1- FÂTİHA SÛRESİ

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk sûresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fâtiha” adını almıştır. Sûrenin ayrıca, “Ümmü’l-Kitab” (Kitab’ın özü) “es-Seb’ulMesânî” (Tekrarlanan yedi âyet)1, “el-Esâs”, “el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eşŞükr” ve “es-Salât"2 gibi başka adları da vardır. Kur’an’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye lâyık bir tek Allah’ın varlığı, onun hâkimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak O’na yapılıp O’ndan yardım isteneceği, bu sûrede özlü bir şekilde ifade edilir. Fâtiha sûresi, aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır. 1. Bismillâhirrahmânirrahîm.3

2,3,4. Hamd4, Âlemlerin Rabbi5, Rahmân6, Rahîm7, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. 5. (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. 6,7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

1 2

önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile âdeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât (namaz)” adı verilmiştir. 3 . Besmele, Neml sûresinde müstakil bir âyet olarak yer alırken (27/30), Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti sayılmayıp, son âyet iki âyet olarak kabul edilmektedir. “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selâm gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği taşımaktadır. 4 . Hamd, tüm varlıkları nimetlendiren sonsuz kudret sahibi Allah’ı yüceltme ifadesidir. Hamd eden insan, Allah’ın nimetlerine konu oluşu bakımından değil, Allah’ın tüm insanları nimetlendirici bir konumda oluşu açısından ona hamd eder. Bu itibarla, belli bir nimet bir insana ulaşsa da ulaşmasa da, o insan Allah’a hamd eder. Allah’tan başka, mutlak anlamda nimet verecek hiçbir varlık bulunmadığı için, hamde lâyık tek varlık da Allah’tır. 5 . Rab, “Varlıkları yaratan, tüm ihtiyaçlarını karşılayarak onları kademe kademe geliştirip olgunluğa ulaştıran Allah” demektir. 6 . Rahmân, “Rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarında, sadece Allah için kullanılan sıfat-isimdir. Tam bir Türkçe karşılığı yoktur. Mü’min olsun, kâfir olsun; iyi olsun, kötü olsun, herkes “Rahmân”ın ifade ettiği rahmetin kapsamındadır. Varlıklar da bu rahmet ve merhametin eseri olarak var olmuşlar ve varlıklarını da yine bu sayede sürdürmektedirler. 7 “Rahîm” kelimesi de, “Rahmân” gibi Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Aynı şekilde, “rahmeti çok”, “çok merhametli”, “sonsuz merhametli” anlamlarını taşır. Ancak “Rahmân”, Allah Teâlâ’ya has bir sıfat-isim iken, “Rahîm” insanlar için de kullanılabilir. Nitekim Tevbe sûresi 128.âyette, bu sıfat Hz.Peygamber için de kullanılmıştır.

. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız: Hicr sûresi, âyet, 87. . Salât, namaz demektir. Hz.Peygamber, namaz açısından Fâtiha sûresinin

1

2- BAKARA SÛRESİ
Medine döneminde inmiştir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun sûresi olup 286 âyettir. Adını, 67-73. âyetlerde yer alan “bakara (sığır)” kelimesinden alır. Sûre, İslâm hukukunun ana konularıyla ilgili pek çok hüküm içermektedir. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. Elif Lâm Mîm.1 Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe2 inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.3 Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.4 İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.

1

.

2

. . .

3 4

Kur’an-ı Kerim’de yirmi dokuz sûrenin başında yer alan bu gibi harflere “Hurûf-i mukattaa” veya “Mukatta’ât” (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz.Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır. Gayb, sözlükte görme duyusuyla algılanamayan şey demektir. Kelime (gayb), “duyuların kapsamına girmeyen gizli her şey” anlamında kullanılır. Bir şeyin “gayb” oluşu, Allah’a göre değil insanlara göredir. Zira Allah’ın ilminin dışında kalan hiçbir şey yoktur. Allah’a, meleklere, ahiret gününe, cennet ve cehenneme, kadere inanmak “gaybe iman” konuları arasındadır. Burada kastedilen, dünyada kâfir olarak yaşayıp sonunda Ahirete de kâfir olarak intikal edeceği, Allah tarafından bilinen inkârcılardır. Âyetin bu kısmı, “Onlara, insanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz, akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim? derler.” şeklinde de tercüme edilebilir.

2

23. 24. 25.

26.

27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34. 35. 36. 37. 38. 39. 40. 41. 42. 43. 44.

Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır. İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.5 Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler. Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır. “İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir” dedik. İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Ey İsrailoğulları!6 Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin. Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

5

Fâsık, Allah’a itaat çizgisinin dışına çıkan kimse demektir. Kelime, Kur’an-ı Kerim’de “kâfir”, “günahkâr”, “yalancı” ve “kötülük yapan” anlamlarında kullanılmıştır. Burada “fasık” kâfir anlamında kullanılmaktadır. Allah’ın saptırması ifadesi mecazî bir ifadedir. Aslında insanları saptıran, cahil önderleriyle şeytandır. Allah, bu örneği vermekle, aslında kendilerinde var olan sapkınlığı ortaya çıkarmış olmaktadır. 6 . İsrâil, İshak Peygamberin oğlu Yakup Peygamberdir.

.

3

45. 46. 47. 48. 49. 50. 51. 52. 53. 54.

55. 56. 57. 58. 59. 60. 61.

62.

Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.7 Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.8 Onlara yardım da edilmez. Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı. Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik. Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı9 vermiştik. Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün10 (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.” Hani siz, “Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı. Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. “Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin” (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı. Hani, “Şu memlekete11 girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve “hıtta!” (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz” demiştik. Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.12 Hani, Mûsâ kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden13 (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için Rableri katında mükâfat vardır; onlar korkuya uğramayacaklar, mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir).14

7

Sabır, insanı olgunlaştırır, geliştirir ve güçlendirir. Namaz ise, Allah’a kulluğun, teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi, aktif ve düzenli bir hayatın göstergesidir. Âyette, zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. 8 . Şefaat, birinin bağışlanmasına aracılık etmek demektir. Kıyamet gününde başta Hz. Peygamber olmak üzere, Peygamber ile Allah’ın izin vereceği bazı insanlar ve melekler, günahkâr mü’minlerin affedilmesini, günahsızların derecelerinin yükseltilmesini Allah’tan dileyeceklerdir. Şefaat taleplerinin yerine getirilip getirilmemesi konusunda takdir Allah’a aittir. 9 . Furkan, “Hak ile batılı ayıran” anlamınadır. Burada Mûsâ’ya verilen emirler ve hükümler kastedilmektedir. 10 . Âyetin bu kısmı “İçinizden buzağıya tapanları öldürün” şeklinde de tercüme edilmiştir. 11 Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. 12 Âyette ifade edilen bu azabın veba gibi korkunç bir bulaşıcı hastalık olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. 13 . Sâbiîler, bazı tefsir bilginlerine göre, Yahudilik ile Hıristiyanlık arasında bulunan ve tevhid inancına dayanan bir dinin mensuplarıdır. İslâm âlimlerinin çoğunluğu ise bunların, kitap ehlinden olmadığını söylemektedirler. Bir rivayete göre ise Sâbiîler, Hz. İbrahim’in dinine mensup kimselerdir. 14 . İslâmiyet, kendinden önceki dinlerin hükmünü kaldırmıştır. Bu itibarla, hangi dine mensup bulunursa bulunsun, tüm insanlar İslâm’a girmekle yükümlüdürler. İslâm gelmeden önceki semavî dinlere mensup olanlardan Allah’a ve ahirete inanıp iyi işler yapanlar, tıpkı İslâmiyette olduğu gibi, kurtuluşa ermişlerdir. Bu, genel bir kuraldır. Bu âyet bu noktayı vurgulamaktadır. Yoksa İslâmiyet geldikten sonra, İslâm’ı kabul etmeden, kendi ölçüleri içinde “Allah’a ve ahirete inanıp, iyi işler yapmak” kişiyi kurtuluşa erdirmez. Benzer ifadeler için bakınız: Mâide sûresi, âyet, 69.

.

4

63. 64. 65. 66. 67. 68. 69. 70. 71. 72. 73. 74. 75. 76. 77. 78. 79. 80. 81.

Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da tepenize dikmiş ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab’ı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün (gafil olmayın)” demiştik. Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah’ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhâlde ziyana uğrayanlardan olurdunuz. Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını15 çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun” demiştik. Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.16 Hani Mûsâ kavmine, “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. Onlar da, “Sen bizimle eğleniyor musun?” demişlerdi. Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti.17 “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.” Onlar, “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır” dedi. “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır.” Onlar, “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı. Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Hâlbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. “Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir. Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.18 Onlar iman edenlerle karşılaşınca, “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: “Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah’ın (Tevrat’ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?” Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da. Bunların bir de ümmî19 takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar. Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline! Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

15

. Hz.Mûsâ’nın dinine göre, cumartesi günü çalışmayıp ibadetle meşgul olmak bir esastı. İsrailoğullarının bu esası çiğnemeleri ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi, âyet, 47-54; A’râf sûresi, âyet, 163; Nahl sûresi, âyet, 124. 16 . Bazı tefsir bilginleri, âyette sözü edilen maymunlaştırma olayının temsîlî, bazıları da gerçek olduğunu söylemişlerdir. 17 . Tefsir kaynaklarının aktardığına göre, İsrailoğullarından birisi, zengin, fakat çocuğu olmayan amcasını, malını elde etmek için öldürmüş, sonra da cesedi bir başkasının evinin önüne bırakmıştı. Bununla da yetinmeyerek, “Amcamı öldürdüler”, diye ortaya çıkınca, taraflar vuruşma noktasına gelmişlerdi. İçlerinden biri, “Ne diye birbirimizi öldüreceğiz. İşte Allah’ın peygamberi, ona başvuralım”, dedi. Durumu Hz.Mûsâ’ya aktardılar. Katil bulunamayınca, Allah Teâlâ onların bir sığır keserek, sığırın bir parçası ile ölüye vurmalarını emretti. Onlar, kesilecek sığırın niteliklerini sormaya başladılar. Nihayet nitelikleri belirtilen sığırı bulup kestiler ve parçasıyla öldürülen şahsa vurdular. Ölü dirilip, katili haber verdi. İşte, 67-74. âyetler bu olayı anlatmaktadır. 18 . Bu âyet Yahudilerin, kutsal kitapları Tevrat’ı tahrif ettiklerini açık bir ifade ile ortaya koymaktadır. Bu gerçek, Maurice Bucaille gibi Batılı bazı araştırmacı bilginlerce de kesin olarak ifade edilmiştir. Bizzat Tevrat’ta da bunu doğrulayıcı ifadeler yer almaktadır. (Yeremya, 8/8-9) 19 . Ümmî, anadan doğduğu gibi kalan, yani okuma-yazma bilmeyen kimse demektir. Burada dinleri konusunda asgari düzeyde bile bilgisi olmayanlar kastedilmiştir.

5

önceki kitapları doğrulayıcı. Yahudilerin Hz. Bunları ancak fasıklar inkâr eder. yaptıklarınızdan habersiz değildir. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince. 84.20 Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. . Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Hâlbuki uzun yaşamak. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip. daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?” Andolsun. İsrailoğullarından söz alınması konusunda bu sûrenin 63. 21 . İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. bütün insanlardan. 88. fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp. 90. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise. yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. onların bütün işlediklerini görür. 83. ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. size esir olarak geldiklerinde ise. yoksullara iyilik edeceksiniz. Andolsun. yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!” Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. biz sana apaçık âyetler indirdik. içlerinden birtakımı o antlaşmayı bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez. Andolsun. Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır. 89. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. 91. Öyle değil. yakınlara. ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Size herhangi bir peygamber. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. onları azaptan kurtaracak değildir. 92. Yahudiler. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Onlara. 97. biz İsrailoğulları’ndan. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın. 94. zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. 87. Onlar. yetimlere. herkese güzel sözler söyleyeceksiniz. Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık. hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe. “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz. 96. “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın. kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? “Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. ona kulak verin” demiştik. karşı geldik”21 demişlerdi. kendilerine gönderilen peygamberlere karşı daima direnmişler. arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz. İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. bilsin ki o. Hani. daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. Hani. 20 tarihleri boyunca.Peygamber’e karşı da sergiledikleri bu olumsuz tutumu dile getirmektedir. Ama siz. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür. âyetine bakınız. onlara işkence etmişler. 93. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. anne babaya. Andolsun. meleklerine. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki. 85. birbirinizi öldüren. “Dinledik. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. 6 . 99. Bu yüzden pek az iman ederler. olmadık hile ve entrikalara başvurmuşlardı. Sonra pek azınız hariç.” Her kim Allah’a. eğer inanan kimselerseniz! De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz. size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran. Hâlbuki o. mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir. 98. Allah. kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Oysa. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. yaşamaya. bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası. sen onların.82. Hani. peygamberlerine. 95. o zalimleri hakkıyla bilendir. içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak. Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz. 100. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Allah. “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz. 86. birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. onları öldürmüşler. Onlar. Onlara yardım da edilmez. ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. Bundan sonraki âyetler. Allah’ın izni ile Kur’an’ı. Onlar ne zaman bir antlaşma yaptılarsa. Çünkü Allah. namazı kılacaksınız.

hoşgörün. 105. fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. “Bizi de gözet” anlamındaki.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı. 107. Sahabiler. 115. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. 26 . Hz. Yahudiler. 117. hak kendilerine belirdikten sonra dahi. “Allah’ın yüzü” ifadesi. onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz. Hepsi O’na boyun eğmiştir. kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bilmez misin ki. “Allah. 102. Allah katında onu bulursunuz. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah. 23 . 104. büyük lütuf sahibidir.Peygamber’in nasihatlerinden daha çok yararlanmak için ona. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için. Hıristiyanlar da İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu inancındadırlar. diyorlardı. Hz. lütfu geniş olandır. Âyetteki “Kitap” ile Hz. Onlara. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi! Eğer onlar iman edip Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı. rızası ve nimeti” demektir. rahmetini dilediğine tahsis eder. Siz şimdilik. Konu ile ilgili olarak ayrıca Nisâ sûresinin 46. o da hemen oluverir. tümüyle Allah’a ait olan yeryüzünün neresinde ve hangi cihetinde. Andolsun. 22 . 108. Kâfirler için acıklı bir azap vardır. yanlış anlama çekilebilecek kelimeleri kullanmaktan sakınmanın adaba uygun olduğuna işaret edilmektedir. imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. Hâlbuki onlar. insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. bundan uzaktır. Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi. Bu. onu görür gibi ibadet etmek” demektir. O sebeple âyet. mü’minlerden. Bir de. 30) 7 . “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin.” Hayır. 111.26 O. öyle değil! Kim “ihsan”23 derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse. Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin. zekâtı verin. 24 . burada “Allah’ın rahmeti. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hıristiyanlar da. sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar. "Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Bu âyette ihsan. 113. Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. kıyamet gününde hükmü Allah verecektir. 116. onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin. İki kitaptan her biri. Yahudiler. Hâlbuki o iki melek. yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Peygamberin de ifade buyurduğu gibi “Allah’a. âyetine bakınız. “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. “Bize de bak”. ahirette de büyük bir azap vardır. Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. “Unzurnâ” ifadesini kullanmalarını istemiştir. Şüphesiz Allah. 110. O. gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Yahudiler. (Bakınız: Tevbe sûresi. diyorlardı. Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Bunlar için dünyada rezillik. Artık onlara korku yoktur. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. hakkıyla bilendir. içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi. Allah’ın lütuf ve rahmetini orada bulur. Âyette. siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse. Fakat şeytanlar. “Uzeyr. 25 . Oysa Allah. ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir. onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince. “Râ’inâ” yerine yine. o artık doğru yoldan sapmış olur. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız. 106. Namazı dosdoğru kılın. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ındır. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek). Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. 109. Oysa hepsi Kitab’ı24 okuyorlar. ne de bir yardımcı vardır. 103. bu ifadeyi İbranice’de hakaret ifade eden bir anlamda kullanıyorlardı.101. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe. Keşke bilselerdi! Ey iman edenler! “Râ’inâ (bizi gözet)” demeyin. 114. “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. “râ’inâ” kelimesini. gücü her şeye hakkıyla yetendir. ne tür bir taat ve işe girişse. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der. mecazî bir anlatım olup. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada. 112. onlar üzülmeyeceklerdir. Arapça’da “çobanımız” anlamına gelecek şekilde “râ’înâ” diye okuyorlardı. “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. âyet. Kul. Şüphesiz Allah. Doğu da. Allah’ın oğludur”. çocuk edindi” dediler. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü25 işte oradadır. “Râ’inâ (Bizi gözet)”. “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. Kitap ehlinden birçoğu. Bir başka yoruma göre.22 Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar.

” Hani İbrahim. Yakub ve Yakuboğullarına indirilene.” dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz? Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. “Harem diye bilinen alan”. Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. 137. İsmail. kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının. sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Sen dinlerine uymadıkça. hüküm ve hikmet sahibisin. sizin kazandıklarınız sizindir. (Yahudiler) “Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. 124. bunların dedikleri gibi demişti. İshak. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde. “Kâbe”. onlara âyetlerini okusun. 136. İbrahim. Bunun üzerine Rabbi. yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. çok merhametli olansın. hakkıyla bilendir. “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin). İbrahim. onu gereği gibi okurlar. İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor. “Soyumdan da (önderler yap. sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. De ki: “Hayır. 120. tövbeleri çok kabul edensin. “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediği. hakkıyla işitendir. “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ve halkı hacca davet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu alan” şeklindeki açıklamalar bunlardan bazılarıdır.” Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun. Allah’a ortak koşanlardan değildi. O. hiç kimseden fidye alınmayacağı. İşte bunlar ona inanırlar. Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. 134. Onların kazandıkları kendilerinin. 119. Tövbemizi kabul et. bilmiş ol ki. gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder. bizler O’na boyun eğmiş müslümanlarız. 125. ne bir yardımcı vardır. Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun. 127. “Senin ilâhına ve ataların İbrahim. Allah’tan sana ne bir dost. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle.” İbrahim de. Şüphesiz biz seni hak ile. sen mutlak güç sahibisin. onların da. Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. 135. onlara karşı seni koruyacaktır. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. Allah. O. 129. Bir zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış. biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. 126. 131. “Hz. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur. Yoksa siz Yakub’un. Onu inkâr edenlere gelince. “Biz. Allah da. “İnkâr edeni bile az bir süre. 138. Çünkü sen. İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım. 132.28 27 . İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler. ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Hani. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti. kendini ibadete verenler.” Sana gelen ilimden sonra. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi. Şüphesiz. “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl.118. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir. Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır” demişti. Bilmeyenler. 122. biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. 121. (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır. ya Rabbi!)” demişti. “Allah bizimle konuşsa. Siz de Makam-ı İbrahim’den27 kendinize bir namaz yeri edinin. Hani İbrahim. Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah. bize indirilene (Kur’an’a). “Hac ibadetinin yapılması sırasında ziyaret edilen yerlerden biri”. 123. bunu kendi oğullarına da vasiyet etti. hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. 8 . Biz âyetleri. 133. İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir ilâha ibadet edeceğiz. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler. “Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. 128. Âyette geçen “Makam-ı İbrahim”in ne olduğu konusunda tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir.” Deyin ki: “Biz Allah’a.” Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse. ölüm döşeğinde iken çocuklarına. hakkıyla bilensin” diyorlardı. 130. “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti.

32 Hak (ancak) Rabbindendir. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. bizim de Rabbimiz. Bu âyette. (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. 30 . 146. Allah. “Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?” diyecekler. teslimiyetin ve nimetlere şükrün en yüksek ifade biçimi ve aktif. sizi her kötülükten arındıran. yüzünüzü Mescid-i Haram’a doğru çevirin ki. Vaftiz uygulamasının aslı Yahudilikten gelmektedir. 9 . Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler. yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir.” Yoksa siz. bugün “Mescid-i Kıbleteyn”. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız. 153. benden korkun. Peygamber’e ait özellikleri kendi kutsal kitaplarında okuyageldiklerinden onu özellikleriyle çok iyi tanıyorlardı. sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir. De ki: “Doğu da. bütün toplumlarca hakem kabul edilecek bir ümmet kastedilmektedir. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz. imanınızı boşa çıkaracak değildir.31 Andolsun. Zalimlerden korkmayın. Allah. Andolsun. sakın nankörlük etmeyin. dilediği kimseyi doğru yola iletir. yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. sizin işledikleriniz size aittir. Bizim işlediklerimiz bize. Haydi. size kitap ve hikmeti öğreten. insanın âdeta yepyeni bir hayat boyasına boyanacağına inanırlar. Şüphesiz Allah.” Böylece. yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah. yönelmekte olduğun ciheti ancak. Âyette. haktan asla ayrılmayan. bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Bu. Yahudiler ve Hıristiyanlar. fakat hep Kâbe’ye yönelme emrinin gelmesini bekliyordu. ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz. hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. 147. İsmail de. önder. Allah’ın insanların fıtratına yerleştirdiği aslî renk olan tevhid inancı ile mümkün olacağı vurgulanmaktadır. yahudilerin ve hıristiyanların Hz. 140. Sabır.33 28 . seçkin. 148. 149.Peygamber. Yakub ile Yakuboğulları da yahudi.139.30 (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. Âyette zorluklar karşısında insanı hem ruhen hem de dış hayatta güçlü kılacak iki temel ögeden yararlanmamız tavsiye edilmektedir. sakın şüpheye düşenlerden olma! Herkesin yöneldiği bir yön vardır. sizin de Rabbinizdir. Peygamber’i inkâr etmelerinin bilgisizlikten değil. Allah. Baba. Bu olayın geçtiği yerde yapılan mescit. 141. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs adına yapılan bu işlemin insanı aslî günahtan kurtaracağına. 29 Âyetteki “orta ümmet” ifadesi ile. İshak da. size âyetlerimizi okuyan. Allah’a kulluğun. Resûl’e tabi olanlarla. yaptıklarınızdan habersiz değildir. elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz. 152. 31 . (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık. sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet29 yaptık. Vaftiz. insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. Birtakım kendini bilmez insanlar. Şüphesiz. Hicrî ikinci yılın ortalarına kadar namazlarda Kudüs cihetine yöneliyor. Bana şükredin. yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. Hz. doğan çocuklarını. Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. 144. eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan. Hıristiyanlığı kabul edenleri ya da bir kiliseden öbürüne geçenleri vaftiz denen bir işlemden geçirirler. 142. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun. hep hayırlara koşun. Artık. 33 . onların yaptıklarından habersiz değildir. sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de. bu olay üzerine yahudilerin çıkardıkları dedikodular dile getirilip cevaplandırılmaktadır. Nitekim kendi aranızdan. o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. 32 . 151. Hz. (Bundan böyle). onlar yine senin kıblene uymazlar. Kudüs’e doğru yönelerek başlanan bu namaz Kâbe’ye yönelerek tamamlandı. Allah sabredenlerle beraberdir. Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Allah. düzenli bir hayatın göstergesidir. Bir ikindi namazı sırasında Allah Teâlâ. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Şüphe yok ki. (Merak etme) elbette seni. Bu ve daha sonraki üç âyette kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmesi ile. 150. Onlara de ki: “Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Hâlbuki O. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. geliştirir ve güçlendirir. su serpmek ya da suya batırmak suretiyle yapılır. Namaz ise. âdil. yani iki kıbleli mescit diye anılmaktadır. sizin kazandıklarınız sizindir. inattan kaynaklandığına işaret edilmektedir. 145. Kâbe’ye doğru yönelmesini emretti. Biz O’na gönülden bağlanmış kimseleriz. “İbrahim de. ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik. Onların kazandıkları kendilerinin. (Ey mü’minler!) Siz de nerede olursanız olun. gerçek kurtuluşun böyle zahirî ve sembolik eylemlerle değil. Hıristiyanlar. 143. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. her yönüyle dengeli. insanı ruhen olgunlaştırır. gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. (namazda) Mescid-i Haram’a doğru dön. Batı da Allah’ındır. zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın.

İbrahim. onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. 156. 172. hem de bütün lânet etme konumunda olanlar lânet eder. çok merhamet edenim. meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. 115. kördürler. 169. 157. biz.154. Ama kim mecbur olur da. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir. Hz.35 Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. bu eski müşrik uygulaması sebebiyle. “Rahmân” ve Rahîm” kelimelerinin anlamları için Fâtiha sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. Onları. Onlar sağırdırlar. 39 . 170. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar. âyet. Âyette. Şüphesiz. Allah’ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda. Sabredenleri müjdele. Rahîm’dir. Allah. bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. 166. 10 . “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde. atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Bu iki tepe arasında usulünce gidip gelme demek olan “sa’y”. Cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde putlar bulunuyor ve müşrikler de bu tepeler arasında sa’y ediyorlardı. 38 . Rahmân’dır. Safa ve Merve arasında sa’y etmekten endişe etmişlerdi. Allah çok bağışlayandır. melekler ve insanlar olduğu. Bir haramı helâl saymamak ve haddi aşmamak kaydiyle bazen zaruret miktarınca. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi. kan. göklerin ve yerin yaratılışında. size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.36 Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Fakat âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince. İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. 173. Onlara. Âl-i İmran sûresinin 87. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde. karşılığını verir. 160. Hayır. Lânet etme konumunda olanların. “Hayır. işte Allah’ın. bunda bir günah yoktur. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi! Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce. ne de yüzlerine bakılır. eşi Hacer ve oğlu İsmail’e dayanan bir geleneğin ihyası olup. İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir. âyetine bakınız. Allah. 162. yaptıkları işin yanlışlığına ve çirkinliğine akıl erdiremeden. şüphesiz Allah onu bilir. Kâbe’nin doğu tarafında bulunan iki tepenin adıdır. Bu âyet onların endişesini gidermektedir. Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Ancak siz bunu bilemezsiniz. yasak bir iş işlenebilir. İslâm gelince mü’minler. rüzgârları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim.” Böylece Allah. canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. 164. Âyette. ona günah yoktur. çok merhamet edendir. atalarının inançlarını körü körüne taklid eden müşrikler kınanmaktadır. size ancak leş. biz de onlardan uzaklaşsaydık. 168. 167. 171. Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Bundan dolayı anlamazlar. istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. dilsizdirler. Onlar.39 34 35 . âyeti ile. ataları bir şey anlamayan. 36 . hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. onlar diridirler. 155. . Onlar ebedî olarak lânet içinde kalırlar. aralarındaki bütün bağlar kopacaktır. Safa ile Merve. Yenmesi haram olan şeyler ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nahl sûresi. O. insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde. O. 158. Peki ama. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Şüphesiz Safa ile Merve. 165. şehitlik mertebesinin yüceliği vurgulanmaktadır. Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız. İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. 159. O’ndan başka ilâh yoktur. 37 . 161. haccın ve umrenin vaciblerindendir. bir de mallar.37 Şüphesiz.34 Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla. 163. âyetinde açıklanmıştır. İslâm’da zaruretlerin mahzurları ortadan kaldırdığına en güzel delil bu âyette ifadesini bulur. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse. bu sûrenin 161. işte onlara hem Allah lânet eder. “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Aynı anlamda bir ifade için Âl-i İmran sûresinin 169. doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?38 İnkâr edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkâr edenlerin durumu. size ancak kötülüğü. başlarına bir musibet gelince. Allah’ı severcesine severler. yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında.

Hastalık. anaya. doğru olanlardır. Mâide sûresinin 45. 179. kısas diyete dönüşür. 177. Son peygamber Hz. Asıl iyilik. gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Şüphesiz Allah. 185.43 Bununla birlikte. henüz mirasla ilgili kurallar açıklanmadan önce verilmişti. Ramazan orucu. verdikleri zararın aynıyla cezalandırılmaları demektir. bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Ancak Allah’ın kitabında yer alan herhangi bir hükmü gizlemeye yönelik her tür niyet ve teşebbüs bu kategoride değerlendirilir. ahiret gününe. kitap ve peygamberlere iman edenlerin. ya da yolculukta olursa. zekâtı veren. aynıyla karşılık vermek demektir. diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu. velisi) tarafından affedilirse. 178. kadına karşı kadın kısas edilir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. onu oruçla geçirsin. 180. çok merhamet edendir.41 Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir.size farz kılındı. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler. akıllı her müslümana farzdır. Sizden kim hasta. işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) Bu (azab) da. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç. Allah’ın. İşte bunlar. Amaç ise varisleri adaletsizlikten korumaktı. meleklere. onu yakınlara. hem de kavimleri sapmış oldu. size de farz kılındı. antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda. Böylece hem kendileri. namazı dosdoğru kılan.174. ergenlik çağına ulaşmış. Aşırı yaşlılar ya da iyileşmez hastalar. büyük günah işlemiş olurlar. bu sebeple oruç tutamazlar ve bu oruçları kaza etmekten de ümit keserlerse. Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya). gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. 183.42 Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse. 181. kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir. 175. Fidye tıpkı fıtır sadakası gibi. İşte bunlar. 11 . Peygamberin nitelikleridir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 186. insanlar için bir hidayet rehberi. bir fakiri bir gün doyurmak ya da bunun bedelini vermektir. oruçsuz geçirilen her gün için bir fidye verirler. bu oruçları şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. onlarla ne konuşacak. (O sayılı günler). size kolaylık diler. hakkıyla bilendir. İlgili şahsın vazgeçmesi hâlinde. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa. ne de onları arıtacaktır. mala olan sevgilerine rağmen. Mazeretsiz olarak oruç tutmayanlar. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz. İyilik. mutlaka kısasa tabi tutulması esastı. Kim de hasta veya yolcu olursa. “cana can” kuralını ifade etmektedir. 40 . yolda kalmışa. 184. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Bu âyette kısas. aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar. 42 . Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa. Allah. doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. 176. babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman. Kıyamet günü Allah. Bu değerlendirmeye göre âyette geçen kitaptan kasıt Tevrat. 43 . gizlediklerinden kasıt da Hz. hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. kardeşi (öldürülenin vârisi. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. çok bağışlayandır. O hâlde.40 İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı. Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.Muhammed’in nitelik ve özellikleri Tevrat’ta belirtilmişti. Hüre karşı hür. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır. bana iman etsinler. Kısas. Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse. yoksullara. yetimlere. kadınlara has özel hâller gibi meşru sebeplerle Ramazan ayında oruç tutamayanlar. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi. Oruç. 182. mirasla ilgili hükümler Nisâ sûresinde açıklandı. beni senden sorarlarsa. kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin. (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Bana dua edince. dua edenin duasına cevap veririm. Bu. Kullarım. yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. yolculuk. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. sayılı günlerdedir. Yahudi hahamları bunları gizlediler. İslâm. Ancak öldüren kimse. (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin. Yahudilikte ise. zorluk dilemez. âyeti. Daha sonra. İslâm hukukunda ise. 41 . (bilsinler ki). Allah’a. günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. sizden öncekilere farz kılındığı gibi. tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. köleye karşı köle. Vasiyetle ilgili bu emir.

Zulüm ve baskı. (Ahiret için) azık toplayın. Kısaca imsak. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. ya da kurban kesmesi gerekir. cinsel ilişkide bulunabiliyorlardı.47 Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Allah. 51 . Bu (durum).50 (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Elbise ve örtü insanı nasıl soğuktan ve sıcaktan korur. Cahiliye devrinde Araplar ihramlı bulundukları zaman evlerine. mecbur kalmadıkça savaşa girilmemesi. gibi hususlar kastedilmektedir. hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin.48 Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez. 196. ya sadaka vermesi. takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır.. Ey akıl sahipleri. orucun farz kılındığı ilk dönemlerde müslümanlar. Zilkade. (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Âyetin bu kısmında. Âyette. 44 . Haram ay. Haccı da.46 İyilik. O hâlde kim size saldırırsa. yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. kadınlara. İyilik edin. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır. siz de onlarla savaşmayın. Kuşkusuz. 47 . (fakat ileri gitmeyin). âyetlerini insanlara böylece açıklar. Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. 189. ayın hareketlerinin zaman tayininde. sonra kalınlaşıp nihayet daire şeklini alıyor?” diye soru yöneltilmişti.Peygamber’e. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa. Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır. Yalnız. Âyet. arka taraftan açtıkları bir delikten girerler ve bunu iyi bir davranış sayarlardı. size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Kurban bulamayan kimse üçü hacda. 50 . insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye. size örtüdürler. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması. Ancak aşırı gitmeyin. Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse.44 Onlar. haram aya karşılıktır. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre. 194. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. onların bu uygulamalarının anlamsız olduğunu. 46 . Bunlar. 193. bilinen aylardır. “Aşırı gitmeyin” ifadesiyle. âyeti ile İsra sûresinin 12. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. 191. kollayıcı ve bağlı olacaklardır. saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. Allah’ın koyduğu sınırlardır. 192. gerçek iyiliğin takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) esasına dayalı davranışlar olduğunu vurguluyor. 188. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir. umreyi de Allah için tamamlayın. kavga etmek yoktur. Aynı konuya Yûnus sûresinin 5.49 Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. Eğer (düşman. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin. Hac (ayları). Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse. kolayına gelen kurbanı keser. Âyetin bu kısmında söz konusu soruya. yatsı namazından ya da uykudan sonra cinsel ilişkinin oruca engel olmadığı vurgulanmaktadır. oruç ve zekât gibi ibadetlerin vakitlerinin belirlenmesinde kıstas olduğu ifade edilerek cevap verilmektedir. 195. Zilhicce. Kâfirlerin cezası böyledir. azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. 190. 12 . Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. eşler de birbirlerine karşı öyle koruyucu. oruç tutacakları zaman sadece güneş batımından yatsı namazını kılıncaya ya da uyuyuncaya kadar yiyip içebiliyorlar. karı koca arasındaki ilişkinin tabiatı ortaya konmaktadır. günaha sapmak.187. siz de onlara örtüsünüz. 45 . özellikle hac. âyetinde de değinilmektedir. artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır. hilâlleri soruyorlar. Haram aylar. adam öldürmekten daha ağırdır. artık ona hacda cinsel ilişki. Allah onu bilir. güçlü bir anlatım üslubu içinde. Mescid-i Haram yanında. savaş kaçınılmaz hâle gelince de savaşta çocuklara. 49 . Sana. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Evlere kapılarından girin. onlar sizinle savaşmadıkça. bana karşı gelmekten sakının. Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. kusurlarını örterse. çok merhamet edendir. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması hâlinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. yaşlılara ve savaşla ilgisi olmayan diğer sivillere zarar verilmemesi. ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. için.45 Allah. De ki: “Onlar. Bu kurban. Onları nerede yakalarsanız öldürün. evlere arkalarından girmeniz değildir. yatsı namazından ya da uykuya dalınmasından itibaren başlardı. işkenceden sakınılması.51 Kim o aylarda hacca başlarsa. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin. yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. “Hilâl niçin önce iplik gibi incecik görünüyor. Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Ama iyi davranış. 48 . Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. Haram ay. 197. Bu sınırlara yaklaşmayın. Siz ne hayır yaparsanız. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. Hac ayları. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Hz.

Onlar (böyle davranmakla). Yine olur ki. atalarını anar. (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. çok merhamet edendir. müşriklerin bu âdetine uymamaları ve Allah’ı çok anmaları hatırlatılmaktadır. 217. Allah ise bozgunculuğu sevmez. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak. Arafat’tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife’ye) akın ettiğinizde. Çünkü o. hüküm ve hikmet sahibidir. kitap verilenler. 199.11. Bunun üzerine Allah iman edenleri. ona günah yoktur. müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. siz bilmezsiniz. sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler. aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. onlara ve kendilerine ait başarılarla öğünürlerdi. O.52 Onu. 214. fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Allah katında daha büyük günahtır. İnsanlardan öylesi de vardır ki. teşrik günleridir. 210. bir şey sizin için kötü iken. 201. size gösterdiği gibi zikredin.198. 205. size farz kılındı. akraba. İnsanlar tek bir ümmetti. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. İyi bilin ki. Kim geri kalırsa. Olur ki. bir şey sizin için hayırlı iken. bilin ki Allah. gerçekten Allah onu hakkıyla bilir. İslâm’dan önce müşrikler hac işlemlerini tamamladıktan sonra Müzdelife’de oturur. Allah. Ona “Allah’tan kork” denildiği zaman. Allah. ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise. 202. ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” diyenler de vardır.10. 206. Sayılı günlerde54 Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). 54 . sizden öncekilerin başına gelenler. Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse. “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. Müzdelife’de bir yerdir. Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak. 212. Hâlbuki o. Allah bilir. “Sayılı günler”. gururu onu daha da günaha sürükler. Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. “Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver” diyenler vardır. Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslâm’a) girin. düşmanlıkta en amansız olandır. sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Hac ibadetinizi bitirdiğinizde. bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Hâlbuki bütün işler Allah’a döndürülür. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse. hesabı pek çabuk görendir. ona da günah yoktur. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. kıyamet günü bunların üstündedir. hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah’ı anın. 215. O ne kötü yataktır! İnsanlardan öylesi de vardır ki. dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Allah’ın yardımı pek yakındır. Allah. (bilsin ki) şüphesiz Allah. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. 13 . 213. Teşrik günleri ise. . Allah’ın yolundan alıkoymak. 204. Bu. 9. Bu âyette. 209. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. size apaçık bir düşmandır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. siz onu hoş görmezsiniz. 208. ana-baba. kullarına çok şefkatlidir. 200. Zilhicce ayının. dilediğini doğru yola iletir. 216. Sizden kim 52 53 . İnsanlardan. Size apaçık deliller geldikten sonra. güç yetirebilseler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir.12 ve 13. gerçekten mutlak güç sahibidir. İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah’ı şahit tutar. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin. Meş’ar-i Haram’da Allah’ı zikredin. yetimler. aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. biz onlara nice açık mucizeler verdik. Bunların ahirette bir nasibi yoktur. onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. cezası pek çetin olandır. (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa. Şeytanın adımlarını izlemeyin. 211. Müzdelife vakfesinin burada yapılması sünnettir. siz onu seversiniz. Yoksa siz. Hayır olarak ne yaparsanız. Allah. günleridir. kendi izniyle. eğer yine de yan çizerseniz. insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda. “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. Onlar. Allah. İsrailoğullarına sor. dilediğine hesapsız rızık verir. Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi. 207. onu inkâr etmek.” Savaş. Meş’ar-i Haram. 203. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.53 Onlardan. hoşunuza gitmediği hâlde. İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. müslümanlara.

Âdet sırasında kadınlar hastalığa daha çok yakındırlar. iman eden bir köle. size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz. “Muhammed. ahirette de boşa gitmiştir. O. insanlara âyetlerini açıklar ki. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz. âyet: 43 ve Mâide sûresi. hakkıyla işitendir. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele. dininden döner de kâfir olarak ölürse. bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. içki ile ilgili olarak inen ikinci âyettir. mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. 56 . Allah.218. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle. De ki: “Onlarda hem büyük günah. hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. mühlet verir.Peygamber. onlar (kadın ile ilk kocası) Allah’ın koyduğu ölçüleri gözetebileceklerine inanıyorlarsa tekrar birbirlerine dönüp evlenmelerinde bir günah yoktur. takvaya sarılmamak. Yahudiler ve müşrikler. (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde. diye propagandaya başladılar. (Hemen cezalandırmaz. hüküm ve hikmet sahibidir. cennete ve bağışlanmaya çağırır. Müfreze. Cemâziye’lâhir’in son günü mü. öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da. Allah’a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. Hz. Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Olayın. 226. çok bağışlayandır. hakkıyla bilendir. Allah. hakkıyla bilendir. yoksa haram ay olan Recep’in ilk günü mü olduğu kesin değildi. Hz. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Biliniz ki. 220. kadınlarınızı evlendirmeyin. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. 228. daha sonra Nisâ sûresi. Kureyş’e ait bir kervana saldırdı. İşte âyet. Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). onu inkâr ettiklerini. kadın. Sonrası. Allah.Cahş komutasında sekiz kişilik bir müfreze görevlendirmişti. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse. Bir kişiyi öldürüp iki kişiyi de esir alarak Medine’ye geldiler. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de. Allah yolunda cihad edenler.”57 Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Hicretin ikinci yılında. bu konuyu gündeme getirerek haram ayda savaşmanın günah olduğunu. anlayan bir toplum için açıkladığı ölçüleridir. Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Allah.” Allah. 55 . Kureyş’in durumunu tespit etmek üzere Abdullah b. 221. çok temizlenenleri sever. onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz. o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Ama günahları yararlarından büyüktür. Kâbe’yi ziyarete engel olup. sizin için helâl olmaz. şüphesiz Allah çok bağışlayandır. çok merhamet edendir. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa. Allah. kadınların âdet hâlleri “ezâ” diye nitelendirilmiştir. sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Allah ise izniyle. Bu âyet. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa. İyilik etmemek. Âyette. âyetidir. 230. 223. İçki. çok bağışlayandır. Allah.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. 225. Bunlar cehennemliklerdir. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever. İşte bunlar Allah’ın.55 İman edenler. Bir de sana yetimleri soruyorlar. mutlak güç sahibidir. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse. fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. çok merhamet edendir. Allah hakkıyla işitendir. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız. O günlerde onlara yaklaşmamak gerekir. Sakın bunları aşmayın. Bedir savaşından iki ay kadar önce. hüküm ve hikmet sahibidir. onlar zalimlerin ta kendileridir. Sana kadınların ay hâlini sorarlar. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Onlar ateşe çağırırlar.56 Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz. Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. âyet: 90 ile tedricî olarak ve kesinlikle haram kılınmıştır.Peygamber. öğüt alıp düşünsünler. Kadınların. ya da güzellikle bırakmaktır. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. zulüm ve baskı yaptıklarını onlara hatırlatmaktadır. ama müşriklerin bundan daha ağır suçlar işleyerek insanları Allah yolundan alıkoyduklarını. 14 . Batnınahle mevkiine gelince. Bu konuda nazil olan ilk âyet ise Nahl sûresinin 67. haram ayda savaşıyor”.) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Temizlendikleri vakit. diye böyle yapıyor. ya iyilikle geçinmek. 227. hicret edenler. 222. insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa. 224. 57 . orada sürekli kalacaklardır. izni olmaksızın girişilen bu işe çok üzüldü. 229. Allah. dileseydi sizi zora sokardı. 219. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Burada söz konusu olan cinsel ilişkidir. halîmdir. Eğer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse (ayrılırlar).

232. size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti hatırlayın. örfe uygun olarak vereceğiniz ücreti güzelce ödediğiniz takdirde size bir günah yoktur. 59 . Allah. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bunu kim yaparsa kendine zulmetmiş olur. 235. ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah. Boşanmış kadınların örfe göre geçimlerinin sağlanması onların hakkıdır. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız. Hiçbir kimseye gücünün üstünde bir yük ve sorumluluk teklif edilmez. (Hemen cezalandırmaz. eli dar olan da gücüne göre olmak üzere. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları tutmayın. örfe uygun olarak babaya aittir. Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. 236. tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri. (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. 238. sonra da onları diriltti. Âyette geçen “orta namaz”ın sabah. 242. Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır. kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Bu. cinsel ilişki ve “halvet”te bulunmadan boşanan kadına. siz bilmezsiniz. mal. giyeceği.(Baba ölmüşse) mirasçı da aynı şeyle sorumludur. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde. 233. ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Ancak kadının. Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız.231. -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre.58 Şunu da bilin ki. 239. şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir. giyim eşyası. öğle ve ikindi namazı olduğu şeklinde çeşitli görüşler vardır. 240. Allah’ın üzerinizdeki nimetini. ya da bunların karşılığıdır. Güvenliğe kavuşunca da. bununla yükümlü kimsenin malî durumu belirler. Kocası ölen kadının iddeti dört ay on gündür. evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın). Boşanan kadın ise üç ay hâli bekler.) Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. eşleri için. yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir. sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın. Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman. 58 . halîmdir. onlara günah yoktur. Şüphesiz Allah. Eğer (anne ve baba) kendi aralarında danışıp anlaşarak (iki yıl dolmadan) çocuğu sütten kesmek isterlerse.anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. aklın ve dinin gereklerine uygun olarak müt’a59 verin. Şüphesiz Allah. iddeti üç aydır. iyilik yapanlar üzerinde bir borçtur. Ama insanların çoğu şükretmezler. 15 . Onların (annelerin) yiyeceği. Hamile kadının iddeti de çocuğunu dünyaya getirmesiyle sona erer. Sakın Allah’ın âyetlerini eğlenceye almayın. paylarından) vazgeçmesi başka. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki. onlara “ölün” dedi. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Terim olarak ise mehir belirlenmeksizin kıyılan nikâhtan sonra. 234. bu namazın ikindi namazı olduğu görüşüdür. Allah bilir. sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Ancak kuvvetli görüş. Allah yolunda savaşın ve bilin ki. Müt’a. ya da nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın. hüküm ve hikmet sahibidir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır. Bu. yararlandırmak ve yararlanılan şey demektir. 237. Binlerce kişi oldukları hâlde.onlara. -Hiçbir anne ve hiçbir baba çocuğu sebebiyle zarara uğratılmasın. 243. siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. mühlet verir. eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. boşayan tarafından verilmesi gereken. Allah’ı. insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Bu. namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Müt’anın miktarını. 60 . Allah. 244. Namazlara ve orta namaza60 devam edin. Bununla birlikte (ey erkekler). yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah mutlak güç sahibidir. Eğer boşanan kadın ay hâli görmüyorsa. 241. İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir borçtur. Eğer çocuklarınızı (bir sütanneye) emzirtmek isterseniz. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa. Allah biliyor ki. artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Boşanan ya da kocası ölen kadının yeniden evlenebilmesi için dinen beklemesi gereken süreye “iddet” denir.

onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti. hepsi ırmaktan içtiler. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik.65 61 62 . mutlak ilim ve irade sahibidir. âyet. Diridir. yerde. O. göklere. bütün evrene hükmetmektedir. peygamberlerinden birine. (O. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç. Allah. Onlar. zalimleri hakkıyla bilendir. Bu sebepten kulların hür iradesi üzerinde ilâhî bir baskı söz konusu değildir. (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok. Ancak Allah. size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Kitab-ı Mukaddes’te yanlış ve tahrif edilmiş bir biçimde anlatılan Allah. ordu ile hareket edince. 65 . birbirlerini öldürmezlerdi.” dedi. Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. 249. 253. 16 . Âyette. O. bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır. yücedir.62 Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin. 64 . inkâr edenler de. Ancak bu irade ve takdir. “Allah. Eğer Allah dileseydi. Eğer Allah’ın. kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. yerdeki her şey O’nundur. İçlerinden. Yine Allah dileseydi. “Şüphesiz Allah. “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde. Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. otoritesinde. Ancak O’na döndürüleceksiniz. savaşmayacak olursanız?” demişti.” Allah. mülkünü dilediğine verir. Câlût’u öldürdü. Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani. Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki. 254. İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?64 O. 48. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. yarattıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten” demektir. Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. “Yurdumuzdan çıkarılmış.61 Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin. Peygamberleri onlara. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir. Allah. Hiç kimse hâkimiyetinde. Fakat ayrılığa düştüler. . Davud. 255. mülkünde ve yönetiminde O’na ortak değildir. lütfu geniş olandır. kayyumdur. Rivayete göre söz konusu sandık Tevrat’ın içinde bulunduğu sandıktır. büyüktür. İsrailoğullarının isyanı üzerine bu sandık ellerinden çıkmıştı. Hiçbir şey O’na rakip ve eş olamaz.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na güç gelmez. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince. bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti. ne de bir uyku. onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Şefaat ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. “varlığı kendinden. yöneticisi ve hâkimidir.245. bunların arkasından gelen (millet)ler. size o sandığın gelmesidir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. O. yeryüzü bozulurdu. Allah’ın kudret ve azameti. burada nasıl ise öyle tarif edilmektedir. Göklerdeki her şey. sabredenlerle beraberdir.” (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. 248. Allah. Lâkin Allah dilediğini yapar. onun bilgisini ve gücünü artırdı. Bu âyet. 252. kendi kendine yeterli. O’nun kürsüsü. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. birbirlerini öldürmezlerdi. bütün evrenin sahibi. size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. Şüphesiz sen. Allah Teâlâ kendi zatının çok veciz bir tanımını yapmaktadır. yüz çevirdiler. Kim ondan içerse benden değildir.” dediler. Kayyûm. gökte ve ikisi arasında olan her şeyin sahibi ve mâlikidir.” Derken. yere. Eğer inanmış kimselerseniz. 247. kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et. 246. Yani Allah. 63 . Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Allah. insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı. O’nun her şeyi kapsayan ilmi demektir. 251. O. İşte peygamberler! Biz. Allah’ın konuştukları vardır. sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Onlar. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir.63 O’nu ne bir uyuklama tutabilir. İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. İçlerinden pek azı hariç. Onu melekler taşımaktadır. kendilerine apaçık deliller geldikten sonra. Onlardan inananlar da vardı. bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır.” Tâlût. 250. yapmayı irade ve takdir ettiğini mutlaka yapar. O. O’na hiçbir varlık güç yetiremez. Hârûn ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce. hakkıyla bilendir. “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Âyetü’l-Kürsî (kürsü âyeti) diye adlandırılır. Allah. Onlar O’nun ilminden. çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ancak eliyle bir avuç alan başka. kulun kendi iradesini kullanacağı yönde gerçekleşir. kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. “Kürsü”.

her bakımdan zengindir. mühlet verir).” Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu. şöyle dedi: “Şimdi. Bu konuda Üzeyr. Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi. Buna göre İslâm. Herhangi biriniz ister mi ki. “Allah. Mallarını Allah yolunda harcayan. düşünesiniz diye size âyetlerini böyle açıklıyor. Allah. Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O. kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca. yüz sene kaldın. Onlar için korku yoktur. Kime hikmet verilmişse.256. sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin. Bil ki. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. şöyle dedi: “Hayır.68 Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. hakkıyla bilendir. kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Bu âyette. Dinde zorlama yoktur. “putlar”. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir. sözlük anlamıyla sınırı aşan demektir. şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bu âyette ölümden sonra dirilişi merak eden kimsenin mü’min biri olduğu anlaşılıyor. Allah. 69 . henüz bozulmamış. 263. O’nun ölümden sonra dirilişi mutlaka gerçekleştireceğine inanmaktır. övülmeye lâyıktır. hakkıyla bilendir. inanç esaslarını ve buna bağlı olarak yaşanan hayat tarzını ifade eder. “şeytan”. Onlar cehennemliklerdir. halîmdir (hemen cezalandırmaz. iman ve hayat tarzı olarak hiç kimseye zorla kabul ettirilemez. Allah’ın diriltici kudretinin etkinliğini görmek. öylece yaptıkları iyilikleri boşa çıkaracaktır. Şeytan sizi fakirlikle korkutur69 ve size. yaptıkları iyilikleri başa kakıp gönül yıkanların durumu anlatılmaktadır. Allah. iman edenlerin dostudur. üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Bunun üzerine. 268. hakkıyla işitendir. öldürür. içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu. 257. yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” demiş. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. 265. kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa. 259. Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu. peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Din. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak. “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. 260. kâfir şaşırıp kaldı. “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. O hâlde. (Bunun üzerine) İbrahim. “sihirbazlar” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. sadaka vermekten uzak durmanızı ister. Orada ebedî kalırlar. 261. lütfu geniş olandır. yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki. burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. 67 . Sonra da onları çağır. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah. onların bu tutumu da. Zaten Allah. Kısaca “Tâğût” insanları azdıran. yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Yıldırımlı bir kasırga. Böylesinin durumu. 68 . Rab’leri katında mükâfatları vardır. dört kuş tut. Allah. 262. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi olsun. sen de onu batıdan getir” deyince. Onları kendine alıştır. hakkıyla bilendir. Yeremya veya Hıdır isimleri zikredilir. 264. sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O. Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. Onlar üzülmeyeceklerdir de. himayeye muhtaç çocukları var iken ihtiyarlık gelip kendisine çatsın. içinden ırmaklar akan. lütfu geniş olandır. “Ben de diriltir. Güzel bir söz ve bağışlama.”67 Hani İbrahim. 17 . Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak. Allah.66 Allah. 258. Allah. Tâğût. çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim. o da. Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı. şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. öldürürüm” demişti. Allah. Allah. 66 . 267. Burada vurgulanan şey. dilediğine kat kat verir. göz alıcı bir bağı nasıl yakıp yıkarsa. Sana uçarak gelirler. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. biliyorum ki. Şüphesiz Allah. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. hikmeti70 dilediğine verir. “Öyleyse. nasıl onları bir araya getiriyor. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’dediyor. Fakir düşeceğinizi söyleyerek. sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. 269. “Benim Rabbim diriltir. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince. “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. Kâfirlerin velileri ise tâğûttur. 266. şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. “nefis”. derken bağı ateşli (yıldırımlı) bir kasırga vursun da orası yanıversin? Allah. her bakımdan sınırsız zengindir.

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan. Âyet-i kerime. Yazana da. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz. Fakat Allah. şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Eğer bilirseniz. Âyetin bu kısmı. Kim şahitliği gizlerse. diğerinin ona hatırlatması içindir. aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa. (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. aklı ermeyen. şüphesiz onun kalbi günahkârdır. “Ne yazıcı ne de şahid (adaletten ayrılarak hak sahiplerine) zarar vermesinler” şeklinde de tercüme edilebilir. Az olsun. Allah. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Hz. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse. velisi adaletle yazdırsın. 281. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz. Öyle bir günden sakının ki. sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu. 279. Allah. çok olsun. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. (borcu) sadaka olarak bağışlamanız. Onlara korku yoktur. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. 272. onu affeder. bilmeyen onları zengin sanır. bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Onlar mahzun da olacak değillerdir. işte onlar cehennemliklerdir. onların. veya zayıf bir kimse ise. faizden geriye kalanı bırakın. namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. dilediğini hidayete erdirir. Faiz yiyenler. ya da yazdıramıyorsa. 276. Allah katında adalete daha uygun. yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır. (Allah. Yalnız. sizin için daha hayırlıdır.73 Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız. neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamaya yarayan derin ve yararlı bilgi demektir. 280. şahit tutma ve rehin gibi önlemlerin alınması istenmektedir. şahitlik için daha sağlam. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Siz hayır olarak ne verirseniz. yararlı bilgi istemeyi tavsiye etmiş. borç ve alışveriş işlemlerinde anlaşmazlık çıkmasını önleyecek. Durumu da Allah’a kalmıştır. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. o zaman alınmış rehinler yeterlidir. şüphesiz Allah onu bilir. her şeyi hakkıyla bilendir. gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya. o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Allah.72 Eğer aksini yaparsanız. Oysa Allah. Eğer böyle yapmazsanız. 277. anaparalarınız sizindir. size öğretiyor. Eğer borçlu darlık içindeyse. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. Eğer tövbe edecek olursanız. Peygamber. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. Hikmet. konuya verilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız. Eğer borçlu. Onlar mahzun da olmayacaklardır. ne de başkaları size haksızlık etmiş olur. onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. onlardan biri unutacak olursa. 73 . 18 . Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen. şüphesiz Allah onu bilir. eğer iki erkek olmazsa. işlemin sağlama alınması olmakla beraber karşılıklı güven duygusunun da önemli bir unsur olduğu ve bunun kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. hem sadakaların sevabının kat kat olacağını. tarafların haksızlığa uğramamasını sağlayacak belgelendirme. Burada “sadakalar”dan maksat hem farz olan zekât. “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. 275. Hayır olarak ne harcarsanız. Onlara korku yoktur. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için). Orada ebedî kalacaklardır. ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. faiz malını mahveder. Bu. Bir de şahitliği gizlemeyin.karşılığı size tastamam ödenir. onların Rableri katında mükâfatları vardır.) Kim tekrar (faize) dönerse. hem de sadakası verilen malların bereketlendirilip artırılacağını ifade etmektedir. 278. 70 . Bu. Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. alışverişi helâl. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Bu âyette. Mallarını gece gündüz. Allah. şahide de bir zarar verilmesin. Sen onları yüzlerinden tanırsın. 283. Bu. 274. kendiniz içindir. hiçbir günahkâr nankörü sevmez. 282. faizi haram kılmıştır. 72 . (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği. bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah. Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın. Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Yazıcı. 71 . Bu uygulamaların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda ayrıntılara kadar inilmiş olması. Ancak prensip. borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. 273. ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. hem de nafile olarak Allah yolunda yapılan bağışlardır.270. bizzat kendisi de Allah’tan bu dilekte bulunmuştur. Allah. artık önceden aldığı onun olur. 271. sadakaları71 ise artırır (bereketlendirir).

Göklerdeki her şey. kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Rabbinden kendisine indirilene iman etti. gizleseniz de Allah sizi. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur. meleklerine. 286.” 19 . yerdeki her şey Allah’ındır.” Allah. 285. bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Onun kazandığı iyilik kendi yararına. İçinizdekini açığa vursanız da. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. bizi bağışla. Her biri. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet. onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. kötülük de kendi zararınadır. Peygamber. dilediğine azap eder. Allah’a. ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize. Sonunda dönüş yalnız sanadır. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. mü’minler de (iman ettiler).284. bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.

Bize katından bir rahmet bahşet. mutlak güç sahibidir. inkâr edenlere. Bunların insan zihni tarafından tümüyle kavranmasına imkân yoktur. hüküm ve hikmet sahibidir. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Diridir. Allah mü’minleri bin melek ile desteklemişti. “Ona inandık. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. sana Kitab’ı indirendir. “Varlığı kendinden. Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.1 Allah. Bizim günahlarımızı bağışla. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır. sizi rahimlerde. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. O. dilediği gibi şekillendirendir. âyetinde de işaret edildiği gibi. kendi kendine yeterli. yük yük altın ve gümüş. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. mutlak güç sahibidir. 11. . Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. İlimde derinleşmiş olanlar. 15. Kur’an’ın diğer bir adı olup “hak ile batılı birbirinden ayıran” demektir. salma atlar. Kayyûm. cehennem gibi hususlarla ilgili âyetler ile. Diğerleri de müteşabihtir. sûrelerin başında yer alan “hurûf-u mukatta’a” bunlardandır.5 14. hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. 20 . Elif Lâm Mîm. huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar. içinde ebedî kalacakları cennetler. İnkâr edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. 3. intikam sahibidir. Müşrikler kendilerini tahminen mü’minlerin iki katı olarak görüyor ve sayıca fazla oluşlarına güveniyorlardı. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır. O.” 10. Bismillâhirrahmânirrahîm. hepsi Rabbimiz katındandır” derler. davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. 12.17. kullarını hakkıyla görendir. 16. Sûre. ne malları. İmrân ailesi demektir.2 O. De ki: “Size.4 Kalplerinde bir eğrilik olanlar. kıyametin ahvali. karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. biz iman ettik. ondan başka ilâh olmadığına adaletle şâhitlik ettiler. fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Âl-i İmrân. sabredenler. hüküm ve hikmet sahibidir. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Müteşabih âyetler dışındaki âyetler de muhkem âyetlerdir. (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. ilâh yoktur. Zira Enfâl sûresinin 9. 1. 1 2 . Şüphesiz. Şüphesiz sen çok bahşedensin. O. Şüphesiz yerde ve gökte Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. cennet. 8. O’ndan başka 18. daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Şüphesiz. kayyumdur. “Rabbimiz! Şüphesiz sen. 3 . 200 âyettir. Öteki ise kâfirdi. Furkan. kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir’de kazandıkları zafere işaret etmektedir. 4 . 5. Müteşabih âyetler. “Rabbimiz.” Allah.4. Oysa bu zahirî bir sayı üstünlüğü idi. (Bunlar). Furkan’ı3 da indirdi. Allah’ın sıfatları. oğullar. 2. Bizi ateş azabından koru” diyenler. sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. onlar kitabın anasıdır. 7. Allah. Allah. melekler ve ilim sahipleri. Allah. kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. doğru olanlar. 6. Kadınlar. O. Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. içinden ırmaklar akan. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez. bu âyetleri bütün yönleriyle anlaması mümkün değildir.ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. O’ndan başka ilâh yoktur. 5 .” 9.3. ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Orası ne fena yataktır!” 13. adını 33. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir. Şüphesiz. Bu âyet mü’minlerin. Onlar ateşin yakıtıdırlar. O. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın. mutlak güç sahibidir. onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında. yarattıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten” demektir. azabı çok şiddetli olandır. manasını ve hakikatini sadece Allah’ın bildiği âyetlerdir.

Hz. aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. kendilerine ilim geldikten sonra sırf. Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki. Çünkü dönüş Allah’adır. 25. Yok. Âyet-i kerimedeki bu ifade. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. . . Zekeriya’yı8 da onun bakımıyla görevlendirdi. Çünkü bu kız. 6 7 8 . Onların hiç yardımcıları da yoktur. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum. “Onu kız doğurdum. her şeyi hakkıyla işitendir. kullarını hakkıyla görendir.34. 22. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse. 36.” 32. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. “Ümmî”. “Allah sana. 24. Göklerdeki her şeyi. Zira Allah. İmran’ın karısı. Zekeriya. Allah katından” diye cevap verirdi. Peygamberleri haksız yere öldürenler. okuma yazması olmayan demektir. Yine Allah. 19. hakkıyla bilendir. açığa vursanız da Allah onu bilir.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere6 de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Âdem’i. hakkıyla bilensin” demişti. mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. amelleri. Allah. yerdeki her şeyi de bilir. Allah. “Rabbim!” dedi. gündüzü geceye sokarsın. Zekeriya. De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin. Ölüden diriyi çıkarırsın. Seninle tartışmaya girişirlerse. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. kız gibi değildir. nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. Kitap verilmiş olanlar. De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki. Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. de ki: “Ben. Benden kabul et. Onu doğurunca. Meryem’in Beyt-i Makdis’te bakımını Zekeriya peygamber üstlenmişti. Buradaki kullanımı ile. insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya. kendilerine kitap verilmeyenlerle. “Geceyi gündüze sokarsın. eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. De ki: “İçinizdekini gizleseniz de. onları elem dolu bir azap ile müjdele. kullarını çok esirgeyicidir. “Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Allah. Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona. asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. İsa’nın annesi olacaktır. Allah. 39. “Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.” 27. “Bize. Allah. dilediğini zelil edersin. Zekeriya. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler. Allah. Ona Meryem adını verdim. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.” demeleridir. 20. dilediğine hesapsız rızık verir. Bunun sebebi.” 30.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. 29. 33. Onlar. hayalinde canlandırdığı ve adadığı erkekten daha hayırlı olacağına işaret etmektedir. hâlleri nice olacaktır. Nûh’u. İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. 31. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı. çok merhamet edendir. kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit. sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Hani. “Öyledir. 35. onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. Çünkü Allah çok bağışlayandır. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin.Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. 40. 21. diriden ölüyü çıkarırsın. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. onların.” -Oysa Allah. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin. 26.” 37. Hayır senin elindedir. ama Allah dilediğini yapar” dedi. Arap müşrikleri kastedilmiştir. ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır. aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor. 21 . 23. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Bakalım. dünyada da. Meryem’in teyzesinin kocası idi. onun ne doğurduğunu daha iyi bilir-7 “Erkek. Mü’minler. kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin. Dilediğini aziz edersin. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır. bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim. O da “Bu.” 28. Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi. 38. Şüphesiz Allah. efendi. İmran’ın karısının doğurduğu kızın.

” “Şüphesiz Allah. bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der. doğru yoldur. de ki: “Gelin. âyet. salihlerden olacaktır. 46. Sonra gönülden dua edelim de.İsa’ya suikast düzenleme girişimidir. beşikte de. 47. Allah. Âyette sözü edilen tuzak. 59.”12 Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır.” İsa. Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse O’na ibadet edin. anasız-babasız yaratan Allah. Allah dilediğini yaratır. senin hayatına ben son vereceğim. Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet. 9 10 ise. Ancak onlar bunu kabul etmediler. 48. “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Sonra ona “ol” dedi. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. 49. Havariler. . seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki. ayrıca Hz. Zekeriya. 58. onların inkârlarını sezince. 55. âyet. insanlarla üç gün konuşamaman. Bu âyete “mubâhale” âyeti denir. 60.”9 (Meryem). Hz.İsa’yı da babasız yaratmıştır.” (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. Mubâhele. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. “Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. “Ey Meryem! Allah. hakkın ortaya çıkması için onları mubâhaleye davet etti.” Onlar tuzak kurdular.İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Maide sûresi. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır.” Hani melekler. sabah akşam tesbih et. 53. Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa. ona üflerim. Hz.İsa’nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre. Âdem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Necran Hıristiyanları. 50. 110. Seni kendime yükselteceğim. 44. seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim.10 Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz. onlara dünyada da. Meryem sûresi. “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. 62. “Allah’ın tuzak kurması” kavramı 22 . (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.Meryem’in iffetine de dikkat çekiliyor. biz müslümanlarız” dediler. O. ahirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. oğullarımızı ve oğullarınızı. sakın şüphe edenlerden olma. Ve Allah ona kitabı. o da hemen oluverir” dedi. “Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alâmet ver” dedi. Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. mutlak güç sahibidir. tuzak kuranların en hayırlısıdır. 57. 54. 42. Biz de siz de toplanalım. Şüphesiz Allah. İşte bu. O hâlde. Allah’ın kurulan tuzağı bozmasını veya tuzak kuranları cezalandırmasını ifade etmektedir.” “Ey Meryem! Rabbine divan dur. “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. zalimleri sevmez. yetişkin çağında da insanlarla konuşacak. “Öyle ama. Âyette Allah’ın kudretinin sonsuzluğu. 52. Peygamber. 45.” “O. sizin de Rabbinizdir. ancak işaretleşebilmendir.41.Âdem’i topraktan. 12 .” “İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu.” “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. 56. 11 . benim de Rabbim. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. onun Allah olması gerekir” iddiasını ileri sürdüler. Tevrat ve İncil’i öğretecek. 11 Hak Rabbindendir. bir konuda haklı olanın ortaya çıkması için usulünce lânetleşmek demektir. 51. hikmeti. (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır. Hz. 29-33. Şahit ol. Ayrıca Rabbini çok an. . Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz. adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. 43. Hani melekler şöyle demişti: “Ey Meryem! Allah. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır. O da hemen oluverdi. Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah. Allah’a iman ettik. Hz. Secde et ve (O’nun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et” demişlerdi. kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. ahirette de şiddetli bir şekilde azab edeceğim. Allah. İsrailoğullarının Hz. 61. Dünyada da. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Bunun üzerine Hz. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar. Allah da tuzak kurdu.” “İnkâr edenlere gelince. O’nun kudretinin her şeye yettiği belirtiliyor. “Kur’an.

onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. bu konuda onlara gerçeği ifade ediyor. siz de onların dediklerine uymaz mıydınız? İşte bu. siz bilmezsiniz. “Kabul ettik” demişlerdi. 67. hıristiyanlar da onu hıristiyan kabul ediyor. deyin ki: “Şahit olun. Onlar. 81. Yahudilerin bir kısmı hak. “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Hz. Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde. onlara tapmak demektir” buyurdu.” diye emretmesi de düşünülemez. size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra. önce hristiyan iken sonra müslüman olan Adiy b. hanif (Allah’ı bir tanıyan. "Kitap ehlinden öylesi vardır ki. belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi. 13 âyet inince. Hâtem. “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. “Bunlar vazgeçtiklerine göre. işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah peygamberlerden. “Bunu kabul ettiniz mi. Eğer yüz çevirirlerse. İslâm’ın önünü kesmek için başvurulan psikolojik savaş yöntemlerinden biri dile getirilmektedir. ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve. De ki: “Şüphesiz hidayet. Şüphesiz. Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve.”13 Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. 71. sabah namazını müslümanlarla birlikte kılıp. 16 Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından. Allah da. 75. ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti. Bu da onların. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. kendisine Kitab’ı. Amaçları. Allah’ın hidayetidir. 15 . hakkında tartışıyorlardı. büyük lütuf sahibidir.” O.14 Şüphesiz. lütfu geniş olandır. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. . Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki. İncil de ondan sonra indirilmiştir. 80. Allah da mü’minlerin dostudur. Allah. hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir. “Andolsun. “bilgisizler”. şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir. hakkıyla bilendir. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun. 73. size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Lütuf Allah’ın elindedir. verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Allah’a ortak koşanlardan da değildi. ne de Hıristiyan. fakat farkına varmıyorlar.” Onun size. Medine civarında yaşayan birtakım yahudi bilginler ve liderler. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Siz müslüman olduktan sonra. o size hiç inkârı emreder mi? Hani. 70. Hâlbuki o. kendi dinlerinden olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı. 68. Buna göre İslâm’ı kabul etmiş gibi görünecekler. “Ya Resûlallah. Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya. 65. Oysa Tevrat da. Fakat o. imanı henüz sağlamlaşmamış kimseleri şüpheye düşürmek için aralarında bir karar almışlardı.63. Allah. ona yüklerle mal emanet etsen. “Öyleyse şahid olun. “Onlar size bir şeyi helâl veya haram kılar. 66. “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin. hakka yönelen) bir müslümandı. hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın. biz müslümanlarız. ne Yahudi idi. “zayıf kimseler”. Bu 23 . elbette ona uyanlar. Allah katından değildir. biz din büyüklerimize tapmazdık” dedi. 79. demelerini sağlamaktı. Âyette onların bu planları ortaya konmaktadır.16 Hayır! (Gerçek. onu sana (eksiksiz) iade eder. 14 . niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz? Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? Kitap ehlinden bir grup. şüphesiz Allah da sakınanları sever. “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın. elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde. Onu dilediğine verir. Âyet. İbrahim. Onlar. 74.15 “Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın” (dediler). insanların İbrahim’e en yakın olanı. “Bu. Birine. Allah. rahmetini dilediğine has kılar. Siz hiç düşünmüyor musunuz? İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Allah’ın. hiç olmazsa bazı kimselerin. kıyamet günü onlarla konuşmayacak. De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin. 64. Oysa sadece kendilerini saptırıyorlar. Fakat onlardan öylesi de vardır ki. 69. Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti. Bu âyette. sonunda da inkâr edin. 77. 78.Peygamber. “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. akşam üzeri İslâm’dan çıktıklarını ilan edeceklerdi. Müslümanlık’ta mutlaka bir eksiklik bulmuşlardır”.İbrahim’i yahudi. 76. onların dediği değil. Allah katındandır” derler. ona bir dinar emanet etsen. 72. bir de bu peygamber (Muhammed) ve mü’minlerdir.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse. Yahudiler Hz.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa. bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.

94. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene. Yine siz. 87. 107. 86. hayra çağıran. elbette Mekke’de. 84. O. kesinlikle o. 125 ve dipnotu. imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. Onların azabı hafifletilmez. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa). Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. kalplerinizi birleştirmişti. hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. 103. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onların cezası. İşte bunlar Allah’ın. 102. zalim toplumu doğru yola iletmez. Onda apaçık deliller. doğru söylemiştir. Parçalanıp bölünmeyin. onlara göz açtırılmaz. âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. Allah. Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. 85. sonra da inkârda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. 99. 101. De ki: “Allah. O gün bazı yüzler ağarır. bize indirilene (Kur’an’a). yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. 100. (Kimseye muhtaç değildir. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O. öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir. Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkâr edersiniz? Kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa. 93. 95. yerdeki her şey Allah’ındır. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi. Yüzleri kararanlara. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. İsmail’e. niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah.” Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız. dünya dolusu altını fidye verseler bile bu. 83. Sizden. âyet. yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?” De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde. Artık bundan sonra kim yüz çevirirse. Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden. işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir. bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. 24 . insanlar için kurulan ilk ibadet evi. 109. 98. bazı yüzler kararır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur. 92. Onun (lânetin) içinde ebedî kalacaklardır. İbrahim’e. âlemlere hiç zulüm etmek istemez. Göklerdeki her şey. 97. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. Tevrat indirilmeden önce. “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz. 17 . Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. 91. işte onlar zalimlerin ta kendileridir. 88. Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O’na boyun eğmişken ve O’na döndürülüp götürülecekken onlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? De ki: “Allah’a. Onlar için elem dolu bir azap vardır.” Kim İslâm’dan başka bir din ararsa. 106. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. İman ettikten. meleklerin ve bütün insanların lânetinin üzerlerine olmasıdır. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. 89.) De ki: “Ey kitab ehli! Allah. Mûsâ’ya. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya.” Şüphesiz. Biz O’na teslim olanlarız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır.” Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa. Onlar orada ebedî kalacaklardır. İshak’a. Oraya kim girerse. İşte kurtuluşa erenler onlardır. haydi Tevrat’ı getirip okuyun. Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın rahmeti içindedirler. Allah’ın. Her ne harcarsanız Allah onu bilir. (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa. 96. Makâm-ı İbrahim’le ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. 105. çok merhamet edendir. her şey O’na muhtaçtır. 108. Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah. doğru yola iletilmiştir.82. Allah’a ortak koşanlardan değildi. İşte onlar için büyük bir azap vardır. Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. 104. güven içinde olur. 90. yaptıklarınızdan habersiz değildir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. Makam-ı İbrahim17 vardır. İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında.

20 18 19 . Onlar orada ebedî kalacaklardır. kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.110. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Âyetten anlaşılan manayı tersinden ele alarak kat kat olmayan faizin yenebileceğini söylemek mümkün değildir. gece saatlerinde ayakta duran. insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. savaş esnasında düşmana karşı korkaklık ve za’f göstermişlerdi. Hani sen mü’minlere. ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. 123. inkâr edenlerden bir kısmını helâk etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı. Onlar Allah’ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. 122. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. 116. Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. onları seversiniz. Eğer siz sabırlı olur. 126. âyeti ile. Allah. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. 25 . De ki: “Öfkenizden ölün!” Şüphesiz Allah. Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. cahiliye Arapları arasındaki bir uygulamaya işaret etmekte ve bunu yasaklamaktadır. İyiliği emrederler. 127. Size bir iyilik dokunursa. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi. 117. 130. sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Mü’minler. miktarı ne olursa olsun faiz mutlak olarak yasaklanmıştır. İşte siz öyle kimselersiniz ki. 124. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. onlara Allah’a karşı bir yarar sağlar. Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Başınıza bir kötülük gelse. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. size arkalarını dönüp kaçarlar. Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır.18 Onlar. onların hileleri size hiçbir zarar vermez. 128. İşte onlar cehennemliktirler. İnkâr edenlerin ne malları ne evlatları. Evet. O. çok bağışlayandır. ve 200. Allah. 112. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar. 114. böylece alınan borç kısa zamanda kat kat artardı. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir. bu onları üzer. 113. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Allah. 120. İyiliği emreder. dilediğini bağışlar. Zira Bakara sûresinin 275. 119. kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. vadesinde ödenemeyen borca yüksek faizler tahakkuk ettirerek vadeyi uzatırlar. Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. isyan etmekte ve (Allah’ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi. Bu sûrenin 199. secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır. Uhud savaşında. Bunun sebebi onların. İşte onlar salihlerdendir. hakkıyla bilendir. O hâlde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız. onlara zulmetmedi. çok merhamet edendir.19 Andolsun. sağ ve sol kanatlara yerleştirilen Hazrec kabilesinden Seleme Oğulları ile Evs kabilesinden Harise Oğulları. Onlardan iman edenler de var. hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde. Ama kendi başlarına kaldıklarında. Bir de Allah bunu. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu. “Rabbinizin. 20 . Allah. Sonra onlara yardım da edilmez. ya tövbelerini kabul edip onları affeder. 129. Peygamber’in savaş taktiğine uymamış. ona sevinirler. kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. 115. Kitap ehli içinde. hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. dilediğine azab eder. sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde. 121. Bu âyet. Hani sen mü’minleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için. sizi sevmezler. bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır. Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar. Allah’ın ve (mü’min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Siz. onlar ise. Kötülükten men ederler. Bütün bunların sebebi ise. 111. Allah. indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun. 125. . Hz. Bu âyet ile sonraki iki âyette. 118. hakkıyla işitendir. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” derler. Müşrik Araplar. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar.

Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. bir birliği. başlangıçtaki üstünlüklerini kaybedip dağıldılar. Bir de Allah. mevkilerini terk etmemelerini tembih etti. bazen öbürüne. Peygamberin çağrısı üzerine sergilenen son bir hamle ile kesin yenilgiden kurtuldular ama kesin bir başarı da elde edilemedi. şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. 134. 143. şükredenleri mükâfatlandıracaktır. boyun eğmediler. 137. öfkelerini yenenler. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. 151. Bunu fırsat bilen müşrikler. 26 . yardımcıların en hayırlısıdır. geçittekiler. Allah. her ne pahasına olursa olsun. “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız. Nice peygamberler var ki. 148. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz. İşte onların mükâfatı Rab’leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedî kalacaklardır. Andolsun. Allah. Kim dünya menfaatini isterse. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür. Gevşemeyin. Allah. ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah. ama bakıp duruyorsunuz. yerlerini terk ederek ganimet toplamaya koştular. 142. İşte onu gördünüz. Allah. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz.ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir. Kim de ahiret mükâfatını isterse. ahireti isteyenler de. Uhud savaşında cereyan eden olaylara dikkat çekmektedir. 145. Allah. za’f gösterdiniz. arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor. 153. (Kaçıp hezimete uğradınız. sizden iman edenleri ayırt etmek. 132. güzel davrananları sever. Muhammed. Allah’a hiçbir zarar veremez. 140. Savaşın başlangıcında müslümanlar üstün duruma geçince. Allah. sizden şahitler edinmek için böyle yapar. çirkin bir iş yaptıkları. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisingeriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Müslümanlar. O. arkadan dolanarak müslümanları zor durumda bıraktı. iyilik edenleri sever. emir almadıkça. Peygamber. 146. insanları affedenlerdir. İslâm ordusuna pahalıya mal olmuştu. Hz. size keder üstüne keder verdi ki. mü’minlere karşı çok lütufkârdır. Barınakları da cehennemdir. birkaç kişi hariç. Allah da onlara hem dünya nimetini. hüzünlenmeyin. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar. Onların sözleri ancak. Yoksa siz. Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının. Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. (Allah yolunda) çalışanların mükâfatı ne güzeldir! Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Allah. 139.131. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. Rabbinizin bağışına. 147. insanlar için bir açıklama. zaafa düşmediler. sabredenleri sever. izniyle. 135. iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. kendisine ondan veririz. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı. 136. ona da ondan veririz. Allah.) Allah. yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar. kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar. 152. 133. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra. Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin. siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. Savaş öncesinde Hz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız. bir geçide yerleştirerek. hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün. 141. Yine onlar. Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı. Bu âyetler. hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. 138. 144. (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene. genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Bu (Kur’an). onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi.Peygamber. zalimleri sevmez. ancak bir peygamberdir. 150. 149. Müslüman askerlerin bir kısmının verilen emri tam olarak yerine getirmemeleri.21 21 . Bundan dolayı Allah. içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Andolsun. Buna rağmen) sizi bağışladı. inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız.

Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde. “Onlar bizim yanımızda olsalardı. Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. ne kötü varılacak yerdir! 163. 164. mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler. içinizden yüz çevirip kaçanları. 158. Allah. O ne güzel vekildir!” dediler. Oysa onlar. onlardan korkun” dediklerinde. kıyamet günü. eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz. Bilakis onlar diridirler. 156. onları arıtıp tertemiz yapan. tevekkül edenleri sever. artık Allah’a tevekkül et. Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. 172. Eğer kaba. öyle mi? De ki: “O (musibet). ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. ölseniz de öldürülseniz de.” 155. (Onlar). Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar. kendinizdendir. hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı. öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır. ancak Allah’a tevekkül etsinler. 166.” 169. Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. keremine ve Allah’ın. katı yürekli olsaydın. onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. 173. bunu göğüslerinizdekini denemek.Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven. lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. 168. yaptıklarınızı görmektedir. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Rableri katında Allah’ın. Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. “Eğer bize uysalardı. Bir kere de karar verip azmettin mi.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız. Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında. Allah size yardım ederse. bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. halîmdir (hemen cezalandırmaz. “Gelin. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir. 159. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. Allah. burada öldürülmezdik. 165. kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. sizi yenecek yoktur. Onlar o gün. Allah. büyük lütuf sahibidir. Oysa Allah. “Eğer savaşmayı bilseydik. Andolsun. Allah. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır. Allah’ındır.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. 160. nereden başımıza geldi?” dediniz. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın. bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter. yaşatır ve öldürür. Andolsun. Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse. bir uyku indirdi. “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar. arkanızdan gelirdik” dediler. içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.167. imandan çok küfre yakın idiler.170. 27 . Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. onların yaptıklarını görmektedir. (ona dayanıp güven). onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır. (Şehitler) Allah’ın nimetine. üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. “Bu. Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar. Allah. Eğer sizi yardımsız bırakırsa. İki topluluğun karşılaştığı gün. onlara âyetlerini okuyan. Allah’ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O. 154. De ki: “Bütün iş. mühlet verir). Allah. halk kendilerine. 174. Allah. daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. Ama yine de Allah onları affetti. 161. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Andolsun. İş konusunda onlarla müşavere et. mü’minlere kendi içlerinden. Artık sen onları affet. şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Şüphesiz Allah. Allah’ın rızasına uyan kimse. Onlara (münafıklara). 162. 171. 157. Allah. Onlar öyle kimselerdir ki. ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler. kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için.

” 28 . Âyet-i kerimenin meâli şöyle de olabilir: “Seni yalanladıkları takdirde. 186. Biz. biz zenginiz” diyenlerin sözünü elbette duydu. O hâlde. Hicret edenler. Onlardan korkmayın. günahlarını elbette örteceğim. De ki: “Benden önce size nice peygamberler. “Şüphesiz. Andolsun. 190. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve. Allah. eğer mü’min iseniz. Hani Allah. kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Bizi ateş azabından koru” derler. Onlar için büyük azap vardır. Onlar. kendilerine vermiş olduğumuz mühletin. Kıyamet günü bizi rezil etme. Dünya hayatı. peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). 192. “Allah.175. Allah. kadın olsun. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. onu rezil etmişsindir. savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Onlar ayaktayken. niçin onları öldürdünüz?” Eğer seni yalanladılarsa. Onlar için elem dolu bir azap vardır. hemen iman ettik. Allah. 191. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. Hayır! O kendileri için bir şerdir. otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. erkek olsun. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. Onlar için elem verici bir azap vardır. 185. Allah fakirdir. Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler. 182. 183. gerçekten kurtuluşa ermiştir. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür! Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin. Mekke’li müşriklerin. 188. Allah. benden korkun. 178. bunun. kullara asla zulmedici değildir. 23 . onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. 180. va’dinden dönmezsin. 193. sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre. Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. senden önce açık delilleri. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.” Allah.” “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va’dettiklerini ver bize. onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. İnkâr edenler. her şeye hakkıyla gücü yetendir. sakın azaptan kurtulacaklarını sanma.23 Her canlı ölümü tadacaktır. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa. 181. 187. 177. kendilerine kitap verilenlerden. “Tadın yangın azabını!” diyeceğiz. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. onlara şu karşılığı verdi: “Ben. Fakat onlar verdikleri sözü. Sizler birbirinizdensiniz. 176. âyette “şeytan” olarak işaret edilen adam. onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.” “Rabbimiz! Biz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. size gaybı bildirecek de değildir. Eğer doğru söyleyenler iseniz. mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. bize. ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. seni eksikliklerden uzak tutarız. Medine’li müslümanlar arasında yıkıcı propaganda yapmak üzere gönderdiği “Nuaym” adlı birisidir. aldatıcı metadan başka bir şey değildir. 179. “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız. 184. O şeytan22 sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Onlar. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan. 195. “Bu. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. 194. Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Allah. Şüphesiz sen. yurtlarından çıkarılanlar. Kötülüklerimizi ört. bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir. ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik. Allah katından bir 22 . Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah. Göklerin ve yerin yaratılışında. hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren (diğer) peygamberler de yalanlanmış olur. Canımızı iyilerle beraber al. Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Fakat Allah. 189. sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim.” Rableri. yolumda eziyet görenler. (bununla) senden önce açık deliller.

hesabı çabuk görendir. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır. işte onların. onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım.196. Kitap ehlinden öyleleri var ki. mükâfat olmak üzere. içinde ebedî kalacakları. Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. 200. içinden ırmaklar akan cennetler vardır. 197. Allah’a. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır. 29 . Sonra onların barınağı cehennemdir. Onlar var ya. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. Şüphesiz Allah. 198. Ey iman edenler! Sabredin. 199. Ne kötü bir yataktır orası! Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için. (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. size indirilene ve kendilerine indirilene. Rableri katında mükâfatları vardır. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar.” Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. Allah katından bir konaklama yeri olarak. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

mallarını kendilerine verin. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. gereklilik anlamı değil. Bunlar. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden. Şüphesiz Allah. ikiden fazla olanlar gibi. . Bu âyette. Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler. anasına üçte bir düşer. Şüphesiz Allah. üçte iki hisse alırlar. Kendileri. o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler. 7. (Bu paylaştırma. Eğer sizin çocuğunuz yoksa. üzerinizde bir gözetleyicidir. 176 âyettir. onu da afiyetle yiyin. dörder olmak üzere nikâhlayın. Eğer çocukları yoksa. Sûre. üçer. size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer. yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa. Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir. anasının hissesi altıda birdir. Eğer çocukları varsa. 1. 3. geriye bıraktığı maldan. yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Babalarınız ve oğullarınızdan. adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. . (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar.4 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin. baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. büyük bir günahtır. onlar hakkında endişeye kapılanlar. aynı konumdaki iki kız çocuğunun hissesi açıkça ifade edilmemişse de. bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız. Eğer. Âyette. 2. Bu itibarla İslâm dininde çok evlilik kural değil. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. 4. ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır.3 Yetimleri deneyin. Bismillâhirrahmânirrahîm. Çünkü bu. çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında. ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. 8. Allah. Allah’ın. 30 .NİSÂ SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde. Bu. geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde. hüküm ve hikmet sahibidir. karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da1 eşini yaratan. 12. eğer reşid olduklarını görürseniz. baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi. 6. . Ana. Ayrıca harcamalarda meşru ölçüler içinde akıllıca davranılmasına da işaret edilmektedir. Yetimlere mallarını verin. “Nisâ” kadınlar demektir. Ana. yetimlere ait olup velilerin elinde bulunan mallar kast edilmektedir. gerektiğinde başvurulacak istisnaî bir durumdur. bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. 10.4. bunlar da. özellikle kadın haklarından. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa. O mallarla onları besleyin. ruhsat ve cevaz anlamı taşımaktadır. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. yetimlerin mallarını ellerinde bulunduran velilere hitab ediliyor. 11. size. onların hukûkî ve sosyal konumlarından bahsettiği için bu adı almıştır. Allah. (Bu paylaştırma. Eğer kardeşleri varsa. hakkıyla bilendir. Âyetteki “mallarınız” ifadesi ile. erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Allah tarafından farz kılınmıştır. yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. (onları değil). bıraktıklarının dörtte biri sizindir. sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. 5. Ölenin çocuğu varsa. Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. 1 2 3 4 . Hesap görücü olarak Allah yeter. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa. Eğer çocuğunuz varsa. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.2 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız. Kim de fakir ise. 9. Bu âyette yer alan “nikâhlayın” emri.

olabilir ki. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır. Allah onu. öfke ve nefret gerektiren bir iştir. 7 . kıza bir” olmak üzere pay alırlar. hem de vasiyetin miktarı açısından sınırlandırmış. çok merhamet edendir. hüküm ve hikmet sahibidir. âyetin ise erkeğin erkekle cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş hakkında olduğu kanaatindedirler. Mehir belirlendikten sonra. Boşanma hâlinde. 31 . Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. çok merhamet edicidir. 24. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin6 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden. onları incitip kınamaktan vazgeçin. artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. 22. sizi emziren sütanneleriniz. kız kardeşleriniz. âyet. 20. Evlilik esnasında. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?9 Hem. Ancak Hz. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. İşte bu büyük başarıdır.Peygamber. kendi aralarında erkek kadın farkı gözetilmez. İslâm hukukunda “evlâd-ı Ümm” diye anılırlar. yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir. Allah. hem vasiyet edilecek kimseler açısından. âyetle kınama ve azarlama cezasına çevirilmiş. karılarınızın anneleri. âyetin bu genel ifadesini. iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. (Ana baba bir kardeşlerin durumu için bakınız: Nisâ sûresi. bu malın geri alınmaması bu âyette emrediliyor. Bu. Allah. 9 . kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. Ana baba bir kardeşler ise varis olduklarında. üçte birde ortaktırlar. Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. yasak kapsamına giren mevcut evliliklere de son verilmesi gerekmiyordu. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa. 17. 8 . Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa. nihayet bu hüküm de Nûr sûresinin ikinci âyetiyle değiştirilmiştir.176) 6 . İslâm’dan önce Araplar arasında kişi. Bu âyetin genel ifadesinde. Böylece varisin vasiyet yoluyla zarara uğraması önlenmiş olmaktadır. o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). onun özel malıdır. 16. kendilerine vasiyet edilecek kimseler ile vasiyetin miktarında bir sınırlama yoktur. mal. bu haksız tasarrufu yasaklayıp kadına lâyık olduğu hakkı ve hürriyeti teslim etmiştir. onu nasıl (geri) alırsınız? Geçmişte olanlar hariç. 5 Burada sözü edilen kardeşler ana bir kardeşlerdir. içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. varislere vasiyet yapılamayacağını ve vasiyetin terikenin üçte birini aşamayacağını belirtmiştir. erkek evleneceği kadına mehir adıyla bir miktar para ya da mal verir. ona altıda bir düşer. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa.) İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. eşya gibi rızasına bakılmaksızın alınıp satılırdı. kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Ancak âyetin hükmü gereği. 19. mühlet verir. Bunlar varis oldukları takdirde. 16. geçmişte yapılan bu tür çirkin uygulamaların affedildiği vurgulanmaktadır. Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. 16. Kadın. 14. onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Zina suçu için belirlenen ve İslâm’ın ilk dönemlerinde yürürlükte olan bu evlerde alıkoyma cezası. Çünkü bu bir hayâsızlık. 15. kocası ölen dul kadına mal gibi varis olurdu. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız. İşte Allah. Yoksa (makbul) tövbe. kız kardeş kızları. Onlarla iyi geçinin. evli kadınlar (da size) haram kılındı. 21. . 15. halalarınız. 10 . daha sonra.öz oğullarınızın karıları. teyzeleriniz. Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız. Âyetin bu cümlesinde. Bazı müfessirler. 18. ne kötü bir yoldur. halîmdir (hemen cezalandırmaz. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. süt kız kardeşleriniz. Mehir kadının hakkı. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse. bunların tövbelerini kabul buyurur. iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. erkek kardeş kızları. âyetin kadının kadınla cinsel ilişkisi şeklindeki fuhuş (sevicilik). Allah katında (makbul) tövbe.13. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. hakkıyla bilendir.5 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa. hüküm ve hikmet sahibidir. 23. kızlarınız. Bunlar.7 Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında. “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken. Bunların dışında kalanlar ise. Çünkü Allah. Eğer onlar şahitlik ederlerse. -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç. hakkıyla bilendir. siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur. kendi aralarında “erkeğe iki.10 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır.8 Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz. tövbeleri çok kabul edendir. Âyet. içinden ırmaklar akan.

Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa. size. onun şahsiyet ve vakarını zedeleyici tavırlar sergilemek veya iffet ve namusunu tehlikeye sürükleyebilecek durumlara meyletmek gibi olumsuz davranışlara girmesi hâlinde. kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Bu âyet-i kerimeyi en iyi anlayan da şüphesiz ki odur. Şeytan kimin arkadaşı olursa. 27. çok büyüktür. kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. size karşı çok merhametlidir. Allah. her şeyi hakkıyla bilendir. hakkıyla haberdardır. Muhammed Aleyhisselâmdır. yetimlere. çok can alıcı konulara temas etmiştir. 34. hakkıyla bilendir. içine düştüğü mecburiyetten dolayı bazı tedbirlere başvurması tabiidir. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse. Şüphesiz Allah. Velâ akti. Bu (cariye ile evlenme izni). varisi bulunmayan bir kimsenin. evlilik sorumluluklarını yerine getirmemek. iki cins arasında bir eşitsizlik gözetilmiş olmasından değil. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin. Erkekler. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. 33. kadının ailesinden bir hakem gönderin. İslâm bilginleri. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. 11 bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen. Allah. “İçinizden biri.12 Çünkü Allah. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin. Bunlar cimrilik eden. Bu tedbirler. kesinlikle bu seçeneğe başvurulmaması konusunda ittifak hâlindedirler. kocanın haklarını ihlal etmek. Kendinizi helâk etmeyin. uzak komşuya. yoksullara. sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Allah. nesebi belli olmayan. 37. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı13 korurlar. itaatkârdırlar. 14 . Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız. çok bağışlayandır. lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. İyi kadınlar. sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir. 26. Erkeklere. 32. kuvvet ve fizikî oluşum bakımından farklı bir yapıya sahip bulunmalarındandır. Allah da onları uzlaştırır. (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Hepiniz birbirinizdensiniz. Burada “gayb”.14 Eğer itaat ederlerse. elinizin altındakilere iyilik edin. 12 “Koruyup kollayıcı” diye tercüme edilen ifadenin âyet metnindeki aslı “kavvâm”kelimesidir. Allah’ın. Sizden kimin. karısını köle döver gibi dövüp sonra da gece onunla yatabilir mi?” diyerek karı koca ilişkilerinin sevgiye dayanması gerektiğine dikkat çeken de odur. 13 . Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar. “Kadınlarını dövenleriniz iyileriniz değildir” buyuran da odur. hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. yolcuya. hüküm ve hikmet sahibidir. Âyette son seçenek olarak zikredilen darp meselesi de çok istisnaî bir tedbirdir. 36. mehirlerini de güzelce verin. Bu hutbesinde kadınların haklarının gözetilmesini ve bu konuda Allah’tan korkulmasını özellikle vurgulamıştır. mallarını insanlara gösteriş için harcayan. onları yataklarında yalnız bırakın. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. size (hükümlerini) açıklamak. zaman. Allah. Diyet gerektirecek bir suç işlemem hâlinde de. onu cehennem ateşine atacağız.11 Şüphesiz Allah her şeye şahittir. tam tersine zarar getireceği bilinen durumlarda. “Yeminlerin 32 . aile yuvasının devamını sağlamaktan birinci derecede sorumlu olan kocanın. Allah. hakkıyla bilendir. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın. Bunlar. yanınızdaki arkadaşa. 30. sizin imanınızı daha iyi bilir. Şüphesiz Allah. Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. akrabaya. malı ve her türlü hakkı anlamındadır. Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa. O’nun lütfunu isteyin. Kadının. 38. ailenin geçimini ve yönetimini sağlamak gibi ağır bir sorumluluk yükler. Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz.25. Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz Veda Hutbesi’nde. onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Şüphesiz Allah. Bu durum kadını erkekten aşağı bir konuma düşürmez. ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Kesin olarak biliyoruz ki o ömründe bir defa olsun elini kaldırıp bir kadına vurmamıştır. 35. çok merhamet edendir. yakın komşuya. Şüphesiz Allah. Böyle bir tedbirin fayda getirmeyeceği. mekân ve sosyal şartlara göre farklılık gösterebilir. eşinden uzakta bulunan erkeğin namusu. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. Allah’a pek kolaydır. erkeğin ailesinden bir hakem. 31. Öyle ise iffetli yaşamaları. 29. Şüphesiz Allah. içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. erkeklerin güç. Allah’tan. o ne kötü arkadaştır. . koruyup kollama görevinin verilmiş olması. sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. çok yücedir. Buna karşılık erkeklere. Allah. insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bu. zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde. Mü’minler için en güzel örnek Hz. 28. Ana babaya.

76. 56. Allah. âyet. “Cibt”. 41. “Tâğût” ise sözlük anlamıyla haddi aşan demektir. İnkâr edenler için de. onları en iyi bilendir. mutlak güç sahibidir. ona verilen “şey” ise peygamberliktir. âyet. 45. Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar. içinden ırmaklar akan. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik. 44. âyetine bakınız. yardımcı olarak da yeter. Nisâ sûresi. kimi de sırt çevirdi. 54. Nahl sûresi. İman edip salih ameller işleyenleri ise. 46. hakkıyla işitendir. 55. âyet. kendilerine ne zarar gelirdi? Allah. cumartesi günü ile ilgili bazı yasakları çiğneyenler kastedilmektedir. size. Derileri yanıp döküldükçe. Mûsâ’nın dinine göre. Allah. âyet. 17. 42. 57. bu kelimeyi İbrânice’de hakaret ifade eden bir anlama. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. 154. Allah. “nefis”. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. 17 . Apaçık bir günah olarak bu yeter. 50. işitmez olası!” “Râ’inâ”15 derler. “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”. âyet. iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar. 43. “Bunlar. 36. Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a18 inanıyorlar. kime lânet ederse. Muhammed. veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup. insanlara bir zerre bile vermezler. (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. saptıran şeylerin hepsini ifade eder. 49. “İşittik ve itaat ettik. 48. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir. Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı. 18 . emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Yahudiler. Nahl sûresi. 15 . Hz. Zümer sûresi. Şüphesiz Allah. 53. âyet. âyet. Nisâ sûresi. peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râ’înâ” şeklinde söylüyorlardı. Kısaca cibt ve tâğût. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir. 51. insanları. put. Onlar. âyet. Allah. şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur. Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. 16 . âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi. Şüphesiz Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. Bu yüzden pek az iman ederler. 65. “sihirbaz” gibi çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman. 52. karşı geldik”.16 Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden. (Tâğût için ayrıca bakınız: Bakara sûresi. 33 . Mâide sûresi. su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip. “putlar”. artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. 40.19 Böylece onlardan kimi ona iman etti. A’râf sûresi. bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah. Bak. Bunlar. bu kendileri için daha hayırlı olurdu. âyet. 58. 256-257. çok affedicidir. kâhin. Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa. Bakara sûresinin 104. yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz gizleyemezler. “Bize bak” demektir. “İşit. (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. koyu gölgeler altında bulunduracağız.cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah. Fakat Allah. dinle ve bize bak” deselerdi. Hâlbuki onlar. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi.) 19 . dost olarak yeter. 124. 47. Allah’ın haram kıldığı her şey ve Allah’tan başka tapılan her şey demektir.39. İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. Onlara orada tertemiz eşler vardır. yahut cumartesi halkını17 lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden. 60. azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. içlerinde ebedî kalacakları cennetlere koyacağız. dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez. sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. “Cumartesi halkı” ifadesi ile. “şeytan”. Hz. insanları azdıran. bakalım onların hâli nice olacak!. Yoksa. çok bağışlayıcıdır. hakkıyla görendir. Onları. 60. Allah’a şirk koşan kimse. bir de -yolcu olmanız durumu müstesna. Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler. 163-166. Yahudilerden öyleleri var ki. Allah. Âyeti kerimede geçen “insanlar”dan maksat. sihirbaz. Doğrusu Allah. Kur’an’da kullanıldığı şekliyle kelime. O kıyamet günü. Allah’ın lânet ettiği kimselerdir. Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz. bir başka yoruma göre ise. Şüphesiz Allah.

Eğer başınıza bir musibet gelirse. şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Hayır! Rabbine andolsun ki onlar. 51. Bu şahsın. 36. 78. “(savaşmaktan) ellerinizi çekin. 61. Şüphesiz. Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. sihirbaz. 67. O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükâfat verirdik. 76. Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. namazı kılın. 51.” Nerede olursanız olun. Size ne oluyor da. âyet. (Bakınız: Bakara sûresi.. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor. Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle. siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. şiirleriyle Hz. Nisâ sûresi. 63. Münafık. âyette zikredilen “Tâğût” ile kastedilen işte bu Ka’b’dır. O hâlde. küçük birlikler hâlinde. dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız. Allah ve Resûlüne arz etmekten maksat. Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. gibi insanları azdıran. sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Allah’tan korkar gibi. “Bu. 256-257. 60. 20 21 . Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. 75. Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. el-Eşref’i hakem yapmayı önerdi. elbette haklarında hem daha hayırlı. elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. âyet. Allah yolunda savaşsınlar. Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. . Onları elbette doğru yola iletirdik. saptıran her şeyi ifade eder. 60. 70. De ki: “Dünya geçimliği azdır. âyetinin dipnotuna bakınız. Anlaşmazlığın çözümü için yahudi. bu sefer de. Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse. Size kıl kadar haksızlık edilmez. 69. münafık ise bunu kabul etmedi. aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp.59. 79. “Allah. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman. Bunlar ne güzel arkadaştır.21 Münafıklara. Peygamberimize başvurmayı teklif etti. (Tâğût’un diğer anlamları ile ilgili olarak Nisâ sûresi.” O hâlde. Eğer biz onlara. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı. 77.) 22 . Sana ne kötülük gelirse kendindendir. onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. Allah’tandır” derler. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi. (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık. Allah yolunda savaşırlar. Ahiret. âyet. onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Tâğût: Şeytan.) 34 . Cüheyne. “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar. 73. bir yahudi ile anlaşmazlığa düşmüştü. yahut topluca savaşa gidin. Sahabilerden İbni Abbas’ın ifadesine göre. içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın. daha iyidir. (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur’an’a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tâğût’u tanımamaları kendilerine emrolunduğu hâlde.60. Şahit olarak Allah yeter. kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. Mâide sûresi. insanlardan. tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar. âyet. 64. nefis. 65. hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu. 72. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.20 Bu. sonra da “Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik” diye Allah’a yemin ederek sana geldikleri zaman hâlleri nasıl olur? Onlar. onu Allah ve Resûlüne arz edin.Peygamberi kötüleyen Ka’b b. biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz. Öyleyse onlara aldırma. işte onlar. Onlara öğüt ver ve onlara. put. kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? İman edenler. 17. Bu lütuf Allah’tandır. Onlara bir kötülük gelirse. meselelerin Kur’an ve Sünnete göre çözüme kavuşturulmasıdır. Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse. hemen içlerinden bir kısmı. neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar! Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki. 74. âyet. Daha önce kendilerine. senin yüzündendir” derler. 71. İnkâr edenler de tâğût22 yolunda savaşırlar. Biz her peygamberi sırf. katından bize bir dost ver. hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: “Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım. Münafıklardan biri. bunu yapmazlardı. içlerinden pek azı hariç. ya da Eslem Kabilesinden bir kâhin olduğu yorumunda bulunanlar da vardır. sıddîklarla. sonra da verdiğin hükme. 62. bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. “Bu. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse. Onlara bir iyilik gelirse. 66. Nahl sûresi. 68. Zümer sûresi. Allah yolunda ve.76. bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler. aranızda öyle kimseler var ki. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır. sonuç bakımından da daha güzeldir. zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca.

Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Sen onlara aldırma. “Sen mü’min değilsin” demeyin. 83. (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. Kim güzel bir (işte) aracılık ederse. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi. Fakat senin yanından çıktıklarında.96. Allah. dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek. Çünkü Allah. sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse. hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler. 81. Allah’a tevekkül et. Hz. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Size selâm veren kimseye. geceleyin. “Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz 23 80. ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. 87. Kim yüz çevirirse. onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Eğer bundan yüz çevirirlerse. onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. 35 . Allah.Peygamberin huzurunda. 93. Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah. 94. Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o. cezası. Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla. Allah’ın gücü daha üstündür. Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak. cezası daha şiddetlidir. Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. çok merhamet edendir. ona da o kötülükten bir pay vardır. bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. 89. Eğer Allah dileseydi. muhakkak şeytana uyardınız. Vekil olarak Allah yeter. ona gazap etmiş. ona o işin sevabından bir pay vardır. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa. melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. 91. “Tamam. sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.23 82. kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı.Kim peygambere itaat ederse. sizinle barış içinde yaşamak istemezler. Allah. Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman. Size bir selâm verildiği zaman. Allah’a itaat etmiş olur. Bunlara imkân bulamayanın. Şüphesiz Allah. yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. canlarıyla cihad edenleri. Eğer onlar sizden uzak durur. 95. ellerini savaştan çekmezlerse. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. gerekli araştırmayı yapın. Allah katında pek çok ganimetler vardır. onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır. hüküm ve hikmet sahibidir. Kim bir mü’mini kasten öldürürse. 97. mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. Allah. onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. mallarıyla. Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa. hakkıyla bilendir. onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. 85. ne de bir yardımcı. her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. içinde ebedî kalacağı cehennemdir. onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. içlerinden birtakımı. Bunda asla şüphe yoktur. Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya. Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı. 86. onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Bu sebeple. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? 88. 92. Ancak yanlışlıkla olması başka. Umulur ki Allah inkâr edenlerin gücünü kırar. bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. . elbette bunlardan. Onlardan ne bir dost edinin. Allah. derece itibariyle. Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Onun için iyice araştırın. Allah. sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Allah. Allah yolunda mallarıyla. Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. mü’min bir köle azad etmek gerekir. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse. 90. Allah’ın her şeye gücü yeter. Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar. (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar. kabul. Sana “baş üstüne” derler. onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. baş üstüne” dedikleri hâlde. kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. 84. Münafıklar. Andolsun. İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. pek azınız hariç. çok bağışlayandır. lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et.

Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa. Birer rekat kılmış bulunan her iki grup da yine nöbetleşe olarak kalan birer rekatlarını kılıp namazlarını tek başlarına tamamlarlar. 105. O ne kötü varış yeridir. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır. 112. Medine’ye hicret edildiğinde. Bu âyette. gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa. namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. 36 . 110. Bu da seferde zaten iki rekat olarak kılınacak namazların. Bunlar. şüphesiz iftira etmiş. silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. sonra da Allah’tan bağışlama dilerse. Bu âyette geçen “namazın kısaltılması” ifadesini İslâm bilginleri başlıca iki şekilde yorumlamışlardır. 111. 108. insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah’tan gizlenmezler. yahut kendine zulmeder.24 Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan25. 99. âyette düşman karşısında durumun izin vermesi hâlinde. namazı kısaltmanın. Çünkü Allah çok affedicidir. 107. çok merhamet edendir. onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır. Şüphesiz Allah. 26 . Hâlbuki Allah. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. onlarla içli dışlı olan bazı müslümanlar kınanmaktadır. Sakın hainlerin savunucusu olma. 106. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. çok bağışlayıcıdır. Umulur ki. geceleyin. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur.27 Namazı kıldınız mı. apaçık bir günah yüklenmiş olur. 24 . orada hicret etseydiniz ya!” derler. 113. yahut kim onlara vekil olacak? Kim bir kötülük yapar. Diğer görüşe göre ise. hiçbir haini. kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. düşman korkusundan dolayı uygulanacak yeni bir kısaltmadır. Allah’tan bağışlama dile. çok bağışlayandır. genişlik de. 27 . Melekler. İşte siz öyle kimselersiniz (ki. (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı. hicret emrinin gelmesi üzerine. Çünkü namaz. ancak kendilerini saptırırlar. çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler. Allah. onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur.98. Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız. Mekke’de müşriklerin baskısına maruz kalan müslümanlar söz konusu edilmektedir. Kim Allah yolunda hicret ederse. 109. âyette yolculuk hâli söz konusu olduğundan dört rekatlı namazlar zaten iki rekat olarak kılınacaktır. mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. İnkâr edenler arzu ederler ki. 100. Kendilerine hainlik edenleri savunma. Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. “Allah’ın arzı geniş değil miydi. sana hiçbir zarar veremezler. 101. Şüphesiz Allah. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. hakkıyla bilendir. hüküm ve hikmet sahibidir. Hâlbuki onlar. Bu durumda imam iki rekat kılmış olmakta ve namazı tamamlanmış bulunmaktadır. biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz. yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç. seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar. Yağmurdan zahmet çekerseniz. cemaatle birlikte uygulanabilecek özel bir şekli anlatılmaktadır. çok merhamet edicidir. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Bir sadaka vermeyi. razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin. 102. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. Allah bu kimseleri affeder. mü’minlerle birlikte hicret etmeyip Mekke’de müşriklerle beraber kalan. yeryüzünde gidecek çok yer de bulur. yahut iyilik yapmayı. Bir görüşe göre namazın kısaltılması. içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Eğer siz acı duyuyorsanız. 114. inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. hiçbir günahkârı sevmez. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki. çok bağışlayıcıdır. dört rekatlı namazların yolculuk sebebi ile iki rekat olarak kılınması demektir. hicret edemeyerek. Bu âyette. sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Zira Allah. bazen de ima ile kılınması ile gerçekleşir. kimselerdik” derler. silâhlarını yanlarına alsınlar. gerek ayakta. Allah. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse. Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur. Burada kastedilen kısaltma. 25 . ya da hasta olursanız. ikinci grup ise kıraatte bulunarak kılar. Allah.26 (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit. düşman tehlikesinin derecesine göre bazen yürüyerek. Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. her şeyi hakkıyla bilendir. Kim bir günah kazanırsa. şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. 104. 102. Ancak birinci grup tamamlayacağı rekatı kıraatsız olarak. 103. silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Allah. kadınlar ve çocuklar başkadır.

yerdeki her şey Allah’ındır. Uzlaşmak daha hayırlıdır. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur.” Kitapta. 135. Allah. Oysa şeytan. Onlar. (Onları sizden çok kayırır. şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. hem de fıtrat alanında gerçekleşebilir. 123. 133. Allah. Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Kim dünya sevabı (nimeti) istiyorsa (bilsin ki). ahiret sevabı da Allah katındadır. o şeytana lânet etti ve o da. . De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor. onunla cezalandırılır. Bunun dışındaki günahları. hem maddî alanda. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var. 120.”29 Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse. Kim kötü bir iş yaparsa. mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa. Lât. genellikle “dişi” (ünsâ) diye adlandırdıkları. ne de bir yardımcı bulabilir. yerdeki her şey Allah’ındır. 129. kendisine kötü davranmasından. Şüphesiz Allah. kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara. 121. Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). gerçek bir vaadde bulunmuştur.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın.28 Hâlbuki (aslında) azgın bir şeytana tapmaktadırlar. (bilin ki) göklerdeki her şey. derin bir sapıklığa düşmüş olur. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Kimin dini. Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. kendisine Allah’tan başka ne bir dost. ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. 124. Uzzâ. 37 . Ey iman edenler! Kendiniz. Ne hayır yaparsanız. iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah. Vekil olarak Allah yeter. Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Eğer inkâr ederseniz. 117. Kim. Göklerdeki her şey. müşrik Arapların. Âyetteki “dişiler”den maksat. Zamanımızda yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü girişimi. derin bir sapıklığa düşmüştür. Menât gibi putlarıdır. bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. ne sizin kuruntunuza. 132. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah. Eğer ayrılırlarsa. Eğer bir kadın kocasının. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. Allah. zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair. “Onları mutlaka saptıracağım. kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar. O. kitaplarını. onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Ey iman edenler! Allah’a. Göklerdeki her şey. kuşkusuz. Peygamberine. 118. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. 28 29 . 128. zengindir. her şeyi kuşatıcıdır. 127. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan? İş. kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. İşte onların barınağı cehennemdir. her kim salih ameller işlerse. yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’a ortak koşan. 119. işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. yerdeki her şey Allah’ındır. 116. 125. Mü’min olarak. Eğer iyilik eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. hakkıyla görendir. Orası ne kötü bir varış yeridir. size de “Allah’a karşı gelmekten sakının” diye tavsiye ettik. Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. şüphesiz Allah onu bilir.115. hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. yerdeki her şey Allah’ındır. Allah. Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır. 122. dünya sevabı da. Allah’ın yarattığının değiştirilmesi. peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse. yahut yüz çevirmesinden endişe ederse. 131. 130. Göklerdeki her şey. kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. Allah. hakkıyla işitendir. meleklerini. 136. övülmeye lâyıktır. Kim Allah’ı. 134. “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. hüküm ve hikmet sahibidir. erkek veya kadın. lütfu geniş olandır. O. Allah. size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. buna hakkıyla gücü yetendir. şüphesiz Allah. mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de. Allah. İbrahim’i dost edindi. ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa. şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın. 126. dilediği kimseler için bağışlar.

147. “(Peygamberlerin) kimine inanırız. Allah. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. “onların pek azı inanır” veya “onlar pek az inanırlar” şeklinde de tercüme edilebilir. 152. “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. hakkıyla bilendir. Allah. Sadece zanna uyuyorlar. Münafıklar. yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki).30 156. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. 154. işte onlara Allah mükâfatlarını verecektir. Ancak tövbe edenler. çok merhamet edicidir. hakkıyla işitendir.157. senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Şüphesiz Allah. sonra inanıp tekrar inkâr eden. Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. 153. 143. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Münafıklara. mü’minlere büyük bir mükâfat verecektir. Allah. Ne bunlara (mü’minlere) ne de şunlara (kâfirlere) bağlanırlar. hakkıyla bilendir. tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. 146. kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinden. Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz. Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler. Allah’ı aldatmaya çalışırlar. her şeye hakkıyla gücü yetendir. üstün ve güçlüdür. Âyetin son cümlesi. 137. peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belâlar verdik. Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara. Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman. 30 . namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. 155. onları bağışlayacak da değildir. bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. 138. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa. Allah. Eğer şükreder ve iman ederseniz. Allah. Allah size niye azab etsin ki? Allah. sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya. Bir de inkârlarından ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Onlar. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. onlarla oturmayın. Şüphesiz ki münafıklar. Artık onlar inanmazlar. kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. 139. Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. 149. çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz. Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. 141. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan. 150. Verdikleri sağlam sözü bozmalarından. aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onu kesin olarak öldürmediler. 158. 148. Kitap ehli. Allah. 142. durumlarını düzeltenler. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler. Allah. “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa.151.İman edip sonra inkâr eden. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. doğru yola iletecek de değildir. Yine onlara. kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın. “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. 144. 38 . şükrün karşılığını verendir. Allah. işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Onlar. Allah da çok affedicidir. çok bağışlayıcıdır. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? 145. başka bir söze geçmedikleri müddetçe. Şüphesiz Allah. Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onların kalpleri muhafazalı değildir). 140. zulme uğrayanın dile getirmesi dışında. Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince.

İman edip salih ameller işleyenlere gelince. Ancak bunun şekli ve zamanı üzerinde farklı açıklamalar ve anlayışlar vardır. 169. 167. Meryem oğlu İsa Mesih. kendisinden bir rahmet ve lütfa kavuşturacak ve onları kendisine varan doğru bir yola iletecektir. İbrahim’e. O. 174. kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları.33 Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Vahiy. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor.32 164. 173. Biz. sana indirdiğini kendi ilmiyle indirmiş olduğuna şahitlik eder. insanlık için en doğru. 176. 171. 33 . Kıyamet günü. Hıristiyanlar. 31 . hüküm ve hikmet sahibidir. Allah. Şüphesiz inkâr edenler ve zulmedenler (var ya). ancak Allah’ın peygamberi. Allah. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler. Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi. Vahye mazhar olan peygamber. kendisinde. onların hepsini huzuruna toplayacaktır. Âyetteki “torunlardan” maksat. sana da vahyettik. Allah. Allah’a iman edip ona sımsıkı sarılanları ise (Allah). Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Yakub’a. Vahiy. Allah onları asla bağışlayacak ve doğru yola iletecek değildir. Allah’tan olduğundan asla şüphe etmediği bir bilgi ve aydınlanma bulur. (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. melek aracılığı ile olduğu gibi aracısız da olabilir. iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Allah’ın Peygamberlerine dilediğini söylemesi ve bildirmesi için seçtiği özel iletişim yoludur. De ki: “Allah. ancak bir tek ilâhtır. Davûd’a da Zebûr vermiştik. 170. Allah’a yakın melekler de. onu öldürmelerine imkân vermemiştir. 163. Şahit olarak Allah yeter. her şeyi hakkıyla bilendir. Senden fetva istiyorlar. Allah’ın “baba”. Yûnus’a. O. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları. çocuk sahibi olmaktan uzaktır. 172. Bu kesindir. Yakub Peygamberin çocukları ve torunlarıdır. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik.Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce. 168. Allah. vahyin. peygamberlerden sonra insanların Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Göklerdeki her şey. İsa’ya. (Allah) onların mükâfatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. zekâtı verenler. Eyyüb’e. Eğer inkâr ederseniz bilin ki. Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. bilsin ki. Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki. İsmail’e. Mûsa ile de doğrudan konuştu. ona (İsa’ya) iman edecek olmasın. size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa. en sağlam bilgi kaynağıdır. Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. 39 . Vekil olarak Allah yeter. Allah. eşsiz. hüküm ve hikmet sahibidir. 165. Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya. göklerdeki her şey.161. yerdeki her şey Allah’ındır. benzersiz son ve tek örneğidir. hakkıyla bilendir. kendi iyiliğiniz için iman edin. Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. 32 . (Allah onları) ancak içinde ebedî kalacakları cehennemin yoluna iletir. İshak’a. o zaman (bir) erkeğe. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa. insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. 175. erkek kardeş ona varis olur. Bu ise Allah’a çok kolaydır. Peygamberi İsa’yı yahudilerden korumuş. Şüphesiz inkâr edenler. 159. (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır. Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. Kim Allah’a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa. Mesih de. “oğul” ve “ruhu’l-kudüs” gibi üç unsurdan oluştuğuna inanmaktadırlar. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. O namazı kılanlar. sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. Fakat Allah. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.31 160. “(Allah) üçtür” demeyin. 166. Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler. Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler. Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince. işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. Eğer kız kardeşler iki iseler. bıraktığı malın yarısı onundur. yerdeki her şey O’nundur. o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır. Vahy. 162. mutlak güç sahibidir. torunlarına. Melekler de buna şahitlik eder. Allah. el değmemiş. Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. Kur’an. O hâlde.

işaretler ve semboller demektir. Ahirette de o. “Şeâir”. Allah'a karşı gelmekten sakının. uygulanması gereken kuralları. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi.5. (Ey Muhammed!) Sana. hem de genel anlamıyla kişilerin kendi aralarında yaptıkları sözleşmeleri. . (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar6 üzerinde boğazlanan hayvanlar. ziyana uğrayanlardandır. En son inen hüküm âyeti budur. . sakın ha sizi. Cahiliye Arapları Kâ’be’nin etrafına tazim amacı ile diktikleri taşlar üzerinde kurban keserlerdi. çekiş tekrarlanırdı. etleri bunlar üzerine konurdu. yüksekten düşerek ölmüş. Haram ay ifadesiyle Muharrem. .8 Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır. 1. âyetlerde yer alan “mâide” (sofra) kelimesinden almıştır. âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. dinin belirgin alametleri. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. verilen sözlerin yerine getirilmesi. 3. size helâl kılındı. Hıristiyanların yanlış inançları. kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. Meâldeki bu “hayvanlar” kelimesi. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine4. Bismillâhirrahmânirrahîm. Peygamber ancak 81 veya 82 gün yaşamıştır. günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse. 4. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Kitap ehlinin yiyeceklerinin müslümanlara helâl olması izni. 6. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse. Akit. âyette geçen “Behimetü’l-En’âm” ifadesinin karşılığı olmak üzere konulmuştur. ihramlı bir kimsenin avladığı hayvanın etinden yiyemezler. evlenmek. (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç. Sûre. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. uyarı ve dinî hükümler konu edilmektedir. . Bununla kastedilen deve. Cahiliye devrinde. . benden korkun. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Veda Haccı sırasında Arafat’ta inen bu âyetin inişinden sonra.MÂİDE SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. Şüphesiz Allah istediği hükmü verir. boğazlanmadan ölen veya öldürülen hayvanların etleri gibi İslâm’da yenmesi yasaklanmış bulunan yiyecekleri kapsamaz. Artık onlardan korkmayın. Yazısız okun çıkması hâlinde. 5. domuz eti. iyice yıkanarak temizlenin. Allah’ın emir ve yasaklarını. müslümanlar için bazı talimat. domuz eti. işaretleri ve sembolleridir. Allah’a karşı gelmekten sakının. bütün işlediği boşa gider. . sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Zilka’de. Kelime burada. Hz. hesabı çabuk görendir. 5 6 7 8 9 40 . hem Kur’an’ın getirdiği iman esaslarını. bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. keçi ve bunlara dahil edilebilecek diğer hayvanlardır. şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır. adını 112. Burada kastedilen.1 İhramlı iken avlanmayı helâl saymamanız kaydıyla2. bir torba içinde bulunan ve birinin üzerinde ”yap!”. çok merhamet edicidir. Sûrede başlıca. 120 âyettir. Hac ve umre için ihrama girmiş bulunanlar karada avlanamazlar. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız. mehirlerini vermeniz kaydıyla. 2. . darbe sonucu ölmüş. 1 2 3 4 . bir insan yapmak istediği bir işe karar vermek amacıyla. sığır. bir de fal oklarıyla kısmet aramanız7 size haram kılındı. okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hayvanlar3. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir. hac kurbanına. Şüphesiz Allah. haram aya5. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl. sözleşme demektir. verdikleri sözleri kapsamaktadır. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi. kan. alametler. Kesilen kurbanların kanları bu taşlar üzerine serpilir. boğulmuş. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da. Zilhicce ve Receb aylarından her biri kastedilmektedir. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin. Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. birinin üzerinde “yapma!” yazısı bulunan ve biri de yazısız olan üç oktan birini çekerdi. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler. Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin. Allah’tan başkası adına boğazlanan. Ölmüş hayvan. İsrailoğullarının sözlerinde durmamaları. Eğer cünüp iseniz. koyun. o zaman temiz bir toprağa yönelin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. haddi aşmaya sürüklemesin. ve 114.her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip. . dünyaya düşkünlükleri ve yolsuzlukları.9 Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla.

onları desteklerseniz. iyilik yapanları sever. Dönüş de ancak O’nadır. Göklerin. 13. Allah’a karşı gelmekten sakının. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da. kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın. Allah’ın Kitabı ve Peygamberi’nin gösterdiği doğrultuda dürüstçe yürümelerine bağlı idi. Çünkü Allah. “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi. Allah’a karşı gelmekten sakının. onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese. Allah. 14. zekâtı verir ve elçilerime inanır. (Evet.”12 Dediler ki: “Ey Mûsâ! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü. 11. Meryem oğlu Mesih’tir”. Şüphesiz Allah. yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. diyenler kesinlikle kâfir oldular.” “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sizi hükümdarlar kılmıştı11 ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti. 19. size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Allah. 8.” İşte. işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. 72. “Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Fakat O. zorba bir millet var. iman edip salih ameller işleyenler hakkında. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Söz konusu toprakların İsrailoğullarına vatan olarak kalması. dümdüz yoldan sapmıştır. Eğer oradan çıkarlarsa. . Bakınız: Enbiya sûresi. içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. 12. Andolsun. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler. karanlıklardan aydınlığa çıkarıp kendilerini dosdoğru bir yola iletir. birçoğunu da affediyor. 10. ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek! Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. Bir topluma olan kininiz. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.7. Hani Mûsâ. Andolsun eğer namazı kılar.10 De ki: “Şâyet Allah. (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz. yeryüzünde ancak iyi kulların mirasçı olacağı. 22. “Allah. Meryem oğlu Mesih’i. elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi. Allah. 15. onunla rızası peşinde olanları selâmet yollarına iletir ve onları izniyle. Bu sebeple. . Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah (buna engel olmuş) onların ellerini sizden çekmişti. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. işte onlar cehennemliklerdir. 105. 17. adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Âdil olun. Andolsun. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse. Allah’a karşı gelmekten sakının. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular.) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin. onların. siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. 16. mutlaka o. biz oraya asla giremeyiz. Âyetin bu kısmı. onların daima bir hainliğini görüyorsun. Zira Tevrat’tan sonra Zebur’da da. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar.” (Allah) dilediğini bağışlar. 20. “Biz hıristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Sakın ardınıza dönmeyin.” (Bir de) yahudiler ve hıristiyanlar. âyet. İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. âyet. dilediğine azap eder. 9. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. kalplerini de kaskatı kıldık. Onlar oradan çıkmadıkça. ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye.seçmiştik. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. "Onlar için bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vardır" diye vaatte bulunmuştur. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik. O. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç. 41 . yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Şüphesiz Allah.” 10 11 12 . Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik. Dilediğini yaratır. Allah. Allah. Onlardan on iki temsilci -başkan. Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. biz de gireriz. şöyle demişti: “Sizinle beraberim. “Sizi kendi kendinizin efendisi kılmıştı” şeklinde de tercüme edilebilir. sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Allah. 21. Allah. üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada. De ki: “Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır. kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor. Bu. ifade edilmiştir. 18.

onu tutun. masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükununu bozmaya yönelik eylemlerdir. biz oraya asla girmeyeceğiz. İşte bu zalimlerin cezasıdır. 13 . 42 . kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti.” Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. 33.23. Allah. birinden kabul edilmiş. çok bağışlayandır. O. Allah. orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler.” “Ben istiyorum ki. Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir. 30. Bilmez misin ki. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da. 37. mutlak güç sahibidir. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa. onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. 31. 39. eşkıyalık.” Mûsa. Onlara sürekli bir azap vardır. 25. her şeye hakkıyla gücü yetendir. yol kesme. onlardan yine kabul edilmez. “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. dilediğine azap eder. Onlara elem dolu bir azap vardır. Kurbanı kabul edilmeyen. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Biz burada oturacağız. 32. ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. terör. “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. Sana gelmeyen bir topluluğa kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir. terör. ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. yahut o yerden sürülmeleridir. ancak öldürülmeleri. bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi. 34. ötekinden kabul edilmemişti. 26. 15 . Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse. Allah onun tövbesini kabul eder. Onlar. 38.13 Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz. Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. 36. Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. çok merhamet edendir. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının. 24. 14 . Artık bizimle. Nihayet Allah. Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde. Korkanların içinden Allah’ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: “Onların üzerine kapıdan girin. eşkıyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-i meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. bir insanı. onlarla savaşın. Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar. Bu âyet. Eğer mü’minler iseniz.” (Ey Muhammed!) Onlara. Âyet-i kerimede “Allah’a ve Resûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç. 41. ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. çok merhamet edici olduğunu bilin. Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz.” Allah. 29. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. dilediğini de bağışlar. kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler14. sanki bütün insanları yaşatmıştır. 28.15 Onlara dünyada bir rüsvaylık. Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası. Andolsun ki. “Allah. 35. yağmalama. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. şöyle dedi: “O hâlde. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı. sen benim günahımı da. Sen ve Rabbin gidin. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme. Öteki. kan dökme. Âyetin bu cümlesi “Onlar yalana kulak verirler. 27. 40. o yoldan çıkmışların arasını ayır” dedi. Şüphesiz Allah. Allah. O verilmezse sakının. Çünkü kendilerinde böyle bir gayret bulunmamaktadır. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim. o sanki bütün insanları öldürmüştür. hüküm ve hikmet sahibidir. yalnızca Allah’a tevekkül edin.” Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça.

Aralarında. Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir. Onu dilediğine verir. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Allah yolunda cihad ederler. bir nur vardır. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. onlar da Allah’ı severler. 50. Eğer sana gelirlerse. Yaralar da kısasa tabidir. Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan. sana asla hiçbir zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Şu hâlde. önündeki Tevrat’ı doğrulayan. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. 55. Allah’ın bir lütfudur. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik. bize indirilene ve daha önce indirilmiş olan (ilâhî kitap)lara inandığımızdan ve çoğunuzun da fasıklar olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz. Sizin dostunuz ancak Allah’tır. fasıkların ta kendileridir. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler. yalanı çok dinleyen. 47. müslümanların. O‘nun peygamberini ve inananları dost edinirse. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir. Şüphesiz Allah. (O zaman) iman edenler derler ki: “Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin edenler şunlar mı?” Bunların çabaları boşa çıkmıştır. elbette sizi tek bir ümmet yapardı. 53.” 16 . “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. haramı çok yiyenlerdir. 54. önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Eğer hükmedecek olursan. De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a. (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki. Böylece ziyan edenler olmuşlardır. 52. onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Bakara sûresinin 102. Öyle ise iyiliklerde yarışın. aralarında adaletle hükmet. 59. kuşkusuz o da onlardandır. kulağa kulak. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’an’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarından sakın. 44. kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. Onlar. ister onlardan yüz çevir. Ama Allah. 57. Kim Allah’ı. Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için. Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can. İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. (Allah’a) teslim olmuş nebiler. kendisi için keffaret olur. sadakasına sayarsa o. Bu. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. İşte bu. Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da. siz de insanlardan korkmayın. O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı. bazı günahları sebebiyle onları bir musibete çarptırmak istiyor. ister aralarında hüküm ver. Allah onları sever. bil ki şüphesiz Allah. Bu âyette. sana da) inanmış değillerdir. şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. hakkıyla bilendir. Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. 48. zekâtı veren mü’minlerdir. 58. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kâfirleri dost edinmeyin. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü. inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler. göze göz. Sizden kim onları dost edinirse. Allah. Onlardan yüz çevirecek olursan. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Eğer yüz çevirirlerse. (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak. 49. içerisinde hidayet ve nur bulunan. yahudileri ve hıristiyanları. 45. benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. dişe diş kısas edilir. Kim de bu hakkını bağışlar. Çünkü Allah.16 İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların. Ona. İçinde bir hidayet. 43. onları gözetici olarak indirdik. 46. önündeki kitapları doğrulayıcı. zalimler topluluğunu doğruya iletmez. zalimlerin ta kendileridir. 51.42. 43 . Allah’ın indirdiği ile hükmet. âdil davrananları sever. Eğer Allah dileseydi. lütfu geniş olandır. Yanlarında. Artık. buruna burun. kimin hükmü Allah’ınkinden daha güzeldir? Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. 56. onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir.

“Allah. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. âyet 62’nin dipnotlarına bakınız. Hz. O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.19 Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh yoktur. birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın. haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. 73. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse. onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an. Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlendi. hakkıyla bilendir. Sonra yine onlardan çoğu kör ve sağır kesildiler. Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu. “Allah. Allah. 17 18 . Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Baba. 62. sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir. Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. Allah. bir kısmını da öldürdüler. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa. 76. Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve O’ndan bağışlanma istemezler? Allah. 70. . Allah. Bak. onların yaptıklarını hakkıyla görendir. seni insanlardan korur. İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Allah da onların tövbesini kabul etti. andolsun onlardan inkâr edenlere elbette. içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. sadece bir peygamberdir. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. 75. 63. âyet. Hıristiyanların. size geldiklerinde “İnandık” dediler. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Aynı konu için bakınız: Mâide sûresi. dilediği gibi verir. Andolsun. kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. O’nun iki eli de açıktır. bozguncuları sevmez. 67. elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Kim Allah’a ortak koşarsa. 71. Andolsun. 44 . Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.” De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Âyet hakkında açıklama için Bakara sûresi. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır. Daha önce sapmış. benim de Rabbim. Allah. onlardan bir kısmını yalanladılar. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da. 19 . “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. düşmanlıkta. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.” Andolsun. 64.18 Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız. De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı. Şüphesiz Allah. Sonra (tövbe ettiler). 17. 77. 65. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır.60. Eğer bunu yapmazsan. 66.İsa ve Meryem’i de birer ilâh olarak kabul etmeleri itibariyle de olabilir.)17 Andolsun. 72. Oğul ve Ruhu’l-Kudüs’ten oluşan üçlü bir unsurun parçası olarak düşünmektedirler. Sonra bak ki. 74. İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı. onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. üçün üçüncüsüdür” diyenler kâfir oldu. (Bu yaptıklarında) bir belâ olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık. Allah’ın lânetlediği ve gazabına uğrattığı. hakkıyla işitendir. Fakat her ne zaman bir Peygamber.” İsrailoğullarından inkâr edenler. artık. İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz. Meryem oğlu Mesih. Allah onu söndürmüştür.” (Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları hâlde. Allah’ı “Üçün üçüncüsü” diye nitelemeleri. Eğer onlar Tevrat’ı. Hıristiyanlar Allah’ı. Onun barınağı da ateştir. De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar. Onlardan çoğunun günahta. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! Bir de Yahudiler. çok merhamet edendir. elem dolu bir azap dokunacaktır. Bu. çok bağışlayandır. nasıl da (haktan) çevriliyorlar. (Nasıl ilâh olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! Bunları. 68. 69. onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. 61. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler. sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yeten şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır. 78.

91.Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. 95. âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Allah’a karşı gelmekten sakındıkları. sonra Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri. içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. 92. (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. kumar. dikili taşlar ve fal okları ancak. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir. Artık vazgeçiyor musunuz? Öyleyse Allah’a itaat edin. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. 83. Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı. Allah’a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara. İşte bu. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi. İman edip salih ameller işleyenlere. Allah. ona elem dolu bir azap vardır. onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Allah. Meâlde geçen “içki” kelimesi. bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. Peygamber’e indirileni (Kur’an’ı) dinledikleri zaman hakkı tanımalarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Eğer Allah’a. Fakat kim bir daha böyle yaparsa. 45 . Allah ondan intikam alır. 87. sarhoşluk veren her türlü içki. Âyet indiği zaman. Andolsun ki kendileri için önceden (ahirete) gönderdikleri şey. (Bu ceza). (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. devamlı kalacakları. iyilik yapanların mükâfatıdır. elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir. 88. âyet. 80. 143. 3. 90. 2. âyet. İnkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. içki alışkanlıklarını. Bu yeminin bozulması hâlinde keffaret gerekir. Çünkü bu büyük bir vebaldir. içinden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. Allah. 78. 93. yahut onun dengi oruç tutmaktır. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse. Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. Hac sûresi. Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. öldürdüğünün dengi olup. Allah’ın onlara gazap etmesi ne kötüdür! Onlar azap içinde ebedî kalıcıdırlar. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. şeytan işi birer pisliktir. Kim (bu imkânı) bulamazsa. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. 82.22 Şeytan. Yeminlerinizi tutun. Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere. 84. geçmiştekileri affetmiştir. haddi aşanları sevmez. daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. işte onlar cehennemliklerdir. ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki.Bile bile yalan yere yapılan yemin. 94. peygambere itaat edin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret. Buna bir şey gerekmez. Çünkü Allah. Onlar büyüklük de taslamazlar. aklı örten şey demektir. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile20 beraber yaz” derler. Muhammed ümmetinin “şahitler” oluşu ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. Allah. yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Allah. içki ve kumarla. mutlak güç sahibidir. “Ey Rabbimiz! İnandık. Bu durumda yeminin keffareti. ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak. âyet. Üç çeşit yemin vardır: 1. 85. keffaretle temizlenmez. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki. Ey iman edenler! Andolsun. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da “Biz hıristiyanlarız” diyenler olduğunu mutlaka görürsün. iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının. 86. 81. boş bulunarak yapılan yemin. bütün müslümanlar. Bu âyette. 89. ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar. 22 .21 Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler). Bunun keffareti yoktur. Allah sizleri. boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. 3. İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Âyet. size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.Yanlışlıkla. ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak. bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken. iman ettikleri ve salih amel işledikleri. intikam sahibidir. Tövbe ve istiğfar gerekir. “Rabbimizin. Bu bağlamda hamr. sonra yine Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde. Yapmakta oldukları ne kötüydü! Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün.79. görmediği hâlde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. 20 21 . . iyilik edenleri sever.

Peygamber’e.26 Onlara.29 Hani iznimle 23 24 . 99. sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. peygamberleri toplayıp27 “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği. Peygamberin üzerine düşen ancak tebliğdir. insanlar için maddî ve manevî kalkınmanın sebepleri arasında gösterilmiştir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır. Allah Teâlâ. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde. şahid olarak dinleyecektir. O zaman Allah. 107. Herkes için eşdeğerde bir kıyafet. “Sâibe”. şahitliği lâyıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulacağından endişe etmelerini sağlamak için en uygun çaredir. çok merhamet edendir. Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helâl kılındı. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. 102. Peygamberlerine bağlı kalanlar sevinecek. 105. 100. seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse. “Haram ay” ifadesi ile ilgili olarak bu sûrenin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. bütün insanların eşit olduğunu simgeler. “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter” derler. . 46. Allah’ın. kişinin üzerine lazım olmayan. hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. dişili erkekli ikiz olmaları hâlinde dişinin hürmetine. din ve dünya için ihtiyaç duyulan şey demektir.24 Bilin ki. âyet. Allah. ne “Vasîle”. o zaman. âyet. haram ayı23. “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin” denildiğinde onlar. Kâ’be. Zaten çoklarının aklı da ermez. sizin açıkladığınızı da. 29-33. “Kitap” yazı veya bütün ilâhî kitaplar. İsa’nın beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Çünkü o takdirde. Allah. inkâr edenler Allah’a karşı yalan uyduruyorlar. size yaptıklarınızı haber verecektir. halîmdir (hemen cezalandırmaz. Bu âyetlerde. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. ”Hâm” ise on nesil deveyi dölleyen ve sırtına yük vurulmayıp salıverilen erkek deve demektir. 28 . Bunun üzerine âyette. Allah. 97. 101. “Benim babam kimdir?” “Babam cennette mi. 109. şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. onların yerine geçer ve “Allah’a yemin ederiz ki. 29 . bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam. Bu (usul).96. o saygıdeğer evi. 104. 26 . dostluk ilişkilerini güçlendiren bir mevsimdir. “Bizim hiçbir bilgimiz yok. bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Ayrıca kesilen kurbanlar ihtiyaçlı kitlelere destek sağlar. yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Bu âyette Kâ’be. Beşikte iken de. “Hac her yıl mı farz. Tevrat’ı. gizlediğinizi de bilir. Bazı kimseler Hz. bir örnek olarak ele alınıyor. Hani. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. İhram yasakları sosyal hayatta kötülüklerden sakınma alışkanlığı kazandırır. yoksa ömürde bir defa mı?”. şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. koyun dişi doğurursa yavruyu kendilerine saklar. “Bahîre”. mühlet verir. fasık toplumu doğruya iletmez. Eğer şüphe ederseniz. yoldan sapan kimse size zarar veremez. ne “Bahîre”. Siz doğru yolda olursanız. onların da. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının. (Ey Muhammed!) De ki: “Pis ile temiz bir olmaz. Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman. 110. “Vasîle ve “Hâm”. peygamberler arasında ifrat ve tefrite en çok hedef olan Hz. vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Araplar. Hac ayları da. İncil’i de öğretmiştim. Ümmetlerin peygamberlere karşı takındıkları tavrı gözlerinin önüne serecektir. bütün müslümanların iman kardeşliğini.) Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kâfir oldu. kulağı yarılarak salıverilen deve. “Bahîre” beşincisi erkek olmak üzere beş batın doğuran ve sağılmayıp.25 Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. binilmeyip. 25 . “hikmet” kitaplardaki ilim. Allah. Ka’be’yi. Fakat. Allah’a karşı gelmekten sakının ve dinleyin. ne “Sâibe”. 108. putperest Arapların ilâhlarına kurban ettikleri veya onlar adına serbest bıraktıkları hayvanlara verilen isimlerdir.” Ey akıl sahipleri! Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. O gün Allah. Yahut. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. erkeği de kurban etmeyip “Vasîle” adıyla salıverirlerdi. Hz. “Akraba da olsa. İsa.28 Hani. (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa. 98. hikmeti. “Sâibe” bir kimsenin yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde “Bahire” yapmayı adadığı deve demektir. Gizlediğimiz takdirde. ne de “Hâm” diye bir şey meşru kılmamıştır. Bunlar. 46 . şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. 103. 27 . Allah. biz elbette zalimlerden oluruz” diye yemin ederler. göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah’ın bildiğini ve Allah’ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir. dünya müslümanları için inançtaki tevhid ile sosyal tevhidin birlikte yaşandığı mübarek bir mekândır. sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına. seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. cehennemde mi?” gibi sorular yöneltmişti. Meryem sûresi. nezaket kaidelerine uymayan cevap verilirse. her peygamberi kendi ümmeti hakkında konuşturacak. erkek doğurursa bunu putlara kurban ederlerdi. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Kuzuların. Ticaret yoluyla ekonomik güç kazanılır. soru sahibinin üzülmesine yol açan sorulardan kaçınılması tavsiye edilmiştir. sana kitabı. onları aşağılayan veya ilâhlaştıranlardan hesap sorulacaktır. Hepinizin dönüşü Allah’adır. 106. haram ay ve kurbanlar. çok bağışlayandır.

Hz. “Bana ve Peygamberime iman edin” diye havarilere31 ilham etmiştim. Bizi rızıklandır. artık ben ona kâinatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. ona iman etmiş ve sadakatle yardımda bulunmuş kimselerdir. 47 . Göklerin. her şeye hakkıyla gücü yetendir. âyet. Hani sen. İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman. “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler. şüphe yok ki onlar senin kullarındır. 120.” “Eğer onlara azap edersen. Allah. Eğer onları bağışlarsan. 116. “İstiyoruz ki ondan yiyelim. 113. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol” demişlerdi. Allah da. 115. çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun. Sen rızıklandıranların en hayırlısısın” dedi. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem. 30 31 . onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah.30 Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. 114. O. hüküm ve hikmet sahibisin. “Eğer mü’minler iseniz. Sen benim içimde olanı bilirsin. Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti. onlardan razı olmuş. ama ben sende olanı bilemem. 112. 117. kıyamet günü şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Hani bir de. Onlar da “İman ettik. Hani havariler de. Hz. şöyle diyecek: “Bugün.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. 48. içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. “Bu. Eğer ben onu söylemiş olsaydım. doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. İsa’yı görmüş. önce gelenlerimize (zamanımızdaki dindaşlarımıza) ve sonradan geleceklerimize bir bayram ve senden (gelen) bir mucize olsun. kalplerimiz yatışsın. (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. Meryem oğlu İsa. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. “Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki. dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Havariler. sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim. Ama ondan sonra sizden her kim inkâr ederse. ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona. Allah’ı bırakarak beni ve anamı iki ilâh edinin. Onlar.” Onlara içinden ırmaklar akan. “Ben onu size indireceğim. Allah.49. her şeye hakkıyla şahitsin.111. Ama beni içlerinden aldığında. artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. İşte bu büyük başarıdır. elbette sen bunu bilirdin. 119. Peygamber’in sahabileri gibi. İsa da. . doğrulara.” “Ben onlara. sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim. Sen. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin. benim için söz konusu olamaz. 118. yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin.

önceden bu tarihî gelişmelerin haberini veriyor. 8. Bismillâhirrahmânirrahîm.EN'ÂM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Gerçekten siz mi Allah 1 . sizi çamurdan yaratmış. 17. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir. adalete. “Sen de bizim gibi bir beşersin. 91. De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün. O. 48 . Zira peygambere dedikleri gibi ona da. göklerde de Allah’tır. Bil ki O. Kuvvetli görüşe göre. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkân yoktu. melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. o melek bir insan suretinde gelecekti. büyük bir günün (kıyamet gününün) azabından korkarım. 10. onlar da elleriyle ona dokunsalardı. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya.” De ki: “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır” de.4 İşte bu Kur’an bana. koyun. O. Hâlbuki O. O.3 (Ey Muhammed!) Andolsun. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. hakkıyla bilendir. 19. Sizin gizlinizi de bilir. açığa vurduğunuzu da.6. 136. 138 ve 139. karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim. 2. 5. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. işte onlar inanmazlar. 152 ve 153. . (Hemen helâk edilirlerdi. âyet. melek olamazsın” diyeceklerdi. Müşrikler. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. Âyet.” (O günün azabı) kimden savuşturulursa. Nitekim hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. gerçekten (Allah) ona acımıştır. deve ve sığır cinsi ehli hayvanları ifade eden bir kelimedir. (Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik. ahirete dair meseleler ile küfrün ve batıl inançların reddi ve bazı temel ahlâk kuralları konu edilmektedir. senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri. Topraklarından nehirler akıttık. İslâm’ın fütuhatı ve yayılması. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. 12.” De ki: “Bana. bunu O’ndan başka giderecek yoktur. gökleri ve yeri yaratan. 11.1 Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. yerde de. 9. 18. Adını. İslâm alay konusu oluyordu. (Bakınız: Zuhruf sûresi. Sûrede başlıca tevhide. 1. 19) Kâfirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı. İslâm’la alay edenlerin ahirette beklenmedik şekilde karşılarına çıkacak azaba da işaret ediyor. 6. hakkıyla işitendir. En’âm. Şayet Allah sana bir zarar dokundursa. 7. 15. İşte bu apaçık kurtuluştur. Onlara Rablerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler. merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Bedir zaferi. 92. “Bu. âyetlerde yer alan “el-En’âm” kelimesinden almıştır. 151. alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti. (Allah’a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi). sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. O öyle bir Rab’dır ki. Hamd. apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. O. .) Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık2 ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk. 4.” De ki: “Ben Rabbime isyan edersem gerçekten. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O’nun katındadır. hüküm ve hikmet sahibidir. âyetler Medine’de inmiştir. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan. keçi. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 165 âyettir. 13. Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar. yine o inkâr edenler. o gün için hayal bile edilmiyor. 93. Bunda hiç şüphe yok. onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. 2 3 Hicretten sonra İslâm’ın devlet olması. peygamberliğe. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir. kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere. 3. Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu. 16. 14. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir.

27. Konu ile ilgili olarak bakınız: Sâffât sûresi.” Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş. 25. sakın cahillerden olma. âyet. 39. Bak. 35. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar.” De ki: “O. işte onlar inanmazlar. Fakat onların çoğu bilmiyor. sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Sonunda onların manevraları. . Onlar başkalarını ondan (Kur’an’dan) alıkoyarlar. kulaklarına ağırlık koyarız.8 Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar. “Nerede. gerçekmiş” diyecekler. Ateşin karşısında durdurulup da. (Allah). 23. 34. Bize senin peygamber olduğuna dair bir şahit göster” demişler ve bunun üzerine bu âyet inmişti. . 32. “Ey Muhammed! Senin hakkında yahudilere. 30. “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. “Evet. âyet. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!” (Ey Muhammed!) De ki: “Şüphesiz Allah’ın. kimi dilerse onu şaşırtır. Allah. 38. ancak kendilerini helâk ediyorlar. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. 28. fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar. onu bozar. 31. Allah’ı tanıyacak. “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek. âyet.20. ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. Andolsun ki. 37. 8 . (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. elbette onları hidayet üzere toplardı. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. 21. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. (Bakınız: Bakara sûresi. 46. küfür ve sapıklığa kucak açarsa. (Davete). Kureyşliler. Kişi bu fıtratı üzere yürümez. senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. 36. bir delik açıp yerin dibine inerek.7 Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor. 29.5 Kendilerini ziyana sokanlar var ya. “Ah. 4 5 6 . 22.” Kendilerine kitap verdiklerimiz. Allah da onu şaşırtır. Rabbimize andolsun ki. “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. Onlar farkına varmaksızın. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz. 33. ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hâllerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar. İnsan. (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz). bir mucize indirmeğe gücü yeter. “Rabbimiz Allah’a andolsun ki biz (O’na) ortak koşanlar değildik” demelerinden başka bir şey olmayacaktır. ya da O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! Hayır. elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. 146) Konu ile ilgili olarak bakınız: İsrâ sûresi. Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse. hıristiyanlara sorduk. Eğer çevrilselerdi. O hâlde. Dikkat edin. Âyetlerimizi yalanlayanlar. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma. Çünkü Tevrat’ta ve İncil’de Resûlullah hakkında tanıtıcı bilgiler vardır. iman ve İslâmla bağdaşacak fıtratta yaratılmıştır. Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah’a ortak koşanlara. peygamberliğine dair bir haber olmadığını söylediler. Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. Sonra da hepsi O’na döndürülürler. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler.6 Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilâhları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi? İçlerinden. 26. 171-173. zalimler kurtuluşa eremez. yap! Eğer Allah dileseydi. hem de kendileri ondan uzak kalırlar. ilâh olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?” diyeceğimiz günü hatırla. 7 . Kim Allah’a karşı yalan uydurandan. 24. 49 . Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca.

54. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane. Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. 44.” diyorlardı. onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.” Allah. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye. Âyetlerimizi yalanlayanlara ise. Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya. Ben sizin arzularınıza uymam. Çünkü biz bunlarla oturmayı gururumuza yediremiyoruz. çok bağışlayandır. Siz ise onu yalanladınız. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada. yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır. Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında. Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi? Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. 47. De ki: “Sizin. onunla (Kur’an ile) uyar.. 9 Kureyş’in ileri gelenleri Hz. 50 . 55. 49.” demişlerdi.) Sonunda. İslâm’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını. zalimleri daha iyi bilir. Zaten böyle bir azabı istemek. Rab’lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları. hakkı anlatır. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Hz. Peygambere karşı çıkanlar.10 Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. hiçbir yaş. “Seni reddediyoruz. Hamd. O. çok merhamet edendir. 52. Levh-i Mahfuz’da) olmasın. Peygamber’e. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.” De ki: “Şüphesiz ben. zalimler toplumundan başkası mı helâk edilecek?” Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum. O. hidayete erenlerden olmam. 41. biz çıkınca girsinler. biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. O. Allah. benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. 53.9 Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki. 58. Gerçekten peygamber olsaydın. Onlar. 43. (Peygamberlerini dinlemediler. Sonra O. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder. kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Onları ancak O bilir. De ki: “Ben size. (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. aramızdan şu adamları mı iman nimetine lâyık gördü?” desinler. de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı.” Suçluların yolu da açığa çıksın diye âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. 48. eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır. Onların hesabından sana bir şey yok. Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak. Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı. Ben gaybı da bilmem. inkâr ediyoruz. 60. ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık. 57. Hayır! (Bu durumda) yalnız O’na dua edersiniz. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Resûlullah da bu kişilerin bu sayede müslüman olabileceklerini düşünerek teklifi kabul etmek üzere iken bu âyet-i kerime inmiştir. kalplerinizi de mühürlerse. Peygamber de “Ben mü’minleri kovamam” buyurmuştu. (Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. “Bari biz senin yanına geldiğimizde onlar kalkıp gitsinler.” Andolsun. Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. 59. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın). senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. . 56.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost. De ki: “Ne dersiniz. geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen.40. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. “Fakir müslümanları yanından kovarsan seninle gelir otururuz” demişlerdi. başımıza taş yağardı. hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde. 50. işlemekte olduklarınızı size haber verecektir. bana gönderilen vahye uyuyorum. 10 . âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. ne de bir şefaatçi bulunmaksızın.” De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı. O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah’a ortak koştuklarınızı unutursunuz. sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? De ki: “Ne dersiniz. 42. Hz. ama bize hiçbir şey olmuyor. “Allah. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. Karada ve denizde olanı da bilir. 51. 45. Ben sadece. Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse. 46. sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır).

sizi ondan koruyacak değilim. Allah’a ortak koşanlardan değilim. 79. ben seni de. kavmin onu yalanladı. Rabbim bana doğru yolu göstermezse. mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi. Gaybı da. 70. size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe. 67. 62. 10. 140. elbette şükredenlerden olacağız’ diye dua ederken. o zalimler grubu ile beraber oturma. 12 . Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Ama siz yine de O’na ortak koşuyorsunuz. İleride bileceksiniz. kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. inceliklerini kavrayabilecek yeteneğin verilmesidir.” 13 . Melekût. bir yıldız gördü.” De ki: “O. İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı14 gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun. ancak Rabbimin 11 . 77. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. Güneşi doğarken görünce de. Koruyucu melekler. Yıldız batınca da. “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O (Kur’an) hak olduğu hâlde. O. “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti. anlasınlar diye. âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. O. görülen âlemi de bilendir. 66. Âyetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir. bize. huzurunda toplanacağınız Allah’tır. hakka yönelen birisi olarak yüzümü. (her şeyden) hakkıyla haberdardır. Yoksa ona Allah’tan başka ne bir dost vardır. 78. veya azap geldiği takdirde onu durduracak. O da batınca (kavmine dönüp). “Ben öyle batanları sevmem” dedi. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu. Konu ile ilgili olarak bakınız: İnfitar sûresi. Belki sakınırlar. yalanlamanızı engelleyecek. Hani İbrahim.13 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara. “Sen putları ilâh mı ediniyorsun? Şüphesiz. O. 76. hissedilebilen veya hissedilemeyen muazzam nizamı ve tabiat kanunlarını araştırıp anlayabilecek. O. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. Ben. 51 . “Andolsun ki. hesap görenlerin en çabuğudur. âyet. 72. Ben. sizi Allah adına cezalandıracak.11 Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.” Kavmi onunla tartışmaya girişti. 14 . Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O’na ortak koştuklarınızdan ben korkmam. 74. O. Meâldeki “hükümranlık ve nizam” ifadesi. Ay’ı doğarken görünce de. 75. “Ben. zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah. “Melekûtu göstermek” de Yüce Allah’ın kâinata koyduğu. onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur’an ile öğüt ver. “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. gerçek sahipleri Allah’a döndürülürler. insanların iyi ya da kötü tüm yaptıklarını tespit eden meleklerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan. 64. De ki: “Sizler. ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir. 63. “İşte Rabbim!” dedi. bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları hâlde. Âyette şu mesaj verilmektedir: “Ben illa da sizi tasdike zorlayacak. Sonra hepsi.” Bak. hüküm ve hikmet sahibidir. 80. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim. 69. Allah’a özgü hükümranlık demektir. 71. uzaklaş.”12 Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. gökleri ve yeri. açıktan ve gizlice O’na ‘Eğer bizi bundan kurtarırsa. gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. 65. 68. Üzerine gece karanlığı basınca. İyi bilin ki hüküm yalnız O’nundur.61. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk). İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. olmuş ve olacakları Allah’ın bana vahyettiği şekilde haber veririm.” Bir de. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. âyet. 73. âyetteki “melekût” kelimesinin karşılığıdır. babası Âzer’e. ne de bir şefaatçi. O’nun sözü gerçektir. sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?” De ki: “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.

hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz. “Allah. Süleyman’ı. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. 92. Yûsuf’u. karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. Dolayısıyla. Babalarından. bir de emanet bırakılma yeriniz var. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. 82. Bu sûrenin 90. 96. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Şüphesiz Allah. 83. ellerini uzatmış. O. taneyi ve çekirdeği yarıp filizlendirendir. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır. Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. 98. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkâr ederlerse. zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden 15 16 . 89. ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı. 85. Yani Allah’ı.16 Çünkü. bütün âlemler için ancak bir uyarıdır. İşte budur Allah! Peki (O’ndan) nasıl çevriliyorsunuz? O. İslâm evrensel bir dindir. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. sayelerinde. İşte bu (Kur’an) da. 90. 97.” Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?” “Allah’ın. O (Kur’an). 88. .17 De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği.18 Ahirete iman edenler. 18 . 95. Yani ilâhî kitaplara. O. pek çoğunu ise gizlediğiniz. -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar. Onlar kendilerine kitap. ona da inanırlar. ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin. 94. 99. Allah’ın hidayetidir ki. (kendisiyle) sizin de. hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler. onların hükümlerine ve peygamberlerin davetine uyacak mü’minler bulunacaktır. 84. sizi bir tek candan yaratandır. “Bana vahyolundu” diyen. âyetinde ifade edildiği üzere. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır. 91. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden. babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de. Sizin bir karar kılma yeriniz. güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. İsmail’i. Yahudiler. bir şey dilemiş olması başka. kendi peygamberlerini ve kitaplarını inkâr etme durumuna düşmüşlerdi. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı. kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. bilemediler. size. Zürriyetinden Dâvud’u. hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da. İşte bu.15 İşte. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz. parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız. üst üste binmiş taneler. Elyasa’ı. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Peygamberi ve ona indirilen Kur’an’ı inkâr etmek uğruna. İşte kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimiz. gökten su indirendir.üzüm bahçeleri. 87. içine daldıkları batakta oynayadursunlar. Bunların hepsi salih kimselerden idi. İlyas’ı doğru yola erdirmiştik. 93. biz onları inkâr etmeyecek olan bir kavmi. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. 17 . Hepsini hidayete erdirdik. sonra bırak onları. 86. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. Eyyub’u. Diriden de ölüyü çıkarandır. hakkıyla bilendir. şanına yaraşır şekilde tanımadılar. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin. O. sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. o peygamberler. Geceyi dinlenme zamanı..81. kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen! Andolsun. Zekeriya’yı. hakkıyla bilenin takdiridir (ölçüp biçmesidir). Yahya’yı. onlara vekil kılmışızdır. bütün yaptıkları boşa gitmişti. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. işte güven onların hakkıdır. İsa’yı. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. meleklerin. Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken.” İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya. sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Mekke civarındaki insanlar ifadesi tüm dünya insanlığını kapsar. Ölüden diriyi çıkarır. bereket kaynağı. 52 .

yapı ve görüntü olarak birbirlerinden çok farklı oldukları vurgulanmış olabileceği gibi. 103. farklı. 118. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin. en gizli şeyleri bilendir. Bu ifadeyle. Gözler O’nu idrak edemez ama O. hakkıyla işitendir. kuvvet ve kudretine delalet eden ve yukarıda geçen âyetlerde dile getirilen ibret alınacak kâinat olayları kastedilmiştir. yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir. O’nun hakikatini kavramak mümkün değildir. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O. 114. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller21 geldi. Kureyş müşrikleri peygamberimize. Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin. bir de olgunlaştığı zaman bakın. gönül gözü demektir. Âyet-i kerimede Cenab-ı Hakk’ın yaratmasındaki muazzam inceliklere bir dikkat çekme vardır. Ahirette ise birçok gözler O’nu görecektir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. koku. Rabbinden sana vahyedilene uy. başka benzerlik ve farklılıklar da kastedilmiş olabilir. O. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur.”20 O. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına. her şeyin yaratıcısıdır. sonra onlar da haddi aşarak. 101. 102. Biz onlara melekleri de indirseydik. kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Rabbin dileseydi. 105.22 Ey Muhammed! Sen. 113. bir meyve verdiği zaman. sakın şüphecilerden olma. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. 23 . Allah. onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).24 Gerçekten birçokları nefislerinin arzularına uyarak bilmeden (halkı) saptırıyorlar. onların niteledikleri şeylerden uzaktır. 112. 115. Bir de (şeytanlar). kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık. yücedir. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Allah dileseydi ortak koşmazlardı. 21 . nasıl bir çocuğu olabilir? Hâlbuki her şeyi O yarattı. 111. haddi aşanları çok iyi bilir. Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse. 117. onları iftiralarıyla baş başa bırak. Allah Teâlâ tarafından Resûlullah’a vahyolunan âyetler ve Allah’ın birliğine. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?” Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. renk. bilgisizce Allah’a söverler. 116. Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. O. “Sen ders almış okumuşsun. Ben başınızda bekçi değilim. Oysa onları O yarattı. O. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır. 23. Şüphesiz senin Rabbin. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu âyetle onlara cevap verilmiştir. 109. 22 . hakkıyla bilendir. yemek zorunda kaldıklarınız dışında size neleri haram kıldığını tek tek açıklamışken.23 Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır.100. Onların. bunu yapamazlardı. âyetlerine inanan kimseler iseniz üzerine Allah’ın ismi anılarak kesilmiş hayvanlardan yiyin. 19 . 53 . “Aramızda yahudi veya hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. 119. 107. yoksa bu okuduğun Kur’an âyetleri ümmî birinin işi değil”. her şeyi hakkıyla bilendir. O. “Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. doğru yolu bulanları en iyi bilendir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Artık. 110. O’nun bir eşi olmadığı hâlde. Basiret. Peygambere gönderilen vahyin karşısında hayretlere düşen müşrikler. (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. meyve ve sebzelerin hayatlarını sürdürme ve gelişme kanunları açısından birbirlerine benzemelerine rağmen tad. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır. diyorlardı. Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. Kafadaki göze basar denildiği gibi. O. “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur’an’ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. O hâlde. Âyetteki “gerçekleri gösteren deliller” ifadesi ile. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. gözleri idrak eder. Öyle ise O’na kulluk edin.19 Bunların meyvesine. Onlar. 104. 106. Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun. İşte sizin Rabbiniz Allah. 108. O hâlde. Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. kalp ve gönül gözüne de basiret denir. âyet. her şeye vekil (her şeyi yöneten. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kıyâme sûresi. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. görüp gözeten)dir. 20 . üzerine adının anıldığı hayvanları yememenizin sebebi nedir. mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. yolundan sapanı çok iyi bilir ve yine O. Şüphesiz senin Rabbin. O. Allah’ın zatına bu dünya gözüyle ulaşmak.

Eğer Rabbin dileseydi. derler” diye dedikodu yaparlardı. iyilere iyi derece. keçi. 126. 125. 25 . Onlara bir âyet geldiği zaman. kendileri bundan yemezlerdi.26 Siz bunun önüne geçemezsiniz. 145. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz. Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. hiç. 121. Maide sûresi. âyet. 54 . Ben de (görevimi) yapacağım. “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah. (O gün Allah. Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız. 3. Bir pay da putlarına ayırır. cehennem. her kimi doğruya erdirmek isterse. 128. Hâlbuki onlar hilekârlığı ancak kendilerine yaparlar. İşte böyle. Allah’a ortak koşanların çoğuna. Âyette bu akılsızca uygulama kınanıyor. sığırdan Allah için bir pay ayırırlar. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. “Allah zengindir. Allah için. 138. koyun. Şüphesiz düşünüp öğüt alacak bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık. Ayrıca Allah için ayırdıklarından artakalanı putlara ait fona aktarırlar. Ama farkında olmuyorlar. inanmayanlara azap (ve sıkıntıyı) işte böyle verir. En’âm sûresi. âyet. 134. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Yenmesi haram kılınan şeyler için bakınız: Bakara sûresi. Şüphesiz size va’dedilen şeyler mutlaka gelecektir. âyet. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram 24 . sıkar.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. kötülere kötü derece verileceği gibi gerçekler kastediliyor. Rabbinin dosdoğru yoludur. Nahl sûresi. Âyet. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. 136. rahmet sahibidir. Allah. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak. Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir. 114-115. bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere. halkları habersizken ülkeleri haksız yere helâk etmeyeceği içindir. 131. onu istedikleri gibi putların hizmetlerine harcarlardı. işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.120. insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu. yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur. karanlıklar içinde kalmış. Bu âyet. buğday gibi ziraat ürünleriyle.” Onların insanlardan olan dostları. 27 . cennet. Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. 132.” Ey Muhammed! Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir. bunu yapamazlardı. 133. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve yapmakta oldukları hilekârlık sebebiyle çetin bir azap erişecektir. Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Kimi de saptırmak isterse. 122. elçilik görevini kime vereceğini çok iyi bilir. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor. 137. 129. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi. misafirlere. 124. şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz. öldükten sonra dirilme. Bu. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç. deve. Allah’ın. hakkıyla bilendir. Putlar ise fakirdir”. 123. âyet. Muhammed ve ashabı kendi elleriyle kestikleri hayvanların etini yerler de Allah’ın öldürdüğü haramdır. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. “Şu. Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. hesap. Şüphesiz. arpa. Müşrikler ölmüş hayvan eti yerler ve aralarında. onun göğsünü İslâm’a açar.. dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir. 173. çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki. müşriklerin durumuna düşmemeleri konusunda mü’minleri uyarmaktadır. Cahiliye Araplarının yanlış ve saçma âdetlerinden birini anlatıyor: Hurma. koştukları ortaklar.25 Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine. gizlisini de. Ne kötü hükmediyorlar!27 Yine bunun gibi. 135. Âyetteki “va’dedilen şeyler” ile. onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. “Bakın. 127. 130. Bu (peygamberlerin gönderilmesi). Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca. her memlekette günahkârları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekârlık etsinler. fazlasına ihtiyacı yok. onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır. İşte biz. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Allah. 26 . içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir. kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz. fakirlere harcarlar. şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Allah. “Allah elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilinceye kadar asla inanmayacağız” derler. Günahın açığını da bırakın. zalimler kurtuluşa eremezler. diye bir de kılıf uydururlardı.

(Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. koyun. hakkıyla bilendir. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. Konu ile ilgili olarak bakınız: Nisâ sûresi. Sığır ve koyun gibi bazı hayvanların yalnızca iç yağlarının kendilerine haram kılındığı ve bu hayvanların onlara haram kılınan tırnaklı hayvanlar kapsamına girmediği âyetin metninden anlaşılmaktadır. 144. 148. ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. haram kılınan yiyeceklerden yiyebileceği ile ilgili olarak ayrıca. 30 .31 Allah’ın size rızık olarak verdiğinden yiyin de şeytanın adımlarına uymayın. Yine O. çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek.29 Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Yahudiler bir zamanlar bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslenmişlerdi. mutlaka ziyan etmişlerdir. Allah.”35 De ki: “Haydi. Toprak ürünlerinde bu oranda verilen zekâtın özel adıdır. Ey Muhammed! De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı. insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması. Burada vurgulanmak istenen nokta. Sonra saldırganlık. akıtılmış kan. israf edenleri sevmez. 140.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır. Hâlbuki bu hayvanların deve. hayvanlardan da irili ufaklı var edendir. ürünleri. 147. Konu ile ilgili olarak 139. faiz alma. yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bana bilerek haber verin. Onlar Rablerine. (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki. 150. sığır. 99 ve ilgili dipnot. 143. sığırdan da iki. Buna göre Allah’ın. çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri. Arap müşriklerinin batıl inançları çoktu. biz de ortak koşmazdık. Hasat günü de hakkını (öşürünü)30 verin. “O. 145. insanları öldürmeyi helâl sayma gibi ölçüsüz davranışları sebebiyle birçok temiz rızıklardan mahrum edilmişlerdi.” Yine (erkek ve dişi olarak) deveden iki. bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi. âyetlerine bakınız. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi. zulüm. Bu âyetten Allah’ın.” Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi. Öşür.160. Bakınız: En’âm Sûresi.ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka. bu mantıksızlığı açıklıyor. 32 .haram sayanlar. Âyetin bu kısmı. Çünkü O. âyetin dipnotuna bakınız. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın. azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.” De ki: “En üstün delil yalnızca Allah’ındır.34 Biz elbette doğru söyleyenleriz. Âyet. 28 . O. edilmiş hayvanlardır.” 55 . 35 . insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. hakka karşı başkaldırma. ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. İşte böyle. onların bu tür nitelemelerinin cezasını verecektir. sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar. bu sûrenin 119. âyet. âyet. O.33 Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Karılarımıza ise haramdır.103. 31 . zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. sizin için apaçık bir düşmandır. başka şeyleri denk tutuyorlar. peygamberleri öldürme. Çünkü o. de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. 34 . Bunlardan biri de bir familyadan olan hayvanların bazen erkek bazen dişilerinin eti haram veya helâl sayılır. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir. Allah şunu haram kıldı” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz. O.” Eğer ölü olursa. ve Bakara sûresi. 149. 173. hayvanlardan yük taşıyanları ve tüylerinden döşek yapılanları yaratandır” şeklinde de tercüme edilebilir. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki. dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi. haram kılınmış bir şey bulamıyorum. dişi olmaları ya da doğmuş bulunup bulunmamaları. Bir de dediler ki: “Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. (Ayrıca bakınız: Mâide sûresi. Sığır ve koyunların ise. 146. iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan (yavru)ları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde. âyet. keçi. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık. erkek. zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. keçiden de iki. Aslında bunlar haram şeyler değildi.139. Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu. fakat israf etmeyin. domuz eti -ki o şüphesiz necistir. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı. 141. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan O’nun azabı geri çevrilmez. etlerinin haram olmalarının sebebi ve illeti olamazdı. çok merhametlidir. Darda kalan kimsenin.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı.) 29 . babalarımız da. “onda bir” demektir. 142.32 De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş. Âyetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. o vakit onda hepsi ortaktırlar. hüküm ve hikmet sahibidir. insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz. birtakım isimler altında uydurma helâl haram listeleri yapılırdı. 33 . orada hazır mı idiniz!?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah. Gerçekten onlar sapmışlardır. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. İnsanlar doğru. Eğer seni yalanlarlarsa.28 Şüphesiz O.

İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. her şeyi açıklamak.39 (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa âdil olun. âyet. âyet. âyet. 153. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Şüphesiz Rabbin. 40 . Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mü’min sûresi.157. çok bağışlayandır.(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin. (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Allah’a ortak koşanlardan değildi. 42 . 38 . âyet. Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler. “Eğer bize kitap indirilseydi.85. O. Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da. Biz onların okumalarından habersiz idik” demeyesiniz. 7.” 163. sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan. 7. 158. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Necm sûresi. ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini40 ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin âyetlerinden bazısı geldiği gün. yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. 151. De ki: “Her şeyin Rabbi O iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya.37 İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız. Hakk’a yönelen İbrahim’in dinine iletti. 56 . O size. ona on katı vardır. 160. size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. yaşamam da. bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz. 286. (Zina ve benzeri) çirkinliklere. âyet. diye bu Kur’an’ı indirdik. 156. Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Fatır sûresi. Ben müslümanların ilkiyim. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsrâ sûresi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: İsra sûresi. âyet. “O’nun hiçbir ortağı yoktur. âyet. De ki: “Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola. Sonra (O). 33. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti. ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” 152.” 162. yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. 41 . diğer ibadetlerim de. İşte bu. 161. “Kitap. 165. Kim de bir kötülük yaparsa. Kim bir iyilik yaparsa. Artık ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. Artık Allah’ın âyetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir!? İnsanları âyetlerimizden alıkoymaya kalkışanları. 38. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil. 39 . 18. Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. 84. cezası çabuk olandır. Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak. daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez. Şüphe yok ki O. Yetimin malına en güzel bir şekilde yaklaşmak. İşte ben bununla emrolundum. onun malının çoğalmasını sağlayacak yolları araştırmak demektir.36 Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Furkân sûresi. hidayet ve rahmete erdirmek için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ki. Anaya babaya iyi davranın. o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.” 164. yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır.38 Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. bir hidayet ve bir rahmet geldi. Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.41 De ki: “Siz bekleyin.” 159.21. Artık ona uyun. Şüphesiz biz de bekliyoruz. âyet. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Zümer sûresi. çok merhamet edendir. 155. âyet.42 Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O. yahut. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. 32.15. benim dosdoğru yolum. . 154. Başka yollara uymayın.8. dosdoğru bir dine. 36 37 .

hepinizi cehenneme doldururum. 163-170. yemin ederim ki. Sonra da meleklere.4 Andolsun. 5 . 8. 12. Allah. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken. âyetlerde geçen “el-A’râf” kelimesinden almıştır. demedim mi?” diye seslendi.” Allah da. “(Biz bunu hak ettik. adını 46. size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik. “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi.” Derken şeytan. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. âyet. Yoksa zalimlerden olursunuz. 3. Bu âyette. (O da) “Ben ondan hayırlıyım.5 Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın. “elA’râf”. dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. 2. yüksek mevkiler demektir. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. 11. saygı ile eğilenlerden olmadı. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. 1 2 . “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır. sana.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı. 12. ve 48. kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak. melek olmayasınız. 65. “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. onlardan sana kim uyarsa sizin. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü.” “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Sûre. 19. yüksek yerler. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Andolsun. Azabımız kendilerine geldiğinde. ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım. 109. Çünkü biz onlardan uzak değiliz. ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı. 7. Sonra size şekil verdik.6. O gün amellerin tartılması da haktır. 57 . Andolsun. 21. 9. Onu ise çamurdan yarattın” dedi. 14. Elif Lâm Mîm Sâd. 206 âyettir. 15. 22. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık. 1. ilâhî vahyin doğruluğu ve vahye duyulan ihtiyaç işlenmektedir. ilâhî davete sırt çevirmeleri karşısında sıkılan Peygamberimiz teselli edilmektedir. onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız.3 Peygamberlere de elbette soracağız. Bismillâhirrahmânirrahîm. . insanların küfürde.2 Rabbinizden size indirilene uyun. arkalarından. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. 6.” Allah. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Kasas sûresi. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. Çünkü beni ateşten yarattın. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Mâide sûresi. âyet. Kimlerin sevabı ağır basarsa. Allah. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse. 17. 16.” “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden. Dilediğiniz yerden yiyin. âyetlerin Medine döneminde indiğini söyleyen âlimler de vardır. âyet. 5. Âyetin bu kısmı. 13. işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır. sizi yarattık. 5.” “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Kehf sûresi. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 18. kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır.1 Bu. Bu harfler ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.7. O.A'RÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 10. Sûrede temel konu olarak. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! Nice memleketleri helâk ettik. “Andolsun sizi yeryüzüne yerleştirdik” şeklinde de tercüme edilebilir. zulümde. Rab’leri onlara. Andolsun. “Şimdi in aşağı oradan. 97. âyet. 20. 4. 3 4 . Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. . âyet. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hicr sûresi. Hûd sûresi. “Sen süre verilenlerdensin” dedi. şirkte Allah’a karşı yalanlar uydurmada ısrar etmeleri. yahut gündüz istirahat hâlinde iken gelmişti.

” Allah. 33. işte o daha hayırlıdır. israf edenleri sevmez. bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur. 38. haksız saldırıyı. bir kısmına da sapıklık lâyık oldu. şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin. Allah. Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için. 26. İşte bilen bir topluluk için âyetleri. 31. 34. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince. Şüphesiz biz. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. Altlarından da ırmaklar akar. Onlar. 28. dünya hayatında mü’minler içindir.” Her milletin belli bir eceli vardır. 58 . “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. “halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler” şeklinde de tercüme edilebilir. Çünkü O. Fakat bilmiyorsunuz. “Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). azabı tadın” derler. Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. 43. “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. 25. işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. Onların eceli geldi mi. açık ve gizli çirkin işleri. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz. De ki: “Allah’ın. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz. “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Allah çirkin işleri emretmez.” Öncekiler sonrakilere. Çirkin bir iş işledikleri vakit. Onlar da. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz. kendilerine öncülük edenler için. “İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!” diye seslenilir. Onlara. 39. İman edip salih ameller işleyenlere gelince -ki biz kişiye ancak gücünün yettiğini yükleriz. Dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. günahı. elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi. kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?” De ki: “Bunlar. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler. 40.” Allah. orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.işte onlar cennetliklerdir. Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. biz hidayete ermiş olamazdık. Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır. der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Bu (giysiler). Ey Âdemoğulları! İçinizden size benim âyetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve hâlini düzeltirse. 32. artık onlara korku yoktur. dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya. Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!6 Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. “Hamd. Çünkü o ve kabilesi. 6 . Allah. 37. ayrı ayrı açıklıyoruz. Onlar için cehennem ateşinden döşek. 35. 27. Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler” derler.” De ki: “Rabbim ancak. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya. Onlar üzülecek de değillerdir. şeytanları.23. 42. bir kısmına hidayet etti.” Allah. De ki: “Şüphesiz. dedi ki: “Orada yaşayacaksınız. üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık. Onlar orada ebedî kalacaklardır. 30. Allah da bize bunu emretti” derler. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik). Andolsun. Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı. Yiyin için fakat israf etmeyin. 24. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. 36. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. canlarını almak için geldiğinde. şeytan sizi de saptırmasın.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder.” Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. ne de öne geçebilirler. onlara göklerin kapıları açılmaz. onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı. Kim. 41. 29. iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır. Âyetin bu kısmı. ne bir an geri kalabilirler.

44. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. geceyi. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: En’âm sûresi. rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. . önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. 13. 50. . 59. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. 49. içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? 7 8 Bu “sur” ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Hadîd sûresi. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Cennetlikler cehennemliklere. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. 45. faydasız bitkiden başkası çıkmaz. âyet.9 Andolsun biz onlara. O. 54. kendisini durmadan takip eden gündüze katan. biz de onları bugün öyle unuturuz. “Ne olur. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Onlar. A’râftakiler. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. 9 . 57. İyiler verimli toprak gibi. 62. Topluma faydaları dokunmaz. ama bunu ummaktadırlar.11 Andolsun. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. emretmek de yalnız O’na mahsustur. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. haddi aşanları sevmez. 52. 70. ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!” “Sizin. Toprak gibi insanların da iyisi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum. 59 . Aksine ben. 55. 63. Cennetliklere. yüksek yerler. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman. eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Nihayet rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit. ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi. Bazı müfessirler. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa. 61. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi. bilerek açıkladığımız bir kitabı. topluma yararlı olurlar. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır. 10 . yaratmak da. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir.” “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. 11 . “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. Size korku yok. kudret ve hâkimiyet tahtı. 46. güneşi. 47. girin cennete. âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. 60. Rahmet rüzgârları gibi Peygamberler de ilâhî rahmetin müjdeleyicileridir. Dikkat edin. Onlar henüz cennete girmemişlerdir. Onlar. “Şüphesiz. yüksek mevkiler demektir. 51. “Evet” derler. “A’râf” ile cennet ve cehennem arasındaki surun yüksek yerleri ve sırtlarının kastedildiğini ifade etmektedirler. Ola ki ibretle düşünürsünüz. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur7. Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler.” Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için. 53. inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik. “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Tebliğine memur oldukları semavî kitaplar yağmur yüklü bulutlar gibi kalplerin can suyudur. Kavminin ileri gelenleri. O zaman aralarında bir duyurucu. Çünkü O. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise. Onlar ise ancak. “Selâm olsun size!” diye seslenirler. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Arş. 48. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. Cehennemlikler de cennetliklere. sınırsız kudret makamı demektir. Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. 56. A’râf8 üzerinde de birtakım adamlar vardır. sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün. Kötüler ise çorak toprağa benzerler. Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz. (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. âyet. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a10 kurulan. Şüphesiz sizin Rabbiniz. Şüphesiz. onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. A’râf. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir. 58. kötüsü vardır.

66. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.” “Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra. 67. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u peygamber olarak gönderdik. 86. haklarında hiçbir delil indirmediği. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar. dağları oyup evler yapıyorsunuz.” Hûd. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. 80. 74. 84.64. 70. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. O. şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok..” “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki. bir kısmı da inanmamışsa. siz haddi aşan bir toplumsunuz. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Hakikaten siz kadınları bırakıp. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin. 78. Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” dedi. Salih onlardan yüz çevirdi ve “Andolsun. atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen. 71. 68. Hicr sûresinin 74. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır. 82. ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek. Nihayet deveyi kestiler. Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. 81. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin.” demek oldu. 77. 83. “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz” dediler. Artık. Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. “Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız” dediler. Bakın. artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim. sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz. Onlar da. 73. Allah’ın. küçük görülüp ezilen inanmışlara. 79. “Siz. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. 60 . Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. suçluların akıbeti nasıl oldu. Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen. Sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur. onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. “Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!. 69. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Derken. 76. Hûd. Büyüklük taslayanlar. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz” dedi. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” Onlar. Salih’in. Yerin ovalarında köşkler kuruyor. Hatırlayın ki.” Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Derken kavmi onu yalanladı. haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik. 65. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. 75.. yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. içsin.” Kavminin cevabı ise sadece. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık. Sakın ona bir kötülük etmeyin. 85.” 12 .” “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi.”12 Bak. biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. bozguncuların sonu nasıl oldu!?” “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış. 87. taş yağmurudur. Hayır. Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?” dediler. âyetinde de ifade edildiği gibi bu yağmur. 72. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu. haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. Onlara.” “Bir de. Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik.

Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. “Allah. Allah. 60-63. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz. Şu’ayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şu’ayb! Andolsun.13 Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki. Eğer. Şu’ayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. 104. Andolsun. âyet. 91. 13 . Sonra onların ardından Mûsâ’yı. 32.88. 93. ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız. 111. 98. Bunun üzerine Mûsâ. Bak. peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti.” Şu’ayb. dediler ki: “Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır. âyet. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. 96. Biz onların çoğunda. 94. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. 107. apaçık bir ejderha. 113.” Bana. 99.14 Firavun. sözünde durma diye bir şey bulmadık. Size nasihat de ettim. 106. 15 . “Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. ileri gelenlere. Bir de ne görsünler o. Şu’arâ sûresi. sonra onları ansızın yakalaması”. 89. “inkârcıların inkârlarına karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi.15 Firavun’un kavminden ileri gelenler. 105. Şu’ayb’ı yalanlayanlar var ya.” Sihirbazlar Firavun’a geldiler. 95. ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Biz de. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.” “Sizi yerinizden çıkarmak istiyor. apaçık mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkâr ettiler. asasını yere attı. İsrailoğullarını vatanlarından uzaklaştırmış. inkârcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. onları en zor işlerde köle olarak çalıştırıyordu. 103. 61 . o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı. 90. (Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun.” Derken. Hz.16 Onlar şöyle dediler: “Mûsâ’yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla. bozguncuların sonu nasıl oldu. “İstemesek de mi?” dedi. 102. farkında değillerken onları ansızın yakaladık. asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu. 110. “Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükâfat vardır. biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. 108. sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım. kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz. 101. bakanlar için. 4344. 97. âyet.” Firavun. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Bir de ne görsünler. Elini (koynundan) çıkardı. 33. Fakat onlar yalanladılar. Firavun ve sihirbazlarla aralarında geçen bu olay için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Artık İsrailoğullarını benimle gönder. 100. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça. 109. Mûsâ’nın. Hz. bembeyaz olmuş. Mûsâ’nın bu mucizesi için bakınız: Kasas sûresi. Firavun. 14 . onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar. “inkârcılara mühlet verip. 16 . “Allah’ın tuzağı” ifadesi mecazî olup. biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): “Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı” dediler. Şu’arâ sûresi. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. değil mi?” dediler. 112. Şimdi ben. 92. âyet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” “Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler. bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz.” Şu’ayb’ın kavminden inkâr eden ileri gelenler dediler ki: “(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu’ayb’a uyarsanız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet.

125. Firavun.” Biz de. “Umulur ki. çekirge. 121. onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. 141. “Evet. Derken. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız” dedi. 131. “Siz atın” dedi. (Sihirbazlar). 116. İyi bilin ki. (Mûsâ). 129. Fakat onlara iyilik geldiği zaman. Daha önce Mısırlı yerli halkın egemenliğinde bulunan Mısır ve Şam’ın verimli doğu ve batı taraflarına. Bu yüzden onlardan intikam aldık. seni ve ilâhlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun. Yapmakta olduklarının hepsi batıldır. kadınlarını sağ bırakacağız. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Oğullarınızı öldürüyor. “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz. (Hiçbirinden ders almadılar. 119. geldikten sonra da.114. Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. nasıl davranacağınıza bakacaktır” dedi. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı. Onlar size en kötü işkenceyi uyguluyorlardı. 134. toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. 126. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi. ve 129. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan. Mûsâ. Sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır” dedi. “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan. 124. “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana” dediler. ezilen İsrail halkı yerleşmiş. 128. kurbağalar ve kan gönderdik. Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını). mutlaka sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle birlikte elbette göndereceğiz” dediler. kullarından dilediğini mirasçı kılar. “Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine.” “Sen sırf. Üzerlerine azap çökünce. Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. 130.” “Sizi âlemlere üstün kılmış iken. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. bu sûrenin 128. 133. “Bu bizimdir. (biz çalışıp kazandık)” derler. 138. Eğer başlarına bir kötülük gelirse. 122. biz sana inanacak değiliz. 137. Andolsun biz. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk. Rabbiniz düşmanınızı helâk edecek ve sizi bu yerde (Mısır’da) egemen kılıp. onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır.17 Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik. 139. Büyük bir sihir yaptılar.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini.” Mûsâ. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” Şüphesiz bunların (din diye) içinde bulundukları şey yok olmaya mahkûmdur. Fakat çokları bilmezler. “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. Şüphesiz yeryüzü Allah’ındır. 115. Göreceksiniz!” “Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar. 135. 127. 120. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar. öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık. kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. Bir de ne görsünler o. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım.” Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. 136. ürün güvesi (haşarat). 17 . Allah’tan başka ilâh mı araştırayım size?” Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. 140.” Firavun. 62 . Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. Biz de Mûsâ’ya. “Ey Mûsâ! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Dediler ki: “Sen bize gelmeden önce de bize işkence edildi. “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. 132. “Ey Mûsâ! Ya önce sen at. Dediler ki: “Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir. Bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı. kavmine. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz. İsrailoğulları.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular. Ona. ya da önce atanlar biz olalım” dediler. 118. bu ülkede fesat çıkarsınlar. onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. 117. 123. Firavun ailesini. âyetlerindeki vaad gerçekleşmişti. “Biz onların oğullarını öldüreceğiz. kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı.

Artık bizi bağışla ve bize acı. “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helâk ederdin. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik. Mûsâ da baygın düştü. Nitekim. zekâtı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım. kardeşi Hârûn’a. 55) Bu âyetin son cümlesi. eğer o yerinde durursa sen de beni görebilirsin. Buzağıyı ilâh edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab. yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle. “ümmî”. Sen. 153. ziynet eşyalarından. mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. “Beni (dünyada) katiyen göremezsin. okuma yazma bilmeyen insan demektir. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. 19 . Allah’ın dağa tecellisi. Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman(larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki. şöyle dedi: “Azabım var ya. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi. onlara da bir cevap niteliğindedir. “Kavim beni güçsüz buldu. sırf senin bir imtihanındır. belirlediğimiz yere (Tûr’a) gelip Rabbi de ona konuşunca. Mûsâ için. Âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır.” (Mûsâ). okuma yazma bilmeyen Hz. geniş çapta dünyevî tecrübe ve bilgilere sahip bulunuyordu. buna on (gece) daha kattık. ona 18 . Onu. 144. kavminden. o ümmî20 peygambere uyan kimselerdir. dağa tecelli edince19 onu darmadağın ediverdi. “Rabbim! Bana (kendini) göster. İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup.18 Mûsâ. 145. bağışlayanların en hayırlısısın” dedi. “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Mûsâ.” dedi. “ağır teklifler” anlamlarını ifade eder. Bizi kendi rahmetine sok. gerçekten sapmış olduklarını görünce. 147.” Allah. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. kavmine de emret. 150. âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. Fakat (şu) dağa bak. onu kendine doğru çekmeye başladı. Mûsâ. Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik. Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: “Şimdi onları kuvvetle tut. kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde. “Ümmî”. belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. 149. Rabbi. 157. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl. “Seni eksikliklerden uzak tutarım Allah’ım! Sana tövbe ettim. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ. “Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz. Âyetteki “ağır yük” ve “zincir” ifadeleri.142. Hz. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. onlara iyiliği emreder. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız. onları kötülükten alıkoyar. 152. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma. Mûsâ’nın öfkesi dinince (attığı) levhaları aldı. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). (Bakınız: Bakara sûresi. kötü ve pis şeyleri haram kılar. 21 . Ben inananların ilkiyim” dedi. Yakında size fasıkların yurdunu göstereceğim.” Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. Sen. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu. Mûsâ’nın kavmi. 155. bizim velimizsin. 63 . “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. çok merhamet edendir. bana karşı gelmekten sakınanlara. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Onları en güzeliyle alsınlar (uygulasınlar). Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. vahiy yoluyla aldığı bilgilerin yanında. 148.” Onlar. merhametlilerin en merhametlisisin” dedi. “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. dilediğini de doğruya iletirsin. “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa. Peygamber. O’nun kudret ve yüceliğinin izlerinin dağ üzerinde açığa çıkması demektir. Bu. âyet. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. 151. mecazî olup. 146. Sen. dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. O. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilâh) edindiler de zalim kimseler oldular. sana bakayım” dedi.21 Ona iman edenler. Onların yazısında Rableri için korku duyanlara bir hidayet ve bir rahmet vardı. Allah da. (Allah) “Ey Mûsâ! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. “ağır mükellefiyetler”. Ayılınca. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol” dedi. onların. Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından. 20 . 143. 156. ahirette de. Mûsâ. Ancak okuma yazma bilmeyen her insan bilgisiz olmayacağı için. cahil demek değildir. dilediğim kimseyi ona uğratırım. 154.

Ürdün’ün Akabe limanına yakın “Eyle” kasabası olabilir.” Onlardan zulmedenler hemen sözü. onları kendilerine karşı şahit tutarak. söylemeleri istenen “hıtta (yâ Rabbi. Hakka dönsünler diye işte âyetleri böylece ayrı ayrı açıklıyoruz. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Onlara:) “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın ve onun içindekileri hatırlayın ki. 25 . biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. O. 160. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. 24 . 174. 170. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Allah’a karşı gelmekten sakınasınız” demiştik. tefsir kaynaklarının belirttiğine göre. İsrailoğullarının cumartesi (sebt) günü dünyevî işlerden ve dolayısıyla balık avından sakınmalarını ve o günü ibadete ayırıp tatil yapmalarını emretmişti. 22 23 . O zaman onlara denilmişti ki: “Şu memlekete22 yerleşin. 167. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Böyle yapmamız kıyamet günü. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. deniz kıyısında bulunan kent halkının24 durumunu sor. “Asânı taşa vur” diye vahyettik. şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca. Onlar da. elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. diğer günler o derece gelmiyorlardı. Hani Rabbin. şiddetli bir azapla yakaladık. şüphesiz biz. bizi affet)’ deyin. 161. “Bizden önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlar. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor.158. Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz. Onlar bize zulmetmediler. kendilerine söylenenden başka şekle soktular. bizi affet)” ifadesini. Âyette anlatılan olay budur. 162. Onlardan iyi kimseler vardır. “Rabbinize bir mazeret beyan etmek için. Balıklar cumartesi günleri akın akın sahile geliyor. Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz. ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle. elbette cezayı çabuk verendir. Allah Teâlâ. Hiç düşünmüyor musunuz? Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince.25 Hani onlardan bir topluluk demişti ki: “Siz. 164. diriltir ve öldürür. bu yasağı ihlal ederek cumartesi günleri de balık avlamaya başladılar. 166. Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış. 163. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi.23 (Ey Muhammed!) Onlara. (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben. buğday anlamına gelen “hinta”ya çevirerek güya alay etmişlerdir. o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. Yahut. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve “(nasıl olsa) biz bağışlanacağız” derlerdi. 169. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık. gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Hâlbuki. saygı gösterenler. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. 159. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.” Mûsâ’nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı. “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. Bu. yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Allah’ın helâk edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?” Onlar da. Derken. çok merhamet edendir. Şüphesiz O. Adı geçen memleketin Kudüs veya Erîha olduğu rivayet edilmiştir. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). “Evet. 173. İsrailoğulları. bir imtihandı. tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. 165. 172. Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne. Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. 168. Allah hakkında. Bakara sûresinin 58 ve 59. Şüphesiz Rabbin. bir de belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)” demişlerdi. 171. Biz onları on iki kabile hâlinde topluluklara ayırdık. . Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helâk mı edeceksin?” dememeniz içindir. Âyette sözü edilen bu kent. âyetlerinde de zikredildiği üzere. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk. onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. çok bağışlayandır. 64 . O hâlde. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve ‘Hıtta (Ya Rabbi. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

Eğer doğru söyleyenler iseniz. gözleri olup da bunlarla görmeyen. Yarattıklarımızdan. 29 . Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler. ya da işitecek kulakları mı var? De ki: “Haydi. biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.27 Onlar düşünmediler mi ki (çok iyi tanıdıkları.” De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. onları azgınlıkları içinde bırakır. 184. elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. O. çağırın ortaklarınızı. ne de kendilerine yardım edebilirler. Bakınız: En’âm sûresi. size ancak ansızın gelecektir. 188. cehennemlik olmuşlardır. kendileriyle iç içe yaşamış olan) arkadaşlarında (Peygamber’de) delilikten eser yoktur. hakka sarılarak doğru yolu gösteren ve hak ile adaleti gerçekleştiren bir topluluk vardır.175. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. 187. 182. Allah’ın yarattığı her şeye. onların ortak koştukları şeylerden yücedir. yere de ağır basmıştır. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım. kalpleri olup da bunlarla anlamayan. Âyette sözü edilen kimseler. O göklere de. O. Onları doğru yola çağırsanız size uymazlar. cinler ve insanlardan. O.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. 183. Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür! Allah. 177. 191. âyet ve ilgili dipnot. 26 . Fakat insanların çoğu bilmiyorlar. Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. 181. sussanız da sizin için birdir (sonuç alamazsınız). 185. Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi. ziyana uğrayanların ta kendileridir. 28 . Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a. 193. 195. 194. Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. 30 . 190. işte onlar. bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? Allah. bütün salihlere velilik eder. daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Yani insan cinsinin erkek türü olan Âdem’e. bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için. Allah. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Onları çağırsanız da. 75. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. kadın türünde bir eş yaratılmıştır. âyetinin dipnotuna bakınız. Allah. kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için. 65 . 189. yaratılan eşin. fizikî olarak o nefisten yaratıldığını değil. Buradaki “tuzak” kelimesi için bu sûrenin 99. kimi doğru yola iletirse.” Allah. odur doğru yolu bulan. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik. kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. 27 . kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama28. Fakat o. sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan29 var edendir. ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki. Ben onlara mühlet veririm. 186. Andolsun biz. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Hâlbuki onlar (edindikleri ilâhlar) ne onlara yardım edebilirler.30 Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de. kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. 192. 176. “nefis” (insan) ile eşinin aynı cinse. İşte bu. 179. Hiçbir şeyi yaratamayan. yine insan cinsinden. İşte bunlar hayvanlar gibi. Allah. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. onları “cehennemlikler” olarak belirlemiştir. Onların yürüyecek ayakları mı var? Yahut tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var. 196. âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Allah’ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Kimleri de saptırırsa. sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” Çünkü benim velim. ancak apaçık bir uyarıcıdır. “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen.26 En güzel isimler Allah’ındır. Buradaki “ondan” ifadesi. haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler). Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur. 180. bocalayıp dururlar. hatta daha da aşağıdadırlar. 178.

Şüphesiz O. 203. Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. hakkıyla işitendir. ayakta iken gidilmesi daha uygundur. Eğer onları. hâlbuki onlar görmezler. içinden yalvararak ve korkarak.31 31 . Sen af yolunu tut. Rabbini. Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar. Sen onların sana baktıklarını görürsün. Tilavet secdesi şöyle yapılır: Abdestli ve kıbleye yönelik olarak tekbir getirilip secdeye varılır. Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse. hemen Allah’a sığın.” Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin. Bu secdeye “tilavet secdesi” denir. yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. Bu secdeye. Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). Bunlardan birini okuyan. 202. 198. Onlar kendilerine de yardım edemezler. (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya. hakkıyla bilendir. Bu (Kur’an âyetleri).” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. cahillerden yüz çevir. 206. Kur’an’daki on dört secde âyetinden biridir. Bu âyet. Üç defa “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” denilerek secdeden kalkılır. iyiliği emret. ayakta iken veya otururken varılabilirse de. 200.197. doğru yola çağırırsanız işitmezler. şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler. 199. sonra da bundan hiç geri durmazlar. 201. Şeytanlara kardeş olanlara gelince. 205. ya da dinleyen kimsenin secde yapması vaciptir. 204. Allah’tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. 66 . İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.

Attığın zaman da sen atmadın. . aranızı düzeltin. tek bir melekle ya da aracısız olarak doğrudan doğruya yardım ederdi. O da. savaş. hakkıyla bilendir. Hani Rabbin meleklere. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. “Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum” diye cevap vermişti. onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmelerindendir. Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor. gerekenleri yaptıktan sonra. 17. Allah ve Rasûlüne itaat edin. bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır. sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Bismillâhirrahmânirrahîm. orduyla savaşmak yerine. Yoksa Allah Teâlâ dileseydi. 13. 3. sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu. kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. 6. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Hani Rabbinizden yardım istiyor. 4. Her kim de Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse bilsin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.1 Onlar namazı dosdoğru kılan. 16. İşte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır. -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. Savaş düzeninde iken kâfirlerle karşılaştığınız zaman sakın onlara arkanızı dönmeyin (savaştan kaçmayın). sizden şeytanın vesvesesini gidermek. Şüphesiz Allah. suçlular hoşlanmasa da Allah’ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi. Ne kötü varılacak yerdir orası! (Savaşta) onları siz öldürmediniz. Mü’minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi. Ey iman edenler. Peygamber hücum emri vereceği anda Cibril’in talimatı üzerine yerden bir avuç toprak alıp Kureyş ordusunun üzerine doğru fırlattı ve “yüzleri kavrulsun” buyurdu. 14. Sûrede başlıca. İman edenlere sebat verin. “Enfâl”. Bu. 11. Savaş bilinen zaferle sonuçlandı. Bedir savaşında teke tek vuruşmalardan sonra Hz. 9.” Mü’minler ancak o kimselerdir ki. Nasıl ki. kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. mutlak güç sahibidir. 8. Gerçek apaçık ortaya çıktıktan sonra. Rableri katında yüksek mertebeler. Allah’ın gazabına uğramış olur. tüm tedbirleri alıp. hüküm ve hikmet sahibidir. Onlara. “Ben sizinle beraberim. bunların kimlere ve nasıl pay edileceği konu edilmektedir. O hâlde.3 Allah bunu. tarafından güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yaptı. sizi temizlemek. 7. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler. 1. Tevekkül. onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. . özellikle Bedir savaşı sonrası elde edilen ganimetlerle. 1 2 3 4 . 75 âyettir. işin sonucunu Allah’a bırakarak ona güvenmek demektir. kervanı basarak ganimet elde etmek istemişlerdi. adını ilk ayetteki “el-Enfâl” kelimesinden almıştır. Kureyş müşriklerinin Mekke’ye gitmekte olan silâhsız ticaret kervanı ile. yalvarıyordunuz. Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Peygamber orduya hücum emri verdi. Mekke’den Bedir’e doğru hareket etmiş olan Kureyş ordusudur. sanki göz göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı. Allah’a ve Resûlüne aittir. Hani Allah size iki taifeden birini. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. . Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Müslümanlar. De ki: “Ganimetler.ENFÂL SÛRESİ Medine döneminde hicretin ikinci yılında Bedir savaşından sonra inmiştir.8. fakat Allah onları öldürdü. fakat Allah attı. Burada Allah’ın yardımı bin melek aracılığı ile gerçekleşmiştir.4 Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. 2. Onun varacağı yer de cehennemdir. Sûre. Müşrikler gözlerine giren tozları gidermekle meşgul iken Hz. ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariçböyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o.2 Bu. 10. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. savaş ganimetleri demektir. Âyette sözü edilen iki taife. o sizindir diye va’dediyordu. 15. Oysa Allah. 67 . İşte onlar gerçekten mü’minlerdir. eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının. 12. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. 5. Mü’minleri. Vurun.

26. Onlar tuzak kuruyorlar. pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Hz. 27. Bu âyette. Onların bir kısmı kadınlı-erkekli Kâ’be’yi çıplak olarak tavaf ederken. akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar. 37. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi. 20. Âyette söz konusu edilen tuzak. aksi takdirde azabın bütün toplumu kapsayacağı uyarısı yapılmaktadır. Bu. azabı çetin olandır. Hz. ıslık çalıp el çırparlardı.8 Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman. 33. . 19. Öldürmek kesin çözümdü. 31. hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. Toplantıda. Allah. “işittik” diyenler gibi de olmayın.9 Şüphe yok ki. kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder. . Bir de Allah. Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. . 23. ellerine birer kılıç verelim. Allah. ona engel olmak için bir çare bulmak üzere. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz. 9 . 22. Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek. pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. kendi yatağına Hz. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. 24. 34. yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü. Cebrail durumu Hz. kişi ile kalbi arasına girer. Peygamber. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi. sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin. Zira hicretin gerçekleşmesi hâlinde Müslümanlığın önü alınamayacak.18. Müşrikler. şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim. 68 . 98 ve ilgili dipnot. istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz.” Bu görüş kabul edilince. 30.6 O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. Peygamber’e haber vermişti. “Ey Allah’ım. Peygamber’in hapsedilmesi. fetih nasip et” diye dua etmişlerdi. İşitmedikleri hâlde. “Allah’ın. müslümanların kötülüklere karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmekte. İslâm’a inanmayanlar Mescid-i Haram’da müslümanların ibadetine engel oluyorlardı. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” dediler. Dâru’n-Nedve’de toplandılar.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince. 5 6 7 8 . Öyle ise (ey müşrikler) inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı. Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah. elbette onlara işittirirdi. Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez. Allah. Müşrikler savaşa çıkmadan önce Kâ’be’nin örtüsüne yapışıp. Onların. Ali’yi yatırarak Hz. inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. işte müşriklerin bu planıdır. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. 35. size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter. yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz. 29. 21. âyet. Bakınız: Nisâ sûresi. 32. büyük lütuf sahibidir. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. 54 ve ilgili dipnot. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazî olup. Şüphesiz. 36. kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir. dilsizlerdir. âyet. tuzak kuranların en hayırlısıdır. Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve (Kur’an’ı) dinlediğiniz hâlde ondan yüz çevirmeyin. sizi bağışlar. Ebu Cehil. Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır. Hz. Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Bile bile kendi (aranızdaki) emanetlerinize de hainlik etmeyin. Yine bilin ki. Fakat onların çoğu bilmez. 28. Oysa sen onların içinde iken. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. “Ey Allah’ım! Bu savaşta iki toplumdan doğru yolda olana yardım et. onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi. eğer şu (Kur’an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” demişlerdi. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak. Böyle yaparsak. O’nun huzurunda toplanacaksınız. 25. Allah. bu sizin için daha hayırlı olur. O. Allah onlara azap edecek değildi. (Ey inkârcılar!) Eğer fetih5 istiyorsanız işte size fetih geldi. Hani onlar. mü’minleri güzel bir şekilde dener). Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. “Duyduk. pis olanı temizden ayırmak. Allah da tuzak kuruyordu. Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.7 Derken Allah sizi barındırdı. Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken. İşte durum bu: (Allah.

kâfirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve “haydi tadın yangın azabını” diyerek canlarını alırken bir görseydin. . 50. Âyette. Onlar. “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. O. olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki. cezası çetin olandır” demişti. mutlaka ben de size yardımcıyım. Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe. sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki). ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a. Allah. Çünkü ben sizin görmediğiniz şeyler (melekler)12 görüyorum. hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün. sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah. 41. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. geçmişte küfre dönenlere uygulanan cezaların onlara da uygulanacağı ifade edilmektedir. Allah kullarına zulmedici değildir. şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Allah. yaşayan da açık bir delille yaşasın. “Bu gün artık insanlardan size galip gelecek (kimse) yok. öncekilere uygulanan ilâhî kanun devam etmiş olacaktır. Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor. Allah da kendilerini günahları sebebiyle hemen yakalamıştı. Fakat Allah. Eğer (küfürden) vazgeçerlerse. 55. yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü. sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir. 48. hainleri sevmez. Yoksa. Peygamber’e. Melekler. 54. onlar uzak tarafında. bunlar(a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. hüküm ve hikmet sahibidir. ölen açık bir delille ölsün. azabı çetin olandır. asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler.” demişti. tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. 12 . (Antlaşma yaptığın) bir kavmin hainlik etmesinden korkarsan. 47. Bakınız: Âl-i İmrân sûresi. Şımarıp böbürlenmek. âyet.10 Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. ne güzel dosttur. Çünkü onlar (sizi) âciz bırakamazlar. Ey Muhammed! İnkâr edenlere söyle: Eğer (iman edip. Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler. Hepsi de zalim kimselerdi. Artık onlar iman etmezler. 56. âyet. olacak bir işi gerçekleştirsin. (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize11 inandıysanız (bunu böyle bilin). Eğer Allah’a. gerisingeriye dönüp. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler. 57. kervansa sizin aşağınızdaydı.38. 42. ne güzel yardımcıdır! Bilin ki. İnkâr edenler. 8-9. hakkıyla bilendir. Fakat iki taraf (savaş alanında) yüz yüze gelince (şeytan). 52. Eğer sana onları çok gösterseydi elbette gevşerdiniz ve o iş hakkında birbirinizle çekişirdiniz. Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. 45. kendileriyle antlaşma yaptığın. devletiniz elden gider. Şüphesiz Allah. Bunların durumu. insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. onların yaptıklarını kuşatıcıdır. Fakat Allah (sizi bunlardan) kurtardı. geçmiş günahları bağışlanır. 123-124. Ben Allah’tan korkarım. 58. Hani Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. (Ey kâfirler!) Bu. 51. Sonra gevşersiniz ve gücünüz. Çünkü Allah. 59. 69 . 46. her şeye hakkıyla gücü yetendir. sen de antlaşmayı bozduğunu aynı şekilde onlara bildir. elbette hakkıyla işitendir. onun yakınlarına. 10 11 . Çünkü O. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlamışlar. Hâlbuki kim Allah’a tevekkül ederse. yoksullara ve yolculara aittir. O. Şüphesiz Allah katında. düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse. Bunların durumu tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Hani şeytan onlara yaptıklarını süslemiş ve. yetimlere. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Sabırlı olun. şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir. inkâr edenlerdir. 39. hakkıyla bilendir. Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. 44. Bütün işler Allah’a döndürülür. Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında. Ey iman edenler! (Savaş için) bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. biz de onları günahları sebebiyle helâk etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. 53. Bakınız: Enfâl sûresi. 40. Allah. Eğer onları savaşta yakalarsan. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse. 43. “Ben sizden uzağım. 49. hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir.

onların velayetleri size ait değildir. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa. Şimdi ise. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır. Fakat. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. 69. hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Allah. İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. 70 . 62. Ömer ise. Allah onların arasını uzlaştırdı. 75. Allah. iki yüz kişiye galip gelirler. Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah. yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa. sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. Tövbe edebilirler. hâlbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. 66. Allah’ın kitabınca. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz. hakkıyla işitendir. Allah. hakkıyla bilendir. işte onlar birbirlerinin velileridir. 74. hakkıyla bilendir. çok merhamet edendir. Onlarla Allah’ın düşmanını. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 72. yardım etmek üzerinize borçtur. hakkıyla bilendir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. Daha sonra iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenlere gelince. Size zulmedilmez. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Bunun üzerine bu âyet indi. Ebu Bekir. Peygamber. sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Allah’a karşı gelmekten sakının. “Bunlar senin kavmin ve akraban. 73. Eğer onlar barışa yanaşırlarsa. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa. iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse. hüküm ve hikmet sahibidir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız. 67. seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Allah. İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Çünkü O. çok bağışlayandır. kalplerinizde (iman. Hz. Eğer sana hainlik etmek isterlerse. kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. öldürülmelerini teklif etmişti. aldığınız şey (fidye)den dolayı size büyük bir azap dokunurdu. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse. mutlak güç sahibidir. 65. Nihayet. esirler hakkında yapılacak işlem için ashapla istişarelerde bulundu.Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyin. hüküm ve hikmet sahibidir. 60. 61. sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. çok merhamet edendir. işte onlar da sizdendir. 13 . işte onlar gerçek mü’minlerdir. ihlâs. hicret edinceye kadar.13 68. sabredenlerle beraberdir. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. 70. fidye alınması ve esirlerin serbest bırakılması benimsendi. Allah. mutlak güç sahibidir. Onları öldürme. Hz. (bil ki) onlar daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı (sana) imkân vermişti. İman edip hicret etmeyenlere gelince. O. 64.63. Onlardan fidye al. sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça. inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe. Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı. canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya. Bedir savaşı sonunda Resûlullah’a yetmiş tane savaş esiri getirilmişti. İçlerinde Peygamber’in amcası Abbas ile diğer amcası Ebu Talib’in oğlu Âkil de vardı. Hz. Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Şüphesiz O. Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. Ey Peygamber! Sana ve sana tabi olan mü’minlere Allah yeter. 71.

hac günlerinden arefe günü ya da bayramın birinci günüdür. dilediğinin tövbesini kabul eder. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi. eğer siz gerçek mü’minler iseniz. 1 1. Ancak arefe günü olması ihtimali daha kuvvetlidir. namazı kılar ve zekâtı verirlerse. İlk âyette geçen “berâet” kelimesinden dolayı sûreye Berâe sûresi adı da verilmiştir. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! 10. Sûrede başlıca. Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa. onlara karşı size yardım etsin. kendine karşı gelmekten sakınanları sever. Ancak Allah’a ortak koşanlardan. 14. kendilerini serbest bırakın. namazı kılıp zekâtı da verirlerse. 6. Şüphesiz Allah. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. şunu iyi bilin ki. Eğer Allah’a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa. peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah. siz de onlara dürüst davranın. Kur’an’ın müslümanlar üzerinde oluşturduğu etki ve Hz. Allah ve Resûlünden. Allah ise. Allah. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. Ama yüz çevirirseniz. vazgeçerler. adını Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini bildirdiği 104. Çünkü Allah. 12. Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Umulur ki. Sûrenin başına besmelenin yazılmamış oluşunu bazı bilginler. 7. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. 11. mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. 8. çok merhamet edicidir. inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken. onun bir önceki sûrenin devamı mahiyetinde oluşu ile açıklamışlardır. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece. âyetten almıştır. sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. Fakat tövbe edip. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar. Onlarla savaşın ki. 13. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen kimselerdir. kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere kesin bir uyarıdır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. Bu. bu sizin için hayırlıdır. . onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. 17. sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını). Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü. Resûlünden ve mü’minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeksizin cihad edenleri ayırt etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah. Yoksa. 16. oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Allah. Başında besmele olmayan tek sûredir. Allah’tan. 129 âyettir. antlaşmalara bağlı kalanlara karşı ise antlaşmalara bağlı kalınmasının gerekliliği. İnkârcılara. Hacc-ı ekber gününde1. elem dolu bir azabı müjdele! 4. Yeminlerini bozan. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün. artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. küfrün elebaşlarıyla savaşın. Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. kendine karşı gelmekten sakınanları sever.15. Sûre. Şunu bilin ki. 71 . Eğer tövbe ederler. Eğer tövbe ederseniz. Allah içinizden. inkârcıları perişan edecektir. 9. Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin. süreleri bitinceye kadar tamamlayın. yaptıkları antlaşmalara bağlı kalmayan düşmanlarla ilişkilerin kesilmesi. ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. Peygamber’in müslümanlar adına duyduğu endişe söz konusu edilmektedir. Onların antlaşmalarını. onları rezil etsin. Peygamber Efendimizin irtihaline yakın bir zamanda inmiştir. Allah’a ortak koşanlardan uzaktır.9. 5. hüküm ve hikmet sahibidir. bu hükmün dışındadır.kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. Allah’ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. hakkıyla bilendir.TEVBE SÛRESİ Son iki âyet hariç Medine döneminde. Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Hacc-ı Ekber günü. Allah’a ortak koşanların. onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. 2. Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını). kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz. 3.

Peygamber’in ve sebatkâr bir grup müslümanın gayretleriyle dağılan ordunun toparlanması sağlandı ve tekrar hücum edilerek zafer kazanıldı. hüküm ve hikmet sahibidir. Mekke’ye yaklaşık on mil uzaklıkta yer alan bir vadinin adıdır. 34. 3 . Yahudiler. bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları. fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış. O. 31. 24. Allah katında daha üstündür. yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. 32. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını. bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. çok bağışlayandır. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Artık bu yıllarından sonra. işte onlar. savaş ve kan dökülmesi yasak olan kamerî aylar demektir. Muharrem birinci ve Receb yedinci aydır. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla. Mekke’den Tâif’e giden yollardan biri üzerinde. Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Bu âyetle bir sonraki ayette. De ki: “Eğer babalarınız. sayıca üstünlüklerine güvenerek savaş öncesi fazlaca emin ve rahat hareket ediyorlardı. Onlar orada ebedî kalacaklardır. onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. fasık topluluğu doğru yola erdirmez. 28. 22. 21. Resûlü ile mü’minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Hıristiyanlar ise. İşte onlar. Allah’ın dosdoğru kanunudur. Bilin ki Allah. çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. Oysa. Bunlardan dördü haram aylardır. Bu aylardan Zilkâde on birinci. 29. aşiretiniz. kendi katından bir rahmet. küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. hahamlarını. peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. namazı dosdoğru kılan. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. kazandığınız mallar. Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle. 19. nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen. Hz. eşleriniz. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Yahudiler) Allah’ı bırakıp. Hani. Fakat Allah’a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa.2 Sonra Allah. insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir. 30. O. 33. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkâr edenlere azap verdi. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah katında ayların sayısı on ikidir. “İşte bu. başarıya erenlerin ta kendileridir. Allah.” Andolsun. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. bu vadide gerçekleşen savaşa işaret edilmektedir. kardeşleriniz. Sonra Allah. artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah. hürmet edilmesi gereken. 36. Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini. bunlar da ancak. Bu sebeple.18.3 İşte bu. zalimlerin ta kendileridir. İslâm ordusunun büyük bir kısmı düzensiz bir şekilde geri çekilmeye başladı. Bu savaşta müslümanların sayısı düşmanınkinden çoktu. Allah katında büyük bir mükâfat vardır. zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. Cahiliye devri uygulamasına göre. 25. peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise. Havâzinlilerin kurduğu pusuya düştüler. Mekke’nin fethinden sonra (H. biriktirip sakladıklarınızı!” denilecek. Şüphesiz.8) müslümanlarla müşrik Havâzin kabilesi arasında. Allah. kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. 20. 27. 26. böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve. İşte bu. “Üzeyr. kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Haram aylar. 35. Rableri onlara. 2 . Allah. Eğer yoksulluktan korkarsanız. Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Nihayet (bozularak) gerisingeriye dönüp kaçmıştınız. Müslümanlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah. onları kahretsin. 72 . İçinizden kim onları dost edinirse. Haydi tadın bakalım. ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan. Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. oğullarınız. Bu. bütün dinlere üstün kılmak için. siz de onlarla topyekûn savaşın. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında. Zilhicce on ikinci. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. Huneyn. Ancak. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse. canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri. (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. inkârcıların cezasıdır. Allah’ın oğludur” dediler. 23. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu. Allah’ın mescitlerini. “İsa Mesih. Allah’ın oğludur” dediler. çok merhamet edendir.

Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri hâlde. canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Yasak aylar uygulaması İslâm’da kaldırılmıştır. 41. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş. 47. Allah. gerek binek üzerinde6 Allah yolunda sefere çıkın. Zilhicce ve Muharrem aylarından birinin yerini yasak kapsamına girmeyen bir başka ay ile değiştirerek. pek az bir şeydir. Haram ayları ertelemek4.” Yine de ki: “İster gönüllü. seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup. Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz. Allah. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı. . hüküm ve hikmet sahibidir. zalimleri hakkıyla bilendir. 53. tercihlerini sapıklıktan. Andolsun. “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler. yasak devre içinde savaşıp kan dökebilecekleri bir ara dönem oluşturmaları uygulamasıdır. bir yıl haram sayıyorlar. Gerek yaya olarak. ancak inkârda daha da ileri gitmektir ki bununla inkâr edenler saptırılır. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. sizden asla kabul olunmayacaktır. 50. kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi. Sana bir iyilik gelirse. kâfirleri elbette kuşatacaktır. 42. 46. bu onları üzer. bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. ister gönülsüz olarak harcayın. Onların bu çirkin işleri. Mallarınızla. Fakat meşakkatli yol. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz. O. Eğer Allah. De ki: “Bizim başımıza ancak. namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. Allah. size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Benzer diğer âyetleri de böyle anlamak gerekir. 55. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. 73 . (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman. Allah’ın dini galip geldi. Haydi bekleyedurun. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. yalnız Allah’a güvensinler. 38. Öyleyse mü’minler. Şüphesiz ki cehennem. 40. ona bizzat Allah yardım etmişti. Eğer başına bir musîbet gelirse. 52. Allah. yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? Allah’a ve âhiret gününe iman edenler. Biz de. Allah’ın sözü ise en yücedir. Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı. beni fitneye (isyana) sevk etme” diyen de vardır. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan. Âyette. 44. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz. size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince. elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. oturan âcizlerle beraber” denildi. 4 . 5 6 Kur’an’da “en-Nesî” diye ifade edilen bu uygulama kısaca. Gerçi onlar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılmak için haram ayı bir yıl helâl. yalnızca. Onlardan “Bana izin ver. kan dökülmesi yasak olan dört aydan arka arkaya gelen Zilkâde. böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. zor da gelse” gibi çeşitli anlamlar da verilmiştir. “Eğer gücümüz yetseydi. Allah. sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir.” De ki: “Bizim için siz. elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Allah. bir kural olarak ifade edilmektedir.37. inkârdan yana kullananların. Doğru yol Kur’an’da apaçık gösterilmiştir. mutlak güç sahibidir. bu tercihlerine rağmen doğru yola iletilmeyeceği. çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. “Gençler ve yaşlılar olarak”. 48. Bilesiniz ki onlar (böyle diyerek) fitnenin ta içine düştüler. 49. 45. “Siz kolay da gelse. 39. “Oturun. yere çakılıp kaldınız. kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. 51. “Üzülme. mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.” Harcamalarının kabul edilmesine. Allah’ı ve Resûlünü inkâr etmeleri. . Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara. yolunda sefere çıkmazsanız.5 Ey iman edenler! Ne oldunuz ki. 43. kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Cahiliye devrinde. Allah. sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş. Allah. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı. Âyetin bu kısmına tefsir bilginlerince. onlara uzak geldi. bununla ancak onlara dünya hayatında azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. bizim yardımcımızdır. Hani o arkadaşına. inkârcı toplumu doğru yola iletmez. 54. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir.

Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimseye. Allah ve Resûlü’nü razı etmeleri daha önceliklidir. Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Onların varacakları yer cehennemdir.56. 61. 57. Sırf. Yine onlardan peygamberi inciten ve “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır” diyen kimseler de vardır. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. erkek münafıklara. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. kalplerinde olan şeyleri. kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat onlar korkudan ödleri patlayan bir topluluktur. borçlular. diğer bir zümreye azap edeceğiz. 77. 74 . O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?” Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz. 62. Kendilerine ondan bir pay verilirse. yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. Eğer onlar Allah ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup. De ki: “O. eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse. De ki: “Allah’la. Namazı dosdoğru kılar. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. içinde ebedî kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmediler mi? İşte bu. fasıkların ta kendileridir. Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. Allah. Allah ve Resûlü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah. malları ve çocukları daha fazlaydı. onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler. Allah’ın rızası ise. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle. Sadakalar (zekâtlar). Münafıklar. İyiliği emreder. Şüphesiz münafıklar. “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse. 73. zekât toplayan memurlar. lütuf ve kereminden onlara verince. düşkünler. ellerini de sıkı tutarlar. 65. mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. kendileri için hayırlı olur. kadın münafıklara ve kâfirlere. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. zekâtı verirler. mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır. derler. İşte onların dünyada da ahirette de amelleri boşa gitmiştir. İçlerinden. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Fakat Allah. Allah’a yemin ederler. 76. 63. 67. çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır. içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşini va’detti. bunların hepsinden daha büyüktür. onlara lânet etmiştir. İşte bu büyük başarıdır. ebedî olarak kalacakları. (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. (Ama inanmadılar. hemen koşarak oraya kaçarlardı. ne de bir yardımcı vardır. 69. hakkıyla bilendir. büyük bir rezilliktir. 58. Allah. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Nûh.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi. hoşnut olurlar. Allah da onları unuttu. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler. Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine. Eğer tövbe ederlerse. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). 75. Allah da onları cezalandırdı. 74. hemen kızarlar. hüküm ve hikmet sahibidir. (Ey münafıklar!). Biz yalnız Allah’a rağbet eder (O’nun ihsanını ister)iz” deselerdi. 60. 68. İbrahim’in kavminin. Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar. Ey peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Ne kötü bir varış yeridir orası! Bir şey söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. 72. Onlara kendilerinden öncekilerin. Şayet yüz çevirirlerse. ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. Allah. kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. Onlar için sürekli bir azap vardır. mü’minlere inanır (güvenir). Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı. onlara yeter. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile. “Bize Allah yeter. Oysa onlar sizden değillerdir. içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. 59. sizin için bir hayır kulağıdır ki Allah’a inanır. Kesinlikle sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”. 71. siz de (dünya zevkine) daldınız. Allah. Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır. O. paylarına düşenden faydalandığı gibi siz de payınıza düşenden öylece faydalandınız ve onların daldığı gibi. kötülükten alıkoyarlar.” Sizi razı etmek için.” Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan. Sizden öncekilerin. Eğer gerçekten mü’min iseler (bilsinler ki). kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler. 64. 66. siz de tıpkı sizden öncekiler gibisiniz: Onlar sizden daha güçlü. Onlar paylarına düşenden faydalanmışlardı. Hâlbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Onlar Allah’ı unuttular. 70. İçinizden inanan kimseler için bir rahmettir. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resûlü ileride bize yine verir. Âd ve Semûd kavimlerinin.

senden izin istediler ve “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım” dediler. Onlara döndüğünüzde. bunlarla ancak. Artık kazandıklarının karşılığı olarak. İşte bu büyük başarıdır. size yemin edeceklerdir. Kötü belâlar kendi başlarına olsun. 95. 91. Bedevîlerden öyleleri vardır ki. içinde ebedî kalacakları. gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek. 85. hüküm ve hikmet sahibidir. içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin. Allah. hakkıyla bilendir. çok ağlasınlar. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar..” Yanlarına döndüğünüz zaman. Kazandıklarının karşılığı olarak. Allah onlara. 86. “Allah’ın. canlarıyla cihat ettiler. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir. Allah. Allah. 94. kendilerine izin verilsin diye geldiler. Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse. 84. Bunlar. dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor. Sorumluluk ancak. de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Âyetin bu kısmı. Artık onların peşini bırakın. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. 87. fasık topluluğu doğru yola iletmez. Fakat peygamber ve beraberindeki mü’minler. Onlar için ister bağışlanma dile. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Çünkü onlar pistir. Siz onlardan razı olsanız bile. 90. Sonra hepiniz. (Allah yolunda) harcayacakları şeyi bir zarar sayar ve (bundan kurtulmak için) size belâlar gelmesini beklerler. Allah da kalplerini mühürledi. 81. “Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sûre indirildiğinde. 88. Allah. Allah’ın. geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. mallarıyla.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de. Kendilerinden razı olasınız diye. çok bağışlayandır. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun. onlardan servet sahibi olanlar. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” şeklinde de tercüme edilebilir. senin. Allah’a ve Resûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. 75 . 98. 93. Bütün hayırlar işte bunlarındır. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır. Bu. Artık onlar anlamazlar. güçsüzlere. hakkıyla işitendir. Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar. Size kesinlikle inanmayız. varacakları yer de cehennemdir. 80. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. az gülsünler. içlerinde gizledikleri ve gizlice yaptıkları görüşmeleri.” Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. 92. bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. 97. Artık onlar bilmezler. işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. 99. oturup kalmalarına sevindiler. size mazeret beyan edeceklerdir. Bilesiniz ki bu. ister dileme (fark etmez. Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman. onların Allah ve Resûlünü inkâr etmiş olmaları sebebiyledir. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. hakkıyla bilendir. içlerinde gizlediklerini ve fısıltılarını bildiğini7 ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu bilmediler mi? Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle. (Allah katında) onlar için 7 . çok merhamet edendir. 96. 79. Allah’a ve ahiret gününe inanır. 83. 82. Harcayacaklarını. 89. Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. Allah. güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya. Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde. hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. Bedevîlerden mazeret ileri sürenler. Allah onları asla affetmeyecektir.78. Bedevîlerden kimileri de vardır ki. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de.” Keşke anlasalardı.

yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. çok merhamet edendir. Çünkü Allah çok bağışlayandır. 112. 101. görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. bazı münafıklarca. iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Allah’ın emrine bırakılmışlardır. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup. Allah da tertemiz olanları sever. 106. tövbeyi çok kabul edenin. Sonra gaybı da. 4. kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu. (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. bu mescidi gözden düşürmek için inşa edilmişti. “Oruç tutanlar” şeklinde tercüme edilen “es-Sâihûn” kelimesi. 47. Kuba mescidi civarında.100. mü’minlerden canlarını ve mallarını. onlara içinden ırmaklar akan. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost. Yaptıkları bu mescidin. Allah bir toplumu saptıracak değildir. bu işe hıristiyan bir rahip olan Ebû Âmir’in teşvikiyle girişmişlerdi. onları rahmetine sokacaktır. hüküm ve hikmet sahibidir. O. yumuşak huylu bir kişiydi. “(Allah yolunda) seyahat edenler” şeklinde de tercüme edilebilir. hakkıyla işitendir. İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Mümtehine sûresi. Doğru yola ilettikten sonra. 103. hakkıyla bilendir. Bunlara ya azap eder ya da tövbelerini kabul eder. öldürürler ve ölürler. içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. oruç tutanlar9. Biz onları biliriz. Şüphesiz Allah. 108. Onların mallarından. Onlara iki defa azap edeceğiz. günahlarını itiraf ettiler. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi). 10 . Şu’arâ sûresi. 111. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Resûlü de. âyet. 115. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. iyilikle onlara uyanlar var ya. Münafıklar. Yaptıklarınızı Allah da. 104. 110. Allah. Münafıklar. kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. bunu Tevrat’ta. ne de mü’minlere. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde. 102. her şeyi hakkıyla bilendir. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır. Hz. -yakınları da olsalar. Mü’minleri müjdele. 107.İbrahim’in babasına verdiği söz ile ilgili olarak bakınız: Meryem sûresi. çok bağışlayandır. mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. İşte asıl bu büyük başarıdır.Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygambere yaraşır. mü’minler de göreceklerdir. Hz. Şüphesiz Allah. 109. Ebû Âmir.) Allah. Allah. . yakınlıktır. Bunlar. 76 . Onlar. içinde namaz kılmana elbette daha lâyıktır.10 Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıkça belli olunca. küfre yardım etmek. rükû’ ve secde edenler. hamdedenler. yapın. Binasını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve O’nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır. âyet. Allah. çok merhamet edendir. 8 İslâm tarihinde “Dırâr Mescidi” diye bilinen bir mescid. sadece ona verdiği bir söz yüzündendi. Şüphesiz Allah. çok içli. 113. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir. hakkıyla bilendir. diriltir ve öldürür. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Cehennem ehli oldukları açıkça kendilerine belli olduktan sonra. onlar Allah yolunda savaşırlar. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar. Kurmuş oldukları binaları. babası için af dilemesi. 69-86. Peygamber ile uzun müddet savaştıktan sonra Suriye’ye kaçmıştı. sakınacakları şeyleri kendilerine apaçık bildirmedikçe. hakkıyla bilendir. 105. zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. Artık. 116. Bunlar. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir. onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah. ondan uzaklaştı. Allah. Ebû Âmir’in bir ordu ile gelip müslümanlarla savaşmasını bekliyorlardı. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Allah. İbrahim’in. ne de bir yardımcı vardır. çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi? De ki: “Çalışın. müslümanları bölmesini ve böylece ona yardım etmiş olmayı umuyorlardı. âyet. tövbe edenler.8 Onun içinde asla namaz kılma.” (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da. hüküm ve hikmet sahibidir. İslâm’ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile. İşte bu büyük başarıdır. Diğer bir kısmı ise. 114. Şüphesiz İbrahim. 9 . Allah onlardan razı olmuş. ibâdet edenler.

123. yüce Arş’ın sahibidir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. ashap da onlardan yüz çevirmişti. 125. 119. Bu âyette. Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra. içlerinden. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da. 127. Bunların tövbelerinin kabul edildiği hükmü. O. Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevîlere. Ümeyye ve Murâra b. İman etmiş olanlara gelince. size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. Bunlar Tebük seferine katılmayıp geride kalmışlardı. Herhangi bir sûre indirildiğinde. onların tövbelerini kabul etmiştir. inen sûre onların imanını artırmıştır. Evet. Şüphesiz Allah. Andolsun Allah. Sonra (eski hâllerine) dönsünler diye. böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. din konusunda köklü bilgi sahibi olmak üzere meşgul olacak kimse kalmamıştı. sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. 126. Bilin ki. 12 . “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler.12 Ey iman edenler! Kâfirlerden (öncelikle) yakınınızda olanlarla savaşın ve sizde bir sertlik bulsunlar. ilmin cihad kadar önemli olduğuna. biri olmadan öbürünün olmayacağına dikkat çekilmektedir. büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar). onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. küçük bir birlik çıkarmıştı. vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış. (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. yorgunluk. tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. 121. Allah yolunda çektikleri susuzluk. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı. Tebük seferinden sonra Hz. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. ne de ibret alırlar. mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. Malik. 128. Andolsun. onların tövbelerini de kabul etti. Görmüyorlar mı ki.11 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş. 118. O. sonra da sıvışıp giderler. 129. böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Şüphesiz Allah. Allah’ın. Kalplerinde hastalık olanların ise. Tebük’ten dönünce bunlarla konuşmamış. pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış). yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için hesaplarına yazılmış olmasın. 122. Hz. Hilâl b. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Bana Allah yeter. 120. Bir sûre indirildi mi. Peygamber. Allah kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Allah yolunda küçük. kâfirleri öfkelendirmek üzere bir yere adım atmaları ve düşmana karşı herhangi bir başarı kazanmaları gibi hiçbir olay yoktur ki karşılığında kendilerine iyi bir amel(in sevabı) yazılmış olmasın. öncekilerden elli gün sonra gerçekleşmişti. Onlar bunu birbirlerine müjdelerler. Ben ancak O’na tevekkül ettim. iyilik yapanların mükâfatını elbette zayi etmez. açlık. Çünkü onların. Rabi’dir. Allah’ın Resûlünden geri kalmak. Seferden geri kalanlar hakkında inen âyetlerin de etkisi ile bu defa herkes bu birliğe katılmış. onlar her yıl bir veya iki kere belâya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar. sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir.117. Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Âyette sözü edilen üç kişi Medineli müslümanlardan Ka’b b. size çok düşkün. 77 . Peygamber. Sonra ne tövbe ederler.” 11 . Allah onların kalplerini çevirmiştir. 124. Şüphesiz O. kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. (alaylı bir şekilde) “Bu hanginizin imanını artırdı?” diyenler olur.

109 âyettir.94. Sûrede. inkâr etmekte olduklarından dolayı. işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden. Sûrede temel konu olarak Allah’ın rahmetinin gazabına üstün olduğu vurgulanmaktadır. yapmakta oldukları şeyler. bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. varacakları yer ateştir. insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi. gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan.YÛNUS SÛRESİ 40. kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. ben size onu okumazdım. Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz. elbette onların ecellerine hükmolunurdu. hidayete erdirir. 16.8. İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere. aralarındaki esenlik dilekleri. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Lâm. Bunların oradaki duaları. İşte biz. Sûre. hiç kimse şefaatçi olamaz. 1. onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. Şüphesiz O. “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. adını içindeki Yûnus kıssasından almıştır.” De ki: “Eğer Allah dileseydi. gerek otururken. 15. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 11. Rableri onları imanları sebebiyle. 14. 2. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı. Allah da size onu bildirmezdi. kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız. Allah’a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır. kudret ve hâkimiyet tahtı. O. “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler? Şüphesiz ki Rabbiniz. başlangıçta yaratmayı yapar. 6. gerek yan üstü yatarken. Kâfirlere gelince. “selâm”. güneşi bir ışık (kaynağı). Onlar zaten inanacak değillerdi. O'nun izni olmaksızın. sonra. O hâlde O'na kulluk edin. Allah’a karşı yalan uydurandan veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kimdir? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler. sizden önceki nice nesilleri peygamberleri. bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır. 3. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler. elbette büyük bir günün azabından korkarım. İnsana bir sıkıntı dokundu mu. Sonra. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. Nûh ve Mûsâ peygamberler ile bunların kavimlerinin kıssalarına yer verilmektedir. 7. “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”. 5. (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince. Allah. dualarının sonu ise. 17. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ikinci âyetinin dipnotuna bakınız. yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Bismillâhirrahmânirrahîm. Yûnus. Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile âyetlerimizden gafil olanlar var ya. Hiç düşünmüyor musunuz?” Artık. Şüphesiz gece ve gündüzün ard arda değişmesinde. . (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar. sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. 4. ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan. İşte o haddi aşanlara. Allah’ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde. Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda. gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. İşte O. 13. Rabbiniz Allah’tır. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım.1 Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. âyetlerini. bize kavuşmayı ummayanları. Elif. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. nasıl davranacağınızı görelim diye. Allah. Arş. Râ. bunu bir gerçek olarak va’detmiştir.95 ve 96. Eğer Allah. Eğer Rabbime isyan edecek olursam. Andolsun. sınırsız kudret makamı demektir. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükâfatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. O. 10. 78 . şerri de acele verseydi. sonra da Arş’a2 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. 1 2 . 9. âyetler Medine döneminde. “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. 12. böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir. Hâlâ düşünmüyor musunuz? Hepinizin dönüşü ancak O’nadır.10. onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.

79 . De ki: “Gayb ancak Allah’ındır. başlangıçta yaratmayı yapar.” Öyle ise. esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. Onların hepsini bir araya toplayacağımız. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. 34. hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır. 36. nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz? Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki. De ki: “O hâlde. 28. mutlaka şükredenlerden olacağız” diye Allah’a yalvarırlar. 21. bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. “Siz de. 26. Dünya hayatının hâli. Oysa zan. De ki: “Allah. bunları. sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah.” “Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter. işte böylece gerçekleşmiştir. insanlara bir rahmet (ferahlık ve mutluluk) tattırdığımız zaman. 31. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada. insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. sonra ayrılığa düştüler. ortaklarınız da yerinizde bekleyin” diyeceğimiz günü düşün. yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?” Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. O hâlde. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması” ve “inkârcıların inkârlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder.” Orada herkes daha önce yaptığı şeyleri yoklayacak (ve kendi akıbetini öğrenecek). onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir. “Onlar artık imana gelmezler” sözü. 20. başlangıçta yaratmayı yapacak. İşte onlar cehennemliklerdir. Bekleyin. Kötü işler yapmış olanlara gelince. İşte düşünen bir toplum için. Fakat onları kurtarınca. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi. 27. diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. 3 . Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz!? O. Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” İşte O. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. 24. kökünden yolunmuş bir hâle getiririz.3 O. daha çabuk tuzak kurar. nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir. hepsi de gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülecekler ve (ilâh diye) uydurdukları şeyler (onları yüzüstü bırakıp) kendilerinden kaybolup gidecektir. De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan. 32. 35. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği. bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. Allah. Onlar orada ebedî kalacaklardır. sonra da Allah’a ortak koşanlara. bir de bakarsın ki âyetlerimiz hakkında onların bir tuzakları (birtakım tertipleri ve asılsız iddiaları) vardır. Onları Allah’(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. eğer bizi bundan kurtarırsan. Şüphesiz Allah. O hâlde. sırf kendi aleyhinizedir. De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi. sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler. ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilir (işleri bitirilir)di. 30. 29. Sonunda dönüşünüz bizedir.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar. yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah’a has kılarak “Andolsun. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız.”. De ki: “Siz.18. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır. hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. 22. 25. Sanki yüzleri. sonra onu tekrar eder. 23. geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazî olup. ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki. şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” Kendilerine dokunan bir sıkıntıdan sonra. Artık onların (ortak koştuklarıyla) aralarını tamamen ayırırız ve ortak koştukları derler ki: “Siz bize ibadet etmiyordunuz. 33. karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. ne de bir zillet. yücedir. kendilerine ne zarar. Allah’ı bırakıp. âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. 19. “Ona (peygambere) Rabbinden bir mucize indirilse ya!” diyorlar.

haydi siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka. Bunda hiçbir şüphe yoktur. 57. sizin işiniz de size. 52. 39. “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir. 80 . suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir. Fakat o. 56. 44. Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. 4 . fakat insanlar kendilerine zulmederler. 38. ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. 49. 58. 50. Azabı gördüklerinde. yalnız bunlarla sevinsinler. Hayır öyle değil. Bilesiniz ki. kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkârdır. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. 45. aralarında tanışırlar. 61. indirilmiştir. Kendilerinden öncekiler de (peygamberleri ve onlara indirilen kitapları) böyle yalanlamışlardı. Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar. Onlar. Yoksa onu (Muhammed kendisi) uydurdu mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Rabbin bozguncuları daha iyi bilendir. Bu Kur’an. 42. çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. Siz benim yaptığımdan uzaksınız. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez. kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab’ı (Allah’ın Levh-i Mahfuz’daki yazısını) açıklayıcı olarak. yerdeki her şey Allah’ındır. De ki: “Ancak Allah’ın lütuf ve rahmetiyle. Eğer onlar seni yalanlarlarsa. hele gerçeği görmüyorlarsa. 51. bir kısmını helâl. Onların peygamberi geldiği (tebliğini yaptığı) zaman. Fakat körlere. 43. Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de. insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün. Her ümmetin bir peygamberi vardır. 41. eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa. bir kısmını haram kıldığınız rızıklar hakkında ne dersiniz?” De ki: “Bunun için Allah mı size izin verdi.37. De ki: “Allah dilemedikçe. İçlerinden öylesi var ki ona (Kur’an’a) inanır. 40.” De ki: “Allah’ın size indirdiği. sizin de. Fakat sağırlara. O. Bilesiniz ki. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt. ben de sizin yapmakta olduğunuz şeylerden uzağım (sorumlu değilim). yine onlardan öylesi de var ki ona inanmaz. Allah’ın va’di haktır. Yine bilesiniz ki. 54. Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Fakat onların çoğu bunu bilmez.) (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek). Sonra da zulmedenlere. onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. (göstermeden) seni vefat ettirsek de sonunda onların dönüşü bizedir. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz. Allah onların yapmakta olduklarına da şahittir. yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?” Allah’a karşı yalan uyduranların. 47. Her milletin bir eceli vardır. kendini kurtarmak için onu fidye verir. ne de gökte. “O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. 53. Onların eceli geldi mi. ne de fayda verme gücüne sahibim. için için derin bir pişmanlık duyarlar. 60. 55. de ki: “Benim işim bana aittir.” (O gün) zulmetmiş olan herkes. (söyleyin) bu tehdit ne zaman (gerçekleşecek)?” diyorlar. Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. göklerdeki her şey. O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa. siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz. Bu. (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun. 34.” Onlardan sana kulak verenler de vardır. ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar. sen mi doğru yolu göstereceksin? Şüphesiz Allah. 48. hele akılları da ermiyorsa. zerre ağırlığınca. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. De ki: “Evet. Onlar üzülmeyeceklerdir de. kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi. 46. (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun. Sonra. 59. fakat onların çoğu (O’nun nimetlerine) şükretmezler. âyet. ancak O’na döndürüleceksiniz. ziyana uğramış ve doğru yolu bulamamışlardır. o zalimlerin sonu nasıl oldu.”4 De ki: “Söyleyin bakalım. 62. diriltir ve öldürür. sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın. ben kendime bile ne bir zarar. sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi. hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır. Ne yerde. Bak. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi.

bir çocuk edindi” dediler. Artık siz de (bana) ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki. artık sadece O’na tevekkül edin” dedi. “Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)” dedi. Bak. onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar. yerdeki her şey O’nundur.” Onu yine de yalanladılar. uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu! Sonra. her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey. 88. bana mühlet de vermeyin! Eğer yüz çeviriyorsanız. sizden zaten hiçbir ücret istemedim. 72. hep Allah’ındır. “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. âyet. Sihirbazlar atacaklarını atınca. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. Onlara apaçık mucizeler getirdiler.” Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Mûsâ. Çünkü Allah.” Allah da. dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. 69. inkâr etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı tattıracağız. Allah. 85. 103-140. 81 . Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Mûsâ ve Hârûn’u mucizelerimizle gönderdik. bir vakit kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. apaçık bir sihirdir” dediler. 79. yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz. Mûsâ: “Size hak gelince.63. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Mûsâ dedi ki: “Sizin bu yaptığınız sihirdir. O. Sonra da. 68. 81. içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık). onu elbette boşa çıkaracaktır. hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir. 64. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. 65. Namazı dosdoğru kılın. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar. 78. Mûsâ’ya ve kardeşine. ahirette de onlar için müjde vardır. 87. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. gündüzü ise aydınlık kılandır. O. eğer O’na teslim olmuş kimseler iseniz. “Şüphesiz bu. O. sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver.” Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü bütün güç Allah’ındır. şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine. işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın. 77. hakkıyla işitendir. iflah olmazlar!” dedi. onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. Suçluların hoşuna gitmese de. 89. 74. “Her ikinizin de duası kabul edildi. (biliniz ki) ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. “Bütün usta sihirbazları bana getirin” dedi. 71. 82. Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince.5 Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara. Sonra dönüşleri bizedir. Dünya hayatında da. yerde kim varsa. “Allah. 86. ancak Allah’a aittir. Ey Rabbimiz. Ey Rabbimiz. o yerde zorba bir kişi idi. bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” Bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar. “Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah’a iman etmişseniz. Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. bozguncuların işini düzeltmez. 75. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır. Mûsâ. O. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Çünkü Firavun. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin” dedi. gerçekten aşırı gidenlerdendi. 66. çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler. 84. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. 76. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. O. 70. 83. Mûsâ ve Firavun kıssasının başka bir anlatımı için bakınız: A’râf sûresi. Dediler ki: “Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hâkimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz. Nûh’un haberini onlara oku. İşte bu büyük başarıdır. 73. 5 . bundan uzaktır. Allah. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular. hakkıyla bilendir.” Firavun. 80. Bilesiniz ki göklerde kim var. 67. Bana müslümanlardan olmam emredildi. Benim ücretim. Hani o.

arkandan geleceklere ibret olman için. haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar. Onlar sadece.İsrailoğullarını denizden geçirdik. Andolsun ki. “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Şüphesiz. insanları zorlayacaksın? 100. Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa. biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik.” 109. azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. Andolsun. elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. keşke (azabı görmeden) iman edip. De ki: “Göklerde ve yerde neler var. O. ancak kendisi için girer. fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. bunu kullarından dilediğine eriştirir. 108. size Rabbinizden gerçek (Kur’an) gelmiştir. imanı kendisine fayda veren bir tek memleket halkı olsaydı! (Yûnus’un kavmi) iman edince. (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.” 107. Biz de bugün bedenini. Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma. Firavun da. Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Eğer böyle yaparsan. 91. 82 . hüküm verenlerin en hayırlısıdır. inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.” 103. De ki: “Ey insanlar. kurtaracağız.” Fakat âyetler ve uyarılar. bil ki onu. 98. eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz. Yûnus’un kavminden başka. O hâlde. kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım. Bana mü’minlerden olmam emrolundu. 101. (Ey Muhammed!) Aynı şekilde üzerimize bir hak olarak. O. çok merhamet edicidir. bir baksanıza. yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekûn iman ederlerdi. şüphesiz ki sen zâlimlerden olursun. O’ndan başka giderebilecek yoktur. 96. 93. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye. Sakın Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun. Ben de müslümanlardanım” dedi. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Ben sizden sorumlu değilim. Sonra resûllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Allah’ın izni olmadıkça. çok bağışlayıcıdır.” 105. ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim. kendilerine bütün mucizeler gelse bile. askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere. bilin ki ben. Şüphesiz ki. Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam. Nihayet boğulmak üzere iken. 102. 104. sana Rabbinden hak gelmiştir. O. 90. inananları da kurtaracağız. De ki: “Ey insanlar. Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ve ne de zarar verebilecek olan şeylere yalvarma. 99. derhal onları takibe koyuldu. 92. 94. dünya hayatında (sürüklenebilecekleri) rezillik azabını onlardan uzaklaştırmış ve onları belli bir zamana kadar yararlandırmıştık.97. Eğer Rabbin dileseydi. Artık kim doğru yola girerse. ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir. hiçbir kimse iman edemez. Yine bana şöyle emredildi: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dîne çevir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar.106. Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen. Eğer sana bir hayır dilerse. Allah. sakın şüphe edenlerden olma! 95.

aklın ilâhî vahiyle de desteklendiği vurgulanmış olmaktadır.11. biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. sağlam ve açık) kılınmış. Sûre.” Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O. o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. rızkı Allah’a ait olmasın. Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. 9. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen. âyet. Bismillâhirrahmânirrahîm. üstelik insanın doğru bir inanca sahip olma yolunda aklıyla baş başa bırakılmayıp. (müşriklerin) “Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!” demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. (Dünyada) yaptıkları şeyler. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş şeylerdir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. 6. her şeye hakkıyla gücü yetendir. (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. İyi bilin ki onlar. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Buna göre âyette. sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. Tefsir bilginlerine göre burada sözü edilen delil akıldır.HÛD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Çünkü o. Allah ise her şeye vekildir. kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey. Sûrede başlıca tevhit. henüz Arş'ı2 su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. ona bir nimet tattırırsak mutlaka. 11.1 Bu Kur’an. Yoksa “onu (Kur’an’ı) uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. 7. (Ey Muhammed!) Belki de sen. O. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra. âyetleri. 3 . haydi Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp. orada boşa gitmiştir. Eğer yüz çevirirseniz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar. “Arş” kavramıyla ilgili olarak ayrıca bakınız: A’râf sûresi. şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. 123 âyettir. 5. şımarık ve böbürlenen biridir. inkâr yoluna sapan kimselerin bir olmadığı. Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse. hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz. Elif Lâm Râ. öldükten sonra dirilme ve ceza konuları ele alınmakta ve bunlar bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenmektedir. Artık müslüman oluyor musunuz? Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse. Yine iyi bilin ki. Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da. bu delili Rabbinden bir şahit (Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat) desteklemektedir. “Kötülükler benden gitti” diyecektir. 1. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. 83 . ancak bir uyarıcısın. 15.3 İşte bunlar ona (Kur’an’a) inanırlar. İşte onlar. 17. 14. kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. elbiselerine büründükleri zaman bile. yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki. O. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de. sonra bunu ondan çekip alırsak. apaçık bir büyüdür” derler. 3. 4. Dönüşünüz ancak Allah’adır. 1 2 . 10. bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki. inkârcılar “Mutlaka bu. İyi bilin ki. biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek. ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. aklını gereği gibi kullanan ve bu sayede Allah’ın varlığına ve birliğine inanan kimse ile. . Fakat sen. sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. peygamberlik. 12.2. Andolsun. 8. hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için. Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir.” Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. 16. her şeyi dünya hayatından ibaret kabul edip fıtrata aykırı olarak. 13. azap onlara geleceği gün. adını içinde söz konusu edilen Hûd peygamberden almıştır. kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. 54.

18. 19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26. 27.

28. 29. 30. 31.

32. 33. 34. 35. 36. 37. 38. 39. 40.

Gruplardan her kim onu inkâr ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar. Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, “Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır” diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah’ın lâneti zalimler üzerinedir. Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah’tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı. İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup gitmiştir. Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır. Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz? Andolsun, biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum.” Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?” “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.” “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?” Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’ı) âciz bırakamazsınız.” Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz. (Ey Muhammed!) Yoksa “Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.” Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O hâlde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.” “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.” (Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.4

4

.

Aynı olayla ilgili olarak Mü’minûn sûresinin 27. âyetine bakınız.

84

(Nûh), “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi. 42. Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi. 43. O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. 44. “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi. 45. Nûh, Rabbine seslenip şöyle dedi: “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va’din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.” 46. Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi. 47. Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi. 48. Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.” 49. İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır. 50. Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u gönderdik. Hûd, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka sizin hiçbir ilâhınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz.” 51. “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52. “Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.” 53. Dediler ki: “Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilâhlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz.” 54,55. Biz sadece şunu söyleriz: “Seni, ilâhlarımızdan biri fena çarpmış.” Hûd, dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.” 56. “İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın.5 Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” 57. “Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.” 58. Helâk emrimiz gelince, Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık. 59. İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. O’nun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular! 60. Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Biliniz ki Âd kavmi, Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Hûd’un kavmi Âd, Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. 61. Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.6 Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. 62. Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” 63. Salih, dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet (peygamberlik) vermişse, O’na karşı geldiğim takdirde beni Allah’tan kim koruyabilir? Demek ki, zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.”
5 6

41.

. .

Âyetin bu kısmında, bütün canlıların, Allah’ın kudret ve iradesi altında bulunduğu, mecazî bir anlatımla dile getirilmektedir. Bu âyet-i kerimede insanoğluna çok hayatî bir mesaj verilmektedir. Çünkü yeryüzü, Allah’ın insana bir emanetidir. Bu emanetin, Allah’ın yeryüzünde yarattığı tabii denge çerçevesinde korunması, geliştirilmesi ve imar edilmesi gerekir. Allah’ın yeryüzüne koyduğu tabii dengeye zarar verecek her türlü anlayış ve eylem de Kur’an’ın bu mesajına ters düşer. Çünkü insana verilen görev yeryüzünün imarıdır, tahribi değil.

85

“Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.” 65. Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helâk olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.” 66. (Helâk) emrimiz geldiğinde Salih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helâktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 67. Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. 68. Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. (Yine) biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştı. 69. Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. 70. Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: “Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.” 71. İbrahim’in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak’ı müjdeledik; İshak’ın arkasından da Yakûb’u. 72. Karısı, “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!” dedi. 73. Melekler, “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir.” dediler. 74. İbrahim’in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. 75. Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi. 76. Elçilerimiz, “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. 77. Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve “Bu çok zor bir gün” dedi. 78. Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût, dedi ki: “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikâhlanmanız) sizin için daha temizdir.7 Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” 79. Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. 80. (Lût da:) “Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim” dedi. 81. Konukları şöyle dedi: “Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!” 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. 84. Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.” 85. “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” 86. “Eğer inanan kimselerseniz Allah’ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim.” 87. Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.” 88. Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece O’na tevekkül ettim ve sadece O’na yöneliyorum.”
7

64.

.

Bir peygamber, gönderildiği kavmin manevî babası sayılır. Bu itibarla gönderildiği toplumun kadınları o peygamberin manevî kızları mesabesindedir. Burada Lût Peygamber, kavmini içine düştükleri cinsel sapıklığı (erkeğin erkekle cinsel ilişkisi) terk edip meşru ve doğal ilişkiye dönmeleri ve kadınlarla nikâhlanmaları konusunda uyarmaktadır.

86

“Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin, veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lût kavmi sizden uzak değildir.” 90. “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.” 91. Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.” 92. Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki, O’na sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır.” 93. “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.” 94. (Azap) emrimiz gelince, Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. 95. Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı. 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi. 98. Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası! 99. Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek! 100. (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de. 101. Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince, Allah’ı bırakıp da taptıkları ilâhları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlâhları onların sadece ziyanlarını artırdı. 102. Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir. 103. Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.8 104. Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz. 105. O gün geldiği zaman Allah’ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da. 106. Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır. 107. Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır. 108. Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir. 109. (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz. 110. Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. 111. Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. 112. Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür. 113. Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez. 114. (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.9

89.

8

.

Âyetin son cümlesi, “Bu, her şeyin ortaya dökülüp görüleceği bir gündür” şeklinde de tercüme edilebilir.

87

Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez. Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. 117. Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez. 118,119. Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, “Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım” sözü kesinleşti.10 120. (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. 121. İman etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.” 122. “Bekleyin, biz de bekleyeceğiz.” 123. Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah’a mahsustur. Bütün işler O’na döndürülür. Öyle ise O’na kulluk et ve O’na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

115. 116.

9

Bu âyet, namaz vakitlerini göstermektedir. Gündüzün iki tarafından maksat, güneşin tepe noktasına gelmesinden önceki ve sonraki dilimleri demektir. Buna göre sabah namazı gündüzün bir tarafında, öğle ve ikindi namazları da öbür tarafında olmaktadır. Gecenin gündüze yakın vakitleri ise akşam ve yatsı vakitleridir. 10 . Allah, peygamberler aracılığıyla insanlara doğruyu ve yanlışı gösterdikten sonra kendilerine verdiği hür iradenin bir gereği olarak onları tutacakları yolu seçmekte özgür bırakmış, mutlaka razı olduğu yolu seçmeye zorlamamıştır. Onlara yanlışı seçme hakkı tanımamış olsaydı, insanları tek ümmet yapmış olurdu. Böyle yapmayarak onları doğru veya eğriyi seçmekte serbest bırakmıştır. Aksi takdirde seçimlerinden dolayı sorumlu tutulmalarının bir anlamı olmazdı. Bunun sonucu olarak bazıları nefislerinin heva ve hevesine uyup yanlışları seçmişler ve böylece ihtilaflar ortaya çıkmıştır. İhtilaflar çıkmaya da devam edecektir. Âyet-i kerimede bu gerçek vurgulanmakta, Allah’ın gösterdiği yolu seçenlerin O’nun rahmetini elde etmiş olacakları belirtilmekte ve aslında bütün insanların özgür iradelerini kullanarak bu rahmeti elde etsinler diye yaratıldığı yahut da kendi seçimlerine göre hangi yolu tercih etmişlerse, o yola gitmek üzere yaratıldıkları ancak birçoklarının yanlışları tercih ederek Allah’ın rahmetinden uzak kaldığı, böyleleri için de cehennemin kaçınılmaz bir varış yeri olarak kararlaştırıldığı ifade edilmektedir. Ayrıca bakınız: İnsan sûresi, âyet, 3.

.

88

akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız.” Babaları. Babası. Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. 18. 6. 4. sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. 15. 3. Hâlbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. birkaç dirheme sattılar. 20. “Elif. “Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. “Doğrusu onu götürmeniz beni üzer. Yakub dedi ki: “Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürükledi. Onu ucuz bir fiyata. Babalarına şöyle dediler: “Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz onun iyiliğini isteyen kişileriz. sana tuzak kurarlar. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. apaçık Kitab’ın âyetleridir. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz.4 Onu satın alan Mısırlı kişi. önemli mesajlar verilmektedir. 21. “Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz” dediler. güzel bir sabırdır. sucularını suya göndermişlerdi. Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona. “Yûsuf’u öldürmeyin. Bir de üzerine. güneşi ve ayı gördüm. Yoksa. 22. diye korkuyorum. 9. siz ondan habersiz iken onu kurt yer. 1. 1 2 . Hani Yûsuf.1 Bunlar. Oysa Allah.” Andolsun. Sucu kovasını kuyuya salınca. Zaten ona değer vermiyorlardı.2 Biz onu. Ondan sonra (tövbe edip) salih kimseler olursunuz. ona hikmet ve ilim verdik. Âyetin bu kısmı. Şüphesiz biz onu koruruz. insanın apaçık düşmanıdır. sahte bir kan bulaştırılmış gömleğini getirdiler. hüküm ve hikmet sahibidir. Bunlar. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. 111 âyettir. Kardeşleri dediler ki: “Biz güçlü bir topluluk olduğumuz hâlde. Bu sûrede Yûsuf Peygamberin hayatta karşılaştığı sıkıntılar ve bunlara sabrederek nasıl başarıya ulaştığı anlatılmakta ve inananlar için faydalı öğütler. Kur’an’da baştan sona kadar bir tek konuyu anlatan tek sûre budur. Doğrusu babamız açık bir yanılgı içindedir. (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. Râ.” Bir kervan gelmiş.YÛSUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” “İşte Rabbin seni böylece seçecek. İşte biz. onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. 7. “Andolsun. Anlattıklarınıza karşı yardımı istenilecek de ancak Allah’tır. işinde galiptir. Olgunluk çağına erişince. Allah. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. 11. Elif Lâm Râ. şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma.” İşte böylece biz Yûsuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar.” Onlardan bir sözcü. Bu âyet.” “Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. fakat insanların çoğu bunu bilmezler. 2. 14. 13. “Zaten onu hemen elden çıkarmak istiyorlardı” şeklinde de tercüme edilebilir. onların yaptıklarını biliyordu. “Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!” dedi.” Onlar da. 16. diğer kardeşler ise başka anadan idiler. Bismillâhirrahmânirrahîm. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın” dediler. açıklayıcı Kitab’ın âyetleridir” şeklinde de tercüme edilebilir. 10. 17. Lâm.12. Çünkü şeytan.”3 “Yûsuf’u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 5. 4 . Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. Yûsuf ile Bünyamin bir anadan. 89 . 8. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. . (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. 12. Artık bana düşen. hanımına dedi ki: “Ona iyi bak. 19. iyi davrananları böyle mükâfatlandırırız. 3 .

” Yûsuf. Ben. Yûsuf dedi ki: “Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce. 90 . 41. “Ey Rabbim! Zindan bana. Yûsuf da ona istek duyacaktı. “Haydi gelsene!” dedi. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız.” Kadının kocası Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce. 25. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a. Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir milletin dinini bıraktım. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. 39. Allah. Andolsun. Bu. kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. (Zindana varınca). onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. “Allah’a sığınırım. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. nice zamandan sonra (Yûsuf’u) hatırladı ve. 34. Kadın. 35. onlara meyleder ve cahillerden olurum” dedi. diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. 29. İkisi de kapıya koştular. 36. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu.23. Hüküm ancak Allah’a aittir. O. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür. kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. “Çık karşılarına” dedi. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı.” “Ey Yûsuf! Sen bundan sakın kimseye bahsetme. kadın yalan söylemiştir. dedi. ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. birkaç yıl daha zindanda kaldı. Andolsun. (Ey Kadın. onlardan kurtulacağını düşündüğü kişiye.” Şehirde birtakım kadınlar. 43.” Yûsuf. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek. Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. Ümid ederim ki (vereceğin bilgi ile) insanlara dönerim de onlar da (senin değerini) bilirler” dedi. “O. bana Rabbimin öğrettiklerindendir. beni hakkında kınadığınız kimsedir. bu bir insan değil. eğer emrettiğimi yapmazsa. “Ben rüyamda yedi semiz ineği. Fakat şeytan onu efendisine hatırlatmayı unutturdu da bu yüzden o. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. ancak şerefli bir melektir” dediler. 42.” “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilâhlar mı daha iyidir. Çünkü o. Yûsuf’un suçsuzluğunu ortaya koyan delilleri gördükten sonra yine de mutlaka onu bir süre zindana atmayı uygun buldular. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Bizim. Diğeri. “Aziz’in karısı. Kadın. 37. hakkıyla bilendir. 45.” Zindandaki iki kişiden kurtulmuş olanı. benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. yedi zayıf ineğin yediğini. ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır. 32. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Rabbi. 27. Andolsun. rüyamı bana yorumlayın” dedi. Bu.” Yûsuf. doğru söyleyenlerdendir. onun ne olduğunu bildiririm. 40. O (Yûsuf) ise. İshak ve Yakub’un dinine uydum. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz. bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur. Biz. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan. Fakat insanların çoğu bilmezler. onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler.) biriniz efendisine şarap sunacak. fakat insanların çoğu şükretmezler. “Yûsuf! Ey doğru sözlü! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi. mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak. Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. 46. Fakat o. siz kadınların tuzağıdır. Kadınlar Yûsuf’u görünce. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bize bunun yorumunu haber ver. O ise. bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. iffetinden dolayı bundan kaçındı. bana iyi baktı. Kadın dedi ki: “Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası. çünkü o (kocan) benim efendimdir. hemen beni (zindana) gönderin” dedi. sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. “Ben size onun yorumunu haber veririm. 28. ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. 38. 26. “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Kral. (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir.” “Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa. bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. bir de yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak hakkında bize yorum yap. Biri. hakkıyla işitendir. “Efendinin yanında beni an”. ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. 33. dedi ki: “Şüphesiz bu. 44. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa. 30. ben ondan murad almak istedim. “Ben de rüyamda başımın üzerinde. Şüphesiz ki O. Çünkü sen günah işleyenlerdensin. “Hâşâ! Allah için. Sonra onlar. kadın doğru söylemiştir.) sen de günahının bağışlanmasını dile. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. 24. 31.” “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince. Yûsuf’un gömleğini arkadan yırttı. İşte en doğru din budur. o (Yûsuf) yalancılardandır. yoksa mutlak hâkimiyet sahibi olan tek Allah mı?” “Siz Allah’ı bırakıp.” “Atalarım İbrahim.

“Onun hakkında size ancak. (Yûsuf). “Allah söylediklerimize vekildir” dedi. adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç. hainlerin tuzaklarını başarıya ulaştırmayacağını bilmesi içindi” dedi. (Derken) Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler ve yanına girdiler.” Kral. Onu getirene bir deve yükü ödül var. Çünkü bu getirdiğimiz az bir zahiredir” dediler. dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkân ve iktidar verdik. Elbette ki. Sonra da. “Benim böyle yapmam. Şüphesiz o. nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. 60. onlar ise Yûsuf’u tanımıyorlardı. 53.” Yûsuf’un kardeşleri onlara dönerek. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe. 55. Tevekkül. Onunla konuşunca dedi ki: “Şüphesiz bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir bir kişisin.” “Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. 50. kardeşi Bünyamin’i yanına bağrına bastı ve (gizlice) “Haberin olsun ben senin kardeşinim. ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim. “Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri verilmiş. Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu. Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de. Elçi.5 Tevekkül edenler de yalnız O’na tevekkül etsinler” dedi. artık onların yaptıklarına üzülme” dedi. “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç. Kadınlar. o işin sonucunu Allah’a havale ederek O’na güvenmektir. biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. 58. 70. çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç. “Onu bana getirin. Fakat insanların çoğu bilmezler. Yûsuf onları tanıdı. benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah’ın. “Hükümdar’ın su kabını yitirdik. 54. Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. 64. onu özel olarak yanıma alayım”. 91 . biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi. inananlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: “Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. 52. onların yüklerini hazırlatırken su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. ellerini kesen o kadınların derdi ne idi. Ben O’na tevekkül ettim. Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. Yakub onlara. 56. yokluğunda. daha önce kardeşi hakkında güvendiğim kadar güvenebilirim! Allah en iyi koruyandır ve O. Kral. Sonra da bir çağırıcı şöyle seslendi: “Ey kervancılar! Siz hırsızsınız. Görmüyor musunuz. artık benim yanımda size verilecek tek ölçek (zahire) bile yoktur ve bir daha da bana yaklaşmayın. Hüküm ancak Allah’ındır.47. ayrı ayrı kapılardan girin. Kardeşimizi (Bünyamin’i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onunla yine ailemize yiyecek getirir. Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. “Ne yitirdiniz?” dediler. saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. diye sor. “Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. o.” Yûsuf. kardeşimizi korur ve bir deve yükü zahire de fazladan alırız. babalarına döndüklerinde. 48. Yûsuf.” Dediler ki: “Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir. “Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin. 57. Aziz’in.” Kral. 68. “Ben nefsimi temize çıkarmam. 72. 61. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler. ahiret mükâfatı. 71. “Şimdi gerçek ortaya çıktı. kadınlara. 59. “Hâşâ! Allah için. Aziz’in karısı ise. çok merhamet edendir” dedi. onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. “Onu bana getirin” dedi. 69. Yûsuf.” Yûsuf. 62. 63.” “Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. biçtiklerinizi başağında bırakın. Böylece Yûsuf’a. merhametlilerin en merhametlisidir” dedi. 65. Babaları. bir iş konusunda yapılması gereken her şeye başvurduktan sonra. Ben buna kefilim” dediler. 66. Ona güvencelerini verdiklerinde. 51. Onu biz elbette koruruz” dediler. 5 . “Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Ondan ben murad almak istedim. Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde.” Onlar. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır.” “Eğer onu bana getirmezseniz. Onlar. “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Sadece Yakub. 49. dedi. 67.

Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki. Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Allah onların hepsini bana getirir. Yûsuf dedi ki: “Siz (henüz) cahil kimseler iken Yûsuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?” Kardeşleri. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. 87. 95. 78. “Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın” dediler. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. O artık acısını içinde saklıyordu. 84. 85. 76. Şüphesiz biz o takdirde zulmetmiş oluruz” dedi.73. Biz gerçekten suçlu idik” dediler. Yûsuf. daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah. Oğulları.” Yûsuf. Ondan ümitlerini kesince. Yûsuf ana babasını bağrına bastı ve “Allah’ın iradesi ile güven içinde Mısır’a girin” dedi. Şüphesiz O. 99. “Siz kötü bir durumdasınız. Sonunda üzüntüden eriyip gideceksin veya helâk olacaksın” dediler.” Yûsuf dedi ki: “Bugün size kınama yok. Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek 92 .” Yakub. şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi. sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler. su kabı kimin yükünde bulunursa. Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. sen hâlâ Yusuf’u anıp duruyorsun. 94. 93. gözleri açılsın ve bütün ailenizi bana getirin” dedi. O. daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. bu da kardeşim. hakkıyla bilendir. çok merhamet edendir” dedi. Yûsuf’a: “Ey güçlü vezir! Bunun çok yaşlı bir babası var. Onlardan yüz çevirdi ve. Zahiremizi tam ölç. hırsız da değiliz. Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi. 100.” “Siz babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. ayrıca bize sadaka ver. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını.” Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde. sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi. hükmedenlerin en hayırlısıdır. Allah sizi bağışlasın. daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı. Onun yerine bizden birini alıkoy. Dediler ki: “Eğer o çalmışsa. Onlar da: “Cezası. Yakub. biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. “Eğer yalancı iseniz. merhametlilerin en merhametlisidir. 77. 75. Değersiz bir sermaye ile geldik. sen Yûsuf musun?” dediler. Çünkü O. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. 91. “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Allah. “Allah’a yemin ederiz ki. o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. 96. “Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. 86. (Mısır’a gidip) Yûsuf’un huzuruna girdiklerinde. Allah tarafından. O da. Dediler ki: “Allah’a andolsun. O. bize iyilikte bulundu.” Onlar. anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. 97. İçinden. Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. hırsızlığın cezası nedir?” dediler. İşte biz Yûsuf’a böyle bir plan öğrettik. 89. Gerçekten biz suç işlemiştik. hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. “Malımızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız. 98. Yakub. siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik. “Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. güzel bir sabırdır. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu. “Yoksa sen. kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. “Bana bunak demezseniz. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik. Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları. Oğulları. Ancak Allah’ın dilemesi başka. Çünkü. çok bağışlayandır. Şüphesiz Allah. Artık bana düşen. Onlar da. 74. “Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı.” “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. “Ben Yûsuf’um. 79. 82. “Ey babamız! Allah’tan suçlarımızın bağışlanmasını dile. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. 80. Rabbim onu gerçekleştirdi. 88. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra. 83. Yakub. 90. “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. şüphesiz ben Yûsuf’un kokusunu alıyorum” dedi. Dediler ki: “Allah’a andolsun. Onlar. Ben. Şüphesiz biz senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz” dediler. kim kötülükten sakınır ve sabrederse. 81. 92. “Ben size. Bunun üzerine Yûsuf. Umulur ki.

Şüphesiz O. 108. 6 . hakkıyla bilendir. gayb haberlerindendir. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat. 111. hüküm ve hikmet sahibidir. dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. Onu sana biz vahiy yolu ile bildiriyoruz. 105. Allah’ın varlığına inanmakla birlikte. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden. onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. bana çok iyilikte bulundu. âyet. 106. 107. Müşrikler. memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada. Allah’ın şanı yücedir.101. onlara yardımımız geldi de. Allah’a ortak koşanlardan değilim.” Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. 103. 102. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Yeryüzünde dolaşıp da. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. Azabımız ise.” İşte bu (kıssa). böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. 104. Andolsun ki. 3) 93 . Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kur’an. Şüphesiz Rabbim.” Biz senden önce de. uydurulabilecek bir söz değildir. Ben. 109. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir.6 Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? De ki: “İşte bu benim yolumdur. ilâh edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilâhlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilâh edindikleri bu şeylere verirler. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir. 110. suçlular topluluğundan geri çevrilemez. Yoksa onlar tuzak kurarak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin.

İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır ve işte onlar cehennemliklerdir. öldükten sonra dirilmek ve hesap ile müşriklerin İslâm hakkında ortaya attıkları şüpheler konu edilmektedir. şuursuz su nasıl yerine getiremezse. peygamberlik.5 Göklerde ve yerde kim varsa. Elif Lâm Mîm Râ. orada her türlü meyveden (erkeklidişili) iki eş yaratandır.3 O. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. 8. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. asıl şaşılacak olan onların. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. her işi (hakkıyla) düzenler. 14. orada dağlar. bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları. çok büyüktür. geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. geceyi gündüze bürüyor. O. âyette geçen “Ra’d” kelimesinden almıştır.RA'D SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir. nehirler meydana getiren. Allah. Şüphesiz Rabbin. 11. O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.1 İşte bunlar Kitab’ın âyetleridir. 5 Bu âyette puta tapanlar. bazen ayrı çiçeklerde. her dişinin neye gebe olduğunu. Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu erkek ve dişi organlar bazen aynı çiçekte. cansız. fakat insanların çoğu inanmazlar. O. ekinler. Eğer şaşacaksan. 13. O. ağzına ulaşmayacağı hâlde. bir kavme kötülük diledi mi. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. 2. Allah’ın emriyle onu korurlar. ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. şuursuz putlar da onlara tapanların isteklerine cevap veremezler. 7. İnkâr edenler. 3 Botanik biliminin açık bir şekilde ortaya koyduğu üzere bitkilerde üreme. korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir. mutlak hâkimiyet sahibidir. “Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. 12. artık o geri çevrilemez. “Ra’d” gök gürültüsü demektir. O. O. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. yeri yayıp döşeyen. bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak. iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. 10. gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten. Allah. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” 5. insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. yürütür. sonra Arş’a2 kurulan. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. (O’na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran. Sen ancak bir uyarıcısın. 94 . De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a. Bir de senden. Şüphesiz bunlarda. gaybı da görülen âlemi de bilendir. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. azabı çok şiddetli olandır. birdir. Gerçek dua ancak O’nadır. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. 4 “Koruyucu Melekler” için ayrıca En’âm sûresinin 61. Hâlbuki O. “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. bazen de hurmada olduğu gibi ayrı ağaçlardaki çiçeklerde olabilmektedir. 1. sınırsız kudret makamı demektir. düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır. De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. 43 âyettir. Elini uzatıp suyun gelmesini isteyen bu kimsenin isteğini. O.4 Şüphesiz ki. 9. Her şey O’nun katında bir ölçü iledir. Kâfirlerin duası daima boşa çıkar. kuyu başındaki susamış insana benzetilmektedir. 16. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. 15. 1 2 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 3. Onlar orada ebedî kalacaklardır. yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. Allah.13. Sûre. Arş. 6. rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. çok yücedir. adını 13. âyetine bakınız. ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah akşam Allah’a boyun eğer. tıpkı bunun gibi cansız. erkek ve dişi organlar vasıtasıyla gerçekleşmektedir. kudret ve hâkimiyet tahtı. üzüm bağları. 4.

kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki. Ben yalnız O’na tevekkül ettim. inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. İşte Allah. (dilediğine de) kısar.” Böylece biz onu (Kur’an’ı) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. 25. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O'nadır. 33. kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. 36. Biliniz ki. İman edenler anlamadılar mı ki. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. 22. Allah. O ne kötü yataktır! Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse. onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. Köpüğe gelince sönüp gider. Onlar. 38. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. senden önce de nice peygamberler alaya alındı da ben inkâr edenlere bir süre (mühlet) verdim. Varacakları yer de cehennemdir. Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır. 26.” Onlar. Ona uymayanlar ise. 95 . dönüşüm de yalnız O’nadır. inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Fakat bütün emir yalnız Allah’ındır. benim Rabbimdir. dilediğini siler. 35. kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir. Andolsun. Şüphesiz Allah. pekiştirilmesinden sonra bozanlar.17. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Benim cezalandırmam nasılmış! Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar. İşte Allah. Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden. 34. Andolsun. Rablerinin emrine uyanlar için mükâfatın en güzeli vardır. Allah dileseydi bütün insanları doğru yola eriştirirdi. kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. rızkı dilediğine bol verir. senden önce de peygamberler gönderdik. 21. Allah’a ortaklar koştular. 30. böyle misaller verir. sana indirilen Kur’an ile sevinirler. (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. inkâr edenlere yaptıkları işler sebebiyle devamlı olarak. Hâlbuki dünya hayatı. 32. Onlar. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. 31. Onlara dünya hayatında bir azap vardır. mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır. 19. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır. Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar. De ki: “O. kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. 23. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. İşte bu. 24. (Ey Muhammed!) Böylece seni. sonra da onları yakalayıverdim. Atalarından. Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya. ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir. 27. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.” Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı. İnkâr edenler diyorlar ki: “Ona (Muhammed’e) Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. 20. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler. Rablerinin rızasına ermek için sabreden. dilediğini de sabit kılıp bırakır. 39. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azabından koruyacak kimse de yoktur. 29. kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. Allah tarafından senin için ne bir dost vardır. eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Allah. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. işte lânet onlara. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar. Sana gelen bu ilimden sonra eğer sen onların heva ve heveslerine uyarsan. yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır. 28. yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. Onlar. İnanan ve salih amel işleyenler için. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!” Allah’a verdikleri sözü. Allah’a karşı gelmekten sakınanların sonudur. ne de bir koruyucu. 18. Bu sonuç da Adn cennetleridir. 37. ya büyük bir felaket gelecek veya o felaket yurtlarının yakınına inecektir. namazı dosdoğru kılan. hak ile batıla böyle misal getirir. verdiği sözden dönmez. Allah. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız. İnkâr edenlerin sonu ise ateştir. yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır. O.

Bütün tuzaklar Allah’a aittir. (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. 41. âyet. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter. “Sen peygamber değilsin” diyorlar.” 6 “Ana kitap” için ayrıca bakınız: Zuhruf sûresi. hesabı çabuk görendir. O. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. hükmeder. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. her nefsin kazandığını bilir. 96 . 43. Hesap görmek ise bize aittir. bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah. O. 4. O’nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. İnkâr edenler. Onlara va’dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de. 42.40.6 Onlar.

İşte bunda size Rabbinizden büyük bir imtihan vardır” demişti. Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O. 1 . 1. peygamberlere iman. 7. oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İbrahim’den ve ailesinden söz edildiği için bu adı almıştır.2. dilediğini de doğru yola iletir. makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimseler içindir. Peygamberleri. Bu. 19. Onlar sizi işkencenin en ağırına uğratıyorlar.” Sizden önceki Nûh. İşte bu. Onu yudumlamaya çalışacak fakat boğazından geçiremeyecektir. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa. mutlak güç sahibidir. bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Sûrede başlıca imanın temel konuları olan Allah’a iman. ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki. 4. mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık. Allah. hüküm ve hikmet sahibidir. onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. 5. Eğer nankörlük ederseniz. bize yollarımızı dosdoğru göstermişken. günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. 52 âyettir. Elif Lâm Râ. peygamberlerine. Allah’ın. 18. 6. O. Rableri de onlara şöyle vahyetti: “Biz zalimleri mutlaka yok edeceğiz. Hüsranın ardından da cehennem vardır.” İnkâr edenler. 14. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. derin sapıklıktır. yalnız Allah’a tevekkül etsinler. Tevekkül edenler. Şüphesiz bunda çok sabreden. “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şiddetli azaptan dolayı vay kâfirlerin hâline. Allah’ın izni olmadıkça. 20. ya da bizim dinimize dönersiniz” dediler. Âd. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız. 10. “Allah’ın size olan nimetini anın. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Bu. İçinde Hz.1 Bu Kur’an. arkasından da şiddetli bir azap gelecektir. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattığını görmedin mi? Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir. şöyle dedi: “Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki. 13. 17. Rablerini inkâr edenlerin durumu şudur: Onların işleri. Fakat Allah. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisine ait olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.İBRÂHİM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” dediler. 16. eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız.” Mûsâ. Andolsun. 8. 11. “Andolsun. ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez. Allah’a hiç de güç gelmez. Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun. Bismillâhirrahmânirrahîm. övgüye lâyık olandır. biz ne diye O’na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız.14. 3. öldükten sonra dirilme ve hesap ele alınmaktadır. Orada kendisine irinli su içirilecektir. Biz her peygamberi. 97 . Hani Mûsâ kavmine. Hani O sizi. Firavun ailesinden kurtarmıştı.” “Onlardan sonra sizi elbette o yere yerleştireceğiz. fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. 9. “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder.” “Allah. Mûsâ’yı da. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” Peygamberler.haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp. (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya. Onlar. 15. Allah’tan yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. Allah her bakımdan sınırsız zengindir. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. 12. dilediğini saptırır. Ona her yönden ölüm gelecek fakat ölmeyecek. çok şükreden herkes için ibretler vardır. Dünya hayatını ahirete tercih edenler. hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.

“Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. ebedî kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Gözleri kendilerine bile dönmez. Soyumdan da böyle kimseler yarat. 27. gökleri ve yeri yaratan. biz de sizi doğru yola eriştirirdik. “Rabbimiz! Şüphesiz sen. O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar.” 38. kalpleri de bomboştur. Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir.” 41. iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır2. Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da. Görmedin mi. Şüphesiz ben. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. Rabbimiz! Duamı kabul eyle. Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koştular. senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Sakın. Artık ben sizi kurtaramam. Şimdi sızlansak da. iyice yaşlanmış iken bana İsmail’i ve İshak’ı veren Allah’a mahsustur. “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını. açığa vurduğumuzu da bilirsin. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.29. ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir. 28. sabretsek de bizim için birdir. 34. “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi. O hâlde beni kınamayın. istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Rablerinin izniyle. 32. şüphesiz sen çok bağışlayan. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz. 98 . İnanan kullarıma söyle. yerden koparılmış. O. Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah. çok merhamet edensin. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). “Rabbimiz! Hesap görülecek günde. geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir. daha önce sizin. Şüphesiz insan çok zalimdir. gizlediğimizi de. İnanan ve salih ameller işleyenler. Çünkü varışınız ateşedir. siz de beni kurtaramazsınız.” 42. Âyetteki “sabit söz” ile kelime-i tevhid kastedilmektedir. Zira o gün zalimler. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Ben sadece sizi çağırdım. çok nankördür. sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” 21. O.” 36. Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Şüphesiz. size gerçek olanı söz verdi.” 31. Artık kim bana uyarsa. 22.” 23. emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren. şimdi siz az bir şey olsun.” 37. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. ana-babamı ve inananları bağışla. beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut. Allah. beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. 24. 25. Kim de bana karşı gelirse. 33. âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan. kendinizi kınayın. namazı dosdoğru kılsınlar. Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz). “Hamd. (Ey Muhammed!) İnsanları. ne kötü duraktır! 30. zalimlere elem dolu bir azap vardır.” 39.İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk. Oradaki esenlik dilekleri “selâm”dır. 35. beni.” 40. kökü sağlam. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Allah’ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helâk yurduna. o bendendir. onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. Kötü bir sözün durumu da. Ve Allah dilediğini yapar. “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. zalimleri ise saptırır. 44. 2 . yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O. 26. siz de hemen bana geliverdiniz. nehirleri de hizmetinize sunandır. onları ürünlerden rızıklandır. kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl. umulur ki şükrederler. gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran. 43. Allah. hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. Bu ağaç.

suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Sakın Allah’ın. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. 48. kendisiyle uyarılsınlar. Size misaller de vermiştik. onu bilir). Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile. O gün. 52. Bu Kur’an. O gün yer. Gömlekleri katrandandır. tuzakları Allah katındadır (Allah. Yüzlerini de ateş bürüyecektir. peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah. intikam sahibidir. 50. herkese kazandığının karşılığını vermek için böyle yapar. başka bir yere. Şüphesiz Allah. 47. 46. mutlak güç sahibidir. hesabı çabuk görendir. “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. 99 .45. Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir. 51.” Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar bir ve kahhar (her şeyin üzerinde yegâne hâkim) olan Allah’ın huzuruna çıkarlar. Allah. 49.

O zaman da onlara mühlet verilmez. Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır. sizden önce gelip geçenleri de biliriz. 4. kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. Sûre. Bunun üzerine bütün melekler saygı ile eğildiler. 10. onun için hemen saygı ile eğilin” demişti. 36. Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. . çünkü sen kovuldun. 12. Ancak İblis.15. 33. Andolsun. Sûrede başlıca Allah’ın birliği. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz. şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. onu da parlak bir ateş takip etmektedir. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar. Orada hem sizin için. “Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!” 8.29. 19. Bu âyetteki “kalp”. Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz. rüzgârların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir. 99 âyettir. Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. hem de sizin rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik. Onu kovulmuş her şeytandan koruduk. hüküm ve hikmet sahibidir. saygı ile eğilenlerle beraber olmaktan kaçındı. İblis dedi ki: “Ben. Bu sûrede ayrıca ilâhî kitapların kendisiyle kemale erdiği Kur’an’ın. peygamberlik. Bu âyet-i kerimede. “Keşke müslüman olsaydık” diye çok arzu edeceklerdir. 17. hakkıyla bilendir. Hiç şüphesiz biz diriltir.3 23. 14. İleride (gerçeği) bilecekler. âyette de olduğu gibi. Andolsun biz.15. Dediler ki: “Ey kendisine Zikir (Kur’an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!” 7. Ey Muhammed! Andolsun. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman. biz herhâlde büyülenmiş bir toplumuz” derlerdi. 25. Hicr. 31. İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver” dedi. peygamberlerin. 2. Allah. bakanlar için süsledik. Medine’nin kuzeyinde vaktiyle Semûd kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. 1 2 3 . 22. Elif Lâm Râ. 27. ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.1 Bunlar.” 34. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkân sağlanması demektir. 3.HİCR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Rüzgârları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. İnkâr edenler. A’râf sûresi 179. Hani Rabbin meleklere. Önceki milletlerin (helâkine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. öldükten sonra dirilme ve hesap konuları. Yeri de yaydık. yine “Gözlerimiz döndürüldü. Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. 11. “Öyleyse çık oradan. şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. sonraya kalanları da. 20. şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem. Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız. 30. biz insanı kuru bir çamurdan. Bismillâhirrahmânirrahîm. Biz. senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. 1. 21. Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı. Ancak kulak hırsızlığı eden olursa. Allah. 6. 28. âyette geçen “Hicr” kelimesinden almıştır. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. yararlansınlar. her türlü tahriften korunacağı hükmü de yer almaktadır. 18. adını 80. emelleri onları oyalayadursun. Şüphesiz O. “Ben kuru bir çamurdan. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz. Andolsun.2 13. 5. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. çeşitli zamanlarda azgınlara ve inkârcılara karşı verdikleri mücadeleler çerçevesinde ele alınmaktadır. 100 . 9. 26. biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz 24. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. Bırak onları yesinler (içsinler). 32. biz gökte burçlar yaptık ve onu. 16. kuru bir çamurdan. “Ey İblis! Saygı ile eğilenlerle beraber olmamandaki maksadın ne?” dedi.35. . Buna göre Kur’an’ın suçluların kalbine sokulması.

Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz. . Lût. 43. Dediler ki: “Evet. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. 57. 74. 78 ve ilgili dipnot. 68. “Eyke”. benim elbette çok bağışlayıcı. “Biz. 47. Artık onlar sedirler üzerinde. Hz. Lût’un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Andolsun.6 81. Lût’un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). 4 5 6 .” 64. “Korkma. (Melekler. 101 .5 79. 77. kardeşler olarak karşılıklı otururlar. Şehir halkı sevinerek geldiler. 61. “Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar. 75. 54. “Biz sana gerçeği müjdeledik. “Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler. Hicr”. onların hepsini azdıracağım” dedi. Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır. “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” dedi. burada yaşardı. sana gerçeği getirdik.62. kayalık bölge demek olup Medine’nin kuzeyinde bir yerin adıdır. 56. Lût onlara. Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi. 58. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. Allah. Şüphesiz cehennem. 84. 70.” 67. Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde. Hemen onların altını üstüne getirdik. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)” dedi. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. sapıklardan başka kim ümit keser?” İbrahim. Lût: “İşte kızlarım. 41. Dedi ki: “Rabbinin rahmetinden. “Eyke” halkı da şüphesiz zalim idiler. Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır. fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik. çok merhametli olduğumu. Biz. Ey Muhammed! Kullarıma. “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi. birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. "O hâlde. “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Aynı konu için bakınız: Hûd sûresi. beni utandırmayın” dedi. Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.4 72.50. İbrahim. “Gerçekten biz sizden korkuyoruz” demişti. 71. 39. o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi. Elçiler (melekler) Lût’un ailesine gelince.” 66.60. Allah da. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi. Şöyle dediler: “Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.” 69. kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir. Azgınlardan sana uyanlar dışında. onların hepsinin buluşacağı yerdir. sen de arkalarından git. 73. Sakın ümitsizlerden olma” dediler. Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı. Onlar. 45. Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şu’ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler. “Girin oraya esenlikle.40. 76. Şu’ayb’ın kavmi idi. Derken güneşin doğuşu sırasında. 83. Biz. . 82. 80. Hani misafirler İbrahim’in yanına girmiş ve “Selâm” demişlerdi. İblis. Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı.37. Eyke halkı. 46. Sakın beni rezil etmeyin. “Allah’a karşı gelmekten sakının. Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak.42. kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi. 59. güven içinde” denilir. onlara âyetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi. âyet. 55. Biz. 52. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin. 49. 51. 44. Şu’ayb. Salih peygamberin kavmi Semûd. 48. andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim. onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik. onlar oradan çıkarılacak da değillerdir. 63. O da. “Rabbim! Beni azdırmana karşılık. Onlar. biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz” dediler.” 65. sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen güne (kıyamete) kadar mühlet verilenlerdensin" dedi. onların kalplerindeki kini söküp attık. O şehrin kalıntıları hâlâ mevcut olan bir yol üstünde duruyor. “Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.38. Onlara. 78. 53. içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç. azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. Şüphesiz. 85. apaçık bir uyarıcıyım. sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. Onlara karşı mahzun olma ve mü’minlere (şefkat) kanadını indir. Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol. 7 . 91. yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et. Tefsir bilginleri. 89. 97. 95. Fâtiha sûresi. Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et. Rabbine andolsun. Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik. Andolsun.Biz. 86. (bir kısmına inanıp. 98. gökleri. 92. âyette geçen “tekrarlanan yedi âyet”in. O hâlde. 87. 102 . De ki: “Gerçekten ben. İlerde bilecekler. onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız. yahut Kur’an’ın yedi uzun sûresi olduğunu söylemişlerdir. biz sana tekrarlanan yedi âyeti7 ve büyük Kur’an’ı verdik.93. bir kısmını inkâr ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir. Andolsun.96. Ey Muhammed! Şimdi sen. 99. Allah ile beraber başka ilâh edinen alaycılara karşı sana yeteriz.” 90. Ki onlar. Rabbin hakkıyla yaratanın (ve her şeyi) bilenin ta kendisidir. Kâfirlerden bir kısmını faydalandırdığımız şeylerde sakın gözün kalmasın. Şüphesiz biz. 94. 88. Kıyamet günü mutlaka gelecektir.

onların gizlediklerini de. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir. 8. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz? 18. Âyetin bu cümlesi.1 Allah dileseydi. Şu hâlde yaratan. güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. hurma ağaçları. Artık onun acele gelmesini istemeyin. çok merhametlidir. Allah o su ile size. Ahirete inanmayanların kalpleri bunu inkâr etmekte. 6. yollar ve nice işaretler meydana getirdi. 1 1. Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak. katırları ve merkepleri de yarattı. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. Şüphe yok ki Allah. O. büyüklük taslayanları hiç sevmez. adını 68. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır. Dikkat et. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. 7. Onları akşamleyin getirirken. 23. İçilecek su ondandır. O.16. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. Allah. “Öncekilerin masalları” dediler. 10. çok merhamet edendir. O. 24. Hayvanları da yarattı. taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Allah. Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. . Sûre. geceyi. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. O. Bismillâhirrahmânirrahîm. Yolun eğrisi de vardır. 9. sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar. 21. 15. Onlar. Allah’ın azabı binalarını. Doğru yolu göstermek Allah’a aittir.NAHL SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 12. “Benden başka ilâh yoktur. Rabbine açık bir hasım kesilmiştir. gökten sizin için su indirendir. Allah. 2. “en-Nahl” bal arısı demektir. Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. Allah’ın emri gelecektir. 128 âyettir. çok bağışlayandır. vahiy. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır. 4. Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. yolunuzu bulmanız için de nehirler. Hem de onlardan yersiniz. 25. açığa vurduklarını da bilir. onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Şüphesiz Allah. Onlar ağırlıklarınızı. Onlara “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman. Sûrede başlıca. gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. (Bütün bunlar) O’nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar. yüklendikleri ne kötüdür. Allah. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.16. 13. İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. 26. 11. 14. Hem binesiniz diye. O. diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar. 17. Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler. yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar. zeytin. bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. 103 . kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. hepinizi doğru yola iletirdi. Böyle iken bakarsın ki o. kendileri de büyüklük taslamaktadırlar. hem de süs olarak atları. yücedir. 20. 22. müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir. üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. gündüzü. 19. ekin. 5. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır. 3.

ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık.” “Haydi. âyet. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? 2 3 . Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. diriltecek! Bu. İtaat de daima O’na olmalıdır. dediler ki: “Allah dileseydi ne biz. onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir. “Allah’a kulluk edin. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. yerdeki her şey O’nundur. O hâlde. İnsanlara. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. nefislerine zulmederlerken melekler onların canlarını alır da onlar teslim olup. “ol” dememizdir. 43. 36. Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar. 28. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık. ancak tek ilâhtır. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. Hayır. Allah. 29. yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler! Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece. 41. kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır. ölen bir kimseyi diriltmez” diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Tâğût ile ilgili olarak bakınız: Bakara sûresi. “Hayr indirdi” derler. 46.” Göklerdeki her şey. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. “Rabbiniz ne indirdi?” denildiğinde. Âyetin son cümlesi. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Allah’a ortak koşanlar. 47. Üzerlerinde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. Allah’ı âciz bırakacak değillerdir. 45. elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. 30. Allah. (Melekler de şöyle diyecekler:) “Hayır! Allah sizin yapmakta olduklarınızı hakkıyla bilmektedir. Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler (boyun eğerler). 40. 38. (O kâfirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helâk emrinin gelmesini bekliyorlar. 35. aşağılık ve kötülük kâfirlerin üzerinedir. Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. 34. 33. "Bilmiyorsanız Kitap ehline sorun" şeklinde de tercüme edilebilir. O da hemen oluverir. 104 .. 48. Allah onlara zulmetmedi. “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” derler. onların canlarını iyi kimseler olarak alırken. 49. 37.3 (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. 42. 39. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. Senden önce de ancak. 50. her ümmete. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. çok merhametlidir. şöyle dedi: “İki ilâh edinmeyin. 31. içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. 44. kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. Onların yardımcıları da yoktur. Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” Allah’a karşı gelmekten sakınan kimselere. O. Keşke bilselerdi. Andolsun biz. “Allah. onlardan kimini doğru yola iletti. ona.27. Allah. Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. 52. “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete” derler. Yahut da. . Allah’a karşı gelmekten sakınanların yurdu ne güzeldir. 256. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.” O kâfirler. kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. 51. 32. onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Onlar. Melekler. yalnız benden korkun. Onlar. Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: “Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!” Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: “Şüphesiz bugün rezillik. Sonra kıyamet günü. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. tâğûttan2 kaçının” diye peygamber gönderdik.

Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. aşağılanmış olarak yanında tutacak mı. Sonra sizden o sıkıntıyı giderince. 105 . Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile. 79. 66. uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. 68. Kıyamet’in kopması. (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir. Size ulaşan her nimet Allah’tandır. 58. bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. yoksa toprağa mı gömecek? Bak. kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. 75. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız. O. 55. hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Allah.kendilerine ise. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır. 57. bundan uzaktır. ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin. Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. 62. sizi yarattı. rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. fakat onların çoğu bilmezler. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O. Allah. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. bir de bakarsınız. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. ne kötü hüküm veriyorlar! Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. Bu. 61. O. 67. Sonra sizi öldürecek. 71. 70. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. Allah’a andolsun. içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. 59. hiçbir şeye gücü yetmez. yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Eğer Allah. Rabbin. yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi. Onlar.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. 73. size kendi cinsinizden eşler var etti.53. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? Allah’ı bırakıp da. bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan. 54. (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Şüphesiz Allah. sizi analarınızın karnından.” “Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir. 76. 64. Allah. Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Allah. insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı. Allah. siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. ne de öne geçebilirler. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde. gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. 56. 63. Şükredesiniz diye size kulaklar. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır. Sana kitabı. Şimdi onu. Üstün kılınanlar. Onlardan biri. kendilerine göklerden ve yerden hiçbir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere tapıyorlar. Allah. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Çünkü Allah bilir. 60. 69. bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Artık Allah’a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın. 80. canlarının istediğini. siz bilmezsiniz. 72. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır. 78. 77. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki. 74. 65. mutlak güç sahibidir. gözler ve kalpler verdi. Allah. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? Allah. rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz. ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. onların yünlerinden. gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler. efendisine sadece bir yüktür. Allah’a andolsun ki. size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. hüküm ve hikmet sahibidir. İçinizden kimileri de. adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Onda insanlar için şifa vardır.

“Eûzübillâhimineşşeytânirracîm” diyerek yapılır. Fakat O. 82. Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç. Allah’ın nimetini bilirler. Allah dileseydi. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Allah elbette doğru yola iletmez. 89. Şeytanın hâkimiyeti. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah. Onların çoğu kâfirlerdir.4 Gerçek şu ki. doğru yolu gösteren bir rehber. Âyette sözü edilen Allah’a sığınma. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz. seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Allah katında olan ise kalıcıdır. yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Ey Muhammed! De ki: “Ruhu’l-Kudüs (Cebrail). hayâsızlığı. fenalık ve azgınlığı da yasaklar. 97. bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. kim mü’min olarak iyi iş işlerse. sonra da inkâr ederler. Sana bu kitabı. 92. yalancıların ta kendileridir. Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse. yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz. elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz. 104. Böylece Allah. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır. 84. Hayır. sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. Onlar. 103. Sizin yanınızdaki tükenir. azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez. 96. düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Şüphesiz Allah. sizi tek bir ümmet yapardı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar. Elbette sabredenlere. inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır. bununla sizi ancak imtihan eder.5 Allah’ın âyetlerine inanmayanları. Yalanı. 88. 98. Eğer bilirseniz. Müşrikler. Erkek veya kadın. 4 5 . dilediğini de doğru yola iletir. Bu âyette bu tür iddialara cevap verilmektedir. sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek. şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır. O. kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur.onlar Peygamber’e. 85. 87. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. 91. şeytanın. 86. neyi indireceğini gayet iyi bilir. ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Şüphesiz Allah. 94. 100. dilediğini saptırır. yaptıklarınızı bilir. artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. 99. adaleti. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. 83. 93. müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. 90. Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Peygamberin de.81. her şey için bir açıklama. O zalimler. yakınlara yardım etmeyi emreder. ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek. inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur. Antlaşma yaptığınız zaman. 95. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır. İşte onlar. 101. İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların. Onlar o gün Allah’a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolur. iyilik yapmayı.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar. onların çoğu bilmezler. Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Allah. müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur’an’ı Rabbinden hak olarak indirdi. Allah. 102. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. 105. Kıyamet günü her ümmetten bir şahit göndereceğiz.” Andolsun ki biz onların. “Sen ancak uyduruyorsun” derler. “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Kur’an okuduğun zaman. 106 . seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır. inananların inançlarını sağlamlaştırmak. Allah’a ortak koşanlar. 106. olsa olsa onu Arap olmayan birinden öğrenmiş olabileceğini iddia ediyorlardı. . böyle son derece yüksek edebî yapıya sahip olan Kur’an’ı yazmış olacağına da ihtimal vermiyorlar. Kur’an’ın Allah tarafından indirilmiş olduğunu inkâr ediyorlar ve okuma yazma bilmeyen Hz.

Hiç şüphesiz onlar. Şüphesiz senin Rabbin. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa. cahillik sebebiyle kötülük yapan. Allah. 111. ahirette ziyana uğrayanların da ta kendileridir. elbette bu. Andolsun. şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. “Hakka yönelen İbrahim’in dinine uy. 124. O. 119. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. Onlardan yana üzülme. Hâlbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. 121. Eğer sabrederseniz. Şüphesiz Rabbin. ahirette de salihlerdendir. onların dünya hayatını sevip ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın kâfirler topluluğunu asla doğru yola iletmeyeceğindendir. Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. Yenmesi yasaklanan şeylerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi. 17-18. Fakat Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. 114. O’nun nimetlerine şükreden bir önderdi. güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Allah’a ortak koşanlardan değildi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. kan. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. (Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır.7 Şüphesiz İbrahim. Bu. 120. 6 7 . İşte onlar. bu yüzden yaptıklarına karşılık. Tövbe ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Nisâ sûresi. âyet. ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. çok merhamet edendir. 125. Allah onlara şiddetli açlık ve korku ızdırabını tattırdı. 108. Şüphesiz. hakka yönelen bir önder idi. sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. 107 . kalplerini. 113. ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz Allah. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır. “Şu helâldir”. sabredenler için daha hayırlıdır. Allah’ın. Allah. 110. kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. “Şu haramdır” demeyin. 173. hikmetle. Cumartesi gününe saygı. Allah’ın nimetine şükredin.6 Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı. Allah’a ortak koşanlardan değildi” diye vahyettik. 116. şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır. domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. 126. 128.107. size yapılanın misliyle cezalandırın. (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna. Allah’a karşı yalan uydurmak için. Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. size ancak leş. 123. çok merhamet edendir. Sonra da sana. kendilerine zulmedilmeksizin herkese yaptığının karşılığının eksiksiz ödeneceği günü düşün. 122. eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden. . O. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız. 127. çok merhamet edendir. Eğer ceza verecekseniz. kurtuluşa eremezler. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme. 118. Şüphesiz o. şüphesiz ki Rabbin. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır. 115. Allah’a karşı yalan uyduranlar. Sonra şüphesiz ki Rabbin. âyet. Allah. kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Allah’a itaat eden. 109. onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. Sonra. 112. Biz (bununla) onlara zulmetmedik. Herkesin nefsi için mücadele ederek geleceği. doğru yolda olanları da en iyi bilendir. 117.

Mekke’den Kudüs’e götürülmesini ifade eder. 7. İsrâ ve Mî’rac. Rabbinizden lütuf isteyesiniz. Bismillâhirrahmânirrahîm. 9. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. şımarık ileri gelenlerini başlarına getiririz de. açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.. Hiçbir günahkâr. pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. 6. 15. 13. 14. Kim doğru yolu bulmuşsa. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. 3. tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulâde olaylardır. bu makamı da geçerek Cenab-ı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. Sûre. ancak kendisi için bulmuştur. hakkıyla görendir. onu Burak adlı. İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. Peygamberimizin mucizelerindendir. 2 3 4 . Biz. 11. 5. Peygamber. 1 . 1. Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik. Yani her insan yaptığı işten sorumludur. oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. bir gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail gelmiş. 2. İnsan çok acelecidir. Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir.2 Kıyamet günü kendisine. kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır.İSRÂ SÛRESİ 26. Peygamberin bir gece. Sûrenin diğer bir adı da “Benî İsrâil Sûresi”dir.3 Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde. “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik. başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. diğerleri Mekke döneminde inmiştir. Peygamber. Hz. “Benden başkasını vekil edinmeyin” diyerek. Âyette ayrıca suçun şahsîliğine de işaret vardır. Biz.32. Bu. 4. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.bir binite bindirerek. Hz.1 Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. âyetler ile 73-80.” şeklinde de tercüme edilebilir.10. Bu sebeple. 8.17. o çok şükreden bir kuldu. İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. İsrailoğullarına bir rehber yaptık. âyetler Medine döneminde. yüzünüzü kara etsinler. Eğer yine eski duruma dönerseniz. Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki. Mîrac yolculuğunda.) Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır. 12. . Nûh’tan sonra da nice nesilleri helâk ettik. hakkıyla işitendir. 108 . İkinci bozgunculuğun zamanı gelince. daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik. herhâlde yerine gelmesi gereken bir va’d idi. Her insanın amelini boynuna yükledik. 16.. Mucizeler. Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”. onları aklî ölçüler içinde değerlendirmek doğru olmaz. yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz.33 ve 57. “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. Hiç şüphesiz O. . sayınızı daha da çoğalttık. “İsa. -bizce mahiyeti bilinmeyen. adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. 111 âyettir. insanların günahını yüklenmiş ve bu günahın cezasını kanıyla ödemiştir” şeklindeki inancını iptal etmektedir. onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de4 onlar orada kötülük işlerler. Hz. Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükâfat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize. Âyet hıristiyanların. Âyetin bu kısmı “. 17. biz de (cezaya) döneriz. önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş.

7 Andolsun biz. 25. Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın. . Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. Sonra kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. Çünkü o.18. 27. . Çünkü sen yeri asla yaramazsın. Rüştüne erişinceye kadar. 34. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. 33. ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa. doğru terazi ile tartın. buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. Zinaya yaklaşmayın. onların ancak kaçışlarını artırıyor. büsbütün eli açık da olma. o takdirde o ilâhlar. sizi de biz rızıklandırırız. Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme.5 Eli sıkı olma. dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Bütün bu sayılanların kötü olanları.” 109 . Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. dilimizde bu anlamları ifade eden iki deyim ile tercüme etmeyi tercih ettik. o zaman o ilâhlar da Arş’ın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. 6 7 8 Yoksul sahabiler Hz. Eğer onlardan biri. biz onun velisine yetki vermişizdir. Rabbin. sonuç bakımından daha güzeldir. (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Hz. Allah’ın çocuk sahibi olduğu şeklindeki yanlış inanç reddedilmektedir. Haklı bir sebep olmadıkça. Fakat bu. Arş’ın sahibi olan Allah’a üstün gelmek için çareler ararlardı. bunların hepsi ondan sorumludur. 22. Allah’la beraber (başka) ilâhlar olsaydı. 30. Bu daha hayırlı. Âyetin son cümlesi şu şekilde de tercüme edilebilir: “. mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi.” Rabbiniz. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.6 Şüphesiz Rabbin. 36. o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Bu ayet genellikle kelime kelime. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır. her türlü eksiklikten uzaktır. onları azarlama. 32. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. Onları da. Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa. 41. onların kimini kimine üstün kıldık. kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. 5 . Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. 29. onlara tatlı ve güzel söz söyle. yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. 21. son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. “Elini boynuna bağlamak” ve “Elini büsbütün açmak” Arap dilinde “cimrilik etmek” ve “müsrif olmak” anlamlarında birer deyimdir. Bak nasıl. bunlara da veririz. Çünkü O. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür. Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. . sakın onlara “öf!” bile deme. 35. 37. Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan. Bu âyet-i kerimede. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. 26. Allah ile birlikte başka ilâh edinme.8 Allah. 23. Akrabaya. 24. Peygamber’e. onlara da. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. fakat saçıp savurma. kelime kelime tercüme yerine. Eğer siz iyi kişiler olursanız. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver. yücedir. Bunlar. onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında. verdiğiniz sözü de yerine getirin. 38. gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. 19. Çünkü kulak. öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. 40. Rabbinin lütfundan her birine. 42. işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. De ki: “Eğer onların iddia ettiği gibi. boyca da dağlara asla erişemezsin. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona. göz ve kalp. Resûlullah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür. Biz âyeti.. 28. “Elini boynuna bağlama. anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. 20. onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. 39. Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. 43. yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Âyette. onların söylediklerinin ötesindedir. Allah’ın. 31. onu büsbütün de açma” şeklinde tercüme edilmektedir. Kim haksız yere öldürülürse. içinizde olanı en iyi bilendir. O. üstünlükler daha büyüktür.

Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. biz mi?” De ki: “(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!” “Yahut aklınızca. 12 . bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Yedi gök. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. kulaklarına da ağırlık koyarız. onun soyunu. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler. Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. 58. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu. halîm’dir (hemen cezalandırmaz. Aynı konuyla ilgili olarak bakınız: En’âm sûresi. (azdırarak) kontrolüm altına alacağım. 50. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. 64. Dediler ki: “Biz bir yığın kemik. O. yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. O’nun rahmetini umarlar. 52. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da. Hani sana. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. 56. dilerse azap eder.” Hâlbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va’detmez. cehennemdeki “zakkum” ağacıdır. Onlar. 49. çamur hâlinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?” demişti. kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş.10 De ki: “Onu bırakıp da ilâh diye ileri sürdüklerinizi çağırın. şöyle dedi: “Çekil. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. çok bağışlayandır. “hangimiz daha yakın olacağız” diye Rablerine vesile ararlar. git. sizin de O’na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. onlar da saygı ile eğilmişlerdi. 45. Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddî açıdan değil. Ancak. size karşı çok merhametlidir. (Kureyş’in istediği) mucizeleri göndermekten. Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. 51. kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp. Kur’an’da lânetlenmiş bulunan ağaç da. 46. Vekil olarak Rabbin yeter!” Rabbiniz. İşte bu. (yine de diriltileceksiniz. Hz. 66. başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.)” Diyecekler ki: “Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?” De ki: “Sizi ilk defa yaratan. sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edeceğiz.” “(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. “Muhakkak Rabbin. “Şüphesiz. 60. 25. Hatta. 61. siz onların tespihlerini anlamazsınız. senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. “Hiç ben. 47. insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Burada ifade edilen “rüya”dan maksat.” Allah. ancak. (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır.” Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve “Ne zamanmış o?” diyecekler. Artık (doğru) yolu bulamazlar. Hz. Andolsun.12 Hani meleklere. manevî değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. 55. Kur’an’da (ibadete lâyık ilâh olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. . pek azı hariç. Kur’an okuduğunda. 67. Zaten insan çok nankördür. peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder. Rabbiniz sizi daha iyi bilir. “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik. diriltilmesi daha da imkânsız olan başka bir varlık olun. lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Zebûr’un vahyedilmesiyledir. “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz. Biz onları korkutuyoruz. 53. De ki: “Yakın olsa gerek!” Allah’ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı. 63. 9 10 11 . 59.11 Bizi.9 Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini. söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen. kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır. 65. 62. âyet. azabından korkarlar. Onlara vaadlerde bulun. Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. . Fakat bu. seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz.” Onlardan kim sana uyarsa. 110 . Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. Toplumların tabiî ömürlerini tüketip yok olmaları da “helâk” kavramı içinde değerlendirilmelidir. Çünkü şeytan aralarını bozar. Bak.44.” Onların yalvardıkları bu varlıklar. 54. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. 57. 48. Şüphesiz O. Dâvûd’un ulaştığı şeref. yalnız Allah kalır. mühlet verir).

en doğru yolda olanı daha iyi bilir. biz insanoğlunu şerefli kıldık. Rabbimin bileceği bir şeydir.Peki. Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. öğle ve ikindi namazlarının. . De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Çünkü O.92. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre sabah namazının şahitli oluşu. Bunu yapabilselerdi. 88. hayatın da.” 68. Andolsun. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. 90. kullarından hakkıyla haberdardır. ancak zararını artırır. Şüphesiz batıl. Rabbiniz. onları hakkıyla görendir. 13 14 . De ki: “Ruh. elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik. Zalimlerin ise Kur’an. sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun)dan güvende misiniz? 70. İşte o zaman sana. Âyette sözü edilen bu kitap. Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık. ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. 75. (insanlar yerine) yerleşip dolaşan melekler olsaydı. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse. Biz Kur’an’dan. Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe. âyetlerinde söz konusu edilen.” 96. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden.91. amellerin yazıldığı kitaptır. yok olmaya mahkûmdur. De ki: “Hak geldi. 84. Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver. 111 . Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar.” 94. yolunu daha da şaşırmıştır. sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. 80. Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze. 77.14 79. yahut senin hurmalardan. 78. aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça.” 86. üzümlerden oluşan bir bahçen olup. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz. Andolsun. işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür.” 85. sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? 69. gece ve gündüz meleklerinin bu namazın kılınışında hazır bulunmaları demektir. 83. Onlar. karada sizi yere geçirmesinden.” 89. senin ardından orada pek az kalırlardı. “Allah. Bir de sabah namazını kıl. aynı sûrenin 13 ve 14. Sana ruh hakkında soru soruyorlar. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın. Size pek az ilim verilmiştir. 87. Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça. “Fecr” kelimesi ise sabah namazının vaktini belirtmektedir. yahut iddia ettiğin gibi. De ki: “Eğer yeryüzünde. 73. mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz.” 82. Çünkü sabah namazı şahitlidir. Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür. yahut altından bir evin olmadıkça. De ki: “Andolsun. az kalsın onlara biraz meyledecektin. 74.” 81. kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından. dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık. bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?” demeleri engel olmuştur. Andolsun. gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe. Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. “güneşin zevali”.93. 71. yine onun benzerini getiremezler. Onları karada ve denizde taşıdık. biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. batıl yok oldu. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. 95. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. “gecenin karanlığı” da akşam ve yatsı namazlarının vaktine işaret etmektedir.13 72. sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. İnsanlara hidayet (Kur’an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak. 76. Bu âyette.

bunları ancak. Cehennemin ateşi dindikçe. “Biz bir yığın kemik. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona. 15 . “Hamd. 110. daha önce kendilerine ilim verilenler. hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. mülkte ortağı olmayan. Şüphesiz.” “Rabbimizin şanı yücedir. 106. 112 . “İyi biliyorsun ki. 109. böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. ben de seni kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti. “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti. kimi doğru yola iletirse işte o. ahiret va’di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz. çok da kısma. Varacakları yer cehennemdir. göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. ister inanmayın. Bu da onların derin saygısını artırır. Biz Kur’an’ı. 111. Allah. De ki: “Ona ister inanın.” Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Rabbimizin va’di mutlaka gerçekleşecektir” derler. 100. doğru yolu bulmuştur. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. ister Rahman diye çağırın. 99. biz mi?” dediler. Hz. kan. çekirge. çocuk edinmeyen. 102. 108. Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Bu topraklarda oturun. Onlar. gökleri ve yeri yaratan Allah’ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için. elinin bembeyaz kesilmesi. De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız. 104. bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz. Fakat zalimler ancak inkârda direttiler. Bu. onlara çılgın ateşi artırırız. De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın. biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. kurbağa. Ey Firavun.97.15 Mûsâ ise. denizin yarılması ve Tûr dağının İsrailoğullarını korkutması olduğu rivayet edilmiştir. Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. 105. Kur’an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar. 98. İkisi ortası bir yol tut. onların cezasıdır. zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. taştan su fışkırması.” Namazında sesini pek yükseltme. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk. 103. ekin biti. Zaten insan çok cimridir. Onları kıyamet günü körler.” Andolsun. nihayet en güzel isimler O’nundur. 101. Mûsâ’ya verilen dokuz mucizenin yılana dönüşen asa. Kimi de saptırırsa. 107. o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

5. 2. Böylece biz. Ashab-ı Kehf. kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. âyeti ile Hicr sûresinin 97. Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak. dediler. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın. 6. içlerinde ebedî olarak kalacakları güzel bir mükâfat (cennet) ile müjdelemek ve “Allah. Kimi de şaşırtırsa. inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevî hâlleri. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.3 14. 12.” 1 2 . Biz onları sağa sola çeviriyorduk. ilk defa dokuzuncu âyette olmak üzere.15. “Kehf” mağara ve dağların içindeki dehliz demektir. Sonra onları uyandırdık ki. elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak hâline getireceğiz. göklerin ve yerin Rabbidir. 28. . “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır” demişlerdi. (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?2 10. Sûre. sıradan işlermiş gibi algılanan sayısız olayların da birer ilâhî kudret göstergesi olduklarına dikkat çekilmektedir. doğru yolu bulandır. Allah’ın. Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın. 110 âyettir. 113 . bu konuşmadan sonra uykuya dalmışlardır. mağara demektir.18.”4 17. Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir.4. ya da bir günden az”. mağaralarının sağ tarafına kaydığını. hayret uyandıran delillerinin “Ashab-ı Kehf”ten ibaret olmadığına. âyeti de aynı özellikteki âyetlerdir. (İçlerinden biri şöyle dedi:) “Mademki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız. Allah. Peygamber’i teselli etmektedir. ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. 19. batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. 13. (Bir kısmı) “Bir gün. (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. Uykuda oldukları hâlde. 8. Bu. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar. çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin. Kehf.) Onları görseydin. bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa. kime hidayet ederse işte o. şu kavmimiz. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. “Rakîm” ise âyette söz konusu edilen mağaraya konulan kitabedir. Sûrede temel konu olarak. bir çocuk edindi” diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı. (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. 16. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi. Yoksa sen.KEHF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Bu âyet başta inanç ve ahlâk alanları olmak üzere her yönüyle çöküntüye uğramış bulunan insanlık adına son derece üzülen Hz. Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. 1. Biz. 11. (Allah onu). birkaç yerde geçen “kehf” kelimesinden almıştır. mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. Ayrıca. Hamd. Allah’ın mucizelerindendir. Bazı bilginlere göre rakîm. mağaraya sığınan gençlerin mensub olduğu köyün veya kentin adıdır. İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık. Şunlar. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şu’arâ sûresinin 3. O’ndan başka tanrılar edindiler. artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. o hâlde mağaraya çekilin ki. Bismillâhirrahmânirrahîm. iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim. Bu konuda ne kendilerinin. Bundan sonraki âyetler onların uykudaki hâllerini tasvir etmektedir. salih ameller işleyen mü’minleri. ayrıca Hz. arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!1 7. . âyetin Medine döneminde indiği de rivayet edilmiştir. Bu âyette. birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. Rakîm. Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk). 18. sen onları uyanık sanırsın. adını. yüksek dağ ve tepe anlamına da gelmektedir. 3 4 . Demek sen. Kalkıp da. “Rabbimiz.3. sürekli olarak gerçekleştikleri için. Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da. 9.

29. Sabah akşam Rablerine. Yoksa.” 35. dileyen inkâr etsin. “Allah dilerse yapacağım” de. Derken bütün serveti helâk edildi. bundan daha doğru olana ulaştırır” de. 33. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz. Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. O. Arkadaşı.” 37. onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma. sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?” 38.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler. “Beş kişidirler. 26. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak hâline geliverir. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde. Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! 32. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Benim malım seninkinden daha çok. Rabbinizdendir. yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. altıncıları köpekleridir” diyecekler. sonra bir damla döl suyundan yaratan. dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. Hiçbir şey hakkında sakın “yarın şunu yapacağım” deme! 24.. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.” 36. (Bazıları). Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum.” 43. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. De ki: “Hak.” 39. “Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile. onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Derken kendine zulmederek bağına girdi. Buna dokuz daha eklediler. Bu âyette. sekizincileri köpekleridir. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez. “Fakat O Allah benim Rabbimdir. yahut kendi dinlerine döndürürler. O hâlde. Derken onun büyük bir serveti oldu. 28. senin bağından daha iyisini verir. 22. Yine. inanıp inanmama konusunda insanların tamamıyla hür irade sahibi oldukları vurgulanmaktadır. O. Duruma hâkim olanlar ise. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. belki Rabbim bana. iman edip iyi işler yapanlara gelince. “Onların üstüne bir bina yapın. Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş. O. Gerçek şu ki. O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. maden eriyiği gibi. İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Ancak. Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. ne güzel görür. 114 . bağların çevresini hurmalarla donatmış. (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.” 21. Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar.40. De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir.5 30. O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki. (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler. ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan.” 41. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Böylece biz.” 27. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş hâldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: “Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım. Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Adamlardan yana da senden daha üstünüm.“Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni. Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. 31. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler. “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık. 5 20. inanmamanın bir sorumluluk getirmeyeceği kastedilmiş değildir. elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.” 42. Zaten onları pek az kimse bilir.” 23. Onun. 34. 25. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan. Artık dileyen iman etsin. ne güzel işitir! Onların. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. .

44. 45. 46. 47. 48. 49. 50.

51. 52. 53. 54. 55. 56. 57. 58. 59. 60. 61. 62. 63. 64. 65. 66. 67. 68.
6 7

İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah’a mahsustur. O’nun mükâfatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır. Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir. Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır. Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız. Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, “Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir. Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir! Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim. (Ey Muhammed!) Allah’ın, “Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın” diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla! Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır. Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab’lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.6 Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar. İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik. Hani Mûsâ, beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim.” Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi. Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. Mûsâ: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.7 Mûsâ ona, “Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?” dedi. Adam, şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.” “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”

. .

Kalplere perde gerilmesinin, kulaklara ağırlık konmasının sebebi; insanın haktan yüz çevirmesi, kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir. Âyette söz konusu edilen kul, çoğunluğun görüşüne göre Hızır (a.s.)’dır. Fakat Kur’an, bu “kul”un kim olduğundan söz etmemiştir.

115

69. 70. 71. 72. 73. 74. 75. 76. 77. 78. 79. 80. 81. 82.

83. 84. 85. 86. 87. 88. 89. 90. 91. 92. 93. 94.

Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.” Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi. Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi. Mûsâ, “Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.8 Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi. Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi. Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.9 Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.10 Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi. Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”11 “O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.” “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.” “Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.” “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.” (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.” Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. Zülkarneyn, “Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır” dedi. “Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükâfat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.” Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu. Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu. İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır. Sonra yine bir yol tuttu. İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”12

8

Bu kıssada çeşitli hikmet ve mesajlar yanında öğretmen-öğrenci ilişkileri ve sabırlı olmak konularında ilginç ve ibretli öğütler de yer almaktadır. Hoşgörülü davranmak, bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara karşı bağışlayıcı olmak, merak ve ilginin aşırı noktaya varmaması, eğitim adabı gibi konular bunlardandır. İrşat usulü ve din eğitimi konularında ihtisas yapacak olanlar, Kur’an’ın terbiye ve tebliğ metotlarıyla ilgili âyetlerin yorumuna öncelikle eğilmelidir. 9 . Müslim ve Ebû Dâvûd’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz.Peygamber, “Allah, bize ve Mûsâ’ya rahmet etsin! Eğer sabretseydi, şaşılacak şeyler görecekti. Fakat o arkadaşından utandı” buyurmuştur. (Müslim, Fezâil, 172) 10 . Âyetin son cümlesi, “O takdirde beni terk etmekte mazur sayılacağın bir noktaya ulaştın” şeklinde de tercüme edilebilir. 11 . Âyetlerde söz edilen bu üç olay, insanın dünya hayatında karşılaştığı her işte, ilâhî hikmetlerin nasıl tecelli ettiğini göstermektedir. Tabiatta ortaya çıkan hiçbir olay şer olarak nitelendirilemez. Her olayda mutlaka hayır hedeflenmiştir. Bunlardan bazılarının zararlı ve şer gibi görünmesi, kişinin kendi iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. Bu, kâinatta işleyen ilâhî rahmeti gölgelemez. 12 . Ye’cüc ve Me’cücle ilgili olarak ayrıca bakınız: Enbiya sûresi, âyet, 96.

.

116

Zülkarneyn, “Rabbimin bana verdiği (imkân ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım” dedi. 96. “Bana (yeterince) demir madeni13 getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, “körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım” dedi. 97. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler. 98. Zülkarneyn, “Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir” dedi. 99. O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz. 100,101. O gün cehennemi; gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kâfirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz! 102. İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık. 103,104. (Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” 105. Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir. 106. İşte böyle. İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir. 107,108. Şüphesiz, inanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar için içlerinde ebedî kalacakları Firdevs cennetleri bir konaktır. Oradan ayrılmak istemezler. 109. De ki: “Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.” 110. De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”

95.

13

. Kur’an’da “zübera’l-hadîd” şeklinde geçen ibare “demir parçaları”, “demir kütleleri” diye çevirilmiş ise de biz “demir madeni” diye çevirmeyi tercih ettik.

117

19- MERYEM SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 98 âyettir. Bazı tefsir bilginlerine göre 58 ve 71. âyetler Medine döneminde inmiştir. Sûre, Meryem’in, oğlu İsa’yı nasıl dünyaya getirdiğini anlattığı için bu adla anılmıştır. Sûrede başlıca, tevhit inancını yerleştirmek amacıyla bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet sahneleri konu edilmektedir. Bismillâhirrahmânirrahîm. Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd.1 Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. O, şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım.” 5,6. “Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” 7. (Allah, şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.” 8. Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi. 9. (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”2 10. Zekeriyya, “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver”, dedi. Allah da, “Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi. 11. Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti.3 12,13,14. (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) “Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah’tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi. 15. Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selâm olsun! 16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an.4 Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. 18. Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi. 19. Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi. 20. Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. 21. Cebrail, “Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi. 22. Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. 23. Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.5 24. Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.” 25. “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.” 1. 2. 3. 4.

1 2

. . 3 .
4 5

. .

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 7-10. âyetlerle ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi, âyet, 40-41. Zekeriyya (a.s.)’ın işaret yoluyla anlaşmak zorunda kalması, eşinin hamileliği konusunda, bir önceki âyette sözü geçen işaretin gerçekleştiğini gösteriyordu. Allah’ın kudretine delil olmak üzere, Hz. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra, burada daha ilginç olan, Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir. Hz.Meryem’in çektiği doğum sancıları onun her kadın gibi doğurduğunu, İsa’nın ilâh olmadığını, onun her insan gibi bir kadından doğduğunu gösteriyor.

118

26. 27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34. 35. 36. 37. 38. 39. 40. 41. 42. 43. 44. 45. 46. 47. 48. 49. 50. 51.
6

“Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.6 Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!” “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler. Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.” “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.” “Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.” “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”7 Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.8 Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “ol!” der ve o da oluverir. Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O’na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur. (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler.9 Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kâfirlerin hâline! Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler. Kitap’ta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi. Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” “Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.” “Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân’a isyankâr olmuştur.” “Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum.” Babası, “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!” dedi. İbrahim, şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.” “Sizi ve Allah’tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb’ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum.” İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub’u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). Kitap’ta, Mûsâ’yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resûl, bir nebî idi.10

Rivayete göre Meryem’in kavmi İslâm’da bilinen orucun dışında sükût etmek suretiyle de oruç tutarlarmış. Bu âyet, onlarda böyle bir oruç şeklinin varlığına işaret etmektedir 7 . Hz.İsa’nın, beşikte iken konuşması ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Âl-i İmrân sûresi, âyet, 46; Maide sûresi, âyet, 110. 8 . Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “İşte hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak- budur.” 9 . Hıristiyanların kimi, “İsa, Allah’ın oğludur”, kimi, “İsa, bir ilâhtır”, kimi de “İsa, üçlü ilâh anlayışının üçüncü elemanı olan oğuldur” demektedirler. 10 Nebî: İnsanın kendi gücüyle elde edemeyeceği bir haberi ya da hükmü Allah’ın kendisine vahyettiği kimsedir. Resûl ise, Allah’tan aldığı vahyin muhtevasını insanlara tebliğ etmek ve fiilen uygulamakla görevli bir nebîdir. Bu vahyin muhtevası yeni bir şeriat, yeni bir din düzeni olabileceği gibi, önceki bir peygamberin şeriatına uyup onu tebliğ etme emri biçiminde de olabilir. “Resûl, yeni bir kitap ve şeriat getiren, nebî de; yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip, önceki bir peygamberin şeriatına tabi olarak onu uygulamak üzere gönderilen kimsedir. Veya tam tersine “Nebî yeni bir kitap ve şeriat getiren, Resûl ise, yeni bir kitap ve şeriat getirmeyip önceki peygamberin şeriatını uygulamak üzere gönderilen kimsedir” şeklindeki tarifler isabetli değildir. Zira, Kur’an-ı Kerim, yeni bir kitap ve şeriat getiren peygamberlere “Resûl” diye atıfta bulunduğu gibi, bu tariflerin aksine, yeni bir kitap ve şeriat getirmeyen Lût, Salih ve İlyas gibi bazı peygamberleri de “Resûl” diye nitelemektedir. (Bakınız: Şu’arâ sûresi, âyet, 143,162; Sâffât sûresi, âyet,123. Bu âyetlerin meallerinde geçen “peygamber” kelimeleri, “resûl” karşılığında kullanılmıştır.) Görüldüğü üzere yukarıdaki tariflere, bu âyetler ve benzerleri ışığında bakıldığında onların isabetsizliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, tarifler yapılırken “Yeni bir şeriat ve kitab”ın temel kriter olarak alınmasından kaynaklanmıştır. Bu kriter tesbitinin hangi delil ya da

.

119

sözünde duran bir kimse idi. O’na ibadet et ve O’na ibadet etmede sabırlı ol. bu konuda hemen vahiy geleceğini umuyordu. “Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?” der. doğru sözlü bir kimse. Resûl olmak için nebî olmak yani vahy almak şart olduğu gibi. Rabbine andolsun. 55. 69. gümüşlerin bulunduğunu iddia ediyorsunuz ya. 63. kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. Hiç. Onlardan sonra. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Her ikisi de bir peygamberin. Âyetlerimizi inkâr edip “Bana elbette mal ve evlat verilecek!” diyen kimseyi gördün mü?14 78. 73.Peygamber. Sonra. “Resûl” ve “Nebî” tariflerinde temel kriter. Allah. cennette altınların. 62. ya da her ikisini birden öne çıkarmaktadır. Oysa. 75. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.Ona. Fakat vahyin gelişi on beş. 11 .Peygamber’e söylediği sözü aktarmaktadır.15 delillere dayandığını söylemek mümkün değildir. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. inkâr edenler. diye alay etmişlerdi. maddî ve dünyevî varlıklarıyla övünmeye başladılar. duruma göre bir peygamberin bu iki vasfından birini. Zülkarneyn ve Nûh hakkındaki sorularına cevap vermeyen Hz. “Siz öldükten sonra diriltileceğinizi. Sonra Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş hâlde bırakırız. 67. Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. Âdem’in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan. risaletsiz tebliğsiz bir nübüvvet düşünmek de mümkün değildir. 72. Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir. 82. Rabbi terk etti”. yahut kırk gün gecikmişti. İşte bunlar. Çünkü orada bana mal ve evlat verilecek” demişti. Ancak Kur’an. 71. 13 . 76. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. Şu hâlde. “Onlar bu (tutumları)ndan ötürü cehennemdeki Gayya Vadisi’ni boylayacaklardır” şeklinde de tercüme edilebilir. kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. Rabbin unutkan değildir. Âyetin son kısmı. mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik. Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn’u bir nebî olarak kendisine bahşettik. Ancak bu takdirde söz konusu hatadan kurtulmak mümkün olabilir. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. 54. Bu duruma göre nübüvvet. Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. oraya girmeye en lâyık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. Rivayete göre. 14 . Vâil hakkında inmiştir. Eret. Şüphesiz o. Vâil’deki alacağını istemiş. 120 . Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. O’nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? 66. Rabbin için bu. Allah’ın apaçık âyetlerini işitip onlara nazire yapmaktan âciz kalan inkârcılar. 77. Bu âyet.13 74. kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Âs b. daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? 68.”12 65. ashaptan Habbâb b. “Muhammed’i. İnsan.11 60. Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. Orada boş söz işitmezler. Bir resûl. 58. 12 . 57. İnsan. Gaybı mı görüp bilmiş. Rahmân’ın. Bu âyet ile bir sonraki yetmiş sekizinci âyet. Hz. ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş. Kitap’ta İsmail’i de an. istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı. mutlak manada Allah’tan vahy almak. sonuç itibari ile de. işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. namazı zayi eden. 52. Şüphesiz o. onların ibadetlerini inkâr edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. Sonra her bir topluluktan. 70. (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O’nundur. yukarıda verdiğimiz tarifte olduğu üzere vahy alma olayı olmalıdır. Biz. yahut öbürünü. onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Kitap’ta İdris’i de an. “İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?” dediler. onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! 80. Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman. 53. (Cebrail. Onlar. birbirini tamamlayan iki ayrı vasfıdır. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. Ailesine namaz ve zekâtı emrederdi. risalet ise bu vahyin tebliğidir. (Allah) göklerin. doğruya erenlerin hidayetini artırır.61. İşte bu âyet müşriklere cevap olmak üzere Cebrail’in. şöyle dedi:) “Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. 59. Önümüzdekiler. o da. Onu yüce bir makama yükselttik. Allah’tan başka ilâhlar edindiler. kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye. (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara. bir nebî idi. şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Kalıcı salih ameller. Müşriklerin. inananlara. İbrahim’in. 64. Onlar cennete. Mekkeli müşriklerden Âs b. 81. bir nebî idi. yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış? 79. 56. onların bu yüzeysel düşüncelerine işaret etmektedir. Hayır! İlâhları. Biz onlardan önce. Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. Bunun üzerine müşrikler. İşte bu. Ashab-ı Kehf.

97. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. bir çocuk edindi” dediler. 28. müşrikleri yalanlamaları ile ilgili olarak bakınız: Yûnus sûresi. onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. 98. 96. dağlar yıkılıp çökecektir! 92. Ey Muhammed! Biz. Ey Muhammed! Şu hâlde. 94. 15 . yer yarılacak. inat eden bir topluluğu da uyarasın diye. Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.91. 85. 90. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? 83. Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. âyet. “Rahmân. onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.86.Kâfirlerin başına. onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? 84. 93. 89. Putların. Andolsun. Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız. Onlar. suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün! 87. İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân. 95. 88. Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir. Hâlbuki Rahmân’a bir çocuk edinmek yakışmaz. Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. 121 . Andolsun. Rahman’a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak.

âyet. Arş.çobanlık yapmak karşılığında kızlarından biriyle evlenmişti. şöyle dedi: “Tut onu. Bir de ne görsün o. Hz. “Kıyamet mutlaka gelecektir. 122 . Bu mucize ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Neml sûresi. kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır.” 22. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle.” 13. Mûsâ. Onunla başka işlerimi de görürüm. Hz. sonra helâk olursun!” 17. Sen sözü açığa vursan da.4 11. 8. “Bana ailemden birini yardımcı yap. 6. 5 . Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın. yol gösterecek birini bulurum” demişti.Peygamber teselli edilerek peygamberlik görevini mutlaka en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar izah edilmektedir. Allah. hızla akan bir yılan olmuş! 21. . “Şüphe yok ki. Sûrede. O hâlde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl. âyetler) genişçe anlatılmaktadır.” 15. “Allah. orada istemeyerek bir kişiyi öldürünce. yahut ateşin başında.23. doğup büyüdüğü Mısır’a doğru giderken yolunu kaybetmişti. “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?” 18.TÂ HÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye.20. Benden başka hiçbir ilâh yoktur. 9. “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar. “Şüphe yok ki ben Allah’ım.” 26. Kasas sûresinde (3-42.2 4.Mûsâ’nın Mısır’da Medyen’de ve tekrar Mısır’da yaşadığı olaylar zinciri. Rahmân. Mûsâ. Mısır’da Firavun’un gözetimi altında yetişen Hz. 7. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 2. yalnızca O’nundur.” 1. “Firavun’a git. 135 âyettir. Ateşin yanına varınca. (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum).” 27. “İşimi bana kolaylaştır. gizliyi de bilir. 1 2 3 4 . Müddeti tamamlayan Hz. Allah. Medyen’e kaçmak zorunda kalmış. gizlesen de Allah için birdir. . Tâ Hâ. Mûsâ’nın haberi sana ulaştı mı? 10. adını birinci âyette yer alan harflerden almıştır. Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil.1 (Ey Muhammed!) Biz. “Siz burada kalın.”5 24.28. Ona dayanırım. ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. onu yine eski durumuna döndüreceğiz. 5.” 14. Göklerdeki. Mûsâ dedi ki: “O benim değneğimdir. Arş’a3 kurulmuştur. ondan daha gizli olanı da. Allah. Çünkü O. çünkü o azmıştır. . “Onu yere at ey Mûsâ!” dedi. onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Umarım ondan size bir kor ateş getiririm. Mûsâ da onu attı. 20.12.” 25. seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın. “Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak. Bismillâhirrahmânirrahîm.Peygamberin çok ibadet ettiğini gören Kureyş müşrikleri. Rivayete göre. Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte. Hemen ayakkabılarını çıkar.” 19.” 29. dedi ki: “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. sınırsız kudret makamı demektir. Sûre. “Ben seni (peygamber olarak) seçtim. orada Hz. En güzel isimler O’nundur. bu Kur’an’ı Muhammed’e sıkıntı çeksin diye indirdi” demeleri üzerine bu âyet inmiştir. Şu’ayb ile karşılaşmış ve kendisine sekiz yıl -arzu ettiği takdirde on yıl. “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler.” 16. Hani bir ateş görmüştü de ailesine. Mûsâ.” 30. bir kış gecesi. yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey. kudret ve hâkimiyet tahtı. ona şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ!” 12. Burada sadece bir kısmı gündeme getirilen ve Hz. ben senin Rabbinim. “Kardeşim Hârûn’u.3. Korkma! Biz. neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim. (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir.

” “Öyleyse. Andolsun. yeryüzünü size beşik yapan. sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar. yanılmaz ve unutmaz. Şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?” “Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. 38. 35. hayvanlarınızı yayın. hem bana düşman. 51. azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu. onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz. 40. şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. 34. 59. İşitirim ve görürüm. 54. 50. Bunun üzerine Firavun ayrılıp. bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle. şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” “Andolsun. Şöyle dediler: “Şüphesiz bu ikisi.” “Rabbim. Mûsâ. “Seni çok zikredelim diye. yoksa sizi azap ile yok eder. 53. Firavun ailesi küçük Mûsâ’yı bulup alınca. 33. 56. 42. çünkü ben sizinle beraberim. “Rabbimiz. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın.” Allah.” Mûsâ ve Hârûn. insanların toplandığı kuşluk vaktidir” dedi. doğru yola uyanlara olsun. “Onunla gücümü artır. ey Mûsâ. çocuk hiçbir kadından süt emmemeye başladı.” Sihirbazlar. üzülmesin diye seni annene döndürdük.’ ” “Şüphesiz bize. ablası Meryem. Selâm. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. Onlara işkence etme.” “Firavun’a gidin. ya da ilk atan biz oluruz” dediler. Belki öğüt alır. şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz. 39. 55. “Size. 57. Ona süt emzirecek bir kadın aradıkları sırada. “Sizin Rabbiniz kim. ey Mûsâ?” dedi. ona bakıp emzirecek birini göstereyim mi” deyince.6 (Sana baktı. hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin.” “Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin. 60. büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık. 32. Mûsâ. bu teklif kabul edildi. sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım. şöyle dedi: “Korkmayın. 49. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.” “Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin. 37. hilesini kuracak sihirbazlarını topladı.” “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. yahut korkar. 123 . 52. 43. 46. Rabbim. bayram günü. 63. 41. seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen’e gittin). Böylece Mûsâ tekrar annesine dönmüş oldu.” Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. 62. 61. biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. Firavun. 64. Bunun için seninle bizim aramızda.” “Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:” “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki. hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk. 48. 58. “Buluşma vaktimiz.” Firavun.” Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin.” “Onu işime ortak et.” “Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. 47. Gidip Mûsâ’nın annesini getirdiler ve çocuk onun sütünü kabul etti. sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr’a) geldin ey Mûsâ!” “Ben seni kendim için seçtim. 36. Sana da. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. Derken. gözü aydın olsun. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Mûsâ. (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. uygun bir yerde. 65.” Allah. Çünkü o azmıştır. “Ya geçmiş nesillerin hâli ne olacak?” dedi. deniz onu kıyıya atsın da kendisini.” “Seni çok tespih edelim diye”. sonra geldi. Firavun ailesine. Yiyin. her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır. 45. orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir. işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. senin de. 6 . (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik.” “Ona yumuşak söz söyleyin.” Mûsâ. 44.31. sonra onlara yol gösterendir” dedi.

(Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya. Bu konuda aşırı da gitmeyin. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Firavun. Bir de ne görsün. Allah. 78. kim Rabbine günahkâr olarak varırsa. Sihirbazlar şöyle dediler: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Şöyle dedik: “Korkma (ey Mûsâ!). sözlerine karşılık vermediğini. sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim. Böylece (Sâmirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Öyle iken Mûsâ. 79. (Mûsâ. öfke dolu ve üzgün bir hâlde halkına döndü.Mûsâ Tûr’a giderken. “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. “Şüphesiz. 71. ey Mûsâ?” (dedik. Âyette ifade edilen uzaklaşma budur. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. acele ile kavminden uzaklaştıran nedir. Onlar bu heykelin. size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti. Rivayete göre İsrailoğulları Mısır’dan çıkacakları gece. size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik. Andolsun. yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?” dedi. kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? 90. kalıba dökerek bir buzağı heykeli yapmıştı. “Ey kavmim! Rabbiniz.” 85.” 88. (Allah. ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok. ne de (güzel bir hayat) yaşar. sensin en üstün olan. o muhakkak helâk olmuş demektir. “Şüphe yok ki ben. Şüphesiz. “Hârûn ve Mûsâ’nın Rabbine inandık” dediler. Mûsâ.” 82. 92. içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. halkından seçtiği bazı temsilcileri de almıştı. 86. onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır. Mûsâ.76. 77. . halkını saptırdı. o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. (Sâmirî ve adamları) “Bu sizin de ilâhınızdır. Artık sen vereceğin hükmü ver. Firavun. Bunun üzerine Mûsâ. Sâmirî onları saptırdı” dedi. Mûsâ’nın da ilâhıdır. 68. Sâmirî onları ikna ederek altınları ateşte eritmiş. Tefsir bilginlerinin bahsettiğine göre. şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık. Bunun üzerine Mûsâ. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış. “Şüphesiz ki biz. İşte onları ateşe attık. 80. 75. Sâmirî de aynı şekilde attı. Yakalanmaktan korkmaksızın.)7 84. Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa.” 70. içinden ırmaklar akan.” 91. Hz. Onlar da. Orada ne ölür.Mûsâ: “Yok. onların yaptıklarını yutsun. mutlaka göreceksiniz. içinde bir korku hissetti. “Yarın bizim bayramımızdır” diyerek yerli halktan ödünç olarak süs eşyaları almışlardı. biz senden sonra halkını sınadık. kesinlikle ona cehennem vardır. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin. Tûr’a varınca): “Seni. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez. “Sağ elindekini (değneğini) at ki.” 74. (ilâhını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler.” 81.” 73. işte onlar için en yüksek dereceler. 87. tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. acele ederek sana geldim. 67. yoksa üzerinize gazabım iner. şöyle dedi: “Onlar. Rabbimize inandık. . işte onlar hemen arkamdalar. Şöyle dediler: “Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. İşte bu.” 83. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.” 72. Gazabım da kimin üzerine inerse. (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” 7 8 66. endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik. sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. (Mûsâ’nın değneği. 124 . “Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz” dediler. yanına. onlara doğru yolu göstermedi. (önce) siz atın” dedi. sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve.8 89. Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de. günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için. “Demek.93. Şimdi andolsun. Mûsâ’nın Tûr’a gidişinden sonra.” 69. Çünkü. deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Yolda bir an evvel Rabbi ile konuşma arzusuyla acele ederek onları geride bırakmıştı.

Sesler.104. Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. mahiyeti bizce bilinmeyen bir tür boru demektir. Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz. Bütün yüzler. 105. 111. Onların bilgisi ise Rahmân’ı kuşatamaz. Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Âdem! Sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” 121. O gün günahkârları. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar.9 Senin için. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir. sen ve eşin için bir düşmandır. Biz onda bir kararlılık bulmadık. Andolsun. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. “Onların yerlerini dümdüz.” 119. Şüphesiz ben. “Orada hiçbir çukur. ne de güneş altında kalırsın. 110. yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. -Onların. “Siz sadece bir gün kaldınız” diyecektir. Sizin ilâhınız ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. Sonra Rabbi onu seçti. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme.” 108. 125 . Zulüm yüklenen. Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis). Rahmân’ın azametinden dolayı kısılmıştır. hiçbir tümsek göremeyeceksin. ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.” 94. Âyet. 9 Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. “Sûr”. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. ne zulme uğramaktan korkar. Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o. ne yoksun bırakılmaktan. sözüme uymadın demenden korktum” dedi.O vakit içlerinden en aklı başında olanları. Mûsâ. o. Sâmirî. sonra mutsuz olursun.” 97. diye) emrettik. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de.. O gün. boş bir alan hâlinde bırakacaktır. “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu. Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. 100.” 120. kim benim yol göstericime uyarsa artık o. 116. Aralarında birbirlerine “(Dünya’da) sadece on (gün) kaldınız” diye gizli gizli konuşacaklar. Sûra üfürüleceği gün10. şöyle dedi: “Ben onların görmediği şeyi gördüm.” 106. 95. (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. 99. çıplak kalmak yoktur. 115. “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. üfürülmesiyle kıyametin kopacağı. 109.” 107. İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar. Sâmirî. O. 98. (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. İsrailoğullarının arasını açtın. Hani meleklere. O ise bunu unutuverdi. İblis bundan kaçınmıştı. ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.Hârûn: “Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. 114. kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. 10 . asla kaçamayacağın bir ceza daha var. 113. 117. Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse. “Rabbim! İlmimi arttır” de. 112. önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti) diyeceksin. şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. 123. Biri ona dokunacak olsa. Mûsâ. 96. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. “Ya senin derdin neydi ey Sâmirî?” dedi. diri. “Orada ne susuzluk çekersin. Allah. 122. kimse de ona dokunamıyordu. 103. Âdem. yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.” 118. 101. (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. “Şüphesiz senin için orada aç kalmak. “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin. mutlaka hüsrana uğramıştır. O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil’e) uyarlar. İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi. . bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! 102. O. yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor. bundan önce biz Âdem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme. Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler.

Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur’an) onlara gelmedi mi? Eğer biz onları o Kur’an’dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka. 130. 132.124. Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır. onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. siz de bekleyin. O hâlde. mutlaka ona dar bir geçim vardır. Güzel sonuç. öyle. Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. 126. kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu. 129. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. “Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse. “Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!” dediler. 135. Onlardan bazı kesimlere. Senden rızık istemiyoruz. onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. Sana da biz rızık veriyoruz. kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!” 126 . 131. 134. 133. de ki: “Herkes beklemektedir. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. “Evet.” O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde. kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. İnanmayanlar. Yurtlarında dolaşıp durdukları. 128. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der. “Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık” derlerdi. niçin beni kör olarak haşrettin?” Allah. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. 127. 125. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Ey Muhammed. onlar da hemen cezalandırılırlardı.

17. Biz yeri. kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. 12. Onlar Allah’tan önce söz söylemezler ve hep O’nun emriyle iş görürler. onların nitelemelerinden uzaktır. Çünkü sorulacaksınız” denildi. sönmüş ateş gibi yapıncaya kadar bu feryatları devam etti. 24. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. “Şüphesiz. hayır. göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. önceki peygamberlerin (mucizelerle) gönderildikleri gibi o da bize bir mucize getirsin” dediler. 23. ne O’na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar. onların tevhit davası uğrunda verdikleri mücadelelerden bahsettiği için bu adı almıştır Bismillâhirrahmânirrahîm. 11. 7.”1 Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere. çocuk edindi” dediler. 6. 26. O. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. yücedir. 21. Onlara. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. 15. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: “Bu da ancak sizin gibi bir insan. O. “Kaçmayın. böyle şeylerden uzaktır. 16. benden başka hiçbir ilâh yoktur. Hayır. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik. Demek ki. “Hayır. 4. onlara dedi ki: “Rabbim yerdeki ve gökteki her sözü bilir. size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. 19. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?” Peygamber. 2. peygamberler demektir. o bir şairdir. Hayır. Haddi aşanları ise helâk ettik. âyette Allah’ın birliği aklî yönden. hemen oradan süratle kaçıyorlardı. Biz. 1 . Yoksa yerden. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz zulmetmekte olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka başka toplumlar meydana getirdik. yücedir. 13. 27. Sûre. Onlar ölümsüz de değillerdi. Onlar azabımızı hissedince. Öyleyse bana ibadet edin” diye vahyetmişizdir. yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. Arş’ın Rabbi Allah. 18.ENBİYÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O. Andolsun. 25. Rab’lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki. 127 . O’nun katındakiler. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.3. “Enbiyâ”. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. onları yemek yemez bir beden yapısında yaratmadık. 5. onu kendi katımızdan edinirdik. Yoksa ondan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: “Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilâh olduğuna dair hiçbir delil yok).21. Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. hakkıyla işitendir. 112 âyettir. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. “Eyvah bizlere! Bizler gerçekten zalim kimseler idik” dediler. hakkıyla bilendir. 8. ölüleri diriltebilecek birtakım ilâhlar mı edindiler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı. 14. onlar mutlaka onu alaya alarak. 22. 10. temel konu olarak peygamberlerden. bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Eğer böyle değilse. onu kendisi uydurdu. 1. Yapacak olsaydık böyle yapardık. (Böyle iken) “Rahmân. 20. Onlardan önce helâk ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi de şimdi bunlar mı iman edecekler? Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Biz onları biçilmiş ekin. Hayır. Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size! Göklerde ve yerde kim varsa hep O’nundur. 22. (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır. Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler. 9. İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı.” Onlar. bu âyette de naklî yönden ispat edilmiştir. biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün.

Hesap görücü olarak biz yeteriz. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız. o alaya aldıkları şey kuşatıverdi. muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir. daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Andolsun. Öyle ki uzun süre yaşadılar. O.2 Şimdi acele etmeyin. “Andolsun. Onlar kıyamet gününden de korkarlar. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı3 (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik. yoksa sen bizimle eğleniyor musun?” dediler. 55. 42. İşte bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Ancak bize döndürüleceksiniz. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. 47. İçlerinden her kim. Şimdi sen ölürsen. 53. Hani o. İslâm’ı inkâr edenlerin yakında görecekleri cezalar veya Allah’ın varlık ve birliğini gösteren ve zamanla ortaya çıkacak olan apaçık delillerdir. 48. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. “Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?” demişti. görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. İnkâr edenler. yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Furkân. böylesini cehennemle cezalandırırız. onlar mı galip gelecekler? De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. 56. Bir de “Eğer doğru söyleyenler iseniz. İnkâr edenler seni gördükleri zaman ancak alaya alırlar. Onlar. hak ile batılı birbirinden ayıran demektir. Ama. bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim. faydalandırdık. atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi. dedi ki: “Hayır! Rabbiniz.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. . göklerle yer bitişikken. ne de kendilerine göz açtırılacak. Hâlbuki kendileri Rahmân’ın kitabını inkâr ediyorlar. 41. Evet. onlar ebedî mi kalacaklar? Her nefis ölümü tadacaktır. 34. (Ey Muhammed!) De ki: “(Size azab edecek olsa) gece ve gündüz Rahmân’ın azabından sizi kim koruyacak?” Öyle iken onlar Rablerinin zikrinden yüz çevirmekteler. onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa. Buradaki âyetlerden maksat. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. İbrahim. 44. 31. 57. 37. biz Mûsâ ile Hârûn’a. "Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk” dediler.” Allah’a yemin ederim ki. onu getirip ortaya koyacağız. Andolsun. gündüzü. 33. 38. (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. artık görmüyorlar mı ki. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek. 49. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler. biz onları da atalarını da. yollar meydana getirdik. senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri. 30. O. geceyi. siz de. 58. Biz. 40. İnkâr edenler. 51. siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım. Onlar ise oradaki. senden önce de hiçbir beşere ölümsüzlük vermedik. Allah. 39. 46. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa. 54. 52. güneşi ve ayı yaratandır. Zaten onlar bizden de yardım görmezler. Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti. biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde. Andolsun. 128 . 43. 36. “Bu mu ilâhlarınızı diline dolayan?” derler.28. 50. İbrahim. 32. 45. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. 35. “Bize gerçeği mi getirdin. göklerin ve yerin Rabbidir. O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler. “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilâhım” derse. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz? Andolsun. Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilâhları mı var? O ilâh edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. babasına ve kavmine. Onlar. 29. Biz zaten onu biliyorduk.4 2 3 . İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler.

âyet. Şimdi siz şükrediyor musunuz? Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik. âyet. ilişmediği büyük putun omzuna asmıştı. İbrahim. onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Rüzgâr.6 Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. “İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk” dediler. 75. zırh yapma sanatını öğrettik ki.33. Bir bayram şenliğine giden halk dönüşte putların kırılmış olduğunu gördü. 69. İsmail’i. Biz. Eyyûb’u da hatırla.8 Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Onu rahmetimizin içine soktuk. Hz. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi. 80. 65. Bu konu ile ilgili olarak bakınız: Ra’d sûresi. 66. Biz. 72. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. şöyle dedi: “Öyle ise siz. Bir de şeytanlardan. “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler. size hiçbir fayda. Zünnûn. 61. âyet. . Dâvûd ile birlikte. Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık. 82. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre. kendilerini bile korumaya güçleri yetmeyen putların. her şeyi hakkıyla bileniz. 77. 32. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?” “Yazıklar olsun.Süleyman ise koyunların geliriyle zararın tazmininin her iki taraf için daha uygun düşeceği yolunda hüküm vermişti. 76. Dedi ki: “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Geminin yürümemesi veya batma 129 . 62. Konuşabiliyorlarsa. her şeyin insanın hizmetine sunulduğunu pek çok âyette ifade etmektedir. 2. putların hepsini baltayla kırarak baltayı. (hâlâ) Allah’ı bırakıp da. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük. 4 . Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler. Onları da rahmetimizin içine soktuk. Tefsir bilginlerinin ifadesine göre. onu insanların gözü önüne getirin. 87. Onu Lût ile beraber kurtarıp. Nahl sûresi.14. Yûnus’u ifade etmektedir. Bunları yapan biz idik.7 Bir de Davud’a. “Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir” dediler. Çünkü o. “Şüphesiz ki ben derde uğradım. 79. 83. halka. “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. zekâtı vermeyi vahyettik. 67. Burada Hz. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Zünnûn’u da hatırla. size de. Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Lût da buraya bir günlük mesafede bulunan Mu’tefike’ye yerleşmişti. Hani o Rabbine. içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. 12. Derken karanlıklar içinde. . 84. bu iki peygamber Şam’dan yola çıkmışlar. sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. onlara sorun bakalım!” Bunun üzerine birbirlerine dönüp. peygamber olarak gönderildiği kavminin yola gelmemesi üzerine Allah Teâlâ’nın henüz bir izni olmadan kavmini bırakarak ayrılıp gitti ve bir gemiye bindi. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi. Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. . İbrahim Filistin’e. bu olayda Hz. “Eğer (bir şey) yapacaksanız. onu yakın da ilâhlarınıza yardım edin” dediler. 70. âyet. 78. 68. Hep onları zapteden bizdik. 86. sizin için. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. 65. bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler. (İbrahim gelince) “Sen mi yaptın bunu ilâhlarımıza ey İbrahim” dediler. 85. Yûnus. (Ey Muhammed!) Nûh’u da hatırla. 71. Allah’ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (İçlerinden bazıları). 74. 60. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk. Sâd sûresi. İbrahim sûresi. İbrahim’in bütün tehlikeyi göze alarak putları kırmasındaki amacı. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek. Kur’an-ı Kerim. Hac sûresi. balık sahibi demektir. Bunların hepsi sabredenlerdendi. 63. savaşlarınızda sizi korusun. (İçlerinden bazıları). (Bir kısmı da) “O hâlde haydi. koyunların ekin sahibine verilerek zararın tazmin edilmesine hükmetmiş. Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. namazı dosdoğru kılmayı. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi. 73. 18. 64.Davud. Onlar. âyet. onlara tapınanlara hiçbir yarar sağlamayacağını canlı bir şekilde anlatmaktı. . Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve.59. Belki (bu konuda) şahitlik ederler” dediler. “Andolsun. Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. 5 6 7 8 İbrahim. 81. 36. gerçekten salih kimselerdendi.5 Ona İshak’ı ve ayrıca da Yakub’u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.

” (Peygamber). 100. 112. (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Şu hâlde. 91. 98. Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Hz. Biz bunu muhakkak yapacağız. kim mü’min olarak bir salih amel işlerse. “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık. 96. Bir süre balığın karnında Allah’a dua eden Yûnus’u balık sahile attı. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak. Şüphesiz biz onu yazmaktayız. işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır. (doğurmaya) elverişli kıldık. 95. Yûnus’a çıktı ve denize atıldı. Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. (İnsanlar) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler.” “Bilmem! Belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve bir vakte kadar yararlanmadır. 9 . 101. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Şüphesiz bunda Allah’a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır. 93. En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları. Kendisini de. Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. Eşini de kendisi için. Onların orada derin bir iç çekişleri vardır! Onlar orada hiçbir şey işitmezler. 104. Zebur. ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyolunuyor. 102. (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. bilmiyorum. Rabbine. Artık müslüman oluyor musunuz?” Eğer yüz çevirirlerse. 106. 99. Bizim Rabbimiz. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. Denizde kendisini bir balık yuttu. 89. 105. çalışması asla inkâr edilmez. 130 . 94. Siz oraya varacaksınız. Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Kur’a çektiler. 111. 109. Andolsun. Hani o. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı. Allah sözün açığa vurulanını da bilir. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler. de ki: “(Bana emrolunanı. “İşte bu. bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da9 da. gizlediğinizi de bilir. 103. 97. Davud’a indirilen ilâhî kitap yahut da Peygamberlere indirilen ilâhî kitapların genel adıdır. Hâlbuki hepsi orada ebedî kalacaklardır. 108. 110. Ben de Rabbinizim. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar. 107. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır. Eğer onlar ilâh olsalardı oraya varmazlardı. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız. Zekeriya’yı da hatırla.88.onu yine yapacağız. -üzerimize aldığımız bir vaad olarak. Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya. 90. Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. 92. tek ümmet (din) olarak sizin ümmetiniz (dininiz)dir. Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi. De ki: “Bana ancak. Şüphesiz bu (İslâm). Helâk ettiğimiz bir memleket halkının bize dönmemeleri imkânsızdır. Ona ruhumuzdan üflemiştik. tehlikesi geçirmesi gibi bir nedenle yolculardan birisinin denize atılması gerekti. size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedî olarak kalırlar. sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır” dedi. Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. Hepsi de ancak bize dönecekler. oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. Onun için sadece bana kulluk edin.” “Şüphesiz.

İnsanlardan kimi vardır ki. 12. Çünkü Allah. erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. dilediğini doğru yola iletir. 4. . Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem. onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar. bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan. Ona dünyada bir rezillik vardır. . sonra kendini assın da bir baksın. Bu böyle. hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan. 112 ve Nâs sûresi. “Alaka”. . Şeytan hakkında. âyet. 13. Sâbiîler. 10. Zararı faydasından daha yakın olana tapar. O dünyayı da kaybetmiştir. sonra da (akıl. Çünkü Allah. 1. “İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. 2. Hıristiyanlar. dilediğini yapar. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1 2 3 4 . Şüphesiz Allah. 8. hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. “Her kim onu dost edinirse. iman edenler. hakkın ta kendisidir. aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için. henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. ahireti de.9. Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa. mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır. öfkelendiği şeyi giderecek mi?4 Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler hâlinde indirdik. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. 5. ceninin. Tefsir bilginleri. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. kupkuru görürsün. “Mudga”. 4. Allah. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. 7. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın1 ardına düşer. hiçbir bilgisi olmadığı hâlde. 3. Sûrede ayrıca kıyamet gününün dehşetinden. Allah hakkında tartışmaya kalkar. iman edip salih ameller işleyenleri içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. En’âm sûresi. 14. ne de fayda veren şeylere tapar. Şüphesiz Allah. gönlü onunla hoş olur. her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. kıyamet günü onların aralarında mutlaka hüküm verecektir. Yahudiler. 17. 12-14. kıyamet günü yaşanacak sahnelerden. her şeye hakkıyla kadirdir. bir kısmı ise Medine döneminde inmiştir. Eğer kendisine bir hayır dokunursa. her şeye şahittir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah.22. O. Allah. Şâyet başına bir kötülük gelirse. bir yol göstericisi. (Ona). Ne var ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. ne fena yoldaştır! Muhakkak ki Allah. Onu göreceğiniz gün. kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. kabirlerdeki kimseleri diriltecektir. ölüleri diriltir ve O. başvurduğu (bu yöntem). 11. Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. sonra az bir sudan (meniden). âyet. 6. Biz. Mecûsiler ve Allah’a ortak koşanlar var ya. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir. 5. İnsanları sarhoş görürsün. bir ilmi. O (taptığı) ne kötü yardımcı. Hac ibadetinden bahsettiği için bu adı almıştır. Şüphesiz. 16. sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan3 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. âyet.) İnsanlardan öylesi de vardır ki. öfkelendiği şeyi giderecek mi?” 131 . Şüphesiz O. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Mü’minûn sûresi. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. 15. cihattan ve helâk edilmiş eski toplumlardan söz edilmektedir. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor. kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir.) İçinizden ölenler olur. Yeryüzünü de ölü. temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.HAC SÛRESİ Âyetlerinin çoğu Mekke’de. Allah’ı bırakır da kendine ne zarar. 78 âyettir. gerisingeri (küfre) dönüverir. sonra bir “alaka”dan2. buradaki “şeytan” kelimesinin cinlerden olan şeytan ile birlikte şeytan tıynetindeki insanları da kapsayabileceğini ifade etmişlerdir. İnsanlardan öylesi de vardır ki. 6’dan hareketle. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin.

24. Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. 5 6 . Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. çok kuvvetlidir. Şüphesiz ki Allah. 26. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. Şüphesiz Allah. Kim Allah’a ortak koşarsa. İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde. rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik. 39. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Gelsinler ki. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre. 27. göklerde ve yerde olanlar. Onlar. ağaçlar. hem de övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna iletilmişlerdir. zulme uğramaları sebebiyle cihad için izin verildi. havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler. şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. incilerle süsleneceklerdir. misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir. nankörü sevmez. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. bu. Şüphesiz Allah. namazı dosdoğru kılar.18. kiliseler. istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Doğrusu Allah hiçbir haini. Bu böyle. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse. Görmedin mi ki şüphesiz. 31. 132 . kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Sonra kirlerini gidersinler. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. “Tadın yangın azabını” denilir. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. tavaf edenler. mutlak güç sahibidir. bu belli günler Zilhicce’nin ilk on günüdür. yoksula fakire de yedirin. Bu böyle. 21. Şüphesiz ki Allah. Eğer Allah’ın. haksız yere. Onlar öyle kimselerdir ki. Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. o ızdıraptan çıkmak isteseler. 19. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının. 28. kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde5 (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. evimi. zekâtı verir. 38. içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar. “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. ay. Her ümmet için. yerli. başlarına gelen musibetlere sabreden. Allah. 22. orada altından bileziklerle. Artık onlardan siz de yiyin. Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse. 20. şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek. 23. İşte iki hasım taraf ki. Her ne zaman cehennemden. iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah inananları savunur. Kâbe’nin yerini. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. 41. hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. 32. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında6 bütün hayvanlar size helâl kılındı. Onunla. güneş. gerek yaya olarak. insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı. sırf. . Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin. O’na ortak koşmayan kimseler (olun). Şüphesiz. Etlerinin yenmesi yasak olan hayvanlarla ilgili olarak bakınız: Mâide sûresi. 40. iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacak. sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir. 30. Onuncu günü Kurban bayramının ilk günü olmaktadır. Oradaki giysileri ise ipektir. 35. 34. namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. 33. İnsanlar arasında haccı ilan et ki. Hani biz İbrahim’e. Kendilerine savaş açılan müslümanlara. Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. 25. yıldızlar.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse. 36. dilediğini yapar. karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. oraya geri döndürülürler ve onlara. İyilik edenleri müjdele. 37. biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. âyet. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. 29. Onlar hem sözün hoş olanına ulaştırılmışlar. kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. namaz kılanlar. Allah’a yönelen. yalan sözden kaçının. 3. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki. Sizin için onlarda hayır vardır. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.

Allah’ın gökten yağmur indirdiği. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naîm Cennetleri’ndedirler. size hayat veren. Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince. O. Mûsâ da yalanlandı ve nihayet o inkârcılara mühlet verdim. onun risalet görevini ifasına engel olmaya çalıştığı konusuna dikkat çekilmektedir. Şüphesiz. 66. İbrahim’in kavmi ile Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Çünkü Allah. 51. nice muhteşem saraylar vardır! 46. hakkıyla haberdardır. müşriklerin ağır bir yenilgiye uğradıkları Bedir savaşı günü olduğunu ifade etmişlerdir. 43. Hz. 133 . İnkâr edip âyetlerimizi yalanlamış olanlara gelince. şeytanın onlara “Muhammed şairdir”. Bir de senden acele azap istiyorlar. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya. insan çok nankördür. 54. Sen Rabbine davet et. Hiç şüphe yok ki Allah. 49. kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Artık iman edip salih ameller işleyenler var ya. çok lütufkârdır. vahyin içeriğine etki yapacak bir vesvese vermesi söz konusu değildir. 64. daha sonra da diriltecek olandır. Çünkü Allah. Göklerdeki her şey. Hiç şüphesiz ki o zalimler. bu “kısır gün”ün. Çünkü gerçekte gözler değil. Şüphesiz ki Allah yücedir. yahut da onlara kısır bir günün8 azabı gelip çatıncaya dek o Kur’an’dan bir şüphe içinde kalırlar. Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. 52. düşünecek kalpleri. Peygamberin temennisi. “yalancıdır”. insanların arasında hükmünü verir. 67. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir. rızık verenlerin en hayırlısıdır. Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir. halîmdir (hemen cezalandırmaz. din işinde seninle asla çekişmesinler. göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur. hakkıyla bilendir. sizin saydığınız bin yıl gibidir. elbette övgüye lâyıktır. âyetlerini sağlamlaştırır. 62.Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki. 45. işte onlar için bir bağışlama güzel bir nimet (cennet) vardır. böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz Allah. Allah. Zalim oldukları hâlde. iman edenleri doğru yola iletir. ama ibret almadılar). çok bağışlayandır. Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Sonra Allah. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün.” 50. Şüphesiz ki Allah. insanlara karşı çok esirgeyici. Allah. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. mühlet verir). elbette Allah ona yardım eder. böylece duvarları. derin bir ayrılık içindedirler. O. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten. insanların ilâhî emir ve yasaklara bağlanmalarını sağlamaktır. Âyette. aldığı vahiyleri insanlara tebliğ ettikçe. şeytanın vesvesesini giderir. 58. Bu böyle. Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler. onlardan önce Nûh. 65. İnkâr edenler. Ama Allah. çok merhametlidir. şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. . mühlet verdiğim. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah’ındır. Halkı zulmetmekteyken helâk ettiğimiz. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin. Şüphe yok ki Allah. onlar için de alçaltıcı bir azap vardır. böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. 56. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse. kendilerine kıyamet ansızın gelinceye. 7 42. 57. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki.44.7 53. Beni inkâr etmek nasılmış. sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. özellikle Hz. Tüm peygamberlerin. Yoksa şeytanın. tevhit inancının yerleşmesini. O hâlde. Bu böyle. bir şey temenni ettiği zaman. sonra da onları yakalayıverdim. 55. işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar. 48. hakkıyla görendir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. De ki: “Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki. “mecnundur”. 63. “emirlik istiyor” gibi vesveselerde bulunarak. sonra sizi öldürecek. geceyi gündüzün içine sokar. 61. 47. hakkın ta kendisidir. Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. şeytanın verdiği bu vesveseyi. çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler. Görmüyor musun ki. Peygamber. işte onlar cehennemliklerdir. yerdeki her şey O’nundur. Dönüş yalnız banadır. 60. doğrudan doğruya peygambere. 59. Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. büyüktür. Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun. (gördüler). 8 Bazı tefsir bilginleri. gündüzü de gecenin içine sokar. nice kullanılmaz kuyular. Bu böyle. hüküm ve hikmet sahibidir.

hakkıyla işitendir. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. onu kâfirlere vaad etti. meleklerden de resûller seçer. Allah. arkalarındakini de (yapacaklarını da) bilir. de ki: “Allah. Ne kötü varış yeridir orası!” Ey insanlar! Size bir örnek verildi. hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği. kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. 78. De ki: “Şimdi size bu durumdan9 daha beterini haber vereyim mi: Ateş. ne güzel yardımcıdır! 9 10 . mutlak güç sahibidir. 74. Allah. ne güzel sahip. Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman. Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hâl kastedilmektedir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir. Eğer seninle mücadele ederlerse. Şimdi ona iyi kulak verin. kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Bilmez misin ki. kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. rükû edin. müslüman diye nitelenmektedir. 72. secde edin. Neredeyse. 73. sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. insanlardan da. İsteyen de âciz. . bütün ilâhî dinlerin temelde bir oldukları. sizi hem daha önce. 71. Şüphesiz Allah. Bu âyette. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.İbrahim. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa. zekâtı verin ve Allah’a sarılın. hepsi bunun için toplansalar bile. yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir.10 Artık namazı dosdoğru kılın. o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın.68. Onlar. 75. Nitekim Kur’an’ın birçok yerinde 134 . Bütün işler hep Allah’a döndürülür. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar. 70. bunu ondan kurtaramazlar. O. hakkıyla görendir. sizin sahibinizdir. O. kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir. 69. hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki. istenen de.. Ey iman edenler. 77. Şüphesiz bu. Allah’a göre çok kolaydır. Peygamber size şahit (ve örnek) olsun. Hz. O. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah’ı bırakıp. ortak adlarının İslâm olduğu vurgulanmaktadır. Onların önlerindekini de (yaptıklarını da). 76. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır.” Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda. Allah. siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.

bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan 1 2 3 . erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. 15. “gökteki yedi yıldız sistemi”. 11. bir melek gönderirdi. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlar ki. Biz. adını birinci âyette geçen “el-Mü’minûn” kelimesinden almıştır. 18. Mü’minler. Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar ki. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Sûre. 26.” (Nûh).3 Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. 24. işte onlar haddi aşanlardır. 4. 2. kötülerin cezaya çarptırılacağı konu edilmektedir. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz. Yine onlar ki. çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık. 22. Onlar ki.23. Andolsun. gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de. “el-Mü’minûn”. (sular coşup taştığında Nûh’a) dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift. Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir. 13. Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler için ayrıca bakınız: Hac sûresi. 14. “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. 27. 19. 5. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. . dünya dışındaki yedi gezegenin yörüngelerine işaret ediliyor olabilir. Onlar ki. 8. “Mudga”. emanetlerine ve verdikleri sözlere riâyet ederler. 1. 6. 10.MÜ'MİNÛN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 21. biz insanı. . Bunun üzerine Nûh’a. 12. zekâtı öderler. 23. âyet. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir! Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz. Bismillâhirrahmânirrahîm. namazlarını kılmağa devam ederler. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter. “Yedi yol” ifadesi ile güneş sisteminde yer alan. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Andolsun biz. Onlar ki. mü’minler demektir. Yine o su ile Sîna dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ. Müşriklere son uyarı niteliğindeki bu sûrede. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca. “Alaka”. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi. Andolsun. biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. 5. ceninin. Sonra bu az suyu “alaka”1 hâline getirdik. Onların içlerindeki sütten size içiririz. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. ancak cinnet getirmiş bir adamdır. 20. Eğer Allah dileseydi. 118 âyettir. 9. Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik. 135 . 17. “yedi gök tabakası” diye de açıklanmıştır.” “Bu. 7. 3. Onlar orada ebedî kalacaklardır. namazlarında derin saygı içindedirler. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz. gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de. hem de yiyenlere katık verir. “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. Kim bunun ötesine geçmek isterse. 16. 25. ırzlarını korurlar. Bu ifade. faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Alakayı da “mudga”2 yaptık. İşte bunlar varis olanların ta kendileridir. üzerinde diş izlerini andıran şekiller taşıyan henüz uzuvları oluşmamış şekli demektir. size üstünlük taslamak istiyor. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz. Sonra yine muhakkak siz. mü’minlerin zafere ulaşacakları. Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik.

Artık inanmayan bir kavim. onu yalanladılar. bu dünya hayatından ibarettir. din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Ancak kâfirlerin kalbleri bu Kur’an’a karşı bir gaflet içindedir. İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. 47. 32. kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. O peygamberin kavminden.” 34.” 35. ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. içtiğiniz şeylerden içiyor. Bu yüzden.” 39. Biz tekrar diriltilecek değiliz. Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 42. Sen ve beraberindeki kimseler. Şüphesiz bu (İslâm). 29. Hiçbir ümmet. hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” diye öğüt veren bir peygamber gönderdik. Ölürüz ve yaşarız. 63. 48. Rablerinin âyetlerine inananlar. 50. Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır. “Andolsun. Doğrusu ben. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir. Meryem oğlu İsa’yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli. 61. 60. 136 . 54. Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Aynı olayla ilgili olarak bakınız: Hûd sûresi. “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” dedi. 51. bakmışsın ki feryat edip duruyorlar. Biz ona inanmayız.başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır. Ben de Rabbinizim. 4 . âyet. Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. Derken onları o korkunç ses. Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. 40. 59. Şüphesiz bu olayda ibretler vardır.” 38. 53. kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız. onlar farkına varmıyorlar! 57. Yine de ki: “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. 33. “Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi. 31. (İnsanlar ise. 62. 40. tek bir din olarak sizin dininizdir. “Hayat. “Hâlbuki bu size vaad olunan şey. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor. kendilerinden. Zalimler topluluğu. akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik. Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. konuk edenlerin en hayırlısısın. O peygamber. bu yüzden de helâk edilenlerden oldular. 64. gemiye bindiğiniz zaman: “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” de. Rablerine ortak koşmayanlar. Andolsun. ne kadar da uzak!” 37. 44. “Kavimleri bize kul köle iken. hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe. haksızlığa uğratılmazlar. Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik.56.” 30. Allah’ın rahmetinden uzak olsun! 45.”4 28. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. 41. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. 52. Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. Onlara. “Allah’a kulluk edin. “O. Sen.46. Onların bundan başka yapageldikleri birtakım (kötü) işleri de vardır. onu geciktiremez de. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Allah. bizim gibi iki insana mı inanacağız” dediler. kendi ecelinin önüne geçemez. Nihayet refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman. Rablerinin azametinden korkup titreyenler. Rabblerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan ederiz. Ey Muhammed! Sen onları bir zamana kadar. gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak! 55. Allah’ı inkâr eden. toprak ve kemik hâline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?” 36. Böylece ikisini de yalanladılar. 43. sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. 49. Onlar zulme. sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim. 58. öldüğünüz. “Bu.

104. değil mi?” der. Hayır onlar. Yoksa “O cinnet getirmiş” mi diyorlar? Hayır o. “Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım. “Âyetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz. O. Hâlbuki O. 91. 101. 76. Bu. 74. “Allah’ındır” diyecekler. diriltendir. 93. Sadece O’nun huzurunda toplanacaksınız. görülen âlemi de bilen Allah.” 95. ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? 69. 80. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? 81. 97. sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” 85. 84. Boşuna feryat edip durmayın bugün. Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. Andolsun. Gece ile gündüzün birbirini takib etmesi de O’na aittir. Onlar cehennemde ebedî kalacaklardır. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen. geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz. hiçbir çocuk edinmemiştir. “Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” de.” 137 . Dediler ki: “Gerçekten biz. O. Andolsun. Gaybı da. Onlar bu sözü (Kur’an’ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine. Hâlbuki onların pek çoğu haktan hoşlanmamaktadırlar. 71. biz onlara şereflerini (Kur’an’ı) getirdik. gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi. onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. 68. Hayır! Bu.” 99.100. işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki. 86. gözleri ve gönülleri yaratandır. 82. Çünkü âyetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner. ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?” 83. Ne kadar az şükrediyorsunuz! 79.” 98. Eğer hak onların arzularına uysaydı. öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.65. “Allah’ındır” diyecekler. 90. Hayır. tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek. Allah. Öyle olsaydı. Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun. Ya da onlar henüz kendi peygamberlerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar? 70. biz onlara gerçeği getirdik. 106. öldürendir. (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak. 73. Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik. De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi. Onlar ise bu şereflerinden yüz çeviriyorlar. terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. rızık verenlerin en hayırlısıdır. fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar. Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir. sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. beni o zalim milletin içinde bulundurma. 78. “Allah’ındır” diyecekler. 77. biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar. kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?” 89. yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. “Öyle ise O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” de. 103. 66. 102. 72. onlara hakkı getirdi. işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter. Artık kimin tartıları ağır gelirse. 75. sizin için kulakları. De ki: “Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan. Onların arkasında. Nihayet onlardan birine ölüm gelince. her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı.94. Kötülüğü. Sûr’a üfürüldüğü zaman. Zira bizden yardım görmeyeceksiniz. De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. Kimlerin de tartıları hafif gelirse.92. büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” 87. Fakat ahirete inanmayanlar. Allah. öncekilerin söyledikleri sözler gibi sözler ettiler. 105. kendisi koruyan. O. “Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?” de. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz. 96. Hayır. en güzel olan şeyle uzaklaştır. biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. 88. Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırıtır kalırlar.67.

114. bize merhamet et. 108. bizi bağışla. O.” Allah. Onlara hep gülüyordunuz. 109. şöyle der: “Çok az bir zaman kaldınız. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir. 112. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” 138 . Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz. “Bir gün. Kim.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” Gerçek hükümdar olan Allah. 117. 115. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlar. 111. De ki: “Rabbim! Bağışla. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.107. (inkârcılara) “Yeryüzünde kaç sene kaldınız?” diye sorar. ya da bir günden daha az bir süre kaldık. 118. O’ndan başka hiç ilâh yoktur. yücedir. Kullarımdan. 110. 113. sen merhamet edenlerin en hayırlısısın” diyen bir grup var idi. bugün ben onları mükâfatlandırdım. onun hesabı ancak Rabbi katındadır. “Ey Rabbimiz! Biz inandık. ”Aşağılık içinde kalın orada. artık benimle konuşmayın!” der. şerefli ve yüce Arş’ın Rabbidir. Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Allah. Sabretmiş olmaları sebebiyle. Allah. Hesap tutanlara sor” derler. hakkında hiçbir delili olmadığı hâlde Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. merhamet et. 116.

düşürdüğü gerdanlığını ararken birlik bulunduğu yerden ayrılmış. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız. Hâlbuki bu. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. iman eden erkek ve kadınlar. hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı. Ancak tövbe edip bundan sonra ıslah olanlar müstesna. Sûrede başlıca. apaçık bir iftiradır” deselerdi ya! Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler. onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. bireysel ve toplumsal hayatla ilgili çeşitli hüküm ve prensipler. Benî Mustalik Gazvesi’nden dönerken beraberinde bulunan Hz.7. beşinci defada da. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu.24. zina eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenir. 20. İşte bunlar fâsık kimselerdir. Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi. 18. İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya. hüküm ve hikmet sahibidir. Bunun üzerine. beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi. eğer yalancılardan ise. size âyetleri açıklıyor. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince. 1 . Âişe tabii ihtiyacını gidermek için uzaklaşmıştı. Hz. Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. özellikle aile hayatına dair esaslar yer almaktadır.9. 10. âyette geçen “nûr” kelimesinden almıştır. Bu arada. Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Peygamber. Bu âyet ile sonraki dokuz âyette. çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya! Eğer inanıyorsanız. Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. mü’minlere haram kılınmıştır. 3. 13. Hz. kadından cezayı kaldırır. Hz. “Bu. 15. Düşünüp öğüt almanız için onda apaçık âyetler indirdik. 139 . es-Sülemi. Hz. Zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenir. Allah. Bu. 11. Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı. Allah bilir. kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi). Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı. 16. Aksine o sizin için bir hayırdır. Birliğin artçılarından Safvân b. Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. onların her birinin şahitliği. hâliniz nice olurdu? O ağır iftirayı uyduranlar. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. Âişe ile Safvân arasında ilişki bulunduğu iftirasını ortaya attılar. işledikleri günahın cezası vardır. Âişe’nin masum olduğunu açıklayan bu âyetler indi. Adını. “Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. İslâm tarihinde “ifk (iftira) olayı” diye bilinen olay konu edilmektedir. çok merhamet edendir. 14. Bu. Çünkü Allah. içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu! Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor. 4. hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır. Aralarında münafıkların reisi Abdullah b. kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair.NÛR SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. 12. 35. sizin içinizden bir güruhtur. bizim indirdiğimiz ve (hükümlerini) farz kıldığımız bir sûredir. çok bağışlayandır. 1. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden. kendisi geride kalmıştı. hâliniz nice olurdu? 8. Bismillâhirrahmânirrahîm. 19. Bu iftirayı işittiğiniz vakit. Zina eden erkek ancak. Allah. 5. 2. Onlardan her biri için. her şeyi hakkıyla bilendir. 64 âyettir. Âişe’yi kendi devesine bindirip hayvanı yederek Medine’ye getirdi. bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.1 Bu iftirayı işittiğiniz zaman. Übey ile bazı mü’minlerin de bulunduğu bir grup bu olaya dayanarak. 17. 6. Allah katında büyük bir günahtır. siz bilmezsiniz.

kocalarından. gizlediklerinizi de bilir. Allah. iftiracıların söyledikleri şeylerden uzaktırlar. 22. Allah. çok merhametlidir. Onlar affetsinler. 4 . İşlemiş oldukları günahtan dolayı dillerinin. Mübarek bir ağaçtan. hakkıyla bilendir. 31. 35. gözlerini haramdan sakınsınlar.3 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. çok bağışlayandır. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince. “Allah. Bu davranış onlar için daha nezihtir. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! 32. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. 3 . Allah. 30. oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. 34. Eğer size. Mü’min erkeklere söyle. sizin için daha nezih bir davranıştır. yahut erkek kardeşlerinden. ne doğuya. yahut müslüman kadınlardan. yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden. Nur üstüne nur. Zinetlerini. gerçekten dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Bu sözleşmeden sonra köle. Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. 140 . kötü kimseler de kötü şeylere ve kötü sözlere lâyıktır. Evlenmeye güçleri yetmeyenler de. 25. Bu ağacın yağı. yahut babalarından. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. İyi şeyler ve iyi sözler iyi kimselere. Çünkü bu. Kötü kadınlar. yahut kız kardeşlerinin oğullarından. biz size açıklayıcı âyetler. insanlar için misaller verir. 2 21. belli bir bedel ödedikten sonra hürriyetine kavuşacağı yolunda kölesi ile yapacağı sözleşme demektir. her şeyi hakkıyla bilendir. Mü’min kadınlara da söyle. bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. temiz erkekler de temiz kadınlara lâyıktır. kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Ey mü’minler. hakkıyla işitendir.37. Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı. geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. O gün Allah. Eğer bunlar yoksul iseler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. lütfu geniş olandır. kötü erkeklere. Allah’ı anmaktan. Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere. Allah. ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına. Sizden bekâr olanları. onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. 28. 26. açığa vurduklarınızı da. namazı kılmaktan. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Şüphe yok ki. Onlar için bir bağışlanma ve bolca verilmiş iyi bir rızık vardır.4 36. dilediği kimseyi nuruna iletir. İçinde size ait bir eşya olan. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre. yahut erkek kardeşlerinin oğullarından. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor. Allah’ın. Andolsun. göklerin ve yerin nurudur” ifadesi.Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. göklerin ve yerin nurudur. İslâm hukukunda “mükâtebe”. Allah. bir köle sahibinin. çok merhamet edendir.2 O temiz olanlar. Bu âyette geçen. Allah. 27. yahut oğullarından. ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır.24.” Konu ile ilgili olarak bu sûrenin 3. defalarca güçlendirildiğinde sağlayacağı ışık sütununun karanlık ortamı aydınlatmadaki gücü. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah. hakkıyla bilendir. ırzlarını korusunlar. kandil de bir cam fânûs içinde. “Geri dönün” denirse. Eğer evde kimseyi bulamazsanız. yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna. yahut kocalarının babalarından. iyi kimseler de iyi şeylere ve iyi sözlere lâyıktır. Allah’ın kâinat üzerindeki kudretini hatırlatmaktadır. âyetine bakınız. kötü kimselere. 29. kötü erkekler de kötü kadınlara. Karanlık bir odanın duvarındaki hücrenin daha da karanlık ortamında bulunan bir ışık kaynağının. hemen dönün. gözlerini haramdan sakınsınlar. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır. Fakat Allah. ırzlarını korusunlar. ellerinin ve ayaklarının kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri günde onlara çok büyük bir azap vardır. Kim şeytanın adımlarına uyarsa. Allah. düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. temiz kadınlar temiz erkeklere. yaptıklarınızı hakkıyla bilendir. 33. zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım . yahut sahip oldukları kölelerden. Allah’ın yaratma ve yönetmedeki kudretini temsil etmektedir. sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Âyetin bu kısmı şöyle de tercüme edilebilir: “Kötü şeyler ve kötü sözler. söz konusu bedeli kazanmak üzere serbestçe çalışma hakkına sahip olur. vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah. İffetli ve (haklarında uydurulan kötülüklerden) habersiz mü’min kadınlara zina isnat edenler. dilediği kimseyi tertemiz kılar. içinde bir kandil. yahut üvey oğullarından. 23. sizden önce gelip geçenlerden bir misal ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir öğüt indirdik.

Artık bundan sonra kimler inkâr ederse. nasıl ışık olmadan karanlıkta bir yere varamaz. Çünkü Allah. 49. tehlikelerle karşı karşıya olursa. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. İnsan. sabah namazından önce. Allah. İnkâr edenlerin (Allah’ı) yeryüzünde âciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Şüphesiz bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır. Resûle itaat edin ki size merhamet edilsin. buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler.” “Allah’a itaat edin. Allah. Susamış kimse onu su sanır. sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah’a yemin ettiler. 53. 50. geceyi ve gündüzü döndürüp duruyor. 44. 42. sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. işte onlar asıl zalimlerdir. 40. Şüphesiz Allah. “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. üstünde de bulutlar var. Aralarında hüküm vermesi için Allah’a (Kur’an’a) ve peygambere çağırıldıkları zaman. Kalplerinde bir hastalık mı var. kimisi dört ayak üzerinde yürür. kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir. Sonra. dilediğini yaratır. ne onlara bir 5 . 46. 51. Onlar. 45. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size. 48. yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. dilediğinden de geri çevirir. “işittik ve iman ettik” demeleridir. küfür karanlığındaki bir kimse de öylece hakikatı bulamaz. yoksa şüphe ve tereddüde mi düştüler? Yoksa Allah ve Resûlünün kendilerine karşı zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır. 57. kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. dilediği kimseyi doğru yola iletir. (Münâfıklar). bocalar durur. Görmez misin ki Allah. onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. Andolsun. öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. iman edip de salih ameller işleyenlere. boyun eğerek ona gelirler. İnsan. Kime Allah nur vermezse. 141 . küfür. her şeye hakkıyla gücü yetendir. size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. 43. Allah. 56. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. zifirî karanlıklara benzetilmektedir. Allah. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). (Bütün bunları) Allah. Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa. De ki: “Yemin etmeyin. peygambere itaat edin” de. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür.38. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder. İnkâr edenlere gelince. Karanlıklar üstüne karanlıklar. 58. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. Aralarında hüküm vermek için Allah’a (Kur’an’a) ve Resûlüne davet edildiklerinde. zekâtı verin. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise. O. onun için nur diye bir şey yoktur. Allah. onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine. hesabı çabuk görendir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Nihayet yağmurun. Allah. 47. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. mü’minlerin söyleyeceği söz ancak. 52. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait. oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir. Dönüş de ancak Allah’adır. işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir. kimi iki ayak üzerinde yürür. adamlar. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor. onları kaynaştırıp üst üste yığar. gökten. Allah. kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına. bulutları sevk eder. 39. Münâfıklar. günde üç defa. onların arasından yağdığını görürsün. dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. 55. 41. bütün canlıları sudan yarattı. Allah. işte onlar fasıkların ta kendileridir. biz açıklayıcı âyetler indirdik. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler.5 Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle. Bu âyette. içinizden. Namazı dosdoğru kılın. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Ne kötü varış yeridir o! Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür. bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Yahut (inkârcıların küfür içindeki hâlleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. 54. elini çıkarsa neredeyse onu bile göremez. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz.

âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah. Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde. başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar. Bunlar. bunların. kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. Müslümanlar. 63. 61. 6 . Artık evlenme ümidi beslemeyen.59. evlerine göz kulak olmalarını isterlerdi. selâm verin. hüküm ve hikmet sahibidir. İşte Allah. Köre güçlük yoktur. yerdeki her şey Allah’ındır. topala güçlük yoktur. Allah. hastaya da güçlük yoktur. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey. hakkıyla işitendir. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. onunla beraber toplumu ilgilendiren bir iş üzerindeyken ondan izin almadan çekip gitmeyen kimselerdir. topal ve hastalara bırakırlar. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. hakkıyla bilendir. Allah. içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. 142 . (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. 64. kolladıkları evlerde yiyip içmekten çekinirlerdi. düşünesiniz diye âyetleri size böyle açıklar. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. 62. O. hakkıyla bilendir. Mü’minler ancak Allah’a ve peygamberine inanan. Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak. Âyet bunda bir sakınca olmadığını ifade etmektedir. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse. Artık onun emrine muhalefet edenler. Allah. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize. hüküm ve hikmet sahibidir. Allah. 60. her şeyi hakkıyla bilendir. günah vardır. savaşa çıkarlarken evlerinin anahtarlarını savaşa çıkamayan kör. çok merhamet edendir. hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur.6 Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. hakkıyla bilendir. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar.

4. “Bize melekler indirilseydi. (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. onlar Kıyameti de yalanladılar. onun tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. Bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler. (Ey Muhammed!) De ki: “O kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. 77 âyettir. sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Biz ise o Kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır. 7. 68-70. 1. 11. çok merhamet edendir. 12. 15. (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular. yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanlara va’dedilen ebedîlik cenneti mi?” Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir. Bize kavuşacaklarını ummayanlar. üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan. öldürmeye. 14. Bunlar ona sabah akşam okunmaktadır” dediler. Muhammed’in uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. Dilerse sana bundan daha güzelini. Rabbinin. Rabbinin uhdesine aldığı. bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!” “Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya!” Zalimler. yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler. O. (İnkâr edenler). Elleri boyunlarına bağlanmış. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir” dediler. 13. “(Bu Kur’an. “hak ile batılı birbirinden ayıran” demek olup Kur’an’ın isimlerinden biridir. İnkâr edenler. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. “Bu Kur’an. yok olup gitmeyi isterler (Kendilerine) “Bugün bir kere yok olmayı istemeyin. adını ilk âyette geçen “el-Furkân” kelimesinden almaktadır. 143 . Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. Furkân. Peygamber’in tüm insanlığa gönderildiği. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki. 9. 6. birçok kere yok olmayı isteyin!” (denir. geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır. Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan. 5. Bismillâhirrahmânirrahîm. Ebedî olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. 8. her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir. Andolsun. 18. 17. bağışlayandır. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler. 21. yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. 16. onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına). 19. 2. onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. Şüphesiz O. Hayır. çarşıda pazarda dolaşır.25. Sûre. çarşıda pazarda gezerlerdi. yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. (inananlara): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse. 20. Sûrede temel konular olarak Hz. 10. “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı. çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada. O. Ona bir melek indirilseydi de. hakkıyla görendir. başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir.” Dediler ki: “Bu ne biçim peygamber ki yemek yer. Çocuk edinmemiştir. içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan. ona büyük bir azap tattırırız.) De ki: “Bu mu daha hayırlıdır. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. Bu. 3. Onlar. “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz.FURKÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.

) Onlar yakında azabı gördükleri zaman. Peygamber. birinin suyu lezzetli ve tatlı. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şu’ayb peygamberin kavmi idi. “Andolsun. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık. 1 2 3 . . sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Onlar. 39. Bunların her birine misaller getirdik. belâ yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. işte onlar konumları itibariyle daha kötü. ‘Size bugün sevinçli hiçbir haber yok’ diyecekler” şeklinde de tercüme edilebilir. O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. O. Ress halkı. Andolsun. O. yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik. İnkâr edenler. 31. Âd ve Semûd kavimlerini. onlara karşı bu Kur’an’la büyük bir mücadele ver. 51. Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler. . rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderendir. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. 144 . “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi. 23. O gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve kâfirlere zorlu bir gün olacaktır. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık. 26. 35. O. Âyetin son kısmı. Biz. Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya. O. Biz. Andolsun. Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: “Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!” 28. 27. Kâfir. ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler. O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı. Andolsun. tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar. 22. Biz. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Nûh kavmini de. “Âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin” dedik. 36. işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur.42.” 30. Ress halkını3 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helâk ettik. Biz. 34. Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik. Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 44. 41. Nihayet o kavmi yerle bir ettik. taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. 48. belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik. Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Ölü toprağı canlandıralım. 56. işte böyle. yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz. keşke falanı dost edinmeseydim!” 29. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler. (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik. diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik. O gün zalim kimse. “Melekler de onlara. seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 37. Âyetin son kısmı. 46. 25. biz bunu insanlar arasında. 32. Öyle ise kâfirlere itaat etme. uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır. her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. 38. 55.2 33. 47. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız”1 diyecekler. 53. Onlara. 50. 54. 43. “Yazıklar olsun bana. 24.Fakat melekleri görecekleri gün. geceyi size bir örtü. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir. 52. senin kavmin.49. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter. Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. Rabbin. Allah’ı bırakıp. Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk. 45. “Biz Kur’an’ı senin kalbine yerleştirmek için onu kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk” şeklinde de tercüme edilebilir. 40. dinlenecekleri yer daha güzeldir.

Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen. gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!” “Şüphesiz. haksız yere. 70. Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o. vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir. 58.” Onlar. 75. sınırsız kudret makamı demektir. Allah’a. kudret ve hâkimiyet tahtı. 59. 74. şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır. çok merhamet edendir. Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum. 69. Göğe burçlar yerleştiren. bu ikisi arası dengeli bir harcamadır. Onlar. sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır. 77. De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin. 73.” Sen. Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır! (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa. 62. 68. O. O’nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman. Onların harcamaları. Allah. Cahiller onlara laf attıkları zaman. İşte onlar. Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Onlar.” 4 . yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Onlar. 67. kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. 76. yalana şahitlik etmeyen. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter! Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir. onlara kör ve sağır kesilmezler. Orada ebedî kalırlar. Arş. öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir. o ölümsüz ve daima diri olana (Allah’a) tevekkül et. Onlar. 63. 65. Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Sen bunu haberdar olana sor! Onlara. 145 . 72. Onlar. ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. “selâm!” der (geçer)ler. çok bağışlayandır. 64. tövbesi kabul edilmiş olarak döner. 66. sonra da Arş’a4 kurulan Rahmân’dır. 71. Onlar.57. Rahmân’ın kulları. harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. “Rahmân’a secdeye kapanın denildiğinde “Rahmân da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?” derler ve bu onların nefretini artırır. “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diyenlerdir. 61. 60. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.

” Allah dedi ki. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım. Firavun. 17. Hz. fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. Çünkü biz sizinle beraberiz. andolsun seni zindana atılanlardan ederim. 3 . Firavun’un kavmine git! Başlarına geleceklerden hâlâ korkmuyorlar mı?” diye seslenmişti. sizin de Rabbiniz. 2. orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik. şöyle dedi: “Ben onu. Mûsâ. şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin. 25. böyledir” dedi. 1.” “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”.26. 7. adını 224. Eğer düşünüyorsanız bu. Mûsâ’ya. Mûsâ. “Eğer benden başka bir ilâh edinirsen. İbrahim. 3. beni yalanlamalarından korkuyorum. Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı. etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) “dinlemez misiniz?” dedi. Mûsâ’nın annesi de çocuğunu ölümden kurtarmak için onu bir sepet içinde Nil nehrine bırakmıştı. Bismillâhirrahmânirrahîm. âyette geçen “eş-Şu’arâ” kelimesinden almıştır. Ey Muhammed! Mü’min olmuyorlar diye âdeta kendini helâk edeceksin! Biz dilesek. . Kur’an’ın vahiy dışı bir kaynağa dayalı olduğu iddialarına karşılık. (Bakınız: Bakara sûresi. Derken. 27. Hârûn’a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap). İsrailoğullarına köle muamelesi ederek onların erkek çocuklarını öldürüyor olmasaydı. Kasas sûresi. geçmiş atalarınızın da Rabbidir” dedi. (her şeyi) işitmekteyiz. Hûd. Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. Nûh. 49. “Şu’arâ” şairler demektir. İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiş. âyet. 10. “Hayır. 15. Sen nankörlerdensin. 8. Sûrede başlıca Mûsâ. 24. şüphesiz delidir” dedi. 22. apaçık Kitab’ın âyetleridir. âyet. “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi. korkma! Mucizelerimizle gidin. “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. “O.” “(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Mûsâ da Firavun’un himayesine girmeyecek ve “nimet” diye takdim edilen bu durum doğmayacaktı.”4 Firavun.” Firavun. 7-12) Şâyet Firavun. 15-16. Mûsâ.ŞU'ARÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.” “Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. 4. 9. Sûre. onlara gökten bir mucize indiririz de. 18. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben. Akıcı konuşamam.1 Bunlar.11. Şüphesiz senin Rabbin. 29. 1 2 Tâ Sîn Mîm. Mûsâ. Firavun. 16. “O. 4 .”3 “Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir.”2 “Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Şüphesiz bunlarda (Allah’ın varlığına) bir delil vardır. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 30.” Mûsâ. 146 . “Zalimler topluluğuna. Salih ve Şu’ayb peygamberlerin kıssaları dile getirilmekte. 24-98. ama onların çoğu inanmamaktadırlar. Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar. Hani Rabbin.” Firavun. 28. Mûsâ’nın istemeyerek adam öldürmesi ile ilgili olarak bakınız: Kasas sûresi. 227 âyettir. “O. Hz. 5. Kasas sûresi. âyet. elbette mutlak güç sahibidir. 32-40. söz konusu kaynakların Kur’an üzerinde hiçbir etkisinin bulunamayacağı ifade edilmektedir. onun bir vahiy eseri olduğu vurgulanmakta.” “Göğsüm daralır. 13. ona boyun eğmek zorunda kalırlar. “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu. âyet. 12. göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. 23. Yeryüzüne bakmazlar mı. 20. müşriklerin. 26. Mûsâ’nın Firavun’a gönderilmesiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Firavun ailesi onu bulup saraya getirmiş ve Mûsâ orada Firavun’un himayesinde yetişmişti. 19. âyet. Onun için. “Bu size gönderilen peygamberiniz. Firavun. doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. “İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. çok merhametlidir. Hz. Firavun. o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde iken (istemeyerek) yaptım.” dedi. 14. aslında ona zulmetmiştir. Firavun Mûsâ’ya bir nimette bulunmamış.” Mûsâ. 21. Kısaca. . 31. 6. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.

5 . “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o. 65. Deniz derhal yarıldı. benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır. Firavun.” 83.” 79. “Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?” 74.” 51. Firavun’a. 67. hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur. muhakkak ki takip edileceksiniz” diye vahyettik. 147 . Bir de ne görsünler. Biz de Firavun’un kavmini bahçelerden. “Neye tapıyorsunuz?” demişti. 34.” 49. “Umarız. Dedi ki. 72. Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. Firavun.Bunun üzerine Mûsâ. 108. “Asan ile denize vur” diye vahyettik.76. “Hastalandığımda da O bana şifa verir. dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” 73. 48. “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir. asasını attı. size sihri öğreten büyüğünüzdür. “Şüphesiz bu. hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz. Bunun üzerine Mûsâ’ya. Mûsâ da asasını attı. İki topluluk birbirini görünce Mûsâ’nın arkadaşları. ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. İşte böyle yaptık ve onlara. çok merhametlidir. 60. bana yol gösterecektir” dedi. Biz Mûsâ’ya. 50. Elini koynundan çıkardı. bana yediren ve içirendir. mutlaka Rabbimize döneceğiz. “O.” 55. üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız” (dediler. “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. dostumdur. 41. 71.” 56. 66. asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.” 57. “Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat. 45. 75. beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. 46. 63. 38. Sihirbazlar şöyle dediler: “Zararı yok. “Evet. Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku. 35. Hani o. “Sizi. Her parçası koca bir dağ gibiydi. 54. pınar başlarından. Ötekileri de oraya yaklaştırdık. “Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur. “O. belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler. “(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin. “Mûsâ’nın ve Hârûn’un Rabbi’ne. “Hayır. bilgin bir sihirbazdır” dedi. hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız” dedi.” 80.” 78. Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler. “Kullarımı geceleyin yola çıkar.) Sihirbazlar gelince. yurdunuzdan çıkarmak istiyor.58. çevresindeki ileri gelenlere. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun. hesap gününde. Ne dersiniz?” Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy." “Sana bütün usta sihirbazları getirsinler. 70. “O. Mûsâ onlara. 43. 64. Bu mucize ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi. 32. 59. Sonra ötekileri suda boğduk. “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. 69. 53. “Ama biz uyanık ve tedbirli bir topluluğuz. “Eğer biz üstün gelirsek. 42. Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık. 47. 44. Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir.” 52. “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz” demişlerdi. gerçekten bize bir mükâfat var mı?” dediler. İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. “Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar. şöyle dedi: “Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?” 77. 61. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi. âyet.” 82. servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.” 32. İnsanlara da “Siz de toplanır mısınız?” denildi. “O. 62. 39. ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım” dedi. “Eyvah yakalandık” dediler. Mûsâ. babasına ve kavmine. bir de ne görsünler. yaptığı sihirle. asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular. İbrahim. 68.5 Firavun. 36. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder.” Böylece sihirbazlar. 37. bakanlara bembeyaz olmuş. 33.” 81. âyet. bir de ne görsünler. Bunda şüphesiz bir ibret vardır. İbrahim. 40. Kasas sûresi. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah.

” 137.” 115. 91. “Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?” denilecek. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” 111. Artık onlar ve o azgınlar ile İblis’in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.” 98. 123. “Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Sonra da geride kalanları suda boğduk. Dediler ki: “Sen ister öğüt ver. 106.134. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. “Bu. “O hâlde. 121. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.93.133. “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl. Şüphesiz senin Rabbin. oğullar. “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 86. 94. size hayvanlar. Biz de bu yüzden onları helâk ettik. 120. Elbet bunda bir ibret vardır. 105. “Çünkü ben. Âd kavmi de peygamberleri yalanladı. 141. ister öğüt verenlerden olma. çok merhametli olandır.” 128.” 102. “Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız.” 108. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. 96.” 136. “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. bize göre birdir. “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır. çok merhametli olandır. âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk. bahçeler ve pınarlar veren Allah’a karşı gelmekten sakının. “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!” 89.95. Semûd kavmi de Peygamberleri yalanladı. “İçlerinde ebedî yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” 130. “Çünkü sizi.” 99. “Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı.92. “(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!” 88.” 109. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 107. “Biz azaba uğratılacak da değiliz. Hani kardeşleri Nûh. Dediler ki: “Ey Nûh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!” 117. “Şüphesiz ben. 140. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125. “Babamı da bağışla. “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” 118. Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler: 97. mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 103. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.” 132.” 100.” 127.” 138. “İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok. “Ben inananları kovacak değilim. 104. Hani kardeşleri Hûd. 148 . “Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak. “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. 124. “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” 129. Nûh’un kavmi de Peygamberleri yalanladı. “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.” 116.” 135.” 110. sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. biz hiç sana inanır mıyız?” 112. Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara. Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık. şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?” 113. “Candan bir dostumuz da yok.” 85.” 90. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Dediler ki: “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken. öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.” 101. Bir anlayabilseniz!” 114. 122.” 131. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak. “Bildiğiniz her şeyi size veren. “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” 126.” 87. mutlak güç sahibi olandır. Cennet. “Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” 139. Şüphesiz senin Rabbin. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır. size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Böylece onlar Hûd’u yalanladılar.84. Nûh. Nûh.” 119.

ekinlerde. “Siz buradaki bahçelerde. Salih. Şüphesiz bunda bir ibret vardır.” 186. Derken onu kestiler. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 178.” 183. 176. Böylece onları azap yakaladı. mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır. haydi gökten üzerimize bir parça düşür.” 181. “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 162. gökte siyah bir bulut belirmiş. 159. Sonra bu bulut ateş olup üzerlerine inmiş ve onları yok etmişti. Lût. 6 7 142. “Sen sadece bizim gibi bir insansın.” 157.” 164. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!6 174.” 167. “Rabbim. . Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. İşte böyle bir durumda. Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. “Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.” 165.” 154. “Rabbinizin. “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.Hani kardeşleri Salih. Şüphesiz senin Rabbin. “Ölçüyü tam yapın.” 182.171. . 189. şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. Hani Şu’ayb. Şu’ayb peygamberin kavmi yedi gün şiddetli bir sıcağa maruz kalmış. Şüphesiz o.152.” 169. Onlar Şu’ayb’ı yalanladılar. Şüphesiz senin Rabbin. onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” “Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. 173. 177. mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.” 184.” 163. Hani kardeşleri Lût. 149 . Eksik verenlerden olmayın. “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.” 179. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?” 149. 143. “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. fakat pişman oldular. büyük bir günün azabı idi. evlerinde nefes alamaz hâle gelmişlerdi. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.” 188. Sonra diğerlerini helâk ettik.” 187. Aynı olay için bakınız: Neml sûresi. “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar. âyet. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz. 145.” 146. “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.147. 144. 180. sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.166. şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var. 160.” 170. sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz. onlar da biraz rahatlamak için bu bulutun gölgesinde toplanmışlardı.” 156. 58. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık. Şu’ayb.” 155. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” 185. 172.” “Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!” “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” 168. “Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. “Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının. “İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin.” 153. Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin. pınar başlarında. “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir. Lût’un kavmi de peygamberleri yalanladı. “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 158.7 190.” 151. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. “Doğru terazi ile tartın. 161.148. Eyke halkı da peygamberleri yalanladı. Artık. yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.” 150. 175.

biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak. Buna göre Kur’an’ın müşriklerin kalbine sokulması. 197. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir. 215. hakkıyla işitendir. İşte böylece biz onu (Kur’an’ı) suçluların kalbine soktuk. 216. mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.191. Âyette. her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.218. Onlar. âyette de olduğu gibi.194. 193. Zaten bu onların harcı değildir. bir hatırlatmadır. 206. sonra azaba uğratılanlardan olursun! 214. Biz. Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar? 205. düşünce ve idrak merkezi anlamındadır. 217. (Önce) en yakın akrabanı uyar. (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı. “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe. 223. Eğer sana karşı gelirlerse. 210. 221.195. 209. Namaza kalktığında. 212. Şüphesiz O. 204.9 227. 220.226. ona inanmazlar. (hâlleri nice olurdu?) 207. 224. 192. Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Allah’ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. hakkıyla bilendir. Ey Muhammed! Ne dersin. İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi. 200. 213. mutlak güç sahibi. Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. 196. Ancak iman edip salih amel işleyen. Şüphesiz bu (Kur’an’ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı. 225. hiciv şiirleri yazarak Kur’an’ı ve İslâm’ı karalamaya çalışan müşrik şairler. Şüphesiz bu Kur’an. 211. buna güçleri de yetmez. her günahkâr yalancıya inerler. yine buna inanmazlardı. Onlar. farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de. Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir.202. Onların çoğu ise yalancıdır. Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse. Bu âyetteki “kalp”. Şüphesiz senin Rabbin. .199. çok merhametli olan Allah’a tevekkül et. kendi dilleri ile onu anlamalarına imkân sağlanması demektir. Biz zalim değiliz.203. Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma. onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir? 198. Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir. Bu. “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım” de. bir sonraki âyette ise onların bu saldırılarına yine şiir yoluyla cevap veren müslüman şairler kastedilmektedir. 208. Görmez misin ki onlar. Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı. A’raf sûresi 179. seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören.219. âlemlerin Rabbi’nin indirmesidir.8 201. hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik. Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? 222. 8 9 . 150 . Mü’minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.

kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım. yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim” demişti.” “Elini koynuna sok. Dâvûd’a varis oldu ve.” “Ey Mûsâ! Gerçek şu ki. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca.” “Ben. Mûsâ’nın bu mucizesi ile ilgili olarak ayrıca bakınız:Ta-Hâ sûresi. 17. 19. cinlerden. namazı dosdoğru kılan. “Ey insanlar. “Ben bir ateş gördüm. 7. (Allah. karınca demektir. âyet 10 ve devamı. Tâ-Sîn. çok merhamet edenim. Süleyman. 18. 4. kusursuz bembeyaz olarak çıksın. sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. dönüp ardına bakmadan kaçtı.27 . ailesine. apaçık bir lütuftur” dedi. 6. onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni. Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. 9. İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri. “Hurûf-u mukatta’a” adı verilen bu tür harfler için.” 1 2 . 13. ondan size bir haber. “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin. 3 . apaçık bir kitabın âyetleridir. onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden. 15. bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” Süleyman. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.2 (Mûsâ) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: “Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah.NEML SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Hz. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır. âyette yer alan “en-Neml” kelimesinden almaktadır. “Bu apaçık bir sihirdir” dediler. Onlar. Süleyman’ın. 8. çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Şüphesiz. öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile getirilmektedir.”3 Nitekim âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım. Sûre. Bismillâhirrahmânirrahîm. Mûsâ peygamberin bu yolculuğu için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. 21. bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!” Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. . 20. Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde. 151 . Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 11. hüküm ve hikmet sahibi. âyet. 5.” “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım. zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir. 12. 16. 1.3. Neml. 2. Onlar. korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar. 10.” (Mûsâ değneğini attı. Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte. hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir. bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu Kur’an sana. 22. ya da kafasını keseceğim. Çünkü onlar fasık bir kavimdir. ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar. Süleyman peygamber ve Sebe’ melikesi. Kur’an. 93 âyettir. Hani Mûsâ.1 Bunlar Kur’an’ın. insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Sûrede başlıca. ben mutlak güç sahibi. 14.” Derken Hüdhüd çok beklemedi. 23. 22-23. adını 18. eksikliklerden uzaktır.” “Değneğini at. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. ayrıca mü’minlerin kurtuluşa ereceği. Süleyman. “Hamd. şöyle dedi): “Ey Mûsâ. Şüphesiz bu.

“Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar. tuttuğunu devirir.)” 26. Ne emredeceğini düşün. Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun. karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız. ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir. (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi. onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekûn helâk ettik. (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür” dedi. göreceğiz. “inkârcıların inkârlarına ceza ile karşılık vermesi” gibi anlamlar ifade eder. Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Süleyman ona şöyle dedi: “Siz beni mal ile desteklemek (ve böylece etkilemek) mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği.” 41. onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. 40. ele avuca sığmaz” demektir. Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.” 33. “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. 48. “Senin tahtın böyle mi?” denildi. Süleyman. şükür mü. İşte onlar böyle yaparlar.” 35. “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” 39. Andolsun. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı.” 30. buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi. İfrit. Şeytan.31. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’. ona “Bu. elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım. Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu.” 28. yoksa yalancılardan mısın. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha çalışmıyorlardı. 43. Emir senin. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. Süleyman. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi.” 50.” 32. “Benim şu mektubumu götür onlara at. Salih. sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış. 4 5 24. size verdiğinden daha hayırlıdır. 27. 44. “Mektup. 45. Aralarında Allah adına and içerek şöyle dediler: “Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz. “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran. cömerttir. Belkıs. 49. İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.” 36. Andolsun biz. Süleyman. Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazî olup. ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben. tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu.5 51. “Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Onlar bir tuzak kurdular. 152 .“Onun ve kavminin. “Şeytanî özelliklerde ileri gitmiş.” 37. “Ben onlara bir hediye gönderip. İfade. O. Süleyman. yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için. Bakalım tanıyacak mı. gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz. sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak. Allah. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem. “Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Bak. ‘Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. “inkârcılara mühlet verip sonra onları ansızın yakalaması”.” 34. Onlar. “Tahtını tanınmaz hâle getirin. Salih. . Süleyman. Bir de ne görsün. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. “Allah’a kulluk edin” diye (uyarması için) Semûd kavmine.” 29. Süleyman’dan gelmiştir. yoksa tanımayacaklardan mı olacak?” dedi. hem insanlar hem de cinler için kullanılır. biz onlara. Kitaptan bilgisi olan biri. O da. sonra da velisine. Belkıs gelince.” 25. (Elçilerin sözcüsü) Süleyman’ın huzuruna gelince. kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. “Sen onlara dön.” 38. Ona “köşke gir” denildi. “Ben onu. 52. . Dediler ki: “Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir. 46. becerikli. Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. diyeceğiz. onlara “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!” 47. “Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik” dedi. Rabbimin bana bir lütfudur. 42. güçlü. Büyük Arş’ın Rabbidir. Cinlerden bir ifrit4. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.

Şüphesiz senin Rabbin. Bu âyet şu şekilde de tercüme edilmektedir: “O gün her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanları bir grup hâlinde toplayacağız. 73. 65. onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler. onların arasında hükmünü verecektir. 8 . Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. 66. 67. Onlar. 68. açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir. Öyle ise Allah’a tevekkül et. hakkıyla bilendir. 78.” 153 . içinde nehirler akıtan. Her ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların (topluca hesap yerine) sevk edilecekleri günü hatırla. Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. 83. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!6 (Ey Muhammed!) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. onlar için yerden kendilerine bir dâbbe (canlı bir yaratık) çıkarırız. 63. Ancak onların çoğu şükretmezler. âyet. “Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin. 75. 54. onların kalplerinin gizlediği şeyleri de. 72. Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın. İman edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise kurtardık. öncekilerin masallarından başka bir şey değildir. 62. Lût’u da (Peygamber olarak gönderdik. onlar hakka sırt çeviren bir kavimdir” şeklinde de tercüme edilebilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler. onunla. Daha doğrusu onlar ahiretten yana kördürler. “Eğer doğru söyleyenler iseniz. Çünkü sen apaçık bir hak üzere bulunuyorsun. onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir.” Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır. sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? De ki.53. 74. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme. kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre. O. onların ortak koştuklarından yücedir. Şüphesiz senin Rabbin. mutlak güç sahibidir. 64. Şüphesiz bu Kur’an. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)” Biz de onu ve ailesini kurtardık.” Allah mı daha hayırlıdır. Ancak karısı başka. 71. bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik.) Hani o. (Kıyametin kopacağına dair) o söz başlarına gelince. 57. 81. 173. “Hayır. 69. 58.” Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: “Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Yoksa. 70. Şüphesiz o. gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?” “Andolsun. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. 55. Bu. o çirkin işi mi yapıyorsunuz?” “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz. O. onların çoğu bilmiyor! Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran. İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor. İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi. 60.” De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.7 Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan. 56. onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? Hayır. ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Hayır. 82. Bunlar (topluca hesap yerine) sevk edileceklerdir. Aynı olay için bakınız: Şu’arâ sûresi. sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Yahut karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgârları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilâh mı var!? Allah. başlangıçta yaratmayı yapan.” Onlardan yana üzülme. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar. elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir. 61.” Ahiret (gününün gerçekleşeceği) hakkında bilgi (peygamberler aracılığı ile) onlara peş peşe gelmiştir. 79. Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın. Onun geride kalıp helâk olmasını takdir ettik. 80. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. Selâm onun seçtiği kullarına. 77. . 59. 76.8 6 7 . yoksa onların ortak koştukları mı? Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin. ancak Allah bilir.” De ki: “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler. Âyetin son cümlesi.

88. (Onlara). “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir. ona ondan daha hayırlısı vardır. bu beldenin (Mekke’nin).” 84. Rabbin. Kim de doğru yoldan saparsa. Şüphesiz O. her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. 89.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. biz geceyi içinde rahat etsinler diye. Her kim iyi amel getirirse. yaptıklarınızdan habersiz değildir. onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!” 85. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. gündüzü de (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak yarattık. de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. onları hareketsiz sanırsın. Yine bana. yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Onlar görmüyorlar mı ki.” 93. 86.92. Zulümlerinden dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık konuşamazlar. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. Kimler de kötü amel getirirse. Onlar o gün korkudan emindirler. âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. 90. 154 . Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin.Hesap yerine geldiklerinde Allah şöyle der: “Siz benim âyetlerimi. 87. Dağları görürsün.) 91. onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. De ki: “Bana ancak. Bunu. O. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. yüzüstü ateşe atılırlar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette (Allah varlığını gösteren) deliller vardır. Hâlbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.

15. 17. Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Şu’arâ sûresi. Mûsâ. Bir de ne görsün. 11. 18. Hâmân’a ve ordularına. “Onu takip et” dedi. “Onu emzir. . Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun’a. 6. düşmanına karşı ondan yardım istedi. “Belli ki sen azgın bir kimsesin” dedi.1 Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ’nın annesine. “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. Şüphesiz Firavun. kavga eden iki adam gördü. “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Firavun’un karısı şöyle dedi: “Bana da. Ayrıca küfre saplanıp maddî servet ve kudrete bel bağlamanın kötü akıbetini vurgulamak üzere Kârûn kıssasına yer verilmektedir. 88 âyettir. gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi. Tâ-Sîn-Mîm. (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. 10. Bismillâhirrahmânirrahîm. âyet. Beni affet” dedi. kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Mûsâ da ona. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. O da Mûsâ’yı. ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam.28. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Allah’ın va’dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. diğeri düşmanı tarafından. oğullarını boğazlıyor. istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım. onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. 13. Belki bize faydası dokunur. biz ona ilim ve hikmet verdik. çok merhamet edendir. 14. 19-20. peygamber oluşunu.2 Mûsâ. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ. Mûsâ’nın çocukluğunu. çok bağışlayandır. Mûsâ’nın kız kardeşine. bozgunculardandı. Sûrede başlıca Hz. Böylece biz. Orada biri kendi tarafından. 2. 9. “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi. O. Biz. beni de öldürmek mi istiyorsun. Korkarak. 7. daha önce onun. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. Şüphe yok ki. 16. Kendi tarafından olan. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız” diye ilham ettik. “Size onun bakımını. 4. Kasas. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik. etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Mûsâ. 12. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler. 1 2 . Annesi.” Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi. Mûsâ’nın anasının kalbi bomboş kaldı. “Bu şeytanın işidir. sütanalarının sütünü emmemesini sağladık. iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız. 19. 8. Biz. Musevîleri Mısır’dan çıkarmasını ve Firavun ile ordusunun boğulmasını kapsayan süreç anlatılmaktadır. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun. adını 25. Şüphesiz O. korkma. Biz ise. âyette geçen “el-Kasas” kelimesinden almıştır. Sûre. Onlardan bir kesimi eziyor.KASAS SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca. kıssalar anlamında olup Kur’an’da geçen kıssa ve olaylar için kullanılır. Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. 5. Mûsâ. üzülme. anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin. Allah da onu affetti. ya da onu evlat ediniriz. başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil’e) bırak. sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Şüphesiz o. neredeyse bunu açıklayacaktı. sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?” dedi. 3. 155 . 1. Kız kardeşi.

Onu da benimle birlikte. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. onun (Şu’ayb’ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu’ayb.” “Değneğini (yere) at. Şu’ayb. sekiz yıl bana çalışmana karşılık. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. “(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?” dedi. Herhâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı. Siz ve size uyanlar. 38. arkasına bakmadan dönüp kaçtı. beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. ateşin yanına gelince. Mûsâ. şöyle dedi: “Bu. 41. 30. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum.” (Mûsâ. 23. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Mûsâ. evet. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! Biz onları. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık” dediler. Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. “Korkma. ateşe çağıran öncüler kıldık. (oraya gidiyorum). Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). 9-48. İşte bunlar. güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır” dedi. 3 . Mûsâ. Çünkü ben. “Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. âyet. Andolsun. 33. ben bir ateş gördüm. ancak uydurulmuş bir sihirdir. 35. 156 . Mûsâ. “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. “Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. 42. 27. galip gelecek olanlardır” dedi. Medyen suyuna varınca.” Mûsâ.20. “Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım” dedi. onu ücretle tut. Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine. söylediklerimize vekildir.Mûsâ’nın Mısır yolculuğu sırasında yaşadığı olaylar için ayrıca bakınız: Tâ-Hâ sûresi. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler. “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. 26. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan. seninle benim aramda bir iş. Bu dünyada onları lânete uğrattık. ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye. o da senden olur.insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi. Mûsâ. 31. korkma. Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm”3 dedi.” Allah. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Kızlardan biri. “Babacığım. Onlar. şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır” dediler. o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: “Ey Mûsâ! Şüphesiz ben. Allah. Mûsâ onlara. Sonra gölgeye çekilip. bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. “Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. 22. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular).” “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür. 28. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. 39. Mûsâ. 29. Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler” dedi. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. 32. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. 34.” Mûsâ. şöyle dedi: “Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” “Elini koynuna sok. 24. değneğini attı). “Ben. Şehirden hemen çık. suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. 21. korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. (Şehirden çıkıp) Medyen’e doğru yöneldiğinde. ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım. “Siz burada kalın. 43. 25. Hz. 37. Firavun. (Bu sefer şöyle seslenildi:) “Ey Mûsâ! Beri gel. 40. onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi. o zalim kavimden kurtuldun” dedi. süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca. “Bu. 36. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.

(O olayı) görenlerden de değildin. “Sizinle beraber doğru yolu tutarsak. düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur’an âyetlerini) onlara peş peşe ulaştırdık. Rabbin. 68. 69. 49. 4 . Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! Haklarında azap hükmü gerçekleşenler. doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. Onlara. 58. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak. Rabbin. 61. dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. halkları zalim olmadıkça memleketleri helâk etmeyiz. Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya. (Ey Muhammed!) Mûsâ’ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir. 46. Artık birbirlerine de soramazlar. 63. 67.” Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse. 52. Rabbin. 57. dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız. 59. Zaten biz. Şüphesiz Allah. İşte onların. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.44. Selâm olsun size (bizden size zarar gelmez). şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık” derler. biz. Kim. 55. ben ona uyayım. düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. O. Allah katından. “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. 45. Andolsun. âyet. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz. onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helâk etmişizdir. onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar. 157 . “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Allah’tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. zalimler toplumunu doğruya iletmez. “Hani benim. 50. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onların ise seçim hakkı yoktur. sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında. doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de. Onlara katımızdan gerçek gelince. seni peygamber olarak göndermezdik. dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. Fakat Allah. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler. 62. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de. 51. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve. 56. senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. 65. kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helâk edici değildir. “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Onlar. “Haydi ortaklarınızı çağırın!” denir. 54. Allah’ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. 53. saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı. Allah’ın onlara seslenerek. (Dünyalık olarak) size verilen her şey. dilediğini yaratır ve seçer. 48. âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. işte onlar ona da inanırlar. “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla. 66. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin. 64. mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir. sizin işleriniz de size. Kur’an kendilerine okunduğu zaman. bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar.4 Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız” dediler. 16-19. Azabı görürler. Allah. Yine biz (Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman Tûr’un yan tarafında da değildin. Biz cahilleri istemeyiz” derler. “Bizim işlerimiz bize. 60. “Ona inandık. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak. 47. ülkelerin merkezî yerlerine. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? Allah’ın onlara seslenerek. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk. Üzerlerinden uzun çağlar geçti.” O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı. Âyette geçen “emir” için bakınız: Nâzi’ât sûresi.

O’nun zatından başka her şey yok olacaktır. 158 . rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz. 81. O. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kâfirlere). Allah’tan başka hangi ilâh size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” De ki: “Ne dersiniz? Allah. Kim de bir kötülük getirirse. sarayını da yerin dibine batırdık. üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı. bozguncuları sevmez. Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. “Vay! Demek ki Allah. Kim bir iyilik getirirse. onlara seslenerek. Biz ona. gündüzü de. Mûsâ’nın kavmindendi. var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. 76. Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra. kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. “ahirette en yüksek makam” şeklinde de yorumlanmıştır. şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. Kârûn. 79. bize lütfetmiş olmasaydı. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. sakın seni onlardan çevirmesinler. böbürlenip şımaranları sevmez. Buna göre Hz. 78. De ki: “Ne dersiniz? Allah. 72. müşrikler tarafından çıkarıldığı Mekke’ye tekrar döneceği haber verilmiş olmaktadır. “Kesin delilinizi getirin” deriz. Hüküm yalnızca O’nundur ve kesinlikle O’na döndürüleceksiniz. 85. 87. zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. “Hani benim. “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Dünya hayatını arzu edenler. kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah. “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. “Keşke Kârûn’a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. 83. 75. bilsin ki. Şüphesiz Kârûn. Hüküm yalnızca O’nundur. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler. İşte ahiret yurdu. Allah. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. bizi de yerin dibine geçirirdi. 73. 77. üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı. Allah’tan başka hangi ilâh size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?” Allah. ona bundan daha hayırlısı vardır. 84. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler. Hani. 5 . onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. 74.70. “Dönülecek yer”.” “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Bu âyetin Mekke ile Medine arasında hicret sırasında indiği rivayet edilmiştir. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir” dediler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! Sen Allah ile beraber başka bir ilâha ibadet etme. 82. Sonunda onu da. Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır. Allah’ın kendinden önceki nesillerden.”5 Sen. Allah’ın. Kur’an’ı sana farz kılan Allah. Çünkü Allah. 80. Allah’a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. 71. O. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise. Ancak o. Onlar da gerçeğin Allah’a ait olduğunu bilirler ve (Allah’a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. Onlara karşı azgınlık etti. lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. Biz. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Sonuç. 88. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir. Allah’tır. ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar. kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. Peygamber’e. 86.” Kârûn. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.

O’na kulluk edin ve O’na şükredin. kâinatta yaratma olayının aralıksız devam ettiği vurgulanmakta. âlemlere muhtaç değildir. 4. bu takdirde onlara itaat etme. Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. 8. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Allah’ın birliği. 5. Bismillâhirrahmânirrahîm. Biz de onu (Nûh’u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. biz onları mutlaka salihler (iyiler) arasına sokacağız. herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? Allah. 21. biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi Allah’ın azabı gibi tutar. İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini yakalayıverdi. adını 41. elbette kendisine iman edenleri de bilir ve elbette münafıkları da bilir. 9. 2. Her kim cihad ederse. Ankebût. kavmine şöyle demişti: “Allah’a kulluk edin. ana-babasına iyilik etmesini emrettik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. 159 . 17. Şâyet onlar seni. bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. İnkâr edenler iman edenlere. Şüphesiz Allah.29. toplumsal hayatta da mükemmel bir uygulama alanı bulur. 69 âyettir. Bu kanun. sorguya çekileceklerdir. 15. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız. bu sizin için daha hayırlıdır. Allah. Andolsun. âyette geçen “el-Ankebût” kelimesinden almıştır. İbrahim. O’na karşı gelmekten sakının. Andolsun. Allah’ın yaratma kudretine dikkat çekilmektedir. hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. O. Hani o. . Bir sonraki âyette de işin bu yönü ön plana çıkarılmıştır. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır. 13. peygamberlik.” Onlar. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. 3. Sûrede başlıca. Rabbinden bir yardım gelecek olsa mutlaka. Ne kötü hükmediyorlar! Her kim Allah’a kavuşmayı umarsa. hakkıyla işitendir. biz. 18. örümcek demektir. Lût ve Şu’ayb gibi peygamberlerin ibret dolu kıssaları konu edilmektedir. 20.” O. 16. Sonuç olarak da âyetlerde öldükten sonra tekrar diriltilmenin gerçekleşeceğine işaret edilmiş olmaktadır. yalancıları da mutlaka bilir. onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. 10. 11.ANKEBÛT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Yoksa kötülük yapanlar. Milletlerin biri yok olurken yerine bir başka millet geçer. 14. öldükten sonra dirilme gibi temel inanç konuları ile Nûh. Andolsun. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. Ancak O’na döndürüleceksiniz. doğru söyleyenleri de mutlaka bilir. Andolsun. ancak kendisi için cihad etmiş olur. 6.” “Siz. dilediğine azap eder. 1 2 . Âyette. dilediğine de merhamet eder. Allah’ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. İman edip de salih amel işleyenler var ya. sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu.2 De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Bir canlı yok olurken yerini başka bir canlı almaktadır. “Biz de sizinle beraberdik” derler. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. insana. bilsin ki Allah’ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. Allah. 7. Biz. Öyle ise rızkı Allah’ın katında arayın. 12. “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler.1 İnsanlar. “Allah’a inandık” derler. Elif Lâm Mîm. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 19.” “Eğer siz yalanlarsanız bilin ki. Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını. Ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca. Eğer bilirseniz. sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Yine Âd ve Semûd gibi kavimlerle Kârûn ve Hâmân gibi tarihin azgın liderlerinin başlarına gelenlere dikkat çekilmektedir. Sûre. hakkıyla bilendir. “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Allah’a göre kolaydır. Allah’ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. İbrahim’i de peygamber olarak gönderdik. İnsanlardan öyleleri vardır ki. 1.

“Korkma. 29. Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık.” Şüphesiz biz. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. bu memleket halkı üzerine. çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir” dediler. Andolsun biz. 33. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. 37. Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. 31. “Biz. ne de bir yardımcınız vardır. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. üzülme.” İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Firavun’u ve Hâmân’ı da helâk ettik. Onları ancak bilginler düşünüp anlarlar. gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır.” Bunun üzerine Lût. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Bizim âyetlerimizi ancak zalimler inkâr eder. Çünkü namaz. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi. şüpheye düşerlerdi. fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz. onu ve ailesini elbette kurtaracağız. size indirilene de inandık. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar. Ancak karın başka. onlara dedi ki: “Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. yaptıklarınızı biliyor. Ancak karısı başka. “Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Hayır. onlar yüzünden tasalandı. Onlar. Kârûn’u. geri kalıp helâk edilenlerden olacaktır. O. Biz. 23. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. mutlak güç sahibidir. Elçilerimiz (melekler) İbrahim’e müjdeyi getirdiklerinde. Onlardan suda boğduklarımız var. Barınağınız cehennem olacaktır. yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?” Kavminin cevabı. Allah. kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkâr edip tanımayacak. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. İbrahim. 43. Biz. 45. onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. onu yalanladı. yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. haydi Allah’ın azabını getir bize” demeden ibaret oldu. işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz. 46. Şüphesiz o. ona (İbrahim’e) iman etti. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Hani o. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler. (İbrahim’in) kavminin cevabı. (Lût) “Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et” dedi. Şu’ayb. Lût. onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. 40. “Onu öldürün veya yakın” demekten ibaret oldu. Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı.” Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde. 47. 28. İçlerinden zulmedenler hariç. onların. İbrahim. 39. Allah da onu ateşten kurtardı. 24.22. 38. İbrahim. Medyen’e de kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber olarak gönderdik. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz. Siz. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar. bize indirilene de. 49. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku. “Eğer doğru söyleyenlerden isen. bu memleket halkını helâk edeceğiz. 25. o. sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayâsızlığı işliyorsunuz. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. Şeytan. geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır. Allah. 44. onlara zulmediyor değildi. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. O. Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz. 36.” “Siz hâlâ erkeklere yanaşacak. “Ben. 48. Ahiret gününe ümit besleyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın” dedi. 30. hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. seni ve aileni kurtaracağız. fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. kavmine şöyle demişti: “Gerçekten siz. Andolsun. 26. 34. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. ahirette de salih kimselerdendir. 41. kendilerine ilim verilenlerin kalplerindeki apaçık âyetlerdir. O. Kavmi. Lût’u da peygamber olarak gönderdik. aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık. Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenler var ya. Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu. kiminiz kiminize lânet edecektir. “Ama orada Lût var” dedi. hüküm ve hikmet sahibidir. 32. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Yardımcılarınız da olmayacaktır. 160 . İşte bunda inananlar için bir ibret vardır. 35. Keşke bilselerdi! Şüphesiz Allah. 42. Şüphesiz O. Allah. kendini bırakıp da başka ne tür şeylere taptıklarını biliyor. namazı da dosdoğru kıl. Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. Bu. Elçiler ona. İşte bu temsilleri biz insanlar için getiriyoruz. 27. mutlak güç sahibidir.

161 . 50. 52. mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir. bizim. 3 4 . Keşke bilselerdi! 65. “Gökleri ve yeri kim yarattı. Çalışanların mükâfatı ne güzeldir! 59.” 51. güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka. 67. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün. Batıla inanıp Allah’ı inkâr edenler var ya. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı. Onlar. işte gerçek hayat odur. Allah’a karşı yalan uyduran. onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. O. O hâlde. onlara. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? 62.4 57. işte onlar asıl ziyana uğrayanlardır. Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Hz. Allah. Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken. Bu âyet. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler. O. Andolsun. Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. 60. Her can ölümü tadacaktır. 66. 58. her şeyi hakkıyla bilendir. ancak bana kulluk edin. “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan. Peygamberden mucize isteyenlere karşı bu âyette. “Allah” diyeceklerdir. hakkıyla işitendir. Âyette herhangi bir yerde dinlerini güzelce yaşama imkânından yoksun bırakılan müslümanların inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri ortamlara intikal edebilecekleri mesajı verilmektedir. şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Mekke’de dinlerini hayata geçirme imkânından yoksun bırakılan müslümanlar hakkında inmiş ve onların dinlerini hayata geçirebilecekleri yere hicret edebileceklerini vurgulamıştır. 64. sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir. 69. Şüphesiz Allah. “Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?” şeklinde cevap verilerek âdeta Kur’an’ın sürekli bir mucize oluşuna dikkat çekilmiş olmaktadır. Nice canlılar vardır ki. 63. Allah’a ortak koşuyorlar. Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir. eğer onlara. Ahiret yurduna gelince. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. hakkıyla bilendir. Andolsun.55. kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. mutlaka. Sonra bize döndürüleceksiniz. . biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. azap onlara mutlaka gelirdi. 54. 61. “Allah” diyeceklerdir.Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım. Şüphesiz Allah. göklerde ve yerde olanları bilir. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?3 Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. eğer onlara. rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). İman edip salih amel işleyenler var ya. gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok? Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya.” 53. onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hâlâ batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? 68. yahut kendisine geldiğinde.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. 56. Allah.

30- RÛM SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 60 âyettir. Sûre, adını ikinci âyette geçen “er-Rûm” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca kıyametin hâllerinden, Allah’ın kudretine ve birliğine delalet eden kevnî meseleler ile Kureyş kabilesinin İslâm’a karşı olumsuz tutumu konu edilmiştir. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1. Elif Lâm Mîm.1 2,3,4,5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.2 6. Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler. 7. Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. 8. Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah, gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar. 9. (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. 10. Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu. 11. Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O’na döndürüleceksiniz. 12. Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir. 13. Onların, Allah’a koştukları ortaklardan kendileri için şefaatçılar da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkâr ederler. 14. Kıyametin kopacağı gün, işte o gün mü’minler ve kâfirler birbirinden ayrılacaklardır. 15. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar cennet bahçelerinde sevindirilirler. 16. İnkâr edip âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır. 17. Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin.3 18. Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. 19. Allah, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Siz de (mezarlarınızdan) işte böyle çıkarılacaksınız. 20. Sizi topraktan yaratması, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra bir de gördünüz ki siz beşer olmuş (çoğalıp) yayılıyorsunuz. 21. Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. 22. Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. 23. Geceleyin uyumanız ve gündüzün O’nun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.

1 2

. .

3

.

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Hz. Muhammed’e peygamberlik verildiği sırada, dönemin iki süper gücünden İranlılar, Rumlara (Bizans’a) savaşta galip gelmişlerdi. Kendileri gibi putperest olan İranlıların galip gelmesine sevinen Mekkeli müşrikler, kendilerinin de müslümanlara karşı galip geleceğini söylemişlerdi. Âyetler, bu olaya ve daha sonra Bizans’ın İranlılara karşı galip geleceğine işaret etmektedir. Gerçekten de birkaç yıl sonra Müslümanlar Bedir zaferini kazandıkları gün, Bizans’ın İranlılara karşı galip geldiğini duymuşlar, hem kendi zaferlerine hem de kitap ehli olan Bizans’ın zaferine sevinmişlerdi. Tefsir bilginleri, âyetteki “tespih etme”yi namaz ile; “akşama girme”yi, akşam ve yatsı vakitleriyle, “sabaha kavuşma”yı ise sabah vaktiyle; 18. âyetteki “gündüzün sonu”nu, ikindi vakti ile, “öğle vaktine girme”yi de öğle vakti ile açıklamışlardır.

162

Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır. 25. Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz. 26. Göklerde ve yerde kim varsa yalnızca O’na âittir. Hepsi O’na boyun eğmektedirler. 27. O, başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu, O’na göre (ilk yaratmadan) daha kolaydır.4 Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. 28. Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. 29. Fakat, zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. 30. Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata5 sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.6 İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler. 31,32. Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir. 33. İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O’na dua ederler. Sonra Allah, onlara kendinden bir rahmet tattırınca da, bir bakarsın ki içlerinden bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar. 34. Kendilerine verdiğimiz nimetleri inkâr etsinler bakalım! Haydi (şimdilik) yararlanın, ama yakında bileceksiniz. 35. Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? 36. İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler. 37. Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. 38. Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. 39. İnsanların malları içinde artsın diye faizle her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah’ın hoşnutluğunu isteyerek her ne zekât verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır. 40. Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah’a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. 41. İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.7
4

24.

için zorluk, ya da kolaylık söz konusu değildir. Buradaki ifade, insan mantığına göre bir şeyi yoktan ortaya çıkarmanın, onu tekrarlamaktan daha zor oluşunu yansıtmaktadır. 5 . Fıtrat; insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. 6 Meâlde, “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini, “Allah’ın yarattığını bozmaya, değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi, “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. . Buna göre, ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın, bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı, böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı, fıtratın değiştirilmesi ve bozulması hâlinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı; ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği, bunu kimsenin değiştiremeyeceği, fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. 7 . Yeryüzü, üzerinde taşıdığı sayısız nimetler ve güzelliklerle insana emanet edilmiştir. Bu emanete, ancak onun tabii dengesini koruyarak riâyet edilebilir. Hâlbuki insan eliyle yeryüzünün tabii dengesi bozulmaya başlamıştır. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı çevre sorunları, sanayi atıkları ekolojik dengeyi bozmaktadır. Bunun sonucunda toprak, su ve hava kirlenmekte ve zehirlenmekte, nice hayvan ve bitki türleri yok olup gitmektedir. Hatta bu bozulmanın genetik bozulmaya bile yol açması söz konusudur. Buna bir de sosyal hayattaki bozulma eklenince insanın, Allah’ın koyduğu değerleri dikkate almamasının acı faturası ortaya çıkmaktadır. Âyette, yeryüzünün bu şekilde bozulmasına sebeb olan insanın, bunun acı sonuçlarının bir kısmını dünyada tadacağına, asıl cezasının ise ahirette olacağına işaret edilmektedir.İnsanın yapıp ettikleri sonucu karada ve denizlerde ortaya çıkan bu bozulmaya asırlarca önce işaret edilmiş olması dikkat çekici değil midir?

. Allah

163

42. 43. 44. 45. 46. 47. 48. 49. 50. 51. 52. 53. 54. 55. 56. 57. 58. 59. 60.

De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi. Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır. Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhinedir. Kimler de salih amel işlerse, ancak kendileri için (cennette yer) hazırlarlar. Bu hazırlığı Allah’ın; iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükâfatlandırması için yaparlar. Şüphesiz O, inkâr edenleri sevmez. Rüzgârları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O’nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar. Andolsun, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik. Peygamberler onlara apaçık mucizeler getirdiler. Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. Mü’minlere yardım etmek ise üzerimizde bir haktır. Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. Andolsun, eğer (ekinlerine zararlı) bir rüzgâr göndersek de o ekini sararmış görseler, ardından mutlaka nankörlük etmeye başlarlar. Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin. Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak âyetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin. Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir. Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı. Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun, siz, Allah’ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.” O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir âyet getirsen, inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler. Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler. Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.

164

31- LOKMÂN SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 34 âyettir. Sûre, adını 12. ve 13. âyetlerde anılan Hz. Lokmân’dan almıştır. Sûrede başlıca, Hz. Lokmân’ın oğluna öğütleri, tevhid, peygamberlik, öldükten sonra dirilme ve haşr konularına dikkat çekilmekte, kıyamet günü için hazırlıklı olunması öğütlenmektedir. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1. 2,3. 4. 5. 6. 7. 8,9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. Elif Lâm Mîm.1 Bunlar, hikmet dolu Kitab’ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.2 Şüphesiz, iman edip salih amel işleyenler için içlerinde ebedî kalacakları Naîm cennetleri vardır. Allah, (bu konuda) gerçek bir vaadde bulunmuştur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik. İşte Allah’ın yarattıkları! Haydi, Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın yarattığını bana gösterin! Hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler. Andolsun, biz Lokmân’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır. Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur.3 (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.” “Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim.” (Lokmân, öğütlerine şöyle devam etti:) “Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” “Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.” “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.” “Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. Kendilerine, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiği zaman, “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız” derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah’a varır.

1 2

. . .

3

Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre, 6. ve 7. âyetler, müşriklerden Nadr b. Hâris hakkında inmiştir. Nadr, ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere, “Muhammed, size Âd ve Semûd hikâyeleri anlatıyor, ben de Fars ve Bizans hikâyeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur, böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. Çocuğun süt emme müddetiyle ilgili olarak ayrıca bakınız: Bakara sûresi, âyet, 233.

165

23. 24. 25. 26. 27. 28. 29. 30. 31. 32. 33.

34.

Kim inkâr ederse, onun inkârı seni üzmesin. Onların dönüşleri ancak bizedir. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye lâyık olandır. Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz, ancak bir tek insanı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır. Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür. Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim âyetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkâr eder. Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın. Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.

166

sınırsız kudret makamı demektir. 15. 3. Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. mutlak güç sahibidir. 30 âyettir. peygamberlerden ve insanın yaratılışından söz edilmektedir.SECDE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Biz de sizi unuttuk. yarattığı her şeyi güzel yaptı. onlar için. onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez. 8. 7. Bismillâhirrahmânirrahîm.” Bizim âyetlerimize ancak. . değersiz bir sudan yarattı. yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak Me’vâ cennetleri vardır.32. 10. gaybı da görünen âlemi de bilendir. 3 . 5. bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Allah dileseydi. süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir. sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. 22. De ki: “Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak. salih amel işleyelim. herkese hidayetini verirdik. dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar. Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o. “Andolsun. Sizin için işitme. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. oraya döndürülürler ve onlara. herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. âlemlerin Rabbi tarafındandır. 6. onların barınağı ateştir. dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedî azabı tadın. İşte Allah. 1. ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a2 kurulandır. cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir. “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın” denir. fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.” Suçlular. Bu takdirde. 18. iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz. 2. İman edip salih amel işleyenlere gelince. 167 . kitaplardan. onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki. görme ve idrak duygularını yarattı. Fakat benim. kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan. Sonra onun neslini bir öz sudan. 19. Allah. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit. ahiret gününden. biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır. insanlar da melekler gibi olur. 21. hiçbir şefaatçi yoktur. 20. 12.3 (Onlara şöyle denilecek:) “O hâlde. insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. Ne kadar az şükrediyorsunuz! (Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar. gökleri ve yeri. Sûrede ayrıca Allah’ın kudretinden. Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız. çok merhametlidir. 14.1 Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi. Sûre. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. adını mü’minlerin Allah’a secde etmelerinden bahseden 15. Andolsun. âyetten almıştır. “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. yapmakta olduklarına karşılık olarak. 4. 17. kudret ve hâkimiyet tahtı. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 16. Arş. Onlar. Kim. 13. korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Fasıklık edenlere gelince. ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilâhî adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır. 1 2 . Sizin için O’ndan başka hiçbir dost. Hiç kimse. Sonra bu işler. doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir. 9. Oradan her çıkmak istediklerinde. (onları) bir görsen! Eğer dileseydik. O ki. kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta. Elif Lâm Mîm. kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. Hiç mü’min. 11. Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp.

biz yağmuru kupkuru yere gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekinler çıkarırız. 168 . Şüphesiz Rabbin kıyamet günü. De ki: “Fetih (Kıyamet) günü. 29. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman. 27.23. Hâlâ görmeyecekler mi? “Eğer doğru söyleyenler iseniz. inkâr edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. 24.” Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Hâlâ duymayacaklar mı? Görmediler mi ki. Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız. 28. Onlara göz de açtırılmayacaktır. şu fetih ne zamanmış?” diyorlar. içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık. onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. 26. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık. Andolsun. Şüphesiz onlar da bekliyorlar. 25. biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir. 30.

Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi. “Allah ve Resûlü bize. âyetlerinde açıklanmaktadır. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. 5. Aralarında akrabalık bağı olanlar. 12. Allah. 13. 15. ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. o konuda fazla gecikmezlerdi. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Onlardan bir başka grup da. hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. kadını kocasına ebediyen haram kılardı. De ki: “Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız. söz konusu bu uygulamayı kaldırmaktadır. çok bağışlayandır. Şüphesiz Allah. kaçmak size asla fayda vermeyecektir. daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a tevekkül et. adını 20 ve 22.3 Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. çok merhamet edendir. 9. Yine evlatlıklarınızı2 da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Nihayet bir gece şiddetli esen bir fırtına sonucunda. onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar.33. Haydi geri dönün” demişti. 2 3 4 “Zıhâr”. yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. Kefaret uygulamasının nasıl yapılacağı. Sûre. (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. veraset sebebinin akrabalık olduğu. Hicretten sonra müslümanlar din kardeşleri olarak birbirlerine varis oluyorlardı. Bismillâhirrahmânirrahîm. Âyetler. Allah’ın Kitab’ına göre. 10. Allah. Andolsun ki. “Sen. 16. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. İbrahim. 14. Onları babalarına nispet ederek çağırın. demektir. Rabbinden sana vahyolunana uy. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. 4. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Mücâdele sûresinin 2-4. vekil olarak Allah yeter. Kendilerine zıhâr1 yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. “Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkânınız yok.AHZÂB SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. “Evlerimiz açık (korumasız)” diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Kureyş kabilesi ve müttefikleri Medine’yi kuşatmışlar. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. müslümanlar da savunma amacıyla şehrin stratejik bir yerine hendek kazmışlardı. onu kendisine haram kılması demektir. onu mutlaka yaparlardı. bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle. asıl babasının adıyla değil. 7. Bu âyet ve devamında Hendek Savaşı’ndan söz edilmektedir. 11. Nûh’tan. . . hüküm ve hikmet sahibidir. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. gruplar.4 Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz. Ey Peygamber! Allah’a karşı gelmekten sakın. onlar. düşman bozularak çekilmek zorunda kalmıştı. bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır. Evlatlıklar. Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. bir kimsenin eşine. 1. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. İslâm ise kefaret uygulamasıyla. Senden. Cahiliye döneminde zıhar yapmak. Bu. 1 .) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. âyetlerde geçen “el-Ahzâb” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca Hendek ve Benî Kureyza savaşları ile aile hayatına dair bazı hükümler konu edilmektedir. Eğer babalarını bilmiyorsanız. Cahiliye Arapları. Bu âyette. .” 6. 8. 2. Peygamber. evlatlıklarını öz çocukları gibi kabul ederlerdi. 73 âyettir. evlat edinenin adıyla anılır ve onun mirasından öz çocuğu gibi pay alırdı. Bu. (Allah. onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. 169 . 3. bu haramlığın ortadan kalkacağı hükmünü getirdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. din kardeşliğinin miras sebebi olmaktan çıkarıldığı ifade edilmektedir. mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız. Allah. Ahzâb. Hani onlardan bir grup.

kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. Allah. ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. Allah. 18. Ey Peygamber’in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa. Korku geldiğinde ise. 34. kuvvetlidir. koca tarafından. İşte onlar iman etmediler. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar. doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması. her şeye hakkıyla gücü yetendir. itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar. çok merhamet edendir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir. Allah. 32. 23.De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese. Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki. Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Ey Peygamber’in hanımları! Siz. ona mükâfatını iki kat veririz. Allah. bir kısmını da esir ediyordunuz. doğruları. 33. namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar. Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman. İçinizden kim Allah’a ve Resûlüne itaat eder ve salih bir amel işlerse. âyetine bakınız. sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Siz onların bir kısmını öldürüyor. savaşta mü’minlere kâfi geldi. Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman. mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. 37. Bu. Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Mü’minler. işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Allah’ın ve Resûlünün bize vaad ettiği şeydir. (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. 35. Allah’a derinden saygı duyan erkekler. senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye. 27. sizi onların topraklarına. 25. Siz evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. 21. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. 5 . inkâr edenleri. yurtlarına. şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. Güzel (ve doğru) söz söyleyin. Allah ve Resûlü doğru söylemişlerdir” dediler. Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. 170 . mü’min erkeklerle mü’min kadınlar. Allah’a kolaydır. savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine. Allah’a derinden saygı duyan kadınlar.” 30. Bunun böyle olması Allah’ın. Allah’a göre kolaydır. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Allah. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha 17. Allah. üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 20. Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar. 28. İçinde. 26. Namazı kılın. “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya. sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Şüphesiz Allah içinizden. buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. “Eğer Allah’ı. boşadığı eşine verilen para ya da maldır. hakkıyla haberdardır. Ey Peygamberin ev halkı! Allah. kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. 22. sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar. dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. 31.19. Bu. gelin size mut’a5 vereyim ve sizi güzelce bırakayım. 24. “İşte bu. zekâtı verin. doğru erkeklerle doğru kadınlar. Bu. Mut’a. hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Resûlünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız. Biz. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse. Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. Andolsun. onun cezası iki kat verilir. hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Allah’ın Resûlünde sizin için. düşman birliklerini görünce. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 49. Evlerinizde oturun. Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır. “Bize gelin” diyenleri biliyor. mutlak güç sahibidir. isterler ki. 36. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa.” 29. sabreden erkeklerle sabreden kadınlar.

evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. âyetine bakınız. kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. 6 . Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları. bir müjdeleyici. Allah’ın emri. onların boşadıkları eşleriyle evlenmiyorlardı. Ey Peygamber! Biz seni bir şahit. Allah’tan korkan. sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. dilediğini yanına alırsın. Zeyd. 48. 39. O’nu sabah akşam tespih edin. 42. her şeye hakkıyla şahittir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Şüphesiz Allah. Çünkü bu. O. oğullarından. Peygamber. 40. Peygamber. boşadığı eşine verilen para veya maldır.) 52. O güne kadar Araplar evlat edindikleri kimseyi öz evlatlarıyla bir tutuyorlar. bu boşanmanın uygun olacağını düşünmekle beraber dedikodu çıkmasından çekindiği için Zeyd’e. her şeyi gözetleyendir. onu seninle evlendirdik ki. Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikâhlayıp. halîmdir. 55. Hz. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte. hem de onların kalpleri için daha temizdir. Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. Allah’ın. Allah’a kavuşacakları gün mü’minlere yönelik esenlik dileği “Selâm”dır. Allah’ın vahiylerini tebliğ eden. mühlet verir. 43. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının.6 38. Allah’ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Bu durumda onlara mut’a7 verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. Bu âyette adı geçen Zeyd. sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden. 7 . mü’min kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini. sana has olmak üzere. güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek. Hz. babalarından. erkek kardeşlerinin oğullarından. Allah. fakat o sizden de çekinmektedir. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. onlara bol bir mükâfat hazırlamıştır. çok merhamet edicidir. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir. başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Hz. halalarının kızlarını. Peygamberin hanımlarına. 171 . Peygamber’e gelerek eşini boşamak istediğini söylüyordu. 41. Allah.46. Allah. sonra onlara dokunmadan (cinsel ilişkide bulunmadan) kendilerini boşadığınızda. Allah. Ancak daha sonra Zeyd. Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın. Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin. seninle beraber hicret eden. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. 45. eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca). Ayrıca. Zeyneb’i Hz. Yemeği yiyince de hemen dağılın. her şeyi hakkıyla bilendir. Bütün bunlar. 51. 54. 44. hesap görücü olarak yeter. mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan. eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Mut’a. çağrıldığınız zaman girin. 53. Allah çok bağışlayıcıdır. biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. kesinleşmiş bir hükümdür. (Hemen cezalandırmaz. kalplerinizdekini bilir. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz. eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında). amcanın kızlarını. erkek kardeşlerinden. Bundan sonra. 50. Allah.lâyıktı. onu halasının kızı Zeynep ile evlendirmişti. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Bu onların gözlerinin aydın olması. Peygamber’e eş yapmıştı. 47. Konu ile ilgili olarak ayrıca bu sûrenin 28. koca tarafından. üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. bir uyarıcı. Ancak aralarında başlayan geçimsizlik sebebiyle Zeyd. Vekil olarak Allah yeter. diğer mü’minlere değil de. Şüphesiz Allah. onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Allah. melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Peygamber’in kölelikten azat ederek evlat edinmiş olduğu Zeyd b. eşini boşamamasını söylüyordu. hakkıyla bilendir. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Daha önce gelip geçen o peygamberler. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. 49. kız kardeşlerinin oğullarından. Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de. eşini boşamıştı. Bu boşamadan sonra Allah. Hz. Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. Hârise’dir. Allah katında büyük bir günahtır. Muhammed. Bu uygulama Arapların bu âdetini ortadan kaldırmıştır. Fakat o. Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık. mü’minlere çok merhamet edendir.

mü’minlerin salât etmesi ise. Allah çok bağışlayandır. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın. Mûsâ. hem kendine hem de çevresine zulmetmiş ve cehalete düşmüş olur. Âyette insan türünün bir özelliğine dikkat çekilerek onun genelde emanete riayet konusunda vefasızlık göstermeye yatkın olduğuna işaret edilmektedir. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. 10 .9 58.10 73. onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur.Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar. şanının yüceltilmesini dilemeleri. çok cahildir. rahmet etmesi. 64. Şüphesiz biz emaneti göklere. selâm edin. dua etmeleri anlamını ifade eder.” Ne bilirsin. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki. Allah dünya ve ahirette lânet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır. Bu. ondan çekindiler. Andolsun. Şüphesiz Allah ve Resûlünü incitenlere. Nerede bulunurlarsa. yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler. 57. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse. muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. Allah’a uygun düşmeyecek nitelemelerde bulunmak demektir.” 69. 59. münafık erkeklere ve münafık kadınlara. Ey Peygamber! Hanımlarına. İnsanın yüklendiği emanet. irade ve iradeyi serbestçe kullanmanın gerektirdiği sorumluluklardır. yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. Allah. Ey iman edenler! Siz Mûsâ’ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Hiçbir dost. çok merhamet edendir. 70.” 68. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır. Onlar. iyi ve kötü arasında seçim yapabilme yeteneğini olumlu yönde kullanmadığı zaman. hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. “Keşke Allah’a ve Resûl’e itaat edeydik” diyecekler. 66. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmek. 56. eğer münafıklar.61. 67. elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. İnsan. 8 Peygambere Allah’ın salât etmesi.8 Ey iman edenler! Siz de ona salât edin. Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler. bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. Onu insan yüklendi. Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah’ın hoşnut olmayacağı işler yapmak. Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün. kâfirlere lânet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. “Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat. 62. 60. Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 172 . bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. 9 . 63. 65. kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse. 72. Allah’ı incitme ifadesi mecâzî bir kullanımdır. meleklerin salât etmesi. Onlar da (bundan sonra) orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah katında itibarlı bir kimse idi. .71. Çünkü o çok zalimdir. çok merhamet edicidir. Şüphesiz Allah. başta akıl. kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle. orada ebedî olarak kalacaklardır. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır.

Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Allah’ın. Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. çok kötü bir azap vardır. “Salih amel işleyin. işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. âyette geçen “Sebe’ ” kelimesinden almıştır. mutlak güç sahibi ve övgüye lâyık Allah’ın yoluna ilettiğini görürler. 7. Hamd. yere gireni. Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman. Andolsun. Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. De ki: “Hayır. Süleyman için dilediği biçimde kaleler. göklerdeki ve yerdeki her şey kendisinin olan Allah’a mahsustur. O. Andolsun. Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır. 173 . sabah esişi bir ay. Muhammed’in peygamberliği hakkındaki bazı şüpheleri konu edilmektedir. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın. Şüphesiz ki bunda çok sabreden. gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. . acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya. şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. gaybı bilen Rabbime andolsun ki. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa. Yemen’de bulunan bir bölgenin ya da bir kabilenin adıdır. Onlar.” 4. Sebe’ (Seba). Davûd ve Süleyman Peygamberlerin kıssaları ve müşriklerin Hz.11. 12. Bismillâhirrahmânirrahîm. 54 âyettir. 15. 14. adını 15.” 16. Sûrede başlıca müşriklerin ahireti inkâr etmeleri. “Allah’a karşı yalan mı uydurdu.SEBE' SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. bir vadi adı ya da su seddi diye açıklanmıştır. Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar. 1 1. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa. eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.34. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. 5. önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. 9. Cinler. Kıyamet size mutlaka gelecektir. yoksa onda delilik mi var?” Hayır. Bunda. onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Biz de üzerlerine Arim1 selini gönderdik. Kendilerine ilim verilenler. 13. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. çok şükreden herkes için ibretler vardır. Sûre. “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. 3. akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgârı verdik. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız. yerden çıkanı. işte onlar için elem dolu. öyle değil. 18. havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Süleyman’ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki. Allah. O. Beldeniz güzel bir belde. 6. ona alevli ateş azabını tattırırız. tefsir bilginlerince şiddetli yağmurdan oluşan sel. Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Yine inkâr edenler şöyle dediler: “Çürüyüp ufalandıktan sonra sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi? 8. hüküm ve hikmet sahibidir. Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. heykeller. (her şeyden) hakkıyla haberdardır.” 19. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap. çok bağışlayıcıdır. Rabbinden sana indirilen Kur’an’ın gerçek olduğunu ve onun. hepsi apaçık bir kitaptadır. Süleyman’ın emrine de. 2.) İşte onlar için bir bağışlanma ve bereketli bir rızık vardır. çok merhamet edicidir. Onlar ise. 10. Fakat onlar yüz çevirdiler. İnkâr edenler. Ey Davûd ailesi. iman edip salih amel işleyenleri mükâfatlandırması için (her şey o kitapta tespit edilmiştir. 17. öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler. “Arim”. “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Hamd ahirette de O’na mahsustur.

Biz.” De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz. “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. 37. Onlar değil. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. 26. uydurulmuş bir yalandır” dediler. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. 42. Bir de. onları hep birden toplayacağı. onlar cinlere ibadet ediyorlardı. onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler. Fakat insanların çoğu bilmezler. ne de ileri geçebilirsiniz. mutlak güç sahibi. Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular. seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar. büyüklük taslayanlara. atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Zulmedenlere. 27. O hâlde. hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır. “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz. 39. büyüktür. rızık verenlerin en hayırlısıdır. “Bu. onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Onlara senden önce hiçbir uyarıcı da göndermedik. Büyüklük taslayanlar. 36. gerçeği apaçık ortaya koyan.) Aksine O. Fakat insanların çoğu bilmezler. Ancak ahirete inananları. büyüklük taslayanlara. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. zayıf ve güçsüz görülenlere.” Biz. 41. 28. Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. O. ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz. de ki: “Şüphesiz.” Ne mallarınız ne de çocuklarınız. Zayıf ve güçsüz görülenler. 25. bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. “Eğer doğru söyleyenler iseniz.20. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. sonra da meleklere. Şeytan.2 hakkıyla bilendir. De ki: “Sizin için belirlenen bir gün vardır ki. “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. 24. Allah katında. De ki: “Size göklerden ve yerden kim rızık verir?” De ki: “Allah. en âdil hüküm verendir” şeklinde de tercüme edilebilir. Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. 22. 34. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler. 35. Allah onun yerine başkasını verir.” Allah’ın. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” demişlerdir. ya da siz!” De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. yücedir. 2 . Allah yolunda her ne harcarsanız. O. 30. Âyetin bu kısmı. ancak apaçık bir büyüdür” dediler. hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri. De ki: “Şüphesiz. Zayıf ve güçsüz görülenler. sen bizim dostumuzsun. “O. (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilâh olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik. 38. “Siz olmasaydınız. 43. biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler. sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. 29. 23. “Hayır. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi. “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. 33. Hayır. biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır. Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. “Size hidayet geldikten sonra. Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. “Bu (Kur’an). Onların çoğu cinlere inanıyordu. 31. Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya. Yine. “Bu sadece. bu tehdit ne zaman gerçekleşecek” diyorlar. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.” De ki: “Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya toplayacak. Ey Muhammed. “Biz.” İnkâr edenler. 32. ya biz hidayet veya apaçık bir sapıklık üzereyiz. 174 . Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.” İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. 44. Zalimler. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. O. O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. 21. 40.

“ona inandık derler” ama onlar için. Şüphesiz O. O. dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen! (Azabı görünce). 51.” De ki: “Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. 3 . o sizin olsun. 48. ancak kendi aleyhime sapmış olurum. 175 . gaybleri hakkıyla bilendir. şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır. teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. 47. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz. bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. 46. Âyette. imansız olarak ölen bir kimsenin yeniden dünya hayatına dönerek iman etmesinin imkânsızlığı vurgulanmaktadır. 50.” De ki: “Hak geldi. Elçilerimi yalanladılar. O.” De ki: “Ben eğer sapmışsam.” Sen onları. Allah için ikişer ikişer. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. 49. kuluna çok yakındır. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. İman etmenin gerekli ve geçerli olduğu yer dünya hayatıdır. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler. Arkadaşınız Muhammed’de cinnetten eser yoktur. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. artık uzak bir yerden (dünyadan)3 iman elde etmek nasıl mümkün olur? Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı. 53. Peki. Hâlbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. O. 52. her şeye hakkıyla şahittir.” De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem. kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. hakkıyla işitendir. beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu! (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi. Eğer hidayete ermişsem. eskiyi de geri getiremez. 54.45.

Bunları sana hiç kimse. Sakın çok aldatıcı (şeytan). 7. Mülk yalnızca O’nundur. Neyi de tutarsa. yoktan var eden demektir. geceyi gündüzün içine sokar. gündüzü de gecenin içine sokar.35. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Şu ise tuzludur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz. Allah’a kolaydır. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. dilediğini hidayete erdirir. O. 2. susuzluğu giderir. adını birinci âyette geçen “Fâtır” kelimesinden almıştır. 11. Allah’tır. sizi önce topraktan. ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır. şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. üçer. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki. Onlar da bulutları hareket ettirir. insanlar için ne rahmet açarsa. İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. Hamd. Bu. sizi giderir ve yeni bir halk getirir. 9. Eğer onları çağırsanız. övülmeye hakkıyla lâyık olandır. 4. 13. 3. Güzel sözler ancak O’na yükselir. 17. Allah hakkında sizi aldatmasın. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. içimi kolaydır. O hâlde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür. Rabbinizdir. mutlak güç sahibidir. 10. yaratan. 1. İşte bu. 1 . hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. 12. O. ne de doğurur. Allah. 16. onlar için çetin bir azap vardır. hüküm ve hikmet sahibidir. çağrınızı duymazlar. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. bundan sonra onu gönderecek yoktur. acıdır. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez. 45 âyettir. yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Sûre. Allah’a göre zor bir şey değildir. Şüphesiz bu. gökleri ve yeri yaratan. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkâr ederler. 6. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır. melekleri ikişer. Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Fâtır. Yine ilk âyette geçen “el-Melâike” kelimesinden dolayı “Melâike sûresi” diye de anılır. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah. öldükten sonra dirilme. yaratmada dilediğini artırır. 5. İki deniz aynı olmaz. Allah’ın nimetleri ve mü’minle kâfir arasındaki fark konu edilmektedir. Allah. senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. onların yaptıklarını hakkıyla bilendir. Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. 15. Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. rüzgârları gönderendir. Eğer Allah dilerse. 176 . Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. Allah’ın varlığına ve birliğine işaret eden kâinat olayları. 8. Allah. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. “Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir. 14. Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. O. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. Bismillâhirrahmânirrahîm. sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur.FÂTIR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Sûrede başlıca.1 Kötülükleri tuzak yapanlar var ya. Şu tatlıdır. İşte onların tuzağı boşa çıkar. kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır. dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. Allah. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.

Günah yükü ağır olan kimse. çağırdığı kimse yakını da olsa. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir. İnkârcıların inkârı. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var. onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Şüphesiz biz. 30. Sen. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. çok bağışlayandır. Kör ile gören bir olmaz. Artık kim inkâr ederse inkârı kendi aleyhinedir. göklerin ve yerin gaybını bilendir. seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. 27. Sen. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. 37. görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi. Rableri katında ancak uğrayacakları gazabı artırır. çok bağışlayandır. Allah’ın kitabını okuyanlar. yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor. halîmdir (hemen cezalandırmaz. kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. 21. kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). çok bağışlayandır. Bize orada usanç da gelmez. simsiyah taşlar da var. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz. onlar yerden ne yaratmışlardır?” Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de. Sonra biz. 25. 28. salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. Adn cennetlerine girerler. Şüphesiz O. düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. İşte bu büyük lütuftur. Onlardan kendine zulmedenler vardır. (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. 22.” “O. 36. 20. (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Dönüş ancak Allah’adır. lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. 34. 33. sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi. gökleri ve yeri. Andolsun. Şöyle derler: “Hamd. dilediğine işittirir. açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır. mühlet verir). Hiçbir ümmet yoktur ki. aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. 31. ancak ziyanlarını arttırır. 26. asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. Öyle ise tadın azabı. gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri. Onları hakkıyla görür. kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. günahını yüklenmeye çağırırsa. Sen. Şüphesiz O. Allah. 40. bu ancak onların nefretlerini artırdı. sizi yeryüzünde halifeler kılandır. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Gölge ile sıcaklık bir olmaz. ancak bir uyarıcısın. Fakat onlara bir uyarıcı gelince. 23. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır. 39. (bir başkasını). O. şükrün karşılığını verendir. o kitaptan. Allah gökten su indirdi. 177 . Onlar cehennemde. 38. Sen ancak. 29. Şüphesiz O. 43. (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an). o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. İnkârcıların inkârı. Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. Beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu! Görmüyor musun ki. ümmetlerden herhangi birinden daha çok doğru yol üzere olacaklarına dair en güçlü şekilde Allah’a yemin etmişlerdi. Dağlardan da beyaz. Allah. Oysa kötü tuzak. Oradaki elbiseleri de ipektir. ancak sahibini kuşatır. 42. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. Öldürülmezler ki ölsünler.” İnkâr edenler için ise cehennem ateşi vardır. Sonra ben inkâr edenleri yakaladım. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah. 24. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Onlardan ortada olanlar vardır. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler. 32. Şüphesiz. İnsanlardan. ondan hiçbir şey yüklenilmez. “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller. şükrün karşılığını verendir. Onlar. 19. eğer onlar (yörüngelerinden sapıp) yok olur giderlerse. 41. eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse. Allah’a karşı ancak. namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden. O’ndan başka hiç kimse onları tutamaz.18. kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar.” Şüphesiz Allah. 35. Müşrikler.

45. hakkıyla kudret sahibidir. Ne var ki. yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. 178 .44. Allah’ı âciz bırakacak değildir. onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey. Nihayet süreleri gelince. Eğer Allah. kullarını hakkıyla görmektedir. (gerekeni yapar). Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha da kuvvetli idiler. Şüphesiz O. insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı. Çünkü Allah. hakkıyla bilendir.

onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? 32. Sûrede başlıca insanın ahlâkî sorumlulukları. İndirecek de değildik.” 25. ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler.” 18. Yâ Sîn. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Sadece korkunç bir ses oldu. 12. ölüleri mutlaka diriltiriz. 20. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki. Eğer vazgeçmezseniz. 1. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele. bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi. 14. inanmazlar. Bir anda sönüp gittiler. O da. Gelin. öldükten sonra dirilme.36. Kur’an. hiçbir şey indirmemiştir. arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir. Andolsun. 83 âyettir. Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz. Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi.” 21. 11. Onları uyarsan da.35. 30. “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır. vahiy. o halkalar çenelerine dayanmıştır. 31. 5. onların önlerine bir set. sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin. Hz. onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. 10. 33. Hâlâ şükretmeyecekler mi?2 1 .6. 28. 34.” 16. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. 8. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Artık onlar iman etmezler. beni dinleyin!” 26. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Artık görmezler. Rahmân. (Ey Muhammed!) Onlara. 15. Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. Onlar şöyle dediler: “Siz de ancak bizim gibi insansınız. Biz. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır. 29. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki. hesap ve ceza konu edilmektedir. Biz. “O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum.” 22. “Hem ben. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik. onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. Hayır. onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler. 7.” 24.4. Onlar. Biz. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun. “Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Elçiler de. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi. (Elçiler ise) şöyle dediler: “Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor. 13.YÂSÎN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Şüphesiz biz. adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır.3. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. “Keşke kavmim. o memleket halkını örnek ver. her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir. 9. ataları uyarılmamış. Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız.” 23. Ölü toprak onlar için bir delildir. uyarmasan da onlar için birdir. çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): “Cennete gir!” denildi. “O’nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese. Hani oraya elçiler gelmişti.1 2.” 19. Siz sadece yalan söylüyorsunuz. Sûre. onunla alay ediyor olmasınlar. Bunları onların elleri yapmış değildir.27.” 17. “Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir. Bismillâhirrahmânirrahîm. Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar. Antakya halkına gönderilen peygamberler. sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur. “Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz” dediler. 179 . “Uğursuzluğunuz kendinizdendir.

61. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar. ne de ailelerine dönebilirler. oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler. 66. insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden. (Allah.Yerin bitirdiği şeylerden. “İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!” 65. ne de gece gündüzü geçebilir. Hâlâ düşünmeyecekler mi? 69.” 53. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar. Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır). biz onlar için. Onlar ancak. 50. Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler. Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler. Bana kulluk edin. O gün kimseye. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Onlar için diledikleri her şey vardır. Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir. onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz. Yine eğer dileseydik. 43. diye emretmedim mi?” 62. Biz. üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. 39. 44. mutlak güç sahibi. Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. Nihayet o. ona yaraşmaz da. 37. şeytana kulluk etmeyin. 71. onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). 42. “İşte bu. Onlar için orada meyveler vardır. şöyle der:) “Ey suçlular! Ayrılın bu gün!” 60. inkâr edenler iman edenlere. “Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin” denildiğinde yüz çevirirler. o Peygamber’e şiir öğretmedik. 48. Onlar. Gece de onlar için bir delildir. 70. bir kısmını da yerler. Peygamberler doğru söylemişler. 46. kabirlerden çıkmış. Görmediler mi ki. dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz” derler. 47. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. “Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın” denildiği zaman. Fakat nasıl görecekler ki?! 67. 73. 40. eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. Gündüzü ondan çıkarırız. Bu. hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. 58. 55. Bu. Hâlâ şükretmeyecekler mi? 74. Eğer dileseydik. 38. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar. Bir de bakarsın. Onlara. Bir de bakarsın. ne de kurtarılırlar. 56. hiç mi hiç zulmedilmez. 59. Ne güneş aya yetişebilir. Elleri bize konuşur. Kime uzun ömür verirsek. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır. tehdit edildiğiniz cehennemdir. Onlara. 75. Onlardan bir kısmı binekleridir. onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde. bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar. Çünkü o. İşte bu dosdoğru yoldur. 36. Hiç düşünmüyor muydunuz?” 63. Rahman’ın vaad ettiği şeydir. 72. ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. “Andolsun. Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu. 52. 76. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir. “Allah’ın. 68.” 64. “Eğer doğru söyleyenlerseniz. (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Biz. o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar. bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir. Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?” 180 . 54. 2 . ne geri dönebilirlerdi. size. çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 57. o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. “Ey Âdemoğulları! Ben. 49. Biz. ilâhlar onlara yardım edemezler. zevk sürerler. Sûra üfürülür. 45. 51. Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilâhlar edindiler. O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Çünkü biz. sizin için apaçık bir düşmandır. 41. Sadece korkunç bir ses olur.

81. kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. O. hakkıyla bilendir. bizim. Arapların “marh” ve “afar” adını verdikleri iki cins ağacı yaş hâlde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir 181 . kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki. her yaratılmışı hakkıyla bilendir. 78. Bir şeyi dilediği zaman.” O. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi.3 Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın. sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. 82. İnsan. O da hemen oluverir. 3 . Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?” De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. hakkıyla yaratandır. Bu âyette. O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O. 79.77. 83. 80. onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter.

Ancak onlardan söz kapan olur.” 21. öldükten sonra dirilmenin gerçekleşebileceği ortaya konulmaktadır. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.42. Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk. Onlara. Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar. deli bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. . Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. İşte biz suçlulara böyle yaparız. . ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı. (Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir. 13. Hayır. (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir. öyle değil. sen (onların hâline) şaştın. 182 . Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür.1 5. Mûsâ. Nûh. 20. İlyas. inanmayıp büyüklük taslıyorlardı. Onlar. sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetimiz yoktu. biz sizi saptırdık.” 29. Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır.) Âyet. Bu itibarla bir yıllık süre içinde birçok “Doğu”. 36.2. De ki: “Evet. Buradaki “şiddetli ses” ile ikinci sûr üfürülüşü kastedilmektedir. yıldızlarla donattık. Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız. “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Âyetlerde belirtilen işleri yapanların melekler. Onlar için sürekli bir azap da vardır.” 32. “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir. (Dediler ki:) “Bu bir büyüden başka bir şey değildir. Biz. “Evet. Hatta siz azgın bir kavimdiniz. 11. O. siz zaten mü’min kimseler değildiniz. onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. yahut mü’minler ve özellikle âlimler olduğu tefsir bilginlerince ifade edilmiştir. hakkı getirmiş. yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı? 3 Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık. eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın.37. 35.” 30.23. meleklerden.” 33.SÂFFÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür” denilir. birçok “Batı” oluşmaktadır. âyet. “Gerçekten biz.24. İshak. Allah.3. “İşte bu.2 6. öldükten sonra yeniden diriltilmeyi inkâr edenlere cevap niteliğindedir. 17 ve dipnotu. adını ilk âyette geçen “es-Sâffât” kelimesinden almıştır. Hayır. 1. 34. Hayır. Biz onu mutlaka tadacağız. yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. kıyamet ve ahiret olaylarından söz edilmekte.4 Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Çünkü onlar. . 39. 37. 22. biz mi tekrar diriltileceğiz?” 17. Bize haktan yana görünürdünüz. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder). O. 8. 12. 41. 182 âyettir. “Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?” 18. (Konu ile ilgili olarak ayrıca bakınız: Rahmân sûresi. İbrahim. en yakın göğü zinetlerle. sıra sıra dizilenler. Bismillâhirrahmânirrahîm. İsmail. Saf bağlayıp duranlara.” 19.” 16. haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah’ın kelâmını) okuyanlara andolsun ki. 26. “Biz. Sûrede başlıca. Hârun. 15.” 31. saf saf duranlar demektir. 27. O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Mevsimlere göre güneş ufuk çizgisinde her gün farklı noktalarda doğup batmaktadır. Onlara. göklerin. Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. kendilerine. cinlerden. 28. hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz). 1 2 3 4 . 14.4. Artık onlar o gün azapta ortaktırlar. Zor olanı yapabilenin kolay olanı da yapabileceği vurgulanarak. 10.9. meyveler vardır. 7. sizin ilâhınız gerçekten bir tek ilâhtır. Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar. onlar ise alay ediyorlar. 38. Çünkü biz de sapkın kimselerdik. Lût ve Yûnus peygamberin kıssalarına yer verilmektedir. “Bizim. Sâffât. Sûre. meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri. Ancak Allah’ın halis kulları başka. 25. 40. onlar bugün teslim olmuş kimselerdir. Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). İşte onlar için belli bir rızık. “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” denildiği zaman. Onlar ikram gören kimselerdir.

7 Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır. Şüphesiz İbrahim de O’nun taraftarlarından idi. Müşrikler. berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır. 6 . biz mi hesaba çekileceğiz?” Konuşan o kimse. Andolsun. elem. saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır. ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı.46. İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı. 75. 48. 63. 76. Derken birbirlerine yönelip sorarlar. diyerek bunu inkâr ettiler. Ona şöyle der: “Allah’a andolsun.” “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi. 66. Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar. 64. Andolsun. iman edip etmemeleri noktasında müşrikler için bir imtihan vesilesi olmuştu. 73. 57. “öldükten sonra yok olup gideceğiz. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. yıldızlara baktı ve “Ben hastayım” dedi. âlemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?” İbrahim. yoksa zakkum ağacı mı? Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık. 55. Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?” “Allah’ı bırakıp da birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?” “O hâlde. 54. ikinci bir ölümün gerçekleşeceğini ifade etmez. mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum. İbrahim. babasının ve kavminin taptığı putları kötüleyince. hâli ne oldu?” der. Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş. İbrahim böyle yaparak. 84. “Bakar mısınız. Andolsun. Böyle bir ağaç olamaz”. 78. Onda baş döndürme özelliği yoktur.43. Kısaca onların gözünde ölüm. 7 8 Buradaki “ilk ölüm” ifadesi. 183 . biz onlara da uyarıcılar göndermiştik. bu putların fayda ya da zarar veremeyeceklerini göstermek üzere yalnız kalıp putları kırmak istiyordu. ölüp yok olacaklarını. cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. onu içmekle sarhoş da olmazlar. 90. 71. 82. 45. 74. . Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür. 81. Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır. Çünkü o. Hani o. Böylece zakkum ağacı. 65. 49.” “Nasıl. Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir. Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır. yıldızlardan hüküm çıkaran kavmine güya kendisinin de bu bilgiyi yıldızlardan aldığını anlatmak istemişti. 56. İbrahim yalnız kalma fırsatını yakalamış oldu. 87. 52. 88.” Müşrikler. Bak. Çalışanlar böylesi için çalışsınlar! Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı. yıldızlara bakarak “Ben hastayım” demişti. 80.” “Rabbimin nimeti olmasaydı. Onlar. Nûh bize dua edip seslenmişti. onlardan önce. 5 Onlar Naîm cennetlerindedirler. Sonra biz. 60. Onlara en büyük elem ve ızdırap kaynağı ölüm idi. 83. 79. Rabbine temiz bir kalple gelmişti. 67. 62. onların çirkin ve zararlı varlıklar olduğu zihinlerde yer etmiş bir gerçektir. 51. “Gerçekten biz. Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular. “Ateş ağacı yakar. 69. Sanki onlar (beyazlıklarıyla). 61. 68. 72. 53. Allah’ın. Âlemler içinde Nûh’a selâm olsun! İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. evvelkilerin çoğu da sapmıştı. bir daha diriltilmeyeceklerini iddia ediyorlardı. neredeyse beni de helâk edecektin. 86. 70. 77. Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler. Biz ne güzel cevap vereniz! Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık. . 44. bizim mü’min kullarımızdandı. 58. Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık. O yüzden.89. İşte zakkum meyvesinin de çirkin ve zararlı olduğunu ifade etmek açısından böyle bir benzetme yapılmıştır. dilerse ateşte yanmayan bir ağaç yaratabileceğini düşünemediler.59. diğerlerini suda boğduk. uyarılanların sonu nasıl oldu! Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır. ızdırap ve azabın sembolü idi. 50. 85. yanındakilere. 47. Bir daha dirilmek ve Muhammed’in iddia ettiği gibi azap görmek yok” anlamına gelmek üzere.8 . Şeytanların nasıl birer varlık oldukları insanlarca bilinmemekte ise de. “İlk ölümümüzden başka ölüm yok diyorlardı. Kavmi de hastalık kapmamak için onu bırakıp gidince. cehennemde “zakkum” denen bir ağacın olduğunu işitince.6 O. Kavmi bayram yerine giderken İbrahim’i de çağırdıklarında o. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?5 Bize azap edilmeyecek miymiş?” Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.

biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. 115. İbrahim. Tefsir kaynaklarında rivayet edildiğine göre. (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. 112. “Yavrum. ne dersin?” dedi. Şüphesiz Lût da peygamberlerdendi. 130. onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: “Yemez misiniz?” “Ne diye konuşmuyorsunuz?” Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi. Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz İlyas da peygamberlerden idi. 119. emrolunduğun şeyi yap. 134. 98. Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.” Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. 129. 10 “Ba’l”. 122. İbrahim’e selâm olsun. 131. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona. 123.126. 92. Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular. İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona. . Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kâfir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık. 110. Onları doğru yola ilettik. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir. 118. 113. Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka. Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” 125.” 107.” 106. O. Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi. 128. şöyle dedi: “Ben Rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim.10 9 91. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. O da. Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?”9 127. 140.İbrahim. 95. “Yaratıcıların en güzelini. 111. 117.135. 96.” Kavmi. 136. 109. Hâlâ düşünmeyecek misiniz? 139. 100. şöyle dedi: “Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?” “Oysa Allah sizi de. “Onun için bir bina yapın. o dönemde Şam bölgesinin “Bekk” yöresinde tapılan bir putun adıdır. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. Çünkü onlar mü’min kullarımızdan idiler. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. yaptığınız şeyleri de yaratmıştır. 137. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. 121. “Babacığım. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti. 133. Biz.104. 94. İlyas’a selâm olsun. 116.” “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla. Andolsun. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı. 97. Onu yalanladılar. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. Yûnus peygamber kavminin baskılarına dayanamayıp aralarından kaçarak bir gemiye binmişti. 114. Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. Çekilen kur’a sonunda Yûnus da atılanlar arasında yer aldı. . Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. 101. 93. bana yol gösterecektir. şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” 105. Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. “Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. 132. 120. ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. 99. Mûsâ’ya ve Hârûn’a selâm olsun. Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.138. Çünkü o mü’min kullarımızdandı. Gemideki yolculardan bir kısmının atılması gerekti. 141. 108. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı. 124. “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Sonra da diğerlerini yok ettik. Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendi. 102. İbrahim. (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. Onu da İshak’ı da uğurlu kıldık. 103. Düşün bakalım. 184 . kendine apaçık zulmedenler de.

(Bekle ve) gör. Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.169. 146. (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız.” 170. yücedir. “Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz. Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? 157. Andolsun. “Onlara mutlaka yardım edilecektir. Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. Hiç düşünmüyor musunuz? 156. 179. Allah. elbette biz ihlâslı kullar olurduk. Eğer o. 180. peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti: 172. 185 . Böylece. kudret ve şeref sahibi olan Rab. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır.162.” 166. o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur! 178. Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de. Derken biz onu hasta bir hâlde sahile attık. Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular.163. 176. Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı. erkek çocukları onların mı? 150. Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti? 154. 160. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. 171.” 174. (Melekler derler ki:) “Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. 164. 147. Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz! 155. Senin Rabbin. Hamd. “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar? 177.152. 161. 148. 145. “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir. Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış? 151. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler.” 165. Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde. Biz onu yüz bin.168. yücedir. Onlar elbette yalan söylüyorlar. Ancak Allah’ın ihlâslı kulları bunlar gibi değildir. yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. 182.” 167. mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. 149. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler. Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler.” 173. onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır. Peygamberlere selâm olsun. Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı! 158.142. İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak. O hâlde. bir süreye kadar onlardan yüz çevir 175. “Şüphesiz biz (orada) saf duranlarız. Gözetle onları. 143.144. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Onlar da yakında görecekler. 181. 159. yakında onlar da görecekler. cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah’ın yolundan saptırabilirsiniz. 153. Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı. Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. Nihayet onlar iman ettiler.

Böyle iken ‘Onu da bana ver’ dedi ve tartışmada beni bastırdı. 25. “Kazıklar sahibi” ifadesi için Fecr sûresinin 10. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. 21. Sûrede başlıca.” Dâvûd. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkâr edenlerin zannıdır. 12. yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. kazıklar sahibi2 Firavun. ilâhlarınıza tapmaya devam edin. Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. 2. 15. Nefis arzusuna uyma.38. Hayır. . ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik. Allah’a çok yönelen bir kimse idi.âyetinin dipnotuna bakınız. Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Biz göğü.8. İsmail.1 O şanlı. dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik.” 27. Onlar. Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. İshak. İşte bu istenen şeydir. 3. el-Yesa’ ve Zülkifl peygamberlerin kıssaları. Zulmetme ve bizi hak yola ilet” dediler. bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Allah sözüdür). 26. “İlâhları bir tek ilâh mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” 6. İçlerinden biri şöyle dedi: “Bu benim kardeşimdir.19. Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin birinci âyetinin dipnotuna bakınız. iki davacı grubuz. 22. Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. “Korkma! Biz. “Gidin.” 5. 23. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu. O. Âd kavmi. Bismillâhirrahmânirrahîm. senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? 10.13. Aramızda adaletle hükmet. yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler (bakalım!) 11. çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. Hayır. Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!” 17. Sûre. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. Süleyman. Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar. 9. eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. Biz de bunu ona bağışladık. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. Semûd kavmi. 14. 18. müşriklerin inkârları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları. Derken Rabbinden bağışlama diledi. Benim ise bir tek koyunum var. Davûd peygamberin hakemliği ve Hz. (O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. Davûd. Hani Dâvûd’un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Allah’ın birliği. İşte onlar da (böyle) gruplardı. 4. Bu ancak bir uydurmadır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkâr edenlerin hâline! 1. 186 . ama artık kurtuluş zamanı değildi.SÂD SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. 1 2 . yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Yoksa göklerin. Davud dedi ki: “Andolsun. Onlar. şerefli Kur’an’a andolsun (ki o. 16. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. 20. Fakat inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. Onlar da pek azdır. Kâfirler. yalancı bir sihirbazdır.” 24. Onlardan önce de Nûh kavmi. İçlerinden ileri gelenler. henüz azabımı tatmadılar. 88 âyettir.7. Sâd. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik. İbrahim. Onlar da feryat ettiler. Onun doksan dokuz koyunu var. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. Eyyüp. onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler.

mecazî olarak. Süleyman. bukağılara bağlı olarak diğerlerini de. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o. 44. . Bu bir öğüttür. Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir.38. İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Bu âyetin bu kısmı. 49. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı. 31.50. 40. İşte bunlar.” O grup da. 51. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik. “İşte bu bizim ihsanımızdır. 39. onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin. 36. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. 57. yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” Şüphesiz bu. biz Süleyman’ı imtihan ettik. “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir. 37. kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. cehennem vardır. Orası ne kötü durak yeridir!” der. 54. ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlâslı kimseler kıldık. Ona asla tükenme yoktur. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. Biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Şüphesiz biz onları. Rabbine. Rüzgâr. Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. 61. İshak’ı ve Yakub’u da an. Tefsir bilginlerine göre. 64. 58. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman3. 55. 29. “Hayır. 46. Onlar oraya girerler. İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri. yeminini bozma. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. (Ey Muhammed!) İsmail. 41. “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. . Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş.4 Sonra tövbe edip bize yöneldi. Şüphesiz onlar. cehennemde onun azabını bir kat daha artır. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur. Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri. Andolsun. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. seçkin kimselerdendir.28. 59. “Ey Rabbim! Beni bağışla. 65. Allah’a çok yönelen bir kimse idi. 42. Biz de ona. Hani o. benden sonra kimseye lâyık olmayacak bir mülk (hükümranlık) bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!” dedi. (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Bana.”5 Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri. cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. O ne güzel bir kuldu! O. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse. size rahat ve huzur olmasın. Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.56. 53. Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre. “Gerçekten ben malı. hesap günü için size vaad edilenlerdir. “Onları bana geri getirin” dedi. 34. kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. 47. yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? Bu Kur’an. 52. âyette sözü edilen ceset. 45. bir ara fizikî gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir. 30. 43. Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. 60.33. onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim’i. 35. bizim katımızda hayırlı. 32. Onların her biri iyi kimselerdi. onun emrine verdik.” 3 4 5 .” Yine şöyle derler: “Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?” “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk. 62. (Ey Muhammed!) De ki: “Ben ancak bir uyarıcıyım. 48. Süleyman. Orası ne kötü bir yataktır! İşte (azap). 187 . 63. el-Yesa’ ve Zülkifl’i de an.

büyük bir haberdir.” 86. Ben de gerçeği söylüyorum:” 85. 68.” 88. 84. “Andolsun. (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum.” De ki: “Bu Kur’an. 67.” 71.81.” 72. “Bana ancak. 80. şöyle dedi: “İşte bu gerçektir.83. Beni ateşten yarattın. “Ey İblis! Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın. Allah. 188 . “Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi. “Bu Kur’an.” 66. elbette onların hepsini azdıracağım” dedi. Allah.” 78.” 87.” 79. “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin. cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım.” 82. Allah. Hani. Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. “Ben ondan daha hayırlıyım. şöyle dedi: “Sen o bilinen vakte (kıyamet gününe) kadar mühlet verilenlerdensin. 76. Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. Allah. yüce topluluğa (ileri gelen melekler topluluğuna) dair benim hiçbir bilgim yoktu.” “Aralarında tartıştıkları sırada.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz. şöyle dedi: “Öyle ise çık oradan (cennetten). çünkü sen kovuldun. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim. İblis. Ancak İblis eğilmedi.” 73.” 70. 69. göklerin. Mutlak güç sahibidir. onu ise çamurdan yarattın” dedi. yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. 74. 75. İblis. yoksa üstünlerden mi oldun?” dedi. 77. âlemler için ancak bir öğüttür. “Senin şerefine andolsun ki. benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.“O. içlerinden ihlâslı kulların hariç. çok bağışlayandır. “Şüphesiz benim lânetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. İblis.

âyetlerine bakınız. 3. gündüzü de gecenin üzerine örtüyor.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür. Tâğût’tan3. yarattıklarından dilediğini seçerdi. İyi bilin ki bu. Çünkü O.” Onlar için üstlerinde ateşten katmanlar. kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır.” De ki: “Şüphesiz bana. . 11. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. sizi bir tek nefisten yarattı. İyi bilin ki. 1 2 . “Biz onlara sadece. nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? Eğer inkâr ederseniz. bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. 8. O. âyetlerde geçen “Zümer” kelimesinden almıştır.ZÜMER SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. dini Allah’a has kılarak O’na ibadet etmem emredildi. bir ve her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan Allah’tır. O. Şüphesiz Allah. 6. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. mü’minlerin cennete. secde hâlinde ve ayakta. apaçık hüsranın ta kendisidir. Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi. kullarını bununla korkutur. 189 .) yoksa gece vakitlerinde. Bismillâhirrahmânirrahîm. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. müslümanların ilki olmam da emredildi.” De ki: “Ben dinimi Allah’a has kılarak sadece O’na ibadet ediyorum. 10. 75 âyettir. 15. (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin. 17. göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et. O hâlde. Allah’ın yeryüzü geniştir. 1. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Mülk (mutlak hâkimiyet) yalnız O’nundur. O. Ey kullarım. Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’âm sûresinin 143 ve 144. 7. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. İşte Allah. yücedir. 3 . altlarında (ateşten) katmanlar vardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. zümreler. Zümer. 4. mutlak güç sahibidir.” “Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar. 2. Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir. şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. 9.” De ki: “Eğer ben Rabbime isyan edersem. Şüphesiz Allah. Tâğût ile ilgili olarak Bakara sûresinin 256. ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. kullar. halis din yalnız Allah’ındır. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İyi bilin ki O. gruplar demektir. göklerde ve yerde Allah’ın birliğini gösteren deliller. Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır.39. Buradaki “ondan” ifadesi. 13. Sûre. O hâlde.2 Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Sûrede başlıca. şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım. Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi. ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. adını 71 ve 73. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. 14. ölüm gelip çatmadan Allah’a yönelmeye çağrılmaktadır. çok bağışlayandır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. 5. “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. Sonra ondan1 eşini var etti. kullarımı müjdele! Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya. bundan uzaktır. 16. 12. âyetinin dipnotuna bakınız. O da size yaptıklarınızı haber verir. ona kulluk etmekten kaçınan ve içtenlikle Allah’a yönelenler için müjde vardır.” “Bana. 18. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler. kâfirlerin cehenneme sevk edilecekleri konu edilmekte. bana karşı gelmekten sakının.

kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur. “Allah”. işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı). onun tüm çarelerinin tükenmiş olacağını ifade etmektedir. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette. Allah mutlak güç sahibi. 190 . iyilik yapanların mükâfatıdır. Bir tehlikeyle karşı karşıya kalan insan. işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. (Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. onların çoğu bilmiyorlar. Allah. Âyette. Burada bir örnek olarak anlatılan bu hakikat.Hakkında azap sözü (hükmü) gerçekleşenler. Görmedin mi. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler. (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. Âyette. Allah. 24. öğütleri. Allah.” 39. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. 36. birbiriyle çekişen ortak sahipleri bulunan bir (köle) adam ile yalnızca bir kişiye ait olan bir (köle) adamı örnek verdi. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp hâline getirir. onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. İşte bu. öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese. ancak kendi aleyhine sapar. Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz. âyetleri. Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Yüzünü sakınmayacak bir duruma gelmişse çaresi tükenmiş demektir. 35. her şeyden evvel tüm imkânlarıyla yüzünü sakınır. (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere. Kim doğru yola girerse.40. Allah’ın. Şöyle ki: Köle üzerindeki ortaklardan her birisi ona bir iş koşması hâlinde. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sen onlara vekil değilsin. intikam sahibi değil midir? 38. eğer onlara. 5 . doğruyu (Kur’an’ı) yalanlayandan daha zalimdir? Cehennemde kâfirler için kalacak bir yer mi yok!? 33. korunma aracı olarak kullanacak olması. Onunla dilediğini doğru yola iletir. köle bunlardan hiçbirini yapamayacak ve işler karışacaktır. 31. kâinatın düzeni bozulurdu. Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya. kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur. eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse. Bu iki adamın durumu hiç. kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah’a karşı yalan uyduran ve kendisine geldiğinde. Allah. hak olarak indirdik. va’dinden dönmez. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!” 41. hiç onlar gibi olur mu? Cehennemlikleri sen mi kurtaracaksın? 20. 19. Andolsun. Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse4. 4 . 29. 22. kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. 32. 23. Allah. Kim de saparsa. kendisine başka emreden olmayacağı için işini düzenli olarak yapıp bitirir. Allah. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. kesinlikle ikisinin de düzeni bozulmuş gitmişti. Ahirette azaba uğrayacak kimsenin öncelikle koruyacağı yüzünü.. Allah. 25. Fakat Rabbine karşı gelmekten sakınanlar için (cennette) üst üste yapılmış ve altlarından ırmaklar akan köşkler vardır. Tıpkı bunun gibi Allah birden fazla olsaydı. “Kazandıklarınızı tadın” denir.” (Enbiya sûresi. böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse. 30. 37. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. azaba uğrayacak olanların azaptan sakınma konusunda çarelerinin bulunmadığı anlatılmaktadır. gerçek bir vaadde bulunmuştur. 21. Ben de yapacağım. Oysa tek sahibi olan köle. kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Kim. Allah. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya. Keşke bilselerdi! 27. “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı. Biz onu. kendisi için girmiş olur. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik. 28. Allah. derler. bir olur mu?5 Hamd Allah’a mahsustur. 26. Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için. 22) âyetinde açıkça ifade edilmiştir. Allah’ın birliği müşrik Arapların günlük hayatından bir örnekle ispat edilmektedir. Hayır. sözün en güzelini. göğsünü İslâm’a açtığı. 34. Andolsun.

64. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce. 51. Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. “Evet geldi” derler. 58. Onlara kötülük dokunmaz. Yahut azabı gördüğünde.” 60. işlediğim kusurlardan dolayı vay hâlime! Gerçekten ben alay edenlerden idim” demesin. işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” 54. “Allah’ın yanında. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. 50. Çünkü O. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir. büyüklük tasladın ve inkârcılardan oldun. Andolsun.56. Yahut. İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Artık. kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. Sonra yalnız O’na döndürüleceksiniz. 49. Hayır. Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. bütün günahları affeder. çok merhamet edendir. 63. Bilmediler mi ki. görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. yüzleri kapkara kesilmiştir.” 47. cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden. (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış.Allah. Hayır. De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan. (Allah. Fakat onların çoğu bilmezler. 68. De ki: “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. yalnız Allah’a ibadet et ve şükredenlerden ol. 191 . Onlar Allah’ı âciz bırakacak değillerdir. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde.” 45. o bir imtihandır. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da. sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun. Allah. “Bu. Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve 71. “Allah beni doğru yola iletseydi. Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?” 44. 70. 48. kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. 46. De ki: “Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?” 65. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. gaybı da. alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır. Şüphesiz Allah. Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Allah. 42. Allah. onların yaptıklarını en iyi bilendir. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. 57. Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki.” 66. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!? 61. 53. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar. Allah. her şeye vekildir. kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Allah’tan başkaları (ilâhları) anıldığında bakarsın sevinirler. Yeryüzü. elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” demesin. Sonra size yardım edilmez. 59. yücedir. her şeyin yaratıcısıdır. kişi. diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. onların ortak koştuklarından uzaktır. O. 52. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Rabbinin nuruyla aydınlanır. 69. Herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir. “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin. bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar. Onlardan zulmedenler var ya. Sûr’a üflenir ve Allah’ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. 55. bir tek (ilâh) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. Onlar üzülmezler de. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler var ya. ölmeyenlerinkini de uykularında alır. çok bağışlayandır. (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde. 62. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir. İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. 43. şöyle diyecek:) “Hayır. hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır. Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Sonra ona bir daha üflenir. O. Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa. 67. öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın.

Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” denilmiştir. Onlara şöyle denir: “İçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. 192 . Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş’ın etrafını kuşatmış hâlde görürsün. 74. 75.72. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup cennete sevk edilirler. 73.” Onlar şöyle derler: “Hamd. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: “Size selâm olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi ebedî kalmak üzere buraya girin. Salih amel işleyenlerin mükâfatı ne güzelmiş!” Melekleri de.

ölüp yok olmayı temenni edecek ebedî bir azap ortamında bulunacaklardır. “Ğâfir”. ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam. Hâ Mîm. Âyette sözü edilen mü’min. kendi indirir. Zalimlerin ne sıcak bir dostu. Şüphesiz Allah. kâfirlerin hoşuna gitmese de. sizin tevhid çerçevesinde Allah’a çağrıldığında inkâr etmeniz. İnkâr edenler var ya. İşte bu büyük başarıdır. Sûre. her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. yukarıda zikredilen Duhân sûresi. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. 1 2 . âyette geçen “ğâfir” kelimesinden dolayı “Ğâfîr sûresi” diye de anılmaktadır. düşünüp ibret alır. Bu tür bir ölüm. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın. âyet 56’ya aykırıdır. eşlerinden ve soylarından iyi olanları da. 85 âyettir. mutlak güç sahibi. Allah’ın birliğini gösteren bazı delillere yer verilerek kıyametle ilgili tasvirler yapılmaktadır. 7. Benim cezalandırmam nasılmış. 17. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. 4. Kâfirler cehennemde. gizlice iman eden ve çevresindekileri hakka yönlendirmeye çalışan bir ferdidir. gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. 11. ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır. ona rahmet etmiş olursun. 16. Bismillâhirrahmânirrahîm. Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı.” O. Artık hüküm yüce ve büyük Allah’a aittir. Firavun ailesinin. Âyette geçen ikinci ölümün.40. O hâlde. 9. âyeti bunu açıkça göstermektedir. . muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı. sizin için gökten bir rızık indirendir. bu görüş sağlıklı değildir. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” “Bu. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz.MÜ'MİN SÛRESİ 56 ve 57. lütuf sahibi Allah tarafındandır. adını 28. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan. hesabı çabuk görendir. O’na ortak koşulduğunda ise inanmanız sebebiyledir. âyetler hariç Mekke döneminde inmiştir. Onlara. 10. Allah. “Onlar cehennemliklerdir” sözü gerçekleşmiş oldu. hayata gelmeden önceki yokluk hâli olduğu da ifade edilmiştir. 19. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. bağışlayan demektir. Oysa bu. O. 14. Arş’ın sahibidir. 193 .3. 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere. 18. inkâr edenler hakkındaki. Allah’ın âyetleri hakkında inkâr edenlerden başkası tartışmaya girişmez. 5.” “Onları kötülüklerden koru. âyette geçen “mü’min” kelimesinden almıştır. 12. dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm. “Nasıl. Mü’min inanan kimse demektir. hakkıyla bilen. (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru. O gün onlar ortaya çıkarlar. Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş. O’ndan başka ilâh yoktur. iki defa da dirilttin. ölüm diye nitelenmektedir. ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi. sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine. Ayrıca sûre. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkâr ederdiniz” diye seslenilir. Sûrede başlıca. 58. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. Ancak O’na yönelen.” Duhân sûresinin 56. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. size âyetlerini gösteren. Bugün asla zulüm yoktur. 15.1 Bu kitabın indirilmesi. 1.” “Ey Rabbimiz! Onları da. günahı bağışlayan. onların babalarından. 6. ikincisi ise kâfirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. Dönüş ancak O’nadır. Allah’ın sıfatlarından biri olan ve 3. Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün. 2. 13.. kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de. sadece kâfirler için söz konusudur. 8. Âyette geçen iki ölümden ilkinin.2 Günahlarımızı kabulleniyoruz. azabı ağır olan. (gördüler)! Böylece Rabbinin. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için. siz dini Allah’a has kılarak O’na ibadet edin. kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. hüküm ve hikmet sahibisin. Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar. dereceleri hakkıyla yükseltendir. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu. tövbeyi kabul eden. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İki ölümden birincisi.

“Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün.37. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. sizi doğru yola ileteyim. yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum. “Allah. Allah. onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz.” “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı ancak (geçici) bir yararlanmadır. 29.” Allah. Şüphesiz Allah. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a. İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben.” “Ey kavmim! Bu ne hâl? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum. kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Mûsâ’yı öldüreyim. göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben. dininizi değiştireceğinden. zayıf olanlar. kullarını hakkıyla görendir. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı. 3 . azâbın en kötüsü kuşattı. 46. ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. Şüphesiz. sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. yalanı kendi aleyhinedir. onu. 36.” “Size söylediklerimi hatırlayacaksınız.20. Onlar ise. günahları sebebiyle onları yakaladı. 194 . Allah. işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır. 38. (Öyle bir) ateş ki. Firavun ailesini.” “Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Ama başımıza geldiğinde bizi. 25. Eğer doğru söylüyorsa. onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. 39. Firavun dedi ki: “Bırakın beni. güçlüdür. O inanan kimse dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun ki. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. 41. büyüklük taslayanlara.” Andolsun. kullarına asla zulmetmek istemez. (O gün) sizi.33. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. hak ve adâletle hükmeder. daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de. hakkıyla görendir. 43. Hâmân. 23. 45. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken. Kadın veya erkek. 32. Firavun’un başveziridir. “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. 26. belki yollara. arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. Kârûn ise İsrailoğullarından hak tanımaz azgın ve şımarık bir zengin idi. 27. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. “Ben. onlar sabah-akşam ona sunulurlar. dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o. Daha sonra o ölünce de.” “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. kadınlarını sağ bırakın” dediler. imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır. onun yalancı olduğuna inanıyorum. size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise. kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur. Bunun sebebi şu idi: Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getiriyorlardı da onlar inkâr ediyorlardı. Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın. 28. Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Hâmân’a ve Kârûn’a3 gönderdik.” “Siz beni Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında hiçbir bilgim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. 22. kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar. ancak onun kadar ceza görür. Şüphesiz O. 44. Şüphesiz Allah. 42. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun. Bu yüzden Allah da onları yakalayıverdi. 35. aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.24. cezası da çok şiddetlidir. Âd kavmi. Allah. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir. Ahiret ise ebedî olarak kalınacak yerdir. “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. tamamen sonuçsuz kaldı. Nûh kavmi. Allah.” “Kim bir kötülük yaparsa. kim. 34. mü’min olarak salih bir amel işlerse. Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince. “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım” dedi. 40. “Biz size uymuş kimselerdik. aşırı giden. o bağrışıp çağrışma gününden.” “Ey kavmim! Gerçekten sizin için. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar.31. Kıyametin kopacağı günde de. Firavun ailesinden. Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır. 21. 47. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Ben ise sizi mutlak güç sahibine. Firavun’un tuzağı. siz ise beni ateşe çağırıyorsunuz. Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir.” Mûsâ da. İşte Allah. Onlar yeryüzünde dolaşıp. 30. çok bağışlayana (Allah’a) çağırıyorum. Böyle iken Allah. hesap gününe inanmayan her kibirliden.

54. Lânet de onlaradır. diridir. kötü yurt da onlaradır. Alak sûresi. duânıza cevap vereyim. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? 63. Şüphesiz Allah. (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. Allah bunları. onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar bilecekler. 62. “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. 55. sonra az bir sudan (meniden). sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. âyet. İşte Allah. yaratandır. “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık. Onlara. getirmişti” derler. 57. İnsanın yaratılış evreleri ile ilgili olarak bakınız: Hac sûresi. âyet.” Allah. “Alaka”. Hayır. işte böyle döndürülürler. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar. Şüphesiz Allah.Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. erkeğin spermiyle döllenmiş yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şeklidir. Ey Muhammed! Sabret. Elbette göklerin ve yerin yaratılması. peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde kaynar suda sürüklenecekler. Siz pek az düşünüyorsunuz. insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. 75. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. De ki: “Rabbimden bana apaçık deliller gelince. İsrailoğulları’na da. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır.” 49. ona sadece “ol” der. 50. 2. Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana yasaklandı ve bana. Sen Allah’a sığın. İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur.74.72. 14. sonunda onlar bize döndürüleceklerdir. 51. iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Allah’ın âyetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar? 70. O. sizin yeryüzünde haksız yere şımarmanızdan ve böbürlenmenizden ötürüdür. (Bekçiler). yaşatan ve öldürendir. 64. âlemlerin Rabbine mahsustur. insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir. Bu. 60.” 67. “Evet. Günahının bağışlanmasını iste. sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran. 4 . 73. Şüphesiz ki. Onlar. Hamd. 66. O. Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. O hâlde sadece Allah’a itaat ederek (samimi olarak) O’na ibadet edin. 5. (Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar. Kör ile gören. o da oluverir. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” (denir). fakat insanların çoğu şükretmezler. Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin. 195 . 76. hakkıyla işitendir. Allah’ın âyetleri hakkında. Allah. “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. 58. size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. 59. kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir. Fakat insanların çoğu bilmezler. 68. Onlar. Mü’minûn sûresi. “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. yeryüzünü sizin için karar kılma yeri. göğü de binâ yapan. bunda hiç şüphe yoktur. Andolsun. Onlar da. kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü 61. 77. 69. demek ki. 52. biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz. belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! 65. Onları tehdit ettiğimiz azâbın bir kısmını sana göstersek de (ya da göstermeden önce) seni vefât ettirsek de. sonra da ateşte yakılacaklardır. İçinizden önceden ölenler de vardır. O. inkârcıları böyle saptırır. O gün zalimlere. kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya. O zaman onlar. Sonra onlara. 71. Allah’ın âyetlerini inkâr etmekte olanlar. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et. tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Şüphesiz O. âyet. biz Mûsâ’ya hidayet verdik. 53. 48. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. mazeretleri fayda vermez. Ateşte olanlar cehennem bekçilerine. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir. sizi (önce) topraktan. sonra “alaka”dan4 yaratan. 56. hakkıyla görendir. Bir şeye karar verdiğinde. sonra olgunluk çağına ulaşmanız. “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler.

senden önce de peygamberler gönderdik. Allah. Andolsun. 85. size âyetlerini gösteriyor. Hiçbir peygamber. 79. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır. Allah.78. 84. Gönüllerinizdeki ihtiyaçlara kendileri üzerinden ulaşasınız diye onları yaratmıştır. O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik” dediler. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. Allah’ın hangi âyetlerini inkâr edersiniz? Onlar yeryüzünde dolaşıp. kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok. Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. anlatmadıklarımız da var. 80. kendilerine fayda vermedi. daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). bir kısmına binesiniz. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar. “Yalnız Allah’a inandık. 81. Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları. 196 . İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. Bu. Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız. bir kısmını da yiyesiniz diye sizin için hayvanları yaratandır. 82. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince. Onlardan sana anlattıklarımız da var. Azabımızı gördükleri zaman. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. 83.

Bismillâhirrahmânirrahîm. Dediler ki: “(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Sûre. şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız. 15. onlar da. Artık onlar işitmezler. “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. 197 . dört gün içinde (dört evrede). Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. onların inkâr konusundaki inat ve ısrarlarını vurgulamaktadır. ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. İşte bu. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız.” “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın. “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla! Nihayet cehenneme vardıklarında. Onlar ahireti de inkâr ederler. “genişçe açıklandı” demektir. Semûd kavmine gelince. 22. 1. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin. seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O hâlde sen (istediğini) yap. Bu.41. bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır. 17. birer mecazî ifade olup. gözlerinizin ve derilerinizin. kulaklarında ağırlık ve kendileriyle Hz. onların her vesile ve vasıtadan yararlanarak gerçekleri anlatmaya çalışmalarıdır. Müşriklerin kalplerinin örtüler içinde olması. “Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. âlemlerin Rabbidir. gözleri ve derileri. “Fussilet”. . “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” demişler. Peygamber arasında bir perdenin bulunması. kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.1 Bu Kur’an. 6. Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmedir. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Eğer yüz çevirirlerse. 7. 54 âyettir. biz onlara doğru yolu göstermiştik. yapmış oldukları işler hakkında. ona ve yeryüzüne. kulakları. “Bizden daha güçlü kim var?” demişlerdi. Allah’ın düşmanlarının. 12. . Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi. Bu sebeple. yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz. İkisi de. 3. İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. 16. yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı. onlara de ki: “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.” 1 2 3 . Onlara yardım da edilmez. 19. batılda ısrar edenlerin uyarılması. 20. “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. Kulaklarımızda bir ağırlık. Derileri de der ki. vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve manevî etkileri konu edilmektedir. iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Hâ Mîm.”2 De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Allah’a ortak koşanların vay hâline!” Onlar zekâtı vermeyen kimselerdir. kendileri aleyhine şahitlik ederler. aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. biz sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz” demişlerdi. De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için ise kesintisiz bir mükâfat vardır. 5. 18. 13. Sûre. 21. Onlar derilerine. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O’na döndürülüyorsunuz. Böylece onları. 10. 14. Peygamberlerin önlerinden ve arkalarından gelmelerinden maksat. mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. 2. adını üçüncü âyette geçen ve Kur’an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. 11. Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. 8. 9. “İsteyerek geldik” dediler. Sûrede başlıca hakka davet. Onlar. Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış. 4.” O. Lâkin. Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.” Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından3 gelmiş. orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.FUSSİLET SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.

onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. 40. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir.” 33. çok değerli ve sağlam bir kitaptır. Bir de bakarsın ki. Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak. müşrikler güneşe. gece gündüz hiç usanmadan O’nu tespih ederler. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar). Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” (Zümer sûresi. De ki: “O.” 27.32. Şüphesiz O. Andolsun! Biz. Âyetten. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. hüküm ve hikmet sahibi. Şüphesiz O. âyet. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı.” 45. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur. Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. hakkıyla bilendir. “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. orada canlarınızın çektiği her şey var.” 30. Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. istediğiniz her şey orada sizin için var. Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. Âyet. Şüphesiz o. O. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap). seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. İşte böyle. 39. 37. onlar için de gerçekleşti. İyilikle kötülük bir olmaz. aralarında derhal hüküm verilirdi. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. secdeyi de ona yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Eğer onlar büyüklük taslarlarsa. onları yaratan Allah’a secde edin. hemen Allah’a sığın. güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Allah’a çağıran. her şeye gücü hakkıyla yetendir. (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar. 198 . İnkâr edenler dediler ki: “Bu Kur’an’ı dinlemeyin. Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa. “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi.“İşte bu sizin. Rabbin. 25. 36. 44. sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz. 35. artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. 26. . hakkıyla işitendir.4 38. Âyetlerimizi inkâr etmelerinin cezası olarak orada onlar için ebedîlik yurdu vardır. Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka. onu dirilten. eğer gerçekten Allah’a ibadet ediyorlarsa. övülmeye lâyık olan Allah tarafından indirilmiştir. “Onlara. kullara (zerre kadar) zulmedici değildir. Gece. 28. O. Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. hem de elem dolu bir azap sahibidir. onda ayrılığa düşmüşlerdi. sonra dosdoğru olanlar var ya. Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. Baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın. İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız. elbette ölüleri de diriltir. 29. bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler). Güneşe ve aya secde etmeyin. yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. onların bu noktada çelişki içinde olduklarını. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız. 4 23. 3) şeklindeki sözlerinden anlaşıldığına göre. Şimdi eğer dayanabilirlerse. Sana ancak.” 24. gündüz. size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!” 31. müşriklerin bir kısmının güneşe ve aya taptıkları anlaşılmaktadır. 46. Şüphesiz ki. 42. 43. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. inananlar için bir hidayet ve şifâdır. salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? 34. onlara izin verilmez. Allah düşmanlarının cezası ateştir. Çünkü O. 41. Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. aya ve putlara ibadet etmekle gerçekte Allah’a ibadet ettiklerini iddia ediyorlardı. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı. üzülmeyin.

İyi bilin ki. içimizden onları gören hiçbir kimse yok. 51. 54. İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?” Varlığımızın delillerini. biz inkâr edenlere yaptıklarını mutlaka haber vereceğiz ve andolsun. Rabbinin. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur. 50. 199 . 48. İnsan. Allah onlara. şüphesiz O’nun yanında benim için daha güzel şeyler vardır” der. (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki. 52. Rabbime döndürülürsem. Andolsun. onlara mutlaka ağır azaptan tattıracağız. mülk. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz. hayır (mal. genişlik) istemekten usanmaz. 49. Fakat başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer. her şeyi kuşatandır.” Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. O. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka “Bu benim hakkımdır. Andolsun.47. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar. o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. her şeye şâhit olması yetmez mi? İyi bilin ki. yıkılır. 53.

İnananlar ise. ona dilediğini seçer. 18. Allah dileseydi. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır. 6. Onlar için çetin bir azap vardır. sana vahyettiğini. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. 3. Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. Dönüş de ancak O’nadır. Allah onları daima gözetlemektedir. İyi bilin ki Allah. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. çok bağışlayandır. İbrâhim’e. 2. 200 . Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. Ayn Sîn Kâf1 (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi. hakkıyla görendir.” Allah’ın çağrısına uyulduktan sonra O’nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında batıldır. Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. büyüktür. 5. sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. “kendi türünüzden. Size kendinizden2 eşler. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol.42. onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Bizim işlediklerimiz bize.” şeklinde de tercüme edilebilir. O. 1 2 . 11. Allah. 14. 53 âyettir. Sûre. danışma demektir. 1. . İşte bu. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Hâlbuki gerçek dost Allah’tır. gökleri ve yeri yaratandır. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. çok merhamet edendir. 12. Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince.. kendilerine bilgi geldikten sonra. Neredeyse gökler (O’nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Hâ Mîm. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini. Allah. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı. Şûrâ. Onlar. 3 . O. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslâm dini). 16. her şeyi hakkıyla bilendir. hakkıyla işitendir. 7. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Sen onlara vekil değilsin. Âyetin bu kısmı. Sûrede başlıca müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri. Onların hevâ ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben. Şüphesiz O. Allah. Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Kıyamete inanmayanlar. Melekler ise. hepimizi bir araya toplayacaktır. aralarında hemen hüküm verilirdi.ŞÛRÂ SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. O. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 17. hüküm ve hikmet sahibi olan Allah. 15. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur. sizin işledikleriniz sizedir. Bu sûretle sizi üretiyor. dilediğini rahmetine sokar. adını 38. Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. İyi bilin ki. 13. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır. 10. hak olarak Kitab’ı ve mizanı3 indirendir. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslâm kastedilmektedir. Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz. Onlara bir gazap vardır. O. ayrıca kâinatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün hâlleri konu edilmektedir. onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. bir grup ise cehennemdedir. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da. 9. 4. Mizan ölçü demektir. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. yücedir. sizin de Rabbinizdir. ölüleri diriltir. Fakat O. O. onun çabuk kopmasını isterler. hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Bir grup cennette. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki. 8. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır. Rabbim Allah’tır. Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler.

O. geri çevrilmesi imkânsız olan bir gün gelmeden önce. O. Allah. Yoksa “Yalan uydurup Allah’a iftira etti” mi diyorlar. yeryüzünde mutlaka azgınlık ederlerdi.Allah. göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir. birçoğunu da affeder. 31. O. o zaman da insan pek nankördür. lütfundan onlara fazlasını da verir. kullarından tövbeyi kabul eden. 43. Allah. Allah. onun iyiliğini artırırız. Kim de dünya kazancını isterse. Bu mükâfat. O’nun varlığının delillerindendir. ne de (günahlarınızı) inkâr edebilirsiniz! 48. 30. işleri. Başınıza her ne musibet gelirse. ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa. kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar.37. 19. Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. 34. mutlak güç sahibidir. O. rızkı dilediği ölçüde indirir. derhal aralarında hüküm verilirdi. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler. 23. kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek için) bir yol yoktur. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. O. İşte bu. kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. 45. inananlar ve Rablerine tevekkül edenler. “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün. 27. ona da istediğinden veririz. Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar. 40. Şüphesiz O. rahmetini her tarafa yayandır. biz seni onlara bekçi göndermedik. O’nun varlığının delillerindendir. sürekli bir azap içindedirler. hakkı sözleriyle gerçekleştirir. İşte bu büyük lütuftur. âyetlerimiz hakkında tartışanlar. kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. 29. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse. yine de çoğunu affeder. Allah’ın. dost olandır. 41. 44. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. böyle yapar ki. 201 . öfkelendikleri zaman bağışlayanlar.38. onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). İnananlar da. 26. 28. 20. Şüphesiz. akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler. Fakat O. Şüphesiz Allah. Allah’tan. dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır. 42. 47. 22. Kâfirler için ise çetin bir azap vardır. 36. Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş. kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi. kendi yaptıklarınız yüzündendir. kuvvetlidir. Bir kötülüğün karşılığı. 33. Sana düşen. fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur. Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki). çok şükreden herkes için ibretler vardır. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helâk eder. zâlimleri sevmez. dilediği zaman. onun kazancını artırırız. Sen. Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı. övülmeye lâyık olandır. Allah batılı yok eder. 24. aralarında yardımlaşanlar içindir. 32. Allah. Eğer Allah dilerse senin kalbini mühürler. insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren. zâlimler için elem dolu bir azap vardır. göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. Azabı gördüklerinde zâlimlerin. kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir. zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. Zulme uğradıktan sonra. Onların Allah’tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Ama kim affeder ve arayı düzeltirse. Gökleri. Şüphesiz O.” Kim güzel bir iş yaparsa. Yoksa. Kim âhiret kazancını isterse. bu dünya hayatının geçimliğidir. Sizin için Allah’tan başka hiçbir dost ve yardımcı yoktur. Rabbinizin çağrısına uyun. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır. dilediğini rızıklandırır. Allah. kullarına çok lütufkârdır. bir saldırıya uğradıkları zaman. 35. yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması. aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Her kim de sabreder ve bağışlarsa. inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. sadece tebliğdir. Şüphesiz O. şükrün karşılığını verendir. İyi bilin ki zâlimler.39. O. 46. onları bir araya getirmeye de gücü yetendir. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden. iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir. onun mükâfatı Allah’a aittir. büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. O. Elbette bunda çok sabreden. “İşte asıl ziyana uğrayanlar. çok bağışlayandır. 21. 25. Yeryüzünde O’nu âciz bırakamazsınız. işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.

dişiler olmak üzere çift verir. bütün işler sonunda Allah’a döner. kullarımızdan dilediğimizi. kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. her şeyi hakkıyla bilendir. 202 . 50.Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah’ındır. 49. hüküm ve hikmet sahibidir. bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. İyi bilin ki. dilediği kimseyi de kısır yapar. dilediğine erkek çocukları verir. Şüphesiz O. Dilediğine kız çocukları. göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. hakkıyla gücü yetendir. bir insanla ancak vahiy yoluyla. Yahut bir elçi gönderip. İşte sana da. Şüphesiz O yücedir. dilediğini yaratır. Allah. Yahut o çocukları erkekler. iman nedir bilmezdin. 51.53. emrimizle. yahut perde arkasından konuşur. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun. Fakat biz onu. Sen kitap nedir. O. 52. izniyle ona dilediğini vahyeder.

Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. ve biz onların izlerinden gitmekteyiz” dediler. mücevher. 8. biz onu kesinlikle inkâr ediyoruz” dediler.ZUHRUF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. İşte böyle. 23.) “Ben size. Şüphesiz o. Onlardan biri.43. “Bu bir büyüdür. Hâ Mîm. (Gönderilen uyarıcı. İşte siz de.” 28. babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir. Onlar. “Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de onlardan intikam aldık. onlardan daha çetinlerini de helâk ettik. 4. Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. iman ve vahyin getirdiği hakikatler ile insanların bu hakikatlere ters düşecek şekilde sırf geçici dünya menfaatlerine bağlanarak sergiledikleri çelişki vurgulanmakta. 1.” 27. 16. Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? 22. 21. diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? Hâlbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik. babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir.13. mutlaka. adını 35. oranın şımarık zenginleri. O. “Onları mutlak güç sahibi. 25. 5. Biz. bütün çiftleri yaratan. 89 âyettir. 6. Fakat kendilerine Hak gelince. yarattıklarından kendisine kızlar edindi de. 203 . 10. Hani İbrahim. Hayır! Onlar sadece. Sûre. Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur’an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım. 11. 15. 30. O.1 Apaçık Kitab’a andolsun ki. Bismillâhirrahmânirrahîm. Yalanlayanların sonu. Onlar. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar. Zuhruf. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan. “Ben ancak O.3. 12. yaldız. (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Mûsâ ve İsa peygamberlerden söz edilmektedir. üzerlerine kurulasınız. Onlar sadece yalan söylüyorlar. âyette geçen “Zuhruf” kelimesinden almaktadır. “Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz” dediler. İbrahim bunu. Öncekilerin örneği geçti! Andolsun. biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki. katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur. 29. onu Arapça bir Kur’an yaptık. ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı. beni yaratana taparım. Yoksa. 1 . 20. sonra da. Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? 19. çok yücedir. Haddi aşan bir topluluk oldunuz. hakkıyla bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir. onlara. Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. 2. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür. öfkesinden yüzü simsiyah kesilir. hikmetlerle doludur. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. oğulları size mi seçip ayırdı? 17. bak nasıl oldu! 26.14. Allah. 7. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır. Sûrede başlıca tevhit. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. belki dönerler diye. dünya hayatının geçici menfaati anlamlarına gelir. batıla karşı çıkan ve hakkı tutan şahsiyetler olarak İbrahim. 9. 24. 18. iyice anlayasınız diye biz. kurulduğunuzda. O. “Eğer Rahmân dileseydi. böyle diriltileceksiniz. biz onlara kulluk etmezdik” dediler. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Rahmân’a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman.

38. Hepiniz azapta ortaksınız” denir. 204 . sadece. Eğer dileseydik. yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” 54.2 Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir. Peygamber’e yakıştıramıyor. Yahut da. Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. 61. Sağırlara sen mi duyuracaksın. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilâhlar var etmiş miyiz? 46. 50. 45. Âyette sözü edilen iki şehir Mekke ve Tâif şehirleridir. 62. 36. “(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. (Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince. Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin. “Yoksa ben. yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? 41. 57. 58. o mucizelere gülüyorlar! 48. Çünkü zulmettiniz. onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır. bu doğru bir yoldur. sadece dünya hayatının geçimliğidir. 40. Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. 60. Birbirlerine iş gördürmeleri için. Müşrikler. “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki. Bütün bunlar. Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz” dediler. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. bana uyun.“Bu Kur’an. O’na karşı gelmekten sakınanlarındır. yahut Tâif’li Urve b. Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. Rabbinin katında ahiret ise. Şüphesiz o Kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. bizim onlara gücümüz yeter.35. 59. Artık o. (çeşitli alanlarda) kimini kimine. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu. Firavun. kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. 34. bizim için Rabbine dua et. içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık. 49. Kim. Andolsun. 2 . Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse. (Onlar azabı görünce) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak. Onlara. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler. sonradan gelecek inkârcılara. Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de. 31. “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı. Mesud es-Sekafî’ye inmesi gerektiğini söylüyorlardı. Muğîre’ye. şu zavallı. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. peygamberliği. bir de bakmışsın. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur. arkadaşına. onları azaba uğrattık. onun ayrılmaz dostudur. 32. “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti. Şüphesiz bu Kur’an. kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?” 52. ondan hesaba çekileceksiniz. Firavun. Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. 55. geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık. aristokrat sınıfa mensup Mekkeli Velid b. 44. Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı. 51. derece derece üstün kıldık. İsa. Rabbinin rahmeti. Doğru yola dönsünler diye. 43. “Bizim tanrılarımız mı hayırlı. Sonunda bize geldiğinde. Onlar da kendisine itaat ettiler. 37. biz onun başına bir şeytan sararız. 42. Onları. Çünkü o. çok sade ve mütevazi bir hayat yaşayan Hz. senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. 39. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin. 47. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. yoksa İsa mı?” dediler. nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?” 53. size apaçık bir düşmandır. kavmini küçük düşürdü (ezdi). onlardan intikam alırız. Kur’an’ın. 33. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık. 56. hepsini suda boğduk.

Siz orada ebedî olarak kalacaksınız. 81. Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklardır. “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz. (Allah. 86. 68. Andolsun. Andolsun. Arş’ın da Rabbi olan Allah. O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında. 72. Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. siz üzülmeyeceksiniz de. Fakat onlar. onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? 88. Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. gökte de ilâh olandır. 67. (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar. sizin de Rabbinizdir. “Ya Rabbi!” demesine andolsun ki. Bırak onları. 89. Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil. O. 74. 80. Orada sizin için bol bol meyve var. “Allah” derler. Onlar azap içinde ümitsizdirler. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız. Yakında bilecekler. Şüphesiz Allah. 85. onlardan yersiniz. işte bu doğru bir yoldur. hakkıyla bilendir. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin hâline! 66. yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir. 76. size hakkı getirdik.” 71. onların nitelendirmelerinden uzaktır. tehdit edildikleri güne kavuşana kadar. Onlar (bu tavırlarıyla) ancak.” O da. Onun (Muhammed’in). 75. 65.İsa. şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.” 82. Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 84. (Ey Muhammed!) De ki: “Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı. benim de Rabbim. kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler. 205 . kendileri zâlim idiler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. hâlbuki bunun farkında değillerdir. “Siz hep böyle kalacaksınız” der. şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur.” 70. 78. Göklerin ve yerin Rabbi. yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar. Azapları hafifletilmeyecektir. yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O’nun katındadır ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz. Öyle ise. O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. yerde de ilâh olandır. 63. Göklerin. Öyleyse O’na kulluk edin. (Görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin. 77.” 64. O. dostlar birbirine düşman olurlar. 87. ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum. İşte bu. 73. 79. apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim.69. Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. hüküm ve hikmet sahibidir. Biz onlara zulmetmedik. 83.

şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. 25.3. âyet. göklerin. 77’de de ifade edildiği üzere Hz. Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız. Sûre. âyette sözü edilen mübarek gece Kadir Gecesi’dir. . Gök ve yer onların ardından ağlamadı. Yaşatır.7. beni taşlamanızdan. Bunlar mı daha hayırlı. Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. 2. yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. Çünkü onları takip eden Firavun ve arkadaşları bu yola girecek ve denizin kapanmasıyla boğulacaklardır. “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin. âyetinde açıkça belirtilmiştir. Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Sonra Mûsâ. nice pınarlar bıraktılar. 32. sizin de Rabbiniz. Onlar geride nice bahçeler. Bu. Kur’an’ın indirilişi. Allah da şöyle dedi: “O hâlde kullarımı geceleyin yola çıkar. Fakat onlar. O. Çünkü onlar suçlu kimselerdi. önceki atalarınızın da Rabbidir. Göğün açık bir duman3 getireceği günü bekle. hakkıyla işitendir. hakkıyla bilendir. onlara mühlet de verilmedi. 1. Sûrede başlıca. .35. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş. içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik. 23. İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.44.6. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Şu’arâ sûresi. müşriklerin ona karşı tutumu. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre. . Andolsun. “Bana inanmadınızsa benden uzak durun. 59 âyettir. 17. 1 2 3 4 . “Denizi açık hâlde bırak. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. öldürür. 8. iyilerin ve kötülerin karşılaşacakları akıbet konu edilmektedir. 30. Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti. Onlara. Şüphesiz biz öcümüzü alırız. Allah’ın emri üzerine asasıyla denize vurmuş ve böylece geçecekleri uygun bir yol açılmıştı. bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. 16. 34. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. kıyametin alametlerinden biri olarak göğü kaplayacak olan duman olduğunu ifade etmişlerdir. haddi aşanlardan bir zorba idi. 33. Duhan. 11. 206 . .5. yoksa Tübba’5 kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. İnsanlar. nice güzel konaklar! 27. “Allah’a karşı ululuk taslamayın. karşıya geçtikten sonra açılan bu yolu kapatmaması emredilmektedir.” 24. âyetinde işaret yoluyla ve Kadir sûresinin 1. 18. benim de Rabbim. “Tübba”. onları. 4. Mûsâ’ya. “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi. İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim.” 20. 63 ve Tâ-Hâ sûresi. bu bir deli!” dediler. çünkü takip edileceksiniz. “Şüphesiz ki ben. 29. 13.DUHÂN SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir.1 Apaçık olan Kitab’a andolsun ki. 26. yeri ve bunlar arasında bulunanları. 15. Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 28.” 37. âyet. şüphe içinde eğlenip duruyorlar.”4 Çünkü onlar boğulacak bir ordudur. Rabbine. 12.” 22. Eğer kesin olarak inanıyorsanız. adını onuncu âyette geçen “duhân” kelimesinden almıştır. Firavun’dan kurtardık.31. sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım. (O duman) insanları bürür. 38. O. 10. Andolsun. Andolsun. elem dolu bir azaptır. gökleri. Biz diriltilecek değiliz. Biz. biz onu mübarek bir gecede2 indirdik. “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır. duman demektir. Mûsâ.” 21. Hâ Mîm.” 19. Tefsir bilginlerinin çoğunluğu. siz de yine eski hâlinize döneceksiniz. Kureyş’in Hz. Nice ekinler. eğlenmek için yaratmadık.” 36. O. onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Rabbinden. çünkü biz artık inanıyoruz” derler. 5 Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 14. 9. Bismillâhirrahmânirrahîm. Çünkü o. bu dumanın. Firavun ve halkının başlarına gelen azaplar. Bu âyette Hz. Yemen hükümdarlarına verilen addır. Peygamberi yalanlaması. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecenin Kadir Gecesi olduğu Bakara sûresinin 185.

39. 207 . 55. Allah. Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle. 47. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Şüphesiz. O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. çok merhamet edendir. Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Kendilerine yardım da edilmez. maden eriyiği gibidir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler. cehennemin ortasına sürükleyin. şüphelenip durduğunuz şeydir!” 51. görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu. onlar da beklemektedirler. (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün. 54. 58. İşte bu büyük başarıdır. 42.” 49. 52. Yalnız. günahkârların yemeğidir. hüküm günü. (Allah. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar. 45. Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler. “İşte bu. İşte böyle. O. hepsinin bir arada buluşacağı zamandır. “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar. 43. onları cehennem azabından korumuştur. Ama onların çoğu bilmiyorlar.Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. şerefliydin!?” 50. 40. Şüphesiz. Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir. 53.” 48. düşünüp öğüt alsınlar. mutlak güç sahibidir. (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki. Bunlar.46. 57. Şüphesiz O. 59. 41.44. 56. zakkum ağacı.

aralarında hüküm verecektir. Hâ Mîm. Yoksa kötülük işleyenler. diz üstü çöken demektir. hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü. Kim de kötülük yaparsa. 6. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır! Arkalarında da cehennem vardır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. 9. adını 28. hak ve hikmete uygun olarak.45. Andolsun biz. Bu Kur’an. Şüphesiz Rabbin. Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. 10. O’nun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. göklerde ve yerde. Bismillâhirrahmânirrahîm. İsrailoğullarının kendilerine verilen nimetlere inkâr ve isyanla karşılık vermeleri konu edilmektedir. rüzgârları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır. emriyle akıp gitmesi. Allah’ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar ki Allah herhangi bir topluma (kendi) kazandığının karşılığını versin. inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı. Sizin yaratılışınızda ve Allah’ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. 14. 19. dış âlemde Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller. 1. 2. bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? Her günahkâr yalancının vay hâline! Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de. 13. hükümranlık ve peygamberlik verdik. Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. Sûrede başlıca. 37 âyettir. 12. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. Şüphesiz. 8. 20. insanlar için kalp gözleri (konumundaki bir nur). 208 . Allah. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip. Allah’ın âyetleridir.1 Kitab’ın indirilişi. 22. içinde gemilerin. Kim salih bir amel işlerse. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde. onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde. İşte bunlar.CÂSİYE SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. herkese kazandığının karşılığı verilsin diye yaratmıştır. Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. Kur’an’ın indirilmesi. 11. 16. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. İşte bu (Kur’an) bir hidayettir. 17. Onlara zulm edilmez. 4. 5. gökleri ve yeri. 15. hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Allah. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra. Çünkü onlar. kendi aleyhine yapmış olur. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. âyette geçen “Câsiye” kelimesinden almıştır. Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. İsrailoğullarına kitap. Câsiye. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. Allah’ın kullarına bahşettiği nimetler. kendi lehine işlemiş olur. İnananlara söyle. Sen ona uy. 7. inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır. 3. 21. 18. kesin olarak inanan bir toplum için de bir hidayet ve bir rahmettir. kendilerini. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır. Sûre. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. mutlak güç sahibi. 1 . Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez.

37. 30. Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. “Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. 209 . sadece zannediyoruz. O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. size karşı gerçeği söylüyor.” İşte kitabımız.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Kıyamet kopacağı gün. Allah’ın. bu gün biz de sizi unutuyoruz. Allah’ın âyetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır. 32. mutlak güç sahibidir.” Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır.” Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez. Sonra sizi öldürecek. göklerin Rabbi ve yerin Rabbi. İnanıp salih ameller işleyenlere gelince. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz” demiştiniz. 31. gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız? Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. 26. sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek. 36. 34. Yardımcılarınız da yoktur. ama insanların çoğu bilmezler. Nefsinin arzusunu ilâh edinen. Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak. Onlar sadece zanda bulunuyorlar. 25. Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi. 24. işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır. onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” “Şüphesiz. İnkâr edenlere gelince. kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur” dendiği zaman ise. hüküm ve hikmet sahibidir. (hâlini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği.23. Barınağınız ateştir. Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey. âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. 33. 28. kendilerini kuşatıvermiştir. 27.” “Bunun sebebi. 35. Bizi ancak zaman yok eder. O. “Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin” demek oldu. Allah’ın va’di gerçektir. Ölürüz ve yaşarız. Rableri onları rahmetine sokacaktır. De ki: “Allah sizi yaşatıyor. İşte bu apaçık başarıdır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir. Hamd. 29.

düşünmeden “Bu. onlar Allah’a sığınarak. Konusu itibariyle bir önceki sûrenin devamı niteliğindedir. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. 11. Âl-i İmrân sûresi. inananlar için. Hâ Mîm. Neslimi de salih kimseler yap. bunların tapınmalarından habersizdirler. 19. Bu ise. 9. o taptıkları kendilerine düşman oluverir. 1 2 . “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı. Sûre. Nihayet olgunluk çağına gelip. 16. âyet. 43. iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!” Kim. Bismillâhirrahmânirrahîm. sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup. yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır. “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler. adını 21. senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.AHKÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz. mutlak güç sahibi. haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye. onların ibâdetlerini de inkâr ederler.” De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu. âyet. o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur’an) için. Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. (Bu da) Allah’ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir.” İşte. 1.Peygamber’in. onlar onu kabulde. 14. 2. İnkâr edenler ise. siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Anne ve babasına. Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman. çok bağışlayandır. 15. 78. insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. 5. peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını. Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. 17. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. 13. “Yazıklar olsun sana! İman et. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. 144. Şüphesiz ben sana döndüm. yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. uzun ve kıvrımlı kum yığınları demektir. onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak. “Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur. Hicr sûresi. sizin. 8. 6. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.46.” İnkâr edenler. onlar üzülmeyecekler de. Bu. 47. 4. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında. çok merhamet edendir. Allah’ı bırakıp da. bizi geçemezlerdi” dediler. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır. 7. “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam. o da. Nahl sûresi. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi. Onlar cennetliklerdir. Biz. De ki: “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin. âyet. eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. 35 âyettir. Şüphesiz Allah. 12. O. Yoksa. Ahkâf.1 Kitab’ın indirilişi. Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar. Bu harfler için Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. âyet.” De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim. apaçık bir büyüdür” dediler. 18. Biz. Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz. 10. İşte onlar. kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde. Âyetin bu kısmı. kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar. “Bu. Yapmakta olduklarına karşılık. 3. Onunla doğru yolu bulamadıkları için. Hz. kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi. daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. orada sürekli kalacaklardır. zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez. hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. . İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde.2 Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. 210 . âyet. 10. Mü’min sûresi. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O. yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap. gökleri.

Bu. ona iman edin ki. sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. “Ancak Allah’a ibadet edin. size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. “Evet. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün. Onlar. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi. 33. 22. Mûsâ’dan sonra indirilen. Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz. yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O. 34. “Bu. 25. her şeye hakkıyla gücü yetendir. 3 . Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir. 21. kendinden önceki kitapları doğrulayan. Hani Ahkâf’taki kavmini. Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. “okunmakta olan Kur’an” ya da “Hz.” Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla.20. o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. 28. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün. “Öyle ise inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı azabı tadın!” der. Kendilerine kulaklar. “O. Rabbimize andolsun ki gerçekmiş” derler. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun. onların zevkini sürdünüz. biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. 211 . Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı. alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız. Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder. onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. 32. Andolsun. gözler ve kalpler vermiştik. gerçeğe ve doğru yola ileten bir kitap dinledik. “(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. İnkâr edenlere ateşe sunuldukları gün. Muhammed” şeklinde anlaşılmaya müsaittir. “Hayır. günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.” Kim Allah’ın davetçisine uymazsa. Hûd. “Onun huzuruna” ifadesindeki “o” zamiri. Onlar için acele etme. 27. 29. çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. Fakat kulakları. Ben size. 26. Onlar. yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Bu bir duyurudur. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. 23. Allah. “Susun!” dediler. bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Onlar ise. İşte biz. 24. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. 30. Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın. Hûd. Fakat ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum” dedi. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık. (onlara şöyle denir:) “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz. onun huzuruna gelince3 birbirlerine. Andolsun. “Bu gerçek değil miymiş?” denir. 35. (Ey Muhammed!) O hâlde. 31.

İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır. biz onları helâk ettik. kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir? Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları. 2. 15. Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. onlardan öç alırdı. 5. Rablerinden de bağışlama vardır.47. adını Peygamber Efendimizin. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar.1 Eğer Allah dileseydi. ortadan kalkması da olabilir. 6. Onların Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. 1. 13. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. inkâr edenlerin ise. ikinci âyette geçen adından almıştır. Sûrede temel konu cihad olmak üzere başlıca. Allah’ın inananların yardımcısı olması. gezip dolaştığınız yeri de. “Az önce ne söyledi?” derler. (Ey Muhammed!) Seni çıkaran kendi memleket halkından daha güçlü nice memleket halkları vardı ki. Hidayete erenlere gelince. İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya. yıkım onlara! Allah. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). 212 . inanıp salih ameller işleyenleri. 10. Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. 14. Allah’ın indirdiğini beğenmemeleri. Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. bu sebeple de Allah’ın onların amellerini boşa çıkarmasındandır. Onları. Allah’ın.inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. Bu. Onların hiçbir yardımcısı da olmadı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. 8. 19. içinde kalacağınız yeri de bilir. ayrıca yirminci âyette geçen “el-Kıtâl” kelimesinden dolayı “Kıtâl sûresi”. kendilerine bilgi verilmiş olanlara. 17. ganimetler ve münafıkların durumu konu edilmektedir. Savaşın sona ermesinden maksat. inkâr edenlerin batıla uymaları ve inananların Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. Bu cennetliklerin durumu. savaş. içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. 38 âyettir. Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır. Şüphesiz Allah. onların işlerini boşa çıkarmıştır. 16. başlanan belirli bir savaşın sona ermesi olabileceği gibi. Hem kendinin. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Bu. Bismillâhirrahmânirrahîm. hiçbir yardımcısı bulunmamasından dolayıdır. 18. 7. 12. ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? Onlardan seni dinleyenler vardır. İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır. Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse. Sûre. tadı değişmeyen süt ırmakları. onları yerle bir etmiştir. İşte Allah. İnkâr edenlere gelince. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. dinini uygularsanız). işte. 4. kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek). hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah. İşte bunlar. Onların kalacakları yer ateştir. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın).MUHAMMED SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. 3. 1 . 9. kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır. Allah onların hidayetini artırır. Onları doğruya ve güzele erdirecek ve durumlarını düzeltecektir. yeryüzünde savaşın sona ermesi. Bu. Sûre. 11. diye de anılmaktadır. esirler. Allah yolunda öldürülenlere gelince. Onlar yeryüzünde dolaşıp. O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.

Eğer inanır ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız. 26. 33. Eğer onları sizden isteyip de sizi zorlasaydı. onları sana gösterirdik de. Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Demek. sen onları yüzlerinden tanırdın. onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken hâlleri nasıl olacak? Bu. 27. konuşma tarzlarından da tanırsın. yüz çevirdiğinizde2 yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız. O da onlara pek yakındır. yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. Sakın za’f göstermeyin. içinizden. “Demek. Andolsun. 2 . Andolsun. Allah yolundan alıkoyan. Allah. 31. öyle mi? İşte bunlar. cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz. Allah. Allah’ın lânetleyip. kinlerini ortaya çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik. sen onları. cimrilik ederdiniz. 35. Peygamber’e itaat edin. onların gizlice konuşmalarını bilir. 30. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. 36. yaptıklarınızı bilir. Âyetin baş tarafı. onların amellerini boşa çıkaracaktır. Allah’ın indirdiğini beğenmeyen kimselere. elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. başa geçtiğinizde. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin.. O size mükâfatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez. İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın. Allah sizinle beraberdir. 32. 29. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir. gözlerini kör ettiği kimselerdir. 28. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız. Yoksa. 25. O da kinlerinizi ortaya çıkarırdı. Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var? Kendileri için hidayet yolu belli olduktan sonra gerisingeri dönenleri. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu. 34. 23. kalplerinde hastalık olanların. siz ise fakirsiniz.” şeklinde de tercüme edilebilir. ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. 38. 21. İşte sizler. şeytan aldatıp peşinden sürüklemiş. İnkâr edenler. İnananlar. Allah. münafıkların. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. 37. Melekler.20. 24. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince. İnkâr eden. 213 . 22. “Bazı işlerde size itaat edeceğiz” demelerindendir. Amellerinizi boşa çıkarmayın. her bakımdan sınırsız zengindir. ve kendilerini boş ümitlere düşürmüştür. “Keşke bir sûre indirilse!” derler. kulaklarını sağır. Allah’ı gazaplandıran şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. sonra da inkârcılar olarak ölenler var ya. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır. Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Allah.

hüküm ve hikmet sahibidir. 9. topala güçlük yoktur. O. 4. Eğer itaat ederseniz. seni doğru yola iletsin ve Allah sana. 18 ve 27.48. önceden böyle buyurmuştur. 8. Allah size güzel bir mükâfat verir. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. şanlı bir zaferle yardım etsin. 18. 13. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. hastaya güçlük yoktur. güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih3 ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. dilediğine ceza verir. çok bağışlayandır. Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır. Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana. 16. 214 . 1 2 . (Ey münafıklar!) Siz aslında. Âyette. Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bir de.” 17. Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: “Siz. güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Bütün bunlar Allah’ın. dilediğini bağışlar. sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz. sana olan nimetini tamamlasın. Şüphesiz Allah. Gönüllerinde olanı bilmiş. onlar pek az anlarlar.1 Ta ki Allah. Peygamber ile Mekke’li müşrikler arasında gerçekleşen Hudeybiye antlaşması. Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. 11. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir. adını 1. Allah katında büyük bir başarıdır. Allah. Allah onu. . İslâm tarihinde “Bey’atu’r-Rıdvan” diye anılır. onların kötülüklerini örtmesi içindir. Allah. Bu. Bu olay. inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. 2. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler.) 10. onlara huzur. ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.3. Köre güçlük yoktur. Savaştan geri bırakılanlar. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. Kim de yüz çevirirse. içinde temelli kalacakları cennetlere koyması. şüphesiz biz. 1. savaştan geri kalan münafıklar ve Mekke’nin fethedileceği müjdesi konu edilmektedir. Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız. Sûre. “Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. inanan erkek ve kadınları. hüküm ve hikmet sahibidir. Sûrede başlıca. 5. Allah büyük bir mükâfat verecektir. sizin bir zarara uğramanızı dilerse. onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Allah. siz ganimetleri almaya giderken. inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık. yaptıklarınızdan haberdardır. çok merhamet edendir. hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara. bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. 14. hakkıyla bilendir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz. içlerinden ırmaklar akan. Hudeybiye’de müslümanların. Hayır. İşte bu. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. 15. Âyetteki “fetih” ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. 29 âyettir. O. hüküm ve hikmet sahibidir. O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır.” Onlar. Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Allah. âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse.19. mutlak güç sahibidir. 6. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş. Allah’tan bizim için af dile” diyecekler. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şâhit. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür. Orası ne kötü bir varış yeridir! 7. Peygamber’e bağlılık göstereceklerine. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Hz. “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir.” 12. onu elem dolu bir azaba uğratır. Allah. el tutuşup söz vermek demektir. hicretin altıncı yılında Hz. Kim Allah’a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki. yahut bir yarar elde etmenizi dilerse. ona yardım edesiniz. De ki: “Allah. Allah mutlak güç sahibidir.FETİH SÛRESİ Medine döneminde inmiştir.2 Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Allah’a verdiği sözü yerine getirene. Allah’ın. cihad. “Bîat”. Bismillâhirrahmânirrahîm.

Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah. yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. Şahit olarak Allah yeter. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir. gövdesi üzerine dikilmiş. Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Onunla beraber olanlar. onu kuvvetlendirmiş. onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış.20. sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. bunlar mü’minler için bir delil olsun. Eğer. fakat Allah’ın. inkârcılara karşı çetin. Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. onların ellerini sizden. korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. 28. kalınlaşmış. Allah. siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak. Âyette sözü edilen “yakın fetih” Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. Andolsun. Allah. 3 4 . Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber’in fethi olayıdır. Allah. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra. Âyette sözü edilen fetih. Allah. Allah. 24. ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. birbirlerine karşı da merhametlidirler. Henüz elde edemediğiniz. ne de bir yardımcı bulabilirlerdi. sizi de doğru bir yola iletsin. 29. Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. 21. İnkâr edenler sizinle savaşsalardı. (Allah. (Allah. böyle yaptı) ki. 26. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. 25. Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi. inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Mekke’nin göbeğinde. Allah. inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah dilerse. Allah ise.4 O. ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. . kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. her şeye hakkıyla gücü yetendir. Onlar. İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir. Allah. Muhammed. dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle. 23. Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. rükû ve secde hâlinde. sizin ellerinizi onlardan çekendir. 215 . her şeyi hakkıyla bilmektedir. Allah. sonra da ne bir dost. size. içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir. İşte bu. Hani inkâr edenler kalplerine taassubu. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). 27. 22. elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. O. Allah’ın Resûlüdür. Onların. inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı. onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. Eğer. arkalarını dönüp kaçarlar.

Allah hakkıyla işitendir. Allah. Allah’ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalar kastedilmektedir. adaletli davrananları sever. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Peygambere karşı. işte onlar zâlimlerin ta kendileridir. (Öyle ise. çok merhamet edendir. 11. De ki: “İman etmediniz. kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. çok bağışlayandır. Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Birbirinize bağırdığınız gibi.” 10. 1 . Allah. Şüphesiz. Ey iman edenler! Allah’ın ve Peygamberinin önüne geçmeyin. Eğer o. . çok merhamet edendir. Bu cümle. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa. 13. size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse. 3. inkârı. Ey insanlar! Şüphe yok ki. 8. Allah. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir.) “Fakat boyun eğdik” deyin. 216 . sıkıntıya düşerdiniz. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah. “Fakat İslâm’a girdik. Çünkü Allah. Bedevîler “İman ettik” dediler.49. birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. adını dördüncü âyette geçen “Hucurât” kelimesinden almıştır. her şeyi hakkıyla bilendir. 5. hüküm ve hikmet sahibidir Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. gerek Hz. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Allah. 7. göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. 1. 18 âyettir. çok merhamet edendir.” İman edenler ancak. 2. Allah’a ve Peygamberine inanan. 9. Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse. fasıklığı ve (İslâm’ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir.1 Onlar. Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. 4. elbette kendileri için daha iyi olurdu. birçok işlerde size uysaydı. Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın. Allah katında en değerli olanınız. “iman ettik” demeyin. sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi. 14. yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek. 16. 6. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. Hucurât odalar demektir. Bilin ki. Burada Hz. Allah’ın. Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. sonra şüpheye düşmeyen. 12. deyin” şeklinde de tercüme edilebilir. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz. aranızda Allah’ın elçisi bulunmaktadır. Birbirinizin gıybetini yapmayın.2 Henüz iman kalplerinize girmedi. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. çok bağışlayandır. yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Bismillâhirrahmânirrahîm. hakkıyla bilendir. Sûre. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Fakat Allah. Peygamber’in sesinin üstüne yükseltmeyin. artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Sûrede başlıca. (Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir. Allah. Allah’a karşı gelmekten sakının. hakkıyla bilendir.HUCURÂT SÛRESİ Medine döneminde inmiştir. gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlâk kuralları konu edilmektedir. Birbirinizi karalamayın. gönüllerini takvâ (Allah’a karşı gelmekten sakınma) konusunda sınadığı kimselerdir. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın. 2 Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis. Mü’minler ancak kardeştirler. “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. hakkıyla haberdar olandır. mü’minlerin. 15. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse. Ey iman edenler! Seslerinizi.

yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 217 . Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.17. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. 18.” Şüphesiz Allah. göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah.

Bütün bunlar. 9. onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Sûre. hayrı hep engelleyen. Eykeliler. (hakka karşı) inatçı. 12.KÂF SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. şöyle der:) “Atın cehenneme. (Allah. insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. 218 . 5. "Tübba". Allah’ın birliğinin delilleri. aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” 3. bir de şahitlik edici (melek) ile gelir. akla uzak (imkânsız) bir dönüştür!” 4. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim. öldükten sonra dirilme ve geçmişteki inkârcı milletlerin başlarına gelen felaketler. tehdidin gerçekleşeceği gündür.10. 21. O gün Cehenneme. böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti. adını başındaki “Kâf” harfinden almıştır. Bu harf ile ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar. Herkes beraberinde bir sevk edici.13. 18. biri insanın sağ tarafında. Şüphesiz biz. Andolsun.11. 6. Allah.14. “İşte bu. haddi aşan şüpheci her kâfiri!” 26. 1. 19. . Âd ve Firavun. “Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu. Bismillâhirrahmânirrahîm. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir. (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin.25. birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. “Doldun mu?” deriz. Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. 8. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler). yeniden yaratılış konusunda şüphe içindedirler. 22. artık bugün gözün keskindir” (denir. Üstelik. Onlardan önce Nûh kavmi. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım. 45 âyettir. Ress halkı ve Semûd kavmi.2. Cennet. Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona. Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır. şöyle der: “Benim huzurumda çekişmeyin. nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. başka bir ilâh edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!” 27. Tübba’ın2 kavmi de yalanlamıştı. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak. senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir” denir. toprağın. 16. Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. “daha var mı?” der. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır. Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik. Lût’un kardeşleri. 1 2 . Peygamberlik. Yemen hükümdarlarına verilen addır.” 24. 15. uğradıkları azaplar konu edilmektedir. İşte bu. (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr’a üfürülecek. biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. ona şah damarından daha yakınız.” 30. O da. 31. Şimdi gaflet perdeni açtık. içtenlikle Allah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek içindir.) 23.50. “Allah ile beraber. Çünkü biz.1 Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler.” 29. Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. 17. Sûrede başlıca İslâm inancının temel esasları çerçevesinde.” 28. Artık onlar kararsız bir hâldedirler. fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi. 20. Kâf. 7.

” 34. Andolsun. gökleri. benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. bize göre kolaydır.32. Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da O’nu tespih et. Bu. (o sese) kulak ver. (kabirlerden) çıkış günüdür. aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır. 219 . Bu âyette sabah. akşam ve yatsı namazlarının vakitlerine işaret edilmektedir. 42. Dönüş de ancak bizedir. (Onlara şöyle denir:) “İşte bu. Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. âyette ise. O gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. O hâlde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de. 41. O. bir sonraki 40. O gün yer. onlara karşı bir zorba değilsin. kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. (hesap için) bir toplamadır. öğle ve ikindi namazlarının vakitlerine. 43. 38. Kaçacak bir yer mi var? 37. her tövbe eden. 36. (Ey Muhammed!) Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün. ebedîlik günüdür. onların üzerinden süratle yarılıp açılır. O’nun emrini gözeten için. İşte bu.3 40. Katımızda daha fazlası da vardır. O hâlde sen.” 35. görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir. Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. İşte bu. batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih et. 45. “Oraya esenlikle girin.33. Biz onlardan önce. Bize bir yorgunluk da dokunmadı. size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. Şüphesiz bunda. 44. Sen. Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. 3 . 39.

Bismillâhirrahmânirrahîm. mutlaka onu kül ediyordu. “Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler” (diye düşünmüştü). 24.5. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgârı göndermiştik. yağmur ve bunlar gibi her türlü hareket hâlinde olan ve taşıyıp nakletme fonksiyonu bulunan tüm varlık ve tabiat olaylarının kâinat düzenindeki önemine ve bunun da ötesinde. 19. 30. 1 . sizin konuşmanız gibi gerçektir. Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu. İbrahim. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. Geceleri pek az uyurlardı. Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir. Sûrede başlıca. Ondan (Peygamber’den) çevrilen çevrilir. 1. kendini kınıyordu.51. (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. 220 . Onlar.ZÂRİYÂT SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı.8. Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki. delidir” diyen) yalancılar kahrolsun! 12. Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır. Zâriyât. elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık.” 31.3. Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş). Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.16. esip savuran rüzgârlar demektir. Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. Hissettirmeden ailesinin yanına gidip. varlıklar âlemindeki sürekli hareketlilik ve oluşuma dikkat çekilmekte. 20. Seherlerde bağışlama dilerlerdi. Orada (Lût’un yöresinde) bulunan mü’minleri çıkardık. Şüphesiz O. Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.” demiş. Tozutup savuranlara.” 15. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. Hâlâ görmüyor musunuz? 22.” 35. bulutlar. üzerlerine çamurdan. “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar. 13. Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur. 27. kolaylıkla akanlara. Sûre. Âyetlerde rüzgâr. ağırlık taşıyanlara. Zaten orada bir ev halkından başka müslüman bulamadık. İbrahim’in yanına varmışlar ve “Selâm olsun sana!” demişlerdi. 32. 36. Mûsâ kıssasında da ibret vardır. mü’minlere verilecek mükâfatlar. 43. 18. “Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)” dedi. bütün bunların ilâhî kudret tarafından yönetildiği vurgulanmaktadır.34. öldükten sonra hesap için toplanma. Âd kavminde de ibretler vardır. 29.2. hüküm ve hikmet sahibidir. “Bir süreye kadar faydalanın bakalım” denmişti. 44. (Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? 25.21. 41. 10. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size va’dolunanlar). 26. 37. 17. (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. Hani onlara. iş bölüştürenlere andolsun ki. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar. Semûd kavminde de ibretler vardır. adını ilk âyette geçen “ez-zâriyât” kelimesinden almıştır. O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve “Bu bir büyücü veya delidir” dedi. onlara: “O hâlde asıl işiniz nedir ey elçiler?” dedi. Onu önlerine koydu. inkârcıların ahirette karşılaşacakları azap.33. 60 âyettir. Onlar şöyle dediler: “Biz suçlu bir kavme (Lût’un kavmine). Hani onlar. “korkma” dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren kevni deliller konu edilmektedir. 39. muhakkak siz.4.14. “Yemez misiniz?” dedi. 40. size vaad olunan şey elbette doğrudur.6. 42. 9.11. 23. hakkıyla bilendir. O da “Size de selâm olsun. 28. Orada. 38. (Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim’in içine bir korku düştü.1 7.

çok kuvvetlidir. Artık azabımı acele istemesinler. “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. ne de başkasından yardım görebildiler. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. Sen yine de öğüt ver. Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkâr edenlerin hâline! 2 . Allah ile beraber başka bir ilâh edinmeyin. onlardan yüz çevir. İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki. Ben cinleri ve insanları. Âyet. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti. evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir. 58. Şüphesiz Allah rızık verendir. 53. onlardan bir rızık istemiyorum. Şüphesiz ben. modern astrofizikte gündemde bulunan. Ben. Biz ne güzel döşeyiciyiz. 54.2 Yeri de biz döşedik. 55. 59. Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir. 48. 52. 49. 60. Onun için. 51. 221 . Artık. Bunlardan önce de Nûh kavmini helâk etmiştik. 46. 56. güçlüdür. Gerçekten ben. size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.45. ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Artık kınanacak değilsin. Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır. Bana yedirmelerini de istemiyorum. 50. 47. Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. 57. O hâlde Allah’a koşun. size. onlar azgın bir topluluktur. Bu bakış açısı. “O bir büyücüdür” yahut “bir delidir” demiş olmasınlar.

15.7. inkâr edenler tuzağa düşecek olanlardır. Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? 36. “İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir” denilir. mü’minlerin mükâfatları konu edilmekte ve müşriklerin Hz. borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır? 41. açık bir delil getirsin! 39. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor. O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır. 26.” 32. Biz. 24. 222 . Dağlar yürüdükçe yürür. 30. Dâru’n-Nedve’de toplanıp Ebû Cehil’in getirdiği bir teklif uyarınca hile ile Hz. iyilik edendir. Şüphesiz O. Bismillâhirrahmânirrahîm. Onlara.” 29.5. Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar. Yoksa. 19. 1. “Bu Kur’an mı bir büyü imiş.20. (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar. 23. ister dayanmayın. Yoksa onlar.2 1 2 . haydi onun gibi bir söz getirsinler! 35. (içilince) boş söz söyletmeyen. Tûr. Sûre. âyetinin dipnotuna bakınız. Peygamber hakkındaki batıl iddiaları reddedilmektedir. adını birinci âyette geçen “et-Tûr” kelimesinden almıştır.4. sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir. Yoksa. onlar kesin olarak inanmıyorlar. 22.14. 34. yükseltilmiş tavana (göğe). Hizmetlerine verilmiş. kâfirlerin karşılaşacakları ceza. Rableri onları cehennem azabından korumuştur. biz onların nesillerini kendilerine kattık. 11. bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl. Müşrikler. dağ demektir. şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. “Girin oraya. kabaran denize andolsun ki. yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?” 16. Bunu kendilerine akılları mı emrediyor. gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır. gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar? 42. 21. Eğer doğru söyleyenler iseler. 10. Yoksa. İster dayanın.52. ne de bir deli. zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz” mu diyorlar? 31. “Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu. . Mûsâ’ya ilk vahyin geldiği. yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba. ailemiz içinde yaşarken (Allah’a isyandan) korkardık. yahut Kâ’be kastedilmektedir. Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara. sen öğüt ver. Derler ki: “Şüphesiz daha önce biz. Yoksa “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır.TÛR SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin. çok merhametlidir. Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik. içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline! 13. “Gerçekten biz bundan önce O’na yalvarıyorduk. İşte o gün. günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar. sen ne bir kâhinsin. Sûrede başlıca. “Beyt-i Ma’mur”a1. ifadesiyle yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgâhı olan bir makam. Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hâkim olan kendileri midir? 38. yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? 33. sizin için birdir. Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur. ahiret hâlleri.” 28. 49 âyettir. onlara. Onlara de ki: “Bekleyin. Birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) sorarlar. (Ey Muhammed!) O hâlde. Yoksa. Tûr’a. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. 37.18. Konu için ayrıca. İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya. Âyette bu sinsi plana işaret edilmektedir.6.” 17. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. Yoksa onların. Yoksa.Peygamber’i öldürmeyi planlamışlardı. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. onun.” 27. Sina Yarımadası’nın güneyindeki Sina dağı kastedilmektedir. 25. “O bir şairdir. kızlar O’na (Allah’a) da oğullar size mi? 40. Orada. 8. Rabbinin nimeti sayesinde.3. 9.12. Enfâl sûresinin 30. “Beyt-i Ma’mur”. kendisi vasıtasıyla (ilâhî vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri.2. Burada Hz. kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

49. 45. “kabir azabı” yahut “Bedir’de.43.4 Fakat onların çoğu bilmezler. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. 46.3 O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir. “Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir. 48. Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Yoksa. Gökten düşmekte olan parçalar görseler. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et. üst üste yığılmış bulutlardır” derler. kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. . 3 4 . 47. 223 . onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Allah. müşriklerin uğrayacakları yenilgi” şeklinde açıklamışlardır. Rabbinin hükmüne sabret. Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak. onların ortak koştuklarından uzaktır. Tefsir bilginleri. ahiretteki azabın dışında var olduğu ifade edilen bu azabı. 44. “Bunlar.

adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. 15. 17. “Melekler Allah’ın kızlarıdır” şeklindeki inançları (Bakınız: âyet. Sûrede başlıca. Battığı zaman yıldıza andolsun ki.20.1 18. Sizi. Allah. 30. muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur.6. Şüphesiz Rabbin. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. yolundan sapanı daha iyi bilir. iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir. Kalp. yıldız demektir.34. herkesin yaptığının karşılığını göreceği. Göklerdeki her şey.2. Andolsun. arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. Öyle ise bizim zikrimizden (Kur’an’dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. Şimdi yüz çevireni. üstün güçlere sahip. Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında. Çünkü O. insanoğlunun da her arzusuna kavuşamayacağı vurgulanmaktadır.NECM SÛRESİ Mekke döneminde inmiştir. hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. 16. ancak Allah’ın izniyle. Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta. meleklere dişi isimleri veriyorlar. O. o. topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de. Âyette müşriklerin. (Kur’an’ı) ona. yerdeki her şey Allah’ındır. . O. Erkek size de. 5. bağışlaması çok geniş olandır. başka bir şeye bakamadığı anlatılmaktadır. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti. Sûre. Uzzâ ve Menât. Yoksa insan (kayıtsız şartsız). Onlar sadece zanna uyuyorlar. 11. Şüphesiz zan. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? 13. 4. 27. Necm. 12. 23. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. en iyi bilendir. 9. 3 . 28. her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?4 25. 62 âyettir. 224 . Oysa. Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. Lât ve Uzza’ya ve diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz?2 21. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar. Peygamber’in Cebrail’i gördüğü anda bakışlarının onda sabitleştiği. yahut daha az oldu. 3. o. Onlar. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır. pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü? 35. Allah’a. 8. büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. 26. . Andolsun ki. 32. Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri. 4 . lâyık olmadığı şeyleri isnat etmenin şirk ve bir çeşit putperestlik olduğu ifade edilmektedir. Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. Şüphesiz ahirete iman etmeyenler. putların şefaatini beklemek gibi yersiz ümitlerinden hareketle. Âyette Hz. İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin. 19. dişi O’na mı?3 22. 27) kınanmakta. 29. Allah’a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir. nefis arzusu ile konuşmaz. Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? 1 2 1. 14. O. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Âyette müşriklerin. Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. hidayete ereni de daha iyi bilir. Ahiret de dünya da Allah’ındır. kendilerine. onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Lât. 33.7. Bismillâhirrahmânirrahîm.53. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması. ufak tefek kusurları dışında. 31. Rableri katından yol gösterici gelmiştir. müşriklerin taptıkları putlardan bazılarıdır. 24. en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. 10. (gözün) gördüğünü yalanlamadı. Andolsun ki.

Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. evrenin yaratıcı ve hâkimi olduğu vurgulanmaktadır.37. Şüphesiz O. 40.46.54. Mûsâ’nın ve Allah’ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim’in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi? 38. 56. 59. altı üstüne getirilmiş demektir. 58. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Allah’ın. 41. 42.61. 45. Şüphesiz O. Şüphesiz O. Şüphesiz en son varış Rabbinedir. 55. İnsan için ancak çalıştığı vardır. Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. “Mu’tefike”. 39. başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı. gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? 62. “Mu’tefike”yi6 de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür. Hiçbir günahkâr. 43. 44. Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptığı bir yıldızın adıdır. Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin. öldürür ve diriltir. O. Burada içlerinde yaşayan Lût kavmi ile birlikte alt üst edilen şehirler için özel isim gibi kullanılmıştır. iki eşi. 47. Şüphesiz O. 5 6 . (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. 49. 57. Şüphesiz O. başkasının günah yükünü yüklenmez. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı. 52. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. O hâlde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).51. Şüphesiz O. güldürür ve ağlatır. erkeği ve dişiyi.60. “Şi’râ”. . Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz. 53. Yoksa. Bu ifadeyle.36. 225 . önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı. 48. Şi’râ’nın5 Rabbidir. 50.

54- KAMER SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 55 âyettir. Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Kamer, ay demektir. Sûrede ana fikir olarak, Kur’an’ı yalanlayanlar, çeşitli azap ve helâk örnekleri de verilerek uyarılmaktadır.

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.1 Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler. Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir. 4. Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi. 5. Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor! 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. 8. Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler. 9. Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu. 10. O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti. 11. Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık. 12. Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. 13. Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. 14. Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu. 15. Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan? 16. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)! 17. Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? 18. Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış! 19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik. 20. İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. 21. Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)! 22. Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? 23,24. Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.” 25. “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.” 26. Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık! 27. (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret.” 28. “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.” 29. Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. 30. Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış! 31. Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular. 32. Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? 33. Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı. 34,35. Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız. 36. Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar. 37. Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. 1. 2. 3.
1

. Hadis rivayetlerine göre, “Ayın yarılması” Hz. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz. Peygamber parmağı ile aya işaret etmiş ve ay ikiye bölünmüştü. Bazı müfessirlere göre ise, “Ayın yarılması” olayı Kıyamet yaklaştığı zaman meydana gelecektir.

226

38. 39. 40. 41. 42. 43. 44. 45. 46. 47. 48. 49. 50. 51. 52. 53. 54. 55.

Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik. Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? Andolsun, Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti. Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık. (Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var? Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar? O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır. Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır. Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler. Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek. Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.) Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar. Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.

227

55- RAHMÂN SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 78 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan ve Allah’ın sıfatlarından biri olan “er-Rahmân” kelimesinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın nimetleri, birliğini ve kudretini gösteren kâinat delilleri ve günahkârların kıyamette karşılaşacakları korku ve şiddet konu edilmektedir. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1,2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26. 27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34. 35. 36. 37. 38. 39. 40.
1

Rahmân, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti. Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. Otlar ve ağaçlar (Allah’a) boyun eğerler. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Ölçüde haddi aşmayın. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın. Allah, yeri yaratıklar için var etti. Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır. Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı. “Cin”i de yalın bir ateşten yarattı. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.1 O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.2 (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O’nundur. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar! O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (hâliniz ne olur?) O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.3 O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

.

2 3

. .

Güneş dünyanın herhangi bir noktasında batarken aynı zamanda oranın mukabili olan yerde de doğmaktadır. Diğer bir bakış açısıyla, güneş bir yerde doğarken aynı anda, bir başka yerde batmaktadır. Buna göre itibarî olarak güneşin bir tam gün içinde iki doğuşu ve iki batışı bulunmaktadır. Mevsimlere göre güneşin ufukta doğup battığı farklı noktalar dikkate alınacak olursa, buna göre birçok “Doğu” ve birçok “Batı” dan söz edilebilir. (Bakınız: Sâffât sûresi, âyet, 5 ve dipnotu.) Benzer ifadeler için bakınız: Furkân sûresi, âyet, 53. Çünkü her şey kayıt altına alınmıştır.

228

41. 42. 43. 44. 45. 46. 47. 48. 49. 50. 51. 52. 53. 54. 55. 56. 57. 58. 59. 60. 61. 62. 63. 64. 65. 66. 67. 68. 69. 70. 71. 72. 73. 74. 75. 76. 77. 78.

Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengârenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde akan iki pınar vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İkisinde de her meyveden çift çift vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar sanki yakut ve mercandır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? O iki cennet koyu yeşil renktedir. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde kaynayan iki pınar vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler). O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.

229

56- VÂKI'A SÛRESİ
Mekke döneminde inmiştir. 96 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. Vâkı’a, gerçekleşen, meydana gelen olay demektir. Burada kıyameti ifade etmektedir. Sûrede başlıca, kıyametin kopmasından önceki ve sonraki dehşetli hâller ve insanların amellerine göre içinde yer alacağı gruplar konu edilmektedir. Bismillâhirrahmânirrahîm. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. 3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır. 8. Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!1 9. Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!2 10,11. (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir. 12. Onlar, Naîm cennetlerindedirler. 13,14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir. 15,16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 22,23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. 24. (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.) 25. Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. 26. Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler. 27. Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!3 28,29,30,31,32,33,34. (Onlar), dikensiz sidir ağaçları4 ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 35. Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık. 36,37,38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 39,40. Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir. 41. Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42,43,44. Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifirî bir gölge içinde!. 45. Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. 47. Diyorlardı ki: “Biz öldükten, toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48. “Evvelki atalarımız da mı?” 49,50. De ki: “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” 51,52. Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. 53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. 54. Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. 55. Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.
1 2 3 4

1,2.

. . . .

Bu âyet, “Defterleri sağ tarafından verilenler var ya, ne mutlu kimselerdir amel defterleri sağ tarafından verilenler”, şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyet, “Amel defterleri soldan verilenler var ya, ne mutsuz kimselerdir amel defterleri soldan verilenler!” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu âyet, “Amel defterleri sağdan verilenler var ya, amel defterleri sağdan verilenler ne mutlu kimselerdir!” şeklinde de tercüme edilebilir. “Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır. Kur’an, cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır.

230

74. 77. 57. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. yoksa indiren biz miyiz? Dileseydik onu acı bir su yapardık. bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Can boğaza geldiğinde. 90. 79.89.76. Ama haktan sapan yalancılardan ise. birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. yoksa yaratan biz miyiz? Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. 231 . 70. O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt). Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise. 63. 92. işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. 62. 64. 88. 85. 75. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz. 84.56. 96. 78.82. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.87. güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.91. 66. ancak tertemiz olanlar dokunabilir. onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. 65. Fakat siz göremezsiniz. 73. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? Attığınız o meniye ne dersiniz?! Onu siz mi yaratıyorsunuz. onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz: “Muhakkak biz çok ziyandayız!” “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” İçtiğiniz suya ne dersiniz?! Siz mi onu buluttan indirdiniz. 72. 59. Korunmuş bir kitaptadır. ona rahatlık. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki.61. O hâlde. 81. büyük bir yemindirO. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. 58. elbette değerli bir Kur