzyýldý ki

234

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

o, baþarý dolarla ve sentle ölçülüyordu, kalýcý deðerler, ulusal servet kimsenin umurunda deðildi.”294 Yanlýþ anlaþýlmayý önlemek için, yukarda söylediklerimizin iþbölümüne karþý, ulusal ve uluslararasý uzmanlaþmaya karþý, verimliliðin artmasýný saðlayabilecek böyle bir geliþmeye karþý görüþler olarak öne sürülmediðini belirtmeliyiz. Açýkça belirtmek istediðimiz þudur: Taraflardan birinin açlýktan ölme alanýnda uzmanlaþmasý, diðerinin de “beyaz adamýn uygarlýk yükünü taþýmasý karþýlýðý” kârlarý toplamakta uzmanlaþmasý, en büyük sayýda insan için en büyük mutluluðun saðlanmasý bakýmýndan hiç de uygun bir düzenleme, hiç de uygun bir örgütlenme biçimi deðildir; böyle bir ulusal ya da uluslararasý uzmanlaþma olmaz! “Azgeliþmiþ ülke hiçbir özveriye katlanmýyor ki!” önermesi, ihracata dönük yabancý þirketlerin yýllýk bitkilerin tarýmýyla deðil topraktan maden, petrol ve benzeri þeyleri çýkarma iþleriyle uðraþmalarý halinde de geçerli deðil. Gerçi bu durumda, yerli halkýn yerinden yurdundan edilmesi ve geleneksel varlýk dayanaklarýndan yoksun býrakýlmasý, tarým plantasyonlarý kurulmasý hâlinde ortaya [sayfa 350] çýkan sonuçlar kadar güçlü eðilimler sayýlamaz; bu gibi ham maddelerin çýkarýlmasý iþine giriþen bir yabancý þirket, ülke halkýný, bir ölçüde topraklarýndan kovmaktadýr, geçim olanaklarýný kýsýtlamaktadýr, fakat ne de olsa bir ölçüde! Azgeliþmiþ ülke ham madde kaynaklarýnýn, arz olanaklarý sonsuz “serbest mallar” olarak deðerlendirilmesi yanlýþ olacaktýr; bu gerçeði akýldan çýkarmamalý. Bütün dünya açsýndan bakýldýðýnda hammadde kaynaklarýnýn eriyip tükenmesine bir “korkulu rüya” gözüyle bakýlamaz belki; fakat tek tek ülkeler ve belli ham maddeler dikkate alýnýrsa böyle bir tükenme tehlikesinin hiç de küçük olmadýðý görülecektir.295 Böylelikle, doðanýn baðýþlamýþ olduðu ham madde kaynaklarý için ellerine ufak tefek paralar sýkýþtýrýlan bugünün azgeliþmiþ ülkelerine, bu kaynaklarýn tükenmesiyle, ilerde “çorbanýn bulaþýðý” kalmýþ olacaktýr; yani bunlar, “dünyaya gelme haklarýný satýp ilerde iyi bir gelecek satýn alma” durumunda bulunuyorlar. Bu bulaþýðýn karýn doyuracak kadar olmadýðýný, zaten çorbanýn da nitelik ve nicelik bakýmýndan yetersiz bulunduðunu yukarda da görmüþtük. Söz konusu kaynak ülkeleri halklarý bunlarý gittikçe daha iyi görüp anlýyorlar; bunun baþlýca kanýtý, yabancý sermayeye karþý gittikçe artan bir düþmanlýk göstermeleridir; Batý

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

235

kapitalizmi için çalýþmak üzere yerli iþçilerin kandýrýlmasý, bugün her zalimden daha zor ve bu iþ için sopaya ve baskýya daha çok baþvuruluyor. Yerlilerin canla baþla çalýþmakta gösterdikleri isteksizlik ve gevþeklik, bunlarýn “kültür geriliðine ve kendileri için neyin iyi neyin kötü olduðunu bilememelerine baðlanýyor çok kez; bu gibi yargýlarda bir gerçek payý bulunabilir, bulunmaz deðil; fakat yerli halkýn iþe karþý direniþ göstermesinin baþlýca nedeni, kendi geleneksel yaþantýsý içinde hem daha zengin hem de daha mutlu olmasý; yabancý sermayesinin kendisini ittiði ya da çektiði hiç hoþuna gitmiyor yerlinin! Kitle hâlinde iþgücü seferberliði biçimi olarak [sayfa 351] köleliðin kaldýrýlmasýndan sonra, yerli iþçilerin çalýþma isteksizliklerini kýrmak için en sýk baþvurulan çare, uzun-dönemli zorunlu sözleþmelerle onlarý iþe baðlamak olmuþtur, sözleþmeye uymayanlara ceza yaptýrýmý uygulanýr. Biçimsel olarak bir sözleþme vardýr iþçiyle iþveren arasýnda... Câhil iþçi içinde ne yazdýðýný anlamadan basar altýna parmaðýný, haklarýnýn korunup korunamadýðýný bilemez; ayrýca, iþveren, sözleþmede yazlý olmayan çalýþma yükümlülüklerini iþçiden istemesi halinde, bunu engelleyecek bir denetim organý da yoktur. Bir kere böyle bir sözleþme yaptýktan ve köyünden alýnýp iþyerine götürüldükten sonra, yalanlarla kandýrýlmýþ olduðunu anlasa bile iþ iþten geçmiþtir, sözleþmeden cayma olanaðý yoktur iþçinin.. Demek ki, ister zorla, ister hileyle ya da isterse yoksulluk zoruyla imzalanmýþ olsun, böyle bir sözleþmenin özgür irade ile yapýlmadýðý, baský zoruyla yapýldýðý ortadadýr. Hollanda’nýn Batý Hint Adalarýndaki sömürgelerinde, özellikle Dýþ Eyaletler denilen bölgelerde, zorla imzalatýlan bu gibi sözleþmelere uyulmamasý halinde iþçinin hapsedilmesi uygulamalarý tâ 1940 yýlýna kadar sürmüþtür. Afrika’da, özellikle madenlerde çalýþanlara karþý hâlâ yürürlüktedir böyle cezalar. Güneydoðu Asya’nýn ve Pasifik’in sömürge ve manda altýnda bulunan bölgeleri halklarýnýn, plantasyonlarda, madenlerde ve fabrikalarda çalýþmaya gönülsüz olmalarý ya da yeteri kadar iþçi bulunamamasý hallerinde, zorunlu çalýþma yöntemine geniþ ölçüde baþvuruyor kapitalistler... Lâtin Amerika’da da, büyük çiftliklerde, madenlerde ve hatta fabrikalarda, daha yumuþak bir zorla çalýþtýrma yönteminin uygulandýðý görülüyor. Örneðin, borcunu ödeyemeyen borcu karþýlýðýnda zorla çalýþtýrýlýyor kimi zaman da, týpký sömürgelerdeki gibi, çalýþanlara uzun dönemli zorunlu söz-

236

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

Genel olarak bunlar. yani bunlar geniþ ölçüde “ayni yatýrým” niteliðinde olduklarý için iç pazarý fazla geniþletmezler. yabancý ham madde üreticilerinin iþlemlerinden çýkar saðlayan bir avuç kompradoru bir kenara koyacak olursak... yatýrým sonunda bütün ülke halkýnýn gerçek gelirlerinde bir düþme olduðunu ortaya koyabilmek þarttýr. hem de üretimin ayrýlmaz bir parçasýný oluþturmaktadýr. kuruluþun baþka bir iþletmenin kurulup üretimde bulunmasýný kolaylaþtýrmasý (ucuzlatmasý) olgusunu belirtmek için kullanýlýr. karayollarý. telefon ve telgraf þebekeleri. azgeliþmiþ ülkenin kalkýnmasý üstündeki dolaylý etkisi nedir? Yabancý þirketlerin tezgâh kurup iþ çevirdikleri ülkelerden bazýlarýndaki yatýrýmlarý. Ýhracata dönük yabancý þirketlerin. kanallar ve enerji istasyonlarý bunlardandýr.leþmeler imzalatýlýyor ve çalýþmalarý böylece saðanmýþ oluyor. hem kaçýnýlmaz olarak yapýlmasý gerekli yatýrýmlardýr. belli bir fabrikanýn gereksinimi için kurulacak bir doðrama atölyesi. Bunlarýn yapýlmasý ile ülkenin iç pazarý geniþlemese bile bu böyledir. belli bir bölgeye yapýlan yatýrýmýn. Örneðin belli bir fabrika ya da maden [sayfa 353] ocaðý için kurulan bir enerji istasyonu.. ekonomi dilinde “dýþ ekonomiler” kavramýyla anlatýlmaktadýr ki bu da. [sayfa 352] Þimdi.. VI Bu bizi. fakat gene de. dolayýsýyla enerji gereksinimini ucuza karþýlamasýný saðlayabilir. hava alanlarý.”296. hâlâ. baþka bir fabrikanýn ya da maden ocaðýnýn yeniden böyle bir enerji istasyonu kurmasý zorunluluðunu ortadan kaldýrabilir. ilgili üretimin gerçekleþmesi bakýmýndan. Bu etki. Demiryollarý. eðer emperyalizmin savunma sözcüleri. söz konusu yatýrýmlarýn gerektirdiði bütün temel malzeme “anavatandan” getirildiði. üçüncü sorumuza ve yukarda sýralanan gerekçelerden üçüncüsünü incelemeye götürür. yerel yatýrým olanaklarýný geniþlettikleri için ülkeye bir yararlarý olduðu söylenebilir. her azgeliþmiþ ülke için yararlý yatýrýmlardýr. bizim de onlara bir çift sözümüz olacak: Eðer azgeliþmiþ ülke halký olarak yalnýz bir avuç kompradoru. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 237 . bütün ülkeye zararlý olacaðýný kanýtlamak için. baþka fabrikalarýn iþlerine Paul A.”297 gibi savlar öne sürerlerse. yabancý yatýrýmýn bütün ülke halkýna zararlý olduðunu kolayca kanýtlayabiliriz. limanlar. “. Ayný þekilde.

azgeliþmiþ ülkeleri konu edinen birçok yazýnýn düþtüðü ciddi yanlýþlýklardan kurtulunamaz. baþka bir maliyet etmenini ucuzlatmanýn. Yatýrýmýn kartopu gibi büyümesi etkisi hemen hemen ekonomik kalkýnma ile eþ anlamlýdýr ve zorunlu olarak. örneðin faiz haddini düþürmenin etkisi kadardýr. Dýþ ekonomiler ile faiz haddi arasýndaki benzerlik daha da ilerilere gitmekte- 238 Paul A. sürekli iþleyebilen böyle bir mekanizma. Þunu söylemek istiyorum: Dýþ ekonomiler yaratýlmasýnýn yatýrýmlarý canlandýrma üstündeki etkileri. Aksi halde. yatýrým koþullarýnýn iyileþmesi ile yatýrýmlarýn artmasý ayný þey deðildir. ekonomik ve toplumsal yapýnýn. baþka bir iþletmede yapýlacak yatýrýmýn “pazarý geniþletmesi” ile mümkün olabileceðini belirtir. Baþka biçimde ortaya koyacak olursak: Eþ zamanlý yerli yatýrým eylemleri. bu tün bu dýþ ekonomiler. zaten. bunlarýn ayný þey olabilmesi demek. daha önce de sözünü ettiðimiz bu süreç. ekonomik ve toplumsal kalkýnmanýn. ancak. dýþ ekonomilerin yaratýlmasýna yol açan diðer koþullarýn yerine getirilmesini. Nasýl ki faiz haddinin düþürülmesiyle.yarayabilir ve ayný bölgede daha ucuza bir yeni fabrika kurulmasýný kolaylaþtýrabilir v. belli bir gelir ve etkin talep düzeyinde yatýrýmlarýn artmasýný garanti saymak yanlýþ olursa burada da öyle. Ne var ki.potansiyel olanaklar olarak kalýrlar. gittikçe daha büyük iþbölümüne ve daha çok yatýrýma yol açacaktýr.b. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bir iþletmede yapýlan yatýrýmýn. iþbölümünün daha geniþlemesini yansýtýr ve birikimsel olarak (kümülatif olarak) iç pazarýn geniþlemesi etkisini yaratýr ki bunlarýn yan-ürünü olarak da dýþ ekonomiler saðlanmýþ olur. için de bulunduðu durumda kalmasýný pekiþtirmekten baþka bir iþe yaramamýþ olurlar ya da -el altýnda bulunan fakat kullanýlmayan. sanayi kapitalizminin eþiðine getirmesi demektir. “dýþ ekonomiler” yaratýlmasýný. dolayýsiyle yatýrým düzeyinin ve ekonomik büyüme hýzýnýn artmasýný kapsamaktadýr. kullanýlmayan [sayfa 354] diðer üretici güçlere katýlýrlar ve sonuç olarak ülkenin ekonomik kalkýnmasýna ancak çok ufak bir katkýda bulunurlar. Söz konusu ayýrým mutlaka yapýlmalýdýr. Demek ki tek baþýna dýþ ekonomilerin yaratýlmýþ olmasý ekonomik geniþlemeye yol açmak için yeterli deðil. ülkeyi. çünkü bu yapýlmazsa. Bu þekilde ekonomik geniþlemenin gerekli koþullarýnýn iyileþmesi ile “yatýrýmýn kartopu gibi büyümesi etkisi” denilen süreci birbirinden ayýrmak gerekir.

yani bu ödevleri kim omuzlayacaksa ve Paul A. “Bu kuruluþlar kime saðlayacaklar bütün bu dýþ ekonomileri?” sorusu sorulunca iþin içyüzü ortaya çýkýverir. azgeliþmiþ ülkelerin dýþ ekonomiler saðlayan kuruluþlara gitmeleri (enerji santrallarý. Kamu kesiminde ya da bütün iþ çevrelerinin egemenliðindeki örgütlerde çalýþan ekonomistlerin bu konuda söylediklerine bir göz atmak bile. yani demiryollarý. Bu “yardýmcý yatýrýmlarýn” yapýlmasýnda paranýn kimin kesesinden çýkacaðýnda ve þerefin kime ait olacaðý konusunda hiç kimsenin bir kuþkusu yoktur: “azgeliþmiþ ülkelerde meta üretimini çabuklaþtýrmakta ve yaygýnlaþtýrmakta” kimin sorumluluðu varsa. kapitalistler de. karayollarý.) yalnýz kuramsal bir tutum. Nasýl. gerçekleþse bile genel ekonomik kalkýnmaya büyük bir katkýsý olmayacaðýný”299 vurgulamaktadýr. bu ülkelerin doðal kaynaklarýný sömürmek için yatýrým yapan yabancý (Batýlý) giriþimcilerin iþine yaradýðýný ve yarayacaðý göstermeðe yeterlidir. devlet hazinesinin fazla bir kesintisine de uðramayan kârlarý güzelce toplamalýdýrlar! Mr. “can alýcý nitelikte bazý kýtlýklar hýzla ortaya çýktýðý için.dir. Nelson Rockfeller ve yardýmcýlarý. azgeliþmiþ ülkelerde meta üretimini çabuklaþtýrmanýn ve yaygýnlaþtýrmanýn büyük önemi vardýr. ekonomi biliminin ilk geliþim evrelerinde faiz haddinin ekonomik kalkýnma bakýmýndan stratejik bir önem taþýdýðý öne sürülüyordu ve bu “mâsum” bir tutum deðil idi ise -laissez faire politikasýnýn özünü yansýtan ve devletin iþlere fazla karýþmasýný önlemek isteyen bir tutum idi ise-. Yani bu büyük iþlerin büyük finansman yükünü devlet omuzlarýna almalý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 239 . önemi anlaþýlýverir. yardýmcý yatýrýmlar yapýlmaksýzýn.b. devlet söz konusu kuruluþlarý kurmalý ve iþletmeye açmalý. elektrik santrallarý ve benzerleri olmadan gerçekleþemeyeceðini. azgeliþmiþ ülkelerin ulusal yönetimleri ile tekelci þirketlerin arasýnda nasýl bir “uyumlu iþbirliði” bulunduðunu yansýtmaktadýr. bir moda olarak deðerlendirilemez. yani “bu piþirdi bu da yedi!” hesabý. Dahasý var: Bu gibi ekonomistlerin. eski bir fikirdir bu “büyük iþleri devlet yapmalý!” fikri aslýnda. “böyle bir geliþmenin. karayollarý v. öncelikle. böyle “dýþ ekonomiler” yaratacak projelerin finansmanlarýna devletin de yardýmcý olmasý konusunda ýsrarla durmalarý. azgeliþmiþ ülkelerde “dýþ ekonomilerin”.”298 diyedursunlar. limanlar. Profesör Mason. bundan çýkar saðlayan [sayfa 355] firmalarýn “finansal katkýlarý” mümkün olduðu kadar küçük tutulmalýdýr. bugün de.

kendileri için en uygun kuruluþ yerlerini seçmeleridir. H. kalkýnma için en yararlý yoldur” ve “özel yatýrým hacmi mümkün mertebe geniþ tutulmalýdýr” ve “kamu yatýrýmlarý ihtiyacý özel yatýrýmlara göre ayarlanmalýdýr” görüþlerine yer verdikleri görülmektedir. Dr. bu sorulara büyük bir açýklýkla karþýlýk vermektedir. Yabancý sermayenin girdiði her yerde ayný þey görülmektedir.”301 Ne var ki. yabancý giriþimcilerin desteðiyle kurulan alt yapý tesislerinin (yardýmcý yatýrýmlarýn) fiziksel nitelikleri. bu tesisler yalnýz ve yalnýz coðrafya olarak. fizik olarak o ülkelerde bulunmaktadýr. bunlarýn. söz konusu azgeliþmiþ ülkeler ekonomik yapýsýnýn ayrýlmaz bir parçasý deðildir. þeref de onun olacaktýr! Ünlü Gray Raporu. gene yabancýlarýn elindeki plantasyonlarýn gerekli kýldýðý biçimde yapýlmýþtýr. daha çok. Bu rapor. Afrika’da. azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarý bakýmýndan kýsýr ve iþe yaramaz þeyler olmalarýnýn baþlýca nedeni deðildir. alt yapý yatýrýmlarýnýn projelerinin de yabancý þirketlere verilmesi ve bunlarýn. yabancý þirketlerin eliyle ya da desteðiyle kurulmuþ olan demiryollarýnýn. para da onun kesesinden çýkacak. “özel yatýrýmlarýn seçici olmasý ve belli bazý ülkelere. daha çok. Bunlar. ham madde ihracatýna elveriþli olacak þekilde kurulmuþtur. Ýþin can alýcý noktasý da þu: Kamu kesimi eliyle gerçekleþtirilecek “yardýmcý yatýrýmlar”. W. Bunun bir nedeni.300 Demek ki. yazarlarýnýn kendilerini tutamayýp “özel yatýrým. geri böl- 240 Paul A. söz konusu alt yapý yatýrýmlarýný (yardýmcý yatýrýmlarý) kamu kesimi yapacak. “azgeliþmiþ ülkelerden daha çok ihracat yapýlabilmesi için kurulmuþ tesisler -ki bu ihracatýn büyük kýsmý yabancý þirketler eliyle yapýlmaktadýr-. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . maden çýkarma iþleri için gideceði” görüþünü belirttikten sonra. hepsi de. tarihsel açýdan saðlam bir görüþü. ihracata dönük özel yabancý yatýrýmcýlarýn iþine yarayacaktýr ve söz konusu bu alt yapýnýn saðlayacaðý “dýþ ekonomiler”. sulama þebekeleri de. daha [sayfa 356] çok ham madde üretilmesine ve ihraç edilmesine olanak verecektir. Lâtin Amerika’da. doðal olarak.“onlarýn genel ekonomik kalkýnmasýna kimin katký yapmasý” gerekiyorsa. Enerji istasyonlarý. Singer’in sözleriyle. limanlar da. özel yatýrýmlar için ortam hazýrlanacaktýr. ham maddelerin limanlara doðru akýþýný kolaylaþtýracak þekilde projelendirilip. yabancý maden þirketlerinin çýkarlarýna en uygun gelecek biçimde ve yerde kurulduðu gibi. yabancý çýkarlarýna en uygun “güzergâhlardan” geçirilmiþtir. Hindistan’da.

sözkonusu yatýrýmlarýn verdiði baþlýca zararýn.b. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 241 . ile doludur ve bu örnekler gelir-yaratan bir kalkýnmaya yol açmak þöyle dursun. karayollarýnýn ve enerji istasyonlarýnýn kurulmasý deðildir. kapitalizmin merkantil aþamasýndan geçen bir ülkede yer alýyorlarsa. karayollarý. büyük çaplý ticari finansman kurumlar ya da takas odalarý olarak çalýþmýþlardýr. köylü ekonomisinin parçalanýp daðýlmasýný kolaylaþtýrmýþlar ve kýrsal bölgelerin tâ içerlerine kadar ticaret sermayesinin sokulmasýný ve bu bölgeleri daha yoðun ve daha eksiksiz sömürmesini saðlamýþlardýr. acentalarýn.”302 derken tamamen gerçeði söylemektedir. ana karayolu baðlantýlarý ve kanallar da. yapay olarak zerkedildikleri. limanlar. baþka yolla pekâlâ gerçekleþebilecek kalkýnma hamlelerini de kösteklemiþlerdir.nankel. zengin kompradorlara “yaþama alaný” saðlayan geniþ pazar yerleri olarak. Profesör . demiryollarýnýn. “Afrika’da ve baþka yerlerde böyle “yatýrýmlarýn” tarihi. Örneðin.gelerdeki ekonomik büyümenin teknik gereklerini yerine getirecek biçimde projelendirilmiþ ve yerleþtirilmiþ de olsalar. birçok azgeliþmiþ ülkede. hýzla geliþen ihracata paralel olarak kurulan limanlar ve mantar gibi büyüyen kentler de sanayi merkezleri hâline dönüþmekten uzak kalmýþ. Mýsýr ve Lâtin Amerika’da ya da baþka yerlerde Ýngilizlerin eliyle kurulan modern bankalar. . Demiryollarý. sanayi kapitalizminin kurulmasý. olsa olsa. yabancý giriþimcilerin amaçlarýna hizmet etmiþler. ondokuzuncu yüzyýlýn ikinci yarýsýnda Hindistan. sanayi kapitalizminin doðmasýna olanak veren etken.akat bugüne kadar. komisyoncularýn oluþturduðu renkli bir nüfusun kum gibi kaynadýðý bir ortam geliþtirmiþtir. bu nokta bundan öncekinden çok daha önemlidir. fakat ülkenin kendi üretici eylemlerinin atar damarlarý olarak bir iþe yaramamýþlardýr. etkileri de sýfýr (hatta negatif) olacaktýr. sosyo-ekonomik yapý içinde yabancý maddeler olarak kaldýklarý sürece. tüccar sermayesi için “dýþ ekonomiler” saðlayacaklardýr. karayollarýnýn açýlmasýna ve enerji istasyonlarýnýn kurulmasýna olanak vermiþtir. olsa olsa. sanayi kredileri için kaynak olmamýþ yerel tefecilerle faiz yarýþý yapan. bir çýð gibi geliþmiþ ve küçük tüccarýn. Çünkü. Ayný þekilde. aksine. Eðer [sayfa 357] “dýþ ekonomiler” yaratan bu kaynaklar. demiryollarýnýn yapýmýna. yanlýþ yerde kurulmuþ demiryollarý. “yanlýþ” iþlerin “yanlýþ yerde” yapýlmasý ve dolayýsiyle fonlarýn “doðru yerde” yapýlacak “doðru” iþlere akmasýný önlemesi olmadýðý konusu yeteri kadar Paul A. sulama þebekeleri v.

ülkeye çok çeþitli kanallardan girmekte.güçlü bir dille anlatýlamamýþ. yabancý þirketlerin çalýþmasýna borçlu olan. Bunlarýn hemen arkasýndan yerli tekelci sanayiciler geliyor. yabancý sermayenin yörüngesinde sömüren ve zenginleþen bir grup tüccarýn ortaya çýktýðý görülmektedir. Yabancý giriþim. 242 Paul A. statükonun devamý için ve daha da pekiþmesi için. gerçek bir sanayi kapitalizminin kurulmasý kendilerini silip süpürecektir. Ýster toptancýlýk yapsýnlar -küçük üreticilerden satýn aldýklarý mallarý paketleyen. Herþeyden önce. ayýrýp ayýklayan ve standartlaþtýran toptancýlardýr bunlar-. statükonun devamýnda görürler. varlýklarýný. asýl. ister yabancý þirketlerin yerli ihtiyaçlarýný karþýlayan müttehitler olsunlar ve isterse yabancý þirketlerin ya da oralarda çalýþan yabancýlarýn diðer ihtiyaçlarýný karþýlayanlar olsunlar. çok defa. Kendi pazarlarýnda yeni yeni isimler ve yarýþmacýlar görmek istemeyen ve bunlarý [sayfa 359] engelleyen bu tür sanayiciler. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . tüccar sermayesinin egemenliðini pekiþtirip güçlendirmesinde ve bu sermayenin sanayi sermayesine dönüþmesini yavaþlatmasýnda ve hatta önlemesinde olmuþtur. elindeki önemli gücü her zaman kullanacaktýr. yerli burjuvazinin bu komprador kesimi. dolayýsiyle ülkede sanayi kapitalizminin geliþmesi yavaþlamýþ. yerli ticaret sermayesi ile ve yabancý þirketlerle kenetlenmiþ ve içice girmiþ bulunan bu tür sanayiciler de. çünkü bilirler ki. Bunlar da kurulu düzenin ateþli savunucularýdýr. gerekli vurgulamayý kazanamamýþtýr. VII Ýþte yabancý giriþimin azgeliþmiþ ülkeler üstündeki gerçekten önemli “dolaylý etkisi” budur. siyasal ve kültürel yaþantýsýna kol atmakta ve ülkenin tuttuðu yolu belirleyen en önemli etmen olmaktadýr. toplumsal. hatta engellenmiþtir. bunlarýn büyük kýsmý yüklü servetler edinme açgözlülüðünü gösterebilmekte ve azgeliþmiþ ülkenin kapitalist sýnýfýnýn tâ tepelerine kadar yükselmektedir. Yabancý yatýrýmlarýn azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnma hamleleri üstündeki en [sayfa 358] zararlý etkileri. bütün ekonomik. Kârlarýný. balyalayan. bu þirketlerin geliþmelerine ve zenginleþmelerine bel baðlama durumunda bulunan. dolaþýmdaki sermayenin emilmesini isterler ve ihracata dönük yabancý giriþimlerden korkmazlar.

Güneydoðu Asya’nýn bazý “hür” ülkeleri ile Avrupa’nýn bazý “hür” ülkelerinde iþleri týkýrýnda ise. yabancý þirketler. oldukça iyi beslendiði ve kendisine Romalý (Praetorian) koruyanlar gibi baðlý olan paralý askerlerdir. son yirmi-otuz yýl içinde bu tür rejimlerden birçoðunu alaþaðý etmiþtir. Çünkü bu rejimlerin ayakta durmasýyla yabancý sermayenin iþlerini yürütebilmesi birbirine baðlý iki olaydýr. Bunun sonucu ortaya üçlü bir siyasal ve toplumsal ortaklýk (koalisyon) çýkar: zengin kompradorlar.Bu iki gurubun çýkarlarý ile. açlýktan kýrýlan huzursuz halk kitlelerinden ödü kopmaktadýr ve bu korku dinmek bilmeyen bir duygudur. bunun tek nedeni olmasa bile baþlýca nedeni. Doðrusu bu aðalarýn. kendisini bugünkü ayrýcalýklarýndan ve erkinliðinden edecek olan sanayi kapitalizminden bekledikleri bir þey olamaz. Lâtin Amerika’da olsun. ikisi de birbirini belirleyen iki olay. feodal-merkantil düzenin yýkýlmasýný önleyen ve komprador yönetimlerinin egemen- Paul A. Yerli sanayi kapitalizminin geliþmesini çýkmaza sokan emperyalist güçlerdir bu baðýmlý ve sömürge ülkelerin ekonomik anlamda gýrtlaklarýný sýkanlar. Orta Doðu’da [sayfa 360] olsun hâlâ iþlerine devam edebiliyorlarsa. Bu giriþimcilere kendi toprak ürünlerini satarlar çok kez birçok ülkede. geri kalmýþ toplumlarda güçlü biçimde kol budak salmýþ feodal toprak aðalarýnýn çýkarlarý tam anlamýyla paraleldir. toplumsal ve siyasal geliþmeler. çoðunlukla yabancý þirketlerin en yüksek maaþlý iþleri aða çocuklarýna ayrýlýr. yabancý giriþimin kendi ülkelerindeki eylemlerinden þikâyetçi olmalarý için sebep de yoktur. yoksa Kuomintang tipi bir cumhuriyet mi olur yöneten bu üçlü ortaklýðýn. askeri-faþist bir diktatörlük mü olur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 243 .ki bunlarýn derdi gücü iþ hayatlarýný sürdürmeleridir-. bu ortaklýðýn tek güvencesi. toprak soylularýn bazýlarýna yaðlý iþler de verirler. Ülkedeki bütün ekonomik ve toplumsal ilerlemeyi köstekleyen bu rejimin köyde ve kentte hiç bir gerçek dayanaðý yoktur ve olamaz. Ülkeyi herhangi bir biçimde -artýk monarþi mi olur. yabancýlar sayesinde topraklarýnýn deðeri artmýþtýr. bunlarýn Batý sermayesinden ve onlar adýna hareket eden Batý devletlerinden “bol keseden” yardým ve destek görmeleridir. Eðer hâlâ iþ hayatlarýný sürdürüyorlarsa . dolayýsiyle. Azgeliþmiþ ülkelerin çoðunda. güçlü tekelciler ve büyük toprakaðalarý koalisyonudur bu ve yürürlükteki feodal-merkantil düzenin savunmasý onun için bir ölüm-kalým sorunudur. gene bunlardýr.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Tarih içinde deðiþen bütün olgular gibi. hükümetçe kanun dýþýna itilmeleri ve gözlerinin korkutulmasý yönünde yeni aðýrlýklar ortaya koyuyorlar. hammadde üreten bölgelerde sanayinin geniþlemesini engelleyen ekonomik güçlerin. zamanla.” gibi sözler iþitilmekteyse ve gene resmi çevrelerin “eski günler. tereyaðdan kýl çeker gibi iþleyen ticaretin de. yabancý ülkelerin açýktan ve en kaba biçimde yaðmalanmasý. toplumsal ve ulusal kurtuluþ için giriþilen bütün halk hareketlerinin bastýrýlmasý. emperyalizmin çaðdaþ biçimi de. bütün eski özelliklerini içinde taþýmakta ve ko- 244 Paul A. Gerçi günümüzde resmi aðýzlardan “sömürge iktidarlarý. þaþmaz “doðrulukta” sözleþme iliþkileriyle. aslýnda. Molaya’da ve Batý Hint adalarýndaki Ýngiliz uygulamasýna bakalým. ne de iþleyiþ biçimi (modus operandi) ve ideolojik incelikleri elli ya da yüz yýl öncesinin týpatýp aynýdýr bugün.ilipinlerdeki giriþimlerini ya da gene Amerika’nýn batin Amerika ve Uzak Doðu’daki “daha ince yöntemlerle yürütülen” iþlemlerini ve Yakýn Doðu’da Ýngiliz-Amerikan iþbirliði ile gerçekleþtirilen daha karmaþýk eylemleri inceleyelim. “eski günlerin” emperyalizmin özünde hiç deðiþmediðini ve “bir daha gelmemek üzere geçmiþ” bulunmadýðýný göreceðiz! Doðrusu. ister . Yabancý sermaye ve onun temsilcisi durumunda bulunan hükümetler. bugün için azgeliþmiþ ülkelerin yabancýlar tarafýndan sömürülmesinin devamýný bu ülkelerin emperyalist güçlerin boyun. emperyalist sömürü sistemini daha modern.liklerini garanti altýna alanlar! Ýþte bu rejimlerin uþak hükümetlerinin korunmasý. Ýster Kenya’da. ekonomik ve toplumsal kalkýnmasýnýn boðulmasý. ne emperyalizmin kendisi.duruðu altýnda tutulmasýný saðlayabilmektedir. bu çapulculuk sýradan bir iþ hâline getirilmiþse. yerini azgeliþmiþ ülkelerle örgütlü bir ticaret düzenine býrakmýþsa ve çapulculuða akla uygun bir kulp takmýþsa.ransýzlarýn Hindi Çin’deki ve Kuzey Afrika’daki mârifetlerini [sayfa 361] ele alalým ve istersek Amerika Birleþik Devletlerinin Guatemala ve . günümüz tarihini yanlýþ okumak diye buna derler ve hiç bir þey bundan daha yanýltýcý olamaz. Nasýl ki. bir daha gelmemek üzere geçmiþ bulunuyor!”303 þeklindeki duygularýný kuvvetle açýkladýklarý görülüyorsa da. bugüne kadar. söz konusu pazarlýkta (alýþveriþte) oynadýklarý rolü (ve aldýklarý payý) aynen korumuþlardýr. daha ileri ve daha akla uygun bir kýlýða soktuðu görülmektedir bugün. ne yazýk ki bunlar gerçeði yansýtmaktan uzaktýr.

304 Ekonomik büyüme koþullar altýnda olduðu gibi.rumaktadýr. ekonominin diðer kesimlerinde iþ olanaklarý geniþleyecek ve verimlilik artacaktýr. söz konusu sömürü kazançlarý akýmýný sürekli kýlacak bir politikayý haklý gösterme sevdasýndadýr gerçi. Batý sermayesine. sermaye giderlerinin artmasý anlamýna gelir ve bu da. ileri ülkelerde kullanýlan üretim teknikerinden yararlanýlmaktadýr ve kapatýlacak teknik açýk da zaten çok küçüktür. yani “damlaya damlaya göl olur!” hesabý onun gözünü doyurmaya yetmemektedir. bunlarýn benimsenmesi yani makinalaþma. hiç deðilse yavaþlatmak ve denetim altýnda bulundurmak. [sayfa 362] Böyle bir kalkýnmanýn. kaynak ülkelerdeki bir ekonomik kalkýnma hamlesi. yalnýz bunlarý yeni bir düzeye çýkarmýþtýr o kadar! Merkezinde. ihracat için ham madde üretiminde bulunan yabancý þirketlerin çýkarlarýna temelden aykýrý olduðu kolayca kanýtlanabilir. Madencilik ve petrol çýkarma iþlerinde ise böyle bir çözüm bile mümkün deðildir. ancak böyle kamulaþtýrmalar olmadan da. ekonomik kalkýnmanýn hangi yönü ele alýnýrsa alýnsýn. akýllýca yönetilen tekelci giriþimlerin itici gücüyle iþleyen bugünkü emperyalizm. fakat asýl politikasý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 245 . Bu arada. kapkaççýlýk ve “saðanak kârlarý” elde etmektir. iþgücünün sýnýf bilinci ve pazarlýk gücü de artacaktýr bunlarla birlikte ve dolayýsiyle hammadde üreten kesimde de ücretler yükselme eðilimi göstereceklerdir. Çaðýmýzda emperyalizmin baþlýca görevi ise þudur: azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarýný önlemek ve eðer bu mümkün deðilse. daha ileri üretim tekniklerinin kullanýlmasýna yol açacaktýr ama. Çünkü bu alanlarda. Dünya pazarlarýnda hammadde fiyatlarýnýn bir veri ol- Paul A. ham madde çýkarmakla uðraþan þirketlerin zenginliðine halel gelecektir. zaten. söz konusu þirketlerin canýný sýkacak tatsýz bir durum yaratacaktýr. geri kalmýþ ülkeleri bulunduklarý ölü merkezden uzaklaþtýrmaya kararlý hükümetlerin iþbaþýna gelmeleri ile hammadde üreticisi yabancý þirketleri kamulaþtýrmalar tehlikesi. egemenliði altýna aldýðý nesnelerin kýsa zamanda sýkýlýp suyunun çýkarýlmasý ve bir çýrpýda büyük vurgunlar vurulmasý politikasý vardýr artýk ve artýk uzunca bir dönemde sürekli bir kazanç akýmý. Demoklesin kýlýcý gibi emperyalistlerin baþlarý üstünde asýlý durmaktadýr hiç kuþkusuz. Çünkü. Belki bazý üretim alanlarýnda -ve özellikle plantasyonlarda. kötülükten baþka bir þey getirmeyecektir. Ýyi örgütlenmiþ. bu ölümcül tehdit.ücretlerin (ve maliyetlerin) bu þekilde artýþý.

bu koþullar altýnda. ister istemez bir düþme görülecektir.305 Hammadde üretimi iþine bütün aðýrlýðýný koymuþ bulunan Batýlý büyük iþ çevrelerinin. yabancý sermaye üstünde salýnan vergilerin ve diðer kamu gelirlerinin (devlet paylarý dahil) artýrýlmasýný.306 [sayfa 364] 246 Paul A. Bunun için. kendi elindeki büyük kaynaklar iþleri denetim altýnda tutmaya yetmiyorsa ya da nerede ve ne zaman ilerici bir hükümeti devirmek için gerekli dolaplarý çevirme iþini kendi devletine yaptýrma olanaðýna sahipse . yabancý çýkýþlý yatýrým mallarýný daha pahalý hâle getiren yüksek gümrükler konulmasýný. üstelik yerel bazý mallarýn da pahalýlaþmasý nedenleriyle. fakat asýl kalkýnmanýn kýsa-dönemli etkileri. bunda [sayfa 363] kimsenin kuþkusu yok. azgeliþmiþ ülkelerde ekonomik kalkýnmanýn kapýlarýný açabilecek her türlü toplumsal ve siyasal ileri adýmý engellemek için elinden geleni ardýna koymamasýna hayret etmemek gerekir. emperyalist gücün elindeki bütün diplomatik. bu gibi iþlerle uðraþan Dünya Bankasý türünden uluslararasý kuruluþlara bu görevi aktarma olanaðýna sahipse-. yabancý giriþimlerin eylem özgürlüðünü sýnýrlamakta ve kârlarýný azaltmaktadýr. Nerede ve ne zaman. Bütün bunlar. þu yada bu ölçüde ilerici hükümetleri devirmek ve bunlarýn emperyalist güçlerin “pazarlýk masasýna oturma” önerilerini geri çevirmelerine son vermek için her türlü dalavereyi çevirmek. geri ülkelerdeki komprador yönetimlerini bütün gücüyle destekler.ya da bu günlerde. ithal edilen “ücret mallarý” fiyatlarýnýn yükseltilmesini sayabiliriz. iktidara geçebilmiþ. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .masý yani hiç deðilse kýsa dönemde deðiþmesi ile birlikte iþçilerin hem ücret artýþlarý ve hem de birtakým yan gelirler (ya da olanaklar) elde etmelerine yol açan sendikalaþma sonucu maliyet yükselmeleri. bunlara karþý çýkan toplumsal ve siyasal hareketleri saptýrmak ve soysuzlaþtýrmak için elinden geleni yapar. kârlarýn dýþarýya aktarýlmasýný güçleþtiren döviz denetim sistemlerinin uygulanýþýný. Ekonomik kalkýnmanýn uzun-dönemli etkileri yabancý þirketlerin aleyhindedir. kalkýnma hamlelerini finanse edebilmek için. bu gibi iþ çevrelerinin baþlýca uðraþýdýr. yabancý sermayenin canýný daha çok sýkmakta! Kýsadönemli bu etkiler arasýnda. mâli ve gerekirse askeri olanaklar seferber ediliyor ve özel giriþime yardýmcý olmak için gereken yapýlýyor. kârlarda.

B. yabancý þirket yatýrýmlarýyla ilgili kanun ve yönetmeliklerini modernleþtirmiþler ve bizim yatýrýmlar için tam da istediðimiz havayý yaratmýþlardýr. [sayfa 365] gerekli engelleme yapýlmalý ya da durumun bir çaresi bulunmalýdýr. Hükümetinin. bütün iþ.) önde gelen ekonomistlerinden August Maffry’nin sözleri de insana.n. þu þekilde yankýlanmaktadýr: “Amerikan yatýrýmlarý için yeni ve daha iyi bir iklim yaratýlmalýdýr.B. Bu da. bizim dýþ politikamýzýn ciddi ve gayet açýk amacýdýr.D. elindeki bütün araçlarý Paul A. Birleþik Devletlerin bütün diplomatik çabasý olmalý ve bu çaba sürekli olmalýdýr.”308 Ýrving Trust Company’nin ikinci baþkaný ve Wall Street’in (New York Borsasý’nýn bulunduðu yer-ç. ekonomik yazýlarda açýklandýðýndan daha az keskin deðildir doðrusu! Örneðin Baþkan Eisenhower Amerikan dýþ politikasýnýn amaçlarýný þöyle tanýmlýyor: “Hükümetimizin elindeki bütün olanaklarý seferber ederek dýþarýya daha çok özel sermaye akmasýný saðlamak.. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 247 . Bu. ayrým gözetmelerini zamanýnda önlemelidir.” Bu konuda kullanýlacak yöntemler bakýmýndan fazla bir titizlik göstermiyor bizim ekonomist ve þunlarý salýk veriyor: “A. Randall’ýn sesinde.”307 Dýþ Ekonomi Politikasý Komisyonu (Baþkaný Misler C.’nin dýþ ekonomik kalkýnma ile ilgili bütün kuruluþlar gözlerini dört açmalý ve yabancý hükümetlerin Amerikan yatýrýmcýlarýna karþý. yabancý ülkelerde bizim için daha iyi yatýrým koþullarý yaratmakta yardýmcý olabilmesini saðlayacak daha verimli bir yol vardýr.VIII Bati dünyasýndaki bütün siyaset ve düþünce mekanizmasýný büyük iþ çevrelerinin desteklenmesiyle görevlendirmek ve böylece bu çevrelerin az geliþmiþ ülkelerdeki durumlarýný korumalarýný saðlamak. “bütün diplomasinin” Amerikan dýþ yatýrým eyleminin emrine verilmesini istiyor açýk açýk: “Dost ülkelerdeki yatýrým iklimlerinin daha doðrudan tedbirlerle geliþtirilmesi. böyle bir durumda derhal eldeki bütün diplomatik baskýlar kullanýlmalý..B.D. yabancý ülkelerde böyle yatýrýmlarýmýz için yeni ve daha iyi bir iklim yaratmaktýr. resmi açýklamalarda. “yavuz hýrsýz” ne demekmiþ onu öðretmek için biçilmiþ kaftan gibidir. Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðý için hazýrladýðý bir özel raporda bu adam. Türkiye. nitekim. ayný konu. A. Yunanistan ve Panama gibi ülkelerde böyle bir iklimin yaratýlmýþ olmasýndan dolayý mutluluk duymaktayýz. bu ülkeler.

Eðer böyle ayrýcalýklarý daha önce verilmiþ ise. ana parayý beþ yýlda ya da benzeri bir zamanda geri almaya elverecek kadar iyi”310 olmasý gerektiðinden dem vuranlar da bulunduðuna göre. “doðrudan tedbirlerle” ve “uygun bir havanýn. elveriþli bir ortamýn yaratýlmasý ile”. bunlarýn bizim kendi yatýrýmlarýmýza da tanýnmasý için çalýþýlmalýdýr”309 “Amerikanýn dýþarýdaki özel yatýrýmlarý geniþ ölçüde madencilik ve özellikle petrol alanýnda yoðunlaþtýklarý” için ve “özel bazý koþullarýn bulunmasý hâlinde Amerikan sermayesinin dýþarýya gitmeyeceðini düþünmek akla yakýn” olduðundan. baþka yabancý yatýrýmcýlarýn. geri kalmýþ ülkeler dünyasýnýn hammadde bakýmýndan zengin kesimlerde. dýþ ülkelerde yatýrým ayrýcalýklarý ve tekelleri elde etmelerini engellemekte bize yardýmcý olmasýdýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . azgeliþmiþ ülkelerde ne tür rejimlerin yaratýlacaðý ve ne biçim toplumsal ve siyasal güçlerin sahneye çýkarýlacaðýný düþünmek de o kadar zor olmasa gerektir.. bu ülkelerin yönetimlerini de “þâh iken þahbaz yapacaktýr!” [sayfa 366] 248 Paul A.kullanarak. bütün bu “tedbirlerle”.. koþullarýn. Amerikan özel ve resmi çabalarý el ele vermeli. bütün bu “diplomasilerle”. bu gibi yatýrýmlara konukseverlik göstermek ve kapýlarý ardýna kadar açmak için azgeliþmiþ ülkelerin baþýnda ne tür hükümetlerin bulunmasý gerektiðini varýn siz düþünün! Ayrýca. “sermayenin gideceði yerde. yabancý yatýrýmlar için yaratýlacak ortam. ayrýca.

bu bakýmdan. toprak aðalarýnýn bütçesinde önemli yer tutmaktadýr. “Düzenli bir biçimde” iþleyen bu tür tarým reformlarý. azgeliþmiþ ülkelerde “üçüncü kesimin” (hizmet kesiminin -ç. belki de bütün kaynaklar içinde en kýt olaný. Economic Demography of Eastern and Southern Europe. (Geneva.” Aktaran. israf etmekte. “kan emicileri” niteliðindedirler ve bazan ekonomik artýðýn büyük bir dilimi bunlarda kalýr. Týpký Orta Çaðlardaki Kilise ve Derebeyleri uygulamasýnda olduðu gibi. Bu tür toprak reformlarý. ileri ekonomik ve toplumsal koþullar altýnda geniþlemesini gene de birbirinden ayýrmakta yarar vardýr. 265 Önde gelen Meksikalý ekonomistlerden biri olan Ricardo Torres Gaitan þöyle söylüyor: “Ticaretin tarýmdan daha büyük bir gelir yaratmasý gerektiðini ve hele tüccar faaliyetlerinin. yani yaratýcý insan gücünü. geliþmiþ kapitalist ülkelerdekinden farklý deðildir ama. her çeþit sadaka.n. 1945). 198 dipnotu. daðýtýlan ekonomik artýðýn bir kýsmý. gene bu kesimin. Nasýl. 1952) adlý kitabýnýn V. 260 Ayrýca. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 249 . 263 Bkz. Moore. köylülüðü yatýþtýrýp uyuþturma amacýna göre hesaplanmýþtýr ve çok kez. ya fazla zenginliðin ya da yoksulluðun (kötü beslenmenin-ç. Latin Amerikanýn. konuyla ilgili literatüre de yollamalar yapýlmaktadýr. toprak aðasýnýn parayý kendi ihtiyaçlarý için bol keseden harcamasýndan.E. ücretli iþgücü kullanýrlar. çok sayýda insanýn dolaþým (ve hizmetler) alanýnda çalýþmasý da. “Economic Development. azgeliþmiþ ülkelerde (çoðunda) az sayýda. Burada. 1955). sanayi kalkýnmasýna olanak da vermez. Belki durum. tarým ekonomisinin yeniden düzenlenerek. hükümetlerin verdiði bahþiþler niteliðinde olup. 262 Doðrusu. ekonomik artýðýn bu þekilde kullanýlmasý. çürütmekte ve bozmaktadýr. ticaret yaparlar. eski dostlarýn kayýrýlmasý ve çeþitli adlarla dostlara yardým. ekonomik büyüme bakýmýndan. 264 Çarlýk Rusyasýnda Stolipin’in yaptýðý türden tarým reformlarýný incelerken bu nokta akýlda tutulmalýdýr. insancýllýk açýsýndan daha akla yakýn olmakla birlikte. döner dolaþýr. and Capital . toprak aðalarýnýn eline avuç dolusu para geçmesine yol açmaktadýr. Datta. aðalarýn devlet üstündeki pençelerini gevþetmek þöyle dursun büsbütün pekiþtirmektedir. B. Income Distribution. aslýnda toprak sahiplerinin çýkarlarý yönünde ve toprak sahiplerinin denetimindedir. Bu tür toprak reformlarý. Datta’nýn The Economics of Ýndustrialization (Calcutta. yeniden kitle tüketimine gider. (June. Bunlar.n. akla uygun kurallar içinde iþlemesini de saðlayamaz. Sturmthal. A. tüccardan ve tefeciden oluþan melez bir kýrsal tabaka daha vardýr: Rus terminolojisinde bunlara “kulak” adý verilmektedir. Bölümünde bulmak mümkündür. köyün sülükleri. hem ekonomik ilerilikten hem de ekonomik gerilikten kaynak alabilmektedir. Güneydoðu Asyanýn ve Yakýn Doðunun bazý ülkelerinde bugünlerde kanunu çýkarýlan (ya da üstünde konuþmalar [sayfa 367] yapýlan) tarým reformlarý için de bu nokta önemle üstünde durulacak niteliktedir. 261 Yukarda verilen bilgilerin çoðu. toprak reformlarýnýn bütün sýkýntýlarýný ortaya çýkarmanýn yanýsýra. hiç de daha yararlý deðildir. Birleþmiþ Milletlerin Land Reform (Toprak Reformu) adlý kitabýnda çok güzel özetlenmiþtir (1951).) bir belirtisi olabiliyorsa.) çok kalabalýk olmasý ile. s. s. 55-98. W. Ýkinci Dünya Savaþýndan önce Doðu ve Güneydoðu Avrupa’da yapýlan tarým reformlarý için.ormation in Mexico” Journal of Political Economy. oldukça zengin köylülerden. The Economics of Paul A. 266 Toplumun en yetenekli ve en dinamik insanlarýnýn bir kýsmýný içine alan bu gurup.Dipnotlar 259 Bu tür kýrsal ve yapýsal iþsizliðin yani bazýlarýnýn dediði gibi “gizli iþsizliðin” güzel bir tartýþmasýný. Söylemeye gerek yoktur ki. borç para verirler. tarýmsal faaliyetlerin iki katýndan fazla bir gelir yaratacaklarýný kabul etmek mümkün deðildir. þiþmanlýk. akrabalara yardým. B.

1899). Aubrey. kýsa ve çok þüpheli bir dönemden sonra. Böyle bir dununda. 250 Paul A. 180 ve devamý. yapýlan iþin karþýlýðýnda verilen ücretin içler acýsý bulunduðunu. 11. yarým yüz yýldan önce söylediði þu güzel sözleri buraya aynen almaktan daha iyi bir iþ yapamayacaðýmýza inanýyoruz: “Kapitalist sömürüsü altýndaki yerli sanayide. 267 Þurasýný belirtelim ki. Kapitalist sömürü sistemi ve köylülerin proleterleþtirilme biçiminin bundan daha kötüsü görülmemiþtir.konumuz bakýmýndan bir önemi yoktur. Küçük köylü kitlelerinin yalnýz tarýmsal iþgücü ile karýn doyurmadýðýný görerek. Toprak satanlar. 272 Merkantil düzeninde olduðu gibi. kýrsal “kendine-yeterlik” ve “köy sanayileri”nin “mutlu” koþullarýna geri dönme özlemi. ekonomik artýktan yapýlan aktarmalar olmasý varsayýmý da. Ýndustrialization and . 268 Marx. toprak satýþlarýndan elde edilen paralar. Bu iki halde de. Grundrisse der Kritik der Politischen Ekonomie (Rorentwurf) (Berlin. yabancý sermaye çekmezler pek. bu yüzden ileri gelen kaynak-israfýný olduðundan daha az görüp gösterdiði söylenebilir. yapýlmýþ mallarýný (manifaktürü) ihraç etme olanaklarýný sýnýrsýz sanan Batýlý kapitalistler. Nicholls.our Point Program (Dört Nokta Program!) denilen politikasýyla Amerikan hükümeti ve örneðin . birikmiþ ekonomik artýktan bir indirim. Bu yanlýþlýk. W. Eðer toprak satanlar. s.” Die Agrarfrage (Stuttgart. Bölüm’de bu noktayý çok iyi koyuyor ortaya. . iþçi mahallelerinde en sefil koþullar altýnda yaþanýldýðýný ve tek kelimeyle: içinde yaþadýðýmýz üretim biçiminin insaný çileden çýkaracak kadar kötü olduðunu söyleyebiliriz. gene de bu yazarýn. VI.” Social Research (September. günlük giderlerini bile karþýlayamayan yoksun köylüler ya da mülklerinden atýlmýþ eski toprak aðalarý ise. ekonomik artýða oranla hesaplanmamasýndan ileri gelmektedir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .akat ne olursa olsun.ord Vakfý. (Örneðin bkz. s.Industrialization (Calcutta. söz konusu israfýn toplamý gelire oranla hesaplanmasýndan. bu dönüþün son derecede gerici bir tutum olduðunu belirtmeye bile gerek yoktu. sanayi yatýrýmlarýna aktarýlmamýþ demektir. iþgününün inanýlmayacak kadar uzun ve yorucu olduðunu. s.G. 1928). eski borçlarýn kapatýlmasýnda kullanýlacak ve tefecinin elindeki sermayenin büsbütün þiþip büyümesine yol açacaktýr. Batý ülkelerinde güngünden artýp alevlenmemiþ olsaydý. azgeliþmiþ ülkelere yutturmak için avuç dolusu para harcamaktadýr.” American Economic Review (May. dolayýsiyle tüketim. Ekonomik statü bakýmýndan ise. 1951). [sayfa 369] ona. Geri Kalmýþ ülkelerdeki köylülüðe bu þekilde “yardým etmenin” ne demek olduðu konusunda Karl Kautsky’nin. 66. 273 “Daha çok iç pazar için çalýþan tipik yapým sanayileri ise. 1955) ya da H. . ekonomik artýðýn bir elden ötekine aktarýlmasý söz konusudur. bunun büyük kýsmý kýrsal alanlarda yerleþmiþtir ve fiziksel olarak tarýmla baðlantýlýdýr. 274 .” League of Nations (Milletler Cemiyeti). kadýn ve çocuk iþçilerin sayýsýnda her zamankinden büyük bir artýþ görüldüðünü. 1953). s. 269 “Increasing Returns and Economic Progress. H. (Princeton.oreign Investment. ister iflasa sürüklenmiþ toprak aðalarý olsun. ister gýrtlaðýna kadar borca batmýþ köylüler olsun -ki bu borç1ar [sayfa 368] aþýrý tüketimden ileri gelmektedir çok kez. 533. 1951). yoksulluðun en derin bataðýna ve umutsuzluðun dikâlâsýna götürecektir bu insanlarý. küçük bir ev sanayii kurmasý için yardýmda bulunma politikasý da. 411. 1952). bu þemayý. 271 Eðer. toprak satýnalma için ödenen paralarýn. Economic Journal (December. toprak satýþýndan elde edilen paralar. amaçlarýyla kullanýlan bir aktarma olarak deðerlendirilmesi varsayýmý da ayný ölçüde geçerlidir. her zaman olduðu gibi. s. Investment in Agriculture in Underdeveloped Countries. ekonomik kalkýnma konularýnda yazýp duruyorlar boyuna.oreign Trade (1945). “Small Industry in Economic Development. bu arada ekonomistler de. durumun hiç de öyle olmadýðýný üzülerek keþfetmiþlerdir. tarýmla fazla bir iliþkisi bulunmamaktadýr. ele geçen paralar tüketim amaçlarýyla harcanacaktýr. 270 Batýnýn ticari nüfuz alanlarý olan kalabalýk ülkelere.

yazý. 279 Ragnar Nurkse. 61.. Burada. 1950). 284 Ýþ yaptýklarý ülkeye âþýk olan ve “ekonomik bakýmdan bu ülkenin yurttaþlýðýný kazandýðý” söylenebilecek kimselerin sayýsý çok olmadýðý için. yerli hükümetlere. ithal mallarý fiyatlarýnýn düþük olmasý deðil. ilgili ülkede kazanýlan paralarla finanse edildiðini. 1952). Amerikada biriken sermayenin dýþarýya yatýrým amaçlarýyla götürülmesi olayýnýn nâdir görüldüðünü” belirtmektedir. Quarterly journal of Economics (. 278 Bugüne “daha az romantik” koþullarý altýnda. Rollins. 1952). “Mineral Development and Economic Growth. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 251 . 1953). doðum yeri olan ülkelerde kalmýþ ailelerinin nafakasýný saðlamak için gönderdiði paralar çok büyük tutarlara ulaþmaktadýr. M. örneðin Burma’da. 287 Bu. C. 276 Erich Schiff’in “Direct Investment. s. 36. 1955). s. Bazan da. Oysa bugün bireylerin ve firmalarýn. s. 277 Söylemeye bile gerek yoktur ki. Pizer ve .. s. çok kez görüldüðü gibi. “Uzun yýllar boyunca bu madenleri iþleten yabancý þirketler. iþçiler için maðazalar açmýþlar ve bunlarýn içini yurtdýþýndan getirdikleri mallarla donatmýþlardýr.E. böylece.ormation in Underdeveloped Countries (Oxford. Report to the President on . “bu yatýrýmlarýn büyük kýsmýnýn. 10. (August. yukarda söylenenlerin toplam net birikimlerle ilgili olmasý sorunu büsbütün karmaþýk hâle getirmektedir.ebruary. azgeliþmiþ ülkelerde bulunmayan (eksik olan) þeyler deðildir! 288 Jacob Viner’in “America’s Aims and the Progress of Underdeveloped Countries. 1955). yarý-göçmen iþçilerin. yabancý mallarýný. s. 63. Dr. 1942). yerli hükümetin yola getirilmesi daha kolay oluyor.. “International Investments and Earnings.ar East (1953). þirket maðazalarýna doldurmak kolay olmaktadýr. a. Cutler. merkantil kârlarýn artmasýna yol açar. Development of Mineral Resources in Asia and the .oreign Economic Policies (“Gray Report”) (Washington.8 milyar dolar kadardýr. Hoselitz) (Chicago. hiç de zorunlu deðildir.D. B. 39. “truck” sistem (yani deðiþ-tokuþ sistemi -ç. s. . eskiden yapýlmýþ yatýrýmlardan elde edilen kârlar ise yaklaþýk 2. yurtdýþý Amerikan özel yatýrýmlarý. yazý.. Review of Economic Conditions in the Middle East (1951)..) adý verilen bir sürecin iþlemesidir. bunlarý hesap dýþý tutmak mümkündür. Pizer ve . Buna göre. birçok hallerde bunun nedeni. 1954 yýlýna kadar. 281 United Nations. “International Investments and Earnings” Survey in Current Business. eskiden kâr toplamýþ olan bireyler ve firmalarla ayný olmasý. “3 milyar dolar kadar artmýþtýr. birçok azgeliþmiþ ülkede doðal kaynaklarýn iþletilmesi için yapýlan ödemeler. a. oldukça büyük devlet hisseleri ya da üretim üstünden ödenen vergiler þeklindedir.” Social Research (Autumn 1956). s. 286 Bolivya kalay madenlerinde bu olay çok belirgindir. Bu konuya ilerde yeniden deðineceðiz. Problems of Capital . bu yargýnýn kaynaðý olarak gösterilmiþtir. 282 Rollins. 290 “Raw Materials.” adlý yazýsýna bakýnýz. The Progress of Underdeveloped Areas adlý kitap içinde (Derleyen. 283 United Nations.g. and Balance of Payments” adlý yazýþma da bakýnýz. Rollins’e. Söylemeye gerek yoktur ki. bir sonraki ayrýcalýk görüþmelerinde. Rearmament and Economic Development. 285 Bazý ülkelerde.g. [sayfa 370] 280 Banco Central de Venezuela. New York Üniversitesi. 182 ve devamý. Pollner’in “Problems of National Income Estimation in Bolivia” (Master Tezi. Cutler.” Ouarterly Journal Paul A. deðerli incelemesinin müsveddelerini bana gösterdiði ve yeni bilgi kaynaklarý bulmamý kolaylaþtýrdýðý için çok teþekkür ederim.E. Rollins. bol keseden baðýþlar ve yardýmlar yapýlmaktadýr. Batý ülkelerinden boþ dönen gemilerle mal getirme çok ucuz olduðundan.” Survey of Current Business (August.n. Memoria (1950). 23. aktaran. Bkz.275 Savaþ sonrasý Amerikan dýþ yatýrýmlarý ile ilgili olarak son zamanlarda yayýnlanan bir resmi belge. bu kârlar ise. Terms of Trade.” C.” S. 289 S.

Buna ek olarak. B. Amerika B. 29. Industrialization and Labor (Ýthaca ve New York.acts and Trends in the Venezuelan Economy (1951) adlý raporunda. “yatýrýmý hangi ekonomi yapmýþsa onun bir parçasýdýrlar. 1950). Yirminci yüzyýlýn kapitalist dünyasýnda. bu sayfalarda anýlan yazýlara bakýnýz.” belirtiyor. s. hemen hiç bir önemli maden yataðý keþfedilmemiþ bulunuyor ülkemizde. hemen bütün önemli madenlerimiz açýsýndan bu böyle. Japonya’da toprak erozyonunun bulunmadýðýný öne sürdüklerini. olsa olsa. s.. ile ilgili gözlemleri. Venezüelladaki petrol iþletmelerinin. [sayfa 371] s. The Geography of Hunger (Boston. baþarý gene ayný aygýtla ölçüldüðü için.” 298 International Development Advisory Board. 104.of Economics (August. Ayrýca. 60-62.e. 336. S. s.rankel. 294 E. 302 Some Conceptual Aspecfs of International Economic Development of 252 Paul A. sayfalarýndan aktarýlmýþtýr.g. 292 Bkz. gittikçe daha düþük kaliteli cevherler çýkarýlmakta olduðunu da biliyoruz. Özellikle. Bolivya’da. 1950). ondokuzuncu yüzyýla karþý haksýz bir ayrým gözetmektedir.. bazý ham madde üreticisi ülkelerde de aynen görüldüðünü biliyoruz. oldukça kýsa bir dönem sonra ve hemen hemen ayný ölçüde diðer ülkeler için de geçerlidir: “Petrolle ve diðer minerallerle ilgili olarak elimizde bulunan bilgiler. ülke ekonomisinin tümünden daha çok baðlý olduklarý belirtilmektedir. “hangi açýdan bakýlýrsa bakýlsýn. 1950) adlý bilgi dolu kitabýna bakýn.” Report of the UN Mission of Technical Assistance to Bolivia (1951). toprak erozyonunun ve yýpranmasýnýn. 8. Moore. 296 W. s. “yalnýz coðrafya olarak azgeliþmiþ ülkelerde bulunan. s. New York.oreign Economic Policies (Washington.N. Bu açýðýn. 300 Report to the President on . 1952). s. bakýr. büyük çaplý iþletmelerin. bütün toplumsal dünya için bir felâket olduðunu belirttikten sonra. 1952). “Trade and Investment in Underdeveloped Areas: A Comment”.D. Laskerin Human Bondage in Southeast Asia (Chapel Hill. 1952). 1951). fakat hiç bir zaman bu ekonomilerin bir parçasý olamamýþ bulunan yatýrýmlarý” anlatmaktadýr.” “Raw Materials. Singer’in bulduðu güzel bir terim olan “yalnýz coðrafi yatýrým” kavramý. bu önemli eserin 105. s. Bunlar. World Resources and Industries (gözden geçirilmiþ baský. Partners in Progress. tomruk üretiminin sona ereceði kaygýsý belli olmaktadýr. Herbert . aradaki fark. uzundönemli kârlarýný daha iyi düþünmeleridir. American Economic Review (June. McLeod. s. bu kitabýnda yazar.W. s. Rearmament and Economic Development”. 1952). 326. ülkenin maden ekonomisi konusunda yaptýðý þu çözümleme ilgi çekicidir: “Ticarete açýk olan bu ekonomi kesiminin. kereste ihraç eden bazý ülkelerde de. ülke ekonomisinin diðer kesimleri ile arasýnda bütün baðlar kopmuþ bulunuyor. 1953). The Economic Impact on Underdeveloped Societies (Oxford. bu konuda. uzmanlarýn. 52 ve 61. Birleþmiþ Milletler’in Bolivyaya gönderdiði Teknik Yardým Heyeti’nin. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . (S. 293 Josu‚ de Castro. 85. yatýrýmcý þirketlerin oluþturduðu ekonomik yapýya. Ouarterly Journal of Economics (August. Söylemeye gerek yoktur ki. 411. 329. arama ve keþif maliyetlerinin gittikçe yükseldiðini gösteriyor. son otuz yýlda. Yeri gelmiþken belirtelim ki Profesör de Castro. Birleþmiþ Milletlerin Latin Amerika Ekonomik Komisyonu da Recent . ayrýca.s. 97.E. 297 A. s. and Economic Development. [sayfa 372] A Report to the President (Washington.AV. “petrol ekelim!” gibi bir slogan atýlmýþtýr ortaya. North Carolina. 1951). Zimmerman. H. 1951). Rearmament. kalay madeni yataklarýnýn yoksulmasý konusundaki kaygýlar hiç de önemsiz deðildir. 192). 301 “The Distribution of Gaisn Between Investing and Borowing Countries. 336. 299 “Raw Materials. 291 a. örneðin Venezüella’da petrol yataklarýnýn kurumasý tehlikesi o kadar büyük görünmüþtür ki gözlere. Metinde bulunan üç ardýþýk alýntý. kurþun ve çinko madenlerinde. 1951).” American Economic Review (May. s. 295 Profesör Mason’un. 215 ve 221.” Ouarterly Journal of Economics (August. 475.

yerli gelir büyür. gerisi dýþ pazarlara akmaktadýr. Castillo Guatemalamsý ve. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 253 . 1954).D.w York.ranco Ýspanyasýný.ormozasýný. Dr.oreign Economic Policy for the United States (Chicago. 10-12. bu özel övgüye deðen ülkelerin listesi epeyce uzundur. II. 310 Jacob Viner.S.n. . Keddie. özü itibariyle. Collins’in. 309 “Program for Increasing Private Investment in . Yerli ham maddenin gene yerli tüketiminin en yüksek olduðu (ilke olan Venezüella’yý örnek verelim: ülke petrolünün iç pazarda yalnýz. “hür dünyanýn” bunlarýnkine benzeri bir kalkýnma modeli izleyen ülkelerini bu listeye koymak mümkün. emperyalist eylemlerinin petrol üstünde nasýl yoðunlaþtýðýný öðrenmek ivin bkz. 1952). O. “America’s Aims and the Progress of Underdeveloped Countries” The Progress of Underdeveloped Areas (derleyen B. “. Smith’in Yankee Diplomacy (Dallas.. s.E. Bölüm. Mason..’nin Latin Amerika’da çevirdiði dolaplar konusunda. sistemin bütün manzarasý. bu noktada. 184.Underdeveloped Territories (Princeton. derme çatma bilgilerin derlenmesiyle elde edilmektedir. daha önce sözü geçen. Berkeley. The Empire of Oil (Ne.oreign Countries” (çoðaltýlmýþ. s. Sigman Ree Koresini. Ancak. yerli ekonominin bayaðý geliþmesi gerekecektir. 62. Gene de buna fazla bel baðlanamaz. New York. 305 Üstteki paragraf. genellikle gözden kaçýyor. Harvey O’Connor.). 1953 (Amerikan Baþkanýnýn Yýllýk Raporu . [sayfa 374] Paul A.E. Autumn. 306 Bu son derecede önemli konuda daha geniþ bir biçimde durmak. 308 A . 1952). gelir büyümesi bakýmýndan lehte olan tek etmen. Califorcia University. çünkü yeteri kadar ham madde talep edebilir hâle gelmesi için. Çaðdaþ emperyalizm konusunda dört baþý mâmur bir inceleme henüz yoktur.” The Atlantic (March. “Mineral Development and Economic Growth” (Social Research. 303 E. bu nokta. 304 Ham madde kaynaðý olan ülkeler için. 1952). burada mümkün deðildir. 1953) adlý eseri kaynaklardan yalnýz biridir. Amerika B. “Nationalism and Raw Materials. adlý yazýsýndaki bir ifadenin baþka biçimde söylenmesidir. yoksa büyümez. yüzde 4'ü satýlmakta. eðer böyle bir talep artýþý varsa. [sayfa 373] Savaþ sonu döneminde emperyalizmin her iþe nasýl burnunu soktuðunu öðrenmek için bkz. ne yazýk ki. s. Çan Kay Þek . 307 State of the Union Message. N. 1955).ç. 14. Hoselitz) (Chicago. bunlarýn kendi ham maddelerine karþý taleplerinin artmasýdýr. The Impact of the West on Iranian Social History (yayýnlanmamýþ doktora tezi. 1956). 1953). Daha önceki bir bölümde söylenenlere ek olarak. C. 1955).

. örneðin Latin Amerika ülkelerindeki ya da . bazý ülkelerde. Kamu gelirlerinin. bazý ülkelerde de. Birinci durumda. bizim ekonomik yer (locus) terimiyle belirttiðimiz özellikleri ve bu gelirlerin toplanma (tahsil) biçimlen arasýnda da. Bazý ülkelerde -gene petrol üreticisi olan ülkelerde. yabancý giriþimcilerin büyük kýsmýný yüklendikleri vergilerden. baþka yerlerde de.devlet paylarý. Bunun için. ihracat resimlerin- 254 Paul A. yabancý giriþimler lehine öne sürülen dördüncü ve sonuncu görüþü de bu bölümde ele alacaðýz. Bu pay.YEDÝ GERÝKALMIÞLIÐIN YAPISAL SORUNLARI (II) Azgeliþmiþ ülkelerde üretilen ekonomik artýðýn kullanýlma biçimi üstündeki kuþ bakýþý incelememizi tamamlamak için.ilipinlerdeki kadar küçüktür. kamu gelirleri daha [sayfa 375] çok. örneðin Venezüella’daki ya da Orta Doðu’da petrolcü ülkelerdeki kadar büyük. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .. kitle tüketiminden bir diliminin kesintiye uðramasýyla elde edilen kamu gelirleri. bu pay sahibi devlettir. ekonomik artýðýn kolayca ayýrdedilebilir kesimleri görünümündedir. söz konusu ekonomik artýðýn bir kesimini alan dördüncü pay sahibi üstünde kýsaca durmalýyýz. ekonomik artýðý yaratan eklemeler biçiminde görünür. ülkeden ülkeye büyük farklýlýklar görülmektedir. Devletin ekonomik artýktan aldýðý payýn ülkeden ülkeye deðiþeceði açýktýr.

komprador nitelikleri açýk-seçik görülen hükümetlerin iþbaþýnda bulunduðu ve azgeliþmiþ ülkelerin ezici çoðunluðunu oluþturan yerler. Ne var ki.) ve sayýlarý çok az bazý azgeliþmiþ ülkelerde görülen halkçý hükümetlerin yönetimi altýndaki yerler ki bunlarýn baþýnda Hindistan.karþý da baþarýlý bir savaþ verecek yaþama gücüyle donatmak.. bu alanlardaki farklar çok daha küçüktür. 1949 yýlýnda açýkladýðý ünlü Dört Nokta Programýnda. söz konusu ülkeleri üç baþlýk altýnda toplamak mümkün: birincisi. eski çaðlardan kalma düþmanlarýna -açlýða. bu söze paralel olarak. emperyalistlerin sömürge yönetimlerinin “ruhunda” büyük bir deðiþiklik olduðu.ransa. yoksulluða. Endonezya (1956-ç. “geniþlemiþ özel yatýrým akýmlarýnýn özendirilmesine özel bir dikkat sarfedilmelidir. Belçika ve Portekiz hükümetleri de yönetim ve denetimleri [sayfa 376] altýndaki sömürgelerde yaþýyanlarýn saðlýk ve geçim olanaklarýný geliþtirmek için on yýllýk sömürge geliþtirme plânlarý’ný yapýp açýklýyorlardý. bu bakýmdan. Baþkan Truman. yalnýz kendilerini ezen insanlara karþý deðil. artýk “eski sömürge yöntemlerinin yerinde yeller estiði” gibi reklâmlara sýk sýk rastlamaktayýz. “özel sermaye aký- Paul A.312 Birinci gurupla ilgili olarak. Britanya.”313 denilmekteydi. Ayný þekilde. ikincisi. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda. . Nitekim. Dört Nokta Programýnda. Aslýnda. Batý Avrupa hükümetleri de. Asya’nýn bazý kesimleri. doðrudan doðruya emperyalist güçlerin yönetimi altýnda bulunan geniþ sömürge alanlarý (Afrika’nýn hemen tamamý.311 Kamu gelirlerinin harcanmasý bakýmýndan da hükümetten hükümete fark vardýr ama. umutsuzluða. “New Deal” kökenli (kamu eliyle yapýlan yatýrýmlarýn ve toplumsal refah ve programlarýnýn aðýr bastýðý-ç. Amerika’da da nispeten daha küçük bazý bölgeler). Amerika Birleþik Devletlerinin Dört Nokta programý çerçevesinde eylemlerin stratejileri ve Batý Avrupalý güçlerin sömürge geliþtirme plânlarý hep belli bir düþünceden kaynak almýþlardý. “dünya halklarýný. ithalât vergileri ya da kitle tüketimi üstüne konulan çeþitli vergiler gibi dolaylý (vasýtalý) vergiler ya da bol keseden para basarak yaratýlan enflasyon yoluyla devletin halkýn ekmeðinden bir dilimi elinden almasýdýr.den ve devlet paylarýndan oluþmaktadýr. bunlarýn baþlýcalarý.. ikinci durumda ise kamu gelirlerinin kaynaklarý çok deðiþiktir.) ve Burma’yý sayabiliriz.n. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 255 .n.” diye uzayýp giden nutkuyla bir vermiþ oluyor.

ransýz sömürgelerindeki “yardýmcý yatýrýmlar” bu ülkeler için öngörülen giderlerin dörtte üçünü. enerji istasyonlarý.”315 Batý Avrupalý sömürgecilerin de bundan baþka bir amaçla azgeliþmiþ ülkeler sorununa eðilmedikleri Avrupa ekonomik Ýþbirliði Örgütünün (Bu. Ýngiliz sömürgelerindeki benzer giderlerin ise yarýsýný oluþturmaktadýr.317 Bilindiði gibi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . limanlar ve benzerleridir bunlar da. Özel yatýrýmcýlarýn. emperyalistler. baðlý olduklarý hür dünyanýn savunmasýna önemli katkýlarda bulunan azgeliþmiþ bölgelerin. Öyle anlaþýlýyor ki.C. ana karayollarý baðlantýlarý. özellikle hammadde üretimlerini geniþleterek bu katkýyý arttýrdýklarý görülmektedir. Amerika Birleþik Devletleri dahil bütün geliþmiþ ülkeler bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. iþin bu kýsmýný üstlenmeye hiç de meraklý deðildir ve iþin kamu hazinesi tarafýndan yapýlmasý konusunda hiç de kýskançlýk (!) göstermez doðrusu: örneðin . Bunlarýn yapýmý ise. “hür teþebbüs”. sömürgelerde hammadde kaynaklarýnýn geliþtirilmesi tasarýlarýyla ilgili olsa gerektir! Dört Nokta Programý’nýn uygulanmasýyla görevlendirilen kuruluþ bunu açýkça belirtmektedir: “Azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarý için teknik iþbirliði programýnýn temel sorunu. bütün amaç. Gerçekten de Dört Nokta Programýnýn mimarlarý olsun. geliþtirilmesi ve ekonomik olarak üretimde bulunmasýdýr”. bu kazançlarýn en yüksek noktasýna çýkarýlmasýný düþünmüþlerdir. Belçika sömürgelerindeki benzer giderlerin üçte ikisini.n) bir raporunda da belgelenmektedir: “Bugünkü kalkýnma [sayfa 377] programý çerçevesinde. özel sermaye için ancak nâdir hallerde çekicidir. hammadde çýkarma iþiyle 256 Paul A. “Ýþbirliði çabasýna katýlacak olan bölgelerdeki birçok maden kaynaklarýnýn iþletilmesi. demiryollarý. örgütün þimdiki adý Ekonomik Ýþbirliði ve Kalkýnma Örgütü O.”316 Söz konusu hammadde kaynaklarýnýn özel yabancý sermaye eliyle iþletilmesi için gerekli olan kârlýlýðýn saðlanmasý ise “yardýmcý yatýrýmlarýnýn” gerçekleþmesine baðlý. Batý Avrupalarýn sömürge plancýlarý olsun bu program ve plânlarý hazýrlarken hep.E.mý için her türlü çaba harcamaktadýr ve bundan böyle de devamlý olarak harcanmalýdýr. Truman’ýn “baþarýlý bir savaþ” dediði de. Cecil Rhodes’in ünlü deyimiyle “toprakla” ilgilidirler zencilerle deðil!”. madenlerin ve yakýt kaynaklarýnýn iþletilmesi için kurulacak tesislerin yeri. geri kalmýþ bölgelere yapacaklarý yatýrýmlarýn büyük kazançlar saðlayacaðý anlayacaklarý umut edilir!”314 buyuruyorlardý.’dir-ç. ki bu yargýnýn nedeni de þu olsa gerek.

. Ekvator Afrikasýndaki zencinin durumu. mümkün olduðu kadar çok verim saðlamak için kölelerini belli bir saðlýk düzeyinde tutmaya ve onlara belli bir düzeyde yiyecek vermeye özen gösterme durumundadýrlar. gibi ters bir izlenim yaratmaktadýr. da ha iyi beslenme. Profesör de Castro’nun bu konuda söyledikleri geniþ olarak alýnýp buraya aktarýlacak kadar deðerlidir: Avrupalý sömürgeci. bu karýn-þiþirme politikasýnýn uygulanmasýyla gittikçe daha kötü olmuþtur. aslýnda.. Kölenin yediði çoktur fakat her zaman da kötüdür. týbbi bakým.. Beslenme sorunu özellikle maden bölgelerinde çok kötüdür.. Zenci’de beslenme yetersizliklerinden ileri gelen hastalýklar daha sýk görülmeye baþlamýþtýr. makinaya daha çok yakýt koymak gibi bir þeydir.319 Emperyalist güçlerin sömürge yönetimleri eliyle yürütülen sosyal hizmetler için harcanan paralarýn.”320 Amerika’da sömürge halklarýnýn mutluluklarýný dileyenlerin (!) kimler olduklarýný daha iyi aydýnlatabilmek için. sömürgelerinde harcadýklarý bu paralarýn geri kalan kýsmý “sosyal hizmetler” için. Brezilya’da ve Antiller’de. Mr. . verimli iþ olarak ondan fazlasýyla geri alacaktýr. kendi köyünde bulamayacaðý kadar çok yiyecek verdiði zaman bunda bir hesabý vardýr. yani. Þimdi Afrika da olan budur ve bir zamanlar tropikal Amerika’-da [sayfa 378] zenci kölelere uygulanan yöntem de buydu.318 Sömürgecilerin. Verdiði daha çok yiyecek deðil. daha önce sözü edilen Paul A. Köle sahipleri. iþçinin daha büyük bir verimle çalýþmasýna ve büyük bir israfa yol açmamasýna yönelmiþ harcamalardýr. Avam Kamarasýnda 27 Mayýs 1949 günü aynen þunlarý söylemekteydi: Sosyal hizmetler baþlýðý altýnda toplanan giderlerin çok büyük bir kesimi. Britanya Sömürgeler Bakaný. Zenciye. sömürge halklarý içinde en iyi yeyip içenler arasýnda zenci kölelerin de bulunduðu. iþçiyi iþe çekecek ve ona verdiði tozla enerjiyi. Bu izlenim hiç bir zaman doðru deðildir. Nelson Rockefeller ve yardýmcýsý bayanýn. Batý sermaye sinin “yüksek çýkarlarýyla” iliþkilidir ve hammadde çýkarýlmasý iþine “dýþ ekonomilerin insan unsurunu” saðlamakta kullanýlmaktadýr. bugün bile. eðitim ve benzeri iþler içindir.uðraþan özel sermayeye “dýþ ekonomiler” yaratmaktýr. böyle bir karýn-þiþirme politikasý uyarýnca kullanýldýklarý gün gibi ortadadýr.akat bu tür harcamalar bile. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 257 . plantasyon sahiplerinin böyle bir politika uygulamalarý. buralarda taze yiyecek hemen hiç bilinmemektedir.

raporlarýndan þu satýrlarý aktarmak yeterlidir: “Etkin bir sýtma savaþ programý uygulanýnca Viktoria-Minas demiryolu iþçilerinin ikidebir iþ kaytarmalarýnýn önüne de geniþ ölçüde geçilmiþ oldu. Bu yolla, bakým iþlerinde çalýþanlarýn sayýlarýnda üçte bir oranýnda bir indirim yapma olanaðý bulundu ki bu da haliyle, demir cevheri mika çýkarýp bunlarý Rio Doce Vâdisinden taþýma giderlerini azaltmýþ oldu.”321 [sayfa 379] Bu, “ucuz hammadde, yeni maden yataklarý, yeni yiyecek ambarlarý bulma çabasý için yeniden bir dürtü oluyordu; oysa bunlarýn elde edileceði ülkelerin halký yarý aç yarý tok durumdaydý.322 yargýsýný haklý kýlan bir geliþimdir ve sömürge bölgelerinin kendi ihtiyaçlarýnýn hiç de umursanmadýðýný çok iyi göstermektedir. Azgeliþmiþ ülkelerin hammadde kaynaklarýnýn yabancý sermayeye iþletilerek ekonomik ve toplumsal kalkýnmalarýný gerçekleþtiremeyecekleri, hem bu tarihsel olgular hem de kuramsal görüþler ýþýðýnda artýk açýkça aydýnlanmýþ bulunmaktadýr. Yukarda sözü edilen Birleþmiþ Milletler raporu da, hayranlýk uyandýran bir kesinlikle bunu ortaya kaymaktadýr: “Ekonominin geliþmiþ kesimine yapýlan yatýrým, ihraç edilecek temel maddelerin çýkarýlmasýna yönelmiþtir.... Bu maddelerin üretiminin üstünde geliþtirildiði sermayenin hemen tamamý Afrika dýþýndan ithal edilmiþtir; Güney Afrika Birliði ve Kuzey Afrika ayrýk tutulacak olursa, bu yatýrýmlarýn, yeni gelirler ve yatýrýmlar doðurmaktaki etkileri oldukça cýlýz kalmýþtýr. Elde edilen büyük ihracat gelirlerinin arslan payý, yatýrýlan sermayenin ana para ve temettü ödemeleri olarak yurtdýþýna kaçmaktadýr.”323 II Ýkinci gurup azgeliþmiþ ülkeleri, yani artýk kapitalist güçlerin doðrudan yönetimi altýnda olmayan, onlar adýna yerli komprador yönetimleri eliyle sevk ve idare edilen ülkeleri ele aldýðýmýzda hiç de daha iyi bir durumla karþýlaþýyor deðiliz. Bu guruba giren ülkeler arasýnda en önemlileri, Orta Doðu’nun ve Latin Amerika’nýn petrol üreten ülkeleriyle gene Latin Amerika’nýn zengin maden yataklarýna ve yiyecek maddesi ambarlarýna sahip ülkelerdir. Birinci guruba giren ülkelerle -yani doðrudan sömürge olan yerlerleikinci gurup ülkeler arasýnda, burada incelediðimiz konu bakýmýndan baþlýca fark, birincilerde hammadde [sayfa 380] üretiminin henüz

258

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

çok geliþmemiþ olmasýna karþýn ikincilerde akýl almaz ölçülere ulaþmýþ bulunmasýdýr. Doðrusu istenirse bu, ortaya yeni çýkmýþ bir olgudur; uzun zamandýr, böyle bir farkýn göze batarcasýna belirgin olduðu yerlerde bile, ilgili ülkelerdeki genel durumun bundan çok fazla etkilenmediði söylenebilir. Ýran örneði ayrýk tutulacak olursa, söz konusu kaynak ülke devletleri, Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýna kadar, petrol gelirlerinden diþe dokunur paylar alamamýþlardýr.324 Savaþtan sonra, hemen bütün petrol üreticisi ülkelerin yönetimleri, kendi petrol kaynaklarýna el atmýþ yabancýlarla uzun-dönemli ve eskisine kýyasla ileri sayýlabilecek anlaþmalar imzalamayý baþardýlar.325 Yabancý þirketlerin petrolden elde ettikleri gelirlere oranla, kendilerine ayrýcalýk vermiþ olan kaynak ülke yönetimine ödedikleri pay devede kulak mertebesindedir gerçi; fakat ne de olsa, dünyanýn hemen bütün petrol üreten ülkelerinin yabancý þirketlerden avuç dolusu para aldýklarý da bir gerçek.326 Öyle ki, ister toplam pay olarak ele alalým, istersek ülke nüfusuna bölerek adam baþýna petrol gelirini bulalým, bu paralar insanýn aklýný baþýndan alacak kadar büyüktür. Orta Doðu’da 30 milyon insanýn oturduðu 6 bölgede -bunlara ülke demek için çok defa bin tanýk gereklidir!- dünyanýn bilinen petrol yataklarýnýn (rezervlerinin) yüzde 64'ü bulunmakta ve dünya petrol üretiminin yaklaþýk olarak yüzde 20’si bu bölgelerden elde edilmektedir. Bunlar, 1954 yýlýndaki üretim sýralamasýna göre, Kuveyt, Suudi Arabistan, Irak, Katar, Ýran ve Bahreyn’dir. Ýkinci Dünya Savaþýný izleyen 9 yýl içinde, yabancý petrol þirketlerinin devlet payý olarak (yani dolaysýz olarak) bu bölgelere yaptýðý toplam ödeme, 3 milyar Amerikan dolarýna ulaþýyor.327 Kýsa zamanda böyle büyük bir paranýn ödenmiþ olmasý, yabancý þirketlerin “dolaylý” katkýlarý olarak deðerlendirilirse bile, sözkonusu hükümetlerin eline o kadar büyük bir kaynaðýn geçmesini saðlamýþtýr ki, neredeyse yabancý þirketlerin azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarý üstünde [sayfa 381] olumsuz etkileri konusundaki yargýlarýmýza gölge düþürecek bir olgu ile karþýlaþmaktayýz! Ne var ki, gözle görülen, elle tutulabilen bazý olgular bu konuda acele etmek kadar büyük bir yanlýþ yapýlamayacaðýný ortaya koyuyor; Keþke bizim yargýlarýmýz yanlýþ olsaydý, ne yazýk ki durum böyle deðil. Çünkü, önemli olan yalnýz yerli yöneticilerin eline geçen paranýn büyüklüðü deðil, bu paranýn nereye harcandýðýna

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

259

da bakmak gerek; bu paranýn kaçta kaçý yerli halkýn, ekonomik ve toplumsal geliþme yolunda ilerlemesi için harcanmýþtýr? Al Smith’in düþkün olduðu bir deyimle, “Hele bir kayýtlara bakalým!” The Economist dergisi þöyle yazýyor: “Basra Körfezindeki devletler ve þeyhlikler, hâlâ feodal temellere dayanmaktadýr; buralarda ulusal gelir ile yöneticinin özel kesesi birbirine karýþmýþ durumdadýr.” Bu “devletleri ve þeyhlikleri” birer birer ele alalým ve önce Kuveyt’ten baþlayalým. 200.000 kiþiden daha az insanýn oturduðu bu yere Ýngiliz-Amerikan ortaklýðý olan Kuwait Oil Company’nin (Kuveyt Petrol Þirketi’nin) ödediði, bir yýlda (1954), yaklaþýk olarak 220 milyon dolardýr. Böyle koskoca bir gelirin kullaným biçimi konusunda elde kesin bilgi yoktur. Bilinenler ise, bu paranýn, Kuveyt halkýnýn verimliliðini ya da yaþama koþullarýný ilerletmek için kýsmen de olsa kullanýlmadýðýný açýkça-ortaya koyuyor Kuveyt halký dünyanýn en yoksul halklarý arasýndadýr -adam, baþýna yýllýk gelir 50 dolar kadardýr- ve yüzde 90’ný yýllanmýþ açlýktan ve veremden dolayý saðlýksýzdýr. Diðer yandan, Þeyhin petrolden aldýðý payýn üçte biri kendi kesesine gitmekte, üçte biri yabancý þirketlerin hisse senetlerine yatýrýlmakta, geri kalan da kamu hizmetlerine harcanmaktadýr. Kamu hizmetleri, daha çok, kentlerin modernleþtirilmesi, liman yapýmý ve bir de su arýtma iþletmesinin (bu iþletme açýlýrsa, Irak’tan, Þattülarabýn çamurlu suyunu içme suyu olarak ithal etme zorunluluðu ortadan kalkacaktýr) ve “peri masallarýna uygun” bir yeni sarayýn yapýmý anlamýna gelmektedir.328 Bütün bunlar, Kuveytli Araplarýn daha mutlu, yaþamalarýný saðlamaktan çok Þeyh [sayfa 382] ailesinin ve Kuwait Oil Company’de çalýþan yabancýlarýn mutluluðunu arttýrmak içindir. Suudi Arabistan Kralý’nýn petrol gelirleri, ülkenin 6 milyonluk nüfusu dikkate alýndýðýnda, adam baþýna gelir olarak pek bir þey ifade etmeyecek ve hele Kuveyt Þeyhi’nin soyundan gelen prenslerin gelirlerine göre çocuk oyuncaðý mertebesinde kalacak bir þey gibi görünür ama, aslýnda Kral’ýn toplam geliri Þeyhin toplam gelirinden, özellikle bütün Savaþ sonu dönemi boyunca, bir hayli büyük olmuþtur. Örneðin, 1954 yýlýnda Suudi Arabistanýn petrol geliri 260 milyon dolardýr. Bu para ne yapýlýyor, nerede kullanýlýyor, orasý bir çeþit sýr! “Son yýllarda (1947) kamu iþlerini, yayýnlanan ve hatta nerdeyse davul çaldýrýlarak halka duyurulan bir düzenli bütçeye göre yürütme denemesine giriþilmiþse de bu, tam anla-

260

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

mýyla bir fiyasko olmuþtur ve daha halkýn Devlete güvenini arttýrmak için böyle bir kimse kalkýþmamýþtýr.”329 Paranýn nasýl kul- lanýldýðý konusunu açýklamakta gösterilen bu çekingenlik, aslýnda, “Hükümetin kasalarýna gittikçe daha çok altýn doldurulduðunu” söyleyenleri haklý çýkaracak niteliktedir. Daha Savaþ yýllarýnda, Anglo-Amerikan petrol ayrýcalýðý ve toprak kiralama sözleþmeleri çerçevesinde, Ýbni Suud’a avuç dolusu para ödenmiþti: “Araplar, bu paralarý, zevk ve sefa þölenlerinde çarçur ettiler ve iþe yaratmadýlar, büyük çapta ve en yüksek merciler eliyle yapýlan yolsuzluklar ayyuka çýktý!”: Petrol Arabistan’ýn kendi kaynaklarýný har vurup harman savurmasýyla beslenen büyük bir lükse dalmasýna yol açtý. Tam anlamýyla bir þehzade yaþantýsýdýr baþladý: Yeni Dünya’ya, Birleþmiþ Milletlerin açýlýþ törenlerine, bütün takým taklavatýyla bir düzine prens gönderiliyor ve bunlar, altlarýnda en lüks arabalar, eðlence hayatýnýn derinliklerine dalýyorlar ve Amerika’nýn altýný üstüne getiriyorlardý. Buna benzer toplu seferler daha sonralarý da yapýldý: birinin baþýnda Veliaht Prens, diðerinin baþýnda da Abdullah Süleyman vardý. [sayfa 383] Bu eðlence seferlerinden birinde, en ilgi çekici kafile üyelerinden biri, her tarafý camdan yapýlmýþ bir denizaltýda gece kulübü âlemleri yaptý ve bu acayip þeyin çevresinde dönenip duran balýklara dans gösterileri sundu! Amerikan arabalarýyla ve diðer sanayi ürünleriyle, film çekim ve oynatma makinalarýyla, hava soðutma aygýtlarý ve spor malzemeleri ile birçok Amerikan kavramý Arabistana girdi, hatta Amerikan yemekleri yenmeðe baþlandý. Veliaht Prens’in Riyad’daki saray bahçesinde verdiði ve kuþ sütünden gayri herþeyin bulunduðu þölenlere ben de katýldým; sofrada ne varsa tazeydi ve Amerikadan özel soðutma dolaplý uçaklarla getirilmiþti.330 The Economist dergisi, durumu ustalýkla özetlemektedir: “Suudi Arabistan’da kamu gelirlerinin astronomik artýþýna karþýlýk, giderleri gelirleri bir hayli geride býrakmýþtýr son yýllarda. Görünüþe bakarak bir karar vermek gerekirse, bu açýðýn nedeni, aþýrý bir lüks içinde yaþamaktýr; yurt dýþýnda köþkler, çiftlikler, villalar satýn almak için yapýlan özel yatýrýmlarýn da bu açýðýn meydana gelmesinde önemli payý vardýr; prenslere, bakanlara, tahtta gözü olanlara ve saray çevresindeki diðer önemli kiþilere sus payý olarak yurt dýþýnda bu kabil mülkler satýn alýnmaktadýr.”331 Bunlardan artan

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

261

para, toplam kamu giderlerinin yüzde 35’ini yutan kocaman bir ordu beslemekte kullanýlýr ve Din Ýþleri Bakanlýðý emrine verilir. Bunlardan birincisi, uzman gözlemcilere göre, rejimin devam etmesi için baþlýca fizik dayanaktýr; ikincisi ise, hiç de ordudan aþaðý kalmayan ve ülkenin ideolojik temelini oluþturan manevi dayanaktýr.332 Her ikisinin de ne kadar âcil ihtiyaçlarý karþýladýklarý bir bakýþta anlaþýlmaktadýr. Bu ülkede de, adam baþýna gelir Küveytteki kadardýr. Sýtma’nýn, verem’in ve zührevi hastalýklarýn kol gezmesi bir yana, halkýn büyük çoðunluðu okuma yazma bilmez, 1953-54 bütçesinde eðitim, saðlýk ve sosyal hizmetler için ayrýlan ödenekler, toplam [sayfa 384] giderlerin ancak yüzde 5.3'ü oranýndadýr.333 Halkýn yüzde 80’inin geçim kaynaðý hurmadýr ve gene de büyük ölçüde hurma ithalatý vardýr. 1940’larda Suudi Arabistan’a giden Amerikan Tarým Bakanlýðýndan bir uzmanlar heyeti, yeraltý su kaynaklarýnýn kullanýlmasýyla ülkenin ekilebilir topraklarýnýn tam on misli artacaðý sonucuna varmýþtýr.334 Bu kadar büyük petrol olanaklarý bulunan bir ülkede yapým sanayilerine girmekle ne büyük þeyler kazanýlacaðý söylemeðe bile gerek yoktur. Orta Doðu’nun diðer petrol üretici ülkelerinde yeralan koþullarýn Suudi Arabistan ve Kuveyt’teki koþullardan hiç de farklý olmadýðý söylenebilir; durumu anlatmak için, bir ülkenin adýný çýkarýp ötekinin adýný koymak bile yeterlidir. 5 milyon insanýn yaþadýðý Irak’ta, devletin 1954 yýlýnda petrol þirketlerinden topladýðý para 191 milyon dolardýr. Iraklýlarýn adam baþýna yýllýk gelirleri diðer Arap ülkelerindekinden daha yüksek olmakla birlikte (gene de adam baþýna gelir 90 dolar kadardýr), ekilebilir topraklarýn ancak yüzde 20’si üstünde tarým yapýlmakta ve ihmal edilebilecek kadar küçük bir arazi üstünde sulama yapýlmaktadýr. Halkýn saðlýk durumu içler acýsýdýr, yüzde 90'ý okuma yazma bilmez ve iþsizlik çok yaygýndýr. Petrol kuyularý, topraklarýndan ayrýlmýþ aðalarýn denetimindeki bir idarenin dibi delik yolsuzluk kovasýna boþatmaktadýr sanki. “Yabancý þirketlerden alýnan petrol iþletme paylarý, kamu bütçesine gelir yazýlmaða baþlandýðýndan beri, kapitalist sýnýfýn ödediði vergilerin çok azaltýldýðý görülmekte ve buna karþýlýk yönetim mekanizmasý gittikçe geniþlemektedir. Bu yeni bütçe sistemi hükümeti güçlendirmiþtir ama halkýn yaþama standardý da düþmüþtür.”335 Gerçi “Irak’ýn ve Ýran’ýn ellerinde petrolden baþka çok çeþitli

262

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

doðal kaynaklar da vardýr”336, yani ekonomik için geniþ olanaklarý olan ülkelerdir bunlar ama, ikinci ülke de birinciden çok daha ileriye gitmiþ bir durumda deðildir. Doðrusu istenirse, Ýran’ýn elindeki petrol yataklarý Irak’ýn elindekilerden çok daha azdýr fakat Ýran petrolü [sayfa 385] daha uzun bir zamandýr iþletilmektedir. Bunun dýþýnda iki ülkenin alýnyazýlarý aynýdýr hemen hemen: Yolsuzluðun lüks yaþantýsýnýn ve har vurup harman savurmanýn ülkesidir her ikisi de! (Baran 1956’da böyle yazýyordu; ardarda ihtilallere raðmen Irak’ta bugün de saðlýklý bir kalkýnma görülmüyor-ç.n.) Mr. Philby’nin Suudi Arabistan için vardýðý sonucun, Orta Doðu’nun petrol üreten bütün bölgeleri için ayný ölçüde geçerli olduðu konusunda bir görüþ ayrýlýðý söz konusu olamaz: “Ülkeyi bir daha yoksulluk yüzü görmeyeceði bir noktaya ulaþtýrmak ve sürekli bolluk gibi yüksek bir düzeye eriþtirmek için biraz tutumlu ve aklý baþýnda bir yönetime kavuþturmak yeter de artar bile!”337 Nitekim, basit bir hesapla bile insan ne gibi olanaklarýn elden kaçýrýldýðýný ortaya koyabilir. Savaþ sonu döneminde bu 6 petrol üretici ülkenin 1954’e kadar, yani 9 yýl da elde ettikleri 3 milyar dolarýn yatýrým için kullanýldýðý varsayalým. .abrika ve donatým için gerekli harcamalar ile bunlarýn sayesinde elde edilecek üretim deðeri arasýndaki oranýn da. Orta Doðu’da 3:1 olduðunu, yani Birleþik Devletlerdeki sermaye/üretim oranýna eþit olduðunu da varsayalým.338 Bu koþullar altýnda Orta Doðunun petrol bölgelerinde yaþayan insanlarýn yýllýk gelirlerin de (petrol geliri hariç) 1 milyar dolarlýk bir yýllýk artýþ görülecektir ki bu da adam baþýna gelirin yüzde 50 oranýn da artmasý anlamana gelir. Eðer elde edilen petrol geliri, her yýl olduðu gibi, verimli yatýrýmlar için kullanýlmýþ olsaydý, 9 yýl içinde toplam üretimde gene 3 milyar dolarlýk bir artýþa olanak verirdi! Burada yatýrýmýn “kar topu gibi büyüme etkisi” hesaba katýlmamýþtýr; yani petrol gelirlerinin yatýrýmýyla elde edilecek gelirlerden bir kýsmýnýn ayrýlmasýyla yapýlabilecek yeniden-yatýrým miktarý dikkate alýnmamýþtýr. Üstelik, bu ülkelerin petrol kaynaklarýný Batýlý þirketler eliyle deðil kendi öz çabalarýyla iþletmeleri hâlinde durum ne olurdu gibi “yýkýcý”! varsayýmlara da gidilmemiþtir. [sayfa
386]

Venezüella’da petrol gelirleri yardýmýyla yapýlan iþler ile yapýlabilecek olan iþler arasýndaki bir kýyaslama, Orta Doðu’daki durumdan daha az çarpýcý olmayan bir manzara çýkaracaktýr

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

263

karþýmýza. Venezüella, ham madde kaynaklarýnýn yabancýlar eliyle iþletilmesinin ne kadar yararlý olduðunu kanýtlamak için çok kez bir vitrin gibi düþünülür oysa.339 Venezüella hükümetinin yabancý petrol þirketlerinden aldýðý paylar toplamý 1954 yýlýnda 500 milyon dolarý geçmiþtir ki, bu petrolcü ülkeler arasýnda bir rekordur. 5 milyonluk bir nüfusu olan ülkede, adam baþýna gelir, salt bu gelir yüzünden Kuveyt, Katar ve Bahreyn’deki adam baþýna gelirlerin üstüne çýkabilmektedir. Doðrusu bu gelirlerin bir dilimi, hükümet tarafýndan ekonomik kalkýnma saðlama amacýyla harcanmaktadýr; fakat bu noktada The Economist’in sözlerini bir kez daha ödünç almakta yarar var: “Petrol kaynaklarýný arttýrma politikasý bugüne kadar çok yavaþ yürümüþtür... Genel olarak, ulusal ekonomik kaynaklarýn ancak kabuðuna el atýlabilmiþtir.340 Bu ülkede iki olguyu ayný anda kavramak gerek: Bir yanda petrol gelirleri sayesinde ülkenin ekonomik durumunda belli bir ilerlemenin baþarýlmýþ olduðunu görüyoruz; öte yanda da ilerlemenin býktýrýcý yavaþlýlýðý dikkatimizi çekiyor. Bu olgulardan birincisi incelenirken, Venezüella’daki sosyo-politik koþullarýn, Suudi Arabistan’daki, Irak’taki ya da Kuveyt’teki gibi bir rejimin kurulmasýný engellediðini, onlarýnki gibi utanç verici rejimlerin Venezüella’da da yer almasýnýn pek mümkün olmadýðý dikkate alýnmalýdýr. Þu da var ki, Venezüella, daha, petrol sanayi kurulmadan önce bile, Orta Doðu ülkelerinden biraz daha ileri durumdaydý. .akat bundan da önemlisi, 1929 Dünya bunalýmý, “New Deal” politikasýný Birleþik Amerika’da havayý deðiþtirmesi ve bütün Lâtin Amerika’da emperyalizme karþý gösterilen direncin gittikçe büyümesi gibi nedenlerle Venezüella’da güçlü bir demokratik ayaklanmanýn yer almýþ olmasýydý. [sayfa 387] “Diktatör Gomez iþbaþýnda olduðu sürece mesele yoktu. Cellâtlar ve zindancýlar, rejimi eleþtirenleri susturuyordu. .akat 1935’te, diktatörün ölümünden sonra, Venezüella, yüz yýllýk bir iç savaþ, anarþi ve askeri despotluk döneminden kurtuldu... 1935 yýlýndan sonra siyasal partiler kuruldu, basýn özgürlüðü geldi, petrol iþçileri (ve diðerleri) sendikalar kurdular ve ülke kendi gerçek New Deal politikasýna kavuþtu. 1943 yýllýnda þirketler kârlarýnýn yarýsýný hükümete vermeye zorlandýlar ve yüzde 50-50 oranýnda kâr paylaþýmý kabul edildi Bu þirketlerin kafalarý üstünde, Lâtin Amerika’da ve bütün dünyada gittikçe artan devletleþtirme tehdidi, Demokles’in

264

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

kýlýcý gibi asýlý durmaktaydý. Meksika, daha bir kaç yýl önce yabancý þirketleri ülkeden kovmuþ ve petrolü devletleþtirmiþti... Bu örnekteki kendinegüven duygusu insana coþkunluk veriyordu... Durumu iyi idare eden þirketler boyunlarýný kýrdýlar, yüzde 50-50 kâr paylaþmasýna razý oldular ve böylece “iyi komþuluk iliþkilerine katkýda bulundular!”341 Geniþ halk desteðini koruma peþinde olan oldukça baðýmsýz -baðýmsýzlýk zaman zaman dalgalanan, daralýp geniþleyen bir tutumdu aslýnda- hükümetler, Venezüella’da tam 10 yýl iþbaþýnda kaldýlar; bunlar arasýnda, özellikle, 1945’te iþbaþýna gelen Demokratik Eylem Partisi, yalnýz ülkenin petrol gelirlerini arttýrmak için baský yapmakla yetinmemiþ, bu gelirlerin gittikçe daha büyük bir dilimini ekonomik kalkýnmaya ayýrmaya baþlamýþ, yerli kapitalist çýkarlarýna olduðu kadar; yabancý petrol þirketlerine de sevimsiz gelen ekonomik ve toplumsal politikalarýný uygulamaya koymuþtur. Daha kötüsü, kapitalistler ve emperyalistler, bu hükümetin, petrol sanayiini devletleþtirme yönünde dað gibi kabaran halk isteklerine karþý direnme göstermeyeceðini düþünmeðe baþlamýþlardý. Bu iþe, Washington’un, gazete habercisi Mr. Milton [sayfa 388] Bracker’in deyiþiyle “çok hassas” olduðu bir konuydu.342 Bu “hassasiyet” meyvalarýný (!) vermekte gecikmedi ve Baþkan Romulo Gallegos’un “demokratik yoldan iþbaþýna gelmiþ ve büyük halk kitleleri tarafýndan desteklendiði açýk olan” hükümetinin 1948 yýlýnda bir askeri cunta tarafýndan devrilmesine yol açtý. Cuntanýn ilk iþi “yabancý yatýrýmlarý korumak ve onlara saygý duymak” oldu “Liberal bir yazar ve eðitimci olarak, ülkesinde olduðu kadar ülkesi dýþýnda da üstün bir yer edinmiþ “Baþkan Gallegos,” darbeden birkaç gün sonra þöyle söylüyordu. “Amerikan petrol þirketleri ve yerli gerici guruplar, Venezüella’daki son ordu darbesinin baþlýca sorumlarýdýr. Ordu kliðinin ülke yönetimini eline almasý, petrol þirketlerinin ve yerli sermayenin kýþkýrtmasýyla olmuþtur. Büyük bir ülkenin askeri ataþesi, darbenin planlanmasý sýrasýnda ordu karargâhýnda bulunuyordu!”343 Böylece Venezüella, “demokrasi için güvenilir” bir hâle getirildi, devletleþtirme denilen korkulu rüya sona erdi, petrol þirketleri, kendi çýkarlarýna boyun eðecek bir yerel yönetimin sâdýk hizmetlerinin garantisini saðlayýp rahat bir soluk aldýlar. Bu durum, ilk sorumuzun ikinci kýsmý için güzel bir karþýlýk niteliðindedir. Bugünkü, þirketlere dayalý diktatörlük egemenliðin-

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

265

de, ekonomik kalkýnma amaçlarý için harcanan para, hükümetin elindeki paranýn ancak çok küçük bir dilimidir bu harcamalarýn yönünü de Venezüella halkýnýn ihtiyaçlarý deðil, yabancý petrol þirketlerinin çýkarlarý belirlemektedir. Böylece, devlet gelirlerinin son derece büyük bir kesimi askeri kuruluþlarýn giderlerine ayrýldýktan sonra, tarýmýn geliþtirilmesi için elde çok az para kalmakta ve daha çok, karayolu, liman, hava alaný gibi Karakas kentinin göz alýcý bir biçimde geniþletilip modernleþtirilmesi ve benzerleri gibi, Venezüella’daki yabancý sermayenin yapýlmasýna can attýðý iþlere yönelmektedir; böyle bir kamu harcamalarý modeli, dengeli bir ulusal ekonominin kurulmasýna ancak çok küçük bir [sayfa 389] katkýda bulunabilmektedir.344Amerikalý destekleyicilerin verdiði direktiflerin bir parça bile dýþýna çýkmamaya özel bir özen gösteren cunta yönetimi, özel yatýrýmlar için ayrýlmýþ alana girmekten dikkatle kaçýnmakta, yaptýðý giderlerin, özel giriþimcilere “dýþ ekonomiler” saðlamasýndan öte bir þey düþünmemektedir. .akat Venezüella, týpký diðer bütün az geliþmiþ kapitalist ülkeler gibi, temelde kapitalizmin merkantil aþamasýný yaþadýðý için ve yerli kapitalistlerin sanayi yatýrýmlarýna giriþmeleri bakýmýndan ancak küçük bir itici güç (ve olanak) bulunduðu için, komprador yönetiminin bol keseden saðladýðý “dýþ ekonomiler”, daha çok, yabancý sermaye’nin iþine yaramaktadýr. Yabancý sermayede -yerli pazar için üretimde bulunduðu zaman bile-, kamu harcamalarý sonucu artan talebi doyurmak için montaj fabrikalarý ve tüketim malý çýkaran iþ yerleri açmaktadýr. Bunlar da en çok “ayni yatýrým” cinsinden yatýrýmlar olduðundan, ülkenin iç pazarýnýn geniþlemesine ancak çok küçük bir katkýlarý olmakta, hýzlý ve kalýcý bir ekonomik büyüme için kaçýnýlmaz nitelikte bulunan temel sanayilerin doðmasýna olanak vermemektedir. Dolayýsiyle, hükümet ihtiyaçlarýný karþýlamak için kurulan ve hýzla geliþen çimento sanayiinin dýþýnda, Venezüella’da görülen sanayi kalkýnma, süt þiþeleme, yemeklik yað, bisküit, çikolata fabrikalarýnýn (!) kurulmasýndan ibaret kalmýþ ve bu arada “sigara ve bira üretimi de eskiden görülmemiþ bir düzeye eriþmiþtir.”345 Söylemeye bile gerek yoktur ki, tüketim mallarý üretiminin artýþý (buna bir tüketim mallarý ithalâtýnýn artýþýný eklersek) ülkedeki ekonomik durumun bir miktar iyileþtiðini gösteriyor. .akat bu yolla elde edilen bir iyileþme, kendi kendisini ilerleten bir meka-

266

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

nizmanýn iþlemesine yol açmaz; hattâ böyle bir iyileþmenin, baþlangýçtaki itici gücü korumasý bile þüphelidir: Hükümetin petrol gelirlerini bol keseden harcamasýdýr bu itici güç! Çünkü, bakarsýnýz petrol fiyatlarýnda bir düþme olur, [sayfa 390] hükümet gelirleri de azalýr, petrol yataklarýnýn tükenmesi bir yana, fiyat dolayýsiyle böyle bir azalma, yapay olarak ortaya çýkmýþ ekonomik iyileþmeyi sona erdiriverir; Savaþ sonrasýnda birdenbire ortaya çýkan bolluk balonu birden sönüverir.346 Petrol üreten ülkelerde yabancý þirketlerden alýnan gelirlerin astronomik tutarlara varmasý, komprador hükümetlerinin yönettiði bu az geliþmiþ ülkeler gurubunda bunlarýn bir “seçkinler gurubu” olarak ortaya çýkmasýný saðlar. Geri kalan azgeliþmiþler, yeni maden ve tarým ürünleri ihraç edenler, kural olarak, yabancý þirketlerin kârlarýný paylaþmazlar, onlardan üretim ya da gelir üstünden vergi alýrlar yalnýz; sonuç olarak da, gerek toplam olarak, gerekse adam, baþýna gelir olarak, petrol üreten ülkelere kýyasla ellerine pek bir þey geçmez. Buna raðmen, örneðin 6 milyon nüfuslu bir ülke olan Þili’nin, yabancý þirketlerin çýkarýp yurtdýþýna gönderdikleri madenler dolayýsiyle elde ettiði kamu gelirleri 1951 yýlýnda 60 milyon dolara ulaþmýþtýr; 4 milyon nüfuslu Bolivya’nýn, gene yabancý þirketlerin iþlettikleri kalay madenleri dolayýsiyle elde ettiði kamu gelirleri 1949’da 20 milyon dolar, 1951’de ise 15 milyon dolar olmuþtur. Bu turdaki paralarýn, oldukça uzun bir zaman süresi içinde sürekli gelir kaydedilmesi, eðer akýllýca kullanýlýrsa, ülkeyi, ekonomik kalkýnma yolunda hiç deðilse bir baþlangýç, bir ilk atýlým yapma olanaðýna kavuþturabilirdi. Bu iki ülkenin ve benzer durumda bulunan diðer ülkelerin tarihlerine aþina olanlar, ekonomik kalkýnma adýna, ne kadar az þey yapýldýðýný gayet iyi bilirler. Ýsraf, yolsuzluk, ülkeye dal budak salmýþ bürokrasinin ve bütün görevi komprador ve rejimlerini zorla iþbaþýnda tutmak olan ordunun ayakta kalabilmesi için bol keseden yapýlan harcamalar, söz konusu ülkelerin ortak özelliðidir.347 Buraya kadar, emperyalizmin denetlediði ülkelerde yöneticileri yabancý giriþimcilerden aldýklarý parayý nereye harcadýklarýný incelemeðe çalýþtýk. Bu ülkelerdeki [sayfa 391] yerli egemen sýnýfýn, kendi halkýndan sömürü yoluyla elde ettiði ekonomik artýðýn kullanýlma biçimi ile ilgili olarak fazla bir açýklama yapmamýza gerek yoktur. Toplam kamu gelirleri arasýnda, ülkeden ülkeye deðiþen

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

267

bir önem taþýr bu; fakat, petrol ülkelerinde bile hiç de önemsenmeyecek bir kamu geliri dilimi deðildir. Ekonomik artýktan devletin pay almasýnýn baþlýca kaynaðý, gelirse ters orantýlý olarak artýp eksilen (regressive; azalan oranlý vergiler; progsessive yani müterakki verginin tersi-ç.n) vergilerdir: Satýþlar üstünden alýnan vergiler, ithalât üstünden alýnan vergiler ile yükü geniþ ölçüde köylünün omuzlarýnda bulunan baþ vergisi ve arazi vergisi. Gerçi bazý azgeliþmiþ ülkelerde, oraný gelirle birlikte artan, müterakki (artan oranlý) gelir vergileri yürürlüðe konulmuþtur ama bunlar, daha çok kâðýt üstünde kalmaktadýr. Bu ülkelerde vergi kaçakçýlýðý çok geliþmiþ bir beceridir, bir sanattýr; zengin toprak aðalarý ve ticaret erbâbý, kendi adlarýna resmen salýnmýþ olan vergileri bile ödemekten kaçýnmanýn çeþitli yollarýný bulurlar ve bunun binlerce örneði vardýr. Vergi kaçýrma bir çeþit görevdir bunlar için ve namuslarýna da bir hâllel getirmez! Zaten kendi egemenliklerinde bir rejim vardýr ülkede, yöneticiler tepeden týrnaða kendi sýnýflarýnýn adamýdýr ya da kendi uþaklarý olan çürük ve yalak adamlardýr. Yaþama organýný etkileyerek, yüklü vergilerin konulmamasýný saðlayabilirler her zaman ve eðer bu yolu politik bakýmdan zararlý buluyorlarsa, o zaman da, kanunun çýkmasýna ses çýkarmazlar ama uygulamasýný kuþa çevirirler. Azgeliþmiþ ülkelerdeki vergi yükünün kapitalistlerden ve feodal aðalardan çok yoksul halk kitleleri tarafýndan omuzlanmasýnýn, bir vergi yönetimi problemi olmadýðýný da belirtmeliyiz. Bunun böyle olmasý toplum, yapýsý gereðidir, bu ülke hükümetlerinin sýnýf karakteri gereðidir. Profesör Mason’un doðru bir gözlemle saptadýðý gibi, “bazý çok büyük gelir guruplarýnýn vergi kaçýrmasýný önlemek, vergi yönetimini düzeltmenin çok ötesinde birtakým köklü deðiþiklikleri [sayfa 392] gerektiren bir iþtir.348 Söylemeye bile gerek yoktur ki, yerli ekonomik artýðýn kullanýlma biçimi, yabancý þirketler gelirlerinden aktarýlan ekonomik artýðýn kullanýlma biçiminden farklý olamaz. Elimizde pek çok kaynak bulunan bu konuya son vermeden önce, konuyla yakýn iliþkisi bulunan iki nokta üstünde daha kýsaca durmalýyýz. Bu noktalardan birincisi, bir çok azgeliþmiþ ülkede iþ yapan yabancý giriþimcilerin, iþ çevirdikleri bu ülkelerde çeþitli eylemlere giriþerek para saçtýklarý ve dolayýsiyle halkýn yaþama koþullarýný artýrdýklarý þeklindeki yaygýn propagandadýr. Örneðin, petrol þirketleri, birçok ülkede, iþçilerine ve memurlarýna

268

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

evler yapmýþlardýr, ayrýca, okullar yaptýrmýþlar, hastahaneler açmýþlar, sinemalar ve benzeri eðlence yerleri kurmuþlardýr, deniliyor. Ne var ki, yerli halkýn mutluðu açýsýndan ele alýndýðýnda bu tür iþler için þirket harcamalarýnýn önemi geniþ ölçüde abartýlmaktadýr. Bir kere, bu tür yatýrýmlar, yeteri kadar emekçi insaný çekebilmek ve etkin bir biçimde çalýþtýrabilmek için zorunlu sayýlan ve daha önce de üstünde durduðumuz karýn-þiþirme politikasýnýn bir yönünden baþka bir þey deðildir.349 Oltanýn ucuna takýlan bütün bu yemlere raðmen iþlerin týkýrýnda gitmediði, petrol ve maden þirketlerinin çalýþtýracak adam bulmakta güçlük çektikleri görülmektedir;350 hemen bütün azgeliþmiþ ülkelerde, yabancý þirketim canýna okuyan sürekli ve þiddetli grevler de cabasý! Her hâl ve kârda, þirketlerin bu cömertliðinden yararlanan, þirketin güneþine uzanýp keyif çatan insanlarýn sayýsý, azgeliþmiþ ülke toplam nüfusu içinde çok küçük bir azýnlýktýr. Örneðin, “Anglo-Ýranian Oil Company -Ýngiliz - Ýran Petrol Þirketi- üretimde rakiplerini çoktan geri býrakmýþ olduðu gibi, iþçilerine saðladýðý refah bakýmýnýn da herkesten ileridir. Bugün bile, hiç bir baþka þirket, onun 16.000 Ýranlý aileyi konut sahibi yaparak kýrdýðý rekora eriþememiþtir.”351 Doðrusu, 18 milyondan fazla insanýn yaþadýðý ve Anglo-Ýranian þirketinin bugüne [sayfa 393] kadar milyarlarca dolar kazanmasýna olanak vermiþ ülke için amma da büyük rakkam. (!) Burada tartýþma konusu yapmak istediðimiz ikinci noktada, sýk sýk karþýlaþýlan bir gözlemle ilgili; bu gözlemle ilgili bu gözleme göre, kaynak ülke hükümetinin, yabancý þirketler sayesinde eline geçen gelirleri ne yaptýðý konusu bu þirketlerin azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarýna yaptýklarý katkýnýn “salt ekonomik” deðerlendirmesi yapýlýrken dikkate alýnacak bir þey deðildir. Aslýnda bir gözlemden çok bir iddiadýr bu ve burjuva ekonomi biliminin üstüne eðildiði konularý nasýl üstten - tutma incelediðini, kalýtýmsal bir yetersizlikle nasýl yüzeyde kaldýðýný belgeleyen gerçek bir ders kitabý örneðidir. Bir tarihsel olayý parça parça edip önemli kýsýmlarýný bir kenara atarak, karmaþýk bütünü görmeyip basit parçalarý daha iyi göreceðini sanarak öyle þeyler söylüyor ki, parçalarýyla iliþkili olarak doðruyu ortaya koyuyor görünse bile, bütünle iliþkili olarak yanlýþlýðýn dik âlâsýný yapmýþ oluyor. Çünkü, bir tarihsel olay, kendi kaçýnýlmaz ürününden ayrýlarak incelenemez. Daha önce de vurguladýðýmýz gibi, azgeliþmiþ ülkelerde ham madde kaynak-

Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði

269

ancak emperyalizmin bütünlüðü içinde yeterince anlaþýlýp açýklanabilecek bir olgunun. bu gerçek gün gibi ortada!”352 Ýþte bu hükümet-þirket kenetlenmesi nedeniyledir ki. bu yardýmlarý kendi dayanaklarý olan gerici toplumsal ve siyasal güçlere yardým etmek ve onlarý yüreklendirmek için kullanmaktadýr. mutsuz bir raslantýnýn sonucu deðil. bu bereketli topraða yerleþir ve bu insanlara daha iyi bir hayatýn yollarýný göstermeye baþlar. “bu insanlarýn akla yakýn umutlarýný yerine getiremezsek. bütün topluluðun sâkin bir hayat yaþamasýnda büyük çýkarlarý olan bir sýnýf yaratmaktadýrlar. azgeliþmiþ ülkeler halklarý için. uslu uslu oturan komprador [sayfa 394] yönetimlerine diplomatik. ne mutlu ki. hâlâ bazý kuþkular vardýr. eðitim programlarý ve diðer yöntemleri kullanýp.larýnýn yabancý sermaye tarafýndan sömürülmesi ve bu ülkelerin baþýnda har vurup harman savuran. hiç kuþkusuz. bu ortaklardan birisi öteki olmadan yapamayacaktýr. The Economist’e göre. kendi elleriyle. Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðýnýn “Dört nokta Programý” uzmanlarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . III Kýsa zaman önce baðýmsýzlýðýný kazanan ve New-Deal-tipi 270 Paul A. bütün azgeliþmiþ dünya için. onlarý sefalet içinde býrakýrsak. þirketin kendi hükümeti (ya da emperyalist devlet) geri kalmýþ ülkelerde ortaya çýkabilecek en ufak bir ilerici hareketi bile boðmaya çalýþmakta. bunlar da. askeri ve mâli yardým vermekte. birbirinden farklý fakat birbirine sýmsýký baðlý iki yönüdür olsa olsa.”354 yargýsýný verirken. “Bugün için. çok çok haklýdýrlar fakat son 10 yýlýn olaylarý. bu kenetlenmeyi yoðunlaþtýrýp pekiþtirmek ve sürekli kýlmak içindir ki þirketler. “tasarruf deðerlendirme plânlarý. ne kadar yanlýþ olursa olsun bir baþka ideoloji gelir. “bizim þirket” (ya da “þirketimiz”) ideolojisinin -adamakýllý yerleþtiði yerlerde bilegeçici bir göz kararmasý olduðunu ve hiç de uzun ömürlü olamayacaðýný göstermektedir. dürüstlükten uzak ve gerici komprador rejimlerin bulunmasý. Gene ayný þekilde. Eðer emekçilerin sözcüsü de artýk “þirket” demiyor “þirketimiz” diyerek söze baþlýyorsa. hükümet ve þirket birbirine sýkýca kenetlenip kilitlenmiþ durumdadýr ve daha kimbilir kaç zaman. her iþçiye bir ev programlarý. ideal olana eriþilmiþtir!”353 Böyle bir ideale ulaþýlýp ulaþýlamayacaðý konusunda.

ilerici burjuvazinin. Cephenin sol kanadý ise. ulusal kurtuluþ olduðu sürece. sürekli olarak. Bazý ülkelerde. sömürge yönetimini alaþaðý etmek ve ulusal baðýmsýzlýðý kurmak olan geniþ halk hareketleriyle iþbaþýna getirilmiþtir bu ülkelerin hükümetleri. Emperyalizme ve onun yerli ortaðý olan feodal-komprador [sayfa 395] koalisyonuna karþý savaþ veren ulusal hareketler.olarak adlandýrdýðýmýz rejimlerde yönetilen bir üçüncü gurup azgeliþmiþ ülke daha var ki. çaba göstermiþtir. halkýn kaynayan kanýnda birikmiþ enerjileri yabancý boyunduruðuna doðru yöneltmek ve toplumsal deðiþme için çaba gösterilmesini önlemektir. bütün Paul A. toplumsal ilerleme için verilen kavgayý gölgelemiþ ve hatta yutmuþtur. sömürgeci yönetim ile arasýnda bir modos vivendi (yaþama biçimi. onlarýn da niyeti. Ulusal devrimci eylemin birliðini saðlamak kolay olmamýþtýr! ciddi baskýlara ve þiddetli acýlara göðüs germek zorluðundan geçilerek kurulmuþtur cephe. içe dönük güçlerin dýþa dönük güçler kadar kuvvetli olamayacaklarý bir gerçektir. ulusal devrim hareketinin. birlikte yaþama biçimi-ç. buralarda iþler farklý bir renge bürünmüþ bulunmaktadýr. birinci hedef. anti-emperyalist cephede iþçilerin ve köylülerin oynadýklarý rolü asgariye indirmeðe çalýþmýþ.) kurmaya. bir toplumsal devrim hareketine dönüþmesinden korktuðu için. özünde gerici olan feodal aristokratlarýn (toprak soylularýnýn) bazý kesimleri bile ulusçu kampa katýlmýþlardýr. ulusal baðýmsýzlýðý toplumsal kurtuluþla birleþtirmek kaygýsýnda olmuþtur gerçekten ve bunun için harekete gittikçe daha geniþ halk kitlelerini katmak istemiþtir ulusal kurtuluþ bayraðý altýnda uzlaþmaz devrimci eylem için yediden yetmiþe herkesi çaba göstermeye çaðýrmýþtýr. n. [sayfa 396] Ulusal hareketlerin temel hedeflerine ulaþmasýyla. Ancak. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 271 .355. ulusal kurtuluþ için verilen kavga. iktidara kurulmuþ bulunan güçlerle görüþme ve uzlaþmanýn yollarýný alttan alta arama yoluna sapmýþ ve hatta hareketi satarak. Bu cephenin sað kanadý. sanayi kapitalizmine doðru yol almak için çýrpýnan burjuvazinin kurduðu birleþik cephe karakterini kazanmýþ ve ülkelerine daha iyi bir gelecek kazandýrmak isteyen aydýnlar ile emperyalist-komprador koalisyonunun yarattýðý yoksulluða ve baský rejimine karþý ayaklanan kent ve köy proletaryasý da bu cepheye katýlmýþtýr. burada. Baþlýca amaçlarý ve birleþtirici güçleri. dolayýsiyle. halk kitlelerinin seferber edilmesi örgütlenmesi sonucu.

anti-emperyalist savaþ sona erince. sömürgelerdeki durumdu. en büyük siyasal sorun. bir að gibi örülmüþ olan toplumsal [sayfa 397] bakýmdan birbirinden farklý öðeler. ulusal baðýmsýzlýk -siyasal baðýmsýzlýktýr. 700. Ýkinci Dünya Savaþý ile zayýflayan ve artýk sömürgelerdeki ulusal kurtuluþ hareketlerinin baskýsýna dayanamayan emperyalist güçler. “Ýkinci Dünya Savaþý sona ererken. hiç deðilse anti-emperyalist güçlerin en kuvvetli olduklarý yerlerde. þiddetli bir devrimi kaçýnýlmaz kýlacak ve kaçýnýlmaz bir yenilgiye uðrayacaktý. ulusal olduklarý kadar. John . Ýleri kent proletaryasýnýn ulusal kurtuluþ savaþý içinde önemli bir rol oynadýðý yerlerde ve köylülüðün bir tarým devrimine giriþmesinde önderlik edecek kadar güçlü ve örgütlü bir kent proletar- 272 Paul A. ekonomik baðýmsýzlýk deðildir hiç bir zaman.000. ulusal kurtuluþla ilgili sanýlarak kafa karýþýklýðýna ve yanýlmaya sebep olmaktadýr. barýþ içinde baðýmsýzlýklarýný tanýmaktý. önemli ve hatta merkezi sorunlar olmakla ve ulusal kurtuluþa sýký sýkýya baðlý bulunmakla birlikte. Baþarý kazanabilecek tek politika.sorunu bir kez çözüme baðlandý mý.000 baðýmlý insanýn daha ileri durumda olanlarýna. hatta daha çok. Ne köylülerin toprak soylularý tarafýndan baský atlýnda tutulmalarý ve sömürülmeleri ne de tekelci iþ çevrelerinin sanayi kalkýnmayý boðmalarý yalnýz ulusal yönü olan sorunlardýr bunlar. toplumsal yönü olan sorunlardýr ve çözümleri de. deðiþik yöntemleri gerektirir. Kurtuluþ Savaþý süresince birbirleriyle sýmsýký kenetlenmiþ. Sömürgelerde ve baðýmlý ülkelerde birçok ekonomik ve toplumsal kalkýnma sorunu. siyasal baðýmsýzlýðý tanýmak zorunda kalmýþlardýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ona göre. ülkenin içinde bulunduðu özel tarihsel koþullara baðlýdýr. “bükemedikleri bileði öperek”.bunlar deðiþmeye baþlamýþtýr. yeni kurulmuþ ulusal devletlerde iþ baþýna geldikten sonra ulusal kurtuluþ hareketlerinde bir parçalanma süreci baþlar. Bu nedenle. Ulusal birliðin çözülmesindeki bu hýz ve iç sýnýf çatýþmasýnýn keskinleþmesi. bir o kadar sorun da. Eðer Batý. çeliþkili bir toplumun temel sýnýf çatýþmasý. bu. yani artýk kendi sömürge yönetimlerini sürdüremeyeceklerini iyice görüp anladýklarý yerlerde.”356 Ne var ki. þu ya da bu hýzda kutuplaþmaya baþlar ve yeni toplumun çerçevesi içinde birbirine karþýt birbiriyle çatýþan kimliklere bürünürler. sömürgeciliðin statüko’nun devamýyla sittin sene sürüp gitmesini isteseydi. kaçýnýlmaz olarak yoðunlaþmakta ve berraklaþmaktadýr.oster Dolles’ýn sözleriyle.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 273 . Koumintang yönetimi altýndaki Çin. burjuva öðesi. Böyle bir giriþimin kaderi (baþarýsý) bazý etmenlere baðlýdýr. feodal ve komprador öðeleri bulunduklarý egemenlik noktalarýndan uzaklaþtýrmak ve bu konuda onlardan gelecek direnci yerle bir etmek. gerçek bir sanayi kapitalizminin geliþme temelini atmak ve modern bir kapitalist devlet yaratmak için herþeyi seferber etmek gibi büyük bir çabaya giriþecektir. gerçek bir ulusal ve toplumsal kurtuluþ peþinde olan halk hareketini ezmeye çalýþýrlar ve böylece ancien régime’i de jure (hukuken) olmasa bile de facto (fiilen) kurmuþ olurlar. emperyalist çýkarlarýn desteklediði mülkiyet-sahibi sýnýflar alaþýmý bütün güçlerini kullanarak. Güney Vietnam bu sürecin en güzel örneklerdir . daha yeni kazanýlmýþ olan ulusal baðýmsýzlýk bir baðýmsýzlýk-karikatürüne dönüþür. ulusal birliðin kapitalist. eski egemen güçler ile yeni egemen güçler elele kolkoladýr artýk. “Sýnýf baðlarý. daha düne kadar emperyalistlerle iþbirliði içinde bulunan feodal öðelerle ve dýþardaki efendilerinin siyasal kalýntýsý olmakla nitelenip onlarýn baþýna gelen cezaya aynen çarptýrýlmakla korkutulan kompradorlarla elele vermekten bile çekinmez. Paul A. kendi kalkýnmasý önündeki baþlýca engel olan. bugünkü Pakistan. ulusal baðlardan güçlüdür.nedeni. ulusal birliðin çatlamasý çok hýzlý bir süreçle gerçekleþir.yasýnýn bulunduðu ülkelerde. Lord Acton’un bilgece ortaya koyduðu gibi. giriþeceði çabalara uluslararasý ortamýn izin vermesi olanaðýný yakalamak gibi etmenlerdir bunlar. gene bu toplumsal tabakalara dünya emperyalist güçlerinden gelecek desteði ortadan kaldýrmak ya da önemli ölçüde azaltmak için. büyük bir çeviklik ve kararlýlýkla dünkü yoldaþýna yani yarýnki düþmanýna silâhýný çevirir. ister iþçi sýnýfýnýn [sayfa 398] sayýca ve siyasal olarak güçsüzlüðü. Ulusal burjuvazinin ekonomik ve siyasal gücü. Güney Kore. ister yüzyýllardýr sürüp gelen köleliði ve çok derin dinsel batýl inançlarý yüzünden köylülüðün edilgenliði olsun-. ulusal burjuvazi. daha iþin baþýnda bir toplumsal devrim deviyle karþý karþýya kalýnca. Ulusal baðýmsýzlýðýn elde edilmesi sýrasýnda. liderliðinin niteliði.”357 Bu koþullar altýnda. toplumsal kurtuluþun saðlanmasý için yapýlan halk baskýsýnýn daha az güçlü olduðu yerlerde . Bunun için. kendisini daha büyük bir güven içinde bulacak ve gelecekte güçlü bir devrimci eylemin görülmesini bugünden önlemek.

hâlâ daðýlmýþ deðil ve ulusal burjuva hükümetinin geniþ siyasal tabanýný oluþturuyor. ulusa “sosyalist bir toplum örneði” kuracaðý sözünü vermekten de çekinmiyor. þimdilerde. fakat karþýlarýnda. ulusun en önemli kesimlerinin ezici çoðunluðu tarafýndan destekleniyorlar hâlâ. Emekçilerin içler acýsý durumuna son vermek ve onlarý biraz daha iyi yaþatmak isteði ile iþ çevrelerini kendisine düþman etmeme korkusu bir arada bulunuyor. Bu gurupta bulunan ülkelerin en önemlisi olan Hindistan’daki durum ise çok daha karmaþýk: Bu ülkede anti-emperyalist güçlerin oluþturduðu birleþik cephe -biraz sallantýda olsa bile. kendi desteklediði yönetimi nerdeyse felç etmiþ durumda. diðer yandan toprak aðalarýnýn çýkarlarýna karþý gelmeyi göze alamamak gibi bir çeliþki içinde. söz konusu koþullarýn. ekonomik ve toplumsal “yeniden doðuþu gerçekleþtirecek bir program yapýp uygulamak için aþýlmaz güçlükler var.Mýsýr’ýn durumunu ele alacak olursak. Hint toplumunun bugün içinde bulunduðu sýnýf çatýþmasý aþamasýný yansýtýyor ve bunun farkýnda deðil. Mýsýr’ýn Sanayi kapitalizmi yönünde ilerlemek için bugün gösterdiði çabanýn baþarý þansýný arttýrmaktadýr. Yöneticiler. Bir yandan akýl almaz ölçülere ulaþan gelir eþitsizliklerine son vermek istiyor. olsa olsa. Ulusal baðýmsýzlýk için mücadele verildiði günlerde Kongre Partisinin büyük kuvvetini [sayfa 399] saðlayan bu ulusal koalisyon tabaný. köklü farklý- 274 Paul A. Uzlaþmaz çýkarlarý uzlaþtýrmak. bizim üçüncü guruba giren bütün azgeliþmiþ ülkelerin içinde oldukça küçük bir yer kaplamaktadýr. Kendisinin audessus de la mâlée (karýþýklýðýn üstünde olduðu hüsnü kuruntusuna kapýlmýþtýr. yabancý sermayenin kendisine kur yapmasýndan da hoþlanmaktadýr. Bir yandan sanayi kapitalizminin kurulmasý yönünde adýmlar atan hükümet. Bütün bunlar. ülkenin “Japon tipi kalkýnma” yoluna girebilmesi için bugün son derece elveriþli olduklarýný görürüz. yani kendisini düþman sýnýflarýnýn birbirleriyle çatýþmasý olgusunun üstünde sanýyor. . Kökeninde antiemperyalist olan bu hükümet.akat. aslýnda bu tutumuyla. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . diðer yandan tüccarýn ve tefecinin karþýsýnda yer alma gücünü göste-remiyor. Özel mülkiyet ilkelerine toz kondurmuyor ama. böyle baðýmsýz bir politika izlenmesine olanak veriyor. burjuvazinin önderleri feodal ve komprador çýkarlarýnýn oluþturduðu muhalefetin üstesinden gelmek için kararlý görünüyorlar uluslararasý durum da. Subaylar ve ordu birlikleri ulusal burjuvaziyi destekliyorlar.

yalnýz kendi umutlarýný ve özlemlerini gerçekleþtirmeyi deðil. Demek oluyor ki Hindistan’da. ekonomik sistemde potansiyel olarak bulunan ekonomik artýðý seferber etmek ve ulusun verimli kuruluþlarýný geniþletmek için kullanmak durumundaki tek örgüt devlettir. kendi içinde bile ortaya çýkan anlaþmazlýklarý tatlýya baðlamak için çýrpýnarak harcayan bu hükümet köklü dönüþümler yerine küçük reformlarý koymakta. Hindistanda da. özünde küçük-burjuvazi rejimi. Gerçi The Economist. yöneticilerin eline geçen ekonomik artýk. devrimci eylemlerin yerine lâf ebeliðini getirmekte ve böylece. devletin eline geçen kaynaklar toplamý. bu. bundan daha az ciddi sayýlamayacak bir nokta da. bu kaynaklarýn. bilinçli ve kararlý bir saldýrýya geçebilmelerini saðlamak için coþturulmasý ve enerji kaynaðý haline gelmelerinin gerçekleþmesidir. belli bir karar vermenin zorunlu olduðu yerlerde bile akla. Toplumsal temellerinin karýþýk bir maddeden yapýlmasý ve her an çatlayabilir olmasý. Bu güçler. ülkenin içinde bulunduðu. Burada. gerilik. halkýn çýkarlarý için deðil. komprador hükümetlerin eline geçen büyük çapta ekonomik artýk ayný þekilde kullanýlýyor ve tamamen israf ediliyorsa Hindistan için problemin bambaþka bir yapýda olduðunu söylemek durumundayýz demektir. az geliþmiþ dünyanýn diðer herhangi bir köþesinde olduklarý kadar. hýzlý ve dengeli bir büyümeyi saðlayacak biçimde kullanýlmamasýdýr. bütün iyi niyetlere raðmen. ideolojik sýnýrlamalar içinde bulunan. Eðer bugünün sömürge bölgelerinde. potansiyel ekonomik artýktan çok daha küçüktür. karayý baðdaþtýrmaya çalýþmak. iþbaþýnda kalmayý bile tehlikeye atmaktadýr. hem de kýrsal kesimlerinde sermaye birikimini ve verimli yatýrýmlarýn yapýlmasýný engelleyen güçleri daha ünce gözden geçirmiþtik. böyle bir giriþim için en önemli etmeni de seferber edemiyor.lýklarý bir bileþime ulaþtýrmak. Geri kalmýþ ülke ekonomisinin hem. týpký diðer azgeliþmiþ ülkelerde olduðu gibi. sýrtýnda bir kambur [sayfa 400] gibi durduðu için. Bu etmen. “Hindistan’ýn yerinde sayabilmesi için gittikçe daha hýzlý koþmasý gerekir. kentsel. týpký Paul A. yoksulluk ve uyuþukluða karþý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 275 . emperyalist güçlerin çýkarlarýný daha da pekiþtirmek için kullanýlýyorsa ve eðer ikinci gurubumuza giren ülkelerde. deðerli zamanlarýný ve güçlerini. sorunu ortaya koyarken. etkili ve kuvvetlidirler. sanayileþme savaþýnýn önderliðini üstlenme yeteneðinde görünmediði gibi. geniþ halk kitlelerinin.

.. hem salt tutar olarak. aslýnda. oldukça alçak gönüllü bir görünüm içindedir.. -Maliye Bakaný ve Ticaret Bakaný-. kongre politikasýnýn ve Hindistan plânlarýnýn. hem de ulusal gelire oranla oldukça küçüktür. göze batan bir geliþme olmuþ. bu böyle! “Zaman zaman. ülkede. ülkenin politikasý yarým önlemlerle ve atýlýmlarla dolu. bir dereceye kadar. sosyalizmi benimsedikleri ilân edilmektedir. ne kadar parlak söylevler [sayfa 401] çekilirse çekilsin. yiyecek maddeleri arzýnda önemli bir artýþ görülmüþ. Asýl önemli nokta ise. sanayi üretiminde de belli bir yükselme saðlanabilmiþtir. Çünkü.”359 Bu “realizm ve pragmatizm”. son birkaç yýlda görülen bu “canlanma”ya bakarak. ülkenin ekonomik kalkýnma yoluna girmiþ olduðunu söylemek acelecilik etmek olacaktýr. birinci Beþ Yýllýk Kal- 276 Paul A. Hint ekonomisini inceleyen bütün uzmanlarýn üstünde görüþ birliðine vardýklarý nokta þudur: Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Plânýnýn son yýllarýna rastlayan oldukça baþarýlý [sayfa 402] uygulama ve sonuç alma olgusu. iki yýl üstüste hasadýn çok iyi gitmesine ve bunun dýþ ticaret ve hammadde bollaþmasý üstündeki olumlu etkilerine baðlýdýr. “(Bu Plân) öngördüðü harcamalar açýsýndan.. Bu dönem içinde. Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Plâný’nýn son derecede yetersiz hedeflerinde dile gelmektedir “1952 Aralýk ayýnda yayýnlanan son þeklinde bile. hýzlý ve sürekli bir kalkýnma yoluna girildiði kanýsýna varmak için vakit erkendir daha.akat Hindistanýn kalkýnmasýndan doðrudan doðruya sorumlu olan Bakanlar.masaldaki Kýzýl Kraliçe gibi”358 diyor fakat. ulusal gelirin yüzde 5’inden biraz daha fazladýr ve Plânýn yürürlüðe girmesinden önce de zaten bu ölçüde yatýrým yapýlýyordu. Bunlara raðmen. 5 yýllýk bir dönem boyunca 20 milyar Rupi tutarýnda bir yatýrým öngörülmektedir ki bu. devlet giriþiminin sýnýrlarýný pek iyi bilmektedir. genel ekonomik durumda. ilk Beþ Yýllýk Kalkýnma Plânýnýn sonunda yürürlükte olan koþullarca doðrulanmýþ gözükebilir. temel kalkýnmayý gerçekleþtirmekten devletin sorumlu olduðu ve ekonominin bütün kilit kesimlerinin devletin denetimi altýna alýnmasý ilkesi ortaya atýlmýþtýr. Nitekim. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . gerçekçilik (realizm) ve pragmatizm. . Hükümetin sanayi politikasý ile ilgili olarak 1948 yýlýnda yaptýðý bir açýklamada. resmi politikanýn temeli olmuþtur. ne sulama programýndaki önemsiz baþarýlar. Harcamalar. son hedef olarak. Ýlk üç dört yýl içinde. ne de hükümetçe alýnan diðer tedbirler söz konusu kader deðiþikliðini açýklamaya yeterlidir.”360 Bu sözlerdeki ölçülü tutum.

Mahalanobis’in Draft Plan-. tüketim sanayileri alanýndan.. Hindistan’da çok büyük bir kalkýnma potansiyelinin bulunduðunu kanýtlamýþ olmasýdýr. Hindistan’ýn ekonomik ilerlemesini durduran engellerin baþlýcalarýna cepheden saldýrmakta baþarýsýz kalýyor.rame361 (Plân Çerçeve Taslaðý) adlý çalýþmasý bile.akat. Öngörülen kamu harcamalarýnýn finansman yolu olarak da varolan ekonomik artýðýn seferber edilmesi için enerjik bir çaba gösterilmesi yerine. -bu alçak gönüllü kalkýnma hýzý bile ülkenin geçmiþ yýllardaki kalkýnma hýzý dikkate alýndýðýnda gene de bir önemli hýzdýr.o günkü yatýrým/ulusal gelir oranýný çýkýþ noktasý olarak alýyor ve hedefe. fakat ekonomi politikasý için somut bir taslak niteliðini bir türlü kazanamýyor. Plânlama Komisyonu bunu büsbütün budayarak yüzde 11’e indirmiþtir. böyle bir kaydýrma sürecini baþaramayacaðý. Özel sermaye. Hintli teknisyenlerin ve iþçilerin yaratýcý yeteneklerini kanýtlýyor kuþkusuz! 1956-1961 dönemini kapsayan Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Plâný ise emekçileri gerekli olanaklarla donatmak için hazýrlanmýþa hiç benzemiyor! Bununla ilgili en ileri belge olan. enflasyon ve kitle tüketim mallarý üstüne konulacak satýþ vergisi yollarýyla Paul A. söz konusu Taslaða kesin bir Plân biçimi verirken. Profesör P. yalnýz aktüel ekonomik artýðýný kullanma olanaðýna sahip olsaydý neler [sayfa 403] yapabilirdi?” sorusuna çok ince bir karþýlýk vermiþ oluyor.C. üretim mallarý sanayilerine kaydýrýlmasýyla ulaþýlabileceðini kabul ediyor. bunun için gerekli kaynaklarýn hangi yollarla ve hangi araçlarla hükümetin eline geçeceði konusu Taslak’ta tamamen açýk býrakýlmýþtýr. Ulusal gelirin yýlda yüzde 5 oranýnda arttýrýlmasýný öngören bu Taslak. bu artýðýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 277 . . zaten gerçekleþmekte olan yatýrýmlarýn. “Realist” ve “Pragmatik” olmaya önem veren Plânlama Komisyonu ise.362 baþlangýçtaki bu ilerici tutum da uçup gidiyor. “toplum. En realist sanayileþme programlarýnda bile üretim mallarý sanayileri toplam yatýrýmlarýn yüzde 40'ýný çekerken ve Taslakta bu oran yüzde 20 gibi alçak bir düzeyde tutulmuþken. birkaç modern fabrikanýn açýlmasý.kýnma Plânýnýn. hem de bu yatýrýmlar sayesinde üretilecek mallarýn satýn alýnmasý (emilmesi) iþini hükümetin omuzlarýna yüklüyor.. Büyük çapta bazý “çok amaçlý projelerin uygu-lanmasý”. Böyle yapmakla da. için söz konusu Taslak. Bütün bunlar. hem üretim mallarý sanayiine yapýlacak baþlangýç yatýrýmlarýný gerçekleþtirme sorumluluðunu.

kentsel ve kýrsal alanlardaki bu tür direnci kýracak eylemin önderliðini üstlenmek kim.363 Vurgulamaya bile gerek yoktur ki. adam baþýna gelirde ancak önemsiz. bugünkü Hint hükümeti kim?! Bu kaçýnýlmaz çatýþmaya yan çizerek. Bunun. yani. yoksulluktan kýrýlan bu toplumun sýrtýnda yaþayan verimsiz ve parazit toplumsal tabakalarýn. kitle tüketiminde hiçbir kýsma yapmaksýzýn. þey. ulusal [sayfa 404] gelirin yüzde 25’inden fazla. mülkiyet sahibi sýnýf ve tabakalarýn bilinçli ve kararlý karþý koymasýný zorunlu olarak ortaya çýkaracaktýr. kâr payý olarak çarçur edildiði de açýk-seçik görülmektedir. Gene bunun. Hind ekonomik kalkýnmasýnýn bugünkü aþamasýnda yeterli sayýlabilecek biricik ekonomi politikasý. rant biçiminde toprak aðalarýna ve tefeci faizi biçiminde tefeci-bezirgân sýnýfýnýn eline geçtiði çýplak gözle bile görülmektedir. Zaten çok düþük olan. ne de bir hevesi vardýr. iþ adamlarýnýn eline geçen ve büyük kýsmý verimli yatýrýma deðil lüks tüketime giden. kalkýnma programýna temel olarak. ulusal gelirin mümkün olan en büyük dilimini yatýrýmlara yöneltmeyi benimsemektedir. Ýkinci Plânýn. diþe dokunur olmayan artýþlar saðlanabilecektir.sýný almalarýna bir son vermekle olabilir ancak. Birbirinden baðýmsýz olarak yapýlmýþ hesaplamalara göre bugün. “baþlýca düþüncesi servetini ve ayrýcalýklarýný korumak olan küçük sýnýf”ýn364 gözünün yaþýna bakmadan verilecek acýmasýz mücadelenin baþarý kazanmasýna baðlý olacaktýr. bu durumda kaynak bulma olanaðý çok sýnýrlý kalmaktadýr. Bugünkü Hint hükümetinin ise.arttýrýlmasý çaresine (!) baþvurulmuþtur. potansiyel ekonomik artýðýn bu þekilde seferber edilmesi. böyle bir mücadeleyi göðüslemeye ne gücü yeter. ancak ve ancak. diyebiliriz. ekonomik ve toplumsal ilerlemeyi saðlayacak gerçek bir programý uygulama sorumluluðundan kaçýna- 278 Paul A. eriþilebilecek en büyük düzeyde seferber etmektir. tarým üretiminin bir dilimi olarak. Bunun için yapýlmasý gereken. doðrudan üreticilerden. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . böyle bir direncin kýrýlmasý ise. Hint halký yaþama standardýný düþünecek olursak kitle tüketiminin sýkýlýp çýkarýlacak suyu da pek yoktur. bugün ülkenin ekonomik sisteminin doðurduðu potansiyel ekonomik artýðý. Birinci Plânýn bir ikinci baskýsý olacaðýný kestirmek güç olmasa gerek. yatýrýmlarý ulusal gelirin yüzde 15’i düzeyine çýkarmak mümkündür. Eðer beþ yýl içinde bu bakýmdan büyük deðiþiklikler görülmezse. Bu da.

bir rezalet ve baský ortamýndan. Doðrusu istenirse salt büyüklük olarak. Gerici güçler. ileri ülkelerle. IV Yukardaki çözümlemeden çýkan üç önemli sonuç vardýr. baský ve durgunluk çýkmazýndan kurtulma yolu bir kez daha týkanmýþ olacaktýr. bu ülkelerin kalkýnmasý için baþlýca engel sermaye kýtlýðý deðildir. örneðin Birleþik Amerika ile Büyük Britanya ile kýyaslandýðýnda önemli bir tutara eriþmeyen azgeliþmiþ ülkeler potansiyel ekonomik artýðý oransal olarak önemlidir. “felâketten” paçayý bir kez daha kurtarma baþarýsýný gösterme tehlikesi belirecektir ve böylece -geçici de olsasömürü. bir tutara eriþen potansiyel ekonomik artýða sahip azgeliþmiþ ülkeler de vardýr. eline geçmiþ büyük tarihsel fýrsatý tehlikeye atmýþ olmaktadýr. gerici güçlerin. aktüel ekonomik artýk adýný verdiðimiz deðerler toplamýndan verimli yatýrýmlara giden dilimdir.yoluna devam etmek istiyorsa büyük bir hýza eriþmek zorundadýr. bu ülkelerin yüksek. Bu gibi yatýrýmlara ayrýlabilecek potansiyel ekonomik artýk. bütün bu ülkelerde oldukça büyüktür. aslýnda.rak bugünkü hükümet. Bu ülkelerde kýt olan (yetersiz olan) birþey varsa o da. buna karþýlýk. Hint halkýnýn önündeki dolambaçlý yolun bir faþizm döneminden geçip geçmeyeceðini ya da böyle bir ateþten gömlek giymekten bu ülke insanlarýnýn kurtulup kurtulamayacaklarýný ancak tarih gösterebilir. yeniden faþist bir yönetim kurulmasýný saðlayabilir ve kentte-köyde [sayfa 405] kapitalizmin yeniden rahat bir soluk almasýný gerçekleþtirebilir. ulusal üretimde salt büyüklük olarak diþe dokunur artýþlara yol açmak için yeterli olacak kadar geniþ olmasa bile. hatta çok yüksek kalkýnma hýzlarýna eriþmelerini saðlamak için yeterli sayýlmalýdýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 279 . halkýn boþ sosyalist sözlerden duyduðu býkkýnlýðý da kullanarak. Eðer büyümenin gerekli itici gücü saðlanamazsa. hýzla ilerleyen bir sosyalist demokrasiye barýþ içinde dönüþümü fýrsatýdýr bu! Çünkü ekonomik ve toplumsal kalkýnma týpký bir uçak gibi. Batýlý yazarlarýn azgeliþmiz ülkeler üstüne yazdýklarýnda geniþ ölçüde vurgulanan yaygýn inancýn aksine. Kendi ulusal gelirlerine oranla önemli bir düzeye eriþen bu artýk. Birincisi. Büyük bir ülkenin. Burada üstüne basarak belirtmeliyiz ki söz konusu olan bu ülkelerin plânlamýþ ekonomik artýklarý deðildir -hatýr- Paul A. ileri ülkeler ölçüsüyle bile önemli.

Peru’da (1947) yüzde 24.ilipinler için (1948) yüzde 25 ve yüzde 9.1 olmuþtur. toplam (gayrisâfi) yurtiçi üretiminin yüzde 33'ünü.366 Petrol üreticisi ülkelerdeki potansiyel ekonomik artýðýn nasýl sel gibi aktýðý konusunda daha önce söylediklerime burada eklemeler yapmama gerek bile görmüyorum. zengin sýnýfýn lüks tüketiminin çeþitli biçimlerine kayarak çarçur edilmektedir. geniþ ve son derecede verimsiz bürokrasilerin ayakta tutulmasý yoluyla israf edilmektedir ve dahasý.9’u buluyor bu oran.yabancý sermaye tarafýndan alýnýp götürülmektedir. Henüz yayýnlanmamýþ bir incelemesinde Dr. plânlanmýþ ekonomik artýðýn gerçekleþmesi için o gün için kullanýlmayan. .365 Kuzey Rodezya’da (1949) mülkiyete dayalý gelirler (þirketleþmemiþ giriþimlerin elde ettikleri hâriç) yüzde 42.1. Harry Oshima. Seylan için (1951) ise. bu oranlar. potansiyel ekonomik artýðýn kullanýlma biçiminde aranmalýdýr.6’dan yüzde 31. -ki hep bildiðimiz gibi bunlar eksik kestirmelerdir-. 1940-1950 yýllarý arasýnda. yani. kârlarýn net sâfi ulusal üretime oraný yüzde 28. gerek Rosenstein-Rodan ve gerek Mandelbaum’un yaptýklarý kestirmeler (tahminler). yeterli sayýlabilecek bilgilerin derlenebildiði bazý ülkelerle ilgili olarak aþaðýdaki geçici sonuçlara ulaþmýþtýr: Malaya’da 1947 yýlýnda potansiyel ekonomik artýk.367 Geri ülkelerde. Tayland için yüzde 32 ve yüzde 6. sýrasýyla yüzde 30 ve yüzde 10’dur.369 Gene bu artýðýn [sayfa 407] çok büyük bir dilimi -ki dilimin büyüklüðü diðerlerinin büyüklüðünden daha iyi bilinmektedir. Meksika’da. hýzlý bir ekonomik büyümenin önündeki baþlýca engel. askeri kuruluþlara gitmektedir. Azgeliþmiþ ülkelerdeki yabancý çýkarlarýna düþen kâr paylarýnýn çok 280 Paul A. Hindistan için yüzde 15 ve yüzde 5. Þili’de (1948) yüzde 26. boþ duran. Doðu ve Güneydoðu Avrupa ülkeleriyle ilgili olarak. sivil bürokrasiden çok daha masraflý ve hiç de daha az sayýda insaný barýndýrmayan. yalnýz potansiyel ekonomik artýðýdýr. o gün için yararlanýlan kaynaklarla elde edilen [sayfa 406] ulusal üretimin bilinçli ve amaçlý bir biçimde kullanýlmasý ile yatýrým için ayrýlabilecek dilim söz konusudur burada.4’e yükselmiþtir.368 yurt içinde ve yurt dýþýnda üretimden çekilerek öldürülen paralara (iddihara) dönüþmektedir.lanacaðý üzere. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . iþsiz duran kaynaklarýn da üretim devresine alýnmasý gerekiyordu-. toplam (gayrisâfi) yatýrým ise gene ayný deðerin yüzde 10’unu bulmaktadýr. Bu artýk. buralarda ulusal gelirin yüzde 15 kadarýnýn yatýrýma yöneltilme kapasitenin bulunduðunu göstermektedir.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 281 . saðanak kârlarýn henüz ortadan kalkmadýðýný gösteriyor. Bunlarýn arasýnda 70 þirket.0 15.3 24. kayýtlarý çeþitli tablolarda gösterilmiþ olan 120 den fazla þirket arasýnda.371 Yýl 1922 1923 1924 1925 1926 1927 1928 2. Son zamanlarda yayýnlanan ve olaðanüstü ilginç bir araþtýrma raporu. hisse senetlerinin üstünde yazýlý sermaye katkýlarýnýn en az 2 misli kadarýný ödeme baþarýsýný göstermiþtir ve bu þirketlerin dörtte birinden fazlasý. en az. (2). 1945-1950 yýllarý arasýnda elde edilen kârlar da.büyük olduklarý ve hatta yerli yatýrýmlara düþen kâr payýna göre bile çok büyük olduklarý iyi bilinen gerçekler arasýndadýr. þirketlerin sayýsý bir hayli kabarýk görünmektedir. en baþarýlý olduðu 5 yýl içinde. en çok kâr ettiði 5 yýl içinde.2 Paul A. koyduklarý sermayenin tümünü bir yýlda ya da daha kýsa bir zamanda geri almýþtýr (amorte etmiþtir). Gurubun Kâr Paylarý (Temettüleri) (Yüzde) 10. ikinci durumda en az 103 þirketi) söz konusu hedefleri aþarak kâr daðýtmýþlardýr. elde ettikleri yýllýk kârlarýn yüzde 50’den aþaðý düþmediði. fakat sergilenen bütün bu bilgileri “birkaç kelimeyle özetleyerek okuyucuya sunmak da mümkün: (1) Temettü -ya da daðýttýklarý kâr hisseleri-. Ýngiliz þirketlerinin azgeliþmiþ ülkelerde elde ettiði kârlarý þahane bir biçimde ortaya koymaktadýr.7 22.1 25. kýrk yýlý aþkýn bir zaman süresi içinde.5 27. hisse senedi üstündeki toplam sermaye kadar bir ödeme yapamadýðý (yani yalnýz 17 þirketin 5 en kârlý yýl içinde hisse sahiplerine ilk sermayelerini amortize ettiremediði) anlaþýlmaktadýr. daha çok. hisse senetleri üstündeki nominal deðerlerin en az yüzde 10’u kadar her yýl kâr daðýtamadýklarý görülmekte ve yalnýz 17 þirketin. yalnýz 10 tanesinin. geriye kalanlar (yani birinci durumda en az 110.” Daha çok yurtiçinde faaliyet gösteren Hollanda firmalarýnýn daðýttýklarý temettü yüzdesi (1) ile.8 22. Hollandalýlarýn Doðu Hint adalarý sömürgelerinde þubeleri ya da yardýmcý kuruluþlarý niteliðinde Hollanda firmalarýnýn daðýttýklarý temettü yüzdesi (2) arasýnda yapýlacak bir kýyaslama da büyük anlam taþýmaktadýr.370 Bu raporda sergilenen malzemede.

2’si kadar yýllýk ortalama net kâr saðlamalarýna karþýlýk. Hindistan’da yüzde 5.373 Yýl 1945 1946 1947 1948 1945 1946 1947 1948 [sayfa 410] Azgeliþmiþ Ülkelerdeki Kâr/Öz Sermaye Oranlarý (Yüzde) 11.3 [sayfa 409] 7. Mýsýrda yüzde 6. azgeliþmiþ ülkelerin dýþ ticaret yoluyla elde ettiði toplam gelirlerin önemli bir kesimi. Endonezya’da yüzde 8.5 2.5. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Örneðin 1849 yýlýnda.8 Demek oluyor ki.0 2.1 12.1 3.5 14.3 18. “Ýþlerinin aðýrlýðý Kongo’da bulunan þirketlerin.9 6.0 13.1.3 3.3 Ayný þekilde.8 Amerika içindeki Kâr/Öz Sermaye Oranlarý (Yüzde) 7. yabancý sermayenin kâr aktarmalarýna gitmektedir. Belçika firmalarýnýn kendi ülkelerinde yaptýklarý yatýrýmlarýn gelirlerinden çok daha fazlasýný getirdikleri görülmektedir.7 3. 282 Paul A. Belçika Kongosundaki Belçika yatýrýmlarýnýn da.6. yabancý sermaye kâr aktarmalarýnýn yýllýk dýþ âlem gelirleri toplamýna oraný. toplam sermayelerinin yüzde 16.0 Brezilyada yüzde 8. Þili’de yüzde 17.0.2 mertebesinde kalmýþlardýr. Meksika’da yüzde 10.7 9. Belçika’da çalýþan firmalar ancak yüzde 7.1929 1930 1931 1932 1933 1934 1935 1936 1937 16.1 19.7 10.”372 Amerikan giriþimcilerinin azgeliþmiþ ülkelerdeki kârlarý ile Amerika içindeki kârlarýný karþýlaþtýrdýðýmýz zaman gene ayný izlenimi almaktayýz.5.

böyle bir oran yardýmýyla tam olarak yansýtýlamýyor. Savaþ’tan sonraki bütün bir dönem boyunca. Britanya’nýn “babacan” hükümetleri (Ýþçi olsun. ancak. azgeliþmiþ ülke ulusal gelirine oraný ne kadar büyük gösterilirse gösterilsin. sömürgeleri ile kýyaslanamaz. hiç kuþkusuz. büyük bir cömertlikle yürütülmekte olduðu þeklinde yaygýn bir yanlýþ-kaný vardýr. diye düþünenler var! Bu araþtýrmamýzýn amacý.) sürekli olarak bloke etmek zorunda býrakýlmýþlardý. sorun. sömürgelerin dýþ gelirleri ile dýþ ödemeleri arasýndaki farka eþit olduðundan. 1 milyar sterlinden hiç de aþaðý düþmeyen bir deðeri Ýngiltere’de (Ýngiltere Bankasýnda-ç.3 ve Ýran’da yüzde 53. bu yolla ekonomik artýðýn ne Paul A.374 Britanya sömürge imparatorluðunun durumunu anlatmak için yüz kýzartýcý deyimini kullanmak bile yetersiz kalacaktýr. kendi bol-bulamaç yaþantýlarýnýn yükünü denizaþýrý yerlerin yoksul halkýnýn omuzlarýna yüklemiþlerdir. sömürgeler. dünyanýn en âz adam baþýna geliri ile yaþamak zorunda kaldýðý bu sömürgelerde. Halkýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 283 . Britanya [sayfa 411] sömürge politikasýnýn. “Sömürgelerin Ýngiltere’ye yaptýklarý sermaye ihracý niteliðindeydiler!” Yukardaki yorumlarýmýzý dayandýrdýðýmýz eþsiz araþtýrmanýn sahibi Hazlewood’un ölçülü sözleriyle.”375 Daha önce çeþitli yerlerde deðindiðimiz gibi. yeter kadar iyi ölçülüp ortaya konulamamýþtýr. sömürgelerin Ýngiltere’ye bir milyar sterlin tutarýnda sermaye ihraç etmiþ olmalarý. Bu deðer. Rivayete göre.n. bu ödemelerin. Yapýlan aktarmalarýn can alýcý önemleri. düþünceler zincirinin.Bolivya-da 177. olsa olsa. Britanyalý vergi yükümlüleri de aðýr vergiler ödüyorlarmýþ! Birleþik Krallýk. Savaþtan sonra. 1945-1951 yýllarý arasýnda. Bu imparatorluk içindeki durumun bir benzerini.1 olmuþtur ve bu liste böylece uzayýp gitmektedir biz buraya önemli bazý ülkeleri ilgilendiren oranlarý almakla yetindik. az geliþmiþ ülkelerin dýþ ödemelerinin önemi. çok yüksek bir hayat standardýnda yaþamasýnýn dayanaðýný bulmuþlar. bugüne kadar. Tutucu olsun). Kuzey Rodezya’da 34. olaylar zinciri karþýsýnda ayakta kalamayacaðýný bir sýnavdan geçirmektir. sömürgelerin ihtiyaçlarý büyükmüþ de. farklý ekonomik kalkýnma düzeylerindeki ülkeler arasýnda sermaye akýmýnýn almasý gereken yön ile ilgili yaygýn görüþ ve dilekleri çürütür niteliktedir. Birleþik Krallýðýn. sömürgelerine avuç dolusu para akýtmýþtýr. yani bu yoksul ülkelerin ileri ülkelerin kalkýnmasýna yaptýklarý katký. petrol üreten ülkelerin ekonomik artýklarýnýn baþýna gelenlerle karþýlaþtýrabiliriz.

b. kendisine baðlý yan kuruluþlardan birine ya da hepsine elde ettiði kârý paylaþtýrýp 284 Paul A. kalkýnma yolunda ciddi engellerle karþýlaþýyorlar!” þeklindeki görüþtür bu.o. çok su götürür bir savdýr.b.o. asgari noktasýna inmiþ olur. genellikle kabul edilebilir.) o þekilde ayarlarlar ki. tam ve doðru olarak yansýtýlabilir. bu etmenin önemli olabileceði.akat. ben.377 Böyle bir eðilimin var olduðu yadsýnamaz belki ama. azgeliþmiþ ülke ekonomik büyümesine ne kadar küçük bir katkýda bulunduðunu gördükten sonra! Geri ülkelerin ekonomik kalkýnmasýný engelleyen en önemli etmenin sermaye kýtlýðý olduðu konusundaki yanýlgý ile yakýndan iliþkili bir baþka kavram daha vardýr ki buna da her yerde rastlanýr: “Ham madde üreten ülkeler. Petrol üreten firmalar için doðru olan bu durum. þirket-arasý finansman anlaþmalarý gibi ve bir de ana kuruluþun. ulusal vergilendirme sistemleri arasýndaki farklar gibi. ticaret hâdlerinin durmadan aleyhlerine bir geliþme göstermesi nedeniyle. petrol þirketleri. yerli ülkelerle yapýlan ayrýcalýk anlaþmalarý ve hükümetlere tanýnan pay oranlarý gibi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ihraç ettikleri mallarýn belli bir ilk üretim sürecinden geçirilmesi iþini ve pazarlamayý kendileri yapýyorlar ve üstelik taþýma hizmetlerini yapan örgütleri de kendileri kurup iþletiyorlar (ya da onlarla yakýn iliþkiler kurmuþ bunuyorlar). akýl almaz büyüklüklerde oluyorlar. fiyatlarý (yükleme yerindeki fiyatlarýný-ç. Böyle düþünmemin iki nedeni var. yabancý sermayenin. “Birçok azgeliþmiþ ülkenin.kadarýnýn dýþarýya kaçtýðýný ortaya koymakla. birçok azgeliþmiþ ülke için. kaynak ülkeye ödedikleri pay. azgeliþmiþ [sayfa 412] ülkelerin çoðunluðu için bu etmenin önemli bir engel olduðunu sanmýyorum. . bu kadar yüksek bir fiyat ödemekten hiç de hoþlanmadýklarýna”376 þaþmamalýyýz! Hele. (Ýlk üretim sürecini ve pazarlamayý yapan yan örgütler genellikle dýþ ülkelerde kuruluyor). azgeliþmiþ ülkelerin ihraç ettiði ham maddelerin f.n. Bu tür kuruluþlar. ham madde üretip bunu ihraç eden diðer giriþimciler için de geçerlidir. fiyatlarý. kâr paylarý ile gönüllerinin istediði gibi oynayabilirler ve ürünlerinin f. bunun azgeliþmiþ ülkenin kalkýnmasýný engelleyecek güçte bir eðilim olduðu da (en yumuþak deyimiyle. Daha önce de belirttiðim. gibi. böyle bir eðilimin varlýðýndan bile emin olmayanlar bir yana. Bu kollar altýnda. sermaye karþýlýðýnda. Birinci olarak. “ticaret hadleri” kategorisine büyük bir anlam yakýþtýrmanýn doðru olmadýðýna inanýyorum.378 belki bazý ülkeler için.

azgeliþmiþ ülke halkýnýn bolluk içinde yaþamasýna ve ülkelerin ekonomik kalkýnmasýna katkýda bulunmasýna yol açmayacaktýr. bazý iþletmelerin kapanmasýna ve iþsizliðin artmasýna yol açar. f. yabancý hisse senedi sahiplerinin canýný sýktýðý gibi. kimi zaman yüksek fiyatlar. kimi zaman da düþük fiyatlar daha elveriþli oluyor (yani kârlarýn dalgalandýðý görülebiliyor). Söylemeðe bile gerek yoktur ki. yerli emekçilerin ve yerli köylü üreticilerin. hele ticaret hadlerindeki oynama. görmüþ olduðumuz gibi.paylaþtýrmamasý konundaki tutumu gibi çok çeþitli ve hayli karmaþýk etmenlere baðlý olarak deðiþmektedir.b. hem de giriþimin yerli yatýrýmlarý artarak ham madde üretiminin daha da geniþlemesi saðlanýr . ticaret hadlerindeki deðiþmeler gerçekten de çok küçük bir fark yaratýrlar. Doðrusu.380 Kârlar düþecek olsa. kimi zaman da taþýmayý yapan firmanýn defterlerinde görülebiliyor. Ayný þeyin tersi de doðrudur.b. ithal mallarý fiyatlarýndan çok ham madde fiyatlarýndan ileri geliyorsa. f. yüksek fiyatlar. Ana kuruluþ açýsýndan. Daha önce de belirttiðimiz gibi. belli egemen çevrelerin denetimindedir. ham madde üreten bir ekonomide. kimi zaman ilk iþlemeyi yapan firmanýn defterlerinde.n. öncelikle fiyatlar düzeyini ve kârlarý etkiler (yükseltir-ç.) çok küçüktür ve talepteki bir artýþ. Paul A.o. yalnýz dýþarýya aktarýlan deðerler azalýr ki bu da.n.o. fakat bunun ham maddesi ihraç konusu olan bölge ekonomisi üstünde büyük bir etkisi görülmez. tabii bütün bu firmalarýn hepsi de belli mülkiyet çýkarlarýnýn. fiyatlarýnýn düþmesi. bu durumda. özellikle ham madde üretim ve ihracatýnýn yabancý giriþimler eliyle yürütüldüðü ülkeler için.bu da. arz esnekliði (üretimdeki yüzde artýþýn fiyatlardaki yüzde artýþa oraný-ç. çünkü bütün sorun bu büyüklüðün kimlerin elinde kaldýðýný ve bunlarýn da parayý nereye harcadýklarýný bilme noktasýnda düðümlenmektedir. hem dýþarýya aktarýlan deðerlerde bir artýþ olur.. Ham madde ihraç eden azgeliþmiþ ülkelerin büyük çoðunluðu için.). fiyatlarýnýn yükselmesi. konunun daha önemli olan öteki yönünü incelemeye götüren bir olgudur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 285 . ham madde üreten giriþimlerin elde ettiði kârlarda bir artýþ olursa.. ham madde üreten ya da toptancýlýk yapan ana kuruluþa karþý pazarlýk güçlerini arttýrýr. ileri kapitalist ülkenin ödemeler dengesini de olumsuz yönde etkiler. bazan hammadde üretip ihraç eden firmanýn defterlerinde. bu kârlarýn büyüklüðü. Tersine. dolayýsiyle yüksek gelirler ve kârlar.379 [sayfa 413] Bu bizi.

bunlarýn. lehte geliþmiþ olan ticaret hadlerinin bundan yararlanan ülkenin ekonomik hayatýnda olumlu bir rol oynayýp oynamadýðý anlaþýlýr. yol açar. yabancý [sayfa 414] sermayeye yapýlan ödemelerin artmasýna yol açmaz. günümüzde ekonomik kalkýnma üstüne yazýlanlarda görülen bir baþka saçmalýkla ilgili olacak. bunlara sorarsanýz. bildiðime göre bu önemli konuya ilk parmak basmýþ kiþi ölün Dr. Benim. bir dereceye kadar. “karþýlýðýnda ülkeye bir þey getirmeyen” ihracatýn artmasýna. süsleyip püsleyip öne süren bir saçmalýktýr bu. Schiff’in sözleriyle: “Ýhracatýn artmasýnýn. yeni deðer birikimlerinin dýþarýya aktarýlmasý olgusu ile karþýlaþýyoruz. Nitekim. -hemen belirtelim ki bu iki yazar da günümüzde bu görüþü öne sürenler gibi yüzeysel fikirler sahibi olmaktan ve kolaya kaçmaktan çok uzaktýlar ve böyle hafifliklerin çok üstün- 286 Paul A. bazý “ebedi güçlere” baðlamaktan hiç bir zaman vazgeçmeyen. ülkeden yeni fonlarýn.azgeliþmiþ ülke ekonomisi bakýmýndan büyük bir önem taþýmaz. tumturaklý sözlere tutunarak. olsa olsa. yeniden yatýrýlarak. ellerine geçen bu yaðlý parçayý ne þekilde kullandýklarýna baðlý olarak. azgeliþmiþ ülkenin ithalât kapasitesinin geniþlemesine de yol açmaz. ham madde fiyatlarýnýn artýþý ve buna baðlý olarak kârlarýn þiþmesi. son derecede yüzeysel düþünceleri. ülkenin ihraç ürünlerini satýn almak için daha bol kaynak geçmiþ olmaktadýr ve söz konusu bu ürünlere karþý bir talep yoðunlaþmasý görülmektedir. dolayýsiyle brüt ve net ticaret kârlarýnýn büyümesinin bir sonucu olarak. Yüzeysel düþüncelerden biri. yabancý iþletmeleri deðil de. Weber’in ve Schumpeter’in eserlerinden kaynak alan bu düþünce. sattýðý mallar tutarýnda yeni mal ve hizmetlerin akýtýlmasý ise þart deðildir. böylece dýþardaki alýcýnýn eline. Bunun karþýlýðýnda ülkeye. Batý ülkelerinin ekonomik ilerlemelerini saðlama þerefi. Demek ki sistem. kendi kendisini finanse etmektedir. genellikle. içi boþ. azgeliþmiþ ülkelerin geriliðini.”381 Eklemeðe bile gerek yoktur ki. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bu giriþim yeteneðinin [sayfa 415] “mebz-len” bulunmuþ olmasýna verilmelidir. azgeliþmiþ ülkelerde “giriþim yeteneði”nin bulunmadýðýný yana yakýla öne sürenlere aittir. eðer fiyat yükselmeleri dolayýsiyle) artan kârlar.382 V Ýkinci sonucumuz. yerli toptancý tüccarýn ve ihracatçýnýn eline geçiyorsa.

saraylýlardýr. özgür bir pazar yapýsýnýn denetiminde ve güdümünde olan bir yýðýn yaratýcý ve yenilikçi iþadamýnýn varlýðýna baðlýdýr. Giriþimcinin baþ rolü oynadýðýný öne süren bu kuram. öne atýlýrlar.“ekonomik ilerleme demek yaratýcý iþ adamý. ekonomik ilerleme açýsýndan. Bazý yerlerde ve çaðlarda bu kiþiler. hiç kuþkusuz doðru bir önerme ama. varsa yoksa. modern ekonomi tarihinin baþ rolünü oynayan kiþinin incelenmesidir ve ekonomi biliminin içinde de en önemli rolü oynayan gene giriþimcidir.385 savýný öne sürmektedir. gene belli seçkinler arasýdan. yaratýcý giriþimci demektir” þeklinde özetlenebilir. Profesör Moses Abramovit de. yani verimliliði yükselten ve gelirleri arttýran bir kalkýnma hamlesi ve ileri tekniklerin kullanýlmasý.”384 Profesör Arthur Cole iþi daha da ileriye götürerek. “etkin bir teknolojik ilerleme. büyük ölçüde. erkinliði ellerinde toplarlar ve yetkinliði (otoriteyi) tepe tepe kullanýrlar. söz konusu doktrin þu bulguya (!) indirgenebiliyor: “Eðer sanayi kapitalizmi kurulmamýþsa sanayi kapitalisti de yoktur ve bunun tersi de doðrudur!”. giriþimci ya da iþadamý sýnýfýnýn büyüklüðünde. gezginler ve bilim öncüleri çýkmýþtýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 287 . eline bir fýrsat geçirmiþ tutkulu. Giriþimciliðin baþrolü oynadýðýný öne süren kuramcýlar. acýmasýz ve giriþimci insanlar vardýr ve bu gibiler durmadan “yenilikler” yapmak [sayfa 416] isterler. ilerlemiþ ülkelerin kendi aralarýndaki. belki bir ülkenin çeþitli evreleri arasýndaki yatýrým düzeyi farklýlýklarýnýn nedeni. ya da kutsallaþtýrýlmýþ din adamlarýdýr. “giriþimcinin incelenmesi. çalýþkanlýðýnda ve iþlemlerinin hacminde aranmalýdýr. Son olarak da. tüccar-prensler. tek baþýna fazla bir anlamý da yok. sözü döndürüp dolaþtýrýp bu noktaya getirmektedir: (Geliþmiþ ve azgeliþmiþ ülkeler arasýndaki. þövalye çýkaran toplumsal katmanlardýr. modern kapitalizm çaðýnda. birdenbire böyle dehalarýn ortaya çýkmasýnýn nedenlerini açýk- Paul A. biraz irdelendiðinde ya bir totoloji hâline dönüþüyor ya da içeriði düpedüz yanlýþ çýkýyor.deydiler.”383 kanýsýndadýr. kabile þefini seçen üstün (!) kiþilerdir. sanayi üretimini örgütleyen ya da finansman sanatýnda ustalaþmýþ giriþimciler oraya çýkmýþtýr ve bunlar. “yaratýcý iþ adamý” dýr bütün yükü omuzlayan! Örneðin Profesör Yale Brozen. büyük sermaye yoðunluklarýný denetleme bilgi ve becerisine sahip kiþiler olarak tanýnýrlar. tarihsel sürecin baþka bir aþamasýnda da. Eðer biraz merhametli davranýr da birinci yorumu kabul edecek olursak. serüven meraklýlarý. Dünyanýn bütün ülkelerinde ve tarihin bütün çaðlarýnda.

belli bir olguya dikkati çekerek onu abartmaktýr. kýsa yoldan. kaba bir söyleyiþle ortaya koymak olacak ama. giriþimci yetersizliði. ilâç için. [sayfa 417] biz de. giriþimci yeteneðine 288 Paul A.akat þimdilerde giriþimcinin tarihi üstüne ileri geri konuþmak moda oldu.s. azgeliþmiþ ülkelerde. doðru ve kapsamlý bir kuram ortaya koymak deðil. böyle adamlar çýksa da. azgeliþmiþ ülkeler konuþundun söz eden Batýl yazarlarýn bir uydurmasýndan baþka bir þey deðil. “dehalarýný” sermaye birikimine yöneltmeleri ve bu amaca ulaþmak için en iyi yolun. . sürüyle deðilse bile sürüye yakýn bir çoðunlukta. fakat önemli olan.lamak durumundadýr. Anglo-Sakson halklarýnýn -riske girmekten korkmayan. bu konuda. bu adamlarýn belli bir tarihsel dönemde. gözü pek yaratýcý ve parasýný hesaplý kullanan iþadamlarý olarak. yetenekli ve akýllý adam azgeliþmiþ ülkelerde yokmuþ da v. büyük bir rahatlýk görüyorlar ve en baþta da mitolojiye baþvuruyorlar: Bunun için ellerinin altýnda. Marx sorunu þöyle ortaya koymuþtu. belki de. azgeliþmiþ ülkelerde görülen. tarih felsefesi kavramlarýyla açýklamasýnda. aslýnda bu gibi adamlar. Yeteri kadar giriþimciye sahip olmamalarý bu ayrýcalýksýz uluslarýn biyolojik ve psiþik karakteristiklerinden ileriye geliyor olmasýn sakýn!? Kimbilir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . nasýl olsa Adem ve Prometeus masallarý var! Bu kadar can sýkýcý bir bayaðýlýk örneði aransa da bulunamaz. tarihsel oluþumunu bilemedikleri bir ekonomik iliþinin. oysa yýllar önce.”386 Giriþimcilik yeteneðinin yetersiz olduðu savýnýn tarihsel ve sosyolojik nedenleri üstünde duran ekonomi yazýlarýný yazan çýkmýyor ama. yok efendim.üstün insanlar olduðunu savunanlarda bile üstü kapalý bir biçimde ortaya konuluyor. Doðrusu. azgeliþmiþ ülkelerdeki ekonomik gerilikte “bu üretim etmeninin” bulunmayýþýnýn oynadýðý rolü bir öðrensek. geri ülkelerde yaþayan insanlarýn arasýnda. sanayi giriþimlerine yatýrým yapma olduðunu keþfetmeleridir! Bunu beceremeyip yerine makinadan bir tanrý yapmak. bir tane bile gerçek giriþimci yeteneðiyle doðmuþ adam yoktur! Bu gibi savlar üstünde durarak vakit israf etmek istemiyorum! böyle savlarda ýrkçýlýk aðýr basýyor ve bu tür açýklamalar. burjuva yazarlarýn amacý. tarihin baþýndan beri vardý. pisliðin yoksulluktan ileri geldiðini söyleme kolaylýðýna benzeyen bir durumdur ve giriþimcinin stratejik bir önem taþýdýðýný söyleyen kuramýn da beþ para etmez bir hâle gelmesine yol açar. “Bazý kimseler. savlarý tümden yanlýþtýr. doðal olarak. Aslýný sorarsanýz.

Nitekim. Her ikisi için de söz konusu olan yetersizlik deðildir. yürürlükteki olanaklar içinde. üstün bir çaba göstererek. bu ülkelerdeki ekonomik artýk sorununa týpý týpýna benzemektedir. azgeliþmiþ duyanýn büyük çoðunluðu için genellenmesi mümkündür. ister Lâtin Amerika’ya ele alalým ister Avrupa’nýn Yunanistan ve Portekiz gibi geri kalmýþ ülkelerini. kurnaz. bunlar çoðunlukla daðýtým iþlerinde. kapitalist dünyanýn büyük bir kesiminde görülen geriliðin ve durgunluðun nedenleri konusunda insanlarýn aklýný çelmeye devam. burjuva toplum bilimi. daha iyi bir hayata kovuþturulmasý konusunda karamsar bir tablo çizenler ve giderek bunun olanaksýzlýðýndan söz edenler yýðýnla. kârlarýný en yüksek noktasýna çýkarmaya kararlý. seçkin bir gözlemci olan Mason’a býrakalým da. aðaçlar çiçektedir daha. Sürekli ve belki de gittikçe hýzlanan bir nüfus artýþýnýn. “Güney Asya’da giriþimci sýnýfýn eksikliði diye birþey yoktur ama. anasýnýn gözü adamlardýr. Rusça bir atalar sözünün belirttiði gibi. “kaynaklarý bir araya getirip” kendi çýkarlarý için en iyi biçimde bunlardan yararlanmasýný bilen. ihracat ve ithalatta. meyvalarýn olgunlaþmasýna çok zaman vardýr. daha doðrusu.388 VI Ne var ki.sahip adam bulunduðudur. günümüz burjuva yazarlarýndan nüfus konusunda kalem oynatanlarýn sayýsý o kadar çok ki! Bugünlerde ortalýk nüfus konusunda umutsuzluða kapýlanlardan geçilmiyor. emlâk spekülasyonunda ve tefecilik alanýnda yoðunlaþmýþ kiþilerdir. yüksek ve gittikçe yükselen doðum Paul A. Bu noktada sözü. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 289 . ister Yakýn Doðu’ya. nüfus konusundaki kuramlaþtýrma çabalarýnda görüyoruz.”387 Bu gözlemin. azgeliþmiþliði. hesaplý. bunlar. bunun güzel bir örneðini. yürürlükte bulunan ekonomik ve toplumsal düzen ile iliþkisi olamayan bir takým etmenlere baðlýymýþ gibi göstermekte ayak diremektedir. buralarda. yürürlükteki toplumsal ve ekonomik [sayfa 418] düzen içinde. gözü pek ve kafasý hýzlý iþleyen giriþimcilerin kum gibi kaynadýðýný görürüz. Ýster Hindistan’a çevirelim gözlerimizi. bunlarýn ne için kullandýklarýdýr önemli olan. azgeliþmiþ ülkelerde “kum gibi kaynayan milyonlarca insanýn” büyük kýsmýnýn. hin oðlu hin. bir çok giriþimcinin ne için kullanýldýklarýný o söylesin bize. etmekte. Azgeliþmiþ ülkelerde giriþimci yeteneði sorunu.

Kalkýnma savaþýndan [sayfa 420] vazgeçecek olanlarýn “biz”le falan bir ilgileri yoktur -her kim ise bu biz! -. Bunlarýn arasýndaki açýklýk büyüdükçe. bu konudaki derin kötümserliklerini. adam baþýna gelirler de bir artýþ deðil. kala kala. geri ülkelerin açlýktan ve hastalýktan kýrýlan. adam baþýna ulusal gelirin hýzla büyümesini önleyen en önemli etmen olduðunu [sayfa 419] söyleyen söyleyene. kalkýnma savaþýmýzdan da vazgeçmek zorunda kalacaðýz.”392 Doðrusu istenirse. Bu iki eðri her zamankinden daha büyük bir hýzla ayrýlýyorlar birbirinden. “Eðer doðum oranlarý. dünyada yaþayan insanlar. aksine.”390 Bir baþka yazar (ki Julian Huxley’in yazdýðý önsözde göklere çýkarýlmaktadýr) acý bir dille uyarýyor bizleri: “Bir gün gelecek. bir düþme görülecektir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . “bu kadar çok insanýn. diye sýzlananlar (!) çoðunluktadýr: “nüfus artýþýna paydos denilmeyecek olursa. kabak gene.”391 Gerçekten de. cinsel birleþimleri” böyle sürüp gidecek olursa.” Bunun nedenini de açýklamaktan geri kalmýyor hazret. azgeliþmiþ ülkelerde yürürlükte bulunan koþullarý deðiþtirmek için elden ne gelir ki. bunlarý yeniden birbirine yaklaþtýrmak da o ölçüde güçleþmektedir. Bunlarýn en baþarýlý olanlarýndan biri. Malthus’çu tehlike. kaçýnýlmaz olan sonuç ortaya çýkacaktýr. “Tarihte hiç bir zaman. o kadar çoðalacaktýr ki. Akademik çevrelerin çatýsý altýnda barýnan ekonomistler. bilimsel ve ölçülü bir dille anlatmanýn sýrrýna ermiþ görünüyorlar. nüfus eðrisi. ölçüsüz. yiyecek sýkýntýsý baþgösterecektir. geriye. “Ýki eðri kesiþmiþtir artýk. bir tek umut ýþýný kalmýþtýr: Nüfus patlamasýný denetim altýnda tutabilmek için oldukça sert önlemlere baþvurma olanaðý. sözün geliþinden baþka bir þey deðildir. geri ülkelerde yaþayan insanlarýn tepesine kara bulutlar gibi çökmüþtür ve bütün geleceklerini karartmaktadýr onlara sorarsanýz.oranlarý ile saðlýk koþullarýnýn geliþmesine baðlý olarak azalan ölüm oranlarýnýn doðal bir sonucu olarak ortaya çýkan nüfus patlamasýnýn. bu “yumurtlarcasýna çocuk doðuran milyonlarýn. bir uçurumun kýyýsýnda durduðu görülmüþ deðildir.”389 Daha geniþ bir okuyucu kitlesine seslenen yazarlarýn kullandýklarý dil ise haliyle daha bir renkli oluyor. burada kullanýlan “bizli” ifade. ölüm oranlarýnýn gelecekte ulaþacaðý ölçülere adamakýllý yaklaþtýrýlmazsa. o zaman. yaþamak için gerekli nesneler eðrisini kesmiþ ve aþmýþtýr. umutsuz halk yýðýnlarýnýn baþýnda patlayacaktýr anlaþýlan! Ýri lâflara pek meraklý olan bu gibi yazarlara. “Komünist Manifestosu ve At- 290 Paul A.” diye yüksek perdeden açýyor sözü.

b. “Aþýrý nüfusun varlýðýný Doðanýn ezeli ve ebedi kanunlarýyla açýklamak ve kapitalist üretimin tarihsel kanunlarýyla açýklamaktan daha çok iþine gelir egemen sýnýfýn. yoksul yaþama koþullarýnýn. [sayfa 421] Malthus’çularýn öne sürdüðü. fizyolojik v. psikolojik. bu kadar derin düþüncenin sonunda bir þey elde edebilseler bâri! Çünkü.ilipinler 4 10 13 26 30 175 Paul A. "Yoksul" Surinam (Hollanda sömürgesi) Bolivya Belçika Kongosu Kolombiya Ýran.”394 ve böyle bir “açýklama”nýn bugün içini de bilimle bir ilintisi de yoktur.deðiþtirmeye çalýþmaktan çoktan vazgeçtik!ne kadar derin düþünmeleri (!) gerektiði anlaþýlacaktýr. Marx’ýn belirttiði gibi. genetik.”393 Ýþte. Irak . Neo-Malthus’çularýn inanmak istediklerinden tamamen farklý olduðunu ortaya koymuþlardýr. bazý “yoksul” (geri) ve “zengin” (ileri) ülkelerde nüfus yoðunluklarýný göstermek üzere aþaðýdaki küçük tabloyu (yuvarlak rakamlar kullanarak) hazýrlamýþtýr. otomatik nüfus azaltma mekanizmasý iþlememektedir. gerekli derin düþüncenin dayanaðý olabilecek felsefe de bu! Gerçi. yönleri olan sorunlara. toplumsal coðrafyasal. ekonomik. fakat olsun. bugün içinde bulunduklarý yoksulluðu anlatmak için bile . Profesör Grundfest. Malthus zamanýnda da yoktu. çünkü bilimsel olgular. týpký ellerimizden yere býraktýðýmýz bir top gibi.lantik andlaþmasý gibi belgelerin kaleme alýnmasýna ve kabul edilmesine götüren cinsten düþüncelerden titizlikle kaçýndýklarýný” ve “siyasal. bu yüzden bütün eðitimimizi yeniden biçimlendirmeliyiz. kýtlýðýn ve salgýn hastalýklarýn nüfusun yoðun olduðu ya da hýzlý bir artýþ gösterdiði yerlerde görülmesi hiç de zorunlu deðildir. çýkarlarýna çok daha uygundur böyle yapmak kuþkusuz. “çevre içinde varlýðýmýzýn bütün gidiþi tamamen fizik kanunlarýna baðlýdýr. onlar. bu insanlarýn. Azgeliþmiþ ülke haklarýnýn bugün içinde bulunduklarý durumdan sorumlu bulunan etmenlerin listesi böyle uzayýp gittikçe. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 291 . yalnýz politik ve/veya ekonomik çözümler arama yanlýþlýðýna götüren bu cins düþünceden uzak durduklarýný” belirtiyorlar. nüfus sorununun. gene bildiklerini okuyacaklardýr! Onlarýn bu inançlarýna küçük bir eleþtirme fiskesi vurmak yeter de artar bile: bir defa.

810 970 954 582 Birleþik Devletler Kanada Büyük Britanya Belçika 292 Paul A.396 Þöyledir durum: Adam Baþýna Enerji Tüketimi (1 milyon ton kömür eþdeðeri) 16. (kapitalist) dünya pazarý için. Ýtalya ve (çok gerilerde de) en çok nüfus yoðunluðu olan Ýspanya.500 7. kaynaklarý ise çok daha zengin olabilir (Surinam ve Belçika Kongosu bunun canlý örnekleridir). yok edilircesine sömürülmektedir.”395 Son iki sonuçadam baþýna geliri belirleyen önemli etmen olarak.Hindistan Martinik (.770 Ulusal Gelir (Adam baþýna Amerikan dolarý) 1. [sayfa 422] Ýskoçya. (e) Bütün yoksul ülkelerin de ortak bir özellikleri vardýr: Bunlar sanayi bakýmýndan azgeliþmiþlerdir ve bunlarýn kaynaklarý. (d) Ülkelerin zenginlik dereceleri ile sanayileþme dereceleri arasýnda ise sýký bir baðýntý vardýr.” diyor Grundfest.ransýz sömürgesi) "Zengin" Belçika Ýngiltere ve Goller Birleþik Krallýk Hollanda Ýtalya ..kullanýlan enerji ile ulusal üretim arasýndaki baðýntý ile de ortaya konulabilir. “ana” ülkelerdekinden çok daha düþük olabilir. nüfus yoðunluðunun deðil.ransa Ýspanya Ýspanya 250 615 800 750 500 610 400 170 140 140 “Bu rakamlar. Belçika ve Hollanda. (c) ‘zengin’ ülkelerin nüfus yoðunluklarý ile yaþama standartlarý arasýnda bir baðýntý yoktur. (b) Sömürgelerin nüfus yoðunluklarý.ransa. gene de çok yoksul olabilir bu sömürgeler. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . yaþama standartlarý bakýmýndan bu ülkeleri þöyle sýraya sokabiliriz: Ýngiltere.. . bazý olgularý ortaya çýkarmaktadýr: (a) ‘yoksul’ ülkelerin durumu nüfus yoðunluklarýndan baðýmsýzdýr ve bunlar.600 9. zengin tarýmsal ve/veya madensel kaynaklara sahip olduklarý halde yoksuldurlar.100 15. sanayileþme derecesinin ele alýnmasý.

tropik kuþaðýn dýþýnda da 1. yaðlý tohumlarý ve yað bitkileri ile bol bol elde edilecek ve bu hesaplarýmýzda hedef olarak seçilen deðerler kat kat aþýlabilecektir.175 5. “Dünya nüfusunun yýlda yüzde Paul A. söz konusu görüþün saçmalýðý daha da açýk-seçik bir durum kazanacaktýr. dönüm baþýna ürün verimliliði tropik bölgeler için daha bugünden. Eðer sorunu. . Birleþmiþ Milletler Gýda ve Tarým Örgütü Ýstatistik Bölümü Baþkaný Dr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 293 . gerekli karþýlýklardan birini veriyor bu konuda saçmalayanlara. C.785 4. Bu yazar. gerekli yiyecek maddeleri.385 570 570 55 45 780 604 764 849 300 269 100 394 250 125 57 36 “Bir ülkenin yoksulluðu. konunun uzman araþtýrýcýlarýnýn bulgularýna dayanmaktadýr: “Tropik bölgelerde 4 milyar dönüm kadar bir alaný üretime açmak mümkündür.155 1.inlandiya’daki verimlilik düzeyini bulmuþtur. Bunlardan birincisiyle ilgili mükemmel bir araþtýrma yapmýþ olan.ilipinlerdeki verimlilik düzeyini. bilimsel üretim yöntemleri uygulandýðý zaman.670 1. tropik dýþý olanlardaki bölüm baþýna verimlilik ise . Taeuber. yeni topraklarýn tarýma açýlmasýný bile gerekli görmüyor bunun için.2 milyar dönüm kadar bir atan tarýma açýlabilir. kendi zaman boyutu içinde ele alýrsak ya da karamsar peygamberlerin 2100 ve 2200 yýllarý için yaptýklarý uydurma hesaplarý gözden geçirirsek. kök bitkileri ve yumrularý ile. þekeri.685 4. Bu yazarýn vardýðý sonuçlar. dünya insanlarýný bol bulamaç besleyebileceðine inanýyor. hububatý. elde edilebilecek üretim düzeyini de eklediðimiz zaman.755 4. bugünkü topraklarýn bile.Ýsveç Batý Almanya .”398 Colin Clark daha da ileri gidiyor.600 2.ransa Ýsviçre Polonya Macaristan Japonya Ýtalya Portekiz Türkiye Hindistan Burma 7. Bu günkü koþullar altýnda yapýlan üretime. “artan nüfusuna yeteri kadar yiyecek maddesi saðlayamaya”397 [sayfa 423] etmenine baðlamak da ayný ölçüde palavradýr. ülkenin geriliðini. nüfus baskýsýndan ileri gelir” önermesi nasýl uydurma bir yargý ise.

nüfus artýþýnýn yarattýðý açýðý kapamaya yeterlidir..1 oranýnda arttýðý söylenebilir. Günümüzün ciddi araþtýrýcýlarý ise. Toplumun böyle aritmetik oyunlarýna dayanan hesaplarý boþa çýkaracaðýna güvenmeliyiz.. eðer dünya nüfusu bugünkü gibi yýlda yüzde 1 oranýnda artacak olsa. K.. ilerde gün gelecek adam baþýna bir karýþ toprak bile düþmeyecektir. toprak/insan oranlarý hesaplarýnýn etkisinde kalmasýný doðru bulmuyoruz. önümüzdeki binyýllarda ne olacaðýna deðil!”400 Bir Ýngiliz bilgini de “insanýn üretici yetenekleri” üstüne yaptýðý aydýnlýk saçan bir araþtýrmasýný þöyle bir sonuca baðlamaktadýr. Demek ki her türlü Malthus’çu karamsarlýk tamamen yanlýþtýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . peygamberlik taslamýyorlar. “Yeryüzünün sýnýrý yoktur diyemeyiz. bolluk içinde yaþatacak düzeyde bir üretimi gerçekleþtirecek bir teknolojik kalkýnmayý çoktan baþarmýþ olmalarýdýr. zorlayýcý bir gücü de yoktur.5 kadar arttýrabileceði bir gerçektir (hatta bazý ülkelerde yüzde 2 mertebesinde bir artýþ bile saðlanabilir). böyle hesaplarý altüst edecek bir davranýþ sistemi içine gireceðine güvenmeliyiz. basit bir aritmetik oyunudur. ellerindeki bilimsel yetke ve araçlarý. Dünyanýn bugünkü ürünleri ile kaç insanýn karnýný doyurabileceðini hesaplamak da kýsýr ve boþ bir iþ yapmak olacaktýr. dünyanýn tümünü deðil belli kesimlerini incelemeye yönelmiþ bulunuyorlar.genel anlamda bir “aþýrý nüfustan” söz etmek tamamen anlamsýzdýr. Stanford Üniversitesi Yiyecek Maddeleri [sayfa 424] Araþtýrma Enstitüsü Yönetmeni Profesör M.”401 Demek oluyor ki. Kýsýr bir oyundur üstelik. bu hesaplara kalýrsa.. toplumun kendi eylem gücü vardýr. önümüzdeki onyýllarýnda ne olacaðýna bakýyorlar. “Aþýrý nüfus” kavramýnýn bir anlam taþýya- 294 Paul A. Konumuz bakýmýndan asýl önemli olan nokta. hiç kuþkusuz. tek baþýna. Bu hesap. Aritmetik ise. -yeni ve. gezegenimiz elbette ki sýnýrlýdýr. eski Malthus’çuluðun üçüncü temel saçmalýðý olan . fakat üstünde yaþayanlarý ve yaþayacaklarý besleyecek kadar da geniþtir.”399 Neo-Malthus’çularýn Jules Verne tipi uydurma hesaplarýna gelince. Bennett’in açýk ve aydýnlýk araþtýrma bulgularýnýn bunlara gerekli karþýlýðý vermiþ olduðunu söylemek mümkün: “Kimsenin. insanlarýn artýk yalnýz caný tende tutacak kadar bir üretimi deðil. tarihe ve gözlemlerine dayanýyorlar. yalnýz bilimsel ilerleme etmeni bile. buna karþýlýk tarýmsal tekniklerin geliþtirilmesi ile üretimin yýlda yüzde 1. geleceði kestirme gücünü içinde taþýmaz.

ekonomik kalkýnmayý gerçekleþtirerek bir çözüme baðlayabiliriz. Bir kez daha Profesör Bennett’in sözlerine kulak [sayfa 426] verelim: “Genel olarak. doðum oranlarýnýn azalmasý þeklindedir. toplumsal ve politik örgütleri tez elden kurmamýza baðlýdýr. doðal kaynaklara oranla deðil. böyle açýk bir oranlamadan bile söz edilemediði görülmektedir.403 Dr. insanlýðýn üretici servetini geniþletmek için yatýrýlan aktüel ekonomik artýk ile akla uygun biçimde örgütlü bir toplumda gene bu amaçla kullanýlabilecek (fakat kullanýlmayanç. Tarihsel geliþimin bugünkü aþamasýnda aþýrý nüfusun. o kadar büyüktür ki. elimizi uzattýðýmýzda yakalayabilecek olduðumuz geliþmeleri saðlayacak ekonomik. Engels’in konunun can alýcý noktasýný yakalamýþ olan sözleriyle. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 295 . Aþýrý nüfusun doðal kaynaklara oranla “aþýrý” olduðunu. þimdi bütün sorun.bilmesi için. Taeuber’in dediði gibi.n. nüfus ile yiyecek maddeleri arasýndaki yarýþ olarak adlandýrýlan olguya -eðer gerçekten böyle bir yarýþ varsa tabii. Paul A.) potansiyel ekonomik artýk arasýndaki fark. genel eðilim. çünkü evlenmeler ertelenmekte. “bunun böyle olduðu bilindiðine göre. Eðer tüm olarak dünya ele alýnacak olursa. “genel olarak. “nüfus baskýsý.daha doðru bir açýdan bakabiliriz ve aslýnda bunun nüfus ile ekonomik kalkýnma arasýndaki bir yarýþ olduðunu söyleyebiliriz. Çünkü ancak ekonomik kalkýnma aþýrý nüfus probleminin her iki yönünü birden çözebilir: Bir yandan yiyecek maddeleri üretimini arttýrýr. aþýrý nüfus problemi denilen sorunu. nüfusun ne ile baðýntýlý olarak aþýrý olacaðýnýn açýkseçik ortaya konulmasý gerekir. ancak ve ancak. geçinme araçlarý üstünde deðil. doðal bir olgu ve veri deðil.”404 Demek ki. toplumsal bir olgu ve veridir. ancak bu niteliði ile anlaþýlabilir ve üstünde bir eyleme giriþilerek deðiþtirilebilir. aile büyüklükleri. [sayfa 425] olsa olsa bir iki yerde böyle açýkseçik tanýmlanmýþ görebiliyoruz hepsi bu kadar. çalýþma araçlarý üstünde yoðunlaþmaktadýr. -hem geliþmiþ hem de azgeliþmiþ ülkelerde-. üretimde bulunan iþletme ve donatýma oranla tanýmlanmasý daha uygun olurdu. þu yargýyý güvenle öne sürebiliriz sanýrým: Tüketim düzeyleri arttýkça. diðer yandan nüfus patlamasýný frenler. Yukarda da belirttiðimiz gibi. oldukça kýsa bir zamanda toplumun üretici güç ve olanaklarýnda son derece önemli artýþlar saðlamak iþten bile deðildir.”405 Çünkü. uzun dönemli eðilim.”402 Gerekil “çalýþma araçlarýný” ortaya koymak ise.

. yani böyle bir kýtlýðýn ortaya çýkabileceðini “düþünmek mümkündür”. Hindistan ulusal gelirinin yüzde 22.düþünceli hareket etme ve doðum önleyici araç ve gereçler kullanma yoluyla sýnýrlanmaktadýr. yer yuvarlaðý üstünde yaþayan insanlarýn doyurulmasý iþini olanaksýz kýlmalarýndan ötürü deðildir bu yalnýz. saðlýk bakýmýný ve koruyucu hekimliði de geliþtirdiði için.406 Þurasý da bir gerçektir ki.. saðlýðýn. “ve eðer bütün o kullanýlmayan ya da eksik kullanýlan “topraklar ekilip biçilmeðe baþlanýrsa. dünyanýn her yeri için. alarm zillerini çalmanýn tam zamanýdýr-. Bunun ne kadar önemli birþey olduðunu þu örnekten de anlamak mümkün. . insanýn bir uyarýda bulunacak kadar zamaný olacaktýr. eðer “bilim.” Dahasý var ekonomik büyüme. çünkü kapitalizmin ve emperyalizmin ekonomik ve toplumsal sistemi. bir kýtlýðýn baþgöstermesinden sonra bile. sonunda. doðum oranlarý belli bir mertebede donup kalmakta. doðal kaynaklarýn bollaþtýrýlmasý için sonuna kadar kullanýldýktan sonra bile. Lange’ye yazdýðý ve daha önce de bir baþka alýntý yaptýðýmýz mektubunda belirttiði gibi. on beþ yaþma ulaþamadan ölen. Çünkü ölüm oranlarýnýn azalmasý. ölüm onanlarýný da büyük ölçüde düþürüyor -bu da. ezeli ve ebedi doða kanunlarýnýn. sanayi alanýnda kullanýldýðý tutarlýlýkta [sayfa 427] ve geniþlikte tarýma da uygulanacak olursa. hýzlý ve akla uygun bir ekonomik ilerlemenin koþullarý yaratýldýktan.5’i. ayný zamanda -ki bu özel bir önem taþýmaktadýr.çocuk ve bebek ölümlerinin de azaltýlmýþ olmasý anlamýna geliyor.akat bu arada. Alarm zilleri çalýnmalýdýr. en çok saygý duyulmasý gereken ve en önce ele alýnmasý zorunlu eðilimlerden biridir.A. Engels’in.” . Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . tarihsel geliþimin bugünkü aþamasýnda o kadar yanlýþ ortaya konulan ve açýkça insanlarý oyuna getiren bir sorundur ki. belli bir deðiþmezlik kazanmaktadýr. pek çok sayýda insaný 296 Paul A. özellikle azgeliþmiþ ülkelerde bunun büyük önemi vardýr. bu alanda “tam bir bilgisizlik bulunduðunu” itiraf eden Profesör Bennett’e katýlabiliyoruz.akat bu. insan ýrkýnýn varlýðýný sürdürebilmesi için zorunlu yiyecek maddelerinin ve diðer gerekli maddelerin kýtlýðý yeniden ortaya çýkabilir. canlýlýðýn ve üretim etkinliðinin ilerlemesini saðlamakla kalmýyor. hiç çekinmeden. dolayisiyle üretici bir insan olma çaðýna eriþemeyen çocuklarýn bakýmýna gitmektedir. tüketim düzeyi çok yükseldiðinde ise. doðum ve ölüm oranlarýnda kalkýnmaya baðlý düþmeler görüldükten ve bilimsel olanaklar.

ne önemi vardýr! Aþaðýdaki cinsten zýrvalara eklenecek baþka söz bulamýyoruz çünkü: “Modern hekimlik mesleði. Kýzýlderililer”. ayný zamanda gereklidir de. Çin’deki gibi. insan mutluluðuna burun kývýran ve insan hayatýna boþ veren bir [sayfa 428] ideolojinin sistemli olarak yayýlmasýdýr -mutluluk ve hayat kim. potansiyel ekonomik artýk. geometrik diziyle artan bir nüfus bütün dünya için geniþ çapta bir yýkýntý Paul A. Dünya açýsýndan böyle bir felâket yalnýz kaçýnýlmaz deðil. yýlda yüzde 7 ya da 8 dolaylarýnda bir kalkýnma hýzýna ulaþýlmasý iþten bile deðildir. böyle dürüst bir temele oturan eylemlere giriþmemeleri”408 de deðildir yalnýz. Emperyalistlerin azgeliþmiþ ülkelerde nüfus sorunlarý üstüne yazdýklarý ile bu yazýlardan sýrýtan soðuk insanlýk düþmanlýðý ve zulüm.407 Bugünkü durumda ise.yoksulluða. “Ýnsanseverliðin önemli bir ulusal çýkar sorunu olmamasý. ancak yüzde 1 ya da 2 oranýndaki yýllýk nüfus artýþýný karþýlayacak ya da onu bir parçacýk aþacak kadardýr. Daha önce de gördüðümüz gibi bugün azgeliþmiþ ülkelerin büyük çoðunluðunda. eðer gerçekten bir kalkýnma hýzlarý varsa azgeliþmiþ ülkelerin. kaynaklarý seferber etmemizi engellemekte ve bunlarýn yardýmýyla ulaþabileceðimiz ekonomik kalkýnma hýzlarýný kesmektedir. günümüzden iki bin yýlý aþkýn bir zaman önce yaþamýþ kör câhil bir adamýn saçmalarýna dayanan bir töreye sahiptir ve mümkün olduðu kadar çok insanýn hayatta kalmasý için çaba göstermeyi bir görev saymaktadýr. gerilemeye ve erkenden ölüp gitmeye mahk-m etmektedir. bugün son derecede gerekli olan potansiyel ekonomik artýðý elde edebilmemiz için. önümüzdeki birkaç yýl içinde kýtlýk bütün dünyaya yayýlacaktýr. “sarý benizliller”. ulusal gelirin yüzde 20’si dolaylarýnda (hatta bunun üstünde) bulunmaktadýr. Alarm zilleri çalýnmalýdýr. çünkü kapitalizmin ve emperyalizmin ekonomik ve toplumsal sistemi. bunun önüne geçmek için hiç bir umut kalmamýþtýr. bu yarýþa büsbütün trajik bir görünüþ veriyor. Gerçekten de. Hangi sermaye üretim oraný kullanýlýrsa kullanýlsýn.Mutluluk ve hayat. bunlarýn olduktan sonra. Çin’deki yaygýn kýtlýk felâketlerinden kendisini kurtarabilmek için ne kadar çýrpýnsa boþtur. böyle bir kaynaktan yapýlacak yatýrýmla. Önemli olan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 297 . kalkýnma hýzlarý. “nüfus ile ekonomik kalkýnma arasýnda bir yarýþ” söz konusudur. hükümetlerin. Bundan daha önemli olaný. “zenciler” ve diðer “aþaðýlýk ýrktan insanlar” kim?.409 Oysa hekimlik býrakmalý böyle saçmalýklarý ve þu bulguyu kendine rehber edinmelidir (!): “Dünya.

hatta belli bir amaç olmadan reddediliyorsa.”411 Profesör Wiener’in. yeryüzü nüfusuna oranýnda görülecek olan azalmadýr. bu gerekleri adamakýllý kavramýþ bulunuyorlar: “Yiyecek ekmeði bile bulunmayan bir halký. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . bir dizi bulaþýcý ve salgýn hastalýktan kurtarmak ve doðmuþ insanlarý bile doyuramayan bir ülkenin baþýna. hekimlik mesleðine mensup kiþilerin hiç deðilse bir kesimi. yani soylu olmayan haklarda doðurganlýk oranýnýn daha yüksek olmasý. çok basit olmamalý. felâkete ve ezraile davetiye çýkarmaktan baþka bir anlam taþýmamaktadýr. törelerini yeniden [sayfa 429] gözden geçirmediði” ve “modern dünyanýn gereklerine uydurmadýðý” anlaþýlmaktadýr! Azgeliþmiþ ülkelerde yaþayan insanlarýn sahte dostlarý. bir saðlýk programý. biyolojik ve kültürel hazinemizin hýzla eriyip gitmesine”412 yol açýyormuþ! Ve bu durum -diye üzülüyor Mr.elâketi daha karmaþýk ve can sýkýcý hâle getiren ise.olacaktýr.” Böyle bir felâketin en kötü yaný da. yüksek bir töre sahibi olduðunu öne süren kiþiler için. “modern” dostlarý ise. bütün aðýrlýðý insan hayatýný kurtarmaya vermelidir: yerine. öyle araçlar geliþtirmelidir ki. bir bebek selini belâ etmek. bu yeni-barbarlýðýn ne anlama geleceðini tam olarak kavramýþa benziyor: “Eðer ihtiyacý olanlara saðlýk yardýmý yapýlmasý bilinçli olarak reddediliyorsa. böyle bir tutum içine girmiþ olmak. Bunlarýn toplumumuzun “deliler alayýna” ait olduklarý haklý olarak öne sürülebilir ve denebilir ki “beyaz ýrkýn üstünlüðünü saðlama baðlamak için her- 298 Paul A. dayanýlmaz. Ýngilizi de Amerikalýsý da böyle bir tutuma kafa sallýyorlarsa kendilerini adam saymaya haklarý olduðu söylenemez.” .” Demek ki. “gelecek kuþaklarýn doðuþtan getirdikleri nitelik ve deðerleri arttýrmak için”. “1600 yýlýndan beri Batý dünyasýnda geliþtirilen fikirleri ve kültür örneklerini yaratmýþ olan insanlarýn. Vogt“Avrupanýn ve Asyanýn aþýrý nüfuslu ülkelerinde iþi saðlam tutmak için dünya kadar harcamayý gerektirmektedir. bunlarýn etkisiyle Çin halkýnýn doðum oraný kýsýtlanabilsin!”410 Profesör Norbert Wiener.”413 Bu tür düþüncelere hiç aldýrmamalýyýz. Beyaz adamýn yeryüzündeki egemenliðinin baþka ýrklara geçmesi bile böyle bir alçaklýðýn yanýnda hiç kalýr. “törelerini yeniden gözden geçirmeli” ve “modern dünyanýn gereklerine” uydurmalýdýr. bir alçaklýktan baþka bir þey deðildir. bir planýn benimsenememesinden ileriye geliyormuþ! “Kötü daðýlmýþ bir doðurganlýk. bu parlak felsefenin (!) en iyi anlatýldýðý pasaj da þu olsa gerek: “Þurasý açýktýr ki.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 299 . S. “politikada. týpký hukukta olduðu gibi. Kendi acayip yetersizliðinin sýnýrlarý içinde hapsolup kalmýþ bir toplumsal ve ekonomik sistemin düþünce yapýsýdýr bu ve insanlýðýn geliþmesini ve hatta ayakta kalmasýný köstekleyen bir düþünce yapýsý olarak mutlaka eleþtirilmelidir. Cook’un kitabýný göklere çýkaran Mr. Ne Mr. J. aksine herkes bunlarý bir adam sanmaktadýr. sorun. Engels diyor ki: “Ýþler her geçen gün biraz daha saçma. fakat bu konudaki kelimelerimizin çoðu kendi toplumumuzun bireyci olduðu günlerden kalmadýr. Belki. bireycilik koþullarý altýnda yaþamanýn. bu adamlarýn yarattýklarý ve yaþatýp sürdürdükleri düþünce yapýlarý ile nesnel dünyada oynadýklarý roldür. insanlýðýn büyük çoðunluðu için en önde gelen ve en yaþamsal gereksinmedir. Bu adamlara karþý haksýzlýk ettiðimiz ve bunlarýn. boþa geçen her yýl. söylediklerinin ne anlama geldiðini bilmedikleri. tekelci kapitalizmin ve emperyalizmin koþullarý düpedüz. Julian Huxley. milyonlarca insan hayatýnýn yitirilmesi anlamýna gelmektedir. sorunun can alýcý noktasýna parmak basmýþtý. Günümüzde ekonomik kalkýnma. “Serbestlik ve özgürlük üstüne parlak sözler söyleyebiliriz. daha doðmadan ölmek anlamýna geldiði çaðýmýzda. Bir zamanlar John . böyle parlak kelimelerin çok az anlamý kalmýþtýr. içinde yaþadýðýmýz toplumun kenar mahalle aydýnlarý sayýlýyor. Vogt’un kitabýný yorumlayan Mr. biraz daha gereksiz hâle geliyor. bilselerdi bunlarý hemen reddederlerdi.urnival’in bir yerde akýllýca belirttiði gibi. kiþi eyleminin [sayfa 430] doðal sonuçlarýna katýlmasýný bilmelidir-fakat sorun burada deðil. Eylemsiz geçen. Yitirilen her yýl. Demek oluyor ki.oster Dulles. ne de Mr. Ýnsan onuru ve insan kiþiliðinin deðeri konularýnda söylev çekebiliriz. öyleyse bu ünlü kiþilere çatmak yersizdir. insan haklarýndan ve temel hürriyetlerinden dem vurabiliriz.kesin herkese karþý savaþýný öngören düþünceleridir bunlar”414 Keþke öyle olsaydý ama ne yazýk ki öyle deðil. . Bu bozuk düzene son verilmelidir. geri ülkelerde varlýklarýný sürdüren insanlarýn daha da zayýflamasý ve daha da çaresiz kalmalarý demektir. denemez! Çünkü bir insanýn öznel iyi niyeti ya da namussuzluðu deðildir konu . Bugünkü sýnýf farklarýnýn ortadan kalktýðý yeni bir toplumsal düzen kurmak mümkündür. bu bozuk düzene son verilebilir.”415 Aslýnda bu koþullar.gerçi. öne sürülemez. bireyci toplum koþullarý deðil. bazý yoksulluklara Paul A. görüþlerini deðiþtirirlerdi. Baruch.

akat. fakat devrimci yaratýcýlarýn güçleri. kitabýnýn sonuç bölümünde belirttiði gibi. Köklü bir dönüþüm ihtiyacý olgunlaþmýþ olabilir. belli bir kuþaðýn ömrü içinde çözüme baðlanabilir. aþýrý nüfus. [sayfa 432] 300 Paul A.”417 Ýþte dünyanýn büyük bir kesimi. toplumun ilerici güçlerinin gönüllerine göre olmaz her zaman. insan toplumu bu kadar akla uygun biçimde düzenlenmiþ deðildir ve iþler. Mr. fakat töresel açýdan büyük deðer taþýyan kýsa bir geçiþ dönemi yaþanacak ve bu dönemle birlikte. eðlenmek için. Ýki ayakkabýdan biri tekelci kapitalizm ise. Hayýr. þimdi artýk. Vogt’un. böyle bir dönüþümü gerçekleþtirmek için yeterli olmayabilir daha. Bu koþullar altýnda toplum çürüdükçe çürür ve bu çürüme on-yýllar boyu sürüp gider. diðeri de emperyalizmdir. . yoksulluk ve hastalýk sorunu. yaþamak için. bunlara bakarak. “daha þimdiden çok büyük tutarlara ulaþmýþ bulunan üretim güçleri” o günden bugüne akýl almaz niceliklere ulaþmýþtýr. günümüzde büsbütün gereksiz hâle gelmiþtir. dünya çapýnda uyumlu bir plânlama çabasýyla. “insanlýðýn durumu. O zaman.” Benzetme yerindedir. böyle bir dönüþüm gereksinmesinin tamamen olgunlaþtýðý bir çaðda.”416 Engels’in bu satýrlarý yazdýðý 1891 yýlýnda “gereksiz” olan “iþler” ya da “kurulu düzen”. bu çürüme aþamasýnda bulunuyor. herkese eþit ölçüde ve gittikçe artan miktarlarda verilecektir kurulacak yeni toplumsal düzende. bütün bedensel ve zihinsel yeteneklerin geliþtirilmesi için gerekli araç ve gereçler. ya kendisini bunlardan kurtarmak ya da ayaklarýnýn kendisini topallamaya zorlayacak kadar küçülmesine göz yummaktýr. günümüzde. Azgeliþmiþlik. iki numara küçük ayakkabýlar giymiþ bir kiþinin durumu kadar somuttur. devrimci sýnýflarýn. zorunlu olarak böyle bir dönüþümü baþarabilecek kadar güçlü olacaklarýna inanmak yanlýþtýr. köklü bir dönüþüm gereksinmesini ortaya koyduðu bir çaðda. toplumun bütün üyelerinin malý olan ve daha þimdiden çok büyük tutarlara ulaþmýþ bulunan üretim güçlerinin plânlý bir biçimde kullanýlýp geniþletilmesi [sayfa 431] baþlayacak. Ýnsanlýðýn çoðunluðunun karþýsýnda bulunduðu açmaz.katlanmayý zorunlu kýlan. Lenin þöyle söylüyor: “Sosyo-ekonomik kalkýnma koþullarýnýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . herkes çalýþmak zorunda kalacak ve kimse çalýþmadan yaþayamayacak. tarihsel olaylarýn bu yönde akacaðý sonucunu çýkarmakta acele etmemek gerekir.

17. 54.E. Dýþiþleri Bakanlýðý). J.7 kadar yüksek olmuþtur.44.B. [sayfa 433] 319 The Geography of Hunger (Boston.D. (Þimdiki O.e. s.E. 316 O.D-ç. 1950). s. 325 Bu. bu gibi “özel durumlar” zamanla “ayarlandý” ve bu ülkeler de bizim “ikinci guruba” girdiler.E.C. s. A Report of the President (Washington.. United Nations (Birleþmiþ Milletler). Point . 321 International Development Advison Board. a. Investments in Overseans Territories in Africa South of the Sahara (Paris. Cooperative Program for Aaid in the Development of Economically Underdeveloped Countries (Washington. 313 United States Department of State (A. 314 O. 1952). 317 Bumun nedeni.e. 1949).S.” Harvard Business Review (July.. 323 Review of Economic Conditions in Africa (1951). s. s. kýsmen. 4.4 ve petrol yatýrýmlarýnda yüzde 26. 318 Bkz. s. kamu hizmetleri alanýna yapýlan yatýrýmlarýn. United Nations. s. R. 58 ve 59. H.2.Ancak. a.Dipnotlar 311 Sayýlarý oldukça az olan bu gibi ülkelerde.our. Department of State. 324 Orta Doðudaki petrol ayrýcalýklarý tarihinin grafiksel bir özeti için bkz. yüksek gümrükler ve satýþ vergileri lüks mallarýn fiyatlarýný etkilemektedir. 2. North Caroline. kýsmen de. “Oil and Social Change in the Middle East” The Economist (July.). 79.n. 315 U.. 1951). 322 Basil Davidson. azgeliþmiþ ülkelerdeki halk bilinçlenme ve baskýlarýnýn artmasýndan.g. Review of Economic Conditions in the Middle East (1951). Bu durum. geri ülkelere yapýlan Amerikan yatýrýmlarýnýn yýllýk kârlýlýk oranlarý. 223 320 United Nations. onu arttýrmaz.e.C.oreign Investment. Report on Southern Africa (London. 326 “Petrol çýkarma ayrýcalýðýna sahip kumpanyalarýn çoðu. kamu hizmetleri de dahil tüm yatýrýmlardý yüzde 13. ham madde çýkarýlmasý alanýna yapýlan yatýrýmlara göre çok düþük kâr getirmeleridir. pazarlama Paul A. azgeliþmiþ ülkelerde. 1952).B.C. s. ekonomik artýðýn el deðiþtirmesine yol açar. 271. söz konusu kamu hizmetlerini kullanacak olan iþletmeler de ortalarda yoktur. Çeþitli Ortadoðu hükümetleri ile petrol çýkaran batýlý þirketler arasýndaki ayrýcalýk anlaþmalarýnýn ilk günlerinin kýsa tarihi için. Partners in Progress. 312 Latin Amerika’da bu guruba giren birkaç ülke daha vardý eskiden -bunlarýn baþta gelenleri de Lazaro Cardenas yönetimindeki Meksika. Geri ülkelerde. 20. 1951).Mikesell ve H. 111 ve devamý.g. kamu hizmetleri yatýrýmlarýnda yüzde 3. Dernburg. Review of Economic Conditions in Africa (1951). özellikle Bölüm IV. Özellikle.g. Buralardan toplanan kamu gelirleri. Ýngiliz ve Amerikan þirketleri arasýnda kýyasýya bir çekiþme görülmektedir. kamu hizmetleri alanýna yapýlan yatýrýmlarýn bu kadar düþük kâr vermelerinin nedeni açýktýr: bu yatýrýmlar yeteri kadar büyük çapta üretimde bulunamadýklarý için birim baþýna ortalama giderler çok yüksektir.. Chenery’nin Arabian Oil (Chapel Hill. “Prospects for LongTerm . 1945-48 arasýnda geçen dört yýlda.E. 1949) adlý kitaplarýna bakmak yararlý olacaktýr. 1955) adlý yazýyla yenilenmiþtir. a. ham madde çýkarýlmasý alanýna yapýlan yatýrýmlarýn. yerel hükümetlerin eski siyasal dengeyi ve kolaylýðý tutturamamalarýndan ve bu nedenle yabancý çýkarlarýna eskisi kadar kolaylýkla hizmet edememelerinden ileri gelmektedir. s. Savaþ sýrasýnda ve Savaþtan sonra petrol talebinin büyük ölçüde artmasýndan ve petrol þirketleri arasýndaki düþmanlýðýn þiddetlenmesinden ileri gelmektedir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 301 . Guatemala ve Þiliydi.s.E. Bu kitaptaki bilgiler. ayrýca.

309 ve devamý. s.kumpanyalarýnýn denetimindedir ya da onlarla bütünleþmiþ durumdadýr. 227 ve 231. 39. Philby de. 335 Ayný Rapor. “Capital Output Ratios of Certain Industries: A Comparative Study of Certain Countries” Review of Economics and Statistics (August. United Nations.reedom (Paley Report) (Washington.” Mikesell and Chenery. bu kitabýn yazarý Suudi Arabistan’daki rejimin düþmaný deðildir. Ýkinci olarak da. 331 Oil and Change in the Middle East” (2 Temmuz. s. kendi amacýna uygun olarak harcanmýþ olduðunu söylemeye bile gerek yok sanýrým. 177 ve 223. 1955). 340 7 Ocak 1950 sayýsý. 228). The Empire of Oil (New York. ülkeye yaptýklarý hizmetin. Bkz. 334 Ayný Rapor. 231. 1955). Atkinson ve yardýmcýlarýnýn Security and the Middle East.e. s. Bhatt. s. bunlarýn. belki eksik. a. 341 Harvey O’Connor. Bunlardan birisi. 1949) adlý yaments Yearbook. Mr. çünkü birincilerin.St. (New York. 328 Harvey O’Connor. bunlarýn. 1948. Buna karþýlýk azgeliþmiþ ülkelerde.” (S. akla uygun bir plânlama düzeninde. Ýbni Suud’a ithaf edilmiþ ve üstelik þu sözlerle ithaf edilmiþtir. Sanayileþmenin baþlangýç aþamalarýnda. 1954) adlý raporlarýndan.onunun Balance of Payments Yearbook (Washington. sermaye mallarý tam kapasiteyle kullanýlacak ve tekelci kapitalizm koþullarý altýnda görülen aþýrý kapasiteye olanak verilmeyecektir. 81. ek. 25.V. ayrýcalýðý veren ülke içindeki eylemlerinden elde ettiði kârlar ve dolayýsiyle yerel hükümete ödedikleri paylar. 1955). Þurasý önemle belirtilmelidir ki. 339 Örneðin bkz.e. azgeliþmiþ ülkelerin. istenildiði gibi kullanýlýyor ve diðer Bakanlýklara ödenek verilmesinde oldukça gönülsüz ve gevþek davranýlýyordu. iþçiler henüz yetersiz ve acemi olduklarýndan makinalar da çabuk aþýnýp yýpranýyordu. siyasal yeteneðine hayranlýk duyduðu Kral Ýbni Suud’un “Din görevlilerinin. 61. en ileri ve modern makina ve donatýmý kullanarak sanayileþmeye baþlayabilmesi. 332 Henry A. Proposals Submitted to the President of the United States (New York. 1952). Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Bütçeyi o hazýrlýyordu. Nitekim kitap. 72. maaþlarýný sekiz ay gecikmeyle aldýklarý da oluyordu. eriþilmez büklüðü için yücelt onu!” 330 A.. Arabian Jubilee (London. 83. s. Bu nedenle. 336 The Economist. s. Örneðin küçük memurlarýn aylýklarý en azýndan dört ay gecikmeyle ödeniyordu. 8 Aralýk. s. Bu ödeneðin. Bölüm. 82. O günden bu yana. Baþkanýn Ham Maddeler Politikasý Komisyonu [sayfa 435] Raporu. Cilt (1954)’ten de yararlandým. V. köhnemiþ makinalarý kullanmak zorunda bulunmamasýdýr. bütün diðer bakanlýklarýnýn toplam hizmetinden büyük olduðunu. hiç beklemeden ve doðrudan doðruya. 338 Bu varsayým. s. Bu öyle bir bütçeydi ki: “Kral ve çevresi için gerekli ödenekler ayrýldýktan ve gene bu yönden gelecek beklenmeyen para istekleri için gerekli karþýlýklar bir kenara konulduktan sonra. Cilt I. s. the Problem and Ýts Solution. Bu pasajda sözü edilen Abdullah Süleyman. 28. 327 1946-1949 yýllarýný kapsayan kestirmeler. halkýn ruhsal refahýný arttýrdýðýný” söylediðini kaydetmektedir. bu oraný azaltýcý yönde.g. 1950-1954 yýllarýný kapsayan kestirmeler. The Economist’in sözü geçen ekinden yararlanýlarak elde edilmiþtir. s. Uluslararasý Para . çalýþan etmenler vardýr. bu konuda bazý ilerlemeler olmuþsa da bunlar devede kulak mertebesinde kalmýþtýr. 342 New York Times.e. 1952). Suudi Arabistan Maliye Bakanýydý o zamanlar.g. Bölüm. s. Economic Survey of Latin America 1953 (1954). 5. 1954). 333 Security and the Middle East. 302 Paul A. a. The Empire of Oil. ilk bakýþta sanýldýðý kadar akla aykýrý deðildir. fakat ilgi çekici bir inceleme için bkz. 228. Bu konuda. “Yaptýðý büyük iþler için onu [sayfa 434] yücelt. geriye kalan kaynaklar Maliye Bakanlýðýnca.B.g. 337 A. J.g. çeþitli oyunlarla asgari düzeylerinde tutulmaktadýr. Philby. 329 H. Resources for .

. 60.. (New York. 1955). 345 Birleþmiþ Milletler. sivil yönetimde önemli görevlerin baþýna getirmiþtir. ülkenin yalnýz küçük bir kesimini etkilediði olgusunu söz konusu etmesek bile bu böyledir. gerçekten de hem alan. 1955) adlý incelemesinde verilmiþtir.. yüksek mevki sahiplerinin çevirdiði dolaplar konusunda her gün yeni bir fýkra uydurmaktadýr .ilipinlere gönderdiði Ekonomi Heyetinin. Rollins.. 1955.E. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 303 . kamu harcamalarýný. s. 1949). yabancý iþverenin verdiði ücretin altýnda ücret ödese ve gene yabancý iþverenin verdiði diðer ödeneklerin hiçbirini vermeye yanaþmasa bile. Birleþmiþ Milletler..B.” Harvey O’Connor. bütçenin yüzde 18’idir. sanki petrol bulunmamýþ. 195 ve Economic Survey of Latin America 1953 (1954).. hükümetin kendi tahminlerine göre. Halk. s. tâ çöl ortalarýna kadar gidip gelmesi gerekmediðinden. 346 Bu zenginleþmenin. Halkýn hoþnutsuzluðuna karþý rejimini güçlendirmek için Diktatör Rojas.. “Raw Materials and Economic Development” (1955) [sayfa 436] adlý doktora tezinde çok iyi dile getirmiþtir (Yukarda 34. toplam bütçenin yüzde 35’ini yutmaktadýr aslýnda.. 1950 adlý raporuna bakýnýz. daha sonraki yýllarla ilgili istatistik bilgiler. ona ve ailesine. Kolombiya diktatörünün ordusu. kentin uzak tepelerinde. 27 Kasým ve 6 Aralýk 1948 tarihli sayýlarý. artan parasal gelirinin. Report to the President of the United States (Washington. o sihirli petrol dünyasýnýn dýþýnda yaþamasý hayret vericidir. Bunlardan en azýndan bir 200. 1955. Bir kýsmý da. 1955). Mikesell ve H. Galatoni’nin Egypt in Midpassage (Kahire. çeþitli konular arasýnda nasýl paylaþtýrdýklarýný öðrenme için bkz..” R.g. s. 347 Bolivyada kamu gelirlerinin hangi amaçlarla kullanýldýðýný C... 1950) adlý kitabýna ve Amerikanýn . iþçi saðlýðýna önem verilmesinden ileri gelmektedir. California. fakat. yaldýzlý Karakas kentine kaçmýþtýr köylerini býrakýp ve orada köprü altlarýnda ya da laðýmlarda barýnmaktadýr.343 New York Times. 81 ve devamý. 82. Bunlarýn en baþýnda da aðýr askeri harcamalar gelir. ya da yerli iþverenin. Paul A. tartýþýlabilir ekonomik iþlere yatar. Karakas’taki Amerikan Elçiliðinden Albay Adams olduðu sonradan açýklanmýþtýr. petrol iþletmeciliði biliminin bir bölümü olup çýkmýþtýr!” (Oil and Change in the Middle East) adlý yazýdan. a. Mr. Kolombiyada da. dipnotunda sözü edilen inceleme). Eðer iþçinin bu süreç içinde harcanmasý. 2 Temmuz. dað koðuklarýndaki küçük conucos’larýnda ya da latifundialardaki kulübelerinde. C. gün boyunca. The Empire of Oil. Kamu giderlerinin. s.E. iþçiden daha az verim almaya göz yummasýndan ileri gelmektedir. baþka ülkelerde de benzeri yolsuzluklarla çarçur edildiklerini örnekleyen Anthony H. Bu nedenle.cumhurbaþkaný konusundaki fýkralar baþta geliyor. Arabian Oil (Chapel Hill. Gallegos’un sözünü ettiði askeri ateþenin. s. Hükümetin. ülkelerinde hiç böyle bir þey çýkmýyormuþ gibi. Stanford Üniversitesi. North Carolina. iþçinin etkinliði açýsýndan. eriyip gitmesi düþünülmüyorsa. Verimliliðe en büyük katkýlardan biri de. yeni yetme zabitlerini. 224. bu unutulmuþ kiþilerin barýnaklarýndan söz eden olmuyor tabii. Yolsuzluk ayyuka çýkmýþtýr. baþkentin güzelliklerini öve öve bitiremeyen reklâmlarýnda. Chenery. “Kamu gelirlerinin çoðu. “Ülke halkýnýn onda dokuzunun. s. 267. s. Public . hem de nüfus olarak ülkenin ancak çok küçük bir kesimi bundan etkileniyor. 27 Aðustos. Bu tür eserlerden yalnýz ikincisini belirtmiþ oluyoruz. Economic Survey of Latin America 1951-1952 (1954). “ya iþyerinin yakýnlýðý ve dolayýsiyle iþçilerin iþe gidip gelme zahmeti az olduðundan.inance Surveys: Venezuela (1951). 116 ve devamý. Bu sonuncu harcama kalemi. onun sosyolojik olarak koþullandýrýlmasý de gerekir. The Economist dergisinin öz olarak belirttiði gibi. 350 Yerli iþveren.” Business Week.. Rollins’in “Raw Materials and Economic Development” (yayýnlanmamýþ doktora tezi. “yerli iþçilere karþý baba pozu takýnmak.000 kiþisi. gene o eski hayatlarýný yaþamaktadýrlar.” The Economist. adýna komik olsun diye ‘ranços (kaþane) denilen gecekondulara çekilmiþ ve kentten kovulmuþtur. yazý. bilindiði gibi. saðlýklý yaþamanýn fiziksel koþullarýný saðlanmýþ olmasý gerekiyor. 344 1936-1937 ve 1950-1951 yýllarýnda Venezüella hükümetlerinin. 25 Kasým. 349 “Þirketin yalnýz iþçileri eðitmesi ve iyi ücretler ödemesi yetmez. Hastalýktan ve açlýktan kýrýlan bu çoðunluk. 348 Promoting Economic Development (Claremont.

baþka bir þeydir.ormolatioýý of the Second . 358 “India . 224. 354 Point . Musaddýk’ý izleyenlerin baþlarýna gelenler bunu çok iyi örneklemektedir. 360 United Nations.ar East 1953 (1954). [sayfa 438] 367 P. 37. ülkede kalan kârlarýn da yarýsý hisse sahiplerine) daðýtýlýyor. Second . Income Distribution and Capital . geri ülkelerde yaþayan büyük halk kitlelerinin açlýðýn eþiðinde bir hayat sürdüklerini biliyoruz. s. .N. 59. paragraf. bütün bu etmenler tüketim eðrisinin yukarýya doðru kaymasýna yol açarlar. Planning Commission. Yukardaki çözümleme. 355 Ýran’da Dr. sömürgelerdeki Batý egemenliðinin.ilipinler için ve Güneydoðu Asyanýn bazý kesimleri için de [sayfa 437] ayný ölçüde geçerlidir. Measures for the Economic Development of Underdeveloped Countries (1951). bir sabýrsýzlýktan ve bir huzursuzluktan söz ediyor. Profesör Nurkse. sömürgelere baðýmsýzlýklarýný vermenin zorunlu olduðunu. 34. The Second . ileri ülkelerin yüksek hayat standartlarýnýn taklidine dayanan. Economic Survey of Asia and the . Sturmthal. Rosenstein-Rodan. 365 A. 2. 17. 366 United Nations.” gibi zýrvalardan çok daha anlamlý görünmektedir. 1955). Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . diyor.ive Year Plan. Latin Amerika ülkeleri için. Datta’nýn The Economics of Industrialization (Calcutta. Economic Journal (June-September 1943). bu büyüklükler konusunda saðlam deðerlendirmeler yapmanýn olanaðý yoktur. 357 Essays on . New York. Dolles’in. Economic Survey of Asia and the . (S. 65. National Income and Its Distribution in Underdeveloped Countries (1951). 1953). 364 United Nations. Profesör Nurkse’nin “bu konuda bir sýnýf ayrýmý gözetmenin yerinde olup olmayacaðý konusundaki tereddüdü” okuyucuyla dalga geçme anlamý taþýmaktadýr. Daha yakýn zamanlarda yapýlan bazý hesaplamalar. s. barýþ içinde ortadan kalkmasý ve bunun yerini özerk yönetimlerin almasý gibi olumlu bir durum ortaya çýktý. s. 63 ve B.reedom and Power (Maridian Edition.our. s.ar East (1953) (1954). 353 Ayný yazý. Azgeliþmiþ ülkelerdeki kapitalist katmanlarýn israf ve lüks içinde yaþamalarýna kýlýf hazýrlarcasýna bir “ulusal tüketim eðiliminden” söz etmek yakýþýk alýr mý hiç? Bkz. United Nations.ormation in Mexico” Journal of Political Economy (June-1955). s. 361 Indian Statistical Institute. 1950). s. 1955). s.ive Year Plan (Calcutta. A Draft Outline (1956) 363 Toplam kârlarýn büyük bir dilimi hâlâ yabancý sahiplere gidiyor.Progress and Plan” (Ocak 22. K. Dr. 369 Azgeliþmiþ kapitalist ülke hükümetlerinin derleyip sunduðu istatistik bilgilerin niteliði gereði. s. 362 Government of India. 1949). 87’dedir bu zýrvalar). Recommendations for the . “The Industrialization of Eastern and South-Eastern Aurope. The Industrialization of Backward Areas (Oxford. 1952) adlý eseri. bu atýn rengi Profesör Nurkse’nin sözünü ettiðinden farklýdýr. “Economic Development. s. Mandelbaum. Cooperative Program for Aid in the Development of the Economically Underdeveloped Areas (Washington. 1955). Orta Doðu için doðru olan. 229.351 Ayný yazý. aksi halde. 368 Buradaki aþýrý tüketim.ive Year Plan 1956/57 ve 1960/61 yýllarý arasý. Problems of Capital . onlarýn Batýlý egemenleri yüzüstü býrakmalarýnýn kaçýnýlmazlýðýný belirtmesi bakýmýndan Mr. bir tüketim gerginliði artýþýndan. kârlarýn yeniden yatýrýlan dilimlerinin yüzde 25-30’u geçmediðini gösteriyor. Oysa. “Batýnýn dini ile Batýnýn ekonomik ve sosyal felsefeleri elele verince. Oshima’nýn daha önce de sözünü ettiðimiz incelemesi -bildiðim kadarýyla dünyada ilk kez. kan dökülmeden.azgeliþmiþ ülkelerdeki bu istatistik bilgi yetersizliði açýðýný kapatmak 304 Paul A. 356 War or Peace (New York. 76. 68 ve 95. 187. kitabýnýn daha ilersinde söylediði. s. 352 Ayný yazý.ormation in Underdeveloped Countries (Oxford. 359 Ayný yazý. 1945).

“International Investments and Earnings” Survey of Current Business (August. 379 Döviz sýkýntýlarýnýn ve döviz denetim uygulamalarýnýn varlýðý. . “Direct Investments. [sayfa 439] Bu yüzdelerin.” Journal of Býýsiness of the University of Chicago (April. Hazlewood’un ilk alýntýsý. 1953). “The Distribution of Gains Between Investing and Borrwing Countrier” American Economic Review. 310. 1950). Bu son yazýda. Nederlandsche Konjuntur (August. and Balance of Payments. Measures for The Economic Development of underdeveloped Countries (1951). s. H. durum elverdiði ölçüde dýþarýya kaçýrýldýðý bilinmiyor. 1952). No. Singer. 129 ve devamý. Staff Papers (September. [sayfa 440] 382 Petrol fiyatýndaki deðiþmeler Iran ya da Suudi Arabistan halklarý tarafýndan tevekkülle karþýlanmýþ. özellikle. “Trade and Investment in Underdeveloped Areas: A Comment” American Economic Review (June.” Uluslararasý Para . S. Quarterly Journal of Economics. s. “Prospects for Long. hükümetin yayýnladýðý Introducing the Colonies (1949). 370. þirketler. 380 Bu konu. bir yolunu bulup. Söylemeye bile gerek yoktur ki. Ýstatistik bilgilere dayanan kaba bir hesaplama için bkz. Relative Prices of Export and Imports of Underdeveloped Contries (1949).inance Since the War” Review of Economic Studies (December. s. yabancý sermayenin. The Interational . Terms of Trade. 1949 yýlýnda. örneðin Guatemala gibi bir ülkenin “ticaret hadleri”nde bu nedenle önemli çarpýklýklar oluyor. S. Bunun nedeni. Rippy. yüzyýlýn 2. 1939) içinde..J. Hazlewood. (May 1950). yatýrým gelirlerinin dýþarýya aktarýlmasýný engelleyen döviz sýnýrlama politikalarýnýn uygulanmasýdýr. yarýsýndan 2.D. s. söz konusu dönem baþýnda alabileceði -karþýlýk gelebileceði. Savaþ öncesine göre çok daha düþük olduðu. 381 “Direct Investments. s. Dünya Savaþýna kadar uzanan ve yarým yüzyýlý aþan bir dönem boyunca temel maddelerin göresel fiatlarýnda genel bir azalma eðilimi bulunduðunu. s. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 305 . W.Term . H.low of Private Capital. bkz. (. Cutler. 378 A. McLeod. 477 ve devamý. 1949 yýlýndan sonra önemli ölçüde arttýðý ortaya konmuþ bulunmaktadýr. en azýndan birçok ülkede böyle olduðu belirtilmelidir. özellikle ham madde fiatlarýnýn. Savaþ sonrasý döneminde ham madde fiyatlarýnda görülen önemli Paul A. 26. Ortalama olarak belli bir birim ham maddenin. 122. H. 1951). Myint’in önemli yazýsýnda. 1942). söz konusu farkýn. Bkz. azgeliþmiþ ülkelerde elde ettiði kârlarý oldukça düþük göstermeye zorlamaktadýr. 374 D..J. ne kadarýnýn da. 376 United Nations. paragraf. s.. 7. W.mamul maddelerin dönem sonunda ancak % 60’ný alabileceði görülmektedir. Bkz. bu kârlarýný kendi ülkelerindeki þubelerine gönderiyorlar.için. 1946-1952 (1954). Pizer ve . mamul fiatlarýna oranla gittikçe düþtüðünü gösteriyor. 225 377 “Böyle eldeki genel nitelikte istatistik bilgiler 19. “Background for Point . s. parça bölük bilgilerin nasýl anlamlý bir bütün içinde biraraya getirilebileceðini ortaya koyan deðerli bir giriþimdir.J. s. 375 A.inch. and Balance of Payments. 372 United Nations. Dernburg. 370 J. 58 dendir. 84. biraz daha deðiþik bir çerçevede ortaya konulmaktadýr. Dalmulder. 1953). bilinmesi de þimdilik olanaksýz. 49 ve devamý. s. Tinbergen J. Mr. bu konu üstünde önemle durmaktýr. Savaþ sonu döneminde. “The Gains from International Trade and the Backward Countries. 371 J. Döviz zorluklarý nedeniyle kolayca dýþarýya aktarýlamayan bu paralarýn ne kadarýnýn yurtiçi yatýrýmlarýna gittiði. 44.).ebruary. United Nation. 1955. 1951). Singer’in ayný sayýda yayýnlanan karþýlýðý: “Reply”. 373 H.our: Samples of Profitable British Investment in the Underdeveloped Countries.onu (IM.” Quarterly Journal of Economics (.ebruary. “Colonial External .oreign Investments” Harvard Business Review (July.” Review of Economic Studies 1954-1955). Terms of Trade. 58. “Investment Services of Underdeveloped Countries.N. aktaran Erich Schiff.

6. 388 Portekiz örneði ile bu sorun çok iyi anlatýlabilir. National Income and Its Distribution in Underdeveloped Countries (1951). 1954). California. (Calermont. s. daha önce tekel hâline getirdiði bir alana yeni bir giriþimcinin katýlmak istemesi hâlinde ortaya çýkýyor ve bu alana yeni bir yatýrým yapýyor. adam baþýna gelir tahminleri oldukça belirsizdir. Latin Amerika ülkelerinde yaþayan insanlarýn hayatlarýnda ve ekonomik kalkýnmalarýnda ancak çok küçük olumlu etkiler yaratmýþtýr. s. “aile çýkarlarýný yeð tutma ve korumaya çalýþma” gibi. Cilt II. . 3. “H. daha önce de belirttiðimiz gibi. California. s. Capital (Kerr baskýsý). Dewhurst ile yardýmcýlarýnýn America’s Needs and Resources (New York. 1948). “Kalýtýmsal [sayfa 441] olarak var olan ölülüðü ya da bitkinliði” gibi. United Nations. Human . 389 E.C. ülkelerin göresel 306 Paul A. (bkz. Enterprise and Secular Change içinde. s. Ýþte. Mason. 53 ve 286 (Ýtalikler bizim). Economic Development. 1954). “Þimdi artýk büyük bir sýnýf haline gelmiþ olan büyük sermaye sahipleri. s. s. mý ileri geldiði konusunda en ufak bir fikir vermemektedir. 30). Söylemeye bile gerek yoktur ki. s. ihraç edilen ham madde fiyatlarýndaki artýþlar ulusal gelir istatistiklerini þiþirmekte. Almanya ve Ýtalya ile ilgili rakamlar göresel fiyatlara dayanmaktadýr. Road ta Survival (New York. fakat bu þiþkinliðin çalýþan yerli iþçilerin ücretlerindeki bir artýþtan mý yoksa yabancý þirketlerin kâr paylarýndaki bir artýþtan. Vogt. Büyük sermaye sahiplerinin bu “ortaya atýlma” eylemlerinde. 265 ve 287. 158. Hollanda ve Belçikadaki adam baþýna ulusal gelir düzeyindedir! Bkz. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ellerindeki parayý ya nakit olarak tutuyorlar ya da arazi satýnalmaya yatýrýyorlar. s. .ransa. bu konuda hemen hiç bir anlam taþýmamaktadýr. 53.. bu “tekelci yapýyý” kavramaya çalýþmak daha uygun olacaktýr. 392 Vogt.. s.. 1952). tüm ülke bakýmýndan fikir veren ulusal gelir istatistikleri. Yeri gelmiþken belirtelim ki. Haley (derleyen). 1953). Promoting Economic Development. bunun çok yavaþ ilerlemesi sonucunu doðurmaktadýr.C. Promoting Economic Development (Claremont.S. s. Williamson’un ve J.. Mason. 1951). 396 Bu rakamlar 1950 yýlý verileridir ve J. An International Comparison of National Products and the Purchasing Power of Currencles (Paris. 395 “Malthusiasm. tarihsiz adlý eserlerinden derlenmiþtir.W.S. 387 E. sonuncu eser s. yalnýz. Baruch’un destek olmak istediði. Bernard M. 390 W. söz konusu ilk sermayelerini biriktirirken kullandýklarý bütün giriþimci marifetlerini kullandýklarýný ve böylece tekelci durumlarýný büsbütün kuvvetlendirdiklerini kolaylýkla söyleyebiliriz. Mr. Homewood II Uonois (1950) s. Kravis’in. Illinois. resmi ulusal gelir tahminleri açýsýndan bakýldýðýnda. azgeliþmiþ ülkelerin bir sanayi büyümesinden yoksun bulunmalarýný ya da böyle bir süreç varsa. s.g. Buttrick’in ortaklaþa derledikleri.” Monthly Review (Aralýk. 224’teki yazý. 580 n.. 1951).ertility: The Modern Dilemma (New York. Bunlara karþýn. Gilbert ve I. Büyük Britanya.. Cook. 384 “Economics of Growth” B. 1955). 46.” . Bu kitaba yazdýðý bir sunuþ yazýsýyla. 393 Ayný eser. 1099 adlý eserleri ile M. 386 Marx. geri kalmýþ ülke kapitalistlerinin bazý özellikleri üstünde spekülasyon yapmaktansa. Ýþte bu nedenle. bu tekelci yapýnýn varlýðý.. Diðer rakamlar. Grundrisse der Kritik der Politischen Ekonomie (Rohentwurf) (Berlin. 1955). Venezüella’nýn adam baþýna ulusal geliri. 394 Marx. 385 “An Approach to the Study of Entreprenurship. Bunlardan bazýlarý.” “Portugal”.C. a.B. 279. Principles and Patterns (New York. s.e. 251. Çünkü. 1955). kitabý yüceltmeye kalkýþtýðý görülmektedir. 322. resmi kur üzerinden Amerikan dolarýna çevrilmiþtir. bu rakamlar. s. 391 R.artýþlar. 383 “Entreprenurship and Technological Change. 187.ransa. Lane ve J. I. Riemersma (derleyenler). A.. The Economist (17 Nisan. A Smrey of contemporary Economics (Homewood.

Human . “aþýrý nüfus” gibi. 407 Açýktýr ki bu yargý. aktaran. 399 “The “World’s Capacity to . Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 307 . China: The Land and the People (New York. s. Road to Survival (New York. “deðiþtirilmez. Spengler. Josue de Castro. bu güzel esere yazdýðý önsözde þunlarý söylemektedir: “Bu kitap.g. Amerikadaki Presbiteryen Kilisesi tarafýndan [sayfa 443] Çin’e gönderilmiþ bir hekimdir.” NeoMalthus’çu mikroba karþý baðýþýklýðý olan herkes bu kitabý okumalýdýr. 13. s. ister kýtlýk ya da salgýn hastalýk. No. Tanrý yazgýsý ekonomik iliþkilerden “söz etmekle de. 238’dendir.. 1951) s. 58. s.unda Quarterly (January 1950).e. bir fikir veriyorlar. 345.eed and Clothe Itself. 1948). ayrý yollardan Paul A. “The Population Obstacle to Economic Betterment” American Economic Review (May.S. Kapitalizmin yarýþmacý gençlik yýllarý açýsýndan anlamlý olan.. yaklaþýk da olsa. uyduruk kategoriler hâline gelmiþ bulunuyor.. 1865. Wey Ahead (The Hague. Ýþsizlik ve israf koþullarý altýnda.C. nedeni ister. “The MilBank Memorial . s. 48. bu ideoloji (yani kapitalizmin ekonomi düþüncesi) herþeyi bir sis perdesinin arkasýna gizlemeye çalýþýyorsa. 398 “Utilization of Human Resources in Agriculture. 52. (New York. kapitalizmin ve emperyalizmin ekonomik ve toplumsal yönden akla aykýrýlýðýný gizlemek istiyor. Selected Correspondance içinde. 1934).” Mr. 397 Rockfeller . s. 403 Þurasýný belirtmemiz gerekir ki. Pressure of Population and Economic Efficiency in India (New Delhi. 2. 412 R. Lange’ye mektup. Promoting Economic Development (Claremont. s. Cook’un.A. ikinci alýntý s. Brittain. Mason.ertility: The Modern Dilemma (New York.J. 323. s. The Geography [sayfa 442] of Hunger (Boston. 400 Population.oundation (Rockfeller Vakfý) gibi bir örgütün yayýnladýðý Public Health and Demography in the . s. eser çalma ile suçlanamayacaðý açýk olduðuna göre. Bu yazar. 1950). a. 1946) s. temel geçim kaynaklarý üstündeki bu baskýlar. s. 402 . 409 W. burjuva ekonomi düþüncesinin en saðlam görünen. Rice Institute Pamplet (July. 223. tekelci kapitalizm ve emperyalizm aþamasýnda içi boþ. aktaran J. (Boston. kapitalist düzen çerçevesi içinde böyle bir þey olamaz. 286. halkýn genel budalalýðý olsun. 1952).yerleri konusunda. Cook. 351.. ne yapalým ki sonuç bu yani ölümün saltanýdýr. 1951). modern bilimin bir bolluk dünyasý yaratmak için neler yapabileceðini anlatan en yetkin kitaptýr benini gördüðüm. 1952). 1951) s. Vogt. bu ülkelerin hýzlý bir ekonomik büyüme süreci içine girebilecekleri gerçeðini yadsýmak anlamýna gelmez. 405 Bennett. 295 ve 315. 1948). John Boyd Orr. 1949).C. Let There Be Bread (New York. s. 404 A.ar East (1950) aldý bir kitapta þu satýrlarý okuyoruz: “Ýnsanlarýn. deniz suyundan suni ekmek ve suni biftek yapmanýn bir yolunu bulsa bile. “kaynaklarýn en uygun biçimde daðýlýmý” kavramý ne kadar boþ bir kavramsa ve nasýl. 406 D. 198. kendinden önceki düzen olan feodalizme kýyasla hâlâ ileri ve ilerici bir nitelik taþýdýðý günlerde bir anlam taþýyan bu kavramlar. Winfield. kapitalizmin. 401 R.ertility: The Modern Dilemma (New York. gerilik ve yoksulluk gibi sonuçlarý Doða kanunlarýnýn sonucu saymakla. 410 G. 27. bunca kalabalýðýn karný doyar mý hiç?” Human . 282. 22. Cook da söylev çekercesine soruyor: “Bilim. 408 E.. 1955). Cilt II. 1952).g. s. 74.California.ood and Economic Progress. eninde sonunda. R.e. Ghosh. 29 Mart. Mr. “kaynaklarýn kýtlýðý” ve “sermaye yetersizliði” gibi kavramlarý bile bugün için geçersizdir artýk. ne var ki. 83. ölüm güçlerinin yeniden kurulup pekiþmesine yol açacaktýr. s. geri bölgelere cömertçe ve bencilliðe sapmadan yardým edilmesi (sonunda. Marx ve Engels. . 411 The Human Use of Human Beings.

giden iki ayrý düþünürün ayný sonuca vardýðýný görmek ilgi çekici sayýlsa gerektir! Bu düþünürlerden öteki Adolf Hitlerdir! Benzer sosyo-ekonomik ve ideolojik koþullar nasýl da ayný düþünceleri çýkarýyor ortaya! “Aþaðý ýrk sayýca üstün ýrktan her zaman daha çok olduðu için ve daha kötüsü. 413 A. (Moskova. Doða bunu yapýyor bir dereceye kadar. 313. acýmasýz bir seçim. 1950). s. Geri kalanlarýn öyle çok sayýda artýþýna da olanak vermiyor. Selected Works (Moscow. Wage Labor and Capital. [sayfa 444] 308 Paul A. Cilt I.. Marx ve Engels. 417 Soçinenya (Eserler). 73’te.g. 414 Wiener.” Adolf Hitler. s. Introduction to Marx.e. 1934). a. 79. 257. ayný geçim olanaklarý verildiðinde. Cilt. bir seçim yapýyor. Mein Kampf (Munich. ister istemez. s.e. 1949-1950). 1947). 9. sayýlarýný azaltýyor bir ölçüde. 416 Engels. s. O halde bir düzeltme yapmak gerekecektir. s. kuvvete ve saðlýða göre bir seçim yapýyor. geriye itilmiþ oluyorlar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . daha hýzlý çoðaldýðý için. 338.g. aþaðý ýrka kötü hayat þartlarý vererek yapýyor. üstün insanlar. 53.. s. 415 War or Peace (New York.

bir mikroskobun altýna konulmuþ gibi. XIV. baþat sorunu azgeliþmiþ ülkeler dünyasýdýr. kendisinin öngördüðünden daha kapsamlýdýr bugün için: “Bir hükümetin nemenem bir þey olduðunu anlamak istiyorsanýz. insanlýðýn ilerlemesini köstekleyen devsel bir ayakbaðý olup çýktý. geri ülkelerdeki yapýlabilen-yapýlan farkýndan. ekonomik kalkýnmanýn devsel makinasý olan kapitalist sistem. Alexis de Tocquevillee’in. hükümetin özellikleri daha belirgin ve açýk seçik hâle gelmektedir. düðümün burada olduðu çýplak gözle bile görülebilecek hâle gelmiþtir: bir zamanlar.419 Paul A. yapacaðýnýz en iyi iþ. çok daha geniþ bir çerçeve için geçerliliðini korumaktýr. Louis yönetiminin baþarýlý ve baþarýsýz yönlerini anlamak istiyorsam. bu sömürgede gözlemlenebilir”418 Gerçekten de. siyasal kurumlarla ilgili olarak öne sürdükleri. onun sömürgelerini incelemektir.SEKÝZ DÝK YOKUÞ Çaðýmýzýn temel sorunu. bütün bozukluklarý ve çarpýklýklarý. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 309 . kýyaslanamayacak kadar [sayfa 445] büyüktür. toplumun elindeki üretim güçleriyle yapýlabilecek olan iþler ile baþarýlmakta olan iþler arasýndaki fark. çünkü söz konusu yönetimin. bu yazarýn söylemiþ olduklarý. Kanada’ya gitmeliyim. çünkü orada. geliþmiþ ülkelerde.

Bu nedenledir ki. 310 Paul A. gerçekte tek ve topak bir problemin iki ayrý yönünden baþka bir þey deðildir. yüksek ve düþük kalkýnma dereceleri arasýndaki fark deðildir. bundan daha çarpýcý bir yanlýþlýk olamaz oysa! Çünkü daha önce de gördüðümüz gibi. ayný zamanda. kaldýrmak istiyor muyuz istemiyor muyuz (çünkü istesek kaldýrabiliriz!). azgeliþmiþ ülkelerde. azgeliþmiþ ülkeler halklarýnýn da. geri ödemesine olanak verecek ve onlarýn son derecede yetersiz “çalýþma araçlarýný” süratle arttýrma çabalarýna.. toplumsal ve kültürel ilerleme yolunu açmakla kalmayacak. ileri ülkelerdeki gibi.420 Hiç bir þey. yalnýz kendi halklarýna. ileri ülkelerin. yoksa aðýr çalýþma koþullarýnýn. gibi olmayan bir yoksulluk ile adam gibi varlýðýný sürdürme arasýndaki farktýr. söz konusu fark. milyonlarca insan için ölüm ile kalým arasýndaki farktýr.akat. yoksulluðun ve kültürel çöküntünün sürüp gitmesini mi istiyoruz. Geri ülkelerin sömürülmesine son vermekle de [sayfa 446] kalmayacaktýr böyle bir dönüþüm. Batý’nýn elindeki muazzam üretim güçlerinin akla uygun bir biçimde örgütlenmesi ve tam olanak kullanýlmasý geliþmiþ ülke halklarýnýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . cömert ve bencillikten uzak bir yardýma kavuþmalarý saðlanacaktýr. ekonomik. umutsuzluðun yol açtýðý çaresizlik ile ilerlemenin yarattýðý gönül ferahlýðý arasýndaki farktýr. bu arada. gözlerde büyütülüyor ya da göze batýyor. azgeliþmiþ ülkelerde ise. geliþmiþ ülkelerde tekelci kapitalizmin ve emperyalizmin yürürlükte olmasý ile azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik ve toplumsal gerilikleri arasýnda çok sýký bir baðýntý vardýr ve bu iki þey. azgeliþmiþ ülkelerin. ileri ülkelerde kapitalizm çaðý boyunca verimlilik ve üretim.. geri ülkeler halkýna olan tarihsel borçlarýnýn. hiç deðilse bir kýsmýný. düzeylerinde ulaþýlan salt büyüklüklerin çok yüksek oluþu. Çünkü bu ülkelerdeki söz konusu fark. burjuva yazarlarý bile. bugünkü yoksulluk ve durgunluk koþullarýnýn kýsa zamanda üstesinden gelmelerine olanak verecektir. sonuçlarýnýn felaketlere yol açmasý nedeniyle. tüm yoksulluklarý son bir çözümle ortadan kaldýrabilecek miyiz. sorunu da deðildir ileri ülkelerdeki gibi. olan ile olabilecek arasýndaki fark. Ýleri Batý’nýn sosyalizme dönüþü. tekelci kapitalizmin ve emperyalizmin boyunduruðu altýnda kalmakla “büyük bir zarara uðramayacaklarýný da sözün arasýna sýkýþtýrýverirler. zaman zaman. akla uygun bir ekonomik ve toplumsal örgütlenmeye geçmelerinin geciktirilmemesi gereken bir gereksinme olduðunu kabul ederler. bu farký görmezlikten gelmemize yol açýyor.

Gününü doldurmuþ olan burjuvazi. Lenin’in 1913 yýlýnda Avrupa ülkeleri için yazdýklarý. Ýtalya’ya. emperyalist güçlerin olanca direniþiyle üstlerine çullandýklarýný görüyorlar. kimsenin gözünün yaþýna baktýðý. sivil halkýn üstüne napalm bombalarý yaðdýrmakla birdir. her yerde ne kadar geri. bir demecinde. 19. proletaryanýn büyüyüp güçlenmesinden hiç de korkmayan yönetici burjuvazinin. “savaþýn insancýllaþtýrýlmasý” gibi konularda bazý anlaþmalar yapýldýðý oluyordu. kasaba ve köyleri tümüyle yakýp yýkmak. o da. Burjuvazinin bilincinde. Ýspanya’ya. geniþ kapsamlý zengin kültürü ve yapýsal özellikleriyle. “Uygar ve ileri. Portekiz’e yönelelim bu hep böyledir. Avrupa’da. emperyalizmin bugünlerde. daha önce de deðindiðimiz nedenlerle421 (bunlarý yeniden ele almýyoruz çünkü tartýþmamýzýn daðýlmasýna yol açabilir). ne kadar ölümlü ve ne kadar ortaçað kalýntýsý þey varsa onu desteklediði. bugün bütün ileri ülkeler için genellenebilir bir geçerliðe sahiptir. parlak gençlik çaðlarýndan gerçek hümanizma adýna bir-iki küçük iz kalmýþsa. durumu iyi özetle- Paul A. Baþkan Eisenhower’in. ister Yakýn Doðu’-ya ve Latin Amerika’ya bakalým ve ister Doðu ve Güneydoðu Avrupa’ya. sorunun salt askeri yönleri üstünde fazla konuþmamýza gerek bile yok. sallantýlý ücret köleliðini koruma çabasýna giriþmiþ bulunuyor”422 “Geri. bir tarihsel noktaya gelmiþ olduðu görülmektedir. azgeliþmiþ ülkelerde yaþayan insanlarýn ulusal ve toplumsal kurtuluþ için verdikleri savaþa karþý ise. parlak bir geliþme göstermiþ bulunan makina sanayii ile. kendilerine ilerici bir kalkýnmayý saðlayacak bir ekonomik ve toplumsal düzen deðiþikliði yapmaya kalktýlar mý. [sayfa 447] Bu tarihsel kavþakta. Bu desteðin amacý mümkün olduðu yerde toplumsal devrimleri önlemektir ve böyle devrimlerin yer aldýðý ülkelerde de sosyalist toplumlarýn yerlerine oturmalarýný ve ilerlemelerini kösteklemektir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 311 . yoðun sýnýf çatýþmasýnýn etkisiyle tamamen silinip gitmiþtir. bugün de her yerde gözlemlenebilir: gözlerimizi ister Çin’e ve Güneydoðu Asya’ya çevirelim.Ancak. tarihsel süreç böyle bir yol izlemiþ deðildir. hâlâ. Ýleri ülkelerden yardým görmek þöyle dursun. ölümlü ve ortaçað kalýntýsý” olan her þeyi desteklemesi. kimseye acýdýðý yoktur. bütün o modasý geçmiþ ve köhneleþmiþ güçleri bir araya toplayarak. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda ve yirminci yüzyýlýn ilk çeyreðinde. “Öldürme Operasyonlarý” da “Boðma Operasyonlarý” kadar yasalý ve töreli sayýlmaktadýr bugün. geri ülkeler.

gerekli yönetim yetkinliði saðlanacak olursa. Birleþmiþ Milletlerin. çok büyük bir özenle. geçen yüzyýlda bizim ‘büyük Amerikan deneyi’ ile halklarýn hayallerini okþadýðýmýz gibi. yatýrýmlarýn yapýlmasýnda ve yeni sermaye kaynaklarýnýn kullanýlmasýnda. ulusal gelir de son derecede hýzlý bir tempoyla arttýrýlabilir. Bu çareleri kullananlar. daha çok. yalnýz belli bazý kiþilerin olaðandýþý öfkesini yansýtmakla kalmamakta.diði görülmektedir: “Atom bombasýnýn kullanýlmasý iþini de bu temelde deðerlendirmek gerek: bunun bana bir yaran var mý.. bu iþten ben kârlý çýkacaksam. Uzun dönemde. hiç düþünmem derhal kullanýrým atom bombasýný. bunlar emperyalizm tarafýndan kullanýlmaktadýr. “Sovyet Komünistleri.. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .”427 312 Paul A.426 diyecek kadar iþin farkýndadýr! Azgeliþmiþ ülkelerin ulusal gelirlerinde hýzlý bir artýþ saðlamalarýnýn baþta gelen en önemli sorun olduðu hemen herkes tarafýndan kabul edildiði için Profesör Mason þunlarý söylemektedir: “Ekonomik kalkýnmanýn gerçekleþmesi yönünden komünizm. halk kitlelerine de.. kýlý kýrk yararak hesaplanmasý ve ancak kapitalizm ile emperyalizmin varlýðýna yönelen bir tehdit karþýsýnda kullanýlmasý düþünülmektedir.424 Emperyalist kampýn kârlý çýkmasý son derece de þüpheli olduðu için son çare olarak baþvurulacak bir savaþýn.... sosyalist ülkelerin kalkýnmalarýný sabote etmek için. Bu arada John . çürüyüp yýkýlmakta olan bir toplumsal düzenin ahlâk yönünden nasýl iflas etmiþ olduðunu da göstermektedir. savaþtan artýk ne gibi çare varsa. týpký.oster Dulles. Meassures for the Economic Development of Underdeveloped Countnes [sayfa 448] (azgeliþmiþ Ülkelerin Ekonomik Kalkýnmalarý için Önlemler) adlý raporunu kaleme alan yazarlar. Bu arada. yok mu?. ekonomik ilerleme için gerekli coþkuyu aþýlayabilirler!”425 yargýsýný veriyorlar ki bu doðru bir yargýdýr. büyük bazý üstünlükler saðlayabilir. “Eðer önderler ülke halkýnýn güvenini kazanacak olurlarsa ve kendilerinin ayrýcalýklarý ve büyük eþitsizlikleri yok edeceklerini kanýtlarlarsa.”423 Söylemeðe gerek bile yoktur ki bu formül. sosyalist plânlama sistemini benimsemiþ olan uluslarýn bugüne kadar çok þeyler baþardýðýný ve daha da çok þeyler baþarmalarýnýn. Eðer. Örneðin. görünen köy niteliðinde olduðunu domuz gibi biliyorlar. bütün bu yüzyýl boyunca dünya halklarýnýn hayalgüçlerini okþayan ve okþuyacak olan bir ‘büyük Sovyet Komünist deneyi’ tablosu çizmek için ellerinden geleni yapabilirler ve yapmaktadýrlar.

þimdi buna iyice tutunmalý ve bunu geliþtirmeye bakmalýyýz. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 313 . Ýþte bu aramýzdaki ortak noktadýr. Buna karþýlýk dost ve arkadaþlara. uzlaþtýrýlamaz. Dulles’in duygularýný paylaþmakta ve dinin sosyalist ülkelerin kendi yollarýnda ilerlemesini engelleyeceðini düþün- Paul A. toplumsal sýnýf ve zümrelere ya da ulusa karþý duyulmasý gereken daha geniþ kapsamlý baðlýlýk duygusu çok cýlýz kalmýþtýr bugüne dek. kutlanmalarýný ve yüreklendirilmelerini bekliyor insan. . onlarýn ilerlemesiyle yakýndan ilgili olduklarý palavrasýný atanlarca. “Çin’de bir toplumsal sorumluluk duygusu yaratmakta ve kendilerini destekleyenlere belli bir disiplini kabul ettirmekte bazý baþarýlar saðlamýþ olduklarýný” -yani ekonomik kalkýnma. emperyalistlere tanýnmýþ bir tanrý vergisidir! Mr. bu minval üzere devam ediyor sözlerine. onlar için. yürürlükteki duruma bakýlacak olursa. Profesör Mason da. baþlýca kaygýlarý bundan yoksun olan halklarý boyunduruk altýna almak olan.”429 öyle ya. elle tutulur baþka birþey yapmasalar bile. atalara ve oðullara karþý büyük bir bireysel baðlýlýk (sadakat) göze çarpar.Bu koþullar altýnda. bu ilerlemenin. “Doðu dinlerinin kökleri çok derinlerdedir ve bir çok deðerli yönleri vardýr. bireyci insanlar olup çýkmýþlardýr. ile uzlaþmaz. Lenin þöyle sormaktadýr: “Sömürge peþinde koþmak yerine halk kitlelerinin durumuyla ilgilenmeyi kendisine görev edinmiþ kuruluþlar. Mr.ister istemez kabul ettikten sonra. kavuþuyor ama. dinleri ve düþünce alýþkýnlýklarý gereði.akat böyle bir bekleyiþ. savaþýnda büyük bir ileri adým attýklarýný. az geliþmiþ bazý ülkelerde sosyalist plânlama sayesinde elde edilen ilerlemeler. Bu halklarýn dinsel inançlarý Komünist tanrý tanýmazlýk ve materyalizm.”430 Azgeliþmiþ ülkelerde “geri. en yüksek deðer birimidir. eninde sonunda bir çýkmaza gireceðini belirterek. belli bir gönül rahatlýðýna kavuþuyor. Çinlilerin “ulusal karakterleri” gereði. Aile. Çinlileri yermek isterken övüyor þu sözleriyle: “Çinliler. tam anlamýyla böyle bir kavrama baðlanýp kalmak budalalýk etmek olacaktýr. ölümlü ve ortaçað kalýntýsý ne varsa” bunlarýn Batý’da-ki benzerleri ile göz göze geleceði ve orada kendisine dostlar ve koruyucular bulacaðý kesindir ve buna hiç mi hiç þaþmamak gerekir. çaðlar boyu sürüp gelmiþ bulunan durgunluk çemberini sonunda koparýp atmayý baþarmýþ olan geri kalmýþ uluslarýn. Batýlý resmi görüþleri geniþ ölçüde þaþýrtmýþ [sayfa 449] durumdadýr. Koministlerin. Dulles. duygusal reformcularýn hayal güçlerinden baþka nerede vardýr?”428 Buna karþýlýk. “ulusal karakter”. Dulles.

kendileri için her türlü herzeyi mübah görmeleri gibi!434 John .akat kendi oduncularý ve sakalarý olan yerli ve yabancý halklar için böyle bir karanlýðý çok yerinde bulmaktadýrlar.000. “týpký baþka yerlerde olduðu gibi..000 büyük baþ hayvan vardýr. Tanrýya karþý bir görev ve bir çeþit ibadet sayýp çok çalýþan insanlar olmalarýnda. Bu egemen sýnýflar ya da onlarýn aðababalarý olan emperyalistler için.. Güney Asya’da da din. ayný zamanda zihinsel ve [sayfa 450] ruhsal kalkýnmaya da önem veren kiþiler olmayý seçmelerinde”. Hindistan’da 200. Ona göre de.mektedir. kanunla yasaklanmamýþ olsa bile. Amerika’dan da avuç dolusu yardým görürler. hayvancýlýðýn geliþtirilmesi için akla uygun bir politika güdülmesini olanaksýz kýlýyor. böyle bir karanlýðýn egemenliði altýnda deðildirler.. bu konuda ellerinden gelen herþeyi yaparlar ve açlýktan kýrýlan insanlarýn zihnindeki dinsel kökenli bâtýl inançlarý daha da pekiþtirmek için çabalarýný arttýrmak üzere.”431 Kendi halklarýnýn. sorunu özlü olarak anlatýveriyor: “Önümüzde. tekelci kapitalizmin ve emperyalizmin bu son günlerinde de ekonomik kralcýlarýn kendileri. yapabileceðimin olumlu bir iþ kalmamýþtýr.. bunlarýn çoðu bir iþe yaramamaktadýr. ve yalnýz fiziksel geliþim ve iyi yaþamayý deðil. ölümlerin çoðaldýkça çoðalmasýna yol açmasý. ilerleme yoluna dikilmiþ koskoca engeller olmasýnýn ne önemi vardýr? Dinsel karanlýðýn sürüp gitmesi. Balogh’un Hindistan gezisindeki gözlemlerine dayanarak yazdýðý gibi. Komünizme karþý kuvvetli bir engeldir. . açlýktan kýrýlma olaylarýnýn artmasýna. oduncularýný ve sakalarýný dinsel karanlýklara salýp. onlarýn ve Batýlý suç ortaklarýnýn umurunda mýdýr? Dr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . “Tanrýyý seven dindar bir toplum kurmasýnda. çünkü günah sayýlmaktadýr. de facto yasaklanmýþtýr. týpký eski aristokratlarýn.oster Dulles. hemen her yerde de sýðýr kesimi. Maymunlar bile kutsal sayýlýyor bu ülkede ve yaklaþýk olarak yýlda 1 milyon 250 bin ton hububatý yeyip bitirmelerine göz yumuluyor. yarý aç yarý tok hayvanlardýr bunlar.”433 Derebeylik günlerinin (feodal çaðýn) sonlarýndaki soylular (aristokratlar) gibi. söz konusu batýl inançlarýn.432 kendileri için bir ölüm kalým sorununun yattýðýný çok iyi bilen azgeliþmiþ ülke egemen sýnýflarý. “Varlýklý sýnýflar tarafýndan körüklenen dinsel inançlar. ülkenin birçok bölgesinde sýðýr kesimi kanunla yasaklanmýþ bulunuyor. çünkü maddi þeylerle sonuna kadar [sayfa 435 451] gidemeyiz” Gerçekten de kapitalizmin “maddi alanda gideceði yer” kal- 314 Paul A. Buna karþýn.

.. parlak bir biçimde kestirmiþtir: “Bunalým gelip çattýðýnda ve bunalýmdan hemen sonra.. bütün toplumun tepkisi. yani can derdine düþmüþtü. varlýðýný korumak için çaba göstermeye baþlamýþ.n. söz konusu geçerlilikten de eser kalmadý. yeryüzünün üçte birini elinden ve denetiminden kaçýran kapitalizm. kapitalizmin demokrasi ve özgürlük havariliði iddiasýnýn. bu günkü burjuva üretim koþullarýnýn serbest ticaretin. serbestçe satma ve satýnalmanýn kastedildiðini”436 herkesin. rejimin garantisini. bunlarý saðlayacak yeteneði de yoktur artýk.. yani yükselen kapitalist sýnýfýn bayraðýnda aydýnlanma ve akýl kavramlarý yazýlýyken daha. doðrudan doðruya bir üç kâðýtçýlýk olduðu ortaya çýktý. çünkü. artýk. görüþlerini “baský yöntemlerine baþvuran totaliter bir rejim. ideolojik oyunlara ve tuzaklara bel baðlamaktadýrlar. kapitalizmin korunmasý için giriþilen kampanya. Daha önceki alýntýda çýkarýlmýþ bulunan bir pasajda Profesör Mason. Lâtin Amerikanýn askeri diktatörlükleri ve Güney Afrika Birliði . burjuva egemenliðinin. sirkleri iþletmekte (kiliselerdeki törenlere yollama yapýlýyor-ç. On dokuzuncu yüzyýlýn ikinci yarýsýnda. Güney Kore ve Güney Vietnam. Yunanistan ve Türkiye. 437 “Bütün toplumun tepkisi” ile bu tepkinin elde etmek için çýrpýndýðý öne sürülen “salt ya da saf demokrasi”nin nemene þeyler olduðunu anlamak için. yaþama standartlarýný düþük tutan bir rejim. .. bir geçerlilik taþýyordu. Hele emperyalizm çaðýnda. toplumsal ve ekonomik kalkýnma için bir çerçeve görevi yapabilecek maddi dayanaðý kalmamýþtýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 315 .bütün bunlar. bundan dolayý. Tayland.mamýþtýr. önceden. böyle bir sav. emperyalist haçlýlar tarafýndan “demokratik devletler” statüsüne yükseltilmiþtir (!). bu durumu. sosyalist bir devlette ulusal gelirin “olaðanüstü büyük bir hýzla artmasýna” karþý çýkarken. salt demokrasi üstünde toplanmaya boþlar”. kapitalizmin avukatlarý ve politikacýlarý. ekmekte deðil. bugün. kýsmen de olsa. “hür dünya” adýyla anýlan ülkelerin listesine bir göz atmak [sayfa 452] yeter de artar bile: Ýspanya ve Portekiz.) bulmuþlardýr ve artýk akla deðil. Pakistan. güçlenen sosyalist hareketten korkmaya baþladýðý dönemde ve artýk “özgürlükten.. hiç bir demokratik rejimin baþaramayacaðý bir Paul A. her zamankinden daha berrak görmeye baþladýðý günlerde. demokrasiyi ve özgürlüðü korumak için açýlmýþ bir haçlý seferi olarak tanýtýlýyor. Orta Doðu þeyhlikleri.. Örneðin.eodalizme karþý ilk savaþlarýn verildiði günlerde. Engels. yani kapitalizm daha henüz bir güçlü ilerleme aracý ya da aygýtý iken..

ister Asya’yý düþünelim ister Amerika’yý þaþmaz bir kuraldýr bu. kaynaklarý har vurup harman savurmalarýný önleyen ve daha önceleri dýþarýya kaçýrýlan sermayeyi ekonomik kalkýnma amaçlarýna “kurban etmeyi” öngören uygulamalarýn. çok kez aþýrýlýklara varan.. bu yutturmacalar insanýn gözünden de kaçabilirdi. Özgürlüðü yalnýz sermayenin özgürlüðü olarak gören kaba avukatlar. Marx ve Engels’in þu zorlu sözlerinde en özlü bir biçimde belirtilmiþ bulunuyor: “baþka uluslarý baský altýnda tutan hiç bir ulus özgür olamaz”. halkýn yaþamsal ihtiyaçlarý ile eþit tutarlar ve emperyalizmi [sayfa 453] demokrasinin eþ anlamlýsý olarak yutturmaða kalkarlar. “her türlü baský yöntemine baþvurmalarýný. görülmelidir. Cezayir. çünkü konunun derin eleþtirmesine kalkýþacak olursak yolumuzdan bir hayli uzaklaþýrýz. Guatemala gibi ülkelerin tarihi bunlarýn örnekleriyle doludur. Biz burada ancak bu noktaya deðinmekle yetineceðiz. söz konusu baský yöntemlerinin bütün toplumsal devrim süreçleri içinde görüldüðünü unuttuðundan olsa gerektir. Bunlardan birincisi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . eðer kalkýnmanýn geleceðine deðgin iki önemli düþüncesi olmasa. yeni bir toplum düzeninin kurulabilmesi için kaçýnýlmaz doðum sancýlarý olarak sunulabilir ve yaþama standartlarýnýn düþük tutulmasý da. bu sözün ne kadar trajik bir önem taþýdýðýný. tamamen olmasa bile. ve yaþama standartlarýný alabildiðine düþük tutmalarýný” görmezlikten gelir ama..439 316 Paul A. bu ideolojinin altýnda yatan tarihsel koþullarýn.ilipinler. Bu etki. her silâhý kullanmak ve ülkeleri gittikçe koyulaþan bir yoksulluk ve durgunluk ortamý içinde tutmak mubahtýr -. servetin ve kârlarýn korunmasýna kaldý mý her çareye baþvurmak.iþ”438 gibi kavramlara dayandýrýyorsa.ormoza. hiç bir yanlýþlýða düþme olasýlýðý bulunmadan anlayabilmemiz için “baský altýnda tutan uluslarýn” baþlangýç tarihlerine ya da en son günlerindeki olaylara eðilmek uygun düþecektir. Burjuva ekonomisi. iþ. Kenya. Madagaskar. söz konusu ideolojinin derin etkisiyle. Yunanistan. doðal sonuçlarý olarak. komprador ve sömürgeci yönetimlerinin. ister Batý Avrupayý düþünelim ister Çarlýk Rusyasýný. emperyalist ülkelerin kendi toplumsal. siyasal ve kültürel evrimleri üstündeki derin etkisiyle ilgilidir. Malaya. parazit bir azýnlýðýn çýkarlarýný. . her zamcýn acý ve üzüntü verici böyle baskýlar. öncelikle egemen sýnýflarý etkileyen ve onlarýn aþýrý tüketimine son veren.

Bu öðeler. Tayland’da yüzde 3’ten yüksek. bu yardýmýn. yalnýz emperyalizmden silâh yardýmý almakla yetinmiyor. askeri harcamalar toplamý. Hâl⠓hür dünyanýn” birer parçasý olan azgeliþmiþ ülkelerde söz konusu “yeni þoven militarizm” akýmý baþlýca iki þekilde ortaya çýkýyor. pek yüksek olduðu Güney Vietnam. bunlarýn ne büyük birer kambur olduklarý daha iyi görülecektir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 317 . emperyalist eylemlerin etkisiyle ortay çýkan ve beslenen “yeni þoven militarizm” ile ilgili.ilipinlerde. Söz konusu ülkelerin tamamýnda olmasa bile büyük çoðunluðunda. Þunu da hatýrlatalým ki. Türkiye’de yüzde 5 dolaylarýnda. artýk yalnýz. Bu ülkelerin gittikçe artan bir çoðunluðunda. Bu oranýn.ormoza gibi ülkelerin durumunu belirtmeye bile gerek yok. emperyalist güçlerin devamlý desteðini saðlamýþ olan bu iþbirlikçilerinin. kendi ülkelerindeki ulusal gelirin önemli dilimlerini de büyük askeri örgütler kurmak ve bunlarý beslemek için ayýrmak zorunda býrakýlýyorlar. eðer askeri harcamalarý ulusal gelire deðil de ekonomik artýða oranlayacak olursak. gittikçe daha huzursuz olmaya baþlayan halk kitlelerinin bastýrýlmasý ve susturulmasý için de yardým görmekteler. bu etkinin ne kadar büyük olduðunu inceleyebilmek için somut olaylara inmek gereði vardýr. emperyalist Batý’dan aldýklarý askeri yardýma borçludur. varlýklarýný sürdürebilmelerini. . Pakistan’da yüzde 5. . gerici güçlere dayanmakla kurulmuþ olan rejimler. insaný þaþýrtacak kadar büyüktür. daha sistematik ve daha açýk bir biçime bürümüþ olmasýdýr. Güney Kore ve . ayný zamanda. azgeliþmiþ ülkelerdeki olaylarýn akýþý içinde. Ulusal gelirin askeri amaçlara ayrýlan dilimi. bu ülkelerin egemen komprador öðelerinin. þimdi daha büyük bir enerji ile yardým almalarý. toplam verimli yatýrýmlar için yapýlan harcamalarý aþmaktadýr! “Çalýþma araçlarýnýn” kitlesel bir büyüme göstermelerine hizmet edebilecek kaynaklarýn bu þekilde Paul A.eðer hepsi deðilse! -. Birincisi.II Þu anda çözmeye çalýþtýðýmýz problemle daha dolaysýz ve daha yakýndan ilgili olan ikinci görüþ. yalnýz dinsel inançlarý [sayfa 454] yayýp pekiþtirmek için ve ülke içindeki siyasal eylemlerini yürütmek için deðil. Bu etki. Yunanistan’da ve diðer bazý ülkelerde bundan da yüksektir.440 Ýkincisi de þu: bu hükümetlerin büyük bir çoðunluðu. emperyalizmin dolaysýz askeri yardýmýdýr bu.

Ancak.”442 Gerek Amerika’da..D. Bunlar. gerekse Batý Avrupa’da. pek çok sayýda gözlemci. savunma yeteneklerini arttýrmak için güçlendirdiklerini belirtmiþtir. iþinin baþýndan aþkýn olduðunu ve her halde bir savaþ baþlatmasýnýn olanak dýþý bulunduðu en açýk biçimde belirtmektedir. hava kuvvetlerini öncelikle.tümden yokedilmesi. A.443 “Sovyet saldýrganlýðý” tehlikesinin bir “kargaþalýk çýkarma” bugünlerde toplumsal devrim kavramý bu terimle anlatýlmaktadýr daha çok ..tehlikesi olduðu konusu üstünde de durmalýyýz. gelecekte daha büyük bir boncuk elde etmek için. Birleþik Devletler.oster Dulles açýkça söylüyor bunu: “Güneydoðu Asya’ya. sosyalist kampýn. Sovyet psikolojisinde. Ruslarýn. bu konuda aceleye yer olmadýðý gibi yararlý bir sonuca götürüyor onlarý. Charles E. Savunma Bakaný Mr. son darbeyi indirmek için önlerinde bol bol zamanlarý vardýr. Sovyetlerin savaþ uçaklarý üretimini arttýrmalarý karþýsýnda kaygýya kapýlmamalarýný. “Kapitalizmin eninde sonunda çökeceði ve bunun kaçýnýlmaz olduðu konusundaki kuram. kullanýlan araç ne olursa olsun. devrimin bugünkü baþarýlarýný. kendi propagandalarýna inanmýyorlar elbet. bu olasýlýðýn edilgin bir biçimde kabullenmesiyle yetinemez. Sovyetler Birliðinin. Birleþik Amerikanýn. tehlikeye atmaya hiç de hakký yoktur. sosyalizme sempati duyduðu [sayfa 455] söylenemeyecek birçok Sovyet politikasý uzmanýnýn düþüncelerini ortaya sermekle kanýtlanabilir. en yüksek perdeden propaganda yapanlarýn bir kýsmý.”441 Batý’da bu problemle her halde en yakýndan ilgili olan kiþi de özünde ayný görüþü savunmaktadýr.. John . Komünist Rusya’nýn ve onun yoldaþý Komünist Çin’in siyasal sistemini getirip zorla kurmak. Kremlin’in. bu konuda en küçük bir kuþku býrakmayacak kadar açýk. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Sovyet saldýrganlýðý konusunda. bütün hür dünya için ciddi bir tehlike anlamý taþýyacaktýr.. Ýlerici güçlerin. kendi iç kuruluþ ve kalkýnmasýyla uðraþtýðýný. Amerikan halkýnýn.. kapitalizmin iþini belli bir tarihte bitirmek gibi bir duygunun izleri bile görülmüyor. Batýlý emperyalistler tarafýndan ve onlarýn azgeliþmiþ ülkelerdeki ajanlarý tarafýndan. Bu yargýmýzýn doðruluðu. Sovyet saldýrganlýðý varsayýmýna dayanýlarak haklý gösterilmektedir. Wilson’dur bu: “Senato’nun bir Ödenekler Komisyonunda yaptýðý konuþmada Bakan. Sovyet sorunlarý konusunda en önde gelen uzmanlarýndan birinin düþünceleri.. kapitalist ülkelere saldýrmaya hiç de niyetli olmadýðýný pekâlâ biliyorlar. olaya 318 Paul A.B.

bütün gücümüzle deðiþtirmeye çalýþtýðýmýz halde. Sovyetler Birliði uzmaný büyük Ýngiliz tarihçisinin belirttiði gibi.”445 Acaba “dünya tarihindeki bu dönüm noktasý”. hatta onu aþan bir kapsamda olup.ransýz devrimi çapýnda. ustaca örgütlenmiþ bir “yýkýmýn” sonucu mudur? Büyük tarihsel önem taþýyan bir baþka olay. “Çin’de yer alan devrimi. Birleþik Devletler hükümetinin denetiminden ne yazýk ki çýkmýþ. Kennan da. Paul A. kaçýnýlmaz bir olguydu. bir dýþ tehlikenin varlýðýndan ileriye gelmediði. sonuç üstünde etkili olamazdýk. bu olayý. zorunlu olarak ortaya çýkan bir sonuçtur. yapabilecekken yapmadýðýmýz hiç bir þey yoktur bunu önlemek için.”447 Sorun. Çin devrimi de. tarihin budalaca bir yorumu deðilse. baþka hiç bir kimsenin. kendisinden 125 yýl kadar önce yer alan . baþka birilerinin erkinliði ele geçirmek için can atmasýndan deðildir. Biz elimizden geleni yaptýk.”444 Tek tek ülkelerde yer alan toplumsal devrimlerin “dýþardan kýþkýrtma” ile ya da yabancý kurgu ve planlamasýyla ve “zorlama yoluyla” gerçekleþtiklerini sanmak. Bu olgu. kapitalizmin saltanatýna son vermek mümkün olamazdý. Çin’in kendi iç güçlerinin bir sonucu idi ve biz. Amerika olarak. “1914 yýlýnda baþlayan kargaþalýðýn ve baþkaldýrmanýn bir ürünü olan 1917 devrimi. son yýllardaki Sovyet propagandasýna ya da kýþkýrtmasýna baðlamak. dünya tarihi bakýmýndan bir dönüm noktasý niteliðindedir.seyirci kalamaz. Savaþ bu süreci [sayfa 457] hýzlandýrdý ve kapitalizmin iþlemesini imkânsýz kýldý. Tarih. Kennan’dan almaya çalýþalým: “Çin’deki iç savaþýn sonunda ortaya çýkan olgu. sonucu deðiþtirmek için elimizden baþka bir þey gelmiyordu. Böyle bir ele geçirme saçmalýk olurdu! Eðer bütün kapitalist ülkelerdeki ekonomik geliþmeler çanak tutmasaydý. Lenin’in bir yazýsýnda ustaca özetlenmiþ bulunuyor: “Kapitalizmin saltanatýna son verildiyse bu. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 319 . bizim. böyle bir eylem birleþik [sayfa 456] karþý-eylem ile önlenmelidir. Sovyet “yýkým” uzmanlarýnýn tezgâhladýklarý bir kargaþa mýdýr? Bu sorularýn karþýlýðýný Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðýndan ve bu Bakanlýðýn uzun süredir önemli görevlilerinden biri olan Mr. ciddi olarak küçümsemek olacaktýr. bu sonucu doðuran son derecede önemli baþka etmenler vardýr.”448 Azgeliþmiþ ülkelerin ellerindeki kaynaklarý çok büyük askeri kuruluþlarýn giderleri için çarçur etmelerinin. bile bile çarpýtýlmýþ bir yorumudur. altýndan dinamitlemeseydi ve yýkmaya çalýþmasaydý. Nitekim. kapitalizmi devirmeye gücü yetmezdi. en azýndan.”446 Mr.

ulusal ve toplumsal kurtuluþ için harekete geçebilecek yerli halk kitlelerini sindirmek için kullanýlmaktadýr. Ruslar.akat. durmadan yeniden-uydurulmaktadýr ve silâhlý kuvvetler. böyle bir savaþýn gerekebileceðini ve özgürlüðün meyvalarýndan yararlanmaya devam edebilmek için barýþa bir süre için boþ verebileceðimizi söylemiþtir!”450 Ne var ki. Hitler’in yoketme kamplarýnda. “kurtuluþ” ve “önleyici savaþ” programlarýyla durmadan tehdit edilen sosyalist ülkeler. doðrusu biraz da ileriye gidiyor. Amerikanýn önde gelen tekelci kapitalistlerinden David Sarnoff. Bu. halk. ulusal gelirlerinden önemli bir dilimini askeri kuruluþlarýn giderleri için ayýrmak zorunda kalýþlarý gelir. “Hür dünyanýn” azgeliþmiþ ülkelerinde de. dünya komünizminin âleti durumundadýrlar 320 Paul A. kendisini sefaletten ve hastalýktan kurtarabilecek olan kaynaklarýn büyük bir dilimini. kurbanlara kendi mezarlarý kazdýrýlmýþtý. “Gerçi Sovyetler. Bize gelince. eski yunanlýlarýn yazdýklarýný andýrýr cinsten. emperyalist güçlerin bir saldýrýsý [sayfa 458] korkusu içinde yaþamaktadýr. bu kuruluþlar tamamen savunmaya yönelmiþ kuruluþlardýr. gözümüzü budaktan esirgemeyelim. sosyalist ülkelerde.Bu ülkelerdeki komprador rejimlerin varlýklarýný kolaylaþtýrmak için böyle bir dýþ tehlike masalý uydurulmakta. Mr.449 Karþý-devrimci haçlýlar ordusu. bir atom savaþýný. kendi siyasal saldýrýlarýný daha da ileriye götürebilmek için böyle bir savaþýn tehlikesini göze almaktan da çekinmiyorlar. tamamen deðilse bile çok geniþ ölçüde. bütün görevleri emperyalist efendilerinin toplarýna barut saðlamak ve ülkedeki yaygýn sefalet ve hastalýðýn sürüp gitmesinden sorumlu rejimleri desteklemek olan “paralý askerlerin” beslenmesi için ayýrmak zorunda býrakýlýr. . eksiksiz bir trajediye benzemektedir. bizim istediðimizden daha çok istemezler ama. son zamanlarda. yalnýz emperyalist denetimi altýndaki azgeliþmiþ ülkelerin üstünde sakatlayýcý bir etki býrakmakla da kalmazlar sosyalist kampa giren ülkeler üstünde de olumsuz etkiler yaratýrlar. Dulles. bütün sorunu aydýnlatýrken. dünya komünizmi Ruslarýn elinde bir âlet deðildir: tam tersine. Kapitalist sýnýfýn bir türlü yatýþmayan öfkesiyle karþý karþýya bulunan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . sürekli olarak. Nazi iþkencecileri tarafýndan kitleler halinde katledilmeden önce. en yüksek düzeydeki antisosyalist propagandacýlarýn söyledikleriyle taban tabana zýt olan bir baþka görüþe daha sahiptir Sarnoff: “Þunu kafalarýmýza yerleþtirelim ki. Bu olumsuz etkilerin baþýnda. sosyalist ülkelerin de. biz de.

bugün kapitalist olan bir ülkede yer alacak bir [sayfa 459] toplumsal devrim. demek istemiyoruz. emperyalistlerin “barýþa bir süre için boþvermelerine” ve dünyayý bir atom savaþýnýn bataðýna atmalarýna yol açabilir..ransa’daki ya da A. Nitekim. kimbilir kaç kez. Dahasý var: sosyalist kamp. hangi toplumsal devrimin emperyalistler için bir casus belli (savaþ nedeni-ç. bir volkan kraterinin aðzýnda yaþýyor deðildir. bu söylediklerimizden..) olacaðýný. Doðrusu. Çünkü sosyalistler. toplumsal devrimin yaygýnlaþmasýyla iliþkisi vardýr. ulusal kay-naklarýnýn önemli bir dilimini. savaþ tehlikesi sürek. “bu saldýrýnýn.n.). “Sovyet propagandasýna yada kýþkýrtmasýna” da baðlanamaz.D. General Sarnoff’un üstünde durduðu “siyasal saldýrý”nýn saçma bir kavram olan “Rus emperyalizmi” ile deðil. Burma’daki kýzýl gerillalar. yalnýz ve yalnýz. ustalýðý olan ajanlarýn ellerinden çýkmýþ eserler olarak nitelendirilmeyeceði gibi. böyle bir felâket ile her zaman karþý karþýya kalabilir. dünya devriminin gereksinmelerini yerine getirmek için kendi ulusal çýkarlarýndan vazgeçmek zorunda býrakýlmýþtýr.” Demek ki. Söylediklerimizin anlamý þudur: içinde yaþadýðýmýz emperyalizm ve toplumsal devrimler çaðýnda. ayarlayamadýklarý için de.bugün. yeterli savunma amaçlarýna aktar-maktan kurtulamazlar. Toplumsal devrimler. kapitalist toplumlar içindeki sýnýf çatýþmalarýnýn sonucudur.li olarak tepemizde sallanmaktadýr ve sosyalist ülkeler. Dünya. hangisinin olmayacaðýný önceden bilemezler ve bu nedenle de dünyayý bir genel yýkýma götürecek olan atom savaþýnýn ne zaman çýkacaðýný kestiremezler. emperyalistlerin “özgürlüðün meyvalarýndan yararlanmalarýna” son vermeyecek ve bu meyvalardan yararlanan kiþileri iþini altüst etmeyecek biçimde ayarlayamazlar. . daha önce de belirttiðimiz gibi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 321 . bütün dünyayý saracak bir savaþýn “her an” çýkabileceðini savunduðumuz sonucuna varýlmamalýdýr. toplumsal devrimleri. Orta Amerika’daki kýzýl ajanlar. bunlardan hiç biri bizzat Kremlin’den daha az düþman deðildir bize. Gelecekteki geliþmeleri hiç bir zaman önceden kestiremeyiz. Moskova.451 Kurtulamadýklarý için de. . yaþama standartlarýný bir türlü Paul A.n. bu meydan okumanýn bütün yeryüzünü kapladýðýný açýkça göz önünde bulundurmak gerek. Demek oluyor ki.B. toplumsal devrimler.akat.ilipinlerdeki Huk’lar (kurtuluþ savaþçýlarý ç.’ndeki komünistler.” . geliþme hýzlarýný kesmek zorunda kalýrlar. kimsenin ortadan kaldýramayacaðý ya da askýya alamayacaðý bir olgunun.

geri kalmýþ köylü ve iþçi kesimlerinin zihinlerindeki bâtýl inançlarýn pekiþtirilmesini saðlamaya yönelmiþ olan bu propagandalar. emperyalizmin sosyalist ülkeler halklarý üstündeki baþlýca olumsuz etkileri bunlar. çok kez. “Daha çok sayýda ve daha yüksek per. Komünistlerin tanrýtanýmazlýklarýndan dem vurmakta ve onlarýn tanrýsýzlýðýna [sayfa 460] karþý direniþi öðütlemektedir. “burjuva devrimi için. “bir iç ayaklanma yaratmalarý. “ruhsal ve dinsel karakterli programlardan oluþmakta. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .akat General Sar.suzlaþmakta. söz konusu ülkelerin sosyalizm ve demokrasi yolunda ilerlemeleri bir dereceye kadar kösteklenmiþ olmaktadýr. III Azgeliþmiþ ülkelerde ekonomik ve toplumsal ilerleme saðlayabilmek için. feodalizmin baðrýnda geliþen bu toplumsal dönüþüm için gerekli ekonomik örgütler. Böylelikle. Kremlinin dengesini bozmalarý. sosyalist ülkelerin iç koþullarý bir miktar olum.mektedir.tirmeleri.gönüllerine göre arttýramazlar. .yalist ülkelere karþý açtýðý propaganda kampanyasý da bir baþka derttir.deli Amerikanýn Sesi radyolarýnýn olmasý..”452 Bu propagandalar. yoksulluðun üstesinden gelmek için kolektif çaba göstermek üzere halkýn eðitilmesini ve örgütlenmesini de güçleþtir. Burjuva devrimi tek bir görev ile karþý 322 Paul A. ekonomik ve yönetimsel sorunlarý daha keskin hâle getirmeleri” beklenmektedir. Kutsal varlýklara inanmayý öngörmekte. fazla bir anlam ifade etmeyecektir.rekli kesinlikle belirttiði gibi. Batýlý niyetlerden çok kuþku duyan yöneticilerin bir demir pençe politikasýna kaymalarý kolaylaþmakta ve böylece de.oser Duiles’in ge. eski egemen sýnýflarýn kalýntýlarýna para da kazandýrmaktadýr. temel ve gerçekten de kaçýnýlmaz olan koþul..ðiþtirerek “Özgürlük ve Barýþ için Amerikanýn Sesi” hâline getirmek de fazla bir þey deðiþtirecek deðildir! John .”453 ve “Gerçekler inatçý þeyler-dir!”. bugüne kadar söylediklerimizden daha kandýrýcý sözler bulup söyleyemediðimiz sürece. Bu propagandalarýn.noff’un öðüdünü dinlemek ve de “Amerikanýn Sesi”nin adýný de. sos. Lenin’in söylediði gibi. eski düzenin ana rahminde yavaþ yavaþ yaratýlmýþlardýr ve feodalizmi yavaþ yavaþ deðiþtirerek geliþmiþlerdir. sosyalist plânlý ekonominin kurulmasýdýr. sosyalist kamp içindeki çatlaklarý derinleþ. iþte. Emperyalist kampýn. bu propagandalar. Ancak.

sosyalist bir devrimin karþý karþýya bulunduðu görevler ise çok daha karmaþýktýr. Serbest kalacak olan bu kaynaklar. potansiyel ekonomik artýðýn bu dilimleri.”455 “Eski düzenin yerinden oynatýlarak yeniden kurulmasý ve yeni bir düzenin örgütlenmesi”. Bir dereceye kadar basit bir iþtir bu. bir ölüm kalým sorunu niteliðini taþýr. “Burjuva devrimleri. siyasal erkinliði ele geçirmekle sona erer. kamulaþtýrýlan bu mallar.: ogünkü toplumun bütün ayakbaðlarýný koparýp bir kenara atmak ve yoketmek. Bu görevi baþaran her burjuva devrimi kendisine düþeni yerine getirmiþ [sayfa 461] olur ve kapitalist büyümeyi hýzlandýrýr. proletarya devrimleri için ise siyasal erkinliðin ele geçirilmesi sadece bir baþlangýçtýr ve bu erkinlik. Ancak. tamamen yeni olan sosyalist ekonomi ve toplum düzenini de yerleþtirmesi gerekir. söz konusu geniþlemeyi baþarabilmek için. Yabancý ve yerli kapitalistler ile toprak aðalarýnýn ellerindeki mallarýn kamuya mal edilmesi ve bunun sonucu olarak aþýrý tüketimin birden kýsýtlanmasý. ister lüks konutlarýn ya da yüksek gelirli sýnýflarýn diðer lüks tüketimlerinin saðlanmasý için kullanýlan iþgücü ve diðer üretim etmenleri biçiminde olsun. Bu arada ortaya çýkabilecek tek ekonomik sorun. eski düzeni yerinden oynatan bir kaldýraç olarak kullanýlacak ve yeni düzenin yerine oturtulmasý için de bir aygýt görevi yapacaktýr. sermayenin dýþarýya kaçmasýna son verilmesi ve benzeri önlemlerle. doðrudan doðruya üretici amaçlara yöneltilebilmektedir. çok kez. üretici bir amaçla kullanýlmaya elveriþli bir fiziksel niteliktedir. tefeci ve benzeri gibi kiþileri besleyen toplumsal düzen ortadan kalkmýþ olduðundan ve dolayýsiyle bunlarýn sayesinde iþlerini yürüten gece kulüpleri. özel maðazalar ve diðer lüks Paul A. genellikle. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 323 . yeni bir kullaným alaný için serbest kalacak olan mallarýn fiziksel nitelikleridir. ister daha önce lüks ithal maddeleri için boþ yere harcanan döviz biçiminde olsun ya da artýk dýþarýya aktarýlmayan eski yabancý sermaye kârlarý biçiminde olsun. Sosyalist devrim ülkenin üretici güçlerinde büyük bir geniþlemeyi gerçekleþtirmekle yetinemez. Ayný zamanda. bir çok hallerde bu.karþýya idi. aktüel ekonomik artýkta birdenbire bir yükselme görülür. Tüccar simsar.”454 Geri bir ülkede.456 [sayfa 462] Verimsiz iþgücü biçiminde varolan her türlü potansiyel artýk diliminin üretici amaçlara yöneltilmesi ise daha zordur. öncelikle ülkenin potansiyel ekonomik artýðýnýn seferber edilmesine baðlý bir iþtir. oteller.

bir baþka seçenek olarak. . bir çok azgeliþmiþ ülkede toplumsal devrimin ayrýlmaz bir parçasý olarak gerçekleþtirilmesi gereken tarým devrimi ile.ha kolaydýr. büyük ölçülere ulaþabilecektir. demiryollarýnýn. Bir çok ülkenin tarihinde görüldüðü gibi toplumsal bir devrim sonunda yurt dýþýna göç edecek olurlarsa. fakat. tarih sahnesinden tümden süpürülüp atýlmýþ olacak ve bunun sonucu olarak da kýrsal nüfusun gerçek 324 Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . daha önce buralarda görev yapan verimsiz insanlara yeni iþler bulmak gerekecektir ki bu da o kadar kolay deðildir. Merkantil sermayenin toplumsal temelleri ortadan kaldýrýlmýþ olacaðý için. toplumsal üretime yaptýklarý katkýnýn çok üstünde ücretler almanýn bir yolunu keþfedeceklerdir.deðer toplumun malý olacaktýr ama. Verimsiz tüketime gitmesi önlenen kaynaklar bu kez. Gerçi uzun dönemde. yani merkantil sermayenin halký sömürmesi diye bir olay kalmayacak fakat gene de. büyük aða çiftlikleri parçalanýp köylüye daðýtýlacak. geniþ ölçüde. Sanayi ve maden þirketlerinin. verimsiz sýnýflarýn toplam tüketim harcamalarý önemli ölçüde kýsýlmýþ bulunacaktýr. yeni bir varlýk biçimine yönelmeyi ve yeni bir hayata kavuþmayý baþarmak gençler için da. ekonomik artýk. böyle verimsiz kiþilerin yeniden bir baltaya sap edilmesi sorunu da bir dereceye kadar hafiflemiþ olacaktýr. yaþlý insanlarýn durumunda ortaya çýkacak olan bunalým çok daha keskindir. Söylemeðe gerek bile yoktur ki. verimsiz tüketimdeki bu azalýþa bakarak aktüel ekonomik artýðýn da ayný ölçüde artacaðýna güvenmek yanlýþtýr. böyle bir tarým devriminden sonra tarým alanýnda özel mülkiyet baþat niteliðini koruyacaktýr. özel ellerden kamusal mülkiyete geçmiþ olmayacaktýr. halk kitlelerinin tüketimlerinde bir artýk doðuracaktýr. Ancak. bu kategori.kuruluþlar kapýlarýna kilit asmak zorunda kalacaklarýndan. bu kiþilerin katlanmak zorunda kalacaklarý güçlükler. kaynaklarýn yeniden daðýtýlmasý mekanizmasý bu verimsiz iþçileri de bir baltaya sap yapacaktýr kuþkusuz. ya yakýnlarýnýn ya da kamusal yardým kurumlarýnýn sýrtýna yük olacak olan bu insanlar. kendilerine verimli iþler bulacaklar ve belki de. aracýlar ve tefeciler ile benzerleri silinip gidecekler.akat ne olursa olsun. büyük çaptaki ham madde çýkarýcý ve iþleticilerinin ve benzerlerinin kamulaþtýrýlmasý ile bunlarýn [sayfa 463] ellerine geçen artý . Eðer ülkede kalacak olurlarsa. geçiþ dönemi süresince tek tek. köylülerin ödedikleri rant ortadan kalkmýþ olacak.

tek bir dev makina hâline dönüþtürülmesi.böyle önceden hazýrlanmýþ iliþkilerin mirasýna konma olanaðýndan yoksundur. Gerçekten de bu dönemde yalnýz ekonomik artýðýn büsbütün ortadan kalkmasý tehlikesi baþgöstermekle kalmaz. ikincinin kapitalist iliþkileri hazýr bulmasý olgusunda yatar. doðru politika [sayfa 464] önlemlerini bulma yeteneklerine ve tez elden yeni bir yönetim makinasý yaratýp yaratamayacaklarýna baðlý olarak bu dönem uzar ya da kýsalýr. Söylemeðe bilmem gerek var mý. bir baþka ülkede daha önce iþbaþýna gelmiþ bir sosyalist hükümetin karþýlaþmýþ olduðundan çok daha kolay bir görevdir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 325 . temel tüketimin bile .. Ayrýca.yani proletarya iktidarý . tarihin akýþý içinde. yüzlerce milyon insanýn tek bir plânla yönetilmesini saðlayacak þekilde iþleyecek bir ekonomik organizmaya dönüþtürülmesi. “Sosyalist devrim ile burjuva devrimi arasýndaki fark. Muhasebenin örgütlenmesi. onu doðru anlayanlar için tabi ve Hegel’in ünlü sözündeki “halk ve hükümetler. Ýþte omuzlarýmýzdaki. egemen sýnýfýn devrimci hükümete göstereceði direncin büyüklüðü gibi etmenlere baðlýdýr.457 Bütün bunlar. Sovyet erkinliði . artýk eskimiþ bir genelleme olarak deðerlendirilmelidir. yurttaþlýk bilincine ve disiplin duygusuna olduðu kadar erkinliði ele geçiren sosyalist güçlerin olgunluðuna. Ýlerde çeþitli. kesin olarak.özellikle kentsel bölgelerdeki temel tüketimin bile . devrimci geçiþin ve dönüþümün birlikte getirdiði siyasal çatýþmanýn yoðunluðu gibi. büyük iþletmelerin denetiminin örgütlenmesi devlet ekonomik mekanizmasýnýn. Devrim bunalýmý ile birlikte görünmesi yada onu izlemesi kaçýnýlmaz olan kargaþalýk ve düzensizlik sonucu. bir kesin tahmin yapamýyoruz. Paul A. buna karþýlýk. her yeni sosyalist hükümetin karþýlaþtýðý görev. tümüyle. yatýrýmlarýn ve yaþama standartlarýnýn artmasý þöyle dursun.gelirinde bir artýþ görülecektir. tarihten hiç bir þey öðrenmemiþlerdir!” yargýsý. Tarihsel süreç birikimseldir. koskoca örgütlenme sorunu budur.”458 Bu bakýmdan.. böyle bir halk tüketimi artýþýnýn ve aktüel ekonomik artýk büyümesinin. týpký daha birçok konuda olduðu gibi. halkýn coþkunluðuna. Bu dönemin ne kadar süreceði. devrimden hemen sonra görülmesini gerekli kýlmaz. toplam üretim düzeyinin düþmesi büyük bir olasýlýk olarak ortaya çýkýnca. oldukça keskin bir düþüþ göstermeleri bile olaðan karþýlanmalýdýr.karþýlanmasý adamakýllý güçleþir... böyle bir çöküntünün ne kadar süreceði konusunda önceden bir genelleme. bugüne kadar.

bu konuda burjuva yazýlarýnýn yerden yere vurduklarý “yaþama standartlarýnýn alabildiðine düþürülmesi” olgusuna yol açmaktadýr. kýsmen de olsa korunmuþ olacak. Çin’de olduðu kadar. Yabancý askeri. 1863-65 iç Savaþýnda. çok önemli bir noktadýr bu. karþý-devrimci propaganda bu dönemin uzunluðunu büyük ölçüde abartýyor ve abartacaktýr. Sovyetler Birliðinin birikmiþ deneyimleri. siyasal ve yönetimsel olarak çalkantýsýz bir yeni düzen kurulmakta ve ekonomik geniþleme.”459 Üretimin. fakat. büyük ölçüde yýkýlmýþ bulunan üretici kapasitelerin onarýlýp canlandýrýlmasý ve üretimin savaþtan önceki düzeye çýkarýlmasý için ve hatta bu düzeyin aþýlmasý için. tüketimin ve yatýrýmýn düþmesi geçici bir olgudur. yönetimler. ne de teknik iþbirliði ve malzeme yardýmý. proletaryanýn. Ancak. hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle. proletarya da. “Devrimin baþarý kazanmasý uðruna. insanlýk tarihinin ilk sosyalist hükümetinin omuzlarýna yüklenmek zorunda kaldýðý bu büyük sorumluluktan gelecekteki sosyalist. baþlangýç dönemine özgü sürtüþmelerden ve güçlüklerden baðýþýk kalmasýný yüzde yüz saðlayacak demek deðildir.460 Devrimci bunalým sona erer ermez. böylece. zengin bir deneyim birikiminden yararlanma olanaðýný bulacaklar. hiç bir za- 326 Paul A. bu savaþýn sonucu olarak pamuk üretiminin düþmesinden nasýl yýlmadýlarsa. tarýmsal üretimi. sosyalist kampa yeni katýlmýþ ülkenin. 1. devrim-öncesi üretim düzeyi yeniden tutturulmakta.ülkelerde iþbaþýna gelecek olan sosyalist partiler. üretimde bir süre için kýsýntý olmasýndan gözü yýlmamalýdýr. . savaþtan büyük zarar görmüþ olan Avrupa ve Güneydoðu Avrupa sosyalist ülkelerin çoðunluðunda da. atacaklarý her adýmda bocalamak zorunda kalmaksýzýn. devrimin hatýrý için güçlüklere göðüs germeyi bilmek zorundadýr. Kuzey Amerika’da köleliðin düþmaný olan burjuvalar. ekonomik ve siyasal karýþmalarý [sayfa 465] ile aðýrlýklarý büsbütün artan bu sürtüþmeler ve güçlükler.akat ne bu yararlanma olanaðý. Dünya Savaþýnýn onu izleyen devrimin ve içsavaþýn yarattýðý ekonomik çöküntüyü ortadan kaldýrmak için oldukça kýsa bir zaman yetmiþtir. Rusya’da. devrimin getirdiði kargaþalýkla birlikte sona erecektir. Lenin’in belirttiði gibi. savaþtan önceki düzeyine getirmek için birkaç yýl. geniþ ölçüde yararlanabileceklerdir. sanayi üretimini gene savaþtan önceki düzeyine getirmek için ise sekiz yýl geçmiþtir. devrimden sonra iki ya da üç yýl gibi kýsa dönemlerin geçmesi yeterli olmuþtur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .

devrimden önceki ekonomik yapýya baðlý olarak deðiþmektedir. devrimden hemen sonra küçük ve orta köylünün eline geçecek olan deðerler toplamýnýn. Birçok ülkede . tarým devriminin. tüketim düzeyinde bir [sayfa 466] düþüþe yol açan. Üretim aðýrlýðýnýn tarým kesiminde bulunduðu baþka bazý ülkelerde (yani ekonomik artýðýn büyük kýsmýnýn tarýmdan elde edildiði yerlerde). toplumsal devrim sonucu toplumun emrine verilebilecek ekonomik artýk o kadar büyük olabilir ki. Afrika’nýn ve Lâtin Amerika’nýn maden üreticisi ülkelerinde-. tüketimi devrim-öncesi düzeyinin altýna indirecek gibi ayarlanmamaktadýr.man. köylülerin yaþama standardýnda niteliksel bir deðiþiklik de görülmez. Devrim öncesi Paul A. yani ekonomik artýðýn önemli bir kesiminin seferber edilmesi. cüce bir köylü ekonomisi çerçevesinde bunun tamamen [sayfa 467] yararsýz bir aygýt olduðu da bir gerçektir. Böyle bir sonuç ortaya çýkýyorsa. hiç kuþkusuz ülkeden ülkeye. peþinden neleri sürükleyip getirebileceðinin tipik örnekleriyle doludur. potansiyel ekonomik artýðýn büyük bir dilimini alýr götürür ama. Dolayýsiyle. adam baþýna tüketimde ancak küçük deðiþiklik olur. karþýsýnda (imansýz bir direnç bulur. ekonomik artýðýn seferber edilmesinin kaçýnýlmaz olduðu bu kesimde.örneðin. bunun bir kesimi kitle tüketiminde önemli artýþlar saðlamak için kullanýldýktan sonra geriye kalan deðerler ile hükümetlerin gayet iddialý üretici yatýrým programlarýna giriþmesi bile mümkündür. Ýþte. köylü tüketiminin alabildiðine artmasý ile emilen potansiyel ekonomik artýðýn yeniden ele geçirilmesi çabasýdýr. Bu problemin önemi. bunu ateþleyen kývýlcým. Gerçi bir gelir vergisi. Orta Doðu’nun petrol üreticisi ülkelerinde. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 327 . Açlýktan kýrýlma durumu ortadan kalkar ama. Sovyetlerin 1920’lerdeki deneyimleri. Tarým devrimi sayesinde kitle tüketiminde görülen artýþ. üstelik. köylülerin içinde bulunduðu yoksulluk sona ermiþ olmaz. bu vergiyi toplamak da altýndan kolay kalkýlabilir iþlerden deðil. hükümetin yatýrýmlarý arttýrmak için köylülerin gerçek gelir artýþlarýna el atmasý yönünde göstereceði her türlü çaba. kalkýnma çabasý için kaçýnýlmaz bir koþul niteliðindedir. þimdi artýk sayýlarý da çok artmýþ olan ‘karýnlarýný ancak doyuran köylülere’461 gelir vergisi salmak da. Demek ki. bu problemin çözümünde akla gelebilecek basit çarelerden biridir ama. güçlüklerin en belâlýlarý ile karþýlaþýlýr. bütün ülkelerde tarýmsal devrimin toplumsal devrim ile elele yürütülmesi zorunluluðu olmuþtur.

“deðiþ-tokuþ oranýnýn altýnda” bulduklarý fiyatlardan alýþveriþ etmeye hiç yanaþmazlar. vergi toplanamaz. hem de küçük bir kýsmýný pazarlamak durumunda bulunan bu yoksul köylülerin eline geçen para nedir ki! Mal cinsinden vergi toplamak (ayni vergi almak). kendi tüketimlerini arttýrma eylemi içine girerler ya da ellerindeki ürün fazlasý karþýlýðýnda. daðýtým ve kredi iþlerini üstlenmiþ bulunan devlet ve kooperatif giriþimleri. plânlý bir ekonomik kalkýnma programýna giriþme yeteneðinde olan sosyalist hükümetin. fakat ne gezer. baþlýca yönlerinden biri açýsýndan. plânlamanýn kapsamý. Demek oluyor ki.örneðin kulaklar .ise. Yoksul köylünün pazarlayabildiði ürün karþýlýðýnda satýn aldýðý sanayi mallarý çok kýsýtlý ve ancak çok önemli bir iki kaleme özgü bulunduðu (gaz .tuz. eski tüccar ve tefeci geleneðini sürdürerek.günlerinin vergi ve rant ödeme yüklerinden daha yeni kurtulmuþ olan köylüler ile maliye örgütü arasýnda sert bir çatýþmanýn çýkmasý iþten bile deðildir. kibrit ve benzeri birkaç kalem maldýr bunlar topu topu) bu sonuncu strateji de hayal kýrýklýðý yaratacaktýr yöneticilerde. çünkü ‘karýnlarýný zar zor doyuran köylülerin’ vergi ödeyebilecekleri bir güçleri ve gelirleri zaten yoktur. plânlama demek.ki göresel fiyatlarý kamulaþtýrýlmýþ sanayilerin ürünleri lehine. yani tarým ürünleri aleyhine deðiþtirmek anlamýna gelir. böyle bir seferberlik gerçekleþinceye kadar. Tarýmsal ürünlerin bir bölümünü “hortumlamanýn” akla gelen bir baþka yöntemi de. Ellerinde azýmsanamayacak bir pazarlanabilir ürün fazlasý bulunan servet sahibi köylüler . Nitekim. sýnýrlý ve kýsýtlý kalacaktýr. devrimden sonra. tam bir çýkmaz niteliðindedir. diðer köylülerden (ve kentte oturan bazý özel kiþilerden). bu iþin üstesinden gelebilmek için. halký zorla soyma [sayfa 468] eylemlerine de giriþmez elbet. Bu arada. daha baþarýlý ve umut verici deðildir: “makasýn aðzýný açma yöntemidir” bu sonuncunun adý . tüketim ve ekonomik artýk arasýnda üleþtirilmesi yönüdür bu. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . fakat böyle bir çatýþma sonunda vergi toplanabilse gene iyi. bu üleþtirmeyi yapmak demektir geniþ ölçüde. devrimöncesi kapitalist toplum yapýsý içinde uyumakta olan potansiyel ekonomik artýðý seferber etmektir. yönetimsel bakýmdan umutsuz bir giriþim. öncelikle çözüme baðlamasý gereken iþ. Çok çeþitli tarým ürünleri yetiþtirmek ve bunlardan ancak bir kýsmýný. canlý hayvan ya da diðer deðerleri satýn almaya baþlarlar ve hükümetle. toplam üretimin. Ýþte tam 328 Paul A.

gerek toplumsal üretimin yapýsý. daha açýkçasý. toplam üretimin kitle tüketimi ile ekonomik artýk arasýnda bölüþülmesi ve ekonomik artýðýn da kapitalistlerin tüketimi ile çeþitli yatýrým biçimleri arasýndaki paylaþýmý. bunun yerini týpký diðer sanayi dallarýnda olduðu gibi. “Bugüne kadar insaný egemenliði altýnda tutmuþ bulunan ve insanýn çevresini oluþturan varlýk koþullarý. sosyalist hükümetin plânlama çabalarýna katkýda bulunursa tabii. bugüne kadar onun dýþýnda ve karþýsýnda yer alýyorlardý. çiftçiliðin kolektifleþtirilmesi saðlanmadan baþarýlamaz. artýk insanýn egemenliði ve denetimi altýnda girmeðe baþlamýþtýr ve ilk kez olarak insan. Tarým kesiminin plânlama çabasýna katkýda bulunmasýný saðlamanýn. Gerçi sorunun bu yönü.”462 Baþaracaktýr ama. baþta gelen ya da baþat olan tarýmsal üretim biçimi olarak kendine yeterli küçük köylü üretimine son vermektir. bu üretim biçimi ortadan kaldýrýlmalý. þurasý da bir gerçektir ki. bilinçli efendisi olmaktadýr. þimdi. bir ‘tarým sanayii’ almalýdýr. kapitalist sýnýfýn kârlarý en yüksek noktasýna çýkarma çabalarýna ve egemen olan (varolan) üretim araçlarý daðýlýmý ile gelir daðýlýmý örneklerine baðlý olarak þekil alýrlar. sosyalist toplumun bilinçli ve akla uygun kararlarýna baðlý olarak þekil almaktadýr. ulusal üretimin önemli ve büyük [sayfa 469] bir dilimi olan tarýmsal üretim. Doða üstünde kesin egemenliðini kurmayý baþaracaktýr. bu konuyu biraz daha yakýndan incelemeye çalýþalým. bundan böyle Doða’nýn kanunlarý. Plânlý sosyalist bir ekonomide ise.bu noktada. üretim yapýsýnýn. çünkü artýk kendi toplumsal örgütlenmesinin efendisi olmaya baþlamýþtýr. Doða’nýn gerçek. bulunamazsa böyle bir baþarý da saðlanamayacaktýr. en az bunun kadar önemli olan baþka yönlerini gölgede býrakma pahasýna abartýlmamalýdýr ama. Sosyalist düzen içinde böyle bir dönüþüm. köylülerin üretici iþbirliði olmadan. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 329 . sosyalizm ile kapitalizm arasýndaki belirgin farklardan birini daha yakalýyoruz. tarýmda kolektifleþtirmeye gitmenin zorun- Paul A. Kapitalist düzen altýnda üretimin yapýsý. toplumsal eylemin kanunlarýna boyun eðecek ve Doða kanunlarýný tam olarak anlayan insan. üretim ile tüketim arasýndaki bölüþümün ve bir bütün olarak toplumun emrine verilecek ekonomik artýðýn plânlama yetkilileri tarafýndan belirlendiði. gerekse onun bölüþülme ve kullanýlma biçimi. bir baþka deyiþle ulusal ekonominin genel yapýsýyla kenetlenmesini saðlamanýn tek yolu. yürürlükteki üretim iliþkilerine. Ýnsanýn kendi toplumsal eyleminin kanunlarý.

pazarladýklarý tarýmsal üretim fazlasýna eþdeðer ve hükümetçe kendilerine ödenen fiyatlara baðlý olarak belirlenir bu mal ve ürünleri. sosyalist üretimin sürekli geniþlemesi ve yetkinleþmesi yoluyla. Kolektifleþtirme baþladýktan sonra. ekonomik artýðýn tümüyle seferber edilmesi. [sayfa 470] Demek oluyor ki. Gerçi Stalin’in formülüyle sosyalizmde ekonomik plânlamanýn amacý. fakat bu.463 fakat. durmadan yükselen maddi ve kültürel ihtiyaçlarýný en yüksek ölçüde karþýlamak” týr. Kapitalist düzenin ayýrýcý özellikleri olan akla aykýrýlýklarý ve kaynaklarý çarçur etmeyi ortadan kaldýran ve bunun için gerekli toplumsal üretim örgütlenmesini yeni baþtan kuran böyle bir ülkenin sosyalist yönetimi. toplum için yeteri kadar doyurucu maddi mal üretimini gerçekleþtirdiðine pekâlâ inanabilir. O halde. tarýmsal üretimin ne kadarýnýn çiftlikte tüketileceði konusu. tüketimden çekilecek toplam üretim diliminin büyüklüðüne olsun. tek baþýna.luluðu için baþka hiçbir neden olmasa bile. ülkenin tarihsel geliþiminin belli bir evresinde yürürlükte bulunan somut koþullar ýþýðýnda belirlenecektir. bir ölüm-kalým sorunu olduðu için. adam baþýna maddi üretiminin özellikle hýzlý bir tempoda artmasý için çaba göstermeyi gereksiz bulabilecek demektir. verilecek kararýn içeriði konusunda hiç bir þey anlatmýyor. köylülerin ekonomik artýðýn “hortumlanmasý” konusundaki dirençleri de kýrýlmýþ olacaktýr. bunun yatýrým amaçlan (ve/veya kolektif kullaným amaçlarý) için ne þekilde kullanýlacaðýna olsun sosyalist hükümet karar verecektir. karar verme yetkisinde olan odur. çiftlik üyelerine zamanýnda saðlama ödevi. tekbaþýna kolektifleþtirmenin niçin kaçýnýlmaz olduðunu açýklamaya yeterlidir. “daha ileri ve yüksek tekniklere dayanarak. ekonominin kamulaþtýrýlmýþ kesimine verilmiþtir. kolektif çiftlik üyelerinin doðrudan kararlarýna býrakýlýr ve bunlarýn tarýmdýþý mal ve ürünlerden ne kadar tüketecekleri de. kaynaklarýn maddi ve kültürel ihtiyaçlar arasýnda paylaþtýrýlmasý olsun. evriminin belli bir aþamasýnda. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ilerleyen teknoloji ile atbaþý gidebilmek için verimli (üretken) donatýmýn aþýnma ve yýpranma paylarýný karþýlamak ve bir de gerekli net yatýrýmlarý yapmak amacýyla net üreti- 330 Paul A. Tarýmsal ürün artýðýný. Böyle bir ülkede. ekonomik bakýmdan ileri bir sosyalist ülke. sosyalist üretimin sürekli geniþletilmesi ve yetkinleþtirilmesi olsun. tüm toplumun. bireysel çiftçilerin elinden alýp hükümetin gözetimindeki kolektif çiftlik yönetiminin emrine vermekle.

Demek ki. pusuda bekleyen dýþ saldýrganý ürkütmek için yeterli bir askeri potansiyelin büyük bir süratle yaratýlmasý gibi. toplam üretimi. plânlama örgütünün. tüketim ve yatý- Paul A. daha az ileri kardeþ ülkelere cömertçe yardým yapýlmasýna ve ayrýca iþgününün önemli ölçüde kýsaltýlmasýna olanak verecektir. deðiþik ülkelerde ve zamanlarda. belli bir kalkýnma düzeyine eriþtikten sonra. bunun yerine. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 331 . Oldukça küçük bir yatýrým hacmi ile ve daha çok boþ zaman olanaðý yaratýlmasý ile karþýlanabilecek olan kültürel ihtiyaçlar gittikçe geniþleyecekler (ancak. eðitim hedeflerini izlemelidir! Görülüyor ki. sosyalist toplumun ulaþmak için çaba göstereceði toplam maddi üretimin ne büyüklükte olmasý gerektiði konusunda genelleme yapma olanaðýmýz yoktur. Bütün bunlara karþýlýk. gittikçe artçýn nüfusun yeteri kadar rahat yaþamasýný saðladýktan baþka. ertelenmesi olanaksýz bulunan. öncelik sýrasý bakýmýndan. diðer hedefler. yarýna býrakýlmasý mümkün olmayan ve bir ölüm-kalým sorunu olan ulaþtýrma yatýrýmlarýna aðýrlýk vermelerinin daha uygun olacaðý pekâlâ öne sürülebilir.min oldukça küçük dilimlerini kullanmak. son derecede (umutsuzluk verecek derecede) düþük olan adam baþýna yiyecek.ilerlemeyi saðlam bir temele oturtmak için kaçýnýlmaz bir þeydir bu. kýsa zamanda. bir ihtiyaç daha vardý. Týpký bunun gibi. köklü bir biçimde geliþtirip arttýrabilmek için maddi mal üretiminin mümkün olan (elde edilebilen) en büyük hýzla geniþletilmesi zorunluluðunun yanýsýra. bu koþullar altýnda.464 Böyle bir ortamda. Bir baþka ülkede ise. plânlama örgütü. aktüel ekonomik [sayfa 471] artýðý dar sýnýrlar içinde tutmayý baþarabilecektir. Toplam üretimin. savunma giderlerine yöneltmeleri gereksiz görülebilir. farklý oranlarda olmak zorunda. sosyalist kampa yeni katýlan bazý üyelerin. eðitim gereklerine en büyük aðýrlýðýn verilmesi yerinde olacaktýr. bir kez. düþman kapitalist güçler tarafýndan çepçevre kuþatýlmýþ bulunuyordu ve bu anlattýklarýmýzdan tamamen farklý bir durumla karþý karþýyaydý. Bu ülkede. ülkelerinin coðrafi konumlarý ya da baþka bazý kaygýlarýndan ötürü. konut ve benzeri temel olanaklarý. baþlangýçta azgeliþmiþ bulunan bir ülke. kaynaklarýnýn adamakýllý önemli bir kesimini. Sovyetler Birliði gibi. maddi mal üretim alanýnda yapýlacak yatýrýmlarý en büyük düzeyine ulaþtýracak biçimde paylaþtýrýp yönelteceði açýktýr . giyecek. toplam üretimden yatýrým için bölünüp ayrýlacak olan dilim.

“Beþ Yýllýk Ekonomik Kalkýnma Plânýnýn hazýrlanmasýyla ilgili ünlü kararda. en yüksek üretim düzeyi ile (ve büyüme düzeyi ile) baðdaþan en düþük tüketim arasýndaki iliþki.. bunlarýn ikisinin birden. Dahasý var: eðer. üretimde mümkün olan en yüksek artýþý saðlamak için. Buna uygun olarak da. soyut birtakým ilkeler koymak yanlýþ olacaktýr. çözülmesi [sayfa 473] mümkün olmayan bir problemdir bu! Bu problemin çözümüne. yalnýz tüketime aðýrlýk verilerek iþin içinden çýkýlabilir. bu problemin tam anlamýyla kavranmýþ ve doðru ortaya konulmuþ bulunduðunu görüyoruz: “Sermaye birikimi ile tüketim arasýndaki iliþkiye gelince. o günkü (câri) tüketimin en düþük noktasýnda tutulmasý anlamýna geliyorsa (ya da tersine. “en düþük tüketim en hýzlý büyüme demektir!” tanýmýný yapmak ve bunun mantýklý sonucu olarak da “tüketim sýfýra yaklaþtýkça kalkýnma hýzý sonsuza yaklaþýr!” gibi düpedüz yanlýþ bir önermeyi kabullenmek gerekecektir! Tüketim standartlarý ile halkýn çalýþma isteði arasýnda açýk bir baðýntý bulunduðu içindir ki. kalkýnma hýzýnýn en yüksek noktasýna çýkarýlmasý.. o dönem yatýrýmlarýnýn sonucu olan üretim artýþlarýnýn tümünün yeniden yatýrýlmasý yolu deðil. özendirme (teþvik etme. yürürlükteki tüketim standartlarýnýn. o zaman. daha uygun. oldukça hýzlý bir tempoda ve süratli olarak artýþýnýn saðlanmasýný gerektirebilir. Bu iki öge arasýndaki göresel çeliþkiyi ve bunlarýn karþýlýklý etkileþim ve baðýmlýlýklarýný dikkate almak ve uzundönemli kalkýnma açýsýndan ikisi arasýndaki uyuþmayý (çakýþmayý) 332 Paul A. þevk verme) etkilerinin en yüksek bulunduðu kesimlerde gerçekleþtirilmesi þart olacaktýr. Sovyetler Birliði Komünist Partisi’nin Onbeþinci Kongresinde alýnan. bir seçme ve farklýlaþtýrma sorunu ortaya çýkacak. ayný anda.rým arasýnda bölüþtürülmesi [sayfa 472] konusunda da. tek yönlü olarak. en yüksek düzeylerine eriþtirilmesini saðlamanýn olanaksýzlýðýný akýldan çýkarmamak gerekir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . hem tüketimi hem. somut bir durumun zorlamasýyla. en büyük artýþlarýn. böyle bir artýþýn saðlanmasý düpedüz zorunlu bulunmaktadýr! Baþlangýçtaki üretim hacmi ve dolayýsiyle böyle bir artýþ için olanaklar sýnýrlý bulunuyorsa. çünkü. ne de. ilk bakýþta sanýldýðýnýn aksine. hatta belki de tek uygun yöntem olarak ortaya çýkacaktýr. ekonomik artýðýn en yüksek düzeyine çýkarýlmasý demekse). de yatýrýmý arttýracak biçimde paylaþtýrýlmasý yolu. hatta birçok azgeliþmiþ ülkede. ne belli bir dönemde yalnýz sermaye birikimini ön plâna almakla yaklaþýlabilir.

bu konunun son derecede karmaþýk olduðu gerçeðidir.göz önünde tutmak için. gerek elde edilmesine yarayan süreç ve gerekse hizmet ettiði amaçlar bakýmýndan. böyle bir boyut içinde en yüksek sermaye biriktim temposuna ulaþtýracak biçimde düzenlemek gerekecektir!”465 Böylelikle. hemen gelecek yýl içinde ya da birkaç yýl içinde en yüksek sermaye birikiminin saðlanmasý çabasýný göstermek yerine. yoksa tarýmda verimliliðin arttýrýlmasý yoluyla mý gerçekleþecektir? Ýlk akla gelen sorulardan biridir bu. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 333 . sadece. Bunu bir çözüme baðlamaya çalýþýrken. ihtiyaçlar. sorunu. sosyalist bir düzende. aktüel ekonomik artýk olarak toplam üretim dilemi.akat. her iki öðenin (etmenin) optimum (en uygun) bir bileþim oraný içinde bulunmasýný gerçekleþtirecek bir biçimde yaklaþma zorunluluðu vardýr. Kalkýnma hýzý açýsýndan akýlda tutulmasý gereken önemli nokta ise. Batýlý yazarlarýn büyük bir dikkatle üstüne eðildikleri bir soru vardýr: Ekonomik kalkýnma sanayileþme yoluyla mý. Plânlanmýþ ekonomik artýk olarak bu deðer. ya bu açmaz (ikilem) ortadan kalkýyor ya da Paul A. uzun-dönemli optimum geliþimini saðlayacak biçimde kullanýlacaktýr. sosyalist toplumdaki plânlama organlarýnýn temel görevleridir. . kapitalist düzendeki ile hiç bir ortak yaný bulunamaz. böyle bir düzendeki aktüel ekonomik artýðýn. toplum ihtiyaçlarýnýn çizdiði sýnýrlar içinde tutulacaktýr. Burada amacýmýz. yükünü bütün halkýn eþitçe omuzlayabileceði bir biçimde. plânlanmýþ ekonomik artýk olarak bu deðer. ekonomik plânlama kuramýnýn komþu duvarýný aþmak olmadýðý için. [sayfa 474] IV Belli bir dönemde. Böyle genel bir biçimde sorulduðunda içinden çýkýlmaz bir sorudur üstelik. yatýrýma ayrýlmasý kararlaþtýrýlmýþ bulunan artýðýn büyüklüðü ve bunun bilinçli olarak bölüþtürülmesi. derlenip seferber edilecektir. soruya somut bir biçimde yaklaþýlacak olursa. bir tüm olarak. uzun-dönem boyutu içinde ele almak ve ulusal ekonomi elemanlarýný. plânlamayla ilgili ana konularý kýsaca özetlemekle yetineceðiz. ve ödevler ýþýðýnda belirlenmiþ oluyor. toplumun insan ve madde kaynaklarýnýn. plânlanmýþ ekonomik artýk olarak bu deðer. probleme. Gerek büyüklüðü. sosyalist toplumun tarihsel geliþimine niteliðini veren özel olanaklar.

bu kesimde. yeni iþ alanlarýnýn açýlmasý ve iþsiz kalanlarýn buralara aktarýlmalarý olasýlýðý da yoktur. plantasyonlarda çalýþan bir sürü iþçiyi iþlerinden edecek ve zaten yarý aç yarý tok bir ömür süren bu insanlar büsbütün kötü bir duruma düþecekler demek ki bunun etkisi tam anlamýyla olumsuzdur. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Bunun için de. dolayýsiyle de yurt dýþýna aktarýlan paralarda bir artýþ olur. Azgeliþmiþ ülkelerdeki 334 Paul A. öncelikle. yeni plantasyonlarýn açýlmasý.sorunun karþýlýðý gün gibi açýk bir hâle geliyor. yerli büyük çiftlik sahipleri de ellerine geçen fazla parayý eskisinden daha deðiþik bir biçimde kullanacak deðillerdir nasýl olsa! Plantasyonlardan elde edilen kârlarýn geniþlemesi. yeni yatýrýmlarýn yapýlmasý. tarýmýn iki baþat biçimini. çarpýklýk yaratan türdendir. Biz bu soruyu. araþtýrmamýz zaten amaçsýz ve anlamsýz olur. bunlarý yapmazsak. iþgücü fazlasý. yabancý ve/veya yerli plantasyon sahiplerinin kâr paylarý büyüyüp geniþler o kadar. dolayýsiyle ücretler yükselecek ve her yerde bir gelir artýþý olacaktýr. Tam tersine. Kendine yeterli yoksul köylü tarýmýna gelince. bu. þimdiye kadar söylediklerimize ekleyecek fazla bir þey olmasa gerek. daha tomurcuk halindeyken kurutacak niteliktedir. böyle bir geliþimi. Ürettiðinin hemen tamamýný ihraç eden plantasyonlarda. daha da açýklýða kavuþturabiliriz. söz konusu ülkelerin ekonomik koþullarýnda diþe dokunur bir ilerleme görülmeyecektir. burada problem çok daha karmaþýk bir hâl almaktadýr. yararlý sonuçlar doðurmaktan çok uzaktýr. “Ýþlerini yitirmeyen iþçilerin verimleri artacaktýr. Plantasyonlarda makinalaþmayý saðlayacak [sayfa 475] ve araç ve gereçler ithal edilecekleri ve bunlarýn yerli olarak üretilme olanaðý bulunmadýðý için. kýrsal nüfusun büsbütün fakirleþmesine ve azgeliþmiþ ülkenin zaten çýkmazda olan ekonomik kalkýnmasýnýn daha büyük bir çýkmaza saplanmasýna sebep olacaktýr. konuya yaklaþmanýn en iyi yolu budur. makinalaþmaya gitmekle ve verimliliði arttýrmakla. Çünkü. bu kadar iþsizin bulunduðu bir ortamda genel bir ücret ve gelir artýþý nasýl olsun? Olsa olsa. yeni yatýrýmlara yol açsa bile. azgeliþmiþ kapitalist ülkeler ile baðlantýsýný göz önüne alarak ve bir plânlama örgütü için en çok arzulanan çözümün ne olduðu konusunda bir varsayým yaparak. Birinci tarýmsal üretim biçimi konusunda. yoksul köylülerin topraklarýný ve iþlerini yitirmelerine. yeni makinalar.” diye hayal kurmaya da yer yoktur. yani büyük çaptaki plantasyonlar tarýmýný ve kendine yeterli yoksul köylü tarýmýný almalýyýz.

adam baþýna üretimde kayda deðer bir ilerleme saðlanamayacak demektir. bütün bunlar. . Doðrusu.akat bu nitelikte olmasalar bile. bilimsel bilgi (agronomik öðütler) ve ucuz krediler saðlanmasý gibi yollarla. böyle bir dönüþüm. yerlerinden ve iþlerinden edilen (kýsacasý mülk- Paul A. gene böyle bir sýçrama olmasaydý.ki bu daha önemlidir . karmaþýk ve ileri donatma. kapitalizmin tarým alanýna bütün gücüyle yüklenmesinin bir sonucudur.yoksul köylüler için bir sürü yararlý iþ vardýr yapýlabilecek. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 335 . büyük çapta çiftçilik. nitekim bazý ileri kapitalist ülkelerin tarihi bunun böyle olduðunu doðrulamaktadýr: Daha önce “tarýmsal karþý-devrim” olarak adlandýrdýðýmýz olayýn bir sonucudur bu. bundan kimsenin kuþkusu olmasýn! Daha iyi tohumluk ve damýzlýk daðýtýlmasý. kapitalizm. kimyasal gübre ve ilâçlara. ancak. kapitalizmin merkantil aþamasýndan sanayi aþamasýna sýçramasý ile mümkün olabilirdi ve nitekim öyle de oldu! Böyle bir sýçrama olmasaydý. kapitalizm tarýmý istilâ edemeyecek ve tarýmda görülen teknolojik devrim gerçekleþemeyecekti.sahip olduðu el kadar toprak üstünde bunlarý kullanma yeteneðine. ne de . bütün bu yardýmlar. kapitalist kalkýnma süresinde ortaya çýkabilir. ancak. Bu sürecin son derece acýlý ve aðrýlý bir geliþim olmasý.dayanýlarak tarýmsal verimlilikte önemli bir artýþ saðlamak. modern çiftçilik tekniklerine -mekanik çekim gücüne. büyük çaplý çiftlik koþullarýnda gerçekleþebilir. tarýmsal üretim fazlalarýnda diþe dokunur artýþlar yaratacak nitelikte deðildir. Her halde. Geri bölgelerdeki yoksul köylü (hatta her yerdeki yoksul köylü). vardýr [sayfa 476] ama. “turnayý gözünden vurmak için” yeterli olmayan daðýnýk eylemler olarak kalacaklar. bütün bu iyileþtirici önlemlerin yarý-insancýl bir anlamlarý vardýr. köylülüðün tümüyle tutsak edilmesi ve yok edilmesi gerçekleri bir yana. köylünün gerçek gelirini arttýrma olanaðý vardýr. ancak. ne gerekli araçlarý satýn alma gücüne sahiptir. Doðrusu aranýrsa. Bu yollarla elde edilebilecek geliþme oraný ise çok küçüktür ve nüfusun hýzla artmasý göz önüne alýnýrsa. büyük çaplý tarýmsal iþletmelerin ürünlerine yeteri kadar geniþ bir pazar saðlanamayacak. kendileri için bir itici güç (moment) yaratamayacaklar ve daha büyük bir geliþme için temel oluþturamayacaklardýr. kýrsal nüfus yapýsýnda çok büyük farklýlaþma ve tabakalaþmalara yol açmýþ ve en sonunda iki sýnýflý bir kutuplaþma görülmüþtür: tarým kapitalistleri ve tarým proletaryasý biçimindeki kutuplaþma.

özellikle tüketim mallarý çýkaran hafif sanayi dallarýna da. Bu alanda elde edilecek kalkýnma baþarýsýna paralel olarak sanayi üretimine de. “sanayi kalkýnmasýnda aþýrý aceleciliðe yol açan fanatik ulusçuluktan” ve benzeri tutumlardan yakýnýyorlar ve bunlara karþý çýkýyorlar. Yerli kaynaklar gittikçe [sayfa 478] daha büyük bir hýzla aþýnýp tükendikleri için. ham madde üretimini. bugünün geri ülkelerinin de ayný yolu izlemesini savunan kiþiler için bile azgeliþmiþ ülkeler tarýmýnda önemli bir verimlilik artýþý saðlamanýn yöntemi [sayfa 477] sanayileþmedir. olsa olsa Batýlý tekelci sermayenin ekmeðine yað sürmeðe yarar bu tip giriþimler! Daha önce de anýlan bir önemli hükümet belgesinde büyük bir içtenlikle dile getirilen bu olguya. toplumla bütünleþmemiþ sanayi projelerinin azgeliþmiþ ülkeler halklarýna bir yararý yoktur çünkü. böyle düþünüyorlar ve böyle düþünmek. biçimde yer vermek uygun olacaktýr: “Azgeliþmiþ ülkelerin potansiyelleri ve problemleri ve onlarýn ekonomik kalkýnmasý için bizim duyduðumuz ilginin niteliði. bir miktar hýz verilebilir. hangi cins kalkýnma programlarýný destekleyip hangilerini desteklemeyeceðimizi de belirlemektedir. tarýma öncelik verilmesi üstünde ýsrarla durduklarý -bazý tüketim mallarý sanayilerinin kurulmasýnýn da yararlý olabileceðini lütfedip söylemekle birlikte görülmektedir.. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik kalkýnmalarý konusunda “ölçülü” ve “devlet adamýna yakýþan” bir tutumun gereði sayýlýyor! Eðer. böyle soyut. Batýlý resmi görüþlerin. daha geniþ. bu konuda kalem oynatan burjuva yazarlarý sanayileþmeye “fazla aðýrlýk verilmesinden” korkuyorlar...”466 Söylemeðe bile gerek yoktur ki. Birleþik Devletler.süzleþtirilen) köylü kitlelerine de hayat hakký tanýnmamýþ olacaktý... Birçok ülke için. ne yeteri kadar plânlanmýþ ne de diðer ekonomi politikalarýyla birlikte düþünülmüþ sanayi projelerinin günümüz kapitalist azgeliþmiþ ülkelerindeki uygulamalarýna bakýlýrsa böyle bir tutumun büsbütün yersiz olmadýðý söylenebilir.. yeni yeni ürünler elde etmenin en etkin yolu böyle seçici bir destekleme politikasý uygulamamýzdýr. tarým üretimini geliþtirmeyi desteklemek olmalýdýr. Demek oluyor ki. özellikle maden üretimini desteklemelidir bu ülkelerde. Kaynaklarý dünya talebine kârlý bir biçimde ayak uydurabilecek ölçülerde geliþtirilmeye yatkýn bazý ülkeler için. eðer tarýmda verimliliði arttýrmak istiyorsan sanayileþmeye gideceksin. yapacaðýmýz baþlýca iþ. azgeliþmiþ bir ülkede iþ ba- 336 Paul A. Gerçekten. bunun baþka yolu yoktur! Ne var ki.

bu hep böyle sürüp gidemez! Eðer bu alabildiðine parçalanýp ufalanmýþ ekonominin sosyalist ekonomiye geçiþi saðlanacaksa emek verimliliði iki katýna. “kapitalist üretim biçimi her yerde en ileri sonuçlarýna kadar geliþsin. Bu görevin baþarýlmasý için gerekli yöntemi Engels’ten öðreniyoruz. üç kat insan emeði boþa gitmekten kurtarýlmalýdýr. son üyesine kadar kapitalist büyük üretim karþýsýnda silinip gitsin diye”467 bekleyemez ve beklemez! Sosyalist toplum düzeni. söz konusu bu iki sektörün arasýnda bir denge tutturmak ve bu dengeyi sürdürmek. tarýmdaki kapitalist dönüþümün. bu ülkelerin büyük çoðunluðunda yürürlükte olan geriliðin ve özellikle tarýmdaki ortaçað kalýntýsý yapýnýn üstüne üstüne gidecek ve kapitalist düzenin en büyük mirasý olan bu iki yanlýþlýðý bir an önce ortadan kaldýracaktýr. yersiz yurtsuz. çünkü. küçük sanayi erbabý ve küçük köylü. onlara “kapitalistler adýna ve hesabýna deðil. kendiliðinden ve yýkýcý deneyinden geçme zahmetinden kurtararak. azgeliþmiþ ülkeleri emperyalist Batý için ham maddeler saðlayan kaynaklar olarak gören ve bu ülkelerin ekonomik. kökünden söküp atýcý ve mülksüz býrakýp proleterleþtirici.. hýzlý ve saðlýklý bir kalkýnmanýn çok önemli koþullarýndan biridir ve aslýnda kalkýnma. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 337 . Köylüleri. ekonominin bütünü için olsun. toplumsal ve siyasal geriliklerini büsbütün pekiþtirmekten baþka bir iþe yaramayacak olan “kalkýnma” politikalarý ile hiç bir ortaklýðý bulunamaz! Sosyalist bir toplumda böyle bir ikilem . üç katýna yükseltilmeli.tamamen anlamsýz sayýlmalýdýr. Kararýmýz ve görevimiz. dolayýsiyle toplum çýkarlarýna hizmet edecek þekilde büyük çapta üretime geçebilme olanaklarýný kazandýrmak” ve onlarý “özel giriþim ve özel mülkiyet düzeninden kooperatif giriþimi ve kooperatif mülkiyeti düzenine geçirecek”468 ortamý yaratmaktýr bu yöntemin özü! [sayfa 479] Sovyetler Birliðinde bu programý geliþtiren ve ona somutluk ve özgünlük kazandýran Lenin olmuþtur. denetimsiz. Azgeliþmiþ ülkelerde yapýlacak toplumsal devrim. iki kat. parçalanmaz bir bütün olarak görülmektedir sosyalist bir yönetim için.þýna gelmiþ sosyalist hükümetin. 1918 yýlýnda yazdýðý bir yazýda Lenin bu mümkün olan en büyük açýklýkla ortaya koymuþtu: “Küçük bireysel köylü ekonomisinde insan enerjisi ve emeði yaðma ediliyor.ya sanayileþme ya tarým ikilemi . tarým için olsun.. teknolojinin bütün güçlerinden yararlanmak ve en geri üretim dalý Paul A. kendi adlarýna ve hesaplarýna. iþsiz güçsüz býrakan.

Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Aksine Lenin.” demediði de ortada. sanayi ile tarým arasýndaki bu karþýlýklý baðýmlýðý kavramak ve gereðini yapmak bakýmýndan. Doðrusu ya. ticaretin dümen suyunda giden akla aykýrý. Siyamlý ikizler gibi birbirine yapýþýktýr. böylece tarýmda köklü bir dönüþüm saðlayacaðýz.”470 Daha geniþ ve derin bir görüþle þunlarý vurgulamaktadýr Lenin: “Eðer Rusya sýmsýký bir enerji santrallarý aðý ile ve dev gibi teknik kuruluþlarla kaplanacak olursa.” [sayfa 480]471 Gerçekten de. ölü noktada bulunan bir aðýrlýðý kaldýrmak için bir dayanak noktasý arayan Arþimed olmak þart deðil! (Arþimed’in. o zaman. pek çok vesilelerle sanayileþmenin büyük önemi üstünde durmuþtur: “Rusya’nýn kurtuluþu. “Büyük çaplý çiftçiliðin üstünlüklerinden biri de iþgücü tasarrufu saðlamasýdýr!”472 Sanayileþme için kaçýnýlmaz bir þeydir bu ve geniþlemiþ tarýmsal üretim için pazar saðlayacak olan da gene modern sanayinin kurulup geliþmesidir. Kalkýnabilmesi için tarýmýn pek çok gereksinmesi vardýr ve bunlarý ona verebilecek olan sanayidir. Buna karþýlýk. bilime ve teknolojinin baþarýlarýna dayanan canlý bir tarým düzeni kuracaðýz. gittikçe geniþleyen sanayi iþçileri kesimine yiyecek maddesi ve gittikçe artan sanayi üretimi için birçok hammadde tarýmdan alýnacaktýr. yeni bir yola sokmaktýr. tarýmýn modernleþtirilmesi ve saðlam bir sanayileþme. kýrsal bölgelerde yaþayanlarýn ihtiyacý olan tüketim mallarýnýn pek çoðunu karþýlayacak olan da sanayidir. çünkü köylülere tüketim mallarý saðlamakta yararlý olsa bile hafif sanayi de yeterli deðildir.”469 Tarýmsal kalkýnmanýn yarýna býrakýlmaz bir iþ olduðunu bildiren bu görüþün. hafif sanayinin iyi bir durumda olmasýna da baðlý deðildir Rusya’nýn kurtuluþu.yani yeterli deðildir bu. Dahasý var. ilerde kurulacak Avrupa ve Asya sosyalizmine de örnek olacaktýr. aðýr sanayiye de ihtiyacýmýz vardýr! Aðýr sanayiye çeki düzen vermek ise uzun yýllar çalýþmamýzý gerektirir. tarýma. köylü çiftliklerinden iyi hasat elde edilmesiyle olacak iþ deðildir . bizim komünist ekonomik yapýmýz. modasý geçmiþ tarým üretimi düzenine son vererek. azgeliþmiþ ülkelerin “baþlýca ihtiyacý tarýmýn geliþtirilmesidir.olan tarýmý yeni bir düzene. “Bana bir dayanak noktasý gösterin. size bir kaldýraçla dünyayý yerinden oynatayým!” sözlerine yollama 338 Paul A. yerine. sanayiye göre öncelik verilmesidir kavramý ile hiç bir iliþkisi bulunmadýðýný anlamak için kafayý biraz iþletmek yeter de artar bile! Lenin’in.

hem de bu artýþla saðla. onlarý yüreklendirmeli ve “bu iþin kendi çýkar- Paul A. yani. yani köylülerin “parçalanýp ufalanmýþ” ekonomilerinin yarattýðý koþullar altýnda. kollektifleþtirme. Marx ve Engels’in belirttikleri gibi. biraz önce deðindiðimiz olguyla. Peki ama bu durumda. tarýmsal verimlilik düzeyinin arttýrýlmasýna olanak vermeyecektir. Bu koþullarýn yokluðu hâlinde.yapýlmaktadýr-ç.yesinde.garanti edecek bir sosyo-ekonomik ortam olan kooperatif çiftliklerin yaratýlmasý için.. Çünkü. köylülerin kollektifleþtirme giriþimini desteklemeleri üye sayýsýnýn artýþý ile giderek geniþleme olanaðýna sahip bulunmalý ve onlarýn modern bir tarým ekonomisi kurmalarý için elden gelen her þey yapýlmalýdýr. kuramsal temellere dayanmýþ olacaktýr.akat öte yandan da. “Kollektif bir ekonominin kurulmasý. üyelerine yüksek yaþama standartlarý veren ve bir bütün olarak topluma geniþ tarýmsal ürün artýðý aktaran zengin üretim birimleri olmak yerine. verimli yatýrýmlar için ne boþluk vardýr. sanayinin kalkýnmasýný saðlayan kadar büyük bir ekonomik artýðýn oldukça kýsa bir zamanda elde edilmesi olanaðý! . yarý kapitalist Güney Amerika çiftlikleri) hâlini alabilir. makinalarýn geliþtirilmesine. kollektif çiftçiliðe yönelmeleri (yönelmiþlerse kollektif çiftçi olarak kalmalarý) nasýl saðlanacaktýr? Açýktýr ki. ne de bu yatýrýmlar sa.nan ekonomik artýðýn sanayiye aktarýlmasýný . doðal kaynaklarýn doðru [sayfa 481] dürüst kullanýlmasýna ve diðer üretim güçlerinden tam an. karþýlaþýrýz. her iki iþin birden baþarýlmasýný ..).lamýyla yararlanýlmasýna sýký sýkýya baðlýdýr. kollektif ekonomi de kendi baþýna yeni bir üretim gücü sayýlamayacak. ekonomik artýðýn sanayiye aktarýlmasýný mümkün kýlsa bile. Bu durumda kollektif çiftlikler. bir manastýr yönetiminden baþka bir þeye çýkmayan saçma bir düzenin kurulmasý demektir!”473 Gerçekten de. Bu da. köylülerin üretim kooperatiflerine katýlmalarý (katýlmýþlarsa üyeliklerini sürdürmeleri). Eldeki ekonomik artýk önce tarým yatýrýmlarýna mý yoksa sanayi yatýrýmlarýna mý yönelecektir? Birincisini yapacak olursak. olsa olsa. “bilime ve teknolojinin baþarýlarýna dayanan canlý bir tarým düzeni” kurulmuþ olmayacaktýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 339 . tarýmsal araç ve gereçlerin ve diðer girdilerin üretilmesi ve yeni yaratýlmýþ bu çiftliklerin bunlarla donatýlmasý zorunluðu vardýr.n. gerekli bütün maddi temellerini yaratýp onlar üstüne oturmuþ olmayacak. köylülerin açlýktan kýrýldýklarý devsel latifundia’lar (yarý feodal.yani hem tarýmsal üretimde önemli bir artýþ saðlanmasýný. bu koþullarýn yokluðu hâlinde.

teknik ve kültürel devrimin. “spekülasyon” yaparak ele aldýðýmýz zaman. “toplumsal yardýmlar” esirgenmemelidir. Etkilemeye yeterli sayýda büyük çapta örnek çiftlik kurmalý. Böyle bir programýn uygulanabilirliði ise. bunlarýn. sanayi kalkýnmasý için elden gelen herþeyin yapýlmasýný ve her türlü desteðin saðlanmasýný. bu da köklü bir kültür devrimine giriþmeden baþarýlamaz. yeterli büyüklükte bir sanayi hacmini destekleyecek ürün artýðýný yaratabilmesine baðlý bulunmaktadýr. köylülerce kuþkuyla karþýlanmasý ve hatta dirençle karþýlanmasý olasýlýðý vardýr. tarýmdaki toplumsal. toplum. geliþmiþ bir sanayi olmadan mümkün deðildir. sanayi kesiminde önemli bir geniþlemenin yaratýlmasýna yetecek kadar kaynaðýn bulunmasýna. kesin olarak mümkün deðildir! Daha kötüsü. ister “örnek çiftlikler kurarak”.”475 Bütün bunlar. örnekler gösterme yoluyla. Somut bir tarihsel durum olarak ele aldýðýmýz zaman ise. Bu iþ “zorla deðil. köylülüðe. bu amaçla toplumsal yardýmlar yapýlarak”474 baþarýlabilir ancak. Marx da böyle görüyordu sorunu. Ancak.” Böyle bir devrim. Bunlarýn üstesinden gelmek için ise. Sanayileþme olmadan tarýmda modernleþmeye gidilemiyor. maddi bir dayanaðýmýz olmasý) gerekir. doðru politikanýn. toplumsal ve ekonomik iliþkiler evreninde hep gördüðümüz gibi.larýna olduðu. iþe sanayiden baþlamak olduðunu. ister büyük çapta yardýmlar yaparak egemen olma konusunda giriþilecek çabalar [sayfa 482] geniþ kapsamlý olsa bile. sürece katýlan bazý yeni öðeler bulunuvermekte ve bunlar. “salt kuramsal yaklaþýmýn” bir çýkýþ nok- 340 Paul A. tarým kapasitesinin. tarým kesimini yeniden kurabilecek kadar saðlam maddi temelleri oluþturuncaya kadar ve bunu saðlayacak yeterli sanayi gücünü elde edinceye kadar beklenmesini kanýtlar niteliktedir. Karþý karþýya olduðumuz durum bir kýsýr döngüyü andýrýyor. “salt eðitimsel nitelikte (çünkü bizler kara cahiliz çoðunlukla) ve maddi nitelikte (çünkü kültürlü olabilmek için önce maddi mal üretimini belli bir düzeye çýkarmýþ olmamýz gerekir. fakat bunlarýn yapýlabilmesi. tarýmsal üretim ve artýkta bir büyüme olmadan da sanayileþme gerçekleþemiyor. kurtuluþlarý için tek yolun kollektifleþtirme olduðu” onlara anlatýlmalýdýr. çok büyük güçlüklerle karþýlaþacaktýr. baðlantýnýn içinden çýkýlmazlýðý bu kadar kesin görünecektir. etmenlerin birbirini kilitlemesi bu kadar zorlu. baþka bir deyiþle. “Köylülerin kültür standartlarýnýn yüksek olmasý gerekir ki. sorunu soyut olarak. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .

hem de kollektifleþtirme ve modernleþtirme için teknik araçlarla donatýp tarýmý kalkýndýrarak çözme iþlemlerine giriþti. vaktiyle babalarýmýzýn alamadýðý ücretlerden oluþmuþ bulunuyor”477 Sosyalist Rusya da.”476 Sonuç olarak. Ya da kent ve köy halkýnýn yaþama standartlarý büyük baskýlar altýnda tutuluyor ve problem yurtiçi sömürü düzeniyle çözülüyordu. hem güçlü bir sanayi yaratarak. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 341 . sýkýntýlara göðüs gerilmeliydi ve her þeyde sýký bir tasarrufa gidilmeliydi.) Rus köylünün. elindeki sýnýrlý ve cýlýz kaynaklarýn önemli bir kesimini savunma amaçlarý için ayýrmak zorundaydý. Sanayiyi yaratmak için zorunlu sermaye birikimini saðlamak amacýyla yiyecek maddelerinde. Resmi aðýzlar. kaçýnýlmaz bir þeydi bu. yüz- Paul A. üstelik. Kapitalizm tarihinin baþlarýnda.”479 Tufandan önceki (yani eski moda-ç. okullarda. bu sorun. bu amaca ulaþmak için baský ve terör yöntemleri uygulanýyordu aslýnda: “Derin bir devrimci dönüþüm. Sömürebileceði yerler.n. Bunlara karþýn. Profesör Mason’un deyiþiyle.tasý býrakmadýðý sorunun çözüme baðlanmasý için ipuçlarý getirmektedir. Teknik donatým bakýmýndan ülkenin içinde bulunduðu kýtlýðýn üstesinden gelmenin baþka bir yolu yoktu!”478 Ödenen fiyat yalnýz ekonomik de deðildi. belli bir niteliksel [sayfa 484] durumdan baþka bir niteliksel duruma sýçramak demektir ve bu. birinci daima aðýr basýyordu ve hemen hiç bir kýsýtlamaya uðramýyordu. yurt dýþýndan büyük ölçüde ekonomik artýk aktarmasý [sayfa 483] yapýlarak (sömürgelerin yaðmalanmasý ile ya da düzenli bir sermaye ithali politikasý yoluyla) çözüme baðlanýyordu. Stalin’in dediði gibi. sonuçlarý bakýmýndan 1917 Ekim’indeki devrimci dönüþüme eþittir. “Özverileri kabullenmek gerekiyordu. kollektifleþtirme hareketinin gönüllü niteliðini vurgularken ve böylece istenilen sonucun alýnmasýný kolaylaþtýrmaya çalýþýrken. yapýlmýþ mallarla tasarrufa gitme zorunluluðu vardý. sözünü ettiðimiz açmazdan kurtulmanýn bir baþka yolunu bulmak durumundaydý. önündeki kördüðümü. Köylüleri kollektif çiftliklere üye yapmakta izlenen “gönüllü olma ilkesi” durmadan eleþtirilmiþtir. Bu devsel görevin yerine getirilmesi için akýl almaz derecede yüksek bir fiyat ödemek gerekmiþtir. “mülkiyet haklarý denilen þey ile insan haklarý denilen þey arasýndaki dengenin ayarlanmasýnda. “bugün keyfini çýkardýðýmýz sermaye varlýðýnýn çok büyük kýsmý. yani sömürgeleri olmadýðý gibi dýþardan borç alma olanaðý da bulunmuyordu.

sanayi-bitkileri (keten .akat tarýmsal üretimi olumsuz yönde etkileyen bu geliþmeler ve çarpýklýklar. bazý çarpýklýklarýn ortaya çýkmadýðý da söylenemez. ex post facto (olaydan sonra).”480 Bundan da önemlisi. böyle devrimci bir darbeyle yýkýp atma iþi. toplumsal ve kültürel ilerlemenin geniþ yoluna ayak basmanýn tek yöntemiydi. daha doðrusu yönelmek zorunda kalmýþ bulunan kaba kuvvet. tarihsel süreci engelleyebilir ve geciktirebilirdi. yani pazarlanabilir tarýmsal artýðý alabildiðine geniþletmek olmuþtur”481 ama. Oskar Lange’nin dediði gibi. Rusya tarýmýnda kollektifleþtirme giriþimi . toplumsal ve ekonomik ilerleme [sayfa 485] yolunda büyük ve gerçekten de kaçýnýlmaz bir adým olduðunu öðretmiþtir. Zamanla böyle bir uyumun ortaya çýkmasýný belirlemekte önemli olan etmen. “Sovyet hükümetinin. tarýmýn devrimci dönüþümünü saðlamaya yönelmiþ bulunan.baþlangýç aþamasýnda çekilen çileler ve acýlar bir yana -. nesnel olarak. tarýmsal ürün artýðý hacmini. söz konusu onayýn. gerek bu giriþimin hedeflerini saptarken. kiþilerin (bireylerin) olaylarýn belli bir akýþý karþýsýndaki tutumlarý deðiþmez ve katlanmaz þeyler deðildir. zamanla nesnel deðiþikliklerle uyum hâline girecektir -bazan yavaþ. gene bu dört yýl içinde. uygun düþüp düþmemesidir. bu giriþimin ilk dört yýlýnda bazý ters geliþmelerin. Devletin ve Komünist Partisinin propaganda ve eðitim eylemlerine giriþmesiyle saðlanabilmiþtir. geniþ ölçüde giderilmiþ bulunuyordu. Toplumsal kalkýnmanýn nesnel gerekleri ile kiþilerin gerekleri ile kiþilerin bu gerekleri deðerlendirmeleri arasýnda bir çatýþmanýn yer aldýðý bütün durumlarda olduðu gibi. kiþisel deðerlendirme.kenevir. “Kollektif çiftliklerin tarýma yaptýklarý baþlýca katký. kollektifleþtirmenin. þeker pan- 342 Paul A. halkýn (onayýndan baðýmsýz hareket etmeyi seçtiði anlamýna gelmez. yapýlan deðiþikliklerin. onun ilerdeki baþarýlarýný garanti edecek bir ekonomik. pamuk. toplumun varolan ve varolmasý gereken gereksinmelerine. yalnýz sözle deðil iþle de saðlanýp pekiþtirilmesidir. Ne var ki bu onay. ilelebet durduramazdý fakat! Ayrýca. bazan hýzlý olacaktýr bu iþ-. sanayileþmenin ilk beþ yýlýnda. Gerçi.yýllardýr sürüp gelen geriliðini. gerekse yürütülmesi için gerekli yöntemleri belirlerken. sayýsý durmadan artan bir kitleye. kollektif çiftliklerde elde edilen maddi baþarýlar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . karacahil ve dünyadan habersiz köylünün onayý alýnarak baþarýlamazdý hiç þüphesiz. Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Plânýnýn son yýlýnda hububat üretimi rekor düzeyine yükselmiþ. . aklý baþýnda olmayan.

Bu. Sovyetler Birliðine karþý eleþtirici bir tutum takýnmakla ün yapmýþ bir yazar olduðu halde böyle söylüyor! Gerçekten de. Ýkinci Plân döneminde ise yarým milyon traktöre kavuþturularak donatýlan Rus tarýmý. “Tarýmda sosyalizasyon giriþimi. “daha önce dünyanýn en geri tarým yapýlarýndan biriyken. “Böyle bir hýz. burada bunu bir kez daha anlatmaya gerek yok. “Baþardýðý yalnýz bu idi!” Sovyet sanayileþmesinin öyküsü çok anlatýlmýþtýr. Kapitalist dünyanýn en parlak dönemlerinde elde edilen üretim artýþ hýzlarýnýn iki katýna yakýn bir geliþmedir bu. Þu kadarýný belirtmekle yetinelim: Ýkinci Dünya Savaþý dýþýnda kalan sanayileþme kampanyasý yýllarý süresinde. . tüketim mallarý sanayinin büyümesi için zorunlu hammaddelerin üretimi de artmýþ ve hükümetin eline. tarýmýn belli baþlý dallarýný tamamen [sayfa 484 486] makinalaþtýrma iþini çözüme baðlamýþtýr. Birleþik Devletlerin Paul A.tarýmsal makinalara ve binalara -kavuþmuþ ve diðer ülkelerin çok uzun bir tarih boyunca baþarabildikleri bir þeyi.. ilerde karþýlaþýlabilecek zor günler için yiyecek maddesi ve hammadde depolama olanaðý geçmiþtir. birkaç yýl gibi kýsa bir zaman süresi içinde büyük çapta üretim sermayesine . Bu birikimlerin birkaç yýl sonra patlak verecek olan savaþta ne büyük rol oynadýklarý iyi bilinmektedir. 1928 yýlýna göre iki katýndan fazla bir artýþ göstermiþtir. tarýmda üretim verimliliðinin 1928-1930 yýllan arasýnda yüzde 60 kadar artmasý anlamýna gelmektedir.”485 Jasny. Bunun kadar önemli olan bir baþka nokta da.akat iþ burada da bitmiyor.carý gibi) üretimi ise. tarýma “toplumsal yardým desteðinin” çok büyük ölçekte yapýlmýþ olmasýdýr. her beþ yýlda iki katýna ulaþmasý anlamýna gelir. Birinci Beþ Yýllýk Plân döneminde çeyrek milyona yakýn traktöre. artan tarýmsal üretimle birlikte.483 Bunun bir baþka anlamý ise.” Sovyet tarýmý üstünde anýtsal bir eser yazmýþ bulunan Naum Jasny’nin sözleriyle özetleyecek olursak.akat baþardýðý da hemen yalnýz bu idi. hem kollektifleþtirilmiþ köyün hem de gittikçe büyüyüp geliþen kentin yiyecek sorunu çözüme baðlandýðý gibi. . Nitekim. toplam sanayi üretimi artýþ hýzý yýlda ortalama yüzde 18.. baþlýca amacý olan þeyi.482 Böylelikle. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 343 . 20 milyon kadar insanýn tarým alanýndan alýnýp kentlere getirilmesi ve sanayinin emrine verilmesi olmuþtur. ulusal üretimin. toplam ulusal üretim (gelir) artýþ hýzý ise yüzde 16 olmuþtur. yani sanayi kalkýnmasýna bir temel oluþturma iþini baþarýyla yerine getirmiþ oldu.

”486 Rusya’da sosyalist düzeni yerleþtirip kökleþtiren “tepeden inme devrim” giderek kapsamlý bir sosyalist plânlamaya geçilmesine yol açmýþ ve bu. ekonomik durumun epeyce sarsýlýp gerilemesi sonucunu doðurmuþtu.6. açýkça bir büyüme hastalýðýydý bu. dolayýsiyle tüketim mallarý üretimi aksamýþ ve yaþama standartlarýnda aðrýlý bir düþüþ görülmüþtü. 1899-1929 Birleþik Devletler yapým sanayileri üretiminde görülen yüzde 5 büyüme hýzýyla ve 1885-1913 yýllarý arasýnda Britanya’da görülen yüzde 3 büyüme hýzýyla karþýlaþtýrmak daha anlamlý olacaktýr. Ortaya çýkardýðý hastalýk þiddetli ve aðrýlýydý ama.bütün yýllarýn üstündeydi büyük bir olasýlýkla ve hatta bazý göstergelere bakýlýrsa bir önceki yýlý da geride býrakmýþ bulunuyordu. her ikisine birden aðýrlýk verilerek yürütülecektir. onun ideolojik kalýntýlarýndan kendisini kurtaramamýþ bulunan halk tabakalarýnýn 344 Paul A. savaþ tehdidi ile ve özellikle savaþýn patlak vermesiyle bir kesintiye uðradý ise de. Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Plânýnýn sonuna kadar.altýn çaðý olan 1880’lerin ikinci yarýsýnda bu hýz. baþlangýçta. bunu yürütmekte karþýlaþýlacak güçlükler pek çoktur. 1928 yýlýndan sonraki . 1954 yýlý sonuna kadar. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . hâlâ kapitalist geçmiþin izlerini taþýyan. Bu güçlükler çeþitli biçimler alýrlar: sosyalist ülkenin güvenliðine göz dikmiþ yabancý tehdidi. Kalkýnma. tüketicinin “limon gibi sýkýlmasý” olayý sona ermiþti. (1) Sosyalist plânlama koþullarý altýnda.1928 Birinci Plânýn ilk yýlýdýr . yaþama standartlarý. yoluna devam etti. tarýmsal ürünlerin normal trafiðinde ciddi bir kesiklik olmuþ. Savaþtan bir yýl önceki düzeylerinin yüzde 75 fazlasýna ulaþmýþ bulunuyordu. aksamadan ve daha hýzlý olarak. Doðrusu ya.”487 Yaþama standartlarýndaki bu artýþ. Bu hýzý. 1935 yýlýna kadar “tayýnlama” sistemine son verilebilir hâle gelinmiþti ve “1937 yýlý yaþama standartlarý. fakat birkaç yýlda da iyileþmeye yüz tutmuþtu.488 Yukarda söylenenlerden iki önemli sonuç çýkar. kalkýnmada sanayiye mi yoksa tarýma mý öncelik verilmesi gerekir gibi bir soruya yer yoktur. yüzde 8. ayný anda.6 olabilmiþtir ancak. Bu bakýmdan. tarihteki birçok devrimci atýlýmýn sonuçlarý ile Rus Devriminin sonuçlarý arasýnda büyük benzerlik vardý. 1907-1913 yýllarý arasýnda Japonya’da yüzde 8. tarihsel deðiþimin izlediði çizgiye baðlý olarak durmadan baþkalaþacaktýr. bunalým noktasýna hýzla [sayfa 487] ulaþmýþtý. fakat bu güçlüklerin nitelik ve yoðunluðu. Rusya’da l890’larda yüzde 8. savaþtan sonra yeniden.

halkýn yaþama standartlarýnda.n. kaynaklarýn her þeyi etkileyecek kadar kýt oluþlarý gibi.) alabildiðine yararlanmalýdýr.. bu sonuçlarýn elde edilmesi pekâlâ mümkündür. sanayideki. bunun sonucu olan askeri zayýflýk [sayfa 488] da emperyalizmin iþtahýný uyandýrmak gibi olumsuz bir etki yaratýr. çok sayýda cephede birden saldýrýya geçmek gibi can sýkýcý bir zorunluluðun sonucu ise. bilgisizlik ve hastalýk Mitoloji dinsel batýl inançlar ve kafa karanlýðý doðurduklarý gibi.akla aykýrý tutum ve davranýþlarý.. iþte o zaman. Bu olmadan da.gerekir. sanayileþme sürecini destekleyecek belli bir büyüklüðe ulaþtýrmasý . Çok yüksek yatýrým oraný. baþlýca aðýrlýðý. ulaþtýr- Paul A. (2) Sovyetler Birliði deneyinin olduðu kadar. Bunun için de yatýrým politikasýnýn. karanlýðýn egemenlik kurmasý da üretici güçlerin geliþmesini geciktirir. sürekli ve elle tutulur ilerlemeler kaydetmek mümkündür. ardýþýk her aþamadaki baþarýnýn hýzlandýrýlmasý sonucunu verecek ilerleme (kalkýnma) olanaklarýný belirleyen etmenlerin belli bir sýralamaya uygun olarak kullanýlmasý. ayný bu þekilde. aktüel ekonomik artýðýn en yüksek noktasýna çýkarýlmasý gerekmez.489 Eðer verimli yatýrýmlara ayrýlan ekonomi artýk. diðer sosyalist ülkeler deneylerinin de açýkça gösterdikleri gibi.akat eðer bu karþýlýklý baðýmlýlýk. Kapitalist saldýrý tehlikesi. tüketilebilir üretimin birdenbire arttýrýlmasýna göre deðil. doðru bir biçimde daðýtýlýr ve akla uygun bir biçimde kullanýlýrsa istenen sonuçlar elde edilir. son derecede yüksek yatýrým ve ekonomik geniþleme oranlarý (hýzlarý) elde etmek için. aralarýnda çok sýký bir kenetlenme gösterdikleri için bunlarý ayrý ayrý (teker teker) ele almakla iþin içinden çýkýlamaz. nasýl. sanayide belli bir canlanma saðlandýktan sonra. . büyük aðýrlýk tarýma kaydýrýlmalýdýr ve bunun için sanayi üretiminin geniþlemiþ kaynaklarýndan (sanayi çýktýlarýndanç.ve bu arada tarým üretim düzeyini de. kaynaklarýn akla uygun amaçlarla kullanýlmasýný önlüyorsa. belli önceliklere göre kullanýlma gerekecektir. sanayinin geliþmesi üstünde yoðunlaþtýrmasý . ekonomik geniþleme oraný da eldeki verimli sermayenin en yüksek derecede (maksimal) kullanýmý (hemen hiç boþ kapasite býrakmayacak biçimde kullanýmý) saðlanacak olursa. iþe yeni baþladýðý zamanlarda sosyalist hükümetin görevini yapamamasýna yol açacak kadar büyük bir güçlük doðuruyorsa. Yoksulluk. geri kalmýþlýk ve. yani bunlarýn üstesinden gelinemez. Sonuç olarak. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 345 . ekonomik büyümenin uzun-dönemli gereklerine göre ayarlanýrsa. Bu güçlükler.

Kesimin (tüketim mallarý sanayilerinin) o dönemdeki üretim mallarý talebi toplamýný aþmalýdýr. Bu sorunun kapsamý. Demek oluyor ki. ulusal gelirin tüketim ile ekonomik artýk arasýnda nasýl daðýldýðýný da içermektedir ya da . doðrusu ya. Geniþlemiþ yeniden-üretimi çözümlerken Marx. söz konusu üretimi emebilecek güçte olduðu sürece. gene I. Baþka bir deyimle.. Tersine. sonuç olarak. bunlarýn uygun bir biçimde kullanýlmalarý için.490 [sayfa 489] V Ekonomik artýðýn en uygun (optimal) daðýtýmý görevi ile ilgili olarak ortaya çýkan ikinci soru. “üretimi geniþletmek için. ilerki yýllar için öngörülen toplam üretim geniþleme derecesine (ulusal gelir artýþ hýzýna) baðlýdýr. toplumsal üretimin bu araçlarý yapan dalýný geniþletmeyi gerektirir. iþe yararlýk derecelerinin sonuna kadar sýkýþtýrýlýp çalýþtýrýlmalý ve böylece. ancak. ekonomik kalkýnmanýn. ilk olarak. bu dönemdeki yatýrým hacmi. yeni yaratýlmýþ üretim mallarý sanayileri. Kesimin (üretim mallarý sanayilerinin) o dönemdeki (câri) toplam ya da brüt üretimleri. büyüyen yatýrým mallarý sanayilerinin fiziksel üretimine denk bir büyüklükte olmalýdýr. kendi yatýrým mallarýnýn iþledikleri dönem boyunca üretimde bulunacaklar ve bu yatýrým mallarý. eðer yeni yaratýlmýþ sanayi dallarý tüketim mallarý üretmek zorunda iseler. tüketimin. bu sanayilerin üretimleri için yeteri kadar geniþ bir pazar oluþturacak [sayfa 490] büyüklükte olmasý (yani ekonomik artýðýn bunu saðlayacak ölçüde küçülmüþ olmasý) gerekecektir. yoksa tüketim mallarý (hafif sanayi) alanýna aðýrlýk verilerek mi gerçekleþeceðidir. Kesimin üretim mallarý talebi ile II. belli bir yýlda üretilecek olan ek üretim araçlarýnýn niceliði (miktarý). üretim mallarý (aðýr sanayi) alanýna aðýrlýk verilerek mi. uygun bir biçimde kullanýlmýþ olacaklardýr.söz konusu olan plânlama dönemi boyunca ne ölçüde bir büyümenin saðlanacaðýný da içermektedir.491 Ya da Lenin’in belirttiði gibi. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .madaki ve tarýmdaki bütün donatým. sermaye/üretim oraný en yararlý (en olumlu) düzeyinde tutulmalýdýr.”492 Açýktýr ki. üretim araçlarýný üretmek gerekir ve bu da.. . ekonomik artýk. Çünkü. ekonomik büyümenin temel koþulunu da açýk-seçik ortaya koymuþ bulunuyordu: I. ekonomik büyümenin hýzý 346 Paul A.ayný kapýya çýkan. özünde ayný þey demek olan bir baþka soruyu. bu süre içinde.

Bu konuda yapýlacak yanlýþlýklar. Üretim mallarý sanayilerine geniþ yatýrým yapmak demek. kalkýnma hýzýnýn da oldukça düþük tutulmasýný içerecektir. I. Bu durumda. II. yenileme (amortisman) gereklerini karþýlayacak bir düzeyde. ciddi ekonomik ve siyasal sorunlarýn ortaya çýkmasýna yol açacak ve kalkýnma plânlarýnýn gerçekleþmesini tehlikeye atacaktýr. yönetim giderlerine ve benzeri giderlere aktarýlmakta olan o dönem ekonomik artýðý diliminde bir kýsýntýya gitme olanaðý bulacak ve yalnýz aþýnýp yýpranmýþ makinalarýn yerine teknik açýdan daha ileri makinalarý koymakla ve böylece nüfus artýþýnýn gerekli kýlabileceði üretim artýþýný saðlamakla yetinebilecektir. I. özellikle tüketim mallarý arzýnýn yeteri kadar arttýrýlmamasý yanlýþlýðý. I. aðýr sanayi dallarýna aðýrlýk veren yatýrým programlarý uygulanmaktadýr. bunun gibi.495 Yukarda deðindiðimiz gibi. demek ki. Kesimin üretim olanaklarý. Söylemeðe bile gerek yoktur ki. henüz böyle yüksek bir aþamaya ulaþabilmiþ hatta böyle bir aþamaya yaklaþabilmiþ deðildir. planlama yetkililerinin temel görevidir. hem ulusal gelirin ekonomik artýðý oluþturacak olan dilimini belirleyecektir. hem de gerekli yatýrýmýn fiziksel büyüklüðünü.konusunda verilecek karar. net yatýrýmýn artýk gerekli olmadýðý (görülmediði) aþamaya eriþmiþ bulunan sosyalist bir ülke.494 Kalkýnma sürecinin tereyaðýndan kýl çeker gibi takýntýsýz ve kesintisiz iþleyebilmesi. Kesimin geniþlemesi. eðer bu sonuncusu mümkün deðilse. bu ülkelerde. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 347 . belli bazý kollektif giderlere. üretim mallarý arzýnýn arttýrýlmasýný gerektirir. Paul A. bu hedeflerden yalnýz birine yönelmesi diye bir þey düþünülemez elbet. bütün plânlama dönemi boyunca yüksek bir kalkýnma hýzýný seçmek demektir. plânlý ekonomilerden hiçbiri. o zaman da. tüketim mallarý çýkaracak bu kesim sanayi dallarýnýn yatýrým mal ihtiyacýný karþýlamak için. tüketim mallarý sanayilerine aðýrlýk verme yoluyla gerçekleþtirilecek olan bir ekonomik kalkýnma modeli ise yalnýz baþlangýç yatýrýmlarýnýn oldukça küçük tutulmasýný deðil. [sayfa 491] yani sýnýrlý bir biçimde kullanýlmýþ olacak ve böyle bir sýnýrlama sonucu üretim malý sanayilerinin bir kýsým donatýmýný tüketim mallarý sanayilerine kaydýrmak gerekecektir. bu kesimde (üretim mallarý sanayilerinde) çalýþacak yeni iþçiler için tüketim mallarý arzýnýn arttýrýlmasýný zorunlu kýlar. Kesimdeki yenileme yatýrýmlarýndan vazgeçilecektir.493 Yatýrýmýn. hâlâ. Kesimin geniþletilmesi için yapýlacak yatýrýmlar da.

toplumun yatýrým için kullanabileceði artýðýn. yoksa emek-yoðunluðu olan üretim yöntemleri mi seçilmelidir. okul ve benzeri olanaklardan yararlanmasýný. Adam baþýna düþen bu tür giderler. hastane. “ekonomik yönden ileri ülkelerdeki sermaye yoðunluðunu tutturmaya çalýþmayý. konut. iþçinin aktarýlmasý. birim 348 Paul A.önümüzdeki uzun bir dönem boyunca. Bu görüþ. geniþ çapta kýrsal nüfus artýðýnýn bulunmasýna dayanmaktadýr. bu yardým ölçüsünde. Azgeliþmiþ ülkelerin kalkýnma programlarý için. Ýþte bu tür giderler dikkate alýndýðýnda. yeni bir sanayi iþçisinin üretime katýlmasý için gerekli yatýrýmýn maliyetini. toplam üretimi hýzla arttýrmak için canla baþla çalýþma zorunluluðu. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . ona bir tüketim yardýmý yapýlmasý anlamýna gelir. kaba fakat yadsýnmaz bir gerçek olarak. baþlangýçta öngörülenin iki katýna çýkarýverir bakarsýnýz. “gizli iþsiz” durumundan çýkarýlarak baþka bir iþte çalýþtýrýlmalarýyla toplam üretimde bir artýþ görüleceðini öngörenlerin görüþüdür bu. daha doðrusu seziþ vardýr. oturup kendi elleriyle. azgeliþmiþ ülkelerin çoðunda. “Yatýrým iþçileri. buna göre. gündemde baþ yeri almaya devam edecektir. onun için. yani birtakým ek giderlerin göze alýnmasýný zorunlu kýlar. belediye hizmetleri. çoktan sonuca baðlanmýþ bir soru olarak ele alýnmýþtýr. Pek de ciddiye alýnamayacak yaygýn bir baþka görüþ. emek-yoðunluðu olan üretim tekniklerinin. Dahasý var: “gizli iþsiz” bir insanýn köyden alýnarak bir sanayi merkezine getirilmesi. yani. Örneðin Profesör Nurkse azgeliþmiþ ülkelerde. karþýlýðý çoktan verilmiþ. bu da.”. köyden alýnýp bir sanayi uðraþýna aktarýlan iþçi için. bu insanlarýn. gerekirse sýfýrdan baþlayarak yapmak durumundadýrlar. VI Bu konular dizisiyle yakýndan ilgili bir üçüncü plânlama problemi daha vardýr ki bundan da kýsaca söz etmemiz yerinde olacaktýr. sermaye-yoðunluðu olan üretim yöntemleri mi. ne istenilecek ne de izin verilebilecek”496 bir durum olarak görülür. bir sabit sermaye donatýmý inþa etmeye. Bu yapýlmadýkça. hiç deðilse en ilkel araç ve gereçleri. azalmasý demektir. [sayfa 492] örneðin bir yol yapmaya baþlamadan önce. genellikle. hiç deðilse kendi boðazýna yetecek kadar üretim yapmasýný saðlayacak bazý üretici araç ve gerece gerek vardýr. þeklindeki yýllanmýþ sorudur bu! konuya deðinen geleneksel yazýnda (literatürde) bu soru.

. Kesimin daha büyük ölçüde geniþlemesi demektir. Kesimin geniþlemesi için II. yürürlükteki üretim etmenlerinden yararlanma oranlarýyla hiç bir iliþkisi yoktur. yapýlacak yatýrýmýn hem büyüklüðünü. Maurice Dobb. vardýðý sonuçlarý aynen aktarmaktan daha iyi bir þey gelmiyor elimizden.”498 Doðru olan bir baþka þey daha var: plânlama yetkilileri.497 Daha az önemli olmayan bir baþka husus da þu: Yeni sanayi iþçilerine. büyüme sürecinin bir miktar yavaþlamasýna yol açacaktýr. I. yani yatýrýmlarda az ya da çok sermaye kullanýlmasýnýn.belirlenme sürecinin tersi de doðrudur. ser- Paul A. yoksa düþük bir oranda mý tutulacaktýr.burada iþin püf noktasý “gizli iþsizin”. kalkýnma hýzlarý bir miktar düþecektir bu durumda. sözlerini aynen almaktan. yani bu iki almaþýk arasýnda bir seçim yaptýran karar ne ise iþte o belirleyecektir ne kadar sermaye. emek-yoðunluðu olan tekniklerin kullanýlmasý hâlinde. ne kadar emek kullanýlacaðýný. II.biçimlerinin seçiminde yüksek bir sermaye-yoðunluðu derecesi deðiþkenleri.yeni yatýrým projelerinde çalýþtýrýlan iþçiler için tüketim mallarý üretimini arttýrmak demek. ayný etmenlere baðlý olarak belirlenecektir. yüksek bir yatýrým oraný (ya da hýzý) ile yatýrým . köyden gelirken yiyeceðini de birlikte getirmesidir ki bu da olacak iþ deðildir. Bir baþka deyiþle. Baþka deyimle.. emek-yoðunluðu olan [sayfa 493] tekniklerin kullanýlmasý. sorusuna karþýlýk veren ne ise. Eðer sermaye-yoðunluðu olan teknikler kullanýlsaydý. giyecek ve benzeri tüketim mallarýnýn saðlanmasý. hem de alacaðý biçimi belirleyecektir. bir sanayi ücreti verilecektir ki bu da. bu belirleme . Kesimden daha büyük bir geliþme göstermesi gerekmeyecekti. . Gerekli yiyeceðin köyden alýnýp kente aktarýlmasýnýn zorluðu bir yana . Kesimin I. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 349 . sermaye-yoðunluðu olan tekniklerden hiç de daha ucuz olmadýklarý görülebilir. Tüketimin hemen yarýndan baþlayarak artmasý mý..üretim baþýna. Ne kadar sermaye. eldeki emek-sermaye oraný belirlemez (sermaye burada bir stok olarak alýnmaktadýr). yatýrýmlar yüksek bir oranda mý. ayný temel üstünde. ne kadar emek kullanýlacaðýný. söz konusu ülkede geçerli olan “toplumsal yönden gerekli yaþama standardýnýn” iþçiye garanti edilmesi anlamýna gelecektir. “Daha çok ya da daha az sermaye yoðunluðu ile yatýrým yapýlmasýnýn.. yoksa daha uzak bir gelecekte artmasý mý daha önemli bulunmaktadýr? Bu soruya verilecek karþýlýk. daha çok yiyecek. bunu o kadar iyi anlatmýþtýr ki. doðal olarak. Öyleyse.

böyle üretim mallýný bulmak çok zor olsa gerek! Nitekim. yapacaksan sermaye-yoðun teknikleri kullanacaksýn. Yatýrým iþçilerinin “oturup sýfýrdan baþlayarak” üretim mallarýný yapmalarý olacak iþlerden deðildir. Birçok hallerde seçim üretim yapmak ile yapmamak arasýndadýr. nesneleri üretebilmek için. özellikle nitelikli iþgücünün bol bir etmen olmaktan çýkýp kýt bir etmen [sayfa 494] olabileceðini de hesaplamak zorunda. Daha önce gördüðümüz gibi ekonomik kalkýnmanýn aðýrlýðý üretim mallarý sanayileri üstünde toplanýyor. Kendi hazýrladýðý plânda öngörülen emek talebi artýþýný dikkate almak durumunda olan yetkili. “mâsum” bir kuramsal görüþ olmaktan uzaktýr ilk bakýþta sanýldýðýnýn aksine! Þimdilerde pek gözde olan bir kampanyanýn. makina. araç-gereç. yani oldukça kýsa bir zaman sonra. Ýþ bununla da kalmýyor. azgeliþmiþ ülkeler ya sanayileþecek ve bunun için tarihsel geliþimin sürüp getirdiði tek avantajdan yararlanacak daha ileri ülkelerde gerçekleþtirilmiþ bilimsel ve teknolojik buluþlarýn saðladýðý avantajdýr söz konusu olan .maye-yoðunluðu mu yoksa emek-yoðunluðu mu diye bir karar verirken.b. elektrik âleti. iþgücünün. aliminyum v. ekonomistlerin. hepsi o kadar! Demek ki.ya da sanayileþmekten vazgeçecek ve sanayi ülkelerinden ikinci-el (müstamel) donatýmý ithal ederek “sümüklü böcek adýmlarýyla” kalkýnmasýný (!) yürütecek ve teknik ilerlemenin zengin sofrasýndan kýrýntý toplamakla yetinmek durumunda kalacaktýr. kurulacak iþletmenin ömrü içinde. oturup sermaye-yoðunluðu olan teknikleri mi yoksa iþgücü-yoðunluðu olan teknikleri mi kullanacaðým diye uzun boylu düþünme olanaðýmýz yoktur. emek etmeninin bugünkü bolluðunun ve “ucuzluðunun” geçici olabileceðini. yani “bilimsel” olarak geri ülkelerin kalkýnma ve sanayileþme iþinde “biraz aðýrdan almalarýný” (hatta hiç ilerleyemeyecek kadar yavaþtan almalarýný ya da yerinde saymalarýný) öðütleyip kanýtlayan bir kampanyanýn önemli sloganlarýndan biridir bu görüþ. traktör. “emek -yoðunluðu olan tekniklere aðýrlýk ve öncelik verilmelidir!” þeklindeki tezleri. sonuna kadar böyle gidecektir demek olmadýðýný akýlda tutmak zorundadýr. VII 350 Paul A. Demek oluyor ki. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . belli bir kalkýnma programýnýn uygulanmasýndan önce bunun böyle olmasýnýn.

sosyalist bir ülkenin. Diðer ülkelerin büyük çoðunluðu. teknik bakýmdan yerli üretimini yapmasýna olanak bulunmayan sanayi donatýmýný dilediði gibi satýn alarak rahatlamýþtýr. fakat sanayileþme süreci içinde ülke. Birinci Beþ Yýllýk Plân döneminden sonra adamakýllý azalacaktýr ve ülke.499 Eðer bu makinalarýn ithali olanaðý bulunmasaydý. üstü [sayfa 495] kapalý olarak varsaydýk. hiç bir zaman yoðun olmamýþ. Hatta. bir sanayi ekonomisinin temellerini kurmakta çok [sayfa 496] büyük güçlüklerle karþýlaþacaktýr.500 Ancak. düþman kapitalist kuvvetlerce çevrilmiþ olduðunu. Rusya için bile pek gerçekçi bir varsayým deðildir bu artýk. kapitalist ülkelerden yalnýz diþe dokunur kýsa-dönemli krediler almakla ve dünya bunalýmýndan ciddi olarak etkilenen. yalnýz baþka yolla üstesinden gelemeyecekleri güçlükleri yenebilmek için deðil düpedüz ayakta kalabilmek için. tam anlamýyla kendi ayaklarý üstünde durabilen bir duruma eriþmeyi ancak o zaman baþaracaktýr. hem de daha üzücü sonuçlar verirdi. eðer son derecede önemli sanayi donatýmýný (ve tarýmsal donatýmýn bir kýsmýný) dýþardan getirme olanaðýndan yoksun býrakýlacak olsa. Bu dönemde Rusya. Rusya’nýn dýþ ülkelerle ticareti. Azgeliþmiþ bir sosyalist ülkenin dýþ borçlanmalardan saðlayacaðý yararlar konusunda uzun boylu konuþmaya gerek bile yok- Paul A. Çin için doðru olan bu kural. Çin gibi geniþ ve doðal kaynaklar bakýmýndan zengin bir ülke bile. özellikle azgeliþmiþ ülkeler. dýþ dünya ile ekonomik iliþkilerini sürdürmek zorundadýrlar. Gerçi Rusya’nýn Devrimden sonraki dýþ ekonomik iliþkileri. bu açýdan Rusya’nýn durumu oldukça atipiktir yani baþka ülkelere benzemez. kapitalist dünya ile sýký ekonomik iliþkilere girmiþ. sanayileþme sürecinin baþlarýnda karþýlaþýlan güçlükler daha da büyürdü ve buna baðlý özveriler hem daha uzun sürerdi. zaten bugünün dünyasýnda Lenin’in verdiði “sosyalist bir toplumu kurmak için gerekli ve yeterli herþeye sahip” formülüne uyan pek az baþka ülke vardýr. ekonomik yapýlarý ve kaynak donatýmlarý gereði.Buradaki tartýþmamýz boyunca. özellikle Birinci Beþ Yýllýk Plân döneminde bu iliþkiler adamakýllý önemli bir rol oynamýþtýr. ekonomik bakýmdan olduðu kadar teknik bakýmdan da kendine yeterli. kendine yeterlilik derecesi daha düþük diðer geri ülkeler için daha da geçerlidir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 351 . dolayýsiyle mallarýný ihraç etmek için can atan Batýlýlarýn bu durumundan yararlanmakla kalmamýþ.

kendi el kadar topraðýnda kalma.bir baþka iliþki türü daha vardýr: ülkenin tüketim ve sanayi ile tarým yatýrýmlarýný fizik olarak gerçekleþtirmek. sorun üstünde etraflýca düþünme ve isterse gene koperatife katýlmama”501 olanaðýný ve özgürlüðünü tanýmak gibi bir rahatlýk saðlamýþ olacaktýr. ya sosyalist ülkelerin kabul edemeyecekleri kadar aðýr siyasal ve ekonomik koþullara baðlar ya da bunlarý. ulusal gelirin oldukça önemli bir dilimi karþýlýðýnda ticaret yapýlabilir. ekonomik artýðýn tümüyle yatýrýmlara kaydýrýlmasý zorunluluðunu ortadan kaldýracaklar ve böylece. bir sürü ülkeyle. Küçük köylünün acele kollektif çiftlik üyesi yapýlmasý gereðini ortadan kaldýrarak da bir yardýmlarý dokunacaktýr bunlarýn yardýmý olan sosyalist ülkeye ve böylece ona. yeni yeni satýþ alanlarý bulma ihtiyacýnýn sosyalist ülkelere yardým yapma isteksizliðini geçici olarak aþtýðý bunalým dönemlerine özgü. dünya ülkelerinin hepsi deðilse bile çoðu. ileri kapitalist ülke böyle borçlarý vermeye can atar belki ama. sanayi kalkýnmasý ile tarým kalkýnmasý arasýndaki karþýlýklý baðýmlýlýktan ileri gelen týkanýklýklarýn ortadan kaldýrýlmasýný kolaylaþtýracak ve tarýmsal makina. Hiç kuþkusuz. uygun koþullarla kredi almak için bir sosyalist ülke ancak baþka bir sosyalist ülkeye güvenmelidir. Bunlar. bu olanaklar oldukça sýnýrlýdýr bugün için.tur. ekonomik kalkýnmanýn bu aþamasýnda ortaya çýkabilecek (daha doðrusu ortaya çýkmasý kaçýnýlmaz olan) gerginliklerin ve baskýlarýn geniþ ölçüde azalmasýný saðlayacaktýr. bunlarýn gerektirdiði fizik donatýmý elde edebilmek için. kýsa-süreli krediler olarak verir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Doðrusu. Bundan daha önemli olabilecek . fakat. Bu tür kredileri. deha doðrusu en az geri kalmýþ sosyalist ülkelerin bile [sayfa 497] hâlâ yoksulluk çekmeleri nedeniyle.hatta bir ölüm kalým sorunu olabilecek . bunlarýn en önemlisi deðildir hiç bir zaman. “küçük köylünün yükünü dayanýlabilir bir düzeyde tutma. Ancak þurasýný gözden kaçýrmamalý. Gene bunlar sayesinde. üretici kaynaklarýný. dýþardan borç almanýn getirdiði yarar. yabancý ülkelerle ekonomik iliþkilere girmekle saðlanan yararlardan biridir elbet ama. sanayileþme sürecinin baþýnda. Þunu da unutmamak gerekir ki. sanayi donatýmý ve yiyecek maddesi ithalâtýna olanak vererek. gerektiðinde. bunlarýn öyle büyük ölçeklere varacaðýna da pek güvenilemez. en ileri. geçiþ döneminin bazý sorunlarýnýn çözümünü mümkün kýlacaktýr. kooperatife katýlmasýný kolaylaþtýrma ve kendi seçimine býrakma ve hatta. bir kendine-yeterli ekonomi ya- 352 Paul A.

bazý ülkelerde.akat doðrusu.ratmak için dýþ ticaretten çekebilirler. ekonomik kalkýnma amaçlarýna yöneltilebilecek olan potansiyel ekonomik artýðý çok düþürür hatta tamamen ortadan kaldýrýr. [sayfa 498] Kendine-yeterliliðin potansiyel ekonomik artýk büyüklüðü üstündeki etkisini görebilmek için. verimlilik ve toplam üretimde büyük azalmalar görülür. küçük ya da büyük. diðer bazý ülkelerde ise. bazý ülkeler için. bu bir yana. . Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 353 . böyle bir giriþimin maliyeti o kadar yüksektir ki. hem de hiç gelmez! Zaten bu ölçüde bir üretim çeþitlendirmesi. petrol üreticisi OrtaDoðuyu ya da Venezüella’yý. kapitalist ülkelerce.fakat.akat böyle olaðandýþý durumlar bir yana. çeþitlendirmesi”ne baþvurmalarý yararlýdýr. özellikle savaþ koþullarýnda. teknik bakýmdan olanaksýzdýr da. anlamýna gelmez bu. verimliliðin ve toplam üretimin bu þekilde azalmasý demek. Doðu Avrupa’nýn ve Güneydoðu Avrupa’nýn sosyalist ülkeleri ve Çin. kauçuk üreticisi Malaya’yý ya da þeker üreticisi Küba’yý düþünmek yeter de artar bile! Demek oluyor ki. Bu ülkelerin sanayileþme programlarý. enikonu bir kuþatma çemberi içine alýndýlar ve sanayileþmeleri için çok zorunlu mallarý satýn alma olanaðýndan yoksun býrakýldýlar. azgeliþmiþ ülkelerde oturan halklarýn yaþama standartlarýnýn mutlaka gerilemesi demek deðildir . oldukça çapraþýk bir durum ortaya çýkar ve hatta yaþama standartlarýnda bir iyileþme bile görülebilir. sosyalist ülkelerin çeþitli alanlarda üretim yapmakta aþýrý gitmeleri. sonuç olarak. bir zamanlar genellikle sanayi ülkeleri tarafýndan satýn alýnan hammadde ve yiyecek maddesi ihracatýný kýsmalarýný gerektirir. ileri ya da geri bütün sosyalist ülkelerin. . çünkü verimlilik ve toplam gelir azalýþý. ekonomik kalkýnma ve halkýn mutluluk ve bolluk içinde yaþamasý için gerekli bütün ürünleri bizzat çýkarmaya olanak verecek kadar “üretim. ister kapitalist ister sosyalist. ulusal gelir içinde yalnýz kâr payýný düþürmüþtür. siyasal ve ekonomik abluka altýna girme koþullarýnda böyle bir durum kaçýnýlmaz olacaktýr. kapitalist ülkelerle bu tür iliþkileri sürdüreyim ve geliþtireyim derken. böyle bir azalma. Ýkinci Dünya Savaþýnýn bitmesinden sonra. yabancý ülkelerle ticaret iliþkilerini sürdürmekte çýkarlarý vardýr. Birleþmiþ Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun son bültenlerinden birinde yer alan þu Paul A. . bütün sosyalist ülkelerin tarihleri boyunca çok önemli güçlüklerle karþýlaþtýklarýný da görmezlikten gelemeyiz. Gerçi. dýþ ticaretin önündeki siyasal engeller de kolayca üstesinden gelinemez boyutlara ulaþmaktadýr.

kaynaklarý kýt (hiç deðilse bugün için) ya da sayýca son derecede sýnýrlý bulunan sosyalist ülkeler olsun.) olsun doðru dürüst iþleyebilmesi. de facto kendine-yeterliliðe sürüklenmeleri iþten bile deðildi. sosyalist ülkelerin. bu durum kökünden deðiþmiþ oldu. ithalât ve ihracat hacimleri ve fiyatlarý konusunda bir kaygý duymalarýný ortadan kaldýracak uzun-dönemli anlaþmalarýn saðlam temeline oturan bir ticaret iliþkileri sistemi geliþtirmelerine de imkân vermiþ oluyor. olanaklarý ölçüsünde birbirlerine kredi açmalarýna uygun bir ortam yaratmakla kalmýyor. bu öðüde uygun hareket etmek yalnýz söz konusu yoksul ülkeye kalmýþ bir iþ deðildir! Nitekim.akat. ayakta bile duramazlardý ve eninde sonunda. Oskar Lange’nin belirttiði gibi. ayrýca. kaçýnýlmaz olarak artacak ve büyüme olayý engellenecektir. çok sayýda sosyalist ülkenin ortaya çýkmasý ve sanayileþmesiyle.”502 .n. teknik bilgi alýþveriþi gibi bazý yararlar da saðlýyor bu düzen. büyük çapta üretimde bulunmanýn bütün üstünlüklerini onlara saðladýðý gibi gereksiz üretim donatýmý ikileþmelerini (yani ayný donatýmý iki ya da daha çok ülkenin ayný zamanda kurup eksik kapasitede çalýþtýrmasý saçmalýðýný-ç. eðer diðer sosyalist ülkelerle ticaret yapma olanaðýný bulmasalardý.) de ortadan kaldýrýyor. Aralarýnda ekonomik iþbirliðine ve karþýlýklý yardýmlaþmaya girebilecekleri bir düzen kurmayý baþaran.görüþün doðru olduðu açýktýr: “Küçük bir ülkenin. enerji ve maddi kaynaklar bakýmýndan yoksul bir ülkenin kalkýnma maliyetleri. zayýf ülkelerin kuvvetliler tarafýndan sömürülmesini maskelemekten baþka bir þey deðildir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Gene bu sayede. taraflarýn. kapitalist bir çerçevede bunlardan dem vurmak. ekonomik baðýmlýlýk ve siyasal baskýnýn birleþik güçlerine [sayfa 499] boyun eðmek zorunda kalýrlardý. ülkelerin uzun-dönemli ekonomik kalkýnma plânlarýný birlikte düzenlemeleri ve baðdaþtýrmalarý olanaðý doðmuþ oluyor ve bu. sosyalist ülkeler arasýnda böyle bir uluslararasý iþbirliði çerçevesinin gerçekleþmesine baðlýdýr. oysa. ülkelerin uzun-dönemli ekonomik anlaþmalarýn saðlam temeline oturan bir ticaret iliþkileri sistemi geliþtirmelerine de imkân vermiþ oluyor. uluslararasý iþbölümünün kurulmasý olsun. 354 Paul A. Bu durumda. Bu düzen. Batýlý güçlerin düþmanlýklarý nedeniyle. küçük sosyalist ülkeler olsun. Gene bu sayede. uluslararasý iþ bölümünün bütün avantajlarýndan yararlanmadýðý sürece.n. sosyalist ülkelerin. göresel maliyetler ilkesinin (her ülkenin göresel olarak daha kolay ve ucuz ürettiði mallarda uzmanlaþmasý ilkesi-ç.

iþletmelerin yer seçimi ile ilgili ve teknik görüþün hesaba katýlmasý gerekecektir. bir sürü ekonomik. Tam tersine. ne uzun-dönemli bir ekonomik büyüme saðlama þansý kalýr.503 Daha önemlisi. söylemeye bile gerek yoktur ki bu tablo. toplumsal. azgeliþmiþ ülkelerin. eldeki seçeneklerin hangisinin daha çekici olduðu zaten bu deðiþkenlere bakýlarak kararlaþtýrýlýr.505 Þurasý da son derecede açýktýr ki. hem ulusal hem de uluslararasý ekonomik plânlamanýn amacý. Ülkelerin üretici giriþim ve eylemlerini çeþitlendirmeye yönelen böyle bir kurtuluþ. Gerekli deðiþikliklerin hýzý ve niteliði konusunda bir karar verilirken. bir hesap ve bir ayrým gözetilmeksizin açýlývermesini gerekli kýlar. hem plânlamayý yapan ülkede hem de dýþ dünyada. çoðunlukla bir ya da iki malýn ihracatýna dayalý çarpýk ekonomik yapýlarýndan hýzla kurtulmalarýný saðlamaktýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 355 . belli yatýrým alanlarýnýn göresel üstünlüklerini gösteren bir tablo ortaya çýkar.ekonomik eylemin bu ilkeleri ancak sosyalist bir iþbirliði düzeni içinde iþleyebilecektir. zorunlu olan bir þeydir. ne de toplumsal ve kültürel geriliðin ortadan kaldýrýlmasý ve Marx’ýn. Bütün bu deðiþkenler topluca ele alýndýðýnda. baþat olan) uzmanlýklarýnýn korunmasý anlamlarýna gelmiyor. ülkeden ülkeye deðiþiklikler gösterecektir. plânlý dönem boyunca görülebilecek ya da olacaðý önceden kestirilebilen deðiþiklikleri de kapsayacak biçimde ileriye dönük olmalýdýr. [sayfa 500] artýk. bu tablonun hazýrlanmasýnda diðer ülkelerin yardýmý ne kadar [sayfa 501] büyük olursa ve onlarýn plânlý kalkýnmalarýnýn Paul A. belli bir zamanda yürürlükte bulunan koþullara baðlý olmamalý. sosyalist kamp içindeki. ayný zamanda tam anlamýyla kaçýnýlmaz olan. böyle birbirine omuz verecek bir yeniden örgütlenme düzeninin içine sokulmasý. Eðer bu yapýlmazsa. ne kaynaklarýn aceleyle yeniden daðýtýlmasýný ne de yeni üretim alanlarýnýn. uluslararasý iþbölümü ve kaynaklarýn ülkelerin göresel üstünlüklerine göre daðýtýlmalarý ilkelerinin anlamlarýnda görülen köklü deðiþikliktir. yalnýz istenen (arzu edilen) bir þey deðil. “kýrsal hayatýn aþýrý budalalýðý”504 olarak adlandýrdýðý durumun sona erdirilmesi olanaðý! Azgeliþmiþ ülkeler ekonomilerinin. Sosyalist ülkeler arasýndaki ekonomik iliþkileri düzenleyen bu ilkeler. toplam üretimi çeþitlendirecek ve hýzla arttýracak biçimde. varolan (yürürlükte olan) iþbölümü biçiminin dondurulmasý ve uluslarýn bugünkü (egemen olan. Bu tablonun hazýrlanmasý. her zaman.

kendi yükselme süreci içinde. dünya ekonomisinin akla uygun bir biçimde yeniden örgütlenmesi bakýmýndan yalnýz bir ilk adýmdýr. her yandan çekiþtirip bozarak. bu “kozmopolit karakteri” ve bu “evrensel karþýlýklý-baðým- 356 Paul A. Ýleri bir sosyalist uluslar topluluðunda. bunlarýn birbirlerine verebilecekleri yardým. sonuç olarak o kadar baþarýlý ve akla uygun biçimde düzenlenebilecektir.”506 Sosyalist ülkeler arasý iþbirliði. Çünkü kapitalizm. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . “her ülkede üretime ve tüketime kozmopolit bir karakter verirken” ve “eski bölgesel ve ulusal inzivayý . “insanlýðýn tarih öncesi”ne doðru gittikçe artan bir hýzla yol alýrken.baðýmlýlýðýna dönüþtürürken”507. haliyle sýnýrlý olmaktadýr. Kapitalizm çaðý. bir yandan. ülkelerin hâlâ þu ya da bu derecede geri olmalarý sonucunda ise.ve kendine . varlýðýný ve billurlaþmasýný borçlu olduðu ekonomik ve toplumsal düzenin ölümüyle birlikte ortadan kalkacaktýr.niteliði hýzý konusunda ne kadar eksiksiz bilgiye sahip olunursa. fakat mutlaka ortadan kalkacaktýr. emperyalist ülkenin. onun bellibaþlý kalýntýlarýndan biri de tarih sahnesinden silinmeye yüz tutmaktadýr. Sosyalist ülkeler arasýnda böyle bir iþbirliði (bir imece) gerçekten de çýðýr açan bir geliþmedir. sömürgesindeki iþ hayatýnýn bileþimine ve yöneliþine biçim vermesi olgusu olarak geliþti ve bu temelde kurulan ticaret iliþkileri. Ulus adý verilen siyasal ve ekonomik olgu. üyeler arasýndaki bu iþbirliði çok daha geliþecek ve giderek yeni bir nitelik kazanacaktýr. bir iþbölümü ve uzmanlaþmanýn olgunlaþtýrabileceði yararlarý ister istemez azaltmakta. Çünkü. söz konusu olan iliþkiler yapýsý. [sayfa 502] fakat onun sonunda parçalanýp gözden kaybolmasý için gerekli koþullarý da üretmiþtir.yeterliliði. baþlangýçtaki üstün durumunun giderek büsbütün kuvvetlenmesine yol açtý. uluslarýn evrensel karþýlýklý . “baþlangýçta. yalnýz bütün ilerici ve barbar yönleriyle ulusu yaratýp geliþtirmekle kalmamýþ. çünkü. ancak oldukça az sayýda ülkeyi etkileyen ve hatta. bir güç üstünlüðü olgusu olarak ortaya çýktý. Ýþbirliði içindeki ülkeler sayýsýnýn az olmasý. emperyalist güçlerle azgeliþmiþ ülkeler arasýndaki uluslararasý ekonomik iliþkilerin yapýsýna kýyasla gerçek bir ileri atýlýmdýr bu. kaynaklarýn daðýlýmý süreci de. yavaþ yavaþ. Ve kapitalizm. þu ya da bu derecede geri ülkeler arasýnda yer alan.köþeye çekilmeyi . bütün dünyayý kapsayacak. tarihsel koþullarýn böyle oluþturduðu bir “azgeliþmiþ” iþbirliðidir bu henüz. emperyalist gücün.

ileri ülkelerde yaþayanlar ile azgeliþmiþ ülkelerde yaþayanlar arasýndaki derin eþitsizlikten de haberdar olduðunu belirtmek istiyordu. herkes kadar iþçidir. aslýnda. Bunun için de. sýnýflarýn ortadan kalkmasýna yöneliyor. emperyalizmden. sýnýf farký diye bir þey tanýmaz. Bu hareket. üstü kapalý da olsa. insanlar arasýndaki eþitsizliðe ise pek bir þey yapamaz. emperyalizmi alaþaðý etmeyi baþaracak ve bir ulusun diðer bir ulus üstünde egemenlik kurmasý iþine son verecektir. yöneten ile yönetilenin eþitliði üstünde durduðu havasýný yaratýyor. özünde diðer haklardan farksýz bir eþitsizlik hakkýdýr. Her ikisinin de gerçekleþmesi için. yalnýz. ulusal devrim de. Bugüne kadar ancak kýsmen baþarýlý olmuþ bulunan bu hareket. sömürgecilikten ve sömürme olayýndan yararlandý. özünde patlayýp parçalanma eðilimi olan bir biçime sokmayý da baþarmýþ oldu. Sosyal devrim. bireysel yetenek donatýmý bakýmýndan kiþiler arasý farklýlýðý. uluslarýn ortadan kalkmasýna yöneliyor fakat onlarý ortadan kaldýrmýyor. Bunu baþarýrken. Burjuva demokrasinin kavramlarýný bozup uluslararasý iliþkilere dönüþtürürken. küçük ile büyüðün. “Bütün uluslara eþit haklar” tanýyan statü [sayfa 503] ise. kapitalist toplumu oluþturan bireylerle ilgili olmak üzere ortaya attýðý bir ilke. Eþit hak.”508 Ýþte. insanlarýn doðal bazý ayrýcalýklarla dünyaya geldiklerini. “Eþit hak. Marx’ýn. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 357 . eninde sonunda. ayný ölçüde geçerli bulunmaktadýr. piþirip kotarýrken. toplumsal varoluþun yapýsýný ve içeriðini tamamen deðiþtirecek köklü geliþmelerin ortaya çýkmýþ olmasý gerek. fakat sýnýflarý ortadan kaldýrmýyorsa. emperyalizme ve sömürgeciliðe karþý. ulusal ve toplumsal kurtuluþtan yana. çünkü herkes. zayýf ülkelerin kuvvetlilere boyun eðmelerinden. ekonomik büyümenin dev adýmlarýyla ilerleyip. emperyalist güçler ile onlarýn baðýmlý ülkeleri arasýndaki eþit statü ve eþit haklar üstünde. insanlýðýn büyük çoðunluðunun sürüp giden bir sefalet içinde çürümesine.lýlýðý” çeliþkili ve çatýþmalý. Demek oluyor ki bu. farklý üretici kapasitelere sahip bulunduklarýný kabul eder. eþit olmayan emek için eþit olmayan hak demektir. uluslararasý eþitsizliðin ortadan kalkmasýný saðlayabilir. dünya emperyalist sistemini oluþturan üye ülkeler için de. güçlü halk hareketlerinin ortaya çýkmasýna olanak vermiþtir. “dünya topluluðunun” eþit ve baðýmsýz ülkelerden oluþacaðýný ilân eden kapitalizm. küçücük bir azýnlýðýn da bu sefaletin üstüne saraylar kurup saltanat sürmesine yol açan eþitsizlik budur. bununla. Paul A. nasýl. fakat.

bu onyýllar boyunca. küçük tarýmsal üretimin. elbetteki. yiyeceðin. söz konusu eþitlik. bu ise. sosyalist iþbirliði toplumun üyeleri olarak eðitim görecekler ve artýk kapitalist pazarýn ormanýnda birbirini boðazlayan kurtlar olarak yetiþtirilmekten kurtulacaklardýr. belli bir ailenin üyeleri arasýnda. Bu geleneðin üstesinden gelmek için verilecek savaþýn güçlükleri. giyeceðin ve konutun paylaþtýrýlmasýndan farklý olmayacaðýdýr. bunun. Söylemeye gerek yoktur ki. ulus ölçü olarak alýndýðýnda. Bu aþamaya. Daha bereketli topraklara. kapitalizmde deðer kanunudur bu iliþkinin adý ya da bu bir quid pro quo (eþdeðerlik. insan onuruyla ve potansiyelleriyle baðdaþýr bir yücelikte olan bu biricik aþamaya ulaþabilmek için daha kimbilir kaç onyýl geçmesi gerekecektir. Dahasý var: bu standartlar her yerde hemen ayný olmalýdýr. yeni insan kuþaklarý. daha zengin maden yataklarýna ya da daha uzun bir sanayi uðraþý geçmiþine sahip olmakla bir üstünlük. uluslararasý ölçekte ele alýndýklarýnda bile çok büyüktür bu güçlükler. Bir satýnalma ve satma “kültürünün”. Bu yardýmlaþma konusunda bütün söyleyebileceðimiz. devrimin ha deyince getirebileceði. farklý bölgelerin kültürel ve iklimsel özellikleri dikkate alýnacaktýr. sosyalist dünyanýn dört bir yanýnda yaþayan bütün üyelerin düzgün bir yaþama standardýna ve saðlýða kavuþmasýna olanak verecek bir düzeye yükseltmesi þarttýr. yüzyýllar süren bir boyunduruk altýna alma-boyunduruk altýna alýnma ikiliðinin.) iliþkisidir.üretim güçlerini. atalara ve cehalete baðlýlýðýn kök salmasý da o kadar güçlüdür. bu ülkede. “Bir ülke ne kadar geri olursa. diðer bölgelere “yardým kesesinin aðzýný açmasý” anlamýna gelir bu. çok büyük olacaktýr. sen bana [sayfa 504] ben de sana-ç. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . belli bir ülkenin çeþitli bölgeleri arasýndaki yardýmlaþmadan farklý olmayacaðýdýr ya da ailenin toplam gelirine yaptýklarý kiþisel katkýlar dikkate alýnmaksýzýn. en derin küçük burjuva önyargýlarý olan ulusal bencillik ve ulusal dar-kafalýlýðýn özel bir kuvvet ve direniþ (inatçýlýk) kazanma- 358 Paul A. bugünden yarýna gerçekleþtireceði bir þey deðildir. bir çeþit “farklýlýk rantý” saðlayan bölgelerin. çaðlar süren bir sömürme sömürülme ayrýmýnýn insanlýða aþýladýðý derin köklü düþünme ve davranýþ biçimlerinin silinip atýlmasý için yokuþ yukarý bir savaþtýr bu ve daha kimbilir kaç yýl bu niteliðini koruyacaktýr. kapitalizmde yaþamýn bütün yönlerini biçimlendirip yöneten iliþkinin tahtýndan indirilmesi demektir. Baþka bir deyimle böyle bir eþitliðin saðlanmasý.n. yalnýz “seçkin” bir iki ulusun deðil.

.”510 Bâtýl inançlarýn. bir kültür ilerlemesi ortamý yaratmak þarttýr. “olmayanlarýn” “olanlardan” yardým gördüðü ve giderek böyle bir bir yardýmsa gerek duymadýklarý bir uluslararasý eþitlik düzeni de kurulabilir. sýnýflarýn ortadan kalkmasý ve uluslar-arasýnda bir sosyalist topluluðun kurulabilmesi bunlarýn gerçekleþmesine baðlýdýr. Toplumun üyeleri. Ve ancak yüksek bir yaþama standardý. doðanýn bitmez tükenmez kaynaklarý üstünde. eksiksiz bir eðitim [sayfa 505] görmek için gerekli boþ zamana sahip olmalýdýrlar ve bu. bunu baþardýklarý anda. akla ve bilime “kayýtsýz þartsýz teslim olmasýný” istiyorsak. ileri ülkelerdeki emperyalizmin ve kapitalizmin yokolmasýndan sonra olabilecek.. öyledir! Kapitalist ideolojinin çok sayýdaki piþkin ve kurnaz ajaný tarafýndan -sistemli. bütün bunlarýn “geleceðe ait bir senfoni”. iþçilerin gerçek ücretlerinin artmasý ve çalýþan insanlar sayýsýnýn. ancak çok yavaþ bir biçimde ortadan kalkarlar. “bir yarýn düþü” olduðunu söyleyebilirler. bunun baþka yolu yoktur. fiziksel ve zihinsel yeteneklerini eksiksiz geliþtirebilecekleri. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 359 .. altý saate. hiç deðilse. gerçekçiliðe. bütünün ilerlemesine katkýda bulunduðu. bu senfoninin ilk seslerini (muvmanýný) duymaya baþlayacaklardýr zaten! * ** Ekonomik ve kültürel büyümenin. ancak.. bilgisizliðin ve kafa karanlýðýnýn. geri ülkelerdeki ekonomik hayatýn bütün temelleri köklü bir deðiþiklik geçirdikten sonra olabilecek bir iþtir. bir kültür devrimine ve eðitim standartlarýnýn alabildiðine yükseltilmesine dayanmalýyýz. hatta beþ saate indirmek gerekir. Konutsal koþullarýn köklü bir biçimde iyileþmesi. çünkü.”509 Stalin. herþeyden önce. Kuþkucular ve mýzmýzlar. maddi mallarýn bolluðu gibi bir temel kurulabilirse. ancak. böyle uzak bir hedefe doðru kararlý adýmlarla ilerlemenin bugünkü bazý gereklerini doðru olarak ortaya koymuþtur: “Toplumun bütün üyelerinin. bunlarýn ortadan kalkabilmesi. toplumun bütün kesimlerinin. iþte onun için gereklidir. amansýz ve kasten. çalýþma gününü kýsaltmak. Bunun için.itildikleri sürekli zihinsel ve psiþik (ruhsal) budalalýktan kendilerini kurtaran bütün insanlar. insanýn gittikçe güçlenen akýlcý bir ege- Paul A. artmasý da iþte bunun için gereklidir. Bu gibi önyargýlar.sýna yol açar. Hiç kuþkusuz.

bunu ister istemez yapan. Bu Yeraltý Adam’ý. katký yaptýklarýný sanýyorlar -hani. akla uygun toplum olarak kendi kafalarýnda yarattýklarý þeyin sürrealist (gerçeküstücü) resimlerini çizerek ve karikatür ile gerçek arasýndaki farký kavrama yeteneðinden yoksun birçok insanýn akla karþý bir tutum içine girmelerini saðlamaya çalýþarak. tehlikeli gerçekler karþýsýnda pýsýrýkça boyun eðmenin yerine insanin büyüklüðüne güvenmeyi koymak kolay iþ deðildir ve bugüne kadar.menlik ve üstünlük kurmasý temeli üstüne dayandýrýldýðý bir toplum.). (Yeraltýndan Notlar adlý ünlü romana yollama yapýlýyor-ç. kendi tercihlerine. “özel mülkiyet öfke ve hýþmýnýn” bütün can yakýcý dirençleriyle karþýlaþmakla kalmaz. ortaya “bi. “ÝD”in (ilkel benliðin. her zaman.sýl etsin ki. Ýþte tam bu noktada söze karýþan psikolog. Eðer. Psikologun bir baþka marifeti de. burjuva uygarlýðýnýn o geniþ aygýtý içinde þiþirilip eðitilmiþ. Orwell. bilgisizliðinin ve korkaklýðýnýn oluþturduðu bir sonuç demektir. dikenli bir yol olarak görünmüþtür insanlarýn gözüne. hiç deðiþmeyen biyotik güçlerle açýklamaya kalkmasýdýr. 511 Aldous Huxley.linçdýþý” diye bir þey atýyor. Bâtýl inanýþýn [sayfa 506] yerine aklý. karanlýk. onun yeteneklerinin ve umutlarýnýn tümünden oluþan bir varlýk ise. Koestler gibi edebiyatçýlar ise. daha akýllý davranma ve yaþama çabalarýmýzý sýfýra indiren. piþirilip kotarýlmýþ bir kiþidir. dipsiz bucaksýz bir kuvvettir bu “bilinçdýþý”. Marx’ýn söylediði gibi. tehlikeli bir giriþim. bir meydan okumadýr. kendilerine düþen burjuva görevlerini yapýyorlar. aralarýnda. tarihte bugüne kadar baþarýlmýþ herþeyi aþan büyüklükte bir giriþim. yoksulluðu da. Dostoyevski’nin Yeraltý Adam’ýnýn. ekonomik hayatýn yer alabileceði tek ve “doðal” çerçeve olarak sunmakla. hani o “akýl kusan” ve “Benim gözümde doða kanunlarý ve aritmetik beþ para etmez. sistemin geliþmeye açýk olduðunu söyleyenler de yok deðil!-. insanlýðýn servetinin özü. düzenine ulaþýlmasý. Böyle bir giriþim. ne bu kanunlardan hoþlanýyorum. ne de iki kere ikinin dört etmesinden! Umurumda mý bunlar benim?” diye soran kahramanýnýn durumuna götürür bizi doðrudan doðruya. kapitalist sistemi. kendi gönüllerine göre “yürümediðinden” yakýnýp hayal kýrýklýðýna [sayfa 507] düþen Ernest Hemingvvay 360 Paul A. temelde mümkün olan tek sistem. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði .512 Tarihin. na. bilinçsiz benliðin) gözleme gelen yapýsý.n. insana uygun olmayan (gayri insani) bir biçimde örgütlenmiþ bulunan toplumun sürekli olarak ürettiði ve yeniden ürettiði yoksunluk ve kaygýlardan çok.ný. Ekonomistler.

Akýl yolunda ilerlerken iþlenilen hatalarý fýrsat bilip. radyo ve televizyon da. bunlar. gaz odalarý ve cadý avlarýyla. engisizyon mahkemeleri. toplumsal devrimin hemen ertesi günü ortadan kalkacak deðildir. yürek burkan. onun yaþamasý için gerekli kaný sürekli olarak emip aldýðý toplumsal temel yýkýlmýþ. genci yaþlýsý. döneklik gösteren ve bilinemezciliðin (agnostisizmin) ve edilginliðin (pasifizmin) bataðýna saplanan oportünistlerin bilinen tutumlarýna parmak basmadan geçemeyiz. yalnýz. bilgilisi. ileri ülkelerdeki durum. içinde bulunduðu karanlýk da bu engellerden biri. fakat gene de bir gecede ortadan kalkmayacaktýr o! Günü gelince “insanlýðýn karanlýk çaðlarýnýn sonu” olarak deðerlendirilecek olan bu mirasý ortadan kaldýrmak. burjuva toplumunun uyguladýðý cezalardan [sayfa 508] ve toplum dýþýna atmalardan yýlmayýp. sýk görülen ve insaný çileden çýkaran yetersizlikleri ve yanlýþlarý da var. umutsuzluðun ve hiçliðin türküsünü söylemeye çalýþýyorlar. Engeller arasýnda. düþmeler göstermiþ bir çizgi boyunca geliþmiþtir akýl denilen nesne. onun direnme gücü büyük ölçüde kýrýlmýþtýr.gibi bazý yazarlara ge. sistemli ve acýmasýz biçimde körleþtiren budalaca iþlerle zaman kaybettirici eðlencelerle uðraþmaktadýr.ilm sanayii . Bu gibi sapmalar. bu bakýmdan. kesikliðe uðramýþ bir geliþimden geçmiþtir. “gerçekten kaçýcý” (escapist) eserlerin yaratýcýsý sanatçýlarla dolu. Sýk sýk kesilip yavaþlamýþ. zaman zaman. elbirliðiyle. bütün insan düþüncesini. gerçek dünyanýn doðru dürüst kavranýlmasýný karartýp çarpýklaþtýrmaya çalýþan. Gerçi. kendisini. halkýn zaferi için savaþa adamýþ olanlarýn.lince. aklýn geliþimi ve yükseliþi. can sýkan geri çekilmelerle sarsýlýp tökezlenmiþ bir geliþim olmuþtur bu! Akýl yolunu týkayan engeller. bu güçlerin kýskývrak baðladýðý halkýn. statüko’ya dört elle sarýlan güçlerin kini ve inatçýlýðý da deðil. hiç bir zaman bir doðru çizgi boyunca olmamýþtýr. varlýðýný ilerleme yoluna adamayý göze alabilecek gücü ve yüreði kendisinde pekâlâ bulabilecek birçok insanýn korkmasýna ve yoldan çýkmasýna neden olmaktadýr. geri ülkelerden hiç de aþaðý kalmýyor. göðüs kabartýcý ilerlemelerden geçtiði gibi. Parlak zaferler kazandýðý gibi acýklý yenilgilere de uðramýþ. Hegel’in iyi bildiði gibi. Kapitalist kültürün deðirmeninde öðütülüp un ufak edilen Yeraltý Adam’ý. amaçsýzlýðýn. iç açýcý. . kuþaklar boyu sürüp gidecek uzun bir savaþý gerektirecektir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 361 . cahili ile. toplama kamplarý. Ortalýk. Paul A.basýn.

Ýþlerin yürütülmesinde. Toplumsal iliþkilerin yönetici ilkesi olarak aklý seçmiþ bir toplumda ise durum tamamen farklýdýr. birincisi köklü bir hastalýktan kaynak alýr. bu yanlýþlarýn. yolsuzluklar yapýlacak. örgütlenme ilkesinin akýlsýzlýk olduðu bir toplumsal düzen de. karnýndan çýktýðý eski toplumun. gerçekten de. böyle bir toplumun evrimi. yani bu akýlsýzlýðýn üstesinden hiç gelinemeyecektir.akat asýl önemli olan. . hatalar yapýlacak ve düzeltilecektir ki akýl denilen þey daha da ileriye gitsin! Düþüncenin içine düþtüðü yanlýþlýklardan hiç biri. akýlsýzlýk ile hatayý birbirinden ayýrmakta gösterilen beceriksizlik kadar tehlikeli ye yýkýcý olmasa gerek! Aradaki fark. uzunca bir süre. Kiþisel plânda olduðu gibi. Cinayetler iþlenecek. ölümün ve yýkýmýn emrindeki güçleri arttýrmaktan baþka bir iþe yaramayacaktýr. töresel ve zihinsel yönlerden.Unutmamak gerekir ki. kaynaklar israf edilecek. yanlýþlýklara hiç düþülmeyeceðini de kimse söyleyemez. aklýn ilerleme biçimlerinden biridir. toplumun özünde. bilimin ve eðitimin ilerlemesi ile akla uygun bir hâle getirilemez. Yeni 362 Paul A. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . kapitalist [sayfa 509] toplum temelleri üstünde yükselen. böyle inceleyince de. toplumsal plânda da. bir psikotiðin (delinin) saçmalarý ile akýllý bir insanýn yaptýðý yanlýþlýklar arasýndaki fark gibidir oysa. ikincisi ise bilgi ve görüþ yetersizliðinden. Dahasý var: nasýl bir psikotik. durum. zulüm ve adaletsizlik kaçýnýlmaz olacaktýr. temeldeki nedenler ortadan kaldýrýlmadýkça silinip atýlamaz. daha çok buðday üretilmesi gerekirken fabrikalar kurulacaktýr. kaçýnýlmaz olarak varolan akýlsýzlýktan kaynak almamasý. Toplumsal bir olgu olarak akýlsýzlýk. iþte bu noktada kapitalist düzendekinden farklýdýr. doðum sýrasýnda býraktýðý izlerle mühürlenmiþ bulunduðunu göreceðiz. “Burada komünist toplum üstünde durmalý ve onu kendi temelleri üstünde deðil. insan davranýþlarýnda kaçýnýlmaz bir þeydir. hatalarýn ortaya çýkmasý.”513 Nitekim. hata. Bir kez daha belirtelim ki. tartýþma ve kanýtlama ile etkilenip düzeltilemiyorsa. akýlsýzlýk ve yanlýþlýk. Plânlar yanlýþ yapýlacak. Doðrusu. onun her bakýmdan yani ekonomik. bunlarýn hiç biri. hiç gereði yokken köprüler inþa edilecek. sosyalist düzenin de baþýna belâ olacaktýr. kapitalist toplumdan doðan bir yapý olarak incelemeliyiz. akla aykýrý biçimde kurulmuþ bir toplumda elde edilen yeni bilgiler. onun temeli ve dayanaðý olan kapitalist sistem varlýðýný sürdürdükçe yaþayýp gidecek. Bunlardan. uzun ve acýlý bir süreçle gerçekleþebilir.

Sosyalist toplum olgunlaþýp da kendi temelleri üstünde” geliþebilir hâle gelince. geçmiþin bir kalýntýsý olarak ortaya çýkacak. sömürüye. aslýnda aklý baþýnda olan adamlarýn verdikleri kötü yargý ve kararlarýn bir sonucu olabilir. zihinsel ve psiþik niteliklerinin yetersiz oluþu ya da eldeki bilgilerin eksik bulunuþu nedeniyle. büyük ve göðüs kabartýcý yeni çalýþma alanlarýdýr. Bilginin ilerlemesi. Bu nedenlerin her ikisini birden ortadan kaldýrmak için. Onun iþlevsel bozukluklarý ve hatalarý.”514 Bu gereklilik. büyümenin gelip çöküþün ve çürümenin yerini aldýðý bir toplumun doðuþuna katkýda bulunmak ve barbarlýðýn yerine kültürün geçmesi için çalýþmak. hayatýn ölüme karþý zafer kazanmasýnýn gerekliliði. insaný. “insanlýðýn. hiç kimseyi. hastalýðý ve kafa karanlýðýný bir daha ortaya çýkmayacak biçimde silip atmakla kalmayacak. Ancak böyle bir düþünce. kendisini kapitalist geçmiþin mirasýndan gitgide arýtmýþ olacaktýr. mantýk. yaþamaya. “Mantýk. her türlü bilimsel uðraþ için. fakat ayný zamanda. geliþmeye ve mutluluða hakký vardýr ve bu önerme ayrýca bir kanýt istemez” düþüncesinden kaynak almaktadýr. insanýn insan tarafýndan sömürülmesi sona erince. Aklýn. Kalkýnmanýn gelip durgunluðun yerini aldýðý. Bu düþünce doðruysa. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 363 . hayatýn dört bucaðýndaki erkek ve kadýnlarýn da uðraþ alaný olmaya baþlayacaktýr. biri yoksa. aydýnlar için en soylu ve gerçekten de en doðru davranýþtýr. böyle bir gereklilik de vardýr. insanýn doða üstündeki denetimini alabildiðine geliþtirmek ve insanlarýn kendi aralarýndaki iliþkileri düzeltmek yetecektir ki bunlar da. Yeni düzenin akýlsýzlýðý. ancak. sosyo-ekonomik bir temelden yoksun bulunacak. bu görkemli ilerleme süreci içinde. açlýðý. sýnýf farklarýnýn ortadan kalkmasýyla büsbütün köksüzleþecek. Özgür bir halkýn sonsuz kaynaklarýndan saðladýðý enerjilere dayanan böyle bir bilimsel geliþme. dünyada. o da silinip gidecektir. insanýn ilerlemesi için güçlü bir araç hâline dönüþtürülünce [sayfa 510] bilim.düzendeki akýlsýzlýk. mite (masala) karþý. kanýtlanmaz ve yadsýnmaz tek önermedir kuþkusuz!. ulusal önyargýya ve durmadan körüklenen bâtýl inançlara dayalý bir toplumun baðrýndan. Büyük bir fizik bilgininin bir zamanlar söylediði gibi. öteki de yoktur. baþka yoldaþ insanlarýn da varolduðunu kabul etmeye bile zorlayamaz. mantýk araçlarýyla kanýtlanamaz. insanýn zihinsel ve psiþik yapýsýn köklü bir deðiþikliðe uðratarak yeniden yaratacaktýr. [sayfa 511] Paul A. yalnýz mantýk. kendi algý ve anlayýþ çerçevesinin ötesine götüremez. kaçýnýlmaz olarak fýþkýran bir akýlsýzlýk deðildir artýk.

421 Bu kitabýn 5. 435 A.ormoza için olduðu kadar. 1940). California. 423 Helen M. “Selected Works in T\wo Volumes. 428 E. “belki de Amerika B. 216. 1900-1950 (Chicago. Ortadoðu ülkelerinden daha da azgeliþmiþtir. 434. 432 Dulles. 254. Bölümünün 6. 1950). 433 “How Strong is India?” The Nation (12 Mart.. 260. . 425 Paragraf 38. 20 Mayýs.g. Selected Correspondance içinde (New York. 245. pleblere karþý meþru. Bkz. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . kalkýnmanýn aðýr aksak gideceðini. “toplumsal bir devrimle. Budist ve benzeri dinsel inanýþlarýn yayýlýp pekiþmesi için kurulmuþ örgütlere avuç dolusu para akýtmaktadýr.. s. The American Scholar (1951-1952.. 489. Kennan. kendisini. 6. 1955 tarihli sayý). Lynd’in “Realism and the Intellectuel in a Time of Crisis” adlý parlak denemesinde sözü ediliyor. s. Cilt I. 436 Marx ve Engels. 424 Paris Komününde konuþan Marx’ýn belirttiði gibi “Bütün bunlar. Onun elindeki her silah. Marx ve Engels. Herbert . s. s. ve 7. Kýþ sayýsý) s. alt-bölümüne bakýnýz. kaynaklarýnýn gittikçe daha büyük bir kesimini Amerika B. s. Bölüm. s.. 440 Bu durum. 1955). sayfalarýna bakýnýz. 364 Paul A. (Ýtalikler orijinalde). 26. 443 Bu inanýþ. 194950).. VIII. sürekli savaþ tehlikesi yaratmakla suçluyorlar. 420 Daha önce sözünü ettiðimiz. California.. Ýspanya için en az Guatemala için olduðu kadar geçerlidir. 439 Bu kitabýn. (Moscow. 442 New York Times. azgeliþmiþ ülkelerdeki Müslüman. s. Amerika’yý.e. Mendelsohn (derleyenler). 17. bkz. 1951). Manifesto of the Communist Party.” kabul ediyorlar (Paragraf 37). Promoting Ecomomic Development (Claremont. eski zamanlarýn meþru baronu olarak görmesinden ileri geliyor. öte yandan . s. 437 Bebel’e Mektup. New Data for Lenin’si Imperialism Tlýe Highest Stage of Capitalism (New York.D. 9. [sayfa 512] 429 A. American Diplomacy. 256. a.g. 438 A. 1953). Marx ve Engels. s. Bölümünün.” derken bu anlamda haklýdýr.Dipnotlar 418 Aktaran. 422 Backward Europe and Advanced Asia. s. Devletlerinde din okullarý açmak için harcarken. 426 War or Peace. günümüz burjuvasýnýn. s.oldukça yaygýndýr.e. Selected Works (Moscow.ilipinler için en az . (New York.e. s. Ýran için en az Güney Kore için olduðu kadar. bir yandan Rockefeller Vakfý. 1955). 434 Böylece. Selected Works (Moskow.g..g. bu inançta olanlar. s.ord Vakfý da. 1953 tarihli sayýsý.. 2. 431 A. 29. gelir ve kuvvet daðýlýmýnda deðiþiklik getirecek olan bir toplumsal devrim oluncaya kadar.rankel. 1950.g. Measures for the Economic Development of UnderDeveloped Countries (1951) adlý raporun yazarlarý. 6. 427 Promoting Economic Development (Claremont. 1934). 116 ve 118. s. Cilt I. bazý azgeliþmiþ ülkelerde. 1949-1950) içinde. The Economic Impact on Underdeveloped Societies (Oxford. Varga ve L. pleblerin ellerindeki her silah da bir cinayet aracý sanki!” The Civil War in . Cilt I.. s. s.. 314.e. 419 Profesör Mason. s.184. 46.rance. 441 George . 4.e. 229.. S. 11 Aralýk 1884. Batý Avrupada ve Hindistanda -hatta Sovyetler Birliðine tam anlamýyla düþman olanlar arasýnda bile. 430 Ayný eser.

. Ganguli’nin ilgi çekici incelemesi.d. bu Paul A. 2. 1950). Amerikan Radyo Þirketinin Baþkaný General Sarnoff. 253. New York Herald Tribüne gazetesi habercisine 5 Haziran.e.” belirttiði açýklanmýþtýr. 139. 454 Selected Works in Two Volumes (Moscow. US. United States Relations with China (Washington. 138 ve 140.3'ünü elde ediyorlar ve bunun yüzde 11. 1950). s. Eðer ihraç konusu olan maddeler. Bütün bunlarýn sonucu olarak kentler. Böyle bir durumda. 457 Birinci Dünya Savaþýndan önce Rusya’da. Buna karþýlýk. giriþ olarak koyduðu açýklamada General’in “Bu konuyu Baþkan Eisenhower ile etraflýca konuþtuðunu ve bu basýn toplantýsýndaki tutumunu. 21 (Ýtalikler orijinalde). bu durumda önemli bazý deðiþiklikler yapmak gerekiyor. Söz konusu dergi. s. böyle bir gediðin açýlmasý daha da kolaylaþacaktýr. 449 Amerikan Kara Ordusu Tuðgenerallerinden. (Ýtalikler bizim). zamanýndan önce gedik vermesine yol açmaktadýr. vazgeçilmesi kolay olmayan ham maddeler ve yiyecek maddeleri ise.g. (New York.e. ihraç konusu olan madde için alýcýlar arasýndaki rekabet.000 kiþinin nasýl savaþa hazýrlanacaðýný kanýtlamýþtýr. 1950). Carr. Monthly Review (Mayýs. 458 v. Cilt 8 (Moskova. 33 [sayfa 513] oluþan Gurup. bir sosyalizm sorunu yoktu elbet. 1954).7’sini pazarlayabiliyorlardý. 448 Soçinenya (Eserler) (Moskova. M. orta ve küçük üreticiler ise. en az gider ile en çok sonucun nasýl alýnabileceðini pek güzel örneklemektedir. ekonomik abluka uygulamasý hâlinde. s. XVI. 447 A. s. hem de sosyalist azgeliþmiþ ülkelerin ekonomik ve toplumsal kalkýnmalarýný hýzlandýrýp kolaylaþtýrmak için elden ne gelirse yapmak. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 365 . toplamý üretimin yüzde 13'ü kadardý ve bunun beþte birini (yüzde yirmisini) pazara sürüyorlardý. 500 kiþilik.. 453 War or Peace. 452 Sarnoff. Devrimden önceki döneme kýyasla. normal ihraç ürünlerinden gelir elde etmek olanaksýzdýr ve ablukanýn. bu ülkedeki yatýrýmlarýnýn bekçi köpeði olan bir yerli ordu bulunmaktadýr ve bu kuvvet. bizim adýmýza kurþun atacak 100. Yeri gelmiþken belirtelim ki. kulaklarýn ekmeklik buðday üretimi.2’sini pazarlýyorlardý... s. s. aktaran.. açýktýr ki. ekmeklik buðday [sayfa 515] üretiminin yüzde 50 kadarýný üreten toprak aðalarý ve kulaklar. Kesim I. Cilt II. s.g. . Cilt 24. toplam üretimin yüzde 85. ondan aldýðý emirlere göre belirlediðini. 1952). Kore Askeri Danýþma Gurubu Komutaný W. 445 E.H. 226.L. bu ülkelerin savaþ baþlatma isteklerini azaltmak ve hem kapitalist. eskisinin yarýsý kadar ekmeklik buðday bulabiliyorlardý. Studies in Revolution (London. Gunther Stein. Kore’de Amerikan vergi yükümlüsünün. toplam üretimin geri kalan yüzde 50’sini çýkaran orta ve küçük üreticiler ise. Soçinenya (Eserler). yani Ýran petrolüne uygulanan boykotta.444 Overseas Press Club (Denizaþýrý Ülkeler Basýn Kulübü)’nde 29 Mart 1954 tarihinde yapýlan konuþmadan. sosyalist ülke üstündeki ilk etkileri müthiþ can sýkýcý olmaktadýr. 446 Amerikan Dýþiþleri Bakanlýðý Yayýný. s. 1950 tarihinde verdiði demeçte þunlarý söylüyordu: “Komutaný bulunduðum. 1948). News and World Report dergisi (27 Mayýs. Roberts. Söz konusu koþullarda. yani siyasal ve ideolojik anti-emperyalist mücadelenin. 1947).akat genel olarak. 381. s. Çin’de de benzer geliþmeler olduðunu ortaya koymuþtur. geliþmiþ kapitalist ülkelerin içinde yürütülecek anti-emperyalist mücadelenin. 450 “A New Plan to Defeat Communism. þeklinde yürütülmesi gerektiði bir kez daha ortaya çýkmaktadýr. söz konusu ablukanýn. dikkat çekmek için sivri lâf eden tuhaf kiþilerden deðildir. Anglo-Iranian petrol kumpanyasý kamulaþtýrýlmýþtý ve boykot kararý bu nedenle alýnmýþtý. 152. toplam üretimlerinin ancak yüzde 14. f. bunlarý iyiden iyiye eðitmiþtir. 456 Bir sosyalist ülkeye. 451 Ýþte bu noktada. 455 Stalin. s. a. bu tür ablukalarýn uzun-ömürlü olmasý olanak dýþýdýr.” Aktaran.. 1955 sayýsý). The World the Dollar Built (London. 1949). s. dünya pazarlarýnda aranan. kapitalist dünyanýn. üretimlerinin yüzde 47’sini ve yüzde 34'ünü pazara sürmekteydiler. savaþtapiþmiþ askerlerden Büyümenin ekonomi politiði. 1926-1927 yýllarýnda. 261.

bu ülke tarihinde hiç görülmemiþ bir düzeye çýkmýþtýr. 1927 yýlýnda bu sayý 24-25 milyona yükselmiþtir. daha 1949 yýlýnda.oreign Economic Policies [sayfa 515] (“Gray Raporu”) (Washington. 1939). 236. s. “Reorganization of Chinese Agriculture af ter Land Reform. 487. (Moskova. s. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . 33. s. II. a. 481 Maurice Dobb. The Development of the Soviet Economic System (Cambridge ve 366 Paul A. 1953). 471 Soçinenya (Eserler) (Moskova. 1947). 1953) adlý yayýný. 1943). (Moskova. Birleþmiþ Milletlerin. Kesim 2. 1948) s. Kesim 2. 44.ar Aast (November. 478 Voprosi Leninisma (Leninizmin Sorunlarý) (Moskova. 722. Ayrýca bkz.g. 468 Ayný eser. 1939). Doreen Warrinerin. 473 “Marx und Engels über . 463 Economic Problems of Socialism in the USSR (New York. 1955). A. s.abian Tract No. 59. 458 Lenin. Birleþmiþ Milletler’in Economic Survey of Europe in 1949 (1950) adlý raporu. 466 Report to the President on . s. Bu açýðý on yýl içinde kapatmak zorundayýz. 291. .Kýsa Ders Kitabý) Moskova.e. Economic Bulletin for Asia and the . s. 1952 yýlýnda.” Stalin. 309. 459 Selected Works in Two Volumes (Moskow. a. 467 Engels.inceleme için bkz. s. Cilt II içinde. s. Kesim. Bu tarihten itibaren yaklaþýk olarak 10 yýl içinde Almanya. “Indian Economic Review (August. 465 VKP (B) V Resolutziah i Reþeniah S’ezdov.” Marx ve Engels. 697. Cilt I. 462 Engels.rankfurt. 474 Her iki alýntý da Engels’ten. gene ayný dönemde. 486.e. Cilt 31. 393 ve 394. s. s. Doðu ve Güneydoðu Avrupada. Soçinenya. Kesim 2. 475 Lenin Selected Works in Two Volumes (Moscow. Soviet Economic Development Since 1917 (London.eurbach. tarihsiz). 1950). bu sayfada þunlarý okuyoruz: “1932-33 yýlýnda hububat ve patates üretimi. Eserler). 393 ve 394. 1950). 319. 472 Engels. 6 yýl öncesine kýyasla iki misli kadar bir artýþ göstermiþ. 464”Ýleri ülkelerin 50-100 yýl gerisindeyiz. Cilt II. 461 Birinci Dünya Savaþýndan önce. s. s.” Marx-Engels Archiv (. s. 1951). iki mislinden fazla olmuþtur.rance and Germany. Anti-Dühring (New York. Democratic Values. 1952). 1946). Konferanslarýnda ve Merkez Komitesi Genel Kurul Toplantýlarýnda Alýnan Kararlar ve Verilen Emirler).g. bkz. 1947). 470 Selected Works in Two Volumes (Moskow 1950). 477 Aneurin Bevan. hemen ayný þeylerin görüldüðünü anlatan Revolution in Eastern Europe (London. 282 (London. Cilt 13. 1938. sosyalist devrimlerden sonra. 420. yani Halk Cumhuriyetinin kurulmasýndan üç yýl sonra üretim. 2. Kongrelerinde. s. 479 Istorya Vsesoyuznov Kommunistiçeskoy Partii (Bolþevikov) -Kratki Kurs (Sovyetler Birliði Komünist Partisi Tarihi -Bolþeviklerin tarihi. bkz.g. s. s. 469 Soçinenya (Eserler). 476 Promoting Economic Development (Claremont. 7. s. 1950). Çin’de.e. (Moskova. (Ýtalikler orijinalde). (186365 tarihleri Lenin’in kendi metninde veriliyor. Bunu ya baþaracaðýz ya da ezileceðiz. kenevir ve yün üretimindeki artýþ ise. s. Sovyetler Birliðine saldýrmýþtýr. pamuk.. 723. 1949-1950). 247. 395. a. Cilt 28. 12. Savaþ-öncesi üretim düzeyini aþmýþ bulunmaktadýr. Cilt. 1950) adlý eseri. Bu sözlerin 4 Þubat 1931 tarihinde söylenilmiþ olmasý ilgi çekicidir. 457. “The Peasant Question in . 480 The Working Principles of the Soviet Economy (New York. Selected Works (Moskow. 460 Doðu ve Güneydoðu Avrupa’nýn birçok plânlý sosyalist ekonomisi. California. Rusya’da 15-16 milyon köylü ailesi vardý. s. Konferentzil i Plenumov TsK (Sovyetler Birliði Komünist Partisinin. Baykov.” 482 Bkz. s. 284.. (italikler bizim). 39. Cilt 11. 1950).

(italikler orijinalde). (Bkz.. bir tek bilim adamýnýn var olduðunu sanmýyorum. parça parça ya da tek tek ele alýnan fiziksel üretim rakamlarýnýn. baþka ülkelerin istatistiklerinden farklý bir þiþkinlik ve abartma olmadýðýný. Profesör Bergson. Alexander Gerschenkron (Profesör). Paul A. 1947. “The Soviet Economy: .e. Mlenkov’un. Pravda gazetesinin 21 Ocak. Hodgman. ne ölçüde büyük olduðu. A. hâlâ tartýþma konusudur ve bir hesap sorunudur. jasny bile.S. R. Gerschenkron. a. Bergson. 10. 483 Dobb. 1946-1950 dönemi için de yüzde 10 olarak (bunlar yýllýk ortalama net artýþlardýr -ç. Jasny’nin araþtýrmasýnda ve hesaplamalarýnda bile. 1938 yýlýndaki hayat standartlarýndan yüzde 10 daha ileri olduðunun anlaþýlabileceðini söylüyor.R. Review of Economic Statistics’te yayýnlanan -Kasým.” The Economist dergisinin 19 Eylül.iction. Sovyet sanayi üretim göstergesinin 1927-1928 ile 1938 yýllarý arasýnda yüzde 15-16 olarak. 1927-28 to 1937. s.S.act and . Bu çabalar.) düzeltilmesi gerektiðini yazýyor. her hangi [sayfa 517] bir kapitalist ülkenin elde ettiðinden yüksek olacaktýr. Sovyet istatistiklerini “yeniden gözden geçirmek” ve “küçültmek” için çaba göstermiþler ve bu “düzeltme” iþleminde oldukça baþarýlý da olmuþlardýr! Örneðin. ne kadar kuþkucu ve siyasal bakýmdan düþman olursa olsun. Soviet Economic Growth adlý derlemeye (Derleyen. ne var ki. Schwartz gibi yazarlarýn Sovyet istatistikleriyle uðraþmalarý. 1947). Diðer taraftan.e. 33. bu bir gerçek.” Soience and Society (Spring. özellikle Amerikadaki [sayfa 516] Sovyet uzmanlarý.” demekten de kendisini alamýyor. 1953) alman yazýsýnda. The Socialized Agriculture of the USSR (Stanford. 1953). gene de. tarihte misli görülmemiþ bu hýzlý kalkýnma baþarýsýný gölgelemek için ellerinden geleni yapýyorlar. 1928-1937 yýllarý arasýnda. s.yanlýþlýðýn. kendi araþtýrmalarýna dayanarak.g.n.g. hemen her ülkede ve her gösterge (endeks) sayýsý ile ilgili istatistikte görülebilir cinsten bir abartma olduðunu da anladým. 58. sözde Sovyet uzmanlarý. Stanford. 487 A. “bilim aþkýna bilim. 1949). azgeliþmiþ ülkeleri de bu yola yönelmesinden duyduklarý korkudan esinlenen. (A Dollar Index of Soviet Machinery Output. Bergson. 1937 yýlýndaki hayat standartlarýnýn. Sovyet toplam üretim rakamlarýný doðrular nitelikte bulunduklarýný öðrendim. Sovyet istatistiklerinin özellikle yanlýþ ve abartma olduklarýný söylenemeyeceðini ortaya koyuyor. Profesör D.New York. 1953 tarihli sayýsýnda yayýnlanan mektuptan. Ayný sayfada yer alan bir notta. 1954). s. Jasny. 85). Sonradan konuyu yeniden ele aldým ve Sovyet istatistiklerinde bir abartmanýn gerçekten de var olduðunu bir kez daha gördüm. a. 253 ve 285. The Rand Corporation. California. yýllýk ulusal gelir artýþýnýn. 1951.D. “1926-27 göstergesinde -ne yazýk ki çok kaypak olan ve gözden kolaylýkla kaçan. Soviet National Income and Product in 1937 (New York. bütün bu anlamsýz karalamalarýn ve hesaplamalarýn çok üstünde bir tarihsel baþarý elde etmiþ olan sosyalist planlamayý gözlerde küçültebilmek için yürütülen propaganda çalýþmalarýnýn birer parçasý niteliðindedir. “Sovyet istatistiklerini.” adlý. 485 Naum Jasny. Wiles’ýn sözleriyle. “The National Income and the Product of the U. bunar arasýnda en aþýrý olanlardan bir olan Mr. Soðuk savaþýn gereklerinden ve sosyalist plânlamanýn. salt bilim” uðraþý olmaktan çok öte çabalardýr. Sovyet istatistik serilerinde ve üretim gösterge sayýlarýnda (endekslerinde). Sovyetlerin sanayi üretim artýþ hýzlarý. California.. istediðiniz kadar budayýn ve küçültün.yazýma bakabilirsiniz). Mr. üstelik. geniþ ve yorucu çalýþmalar sonunda ortaya koymuþ bulunuyor. Sovyet ulusal gelir istatistiklerinin güvenilir olmadýðý görüþündeydim (Benim. bunun. 486 Maurice Dobb. 1951) s. Sovyetler Birliðinin yüzde 8-9’dan aþaðý düþmediðini kabul etmek zorunda kalmýþtýr. The Soviet Economy Durin the Plan Era. Diðer araþtýrcýlar da. Bu yazar. bunun tersini kanýtlamayý baþaran bir tek uzmanýn. s. 1952 Ekiminde toplanan Ondokuzuncu Parti Kongresinde okuduðu Rapor ve 1954 Ekonomik Planýnýn Baþarýlmasýyla ilgili Rapor. 325. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 367 . s. 488 Bkz. 484 Baykov. New York. Ancak. 323. s. Mr. Bu gerçeði deðiþtirmeye gücü yeten. 1955 tarihli sayýsýnda. Bundan birkaç yýl önce ben de.J. P.

s. United Nations.S. bunlar. bu noktada biraz durmak gerekecektir. “Keynes’ci iþsizlik” denilen kategoriye girmiyorlar: bu sonuncu iþsizlik türü. dilencilik. s. yararlý iþçiler hâline dönüþmeleri de beklenemez. bunlarý “üretim mallarý çýkaran sanayiler” grubuna sokmamýz gerekecektir.B. 1950 to 1954”. aslýnda çok zaman iþsiz kalmýþ olmaktan ötürü ruhen yýkýlýp periþan olmuþ kiþiler olduklarý için. Maurice Dobb’un “Rates of Growth Under the . Gene ayný yazarýn. Ekonomi Enstitüsünün. Bizim sözünü ettiklerimiz ise.” Economic Appliquee (Paris. söz konusu ülkenin doðal kaynaklarýnýn niteliðine [sayfa 518] bakýlarak kararlaþtýrýlabilecek bir þeydir. yazarýn. Bölümünü okuyunuz) adlý eserine bakýnýz.489 Bu nokta. ellerindeki sermaye mallarýný. Bunlar. 497 Sanayi iþçilerinin bir kýsmý. S. hýrsýzlýk v. kýrsal bölgelerdeki “gizli iþsizler”den aktarýlmayacaðý. yukardaki alýntý bu kitabýn 149. Bu tür “Lumpenproleterlerin” sayýsý bazý ülkelerde pek büyüktür. ülkenin. 1953) içinde yayýnlanmýþ. böyle bir kararýn verilmesinde. (Yani ayný birim sermaye malýyla SSCB’nde iki misli net üretim yapýlmaktadýr -ç. 1948). Eðer dýþ ticarete açýk bir ekonomi modelinde düþünecek olursak. iþler yapan kimselerdir. kentteki “gizli iþsizler” ordusuna katýlmýþ insanlardýr. s. Bilimler Akademisinin. s. 1954). bu yargýnýn özünü deðiþtirmez. Yazarýn Soviet Economic Development Since 1917 (London.E. 493 Bkz. yukardaki metinde açýlan tartýþma bakýmýndan büyük önem taþýmazlar. Avrupanýn Doðusunda ve Güneydoðusunda yer alan diðer sosyalist ülkelerde de yapýlmýþtýr ve kentlerin beslenmesi bakýmýndan büyük güçlükler doðurmuþtur. benim. Batýlý iþçilere kýyasla iki misli bir verimlilik ve yoðunlukla kullanmakta oluþlarýdýr. 499 Sovyetler Birliðinin dýþ ekonomik iliþkilerinin kýsa bir incelemesi ve çözümlemesi için. “The Economy of Hungary. Maurice Dobb tarafýndan çeþitli vesilelerle yinelenmiþ ve vurgulanmýþtýr. Batý ülkelerinde hesaplanan sermaye-üretim oranlarý ortalamasýnýn yarýsý kadar olduðu söylenebilir. On Economic Theory and Socialism (London. 490 SSCB’inde sermaye-üretim oranýnýn. döviz karþýlýðý satýlabilir ve bu dövizlerle de yatýrým mallarý (sermaye mallarý) ithal edilebilir. (Moskova.Intensity of Investment in Under Developed Countries. 3. Bkz. 491 Capital (Kerr baskýsý).ive -Year Plans” adlý çok güzel yazýsý. eskidenberi “ikamet ettikleri” izbelerde ve koðuþlarda yaþamalarýna izin verilirse. Kentlerdeki bu iþsizler. Cilt. Yazarýn. On Economic Theory and Socialism adlý kitabýnda yeniden yayýnlanmýþtýr (London.C. 21.n.) Bunun bir baþka anlamý da. 137. 1955).S. Cilt. ihraç sanayilerinin.oreign Economic Policy for the United States adlý derleme içinde (derleyen. 37. s. Mas- 368 Paul A. 495 Bu tür hatalar. Politiçeskaya Ekonomya-Uçebnik (Ekonomi Politik-Ders kitabý). Sovyet iþçilerinin. Some Aspects of Economic Development (Delhi. Böyle bir. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . Sovyetler Birliðinde de. iþ bulamayýnca da.R. 1955) adlý kitabýnda yeniden yayýnlanmýþtýr. Çünkü bu mallar. Ýkinci alýntý da ayný eserden. ürettikleri mallarýn fiziksel özelliklerine bakmadan. . 496 Problems of Capital . yaklaþýk olarak. 494 Dýþ ticaret olanaðýnýn varlýðý. yolun izlenip izlenmemesi.ormation in Underdeveloped Countries (Oxford. “The U. 1953). 470. genel ya da kýsmi bir ekonomik bunalým dolayýsiyle üretimin kýsýlmasý yüzünden iþlerini yitiren insanlarý kapsamaktadýr çünkü. No. bunlardan daha deðiþik türde birtakým kent iþsizlerinden aktarýlacaðý için. 1955) içinde. üretim mallarý sanayilerine yönelmesinin göresel üstünlüklerine (eðer varsa tabii). 498 “A Note an the So-Called Degree of Capital . 492 Soçinenya (Eserler) (Moskova. 45. in the World Economy” adlý yazýma bakýnýz.b. Harris) (Cambridge. S. kente iþ aramaya gelmiþ. Bu konuda ilginç bir inceleme için bkz. II.S. (özellikle 10. Soviet Studies (April. 1951) s. 44. zaman zaman beþ on kuruþ kazanan. kalkýnan bir ülkenin ihracatýný arttýrma kararý aldýktan sonra ticaret hadlerinin aleyhine geliþip geliþmeyeceðine de bakmak gerekir. 1947). Economic Bulletin for Europe (August. sayfasýndandýr. Bölüm. toplumun kýyýlarýnda bitkisel bir ömür süren. 1954). Bunlarýn.

bir azgeliþmiþ ülkede zaten üretilmekte olan bir nenseyi satarak bunun karþýlýðýnda gerekli olan metayý almak ile bu metayý yerli olarak üretmek arasýndaki fark (her iki yöntemin maliyetleri arasýndaki fark) ise buna. 1953). uluslararasý pazarlardaki dalgalanmalardan uzak ve baðýþýk tutulmasý gereðinin anlaþýlmýþ olmasýdýr. Toplam giderleri bakýmýndan daha az kaynak kullanýmýný gerektiren giriþimlere. katlanýlamayacak kadar yüksek bir maliyeti gerektirir. ham madde ihraç eden ülkelerin ikidebir karþýsýna çýkan.oreign Trade (Berkeley ve Los Angeles. 1955).oreign Trade in Eastern Europe and Its Relation to Economic Development Policy. Devrimden hemen sonra Batýnýn Rusya’ya. yerli olarak üretmek arasýndaki bu fark. 94. hiç bir zaman.O.eðer diðer koþullar bakýmýndan iki proje arasýnda bir eþitlik varsa tabii. (Demek ki. 503 Zagadnenya Ekonomi Politiçney (Problems of Political Economy . National Power and the Structure of . (“ya da mukayeseli üstünlükler tablosu veya eðrisi” ç. 127 ve devamý. çünkü yatýrýmlardan biri ya da öteki seçilirken. Kesim.” (Bu bölümün 48. 1949-1950).n. 501 Engels.verilmelidir. Paul A. Böyle bir baðýmsýzlýk elde etme çabasýnýn nedeni. Nolu dipnotunda adý geçen eser). s. Yabancý ülkeden getirmekle. Birinci Beþ Yýllýk Plânýn uymasý gereken ilkeleri saptayan Komünist Partisi Merkez Komitesi Kararýnda açýkça belirtildiði gibi: “Kapitalist ülkelerin. bir basýmevinin kurulmasý.sachusetts. “The Peasant Question in . 502 Economic Bulletin for Europe (August. bazan da. uygun bir biçimde hesaplanmalý ve ilgili fabrika ve donatým yatýrýmlarýnýn maliyetlerine eklenmelidir. 506 A. bir içki fabrikasýnýn kurulmasýndan daha büyük giderlerin sineye çekilmesini gerektirebilir. Cilt II. “ticaret hadlerinin aleyhte geliþmesi olgusuyla” destekleniyor. yerli üretim arttýkça bu fark da azalmaya yüztutar. s. 202.Ekonomi Politik Sorunlarý) (Warsaw. kentsel bölgelerle kýrsal bölgeler arasýnda mevcut ekonomik ve kültürel uçurumun. 500 Burada söylemeden anlaþýlmasý gereken. 505 Eðer söz konusu olan. Birinci nedenin ve kaygýnýn haklýlýðý. baþlangýçta yüksek bir maliyet farký vardýr yerli üretimin aleyhine. yerli plânda öngörülen üretim miktarý alýnýr ve içerdeki maliyetlerle çarpýlýr. ikinci tür kaygýnýn haklýlýðý da. 394. s. Buna göre. 1954).rance an Germany”. fakat çok rastlanan kafa karýþýklýðý ve yanlýþ ortaya koymalar nedeniyle gene de vurgulamayý [sayfa 519] kaçýnýlmaz gördüðümüz bir nokta var: kapitalist dünyadan baðýmsýz olma çabasý. “bir kendine yeterlilik felsefesinden” ya da buna benzer bir akla aykýrý kavramdan kaynak almamaktadýr. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði 369 . 1945). daha sonra bu üretim düzeyi yurtdýþý maliyet geliþmeleri tahminleri ile bir daha çarpýlýr ve aradaki fark alýnýr). çok fazla kaynak yutacak giriþimlere göre öncelik . Bazan söz konusu metanýn yerli üretimi. fakat zamanla. 13. “göresel üstünlükler tablosu” adýný vermek daha uygun olacaktýr. gene de birinci projeye öncelik verilecektir bu durumda. Selected Works içinde (Moscow. s. bir savaþ sýrasýnda. genel olarak ulusal ekonominin ve özel olarak sanayinin ilgili dallarýnýn. diðer koþullar bakýmýndan her zaman bir eþitlik yoktur. hemen bütün kapitalist ülkelerde görülen. Ayrýca bkz. maliyetlerden de önemli etmenleri dikkate almak gerekebilir. “The Pattern of . Marx ve Engels. 504 Bu. savunulmasýný ve ekonomik dengesinin bozulmamasýný saðlayacak yönde üretimde bulunmasý garanti edilecektir.). birkaç yýllýk bir eðitim ve deneyimden sonra bu farkýn büsbütün ortadan [sayfa 520] kalktýðý haller de vardýr. Quarterly Journal of Economics (August. çeþitli yatýrým seçeneklerinin karþýlýklý maliyet yapýlarýný bilmemize yardým ediyor.). s. Daha 1927 yýlý Ekim ayýnda. ekonomik ve askeri saldýrýlarýyla “kanýtlandý”. Granick. ülkemizin. iki projeden birinin seçimi yapýlýrken. (Bu farký hesaplarken. D. yabancý ekonomik ve askeri saldýrýsý tehlikesinin sürekli varlýðýnýn anlaþýlmasý ile Rus ekonomik kalkýnmasýnýn. 1948).Hirschman. tarihin yazdýðý ilk proleter devlete karþý askeri saldýrý olasýlýðý dikkate alýnarak. Örneðin. bir “göresel üstünlükler tablosu” hangi yatýrýmýn seçilmesi gerektiðinden çok. 2. zamanla azaltýlmasý bakýmýndan da önemli bir koþul niteliðindedir.

reud’un baþlýca zayýf noktasýdýr ve onu.507 The Communist Manifesto. [sayfa 521] 370 Paul A. (Moscow. 510 Economic Problems of Socialism in the USSR (New York. Baran Büyümenin Ekonomi Politiði . s.W. Prismen. Selected Works in Two Volumes (Moscow. s. 1952). Adorno’nun “Der Entzauberte Traum” adlý denemesinde bu hususun kesin ve ustaca bir çözümlemesi verilmiþtir. 1929). Cilt II. (Ýtalikler orijinalde). Marx ve Engels. Cilt II. 513 Marx. 508 Critique of the Gotha Program. 512 T. 1949-1950) içinde. 1955) adlý eserinde yeniden basýlmýþtýr.rankfurt. mistisizmin tehlikeli sýnýrlarýna kadar götürmüþtür. s. Cilt II. yazarýn. s. ayný eser. s. 469. Cilt I. Selected Works içinde. baský. Kulturkritik und Gesellschaft (Berlin ve . 9. 514 Max Planck. s. 36. 21. 1949-1950).. Kesim 2. özellikle son eserlerinde. Critique of the Gotha Program. 511 Bu nokta . Die Rundschau (2. Marx ve Engels. 53. 1951). Selected Works (Moscow. Das Weltbild Neuen Physik