TÜRKİYEDE

HAYVANCILIK
(BÜYÜKBAŞ – KÜÇÜKBAŞ)

SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRME RAPORU

1

Hayvancılığın Önemi: Gelişen ve değişen dünyada insanoğlunun geçmişte var olan, bugün yaşanan ve gelecekte de hissedilecek önemli ve değişmez sorunlarının başında yeterli ve dengeli beslenme gelmektedir. Bu olgu söz konusu olduğunda, hayvansal ürünler taşıdıkları biyolojik özellikleri nedenleriyle vazgeçilmez ve diğer besin maddeleri ile ikame edilemez bir konumdadırlar. İnsanların yeterli ve dengeli beslenmesinde önemli rolü bulunan hayvancılık sektörü ulusal geliri ve istihdamı artırmak, et, süt, tekstil, deri, kozmetik ve ilaç sanayi dallarına hammadde sağlamak ve dengeli kalkınmaya katkıda bulunmak, kırsal alandaki açık ve gizli işsizliği azaltmak ve önlemek, kalkınma ve sanayileşme fınansmanını öz kaynaklara dayandırmak, ihracat yoluyla döviz gelirlerini artırmak, göç olaylarını ve bunun ortaya çıkardığı sosyal sıkıntıları azaltmak ve önlemek gibi önemli ekonomik ve sosyal fonksiyonlara sahiptir. Günümüzde ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde kullanılan önemli kriterlerden birisi de kişi başına tüketilen hayvansal ürünler miktarıdır. Bu bağlamda hayvansal protein tüketimi ile kalkınma arasında sebep sonuç ilişkisinin var olduğu ileri sürülebilir. Beslenme alışkanlığının coğrafi koşullar ve kültürel faktörler nedeniyle önemli farklılıklar göstermesine rağmen, ülkelerin besin ihtiyaçlarını mümkün olduğunca dışarıya bağımlı olmaksızın karşılamak isteği sektörü devletin destek ve koruması altına alan kapsamlı tarım politikaları oluşturmaya yöneltmiştir Hayvancılık sektörünün kırsal alandan kente nüfus göçünü önlemek gibi günümüz Türkiye'sinde yaşamsal önem taşıyan bir sosyo-ekonomik görevi de bulunmaktadır. Böylece metropoller üzerindeki göç nedeniyle oluşan nüfus baskısının getireceği olumsuz koşullar da önlenmiş olmaktadır. Dünyada 21. yüzyıla bilgi toplumu olarak girmeye hazırlanan gelişmiş ülkeler ulusal üretimde istikrarı sağlamak amacıyla, bitkisel ve hayvansal üretimi daha akılcı ve ekonomik politikalarla desteklemektedir. Söz konusu ülkeler elde edilen üretim artışı ile aynı zamanda önemli bir dış satımcı ülke konumuna gelmişlerdir. Bu yüzyılda tarımsal ve hayvansal besin maddelerinin üretimi, gelişmiş ülkelerin tekelinde daha stratejik bir konuma ulaşacak, aynı zamanda az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere karşı politik ve ekonomik bir silah olarak da kullanılabilecektir. Türkiye Ekonomisi Açısından Önemi: Gelişmekte olan bir ülke konumundaki Türkiye'de bitkisel ve hayvansal üretim ekonomik açıdan önemini hala korumaktadır. Ülke nüfusunun, 2000 yılı (DİE) verilerine göre 67.803.927 kişi, iktisaden faal nüfusun 25.997.141 kişi ve bunun yaklaşık %50’sinin Tarım kesiminde iktisaden faal nüfus olduğu göz önünde bulundurulursa, hayvancılık sektörünün Türkiye'nin kalkınması ve gelişmesi için üzerinde önemle durulması gereken bir önemi ve ağırlığının olacağı anlaşılmaktadır.

2

Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 2001 yılında gerçekleştirilen Genel Tarım Sayımı Tarımsal İşletmeler Anketi sonuçlarına göre; Türkiye’deki toplam işletme sayısı 3.076.650, Bitkisel üretim ve hayvancılık yapan (Polikültür) işletme sayısı 2.074.479, yalnızca Bitkisel üretim yapan işletme sayısı 929.582, yalnızca hayvancılık yapan işletme sayısı 72.629’dur.

TARIMSAL İŞLETME SAYISI
2.500.000

2.000.000

İŞLETME SAYISI

Bitkisel üretim ve hayvancılık yapan

1.500.000
Y alnızca bitkisel üretimyapan

1.000.000
Y alnızca hayvancılık yapan

500.000

0 0,67 0,30 0,02

ORAN

TÜRLERİNE GÖRE HAYVAN SAYISI Hayvan Türleri Sığır Manda Koyun Kıl Keçisi Tiftik Keçisi 1999 11.054 185 30.256 7.284 490 2000 10.761 146 28.492 6.828 373 2001 10.548 136 26.972 6.676 346 2002 9.804 121 26.174 6.519 261 (000) 2003 9.789 113 25.431 6.516 256

(000)
35.000 30.000 25.000 20.000 15.000 10.000 5.000 0 1999

SIĞIR VE KOYUN SAYISI

Sığır Koyun

2000

2001

2002

2003

Sığır varlıklarında; Kültür Melezi ve Yerli Irkların ağırlığı açıkça görülmektedir. 3

SIĞIR VARLIĞININ IRKLARA GÖE DAĞILIMI (ADET) (000) IRKLAR KÜLTÜR KÜLTÜR MELEZİ YERLİ 1999 1.782 4.826 4.446 2000 1.806 4.738 4.217 2001 1.854 4.620 4.074 2002 1.860 4.358 3.586
KÜLTÜR KÜLTÜR MELEZİ YERLİ

2003 1.941 4.285 3.563

Sığır Varlıklarının Irklara Göre Dağılımı
(000)
5.500 5.000 4.500 4.000 3.500 3.000 2.500 2.000 1.500 1.000 500 0 1999 2000 2001 2002

2003

Kesilen Hayvan Sayısı Ülkemizde kesilen toplam hayvan sayısında yıllar itibariyle genel bir düşüş yaşanmakla beraber, 1999 yılında kesilen Büyükbaş hayvan sayısının toplam içindeki payı % 19 iken bu oran 2003 yılında % 28’lere ulaşmıştır. Küçükbaş hayvancılığında ise 1999 yılında % 81 olan bu oran 2003 yılında % 72’lere gerilemiştir. KESİLEN HAYVAN SAYISI (000) BAŞ HAYVAN TÜRLERİ 1999 2000 2001 SIĞIR 1.119 1.123 1.030 DANA 888 979 813 MANDA 22 18 11 MANDA YAVRUSU 6 6 2 KOYUN 3.891 2.871 2.090 KUZU 3.214 3.240 2.658 KEÇİ VE OĞLAĞI 1.309 1.166 879 2002 754 1.020 5 5 1.750 2.186 757 2003 929 662 8 2 1.236 2.318 607

KESİLEN HAYVAN SAYISI (000) BAŞ BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ 1999 2000 2001 BÜYÜKBAŞ 2.035 2.126 1.856 KÜÇÜKBAŞ 8.414 7.277 5.627

2002 1.784 4.693

2003 1.601 4.161

4

KESİLEN BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ HAYVAN SAYISI (BAŞ)
(000)
9.000 8.000 7.000 6.000 5.000 4.000 3.000 2.000 1.000 0 1999 2000 2001 2002 2003
BÜYÜKBAŞ KÜÇÜKBAŞ

Et Üretimi Ülkemizde Büyükbaş et üretiminde; Sığır ve Dana’nın ağırlığı oldukça fazladır. Küçükbaş et üretiminde ise; Koyun ve Kuzu için aynı durum söz konusudur. HAYVAN TÜRLERİ SIĞIR DANA MANDA MANDA YAVRUSU KOYUN KUZU KEÇİ VE OĞLAĞI ET ÜRETİMİ (TON) 1999 2000 2001 186.443 176.253 170.533 163.238 178.383 161.057 4.495 3.301 2.034 701 746 260 84.420 61.945 45.338 48.056 49.193 40.323 23.694 21.394 16.138 ET ÜRETİMİ (TON) BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ BÜYÜKBAŞ KÜÇÜKBAŞ 1999 354.877 156.170 2000 358.683 132.532 2001 333.884 101.799 2002 329.260 91.282 2003 292.165 74.493 2002 142.152 185.478 860 770 42.165 33.663 15.454 2003 160.172 130.284 1.450 259 28.002 35.004 11.487

Toplam et üretiminde; 1999 yılında % 69 olan Büyükbaş et üretimi, 2003 yılında % 80’lere ulaşmıştır. Küçükbaş et üretiminde ise; 1999 yılında % 31 olan et üretimi 2003 yılında % 20’lere düşmüştür. Yıllar itibariyle toplam et üretiminde ise; hem Büyükbaş hem de Küçükbaş’ta bir düşüş yaşanmaktadır.

5

BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ ET ÜRETİMİ (TON)
400.000 350.000 300.000 250.000 200.000 150.000 100.000 50.000 0 1999 2000 2001 2002 2003
BÜYÜKBAŞ KÜÇÜKBAŞ

Süt Üretimi Toplam süt üretiminde; Büyükbaş’larda İnek, Küçükbaş’larda ise Koyun önemli bir orana sahiptir. 2001 yılında yaşanan krizin etkileri Süt üretiminde gözle görülür bir düşüşe sebep olmuştur. 2003 yılında toplam süt üretiminde bir önceki seneye göre yaklaşık % 21 oranında bir artış yaşanmışsa da 1999 yılı seviyelerine ancak gelinmiştir. BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ SÜT ÜRETİMİ (TON) HAYVAN TÜRLERİ İNEK KOYUN KEÇİ MANDA 1999 8.965.490 804.696 236.581 75.243 2000 8.732.041 774.380 220.211 67.330 2001 8.489.082 723.346 219.795 63.327 2002 7.490.633 657.387 209.621 50.925 2003 9.514.138 769.959 278.136 48.778

TOPLAM SÜT ÜRETİMİ (TON)
12.000.000 11.000.000 10.000.000 9.000.000 8.000.000 7.000.000 6.000.000 5.000.000 4.000.000 3.000.000 2.000.000 1.000.000 0 1999 2000 2001 2002 2003

Ortalama süt verimi açısından Türkiye, başta AB ülkeleri olmak üzere birçok ülkeden hatta dünya ortalamasından geridedir. Süt sığırı başına düşen ortalama yıllık süt verimi 6

ülkemizde 1709 kilogram iken, dünya ortalaması 2188 kilogramdır. Bu rakam birinci sıradaki ABD’de 7815, ikinci Bulgaristan’da 3430 ve üçüncü Romanya’da 2910 kilogramdır. Türkiye, sığır sayısı bakımından da dünyada 27. sırada yer almaktadır. Sağılan inek sayısı dikkate alındığında ise 5.5 milyon inek sayısıyla 10. sırada yer almaktadır. Süt üretim miktarına göre yapılan sıralamada da 15. sırada yer alan Türkiye, inek başına süt veriminde yıllık ortalama 1709 kilogram ile dünyada 72. sırada bulunmaktadır. Türkiye’nin süt üretimi ve veriminde geri kalmasının nedenleri arasında, yeterli düzeyde üretimin yapılmaması, süt ürünleri üretimini yapacak modern sanayi tesislerinin azlığı ve kurulu kapasitelerin yeterince kullanılamaması gibi nedenler yer almaktadır. Türkiye’de her tür tarımsal üretime uygun koşullar olmasına karşın süt ve süt ürünlerinde ihracat yapılmamaktadır. Süt ve süt ürünleri tüketiminde de dünya ortalamasından geride olan Türkiye’de sektörün kalkındırılabilmesi için üreticiye destek verilmesi, tüketimin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması ve ürün çeşitlerinin artırılması gerekmektedir.

AB – Türkiye Karşılaştırması Bugün ülkemizdeki 3 milyondan fazla olan kırsal işletmenin yaklaşık %80’i 1 ila 4 baş hayvana sahiptir. Faal durumdaki sığır besi işletmelerinin yaklaşık %85’i 10 başın altında hayvana sahip bulunmaktadır. Koyunculuk işletmelerinde de durum bundan farklı değildir. TARIMSAL ÜRÜN PARAMETRELERİ (AB - TÜRKİYE KARŞILAŞTIRMASI) AB (25) KARKAS AĞIRLIĞI (KG) 268,4 SÜT VERİMİ (KG/BAŞ) 5.880 SÜT TÜKETİMİ (KG/KİŞİ) 90 SIĞIR ETİ TÜKETİMİ (KG/KİŞİ) 27,1 SANAYİYE GİDEN SÜT ORANI (%) 94,8 ÇİĞ SÜT FİYATI ( € CENT/KG) 0,26 – 0,36 KARKAS ET FİYATLARI (TL/KG) (2004) 4.750.580

TÜRKİYE 175,8 1.709 30 5,5 9 0,25 6.835.610

Yukarıdaki parametrelerden de anlaşılacağı üzere verimlilikte AB’nin, Türkiye’den belirgin bir şekilde önde olduğu görülmektedir. Kişi başına süt verimi ve süt tüketiminde yaklaşık 3-4 misli bir orana sahip AB’de fiyatlara baktığımızda verilen desteklerle, çiğ süt fiyatında ülkemizdeki fiyatlar civarında, karkas fiyatlarında yaklaşık % 30 daha ucuz olduğu görülmektedir. 2010 yılında 80 milyona ulaşacağı tahmin edilen nüfusumuzun gelişmiş ülkeler standartında dengeli, kaliteli, ve güvenli beslenebilmesi için kişi başına yılda 182.5 kg süt, 36.5 kg et tüketmesi gerekmektedir. Bunun için et ve süt üretimimizi artıracak teknik ve ekonomik tedbirler alınmalıdır. Olaya bir de gelirin paylaşımı noktasında bakarsak; AB ülkelerinde toplam nüfusun yüzde 4’ ü tarımla uğraşırken bu oran Türkiye’ de yüzde 30’ dur. Yani bizden hem 3 – 4 kat daha fazla ürün alıyorlar, hem de bu geliri nüfusunun yüzde 4’ üne paylaştırmaktadırlar.

7

Türkiye’de DİE verilerine göre 2004 yılı itibariyle GSYİH'nin yaklaşık yüzde 11'i, toplam istihdamın ise yüzde 34'ünü oluşturan tarım ve hayvancılık sektörlerinde ise destek politikaları, gerek kurumsal yapı, gerek mali mekanizmalar açısından dağınık ve siyasi değişimlerden etkilenen bir yapıya sahiptir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan alınan 2001 yılı Tarım Sayımı ve 2003 yılı geçici verilerine göre: Türkiye ve AB rakamları karşılaştırıldığında; • Toplam tarım alanı, AB’nin % 20’si • Toplam işletme sayısı, AB’nin % 41’i • Ortalama işletme büyüklüğü, AB’nin yaklaşık 1/3’ü • Nüfusu, AB’nin %18’i • Toplam tarım nüfusu ise, AB’nin 1,28 katı • Tarımda istihdam edilen nüfus, AB’nin 1,27 katı • İstihdam içerisinde tarım çalışanlarının payı, AB’deki oranın yaklaşık 6,8 katı • GSMH içinde tarımın payı, AB’deki oranın yaklaşık 6 katı • İhracatta tarımın payı, AB’deki oranın yaklaşık 2/3’ü • İthalatta tarımın payı, AB’deki oranın yaklaşık 1/4’ü olduğu görülmektedir. TÜRKİYE 27.000.000 3.021.000 59 68.000.000 20.000.000 9.400.000 % 33,96 % 11,28 %4,19 %2,81 Toplam Tarım Alanı (Ha) Toplam İşletme Sayısı (Adet) Ortalama İşletme Büyüklüğü(Da) Nüfus Toplam Tarım Nüfusu Tarımda İstihdam İstihdam içerisinde Tarım Çalışanlarının Payı GSMH İçinde Tarımın Payı İhracatta Tarımın Payı İthalatta Tarımın Payı AB 134.261.000 7.370.000 174 377.000.000 15.600.000 7.400.000 %5 % 1,9 % 7,5 % 10,5

Avrupa Birliği üye ülkelerinin tarım politikalarını siyasi ve ekonomik anlamda bütünleştiren Ortak Tarım Politikası, Birlik içerisinde belirlenen ortak fiyatların korunması amacıyla oluşturulmuş çeşitli kurallar çerçevesinde işleyen geniş kapsamlı bir mekanizmadır. Halen Birliğin bütçesinin yarısı, ekonomisinin yüzde 5'ine karşılık gelen bütçe kaynakları tarım ve hayvancılık sektörlerine aktarılmaktadır. Ortak Tarım Politikası, kuruluşundan bu yana sürekli reformlara konu olmakla birlikte işleyiş mekanizmaları açısından istikrarlı bir yapı sergilemektedir.

8

Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası'nın amaçları: * Teknik ilerlemenin özendirilmesi, tarımsal üretimin rasyonelleştirilmesi ve üretim faktörlerinin, özellikle işgücünün optimal kullanımının ve verimliliğin artırılması, * Tarımsal nüfusun yaşam düzeyinin, özellikle tarımda çalışanların gelirinin artırılması yoluyla yükseltilmesi, * Piyasalarda istikrar sağlanması, * Düzenli bir ürün arzının garanti altına alınması, * Tarım ürünlerinin tüketicilere uygun fiyatlarla ulaştırılmasının sağlanması olarak sıralanabilir. OTP, üç temel ilke üzerine yapılanmıştır: Tek Pazar ilkesi, üye ülkelerde tarım ürünlerinin serbest dolaşımını engelleyen tüm kısıtlamaların kaldırılarak bir Tek Pazar oluşturulmasını öngörmektedir. Bunun için ortak fiyat ve rekabet kurallarını, üye ülkelerde istikrarlı bir döviz kurunu ve dış pazarlara karşı sınırlarda ortak bir korumayı gerektirmektedir. Topluluk tercihi ilkesi, Birlik içinde üretilen ürünlere öncelik tanınmasını amaçlamakta, bunun için AB tarım ürünlerinin ithalata karşı korunmasını, ihracatının ise sübvanse edilmesini gerektirmektedir. Ortak mali sorumluluk ilkesi, OTP'ye ilişkin tüm harcamaların Birlik üyeleri tarafından ortaklaşa üstlenilmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda Nisan 1962'de AB bütçesinde Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu (FEOGA) oluşturulmuştur. Ortak Tarım Politikası, tarımsal ekonomi literatüründe önce başarı, sonra da bunalımın simgesi olmuş bir kavramdır. Başlangıçta çoğu tarım ürününde üretim açığı bulunan Avrupa Birliği, 1980’li yılların başında kendi kendine yeterli olmanın da ötesinde Dünya tarım ürünleri pazarlarında ABD ile rekabet edebilecek bir duruma gelmesinde bu başarıyı OTP’ye borçludur. Nitekim 2000 yılı itibariyle Avrupa Birliği’nin tarımsal ve hayvansal üretim değerinin 280 milyar € olduğu bilinirse ulaşılan bu üretim hacminin büyüklüğü daha iyi anlaşılacaktır. 15’li Topluluk tarafından gerçekleştirilen bu üretimde en büyük payı yüzde 22,8 ile Fransa almakta onu yüzde 15,7 ile Almanya, 14,9 ile İtalya ve daha sonra sırasıyla yüzde 12,2 ve 8,9 ile İspanya ve İngiltere izlemektedir. Ancak AB içinde yüksek fiyat, sınırsız destekleme ve etkin koruma ilkelerine dayanan OTP günümüzde iki önemli sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlardan birincisi; tarımsal ve hayvansal ürünlerde üretimin tüketimden daha yüksek bir hızla artmasıdır. Örneğin, 1973-1988 döneminde tarımsal üretim yıllık yüzde 2 oranında artarken, tüketim sadece binde 5 oranında artmıştır. Bu arztalep dengesizliğine bağlı olarak da ikinci bir sorun ortaya çıkmıştır. O da meydana gelen üretim fazlalığı nedeniyle oluşan stokların OTP bütçesinde yarattığı yüktür. Örneğin; 1975 yılında destekleme alımları 4.5 milyar ECU olan FEOGA-Garanti bölümü harcamaları, 1993’e gelindiğinde 35.3 milyar ECU ya çıkmıştır. Halen Gümrük Birliği kapsamında yer almayan tarım ve hayvancılıkta, Avrupa Birliği tam üyelik müzakerelerinin başladığı bu dönemde Türkiye açısından artık daha akılcı yaklaşılmalı ve bu 1015 yıllık süreçte Avrupa Birliği'nin Ortak Tarım Politikası'na uyum konusunda gereken siyasi kararlılık gösterilmelidir. Çünkü tarım ve hayvancılığın ülke ekonomisi ve istihdamındaki önemi düşünüldüğünde Türkiye’nin gerekli uyum çalışmalarını süratle ele alması ciddi yapısal reformları birlikte gerçekleştirmesi gereği açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu kararlılık Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinin kısalmasını sağlayacağı gibi, globalleşen Dünya’da çok sayıda seçeneğimizin bulunmadığı da artık bilinmelidir. 9

Bu amaçla Türkiye, ortalama 59 dekar olan tarımsal işletme ölçeğini, 250 dekar’a çıkarmak ve 3 milyonu aşan kırsal işletme sayısını da, 15 yılda 2 milyona, 25 yılda ise, 1.4 milyona düşürmek gerekmektedir. Hayvancılık sektöründe ise, 1-4 baş olan ortalama işletme ölçeği, süt sığırcılığında 15 baş’a, besi sığırcılığında ise 25 başa yükseltilmelidir. Dünya genelinde tarımsal destek 300 milyar dolardır. Bu rakamın 280 milyar doları gelişmiş ülkelere aittir. AB’de ise tarımsal destek 80 milyar Euro’yu bulmaktadır. Ülkemizde ise sadece 2 milyar dolardır. Avrupa Birliği 40 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürdüğü “Ortak Tarım politikası” için bütçesinin ortalama değerlerle yüzde 60’ını harcadı. Halen birlik bütçesinin yarısı tarıma harcanıyor. Bu uygulamalar sonucunda AB, tarımda kendi kendine yeterli duruma geldiği gibi bir çok tarım ürününde ithalatçı iken ciddi bir ihracatçı oldu. Üye ülkeler arasında tarım ürünlerinin serbest dolaşımını sağladı. AB’de üretilen tarım ürünleri dışardan gelecek ürünlere karşı büyük oranlarda desteklendi, korundu. Ortak finansman ile tarım sektörü her dönem desteklendi ve üreticinin refah düzeyi yükseltilirken, kırsal kalkınma sağlandı Avrupa’nın tarımdaki bu başarısına karşılık Türkiye’de Atatürk dönemi dışında tutarlı bir tarım politikası uygulanamadı. Destekleme çok konuşuldu fakat uygulamada yeterli kaynak ayrılmadığı için başarı sağlanamadı. Teknoloji yeterince kullanılmadığı için verimlilik konusundaki çabalar yetersiz kaldı. Maliyetler düşürülemediği için rekabet şansı yaratılamadı. Türkiye, uygulanan yanlış politikalar sonucu dışa bağımlı hale geldi. İthalat ciddi biçimde arttı. Üreticinin reel olarak geliri düşerken her geçen yıl yoksullaşma arttı. Özellikle son yıllarda IMF, dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü taahütleri ile AB Ortak tarım politikası’na uyum çalışmaları arasında sıkışıp kalan bir politika hakim oldu. Türkiye, sahip olduğu tarım yapısı ile üreticisine gerekli desteklemeleri sağlayamadığı gibi, bazı önemli ürünlerin üretiminde özellikle de verimlilikte Avrupa Birliği’nin çok gerisinde kaldı. Uyum sürecinde bir çok üründe Türkiye’nin üretimden vazgeçmesi gündeme gelecek. En çok olumsuz etkilenecek sektörler tarım ve hayvancılık olacaktır. Rekabet koşulları nedeniyle çok sayıda küçük ve verimsiz tarım işletmesinin kapanması gündeme gelecek. Toplam tarımsal üretimde yüzde 10, hayvancılıkta ise üretim düşüşü yüzde 20 ‘ler düzeyinde olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye’de Hayvancılığın Sorunları: 1) Yıllar boyu izlenen hükümet politikaları Çiftçiliği ortadan kaldırıcı, tarımın şirketleşmesine hizmet edici, kırdan kente göçü tetikleyici politikalar. Ülkemizde uzun yıllardır popülist eğilimlerin ağırlık kazanması sebebiyle, tarımda uygulanan destekleme politikaları ekonomiyi ve istikrar tedbirlerini olumsuz etkilemektedir. Serbest piyasa şartlarının tam oluşmaması, devletin tarımda belirleyici unsur olması ve bütçe dışı finansman kaynaklarına sıkça başvurulması Hazine'ye maliyet artırımından başka bir şey getirmemektedir. Bunun nedeni, ülkemizde taban fiyatlar belirlenirken, siyasi tercihler ve oy kaygısının ön plana çıkmasıdır. Dünya şartları ile uyumlu olmayan fiyatlar nedeniyle borsalar çalışamamakta, ithalat cazip hale gelmekte ve Ziraat 10

Bankası bütçe dışı kaynak aramak zorunda kalmaktadır. Aktarılan bu kaynaklar doğal olarak devletimizin her yıl katlanan borç oranlarını artırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. 2) Düşük verimli yerli ırkların mevcudu Mevcut sığır sayısının yüzde 36’sı ve koyun sayısının yüzde 97'si düşük verimli yerli ırklardan oluşmaktadır. Hayvancılığın ıslahına gerekli önem verilmediğinden dolayı verimlilik oldukça düşüktür. 3) İşletme büyüklüklerinin küçük olması Optimum işletme büyüklüğü tespit edilerek üretim yapılmalıdır. Küçük işletmelerde maliyet dezavantajı işletmeler için büyük bir problemdir. 4) Uygun teknoloji ve yeterli hijyene sahip olmayan işletmeler Gelişen dünyanın gereksinimlerine cevap vermeyen emek-yoğun ve sağlıksız üretim yapan işletmeler kaliteli üretimden uzaklaşmakta ve yok olmaya mahkum olmaktadırlar. 5) Yem fiyatları ile ürün fiyatları arasındaki dengesizlik Yem fiyatlarının pahalılığı yüzünden üretim yapamaz hale gelen hayvancılık işletmelerinde, ürün fiyatlarına paralel yem fiyatı uygulanmasının yapılmasının hiç şüphesiz maliyetlerini düşürerek daha ucuza üretim yapmalarına imkan sağlayacaktır.
6)

Hayvan hastalıkları ile mücadelenin yetersiz oluşu Yeterli derecede bilinçli olmayan kişilerce yönetilen ve kırsal kesimde geleneksel yöntemlerle üretim yapmaya çalışan işletmelerin varlığı hayvan hastalıklarının bertaraf edilmesinde sıkıntılara yol açmaktadır.

7)

Pazarlama zincirinin uzunluğu ve örgütlenmenin yetersiz oluşu Örgütlenmenin oldukça zayıf olduğu bu sektörde pazarlama zincirinin de uzunluğunu göz önüne aldığınızda üreticilerin yaşadığı sıkıntıların hiç de hafife alınmayacak, oldukça büyük sorunlar olduğu görülmektedir.

8)

Üretici Birlikleri ticari faaliyetler yapmak yerine hayvancılığın önündeki sorunları giderecek çözümlere odaklanmalıdır. Üretici birlikleri çiftçinin eğitilmesi, AR-GE faaliyetlerinin yapılması, ihracata yönelik çeşitlerin geliştirilmesi, kalitenin geliştirilmesi, piyasa araştırmaları promosyon gibi faaliyetlere yönelmelidir. .

11

Türkiye’de Hayvancılık Politikaları: Cumhuriyetin 29 Ekim 1923’de ilanından bu yana Türkiye’nin kırsal ekonomik kalkınma ile birlikte hedefi hep sanayileşmek olmuştur. Gelişmekte olan bir çok ülkede de hedef sanayileşmektir. Türkiye’de; özellikle Atatürk sonrası, çok partili döneme geçişten itibaren sanayileşme uğruna kırsal kesim ihmal edilmiş, hayvancılık ve tarım sektörleri arasında yatırımdan, destekleme politikalarına, kredi ve finansman olanaklarından yapısal iyileştirme uygulamalarına kadar bir çok konuda sektörler arası dengeler gözetilmemiş, özellikle dengeler hayvancılık sektörü aleyhine bozulmuştur. Bugün sanayileşmiş ülkeler olarak tanımlanan ve Avrupa Birliğine üye Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda gibi ülkeler, bu sanayileşme sürecinden geçerken tarım ve hayvancılığını ihmal etmemiş ve hatta bu sektörlerden sağladıkları sermaye birikimi ve tasarrufları sanayileşme çabalarında kaynak olarak kullanmışlardır. Bugün Türkiye’de kırsal kesimde mevcut işletmelerin sosyo-ekonomik yapısı incelendiğinde ekonomik gelişmeden çok, zaman içinde gerilemenin olduğu görülmektedir. Başta mevcut miras hukuku, hızlı nüfus artışı ve artan kırsal nüfusun sanayi ve hizmetler sektörlerinde istihdam olanaklarının yeterince yaratılamaması nedeniyle kırsal kesimde 1950 yılında 2,5 milyon olan işletme sayısı 2001 yılı Genel Tarım Sayımı sonuçlarına göre 3 milyon’u aşmıştır. Aynı süreçte kırsal nüfus ise 15,7 milyondan 20 milyon’a ulaşmıştır. Sayısal artış işletme ölçeklerinin küçülmesine ve üretimin iktisadilikten uzaklaşarak irrasyonelleşmesine neden olmuştur. İşletme ölçeklerinin küçülmesinin önemli bir nedeni de bu güne kadar uygulanan politikaların iktisadiliği teşvik etmeyen kararlılıktan uzak, populist yaklaşımlar olmasındandır. İşletme ölçeklerinin büyütülmesinde devletin elindeki en önemli araçlar kredi ve finansman politikaları ile destekleme politikalarıdır. Oysa bu araçlar özellikle çok partili dönemlerden itibaren kırsal alanda hem hayvancılık hem de tarım işletmelerinde optimum işletme ölçeğine ulaşmanın teşviki ve desteklenmesi yolunda değil, “çiftçiyi fiyat yoluyla memnun etme” amacına yönelik olarak kullanılmışlardır. Başka bir deyişle irrasyonel (iktisadi olmayan) olan işletme ölçekleri, adeta bu destek politikaları ile teşvik ve himaye görmüş, yetiştirici üretimini iktisadi kılma çabası içine girme ihtiyacı duymamıştır. Diğer taraftan bu bilinçsiz desteklemeler kırsal kesim işletmelerinde çağdaş gelişmenin gereği üretimde ihtisaslaşmanın da ihmal edilmesine neden olmuştur. Yıllardır uygulanan politikalarda hayvancılık sektörü ihmal edilmiş ve dolayısıyla hayvan üretici ve yetiştiricileri üretimden uzaklaşmıştır. Islah konusunda yapılan çalışmalarla sağlanan teknik başarıların, üretimi ekonomik kılan akılcı fiyat politikalarıyla desteklenmemesi sonucunda sektörde beklenen gelişme sağlanamamıştır. Hayvansal üretimde belirli bir üretim artışının sağlanabilmesi ve sektörün rasyonel bir yapı kazanabilmesinde devletçe sağlanan destek ve uygulanan istikrarlı fiyat politikasının büyük önemi vardır. Gerçekten tek başına olmamakla beraber üretimin hem nicelik hem de nitelik olarak artırılmasında fiyat önemli bir role sahiptir.

12

Hayvancılık sektöründe fiyat teşekkülünde görülen eksik rekabet ortamı yanında 1950 öncesi ve 1950-1960 arası dönemde uygulanan narh ve buna dayalı tavan fiyatlar verim ve kalitenin artırılmasına imkan vermemiştir. Diğer taraftan 1963 yılından bu yana, planlı kalkınma dönemlerinde bile verim ve kalitenin artırılmasına imkan veren, kalite-fiyat ilişkisini dikkate alan istikrarlı fiyat ve destekleme politikaları da uygulanamamıştır. Hayvansal üretimde rasyonelleşmenin diğer önemli bir şartı da sektörün kredi ve finansman sorunlarının çözümlenmesidir. Sektörün önemli ölçüde yatırım finansmanına ihtiyaç vardır. Bu amaçla yatırım finansman ihtiyacını karşılayacak ve özel sektörü bu alanda üretime sevkedecek gerekli özendirici teşvik tedbirleri alınmamıştır. 24 Ocak 1980 Ekonomik istikrar tedbirleri ve onu izleyen dönemde Türkiye ekonomisi yeni bir yapılanma içine girmiş, başka bir deyişle piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla hakim olduğu yeni bir ekonomik değişim süreci başlamıştır. Alınan ekonomik politika tedbirlerinin şüphesiz Türkiye ekonomisi üzerinde önemli yararlar sağladığı doğrudur. Zira giderek globalleşen dünyada dış dünyaya entegre olmadan, rekabeti yaşamadan, gümrük duvarları arkasında tek başına himayeci bir politika ile ulusal sanayii yaşatmak ve kalkınmanın finansmanında bu yapı içinde dışsatımı artırmak pek olanaklı değildi. Ancak bu kararların ekonomiyi oluşturan tüm sektörler için başarılı sonuçlar verdiğini söylemek mümkün değildir. Örneğin bu kararlardan en olumsuz şekilde etkilenen sektörlerin başında hayvancılık gelmektedir. Her sektörün ekonomide gelişmişlik düzeyini dikkate almadan, ekonomik kararların gerektirdiği kurum ve yasal düzenlemeleri oluşturmadan uygulamaya konulan ekonomik politikalar, hayvancılık sektöründe telafisi gerçekten zor tahribatlara neden olmuştur.1950'den bu yana, planlı kalkınma dönemleri de dahil önemli ölçüde ihmale uğramış olan sektör, 1980 kararlarıyla beraber ekonominin acımasız rekabet koşullarına terk edilmiştir. Gerçekten, 1980 sonrası; Türkiye’de hayvancılığın çöküşünün hızlandığı dönem olmuştur. 24 Ocak ekonomik istikrar tedbirleri ile hayvansal ürünlerden devlet desteğinin çekilmesi, hayvansal üretimi ve üreticileri özellikle psikolojik yönden son derece olumsuz etkilemiştir. Hayvancılık sektöründe uygulamaya konulan bu politikalar zamanla hayvansal üretimde caydırıcı bir etken olmuştur. Üretimin azalması ile birlikte hayvansal ürün fiyatlarının artması bahane edilerek, fiyat artışlarının nedenleri araştırılmadan, meydana gelen fiyat artışlarının spekülatif olduğu zannedilerek hayvansal ürün ithali yoluna gidilmiştir. Bu politika çerçevesinde hayvan üreticisi, besicisi ve yetiştiricisine verilen destekler de askıya alınmış, en aza indirilmiştir. Diğer taraftan Et ve Balık Kurumu SEK ve Yem Sanayi’nin üretim görevleri dışında kırsal ekonomiye dönük çok daha önemli sosyo-ekonomik fonksiyonları göz ardı edilerek, iyileştirme olanakları araştırılmadan veya yokluklarında istikrarı sağlayacak alternatif alt yapılar oluşturulmadan özelleştirilmiştir. Türkiye'de bu güne kadar, kırsal ekonomik örgütlenmede "çok amaçlı kırsal kalkınma kooperatifleri" modeli tercih edilmiştir. Bu ekonomik örgütlenme modeli beklenen başarıyı gösterememiştir. Başarısızlığının en büyük nedeni de "üretimde ihtisaslaşma" nın dikkate alınmamış olmasıdır. Bu model kırsal kesimde tarım ve hayvancılık işletmeleri arasındaki işletme, ürün ve üretim farklılıklarını dikkate almamaktadır. Model, kırsal alanda yaşayan, farklı amaçları, farklı çıkarları hatta çıkar çatışması olan üretim kesimlerini bir çatı altında toplamaya çalışmıştır. Kırsal kesimde üretici örgütlenmesi yanında kamu hizmetlerinin düzenlenmesi konusu da reorganizasyonun yapıldığı 1983 yılından bu yana sürekli tartışma konusu olmuştur. Tarım Bakanlığı 13

bünyesinde bu reorganizasyonla oluşturulan fonksiyonel yapının kamu hizmetlerini verimli bir şekilde kırsal kesime götüremediği, hem tarımda hem de hayvancılıkta bu gün yaşanılan sıkıntılardan açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Farklı üretim sürecine, üretim yapısına, farklı sorunlara sahip olan ve farklı hizmetlere gereksinim duyan sektörlerde sadece fonksiyonlar dikkate alarak yapılan reorganizasyon kamu örgüt yapısını hantal ve irrasyonel hale dönüştürmüş, örgüt verimliliği düşerken kamu hizmet maliyetini yükseltmiştir. Zira 1980’den bu yana kırsal ekonomik yapının belirli bir ekonomik kalkınma atılımı içerisine sokulamayışının nedenini bu örgütlenme anlayışında ısrarda ve buna bağlı yapılanma yetersizliğinde aramak gerekir. Kalkınmasını beşer yıllık planlara bağlayan ülkemizin hayvancılık sektöründe öngördüğü kalkınma hedeflerini ve ulaştığı sonuçları başarılı olarak nitelemek mümkün değildir. Kırsal ekonomik yapıda rasyonelleşmeyi sağlayacak akılcı teknik ve ekonomik politika tedbirlerinin uygulanamayışı başarısızlığın ana nedenidir. Son yıllarda mevcut tarımsal destekleme politikalarının yarattığı sorunların giderilmesi ve uluslararası uygulamalara uyum açısından, Türkiye'de doğrudan gelir desteği sistemine geçilmiştir. IMF ile 22.12.1999 tarihinde imzalanan Stand-by anlaşması ile uygulanmaya başlanan istikrar programında tüm dolaylı destek politikalarından vazgeçilerek doğrudan gelir desteği (DGD) sisteminin uygulanması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda 2000 yılında pilot bölge uygulamasıyla gündeme gelen doğrudan gelir desteği, 2001 yılında ülke geneline yaygınlaştırılmıştır. Bununla birlikte uygulanmak istenen bu radikal programın ne gibi sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlara yol açabileceği hususları üzerine kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Hayvancılıkta destek sadece üretim miktarına değil, verimlilik ve kaliteye de prim verme şeklinde olmalıdır. Bu şekilde düşük maliyetli ve yüksek kaliteli üretim teşvik edilmiş olur. Örneğin; kendi ham yemini üreten ve/veya verimi yüksek ırk yetiştiren üreticiye fazla prim verilmelidir. Ayrıca ürününü kaliteli ve sağlıklı değerlendiren üretici teşvik edilmelidir, et hayvanını kombinalarda kestiren ya da ürettiği sütü soğutup saklayan ve ileri işleme teknolojisine sahip sanayiye satan işletmelere fazla prim verilmelidir. Bu şekilde kayıt dışı işlemler azaltılmış, vergi geliri artırılmış, ürünlerin hijyenik şartlarda işlenmesi sağlanmış olur. DGD'nin tek başına kullanılmaması daha doğru bir uygulama olacaktır, hayvancılık yapan kesim desteklenirken hayvan sayısı ve süt verimi ve ayrıca kullanılan araziden elde edilen tarla bitkisinin verimliliği de göz önünde bulundurulmalıdır. Doğrudan gelir desteği modeli diğer desteklerin tasfiyesi neticesinde onların yerine geçmemeli ancak telafi edici destek olarak onların tamamlayıcı bir unsuru olarak kullanılmalıdır. HAYVANCILIKLA İLGİLİ ÇIKARTILAN DESTEKLEME KARARLARI VE TEBLİĞLERİ Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Karar (2005/8503); Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 16/02/2005 tarihli ve 727 sayılı yazısı üzerine, 03/01/2002 tarihli ve 4733 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 21/02/2005 tarihinde kararlaştırılmıştır. Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Karar (2005/8503) Madde 1 — Bu karar 2005 – 2010 yılları arasında 6 yıl süre ile uygulanacak olup hayvancılığın desteklenmesi ile ilgili hususları kapsar. 14

Madde 2 — Destekleme konuları şunlardır; a) Yem bitkileri üretimi yapmak üzere başvuran üreticilere, nakliye ve ilaç bedeli hariç, çok yıllık yem bitkileri ekilişlerinde birinci yıl yatırım giderleri ve uygun görülen işletme giderlerinin ekiliş alanları ile uyumlu satın alınan alet ve ekipmanlar da dahil proje bedelinin % 40'ı, tek yıllık yem bitkilerinde ise işletme giderlerinin ekiliş alanları ile uyumlu satın alınan alet ekipmanları da dahil proje bedelinin %30' u doğrudan ödenir. Sertifikalı yem bitkileri tohumu üretim proje bedelinin % 25'i doğrudan ödenir. (Bu bend, 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) Yem bitkileri üretimi yapmak üzere başvuran üreticilere, üretim yaptıkları Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı arazileri üzerinden, kalkınmada öncelikli illerde ve sertifikalı tohumluk kullanımına göre farklı olmak üzere, yapay çayır-mera ve çok yıllık yem bitkisi ekilişlerinde ilk yıl için, tek yıllık yem bitkileri ekilişlerinde ise üretim yaptıkları yıl için dekar başına ödeme yapılır. Yem bitkileri üretiminde kullanılmak üzere satın alınan alet ve makineler fatura bedelinin %40’ı kadar desteklenir. Ancak, söz konusu alet ve makine desteği, hak edişe konu yem bitkileri desteğinin %40’ını geçemez. b) Yurt içinde yetiştirilen ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (Bakanlık) veya yetkilendirilmiş kurumca damızlık belgesi veya saf ırk sertifikası verilmiş kültür ırkı damızlık gebe düveleri satın alanlara hayvan başına doğrudan ödeme yapılır. c) Suni tohumlama sonucu doğan buzağılardan, soy kütüğüne kayıtlı olanlara daha fazla olmak üzere soy kütüğüne ve ön soy kütüğüne kayıtlı olanlara hayvan başına destekleme ödemesi yapılır. d) Suni tohumlama hizmeti sağlayan gerçek ve tüzel kişilere, soy kütüğüne kayıtlı olan işletmeler için ve kalkınmada öncelikli bölgelerde farklı olmak üzere hayvan başına suni tohumlama teşvik primi ödenir. (Bu bend, 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) Suni tohumlama hizmeti sağlayan gerçek ve tüzel kişilere, kalkınmada öncelikli illerde farklı olmak üzere soy kütüğü ve ön soy kütüğü sistemine kayıtlı olan sığırlara yapmış oldukları suni tohumlama hizmeti için hayvan başına teşvik primi ödenir. e) Çift cidarlı kazana, pastörizatör veya UHT sistemine sahip süt ürünleri imal eden işleme tesislerine süt satan üreticilere, hastalıktan ari işletmelere, soy kütüğüne kayıtlı olanlara, tarımsal amaçlı kooperatiflere üye olanlara ve küçükbaş hayvancılık işletmelerine farklı olmak üzere beher litre süt için destekleme ödemesi yapılır. (Bu bend, 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.)

15

Üretmiş olduğu sütü, Bakanlıktan süt teşvik kod numarası almış, gıda sicili ve çalışma izni olan süt işleme tesislerine satan, soy kütüğüne kayıtlı olan işletmeler ile örgütlü üreticilere farklı olmak üzere beher litre süt için destekleme ödemesi yapılır. f) Kendi öz kaynakları ile işletmesine sabit süt sağım ünitesi kurarak ve soğutma tankı koyarak sanayiye aktarılacak sütte belirli kalite ve hijyen kriterlerine uygun üretim yapacak üreticilere yatırım miktarının % 40'ı destek olarak ödenir. (Bu bend, 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) Kendi öz kaynakları ile işletmesine, büyükbaş hayvancılık için sabit süt sağım ünitesi, küçükbaş hayvancılık için ise sabit veya seyyar süt sağım ünitesi kurarak ve soğutma tankı koyarak sanayiye aktarılacak sütte belirli kalite ve hijyen kriterlerine uygun üretim yapacak üreticiler ile işletmesine gübre çukuru yapacak yetiştiricilere yatırım miktarının % 40’ı oranında destekleme ödemesi yapılır. Ancak desteklenecek yatırım miktarının üst sınırı Bakanlıkça belirlenir. g) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan ruhsatlı kombina ve mezbahalarda kesim yaptırma şartı ile sığırlarda 190 kilogram ve üzeri ağırlığında kesim yaptıran üreticilere Bakanlıkça gerek görüldüğünde beher kilogram için et destekleme ödemesi yapılır. h) Hastalıktan ari bölge oluşturmak üzere Trakya Bölgesinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak tebliğde belirtilen kriter ve özelliklere sahip sığır işletmelerinde hayvan başına doğrudan ödeme yapılır. Tazminatlı hastalık çıkan hayvanların etleri 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu kapsamında şarta tabi olarak değerlendirilir. Hastalık çıkan işletmelerdeki hayvanlar için ise, ödemeye esas teamül cetvelleri ile tazminat mazbataları Bakanlıkça onaylandıktan sonra hasta hayvan başına doğrudan tazminat ödenir. Bakanlık 2006 yılından itibaren söz konusu desteklemeyi başka illere de yaygınlaştırabilir. (Bu bend, 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) Hastalıktan ari bölge oluşturmak üzere Trakya Bölgesi, İstanbul ve Çanakkale illerinin Anadolu yakası, İzmir, Aydın, Manisa, Muğla, Balıkesir, Bursa, Eskişehir, Bilecik, Yalova ve Kocaeli illerinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak tebliğde belirtilen kriter ve özelliklere sahip sığır işletmelerinde hayvan başına doğrudan ödeme yapılır. Tazminatlı hastalık çıkan hayvanların etleri 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu kapsamında şarta tabi olarak değerlendirilir. Hastalık çıkan işletmelerdeki hayvanlar için ise, ödemeye esas teamül cetvelleri ile tazminat mazbataları Bakanlıkça onaylandıktan sonra hasta hayvan başına doğrudan tazminat ödenir. ı) Hayvan kimlik sisteminin geliştirilmesi amacı ile hayvanların tanımlanması ve tescili için çiftçilere hayvan başına destekleme ödemesi yapılır. (Bu bend, 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) 16

Hayvan kimlik sisteminin geliştirilmesi amacı ile hayvanların tanımlanması ve tescili için uygulayıcılara hayvan başına destekleme ödemesi yapılır. i) Hayvan hastalıkları ile mücadele çerçevesinde Bakanlıkça her yıl belirlenen programlı aşılamalar için Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde uygulayıcılara destekleme ödemesi yapılır. j) Bakanlıkça yapılacak sözleşme kapsamında; hayvansal orijinli gıda kontrolünde etkinliğin sağlanması, hayvan hastalıklarıyla mücadele, mezbaha ve denetim hizmetlerinin iyileştirilmesi amacı ile Bakanlığın belirlediği bölge ve işletmelerde veteriner hekim çalıştırılması için destekleme yapılır. k) Hayvan gen kaynaklarının korunması amacı ile Bakanlıkça uygulanan programa katılan çiftçilere büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda farklı olmak üzere hayvan başına doğrudan ödeme yapılır. l) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca üretim izni verilmiş işletmelerden o yıla ait üretim sezonu boyunca ana arı satın alarak kullanan üreticilere, birlik üyesi olanlara daha fazla olmak üzere ana arı başına doğrudan destekleme ödemesi yapılır. Kriterleri tebliğ ile belirlenecek süzme bala satış faturası veya müstahsil makbuzu üzerinden beher kilogram için prim ödenir. Polinasyon sağlamak amacı ile Bombus arısı satın alarak kullanan üreticilere koloni başına destekleme ödemesi yapılır. m) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan su ürünleri yetiştiricilik belgesi alan gerçek ve tüzel kişilere; alabalık, levrek ve çipura balıkları ile bunlara ödenen miktarlardan farklı olmak üzere yeni türlere, beher kilogram başına su ürünleri yetiştiriciliği destekleme primi ödenir. Ayrıca, denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılmak üzere yavru alanlara ve kendi işletmesinde büyütmek üzere yavru balık üretenlere, adet üzerinden destekleme primi ödenir. (Bu bend, 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) Bakanlıktan su ürünleri yetiştiricilik belgesi alan gerçek ve tüzel kişilere, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıt olmak şartıyla, Bakanlıkça belirlenecek türler için, beher kilogram başına su ürünleri yetiştiriciliği destekleme primi ödenir. Yeni türlerde üretim yapan yetiştiriciler ile su ürünleri yetiştiriciliği kooperatifi veya su ürünleri yetiştirici birliği üyesi yetiştiricilere farklı oranda destekleme primi ödenir. Ayrıca, denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılmak üzere yavru alanlara ve kendi işletmesinde büyütmek üzere yavru balık üretenlere, adet üzerinden destekleme primi ödenir." Yukarıdaki bentlere ek olarak, 19.10.2005 tarih ve 25971 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2005/9487 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile (n) bendi eklenmiştir. n) Tavuk Vebası hastalığına karşı itlaf edilecek hayvan ve imha edilecek hayvan maddeleri için tazminat ödemesi yapılır.

17

Yukarıdaki bentlere ek olarak 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile o, p, r, s ve t bentleri eklenmiştir. o) İpekböceği yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi ve üretiminin arttırılması için yaş ipekböceği kozası üreticilerine ücretsiz dağıtılacak ipekböceği tohumunu sağlayan Bursa Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Kozabirlik)’ne tohum bedeli ve ürettiği yaş ipekböceği kozasını Bursa Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği(Kozabirlik)’ne ve/veya Kooperatiflerine satan üreticilere destekleme primi ödenir. p) Tiftik keçisi yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi ve tiftik üretiminin artırılması için üretmiş oldukları tiftiği, Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Tiftikbirlik)’ne ve/veya Kooperatiflerine satan üreticilere destekleme primi ödenir. r) Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin desteklenmesi amacıyla "Islah Amaçlı Yetiştirici Birlikleri" şeklinde örgütlenen ve hayvanlarını kayıt altına alan yetiştiricilere dişi koyun ve keçi başına doğrudan destekleme ödemesi yapılır. s) Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı arazilerde, Bakanlık tarafından tohumculuk kuruluşu olarak kabul edilen kuruluşlarca üretilen/ürettirilen sertifikalı yem bitkileri tohumluğuna destekleme ödemesi yapılır. t) Kanatlı hastalıklarıyla mücadele kapsamında, yumurta üreticileri tarafından yetiştirilen ve ekonomik yumurtlama ömrünü tamamlayan çıkma tavuklar için, Bakanlıkça yayımlanacak tebliğ ile belirlenen süre, miktar ve esaslar çerçevesinde yerinde imha karşılığı hastalıkla mücadele primi ödenir. Ayrıca, Bakanlıkça gerekli görülmesi durumunda, yumurta üreticileri tarafından yetiştirilen ve ekonomik yumurtlama ömrünü tamamlayan çıkma tavuklar için, Bakanlıktan çalışma izni almış kanatlı hayvan kombina ve kesimhanelerinde kesilmek veya kanatlı eti işleyen rendering tesislerinde değerlendirilmek şartı ile üreticilere ve kesim işlerini yapan kombinalara, kesimhanelere ve rendering tesislerine tavuk başına destekleme ödemesi yapılır. Madde 3 — Desteklemeler için gerekli kaynak, ilgili yıl bütçesinde bütçe kanunu ile hayvancılık desteklemeleri için ayrılan ödenekten karşılanır ve T.C. Ziraat Bankası aracılığı ile ödenir. Madde 4 — Bu Karar'ın uygulanması ile ilgili olarak T.C. Ziraat Bankası'na destekleme tutarının % 0.5 'i oranında hizmet komisyonu ödenir. Madde 5 — Islah amaçlı Yetiştirici Birlikleri ve/veya Kooperatif üyesi yetiştiricilerden, aldıkları desteğin % 0.1'i oranında üye oldukları birlik veya kooperatifin Merkez Birliği'ne irat kaydedilmek üzere "Çiftçi Örgütlenmesini Güçlendirme" adı altında kesinti yapılır. (Bu madde 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.) Merkez birliğini kurmuş olan; ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri ve/veya 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu’na göre kurulmuş üretici birlikleri ve/veya Tarımsal 18

Kalkınma Kooperatifleri üyelerinden, aldıkları desteğin %0,2’si oranında merkez birliklerine, %0,1’i oranında da icmalleri yapan ilgili birlik ve kooperatiflere irat kaydedilmek üzere, "Çiftçi Örgütlerini Güçlendirme" adı altında toplam %0,3 oranında kesinti yapılır." Madde 6 — Haksız ödendiği tespit edilen destekleme ödemeleriyle ilgili alacaklar ödemenin yapıldığı tarih itibarıyla, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgililerden tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairelerine intikal ettirilir. Madde 7 — Bu Karar'ın uygulanması ile ilgili tebliğ, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca hazırlanarak bu Karar'ın yayımlandığı tarihten itibaren en geç 30 gün içerisinde çıkartılır. Destekleme miktarları her yıl Ocak ayında Bakanlıkça açıklanır. Madde 8 — Bu desteklemelerden kamu kurum ve kuruluşları yararlanamaz. Madde 9 — Destekleme ödemeleri ile ilgili hususlarda denetimi sağlayacak tedbirleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı alır. Madde 10 — 23.03.2000 tarihli ve 2000/467 sayılı Kararname ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır. Buna ek olarak; 17.01.2006 tarih ve 26052 sayılı Resmi Gazete’de, 2006/9922 Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın 4 üncü maddesi ile 23/2/2005 tarihli ve 2005/8534 sayılı Kararname yürürlükten kaldırılmıştır. Madde 11 — Bu Karar 01.01.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.(2005/8503) 2005/9487 : 19/10/2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. 2006/9922 : 1 / 1 / 2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Madde 12 — Bu Kararı Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür. Bu Kararın uygulama esasları, 24.03.2005 tarihli ve 15765 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Tebliğ no: 2005/13) Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında 2005/8503 Bakanlar Kurulu Kararının Uygulama Esasları Tebliği ile duyurulmuştur. Bu tebliğde, Kararda belirtilen desteklerden yararlanmak için neler gerektiği, nasıl yararlanılabileceği açıklanmıştır. Bu uygulama tebliği, daha sonra çıkan 29.06.2005 tarihli ve 25860 sayılı, 04.08.2005 tarih ve 25896 sayılı (Tebliğ no: 2005/40) Bakanlar Kurulu Kararının Uygulama Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’leri ile yeniden düzenlenmiştir. 08.03.2006 tarih ve 26102 sayılı Resmi Gazete’de; 2005/8503 sayılı “ Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ve 2006/9922 sayılı “Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar”a dayanılarak 2006/9 Tebliğ no’su ile “Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Uygulama Esasları Tebliği” yayımlanmıştır.

19