Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011

103
SOSYAL BİLİMLER Yıl : 2011 Cilt :9 Sayı :1 Celal Bayar Üniversitesi S.B.E.
TARİHÎ MANZUM METİNLERİ NESRE ÇEVİRME MESELESİ:
BELÎĞ’İN GÜL-İ SAD-BERG’İ ÖRNEĞİ
Prof. Dr. Âdem CEYHAN
Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi,
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
ÖZET
Bu makalede 18. asır şair ve yazarlarından Bursalı İsmâîl Belîğ’in daha önce
Abdulkerim Abdulkadiroğlu tarafından yayımlanan “Gül-i Sad-berg” adlı manzum yüz hadis
tercümesinin meydana getiriliş yılı üzerinde durulmakta; söz konusu eserin bilinen üç yazma
nüshasına dayanılarak olabildiğince hatasız neşredilmesi hedeflenmektedir. Klâsik Türk
edebiyatı metinlerinin anılan ilim dalında mütehassıs olmayan okuyucunun da kolayca
faydalanabileceği şekilde yayımlanması gereğinden hareketle Gül-i Sad-berg’in günümüz
Türkçesiyle nesre çevirisine de yer verilmiştir.
Anahtar Sözcükler: Gül-i Sad-berg, Yüz Hadis, Belîğ, Abdulkadiroğlu.
THE TRANSLATİON ISSUE OF HİSTORİCAL POETİC TEXTS INTO PROSE: THE
EXAMPLE OF BELİĞ’S GÜL-İ SAD-BERG”
ABSTRACT
This article emphasizes the year of the formation of “Gül-i Sad-berg, the work of 18th
Century poet and writer Bursalı İsmail Beliğ, and was published as the translation of one
hundred hadiths.by Abdülkerim Abdulkadiroğlu. It is aimed to publish the work without any
mistakes based upon known its three copies. The contemporary Turkish prose translations of
Gül-i Sad-berg are also included so that a reader not an expert in the field of Classic Turkish
Literature texts can easily benefit from the publication.
Key Words: Gül-i Sad-berg, Yüz Hadis, Belîğ, Abdulkadiroğlu.
Giriş
Dilin, dil bilginlerince sayılan vasıflarından biri de onun “canlı bir
varlık” oluşudur. Diğer canlı varlıklar gibi, yeryüzünde konuşulan bütün dillerin
de zamanla çeşitli yönlerden değişiklikler geçirdiği, ilgililerce iyi bilinen bir
gerçektir. Yüzyıl, hatta elli yıl önceki Türkçe’yle günümüzde kullanılan Türkçe
arasında yapılacak üstünkörü bir mukayese bile meydana gelen değişiklikleri
görmeye yetecektir. Tabiî gelişme seyri içinde veya dışarıdan müdahaleler
sonucu olarak bir lisanda ortaya çıkan değişimler, o dilin tarihî eserlerinin geniş
okuyucu kitleleri tarafından anlaşılabilmesini sağlamak üzere, istenen dil veya
üslûba dönüştürülmesi, kullanılan dile aktarılması veya dilinin yenilenmesi
ihtiyacını doğurmaktadır. Ancak tarihî de olsa bir her hangi bir lisana ait eserin
dil ve üslûbunun, yine o dil içinde bazı değişikliklere uğratılmasına tercüme
Celal Bayar Üniversitesi
104
(çeviri) denmesi, uygun değildir. Çünkü tercümede bir dilde söylenen sözün
veya yazılan metnin başka bir dile çevrilmesi bahis konusudur. Tercümeden
farklı olarak yapılan işe ise “sadeleştirme”, “dil içi çeviri”, “dil yenileme” gibi
isimler verilmektedir. (Dilçin, 2007, 153 vd.).
Dil yenileme işi, sırf çağımıza has değil, aslında edebiyat tarihimizde de
zaman zaman görülen bir vakıadır. Bazı edebî veya ilmî eserlerin lisanı
eskiyince, muhtevası bakımından değerli sayılan o metinlerin yaşayan dile
aktarılması isteği ve ihtiyacı doğmakta; bunun sonucunda aynı metinlerin aslına
sadık kalınmaya çalışılarak diliçi çevirisinin yapıldığı yahut çıkarma, ilâve gibi
bazı değişikliklerle yeniden yazıldığı veya manzumsa nesre çevrildiği
görülmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse, 16. asır şair ve yazarlarından
İznikli Bekāyî (ö. 1003/1595) olduğunu tahmin ettiğimiz “Bekāyî” mahlaslı bir
edebî şahsiyet, 14. asırda Hoca Mes‘ûd’un mesnevî şeklinde yazdığı Süheyl ü
Nevbahâr’ı kendi çağının diliyle nesre çevirmiştir. Vâhidî’nin “Menâkıb-ı
Hâce-i Cihân ve Netîce-i Cân” adıyla Hicrî 929 (Milâdî 1523) yılında
tamamladığı eseri, Ömer bin Mehmed Karakaşzâde, aşağı yukarı yüz sene sonra
“Nuru’l-hüdâ li-meni’htedâ” adıyla yeniden yazmıştır. 17. asır divan
şairlerinden Cevrî İbrâhim Çelebi’nin (ö. 1065/1654) de kendisinden önce
yazılmış iki eseri, dilini eski ve ifadesini kusurlu bulduğu için, yeniden nazma
çektiği bilinmektedir: Şair, Bitlisli Şükrî’nin 930 (1523) yılında mesnevi
şeklinde yazdığı Selim-nâme’yi 1037 (1627)’de kendi zamanının Tükçesine ve
şiir üslûbuna uydurarak yeniden nazmetmiştir. Cevrî, Yazıcı Sâlih’in 811
(1408)’de telif ve tercüme yoluyla meydana getirdiği manzum Melhame’yi de
1044 (1635) yılında benzer sebeplerle yeniden nazmetmiştir. Yine Nazmizâde
Hüseyin Murtaza, Bağdat valisi Hasan Paşa’nın isteği üzerine, 1117 (1705)
senesinde Kābusnâme’yi Türçeye çevirmiş; daha doğrusu Mercimek Ahmed’in
835 (1431-32)’de Farsça’dan dilimize tercüme ettiği bu eseri, kendi çağının
revaçta olan Türkçesine göre değiştirmiştir.
Türk edebiyatı tarihine ait metinler, bilindiği gibi, zamanımızda
umumiyetle birkaç şekilde basılmakta ve yayımlanmaktadır: 1) Bir yazma veya
basma nüshanın tıpkıbasımı şeklinde, 2) Çeviriyazım biçiminde, meselâ Arap
asıllı Türk harflerinden Latin asıllı Türk harflerine çeviri şeklinde, 3) Diliçi
çevirisi yapılmış, başka bir ifadeyle sadeleştirilmiş olarak, 4) Hem tıpkıbasım,
hem çevrimyazılı, hem de sadeleştirilmiş olarak... Her birinin bir ihtiyaçtan
doğduğu söylenebilecek olan bu neşir biçimlerinin avantajları da vardır,
dezavantajları da... Biz burada anılan metin neşri şekillerinden “diliçi çeviri”nin
gerekliliğini belirtmek istiyoruz: 11. asırdan harf inkılabına kadar meydana
getirilmiş tarihî-edebî eserlerimizden bir kısmının günümüz Türkçesine
çevrilerek yayımlandığı, konuyla alâkalı olanlarca bilinen bir şeydir. Son
zamanlarda bazı ilim adamlarımız tarafından tarihî-edebî eserlerimizin
çevrimyazılı, başka bir ifadeyle Arap harflerinden yeni harflere aktarılmış
biçimde yayımlanmasının yeterli olmadığı, söz konusu metinlerin günümüz
Türkçesine çevrilerek de neşredilmesi gerektiği, haklı olarak sıkça dile
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
105
getirilmeye başlandı. Yayımlanan divanlar, mesneviler veya mensur eserleri
ancak Türk Edebiyatı ilim dalında mütehassıs olanların anlayabildiği, hatta
neşredilen bazı tarihî-edebî metinlere bakılırsa, ne yazık ki bunların onlar
tarafından dahi tam ve doğru okunup anlaşılamadığı göz önünde
bulundurulursa, diliçi çevirinin ne kadar gerekli bir ilmî faaliyet olduğu
herhalde daha iyi kavranır...
Örneğimizde de görülebileceği gibi, diliçi çevirinin kayda değer
faydalarından biri, metin neşrinde bazan üzerinde pek durulmadan yazılıp
geçilen kelimelerin doğru okunmasını ve manalarını öğrenmeyi temin etmesi,
diğeri ise manzum eserlerde vezin yanlışlarını fark etmeye ve önlemeye
yaramasıdır. Biz bu çalışmamızda daha önce iki ayrı akademisyen tarafından iki
metin teşkili ve neşrine konu olmuş manzum bir eseri, hem daha sağlıklı ve
doğru bir şekilde ortaya koymayı, hem de günümüz Türkçesiyle nesre çevirerek
diliçi çevirinin yeni bir nümunesini göstermeyi hedefliyoruz.
Bursalı İsmâil Belîğ’in Gül-i Sad-berg’i
Edebiyat tarihimizde Erzurumlu Mustafa Darîr (14. asrın ikinci yarısı),
Hatiboğlu (ö. 838/1435’ten sonra), Kadrî, Niğdeli Visâlî (ö. 1057?/ 1647?) gibi
çeşitli şair ve yazarların yüz hadisi nesir veya nazımla tercüme ettiği
bilinmektedir. (Tafsilâtlı bilgi için bk. Öztoprak, 1993). Yüz hadis derleme ve
tercüme faaliyetinin, kırk hadisler kadar çok sayıda olmasa da çağımızda da
devam ettiği söylenebilir. Meselâ, yirminci asır Türk edebiyatının tanınmış
şahsiyetlerinden Necip Fazıl (Kısakürek, 1905-1983), yeni tarzda ve üslûpta bir
mevlid sayılabilecek Esselâm adlı eserinin sonlarında, Hz. Peygamber’in 101
hadisinin hece ölçüsüyle nazmen tercümesine yer vermiştir. (Necip Fazıl, 1997,
116-129). Onun bu eseri, mevlid ve yüz hadis gibi dinî edebiyat türlerinin
çağımızda –özüne zarar vermeksizin- şekil ve muhteva bakımından nasıl
yenilebileceğini gösteren iki örnektir.
Bazan kırk hadis ezberleme hakkındaki rivayetin tesiriyle bu sayıdan
daha fazla, meselâ yüz hadis derlenip tercüme ve/ veya şerh edildiğine de
rastlanmaktadır. Örnek vermek gerekirse, 16. asrın Tezkiretü’ş-şuarâ’sıyla
meşhur edebî şahsiyetlerinden Kastamonulu Latîfî’nin (895-990/1490-1582)
“Sübhatü’l-uşşâk” (Âşıkların Tesbihi) adını koyduğu manzum yüz hadis
tercümesi sayılabilir. (Sevgi, 1992, 47-92). 17. asrın ikinci ve 18. asrın ilk
yarısında yaşayan Bursalı Belîğ’in Gül-i Sad-berg’i de kırk hadis ezlerleme
konusundaki rivayetin teşvikıyle meydana getirilmiş manzum bir yüz hadis
tercümesidir.
Bilindiği gibi, Bursalı Seyyid İsmâil Belîğ (1079-1142/1668-1730),
edebiyat tarihimizde daha ziyade “Güldeste-i Riyâz-ı İrfân…” adlı Bursa
vefeyat-namesi ve antoloji tarzındaki şuara tezkiresiyle tanınmış bir şair ve
yazardır. (Hayatı ve eserleri hk. bilgi ve bibliyografya için bk. Çıpan, 1992,
415-16). Ancak onun bu mensur ve oldukça hacimli kitaplardan önce telif ettiği
birkaç manzum eseri de vardır. 1114 (1702-3) yılında yazdığı ve başından
geçen bir memuriyet nakil macerasını hikâye ettiği Sergüzeşt-nâme’si ve 1119
Celal Bayar Üniversitesi
106
(1707) yılında yazdığı Bursa Şehrengizi, şairin orta yaşlılık yıllarının
verimleridir. Belîğ’in aşağı yukarı elli- elli beş yaşlarında tamamladığı Gül-i
Sad-berg ise, ömrünün son zamanlarına yaklaşması üzerine, Hz. Peygamber’in
şefaatine erişebilmek ve hac farizasını yerine getirebilmek ümidiyle meydana
getirdiği bir yüz hadis tercümesidir.
Gül-i Sad-berg, Müslüman âlim, şair ve yazarlarca telif edilen pek çok
eserde görüldüğü üzere, besmelenin ardından Allah’ın nimetlerine şükür
hislerini terennüm eden bir hamd kısmıyla başlıyor; Hz. Peygamber’i öven bir
na‘tla devam ediyor. Şair, başlangıç mahiyetindeki bu sözlerden sonra sadede
geliyor: Bir gün, sahabelerden Hz. Enes’in Hz. Peygamber’den rivayet ettiği
“Allah, ümmetimden kırk hadis ezberleyen (veya başkasına nakleden) kimseyi,
Kıyamet günü fakih ve âlim olarak diriltir; şehid ve şefaatçi olarak yazar”
mealindeki hadisi okuyunca, gevşekliği bir tarafa bırakmış ve şöyle düşünmeye
başlamıştır: “Yüz hadis bulunsa, ‘Gül-i Sad-berg’ (Yüz yapraklı gül) ona
uygun, güzel bir isim olur... Ancak (çevrilecek) her hadisin nakli sahih ve
manası bir beyitte açıkça ifade edilebilecek kadar kısa olsa...”
Bu düşünceyle araştırırken, eline inci tesbih gibi yüz tane hadis
geçmiştir. Seyyid Belîğ, işte o hadisleri hoşa gidecek bir üslûpla dilimize
çevirmiş; kısa söylemek, istenen bir meziyet olduğu için, sözü uzatmak
istememiştir. Müteakip ifadelerinden öğrendiğimize göre, mütercim, bedenine
ihtiyarlık gevşeklik ve bezginliği gelmeden hac farizasını eda etmek, son
nefeste dünyadan ahirete imanla göçmek, mahşerde Hz. Peygamber’in
şefaatine mazhar olmak gibi dinî duygu ve düşüncelerle meydana getirmiştir
eserini...
Belîğ, telif sebebini anlattıktan sonra, devrin sultanı III. Ahmed
(saltanatı 1115-1143/1703-1730) ve onun damadı İbrâhim Paşa’yı övmeye
geçiyor. Bu bölümde Kethuda Bey’i de metheden şair, hacca gidebilmek için
ondan yardım beklediğini ifade ediyor. Rütbe sırası gözetilerek yapılan söz
konusu övgülerin ardından, eserin asıl konusuna geliyor ve yüz hadisi birer
beyitle dilimize çevirmeye başlıyor. Belîğ, inci tesbih gibi eline geçtiğini
söylediği yüz hadis derlemesinin veya derleyicisinin adını bildirmemiş; sadece
hadislerin kırkına ait rivayet edici ve/ veya alındığı kaynağın ismini kayd
etmiştir. İşaret edilen kayıtlar, hadislerden yirmi yedisinin Câmiu’s-sagîr,
sekizinin Meşârık, üçünün Mesâbih, ikisinin Zübdetü’l-ahbâr isimli eserden
seçildiğini göstermektedir.
Tanınmış edebiyat araştırmacısı Fevziye Abdullah Tansel (1912-1988),
Belîğ’in eserlerini sayarken, “Gül-i sad-bark”i “Belîğ bu eserinde Hanif-zâde
Tâhir Ahmed Efendi’nin Āŝār-ı Nav adlı eserindeki 100 hadisten her birinin
mânasını, birer beyit ile, izah etmiştir” cümlesiyle tarif eder. (Tansel, 1979, II,
490). Ünlü edebiyat tarihçisi Agâh Sırrı Levend (1894-1978) de Gül-i Sad-
berg’in “Hanif-zade Tahir Ahmed’in Âsâr-ı Nev’indeki 100 hadisin birer
beyitle açıklanması” konusunda olduğunu ifade ederek “elimize geçmemiştir”
notunu ekler. (Levend, 1988, 317).
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
107
Bu cümleler, Tansel ve Levend’in Gül-i Sad-berg nüshalarını
görmediklerini, naklettiğimiz bilgiyi şair hakkındaki biyografik-bibliyografik
eserlere dayanarak verdiklerini isbat eder. Çünkü Hanif-zâde Ahmed Tâhir (ö.
1217/1802), Bursalı Belîğ’den sonra yaşayıp vefat etmiş bir yazardır. Onun
1172 (1758) yılında bitirdiği “Âsâr-ı Nev”i ise, yüz hadis ihtiva eden bir eser
değil; Keşfü’z-zunûn’a yazılmış zeyillerden biri olup (Kâtib Çelebi, 1941, 12)
Gustav L. Flügel (1802-1870) tarafından Latince tercümesiyle beraber
yayımlanmıştır. Tahminimize göre, adı geçen yazarlar, Arap harfleriyle
basılmış Güldeste-i Riyâz-ı İrfân… sonundaki “Keşfü’z-zunûn zeyli olarak
Hanîf-zâde merhûmun cem‘ ve te’lîf eylediği Âsâr-ı Nev adlı eserinde yüz aded
hadîs-i şerîfin şerhini şâmil Gül-i Sad-berg ismiyle mevsûm
manzûmesi…”(İsmâîl Belîğ, 1302, 542) ibaresini yanlış anlamışlardır. Başka
bir ifadeyle Belîğ’in Gül-i Sad-berg’inde çevirdiği hadislerin kaynağı, “Hanif-
zade Tahir Ahmed’in Âsâr-ı Nev’i” değildir. Burada Hanîf-zâde’nin Keşfü’z-
zunûn zeyli olarak yazdığı Âsâr-ı Nev adlı eserden naklen, Belîğ’in yüz hadîs-i
şerîfin şerhini içine alan Gül-i Sad-berg isimli bir manzumesinin de bulunduğu
bildirilmektedir. Hanif-zâde Ahmed Tâhir, Âsâr-ı Nev’de Belîğ’in –1133
(1720-21) yılında vefat ettiğini söylemekle yanılarak- Gül-i Sad-berg’ini şöyle
tanıtır: _,.¸,íi ¸..±íi ,ši, ¸š...i ,š.íi ·.íƒ.í ·... ¸,,. _¸– _. ,,L:.
(Fluegel, 1835-58, 622) ,íi ¸ ·... ¸ ¸š.i. ¸ ¸i. ·:.í _.,.
[1133 yılında vefat eden Bursalı şair Seyyid İsmâil Belîğ’in yüz
hadisin şerhi konusunda manzum eseri].
Belîğ, Gül-i Sad-berg’te baştan sona kadar aruzun “feilâtün feilâtün
feilün” kalıbını kullanmıştır. Onun çevirdiği hadislerde besmelenin ve Kur’an
okumanın fazileti, Allah için nasihat, âlimlerin değeri ve ilim tahsiline
özendirme, cehaletten ve cahillerden sakındırma, diş temizliği, abdestin
faydaları, namaz, dua, istiğfar, namazda kıraatin farz oluşu, mescidin takva
sahiplerinin evi olduğu, Hz. Peygamber’e salâvat, onun kabrini ziyaret, şefaat,
cehennem azabı, Allah korkusu, ölümden ders almak, yolculuğun zahmeti,
akraba ziyareti… gibi ibadet, ahlâk ve muamelâtla alâkalı konular üzerinde
duruluyor. Şair, hadisleri tercüme ederken, onların gerektirdiği davranışları da
okuyucuya telkin ediyor. Gül-i Sad-berg, şairin eserini bitirmekten duyduğu
şükür ve memnuniyet hislerini dile getiren, çalışmasının değerini belirten ve
tercüme yılını bildiren “Hâtime-i Suhan” bölümüyle sona eriyor.
Telif veya tercüme senesi
Eserin bir nüshasında (İ) Gül-i Sad-berg’in Hicrî 1134 (Milâdî 1721-
22) yılında, iki (O, Ü) nüshasında ise 1136 (1723-24) senesinde tamamlandığı
mütercim-şair tarafından bildirilmektedir. Birbiriyle çelişen bu kayıtlardan
hangisi doğru olabilir? İşaret edilen ikiliği gidermek ve belirsizliği açıklığa
kavuşturmak için elimizde birkaç ipucu bulunduğu söylenebilir:
İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi nüshası (Ü) sonunda mütercim
Belîğ, Farsça olarak söz konusu eserini, önceki Kahire kadısı Kethuda-zâde
Celal Bayar Üniversitesi
108
Mehmed Efendi’ye ithaf ettiğini belirtmektedir. Kethuda-zâde Mehmed
Efendi’nin 28 Receb 1132 (5 Haziran1720) tarihinde Mısır kadısı olduğu, Ocak
1721’de Mekke (kadılığı) payesine eriştiği ve birkaç sene sonra, 1724 yılında
Rumeli kazaskerliğine yükseltildiği bilinmektedir. (Şeyhî Mehmed Efendi,
1989, 650). Mütercim Belîğ, her ne kadar bu nüshada eserini 1136 (1723-24)
yılında tamamladığını haber vermişse de Kethuda-zâde’nin Mısır (Kahire)
kadılığından sonraki vazifelerini anmamıştır. Şu hâl, eserin aslında 1136
(1723-24) yılından önce, 1134 (1721-22) senesinde meydana getirildiğini
düşünmemize imkân vermektedir. Nitekim Tezkiretü’ş-şuarâ’sını 1134 (1721-
22) senesinde sona erdiren Sâlim Efendi, Bursalı Belîğ’in eserlerini sayarken,
Gül-i Sad-berg’ini de anar (Sâlim Efendi, 2005, 247) ki, bu kayıt, eserin Hicrî
1134 yılında bitirildiğini bildiren nüshaları desteklemektedir. Hatta biz Belîğ’in
bahis konusu tercümesini 1134 yılından önce tamamlamış olabileceğini de
düşünmekteyiz. Çünkü şuara tezkiresini 1132 (1719-20) yılında tamamlayan
Safâyî Mustafa Efendi, Bursalı Belîğ’in eserleri arasında Gül-i Sad-berg’ini de
saymaktadır. (Mustafa Safâyî Efendi, 2005, 107). Anılan kayıt, eserin Hicrî
1132 (1719-20)’de veya bundan bir müddet önce meydana getirildiği
yolundaki fikrimizi kuvvetlendiren bir delildir.
Önceki Neşirler ve Metin Tesisleri
Bursalı Belîğ’in eserleri üzerinde yaptığı araştırma ve yayınlarıyla da
bilinen merhum Prof. Dr. Abdulkerim Abdulkadiroğlu (1944-2006), onun Gül-
i Sad-berg’inin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan nüshasını,
İskilip İlçe Halk Kütüphanesi’nde mevcut yazmasından, hadis bilgini Mücteba
Uğur’un kopya ettiği metinle karşılaştırarak 1993 yılında bir edebiyat
dergisinde yayımlamıştı. (Abdulkadiroğlu, 1993, 121-151). Böylece, kırk hadis
tercümelerine göre sınırlı sayıdaki yüz hadis tercümelerinden biri daha
bütünüyle gün yüzüne çıkarılmış; başka bir tabirle “dinî edebiyatımızın
ürünleri”nden, yazması nadir bulunan bir eserin nüshaları, inceleme ilâvesiyle
çoğaltılmış olmaktaydı. Naşirin, kırk sene önce bu konuda oldukça şümullü bir
ilmî çalışma yapmış ve hacimli bir eser neşretmiş olan Abdülkadir Karahan’ın
(1913-2000) saydığı kırk hadis derleme, tercüme ve şerh sebeplerine eklediği
madde de dikkate değer bir tesbittir. Anılan neşrin takdire şayan yönlerinden
biri, eserin karşılaştırmalı metninden sonra, İstanbul Üniversitesi
Kütüphanesi’nde bulunan yazma nüshası suretinin de konulmasıdır.
Transkripsiyon alfabesinin kullanılmadığı bu metinde, zaman zaman vezin ve
manaya dikkat etmemekten ileri gelen birtakım okuma, yazma hatalarına
rastlanır. Bahis konusu neşrin –bizce- noksanlarından biri, eserin günümüz
Türkçesiyle nesre çevrilmeden yayımlanmış, diğeri ise ihtiva ettiği hadislerin
yine günümüz Türkçesiyle tercümelerine yer verilmemiş olmasıdır.
“Klâsik Türk Edebiyatı’nda Manzum Yüz Hadîsler” konusundaki
doktora tezini 1993 yılında tamamlayan Nihat Öztoprak da bu çalışmasında
Belîğ’in Gül-i Sad-berg’ini tafsilatlı olarak incelemiş ve anılan eserin metnini
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
109
İstanbul Üniversitesi nüshasına dayanarak vermiştir. (Öztoprak, 1993, 80-91,
515-545).
Aynı konudaki araştırmalarını sonraki yıllarda da devam ettiren ve bu
sırada söz konusu eserin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı’nda
bir başka nüshasının varlığını öğrenen Abdulkadiroğlu, Belîğ’in Gül-i Sad-
Berg’ini mezkûr yazmayı da göz önünde bulundurarak yeniden
yayımlayabileceğini ifade etmişti. (Abdulkadiroğlu, 1997, 155). Biz, Gül-i Sad-
berg’in merhum Adulkadiroğlu tarafından o zaman elde edilemeyen iki yazma
nüshasını temin ettik ve metnini, sonlarındaki kayıtlara bakılırsa, müellif hattı
olduğu anlaşılan üç yazma nüshasına dayalı olarak teşkil ettik. İlmî metin
neşirlerinde naşirden istenen ve ihmali zaman zaman istifham, itiraz ve
tenkitlere sebep olan transkripsiyon alfabesini kullanmayı lüzumlu bulduk.
Neşredilen veya teşkil edilen metinlerde rastladığımız yanlışları, elimizden
geldiği kadar düzelttik ve yukarıda temas ettiğimiz noksanları da gidermeye
çalıştık. Gül-i Sad-Berg’in günümüz okuyucusu tarafından kolay anlaşılmasını
temin etmek için, metnini baştan sona kadar çağımızın Türkçesiyle nesre
çevirdik. Metin sonuna, Belîğ’in manzum tercümeleriyle mukayese
edilebilmelerini de sağlamak üzere, hadislerin mensur çevirilerini ilâve ettik.
Bu düzeltme ve eklemelerle daha sıhhatli ve nisbeten daha geniş bir okuyucu
zümresi tarafından kolay anlaşılarak okunabilecek bir metin ortaya
koyduğumuzu ümid ediyoruz.
Nüshaları:
Belîğ’in Gül-i Sad-Berg’inin tesbit edebildiğimiz üç yazma nüshası
vardır:
1. İÜ Ktp. Nadir Eserler Bölümü, nr. 2206 (Kısaltması: Ü),
17b-24a arasında bulunmaktadır. Bu nüsha, sonundaki kayda göre,
müellif Seyyid İsmâil bin Seyyid İbrâhim Belîğ tarafından yazılmıştır.
2. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Ktp. Osman Ergin
yazmaları, nr. 1395/1, (Kısaltması: O),
Gül-i Sad-Berg, vr. 1b-10a arasında yer almaktadır. Metnin sonunda
(vr. 10a’da)ki kayda bakılırsa, bu nüsha da mütercim Bursalı Seyyid İsmâil bin
Seyyid İbrâhim tarafından yazılmıştır. Ancak yazısı önceki nüshanın hattından
farklı görünmektedir. Söz konusu nüshanın son beytine göre, Gül-i Sad-berg,
Hicrî 1136 yılında tamamlanmıştır.
1
3. İskilip İlçe Halk Ktp. Yazma Eserler Bölümü, nr. 1217/5.
(Kısaltması: İ),
2
“Risâle-i Gül-i Sad-berg”, 71b-84b arasında bulunmaktadır. Vr.
84b’deki kayda göre, bu nüsha da Bursalı Seyyid İsmâil bin Seyyid İbrâhim
1
Bu nüshanın bir kopyasını ricam üzerine temin edip tarafıma ulaştıran değerli
meslektaşım Levent Demir’e teşekkür ederim.
2
Bu nüshanın bir suretini ricam üzerine temin edip bana ulaştıran değerli meslektaşım
Yavuz Bayram’a müteşekkirim.
Celal Bayar Üniversitesi
110
Belîğ tarafından yazılmıştır. Söz konusu yazmanın son beytinde -önceki iki
nüshadan farklı olarak- Gül-i Sad-berg’in 1134 yılında tamamlandığı ifade
edilmiştir. Bu nüshanın hattı da daha önce tavsif ettiğimiz iki nüshanın
yazısından farklılık göstermektedir. Mezkûr nüshada Arapça yüz hadis
metninin yarısından fazlası, yanlışlıkla, ait olduğu yere kaydedilmemiş; başka
bir ifadeyle bir kısım hadisler, farklı bir rivayetin tercümesi mahiyetindeki
beyitlerin üzerine yazılmıştır. Bu karıştırmalarla telif yılını bildiren beyitteki
fark, elimizdeki nüshanın müellif hattı olduğu kaydı konusunda şüphe
duymamıza sebep olmaktadır. Akla gelen bir ihtimal, müstensihin, müellif hattı
bir nüshayı kopya ettikten sonra, ona ait istinsah kaydını da aynen kopya etmiş
olması ve kendi adını belirtmeyi gereksiz bulmasıdır.
Biz, Gül-i Sad-Berg’in metnini kurarken, bu nüshalardan her hangi
birini esas almayıp farklı hâllerde manaya, vezne ve hadislerin Arapça aslına
en uygun bulduğumuz varyantı tercih ettik. Vezne, manaya ve kafiyeye
uymadığı için, istinsah hatası olduğu açıkça belli birtakım yanlışları, nüsha
farkı olarak göstermeyi ise lüzumsuz saydık. Bazı kelimelerin yazılışında
harekeli olan O ve İ nüshasının imlâsını tercih ettik.
Risāle-i GÜL-İ SAD-BERG
3
İ 71b, O 1b, Bi’smi’llāhi’r-Raĥmāni’r-Raĥįm
Ü 17b
Minnet ol Mün‘im’e kim bį-pāyān
Perveriş-yābı anuñ ħalķ-ı cihān
Süfre-i ni‘metiniñ śubĥ u mesā
Rįze-çįn-i keremi şāh ü gedā
Ni‘meti
4
nānına yoķ ketm-i ebed
Sā’il-i dergehini itmez o red
Lāne-sāz eylemedin cāna teni
Ķısmetin itmiş idi ħalķ o Ġanį
5 Eyleyüp levĥ-i cebįne imżā
Żamina’llāh ile ferden ferdā
Defter-i Naĥnü ķasemnāda Celįl
Ķulınuñ ķısmetine oldı kefįl
3
İ’de bulunan bu başlık, O ve Ü’de yoktur.
4
Ni‘meti O: Ķudreti İ, Ü.
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
111
Ķuvvet-i śāni‘a-i Yezdānį
Ħākden eyledi ħalķ insānı
Ādemi mažhar-ı ikrām itdi
Lāyıķ-ı ħil‘at-ı İslām itdi
İ 72a Beden-i fıŧratın itdi şāyān
Revnaķ-efzā-yı libās-ı įmān
10 Neyyir-i źātın idüp müstevfā
Tābiş-endāz-ı Leķad kerremnā
Nūr ile ķalbi anuñ zeyn oldı
Nā’il-i devlet-i dāreyn oldı
Maĥż-ı luŧfından o kān-ı re’fet
Bizi maĥbūbına itdi ümmet
[Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla (başlarım). 1. O sonsuz nimet veren
Allah’a şükür ki, dünya halkı onun tarafından beslenip yetiştirilmekte... 2. Şah
ve yoksul, sabah akşam onun nimet sofrasında kereminin kırıntısını
toplayıcıdır... 3. Nimetinin ekmeğine ebedî bir gizlilik yok... O, kapısının
önündeki dilenciyi reddetmez. 4. O Ganî (hiç kimseye muhtac olmayan Allah),
henüz ruha bedeni yuva yapmadan (herkesin) kısmetini yaratmıştı. 5. Herkesin
alın levhasına kendi eliyle tek tek “Zamina’llah...” (Allah herkesin rızkına
kefildir) diye yazdı. 6. Yüce Allah, “...Biz taksim ettik”
5
defterinde kulunun
kısmetine kefil oldu. 7. Allah’ın güzel yapıcı kudreti, insanı topraktan yarattı.
8. İnsanı ikrama mazhar etti; değerli İslâm giyeceğine lâyık etti. 9. Yaratılış
bedenini, güzellik artıran iman elbisesine yaraşır yaptı. 10. Zatının güneşini,
yeteri kadar lekad kerremnâ
6
parlaklığını atıcı yapıp 11. onun kalbi nurla
süslendi; insan dünya ve ahiret saadetine ermiş oldu. 12. O merhamet kaynağı,
bizi, sırf lûtfundan (dolayı), sevdiğine (Hz. Muhammed’e) ümmet etti.]
O 2a Na‘t-ı Şerįf-i Ĥabįb-i Ħudā
7
ve Bā‘iŝ-i Te’lįf-i įn
Gül-i Śad-berg-i Ra‘nā ki
8
Nev-çįde-i Gül-zār-ı Eĥādįŝ-i Şerįf-i
Ĥażret-i Muĥammedi’l-Muśŧafā Śalla’llāhü ‘Aleyhi ve Sellem
9
Deste deste gül-i śad-berg-i selām
5
“Onların geçimlerini aralarında Biz taksim ettik” (Kur’an, Zuhruf, 43/32) mealindeki
ayetten.
6
“Biz hakikaten insan oğlunu şan ve şeref sahibi kıldık…” (Kur’an, İsrâ, 17/70)
mealindeki ayetten.
7
Na‘t- Şerįf-i Ĥabįb-i Ħudā vü İ, O: Na‘t-ı Şerįf ve Bā‘iŝ-i Te’lįf Ü.
8
…Gül-i Śad-berg-i Ra‘nā ki…İ, O: Gül-i Śad-berg-i Nev-çįde-i… Ü.
9
Śalla’llāhü ‘Aleyhi ve Sellem İ, O: ‘Aleyhi’s-selām Ü.
Celal Bayar Üniversitesi
112
Ola įŝār-ı reh-i ħayr-ı enām
Vāśıl-ı kabr-i ‘ıŧır-nāki ola
İttiĥāf-ı Ĥarem-i pāki ola
Ü 18a
15 Źātına bā‘iŝ olup arż u semā
Kā’ināt oldı anuñ-çün peydā
Lem‘a-pāş olmasa ol maŧla‘-ı nūr
Heft-ħān-ı felek itmezdi žuhūr
Daħı gerdişde degilken eflāk
Şānına geldi livā’-i Lev lāk
İ 72b Olsa dil-teşne n’ola ‘ālemiyān
Yüzi śuyına anuñ oldı cihān
Ravża-i enverine şām ü seĥer
Būse-ħāhende gelür şems ü ķamer
20 ‘Anber-i şeble bu çarħ-ı gerdān
Micmer-i bezmine olmaz şāyān
Cūylar ķaddine olmuş mā’il
Oldı her serv-i sehį pā-der-gil
Bāġda nāle ider bülbüller
Oldı şermende-i rūyı
10
güller
Sā’il-i kāse-be-kef her zerrįn
Sünbül āşüfte-i zülf-i müşgįn
11
Ravża-i pāk-i Resūl-i Ekrem
Sünbüli itse olur şeyħ-i Ĥarem
25 Lāle dāġ urdı dile pinhānį
Nergisi itse n’ola der-bānı
Şeb-i Mi‘rāc eyā nūr-ı Cemįl
Ġāşiye-dārıñ olup
12
Cebrā’įl
10
rūyı O, Ü: luŧfı İ.
11
müşgįn İ, O: miskįn Ü.
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
113
Ķābe ķavseyni çü nūr-ı dįde
Güzerān itmiş idün
13
ānįde
O 2b
Bezm-i ħāśśında o dem eyledi Ĥaķ
Nūr-ı vechine seni
14
müstaġraķ
İ 73a ‘Öźr idüp vaśfına
15
dirsem kāfį
Śāni‘-i ‘ālem anuñ vaśśāfı
30 Çar-yārına daħı ola müdām
Rađiya’llāhü ilā yevm-i ķıyām
‰.. ·:. ·iíi _.— ¸:i ¸. _¸—
±.. ¸. ,i. ¸ ·ši. ·iíi_i. ·iíi ‰,.— ‰..
..í.. .,š.. ·..š.íi ,,, ·iíi ·.., ..,,. ¸š.,—ì _..i
..š.– ¸ i,..– ·..š.íi ,,, ¸.s ¸
Bu ĥadįŝ üzre idüp ŧarĥ-ı fütūr
Ħāŧıra itmiş idi böyle ħuŧūr
Ola śad dāne eĥādįŝ-i şerįf
Gül-i Śad-Berg aña nām-ı laŧįf
Ü 18b Her ĥadįŝüñ ki ola
16
naķli śaĥįĥ
Çıķa bir beyt ile mażmūnı śarįĥ
Olmaya źikr-i şerįfi tafśįl
Ĥıfžı tā kim ola anuñ teshįl
35 Bu tetebbu‘la dil-i ħāhiş-ger
Eyledi niçe eĥādįŝe nažar
Sübĥa-i dür gibi yüz
17
dāne laŧįf
Elime girdi eĥādįŝ-i şerįf
12
olup İ, O: olur Ü.
13
itmiş idüñ İ: itmiş idi O, Ü.
14
seni İ, Ü: anı O.
15
vaśfına Ü: medĥine İ, O.
16
ki ola İ, O: ola Ü.
17
yüz İ, O: śad Ü.
Celal Bayar Üniversitesi
114
İ 73b Bir ħoş-āyende edā ile tamām
İħtiyār eylemedüm ŧūl-i kelām
Nükte-i müşkili ehl-i ‘irfān
Bir işāretle ider ĥall ü beyān
18
‘Ayb-ı ıŧnāb ile olmaz ma‘yūb
İħtiśār oldı suħanda maŧlūb
40 Rūz u şeb vird-i zebāna dā’im
Her ĥadįŝiñ ki me’āli lāzım
O 3a
‘Afv ide vāķıf olan noķśānım
Sen kerem eyle baña sulŧānım
Ne ķadar itdüm ise sehv ü ħaŧā
‘Aybıma baķma eyā kān-ı ‘aŧā
Çeşm-i şefķatle idüp her nigehi
Sāġar-ı ħāhişimiz itme tehį
Ümmetiñden bir alay bendeleriz
Rū-siyeh mücrim-i
19
şermendeleriz
45 Baķma noķśānımıza şād eyle
Rūz-ı ferdā bizi āzād eyle
Dem-i āħirde olup bize mu‘įn
Eyle įmānı ħaŧādan sen emįn
Luŧf u iĥsānıña şāyān eyle
Cümlemiz lāyıķ-ı ġufrān eyle
Bu varaķ-pāremi maĥşerde Resūl
Var ümįdim ide luŧfiyle ķabūl
İ 74a Menfa‘at-yāb olan pāk-nihād
Bir du‘āyile Belįġ’i ide şād
20
18
ĥall ü beyān İ, O: ĥall hemān Ü.
19
mücrim-i O, Ü: mücrim ü İ.
20
şād Ü: yād İ, O.
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
115
[Allah’ın Sevgilisinin Şerefli Övgüsü ve Hz. Muhammed Mustafa
(s.a.v.)’nın Mübarek Hadisleri Gül Bahçesinden Yeni Derlenmiş Bu Güzel Yüz
Yapraklı Gülün Yazılış Sebebi
13. Demet demet selâm yüz yapraklı gülü, yaratılmışların en
hayırlısının yoluna dökülsün, saçılsın! 14. Güzel kokulu kabrine erişsin;
mübarek Haremine (Mekke ve Medine şehirlerine) armağan olsun! 15. Yer ve
gök zatına vesile olup kâinat onun için meydana geldi. 16. O nur doğacak yer
parıldamasa, göğün yedi sofrası görünmez, ortaya çıkmazdı... 17. Gökler daha
dönüşte değilken, şanı hakkında “Sen olmasaydın...”
21
bayrağı geldi... 18.
Âleme mensup olanların, insanların gönlü susamış olsa, şaşılır mı? Cihan, onun
yüzü suyuna yaratıldı!.. 19. Güneş ve ay, çok nurlu Ravza’sına akşam ve
sabah, öpücük isteyici olarak gelir. 20. Bu dönen çark (gök), gece amberiyle
meclisinin buhurdanına lâyık olmaz. 21. Irmaklar onun boyuna düşkün olmuş;
her düzgün servinin ayağı çamurda kaldı... 22. Bülbüller bağda inler. Güller
onun yüzünün (güzelliğinin) mahcubu oldu... 23. Her fulya, kâsesi elinde bir
dilenci (gibi)... Sümbül, onun misk kokulu (siyah) saçına aşkından ötürü
perişan... 24. En büyük peygamberin (Hz. Muhammed’in) mübarek Ravzası,
sümbülü Harem şeyhi yapsa, yakışır. 25. Lâle gizlice kalbine dağ vurdu,
(yüreğini dağladı); nergisi kapıcısı yapsa, şaşılır mı? 26. Ey Cemîl (güzel
Allah’ın) nuru! Mirac gecesi, Cebrail seyisin olmuş... 27. Kabe kavseyni (iki
yay boyunu)
22
göz ışığı gibi ansızın geçmiştin!.. 28. Cenab-ı Hak o anda, has
meclisinde vahyinin nuruna batırmıştı onu... 29. Onu övme konusunda özür
beyan edip “Âlemi yaratan onun övücüsü...” desem, yeter... 30. Dört dostuna
da sürekli, kıyamet gününe kadar “Allah razı olsun!”(duası) olsun!
Enes’ten (Allah ondan razı olsun) rivayet olundu. (Hz. Enes) dedi ki:
“Allah Resulü (s.a.v.) ‘Ümmetimden kırk hadis ezberleyen kimseyi Allah,
kıyamet günü fakih ve âlim olarak diriltir. Ve o kişi, kıyamet günü şehid ve
şefaatçi olarak yazılır’ dedi.”
31. Bu hadis üzerine usancı, kederi atıp hatırıma şöyle gelmişti: 32.
“Yüz tane hadis-i şerif olsa, “Gül-i Sad-berg” (Yüz yapraklı gül) de ona güzel
isim... 33. Her hadisin nakli sahih olsa ve manası bir beyitle açıkça (meydana)
çıksa... 34. Mübarek söylenişi uzun olmasın ki, onun ezberlenmesi kolay
olsun...” 35. İstekli gönül, bu etraflıca incelemeyle nice hadislere baktı... 36.
İnci tesbih gibi yüz tane güzel hadis-i şerif geçti elime. 37. Tamamında bir
hoşa giden üslûpla sözü uzatmayı seçmedim. 38. İrfan sahibi insan, zor
nükteyi, (herkesin anlayamadığı ince manayı) bir işaretle çözer ve anlatır. 39.
(Böylece eserim) sözü uzatma kusuruyla ayıplanmış olmaz. Söz kısa söyleme,
21
“Sen olmasaydın, sen olmasaydın felekleri yaratmazdım!” mealindeki kudsî hadise
işaret ediliyor.
22
Hz. Muhammed’in miractaki yakınlığını bildiren “İki yay kadar yahut daha yakın
oldu”(Kur’an, Necm, 53/9) mealindeki ayete işaret ediliyor.
Celal Bayar Üniversitesi
116
istenen bir şey oldu. 40. Gündüz ve gece devamlı dilde söylenmeye her hadisin
manası lâzım... 41. Kusurumdan, eksikliğimden haberdar olan, onu affetsin.
Sen kerem (cömertlik ve ihsan) et bana sultanım! 42. Ne kadar yanıldım ve
yanlış yaptıysam, kusuruma bakma ey bağışlama kaynağı! 43. Her zaman
şefkat gözüyle bakıp istek kadehimizi boş bırakma! 44. Ümmetinden bir alay
bağlılarız; yüzü kara, mahcup günahkârlarız... 45. Eksiğimize, kusurumuza
bakma; bizi sevindir! Yarın kıyamet günü (şefaatinle) kurtar bizi! 46.
(Hayatımızın) son an(ın)da bize yardımcı olup imanımızı sen hatadan emin et!
47. Lûtuf ve ihsanına lâyık et! Hepimizi af ve merhamete lâyık et! 48. Ümidim
var ki, Hz. Peygamber, mahşerde benim bu kâğıt parçamı lûtfuyla kabul eder...
49. (Eserimin) faydasını gören temiz huylu kişi, Belîğ’i(n ruhunu) bir dua ile
sevindirsin!]
Der-Sitāyiş-i Sulŧān-ı Cihān ve Pādişāh-ı Devrān
Sulŧān Bin Sulŧān
23
Aĥmed Ħān İbnü’s-Sulŧān
Muĥammed Ħān ve Śadr-ı Ma‘delet-‘Unvān Dāmād-ı
Şehinşāh-ı Zamān
24
İbrāhįm Paşa Yessera’llāhü Mā-yeşā’ü
25
50 Demdür ey ħāme-i rengįn-raķam
Şevķ ile eyle benānumda neġam
Böyle ħoş lehce ile peyveste
Ne revādur olasın dem-beste
Ü 19a Dergeh-i Ĥaķķ’a olup dest-güşā
Şāh-ı devrāna daħı eyle du‘ā
Ĥaķ anuñ devletin efzūn itsün
Dil-i a‘dālarını ħūn itsün
Dād ile dehri o žıll-ı Yezdān
Ser-te-ser itmededür ābādān
O 3b
55 Devr-i ‘adlinde cihān āsūde
Ehl-i dil źevķ ile hāy ü hūda
Bā-ħuśūś ola o śadr-ı ‘ālį
23
Sulŧān-ı Cihān ve Pādişāh-ı Devrān Sulŧān bin Sulŧān O: Sulŧān Aĥmed Ü.
24
Şehinşāh-ı Zamān İ, O: Şehriyār-ı Cihān Ü.
25
İ’de: “Der-Sitāyiş-i Sulŧān-ı Cihān Sulŧān Aĥmed Ħān İbnü’s-Sulŧān Muĥammed Ħān
ve Śadr-ı Ma‘delet-‘Unvān Dāmād-ı Şehinşāh-ı Zamān İbrāhįm Paşa Yessera’llāhu Mā-
yeşā.”
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
117
Muntažam itmede her aĥvāli
Dād-ı Ĥaķ’dur o kerem-mu‘tādı
Hem vezįri ide hem dāmādı
İ 74b Geldi ‘ahdinde cihāna rāĥat
Oldı zįb-efken-i rūy-ı devlet
Luŧf idüp ehl-i dile ol dāver
Dil-i vįrānını ābād eyler
60 Bermekį gibi olup źātı kerįm
Nām-ı pākidir anuñ İbrāhįm
Gelmedi böyle ħidįv-i efħam
Merĥamet kānı vezįr-i a‘žam
Ne vezįr Āsaf-ı şāh-ı devrān
Cā’ize-dāde-i ehl-i ‘irfān
Kethudā Beg gibi bir dānāyı
Eylemiş emrine fermān-rāyı
Ĥasenü’l-ħulķ sütūde-
26
ħaślet
Ma‘denü’l-luŧf selįmü’l-ħilķat
65 Genc-i luŧfıñdan eyā ķadr-i mecįd
Dest-gįr ol iderüm böyle ümįd
Dil-i ġamgįni ne var şād eyle
Yüz sürem Ravża’ya imdād eyle
Çoķ zamāndur iderem sa‘y-i sedįd
Rü’yet-i ķabr-i Resūli ümmįd
Olmadı n’eyleyeyin imkānı
Beden-i vüs‘atimiñ dermānı
İ 75a Gelmedin cisme fütūr-ı pįrį
Pįş-ez-įn eyleyelüm tedbįri
26
sütūde İ, O: kerįmü’l- Ü.
Celal Bayar Üniversitesi
118
70 Tuĥfe-i Nābį olup ĥacca sebeb
Çekmedi rāh-ı ŧalebde o ta‘ab
Gül-i Śad-bergüm ile ben de ne var
Nažar-ı luŧfıña olsam dūçār
O 4a
İlticā-yı der-i devlet itdüm
Ka‘beye ya‘ni ‘azįmet itdüm
Ü 19b Luŧfıñı bedraķa-i rāh eyle
Cebhe-fersūde-i dergāh eyle
İltifātıñla aña eyle nigāh
Gele āsān Belįġā’ya o rāh
[Cihan Sultanı ve Devrin Padişahı, Sultan Mehmed Han’ın oğlu Sultan
Ahmed ve Adaletiyle Ünlü Sadrazam, Zamanın Büyük Şahının Damadı
İbrahim Paşa’nın -Allah, İstediği Şeyi Kolaylaştırsın Ona!- Övülmesi
50. Ey güzel, parlak yazılı kalem, (şimdi) zamanıdır; parmaklarımda
şevkle nağmeler yap!.. 51. Böyle hoş dille daima susmuş, (sesi) soluğu
kesilmiş olman, uygun düşer mi hiç?! 52. Hakk’ın huzurunda el açıp devrin
hükümdarına da dua et! 53. Cenab-ı Hak onun devletini (baht ve saadetini)
artırsın! Düşmanlarının yüreğini kan etsin! 54. O Tanrı gölgesi, adaletle baştan
başa şen ve mamur etmektedir dünyayı… 55. Adaletinin devrinde dünya rahat
ve huzur içinde... Gönül sahipleri zevkle çalıp eğlenmekte...
56. Hele o yüce sadrazam, bütün işleri intizamlı, tertipli yapmakta... 57.
(Sultanın) o cömertliği âdet edinen(kişiy)i hem veziri, hem de damadı etmesi,
Allah’ın ihsanıdır. 58. Onun zamanında dünyaya rahat geldi; devletin yüzünü
ziynetlendirici oldu kendisi. 59. O doğru, insaflı vezir, gönül sahiplerine lûtf
eder; (böylece) onların yıkık (kederli) kalplerini şenlendirir. 60. Kendisi
Bermekî gibi cömert olup onun mübarek adı İbrâhim’dir. 61. Böyle büyük ve
şeref sahibi bir vezir, (böyle) merhamet kaynağı vezir-i âzam gelmedi... 62. Ne
veziri, devrin sultanının Âsaf’ı! İrfan sahiplerine caize (armağan, para ve
bahşiş) verici...
63. Kethuda Beğ gibi bilgili bir kişiyi, emrine buyruk tutucu yapmış.
64. Güzel huylu, övülmeye değer ahlâklı, ihsan kaynağı ve selim tabiatlı... 65.
Ey değer ve derecesi büyük (zat), lûtfunun hazinesinden (bana) yardımcı ol!
Böyle ümid ediyorum... 66. Kederli gönlümü, ne var, bir sevindir!.. Yardım et,
Ravza’ya (Hz. Peygamber’in kabrine) yüzümü süreyim. 67. Hz. Peygamber’in
kabrini görmek ümidiyle çok zamandır doğruca çalışıp çabalıyorum... 68.
N’eyleyim ki imkânı olmadı; bolluk bedenimin dermanı bulunmadı... (Maddî
durumum hac veya umreye gitmeme el vermedi). 69. Bedene ihtiyarlık zayıflık
ve bezginliği gelmeden önce tedbir alalım... 70. Nâbî’nin armağanı (Sultan IV.
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
119
Mehmed’e sunduğu kaside) hacca vesile oldu; istek yolunda yorgunluk ve
sıkıntı çekmedi o... 71. Gül-i Sad-bergimle ben de -ne var- lûtuf bakışına
mazhar olsam!.. 72. Devlet kapısına sığındım; yani Kâbe’ye gitmeye niyet
ettim. 73. Lûtfunu yolun kılavuzu yap! Dergâhın (alın sürmekten dolayı) alnı
yıpranmışı et beni. 74. İltifatınla ona bak ki, Belîğ’e o yol kolay gelsin!]
H1 ,i. ¸ ·ši. ·iíi_i. _,:íi ‰..
1
·,:‹ ¸. ,,.. .. ·iíi ¸.. ,š.¸íi ¸..¸íi ·iíi ,., ‰.. ¸. 
75 Eyleyen besmeleyi vird-i zebān
Ola şāyeste-i ‘afv ü ġufrān
[Besmeleyi dilinden düşürmeyen (veya belirli vakitlerde tekrar
eden) Allah’ın af ve bağışlamasına lâyık olur.]
H2 ¸š..íi ,..,íi - ·:. ·iíi _.— ¸:ì ¸.
2
¸š.í..íi ¸— ·iíi,..íi ¸i¸.íi ¸..i
Silk-i āyetde olup dürr-i nažįm
Maŧla‘-ı Fātiĥa-i Nažm-ı Kerįm
[Yüce Nazm’ın (Kur’ân’ın) Fatiha’sının ilk ayeti, ayet(ler)in
ipliğinde dizinin en değerli incisidir.]
İ 75b H3 ‚—.±. - ¸...íi …œ.,. ¸.
3
i¸L: ¸i¸.íi …¸;. _..i …œ.,. ¸..i
Efđal-i ŧā‘at imiş āgāh ol
Nažar-endāz-ı Kelāmu’llāh ol
[(Kur’ân okumak) ibadetlerin en faziletlisi imiş... Allah’ın
Kelâmı’na göz atıcı ol!]
H4 ¸š..íi ,..,íi - œ,... ¸,i ¸,., ¸.
4
·.š.íi ,,, ·,...í ¸i¸.íi ,š.±íi ,.:
Kim ki Furķān’a ola nāśıye-sā
Rūz-ı maĥşerde şefį‘ ola
27
aña
[Kim Kur’ân’a alın (yüz) sürerse, mahşer günü şefaatçi olur ona.]
H5 ¸š..íi ,.., - ”.,. ¸,i ¸.
1
Ebî Saîd (r.a.)’den: “Peygamber (s.a.v.) dedi ki: Allah, Bismillâhi’r-Rahmâni’r-
Rahîm diyen kimsenin geçmiş günahlarını affeder.”
2
Enes (r.a.)’ten: “Kur’ân’ın en faziletlisi, el-hamdü li’llâhi Rabbi’l-
âlemîn’dir.”(Câmiu’s-sagîr).
3
Ubâde bin es-Sâmit (r.a.): “Ümmetimin ibadetinin en faziletlisi, Kur’ân okumaktır.”
(Meşârık).
4
Câbir ve İbn Mes’ud’dan: “Kur’ân, kıyamet günü sahibi için ne güzel şefaatçidir!..”
27
şefį‘ ola İ, O: ola şefį‘ Ü.
Celal Bayar Üniversitesi
120
5
¸i¸.íi ·i.. _..i ,i¸–i
Medĥ idüp didi Şefį‘-i maĥşer
Eşrefi ümmetimüñ ĥāfıžlar
[Mahşerin şefaatçisi (Hazret-i Muhammed, hafızları) överek dedi
ki: “Ümmetimin en şereflisi, hafızlardır.”]
H6 ¸š..íi ,.., - ”.,. ¸,i ¸.
6
¸i¸.í., ¸i,..i i,:..i
80 Bülbül-āsā iderek savŧ-ı ĥasen
Oķı Ķur’ān’ı ħoş elĥān ile sen
[Bülbül gibi sesini güzelleştirerek Kur’ân’ı hoş nağmelerle oku!]
O 4b H7
7
·ií ·.š.: ¸,,íi ¸i - ‚—.±. - …¸,¸. _,i ¸.
Ġayret-i dįn iden ehl-i śalāĥ
Pend ile eyler ‘uśātı ıślāĥ
[Din gayreti güden salih insanlar, günahkârları nasihatla ıslah eder.]
H8
8
¸,,íi ..,:i ...i.íi -—.,•.i …,,“
İ 76a, Ü 20a Beden-i dįne gelince ħalecān
Ehl-i dānişdür aña çāre-resān
[Din bedenine çarpıntı ve titreme gelince, ona çare ulaştıracak
olanlar, ilim sahipleridir.]
H9 ¸š..íi ,.., - ¸—..íi ¸,i œ.,“ ¸.
9
·.“— ·iíi ¸.s. ,i.íi ¸i: ¸.
Ŧālib-i ‘ilm olanuñ rızķına Ĥaķ
Eyleye didi kefālet muŧlaķ
[(Hz. Peygamber) “İlim talibi olanın rızkına Cenab-ı Hak mutlaka
kefil olur” dedi.]
H10 ¸š..íi ,.., - …¸,¸. _,i ¸.
10
·:,íi ¸,¸: ,i. ,i.íi ¸,¸Líi ,i. ¸.
Reh-i dānişde idenler sür‘at
5
İbn Abbas’tan (r.a.): “Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân’ı ezberleyip hafız
olanlardır.”(Câmiu’s-sagîr).
6
İbn Abbas’tan (r.a.): “Seslerinizi Kur’an’la güzelleştirin!” (Câmiu’s-sagîr).
7
“Din, Allah (rızası) için nasihattır.”
8
“Âlimler, dinin tabipleridir.” (Zübdetü’l-ahbâr).
9
Ziyâd bin el-Hâris’ten: “İlim talep edenin rızkına Allah kefil olur.” (Câmiu’s-sagîr).
10
Ebî Hüreyre’den: “İlim yoluna giren kimse, Cennet yoluna girmiş olur.” (Câmiu’s-
sagîr).
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
121
Dāħil-i cennet olurmuş elbet
[İlim yolunda hızlı hareket edenler, cennete girermiş elbet.]
H11 ¸š..íi ,.., - ”.,. ¸,i ¸.
11
·iší ,.š. ¸. ¸š• ·... ,i.íi ¸i:
85 Ķā’im olmaķdan ise vaķt-i mesā
Eyle bir sā‘atiñi ‘ilme fedā
[Akşam vakti (ibadet için) ayakta durmaktansa, bir saatini ilme feda et!]
H12 ¸.síi _íi ¸¸.i ¸..,íi _š,...
12
..œi,. _íi ¸š.íi ¸.š, ¸.
Cāhiliñ küfre yaķınında güvāh
Dįdede miŝli sefįd ile siyāh
[Cahilin küfre yakınlığına şahit ve delil, gözde akla kara(nın
yakınlığı) gibidir.]
H13
13
¸,,íi _. ¸...: ¸..,íi ·,.. -—.,•.i …,,“
N’ola erbāb-ı kemāl itse ĥaźer
Cühelā śoĥbetidür dįne żarar
[Olgun (bilgili ve faziletli) kişiler sakınsa, şaşılır mı? Cahillerle
sohbet (söyleşmek ve arkadaşlık) etmek, dine zarar verir.]
H14 ¸š..íi ,.., - ·±... ¸.
14
„i,.íi ,...íi ‰..• ¸š• ¸.
İ 76b Çirk-i dendānı n’ola itmege pāk
Rūze-dārāna gerekdür misvāk
[Dişlerin kirini temizlemeğe ne olabilir? Oruç tutanlara misvak gerekir.]
H15
15
¸.ƒ.íi _;. .,.,íi
O 5a Mā-sivā leşkerine virmez emān
Ābdest mü’mine tįġ-ı bürrān
[Abdest, masiva (Allah’tan başka bütün varlıklar) askerine
aman vermez; mümin için keskin bir kılıçtır.]
H16 ¸š..íi ,.., - ¸,., ¸ ¸:ì ¸.
11
İbn Abbas’tan: “Bir saat ilim talebi (tahsili), gece (ibadet için) kalkmaktan daha
hayırlıdır.” (Câmiu’s-sagîr).
12
“Cahil küfre, gözün akının karasına yakınlığından daha yakındır.” (Mesâbîh).
13
“Cahilin sohbeti (cahille söyleşmek veya arkadaşlık etmek), dinde noksanlığa
sebeptir.”
14
Hz. Âişe’den (r.a.): “Oruçlunun iyi hasletlerinden biri de misvaktir.”(Câmiu’s-sagîr).
15
“Abdest, müminin silâhıdır.”
Celal Bayar Üniversitesi
122
16
i,š,– ¸.. .,.,íi _i. ¸.. ¸.
90 Ābdest ile iden naķl-i beķā
Ola vā-beste-i silk-i şühedā
[Abdestle ahirete göçen, şehitler sırasına bağlıdır (şehitler
zümresine katılır).]
H17 ¸š..íi ,.., - ”.,. ¸,i ¸.
17
—,,Líi …,i.íi _....
Ü 20b Fetĥ ola anuñ ile ķufl-i śalāĥ
Pāklik oldı namāza miftāĥ
[Temizlik namazın anahtarıdır. Onunla iyiliğin, salihliğin kilidi açılır.]
H18 ¸š..íi ,.., - ¸¸.. ¸,i ¸.
18
.,..,í …,i.íi ¸...i ¸..i
Eyle Mevlā’ya ħulūś ile niyāz
Ŧā‘atiñ efđali vaķtiyle namāz
[Allah’a ihlâs ve gönül temizliği ile dua et; yalvar, yakar!
İbadetin en faziletlisi, vaktinde kılınan namazdır.]
H19 ‚—.±. - ·±... ¸.
19
…,i.íi „¸. ¸.síi ¸š, ¸ ,,.íi ¸š,
İ 77a Eyle beş vaķti edā olma ħaşįn
Giderek olmayasın küfre yaķın
[Beş vakit namazı vaktinde kıl; sert ve kaba olma (ki) giderek
küfre yakın olmayasın!]
H20
20
·..— ·...,íi
Ĥiśśe-yāb olmaġa eyle himmet
Mü’mine śaff-ı cemā‘at raĥmet
[Hisse bulmağa, pay almağa gayret et! Mümine cemaat safı rahmettir.]
H21
21
¸š..íi ,.., - …¸,¸. _,i ¸.
...,íi .i ....íi œ¸, .
95 Sell-i seyf olsa eger dest-i ķażā
Anı reddeylemez illā ki du‘ā
16
Câbir’den: “Abdestli olarak ölen kimse, şehid olarak ölür.”(Câmiu’s-sagîr).
17
İbn Abbas’tan: “Namazın anahtarı temizliktir.” (Câmiu’s-sagîr).
18
İbn Ömer’den: “Amellerin en faziletlisi, vaktinde kılınan namazdır.” (Câmiu’s-
sagîr).
19
“Kulla küfür arasındaki şey, namazı terk etmektir.” (Meşârık).
20
“Cemaat rahmettir.” (Mesâbîh).
21
Ebî Hüreyre’den: “Kazayı ancak dua geri çevirir.” (Câmiu’s-sagîr).
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
123
[Eğer kaza eli kılıç çekse, onu ancak dua geri çevirir.]
H22 ¸š..íi ,.., - ·±... ¸.
22
¸š.íi_. œ¸, . ·š•. Œ.i …,.œ
Eyle iħvāna ġıyābında du‘ā
Müstecāb ide anı tā ki Ħudā
[Kardeşler(in)e kendileri hazır değilken, arkalarından dua et ki,
Allah onu kabûl etsin!]
H23 ¸š..íi ,.., - ”.,. ¸,i ¸.
23
·..:í .¸.íi ...œ ...,íi ¸..i
Ola bį-şübhe icābet be-ķażā
Kendü nefsinde olan ħayr du‘ā
[(Kişinin) kendi nefsine ettiği hayır dua, şüphesiz kabul edilir.]
O 5b H24
24
—..... .i ...,íi ¸š•
Cürmüñe nādim olup ķıl tekrār
Oldı çün ħayr-ı du‘ā istiġfār
[Günahına pişman olup (istiğfarı) tekrar et! Çünkü duanın
hayırlısı, istiğfardır.]
H25
25
¸.,... _..i ‰..:i ...œ
İ 77b Hįç şek yokdur eyā nįk-ħiśāl
Ola maķbūl du‘ā-i eŧfāl
[Ey iyi ahlâklı, hiç şüphe yok ki, çocukların duası makbuldür.]
H26 ¸š..íi ,.., - .iœ—,íi _,i ¸.
26
·..i— .,:.. ·..— .,:.. ·.¸íi,:. ...,íi i,.:..i
100 Girye-engįz iken eyle du‘ā
İde maķrūn-ı icābet Mevlā
[Ağlamaklı bir şekilde (kalbin incelmişken) dua et ki, Mevlâ
(duanı) kabule mazhar etsin.]
H27
27
·.i¸., .i …i,i. .
22
İbn Ömer ve İbn Abbas’tan: “Kardeşin kardeşi için gıyabî duası geri çevrilmez.”
(Câmiu’s-sagîr).
23
Hz. Âişe’den: “Duanın en faziletlisi, kişinin kendi nefsi için duasıdır.” (Câmiu’s-
sagîr).
24
“Duanın hayırlısı, istiğfardır.”
25
“Ümmetimin çocuklarının duası makbûldür.”
26
Ebî Derdâ’dan (r.a.): “Kalp inceliği sırasında duayı ganimet bilin... Muhakkak ki o
rahmettir.”
27
“Namaz ancak kıraat (Kur’an okumak)la olur.”
Celal Bayar Üniversitesi
124
Ü 21a Başla Ķur’ān’a idüp sa‘y-i müdām
Her namāz oldı
28
tilāvetle temām
[Devamlı gayret edip Kur’ân’a başla. Her namaz, Kur’ân
okumakla tamam olur.]
H28
28
_.. ¸s ¸š, ,,..íi
Mescidi ŧā‘at içün müstevfā
Ehl-i taķvāya maķām itdi Ħudā
[Allah, mescidi ibadet için takva sahiplerine yeterli bir makam kıldı.]
H29
29
·.... _¸,. _i. _i. ¸.
Śalavāt itse baña śıdķ ile ķul
Didi ben gūş iderüm anı Resūl
[Hz. Peygamber, “Bir kul, bana sıdk (doğruluk ve kalb temizliği)
ile salâvat (dua ve selâm) etse, ben onu duyarım” dedi.]
H30
30
.š. _:—i“ ..:ts. ..š. _:—i“ ¸.
Ķabrime didi olan nāśıye-sā
Beni görmüş gibi ĥayyen meŝelā
[(Hz. Peygamber) “Kabrime alın (yüz) süren, beni sağ olarak
görmüş gibidir” dedi.]
İ 78a H31
31
·...±í., —.:íi ¸. ,,. _¸.,
105 Ehl-i dūzaħdan olan nice ‘uśāt
Bula maĥşerde şefā‘atle necāt
[Cehennemlik olan nice günahkâr, mahşerde şefaatle kurtulacak.]
H32 ¸š..íi ,.., - …¸,¸. _,i ¸.
32
—.:íi ¸...ií ¸,¸¸
O 6a Müşkil olmasa eger nār-ı caĥįm
Andan itmezdi Nebį ħaşyet
29
ü bįm
[Cehennem ateşi zor olmasaydı eğer, ondan korkmazdı Peygamber...]
H33
33
·.s. ¸s ”ì— ·iíi ·....
Bā‘iŝ-i ĥikmet olur ħavf-ı Ħudā
Ma‘śıyetden idegör sen de ibā
[Allah korkusu, hikmete vesile olur. Günahtan sen de çekinmeye
28
oldı Ü: ola İ, O.
28
“Mescid, her takva sahibinin evidir.”
29
Ebî Hureyre’den: “Ben kabrime selâm veren kimseyi işitirim.” (Câmiu’s-sagîr).
30
“Benim ölümü ziyaret eden kimse, beni sağ olarak ziyaret etmiş gibidir.”
31
“Bir insan topluluğu, şefaatle Cehennem’den çıkacak.”
32
“Vah Cehennem ateşi azabından!..”
29
ħaşyet O, Ü: hirās İ.
33
Ammar’dan (r.a.): “Her hikmetin başı, Allah korkusudur.” (Câmiu’s-sagîr).
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
125
bak!]
H34
34
.L.i¸ ¸,.í., _.s ¸š..íi ,.., - —... ¸.
‘İbret isterseñ eger eyle nigāh
Ĥāl-i mevtāya varup gāh-be-gāh
[Eğer ibret (almak) istersen, zaman zaman gidip ölülerin hâline bak...]
H35
35
…œ.,– ¸,¸.íi ¸,.
Künc-i ġurbetde olan vāśıl-ı Ĥaķ
Şühedāya olur elbet
30
mülhaķ
[Gurbet köşesinde Cenab-ı Hakk’a kavuşan, elbet şehitler
(zümresin)e katılır.]
H36
36
¸i,.íi ¸. ·.L. ¸..íi ‚—.±. …¸,¸. _,i ¸.
İ 78b 110 Dār-ı ġurbetde ġarįbe her cā
Ķıŧ‘adur deşt-i cezādan gūyā
[Gurbet yurdunda garibe her yer, sanki ceza çölünden bir parçadır.]
H37 ¸š..íi ,.., - ·±... ¸.
37
¸..íi _. ,,¸. ,.¸íi ·i.
Vaŧanın yād iden gāh-be-gāh
‘Ömrini eyleye
31
efzūn Allāh
[Allah, zaman zaman memleketini hatırlayan (akrabasını ziyarete
eden) kimsenin ömrünü artırır.]
H38 ¸š..íi ,.., - ¸š,“ ¸,i ·iíi,,. ¸.
38
...š:œ _. _..i ¸i,.
Ü 21b Mü’min-i ħāliś ola bir ümmet
Dehr-i fānįde çeker çoķ zaĥmet
[Halis mümin olan bir ümmet, fâni dünyada çok zahmet çeker.]
H39
39
…¸•.i ¸.i _i. ,i¸. .š:,íi
Sūrı mātemdür anuñ itme gümān
Ehl-i ‘uķbāya ĥarām oldı cihān
[Dünya, ahiret ehline haramdır... Şüphe etme ki, onun sevinci,
34
Ammar’dan: “Öğüt verici olarak ölüm yeter...” (Mesâbîh).
35
“Garibin ölümü, şehitliktir.”
30
elbet İ, Ü: āħir O.
36
“Sefer (yolculuk), ateşten bir parçadır.”
37
Hz. Âişe’den: “Sıla-i rahim (ana-baba ve akrabayı ziyaret), ömrü artırır.” (Câmiu’s-
sagîr).
31
İ’de ve Ü’de eyle.
38
Abdullah bin Zübeyr’den: “Ümmetimin azabı bu dünyadadır.” (Câmiu’s-sagîr).
39
“ Dünya, ahiret ehline haramdır.”
Celal Bayar Üniversitesi
126
şenliği, hüzün, keder ve musibettir.]
H40
40
¸..:.ií …¸.. ¸ ¸.ƒ.ií ·.i— ¸,.íi
Mevt içün didi Şefį‘-i ‘Araśāt
Rāĥat-ı mü’min ola ķayd-ı ‘uśāt
[Arasat şefaatçisi (Hz. Peygamber), ölüm hakkında “Müminin
rahatı, (Allah’ın emirlerine) isyan edenlerin bağı (endişesi, gaile
ve telâşı)dır...” dedi.]
O 6b H41
41
¸,—,íi _. _. ¸.ƒ.íi
115 Mü’min-i ħāliś olan
32
pāk-meniş
İki ‘ālemde görür āsāyiş
[Halis mümin olan temiz huylu, iki âlemde de rahat ve huzur bulur.]
İ 79a H42
42
¸,,íi .i ¸:‹ ¸s ,š,±ií ¸.., ¸
Defter-i cürm-i şehįd ola resįd
‘Afv ola cümle ķala ĥaķķ-ı ‘abįd
[Şehidin günah defteri hesabı kapatılır; (bütün günahları
affedilir); sadece kulların hakkı kalır.]
H43
43
,i.ií _.,i „,i.íi ,..
Keyd-i düşmenden emįn ola mülūk
Eylese memleket-i ‘afva sülūk
33
[Hükümdarlar eğer af ülkesine giderlerse, düşmanın hilesinden
emin olur.]
H44
44
·..š.íi ,,, ¸..i: ,iLíi
‘Adl ile eyle cihānı ābād
Žulmet-i rūz-ı cezādur bį-dād
[Adaletle dünyayı mamur et, şenlendir... Zulüm, ceza
gününün karanlığıdır.]
H45
45
¸,,íi,íi ...— _. ·iíi ...—
Ĥaķ rıżāsında olan her-bārı
40
“Ölüm, mümin için rahat, münafık için hasrettir.” (Kaçırılan bir nimete üzülüp
yanma, keder ve zahmettir).
41
“Mümin, iki yurtta da diridir.”(Hem dünyada, hem ahirette iyi bir hayata mazhardır).
32
olan İ, O: ola Ü.
42
“Şehidin bütün günahı bağışlanır; (insanlara olan) borcu hariç...”
43
“Hükümdarların affı, hakimiyetlerinin devamına vesiledir.”
33
O kenarında: “Keyd-i düşmenden emįndür o mülūk/ İtse ger memleket-i ‘afva sülūk”
beyti var.
44
“Zulüm, kıyamet günü karanlıklarıdır.”
45
“Allah’ın rızası, anne-babanın rızasındadır.”
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
127
Vālideynüñ ola fermān-dārı
[Daima Allah’ın rızasını gözeten kimse, anne ve babasının
emrine itaatkâr olsun!]
H46
46
,,,iœi i,:..i¸ ,sœ.¸i i,.¸si
120 Vālid-i müşfiķ olan ŧab‘-ı selįm
Eyler evlādına ādāb ta‘lįm
[Selim yaratılışlı olan şefkatli baba, çocuklarına edep öğretir.]
H47
47
,.i. ¸. ..,.i¸š•
İ 79b Didi evlāda odur efđal-i eb
Eyleye ‘ilm ile ta‘lįm-i edeb
[(Hz. Peygamber) “Çocuklar için babanın en faziletlisi, ilimle
edep öğretendir” dedi.]
H48
48
,s:..,i i,.L.
Ĥāśıl it mertebe-i insānı
34
Sa‘y idüp eyle bülend įmānı
[İnsan(lık) derecesini elde et; çalışıp imanı(nı) yücelt!]
H49
49
¸..,.i ·:,“ ..š.íi ‚—.±. …¸,¸. _,i ¸.
O 7a Reng-i gül gibi olup zįb-nümā
Gül gül eyler ruħ-ı įmānı ĥayā
[Hayâ, gül rengi gibi zinet gösterici olup iman yüzünü gül gül
eder (pembeleştirir).]
H50
50
¸..,.i ,.: ¸,.íi
Nıśf-ı įmān didi śabra Resūl
Śabr iden maŧlebine ola vuśūl
[Hz. Peygamber, sabra “imanın yarısı” dedi. Sabreden, isteğine ulaşır.]
H51
51
¸,.íi ,.: ,.š.íi
125 Rūze-dār olsa n’ola Ĥaķķ’a ķarįb
Rūzeye çünki didi nıśf-ı şekįb
[Oruç tutan, Allah’a yakın olsa, şaşılır mı? Çünkü (Hz.
Peygamber) oruca “sabrın yarısı” dedi.]
H52 ‚—.±. - œ,... ¸,i ¸.
46
“Çocuklarınıza ikramda bulunun ve onların terbiyelerini güzelleştirin.”
47
“Babaların (en) hayırlısı, sana ilim öğretendir.”
48
“İmanlarınızı büyütün, yüceltin.”
34
“insānı” kelimesi, “insānį” şeklinde de okunabilir.
49
Ebû Hüreyre’den: “Hayâ, imanın zinetidir.” (Meşârık).
50
“Sabır, imanın yarısıdır.”
51
“Oruç, sabrın yarısıdır.”
Celal Bayar Üniversitesi
128
52
·s¸, —,..íi _. ¸.. i¸¸...
Ü 22a Her gice eyle saĥūrı ‘ādet
Oldı hengām-ı seĥer çün bereket
[(Ramazan’da) her gece sahuru âdet et. Çünkü seher vakti berekettir.]
İ 80a H53
53
,.i,.íi ¸i.íi ¸..i
Ser-firāz olmaġa lāyıķ server
Her kimi görse tevāżu‘lar ider
[Başını yükseltmeğe lâyık reis, her kimi görse, alçak gönüllü
davranır ona.]
H54
54
·.s.íi ”ì— ¸.¸íi
Rıfķ ile söyleyelüm nāsa müdām
Ĥikmetüñ başı imiş rıfķ-ı kelām
[İnsanlara daima yumuşaklıkla söz söyleyelim. Yumuşak söz
söylemek, hikmetin başıymış.]
H55
55
,;síi ¸,. ,;.íi
Silk-i taķrįre viren tāze nižām
Eyler āġāz-ı suħan ba‘de selām
[Konuşma ipliğine (inci) dizmeye başlayan, selâmdan sonra
söze başlar.]
H56 ¸i,• .i ¸. i¸¸.s..i
56
·..š.íi ,,, ·...– ¸.ƒ. ¸sí ¸..
130 İktiŝār eyle kim olur maĥşer
Biri birine şefį‘ mü’minler
[(Kardeşlerini) çoğalt ki, müminler mahşerde birbirine şefaatçi olur.]
H57
57
·.s.íi ¸—,, ¸..íi
Ehl-i ĥikmetden olan merd-i suħan
Nuŧķa yol virmez olup
35
beste-dehen
[Hikmet sahiplerinden olan söz eri, ağzını kapatıp (çok ve
lüzumsuz) konuşmaya yol vermez.]
O 7b H58
58
‚,. ¸..í ¸..iíi ¸..i
52
“Sahura kalkın! Çünkü sahurlarda bereket vardır.” (Meşârık).
53
“(Güzel) huyun en üstünü, tevazudur”(alçak gönüllü olmaktır).
54
“Rıfk (yumuşaklık), hikmetin başıdır.”
55
“Selâm, kelâmdan öncedir.”
56
Enes’ten: “Kardeşlerini çoğalt! Çünkü her mümin kıyamet günü şefaat edecektir.”
(Câmiu’s-sagîr).
57
“Susmak, (kişiye) hikmet verir.”
35
olup O: olur Ü.
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
129
İ 80b Kelimātında olan rāst-nümā
Fażl ile ĥāśıl ide ķadr-i ‘alā
[Sözlerinde doğruluk gösteren (Doğru söz söyleyen) kimse,
faziletle yüksek değer ve derece elde eder.]
H59
59
,i,, ¸,síi¸ _,:, ‚,.íi
Rāst-gū ol ki söziŋde bį-bāk
Oldı ‘ālemde dürūġ ehli helāk
[Sözünü doğru söyleyici ol ki, korkup çekinmeyesin. Yalan
söyleyen kimseler dünyada helâk olmuştur.]
H60 ¸..ší _í... ·iíi ¸i
60
·,,¸ _. ¸...íi _,. i‹i
Fāsıķı medĥ ķılan müstevfā
Oldı şāyeste-i ķahr-ı Mevlā
[Fasıkı (Allah’ın emirlerini tanımayan, günahları pervasızca
işleyen, fesatçıyı) yeteri kadar öven kimse, Allah’ın kahrını
(gazabını) hak etmiş olur.]
H61
61
·:..í ·.... ¸,¸íi ‰..,
135 Feyż-i Bārįden olup
36
cilve-resā
Ādeme lehce imiş ĥüsn ü behā
[Yaratanın bol nimetinden tecelli eden açık ve düzgün konuşma,
insan için güzellik ve kıymetmiş.]
H62
62
‰..,íi ¸., ¸š., ·iíi ¸i
Pertev-i źātına olmaķla delįl
Sever erbāb-ı cemāli o Celįl
[O Cemîl (güzel Allah), zatının ışığına delil olduğundan, güzel
olanları sever.]
H63
63
¸—i,., ¸.íi
Eyler evlādına anuñ įrāŝ
Oldı kālā-yı muĥabbet mįrāŝ
[Sevgi ve dostluk sermayesi, mirastır; kişinin çocuklarına (âdetâ)
irsî olarak geçer.]
H64
64
¸.i ¸. ,. .¸.íi
58
“Dilin en üstün ve faziletli olanı, doğru söyleyenidir.”
59
“Doğruluk kurtarır; yalan helâk eder.”
60
“Fasık, yüzüne karşı övüldüğünde, yüce Allah gazab eder.”
61
“Erkeğin güzelliği, dilinin açık ve düzgün oluşudur.”
36
olup İ, O: olan Ü.
62
“Muhakkak ki, Allah güzeldir; güzelliği sever.”
63
“Sevgi, dostluk birinden diğerine irsen geçer.”
Celal Bayar Üniversitesi
130
İ 81a Kime dil-dāde ise bunda temām
Ĥaşr ola anuñ ile rūz-ı ķıyām
[(İnsan) kime tam gönül vermişse bu dünyada, kıyamet günü
diriltilip toplanır onunla...]
H65
65
¸L:íi ¸,š.íi ..:“
Seyr-i dįdār deyü ey güm-rāh
Ü 22b İtme nā-maĥreme düzdāne nigāh
[Ey yolunu şaşırmış! “(Güzel) yüz seyri” diye hırsız gibi
bakma namahreme!..]
H66
66
¸...íi ¸.±íi ¸., ·iíi ¸i
O 8a
140 Ĥaķ seni eyleye tā pįr-i kühen
Tevbe-kār ol daħı nev-sāle iken
[Henüz gençken tevbekâr ol ki, Cenâb-ı Hak seni çok yaşlı
ihtiyar etsin.]
H67
67
Ÿ.,Líi ¸š., Ÿ..¸íi - —.,•.i …,,“ - ”.,. ¸,i ¸.
Şįrdür ŧıfl-ı bed-aħlāka sebeb
Dāyeye ola müşābih meşreb
[Çocuğun kötü huylu olmasının sebebi, süttür. Huy, ahlâk
dadıya benzer.]
H68
68
,i¸.íi i,,:.,i¸ ‰;.íii,is
İctināb eyle ĥarām oldı
37
vebāl
Kesb idüp eyleyegör ekl-i ĥalāl
[(Haramdan) sakın, uzaklaş! (Çünkü) günah ve azaptır haram...
Çalışıp kazanarak helâl yemeye bak!].
H69
69
œ.,, ‰;.íi ¸i:
Bį-ta‘ab girmez ele genc-i murād
Ŧaleb-i rızķ-ı ĥalāl oldı
38
cihād
[İstek hazinesi ele zahmetsiz, meşakkatsiz geçmez...
Helâl rızık istemek, cihaddır.]
H70
70
..¸..i ‰....i ¸..i
64
“Kişi, sevdiğiyle beraberdir.”
65
“Gözlerin zinası, (harama) bakmaktır.” (Zübdetü’l-ahbâr).
66
Enes’ten: “Muhakkak ki, Allah tevbe eden genci sever.” (Câmiu’s-sagîr).
67
“Süt emdirmek, huyları değiştirir.”
68
“Helâl yiyin; haramdan kaçının!..”
37
oldı İ, O: ola Ü.
69
“Helâl rızk istemek, cihaddır.”
38
oldı İ, O: idi Ü.
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
131
İ 81b Ecrini zaĥmetine göre bulur
‘Amelüñ ħayrı meşaķķatle olur
[Amelin hayırlısı, meşakkatli olanıdır. (Çünkü amel eden
kimse) mükâfatını zahmetine göre bulur.]
H71 ‚—.±. - ·iíi,,. ¸.
71
¸—.i¸ ....íi ¸.s¸, ¸. ¸.. ¸,.íi i,.¸si
145 Ķūt-ı ‘užmādur eyā ŧab‘-ı selįm
İdegör rįze-i nāna ta‘žįm
[Ey selim yaratılışlı kişi, (ekmek) değerli bir gıdadır; onun
kırıntısına hürmet et!]
H72
72
¸i¸±íi¸ ,..Líi …¸.s ¸. ¸i.íi ¸,.,
Süst ider ķalbi didi çünki Resūl
Eyleme keŝret ile ekli ķabūl
[Madem ki Hz. Peygamber, “(Çok yemek) kalbi gevşek ve tembel
eder” dedi, öyleyse uygun görme çok yemeyi!..]
H73
73
¸..,±íi ..s, ¸. ¸š• ,,.,íi ,..
Girye-i merd-i şikem-perverden
Ħande-i cāyi‘ imiş müstaĥsen
[Açın gülmesi, boğazına düşkün kimsenin ağlamasından
daha makbûlmüş…]
H74
74
_.s,.. ‚“¸íi ¸š•
Gezme ħāhişger olup eŧrāfı
Saña yitmez mi bu rızķ-ı kāfi
[İstekli olup her tarafı gezme!.. Bu yetişen rızık sana yetmez mi?!.]
O 8b H75
75
ˆ,.¸ ¸si ¸. ”.:íi ¸–
İ 82a Fuķarāsız śaķın ekl itme ŧa‘ām
Saña nām olmaya tā şerr-i enām
[Sakın fakir fukarasız yemek yeme ki, “insanların kötüsü” sana
ad olmasın!]
H76
76
_í... ·iíi ...,.i .i¸..íi
150 Olsun ey ehl-i ġınā āgāhuñ
70
“Amellerin en faziletlisi, en zahmetlisidir.”
71
Abdullah’tan: “Ekmeğe saygı gösterin! Çünkü o göğün ve yerin bereketlerindendir.”
(Câmiu’s-sagîr).
72
“Çok yemekten kalp ölür.”
73
“ Aç olanın gülmesi, tokun ağlamasından daha hayırlıdır.”
74
“Rızkın hayırlısı, yeterli olanıdır.”
75
“ İnsanların kötüsü, tek başına yemek yiyen kimsedir.”
76
“ Fakirler, yüce Allah’ın samimî dostlarıdır.”
Celal Bayar Üniversitesi
132
Fuķarā śādıķıdur Allāh’uñ
[Ey servet sahibi, haberin olsun ki, fakirler, Allah’ın
samimî dostlarıdır…]
H77
77
…¸•. _. ·.,i, ,í .š:,íi _. ¸,¸.íi ¸,í ¸.
Geyse dünyāda ĥarįr itse ħırām
Ĥulle-i cennet aña ola ĥarām
[Bir kimse bu dünyada ipek giyse ve salına salına gitse, cennet
elbisesi ona haram olur.]
H78
78
—i¸,.i—iœ ·:,íi
Ü 23a Dem-be-dem nā’il olup dįdāra
Cilvegāh ola bihişt ebrāra
[Cennet, hayır sahibi, iyi ve dindar olanların yurdudur. Onlar,
zaman zaman Allah’ın cemalini görmeğe de mazhar olur.]
İ 82b H79
79
¸..,.i ¸. …¸š.íi
Sālik-i rāh-ı Ĥaķ’a hem-rāh ol
Ġayret įmāndan imiş āgāh ol
[Hak yoluna gidene yoldaş ol! Gayret, imandanmış; haberdar ol!]
H80
80
¸i.íi _... ·í.L,íi
Sa‘y-i ŧā‘atle cihāndan güźer it
Teng ider ķalbi baŧālet ĥaźer it
[İbadete çalışmakla dünyadan geç. İşsizlik, avarelik kalbi daraltır;
sakın ondan!]
H81
81
·í ¸i• ..í ¸.š. ¸s. i,i..i
155 Mümkin oldıġı ķadar eyle ‘amel
Kesb-i ŧā‘āta
39
sen ey ‘abd-i eźel
[Ey hor, hakir kul, sen mümkün olduğu kadar ibadetler kazanmak
için amel et!]
H82
82
—.,:í., ·,¸ ¸.. ¸šií., ,.. ¸.
Olsa bir ‘ābid-i śāliĥ şeb-ħįz
Rūyı baķdıķca olur şevķ-engįz
77
Enes’ten: “Dünyada ipek giyen kimse, ahirette giyemeyecektir.” (Meşârık).
78
“Cennet, ebrâr (hayır sahibi, iyi ve dindar olanlar)ın yurdudur.”
79
“Gayret, imandandır.”(Gayret, çalışmak, kıskanmak, aile hayatını koruma konusunda
gazap kuvvetinin harekete geçmesi; aziz ve mukaddes bir şeye, namus ve haysiyete
veya vatan ve millete halel verecek şeylere karşı coşan ulvî bir duygu).
80
“ İşsizlik, kalbe sıkıntı verir.”
81
“Amel edin... Herkese kendisi için yaratıldığı şey kolay gelir.”
39
ŧā‘āta O: ŧā‘ata İ.
82
“Gece (ibadet için) kalkan kimsenin yüzü, gündüz güzel olur.”
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
133
[İbadet eden salih bir kişi, gece (ibadet için) kalksa, onun
yüzü, baktıkça insana şevk verici olur.]
H83
83
¸ . ¸i¸ .,.¸œi _í... ·iíi _íi _í....i ¸.i
O 9a Müstemirren bir ‘amel itse güźer
Ħoş gelür Ĥaķķ’a olursa kemter
[Bir amel devamlı yapılsa, az olursa da hoş gelir Cenab-ı Hakk’a…]
H84
84
œ¸,íi .i,íi ¸s ¸.i
Bedene her ne maraż kim nāzil
Ġāliben ola śoġuķdan ĥāśıl
[Bedene inen, konan her hastalık, çoklukla soğuktan meydana
gelir.]
H85
85
.i,íi ¸s ¸š, …,..íi
Bu şifā-nāmeden ol kim āgāh
Maraża mi‘de imiş menzilgāh
[Bu şifa yazısından haberdar ol ki, hastalığın evi, mideymiş.]
H86
86
œi,..., ·,í...íi
İ 83a 160 Bu ĥadįŝ üzre bilindi ki ‘ilāc
Marażuñ żıddına oldı muĥtāc
[Bu hadis üzere bilindi ki, ilâç, hastalığın zıddına muhtaçtır.]
H87
87
¸.š:í., ‰....i..:i
Her ‘amel kim mużırr
40
u nāfi‘dür
Ādemüñ niyyetine rāci‘dür
[Zararlı veya faydalı her amel, insanın niyetine bağlıdır.]
H88
88
—.±..i ¸. ,,: .
Meşveret ehline noķśān olmaz
Śoñra bir işde peşįmān olmaz
[Danışan kimselere eksiklik ve kusur olmaz; sonra onlar bir işte
pişman olmaz.]
H89
89
·.,.. _. ·iíi ¸.s ·š•i ·,.. _. ¸.s ¸.
83
“Allah indinde amellerin en sevileni, az da olsa devamlı olanıdır.”
84
“Her derdin aslı, soğuktur.”
85
“Mide, hastalığın evidir.”
86
“İlâç yapma veya kullanma, hastalığın zıddına göredir.”
87
“Ameller niyetlere göredir.”
40
muzırr İ: zarar O.
88
“Danışan, pişman olmaz.”
89
İbn Ömer’den: “Kim bir kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını
giderir.” (Meşârık).
Celal Bayar Üniversitesi
134
Görse bir ĥācetini iħvānuñ
Ĥaķ revā ide recāsını anuñ
[(Bir mümin,) kardeşlerin(in) bir ihtiyacını giderse, Cenab-ı Hak
da onun isteğini yerine getirir.]
H90
90
_..i _i. _i..s ,,..íi _i. ,í..íi ¸..
‘Ālimüñ ‘ābid ile mānendi
Ümmetim ile benüm gibi dedi
[(Hazret-i Peygamber) “Âlimin ibadet eden(âbid)le
mukayesesi, ümmetimle benim gibi” dedi...]
H91
91
¸,,íi ,.: ¸i.íi ¸.. -¸š..íi ,.., - ¸:ì ¸.
165 Şöhre-yāb ola ‘ulüvv-i şānuñ
Nįk-ħū nıśfı imiş įmānuñ
[Şanının yüksekliği şöhret bulsun! İyi huy, imanın yarısıymış].
İ 83b, O 9b, H92 ¸š..íi ,.., - ¸.. ¸,i ·iíi,,. ¸.
92
·.,.í., ‚“¸íi _i. i,:š...i
Ü 23b Fuķarā-bįn olan sāde-derūn
Rızķını ide taśadduķla füzūn
[Fakirleri görüp gözeten temiz kalpli kimse, sadaka vermekle
rızkını artırır.]
H93 ¸š..íi ,.., - _i. ¸,i ¸.. ¸. -_:i¸,Lií
93
,;síi i,,š:i¸ ,..Líi i,..:i
‘Ālemüñ ħalķı olur kūh-kenüñ
Olsa iŧ‘ām ile şįrįn suħenüñ
[Yemek yedirme(âdeti)nle sözün tatlı olsa, dünya halkı dağ
kazıcı (Ferhad’ı)n olur.]
H94
94
¸.:íi _:. _:.íi
Dinse lāyıķdur aña ehl-i ġınā
Kendi nefsinde ide cūd u ŝeħā
[Kendi nefsinde cömertlik eden kimseye zengin dense, o kişi
lâyıktır buna.]
90
Ebî Saîd’den: “Âlimin ibadet edenden üstünlüğü, benim ümmetimden üstünlüğüm
gibidir.” (Câmi‘u’s-sagîr).
91
Enes’ten (r.a.): “Ahlâk güzelliği, dinin yarısıdır.” (Câmi‘u’s-sagîr).
92
Abdullah bin Ömer’den: “Sadaka vermekle (Allah’tan) rızık konusunda yardım
isteyin.” (Câmi‘u’s-sagîr).
93
Taberânî, Hasan bin Alî’den: “(İnsanlara) yemek yedirin ve sözü güzel söyleyin.”
(Câmi‘u’s-sagîr).
94
“Zenginlik, gönül zenginliğidir.”
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
135
H95
95
_,,íi ¸,,íi ·.i
Yem-i ŧā‘atda śaķın eyle ĥaźer
Keşti-i dįne hevā ide żarar
[İbadet denizinde aman, sakın, heva (nefsin isteği), din gemisine
zarar verir.]
H96 ˆ¸s‹ ¸. ·iíi ¸. ·.;.
96
ˆ¸s‹ ¸., ·iíi ¸., ·.;. ¸
170 Düşse bir ķalbe eger ĥubb-ı İlāh
Şuġlı her laĥža olur źikru’llāh
[Eğer bir kalbe Allah sevgisi düşse, onun işi her an Allah’ı
zikretmek (hatırlamak ve anmak) olur.]
H97
97
¸,i.íi ...– ·iíi¸s‹
İ 84a Źikr-i Mevlā’dur olan çāre-resā
Dil-i bįmār-ı güneh-kāra şifā
[Günahkâr hastanın kalbine şifa ve çare eriştiren şey,
Allah’ı zikretmektir.]
H98
98
·.,.íi ¸. ¸š• ¸s,íi -¸š..íi ,.., - …¸,¸. _,i ¸.
Źikr [ü] tevĥįd-i Ħudā ‘azze ve cel
Śadaķa virmeden oldı efđal
[Yüce Allah’ı anmak ve (Onun birliğine inanarak) tevhid
kelimesini söylemek, sadaka vermekten daha faziletlidir].
H99 ‚—.±. - ,š.. ,,i ¸ …¸,¸. _,i ¸.
99
·iíi .i ·íi . ,s..,. i,:.í
Eyle mevtāya şehādet telķįn
Ola tā maġfiret-i Ĥaķķ’a yaķın
[Ölülere şehadet (kelimesini) telkin et ki, Cenab-ı
Hakk’ın bağışlamasına yakın olsun.]
H100 ¸š..íi ,.., ¸ ‚—.±. ‹... ¸ ¸.... ¸.
100
·:,íi ¸•œ ·iíi .i ·íi . ·.;s ¸•i ¸.s ¸.
95
“Dinin afeti, heva (nefsin gayr-ı meşru arzuları)dır.”
96
Enes’ten: “Allah’ı sevmenin alâmeti, onu anmayı sevmek; Allah’ı sevmemenin
alâmeti ise onu anmayı sevmemektir.” (Câmi‘u’s-sagîr).
97
“Allah’ı anmak, kalblerin şifasıdır.”
98
Ebî Hüreyre’den: “Zikir, sadakadan daha hayırlıdır.” (Câmi‘u’s-sagîr).
99
Ebî Hüreyre’den: “Ölülerinize Lâ ilâhe illa’llâh’ı telkin edin.” (Meşârık).
Celal Bayar Üniversitesi
136
O 10a Ehl-i cennet didi ol ħayr-ı enām
Eyleyen ħatm-i şehādetle kelām
41
[O yaratılmışların (en) hayırlısı (Hz. Peygamber), “Şehadet
(kelimesiy)le sözünü tamamlayan kimse, cennet ehli olur” dedi].
Ħātime-i Suħan
42
175 Ĥaķķ’a minnet bu gül-i tāze vü ter
Oldı ārāyiş-i destār-ı hüner
Ŧab‘ıma virdi Ħudā feyż-i şu‘ūr
Bir iki günde hemān itdi žuhūr
Bu leŧāfetle görenler anı
Şemm iden būyın olur ĥayrānı
Bāġ-bān itse sezā māh-ı nevi
Nev-şüküfte gül-i bāġ-ı Nebevį
İ 84b Ħāme-i ŧab‘-ı Belįġ olsa ne var
Dil-i şūrįde-meŝel aña hezār
43
180 Öyle bir gül ki ŧutup her sūyı
Ü 24a Ĥaşre dek gitmeye reng ü būyı
Dergehinden anuñ oldur me’mūl
Tuĥfemi ide ķusūriyle ķabūl
İ‘tiźārıñ yeter ey ħāme bu dem
Sāl-i tārįħini de eyle raķam
Ba‘de ez-elf mürūr-ı a‘vām
44
Yüz otuz altıda ħatm
45
oldı kelām
¸,œ..i ¸±is “i .,,“ „¸, ,. ¸s ¸,i ,– ..: ¸—
_íi _....íi ,š.:íi ,š..íi ,,. ,, ¸. i,• ¸š:“.: ,,¸–
,š.i¸,i ,š.íi ¸,i ¸š....i ,š.íi ,šLiíi ,i.íi ·,.:.
100
Osman bin Muâz’dan: “Son sözü Lâ ilâhe illa’llâh olan kimse, Cennete girer.”
(Meşârık, Câmi‘u’s-sagîr).
41
kelām İ, O: temām Ü.
42
İ’de başlık yok.
43
İ’de mısrâ şöyle: “Dil-i şūrįde miŝāl eger hezār”
44
a‘vām O, Ü: eyyām İ.
45
altıda ħatm O, Ü: dörtde temām İ.
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
137
¸.. ˆœi“¸š.i ¸š..– _í...íi ¸š, ,¸¸..íi ..ši,
·š,,íi ·,,,íi ˆ,. ,..i ¸ ..,,,š. ¸.. ¸ ..,,,:‹
¸..i ¸š....íi ...i.íi ,i.i ·š:.íi ,:.. _íi
_,:.i ,... .:,š. ¸ .:.í,. ¸š..,. ..i..
·.¸¸.., _...íi ˆœi“i,..s _íi,.íi ¸š, ,¸¸..íi
·iíi ¸.. ¸ ¸,—i,íi _. ˆ.:.., .. ‰.: ..,.. ˆ¸...
¸š.i ,... ¸,: ¸ ,¸s. ,¸,.. ¸š.íi …¸., _í...
[Sözün Sonu
175. Allah’a şükür, bu ter ü taze gül, hüner sarığının süsü, zineti oldu.
176. Allah, tabiatıma şuur feyzi verdi; bir iki günde hemen meydana çıktı. 177.
Onu bu güzellikle gören ve onun kokusunu koklayanlar, hayranı olur. 178.
Bahçıvan, yeni ayı Peygamber bağının yeni açılmış gülü edinse yeridir... 179.
Belîg’in tabiatının kalemi, aşktan perişan bir gönül gibi ona bülbül olsa, ne var
(şaşılır mı)? 180. Öyle bir gül ki, her tarafı kaplayıp mahşere kadar rengi ve
kokusu gitmez. 181. Onun huzurundan umulan şudur: Armağanımı kusuruyla
kabul etsin! 182. Özür beyanın yeter ey kalem! (Telif) tarihinin yılını da yaz
şimdi! 183. Bin yıl geçtikten sonra, yüz otuz altıda (1136’da) söz sona erdi.
Allah’ın sevgili(elçi)sinin hadisleri gül bahçesinden (seçilen) bu güzel
Gül-i Sad-berg (yüz yapraklı gül), lütuf sahibi Allah’ın inayetine muhtaç ve
halk arasında “Şâhin Emir-zâde” diye bilinen zavallı, biçare Seyyid İbrâhim
oğlu Seyyid İsmâil’in -günahları bağışlansın ve kusurları örtülsün!- eliyle,
Allah’ın sevgili(elçi)sinin hadisleri gülşeninden yüzünü gösterdi ve o bu güzel
hediye hakikatı araştıran âlimlerin en bilgilisi ve inceleyici, faziletli kişilerin en
erdemlisi, yüksek rütbeli kadılar arasında “Kethuda-zâde” diye tanınan, bundan
önce Kahire kadısı olan efendimiz Mehmed Efendi’nin yüce makamına ithaf
olundu -dünyada ve ahirette dilediğine nail olsun ve yüce Allah gözünün nuru,
itibarlı ve değerli oğluna ve ona uzun ömürler versin, amin.]
KAYNAKÇA
Abdulkadiroğlu, Abdulkerim, (1988), Belîğ, Kültür ve Turizm Bakanlığı
yayını, Ankara
Abdulkadiroğlu, Abdulkerim, (1993), “Belîğ’in Gül-i Sadberg’i”, İslâmî
Edebiyat, Ekim Kasım Aralık, sayı 22, s. 121-151.
Abdulkadiroğlu, Abdulkerim, (1997), Kültürümüzden Esintiler, Ankara.
Babinger, Franz, (2000), Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri, trc. Coşkun
Üçok, (3. bs.) Ankara.
Bursalı Mehmed Tâhir, (1333-1342/1915-1923-24), Osmanlı Müellifleri,
I-III, Matbaa-i Âmire, I-III.c. İstanbul.
Celal Bayar Üniversitesi
138
Çıpan, Mustafa, (1992), “Belîğ İsmâil”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm
Ansiklopedisi, İstanbul c. 5, s. 415-16
Dilçin, Cem, (2007), “Divan Şiirini Günümüz Türkçesine Aktarma ve Diliçi
Çeviri”, Edebiyat ve Dil Yazıları, Mustafa İsen’e Armağan, s. 149-169.
Ergun, Sadeddin Nüzhet, (1936-45), Türk Şairleri, I-IV, İstanbul
Fâik Reşad, (1311-1312), Eslâf, I-II, İstanbul.
Fatîn Dâvud, (1271/1855), Hâtimetü'l-eş'âr, İstanbul.
Gibb, E. J. W., (1900-1909), A History of Ottoman Poetry, I-VI, London.
Hammer-Purgstall, Joseph Freiherr von, (1836-1838), Geschichte der
Osmanischen Dichtkunst, I-IV, Pesth.
Hanîfzâde Ahmed Tâhir, Âsâr-ı Nev, Nova Opera ab Ahmed Hanífzádeh
Ad Continuandum Haji Khalfae Lexion Bibliographicum Collecta
Et Ad Ordinem Literarum Disposita Ad Codicis Vindobonensis
Fidem Primum Edidit Gustavus Fluegel.
İsmâil Belîğ, (1302/1884-85), Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı
Dânişverân-ı Nâdiredân, Hudâvendigâr Vilâyeti Matbaası.
İsmâil Belîğ, (1999), Nuhbetü’l-âsâr Li Zeyli Zübdeti’l-eş‘âr, haz.
Abdulkerim Abdulkadiroğlu, Ankara.
Kâtib Çelebi, (1941-43), Keşfü’z-zunûn ‘an esâmi’l-kütüb ve’l-fünûn,
(nşr. Kilisli Rifat Bilge- Şerefettin Yaltkaya) I-II, İstanbul
Levend, Agâh Sırrı, (1972), “Dinî Edebiyatımızın Başlıca Ürünleri”, Türk
Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, (2. bs. Ankara 1989), s. 35-80.
Levend, Agâh Sırrı, (1988), Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara (1.bs. 1973),
3. bs. Ankara.
Mehmed Süreyya, (1308-[1315]/1891-1897), Sicill-i Osmanî yâhud
Tezkire-i Meşâhîr-i Osmâniyye, I-IV, İstanbul, Matbaa-i Âmire.
Mehmed Tevfik, (1290/1873-74), Kāfile-i Şuarâ, İstanbul.
Muśŧafa Śafāyį Efendi, (2005), Teźkire-i Śafāyį, haz. Pervin Çapan, Ankara.
Müstakimzâde Süleyman Sa‘deddin, Mecelletü’n-nisâb fi’n-niseb ve’l-kunâ
ve’l-elkāb, Süleymaniye Ktp. Hâlet Efendi, nr. 628.
Necip Fazıl, (1997), Esselâm,İstanbul.
Öztoprak, Nihat, (1993), Klâsik Türk Edebiyatı’nda Manzum Yüz Hadîsler,
Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Doktora
tezi, İstanbul.
Öztoprak, Nihat, (1995), “Niğdeli Visâlî’nin Hayatı ve Eserleri”, Bir-
Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, 4, s. 143-152.
“Prof. Dr. Abdulkerim Abdulkadiroğlu”, (2007), Gazi Üniversitesi Gazi
Eğitim Fakültesi Dergisi, Ankara, Özel Sayı, s. 1-26.
Rāmiz ve Ādāb-ı Žurafā’sı, (1994) haz. Sadık Erdem, Ankara.
Sâlim Efendi, (2005), Tezkiretü’ş-şu’arâ, haz. Adnan İnce, Ankara.
Sevgi, Ahmet, (1992), “Lâtîfî ve Sübhatü’l-uşşâk’ı”, Selçuk Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Konya Sayı 1, s. 47-92.
Ş.[emseddin] Sâmi, (1306-1316/1889-1898), Kāmûsü’l-a‘lâm, I-VI,
Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011
139
İstanbul, Mihran Matbaası.
Şeyhî Mehmed Efendi, (1989), Vekāyiü’l-fuzalâ, II-III, (nşr. Abdülkadir
Özcan), İstanbul.
Tansel, Fevziye Abdullah, (1979), “Belîğ”, İslâm Ansiklopedisi, İstanbul,
c. 2, s. 489-91.
Celal Bayar Üniversitesi
140

Celal Bayar Üniversitesi

(çeviri) denmesi, uygun değildir. Çünkü tercümede bir dilde söylenen sözün veya yazılan metnin başka bir dile çevrilmesi bahis konusudur. Tercümeden farklı olarak yapılan işe ise “sadeleştirme”, “dil içi çeviri”, “dil yenileme” gibi isimler verilmektedir. (Dilçin, 2007, 153 vd.). Dil yenileme işi, sırf çağımıza has değil, aslında edebiyat tarihimizde de zaman zaman görülen bir vakıadır. Bazı edebî veya ilmî eserlerin lisanı eskiyince, muhtevası bakımından değerli sayılan o metinlerin yaşayan dile aktarılması isteği ve ihtiyacı doğmakta; bunun sonucunda aynı metinlerin aslına sadık kalınmaya çalışılarak diliçi çevirisinin yapıldığı yahut çıkarma, ilâve gibi bazı değişikliklerle yeniden yazıldığı veya manzumsa nesre çevrildiği görülmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse, 16. asır şair ve yazarlarından İznikli Bekāyî (ö. 1003/1595) olduğunu tahmin ettiğimiz “Bekāyî” mahlaslı bir edebî şahsiyet, 14. asırda Hoca Mes‘ûd’un mesnevî şeklinde yazdığı Süheyl ü Nevbahâr’ı kendi çağının diliyle nesre çevirmiştir. Vâhidî’nin “Menâkıb-ı Hâce-i Cihân ve Netîce-i Cân” adıyla Hicrî 929 (Milâdî 1523) yılında tamamladığı eseri, Ömer bin Mehmed Karakaşzâde, aşağı yukarı yüz sene sonra “Nuru’l-hüdâ li-meni’htedâ” adıyla yeniden yazmıştır. 17. asır divan şairlerinden Cevrî İbrâhim Çelebi’nin (ö. 1065/1654) de kendisinden önce yazılmış iki eseri, dilini eski ve ifadesini kusurlu bulduğu için, yeniden nazma çektiği bilinmektedir: Şair, Bitlisli Şükrî’nin 930 (1523) yılında mesnevi şeklinde yazdığı Selim-nâme’yi 1037 (1627)’de kendi zamanının Tükçesine ve şiir üslûbuna uydurarak yeniden nazmetmiştir. Cevrî, Yazıcı Sâlih’in 811 (1408)’de telif ve tercüme yoluyla meydana getirdiği manzum Melhame’yi de 1044 (1635) yılında benzer sebeplerle yeniden nazmetmiştir. Yine Nazmizâde Hüseyin Murtaza, Bağdat valisi Hasan Paşa’nın isteği üzerine, 1117 (1705) senesinde Kābusnâme’yi Türçeye çevirmiş; daha doğrusu Mercimek Ahmed’in 835 (1431-32)’de Farsça’dan dilimize tercüme ettiği bu eseri, kendi çağının revaçta olan Türkçesine göre değiştirmiştir. Türk edebiyatı tarihine ait metinler, bilindiği gibi, zamanımızda umumiyetle birkaç şekilde basılmakta ve yayımlanmaktadır: 1) Bir yazma veya basma nüshanın tıpkıbasımı şeklinde, 2) Çeviriyazım biçiminde, meselâ Arap asıllı Türk harflerinden Latin asıllı Türk harflerine çeviri şeklinde, 3) Diliçi çevirisi yapılmış, başka bir ifadeyle sadeleştirilmiş olarak, 4) Hem tıpkıbasım, hem çevrimyazılı, hem de sadeleştirilmiş olarak... Her birinin bir ihtiyaçtan doğduğu söylenebilecek olan bu neşir biçimlerinin avantajları da vardır, dezavantajları da... Biz burada anılan metin neşri şekillerinden “diliçi çeviri”nin gerekliliğini belirtmek istiyoruz: 11. asırdan harf inkılabına kadar meydana getirilmiş tarihî-edebî eserlerimizden bir kısmının günümüz Türkçesine çevrilerek yayımlandığı, konuyla alâkalı olanlarca bilinen bir şeydir. Son zamanlarda bazı ilim adamlarımız tarafından tarihî-edebî eserlerimizin çevrimyazılı, başka bir ifadeyle Arap harflerinden yeni harflere aktarılmış biçimde yayımlanmasının yeterli olmadığı, söz konusu metinlerin günümüz Türkçesine çevrilerek de neşredilmesi gerektiği, haklı olarak sıkça dile

104

Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9, Sayı:1, Mart 2011

getirilmeye başlandı. Yayımlanan divanlar, mesneviler veya mensur eserleri ancak Türk Edebiyatı ilim dalında mütehassıs olanların anlayabildiği, hatta neşredilen bazı tarihî-edebî metinlere bakılırsa, ne yazık ki bunların onlar tarafından dahi tam ve doğru okunup anlaşılamadığı göz önünde bulundurulursa, diliçi çevirinin ne kadar gerekli bir ilmî faaliyet olduğu herhalde daha iyi kavranır... Örneğimizde de görülebileceği gibi, diliçi çevirinin kayda değer faydalarından biri, metin neşrinde bazan üzerinde pek durulmadan yazılıp geçilen kelimelerin doğru okunmasını ve manalarını öğrenmeyi temin etmesi, diğeri ise manzum eserlerde vezin yanlışlarını fark etmeye ve önlemeye yaramasıdır. Biz bu çalışmamızda daha önce iki ayrı akademisyen tarafından iki metin teşkili ve neşrine konu olmuş manzum bir eseri, hem daha sağlıklı ve doğru bir şekilde ortaya koymayı, hem de günümüz Türkçesiyle nesre çevirerek diliçi çevirinin yeni bir nümunesini göstermeyi hedefliyoruz. Bursalı İsmâil Belîğ’in Gül-i Sad-berg’i Edebiyat tarihimizde Erzurumlu Mustafa Darîr (14. asrın ikinci yarısı), Hatiboğlu (ö. 838/1435’ten sonra), Kadrî, Niğdeli Visâlî (ö. 1057?/ 1647?) gibi çeşitli şair ve yazarların yüz hadisi nesir veya nazımla tercüme ettiği bilinmektedir. (Tafsilâtlı bilgi için bk. Öztoprak, 1993). Yüz hadis derleme ve tercüme faaliyetinin, kırk hadisler kadar çok sayıda olmasa da çağımızda da devam ettiği söylenebilir. Meselâ, yirminci asır Türk edebiyatının tanınmış şahsiyetlerinden Necip Fazıl (Kısakürek, 1905-1983), yeni tarzda ve üslûpta bir mevlid sayılabilecek Esselâm adlı eserinin sonlarında, Hz. Peygamber’in 101 hadisinin hece ölçüsüyle nazmen tercümesine yer vermiştir. (Necip Fazıl, 1997, 116-129). Onun bu eseri, mevlid ve yüz hadis gibi dinî edebiyat türlerinin çağımızda –özüne zarar vermeksizin- şekil ve muhteva bakımından nasıl yenilebileceğini gösteren iki örnektir. Bazan kırk hadis ezberleme hakkındaki rivayetin tesiriyle bu sayıdan daha fazla, meselâ yüz hadis derlenip tercüme ve/ veya şerh edildiğine de rastlanmaktadır. Örnek vermek gerekirse, 16. asrın Tezkiretü’ş-şuarâ’sıyla meşhur edebî şahsiyetlerinden Kastamonulu Latîfî’nin (895-990/1490-1582) “Sübhatü’l-uşşâk” (Âşıkların Tesbihi) adını koyduğu manzum yüz hadis tercümesi sayılabilir. (Sevgi, 1992, 47-92). 17. asrın ikinci ve 18. asrın ilk yarısında yaşayan Bursalı Belîğ’in Gül-i Sad-berg’i de kırk hadis ezlerleme konusundaki rivayetin teşvikıyle meydana getirilmiş manzum bir yüz hadis tercümesidir. Bilindiği gibi, Bursalı Seyyid İsmâil Belîğ (1079-1142/1668-1730), edebiyat tarihimizde daha ziyade “Güldeste-i Riyâz-ı İrfân…” adlı Bursa vefeyat-namesi ve antoloji tarzındaki şuara tezkiresiyle tanınmış bir şair ve yazardır. (Hayatı ve eserleri hk. bilgi ve bibliyografya için bk. Çıpan, 1992, 415-16). Ancak onun bu mensur ve oldukça hacimli kitaplardan önce telif ettiği birkaç manzum eseri de vardır. 1114 (1702-3) yılında yazdığı ve başından geçen bir memuriyet nakil macerasını hikâye ettiği Sergüzeşt-nâme’si ve 1119

105

sahabelerden Hz. 1988. Belîğ’in aşağı yukarı elli. Peygamber’den rivayet ettiği “Allah. ümmetimden kırk hadis ezberleyen (veya başkasına nakleden) kimseyi. Rütbe sırası gözetilerek yapılan söz konusu övgülerin ardından. şehid ve şefaatçi olarak yazar” mealindeki hadisi okuyunca. Şair. telif sebebini anlattıktan sonra. kısa söylemek. izah etmiştir” cümlesiyle tarif eder.. şairin orta yaşlılık yıllarının verimleridir. eserin asıl konusuna geliyor ve yüz hadisi birer beyitle dilimize çevirmeye başlıyor.. son nefeste dünyadan ahirete imanla göçmek. (Tansel... 1979. gevşekliği bir tarafa bırakmış ve şöyle düşünmeye başlamıştır: “Yüz hadis bulunsa. Ancak (çevrilecek) her hadisin nakli sahih ve manası bir beyitte açıkça ifade edilebilecek kadar kısa olsa. Hz. şair ve yazarlarca telif edilen pek çok eserde görüldüğü üzere. İşaret edilen kayıtlar. (Levend. Seyyid Belîğ. Müteakip ifadelerinden öğrendiğimize göre. sekizinin Meşârık. birer beyit ile. işte o hadisleri hoşa gidecek bir üslûpla dilimize çevirmiş. Belîğ. bedenine ihtiyarlık gevşeklik ve bezginliği gelmeden hac farizasını eda etmek. istenen bir meziyet olduğu için. Peygamber’in şefaatine erişebilmek ve hac farizasını yerine getirebilmek ümidiyle meydana getirdiği bir yüz hadis tercümesidir. Peygamber’in şefaatine mazhar olmak gibi dinî duygu ve düşüncelerle meydana getirmiştir eserini. hadislerden yirmi yedisinin Câmiu’s-sagîr. Peygamber’i öven bir na‘tla devam ediyor. Enes’in Hz. mahşerde Hz. 490). Ünlü edebiyat tarihçisi Agâh Sırrı Levend (1894-1978) de Gül-i Sadberg’in “Hanif-zade Tahir Ahmed’in Âsâr-ı Nev’indeki 100 hadisin birer beyitle açıklanması” konusunda olduğunu ifade ederek “elimize geçmemiştir” notunu ekler. 317).. eline inci tesbih gibi yüz tane hadis geçmiştir. inci tesbih gibi eline geçtiğini söylediği yüz hadis derlemesinin veya derleyicisinin adını bildirmemiş. besmelenin ardından Allah’ın nimetlerine şükür hislerini terennüm eden bir hamd kısmıyla başlıyor. sözü uzatmak istememiştir. ömrünün son zamanlarına yaklaşması üzerine.. Bu bölümde Kethuda Bey’i de metheden şair. ikisinin Zübdetü’l-ahbâr isimli eserden seçildiğini göstermektedir. üçünün Mesâbih.” Bu düşünceyle araştırırken. sadece hadislerin kırkına ait rivayet edici ve/ veya alındığı kaynağın ismini kayd etmiştir. Hz.Celal Bayar Üniversitesi (1707) yılında yazdığı Bursa Şehrengizi. Belîğ’in eserlerini sayarken. başlangıç mahiyetindeki bu sözlerden sonra sadede geliyor: Bir gün.elli beş yaşlarında tamamladığı Gül-i Sad-berg ise. Belîğ. mütercim. II. devrin sultanı III. hacca gidebilmek için ondan yardım beklediğini ifade ediyor. Müslüman âlim. ‘Gül-i Sad-berg’ (Yüz yapraklı gül) ona uygun. Ahmed (saltanatı 1115-1143/1703-1730) ve onun damadı İbrâhim Paşa’yı övmeye geçiyor. “Gül-i sad-bark”i “Belîğ bu eserinde Hanif-zâde Tâhir Ahmed Efendi’nin Āŝār-ı Nav adlı eserindeki 100 hadisten her birinin mânasını. Kıyamet günü fakih ve âlim olarak diriltir. Tanınmış edebiyat araştırmacısı Fevziye Abdullah Tansel (1912-1988). Gül-i Sad-berg. 106 . güzel bir isim olur.

Gül-i Sad-berg’te baştan sona kadar aruzun “feilâtün feilâtün feilün” kalıbını kullanmıştır. Belîğ. Hanif-zâde Ahmed Tâhir. onun kabrini ziyaret. dua. diş temizliği. Keşfü’z-zunûn’a yazılmış zeyillerden biri olup (Kâtib Çelebi. naklettiğimiz bilgiyi şair hakkındaki biyografik-bibliyografik eserlere dayanarak verdiklerini isbat eder. cehennem azabı. Belîğ’in yüz hadîs-i şerîfin şerhini içine alan Gül-i Sad-berg isimli bir manzumesinin de bulunduğu bildirilmektedir. onların gerektirdiği davranışları da okuyucuya telkin ediyor. iki (O. 1302. istiğfar. 1217/1802). mescidin takva sahiplerinin evi olduğu. adı geçen yazarlar. Telif veya tercüme senesi Eserin bir nüshasında (İ) Gül-i Sad-berg’in Hicrî 1134 (Milâdî 172122) yılında. Tansel ve Levend’in Gül-i Sad-berg nüshalarını görmediklerini. Bursalı Belîğ’den sonra yaşayıp vefat etmiş bir yazardır. namaz. şairin eserini bitirmekten duyduğu şükür ve memnuniyet hislerini dile getiren. Sayı:1. Arap harfleriyle basılmış Güldeste-i Riyâz-ı İrfân… sonundaki “Keşfü’z-zunûn zeyli olarak Hanîf-zâde merhûmun cem‘ ve te’lîf eylediği Âsâr-ı Nev adlı eserinde yüz aded hadîs-i şerîfin şerhini şâmil Gül-i Sad-berg ismiyle mevsûm manzûmesi…”(İsmâîl Belîğ.Gül-i Sad-berg’ini şöyle tanıtır: ÈuŽd¾¼« dUA¼« mš* qšFLŽ« bÒšŽ¼« ëHÒ¼ƒL¼ WzU¦ Y²b0 Õd– v§ ÂuEM¦ (Fluegel. 12) Gustav L. âlimlerin değeri ve ilim tahsiline özendirme. ahlâk ve muamelâtla alâkalı konular üzerinde duruluyor. Farsça olarak söz konusu eserini. Flügel (1802-1870) tarafından Latince tercümesiyle beraber yayımlanmıştır. hadisleri tercüme ederken. namazda kıraatin farz oluşu. ölümden ders almak. Ü) nüshasında ise 1136 (1723-24) senesinde tamamlandığı mütercim-şair tarafından bildirilmektedir. yüz hadis ihtiva eden bir eser değil. abdestin faydaları. Birbiriyle çelişen bu kayıtlardan hangisi doğru olabilir? İşaret edilen ikiliği gidermek ve belirsizliği açıklığa kavuşturmak için elimizde birkaç ipucu bulunduğu söylenebilir: İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi nüshası (Ü) sonunda mütercim Belîğ. Gül-i Sad-berg. Tahminimize göre. Hz. Peygamber’e salâvat. Başka bir ifadeyle Belîğ’in Gül-i Sad-berg’inde çevirdiği hadislerin kaynağı. cehaletten ve cahillerden sakındırma. Burada Hanîf-zâde’nin Keşfü’zzunûn zeyli olarak yazdığı Âsâr-ı Nev adlı eserden naklen. Çünkü Hanif-zâde Ahmed Tâhir (ö. yolculuğun zahmeti. Allah için nasihat. 622) n¼« Ë WzU¦ Ë sš9*8 Ë Y*8 WMŽ¼ v§uÔ [1133 yılında vefat eden Bursalı şair Seyyid İsmâil Belîğ’in yüz hadisin şerhi konusunda manzum eseri]. Onun çevirdiği hadislerde besmelenin ve Kur’an okumanın fazileti. Allah korkusu. akraba ziyareti… gibi ibadet. çalışmasının değerini belirten ve tercüme yılını bildiren “Hâtime-i Suhan” bölümüyle sona eriyor. şefaat. Mart 2011 Bu cümleler. 542) ibaresini yanlış anlamışlardır. “Hanifzade Tahir Ahmed’in Âsâr-ı Nev’i” değildir. Âsâr-ı Nev’de Belîğ’in –1133 (1720-21) yılında vefat ettiğini söylemekle yanılarak. 1941. Onun 1172 (1758) yılında bitirdiği “Âsâr-ı Nev”i ise.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. önceki Kahire kadısı Kethuda-zâde 107 . Şair. 1835-58.

Hatta biz Belîğ’in bahis konusu tercümesini 1134 yılından önce tamamlamış olabileceğini de düşünmekteyiz.noksanlarından biri. (Abdulkadiroğlu. Ocak 1721’de Mekke (kadılığı) payesine eriştiği ve birkaç sene sonra. Gül-i Sad-berg’ini de anar (Sâlim Efendi. 2005. İskilip İlçe Halk Kütüphanesi’nde mevcut yazmasından. yazması nadir bulunan bir eserin nüshaları. her ne kadar bu nüshada eserini 1136 (1723-24) yılında tamamladığını haber vermişse de Kethuda-zâde’nin Mısır (Kahire) kadılığından sonraki vazifelerini anmamıştır. kırk sene önce bu konuda oldukça şümullü bir ilmî çalışma yapmış ve hacimli bir eser neşretmiş olan Abdülkadir Karahan’ın (1913-2000) saydığı kırk hadis derleme. eserin karşılaştırmalı metninden sonra. eserin Hicrî 1132 (1719-20)’de veya bundan bir müddet önce meydana getirildiği yolundaki fikrimizi kuvvetlendiren bir delildir.Celal Bayar Üniversitesi Mehmed Efendi’ye ithaf ettiğini belirtmektedir. Naşirin. Anılan kayıt. eserin Hicrî 1134 yılında bitirildiğini bildiren nüshaları desteklemektedir. (Mustafa Safâyî Efendi. “Klâsik Türk Edebiyatı’nda Manzum Yüz Hadîsler” konusundaki doktora tezini 1993 yılında tamamlayan Nihat Öztoprak da bu çalışmasında Belîğ’in Gül-i Sad-berg’ini tafsilatlı olarak incelemiş ve anılan eserin metnini 108 . Nitekim Tezkiretü’ş-şuarâ’sını 1134 (172122) senesinde sona erdiren Sâlim Efendi. Şu hâl. 107). Bursalı Belîğ’in eserlerini sayarken. 2005. Çünkü şuara tezkiresini 1132 (1719-20) yılında tamamlayan Safâyî Mustafa Efendi. Dr. tercüme ve şerh sebeplerine eklediği madde de dikkate değer bir tesbittir. Kethuda-zâde Mehmed Efendi’nin 28 Receb 1132 (5 Haziran1720) tarihinde Mısır kadısı olduğu. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan yazma nüshası suretinin de konulmasıdır. Bahis konusu neşrin –bizce. Transkripsiyon alfabesinin kullanılmadığı bu metinde. Böylece. bu kayıt. eserin günümüz Türkçesiyle nesre çevrilmeden yayımlanmış. diğeri ise ihtiva ettiği hadislerin yine günümüz Türkçesiyle tercümelerine yer verilmemiş olmasıdır. onun Güli Sad-berg’inin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan nüshasını. Abdulkerim Abdulkadiroğlu (1944-2006). 650). hadis bilgini Mücteba Uğur’un kopya ettiği metinle karşılaştırarak 1993 yılında bir edebiyat dergisinde yayımlamıştı. 1989. 1724 yılında Rumeli kazaskerliğine yükseltildiği bilinmektedir. Anılan neşrin takdire şayan yönlerinden biri. 1134 (1721-22) senesinde meydana getirildiğini düşünmemize imkân vermektedir. eserin aslında 1136 (1723-24) yılından önce. Mütercim Belîğ. zaman zaman vezin ve manaya dikkat etmemekten ileri gelen birtakım okuma. 1993. kırk hadis tercümelerine göre sınırlı sayıdaki yüz hadis tercümelerinden biri daha bütünüyle gün yüzüne çıkarılmış. Bursalı Belîğ’in eserleri arasında Gül-i Sad-berg’ini de saymaktadır. yazma hatalarına rastlanır. inceleme ilâvesiyle çoğaltılmış olmaktaydı. başka bir tabirle “dinî edebiyatımızın ürünleri”nden. 121-151). 247) ki. (Şeyhî Mehmed Efendi. Önceki Neşirler ve Metin Tesisleri Bursalı Belîğ’in eserleri üzerinde yaptığı araştırma ve yayınlarıyla da bilinen merhum Prof.

1217/5.2 “Risâle-i Gül-i Sad-berg”. (Kısaltması: İ). 1395/1. vr. Metin sonuna. 1993. 80-91. nr. Nüshaları: Belîğ’in Gül-i Sad-Berg’inin tesbit edebildiğimiz üç yazma nüshası vardır: 1. İskilip İlçe Halk Ktp. Neşredilen veya teşkil edilen metinlerde rastladığımız yanlışları. Aynı konudaki araştırmalarını sonraki yıllarda da devam ettiren ve bu sırada söz konusu eserin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı’nda bir başka nüshasının varlığını öğrenen Abdulkadiroğlu. Biz. müellif Seyyid İsmâil bin Seyyid İbrâhim Belîğ tarafından yazılmıştır. Hicrî 1136 yılında tamamlanmıştır. (Kısaltması: O). 10a’da)ki kayda bakılırsa. Osman Ergin yazmaları. İÜ Ktp. Gül-i Sad-Berg’in günümüz okuyucusu tarafından kolay anlaşılmasını temin etmek için. sonlarındaki kayıtlara bakılırsa. nr. Belîğ’in Gül-i SadBerg’ini mezkûr yazmayı da göz önünde bulundurarak yeniden yayımlayabileceğini ifade etmişti. sonundaki kayda göre. Nadir Eserler Bölümü. Gül-i Sadberg’in merhum Adulkadiroğlu tarafından o zaman elde edilemeyen iki yazma nüshasını temin ettik ve metnini. Metnin sonunda (vr. (Abdulkadiroğlu. Söz konusu nüshanın son beytine göre. Sayı:1. İlmî metin neşirlerinde naşirden istenen ve ihmali zaman zaman istifham. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Ktp. Bu düzeltme ve eklemelerle daha sıhhatli ve nisbeten daha geniş bir okuyucu zümresi tarafından kolay anlaşılarak okunabilecek bir metin ortaya koyduğumuzu ümid ediyoruz. 2206 (Kısaltması: Ü). bu nüsha da mütercim Bursalı Seyyid İsmâil bin Seyyid İbrâhim tarafından yazılmıştır. 515-545). (Öztoprak. metnini baştan sona kadar çağımızın Türkçesiyle nesre çevirdik. nr. bu nüsha da Bursalı Seyyid İsmâil bin Seyyid İbrâhim 1 Bu nüshanın bir kopyasını ricam üzerine temin edip tarafıma ulaştıran değerli meslektaşım Levent Demir’e teşekkür ederim. 84b’deki kayda göre. 109 . Ancak yazısı önceki nüshanın hattından farklı görünmektedir. elimizden geldiği kadar düzelttik ve yukarıda temas ettiğimiz noksanları da gidermeye çalıştık.1 3. Yazma Eserler Bölümü. Vr. müellif hattı olduğu anlaşılan üç yazma nüshasına dayalı olarak teşkil ettik. 2 Bu nüshanın bir suretini ricam üzerine temin edip bana ulaştıran değerli meslektaşım Yavuz Bayram’a müteşekkirim. 2. 71b-84b arasında bulunmaktadır. Gül-i Sad-berg. 1997. Gül-i Sad-Berg. 17b-24a arasında bulunmaktadır. 1b-10a arasında yer almaktadır. hadislerin mensur çevirilerini ilâve ettik. Belîğ’in manzum tercümeleriyle mukayese edilebilmelerini de sağlamak üzere.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. Mart 2011 İstanbul Üniversitesi nüshasına dayanarak vermiştir. 155). Bu nüsha. itiraz ve tenkitlere sebep olan transkripsiyon alfabesini kullanmayı lüzumlu bulduk.

farklı bir rivayetin tercümesi mahiyetindeki beyitlerin üzerine yazılmıştır. Ni‘meti O: Ķudreti İ. yanlışlıkla. müstensihin. Söz konusu yazmanın son beytinde -önceki iki nüshadan farklı olarak. 110 . başka bir ifadeyle bir kısım hadisler. Akla gelen bir ihtimal. elimizdeki nüshanın müellif hattı olduğu kaydı konusunda şüphe duymamıza sebep olmaktadır. Mezkûr nüshada Arapça yüz hadis metninin yarısından fazlası. Vezne. O ve Ü’de yoktur. manaya ve kafiyeye uymadığı için. nüsha farkı olarak göstermeyi ise lüzumsuz saydık.Celal Bayar Üniversitesi Belîğ tarafından yazılmıştır. Bu nüshanın hattı da daha önce tavsif ettiğimiz iki nüshanın yazısından farklılık göstermektedir. vezne ve hadislerin Arapça aslına en uygun bulduğumuz varyantı tercih ettik. bu nüshalardan her hangi birini esas almayıp farklı hâllerde manaya. Bu karıştırmalarla telif yılını bildiren beyitteki fark. O 1b. istinsah hatası olduğu açıkça belli birtakım yanlışları. Bazı kelimelerin yazılışında harekeli olan O ve İ nüshasının imlâsını tercih ettik. Ü. ait olduğu yere kaydedilmemiş. Biz. Risāle-i GÜL-İ SAD-BERG3 İ 71b. ona ait istinsah kaydını da aynen kopya etmiş olması ve kendi adını belirtmeyi gereksiz bulmasıdır.Gül-i Sad-berg’in 1134 yılında tamamlandığı ifade edilmiştir. Gül-i Sad-Berg’in metnini kurarken. Ü 17b Bi’smi’llāhi’r-Raĥmāni’r-Raĥįm Minnet ol Mün‘im’e kim bį-pāyān Perveriş-yābı anuñ ħalķ-ı cihān Süfre-i ni‘metiniñ śubĥ u mesā Rįze-çįn-i keremi şāh ü gedā Ni‘meti4 nānına yoķ ketm-i ebed Sā’il-i dergehini itmez o red Lāne-sāz eylemedin cāna teni Ķısmetin itmiş idi ħalķ o Ġanį 5 Eyleyüp levĥ-i cebįne imżā Żamina’llāh ile ferden ferdā Defter-i Naĥnü ķasemnāda Celįl Ķulınuñ ķısmetine oldı kefįl 3 4 İ’de bulunan bu başlık. müellif hattı bir nüshayı kopya ettikten sonra.

güzellik artıran iman elbisesine yaraşır yaptı. O Ganî (hiç kimseye muhtac olmayan Allah).Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. 111 . 9 Śalla’llāhü ‘Aleyhi ve Sellem İ. 8 …Gül-i Śad-berg-i Ra‘nā ki… İ.. Mart 2011 Ķuvvet-i śāni‘a-i Yezdānį Ħākden eyledi ħalķ insānı Ādemi mažhar-ı ikrām itdi Lāyıķ-ı ħil‘at-ı İslām itdi İ 72a 10 Beden-i fıŧratın itdi şāyān Revnaķ-efzā-yı libās-ı įmān Neyyir-i źātın idüp müstevfā Tābiş-endāz-ı Leķad kerremnā Nūr ile ķalbi anuñ zeyn oldı Nā’il-i devlet-i dāreyn oldı Maĥż-ı luŧfından o kān-ı re’fet Bizi maĥbūbına itdi ümmet [Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla (başlarım).. İnsanı ikrama mazhar etti. 17/70) mealindeki ayetten.. 12. Şah ve yoksul. değerli İslâm giyeceğine lâyık etti. İsrâ. 43/32) mealindeki ayetten.Şerįf-i Ĥabįb-i Ħudā vü İ. dünya halkı onun tarafından beslenip yetiştirilmekte. O merhamet kaynağı.” (Allah herkesin rızkına kefildir) diye yazdı. bizi. kapısının önündeki dilenciyi reddetmez. O.] O 2a Na‘t-ı Şerįf-i Ĥabįb-i Ħudā7 ve Bā‘iŝ-i Te’lįf-i įn Gül-i Śad-berg-i Ra‘nā ki8 Nev-çįde-i Gül-zār-ı Eĥādįŝ-i Şerįf-i Ĥażret-i Muĥammedi’l-Muśŧafā Śalla’llāhü ‘Aleyhi ve Sellem9 Deste deste gül-i śad-berg-i selām 5 “Onların geçimlerini aralarında Biz taksim ettik” (Kur’an. O sonsuz nimet veren Allah’a şükür ki. sırf lûtfundan (dolayı). onun kalbi nurla süslendi. 6.. yeteri kadar lekad kerremnâ6 parlaklığını atıcı yapıp 11.. Zuhruf. 7. Yüce Allah. Zatının güneşini. Yaratılış bedenini... henüz ruha bedeni yuva yapmadan (herkesin) kısmetini yaratmıştı.. O: Gül-i Śad-berg-i Nev-çįde-i… Ü. 8. 2. O: ‘Aleyhi’s-selām Ü. sabah akşam onun nimet sofrasında kereminin kırıntısını toplayıcıdır. O: Na‘t-ı Şerįf ve Bā‘iŝ-i Te’lįf Ü. insanı topraktan yarattı..Biz taksim ettik”5 defterinde kulunun kısmetine kefil oldu.. 3. 5. Sayı:1. 10. 7 Na‘t. 9. sevdiğine (Hz. Muhammed’e) ümmet etti. Herkesin alın levhasına kendi eliyle tek tek “Zamina’llah. 6 “Biz hakikaten insan oğlunu şan ve şeref sahibi kıldık…” (Kur’an. 1. 4. Nimetinin ekmeğine ebedî bir gizlilik yok. Allah’ın güzel yapıcı kudreti. “. insan dünya ve ahiret saadetine ermiş oldu.

Ü: luŧfı İ. 112 . O: miskįn Ü. müşgįn İ.Celal Bayar Üniversitesi Ola įŝār-ı reh-i ħayr-ı enām Vāśıl-ı kabr-i ‘ıŧır-nāki ola İttiĥāf-ı Ĥarem-i pāki ola Ü 18a 15 Źātına bā‘iŝ olup arż u semā Kā’ināt oldı anuñ-çün peydā Lem‘a-pāş olmasa ol maŧla‘-ı nūr Heft-ħān-ı felek itmezdi žuhūr Daħı gerdişde degilken eflāk Şānına geldi livā’-i Lev lāk İ 72b Olsa dil-teşne n’ola ‘ālemiyān Yüzi śuyına anuñ oldı cihān Ravża-i enverine şām ü seĥer Būse-ħāhende gelür şems ü ķamer 20 ‘Anber-i şeble bu çarħ-ı gerdān Micmer-i bezmine olmaz şāyān Cūylar ķaddine olmuş mā’il Oldı her serv-i sehį pā-der-gil Bāġda nāle ider bülbüller Oldı şermende-i rūyı10 güller Sā’il-i kāse-be-kef her zerrįn Sünbül āşüfte-i zülf-i müşgįn11 Ravża-i pāk-i Resūl-i Ekrem Sünbüli itse olur şeyħ-i Ĥarem 25 Lāle dāġ urdı dile pinhānį Nergisi itse n’ola der-bānı Şeb-i Mi‘rāc eyā nūr-ı Cemįl Ġāşiye-dārıñ olup12 Cebrā’įl 10 11 rūyı O.

Ü: anı O. 113 . O: olur Ü. Mart 2011 Ķābe ķavseyni çü nūr-ı dįde O 2b Güzerān itmiş idün13 ānįde Bezm-i ħāśśında o dem eyledi Ĥaķ Nūr-ı vechine seni14 müstaġraķ ‘Öźr idüp vaśfına15 dirsem kāfį Śāni‘-i ‘ālem anuñ vaśśāfı Çar-yārına daħı ola müdām Rađiya’llāhü ilā yevm-i ķıyām İ 73a 30 ‰U­ ëM ëÒ*¼« v$— fì« s ÈË— kH0 s¦ rÒ*Ž Ë ëš* ëÒ*¼«vÒ*# ëÒ*¼« ‰uŽ— ‰U­ UL¼U ÎUNšI§ W¦UØšI¼« Âu² ëÒ*¼« ë9F ÎU9²b0 sšF—³ vÒצ« UFšH– Ë Î«b£U– W¦UšI¼« Âu² V×½ Ë Bu ĥadįŝ üzre idüp ŧarĥ-ı fütūr Ħāŧıra itmiş idi böyle ħuŧūr Ola śad dāne eĥādįŝ-i şerįf Gül-i Śad-Berg aña nām-ı laŧįf Ü 18b Her ĥadįŝüñ ki ola16 naķli śaĥįĥ Çıķa bir beyt ile mażmūnı śarįĥ Olmaya źikr-i şerįfi tafśįl Ĥıfžı tā kim ola anuñ teshįl 35 Bu tetebbu‘la dil-i ħāhiş-ger Eyledi niçe eĥādįŝe nažar Sübĥa-i dür gibi yüz17 dāne laŧįf Elime girdi eĥādįŝ-i şerįf 12 13 olup İ. 15 vaśfına Ü: medĥine İ. O. O: ola Ü. 14 seni İ. O: śad Ü. 16 ki ola İ. 17 yüz İ.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. itmiş idüñ İ: itmiş idi O. Ü. Sayı:1.

20 şād Ü: yād İ.Celal Bayar Üniversitesi İ 73b Bir ħoş-āyende edā ile tamām İħtiyār eylemedüm ŧūl-i kelām Nükte-i müşkili ehl-i ‘irfān Bir işāretle ider ĥall ü beyān18 ‘Ayb-ı ıŧnāb ile olmaz ma‘yūb İħtiśār oldı suħanda maŧlūb 40 O 3a Rūz u şeb vird-i zebāna dā’im Her ĥadįŝiñ ki me’āli lāzım ‘Afv ide vāķıf olan noķśānım Sen kerem eyle baña sulŧānım Ne ķadar itdüm ise sehv ü ħaŧā ‘Aybıma baķma eyā kān-ı ‘aŧā Çeşm-i şefķatle idüp her nigehi Sāġar-ı ħāhişimiz itme tehį Ümmetiñden bir alay bendeleriz Rū-siyeh mücrim-i19 şermendeleriz 45 Baķma noķśānımıza şād eyle Rūz-ı ferdā bizi āzād eyle Dem-i āħirde olup bize mu‘įn Eyle įmānı ħaŧādan sen emįn Luŧf u iĥsānıña şāyān eyle Cümlemiz lāyıķ-ı ġufrān eyle Bu varaķ-pāremi maĥşerde Resūl Var ümįdim ide luŧfiyle ķabūl İ 74a Menfa‘at-yāb olan pāk-nihād Bir du‘āyile Belįġ’i ide şād20 18 19 ĥall ü beyān İ. Ü: mücrim ü İ. O. mücrim-i O. 114 . O: ĥall hemān Ü.

. kıyamet gününe kadar “Allah razı olsun!”(duası) olsun! Enes’ten (Allah ondan razı olsun) rivayet olundu. onun ezberlenmesi kolay olsun. 23. En büyük peygamberin (Hz. Bu dönen çark (gök).a. Güller onun yüzünün (güzelliğinin) mahcubu oldu... has meclisinde vahyinin nuruna batırmıştı onu. Irmaklar onun boyuna düşkün olmuş.v. 36. Bülbüller bağda inler. Her hadisin nakli sahih olsa ve manası bir beyitle açıkça (meydana) çıksa.. gece amberiyle meclisinin buhurdanına lâyık olmaz. 38.. şanı hakkında “Sen olmasaydın. Bu hadis üzerine usancı. insanların gönlü susamış olsa. (herkesin anlayamadığı ince manayı) bir işaretle çözer ve anlatır.. 53/9) mealindeki ayete işaret ediliyor. 39. 22. Her fulya. ortaya çıkmazdı. Gökler daha dönüşte değilken. 115 . “Gül-i Sad-berg” (Yüz yapraklı gül) de ona güzel isim. sen olmasaydın felekleri yaratmazdım!” mealindeki kudsî hadise işaret ediliyor. 30. her düzgün servinin ayağı çamurda kaldı. 37. kıyamet günü şehid ve şefaatçi olarak yazılır’ dedi... Muhammed’in) mübarek Ravzası.. 24. onun misk kokulu (siyah) saçına aşkından ötürü perişan. İrfan sahibi insan. Onu övme konusunda özür beyan edip “Âlemi yaratan onun övücüsü.. (Hz. Ve o kişi.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9.. 20.. 28. Dört dostuna da sürekli.. Lâle gizlice kalbine dağ vurdu.. Tamamında bir hoşa giden üslûpla sözü uzatmayı seçmedim. 21. 19. 27. çok nurlu Ravza’sına akşam ve sabah. kederi atıp hatırıma şöyle gelmişti: 32.. 25.. mübarek Haremine (Mekke ve Medine şehirlerine) armağan olsun! 15.. şaşılır mı? Cihan. Âleme mensup olanların. Söz kısa söyleme. 18. 34. yaratılmışların en hayırlısının yoluna dökülsün.. zor nükteyi. 17. 33.. göğün yedi sofrası görünmez..” 35. “Yüz tane hadis-i şerif olsa.. İnci tesbih gibi yüz tane güzel hadis-i şerif geçti elime.v.. Kabe kavseyni (iki yay boyunu)22 göz ışığı gibi ansızın geçmiştin!. sümbülü Harem şeyhi yapsa.)’nın Mübarek Hadisleri Gül Bahçesinden Yeni Derlenmiş Bu Güzel Yüz Yapraklı Gülün Yazılış Sebebi 13. onun yüzü suyuna yaratıldı!. Sayı:1. 16.” 31. (yüreğini dağladı). (Böylece eserim) sözü uzatma kusuruyla ayıplanmış olmaz. bu etraflıca incelemeyle nice hadislere baktı. kıyamet günü fakih ve âlim olarak diriltir. öpücük isteyici olarak gelir. Cebrail seyisin olmuş. O nur doğacak yer parıldamasa. Sümbül. yeter. Ey Cemîl (güzel Allah’ın) nuru! Mirac gecesi. Güzel kokulu kabrine erişsin. 21 “Sen olmasaydın. Demet demet selâm yüz yapraklı gülü.. 29. saçılsın! 14..a. 22 Hz. nergisi kapıcısı yapsa. Necm. Enes) dedi ki: “Allah Resulü (s. İstekli gönül.) ‘Ümmetimden kırk hadis ezberleyen kimseyi Allah. Muhammed Mustafa (s. yakışır... şaşılır mı? 26. Cenab-ı Hak o anda.”21 bayrağı geldi. Yer ve gök zatına vesile olup kâinat onun için meydana geldi. Muhammed’in miractaki yakınlığını bildiren “İki yay kadar yahut daha yakın oldu”(Kur’an... Güneş ve ay. Mübarek söylenişi uzun olmasın ki. Mart 2011 [Allah’ın Sevgilisinin Şerefli Övgüsü ve Hz.” desem.. kâsesi elinde bir dilenci (gibi)....

kusurumuza bakma... Sen kerem (cömertlik ve ihsan) et bana sultanım! 42. Hz.. Belîğ’i(n ruhunu) bir dua ile sevindirsin!] Der-Sitāyiş-i Sulŧān-ı Cihān ve Pādişāh-ı Devrān Sulŧān Bin Sulŧān23 Aĥmed Ħān İbnü’s-Sulŧān Muĥammed Ħān ve Śadr-ı Ma‘delet-‘Unvān Dāmād-ı Şehinşāh-ı Zamān24 İbrāhįm Paşa Yessera’llāhü Mā-yeşā’ü25 50 Demdür ey ħāme-i rengįn-raķam Şevķ ile eyle benānumda neġam Böyle ħoş lehce ile peyveste Ne revādur olasın dem-beste Ü 19a Dergeh-i Ĥaķķ’a olup dest-güşā Şāh-ı devrāna daħı eyle du‘ā Ĥaķ anuñ devletin efzūn itsün Dil-i a‘dālarını ħūn itsün Dād ile dehri o žıll-ı Yezdān Ser-te-ser itmededür ābādān Devr-i ‘adlinde cihān āsūde Ehl-i dil źevķ ile hāy ü hūda Bā-ħuśūś ola o śadr-ı ‘ālį 23 24 O 3b 55 Sulŧān-ı Cihān ve Pādişāh-ı Devrān Sulŧān bin Sulŧān O: Sulŧān Aĥmed Ü. 41. 40. onu affetsin. 45.. O: Şehriyār-ı Cihān Ü. bizi sevindir! Yarın kıyamet günü (şefaatinle) kurtar bizi! 46. 25 İ’de: “Der-Sitāyiş-i Sulŧān-ı Cihān Sulŧān Aĥmed Ħān İbnü’s-Sulŧān Muĥammed Ħān ve Śadr-ı Ma‘delet-‘Unvān Dāmād-ı Şehinşāh-ı Zamān İbrāhįm Paşa Yessera’llāhu Māyeşā. Peygamber. 49. (Eserimin) faydasını gören temiz huylu kişi. yüzü kara.. Ümmetinden bir alay bağlılarız.. Şehinşāh-ı Zamān İ.Celal Bayar Üniversitesi istenen bir şey oldu. Her zaman şefkat gözüyle bakıp istek kadehimizi boş bırakma! 44. Ne kadar yanıldım ve yanlış yaptıysam. Eksiğimize. kusuruma bakma ey bağışlama kaynağı! 43. eksikliğimden haberdar olan. Lûtuf ve ihsanına lâyık et! Hepimizi af ve merhamete lâyık et! 48. Gündüz ve gece devamlı dilde söylenmeye her hadisin manası lâzım. mahşerde benim bu kâğıt parçamı lûtfuyla kabul eder.” 116 . Kusurumdan. mahcup günahkârlarız. (Hayatımızın) son an(ın)da bize yardımcı olup imanımızı sen hatadan emin et! 47. Ümidim var ki.

Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. 117 .Ü. O: kerįmü’l. Sayı:1. Mart 2011 Muntažam itmede her aĥvāli Dād-ı Ĥaķ’dur o kerem-mu‘tādı Hem vezįri ide hem dāmādı İ 74b Geldi ‘ahdinde cihāna rāĥat Oldı zįb-efken-i rūy-ı devlet Luŧf idüp ehl-i dile ol dāver Dil-i vįrānını ābād eyler 60 Bermekį gibi olup źātı kerįm Nām-ı pākidir anuñ İbrāhįm Gelmedi böyle ħidįv-i efħam Merĥamet kānı vezįr-i a‘žam Ne vezįr Āsaf-ı şāh-ı devrān Cā’ize-dāde-i ehl-i ‘irfān Kethudā Beg gibi bir dānāyı Eylemiş emrine fermān-rāyı Ĥasenü’l-ħulķ sütūde-26ħaślet Ma‘denü’l-luŧf selįmü’l-ħilķat 65 Genc-i luŧfıñdan eyā ķadr-i mecįd Dest-gįr ol iderüm böyle ümįd Dil-i ġamgįni ne var şād eyle Yüz sürem Ravża’ya imdād eyle Çoķ zamāndur iderem sa‘y-i sedįd Rü’yet-i ķabr-i Resūli ümmįd Olmadı n’eyleyeyin imkānı Beden-i vüs‘atimiñ dermānı İ 75a Gelmedin cisme fütūr-ı pįrį Pįş-ez-įn eyleyelüm tedbįri 26 sütūde İ.

tertipli yapmakta. ihsan kaynağı ve selim tabiatlı. (böylece) onların yıkık (kederli) kalplerini şenlendirir. (Sultanın) o cömertliği âdet edinen(kişiy)i hem veziri.. Ey değer ve derecesi büyük (zat). 118 . Ravza’ya (Hz. Böyle büyük ve şeref sahibi bir vezir.. Nâbî’nin armağanı (Sultan IV. O doğru.. devletin yüzünü ziynetlendirici oldu kendisi. 67. O Tanrı gölgesi. 57.Övülmesi 50.. bolluk bedenimin dermanı bulunmadı. Allah’ın ihsanıdır. Gönül sahipleri zevkle çalıp eğlenmekte. ne var. emrine buyruk tutucu yapmış. bütün işleri intizamlı. bir sevindir!... adaletle baştan başa şen ve mamur etmektedir dünyayı… 55. Peygamber’in kabrine) yüzümü süreyim. 60. övülmeye değer ahlâklı. 51. (böyle) merhamet kaynağı vezir-i âzam gelmedi. parlak yazılı kalem. Zamanın Büyük Şahının Damadı İbrahim Paşa’nın -Allah...Celal Bayar Üniversitesi 70 Tuĥfe-i Nābį olup ĥacca sebeb Çekmedi rāh-ı ŧalebde o ta‘ab Gül-i Śad-bergüm ile ben de ne var O 4a Nažar-ı luŧfıña olsam dūçār İlticā-yı der-i devlet itdüm Ka‘beye ya‘ni ‘azįmet itdüm Ü 19b Luŧfıñı bedraķa-i rāh eyle Cebhe-fersūde-i dergāh eyle İltifātıñla aña eyle nigāh Gele āsān Belįġā’ya o rāh [Cihan Sultanı ve Devrin Padişahı. 58. Güzel huylu.. gönül sahiplerine lûtf eder. Kethuda Beğ gibi bilgili bir kişiyi. para ve bahşiş) verici.. Hele o yüce sadrazam. 61.. Cenab-ı Hak onun devletini (baht ve saadetini) artırsın! Düşmanlarının yüreğini kan etsin! 54. Hakk’ın huzurunda el açıp devrin hükümdarına da dua et! 53. (sesi) soluğu kesilmiş olman.. 59.. 66. Hz. 56.. Sultan Mehmed Han’ın oğlu Sultan Ahmed ve Adaletiyle Ünlü Sadrazam. 65... Ne veziri. 63. (şimdi) zamanıdır. Onun zamanında dünyaya rahat geldi. Yardım et. insaflı vezir. uygun düşer mi hiç?! 52. Ey güzel. Kendisi Bermekî gibi cömert olup onun mübarek adı İbrâhim’dir. İstediği Şeyi Kolaylaştırsın Ona!. 62. Böyle hoş dille daima susmuş.. 68. parmaklarımda şevkle nağmeler yap!. lûtfunun hazinesinden (bana) yardımcı ol! Böyle ümid ediyorum... 70. Kederli gönlümü... Adaletinin devrinde dünya rahat ve huzur içinde.. devrin sultanının Âsaf’ı! İrfan sahiplerine caize (armağan. (Maddî durumum hac veya umreye gitmeme el vermedi). 69. hem de damadı etmesi. Peygamber’in kabrini görmek ümidiyle çok zamandır doğruca çalışıp çabalıyorum. 64. Bedene ihtiyarlık zayıflık ve bezginliği gelmeden önce tedbir alalım. N’eyleyim ki imkânı olmadı.

a.) dedi ki: Allah.”(Câmiu’s-sagîr). 72.. Allah’ın Kelâmı’na göz atıcı ol!] H4 dšGB¼« l¦U¼« .] H2 dšGB¼« l¦U¼« . Lûtfunu yolun kılavuzu yap! Dergâhın (alın sürmekten dolayı) alnı yıpranmışı et beni. Mart 2011 Mehmed’e sunduğu kaside) hacca vesile oldu..” 27 şefį‘ ola İ.. 74. İltifatınla ona bak ki.œuFŽ¦ s« dU2 s 4 «dEì ʬdI¼« …ËöÔ vצ« …œU¾ qC§« Kim ki Furķān’a ola nāśıye-sā Rūz-ı maĥşerde şefį‘ ola27 aña [Kim Kur’ân’a alın (yüz) sürerse. Gül-i Sad-bergimle ben de -ne var. 4 Câbir ve İbn Mes’ud’dan: “Kur’ân. Devlet kapısına sığındım.v.a.lûtuf bakışına mazhar olsam!. O: ola şefį‘ Ü. ayet(ler)in ipliğinde dizinin en değerli incisidir. istek yolunda yorgunluk ve sıkıntı çekmedi o.)’ten: “Kur’ân’ın en faziletlisi. Kur’ân okumaktır.a.”U¾ s« s 1 WLšI¼« Âu² ë0UB¼ ʬdI¼« lšHA¼« rFì Ebî Saîd (r..] İ 75b H3 ‚—UA¦ . yani Kâbe’ye gitmeye niyet ettim. Belîğ’e o yol kolay gelsin!] H1 rÒ*Ž Ë ëš* ëÒ*¼«vÒ*# v¾M¼« ‰U­ 1 75 Eyleyen besmeleyi vird-i zebān Ola şāyeste-i ‘afv ü ġufrān [Besmeleyi dilinden düşürmeyen (veya belirli vakitlerde tekrar eden) Allah’ın af ve bağışlamasına lâyık olur.. 3 Ubâde bin es-Sâmit (r. mahşer günü şefaatçi olur ona.): “Ümmetimin ibadetinin en faziletlisi. Sayı:1.ëM ëÒ*¼« v$— fì³ s 2 ë¾ì‹ s¦ ÂbIÔ U¦ ëÒ*¼« dHž rš0d¼« sL0d¼« ëÒ*¼« rŽ ‰U­ s¦  Silk-i āyetde olup dürr-i nažįm Maŧla‘-ı Fātiĥa-i Nažm-ı Kerįm [Yüce Nazm’ın (Kur’ân’ın) Fatiha’sının ilk ayeti. Bismillâhi’r-Rahmâni’rRahîm diyen kimsenin geçmiş günahlarını affeder.X¦UB¼« …œU¾ s 3 sšL¼UF¼« Ò»— ëÒ*¼«bL1¼« ʬdI¼« qC§« Efđal-i ŧā‘at imiş āgāh ol Nažar-endāz-ı Kelāmu’llāh ol [(Kur’ân okumak) ibadetlerin en faziletlisi imiş.” 2 Enes (r.)’den: “Peygamber (s. 73. kıyamet günü sahibi için ne güzel şefaatçidir!.. el-hamdü li’llâhi Rabbi’lâlemîn’dir.] H5 dšGB¼« l¦U2 . 119 .a. 71.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9.” (Meşârık).

hafızları) överek dedi ki: “Ümmetimin en şereflisi.À—U1¼« s« œU²“ s 9 ¡U]¾¹« ¡UL*F¼« -—U¾•ô« …b“ Ŧālib-i ‘ilm olanuñ rızķına Ĥaķ Eyleye didi kefālet muŧlaķ [(Hz. 120 .”U¾ s« s 6 ʬdI¼« W*L0 v×]¦« -«d–« 80 Bülbül-āsā iderek savŧ-ı ĥasen Oķı Ķur’ān’ı ħoş elĥān ile sen [Bülbül gibi sesini güzelleştirerek Kur’ân’ı hoş nağmelerle oku!] O 4b H7 7ëÒ*¼ W1šBì s²b¼« ]Ê« . ilim sahipleridir.a.”] H6 dšGB¼« l¦U2 .] H10 dšGB¼« l¦U2 . günahkârları nasihatla ıslah eder.” 8 “Âlimler. 7 “Din.): “Seslerinizi Kur’an’la güzelleştirin!” (Câmiu’s-sagîr).‚—UA¦ . Kur’ân’ı ezberleyip hafız olanlardır. Ü 20a Beden-i dįne gelince ħalecān Ehl-i dānişdür aña çāre-resān [Din bedenine çarpıntı ve titreme gelince.” (Câmiu’s-sagîr). dinin tabipleridir.” (Câmiu’ssagîr).” (Zübdetü’l-ahbâr). Cennet yoluna girmiş olur. ona çare ulaştıracak olanlar.): “Ümmetimin en şereflileri.…d²d£ v« s ʬdI¼U ®«u#ô« «uMŽ0« Ġayret-i dįn iden ehl-i śalāĥ Pend ile eyler ‘uśātı ıślāĥ [Din gayreti güden salih insanlar. Allah (rızası) için nasihattır.Celal Bayar Üniversitesi 5 Medĥ idüp didi Şefį‘-i maĥşer Eşrefi ümmetimüñ ĥāfıžlar [Mahşerin şefaatçisi (Hazret-i Muhammed.…d²d£ v« s 10 ë­“— ëÒ*¼« qHJÔ r*F¼« V*¹ s¦ Reh-i dānişde idenler sür‘at 5 W]M¼« o²d¹ p*Ž r*F¼« o²dD¼« p*Ž s¦ İbn Abbas’tan (r. hafızlardır.] H9 dšGB¼« l¦U2 . 10 Ebî Hüreyre’den: “İlim yoluna giren kimse. 9 Ziyâd bin el-Hâris’ten: “İlim talep edenin rızkına Allah kefil olur.”(Câmiu’s-sagîr). Peygamber) “İlim talibi olanın rızkına Cenab-ı Hak mutlaka kefil olur” dedi.] H8 8s²b¼« İ 76a. 6 İbn Abbas’tan (r.a.

] H14 dšGB¼« l¦U2 . 12 “Cahil küfre. 13 “Cahilin sohbeti (cahille söyleşmek veya arkadaşlık etmek).”U¾ s« s 11 85 Ķā’im olmaķdan ise vaķt-i mesā Eyle bir sā‘atiñi ‘ilme fedā [Akşam vakti (ibadet için) ayakta durmaktansa.dU2 Ë fì³ s 11 ÕöŽ ¡u$u¼« İbn Abbas’tan: “Bir saat ilim talebi (tahsili). gece (ibadet için) kalkmaktan daha hayırlıdır. 15 “Abdest.] H15 15s¦ƒL¼« „«uŽ¼« rzUB¼« ‰UB• dš• s¦ O 5a Mā-sivā leşkerine virmez emān Ābdest mü’mine tįġ-ı bürrān [Abdest. Mart 2011 Dāħil-i cennet olurmuş elbet [İlim yolunda hızlı hareket edenler.” 121 . şaşılır mı? Cahillerle sohbet (söyleşmek ve arkadaşlık) etmek. masiva (Allah’tan başka bütün varlıklar) askerine aman vermez. Sayı:1. bir saatini ilme feda et!] H12 dHJ¼« v¼« »d­« q£U¼« `šUB¦ 12 W*š¼ ÂUš­ s¦ dš• WUŽ r*F¼« V*¹ Cāhiliñ küfre yaķınında güvāh Dįdede miŝli sefįd ile siyāh [Cahilin küfre yakınlığına şahit ve delil. Âişe’den (r.a.” (Câmiu’s-sagîr).] H11 dšGB¼« l¦U2 .” 14 Hz.” (Mesâbîh). cennete girermiş elbet.] H13 13s²b¼« v§ ÊUBIì q£U¼« W¾1# -—U¾•ô« …b“ U£œ«uŽ v¼« sšF¼« ÷Uš s¦ N’ola erbāb-ı kemāl itse ĥaźer Cühelā śoĥbetidür dįne żarar [Olgun (bilgili ve faziletli) kişiler sakınsa. gözün akının karasına yakınlığından daha yakındır. dine zarar verir. gözde akla kara(nın yakınlığı) gibidir. mümin için keskin bir kılıçtır.WAzU s 14 İ 76b Çirk-i dendānı n’ola itmege pāk Rūze-dārāna gerekdür misvāk [Dişlerin kirini temizlemeğe ne olabilir? Oruç tutanlara misvak gerekir. müminin silâhıdır.): “Oruçlunun iyi hasletlerinden biri de misvaktir.”(Câmiu’s-sagîr).Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9.] H16 dšGB¼« l¦U2 . dinde noksanlığa sebeptir.

pay almağa gayret et! Mümine cemaat safı rahmettir.] H18 dšGB¼« l¦U2 . şehitler sırasına bağlıdır (şehitler zümresine katılır).…d²d£ v« s 95 16 17 Sell-i seyf olsa eger dest-i ķażā Anı reddeylemez illā ki du‘ā ¡Ub¼« Òô« ¡UCI¼« œd² ô Câbir’den: “Abdestli olarak ölen kimse. yakar! İbadetin en faziletlisi. vaktinde kılınan namazdır. şehid olarak ölür. 21 Ebî Hüreyre’den: “Kazayı ancak dua geri çevirir. 20 “Cemaat rahmettir.] H17 dšGB¼« l¦U2 .” (Mesâbîh).”(Câmiu’s-sagîr). salihliğin kilidi açılır. yalvar.” (Câmiu’ssagîr).” (Câmiu’s-sagîr).ËdL s« s 18 —uND¼« …u*B¼« ÕU×H¦ Eyle Mevlā’ya ħulūś ile niyāz Ŧā‘atiñ efđali vaķtiyle namāz [Allah’a ihlâs ve gönül temizliği ile dua et.] H19 ‚—UA¦ .Celal Bayar Üniversitesi 16 90 Ābdest ile iden naķl-i beķā Ola vā-beste-i silk-i şühedā [Abdestle ahirete göçen. Onunla iyiliğin. 19 “Kulla küfür arasındaki şey. namazı terk etmektir. sert ve kaba olma (ki) giderek küfre yakın olmayasın!] H20 20WL0— WUL¼« …u*B¼« „dÔ dHJ¼« sš Ë b¾F¼« sš Ĥiśśe-yāb olmaġa eyle himmet Mü’mine śaff-ı cemā‘at raĥmet [Hisse bulmağa.” (Câmiu’s-sagîr). İbn Abbas’tan: “Namazın anahtarı temizliktir. 122 .WAzU s 19 UN×­u¼ …u*B¼« qLô« qC§« İ 77a Eyle beş vaķti edā olma ħaşįn Giderek olmayasın küfre yaķın [Beş vakit namazı vaktinde kıl. 18 İbn Ömer’den: “Amellerin en faziletlisi. vaktinde kılınan namazdır.”U¾ s« s 17 «bšN– ®U¦ ¡u$u¼« v* ®U¦ s¦ Ü 20b Fetĥ ola anuñ ile ķufl-i śalāĥ Pāklik oldı namāza miftāĥ [Temizlik namazın anahtarıdır.” (Meşârık).] H21 21dšGB¼« l¦U2 .

kişinin kendi nefsi için duasıdır. istiğfardır. 23 Hz. istiğfardır.” (Câmiu’ssagîr).a. çocukların duası makbuldür.” 123 . Muhakkak ki o rahmettir. Mevlâ (duanı) kabule mazhar etsin.] H27 27Wz«dI Òô« …«Øu*# ô 22 WL0«— UNìU§ WL0— UNìU§ W­d¼«bM ¡Ub¼« «uLMמ« İbn Ömer ve İbn Abbas’tan: “Kardeşin kardeşi için gıyabî duası geri çevrilmez.] O 5b H24 24—UHG׎ ô« ¡Ub¼« dš• Cürmüñe nādim olup ķıl tekrār Oldı çün ħayr-ı du‘ā istiġfār [Günahına pişman olup (istiğfarı) tekrar et! Çünkü duanın hayırlısı. 24 “Duanın hayırlısı.” (Câmiu’s-sagîr).] H25 25»U×Ž¦ v×]¦« ‰UH¹« ¡Uœ İ 77b ëŽHM¼ ¡dL¼« ¡Uœ ¡Ub¼« qC§« Hįç şek yokdur eyā nįk-ħiśāl Ola maķbūl du‘ā-i eŧfāl [Ey iyi ahlâklı.] H26 dšGB¼« l¦U2 . hiç şüphe yok ki. şüphesiz kabul edilir. Âişe’den: “Duanın en faziletlisi..” 27 “Namaz ancak kıraat (Kur’an okumak)la olur. arkalarından dua et ki. Sayı:1.¡«œ—b¼« v« s 26 100 Girye-engįz iken eyle du‘ā İde maķrūn-ı icābet Mevlā [Ağlamaklı bir şekilde (kalbin incelmişken) dua et ki. Mart 2011 [Eğer kaza eli kılıç çekse. Allah onu kabûl etsin!] H23 dšGB¼« l¦U2 .WAzU s 22 Eyle iħvāna ġıyābında du‘ā Müstecāb ide anı tā ki Ħudā [Kardeşler(in)e kendileri hazır değilken.” 26 Ebî Derdâ’dan (r.): “Kalp inceliği sırasında duayı ganimet bilin.” 25 “Ümmetimin çocuklarının duası makbûldür.] H22 dšGB¼« l¦U2 . onu ancak dua geri çevirir.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9.”U¾ s« s 23 VšG¼«v§ œd² ô ëš•Óô ŒÓô« …uœ Ola bį-şübhe icābet be-ķażā Kendü nefsinde olan ħayr du‘ā [(Kişinin) kendi nefsine ettiği hayır dua..

” (Câmiu’s-sagîr).] H28 28vIÔ ] q½ Xš bŽL¼« Mescidi ŧā‘at içün müstevfā Ehl-i taķvāya maķām itdi Ħudā [Allah.. mahşerde şefaatle kurtulacak. hikmete vesile olur.] H33 33WLJ0 ]q½ ”³— ëÒ*¼« W§U¥¦ Bā‘iŝ-i ĥikmet olur ħavf-ı Ħudā Ma‘śıyetden idegör sen de ibā [Allah korkusu. beni sağ olarak görmüş gibidir” dedi. Günahtan sen de çekinmeye 28 28 —UM¼« »UIF*¼ q²ËË oldı Ü: ola İ. şefaatle Cehennem’den çıkacak. Peygamber. Her namaz.” 29 ħaşyet O. O.. mescidi ibadet için takva sahiplerine yeterli bir makam kıldı.] İ 78a H31 31WUHA¼U —UM¼« s¦ Âu­ Ãd¥² 105 Ehl-i dūzaħdan olan nice ‘uśāt Bula maĥşerde şefā‘atle necāt [Cehennemlik olan nice günahkâr.” 29 Ebî Hureyre’den: “Ben kabrime selâm veren kimseyi işitirim.. 33 Ammar’dan (r. “Bir kul. 30 “Benim ölümü ziyaret eden kimse.” (Câmiu’s-sagîr). beni sağ olarak ziyaret etmiş gibidir. ondan korkmazdı Peygamber.): “Her hikmetin başı.” 31 “Bir insan topluluğu. Ü: hirās İ. Kur’ân okumakla tamam olur.] H32 dšGB¼« l¦U2 .…d²d£ v« s 32 O 6a Müşkil olmasa eger nār-ı caĥįm Andan itmezdi Nebį ħaşyet29 ü bįm [Cehennem ateşi zor olmasaydı eğer.Celal Bayar Üniversitesi Ü 21a Başla Ķur’ān’a idüp sa‘y-i müdām Her namāz oldı28 tilāvetle temām [Devamlı gayret edip Kur’ân’a başla.a. “Mescid.” 32 “Vah Cehennem ateşi azabından!. bana sıdk (doğruluk ve kalb temizliği) ile salâvat (dua ve selâm) etse. Peygamber) “Kabrime alın (yüz) süren. Allah korkusudur. 124 .] H29 29ë×FLŽ Èd¾­ v* Øv*# s¦ Śalavāt itse baña śıdķ ile ķul Didi ben gūş iderüm anı Resūl [Hz. her takva sahibinin evidir. ben onu duyarım” dedi.] H30 30 ÎUš0 vì—«“ ULìQJ§ ÎUך¦ vì—«“ s¦ Ķabrime didi olan nāśıye-sā Beni görmüş gibi ĥayyen meŝelā [(Hz.

onun sevinci.] H38 dšGB¼« l¦U2 . 34 35 U£Ušìœ v§ v×]¦« »«c Ammar’dan: “Öğüt verici olarak ölüm yeter.” (Câmiu’ssagîr).dš“ s« ë]*¼«b¾ s 38 dLF¼« v§ b²eÔ r0d¼« W*# Ü 21b Mü’min-i ħāliś ola bir ümmet Dehr-i fānįde çeker çoķ zaĥmet [Halis mümin olan bir ümmet.. “Garibin ölümü.] H35 35…œUN– V²dG¼« ®u¦ Künc-i ġurbetde olan vāśıl-ı Ĥaķ Şühedāya olur elbet30 mülhaķ [Gurbet köşesinde Cenab-ı Hakk’a kavuşan. Ü: āħir O. elbet şehitler (zümresin)e katılır. 38 Abdullah bin Zübeyr’den: “Ümmetimin azabı bu dünyadadır.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9.” (Mesâbîh). 36 “Sefer (yolculuk).” 125 . 39 “ Dünya. ahiret ehline haramdır..” 30 elbet İ. şehitliktir.. ömrü artırır.] H37 dšGB¼« l¦U2 . Mart 2011 bak!] ‘İbret isterseñ eger eyle nigāh Ĥāl-i mevtāya varup gāh-be-gāh [Eğer ibret (almak) istersen. Şüphe etme ki. sanki ceza çölünden bir parçadır. Âişe’den: “Sıla-i rahim (ana-baba ve akrabayı ziyaret).. fâni dünyada çok zahmet çeker.. zaman zaman gidip ölülerin hâline bak.] H39 39…d•ü« q£« v* «d0 Ušìb¼« Sūrı mātemdür anuñ itme gümān Ehl-i ‘uķbāya ĥarām oldı cihān [Dünya.. ateşten bir parçadır.” (Câmiu’s-sagîr). Sayı:1. ahiret ehline haramdır. zaman zaman memleketini hatırlayan (akrabasını ziyarete eden) kimsenin ömrünü artırır.” 37 Hz. 31 İ’de ve Ü’de eyle.] H36 36»«cF¼« s¦ WFD­ dHŽ¼« ‚—UA¦ …d²d£ v« s 110 H34 34ÎUE«Ë ®uL¼U vH½ dšGB¼« l¦U2 .—UL s İ 78b Dār-ı ġurbetde ġarįbe her cā Ķıŧ‘adur deşt-i cezādan gūyā [Gurbet yurdunda garibe her yer.WAzU s 37 Vaŧanın yād iden gāh-be-gāh ‘Ömrini eyleye31 efzūn Allāh [Allah.

” 43 “Hükümdarların affı. keder ve zahmettir).] H43 43p*L*¼ Keyd-i düşmenden emįn ola mülūk Eylese memleket-i ‘afva sülūk33 [Hükümdarlar eğer af ülkesine giderlerse.] H40 40o§UML*¼ …dŽ0 Ë s¦ƒL*¼ Mevt içün didi Şefį‘-i ‘Araśāt Rāĥat-ı mü’min ola ķayd-ı ‘uśāt [Arasat şefaatçisi (Hz.” dedi.”(Hem dünyada. kıyamet günü karanlıklarıdır. düşmanın hilesinden emin olur.. gaile ve telâşı)dır. keder ve musibettir. ölüm hakkında “Müminin rahatı. sadece kulların hakkı kalır. 32 olan İ. hakimiyetlerinin devamına vesiledir.] H44 44W¦UšI¼« Âu² ®UL*º r*E¼« ‘Adl ile eyle cihānı ābād Žulmet-i rūz-ı cezādur bį-dād [Adaletle dünyayı mamur et.Celal Bayar Üniversitesi şenliği.” 45 “Allah’ın rızası.] O 6b H41 41s²—b¼« v§ v0 s¦ƒL¼« 115 W0«— ®uL¼« Mü’min-i ħāliś olan32 pāk-meniş İki ‘ālemde görür āsāyiş [Halis mümin olan temiz huylu.” (Kaçırılan bir nimete üzülüp yanma. hüzün..” 126 . Zulüm. hem ahirette iyi bir hayata mazhardır). 44 “Zulüm. ceza gününün karanlığıdır.. (insanlara olan) borcu hariç. (Allah’ın emirlerine) isyan edenlerin bağı (endişesi. şenlendir. mümin için rahat. iki âlemde de rahat ve huzur bulur.] H45 45s²b¼«u¼« ¡U$— v§ ë]*¼« ¡U$— Ĥaķ rıżāsında olan her-bārı vI« „u*L¼« uH 40 “Ölüm.. 42 “Şehidin bütün günahı bağışlanır. anne-babanın rızasındadır.” 33 O kenarında: “Keyd-i düşmenden emįndür o mülūk/ İtse ger memleket-i ‘afva sülūk” beyti var.] İ 79a H42 42s²b¼« ô« Vì‹ ]q½ bšNA*¼ dHG² Ë Defter-i cürm-i şehįd ola resįd ‘Afv ola cümle ķala ĥaķķ-ı ‘abįd [Şehidin günah defteri hesabı kapatılır. Peygamber). O: ola Ü. iki yurtta da diridir. 41 “Mümin. münafık için hasrettir. (bütün günahları affedilir)...

çalışıp imanı(nı) yücelt!] H49 49ÊUL²ô« WM²“ ¡Uš1¼« ‚—UA¦ …d²d£ v« s O 7a Reng-i gül gibi olup zįb-nümā Gül gül eyler ruħ-ı įmānı ĥayā [Hayâ.” 34 “insānı” kelimesi.œuFŽ¦ s« s 46 47 “Çocuklarınıza ikramda bulunun ve onların terbiyelerini güzelleştirin.” (Meşârık).Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. “insānį” şeklinde de okunabilir.] H48 48rJìUL²« «uL]E Ĥāśıl it mertebe-i insānı34 Sa‘y idüp eyle bülend įmānı [İnsan(lık) derecesini elde et. gül rengi gibi zinet gösterici olup iman yüzünü gül gül eder (pembeleştirir). isteğine ulaşır.] H47 47pL]* s¦ ¡Uô«dš• İ 79b Didi evlāda odur efđal-i eb Eyleye ‘ilm ile ta‘lįm-i edeb [(Hz. Peygamber) “Çocuklar için babanın en faziletlisi.] H51 51d¾B¼« nBì ÂUšB¼« 125 Rūze-dār olsa n’ola Ĥaķķ’a ķarįb Rūzeye çünki didi nıśf-ı şekįb [Oruç tutan. çocuklarına edep öğretir.” 127 . 49 Ebû Hüreyre’den: “Hayâ. Mart 2011 Vālideynüñ ola fermān-dārı [Daima Allah’ın rızasını gözeten kimse. 50 “Sabır. sabrın yarısıdır. şaşılır mı? Çünkü (Hz. sana ilim öğretendir. Allah’a yakın olsa.” 51 “Oruç. imanın yarısıdır. yüceltin. Sabreden. ilimle edep öğretendir” dedi.] H52 ‚—UA¦ . Peygamber) oruca “sabrın yarısı” dedi.] H50 50ÊUL²ô« nBì d¾B¼« Nıśf-ı įmān didi śabra Resūl Śabr iden maŧlebine ola vuśūl [Hz. anne ve babasının emrine itaatkâr olsun!] H46 46rN«œ¬ «uMŽ0«Ë r½œôË« «u¦d½« 120 Vālid-i müşfiķ olan ŧab‘-ı selįm Eyler evlādına ādāb ta‘lįm [Selim yaratılışlı olan şefkatli baba. Peygamber.” 48 “İmanlarınızı büyütün.” “Babaların (en) hayırlısı. sabra “imanın yarısı” dedi. imanın zinetidir. Sayı:1.

alçak gönüllü davranır ona. Yumuşak söz söylemek. her kimi görse. (kişiye) hikmet verir. tevazudur”(alçak gönüllü olmaktır). 57 “Susmak.” 56 Enes’ten: “Kardeşlerini çoğalt! Çünkü her mümin kıyamet günü şefaat edecektir. “(Güzel) huyun en üstünü. hikmetin başıymış. ağzını kapatıp (çok ve lüzumsuz) konuşmaya yol vermez.” (Meşârık). selâmdan sonra söze başlar.] H57 57WLJ1¼« À—u² XLB¼« Ehl-i ĥikmetden olan merd-i suħan Nuŧķa yol virmez olup35 beste-dehen [Hikmet sahiplerinden olan söz eri. hikmetin başıdır.” 35 olup O: olur Ü.” (Câmiu’s-sagîr).Celal Bayar Üniversitesi 52 Ü 22a Her gice eyle saĥūrı ‘ādet Oldı hengām-ı seĥer çün bereket [(Ramazan’da) her gece sahuru âdet et.] İ 80a H53 53l$«u×¼« o*¥¼« qC§« Ser-firāz olmaġa lāyıķ server Her kimi görse tevāżu‘lar ider [Başını yükseltmeğe lâyık reis. 54 “Rıfk (yumuşaklık).] H56 Ê«u• ô« s¦ «Ëd9J׎« 56 130 İktiŝār eyle kim olur maĥşer Biri birine şefį‘ mü’minler [(Kardeşlerini) çoğalt ki.] O 7b H58 58‚b# ÊUŽ¼ ÊUŽ*¼« qC§« 52 53 W¦UšI¼« Âu² WUH– s¦ƒ¦ ]qJ¼ ÊU§ “Sahura kalkın! Çünkü sahurlarda bereket vardır. Çünkü seher vakti berekettir.” 55 “Selâm.] H55 55ÂöJ¼« q¾­ ÂöŽ¼« Silk-i taķrįre viren tāze nižām Eyler āġāz-ı suħan ba‘de selām [Konuşma ipliğine (inci) dizmeye başlayan. 128 . müminler mahşerde birbirine şefaatçi olur.] H54 54WLJ1¼« ”³— o§d¼« W½d —u1Ž¼« v§ ÊU§ «Ëd1ŽÔ Rıfķ ile söyleyelüm nāsa müdām Ĥikmetüñ başı imiş rıfķ-ı kelām [İnsanlara daima yumuşaklıkla söz söyleyelim. kelâmdan öncedir.

” “Doğruluk kurtarır. O: olan Ü.] H64 64 ]V0« s¦ l¦ ¡dL¼« 58 59 “Dilin en üstün ve faziletli olanı.” 61 “Erkeğin güzelliği.] H61 61ëìUŽ¼ W0UB§ q2d¼« ‰UL2 135 ëN2Ë v§ oŽUH¼« Õb¦ «‹« Feyż-i Bārįden olup36 cilve-resā Ādeme lehce imiş ĥüsn ü behā [Yaratanın bol nimetinden tecelli eden açık ve düzgün konuşma. Yalan söyleyen kimseler dünyada helâk olmuştur. Allah’ın kahrını (gazabını) hak etmiş olur.” 129 . mirastır. yüce Allah gazab eder. Mart 2011 İ 80b Kelimātında olan rāst-nümā Fażl ile ĥāśıl ide ķadr-i ‘alā [Sözlerinde doğruluk gösteren (Doğru söz söyleyen) kimse. zatının ışığına delil olduğundan.] H60 VCGš¼ v¼UFÔ ë]*¼« ]Ê« 60 Fāsıķı medĥ ķılan müstevfā Oldı şāyeste-i ķahr-ı Mevlā [Fasıkı (Allah’ın emirlerini tanımayan. kişinin çocuklarına (âdetâ) irsî olarak geçer. dilinin açık ve düzgün oluşudur. insan için güzellik ve kıymetmiş. yüzüne karşı övüldüğünde. fesatçıyı) yeteri kadar öven kimse.] H59 59p*N² »cJ¼«Ë vM² ‚bB¼« Rāst-gū ol ki söziŋde bį-bāk Oldı ‘ālemde dürūġ ehli helāk [Sözünü doğru söyleyici ol ki.” 60 “Fasık. dostluk birinden diğerine irsen geçer. güzel olanları sever. faziletle yüksek değer ve derece elde eder.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. Allah güzeldir.] H62 62‰UL¼« ]V1² qšL2 ë]*¼« Ê« Pertev-i źātına olmaķla delįl Sever erbāb-ı cemāli o Celįl [O Cemîl (güzel Allah). günahları pervasızca işleyen. 62 “Muhakkak ki. korkup çekinmeyesin. yalan helâk eder.” 36 olup İ.” 63 “Sevgi. Sayı:1. doğru söyleyenidir. güzelliği sever.] H63 63À—«uײ ]V1¼« Eyler evlādına anuñ įrāŝ Oldı kālā-yı muĥabbet mįrāŝ [Sevgi ve dostluk sermayesi.

kıyamet günü diriltilip toplanır onunla... sevdiğiyle beraberdir..—U¾•ô« …b“ ..”U¾ s« s Şįrdür ŧıfl-ı bed-aħlāka sebeb Dāyeye ola müşābih meşreb [Çocuğun kötü huylu olmasının sebebi.. ahlâk dadıya benzer. 69 “Helâl rızk istemek. H69 69œUN2 ‰ö1¼« V*¹ Bį-ta‘ab girmez ele genc-i murād Ŧaleb-i rızķ-ı ĥalāl oldı38 cihād [İstek hazinesi ele zahmetsiz. Helâl rızık istemek.” 37 oldı İ. 130 . O: idi Ü..” (Zübdetü’l-ahbâr). 67 “Süt emdirmek. Allah tevbe eden genci sever. Çalışıp kazanarak helâl yemeye bak!]. süttür. O: ola Ü.” “Gözlerin zinası.] H65 65dEM¼« ÊušF¼« ¡Uì“ Seyr-i dįdār deyü ey güm-rāh Ü 22b İtme nā-maĥreme düzdāne nigāh [Ey yolunu şaşırmış! “(Güzel) yüz seyri” diye hırsız gibi bakma namahreme!. meşakkatsiz geçmez. uzaklaş! (Çünkü) günah ve azaptır haram.] H66 66VzU×¼« »UA¼« V1² ë]*¼« Ê« O 8a 140 Ĥaķ seni eyleye tā pįr-i kühen Tevbe-kār ol daħı nev-sāle iken [Henüz gençken tevbekâr ol ki. Huy. cihaddır.] H70 70U£eL0« ‰ULô« qC§« 64 65 “Kişi.” 38 oldı İ. huyları değiştirir. (harama) bakmaktır. haramdan kaçının!. 66 Enes’ten: “Muhakkak ki..] H67 67ŸU¾D¼« d]šG² ŸU$d¼« .” (Câmiu’s-sagîr). cihaddır.Celal Bayar Üniversitesi İ 81a Kime dil-dāde ise bunda temām Ĥaşr ola anuñ ile rūz-ı ķıyām [(İnsan) kime tam gönül vermişse bu dünyada. Cenâb-ı Hak seni çok yaşlı ihtiyar etsin.] H68 68«d1¼« «u¾M×2«Ë ‰ö1¼««u*½ İctināb eyle ĥarām oldı37 vebāl Kesb idüp eyleyegör ekl-i ĥalāl [(Haramdan) sakın.” 68 “Helâl yiyin..

yeterli olanıdır. Peygamber. en zahmetlisidir.” 131 .” Abdullah’tan: “Ekmeğe saygı gösterin! Çünkü o göğün ve yerin bereketlerindendir.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9.” 75 “ İnsanların kötüsü. (ekmek) değerli bir gıdadır..” 76 “ Fakirler.] H71 ‚—UA¦ . onun kırıntısına hürmet et!] H72 72»«dA¼«Ë ÂUFD¼« …d9½ s¦ V*I¼« ®uL² ÷—ô«Ë ¡ULŽ¼« ®U½d s¦ ]ÊU§ e¾¥¼« «u¦d½« Süst ider ķalbi didi çünki Resūl Eyleme keŝret ile ekli ķabūl [Madem ki Hz.” 73 “ Aç olanın gülmesi. “(Çok yemek) kalbi gevşek ve tembel eder” dedi. tokun ağlamasından daha hayırlıdır.. Bu yetişen rızık sana yetmez mi?!. “insanların kötüsü” sana ad olmasın!] H76 76v¼UFÔ ë]*¼« ¡U­b#« ¡«dIH¼« 150 70 71 Olsun ey ehl-i ġınā āgāhuñ “Amellerin en faziletlisi.ëÒ*¼«b¾ s 71 145 Ķūt-ı ‘užmādur eyā ŧab‘-ı selįm İdegör rįze-i nāna ta‘žįm [Ey selim yaratılışlı kişi.] O 8b H75 75ˆb0Ë q½« s¦ ”UM¼« ]d– İ 82a Fuķarāsız śaķın ekl itme ŧa‘ām Saña nām olmaya tā şerr-i enām [Sakın fakir fukarasız yemek yeme ki. tek başına yemek yiyen kimsedir.] H73 73ÊUF¾A¼« ¡UJ s¦ dš• l²U¼« p1$ Girye-i merd-i şikem-perverden Ħande-i cāyi‘ imiş müstaĥsen [Açın gülmesi. meşakkatli olanıdır. (Çünkü amel eden kimse) mükâfatını zahmetine göre bulur. Sayı:1. yüce Allah’ın samimî dostlarıdır. 72 “Çok yemekten kalp ölür. öyleyse uygun görme çok yemeyi!.” 74 “Rızkın hayırlısı. Mart 2011 İ 81b Ecrini zaĥmetine göre bulur ‘Amelüñ ħayrı meşaķķatle olur [Amelin hayırlısı.” (Câmiu’s-sagîr). boğazına düşkün kimsenin ağlamasından daha makbûlmüş…] H74 74vHJ²U¦ ‚“d¼« dš• Gezme ħāhişger olup eŧrāfı Saña yitmez mi bu rızķ-ı kāfi [İstekli olup her tarafı gezme!.

avarelik kalbi daraltır. imandanmış.] H78 78—«dô«—«œ W]M¼« Ü 23a Dem-be-dem nā’il olup dįdāra Cilvegāh ola bihişt ebrāra [Cennet. ahirette giyemeyecektir. “Cennet. hayır sahibi.” 39 ŧā‘āta O: ŧā‘ata İ. iyi ve dindar olanların yurdudur. İşsizlik. sen mümkün olduğu kadar ibadetler kazanmak için amel et!] H82 82—UNM¼U ë2Ë sŽ0 qš*¼U ÂU­ s¦ Olsa bir ‘ābid-i śāliĥ şeb-ħįz Rūyı baķdıķca olur şevķ-engįz 77 78 Enes’ten: “Dünyada ipek giyen kimse.”(Gayret.. cennet elbisesi ona haram olur.” 132 . 82 “Gece (ibadet için) kalkan kimsenin yüzü. çalışmak. 80 “ İşsizlik..Celal Bayar Üniversitesi Fuķarā śādıķıdur Allāh’uñ [Ey servet sahibi.” 79 “Gayret.” (Meşârık).” 81 “Amel edin. fakirler. imandandır.] İ 82b H79 79ÊUL²ô« s¦ …dšG¼« Sālik-i rāh-ı Ĥaķ’a hem-rāh ol Ġayret įmāndan imiş āgāh ol [Hak yoluna gidene yoldaş ol! Gayret. Onlar. sakın ondan!] H81 81ë¼ o*• UL¼ dŽš¦ ]qJ§ «u*L« 155 Mümkin oldıġı ķadar eyle ‘amel Kesb-i ŧā‘āta39 sen ey ‘abd-i eźel [Ey hor. Allah’ın samimî dostlarıdır…] H77 77…d•ü v§ 뎾*² r¼ Ušìb¼« v§ d²d1¼« f¾¼ s¦ Geyse dünyāda ĥarįr itse ħırām Ĥulle-i cennet aña ola ĥarām [Bir kimse bu dünyada ipek giyse ve salına salına gitse. gündüz güzel olur. hakir kul. Herkese kendisi için yaratıldığı şey kolay gelir. iyi ve dindar olanlar)ın yurdudur. aile hayatını koruma konusunda gazap kuvvetinin harekete geçmesi. zaman zaman Allah’ın cemalini görmeğe de mazhar olur. ebrâr (hayır sahibi. namus ve haysiyete veya vatan ve millete halel verecek şeylere karşı coşan ulvî bir duygu). haberdar ol!] H80 80V*I¼« vŽIÔ W¼UD¾¼« Sa‘y-i ŧā‘atle cihāndan güźer it Teng ider ķalbi baŧālet ĥaźer it [İbadete çalışmakla dünyadan geç. haberin olsun ki. kıskanmak. aziz ve mukaddes bir şeye. kalbe sıkıntı verir.

sonra onlar bir işte pişman olmaz. soğuktur. az olursa da hoş gelir Cenab-ı Hakk’a…] H84 84œd¾¼« ¡«b¼« ]q½ q#« Bedene her ne maraż kim nāzil Ġāliben ola śoġuķdan ĥāśıl [Bedene inen. hastalığın zıddına göredir. 133 . insanın niyetine bağlıdır.” 86 “İlâç yapma veya kullanma.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. ilâç.] H86 86œ«b$ôU W¼UFL¼« 160 Bu ĥadįŝ üzre bilindi ki ‘ilāc Marażuñ żıddına oldı muĥtāc [Bu hadis üzere bilindi ki.” 85 “Mide. konan her hastalık. Allah da onun ihtiyacını giderir.” 40 muzırr İ: zarar O. çoklukla soğuktan meydana gelir. az da olsa devamlı olanıdır. onun yüzü.” “Her derdin aslı.] H88 88—UA׎« s¦ Âbì ô ­ Ê«Ë UN¦Ëœ« v¼UFÔ ë]*¼« v¼« v¼ULô« V0« İ 83a Meşveret ehline noķśān olmaz Śoñra bir işde peşįmān olmaz [Danışan kimselere eksiklik ve kusur olmaz. hastalığın evi. Sayı:1.] H87 87®UšM¼U ‰ULô«UL]ì« Her ‘amel kim mużırr40 u nāfi‘dür Ādemüñ niyyetine rāci‘dür [Zararlı veya faydalı her amel.” 89 İbn Ömer’den: “Kim bir kardeşinin ihtiyacını giderirse.] H85 85¡«b¼« ]q½ Xš …bFL¼« Bu şifā-nāmeden ol kim āgāh Maraża mi‘de imiş menzilgāh [Bu şifa yazısından haberdar ol ki.” (Meşârık). mideymiş.” 87 “Ameller niyetlere göredir. gece (ibadet için) kalksa. pişman olmaz.] H83 83q O 9a Müstemirren bir ‘amel itse güźer Ħoş gelür Ĥaķķ’a olursa kemter [Bir amel devamlı yapılsa. hastalığın zıddına muhtaçtır. 88 “Danışan.] H89 89ë×2U0 v§ ë]*¼« ÊU½ ëš•« W2U0 v§ ÊU½ s¦ 83 84 “Allah indinde amellerin en sevileni. baktıkça insana şevk verici olur. Mart 2011 [İbadet eden salih bir kişi. hastalığın evidir.

v* s« sŽ0 s -vì«d¾D*¼ 93 W­bB¼U ‚“d¼« v* «uMšF׎« ‘Ālemüñ ħalķı olur kūh-kenüñ Olsa iŧ‘ām ile şįrįn suħenüñ [Yemek yedirme(âdeti)nle sözün tatlı olsa.” (Câmi‘u’s-sagîr).a. 91 Enes’ten (r. 94 “Zenginlik. Cenab-ı Hak da onun isteğini yerine getirir. o kişi lâyıktır buna.fì³ 165 Şöhre-yāb ola ‘ulüvv-i şānuñ Nįk-ħū nıśfı imiş įmānuñ [Şanının yüksekliği şöhret bulsun! İyi huy.” (Câmi‘u’s-sagîr).] H93 dšGB¼« l¦U2 .] H90 90v×]¦« v* v*CH½ bUF¼« v* r¼UF¼« qC§ ‘Ālimüñ ‘ābid ile mānendi Ümmetim ile benüm gibi dedi [(Hazret-i Peygamber) “Âlimin ibadet eden(âbid)le mukayesesi. O 9b.): “Ahlâk güzelliği. 92 Abdullah bin Ömer’den: “Sadaka vermekle (Allah’tan) rızık konusunda yardım isteyin. dünya halkı dağ kazıcı (Ferhad’ı)n olur.] H91 91s²b¼« nBì o*¥¼« sŽ0 -dšGB¼« l¦U2 . H92 dšGB¼« l¦U2 .dL s« ë]*¼«b¾ s 92 s Ü 23b Fuķarā-bįn olan sāde-derūn Rızķını ide taśadduķla füzūn [Fakirleri görüp gözeten temiz kalpli kimse.” (Câmi‘u’s-sagîr). Hasan bin Alî’den: “(İnsanlara) yemek yedirin ve sözü güzel söyleyin. sadaka vermekle rızkını artırır.. ümmetimle benim gibi” dedi.” (Câmi‘u’s-sagîr).] 90 Ebî Saîd’den: “Âlimin ibadet edenden üstünlüğü. 93 Taberânî.Celal Bayar Üniversitesi Görse bir ĥācetini iħvānuñ Ĥaķ revā ide recāsını anuñ [(Bir mümin. İ 83b.) kardeşlerin(in) bir ihtiyacını giderse. dinin yarısıdır. imanın yarısıymış].. gönül zenginliğidir.” 134 . benim ümmetimden üstünlüğüm gibidir.] H94 94fHM¼« vMž vMG¼« ÂöJ¼« «u¾š¹«Ë ÂUFD¼« «uLF¹« Dinse lāyıķdur aña ehl-i ġınā Kendi nefsinde ide cūd u ŝeħā [Kendi nefsinde cömertlik eden kimseye zengin dense.

Allah’ı sevmemenin alâmeti ise onu anmayı sevmemektir. Allah’ı zikretmektir.” (Meşârık). Sayı:1.” 98 Ebî Hüreyre’den: “Zikir.] H96 ˆd½‹ ]V0 ë]*¼« ]V0 W¦ö 96 H95 95ÈuN¼« s²b¼« W§¬ 170 Düşse bir ķalbe eger ĥubb-ı İlāh Şuġlı her laĥža olur źikru’llāh [Eğer bir kalbe Allah sevgisi düşse.] H98 98 W­bB¼« s¦ dš• d½c¼« -dšGB¼« l¦U2 .” Enes’ten: “Allah’ı sevmenin alâmeti. Mart 2011 Yem-i ŧā‘atda śaķın eyle ĥaźer Keşti-i dįne hevā ide żarar [İbadet denizinde aman. din gemisine zarar verir.] H100 dšGB¼« l¦U2 Ë ‚—UA¦ ‹UF¦ Ë ÊUL9 s 100 ë]*¼« ô« 뼫 ô r½UÔu¦ «uMI¼ W]M¼« q•œ ë]*¼« ô« 뼫 ô ë¦ö½ d•¬ ÊU½ s¦ 95 96 “Dinin afeti. sadaka vermekten daha faziletlidir].bšFŽ u« Ë …d²d£ v« s 99 v« s Eyle mevtāya şehādet telķįn Ola tā maġfiret-i Ĥaķķ’a yaķın [Ölülere şehadet (kelimesini) telkin et ki. 97 “Allah’ı anmak. sakın. onu anmayı sevmek. 135 . onun işi her an Allah’ı zikretmek (hatırlamak ve anmak) olur. H99 ‚—UA¦ . heva (nefsin gayr-ı meşru arzuları)dır. 99 Ebî Hüreyre’den: “Ölülerinize Lâ ilâhe illa’llâh’ı telkin edin. kalblerin şifasıdır. heva (nefsin isteği). Cenab-ı Hakk’ın bağışlamasına yakın olsun.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9.” (Câmi‘u’s-sagîr).] H97 97»u*I¼« ˆd½‹ iG ë]*¼« iG W¦ö Ë İ 84a Źikr-i Mevlā’dur olan çāre-resā Dil-i bįmār-ı güneh-kāra şifā [Günahkâr hastanın kalbine şifa ve çare eriştiren şey. sadakadan daha hayırlıdır.…d²d£ ¡UH– ë]*¼«d½‹ Źikr [ü] tevĥįd-i Ħudā ‘azze ve cel Śadaķa virmeden oldı efđal [Yüce Allah’ı anmak ve (Onun birliğine inanarak) tevhid kelimesini söylemek.” (Câmi‘u’s-sagîr).

“Şehadet (kelimesiy)le sözünü tamamlayan kimse. 45 altıda ħatm O. Câmi‘u’s-sagîr). Cennete girer.” (Meşârık. 41 kelām İ.Celal Bayar Üniversitesi O 10a Ehl-i cennet didi ol ħayr-ı enām Eyleyen ħatm-i şehādetle kelām41 [O yaratılmışların (en) hayırlısı (Hz. Ü: eyyām İ. O: temām Ü. Ħātime-i Suħan42 175 Ĥaķķ’a minnet bu gül-i tāze vü ter Oldı ārāyiş-i destār-ı hüner Ŧab‘ıma virdi Ħudā feyż-i şu‘ūr Bir iki günde hemān itdi žuhūr Bu leŧāfetle görenler anı Şemm iden būyın olur ĥayrānı Bāġ-bān itse sezā māh-ı nevi Nev-şüküfte gül-i bāġ-ı Nebevį İ 84b Ħāme-i ŧab‘-ı Belįġ olsa ne var Dil-i şūrįde-meŝel aña hezār43 180 Öyle bir gül ki ŧutup her sūyı Ü 24a Ĥaşre dek gitmeye reng ü būyı Dergehinden anuñ oldur me’mūl Tuĥfemi ide ķusūriyle ķabūl İ‘tiźārıñ yeter ey ħāme bu dem Sāl-i tārįħini de eyle raķam Ba‘de ez-elf mürūr-ı a‘vām44 Yüz otuz altıda ħatm45 oldı kelām Y²œU0« sA*Ö “« U¾²“ „d b# qÖ s²« b– ULì Ë— v¼« ÃU×1L¼« nš1M¼« nšFC¼« b¾ b² s «b• sšì“Uì n²d– rš£«d« bšŽ¼« s« qšULŽ« bšŽ¼« nšD*¼« p*L¼« W²UM 100 Osman bin Muâz’dan: “Son sözü Lâ ilâhe illa’llâh olan kimse. Ü: dörtde temām İ. 42 İ’de başlık yok. cennet ehli olur” dedi]. 136 . 43 İ’de mısrâ şöyle: “Dil-i şūrįde miŝāl eger hezār” 44 a‘vām O. Peygamber).

. Abdulkerim. sayı 22. Belîg’in tabiatının kalemi. Bin yıl geçtikten sonra. s.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. Ankara. Matbaa-i Âmire. her tarafı kaplayıp mahşere kadar rengi ve kokusu gitmez. 137 .. biçare Seyyid İbrâhim oğlu Seyyid İsmâil’in -günahları bağışlansın ve kusurları örtülsün!. 181. bundan önce Kahire kadısı olan efendimiz Mehmed Efendi’nin yüce makamına ithaf olundu -dünyada ve ahirette dilediğine nail olsun ve yüce Allah gözünün nuru. aşktan perişan bir gönül gibi ona bülbül olsa. amin. 178. Bahçıvan. Bursalı Mehmed Tâhir. Allah’ın sevgili(elçi)sinin hadisleri gül bahçesinden (seçilen) bu güzel Gül-i Sad-berg (yüz yapraklı gül). Babinger. Onun huzurundan umulan şudur: Armağanımı kusuruyla kabul etsin! 182. (1997). Belîğ. bs. Ekim Kasım Aralık.eliyle. İstanbul. yüksek rütbeli kadılar arasında “Kethuda-zâde” diye tanınan. hüner sarığının süsü. bir iki günde hemen meydana çıktı. hayranı olur. ne var (şaşılır mı)? 180. Kültürümüzden Esintiler. 179. (2000). Osmanlı Müellifleri. itibarlı ve değerli oğluna ve ona uzun ömürler versin. (1333-1342/1915-1923-24). Mart 2011 dHž ˆœ«“dš¦« sš£U– v¼U£U¼« sš -ËdFL¼« UGš* WšN¾¼« WÒ²bN¼« ˆc£ n1Ô« Ë ULNuš d׎ Ë ULNuì‹ qC§« sšII1L¼« ¡UL*F¼« r*« WšMŽ¼« bMŽ¦ v¼« ÈbM§« bL1¦ UìbšŽ Ë UìU¼u¦ sšIÒ­b¦ ¡U*C§ ¶ŽËd1L v$UI¼« ˆœ«“«b¥×½ v¼«uL¼« sš -ËdFL¼« ë*¼« dL Ë s²—«b¼« v§ ˆUMLײ U¦ ‰Uì UIUŽ ˆd£U­ sš¦« r¥H¦ qì Ë ÂdJ¦ ÂËb¥¦ sšF¼« …dI v¼UFÔ [Sözün Sonu 175. 176. Franz. I-III. Abdulkerim. Abdulkerim. Öyle bir gül ki.c. I-III. Sayı:1. 121-151. Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri. Abdulkadiroğlu.] KAYNAKÇA Abdulkadiroğlu. Ankara Abdulkadiroğlu. (1988). tabiatıma şuur feyzi verdi. Allah’a şükür. Coşkun Üçok. yeni ayı Peygamber bağının yeni açılmış gülü edinse yeridir.) Ankara. İslâmî Edebiyat. faziletli kişilerin en erdemlisi. Özür beyanın yeter ey kalem! (Telif) tarihinin yılını da yaz şimdi! 183. Onu bu güzellikle gören ve onun kokusunu koklayanlar. zineti oldu. (1993). Kültür ve Turizm Bakanlığı yayını. Allah’ın sevgili(elçi)sinin hadisleri gülşeninden yüzünü gösterdi ve o bu güzel hediye hakikatı araştıran âlimlerin en bilgilisi ve inceleyici. “Belîğ’in Gül-i Sadberg’i”. trc. bu ter ü taze gül. Allah. (3. lütuf sahibi Allah’ın inayetine muhtaç ve halk arasında “Şâhin Emir-zâde” diye bilinen zavallı. yüz otuz altıda (1136’da) söz sona erdi. 177.

(2005). Âsâr-ı Nev.[emseddin] Sâmi. Mecelletü’n-nisâb fi’n-niseb ve’l-kunâ ve’l-elkāb. Klâsik Türk Edebiyatı’nda Manzum Yüz Hadîsler. 47-92. Hammer-Purgstall. Eslâf. Mustafa. Tezkiretü’ş-şu’arâ. Kâtib Çelebi. haz. (1936-45). (1993). (2005). Özel Sayı. 149-169. Öztoprak. Mustafa İsen’e Armağan. İstanbul Levend. s. “Prof. Abdulkerim Abdulkadiroğlu”. Türk Edebiyatı Tarihi. Ankara. Abdulkerim Abdulkadiroğlu. I-IV. E. Ahmet. (1995). İstanbul Fâik Reşad. Hâlet Efendi. Müstakimzâde Süleyman Sa‘deddin. 3. Ş. İstanbul c. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten. Hâtimetü'l-eş'âr. Muśŧafa Śafāyį Efendi. I-VI. (1972). Gibb.Celal Bayar Üniversitesi Çıpan. İstanbul. haz. Necip Fazıl. s. (2. “Dinî Edebiyatımızın Başlıca Ürünleri”. (1997). Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. (1302/1884-85). Edebiyat ve Dil Yazıları. bs. İstanbul. Esselâm. “Belîğ İsmâil”. Nihat. 1973). I-II. (1994) haz. (1311-1312). (1999). Levend. A History of Ottoman Poetry. Agâh Sırrı. I-IV. Kāfile-i Şuarâ. 35-80. Mehmed Süreyya. (1306-1316/1889-1898). (nşr. Dr. 1-26. W. Doktora tezi. 4. İsmâil Belîğ. Sadeddin Nüzhet.bs. Nihat. s. Ankara. Ankara 1989). Mehmed Tevfik. Cem. (1271/1855). Fatîn Dâvud. (1941-43). Geschichte der Osmanischen Dichtkunst. Joseph Freiherr von. 415-16 Dilçin. (2007). s. Türk Şairleri. Kilisli Rifat Bilge. İstanbul. London. Pesth. “Divan Şiirini Günümüz Türkçesine Aktarma ve Diliçi Çeviri”. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi. I-VI..Şerefettin Yaltkaya) I-II. s. Süleymaniye Ktp. Agâh Sırrı. Öztoprak. Sadık Erdem. Ankara (1. Konya Sayı 1. s. Kāmûsü’l-a‘lâm. Ergun. Hanîfzâde Ahmed Tâhir. Matbaa-i Âmire. Adnan İnce. Ankara. (2007). Pervin Çapan.İstanbul. J. Sevgi. Nuhbetü’l-âsâr Li Zeyli Zübdeti’l-eş‘âr. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü. 628. Keşfü’z-zunûn ‘an esâmi’l-kütüb ve’l-fünûn. İstanbul. nr. Hudâvendigâr Vilâyeti Matbaası. (1290/1873-74). BirTürk Dünyası İncelemeleri Dergisi. (1308-[1315]/1891-1897). Rāmiz ve Ādāb-ı Žurafā’sı. 143-152. bs. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Nova Opera ab Ahmed Hanífzádeh Ad Continuandum Haji Khalfae Lexion Bibliographicum Collecta Et Ad Ordinem Literarum Disposita Ad Codicis Vindobonensis Fidem Primum Edidit Gustavus Fluegel. “Niğdeli Visâlî’nin Hayatı ve Eserleri”. (1992). İstanbul. (1900-1909). 138 . Teźkire-i Śafāyį. I-IV. (1836-1838). Ankara. Ankara. (1992). 5. haz. İsmâil Belîğ. Sâlim Efendi. Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân. (1988). Sicill-i Osmanî yâhud Tezkire-i Meşâhîr-i Osmâniyye. “Lâtîfî ve Sübhatü’l-uşşâk’ı”. Ankara.

Şeyhî Mehmed Efendi. II-III. (1979). s. İstanbul. Abdülkadir Özcan). Tansel. (1989). 139 . (nşr. İslâm Ansiklopedisi. 489-91.Sosyal Bilimler Dergisi Cilt:9. Sayı:1. Mihran Matbaası. Mart 2011 İstanbul. İstanbul. “Belîğ”. 2. c. Vekāyiü’l-fuzalâ. Fevziye Abdullah.

Celal Bayar Üniversitesi 140 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful