You are on page 1of 37

T CARET

Yazan : Mehmet Ali DEM RBA

Ticârette günâhtan kaçmak


Borcu ödemeyip geciktirmek
Borçluya mühlet
Ödünç ödenirken
Kaça satarsan sat
Alaca ı tahsil
Ödünçte kolaylık
Alacak Borç Meseleleri
Akrabaya Yardım
Din istismârı
Bakkala borç vermek
Karaparayı aklamak
Çok Kazanmak çin
Veresiye Altın
Rü vet afeti
Müslümanlık ve Rü vet
Hediye ve Rü vet
Hediye ve Hükümleri
Devletin verdikleri
Ödünç parayı ödünç vermek
Kirâcı ve u ur
Depoziti Kullanmak
Ezan ve Alı -Veri
Cuma Vakti Alı Veri
Vekili Azletmek
Ucuz satmak
Tek taraflı sözle meyi bozmak
Satılan malı geri almak
Rayicin üstünde kira
Müteahhitle sözle me
Sözle me gere i para kesmek
Sözle me müddeti bitmeden
Ev sahibi ölünce
Ürün vermeyen tarla
Ortaklı dükkanda kiracı
Anla maya göre istemek
Düzensiz ödeyen kiracıyı çıkarmak
Sözle me bitiminde uzatmamak
Varislerle yeni bir anla ma
Alı -Veri te Yemin
Mushaf Satmak
Ev Satmak
Ödünç alırken
Bire Onsekiz Sevab
Hayvan Postu
Kirasız Tarla
Turisti Kandırmak
Paralı Gün
Alı -veri bilgisi
Faizli Alı -veri ler
Araba de i mek
Ba ıbo köpekleri öldürmek
Ücretsiz
Çok Çalı mak
Kirâcı ve depozit
Tazminat almak
stakoz ihrâcı
Âdet olarak söylenilen
Ödünç ve rehin
Mala zara vermek
Dini Levha
Vakf ve Dernek
Zenginlik – Fakirlik
Her canlının rızkını Allah verir
Rızık için çalı mak
Fakirlerin Üstünlü ü
Allaha yapılan iftira
Sabah uykusu ve rızık
Nasırlı el
Ticârette ihsân
Ticârette dînini kayırmak
Dinimizde kâr haddi
Alı veri ilmi bilinmezse
Faiz ve Altının alı satı ı
Dine uygun çare aramak
Yemîn nasıl olur
Yemîn keffâreti nasıl verilir
Yemîni bozmak

Ticârette günâhtan kaçmak


Sual: Ticâretle i tigal ediyoruz. Harâma dü memek için nelere dikkat etmemiz gerekir?
CEVAP
mâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: Her san’at ve her ticârette hîle yapmamak farzdır.
Mü terîye herhangi bir ekilde zarar vermemelidir! Zarar veren her i , zulüm olur. Zulüm ise
harâmdır. Her müslüman, kendisine yapılmasını istemedi i bir eyi, kâfirlere de yapmamalıdır!
Ba lıca dört ey yapmamak lâzımdır:
1- Satılan malı, a ırı övmemelidir!
Çünkü, hem yalan söylemi , hem aldatmı , hem de zulmetmi olur. Hattâ, do ru olarak da,
mü terînin bildi i eyi söylememelidir! Çünkü, bu da faydasız söz olur. Kıyâmette her sözden
suâl olunacaktır. Yemîn ile satmaya gelince, yalan yere yemîn etmek harâmdır. Yanî büyük
günâhtır. Do ru yemîn ederse, az bir ey için Allahü teâlânın ismini söylemek saygısızlık olur.
Hadîs-i erîflerde buyuruldu ki:
(Alı -veri yaparken, vallahi böyledir, billahi öyle de ildir diye yemîn eden kimseye ve
“bugün git, yarın gel” diyerek sözünde durmıyan san’atkâra yazıklar olsun!) [Deylemî]
(Malını yemîn ederek be endirmeye çalı an kimseye kıyâmette merhamet edilmez.)
[ .Gazâlî]
2- Malın kusurunu gizlememelidir!
Malın aybını, kusûrunu mü terîden gizlememeli, hepsini, oldu u gibi göstermelidir! Kusûru
gizlemek, hıyânettir. Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Satılan bir eyin kusûrunu gizlemek helâl de ildir. O kusûru bilip söylememek de,
kimseye helâl olmaz.) [Hakîm]
Malın iyi tarafını göstermek, kötü tarafını gizlemek zulüm, hîle olur. Resûlullah, bu day
satan bir köylünün bu dayına, mubârek parmaklarını sokup, ya oldu unu görünce, sebebini
sordu. Köylü, ya murun ıslattı ını söyleyince, buyurdu ki: (Niçin ıslak yerini saklayıp
göstermiyorsun? Hîle eden bizden de ildir) [Müslim]
unu bilmeli ki, hîle ile rızk artmaz, aksine malın bereketi gider. Hîle ile azar azar
biriktirilen eyler, ansızın gelen bir felâketle, birdenbire giderek geride yalnız günâhları kalır.
Bir sütçü, süte su katardı. Birgün, ansızın sel gelip, ine i bo du. Adam a kın bir hâlde iken,
çocu u, “Süte kattı ımız sular birikerek, gelip ine i götürdü” dedi.
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki: (Ticârete hıyânet karı ınca, bereket gider.) [Müslim]
Bereket demek, az malın çok faydası olmak, çok i e yaramak demektir. Az bir mal, bereketli
olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi i lerin yapılmasına yarar. Bereketli olmıyan, çok
mal vardır ki, sâhibinin dünyada ve âhırette felâketine sebep olur. O hâlde, malın çok olmasını
de il, bereketli olmasını istemelidir!
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki: (Lâ ilâhe illallah diyen, dünyayı dinden üstün tutmadıkça,
Allahü teâlânın gadabından, azâbından kurtulur. Dîni bırakıp, dünyaya sarılırsa, kelime-i
tevhîdi söyleyince, Allahü teâlâ, yalan söylüyorsun buyurur.) [Beyhekî]
3- Ölçüde, tartıda hîle yapmamalıdır!
Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki: (Verirken noksan, alırken fazla ölçene acı azâblar
yapaca ım.) [Mutaffifîn 1]
Büyüklerimiz, her aldıklarını biraz noksan, verdiklerini de, biraz fazla ölçüp, (Bu az fark,
Cehennem ile aramızda perdedir. Cenneti, birkaç liraya satanlar ve birkaç lira için, Cehennem
azâbını hak edenler, ne kadar ahmaktır) derlerdi. Malın iyisi ile kötüsünü karı tırıp, hepsini iyi
diye satmak harâmdır.
4- Satı fiyâtında hîle yapmamalıdır!
Peygamberimiz, (Müslümanların, ehre mal getiren köylüleri kar ılayıp piyasa fiyâtını
gizliyerek, ucuz satın almalarını) yasakladı. (Müslim)
Piyasayı bilmiyenlere yüksek fiyâtla mal satmak da harâmdır. Hattâ, acemî olup, ucuz satan
veya pahalı alanlar ile alı -veri etmemelidir! Piyasadaki fiyâtı bunlardan gizlemek günâhtır.
Mü terîye do ru söylemeli, hîle yapmamalıdır! Malda bir ârıza oldu ise, haber vermelidir! Malı,
akrabâ veya ahbâbından, ona yardım olsun diye yüksek fiyâtla aldı ise, mü terîsine bunu
söyliyerek, do ru de erini bildirmelidir! Meselâ, on lira etmiyen malı, on milyona aldı ise, o
malı satarken, on milyona aldı ını söylememelidir! Ucuz aldı ı bir malın fiyâtı yükselip pahalı
satıyor ise, aldı ı fiyâtı söylemelidir! Hıyânet yapmaktan kurtulmak için, herkes, kendine
yapılmasını istemedi i eyleri, ba kalarına yapmamalıdır! Çünkü, herkes, dikkat ile, pazarlıkla
u ra arak, tam de erini verip aldı ını sanır. O hâlde, aldatarak satmak, hıyânet ve dolandırıcılık
olur.

Borcu ödemeyip geciktirmek


Sual: Borcu ödemeyip geciktirmek günâh mıdır?
CEVAP
Borcunu vaktinde ödemeyen kimsenin, gelip mühlet istemesi lâzımdır. Ödeme imkânı
oldu u hâlde, borcunu geciktirmek günâhtır.
Hadîs-i erîflerde buyuruldu ki:
(Herhangi bir kimse, imkânı oldu u hâlde, borcunu vermeyip geciktirirse, [borcunu
verinceye kadar] her gün amel defterine zulmetme günâhı yazılır.) [Taberânî]
(Aldı ı borcu ödemek istemeyene Allahü teâlâ, kıyâmette, “Bu kimsenin hakkını sende
bırakaca ımı mı zannettin?” buyurarak, o kimsenin iyi amellerini alıp di erine verir. E er
borcunu vermiyenin iyi ameli yoksa, borç verenin kötü amellerini, günâhlarını borçluya
yükler.) [Taberânî]
(Zenginin [ödeme imkânı olanın] borcunu ödemeyip, oyalaması zulümdür.) [Buhârî]
[Borcu vaktinde ödememeye zulüm, ödemiyene de zâlim denmi tir.]
(Allahü teâlâ zâlim zengini sevmez, ona bugzeder.) [Bezzâr]
Borcu olan, borcunu ödemeden sadaka vermemelidir. Çünkü hadîs-i erîfte, (Borcu var
iken verilen sadaka kab l olmaz) buyuruldu. (Buhârî)
Verilmeyen zekât da borçtur. Borcu ödemek, zekât vermek farzdır. Zekât borcu olanın
verdi i sadaka kabûl olmaz. Önce bu borçları ödemek lâzımdır. Bunun gibi farz borcu olanın
nâfile namazları da kabûl olmaz. Sünnetler de nâfile demektir. (N.Fıkhıyye)
Borçlanmamaya çok dikkat etmelidir! Hz.Lokman Hakîm, (Borç yükü altında ezilmektense,
ta ta ımayı tercîh ederim) buyuruyor. Çünkü borçlanmak, insanı küfre kadar sürükler.
Peygamber efendimiz, (Yâ Rabbî, küfre dü mekten ve borca girmekten sana sı ınırım)
buyurarak, borçlanmanın çok kötü oldu unu bildirmi tir. (Nesâî)

Borçluya mühlet
Sual: Borcunu ödeyemiyen mü terilerimize mühlet tanımak sevâb olur mu?
CEVAP
Borcunu gerçekten ödeyemiyenlere mühlet vermek, elbette çok sevâbdır.
Hadîs-i erîflerde buyuruldu ki:
(Kıyâmet gününün deh etinden kurtulmak ve Allahın himâyesine sı ınmak istiyen,
darda kalan borçluya mühlet versin!) [Taberânî]
(Darda olanı ferâha kavu turan veya böyle bir kimsenin borcunu ödeyeni, Allahü
teâlâ, Kıyâmetin deh et, korku ve sıkıntılarından kurtarır.) [Müslim]
(Fakîr borçluya, borcunu ödemesi için kolaylık gösterene, her gün o borç miktarı
kadar sadaka sevâbı yazılır.) [ .Ahmed]
(Bir kimse, borcunu ödeyebilece i vakte kadar fakîre mühlet verse, günâhlarından
tevbe etmesi için Allahü teâlâ da ona mühlet verir.) [Taberânî]
(Musîbetten kurtulmak, istedi ine kavu mak ve Ar ın gölgesine sı ınmak istiyen, eli
darda olanın borcunun vâdesini uzatsın veya o borcu ba ı lasın!) [Abdürrezzâk]
(Kıyâmette günâhı çok bir müslümanı hesâba çekerler. O kimse de, (Benim iyili im
yoktur. Sadece çıra ıma, “Fakîr olan borçluları sıkı tırma, ne zaman ellerine geçerse, o
zaman vermelerini söyle, bir ey isterlerse yine ver, bo çevirme” diye söylerdim) der.
Allahü teâlâ da, o kimseyi affederek buyurur ki: (Ey kulum, bugün sen fakîr, muhtâçsın.
Sen dünyada benim kullarıma acıdı ın gibi, bugün biz de sana acırız.) [Buhârî]

Ödünç ödenirken
Sual: Ödünç altın, ödenirken, râyice göre ka ıt lira, döviz veya ba ka mal verilse câiz
midir?
CEVAP
Ödünç veren râzı olursa her mal verilebilir.

Kaça satarsan sat


Sual: Birine, ( u malı kaça satarsan sat, bana 3 milyon ver) desem, o da dörde satsa, câiz
olur mu?
CEVAP
Evet.

Alaca ı tahsil
Sual: Bir arkada a sekiz sene önce be bin liraya bir gömlek sattım. imdi ise bir gömlek bir
milyon lira civârındadır. Bu parayı tahsil ederken be bin lira olarak mi, yoksa o günkü be bin
liranın alım gücüne göre mi alaca ız?
CEVAP
E yânın de eri altın ile ölçülür. Sekiz sene önce be bin lira ile kaç gram altın alınıyorsa,
bugün de aynı gram altın istemek câizdir. Diyelim ki 2 gram altın ediyorsa, bugün de 2 gram
altın istenir. 2 gram altının bugünkü kar ılı ı olan kâ ıt para da istenebilir. Gömle e göre veya
ba ka e yâya göre istenmez. Belki bugünkü 2 gram altın iki gömlek eder veya bir gömlek de
etmiyebilir. Ne kadar gömlek etti i de il, ne kadar altın de erinde oldu u önemlidir. hsân
etmek iyidir. Alacaklı arzu ederse be bin lirayı alarak da hesâbı kapar. Hiç de almayabilir.

Ödünçte kolaylık
Sual: Ödünç verirken, haram i lemeden gün tayin edebilmenin bir yolu yok mudur?
CEVAP
(Bey ve irâ Risâlesi)nin smail bin Osman tarafından yapılan erhinin 59. sayfasında,
(Ödünç verirken, zaman tayin etmek, malı, misli ile veresiye satmak olur. Bu ise fâizdir, büyük
günahtır.) buyuruluyor.
Miktarı az olan paralar için gün tayini mühim de ilse de, miktarı fazla olan paralar için gün
tayini lâzım olabilir. Senede, ödeme tarihi konabilmesi için, (S. Ebediyye)de bildirilen birkaç
usûl:
1- Ödünç verece i kimseden kefil ister. Kefilden ödeme tarihi belli bono alır. Borçlu da
kefilin ödemesi lâzım gelen tarihte öder.
2- Yahut borçlu, borcunu kendine borcu olan birine havâle eder. Havâle olunanın borcunun
ödeme zamanı, belli ise, alacaklıya da o zamanda öder.
3- Yahut ödünç isteyene, ödünç verece i kadar fiyatla, ucuz bir eyi veresiye satar. Ondan
bu satı için belli tarihli ödeme senedi alır. Sonra bu eyi aynı fiyatla, pe in olarak geri alır.
(Hadika)da, (Ödünç verece i kimseye, bir kâ ıt parçasını bile bin liraya satmak câizdir.)
deniyor.
4- (E bâh)da, (Ödünç verirken, senede ödeme tarihi koyabilmek yollarindan biri de, Mâlikî
mezhebini taklid etmektir.) deniyor.
(Mizân)da (Mâlikî mezhebinde, ödünç verilen malı, parayı, ödeme zamanından önce veya
sonra isteyemez. Zamanında istemesi lâzımdır.) buyuruldu. Fakat ba ka mezhebi taklîd, ancak
sıkı ık durumlarda câiz olur. Taklîd edilen mezhebin taklîd etti i husustaki bütün artlarını
ö renip bunlara uymak lâzım olur.
5- ( bni Âbidin)de ("Falana olan borcuma kefil ol" dese, o da kabul edip ödese, kefil
borçluya, "Belli zamanda bana ödersin" diyebilir. Fakat "Falana olan borcumu öde" dese, o da
kabul edip ödese, borçlunun bunu ona belli bir zamanda [yani gün tayin ederek] ödemesi câiz
olmaz. Çünkü borçlu için ödemi , borçlu imdi buna borçlu olmu tur. Borcun belli bir zamanda
ödenmesi ise câiz de ildir.) buyuruldu.
[Samîmi tanıdıklar arasında, daha kolay bir usul vardır. Ödünç isteyene, (Falanca gün bana
aynı miktar para hediye edersen, u parayı sana hediye ederim.) denir. O da kabul ederse, para
alınmı olur.]

Alacak Borç Meseleleri


Sual: Bazı kimselerde alacaklarım var. Verecek güçleri yoktur. Vermeleri için sıkı tırsam
günah olur mu?
CEVAP
Her zaman alaca ınızı istemek hakkınızdır. Ancak borcunu veremiyen fakirleri
sıkı tırmamak çok iyidir. Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmak istiyen, eli darda olana, alaca ını tehir
etsin veya ba ı lasın!) [Müslim]
(Bir müslümana Allah rızası için ödünç verene, her gün için sadaka sevabı verilir.
Fakirden alaca ını çabuk istemiyene, her gün için malın hepsini sadaka vermi gibi sevap
verilir.) [Hakim]
(Ba ka himaye bulunmıyan günde, Allahın himayesine girmek istiyen, eli darda olana
kolaylık göstersin veya alaca ını ba ı lasın!) [Taberânî]
(Kim, fakirdeki alaca ını tehir eder veya ba ı larsa, Allahü teâlâ da, kıyamet günü
onu kendi himayesine alır.) [Taberânî]

Akrabaya Yardım
Sual: Yardım yaparken, ödünç verirken akrabayı tercih etmek mi lazım?
CEVAP
Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevabdır. Akrabaya yapılan iyilik daha
sevabdır. Bir kadın, Resulullaha, (Fakir kocama infakta bulunsam, sadaka yerine geçer mi?) diye
suâl ettirdi inde Peygamber efendimiz buyurdu ki:
( ki sevab vardır. Biri sadaka, di eri de sıla-i rahim sevabı) [Buharî]
Bu husustaki hadis-i eriflerden birkaçı öyle:
(Senden yüz çeviren akrabana verilen sadaka daha faziletlidir.) [Taberânî]
(Yakın akraba ve kom uya verilen sadakanın sevabı iki misli fazladır.) [Taberânî]
(Paranızı önce kendi ihtiyaçlarınıza, artarsa çoluk çocu unuzun ihtiyaçlarına sarf
edin! Bundan da artarsa akrabalarınıza yardım edin!) [Müslim]
(Bir kimseden amcasının o lu yardım ister de, o da gücü yetti i hâlde, vermezse,
kıyamet günü Allahın fazlından mahrum kalır.) [Taberânî]
(Bir müslümana ödünç veren iki misli sadaka sevabı kazanır.) [ bni Mace]

Din istismârı
Sual: Tüccârın, malını mü teriye gösterirken kelime-i tevhîd, salevât okuması uygun
mudur?
CEVAP
Tesbîh, tahmîd, tekbîr ve Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i erîf ve fıkıh kitâbı okumak sevâbdır.
Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki:
(Allahı çok zikredenlerin günâhları affolur ve çok sevâb verilir.) [Ahzâb 35]
Tüccârın, malını mü teriye gösterirken, bunları okuması, tekbîr getirmesi, kelime-i tevhîd,
salevât söylemesi günâhtır. Bunları, para kazanmaya âlet etmek olur. ( htiyâr)

Bakkala borç vermek


Sual: Bakkala borç para verip, o para bitinceye kadar ondan mal satın almak câiz midir?
CEVAP
Câiz de ildir. Bakkala borç para verip, o para bitinceye kadar ondan mal satın almak
harâmdır. Çünkü, istifâde etmek artı ile ödünç vermek fâiz olur. Parayı bakkala emânet olarak
vermelidir. Emânet verilen para, helâk olursa, bakkal ödemez. (Dürer)

Karaparayı aklamak
Sual: Kendisine eyh baba denilen biri, kom umuzun hanımına, (Kocandan çaldı ın parayı
bana getir. Ben harâm parayı helâle çeviririm) demi . eyhin karaparayı aklama yetkisi var
mıdır?
CEVAP
eyhin harâm parayı helâle çevirmek gibi bir yetkisi yoktur. Böyle kimseler sahte eyhtir.
Kimi (Namazı senden kaldırdım) diyor, kimi (sizi karde yaptım) diyerek kadınla erke in
halvetine zemin hazırlıyor. Böyle eyhlerden uzak durmalıdır.

Çok Kazanmak çin


Sual: Çok mal kazanmak niyetiyle çok çalı mak günah mıdır?
CEVAP
Çok sevab kazanmak için, çok mala ihtiyaç vardır. Çok mal kazanmak için de çok çalı mak
gerekir. slâmiyete uygun yapılan her kazanç dünyaya sarılmak olmaz, ahıret için olur.

Veresiye Altın
Sual: Veresiye altın alıp satmak caiz midir?
CEVAP
Altın, altın kar ılı ı veresiye satılmaz. Altını kâ ıt para ile veresiye satmak caizdir.

Rü vet afeti
Sual: Günümüzde rü vet yaygınla mı tır. Rü vetin dindeki yeri nedir?
CEVAP
Dinimiz, gasb edilmi malı ve zulüm, hırsızlık ile alınan, rü vet, faiz, kumar ücretleri ve
di er hıyanet yollarından birisi ile ele geçen kazancın yenilmesini ve ba kalarına yedirilmesini
yasak etmi tir. Kur' an-i kerimde mealen buyuruldu ki:
(Birbirinizin mallarını aranızda [kumar, yalancılık, sahtekarlık, hırsızlık, gasb, rü vet
gibi] bâtıl sebeplerle yemeyin!) [Bekara 188]
Kızın babasının veya akrabasının, kızı vermeye razı olmaları için damattan istedikleri para
veya mal rü vet olur. Ayakbastı parası almak da rü vettir, haramdır. Malını, canını, hakkını
kurtarmak için istemiyerek rü vet vermek caiz ise de, rü vet istemek asla caiz de ildir,
haramdır.
Layık olmayan ki ileri i e almak için rü vet istemek, ülke idaresini ehliyetsiz ellere terk
etmek demektir. Bu da bir milletin yıkılmasına sebep olur.
Bir ö retmenin, kabiliyetsiz bir talebeyi rü vetle geçirmesi de, layık olmayan kimselerin i
ba ına geçmesine vesile olur.
Alt sırada olan bir evra ı rü vetle üste çıkarıp hemen muamelesini yapmak, di er sırası
gelen insanların haklarına tecavüzdür, zulümdür.
Doktorun rü vet alarak sa lam memura rapor vermesi, düzenin bozulmasının, ülkenin
yıkılmasının sebeblerindendir.
Belediyelerce, kanunsuz binalara ruhsat vermek veya ruhsatsız yapılara rü vet alarak göz
yummak veya daha ba ka ekilde rü vet almak vazifeye ihanettir.
Müslümanlık ve Rü vet
Dinsiz bir kimse, Allahtan korkmadı ı için, kanunun görmedi i yerlerde her rezaleti
i leyebilir. Fakat bir müslüman, Allahın her zaman kendini gördü ünü bildi i için rü vete
karı maz ve di er günahları i lemez. E er müslüman bir kimse, rü vet gibi kirli i lere
karı mı sa, Allahtan korkmadı ı veya az korktu u anla ılabilir. Bu bakımdan müslüman bir
kimsenin rü vet alması, sadece kendini günaha sokmakla kalmaz, aynı zamanda islâmiyete de
ihanettir.
Neticede, rü vet bir milleti manen ve maddeten çökerten bir illettir. lgililere yardımcı
olmak, her ferdin vazifesidir.
Dinen büyük günah olup, bir milletin felaketine sebeb olan rü veti kaldırmak ancak islâm
ahlâkına sahip olmakla mümkündür. Çünkü ahlâklı bir müslüman haksızlık etmedi i gibi,
haksızlı a da razı olmaz. Çünkü onda Allah korkusu bulundu u için rü vete vasıta bile olmaktan
aslandan, yılandan kaçar gibi kaçar.
Bu bakımdan çocuklarımızı, gençlerimizi ahlâklı yeti tirmek, millet olarak ba ta gelen
vazifelerimizden biridir. Devlet memurlarının vazifelerini yaparken, vazife yaptı ı ki ilerden
hediye almaları da do ru de ildir.
Hediye ve Rü vet
Hz. Ömer, devlet ba kanı iken, hanımı ile bir köye gider. Köylü kadınlar halifenin hanımına
çe itli hediyeler verirler. Eve geldikleri zaman, hazreti Ömer, hanımına der ki:
- Bunları nereden aldın?
Hanımı cevap verir:
- Köylü kadınlar hediye ettiler.
- Ben halife olmasaydım, sana bu hediyeler verilir miydi? Eskiden ben halife de ilken sana
niçin hediye vermiyorlardı? diyerek Hz. Ömer, verilen hediyeleri beyt-ül mala verir.
Rü vet, haksız kazanç yollarından biridir. Bütün dinlerde günahtır. Devletlerin ceza
kanunlarında, devlet idaresine kar ı i lenen bir amme [kamu] suçu kabul edilmi tir.
Haksızı haklı, yanlı ı do ru, kötüyü iyi, liyakatsızı liyakatlı göstermek için bir kimseden
para, mal almak rü vettir. Böyle gayrı me ru hareket için, para, mal verilmesine vasıta
olmamalıdır! Çünkü hadis-i erifte buyuruldu ki: (Rü vet alana, verene ve bunlar arasında
rü vete vasıta olana da Allahü teâlâ lânet etsin.) [Hakim]
Rü vetin yaygınla ması kıyamet alametlerindendir. Hadis-i erifte buyuruldu ki: (Öyle bir
zaman gelecek ki, rü vet, hediye adı altında alınıp verilecek, ibret olsun diye, gözda ı
vermek için suçsuz kimseler öldürülecektir.) [ . Gazalî]

Hediye ve Hükümleri
Sual: Hediye hangi hâllerde, câiz ve hangi hâllerde câiz de ildir?
CEVAP
Mu’teber kitaplarda diyor ki:
1- Hediye veya hibe [ba ı ], mevcut ve bilinen bir malı, birine kar ılıksız temlîk etmektir.
Belli bir kar ılık istiyerek vermek de câizdir. Meselâ, borcunu ödemesini art etmek câizdir.
2- Kar ılık vermek artı ile yapılan hediye, kar ılı ı verilmedikçe sahîh olmaz. Hediyenin ve
kar ılı ının, ayrılmadan önce verilmeleri lâzımdır.
3- (Sen ölürsen benim, ben ölürsem senin olsun) diyerek evini birisine vermek bâtıldır.
4- Ali, Veli’ye, (Ya adigin müddetçe evim senin olsun) dese, Veli ölünce, ev, sâhibine
verilir.
5- (Al, sarf et) diye verilip, hediye oldu u söylenmiyen para, teslim edilince, ödünç verilmi
olur. (Al, giy) diyerek verilen elbise, hediye olur.
6- Hediye verilmeden önce, veren vazgeçebilir. Hediye verildikten sonra, ancak ikisinin
rızâsı ile vazgeçilebilir.
7- Hâfız, pazarlık etmeden, Allah rızâsı için hatim veya mevlid okursa, kendisine verilen
hediyeyi alması câiz olur. Az diye tirâz ederse, aldı ı haram olur.
8- Çocu un hediye vermesi sahîh de ildir. Çocu a verilen hediyenin sahîh olması için,
çocu un, hediye edilen eyi eline geçirmesi lâzımdır.
9- Fakir, zenginin verdi i sadakayı zengine hediye etse, zenginin alması câiz olur.
10- Biri, “Bu malı sana hediye ettim” dese, öteki de alsa, hediye tamam olur.
11- Mü teri, mali teslim almadan ba kasına hediye edebilir.
12- Henüz ele geçirmeden önce, ikisinden birisi ölse, hediye bâtıl olur.
13- ki kimse, ortak oldukları bir evi birine hediye etseler, câiz olur. Bir kimse, evini iki
ki iye hediye etse, câiz olmaz. Çünkü, taksimi mümkün olan eyi, hisse-i âyı’alı olarak vermek
câiz de ildir.
14- Gelecek ay ba ında, u mali sana hediye ettim demek sahîh olmaz.
15- Ölünceye kadar nafakasını vermek ve kendine hizmet etmek artı ile evini birine hediye
ve teslim edince, hizmete ba larsa, evi geri alamaz.
Evini, ölünceye kadar içinde oturmak artı ile satmak fâsid ise de, hediye etmek câizdir ve
evi teslim ettikten sonra, geri alamaz. [Mecelle 855.]
16- Hediye verirken malın mevcût olması art, hazır olması art de ildir.
17- Zorla alınan hediye sahîh de ildir. Meselâ bir kimse, hanımına, (Sana borcum olan
mehrini bana hediye etmezsen, babanın evine hiç gidemezsin) dese, hanımı da, hediye etse,
sahîh olmaz. Çünkü kerhen, zor ile hediye vermek sahîh olmaz.
18- Hediye, ancak ele geçince mülk olur. Satın alınan mal ise, ele geçmeden önce mülk olur.
19- Ölüm hastası, malının üçte birini, vârislerinden ba kasına ba ı lıyabilir.
20- Alaca ını borçlusuna ba ı lıyan, vazgeçemez. (Alaca ım yok) deyince de, borç kalmaz.
21- Kazançları üpheli olan, hediyele meli ve ödünç alıp kullanmalıdır! Haramdan geldi i
kesin olarak bilinmedikçe, hediye gelen eyler helâldir.
22- Do acak yavrusu benim olmak artı ile bu hayvanı sana hediye ettim demek câizdir.
Yavrusu da hediye olur.
23- Mehr vermemek artı ile nikâh sahîh olur. Fakat sonradan mehrini verir.
24- Mü terinin ba kasına satmaması artı ile bir mal satmak veya ba kasına satmamak artı
ile satın almak sahîh olup, bu artların hepsi bo tur, yapılmaz.
25- Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Verdi i hediyeyi geri istemek, kustu unu yalamak gibidir) [Müslim]
Buna ra men, bir kimse, bir ihtiyâçtan dolayı veya sebepsiz verdi i hediyeyi geri isteyebilir.
Ancak u yedi eyden biri varsa, hediye teslimden sonra, artık geri alınamaz:
1- Verilen malda kıymetini artıran fazlalık meydana gelmi olmak,
2- kisinden birinin ölmesi,
3- Hediyenin kar ılı ı oldu u bildirilerek bir hediye vermek,
4- Hediye edilen malın, alanın mülkünden çıkması,
5- kisi arasında nikâh bulunmak veya aralarında nikâhı ebedî haram eden akrabâlık
bulunmak,
6- Hediye edilen malın helâk olması, geri almaya mâni’ olur.
7- Fakire verilmi olması. Çünkü fakire verilen hediye, sadaka olaca ı için geri alınamaz.

Devletin verdikleri
Sual: Bir vâiz, “Necm sûresindeki ( nsan için çalı tı ından ba kası yoktur) anlamındaki
âyetten anla ılıyor ki, emekli maa ı ve alın teri karı mıyan her kazanç harâmdır. Ya lı
kimselerin ücretsiz belediye araçlarında seyahat etmesi de böyledir. Yine aynı âyet gösteriyor ki,
ölü için yapılan duâ, sadaka ve di er iyiliklerin hiç faydası olmaz” dedi. Faydası yoksa, niçin
cenâze namazı kılıyoruz?
CEVAP
Ölü için duâ edilir, her türlü hayrat yapılır. Emekli maa ı almak da câizdir.Devlet, ihtiyârlara
bir ihsân olarak ya lılık maa ı ba lamı tır. Aynı ekilde belediye, ihsân olarak ihtiyârlara
ücretsiz seyahat hakkı tanımı tır. Bu bir hediyedir. Devlet, gâzilere, asker âilelerine maa
ba lıyor. On çocu u olana ikramiye verebilir. Zelzeleden zarar görenlere kar ılıksız yardım
edebilir. Yâhut sırf Türk vatanda ı oldu u için herhangi bir yardım yapabilir.
Devlet bir kimseye böyle çe itli yardımlar yaptı ı gibi, bir fert de diledi i kimseye,
milyonlarca, milyarlarca yardım yapabilir. Hediye verebilir. Alınan her paranın muhakkak alın
teri ile alınması lâzım de ildir.Devlet, bir memuruna, bir i çisine anla ma îcâbı, haftada bir gün
veya iki gün izin verebilir. Yılda bir ay, iki ay izin verebilir. Birkaç ay hastalık izni verebilir. Bu
izinli oldu u zamanlarda da maa ından kesmeyebilir. u kadar yıl çalı anı emekli edebilir.
Bunların hiçbiri dîne aykırı de ildir. Devlet, 25 yılda emekli etti i gibi, bunu 50 yıla da
çıkarabilir veya on yıla indirebilir. Ömür boyu emekli maa ı verebilir. Devlet, 25 yıl hizmet eden
memura ölünceye kadar maa verdi i gibi, Allahü teâlâ da, îmân edenlere sonsuz mükâfât
vermektedir.
Bir kimsenin, îmân etti i için, kuluna sonsuz mükâfât veren Allahü teâlâya, niçin bu kadar
ni’met veriyorsun, diye suâl edemedi i gibi, belli bir hizmet kar ılı ı, ölünceye kadar maa
almaya harâm demek çok yanlı tır. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruluyor ki: ( nsana, ancak
çalı arak [ihlâs ile] yaptı ı i ler [âhırette] fayda verir.) [Necm 39]
Bir kimse, ba kasının yaptı ı amelden fayda görmez. Herkesin yaptı ı kendinedir. Meselâ
bir kimse, sadaka verse, sevâbı yalnız sadakayı verene ait olur. Ba kasının bu sevâbda hissesi
olmaz. Ancak amel i liyen, meselâ sadaka veren kimse, sevâbını ba kalarına da ba ı layabilir.
Onlar da bu sevâbdan faydalanır. Ölülere duâ ve istigfâr etmek faydalıdır. brâhim aleyhisselâm,
(Ey Rabbimiz, [kıyâmette] hesâb için aya a kalkıldı ı gün, beni, ana-babamı ve bütün
mü’minleri affeyle) diye duâ etmi tir. ( brâhim 4)
Bir mü’minin duâsı ile di er mü’minlerin günâhları affediliyor ki, böyle duâ edilmesi
emredilmi tir. Yine her gün namazda, ( bâdillâhissâlihîn) diyerek müslümanlara duâ ediyoruz.
Faydası olmasaydı, her tehıyyatta bunun okunması emredilmezdi.
Hadîs-i erîfte buyuruluyor ki:
(Ölünün mezârdaki hâli, imdât diye ba ıran, denize dü mü kimseye benzer.
Bo ulmak üzere olan kimse, kendisini kurtaracak birini bekledi i gibi, ölü de,
babasından, anasından, karde inden, arkada ından gelecek bir duâyı gözler. Ona bir duâ
gelince, dünyaya ve dünyada olanların hepsine kavu maktan daha çok sevinir. Allahü
teâlâ, ya ıyanların duâları sebebi ile, ölülere da lar gibi çok rahmet verir. Dirilerin,
ölülere hediyesi, onlar için duâ ve isti fâr etmektir.) [Deylemî]
Günâhkâr bir müslümanın cenâze namazını müslümanlar kılarsa, ölünün günâhları affolur.
Yanî dirilerin duâları sebebiyle ölülere çe itli hediyeler gider. Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Müslümanlardan üç saf, bir müslümanın cenâze namazını kılarsa, ölü Cennete girmeye
hak kazanır.) [Ebû Dâvüd, Tirmizî]
Ölü için duâ ve Kur’ân-ı kerîm fayda verdi i gibi, ölüler için sadaka vermek de onların
günâhlarının affına sebep olur. Hadîs-i erîflerde buyuruldu ki:
(Allah için nâfile sadaka vermek istiyen, bunu müslüman ana-babasının niyetine verse,
ana-babası için birer ecir, onların ecirlerinden eksilmemek üzere, bir misli de kendisine
verilir.) [Taberânî, bni Asâkir]
(Ölmü ana-babası nâmına hac eden, bu hac hem kendisi, hem de ana-babası için
kabûl edilir ve ana-babasının rûhuna müjde verilir.) [Dâre Kutnî]
(Ölen mü’minin her ameli kesilir. Yalnız üç amelinin sevâbı devam eder. Bunlar,
sadaka-i câriye, faydalı ilim ve kitap ile sâlih evlâdın etti i duâ ve isti fârlar.) [Ebû eyh]
[Sadaka-i câriye, câmi, çe me, yol gibi, faydası devâm eden i lerdir.]
(Dînimizde iyi bir çı ır açana, bunun sevâbı ile bununla amel edenlerin sevâbı verilir,
o çı ırda [o yolda] gidenlerin sevâbından da hiçbir ey eksilmez. Dînimizde kötü bir çı ır
açana da, bunun günâhı ile, bununla amel edenlerin günâhı verilir, o kötü yolda gidenlerin
günâhından da hiçbir ey eksilmez.) [Müslim]
Tatarhâniyye’de, (Sadaka veren, sevâbının bütün mü’minlere verilmesi için niyet ederse,
kendi sevâbından hiç azalmadan, bütün mü’minlere de sevâbı eri ir) buyurulmaktadır.
(R.Muhtâr)

Ödünç parayı ödünç vermek


Sual: Ödünç alınan parayı, ba kasına ödünç vermek câiz midir?
CEVAP
Evet.

Kirâcı ve u ur
Sual: Kirâladı ım tarlanın u runun tamamını benim mi vermem gerekir?
CEVAP
Fıkıh kitaplarında, (Bir kimse, tarlasını kirâya verirse, mahsûlün u runu, mâm-ı a’zama
göre, mal sâhibi verir. Kirâ ücreti yüksek olan yerlerde, böyle fetvâ verilir. mâmeyn’e göre,
kirâcı verir. Kirâ az olan yerlerde, böyle fetvâ verilir) buyuruluyor. Meselâ, kirâ ücreti olarak 20
milyon lira verip, masraflar çıktıktan sonra 60 milyon liralık mahsûl almı sanız, mahsûlün
u runu siz verirsiniz. Masraflar çıktıktan sonra 30 milyon liralık mahsûl almı sanız, tarla sâhibi
verir. Çünkü kârın yarısından fazlasını mal sahibi almı tır. 10 milyon liralık masraf yapıp 50
milyon liralık mahsûl almı sanız, 40 milyon lira almı sınız demektir. Bunun 20 milyonunu mal
sahibine verdi iniz için, mahsûlün yarısının u runu siz, yarısınınkini de mal sâhibi verir. U ur
verilirken kira ücreti ve masraflar dü ülmez. Fakat u ru hangi tarafın vermesi gerekti i hesap
edilirken, masraflar nazarı itibâre alınır.

Depoziti Kullanmak
Sual: Evimi kiraya verirken bir miktar depozit almak ve bu parayı kullanmak caiz midir?
CEVAP
Dinimizde depozit almak, rehin almak gibidir. Yani kiracının rızası ile depozit almak
caizdir. Alınan bu depoziti daha sonra kiracının izni ile kullanmakta mahzur yoktur. zinsiz
kullanılması tahrimen mekruhtur.

Ezan ve Alı -Veri


Sual: Ezan okunurken yapılan alı -veri helal midir?
CEVAP
Helaldir, fakat mekruhtur. Yani sünnete uygun okunan ezana hürmet edilmezse, mekruh
i lenmi olur.

Cuma Vakti Alı Veri


Sual: Cuma günü, cuma namazı esnasında alı -veri yapmak günah mıdır?
CEVAP
Cuma namazı için ezanı i iten ve kendisine cuma namazı farz olan her müslümanın alı -
veri ini bırakıp namaza gitmesi farzdır. Özürsüz cumaya gitmemek haramdır. Ezan okunurken
de, alı -veri yapmak mekruhtur. Hâlbuki alı -veri in kendisi helaldir. Yani alınan mal mekruh
de il, helaldir. Fakat ezan okunurken alı -veri yapılması mekruhtur. (Dürer)

Vekili Azletmek
Sual: Bir arkada a muayyen bir para vererek, bana bir arsa almasını söyledim. Bir yıla yakın
oldu. Arsa almadı. Ben de vazgeçtim. Yani onu vekillikten azlettim. O "kendi arsamı sana
vereyim" diyor. Ben de istemiyorum. Arkada , "sözünde durman gerekir" diyor. Bir insan,
vekilini istedi i zaman azledemez mi, paramı vermezse bana zulmetmi olmaz mı?
CEVAP
Bir insan vekilini istedi i zaman azledebilir. Paranızı vermezse size zulmetmi olur. Zulmün
günahı büyüktür. (Hindiyye, R.Muhtar)
Vekil, sahibine kendi malını satamaz. Paranızı vekilden aldıktan sonra, onun arsasını
isterseniz alabilirsiniz.

Ucuz satmak
Sual: Satın aldı ım gıda maddelerinin tutarı 5 milyon 300 bin lira tuttu. Bakkal, (Üçyüz bini
kalsın) dedi. Be milyon aldı. Caiz oldu mu?
CEVAP
Caizdir. Bakkal, hiç ücret de almayabilir.

Tek taraflı sözle meyi bozmak


Sual: Yapılan bir sözle me, bilinmiyen bir sebeple aleyhimize dönse, o sözle meyi tek
taraflı olarak bozmamızda, yani caymamızda bir sakınca var mıdır?
CEVAP
Hiç kimse, tek taraflı olarak sözle meyi bozamaz. (Aleyhime oldu, ben de bozdum) demek
geçersizdir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ey iman edenler, sözle melerinize uyunuz!) [Maide 1]
(Allah, sözle meleri bozmaktan sakınanları sever.) [Tevbe 7]
Irzlarını koruyanlar, emanetlerine ve sözle melerine riayet edenler, do ru ahitlik yapanlar,
namazlarını kılanlar, cennetle ikram olunacak kimselerdir. (Mearic 29-35)
Hadis-i erifte de buyuruldu ki:
(Sözünde durmamak münafıklık alametidir.) [ .Neccar]

Satılan malı geri almak


Sual: Boyacılık yapıyorum. Bir mü terim, (O lum da, aynı boyadan, benden habersiz olarak
ba ka birisinden almı ) diyerek sattı ım boyaları geri getirdi. Bunları almaya mecbur muyum?
CEVAP
Sattı ınız malı geri almaya mecbur de ilsiniz. Ancak ihsan ederek, malları geri almak çok
iyi olur. Kur'an-ı kerimde, ( hsan [iyilik] edenlere, rahmetim elbette çok yakındır) buyuruldu.
(Araf 56)
mam-ı Gazalî hazretleri buyuruyor ki:
Mü teri pi man olursa, yapılan satı ı bozmak iyi olur. Çünkü, Resulullah, (Mü teri pi man
olunca, satıcı da kabul edip sözle meyi bozarsa, Allahü teâlâ, onun günahlarını affeder)
buyurdu. (K. Saadet)

Rayicin üstünde kira


Sual: Ev sahibi, anla mamız sona erdikten sonra, rayicin üstünde kira istiyor. Rayiçten fazla
vermesem günah olur mu?
CEVAP
Gasb olur, günah olur.

Müteahhitle sözle me
Sual: Müteahhitle üç yıl sonra evi teslim etmesi için anla tık. Geciken her gün için bir
miktar gecikme tazminatı almak üzere sözle me yapmam caiz mi?
CEVAP
Evet caizdir. Ancak, vaktinde ödenmiyen alacak için caiz olmaz. Çünkü alacak, evi teslim
etmeye benzemez.
Alaca ını tehir ederek fazla istemek faiz olur. Kur' an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Allah, alı -veri i, ticareti helal, faizi haram kıldı.) [Bekara 275]
Alacaklının zarar etmemesi için, paranın o günkü kıymeti altın olarak hesaplanır. Ödenece i
gün, altın olarak verilir. Dolara veya herhangi bir e yaya göre hesaplanmaz. Kıymet denilince,
altın anla ılır, ba ka mal ve para anla ılmaz. Çünkü e yanın kıymeti altın ile anla ılır. (Ke fi
rümuz-i gurer)

Sözle me gere i para kesmek


Sual: Araba almak için bir organizasyona girdim. Sözle me yaptık. Birkaç ay sonra maddî
sıkıntı yüzünden ayrılmak zorunda kaldım. Sözle me gere i, paramın bir kısmını kestiler.
Onlara itimat ederek sözle meyi okumadan imzalamı tım. Ben razı olmadı ıma göre, onların bu
parayı almaları caiz midir?
CEVAP
Elbette caizdir. E er onlar sözle me dı ı bir ey yapsalardı, o zaman onlar suçlu olurdu.
Sözle menin veya kanunun mahiyetini bilmemek mazeret te kil etmez.
Kırmızı ı ıkta geçen birinin, (Ben bunun suç oldu unu bilmiyordum) demesi mazeret olur
mu?

Sözle me müddeti bitmeden


Sual: Sözle me müddeti bitmeden, kiracıyı çıkarmak caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Ev sahibi ölünce
Sual: Evi bir seneli ine kiraladım. Bir müddet sonra sahibi öldü. O lu, yıl dolmadan evden
çıkarabilir mi, kirayı artırabilir mi?
CEVAP
Sözle me süresi dolana kadar çıkaramaz ve kirayı artıramaz.

Ürün vermeyen tarla


Sual: Kiraladı ım tarla ürün vermedi. Ücret vermem gerekir mi?
CEVAP
Elbette vermek gerekir.

Ortaklı dükkanda kiracı


Sual: Üç ortaklı dükkanda kiracıyım. Orta ın biri, kira süresi dolunca, dükkanda durmama
razı olmazsa, çıkmam gerekir mi?
CEVAP
Elbette çıkmak veya hepsinin rızasını almak gerekir.
Anla maya göre istemek
Sual: Dükkanı 5 yıllı ına, aylı ı 5 milyondan, kiraya verdim. imdi aynı emsaldeki dükkan,
50 milyondan fazladır. Bu fiyatı almaya hakkım var mıdır?
CEVAP
Anla manıza göre 5 milyondan fazla istemeye hakkınız yoktur.

Düzensiz ödeyen kiracıyı çıkarmak


Sual: Kiracım, ayın birinde, kirayı ödemesi gerekirken, ayın onunda ödüyor. Sözle meye
uymadı ı için, kiracıyı çıkarabilir miyim?
CEVAP
Sözle meye uymadı ı için çıkarabilirsiniz.

Sözle me bitiminde uzatmamak


Sual: Kiracı ile bir yıllık sözle tik. kinci yıl girince kiracıyı çıkarabilir miyim?
CEVAP
Anla maya uyarak çıkarmak hakkınızdır.

Varislerle yeni bir anla ma


Sual: Bir arkada , ikinci bir emre kadar tarlamı ücretsiz ek demi ti. Fakat iki yıl sonra
arkada öldü. Vârisleri ücret istiyor, vermem gerekir mi?
CEVAP
imdi tarla vârislerindir. Bundan sonra, onlarla yeni bir anla ma yapıp, istedikleri ücreti
vermeniz gerekir.

Alı -Veri te Yemin


Sual: Bir malı be endirmek gayesiyle yemin etmekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Do ru da olsa, alı -veri yaparken yemin etmemelidir! Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Malını, yemin ederek be endirene kıyamette merhamet edilmiyecektir.) [Müslim]
(Alı -veri te "Vallahi böyle, billahi öyle de ildir" diye yemin edenlere ve sanatkardan,
"Yarın gel, öbür gün gel" diye sözünde durmıyanlara yazıklar olsun!) [Deylemî]
(Yalan yemin ile mal çok satılsa da böyle kazancın bereketi olmaz.) [Buharî]
(Alıcı ile satıcı birbirine do ru söyleyip, nasihat edince, kazançları bereketli olur,
malın kusurunu gizleyip, yalan söyledileri zaman bu bereket kalkar.) [Buharî]
(Satılan bir eyin kusurunu gizlemek helal de ildir.) [Hakim]
(Bir zaman gelecek ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini dü ünüp, helalını,
haramını dü ünmiyeceklerdir.) [R. Nasıhin]
Malını mü teriye gösterirken tüccarın Allah demesi, Kelime-i tevhid okuması günahtır.
Bunları para kazanmaya alet etmek olur. ( htiyar)
( htiyar) kitabındaki bu ifadeden, mü teri çekmek gayesiyle dükkanına dini levhalar asmak
da, dini ticarete alet etmek olaca ı anla ılmaktadır. Hele dinden imandan habersiz kimselerin bu
hareketi, din istismarı olur.
Akıllı, ahıretin sonsuz kazancını dünyanın geçici kârı ile de i tirmez. Bütün iyiliklerin,
dinin emirlerine uymak ve yerine getirmekte oldu unu bilir.
Mushaf Satmak
Sual: Sadece mushaf, dini kitap ve dini levha ticaretinin mahzuru var mıdır?
CEVAP
Mushafı, Kur' an-ı kerim ö retilmesine sebeb olmak niyetiyle satmak caiz ve sevab olur.
Aldı ı para helal olur. Fakat böyle niyetin alameti malolu fiyatına yakın az bir karla satmaktır.
Geçimi ba ka kitaplardan sa lanıyorsa, mushafları karsız satmalıdır! ( ira)
Mushaf, dini levha, ilmihal kitapları ticaret malı de ildir. Emr-i maruf için satılır. Çar ıda
pazarda satılmaz. Dükkanlarda rafa konur. Okumak, bereketlenmek için odaya asılır. Zinet
e yası de ildir. Dini levhaları ve di er dini eserleri yere sermek onlara hakaret olur. Mushafa ve
dini kitaplara hakaret eden ise küfre dü er. Yani kâfir olur.

Ev Satmak
Sual: Bir arkada a "Evini yüz milyona satayım mı?" dedim. O da razı oldu. Ben de 150
milyona sattım. Arkada a 100 milyon verdim. Yaptı ım i günah oldu mu?
CEVAP
Arkada ınıza, istedi i fiyatı verdi iniz için size günah olmaz.

Ödünç alırken
Sual: Hangi durumda ödünç alınır? Alınan borcu geciktirmek uygun mudur?
CEVAP
u üç durumda ödünç almak caiz olur:
1- Nafakası olmıyanın, nafakasını, vücudunu örtecek kadar elbise almak için veya kazancı
üpheli olanın, helal nafaka almak için ödünç istemesi caizdir.
2- Evi olmıyan kimsenin, ev satın alması veya evinin kirasını ödemesi için ödünç istemesi
caizdir. So uktan korunmak [odun, kömür, soba, kı lık palto gibi eyler almak] için de ödünç
alabilir.
3- Evlenmek, mevkii ve vazifesi icabı, adete uygun giyinmek ve bunun gibi i ler için ödünç
istenebilir. [Zaruret olunca da ödünç almak caiz olur.]
Bu üç maddede bildirilen hususlar dı ında ödünç istemek caiz olmaz. Mesela, parası
olmıyan kimsenin baklava yemek, me rubat içmek ve pahalı kuma lardan elbise almak,
kom unun var diye ihtiyaç olmıyan bir eyi almak için ödünç istemesi do ru de ildir. Kısacası
makam ve vazifesi gere i de ilse, lüks sayılan yiyecek, içecek ve giyecek için ödünç alınmaz.
Ödemek niyetiyle ödünç alana Allahü teâlâ yardım eder, ödünç verene de çok sevab verir.
Bire Onsekiz Sevab
Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Sadaka için on sevab, ödünç için ise on sekiz sevab vardır.) [Taberânî]
(Allah rızası için ödünç verene, her gün için sadaka sevabı verilir. Fakirden alaca ını
çabuk istemiyene, her gün için malın hepsini sadaka vermi gibi sevab verilir.) [Hakim]
Borçlanmamaya çok dikkat etmelidir! Hz. Lokman Hakim, (Borç yükü altında ezilmektense,
ta ta ımayı tercih ederim) buyuruyor. Çünkü borçlanmak, insanı küfre kadar sürükler.
Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Ya Rabbi, küfre dü mekten ve borca girmekten sana sı ınırım.) [Nisai]
(Borçsuz olan hür ya ar.) [Beyhekî]
(Huzur içinde iken, borçlanarak korku içinde ya amayın!) [Hakim]
(Borçtan sakının! Borç, gece gama, gündüz zillete sebep olur.) [Beyhekî]
Ödünç alınan borçları ilk fırsatta ödemeye çalı malıdır! Alı veri neticesinde meydana
gelen taksitli, borçları da zamanında ödemelidir! Ödemeyi geciktirmek günahtır. brahim Edhem
hazretleri, (Borcu olan kimse, ya lı ve sirkeli yemek yememeli) buyuruyor. Borcu olan, borcunu
ödemeden sadaka bile vermemelidir! Hadis-i erifte buyuruldu ki: (Kendi veya çoluk çocu u
muhtaç veya borçlu olanın verdi i sadaka kabul olmaz.) [Buharî]
htiyacı olmıyana, malını lüzumsuz yerlere, harama harcıyana ödünç para vermemelidir!
Borcunu vaktinde ödemeyen kimsenin, gelip mühlet istemesi gerekir. Ödeme imkanı oldu u
hâlde, borcunu geciktirmek zulümdür, günahtır. Bir kimse, malı oldu u hâlde, borcunu ödemeyi
bir saat geciktirirse, zâlim ve asi olur. Namaz kılarken de, oruç tutarken de, uykuda da, yani her
an, lânet altında bulunur. Malı olmak, parası çok olmak demek de ildir. Satılık bir eyi olup da,
satmazsa, günah i lemi olur.
Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Ödememek niyetiyle borçlanan, Kıyamete hırsız olarak gelir.) [ Mace]
( mkanı varken, borcunu ödemiyene her gün zulmetme günahı yazılır.) [Taberânî]
(Aldı ı borcu ödemiyene Allahü teâlâ, Kıyamette "Bu kimsenin hakkını sizde
bırakaca ımı mı zannettiniz?" buyurarak onun iyi amellerini alıp di erine verir. E er
borçlunun, iyi ameli yoksa, alacaklının günahları borçluya yüklenir.) [Taberânî]
Borcunu ödeyemiyene mühlet vermek sevabdır. Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Kıyametin deh etinden kurtulmak istiyen, darda kalan borçluya mühlet versin!)
[Taberânî]
(Darda olanı feraha kavu turanı veya onun borcunu ödeyeni, Allahü teâlâ Kıyametin
deh et, korku ve sıkıntılarından kurtarır.) [Müslim]
(Beldan kurtulmak, istedi ine kavu mak ve Ar a sı ınmak istiyen, darda kalan
borçluya mühlet versin veya ona alaca ını ba ı lasın!) [Abdürrezzak]
Kıyamette günahı çok bir müslümanı hesaba çekerler. O kimse de (Benim hiç iyili im
yoktur. Sadece çıra ıma, "Fakir olan borçluları sıkı tırma, ne zaman ellerine geçerse, o
zaman vermelerini söyle, bir ey isterlerse yine ver, bo çevirme!" diye söylerdim.) der.
Allahü teâlâ da, onu affederek buyurur ki: (Bugün sen muhtaçsın. Sen dünyada kullarıma
acıdın, bugün biz de sana acırız.) [Buharî]

Hayvan Postu
Sual: Kendili inden ölen veya besmele ile vurulan tilkinin derisini daba lamadan satmakta
mahzur var mıdır?
CEVAP
Koyun, sı ır gibi, eti yenen hayvan kendili inden ölürse le olur. Le derisini daba lamadan
satmak bâtıldır, caiz de ildir. Tilki, sansar besmele ile öldürülürse derileri temiz olur.
Daba lamadan satmak caizdir. Kendili inden ölürse daba lamadan satmak caiz olmaz. Domuz
ve yılan derisi daba lansa da temiz olmaz. (Halebi)

Kirasız Tarla
Sual: Ülkede az bir arazim vardır. Bir arkada , "Tarlanı ben ekip süreyim." dedi. Ücret falan
söylemedi. Ben de samimi oldu umuz için bir ey demedim. Hiç ücret istemesem, ne verirse
alsam, vermezse almasam mahzuru olur mu?
CEVAP
Ücret alacaksanız pazarlık edin! Durumu iyi olanın evinden kira, tarlasından ücret
almamasının çok daha iyi oldu unu (Din karde ine tarlasını kiraya vermek yerine ücret
almadan ektirmek çok sevabdır.) hadis-i erifi açıkça bildirmektedir. (Nesâî)

Turisti Kandırmak
Sual: Sovyetlerden Erzuruma gelen turistleri kandıranlar çıkıyor. Be bin verip ellibin
diyenler oluyor. Dinimizde gayrı müslimleri de kandırmak günah de il midir?
CEVAP
Bir kimsenin hakkını yemek, kandırmak ona zulüm olur. Zulüm ise haramdır, büyük
günahtır. Gayr-i müslime zulmetmenin, müslümana zulmetmekten daha kötü oldu u (Dürr-ül-
muhtar) ve di er muteber kitaplarda yazılıdır. K. Saadetteki hadis-i erifte, (Satılan bir eyin
kusurunu gizlemek helal de ildir. O kusuru bilip söylememek de kimseye helal de ildir.)
buyuruldu. Yine aynı kitapta, bu dayın ya kısmını çuvalın iç tarafına koyan bir satıcıya
Peygamber efendimizin, (Ya kısmını niçin saklayıp göstermiyorsun? Hile yapan bizden
de ildir.) buyuruldu u bildiriliyor.
Erbain-i Selmani kitabında (Bir eyi aldatarak pahalı satmak veya ucuza almak faiz olur,
haram olur.) ve (Satılan eyin aybını ve satın alınan eyin kıymetini gizleyerek aldatmak faiz
olur, haram olur.) buyuruldu.

Paralı Gün
Sual: On arkada , bir evde toplanıp, tasarruf etmek ve toplu paraya sahip olmak için kura
çekerek her hafta, kurada adı çıkan arkada a çeyrek altın verme mecburiyeti koymaktayız. Bu
artlarla para almak haram mıdır?
CEVAP
Evet haramdır. (Hadika)

Alı -veri bilgisi


Sual: Geçen günkü bir yazınızda altın günü tertip edip her ay bir ki iye kura ile altın
vermenin günah oldu unu yazdınız. Sonunda herkes aynı altına kavu uyor. Kimse zarar etmiyor.
Niçin günah olsun?
CEVAP
Altın günü, mark günü gibi toplantılar yapıp, kura ile her seferinde birine altın, mark veya
para vermenin günah oldu unu bütün fıkıh kitapları yazıyor. Hiç biri kâr-zarar etmese de yine
caiz de ildir. Dinimiz ne bildiriyorsa ona uymak gerekir.
Diyelim ki, 12 ki i paralı gün tertip ettiler. Her ay birisine bir altın verdiler. Birisi hemen 12
altını pe in alıyor. Birisi de 12 ay sonra alıyor. lk alan, 12 ayda bir çok yatırım yapabilir. 12
altın 20 altın olabilir. Hiç biri kâr veya zarar etmese de yine dinimizin bildirdi i hükme
aykırıdır.
Muteber bir kitaptan aldı ımız a a ıdaki maddeleri okursanız, böyle i lerin caiz olmadı ını
anlarsınız.
Faizli Alı -veri ler
1- Bir teneke iyi cins bu dayı, bir teneke dü ük cins bu dayla de i mekte mahzur yoktur.
Biri fazla olursa faiz olur.
2- Be gram 14 ayar altın ile be gram 24 ayar altını de i mekte mahzur yoktur. A ırlıkları
e it olmazsa, yani biri fazla olursa faiz olur. Hadis-i erifte, (Altın altına, gümü gümü e,
hurma hurmaya, bu day bu daya, tuz tuza, arpa arpaya misli misline satılırken, biri fazla
olursa faiz olur. kisi de pe in olmak artı ile, altını gümü le [veya ba ka ey ile] fazla veya
eksik fiyatla, alınıp satılabilir.) buyuruldu. (Tirmizî)
3- Be gram 22 ayar altın verip, 18 ayar 5 gram altın almakta mahzur yoktur. Birisi veresiye
olursa faiz olur.
4- Be teneke kalitesiz bu day verip, dört teneke kaliteli tohumluk bu day almak faiz olur.
Faiz olmaması için dört teneke bu dayın yanına ba ka cinsten bir mal daha koymalıdır. ki ey
bir arada iken pazarlık edilerek satılırsa caiz olur.
5- A ırlık ile ve hacimle ölçülen veya ölçülmiyen her ey kendi cinsi ile, mesela bu day
bu daya veresiye satılınca, miktarları aynı olsa da faiz olur.
6- Birkaç kimse arasında mü terek olan bir malı, ölçmeden veya tartmadan payla mak faiz
olur. [Mesela birkaç ki i, kurban etini tartmadan göz kararı ile bölü se faiz olur.]
7- Satılan eyin aybını gizleyerek aldatmak faiz olur.
8- Bir malı, mesela iki ay sonra teslim etmek üzere sattıktan sonra, noksan olarak, daha önce
vermek faiz olur. [Çek, senet kırdırmak da böyle faiz olur.]
9- ki ki i, birer çuval bu dayı, ölçmeden, karı tırıp un yaptırdıktan sonra, ikiye bölü se faiz
olur.
10- ki ki inin mü terek bir ine i olsa, sütü birgün senin, birgün benim diye taksim etseler,
yani bir gün biri sa sa, bir gün öteki sa sa faiz olur. Faiz olmaması için hergünkü sütü
payla mak gerekir.
[Bunun gibi iki ki inin bir evi olsa, kiraya verseler, kirasını bir ay biri, bir ay da biri alsa caiz
olmaz. Her ay alınan parayı ikiye taksim etmek gerekir.]
Araba de i mek
11- ki ki i, arabalarını, herbiri kullanmak üzere, muayyen bir zaman için de i seler faiz
olur.
12- Bir eyi ucuz satın almak veya ona pahalı satmak artı ile ödünç vermek faiz olur. Yahut
az ücretle çalı tırmak üzere ödünç vermek faiz olur.
13- Bir eyi, aldatarak pahalı satmak veya aldatarak ucuz almak da faiz olur.
[Bu maddeler, (Erbaini Selmani) kitabından alınmı tır.]
Faiz çok büyük günahtır. Ancak faizden bahseden çok kimse, faizin ne oldu unu bilmiyor.
Sadece faizin bir iki çe idini biliyor. Hâlbuki faiz çe idi çoktur. Hadis-i eriflerde buyuruldu ki:
(Faiz yetmi üç çe ittir.) [Hakim]
(Faiz, genel olarak veresiyede olur.) [Müslim]
(Bir zaman gelecek, insanlar, helalı, haramı dü ünmiyecek, sadece paranın gelmesini
dü üneceklerdir.) [R.Nasihin]
Ödünçte bile faizin oldu unu çok kimse bilmez. Mesela iki ay sonra vermek üzere bir
milyon lira ödünç almak faiz olur. Hamza Efendinin Bey ve ira risalesinin erhinde, (Ödünç
verirken zaman tayin etmek faiz olur) buyuruluyor.
Faizden kurtulmak için alı -veri bilgisini iyi ö renmek gerekir. Alı -veri bilgileri, toplu
hâlde Tam lmihal Seadet-i Ebediyye kitabında vardır.
Ba ıbo köpekleri öldürmek
Sual: (Kuduzu önlemek için, ba ıbo köpekleri öldürmek caiz midir?
CEVAP
Hastalık ihtimali olunca ve zararlı hayvanı eziyetsiz öldürmek caizdir. (Berika)

Ücretsiz
Sual: Bir i sahibi, bir i alabilmek için i verene bedava i yapması caiz midir? Gayri
müslime adet olarak dayı denebilir mi?
CEVAP
çinin teklifi caizdir. veren teklif edip, i çi zorla çalı ırsa zulümdür, caiz olmaz. (Hadika)
Gayri müslime dayı, dayıcı ım demek , adet olarak söylemek caizdir. Hürmet için söylemek
caiz olmaz. (R. Muhtar)

Çok Çalı mak


Sual: Çok kazanmak için çok çalı mak dine aykırı mıdır?
CEVAP
Kendinin ve çoluk çocu unun nafakasını kazanacak ve borçlarını ödeyecek kadar çalı ıp
kazanmak farzdır. Hadis-i erifte buyuruldu ki:
(Çalı ıp kazanmak farzdır.) [Taberânî]
Çoluk çocu unun bir yıllık nafakasını toplayacak kadar çalı mak mubahtır. Müslümanlara
yardım için, cihad etmek için fazla çalı ıp kazanmak müstehaptır, iyidir. Hadis-i erifte
buyuruldu ki:
( nsanların en iyisi, insanlara faideli olandır.) [Kudai]
Gösteri için, övünmek için kazanmak tahrimen mekruhtur. Çalı mak rızkı artırmaz.
Çalı mak takdir edilen rızka kavu turmaya vesiledir. Rızkı veren Allahü teâlâdır. Çalı mak
sebebe yapı maktır. Sebeblere yapı mak sünnettir. (El-Ihtiyar)
Ahıret sevabı için, (çok kazanmak için, çok kazanmak gerekir) sözü elbette pek ho tur.

Kirâcı ve depozit
Sual: Kirâcıdan depozit almak ve bu depoziti kullanmak, depoziti Türk lirası olarak verip
Türk lirası olarak almak câiz midir?
CEVAP
Kirâcıdan depozit almak câizdir. Alınan bu depoziti daha sonra kirâcının izni ile
kullanmakta mahzûr yoktur. zinsiz kullanılması tahrîmen mekrûhtur. Kirâcı râzı olursa,
Türk parası olarak alıp Türk parası olarak iâde etmek câizdir. Fakat birkaç sene sonra
Türk lirasının de eri dü er. De eri dü mü parayı kirâcıya verirken biraz dü ünmek
gerekir. Bunun için depozitleri altın olarak vermek çok iyi olur. Fazla bir kayıp sözkonusu
olmaz.

Tazminat almak
Sual: Kom um, bana hırsız diye iftirâ etti. Mahkeme, tazminat ödemesini kararla tırdı. Bu
tazminatı almam câiz midir?
CEVAP
Evet.
stakoz ihrâcı
Sual: Yurt dı ına istakoz ihrâç etmek câiz mi?
CEVAP
Evet câizdir.

Âdet olarak söylenilen


Sual: Telefonda, alı -veri te kâfire (efendim) demek câiz midir?
CEVAP
Evet, kâfirlere de âdet olarak söylenilen hitapları söylemek câizdir.

Ödünç ve rehin
Sual: Benden ödünç isteyen arkada tan, rehin olarak bir ey istemem câiz midir?
CEVAP
Evet câizdir. (E bah)

Mala zara vermek


Sual: Ba kasının malını kazâen kıran yahut zarar veren tazmin eder mi? Meselâ kom u,
çıkı kapısının önüne su i esi koymu . Görmeden çarpıp kırdım. Ödemem gerekir mi?
CEVAP
Evet.

Dini Levha
Sual: Sadece mushaf ve dini levha ticaretinin mahzuru var mıdır?
CEVAP
Mushafı, Kur' an-ı kerim ö retilmesine, okunmasına sebep olmak niyetiyle satmak caiz ve
sevab olur. Aldı ı para helal olur. Fakat böyle niyetin alameti mal olu fiyatına yakın az bir karla
satmaktır.
Geçimi ba ka kitaplardan sa lanıyorsa, mushafları karsız satmalıdır. ( ira)
Mushaf, dini levha, ilmihal kitapları ticaret malı de ildir. Emr-i maruf için satılır. Çar ıda
pazarda satılmaz. Dükkanlarda rafa konur. Okumak, bereketlenmek için odaya asılır. Zinet
e yası dini eserleri yere sermek onlara hakaret olur.

Vakf ve Dernek
Sual: Dükkanım daha önce vakfa aitmi . Vakf alınıp satılmadı ına göre, kazancım helal
mıdır?
CEVAP
Vakf statüsündeki vakf, alınıp satılmaz ve mülk olarak kullanılmaz. Fakat sizinkinin sadece
adı vakıftır. Bugünkü vakfların durumu de i iktir. Bugün çe itli vakflar kurulmu tur. Bunlar
yardım te kilatı olup, dinimizin hibe ahkamına tabidir. Yani bunlar yardım yerleridir, vakf
de ildir. Vakf malı, vakfeden kimsenin koydu u artlara göre idare edilir. Dernekler, yardım
te kilatları ise, ba kalarının emirlerine göre i görür. Buradaki paralar hibe edenlerden çıkmı tır.
Orayı idare edenler, bu paraları çe itli hayır ve hasenata sarfedebilirler. Yeni idare, eski idareden
bütün malları teslim alır.
Bunların isminin vakf olması, dinimizin vakf hükmüne dahil edilmesine sebep olmaz.
Mesela, melekler yiyip içmez. Fakat bir kadının ismi melek ise, bu da yiyip içmiyecek denmez.
Siz dükkanınınızı gasbetmediniz. Hak sahibisiniz. Müstehak olarak kullanmanızda dinen bir
mahzur yoktur. ( slâm Ahlâkı)

Zenginlik - Fakirlik
Sual: Zenginlik iyi, fakîrlik kötü de il midir?
CEVAP
Mal iyi yolda kullanılırsa, zenginlik elbette iyidir. Kötü yolda kullanılırsa kötü olur. mâm-ı
Gazâlî ve mâm-ı Birgivî hazretleri, Kur’ân-ı kerîmde mal için Hayırlı ey isminin verildi ini
bildirmektedir. (Bekara 180, Âdiyat 8) Defîne [altın paralar] Rabbin rahmeti olarak
bildirilmi tir. (Kehf 82)
Mal, Allahü teâlânın verdi i bir ni’mettir. Âhıreti kazanmak, mal ile olur. Dünya ve âhıret,
mal ile intizâm bulur, rahat olur. Hac, cihâd sevâbı mal ile kazanılır. Bedenin sıhhat, kuvvet
bulması, mal ile olur. Ba kasına muhtaç olmaktan insanı koruyan maldır. Sadaka vermek,
akrabâyı görüp gözetmek, fakîrlerin imdâdına yeti mek mal ile olur. Mescidler, mektebler,
hastaneler, yollar, çe meler, köprüler yaparak, asker yeti tirerek insanlara hizmet de mal ile olur.
Peygamber efendimiz, ( nsanların en iyisi, onlara faydası çok olanıdır) buyuruyor. (Kudâî)
nsanlara yardım etmek için çalı ıp para kazanmak, nâfile ibâdet etmekten daha çok
sevâbdır. Cennetin yüksek derecelerine mal ile kavu ulur. slâm âlimlerinin büyüklerinden
mâm-ı Sevrî hazretleri, malın, insanın silâhı oldu unu, canını, sıhhatini, dînini ve erefini mal
ile koruyaca ını bildirmektedir.
Mal, silâh gibidir. Silâh iyidir. Ancak bu silâhı kötü i te kullanmak kötüdür. Silâhın sahibi
iyi ise, iyi i lerde; kötü ise kötü i lerde kullanır. Malı iyi i te kullananlar övülmü tür. Bu yüzden
Peygamberlerden ve evliyâdan zenginler var idi. Meselâ Hz. brâhim, Hz.Süleyman, Cennetle
müjdelenen Abdurrahman bin Avf hazretleri çok zengin idi. Evliyânın büyüklerinden
Ubeydüllah-i Ahrâr hazretleri de çok zengin olup, 1300’den fazla çiftli i vardı ve her birinde
3.000 amele çalı ırdı. Mal kıymetli oldu u için, malı isrâf etmek, telef etmek harâmdır. Bu
konudaki iki hadîs-i erîf meâli öyle:
(Malı u runda öldürülen kimse, ehîddir.) [Taberânî]
(Allah, malı telef etmeyi harâm kılmı tır.) [Taberânî]
Dîne uymıyan isrâf, harâmdır. Mürüvvete uymıyan isrâf, tenzîhen mekrûhtur.
Zenginli i öven hadîs-i erîflerden bazıları öyle:
(Allahü teâlâ birine çok mal verir, bu da malını Allahın râzı oldu u, be endi i yerde
harcarsa, bu kimseye gıpta etmek, imrenmek gerekir.) [Buhârî]
(Allahü teâlâ, bir kuluna mal ve ilim verir. Bu kul da harâmlardan kaçınır, akrabâsını
sevindirir, malından, hakkı olanları bilip verir ise, Cennetin yüksek derecesine kavu ur.)
[Tirmizî]
(Yâ Rabbî, buna [Enes bin Mâlik’e] çok mal ve çok çocuk ver ve bunlarla kendisini
bereketlendir!) [Birgivî]
(Âhır zamanda mü’minler için zenginlik saâdettir.) [ .Rafiî]
(Mal, sâlih olan kimse için, ne güzeldir.) [Taberânî]
(Mal ile eref kazanılır.) [ .Ahmed]
(Âhır zamanda insanların paraya ihtiyâcı daha çok olur. Çünkü insan o zaman din ve
dünyasını ancak para ile korur.) [Taberânî]
(Mü’minin izzeti, halktan müstagnî olmasıdır.) [Taberânî] [Müstagnî, ihtiyâçsız
demektir.]
Mal kıymetli oldu u için Kur’ân-ı kerîmde mal ve can ile cihâd edenler övülmektedir. (Nisâ
95, Tevbe 20, 41, 85, Enfâl 72, Hücurât 15, Saf 11)
Allahü teâlâ, Habîbine verdi i ni’metleri hatırlatırken, malsız iken Ona, kimseye muhtaç
olmıyacak kadar, mal verdi ini bildirmektedir. (Duhâ 8)
Büyükler, (Mal, gurbette vatandır. Fakîrlik vatanda gurbettir. Bir kimse, fakîrse, nerede
olursa olsun gariptir) buyuruyor. Fakîrli e sabredilmesi kolay olmıyaca ı ve Allaha isyân
edilebilece i için Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Fakîrlik, iki cihânda da, yüzkarasıdır.)
[R.Nâsihîn]
(Fakîrlik, dünya ve âhıret yoksullu udur.) [Deylemî]
(Fakîrlik küfre sebep olur.) [Beyhekî]
(Yâ Rabbî, fakîrlikten sana sı ınırım.) [Nesâî]
Mal, kılıç gibidir. Kullanmasını bilmiyen, onunla kendisini keser. Bu bakımdan mal, kimisi
için iyi, kimisi için kötüdür. Kimisini zenginlik, kimisini fakîrlik azdırır.
Mal hırsı da insanı felâkete sürükleyebilir
Fakîrlik, insanı küfre sürükledi i gibi, mal hırsı da insanı felâkete sürükleyebilir. Hadîs-i
erîflerde buyuruldu ki:
(Her ümmetin bir fitnesi vardır. Ümmetimin fitnesi maldır.) [Tirmizî]
(Her eyin bir âfeti vardır. Ümmetimin en büyük âfeti, dünya, altın ve gümü e [paraya]
gönül vermektir. yi yolda harcıyan hâriç, mal toplıyanın ço unda hayır yoktur.)
[Deylemî]
Genelde zenginler malı sevdi i için mecâzen zenginler kötülenmi tir. Meselâ, (Ümmetimin
en kötüleri zenginlerdir) hadîs-i erîfi bunu göstermektedir. Ya’nî, (Ümmetimin en kötüleri
paraya tapanlar) demektir. Bizzat mal ve zenginlik kötülenmemi , mal sevgisi, mal hırsı
kötülenmi tir.
Hazret-i brâhim, (Yâ Rabbî, beni ve çocuklarımı puta tapmaktan koru) diye duâ
etmi tir. Peygamberler puta tapmıyaca ına göre puttan maksat para sevgisidir. Parayı sevmek,
puta tapmak gibidir. (Altın ve gümü ün [paranın] kuluna la’net olsun) ve (Paraya tapan
helâk oldu) hadîs-i erîfleri, parayı çok sevenlerin âkıbetini haber vermektedir. (Tirmizî)
Kur’ân-ı kerîmde de, meâlen, (Malı pek çok seviyorsunuz) buyurulmaktadır. (Fecr 20)
Altın ve gümü ü biriktirip Allah yolunda sarfetmiyen çok acı bir azâba düçâr olaca ı
bildirilmektedir. (Tevbe 34) Mal ve çocuklar, Allahü teâlâyı anmaktan alıkoyarsa, hüsrâna sebep
olaca ı bildirilmi tir. (Münâfikûn 9)
Peygamber efendimizin eline sabah bir mal gelse, ak ama bekletmez, ak am eline bir mal
geçse, sabaha bekletmez, hayırlı yerlere verirdi. (Beyhekî) Mal sevgisi, insanı azdırabilir. Az
kimse bunun zararından kurtuldu u için kötü zenginler tenkide mâruz kalmı tır. Kur’ân-ı
kerîmde buyuruluyor ki:
(Gerçek u ki, insan, zenginli i görünce azar.) [Alâk 6-7]
Zengin olan herkes azmaz. Fakat çok kimse azdı ı için Kur’ân-ı kerîmde böyle
buyurulmu tur. Mal herkesi azdırsaydı, Cenâb-ı Hak, brâhim aleyhisselâmı, Süleyman
aleyhisselâmı ve daha birçok sâlih kimseyi zengin etmezdi. Mal için imtihan vardır. (A. mrân
186, Tegâbün 15]
Ekseriyâ zenginler, malı iyi yolda harcamadı ı için malı seven zenginler kötülenmi ,
sabreden fakîrler övülmü tür. Hadîs-i erîflerde buyuruldu ki:
(Zenginler helâk oldu. Ancak malını hayırlı yerlere harcıyanlar kurtuldu. Böyle
zenginler ise çok azdır.) [ . Mâce]
(Cennete baktım, orada daha çok fakîrleri gördüm. Cehenneme baktım, oradakilerin
ço unun zenginler oldu unu gördüm.) [ .Ahmed]
ükreden zengin çok kıymetli oldu u hâlde, sabreden fakîrin ondan daha üstün oldu u
(K.Saâdet)te bildiriliyor. Fakîrli i öven hadîs-i erîfler:
(Fakîrlik, dünyada mü’mine hediyedir.) [Taberânî]
(Fakîrler, Allahın dostudur.) [Deylemî]
(Yâ Âi e, bana kavu mak için, fakîr olarak ya a!) [Tirmizî]
(Fakîrleri sevin, onlara yakın olun! Siz onları severseniz, Allah da sizi sever. Siz onlara
yakın olursanız, Allah da size yakın olur.) [Deylemî]
(Allahın takdîrine râzı olan fakîrden, üstün kimse yoktur.) [ .Gazâlî]
(Herkesin bir san’atı vardır. Benim san’atım da fakîrlik ve cihâddır. Bu ikisini seven
beni sevmi , bu ikisine bu zeden bana bu zetmi olur.) [ .Gazâlî]
(Yâ Rabbî, beni fakîr olarak ya at, fakîr olarak öldür, fakîrlerle ha ret!) [Buhârî]
(Önünüzde çetin ve tehlikeli geçitler vardır. Bunlardan ancak yükü hafif [malı az] olan
kurtulur.) [Bezzâr]
(Zikrin hayırlısı hafî, rızkın hayırlısı kâfi olanıdır.) [ bni Hibban]
(Yemîn ederim ki, beni sevene belâ, tepeden gelen sudan daha hızlı gelir. Yâ Rabbî
beni sevene iffet nasîb et, rızkını kâfi eyle! Beni sevmiyenin malını da evlâdını da ço alt!)
[ bni Asâkir]
(Yâ Rabbî bana inananın mal ve evlâdını az ver!) [Beyhekî]
Netîce-i kelâm, mal, bıçak gibidir. Faydalı i lerde kullanılırsa hizmeti çok olur. Zararlı
i lerde kullanılırsa zararı çok olur.

Her canlının rızkını Allah verir


Sual: Rızık için üzülmemeli deniyor. Rızk hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
Her canlının rızkını Allahü teâlâ verir. Çocuk, ana karnında çalı maktan âciz oldu u için,
göbe inden ona rızık gönderir. Çocuk dünyaya gelince, rızık olarak, anasının gö sünden süt
gönderir. Bir ey yiyebilece i ya a gelince de, di lerini yaratır. Çocu un ana-babası ölüp, yetim
kalırsa, önceden yalnız efkatle annesi bakarken, sonradan, herkesin kalbini, ona kar ı
merhametle doldurur. Daha büyüyünce de, çalı mak için kuvvet ve para kazanma arzûsu ihsân
eder. O kimse, bu arzûdan vazgeçip, takvâ yolunu tutar, kendini yetîm hâline korsa, ona kar ı
kalbleri, yine efkatle doldurur. Herkes, (Bu kimse Allah yolundadır. Her eyin iyisi buna lâyık)
der. Para kazanırken, kendine, yalnız kendi acırdı. imdi herkes acır. Fakat, takvâ yolundan
ayrılır, nefsine uyar ve çalı mazsa, kalblerde ona kar ı efkat hâsıl etmez. Böyle kimselerin,
tevekkül ediyorum diye çalı maması, tembel oturması, hiç câiz de ildir.
Kendini dü ünen kimsenin, çalı ıp, ihtiyâçlarını elde etmeyi de dü ünmesi lâzımdır. Demek
ki, Allah yolunda olup, yetîm gibi olana kar ı, herkesin kalbinde efkat, merhamet yaratır.
Cüneyd-i Ba dâdî hazretleri, “Allahü teâlâ emretti i için çalı malı, rızık için üzülmemeli”
buyurdu. Rızık için Allahü teâlânın verdi i söze güvenmelidir. Müslüman, Allahü teâlâ,
çalı mayı emretti i için çalı ıp kazanır. Nefsinin kötü arzûlarına, zevklerine kavu mak için
çalı ıp para kazanmak ve çalı ırken, helâlı harâmdan ayırmamak, ba kalarının haklarına
saldırmak, onlara olan borçlarını ödememek, suç i lemek, dünyaya dü kün olmayı gösterir.
Dünyaya dü kün olmak, büyük günâhtır. Allahü teâlâ emretti i için çok çalı ıp, çok
kazanmak ve O’nun emretti i gibi çalı ıp, kazandı ını, O’nun emretti i yerlere sarfetmek, ibâdet
yapmak olur. Çok sevâb olur.
Rızık için çalı mak
Allahü teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdîr etmi , ayırmı tır. nsanların ve
hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli oldu u gibi, her insanın rızkı da bellidir. Rızık
hiç de i mez. Azalmaz ve ço almaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını
yiyip bitirmeden ölmez. Bu konudaki âyet-i kerîmelerden birkaçının meâli öyle:
(Allahü teâlânın rızık vermedi i, bir canlı yoktur.) [Hûd 6]
(Birçok canlı, rızkını kendi elde edemez. Sizin de, onların da rızkını Allah verir.)
[Ankebût 60]
(Rabbin, rızkı diledi ine bol verir, diledi ine daraltır.) [ srâ 30]
Allahın kimine çok, kimine az rızık verdi ini çok kimse bilmez. (Sebe’ 36)
Allahtan korkana ummadı ı yerden rızık gelir. (Talâk 2,3)
Bir kimse, Allahü teâlâ emretti i için çalı ır, rızkını helâl yoldan ararsa, ezelde belli olan
rızkına kavu ur. Bu rızık, ona bereketli olur. Bu çalı maları için de sevâb kazanır. E er, rızkını
Allahü teâlânın yasak etti i yerlerde ararsa, yine ezelde ayrılmı olan o belli rızka kavu ur.
Fakat, bu rızık ona hayırsız, bereketsiz olur. Rızkına kavu mak için kazandı ı günâhlar da, onu
felâketlere sürükler.
nsan, rızkını aradı ı gibi, rızık da, sâhibini arar. Çok fakîrler vardır ki, zenginlerden daha
iyi, daha mutlu ya ar. Allahü teâlâ kendisinden korkanlara, dînine sarılanlara, ummadıkları
yerden rızık gönderir. Allahü teâlâ, insanları yaratırken, ömürleri gibi, rızıklarını da takdîr
etmi tir. Bu konudaki hadîs-i erîflerden ba’zıları öyle:
(Allahü teâlâ, mü’minin rızkını ummadı ı yerden verir.) [ .Hibbân]
(Rızık için üzülme, takdîr edilen [ezelde ayrılmı olan] rızık seni bulur.) [ sfehânî]
(Allahdan korkun, istedi iniz eylere kavu mak için, iyi sebeplere yapı ın. Kötü
sebeplere yana mayın! Hiç kimse, takdîr edilen rızkına kavu madıkça ölmez.) [Hakîm]
(Eceliniz sizi nasıl takip ederse, rızkınız da öylece takip eder. Rızık için sıkıntı
çekerseniz, Allahın emrine uygun hareket edin.) [Taberânî]
(Allah korkusunu sermâye edinen, rızkına ticaretsiz ve sermâyesiz kavu ur.) [Taberânî]
(Allahü teâlâya tam tevekkül etseydiniz, sabah aç gidip, ak am tok dönen ku lar gibi
rızka kavu urdunuz.) [Tirmizî]
Helâl rızka kavu mak istiyen sebeplerine yapı malıdır! Para kazanmak, malı arttırır. Fakat,
rızkı arttırmaz. Rızık, mukadderdir. Ya’nî ezelde ayrılmı tır. Rızık, ma’â a, mala, çalı maya
ba lı de ildir. Fakat Allah emretti i için çalı mak lâzımdır. Çünkü, Allahü teâlânın i leri,
sebepler altında tecellî eder. Âdet-i lâhiye böyledir. Fakat, ba’zan, sebebe yapı ıldı ı hâlde, i
hâsıl olmıyabilir. Yahut, sebepsiz de, hâsıl olabilir. Bu konudaki hadîs-i erîflerden ba’zıları
öyle:
(Rızkının bol olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhârî]
(Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar!) [ bni Mâce]
(Cömerdin evine rızık, devenin gö süne vurulan bıçaktan daha tez gelir.) [ bni Mâce]
( sti fâra devam eden, ummadı ı yerden rızıklanır.) [ .Mâce]
(Namaz kılmak rızkın bereketine sebep olur.) [Miftahülcenne]
(Hanımı ile [iyi geçinip] akala anın, rızkı artar.) [ .Lâl]
Ba’zı eyler fakîrli e yol açar, rızkın güçlükle gelmesine sebep olur. Meselâ tırna ı uzun
olanın rızkı me akkat ile, sıkıntı ile hâsıl olur. Bu konudaki hadîs-i erîflerden ba’zıları öyle:
(Günâh i lemek, rızıktan mahrûmiyete sebep olur.) [ bni Mâce]
(Yalan söylemek rızkı azaltır.) [ sfehânî]
(Zinâ fakîrli e yol açar.) [Beyhekî]
(Sabah uykusu rızka mânidir.) [Beyhekî]
[Rızıkların da ılması sabah namazından sonra olur. Ma’nevî rızıkların da ılması ise ikindi
namazından sonradır. Bu iki vakitte uyumamaya dikkat etmelidir! (El-Envâr)]
(Sabah namazını kıldıktan sonra uyumayın, rızkınızı aramaya çalı ın!) [Taberânî]
(Hak teâlâ rızıkları, fecr ile güne in do aca ı vakitler arasında verir.) [Beyhekî]
(Rızka kavu an çok hamd etsin!) [Hatîb]
Hamdetmek, Allahü teâlâya ükretmek demektir. Her ni’metin Allahü teâlâdan geldi ine
inanmak lâzımdır.
Allahü teâlâ, Hz.Mûsâ’ya buyurdu ki: (Kendine verdi im ni’meti, benden bilip
kendinden bilmiyen, ni’metlerin ükrünü edâ etmi olur. Rızkını kendi çalı ması ile bilip,
benden bilmiyen ise, ni’metin ükrünü edâ etmemi olur.) [ .Gazâlî]

Fakirlerin Üstünlü ü
Sual: Fakirlere yardım etmek lazım mı?
CEVAP
Fakirlere yardım etmeyi nimet ve ganimet bilmelidir! mkanları oldu u hâlde, fakirlere
yardım etmeyenler, kıyamette pi man olacaklardır. Hadis-i erifte buyuruldu ki:
(Yoksulları doyurun! Çünkü kıyamette onların üstünlü ü olacak, "Dünyada iken, bir
hatadan dolayı nasıl birbirinize özür dilediyseniz, imdi de fakirlerden özür dileyin!"
denilecektir.) [Ebu Nuaym]

Allaha yapılan iftira


Sual: Bazı esnaf dükkanlarında u ifadelere rastlıyoruz: Allahü zülcelalin be eriyete hitabı:
(Dost istersen Allah yeter, mür it istersen Kur’an yeter, delil istersen Muhammed yeter, me gale
istersen ibadet yeter, zenginlik istersen kanaat yeter, eref istersen islamiyet yeter, ibret istersen
ölüm yeter, dü man istersen nefsin yeter, bunlar da yetmezse, cehennem yeter.) Bu ifadeleri -
hâ â- Allah söyledi deniyor.
CEVAP
Allahın sözleri, ya Kur’an-ı kerimde, ya hadisi kudside olur. Olmadı ına göre Allaha bir
iftiradır, din istismarıdır, para için yazılmı tır. Burada do ru ve yanlı ifadeler var. Hepsi do ru
olsa bile, Allah adına yalan söylenmi olur. Kendim yazdım dese idi, biraz daha az hata olurdu.
Dost istersen Allah yeter: Bu söz dine aykırı de ildir. Kur’anı kerimde (Müminler,
müminler bırakıp da, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allahü teâlânın
dostlu unu bırakmı olurlar.) buyuruluyor. Buradan mü’minleri dost edinmek de, Allahın
dostlu una zıt de ildir.
Mür it istersen Kur’an yeter: Çok yanlı bir sözdür. Bu sözü daha çok mezhepsizler,
tasavvuf dü manları söylüyor. Tarihte birçok evliya, ulema gelip geçmi tir. Hiç biri, mür id
edindi in zatı bırak dememi tir. Her büyük zatın bir hocası olmu tur.
Delil istersen Muhammed yeter: Bu söz de çok yanlı tır. Dinimizde delil, sadece
Peygamber efendimizin sözleri de ildir. Dinimizde delil dört tanedir: Kur’anı kerim, Sünnet-i
seniyye, cma-i ümmet ve kıyas-ı fukahadır. Bunların birisini inkâr eden sapık olur.
Me gale istersen ibadet yeter: Bu söz de eksiktir. Buradan sanki hep ibadetle me gul ol,
rızık için çalı ma anlamı çıkarılabilir. Çalı mak da ibadettir. Me gale isteyenin çalı ması
gerekir. Hadis-i eriflerde buyuruluyor ki: (En güzel rızık, helale, harama dikkat edilerek alın
teri ile kazanılandır.), (Çalı ıp kazanmak her Müslümana farzdır.), ( badet on kısımdır,
dokuzu çalı ıp helal kazanmaktır.), (Cihad, sadece kılıç sallamak de ildir. Ana babaya,
evlada bakmak, kimseye muhtaç olmamak için çalı mak da cihaddır. Çalı ıp kimseye yük
olmayan mücahiddir.)
Zenginlik istersen kanaat yeter: Bu söz do rudur. Kanaat gibi zenginlik olmaz. Çünkü
hadis-i erifte (Zenginlik, mal çoklu u de il, gönül zenginli idir.) buyurulmu tur.
eref istersen islamiyet yeter: Bu söz de do rudur. Müslüman olmaktan büyük eref
yoktur. Müslüman için eref; slamın güzel ahlâkına sahip olmaktır. Paramızı bu u urda
harcamak ereftir. Hadis-i erifte, ( erefinizi, mallarınızla koruyun) buyurulmu tur.
bret istersen ölüm yeter: Bu söz de güzeldir. Çünkü hadis-i erifte, ( nsana vaiz,
nasihatçi olarak ölüm yeter.) buyuruluyor. Her gün iki melek öyle der: Ey insanlar, ölmek
için do dunuz, yaptıklarınız harap olur, mallarınız dü mana kalabilir. Bunların hesabı sizden
sorulur.
Dü man istersen nefsin yeter: Bu söz de eksiktir. Dü man sadece nefis de ildir. eytanı da
dü man bilmek gerekir. Allahü teala, ( eytan size dü mandır. Onu dü man edinin)
buyuruyor. Kötü arkada da en iddetli dü mandır.
Bunlar da yetmezse, cehennem yeter: Bu sözü de Allaha mal etmemeli. Allahü teala,
(Rahmetimden ümidinizi kesmeyin, bütün günahları affederim.) buyurdu. Hadisi eriflerde
de (Günahınız çok olup göklere kadar ula sa, tövbe edince, Allahü teâlâ tövbenizi kabul
eder.), (Allahın Rab, benim de peygamber oldu uma yakînen inanana, cehennem haram
olur.) buyuruldu.

Sabah uykusu ve rızık


Sual: (Sabah erken kalkmak, hayra, berekete sebep olur.) (Para kazanmak, malı arttırır.
Fakat, rızkı arttırmaz.) deniyor. Bu hususlarda açıklama yapar mısınız?
CEVAP
Erken kalkanın nasibi gür olur derler. Sabit ücretli de, erken kalksa, nasibi gür olur. Ücretin
kendisi de il, bereketi artar. Bereket, az bir eyden çok faydalanmaktır. Az bir yemek, çok ki iye
yetmi se, bereketli olmu demektir. Çok kazandı ı halde, maa ını yetiremeyen, bereketsizli i
sebebiyle borçlanır. Sabah erken kalkmak, hayra, berekete sebep olur. Hadis-i eriflerde
buyuruldu ki:
(Ya Rabbi, i ine erken gidenin çalı masını bereketli kıl.)
(Sabah namazını kıldıktan sonra uyumayın, rızkınızı aramaya çalı ın!)
(Hak teâlâ rızıkları, fecr ile güne in do aca ı vakitler arasında verir.)
(Sabah uykusu rızka manidir.)
Rızıkların da ılması sabah namazından sonra olur. Manevî rızıkların da ılması ise ikindi
namazından sonradır. Bu iki vakitte uyumamaya dikkat etmelidir!
Zaruret olmadan, ikindiden sonra ve sabah namazından i rak vaktine kadar uyumayı adet
haline getirmemeli, ayrıca ak amdan yatsı namazına kadar da uyumamalıdır! Çok uyumak
zararlıdır. Çok yiyip içen, istemese de çok uyur. Az yiyip içmek ve az uyumak gerekir. Hadis-i
eriflerde buyuruldu ki:
(Çok uyumak, insanı ahirette fakir eder.)
(Çok yiyip içeni ve çok uyuyanı Allahü teâlâ sevmez.)
(Çok uyumak, tembelliktir ve inançta zayıflıktır.)
(Yemekten hemen sonra uyuyanın kalbi katıla ır.)
(Rızık için çalı maya erken gidenin i i bereketli olur ve ba arı kazanır.)
(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gev eklik ve unutkanlık meydana getirir.)
(Sabah namazından sonra, güne do ana kadar uyumayın!)
(Sabah uyumayı adet haline getiren, yan ve bel a rılarına müptela olur.)
(Kaylûle uykusu faydalıdır. Ak am üstü uyumak ahmaklıktır.)
(Gündüzün ba ında uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylûle] enbiya ve
evliyanın güzel huylarındandır. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.)
Hikmet ehli, (Uykuya dü kün olan muradına eremez) buyurmu tur. Genel olarak çok
uyumak, çok yiyip içmekten ileri gelir. Hadis-i erifte, (Allahü teâlâ, çok yiyip içene ve çok
uyuyana bu zeder.) buyuruldu.
Helal rızka kavu mak isteyen sebeplerine yapı malıdır! Para kazanmak, malı arttırır. Fakat,
rızkı arttırmaz. Rızık, mukadderdir. Yani ezelde ayrılmı tır. Rızık, maa a, mala, çalı maya ba lı
de ildir. Fakat Allah emretti i için çalı mak gerekir. Çünkü Allahü teâlânın i leri, sebepler
altında tecelli eder. Adet-i lahiye böyledir. Fakat bazen, sebebe yapı ıldı ı hâlde, i hasıl
olmayabilir. Yahut, sebepsiz de, hasıl olabilir. Bu konudaki hadis-i eriflerden bazıları öyledir:
(Rızkının bol olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!)
(Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar!)
( stigfara devam eden, ummadı ı yerden rızıklanır.)
(Namaz kılmak rızkın bereketine sebep olur.)
(Hanımı ile [iyi geçinip] akala anın, rızkı artar.)
Bazı eyler fakirli e yol açar, rızkın güçlükle gelmesine sebep olur. Mesela tırna ı uzun
olanın rızkı me akkat ile, sıkıntı ile hasıl olur. Bu konudaki hadis-i eriflerden bazıları öyledir:
(Günah i lemek, rızıktan mahrum olmaya sebep olur.)
(Yalan söylemek rızkı azaltır.)
(Zina fakirli e yol açar.)
(Rızka kavu an çok hamd etsin!)
Hamdetmek, ükretmek demektir. ükredilince nimet eksilmez,artar. Allahü teâlâ,
Hz.Musa’ya, (Kendine verdi im nimeti, benden bilip kendinden bilmeyen, nimetlerin
ükrünü eda etmi olur. Rızkını kendi çalı ması ile bilip, benden bilmeyen ise, nimetin
ükrünü eda etmemi olur.) buyurdu.
Nasırlı el
Kimseye muhtaç olmamak için çalı mak çok kıymetlidir. Peygamber efendimiz, Hz. Muaz
ile musafeha edince buyurdu ki:
- Ya Muaz, ellerin nasırla mı .
- Evet ya Resulallah, kazma elimde toprakla me gul oluyor ve bu sayede çoluk çocu umun
nafakasını kazanıyorum.
Fahr-i kainat efendimiz, Hz. Muazı öpüp buyurdu ki:
- Bu eli Cehennem yakmaz. (Tibyan)
Yine bir gün bir genç, sabah erkenden i ine gidiyordu. Eshab-ı kiramdan bazıları, bunu
uygun görmediler. Orada bulunan Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Öyle söylemeyiniz! E er
kimseye muhtaç olmamak, ana babasını ve aile efradını muhtaç etmemek için i ine
gidiyorsa, her adımı ibâdettir. E er kazanaca ı para ile ö ünmek, keyf sürmek niyetinde
ise, eytanla beraberdir.) [Taberânî]
Görüldü ü gibi bir müslümanın iyi niyetle çalı ması ibâdettir. Fakat kâfirin ve her haramı
i leyen kimsenin çalı ması ibâdet olmaz. (Namaza ne lüzum var, çalı mak da ibâdettir) demek
çok yanlı tır. Böyle söyleyen kâfir olur. Namaz kılan, haramlardan kaçan kimsenin iyi niyetle
çalı ması ibâdettir. (K. Saadet)

Ticârette ihsân
Sual: Ticarette ihsan ne demektir, nasıl olur?
CEVAP
Ticârette adâletle hareket eden, kendi sermâyesini kurtarmı olur. Fakat kâr, ihsân edenedir.
Aklı olan, âhıret kârını kaçırmaz. hsân, emredilmiyen iyili i yapmaktır. Kur’ân-ı kerîmde
buyuruluyor ki:
( hsân edenlere Allahü teâlânın rahmeti elbette çok yakındır.) [A’râf 56]
Ticârette ihsân altı türlü elde edilir:
1- Mü teri, piyasayı bilmedi i için veya malı be endi i için yahut bu mala fazla ihtiyâcı
oldu u için, çok kâr vermeye râzı olsa bile çok kâr istememelidir! Yüksek fiyâtla satıp, bir
kimseyi aldatmamalıdır!
Sırrî-yi Sekâtî hazretleri, % 5’ten ziyâde kâr istemezdi. Bir kere, altmı altınlık bâdem içi
almı tı. Bâdem fiyâtı ansızın yükseldi. Sırrî-yi Sekâtî hazretleri, bâdem satmak için gelen dellâla
dedi ki:
- Bâdemi altmı üç altına sat!
- Bugün bu kadar bâdem 90 altın ediyor.
- Ben yüzde be ten fazla kâr almam. Âdetimi ve kararımı de i tirmem.
- Ben de bir dellâl olarak, senin malını, râyiçten a a ı fiyâtla satmam.
- Ben de salih bir satıcı olarak yüksek fiyâtla satılmasına aslâ râzı olmam.
te ihsân böyle olur.
Din büyüklerinden Muhammed bin Münkedir hazretleri, çe itli kuma satardı. Kimisinin
metresi be altın, kimisinin, on altın idi. Birgün, kendisi yok iken, çıra ı, bir köylüye, be
altınlık kuma ı, on altına satmı . Kendi gelip, haber alınca, ak ama kadar köylüyü aradı.
Köylüyü bulunca, (Bu kuma be altından fazla etmez) dedi. Köylü, (Ben bunu, seve seve aldım)
deyince, (Ben kendime uygun görmedi imi din karde ime de uygun görmem. Ya satı tan
vazgeç, ya be altını geri al, yahut gel, on altınlık kuma tan vereyim) buyurdu. Köylü be altını
geri aldı. Köylü, (Bu mert zât kim) diye sorunca, (Muhammed bin Münkedir) dediler. Bu ismi
duyunca, (Sübhânallah! Bu, öyle kimsedir ki, çölde susuz kalınca ya mur duâsına çıkıp, onun
adını söyledi imiz zaman rahmet ya ar) dedi.
Büyüklerimiz az kârla, çok i yapar, bunu daha bereketli bulurlardı. Alı -veri te malın
kusurunu gizlemek zulümdür. timat edene hîle yapmak daha çirkindir. Hadîs-i erîfte buyuruldu
ki:
(Satıcıya itimat eden mü teriden fazla para almak harâmdır.) [Taberânî]
2- Fakîrin malını fazla para ile almalıdır! Meselâ dul kadınların e irdi i ipli ine, çocukların
sattı ı meyvelere çok para vermelidir! Bu suretle çalı anlara yardım etmek, sadaka vermekten
daha sevâbdır. Böyle yapan Peygamber aleyhisselâmın duâsına mazhâr olur. Hadîs-i erîfte
buyuruldu ki:
(Alı -veri te kolaylık gösterene Allahü teâlâ merhamet eylesin!) [ .Gazâlî]
Zenginden mal alırken aldanmak sevâb de ildir. Mali zâyi etmektir. Pazarlık edip ucuza
almalıdır!
3- Biraz ucuza satmalıdır. hsânin en kıymetlisi fakîrlere, pe in sattı ı fiyatla veresiye
vermektir. Parası, malı olmıyanın borcunu uzatmak, zâten vâcibdir. hsân de il, adâlet ve
vazîfedir. Fakat, malı olup da, ziyân ile satmadıkça veya muhtâç oldu u bir eyi satmadıkça,
ödiyemiyecek bir hâlde olanların ödemesine zaman vermek ihsândır ve büyük sadakadir. Hadîs-i
erîfte buyuruldu ki:
(Kıyâmette günâhı çok bir kimseyi hesâba çekip derler ki:
- Sen dünyada hiç iyilik yapmadın mı?
- Hayır, yalnız çıra ıma, (Fakîr olan borçluları sıkı tırma! Ne zaman ellerine geçerse, o
zaman vermelerini söyle! stediklerini yine ver, bo çevirme) derdim.
Allahü teâlâ, (Ey kulum, bugün sen fakîr, muhtâçsın. Sen dünyada benim kullarıma
acıdı ın gibi, bugün ben de sana acırım) buyurup o kulu affeder.) [Müslim]
4- Borç ödemekte ihsân, istemeye vakit bırakmadan, önce vermektir. Hadîs-i erîfte
buyuruldu ki:
(Ödünç alan, iyice ödemeyi niyet ederse, borcunu ödemesi için, melekler duâ eder.)
[ .Ahmed]
Malı oldu u hâlde, borcunu ödemeyi bir saat geciktiren zâlim olur. Namaz kılarken de, oruç
tutarken de, her an, la’net altında bulunur. Borç ödememek öyle bir günâhtır ki, uykuda bile
durmadan yazılır.
5- Alı -veri etti i kimse pi man olursa, yapılan satı tan vazgeçmelidir! Çünkü çok sevâbdır
ve ihsân etmektir. Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Bir kimse, [kar ısındaki pi man olunca] alı -veri i fesheder, malı geri alırsa, Hak teâlâ
onun günâhlarını affeder.) [Hakîm]
6- Fakîrlere veresiye verip, parası olmayandan, istememelidir! Fakîrler için defter tutmayan,
getirenden alıp getirmiyenden istemiyen eski sâlih esnaflar gibi olmaya çalı malıdır!

Ticârette dînini kayırmak


Sual: Ticarette dinini kayırmak nasıl olur?
CEVAP
Ticâreti, âhıret kazancına mâni olan kimse bedbahttır. nsanın sermâyesi, dîni ve âhıretidir.
Bu sermâyeyi kaptırmamak için unlara dikkat etmelidir:
1- Niyetin önemi büyüktür.
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Ameller niyete göre, iyi veya kötü olur.) [Buhârî]
Tâ’at ve mubâhlara niyete göre sevâb verilir. Her mubâh, iyi niyetle yapılınca sevâb, kötü
niyetle yapılınca günâh olur. Bir kimse, slâmın vekârını korumak niyetiyle ık giyinirse sevâb
kazanır. Gösteri için ık giyinirse günâh olur. Çünkü Allahü teâlâ, bir kimsenin yeni elbisesine
bakarak sevâb vermez.
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, sizin eklinize, malınıza bakmaz, kalblerinize, amellerinizi ne niyetle
yaptı ınıza bakar.) [ bni Mâce]
Her sabah öyle niyet etmelidir: (Kendimin ve çoluk çocu umun rızkını kazanmak,
onları kimseye muhtâç bırakmamak, Allahü teâlâya râhat ibâdet edebilmek, âhiret
yolunda yürüyebilmek için, vazîfeme gidiyorum) demelidir! O gün müslümanlara iyilik
etmeyi dü ünmelidir! Böyle niyet eden kimse, vazîfesini yaptı ı kadar, hep sevâb kazanır. Onun
her i i, ibâdet olur.
2- Her müslüman iyi bilsin ki, islâmiyetin faydalı olarak bildirdi i her san’at, farz-ı
kifâyedir. Bunu dü ünerek, bir san’ata yapı mak, ibâdet etmek olur. Bilhassa harb vâsıtalarını en
modern, en ileri ekilde yapmaya çalı mak farzdır. Bu vâsıtaları yapabilmek için, gerekli
ilimleri, bu niyet ile okumak ibâdet olur. Namaz kılan insanın bu niyet ile, her i i ibâdet olur.
Namaz kılmıyanın her hareketi de günâh olur. O hâlde, her müslüman, namazını kılmalı, sonra
farz oldu unu dü ünerek, vazîfesini yapmalı! görürken niyetin do ru olmasına alâmet,
insanlara faydalı olan bir meslek seçmektir. Ya’nî, öyle bir i görmeli ki, e er o i olmasa,
müslümanlar sıkıntı çekerdi. O hâlde, keyf, oyun ve benzerlerine, san’at dense de ve harâm
i leyenlere san’atçı ismi verilse de, bunları yapmak ibâdet olmaz.
3- Dünya i leri, âhiret için çalı maya mâni olmamalı!
Kur’ân-ı kerîmde buyuruldu ki:
(Mallarınız ve çocuklarınız, Allahı hâtırlamanıza mâni olmasın!) [Münâfikûn 9]
nsanların amellerini yazan iki er melek, her sabah-ak am de i ir.
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Melekler insanların amel defterlerini götürdükleri zaman, ba ında ve sonunda iyi i
yazılı ise, gün ortasında yapılanları ona ba ı larlar.) [Ebû Ya’lâ]
Bunun için sabah kalkınca ve gece yatarken iyi i ler yapmalıdır.
4- Çar ıda, i te Allahü teâlâyı zikretmeli, her an O’nu hâtırlamalıdır! Dili ve kalbi bo
kalmamalıdır! yi bilmelidir ki, o anda kaçırdı ını, bütün dünyayı verse, bir daha eline
geçiremez. Gâfiller arasındaki hâtırlamanın sevâbı çok olur.
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Gâfiller arasında Allahı zikreden, kuru a açlar arasında bulunan ye il fidana, ölüler
arasındaki canlı olana ve harbde kaçanlar arasında, arslan gibi sava ana benzer.)
[ .Gazâlî]
Dînine, ibâdetine yardım niyeti ile dünyaya çalı anlara, çok sevâb verilir. Yalnız para
kazanıp, dünya malı toplamak için çalı anlar, sevâbdan mahrûm kalır. Hattâ bunlar, câmi’de,
namazda iken de, kalbleri dükkânın hesâbındadır. Fikirleri da ınıktır.
5- Dünya i lerine çok dü kün olmamalıdır! Meselâ, çar ıya herkesten önce gidip, herkesten
sonra çıkmamalıdır! eytân, böyle erken gidip, geç dönen müslümanı daha çok günâha sokmaya
çalı ır.
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Tüccârın en kötüsü, i ine erken gidip, geç dönendir.) [Ebû Nuaym]
Sabah namazı kılmadan ve kitap okuyup birkaç ey ö renmeden i e gitmemeyi âdet
edinmelidir! htiyâcı kadar dünyalık kazanınca, âhıreti kazanmakla me gûl olmalıdır! Çünkü,
âhıret hayâtı sonsuzdur.
6- üpheli eylerden kaçınmalıdır! Zâlimlerle, hîle, hiyânet edenlerle, yemîn ile satanlarla,
dükkânında harâm ey satanlarla alı -veri etmemelidir! Zâlimlere, fâsıklara veresiye
satmamalıdır! Çünkü, öldükleri zaman onlar için üzülür. Hâlbuki, zâlimler [ya’nî slâmiyete eli
ile, dili ile, kalemi ile zarar yapanlar] ölünce üzülmek günâhtır. Onlara yardım etmek câiz
de ildir.
7- Alı -veri yaptı ı kimse ile olan sözlerini, hareketlerini, aldı ını, verdi ini iyi ve do ru
hesâb etmelidir! Kıyâmette, bunların hepsinden hesâb verece ini bilmelidir! Büyüklerden biri,
bir bakkalı rü’yâda görüp, (Ne hâldesin) dedi. Bakkal, (Önüme ellibin sayfa kondu. Ellibin ki i
ile alı -veri yapmı ım. Baktım, her sayfada bir kimse ile olan mu’âmelemin inceden inceye
yazılmı oldu unu gördüm) dedi. Hîle yapan, hak yiyen, âhırette cezâsını çekecektir. (K.Saâdet

Dinimizde kâr haddi


Sual: Dinimizde kar haddi var mıdır?
CEVAP
Dinimizde kâr haddi yoktur. Fakat ihtikâr ve fahi fiyat yasaktır. Hz. Enes bin Malik
anlatır: Medine’de pahalılık oldu. Fiyatlar yükseldi i için kâr haddi koyması istenildi inde;
Resulullah, (Fiyatları koyan Allahü teâlâdır. Rızkı geni leten, daraltan, gönderen yalnız
Odur. Ben Allahü teâlâdan bereket isterim) buyurdu. Ba ka bir hadis-i erifte ise, (Kâr
haddi koymayın, fiyat koyan Allahü teâlâdır) buyuruldu. Esnafın fiyatları fahi olarak,
[malolu fiyatının iki misline] arttırdı ı zaman, Belediyenin ilgililerle birlikte uygun bir narh
[kâr haddi] koyması caiz olur. (R. Muhtar)
Satılan malın kusurunu gizleyerek aldatmak haram oldu u gibi, alınan malın kıymetini
gizleyerek aldatmak da faiz olur. Mesela bir kimse, sattı ı malın kıymetini bilmiyor. On
milyonluk malı, 5 milyona satıyor. Ona (Bu mal, her yerde 4 milyon eder) diyerek kandırmak
haramdır. nsanlar, Müslüman ahlâkına uyarsa; ne kandıran ne de kandırılan olur. Mallara narh
koymaya lüzum kalmaz. Arz ve talebe göre, mallar kıymetlenir veya ucuzlar. Peygamber
efendimiz, (Müslümanların, ehre mal getiren köylüleri kar ılayıp piyasa fiyatını
gizleyerek, ucuz satın almalarını) yasakladı. Piyasayı bilmeyenlere yüksek fiyatla mal satmak
da haramdır. Hatta acemi olup, ucuz satan veya pahalı alan ile alı veri etmemelidir. Bunlarla
alı veri yaparken piyasadaki fiyatı gizlemek günahtır.
Basra’da büyük bir tüccar vardı. ran’da bulunan adamlarından biri buna mektup yazarak; bu
sene eker kamı ının verimli olmadı ını, kimse duymadan çok eker almasını bildirdi. Tüccar da
çok eker satın alıp, eker piyasadan çekilince; pahalı satarak otuz bin dirhem kâr etti. Sonra,
dü ünüp ( eker kamı larına afet geldi ini Müslümanlardan saklamakla onlara hıyanet
ettim, bu nasıl Müslümanlıktır?) diye, otuz bin dirhemi ekerlerini almı oldu u kimselere
götürdü. Yaptı ı yanlı i i anlattı. Hatasına pi man olup dürüstlük göstermesinden dolayı, hiçbiri
verdi i parayı almayıp, (Sana helal olsun) dediler. Ak am evinde dü ündü ki, belki utanarak
almamı lardır. (Ben hıyanet ettim) diyerek, ertesi gün tekrar götürdü. Her birine yalvararak
otuz bin dirhemi taksim etti.
Mü teriye do ru söylemeli, hile etmemelidir. Malda bir kusur oldu ise, haber vermelidir.
Ucuz aldı ı bir malın fiyatı yükselip, pahalı satıyor ise aldı ı fiyatı söylemelidir. Aldatarak
satmak, hıyanet ve dolandırıcılık olur. Müslüman, kendine yapılmasını istemedi i eyleri,
ba kalarına da yapmamalıdır.
Sıkı ık durumda olanlara; yiyecek içecek, giyecek ve barınacak eyler için fahi fiyatla mal
satmak haramdır. Nafakasını temin etmek için, herhangi bir eyini satmak zorunda kalan fakirin;
sattı ını, ucuz almak da haramdır. Bir malı pe in ucuz, veresiye pahalı satmak caizdir. Vade
farkı istemek ise caiz de ildir. Vadeli satı ile vade farkı ayrıdır. Mesela; 5 milyon liralık malı,
ihsan ederek 3 milyona satmak caiz oldu u gibi, vadeli veya vadesiz olarak 10 milyona satmak
da caizdir. Fakat vadesi dolduktan sonra; ödenmezse, vade farkı istemek caiz olmaz. Ancak ceza
anla ması yapılabilir.
Bir de mü teri borcunu verinceye kadar paranın de eri dü se, malın satıcı tarafından
satıldı ı gündeki de eri istenebilir. Diyelim ki, satılan mal kar ılı ı olan 20 milyon lira ile o
zaman bir altın lira alınabildi i hâlde, imdi paranın de eri dü tü ü için aynı kıymette altın
alınamıyorsa, mesela bir altın 40 milyon lira olmu sa, mü teriden bir altın veya o de erde para
istemek caiz olur. Böyle yapmakla vade farkı de il, satılan malın de eri istenmi olur. Satıcı
zarara ugramadı ı gibi, mü teri de fazla para ödememi olur. Bu, mam-ı Ebu Yusuf’un kavlidir.
Fetva da böyledir. (R. Muhtar)

Alı veri ilmi bilinmezse


Sual: Alı veri yapıyoruz. Ama dinimizin bu husustaki hükümlerini bilmiyoruz. Bu ilim
bilinmezse ne olur?
CEVAP
Alı veri ilmi bilinmezse günaha girilir. Bazı fasit satı lar, gayri müslim ülkelerde caizdir;
fakat bâtıl olan satı lar, gayri müslim ülkelerde de câiz de ildir, haramdır. Bâtıl satı lardan
bazıları unlardır:
1- Mal sayılmayan eylerin satılması bâtıldır. Mesela kan, kendi ölmü hayvanın le i mal
de ildir.
2- Mülkü olmayan eyi satmak bâtıldır. Meselâ denizdeki balı ı yakalamadan önce satmak
bâtıldır. Satı yaptıktan sonra balıkları tutup mü teriye verse yine sahih olmaz. Balıkları
tuttuktan sonra satılır.
3- Henüz yavru do madan ve ine in memesindeki sütü sa madan önce satmak bâtıldır.
Memedeki sütü satabilmek için, ine in sahibine, sütün de erine yakın bir para ödünç verilir.
ne in sahibi de hayvanından çıkan sütü her gün ödünç verir. Sonra takas yolu ile öde irler.
4- A açta belirmemi olan meyveyi satmak bâtıldır.
5- Yedi ya ından küçük çocu un alı veri i bâtıldır.
6- Canlı hayvanın etini tartı ile satmak bâtıldır.
7- Ayakkabıyı, henüz yapmadan satmak bâtıldır. Ismarlama sûreti ile yapmak câizdir
8- Le derisini daba lamadan satmak bâtıldır. Le in kemikleri, boynuzu, tüyü, kılı satılır.
Domuzdan ba ka eti yenmeyen hayvanları ve ha aratı ve balıktan ba ka deniz hayvanlarını,
ancak kullanmaları faydalı oldu u zaman satmak câiz olur. Domuzdan ba ka eti yenmeyen
hayvanlar Besmele ile kesilince veya avlayınca derisi temiz olur.
9- Bir binanın üst katı yıkıldıktan sonra, yalnız bu üst katını satmak bâtıldır. Çünkü, mal
kalmamı tır. Mevcut olan mal satılır. Hak, yalnız olarak satılmaz. Bunun için, alınacak maa ı
almadan önce satmak, bunların çeklerini bankaya kırdırmak bâtıldır.
10- Bir kimse, cinsini söyleyerek bir ey satsa, bu ey ba ka cinsten çıksa, satı bâtıl olur.
Meselâ bulgur diye alıp, pirinç çıksa, bâtıl olur.
11- Kaybolan e yayı satmak bâtıldır.
12- Falan ey olursa veya olmazsa, bu malı sana sattım diye satı yapmak bâtıl olur. [Mesela
Polatlı il olursa, bu malı sana bin marka sattım veya deprem olmazsa, bu evi sana 20 milyara
sattım demek gibi]
13- Satıcıya ve mü teriye faydası olmayan artla alı veri sahih olup, art edilen ey
yapılmaz. Meselâ, binmemek artı ile bir hayvanı satmak, mü terinin kendi giymemesi artı ile
elbise satmak, ba kasına satmamak veya hediye etmemek artı ile satın almak sahih olup, bu
artların hepsi bo tur, yapılmaz. Mesela kesmek artı ile koç satın almak sahihtir; fakat art
geçersizdir. Bir malı, bu ehirde satmamak artı ile satın almak sahih olup, art bâtıldır. Bir evi
yıkmak artı ile satın almak sahih; fakat art bâtıldır, yani yıkmak gerekmez.
14- Bir satı ta, malın ve paranın ikisi de deyn olursa, alı veri sahih olmaz, bâtıl olur.
Deyni, deyn kar ılı ı satmak bâtıldır. Bunun için, her çe it alacak, teslim alınmadan önce, hiç
kimseye veresiye satılamaz. [Kendinde bulunan mala Ayn, kendinde bulunmayana Deyn denir]
15- Ücret ile ibâdet yaptırmak veya ibâdetin sevabını ba kasına satmak bâtıldır.

Faiz ve Altının alı satı ı


Sual: Faiz hakkında bilgi verir misiniz? Kuyumcu dükkanım var. Biliyorsunuz altın alıp
satıyoruz. Neye dikkat etmem lazım?
CEVAP
Fâiz, ödünç vermekte, rehinde ve alı -veri te olur. Fıkıh kitaplarında fâizin yetmi ten fazla
çe idinin oldu u bildirilmektedir. Bunun için alı -veri ve ba ka sözle me yapacak kimselerin,
hangi hâllerde fâiz oldu unu iyice ö renmesi lâzımdır. Bu bilgileri ö renmek farzdır. Bilmeyen
kimse farkında olmadan fâiz alıp verir, böylece büyük günâha girmi olur. Kur' ân-ı kerîmde,
(Alı veri helâl, fâiz haram) buyuruluyor. (Bekara 275)
Ecnebi ülkesinde, Müslümanların, gayrı müslimlere ödünç verip, onlardan fâiz almalarının
câiz oldu u Mülteka' da yazılıdır. Dürer' deki hadîs-i erîfte, kâfir ülkesinde, Müslümanların
kâfirlerden fâiz almalarının câiz oldu u bildirilmi tir. Bundan ba ka zaruret dı ında fâiz her
yerde her zaman harâmdır.
mâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
Daha fazlasını ödemesi artı ile ödünç vermek fâizdir. Harâm anla ma ile ele geçen malın
hepsi harâm olur. Meselâ, 12 kile ödemesi artı ile, on kile bu day ödünç verilse, 12 kilenin
hepsi harâm olur. Fazladan alınan 2 kilesi kul hakkı oldu u için, geri verilmesi gerekir. On kilesi
de harâm oldu u için fakîre sadaka olarak verilir.
Bir teneke sütün içine konan, bir bardak idrar sütün tamamını necis eder. Fâizle ödünç
verilen paranın, fâizini, ana parasından ayırmak mümkün olmaz. Sütte oldu u gibi tamamı
kirlenmi tir.
Bazı kimseler, altının veresiye satılamayaca ını, altın de i tirilirken de ayar farkı
gözetilmeyece ini söylüyorlar. Yanlı olan bu hususu, kuyumcular kadar altın alan kimseleri de
ilgilendirmektedir. Alı veri lerimizi harama dü meden yapmamız gerekir. Çünkü alı veri
ilmini bilmeyen haram i ler. Helâl kazanan kimse, alı veri te dinin emrine uymazsa, haram
yiyebilir.
Sarrafların ve bunlardan alı veri yapanların bilmesi gereken hususlardan bazıları unlardır:
1- Altın, altın ile de i tirilirken, birinin a ırlı ı biraz fazla olursa haram olur. Meselâ 7.2
gram a ırlı ındaki Re at altını verip bunun yerine 7 veya 8 gram bilezik almak, faiz olur haram
olur. A ırlıklarının e it olması lâzımdır.
2- Altını altına satarken, a ırlıkları aynı olsa bile biri veresiye olursa yine haram olur.
Meselâ kuyumcuya, bir Hamit lira verilip yerine bir adet Elgazi istenilse, kuyumcu da, imdi
Elgazi yok, yarın vereyim dese haram olur.
3- Altında ayar farkı nazarı itibara alınmaz. Meselâ on gram 24 ayar altın ile on gram 14
ayar altın de i irse, iki taraftan biri, fazla bir ey alırsa, haram olur.
4- Hurda altın, i lenmi altın, antika altın, birbiri ile de i irken e it a ırlıkta olması
lâzımdır. Meselâ Hamit verip de yerine Re at alınsa, için ayrıca bir ey almak haramdır.
Yukarıda bildirilen haramlara dü memek için unları yapmalıdır:
1- Hurda altın getirip yerine i lenmi altın almak isteyen, önce hurda altınlarını kâ ıt para ile
satar. lenmi altınları da ka ıt para kar ılı ı satın alırsa hiç mahzûru olmaz.
2- Altını, altın kar ılı ı de il de, kâ ıt para veya ba ka mal kar ılı ı veresiye satmakta da hiç
mahzur yoktur. Meselâ kuyumcudan bir Re at altın veresiye bir ton oduna satılabilir. Altın ve
gümü olmayan madenî veya kâ ıt paralarla da veresiye satmak câizdir.
3- Altını veya herhangi bir malı veresiye pahalı satmak câizdir. (Dürer, Hindiyye, Erba' în-i
Selmânî)

Dine uygun çare aramak


Sual: “ slâmiyette hile-i eriyye olmaz” diyenler var. Harâma dü memek için hile-i eriyye
yapmak câiz de il midir?
CEVAP
Hile-i eriyye, harama dü memek için kurtulu çaresini bulmak demektir. Haramı helal
veya helalı haram yapmak için hile-i eriyye yapılmaz. Yahut birinin hakkına mani olmak veya
haksız mal ele geçirmek için hile yapmak caiz olmaz. Farzdan kurtulmak veya haram i lemek
için hile yapmak haramdır. Buna hile-i eriyye de il, hile-i bâtıla denir. Bir ey, farz veya haram
olmadan önce, farz veya haram olmasını önlemek câizdir. Buna hile-i eriyye denir.
Muteber eserlerde buyuruluyor ki:
Haramdan kurtulmak ve helale kavu mak için hile-i eriyye yapmak caiz ve iyidir. Böyle
hilenin caiz olmasına senet, Sad suresinin 44. ayetidir. Bu ayet-i kerime, Eyyüp aleyhisselam,
hanımına yüz sopa vurmaya yemin edince, bu yemini yapmaktan kurtulması için yapılacak hile-i
eriyyeyi bildirmektedir. (Hindiyye)
Said bin Sad hazretleri anlatır:
"Babam Sad, Resulullahın yanına, hasta, sarsak birini getirdi. Suçunu söyleyip ceza
verilmesini istedi. Peygamber efendimiz, (Buna üzerinde yüz filiz bulunan bir dal ile bir kere
vurunuz!) buyurdu. Böylece bir vurmakla, yüz sopa vurulmu , had cezası yapılmı oldu. (E iat-
ül-lemeat)
Ayet-i kerime ve hadis-i erifte bildirilen hususlar da, hile-i eriyyenin caiz ve iyi oldu unu
göstermektedir. mam-ı a'zam hazretleri de hile-i eriyyenin caiz oldu unu bildirmi tir.
Zaruret olmadıkça; hiçbir sebep ile ödünç para alıp, faiz ödemek caiz de ildir. Zaruret
ba kadır, ihtiyaç ba kadır. Zaruret, kendinin veya nafakası lazım olanların aç, susuz, çıplak
veya sokakta kalarak hasta olması demektir. Zaruret olunca, yani ölümden veya hastalıkla,
bir uzvun yok olmasından korku olunca, helal yol bulunamazsa, faizle ödünç alınıp, bununla
zaruret giderilir. Nafakaya muhtaç olup, çalı amayan ve faizsiz ödünç bulamayan kimsenin
nafaka için, faiz ile ödünç alması caiz olur ise de, böyle kimsenin, krediyi muamele satı ı yolu
ile alması iyi olur. Mesela, on altın alıp, üç ay sonra on iki altın ödemek isterse, on altını alırken,
kalem, defter, kitap gibi herhangi bir eyi de iki altına satın alıp, on iki altın borçlanır. Bunun
gibi haram i lemekten kurtulu yolu aramaya hile-i eriyye denir. Zarurete dü enin, ibadetini
kaçırmaması veya haram i lememesi için hile-i eriyye yapması lâzım olur. slamiyete uymaktan
kaçmak için çare aramaya hile-i bâtıla denir ki, haramdır.
Zekatı fakire veya vekiline, altın olarak verip sonra bunu ka ıt paraya çevirmek, hile-i
eriyye olur. Zekatı, sadaka-i fıtrı, nezri ve kurbanı, kaza etmeden fakir olanın, hile-i eriyye
denilen kolaylıkla, bunları kaza edebilir.
E ini üç talakla bo ayan müslümanın, nikahı kendi mezhebine uygun, fakat di er üç
mezhepten birine uygun de il idiyse, o mezhebi taklit ederek yeniden nikah yapar. Bu da hile-i
eriyye olur.
100 gam bilezi i olan muhtaç bir kadın, dinen zengin sayılır. Zekat vermesi ve kurban
kesmesi gerekir. E er bu muhtaç kadın, kurban kesmemek için, kurban bayramında sefere çıksa,
bayramdan sonra memleketine gelse, artık kurban kesmesi vacib olmaz. Zekat vermemek için
de, bileziklerinin yarısını çocu una hediye etse, zekat vermekten kurtulur. Fakat zekat farz
olmadan önce yapılan böyle hile, imam-ı Muhammed’e göre mekruh, imam-ı Ebu Yusuf’a
göre câiz olur.

Yemîn nasıl olur


Sual: Yemîn nasıl olur?
CEVAP
Yemîn, yalnız Allahü teâlânın isimlerini söylemekle olur. Vallahi, billahi, tallahi gibi.
Kur’ân, Peygamber, Kâ’be için demekle yemîn olmaz. Fakat âdet oldu u için Mushaf hakkı için
demek veya elini Mushafa koyarak bunun hakkı için demek yemîn olur. (Kur’ân çarpsın) demek,
Allah âhidim olsun demek yemîn olur. Ahdım olsun, nezrim olsun, yemînim olsun demek de
yemîn olur.
Kalben vallahi dense, yemîn sahîh olmaz. Dil ile söylemek gerekir. Küfre sebep olan eyleri,
yemîn niyeti ile söylerse, kâfir olmaz, yemîn etmi olur. (E er unu yaparsam kâfir olayım) gibi
küfre sebep olan bir eyi yemîn kastı ile söylemek de yemîn olur. Yemîn kastı ile söylemedi ise
kendisi kâfir olur. Onun için kâfir olayım sözünü hiç söylememeli!
(Babamın ba ı için, çocu umun, annemin ölüsünü öpeyim...) diye yemîn etmek harâmdır.
Tevbe etmek gerekir. Allahtan gayrısı için yemîn edilmez. Bu yemîn olmadı ı için, bozulursa
yemîn keffâreti gerekmez.
Hadîs-i erîfte buyuruldu ki:
(Babam hakkı için diyerek yemîn etmeyiniz! Yemîn, Allahü teâlânın ismi ile olur.)
[Müslim]
Harâm i lemek veya ibâdet yapmamak için yemîn eden, yemînini bozar, sonra yemîn
keffâreti verir. Meselâ, ( u i im olursa vallahi arap içece im) diyen kimse, arap içmez, yemîn
etti i için yemîn keffâreti verir.
Helâl malını harâm ederek yemîn etmekle o mal harâm olmaz. Meselâ, ( u elbiseyi
giyersem harâm olsun) diyen kimse, sözünde durmayıp giyse, elbisesi harâm olmaz. Fakat, o
elbiseyi giyince, keffâret vermesi gerekir.
Yalan yere yemîn büyük günâhtır. Do ru olarak çok yemîn etmek de uygun de ildir. Allahü
teâlânın ismine ve yemîne kıymet vermemek olur. arkılarda, türkülerde, e lencelerde yemîn
etmek de böyle günâh olur. (Dürr-ül-muhtâr)

Yemîn keffâreti nasıl verilir


Sual: Yemîn keffâreti nasıl verilir?
CEVAP
Yemîn keffâreti için, zekât alması câiz olan on fakîre, bütün bedenini örtecek kadar
bir kat çama ır verilir. Yâhut aç olan on fakîre, bir gün iki defa yemek verilir. On fakîre
bir defa, bir fıtra miktarı bu day, un da verilebilir. Yâhut bu de erde kuma , havlu,
mendil, çorap, et, pirinç, terlik, ayakkabı, ilâç veya uygun bir din kitabı veya altın vermek
de câiz olur. Bunları yapamayan fakîr, ardarda, [pe pe e, aralıksız] 3 gün oruç tutar.

En kolay yemin keffâreti, on fakire uygun bir din kitabı vermektir. Yemînini
bozmadan önce yemîn keffâreti verilmez. Verilirse sahîh olmaz. Bozunca tekrar vermesi
lâzım olur. Yemîn keffâretini geciktirmek günâh olur. Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ, bilerek yaptı ınız yemînlerden dolayı sizi mes’ûl tutar, hesâb sorar.) [Mâide
89]
Sigara içmiyece ine üst üste on kere yemîn edenin, sigara içerse, bir yemîn keffâreti
vermesi kâfidir.
Nezri, yapılması uygun olmıyan bir arta ba layan, meselâ, (Ali’nin çantasını
çalarsam, bir ay oruç nezrim olsun) diyen, çalmadan oruç tutar veya yemîn keffâreti verir.
(Kâ ıt para ile bir ey almam) diye yemîn eden, altın ile satın alınca, yemîni bozulmaz.
Kapıdan çıkmıyaca ım diyen, pencereden çıkarsa; kırbaç vurmıyaca ım diyen, sopa
vursa; ekmek yememeye yemîn eden, simit yese, yemîni bozulmu olmaz.
Konu mayaca ına yemîn eden, mektup yazsa yemîni bozulmaz. Sigara içmeyece ine
yemîn eden, puro içse, yemîni bozulmaz.

(Falancanın yüzüne bakmıyaca ım) diye yemîn eden, o kimsenin aynadaki [veya
tv’deki] görüntüsüne, yâhut resmine baksa, yemîni bozulmu olmaz.( u bakkaldan alı -
veri yapmıyaca ım) diye yemîn eden, o lunu veya ba ka birini gönderip alı -veri
yaptırsa, yemîni bozulur. Çünkü vekil asıl gibidir.

(Hakkımı Ali’ye helâl etmem) diye yemîn eden, (Hakkımı herkese helâl ettim) dese,
yemîni bozulur. Ali’ye de hakkını helâl etmi olur.

Hastalı ı iyi olursa, ömür boyu Receb ayında oruç tutaca ına dâir adakta bulunanın,
oruç yerine yemîn keffâreti vermesi câizdir. Yemîn keffâreti, bülû a ermi fakîre verilir,
çocu a verilmez. [Yukarıdaki yazı, R.Muhtâr, Hindiyye, Tahtâvî gibi muteber eserlerden
alınmı tır.]

Yemîni bozmak
Sual: Karde lerime inatla babama para vermiyece im diye yemin ettim, sonra verdim. Ne
yapmam lazım?
CEVAP
Yemîninizi bozdu unuz için yemîn keffâreti vermeniz gerekir. Ana-babanız, di er
evlâdlarından almasa da, sizden on mark alsa ne çıkar? Peygamber efendimiz, (Sen de, malın
da babanındır) buyurmu tur. Ana-babadan hiç bir eyi esirgememelidir!
-SON -