http://www.

İÇİNDEKİLER
Sunuş I - "ALLAH" ADININ ARAPÇA OLUP OLMADIĞI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLER A - "Allah" Adının Başka Dillerden Arapçaya Geçtiği Yolundaki Görüş B-"Allah" Adının Arapça Olduğu Yolundaki Görüş 1. "Allah", Bir Türev mi (Müştak) Özel Ad mı? a) "Allah" Sözcüğünün, Tanrı'ya Özel Ad Olduğunu Savunanların Görüşü b) "Allah Belirli Anlamı Olan Bir Sözcükten Türemiş Bir Türevdir" Görüşü 2. "Allah" Sözcüğünün Kökeni ve Anlamı II -"ALLAH"A "TANRI" DENİR Mİ? A - "Allah"a "Tanrı" Denemeyeceğini İleri Sürenlerin Görüşü 1. "Allah"ın Özel Ad Olarak Görülmesi 2. "Allah"ın Çoğulunun Olmasına Karşılık "Tanrı'nın ve Ötekilerin Çoğullarının Bulunması 3. Başka Tanrılara "Allah" denmiyor; "Tanrı" Deniyor Olması 4. "Allah" ve "İsm-i Azam" B - "Allah"a "Tanrı" Denebileceği ve Kanıtları l."Allah"a "Tanrı" Denebileceğinin Ayet ve Hadislerden Kanıtları 2. "Tanrı" Sözcüğünün, Tek Tanrı'ya inananlar Çevresinde Taşıdığı Özel Anlamı 3. İslam'ı Çok İyi Bilenler Kesiminde de "Allah" Adı Yerine Tanrı Denegelmiş Olması a) Tefsirlerde "Tanrı" b) Dinbilirlerin Fetvaları c) Eski Sözlüklerde "Tanrı" III - İSLAM ÖNCESİ (EL CAHİLİYE) ARAPLARINDA "ALLAH" A - Eski Arap Dilinde B - Eski Arapların inançlarında "Allah" IV - KUR'AN VE HADİSLERDE "ALLAH" A - "Allah"ın "Kendi"si ("ZAT"ı) 1. "Allah" Kur'an'da "Kendi"ni Nasıl Anlatıyor? 2. Peygamber Allah'ın Kendisini Nasıl Anlatıyor. B - Allah'ın "sıfat"ları V - İSLAM "KELÂM"INDA "ALLAH" A - Allah'ın Varlığı Nasıl Kanıtlanabilir? 1. "Sonradanlık" ("Hudus") Yolu 2. Olabilirlik - Olmayabilirlik (iman) Yolu 3. Başka Yollar B - Allah'ın Kendisini Olduğu Gibi (Künhünü) Bilip Kavramak Mümkün mü?

C - Allah'ın Sıfatları Üstüne Tartışmalar 1. Allah'ın Zati Sıfatları a) Selbi Sıfatlan b) Subuti Sıfatları 2. Allah'ın "Fiili Sıfatlar"ı VI - ALLAH - EVREN, ALLAH- İNSAN VE TOPLUM İLİŞKİLERİ A - Allah - Evren İlişkisi 1. Allah Evreni Nasıl Yönetir? 2. Allah'ın Evreni Görüp Gözetmesi, Koruması B - Allah - insan ilişkisi ÖZET

SUNUŞ
Toplumu değiştirmek isteyen herkes, ilk önce yaşadığı toplumun eskiyen, çürüyen hakim kültürü ve ideolojisiyle karşı karşıya gelir. Bu, bir anlamda yaşadığı toplumla karşı karşıya gelmektir. Tarihteki bütün büyük dönüşümlerin hepsi, son tahlilde, toplumun kendisinin değişmesidir. 1920'lerden sonra materyalist felsefeye doğru atılımın başını Türk devrimi çekiyordu. İdeolojik alanda Ortaçağ'dan çıkışta Kemalist devrimin önemli bir etkisi oldu. Osmanlı ile siyasal düzlemde hesaplaşan Kemalistler, daha sonra felsefi alanda idealizmle hesaplaşmayı yaşadılar. Atatürk ve arkadaşları, 1930'ların eşiğinde, "Allah mı insanı yarattı, yoksa insan mı Allah'ı" sorusunu kendilerine sormuşlar ve net bir yanıt vermişlerdir. Bu tür yanıtları, gizli toplantılarda, sofralarda değil, okul kitaplarının sayfalarına yazarak yapmışlardır. Din konusundaki tavırlarını meclis kürsüsünden de ilan etmekten çekinmemişlerdir. 1960'lardan sonra Türkiye'yi yönetenler, askeri yetkililer de içinde olmak üzere, dini ideolojiyi yükselen demokrasi hareketine karşı bir dalgakıran olarak benimsediler. 1980'lere gelindiğinde Türkiye'de din birleştirici bir rol oynar, din lazımdır' biçiminde bir saptama yaptılar. Büyük burjuvazinin ve devletin merkezi güçlerinin ideolojisi İslam olmamasına rağmen, bin yıllık kökleri olan olan İslami ideolojiyi geniş halk kitlelerinin önüne bir barikat olarak yerleştirdiler ve ideolojik hegemonya aracı olarak kullandılar. Burjuvazi, ümmetten millete geçişin mücadelesini veren Türk devrimini önce yan yolda bırakmış, daha sonra da bu tavrıyla Türk devriminin kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelmiştir. Ortaçağ ideolojisinin büyük darbeler yemesi sonucu laik ve modern kuşakların yetiştiği, farklı din ve mezheplerden insanların yaşadığı bir ülkede din nasıl birleştirici olabilir? 1950'lerden sonra Türk devriminin sönüşe geçmesiyle birlikte toplumun materyalist eğitimi de aşınmaya uğradı. 1960 sonrasında ise devlet dışında materyalizmi kitlelere yayan odaklar oluşmaya başladı. Bilimsel sosyalizmden esinlenen bu ideolojik- kültürel çaba, burjuva materyalizmini kitlesel olarak aşma yönünde bir başlangıcı da ifade ediyordu. Arlık genç kuşaklar materyalizmi Marks, Engels, Lenin ve Mao'dan öğreniyorlardı. Batı, burjuva demokratik devrimler öncesinde büyük bir aydınlanma çağı yaşadı. Bizim tarihimizde ise, Beşir Fuat gibi bir kaç düşünür dışında böyle bir çaba yok. Burjuvazinin demokratik atılımı, ülkemizde her alanda olduğu gibi, kültürel alanda da cılız kaldı. Türkiye'nin demokratik devrimini tamamlaması ve insan zihninin zincirlerinden kurtularak özgürleşmesi ve aydınlanmasına önderlik, daha modern ve siyasal akım olan sosyalizmin omuzlarına kalmıştır. 1960 sonrası marksistlerimizin materyalizmin tutarlı ve çağdaş temsilcileri olması gerekirken, materyalizmin ulusal plandaki köklerini ortaya çıkaramamışlardır. Diyalektik materyalizm, ulusal planda burjuvazinin materyalizmini incelemediği için onunla hesaplaşmadılar ve tarihi yerine oturtamadılar. 1980 sonrası Saçak ve 2000' e Doğru dergileri dini ideolojiye karşı net itirazlar yöneltti. Dinin bir ortaçağ ideolojisi olarak bilimle ve modern toplumun ihtiyaçlarıyla bağdaşmadığını ortaya koydu. Bunu yaparken, burjuva materyalizmin ulusal plandaki köklerini ortaya çıkarmakla yetinmeyip, bizzat İslam'ın temel kaynaklarını ele alarak bir ideolojik mücadele yürüttü. Sorunu kültürel ve ideolojik düzlemde ele aldı. Turan Dursun, din alemine, safsataya, hurafeye karşı bu dergilerde kalemiyle savaştı. Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara götürmedi. Bir aydınlanman olarak marksistlerle birleşti. Bugün, ideolojik olarak dine sarılanlar, İslama dayanarak yenileşmeye karşı barikat inşa edenler, ideolojinin siyaset alanına yayılmasını şiddet yoluyla ezmeye yönelmektedirler. Diğer taraftan, İslami ideolojinin gerçek sahipleri ideolojinin siyaset alanına yayılmasını isleyen dini çevreler de sorunu şiddet yoluyla çözmeye yöneldiler. Önce radyolarında, dergilerinde tehdit ettiler. Daha sonra öldürme eylemlerine başladılar. Bu kitabın yazan öldürüldü. Öldürülünce din kurtuldu mu? İdeolojik sorunlar, ideoloji dışı araçlarla, şiddet ve cezayla değil, demokratik bir ortamda ve ideolojik mücadeleyle çözülmelidir. Modern-demokratik toplumun kurulmasının ve demokratik devrimin tamamlanmasının taşıyıcıları düşünce ve vicdan özgürlüğünden yanadırlar. Hiç kimseye düşüncesi, dini inancı, ibadeti yüzünden baskı yapılamaz. Yapılması gereken, katılmadığımız düşüncelere karşı ideolojik mücadele yürütmek ve toplumu

aydınlatmaktır. Biz biliyoruz ki, metafizik iman, hayatın kendisine, bilimsel düşünceye karşı koyamaz. İdeolojik mücadeleden korkan ve kaçanlar ise kendilerine hizmet edecek caniler arayacaklardır. Bunlara da toplum hakettikleri yanıtı verecektir. Elinizdeki kitap, Turan Dursun'un uzun yıllar üzerinde çalıştığı 14 ciltlik Kur'an Ansiklopedisi'nin "ALLAH" maddesidir. İslam öncesi ve sonrası kaynakların taranmasıyla hazırlanan bu madde dini ideolojiye karşı yürütülen ideolojik mücadelede temel bir kaynak olması düşüncesiyle Ansiklopedinin yayınını beklemeden ve metnin orijinalinde hiç bir değişiklik yapmadan okuyucularımıza sunuyoruz. Kaynak Yayınları

not: 258. Ancak "Elahim" çoğulken tekil anlamında. (Bkz. "Cebr". 27. (Örneğin bkz."ALLAH" (Tefsirlerden:) "Gerçek Ma'bûd". "Allah". Türk Süryaniler Tarihi.) "Süryanca". varlığı kendinden olan. c. "İbranca" ya da "Süryanca"dır. "Mika" da "kul -cuk (küçük kul)" demek olan "ubeyd" anlamındadır. yay. "Aramca"nın bir dalı olarak kabul edilir. "Allah" maddesi. yani Tek Allah karşılığında kullanılmakta. s.tümünü kendinde bulunduran. Aziz Günel. Öyleyse O'na kulluk et. (Bkz. böyle yer verip kullanmakta. ayet: 65.. 1970. yerin Ve bu ikisinin arasında bulunanların Tanrısı'dır. Razi." Anlamı: Göklerin. (Günel'in yazdığına göre. bulunan "il (ya da el)" "Tanrı (Allah)" anlamına gelmektedir.) İslam Ansiklopedisi'nde "Allah"ın sözcük olarak aslının "Aramice" ve "Alaha" olduğunu söyleyenler bulunduğu yazılı." "Tanrısal niteliklerin. Diyarbakır. s.l. Taberi'nin "Camiu'l-Beyan Fi Tefsiri'l-Kur'an" adlı ünlü tefsirinde de belirtildiği gibi birçok islam büyüğünün görüşüne göre. Arapça değildir. Yahudiliğin ikinci kurucusu sayılan ünlü Yahudi düşünür Musa İbn Meymun (1135-1205) da. e't-Tefsiru'1-Kebir. İsrafil'de. başkasının ortak olamayacağı özel adı. Hüseyin Atay. Tek Tanrı'nın adı. (Bkz. Onun için "Cebrail "Tanrı'nın kulu" demek olan "Abdullah". "Mikail" de . s.. 29. Süryanca'daki "Aloho"dur.) I "ALLAH" ADININ ARAPÇA OLUP OLMADIĞI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLER A. Ve O'na olan ibadette kesinti yapma.) "Allah"ın ve "ilah"ın. (Rabb). Cebrail'de. Azrail'de.) Açıklama: "Allah" adının özel ad olduğuna ve bu adda başkalarının ortak olamayacağına kanıt olarak gösterilenler arasında bu ayet de bulunmakta. O'na bir "adaş" ("semiyy") bilir misin? (Meryem Suresi. "baştanrı" anlamı verilen "El" ya da "il" ilişkili olduğu ileri sürülür. Süryani tarihini yazan Aziz Günel de "Allah"ın Süryanca olduğunu yazıyor.296. "En Yüce ve Mukaddes varlığın. Tek Gerçek varlığın. 163. not: 294. s."Allah adının başka dillerden Arapçaya geçtiği yolundaki görüş Kimilerine göre. (Aşağıya bkz. "Allah"ın sözcük olarak aslı. Mikail'de. İbn Meymun'un ünlü kitabı: "Delaletü'l-Hairin". 46) Tevrat'ın İbranca'sında da "Allah" adının "Elah" (tekil) ve "Elahim" (çoğul) olarak yer aldığı görülmekte. "kul" demek olan "abd" . tüm Sami dillerinde yer alan ve "tanrı".

İbranca dilindeyse. tıpkı Nabatlar gibi. "Ela-him (ya da Elohim). 196. Mikail de 'Abdullah' demektir. Yani bir başka sözcükten türemiş bir türev. 'VEHEBÜ'L-EL (Tanrı armağanı)'. "Allah" adıyla çeşitli "Sami" toplumlarının dillerinde "Allah" anlamında yer alan "Alaha". "İl"i "Allah" anlamında kullanmakta. ELAHİM. yukarıda açıklama ve yorumlara göre tümünün kökü aynıdır. özel ad mı ? . Aynı sayfa. 'ZEYDULLAH (Tanrı'nın Zeyd'i) ve 'ABDULLAH (TANRI'NIN KULU)' adlarına. İbn Abbas. "Allah sözcük olarak. tarih öncesinde de kullanılıyordu. (Tüm bunlar için bkz." "Aloho" ve "İl (ya da El)" sözcükleri çok yakından ilişkilidir. s. Çünkü 'CİBR'. c. Abdullah İbn Hars bu görüşte olanlardan.. Arapça'da da 'İlah' vardır. Ali İbn Huseyn gibi adların da bulunduğu görülmekte. Ve bu açıklamalara bu yorumlara göre. ad tamlaması (izafet). 135. s. yoksa yalnızca Ali. "Yalancı Peygamber Müseyli-me"nin yandaşlarına: "-Yazık size nasıl bir inanca kapılıyorsunuz! Tanrı'ya antiçerek söylerim ki 'Tanrı'dandır' diye ileri sürülen bu sözler 'İL'den (yani Allah'tan) gelme değildir.3. En Büyük Tanrı'nın adı oluvermiştir. Elahim biçiminde çoğul olur. Ancak.l. Eski "yazıt"lar. bir çok yazıtta bulunmuştur. Kapalı ve bilinmeyen anlamlarda. Ebu Ali'ye cevap verildiği görülüyor: "-'Cibr' ve 'İL' Arapça olsalardı Ebu Ali e's-sûsi'nin dediği doğru olabilirdi.) B. Ama bunlar (Cibr ve İl) İbranca'dırlar. Razi. İkincisi: Eğer Cebrail ve Mikail'deki "İL". Wellhausen-diyor ki: -Herhalde Araplar. Bilginler. aynı sayfada.' Kimi incelemeciler de. tartışması var. adın rneksur (esre) olmasını gerektirmez. İLAH. Elah." (Bkz." (Mu hammed Abdulmuid Han.. tefsir. Abdullah İbn Hars. Dahası: Ebubekir'in de (Halife). SHADDAİ ve YEHWEH adlan. Aramca dilinde. Arap düzyazısında. Kahire. her yerde put adlarından biriyle geçmekte. 'İL' de 'ALLAH' demektir. 'AB-DUL'-EL (Tanrı kulu)." dediğini aktarıyor. değil midir. kesin bir yargı olarak ileri sürenler vardır." dediği aktarılmakta. "Kur'an Arapça olmayan sözcükler"e ayırdığı bölümde. Taberi. 'El İlahu-1 Muteal (Yüce Tanrı)' gibi niteliklerle nitelenmiş olarak geçer. 'El İlahu'l-Ezeli (Ezelde varolan Tanrı). taşıdığı anlama göre kullanılan bir sözcük mü. bir türev mi (müştak). not:l. İkrime. Dahası. "Allah" anlamına gelseydi sözcüğün sonu 'mecrur' (esre) olurdu." (Bkz. "Elah". 'Elah' bulunmaktadır."ALLAH". Yukarıda verilen bilgilere göre. putlanndan her birine ALLAH lakabını veriyorlardı. EL. şiddet ve güç anlamını içeren bir İbranca sözcükten geldiğini ileri sürerler." denebilir. Veli gibi bir özel ad mı? 1. 'Safa Yazıtları'nda rastlamışlardır. "il"in ibranca olduğu ileri sürülüyor. Başlangıçta lakap olarak kullanılan Allah sözcüğü. el İtkan Fi Ulûmi'l-Kur'an adlı ve temel kaynaklardan olan kitabında. Dahası. ya da aynı anlamda ve aynı kökten olduğu ileri sürülen öteki sözcükler var mıydı? Muhammed Abdulmuid Han'ın kitabından ilgili bir bölümün bir parçasını Arapça'sından dilimize olduğu gibi çevirelim: "-Devidson bir 'makale'sinde söyler der: '-Herhalde. s. ALLAH ya da HALLAH adlan. yazıtlardan sağlanan bilgiler ne diyor acaba? Tarih öncesinde de "Allah" sözcüğü. Arapça olmayan bir kökten gelmektedir. "müştak" mıdır.' İleri sürüldüğüne göre: (İl). Ama Peygamberlerin ve şairlerin sözlerinde ÖZEL AD OLARAK kullanılır.) Celaluddin Süyûti de. "İl" sözcüğü için İbn Cinni'nin: "-Nabatça'da Allah'ın adıdır. c. 346-347. Allah sözcüğünün. 1937. sonraları. Nabatça yazıtlarda.. Bununla birlikte Ebu Ali e's-Sûsi'ye göre bu görüş iki nedenle doğru değildir: Birincisi: Allah'ın adlan arasında 'İL' diye bir ad bulunmamakta. Yalnızca Safa yazıtlarında ALLAH tek başına yer almış bulunmakta. Bu görüşte olanların adlan arasında. özel ad gibi yer almamakta. bunu.) Razi'nin tefsirinde.İslam. El Esatiru'l-Arabiyyetu Kable'l. 'abd'. CİBRİL'in anlamı 'ABDULLAH'dır."ALLAH" adının Arapça olduğu yolundaki görüş "Allah" sözcüğünün Arapça olduğunu savunanların çoğunlukta ol düğü söylenebilir."Tanrı'nın kulcuğu" demek olan "Ubeydullah" ile eş anlamlıdır.) Fahruddin Razi'nin tefsirinden (Arapçasından Türkçe'ye olduğu gibi aktarılmıştır): "-Kimilerine göre. İbn Abbas ve ilim ehlinden bir topluluğun görüşü de budur. Arapça'da herf-i tarifle 'El İlah' ya da 'Allah' biçimini alır.

bir anlamı vardır. özel ad olmayıp "türev" olduğunu ileri sürenlerin de dayanakları vardır. Aynı kitap. Tanrı'dan söz etmek ve O'nu tanıtmak isteyen kimse de. s. övgüyü içeren bir "sıfat"ıdır. O zaman da. benzeri olmayan Zeyd'dir. "Allah"ın... kimsenin. sayılan kişidir. Üçüncü kanıt: Özel ad. üç kanıt sıralıyor: Birinci kanıt: "Allah".. 'müştak' (türev) değildir. s. 158. "Allah'tan başka Tanrı yoktur" demek olan "Lailahe illallah" gerçek anlamıyla 'Tanrı birliği"ni anlatamaz. "Zeyd. "öz adı"dır. belirli bir kimliği bulunması yeterlidir. İkinci kanıt: Özel ad. (Bkz. Tanrı içinse böyle bir durum söz konusu olamaz. Ahmet'tir. Allah adını söyler.. Üçüncü kanıt: Bir ayette (Meryem. "Allah". "Allah" özel ad değildir. aynı türden olan benzerlerinden ayırt edilebilsin." denmiş olması "Allah"ın özel ad olmasına ters değildir. başka bir sözcükten türemiş bir "türev" (müştak) olsa. Razi. Ahmet'tir. tanıtılmak istendiğinde. kutsal niteliklerini sıralamadan önce.) Fahruddin Razi.. ayet 65. "Allah" sözcüğünün "türev" (müştak) olmadığı yolundaki görüşü benimsediğini yazıyorsa da İbnü'l-Cevzi. ikinci rivayete göreyse "türev" olduğunu benimsemiştir. Razi.. "-Falanca. 157. Demek ki. öteki nitelediklerinden ayrı bir özelliği olan bir addır. o adla "işaret" edilen. tefsir. s.". Bu da gösterir ki "Allah"." (E't-Tefsiru'1-Kebir.l. bir anlamı olan. Razi. duyularla algılayıp "işaret" edilebilen bir şeyi ya da bir kimseyi göstermek için konulur ve kullanılır. bu sözcük (ALLAH). "Allah" sözcüğünün "türev" olmadığını. c. fıkıh bilen. "-Allah. Arap dili ve edebiyatçılarının en baş ustalarından sayılan ünlü dilbilimci Halil'in (ölm. "sıfat"ı söylendiği zaman bir anlamı olur. sonra övücü niteliklerini dile getirir.. erdemlidir. İbn Abbas'ın anlatımıyla: "Kulların tümü üzerinde Tanrılık (uluhiyyet) ve Mabud'luk hak ve yetkisinin Sahibi"dir. Böyle dendiğinde şu anlam çıkarılabilir. s.) deniyor. bu üç kanıta yer verdikten sonra cevap da veriyor: Razi'ye göre. o anlamdan ötürü söylenir O Yüce Varlık için.. beş duyuyla "işaret edilebilir" olması şart değildir. Allah bir "sıfat" (nitelik) olmayıp da bir özel ad olsa." dendiği zaman. sonra da nitelikleri sıralanır. Ayşe'dir. semavate ve'l-erd" (yani: O göklerde ve yerde Allah'tır. şu ülkede. "Göklerde ve yerde Allah'tır" dendiğine göre. O'nun sıfatlarını ad olarak almış olanlar vardır. Zadü'l-Mesir Fi ilmi't-Tefsir. yani kişinin özel adı değil. Ve kesinlikle. "-Falanca şu ülkede Zeyd'dir..l. göklerde ve yerde Allah'tır.) b) "ALLAH" belirli anlamı olan bir sözcükten türemiş bir türevdir" görüsü: Kimilerine göre de "Allah" bir kökten gelir. Halil. c. usul bilen bir kişidir.) . tanıtılmak istenen şeyin." gibi. Alim'dir. Çünkü: "-Falanca.l.. İkinci kanıt: Bir kimse anlatılmak.a) "ALLAH" sözcüğünün. şu ülkede Zeyd'dir. O'nun özel adıdır. 156-157. ünlüdür.. Tanrı içinse böyle bir durum söz konusu olamaz. konulur ve kullanılır ki. Yüce Tanrı'nın özel adıdır. l. Usulcülerin (islam hukuk felsefecilerinin) ve fakihlerin görüşleri de budur. (Bkz. Onun için "-O. Öyleyse O'nun için özel bir ad gerekli değildir. (Bkz. Ahmet'tir. Tanrı'nın. anlamının içine başkalarının da katılacağı düşünülebilir.. s. Anlamı da "Mabud"dur (ibadet edilen). "-Falanca kişi. c.. Hakim'dir. Kur'an'daki bu tür anlatımların anlamı olmaz." gibi.) "-O'na adaş bilir misin?" O'nun adını taşıyacak bir başkasının bulunmadığı anlatılmak istenir. "Allah" deyince birçokları kapsamı içine girebilir. "Özel ad"la gösterip tanıtmak için anlatılmak. önce o kimsenin özel adı söylenir. Halil ve Sibeveyh'in görüşü de budur.. gösterilen şey ya da kimse.. 8) "Allah"ın Tanrı'nın "özel ad"ı olduğunu savunanların kanıtlanın aktarırken." denebilir. bunların da üç kanıtlarına yer verir: Birinci kanıt: Bir ayette (En'am ayet: 3. 786). Öyleyse Tanrı'nın özel adı yoktur. c. (Bkz." sözünün anlamı olamaz. Yalnızca "Allah"ı ad olarak almış olan yoktur. şu ülkede alimdir. Halil'den iki görüş aktarıldığını yazar. Razi. Kadir'dir. Tanrı'ya özel ad olduğunu savunanların görüşü: Fahruddin Razi şöyle der: "-Bizim seçip benimsediğimiz görüş odur ki. 156) Razi. Birinci "rivayet"e göre.): "Ve Huve'llahu fi's. nahiv bilen.

l. şaşkın.) "İlah" nasıl "Allah" biçimini almış? İleri sürüldüğüne göre. sözcüğü. Tanrı'nın nitelikleri konusunda düşündüğünde şaşkınlığa düşer. yani Ku-feli din ve dil uzmanları başka bir köken gösteriyor. Bundan dolayıdır ki. Basriyyun "yani Basralı uzmanlar başka köken gösteriyor: Kufe'lilere göre "Allah" sözcüğünün "aslı": "İlah"tır.. (Yani Tanrı'nın "adaş"ının olmadığı anlatılmıştır. "Allah". Buna göre. sözler. edindikleri her 'ma'bud'a (her tanrıya) ad olarak vermişlerdi. 114) 2. Basra'lılara göre de "Lah"ın başına "elif lam" getirilmiş ve "idğam" sonucu "Allah" sözcüğü oluşmuş. aynı s. ayet: 44. somut olarak gösterilebilenleri anlatmak. Sonra yalnızca Yüce Yaratan için söylenir olmuştur.' Abede. Tanrı'ya bu anlamda 'Allah' denmesinin nedeni. "Vilah"tan gelmedir. Kimilerine göre de Allah. Felsefecilerin dayanaklarının özeti şu: Özel adla. Kimilerine de biraz zorla. "felsefecilerin ileri gelenlerinin "-hayır!" diye karşılık verdiklerini anlatıyor. c. sıfatlarda şaşkınlığa düşülür.' (İsra. 'İlah'tır. bu alanda doğruyu ararken şaşar. 'ibadet edilen (ma'bud)' anlamındadır.Razi. Özel ad. Bu nedenledir ki:'-Tanrı'nın nimetleri alanında düşünün. "Taptı (abede)" anlamında "teellehe" dendiği de olur. ama Tanrı'nın kendisi (kimliği) konusunda düşünmeyin!' denmiştir. ye'lehü fulanun denir. eşyanın tümüne sevgilidir (her şeyin ve herkesin coşkuyla tutulduğu sevgilisidir). kul (insan). Öyleyse O'nun için bir özel ad da gerekli değildir. yüceltmek için "elif ile "lam" konmuş.) . Aynı kitap.) "Allah" sözcüğüne "köken" olarak gösterilen sözcüklerin anlamlan vardır ve "Allah" sözcüğü bu anlamları yüklenmiştir: Temel kaynaklardan olan "Ragıb"ın "El Müfredat"ının (Arapça) ilgili maddesinden aynen: "-Kimilerine göre. tam olarak algılanabilenleri. 163. Kur'an'da "O'na bir adaş bilir misin?" denmiştir. baygın) olmasıdır. "El ilah" olmuş. böyle kimlikler için konulur ve kullanılır. 'tahayyere (şaştı)' anlamındaki 'elehe'den gelmedir. Aynı kitap. "Allah"ın da özel ad olmadığı görüşünü paylaşanlar. (Daha sonra o da. sözcüğüne dönüşmüştür.. (Razi. Bilgenin bu sözünün doğru olduğunu şu ayet de gösterir: '-O'nu överek teşbih etmeyen hiçbir şey yoktur. 'ilah'.'Bu şudur ki. göstermek amaçlanır. Emiru'l-Mü'minin'in şu sözünde işaret etmek istediğidir: 'Tanrı'nın tüm • sıfatlan önünde."ALLAH" sözcüğünün kökeni ve anlamı: "Tanrı'nın bir özel adı bulunmadığı. "tazim" yani büyütmek. (Bkz. Tanrı'nın kimliğini.. 'Elehe. s. 'Allah'ın aslı. tam olarak anlamaksa mümkün değildir. 'Lat'ı da öyle. dile ağır geldiği için "ilah"taki "hemze" ("i") kaldırılmış ve bir araya gelen iki "lam" birbirinin içine geçirilmiş (idğam) ve "Allah" sözcüğü meydana gelmiş. diller. Kimse "Tanrı'nın "kendisini" tam ve gerçek anlamıyla algılayamaz.) 'İlah'ı. s. "Vilah"taki "Vav" sonradan "hemze"ye ("i"ye) dönüşmüştür. "Allah" sözcüğüne bir köken bulma çabasına girişiyorlar. Bu. "Tanrı'nın özel adı olabilir mi?" sorusuna. bilgelerden kimi şöyle den -Allah. (Bkz. Basra'lılara göreyse: "Lah"tır. ya'budü' (falanca kişi taptı. tapar) anlamında. istemsiz olarak bu duruma getirilmiştir: Cansız varlıklar ve hayvanlar gibi. Yalnızca O'na özgü olduğu için.) Tanrı'ya 'vilah'tan 'ilah' ve Allah denmesinin nedeni O'nu söz konusu olduğu yönde her şeyin 'valih' (aklı uçup gidecek ölçüde coşkulu.. insanlardan kimileri böyledir. "ilah"ın başına. biraz da iradeleriyle bu duruma getirilmişlerdir. "hakikat"ini.. Baştaki hemze kaldırılıp yerine elif ve lam geçirilmiştir (böylece 'Allah' olmuştur). Kimi şeyler. Kimilerine göre de. tefsir. Fahruddin Razi'nin de belirttiğine göre "Kûfiyyun". Tapındıkları için 'şems'i (güneşi) de 'ilahe' (tanrıça) diye adlandırmışlardır.

"ilah" denmesinin nedeni. ayet: 103. aynı c. Kur'an'da da Tanrı: '-Yoksa kendilerini bize karşı savunacak ilahları (tanrıları) mı var? (Enbiya.l."Bir şeyden korkup birine sığınma" anlamı. huzur)" anlamı. her darda kalındığında O'nun anılması. kimine göre." (Rağıbu'l-İsfehani. 159-161) Razi'nin yazdıklarına göre. düşkünlük göstermek. yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar seni ve tanrılarım bıraksınlar diye mi salıveriyorsun? (A'raf. Çünkü gerçekte O'ndan başka 'İlah' yoktur. ayrıca 'ma'bud'lar (tanrılar) bulunduğuna inanmışlardı. "Vülû". Temel olan bu. "İlah"ın Arap dilindeki kullanışlara göre başka anlamlarının da bulunduğunu belirtiyor: "Sükûn (dinginlik. Bu anlama göre de şu düşünülebilir: O'na ilah denmesinin nedeni herkesin korkup O'na sığınır olması O'nun da kendisine sığınanları kurtarıyor bulunmasıdır. bütün gözleri algılar (görür). yani "kulluk ederler. ibadet ederler". taşıdığı bir anlamı vardır. Ama Araplar. . kapalı) ile anlatılmak istenen de budur: '-Ve (Tanrı) Zahir'dir (açık). Tanrı'nın şu sözüne işaret vardın '-Gözler O'nu algılıyamaz. Burada da. El Müfredat. O'nu bilip düşünme yoluyla sükûnete.Kimilerine göre de "lahe yelûhu"dan ('perdelendi. Aynı kitap. s. "Allah" sözcüğünün kökeni ne olursa olsun. (Bkz. perdelenir') gelir.) demişlerdi. yani "gönül vermek. coşku ve şaşkınlık anlamını içeren "Vilah". Buna göre. O'nu anma. "akılların. s. tefsir. perdeli)'(Hadit. 160) Taberi'nin tefsirinde de "Allah" sözcüğünün. C. hangi anlamdaki kökten nasıl gelmiş olabileceği.) Demek ki. "İlah" maddesi. s. "Allah" sözcüğüne köken olarak "Yüce" anlamını içeren "Lah" sözcüğü de düşünülebilir. "Allah" sözcüğünün geldiği ileri sürülen "İlah"m başka anlamlarının da düşünülebileceğini yazıyor. bu yüzden 'ilah'ı çoğullaştırarak 'alihe' (tanrılar) dediler.) diyor. ayet 43. En başta belirtilen anlamıysa: "Tapınılan" (Ma'bud) anlamıdır. yardım etmesi için O'na yakanlması" nedeniyle O'na "İlah" denmiş olduğu düşünülebilir.' (En'am. s. aklı alıp götürecek ölçüde sevgi. Firavun'un çevresindekiler. huzura kavuşup yatışabilir olmasıdır" diye düşünülebilir. Batın'dır (gizli. yatışmışlık. ayet: 3) 'İlah'ın çoğul almaması gerekir. Fahruddin Razi. O.) Şu ayetteki 'Batın' (içte. c. kendisine: '-Musa'yı ve toplumunu. 'ilaheteke (senin kulluğunu)' biçiminde de okunmuştur. Razi. tapınırlar".. 25. l. ruhların ancak. 41-42. (Bkz. "gönüllerin hep O'na takılı bulunması. ayet: 127.) Yukarıda anlatılanlara göre şu söylenebilir: "Allah" sözcüğünün kökeni." Bu anlama göre de. Yani "İlah" dedikleri varlığa "taparlar. kimine göre "perdelenmişlik" anlamını veren "Liyah (lale yelûhu'dan)"tır." (Yorumlar için bkz. bir anlamıyla "tapınılan (ma'bud)" demek olan bir başka anlamında "şaşkınlık" bulunan (ululuğu ve tam bilinemezliği karşısında şaşkınlığa düşülen) "ilah" kimine göre. Razi'deki kadar uzun olmasa da anlatılmakta. Bu sonuncu ayette geçen 'aliheteke (senin tanrıların)' sözcüğü. aklın hep takılı olması.

ayet: 110. Arapça'da 'ilah'ın cem'i (çoğulu) olarak 'alihe'. Bu durumdakilerin başında gelenlerden biri de. nasıl "Allah" adının yerini tutmuyorsa "Tanrı" da o adın yerini tutmuyor. Geniş bilgi sahibi olduğu kuşkusuz olan Hamdi Yazır'ın yazdıklan-na dayanılarak. Oysa "Allah" adınının "Yüce Yaratıcı"nın "özel ad"ı olduğunu savunanların hepsi. Anlamı: (Diyanet'in) Demek ki: "Gerek Allah deyin.. başka adla çağrılamayacağı. 'ma-bud' gibi ism-i anıdır. "Huda".. haklıya. "Allah" yerine "Tanrı" denmemesinden yana. istanbul."ALLAH"a "Tanrı" denemeyeceğini ileri sürenlerin görüşü: Bunu ileri sürenlerin kimi.) . "Tanrı'nın. 'ilah'.) Böyle diyor. "Allah" denmesinden yana olmasında da kendini gösteriyor. 'Tanrı" değil. "İlah" gibi sözcükler. Dahası. "Allah" yerini tutmadığı düşündüğü seziliyor." (Aynı kitap. 'rab'in cem'i olarak 'erhab' dendiği gibi Farisi'de 'huda'nın ceminde 'hudayan' ve lisanımızda 'Tanrılar. (Bkz.II "ALLAH'A "TANRI" DENİR Mİ? A. "Allah" değildir. yetkiye sahip kimselerdir. "Tanrı" denemeyeceği görüşünden yana olmasa da. hangisini derseniz deyin. 'Allahlar' denmemiştir ve denemez.) Bu. "kulaktan dolma bilgiler"le konuya karışıp bu görüşü savunanlar. 25. "Tanrı". "Tanrı. Kendisinin açıkladıklarına göre. "hudayan" ve "alihe" biçiminde çoğulları bulunduğu için. Yazır benzeri kolay kolay meydana konulamayan "tefsir"iyle (Hak Dini Kur'an Dili adlı) kendini kanıtlamıştır. mabutlar. ilahlar. Huda adlan. 'Tanrı"dır. haksıza itlak edilmiştir. 'Allah' gibi ism-i has (O'na özgü ad) değildir. yani birincisinin kapsamının daha geniş olduğunu yazıyor. "Tanrı'nın.. "Allah" adının yerini tutmazlar. "bilgi" ve erdemiyle tanınan Elmalılı Hamdi Ya-zır'dır. 24. "Allah" adı yerine "Tanrı" denmesini neden uygun bulmadığı şöyle özetlenebilir: 1. Halbuki. s. Kimileri de konuya girmek için gerçekten gereken bilgiye. "özel ad" olduğu görüşünü benimsiyor ve buna çok önem verdiğini belli ediyor. "ALLAH"IN Özel Ad Olarak Görülmesi: Yazır. rablar' denir. Çünkü bunlar. "O"na. şu demektir: "Tanrı" ile "Allah" arasında "umum husus mutlak" ilişkisi var: Yani. gerek Rahman deyin. "Allah"a. "Allah"tan "eam" olduğunu. Bu önem verişin etkisi. s." (isra Suresi. 1960. "Allah". söyleyenin cehline veya gafletine hamlederiz. Hak Dini Kur'an Dili. Bunu açığa vurduğu bile söylenebilir. Fars-ça'daki "Huda". a) özel ad olmadıkları. ama her tanrı. Denebilir ki. Böyle bir tabir işitirsek. Yazır'ın gönlü. en güzel isimler O'nundur. b) "tanrılar". Fransızca'daki "Diyö". Elmalılı Hamdi Yazır. c. Demek ki Hamdi Yazır'a göre. anılamayacağı görüşünü benimsiyor değillerdir.l. "Allah" yerine söyleniyor olsa da. "Allah'a Tanrı denemez!" demiyor. "Allah"ın. "rab'.

Eğer bu böyleyse. Bunun birçok örneği vardır: Tanrı'nın Kur'an'da geçen "adlaşmış" sıfatlarından ("en güzel adlar" diye nitelenenlerden) "Kayyum" ve "Rahman" gibi. Kısacası. "Allah"ı da "has isim (özel ad)" olarak düşünüp ele aldıktan sonra.. "Yüce Yaratıcı"nın başka adlan da olamaz mı. bu değerlendirmeye göre.Wellhausen şöyle düşünebileceğini yazıyor: "Araplar.) böyle düşünenler var. el itkan 1/181). Aziz Günel Türk Süryaniler Tarihi. (Bkz. "Tanrı". "özel ad"ın "birden çok sayıda" olabileceğini ve "O"na. "Tanrı"nın. putlarından her birine ALLAH lakabını veriyorlardı. "Kayyum". Aynı kitap. "TEK TANRI" dönemine geçildikten sonra 'çoğullu" söylenmesi düşünülemez. "ayrı ayrı adlar"ın verilebileceğini. ama "ilah"ın "Allah" olmaması gibi. Bu durumda. "Çok tanrı"ya inanıldığı dönemlerde "çoğulsuz" söylenirken. s. Oysa. Süryanilere göreyse "Süryanca"dır ve aslı "acıyan" anlamında "Rahmono"dur (bkz. Yani." diyor. "cins isim". dilcilerin ileri sürdükleri gibi Arap dilinin dışından gelmeyse. "Huda"nın. I/A'ya bkz. Bunun böyle olması da. "aline" diye çoğulu bulunduğuna göre "Allah" sözcüğünün de çoğulu var kabul edilebilir. EN BÜYÜK TANRI'NIN ADI oluvermiştir. Kaldı ki. Eskiden "En Büyük Tanrı"ya ad olarak verildiği için. 48). "İlah"tan geliyor. "Diyö" denilebileceğini. "ilah"ın."Allah" adının özel ad olduğuna nasıl itiraz edildiği daha önce sunulmuştu. sonraları. "Tanrı" deniyor olması: Yazır. bunun "Allah" adının anlamından kaynaklandığı gerekmeyebilir. (Bkz. "çeşitli diller"de. bir başka yönden de ele alınabilir: daha önce de sunulmuştu ki. her şeyi ve kullarını görüp gözeten) ve "Kayyunı"unda "çoğulu" yoktur. "En Büyük Tanrı" birkaç tane olmaz da ondan. 2. Birkaç tane "özel ad"ın bulunması mümkün değil mi? Hamdi Yazır'ın kendisi de bunun "mümkün" olduğunu yazıyor: "Hatta (O'nun) ism-i hassı (özel adı) bile taaddüd edebilir (yani çok sayıda olabilir) ve muhtelif lisanlarda. aynı s. "Tanrı"nın kapsamının daha geniş ("eam") olduğunu yazıyor. "huda"nın. "Allah" değildir..Başka Tanrılara "Allah" denmiyor. Şu da var: Daha önce Muhammed Abdulmuid Han'ın kitabından yapılan alıntıda görüldüğü gibi. Süyûti. "Tanrı"dır. yalnızca çoğulsuzluğuna dayanılarak "Allah" sözcüğünün "Tanrı"dan ve başka dillerdeki adlardan farklı olduğunu ileri sürmek ve "Allah" adı varken öteki adlarla "O Yüce Varlık"tan sözetmenin yerinde olmayacağını savunmak sağlıklı gibi görünmüyor. "Rahman"da El Müberret ve Sa'lebe'nin incelemelerine göre "ibranca" (Bkz. çoğulu olmaması doğal karşılanabilir. Ama konuyu temelden alınca hiç de doğru olmadığı ortaya çıkıyor: Önce şöyle bir soru soruluyorsa konuya açıklık getirebilir: . "Allah" sözcüğünün çoğul almaması doğaldır. Yazır'a göre "İlah"m. bunun "Şer'an" (dince) "caiz" olduğunu kabul ediyor. Buna karşılık "ilah"ın. 3."Allah"ın çoğulunun olmamasına karşılık "Tanrı'nın ve ötekilerin çoğullarının bulunması: "Allah"ın çoğulu yok. Başlangıçta lakap olarak kullanılan Allah sözcüğü. Süyûti. Şöyle düşünülebilir: "Allah" kimi incelemecilerin. tıpkı Mabatlar gibi. "Rahman"ın da çoğulu yoktur. el itkan 1/183) Tanrı'nın "ad"ı olarak söylendiğinde de bu anlam bulunur (hiç uyumayan. kimilerine göre "Allah" sözcüğü. Daha önce de çoğulu yoktur da ondan. İlk bakışta bu değerlendirme insana doğru gibi geliyor.) Yani Yazır da. "Huda". Allah-u Teala'nın ayrı ayrı ism-i hassı bulunmak mümkindir ve ser" an caizdir. "Allah" adının yerini tam tutamayacağını gösterir. Eğer bu yorum doğruysa. Özel ad olduğu kabul edilse bile. Tıpkı "Allah"ın "ilah" olması. ileri sürüldüğü gibi "Alaha" ya da "Aloho" biçimlerinden Arapça'ya geçmişse ve az bir değişiklikten sonra öyle süregelmişse. Vasıti'nin açıklamasına göre "Süryanca"dır ve Süryan'cada "hiç uyumayan" anlamına gelmektedir. "Allah". ve "tanrı"nın çoğulları var. “Tanrı”yı. "Varlığı kendinden olan Zat"ın (Tanrı'nın) bile olsa. çoğulu olmak yönünden "Tanrı". "Allah" adının bir çoğulu yoksa. ama her "tanrı". "Huda" ve "ilah" gibi sözcüklerden farklı olmuyor." (Yukarıda.

bu ilahe (örneğin göktanrı'ya. Bununla birlikte kimileri. (Bakara Suresi. Kısacası: İslam açısından "Tek Tanrı'nın dışında tapılanlara nasıl "Allah" denemezse. Bundan çok açık anlaşılıyor ki. Rahim'dir. "Tanrı"dan başka tanrı yoktur" da denebilir. yer tanrı'ya güneş tanrı'ya. "alihe". Ama Kur'an'da şu da var: Anlamı: Onlar kendilerine güç kazandırsınlar diye Allah'ın dışında "ilah'lar edindiler. 25.) (Bkz. putataparların öyle inanıyor olmalarından dolayıdır. olanı.) Görülüyor ki. Bu durum da "Tek Tanrı'dan başkasına söylenememek yönünden de "Allah" ile "ilah". "Allah" adında.l. islam açısından bir salanca yoktur. bu dile getiriliyor. "Tek Tanrı'dan başkasına da "ilah" ya da "tanrı" denmesine. Ragıb'ın "El Müfredat"ından yukarıda sunulan alıntıda da yer almıştı. çelişkili bulduğunu yansıtıyor. "ilahlar". "tanrı" diye söyleniyor oluşu. "Diyö"den başka diyö yok"a takılıyor. elbette ki bu soruya: "-Hayır!" diye karşılık vermek gerekir. O. putataparların tanrılarından söz edilirken "ali-he". yerinde miydi? "Tek Tanrı" inancına. "Tanrı" denmesini kabul etmiyor. "ilahlara taparlardı. ayetle. İslam'a ve inanırlarına göre. Kur'an. inanırların öyle inandıklarını belirtmek içindir. ayet: 81. "Tek Tanrı'ya inananların inancına göre. Ayetlerde. olağanüstü önem vermekteler: . Rahman'dır. bunu ve dolayısıyla bir benzeri olan "Tanrı'dan başka tanrı yok" sözünü anlamsız. yani "ilahlar (tanrılar) biçiminde yer alıyor oluşu da. Daha bir çok ayette. "-Allah'tan başka Tanrı yoktur. şu ilahe. s. hadislerde. Bu değerlendirme. Demek ki. inandıkları Tanrılara "ilah" derlerken. Denirse taparlarının öyle dediklerini anlatmak için denir yalnızca. "çok tanrı"lı dönemlerin "tanrılar"ından söz edildiğinde taparlarının inandıklarına "ilah". İslam'ın "Evet!" dediği ve bunu haklı bulduğu anlamına gelmez. Buradaki anlatış yani "Tek Tanrı'nın dışında tapılanlara "ilah".) Kolay kolay haklı sayılamaz. Bu. C. "tanrılar" diyerek söz edilmesinde.. Daha birçok ayette bu anlatım vardır. Yani. Anlamı: Ve "ilah"ınız BİR TEK "İLAH"tır. ay-tanrı'ya) inanırlardı.-"Çok tanrı"ya inananlar. haklı bulmuyor. olmuşu dile-gctirmcklir. putataparların kendi tanrılarına "tanrı" demeleri haklı mıydı. Putataparların inandıklarından "ilah" ya da "tanrı" diye sözedilmesi. 'Tek Tanrı" anlamındadır. "Huda" arasında bir farkın bulunmadığı ortaya çıkıyor. "İsm-i A'zam" niteliğini > görmekte ve o nedenle bu ada. Böyle denebilmesi. O nedenle Hamdi Yazır'ın buna takılması da (Yazır. Tek Tanrı'dan başkasına "ilah"." denebilir. "hikaye etmek"lir. O'ndan başka "ilah" yoktur.) Kur'an'da böyle deniyor işte. yani anlatmaktır yalnızca. Kur'an yorumlarında belirtildiği gibi. söylenişten açıkça anlaşılır. Kur'an. "Tanrı"." denebildiği gibi. yani "ilahlar" deniyor. doğru bir şey mi söylüyorlardı? Kur'an'a. Hadislerde de. Kur'an'a ve İslam'a göre. "ilah"da denemez. ayet: 163. "tanrı".. Çünkü "Tanrı'dan başka tanrı" sözündeki "Tanrı" sözcüklerinden birincisi. İslam. (Meryem Suresi.

İşte bundan dolayı. Diyanet'in resmi çevirisindeki anlamı aynen şöyledir: "Tanrı'nız bir tek Tanrı'dır. İslam'ın Arapça olan temel metinlerinde de "O'nun en yaygın adı" olarak ye alıyor. Anlamı: (Diyanet'in) Kitap ehlinden haksız davrananlar bir yana. O'na teslim olmuşuzdur. "Allah"tan başka değildir. Allah'ın adıyla. "O'nun kendisi" tüm varlıklar içinde "En Büyük" olduğu için. ayet: 46) Burada da "Tanrımız" ve "Tanrınız" diye anlatılan ve "kendisine teslim olunan". s. Oysa Fahruddin Razi'nin de dile getirdiği gibi. "Allah" adının "En Büyük Ad" demek olan "El İsmü'l-A'zam' diye nitelenebilmesi." "Allah'ın adıyla" başlanır. "Allah" adından başka olmadığını savunurlar. Buna göre. c. sonuçsuz kalacağı bildirilir hadislerde. "Allah" adı için "El İsmü'l-A'zam" deniyor olmasını doğal bulmak gerektiği söylenebilir. c."ALLAH"a "Tanrı" Denebileceği ve Kanıtları: 1. sözü edilen adın.. Razi'nin tefsirinde yer verdiği ve savunduğu gerekçenin özeti şöyle: "Bir 'zikr'in üstünlüğü onunla anılan ve anlatılan ne ise ondan kaynaklanır. kuşkusuz ayet ve hadislerdeki kanıtlarıdır: Bakara Suresi'nin yukarıda sunulan 163. çok büyük etki gücü olduğu ve her kapıyı açacağı bildirilen "el İsmü'l-A'zam"ın. Tefsir. (Bkz. Şöyle deyin: "-Bize indirilene de. "Tek Tanrı" diye tanıtılan "Tanrı". O. merhamet. sözlerin. "O'nun adı" olduğu için önemlidir. Kimileri. O'na özgü ad da bilgilerin. B." (Ankebût Suresi. size indirilene de inandık. "Tanrı olur."Rahman ve Rahim olan. Türklerin dilinde yaygın olarak "Tanrı" dendiği için "En Büyük Ad". eden. adların en şereflisidir. kuşkusuz "Allah"tır. bir kaç kez. "O'nun adı" olduğu için "En Büyük Ad"dır.) Ama çokları sanırlar ki. Türkçe olarak "Tanrı" anlamı veriliyor. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir. "Allah" adı. Biz. 115. söz konusu özellik. ." "Tanrı'nız bir tek Tanrı'dır"ın. l." (Bkz. yalnızca Arapların dilinde değil. Büyük Kur'an yorumcusu Fahruddin Razi de bunu savunanlar arasında. söz. öyle başlanması istenir. Demek ki "Allah"la Kur'an'da "ilah" deniyor ve Diyanet'in benimseyip yayınladığı "Meal"de de. "Tek Tanrı'nın "ad"ı olmasındandır. adların en şereflisi sayılır. "En Büyük Ad" "Allah" olur. "O'nun adı" olmasıdır."ALLAH"a "Tanrı" Denebileceğinin Ayet ve Hadislerden Kanıtları: "Allah"a "Tanrı" denebileceğinin en başta gelen kanıtlan. Farsların dilinde yaygın olarak "Huda" dendiği için "En Büyük Ad" "Huda" olur. Aynı kitap.1. onlarla en güzel şekilde mücadele edin.) Demek ki önemli olan şu ya da bu "ad" değil. s... "Allah"adı. merhametli olandan başka Tanrı yoktur. Öyle başlanmayan işin de. Tanrı'nın kendisi (Zat'ı) bilinen anılanların en şereflisi olduğu için O'na ilişkin bilgi. "Allah" adının kendinden kaynaklanır. Hem de kısa bir ayette. ayetteki karşılığı "Ve ilahun vahid"dir. "O'na" Arapların dilinde yaygın olarak "Allah" dendiği için. Ve bu nedenle de O'nun adı. ayetinin.. 114-115.

insanların hükümdarı (Melik) ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım.) Nün (Kalem) Suresinin 42. Tevhid: 8. Müslim. (Nas Suresi tamamı. (Taha Suresi. c. ancak. 722.) Aynı. Buhari. O'ndan başka tanrı olmayan Allah'tır. Bir ikisini aktarmakla yetinelim: İbn Abbas'tan aktarıldığına göre: Peygamber. O'na teslim olun! (Hacc Suresi. ilmi her şeyi içine almıştır. 6. Kıyamet günü. Tevhid: 35.Anlamı: (Diyanet'in) Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır. laelahe li Gayruke". yalnız sen varsın!" (Buhari.ayet 34) Anlamı Sizin Tanrınız.) . Kur'an'da "Allah"a.) Kur'an'da "Allah"a "ilah" denirken ve "ilah"da Türkçemizde "Tanrı" diye karşılanırken. Tanrı kendisini gösterecek ve O'nun önünde secde edilecek. yani "insanların Tanrısı" da denmekte: Anlamı: (Diyanet'in) Ey Muhammed! De ki: "-İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden insanların Tanrısı. ve 43. ayetlerinin "tefsir"inde yer verilen bir hadise göre. geceleyin namaza. Rikak: 83. ayet: 98. Tefsir: 68. "Allah"a "Tanrı" denir mi denmez mi. (Bkz. Darimi. ibadete kalkıp dua ederken seslenişleri arasında şöyle de sesleniyordu Tanrı'ya: "-Ente ilahi! Laelahe illa ente!" yani: "Sensin benim ilahım (Tanrım)! Başka ilah yoktur. Selatul-Müsafirin: 199. Buhari. (Bkz. s. 72. s. tartışmasının gerçekte bir anlamı kalır mı? "Allah"a "ilah". hadisin bir başka biçiminde de Peygamberin: "-Ente ilahi. hadis no: 769. "nasın ilahı". yani "Tanrı" denebileceğini gösteren hadislerden de sayısız örnekler vardır.) "Allah"a "ilah". "Tanrı" denebileceği açıkça dile getiren daha pek çok ayet vardır. yani: "-Sensin benim ilahım (Tanrım)! Benim için Senden başka ilah yoktur!" dediği belirtiliyor.

Tanrı'nındır. eğer "puta taparların tanrıları"ndan söz edilmiyorsa. bir kesim insan arasında şöyle bir konuşma geçecek: MELEK. Kehf." Ayetten olan bu parça."ilahımızı" bekliyoruz. eşanlamlıdır. Tek Tanrı'ya inananlar Çerçevesinde Taşıdığı Özel Anlamı: "Tek Tanrı"dan başka tapınılanlara da "tanrı" deniyor olması nedeniyle "Allah"a "Tanrı" denmesini hoş karşılanmayanlar var. ayrıca 31 ayette daha yer alır. "Tanrı" diye çeviriliyor. Fatiha. 1976. 3. (Yay. no: 227." Fenari'deki anlamı: Degül Tanrı gafil andan kim işlersiz. Bunlarda "Allah"a "ilah dendiğini gördük. kullarına kendini gösterecek olan "Tanrı"dan söz edilirken "Allah" adı yerine "Rabb"ın ve "İlah"ın yer alıyor olması ilginçtir. "Tanrı" dendiğinde herkesin aklına gelen "TEK TANRI"dır. "Tek Tanrı"ya inananlar çevresinde. Birden perde açılıp gösterilecek ve oradakiler gördükleri karşısında secdeye kapanacaklar. toplumda.Herkes çekilip gittiği halde siz burada durmuş neyi bekliyorsunuz? GRUP.140. Kültür Bakanlığı'nca yayınlanmıştır. 2. Demek ki. İst. Ve bunun da örnekleri pek çoktur. Darimi'deki biçimde anlatıldığında göre Kıyamet günü bir melekle..İslam'ı Çok İyi Bilenler Kesiminde De "Allah" Adı Yerine Tanrı Dene gelmiş Olması: a) Tefsirlerde "Tanrı" 1350-1431 yılları arasında yaşamış bulunan Şemseddin Muhammed İbn Fenari'nin olduğu sanılan bir Kur'an çevirisinde "Allah" adı. hep aynı anlam var: "Ögmek Tanrı'nundur. Sebe'ne Fatır ve Teğabûn surelerinin birinci ayetlerinde. 'Tanrı' denir mi?" sorusuna. "Kur'an'a ve hadislere göre: '-EVET!'" diye karşılık vermek gerekir. Yukarıdaki hadiste. hadislerde de "İlah" yani "Tanrı" deniyor "Allah"a. Bunda hiçbir kuşku yok. MELEK. Görülen "İlahtır" (Ulu Tanrı).) İşte birkaç örnek: Okunuşu: "ELHAMDÜLİLLAH". Fenari'nin çevirisindeki anlamı: "Ögmek (övülmek). Çünkü Kur'an'da da."TANRI" Sözcüğünün. Âli İmran: 99. Fenari'nin çevirisinde. Bu tercüme. Ayrıca. toplumda "Allah" adıyla "Tanrı" adı tümüyle özdeştir. "-Allah'a 'ilah'. "Tek Tanrı"ya inananların bulunduğu ortamda. Ayet ve hadisler dinin temel metinleridir.(Görseniz) tanır mısınız O'nu? GRUP. Buhari'de yer alan biçimde "Tanrı" için "Rabb" Dari-mi'de yer alan biçimindeyse "İlah" geçiyor. Yukarıda da değinilmişti ki bu hoş karşılamama haklı bir nedene dayanmamakta.144 (bir sözcükteki değişiklikle). 149. kimse başka bir tanrı düşünmez.Bu hadiste. En'am.Bize tanıtılırsa tanırız. Yer aldığı ayetler: Bakara: 74. . Ayet ve hadislerdeki sayısız örnek nedeniyle". "Tanrı"nın taşıdığı özel anlamı göz önünde tutmak gerekin Böyle bir çevrede ve toplumda. 85. "Tanrı" dendiğinde.

O çevrelerdeki din bilirleri. (Bkz. yukarıda belirtildiği gibi bu "caiz"liği açıkça belirtiyor. Dr. 58." (Divanü Lugati't-Türk. (Konu için "Kur'an" maddesine bkz. Tevbe: 16 (bir sözcük yer değiştirmiş). 57-58.) Konu tartışmalıdır. 278. Kur'an'da Tanrı'nın niteliği olarak geçen "Rabb" sözcüklerine de "Çalab" anlamı veriliyor genellikle. Daha çok örnek vermeye gerek yok. Lokman: 29 (bir harf değişik). Maide: 8 (bir harf değişiklik). c) Eski Sözcüklerde "Tanrı" : 11. e't-Tefsi-ru'1-Kebir. Zeki Velidi Togan da. "Allah"ın "başka dillerde (örneğin Türkçe'de. s. (Bkz. "namazda okun-ması"na bile imam A'zam Ebu Hanife'nin fetva verdiği.) "Tengri"nin yani "Tanrı'nın Türkçe ve Arapça olarak anlatıldığı madde şöyle: . Doğu Anadolu'da yaşayan yurttaşlarımızdan Kürtçe konuşanlar genellikle. Münafıkûn: 11 (bir sözcük yer değiştirmiş). s. "Tanrı" adını anarak ant içmek farklı değerde görülmemiştir.1. Bu tercümenin sahibi olan kişi. ya da dönmüş olabileceği.213. 11. s. c. hiç çekinmeden. Elmalı. 180.) Teftazani. Prof. dahası bir İslam biliriydi. Saduddin Teftazani. c. Ama tartışmasız caiz görülegelen şu: "Allah" adı yerine başka dillerdeki karşılığı. Teğabûn: Nün 8. bu görüşünden döndüğü. c. hiç kuşku yok ki "müslüman"dı. 1310. "Tanrı" adına ant içmek de. Oysa "Allah" adına ant içmek.Fenari'nin çevirisindeki anlamı: Tanrı anı kim işlersiz bilicidir. Fahruddin Razi. Aktarıldığına göre.1. Mücadele: 3. "İslam Türk uleması"nın.283 (bir sözcük değişikliğiyle) Âli İmran: 153 (bir sözcüğün yer değiştirmesiyle). Türkçe'yi de çok iyi bildiği belli oluyor. 1333. gerek "usulü'l-fıkıh (Islam hukuku yöntem bilim)" kitaplarının "Kitap (Kur'an)" tanımına ilişkin bölümlerinde. tüm dinbilirlerine göre.) Ord. Yani "Allah" adını anarak ant içmekle. (Bkz. Hadid: 10.271. 28 (anlam değiştirmeyen bir sözcük değişikliği). örneğin Türkçe'deki "Tanrı".l s. eski Türkler'de. "Hude" adına ant içilmesine karşı çıkmazlar. Ve bu uzman kişi. Ayrıca Arapça'yı çok iyi biliyordu. İstanbul. 24. "Kur'an'ın Türkçe tercümesinin ibadetlerde okunması"nı "caiz" gördüklerine ve uyguladıklarına ilişkin belgeler yayınlanmaktadır. Kur'an'da yüzlerce kez geçen "Allah" sözcüklerine "Tanrı" diye anlam veriyor. yüzyılda yaşamış olan Kaşgarlı Mahmut'un kendi gibi ünlü yapıtı Divanü Lugati't-Türk'ündcn: "Tengri (Tanrı): Allah (Güçlü ve Yüce Allah). s. Telvih (Arapça). tefsir. Farsça'da) karşılığının" söylenmesinin Şer'an caiz olduğu görüşünde birleşmekteler.) Ciddi din bilirleri içinde. gerek tefsirlerde aktarılır. "Tanrı" yerine "Allah" denmesinden yana olan Elmalılı Hamdi Yazır bile. aynı kitap. Ebu Hanife Kur'an'da "anlam"ı ("mana"yı) temel almakta. 209. Bu çeviride. Haşr: 18 (bir harf değişik). Bununla birlikte. Farsça'daki "Huda" söylenebilir. Ebu Hanife'nin. çok önemli konulardandır. Ebu Hanife'nin bu konudaki fetvasına ilişkin olarak çok uzun ayrıntılar içeren bir kitap yazdığını yazar. b) Din Bilirlerinin Fetvalar: Din bilirleri. Yer aldığı ayetler Bakara: 234. "caiz değil" diyen yok. "Allah adına yemin" sayılagelmiştir. bu olasılığın yüksek olduğu ileri sürülür. Dahası: "Allah" adının da bulunduğu bir "tam ayet"in (kimilerine göre daha da fazlasının) "tercümesi"nin. "Allah" adı yerine "Hude (Huda'dan bozma)" adına ant içerler ve bu ant (yemin) dinen geçerli sayılır. İstanbul. 13.

("Boyun çekme" yani: "dik başlılık etme" anlamı verildiği gibi. bu tapınmadan hoşnut değildir) Biri için hoşlanacağını sandığı. ulu bir ağaca. (s. Bu nedenle. Bu tür sapıklıktan Tanrı'ya sığınırız. Ve korkup sakın. 64.Anlamı: "Tengri-Güçlü ve Yüce Allah. s: 387) Yani: Gece-gündüz Tanrı'na kulluk et. Yani: "Tanrı dağla. Tapuğsak (tapınmak ister).) Kaşgarlı Mahmut aynı kitapta. "boynunu çek" yani: "baş kaldır.Tanrı onları yoketsin. 278-279. İşte birkaç örnek: "Tengri tağ birle yerin besürdi". din büyüğü). yukardaki deyime. Tengri sevinçsiz (oysa Tanrı. Korkup eymenu oyna-magil.. Yüksek bir dağa... yeri bastırıp pekiştirdi. "dağlar" için "yerin çivileri" denmekte. usanma (baş kaldırma). Bilgin kişiye de 'tengrgan' ederler. 1972. Böyle şeylere secde ederler onun için. Oysa ondan Toyun (putatapar rahip. şu anlamdaki Arapçayla anlam veriyor: "Yani: Tanrı. oyun oynama. Türkçe deyimlerde sık sık "Allah" anlamında yer verir. yazar. Kendilerince büyük olan başka şeylere de 'tengri' adını verirler. Atasözünde şöyle denir: 'Eşek kafirler kendilerince Tanrı'ya tapınırlar. Bu nedenle. Bilimsel Bildiriler.) . Ağır bir şey altına konulup bastı-nlan her şey için bu sözcük (besurur. (Bkz. Ulan. s. Kafirler . "Tanrı"ya. dağlarla yeri çiviledi.göğe de 'Tengri (Tanrı)'derler." "Kur'an'da." (Divanu Lu-gati't-Türk. besurmak) kullanılır. ama o kişinin hoşlanmadığı şeyi yapan kişiyi anlatmak için söylenir. yan çevir" anlamı da veriliyor. Şiir: Tüngün Tebun Tengri'ne boynamegil..

s.." ."."Allah u Tanrı. 262) "Tengri anı kargadı. yukarıdaki alıntılan yaptığımız kitap (Divanu Lugati't-Türk) için şöyle diyor: -"Türkçemizin ilk sözlüğüdür."Tengri meni beyütti (bey etti)" Yani: Tanrı beni zengin etti. "Allah"a "Tanrı" anlamı verildiğini ve Türkçesinin kullanıldığını görmekteyiz. Kaşgarlı Mahmut Divanu Lugati't. başka "tanrılar" için de kullanıyorlardı."Zengin bir edebiyat antolojisidir". . müslüman Türkler ve din bilirleri." diye başlar. yüzyıldaki ciddi bir kaynakta da.. 'Tanrı" sözcüğü "başka tanrılar" için de söylendiği halde. (Divan." Yani: "Tanrı onu lanetledi. "Çok tanrıcı" inancın egemen olduğu çağlarda. "ulu"ladıkları her şeye 'Tengri" diyorlardı. "Tanrı (Tengri)"yi müslüman olmayan Türkler.) Bu kitap 1073 de yazılmıştır. Böyleyken. Medreselerde okutulagelen ve ezberletilen "Subha-i Sıbyan" adlı şiir biçimindeki Sözlük de. Tek Tanrı inancının egemen olduğu bu çağda 'Tanrı" "Allah'la tümüyle eş anlamı içerir bir duruma gelmişken söylenmeşinde sakınca görmenin sağlam gerekçesi olamaz." (Bkz. May yay. İstanbul."Bir dilbilgisi (gramer)". "Tek Tanrı" için rahatlıkla ve sakınca görmeden söylenebilirken. Dahası. Ali Çiçek. Ali Çiçek. . Üstelik o dönemlerde. yine aynı kitaptan öğrendiğimize göre. 9.Türk. . "Allah" karşılığında "Tanrı demekte bir sakınca görmemekteydiler."En eski Türk ansiklopedisidir. s. 1970. Yani "Allah"a Türkçe'de "Tanrı" dendiği belirtilir. Demek ki taa 11.

yılında. s. Miladın 604. artık sende bir kuşku bırakmamış olmalıyım. Sait'in (ölm.: Anlamı: Kıyamet günü. "Allah" (adına ant içmenin) ötesinde başvurulabilecek bir yol kalmıyor.) "Hanif'in anlamı tartışıla gelmiştir. Hesenu's-Sendûbi. "ilah" m kendinden gelmedir. Tek Tanrı'ya doğruya .395. 180. Eğani. Anlamı: Öldüğüm zaman nice sevinen olur.Eski Arap Dilinde: İslam öncesinin Arap şairlerinin şiirlerinde "Allah" sözcüğünü bolca bulabilmekteyiz. "Hanif. s. Mısır. 386. 3. Öbür dünyaya ilişkin geleceklerinden başka umut bağladıkları bir şey yoktur. Şerhu Divani İmriü'1 Kays. Bilgelik dolu kitapları (İncil). Ah-baru'l-Merakıse ve Ahbaru'n-Nevabiği ve Âsaruhum. (Bkz. "Allah" katında.) Müslüman yorumcular. c. 386. "en üstün şair (eş'aru'n-nas)" diye nitelediği aktarılır. Şiirler için de aynı kitapta bkz.III İSLAM ÖNCESİ ("EL CAHİLİYE") ARARLARINDA "ALLAH" A. Anlamı: Cömertlik ve şaşmaz sağduyu gibi öyle özellikleri vardır ki onların" Allah onlardan başkalarına vermemiştir.. Dinleri de sağlam. Ve nice "-Allah için iyiliği olan adamdı iyiliği karşısına çıksın! " diyen. (Bkz. s. "Hanif Dini"nden başka tüm dinler yalandır.) Ümmeyyetü'bni Ebi's. (Ebu'l-Ferec El Isbihani.Zubvani'nin şiirlerinden: Anlamı: Ant içtim.389. "Hak'a. yani Peygamberin peygamberliğinden 7 yıl önce öldüğü bilinen Nabiğae'z. Halife Ömer'in bu şairi. 630 ?) şiirlerinden.

"Haniflik Dini"ne. Süleyman Ateş. s.yönelen". (Dr.k. islam Peygamberinin gelmesinden önce kendisine peygamberliğin verileceğini umduğunu. 303. Dr. Doç. tarihi: 627) müslüman olmayan. "Halk"ın tümü kendi istekleriyle "O'nun" cariyeleri ve köleleri olmuşlardır. Ümeyye.g. c. s. Müslümanlar kesiminde "Aduvvul-lah" yani "Tanrı düşmanı" diye nitelenir. körlüğün de senden ayrılacağı yok.) şiirlerinden: "Yedi Askı'da yer alan şiirlerinden iki dize: Anlamı: Sevgili diyor ki "Allah'a. a. 84. 81. (Ebu'l-Ferec. "Allah onu bilir" Cezası ertelenir. Dr. 'Tek Tanrı inancının taşıdıkları aktarılagelen "hanif"lerdendir. Mısır. kimine göre Müslümanlık'tan kısa bir süre önce ölen (Bkz. Ne denli gizlenirse gizlensin.g. Toshihiko Izutsu. El Asru'l-Cahili. gecelememizi de "hayr" evle "ya Rabbi"! Tüm ufukları "saltanat"ıyla kaplamış olan "Hanifliğin Rabbi'nin "hazine"leri tükenmez.) "Yedi Askı" ("el muailekatu's. Ve yazgı yazan.) Zübeyr İbn Ebi Sülma'nın şiirlerinden: Anlamı: İçinizde olanı sakın ha.Ebu'1-Ferec Isbihani. 18. a. 183. 110. bir "kitap"a konur.) Başka şiirlerinden: . "Allah"a "hamd" olsun..) Anlamı: O "Allah"tır yaratıkların Yaratıcısı. 3. s. Sabahımızı da.-Seb'a") şairlerinden kimine göre islam dönemine kavuştuğu halde (ileri sürülen ölm. Eğani. Dr. s. "hesap günü"ne (Kıyamete) biriktirilir. Şerhu Mual-lekati's-Seb'. ama bu olmayınca kıskanıp islam'a ve Peygamberlerine düşman olduğu ileri sürülür. 540. El Asru'l-Cahili. aynı s. ant içerek söylerim: Seni uzaklaştırmak için başvurabileceğim bir yol yok. ya da ivedilik gösterilip öç alınır. (Toshihiko aynı kitap.k. (Bkz. Şevki Dayf. O'dur egemen yeryüzünde. Şevki Dayf. s. Zevzeni.) Yine "Yedi Askı" şiirlerinden ve tümünün başında gelen ünlü İmri-ü'1-Kays'ın (ölm. Beyrut. ("e'd-Dinu'1-Hanefiyyeti") de sonradan "İslam" anlamını verirler.) Anlamı: Gecelediğimiz ve sabahladığımız her yerde ve her zaman. Gizli kalsın diye çaba göstermeyin.. çev." (Zevzeni. s... Eğani aynı yer. Kur'an'da Allah ve İnsan. Dr Toshihiko Izutsu. 302. "Allah'tan" gizlemeye çabalamayın. "Allah"ın sunileridirler (halkları). s. (Bkz. (Aşk yüzünden sende yerleşmiş) Şaşkınlığın.) Anlamı: Tüm insanlar.

) Bu dizilerdeki sözcüklerin ve deyimlerin çoğu. Şerhu Divani İmriü'l. Mısır. işlerim dürüst amaç doğrultusuna sokuldu. kimi orta davranır ("muk-tasıd"). İşle büyük lütuf budur.devemi. ayet: 9. "tarikat". "anahtar sözcük ve deyimler" olarak Kur'an'da da yer alır "Muktasıd". Anlamı: Orta-doğru yola yöneldim. "Yol azığı"nın en iyisi de "iyilik"tir. (Bkz. Onlardan kimi kendine yazık eder. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi-("hidayet"). aldatıp saptırma da vardır (dünyada). (Nahl Suresi. Yolun kimi yanlış. Yolun eğri olanı da ("cair") vardır. çekip çevirdi beni. Allah'a aittir.Anlamı: "El hamdü lillahi (Allah'a hamd olsun ki)".) Anlamı: (Diyanet'in) Sonra bu kitabı. kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırak-mışızdır. "hayr". s. (Diyanet'in) Yolun doğrusunu göstermek ("kasdu's-sebil"). kimi doğrudur. "hüda". 169. "kasdü's-sebil" ve en başta da "Allah". "cair". (Fatır Suresi. Sağduyum öğüt verdi.) İmriül-Kays'ın dört dizelik bir şiiri daha: . ayet: 32. önüne yokuş geldiği zaman iyice ağırlaşmış görüyorum. "hilm". "birr". Yolun doğrusunu gösterme de.Kays. istediğin şey doğrultusunda en büyük başarıyı verecek olan "Allah" ÜT. kimi de Allah'ın izniyle iyiliklere koşar.

s. İslam öncesinin "hutbe"lerinde. 1965. 600. 587 ?.165. Başa gelen gelir. ne de namaz kılmış" gibi olur. (Şerhu Divani lmriü'1-Kays. "Allah"lı siklerinden daha birçok örnek verilebilir. (Divanu Adiyy İbn Zeydi'l-lbadi. Ölüme atılmışların kanı olmaz. Gece.) Yine "Yedi Askı" şairlerinden Haris İbn Hıllize'nin (ölm.) İslam öncesi dönemden. 580) "askı"sındaki şiirlerinden: Anlamı: "Allah" in bildiği gibi" yapacağımızı yaptık onlara. gök. durağan. s. (Zevzeni. Oysa "Allah'ın Kitabıyla" (onu ileri sürerek) yükselemezsin sen.g. belleyin: Yaşayan ölür.) ünlü "hulbe"si: Anlamı: "Ey halk! Dinleyin. a. 188.k. orucunda niyazında olan bir rahibe bakmış olsa.Anlamı: Öyle bakışı vardı ki o genç kadının. yak. karanlık. s. yani "söz ustalığı"na örnek gösterilen seslenişlerde de "Allah" adına yer verildiğini görmekteyiz: Ünlü söz ustalarından Kus İbn Saide'nin (ölm. 604 ?) şiirlerinden: Anlamı "Allah'ın Kitabıyla ant verip" istekte bulunuyorsun. gündüz.) İslam öncesinin çok ünlü Hıristiyan şairi Adiyy İbn Zevdi'l-lbadi'nin (ölm. 147. lahkik: Muhammed Cebbar. rahip tutulu verir ona ve sevgisine kendini verir de bir gün bile "Allah için ne oruç tutmuş. O bakışla. burçları .

1964. yıldızlar parlar. 8-9) . şüphesiz: "-Allah'tır" derler. 115. dağlar birer çivi. (Bkz. ayet: 61. s. üzerinde bulunduğunuz dininizden daha sevgili bir din vardır 'Allah kalında.olan. atalar? Şükürle karşılanmayan iyilik nerede. "Onlar" denen kimseler de "Mekke müşrikleri (putataparlan)"dır. e't-Tarihu'l. Öyleyse niçin aldatılıp döndürülüyorlar? ('Ankebût. ırmaklar akağında akmakta. yer yayılıp döşenmiş. ne oldu? Yadırganmayan zülüm nerede. Taberi. şüphesiz: "-Allah'tır" derler. ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan. (Ankebût. 21.) B. Gökte haber. s. ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorarsan. "-Onlara sorarsan" denirken peygambere sesleniliyor. fakat bunu akletmezler.. tefsir. ne oldu? Kus gerçek ve içinde günah bulunmayan bir antla ant içer ki. insanlar gidiyorlar (ölüyorlar) ve dönmüyorlar. De ki: "Övülmek Allah içindir". güneşi. yoksa uyusunlar diye mi bırakılıyorlar? Ey güçlü topluluk! Nerde Semûd (toplumu). Öyle istedikleri için mi kalıyorlar.) And olsun ki onlara: "-Gökten su indirip onunla. denizler kabarır. yerde 'ibret' var.Ebedi. nerde Ad (toplumu)? Nerede babalar. ayet 63) Açıklama: Kolaylıkla anlaşılacağı ve Kur'an yorumlarında da belirtildiği gibi.' (Ali Muhammed Hasen. c.Eski Arapların İnançlarında "Allah": Anlamı: (Diyanet'in) Andolsun ki onlara: "-Gökleri ve yeri yaratan.

"Allah" tır derler.) (Diyanet'in) . (Lokman. Güvenenler. O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahud bana bir rahmet dilerse. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur" ama çoğu bilmezler. Allah'ı bırakıp da taptıklarınız." (Zümer Suresi.) Anlamı: (Diyanet'in) Ey Muhammed! And olsun ki. ayet 9. onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan. O'nun rahmetini önleyebilir mi?" De ki: "Allah bana yeter. ayet: 25. Güçlü olan. "-Allah'tır" derler. "Onları. (Zuhruf. ayet38) Anlamı: (Diyanet'in) Ey Muhammed! And olsun ki onlara: "-Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan. Allah bana bir zarar vermek isterse. onlara: "-Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan. O'na güvenir. her şeyi bilen yaratmıştır" derler. De ki: "Öyleyse bana bildirin.Anlamı: (Diyanet'in) And olsun ki.

. her şeyi Allah'ın yarattığını. "asıl kulluk. Doğrusu Allah. Allah şüphesiz." "Halis din"in anlamı. 16/64. Kurtubi diyor ki: "-Putataparlar. "Allah" inancı vardı. Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" derler.) Kısacası: "Allah"tan başkalarına tapınırlarken putataparların güttükleri tek amaç: "Allah'a yaklaşmak". Allah'ındır. Tefsiru Kurtubi. yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez.) Sunulan son ayette. tefsir 23/122. ayrılığa düştükleri şeylerde. yalnızca Allah'a özgüdür. sözü edilen putataparlarla. açıkça: "-Allah!" diye karşılık vermektelerdi. meydana getirdiğini kabul (ikrar) ediyorlardı. Putlara yapılan ibadet." Demek ki. onların ortak koşmalarından münezzeh ve Yüce'dir. Allah'ındır. Tanrı'dan başkalarının "şefaat"lerini sağlamaya çalışıyorlar: Anlamı: (Diyanet'in) Onlar. Bununla birlikte.) Açıklama: Yukardaki ayetlerle çok açık biçimde anlatılıyor ki: Putataparlara "her şeyi Yaratan"ın. ayet: 3. Allah'ı bırakıp başkasına tapıyorlardı. putataparların kendi karşılıkları yer alıyor: —"Onlara tapıyoruz ki bizi Allah'a yaklaştırsınlar"! Ayette uyarı da var: —"Dikkat edin! 'Halis din'. ibadet"tir. O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara (putlara) bizi. 'Allah'a yaklaştırma amacıyla da olsa. Allah'ı bırakarak. (Zümer Suresi. (Yunus Suresi. geçerli değildir. cahilliklerinden. "Allah'a yaklaştıracağına inandıkları" için. güneşi ayı YARATAN ve bunları belirli bir düzen içinde tutan. Bu amacı gerçekleştirmek için de tapınma yoluyla. beyinsizliklerinden. —"Gökleri yeri. yine de "puflara tapıyorlardı. her şeyi düzene koyanın "KİM" olduğu sorulduğunda. "Pufların." (Bkz. (Bkz. yürüten KİM?" —"ALLAH!" —"Gökten yağmur indirip yeryüzüne yaşam veren KİM?" —"ALLAH!" Yine onlara soruluyor: —"Putlara neden tapıyorsunuz? —"Allah'a yaklaştırsınlar diye. kendilerine fayda da zarar da vermeyen putlara taparlar: "-Bunlar (putlar). Yani "ibadet. Taberi. Ey Muhammed! De ki: "Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah. aralarında hüküm verecektir. Allah katında bizim şefaatçılan-mızdır" derler.Dikkat edin! Halis din.

Sonra. Toshihiko Izutsu. 'En Büyük Tanrı'ya 'en büyük put'u. tıpkı 'tılsımcılar' gibi yaklaştılar bu putlara. Razi 17/59-60. "Put". Tanrı'ya daha çok saygı anlamı taşıdığını sandılar: '-Tanrı'ya doğrudan ibadet etmekle uğraşmaya bizim yetkimiz yoktur. Dördüncü görüşe göre: Putataparlar. Biz önce bu putlara ibadet etmeye çalışırız. putlara tapınmanın. Tanrı'ya doğrudan kulluk etmeye. asıl Büyük Tanrı'ya kulluk ettiğine inandılar. söz konusu putlara. bitkilerin. aralarında hiç bir ayrılık yoktur. meleklerin de birer ışık (nur) olduklarına inandılar. o puta ibadet etmeye koyuldular. 'Tanrı'nın bir ışık. Razi.ayet: 18. O ruhu da belirli bir putla simgelediler. Güçlü. onların da kendilerine Tanrı katında şefaatçi olacaklarına inanırlar. putataparlarca "Allah"ın kabul edilmesini buna bağladıklarını yazıyor.) Açıklama: Fahruddin Razi'den: "-İnsanlardan kimi (kimi yorumcular) şöyle der: '-Bir tek. Üçüncü görüşe göre: Putataparlar. Onların mezarlarına saygı gösterirlerse." (Fan." savını nasıl ileri sürdükleri konusunda (yorumcular) tartıştılar: ve birçok görüş ileri sürdüler: Birinci görüşe göre: Putataparlar. uluların mezarlarına saygı göstermeye kendilerini vermekteler. Aklın doğası da. Puta ibadetteki amaçlarıysa o belirlenmiş olan RUH'a ibadettir." demelerinin de yorumuna girişiyor ve şöyle diyor: "-Bilesin ki kimi insanlara (yorumculara) göre: Kafirler (putataparlar). Çünkü göklerin ve yerin şaşılasılıklarını. özellikle de hayvanların şaşılasılıklarını. yıldızların doğduklarım ve battıklarım görünce. Putlar. birtakım 'tılsımlar' (gizli-gizemli şeyler) belirleyip koydular. uluların Tanrı katında kendilerine şefaatçi olacaklarını ileri sürdüler. yorumcuların. kimi yüksek ve şerefli cisimlere girmiş olabileceğini düşünüyorlardı. Dr. ulularının biçimlerinde yaptılar ve bu simgelere ibadete koyuldukları sürece. yıldızlara tapıyorlardı. İkinci görüşe göre: Putataparlar. Sonra da.'" (Razi. Sonra. Bunun. putataparların. Bu konuda. Güçlü. şöyle der: "-İslam'dan önceki Araplar arasında bulunan Allah kavramı. kesinlikle bir Tek. Altıncı görüşe göre: Belki de putataparlar 'Hululiyye' inancını taşıyorlardı. yalnızca yıldızların yetkili olduklarını ileri sürüyorlardı. O ruhun da.' dediler. Allah katındaki şefaatçilerimizdir. Tanrı'nın. insan vücudundaki şaşılasılıkları ve bütün bunlardaki şaşılası hikmet ve yararlan düşünen kimse. taptıkları pullan için: "-Bunlar. ('Tanrı'nın eşyaya girdiğine inanıyorlardı). Putlara ibadetteki amaçlan.) Ayrıca bkz. Tanrı'ya doğrudan tapınmaktan daha çok Tanrı'yı yücelttiğini. e't-Tefsiru'l-"Kebir. tüm hakların üzerinde birleştikleri bir bilgidir. mahiyet itibarıyla İslam'ın Allah kavramına . meleklere de öteki pullan diktiler. bu bilginin sağlamlığına tanıklık eder. o yıldızlara ibadeti yöneltmektir. onlara (birer simge olsun diye) belirli putlar diktiler ve onlara ibadete koyuldular. Putataparlarla "-Putlar. dünyanın her bölgesinden birine 'gökler alemi'nin ruhlarından bir ruh belirlediler. Tanrı katında bize şefaatçiler olarak yardım ederler. 26/282) Razi. Hikmetli. Hikmetli ve Merhametli bir Tanrı'nın varlığını kabul eder. Beşinci görüşe göre: Putataparlar. zamanımızda da benzeri vardır: Halkın çoğu. peygamberlerinin. söz konusu putlarını. Allah katında bizim birer şefaatçimizdir. O nedenle de. Merhametli bir Tanrı'nın varlığına ilişkin bilgi. bizim. peygamberlerinin.

(Nahl Suresi. ayet: 38. bazen böyle doğru bir Tanrı anlayışının kafirleri neden yeni gerçeği kabule sevketmediğine şaşar.şaşırtacak derece yakındır. Ayetlerimizi 'gaddar' (hattar) nankörlerden başkası inkar etmez. Kur'an. yukarıdaki ayetler ve özellikle de sonuncu ayet dolayısıyla konuya eğilirken putataparların da inançlarına. çev. O kadar yakındır ki. O'ndan başkasına tapılamayacağını bilmemeleri. " Yalnız Kur'an'ın onlardan yakındığı tek taraf. bu sonuca yarmamalarıdır. 96. ilahiyat yay. kimileri orta (doğru) yolu tutar.) (Ayetlerin açıklamalarında) görülüyor ki. Kur'an yorumcularına göre "putata parlar"dır. Doç. Sabûni.) Dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman. ayet: 32.. (Bkz. Allah'ı göklerin ve yerin yaratıcısı bildikten sonra. islam'dan önceki Arapların zihninde. 1975. aynı s. "geçici monoteizm (Tek-tanrıcılık)" diyor. Onları kurtarıp karaya çıkardığımızda da.) Anlamı: Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a ant içerler.) Açıklama: "Onlar"la anlatılmak istenen. (Bkz. Ne var ki insanların çoğu bunu bilmezler. Allah.). ona verilen söz gerçektir. Hayır. yalnız O'na ibadet edebileceğini. 'yağmuru indiren'. dini yalnızca Allah'a özgü kılarak yakarırlar Allah'a.) . 2/497. (Kur'an'da Allah ve insan. ayet 63. 'yeryüzünde bulunan her şeye hayat veren' varlık olarak bilinmektedir. 'dünyanın yaratıcısı'. yani "Allah"ı "Yaratıcı" olarak kabul edişlerine ve "O'na sığınışları"na. Ankara.. Aynı kitap. Dr. (Lokman Suresi.) Izutsu. s. (. Kur'an bunu şu cümlelerle ifade eder: 'O halde nasıl (doğrudan) döndürüyorlar' (Ankebût. Safvetu't-Tefasir. Süleyman Ateş.

(Fatır." Onların. ancak Allah katındadır. sadece nefretlerini artırdı. Fakat kendilerine uyarıcının.) Bütün bu ayetler ve daha başka ayetler. ama putataparların. bütün güçleriyle "Allah'a yemin' etmişlerdi. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer? (Nahl Suresi. mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlıyor musunuz? (En'am Suresi. ." dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. and olsun ki. "Allah'a yaklaşmalarını sağlasınlar" diye taptıklarını yansıtıyor. neye tapıyorlarsa "Allah katında kendilerine yardımcı olsunlar" diye. ayet: 35. O'nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık. İslam öncesinin putatapar Arap toplumuna da bir "Allah" inancı bulunduğunu. ayet 109. ayet 42) Anlamı: (Diyanet'in) Allah'a eş koşanlar: "Allah dileseydi. Ve tutumları kınanıyor. De ki: "Mucizeler. ayrıca hadislerden bir çoğu.) (Diyanet'in) Kendilerine bir uyarıcı gelince. O'ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı.Anlamı: (Diyanet'in) Kendilerine bir mucize gösterilirse mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle "Allah'a yemin" ederler. ümmetlerin içinde en doğru yoldan gidenlerden biri olacaklarına.

biz de onların izlerinden gitmekteyiz" derler. "-Eğer Rahman dilemiş olsaydı. "doğrusu biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. (Zuhruf Suresi. biz bunlara kulluk etmezdik!" derler. Yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir. Rahman olan Allah'ın kullan olan melekleri de dişi saydılar.Anlamı: (Diyanet'in) Onlar. Yoksa onlara daha önce bir kitap verdik de ona mı bel-bağlıyorlar? Hayır.) . Buna dair bir bilgileri yoktur. ayet: 19-22. Onlar sadece vehimde bulunuyorlar.

("Batın") İslam öncesi Arap putataparların dil ve inançlarında "Allah" adı ve inancı bulunduğu gibi Allah'ın niteliklerinden biri ve çok önemli olan "Rahman" adı ve inancının bulunduğunu dile getiren ayetler de var. kendisini tanımayanlara. ayet ve hadislerde de. her şeyden öncedir. ayette anlatılanların oluşturduğu konuyu nitelemesi şöyle: "Ürpertici. Kur'an yorumcuları. "Zahir (Dışta Açık)" nedir. bir de "Allah'ın ad ve sıfatlan" üzerinde durulagelmiştir: A. ayet ve hadislerdeki anlatımların çerçevesini çok aştığı ve bambaşka boyutlara ulaştığı görülür. hem "SONUNCU" oluyor? -Nasıl oluyor da hem "Açık" hem "Gizli" oluyor? Derin derin düşünüyor yorumcular. her şeyi bilir. her şeyi "Bilen"dir. (Hadid Suresi. Ve O. sözünün tam karşılığı değil. "ilah". kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı Son'dur. Fahruddin Razi'nin bu ayetin yorumu nedeniyle. Konu olarak ele alındığında."İlk"tir o. bu ayetin çevirisi. ayet 3. Kısacası. yorumlu bir çeviri. "Rabb".. "İçte-Gizli"dir. ("Evvel") . varlığı aşikardır." Oysa buradaki sözlerden birçoğunun.. Ve çeşitli açılardan yorumlara girişiyorlar. "Allah'tan. . derin bir konu". Kaldı ki. varlığının. "Dışta-Açık"tır. Şöyle: "-O. KUR'AN VE HADİSLERDE "ALLAH" "Allah". "Gizli"dir. -Nasıl oluyor da Tanrı. bu arada nitelikleri anlatılır. "Allah'ın Zat'ı" yani "Ken-di"si üzerinde de genişçe durulup tartışmalara yer verilir. "Âhir (Sonuncu)" nedir. "Batın (içte Gizli)" nedir. birliğinin anlatıldığını görmekteyiz.IV. Kur'an'da bile yüzlerce kez geçer. "ALLAH" Kur'an'da "Kendi"ni Nasıl Anlatıyor. buyruklarına karşı çıkanlara ne cezalar verdiği ve vereceği. islam (tüm öteki "semavi" dinlerde olduğu gibi) en başta gelen konulardandır. en önemli olan "O'dur". "Sonuncu"dur. Kimi zaman tartışmaların."Dışta-Açık"tır. gerçek mahiyeti insan için gizlidir."ALLAH"ın "Kendi"si ("Zat"ı): Genellikle "Allah"ın neler yaptığı. "felsefe"sinde ise. yani "Kendi"si. "kelam"cılar (Tanrıbilimciler) ve "tasavvuf'çular (gizemciler) bu ayette ne anlatıldığı üzerinde dururken "Evvel (İlk)" nedir. Bununla birlikte. 1. ne demektir. ("Ahir") . ayette karşılığı yoktur. O."Sonuncu"dur.) Açıklama: Diyanet'in resmi çevirisinde. hem "İLK". bir "Allah'ın Zatı". Ìslam "kelam"ında. ("Zahir") . çetin. "Rahman". hangi nimetleri sergilediği. Kur'an ve hadislerde daha çok anlatılan budur. dolaylı yada doğrudan "Allah"ın "Kendi"sinin. Bir örnek: Anlamı: "İlk"tir O. hoşnutluğunu kazananlara ne ödüller verdiği ve vereceği. denerek de ve daha başka nitelikleriyle de söz edilir."lçte-Kapalı"dır. .

yorumunu dayandırdığı hadisi de aktarıyor.) Taberi'nin yorumu: "Evvel'dir (İlk).' (Kasas. Ve her şey yok olup gittikten sonra da O kalacaktır.. Ancak. Nitekim övgüsü yüce olan Tanrı: '-Her şey yok olup gidicidir. Yani: Her şeyin en içinde. ayet: 88. Kendisi) kalıcıdır. yalnızca O'nun yüzü (Zatı. F. Razi 29/213. Batın'dır. Hak Dini Kur'an Dili. (içte Gizli). çünkü her şeyden sonra da kalıcıdır. s.bir bir ele alıp uygun gördükleri açılardan yoğun bir yorum çabasına girişiyorlar. Yani kendinin dışındaki her şeyin üzerindedir. 27. Tirmizi (3298 no." (Camiu'l-Beyan Fi Tefsiri'l-Kur'an. Elmalılı. kendinden başka hiçbir şey yokken O vardı.) diyor. Âhir'dir (Sonuncu). Varlığını apaçık ortaya koyan kanıtlar nedeniyle ACIK'tır. Celaleyn 2/208. Kur'an yorumcularının çoğunun yorumu şöyledir: "-Allah İLK'tir." (Bkz.) Taberi. (Bkz. Zahir'dir (Dışta-Açık). c. Nitekim: '-Biz ona (insana) şahdamarından daha yakınız. 124.) yer veriyor. Yani: Sonsuza dek her şeyden sonra kalabilen en sonun-cu'dur? Çünkü.) diyor. 7/4730-4731. 2.lu hadis) ve Ahmed İbn Hanbel de (c. çünkü her şeyden öncedir. s. en yakınında O vardır. Yani: Sınırsız olarak her şeyden ÖNCE'dir. SONUNCU'dur.) Bu hadise. Duyularla algılanamadığı. Hadis şöyle: .' (Kaf. Sabûni 3/320. ayet: 16. Bu bizim yorumumuza uygun olarak Peygamberden 'haber' (hadis) ak-tanlagelmiştir. Razi'nin de belirttiği gibi. görülemediği için de GlZLl'dir. Aynı yer. Yüce'dir. 1329.. 370. her şeyin üstündedir O'ndan daha yüce yoktur. Öyleyse O'ndan daha yakın olan yoktur.

ayet: 32. Korunmuş bir tavandır. Hicr. ayet: 5. birinci kat göktür ("reki"). -Bu. ayet: 17) Dökülmesi önlenip tutulmuş dalga dalga sular (yağmur sulan orada depo edilmiş). Tanrı. -Bu bulut. bu yerin "zaviye"leri (?). Sizinle onun arasında bulunan uzaklık nedir biliyor musunuz? .Peygamberin arkadaşlarından Ebu Hüreyre'den aktarılan bu hadiste anlatıldığına göre: Bir gün. Tur. kendisine şükretmeyen. Üstünüzde olan (kubbe) nedir. Sonra Peygamberle arkadaşları arasında şu konuşmalar geçer: -Bu (bulut) nedir biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. (Bkz. biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. bir BULUT görünür. Peygamber arkadaşlarıyla birlikte otururken. dua etmeyen bir topluma gönderiyor. Enbiya.

Arş'la (Son) gök arasında bulunan uzaklık iki gök arasındaki uzaklıktır. ayet: 12. aralarında bulunan uzaklık. bir iple sarkıtabilmiş olsanız. "Evvel" ve "Âhir"in anlamı da. Yedi kat yer için bkz. söz konusu ayetteki "Zahir" ve "Batın" yorumlanırken Tanrı'nın "bilgisi"siylc "Zahir" ve yine "bilgi"siyle "Batın" olduğu belirtiliyor. 500 yıllıktır. adam. "dış"ını da. O'nun "Yüz"ü ("Zat"ı = Kendi'si) dışında. Onun altında ne vardır bilir misiniz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. 'Zat'ıyla (yani Kendi'si) 'Batın'-dır (duyularla algılanamaz. 'nitelik'leriyle 'Zahir'dir. 6. -Onun (birinci kat göğün) üstünde iki gök vardır ki. s. birinci kat gökle yer arasındaki uzaklık kadardır (500 yıllık). 500 yıllık (ancak beş yüz yılda varılabilir) bir uzaklıktır. başlangıçta da. (Bkz. bir adamı en aşağı kattaki yere. -Bir başka yer vardır. 57. İki yerin arasında bulunan uzaklık 500 yıllıktır. -Sizinle onun arasındaki uzaklık. Yani ayetle anlatılmak istenenin bu olduğunu anlatır. "en içte" de Tanrı'nın bulunduğu anlatılmak isteniyor. her şeyin. Buhari'de de. gözle görülemez. Tanrı olarak yalnızca O vardır. "Zahir" ve "Batın" m anlamı bu. Peygamber en son şunu söyler: -"Peygamberin yaşamı elinde olan Tanrı'ya ant içerek söylerim ki.) ..) Her iki kal yerin arasında 500 yıllık bir uzaklık vardır. -Yerdir altınızdaki. c. Yani Tanrı'nın "bilgi"si..-Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. -Bunların üstende Arş vardır. O'na döndürüleceksiniz. Her şey yok olucudur.): Anlamı: Allah'la birlikte başka Tanrı'yı ("Tanrı" diye) çağırma. Böyle denebilir. O'nundur. Buna göre. "en yukarda" da. (Peygamber bu arada da yedi kal yeri bir bir sayar. Allah'ın üzerine düşer (le habete ale'llah)!" Peygamber daha sonra Hadid Suresinin yukarıda sunulan ayetini okur.) Benimsenen yorumlardan biri de şöyle: "Tanrı. (Peygamber bu arada yedi kat göğü bir bir sayar. (500 yıllık). ayet: 88. sonunda da Tanrı'yı bulursunuz" sözüyle demek istenene uygun bir anlam sözkonu-su. "iç"ini de kaplamıştır. Talak. Bu göklerin üstünde ne vardır biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. Tefsir / 57. Hüküm. (Kasas Suresi. "Nereden başlayıp nereye giderseniz gidin. Allınızda ne vardır.) Yedi kat gökten her iki kat göğün arasındaki uzaklık. biliyor musunuz? Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. Buhari. Onun yukarısında ne var biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir.

İbnü'l-Cevzi. Taberi. Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı. 1985.. Doğurmamıştır ve Doğmamıştır. Razi. -ÖNCESİZ'dir. Ve O'na hiçbir şey denk değildir. Nüzhetü'l-A'yün'in-Nevazır Fi Ilmi'l-Vücuh Ve'n-Nez-air. -SONRASIZ'dır ("Baki"). Yani bu ayetteki "vech"in de "ZAT" anlamına geldiğini anlatıyor. 1200) Kur'an yorumcularının Kur'an'da geçen "vech" sözcüğünün. (İhlas Suresinin tümü.) Anlamı: De ki: "O Allah BİR TEK'tir.) Hadid ve Kasas surelerinden sunulan ayetlerle bu ayetlerden şu sonuçlar çıkartabilmekte: "Allah": -VAR'dır ("Vacibu'l-Vücûd" = Varlığı kesin gerekli. (El Müfredat. 617-618. Sabûni.Açıklama: Ayette. Beyrut.) Demek ki bu yoruma göre. O'dur. yukarıdaki ayet de yer alıyor.) Açıklama: Bu surede yer alan "Samed"e Ragıb'ın "el Müfredat"ında şu anlam veriliyor: "Işde-yetkide kendisine başvurulan efendi. Ayrıca "Tanrı'lıkla BİR TEK" olduğu da anlatılmaktadır. "Zat" diye yorumlarlar. ayetlerde 6 anlama geldiğini yazdıklarını yazıyor ve örnekleriyle sıralarken "vech"in bir anlamının da "ZAT"olduğunu belirtiyor. Arş'ın Rabbi olan Allah. ayet: 22. tahkik: Muhammed Abdu'l-Kerim. 20/82. "Hakikat". "Hiçbir zaman yok olmayacak olan.) Abdurrahman İbnü'l-Cevzi (ölm. ("Kadim"). başkan ("sey-yid")". Allah 'Samed'dir. 422. F. s.. (Bkz. Tanrı'nın "cisim" olduğunu ileri süren ve "Mücessime" diye adlandırılan kesimin dışında kalan müslüman yorumcular. ayet: 26-27. buradaki "vech"i. "Tanrı'nın Kendisi"dir. s. İslam'da. Örnek verdiği ayetler arasında. Tanrı'nın "KENDİSİ"dir.-"yüz" anlamına gelen "vech" geçiyor. Yüceliği ve "ikram"ı olan Tanrı'nın. Yalnızca senin Tanrı'nın "yüz"ü (Zat'ı) kalır. (Rahman Suresi. tefsir.). (Enbiya Suresi. "Samed" maddesi. 2/449. "Vücûduhu li zatihi = Varlığı Kendinden. ikisi de bozulurdu. söz konusu olan.) . Yani söz konusu olan." Şu ayetler de yukarıdaki ayetin anlattığını dile getirir: Anlamı: Onun üzerinde (dünyada) ne varsa hepsi gelip-geçicidir. (Bkz. 25/24. onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.

Taberi." Bu da kimine göre. O.Razi. Kısacası İhlas Suresinin "Allah"ın..) Buhari: "Araplar. en temel konularından biridir. ileri gelenlerine 'SAMED' derler" diyor. tefsir. "vazgeçilmez" olduğu. "Samed" asıl anlamı ile "efendilik". ay.Taberi.) Yorumcularca genellikle benimsenen anlamı şu: "Herkesin her ihtiyacında kendisine başvurduğu.) Açıklama: Bu ayette anlatılan ("O'nun hiç benzeri yoktur. "yemez-içmez". E's-Sahih. F." -"Herkesin muhtaç olup başvurduğu ve kimseye başvurmaya ihtiyacı olmayan." -"Yok olmayan.. 32/181-182. 30/223. "Samed"e başka anlamlar verenlerin bulunduğu da görülmekle: "Asıl amaçlanan"." Herkes. kimine göre "sert kaya gibi" anlamındadır. göklerin ve yerin NUR'udur": . "Bir Tek" olduğu. aynı yer. "dilediğini yapan". 95.O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. "en üstün" anlamındadır. "Allah'ın ne olmadığı"nın yansıtıldığı "sıfat"ların ("e's-sıfatu's. yani yücelikte. Taberi. -"Doğurmayan. tefsir. islam "KELÂM"ının en çok üzerinde durduğu. -"Allah. F. "başkanlık". e's-Sahih. 30/222-223. Anlamı: (Diyanet'in) . gibi. "elde edilmek istenenler alanında kendisine başvurulan. hiçbir şey O'na benzemez")." ("Samed"in bütün bu anlamlan için bkz. selbiyye"nin) ana kaynağıdır. "yargısı bozulmayan". her konuda Tanrı'ya başvurmak zorunda bulunduğu için "Samed'dir O". (Bkz. aynı yer. 11. 6. (Bkz. işiten'dir.. "doğan-doğuran" türden olmadığı ve "benzersiz" olduğu anlatılıyor.) Fahruddin Razi'de. (Bkz. c..) "Samed"e şu anlamlar da verilmekte: -"Ecvef (içi boş) olmayan. s. doğmayan. "hükümdarlık" demek olan "seyyid"likte. (Şûra. İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu birçok kimsenin bu yorumu paylaştığını aktarır. Gören'dir. Buhari. korkunçluklar karşısında da kendisine sığınılan".Razi. İbn Abbas'ın ve ötekilerin belirttiklerine göre. Tefsiru'l-Kur'an / 112.

Cam ise. (Bkz. (Nur Suresi. Müsafirin: 199. Allah. s. göklerin ve yerin nurudur. s. Nur.5. Ateş değmese bile. Ahmed İbn Hanbel 5/157. l. hadis no: 178. Müslim. ne yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır.. üstünde nurdur. Teheccüd: l Deavût: 9. O ışık bir cam içindedir. Bu hadis. sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. iman /291. O. Bu. dilediğini nuruna kavuşturur. neredeyse yağın kendisi aydınlatacak. Tirmizi. c. hadis no: 3282. 175. Müslim. Buhari.24. c.) "Nur" nedir? Ragıb'ın "el Müfredat"ında önce şu tanım var: . Tefsir/54. bu anlamdaki seslenişle başlıyor.) Bir hadise göre. nasıl görebilirim?! (Bkz. Ebu Zerr ile Peygamber arasında şöyle bir konuşma geçer: -Ey Tanrı elçisi! Tanrı'nı (Rabbeke) gördün mü? Başka biçimine göre Ebu Zerr'e Peygamber şu karşılığı vermekte: -O bir NUR'du. Allah insanlara misaller verir. 396. "-Hamd sanadır ya Allah! Sen. göklerin ve yerin NUR'usun!" Bir hadis.35.) -Bir NUR gördüm. Tevhid: 8. ayet: 35. (Müslim. c. her şeyi bilir. 171. 161.) Açıklama: Allah'a "Nur" Denebilir mi? Yukarıdaki ayette ve hadislerde "Allah"a. s. 161. "Kütübü Sitte"den öbür kitaplarda da yer alır. "Nur" dendiği açıkça görülmekte.Anlamı: (Diyanet'in) Allah. ne yalnız doğuda. 1. iman/292. O'nun nuru içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer.

Tanrı'nın "99 adı" arasında da yer alıyor. (Bkz. Âhiretteki nur. Kur'an yorumcularınca genellikle benimsenen görüş şöyledir Tanrı'ya "Nur" dendiğinde. yani "ışık". 1/122. özeti şöyle: Bilinen. Taberi. Taberi. Razi. Allah. "Allah. "O'nun Nuru"dur. (Bkz. s. "Allah. "Nur". burada söz konusu olan "Allah'ın " Kendisi (yani Zatı)" değil. Tevbe/32. Ve sonra üzerlerine NUR'unu saldı. (Bkz. Furkan: 61. iman/18. 26. Dünyadaki de iki türlü. Bakara: 257) -Hidayet (Bkz. F.) -Gündüzün aydınlığı. Nüzhetü'l-A'yün. Razi. İbn Abbas'tan ve Enes İbn Malik'ten aktarmakta. 1/122. Razi 23/223. göklerin ve yerin Ziyası'dır (ışığı)" biçiminde yorumlayanlar da var. "Nur" denebilir mi? "Ehl-i Sünnet" Tanrıbilimcilerine ve yorumcularına göre: "-Hayır!" Razi. c. Bubu'n-Nûr. "nur"udur. Nur: 35. "Ad") Öyleyse. bu görüşü. "Nur" maddesi."Gözlerin görebildiği biçimde yayılan IŞIK ("e'd. "O'nun Nuru" anlamına gelen bir deyim de var. Cevzi. 23/223 ve öt. "cisim"de.) Kimilerine göreyse. bu yorumculara göre Kur'an ve hadislerde "Allah" için söylenen "Nur". Bu nurdan kime ulaştıysa o kimse doğru yolu buldu.197. göklerin ve yerin Nuru'dur" diye 'başlayan ayette. Taberi. Hadid: 12.Saf/8) -İman. İbnü'l-Cevzi. Bilinen. ayette. "yol göstericidir ("el Hadi").) -Açıklama.) Ne var ki yukarıda da belirtildiği gibi ayet ve hadislerde "Allah"a "Nur" dendiği görülüyor. Bu nur kimden saptıysa o kimse sapıklığa düştü. (Bkz. iç gözle görülebilen (manevi) nur.) Kuşkusuz. tefsirinde. bilinen anlamıyla Tanrı'ya neden "Nur" denemeyeceğini uzun uzun anlatır. Allah'ın bilgisiyle çerçeveli bir evrende kalemin mürekkebi kurumuştur artık (yazgı bilmiştir). "nur" sözcüğüne. aynı kitap aynı yer. bu "Nur" un anlamı.) Ibnü'l-Cevzi'nin aktardığı tamum da şöyle: "-Nur: Gözlerdeki ışıkların alıp görme duyusuna ilettiği ve kaynaklarına göre değişen parlak ışık. 599. göklerin ve . (Bkz. "Allah. Tanrı'nın "Kendisi" ("Zat"ı) değil.) -Sırat köprüsünde inanırların saçtıkları aydınlık. (Bkz. (Bkz. (Bkz. (Bkz. Razi diyor ki. 2/176. "aydınlık" anlamıyla "nur". Tirmizi'nin ve Ahmet İbn Hanbel'in de yer verdikleri şöyle bir hadis var: "-Allah. "Allah. Zümer: 69. (Bkz.) Bununla birlikte. (Tirmizi.) -Ayın aydınlığı. Sonra şöyle ayrımı yapılıyor Dünyadaki nur.dav").) (Bkz. s. yukarıda görülen anlamlar. A'raf: 157.) -Ve Adalet (Bkz. bilinen anlamından başka bir anlam taşıyor olmalıdır.. cisimdeki bir "durum"da olamayacağı için bu anlamda "nur" olarak düşünülemez.) Bu hadisi. Maide: 44. 5. yani "ışık" anlamıyla "Allah"a. hadis no: 2642. yerine göre yorumlarla verilen anlamlardır.) -Peygamber.(Bkz. (Bkz. Ahmed İbn Hanbel. yaratıkları karanlıkta yarattı (haleke halkehu fi zulmetin). aynı yer. F. kafadaki gözle görülen nur. (En'am: 1. yukarıda sunulan ayetteki "nur" nedeniyle Fahruddin Razi'de aktarıyor. göklerin ve yerin Nuru'dur" anlamındaki Kur'an açıklamasını ele alırken. F. (Bkz. Onun için diyorum ki.) Fahruddin Razi de "Güneş ve aydan gelen ışınlara NUR dendiğini" ve nurun sözlük anlamının bu olduğunu yazıyor. yorumcular içinde. Ibnü'l-Cevzi'nin aktarmasına göre. tefsir 18/105. ya "cisim"dir ya da cisimdeki bir "durum"dur.) Ibnü'l-Cevzi'de "NUR"un Kur'an yorumcularına göre şu on anlama geldiği anlatılır: -İslam. (Bkz.) -Kur'an.) Demek ki anlatılan. El Müfredat." (Cemaluddin Abdurrahman ibnü'l. Maide: 65.

) "Allah'ı yeterince değerlendiremeyen. "Kayyûm" (Vasıti'ye göre Süryanca'da "uyumaz" demek).) Anlamı: (Diyanet'in) Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler.. ayet: 74. söz konusu olanın. 13/72. Yüce'dir. Anlamı: Allah." anlamını vermekteler genellikle. yapacaklarını da) bilir.." denmesi. nuru. Diri. bilemediler..) . O." -"Allah'ı yeterince niteleyemediler. Kendisini uyuklama da uyku da tutmayandır. Tanrı'nın Kendi-si'nin NUR olduğu anlatılmıyor. kendisinden başka Tanrı olmayan. nurunun olduğunu açıkça gösteriyor. yeterince tanımayan. O'nun izni olmadan O'nun katında şefaat edebilecek kim olabilir? Onların öndekileri de. (Bakara Suresi ayet: 255. yeterince takdir edemediler. tefsir." (Bkz. burada. Hacc Suresi.) Ayrıca bkz. Razi. "Allah'ı yeterince yüceltemediler.. (Bkz.. 7/176-177. Taberi.. dilediğinin dışında hiçbir şeyi kuşatamazlar (kavrayamazlar). Zümer Suresi." -"Allah'ı yeterince tanıyamadılar. artlarındakini de (yapmakta olduklarını da. F. bilemeyenler" kimlerdir? Kimine göre: -Yahudilerdir." Yorumcular. (En'am Suresi. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Kimine göre de burada anlatılmak istenenler: -Putataparlardır. ayet: 67. O'nun Kürsi'si." (Bkz. Şu anlamlan verenler de var: "Allah'a yeterince inanamadılar. ayet: 91. 23/223.) Açıklama: "-Allah'ı. Razi. gökleri ve yeri içine alacak genişliktedir. Bilgisinden.yerin Nuru'dur" dendikten hemen sonra "-O'nun.. Büyük'tür. F. Tanrı'nın Ken-disi'nin değil.. "Nur".

Peygamber Allah'ın Kendisini Nasıl Anlatıyor: -Allah'ın "kendisi" görülebilir mi? Hadislerde. 265 hadis no: 3074. ayet: 28. Peygamberin Ebu Zerr'e verdiği karşılık şöyle: . ayetinde. "Allah"ın "hiç görülemeyen" değil. Anlamı "Kendisi". (Âli İmran Suresi.30. bir küçük parmak kadar görününce ("tecelli" edince). "Kendisiyle"dir. Rabb (Tanrı) ile Musa Peygamber arasında şöyle bir konuşma geçtiği anlatılır: -Tanrım! Kendini bana göster de sana bakayım! -Beni hiç göremezsin. Taberi.5. (miracı dolayısıyla) sorulur: -Tanrı'nı gördün mü? Soran: Peygamberin arkadaşlarından Ebu Zerr.) Açıklama: "Nefsehû" yer alıyor. -Tanrı dağa görününce parmağıyla işaret etmiş.. dağ yerlebir olmuştu. dağa görünen Tanrı'nın kendisi (Zatı) değil. Ayrıca bkz. Daha önce de (yukarıya bkz.Anlamı: (Diyanet'in) Allah sizi. bir aktarmaya göre Peygamber Ebu Zerr'e şu karşılığı vermiştir: -O (Allah) bir NUR'dur. Allah'ı Bu Dünyada Görmek: A'raf Suresinin 143. tefsir c. O sırada Musa Peygamber de baygın (ölü gibi) düşüverdi.) Kimi yorumcuya göre de. "nur"uydu İslam Peygamberine.) sunulduğu gibi. "Musa'nın Rabb'ı" dağa "tecelli" edince (Kendini gösterince). Ama (şu) dağa bak. "görülebilen" bir varlık olduğu açıklanır. dağı yerle bir etti. dağı yerle bir etmişti. Nasıl olmuştu da böyle olmuştu? Taberi'nin yer verdiği hadislere göre: -Tanrı dağa.. "Nefs". nasıl görmüş olabilirim? Bir başka aktarmaya göreyse. s. Tirmizi. yorumcular arasında tanışılır. Kendisiyle korkutur. burada "Kendi" ("Zat") anlamındadır. 9/37. 'Tanrı'nın KENDiSi" 2. Ancak. bu "görülme"nin nasıl bir görülme olduğu. tefsir. (Bkz. eğer o yerinde kalırsa sen de beni görürsün! Yine ayette anlatılır ki.

4/11. daha ayrıntılı anlatımlar da yer alıyor: Peygamberle bir arkadaşı (Ebu Rezin) arasında şöyle bir konuşma geçmekte: -Ey Tanrı Elçisi! Yaratıklarını yaratmadan önce Rabb'imiz (Allah) neredeydi (nasıl bir durumda bulunuyordu)? -Buluttaydı ("fi amain"). bu dünyada "görülebilir" olduğunu vs kendisinin de (Miraçta) O'nun kendisini gördüğünü anlattığı sonucu çıkarılabilir mi? Tartışmalıdır. Yani Peygamber anlatıyor. Yine de konu. iman/302. "Isra-Mirac". 5. Ebu Davud.) Allah konusunda yanlış söz söyleyen bir Arap köylüsüne. Arş'ı da. Tevhid/ 24. Tefsir/12.) İslam Peygamberi anlatıyor: -"Allah Arş'ının üstünde.292. ayet: 7. Allah. Tanrı'msın. Peygamberin: "-Vah sana! Allah'ın ne olduğunu bilir misin sen?" dedikten sonra Allah konusunda bilgi verirken yukarıdaki bilgiyi de verdiği yansıtılıyor hadiste. Mukaddime/13. Buhari.12. O'nu (kendisini) açık-seçik göreceklerdir. Altında ve üstündeyse HAVA bulunuyordu. Buhari." (Bkz. (Bkz. Kur'an da da (Bkz." (Bkz. hadis no: 182 ("bulut" demek olan "ama" ve hadisin yorumu için aynı sayfada alttaki nota bkz.. Kelb Kabilesi'nin koyunlarının tüylerinin . (Bkz. Buhari.. Bu anlatılanlardan. Cennettekiler. ("ARŞ"=Taht saray. iman/296. Tirmizi. Tirmizi. İbn Mace. Hadislerde. ARŞ'ının SU üzerinde olduğu". Kitabu's-Sünne. bir hadistir. s. 2/275.) anlatılmakta. "Allah"m. Orada hiçbir yaratık yoktu. 4729 ve 4730 no.. Bkz. Ebu Davud. Hûd Suresi. Allah'ı öbür Dünyada Görmek: "Sağlam (sahih)" hadislerde de belirtildiğine göre. Mukaddime / 32. Tefsir / 55-1. "Arş". Bed'ü'1-halk /l) "Allah"ın "gökleri ve yeri (altı günde) yarattığında. Müslim. Evren Yaratılmadan önce Allah ve Arş'ı: -"Hiçbir şey yokken Allah vardı ve ARŞ'ı (tahtı) SU üzerindeydi": Bu. Tefsir/4-8. yorumcular arasında tartışmalı. "Allah" ın "Dünya Göğü" ne (Birinci Kat Göğe) inmesi: Şaban Ayının Onbeşinde: -"Şaban ayının onbeşinin gecesinde Allah. Cennet / 3. hadis no: 4726. seçik görülürse ve ayın ondördünde AY nasıl kuşku götürmeyen bir açıklıkla görülüyorsa Allah'ın da öyle açık ve seçik olarak görüleceğini" anlatmakta arkadaşlarına. Ahirette..2. c. s.) Konuya ilişkin ayrıca bkz.l. Ahmed İbn Hanbel. O'nun ARŞ'ı da SU üzerindeydi. c. 293. (Bkz. Tirmizi. Bir başka hadis için bkz. sağlam kabul edilen hadislerin açık anlatımlarına göre: Peygamber.-Bir NUR (olarak) gördüm. dünya göğüne iner. "görülebilen" bir varlık olduğunu anlatıyor.297. Mukaddime / 13. Ahmet -İbn Hanbel. Arş'ın üzerine yükseldin. öğleyin GÜNEŞ nasıl açık. kendisini gösterecektir. s. 97. s. Müslim. 288. göklerin üstündedir. hadis no: 291.. Darimi. Allah'ın Kendisinin.lu hadis. Konu için ayrıca bkz.. Cennet/15. ibn Mace. Müslim. hadis no: 3109. Peygamberin. 65... "Cennet" Demek ki. 95. Ahmet İbn Hanbel. 4/411.) -Bu hadis için bkz.) Bu hadiste Davud Peygamberin de Tanrı'ya şöyle seslendiği anlatılır: -"Subhan'sın Sen ey Allah.) Peygamber "bulutsuz bir havada. Peygamber bunu çok açık olarak anlatmaktadır. c. 5.

Tevhid/19..26.) Allah' in Gökleri Elinde Tutması: Hacc Suresinin 65. 5. Tefsir/39-2. s. gecenin son üçte biri kaldığında dünya göğüne iner." (Bkz. bağışlayayım. yine Müslim'de." (Buhari. Salatu'l-Müsafirin/168-172. Tanyeri ağarana dek.116. "Gök" Allah'ın "gökler"le "yer"i nasıl tuttuğuna ilişkin ayrıntılı bilgi. Bkz. Peygamberin arkadaşlarından Abdullah ibn Mes'ud aktarmakta. c. Ancak. gökleri bir parmağıyla. Müslim... "Dua eden yok mu duasını kabul edeyim? Benden isteyen yok mu istediğini vereyim? Benden bağışlanmasını isteyen yok mu bağışlayayım? Diye seslenir. ne de Peygamber anlatıyor. Dünya Göğüne Her Gece iner: Peygamber şöyle de açıklar: -"Tanrımız. Tirmizi. Savm/39.) Tanrı'nın "dünya göğüne inmesi"nin anlamı nedir? Hattabi diyor ki: "Selef uleması (eski din bilirleri) ve fıkıh imamları bu tür açıklamaların sözlerinin olduğu gibi alınıp benimsenmesi.l. -"Ey Ebe'l. c. yeri ve öteki yaratıkları parmağıyla tutmasından sözedilirken zamanı belirtmiyor.. Ikametü's-Salat/191. 444..' diye seslenir..3. s. İbn Mace. Mea-limu's-Sünne. (Bkz." (Bkz. c. tevil yoluna gidilmemesi gerektiği görüşündedirler. Yani Peygamber. hadis no: 1389. Allah'ın "yok olmasınlar diye GÖKLERLE YERİ TUTTUĞU" anlatılıyor.lu hadisin notu. hadis no: 739. Kitabu Sıfati'l-Münafıkın/21 c." Olayı. 2147. "GÖK"ler ve "YER": Kitap ehlinden bir adam bir yahudi din biliri. Peygamberin gülüşünün. Azı dişleri belirinceye dek gülmüştü Peygamber. Müslim. Allah'ın. Allah'ın gökleri. Allah (Kıyamet günü) evreni parmaklarında şöyle tutacak: . Allah. Sünenü Ebi Davud'un hamişi. s. ya-hudinin sözlerini onaylar nitelikte olduğu da açıklanıyor. hadis no: 2786. Kasım (Peygamber)! Allah. Abdullah der ki: "-Peygamberin güldüğünü gördüm anlatılanlardan dolayı. yahudinin yukarıda sunulan anlamdaki sözlerini dinledikten sonra: "-Doğrudur!" deyip onaylamış oluyordu. ayetinde. hadis no: 758. Müslim. Kitabu Sıfati'l-Münûfıkin / 19." (Bkz..) Allah. hadis no: 4733. Buhari'de ve öteki hadis kitaplarında yer alan bir başka biçimde zaman belirtiliyor Kıyamet günü.. 4733 no.lu hadis.sayısından bile çok sayıda kimseyi bağışlar. Bilgilerinin bu tür açıklamaları kavramakta yetersiz olduğunu biliyorlar da ondan. Teheccüd/14. s.. Buhari. rızık isteyen yok mu rızık vereyim. İbn Mace. öteki yaratıkları da bir parmağıyla tutar ve Melik (hükümdar) Benim! der. Gökleri ve Yeri Parmaklarıyla Tutacak" : "Allah"ın "parmak"lan. 1.) Hadisin Tirmizi'de yer alan biçimine de. Tefsir / 41. hasta olan yok mu. yerleri (yedi kat yeri) bir parmağıyla.) Hadisin yukarıdaki biçiminde. İkametü's-Salat. (Bkz. 5. 444. Zümer: 67) okumaya başladı.3. Ve Peygamber ayetten 've ma kadurellahe hakke kadrihi'yi (Allah'ı yeterince takdir edemediler) (Hacc: 74. c. s.. ne ayetlerde yer alıyor. c. ayetinde de. Ama Kıyamet gününü nasıl tutacağı ayrıntılı biçimde anlatılıyor..) -"Şaban'ın onbeşinin gecesi olduğunda Allah.. Ebu Davud. 101. 36.. Sünnet/21. Tirmizi. "Kıyamette. s.". 1388 no. hadis no: 3238. "yerin üzerine düşmesin (ve insanları ezmesin) diye GÖĞÜ TUTTUĞU" anlatılıyor. güneş batınca dünya göğüne iner. ağacı ve toprağı bir parmağıyla. '-benden bağışlanmasını isteyen yok mu. iyileştireyim. hadis no: 2786. Fatır Suresinin 41. 371.

"Kendi" demek. 371. c. Sonra sırasıyla baş parmağa kadar geliyor. (Bkz. sözlerinin hadis olmadığını. hadis no: 3240. Yani. Ali el Kari ise. s. hadis no: 3065. Onların ortak koşmalann-dan da münezzehtir. i'tisam/11. anlatırken önce küçük parmağını gösteriyor. Subhan'dır. İbnü'l-Cevzi. Tirmizi. s. bana kulluk etsinler diye yarattım") yazar. sözlük anlamıyla "yüz" demekse de. Allah için "yüz"ü uygun bulmayan yorumcular gerek Kur'an'da. Buna göre. c. Tevhid / 16-45. 5.Beş parmaktan: -Birinci parmakta: Gökler -İkinci parmakta: Yer -Üçüncü parmakta: Sular -Dördüncü parmakta: Dağlar -Beşinci parmakta: Öteki yaratıklar.) "O'nun Kendine Sığınmak": Korkulacak durumlar karşısında Peygamberin şöyle dediği bildirilir: -"Eûzü bi vechike = Senin 'Vechine' sığınırım!" (Örneğin bkz. dağlan ve öteki yaratıkları beş parmağında nasıl tutacağını öyle gösteriyor. 2. Tamamının anlamı şöyledir: "-Onlar Allah'ı yeterince bilip değerlendiremediler.." Özellikle gizemciler kesiminde çok ünlü bir hadistir.. Peygamber sığınırken şöyle demiş oluyor: -"Allah'ım. Kendimi tanıttım ve beni tanıdılar. Buhari. Allah'ın gökleri yeri. 173. Süyûti ve başkaları da benzer şeyi söylüyorlar ve hadisin "sened"inin bulunmadığını yazıyorlar. (Yüce'dir) O." Allah." (Zümer: 67. sulan. Hadisi aktaranlardan Muhammed İbn Salt. 1985 hadis no: 2016. Zümer Suresinin 67. ama anlamının doğru olduğunu ve Zariyat Suresinin 56. 141. ayetinin anlattığına uyduğunu (bu ayetin anlamı: "cinleri ve insanları.. Tirmizi/7.) "Vech". Beyrut. ne de zayıf bir senedi bulunduğunu biliyorum" diyor Zerkeşi. "ZAT' diye anlam verirler. ama Kendi üzerinde düşünmeyin!" Peygamber böyle bir şey söylemiş midir? .. O'nun avucundadır. Keşfu'1-Hafa. Müslim'de ve Tirmizi'de bu hadis. Bütün yeryüzü. Gökler de O'nun sağ elinde durulmuş olacaktır.) "Gizli Hazineyken. s. Hafız ibn Hacer. "-Bu hadisin ne sağlam. el Mesnu. (Bkz. Kıyamet günü. Daha doğrusu nasıl anlatıldığını öyle ak-tanyor. beni tanısınlar. ayetinin tefsiri olarak yer almakta. Ama ibn Tey-miyye. 1984.) Buhari'de. Beyrut. Tefsir/6-2. Bu ayetin başından bir parça yukarıda sunulmuştu. Tefsir 41. bu tür kötü durumlardan Senin Kendine sığınırım!" "Allah" ın Kendi Üzerinde Düşünmek": -"Allah'ın yaratıktan üzerinde düşünün. hadis no: 232. Peygamberin diliyle anlatıyor: -"Bilinmeyen bir hazineydim bilinmek istedim. Ali el Kari. gerek hadislerde yer alan kimi "vech"lere. o nedenle yaratıkları yarattım.

Güçlü (Aziz). Şurûd/68.. "Mütekebbir (Ulu.)" -İbnü'l-Cevzi diyor ki. (Rahim). Zikir/5. çok zorlayıcı)" 10..) Çünkü Rabbimiz bir MELEK yaratmıştır ki... "bu hadisin senetleri zayıftır. Allah. Hakim'dir (Hikmetli). İbn Mace. kral)" 4. Hadisin anlamı doğrudur. "Rahim" 3.. Vareden (Halik). Kur'an'da yalnızca bir kez geçer: "Müheymin" gibi. bunların sayısının "99" olduğu ve bunları sayanların "cennete girecekleri" belirtiliyor. O. Keşfu'1-Hafa.) Anlamı: (Diyanet'in) O. Dua: 10.. "Hakim (Hikmetli)" 47.. büyüklük gösteren)" 11. Acıyan'dır. Sağlam kabul edilen hadis kitaplarında yer alan bu hadiste. "Bari (Yaratıcı)" 13. güçlüdür (Aziz). Sayısı değişik olarak ileri sürülür. cb 1. Buhari.. Görüp Gözeten' anlamında)" 8. "Selam" 6. Tanrı'nın yaratıkları üstüne bir düşünceye dalmışlar. (Haşr Suresi.hükümdar. s. Ama hepsi bi-raraya geldiğinde güç kazanıyor. 2. güzel yaratan (Bari). "Mü'min (güvenlik veren) 7. arkadaşlarının böyle söylediklerini aktarırlar. Bu "ad"lardan (sıfatlardan) kimi. kendisinden başka Tanrı olmayan Allah'tır. ayaklan yedi kat yere ulaşmış başı da en üst göğü geçmiş durumda. (Bu sıfat. O. Yaratan (Allah). "En Güzel Adlar" demek olan "El Esmau'l-Hüsna"dan kimileri yer alıyor.6. "Müheymin (kimine göre 'mü'min'in değişmiş biçimi. putperestlerin koştukları eşlerden münezzehtir.Kimilerine göre: "-Evet!" Kimileri de Peygamberin kendisinin değil de. "Melik (mülk sahibi. Tevhid/12. hadiste Tirmizi'deki biçiminde. Acıyıcı olandır (Rahman). görüleni de görülmeyeni de bilen. Göklerde ve yerde olanlar. Müslim. yarattıklarına şekil veren (Müsavvir). Bakar ki.. Tirmizi. ad (sıfat) olarak almakta. O. O zaman Peygamber şöyle konuşur: "Allah'ın yaratıkları üstüne düşünün. (Onun için kafa yormayı bırakın. (Kafa yormayın. ayet: 22-24. O'nu teşbih ederler. (Bkz. en güzel adlar (el esmaul'husna) kendisinin olan Allah'tır. "Kuddûs (çok kutsal" 5. Görüp Gözeten (Müheymin).." (Bkz. "Cebbar (buyruğunu her şeye geçiren. kimine göre 'Sadık'. Bunlar Allah'ın "sıfatlar"dırlar da. 'Koruyan'. iki ayaklarıyla topukları arasında. Deavat/82."Aziz (Güçlü)" 9... Ama Allah'ın kendisi üstüne düşünmeyin. O.) Açıklama: Yukarıdaki ayetlerde. buyruğunu her şeye geçiren (Cebbar). iki topuklarıyla ayak altı çukurları arasında uzaklık da bir o kadar. güvenlik veren (Mü'min). Bir aktarılışa göre: Peygamberin bir gün arkadaşlarından bir kesimin yanına çıkar.. 371-372. Ulu olan (Mütekebbir) Allah'tır. kendisinden başka Tanrı olmayan. elbette ki daha büyüktür.. Hükümran (Melik) çok kutsal (Kuddûs). esenlik veren (Selam).) Yukarıda yer alan "Rahman". 600 yıllık uzaklık var. Ama genel olarak "hadis" olarak biliniyor. . "Halik (Yaratıcı)" 12. "Müsavvir (biçim veren)" 14.

Yukarıdaki ayetlerde yer almayan ve Kur'an'da pek çok geçen sıfatlar da var: "Alim" gibi.) Kimi yalnızca iki kez geçer. "Semi" gibi.) Kimi biraz daha çok. kimiyse pek çok kez geçer.Maide Suresinin 48. "Gören" anlamındadır ve 51 kez geçer. Örneğin "Rahmen" 57.. 'Kitab'ın sıfatı olarak.. "Rahim" 113 kez geçmekte. "Kuddûs" gibi. "Sıfat". ama Allah'ın sıfatı olarak değil. "Ad"lar (sıfatlar) için bkz. . bir de. "işiten" anlamındadır ve 46 kez geçer. ayetinde. ayetinde de geçer. "Bilen" anlamındadır ve 161 kez geçer. "Basir" gibi. Cum'a Suresi'nin 1. "Ad". (Yukarıda.

-"Varlığı olsa da olur. "yokken" ve "sonradan" olmuştur. Bir de: -Sonradanlık ("hudûs") var. İSLAM "KELÂM"INDA "ALLAH" A. İşte "Allah"ın varlığı "kanıtlanırken İslam felsefe ve Tanrıbiliminde ("kelam"ında) en çok. daha önce hiç yoktuysa ve meydana çıkması "sonradan"sa. "Hudus yoluyla kanıtlama" denir buna. -Olabilirlik-olmayablirlik ("imkan").ki. zorunlu" değildi. güneşi. olmadan "var" olmuştur? Belli ki bir "Varedici"si vardır. Her 'sonradan olan'ın da bir yapıp ortaya koyanı ('Muhdis') vardır. kat kat gökler. zorunluluk ("vücûb"). olmasa da olur" olan ("Mümkinü'l-Vücûd") vardır. İslam "Kelam"cılarına göre: "Allahın dışındaki her şey" . Yani Allah için bir zorunluluk değildir bu. Allah'tan başkası değildir. dağlarıyla. hem de sonradan"dır. bitkisi. Başvurulan iki yol: -"Âlem"in "sonradanlığı" yoluyla Allah'ın varlığını kanıtlamak. Allah istemeseydi yaratmazdı. bir VAREDİCİ'si. buna "masiva" ve "alem" de deniyor . "sonradan" olmadığı. Öyleyse 'Âlem'in de hiç yokken 'sonradan' ortaya koyanı vardır. l. Birinciye örnek: Allah İkinciye örnek: Allahın dışındaki her şey. ama "olmuş". olması "ille de gerekli. Allah yaratmıştır. -"Âlem"in "olması"nın da "olmaması"nın da "olabilirliği" ele alınarak Allah'ın varlığını kanıtlamak. olmasa da olur" türdendir." Yani. işte o "Varedi-ci". "alem"in (Tanrı'nın dışındaki her şeyin) bu özelliğine dayanılır. Allah'tır.Ben "mümkinu'l-vücûd"dur yani "varlığı. -Hiç olamazlık ("imtina"). Üçüncüye örnek: Allah'ın tersi ya da bir başka Allah (Yani Allah'ın karşıtı da.V. -"Varlığı hiç olamaz" olan (Mümteni'u'l-Vücûd") vardır. bir başka Allah da hiçbir zaman olamaz. "Âlem"in. Allah'ı kanıtlamanın bir yolu bu. Çünkü "olmayabilirdi". cansızı.Allah'ın Varlığı Nasıl Kanıtlanabilir? İslam düşünürlerince genellikle benimsenen bölümlemeye göre: -"Varlığı zorunlu" olan ("Vacibu'l-Vücûd") vardır. "başlangıcı"nın hiç bulunmadığı. olsa da olur.) Şunlar ortaya çıkıyor: -İlle de olmak. hayvanı ve insanıyla bu yeryüzü."Sonradanlık" ("Hudûs") Yolu: "Âlem. hep öyle süregeldiği . ırmaklarıyla. İyi ama. Allah'ın bir "hikmet"ine dayalı olarak varlık kazanmıştır. İşte bu 'sonradan ortaya koyan'. 'sonradan olma'dı ('hadis'). ayı ve yıldızlarıyla şu gökyüzü.

bir "neden"i. ezeli" olduğu kabul edildiğine göre. istanbul. evrenin zaman içinde ve falanca zamanda meydana gelmesini sonuçlandıracak biçimde gerçekleşmiş olabilir. Tartışmalar böyle sürüp gider. bu iki kesim arasında şu tür karşılaşmalar bulunduğu görülür: -Evren (alem). bu cisimlerin aldığı biçimleri. "İlk Neden"in. Allah'tır. sonra vazgeçmiş. alem bir zaman "yok"ken. Değişken dansa "öncesiz'" ve "sonrasız" olamaz. zamansız (kadim) olması gerekir. En'am Suresinin 74. Yaratan'sa Allah'tır. alem için de "ezelidir" demek gerekiyor. Evren her şeyiyle birlikte değişmektedir. Ama Allah. yıpranmaktalar. Evrenin "sonradan" ("hadis") olduğunu kanıtlama çabasına girişilirken çok çeşitli biçimlerin sergilendiği görülür. Bu durumda evren için "sonradan olmadır" nasıl diyebiliyorsunuz? -İlk Neden (Yaratıcı). o zaman da: "-Peki o madde nasıl ortaya çıktı. bir "tam neden"in sonucudur. evreni yaratıp ortaya koymak dilerken "O'nun iradesi". yaratılması gereken alemin de başlangıçsız. bu görüşü benimseyenler evrenin bir zaman "yok"ken "sonradan" varolmuş olabileceğinin kabul edilemez olduğunu ileri sürmekteler. -Varsayalım ki. dilediği zamanı seçmekte "özgür"dür ("muhtar"). Âlem de O'nun eseri olduğuna göre. Yani Allah. "Güneş"i görmüş "Tanrı'm" demiş. "yıldız"ı görmüş. -Allah'ın gücü her şeye yeter. İbrahim Peygamber. "Nedenlerin nedeni" ve var olması için gerekli olan her şey bulunduğunda zorunlu olarak var olmuştur.l. düşünülemez. ilk ve asıl neden. Öyleyse evren (alem) de "öncesiz ve sonrasız" değildir. Felsefe-Kelam kitaplarında. hiç yokken. Nedenler Nedeni'yse Allah'tır. Demek ki alem sonradan olmuş değildir. Çünkü alemin meydana gelmesi için "gerekli olan her şey ve bütün neden (el illetü't-tamme)" bulunsun da alem meydana gelmesin. öncesiz. Evrenin "sonradan" olduğunu savunanlara karşı. yokolmak-talar.. Ama alem bir zaman "yok"ken nasıl olmuş da ve hangi şey yol açmış da "var" olmuş? -Allah'ın "hikmet"i. "Nedenler Nedeni"nin. 47. yine vazgeçmiş. öncesiz. Kimse "O'nun hikmeti"ni bilemez. bir "illet"in. alem o maddeden yaratılıp ortaya kondu. Bir şeyi. "ezeli"dir. O. "kadim"dir. s. "Her şeyin ve bütün neden"in bulunduğunda daha "zaman" yoktur. gözle görülen. tümüyle "zamansız. o sırada ortaya konulması. ezelilik vardır. hiçbir temeli maddesi olmaksızın yaratmaya da yetmiştir ve alemi "yoktan" yaratmıştır. değişmekteler." dense. gelip geçici durumların önce yokken sonradan ortaya çıkmaktalar. o madde hangi şeyden hangi maddeden yaratıldı?" sorusu karşıya çıkar.165) bakınız. öyle var olur. -Olamaz. Bütün bunlar. "-Âlem zaman içinde (falanca zaman) meydana gelsin!" demiş olabilir. "sonradan" olmuştur ("hadis"tir). ve onu izleyen ayetlerinde anlatıldığı gibi. "Tanrı'm" demiş sonra vazgeçmiş. duyuların herhangi biriyle algılanan cisimleri. "-Bir maddesi vardır. -Neden? -Hiçbir şey "yok"tan var olamaz. bir "madde"si olur da. "Ay"ı görmüş "Tanrı'm" demiş.("kadim-ezeli") olduğu söylenemez mi? Bunu söyleyenler de var kuşkusuz. Bir temeli. -Varsayalım ki öyle. Örnek: Bakılır ki. Konu için "kelam" kitaplarına (örneğin Celalüddin Devvani. "hikmet"i olmuş da "var" olmuş. varlıklarının "sonradan" ve bir "yaratma ürünü" olduğunu gösterir. c. "ezel"de. 1316. Bunlara "Tanrı" demekten neden vazgeçmiş? Bunların "ufûl" ettiklerini .

yıldızlara. (aşlara. şu dengeye. Kelam kitaplarında şöyle denir: -Âlem mümkin'dir (yani olması da olmaması da zorunlu ya da imkansız değildir). Allah'ın Varlığı. 1240) bile. (Bkz. şu şaşılasılıklara. (Yahudi Tanrıbilimcilerinden en önde gelen ve 1135-1205 yıllarında yaşamış bulunan Musa ibn Meymun'un bu alandaki çabası için bkz. varlığını sonuçlandıran bir "illet". sıradan halkın kolayca kavrayamayacağı biçimlerde kalıplaştırılmıştır. Nihat Keklik. Özet olarak ve genellikle böyle anlatılır. yapısını yarattıktan sonra. Allah için. "olması" için bir zorunluluk yokken olduğuna göre. 231-273 ve öt. kapılan tek tek açılıp içine girildikten sonra çıkış kapısının nerede olduğu bilinemeyen. Bu yollardan kimi karmaşıktır. Allah'tır. Şöyle: -"Şu göklere. ikincide "Akl"ı. gibi şeylere ad olarak verilen "ARAZ"ı ele olarak Allah'ın varlığını kanıtlama çabasını göstermekte. şaşırılıp kalınan büyük bir binanın durumuna dönüştürülmüştür."kayıp gittikleri"ni. yok da olabilir. Delaletü'l-Hairin. Karmaşık yollarla Allah'ı kanıtlama çabalan. s. varlık veren vardır." "-Evreni. Böyle olan her şey için bir "imkan veren" vardır. bu düzeni ve varlığı sürdüren gücün varlığı apaçık ortada. Ayrıca bkz. düşünülemez. Ünlü tasavvufçu Muhyiddin İbnü'l-Arabi (ölm.. ağaçlara. Böyle olunca da. Neden ki. düzenini. ne de var olmaması için "olamaz" denir. varlığını kanıtlama konusunda genellikle karmaşık olmayan. zorunluydu"denemez. dördüncüde. durup dururken "var" olamazdı. düz yol seçilir. Allah'ın kendisi için böyle bir şey söz konusu olamaz. tat.) 2-Olabilirlik-Olmayabilirlik (İmkan) Yolu: Âlem için: "-İlle de olması gerekiyordu. "Nedenler Nedeni". 3. Her yapının bir ustası olduğu gibi. tarih boyunca süregelmiştir. el BulğaFi'l-Hikme. bir cisimle bağlı olarak sürdüren.) Allah'ın. Demek ki aleme de imkan veren. 1969. Diyanet yayınları. Şerhu'l-Mevakıf. şu renklere. şu insandaki yapıya. Çünkü Allah'ın varlığı kendilidedir ve yokluğu "muhal"dir. İşte O.. üçüncüde çeşitli anlamları yanında "Kendi" demek olan "NEFS"i. "kelam" kitaplarını doldurmuştur. "Allah"ın Kendisini dile getiren bir anlatımın ortaya konamayacağını belirttiği halde.. bir "Tam Neden" olma-lı-dır. Allah'sa "öncesiz" ve "son-rasız"dır. Bekir Topaloğlu. koku. düşünsel gelişmelere göre çeşitli yollar önermişlerdir.. Değişen de Allah olamaz. yani "Allah"ı "is-bat" için 5 yoldan sözetmekte. çağa. "Vacib"i. İşte O. değişen biçim ve durumlar akışında her şey nasıl dengede durabilir?" Bu ve benzeri anlatışlarla dile getirilen Allah'ın varlığı Allah'ın varlığını kanıtlama çabaları. Yahudi. evrendeki hiçbir şeyle. Yani: "-Allah'ı da var eden bulunmalıydı. alem.) . Yani. Muhyiddin İbnu'l-Arabi. Celaluddin Devvani ve öteki kelam kitapları.Başka Yollar: Allah'ın varlığını kanıtlamak için çok çeşitli yollar ileri sürülür. Allah'tır. Seyyid Şerif Cürcani. ortaya koyan vardır. yani "değişir" olduklarını görmüş de ondan. Yani. Allah'tır. sıradan halkın kolayca anlayabileceği türdendir. birincide "varlık" demek olan "VÜ-CUD"u. Yoksa gelişen. İşte bu Neden. hayvanlara. Kimiyse. düzenine. Hıristiyan ve İslam Tanrıbilimcileri. çeşitli bitkilere. Sayısız kapısı olan. "NEFES"i. Allah olmasaydı. şu uyuma. Ne var olması için. İstanbul. var da olabilir. yayın. yay. Bunlar kendiliğinden olabilir mi? Bunları Yaralan. Bir ortaya koyan bulunmalıdır. Müslüman Tanrıbilimciler eski felsefe ve mantıktan olabildiğince. düzdür. Yahudi Tanrıbilimcilerle. şu yeryüzüne. bakın. Hüseyin Atay." denemez. böyle olmaktan başka türlüsü düşünülemez. insanlara. varak 121-130. Allah değişmez. kendi başına var olamayan" renk. (Bkz. şu yapının işleyişine. benzer nitelikte yararlanmışlardır bu konuda. söz konusu karmaşık yola girişmekten kendini alamamakta. "felsefe"nin etkisiyle ve felsefeyi dinsel kavranılan savunmada kullanma çabalarıyla geliştirilmiş. dağlara. "CİSM"i ve beşincide "varlığını başkasına. Çünkü değişen "sonradan" olmadır.

ikinci dizesi Ali'ye ait olduğu bildirilen şu anlamdaki "beyt"e yer verilir: -"O'nun tam kavranılamayacağını kavramak.Allah'ın Kendisini Olduğu Gibi (Künhünü) Bilip Kavramak Mümkün mü? Soru. ikinci görüşü savunanlar arasında "Hüccetü'l-İslam"ı ve "İmamu'l-Haremeyn"i de gösterir.) . Celalüddin Devvani'nin "Adudiyye" şehrinde bu hadis ve "Allah'ın nimetleri üzerinde düşünün. c. filanca kitap ayrı biçimde aktarır. Kimlerin hangi görüşte olduklarını falanca "akaid" kitabı ayrı aktarır. çünkü siz O'nu tam anlamıyla bilemezsiniz!" anlamındaki hadis aktarıldıktan sonra ilk dizesi Ebubekir'e.B. gerçekte "Eş'ari'-ler"in de "Maturidi'ler"in de üçüncü görüşü paylaştıklarını belirtir. aynı kitap. "haşiyelerinde.) Bu şehre not düşen (haşiye) Gelenbevi (Gelenbe'li İsmail. 1790) ise. 1. c. "felsefeciler"in görüşleri ayrı. " diyer.) Devvani. (Bkz. 1. "Asıl (temel) me-tin"lerde bir türlü aktarma ve açıklama yer alırken.176-177. Devvani-Gelenbevi. Allah'ın 'Âlim (Bilen)' 'Kadir (Güçlü)' 'Mürid (Dileyen)' 'Mütekellim (Konuşan)" olduğu ve öteki nitelikleri de böyle taşıdığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur. l. "-Allah'ı yeterince bilemediler. 173-175. Devvani-Gelenbevi. (Bkz. daha kısa olarak şöyle de sorulabilir: -Allah. F.Allah'ın Sıfatları Üstüne Tartışmalar: Allah'ın "sıfat"lan konusunda. sıfatlar. tam olarak bilinebilir mi? Bu soruya. aktarmalar da (rivayetler) hep aynı değildir. o da "Mutezile" ile "Felsefeciler"in aynı görüşte oldukları yolundaki açıklamaya karşı çıkıyor.. "Eş'ariler"inki ayrı olarak aktarılır. s. Kelam kitapları. Kur'an yorumcuları. s.) Mercani de bir not düşüyor. yalnızca "Eşari'ler"in de üçüncü görüşte bulunmadıklarını. Eş'ari de üçüncü görüştedir. "hiç gerçekleşmemiş" olduğunu. Örneğin ayete. bunların "şeriY'lerin-de. Razi. İstanbul. (Bkz. O'nu kavramaktır. İstanbul. Allah'ı "künhü"yle. Kısacası. bu anlamı vermekte. kimin hangi görüşte olduğunu kesin ve net olarak söylemek kolay olmamakta. kimilerine göre de bunun gerçekleşmesinin "mümkün olmayacağını yazar." (Arapçasından aynen çevrilmiştir. 1316. s. O'na ortak koşmaktır (şirk)". c. "Mutezile"ninki ayrı. 259. s. ama kendisi hakkında düşünmeyin.. "Sünnet Ehli"nden de "Matüridiler"inki ayrı. ölm. 1.260." biçiminde yorumlayanlar bulunduğunu aktarırlar.. (Devvani-Gelenbevi. bu alandaki tartışmalarla dolup taşmakta. "-Subhan'sın (Yüce'sin) Tanrı'm! Seni yeterince bilemedik!" anlamında bir hadis aktarılır. Allah'ı yeterince değerlendiremediler" anlamındaki anlatımı.l. yani başkaları tarafından düşülen notlarda ve açıklamalarda karşı çıkışların ve başka tür bilgilerin yer aldığı görülür. 1316. 260. kimilerine göre. Celalüddin Devvani'nin "Adudiyye" şehrinden: "Kelamcılarla bilgeler (felsefeciler) arasında. yani olduğu gibi tam anlamıyla bilmenin. "Mutezile'yle aynı görüşü paylaşan Hasan el Basri'den başlayarak ortaya çıkan 'Sonuncular'dır (Müteahhirin)..) C. "kelamcılar"dan da "Sünnet Ehli"nden olanlarınki ayrı. Devvani. c.. genellikle verilen karşılık: "-Hayır!"dır. En'am Suresinin 91. c. O'nun 'Zatı'ının sırrı'ndan söz etmekse.) Tasavvuf kitaplarında. kelamcıların cumhuru (çoğunluğu) ikinci görüşte. (Bkz. 72. ne de kendisi'nin dışında mıdır? Mutezile ile felsefeciler birinci görüşte. s. s. 261. Ne var ki. Devvani-Gelenbevi-Mercani. Yalnızca şu noktalarda görüş ayrılıkları var: -Allah'ın sıfatlan Kendisi'nin aynı mıdır? -Allah'ın sıfatlan Kendisi'nin dışında mıdır ('Gayrı mıdır')? -Yoksa. "ke-lamcılar"ınki ayrı. "Kelamcıların cumhuru"nun ikinci görüşte olmadıklarını. Allah'ın ne aynı. Bkz. ayetindeki: "Onlar.

a) Selbi Sıfatlar: Şunlar olarak bilinir: -KIDEM: Öncesi olmamak. "Basir"dir. Allah "hiçbir şeyi başkasıyla paylaşmayan ortağı olmayan" bir varlıktır. b) Subuti Sıfatlar: Bunlar da şöyle yedi olarak sayılır: -HAYAT: Diri olmak. istanbul. "Alim"dir. -MUHALEFETUN LİL HAVÂDlS: Sonradan olanlara. "Kadim"dir. söz. Allah. Öteki sıfatların da kimileriyle Allah'ın "ne olmadığı" dile getirilir. . kimilerine göre Tanrı'nın kendisi başkadır. -KUDRET: Güç. söz söylemek. Allah'ın "Zat"ından (Kendinden) dolayıdır. kendisinin aynıdır. Allah "Kendisinin dışındakilere hiçbir biçimde benzemeyen" bir varlıktır. -SEMİ: İşitmek. ne de "Allah'ın kendisinden başkadır" denebilir. yani "İşitici"dir. "Kadir"dir. -VAHDÂNİYYET: Bir-Tek olmak. var olması zorunlu. bunlara "Zati Sıfatlar (Sıfat-ı Zatiyye)" denir. Bunlara "Selbi (olumsuzluklu) sıfatlar (Sıfat-ı Selbiyye)" denir. İbn Cemaa da böyle açıklar. Mutezile'nin görüşü: Allah'ın sıfatları. Bunlara da "Sübûti (olumluluk-lu) sıfatlar (Sıfat-ı Subûtiyye)" denir. Yani "Dileyen"dir.. bunlara da "Sıfat-ı Fi'liyye)" denir: 1. "Baki"dir. ne de başkasıdır. "Mürid"dir. s. "sonu. Allah. "Hayy"dır. kimilerine göreyse. 1173) iki "beyt"in de şöyle der: "Allah'ın sıfatlan. "Vacibu'l-Vücûd"dur." "Sünnet Ehli'nin görüşü: Allah'ın sıfatlan. Allah'ın sıfatlarını hiç kabul etmemektedirler. yani "Diri"dir. Allah." (Ali el Kari. kendisinin aynıdır. Kimile-riyse Allah'ın "ne olduğu"nu dile getirir. Yani "Güçlü"dür. Peki nelerdir Allah'ın sıfatları? Sıfatlardan kimi. Zat'ından (Kendisinden) ve işlerinden dolayı olan sıfatlarının tümü de KADİM'dir (önceleri ve sonraları yoktur) ve son bulmaktan uzaktır. Allah'ın. "var olmaması düşünüleme-yen. "yeri-yurdu ve dayanağı olmayan" bir varlıktır. kendisinin ne aynıdır. sıfatlar için ne "Allah'ın kendisinin aynıdır". benzer nitelikte olmak. Allah. -BEKA: Sonrası olmamak. dile getirilir: "Vücûd".Allah'ın Zati Sıfatları: Bu sıfatlardan biriyle Allah'ın varlığı. Zat'ının (Kendisinin) aynı değildir. Yani. Kimileri de "iş"lerinden dolayıdır. Allah. "Mütekellim"dir. yani "Bilen"dir. sonrası olmayan" bir varlıktır. kendisinden başkadır. -KELÂM: Konuşmak. Allah. Mutezi'leden ünlü aktarılışa göreyse. bu mezheb.Ünlü "Emali" adlı kitabın yazan Siracuddin Ali de (ölm. Allah. Yani. -İRADE: Dilemek. Allah. sıfatlan başkadır. Allah. 1985. Allah..) Demek ki. Yani "Konuşan"dır. Kendisinden başka ve ayrı da değildir. yamuklara. 20. Sünnet Ehli'nin genellikle benimsediği görülen görüş sonuncu görüştür. Şerhu'l-Emali. Bilgelerin (felsefecilerin) görüşü: Allah'ın sıfatlan. -BASAR: Görmek. Anlamı: Varlık. varlığı kendinden olan"dır. -KIYAM Bİ NEFSlHİ: Kendininkine yeterli olup var olmak için bir başkasına bir yere dayanma gereksinimi olmamak. Arapça. "Semi"dir. "Allah'ın sıfatlan" olduğunu benimseyenlerden kimilerine göre bu sıfatlar Tanrı'nın kendisinden başka değildir. -İLİM: Bilmek. Yani "öncesi olmayan" bir varlıktır. Yani: "Gören"dir.

önce "kelamcılar"la "felsefeciler" arasında. yerde olardan da bilir. rahimlerin düşürdüğünü ve alıkoyduğunu bilir." . Yani Allah. Cum'a: 8. "Şehadet"in sözlük anlamı "hazır olmak"tır. "görülmeyen" de "ğayb" sözcüğüyle yer alıyor ayetlerde. görülmeyeni de bilen. oldukça geniş bir yer tutagelmiştir bu tartışma. ayet: 7. her dişinin rahminde taşıdığını. (Ra'd Suresi. 105. Görüleni de. göklerde olanları da. bir ölçüye göredir. sonra da "kelamcılar"ın birbirleri arasında tartışmalıdır.) (Diyanet'in) Allah. Anlamı: Görmez misin ki. Zümer: 46. ama burada "hazırda olan" anlamındadır. ayet: 8-10. Haşr: 22. Teğabün: 18. yücelerin yücesi olan Allah'a göre. Tevbe: 94. Mü'minûn: 92. "şehadet". "hazırda olanı da olmayanı da bilir.) "Görülen".) Allah'ın "görüleni de görülmeyeni de bildiği" şu ayetlerde de bildirilir: En'am: 73.Allah' ın Bilgisinin Genişliği ve Değişmezliği: -Allah'ın bilmesi nasıldır? Bu soruya nasıl karşılık verilmesi gerektiği. Secde: 6. O'nun katında her şey. ilgili kitaplarda. aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur. Allah. (Mücadele Suresi.

ona dair Kur'an'dan ne okursan oku. ne yaparsanız. ayet 34. Öyleyken islam düşünce dünyasında Allah'ın "bilgi"si. ey insanlar. rahimlerde bulunanı O bilir. de "Allah. (Yunus Suresi. evrendeki ayrıntıları da bilir mi?" "Felsefecilerden (İslam felsefecileri de içinde). daha doğrusu "bilgisizlik" olur. şüphesiz.(Lokman Suresi. tek tek ayrıntılar biçiminde (ala vechi'l-cüz'i) bilmez. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü şüphesiz apaçık bir kitap'tadır. başka ayetlerde. Yağmuru O indirir. Ahmet oradan çıktıktan sonra da Allah onu orada var bilmiş olsa. Kitaplarda örnek de veriliyor: Varsayalım ki Ahmet bir yerde bulunduktan sonra çıkmıştır. "tümel"dir ("külli"). bu "yanlış bir bilgi". -"Allah. Bilen'dir. Çünkü Ahmet artık orada değildir. Allah. mutlaka biz sizi görürüz. Allah. Oysa "değişme".) Anlamı: (Diyanet'in) Kıyamet saatini bilmek. her şeyden Ha-berdar'dır. . Allah onu orada biliyordur. "Maddi cüz"iyyat" denen "nesnel ayrıntılar"!. ayet: 61. yaptıklarınıza daldığınız anda. Ahmet o yerde bulunurken. ayrıca hadislerde de açık olarak anlatılır. Allah'ın "bilgi"sinde "değişme" ölür. "bilgi"si için de söz konusu olamaz. Oradan çıktıktan sonra Allah.Anlamı (Diyanet'in) Ey Muhammed! Ne iş yaparsan yap." Ama Allah'ın "bilgi"si geneldir.) Allah'ın her şeyi "bildiği". Ahmet'in orada bulunmadığını bilmiş olsa bu kez de Allah'ın bilgisi değişmiş olur. kimse yarın ne yapacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Çünkü bilmiş olsa. Allah'ın kendisi için nasıl söz konusu olamazsa. ünlü karşılığa göre: -"Hayır!" Aktarılagelen odur ki. "nasıl" ve "ne genişlikte" olduğu üzerinde çok durulduğu ve tartışıldığı görülür. her şeyi bilir. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. felsefecilere göre. her şeyi genel ve bir BÜTÜN olarak bilir. ancak Allah'a mahsustur.

68.Allah için ne "bilgisizlik" ne de bilgisinde bir "değişme" söz konusu olabilir. ayet: 51. (Şûra Suresi. Peygamberle Cabir arasında şöyle bir konuşma geçer: -Ne o Cabir. 936. Allah'ın Dilemesi ("irade"si) Mutezile görüşüne göre Allah. Allah. c. s. 2. Sünnet Ehli'nin benimsediği genel görüşe göreyse Allah. Ama senin babanla arada hiçbir perde olmaksızın konuştu. filanca zaman çıkması. s. 5. Bu "zorunlu"dur da. "Kazanan"sa. "kötü" şeyleri de diler. Baban da: "-Beni diriltmiş olsan. insanlar için "kötü (şer)" şeyleri dilemez. en küçük ayrıntıları da içini alacak biçimde "BİLİR".) Allah' ın Konuşması -Allah nasıl konuşur? -Ve Allah'la nasıl konuşulur? Anlamı: (Diyanet'in) Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur.. Ama kelamcılar arasında. her şeyi bütününü ve parçalarım. c. "kul". c. Doğrusu O. Uhud savaşında öldürüldü. (Akaid kitaplarına bkz.çocuk ve bir sürü borç bıraktı! -Babanın Allah'a nasıl kavuşup nasıl konuştuğu müjdesini vereyim mi? -Evet! -Allah. Devvani-Gelenbevi-Mercani-Hal-hali. Allah. Mutezile görüşüne göreyse "Zat"ıyla bilir. 5 . ne istersen vereyim!" dedi. durumları tek tek içine almaz. "bilgi (ilim)" sıfatıyla. Dilediklerinin hepsi "iyi"dir (hayr). Hakim'dir.) Geniş bir bilgi için ayrıca Şerhu Mevakıf'a da bkz. Felsefecilerin. Sünnet Ehli'nin genellikle benimsediği görüşe göre. s. İbn Mace." Baban la şöyle dedi: "Öyleyse Tanrı'm! Arkamda bıraktıklarıma bunu bildir!" Tirmizi. Arkasında da kan. c. Allah'ın bilgisi. Ahmed"in falanca yere falanca zaman girmesi. "iyi" şeyleri dilediği gibi. kötüyü de sevaplı şeyleri de. çoluk. Babana: "-Kulum! İste.75. işte bu görüşte oldukları aktarılır. izniyle dilediğine vahyeder. hadis no: 3010." deyince Allah şu karşılığı verdi: "-bir daha oraya (dünyaya) döndürülemeyeceğine ilişkin söz verdim. l. Mehmed'in filanca zaman filanca durumda bulunması gibi ayrıntılı ve zamanlı olayları. felsefecilerin ne dedikleri. 230-231. hiçbir insanla perde arkasının dışında konuşmuş değildir. "Kul"da "kazanma" (kesb).) Tirmizi'de ve ibn Mace'de yer alan bir hadis: Cabir ibn Abdullah anlatıyor. ikinci kez senin uğrunda şehid olurum.) . Yüce'dir. Allah'ta da "yaratma" söz konusudur.) Allah'ın "görmesi" ve "işitmesi"yle ilgili görüşler de ayrı çerçevede. İyiyi de. seni üzgün görüyorum. hadis no: 2800. öyleyse. -Babam şehid oldu ey Tanrı Elçisi. ne demek istedikleri konusunda da tam bir anlaşma bulunduğunu söylemek güçtür. günahlı şeyleri de "yaratan" Allah'tır. hadis no: 190. s. 2.) Kelamcılara göre. (Kelam kitaplarına bkz. 1316. Yahut bir elçi gönderir. (Bkz. İstanbul. Ancak..

" (Tirmizi. ayet: 15. ayet 164. (Allah'ın yarattıkları arasındadır. Me'mun da Mutezile görüşünü herkese benimsetmek için 827 de. "Kur'an". -Bir "Allah kelamı" olarak kabul edilen Kur'an."Allah'ın sözü"nü değiştirmek isterler. 'konuşması'nı. Doç. "ses ve harfler" biçimindeki kesiminin de "kadim" olduğunu "yaratma (mahlûk)" olamayacağını savunurlar. Kur'an'ın. Bir hadis: "Allah. Allah'ın Kendisi gibi "Kadim" (öncesiz) mi. Allah'ın sözlerinin de insanlara iletilen "ses ve harfler"in ötesinde. (Feth Suresi. bu ses ve harflerin dile getirdiği bir özü. Kur'an "ses ve harfler" biçimini aldığı zaman ancak "Allah'ın kelamı. Allah'ın ko-nuşması. Konu için ayrıca bkz. içeriğidir. s. Dr.) Anlamı: . "yaratılma (mahluk)" olduğunu kabul eden bir ferman çıkartıp yaymıştı. Bilindiği gibi. Tefsir/54. önce kafasında bir düşünce bir tasarım biçiminde vardır. imamı olan Ahmed İbn Hanbel de bu görüşü kabul etmeyenler arasında bulunuyordu. 115. Sünnet Ehli'nin dışında kalan Mutezile mezhebinden olanlarsa "Allah'ın kelamı"na. "Allah'ın kelamı"ndan "kadim" olan.) "Kur'an yaratılmadır.Anlamı: Ve Allah. İnsanlarda da bu vardır. 5. Bu içeriğe "nefsi kelam" denk.) Allah'ın Musa Peygamberle konuştuğu şu ayetlerde de anlatılır: A'raf: 143. Kur'an" denir. özellikle Halife Me'mun (halifeliği: 813-833) döneminde çok geniş boyutlara ulaşmış kavgalara ve çok üzücü durumlara yol-açmıştır. Hanbeli'ler. Kur'an'ın. Hanbeli mezhebinin başı. Ama "Hanbeliler"in dışında kalan kesimin görüşüne göre.. Bahriye Üçok. Me'mun'u. Muhammed'e de iki kez kendini gösterdi. s.) Kur'an'da Allah'ın gönderdiği "kitab'lardaki sözler "Kelamu'llah (Allah'ın sözü)" diye nitelenir. çok kötü işkenceler görmüştü. Bu görüşü kabul etmeyen de çok katı tutum göstermişti. Musa ile bir konuşma yapıp konuştu. hadis no: 3278. İşte "Allah'ın konuşması" böyle Kelamcılardan Mutezile'nin görüşüne göre. (Bkz. özüdür. içeriği vardır.. . Ankara 1979.' 394. değildir" tartışması geçmişte. "ses ve harfler" değildir. Muhammed ile Musa arasında paylaştırdı: (Yani Muhammed'e göründü.) Musa ile iki kez konuştu. Musa ile de konuştu. özellikle Abbasiler. Emeviler-Abbasiler. konuştuğu kimsede yaratması" biçiminde olur. 144. Aktarılagel-diğine göre. 'görünmesi'yle. c. "yaratılma" (mahluk) ve "sonradan olma" (hadis) mı? Sünnet Ehli genellikle birinci görüşü paylaşırlar.. Mutezile görüşlüler kendi kesimlerine çekmeyi başarmışlardı."sözlerini. insanın söyledikleri "ses ve harfler" biçimini almadan. (Nisa Suresi.) Ve aktarıldığına göre Ahmed ibn Hanbel bu yüzden. o da tümüyle "yaratılma"dır.

ne yapar olduğu. Allah. Bari"dir. Ne var ki. kelamcılar. . Halik. "Mükevvin. yani "Yaratıcı"dır. tek bir kavramda. Allah'ın ne yaptığı. Ancak. "tekvin" konusunda da aynı görüşte birleşmiş değiller. "yaratmak" demek olan "tekvin"de toplamaktalar. "Yaratmak". Allah'ın bütün işlerini islam Tanrıbilimcileri. Konu için bkz.2-Allah'ın "Fili Sıfatlar"ı: -TEVKİN: Yaratmak. neler yapacağı ve yapabileceği üstüne Kur'an'da ve hadislerde çokça açıklamalar vardır.

Allah'tır.Allah'ın Evreni Görüp Gözetmesi. konuya bir açıklık getirebilir.VI ALLAH-EVREN. ve "ruh"un "çıkma"larının. Bkz. toplam 1000 yıl ediyor. ALLAH-İNSAN VE TOPLUM İLİŞKİLERİ A. "gün". 2. -Gökle yer arasında insanların bildikleri yıl hesabıyla 500 yıllık bir uzaklık vardır." l. uzunluğu. "melek". Bir de göklerde Kürsi. Göğe çıkarılan. "melek"ler görev almakta: (Allah) "emr"i (buyrukla yönetilen işleri) Gökten yere (doğru) yönetir ("tedbir"). Mearic Suresinin 3. .Allah Evreni Nasıl Yönetir? a) Yönetim. 500 yıllık uzaklık. "bir çeşit rapordur" denebilir. iki gök katı. göklerden yere doğrudur.) Yaratmasına ilişkin ayetler için bkz. Koruması Allah. yarattıklarım. Bir yerde neden "bin yıl". Raporu düzenleyen ve ileten meleklerdir. Allah. Buyruğun yere inişi ve ilgili raporun çıkışının "bin yıl"da gerçekleştiği bildirilirken.) Açıklama: Hadislerden ve Kur'an yorumcuların yorumlarından anlaşıldığına göre: -İnsanların davranışlarının.Allah-Evren İlişkisi: Allah'ın "yaratma"sı. gözetir. Bütün bunlar da yine "me-lek'lerle olur. ayetlerindeyse. ayet: 29. Yer ile gök. vardır. yalnızca yer ile birinci kat arasındaki uzaklık anlatılmıştır. bir başka yerde neden "elli bin yıl" olarak bildirildiği yorumcular arasında tartışmalıdır ve çeşitli yorumlar ileri sürülmektedir. Kürsi'yle Arş arasındaki uzaklık var. insanların bildikleri yıl hesabıyla elli bin yılda ancak gerçekleştiği bildirilir. "gökten yere" (yukarıdan aşağıya) doğru yönetilir. b) Yönetimde. "elli bin yıllık" uzaklıktan sözedilirken de işte o "ötesi" anlatılıyordun Böyle düşünülebilir. Sonra o "emr" (buyruğa uygun gelişmeler). (Secde Suresi. "Yaratmak. Bunun için görür. Sağlam olarak benimsenen hadislerde de belirtildiğine göre. iki kat göğün arasında da 500 yıllık uzaklık bulunmakta. Ve meleklerle yönetir. Onun için buyruğun indirilişi ve ona uygun raporun çıkarılışı. yaptıklarının ve durumlarının da içinde bulunduğu evrendeki tüm işler. Daha ötesi de olduğuna göre. tüm gök katlarıyla. iradesine uygun olarak belirli bir düzende tutar. sizin sayı ölçünüze göre bin yıl olan bir gün içinde O'na çıkar. ayet: 5. Kürsi'yle Arş arasındaki uzaklığı açıklayan hadisler. "Melek". Kimbilir? Bkz. tehlikelerden korur. Bu nedenle bir "iş"e ilişkin buyruğun yere inişi ile buyruğa göre gerçekleşen gelişmenin göğe çıkışı (toplam) bin yılda olur. Rahman. yalnızca yer ile gök arasındaki uzaklıktır. Kürsi. "denetleme"si ve "denetlettirme"si vardır. evreni yaratmıştır ve her an da yaratmaktadır (bkz. "melekler"in. "Gök". "yönetme"si vardır. Yöneten. Bir de "birinci kat gök"ten öteler vardır. ve 4.

Zat sıfatları'ından Allah'ın hiçbir şeye benzemediğini dile getirenlere "Selbi (olumsuzluklu) Sıfatlar. "Semi": Tanrı'nın işitir olması. "Muhalefetun Lil Havadis": Yaratıklardan hiçbirine hiçbir yönden benzememek. "İlim": Tanrı'nın bilir olması. (Sıfat-ı Selbiyye). Allah'ın evreni ve evren içinde de insanları yarattıktan sonra görüp gözetmesi. insanlara sorumluluklar yüklemesi ve denetlemesi vardır. insan evrende "onurlandırılmış" bir varlıktır. kulluk etsin" diye yaratmış sorumluluk yüklemiş. "insan". "Kelam": Tanrı'nın konuşur olması. bu varlığın. "Allah" yerine. Kimine göreyse "tapınılan" anlamına gelen "ilah" gibi bir sözcükten türedikten sonra "Tanrı"nın "özel ad"ı olmuştur. "Koruyucu melek-ler"iyle de tehlikelerden korur. Kimi sağlam hadislerde bu "adlar"ın sayısının "99" olduğu belirtilir. İslam kelamcıları. "Allah'ın sıfatlan"nı bölümlere ayırırlar: "Allah'ın Kendisi"nden (Zat'ından) dolayı olan sıfatlarına "Zat Sıfatlan (Sıfat-ı Zatiyye)" "iş"lerinden dolayı olan sıfatlarına da "Fiil Sıfatlan (Sıfat-ı Fi'liyye)" denir. koruyup kollaması. "yazıcılar". "Tanrı". "Vahdaniyyet": Bir olmak. sözleri. hadislerin ve yorumlarının dile getirildiklerinden anlaşılanlar şöyle özetlenebilir: Allah: Evreni. tutum ve davranışlara göre ödüllendireceğini ya da cezalandıracağını bildirmiştir. ÖZET Bu maddedeki ayetlerin. "yazıcı melekle-ri"yle. Kur'an'ın ve hadislerin açıklamalarında "Allah" yerine "İlah" da dendiği açıkça görülür. Bunlara. islam dinbilirlerinden kimine göre. İkinciler de şöyle sıralanır: "Hayat": Dirilik. Allah. Allah'ın başka "adlar"ı (sıfatlan) da vardır. Birinciler şöyle sayılır: "Kıdem": Öncesizlik. "Kudret": Güç (Tanrı'nın gücü). "Basar": Tanrı'nın görür olması. başka ortağı bulunmamak. Eski islam ulemasından. Kendisini "tanısın. "Fil Sıfatlan" da bir sıfatta toplanır: "Tekvin": Yaratmak (Tanrı'nın yaratması). Allah tüm yönetim ve denetim işlerini yaparken melekleri görevlendirir.B-Allah-İnsan İlişkisi: İnsan da Allah'ın bir yaratığıdır. Konu için bkz. nasıl bir varlık olduğunu dilegetirenlereyse "Subûti (olumlu-luklu) Sıfatlar" (Sıfat. "irade": Tanrı'nın dilemesi.Subutiyye) adı verilir. "Huda" gibi sözcüklerin kullanılmasına karşı çıkan olmamıştır. Kimi melekler. "Kıyam Bi Nefsihi": Var olması için başkasına dayanır olmamak. her şeyiyle birlikte yoktan var eden varlık. davranışlarım denetler. insanların tutumlarını. "Allah" adı. yakın bir geçmişe dayanır. kimileri de "koruyucular" olarak ve daha başka türlü görevler alarak Tanrı'nın buyruklarını yerine getirirler. "Beka": Sonrasızlık. "melek". Kur'an diliyle "En güzel adlar" anlamına gelen "el Es-mau'l-Husna" denir. Ama Allah'ın buyrukları doğrultusunda davranmadığı zaman "çok alçak" bir duruma düşer. Karşı çıkanlar. http: . hiçbir anlamı sözcükten türemiş olmayan özel adıdır.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful