You are on page 1of 10

KUR’ÂN-I KER M

Yazan : Mehmet Ali DEM RBA

Anlamadan Kur'an okumak


Kur'an-ı Kerimi Ö renme
Mealler Hatalıdır
Kur'an-ı Kerim niçin arabidir?
Anlamadı ını Anlamak
Eshab-ı Kiramın Anlayı ı
Kur’an-ı kerim mucizesi
Kur'an-ı kerim mahluk de ildir
Kur'an Lânet Eder
Yasin-i erif okumak
Ölü çin Kur'an-ı Kerim
Kur’an-ı kerimde sayı yok mu?
Kur’anı kerim efsane de ildir
"Bilemiyece iniz ey"
Ba ı açık olarak Kur’an okumak
Direksiyon ba ında
Direksiyon ba ında
Mushafa saygısızlık
Hastanın yanında yasin okumak
Sandalyeye oturup okumak
Hatim dinleme sevâbı
Teyp ve Kur'an-ı Kerim
Kabre Benziyen Ev
Evde Mukabele

Anlamadan Kur'an okumak


Sual: (Bayan bir hoca "Anlamadan Kur'an okumak, dinlemek ve hafız olmak için
ezberlemek faydasızdır. Kur'an yerine meal okumalı!" dedi. Camilerde anlamadan mukabele
okuyan hafızlara ve anlamadan dinleyen cemaate sevab yok mu?
CEVAP
Kur'an-ı kerimi, lisanı Arabi olanlar bile anlıyamaz. Hatta evliyanın ve ulemanın en
büyükleri olan Eshab-ı kiram bile, ayetlerin manalarını Resulullah efendimize suâl ederlerdi.
Hadis-i erifte buyuruldu ki:
(Kur'an-ı kerim Allahın metin [sa lam] ipidir. Manalarının hepsi anla ılmaz. Çok
okumak ve dinlemekle eskimez.) [ bni Mace]
Kur'an-ı kerimin, çok veciz olup, bitmez tükenmez manalarının bulundu u, bütün
manaları bildirilse bile, yazmak için kâ ıt ve mürekkep bulunamıyaca ı bizzat Kur'an-ı
kerimde bildirilmektedir. Mealen buyuruluyor ki:
(De ki, Rabbimin [ lmini, hikmetini bildiren, hayrete dü üren] sözleri için, denizler
mürekkep olsa, bir o kadar daha deniz ilave edilse, denizler tükenir, Rabbimin sözleri
tükenmez.) [Kehf 109 - Beydavi]
Her Arapça bilenin, Kur'an-ı kerimi anlıyaca ını zannedenin büyük hata içinde oldu u
yukarıdaki ayet-i kerime ve hadis-i eriften anla ılmaktadır. mam-ı Gazalî hazretleri
buyuruyor ki:
( mam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri diyor ki:
Rüyamda Allahü teâlâyı gördüm. "Senin rızana nasıl kavu ulur?" diye suâl ettim.
"Kur'an okumakla" buyurdu. Ben de "Anlamadan da okunsa rızana kavu ulur mu?"
diye sordum. Allahü teâlâ buyurdu ki: ster anlıyarak olsun, ister anlamadan olsun,
Kur'an okuyan, bana yakla ır, rızama kavu ur.) [K. Saadet]
slâm âlimlerinin en büyüklerinden, dört büyük imamdan biri olan mam-ı Ahmed
hazretleri böyle buyururken, hâlâ herkesin Kur'an-ı kerimi anlıyarak okuması gerekti ini
söylemek ne büyük gaflettir. Nasıl olup da, (Kur'anı anlıyamıyorsan ezberleme!)
denebiliyor? Hâlbuki Kur'an-ı kerimi ezberlemek, hafız olmak için manasını anlama artı
yoktur. Kur'an-ı kerimi hıfzetmenin sevabı çok büyüktür.
Hadis-i eriflerde buyuruldu ki: (Kur'an-ı kerimi okuyun ve onu ezberleyin! Allahü
teâlâ içinde Kur'an-ı kerim bulunan kalbe, azab etmez.) [ ira erhi]
(Kur'an hafızları ehl-i Cennetin arifleridir.) [Ebu Nuaym]
(Hafızasında Kur'an-ı kerimden bir ey bulunmıyan, harap bir ev gibidir.)
[Tirmizî]
(Kur'anı hıfzeden kimse ölünce, Allahü teâlâ topra a onun etini yememesini
emreder. Toprak, "Ya Rabbi, senin kelamın içinde iken ben onu nasıl yiyebilirim?"
diye cevap verir.) [Deylemî]
Elbette Kur'an hafızlarının haramlardan kaçıp ibâdetleri yapması gerekir. Aksi takdirde
büyük vebal altına girmi olurlar. Bazı kimseler de, okumasını bilmiyenin evinde Kur’an
bulurdurmasının uygun olmadı ını söylüyorlar. Bunların sözleri de yanlı tır. Çünkü Kur’an-ı
kerimi, okumasını bilmese de, bereketlenmek için evinde mushaf-ı erif bulundurmak
sevaptır. (Hindiyye)

Kur'an-ı Kerimi Ö renme


Kur'an-ı kerimi ö renmek, ö retmek ve okumak çok sevabdır. Hadis-i eriflerde
buyuruldu ki:
(En hayırlınız, Kur'an-ı kerimi ö renen ve ö reteninizdir.) [Buharî]
(Kim bir ayet ö renirse, kıyamette onun için nur olur.) [Darimi]
(Bir ayet ö renmek, yüz rekat nafile namazdan iyidir.) [ bni Mace]
(Kur'an okunan evin hayrı artar, sakinlerini sıkmaz, melekler toplanır, eytanlar
oradan uzakla ır. Kur'an okunmıyan ev, içindekilere dar gelir, sıkıntı verir, bereketsiz
olur. Melekler uzakla ır, eytanlar oraya dolar.) [Darimi]
(Bir gecede on ayet okuyan gafillerden sayılmaz.) [Hakim]
(Kur'an okuyun! Çünkü kıyamette efaat eder.) [Müslim]
Kur'an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek ise farzdır. Yani dinlemek daha çok sevabdır.
Mushafa bakarak dinlemek daha sevabdır. Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Kur'an okunan yere rahmet ya ar, melekler hazır olur.) [Buharî]
(Kur'andan bir ayet dinleyen sayısız çok sevaba kavu ur.) [ .Ahmed]

Mealler Hatalıdır
Bilindi i gibi mealler de i iktir. Birbirini tutmıyan yerleri çoktur. Prof.Dr. M.Sait
Yazıcı Diyanet leri Ba kanı iken açıkladı ı gibi meallerde hata olur. Hiç hata olmasa bile
meale "Allah kelamı" denmez. Kur'an-ı kerimin ba ka dillere yapılan çevirmelerine Kur'an
denmez. Bunlara, Kur'an-ı kerimin meali denir. Bunlar, mütehassıs ve halis müslümanlar
tarafından hazırlanmı ise, Kur'an-ı kerimin manasını anlamak için okunabilir. Buna bir ey
denmez. Ancak bunlar, Kur'an diye okunamaz. Bunları, Kur'an diye okumak sevab olmaz,
günah olur. bni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki: (Kur'an-ı kerim tercümesini,
Kur'an-ı kerim yerine okumak haramdır.) [Fetava-i fıkhiyye s. 37]

Kur'an-ı Kerim niçin arabidir?


Sual: Herkes anlasın diye Kur'an arapça olarak indirilmedi mi?
CEVAP
Hatamız olursa derhal düzeltmeye hazırız. Yazılarımızda her zaman nakli esas alırız.
Kendi görü ümüze hiç de er vermeyiz. slâm âlimlerinin yanında söz hakkına sahip de iliz.
Biz sadece onlardan nakil yaparız. Edille-i eriyye dörttür. (Delil yalnız birdir, yalnız
Kur'andır) diyenlere itibar etmeyiz.
Allahü teâlâ, Peygamber efendimize (Kur'anı insanlara açıkla!) buyuruyor. (Nahl 44)
Demek ki Kur'an-ı kerimin açıklanması gerekir. Resulullah efendimizin açıklaması
olmadan Kur'an-ı kerimin tamamını anlamak mümkün de ildir.
Lisanı arabi olan herkesin Kur'anı anladı ını zannediyorsunuz. Lisan ayrı, ilim ayrıdır.
Türkçe bilen insan, tıp, hukuk, fen gibi bilgileri bilir mi? Kur'an-ı kerim ba tan ba a bir ilim
deryasıdır. Her arabi bilen Kur'an-ı kerimi nasıl anlar?
"Anlamadan Kur'an okunmaz" diyor ve (Yusüf 2 ve Fussilet 44)ü delil olarak
gösteriyorsunuz. Hiçbir âlim, Kur'an-ı kerimi anlıyarak okumak gerekti ine dair bu ayet-i
kerimeleri delil olarak bildirmemi tir. Yusüf suresinin (Biz Kur'anı Arapça olarak
indirdik, umulur ki, siz onu anlarsınız) mealindeki 2. ayet-i kerimesi, tefsirlerde özet
olarak öyle açıklanıyor:

Anlamadı ını Anlamak


Biz Kur'an-ı kerimi herhangi bir lisan ile de il, en geni , en vazih, en ahenktar olan
Arab lügatı üzere indirdik. E er akıllıca dü ünürseniz, bu Kitabın ulviyetini, kendisinin bir
aheser, hükümlerinin, tesirli sözlerinin, bütün insanlı a hitap etti ini müslüman olmayı en
büyük bir vazife, en yüksek bir saadet telakki edersiniz. Ey Araplar, Kur'an-ı kerim, sizin
lisanınızla indi. Bugüne kadar birçok edebiyatçının, airin sözünü dinlediniz. Hiçbirisine
benzemiyor. Bunun insan sözü olmadı ı, lâhî bir kelam oldu unu dü ünürseniz, anlarsınız.
Demek ki ayetteki anlamak, bunun ilahi kelam oldu unu anlamaktır. Yoksa ahkamını
anlamak de ildir. E er öyle olsaydı, (Ey Resulüm, Kur'an-ı kerimi insanlara açıklaman
için indirdik) mealindeki ayet-i kerimeye zıt olurdu (Nahl 44)
Fussilet suresinin (E er biz Kur'an-ı kerimi yabancı bir dilde okunan bir kitap
kılsaydık. Diyeceklerdi ki, ayetleri tafsilatlı ekilde açıklanmalıydı. Muhatapları Arap
oldu u hâlde, Arapça olmıyan bir kitap mı geldi?..) mealindeki 44.ayet-i kerimesinin
tefsirlerdeki açıklaması da öyle:
Kur'an-ı kerim [ branice, Yunanca falan de il] sizin lisanınızda yani arapçadır. Siz Arap
oldu unuza göre, ifadelerinin vecizli inden, aheserli inden bu Kur'an-ı kerimin lâhî bir
kelam oldu unu anlarsınız. Yoksa (Siz Arap oldu unuza göre, Kur'anın ahkamını da
anlarsınız) denmiyor. [Tokatlı eyh-ül-islâm Mustafa Sabri efendi hazretleri, (Biz Arabiyi az
biliriz. Fakat Kur'an-ı kerimi Araplardan daha iyi anlarız.) buyuruyor.]

Eshab-ı Kiramın Anlayı ı


Eshab-ı kiramın hepsi müctehid, birer büyük âlim oldukları hâlde, ayet-i kerimeleri
farklı anlamı lar, ictihadları farklı olmu tu. Mezheblerin çıkı ında da ayet-i kerimelerin
farklı anlayı ının rolü vardır. Urvet-ül-vüska Muhammed Masum-i Faruki hazretleri
buyuruyor ki:
(Birgün Resulullah, Hz. Ebu Bekre Kur'an-ı kerimin ince manalarından birkaçını onun
seviyesine göre anlatıyordu. Hz. Ömer yanlarına gelince, konu ma uslubunu ve bahsetti i
ince sırları, onun da anlıyaca ı ekilde de i tirdi. Yanlarına Hz. Osman gelince yine
uslubunu de i tirdi. Hz. Ali gelince de böyle yaptı. Resulullah efendimizin, her de i tirmesi,
oraya gelen zatların istidatlarının farklı olu larından idi.) [M.Masumiyye 59]
Hadis-i eriflerde (Benden sonra peygamber gelseydi, Ömer olurdu.), (Osmanın
efaati ile Cehennemlik yetmi bin ki i sorgusuz Cennete girecektir.) ve (Ben ilmin
ehriyim Ali de kapısıdır.) buyuruldu. Her üçü de bu derece yüksek oldu u ve Arabiyi çok
iyi bildi i hâlde, Hz. Ebu Bekre anlatılan tefsiri bile anlıyamadılar. Çünkü Peygamber
efendimiz herkese derecesine göre anlatıyordu. Hadis-i erifte buyuruldu ki:
( nsanlara akıllarına, anlayı larına göre söyleyin, onlara [dinin hükmünü] inkar
ettirecek ekilde söylemeyin ki, Allahı ve Resulünü yalanlamasınlar.) [Buharî]
Allahü teâlâ, (Peygambere sorun, âlimlere sorun) buyuruyor. Bazıları, bizzat kendim
anlıyaca ım diye inat ediyor. Herkes kendisi anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum
kalırdı?
mam-ı Gazalî hazretleri, anlamadan da Kur'an okuyanın Allahın rızasına kavu aca ını
K. Saadet ve hya’da bildiriyor. Bazıları (Anlamadan Kur'an okumak caiz olmaz)
diyebiliyor. Hüccet-ül-islâm mam-ı Gazalî hazretlerine mi, yoksa türedilere mi inanaca ız?

Kur’an-ı kerim mucizesi


Diyanet i leri ba kanlı ı, bütün camilerde okunmak üzere bir Cuma hutbesi
hazırlamı tır. Camiye gelememi olanların da duyması için o hutbeyi yayınlıyorum:
Kur’an-ı kerim, insanlara hidayet yollarını göstererek onları dünyada ve ahirette
mutlulu a erdirmek için Allahü teâlâ tarafından gönderilen ilâhi kitaplar zincirinin Hatem-ül
Enbiya efendimize 23 senede âyet âyet, sure sure inzal olunan son halkasıdır. Bu kitap, her
türlü tahrif ve ta yirden korunmu , be eriyetin gerçek saadetini temin edecek hükümleri,
meseleleri, kaide ve kuralları ihtiva eden, kutsal kitapların da en efdalı ve sonuncusu olan bir
kitaptır.
Kur’an-ı kerim, hem lafız ve hem de mana itibarı ile muazzam ve ebedi bir mucizedir. O
Allah’a ait olan bir vahiy olup, onun edebî inceliklerine, güzel ifadesine ve ta ıdı ı manalara
nihayet yoktur. Bugüne kadar hiç kimse onun en kısa âyetinin veya suresinin bir benzerini
getirememi , ebediyen de getiremeyecektir. O, semavî bir fesahat ve belagat timsalidir.
üphe yok ki, ilâhî bir mucize olan Kur’an ne lafz, ne de mana itibari ile iir özelli i
ta ır. Çünkü iir insan unsurunun bir ürünüdür. Halbuki Kur’an’ın mübarek lafızları da,
manaları da ulvîdir, vahyi sübhaniyeye müstenittir. Onun üzerinde be erî hiçbir etki ve katkı
yoktur.
Kur’an’ın kendine has üslûbunun sa ladı ı akıcılı ı ve etki gücü sebebi ile, Onun
inkârcı ilk muhatapları, Hz. Peygamberi air, Kur’anı da iir diye nitelemeye kalkı ınca,
Cenab-ı Hak, bu iftira ve yakı tırmalara “Biz Muhammed’e iir ö retmedik, bu ona
yara maz da” âyetiyle cevap vermi , böylece inzal buyurdu u son kitabı ve onun
kutsallı ını yok sayan yakla ımı ve zihniyeti reddetmi tir.
Kur’an mealleri do rudan do ruya Kur’an olmamakla beraber, onun içerdi i ilâhî
mesajları belli ölçüde yansıtmaları bakımından kutsallık arz ederler. Kur’an meallerini insan
ürünü olarak alelade metinlerle bir görmek de yanlı ve tehlikelidir. Çünkü, Kur’an
çevrilerinin herhangi bir iir eklinde düzenlenerek müzik aletleri e li inde, melodik bir
biçimde okunması, Kur’an-ı kutsallı ından soyutlamak, ta ıdı ı ilâhi de eri, takip etti i
yüksek gayeyi göz ardı etmek ve onu insan zihninin üretti i bir ürün konumuna indirmek
anlamına gelir ki do ru bir davranı de ildir.
Gerçek u ki, Kur’an’ın orijinal metninin de mealinin de okunması ibadet niteli i ta ır.
Bu itibarla Kur’an tercümesinin müzik aletleri e li inde okunması, ibadetin sahip oldu u
huzur ortamını, manevi ve ilahi konumunu zedeler ve sarsar. Ayrıca bu durum, müzik ile
ibadetin “bir noktada özde le mesine ve zamanla müzi in camilere girmesine zemin
hazırlar. Bu ise, bütün ilâhi ve semâvi dinlerde korunması öngörülen be temel esastan biri
olan “Dinin korunması” ilkesini ihlal edece inden slâm’ın onaylamadı ı bir durumdur.
Kur’an tercümesini, saz çalıp türkü söyler gibi okumak, Kur’an’ın kutsallı ını zedeler,
onun tekli ini ve e siz olu özelli ini yok eder ve onu insano lu tarafından yazılmı di er
kitaplarla aynı konuma dü ürür. Bu itibarla Kur’an tercümesinin bestelenerek herhangi bir
enstrüman e li inde, arkı, beste, veya türkü söyler gibi okunması dinen câiz de ildir. Böyle
bir uygulamaya giri ilmesi ilmî gerçeklere aykırı oldu u gibi, geni halk kitlelerinin
huzurunun bozulmasına ve gereksiz tartı malara sebep olaca ından böyle bir uygulama
do rudan do ruya Kur’an-ı tezyif etmek, onu e lenceye almak ve küçümsemek demektir.
Halbuki Allahü tâlâ “ üphesiz bu Kur’an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O bir e lence
ve bo söz de ildir.” buyurarak Kur’ana kar ı takınılacak bu tür tavırları kesinlikle
yasaklamı tır. Yine Allahü teâlâ, “ imdi siz, bu sözümü küçümsüyor ve nasibinizi
yalanlamanızdan ibaret kılıyorsunuz.” buyurarak Kur’an-ı küçümsemenin, a a ılamanın
inkar anlamına geldi ini ifade etmi tir.
Öyle ise bütün insanları vahdete, uhuvvete, birlik ve beraberli i davet eden bu Kur’an’ın
ayniyetini ve hikmet dolu hükümlerini oldu u gibi muhâfazaya çalı mak, bütün
muhteviyâtına tamamen riâyet etmek, bütün insanlık için en kutsal bir görevdir.

Kur'an-ı kerim mahluk de ildir


Sual: Kur'an-ı kerim neden mahluk de ildir?
CEVAP
Muteber kitaplarda buyuruluyor ki:
(Mutezile diyor ki: " nsan, ihtiyari, yani istekli hareketlerini kendi yaratır. Allahü teâlâ,
kullarına faideli i ler yapmaya mecburdur. yilere sevab, kötülere azab vermesi gerekir.
Allahın sıfatları yoktur. Kur'an, harf, kelime ve sesdir. Bunlar ise, mahluk, sonradan
yaratılmı tır. nsan iyi, kötü, bütün i lerini kendi yaratır. Allahü teâlâ, kötü eyleri, günahları
yaratır demek, do ru de ildir." Mutezilenin bu sözleri yanlı tır. Kur'an-ı kerimde
buyuruluyor ki: (Sizi de i lerinizi de yaratan Allahü teâlâdır.) [Saffat 96]
sahibi, i i yaratan de il, bu i i yapandır. nsan mahluk oldu u gibi, küfrü, imanı,
ibâdeti ve isyanı da mahluktur.) [Milel ve nihal]
mam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki,
( mam-ı a'zam Ebu Hanife ile mam-ı Ebu Yusüf, Kur'an-ı kerim mahluk mu, de il mi
diye altı ay konu tuktan sonra sözbirli ine vardılar ve Kur'an-ı kerime mahluk diyenin kâfir
olaca ını bildirdiler. Kelam-ı nefsiyi gösteren, kelam-ı lafziyi anlatan harfler, kelimeler,
sesler, elbette mahluktur, hadistir. Bütün mahluklar içinde, Allahü teâlâya en yakın olan, en
kıymetli olan, Kur'an-ı kerimin harfleri ve kelimeleridir. Kelam-ı lafzi ve kelam-ı nefsi ise
ezelî ve kadimdir.) [c.3, m.89]
Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimi, harf ve kelime olarak gönderdi. Bu harfler mahluktur. Bu
harf ve kelimelerin manası, kelam-ı ilahiyi ta ımaktadır. Bu harflere, kelimelere Kur'an
denir. Kelam-ı ilahiyi gösteren manalar da Kur'andır. Bu kelam-ı ilahi olan Kur'an mahluk
de ildir. Allahü teâlânın, ba ka sıfatları gibi, ezelî ve ebedidir. Kur'an-ı kerim, Allahü
teâlânın kelamıdır, mahluk yani, sonradan yaratılmı de ildir. Zat-ı ilahinin sıfatıdır. Kur'an-
ı kerim, bu kelimelerden, seslerden çıkan manalardır. Kelimeler, sesler, kelam-ı ilahi
de ildir. nsanın kelamı da kalbdedir. Sözlerimiz bunu meydana çıkaran tercümandır.
Her dirinin kemali, üstünlü ü, kelam sıfatı iledir. Kelam sıfatı olmazsa, kusurlu olur.
Allahü teâlâ da, diri oldu u için, kelam sahibi olması gerekir. Bütün peygamberler, bütün
kitaplar, Allahü teâlânın kelam sıfatı vardır, dedi. Musa aleyhisselamın a açtan i itti i
kelime ve ses, kelam-ı ilahi idi. Hafızın sesi ise kelam-ı ilahi de ildir. Bu sesin sadece
manaları, kelam-ı ilahidir. Allahü teâlâ, mahlukların sözünü harfsiz, sessiz i itir. Harfsiz,
sessiz olan kendi kelamını, Arabi dil ile indirdi. Kelam-ı ilahide bir de i iklik olmadı.
nsan çe itli elbise ile, çe itli surette görünür, fakat insanda bir de i iklik olmaz. Allahü
teâlânın kelamı, mahlukların kelamı gibi, kelime ve sese muhtaç de ildir. Fakat bu kelime ve
sesler de i tirilirse, kelam-ı ilahi de i tirilmi , bozulmu olur. Kur'an-ı kerim, bu kelimelere,
bu sese mahsustur. Allahü teâlâ, kelamını bu kelimelere, seslere kendi yerle tirmi tir. (Emali
erhi)
Kur'an Lânet Eder
Sual: "Kur'an okuyan bir çok kimse var ki, Kur'an-ı kerim onlara lânet eder"
hadis-i erifin âlimler nasıl açıklamı tır?
CEVAP
Muhyiddin-i Arabi hazretleri (Müsamere) adındaki kitabında buyuruyor ki:
Hz. Ebu Hüreyrenin haber verdi i hadis-i erifte, (Bir zaman gelir ki, müslümanlar
birbirlerinden ayrılır, parçalanırlar. eriatı bırakıp, kendi dü üncelerine, görü lerine
uyarlar. Kur'an-ı kerimi mizmarlardan, yani çalgılardan, arkı gibi okurlar. Allah için
de il, keyf için okurlar. Böyle okuyanlara ve dinleyenlere hiç sevab verilmez. Allahü
teâlâ bunlara lânet eder. Azab verir!) buyuruldu. Ba ka bir hadis-i erifte, (Kur'an-ı
kerimi Arab ivesi ile, onların sesi ile okuyun! Fâsıklar, arkıcılar gibi okumayın!)
buyuruldu. Ba ka bir hadis-i erifte, (Kur'an-ı kerim, okuyanlarına, ya efaat edecek veya
dü man olacaktır.) buyuruldu. (Müslim)
Demek ki, Kur'an-ı kerim, Allah rızası için, dinimizin bildirdi i ekilde okuyana efaat
edecek, arkıcılar gibi okuyana dü man olacak, ona lânet edecektir. ( ira)

Yasin-i erif okumak


Sual: Yasin-i erif yalnız ölüler için mi okunur?
CEVAP
Yasin-i erifi yalnız ölüler için de il, her zaman okumak çok sevabdır. Hadis-i eriflerde
buyuruldu ki:
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [ sfehani]
(Geceleyin Yasin okuyan, affedilmi olarak sabaha çıkar.) [Buharî]
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [ bni Sünni]
(Her gece Yasin okumaya devam eden ehid olarak ölür.) [Taberânî]
(Her eyin bir kalbi vardır. Kur'anın kalbi de Yasindir. Yasin okuyan, içinde Yasin
olmadan on defa Kur'anı okuma sevabına kavu ur.) [Tirmizî-Tergib]
Ölüler için de Yasin-i erif okunması emredilmi tir. Mesela hadis-i eriflerde
(Ölülerinize Yasin okuyun!)
(Yanında Yasin-i erif okunan hasta, suya doymu olarak vefat eder ve o ekilde
kabre girer.)
(Müslüman bir hasta yanında Yasin-i erif okunursa, Rıdvan ismindeki melek
Cennet erbeti getirir. O kimse, suya kanmı olarak ruhunu teslim eder. Ve o ekilde
kabre girer, suya ihtiyacı olmaz) buyuruldu. (S. Ebediyye)

Ölü çin Kur'an-ı Kerim


Sual: Ölülere Yasin veya Fatiha, hastalara Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde
ifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize duâ ediyoruz. Bunların ifa ile ilgisi
nedir?
CEVAP
Neden bahsederse bahsetsin, Kur'an-ı kerimin her ayeti, her harfi ifadır. Hadis-i erifte,
( laçların en iyisi Kur'an-ı kerimdir.) buyuruldu. ( bni Mace)
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur'an-ı kerim veya duâ okurdu. Fen ile
bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karı ık kullanırdı. (Kur'an-ı kerimden ifa
beklemiyen, ifaya kavu amaz) buyururdu. (Deylemî, Mevahib)
Kur'an-ı kerim ve duâ, artları gözetilerek okunursa elbette ifa verir. Okuyanın ve
hastanın buna inanması gerekir. Haram i liyenin ve kalbi gafil olanın duâsı kabul olmaz.
tikadı düzgün olmayan kimsenin okuması faide vermez. Kur'an-ı kerimi ücret ile okumak
haramdır. (Tefsir-i Mazhari)
Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [ . Ahmed]
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azabları hafifler.
Ölülerin sayısı kadar ona sevab verilir. ) [Etfal-ül müslimin]
(Kabristandan geçerken, 11 hlas okuyup sevabını ölülere hediye edene, ölüler
sayısınca sevab verilir. ) [Etfal-ül müslimin]
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider. ) [Deylemî]
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [ sfehani]
(Geceleyin Yasin okuyan, affedilmi olarak sabaha çıkar.) [Buharî]
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [ bni Sünni]
(Her gece Yasin okumaya devam eden, ehid olarak ölür.) [Taberânî]
(Her eyin bir kalbi vardır. Kur'anın kalbi de Yasindir. Yasin okuyan, içinde Yasin
olmadan on defa Kur'anı okuma sevabına kavu ur.) [Tirmizî]
(Fatiha suresi her derde devadır. ) [Beyhekî]
(En faziletli sure Fatihadır, her derde ifadır. ) [Beyhekî]
mam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri buyurdu ki:
(Kabristana girince, Fatiha, Kul-euzüler ve hlas surelerini okuyunuz! Sevabını ölülere
gönderiniz! Sevabı hepsine vasıl olur. )
Ölüler için de Yasin-i erif okunması emredilmi tir. Mesela hadis-i eriflerde (Yanında
Yasin-i erif okunan hasta, suya doymu olarak vefat eder ve doymu olarak vefat eder
ve doymu olarak kabre girer.)
(Müslüman bir hasta yanında Yasin-i erif okunursa, Rıdvan ismindeki melek
Cennet erbeti getirir. O kimse, suya doyu olarak ruhunu teslim eder. Doymu olarak
da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) buyuruldu. (S. Ebediyye)

Kur’an-ı kerimde sayı yok mu?


Soru: Bazı kimseler; (üç ihlas okumak, 33 kere sübhanallah demek, on gün oruç tutmak
gibi sayı bildiren eylerin hepsi uydurmadır, Kur’anda sayı bildiren hiçbir ey yoktur)
diyorlar. Bu hususta açıklama yapar mısınız?
CEVAP
Gerek ayet-i kerime ve gerekse hadis-i eriflerde sayı bildirilmi tir. Birkaç örnek
verelim. Kur’anı kerimde mealen buyuruluyor ki [özet olarak] :
(Kurban kesemeyen kimseye, hac esnasında 3 gün ve döndü ünde 7 gün olmak
üzere, 10 gün oruç tutmak gerekir.) [Bakara 196]
(Ölen kimselerin hanımları, [evlenmeden önce] 4 ay on gün iddet bekler.) [Bakara
234]
(Bo anan kadınlar, [evlenmeden önce] 3 ayba ı hali bekler.) [Bakara 228]
(Yeminin kefareti, ailenize yedirdi inizin ortalamasından 10 fakiri yedirmek veya
giydirmek yahut 1 köle azat etmektir. Bulamayan 3 gün oruç tutmalıdır.) [Maide 89]
(Ay halinden kesilen kadınlar ile henüz ay hali görmeyenlerin iddetleri 3 aydır;
hamilelerin iddeti, do uma kadardır.) [Talak 4]
(Bir iyili e 10 katı sevap, bir kötülü e ise misli kadar ceza verilir.) [Enam 160]
(Kur’anı peygamber uydurdu diyenlere “Haydi siz de onun gibi 10 sûre getirin” de.)
[Hud 13]
Görüldü ü gibi, Kuranı kerimde sayılar vardır. Niye 4 de il de 3 gün oruç, niye 11 de il
de 10 fakir demeye kimsenin hakkı yoktur. Allahü teala diledi i gibi emreder. Hadis-i
eriflerde de buyuruluyor ki:
(3 gece ate lenen, günâhlarından anadan do du u gün gibi temizlenir.) [Deylemî]
(Ayda üç gün oruç tutan, ayın hepsini oruçlu geçirmi gibi olur.) bni Asakir
(Meste mesh müddeti, misâfir için 3 gün, 3 gece; mukîm için bir gün bir gecedir.)
[Tirmizî]
(Bismillâhillezî lâ yedurru ...... duâsını sabah 3 kere okuyana ak ama kadar, ak am
okuyana da, sabaha kadar hiç belâ gelmez.) [ bni Mace]
(Bir gün ilim ö renmek, 3 ay oruç tutmaktan daha hayırlıdır.) [Deylemî]
(Her namazdan sonra; 3 kere "Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel-
kayyume ve etubü ileyh" okuyanın, bütün günahları affolur.)
(Namaz sonunda, 3 kez Sübhane Rabbike ayetini okuyan çok sevaba kavu ur.)
[Taberânî]
(Sabah-ak am 7 kez, "Hasbiyallahü la ilahe illa hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-
ar il-azim" okuyan dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtulur.) [ bni Sünni]
(Cuma namazından sonra, 7 kere " hlas ve Muavvizeteyn" okuyan, bir hafta
kazadan, belâdan ve kötü i lerden korunur.) [ bni Sünni]
(Sabah veya ak am namazını kıldıktan sonra, 7 defa "Allahümme ecirni minennar"
diyen, o gün ölürse cehennemden korunur.) [Nesâî]
(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]
(Her namazdan sonra 33 sübhanallah, 33 elhamdülillah, 33 Allahü ekber sonra,
"La ilahe illallahü vahdehü la erike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli eyin
kadir" diyen kimsenin deniz köpü ü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]

Kur’anı kerim efsane de ildir


Sual: Hz. Süleyman’ın, cin ve hayvanlardan meydana gelen ordusu, ku ların dilinden
anlaması, hüthütle konu ması, Belkıs’ın tahtının bir anda getirilmesi gibi eyler birer efsane
ve akla, mantı a ve tarihe aykırı diyenler çıkıyor. Bu hususları açıklar mısınız?
CEVAP
Bunlar ayet-i kerime ile bildirilmi tir. Mucizeler, kerametler akılla, mantıkla izah
edilemez. Edilse, zaten mucize ve keramet denmez.
Hz. Musa’nın bastonunun yılan olması, Hz. Hızır’ın elinde pi mi balı ın canlanması,
Hz. sa’nın be ikte konu ması, çamurdan yaptı ı ekle üfürünce ku olup uçması, Hz.
Yunus’un kırk gün balı ın karnında ölmeden kalması, Eshab-ı kehfin 300 yıl ölmeden
uyumaları, hayvanların konu ması, Peygamber efendimizin bir anda Cennete, Cehenneme ve
daha ba ka yerlere gidip gelmesi, mübarek parmakları arasından bir orduya yetecek temiz su
akması, Hz. Ömer, Medine’den seslenince ran’daki ordu komutanın duyması, Hz. Habib-i
Acemi’nin deniz üzerinde yürümesi, öldükten sonra herkesin dirilmesi gibi olaylar akılla
mantıkla izah edilemez.
Bunlara sadece inanılır. nanmayıp masal, efsane diyenler ise kâfir olur. Kur'an-ı
kerimde buyuruluyor ki: (Onlardan seni [okudu un Kur'anı] dinleyenler vardır. Onu
anlamalarına engel olmak için kalblerine perdeler, kulaklarına da a ırlık koyduk.
Onlar her türlü mucize görseler de, yine inanmazlar, nihayet gelip seninle çeki irler.
nkar edenler "Bu, öncekilerin masallarından [efsanelerinden] ba ka bir ey de ildir"
derler.) [Enam 25]
Hz. Süleyman ile ilgili Neml suresinin 16-44. ayet-i kerimelerinde özetle öyle
bildiriliyor: Hz. Süleyman, (Ey insanlar! Bize ku dili ö retildi.) dedi. Hz. Süleyman’ın
cin, insan ve ku lardan meydana gelen ordusu, hizmet için toplandı. Hepsi toplu,
düzenli olarak giderken, bir vadiye gelince bir karınca, (Ey karıncalar, yuvalarınıza girin,
Hz. Süleyman’ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin.) dedi. Hz. Süleyman, onun sözüne
tebessüm etti.
Hz. Süleyman, (Hüthütü [ bibik ku unu] niçin göremiyorum?) dedi. Az sonra Hüthüt
gelip Hz. Süleyman’a (Senin bilmedi in [önemi] bir eyi ö rendim. Sebe’den bir haber
getirdim. Hükümdarları, her türlü imkana [askeri donanıma] sahip ve büyük bir tahtı olan
[Belkıs adında] bir kadındır. Onlar Allahı bırakıp güne e tapıyorlar.) dedi. Hz. Süleyman
(Do ru mu söylüyorsun bakaca ız.) dedi. [Sonra Hüthüte] ( u mektubu götür, onlara
ver, ne yapacaklarına bak.) buyurdu. (Neml 16-28)
Sebe melikesi, (Ey ileri gelenler! Bana, Süleyman’dan "Sakın bana kar ı gelmeyin ve
teslim olun!" diyen önemli bir mektup geldi.) dedi. Onlar, (Biz güçlü sava çıyız, yeter ki sen
emret.) dediler. Melike (Hükümdarlar bir ehre girince, orayı peri an, ederler. Onlar da böyle
yaparlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, sonucuna bakayım.) dedi. [Elçiler
hediyelerle] gelince Hz. Süleyman onlara (Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz?
Büyük bir ordu ile gelir orayı peri an ederiz.) dedi.
Hz. Süleyman [mü avirlerine] (Bana teslim olmalarından önce, onun tahtını kim
getirebilir?) dedi. Bir ifrit, (Sen yerinden kalkmadan getiririm.) dedi. lim sahibi biri ise,
(Gözünü açıp kapamadan getiririm.) dedi ve bir anda tahtı yanına getirdi. Melike de
tahtından önce gelmi ti. Ona “Kö ke gir.” dendi. O da girdikten sonra, (Rabbim, [güne e
tapmakla] kendime yazık etmi im. Hz. Süleymanla beraber, âlemlerin Rabbi olan
Allaha teslim oldum.) dedi. (Neml 16-44)

"Bilemiyece iniz ey"


Sual: (Nahl suresinin (Allah bilemeyece iniz daha nice eyler yaratır) mealindeki 8.
ayetindeki "Bilemiyece iniz eyler"den maksat nedir?)
CEVAP
"Bilemiyece iniz ey" buyuruluyor. Bilebilseydik, "Bilemiyece iniz ey"
buyurulmazdı. Ancak tahminler yapılmaktadır. "Bilemiyece imiz eyleri" bazı müfessirler,
"Acayip garaib" diye tefsir etmi lerdir. Bugün, ilk hatıra gelen eyler füze, Tv, bilgisayar ve
di er teknik cihazlar olabilir. Daha ba ka eyler de bulunacak demektir. (Tibyan)

Ba ı açık olarak Kur’an okumak


Sual: Erkeklerin ba ı açık Kur'an okuması caiz midir? Caminin kıble duvarına nakı
yapılması uygun mudur?
CEVAP
Ba ı açık olarak okumak tenzihen mekruh olur. (M.Cennet)
Caminin kıble duvarına nakı yapılması, ayet yazılması, dini levhalar asılması zihinleri
me gul edece i için mekruhtur

Direksiyon ba ında
Sual: Vâsıta sürerken direksiyon ba ında ezberden Kur’ân-ı kerîm okumak câiz midir?
CEVAP
Çok iyi olur.

Mushafa saygısızlık
Sual: Bazı kitap satıcıları mushafları belden a a ı yerlere koyuyorlar. Bu saygısızlık
de il midir?
CEVAP
Kitap satıcılarının, mushafları belden, dizden a a ı koymaları, Kur’an-ı kerime
hürmetsizlik olur. Kur’an-ı kerim ö retilmesine, okunmasına sebep olmak niyeti ile,
kitapçıların, Kur’an-ı kerimi bastırıp, mushaf olarak satmaları câiz ve sevap olur. Aldı ı satı
parası helal olur. Fakat, böyle niyetin alameti vardır ki, mal olu fiyatına yakın, az bir kârla
satmalıdır. Geçimi ba ka kitaplardan sa lanıyorsa, mushafı kârsız satmalıdır.

Hastanın yanında yasin okumak


Sual: drarlı yatalak hastanın yanında yasîn-i erîf okumak câiz midir?
CEVAP
Evet.

Sandalyeye oturup okumak


Sual: Sandalyeye oturup yüzünden Kur’ân okumak câiz midir?
CEVAP
Mushaf, belden a a ı olmazsa câizdir.

Hatim dinleme sevâbı


Sual: Hatmi dinliyen mi, okuyan mı daha çok sevâb kazanır?
CEVAP
Dinliyen daha çok sevâb kazanır. Çünkü okumak sünnet, dinlemek farzdır. Farzın
yanında sünnet, denizde bir damla gibidir. Okuyan, ayrıca hatim sevâbı kazanır. Bu ise
büyük sevâbdır.

Teyp ve Kur'an-ı Kerim


Sual: Kur'an okumasını bilmiyorum. Bir hocaya Yasin okutup teybe aldım. Bu teybi
babamın kabrine götürüp açıyorum. Teypten okunan Yasini babama dinletmekle, kendim
okumam arasında fark var mıdır?
CEVAP
Çok fark vardır. Teypten okunan Kur'an-ı kerimin, Yasin-i erifin ölüye faydası olmaz.
(M.Erbea)

Kabre Benziyen Ev
Sual: Namaz kılınan bir evde hiç Kur'an okunmasa, yani Kur'an okumayı bilen hiç
kimse olmasa günah olur mu?
CEVAP
Bir evde namaz kılan varsa, o evde Kur'an-ı kerim okunuyor demektir. Ezbere okununca
da Kur'an-ı kerim okunmu olur. Bir evde ezbere de Kur'an-ı kerim okunmuyorsa, o ev kabir
gibidir. Hadis-i erifte buyuruldu ki:
(Evlerinizde Kur'an-ı kerim okumayı artırın! Kur'an okunmıyan evin hayrı azalır,
erri ço alır, o ev halkına darlık gelir.) [Dare kutni]

Evde Mukabele
Sual: Muayyen özrü zuhur eden kadın, evde kocasının, o lunun veya kızının okudu u
Kur'an-ı kerimi, mukabeleyi dinliyebilir mi?
CEVAP
Kur'an-ı kerime dokunmamak artı ile mukabele dinlemekte mahzur yoktur. Ancak
özürlü kadın, mukabele dinlemek için camiye gidemez. Camiye girmesi haram olur. Hatta
camiye abdestsiz de girilmez. (Mevkufat)
(Evde mukabele okumanın sevabı olmaz) diyenler, dinimize iftira ediyorlar. Kadınların
camiye gitmeyip, evde, kadın bir hocanın okuyaca ı mukabeleyi dinlemeleri çok sevap olur.