GİZLİ TARİH I
Yalçın Küçük
Salyangoz Yayınları

Cemal Nadir Sok. Aksam Han Kat: 2 Cağaloğlu/İSTANBUL Tel: (212) 528 92 15, Fax: (212) 528 92 14 www.salyangoz.yayinlari.com Birinci Basım: Haziran 2006 (5000 adet) İkinci Basım: Temmuz 2006 (3000 adet) ISBN: 975-6277-27-0
Liste Fiyatı: 40,00 TL. Kitapyurdu Fiyatı: 28,00 TL. Yayın Yılı: 2006 428 sayfa İthal Kağıt 16,5x24 cm Karton Kapak ISBN:9756277270 Dili: TÜRKÇE

İçindekiler
Önsöz 7 Gizli Tarih 25

Birinci Kitap: Masal
Birinci Bölüm İkinci Bölüm
Kırk Sekiz 29 Otuz Sekiz 49

Üçüncü Bölüm
Yirmi Altı 63

Dördüncü Bölüm
Yirmi İki 122

Beşinci Bölüm Altıncı Bölüm

Çanakkale 184 Gelibolu’da Türklerle Savaşan Siyon Katır Birliği 201

Yedinci Bölüm

Kut Savaşları 215

Sekizinci Bölüm
İnönü 231

Dokuzuncu Bölüm

Varlık Vergisi Hediyesi 238

İkinci Kitap: İşaret Fişekleri
Birinci Bölüm İkinci Bölüm
Seksen: Kemalizmin Sonu 279 Doksan Üç: İsrael Darbesi? 285

Üçüncü Bölüm

Seçimin Galibi TİT 289

Dördüncü Bölüm Beşinci Bölüm Altıncı Bölüm

İki Bin İki: Cumhuriyete Darbe 293 İki Bin Üç: Osmanlı İçin Redd-i Miras 295 Güler Hiç Kanırttı mı? 299

Yedinci Bölüm

Semitik Damarlarımız 333

Sekizinci Bölüm

Kemalizm'in Cenaze Töreni 361

Dokuzuncu Bölüm Onuncu Bölüm

Türkler ve Kürtler, Müslümanlar ve Yahudiler 368 Edirne'nin İstirdatı 382

On Birinci Bölüm
İndeks 409

Sol/Sağ! Sol/Sağ!.. 387

ÖNSÖZ

Yoldaş-öğrenci, ağzını hırıldayan musluğa yapıştırıyordu, musluğu derin derin içine çekiyordu; Terkos Gölü'nden su çıkarmaya çalıştığını anlıyordum. Yatılı lisedeydik, İstanbul'un susuzluğu yatılılar için çok zordu, o zamanlar "leyli" diyorduk ve gündüzlüler'e de "nehari" sözcüğünü kullanıyorduk ve öğle yemeğine giden, anlamındadır, Farisi "nehar hordan" birleşik fiilinden geliyor; ben ise susuzluktan geliyorum, susuz kentlerde susuzluk, hürriyet hallerde, "dışarıda" demek istiyorum, daha kolaydır. Ben yapmadım ama gördüm. Benim yaptığım başka idi, ağzımı, var olan, tek ve en minimal deliğe yapıştırıyordum, hava çekiyordum. Bir pencere vardı, boyumdan yüksekteydi, havalandırmada çıkmaz bir yere bakıyordu ve sadece postal ve eski ayakkabı görebiliyordum, toz ateşliyorlardı ve bir metre kadar uzakta duvar vardı ve gök'ü göremiyordum. Gök görmek insanlığın büyük ayrıcalığıdır, yoksundum ve yoksulu idim. Gök görebilmek de bir hürriyet hali'dir. Sözde Şahin de burada olacaktı, Şahin, sevimli delimizdir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olmalı ve o zamanlar, sanki Marx'tan önce ve Marx'tan sonra, Proudhon vardı, sanki "la propriété, c'est le vol" dictum'u, hüküm sürüyordu, Şahin'in bunu bildiğini sanmıyorum, o tarihte hiç bilmeyenler yeni yeni çıkıyordu, onlardandı, daha sonra hiç bilmeyenlerin kütle imalatı için imam-hatip liseleri çoğaltıldı; ama Osmanbey'de iki arkadaşı sırt sırta verip, bir sayı söyledikten sonra adımlıyorlarmış ve adımlarına denk çıkan mağazayı soyuyorlarmış, bu hesaba göre her oyunda iki mağazaya giriyorlardı. Ol zamanlar mı, eskide kaldı, büyük korku saldı, korkusu hala hükümdardır ve en büyükler en çok korkanlardır, "mülkiyet, hırsızlıktır", Proudhon'un bu sözünü doğru sayanların, büyük bir rahatlıkla ve hiç engelle karşılaşmadan "kamulaşma" yaptıkları yıllardı; sonunda hapse düşmüştü, işte beraberdik.
___________

NOTLAR: Bkz. KİTAPLAR “Pierre Joseph Proudhon – What Is Property? / Philosophy Of Misery?”)

7

Bazı açılardan, İngiliz Devrimi, On Yedinci yüzyıl ve adı üzerinde "Glorious Revolution", Büyük Fransız Devrimi'nden daha zengindir; sol ton, giysili geliyordu. Orada çok daha dinsel-kisveliydi, ama derin solcudur; devrim ve ebedi kurtuluş ya da sonsuz mutluluk iç içe, başka bir söyleyişle, ayrılmaz bütünlüktedir. Yine solculuk ile gasp'ı, dışarıda da içerde de, ayıramadığımız günlerdeydik ve o kadar kamulaştırma yapmıştı ki, "kurtuluşumuz, deliliğimizdedir" inancına varmıştı, sanki "tek yol, delilik" diyordu. Bunun ailesinin nazariyesi olduğunu biliyorduk, fakat “eyi” tatbik ediyordu, gündüzleri düz duvarlara mükemmel tırmanıyor ve geceleri sabaha kadar mükemmel horoz oluyordu, güzel ötüyordu; "idare", Şahin'in deli olduğuna inanıyordu. Deliliğini ölçtürmek üzere hastaneci olduğu zamandaydık ve ben yalnızdım. Şahin deli taklidi yapıyordu. Ben akıllı taklidi yapıyordum. İnsan, bir tarifler bütünüdür. Tariflerden çıktığı zaman ise sürü'dür. Determinizm ise, insanın, kendisini, tariflerinin zembereğinde bulması hali'dir; iradesinin, tariflerinin esiri olduğu zamanları kast ediyorum. Böyle hallerde hem hür'dür ve hem de tutsak; benim öyle olduğum hallerim ise çoktur. Hem açlık grevlerine ve hem de ölüm oruçlarına inanmıyordum, "doğru" bulmuyordum, denmek istiyorum; ama katılıyordum. Öleceğime inandığını anlar oldu, hiç dönmeyi düşünmedim, ancak, yaptığımın doğruluğuna inanmadan, ve ancak kendi tariflerime bağlı kalarak ölmekte olduğumu görüyordum. Ve ölüm yolundan dönemiyordum. İnsanın tarifleri gereği ölümü mü, büyük bir sevinç'tir.

8

Kıbrıs'ın Türk kesiminde savaşmıştım. Savaşta bir ara, karargahtan sarıldığımız ve yakında imha edileceğimiz haberi de gelmişti, "Varaşo" denilen ve bizim "Maraş" çığırdığımız mevziiye ulaşmış ve almıştık, karşıda İngiliz üssünün, Dikelia, ışıkları yanıyordu; sıcak bir Akdeniz gecesinde ılık rüzgarla makiler oynuyordu, bilmiyorduk, düşman-ordularını hücum halinde görüyorduk ve ölmek üzere olduğumuza inanıyorduk. İnandık, ölümü gördük, ama ölmedik; unuttum ve yıllar sonra, Kıbrıs'ın Elen kesiminde konferanslar veriyordum ve konferansları da televizyonlar naklediyorlardı. Başpiskopos Hazretleri dinlemiş, tanışmak istemiş, "insana benzemiyor" demiş, çoklukta, başta Annem, beni hiç benzetemediler, görmek istiyormuş, Elen-Ortodoks dünyasının en yükseğindedir, adı bana hediye ettiği gümüş tütsüde yazılıdır, bir sabah götürdüler. Ben, "insana benzemeyen insan" rolündeydim, çok hoş bir gün geçirdiğimi hatırlıyorum. Ben, Başpiskopos Hazretleri'ne, ölüm yolunu anlattım, her gün biraz daha yükselmektedir, nedense beyaz ve mavi'dir, pek güzel'dir ve Başpiskopos Hazretleri, karışık bir köyde büyümüş, Türk çocuklukarkadaşlarını anlattı ve çok güzel söylüyordu. O gün ikimiz, bir "Rum" Başpiskopos ve bir "Türk" insana benzemeyen insan, insanlığa doymuştuk. Güzel'dir. İnsan mı, bitmeyen güzellik'tir. Böyle düşünmek mi, solculuğun temeli'dir. *** Şahin'i, taammüden vermediklerini hala düşünüyorum.

9

Şahin yoklu, ama fareler çoktu. Yerin altındaydı ve karanlıktı, hava'ya fareler ortak oluyorlardı, çabuk bittiğinden anlıyordum. Ben, eyleme inanmıyordum, ama "idare", hapishanede gardiyanlar kolejine "idare" diyoruz, beni direnişin ele başı görüyordu. Ben o zamandan beri biliyorum, köylülerin idare lambası hariç, idare'ler hep yanlıştılar; ancak, bu konuda, yanlış olduklarını söyleyemiyordum. Çünkü tariflere aykırıdır; grev kırmak, tariflerimde yoktur. O zaman da adım biraz daha küçük olsaydı, grev kıramazdım. Halbuki ad, tariftir ve tariflerimiz, insanı yönetmektedir. İdare, üst üste'dir ve en üstteki de beni "elebaşı" sayıyordu ve yıldırmak istiyorlardı. Bu karanlık, Rusça sözcükle "izbe", yerin altında, sadece farelerin çok olduğu ve bir de her halde rutubeti arttırmak için hela suyunun sel olup aktığı yere, işte beni, yıldırmak üzere koydular, öyle düşünüyordum. Yılmamaya çalışıyordum. Gün ile geceyi birbirinden ayıramıyordum. Bir tek sorun vardı, hava bitiyordu. Üstteki pencereyi açmak da yetmiyordu. Kaldı ki açık pencerede soğuğa dayanmak zordur. Fareler de havamı kemiriyorlardı, hırsız ve insafsızdırlar. Biz zaten küçük hırsızlara hep fare diyoruz. Hücrenin en küçük ve tek deliğine ağzımı dayayıp hava çekmeye çalışıyordum. İşte o zaman hava'yı anladım. Hava, olmadığı zaman, var olduğu bilinen "şey" idi. Bu sözcüğü, şey'i, tırnak içine aldım, çünkü kullanmaktan çok korkarım, çünkü Baba'm, bilgisizliğin işareti sayardı ve "şey" dediğimiz zaman çok kızardı, "şey ne", bilmiyor musun, "öğrenmelisin", bu nedenle ben, şey'i ve Farsçası, falan ve filan'ı hiç kullanamıyorum. Baba'mdan korkuyordum, sonra Değerli Yargıcımız Turgut Okyay'dan da korkmaya başladım, hala "Kürt" ve "İstan" sözcüklerini yan yana getiremiyorum, her yan yana getirdiğimde bana beş yıl hapis veriyordu; herkes yan yana getiriyor, onlara, "bir şey" demiyordu ve bana hep beş yıl kesiyordu.

10

11 . orkestra şefi'ni de böylece kavradım. keman ve flüt icra ediyorlardı. "ahenk" diyorduk. General Harbord Misyonu. bazen solistleri ve çok zaman da Paşa'yı izlerdim. bu fareler. daha sonraki yıllarda. kurtuluş mücadelesinin orkestra şefi'dir. Kazım Paşa Hazretleri. varlığını görebiliyorum. Koltukları tahta hatırlıyorum. Erzurum'a geldiğinde. demekle de. konserleri hiç kaçırmadı. bırakarak yıldırmak istiyorlardı. Değildir. hava'yı havasızlık’ta anladım Çözümleyebildim ve bu vesileyle yetkinleştim. denedim. Sadece hava'yı değil. konsert maister oldu. Varken. Ve bir masal yazıyorum. Bu beş yıllar. Minimalistler'in her yıl bir kez maksimalistleri taşlama ayini yaptıkları Sarıkamış yakınındaydık. her halde havasız. Paşa başbakan ve ben başbakanlıkta uzman yardımcısıydım. belki başta konsert maister idi. 1919 yılı sonunda. bize de protokol davetiyesi geldiği oluyordu. en çok "şey" ediyorlar. bana. Yokluğunu düşünürken. "Tutum Haftası" salonu. Başvekil Paşa önde. Kazım Paşa bir "ahenk" tertiplemişti. yine son başbakanlıklarının birinde. manda şartlarını tetkik için. Şimdi artık en çok koparmak isleyenler. konser salonuna çevrildi. Şimdi daha çok söyleniyor. biz birkaç sıra arkada. Belki de bu yüzden. Ama ben yılmıyordum ve çünkü anlıyordum. demek istiyorum. çünkü kopmak üzeredir. Mustafa Kemal Paşa. Belki sonra İsmet Paşa Hazretleri. masal'dır ve soruyorum. konsere. kurtulamıyordum. O zamanlar. hep beş yıl vermek istiyordu. bu vesileyle ben de. yok olduğunu düşünebiliyorum. hava'dır desem de. araları dardılar. hala oradadır. Sadece konsert maisterle ahenk olmaz mı. ama.Aslında “bu şey” bahane. ordumuzun genç zabitleri piyano.

Burada da aynı yöntem var. Resmi Tarih. Mustafa Kemal Paşa'nın da. Hiç birine çalmamaktadır. bir tek siyaseten yangın çıkmamıştı. sadece hutbe'dir. Bundan böyle ne camilerde ve ne de üniversitelerde yeri var. İzmir'in ve İstanbul'un işgalinden sonra. gizli tarih'tir. Bütün kahramanlardan bir kahraman heykeli yapma işi'dir. Gecikmiş utancımızı kayıtlara düşüyorum ve “milli” bir iş yapıyorum. onlar. Orada Osmanlı'nın kuruluşundaki resmi uyum ile ahenk'i yok etmiştim. 12 . kurtuluş savaşı'nın kendisi bir savaş'tır. "kurtuluşa kadar". Öyle mi. Kemal Paşa Hazretleri'nin İngilizler'den pasaport alarak Samsun'a sefer eyleyebildiğini bildiğimize göre çok erkenden işgal edilmişti ve iki büyük şehrimizde. heykellerine benzediğini hiç düşünmedim. değil mi ve eğer öyleyse bihakkın utanç vericidir. Artık heykellerine benzememeye başlamıştı. Zor olduğunu biliyorum. Yeri. Savaşanların iç savaşını. Gizli Tarih'i yazıyorum. işte budur. bütün kahramanlarımızın tek heykelidirler. İstanbul. Çok kavgalı ve çok kanlı bir masal yazmış bulunuyorum. Çünkü heykellerinde bütün kahramanlar vardı.İzleyerek büyük adamlığı kavramaya çalışıyordum. Tarih olan. Heykelleri mi. bir tek bombalama. sadece ana okulları'dır. Tarih'e hiç benzememektedir. Artık resmi tarih. Ne kadar şaşırtıcı değil mi. ihmal edemeyiz. Önceki "Fatih Sultan Mehmet" çalışmamı hatırlıyor ve hatırlatıyorum. bir tek suikast.

bazı kayıtlara göre yedi yüzü kayıtlı Yahudi idi. Üçüncüsü ile aktüel zamandayız ve bu masalda sadece ikincisi var. bir başka hediye ameliyesi'dir. Üçüncüsü özelleştirme ve globalleşme dönemindedir. Ne kadar calib-i dikkat değil mi. “Kolay Devrim” diyebilir miyiz. savaş ve sürprizli mübadele işlerindedir. Kolaydı ve "kolay oldu" diyebiliyorum. Sanki zaferden emindiler. Kanlı'dır ve tasfiyede kan zorunludur. yürek 13 . "kritik" ve dramatik anı olmayan bir tarihimiz var. 1919 başlarından 1923 sonlarına kadar. Sakarya'da bile en mühim meselenin enderunî olmaları mühimdir. masal'da var. Diğer taraftan "Varlık Vergisi". Sonunda düzleyiciler düzlendiler ve minimalistler. _____________ NOTLAR (KŞ): enderun=(Farsça) iç. maksimalistleri tasfiye ettiler. varlık vergisi yoluyladır. Üç genç zabit. İkincisi. Ankara'daki muvakkat hükümet. o halde. bir facia olmayıp. Buna "primitif akümülasyon" diyoruz. Leveller-düzleyiciler ve minimalist vs maksimalist kavgası bunlar arasındadır. Birincisi. hayli kolaydı. 1908/1909 Devrimi. 1925/1926 yılında kurulmuştur. İç savaşlarıyla birlikte 1906-1926. Selanik'ten bir gönüllü ordusu. sürekli devrim'dir. Minimalist felsefenin icabı sayabiliyoruz. işlerimiz çok kolaydı. hareket etti ve devrim kurtuldu. isteyen bu masal'ı okur ve cevabını kendisi bulur. ben. sonuçtan hiç tereddüt etmedi. bana yakışmayan "kaçamak" bir cevap verebiliyorum. Sosyal bilimlerin ve bilimsel tarihin kavramlarını kullandım. dağa çıktılar ve devrim oldu. Musul bir hediye'dir.Doğru mu. Cumhuriyet tarihinde üç büyük primitif akümülasyon ya da "ilkel birikim" süreci ve dönemi var. İnönü'yü deşifre etmiştim. Cumhuriyet.

Daha önce de not etmiştim. bu da insani damarların zayıflaması anlamındadır. Bu uyarılarla. Varlık Vergisi'nde mülklerin türkifikasyonunu görmek. en yakın çalışma arkadaşının Moiz Kohen olduğunu biliyoruz. Bilimde "association" ile bir benzetme yapabilirim. 14 . insanın en büyük dostudur. Zaman zaman ise en büyük düşmanı oluyor ve direnci azaltıyor. Ancak aynı zamanda çok yanıltıcı olabiliyor ve yanıltıcı neden-sonuç ilişkileri kurabiliyoruz. Marx. Öyleyse “Marx vs Proudhon” tartışmasına da. siyonizm. bir birlikte çıkışı tespit edebiliyorum. ikincide büyük sanayi ve ticaret zenginlerini ve üçüncüde. Daha sonraki yıllarda Munis Tekinalp adıyla kemalizmi kodifiye eden Kohen'in. primitif akümülasyonu arızi görüyordu. tam bir falsifikasyondur. "c'est vol" (hırsızlık) diyebiliyoruz. Proudhon’un teoremi önem kazanmaktadır. siyonizm ile turanizm çıkışları. etkileyen rolündedir. c'est le vol" teoremine uymaktadır. birlikte değişmeleri görebilmek. alışkanlık. gözümüzü açıyoruz. yaşamı kolaylaştırıyor. "dünyaca ünlü" dolar-milyarderlerini yaratabildik. İkisinde de bir "ana" yurt tarifi ve tespiti var. siyonist kongrelere katıldığını ve Osmanlı topraklarını "vaad edilmiş" ülke ilan ettiğini biliyoruz. bizde "turanizm" tespiti Ziya Bey'e bağlanıyor ki. Öyleyse benim "iç savaş" nazariyelerimi daha ciddiye alma zarureti var. daha temelli ise. Birincide büyük toprak ağalarını. "la propriété. bana hiç yakışmayan ortak bir çözüm buluyoruz. İç savaş mı. aynı on yıldadır. ikisi birden işlenmektedir. nerde ise. O halde siyonizm ile turanizm'i simetrik iki program olarak düşünebiliriz ve her halde. çözümlemeleri başlatabilmekte çok verimlidir.Marx'ın primitif birikim formülasyonuna en çok Proudhon'un. Şimdi buradayız ve demek. Ya iktisat tarihi ya da türklük falsifiye edilmektedir ve sanıyorum.

Marx'ta kaybedenlerin hiçbirine rasyonalite yüklenmediğini fark ediyoruz. Ne yazık kaybedenlerde hiçbir mantık ve rasyonalite bulamıyoruz. O halde ortada hayli sulandırılmış bir pan-türkizm olduğunu tespit edebiliyoruz. ancak turanizm’in “Büyük Türkiye" çağrışımını görmeden hep kötülemek minimalizm'i açığa veren bir yaklaşım olmalıdır. yaşayabilene. her yıl yapılan ve bir ilkokul müsameresini aşamayan Sarıkamış Gösterileri de minimalist ayinler arasında yer alıyorlar. milletlere. Kaldı ki. Açıklaması. Kompozisyonları da daha laik olmalarını zorluyordu. Jön Türkler'in büyük önderi Enver'in İç Asya'da ölmesine rağmen turanist bir ideolojisi yoktu. Bu çerçevede. Ciddi olduğunun kanıtlarından birisidir. Bir bataklıkla ölümdür ki ölümlerin en kötülerinden birisi sayıyorum. rasyonalite ve jüstifikasyon yükleme eğilimindedir. Aklımız. Jön Türkler. Ancak Enver'in pan-türkist programı daha ciddiye aldığını düşünebiliyoruz. Enver. birisi “Büyük Türkiye” çağrışımını içeriyor ve ikincisi. “Büyük Türkiye” projesini ölüme götürüyor. gürültünün yüksekliği ile ülkenin küçülmesine yatkınlık arasında bir korelasyon kurabiliyorum. Levi-Srauss'un en büyük itirazı buradadır. Bununla birlikte Suriye'yi tahkim etmeyi ve Mısır'ı yeniden almayı planladıklarını biliyoruz. Mustafa Kemal ise minimalist olduğu için. Bazen daha gürültülü yapıyorlar. Bu ayrı. turanizm’den söz ediyorum. dolayısıyla. turanizme uzaktı. maksimalist olmakla beraber turanizmi ciddiye almıyordu. varolana. büyük uygarlıklara ulaşanlara asimilasyon kapısı göstermesi de bunun dikkate değer bir ispatıdır.İki yanı var. bugünkülerden çok daha az dindardılar. Alliance Universelle Israelite programı da laisizmi gerektiriyordu. 15 . by definition. marjinal olduğunu düşünmek de bir falsifikasyon'dur. masal'dadır. jön türkizm'de pan-islamizm sadece dildedir.

bu köy halkının nasıl seviştiklerini tahmin edemiyorum. Şunları her okuyuşumda titriyorum: "Kuşlar nasıl sevişir? Kediler nasıl sevişir? Biliyorum. Bizim gibi. Ancak çöküşü kavrayamayanların minimalist olduğunu kavrayabiliyorum. tepedekiler kavrayamadı ve tabandakiler fark etmediler. Kaldı ki çökmektedir. Lakin. Heykeli oldular. Kuruluşta. tepeden çökmüştü. Mustafa Kemal'den çok daha komple "kemalistler" teşhis edebiliyorum. göz göze bakışırlar mı? El ele tutuşurlar mı? Dudak dudağa gelirler mi? Okşayışları nasıldır? Kalbin bir süt çanağı gibi kabarıp taştığı dakikada. Ayrıca. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma. Mustafa Kemal'den ilerdedirler. Kuruluşta kemalistler.O halde "imanlı" bir marksist dürtü ile. Çökerken farkında bile görünmediler. Ancak yazdığım masal'da kemalistler bir kollektivitedir. Önce tepeleri çürüdü ve sonra yıkmak için alttan bir tek taş bile atmadılar. minimalizm ve Mustafa Kemal kazandığına göre. adını verdiler. ağızların çıkan sesin anlam ve ahengi nedir?”. Orkestra Şefi'nin temkini övülürken bu noktalar ön plana çıkıyor ki münasiptir. ihtimali de anti-maksimalist bir ton taşıyor. Zaman-dışı rasyonalite var mı. minimalizme bağlamak aşamasında değilim. 16 . Kemal Paşa Hazretleri. "doğrudur" demek durumundayız. Sovyetler. henüz çöküşü.

Bu da." Anlaşılıyor. sürüleştirme planlıdır ve en tepeden başlatıldığını biliyoruz. Ve çökerttiklerini ve çöküşü kavrayamıyorlar. bazı küçük değişikliklerle Yakup Kadri'nin discours'unu bugüne 17 . Sevmek mi. elim titriyor" diyordu. artık uçurumun dibindedir. "bunu yazarken. Şimdi üniversite halkı. getirdim. bilmiyorum. Ama barış içinde yaşıyorlar. Ne yazık ülke bölünmüştür ve bir avuç okumuş ile hiçbir titreşimi olmayan büyük bir sürü olarak ayrılmış haldeler. insan veya aşk ve onur kavramlarından yoksundurlar. hazzı ve duymayı hiç bilmiyorlar. farksızlık eğrileri üzerindedir. ülke. Üniversite öğrencileri mi. Çöküş mü. samandan aldıkları hazzı çıkarıyorlar. en çok gördüklerini ve ayrıca yalnızca gördüklerini seviyorlar. ebedi barış'ı sağlayacaklarını sandılar. bu son okuyuşumda beni titreten nedir. Köylüler mi. Ey Türk Gençliği!. İşte böyle çökerttiler. doğru. Ve gerçekten bu düzenin temellerindedir. bozanların bozulacakları teoremine uygundur. Fakat okumuş bir İstanbul çocuğu ile bir üniversite halkı arasında fark Londralı İngiliz'le bir Pencap'lı Hintli arasındaki farktan daha büyüktür. İnsan'dan çıkışı tarif ettiğimi biliyorum. İşte bunu yaparak. aynı derin uçurum var mıdır. bağımsızlık. şimdi ülkenin en yabanı'dırlar. Artık bu ülkede "her şey". Yaban'da. üniversite öğrencileri için.Burada. artık üniversite sürüsünde hiçbir titreşim yoktur. "Her memleketin üniversite halkıyla okumuş yazmış zümresi arasında. öğrencisi profesöründen ve profesörü öğrencisinden cahil üniversite halkı. Öğrencileri ve profesörleri beraber üniversite halkının sevişme ile bol ketçaplı bir macdonald hamburgerini dişleme arasında bir fark duyamadıklarını biliyorum. Bir söğüt bedeni kadar idraksızdırlar. Yakup Kadri. işte budur. en çok artık "köy halkı" sözcüklerini "üniversite halkı" olarak okuduğum zaman ilahi bir seda'nın titreşimlerini hissediyorum.

çoğu küçük zabit ve genç subay olan Teşkilatı Mahsusa'nın rolünü birincil teşhis ediyoruz. Buradayız. işte bu sürü'yü. duyarsız ve vurdumduymaz ki. belki de kurtlarla birlikte uludular. buna fiziksel dayanıklılıkla birleşince "direnç" diyoruz. Talan'da Kürtler baş müttefik ve birincil pay sahibi oldular ve bunun için de hem Sevr'e daha çok karşı çıktılar ve hem de Musul'u almayı hırsla istediler. Ancak buradan bakarsak kurtuluş savaşını anlayabiliriz. bütün yabancı müşahitlerin aynı sürüyü teşhis ettiklerini okuyoruz. hocası ile talebesiyle. Bugün darülfünun sürüdür ve dün halk yok ve sürü vardı. Bir koltuğunu yastık yapıp varsa ceketini yorgan sayıyor.Bu nokta ise bizim masalımızda mühim bir yere sahip görünmektedir. Mütareke Çağı'nın "köylü halkı" ya da Osmanlı Halkı'dır. mücadeleci bir halk yapabilmededir. sanki kuş tüyü yatakta mışıl mışıl uyuyordu. Yaban'da bunu yazıyordu. "ne sağcı ve ne solcu idiler. bir halk vardı. artık görüyoruz. Buna bir de Ermeni ve Elen mülklerinin göz kamaştırıcı etkisini eklemek zorundayız. bunlar da var. 18 . bugün ülkemizde "en yaban". ama yine de mübadeleden kurtulamadılar. şimdi bu bilinçteyiz. Bunda. Masal'ımız işte bu kadar basittir. biz üniversite yıllarımızda sürü'yü böyle tarif ediyorduk. Yakup Kadri. insan şeması maymunu anlatıyor ve bugünkü üniversite halkı. mücadeleden kaçan. Savaşlar'ın masalı mı. üniversite cemaatı'dır. hemen izleyecek "savaşlar" kitabıma bırakıyorum. Ve Yakup Kadri'nin Yaban'ı. Enver. sadece futbolcuydular". Türk coğrafyasında ihtilaller çıkarmak üzere kurmuştu. isyan örgütlemeyi ve muvakkat hükümet kurmayı biliyorlardı. Mucize. fark edilmemeyi ve unutulmayı hesapladılar. Yahudiler ve Kripto'lar da hücuma geçtiler. sessiz kalmayı tercih ettiler. Savaş istemeyen. yetkinleşmişler. gerçekten daha gerçektir. Elenler. Ermeniler hedef oldular.

Gizli Tarih’te çöküşü yazmıyorum. bu masal'a bir kişinin inanması halinde de. Bu. Eğer çökecek olarak kurulduysa rolü azaltmak. temellere ve kuruluşa bakmak zorundayız. karpuz ticaretinde önemlidir. Ben. "yaşasaydı çökmezdi" türünden mesih-görme rüyaları yerine. kusur temellerdedir. "Ey Türk Gençliği. Eğer deseleksiyon temelde varsa. ibra etmektir. Bilmiyorum. her adımda. Demek. bunu masal yapıyorum. Mustafa Kemal'den daha çok "kemalistler" varsa. artık tamiri mümkün olmayan bir yerdeyiz ve o halde baştan almak zorundayız. Eğer bugün burada isek hiç birisini mistifiye edemeyiz. resmi tarih'in tarih olduğuna inanıyorum. Kaç kişi inanır. başlamaktır ve ancak başlayarak. Bu kadar kolay ve mukavemetsiz olarak çöktüyse. böylece ve belki de Mustafa Kemal'i ibra ediyorum. Bana göre artık Bor'un pazarı bitmiştir. Çöküşü kabul ediyorum. Düşünmek. ibra etmektir ve belki de daha yükseklere çıkarıyorum. Bunun için söylüyorum. Tepeden çökertildiysek. "kursaydı belki daha sağlam olurdu" türünden masalımsı anlatımı koymak demektir. birinci vazifen bu masala inanmamaktır" diyorum. çok kolay kurulmuş olduğu sonucuna çıkıyoruz. bunlar bir sonraki adımda tasfiye edilmiş olsalar da. Katkıyı azaltmak. sayı. Masal'ın içinde sık sık. Çöküş varsa. başa dönüyoruz ve eksikliği orada görüyoruz. artık başka bir düşünce temeline açılıyoruz. 19 . temelden çöker. Her aşamada. düşünebiliyoruz. önde Niğde var.

her siyaset müellifi gibi muhakkak Yalçın Küçük de. Bu masalda "sabetayizm" hiç yoktur ve sadece. yol açılmıştır ve bir tarik-i ilm oldu. Barış Zeren. biraz empati de gerekiyor. ne zaman konuşulup. Kuşkusuz Soner'in başka işaretleri de vardı. Deniz Hakyemez. Ufuk Berksoy hep okudular. Geçmişi yargılarken. kısır bilgi dünyamızı zenginleştirdik. söylenmesi tarif dışıdır. daha çok vurgularla ilgili değerlendirmelerini almak istiyordum. ". Soner Yalçın. Gürkan Hacır ve İlber Hocam ve ayrıca benim ortak çalışma takımım. ancak Murat Yetkin'in notlarından bu çalışmamın çok tartışılacağını bir kez daha anlamış oldum. "yeni" olduğudur. malum tenkitlerin canlanabileceği kaygısını dillendiriyordu. "Varlık Vergisi Hediyesi" bölümünü hiçbir arkadaşıma göndermek imkanını bulamadım. ancak bu akılcı ve haklı buldukları anlamına gelmiyordu. yine de haber veriyorum. yazarlık mesleğinden söz ediyorum. Buna çok sevindiğimi. ne zaman iş yapılacağını bilen İsmet Paşa'ya emanet ederdi. derin şükranlarımı kaydediyorum. çok eleştirenler dahi. Mustafa Kemal'in yerinde olsa. bilineceğini varsaymakla beraber. ilk sekiz bölümü çok ciddi inceledi. bendedir. Murat. Londra'da İlhan ve Sabri.Ama yine de emin değilim. Ama ikisinden söz etmemin bizim mesleğimiz için. Bu nedenle pek çok arkadaşımdan okumalarını istedim. Katılmadım. çok sevinç duydum. bu bölümü yazarken çok heyecan duyduğumu not etmeden geçemiyorum. Murat Yetkin. Ben bütün tepkilerden. Batı Cephesi'ni. Bütün okuyucularıma. yazılı olarak ciddi eleştiriler formüle etti. İstanbul'da ve Ankara'da Cevat Hocam ve Mehmet Hocam. Aldığım tepkilerin hepsinin özeti.." Burada tartışmayı usule uygun bulmuyorum. Masal'ın sonu olan. tarih. Soner. yararlı olacağım biliyorum.. Fikret Bila. hep birlikte başardık. Ne mi dediler. Uzun eleştirilerinin sonunda şunlar yer alıyordu. biz o muharebeyi çoktan kazandık" dedim ve malum tenkitlerin her türlü iyi niyetten yoksun olduğunu biliyordum. "Soner. coğrafya veya dil bilgisi misali gerekli yerlerde ve minimal ölçüde yararlanmış bulunuyorum. 20 . güçlenen arkadaşlığımla. ancak yazmak çok yaratıcıdır ve büyük heyecan kaynağıdır.

bu nedenle o zamanların romanları ve anılarım tekrar tekrar okuyorum. Benimki bu adla yazılanların üçüncüsüdür. ancak tahmin ettiğimden çok daha fazla doğru çıktığı kesindir. Her halde genel olarak teori ve özel olarak teorik tarih bu olmalıdır. mümkün olduğu kadar. O halde "masal". Murat'ın söylediği empati değil. amma. 1979-1980 yılında. empati. Gizli Tarih'in bir ikinci cildini planlamış haldeyim. Ama aklımın çalışma dinamiği ile tarih içinde ve şimdiki zamanda toplumumuz işleyiş yasalarını. toplumu bırakıp aklımı çalıştırmakla yetiniyorum. tekrarlıyorum. toplumumuzun çalışma yasaları ile aklımın çalışma dinamiklerini birbirine yaklaştırabilmeme bağlıyorum. daha temelli ve kaynaklı. ancak bu yakınlığı kurduktan sonra ve bir başlangıç temeline bağlı olarak. Einstein'in "önce teori" düsturuna bağlıyım. dip notlarla zenginleşmiş ve bin sayfaya yakın olmasını umut ediyorum.Bütün aktörlerin yerine geçebilmeyi. yazdıklarım. Hiç kimsenin göremediklerini bulabilmemi buna bağlıyorum. becerebileceğimi düşünmüyorum. demek ki teoriyi kurduktan sonra maddeye iniyorum. Bu haberim üzerine benimle alay edip etmediklerini hatırlamıyorum. yapıyorum. İşte bunu. konuyla ilgili bazı eski ve bir kısmı bilinmeyen işaretlerime yer verdim. Bu ciltte bir de "işaret fişekleri" başlıklı ikinci kitap var. onlar misali düşünüp duyabilmeyi. Amprisist bir yaklaşımdan uzağım. bu çalışmanın verimleridirler. teori'dir. Burada da. Hem Moğolların Gizli Tarihi'nde ve hem de Bizans'ın Gizli Tarihi'nde masal unsurlarını buluyoruz. fakat hepsi için empati mümkün görünmüyor. ayrıca "gizli tarih" yazımlarında hep masal imkanlarından yararlanılmıştı. yüksek komutanların idareye el koymakla. 21 . Necmettin Erbakan'ı hapse atarak Erbakan'dan daha derin islamcıdinsel bir düzen getireceklerini haber veriyordum. bu tür bana yepyeni imkanlar veriyordu. özdeşleştirmeye çalıştığım kesindir. Her yeni çalışmamda . düşünülmesi mümkün olmayanı görebilmeyi. Masal.

yıllardır Fikret'in. ama Fikret için kullanıyorum. "şurada tonu arttır ve şurada azalt" dedi.Bu ikinci kitapta. benim hevesimi Murat Bardakçı yazdı. Başladığını sanıyorum. İlber Ortaylı Hocam. öğretmenliğin peygamberliğe en yakın meslek olduğu yollu inancımı tekrarlayarak. rahatladım. Daha çok sevinmek mi. Nesrin Yanık Çorakbaş. bunun dışında hoşnut idi ve sevindim. "Doğuştan" sözünü pek sevmem. Makineden çıkarıp okumuştu ve bazı yerlerin altını çizmişti. işaret fişekleri değerinde olduklarını sanıyorum. Ancak ortaktır ve en çok ortaklığın. İşte böyle bakıyorum. altını çizdiği yerlerin önümüzdeki yıllarda çok tartışılacağım tahmin edebiliyorum. bu fişekleri ateşlemek üzere beni tahrik eden. Benim adıma da not etmiş olmaktadır. Filiz Kıroğlu. İlhan Han. Alper Görmüş ve tabii Gürkan Hacır'a sevgilerimi ve dostluklarımı yazıyorum. doğuştan gazetecidir ve bunları öğretmek zorundadır. sayesinde bazı önemli yanlışları düzeltme imkanını buldum. bir üniversitede ders vermesini öneriyordum. birini ve sonuncuyu buraya aldım. İlber Hoca artık günlük işgallerini azaltıp tarih teorisine kapanmalıdır ve çok doğrudur. bazı mülakatlar da var. Fikret Bila'ya da sevgilerimi yazıyorum. Erol Elmas. ilk sekiz bölümü hem okudu ve hem de inanılması zor bir dikkatle "tashih" etti. Bardakçı'ya bu işaretinden dolayı teşekkür ile duamızın kabulünü bekliyorum. "İşaret Fişekleri”. Sorularıyla. Masal'a dönüyorum. İlber kadar mükemmel donanımlı ve aynı zamanda parlak bir kafanın tarih mesleğine bir daha ne zaman düşeceğini kestiremiyorum. 22 . yaratıcılığına inanıyorum. bir resim profesörü misali. Nesrin Hanım ile buluşmamız Filiz Hanım ve İlhan Bey Dostlarımız ile yaptıklarımızın hemen arkasından geldi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi kütüphanelerine ve kuşkusuz yöneticileri ve kütüphanecilerine sonsuz şükranlarımı yazıyorum. takım da. ressam ve kompozitörü hiç anlayamıyorum. bizim dostumuzlar ve beni hiçbir zaman kaynak sıkıntısında bırakmadılar. hepsine sevgilerimi yazıyorum. Daha verimli çalışmalar umut ediyorum. Tanrı'sız. aradıklarımı bulmamda çok dakik ve istekli oldular. yetenekten yoksun olduğumu biliyorum. Atatürk'e ve Lenin. Kabiliyetimin olmadığı yerleri saymakla bitiremiyorum. Tanrı'lar mı peygamberleri. bir an önce kitap olarak görmek istediler. kendilerini güvende hissetmiyorlar. yalçın küçük 17 Şubat Beşinci Yıl ankara 23-24 . Sabri Çarmıklı. büyük bir gazetecilik ile “beyaz şapkalı esrarengiz hanım” olarak tanıtmıştı. daha imkanlıdır. sorabiliyoruz. Hürriyet. Belki de bu nedenle. İnönü. ve Ufuk. Barış. bu arkadaşlarıma bir de Doktor Ekin Hanım'ı ve Fatma Hanım'ı katarsam. ama. yazarken. en çok müzik ve resimde. Hakları var. bana hep erişilmez yaratıcılık verimleri olarak görünüyorlar. Mehmet Hocam.İlhan Tekin. yoksa peygamberler mi Tanrı'ları seçtiler. Beni Ankara'ya bağlıyorlar. Marx'a ne kadar muhtaçtılar. Fatma Hanım ve eşi Doktor Raşit Bey. Türkçe sözcüklerle müzik ve Türkçe cümlelerle resim yapmaya çalıştığımı saklamıyorum. Belki de kompleks duyuyorum. Cevat Hocam. akla gelmeyen sorulardandırlar ve masal'ımızda bunlar ve benzeri sorulardan daha çok var. Deniz. Masal. Belki de peygamberler. Bunlar mı. Bizim genç.

YALÇIN KÜÇÜK GİZLİ TARİH 1 25-26 .

BİRİNCİ KİTAP MASAL 27-28 .

her zaman. 29 . dışarıda olanı içselleştirebilen'dir. işaret etmiştim ve her fırsatta devam ediyorum. Akıl ise her zaman dışarıdadır. bir " reddiye" gerekiyor. Bundan ayrı olarak "red" alışkanlığımızın da eksikliğini hep söyleyip yazıyorum. nerede ise. varolanın dışına seyretmektir. Yeni akıl. yine de en verimlisi sayabiliriz. İnsanlar. Ütopya. çok önceleri. hangi coğrafyada ve hangi çağda uydururlar.BİRİNCİ BÖLÜM KIRK SEKİZ Şu sözü. Ancak cevap ararken herhalde. Akıllı. Bizi uydurmaya özendiriyor. Ütopya için. gerçek'e olan inancı sarsıyor mu. var olan aklın dışına çıkmaktır ve yeni bir akıl kurmak üzere yola çıkmak'tır. "uydurma". birbiriyle bağlantılı olduğunu not etme zamanıdır. cevap vermek çok zor görünüyor. çoklukla uydururlar. daha doğrusu. ancak gerçekten daha doğru'dur. bilemiyoruz. biliyoruz. bir akıl çerçevesindedir. kurgu. hiç olmadığını . Ütopyacı geleneğimizin. ütopyaları ve ütopistleri incelemek yerindedir. önce. Tek yol olduğunu sanmıyorum. bunu izliyor.

Ama. 30 . mutlak olarak yetersiz kalabilmektedir. bürokratizmi. Pekiştirme yerinedir. devrim'i ihmal ederek sadece akla dayanmalarını da bu güzel insanların büyük eksikliği sayabiliriz. hala yaşıyoruz ve hala ödüyoruz. bilimsel anlatıma elverişli cinayetler ile komploların da sera'sıdır. insanlığın bir talihsizliğidir ve insanlığın topyekün bir talihsizliği olan tekeliyet düzeninin hükmüdür. küçülen insanların. Her halde Osmanlı resmiyeti ile bir bağı olmalıdır. kurgu zaafiyetinin en göz alıcı göstergelerinden birisi olmalıdır. ama ne yazık. Ne yazık. Not ediyoruz. Devrim de bir büyüme yoludur ve ütopyacıların. "bürokratizm". bir rastlantı sayamıyoruz. Aslında. Pek masalsız bir toplumuz. Orta Çağ'da ve feodal düzlemde de vardı. bizanten "bürokratizm" demek de mümkündür. güç giymiş sığlıktır ve masalsızlık da budur. nerede ise masal fakiriyiz. Sığ toplumların masalı yoktur veya azdır. Derinlikten yoksunluk veya sığlık. var olan akıl düzleminin dışına çıkıyor. dışarıdaki akla ulaşamıyor ve bu yetersizlik. hem mirası ve hem de viranesi olarak tarifi daha da isabetlidir. Ütopyacı. demek istiyorum. Bu üçlü yoksulluğumuza bir de masal'sızlığımızı eklersem. Aslında. masal kıtlığı da yatılıdır. Çünkü tekeliyet. hem ütopya düzenlemede ve hem de kurgu'da çok zayıfız. aynı zamanda. Mükemmel cinayetleri. Kaybımız büyüktür. mükemmel cinayetler ve iyi örülmüş komplolarla büyümeyi denemeleri. hiçbir zaman. tekeliyete borçluyuz. yok-toprak üzerinde "eski" akıl ile iş görmektedir. hiç kuşkusuz tekrar sayabilirim. arkası boş bir güç olarak tanımlayabiliyoruz. Dede Korkut’unki bir yana bırakılırsa. toptan cinayet düzeni'dir. dışarıyı yoktoprak olarak tarif etmelerinden kaynaklanmıyor. her halde tekeliyet düzeni ile eş zamanlı görünüyor. dünyada doğuşu. mahkumiyet düzenidir.Ütopya kurucusu. öyle olsa da. İyi kurulmuş komplolar. Öyleyse. masalsızlığımızı da kaydetme gereğini duyuyorum. yine de bağlıdır. biz de. "polisiye" kıtlığı. de diyebiliriz. daha doğrusu üçlü yoklukta. Çünkü pratikte ütopyacı. acaba tekrar mı yapmış oluyorum. bürokratizmin tarifleri arasındadır. bunu ise. akılda büyük sıçramayı ifade etmekle birlikte. Çünkü diğer üçünde var. Tekellerle küçülen insanların. mükemmel cinayet ve iyi kurulmuş komplolar ile var oldukları dönemdir.

büyükler için yazılmış bir masal'dır. yaratmak'tır. Buradan ve bununla başlıyoruz. daha çok. Bunu öğrendiğimden beri ise "büyüklere masal " yazmaya ahdettim. bir yokmuş" ile başlamaları da büyük talihsizliğimizi tarif ediyor. bütün resmi tarihlerin başında da söylenmiş bir masal var. geleceği gözlüyorlar. çok ihtiyacımız var. tekrar masal oluyorlar. Uydurma'dır. Nerede ise “resmi tarihimiz” kabul ediyoruz. "Bir varmış. bu nedenle de. Masal da.Ütopyacılar. yaratma'ya. Her gizli tarih. bebekliğimde Annem'in anlattığı tarih'in "Dede Korkut Masalı" olduğunu çok sonra. Buna. işte bu odur. tarih sayıyoruz. kutsal kitapları masal olarak okuduk ve okumayı sürdürüyoruz. Ancak yine de kuşku içindeyim. tanıklık ediyor. Ve buradayız. geçerken not etmem gerekiyor. Ne yazık bunu da verimlerimiz arasına koyamadık. demek istiyorum. Yalnız çürümüşlüğün masalı da çürüktür. bana. aklın sınırlarını taşırma işidir. Fakat bir ara ciddi kabul görse de zamanla çürüyorlar ve çürüdükçe. ütopya doğuyor. Masalsızlığımız belki de bu okuma'dan kaynaklanıyor. Hep. yeni masallar kurmak durumundayız. u-to-pia mucididir. Ben ise hala masal biliyorum. Ve kutsal okumaların söndüğü dönemde. Uydurmak ise.. _____________ NOTLAR: Bkz. Masalcılar daha çok geçmişe bakıyorlar. Amma. çünkü. "büyük" olduğum zaman öğrendim. Thomas More. Dede Korkut'a gelince. KİTAPLAR (“Thomas More – Utopia” / Karl Kautsky "Thomas More and His Utopia) 31 .

Sanki sürekli olarak büyük imlaları gözetleyen. öyle anlıyoruz. Demek ki ana okullarında. "la guerre civile" karşılıklarını bilselerdi. haberlerin ambalajcılarıdır. _______________ NOTLAR: dilhun: (Farsça) yüreği kanamış olan. hep nöbette. Profesör Rice'in bir büyük hatasını. yakalamak ve dikkat etmek anlamındadır. pek dertli olan – Osmanlıca Türkçe Sözlük (Mustafa Nihat Özön) 32 . demek ki savaşı ve özellikle “iç” olanı sevmiyorlar. sevmiyoruz. Ihı. artık bir kavim olarak doğru ile yanlış'ı ayıramadığımız anlamındadır. "civil war" veya Fransızca. Öyle tespit ediyoruz. kendisini gaföz. Her halde "dejenerasyon" budur. Güzel. Tutmak. sivil'i. Artık matbuat. asimile ettiğimiz sözcüklerden birisidir. ne kadar acı ve öğretici. bu kez. yasak biliyoruz ve bu nedenle bu söze. Profesör Rice'ı. "iç savaş" teşhisini tekrarlamıştı. Böyle olmakla birlikte. daha doğrusu arlık göremiyor. akıl dikkatimizi de yitirdik. aslı "gaffe". tam tersine yıllardır eleştiriye uzak düştük. hepsi bu kadar ve burada kalıyor. belki de sevebilirlerdi. her "civil". masalımsı bir cevabı olmalıdır. Çünkü. gaffeuse. "gaf diyoruz. memleketimizden "ikinci gaf sesleri yükselmişti. her halde. bu sorunun. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rice'a. gaföz ilan edenler sadece gazetelerin sayfa düzenleyicileridir. ancak yine de bu sözcüğü. "gaf demekte hiç gecikmedik. hemen. bunu kim yakalıyor. o kadar benimsedik ki. "medeni" telakki etmemiz de ihtimal dahilindedir. üniversite ve cami kürsülerinde tedris edilen resmi tarihte "iç savaş" yok. Bitkisellik ile köylülük arasında bir yer'dir. bir başka konuşmasında. tetikte olmak anlamı da var ve böylece yakalanabilen büyük hatalara. Profesör Rice'in bu ifşaatını haber yapan gazete sekreterleri "gaf ambalajını seçtiler. Buradan çıkarıyoruz. Amerikan Dışişleri Bakanı'nın birinci ve ikinci gafları var. Çok az yaklaşıyoruz ve belki de yaklaşmıyoruz. fark etme kabiliyetimizin çözüldüğünü fark edebiliyoruz. iki kez yakalamış olduk. gözlerimizi tırmalayan ve dilimizi sevenleri dilhun eden hatalarını bile idrak etmiyor. İngilizce. ancak. "iç savaş". "gaf sözcüğü ile kapatabiliyoruz.İÇ SAVAŞ Sanki çok işlek bir akıl sistemimiz var. halbuki. "gaf işareti yetmektedir. belki de Türkçe olmadığını bile bilmiyoruz. birbirinin. Profesör Rice'in. "gaf. kulaklarımızı dikerek yaklaşıyoruz. damgalayanları duyduğunu sanmıyorum. Çok hoş. umursamıyor. bir kavim olduk. demek istiyorum. İkinci Dünya Savaşı'nı hemen izleyen yıllarda Türkiye'nin bir "iç savaş" yaşadığını söyleyen.

Kuşkusuz Küba'dakiler çok ağır ve önemliydi ve inat. Sovyetler'in sinir sistemi ve davranış kalıbını ölçmek gerekiyordu. Küba'da inat halindeydiler. Eagleton jr. sayılarını öğrenebilmiştik. önemli Sovyet silahları Amerika'nın pek yakınına. Ayırabilen toplam aklımızın çözülmekte olduğunu tespit edebiliyoruz. bir tek onaylama da olmadı. duyduklarını düşünemiyorum. biliyoruz. Çünkü o sırada Washington ile Moskova. Miniskül "Mahabat" Kürt Cumhuriyeti üzerine en önemli kaynağın. Bunun için de böyle bir açılım veya deklarasyon yapmadan önce ya arşivlere bakıyorlar ya da ayrıntılı bir etüd sipariş ediyorlar.. 33 . Profesör Rice'in "iç savaş" teşhis ettiği zamana aittir. bu üniversitelerdeki tarihçi nüfusunun. Türkiye'ye. fark edenin de olduğunu duymadık. dünyayı "üçüncü dünya savaşı" eşiğine getirmişti. fark edilmediğini ve üzerinde durulmadığını görüyoruz. adları olmasa bile. ama dış ilişkiler planında da. Washington dışişleri açısından. Öyle ilerlediklerini düşünmek durumundayız. dış işlerini çok büyük ölçüde böyle.Ermeni Meselesi'nde. Miniskül "Mahabad" Cumhuriyeti üzerine bu ilk kaynak niteliğindeki çalışmayı. ama. çünkü "büyük devletler" yönetenlerinin ve özellikle dış işleri bakanlarının rastgele konuştuklarını düşünemeyiz. dört yüze yakın imza olduğu ilan edilmişti. mesele bu idi. bir Avrupa ülkesinde alınan bir kararı imzalarıyla protesto ettiklerinde. tahminidir. biliyoruz. o zaman ki değerlendirmelerle. Batı ve başta Amerika Birleşik Devletleri. Sovyetler'in böğründe bir yerde. Daha da önemlisi. Küba'ya ve pek çok Amerikan füzeleri de. Bu muhafazakar tahmine dahil olanlardan hiç birisi. sistematik olmasa bile tarihi vakalara bakma yollarını. ve kuşkusuz. vaka analizlerine dayanarak yürütüyorlar. bu ölçme kaygısına borçluyuz. Moskova direnecek mi yoksa miniskül devletin çökmesine ve bu arada yönetenlerinin bir bölümünün idam edilmesine seyirci mi olacak. Sovyetler Birliği'nin desteğiyle kurulan bu pek küçük devletin yıkılması için. Profesör Rice'in gafını ele alan bir yazı yayınlamadı. bir Amerikan Dışişleri Bakanlık mensubuna ait olduğunu. ancak yayınlanması ise 1962 yılındadır. muhtemelen muhafazakar. Bunu anlamak ise çok daha zor olmalıdır. yerleştirilmişti. Bir dışişleri kançılaryası vardır. kıssadan hisse çıkarma usullerini. sorun şudur. bastırıyordu. burada hatırlayabiliyorum. Tarih ve bilim düzleminde heyecan ya da bir ilgi yaratmaması çok şaşırtıcıdır. Haber olarak okuyanlar olmuştur. ne olacak. benden başka duyanın olduğunu da sanmıyorum.

ayrıca. diyebiliyoruz. peki kimsenin fark etmediğini ben nasıl görüyorum. "sağ terör" tasnif ettiğim. bu soruyu da ihmal edemeyiz. dışişleri dosyalarına bakmadan ve ilgili servislerden not almadan konuştuğunu düşünemeyiz. Bir soru daha var. "sıcak" çıkaramadı ve "soğuk" olandan ise hayli memnun olduğunu görüyorduk. bir büyük savaşı kaçırmıştı ve yeni bir savaş istiyordu. zaman zaman. demekten çok. Masal'larda ise yeri olmadığını kabul eylemek durumundayız. bu sorunun cevabı son derece basittir. diyebiliriz. kavramlar ya da kategoriler tartışmasına giriş anlamındadır. İran'daki iç savaş ile "soğuk savaş" arasında bir neden sonuç ilişkisi bulmak çok yerindedir. Kırım Harbi'yle birlikte. Soğuk Savaş ile "iç savaş" arasında ne ilişki olabilir: bu. bu dönemi. vak'alar ve politikaları hep "soğuk savaş" içinde gördüm.Amerikan Dışişleri Bakanı Profesör Rice'ın. Demek ki çürümenin sembolik ve sanatsal olduğunu görmeye başlıyoruz. imajlar ve sembollerle gelişiyor. Türk dış politikasının en büyük başarılarından birisi tezekkür etmekte isabet büyüktür. 34 . İç savaş veya "terör" benim kitaplarımda yazılıdır. İran'dan Elenistan'a doğru uzanan hattı. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonu ile. Gerçekten soğuk savaş'ı. Başarı. sanat yanları ağır basmaktadır. Masallarda olmasa bile bilimde rastlantıya ve "random" olgulara yer yoktur. bana göre. "iyi" ya da güzel'den uzak düşebilmektedir. Daha da önemlisi neden bu zamanda bunu söyledi. Dolayısıyla insan aklıyla görüyor. Kırk Sekiz yılı hitamına kadar. rastgele olanların da işlenmiş hallerini kullanıyoruz. "iç savaş" kategorileri ile tahlil etmiş olduğum kesindir. tekrar ediyoruz. Madam Profesör Rice. Ve bunu fark etmemek ise çürümektir. ki Rice "iç savaş" tabir etmektedir. masallar. Büyük devletleri kamplara ayırabilmiş ve sıcak ya da soğuk büyük savaşlara sürükleyebilmiştir. işte buraya parmak basmaktadır. Şu formülasyon bana aittir. Çünkü benim aklımda var. Ben ise daha önceki anlatımlarımda. Türkiye.

ileri sürülerek kapatılıyordu. kimliklerinin tescil edilmiş oldukları. Bunun dışında İran Azerbeycanı'nda da komünizan bir parti. zaman zaman İraniler'in ve zaman zaman Elenler'in egemen oldukları Anatolya'da şimdi Türkiye Cumhuriyeti vardı. birleşmeleri doğaldır. devlet binalarını ele geçirebilmişti. en çok arandığı bir zamanda "iç savaş fukarası" olmak tarihin bir cilvesi sayılabilir. ama hiç olmazsa "demokrasi" var mı? İki üniversiteden birisi pay-i taht'ta idi. Elenistan iç savaşı bir menkıbe düzeyinde bilinmektedir. Ayrıca yasalara uygun olarak kurulmuş pek çok siyasi parti de. ama. öyleyse. burada kalmıyoruz. zaman içinde. tarih de talih misali cilveli oyunları pek sevmektedir. bunlara "mahutlar" ya da "müseccel" deniyordu. Bu ise. Antik Çağ'ın bu iki büyük rakibi arasında şimdi Türkler hükümrandılar. 35 . burada rektör. Çünkü demokrasi hep iç savaş'ın eşiğindedir. sadece kurucuların kimliklerine bakılarak. İran ile Elenistan arasında.Elenistan'da ve İran'da iç savaş kesindi. "demokrasi" var demek. İki düzen ve daha doğrusu iki egemenlik birbirine karşı idi. Türkiye Cumhuriyeti. kaba kuvvetle istifaya zorlanıyor ve hatta yüzüne tükürülüyorsa. iç savaş babında. Daha doğrusu şekli demokrasi nazariyatına göre "yoktur" dememiz isabetli görünmektedir. destekler görünüyordu. İran'da da Soğuk Bulag kasabasında tarihteki ilk "Kürt Devleti" ilan edilmişti. demokrasi'den söz etmek imkansızdır. sokak savaşları birbirini izliyordu. Elenistan ve İran'a göre son derece yoksuldu. eski başbakanlardan birisinin yakın arkadaşlarıyla bir parti kurmalarına bakarak. Her ikisi de egemenlik alanları tesis etmişlerdi. "yok" olduğunu söyleyebiliriz. demokrasi'yi. Doğrusu. bir madalyonun iki yüzünü andırıyor. İç savaş yok. aynı coğrafyada farklı hükümranlıklar görebiliyorduk ki iç savaş öncelikle budur. zordur. "burjuva" nazariyedeki "varlık" ve "yokluk" tartışmasına giriyor. Sovyetler Birliği. Sovyet Azerbaycanı'nın yanında ikincisi mi kuruluyordu. Buradayız. kayıtlarının bulunduğu. "yok" olduğu zaman "var" sayılan devlet durumu olarak da tarif edebiliyoruz. Resmi demokrasi teorisine göre. şiddet ve bir türü olan silah kullanılıyordu. kurulması halinde.

umum müdür. Zamanın en önemli gazeteleri olan. bunlar içinde "kalkın ey ehl-i vatan" da vardı. Ne yazık pek kanlıdır. birincisi. tarihimizin kaydettiği en tartışmalı dönemlerdir. kovalanıyordu. bunlar düşünce bahçemizde en çok "bin çiçek" peryodlarıdırlar ve yönetime katılım arayışlarının çok yüksek olduğunu da biliyoruz. Kıyamet'ten önceki kıyam da diyebiliyoruz. hakkındaki bilgilerimiz çok kıttır. bahriyede ve kara ordusunda komünist ihtilal için komiteler kurma bahanesiyle muhakeme edilmişti. bakacak olursak ex-ante umur-u devlet olduğuna da karar verebiliriz. yürekleri ve beyinleri tahrip edici şiddetle mahkum edilmişti. 1906-1926 iç savaşı ve üçüncüsü. daha sonra hep yükseklere çıktıklarını biliyoruz. Sadece bu masal ile geniş yığınların terörize edildiğini kaydetmek yerindedir. başbakan ve hatta devlet başkanı ve çoğu. amma böyle olduğu için de kanlı-canlı demokrasi anlayışına yaklaşıyoruz. tahribatın. Bundan sonra ilk ikisi sürekli dışarıda kaldılar ve sonuncusu ise içerde ve çok zaman içerde kalmak zorunda bırakıldılar. "Tan" Gazetesi ile "Görüşler" Dergisi'nin tahribini biliyoruz. Sanki ölümden önceki canlanma ve yaşam kavgası'dır. Bu duruma bakarak. 1806-1826 iç savaşı. Tanin ve Cumhuriyetin tahribat sabahı çağrılarına. 1966-1996 iç savaşı. çok yerde yönetimin mahalle komitelerine geçişine de tanıklık ediyordu. "Zincirli Hürriyet". Madam Profesör Rice'ın ifşaatına dönecek olursak. Çok yakında yaşadığımız 1970 yıllan. siyaset teorisinin en büyük paradoksu sayabiliriz. Sabahattin Ali. İkincisi. Öğrenci derneklerinin fakir idarehaneleri da tahrip ediliyordu. Memleketin en popüler şairi.Bunu. Tahribatın en ön planında olanlara bakacak olursak. Mahallelerden bilinç akıyordu. ex-post olarak bir devlet işi olduğunu anlıyoruz. 36 . en azından bakan oldular. Düşünce gazeteleri. mizah dergileri "Marko Paşa". Rıfat İlgaz ve Aziz Nesin tarafından çıkarılıyordu. Birisi Sabiha ve Zekeriya Serteller'in ve ikincisi Profesör Behice Boran'ın adını hatırlatıyor. hemen öncesinde çok büyük cadı kazanları kaynatılmıştı. millici-komünizan Nazım Hikmet. Mehmet Ali Aybar'ın adıyla özdeştir. Üç iç savaş ilan etmiştim. Bütün bunlara ilaveten Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak ve üs istediği masalı da şiddetle yayılıyordu. Bunlara miniskül şuralar idaresi de diyebiliyoruz.

Ancak bir ölçüde korktuklarından kuşku duyamayız. McCarthy'den önceki "McCarthyizm" idi ve oldular. biz yine de "smiling" sözcüğü yerine geçtiğini düşünmekte hiçbir sakınca görmüyoruz. Nazım Hikmet Davaları. merakı ve okumayı kurutmak olduğunu artık biliyoruz. Hep gülüyordu. entelektüel Roosevelt'in yerine gelen bu üniversite görmemiş taşralı. Bu düşünmeyi ve hayal etmeyi durdurmaktır. bir harf olarak bıraktıkları rivayet edilse de. ağlamasa bile pek şaşırdığım ve büyük bir panik yaşadığını haber veriyor. İşte bu dönemde. Hükümet'in kendi kendini ihbar ettiğini ve Madam Profesör'ün de şimdi bu ihbarı okuduğunu çıkarmak zorundayız. diplomatik kanallarla. Kendilerinin ne ölçüde korktuklarını. Amerika'nın "büyük" başkanları arasında geçiyor. Harry'nin. Harry Truman'ın adındaki "S. adı. anne-babasının. yeni harbiyeliler ve onların omuzlarından tüm yüksek tahsil gençliği terörize ediliyordu. hep alık mı." harfinin sırrı henüz çözülmemiştir. başkan yardımcısı olan bu köylü oğlu çiftçi birden bire kendisini Amerikan başkanı bulmuştu. Bütün egemenler tasfiye edilmiş. atom bombasının atılması emrini verirken ise fazla tereddüt göstermiyordu. yoksa "korkmuş taklidi mi yaptıklarını. bahriye'de. Roosevelt'in vakitsiz ölümü üzerine. Japonya teslim olmak üzereydi. bilemeyiz. Memleketin her karış toprağında derin korku kuyuları kazılmıştı. Anılarında. "Shippe" ve "Solomon" dedesinin adlarından birisine karar verememeleri nedeniyle. Hep gülen bir adamdı. hikmet değil. peki öyleyse atom bombası neden atılıyordu.Bunlarla gözetilen hedefin. Washington'a "iç savaş" ihbarı yapıldığından kuşku duyamayız. 37 . TRUMAN DOKTRİNİ Siyaseten doktrin vazedenler. korku egemen edilmişti. bu masal-dışı bir haldir ve bütün kayıtlar bu merkezdedir.

döndüğünde hiç birisinin kımıldamadığı rivayet ediliyor. Roosevelt. Ama salt korku'yu patlatmak için bu müthiş silahı patlattığını söyleyemeyiz. Artık bunu çıkarabiliyoruz.bu soru zorunludur. bir ikinci Berlin olmamalıdır. Şimdi hazır haldedir. ama Roosevelt'in New Deal düzenini. Marshall Planı adı altında. Halkların paralize oldukları bir ara dönemdir. Cengiz'den ve sürülerinden önce. atom bombasından gayri "Soğuk Savaş" da. bir neden daha var. Truman zamanında ilan edilmişti. atom bombası atmakta gözünü kırpmıyordu. ancak. en büyük silahtır ve insan aklının çıkarabileceği en korkutucu silah dahi. bunun için yüz binlerce masum Japon kurban edilebilmektedir. yatırmış. Sovyet kuvvetleri de ilerliyordu ve Japonya'da işgal idaresine ortak çıkması mümkündü. Her yere. Amerikan cheddar peyniri ile toz süt ile işte bu "Plan" çerçevesinde tanışıyordu. birden yanında elverişli bir bıçağı olmadığını fark etmiş. Bu soruya belki şöyle cevap verebiliriz. Truman'ın. İşçi hakları ve sendikal hukuka karşı sert bir mücadele de yürüttü. Türkiye'de gıdasız bir kısım ilk okul bebeleri de. Hepsini doğradığı eklenmektedir. aklı darmadağın ediyordu. Sovyet kuvvetlerinin Doğu'da da daha fazla ilerlemesini durdurabilmek için. bir silah olarak korku'nun önüne geçememektedir. bir insanlık merhalesi sayması mümkün değildir. bir yerde. Truman. muhtemelen Kürt ikliminde. Bu alanda örneklerimizi hep Cengiz sürülerinin yayılmasından çıkarıyoruz. imkanlı hale gelse de. Korku. Bu sürülerden birisi. Köylü ve taşralı damarları ne emrediyor. Korku. Tokyo. Amerika'nın bu liderliği kabul etmediğini anlıyoruz. ben bıçak alıp geleyim" demiş. Cengiz'in bu müthiş silahına. her emperyalizm. "kımıldamayın ha. Avrupa'ya kadar yaymaktan geri kalmadı. Sovyet düzenini de. bunu emperyalizmin liderliği olarak anlıyoruz. "atom bombasından önceki atom bombası" adını verebiliyoruz. bazı yerlileri yakalamış ve tam boğazlayacağı zaman. Birinci Savaş sonunda dünya liderliği. korkutan bir silaha muhtaçtır. 38 . dehşeti geliyordu. her halde fazla sofistike geliyordu.

Ama bizim bu masalımız da. stadyumlarda gladyatör oyunları ve çok daha ötesinde. yeni düzeni savunuyorlardı. atkıların renkleri değişse de. İmparatorluklar. boyun atkıları ilk haberi vermektedir. somutlaşmış korku idi.Yıllar sonrası anlatılan masallarda. çakılmış dizi dizi insanları. Farsça "çarmıh". Yeni düzen Berlin'e kadar uzanmıştı. birlikte yaşanabileceğini düşündüler. Fransa'nın düşüşünü. 39 . atkılar meydanlara yığılınca. önlemeye yönelik idi. Roma İmparatorluğu. General Marshall vasıtasıyla. üstelik bu daha sonra idi. Washington'da mezarında yatan eski büyükelçi Ertegün'ün kemiklerini taşıma bahanesiyle. Ama Hitler'in tecavüzü defedilmiş olsa da. terörize olanların terörü bir silah olarak kullanmalarına. ilk kez rastlamıyoruz. emperyalizm ile donanma birbirinin yerini alabiliyordu. faşizme karşı en iyi mukavemet gösterenler komünistler olduğu için. Amerikan donanmasının da İstanbul'a gelişi Truman dönemindedir. zırhlı askerlerin. pek çok korkanların daha çok korkutmaya çalışmalarına. büyük kentlerinin girişlerinde dizi dizi direklere dört çivi ile. korkuya dayanmaktadır. miras olarak sadece bir Israel Devleti'ni bırakmadı. ülkelerin tabîyetleri coca cola ile değişmektedir. çok yakın zamanlarda. Truman'ın. yükselişini. bilim adamları komünizme meylediyorlardı ve sendikalı işçiler ayrı bir düzen olmuşlardı. masalımsı bir dil kullanacak olursak. Avrupa'nın ekonomisini kalkındırmaya çalışıyordu. Taşralı Truman. gerçekten masalımsı bir iş olmalıdır. ve daha sonra sadece Kennedy. Missouri harp gemisi başta. Paris'i izlemişti. Roosevelt. Missouri. komünizmi güçlendirdi ve yaydı. "cumhuriyet" olmuştu. eyaletlerde. bunun arkasından Amerikan garnizonları gelmektedir. Avrupa. Bu da korkutucudur. Fransa'da atılan oyların en az dörtte birini komünistler alıyordu. zaman zaman kahredici bir uğultu ile defile yapmaları. Fransa'nın ve hatta İtalya'nın faşistler tarafından işgali. Dışişleri Bakanı'nın adıyla bilinen Marshall Planı. İngiliz emperyalizminin hatırasıdır. Korku'yu büyüttüler ve yaydılar. Truman Doktrini'nin keşif koludur. Paris düşebilirdi. ülkenin en önde gelen sanatçıları. o zamanlar henüz.

"iç savaş" referansı yapmasının gerekçesini daha iyi anlayabiliyoruz. Elenistan'da korku reeldir ve Amerikan yardımı daha büyük olmaktadır. zayıf Büyük Britanya imparatorluğundan silinip Amerikan İmparatorluğu'na kaydedilmesi. Eğer düşünebiliyorsak. containment. 40 . tampon düzenlemek kaçınılmazdır. yeni alanlar kazanımı içindir. ne Nato'nun kuruluşu ve ne de Kore Savaşı'nın. Türkiye'nin de adını söyleyerek. bu da. Churchill'in Iron Curtain. Güney'de ise Akdeniz ve daha da önemlisi Ortadoğu var. gireceğini ilan ediyordu. yaşıyoruz. ya revizyonist ya da otantik ekspansiyonist olanlar ile araya tampon devletler koymak anlamındadır. Bu nedenle de "Rusya". Savaşlar. öncelikle Güney'e sarkmak zorunda olan. büyük kısmı Elenistan'a olmak üzere iki ülkeye dört yüz milyon dolar "yardım" ile. en derin korkuyu içerdiğini söyleyemiyoruz. Batı teknik çalışmalar bir yana Sovyetler Birliği'ni "Rusya" olarak görmeyi sürdürdü. İki nokta var. Truman. Şu sırada Irak İşgali. Tespit ediyoruz. Sona ermelerinde hep tampon meselesini görüyoruz. bir canavar.Fakat geriye dönüp baktığımızda. Eğer gerçekten yeni paylaşımlar oluyorsa. oradaki iç savaşın ciddi olmasıyla açıklıyoruz. analitik araçları da devamlılığı yansıtıyordu. zarflama veya kuşatma. Ortadoğu'nun. "Demir Perde" nutku ile Kennan'ın. bir "ayı" olarak görülüyordu. bu çerçevede en somut adım olmaktadır. iç savaş serisi ile bağlantılıdır. Demek ki. bir iç savaşa dönüşmüş durumdadır. Daha da doğrusu "Soğuk Savaş" ilanıdır. Şimdi Madam Profesör Rice'in. mektubu bir birini tamamlamaktadır. Londra'dan alması anlamındadır. TAMPON MESELESİ Dünya savaşlarının arkasında sermayenin kavmiyeti teoremi var. müsait olan varsa. Asıl korkunun. meselenin çözümü zor olmayabiliyor. Bu. Washington'un. Bunu çıkarabiliyoruz. Mart 1947 tarihli "Truman Doktrini" ise. Rusya'nın. Ortadoğu'nun koruculuğunu. Yeni doktrinler vaaz edilmekte olduğunu düşünmemiz yerindedir. bir bağımsızlık savaşı doğurmasının yanında. Elenler'in daha miniskül olmalarına karşılık bu yardımdan çok büyük payı almalarını.

Hünkar İskelesi Antlaşmasından sonra. Ne yazık Doksan Üç Savaşı ile tekrarlanabileceği umulmuştu. 1854-1856 Kırım Savaşı önemli bir baraj örmüştür. ne yazık Sivas Kongresi "mandater" daveti yaptığı için bu önemli belgeyi analiz etmekten korkuyoruz. Ermeniler'in 1895 başkaldırısı ve bunun tenkili ile "tehcir". başka nedenler bir yana. Soğuk Savaş'tan önceki en önemli diplomatik başarısı ve Osmanlı Türkiyesi'nin ise son büyük zaferi sayabiliriz. tampon meselesini yeniden ortaya atmaktan geri kalmamıştır. Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesinden çekilmesi.Yoksa tampon yaratmak zorunludur. Resmi tarihte bu tampon değeri'ne "stratejik önem" de denmektedir. doğru bulmuyorum. Ancak birinci büyük savaşın hitame ermesi. birisinin yukarı çıkmasını ve diğerinin aşağıya inmesini önlemektedir. Masallara daha uygun olmasına karşın "stratejik" sözcüğünün resmiyette kullanılması şaşırtıcıdır. mitik ve mistik bir radrasyonu var. Akdeniz'e çok yaklaşabildi. 1856 Paris Konvansiyonu. Ekspansiyonist olan Rusya'nın Güney'e doğru sarkmasında. Paylaşma mutabakatları ile "tehcir" nerede ise eş zamanlıdır. Harbord Raporu'nda bu proje gizlidir. Birinci Dünya Savaşı sona erince. politikasının yol açtığı kırım. Doksan Üç Savaşı'nda Rusya. Kırım'ı. normal karşılamak gerekiyor. no man's land kategorisinden faklıdır. tampon olanın bir ileri mevzi haline gelmesi herzaman ihtimal dahilindedir. bu kez Cumhuriyet Türkiyesi'ne. Büyük Britanya Başbakanı Disraeli'nin müdahalesi ile Kars'ta durdurulmuştur. aşağıya inişi. yeniden bir tampon değeri biçiliyordu. 41 . Aya Stefanos'u çiğneyebildiler. Rus çizmeleri. İskenderun'un Kars’a yakın olduğunu hep not etmek zorundayız. İkinci nokta ise. geçerken not etmek durumundayım. Avrupa. Osmanlı'nın viability sorununu ortaya çıkarıyordu. Osmanlı Türkiyesi'ne. bazı tereddütlerden sonra. Belki de dinsel niteliğine uygun düşmektedir. Amma. doğal ömrü ise çok geridedir. göçertme. hep bir tampon gözüyle baktı. Harita üzerinde devlet icadı dönemine giriyorduk. Doğal ömrünü pek çok aşmasını buna bağlayabiliyoruz. doğal ömrünü uzatabilmek için canlandırma ve reformasyon kararıdır. Çok zaman bunu teşhis ediyoruz. Yer yer ve zaman zaman iki büyük gücü barındırıyor. Başkaları bir yana. Konvansiyonel yaşamı sona ermişti. Türkiye'nin. "tampon ülke".

Japonlar. Japonya ile başlıyordu ki. yapay solunum makineleri durdurulmuştur. Hıristiyan ve Beyaz ırktan dev'e. masalların çekiciliğini arttırmaktadır. Buna. Japonya'nın birden bire mazlumların umudu haline geldiğini görüyoruz. Rusya'yı zaman zaman kurtarıcı ve Ermeniler ise hami sayıyorlardı. Doğu'da adı hiç duyulmamış bir kavim. Sibirya'nın kolonizasyonu ve Türki kavimlerin rusifîkasyonu bundan sonradır. yaşamını sürdürmesi imkansız görünüyordu. Cumhuriyetin. beylikler ve devletler yıkan. bu sonradan gelen emperyalizmin. 19041905 yılında. İskenderun'a Gelibolu'dan daha çok önem veriyordu. daha sonra Moskova'da önemli bir komintern dirijanı olan Roy.Ayrıca sadece Kürtler değil. resmi tarihin Kut'tan ve Bakü'den hiç söz etmemesini. o tarihlerde Van'dan İskenderun'a yoğunlukla Ermeniler yaşıyordu. Osmanlı İmparatorluğunun. Güney'e doğru genişlemesine sınır çekmişti. 1915 yılında. Japonlar'ın Rusya'ya tattırdığı hezimet. Londra'nın defterlerinde bu noktalar hep kayıtlı idi ve Disraeli. İskenderun ile birbirine bakıyorlar. Mısır Komutanı ve daha sonra Londra'da Harp Nazırı Kitchener. 42 . Çanakkale bu tarihtedir. hiç umulmadık bir zamanda büyük bir ders veriyordu. Mondros Silah Bırakışması'ndan sonra. tekil olmadığını biliyoruz. Hileli bir şekilde Musul'a girilmesini bir kenara bırakacak olursak. 1926. Kürtler. bu sürekli hanlar. Kıbrıs'ın kontrolünü ele geçirmişti. 1905 Burjuva Devrimi'nin hazırlayıcıları arasındadır. buradaki ihmal. Fakat. bundan sonra. Hindistan'ı kurtarma yoluna. bu durdurma karşılığında. bu son derece kolay realizasyonu ile açıklanabilir ve bir de reel kuruluşunda. Hutbeler hep seçmecidirler. kendine büyük güvensizlikle. dinselliğinin bir işareti sayabiliriz. Kırım. hemen sonra Mısır'ın kontrolü ekleniyordu. önemli hazırlayıcılarının topyekün likidasyonunu ekleyebiliyoruz. Ancak. Bu arada kaydetmek ihtiyacını duyuyorum. Osmanlı'yı insafsız mahkumiyetinin tabii sonucu olarak görebiliyoruz. Kut'da ve Bakü'de büyük beceri ve kahramanlıklar sergilemekle birlikte. Misak-i Milli sınırlan içinde ilk işgalin İskenderun'da olması da bu değerlendirmeyi desteklemektedir. Yer açıyor.

Büyük Britanya askerlerinin Kıbrıs'a ve Mısır'a yerleşmesinden daha büyük dersler almaması imkansızdır. Almanya'nın hep bir anti-Israeloğulları politikası izlediğini çıkarabiliyoruz ki son derece ve vehamet ölçüsünde yanlıştır. bir elinde siyonist ve diğer elinde islamist flamanın olduğunu tespit etmemiz yerindedir. Berlin yanlısı politika izliyorlardı. Rusya'yı. Aya Stefanos'ta kazandıklarının bir bölümünü. siyonizm. Öyle de söyleyebiliriz. ama hem Kırım Savaşı yenilgisinden ve hem de Doksan Üç Harbi sonunda. hem siyonizmin ve hem de islamın koruyuculuğunu ilan etmişti. Alman ekonomisinin yeni alanlar arayışı. buna bakarak. Almanya. Almanya'nın mekanizmalarından birisidir. Bu. 43 . yine Güney'e yöneltti. siyonist idi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'da Yahudilerin trajik yazgısı buna örnek olmalıdır. Büyük Britanya imparatorunun kuzeni Kayzerin rekabet hırsı ile birleşiyordu. Kaldı ki. "Doğu'ya Doğru" politikasını o zaman formüle etmişti. Yahudi olup bazı kaynaklara göre Çanakkale Savaşı sırasında hususi koşer mutfağı bulunuyordu. Almanya'da hala ve 1915 yılında Türkiye'de "Gelibolu Kahramanı" tesmiye edilen Liman Paşa'nın. birbirine bulaştırmasına ve hatta birisinin içinde ikincisini kaybetme eğilimine sık sık rastlıyoruz. Hem "leman" ve hem de sander veya "sanders" adlarını Yahudiler taşıyorlar. hatta ters vaka'yı. hemen arkasından. İnsan belleğinin. Alman general Liman von Sanders'den söz ediyorum. dış politikası ve savaş çizgisi itibariyle. Ancak şimdi çok daha hırslı bir rakip ile karşı karşıyadır. Almanya. İstanbul'u iki ve Kudüs'ü bir kez ziyaret ettiğini biliyoruz. siyonist ve islamist politikalardan bir sentez yaptıkları anlamındadır. Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında. Hem Sultan Hamid ve hem de yerini alan İttihat ve Terakki Hükümetleri.Japonlar'ın inşa ettiği bu set. Doğu'ya açılırken. Berlin'de vermek zorunda kalışından dersler çıkardığını anlıyoruz. "Leman" da yazılıyor. Doksan Üç Savaşı'nı kazanmış olmasına karşın. tarihleri karıştırma özelliği vardır. O halde başta Büyük Britanya olmak üzere Garbin büyük devletlerini ikna yolu ile anlaşma arayışlarını bu yolda değerlendirmek durumundayız. Kayzer. Çanakkale'de Komutan. Geçmişte ayrı iki ve birbiriyle ilgisiz.

öyleyse. Sultan Hamid'in hükümranlığının bir bölümünde. Birinci Dünya Savaşı'nda sert bir şekilde birbirinden ayrıldılar. hangisi masal. çok zaman gerçeğe çok daha yakındırlar. "massacre". yakıp yıkıp öldürüyorlardı. bu anlamdadır. Bundist'leri. Siyonistler içinde Davud Ben-Gurion ile Vladimir Jabotinsky'yi özellikle hatırlıyoruz. Yahudi yerleşimcileri için açık kapı politikası uygulanmıştı. başkalarının yanında. "alyansist" ya da benim önerdiğim terminoloji ile "rezervist" sayıyoruz. Rusya. 44 . Gelenlerin çok büyük bölümünün Rusya İmparatorluğu topraklarından göç ettiklerini biliyoruz. Osmanlı toprağı Filistin'e göçen Yahudiler. Osmanlı Filistini'ne göçen Yahudiler. Judaik tarihin son derece tartışmalı ve kavgalı olduğu vakası. Ancak bu bilgilerden. "pog-rom" sözcüğünü de bütün dillere ihraç ile yerleştirebilmiş haldedir. Jabotinsky. dünya siyonist hareketinin istasyon şefi olarak İstanbul'da idi. İkisi de Konstantinopol'da bulundular. Hamidiye ve İttihat-Terakki devirlerinde. tahmin edilebileceği üzere savaş yılları hakkında bilgiye sahip değiliz. Hamidiye ve İttihat ve Terakki iktidarlarında. politika yapanlar bunlardırlar. 1904-1914 yıllarında ise 35-40 bin arasında Yahudi. katliam ya "kırım" anlamındadır. Yahudilerin yaşadıkları yerlere giren kosaklar. pogrom anıları ile Rusya'ya kin taşıdılar ve sakladılar. İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirip Meclis-î Mebusan'a girmeyi planlıyordu ve görünüşte rezervist bir çizgi izliyordu. Masallar. bugün masal misali görünüyor.Bazen tereddüde düşüyoruz. 1919-1923 arasında ise 35 bin mülteci not ediliyor. kuşkusuz hepsi değil. Rezervizm. Göçenler siyonisttiler. BenGurion. 1882-1903 tarihleri arasında. "bundist" ya da bolşevik oldular. 20-30 bin arasında tahmin edilmektedir. İlerde Jabotinsky. Kesin rakamlar bilinmiyor. ayrı bir siyonist örgüt ve Ben-Gurion ise Israel Devleti'ni kurdular. Osmanlı Filistini'nde. Kalanlar. Jabotinsky ile Ben-Gurion'un yolları. Filistin'e yerleştiler. bu soruyu sık sık formüle etmemiz yerindedir. masal ile resmi tarihi değiştirmek durumundayız. proto-siyonizm olarak da tezahür edebilmektedir.

gizli bırakılan tarihtendir. siyonist güçleri. Burada. İskenderun'dan birlik çıkartıp Kilikya Ermenileri ile saf tutarak bir takım çatışmalardan sonra Ankara ile anlaşma yolunu seçmişti. Türkler. İtalya ve Fransa'ya yapılan vaadlerden vazgeçmekle. 45 . Sion Katır Birliği eratının büyük çoğunluğunun ise Rusya Yahudisi olduklarını tahmin edebiliyoruz. İtalya ve Fransa'yı muğber ettiği mutlaktır. Türk tarafına bir Alman Yahudisi komuta ediyordu ve diğer taraftan. Büyük Britanya'nın. Rusya'nın yenilmesi ile özdeştir. Jabotinsky. tespit etme zorunluluğu duyuyoruz.Ben-Gurion. biliyoruz. 1920 Devrimi'ni kolaylaştırdığını. müttefikler karargahında olanların çoğu. Türkiye için iyi mi kötü mü. savaşta. Başbakan Lloyd George'a ve siyonizm yanlısı çizgisine borçluyuz. Emanuel Caraso locadadır ve oradan da Ankara'ya akıyordu. Cemal Paşa'nın Filistin'den çıkardığı ve Mısır'a yerleşen Yahudiler'den "sion katır birliği" kurma projesi. Fransa ve daha sonra Rusya ile destek ve zaman kazanmayı bildi. mutabakatı revizyona tabi tuttuğunu görüyoruz. AlmanOsmanlı cephesinin galibiyetini istiyordu. İtalyan mason localarından. Demek ki. İngiltere emrine vermeyi savundu. binaenaleyh. Musul'a. Rusya'ya kinini geri plana atabiliyordu. Israel'in kurulmasını. Hoş. Yine Yahudilik işe karışıyor. realist miydi yoksa Rusya'ya kin ile mi yanıp tutuşuyordu. Llyod George'un Sykes-Picot mutabakatını bir zihin egzersizi haline getirdiğini tespit ile başlamak isabetlidir. Gelibolu'da sadece Anzaklar ile değil bir de Yahudiler ile savaştılar. Bunun da. en passant. Bütün bunları. Bu birliğin Londra tarafından kabulü ile Gelibolu'da Türkler'e karşı savaşmış olduğunu haber veriyorum. yeni kurulan Selanik mason localarına. kısa zamanda. Trumpeldor ile birlikte. İlaveten Fransa. Truman ve baba-oğul Bush'ları aynı sepete koymanın zamanı gelmiş olmaktadır. müttefikler içinde bir tür muhalefete geçmelerini beklemek durumundayız. Osmanlı Devleti'nin tarihten silinmesine bağlıyordu. Ankara ise eninde sonunda Londra'yla anlaşmaya büyük değer biçmekle birlikte. İtalya'da da güçlü idiler ve aynı zamanda İtalyan mason localarına hakimdiler. her iki devletin. tamamını değilse de önemli bölümünü çöp sepetine atıyordu. Bu yeni diziye ise. Jabotinsky'ye aittir. Çöp sepetine düşenler. Filistin'e ve Irak'a yerleşmesi anlamındadır. Lloyd George.

muhtemeldir. ancak. siyonizm. analizini yapmak yerine bir ironi halinde bırakıyorum. Weizmann. hızla bir milyona ulaşacak Yahudi'nin Süveyş Kanalı'nı mükemmel bir şekilde koruyacağını ekliyordu. Weizmann da Jabotinsky misli o demlerde. Her ikisi de Rusya Yahudisi idiler. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra. 1947 Mart Ayı'nda Truman Doktrini'nin ilanını büyük sevinçle karşılayan Londra'nın. Filistin'de İngiliz mandasını kurduktan sonra. Her halde tamponu yerleştirdiğini düşünüyordu. Balfour. O zamanlarda.Kuruluşta kolaylığın unsurlarını görmeye başlıyoruz. 46 . 1948 yılında. ihtiyaç mı kalmadı. Rotschild'e. Lloyd George'a gelince. Almanya ile el ele duruyordu. Londra'nın Yahudiler'e bir "yurt" olarak Uganda'yı önerdikleri tarihtedir ve Filistin'de. yaptıklarının büyük bir yenilik olduğunu kabul etmek durumundayız. yine Rusya doğumludur ve o sırada bir kimyager olarak İngiltere'de yaşıyordu. 1922 yılında. 2 Kasım 1917 tarihinde. eski başbakanlardan Balfour'ı dışişleri bakanı olarak almıştı. İngiltere'de öncelikle. 1914 yılından itibaren Haim Weizmann ile temas halindeydi. Kuruluşu Ben-Gurion ilan etti. Stalin. Weizmann'ın işaretine göre. Yahudiler'e. bazı tarihçiler. Osmanlı Filistini'nde bir yurt vaat ediyordu. Lloyd George. bir hafta sonraya kalsaydı. kabinesine. Britanya ise Israel'in kuruluşuna karşı çıkıyordu ve Britanya'nın karşı çıktığını desteklemek ise o tarihte Londra’da doğru politika sayılıyordu. Yahudiler'in İngiliz emperyalizmi için hayli kıymetli bekçi olacaklarını reklam etmeye büyük değer biçiyordu. diyebiliyoruz. Tarih oldu. hükümetten çekildi. daha sonra "Balfour Deklarasyonu" adını alan mektubu gönderdi ve bununla. siyonist idi ve Israel'in ilk cumhurbaşkanı oldu. Bundan bir hafta geçmeden Rusya'da Bolşevikler iktidarı aldılar. Neden. Londra'nın Osmanlı Filistini'ne göçleri desteklemesini savunuyordu. Ben-Gurion başbakan ve Weizmann da cumhurbaşkanı oluyordu. ben. Balfour Deklarasyonu'nun olmayacağını speküle ediyorlar. Truman'ın inisiyatifi ile Israel Devleti'nin ilanına karşı çıkması çok düşündürücüdür. Mümkündür. Israel'in kuruluşunu destekledi ve belki hala emperyalizm olarak Büyük Britanya'yı görüyordu. Balfour Deklarasyonu'nun rafa kaldırıldığını da görüyoruz. Weizmann. Bu inatçı siyonist.

Hürriyet Gazetesi ise 1 Mayıs 1948 tarihinde yayına başladı. Sonra tartışmaların başladığını hatırlıyoruz. Alman Yahudisi olup Talat Paşa'nın nerede ise sırdaşıydı. Filistin'i taksim kararına oy vermedi. Birleşmiş Milletler. 47 . Ancak Çanakkale savunmasını yerinde izleyerek bize hayli kıymettar malumat bırakan.Ankara ise. Belki "Verdi" demek de yeterlidir. Demek kuruluş ve çıkış için yedi aylık bir hazırlık zamanı gerekmişti. bunu yalanladığını. Hürriyet neşri tarihinden itibaren "yahudi" damgası yemişti. HÜRRİYETİN ÇIKIŞI Israel Devleti'nin kuruluşu 14 Mayıs 1948 yılında ilan edildi. "Türkiye Türklerindir" ilanını yapıyordu. Bu konuda da rivayetler babında fazla fukara değiliz ve sonunda "Allah verdi" dahi diyebiliyoruz. bu nedenle. Demek hayli eski bir kelamdır. Bazı araştırmacılar da. Ancak Israel Devleti'ni hemen tanıdı ve derhal gizli-açık diplomatik ilişkilere başladı. taksimi sevmiyordu. Israel Devleti'nin kurulmasıyla ilgili kararı almıştı. öyle rivayet olunduğunu biliyoruz. bir yıl önce. Türk dış politikasının vektörlerinden birisi haline gelişi saymamız yerindedir. gazetenin sermuharririnin. Birleşmiş Milletler'in. Yerindedir. Bunu. Demek. 29 Kasım 1947 tarihinde. yayınlamıştım. siyonist kaynaklarda bir gazete ihtiyacına dair işaretlere rastlansa da Yahudi teşkilatlarınca sermaye konduğu yollu malumat olmadığına dikkati çekiyorlar. 1948 yılı için çok şaşırtıcı bulmamız isabetlidir. Amerika Birleşik Devletleri Konstantinopol sefiri Morghentau. Ancak o zaman İstanbul'da bir gazete çıkarmak için büyük bir sermaye gerekmiyordu. Resmiyette bu rivayet pek çok defa tekzip edilmişti. adının yanında. çok zaman gösterilmediğini biliyoruz. Allah'ın hep kalpte olduğu düşünülüyor. Israel'in. 1949 yılında. Gazete. Gerekeni. Talat'ın bu lafı çok tekrarladığını da haber vermektedir. açık veya kripto Yahudilerden birisinin koyması mümkündür.

tıpkı bir masaldaymış gibi. 1947 yılında. 1922 Sonbaharı. Bir birleşik kap mı.Hürriyet. Ve 1948 yılında. Cumhurbaşkanı Nixon idi. Elen halkı ve kavmine karşı 6/7 Eylül Kıyamı yönetenleri de bu Ceride'den çıkıyordu. Kıbrıs'ın bir bölümünün Türkiye'ye geçtiği tarihte en büyük emperyalist ülke olan Amerika Birleşik Devletleri'ni de bir Alman Yahudisi olan Kissinger yönetiyordu. tebdil-i kıyafet Ankara'ya düştüğünde. bir Yahudi gazetecinin açıkladığı skandal ile. Masallar da heyecan verebiliyor. ilan etmişti. en güçlü emperyalist ülke olan Büyük Britanya'da Yahudi kökenli Disraeli başbakandı. Türk askerleri. şimdi öğreniyoruz. anti-Arap ve anti-Elen yayın yapmıştı. "tamamlayan kavimler. Bu arada. ancak Nixon. Amerikan mandasını davet ediyordu. bu ceridede çalışıyorlardı. her halde masal'dır. Kıbrıs'ın Osmanlı'dan koparıldığı zamanda. Filistin'de. çok sert ve şaşmaz. Hepsini not ediyoruz. Truman tarafından. Filistin'de. Türkiye. istifa ederek hapisten kurtulmanın yollarını arıyordu. paralize olmuştu. Israel Devleti ortaya çıkıyordu. Israel üzerinde İngiliz mandası oluşturuluyordu. Amerikan mandası altına girerken. Demek ki muzaffer askerlerimiz İzmir'e girdiklerinde. Türkiye'nin bir "iç savaş" ile paralize olduğu da iddia ediliyordu. Kıbrıs politikasını bu gazete tarif etmiş ve yürütmüştür. İnanmak zordur. complementary nations. Israel Devleti'nin kurucu Başbakanı ve Osmanlı tabiyetinden Ben-Gurion. Filistin'de İngiliz mandası kuruluyordu. "Kıbrıs Türktür" dernekleri yöneticileri. 48 . Türkiye. ilanı 1947 Baharı'nda idi. 1948 yılında. Hükümet'in "Kıbrıs bizi ilgilendirmiyor" çizgisinde olduğu tarihten itibaren. 1958 yılında ise. demek istiyorum. 1922 yılında. İsrailoğulları ile Türkleri. yoksa yapay ayrılık mı. Bu association dizisi masalımsıdır. Israel Devleti kurulurken. Elenleri Ege'den kovarken. "watergate" deniliyordu.

Ölümünden sonradır. Ancak yine de tekrarlamakta yarar görüyorum. Copernicus'un Dönüşüm'ü. Avrupa'yı inançsızlardan. Hristiyan'ların Tanrısı ve bu arada Papa. Bakırcı'nın. Revolutionibus. "masaldır inanmayın" anlamında bir not ile yayınlamışlardı. ticari değerini yitirmiş bir şehirde dünyaya gelmişti. Bu inanç ise. çocukça basit ve bebekçe kolaydır.OTUZ SEKİZ Copernicus'a. infidel. soyadı bu anlamdadır. bu kadar basit ve aynı zamanda böylesine görkemli bir devrimi gerçekleştirmesi mümkün değildi. kendisinin vasiyet etmesi ihtimal dahilindedir. biz şimdi böyle anlamasak bile. gerçekten devrimcidir. Osmanlı imparatoru Süleyman ile Martin Luther'in müttefik olduklarını düşünmemiz yerindedir. İKİNCİ BÖLÜM 49 . Bunu. Notu. koruyamıyor ya da korumak istemiyorlardı. dünya güzeli Budapeşte'yi almıştı. alamasa bile Viyana'yı kuşatmıştı ve kuşkusuz. Akdeniz'in Türk korsanların kontrolüne geçmesi ve büyük keşifler nedeniyle. Aynı şekilde. inançsızlık jeneratörüdür. Süleyman. dünyayı tahtından indiren adam olarak bakıyoruz. Hangi zamandadır. dünyasının çöktüğü ve yeryüzünün değer yitirdiği zamandadır. zamanında Hıristiyan Avrupa'nın önemli ölçüde öyle anladığını düşünmek durumundayız. 1543 tarihli De Revolutionibus Orbium Coelestium nam eserini de. Nicolas Copernicus'un içine inançsızlık tohumu düşmüş olmasa.

Tanrı'ya ve Papa'ya. bakırcının yaptığı ibriğe tapınması halidir. sarsabildiklerini teşhis edebiliyoruz. ihtilali durum daha çok ihtilafların kuvvatlanması veya ittifakların zayıflaması misli maddiyat ile tarif ediliyordu. güçsüzlük ve dolayısıyla çaresizlikleri nedeniyle. O halde Cumhuriyet'in zıddı kadroları yetiştirmeyi ve Cumhuriyet'i zıddına teslim etmeyi.Kuşku yok. bir çöküş tablosunun önündeyiz. hal şu ki. Martin Luther ve Copernicus'dan gayrı Machiavelli ve Erasmus da bu çağdadır. Çöküntüsünü. her çöküş. kendi devamından koruyabilmek tutuculuğuyla. Ancak buraya kadar. marksist analizlerin sadece madde kadarıyla ilgilenmesi ve/veya ücret ve kar endeksleri çıkartması gerektiği biçimli iddiaları demans sendromları olarak gördüğümüzü tekrarlıyoruz. 50 . 1550 yıllarına kadar uzatabilen Büyük Veba'nın da. Şimdi "Cumhuriyet" çökmektedir. Yine de daha iyi bir benzetme ile anlatamadığım için özürlerimi yazabiliyorum. inançların ve bağlılıkların zayıfladığı mutlak doğru'dur. Çöküşler inançları da çökertiyorlar ve en sonunda en zor olanı. inançsızlıkların yaratılmasına ayrı bir önem atfediyoruz ve buradayız. bu teslim edenlerin teslim alanlarla özdeşleşmeleri halidir. kendi zıddını. temel yıkıcılarını. yaratabilmiş ve kendini. Lucien Febvre'nin On Altıncı yüzyılın inançsızlık asrı olduğu yollu hipoteze reddiyesini reddetmiyorum. teslimiyetçilerin anlamaları imkansızdır. bu tarif hala meriyettedir. Demek. Mükemmel. Dolayısıyla. On Altıncı yüzyılda. buna "anlaşılmazlık teoremi" diyebiliriz. zihniyet ile aidiyet nizamlarını ilave ediyoruz. Travesti'lerin eski hallerini anlayabildiklerini sanmıyorum. Bu durumda ve her halde çöküşlerin dönüştürücü olduğu yollu marksizma teoremi ile bir kez daha karşılaşıyoruz. teslimiyetçilerin. amma. bunu da tekraren müşahade edebiliyoruz. kendi eliyle. "devrimci durum" da dendiğini biliyoruz. zıddına teslim etmiştir. teslim ettikleri ile şiirsel bir münasebet içinde olmaları mümkündür. dört başı mamur. en inançlıların inancını. dirijanları babında bir miyobi veya aymazlık halidir. inançsızlık ürettiğini reddedemiyoruz. Buna ise "ihtilali hal" diyoruz. Ancak. Bir başka açıdan yaklaşacak olursak.

Uyumsuz gözlemler ise bir avucu taşmıyordu. Rusya bürokrasisi sanki Kont'un içine girmiş ve tutsak etmişti. Peki ne yapmalı. Çernişevski narodnik idi. uyumsuzları silmemektedir. Nerede ise hiç gözlem yapmadı ve gözlemlerin hemen hemen tamamı. böyle hallerde. Arşimed'in coşkusunu hep biliyoruz ve Copernicus'un coşkusunu. Kant'tan çıkarıyoruz. Sanki Karenin değil bürokrasi hareket ediyor ve davranıyordu. teori mutlak peşindedir. insan olduğundan hiç kuşku duyamıyoruz. Tolstoy'un dindar olduğunu biliyoruz. Ne kadar basitti. Aristotales fiziğini yıktı.Teslim eden teslim alanın libasında ise şiiri bir hal var. işte budur. köke kadar uzatmak durumundayız. ama. tahtından indirdi ve güneşi sabit yaptı. Dünyayı hareket ettirdi. Bu sözü. şahsi copernicus revolution'ı sağlıklıdır. İstemeden yıktığından emin olabiliriz. demektir. bir yola çıktı ve sonunda. Devrim'in eşiği anlamındadır ve inatçı uyumsuzlar karşısında. naif sosyalist romanlarını okumaya hiç doyamadık. Her çöküş tahlilini. bir başlangıç olarak. çekim güçlerinin hiç dışına çıkamayan bir robottur. Nekahat'a açılan kapılardan birisi diyebiliriz. devrim kaçınılmaz oluyordu. dünya sabit ve güneş dönüyordu. ilk robot-insan Kont Karenin'dir diyebiliriz ve Tolstoy'un dehası sayesinde. Devrim. Balzac kralcı idi ve ancak burjuva ve cumhuriyetçi romanlar yazıyordu. uyumsuzlar da uyum gösterdiler. Ahenkli coşku'dur. Ptoleme Nazariyesi'ne uyuyordu. "kopernik devrimi yapıyoruz" deyişini. her devrimin kökünde bir tür inat var. Hep salık veriyordu. ürküntüsünden anlıyoruz. Kopernik de bir Aristotales müridi idi. isabet teşhis ediyorum. bilim ve bu arada. Çökenin kökünü pür sıhhat ve inkıraz (KŞ:tükenme) tahlillerinden masun tezekkür edemeyiz. "çocuk işi" demek yerindedir. Yine de zihin alemindedir. ama Anna Karenina'da Kont Karenin. Paradoks mu yoksa tarihli toplum ile fiziksel toprağın baskısı mı. 51 . Bilim'in demokrasi'den anarşi'yi anlaması ve anarşi'ye meyletmesi buradan kaynaklanıyor. ama.

rastlıyorduk. Tarihin kaydettiği çok uzun ve kütlesel bir savaş hala bellekteydi. nerede ise. yıktığını yıkacağını bildiğini söyleyemeyiz. ilk kez. savaştan sonra. kollektivite'dir. kalabilmesini düşünemeyiz. ayrıca. 52 . demokratist ve fenimisttirler. bu konstrüksiyon rüzgarından etkilenmemesini düşünemiyoruz. diyemeyiz. Bunun arkasında hem güvensizlik ve hem de güvensizlik olmalıdır. Londra'da kadınların tek başlarına sinemaya gidişlerine ve sokakta sigara içmelerine. Rusya Sovyeti'nden çıktı ve Batı'ya yerleşti. Savaşlarda. Kandinskiy'in resimleri habercidir. kendisi için. bu modanın dışında. minimalist ve güveni tam duymamış önderliğin. Türkiye'nin. hem füturist ve hem de inşaatçı-plancıydılar. Demek ki. Bu nedenle demokratizasyon zillerinin daha sık çaldığı aralar olduğunu biliyoruz. Buradayız. başında. Türk elitistlerinin. Masal olması için. ikincisi. Otuzlu yıllarda. olduğunu hep unutuyoruz. Feminist süreçlerdir. bilmediğini söylememiz yerindedir. sadece bu ikisinin olduğunu biliyoruz. demek istiyorum. cephede ve cephe gerisinde zengin-yoksul ve erkek-kadın ayrımının silindiği yaşam halleridirler.Mustafa Kemal'in de yola çıkarken. bir şantiye olduğu dönemdi. dünyanın dışında olduğu. Batı'daki lider emperyalist devlete yaranma kompleksinin bir diğer adıdır. bu yolculukla. Asıl yaratıcı olan. sevildiği epizodlar. Dünyanın. Türünün ilki mi. güveni tam bulduklarını da söyleyemeyiz. Hep dünyevi rüzgarları aldı ve kötü rüzgarlara bir meyli var. kötü bir masal'dır. Minimalizmin elinde Cumhuriyet Türkiyesi'nin. Öyle ki. zor'unu inşaata veriyordu. 1926 yılında. Otuzlu yıllarda Sovyetler Birliği'nde pyatletka ve Amerika Birleşik Devletleri'nde new deal vardı. Ve son derece maddecidir. Kandinskiy. ekleyebiliyoruz. savaşsız zamanlara göre. Devlet. Bizimki maddeci masal'dır. Aksine tüm edebiyata rağmen. çok olmaktadır. "inşaatçı". bu modanın. patron-emekçi ve kadın-erkek ayrımı olmadan insanın. Savaşlar. ALTIN ÇAĞ VE MUSTAFA KEMAL Otuzlu yılları anlamaya çalışırken konstrüktif. Musul'un Büyük Britanya'ya verilmesini artık sadece bir "hediye" olarak görebiliyoruz.

Antep'te "gazi" halk'tır. birisi diğeri için sine qua non halidir. 53 . KARANLIK ON YIL VE İSMET PAŞA Şartlar aynı mı? Moskova Muhakemeleri. ancak ne ölçüde orijinaldir. Peki Kemal Paşa'nın hiç değişmeyeceği ve değişmediği bir resmi gerçeklik olmakla birlikte. Gelibolu'da tek kahraman vardır ve halk'tır. Şüphesiz modernisttir. bu soru masalımsı tonik değerdedir. erkek kırımı yaşamıştık. Öte yandan. sol düşünce ve tarih doktrininde "çünkü" dendiğini biliyoruz. Cumhuriyet Türkiyesi'nde "altın çağ" idi. Hep 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren bir başka Mustafa Kemal olduğunu yazıyordum. bunu. Maraş'ta "kahraman" olan halk'tır. Belki de bu nedenle hiç sorulmuyor. "altın çağ" ile Mustafa Kemal Paşa arasında mutlak bir bağ kuruyor. Kemal Paşa Hazretleri hiç göremedi. otuzlu yıllar. Görseydi. Birisi varsa diğeri yoktur. okumuş erkekleri kaybettik. Ayrıca bu dönemde. bir masal çerçevesinde. bir soruya dönüştüremez miyiz. "ayrıca" yerine "çünkü" diyebilirdim. yoksa. fenimizme giriş yapmak zorundaydık. halkçılığa itiyorlar. Mustafa Kemal'den daha çok İsmet Bey'in damgasını çalmaktadır. Analitik olmaya çalışıyorum. demek istiyorum. Kemal Paşa Hazretleri'nin yaşamının sonlarına doğru açılmıştı ve bu muhakemelerin anti-sovyetik kullanımı ise soğuk savaş döneminde realize ediliyordu. Bir paradigma var. gerçi ben hep soruyu da aşıyordum. doğuş diyebiliriz. Sol doktrin. aslında Amasya buluşması ve "Amasya Tamimi" bir başlangıç alınmalıdır.Kaldı ki Gelibolu'da çok ve Sarıkamış'ta çokça ve kütlesel ölçüde. dünyadaki rüzgarlar bir yana. Düşündürücü. sebepnetice rabıtası tabir ediyoruz. geçerken. bunlar varlar. çünkü savaşan. eninde-sonunda halk'tır. sormuş oluyorum. buna işaret etmem verimlidir. bu soruyu bırakıyorum. maddeten. yöneten Mustafa Kemal Paşa idi. uzun ve büyük savaşlardan çıkmış hiçbir önderlik halk düşmanlığı yapamaz. Urfa'da "şanlı" hiç kuşkusuz emekçi halktır. Kaldı ki hem İkinci Savaş ve hem de Soğuk Savaş'ı. ama.

Hangi masal?. Farklılığın nedenlerinden birisi. hangi batı ve saire. başta Cavit Oral. ve diğeri Amasya'da. hangi sol. En verimli çağında aramızda ayrılmasa. şimdiye kadar bu sorunun sorulmamış olmasına da şaşmak zorundayız. yaşasaydı. mesih'ti. Atilla İlhan. buradan hareketle. Kemal Bey'i çevresinden etkilenen birisi olarak görmek masallara uysa da masal kahramanlarına uymamaktadır. Biliyordu. son derece spekülatif olduğunu kabul ediyorum. toprak sahipleri sınıfının düzlenmek istendiğini çıkarabiliyoruz. hiç kuşkusuz. Ancak yine de. Cumhuriyet'in medarı iftiharı "Köy Enstitüleri". problemin daha da müşkül hale geldiğini kabul etmek zorunda kalıyoruz. onunki bir mesih'tir. Birisi İstanbul'da rıhtımda. ancak eninde-sonunda. okuyorduk. Ama sormayı demans halinden çıkma da sayabiliyoruz. "hangi" sorusunu çok güzel çalıştırıyordu. aramızdan ayrılmıştı. varsa tarih sayamıyoruz. emindi. Masal ile "resmi" tarih arasında gidip geliyoruz. Erzurum'a geçti. orada kaldı. Masal kahramanlarının ise tarihte yeri yoktur. ne yazık kuşku duyamıyoruz. büyük toprak sahipleri. Kaldı ki çok erken bir zamanda. Ama daha da yaşasaydı sormayacağını biliyoruz. Bu nedenle. Bu masalda Mustafa Kemal değişmektedir. Adnan Menderes ve Emin Sazak. kırklı yıllar başka mı olurdu. değişmemek üzerinedir. bizleri derin üzüntülere gark ederek. 54 . "Hangi Mustafa Kemal" sorusunu soramadan aramızdan ayrılması ayrıca üzüntü kaynağımız oldu. zor bir problem olduğunu kabul ediyorum. Bu reformla. çıkışı ve çöküşü ile. bunun da en iyi tanığı "oğul" Abdürrahim idi. ilkinde teslimiyet ve ikincisinde direniş çevresi olmasıdır. son derece radikal olduğunu biliyoruz. İsmet Paşa Hazretleri'nin ısrarlı savunucusu olduğu toprak reformu da bu dönemde formüle edilmişti. Amasya Tamimi'ni yazan Mustafa Kemal çok farklıdırlar. İsmet İnönü'yü düzleyebildiler. "hangi" sözcüğünü kullanmaksızın "ne kadar" karanlık sualini formüle edebiliyoruz. hem gözlenenin ve hem de gözleyenin değiştiği bir hal ile karşılaşıyoruz. Mesihlik mesleği. quantum fiziğini çağrıştırıyor. Bandırma Gemisi'ne binen Mustafa Kemal ile. bu karanlık on yıl içindedir.

Hepsi bu. Kaldı ki. bana. Sadabat Paktı hep Londra çizgisinde sayılıyordu. 55 . islamın judaize olmasının arkasında başka dinamikler de var. Çünkü. İsmet Bey'li yılların. bunları Truman Doktrini çerçevesinde mütalaa ediyoruz. bu. dillere destan ve övüle övüle bitirilemeyen Sadabat Paktı'nın pek de tarafsızlık ihtiva etmediğinden emin olabiliriz. İngiliz nüfuz bölgesindeki devletlerle arasındaki bir ittifakın tarafsızlığı fazla hayalidir. Truman ve öncesinde Missouri donanmasının gelişinden dolayı biliyoruz. "ahlak" demek hayli zordur. Geçerken not ediyoruz. "deneme" diyebiliyorum. Bir edebiyattır ve hiçbir işe yaramadığını biliyoruz. çünkü. Bu nizam. pek de karanlık olmadığına işaret etmek istiyordum. Dikte mi ediliyor. bu on yılda da. dilsizlerin kavgasını hatırlatıyor. Buna ilaveten. bir elde ibraniyet ve diğer elde islamiyet tutmayı zorlamaktadır. Kuşkusuz bu tür eylemleri tasvip etmek imkansız. Dışarıda. fakat. Orta Doğu'ya giriş. dinselliğe muhtaçtır ve Ortadoğu'da ise kendisini daha çok muhtaç addetmektedir. İçerde acımasız ve dışarıda etekleyen bir ahlak uyguluyordu. bu hiç de önem arz etmiyor. ip uçlarını Mısır'ı işgal eden Büyük Napolyon'da da buluyoruz. ilahiyat fakültesi ve okullara tercihli din dersleri de bu dönemdedir. amma. tüm fincancı katırlarını ürküttüğü kesindir. eşyanın tabiatında var. Öyle böyle.Bunda Paşa’nın Varlık Vergisi denemesinin de çok etkili olduğunu tespit etmemiz yerindedir. kemalist altın çağ'ın pek de aydınlık olmadığını kolaylıkla gösterebiliyoruz. İçerde düzleyici olmaya çalışıyordu. Bir kez. en muktedir tepeye. emperyalizmin yeni lideri. tekeliyet nizamlarında. ama çok köktenci olduğunu teşhis etmekten geri kalamıyoruz. On yıllar karşılaştırması yapma imkanımız yok. kriptolar adı üzerlerinde kripto'durlar ve dokunulması söz konusu değildir. kamuda memur olarak çalışan yirmi kadar Yahudi yurttaşımızı da işinden attı ki. Kayzer Vilhem'den net olarak öğreniyoruz. Kaldı ki. Sovyetler Birliği öyle takdir etmemek bir yana hayli rahatsız olmuştu. Tekrar geriye dönecek olursak. İbrani kavminden kimseyi zarardide edebildiğine ihtimal vermiyorum. çok gürültülüdür. buradan bir de şunu anlıyoruz ki. Truman Doktrini ve baba-oğul Bush operasyonu da budur. sadece bu ikinci on yılın. Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlanmaya çalışıyordu. biliyorum.

düzen ve güvenliğini sarsmak veya politik rejimini bozmak amacıyla silahlı çeteler. Irak ve Afganistan arasında. birbirlerine karşı saldırıda bulunmayacaklarını ve sınırlarının korunmasına saygı göstereceklerini taahhüt etmişlerdir. Türkiye ile İran arasında dostluk çerçevesi içinde sınır sorunu dahil her alanı düzenleyen Antlaşmaların akti. fakat 7. maddenin şu ifadelerinde saklıdır: "Bağıtlı taraflardan her biri. Buna daha sonraları Irak da katıldı. Bu pakt İtalya Habeşistan'ı işgal etmeden önce gündeme gelmiştir ve yaklaşık iki yıl süren görüşmelerde İtalya konusu tartışılmamıştır. 8 Temmuz 1937'de Tahran'da Sadabad Sarayı'nda imzalanan dörtlü pakt. Sadabat Paktı. 7. Taraflar antlaşmada genel olarak birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarını. Ancak paktın temel nedeni olan Kürt aşiretleri sorunu. Sadabat Paktı'nın imzalanmasının nedeni olarak İtalya'nın Habeşistan'ı işgali gösterilir. madde anlaşmanın devamını sağlamıştır. ortak çıkarlarını ilgilendiren hususlarda birbirlerine danışacaklarını. özgür ansiklopedi (Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyelerinin hazırlamış olduğu "Türk Dış Politikası" -Editör: Baskın Oran-) Sadabat Paktı Sadabat Paktı. Bu yorum yanlıştır. Bu paktın nedenleri kısaca şunlardır: 1) Sınır sorunlarının kalıcı şekilde çözülmesi (pakta üye devletlerin tümünün İran'la sınır sorunu bulunmaktaydı. İran. 2 Ekim 1935'te Cenevre'de Türkiye. İkinci Dünya Savaşı ortamında antlaşmanın diğer maddeleri işlevsiz kalmış. İlk defa bu amaçla. Antlaşmanın maddelerine bakıldığında da İtalya'ya karşı açık veya kapalı bir tedbir bulunmamaktadır. 8 Temmuz 1937 tarihli Sadabad Paktı'nın imzalanmasına imkan vermiştir. birlikler veya örgütlerin kurulmasını ve eyleme geçmelerini engellemeyi yükümlenir". 1979'da İran'daki yeni rejim Paktı fesh ettiğini ima edene kadar hukuki varlığını sürdürmüştür. Bu paktın imzalanmasının en önemli nedenidir. Türkiye. İran ve Afganistan arasında üçlü bir Antlaşma parafe edildi. Ayrıca bu sınır sorunları nedeniyle özellikle Türkiye-Irak-İran üçgeninde Kürt aşiretleri sınır tanımayan isyanlar yapmaktaydı. kendi sınırları içinde diğer bağıtlı tarafların kurumlarını yıkmak. Daha sonra Irak-İran sınır antlaşmazlığının çözümlenmesi (Şattülarap uyuşmazlığı).EK BİLGİ (KŞ) Kaynak: Vikipedi. . 2) Ülkelerin bağımsızlıklarını vurgulama istekleri (Sömürge ve yarı sömürge dönemlerinden kısa süre önce kurtulabilen bu devletlerin bağımsızlıklarının vurgulanması son derece önemliydi).

ahlaksızlaştırma. Devam ediyoruz. 56 . İnsanlarımız kayıklarla ve yüzerek Marmara'ya açılıp Missuri'yi karşıladılar. emperyalizmin girişi bu kapıdandır. "Olaylarla Türk Dış Politikası". "Mithat Paşa". diğer paktçılar. her Amerikan savaş gemisinin ziyaretinde. Soğuk Savaş başlarında tümden unuttular. ben sokaktan İngilizce öğrenmeye başlamıştım. Abanoz Sokağı bayramlıklarını giymişti. İran ve Afganistan oldular ve hep Sovyetler Birliği'ne karşı mevzi peşinde koştular. ahlakı genelev'leştiriyorlar. her halde ilkokul birinci sınıftaydım.Resmi tarih. bayramlıklarını giydiğini hatırlıyorum. önce not etmiştim. Amerikanca "genelev" böyle söyleniyordu. Irak hala İngiliz nüfuzu altında bulunuyor". şehrin. aşama aşama'dır. Geçmiş gün. bu yönde işaretler veriyor ki "pakt. Missuri günlerinde. Benim büyüdüğüm liman kentinde de. özellikle İngiltere tarafından da olumlu karşılanmıştı" yollu yazıyor. haftalarca önceden umumhanenin temizlendiğini ve badana edildiğini hatırlıyorum. diyebiliyoruz. "madam şik şik" diye soruyorlardı. pencereden değil genelev'den giriyorlar ve hep. Emperyalistler. tarihimizde pek az rastlanan bir bayram havasında ve sevinçlerle karşılanmıştı. antirevizyonist devletler. Çok küçüktüm. Amerikan bahriyelileri. ancak babamın kereste fabrikası umumhaneye çok yakındı. Türk ve Amerikan bayrakları çekilip çekilmediğini hatırlamıyorum. Bunu hatırladığım için. okulun adı çok hoştu. Tam bir hikaye'dir. genelevler medyada kuruldu. Devam da ediyor. Hem günlük ve hem de aşikar oldular. 1937 yılında imzaladılar. Bu. "aslında Pakt'ın imzalanması sırasında. "fahişelik devrimi" de yapıldı ve fahişelik butlan ile malul hükmedilerek. Truman Doktrini'nden önce Amerikan donanması İstanbul'a gelmişti. İstanbul'u etüd ederken bu tür detayı ihmal etmiyordum. en islami çağda.

1937 yılında İsmet Paşa'nın başbakanlıktan tard edildiğini ve yerine Celal Bey'in geldiğini kabul edebiliriz. Böyle bakabiliriz. Bu açıdan tetkik ettiğimizde 1929 yılını görüyoruz. Celal Bayar'ın daha ilerde cumhurbaşkanı olduğunu da biliyoruz. CUMHURİYETİN KOPERNİK DEVRİMİ Devrim şudur. en müsait dönem olarak. Amerikan bahriyelilerini almayacaklarını ilan ettikleri zamandadır. resmi tarihte tahsili "hususi" geçen. Türkiye ne zaman mı bağımsızlığı tatmaya başladı. zorunlu saymak. İktidar. Zorunlu olan ise zor'un türevidir. altın çağ otuzlu yıllarda da yönetim İsmet Paşa Hazretleri'ndedir. İki nokta var. Geldi. anlamındadır. gerdeğe girmekten başkasına hiç heves duymamıştı ve Büyük Britanya İmparatorluğu'nun bir filosu İstanbul'a geliyordu. doğru “kahpe”. İzmir'in genelev kadınları. Öyleyse. bizim masalda "gerçek" budur. başbakan iktidar demektir ve devletin zor'unu elinde bulundurmaktadır. görkemli ve onur taşıran altmışlı yıllarda. Olanı. rivayete göre ise l'Alliance Üniverselle Israelite de okumuştu. demek istiyorum. 57 . evlerinin kapısında. Belki her iki on yılı da gün batımı saymak daha verimlidir. sonuç. filo ile karşılıklı ziyaretler ve balolar hiçbir zaman ihmal edilmemiştir. donanmalara ve umumhanelere bakmak isabetlidir ve yerindedir. Bu son noktaya bakarak cumhurbaşkanı olmayı istediği neticesini çıkarıyoruz. kaçınılmazı görmek ve çıkarmaktır. İstanbul günlerce gelinlik ve gerdekliklerini giydi ve çıkarmadı. "kahpe" İstanbul bir daha dekolte giysilerini giyiyor ve gerdeğe hazırlanıyordu. reel tarihtir ve çökertme kararının da bu tarihte alındığını hep yazıyoruz. Ancak 1950 yılında. İsmet Bey'lidir. Maddecilik. Profesör Avram Galanti haber veriyor. Her halde daha önce de istemiştir. resmi ve mecburi olduğu yıllardı. Ayrıca Dolmabahçe'den Boğaz'a atıldılar. hangi on yılın daha parlak veya karanlık olduğunu söylemek kolay olmamaktadır. Bu masalda aksini düşünenlere şaşıyorum.Emperyalizm ne zaman mı geldi. Baloların. iktidarındır. Büyük Kurtarıcı'nın "son başbakanı" olduğu tarihi teklif edebilirim.

Olan olmuştur. birincisi.Peki namzetliğini dahi telaffuz edememesini nasıl izah edeceğiz. sonunda bunların ne hale geldiklerini hatırlayabiliyoruz. Her halde. "viable" çizgilerin çarpışmasını anlıyoruz. böyle bir sualin bulunmamasından neşet etmektedir. hemşireleri Makbule. Büyük Kurtarıcı'nın aramızdan ayrıldığı zaman yerine hiç kimsenin aday olmayı bile düşünememesi son derece düşündürücüdür. sonra. şimdiye kadar böyle bir izahın olmaması. "deney" hipotezini nakz etmektedir. İsmet Bey'den başkasını düşünemediler. 58 . bir liderin en yakınlarını kobay olarak kullanmasını düşünemiyoruz. demek ki ipler İsmet Paşa'nın elindeydi. böyle bir suali vaz etmiş haldeyiz. Deneme veya deney'in laboraturarda olduğunu biliyoruz ve kaldı ki. "minimalist" sözcüğünü kullandım. Peki. Mustafa Kemal Bey'in kadim refiki Ali Fethi. görülmemiş bir iştir. Doğru. güç yatırılmaktadır. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri cumhurbaşkanı ve Celal Bey başbakandı. önümüzde sadece "demokrasi" denemesi var. Bir de. Ve en mühimi yatırılan güç yetmemiştir. Bunu. İsmet Bey'lidir ve bir dahi teşhis eyliyoruz. Ol tarihte zor. bir masal mesabesinde. İsmet Paşa'nın "adamı" Ankara Valisi Tandoğan'ın tertiplediği iddiası var. bu nümayişi. Şimdi. Buna ise iki itiraz serd edebiliriz. manasını daraltmak istiyorlar. Gizli Tarih'in her zaman darwinist olduğunu tekrarlıyorum. Güzel ama. çok acımasız olduğu kabul edilmedikçe. masallar. daha maddeci cevaplar peşinde koşarlar. ama. otuzlu yılların başındaki Serbest Fırka'nın kuruluşunu ne ile açıklayacağız. masalımız da bu imadadır. o kadar mı. olsa olsa. gerçek tarihte "deneme" olmayacağıdır. Tandoğan neden işten atılmadı. her halde bir masal üslubunda attan düştüklerini idrak edebiliyoruz. Bir de Hipodrom Vaka-ı var. Bu nümayişten Kemal Paşa'nın çok rahatsız olduğuna dair rivayetlere sahibiz. İsmet Paşa'yı tribünlerde gören halk. maddecidir. Ayıcı Arif telef edildiğine göre geriye kalan en mutemeti Nuri'nin Serbest Fırka'ya iltihakları. ancak bir gizli tarih söz konusu olursa sorabiliyoruz. Resmi tarihte olabilir. demokratik terbiye veya hürmet ile açıklayamayız. artık üzerinde duramıyoruz. "ben de oradayım" yollu telakki eyleyebiliriz. "bizi neden bırakıp. Yaşamak ve olmak. daha Darvinisttirler. gittin" mealinde nümayiş yapmıştı. Neden.

Masal mı. Korkuttuğu ve gösterdiği kesindir. Topçu İhsan. İzmir nümayişlerinin tahlili kolay olmasa bile. "İsmet Paşa'nın.Ne demeli. İttihat ve Terakki döneminde de önemliydi. Kemal Paşa'nın çevresinden denizcilik bakanı İhsan'ı önce Divan'a ve sonra da kodese havale ederek iktidarın ellerinde olduğunu göstermek istemişti. Kemal Paşa Hazretleri. Kılıç Ali. her halde. Bahriye Vekili dahi idi ve sonunda. bir kabul var. Hatıratı. egemenler. bu boş meydanda İsmet Paşa'nın istediği gibi at koşturması Atatürk'ü rahatsız ediyordu" haberini sıkıştırması çok tuhaftır. 'ya o. iktidar oyunu. bunu. Mustafa Kemal'in yakınıydı. Serbest Fırka'nın kuruluşunu anlatırken. Kılıç Ali'ninkine bakarsak. Atatürk'ün zaman zaman sesi ve zaman zaman gözü idi. sadece bu sorunun cevabını bilemeyeceğimizi biliyoruz. "İhsancığım" diye söze başlayıp. bir daha temaşa ediyoruz. yıkılmadıkça. ama "yavuz-havuz" davasında mahkum olup hapis yattı. İsmet Paşa'dan almaya çalışıyordu. Bu masalda güçsüz olan Kemal Paşa'dır. Çok zaman da başvurduklarına pişman oluyorlar. Atatürk'ün Kılıcı demek yerindedir. halkın cumhuriyetten hoşnut olmadığı değerlendirmesi yapılmıştı. aralarındaki kavgayı kendi aralarında çözemedikleri zaman. diye ısrarı karşısında Atatürk. Topçu İhsan'ın masumiyetinden hiç şüphe etmiyordu. "meydanın boş kalması. 59 . Peki neden mahkum oldu. Kemal Paşa Hazretleri'nin. iktidarı İsmet Bey'den koparmanın imkansızlığını idrak eylediği günlerdi. iktidarı. Topçu İhsan olarak maruftu. Ancak bir masal çerçevesinde okunabileceğini biliyorum. İstiklal Mahkemesi'nin savcısı olarak kaç kişinin idamını istedi. İsmet Paşa'ya da hiç gücü yetmiyordu. altın çağ otuzlu yılların başında. ama. Kurtuluş Mücadelesi'ne erken katıldı. İstiklal Mahkemesi'nde reis olacak kadar mutemet bir kimseydi. Kılıç Ali mi. halka başvuruyorlar. anılarının bir yerine. katib-i mesul olmuştu. İsmet Paşa. onu atıp seni iktidara getiremezdi" cümlesiyle açıklamıştı. Yüce Divan'a gönderilen ilk bakan unvanını da kazandı. yattıktan sonra da Kemal Paşa'ya "ellerinden öperim" misilli hürmet yolluyordu. bir dönem yalnızca "kılıç" oldu. hakim-i mutlak olan İsmet Bey'di. ya ben'. eninde-sonunda bir korkutma sanatı'dır. Kemal Paşa. ezbere değil de benim tertip ettiğim masala göre okunacak olursa gerçekten inanılmaz ve bu nedenle de masal'dır. Kılıç Ali'ye göre.

müstağni idi ve heyecan duymuyordu. doygun. soyunmalarını ve güreş tutmalarını buyuruyordu ve güneş dil teorisi ve tarih tezi ile uğraşıyordu. masallarda yer yoktur. Elinde olanla yetinen. oldukça müsait şerait içinde oldukça kolay idrak edilen Cumhuriyet'in idamlara bu kadar kuvvatlı bir temayül göstermesi son derece calib-i dikkat'tir. başka yerlerde rastlamadığımız bir tesbit ve teşhis ile karşımıza çıkıyorlar. Serbest Fırka adına İzmir'de yapılan nümayiş ile yakınında. saatleri birbirine uymayan. İsmet Paşa'nın ikinci adamı rolüne mi razı oluyordu. "Atatürk. kapatılmasında bir dahli olmadığını ima etmektedir. 2 . doğrusu. söylemek zor. Fethi Bey devam etseydi. Pek de dikkat edilmediğini tespit ediyoruz.Sonra. Anadolu'da fact-finding turuna çıkışını da analiz etmemiz gerekmektedir. tehlikeleri abartmış olması da ihtimal dahilindedir. yaşam enerjisini sürekli yitiren bir önder teşhisine. Otuzlu yıllarda gülen hiçbir resmine rastlamıyoruz. fakat. mecaz Nazlı davranan. he had always been a difficult man to approach. birinci adamlık sayamayız. bazen. mütehassislerden mürekkep bir erkan ile. . 60 _______________ müstağni (TDK) sıfat. her okuyuşta satırların arasına sıkıştırdığı bir sırrı daha buluyoruz. ilk tehlikeleri gördükten sonra bu görüşe asla itibar etmedi. Paşa Hazretleri'nin kurulu Cumhuriyet'e artık çok uzaktan baktığını da not ediyordu." Kemal Bey'in "temkinli" olduğunu hep anlatıyorum. İsmet Bey. Çankaya Köşkü'nde. Amma. bunları da eklemekten geri kalmıyorlar. Menemen'de. Birisi kapatılmış ve diğeri idamlarla karşılanmıştı. hiç kuşkusuz. ekliyordu. yazıyorlar. now he became more so. artık daha çok manevi evlatlarıyla vakit geçiriyordu. İrfan & M. Peki. Büyük Kurtarıcı'nın bir trene binerek. neden ve nasıl yazıyorlar bilemiyorum. eskimiş (müstağni:) Arapça 1 . öğreniyoruz. "ben bu kanaati muhafaza ettim" diyordu. more lethargic. asteğmen Kubilay'ın katledilmesi aynı yönde işaretlerdi. tam bu zamanda. ama yapılanı. bunu da. Sık sık karamsarlığa düşen. Belki de bu nedenle. Olga. güçlükleri yenerdik ve karşı karşıya iki parti o zaman yerleşmiş olurdu. silah arkadaşı yüksek paşalara. temkin ile panik arasındaki makul sınırı ölçemiyorum ve makul olmayanı göremiyorum. Mamafih. Kemal Paşa'nın pek çok sırrını görünmez mürekkeple yazmaktan geri kalmamış olan Falih Rıfkı. He grew moodier. Paşa.

Türkçe "peygamber" demektir. Başta büyük otorite Scholem. Tanrı'ya ihtiyaç. Bu Filistinli Nathan'ın fikri idi. İsmet Paşa'nın geriye bıraktıkları arasında bununla tenakuz halinde bir habere rastlamıyoruz. PEYGAMBERLER VE ALLAH ÜZERİNE Savcılar. bu noktada hiçbir kuşkumuz yoktur. öncelikle peygamberlerde ortaya çıkıyor. Allah'ı. Kaldı ki. peygamberden öğrenmiş oluyoruz. ilk bölüm. Sabetay Sevi'nin. Sabetay'ın böyle bir teklif bekleyen bir hali olduğunu kabul ediyorum. Tanrı'ya ihtiyaçları var. "allah yoktur" anlamındadır. Büyük Kurtarıcı’nın. Cesü'süz Allah'ı düşünemiyoruz. İsmet Paşa Hazretleri’nden çok çekindiğini çıkarabiliyoruz. en azından sabetayizmde. muhammedi ve isevi. peygamberlerin. ancak. müminler de hep "peygamberimiz efendimiz buyurdular ki" demektedirler. "sen Tanrı ol. İbraniyet ve İslamiyet'te. İkinci bölüm ise "benimkinden gayri" demek oluyor ki. "la ilahe illallah" sözünde. ben peygamber" diyen odur. islamdaki ünlü kelam gerçekten önemlidir. İsmet Bey'i güler yüzlü bulursa rahatlıyor ve asık suratından kaygılanıyordu. Çok garip. o zamana ait her türlü işaretten. peygamber hazretleri haber veriyor ve tanıtıyor. Hıristiyanlık'ta durum bir ölçüde değişik görünüyor. peygamber tarafından yaratıldığını görüyoruz. Öyleyse. bütün kurgunun Nathan'a ait olduğunu ise bütün kaynaklar kabul etmektedir. Allah demektir. Şüphesiz. haber-veren anlamındadır. Tanrı'yı.Diğer işlere ise İsmet Paşa bakıyordu. Üç büyük dinde. biz yine de. Demek ki. Tanrı'ya neden muhtaçtırlar. musevi. bizzat peygamberler söylüyorlar. "mesih". Bunu son derece şaşırtıcı buluyorum. Sabetai'de ise daha farklı bir anlatıma sahibiz. Bu bir intiba olup. maateessüf. bilgilerimiz bu çerçevededir. Tanrıları hep peygamberlerin kelamından tanıyoruz. 61 . Tanrı katından indiğini. peygamber de. Tanrı'nın. olmak türünden bir fikri ve temayülü olmadığında nettirler. Demek ki. bu nedenle olabilir. bu kelamın. sadece peygamberlerin Allah'larını biliyoruz.

pek bağlı görünmesini anlayamıyorum. Başka nedenler de ekleyebiliriz. Kemal Paşa versus İsmet Paşa düzleminde de kurtulamıyorum. Vladimir İlyiç Lenin’in kitabının adıdır. içimden hiç çıkaramadığını ve bir türlü tatmin edici bir cevap bulamadığım. Aynı sorudan. 62 ________ (*) (KŞ Not:) Şto Delat. “Ne Yapmalı”nın Rusçasıdır.kurtuluscephesi. “Ne Yapmalı”. neden Marx'ı o kadar yücelttiğini ve o kadar bağlı olmamasına karşın.Böyle bir noktaya gelişimde. kapalı olan sistemi açıyordu. bir soru'nun yeri büyüktür.html . "ben marksistim" diyordu.com/lenin/neyapmali. Şto Delat' (*). Lenin. neden. İddiası. iddia'dır. Bu kitabın elektronik ortamda kopyası için bkz. http://www. Marx'ta yapılmış en önemli revizyondur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM YİRMİ ALTI Üç "iç savaş" ilan etmiştim. İç savaşları bilim adamları ilan ediyorlar. Ayrıca adı üzerinde. en çok teori'ye muhtacız. hudutlarım çizmek başlı başına muamma ve münakaşa konusudur. "resmi" tarihçidirler. her zaman olmasa bile şimdilerde. Ancak kabul ettirenler. Normal savaşlar. teşhisi ve tanımının zor olduğunu hemen kabul ediyoruz. iç savaş ilanı da bir hayal gücü gerektiriyor. iki buçuk asır evvelinde büyük müverrih Gibbon haber vermişti. 63 . ilan ya da hücumla başlayıp bir mütareke ile bittiğinden bu tür sorularla karşılaşmıyoruz. Savaş'lar ile iç savaşların ilanları birbirinden ayrılırlar. Tarihçiler. Türk tarihçileri hep kazanan hizbin kulu oldular. demiyorum. Resmiyetten bekleyemiyoruz. Halbuki "iç savaş" bir teorik konstrüksiyon'dur. İlaveten. bazen yorumcular veya politikacılar adlandırıyorlar. bir peryodizasyon mesaii olduğu için. Tarihçiliğimizde. Arada ne fark var. bilim adamlarıdır. Umumiyetle vaka-i nüvis'lerde eksik olduğunu biliyoruz. "iç savaş" eninde-sonunda bir peryodizasyon denemesidir. anlamındadır.

devlet'te mutluluk. Biz çok uzağındayız. Demokrasi. zor'un kalkması. anarşi'yle eşikdaş olduğu için demokrasi'den uzak duruyordu. Açıklık getirebildim mi. genellikle cephe gerisinde. bir iç savaş ilanıdır. "zor hali" diyebiliriz ve bunun mutlak olması esastır. Bunu. mutlak olmamaktadır. "iç savaş" teorik bir kategori olmak durumundadır. Öyleyse. teorik planda dört-başı bayındır anlamında kullanıyorum. güpegündüz kaçırılıp dövülmesi. devrimci-gazeteci ve bir tür kendi halinde filozof. vulgarizasyona en yakın durum'dur. zor'un işlemesinde boşluk haline "iç savaş" diyoruz. "kardeş savaşı" denmesi cehaletten neşet ediyor. avami bir tabir diyerek yumuşatabiliyorum. doğası gereği karışıktır. meyanında küçük zabitler dahi bulunuyordu. anlamındadır. sanmıyorum. "meşruti" olsa da . not etmiş haldeyim. İç savaş. 64 . bu tespiti. her yere işlemiyordu. anarşi'ye yakın bir hal'dir. "fetret" devri idi. komutanlar ile cephede "sıra askerleri" var. iç savaş idi. İç savaşlar.Bu kadar değil. Demek. demek ki. Peki devlet nedir. bitmemektedir. tebaa açısından zor mutlaktır. Bizde en mükemmel "iç savaş". kadın açısından. zor'un icra edilmesinin taksimi manasındadır. birincisinde. vulgarizasyon ile özdeşleşebildiği için uzak kalıyoruz. Bu nedenle birincisi bitince. Biz ise. bir teori vazı ve bir de bundan ayrılma var. devlet kuramını ilgilendiriyor. Birincisi neferlerin ve ikincisi seçkinlerin kırımına yol açıyor. adsızdırlar. Şartlı. işte o geceye "devla" diyoruz. merkez-i pay-i taht'ta. benim ilan ettiklerim türünden uzun ya da "büyük" ise. erkan-ı harbiye zabitleri tarafından. mükemmeliyet'i yine. çok eşli Arabik dünyada. çok büyük felaketlere neden olmuyorsa. devla'yı. mutlak zor belirliyor. boşluklar vardı. mutlaka düzen değiştiriyorlar. Tarik-i ilm ile ise buradayız ve bunun dışı. Demokrasi ile anarşi aynı eşiktedirler. Bu demokrasi'ye çok yakın olduğu. önce Hobbes'a ve sonra Montesquieu'ye borçluyuz. her ikisinde de bir "refah" hali var. gönenç değil. Hiç kimsenin zor'u. sıranın kendisine gelmesi anlamının olduğunu da biliyoruz. bir devamlılık tespit ediyoruz. "şart". vulgarizasyon'dur. Hobbes. devlet'in çözülmesine bağlıdır ki teorik planda ve İngilizce lisanında "wither away" de denmektedir. "devla" sözcüğünün. Üçüncüsünü 1966 yılından başlatıyorum. "devla" ya da "commomvealth". İkincisinde ise seçkinler savaşmaktadırlar. İlhami Soysal'ın. yan yanadır.

bu çerçeve ve merkezdedir. ki iç savaş devam ediyordu. R. Ne yazık şimdi sadece iç savaş'ta var. "Devlet" giremiyordu ve çünkü. Small is democratic. Bitiş tarihi ise çok zor ve daha büyük. İlanı. Birisinin embriyonik halde olduğunu anlıyoruz. bir restorasyon arayışı vardı. tartışmaları gerektiriyor. iç içe iki devletin çatışma durumudur. bunu. bitmemiş olmasına meylediyorum. eskimiş. rüşeym (TDK) isim. Eğer sadece Antik Atina demokrasi'yi gördü ise. "mükemmel" bir iç savaş olduğunu görüyoruz. Demokrasi'ye en yakındılar. şudur. bir iç savaşçı teşhis ediyoruz. Ama burada asıl soru. kendi inisiyatifi ile başlattığını düşünemiyoruz. 1996 Susurluk Çarpışması'nı veya izleyen yılın 28 Şubatı'nı. cumhurbaşkanlığı köşkünde istihdam edilen Recai Ergin'i teşhis ediyoruz ve yazıyoruz. Yüz yüze olmak esas'tır. orada devlet vardı. En güzel insanlarımızı tasfiye ettiler.Meşru zor’un durup gayr-i meşru zorun uygulandığı bu anda. Bu masalda Korgeneral Recai Ergin'i.Ergin’in. Duhul eylemektedir ve yerini alıyor. genelkurmay "içinde çok önemli görevlerde bulunan ve Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığı döneminde. söz ediyorum. Teorik zorluklarımız ortadadır. Özal. demek istiyorum. bu ayrı zor’un başında Recai Ergin bulunuyordu. Failler meçhul olmayıp malumdular. ancak teori düzlemindeyiz ve ayrıca. her ikisinde de. işaret etmiştim. Hudutları tartışmalıdır. ancak. "Rüşeym" halden. Öldürülenler bilmiyordu ve öldürenler biliyordu. Mükemmeliyet. Demek ki "demokrasi" basit meta ile yan yana gidiyor. trampa çağı bile diyebiliriz. bütün polis'ler küçük olduğu içindir. Mahallelerin mahalle komiteleri tarafından idare edilmeleri bu peryodtadır. Buradan hareketle "küçük güzel'dir" deyişini de ekleyebiliyoruz. türünün en gelişmiş ve bütün unsurlarını içermesinden kaynaklanıyor. bir birbirinden ayrılamıyorlar. bitiş sayabiliriz. "bitti mi?". Recai Paşa'yı intihab eylerken kendisini de tespit eylemiş olmaktadır. devletin sadece rüşeym halde olanı güzeldir. ayrıca daha geniş çevrelerin katılımıyla. Öldürmeler de yüz yüze idiler. ______________ 65 . sonradan korgeneralliğe kadar yükselen. bunu diyebiliyoruz. anatomi Arapça Oğulcuk. İç savaş.

inanç düşmanlarına bırakan savaş türüdür. kalan inançlıları da yok ettiler. tekeliyet'te. Özal ve Çiller ve Erdal İnönü. Tekeliyet'te yönetenler. İdare'yi bütün kabiliyetsizlere devrettiler. yönetenler idyo ve yönetilenler sürü'dürler. sadece tom miks okumakla övünüyordu. ampirik yoldan ve endüksiyon metodu ile iç savaş'ı göstermiş oluyoruz. bıraktılar. işsizdirler. işte keşfediyoruz. Kontribüsyonlarından dolayı teşekkür hissi ile meşbuyuz. ittifaken kabul gören. Tekeliyet'e geçiş mi. Bir tek kendilerine inançları vardır. Sivas'ta. devlet idaresini. Tocqueville'e borçluyuz. İnönü'yü. Yuvarlandıklarını. inançsız. inançları olmadığı için yaşadılar ve inançlı olanlardan korktukları için. Sadece üçünü seçtim. tadad ederek. insanın inançlı olabileceğine de inanmıyorlardı. İç savaş. Beni her zaman iten yüzündeki gülümseme yine yüzündeydi. geldikleri yere kendilerinin geldiğini sanıyorlar. Bu çok önemli tespiti. Marx'a ve daha doğrusu Marx vasıtasıyla. Erdal İnönü'nün hiçbir inancı yoktu ve her üçü de en çok. arar olduk. Bütün inançlıları yaktılar. bir sandalyeye oturtulduklarını anlamalarını bekleyemiyoruz. başkaları da var ve sadece üçünü adlandırıyorum. gösteren'dirler. O halde böylece. Erdal İnönü. Çilleri. hep böyledir. iç savaş maskı. en güdük ve en hödük olanlara. Kırımı görmedikleri için. Çiller. 66 . meydanı bıraktıklarına bakarak.Meydanı. inançlı insandan çekiniyordu. Ortalıkta olanların hiçbir inancı yoktu ve daha da önemlisi. Özal'ı. Sonunda. Tansu Çiller'in. Bütün kabiliyetleri kuruttular. Özal. Erdal İnönü iktidardaydı. bir cümleyi doğru dürüst kurarsa taraftarları bayram yapıyordu. bir tabur güzel insanımızı cayır cayır yaktıklarında. İşte bu iç savaş'tır. Eşref Paşa'yı ve Özal'ın kendisini de bu savaşta kaybettik. Uğur Mumcu'yu. bir büyük gaföz idi. itilip kakılarak. Turgut Özal'ın. Türü. likidasyonu anlayamadıkları için.

daha önce gelemezlerdi. Bu üçüncüden sonra "tekeliyet” mi. normal zamandan farklıdır. 1926 yılında kuruldu. Birincinin sonuna dönüyoruz. ellerinde bastonları. dileyebiliyoruz. ve Tanzimat ilanından 1 yıl sonra. bugünkü Cihangir'de oturdular. Yalnızca bükmede ustadırlar. bir ölçüde ilk politik gazeteyi. minimalistler ile maksimalistler arasında bir savaş olarak da yazabiliriz. Bu bir masal’dır ve hep iyi olanı. ufuk yenildiyse. Kazananlar arasında yoksa. adı semboldü ve sadece "Kemal" dediler.Sonuçları hep aynı olmuyor. muhtemelen Yahudi olan ihtilalci-yüzbaşı büyük-dedesi. Başında değilse de sonunda budur. Nazım Hikmet'in. çoğu. Ortada 1906-1926 var. 67 . 48 İhtilali'nde yenilenlerden bir bölüğü buraya geldiler. Kemal'i bir put sayıp yıkmaya çalışması çok büyük talihsizliktir. Namık Kemal. sürgüne çıkmasını. sanki bunlar için kurulmuştu. Avrupa'da. hayal gücü. İç savaşı hemen izleyen dönemde sadece aparatçikler oluyor. Cumhuriyet de bir iç savaş'tan sonradır. bu kahvelere gitti. Pera'da kahvecilik yapıyordu. Cumhuriyet. Bu savaşta maksimalistler hep kırıldılar. birinci iç savaştan 14 yıl. her sabah. kalanlar ufuksuzdurlar. "Genç Osmanlılar" bunlardır ve ilk Meşrutiyet'i ilan edebildiler. sohbet ediliyordu. mektepleri oldular. soranlayız. dünyaya gelmiş olduğunu hesaplıyoruz. Kemal. Pera'dan Sıra Selvi yolu ile ayrıldılar. paşa oldu. Minimalistlerin galibiyeti ile yaşıttır. son ikisi "bilen" anlamındadır. Türk aydın tarihinin harika çocuğudur. Polonya'da. cesaret ve yeni'ye yönelme kabiliyeti yok olmaktadır. seviniyoruz. bitmemesine meylim bu nedenledir. gelemezdi. Genellikle. Nazım Hikmet'in. Hep yüce tuttuklarım arasındadır. öyle ise. bu mucize çocuğa borçluyuz. Kemal. hepsini hepsini. bu iç savaşı. çünkü. ilk romanı. Türk aydınının siyaseten menfi olmasını. adı yasak oldu. "hürriyet". Kahveler. Kabataş İskelesi'ne indiler ve buradan ya Bab-ı Ali'ye ya da Üsküdar'a bindiler. Neden daha önce gelmedi. İlk tiyatroyu. Tanzimat da. Kemal. Ve bu arada kalem'e girdiler. Bir kişi değildi ve yetişemiyorum. yıkamadı. 1840 doğumludur. Şinasi. kalanlar minimalisttirler. 1806-1826. marjinalizme meylediyorlar. Agâh.

hiçbir tanıklık bırakamadan yok oldular. Uşakizade Latife. intihar etmiş olması mümkündür. İzmir Suikastı çerçevesinde asıldı. Çankaya'da yaşamamıştır. bir ara Çankaya Köşkü'nün hanımı Fikriye. Sadece maksimalistler mi. mutlak kan var. Bunlardan tek öğrenebildiğimiz. aynı temcit pilavını sunuyorlar. mutlak göbek kesimi gerektiriyor. bir gün Çankaya yokuşunda ölü bulundu. 1926 yılına gelindiğinde. eski ve bunamışlara özgü soruların dahi dışına çıkamıyorlar. minimalisttiler. yeni düzen doğuruyorlar. çeşitli dedikodulara da yol açabiliyordu. Doğum sancılıdır. iç savaş'lar. Mustafa Kemal ile omuz omuza dolaşabiliyordu. yıllar yılı. ama. Üvey Babası Ragıp Efendi'nin akrabası. ne ölçüde kısırlaştıklarıdır. sadece duyuyoruz. "oyundur. Ne beceriksiz bir oyun. asılmam" diyordu. az veya çok. kurtuluş savaşı sırasında bir ayı beslediği için "Ayıcı" Arif olarak da biliniyordu. ikide bir Latife'yi anlatma iddiası ile çıkanlar. Aslında bilmiyoruz. Sanki. yaşamların silindiği bir dünyada idiler. 68 . Doğru. Modern ve pek feminist. ekseriyet. Bu İsviçre'de okumuş cesur kadının. ama. en yakın arkadaşı Mustafa Kemal baştaydı. çoktan Mustafa Kemal tarafından boşanmış ve diri diri mezara konmuştu. öldürüldüğüne inananları da biliyoruz. Abdürrahim'den Vamık Volkan'ın başak ettiği bilgi kırıntılarına göre. bir tek sözcük bile bırakmadan bu dünyadan ayrılmıştı. dişe dokunur bir tek not bile bırakamaması. bitmemiş yaşamlarla doludur. Hep asılmayacağına inanıyordu. Biz sadece Çankaya'dan bir Fikriye geçtiğini biliyoruz. Latife'den gayrı en yakını muhtemelen Albay Arif idi. mümtaz evladı hakkında.Kuranlar da. kötü bir bulvar tiyatrosu. Zübeyde Ana. ne derin korku içinde yaşadığına ve daha doğrusu yaşatıldığına da işarettir. 1926 yılına geldiğimizde. iç savaş'lar hep korku üretiyorlar ve korku bırakıyorlar. Demek ki. tüm tanıklar. belki sevgilisi ve belki metresi. İç savaşlar. bu hal. Asıldı.

Bu soru. "minimalizm" diyoruz. Biz de buradayız. Ekonomizm'den çıkmaktadır. MAKSİMALİSTLERİN SONU Bolşevizm lugatından çıkarıyoruz. Doğru mu. "ibra" etmenin kendisinin iyi olduğunu da biliyorum. Masalımızı bilerek yazdığım kesindir. Cumhuriyet’in kuruluşu olarak teorize ediyoruz. "masal" mikyasında doğru'dur ve doğru'dan daha doğru da diyebiliriz. Politize olmuş sermaye sınıfını düşünememiş olmak. ekonomist burjuvazi resmediliyordu. bu birinci aşamadır. Ve bu bir masaldır. Geri adım. zaman zaman. Rusya'da sermaye sınıfında demokratik damarlar bulanlar vardı. gerçekten başta mıydı. Büyük Kurtarıcı. razı olacakları mekanizmalar olmalıdır. ister yapacakları ve ister tolere edecekleri bir demokratik reformlar vardır. Bunları hedef saymaya. bunu sorma cüretini kendimizde buluyoruz. Zaaftır ve hatta hastalık ve şimdi. bir adım geri attıklarını biliyoruz. Şimdi açılan şudur. masallar. kapsamı genişletmeye çalışıyorum. Bir soru. Burjuvazinin çocukluk çizgilerini. Komünist Manifesto'nun kötü mirasıdır. Lenin. Politik değillerdi. Marx ve Lenin düşüncesinin büyük zaafiyetidir. içlerindeki reform damarları. Devam ediyorum. Cumhuriyet kurulurken. dünyanın her yanında "marksistler". kapitalistleri de robot olarak yazıyordu. Gazi'yi ibra ediyoruz. marksizmin bu çocukluk hastalığının ilacını bulmaya çalışıyorlar. belli demokratik programlara mahkum ediyordu. Büyük Kurtarıcı başımızda mıydı. Mustafa Kemal hiç başta oldu mu? Bize "işte yöneten" dedikleri zaman. Amma çekilme itibaridir. yirmi beş-yirmi altı yılına aittir. kapitalistleri. Eğer yoksa. inanılmaz sorular ile açılmaktadır. bin soru'ya kapıdır. Hegelyen dünyada reel’dir. Belki narodnik savlardan etkilendiler ve belki gelişen mücadele eğitiyordu. Komünist Manifesto'dan çekildiklerini görüyorduk. mezarlarına yaklaştırdıklarını bilseler de.Ama. 69 . hep yönetilen olması ihtimali var. Ama hep kuşku duyuyorum. demek istiyorum. On Dokuzuncu yüzyılın sonu ve Yirminci yüzyıl başında. Ancak öyleyse. demokratik programları ileri sürmeseler de. olgunluk dönemlerine ve hatta monopoli düzlemine uzatıyorlar.

"rıza" ile değil. başka yerler neden olmasın. ürkek idi. Duvar veya duvarlar. savaş ile çiziliyordu. Sultan Hamid'i minimalist tesmiye edemeyiz. tavizkar. Türkler'in dini oldu. En hakiki Kemal Paşa ise. Türkler'de hep politika'dır. emperyalizm'in tamponu'nu. İrani Cemaleddin'i. Filistin de muhtemel veya mümkün. Kuşkusuz bu sayım mücadele içermektedir ve hiçbir zaman mücadelesiz olmamaktadır. Bu nedenlerde. hayata tek kişi girdi ve çok-kişi oldu. belki Ağustos 1921. sınırlar. Mustafa Kemal ise çok kişi'nin heykelidir. bir ve aynıdır. Osmanlı yıkılmış olsa da. 70 . sınırlı koşullarda. peki nerede. örmek zorunludur. fakat hiçbir zaman. masal'dadır. bunu da bir "ana okulu" tarif edebiliyoruz. kazanan önder-hali'dir. çaresizdi. hiç politika düşünmeden politika yapmaya ve hiç tarih çalışmadan tarih yazmaya kalkan Profesör İdris Küçükömer ve benzerlerinin mektebi'dir. şia damgası yememesi için. Bu.Buradan başka bir düzleme geçebiliyoruz. şimdi masalın burasındayız. Hünkar İskelesi'nden beri formüle edilen "tampon" ihtiyacı ortadan kalkmıyor. Tarif buradadır. amma imanı olduğunu görene rastlamıyoruz. sınır görmeyi. "Afgani" kabul ederek pan-islamizme sarılmasını da böyle anlayabiliriz. tampon ihtiyacım karşılayan yeni devlete razı olduğu bir tarih olmalıdır. "minimalizm" sayıyoruz. amma Ağustos 1922 kesindir. özgürlükten korkuyordu. Aksini ileri sürmek. minimalist olmadı. Bu. Dolayısıyla. imparatorluğu Şark'a kaydırmayı planlıyorlardı. Pan-islamizm'inin altında bu yatıyor ve din. Mustafa Kemal Paşa'yı "mesih" görmek de. Devamla. İngiliz emperyalizminin. dahi-aydın hali'dir. Birbirine zıttırlar ve bir birini tamamlıyorlar. Namık Kemal. Batı'da kaybedilen toprakların karşılığında. bunların yeri ana okulu'dur. Kafkasya olabilirdi. "İngiliz adamı" saymak da.

daha sonra partner saydılar. belki nüfusça azdılar. ilaveten. Selim ve Süleyman. kin dolu Yahudi odaklarına uyarı telakki edebiliriz. Arap toprakları. İkincisi. İnsan vücuduna tık tık vurup. oğlu Selim ve oğlu Süleyman. Arap illerine sarkıp yayıldılar. hala buradayız. Birinci Viyana ve İnebahtı Bozgunları’nın belki de. işte bu çizgiyi sürdürdüler. asabiya çözülüyordu. Selim. Göz açıp kapayıncaya kadar. güçlü olmadığını. yayılmaya dayalı bir siyasi organizma idi. atıldılar. yeniliyordu. İbn-i Haldun'un moda ettiği sözcükle. 71 . kaydetmek durumundayız. İran'da genç ve güçlü bir devlet kuruyordu. Ancak Abayezidzade Selim tahta çıktığında. Selim'in. Türkmen İsmail. Abayezid. Osmanlı sınırında. Arap topraklarında ise. iki politikayı birlikte izlemeye başladı. daha sonra Kayzer Vilhem'in. kırk bin Osmanlı şiinin canını aldığı haber veriliyor. Osmanlı'nın kendi halinde. baraj görme refleksleri güçlüdür ve yayıldıkları yerde kaleleri de potansiyel baraj saydıkları için hep yıktılar. Yahudi sarraflardan para aldığı da rivayet arasındadır. Selim ve Süleyman. daha sonra gelen oğlu Selim'in daha ileriye gittiğini biliyoruz. zayıf ve güçlü bölgeleri teşhis eden pratisyenlere benziyorlardı. hem judaizmin ve hem de islamiyetin bayrağını ellerine aldılar. ancak hürmeti daha az tutmadılar.Avrupa'ya yayılırken. daha sonra Truman'ın. Yahudiler. daha doğrusu. Hep yıktık. şiileri acımasızca kırdı. yayılmacıların. ikincisi. Bir tür "rezerv" devletin ortaya çıkışı işte budur ve bu zamandadır. yazıldığı kadar. Anadolu'daki şiilerin Şah İsmail'e bakışı asırlar sonra Ermeniler'in Rusya Çarı'na bakışına benziyordu. Burada kalmadı. hep yayılmacı olan Türk şefler. Bu kadar değil. Halbuki rezistanı duyar duymaz. kolay dönemin bittiğini hemen anladılar. yeni ve muktedir hakim bekliyordu. İspanya'dan kovulan Yahudileri kabul ederek Katolizm’e karşı güçlenmeyi hesaplamışlardı ve açık kapılardan gelenleri. Avrupa'nın yıkımları geriye bırakıp merkezi devletlere yöneldikleri zamandı. kale fakiri olmamızın nedenlerinden birisi de burada yatmaktadır. hem Garp'te ve hem Şark'ta barajlar örülüyordu. Kudüs'ü ihya etmeye büyük değer biçtiler. Süleyman ve Sarı Selim'den daha çok. daha sonra baba-oğul Bush'un çizgisini çok önceden uygulamaya koydular. Daha sonra Büyük Napolyon'un. zayıf iklimleri seviyorlardı. yola çıkmadan önce. Katolik Avrupa'da büyük bir mukavemet ile karşılaştılar.

yenilmeyi bilmeyen ve hep bir teşkilat kuran'dır. Bağdat ve Basra elde sanıyorlardı. Pan-islamizme. Musul. Asıl inandırmak istediklerine hiçbir zaman inandırıcı olamadılar. Cemal Paşa. Yerini. daha sonraki resmi tarihte. kendini orada güvenli hissediyordu. Pratik türkçülüğü incelerken en çok Talat'a bakmak isabetlidir. "canun". Yahudi onamastique'e kaydettiler ve çoklukla taşıyorlar. hem Osmanist ekspansiyonizmi biliyorlardı ve hem kurtuluşlarını Garb emperyalizminde buluyorlardı. Pek münasiptir. şükran duymasını seviyorlar. çoktan. Tekrar devamla. işi bitmiştir. Cenub'a doğru panislamizm'i yol açıcı saydılar. "kanun" diyoruz ve bununla fasılları açıyoruz. hem kanunsuz ve hem de zavallı idi. bizde. panturanizm'a ihtiyaç duydular. ve yine triumviradan Talat. Ermeni fedailerine Almanlar'ın haber vermiş olması ihtimal dahilindedir.Yahudiler. Suriye Kralı misli davranıyordu. Yahudiler ihsan ettiler. bu tarihten başlamaktadır. Orta Çağ'da. pan-turanizm işte bu dönemde ekleniyor. Osmanlı'nın son zamanlarındaki karakollar için yangın talimatnamelerine benzer kanun her sultanda vardır. aslı "kanonikos". yine de daha fazladır. pan-islamizm ve panturanizm dillerindedir. Selim adını. Aynı sözcükten bir de enstrüman yaptık. o zamanlar siyonist Almanya'ya en çok Talat güveniyordu ve yenilgiden sonra. maksimalisttiler. maksimalist idiler. Elenler'den aldık. Kemal'de ise ayrı bir devamlılığı teşhis ediyoruz. Bu sözcüğü de. gözü pek. bilemeyiz. hayalci. Şark'a doğru. İngiliz gizli servis elemanları da olabilir. Osmanlı'nın arabize olması ve Ortodoks İslama sıkıca sarılması işte bu dönemdedir. hiç eleştirilmedi. Dikkat çekicidir. Enver eline aldı. Osmanlı mülkünü tarif etmesi de. Belki de en temkinli Talat idi ve triumvira içinde bu dünyadan ilk önce Talat göç etti. Bir büyük savaşta yenildiler ve iç savaşta kırıldılar. Batı dillerinde "canon". Halbuki en seçkin şehzadesini hem boğdurmuş ve hem de boğulmasını seyretmişti. Enver ile Hamid arasında bir devamlılık var. Süleyman'a. Ancak Enver. Suriye ve Mısır'ı geri alma işini Cemal üstleniyordu. Birinci Süleyman. katleden de orada beraat ediyordu. Taassubun. muhteşem ve kanuni bir temaşa olduğunu düşünemiyorum. "muhteşem" adını. İslamı aşıp İç Asya'ya doğru yayılmayı kuruyorlardı. Orta Çağ'daki telaffuzunu kullanıyoruz. 72 .

yani Ardahan. İttihat ve Terakki kurucularından ve önde gelen siyasetçilerindendir. Posta Vekilliği ve 1917'de Sadrazamlık yapmıştır. Dünya Savaşı sırasında Ermenileri sürgün etmek için Tehcir Kanununun çıkarılmasında etkin rol oynamıştır. Artvin ve Batum'u Antlaşma'yı takiben Osmanlı Devleti'ne iade etmiştir. . Meclis Vekilliği.[kaynak belirtilmeli]I. Kars. 1921 yılında.Suikastçı alman mahkesinde 1. 3 Mart 1918'de imzalanan Brest Litovsk Barış Antlaşması'na Osmanlı Devleti temsilcisi olarak imza atan Talat Paşa'nın ısrarları neticesinde Rusya. TBMM'nin 1926 yılında kabul ettiği bir kanunla ailesine ev tahsis edilmiş ve şehit aylığı bağlanmıştır. 1878'de 93 Harbi sırasında işgal ederek aldığı tüm toprakları. 1943 yılında alınan Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye'ye geri getirilmiş ve Hürriyet-i Ebediye şehitliğine gömülmüştür. özgür ansiklopedi Mehmed Talat Paşa (1874 Kırcaali — 15 Mart 1921 Berlin) Edirne Lisesi'nden mezun olmuştur. Ayrıca 19091910 yılları arasında büyük üstatlık yapmıştır. Dahiliye Nazırlığı. yerleştiği Almanya'da bir Ermeni komitacı ve suikastçi olan Soghomon Tehlirian tarafından suikaste uğrayarak öldürülmüştür.5 günlük bir yargılama sonucu beraat etmiştir. Mehmet Talat Paşa'nın kemikleri.EK BİLGİ Mehmed Talat Paşa Vikipedi.

o kadar öyle ki. Leon Cahun ve Herman Vambery ile başlatıyorum. Bolşevikler. "Edirne'nin İstirdatı" önemlidir ve Talat'ın canla başla çalıştığını biliyoruz. Şimdi efsanevi Enver ve "comrade in arms" Cemal. kesindir. Mektep bağı mı. vaadlerini gönderiyorlardı. kaybettiler. bu ise hep saklı tutuluyordu. Talat'ın cenazesini Bayar'ın getirdiğinden eminiz. son resmi tarih yazımını. ve Londra ile savaşıyordu. Cemal ve Enver.Bu tarihi kimler yazıyor. Komintern dirijanı Roy'u. şimdi. kime. "Şûra" olmuş Rusya vardı. buna "Greater Turkey". en ciddi sorular. yeter ki Londra püskürtülsün. Sovyetler'den daha çok kendilerinden telakki etmek için bu kadarını kafi buldular. Roy'a verdiler. bu rivayetten bir türlü emin olamıyoruz. kim olursa olsun. Moskova'ya seyirttiler. Roy. her ikisinin ihtilal haritasına gelince. 73 . Cemal ile Enver ise çok daha saftılar. Hep beraber perişan oldular. sürpriz göremiyoruz. ölümlerinin çok geç kalmadığını biliyoruz. "naive" sözcüğü çok daha uygun düşmektedir. İngilizler ile savaşanları arıyordu. Moskova için solcu sağcı fark etmemektedir. Moskova'ya geliyordu. daha sultan tahtta iken işbirliği için adamlarını gönderdiğini biliyoruz. Celal Bayar'ın. bu o kadar öyle ki. dünden ve heyecanla hazırdı. Güney'de ve Anatolia denilen iklimde. Anadolu canibinde silah tutmak isteyen kim varsa. aynı okullarda talebe olduğu da hep mahfuzdur. Hep Selanik ve İzmir'i biliyoruz. hala onlar yazıyorlar. Ben. ihtilalciydi. Birinci Savaş'ta Türkiye'de gazetecilik yapan bir Alman. Arabın istediği tek göz. ne yazık. ancak. yıllar sonra da olsa. Edirne'de "öğretmen" idi. böyle düşünenlerin olduğunu düşünebiliyoruz. Moskova'da. bunda. Roy ile tanıştılar. tam masallara uygun düşmektedir. Hemingway'in balığı misali ufalttığını görüyorlardı ve kin duyuyorlardı. diyordu. Bu masala göre. Almanya'ya bağlanmaları bu nedenledir. Ölümlerini hızlandırabilecek projelerini. Nedense Edirne'de Yahudilerin çok ve güçlü olduklarını hep ihmal ediyoruz. Büyük Britanya emperyalizminin. güzel. Alyans İsraelit mi. Alliance Üniverselle Israelite'de. "Türk-İslam" sentezinde yeniden kuracaklardı. "Büyük Türkiye" peşinde koşuyorlardı. masallara kalıyor. ama. Moskova. Peki. Almanya ile imparatorluğu kaydıracaklar ve daha geniş olarak. Hintli idi. Allah verdi iki. Osmanlı Devleti'ni. idrake sığmamaktadır.

bunlar ihtilal yapmayı çocuk oyunu sanıyorlar. Modern sözlerle. Roy'un. eli değmişken. bilimden daha acımasızdır. Cemal Paşa'yı bu sentezin ilk büyük şehidi saymamız isabetlidir. amma psikolojik ve politik olarak mühimdir. hem Türkmenler hem Türkiler ve hem de koyu müslümanlar vardı. Moskova'da sıkılmıştı ve Afganistan'a gidip. Enver'in yazgısıdır. Roy'u bulmuş. Londra'nın tampon arayışı Moskova'nın tanınma beklentisi ile birleşiyordu. Cemal. buna üzüldüğünü gösteren hiçbir işarete sahip değiliz. Bu iklimde bir detente rüzgarı esiyordu ki bunu tarihin kötü cilvesi olarak görebiliyoruz. Zaman zaman masallar. Londra'da imzalanan Büyük Britanya-Sovyet Rusya ticaret antlaşmasında. Afganistan'da bolşevik propagandadan vazgeçtiği kuvvetle ileri sürülüyor. Moskova'da. kestanelerini ateşten alıyordu. çeka'ya. Eninde-sonunda müdafaa idi ve sonucu "stalemate" oldu. Sakarya Müdafaaı. çeka'nın da Ermeni fedailerine haber vermiş olması en güçlü ihtimaldir. İçe yönelik propaganda değerini ise reddedenleyiz. bütün hayallerini anlatıyordu. Sovyet Rusya'nın.Amma ne büyük talihsizlik. bir ihtilal yapmak istiyordu. yirmi bir yılına dönüldüğünde. Büyük Britanya İmparatorluğu'nun Hindistan yolunu tıkamakla eş değerdi. yolda ve bir yerde öldürüldü. daha iyisini düşünmek imkansızdır. Moskova'nın. İnönü Savaşlarının ilkini saymak ve ikincisini önemsemek için maddi istinatgahlardan yoksunuz. Suriye'de başaramadı ama Afganistan'da başaracaktı. aynı zamanda. patapat diyebiliyonız. komşu olarak. Cemal'in ise kocaman bir çocuk ve hatta bir bebek olduğunu işte burada kesinlikle anlıyoruz. Birincisi. önemlidir. Afganistan'ı devrimcileştirmek. 1921 baharına doğru imzalanan pek çok antlaşmada. ki Moskova'da imzalanan Türkiye-Sovyet Antlaşması ile aynı günlüdür. Buna mukabil. Kemalistlerin Ankara'da tutunabileceklerinin ilk işareti işte budur. 74 . minimalizmin. "Avrasya" veya "Türk-İslam Sentezi" önündedir. Ankara'nın. olayların gelişiminde iki terslikle karşılaşıyoruz. Sakarya Müdafaaı da çok büyük olmamakla birlikte. Moskova. devrimi sınırlamayı kabul edişinin izlerini görebiliyoruz. Afganistan fethine çıkmıştı.

savaşı sürdürüyordu. Masal’dır ve zaman zaman. anılarında. Tabii Almanya'ya karşı durmakla birlikte siyonist kalmak mümkündür. Ayrıca Şark'ta. Enver ise İngiliz emperyalizmine karşı savaşıyordu. "trajedi" diyoruz. kendine ihanet etmeyerek korumak ve böylece ölmek ise. biliyoruz.. bütün sanatların en maddecisi ve en newtonian olanıdır. Ölümün çekim gücünü. ayrı bir devletçik kurmuştu. David Fromkin dahi. İç Asya’da değil. ancak İngiliz emperyalizminin desteğiyle mümkün olacağını hesaplıyor ve biliyordu. Leman Paşa. Nitekim. Mustafa Suphi'nin Velidi Togan'a ve Velidi Togan'ın. Enver'in siyonizmden uzak olduğunu da gösteriyor. Dostça'dır. Velidi. trajedidir. Yahudi ve siyonist Liman Paşa ile hep çatıştığını biliyoruz. başarsa dahi ayakta kalmasının. Maliye Nazırı Mehmet Cavit'i. Bu masalda buraya alıyoruz. İç Asya'ya gelmekte olan Enver'e "sakın gelme" diyordu. arka arka kaçarken. Ankara yakınındadır. kimse yenemiyor. o tarihte hem Leman ve hem de Almanya siyonisttiler. Mezarı. ancak Enver'in gelip de işe karışmasını istemiyordu. İngilizler. hep kabul etmek zorundayız. ayrıldı. dolayısıyla. Enver resumed his earlier campaign to curb german influence" yollu yazıyor. Türkiye Komünist Partisi'nin merkezinde saklanmıştı. onurunu. Masalımızda doğruluğundan artık şüphe etmediğimiz bu çatışma. Yolları ayrılmıştır. semitik denmese bile Yahudi eğilimini teşhis etmek zor olmuyor. Fakat. peşinde "çeka". Togan'a kurtarıcı ve Enver'e kanlı düşman görünüyordu. Validov çağrılıyordu. Sakarya’da aramak zorundayız. Ve trajedi. trajedi mi. bir kalkışma başlatmak için. Suphi'nin başında olduğu. çerezvıçaymy. 75 . Enver'in ve Berlin'in planlarının bir birine karşı olduklarını. çok güvendikleri için aramadılar. Togan'ın Sovyetler ile birleştiği zaman var. Baku'da. "after Gallipoli. komitenin kısaltılmışıdır. Togan ise. Rusça. Dram mı. Enver'e çok dürüst davrandıklarını söylememiz isabetlidir. Enver'den sonra Sovyetler'e yenilmiş. olağanüstü. buna. "Enver'in bu isabetsiz ve zararlı emirleri beni rahatsız ediyordu" demekten geri kalmamaktadır. mekan ve zaman kayboluyorlar. Çünkü Zeki Velidi. Enver'in "alamancı" olduğu sadece iftiradır.Enver’in ölümünü.

özgür ansiklopedi Enver Paşa (22 Kasım 1881. Tacikistan). Almanya ve Rusya'da Türk halkların biraraya getirme amaçlı pek çok mücadelelerde bulunmuş. 1914'te Almanya ile askeri ittifaka önayak olarak Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesine öncülük etmiş. İstanbul . Harp okulunu 1899'da piyade teğmeni olarak bitirdikten sonra. Rus işgaline karşı ayaklandırmak amacıyla gittiği Türkistan'da bolşevik Ruslara karşı yaptığı bir çatışma sırasında ölmüştür.EK BİLGİ Enver Paşa Vikipedi. . 1913'te Babıali Baskını adı verilen askeri darbeyle cemiyetin iktidara gelmesini sağlamış. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kurucu ve önderleri arasında bulunmuş.4 Ağustos 1922. 1906'da binbaşı oldu. Bu evlilikten Türkân Mayatepek ve Mahpeyker Ürgüp adlı kızları ve Ali Enver Akoğlu (1921-1971) adlı bir oğlu vardır. 1902'te kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisinden birinci olarak mezun oldu. Selânik'teki üçüncü ordunun emrine girdi. Dünya Savaşı'nın yenilgi ile sonuçlanması üzerine. Osmanlı Devleti'nin son yıllarında Türk asker ve siyaset adamı. 1914'te Padişah Abdülmecit'in torunu (Şehzade Süleyman'ın kızı) Naciye Sultan'la evlenerek Osmanlı hanedanına damat olmuştur. Yaşamı Soğukçeşme Askeri Rüştiyesinde öğrenim gördü. İttihat ve Terakki Cemiyeti kadrosu içinde yer aldı. savaş yıllarında "Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili" sıfatıyla askeri politikayı yönetmiştir. Sovyet hükümetinin desteğini kaybettikten sonra Orta Asya Türklerini.

Orduda bazı düzenlemeler yapan Enver Paşa. İşkodra mutasarrıfı ve cephe komutanı olarak İtalyan saldırısına başarıyla karşı koyan Enver Paşa. 18771878'deki 93 Harbi sırasında da yerli Ermenilerin Osmanlı'ya karşı yayılmacı Rus ordularının yanında çarpıştığını ve de cephe gerisinde isyanlar çıkarttığını bilen Enver Paşa. Belçivan yakınlarında Agop Melkovian komutasındaki Bolşevik Ruslara karşı yapılan bir çarpışmada mitralyöz kurşunlarıyla şehit edildi ve Çeğen köyüne gömüldü. Törene dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. Padişah'ın torunu Naciye Sultan ile evlendikten sonra 1914'te 33 yaşında Sait Halim Paşa hükümetinde Harbiye Nazırı oldu. bakanlar ve Enver Paşa'nın torunları katıldılar . Makedonya Genel Müfettişliği ve Berlin Ateşemiliterliği gibi görevlerde bulundu.II. Fransız modeli yerine Alman stilini uyguladı. Anadolu'daki Milli Mücadele hareketine katılmak istediyse de kabul edilmedi. beklenmedik şekilde ani ve beklenmedik saldırıya dayalı askeri strateji anlayışıdır. Bu başarısından sonra albaylığa ardından da tuğgeneralliğe yükselen Enver Paşa. Rusya'nın Kafkaslardan saldırması üzerine düzenlediği Sarıkamış Harekatında. komuta ettiği ordu bozguna uğrayarak büyük zayiat verdi. Enver Paşa Kubbetüs Sahra'yı ziyaret ederken (1916)Savaşın Osmanlı Devleti'nin yenilgisi ile sonuçlanması ve İngilizler'in İttihat ve Terakki üyeleri hakkında yakalatma emri çıkarmasından sonra partili arkadaşlarıyla birlikte bir Alman denizaltısıyla yurttan ayrıldı. Dahiliye Nazırı Talat Paşa ile birlikte Ermeni Tehciri diye anılacak kararı alarak. Böylelikle Doğu cephesinde herhangi bir düşman kuvvetinin oluşmamasını sağladı. Yakup Cemil ile birlikte Sadrazam Kamil Paşa'nın istifasını sağladı. Tacikistan'daki naaşı 1996 yılında Türkiye'ye getirildi ve ölüm yıldönümü olan 4 Ağustos 1996'da Şişli Abide-i Hürriyet Tepesi'ne defnedildi. Meşrutiyet'in ilan edilmesinde önemli rol oynadı. 31 Mart olayında Hareket Ordusuna katıldı. Böylece İttihat ve Terakki Cemiyetinin askeri darbe ile iktidarı ele geçirmesinden sonra. daha sonra Rusya'ya geçti. Turan Kağanlığı'nı kurmak için büyük uğraşlarda bulundu ve Türkistan Türklerini birleştirerek Basmacı İsyanı'nı başlattı. önce Odessa'ya. 23 Ocak 1913'te İttihat ve Terakki tarafından düzenlenen Babıali Baskınına katıldı. oradan da Berlin'e gitti. İkinci Balkan Savaşı sırasında Edirne'nin ve Kırklareli'nin kurtarılmasında önemli rol oynadı. 4 Ağustos 1922'de Kurban Bayramı sırasında Tacikistan'da. 1912'de yarbay oldu. Doğu Anadolu'daki Ermenilerin Suriye vilayetine nakledilmelerine karar verdi. [1] [2] 1920 Eylül'ünde Bakü'de "Şark Milletleri" toplantısına katıldı ve Batum'da Türkiye Şuraları Partisini kurarak Türkistan'ı kurtarma hareketini başlattı. Edirne'nin geri alınmasını sağlayan.

Ama. büyüdüğü ölçüde büyümesini istemediler. İç Asya. "Büyük Türkiye" ölmektedir. Acaba bir model mi. amma bir kıyam öngörüldüğü. nihayet bir masal dünyasındayız. Sovyet misafirseverliğine uymayacağını biliyordu. Bu o kadar öyle ki. 76 . Roy. Aslında Türk-İslam Sentezi'ni öldürmeye koşuyordu. Lenin'in. "bırakın gitsin. aslında açık hareket ediyorlardı. Hiç kuşku yok. Geriye "Küçük Türkiye" kalmaktadır. İzmir Suikastı'na da böyle bakamaz mıyız. bakabiliyoruz. Togan'ın halini de biliyordu. Abdülkadir'e giden İngiliz taklidi yapmıştı. koşmak mı. O zaman Ankara'nın bağlarında. trajedi diyoruz. kimse yerini bilmemektedir. Başlı başına bir kurgu olduğunu çıkarıyoruz. Yerindedir ve doğru. Rüşeym halinde iken derdest edilip söndürülmesi hayli kolaydı. İttihat ve Terakki'den kalma pek çok politikacının suikast kelamı ettikleri herkesin malumu idi. ama. has bir trajedi oldu ve sonra çıkan Türk-İslam Sentezi" ise bir tuluat idi. Enver'in İç Asya'da kıyama kalkışacağını haber vermişti. sadece masal'dır. Roy'a inanacak olursak. hortlaklar en çok tuluatta oynanıyorlar. Kürt Kıyamı'na da böyle bakabiliyoruz. ölüme koşmaktan başka çare görmüyordu. "bırakınız gitsin. Enver'in ölümünü önleyemez miydi. masalımızda anlatılmaktadır. Sait. zoraki reis oldu. Lenin. demek ki bir tercih meselesidir. bırakınız yapsın" havasında idi. Ölüme. bir sentez olmuş. Mustafa Kemal'in suikastçılardan. engellenemez bir çekimle. taharri memurları aralarına giriyordu.Yenilmeyi bilmeyen Enver. çok konuşkandılar. üstü açık mezarlarla doludur. Enver'in bu prematüre kıyam projesini mennuniyetle karşıladığından eminiz. bunu. ölümünün Moskova'da olmamasını istiyordu. Lenin. bırakın ölsün" olarak anlıyorum. ölümüne yaklaşıyordu. Lenin'in Enver'in projelerinden daha çok haberdar olduğundan da kuşku duyamayız. buna. Pan-islamist ve pantürkist Enver'in sonu. İç Asya'da Enver değil. Minimalizm. Hamidiye Alayı'ndan Cibranlı Halit Beg çok önceden yakalanmıştı. hareket halindedir. hakiki lider Hamidiye Albay'ı Cibranlı'dır.

Büyük Taarruz başlıyordu. açık kapı siyaseti izlenmediğini tespit ediyoruz. uzun yıllar süren karalamaların mahsûlüdür. bütün korkuları. 1921 Ocak Ayı'nda da bir birliktelik yaşamıştık. Kemal Paşa'ya karşı tavır aldıklarını da haber veriyor. Enver. Enver de bir düşmandı. 1791 Fransız Meclisi ile karıştıramayız. Kemal'in kabulünü temin eyleyen. çevrildi ve daha sonra Erkan-ı Harbiye Reisi olan Fevzi Paşa. Kaldı ki. liderliği eline alabilir miydi. Erzurum Kongresi'ne kabul edilmek istenmemesi. üniformasını ve yaver-i şehriyari kordonunu çıkarmadığı için kongre'ye kabul edilmek istenmediği kaydediliyor. huduttan girebilseydi. başlangıçtan kısa bir zaman sonra. ancak. ki buna resmi tarih adı da veriyoruz. bu sadece bir bahane idi. hem korkuluyordu ve hem de korkuluyordu. Ethem'in ve Mustafa Suphi'nin tasfiyesi ile "Birinci İnönü" Zaferi. Enver'in düşüşü ile Büyük Taarruz da aynı aya düştüler. Enver seviliyordu. bugünkü Enver. nöbetçilerin artırıldığını okuyoruz. Sınırın her noktasından içeriye girmesinden korkuluyordu. Davetsiz ve izinsiz gelenlere kötü davranıldığını biliyoruz. 77 . macera ile kazanılanları tehlikeye atacağı ekleniyordu. Çünkü bütün mücadele sultanı ve halifeyi kurtarmak adına yapılıyordu ve ağalar ile şeyhlerden terekküp eden bu cemaatı. Aynı ayın sonuna doğru ise. Bir tanık yok. daha önce pek çok heyetin kendisine gelerek. içeri girseydi. Enver. önderliği eline geçireceğinden hiç endişe edilmiyor. tamamen reddedemiyoruz. Hiç şüphe yok. Bir süre sonra mücadelede mülkiyet meselesi tezahür ediyordu. neredeyse aynı aydadır.Yirmi iki'nin arefesinde yüksek komutanlar arasındaki yazışmalara bakacak olursak. Kazım'a inanacak olursak. Kahraman-ı Hürriyet idi. Ne ilginç. Doğru. sevilmemesi ve daha da önemlisi güven duyulmamasından kaynaklanıyordu. Enver'in böyle bir muameleye tabi olmazdı. Ölümler ve doğumlar yumaktırlar. enindesonunda. buna. kendisidir. ciddi müzakerelerden sonra kabul edilmişti. Kazım Paşa. sınırda öldürülenler dahi olmuştur. Yusuf Ziya. doğrudur. Enver. Kemal Paşa'nın sevildiği tartışmalıdır. sadece hesap var. . katılım izne tabi olmuştu ve hatta bir imtihandan geçirildiğini bile söyleyebiliriz. Kuşçubaşı Selim'i unutmuyoruz. İç Asya'da 1922 Ağustos başında öldüğü hesaplanmaktadır. Peki. şahsında toplamıştı. Gelirse. Aslında şu teoremi de yazabiliriz. bir masal içinde bile pek zor bir sualdir. Yas'lar ve bayram'lar ayrılmıyorlar.

hem "yazdıklarımı yaktılar" deyu bağırıyor ve hem de kopyelerini almak tedbirliliğini göstermiş olduğunu ilan ediyor. Tarihimizin Arabi karakterle yazılı olduğunu düşünmek de. Hem ilahiyat müderrisleri ve hem de İnalcık. Çanakkale ve Kut Zaferleri'ni biliyorduk ve her ikisinde de Mustafa Kemal'i bulamıyorduk. Bu o zamanlar yoktu. hızla yayılan imam ve hatip okullarında eski yazının öğretilmesinin tarih bilgisi ve bilincini yükseltmediğini artık netlikle görüyoruz. Mustafa Kemal. demek istiyorum. Öte yandan. Arabi karakterlerle Osmanlı belgelerini okuyabilenler. O zamanlar. Kuşkusuz bu bir teoremdir ve bunun dışında kalanlar olduğunu da biliyoruz. bu noktada kuşku duymuyoruz. bugün. tarihimizden çok daha uzaktırlar. Bilinmesi çok sonradır ve yirmi altı'yı bir dönüm noktası alıyoruz. o zamanlar o kadar fukara değildik. resmi tarih yazımı için gerekiyordu. Erzurum'a imtihandan geçmiş bir kahraman olarak gelmedi. Samsun Heyeti'nde olan Refet'in bile. Arabi karakterlerden Latin karakterlere geçilince tarihimizden ve kökümüzden koptuk diyorlar. teoremimizi teyid ediyorlar. Hangisi masal. netlikle. İdamdan dönen ve susturulan Kazım Paşa'nın evine. inandırıcı olmaktan çok uzak düşüyor. yazdıklarını ve evrakı almak için baskın yapılması son derece semboliktir.İlaveten pek bilinmiyordu. Sadece kahramanlar değil kaynaklar ve tanıkların da ortadan kaldırıldığı bir peryod yaşadık. bütün Birinci Dünya Savaşı'nı. saçmadır. Bu arada Karabekir'in de yaman komiteci olduğu da ortaya çıkmaktadır. yeni yeni tanıdığını belli eden işaretler var. bir Anafartalar-Sarıkamış ikilemine indirgemek büyük bir marifet ve muzaffariyet'tir. teşhis edebiliyoruz. Şimdi sadece obscurantist bir kuşak yetiştirmiş olduğunu teşhis ediyoruz. __________ obscurantist : bilmesinlerci 78 . bir Profesör Halil İnalcıkta hiçbir tarih bilinci olmadığını.

şimdi dillendirebiliyoruz. maksimalistlerin kırımında. diyen Engels'dir. Bunlara inanacak mıyız. Bu. İnsanların en güvensiz ve en çaresiz oldukları zamanda. "Ya Rab. Ancak maksimalist kırımı ile. bir minimalist adım idi. yakın tarihin." demelerini de böyle tahlil edebiliyoruz. canlı tanıklarının da ortadan kaldırıldığını söyleyebilecek durumdayız. güvensizlik de eninde-sonunda çaresizlik bilincidir. Kılıç Ali de teyid etmektedir. ihtiyaç. Büyük çukurda. daha önce de haber vermiştim. hakikat idi. artık başlıbaşına bir cehalet sayılmalıdır. Burada en masum olan. İstiklal Harbi'ni nasıl emirlerimle başardıksa. "O ancak bir gölge yakalamıştır. Öyleyse. zaferi gerekmektedir. kendini de benim payeme çıkartacak propapagandalar yaptırıyorsun! Bir millete ancak bir gazi olur. Hepsinde bir hicret var. Bu yürüyüşe ayak uydurmaya çalış. Bizimkinde. 79 . Peygamberler de güvensizdiler. keşfin anasıdır. Bir de şu var.. bir de tarih kayboldu. Kazım. başkalarının meyanında. "hatıramı elden almak için üç kere evimi bastırıp arattı" yollu eklemektedir. şunları söylediğini haber veriyor: "Muntazam tuttuğunu işittiğim hatıratını vesikalarıyla birlikte getir de göreyim. Öyleyse. Büyük kırımlar. "yeni tarih" yazmak çok kolay oldu. Kazım'ın evrakın kopyelerini sakladığını anlıyoruz. Amma ve lakin evraklar için Kazım Paşa'nın basılmış olduğunu. güveni yitirme ile kahraman ihtiyacı arasında zıtların birliği teoremini kurabiliyoruz. Çin ya da İbrani ve Kiril karakterlerin daha zor ya da daha kolay olduklarını düşünemeyiz. Tanrı'yı." Kazım Paşa'nın "O" dediği Kemal Paşa idi.Latin karakterle okuma ve yazmanın daha kolay olduğunu ileri sürmek ise. güvensizler yarattılar. Latin karakterler kabülü. "masal" yazdığımı tekrarlıyorum. aynı zamanda bir tarih yazımıdır. Gazi Hazretleri'nin kendi yüzüne karşı. bundan sonrası da başka türlü olmaz!" Kazım Paşa. Hiçbir tarafta herkes gibi benim İstiklal Harbi'nin banisi olduğumu ve Türk milletini ölümden kurtararak ona İstiklali'ni bahşettiğimi söyleyeceğine. Bütün karakter takımları aynı ölçüde kolay veya aynı ölçüde zordur. minimalizm. bölgede bir tampon ve/veya karakol olmayı seçiyorduk. Asıl önemlisi buna duyulan ihtiyacı görüp çıkarabiliyorum.. güvensizlik çukurları kazıyorlar. Mustafa Kemal'dir. İleriye atılmadılar. Vakıa. Bir imaj yaratıldığından kuşku duymuyorum. en doğru olan da.

Harbiye'den 6 Aralık 1902'de Mülazım-ı Sâni (Teğmen) rütbesiyle. Böylece öğrenim hayatı boyunca Kâzım Zeyrek adıyla anıldı. ailesiyle birlikte Mekke'ye göç etmeden önce İstanbul'un Zeyrek semtinde İlkokula başlamıştı. (d.1 sicil numarasıyla mezun oldu. Kâzım Karabekir'in annesi ise Mehmet Emin Paşa ölünce İstanbul'a göç etmiş ve 1917'de İstanbul'da vefat etmiştir. Kâzım Karabekir.ö. İstanbul . Gençlik Mehmet Emin Paşa görevi nedeniyle pek çok şehir dolaşmış 1893 yılında vefat etmiştir. Süvari Avcı Taburu ve Manastır Mıntıka K. annesi ise Hacı Havva Hanım. Çünkü soyadı kullanımının olmadığı bu dönemde öğrenciler okullara kaydedilirken oturdukları il. Süvari Topçu Alayı. 1894 yılında İstanbul'da Fatih Askeri Rüştiyesi'ne giren Kâzım Karabekir. Ordu'ya verilen Kâzım Karabekir. kızı ise Hayat hanım'dır. 26 Ocak 1948.' lığı Erkan-ı Harbiyesi'nde görev aldı. 10 Kasım 1905'te Edirne'deki II. Babası Karamanlı Mehmet Emin Paşa. Kâzım Karabekir'de İstanbul'da ailesinin oturduğu Zeyrek semtinden dolayı Kâzım Zeyrek adıyla anılmıştır. Askeri Lise'yi 1899'da bitirdi ve ardından askeri lisenin devamı niteliğindeki Pangaltı Harbiye Mektebi ' ne 14 Mart 1900 tarihinde girdi. bu okulun ardından Harb Akademileri'nin karşılığı olan ve kurmay subay yetiştiren Erkan-ı Harbiye Mektebi ' ne devam ederek. özgür ansiklopedi Musa Kâzım Karabekir. 1896 yılında bu askeri ortaokulu bitirerek. İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya gelmiştir. XIII. piyade sınıfının birincisi olarak. stajını tamamladığı bu bölgede Manastır Mıntıkası Kurmay Başkanlığı'nda görev aldı. Kâzım Karabekir. 1318 P. XV. ilçe veya semt adlarıyla çağrılırlardı. Birinci Dünya Savaşına Kadar Askerî Faaliyetleri Daha öncede belirttiğimiz gibi askerlik görevine Manastır'da başlayan Kâzım Karabekir. miladi 1882-Rumi 1298. 5 Kasım 1905'te bu okulu Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi. Daha sonrada Manastır Mıntıka Müfettişliği'ne tayin olan Kâzım Karabekir bu görevi sırasında Rum ve Bulgar çeteleri ile yapılan çatışmalarda bulundu ve Bulgar çetesinin imhasında . Kâzım Karabekir. 1897 yılında da Kuleli Askeri İdadisi'ne girdi. Ordu'ya daha sonra da 11 Ocak 1906'da III.EK BİLGİ Musa Kâzım Karabekir Vikipedi. Ankara) Türk orgeneral ve siyasetçi.

9 Aralık 1914'te Yarbay rütbesine yükseltildi.Gelibolu'ya . Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911'de X." Kâzım Karabekir. 3 Ağustos 1914'te Genel Kurmay II. 29 Kasım 1914'te "Üç Yıl Hazerî Kıdem Zammı" alarak. III. Böylece Süleyman Askeri Bey'in yerine geçmek üzere İstanbul'a geldi. 6 Ocak 1915'te Mürettep I. Tümen'in Çanakkale'ye .'ı olarak İran Harekatına gönderildi. Tümen K. Ancak XIV.' lığına atanmıştır. 6 Mart 1915 tarihinde İstanbul'a gelince V.Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile uğraşmıştır. Boğazlardaki kuvvetleri desteklemek. Bu görevde bulunduğu esnada Kâzım Karabekir. Birinci Dünya Savaşı Başlarında Kazım Karabekir Avrupa'nın genel bir savaşa sürüklendiği bu dönemde Kâzım Karabekir görevli olarak Paris'te bulunmaktaydı.26 Mart 1913 ) X. Savaşa girmekten mümkün olduğunca kaçınmaktı. Paris ve İsviçre'yi kapsıyor ve buralardaki Askeri Ataşelerin nasıl çalıştıklarını yerinde incelemek amacını taşıyordu.gösterdiği başarılardan dolayı 19 Ağustos 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) rütbesine yükseltildi. 21 Ekim 1913'te Bulgaristan ile imzalanan antlaşma sonucu esirlikten kurtulan Kâzım Karabekir. Bu görev Viyana. 2 Aralık 1913'te Balkan Savaşı sırasında. Karabekir. Piyade Tümeni Kurmay'lığında görev alan Kâzım Karabekir. Ordu'nun Sarıkamış'da büyük bir felakete uğramış olduğunu. (İstihbarat) Şube Müdürü olarak görevlendirildi. 28 Mayıs 1914'te Birinci Dünya Savaşı öncesinde Kâzım Karabekir. Rus halkının uğradığı zararın tespiti için oluşturulan Türk . Kuvve-i Seferiye K.' lığına ve Basra Valiliğine atandığını öğrendi. Kolordu'ya bağlı İstanbul Kartal'da bulunan XIV. Genel Kurmay'daki görevini devam ettirirken. Halep'e geldiğinde. Fakat bu durumu fark eden Kâzım Karabekir. "İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kuvvetlendirmek.500 kişi Bulgarlar tarafından esir edildi. Münih. Soyadı kullanımının gerçekleşmediği bu döneme kadar Kâzım Zeyrek olarak anılan Kâzım Karabekir. uzunca bir dönem Avrupa'ya gönderildi. Kâzım Karabekir'in Kereviz Dere'de bulunduğu sıralarda Fransızlar. Çanakkale Cephesi'nde Kazım Karabekir Karabekir Paşa. Karabekir'in savaş konusundaki düşünceleri. Balkan Savaşı sırasında Edirne/Kale Muharebeleri'nde (18 Ekim 1912 . 11 Ocak 1914'te Genel Kurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığı'nda görevlendirildi. 9 Nisan 1912'de Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliği'ne atandı ve 27 Nisan 1912'de Binbaşı rütbesine yükseltildi.Rus karma komisyonunda Türk Temsilcisi olarak bulunan Kâzım Karabekir daha sonrada General Liman Von Sanders başkanlığında. Haziran'dan itibaren Zığın Dere ve Kereviz Dere . Yarbay Kâzım Karabekir.Bulgar .gönderilmesi ile bu bölgede Seddülbâhir ve Kereviz Deresi'ndeki (12-13 Temmuz 1915) savaşlarda bulunmuştur. Türk Ordusu'nun ıslahı amacı ile gönderilen Alman Askeri Heyeti İstanbul'a gelince. Kâzım Karabekir. 15 Nisan 1911'de Harbiye Bakanlığı'na verdiği dilekçe ile atalarının ismi olan Karabekir namını soyadı olarak aldı. Hamburg. Ordu'nun III. 14 Temmuz 1914'te İstanbul'a geri dönerek. Kâzım Karabekir bu başarısının ardından 6 Eylül 1907'de İstanbul Harp Okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığı'na atandı. Edirne Tümeni Kurmay Başkanlığı'nda görevlendirildi. Tümenin Kurmay Başkanlığı'nı yapmıştır. Kâzım Karabekir'de 22 Nisan 1913'te Bulgar'lara esir düştü. 1 Nisan 1910'da Arnavutluk Ayaklanması'nın bastırılması için düzenlenen Mürettep Kolordu'da I. Bu savaş sırasında Edirne Kalesi'nin teslim olması ile 28. I. 31 Mart Vakası'nın meydana gelmesi üzerine Harekât Ordusu'na katılarak Mürettep II. komutasına verilen kuvvetlerin Doğu Cephesi'ne kendisinde Süleyman Askeri Bey'in yerine Irak Havalisi Kuvvetleri K. 19 Kasım 1908 tarihinde Edirne'deki II. Konya'ya bir soruşturma sebebiyle gönderilmişti. Fırkanın Kurmay Başkanı olarak İstanbul'a geldi.

toplam dört kolordusu olan iki ordusunu Van Gölü ile Karadeniz arasında bulundurmaktaydı.'nin her iki günündeki taarruzları da başarısızlıkla sonuçlandı. 12 Temmuz sabahı saat 07:00'de taarruza başladılar. Her yönden sayıca üstün olmasına karşın Türk direnişi karşısında sadece 5.XIV. Km. Muharebeler devam ettiği sırada XIV. Birkaç metrelik ileri geri hareketler şeklinde gelişen muharebede oldukça fazla kan döküldü ve Türk kaybı 9700 kişiye ulaştı.. Tümen Komutanı olarak görevlendirildi. Kereviz Dere bölgesine. Daha sonrada VI. Mirliva Kâzım Karabekir Paşa. Muş. Bu muharebeler sırasında düşman Arıburnu ve Anafartalar bölgesine. Karabekir. Bu cephedeki başarılarından dolayı Kâzım Karabekir'e 8 Şubat 1917'de yeniden "Altın Muharebe Liyakat Madalyası". Kurtuluş Savaşı Yine bu dönemde. Tümen 11 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı. Kâzım Karabekir Paşa. böylece düşman. siper muharebelerine dönüşmesi ile birlikte Karabekir Paşa. Böylece Ağustos ayında Anafartalara yapılacak olan çıkarmanın başarısını garanti altına almak istiyorlardı. Bu dönemde Osmanlı Devleti. Bu muharebeler sırasında düşmana karşı 3.7 Ağustos günleri bu cephenin merkezine Kirte istikametine taarruzlar düzenlediler. K. Van Gölü'nün güney mıntıkası.yarbay rütbesiyle . Murat Çayı ve Palu Doğusu'na kadar olan geniş bir araziyi müdafaa etmekle yükümlüydü. Tümen Komutanı olarak bulunmaktaydı. Tümen cephesine taarruz eden Fransızların taarruzları ise beklemedeki VI. "İki Yıllık Kıdem Zammı" verildi. Tüm. Kars. Almanya'dan ikinci kez "Alman Demir Salib Nişanı" alarak. Bu arada Kâzım Karabekir Paşa. askerî kişiliği açısından takdir toplayarak Muharabe Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi ve "Miralay" (Albay) rütbesine yükseldi. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesine gönderildi.'ler cephede. Osmanlı'dan da Gelibolu Şeref Nişanını ve Muharebe Madalyasını aldı. Ancak her iki taarruzda zayiat verilerek püskürtüldü. Tüm. Bölge Komutanlığı'nda XIV. Bu kolorduda on aya yakın bir süre görev yapan Kâzım Karabekir bölgedeki başarılarından dolayı 23 Eylül 1917'de padişah iradesi ile yeniden "Kılıçlı İkinci Mecidi Nişanı" aldı. Ordu müfettişliğinden azledildiğini öğrenen ve artık sivil olmasının Kurtuluş Savaşı'nı . 1878'de 93 Harbi sırasında Rus Çarlığına kaybettiğimiz Sarıkamış. I. Fransızların planı amacına ulaştı ve Türk Kuvvetleri'nin çoğu güney bölgesine kaydırıldı. Ordu Kurmay Başkanlığı'na atandı. Tüm. VII. 24 Nisan 1916'da Kut'ül Amara'yı kuşatmakta olan XVIII. Bu Kolordu. Türk Tüm. Kereviz Dere Muharebeleri sırasında V. Sonraki küçük çaptaki taarruzlarda sonuçsuz kaldı.5 ay başarıyla savaşan Karabekir. ile Türk kanadına. Kor. Tüm. Bundan sonrada bu cephede düşmanın tahliyesine kadar mevzii muharebeleri devam etti. Bitlis.usulü ile Kafkas Cephesindeki II. Bu amacın gerçekleşmesi için İngilizler I. Kolordu Komutanlığına bağlı . Cafer Tayyar Paşa ile o yıllarda yapılabilen karşılıklı yer değiştirme becayiş .bölgelerinde taarruzlar yapmakta idi. çıkarmanın ilk günü almayı plânladığı Alçıtepe'yi ele geçiremedi. Tüm. ve IV.'inde bölgede kullanılması üzerine gelişme gösteremedi. Türk Ordusu'nun dikkatini güney bölgesine çekmekti. Kafkasya Cephesi Kâzım Karabekir. ilerleyebildi. Gelibolu'dan alınarak 26 Ekim 1915'te İstanbul'daki I. VI. Eylül 1915 . Kazım Karabekir in 1915 Sonrası Askeri ve Siyasi Faaliyetleri [değiştir]Çanakkale Cephesindeki taarruz savaşlarının. Fransızların amacı. geride bekletilmekte idi. Gelibolu'daki başarılarından dolayı "Üç Yıl Savaş Zammı" alarak 14 Aralık 1916'da "Mirliva" rütbesine yükseltildi ve "Paşa" oldu. Ayrıca Almanya'dan İkinci Rütbeden Kron Dö Braş Kılıçlı Nişanını. Artvin ve Batum'u Eylül 1920'de kurtarıp. Bu görevi sırasında 6 -13 Ağustos 1915 Muharebelerinde de görev almıştır. VII. Türkiye'nin doğu sınırlarında Misak-ı Milli'yi gerçekleştirdikten sonra kendisine TBMM tarafından 31 Ekim 1920'de Ferik rütbesi verildi. Ardahan. cephesine taarruz eden İngiliz Tüm. olarak görevlendirildi. çıkarma ile takviye ederek yapacağı taarruza karşılık güney cephesinden Türk Kuvveti kaydırılmasın diye 6 . Kurtuluş Savaşı'nı başlatmış olan ve İstanbul'dan gelen telgrafla 3.. olarak atandı. Bu orduların en aşağı tarafta olanı Kâzım Karabekir'in komutanı olduğu II.9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri'nde Güney Grubu Komutanlığına bağlı II.'leri batıdan itibaren XI. Kolordu idi. Kolordu K. IV.

Bu dönemden sonra uzun bir süre politikadan uzaklaştırılarak inzivaya çekilmek zorunda bırakılan Karabekir Paşa. Dostluk antlaşmasının esasları 24 Ağustos 1920'de hazır olmakla beraber. Kâzım Karabekir. 17 Kasım 1924'de TPCF (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası) kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra da bu partinin genel başkanı oldu. Sovyetler-TBMM İlişkileri açısından Kazım Karabekir Paşa [değiştir]Sovyetlerle imzalanacak dostluk antlaşması için Bekir Sami Bey başkanlığında bir delegasyon. Fakat Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Kuvvetleri Eylül 1920'de taarruza geçip. Kurtuluş savaşında önemli başarılar kazanan Kazım Karabekir Paşa Atatürk tarafından takdir edilmiş ve büyük önem kazanmıştır. Menşevik iktidarı altındaki Ermeni hükümeti barışa yanaşmak zorunda kaldı ve 3 Aralık 1920 de Ermenistan'la Gümrü Barış Antlaşması imzalandı. Artvin ve Batum’u aldıktan sonra Gümrü'yü de ele geçirince. 18 Ekim 1921'de biten Kars Konferansı'na Türkiye Baş Murrahası olarak katıldı. cephane ve altın alınacaktı. 3 Aralık 1920'de TBMM Murahhası sıfatıyla Gümrü Antlaşması'nı imzaladıktan sonra. Bolşevikler de Ermenistan’da iktidarı ele geçirmişlerdi. Ardahan. Türkiye'de siyasi kargaşa çıkarmalarına ve komünist fikirleri yaymalarına engel olmuştur. Ordu Müfettişliğine atandı. Bu galibiyet sade onların değil bütün Türk milletinin galibiyetidir" demiştir.Ferik) İsmet Paşa Hükümeti'nin Takrir-i Sükun Kanunu çıkarmasından sonra Doğu'da Şeyh Sait İsyanı çıkmış ve bu isyanda TPCF'nin de rolü olduğu iddia edilmişti. Van ve Muş illerinin Ermenistan’a terkedilmesini istediler. Korgeneral (1. 11 Mayıs 1920'de Ankara’dan hareketle 19 Temmuz 1920'de Moskova'ya ulaştı. moral vermiştir. Bitlis. Ayrıca bu konferansa başkanlık yaparak. Bu şekilde Ermenistan meselesi kendiliğinden çözümlenmiş oluyordu. Ayrıca Kâzım Karabekir. Edirne Milletvekili sıfatı ile meclis çalışmalarına devam etti. Çünkü Sovyetler. Bu arada. Brest Litovsk Barış Antlaşması ile Türkiye'ye verilen ve Misak-ı Milli hudutları dahilinde olan Sarıkamış. beraat eti. Mustafa Kemal Paşa "Kazım Karabekir Paşa ve adamları kurtuluş savaşında canları pahasına savaşarak galip geldiler. bu dönemde Mustafa Kemal'e düzenlenen İzmir suikasti ile ilgili olarak İstiklal Mahkemesi'nde yargılanıp. 13 Ekim 1921'de Sovyetler Birliği ile Kars Antlaşmasını imzaladı. son askeri görevi olan I. Kütahya-Eskişehir Muharebelerinden hemen sonra yapılan Sakarya Savaşı sonrasına denk gelen bu andlaşma ile Batum'un Sovyetler Birliği'ne terkedilmesi karşılığında karşı taraftan belli miktarlarda silah. 17 Şubat 1923'de Türkiye'de ilk defa toplanan İzmir İktisat Kongresine başkanlık yaptı ve 29 Haziran 1923'de TBMM'nin İkinci Devresi'nde İstanbul Milletvekili seçildiği dönemde. yönetimle olan anlaşmazlığı yüzünden sıkıyönetim altında . Bu anlaşmadan sonra Sovyet lideri Lenin'in Anadolu'ya gönderdiği Türkiye Komünist Partisi başkanı Mustafa Suphi ve arkadaşlarına koruma vermeyerek Karadeniz bölgesinde yok edilmelerine yol açmış. Kazanılan bu zaferler üzerine Sovyetler Milli Mücadele'ye daha fazla önem vermeye başlamışlardır. Kars. Kâzım Karabekir Paşa 21 Ekim 1923'de "1.[3] Kâzım Karabekir TBMM'nin ikinci Dönemi sona erince milletvekilliğine son verilmiş ve ordu açığında iken 5 Aralık 1927'de "Müşir" rütbesine hazırken emekliye sevkedilmiştir. İsmet İnönü başkanlığındaki hükümet tarafından bu olay bahane edilerek 5 Haziran 1925'de Bakanlar Kurulu kararı ile TPCF kapatıldı.[2] Milletvekilliği 15 Ekim 1922'de Ankara'ya gelen Kâzım Karabekir. 21 Kasım 1923'de "Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. "Ben ve kolordum emrinizdedir Paşa'm!" diyerek. Bekir Sami Bey’in bu antlaşmayı imzalaması mümkün olmadı. 26 Ekim 1924'de bu görevinden istifa ederek sadece siyasi alanda faaliyet gösterdi.tehlikeye düşürmesinden endişe eden Mustafa Kemal Atatürk'e.Ferik" rütbesine yükselerek. Doğu Cephesi komutanlığı görevini de fiili olarak devam ettirmekte idi.

http://www. Kâzım Karabekir Paşa'dır Eserleri Ankarada Savaş Rüzgarları Bir Duello ve Bir Suikast [ISBN 975-7369-39-X] Birinci Cihan Harbi 1-4 [ISBN 975-7369-21-7] Birinci Cihan Harbine Neden Girdik? [ISBN 975-7369-21-7] Birinci Cihan Harbine Nasıl Girdik? [ISBN 975-7369-22-5] Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik? [ISBN 975-7369-23-3] Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik? [ISBN 975-7369-24-1] Cumhuriyet Tarihi Set 1 Cumhuriyet Tarihi Set 2 İstiklal Harbimiz 1-5 Paşaların Kavgası Paşaların Hesaplaşması Cehennem Değirmeni 1-2 İzmir Suikasti Çocuklara Öğütler Hayatım İttihat ve Terraki Cemiyeti 1896-1909 Ermeni Dosyası İngiltere.[4] 10 sene sürekli takip ve gözaltında tutuldu ve hatıralarını yazdığı "İstiklal Harbimiz" adlı eseri zamanın hükümetinin kararıyla "Takrir-i Sükun" kanunu uyarınca daha basılamadan toplatılıp yakıldı. Kâzım Karabekir.com. Almanca ve Rusça konuşabilmekteydi.tutulması istenen 84 kişilik listenin başında yer aldı. 2008.com/index.Dünya Savaşı sonunda Mustafa Kemal Paşa ile birlikte efsanevi üne sahip olan tek Paşa. 1943 .tr/makale/3716.asp?haberID=151393 4. sıkıntılı günlerin ardından Atatürk'ün vefatının ardından 1939'da İstanbul Milletvekilliği'ne seçildi. 26 Ocak 1948 yılında 66 yaşında iken geçirdiği bir kalp krizi sonucu. Fransızca. Kâzım Karabekir Paşa. YAPI KREDİ YAYINLARI.1946 yıllarında milletvekili olarak yerini korudu ve 5 Ağustos 1946'da yapılan TBMM başkanlık seçimlerimde Meclis Başkanı seçildi.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=505152&AuthorID=62&ver=44 . Ankara'da vefat etti. 1.htm 3.taraf. Notlar Nutuk ve Karabekir'den Cevaplar Kaynakça 1 İnsan ve Asker Kazım Karabekir. http://www. askerlik yaşamı boyunca büyük başarılar kazanmış ve bu başarıları sonucu Türkiye'nin bugünkü Kuzeydoğu sınırlarını çizen bir Türk Komutanı ve siyasi bir kişiliktir.com. Davamız 1-2 İstiklal Harbimizin Esasları Yunan Süngüsü Sanayi Projelerimiz İktisat Esaslarımız Tarihte Almanlar ve Alman Ordusu Türkiye’de ve Türk Ordusunda Almanlar Tarih Boyunca Türk-Alman İlişkileri İstiklal Harbimizde İttihad Terraki ve Enver Paşa 1-2 İstiklal Harbimizin Esasları Neden Yazıldı? Milli Mücadelede Bursa İtalya ve Habeş Ermeni Mezalimi Sırp-Bulgar Seferi Osmanlı Ordusunun Taarruz Fikri Erkan-i Harbiye Vezaifinden İstihbarat Sarıkamış-Kars ve Ötesi Erzincan ve Erzurum'un Kurtuluşu Bulgaristan Esareti -Hatıralar.milliyet.stargazete. ISBN 9750814051[kaynak belirtilmeli] 2. http://www.tr/Default. İtalya ve Habeş Harbi Kürt Meselesi Çocuk. Ayrıca Bulgarca. Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçiren Kâzım Karabekir.

sadece kişiler ve sadece bellekleri kaybolmadı ve ne kadar az maddi kanıta sahibiz. Leman Paşa'ya hediye etmek kadirşinaslığım göstermişti. Mademki masal yazıyorum. ancak. bunlardan ilki. Paşa Hazretleri'ne ait olup. Kemalyeri'nde olmadığını haber veriyor. Gelibolu'da. bir tarafı ezilmiş saat meraklısı hırsızlara ancak masallarda rastlanmaktadır. kendisinin. Güzel. Ermeniler tarafından 1920 yılında katledildi ve diğerleri. ben de masal yazıyorum. yeri burası olmalıdır: "Siperler elimize geçtiği zaman içerileri düşman cesetleriyle. Kemal Bey. bir hırsızın. Paşa Hazretleri. Bu muharebe cereyan ettiği sırada Kemalyeri'ne teşrif etmiş bulunan Talat Paşa Hazretleri'yle İsmail Canbolat ve Doktor Nazım Beyler o gün İngilizler'den igtimam ettiğimiz maddi muharebe hatıralarına da maliktirler. göğsündeki saatin kurtardığını biliyoruz. Gelibolu Meselesi'nde son derece mütevazi idi. Fakat bu değerli saati hiç bilmiyoruz. tarihin yazımından önce. parçalanmış İngiliz altınlarının. müthiş bir şeydi. Leman Paşa'dan bu saati çaldığını çok sonradan öğreniyoruz. Yok oldular. 1918 başında ve Şişli'de telaffuz edilmişti. bizim için çok değerli ve hatta paha biçilmez olabileceğini bilememesini anlayabiliyoruz. bu yaralı saati Leman Paşa'dan ve zamanında rica etmeyerek büyük bir ihmalkârlık yaptıklarını şimdi daha iyi idrak ediyoruz. kiminde ufak tefek nişanlar. nişanların. İngilizler'den bir fert bile kurtulmamıştır. O. Kemal Paşa Hazretleri'ni. çoğundan yoksun kaldık. 80 . hoş. bu saati. Çok hoş. Albay Mustafa Kemal. Kiminde kurşun parçalamış bir İngiliz altını. hain bir şarapnel parçası veya kurşundan. bilseydik savaş müzesine koyardık. kendisinin muhatap alınmasından mahcup olan bir hali bile vardı. Talat Paşa Hazretleri ve diğer devlet erkanına gönderdiğini teyid ediyor. Ama doğru. Ancak bizim tarihçilerin. dürbün parçalarının nerede olduklarını bilmiyoruz. en masumu. İlerde. dürbün parçaları filan vardır.Bütün bunda Kemal Paşa hazretleri en saf olanıdır." Çok hoş ve çok acı. ağız ağıza doluydu. Şu sözler. tarihten öğreniyoruz. Çünkü Almanya'da emekli evinde. demek istiyorum. İzmir Suikastı bahanesiyle asıldılar. ama onlar yokturlar.

bunda böyle kabiliyet vardır. Ermeni tarafına göre. revolution. Böylesine becerikli ve böylesine gözü pek ihtilalci bizde az çıkmıştı ve suikast ile hiçbrir ilişkisinin olmadığını biliyoruz. 81 . Maliye Nazırı Cavit ile aynı zamanda asıldı. Vladimidir Jabotinsky. Anafartalar’da diyebiliriz. Hilmi. Autobiography'sinde. Ağustos 1926. her halde kalmasını istemediler. biri asılıyor ve diğeri dans ediyordu. 1908 Bir güzel Ankara gecesinde. Doktor Nazım. belki asılmak da dans etmektir. İbrani asıllıdır. yalnız ben Babıali'yi bastımdı. neden o gün asıldı. "benim bir şeyden haberim yok. Her halde Hilmi de bunu bildi. Neden asıldı. kırımlardan en başta sorumlu olanlardan birisi idi. bir gün bizi de basar. and possibly the decisive personal factor which accelerated the downfall of the Ottoman state" minval üzere tarif ediyordu. efsanevi devrimci idi. Bab-ı Ali'yi basanlar arasındadır. Belki ikisi de dans ediyorlardı. diye. buna en layık olanıdır. Doktor Nazım. Naili Keçeli'nin dedesi Naili ve Hilmi. Ardahan'da ticaret yapıyordu. the author and initiator of the İhtilali'ni kuran ve başlatan Nazım idi ve Osmanlı devletinin sonunu hızlandırdı. the secretary general of the Young Türk Party. dünya siyonist teşkilatı'nın üst memuru olarak İstanbul'da bulundu. nakletmek mecburiyetim var. bir balo vardı. ol zamanda. Bu bağrıştan.Doktor Nazım. asılırken. dünya Yahudiliğinin pek muteber adamı ve pek çapkın. her halde sürekli masal sorusu icat ediyoruz. çok yakında bir yerde balo vardı ve Dışişleri Nazırı Doktor Tevfik Rüştü'nün de orada olduğunu tahmin edebiliriz. sonra elini çekmiş ve eteğini sıvamıştı. aynı davadan asıldılar. Bu çok malumattar siyonist dirijana göre. "Nazım Bey. asılıyorum" yollu bar bar bağırıyordu. asıldığında. ve Doktor Nazım'ın eşleri kız kardeştiler. Ulucanlar’da idi ve yakında. teşkilat yaptı. Karakaşi. bütün bunlar ayrı. Eğer o tarihte yaşayanlar arasında birisine "efsanevi ihtilalci" dememiz gerekiyorsa. maksimalist-minimalist kavgasının bir de kabiliyet dimansiyonu olduğunu çıkarıyoruz. Doktor Tevfik Rüştü. Mehmet Cavit. İbrani asıllı idi.

1943'te emekli oldu. 4 Mart 1925'te 4. Bu arada İzmir'in öndegelen ailelerinden Evliyazade ailesinin reisi Evliyazade Hacı Mehmet Efendi'nin kızı ve dönemin kadın gazete yazarlarından Evliyazade Makbule Hanım ile evlendi. İttihat ve Terakki'ye girdi. 1920-1938 yılları arasında 5 dönem milletvekilliği. 1920 yılında Ankara'da TBMM 1. İlk dönemde Kastamonu İstiklal Mahkemesi üyeliğine getirildi. 1923-1939 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı yapmış.5 Ocak 1972. Selanik ve İstanbul'da çeşitli görevlerde bulundu. Dönem'de (1923'ten 1939'a kadar) İzmir milletvekilliğinde bulundu. Dönem. Bir kaynağa göre partinin genel sekreterliğini yaptı. Selanik'te Mustafa Kemal ile yakın arkadaş oldu. (kızı Fatin Rüştü Zorlu ile evlenmiştir) 1952-1959 yıllarında İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Hükümet . Hayatı 1883 yılında Çanakkale'de doğdu. Savaşın sonlarında İstanbul basınında (Özellikle Tan Gazetesinde) yazılar yazdı. Çanakkale . 1939'da Londra Büyükelçiliğine atandı ve üç buçuk yıl İngiltere'de kaldı.3. 1918'de Meclisi Ali-i Sıhhi (Yüksek Sağlık Kurulu) üyesiydi. 1972 yılında İstanbul'da öldü. sonrasında da gazete yazıları yazarak hayatını sürdürmüş siyaset adamıdır. 1926'da Odessa'da. TBMM Hükümeti'nin Rusya Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'ne ilk büyükelçi olarak gönderildiği Ali Fuat Cebesoy delegasyonu ile Moskova'ya gitti. 3. özgür ansiklopedi Dr. Tevfik Rüştü Aras (1883. Beyrut Tıbbiyesi'ni bitirdi ve doktor olarak İzmir. 1920 sonbaharında. Atatürk'ün ölümüne kadar kurulan bütün kabinelerde bu görevi sürdürdü. Günlük basında çıkan yazılarının güncel olmayanlarını "Görüşlerim" (1945 ve 1963) adlı iki cilt kitapta toplayan Tevfik Rüştü Aras. Tevfik Rüştü Aras'ın Dışişleri Bakanlığı sırasında verdiği söylevleri Numan Menemencioğlu tarafından derlenerek "Lozan'ın İzlerinde On Yıl" (1937) ismi altında kitap haline getirilmiştir.1937 yılında Milletler Cemiyeti Başkanlığı (bugünkü unvanla Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği) yaptı. Atatürk'ün komşu ülkelerle iyi ilişkiler ve hegemonyacılığa karşı çıkmaya dayalı dış politikasının kilit ismi ve sözcüsü oldu. Rumelihisarı'nda toprağa verildi. Dönem. 1930'da ve 1937'de Moskova'da Sovyet ileri gelenleriyle görüşmeler yaptı. Sovyet Dışişleri Komiseri Maksim Litvinov'un davetlisi olarak üç kere Rusya'ya gitti. Demokrat Parti'nin kuruluş mücadelesini destekledi. İstanbul).EK BİLGİ Tevfik Rüştü Aras Vikipedi. . TBMM 2. 4. öncesinde İttihat ve Terakki'nin önemli isimlerinden biri olmuş. Türkiye Komünist Fırkası'nın kurucuları arasına girdi. Dönem'e Muğla'dan (müstakil Menteşe livası) milletvekili seçildi. Dönem ve 5. İnönü Hükümeti'nde Hariciye Vekili oldu.

1844’te bina ilk defa olarak Stefan Kalfa tarafından kargir olarak inşa edildi. İlk önceleri binaya “Paşa Kapısı” ve “Bâb-ı Âsafi” deniyordu. 1756 yılında Sultan III. Cumhuriyet döneminde Babıali binası İstanbul ilinin Vilayet Konağına dönüştürüldü ve halen de bu amaçla kullanılmaya devam etmektedir.EK BİLGİ Bâb-ı Âli Vikipedi. 1826 ve 1839 yıllarında tamamen. Bu isim zamanla Bâb-ı Adl ya da Bâb-ı Adli isimlerine. özgür ansiklopedi Bâb-ı Âli ya da basitleştirilmiş şekli ile Babıali. Babıali'nin bir başka anlamı da Türkiye'nin basın dünyasına verilen isimdir. O bina. Ayrıca o tarihten sonra bina sadrazamın yaşadığı yer olmaktan çıkarılarak tamamen bir devlet dairesi durumuna geldi. Osman tarafından bu semtte yaptırılan Sadrazamlık konağı ilk bilinen resmi nitelikteki Sadrazamlık binasıdır. 1878 ve 1911 yıllarında ise kısmen yandı. Günümüz Türkçesinde Yüce Kapı anlamına gelen bu terim aynen tercüme edilerek diğer dünya dillerine de girmiştir. 1808. Her seferinde yeniden inşa edildi. yeniden yaptırılan binaya dönemin padişahı II. 1808 yılında Alemdar Mustafa Paşa'nın sadrazamlığı sırasına çıkan ayaklanma sırasında binada olan patlama sonucu bina gene kül olunca. Osmanlı döneminde Babıali1839 yılındaki yangına kadar bina hep ahşap olarak inşa edilmişti. daha sonra yangınlar ve tamirler sonucu değişikliklere uğramakla birlikte günümüze kadar gelen binanın esasını oluşturmaktadır. Mahmut’tan dolayı Mahmud-ı Adli dendi. Dahiliye ve Hariciye . Bina 1755. 1878'deki yangında Şura-yı Devlet Dairesi. Ahkam-ı Adliye Dairesi.Sadrazamlar Topkapı Sarayı'na yakın olması bakımından İstanbul'un bugünkü Eminönü ilçesindeki Cağaloğlu semtinde yaptırılan konaklarda oturmaya başladılar. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Sadrazamlık binasına ve daha geniş anlamıyla da Osmanlı hükümetine verilen isimdi. yüzyılın ikinci yarısında da Bâb-ı âli deyimine dönüştü. 19. Osmanlı Dönemi Binanın Tarihçesi Osmanlı Devleti büyüdükçe sadrazamların yetki ve sorumlulukları arttı.

1950'lerin sonlarında bölgenin yerleşim planında yeri olan başlıca gazeteler şunlardı: Hürriyet. Babıali'nin çevresinde Türk basınının yoğunlaşmaya başlaması. Daha sonra Sadrazam Kamil Paşa'nın makamına giden baskıncılar. Nutuk'ta da belirtildiği üzere Kurtuluş Savaşı'nın organizasyonunun yapıldığı yıllarda Babıali. 23 Ocak 1913'te. 1910 yılında Babıali'ye küçük bir yapı eklendi. Vatan. Ancak 20. yüzyılın sonlarında gazeteler bu bölgeye sığamaz oldular ve yavaş yavaş bölgeyi terkettiler.nezaretleri tamamen yandı ve yeniden inşa edildi. İttihat ve Terakki Fırkası'nın önde gelen ismi Binbaşı Enver. Necip Fazıl Kısakürek'se Babıali'yi. Baskında Nazım Paşa öldürüldü. Osmanlı hükümetinin bu binada çalışması yeni ortaya çıkan Türk basınının haber kaynağına yakınlığı açısından bu binanın çevresinde odaklaşmasına neden oldu.. Sirkeci'den başlayıp Babıali binasının önünden geçerek giden Cağaloğlu yokuşunun iki yanındaki ve yan sokaklarındaki matbaa ve gazete binalarını kapsayan yerin adı Babıali olarak anılmağa başlandı. sanat çevresi olarak ele almış ve Babıali adlı eserinde hatıralarını yazmıştır. Yangından sonra bu orta bölüm tekrar eski haline getirilmeyerek ortadan kaldırıldı. Cumhuriyet döneminde hükümetin Ankara'ya taşınmış olmasına rağmen Türk basını bu bölgede gelişmesine devam etti. İstanbul Ekspres ve Yeni Gazete. Bütün 20. yanında çalıştığı Harbiye Nazırı Nazım Paşa'nın makamını. yüzyıl boyunca Türkiye'nin bütün önemli gazetelerinin merkezleri ve basımevleri bu bölgede bulunuyordu. Teşrifatçı. 1911 yılındaki yangında gene Şura-yı Devlet ve Dahiliye Nezareti ile Mektubcu. Son Telgraf. Balkan Savaşı'nın yenilgiyle sonuçlanacağının anlaşıldığı günlerde Bulgar orduları Edirne ve Çatalca önlerindeyken yapıldı. Babıali baskını Bab-ı Âli Baskını. .. Bu olay İttihat ve Terakki'nin yönetime el koymasına giden yolu açtı. Böylece Babıali ilk defa olarak iki binaya ayrılmış oldu. Akşam. Yapı üzerindeki neoklasik ayrıntılar kaldırıldı ve bina yalın bir biçimde sıvandı. Sadaret Kalemi daireleri ve Vakanüvis daireleri tamamen yandı. Milliyet. Bu nedenle Ankara'da yeni bir milli basın oluşturulması yoluna gidilmiştir. Cumhuriyet. Dünya Savaşı'na Almanya safında girişi ve ne yazık ki dağılmasına giden gelişmeler zinciri de böyle başlamış oldu. Ayrıca birçok kitapevleri de bu bölgede açıldı. Cumhuriyet Dönemi ve Türk Basını Cumhuriyetin ilanından sonra eski Sadaret dairesi Vilayet Konağı olarak kullanılmaya başlandı. 1980’lerin sonlarında ve 1997 yılında binayı eski görünümüne kavuşturmak için bazı restorasyonlar yapıldı. Beylikçi. "İstanbul basını" olarak anılmış ve Kurtuluş Savaşının hazırlanmasına büyük negatif etkileri olmuştur. Osmanlı dönemine dayanır. sadrazamı silah zoruyla istifaya zorladılar. yanında fırkanın silahşorlarından Yakup Cemil ve adamları olduğu halde bastı. Son Posta. En son Cumhuriyet gazetesinin tarihi binasından taşınmasıyla Babıali'nin Türk basınına adını veren işlevi son buldu. Yeni Sabah. Bu en son yangında zarar gören bölümler o zamanlar tek bir bina olan Babıali'nin orta bölümünü oluşturuyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun 1914'te I.

pek kısadır. Devamla. Canbolat. Judaize oldular mı. mahrem refiki Mustafa Kemal'in. Geriye kalan. Cumhurbaşkanı olunca. Pek çok yiğit idiler ve hepsi asıldılar. sadece 27 Mayıs sonrası. her gün buluşurduk. Canbulat. Cavit. Celal Bayar'ın. diyordu. Osmanlı şehzadelerinin sabetayistler ile evlendiklerini not ediyoruz. Tarihlerden kazındılar. Canbolat da büyük bir ihtilalci idi. Hala yazılmadılar. masaldır. suikast gerekçesiyle asıldı. cevap vermesek de sormamız zamanlıdır ve nahak yere asılan Doktor Nazım ve Mehmet Cavit'in yazgılarını çıplak İbraniyet'e bağlıyamıyoruz. Mustafa Kemal Paşa'nın yakını veya pek güvendiği idi. kaldı. Asıldı. o kadar öyle ki. sadece adına. Rauf. Paşa. Şehzade Burhanettin'in eşi Aliye Nazlı'nın da gönlünü çalabilmişti. İstanbul'da pek önemli vazifeler deruhte eylemişti. İzmir'de. görüyoruz. dayanışma tamdır. en kişiliksiz olan Fethi Okyar idi. yiğit bir ihtilalciydi ve belleklerden ve bellekleriyle berabar silindiler. 15 Ekim 1918 tarihinde. suikast sırasında . Cavit'in de yerini bularak mezarını yaptırdığını biliyoruz. Tahsin. Rauf. Yahudiler’in İsrael'e göç ve "uçuş" için kullandıkları İbrani "Aliye" ve yine İbrani "Naz" türevi "Nazlı" adlarına bakmıyoruz." Rauf. bu ara. "en yakın ve mahrem arkadaşları olarak yine Ali Fethi. Celal Bey. Aliye Hanım'a maaş bağlatmayı da ihmal etmemiştir. çapkınlığı nedeniyle asılmış olduğunu düşünemeyiz. Karakaşi'lerin cinsel ilişkide taassub içinde olmalarıyla da yetinmiyoruz. Mütareke'de. bir yeni meclis-i vükela arz ile kendisinin ve bu arada Canbolat'ın nazır edilmesini yazıyordu. memleketi kurtarmak için Sultan'a gönderdiği istidada. Yine Rauf. nisbi hürriyet havasında yayınladığı hatıratında. Kemal. hayli müeddep Pakalın da kadınlara düşkünlüğünü kaydediyor ama. İbrani asıllı olma ihtimali hayli yüksektir. Azmi. Padişah'a gönderdiği arizayı da neşretmişti ki şöyledir:" "Muhterem Padişahımıza olan Mısır'da bulunuyordu.Tabii aynı soru Mehmet Cavit için de geçerlidir. Şeyhülislam Hayri ve acizlerinden mürekkep bir kabine teşkil etmesi zaruridir. 82 sadakat ve merbutiyetim ve vatanımın temini selameti itibariyle arz ederim ki. İsmail. Rauf. İsmail Canbulat ve ben vardım" demektedir. erken davranıp Londra'ya kaçarak kurtuldu. Kaldı ki. Talat'a ilaveten. sadaretin Tevfik Paşa Hazretleri'ne tevcihi ve müşaün-ileyhin de esası Fethi.

Kazım Paşa. telegrafname yazıldı ve "Meşrutiyet" ilanını sağladılar. Adları. birdir ve "Yirmi Altı" sondur. o kadar öyle ki "kolay devrimler" de diyebiliriz. Erzurum Vilayeti'nin. daha sonra yazdıkları arasında. Sonra "karşı-devrim" gelmektedir. Kazım Paşa Hazretleri'ne "ne yapmalı" sualini tevcih ediyordu. cumhuriyet ilanatını böylece ıttıla (KŞ: haberdar olma) kesbettiğini öğreniyoruz. Dağa yüklendiler.İşte ben yazıyorum. Meşrutiyet'i aldılar. KESİNTİSİZ DEVRİM İkisi birdir. Masalların savaşını yapıyorum. Eylem planında çok kolay olduğunu kabul etmek zorundayız. Sıfır Sekiz ile İki Sıfır. Müdafaa-ı Milliye Vekaleti'nden açık bir telgraf almakla. bu telegrafnamede. Birbirini sürdürüyorlar ve bu nedenle "kesintisiz" diyoruz. bana göre. Ne kadar da kolay geliyorlardı. diyoruz. Büyük Kurtarıcı için layık görülen "O" zamiri münasebetiyle büyük bir elem dalgasıyla boğulma tehlikesi yaşasak da. müfreze komutanının bir sualine muahatap kaldığı da vakidir. Kazım Paşa'nın. Gelişi. Çünkü. Ankara'dan. evrakının telef edilmemesinden hayli memnuniyet duyuyorum. 83 . Doğrusu. Resneli Niyazi ve Enver oldu ve dağa çıktılar. "cumhuriyet ilan olunduğundan yüz pare top atın" ibaresi bulunuyordu. Demek ki devrimler bitmiş ve "Cumhuriyet" kurulmuştur ve bundan sonra bir müddet "reformlar" dönemi başlıyor. Eyüp Sabri. bu üç genç zabit idiler. nerede ise tek başlarına. 30 Ekim Sabahı. Altmış Altı'dadır. Müfreze Komutanı. "O ancak bir gölge yakalamıştır" demekle.

kadar uzandıkları mevzuunda malumattarız. Askeri'nin Batı Trakya'daki muvaffakiyeti. Kars Şurası ise hayli mühim bir iştir. resmi tarih'in iddia ettiği kadar. Erzurum'da nutuk irad edilmeksizin ve ancak bir dua ile tebrik edilmiştir. ne yazık. İnsanların. suçluların hiç cürüm işlemediği dahi mervudur. meçhulleri olduğunu söyleyemiyoruz. legalite ve de liberalite çığırmışlar. "birlikte fısıldamak" anlamındadır. öyle tezekkür edebiliyoruz. o sevinç dalgasını. Halbuki. mağrur bir kuşaktılar. Büyük Reşit Paşa ile Mithat Paşa'nın "cumhuriyetçi" olmakla suçlandıklarını tespit edebiliyoruz. 31 Ekim Sabahı. Trakya Muvakkat Hükümeti. Büyük bayram günüydü ve bu bayram. pratikte ise Batı Trakya Muvakkat Hükümeti ile Kars Şurası. bu fiil de. "cumhuriyet" fikri bizde o kadar yeni değildi. nutuk irad etmeden tesid edilmesini teklif etmişler ve Vali. O halde. Teşkilat-ı Mahsusa'nın resmen kuruluşunu teşvik ile hızlandırmıştı. burada çok önemli roller oynamıştı. Meşrutiyetin elde edilmesi de kolay olmakla birlikte çok büyük bir sevinç yarattığını biliyoruz. leyhte ve aleyhte tezahürat olmaması mühimdir. sevinçten yüzlerinin değiştiğini ve mutluluktan al al olduğunu haber veriyordu ve bilumum anasır birbirine dolanmışlar ve hep fraternite. Cumhuriyet'in ilanı üzerine. Bunlar nazariyede olanlardır. Genellikle sanıldığının aksine. biz "fesat" olarak tercüme ediyoruz.Erzurum Kongresi'nin yapıldığı yerde. eğer bir nutuk irad edilirse aksine nutuk da mevzubahis edilebileceği için. yazık daha sonra bir askeri başarısızlık üzerine intihar etti. Cumhuriyet ilanatı. Hükümet Konağı avlusunda içtima edilmekle. tadına doyum olmamaktadır. Süleyman Askeri. Küçük Han'a. bayramlardan yorulduklarını tahayyül edebiliyoruz. Belediye Reisi. Anlamadılar mı. 84 . Binnetice. cumhuriyet için conspirer ettikleri fısıldanıyordu. Öyle anlıyoruz ki sevincini veya üzüntüsünü bir nümayişe dökenler olmamıştır. Her halde fark edilmiştir. mütebbir olduğunu göstermiş bulunuyordu. Teşkilat-ı Mahsusa'nın adamlarının Gilan'a. o gün. fukara cenazesini hatırlatan bir şekilde tesid edilmişti. Vali Beyefendi'ye. Ordu Komutanı Kazım Paşa'nın tasvibine arz etmiş ve Kazım Paşa. Her ikisi de çok çok mühim ve pur-ü ders oldular. birer cumhuriyetti. Cumhuriyet'in ilanatında yoktu. Halide Edip Hanım'dan okumayı hep tavsiye ediyorum. hu teklifi. Teşkilat-ı Mahsusa işi idi ve o tarihte henüz teşekkül etmemişti. Cumhuriyetimiz ilanı. hu müdebbirane teklifi maalmemnuniye muvafık telakki eylemişler. Cumhuriyetimiz'in kimselere haber verilmeden ve mühim komutanlar ile müşavere edilmeden ilan edildiğini anlıyoruz. Amma.

hayır. sebebi buradadır. Benimkiler mi. boşuna. biliniyordu. Mithat Paşa. Bağdat'ta yetim kalınca. olabiliyor. "taşra". değişmeyen bir programdır. Hem Bulgar ve hem de Irak reformasyon tarihinde Mithat Paşa'ya mümtaz saifeler ayrılmasını. bizde payitaht'ı oynatmak da yeni değildi. Mithat Paşa Hazretleri. Bunun anlaşılmış olduğunu zannetmiyorum. müttefik donanmaları. Rusçuk Yaranı. çıkmışlardı ve Birinci Uzun İç Savaş'ın başındadır. trende sefirler için yerlerin de ayrıldığını kaydetmektedir. tarihteki. mezarlarını da.Bu. Çanakkale önünde göründüğünde ise. elinden tutmuştu. Bursa'dan Edirne'ye gittiği ve sonra İstanbul'a döndüğünü unutmuyoruz. Amerikan Sefiri Morghentau. Belki de kurtarmanın dışarılık bir amel olduğu buradan neşet etmektedir. Hem Alemdar Mustafa Paşa ve hem de Şevket Mahmut Paşa dışardan geldiler. Suriye'den. Kökü dışarıda olanlar mı. anılarında. bende dahi. Eğer. hem müslümandı ve hem de Türkmenler bulunuyordu. Haydar Paşa'da tren çoktan hazırdı. Kesintisizlik'te bu var ve yoksa. Goltz Paşa. 85 . dönüp kurtarmak üzere. orada aramıyoruz. O günlere döndüğümde. Musul'da nüfusun küll-ü azamisi ve bahusus Kerkük'de küllü Türkmen iddia ediliyorsa. mühim paradokslar arasında tadat eyliyoruz. neresi. şöyledir. Mahmut Şevket Paşa'nın ise. Haleb'i önermektedir. Sultan ve Sultan ile birlikte Pay-i Taht erkanı. hep kurtarıyorlar. Halep'ten yukarı çıkmışlardı. hep programlı hülya'dır. Önemli olan. kesintilidir. Türkmenler'in Anadolu'ya hep Malazgirt'ten girdikleri de bir tezvirat'tır. Masal ve misal. Ertuğrul ve klanı. "cumhuriyet" fikri ve müessesesi ayrı. hem pay-i tahtı taşraya çıkarmak hem de dışarıdan kurtarmak da malumdu. Bu kesintiyi de bırakıp. artık başkentin İstanbul'da kalamıyacağı konusunda ittifak teşhis ediyoruz. Akıllarının kolay yattığını tahmin ediyorum. Peki. 18 Mart 1915 Sabahı. Eskişehir'e taşınıyordu. masala kaldığım yerden devam edersem. dışarı. "elinden tutmak" işidir. Konya ise daha evvel idi. sanmıyorum. Rusçuk'ta da vali olmuştu ve hem pek şakacı ve hem de pek reformcudur. Başkent'i değiştirmek. çünkü.

Konya. Halep'te Kafkas muhaciri dahi çok idi ve içlerinde İbrani asıllıları teşhis edebiliyoruz. İstanbul. Yahudiler. hep rekabet ve zaman zaman gizli savaşlarla. lakin Sultan'ın seveceği şüphelidir.Aslında. Bayezid'e kadar dizili yedi tümsektir. İzmir. tramway yolundan. zerafet ve moda merkeziydi. ve Ankara. başka baş şehirler de aranması tabiidir. Saman Pazarı ve Hamamönü. Samanpazarlı'dırlar. "ilk gençliğimizde üç Akdeniz şehrimizle övünürdük. Beyrut. Vilayet'ten başlayıp. işte budur ve İstanbul ile koyun koyuna yaşamaktadır. "Çamlıca" deyup başlıyorlardı. Demek ki. Halep. Aktarzadeler ve akrabaları Koç'lar da. rekabet ediyorlardı. şüphesiz iç içe yaşadılar. İstanbul'dan evvel. "say" derdim. hep fukaraların tesellisi oldu. zengin bağlarda yaşıyorlardı. bağ evlerine yerleştiler. daima bir arada yaşadılar. "tepe" idiler. bu bapta. Şengul Hamamı ve daha sonra Cumhuriyet'in en muteber zenginini çıkaran bir ticareti vardı. Yedi Tepe. Ankara'yı yeni merkez seçenlerden ilk gelenler. ve Elenler ile Ermeniler. "Halep oradaysa arşın burada" sözü. Fukaralık ve cehalet. "daha çok" anlamında kullanıyorum. Mütareke yıllarında daha çok "Kahpe İstanbul" veya kısaca "Kahpe" çağrılıyordu. Ayrıca. Ankara'da da böyleydiler. Hepsi de demiryolu irtibatına sahiptiler. Demek ki her yerde masal var ve masallar masallarla gizli cenk yapmaktalar. İskenderun ile birlikte Halep'in deniz kenarı idiler. Osmanlı elitinin Halep'i tercih etme ihtimali yüksekti. Kayseri. bir tarafta. Ermeniler ile Elenler. Bu günlere geldiğimde. "sana dün başka bir tepeden baktım. Ermeni ve Elen zenginleri de vardı. aziz İstanbul" dizesini okuduktan sonra. aslında birisi varsa mutlak diğeri de bulunuyordu. üniversite derslerimde. Halep'in İstanbul'a hep faikiyeti meselesinde. Selanik ve Beyrut!" demiyor mu. bu gün daha çok hak etmektedir ve "Şahr-ı Kahpevan" daha münasiptir. İstanbul yoktur. 86 . Ayrıca eski ve muhkem bir Yahudi Mahallesi. Eskişehir ile Ankara. Alçaldıkça hayranları arttı ve bu bizde bir ahlak olmaya başladı. Nova Roma olarak kurulduğunda. bu anlamdadır ve ayrıca. Atay da. Ankara'nın keşfi ve metruk bir köy olduğu da sadece bir masaldır. köy değildi ve bugünkü müze uzun müddet yeni meclisi barındırabilmişti. estet Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da şehadetine malikiz.

her ikisinde de göremiyoruz. Bu zorunluluğu da şöyle açıklayabiliriz. Ankara'dadır. olmayan milleti yaratmaya götürüyor. bağları ile maruf idi ve yukarıda kaydetmiş haldeyim. maddeci bakış. Kesat'ın tahta geçmesine. "Engürü" de tabir ediliyor ki "engür" Farisi üzüm olup. bir millet peşindeydi. Demek ki sultan'ın. bizi. Ankara'daki kadar diyebiliriz. meclis-i milli reyi ile tardının ilki Çatalca'da ve ikincisi. İlk defa bir sultanın. milliyetçi idi ve amma ve lakin milleti yoktu. Savaş ilan eden amma askeri olmayan komutanları hatırlatıyor. ihtilalci kanı bir kez kaynamıştı. meclis-i milli kararı ile tard edilmesine şahit olduk. Maksimum tutmak istediğini teyiden ifade edebiliyorum. Ve Meclis-i milli burada da duramadı. Hareket Ordusu'nun güvencesine sığınanlar. tarihçi Danişmend. İstanbul'un işgalinden kaçan meclis-i mebusan azaları idi ve bir kısmı dahi vilayetlerden intihap edilmiş oldukları kabul ediliyordu. Bir usul ve bir kanuniyet mi. Çatalca’da ortaya çıkan Meclis i Milli. İstanbul'da isyancılardan kaçıp. "adeta bir Reis-i Cumhur gibi iclas edilmiş" olduğunu tespit ile pek çok kızıyordu.Meclis-i Müessesim nazariye ve pratiğini de aramak zorunda değiliz. Enver. Bu kadar mı. bir kurucu meclis ve hatta ihtilal konvansiyonu olarak çalıştı. İstanbul'un ikinci fethi saydı ve dolayısıyla bu yolla tahta çıkan Reşat'ı da Fatih'ten itibaren tadat ederek "Beşinci Mehmet" tesmiye etti. Ankara'da da. Bu da yeni bir usul idi. Ne kadar "meclis" idi bilemiyoruz. yerine Reşat geliyordu ve bir de bunu reye arz ettiler ve böylece Sultan Reşat. niyetlerden önce zorunluluklara dikkat istemektedir. Reşat'ın Mehmet'e tahvil edilmesi işte böyle vaki oldu. bir kısmı. zorunluluk ise. Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girişini. "meclis-i milli" oldular ve sığınmayanlar olmadılar. Enver. meclis-i milli reyi ile sultan yapılıyordu. 87 . İki ve çok mühim politikada da tam bir süreklilik tespit ediyoruz. Hepsi kabul'e dayanıyordu. turkification'dir ve belki de tekrar etmek zorundayız. Çatalca'da. Bunlardan birisi.

ihtilalci yolları savunuyor ve yayıyordu. On Dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren. Ayrıca Rusya marksizmi. trajik-komik hal her halde budur. Cunıhuriyet'ten önce olup Cumhuriyet ile kendisini sürdürmüştür. marksizm ile flört ettiler. unutmak ve unutturmak istesek de bir vakıa'dır. Bu arada. bozulmaktan masun kalamadılar. "devşirme". türkifikasyon'un temel çizgi olduğunu görüyoruz. O kadar öyle ki Mecid Efendi'nin halife olduğu zaman. dışında kalmak zordur. Fransız Devrimi yapıldığında. iki büyük cereyan. sömürülme damarını ekliyordu ki bu cereyanın geniş emekçi yığınlara. bunlara "halk" diyoruz. masal devam ediyor. Fransa'da Fransızca konuşanların sayısının şaşırtıcı ölçüde az olduğunu not etme imkanına sahibiz. Osmanlı'nın son zamanında gelişmeleri dramatize eden iki faktör vardı. merkantilizmin zemberiğine girmelerine benzetebiliriz. hep sevdik. Doğrudur. Osmanlı'ya karşı mücadele eden nasyonalistler. Devşirme nazariye ve tatbikatının bizde kadim tarihi vardır.Osmanlı'da manzara-ı umumiye de türkifikasyonu emrediyordu. duaların Türkçe söylendiği. Bu nedenle. çünkü. milli devlet olmanın çeşitli aşamalarında pek çok iklimde teşhis edebiliyoruz. Aslında bu kaçınılmazlık dersi'ni. madde bunu tedris etmektedir. nüfus etmesini sağlıyordu. Ve ikincisi. devşirildiler. birbirini destekledikleri bir dönemden geçiliyordu. Bozanlar. Kavurucu rüzgarlar esiyordu ve kavuruyordu. ortalığı kasıp kavuruyordu. Marksizm. "Young Türk" sözü de hazır gelmişti. nasyonalizmin yüksek basıncı altına girmişti. bir milliyetçilik olduğunu kabul etmek zorundayız. Köksüzlüğümüzün kökünü sökebiliyoruz. Bu işi. Devşirmeciler. 88 . bütün bunlar imparatorluğun en zayıf olduğu zaman ortaya çıkıyordu. Bir millet ve hatta "milli imparatorluk" bir kaçınılmazlık olarak ortaya çıkacaksa. Zayıf ve güçlenme imkanına sahip olmayan monarkların. çok zaman. bizde buna türkifikasyon diyoruz. hem unsurlar ve hem de merkez. nerede bir "Genç" hareketi varsa ve bunlarla bir kavim adı yanyana geliyorsa. türkifikasyon da elzemdir. öyle yazıyoruz. narodnizm ile de buluşan kökleriyle. milliyetçi bakışa. Birisi nasyonalizm ve diğeri marksizm. Yine böyle bir inkıta akabinde. Bu durumda "millet" devşirmek bir mecburiyet olarak ortaya çıkıyor. "Young France" ve özellikle "Young Italian" öncülleri var. Zamanında yazılmış bütün kitaplarda.

"saçılmış yaşayan" demek istiyorum. istenenler. siyonist Bernard Lewis izledi ve izlemeyi sürdürüyor. Bu bapta. o zamanlar. Tarih mi. hem Hamid saltanatını. bir politik hareket haline sokanlar. söyletilebiliyor. Çatalca Kurucu Meclis'in aldığı tard kararını bildirmek üzere Yıldız'a çıkan dört kişilik heyette. bu açıdan bakanlar. vaad edilmiş topraklar olarak Türkiye'ye işaret etmesi ve Türkiye Devleti'nin güçlendirilmesini istemesidir. türkifikasyonu kuvvatla desteklemesi mümkündür. eğer hem kemalizmde ve hem cumhuriyet'te pek çoklarının göremediği faziletler için birisini arayacak olursak bu siyonist Lewis'dir. hem de. nasyonalizm. Yahudi ve mason Caraso'nun bulunmasını da bir devamlılık olarak arılıyorlardı. Bazılarında Hamid dönemi ibra ediliyor ve tam ters bir kutba yerleştiriliyor. Tabii. Fakat nasyonalizmi ateşleyen başka faktörleri muhakeme edebiliyoruz. O halde kesintisizliği her yerde görebiliyoruz. o kadar öyle ki. falsifikatörlerin yolu olmalıdır. Bu ise Cumhuriyet'ten öncedir. Jön Türk iktidarını jüdaizm açısından gören pek çok ciddi kitap ve roman okuyabiliyoruz. Bunları yakın zamanlara kadar. "Türkisite" kategorisini icat edenler. Bin dokuz yüz başlarını. öyle yazıyorum. Zamanında yazılmış treteler ise. kemalizm'in ideologu olmayı denemiş olan Moiz Cohen'den çok daha ilerdedir. henüz sadece bir diaspora ile anlatılabilen. arşivleri. Mithat Paşa'nın intikamı olarak görebiliyorlar. Hamburg Siyonist Kongresi'nde. Mahmut Şevket Paşa'nın İstanbul'u zapt etmesini. falsifikasyon tehlikesinden kısmen. daha çok. masumdurlar. sadece Caraso'da kalmak bir zaafiyet semptomu sayılmalıdır. bulanlar demesek de. iki ekstremde kısırlaşmakta ve falsifikasyon batağına dalmaktadır. Yahudilerimizi kastediyorum. yalan söyleme ve söyletme disiplini iddiası. burada da geçerli olabiliyor. falsifiye etmeye imkan verebilmektedir. muassır kitapları ihmal ile sadece asri bir nokta-i nazar ile yaklaşmak. birisi "arşiv manyası" ve diğeri de modern kitaplardır. Çok zor olmadığını da hemen ilave edebiliyoruz. Artık bunu tahsil etmiş mertebedeyiz. Moiz Kohen'in önemi. Arşivlere. zayıfların giydikleri bir zırh mı ve maksat kuvvatlı olmaktır. Leon Cahun ve Herman Vambery nam iki Yahudiydi. İstatistik. çünkü.O halde. o zamanlar telif edilmişler. Modernite. 89 . ve bir "millet" ve devlet olamamış anasırın da.

İran vilayetlerinden Azerbeycan ile Erdilan. Türkistan. buna baktığımızda. türkifikasyonu dayanaklandıracak "tarih tezleri" çalışmalarında önemli rol almıştı. "Büyük Türkiye" projesi teşhis edenler. Birinci Savaş sırasında İstanbul'da. türkifikasyon ile pan-islamizm." 90 . Kafkasya. şimdi ve bu üçüncü peryotta. İki politika. bunlar. özellikle Mısır. İnsanların sadece önlerine baktıkları bir dönem başlamaktadır. Şunu aktarmanın son derece verimkar olacağına inanıyorum: "Enver Paşa ve Demek. bu aşamada ve bu düzlemde de karşılaşıyoruz. Çanakkale müdafaasında. önceden kaybedilen Türk vilayetlerinin. Buna "maksimalizm" diyorum. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ateşemiliteri Pomiankowski de çok malumatlar görünüyor. Batı'nın ve bir süre sonra da Sovyetler Birliği'nin tampon ihtiyaçlarının bütün bakışları bozduğu bir zaman var. taraftarlarının yeni panturanizm akımı. Çanakkale'yi ziyaretle görgüye dayalı tanıklık bırakan ender kaynaklarımızdan birisidir. Akçuraoğlu Yusuf. dışardan ve uzaktan bakanlardır. Volga Bölgesi. Söyleyebildiğimiz. daha çok bir "Şark İmparatorluğu" olmayı hayal ediyordu. zıtlığı "maksimalizm versus minimalizm" ekseninde koysak da kaybedenlerin hepsinin maksimalist olduğunu hiç söyleyemiyoruz. bizim masal ile tam uyum halindedir. Akçuraoğlu Yusuf un. birinci aşamada bir vacuum niteliğindeki Balkanlar'a yayılan. yeni düzen kurucuları bekleyen Arabia'ya egemen olan Osmanlı. "Its proponents emphasized the necessity for Turcification of all Ottoman" diyordu ki.E. Cumhuriyet evvelindedir. Pomiankowiski'nin bu bombardımandan önce yazmış olması da ayrı bir kazançtır. "Üç Tarz-ı Siyaset" nam siyaset-sosyolojisi denemesi de işaret eyliyordu. hayır. ikinci dönemde. Mears'ın kitabının basımı 1924 olsa da içindeki malzemelerin çoğu en geç 1922 tarihlidir. peki kırılanların hepsi maksimalist miydi. Hive ve Buhara'nın Osmanlı İmparatorluğu'na ilhakını öngörmekteydi. Demek ki kesintisizlik ile. maksimalizmin kökünün kuruduğudur. "Greater Turkey" diyenler olmuştur. Bingazi ve Traplusgarp'ın tekrar alınması amaçlanıyordu. 1926 yılında. türkifikasyon politikasından hiç kuşku duymuyoruz. Kırını. Ayrıca panislamizm akımına göre. Burada bir soru önümüzü kesiyor. Cumhuriyet ile birlikte.

İttihat ve Terakki'nin ünlü İaşe Nazırı Kara Kemal misali. Ufuk. o zamanlar muteber malumat ve rivayet ihtiva ettiğini düşünmek durumundayız. Bir de saf dışı edilme. bütün Birinci Dünya Savaşı'nı "Anafartalar versus Sarıkamış" ekseninde görmeye devam etmek. deseydik mühim bir tenakuza düşmüş olurduk. Kaldı ki idam edilmediler. hem tarihi kıraçlaştırmak ve hem de anti-maksimalist cenki sürdürmek anlamındadır. mübalağalara.Mears'in uzun zaman Türkiye'de yaşadığını ilave etmek durumundayım. İsmet Paşa Hazretleri'nin makul görmediklerinin asılmadıklarını söyleyebilir miyiz. müşahadeye dayanan bilgiler çok kıymetlidir. masallarda dahi mahal olmamak icap etmektedir. İzmir'in işgalinden bir hafta öncesinde de İzmir'deydi. var. 91 . darağacından döndüler. Rauf ve uzun zaman sesini çıkarmama. bazı şarlatanları ileri sürerek. Sarıkamış'ı taşlama ayinleri hiç ihmal edilmiyor. hiç bilmiyoruz. ürkütebilmektedir. İsmet Paşa Hazretleri'yle irtibatlandırıyor ki Büyük Komutanlarımızdan Fahrettin Altay da teyid ediyorlar. Kurutma da süreklidir. E. Bunların belli başlı özelliklerini hiçbir zaman maksimalist diyemeyiz. "19 Mayıs" tarihinin her hangi bir mana ihtiva edebileceğini söyleyemeyiz. Refet. Minimalist hali diyebiliyorum. Peki. kırım içindedir ve belki de asıl kırım da buradadır. ilk aklımıza gelenlerdir. Şarlatansız. "Amasya Tamimi". "Amasya Tamimi" olmasa. yüksek komutanların örgütlü bir şekilde bir liberasyon harbine karar verdikleri tarih ve vesika'dır. Bu o kadar o ki. 1919 Haziranı'na alabiliriz.Öne bakmak mı. Masal ya. yurt dışına kaçabilme. Kemal Paşa Hazretleri'nin mücadeleye başlama tarihini. asılma ve bastırılıp öldürme. Ali Fuad. taşlama ayini. asılmamalarını. resmi hikaye. Rauf ve Kazım. Bu irtibat ile teyidi ise bizim masalımızla ahenk halindedir. pek çok zevattan derlediği kıymettar incelemelerle zenginleştirdiği bu telifinin. hayatta kaldıklarını ifade etmek daha münasiptir. Maslup [KŞ: asılarak öldürülmüş] olmalarını minimalistlerin tensip etmediklerinin. belleklerimizdedir. Kırılmayı da her zaman ölüm olarak anlamıyoruz. ufuk fukaralığıdır.

birincisi. çok geniş bir erkan ile yola çıkması ve tadat edilen vazifeler.Bu trete'nin zamanın telakkilerine. that the latter was designated representative of both the Allies and the Ottoman Government. serving the latter as the governor of Erzurum". amma. Mr. Şüphesiz. yazan bir tarihçiden hala mahrumuz. Mustafa Kemal ile Damad Ferid arasındaki münasebetin mutlak mahiyetini ancak daha sonraki bir tarihçinin açıklayabileceğidir. zamanı 1922 kabul ediyoruz. Bu durum ise. tayin kararnamesinde bu ifade yer almıyor. tecavüz halinde olduğunu akıl-dışı mülahaza eyliyoruz. Kemal Paşa Hazretleri'nin. eğer öyle ise. 92 . Erzurum Kongresi azaları tarafından da bilinmesi tabiidir. maalesef. İkinci husus. historian may discern the exact character of the relations between Damad Ferid and Mustafa Kemal. "hem müttefiklerin ve hem de Osmanlı Hükümeti'nin temsilcisi". bunun. Şark'ta idi. kesin niteliğini. bu netice önümüzdedir. sahih bir tespit olmakla birlikte. representative of both the Allies and the Ottoman Government. üçüncü hususa geliyoruz. kapasitesinde. Kemal Paşa. Heyet. Üniforma ve yaver kordonu bahanedir. böyle bir enterpretasyonun çok da yanlış olduğu intibaını vermemektedir. Öyle mi. "Erzurum Valisi" olarak tayin edildiği iddiasıdır. Eğer bu da mümkünse. exact character. we do know. bu münasebetin. Erzurum'da toplanan kongre azaları tarafından kabul edilmemesini ve hatta reddedilmesini daha da manidar yapmaktadır. kelamı dikkate alacak olursak. Mears şöyle demektedir: "A later Burada önemli üç nokta var. Paşa'nın müstevlilerin adamı olmasından ciddi mertebede şüphe ediyordu. Kongre Azası'nın Paşa Hazretleri'nin üniforması ve yaver kordonundan rahatsız olmalarının sebebine inmiş oluyoruz. Bu. mühim derecede. Burada.

bunlardan birisidir. emperyalizmin itibar ettikleri arasındadır. Ancak tereddüt göstermediğini. "Lüküs Hayat" operetini ve "Şişli'de bir apartıman" nakaratını hatırlamak zorundayız. Kongre'deki yerini Mustafa Kemal'e bırakmasından da anlıyoruz. Mütareke'de İngiliz Gazeteci Ward Price'ın da İngiliz servisleriyle irtibatı olduğunu. hiç bilinmediğine de ihtimal verebilir miyiz. Kaldı ki. diplomatik mahfilde. Kemal Paşa'nın temaslarının. bir diplomattan üstün sayılan gazeteciler vardı. "belki de sami ırkına mensup olan bu muhabir" denilen Frankfurter Zeitung muhabiri Paul Weitz. İsmet Paşa Hazretleri. hatıratından. Cevat Dursunoğlu misali uyanık. bunun izni. "Türk paşaları arasında hizmet isteyenler çoktur" dudak büktüğü de yazılıdır. zannetmiyorum. hatıratında. az olmadığım da tahmin ediyoruz. İstanbul cereyanlarının bir kısmını duyduğunu düşünebiliriz. Mustafa Kemal'in. tekrar ele alabiliriz. Mr. İngiliz Albay'ın mukabelesi şayan-ı dikkattir. millici ve sola yatkın gençlerin de. Erzurum'da siyasi mehafilde bilindiğini de hesaba katabiliriz. Kemal Paşa. muktedir vali olarak düşünülebilir ve Price'ın bunu yetkili İngiliz Albay'a intikal ettirdiğini de okuyoruz. Ne tür cereyanlar mı. Damad Ferid-Mustafa Kemal münasebeti ve tayin sırasında da mülakatı mühim olmakla beraber. Bir bu var ve bir de o dönemdeki zevatın hareketleri ve temaslarının bugünkü ölçüde karanlık olmaması var. bir menbaada. 93 . sanmıyorum. Almanlardan. Şişli'de temaslar ve kabuller yapıyordu. Seyit Abdülkadir'e. anlamına geliyordu. Böyle dönemlerde emperyalizmin doğrudan veya dolaylı temsilcileriyle mülakat iktidar işareti dahi sayılıyordu. Harbi Umumi'de ve Mütareke'de İstanbul'daki yabancı muhabirlerin ne kadarının gizli servis elemanı olduğunu takdir etmek de hayli zordur. Şeyh Sait İsyanı vesilesiyle asılanlar arasındadır.Masal ya. İngiliz Hükümeti temsilcileri olarak gittiğini de haber veriyor. Peki arşivlerde izi olmasa da. Kongre Azası meyanmda. müphem de olsa. olmalıdır. Dolayısıyla. İngilizler'e hizmet arzettiğini yazıyor. taharri memurlarının. Pera Oteli'nde ki pek lüks idi veya yine Meşruiyet Zamanı'nın en mutena semti olan. Peki kimlerle temas ediyorlardı ve bu sorunun cevabı kimlerle etmiyorlardı ki. Price. arşivlerde bulabilir miyiz. Daha sonradan karartılmıştır. çıkarabiliyoruz. daha sonra çok ünlendiği için biz hep Mustafa Kemal'i biliyoruz. o demlerde. benzerlerinin.

hırsızlık ortaklarının payından çalan olarak. hem istihbaratçı ve hem de emperyalist vizyonluydu. Türkiye hakkında romanları ile tanınan. Kafkasya'yı tutmanın zorluğu üzerine yazdıklarının etkili olduğu inancı yaygındır. Peki. Demek ki 1919 Mayıs ayı yaklaşırken. hiç kimsenin yakında bir işgal havası içinde olmadığı konusunda bizi inandırıyor. Onların da bir aile tarihi vardır. tarif ediyor. 1919 Mayıs başlarında idi. ortakları Fransa ve İtalya'nın hırsızlık torbasına el atan bir büyük hırsızdır. Düzleme ihtiyacını görebiliyoruz. Bazı resmi edebiyatta bu hali buluyoruz. Kemal Paşa'nın vazife kararnamesi yazılırken. hala. bizim masalımızda. Toynbee ne güzel söylüyor. hesaba katılmış olduğu var. büyük hırsızın cürüm şebekesinin torbalarına el atma hali ve bu elin yol açacağı husumeti unutmamak durumundayız. en azından son sultanlar hakkında klişelerden arınmamızın zamanıdır. Şimdi buradayız. hem emperyalizmi tanımamak ve hem de bir işgal idaresinin varlığını bilmemek anlamındadır.Ancak bu 1918 yılındadır. Küçük Han'ın mukavemetinden memnun idi ve "el altından" desteklediğini tahmin edebiliyoruz. büyük hırsızı. Nisan 1919 tarihinde İtalyanlar Antalya'ya çıktılar. İstanbul'un resmen işgal altında olmamasına bakarak İstanbul'da bir işgal karargahı ve kontrolü olmadığı noktasına ulaşmak. değerlendirmeler değişmeye başlıyor. Londra. Londra. o zaman düvel-i muazzama'nın her birisi daha muhasım idiler. İtalya'nın Antalya'ya çıkmasından pek çok rahatsızdı. Burada "husumet" sözcüğünü bilerek istimal ediyorum. Kurtuluş Savaşı'nı tahlil ederken. İran'da Kaçar Han. 94 . bu malumatın hesaba katılmadığını söyleyebilir miyiz. Mayıs'ın ilk günlerinde Mears İzmir'de idi. ahmaklığa yakın bir haldir. Sultan'ın ve Başbakanı'nın tam bir düzleme taraftarı olduğunu söyleyebilir miyiz. her aile tarihi bir "gizli tarih" sayılmak zorundadır. Aksini düşünmek. Acele bir iş olduğunu düşünmek durumundayız. bu endekslerin etkisi olmadığını ileri sürmek. Lloyd George ile birlikte. 1916 tarihli "Yeşil Hırka" ünlüdür. John Buchan. İzmir için telaşı var. Kafkasya'da bir tampon fikri vardı. Şark'ta ise hem şuralar kuruluyor ve hem de mukavemet başlıyordu. Elen İşgali ile Batı'da bir deneme yapılıyordu. 1918 yılında. birbirinin hasımı durumundaydılar.

Şark'taki bir mukavemetin. after having been named by the Sultan. zamanına ait kitaplarda isyan edinceye kadarki durumu önemli bulunmuyor. pazarlık imkanını artıracağını düşünecek tarih bilincine sahip olmalıdır. demek ki beş kişidirler. Rauf. 95 . Mustafa Kemal. savaşa katılmak üzere yanıyordu. Mücadele'ye katılma halidir. koca hatıratında. Ali Fuat. ' tarihçiliğimizdeki falsifikasyon döneminden öncedir. Ermeni Kırımı'nı bizzat gören tek Hıristiyan olmakla da övünmektedir.Osmanlı Sultanı. Burada da. bizim safımızda savaşmıştı. Bizim masalda bu. Bunun tarihi olarak da Amasya Toplantısı'nı görüyoruz. Ne insanlar geçtiler. Batı Trakya Muvakkat Hükümeti veya Kars Şurası misali bir idare kuruyorlardı ve bütün mukavemeti bu idare altında toplamak istedikleri kesindir. Büyük komutanlarımızı yakından tanıdı ve dört cephede. "Hilal Altında Dört Yıl" nam hatıratı İspanyolca olarak. yaptıklarını anlamak çok kolaydır. Hıristiyan idi. Ne yapıyorlardı. Rafael de Nogales bizde subay ve "Nogales Bey" oldu. Mustafa Kemal'in adı. devrimci ve halkçı değildi. bir kez geçmektedir ve bizim masalımıza denk düşmektedir. Reis. had revolted with his armies. "isyan" var. Nogales Bey'den söz ediyorum."Erzurum Valisi" ve Nogales Bey ise. kuvvetleriyle birlikte "isyan etmişti". Kazım o sırada Erzurum'da idi. Hatıratı'nda. şu veya bu nedenle almadılar. dolayısıyla Kemal Paşa'ya. erkanından. Che ölçüsünde serüven-sever olduğunu söyleyebiliyorum. harp ile birlikte koştu. Vahidettin veya Ferid'in verdikleri sözlü direktiflerde bu noktanın da yer aldığını kabul etmemiz yerindedir. telegrafhane vasıtasıyla iştirak ediyordu. sanmıyorum. Sözcük aynı olmasa da. Sultan tarafından atandıktan sonra. müzakerelere. İspanyol ve yerli karışımı olarak Venezüella'da doğmuştu. Refet ile Kemal Paşa Hazretleri masa ve Kazım ise makine başındadır. denilmektedir. "Heyet-i Temsiliye" bu maksada matufdur. amma. "Anadolu Kuvvetleri Genel Komutanı" tabirini kullanıyor. Kemal Paşa Hazretleri oldular. Tahsilini Almanya'da yaptığı için Batı Avrupa'ya aşina idi. Mr Mears. 1924 yılında yayınlanmıştı. Che Guevara ile karşılaştırabilir miyiz. "Türkler’e dediler.

yengi bulamıyoruz. Bizdeki son kahramanlara benziyordu. Kazım. Erzurum Kolordu Komutanlığını. ancak denize dökemedi. Mustafa Kemal Bey. Mümtaz bir zabit idi ve Mustafa Kemal'den farklı olarak. amma "Hamidiye Kahramanı" olarak biliniyordu. yeterlidir. "Anafartalar Kahramanı" da bu cinstendir. Hamidiye'nin süvariliğini yapmıştı. yenilmemek ya da müdafaa var. herkes ile konuşuyor ve "haydi. telegrafhanedeki Kazım idi. İsmet ve Mustafa Kemal. Bu Anafartalar müdafaaının önemsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Mahmut Şevket Paşa'nın komutan ve Hüseyin Hüsnü Paşa'nın Erkân-ı Harbiye Reisi olduğu Harekat Ordu-su'nda. ve zayiatımız yüksektir. İtirazları bilmemekten ve/veya yanlış bilmekten kaynaklanıyordu. "kahraman" diyoruz. ayrı ayrı tertip edilen tümenlerde Erkân-ı Harbiye reisleri olarak hizmet verdiler. fakat bunun manasını daha sonra yazılması nedeniyle idrak ettik. İşgalcilerin son umutları Anafartalar'da kırılmıştı. bilselerdi hiç şüphesiz bu kadar itiraz etmezlerdi. Demek ki Kazım da. konuştukları arasındadır ve tereddüt ettiler. Mütareke emirlerine rağmen hem silahları müstevlilere vermiyor. Amasya İçtimaı'nda en muktedir olan. çekildiler. elit bir ailenin çocuğuydu. Mustafa Kemal bir küçük memuresnaf ailesinden geliyordu. Liman Paşa'nın erkan-ı harbi idi. mukavemetçilere dağıtıyor ve hem de komutanlığı bırakmıyordu. siyaset ile iç içedir. Kongre Delegeleri. Paşa. yakalandı ve Malta'ya yollandı. 96 .İçlerinde en meşhuru Rauf idi. Mustafa Kemal Bey ile Kazım Bey. Bahriye Nazırı mevkiinde bulunmuştu. Kazım. Nitekim Erzurum'a geldiğinde. aslında Ordu idi ama Komutan Yakup Şevki Paşa. İstanbul'a dönmek zorunda kaldı. Bir çare olarak ordu'dan kolordu'ya düşürdüler. Anafartalar plajında. bir kahraman olduğunu bilmiyorlardı. Anadolu'ya" diyordu. tecrübe sahibiydi ve ne yapmak istediğini biliyordu. düşman gemilerini batırmamıştı ve kendisi batmamıştı. ama ihtilalci orduda büyük tecrübe kazanıyorlardı. aralarında. Kemal Paşa'yı hep desteklediği ve hep öne sürdüğü kesindir. müdafaaının içindedir. Şimdi buradayız ve devam ediyorum. Erzurum'a gelirken. amma önemi daha sonra fark edilmiş ve yazılmıştır. Alttadırlar. müstevlileri durdurdu. Hiç adı yazılmamakla birlikte.

Eski sürgün mahkumiyeti ile ilgili 12 Aralık 1940 tarihinde Milli Müdafaa Vekaleti aleyhine dava açtı. İstanbul . murur-u zaman bahanesiyle ele alınmayan mahkumiyetin haksızlığının tescil . özgür ansiklopedi Mustafa Kemal Atatürk ve Rauf Orbay Sivas Kongresinde Hüseyin Rauf Orbay (1881.. ilan edilen aftan katiller ve şakiler gibi faydalanmayı düşünmem mümkün değildir” diyerek istifade etmeyi reddetti. Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi Paşa'dan sonra Türkiye'nin 3. 1924-1925'te muhalif arkadaşları ile Kazım Karabekir başkanlığında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurmuştur. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde. Eniştesinin 1935'te vefatı üzerine ailesinin ısrarıyla yurda döndü. Kurtuluş Savaşı'nda ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde önemli görevlerde bulunan asker kökenli siyaset adamıdır. İstanbul).EK BİLGİ Hüseyin Rauf Orbay Vikipedi.1964.benim asla ve hiçbir suretle en ufak bir cürümle dahi suçlu olmadığım için. Başbakanı olmuştur. Gayesi. Mustafa Kemal Paşa'nın Meclis Başkanı olduğu Büyük Millet Meclisi'nde muhalif grubun lideridir. Tedavi için Viyana'ya gittiği sırada Mustafa Kemal'e suikast (İzmir suikastı) davasında idamla yargılanmıştır.. 1933'de çıkan af kanunundan ”.

Nafia vekilliği (Bayındırlık Bakanlığı) görevine getirilmiştir. İngiltere. Siyasi kariyeri Mustafa Kemal Atatürk ve Rauf Orbay Sivas Kongresinde Malta'ya sürgüne gönderilmiş. Annesi Rüveyde Hanım Girit eşrafındandır. . Osmanlı Devleti'nin çöküş belgesi olan Mondros Mütarekesi'ni imzalamıştır.. İzzet Paşa kabinesinde Bahriye nazırlığı yapıp. Kıdemli Yüzbaşı Hüseyin Rauf Orbay komutasındaki Hamidiye Kruvazörü’nün Ege ve Akdeniz’de olağanüstü güç koşullarda icra etmiş olduğu yaklaşık yedi buçuk ay süren Akın Harekatı. 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi öncesinde Fevzi Paşa'nın yoğun çalışmaları sebebiyle Başbakanlık görevine gelmiş ve 12 Temmuz 1922-4 Ağustos 1923 arasında İcra Vekilleri Heyeti Reisi olarak Türkiye Başvekilliği yapmıştır.[1] I. 17 Haziran 1926’daki İzmir Suikasti olayıyla ilgili görülerek yargılandığında. 1939'da İnönü'nün ısrarıyla Kastamonu mebusluğu. II. Amerika. Dünya Savaşı sırasında 1942'de Londra Büyükelçiliği'ne getirilmiştir. 10. daha önce İkinci Grupta başlattığı muhalefetini bu toplulukta sürdürmüştür. 15 Kasım 1921'de sürgünden dönerek Ankara'ya gelmiştir. deniz savaşlarındaki başarısı nedeniyle "Hamidiye Kahramanı" unvanını kazanmıştır: Hüseyin Rauf Orbay Balkan Savaşı sırasında Hamidiye Kruvazörü ile Karadeniz ve Akdeniz’de düzenlediği ani baskınlarda gösterdiği başarılardan dolayı. Bakanlıktan ayrıldığı yıl TBMM tarafından Meclis ikinci başkanlığına seçilmiştir. Askeri kariyeri Trablusgarp ve Balkan Savaşları'na katılmış.. Parti. "Hamidiye Kahramanı" olarak tanınmıştır. 17 Kasım 1942'de İngiltere büyükelçiliği görevlerini kabul etmiş. 1944 yılında istifa ederek İstanbul'a dönmüştür. Hayatı Abhazya kökenli Bahriye Birinci Feriki (Oramiral) ve Ayan Meclisi azası Mehmet Muzaffer Paşa'nın oğludur. Bunun üzerine yarbay rütbesine yükselerek Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı'na atanmıştır. 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda Rauf Orbay. Mezarı Erenköy Sahra-yı Cedid Mezarlığı'ndadır. Dünya Savaşı'nda İran ve Irak'ta Osmanlı Teşkilat-ı Mahsusası'nın bir görevlisi olarak bulunmuştur. yönetici kadro. Yıl Affından sonra yurda dönmüştür. Almanya gibi dönemin önemli ülkelerinde çeşitli dış görevlerde bulundu.. Türk Deniz Kuvvetlerinin altın sayfalarından birisini teşkil ettiği gibi. Avrupa’da bulunan Orbay da 10 yıl hapse mahkum edilmiştir. Genel Deniz Harp Tarihi açısından da bu tür harekatın emsalsiz örnekleri arasında gösterilmektedir. Bu görevden de 1944 yılında kendi isteği ile ayrılmış ve bir daha devlet görevi kabul etmemiştir. Atatürk'ün ölümünün ardından politikaya dönmüş ve 1939 yılında TBMM'nin altıncı döneminde Kastamonu'dan milletvekili seçilmiştir.edilmesi idi. Deniz Harp Okulu'nu 1899'da bitirip deniz kuvvetlerine katıldı. Askeri Temyiz Mahkemesi 23 Temmuz 1941 tarihli 1342 Esas sayılı kararı ile bunu tescil etti.. 1964 yılında İstanbul'da vefat etmiştir. 3 Haziran 1925’de kapatılıp.

12 Ocak 1876 İstanbul – ö. özgür ansiklopedi Mustafa Fevzi Çakmak (d. Mareşal). ilk Milli Savunma Bakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Cumhuriyet dönemindeki ilk Genelkurmay Başkanı'dır. lakapları: Müşir. . Akabinde Mekteb-i Erkân-ı Harbiye'ye girerek 25 Aralık 1898'de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi.EK BİLGİ: Fevzi Çakmak Vikipedi. Osmanlı paşası ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci ve son mareşalidir.7). 12 Ocak 1876'da İstanbul Anadolu Kavağı'nda Çakmakoğullarından Topçu Albayı Ali Sırrı ile Hesna Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra 29 Nisan 1893'te Harp Okuluna kaydolarak 28 Ocak 1896'da Piyade Teğmen rütbesiyle mezun oldu (1311-c-P. Türkiye'nin Atatürk'ten sonraki ikinci Başbakanı. 10 Nisan 1950 İstanbul. Mareşal Fevzi Çakmak.

Kolorduların son ihtiyatları olan 41. Bölgeye gönderilen bu iki alay Conkbayırı'nın düşman eline geçmemesine ve Albay Mustafa Kemal Bey'in 10 Ağustos tarihinde Conkbayırı taarruzuna yardımcı oldu. Dünya Savaşı I. milli savunma bakanı) (Şubat . 1911'de Trablusgarp Savaşı başlayınca Rumeli'nin savunmasıyla görevli Garp (Vardar) ordusunun kurmay başkanlığına getirildi. Mart 1915'de rütbesi mirlivalığa yükseltildi. Nisan 1920'de Ankara'ya ulaştı. I. ve VII. I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale. 6 Ağustos'ta düşmanın taarruz ettiği Arıburnu . Askeri Şura üyeliği. Tüm. 1918'de ferikliğe yükseldi. Balkan Savaşları çıktığı dönemde 21. 1913'te 5. hariç yıpranmış ve yorulmuş eski tümenleri değiştirmişlerdir. ve 28. Şube'de görev yaptıktan sonra 1899'da 3. Birinci dönem TBMM'ye Kozan milletvekili olarak katıldı. Ayrıca İkinci Ordu (Osmanlı) Tümenleri'nin bölgeye (Kereviz Dere-Zığın Dere) gelmeleri üzerine VI. Alayları da bu bölgeye gönderdi. Sırp Cephesi'nde Vardar Ordusu Harekât Şube Müdürü olarak bulunan Fevzi Paşa'nın başarılı askerî faaliyetlerine rağmen. Garp Vilayetleri'nde 10 Mayıs 1913'den itibaren Türk Hakimiyeti sona ermiştir. 9 Ağustos'ta Fevzi Paşa'nın komuta ettiği V. ve XIV. V Kolordu (Osmanlı) Komutanı olarak 6 Ağustos ve 13 Ağustos 1915 tarihindeki muharebelere katılmıştır. nişanlarının geri alınmasına ve idamına karar verildi. Tüm. 1910'da Arnavutluk'ta çıkan ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Kosova Kolordusu'nun kurmay başkanlığı'na atandı. ve IV. Ali Rıza Paşa ve Salih Hulusi Paşa hükümetlerinde harbiye nazırlığı (savaş bakanı. Çanakkale Cephesi Fevzi Paşa.Conkbayırı bölgesine gönderilen VIII.Bir süre Erkan-ı Harbiye (Genelkurmay) 4. Fevzi Paşa'nın komutasındaki XIII. Harbiye nazırlığı sırasında Anadolu'daki ulusal harekete silah ve cephane gönderilmesini kolaylaştırıcı bir tutum izledi. ile yetinmeyen Vehip Paşa. Kafkas. Yakova Nizamiye Fırkası K. Tüm.Kolordu Komutanlığı kendisinde kalmak üzere. Fırka Komutan Vekilliği ve Vardar Ordusu 1. Kolordu Komutanı olarak görev alan Fevzi Bey'in komutasındaki XIII. . Tümenler. 24 Aralık 1918'den 14 Mayıs 1919'a kadar Ferik rütbesiyle Osmanlı Devleti'nin Erkan-ı Harbiye Reisliği (bugünkü Genelkurmay Başkanlığı) görevinde bulundu. Suriye ve Filistin cephelerinde savaştı. Komutanlığına bağlı V. Şube Müdürlüğü 'nde görevlendirildiğini daha öncede belirtmiştik. Tümen ise 12 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı. Ordu Müfettişliği. Düşman Kirte istikametinde yapacağı taarruzlar doğrultusunda Alçıtepe'yi almayı planlıyordu. XIV. 1. İstasyonda Mustafa Kemal Paşa tarafından törenle karşılandı. Fırka Komutanı ve Taşlıca Mutasarrıfıydı. 6 Ağustos 1912'de Kosova Kuvay-ı Umumiye Kurmay Başkanlığ ı'nda. Gazi Fevzi Çakmak'ın. 29 Ekim 1912'de de Balkan Harbi Seferberliği'nin başlangıcında Vardar Ordusu K. Kolordu Komutanlığı'na atandı. Balkan Savaşı (1912-1913) sırasında 21. 21 Ekim 1915'te Keşan'a hareket etti. Kurtuluş Savaşı Mondros Mütarekesi imzalandığında sağlık nedenleri ile İstanbul'da bulunuyordu. Kısa aralıklarla terfi ederek 1907'de miralaylığa (albay) yükseldi. Mustafa Kemal Bey'in rahatsızlığı nedeniyle 10 Aralık 1915'te Fevzi Paşa 5. Şube (Harekat Şubesi) Müdürlüğünü yaptı. Kor. Fırka'nın kurmay heyetinde görevlendirildi. Balkanlar'daki Sırp ve Arnavut çetelere karşı verilen mücadeleye katıldı. Fakat Türk direnişi karşısında amacına ulaşamayan düşman çok fazla ilerleyememiştir. İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından resmen işgalinin (16 Mart 1920) ardından Anadolu'ya geçmeye karar veren Fevzi Paşa.Nisan 1920) yaptı. Bu muharebelerde V. Ordu'ya bağlı Metroviçe'deki 18. I. ve XIV. Tümenler muharebeye katılmamış fakat 21 Temmuz'dan itibaren cepheye gelerek. Vekilliği 'nde. Saros Gurubuna gönderilmiştir. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet ilan edildiğinde 35. ek görev olarak Anafartalar Grubu komutan Vekilliğine görevlendirildi (Mustafa Kemal Bey ise 16 Aralık 1915'de cepheden ayrıldı). 26 Mayıs 1920'de İstanbul Hükümeti tarafından ulusal hareketin önderlerinden biri olarak rütbesinin kaldırılmasına.

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği 'ne atanan Mareşal Fevzi Çakmak. Afyon ve Eskişehir'i ele geçirmelerinden sonra İsmet Paşa'nın (İnönü) yerine TBMM tarafından Genelkurmay Başkanlığı görevine de getirildi. 9 Temmuz 1922'de icra vekilleri heyeti reisliği görevlerinden ayrıldı ve Genelkurmay Başkanı olarak Büyük Taarruz'un askeri planlarını hazırladı. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği görevini 23 yıl yaptıktan sonra 12 Ocak 1944'de 68 yaşında Askerî ve Mülkî Tekaüt Yasası'na göre Tahdit-i Sin yani yaş haddinden dolayı emekliye ayrıldı.3 Mayıs 1920'de Milli Müdafaa Vekilliğine (Milli Savunma Bakanlığı) getirildi.000 TL ayrılmasına rağmen. 24 Ocak 1921'de milli müdafaa vekilliği üzerinde kalmak üzere İcra Vekilleri Heyeti Reisliğini (Başbakanlık) de üstlendi.[kaynak belirtilmeli]. Sadece 2 zırlı birlik vardı ve ordu Çakmak Hattı'nı Çatalca'ya kadar çekmişti çünkü Trakya daha geniş olduğu için savunulamıyordu.[1] Zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Savaşı'nın (30 Ağustos 1922) ardından 31 Ağustos'ta rütbesi Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın tavsiyesi üzerine TBMM tarafından Müşirliğe (Mareşal) terfi ettirildi. 31 Ekim 1924'te askerlik görevini. KütahyaEskişehir Muharebeleri'nde mirliva İsmet Paşa komutasındaki Garp Cephesi ordularının mağlup olup Yunanlıların Temmuz 1921'de Kütahya. İkinci İnönü Muharebesi'nin zaferle neticelenmesinin ardından 3 Nisan 1921'de rütbesi TBMM kararıyla birinci ferikliğe (orgeneral) yükseltildi. Cumhuriyet dönemi Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekilliği'nin kaldırılmasıyla. 10 Nisan 1950 tarihinde vefat etti. Bazıları ise. 3 Ağustos 1921'de Başvekillik. Demokrat Parti genel başkanı Celal Bayar'ın dönemin Cumhurbaşkanı'nın demokratik seçimlere izin vermesi için söylediği "Devr-i Sabık yaratmayacağız" (yani iktidara geldikten sonra yapılan yanlışların ve yolsuzlukların hesabını sormayacağız) demesinden sonra partisinden istifa ederek. 2. 1946 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olarak TBMM'de VIII. Türk ordusunun modernizasyonu ancak 1952 yılında Türkiye NATO'ya kabul edildikten sonra başlayabildi. 5 Ağustos 1946'da milletvekili seçilerek 22 sene sonra tekrar Meclise katılan Fevzi Paşa. Milli Müdafaa Vekilliği ve Erkan-ı Harbiye Reisliği görevlerini hep birlikte yürütmeye başladı ve Sakarya Savaşı sırasında TBMM Reisi ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile birlikte bizzat cephede harekatı yönetti.000. . siyasete tercih ederek İstanbul Milletvekilliği'nden istifa etti. askeri teknolojide ileri ülkelerin Türkiye'ye Milli Şeflik düzeni dolayısıyla silah satmayı reddetmesi yüzünden orduyu modernize edemedi. 14 Ocak 1922'de milli müdafaa vekilliği.Dünya savaşı çıktığında ordu Verdun Savaşı artığı Fransız toplarıyla ve Sovyetler Birliğinden Moskova Antlaşması gereğince Batum'un onlara verilmesi karşılığında 1920li yıllarda gelen tüfeklerle donatılmıştı. Dönem İstanbul Milletvekili seçildi. 19 Temmuz 1948'de Osman Bölükbaşı ile birlikte Millet Partisi'nin kurucu üyeleri arasında yer aldı. Cenazesi İstanbul'daki Eyüp Sultan Mezarlığında Küçük Hüseyin Efendi dergahı türbesine defnedildi ve ailesinin isteğiyle Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na nakledilmedi. Mustafa Kemal Paşa'nın askerlik yapanların siyasete karışmamaları gerektiğine dair talimatından sonra. TBMM kürsüsünde "Millet Mektepleri"nin müfredatıyla ilgili olarak konuşma yaparken "Kuran-ı Kerim"i yere atıp üzerine basması üzerine Mareşal Fevzi Çakmak'ın silahını çekip kendisini tek kurşunla öldürdüğünü iddia etmektedirler. Fevzi Paşa'nın emekliye ayrılmasından sonra 9 Mayıs 1944'te Milli Şef ve Başvekili Şükrü Saracoğlu önde gelen milliyetçileri Turancılıkla suçlayarak tutukladı. "Millet Mektepleri"nin açıldığı 1 Ocak 1929 tarihinde zamanın Maarif Vekili Mustafa Necati Bey'in "apandisit patlaması" sonucu Ankara Numune Hastahanesi'nde öldüğü ilan edilmiştir. Cenazesi 12 Nisan 1950'de Eyüp Sultan Camiinden kaldırılırken cenaze namazında yüzbinlerce vatandaş bulundu. 30 Ekim 1924'e kadar TBMM'de İstanbul Milletvekilliği görevine devam etti. Bu dönemde askeri savunmanın geliştirilmesi için o zamanın şartlarında çok büyük bir para olan 130.

Kazım. "silah bırakışması" deniyordu. ekliyorum. Çünkü. Kazım'ın kızgınlığının en önemli nedenlerinden birisi budur. mutlak teslimiyet ve işgal görünmüyordu ve daha doğrusu öyle sanıldı. "yalnız batı cephesi gibi gösterilmiştir" demekte ve "Doğu Zafer'i sıfıra erdirilmiş adeta İstiklal Harbi'nden çıkarılmış" yollu eklemektedir. ile yetinmek zorunda kalıyorduk. panteon. Rauf tanınıyordu. tabii mezarlar ve panteon yoktu. tek kabirli bir "ulular mezarlığı". bir süre sonra anlaşıldı. Kafkasya Fatihi Vehip Paşa bir yana. ben de tek mezarlı panteon'u fukaralık sayıyorum. bir "Muvakkat Hükümet" kurmak isteyen komutanlar olarak teşhis ve tespit edebiliyoruz. Kızgınlığımı da saklamıyorum. İkisi. Rauf. bu şöhreti. "Amasya Tamimi" zamanında diyebiliriz. demek düzenli askerleri vardı. Biteviye tahrir ediyorum. Bunu temaşa ve kıraat ediyoruz. Refet ve Mustafa Kemal'i. söyledim. ikinci kez "kahraman" olduğu kesindir. resmi edebiyat ile birlikte. ben. adı üzerinde. Ali Fuat ve Kazım. 97 . Erzurum'da On Beşinci kolordu komutanı idiler. Kazım da "kahraman" idi. ilki Konya'da Yirminci ve diğeri. İnönü'ye açılıyor. Fakat o sırada.EMPERYALİZM'E HEDİYE : MUSUL Bu beşliyi. Daha da önemlisi Mondros Mütarekesi'ni imzalamıştı ve o zaman büyük başarı sayılıyordu. bütün yollar. kendisine ayırıyordu. Zafer tacının sadece Mustafa Kemal'in başına konmasını hiç kabul etmiyordu. nazır olmuştu ve "Hamidiye Kahramanı" olmakla maruf idi. copernicus revolution yapılınca. Masal'a duhul edecek olursam. Ali Fuat. sonunda. ancak resmen böyle olmakla birlikte pek çok maddeye işgal ve mutlak teslimiyet şartının konmuş olduğu. "Ermenistan Fatihi" veya "Ermenistan Kahramanı" telakki ediliyordu. demek ki masal masal'dır. Anadolu'da. resmi tarih'ten ala'dır. Demek ki her masal. mücadele. O tarihlerde. Doğu Zaferi'nden kastı. Bu son cümleciği. Ermenistan'ın fethi olup. İsmet Paşa'yı sevdiğini biliyoruz ve çok ilginç.

sanki çok yakında. Halk arasındaki adıyla.. minimalistlerin de yüceltme sorunları vardır. "Beni küçültmek için Türk Milleti'nin tarihini yalanlıyor". bir ihtiyaç'tır. yirmi-otuz Allahsız'a dayanıyorsunuz!" Bunlar yenidirler. Siz. Engels'in öğrettiği üzre. Çünkü çaresizler ve güvensizler. "Emeksiz külah kapan sekiz-on kalem sahibiyle. Devamla. "Bizans'ın Gizli Tarihi". idamla yargılanacağını hissetmekte olduğunu duyuyoruz. "İstiklal Harbi böyle mi oldu. Prokopyos'un Gizli Tarihi'nde Nika İsyanı'nı hatırlıyorum. Demek ki en çaresiz zamanda. ama yine de. "Ya Rab. "İzmir Suikastı" yokken. işaret onlarda olmak zorundadır. Haksızlık. Mustafa Kemal Paşa'yı. Çünkü. Masal'ı sürdürürken şu dindar kelamı da masal'a ithal etmek istiyorum. böyle bir Mahkeme'nin önünde maznun sandalyasında olacağını düşünmesi imkansızdır. henüz. Şu sözleri masalımıza almak zorundayım: "Siz açık söylemiyorsunuz. daha o tarihte dahi. 98 . Paşam" dedim. keşfin anası olmaktadır. mücadelenin başında. diyebiliyorum. Orada Theodora ve burada İsmet var. Paşa'dan evvel falsifikatörler var. Paşa'nın Paşa'yı muhatap kabul ettiğini ortaya koymakladır. Kazım Paşa'nın İsmet Paşa ile bir samimi muhaveresi. Kazım Paşa'nın işareti. Büyük Jüstinyen'in pek de büyük olmadığı üzerinedir. "bu arada ben de dahil olduğum halde mahvımıza kadar yürümek isteyenler görülmektedir" de demektedir.Lozan'dan hemen sonra. Fakat herkesin kanaati şudur: işletilmemişti. konuşma sanki Atina'da bir trajedi sahnesindedir. Tanrı'yı keşfettiler. Kararsızdır. bu bapta. burada. İzmir Suikastı. İstiklal Harbi'nde ilk Mustafa Kemal Paşa'yı tutan arkadaşların uzakta kalmalarını ve hatta ezilmelerini istiyorsunuz!" Müthiş bir öngörüş var. Kararlıdırlar." sedası da bir ihtiyaç'tı.. Kemal Paşa üzerinedir. Henüz İstiklal Mahkemeleri. askerlikten kaçanlar ve daha doğrusu kurtuluş savaşından yan çizenler için tedvin edilmişti ve bir gün kaçak askerler misli. Lozan'dan aldığınız ilhamlarla bir inkılaba teşvik ediyorsunuz ve bunda. Müthiş ve Ankara'dayız. İhtiyaç.

Tabii. Şevki Bey-İçel. Rasih Efendi-Antalya. Dr. Halil İbrahim Bey-Antalya. Meclis'in 22 Nisan 1925 karanyla madalya verilenlerdir. Mazhar Müfit Bey -Hakkari. ________________________ * İstiklal Mahkemesi üye ve savcılarının listesi eksik görünüyor. saltanatı veya hilafeti korumak yanlısı görünenler olmuştur. Şevket Bey-Sinop. büyük kırımdan sonra çıkmaktadır. Başkaları da olmalıdır. Muhittin Baha Bey-Bursa. Hamdi Bey-Canik. Abdülkadir Kemali Bey-Kastamonu. sultan yanlısı veya halife meraklısı olduklarını da iddia etmek isabetten uzaktır. Veli Bey-Burdur. Sırrı Bey-Ergani.Bunlarla bir idare ve iktidar kurulmaktadır. ancak. Kemal Paşa'yı. bu sadece görüntüdedir. Daha tutucu. Kazım. Mesele şurada. Atıf Bey-Bayazıt. Mustafa Zeki Bey-Dersim. Ali Rıza Efendi-İçel. Cevdet Bey-Kütahya. Necati Bey-Bursa. Çoğunu minimalist görebiliyoruz. ___________________________________________________________________ Aralarından Mustafa Kemal Paşa'yı çıkarıyoruz. Refik Bey-Konya. sultan veya halife makamına layık telakki etmemektedirler. İhsan Bey-Cebelibereket. Neşet Bey-Kangırı. içlerinde. Kült. daha dindar. Ethem Fethi Bey-Menteşe. Bahri Bey-Yozgat. 99 . buradakiler. Rauf. maksimalist olduklarını söyleyemiyoruz. Tahsin Bay-Maraş. Hüsrev Sami Bey-Eskişehir. Ali Fuad ve Refet'e gelince. Burada görünmeyenlerden Ali Çetinkaya ve Ali Kılıç'ı hemen hatırlıyoruz. Necip Bey-Mardin. Nebizade Hamdi Bey-Trabzon. mesele budur. Osman Nuri Bey-Bursa. Sadece muhalefet programı olarak ileri sürüldüğünü mülahaza etmemiz yerinde ve isabetlidir. esas itibariyle. Hamdi Bey-Diyarbekir. ___________________________________________________________________ İSTİKLAL MADALYALI-İSTİKLAL MAHKEMESİ ÜYESİ-TBMM ÜYELERİ* Zekai Bey-Adana. Yusuf Bey-Denizli. hepsi aynı tavdadırlar. Emin Bey-Canik. Refik Şevket BeySaruhan.Tevfik Rüştü BeyMenteşe. ve Kemal Paşa ile aralarında ciddi bir doktrin farkı da göremiyoruz. Hamit Bey-Biga. Tevfik Bey-Kangırı. Fikret BeyKozan. Hacı Tahir Bey-İsparta. Hakkı Paşa-Niğde. reis. Hafız Mehmet Hamdi Bey-Biga.

sultan olmayı bekliyordu. solcu ve sosyalistlerin işi oldu. İki. Doğuşu ve güçlenmeye başlaması için bir on yıl bekleyerek. Kemal Paşa. Türkiye İşçi Partisi 'nin başına geçmesini idrak etmeliydik. bu işaret ve rivayetler sadece Kazım Paşa Hazretleri'nde olsa önemsemezdim ve masala ithal etmeyi pek tereddüt ile karşılardım. Peygamber olma temayülleri ise nakıs'tır. demek. daha doğru olmalıdır. Rıza'nın hal edildiği tarihlerde Kemal Paşa'ya sevgi ve bağlılık çok zayıftır. Nazım Hikmet'in akrabası. 1956 yıllarını görmek gerekiyordu. Kemal Paşa misali. Cumhur Reisi olmayı pek çok istiyordu. Yazgılarıyla. telafi eden bir talih'tir. Rastlıyoruz amma. 1966 yılında patlatılmıştı. Rıza. İkinci Dünya Savaşı sonunda Rıza Şah'ın yazgısıyla karşılaşır mıydı.Bir bakıma. düvel-i muazzama tarafından indirildiğini biliyoruz. Albay Rıza ile Kemal Paşaların yazgılarının pek çok paralellikler göstermesine hayli şaşırdığımı saklayamam. Başka yerlerde de var. Peki yaşasaydı. karşılıklıdır. Fakat. seçtikleri Londra'da yaşıyor ve Farsça bilmiyordu. İran'daki oyunların da rol oynadığını düşünebiliriz ki belki bu. Mehmet Ali Aybar'ın. Yerine yeniden bir Türkmen-Kaçar prensi getirmeyi pek istediler. İçlerinde en çok evrak depolayabilmiş olan Kazım idi ve Kazım Paşa'nın yazdıklarında. bir on yıl daha sonra. Harekat Ordusu komutanlarından Hüseyin Hüsnü Paşa torunu. Masal yazıcı olarak bana gelince. Şunu biliyoruz. Paşa'ya bağlılık ve kemalizmin doğumu. birbirlerini etkilediler. Sivas Kongresi rüesaı meyanında İsmail Fazıl Paşa ve Ali Fuad Paşa soyundan. Birbirine karışmıştır. Bu "üçüncü uzun iç savaş" olup. ama. Solculukla takviye edilmiş Kemal Paşa sevgisi ve aktivize olmuş kemalizme. "biz yarattık" diyen bir halleri var. patlamalar. Bir. İsmet Paşa'nın "demokrasi" oyununda. Üçüncü iç savaşı çıkartanlar. buna mukabil. Cumhuriyeti gözden çıkardılar. Şah İsmail Türkçe ve Selim Farisi yazıyordu. Türkler için talihsizliktir. halifeliği ve bütün bunlar olmazsa da niyabeti istediği ve konuştuğu yönünde işaretlere rastlıyoruz. Kuvvetlenmesi için. 100 . Kemal Paşa'nın sultanlığı. şah yaptılar. cumhur reisliğine razı oldu. iç savaş ile cevap verildi.

yazılı bıraktıkları. bu ifade de. İsmet Bey'i ziyarete geldiğini okuyoruz. bir bölüğünü. hem çok sadık ve hem de hiçbir giz bırakmıyor.Demirel idi. Falih Rıfkı Atay. Peki bir soru formüle edebiliriz. Ve ne kadar ilgi çekici insanlar var. ancak. Bu olunca okuyabiliyoruz. İşte masal kuruyorum. Teklif edenlerin bir tahminleri olabilir: ayrıca. Nesne ile öznenin birbirinden pek de bağımsız olmadığını artık ben de ilke sayıyorum. Şeyhülislam Hayri Efendi'nin İbrani asıllı olması yüksek ihtimaldir. Afganistan’ın ithal malı reisi Karzay ise. Kara-i "Karay". Pek çok teklif yaranma da içeriyor mu.Çöküş Dönemi'ni başlattılar. Demirel henüz milletvekili olmadığı için bir hile-i Şeriye gerekiyordu. geçerken not ediyorum. masal masalı çağırmaktadır. Kıssa telif eyliyorum. Her teklifte bir hoşnut etme ümidi var mı. Masal ya. henüz Mustafa Kemal iken. Karay diyordu. Burada belki de masal'ı bırakıp quantum fiziğinin kapılarını çalıyoruz. belki de başka bir akıl ve ayrı bir göz de diyebiliriz. "Atatürk'e. İsmet Paşa'nın hatıratı'nda da bir ayrıntı ile karşılaşıyoruz. başbakan olan Suat Hayri Ürgüplü'nün babasıydı. Eskişehir'e. başbakan yardımcısı S. Var olduğu. çok yakınında idi. "Hayri Efendi. Üçüncü İç Savaş'tan hemen önce." 101 . Atay'da da var. teklifinde bulunmuştu. memnun etmek istediklerini de düşünebiliyoruz. "gizli tarih" gerçekten gizli midir. Şeyhülislam Hayri Efendi'nin. işte bu sırada asıl başbakan. İstanbul'dan bir şehzadeyi Anadolu'ya getirelim. Her halde adı "Ata-i" olmalıdır. boynumuzun borcu'dur ve demek ki. İçinden geçiyoruz ve yazımı. son derece yakışmaktadır. Mücadele yıllarıydı. Karza-i çağrılıyor. bilmiyorum. yoksa okurken mi yazıyoruz. bu da sorudur. Masal. "atadan" anlamındadır ki bu soyadı alınmıştı. Masal'a ve Atay'a dönmeyi öneriyorum. bilmiyorum. quantum metodunu yeniden davet ediyor. için mi okuyoruz. aşikar. sadece soruyorum. Bütün sadıklar. Falih Rıfkı Atay misli düşman mıdırlar. padişahlığı ve halifeliği teklif ettikleri günleri hatırlıyorum" yollu da yazmıştır. Falih Rıfkı da "Atay" soyadını tercih ediyor. İstanbul-Ankara ikiliğini ortadan kaldıralım. gizli mürekkep ile yazdığını kabul edebiliyoruz.

hal böyle olmakla beraber. tarihten saklamamak istemeleri hayli şayan-ı takdir bir hal'dir. Kazım Paşa bir yana. saltanattan feragat ettiğini asla kabul etmemiştir. bir de İsmet Paşa Hazretleri'nin bu halifelik meselesine temas etme ihtiyacını hissetmeleri. münakaşaların İsmet Paşa'nın haricinde cereyan ettiği akla mugayyirdir. genç şehzadeye naib tayin edilecekti. çünkü hilafet-niyabet meselesinin zamanında. İsmet Paşa'nın hal-i arzı ayrı. Afganistan Emiri ile Fas Sultanı padişah namzetleri arasında zikrediliyordu. pek çok mahfilde münakaşa edildiğinden eminiz. Atay'dan ayrı. a more likely choice would appear to be a member of the tribe of Khoreish. bunu. hilafet ve saltanat teklif edildiğinden artık hiç şüphe duymuyoruz. Hasan Sabbah'a kadar giden bir ağaç'tır. her halde sual eylemek mecburiyetindeyim. 102 . Masal ya. İsmet Paşa'nın sözünü ettiği bunlardan birisi bu mu. ziyadesiyle mühimdir. diğer talipleri olduğunu da duyuyorduk. plante etmek. uzun süre en ciddi projelerden birisi oldu. Saniyen. Bu meselede iki nokta daha var. bir de malum şahıs var. proje budur. Cenup'taki Osmanlı mülkünü hıyar misli kesip kesip başlarına Kureyş Aşireti'nden bir şef getirmediler mi: demek ki masal. pulunu da buluyoruz ki. her hal ü karda rivayetlere dayanmak gerekmektedir ki. Mustafa Kemal. Kureyş Kabilesi'nden bir şeyhin dahi başımıza tezekkür edildiğini öğrenmiş oluyoruz. nam-ı diğer Vahdettin. Ağa Han'ın mücadele sırasında Ankara'ya para yardımı yapması bu bapta hayli manidar olmaktadır. Buna da ihtiyacı var. aslı "şahzade". Halifelik mülga olunca. sultanat-hilafet meselesinde hikayemizi teyid ediyor ve biz bu puldan. iddiasını sürdürdüğü muhakkak idi. bilemiyorum. resmi tarih'ten daha hakiki ve hakikatlidir. Fakat. judaizm ile contamine oldular mı. pek çoktur. Bir genç şehzade plantasyonu projesinden ve Kemal Paşa'ya. Ankara'ya bir ve genç Osmanlı şehzade. Altıncı Mehmet. membaların birinde. hayli tehevvür ettiği malumuz ki masalımızdaki bu rivayet ile mana iktizap eylemektedir. biliyorum. Çok mu şaşırtıcı. İsmailiye tarikatının şeyhi idi. Bu Ağa Han'dır.Bu.

denedi. 103 . Sivas Kongresi'nin oy birliğiyle Amerikan Mandası kararı aldığı ve bunu bildirdiği görüşündedir. fazla resmi'dir. hatıratında şunları ilave ediyordu: "Meğer kendisini. Bu sözlerin de. Bana Hayri Efendi'nin geleceğini. Bunu. Harbord'un maruf raporunda. Ankara'ya iki kez gelmişti. İsmet Paşa. modernist birisi idi. Atatürk göndermiş. her ikisinde de hoşamedi ile mukabele edildi. sonra geldi. Bir ölçüde hadis müfessirlerini andırıyorlar. Hepimizin aynı düşüncede olduğumuzu göstermek istemiş. bir haksızlık ve yanlış yol sayıyorum. resmi tarihin sukut ettiği anlamına da gelmektedir. bunları yan yana getirecek olursak. ben de. Paşa Hazretleri'nin şiddet ve isyan ile reddetmiş olduklarına itibar ediyorum. sözüne hiç güvenilmemesi gereken bir Mustafa Kemal ile karşılaşıyoruz. masalımız yanında. bir tefsir getiriyorlar. tarih yazımında hiçbir değeri yoktur. "teskin etmeye çalıştı". Sivas Kongresi'nin Amerikan Mandası talep ettiğine mutlak itimat ediliyordu. Bu. Pratik. birinde kalmadı ve belki sadece "havayı kokladı". Kemal Paşa Hazretleri'nin pek çok kelamına. Atatürk'ün gösterdiği tepkiyi göstermiş oldum. Mustafa Kemal’in Saray’a damat olma rivayetinin ehemmiyetini kaybettiğini tespit edebiliyoruz. ne de olsa. kararları uzun zaman gerektiriyor ve bu mütereddit tabiatlı olduğu manasına da gelebiliyor. Demek ki itiraz çekmeyen ve müfid değerlendirilen albaydı. bana. bürokratik usûllere bağlı.We gurantee no new Turkish violences against the Armenians will take place". resmi yazıcılar. Amerikan Mandası'na kuvvatlı bir davet olarak değerlendirilmesini yerinde telakki etmek icap ediyor.Öyleyse. resmi edebiyatın bir zaafına dikkat çekmek istiyorum. ne maksatla gönderdiğini bildirmediği halde. General Harbord. resmi tarih. ben. "bu teklifi şiddetle ve isyan duyguları ile reddettim" iddiasındadır. Bu tür iradi tefsirlerin. Paşa. bütün bu tahlillerin arkasından. "sınadı". Washington'da. Mustafa Kemal'in şu sözleri de yer almaktadır: "After all our experience we are sure that America is the only country able to help us." Ne olabilir. kişiliğini göstermek istemedi veya "aynı düşüncede olduğumuzu göstermek istiyordu" misli tefsirler birbirini takip etmektedir. lafzının dışında. Diğer noktaya gelince.

Ankara'daki komutanların. Sivas'ta Kemal Paşa Hazretleri'nin Dolayısıyla Kemal Paşa Hazretleri'nin. böyle bir tarih yazımı düşünemeyiz. ateşin taraftarları biliniyor ve biliyoruz. Amerikan Mandası'nın tartışıldığı ve karara bağlandığı meclis idi.Sivas Kongresi. Mustafa Kemal. söylenenler arasında taktikleri samimiyetten tefrik etmenin. "Bu. işgalcileri kandırmaya ihtiyacı olduğunu hükmetmek mantıka mugayyirdir. en az bir yıl sonra. Üstelik. tefsir budur. zor ve uzun cidal istediği ayan beyan ortadadır. Tabii Harbord. Bu arada. aynı cevaba geliyoruz. Kim bilebilir. Buradayız. İstanbul'dan gelen bir eski şeyhülislama. Çünkü böyle bir ihtiyaç yoktur. bir silahtan çıkmış mermiler misali aynı olduklarını göstermek ihtiyacını duyduğunu da kabul edemeyiz. bunu. çok az idiler ve ağırlıktan mahrumdular. kimseyi ve bu arada Halide Edip Hanım'ı "manda" ile itham etmesini hakşinas göremiyoruz. çaresiz. ne de olsa. Price'in ileri sürdüklerini söylemişse. kararlı muhalifleri olmadığını da söylemek durumundayız. Amma velakin. "Mustafa Kemal. Anadolu'daki nasyonalist hareketin Amerikan Mandası taraftarı olduğundan emindi ve bunu nasıl izah edebiliyoruz. General Harbord'u kandırmaya çalışıyordu. böyle bir tefsir ileri sürüyordu. Erzurum'a bir komutan gönderilecek ve Kemal Paşa'ya nasip olacak. masal anlatıyoruz. taktik gereği böyle konuşmuştur" diyebilmektedir. ya bir yanlış anlamadan meydana gelmiştir veya kasten Harbord'a böyle söylenmiştir" Mine Erol. var. 104 . 1918 yılında bir Türk Generali'nin. "ancak manda'ya mugayyir bir kelamı olmadığı kesindir. söz alarak. Aynı şekilde. Aynı sorunla karşılaşan Doğan Avcıoğlu da. işgalcileri kandırmak niyeti ile izah edemeyiz. Mustafa Kemal Paşa niçin Amerikan mandası lehinde konuşanlara. açık ve kesin bir cevap vermedi" sorusunu da vaz etmektedir. "Türkiye'de Amerikan Mandası Meselesi" mevzulu bir monografi yazmış olan Doktor Mine Erol. Ankara'da bir muvakkat hükümet başkanının. Eğer Gazeteci Price'a. Masalımızda hakşinas olmak esas'tır. İsmet Paşa'nın bu ihtiyaçtan hiç haberi olmadığını da öğreniyoruz.

Aynı şekilde Mütareke'de İstanbul'a geldiğinde Pera Palas'ta ikamet etmesini de izah hayli müşkil olmalıdır. bu ise iptida. "moda" Şişli'yi intihap etmesini de tabii telakki eyleyemiyoruz. 105 . Selahaddin Adil'in. Burada da. Bırakıyoruz. üst subaylara haber vermeksizin ve selahiyettar olmamasına rağmen. Demek ki masal anlatmak. Buna ilaveten Mustafa Kemal'in söyledikleri içinde hangisinin samimi düşüncesi ve hangisinin de bir tertip ya da sınama oyunu olduğunu da tefrik edemeyiz.Bu yolu izlersek. “önce İsmet Paşa’yı ikna edin” dediğini ileri sürecekler. şatafatı seviyor ve damat olmayı hep istiyordu. bu son derece çıkmaz bir yoldur. o tarihte Dersaadet'te Pera'dan daha pahalı ve mutena bir otel olmadığını takdir edebiliyoruz. hatıratında. Bu öncelikle masal kahramanlarını. yaşadıkları zamanda ve masal aktörlerinin gözleriyle görmeyi mecburi kılıyor. Kemal Bey'de protokol ve şatafat merakı son derece aşikar idi. amma. Mustafa Kemal'in kendisini resmettiği üzre seyredenleyiz. mütevazı Akaretler yerine. bu da bir mertebe olmakla. henüz kabul edilen bir lider olmaktan çok uzaktı. Sofya'ya ateşemiliter derecesinde tayin edildiğinde en lüks otelde kalması ve Cemal Paşa'dan hayranlık dolu mektup ile para istemesi calib-i dikkattir. Amma ve lakin Mustafa Kemal'in kendisini asla böyle görmediği mutlaktır. Kemal Paşa Hazretleri’nin Şeyhülislam Hayri Efendi’ye. taliplerinin çok olduğunu da tespit edebiliyoruz. maksimalist-minimalist savaşının sonundan evvel. Mustafa Kemal. Mücadelenin başında Mustafa Kemal'i. daha sonra paşa ve pek çok parlak zabit misli Cumhuriyet ile erken tekaüde sevk edilenler arasındaydı ve tabi-i Çanakkale Savunması'nın hakiki kahramanlarından birisidir. En fazla primus inter pares [KŞ: eşitler arasında birinci ya da önde gelen] sayabiliriz. Masalımızda bunun da gerisinde kalabiliriz. protokol ziyaretleri yaptığını ve azarladığını kaydediyordu. bu da bir hipotez olmalıdır. Demek ki. Mustafa Kemal Bey'in. hadis tefsircileri misali. tefsirlerin sonunu bulamayız. Her halde finansmanında karşılaşılan zorluklar nedeniyle bir eve geçmek zarureti hasıl olduğunda. 1927 tarihli Nutuk'da. tarih yazmaktan daha ciddi bir mesai olmak icap etmektedir. Öyle istidlal eyliyoruz. Erzurum ve Sivas'ta reis olma arzusunu izhar eden de bizzat Paşa'dır. bir Mustafa Kemal kültü olmadığı manasındadır. bu kelamı bu yolda tefsir edecekler de çıkabilir.

Buna nazaran. Şunu teşhis edebiliyoruz. şüphe kelam eylemiştir. resmi tarih yazılırken. "Musul Kemal Paşa Hazretleri. Mustafa Musul'un Misak-i Milli içinde olduğunda ise hiç kuşku yoktu. Yalnız aralarında birisi görüyorlardı. gölgelenmişti ve bugünkü cumhuriyet sınırları dışında kalan her yerin Misak-ı Milli haricinde olduğu konusunda mutlak bir kanaat yaratılmaya çalışılmıştı ki muvaffakiyet de mutlaktır. inkar edilmemekle birlikte. Meclis'in açık veya gizli celselerinde bunu teyid etmekten geri kalmıyordu. 1919 Haziranı'nda hazırlandı ve Paris'te kıraat edildi. İstediği zaman çok tatlı dilli olabiliyordu. Ali Fuad ve Refet idiler. bu nettir. "Musul" üzerinde hayli müfid bir monografi telif etmiş olan Profesör Mim Kemal Öke. Yeni bir devirdeyiz. Paşa Hazretleri'nin fikriyatında bir kesintisizlik tespiti kolay değildir ve süreklilik kesilmektedir. Amasya Yaranı paşalardan. 1923 Ocak Ayı başında. sessiz sessiz İngiliz emperyalizmine hediye edilmesine itiraz etmemiş ve hatta. İttifak tesisinde üstad olduğuna da hükmedebiliyoruz. riyaseti istirdatın [KŞ: liderliğin geri alınması] her zaman mümkün olacağını hesaplamış olması muhtemeldir. Kazım. hemen akabinde. yıllar sonra. bir yandan. buralarını anavatandan koparıp şuna buna hediye etmek hakkı kimseye ait olamaz" buyurduklarını da haber veriyor. Kaldı ki inkarı mümkün değildir. Lozan Müzakereleri sırasında Başvekil Rauf Bey. Musul'un İngilizlerin eline geçmesini "hediye" sayıyordu. Vilayeti. Türkiye devletinin hukuku millisi dahilindedir. Misak-i Milli dahilinde olduğu hususunda da.Diğer paşaların buna ehemmiyet vermediklerini anlıyoruz. 30 Ocak 1923 tarihinde. Musul ve Halep. diğer yandan. Ancak. Evvela Damad Ferid sadaretinde. hayli mufassal olarak çizildiği üzere herhangi bir haritaya da gerek yoktu. Müfid tezekkür edenlerin çokluğundan şüphemiz yoktur. Rauf. işte meselelerden birisi de budur. İzhar ettiği görüşlerde bir istikrar aramak durumunda değiliz. bu açıktır. Misak-ı Milli dahilindedir. 106 . Bu hesap yanlış çıkmıştır. Kemal Paşa Hazretleri dışındaki paşalarımızın. "harita da yok" misli.

hediye. bayrağını. "kendi kendimizi aldatamayız efendiler" diyordu. Kaybolması iktiza [KŞ: gerekli] edenler meyanındadır. fakat maksimalisttir. Meclisteki Kürt şefleri nerede ise yalvar yakar konuştular. hiçbir yüceltme veya tapınmaya rastlamıyoruz. bu soru aklına gelince. Erzurum Mebusu. Bu ne demektir. söyleneni tekraren okumuş oluyorum. Lozan Müzekeratı'nın inkitaa uğradığı zamanda. Meclis'tedir ve hitabetini sürdürmektedir: "Başkumandan Paşa'ya söylüyorum ki. Hüseyin Avni'nin. Yıl 1923. Musul'un milli hudutlar içinde telakkii mutlaktır ve amma hediye ameliyesi başlamıştır. Bunun için Musul'un mukadderatını talik etmek bir yol görünmektedir. ateşin hitabeti. Kıbrıs'ı aldınız mı efendiler? Musul'u bugün sana vermeyen ne için yarın versin?" Demek ki. fakat. Mukaddes tanıdığın işi ben de tanıyorum. büyük kırımdan önceki hitap şekli son derece şayan-ı dikkattir. Paşa'nın milletvekili seçilmesini önlemek isteyenlerin karşısında yer almıştı. Bu hitabetten ise." Ordunun başına geç. silindi. diyen bir hali var. Hulasaten. Mustafa Kemal. Fakat başkumandanlık vazifesini ifa et ve hudutlara bayrağını rekzet. Asılmadı. Hüseyin Avni'nin bir maksimalist olduğunu anlıyoruz. "hediye. Lozan'da Musul Meselesi'ni tehire razı olmanın. Musul'u terk manasına geldiğini gördüler. Hepsi hepsi.Bu masalda tekraren izah etmek zorundayız. Hüseyin Avni'nin Mustafa Kemal'i 107 . Musul'un mukadderatını. maslup olmamıştır. Dolayısıyla. Kemal Paşa Hazretleri'ne dönmüştü. başka işin yoktur. Hüseyin Avni ve Çolak Selahaddin'i ve hatta Erzurum mebusu Necati'yi hapse sokuyordu" notunu düşmektedir. Buradayız ve yaşıyoruz. Paşa. Hüseyin Avni. İngilizlerden Mısır'ı aldınız mı. Nur Tarihi'nde. efendiler? Bu milletle istihzadır. ileriye bırakmanın. senin vazifen cenk yapmaktır. Devamında şunlar var: "Musul bir sene intizarda teşhis edenler vardı. Ankara'da idiler ve seslerini yükselttiler. ben de seninle çömez olarak çalışayım. Rıza Nur. Hüseyin Avni'nin. bayrağı dik. Mebusların. o zaman malumat daha sahih idi ve münasebatı olanlar bunlara vakıftılar. ordunun başına otur. bulunacak. İngilizler'e "hediye" demek olduğunu Ne yapmalı. süngünü gırtlağa daya.. "başka işin yoktur". çok açıktır. Kara Vasıf. Meclis'in aleni ve gizli celselerinde konuşan milletvekilleri Musul'un alınmasında hep musır [KŞ: ısrarcı] oldular. "her vesilede önemsediği açıktı.." diye diye hediye edilmektedir.

Hüseyin Avni Ulaş'ın kızı Fethiye . 1923 seçimlerinde meclis dışı kaldı. . İzmir suikastine adı karışmış olup idamla yargılanmıştır. mecliste Mustafa Kemal'in güçlenmesine karşı olan hareket içinde yer aldı ve 1921'in sonlarında İkinci Grup'u örgütleyen kişilerin başında yer aldı. 1919'da Erzurum ve Sivas Kongrelerine katıldı.Türk yazar ve fikir adamı Nurettin Topçu(Osman Nuri) (1909-1974)ile evlenmiştir. İstanbul'da hukuk öğrenimi gördü. 12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplanan Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin kapatılmasından sonra. 1945'de kurulan Milli Kalkınma Partisi'nin kurucuları arasındadır. Her yıl vefat yıldönümlerinde. Kendisi gibi Erzurum mebusu olan Celalettin Arif Bey'le Doğu'da yönetim oluşturma çabaları başarısız olunca 1. 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan TBMM'ye katıldı. Öner Özbek'in organize ettiği bir etkinlik ile anılmaktadır. Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Birinci TBMM milletvekili. 23 Şubat 1948'de İstanbul'da öldü.23 Şubat 1948).EK BİLGİ Hüseyin Avni Ulaş Vikipedi. özgür ansiklopedi Hüseyin Avni Ulaş (1887 . 1887'de bugün Erzurum Merkez'e bağlı olan Kümbet köyünde doğdu. Bu grubun desteğiyle 9 Kasım 1922'de TBMM ikinci başkanlığına seçildi. Beykoz Küçüksu Mezarlığındaki mezarı başında.Ancak daha sonra suçsuzluğu kanıtlanarak beraat etmiştir.

Yapan önemli değil. Hamid'i tard eden Hareket Ordusu Komutanı Mahmut Şevket Paşa'nın suikasta kurban gitmesi de çıkarılan bu kanuna mutabık idi. son iç savaş zamanında idi ve memlekette Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Orgeneral Tağmaç'ın düdüğü ötüyordu. büyük reformatör. "Mithat'ın intikamı alındı" dendiği de rivayet ediliyordu. düşünüldüğünü düşünmek elzemdir. bir tekerrür mü. İstiklal Mahkemesi Savcısı Necip Ali Küçüka. çünkü çıkarılmasa da yasalar varlar. sadarete gelince. 1906 yılından geliyorlar. içiyorlardı ve muhalefet oldular. Ankara'nın güzel akşamlarında sofralar kuruyorlardı. Sabit'in kendi bildiklerini Rauf’a da haber verdiğini. Çok yakında. doğrudan doğruya Ankara'daki suikast işinin önünü alan yegane amil olarak telakki ve kendisini tebrik ederim" buyuruyordu. marksist darbeyi idrak ediyorduk. bilmiyorum. Ve hükümet hepsini duyuyordu. masallarda soru bırakmak esas üslup'tur. Kazım Paşa'nın başına gelebilecekleri sezdiğini not etmiştim. Yahudiler. Hamid'i tard ile. yardakları ve havuzları vardı. daha fazla vuruyordu. Neden mi bilmeye ihtiyaçları yok. chp riyasetinden tard edildiklerinde. "intikam alınmıştır" seda-ı bir defa dahi fısıldanıyordu. neden boğuldu. Müdebbirane (Tedbirli şekilde – KŞ) hareket etse de divanın önüne çıkarılmaktan kurtulamadığını artık biliyoruz. Ne demek. amma. Bilmeye ihtiyaçları da yoktur. Ellerinde büyüttüler. böyle konuşanları duydukça. "gizli tarih içinde gizli tarih" mi var. sultan halledenlerden hayatta kalanın olmadığı kanun haline gelmektedir. onlardan uzaklaşıyorlardı. Ermeniler'den ve Elenler'den aldılar. Yahudiler'den almadılar. İstanbul'un musevi mahfilinde. İsmet Paşa Hazretleri de. Suikast ellerinde büyümüştür. Mithat Paşa'dan bahsediyorum. Peki sırada kim var. içkiyi fazla tutan. Cumhuriyet'e geçilse de zaman çok kısadır. Vurmaktan söz ettiklerinden şüphe etmiyoruz. 108 . üsluplarında vurma var. resmen. resmi tarih. Terakki Perver Fırkası ricali ise. bu tarafta kaldılar.Ankara'nın bağ evlerine yerleştiler. bir suikast projesine ihtiyaçları vardı. Mahmut Şevket Paşa. yasa emri olmak gerekiyordu. "Erzincan Mebusu Sabit Bey'i Ali Fuad'tan öğreniyoruz. tekerrüre hasmane vaziyet almıştır.

1901'de ferik oldu. İstanbul) Osmanlı asker ve devlet adamı. Osmanlı Devleti'nin ıslahat programı konusunda İngiltere. 1886'da binbaşı. Bir yandan da hem İttihat ve Terakki'ye karşı gelişen muhalefetle. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinde rol oynamış. öldürülen yaverlerinin kıyafetleri ve silahlar İstanbul Harbiye'deki Askeri Müze'de sergilenmektedir. . V. Bağdat . Aynı yıl yeniden Almanya'ya gitti ve uzun süre orada kaldı.ölümü 11 Haziran 1913. Bir süre Baron von der Goltz'un maiyetinde çalıştı. 1905'te birinci ferik rütbesiyle Kosova valiliğine atandı. Meşrutiyet'in ilanından sonra Selanik'te bulunan 3. sınır anlaşmazlıkları konusunda da İran'la arasında doğan sınır sorunlarını çözmeye çalıştı. /II. II. Basra mutasarrıfı Kethüdazade Süleyman Bey'in oğludur.11 Haziran 1913 tarihleri arasında dört ay on dokuz gün sadrazamlık yapmıştır. Bu görevdeyken 31 Mart Olayı'nın çıkması üzerine. 1882'de kurmay yüzbaşı olarak Mekteb-i Harbiye'yi bitirdikten sonra bir süre Girit'te görev yaptı. Suikast sırasında içinde bulunduğu otomobil. Dönüşünde (1899) mirlivalığa (tuğgeneral)yükseltildi ve Tophane-i Amire Muayene Komisyonu başkanı vekilliğine atandı. Bu dönemde Balkan Savaşı yenilgisinin sonuçlarıyla karşı karşıya kaldı. İlk ve ortaöğrenimini Bağdat'ta tamamladıktan sonra İstanbul'a gitti. özgür ansiklopedi Mahmud Şevket Paşa. 1891'de miralaylığa yükseldi. Mehmet Reşat saltanatında 23 Ocak 1913 . yapmak istediği reformları gerçekleştirmesini engelledi. gerekse asıl iktidarın İttihat ve Terakki'nin elinde olması. üniforması. 31 Mart Olayı olarak bilinen ayaklanmanın bastırılmasında ve II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra kurulan İbrahim Hakkı Paşa kabinesinde harbiye nazırı oldu ve güçlü bir konuma yükseldi. İttihat ve Terakki'nin gerçekleştirdiği hükümet darbesinden sonra (Babıali Baskını) sonra sadrazamlığa getirildi.EK BİLGİ Mahmud Şevket Paşa Vikipedi. Gerek bu iç ve dış sorunlar. daha sonra Hareket Ordusu olarak anılacak olan birlikleri İstanbul'a gönderdi. Kendisi de 22 Nisan 1909'da İstanbul'a giderek komutayı ele aldı ve sıkıyönetim ilan etti. Ordu komutanlığına atandı. Ama İttihat ve Terakki'nin baskısı sonunda görevinden istifa etmek zorunda kaldı. silah satın alma komisyonu üyesi olarak Almanya'ya gitti. 1889'da kaymakam oldu. (doğumu. hem de İttihat ve Terakki içindeki çekişmelerle uğraştı. Bu görevi sırasında Makedonya sorununun çözümü için harcadığı etkin çabalar nedeniyle ordu içinde ve halk arasında saygınlık kazandı. 1856. ertesi yıl Mekteb-i Harbiye'de öğretmenliğe başladı. 11 Haziran 1913 günü Beyazıt Meydanı'nda makam otomobili'nin içindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü ve İstanbul'un Şişli semtinde 31 Mart şehitlerinin anısına dikilmiş Abide-i Hürriyet'in bulunduğu Hürriyet-i Ebediye Tepesine gömüldü. 1884'te kolağası.

Hidiv'e resmi bir ziyaret tertip ettiğinden şikayet ediyordu. bu bir tahmin meselesidir. Komploya karşı hazırlıklı olmak ve bir ön darbe indirmek ise mümkündür. 1924 yılındadır. Moorehead. bunu. ileri yıllarda başa geçebileceğini hiç hesaplamamış ve azarlamıştır. anılarında ileri sürüyordu. Selahaddin Adil Paşa. Yalnız. Kemal Paşa'ya fısıldadığını. aldığı seyir Gazi'nin kuşku ve kuruntularını iyice artırmış. Paşa Hazretleri'nin "büyük ilgisini ve dikkatini" teyiden yer alıyor. komutanlarının. kahramanlarımızın kişilikleri hakkında duyduklarımızı da nakletmemiz isabetlidir. amirlerine haber vermeden ve üstüne vazife olmazken. bir mebus paşalar komplosu karşısında bulunduğu kanısını pekiştirmişti". demek Mustafa Kemal o izlenimi vermemiş. Selahaddin Adil'in ya da Esat Paşa'nın ikazlarını hatırlıyoruz. Terakkiperver Fırkası'nın bir sorusu üzerine başlayan "görüşmelerin sözcüğünün. Yıllar sonra kaleme aldığı hatıratından okuyoruz ve talihsizliği telakki edebiliyorum. "ihtiyaç" ile kastettiğim de işte budur. "Dışardan ve içerden gelecek herhangi bir tehlike işareti. Gabor'un sözcükleri çok daha ağırdır ve bir sonraki devre uzanmaktadır. Moorehead. Kemal Paşa Hazretleri için claustrophobia teşhisi koyuyor ki. buradaki rivayet. esasında hayli kuvvatlıdır. "hem devlet emniyeti. ilm-i onomastique'den neşet eylemiyor.Amma şöyle ki biz cunta reisi Memduh Tağmaç'ın İbrani asıllı olmaları ihtimalini hayli yüksek görüyoruz. Gallipoli monografisinde ileri sürüyor ve bir başka monografi yazarı James de. diyor ki. İsmet Paşa Hazretleri. kuşatılmış ya da kapatılmış olmaktan aşırı korku anlamındadır. Asaf Belge'nin evinde konuşulanları. "reckless manner" dolayısıyla hep ikaz ettiklerini eklemektedir. İsmet Paşa'nın tasvirinde de gizli mi. Bu nedenle bu. Kaldı ki. Yalnız masallarda esastır. büyük ilgisini ve dikkatini celbederdi". "memduh" ismi. haftada bir. masalımızın burasında. "yehud" kelimesinin lisanımızdaki mübadillerinden birisi olmakla "övgü" ya da "övülmüş" manasını vermektedir. Ankara'nın yeni politikacıları da Kemal Paşa'yı sevmiyorlardı. büyük tehlikelerden geçenlerde "emniyet mülahazası" olduğunu kaydetmekle bunun yüksek derecelerini işaret edip. Buradaki "kuruntular" 109 . Mahmut Goloğlu. ilaveten aktarıyorum. hem şahsi emniyet olarak Atatürk'te de bu mülahaza vardı" demektedir. Zsa Zsa Gabor.

1928 yılında Topçu Asteğmen rütbesi ile Harp Okulu'nu. 1956 yılında Tuğgeneral. 1962 yılında Korgeneral ve 1964 yılında Orgeneralliğe yükseldi. 23 Ağustos 1968 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. Ordu Komutanı iken. Ordu Kurmay Başkan Vekilliği. Tümen Komutan Yardımcılığı. Korgeneral rütbesi ile aynı göreve devam ederek takiben 3. . Genelkurmay Başkanı'dır. Tuğgeneral rütbesi ile Jandarma Subay Tatbikat ve Astsubay Okul Komutanlığı. 1935 yılında girdiği Harp Akademisi'ni 1938 yılında bitirerek Kurmay oldu. Memduh Tağmaç. 1956 yılına kadar çeşitli karargah ve birliklerde görev yaptı. 29 Ağustos 1972 tarihinde kendi isteği ile emekli oldu. Ordu Komutan Vekilliği yaptı. 23. 1904 Erzurum – ö. İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. 30 mart 1978'de vefat etti. Başkan Vekilliği. Milli Demokratik Devrim'in ilk aşaması olan askeri darbeyi gerçekleştirmek isteyen "genç subay"ları ordudan tasfiye etti. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 14. 1930 yılında Topçu Sınıf Okulu'nu bitirdi. (d. 3. Orgeneral rütbesinde 1.[1] Evli ve iki çocuk babasıdır. 30 Mart 1978). 16 Mart 1969 tarihinde atandığı Genelkurmay Başkanlığı sırasında. 9 Mart 1971 darbe teşebbüsüne mani olmak için 12 Mart Muhtırasını verip. 1959 yılında Tümgeneral.EK BİLGİ Memduh Tağmaç Vikipedi. 1926 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ni. Tümgeneral rütbesi ile Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı ve Genelkurmay II. özgür ansiklopedi Memduh Tağmaç. 1935 yılına kadar çeşitli Topçu Birliklerinde Batarya Takım Komutanlığı yaptı. Jandarma Tugay Komutanlığı ve 1.

biraz daha ağır. Şeyh Sait İsyanı da bu dönemdedir. kaçıncı katın penceresi olduğu hakkında malumat vermemektedir. artık İzmir 'e dönmekten başka çare bulamıyor. divanı bırakmış. kendilerini dışarıya atabildikleri için. Resmi tarih. 110 . birdenbire bir odaya toplayıvermiş ve sonra ağzını bir açmış ve bir yummuş. sanıkların hükümeti devirmek gibi nefret edilecek bir amaçla kurulmuş gizli bir komite tarafından kışkırtıldıkları. Böylece maksimalist avı yeni aşamalara giriyordu. Kazım Paşa. bahane tesis etmiş. divan'dan başkasını bulamıyordu. jaket atay'lı. Divan önüne çıkarılmayan "büyük" gazeteci kalmadığını biliyoruz. Her masalda komik unsurlar olmak zorundadır. bütün bunları dakikası dakikasına haber alıyor ve eninde sonunda azarlamak üzere. pusmuş masaların altına saklanmış. pencereden kaçıyorlar. Hurşit ve adamlarınca Cumhurbaşkanı'na duydukları kin ve düşmanlığın doğurduğu kişisel bir olay olmaktan çok. divan. Şevket Süreyya ve arkadaşları ağır cezalara mahkum edilmişlerdir. işte bu arada boşanmıştır. bu episod. Sonunda azarlandıkları odanın penceresini keşfediyorlar ve İstiklal Mahkemesi'nin üyeleri. balo salonundan çıkmış. acınacak haldeler. Bu. Kemal Paşa ise. Nazım Hikmet ve Şefik Hüsnü. dudaklarının ucundan pek çok kahramanın ölüm kararı çıkan divan. hayli sitayişkar ifade verdiği için hür kalabildi. kuruluşunu yasaklamamak bir tuzak kurmak demek oluyordu. ömür boyu Çorum'da yaşamaya mahkum oluyordu. Kürt İsyanı'nda Ankara'yı bütün kalbiyle destekleyen. "ellerinde idi. amma balo salonu tek çıkış ve çok korkuyorlar. divanı da baloya çağırmış. balo varmış. fırka kurmanın mahzurlarını anlatınca. maznun sandalyesini bir iddia makamı haline tahvil edebiliyordu. kurdurmamak mümkündü" diyordu ve böylece. Hüseyin Cahit Yalçın. ya Paşa bir daha ve orkestranın önünde azarlarsa. Çeşme'de. "zincirli hür" de diyebiliriz. bu kanı cemiyetle Terakkiperver Partili olup da suçlulukları gerçekleşenlerden başka feshedilmiş İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenlerinden bazılarının da ilgili oldukları ve sanık diye yargılanan bu kimselerin suçlu görülmekle beraber daha geniş çalışmalarda da bulundukları sezilmiş olduğundan" Gazi Hazretleri. Ben de bilmiyorum. Sonunda Paşa. resmi tarihte de var. on beşer yıla layık görüldüler. balo salonu yerine. İzmir'de. Latife'den.Öte yandan İstiklal Mahkemesi'nin ara kararlarından birinde şu var: "Suikast olayının Ziya tahkikatın tevsiine karar veriliyordu. bir düşünmeyi mahkum etme divanı oldu. ufukları daraltma süreci demek durumundayız. Şevket Süreyya idaresinde Orak-Çekiç kapatılmakla. birer hırsız misali. Takrir-i Sükun nizamı ihmal edilmemiştir. papyonlu divan azalarını. Kazım Paşa. Ahmet Emin Yalman. Resmi iddia makamı. Buna göre.

Her halde en 111 . her sabah Divan'a gitmeden önce tevkifhaneye uğrayıp İstanbul'un tanınmış gazetecileriyle sohbeti ihmal etmiyor. Divan Reisi Mazhar Müfid idi. telgrafta. tek Ahmet Emin salıverildi. kale'ye bağlı. her defasında fethi tamamlıyor. Yalman. çözülüyorlar. İstanbul'da tek gazete oldu. deniz seviyesinin altındaydı. alışkanlıkları var. çünkü. zaten Divan Reisi Müfid'e dayanmak zordur. zafer Müfid'tedir. daima Mazhar Müfid'e mukavemet ediyorlar. Ahmet Emin'in Vatan'ı. Sinop Cezaevi. Masal ya. anlamlarına sahiptir. Sabahattin Ali . daha sonra "Kansu" soyadını aldılar. dikkatle ve hayranlıkla dinlemiş olan Ahmet Emin'dir.Bu garb'tadır ve Şark İstiklal Mahkemesi'nde mevkuf maruf sermuharrirlerin de özel dertleri var. İstiklal Mahkemesi'nde uğradığımız en ağır ceza. İstiklal Mahkemesi azaları ile içki sofrası kuruyorlar. Cumhuriyet'ten önce öyle bir dönem var. "müjde! Üç sene Sinop'ta kalebentliğe mahkum oldum" yazıyordu. kalenin içinde hür'düler ve Zekeriya Sertel. "tek'tirler" demek istiyorum. sohbetin mevzuunun hiç değişmemesinden yakınıyordu. üç yıl için bayram yapıyordu. kale esiri. Bugün mü. Ahmet Emin Yalman. Mazhar Müfid peşlerini bırakmıyor. Sabiha ise İstiklal Mahkemesi'nde maznun Zekeriya Sertel'den aldığı telgrafa pek şaşırmış görünüyordu. Mazhar Müfid. reddedilmeyi cilve sayıyor. bu bitmez tükenmez aşk hikayelerini dinlemek ve inanır görünmekti" diye yazıyordu. "kalebent". bütün gazeteler bir ve aynıdır. bu hiç şüphe yok. Mevkuflar [KŞ: tutuklu] ama her akşam Ahmet Hey'in konağında. bir şövalye'dir ve sürekli taarruz ediyor. hep rutubetli. her gün bir dilber ile macera yaşıyor. "doğrusunu isterseniz. dert sayılmıyor. bu sayede. şarkılarla meşhur olan şiiri ile unutulmaz yapmıştı. bugüne benziyor. beş ay. çoğu gayri müslim ve hepsi nefisler.

Görülüyor. Reistir. Hilmi Uran'ın sevincine ne denebilir. "Sürgüne giden diğer gazeteciler de dönmüştü. idama hükmetmek ve maaşı çıkarmak hürriyetleri var. Bir on yılda. çok çok yüksektir. macera hikayeleri anlatıyor. peki. Uran'a yaptığı tekliften çıkarıyoruz. maznun sandalyasından çıkarmakla. Mahmut Şevket Paşa suikastı davasından idama mahkum olanlardır. masluplar. yıldırmayı anlayabiliyorum. "İşte Türkler'in Adaleti" lejandı ile. İttihatçılar'ın kurduğu "millici" şirketlerden birisidir. diyebiliyorum. her halde pek yüksek bir maaş alıyordu ve bunu. insanlar sallanıyorlar. yine de. Uran'ı. fakat memleketin kalkınması. yabancı dilde çıkan kitaplara bakıyorum. Nazım Hikmet. Gazeteler havadis vermiyor. daha bilimsel olurdu. Cumhuriyeti mi kuruyorlar. "herkes yılmıştı" diyordu ve ben. masalın dışına çıkıyorum. her halde en kalıcı olan eylemli hayatı idi. her soru. devrimin gelişmesiyle ilgili konulara kimse dokunmuyordu. çoğu. asıl bu patlamada. dar ağaçlarının fotoğraflarını basıyorlar. Fakat İstiklal Mahkemeleri ve Takrir-i Sükun Kanunu'ndan sonra herkes yılmıştı. Sabiha. Maaş ise. her halde yirmi sekiz veya otuza Üç yıl Sinop'ta kalebent olan Zekeriya bayram yapıyor ve peki. kaldığımız yerde. Mustafa Kemal Paşa suikasti nedeniyle asılanlardan çok azlar. 1915-1925. Reis Ali aynı zamanda İthalat ve İhracat Şirketi'nin de idare meclisi reisliğini yapıyordu. reis "Kel Ali" şöhretli Ali Çetinkaya idi. neden bu kadar adam astılar? Daha az asarak aynı miktar yıldıramazlar mıydı. Tadat etmedim [KŞ: tek tek saymadım]. Hilmi Uran'ı." Sabiha'nın bu notları düştüğü zamanlar. İttihatçılar'a varis olduklarını görüyoruz. diyoruz. önce üç yüz lira maaş kesmişti ve kabul edince bunu da üç yüz elli lira yaptı. demek yoktur. Harbiye Nezareti önündeki. Masalımıza kaldığı yerden devam ederken. hepsi. o zaman için. bu çıkış. Olsaydı. Nazım Hikmet olmuştur. 112 . şimdi İstanbul Üniversitesi ve Bayezid Meydanı. bir cevaptır. ne güzel not ediyor. amma. Kel Ali. bu İttihatçı şirkete umum müdür yapıyordu. Sabiha. masalımızda yerini buluyor: yaklaşıyordu. işte "Resimli Ay" patlaması bu tarihtedir. Nazım'a ve Sabiha'ya "homage". daha sonra Halk Fırkası katib-i umumisi ve vekil oldu. her halde Adana'da vali idi ve maznun sıfatıyla Divan'ın huzurunda getirildi. Hilmi Uran'ın hatıratından öğreniyoruz. ellerinde asılan adam sayısı ile yılma endeksi arasında bir eğri olması gerektiğini düşünüyorum.İyi ki bunları bırakmışlar. Yan yana yan yana.

her halde talik edilebilirdi. birkaç yıl ceza ile yetinmediler ve bu kadar büyüttüler. ancak zaman zaman resmi müverrihlerin (tarihçilerin –KŞ) iddialarının aksine. neden. 113 . Bulabildiklerimiz. Musul'un hediye edilmesine tam bu aşırı belirlenme anında karar verdiler. Güzel. Bu durumda. İsyan'ın başlamasında hiçbir İngiliz parmağı yakalamıyoruz. Doğru.Ama orada ölü var." Anlıyoruz. granıtsı mejdu Tuısiey i podmandatnım Irakom. bir hediye meselesi ve temelinde de. pek güzel aydınlatıyor ve şunları yazıyor: "Yosstanie Şeyha Saida v ızvestnoy mere uckorilo reşenie mo-sul'kogo voprosa. Her halde Cumhuriyet'in kuruluşundan evvele rastlıyordu. Bizim masalımızda suikast avuçta çözülebilirdi ve Kürt İsyanı. Şeyh Said İsyanı. zayıf Türkiye'de bu isyanın Musul'a yayılmasından ve iki tarafın birleşmesinden ürküyordu. Peki neden Takrir-i Sükun nizamı ve Kürt İsyanı ile birleştirdiler ve peki neden. önleyememek. Masal mı. En çok konuşan Ziya Hurşid'in de. ortada bir suikast yok ve teşebbüs hali vardı. pek minimalist bir muamele teşhis edebiliyoruz. muhtemel bir isyanın ertelenmesi mümkündü. Londra. bombalar patlamıştı ve Hareket Ordusu Komutanı ve Başbakan Mahmut Şevket öldürülmüştü. Genç bir cumhuriyetin bu denli hesapsız ve acımasız olmasını ihtimal veremiyorum. yapılmamıştır. bizi. demek istemiyorum ve halbuki denebilirdi. ertelememek ve hatta tahrik etmek şıklarında bir mesuliyet varsa. hepsi sorudurlar ve hepsi cevap'tır. Musul Meselesi'nin karara bağlanmasını hızlandırdı ve böylece. kendisine bir-iki yıl ceza verileceği vaadi ile konuşmaya ikna edilmiş olduğunu düşünebiliyoruz. her halde cevap buradadır. Türkiye'nin omuzlarına binmektedir. Önlenebilirdi. İzmir'de bir balon bile patlamamıştı ve belki de sadece bir balon patladı. Kürt İsyanı'nın neden çıktığı konusunda. Türkiye ile Manda altında Irak arasında sınır çiziliyordu. Londra'nın böyle bir isyandan çok kaygılandığıdır. Ermeni asıllı Sovyet tarihçi Gasranyan. Burada. Mutlak zordalar ve zor ile hareket ettiler.

o zaman emperyalizm deyince İngiltere'yi anlıyoruz. after the rebellion had been suppressed. İlaveten. Musul sorununun düğüm/püf noktasıdır] demekte ve teşhisini yumuşatmak ihtiyacı duymamaktadır. dibinde olmayabilir ama o yoldadır. milleti yoktu ve millet yaratmak problemi ile karşılaşmıştı. Peki neden dibinde olamıyor. İki ayrı tarz-ı siyaset var. 114 turetskoe pravitel'stvo vo vremya pervoy mirovoy voynı sredi vojdey turyetskih kurdov ne imelo ni odnogo deystvitel'no vemogo syuznika. Toynbee'nin bunu görebilmesi ve buradan da köke kadar inmesi imkansızdı. Milliyetçi idi. [KŞ: Kürtlerle ilintili Türk ve İngiliz politikası arasındaki bu tezat. masalın dışına çıkıp da "kıssadan hisse" faslına geçecek olursak. Buradayız. renewed with redoubled vigour. yeni mülahazaların dayanağı yapmak ve buradan yürümek elimizdedir. bir çalışmasında. bu Musul Kürtleri'ni kürdifiye etme politikasıdır ve diğeri ise Türkiye'de. po suşesrvy. Toynbee. Sovyet Kürdolog Lazarev'i ihmal edemeyiz. bir de millet olduklarını düşünenler vardı ve devletleri yoktu. o tarihte. Musul Meselesi'nin dibine inmektedir. Türkiye Kürtleri arasında bir tek hakiki müttefik yoktu. İkincisi. Kürt Meselesi ele alınırsa.. Bize kaldı ve bize düşüyor. Neredeyiz ve herhalde Enver'in problemi ile karşılaşıyoruz. bu büyük tarihçinin. Rusya'dan çalıyor. Türk yöneticilerinin. Washington'un hala. sırasında. the process of "turcification" was Türkiye'de turkifikasyonu kabul etmiş görünüyor. bu görüştedir. Birinci Dünya Savaşı . insana. isyandan hemen sonra turkifikasyon çok hızlanmıştır. Toynbee. Bu tespiti. demektedir.. Toynbee'ye güvenecek olursak. çok basit. İstifade ediyoruz. Londra'nın politika repertuarını tahsil etmekte olduğunu çıkarabiliyoruz. this contrast between Turkish and British policy in regard to the Kurds is the crux of the Mosul problem. Problemde bir kesintisizlik seziyoruz. İngiltere Musul'da kürdifikasyon politikasını uyguluyor. Toynbee. da diyebiliriz. 1926 yılında bu mesele üzerine yazdıklarını okumak.Toynbee ise harika’dır. Ankara'nın politikasını böyle çiziyordu. müthiş heyecan veriyor. Peki başka ne söyleyebiliriz. birisi Musul'da ve Londra izliyor. it was the deliberate policy of the Men of Ankara to "turkify" the Northern Kurds. bu da Türkiye Kürtleri'ni türkifiye etme siyaseti idi.

hesaplı ve hatta kurnaz olduklarını teşhir etmiş haldeyiz ve devam ediyoruz. Bunun mühim bir zaruret olduğunu kabul ve not ediyoruz. Demek ki hepsi hepsi biliniyordu. İngiliz yanlısıydı ve ayrıca bu masalı yazan ve anlatan ben Said ile birlikte isyan ettiği kanaatinde değilim. demektir. İsyan hazırlığının lideri Cibranlı Halit Beg idi. ele geçirdikleri mülke. hem kurtuluş mücadelesinde ve hem de Lozan Müzekereleri sırasında müttehid [KŞ: birlik] oldular ve müttehid seda çıkardılar. eğer Kürt şefleri arasında bir tek de olsa Türk-yanlısı olmadığını. o dönemde Türk eliti veya Kürt şeflerinin cehaletine ait nazariyelerin kendileri cehalettir.Birinci yürüyüş kolu şudur. Çiçek vermediler ve taş attılar. "Ermenistan Devleti" veya Manda projelerinin. bütün konuşmalar biliniyordu ve isyandan önce yakalandı ve idam edildi. Ermeniler'in yoğun olarak yaşadıkları yerlerde Kürtler daha kalabalık olduklarını iddia ediyorlar. bizim masalımızda İç Savaş kadrolarının ne ölçüde sezgili. 1915 yılından 1925 yılına zaman çok kısadır. hepsi misali çok konuşuyordu. bir sual olmak zorundadır. Sovyet tarihçi Lazarev biliyorsa. Pejoratif anlamda kullanırsak bir "masal" daha artık çöplüktedir. Sevres'de bir Ermenistan projesinin olmasıdır. bu Ermeni Tehdidi'ni def edinceye kadar Türkler ile müttefik ve müttehit olmak bir zaruret idi. "Şeyh Said'in İstanbul'da ayan azasından Seyit Abdülkadir ile münasebeti olduğu anlaşıldı" yollu anlatıyordu ve anlatımına göre. dernekleri vardı ve sefaretlere girip çıkıyorlardı. Çok ve açık konuşması henüz iç savaş şeraitinin olduğu anlamındadır. izahı muhtaç bir haldir. bir şans olduğu kadar. Biliniyorlar ve takip ediliyorlardı. Ermenistan'a bir manda projesini tetkik için gönderilen General Harbord Heyeti'ni. o zaman bu bir imkandı. yıllar sonra. öyleyse. Müşkülümüz dahi var. zamanında da herkes biliyordu. gördükleri her yerde taşladılar. isyancıları tam bu zamanda isyana götürmek. taharri memurları. Amma Kürt Şefleri de geri kalmıyorlardı. Birinci cevap. 1913 yılında müttefik değillerdi ve cenkte ve sulh ararken birlik oldular. Masalımız bu cihettedir. İkincisi. İsmet Paşa. servete ve kadınlara bir tehdit olduğunu görüyorlardı. Bu suale kolay cevap bulamayız ve amma yine de aramak durumundayız. İngiliz Hükümeti'ni temsilen konuşmuş ve konuşturmuşlar. Bu o kadar öyle ki. 115 . Çalışıyoruz. açıkta idiler. Bilmemek için de ah-mak olmaya gerek yoktu. Osmanlı'da yüksek yerlere çıkmıştı ve yine de asıldı.

Amma bu vilayetler. seksen yıl sonra. Kazım. "Şanlı" Urfa. Musul boş! Şunu işgal ediverse!" deyiverdi. bu savaşta büyük halk savaşlarının olduğu yerlerdir ve bunu ısrarla ön plana çıkarıyoruz. Musul'un hediye edilmek istendiği düşüncesini kuvvetlendirmektedir ve kuvvetlendiriyor. tarih düşüp. Amma yine de elimizde bir vesika var. Kazım Paşa'yı "minimalist" kategoriye derc etmekle masalımız kendi içinde ahenkli kalmaktadır. amma. Ancak Kürtler de vardılar ve bir de Yahudiler'i ilave edebiliyoruz. Fakat sebep ne olursa olsun ittihad bozulmuştur. İsmet’i ziyaret etmişti ve İsmet hastaydı. Elenler. aynı zamanda kolejli. neden hediye edildiği sorusuna. daha çok. yoğun Ermeni nüfusu vardı. bambaşka bir zemine geçti". biraz sukuttan sonra. Kazım Paşa’nın haberi budur ve bu habere göre. bu sözün. bu masalda "neden acele" derken. Binnetice. tarihte "Küçük Ermenistan" denilen coğrafyada ya da civarındadır. kızlarını Kürt şefleri ve kabadayıları ellerine geçirdiler. Masalımız bu cihettedir. Bu aceleci hareket. Neden ve hesaplı mı. Mahkemeler uzun tutulabilir ve kararların icrası talik edilebilirdi. Türkler'e. yapılmamıştır ve en büyük süratle yan yana darağaçları kurulmuştu. "bu hareket. soru budur. isyancıların yakalandıkları malumdur. servetleri ve pek güzel kızları tutabilmek için Türkler'e muhtaç olduğunu da mütalaa edebiliyoruz. ellerine geçirdikleri zengin toprakları. "Gazi" Antep. Bozmamak. tehcirde. Herhalde cevap bu masalın haricindedir. İngilizler'e karşı 'ilansız bir harp olur" diyordu ve böylece. iplerin kopmakta olduğu zamandadır ve Kazım. Ermeni arazisini. "peşmergeler ile savaş Amerika ile savaştır" şeklinde tekerrür etmesine şehadet edebiliyoruz. bilemeyiz. af ve/veya nefi esas kanun idi. bunu kast etmiyorum. Kanun acilen ihlal edilmiştir ve burada kesinti idrak ediyoruz. Peki bu hediye kararı kaç tarihlidir. daha önemli bir noktaya geliyoruz. Ama bir soru daha var. ateşli hasta İsmet Paşa Hazaretleri. sorular sorudurlar. "Kazım. Orta ve Batı bölgelerde ve sahil şehirlerinde mübadeleye zorlanan Elen zenginlerinin arazi ve servetleri kalıyordu ve burada da aslan payı mübadillere ayrılmıştı. Masalımızın burasında son nokta ise şudur. zenginliklerini ve en güzel. zaman içine yayıldığını düşünebiliyorum. Bu hayli mühim muhavere oldu. Arada bir halk oldular. Bu halk savaşlarında Ermeniler yalnız kaldılar. Kürt şeflerin. İsmet Paşa Hazretleri'ne cevabı ise çok acıklıdır.Devamla. karışmamaya itina ettiler. Peyderpey bu kadar Kürt şefini asmak için neden bu kadar acele edildi. 30 Nisan 1924 demekleydi "İsmet Paşa. 116 . "Kahraman" Maraş. hala cevap bulamıyoruz. öncesinde ve sonrasında. Osmanlı'da yakalanan Kürt isyancıları. Kazım Paşa Hazretleri'nin. neden bu kadar acele ediliyordu. dirijanlann mesuliyetindedir.

Paşa. dördünü tasfiye edebileceğini o zaman tahmin edemezdik Ayrıca bu dördü adına Kazım. Ayrı olan hu birinin. böyle bir "özel harp" tecrübesi mevcuttur. Musul'u hediye istikametinde geliştiğini iddia eyliyor ki. minimalistlere hakim olmuş durumdadır. Yapılan iş. Ve henüz Kürt İsyanı. bunu Kemal Paşa'nın bir manevrası olarak tahlil ettiğini anlıyoruz. Kazım'ın beyninden ricat etmeye başlamıştı ve Kazım. "Kürtlük İslahı için ilk tedbirler dahi" alınmamıştı. "Mustafa Kemal Paşa'ya da söyledim" demekle. amma "Musul uğruna kazandığımız istiklalimiz de tehlikeye düşer" düsturu. artık Musul'da bir başarı ihtimali göremiyor. "siz Musul'u. İngilizler ayrı. Musul'daki bir muvaffakiyetsizliğin "Kürtlük mıntıkasında akisleri pek zararlı" olurdu. bize de nakletmektedir. Atılan adımların. "bugün İstiklal Harbi zamanından daha zayıf halde olduğumuzu" iddia ediyordu. Resmi tarih. karartmayı resmiyetin tabiatında mündemiç teşhis ediyoruz. taharri [KŞ: araştırma] raporlarında var ve planlara düşmüş vaziyettedir. beşten dördü bir yerde ve biri ayrı yerdedir. ufukta görünmüyor. Çünkü Kazım'a göre. Öz Demir'i gerilla olarak göndermekten ibaret kalmıştı. karartma cihetindedir. Terakkiperver Fırkası ile Amasya Yaranı'nın arasının açıldığını söylemek isabetlidir. 117 . masalımızla ahenk kurmaktadır. bu masalda samimiyet meselesi çok arka perdededir. Kemal Paşa Hazretleri'nin Musul için Fevzi Paşa Hazretlerini de tahrik ettikleri anlaşılmaktadır. dediğini. İsmet Bey'e. hilafeti lağvde acele etmeyerek her hangi bir şekilde almaya belki muvaffak olurdunuz". demek tehlike görüyor. Demek ki mücadelenin seyri. yollu mütalaa ser ediyordu. formülasyon Kazım'a aittir. bu mülahazalarında samimi mi idi.

Amma bu masaldır. 1966 ve hatta 1967 Doğu Mitingleri öncesinde "başarı" diyebilirdik. Fakat bu meyanda hakikatlere tesadüf ediyoruz.Masal ya. Fransa'ya veriliyordu. Teşbih. ciddiyet sormak'tır. o tarihte hem İtalya ve hem Fransa. Türkiye Komünist Fırkası genel sekreteri Şefik Hüsnü. Bana haksızlık eylediler. Türkiye'nin yalnız kalmayacağından emindi. yoksa Kürt İsyanı mı. asıl büyük hırsız. 118 . hırsızın müthiş olanı. hayal vitaminleri idi.. Fransa'nın payını. Ama varsa bir dünya efkarı umumiyesi. İtalya ve Fransa ile birlikte sefere çıktılar ve evvelinde paylarını yazdılar. gördükleri bütün baskı ve yasaklara rağmen her iki meselede de. bunu. Türkiye'nin aleyhine çevirmek için ellerinden geleni eksik bırakmadılar. Musul'un. Pek de itikat eylememek pek münasiptir. burada da bir açıklık buluyoruz. istiyordu. Sarıkamış mı. Türkiye. Çözüm olmadığı ortaya çıkmış haldedir ve o halde "macera versus temkin" ikilemi tekrar önümüzdedir. tevkifattan kurtulabilmiş ve Moskova'ya ulaşmıştı. Musul'un İngiltere'ye verilmemesini istiyor ve savaşa açık olarak işaret ediyordu. Kürt İsyanı ve Musul Meselesi. hangisi macera. beynelmilel alemde yalnız değildi. Çok güzel. diyordu. Toynbee'nin güzel bir teşbihi daha var. Ege'de olacaktı ve Musul. Demek ki hediye konspiratörleri. İzmir Suikastı mı. Osmanlı mülkünü talan etmek üzere.. aydınlar ve solcular hep hayalci olmak zorundadırlar. İngiltere'nin veya mandater İngiltere'nin eline geçmesine karşı idi. cürüm arkadaşlarından çalandır. Üçüncü İç Savaş'ın başına kadar. destekliyordu ve şunları yazıyordu: ". Komintern yayınlarından okuduğumuza göre. Hangisi. hükümeti desteklemekten geri kalmadılar. Ve habire masal naklediyorum. Şefik Hüsnü bu savaşta. Londra içindi. İtalya. kendilerine aldılar ve İtalya'nın payını Elenistan'a vermeyi denediler.çıkacak herhangi bir çatışmanın Türkiye ve İngiltere ile sınırlı kalmaması olasılığı büyüktür. Copernicus misli itikat edilmemesini tavsiye eyliyorum. acilci idiler. demiyordu. Nazım Hikmet ile. hikaye ettiğimi hatırlıyorum.

yeni bir Türkiye-Sovyetler Birliği Dostluk Paktı imzalanmıştı. Tekrarlayabilir miyim. "Büyük Hariciye Nazırı" resmediliyorlar. Paris'te. Böyle bir durumda. Çünkü. Daha sonra. Solumuz. Türkiye ise bir gün sonra bu karara cevap veriyordu. Musul'dan dolayı. İçeriyi dışarıya fısıldama huyları var. İngiliz diplomatik belgelerini okuyanlar. Büyük Britanya ile bir savaş çıkacak olursa. endişe etmemelerini." Güzel. bu yeni Pakt'tan hayli ürkmüştü ki normaldir. zamanın Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü'nün. Bilmiyoruz. bu nedene binaen. Sovyetler Birliği’nin tasvibinden geçtiğini tahmin edebiliyoruz. 16 Aralık 1925 tarihinde. Ve resmi tarihte bunlar ve şüphemiz yoktur. Usulleridir. "cevabı. İngiltere'nin Orta Doğu'ya yerleşmesini istememektedir. Bu güçlü bir cevaptır. Londra'ya fısıldadığını tespit edebildiler. Türk Dışişleri Bakanı. Sovyetler Birliği ile bir Dostluk ve Tarafsızlık Andlaşması imzalaması olmuştur" diyordu. Sovyetler. ossaat. halleri de ayni idiler. uluslar arası ihtilaflarda Türkiye'nin yanında yer alacağını yedi düvele ilan etmek istiyordu ve ediyordu. Profesör Kürkçüoğlu. Cemiyet-i Akvam. amma. Musul'u. Tahmin etmeye de gerek olmamalıdır. Londra. 1925 yılında. fakat bir süre sonra önemsemez bir hava takındığını da biliyoruz.Bu durumda genel bir savaşın çıkması kaçınılmaz olur. Sovyetler Birliği'nin ve tüm Doğu halklarının Türkiye'nin safında yer alacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. İngiltere'ye hediye verme fikrinin köklü olduğunu çıkarıyoruz. Ayrıca. "İnönü'nün Dışişleri Bakanı" Selim Sarper ile falları benzemektedir. ciddi olmadığını ve sadece propaganda gözüyle baktıklarını duyuruyor. Sovyetler'in bunu kendi savaşı sayması da ihtimal dahilindedir. çünkü. Büyük Britanya lehine karara bağladı. "Atatürk'ün Dışişleri Bakanı" tesmiye eyliyordu ve belki de siyonizmin nazırı idi. hemen bir gün sonra 17 Aralık 1925'te. 119 . mevcut emperyalistlerin çıkar çatışmasının nelere varabileceğinin üzerinde fazla durmaksızın. masalımızda falı böyle çıkmaktadır. Aşikar bir noktadayız. Şubat 1926 tarihli bu açıklamanın. Türkiye'nin. Bunun nedenini ise ancak yıllar sonra öğreniyoruz.

bunu. İşte o kadarını bilemiyoruz. daha doğrusu. Dünyanın her yerinde ve bu arada Moskova'da. Sovyetler'de sevinç vardı. İngiltere'yi ve Londra'yı sallıyordu.Son nokta ise şudur. yakın zamanlarda. "kraliyet komisyonu" adı yüksektir. Bu hal de resmi tarihte nakıs'tır. "tuc" bu parayı kabul etmedi. en gelişmiş kapitalist ülkede ihtilalin ayak seslerini duyuyorduk. madenci grevi'ni ve genel grevi. Sir Samuel mühim bir Yahudi idi. Filistin'e gelen ilk Yahudi vali sayılıyor ve yeri yüksek tutuluyordu. belki de acıdıkları için hediye ettiler. iç savaşın eşiğindeydik. bazı Sovyet liderleri. belki de ilk ve son defa. Londra'nın sallandığı zamandaydık. grev yapan sendikalara para yardımı gönderdi. ama. Usûlleri var. kimseler bilmiyorlar. İngiltere. Marx haklı çıkıyordu. Osmanlı toprağı Filistin. genel greve çevirdi. "the harbingers of revolution" saydılar ve selamladılar. Belki de maden ocakları kapanıyor. umutlar söndü. işçilere karşı mevzilendirdi. İngiliz askerleri. Bildiğimiz. işçiler cephe kurdular. grevci işçilerin karşına yerleştiler. Judaik tarihte. buna inanılıyordu. emperyalizme hediye edilmiştir. buna dayanarak. Bütün dünya ayağa kalktı. "tuc". Görüyoruz ve gösterebiliyoruz. Sonunda ayak sesleri. dünya kapitalizminin merkezinin sosyalizme düşmek üzere olduğuna inanılıyordu. Sovyet sendikaları. Çünkü. manda döneminin başında. 1926 İngiltere için bir savaş açısından en elverişsiz zamandı. 1925-1926 yıllarındadır. fakat. siyonisttir. sendikalar birliği. Büyük Britanya. sınıf mücadeleleri içinde perişan haldeydi. petrol yatakları verelim. Filistin'e Yüksek Komiser tayin edildi. 1926 Mayıs ayında oldu. Roma'dan sonra. İngilizler'e verilince. Hükümet de. Askerler. Musul'da bir çatışma ihtimalinde. Sendikalar Birliği. Musul. ses olarak kaldılar. "nihayet beklediğimiz gün geldi". genel grevi illegal ilan ediyordu. 120 . ücretler üzerinde baskıyı arttırıyorlardı ve umum işçiler bahusus madenciler ise pek militan davranıyorlardı. içerde meşguldüler. dediler. İşte hediye bu şerait altındadır. yirminci yüzyılda en büyük işçi eylemlerini işte bu yılda yaşadı. Ancak Sir Samuel'in maden sektörü raporu da fazla işe yaramadı. önce komisyon kuruyorlar. sosyalizm kurulmadı. silahlı kuvvetlerini. Önce "genel grev" ve sonra "madenciler grevi". başına Sir Herbert Samuel'i getirmişlerdi. Ünlü "Miners' Strike". Maden sahipleri rekabet güçlerini yitirmişlerdi. İngiliz Hükümeti.

Artık Yahudilerimiz. Türk rakamını arıtıyorduk. "musulin" kelimesinden geliyor. Saniyen. Mark Sykes'a gelince. vazgeçtiğini ilan etti. "kapı" anlamı da var.. el-işi tutkalla bir birine yapıştırılmış kibrit çöpleri birbirinden çözülüyordu. tarihler yazıyor. Ve hala oradayız. it will certainly contaminate the surrounding locality with the same sinister infuence as Antioch of old spread over North Syria. dar ufuk. Evvela.. itikat itibariyle anti-semitik idi. Musul'un hediye edildiği zamanda. Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrıcalıksız vatandaşları ve "Türk" olmayı kabul ediyorlardı. Yahudilerimiz. Musul'un. yayılır. İki rivayeti ekleyebiliyorum. Hesapları şaşırttığını artık görebiliyoruz. 1966 yılında bir iç savaş ilanı ile riske atılıyordu. in its present condition. İkincisi. bahusus. tek taraflı olarak. 1948 yılında İsrael Devleti'ni kurdular. anlamındadır. lüks idi. İç savaş sıcak ve sol çözücü idi. Minimalizm. Lloyd George'un Ortadoğu haritalarını çiziyordu. çevresi için bir tehdit'tir. eğer Kuzey Mezopotamya'da gelişen bir merkez olursa. cumhuriyet'in resmi tarihi. En son kitabı. Bir iç savaşın sonunda kurulan cumhuriyet. to my mind Musul stands as a menace to the future of the surrounding country. Osmanlı'dan beri elinde tuttuğu azınlık haklarından. . İşte bu tam overdetermination yılında. Sykes-Picot paylaşım antlaşmalarının müelliflerinden birisidir. Amma ve lakin arıtmanın geçici olduğunu göremediler. becomes the chief town of a flourishing Northern Mesopotamia. "Doğu Mitingleri". "ne mutlu türküm diyene" dediler ve Türk oldular. "Halifenin Son Terekesi" adını taşımakla kulağa küpe düsturlarla doludur. fakat asıl ve baskın mezhebi ise emperyalist olmasıdır. çok görüş değiştirdi ve 1917 yılından itibaren. 121 .Pek bir ilgisi var mı. Cenub'umuzu aşağılamayı en büyük hedef sayan bir ideolojik cidal'dir.and if Musul. Selevkoslar zamanında Antakya da yayılmıştı." diyebiliyordu. Musul'un yayılma kabiliyeti var. bir zamanlar "muslin" çoraplar aranıyordu. 1967 yılındadır. 16 Şubat 1926 tarihinde. Türkiye Yahudi Cemaatı. Bizimki ise.

ilk kez seyrettiğimde. Sartre'ın ve bahusus (özellikle -KŞ) Camus'nün. hep edim'den yanadırlar. yoksa ne. Eisenstein. İvan'ı. "acımasız" olarak anlayabilir miyiz. masal yazmak. bir üniversite sinematek'inde. bütün bu koparmalar. "Grosnıy İvan". "terrible" deniyor. masallarda sormanın tadına doyum olmuyor. "marksist" Stalin'in. görünüşle öz'ün ayrılığı teoremini. Marx'ın tanıttığı. marksist olsun veya olmasın. sevdiklerinden ayrılışını. elindeydi. bu 1944 yapımı "İvan the Terrible" filmini yasaklaması "marksist" bir edim mi idi. "müthiş" anlamındadır. Sartre ve bahusus Camus.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM YİRMİ İKİ Rusça "grosnıy" sözcüğünü. bu filmden neden rahatsız oldu. anlamanın da başlangıcı olduğunu o sırada kavrıyordum. Yoksa İvan. kaçınılmazlıkları anlatmaktır. ekzistansiyalizm'i vaaz etmeye başladıkları yıllardaydık. Eisenstein'ın unutulmaz filminin adı. ya Amerika'da ya İngiltere'de. Demek. daha doğrusu kopuşunu. Stalin. ya altmışlı yılların başında ya sonunda. hissetmeye ve anlamaya başlamıştım. idi. film yapıyordu. İngilizce. 122 . ayrılıklara mahkum muydu. görünüşte. Marx'ın metodu. hep hatırlıyoruz. tutsak olmamak için eylem yapmıştır. Elinde miydi. eninde-sonunda kaçınılmazlıkları çıkarmak olduğuna göre. ya Yale'de ya Birmingham'da. insanın. Amma öyle olsa da. hissetmenin. Eninde-sonunda. Belki de Stalin. kaçınılmazlıkların elinde bir tür tutsak olarak görüyordu.

bunlara bazen "gazeteci" de deniyor. Stalin'i kırmaktan çekindiğimiz ve diğer yandan da. biz ne kadar fakiriz. Artık Zübeyde Ana yok idi ve Fikriye. diri diri mezara indirmiştik. Vesikalık bir resmi var. Türkçe düşmanlarının telaffuzuyla. kati fiilini düşünemeyiz. Kıraatta gizliye inmiştik. oldu ve bir gün yok oldu. bu nedenle. meraklı solucanların çıkardıklarının fark edildiğini dahi söyleyemiyoruz. Ama ne kadar acıdır. çünkü eğer Mustafa Kemal güçlü ise. sevdiklerinden kim kaldı ki ve eğer sevdiklerimiz kalmazsa sevgimiz kalır mı ve pek çok sorumuz var. Ya da resmi tarihi reddediyoruz. Stalin okudu mu. güzel olduğu için değil. üç öğün saman yiyen ineklerin anti-saman isyanını hiç bilmiyoruz. hep beraber Selanik'ten gelmişlerdi ve bu ikinci şıkkı reddediyoruz. Modernist ve feminist Latife'yi de tam zamanında. varolmaktan vazgeçemediğimiz için gizli gizli kıraat ediyorduk. edimli ya da eylemli olmaktır. meraklı solucanlar. intihar mı etti yoksa katledilmiş olmasın. bu ise insan demek'tir. elli'li yıllar ortasında üniversite gençliğini anlatıyorum. İnişin basındaydık. Sartre ve bahusus Camus'yü işle böyle okuyorduk. Kemal Paşa Hazretleri'nin sevgilisi idi. alışmaktır. "först först leydi". burunlarını pislikten. merak-endeksine göre "geri bıraktırılmış" bir ülkede. uzun yüzlü ve güzelce olduğunu söyleyebiliyoruz.Varolmak. Şimdi. 123 . İnsan oğlunun en büyük yaşatanı ve en büyük zehiri. Peki. resimleri dahi yok olmuştur. Domuzlar. Ve nakarat'a müptela olmuşlar ve biz şimdilerde. Fikriye mi. Sanki yirmi altı sonrasına dönmüştük. Latife'nin mezarından hatıra kemikler çıkarmayı deniyorlar ve hep aynı kırıntılar ile iktifa ediyorlar. Stalin ekolü Sartre'a da hasmane tutum aldı ve biz zorda kaldık. bilmiyorum ve burada masalın dışına çıkarak. bin dokuz yüz yirmi altıya geldiğimizde. Çankaya'da. bugünkü Türkçe ile first "first lady". alıştıkları için koparamıyorlar. Bu kadar merak-fukarası bir cumhuriyetin yaşayabileceğine inanmakla büyük hata ettik. yanında.

ilk karşılaşmamızda. asıldı. insanın. amma yirmi altı kırımında. Masallar. az ve en yakın arkadaşlarının birisi İsmail Canbulat idi. insan'dan çıkarmaktır. gören olmamıştır. Ben mi. Amasya Yaranı. biz geldiğimizde Kara Kemal ile fısıldaşırken bulurduk. muvvakkat bir hükümet tesisi için. sevgiyi kurutmaktır. bizim de düşmanlarımızdır. bana aşık olduklarını sandım ve sonra. Tanrı katından aşağılara hiç sevgi düştü mü. ne haldeler. işleri olduğunu anladım. kaçınılmazlıkların yanında yer yer tekrara da dayanıyorlar. elleri birbirinin omzunda geziyorlardı. Ankara'da Başvekil Rauf.Ve meraksızlık. isyansızlık'tır. Bulanı görmedik. varolabilmek için. Şişli'de bir apartmanda en çok buluştuğu Rauf. Hamidiye Kahramanı Rauf. Rauf. yoktur. insansızlık'tır. Mustafa Kemal'in. insan oğluna indirilmiş en büyük ceza olduğuna inanıyorum. Londra'da. Amasya'ya gelerek. Saray'a istida dahi yazmıştı. 124 . hepsi. Türkçe'nin düşmanları. İnsana en büyük ceza. Londra'ya kaçabilmişti. Kara Kemal tam Sarı Kemal'in adamları tarafından yakalanacağı zaman intihar etti. evvela Kel Ali Divanı'na çıktı ve sonra maslup oldu. Arif Albay ile. yazık oldu. Washington'da. Anatolia'da. Yıl: Bin dokuz yüz yirmi altı. Peki. sevme'yi profesyonelleştiriyor mu. Ama bu masal'dadır. Çünkü önce. öylesine baygın ve bana-akışkandılar ki. İş için sevgili gibi davranmak. Şişli'de bir apartmanı hatırlıyordu. Amasya Tamimi'ni hazırlayanlardan sabık Bahriye Nazırı Rauf. sevdiklerinden hiç kimse kalmadı. öyle ise. Resmi hesaba göre kırk beş yaşındaydı. Toptan yeni sevgiler. diyordu. Lozan Müzakereleri sırasında. birlikte Osmanlı nazırı olmaları için. Paris'te en çok satıcı kızlardan nefret ettim. kendi kurşunuyla ölmeyi başkasının ipiyle sallanmaya tercih ediyordu. İsyan'sızlık ise. Badehu mütebessim suretini hiç seyredemedik. topyekün. bir erkan-ı harp ve yaman bir isyancıydı ve İstanbul'a vali bile tayin edildi ve Mustafa Kemal. yenileri sevmesi çok zor yıldır. bunun.

daha çok gururunu kurtarmak üzere konuştu. uzun sürmeyeceğini. Amasya Yaranı meyanında diğer ikisine gelince. fukarayız. Belki de İttihat Terakki mazisine binaen Şişli Terakki'ye gönderiyordu. kızı misli. uzun göz altı yıllarında. İsmet Paşa'nın cumhur reisliğinde meclis reisliğine razı oldu. böyle devam ediyor. Divan'ın önünde maznun oldular ve akabinde sehpadan kurtuldular. çünkü yaşayarak biliyorum. Bu kadar bilim-tutkusundan mahrum bir vatandaşlar-cemaati'nde. insanın içini kavuran pek az vak'a olmalıdır. bilemiyorum. ihtilal yolunu ve riyaset heveslerini terk etti. eskiler arasında. Çünkü. her yerde Kazım tarafından desteklendiğini hep naklediyoruz. İzmir İstiklal Mahkemesi'nde. Ama Kazım. Mustafa Kemal Paşa yaşadığı sürece göz altında yaşamak zorunda kaldı. idamdan daha alçak bir yaşam olduğunu hep anlatıyorum. Hatıratı ve vesaiki. hep ve hiç gülmezler. İnsanın yol arkadaşından kopması kadar. cumhuriyetin. Dar ağacı'ndan döndü. bu kavrulma da malumumuzdur. hala Kazım Paşa hakkında bir tek bilimsel-monografiye sahip değiliz ve bu bapta da. eski refiki. Bu masalda. yollu iki "k" teoremi var. Kemal'i. Hikayesine. sehpadan korkmayan bir hali hiç terk etmedi. Belki Kazım. en ziyade Kazım Paşa'da buluyoruz. 125 . Masal'ı henüz anlatılmadı. bu ihtirası. sürgünde yaşamak mı. tacı ferda'da giymeye çalışıyordu. Menfi. Hep sevdiklerinden kopmuş olanlar. riyaseti istediği zaman alabileceğini hesaplayarak öne sürmüştü. Kazım olmazsa Kemal olmazdı.Rauf’u İngiliz yanlısı olarak biliyoruz ve bildiğimiz yere nefi oldu. saklıyordu ve belki bu nedenle kızına "Emel" ya da "Hayat" ve "Timsal" ismini layık buluyordu. Peki? Hal-i pür melalini Ali Fuad Paşa Hazretlerinden öğreniyoruz. Mustafa Kemal Paşa'nın riyaseti alabilmesi için. comrade in arms. "bir gece Ankara Palas otelinde verilen kostümlü bir balo münasebetiyle otele gelen Atatürk" yollu başlıyordu. Merak tahrik eden bir insanımız oldu. Üzerime yağan cezalar meyanındadır. Ve Kazım Paşa. 1925-1926 peryodunda. Amma "big brother is watching you" endişesine hiç kapılmadığına şahadetimiz var. amma. "beni evimden acele otele çağırtmıştı". Hal'i kaçırmıştı. gururluydu. Fikriye'nin resmi mikyasında. refik-i sadık'ı Rauf'tan da kopuyordu ve bir dahi birbirini görmediler. Demek ki. akıl edemeyerek pek büyük hata ettik. gelecek tarihe adını yazmak.

yorumlanacak ve en önemlisi Türk Tarihi'nin önemli bir devresini yani Milli Mücadele ve onun ayrılmaz bir parçası olan Türk İnkılapları ve İnkılapçılarının hayatı gözler önüne serilecektir.. Milletvekili olarak tekrar Meclise girdikten sonra Bayındırlık Bakanlığı (1939-1943) ve bir ara TBMM Başkanlığı da (1947-1950) yaptı. Yanya Kalesinde. çok hareketli geçti. Umum Kuvayı Milliye komutanı olarak görevlendirildi. Babası İsmail Fazıl Paşa'nın gönülsüzlüğüne rağmen. -HAKKINDA YAZILANLAR Ali Fuad Cebesoy (1882-10 Ocak 1968) Ayfer Özçelik Akçağ Yayınları / Biyografi İnceleme Dizisi . İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde aynı safta bulunduk. Harp Okulu'nda ve Harp Akademesi'nde sınıf arkadaşımdı. Pista ve Pisani muharebelerinde. Bu kitap. girdiği Harp Okulu'nda Mustafa Kemal ile aynı sınıfa düşmesi bir bakıma gelecekteki kaderini çizmiş oldu. ilmi ölçüler içinde yapılacak başka biyografik eserlerle daha iyi anlaşılacak. her tarafta Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetlerinin kurulacağını ilgililere hatırlattı. okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. yargılandı ve beraat etti. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık. Cebesoy'un ikinci dönem siyasi hayatı İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı yıllarında başladı. Türk Milli Mücadele Tarihi'ne yeni bilgiler ilave edeceğine inandığımız bu çalışmamız.. Doğru olmadığı sonradan belgelerle ortaya konan bu suçlama üzerine. İstanbul Hükümeti'nin İçişleri Bakanı. 1925'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. Mustafa Kemal'in talimatını yerine getirmekle yükümlü olduğu bu zor görevi başarıyla yürüttü ve 10 Mayıs 1921'de Ankara'ya dönerek Mecliste siyasi çalışmalarına başladı. Mustafa Kemal'in görevsizliğini bir genelgeyle açıklayınca Ali Fuat Paşa'da kendi bölgesindeki valilere ve mutasarrıflara kendisinden gelecek emirlere göre hareket edilmesini bildirdi (1919). 1968 yılında öldü. Kendisini çekemeyenlerce Çerkez Ethem taraftarlığıyla suçlandı. Cebesoy'un Beyrut'ta başlayan kıta hizmetleri. Önce Suriye'de Beşinci. Ayrıca. Ankara'ya çağrılarak Moskova Büyükelçiliğine atandı. 1908'deki Roma Askeri Ateşeliği dışında. Sivas Kongresi sonrasında Cebesoy.EK BİLGİ Ali Fuad Cebesoy 1882 yılında İstanbul'da doğdu. Balkan Savaşı sırasında Karadağ'da. sonra da Makedonya'da Üçüncü Ordu'larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. Bu çabaları takdirle karşılandığı için. büyük başarılar gösterdi. ESERLERİ Sınıf Arkadaşım Atatürk Okul ve Genç Subaylık Anıları İnkilap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar Mustafa Kemal'i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım.Trablus'ta savaş başlar başlamaz (1911) oraya ilk gidenler arasındaydı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu'suna katıldık. Ertesi yıl (1926) İzmir Suikasti dolayısıyla Ali Fuat Paşa da tutuklandı. Dünya Savaşının başında tümen komutanı olarak katıldığı Kanal Hareketinde. -Ayfer Özçelik- . Mücadelelerimiz ortaktı. 1. ayaklanmaların bastırılmasından sonra. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti başkanlığını yaptı.

Müşir Mehmet Ali Paşazade İsmail Fazıl Paşa mahdumudur. 126 . sınıf birincisi Ali Fuat olmakla Mustafa Kemal hep gerilerdedir. Bu. artık Ali Fuad. Duvarlara asıyoruz. "Refet Paşa ile görüşmek için. Ali Fuad Paşa'nın artık utanmadığında bir şüphe yok. Nazım Hikmet'e gelince.Neden mi. Nazım'ın kaderi ile alakadar olsa da hep iktidarsız kalmıştır. 1950 Mayıs ayında. İyi bir insandı. tavassutumu lüzum görmüş". kimseye bırakmamaya kararlı çıktı. orduyu isyana tahrikten zindanda olduğu demlerde Ali Fuat. O demlerde belki de pijamasını giymişti. çıkarma riyaset :(eskimiş) Başkanlık melhuz : Mülâhaza edilen. İsmet Paşa riyasetinde Nafia Nazırı koltuğuna oturuyordu. Bu demleri geçmek gerektiğine inanıyor olmalı. mektuplarında. Müşir Mehmet Ali Paşazade Ferik Enver Paşa kerimesi Celile Hanım'ın mahdumu idiler. gerçekten de. Mustafa Kemal ile sınıf arkadaşıydılar. _______________________ tavassut : [1] (eskimiş) aracılık [2] (eskimiş) araya girme istidlal : (mantık. bir teklif götürülmüş olması kuvvetle muhtemeldi. riyasette Ali Fuad'ı emniyet sübabı mütalaa ettikleri melhuz idi. Cumhur Reisi tarafında talep edildiğini haber verdiğinde ne düşündüğünü bilemiyoruz. İsmail Fazıl Paşa da millici olup Sivas Kongresi'ne iştirak edenlerdendi. bayındırlık işleri. eskimiş) çıkarım tart : (eskimiş) Kovma. Düş kırıklığı. kostümlü baloların müdavimi olmaktan tart vaziyettedir. amma. amma Celal Bayar. Nazım Hikmet. bir tavassuta lüzum var. Hareket Ordusu komutanlarındandır. düşünülen (Arapça) nafia : Bir yeri bayındır duruma getirmek için yapılan işlerin tümü. kapıya bir taharri memuru gelerek. Nazım Hikmet. sol cenaha mütemayil olarak tanıyoruz. Müşir Mehmet Ali Paşa'nın diğer mahdumu ise Hüseyin Hüsnü Paşa olup. kırımdan geriye yüzsüzlük kalmaktadır ve her halde yaşadığına şükrettiği zamanlardır. başka zamanlar gelecektedir. bir taharri memuru ile gece yarısı Ankara Palas'a celp edilmekte olduğunu anlıyoruz. cumhur reisi intihap edileceği dedikodusu çok yayılmıştı ve Paşa Hazretleri de buna inanmıştı. Bir yüksek paşa için utanç verici bir hal'dir. Çerkez Ethem'e taraftar olduğu mervudur. buradan istidlal ediyoruz. Ali Fuad'ın yazgısıdır. Türkiye İşçi Partisi'nin ilk büyük genel başkanı ve sosyalizmi legalize edip yığınlara götürmede büyük hizmetlerini bildiğimiz Profesör Mehmet Ali Aybar işte bu Hüseyin Hüsnü Paşa'nın torunudur. Ali Fuad'a "bizim dayı" diyordu. bir kahramanın düşüşü tablosu'dur.

derslerinde her vesile ile. bu gösterişten sonra. oryantal despotik hallerden istidlal ediyoruz. gözlerini bana dik ve süz". bana doğru kaldır. sanki artık sinemalarda bir yer göstericisi veya bir messenger idi. Ya da manevi evlatları ile oynaya oynaya çocuk temsillerini sevmeye başlıyordu. İnanmak istiyoruz. eğer bunları kendisi nakletmese inanmazdık. Artık kalanlar mı. Bahtiyar olurduk ve ben de cemiyetler mücadelesine. üstün kahraman.Korku ve hayalin bir yumak oluşturduğundan şüphe edemeyiz. asistanı Nermin Abadan Hocamız ile izdivaç yapmıştı. ancak böylece yüceltebiliyoruz. Ankara Palas'a duhul edince. vazifelerim arasında büyüklerimizi hatırlamak ve hatırlatmak da vardı. Büyük Kurtarıcı. Yavuz Hocam da bizleri teşci ederdi ve "siz memur doğarken amir doğarsınız" buyururdu. doğrudan "reis" olarak başlamıştım. O zamanda bu cemiyetler birer nim-resmi müessese idiler. artık sağ kalan ve görmeye tahammül ettiği diğer kurtarıcıları. davette korkuya da hayale de yer olmadığını anlamakta gecikmiyor. "Hocam ve Kocam Yavuz Abadan" demesine pek bayılırdık. İsmail Paşazade Ali Fuat Paşa. "Atatürk bana Refet Paşa'yı göstererek" demekle. masasına gidiniz ve kendisine tarafımdan şampanya ısmarlayınız ve ikiniz de kadehinizi kaldırarak beni içmeğe davet ediniz. Sukut-u hayal Ali Fuat'ın kaderidir. Gazi. başka ne yapabilirdi. Ali Fuatlı bu senaryoyu. birer pigme sayıyordu. Timur'un Birinci Bayezid'i bu kadar sukut ettirmediğine dair rivayetlerimiz var. 127 . demek ki sehpadan kurtulmuş bir milli kahraman artık Kurtuluş mücadelesinde Konya'da Yirminci Kolordu Komutanı. üniversiteye girer girmez talebe cemiyetlerinde reis oldum. ve Nermin Hocamız'ın." Peki. Terzil etmek üzere her fırsatı hüsn-ü istimal ettiğini müşahede eyliyoruz. rahatlığını ifşa ediyor. Paşa'nın Paşa'ya." Ali Fuad'ın bu ifşaata ilave eyledikleri ise şöyledir: "Gazi'nin arzusunu yerine getirdim. Amma. söyledikleri şudur: "O'nun sadece kukladır. Ondan sonra ben ikinizi de masama davet edeceğim. "git. bunlar için roller tanzim etmekte ve sadece icraına intizar etmektedir. Amme Hukuku Hocam Yavuz Abadan. şampanya bardağını.

Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay). 3 Ekim 1963. 1903’te üsteğmen. dönem İstanbul bağımsız milletvekilliğinin ardından üç dönem Demokrat Parti milletvekili olarak mecliste yer almıştır. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi oldu. özellikle İkinci Gazze Muharebesi’nde büyük yararlıklar gösterdi. Savaşta Sina-Filistin Cephesinde. İzmir suikastı sanıklarındandır. Soyadı Kanunu’ndan sonra aldığı Bele soyadı. Vahdettin'in İstanbul'dan kaçışından sonra Abdülmecit Efendi ile görüşen ve TBMM tarafından halife seçilmesi üzerine ona uyması gereken şartları tebliğ eden kişi Refet Bey olmuştur. 1908’de Hareket Ordusu Jandarma Taburu’nu komuta etti. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal ile Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlatanlar arasında yer almış ve Atatürk’ün çalışma arkadaşları arasına girmiştir. Milli Savunma Bakanlığı görevlerinde bulunmuştur. 31 Mart Vakası’ndan sonra toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’nde cemiyetin siyasi parti haline gelmesi ve askerin politikadan çekilmesi gerektiğini savunan Mustafa Kemal’i destekledi. bir çok madalya ve nişan kazandı. İstanbul'da doğdu. I. dönem İzmir. Ordu ermine verildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında İçişleri Bakanlığı.Refet Bele Vikipedi. Türk asker ve siyasetçi. Kurtuluş Savaşı'nı sonlandıran Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Ankara hükümetinin İstanbul'daki temsilcisi sıfatıyla Saltanatın kaldırıldığını Sultan Vahdettin'e tebliğ eden. 1881. 1903 yılındaki Bulgar ayaklanmasının bastırılmasında rol aldı. annesi Emine Hanım’dır. savaşın son günlerinde dönemin iç işleri bakanı . Yaşamı Ailesi ve öğrenim yılları 1881 yılında Beşiktaş. bebekliğinde Selanik’e geri dönmüşlerdi. Suikast girişimi nedeniyle yargılanıp beraat ettikten sonra Atatürk’ün sağlığında tekrar milletvekili olabilen iki kişiden biridir (diğeri Ali Fuat Paşa). Babası Mehmet Servi Bey. II. cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Paşa ile görüş ayrılıklarına düşmüş ve Türkiye'nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucuları arasında yer almıştır. Ali Fuat Paşa. Selanik – ö.[1] Selanik’te yaşayan Bulgar kökenli bir aileye mensuptu. Gazze Savaşı kahramanı olan Refet Paşa. Kurtuluş Savaşını başlatan beş komutandan birisidir (diğerleri Mustafa Kemal Paşa. 4 Kasım 1922'de İstanbul'un idaresine TBMM namına el koyan. İstanbul). Bulgaristan’da dedesi Beleli Mehmet Bey’in sahip olduğu Bele kasabasından gelmiştir. 1898 yılının sonunda piyade teğmen rütbesi ile mezun olup 3. Dünya Savaşı’na katıldı. özgür ansiklopedi İbrahim Refet Bele (d.[1] Ekim 1909’da başladığı Harp Akademisi’ne devam ederken önce İtalyan seferberliğine. 1 Kasım 1912’de Harp Akademisi’ni birincilikle bitirip Genelkurmay Karargahı’na atandı ve 1914’te I. İlk ve orta öğrenimini İstanbul ve Selanik’te tamamladıktan sonra girdiği İstanbul’daki Harp Okulu’nda ileride milli mücadelenin lideri olacak kişilerle birlikte okudu. Dönem İstanbul milletvekilliklerinde bulunan Refet Bele. İttihat ve Terakki’nin kurucularından Talat Paşa’nın en yakın arkadaşlarındandı. 1906’da yüzbaşı oldu. Balkanlar’daki karışıklılar nedeniyle İstanbul’a gelen ailesi. sonra Balkan Savaşı’na katıldı. V.

Bir diğer hatıraya göre İstanbul-Erenköy'deki bir toplantıda bu görev için Nuri Paşa seçilmiş fakat bu karar Refet Bey'in de baskısı ile değiştirilmiştir. 21 Haziran 1919 da gizli bir genelge ile duyurulan protokolde imzası olanlardan birisiydi. Gidiş izni yoktu 15 Mayıs 1919 da İngilizlerden vize alabildi. Harbiye Nezareti’nden kendisine gönderilen ve Mustafa Kemal'in emirlerini dinlememesi gerektiğini aksi halde bu durumun İngilizlere işgal hakkı tanıyacağını bildiren telgrafa uzun bir yanıt vererek “Mustafa Kemal'in Erzurum’da olduğunu. 13 Temmuz 1919'da Takvim-i Vekayi de yayınlanan yazı ile ordudaki görevinden alındı. bunun yurtsever herkesin yapacağı bir hareket olduğunu” bildirdi. Refet Bey bu toplantılarda bu savaş kazanılırsa Mustafa Kemal'in liderliği bırakmayacağını da sözlerine eklemiştir. İstanbul’da kasten bir anarşi ortamı oluşturarak bir asayiş problemi ortaya çıkarmak ve dıştan yapılacak bir müdahaleye zemin hazırlanmak isteniyordu 19 Ocak1919’da [Vahdettin]'in ve Damad Ferit Paşa'nın işine gelmediği için görevinden azledildi. Kurtuluş Savaşı İstanbul'daki Mücadeleler Refet Bey. Sivas’a geldiğinde Refet Bey.Sina da başarı göstermiş olan Refet bey'in Jandarma Genel Komutanı olmasını önerdi. Üstlendiği Jandarma Genel Komutanlığı görevi. Bu görevi Düzce Ayaklanması’na kadar devam ettirdi. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İstanbul’a dönebildi. amacını. Temsil Heyeti adına Refet Bey’i Konya’ya gönderdi. Ordu Müfettişi göreviyle ve Milli Mücadele’yi başlatma maksadıyla Anadolu’ya giden Mustafa Kemal’i götüren Bandırma Vapuru’na binerek birlikte Samsun’a gitti. 9. Anadolu'ya geçiş ve resmi görevden ayrılma 16 Mayıs 1919’da. Rauf. Erzurum Kongresi’nde Milli Mücadele’yi sürdürebilmek için geçici bir hükümet gibi çalışmak üzere 9 kişilik Temsil Heyeti seçilmişti. Ordu'ya bağlı. onun önerisi ile kongrede temsilcisi olmayan bölgelerden 6 üye daha Kongre tarafından seçilerek heyetin üye sayısı 16’ya çıkarıldı. Jandarma Genel Komutanı olarak görev yaptığı günlerden itibaren. Ali Fuat. Ali Fuat Paşa da efeler tarafından idare edilmekte olan Aydın Kuvayı Milliyesi’ni idare edecek bir komutan ihtiyacını hissederek bu göreve Refet Bey’i önerdi. Bu yolculuğa katılmasını Mustafa Kemal istemişti. 1920 başlarından itibaren fiilen 23. tümenleri idare etti. Samsun’a vardıktan sonra başlatılan Milli Mücadele’nin gerekçesini. ordudan ayrıldıktan sonra Erzurum Kongresi’ne ve ardından Samsun delegesi olarak Sivas Kongresi’ne katıldı. Amasya Protokolü’nün imzalanmasının ardından Mustafa Kemal ve Rauf Bey’lerle Sivas’a giden Refet Bey. Ancak Refet Bey henüz Ereğli’de iken valinin İstanbul’a kaçtığı.Yıldırım Orduları komutanı Liman von Sanders. Cephede Demirci Mehmet Efe’nin Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye’ye karşı tereddütlerini giderip Kuvay-ı Milliye taraftarı olmayan danışmanlarını görevden almasını sağladı. halkın seçtiği yeni valinin vali vekili olarak göreve başladığını öğrendi. Heyet-i Temsiliye tarafından Aydın ve Salihli cephesine komutan olarak gönderildi.[1] İstanbul’un asayiş sorunu ile ilgilenirken bir yandan da Anadolu’ya silah gönderen Refet Bey. ve 57. Görevden alınacağını hisseden Refet Bey ise 12 Temmuz’da Kavak’tan gönderdiği telgrafla istifasını bildirmişti. diğerleri Erzurum Kongresi’ne katılmak için yola devam ederken Sivas Kongresi hazırlıklarını tamamlamak için bu şehirde kaldı. Böylece 3. İzzet Paşa Kabinesinin kurulduğu bu günlerde. Kolordu Komutanlığı ile görevlendirildi. “Nazilli Komutanı Servet Bey“ kod adı ile Nazilli’ye yerleşti. bir İngiliz saldırısı beklediği için Refet bey'i göndermedi. Mustafa Kemal. merkezi Sivas’ta bulunan 3. Erzurum Kongresi sürerken bölgedeki askeri ve mülki makamlara Mustafa Kemal Paşa ve Refet Bey’in yakalanıp İstanbul’a gönderilmeleri emri iletilmiş ancak Kazım Karabekir Paşa. Konya’da bulunan Refet Bey. Sivas Kongresi'nde Amerikan mandasını savunan grupta yer aldı ve 8 Eylül günü uzun bir konuşma ile mandayı savundu. onun bu durumla ilişkisi olmadığını. İngilizler’in temmuz ayı başında Samsun bölgesine asker çıkarmaları üzerine Refet Bey Kavak civarına topçu birliği koyarak bu harekatı durdurdu. Kongre sırasında Konya Valisi’nin İstanbul hükümetine bağlı tutumunu devam ettirmesi üzerine Mustafa Kemal. İtalyan işgalindeki Antalya depolarında bulunan silah ve . Mustafa Kemal'e İngilizlerin gemiyi batıracağını söyledi. Milli Mücadele planları için Mustafa Kemal’in evinde yapılan toplantılara katılmaktaydı. 17 Mayıs günü kendisi de 9. Bir yandan da İstanbul’dan Anadolu’ya silah ve mühimmat kaçırılması. Bu toplantılarda Anadoluda ki gücün başına Mustafa Kemal'in geçmesini önerdi. Refet Bey. bu kişilerin tutumlarında kanunlara aykırı bir hal görülmediğini bildiren bir telgrafla yanıt vermişti. Temsil Heyeti tarafından onuncu kişi olarak heyete dahil edildi. Kolordu Komutanlığı görevini yerine atanan Albay Selahattin Bey’e devretti. yöntemini açıklayan bir belge niteliğindeki Amasya protokolünün hazırlandığı toplantılara katıldı. Aydın Cephesi Komutanlığı Batı Anadolu Kuvayı Milliye Ordusunu’nun komutanlığına Ali Fuat Paşa’yı atanmıştı. Kazım Karabekir Beyler ile birlikte “Kurtuluş Savaşı’nın İlkleri” diye anılan grubun parçası oldu. Erzurum ve Sivas Kongreleri Refet Bey. ülkeyi birarada tutmaya çalışırken jandarmayı alternatif bir güç olarak gören milliyetçi subaylar için önemliydi.

Ankara'daki Genelkurmay'ı. Ancak Refet Bele'nin parti ile ilgili hiç bir faaliyeti olmadı. Hakkı Behiç.mühimmatın Kuvay-ı Milliye’ye kazandırılması ile ilgilendi. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı seçimleri sırasında İzmir milletvekili olarak seçildi ancak rahatsızlığını ileri sürerek İstanbul’a gitmedi. Milliyetçi hareketin daha Sovyet desteğine ihtiyacı vardı. Yunus Nadi Abalıoğlu gibi Yeşil Ordu'nun mensupları Yeşil Ordu dağıtılınca 1920 Temmuz ayında sol bir oluşum olan Halk Zümresi'ni kurdular. bu konuda mecliste yapılan görüşmede kendisini savunmak zorunda kaldı. Nazım Abalıoğlu. Mustafa Kemal ile yaptığı özel görüşmede Refet Bey'e güveni olmadığını söyledi. Aralık 1920 nin başlarında Çerkez Ethem padişaha bağlılığını bildiren bir telgraf çekdi. Ankara daki bakanlar kurulu kardeş akmaması için bir "Nasihat heyeti" gönderilmesine karar verildi. Mustafa Kemal'in diktatör olacağından şüphelenen Eyüp Sabri (Akgöl). Mustafa Kemal onayı ile Refet Bey. Bunların suç işlememiş olanları düzenli orduya alındı. İçişleri Bakanlığı Refet Bey. Ağustos ayında Ankara’ya döndü. Mustafa Kemal Halk Zümresi içindeki ılımlıları ikna edip bu partiyi kurdurdu. Heyet Refet bey ve Fahrettin bey'in görevden alınmasını isteyince Mustafa Kemal Nasihat heyetinin gönderilmesi engeller ve Çerkez Ethem kayıtsız şartsız Milli kuvvetlere katılırsa affedeceğini bildirir. Çerkez Ethem Yozgat'a 300 kişilik müfrezesi ile giren Refet bey'i isyancılarla çatışmamakla suçladı ve bu konuda Mustafa Kemal'e bir telgraf çekti. bu görevi başarıyla tamamladıktan sonra Ankara’ya döndü. düzenli ordu birliklerine katılmayı reddeden Demirci Efe'nin Çerkez Ethem'in güçleri ile birleşme konusunda mektuplaştıkları konusunda bilgilendirip. Konya’ya yöneldi. vali. 700 kişilik askeri ile 800 kişiden oluşan Demirci Efe'nin birliğini 16 Aralık 1920 de İğdecik köyün de bastı. 3 Ocak 1921 de Refet Bey ve İsmet Bey'in kuvvetleri Çerkez Ethem'in kuvvetlerine hucum eder ama fazla dirençle karşılaşmazlar ve asilerin çoğu milli orduya katılır. Çerkez Ethem ve kardeşleri ise Yunanlılar’a sığınıp kaçtılar. Buradaki görüşme sonucunda farklı görüşler giderilmiş ve Konya’nın da milletvekili seçmesi sağlanmıştı. Bu olaydan sonra Ankara'ya giden Refet Bey. Milis kuvvetlerin sona erdirildiğini kendisini de Atlı Takip Kuvvetleri Komutanlığına atadığını Isparta da bulunan Demirci Efe'ye bildirdi. Çerkez Ethem'in birliklerine katılmak isteyen kişilere engel oldu. Demirci Efe'ye karşı hemen harekete geçilmesi konusunda uyardı. Refet Bey. İçişleri Bakanı iken Konya’da çıkan Delibaş Mehmet ayaklanmasını bastırmak üzere görevlendirildi. ancak düzenli ordunun Yunan kuvvetleri ile başa çıkabileceğine karar verilmiş. Güney Cephesi Komutanlığı ve Ayaklanmalar 22 Haziran 1920’de başlayan Yunan saldırısı ile Balıkesir ve Bursa’nın işgal edilmesi üzerine. Bunun üzerine Mustafa Kemal’in emriyle 18 Ekim 1920’de kurulan danışıklı bir parti olan Türkiye Komünist Fırkası kuruldu. Bakan sıfatını 18 Mart 1921’deki istifasına kadar taşımıştı ancak sürekli cephede görev yaptığı için bakanlığa Adnan Bey (Adıvar) vekalet etmekteydi. hilafet yanlıları tarafından Nisan ayında Düzce’de başlatılan ve gittikçe yayılan isyanın bastırılmasında. Şeyh Servet. Savunmasında hazinesini Isparta daki devlet kasasına koymayı düşündüğünü fakat baskın olur diye kendisinin sakladığını belirtti. İçişleri Bakanı olduğu dönemde. Demirci Efe 30 Aralık 1920’de teslim oldu. Bu olaya kızan Çerkez Ethem Refet Bey'e hakaret dolu bir mektup yazdı. güney cephesi komutanlığına Refet Bey getirildi. Sakladığı hazineyi Demirci Efe'ye verdiğini söyledi Çerkez Ethem ile Refet bey'in arası Yozgat ayaklanması]]'nın bastırılması sırasında açılmaya başladı. Bu çatışma da Demirci Efe yakın adamları ile Uluborlu'ya kaçtı. Nutuk’ta Çerkez Ethem ve kardeşlerinin canlarını kurtarabilmelerinden ötürü Refet Bele’yi eleştirdi. Milletvekilliği. Kuvay-i Milliye’nin tasfiye edilip düzenli ordu kurulmasına başlanmıştı. Bu partiyi kontrol altında tutmak için de Refet paşa ve diğer paşaları bu partiye üye yaptırdı. İstanbul’un işgalinden sonra Konya valisinin ve komutan Fahrettin Bey’in İstanbul’la ilişkileri kesmemesi üzerine o sırada Nazilli’de bulunan Refet Bey. Bu nedenle sol kanadı bastırma politikası gütmedi. 23 Ocak 1920’de Salihli yöresinde çetecilik yapan ve düzenli orduya katılmayı reddeden Çerkez Ethem’in birliklerinin büyük kısmını silahlarıyla teslim aldı. Mustafa Kemal. Sarı Efe.18 Aralık 1920'ye kadar 700 kadar adamı yakalandı. Refet bey ileri ki yıllarda yaptığı bir söyleşi de Çerkez Ethem'in kaçarken hiçbir asker ve cephaneyi götürmediğini . kuzey cephesi komutanlığına İsmet Bey (İnönü). İzmir milletvekili olarak TBMM’ye takdim edilen Refet Bey. Çerkez Ethem bu teklifi reddeder. Adnan Adıvar. Refet bey 1956 da İğdecik baskınını yapan Şerif bey ile yaptığı söyleşide 8 senelik arkadaşını öldürmek istemediğini anlatmıştır. Çerkez Ethem Batı cephesinin iki komutanlığa ayrılmasını istemedi ve bu cephenin de komutanlığına İsmet İnönü'nün getirilmesini istedi. ardından Haziran ayında başgösteren Yozgat İsyanının bastırılmasında görev aldı. Ankara Genel Kurmayının acilen süvari birliği kurması istemi üzerine Demirci Mehmet Efe. Bu arada 14 Temmuz günü verilen ve 25 Temmuz’da padişah tarafından onaylanan bir kararla idama mahkum edilmişti. 16 Eylül 1920’de Dahiliye Vekilliğine (İçişleri Bakanlığı) getirildi. Olayın ardından Demirci Efe ’nin servetine el koymakla suçlanıp. komutan ve şehrin ileri gelenlerinden oluşan bir heyeti emrivaki ile Ankara’ya götürdü. Bu arada Refet bey halkın şikayeti üzerine zorla asker için halktan adam toplayan Çerkez Ethem'in adamlarını engelledi. İstanbul’un işgali ve mebusan meclisinin feshedilmesi üzerine 19 Mart’ta başlayan 1. Refet Bey. Bu sırada batı cephesi kuzey ve güney olarak ikiye bölündü. Yörük Ali Efe gibi milli müfrezelerden bir süvari birliği kurmaya başladı. TBMM seçimlerinde İzmir millletvekili seçildi.

Resmi Gazete Takvim-i Vekayi son sayısını çıkardı. Bu konuda padişahlık hevesinde olmaması için teminat senedi imzalattı. 10 Ocak 1922’de sağlık durumunu gerekçe göstererek Milli Müdafaa Vekaleti görevinden ayrıldı. Mustafa Kemal bu savaşları yenilgi olarak gördü . Ne var ki bu zafer sonrasında Refet Bey komutasında gerçekleşen Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri’nde kesin bir sonuç alınamadı. Daha sonra 8 Kasım da Bab-ı Ali Sadaret dairesine yerleşti. Bu çabalarıyla ordunun zafere ulaşmasına yaptığı büyük katkı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’dan takdir aldı. Ordu Komutanlığı önerildiyse de kabul etmedi. bu isteği kabul edilmedi. Yeni savaş hazırlığı sırasında kendisine 1. Kastamonu’daki dinlenme döneminden sonra 30 Haziran 1921'de ikinci defa Dahiliye Vekilliğine seçildi. 4 Kasım 1922 de Ahmet Tevfik Paşa hükümeti istifa etti. Ordunun silah ve donatım ihtiyaçlarını süratle karşılamak için çok büyük çaba sarfetti. Kilimlerden asker kaputu. General Harrington takviye kuvvetleri gönderilmemesi konusunda Lord Curzon ve hükümetini eleştirirken Lord Curzon da Harrington'ın Refet Paşa'nın karşısında sıkı duramadığından yakındı. Antlaşmaya göre Türkler asayiş için 8. İstanbul basının Ankara hükümeti ile ilgili karşıt yayınları sansürlendi. Ankara dan gelen emirle Renin gazetesini kapattı. Ankara ayrıca Kutsal emanetlerin kaçırılmaması için korunması emrini verdi.Bu tartışma konusu olunca Refet Paşa basına ankara hükümetinin bazı isteklerde bulunduğu açıklamasını yaptı. o güne kadar temsilciliği yürütümüş olan Hamit Bey’den kendisine geçti. 2 Kasım 1922 de Ankara hükümeti Sağlık Bakanı ve Sinop milletvekili olan Dr. Batı Cephesi’ni tek komuta altına almaya karar veren Mustafa Kemal Paşa. Mustafa Kemal Paşa’nın Başkumandan olduğu 5 Ağustos 1921'de ek olarak Milli Müdafaa Vekâletini de üstlendi. İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları [değiştir]Refet Paşa. Bazı amllarda gümrük vergisini düşürdü veya yükseltti. Yunan taarruzu sırasında meydan gelmiş ve bastırılmış olan Koçigiri ayaklanmasından sonra Dersim halkının ayrı yönetim isteği gündeme gelince şiddetle karşı çıktı. Refet paşa asayiş için bu miktar jandarmanın yetersiz olduğunu itilaf devletlerine kabul ettirip ek jandarma birliği çıkartmıştır. İşgal kuvvetlerinin basın sansürünü kaldırdı ve kendi yeni kurallar koydu. cepheden ayrılarak Kastamonu’da bir sayfiye yeri olan Ecevit tesislerinde dinlenmeye çekildi. Gümrük tarifelerini değiştirdi. Ankara'dan gelen emir ile veliaht Abdülmecit ile görüşüp halifeliği kabul edip etmemesi konusunu görüştü. Saraya gidip bu haberi Sultan Vahdettin'e verdi. Bu arada İtilaf devletlerinin nota vermesi basına yansımıştı. Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın kazanılmasının ardından gerçekleşen Mudanya Mütarekesi görüşmeleri sırasında gerektiğinde delegasyona yardım etmek için Mudanya’da kalması uygun görüldü. Refet Paşa. Yunan kuvvetlerinin Mart ayında başlattıkları yeni taarruz II. Bazı kuruluşlarına mal varlığına el koydu. Refet paşa karargahını hazırlanmış olan Şark Mahfili ne kurdu. İstanbul daki işgal kuvvetleri başkomutanı General Harrington Sultan Vahdettin'in ülkeden ayrılışını bir mektup ile Refet Paşa’ya bildirdi.[1] Refet Paşa’nın bu sırada İnebolu’da İstanbul’daki Müttefik orduları başkomutan General Harrington tarafından görevlendirilmiş bir İngiliz subayı ile yaptığı görüşmeler Anadolu’nun sesini İngiltere’ye duyurmak açısından faydalı olmuştur. Bu gazete eski adı olan Tanin ile yayın hayatına devam etti. İşgal kuvvetleri komutanlığına da yetkinin Ankara hükümetinde olduğunu bildirdi. sapan demirlerinden kılıç yaptırmak gibi fikirleri uyguladı. Bu arada İstanbul da ki Felah gurubunu lağvedip burada ki subayları karargahına aldı. bakanlıktan ayrıldıktan sonra Hilâl-i Ahmer (Türk Kızılay Derneği) Başkanlığını üstlendi. Refet Paşa. İşgal kuvvetlerinin olağanüstü hal mahkemeleri kaldırıldı burada yargılananların yargısı Türk mahkemelerine kaydırıldı. Refet Paşa’ya Milli Savunma Bakanlığı teklif ettiyse de o reddederek Genelkurmay Başkanı olmayı istedi. 5 Kasım 1922 de Refet paşa . 18 Mart 1921’de İçişleri Bakanlığı görevinin daha fazla vekaleten idare edilmesi mümkün olmadığından ötürü bakanlıktan çekildi. 19 Ekim günü TBMM Muhafız Grubu’ndan 100 kişilik bir kuvvetle Gülnihal Vapuru ile Mudanya’dan ayrılıp İstanbul’a geldi.000 kişilik jandarma çıkarttı.yakalanan askerlerin ifadesine göre Çerkez Ethem'in askerlerine milli orduya katılmalarını nasihat ettiğini söyler. Çerkez Ethem isyanını fırsat bilen Yunanlılar'ın 6-11 Ocak 1921’de gerçekleştirdiği saldırı harekatının Türk kuvvetleri tarafından püskürtülmesinden sonra rütbesi mirvalığa (tümgeneralliğe) yükseltildi. Rıza Nur ve arkadaşlarının saltanatın kaldırılması için verdiği tasarı kabul edilince bu haberi Sultan Vahdettin'e bildirme görevi Refet Paşa'ya verildi. Karargahın da sansür kurulu kurdu. gaz tenekelerinden ilaç kutusu. Onun gelişi ile Ankara hükümetinin İstanbul temsilciliği görevi. Veliaht bu görüşmede halife olrak tahta geçmek istediğini söyledi. İnönü Zaferi ile sonuçlanmıştı. Bazı işgal yasaklarını kaldırdı bazılarını hafifletti. Jandarma iki kıtaya ayrıldı. Güney Cephesi’ni Batı Cephesi’ne bağlayarak İsmet Paşa komutasına verdi. İstanbul Temsilcisi Mudanya Mütarekesi gereği Trakya topraklarının teslimi yapılırken Türkiye’yi temsil edecek kişi olarak Mustafa Kemal’in isteği ile Refet Paşa görevlendirildi. Sabit jandarma en yüksek yerel mülki amire bağlı kalarak iç güvenliği sağlayacak seyyar jandarma kıtası da eşkiyalık ve çeteciliği önlemekle görevlendirildi. Mudanya mütarekesi nde olmamasına rağmen Gelibolu'nun Türk idaresi altına alınmasını sağladı.

Cumhuriyet Dönemi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Milli Mücadele sonrasında köklü ve hızlı devrim hareketlerinden rahatsızlık duyan Refet Bey. Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy gibi muhalifler İsmet İnönü'nün yeni siyaseti ile TBMM ye girdi. Refet paşanın tutuklanma nedeni suikastın en önemli organizatörlerinden İzmit milletvekili Şükrü bey'in tutuklanmasından hemen sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucularının Refet paşa nın evinde buluşmasıdır. Refet Bele. Halife Abdülmecid e aşırı saygı göstermesi ve Konya adında bir at hediye etmesi Mustafa Kemal'i rahatsız etti. 29 Kasım 1922’de Doğu Trakya’nın tamamı TBMM hükümeti idaresine alındığında kendisine verilen temsil görevi sona ermişti. . 1935 yılına kadar politikadan uzak kaldı. Bölgenin işgal hasar raporunu hazırladı. Bu arada Genelkurmay başkanı mareşal Fevzi Çakmak Paşa nın emri ile komitacı Fuat Balkan 1923 yılı Ocak ayından itibaren Refet paşa ya bağlandı ve en az haftada bir kez rapor verdi. Yargılandığı İstiklal Mahkemesi’nden beraat etti. Kendisinin vasiyeti ve ailesinin isteğinden dolayı kabri Devlet Mezarlığı’na nakledilmedi. Bu harekata göre ordular önce Boğaz'ı tutacak düşman gemilerinin geçişini engelleyecek ve Anadolu yakasındaki İngilizler denize dökülecekler Refet paşa da kuvvetleri ile İngiliz kuvvetlerini imha ve esir edecekti. 1922-1923 yıllarında Sovyetler Birliğinin Ankara büyükelçisi Semyon I. Aralık 1922 de Lozan konferansının kesilmesinin gündeme gelmesi üzerine 21 Aralık 1922 de askeri tedbirler alınmaya başlandı. Atatürk’e karşı yapılan İzmir Suikastı girişimi nedeniyle kendisi de Ali Fuat Paşa. VII. İstanbul temsilciliği görevine Adnan Bey getirildi. Trakya’daki görevini sürdürürken meclis seçimlerine katıldı ve II. Kendisi ise Trakya’da bir ordu kurmakla görevlendirildi. Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay gibi. . Lübnan’da El Pasha lakabı ile tanındı. Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay ile birlikte tutuklandı. Aralov yazdığı kitabında Rauf Orbay ve Refet Bele'nin Sovyetlere karşı olup komprador burjuvazinin temsilcisi olduğunu yazdı. Bu rapora göre 130 000 Türk öldürülmüş çok önemli miktarda mal ve eşya zaiyatı verilmişdi. 1949’da Perihan Hanım ile evlenen Refet Bele’nin Birleşmiş Milletler’de görev yaptığı 1953 yılında dünyaya gelen Zeynep Asuman Begüm adlı bir kızı vardır. Edirne valisi Şakir bey de Trakya nın teslim alınmasını gerçekleştirdi. 23 Nisan 1923 de ikinci dönem müzarekeler başlayınca bu plan durduruldu. 9 Kasım 1924'te Halk Fırkası’ndan istifa etti. Vefatı Ölümünden bir kaç gün önce geçirdiği beyin kanaması sonucu 3 Ekim 1963'te İstanbul'da hayatını kaybetti. kendisini de eleştirmiştir. Bu olaydan hemen sonra İstanbul daki görevine son verildi Mustafa Kemal Büyük Nutuk da bu konudan bahsetmiştir. 1 Kasım 1926'da milletvekilliğinden istifa etti. Dönem seçimlerinde seçime katılan tek parti CHP den İstanbul'dan milletvekili seçilerek yeniden TBMM ye girdi.ve 17 Kasım'da kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. 8 Aralık 1926'da kendi isteğiyle askerlikten emekliye ayrıldı. Mustafa Kemal'in siyasetini eleştirdikleri için anlaşmazlığa düştüğü silah arkadaşları ile temasa geçip ılımlı siyaset izlemeye başladı.İstanbul'daki bakanlıklara görevlerini bırakmaları emrini verdi. Oysa Mudanya antlaşmasına göre işgal kuvvetleri çekilirken İtilaf devletleri önlem alacaklardı fakat hiçbir şekilde almadılar. Dönemlerde de İstanbul Milletvekili seçilerek TBMM'deki yerini 1950'ye kadar korudu. 1938 yılı V. Bu zararlar Yunanlılar Trakya yı boşaltıp İtilaf devletleri heyetlerine teslim ederken verilmiş çoğu götürülmüşdü. 1909`da kurulan Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası`nın üyesi idi. 1939 genel seçimlerinde Kılıç Ali ve Şükrü Kaya gibi Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşları TBMM ye giremezken Kazım Karabekir. ve VIII. dönem meclis seçimlerinde İstanbul milletvekili seçildi. Refet paşa İstanbul da Kalamışta ki köşkünde oturuyordu. Refet paşa mahkemede. Karagahını Tekirdağ'a kurdu. Demokrat Parti Milletvekilliği II.Dünya savaşı başlamadan önce İsmet İnönü. 8 Nisan 1950'de Beyrut'taki Birleşmiş Milletler Ortadoğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı Türkiye Delegeliğine atandı. Kabri İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’ndadır. Hüseyin Cahit Yalçın. Mustafa Kemal Büyük Nutkunda sık sık İstiklal Savaşını birlikte başlattıkları Ali Fuat Paşa. VI. Lozan antlaşması görüşmeleri başlayınca Refeet paşa Fuat Balkan'a tahsisat verilmeyeceğini ve müfrezesinin lağvedileceğinin karara bağlandığını bildirdi. 8 Ekim 1923’te ordudaki görevi sona erdikten sonra milletvekilliği görevine devam etti. 22 Şubat 1961'de bu görevden ayrıldı. Partinin kapatılmasından sonra. Şükrü bey'in milletvekili olarak tutuklanmasının önemli bir konu yüzünden olabileceğini düşündükleri için bu toplantıyı yaptıklarını söyledi.

Türk gençliği size minnettardır" misli bir nutuk irat ederdim. nerede ise "diktatör" telaffuz ediyordu. Söylediklerini hala Kemal Paşa'nın duymasından korkuyordu. sanki "mavi gözlü dev" diyordu ve sonra bir de sağ omzuna bakıyordu. paşa mevzu bahs olunca şizofreniye yakalanıyorlardı. bir büyüğümüzün mezarını ziyaret etmek için elyevm (hâlâ KŞ) hayatta bir büyüğümüzü bulur. fakat maalesef o zamanlar "şizofren" kelimesinin manasını bilmiyordum. Amma ben bu masalın âlâsını büyüğümüz İlhamı Soysal'dan da dinlemiştim. ne de olsa bir tür ayin icra etmiştik. Mezar başında büyüğüm uzun konuşurdu ve ben. Ben nim-resmi (yarı resmî-KŞ) idim. amma. Bir korku kasırgasının unutulabilmesi için en az yirmi ve belki de yirmi beş yıl elzemdir. mümkün olduğu mikyasta. Paşa'nın paşa arkadaşları. ikiye ayrılmışlık olduğunu. Korku sonrasında doğanlara ihtiyaç var. fısıltı çıkıyordu. Daha ağır elfaz duyuyordum. ne de olsa istikbalin iktidarını temsil ediyordum. ezcümle. kısa tutardım O günlerdeydik. Korkuyu duyuyordum. İlhami de çok meraklı idi ve aynı zamanda kitap kurduydu. Şunun şurasında "Ey Türk Gençliği" reislerinden birisiyle. vücuda nüfuz etmektedir. Çünkü korku. Türk tarihinden çıkardığım kanunlardan birisi de işte budur. ayinler rahatlatırlar ve Kemal Paşa Hazretleri'nden konuşmak ihtiyacı duyuyorlardı. Bir sol omzuna dönüşü vardı. bir foto muhabiri ile bir taksi tutup.Vefat tarihlerini kaçırmazdık. Ama büyüğüm sağa dönünce sanki hatıratını küllüyen feramuş ediyordu. o tarihte maruf bir gazeteci olduğu için İlhami'ye daha rahat anlatıyorlardı. Cebeci-Asri Mezarlık'a sefer tertip ederdim. şimdi biliyorum. 128 . o halde ben. halbuki Büyük Kurtarıcı'nın aramızdan ayrılışı nerde ise yirmi yıla yaklaşıyordu. Hiç duymadığım sırları hala saklıyorum. Binnetice bana tevdi ettiği sırların tamamını duyamadım. nutuklarımı kendim telif etmişimdir ve taksiciye fazla ödememek için. incarne korku da dolaşabilmektedir. beraberdiler ve fırsat biliyorlardı. "emanetiniz omuzlarımızdadır. Şüphesiz bu yazdıklarım masaldır. emin değilim. "mavi gözlü dev" derken bağırıyor ve sağ omzuna dönünce sesini çok ama çok kısıyordu. dönerken daha rahat olurlardı. bu halde. eğer kasırga olmuşsa. Büyüğümüzü evine bırakmak da vazifelerim arasındadır.

Paşa Hazretleri. Mustafa Kemal. Ancak 1926 yılından sonra Paşa Hazretleri'nin. ya da "manevi evlatları" çok arttığı için mi. Ama bu masal'dır. yoksa. Fransızca'nın hegemonyasına girinceye kadar. evlatlıkları. Belki duyduğum da masaldır. birbiriyle güreş tutmaya davet edilmelerini unutamıyor ve hazmedemiyordu. "evlatlık" edinme merakına kapıldı. soyundular ve Çankaya Köşkü'nde. sin-i müterakkilerinde. masalımızdaki aşağılama hikayeleriyle bir ilgisi yoktur. yaşıtlarına dahi. Ben ise sadece kopernik devrimi telif ediyorum. "masalcı" tabir edilmektedir. Şimdi bir masal anlatıyorum. Kulağıyla duymadıklarını anlatabilenler. çoğu dohter (kız çocuk-KŞ) idiler ve Paşa Hazretleri. Belki hiç duymadım. çevresindekileri böyle gördüğü için mi. daha çok rahat ediyordu. geriye kalanları. Pek çok manevi evladı olduğunu biliyoruz ve zamanının önemli bir bölümünü manevi evlatlarına ayırıyordu. "ey Türk gençliği. dilimizdeki Farisi hegemonyasından kaynaklanıyor. Farsça'nın sömürgesi bir dille konuşuyorduk. Kemal Paşa'nın koca koca paşa arkadaşlarına da zaman zaman "çocuk" ya da "çocuklar" yollu hitabının. üniversitelerde profesörler öğrencilerine "baççe" hitap ediyorlar. Bu gün dahi İran'da. Farisi'de hitap şekli "baççe" idi ki "çocuk" demektir. "baççeha" ise "çocuklar" anlamına geliyor. Ve bunu bana anlattılar. Bizler. soru budur. gerçek anlamda da "baççe" gördüğünü ayrıca not ediyoruz. Çankaya Köşkü'nde. Bu durum ise önümüze yeni bir sual çıkarıyor. "baççe". Ve kemal-i ciddiyetle. şanlı ve pek yaşlı-kahraman komutanların. bunlarla. diyordu. Elli veya altmış yaşında kahraman paşalar. birbiriyle güreş tuttular. birinci vazifen. Devam ederken bir nokta üzerinde çok kısa durmak istiyorum. çocuk. burada bir aşağılama bulamıyoruz. Kesin sayısı hakkında malumatımız yoktur. etrafını "baççeha" seyrediyordu. Paşa Hazretleri'nin "çocuklar" hitabı çok zaman yanlış anlaşılmıştır. 129 . Bu bapta hala Paşa'nın izinde yürüyorum. Amma masal uydurmak'tır.Hiç birisi. uyduruyorum. bu masala inanmamaktır" diyorum. Copernic'in yolundan gidiyoruz.

Mutat merasim aksamıştır. bir başka vesile ile. Paşa Hazretleri'nin Antalya'yı şereflendirdikleri zaman. buna teşebbüs etmiyoruz. şefkat ve alakada pek cömert hareket ettikleri de olmuştur. Her hal-ü karda hakkıdır. gösterilen sevgiye multiplier tatbik ile iade etmektedir. bir sevgi jeneratörü olabilmektedir. Afet de ol zamanda teen-age'indeydi. Bu ihmali bu masalda telafi etmek ise haddimizi bilmemekle müsavidir. Müessif gelişmeler olmuştur. bu daha ziyade hem mümkün ve hem de muhtemeldir ve Uçuk kız da terk-i diyar etti ve yavrucuk pek küçük yaşta İstanbul'a vasıl oldu. Fakat bir tenkit mertebesinde ifade etmiyorum. üç teen-ager kız olup Afet ile dördü buldular. Paşa Hazretleri'nin zaman zaman baççeha'ya. bu dört kız Paşa'nın huzuruna çıktılar. kendisine. Paşa Hazretleri'nin bütün sevdiklerinden koptuğu bir zamanda sevgi multiplier'larına muhtaç olduğunu kabul ediyoruz. 130 . Paşa Hazretleri'nin bu manevi evlat temayülü üzerinde de ilmi tetetbuat'dan hala mahrumuz. Paşa Hazretleri dersleriyle yakinen alakadar oluyor ve bu nedenle her yere götürüyordu. Profesör Coşkun Üçok vasıtasıyla büyük martirimiz Profesör Bahriye Üçok ile akraba idi ve Antalya'da. En ziyade müşfik oldukları evlatlarıdır. pek şatafatlı elbiselerle pek güzel danslar yaptılar. Cahid Uçuk Vaka'ı. huzurunda kalıp bira dahi içtiler. Sosyolojik-psikolojik nokta-i nazardan ve ilaveten tarihi bir nazar ile ele alınması iktiza ediyordu ki ihmal edilmiştir. Danslarla göklere uçan Cahid Uçuk ise. Paşa Hazretleri büyük bir teessüre kapılarak derhal Antalya'yı terk ettiler. umumiyetle yanlış telakki edilmekle müessif gelişmelere yol açıyordu. Sadece şu kadarını not ediyoruz ki. Cahid. mübadeleden çok zengin bir ailenin henüz teen-age'inde pek güzel bir kızıydı. Ancak Antalyalılar bu güzel geceyi hazmedecek moderniteden pek uzaktılar ve bir de. hainane bir tarzda. çocuk. Teen-ager kızlı aileler evlerine kapandılar.Bahusus her birine yüksek alaka ve şefkat izhar ediyorlardı. belki de nişanı oğlan tarafı iptal etti. Hak etmişlerdir. Paşa Hazretleri'nin bu üç teen-ager ve güzel kızı da manevi evlat yazacağı dedikodusunu çıkardılar. Bunlar da. oğlan ailesi pek muğber oldular. henüz profesör olmaktan uzaktı. nişan yüzüğünü havaya atarak nişanı bozdu. az mikyasta sevgi gösterilmesi halinde. asıl soy adı "Üçok" olmakla. hikaye edilmişti.

Amma bundan böyle pek çok ve izahı hayli müşkül izdivaç ile "Kadın Yazar" rütbesini iktisap etti. Osmanlı'da kızlık soyadı "Tergiman" olmakla. Yazıklar olsun. Balkan Savaşı'nda ve Edirne'nin istirdatında Yahudiler ve Sabetaistler büyük fedakarlıklar gösterdiler. eşlerinin dahi sabetayist olmaları ihtimali var. Tergimen'lerin nouveau cretien olmaları ihtimal dahilindedir ve Corinne ve kız kardeşi Ediz'in. Kemal Bey'in Corinne'in salonunu.Özverim. Paşa Hazretleri’ni bir kez dahi gördüğüne dair hiçbir rivayete sahip değiliz. bu salonda Corinne piyano resitalleri vermekte ve chanson'lar söylemektedir. ancak bizim masalımızda bunlara ve burada önem atfetmiyoruz. habire telafi eylemeye çalışıyorum. 131 . Bu ikaz. Balkan Savaşı'nda şehit Yüzbaşı Ömer Lütfü ile evliliği nedeniyle Corinne Lütfü biliniyor. Ediz'in Profesör Santor'dan olan kızı M. Kemal'i. Devr-i hayatlarında Mustafa Kemal'i ikaz hatasını irtikap edenlerden daha sonra pek malumat alınamamıştır. Güzel. matine telakki ettiği intibaını uyandırıyor ki münasip bulmuyorum. İstanbul'da Corinne'in bir salonu var. Balkan savaşında voluntaire oldu. hem gazi ve hem de mutilé idi. Ömer Lütfü'den oğluna alınan soy adı "Ersü" olmakla dikkat çekiyor. hakikatin bu veçhesinin hayli cahili bırakıldık. Corinne üzerinde tevakkuf ediyoruz.Özverim'in haberine göre. şehit ve mutilé olanlar çoktur. Unutulmaya terk edildiler. Mustafa Kemal Bey'in de bu salonun müdavimleri arasında olduğu mervudur. Bu salondakilerle ilgili fotoğraflarda Kemal'i bulamıyoruz. Fransız Brigitte Peskine'in. ve bu malumatı sadece sahnemizi hazırlamak üzere sıralıyoruz. Bu nedenle bir nebze. belki ve kısmen birisi hariç diğerlerinde kayda bilgiler bulunmamaktadır. "beraberlerinde iki kişiden fazla getirmemeleri" için ikaz ettiğini öğreniyoruz. Mustafa Kemal'in buraya hep Rauf ile birlikte gittiğini ve bir defasında Corinne'in. Öyle olmakla birlikte bu terk-i diyar meselesini kolaylıkla terk ediyoruz. M. ancak mektuplar var ve bunlar daha çok sonraki yılların pen correspondence'ini andırıyor. Les Eaux Douces d'Europe nam maruf romanının kahramanı Rebecca'nin kardeşi Vitali de.

Ve Corinne. Böylece Corinne Kemal Paşa Hazretleri'nin çok büyük adam olacağını ilk önce gören çok büyük olmadan önce teşhis eden ilk ve son kişi olmaktadır. bunlara bakarak pek politik olmadığına bile karar verebiliriz. Corinne'in böyle bir kehanette bulunduğunu bir an için sahih farz edelim ve bir an için bu faraziyeye yüksek sevgi enjekte edelim.Doğrusu Mustafa Kemal'in bulunan mektuplarında politika dozajının çok düşük olması çok dikkat çekicidir. Mustafa Kemal Bey'i tanımış. o öbürüne. "büyük özlemini çektiği İstanbul'a 1941 yılında döner" notunu seyrederken. Bir centilmen adayının yüksek bir kadına yazdığı protokoler ibareler ile meşbu. öbürü de vaka-i nüvis'lerden birisine söylemiş ve sonra da resmi tarihte yerini almıştır. Ankara'da muvakkat bir idarenin başına geçtiğinde. Bu. demiyor veya diyemiyor. Roma'da konserler veren Corinne'e hiç kimse Mustafa Kemal'i sormamaktadır. Türkiye'yi terk ediyor ve Mustafa Kemal bu dünyadan çekildikten sonra dönüyor. bir gün Kemal Bey. Merakların tehlike ve düşman sayıldığı bir tarih'tir. bu ilişki duygusal doz da yüklenerek yazılsa da mektuplarını okunmasından bu sonucu çıkaramıyoruz. Sahib-i malumat olanlara hiç sual edilmemiştir. Corinne. Mustafa Kemal'in tam yükseldiği zaman. güzel. bize de intikal etmiş haldedir. birlikte okumuş ve çalışmış olanların hiç birisine bir sual tevcih edilmeden bugünleri idrak edebildik. bir kez de olsa Mustafa Kemal'imi göreyim. Corinne'in yanındakine. birisi bir diğerine. daha önce dönmesine izin verilmediğini düşünmek zorundayız. namelerdir. Buna büyük değer biçiyoruz. "bütün dünyanın en meşhur adamı olacaktır” demiş olduğudur. bu salondan ayrılırken. bu uzun ömürde. bunu birisine. Önemli olan ise şudur. Kimse Corinne'i Türkiye'ye davet etmiyor ve Corinne de. Güzel. amma. çok tuhaf bir haldir. daha da tuhaf olan. Corinne. Roma'daki Türk elçiliğinin bekçilik yaptığını düşünebiliyoruz. Corinne'in önemi. amma masalımızın akışında bu nokta da öneme haiz görünmüyor. 132 .

hayli merak ediyorum. Nasıl severdi. Sildikçe bir boşluk çıkıyor ve isteyen istediği çizgiyi çizebilmektedir. Mustafa Kemal nasıl severdi. Rıza Nur'un Nur Tarihi'ndeki rivayetleri her halde kazip olmalıdır. bir masal anlatıcısı olarak ben ise. çok sildik. Abdürrahim'dir. Peki Fikriye'yi nasıl severdi. Macar Yahudisi Gabor'a da itibar etmemek münasiptir. nasıl sevişirdi. İyi bir “masalcı” sorulmayan sorular sormak ile mükellef’tir. 133 . Peki ama neden bütün şahitler konuşamadan gittiler ve resmi tarih. Yoksa vacuum. resmi tarih için mi gerekiyordu. bu kadar acımasız veya korkunç olmak da istemiyorum. zorunlulukların yazımıdır ve bu da bir masal’dır. Kuran-ı Kerim'den "bakara suresi" ihmal edilmiştir. Murat'ın babası Asaf’ın değil de Mustafa Kemal'in. ben. Bu sebebe binaen. Amma Murat Belge'nin analığı. meraksızlar ülkesindeydik. hiç bilmiyoruz. Unutuyoruz. bu artık kalanlar için bir icap idi. büyük aşk intibaı verilmek istenmesine karşın. Her halde avam diliyle "onları da solladım". Pek üzülüyoruz. Önce "bir varmış-bir yokmuş" yaptık ve sonra yazıcıları çağırdık. tanıklar açısından bir vacuum yaratıldıktan sonra yazılmaktadır. bekaretini. yoksa manevi evlatlarım sevdiği türden mi. amma. eğer rivayetlere itimat edecek olursak. bu evlat da gölgede yaşadı ve Beyaz Saray'a da servis veren entelijans adamı-psikiatrist Vamık Volkan'a ettiği iki mısra lafın dışında kayboldu. izale ettiğini iddia ediyor ki.Masal’lar. daha da meşhur olmak üzere mübalağa etmektedir. Seyirdiler. Ortada tek şahit. Ve bunun için sormayı unutmak icap etmektedir. mateessüf. Ben de "sollamak" için başkalarını bulamadım." Merak mı. "sollayabilmek için de gayri-solcu arıyordum. bu kanaatte değilim. Analıkların hep kötü olduklarını ise masallardan biliyoruz. bir birine ne çok yakın oldular. bunu dahi merak üzre cüret eyliyorum. Peki Corinne'in hiç elini tuttu mu. Bir kuşak saman-tüketen "bakar" olduk. Meşhur analık. İnsanları silmek ve tanıkları silmek. gitti. Murat Belge'nin analığı Zsa Zsa Gabor. baş başa tenha kaldıklarından dahi emin değiliz. son derece meraki'yim ve hatta bu bapta önümde bir Balzac ve bir de Leonardo da Vinci görüyordum. aşkla mı. yazıyorum ve derhal siliyorum.

Bu öldürme yoludur. çok mühim bir tartışmaydı. Mustafa. Galanti'nin aydınlığı gözlerimiz kamaştırmaktadır. judaik ilm ve hurufiye bu konuda hayli vazıhtır. Bu dünyada a la Huxley epsilonlar var. Bu masalda minimalistlerin kutsallaştırmaya muhtaç olduklarını da nakletmiştim.İslam Ansiklopedisi'ne maruf bir heyet taralından telif edilen resmi biyografi tam bir masal'dır. masal iyi ise bütün madde ve bütün tarihler uyum gösteriyorlar. Obscurantisme başlar ve neden-sonuç ilişkisi ortadan kalkıyor. çok insan kırıldı. Başkaları veriyorlar. beğenilen. 2. Bunu bize ifşa eden de. tanınan. buyrulan. Muhtaç olduğumuz isyan'ı. Öyleyse masala muhtacız. Ve biz hala 1925/1926 takvimindeyiz ve bir büyük kırım var ki kasıp kavurmaktadır. işte bu 1339. masal maddeci ise. hukuk Telif hakkı. Şöyle de söyleyebiliriz. 91 ve elgazi. Minimal'dirler. Bayezid mi Eminönü mü. bir insanı öldürmek mi istiyorsunuz. Arapça Karşılıklı konuşma maruf (TDK) sıfat (ma:ruf) Arapça : 1. 4. New York'taki Hürriyet Heykeli'ne teşbih ile Saray Burnu'na dikilmesine şiddetle itiraz ediyordu. 199 ve Kemal. böyle diyoruz. Minimaller varsa Tanrı'ya ihtiyaç da vardır. 3. Herkesçe bilinen. oradan da alıyoruz. medyun-u şükran olduk. Türkiye Yahudiliği'nin büyük alimi Avram Galanti'dir. karar verememe hali'dir. Uzlaştırma. 1925/1926 takvimindeyiz. bunun için iniyor. bir maddeden yapılmış harf. Harfler. 3. 1049. sıfat Özgün bir biçimde oluşturulan: mükâleme (vikisözlük) : eskimiş. gözü öyle alır ki. ________________ telif (TDK) isim. hukuk Seçim. "Tanrı" icat mevsimindeyiz. sanlı 2 . hurufat (TDK) çokluk. Ve uydurmaya mahkumuz. "Mesih" bulunuz. 134 . iniyor mu çıkıyor mu. İşte bu ateşin kasırga eserken memleketteki büyük münakaşalardan biri de Mustafa Kemal'in heykelinin dikileceği yerdi. eskimiş (intiha:bı) Arapça : 1. yekûn. baskı işinde kullanılan metal vb. Aslında ışık ya da "nur" öylesine kuvvatlı ki. eskimiş (medyu:nuşükran) Arapça :Teşekkür borçlu. Avram Galanti. bunu da ilave ediyoruz. Mükemmel. bunu da mükaleme eyliyoruz. bütün vakalar ve bütün peryodlar pek nazik davranarak icabet ediyorlar. medyunu şükran (TDK) sıfat. Seçme. 2. Aydınlık'tan mı korkuyorsunuz. 2 . eskimiş (huru:fa:tı) Arapça : 1. Mesih. hurufatın rakamları var. Mesih. Mesih'in ışığı hayli kuvvetlidir. yekünen. "Tanrı"! yapınız. Gazi Mustafa Kemal. 1339 olmaktadır. Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü: intihap –bı (TDK) isim. eskimiş (te:lif) Arapça : 1. artık göremezsiniz. Basımda. belli. İsevi takvimle 1923 veriyor ve buradan Gazi Mustafa Kemal'in 1923 yılında cumhur reisi intihap edileceğini ve de bihakkın edildiğini çıkarıyoruz. hukuk Dinî bakımdan uygun görülen. buna da karar veremiyoruz. 1339 olmakla. isim. rakam veya başka işaret kalıpları. eskimiş Kitap yazma.

Her halde ilandan daha çok zamanı önemlidir ve masalımız kaçınılmazlık üzerinedir.. Aynü'l Ayanü'l İslam. müjde. kalbi kırılmış. ancak Profesör Avram Galanti. Hıristiyanlığın büyük dehası işte buradadır. değişik memleketlerde. Şemsu'l İslam. hem Mesih ve hem Peygamber idi. getirmek. İbraniyet'te "Allah" mertebesindedir. 135 . Mustafa Kemal’i kavramamak. Tekrarlıyorum. Battal-u İslam. böylece Kemal Paşa Peki bu mesih mertebesi yeterli mi. amma. Tacı'l İslam. Mesih." İşte Tevrat'ta yazılı olan budur ve. Mellah-ı Zevrak-ı İslam. gerçi yıllar sonra bir kısım Türk mütefekkirlerinin bu mesih ilanını çok ciddiye alarak musirrane bir şekilde (ısrarla. mazlumlara beşaret. İslam'ın Kalesi. çıkan ve birinci derecede alakadar olan Arapça matbuat. olanlara şifa vermek. Hristo. "Allah mütevazi ve Hazretleri'nin mesih ilanatı tamamlanmış olmaktadır. Profesör Galanti'nin de bunu bildiğini anlıyoruz.Bunu. İslam'ın Kayığının Kaptanı. çok uzakta ve Peygamber. buluyoruz. Mustafa Kemal'in mümtaz şahsiyetine tamamıyla tatbik olunur". kapılarını açmak için beni mesih etti. ısrar ederek-KŞ) istimal etmelerine (kullandıklarına . Bu nedenle bir de peygamber ihtiyacı duymuş olduğunu görüyoruz. hapishane. Galanti'nin bu hayırlı geleceği tahmin etmesine imkan yoktur. İslam'ın Kahramanı. hem ruhani ve hem de cismani olduğu anlamındadır. Setfü'l İslam. ile Mustafa Kemal'i tavsif etmedi?" Bu pek mühim suale cevabı. Seyyacü'l İslam. İslamın Arslanı. vasıflar. İslam'ın Güneşi. aramızdadır. Zührü'l İslam. Daralfünün'da müderris ve daha sonra saylav Galanti. çok yüksek olmakla birlikte hayli abstre olduğunu kabul ediyoruz. İslam'ın Kurtarıcısı. bunlarla tatmin olmamaktadır. Aynü'l İslam. Bu hem uzak ve hem yakın." Devam edebiliriz. yine Galanti'de.KŞ) şahit olduk. Kevkebu'l İslam. haksızlık telakki ediyor. Münci-i İslam. Necmü'l İslam. Ekber-i Müşir-i İslam. Melcü'l İslam. muhtelifede. "Hatırımda kalan evsaftan bazılarını sıralıyorum: Esed-i İslam. Peygamber İşaya'nın bundan yedi asır önce söyledikleri var ve şudur. esirleri hürriyete davet etmek. ne gibi evsaf. "bu yüksek ve beliğ sözler. mün-kesiru'l kalb. mahpuslara da mahbes. sual etmektedir: "Memalik-i Devam ediyoruz. ilaahir. saymaktadır.

sosyalist ve hatta biraz komünist bir peygamberdir" vaazı karşında tereddüde düşecekler için. Musa. Ne kadar isabetli. Profesör Avram Galanti'ye borçluyuz. Zorluk. büyüklüğünün farkında değilsin ey Mustafa Kemal". Almanca bir şarkı sözü olduğunu da Galanti haber vermektedir. Musa. her sayfada artmaktadır. demek istiyorum. Türkiye judaizminin müderris-i azam'ı Avram Galanti Hoca'ya borçlarımız. beni beşerin saadeti için çalıştı. beni beşerin saadeti için çalışıyor.. takviye ve tersin ediyor. ilahi peygamber olmakla beraber. esaretten kurtardığı Türklere. ey Berlin!". esaretten kurtardığı İbranilere hayatın ehemmiyetini anlatarak. peygamberlik sahasında Musa'ya benziyor" kelamı ile damgayı vuruyor. Musa. aslının. hep baştadır. peygamber ile. anlatmak zordur. büyük bir seciye sahibidir. takdir ediyoruz. elyevm yaşayan Türk peygamber arasında dünya işlerinde büyük bir müşabehet vardır.. hayatın ehemmiyetini anlatarak hayatı içtimaiyelerini dünyevi kavanin ile tespit. "du hast ja keine ahnung wie gross du bist Mustafa Kemal" idi.Bu bapta bütün icatların en akilane olanıdır. Türkçesini de. esarete alınmak istenen Türkleri dahi kuvvetli pazu ile kurtardı. Okumayı sürdürüyoruz. "Sen. 136 . Avram Hoca. Kırım yıllarındadır. büyük bir seciye sahibi idi. Mısır'da esarette inleyen İbranileri kuvvetli pazu ile kurtardı. hayat-ı içtimaiyelerini dünyevi kavanin ile tesbit. bunu da. Almanca uydurması. dünyevi. Mustafa Kemal de. Mustafa Kemal de. Musa. aynı takvimde şu vaazı yapmaktadır: "Otuz beş asır evvel yaşamış İbrani ANTİ-LEVELLER Ne güzel de uyduruyor! Ne güzel de yakıştırıyor. "Tevrat meydandadır" yollu buyurduktan sonra. "Musa. Avram Hoca'dan öğreniyoruz." Ve böyle devam ediyor. "sen güzelliğinden haberdar değilsin. Çok doğrudur. Mustafa Kemal de. "Mustafa Kemal. takviye ve tersin etti. Artık hem bir Mesih ve hem de bir Musa Peygamber'imiz var. Mustafa Kemal de. Büyüklüğünü anlatmak da. en çok Mustafa Kemal'e zordu.

din ve ideoloji tetkiklerinden düzen karşıtı ve yıkıcı hareketleri teşhis edebiliyordu. muhtemelen de başta gelenlerinden birisi sayılmaktadır. İlk ve önemli etap ise. akılcılığın ilk formülasyonlarım ve çıkışlarını buluyoruz. yirmi iki'de tamamlanmıştır ve şimdi yirmi iki'deyiz. Christopher Hill. leveller. the fifth monarchist'ler. demek ki 1640 yılları ve sonrasını hatırlıyoruz. amma en güçlülerinin "düzleyiciler" olduklarını biliyoruz. Buna "düzleyicileri düzlemek" de diyebiliriz. İhtiyaç olursa. "leveller". işte dünyanın altını üstüne getirenler arasındadırlar. Yirminci Yüzyıl tarihçilerinin en önemlilerinden. "Alt-üst Olmuş Dünya". 1925/1926 her halde düzleyicilerin düzlenmesinin nihai etabı olmalıdır. dolayısıyla hem laik ve hem de cumhuriyetçi bir programa sahiptiler. akılcılıktır ve hep kestirme olanı savundular. devlet ile kilisenin birbirinden ayrılmasının ateşli savunucuları oldular. Kilise'yi. devrimde. "antileveller" veya "düzleyicileri düzlemek" kavramları. On Yedinci yüz yıl çok az biliyoruz ve belki de Hill'e kadar yanlış demesek bile. Bu yüz yılı. insanların boynunda bir boyunduruk olarak görüyorlar. Aynı şekilde krallığı da gereksiz sayıyorlar. Amma. bana aittir. hepsi vardılar. ranter'ler. Fakat marksist tarihçilikte de ufuk ve çığır açıyordu. bir şaheserdir. şüphesiz marksist olmakla ve marksist mütalaa edilmektedir. Bu nedenle komünist sayılmaları yerindedir.Bu zorluğu yenmek için de bir anti leveller dönemden geçmemiz gerekiyordu. 137 . Büyük İngiliz Devrimi'nden alıyorum. 1640'larda başlayan İngiliz Devrimi'ni "burjuva" ve kapitalizmi ilerleten yönde görüyorsak. bu masal için uydurdum. bunu en çok Hill'e borçluyuz. Ve artık. düzleyici. Fonksiyonsuz olanı ve duraklatanı kaldırmak. pek eksik biliyorduk. Kaç etaplıdır. İngiliz Devrimi'nin itici gücü "düzleyiciler" oldular. uydurmak da var. digger'ler. "düzlemek" de diyebiliyoruz. Burada ele aldığımız düzleyiciler de. kar-ücret veya grev istatistikleri derlemenin ve tablolarını sunmanın çok ötesine çıkarıyordu. bu kapsamda. Öyleyse düzleyicilerde. öyle sayıyoruz. Halkın iktidarının önündeki tepeleri veya duvarları yıkmak istiyorlardı. kategorisini. Bunu. sınıf analizlerini. Ahlak. puritain'ler.

akılcılık ve bu nedenle kestirmecilik ile parazitleri temizlemek ve her türlü tepe ve duvarlara savaş açmak olarak anlarsak.Hill'in güzel bir tespiti var. buna "restoration" dediler. 138 . komünisttiler. önde gelen sözcüleri. bebek olarak. Hürriyet ve refah eski günlerde kalmıştı. hepsi. pek çok yer-altı teorisi su yüzüne çıkıyordu. Ne öyle değil ki. Liderlerinin önemli bir bölümü ise rahipti. reddedilen modeldiler. toprak ağaları varsa. what freedom then they have in England more than we can have in Turkey and France. On Yedinci yüzyılın ortasındalar. eninde sonunda. henüz "revolution" sözcüğü politik değildi ve eski güzel günleri yeniden kurmak. zenginlere zenginlerin koruyucusu Tanrı ile eninde-sonunda zenginleri haklı çıkaran ruhban sınıfından nefret ediyordu. amma. bugünkü "devrim" yerine geçiyordu. yaratık. Komünist temayülleri. ama. şimdiki zamana baktığında Leveller Winstanley. demek ki. levellers "never had it in our thoughts to level men's estates ". hem kilisenin zengin ve iki yüzlü olmasından ve hem de Tanrı'nın açlıklarına bir çare olamamasından kaynaklanıyordu. "Devrim" sözcüğünü bilmiyorlardı ve ama çok politik ve devrimci olabildiler. Yoksul halkın içinde idiler ve onların hükümetini istiyorlardı. Tanrıların itibarsız olduğu bir yüz yıldaydık. Tanrısızlıkları. resmi açıklamalarında kabul ettiler. "restoration yoktur" doktrinini savunuyordu. Osmanlı'ya hep "Türkiye" dediler. O tarihte. İçlerinde ateistler az değildi. İngilizler'e. hep ortak mülkiyeti savunuyordu. landlords. rahipler tarafından çekilseler de bağnaz-dinsel değildiler. Kilise'ye ve kral'a böyle baktılar. yalnız hiç birisi emek-sermaye formatında konuşmuyordu. hep biliyoruz. bu dünyaya gelirken ne kadar bulaşıktır. Fransa ve Türkiye despotik kabul ediliyordu. yoksulluğun ve açlığın kol gezdiği o tarihte halk Tanrı'ya yüzlerini döndürmüyordu. düzleyiciler. Özel mülkiyete gelince. daha fazla hürriyet vermediğini ve veremeyeceğini ileri sürüyor ve reddediyordu. Fransa ve Türkiye'den. komünizm de yer üstüne çıkan yıkıcı nazariye ve akımlardan birisidir ve ancak fışkıranların hiçbiri saf değildi ve daha doğrusu hepsi birbirine bulaşık geldiler. Ayrıca saygısızdılar. İngiltere'deki mevcut düzenin. çocuk demek istiyorum. bu iç savaşta. Çıktılar ve geldiler. "restorasyon". en güzel. insanların malikanelerini düzlemeyi hiç düşünmediklerini söylüyorlardı. Winstanley.

On Yedinci yüzyılın bu pek güçlü ve "devrimci" hareketi. kendileri adına. toprak reformu istiyordu ve bu arada. yarın'ın Hristiyanları olarak görüyorlar. En büyük rakipleri Fifth Monarchist'lerdi. Müthiş bir "düzleyicileri düzleme" kapasitesi sergiledi ve şah oldu. Bu düzleyicileri düzlemek demektir. mutlak Hıristiyan olacaktır. İsa'yı mesih kabul edeceklerinden eminler ve bu nedenle bir Yahudi düşmanlığı sergilemiyorlar. Ve her ikisi de devrim ordusunda güçlüler ve ordu içinde. okuma ve yazması kıt. bir aydın-gazeteci ile bir darbe yaptı. Yahudileri. İsa'nın Ülkesi'ni yer yüzünde kurmak istiyorlar. kuşku duymadılar. Müslümanlar'ı Kutsal Toprak'tan kovacaklar olarak gördüler ve sonra isevi yola gelecekler. Bellerini kırdılar. Geriye martyr'lerini bıraktılar. 21 Şubat 1921 tarihindedir. birbirleriyle rekabet halinde oldular. başbakan oldu.Ordu içinde güçlüydüler ve bu güçlerini yitirince. Ama Cromwell'in generalleri. 139 . Sovyetler ile 26 Şubat 1921 tarihinde bir anlaşma imzaladı ki. bizim Mart 1921 tarihinde imzaladığımızın aynı'dır. bunları "Beşinci Krallıkçılar" veya "Beşinci İmparatorlukçular" olarak anlayabiliriz. Cromwell mi. Bu açıdan evangelist'leri hatırlatıyorlar. tahtta hala Türkmen-Kaçar Han vardır. gazeteci Seyid Ziya. Danyal Peygamber'in bir rüyasından hareket ettiler. muhtemelen evinde Türkçe konuşulan İrani Rıza da serdar-ı sepah. İngilizler'e yakındı. baş komutan demektir. sürekli olarak orduda tasfiyeler yapıyor ve Monarkist subayları temizliyorlardı. Düzleyicileri avam buluyorlar. Küçük bir aşiretten. Cromwell ile yakındılar ve daha devrimci oldukları için yollarını ayırdılar. bütün Yahudiler'in eninde-sonunda. Düzleyiciler'in rahipleri ve Beşinci Monarkistler'in ise albayları ve generalleri var. Monarkistler de devrim yolundalar. Kudüs. bir konspirasyon üzerine diğerini düzenliyorlar. en büyük rakipleri olduklarını söyleyebiliriz. bundan. kaybettiler. İki İnönü arasında bir tarihte. Aslında şahbaz'dır. beşinci krallık ve dolayısıyla altın çağ'ın geleceğine inandılar. masalımızın geçtiği zamanda hemen Şark'ta Rıza var. atandı. bu itikat ile Yahudiler'e dostça baktılar. Düzleyiciler ile ise rakiptirler. Monarchist'ler ise açıkça elitistler. Seyid Ziya halkçı davranıyordu.

22 Kasım 1920 tarihli 58 inci nüshasında önemli bir yazı var. 270 yıl sürmektedir. İngiltere'den alıyor. Kemal Paşa da. çok önde gidiyordu ve maksimalist bakıyordu. Ethem karşısında.. Ethem. iktibaslar yapmak istiyorum. İran ve Afganistan'da. Milli Kahramanımız Ethem Yoldaş kuvvetlerinin karşısında bulunan Yunanlıların. karşılarında Ethem Yoldaş kuvvetleri var ve "mağlup ve münhezim olarak bütün hatt-ı harp üzerinde ricat eylemek" her halde tek yollarıdır. masalımız bu hat'tadır. müdahalet ile kuvvetli bir mukavemet teşkilatı. Önceki sahne hemgin'dir ve şöyle idi: "Efganistan'da sıkı ve şedit bir İngiliz kontrolü. en eski masallarda dahi bugünkü uzay füzelerinden daha hızlı kuşlar olduğuna inanılmaktadır. "dün Kuvvay-i Seyyare muhabir-i mahsusumuzdan aldığımız telgrafnamede. Şimdi İnönü Ovası yakınında Eskişehir'deyiz. devrimden vazgeçme vaadini aldığı rivayet ediliyordu. bunu imzalamazdı."." 140 . bundan. bizi. Bu daha sonraki bir rivayettir. Demek ki düzlenmeyi hak etmektedir. Dev kuşlar ve füze hızlı kuşlar. haklıdır. 1921 Mart sonudur ve bu. İran'a ve oradan da İnönü Ovası'na uçuruyor. o zamanlar bilmiyorduk. Ama ne kadar hızlı uçarlarsa uçsunlar.. Yeni Dünya'nın. 1920 sonlarındayız. Moskova aynı gün İngiltere ile bir ticaret anlaşması imzalamayı planlıyordu. Azerbaycan ile Türkiye arasında kuvvetli bir Ermenistan Taşnak Hükümeti. garpta Polonya. ne yapabilirler ki. o zaman "Mücahid-i Muhterem Ethem Yoldaş" idi. Ve amacına ulaştı ve aynı günde. Moskova için çokı büyük bir başarı ve Londra için ise büyük bir tedirginlik işaretidir. Moskova-Londra ve Moskova-Ankara Anlaşmaları imzalandı.Bizimki biraz gecikti. Yunaniler'e kaçmak düşüyor ve ricat ediyorlar. bu Kemal Paşa'dan öncedir. Batum'da ve Tiflis'te bilfiil İngiliz işgali ile tehdit ve temrin edilerek bir Gürcistan müzahareti. Peki masal nedir. Ethem Ankara'yı teşrif ettiklerinde garda karşılıyordu. Eskişehir'de "Yeni Dünya" intişar etmektedir. genç Sovyet Devleti'nin de facto tanınması anlamına gelmektedir. Londra çok rahatsızlık duyuyordu. Türkiye. Bunun karşılığında. bu uçuşlar. Çok rahatsız olmasa. İran'da İngiliz himayesinin icap ettirdiği Doğrusu okuması dahi insanın içini sıkmaktadır. amma birden ufuk açılmaktadır. Yeni Dünya'da. Masalımızda şimdi. Amma gelişmeler teyid etmektedir. Türkiye ve Arabistan arasında Fransızlar'ın bilfiil işgali tahtında bir tıkaç mıntıkası. öyle anlaşıldı ve öyle anlıyoruz. Yeni çağ'da çok uzun ve eski çağ'da çok kısadır.. cenupta mürteci Rus orduları. "saygın savaşçı Ethem Yoldaş gece şehrimizi teşrif etmişlerdir".

İngiltere'nin Kafkasya'dan çekildiği ve Anadolu ile İran ve Azerbeycan'ın bolşevik olmasından pek ciddi bir şekilde kaygılandığıdır." Demek ki 1920 sonu ve 1921 başında. Londra korkmakta haklıdır. Bakü'de Doğu Kurultayı toplanmaktadır. İşte o zamanlardayız. Çünkü Şark'ta şura hükümetleri bir birini izliyordu. Türkiye'de her gün kademe kademe çekilmek bedbahtlığına düşen bir Yunanistan kaldı. "Doğu Devrimci Çemberi" çevriliyordu. salonda olmasa da. Doğu'da da düzleyiciler hareket halindeler. "Doğu'nun Lenin'i" sıfatı yakıştırılıyordu. Kolçak ve Vrankel irtica orduları perişan edildi. İngiltere için düzleyicileri düzlemek elzemdir. Ne getirir. hiç bilinmiyordu. Bunun yerine. birdenbire İran emperyalist dünyanın Doğu Devrimi için ördüğü demir ağlar birer birer parçalanıyordu. 1960 yılları ikinci yarısındaki terminoloji ile. Kars'ta kurulanı İngilizler dağıttılar. 1920 sonunda. daha doğuda. Küçük Han Gilan'da bir sovyet cumhuriyeti kurmuştu. Marx'a uyumsuzluğunu da ihmal ediyorduk. Bir arayış içindedir. 141 . birden bire Türkiye ile Arabistan arasındaki Fransız mıntıkası kan ve ateşle doldu. "Zinovyev'in Sirki" dediğini de ol demlerde bilmiyorduk. birden bire Ermenistan Taşnak Hükümeti Türkiye kızıl ordularının inkılapçı ateşlerine teslim-i mevcudiyet etti. ayrıca John Reed'in bu toplantıya. amma. demek düzleyicileri düzlemek arayışındalar. korkmak için başka nedenler de var. kulislerdedir. Enver Paşa. korktuğunu söyleyebiliriz. Batum'da bir avuç İngiliz'in tazyik ettiği bir Gürcistan. Ayrıca.Amma birden bire değişmektedir: "Birden bire Efgan İngilizleri kovdu. birden bire değil uzun mücadele ile birer birer. Bildiğimiz. nihayet emperyalist dünyanın Şark İnkılabı'na çevirdiği demir çemberden bir küçük halka. Küçük Han ise bir yıldızdı. milliyetperverleri Himaye Ahitnamesi'ne isyan ederek Küçük Han'ın başında toplandılar. güçlü bir propaganda değeri vardı ve sadece bunu biliyoruz. Denikin. birden bire Polonya akt-i sulh etti.

biraz fazla olmuyor mu. Halide Edip veya Rauf. vazife kağıdında. İngiliz siyasetine yakın Seyit Ziya. adamları sayıyorlardı ve tam bu sırada. daha önce dönebildiler mi. soupçonnait Reza Khan de s'entendre trop bien avec les Sovietiques. Artık yükselme kapıları açılıyordu. pek kaygılıydı. Digard ve iki çalışma arkadaşı tarafından yazılmış. emperyalizm için hep korku var. protector. Küçük Han'ın öldürülmesi ve Çerkez Ethem'in tasfiye edilmesi aynı niteliktedir. Rıza düzleyicileri düzlemede kabiliyetini gösterdi. baktığı her yerde "kızıl". son homme de confiance. başkaları da var. Londra. bir de Ankara'da Erkan-ı Harbiye Reisi Fevzi Paşa Hazretleri de kırmızı fes giymeye başlamıştı. Sovyetler ile iyi geçiniyordu. Seyit Ziya'yı derdest edip İsviçre'ye postaladı. Rıza. "Ce fut seulement apres la victoire définitive de Reza Khan sur les Jangali que la confiance s'établit peu a peu. Bundan sonra mı. Ziya. güzel ama. Elle avait perdu Seyyid Ziya. İlaveten. Şark'ta her yerde ve Tahran'da . 142 . Rıza." İşte yine tam bu sırada. 1943 yılında döndü ve bizimkilere gelince. kaldığı yerden devam etmektedir. Digard ve arkadaşlarının çalışması. voyant rouge partout. binaenaleyh. Adamo'nun şarkısıyla "her yerde kızıl var". des rouge partout." Tam masalımızda beklediğimiz üzere. görüyordu. İran'da ve bir darbe ile başvekil olmuştu. 1921 Mayıs Ayı'ndayız. Şark'ta . "L'Iran au XXe Siécle" adlı çalışmada şunları okuyoruz. Sovyetler ile pakt yaptı ve popülist bir discours başlattı. et. hem adamları Ziya'yı kaybettiler ve hem de Rıza. Gilan'daki Sovyet Cumhuriyeti'ni bastırdı ve Küçük Han'ın başı kesildi. İşte yine tam bu sıralarda. "şuraları dağıtmak" maddesinin de olması dikkat çekicidir. Rıza'ya güvenmeye başlıyordu. Ve Londra. sual ediyorum ve soruları ihmal etmiyoruz. İran'da İngiliz "himayeci" heyet. "La légation britannique resta inquiete pendant le deuxieme semestre 1921. Buna rağmen Londra Seyit Ziya'dan umudunu kesmedi. İşte burada. Londra çare arıyor ve yeni politikalar peşinde koşuyordu.Kemal Paşa Hazretleri'nin Şark misyonunda.

Aynı yılda düzlendiler. depuis l'assassinat de son frere en 1897. birbirini takip ettiler ve bir kaçınılmazlıktan söz ediyoruz. Rıza'nın. diyebiliriz. “leveller” demek istiyorum. Kemal Paşa mı Albay Rıza'yı. meraki acizlerinin bir faslından başka hiçbir malumat olmaması. İran'ı küçümsüyoruz. Bu. Takip ettikleri için İran'ı bilmiyoruz. Kemal Paşa ile Albay Rıza. 143 particılierment délicat. Jean-Pierre Digard ve çalışma arkadaşları. pusque l'autonomie du Khouzistan ne reposait sur aucun accord juridique et s'opposait a la politique centralisatrice du governement. haberlerini derc ediyorum: "Le statut de la région pétrolifere du Sud-Ouest était Emiri Şeyh Hazal'ı. ve leveller şefleri. émir de l'Arabestan. yoksa tersi mi. Tutulmak ya da aşık olmak. bize hem Küçük Han’ı hem de Çerkez Ethem’i haber veriyorlar. Arabistan . Leveller şeflere bakacak her ikisini daha iyi görebiliyoruz. demek istiyorum. Gözlerimizi kapatmak için. bir isyanı başlatmaktan başka çare bırakılmamamıştır. Le sheykh Khaz'al. Doğrusu birbirini pek çok etkilediler ve buna mecburdular. En octobre 1924. Reza Khan mena une campagne vers le sud et obligea Khaz'al a se mettre en etat de rébellion ouverte. sadece karanlığa düşmektir. İran'da. münasip sual işte budur. bizim masalımız için tetkikat yaptılar. nahak yere." Çok hoş. bilmemek için. sanki. Ve insanlık tarihini sadece gözleri açma olarak görmek. Les Anglais durent ici concilier deş interets et des alliances contradictoires. Obscurantisme dahi.Ethem de bir düzleyici idi. sadece gözleri kapamaktır. hangisi hangisini etkilemektedir. bu soru saçma'dır. Küçük Han hakkında. çünkü masallar akıl düzleminde gelişiyorlar ve gelişme sualler ile olmaktadır. Tarihe bir de obscurantisme açısından bakmak zorundayız. était protégé par un traité de 1902 avec les Britanniques contre les exactions des douaniers belges. pendant les congés en Europe du ministre anglais Loraine. gözleri kapamaktır. Masallarda soruları ihmal etmemek durumundayız. Şeyhe. tam Ekim 1924 tarihinde . bunu okuyoruz. agents potentiels des Russes. isyana zorladığını öğreniyoruz.

Asil ailelerden gelmeyen iki fermande yerlerine geçtiler. birisi Türk ve diğeri Türkmen. Bizim masalımızda da Şeyh Sait'in isyana zorlanması büyük ihtimaldir. açımlama. Vahdettin'in kerimesi Sabiha ile izdivaç eylemek arzuları hepimizin malumudur. Düşeni yaptılar. bu nedenle teşrih ediyorum. o yönde rivayetler de olmakla birlikte. Türkiye'de. Üstelik. "Zakafkas". ki Rusyalılar ve bunlardan etkilenerek Batılılar "Tatar" tesmiye ediyorlar. Ama damatlık ve Saltanat nasip olmadı ve cumhur reisi oldu. Halil Paşa. eskimiş Arapça (TDK) : 1 . Azeriler. O halde zor bir paralellik bulmuş oluyoruz. İstedi mi. Şeyh Sait isyanından bir kaç ay öncesi idi. halk ağzında İskelet. Ve binnetice. Mustafa Kemal'in bir eksiği yoktur. Ankara'dan İstanbul Vilayeti'ne. bu kadarı yeterlidir. Rıza'nın da laik adımlar atmasından endişe ettiler ve şahınşah yaptılar. 2 . tahtlarını kaybettiler. birincisi. İddiaya göre İrani ekabir. cumhuriyetin arkasından hilafetin ilga edilmesinden ürktüler. KÜÇÜK HAN VE ÇERKEZ ETHEM Masal'ın en zor bölümlerinden birisinin kapısmdayız. Anatolia ve özellikle Zakafkas nüfus ve isyancı eğilimler itibariyle son derece karışıktı. Birinci Dünya Savaşı ve hemen sonrasından söz ediyorum. masallarda adettendir. eskimiş Arapça (TDK) : Kız evlat.Bölge pelrol yatakları acısından zengin ve Şeyh Emir de Londra tarafından kollanıp korunuyordu. Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçirerek anlatma. bizim yamaçtan ise "Kafkas-Berisi" demektir. vermediler ve şah oldu. Albay Rıza'ya gelince. İki nedenden dolayı zorluğumuz var. içiçedirler. Kemal Paşa Hazretleri'nin halifeye niyabet ve hatta saltanat teklifleriyle karşılaştığını artık biliyoruz. Naciye ve Hafız Hakkı bir diğeri ile evlendiler. Batı dillerinde "Transkafkasya" ve Arabi "Mavere-i Kafkas" çağrılıyor. Kemal Paşa Hazretleri'nin arkasından cumhurbaşkanı olmayı çok istiyordu. tıp (***) Anatomi 3. 144 teşrih : isim. Paralel olmayanlar da var. Gitmiş mi. sanki kaderler bağlanmıştı. Kürtler arasındaki her türlü hareketi bildiklerine itikat edenlerdenim. Rusça "Pred-kafkas" diyoruz. Birbirini gördüler ve dolayısıyla resmi tarihe görmemek düşüyordu. hanedan kızları ile izdivacın bir ara "devrimci" biri politika olduğuna işaret ediyor. 1920 yıllarında. bizim Kürtlerimiz'in isyana hazırlandıklarına dair yazılar gittiği de rivayetler arasındadır. bu noktada da mutabıkız. . Enver. Vahdettin ve Ahmet. ben de resmi makamların. Şeyh Hazal'ın açık isyana zorlandığı tarihte. Rusça söylenişidir. Gürcüler ile bilhassa Ermeniler yaşıyorlardı. Moskova'dan bakışa göre söylüyorlar ve "Kafkas-Ötesi" anlamında olup. ___________ kerime : isim.

_________________ EK BİLGİ (KŞ) AVOTAYNU [Yahudi Soyadları] Soundex Name Databases 795000 BERK ABCDGHJKLMNORVWXZdgiop 300000 TAY ABp 350000 DAG CKU 145 . ehemmiyetine binaen iktibas etmiş oluyorum. her vechede çarpıktır. dil ve din itibariyle Türkiye Çerkezleri'nin hayli karışık olduklarını buyuruyordu. European and even Semitic races are found among them. Devamla. "Yahudi" karşılığında da istimal edilmektedir. şimdiye kadar hayli karartılmıştır. Çerkezler ve Dağıstani'ler meyanında pek çok Yahudi ve Sabetayist teşhis ediyoruz. Yahudi ve Sabetayistler. zemin had safhada kaygandır. O kadar öyle ki "dağlı" ya da Moğolca "-tay" ile yapılanı "berktay". Bu hal. çünkü bizim tarih tedrisatımızda maksat cahilleştirmektir. "in race. pek de nakilci kalmamak üzere ve kendi keşfim itibariyle. Kırım Tatarları. Şark'ta cenk ve bahasus kahraman olmadığı anlamındadır. "tarihimiz batıya-çarpık yazılmıştır” vaazında bulunuyordu. bu. bahusus bu bölge tarihinin cahili olarak çıkıyorlar. Ben de. Avrupa'da dillerin ve milliyetlerin sınırını çiziyordu ve bu meyanda. Acizleri. bunlar. bunu tespit ile. Dominian'ın . bu ikincisi. Ethem hakkında hususi bir malumatım yoktur. L. Ancak yanlış intiba vermek istemem. language and religion the Circassions of Turkey". hem her hareketin seyrinde zigzaglara sebebiyet veriyor ve hem de teşhis ve teşrihini müşkül hale getiriyor. sürgünde gelip İsrael ile bağları kopuk Yahudiler ile KriptoYahudiler mebzulen karışmışlar. kurtuluş savaşında çok önemli ve verimli işler yaptılar. ki melezleme ile "dağlı" anlamına gelmekte olup. uzatmıyorum. rezerv devlet nazariyesine yatkındılar. Bu arada en passant not edebiliyorum. Çerkez. içlerinde İç Asya. Amerikan Coğrafya Cemiyeti tarafından 1917 yılında yayınlanmış eseri hayli mühim olmalıdır. diyebiliyoruz. ırk.İçlerine. yıllardır. ayrıca. representatives of Central Asiatic. bizim tarih kitaplarımızı tetkik edenler. Bu masalda bununla iktifa ediyorum. Avrupa ve hatta Yahudi ırkından olanlar da bulunuyordu. diyorum. Hakiki Tatarlar. Teşkilat-ı Mahsusa'da çoktular. Bazı hallerde Hıristiyan adı taşıyorlar ve amma camilerde ibadet ediyorlar ve ayrıca. Hazer Yahudileri. olursa arz ederim.

Hep birlikte gözlerimizi açıyoruz. tabiatı itibariyle. şimdi anlıyoruz. que le socalisme pouvait aider le monde musulman a sortir de l'impasse. Müşkülatımızı tadat ile devam ediyoruz. Paul Dumont'u zikredebilirim. Kusur etmiştir. gözlerini bağlamıştır. Resmi tarihin uyuşturucu yanını şimdi daha iyi kavrıyoruz. önemli bir nazar'dır. Enver ise. ancall acizleri dahi bu isyanı tertip eylemekle beraber bu misli ihmali olan bifl cumhuriyetin çökeceğini. Sivas'taki kurtuluş kongresinin. heyet. ilaveten tek mezarlı pentao mimarisi peşinde olduğumuzdan. Ve resmi tarihi dahi halkların afyonu sayıyoruz. Hep çıkış arıyordu. 146 . chez les revolutionaires d'orient. müslüman dünyasının bu çıkmazdan çıkabileceğine itikat etmektedir. ne olduğunu bilmedikleri kesin. tıpkı hemen hemen aynı zamanda çıkan manda'yı bilmemelerine benziyor. Yeni. resmi tarih afyonu ile kendimizden geçmiş mağlubiyetten haz çıkardığımızı bile fark edemiyoruz ve kurtuluş savaşını "Anafartalar versus Sarıkamış" mukayesesine dayandırıyoruz. hala oradalar. bir adım ilerdedir. Şark'ı bilmemek esastır. d'une concordance partielle entre les enseigments respectifs de l'islam et du socialisme. sosyalist iktidarın yardımıyla. kısmen birbirine uyuştuğuna inanıyorlardı. a cette epoque. Şark'taki kahramanları silmek zorunda idik. işte bu dönemde. daha önce göre* memiştir. demek ki cumhuriyet aşkı ve cumhuriyeti] daha ileriye çıkarma hayali. sukuta mahkum olduğunu. Şark'a nazaran sadece Sarıkamış yenilgisini biliyoruz. o kadar öyle ki her yıl bir kez Sarıkamış'ı büyük bir bayram olarak tesid ediyoruz "sarıkamış soytarıları" hiç eksik kalmıyorlar. Rusya'daki Bolşevik iktidara düşmanca bakmadılar. Doğrusu acizlerininki dışında. Demek ki islarni ihtilalciler. Başkaları da olabilir. doğulu ihtilalciler. islam ve sosyalizm doktrinlerinin.Resmi tarih talibanı için. müttefîkan manda lehinde karar almasının bir nedenini burada buluyoruz. şimdiye kadar bu acı ihmale top yekun bir isyan görülmemiştir. 1919 Sonbahan'nda. l'idee etait courante. pek bilmiyordu.

Çok yeni idi ve çıkartanlar, kötü emellerini diğerkam bir ambalaj arkasına saklıyorlardı. Buna ilaveten, Türk eliti, 1960 yılında esen yüksek dalga bir yana, hep bir büyük devlete dayanarak kurtulma ve ayakta kalma dogmasına bağlıydı. Demek ki bilgisizlik ve güvensizlik, Sivas kararında çok etkilidir. Bu nedenle acizleri, Sivas Kongresi hazirunun silme manda oyu vermelerini hiç önemsememişimdir; ancak, Kemal Paşa Hazretleri'nin, kendisini ayırarak diğerlerini suçlamasını da, hakkaniyet düsturlarına mugayyir bulmuşumdur. Kazım Paşa Hazretleri'nin de buna mümasil işaretleri olmalıdır, kıymettar evrakında da benzer imalar bulabiliyoruz ki haklıdır; bu haksızlığa işaret eden ender zevat arasındadır. Kazım Karabekir, bir yerde, "M. Kemal Paşa, kendisini bağrına basan ve başına kadar da

konuşmaktadır, gerçekten Mustafa Kemal Paşa'nın kendisinin olmadığı tarih sayfalarını yok sayması bir zaafıdır, ama ne de olsa bunu, diğerleri yanında, bir kişisel zaaf mütalaa edebiliyoruz. Ancak Kemal Paşa'nın olmadığı ve görmediği yerleri çıkararak tarih yazmayı ise bir milli felaket telakki eyliyoruz. Bu nedenle resmi tarihimiz, bir milli felaket'tir. Bunu önceden görebiliyordum, amma ve lakin, ne yazık, "milli felaket" bir tarihle ayakta kalamayacağımızı göremiyordum. Ne kadar az gördüğümü şimdi daha iyi anlıyorum. Bolşevizme dönecek olursak, Doktor Dumont'un şu notu da umumi olmakla birlikte tekrar kayda değiyor; de 1919 a 1921, la sovietisation de l'Anatolie au moyen des dirigeante

çıkaran Erzurum Kongresi'nin toplanmasında fikir ve emeği olmadığından, onu, en tehlikeli ve karanlık günlerde toplayan ve himaye edenleri ve topyekün azalarını küçültüyor ve Sivas Kongresi ve azalarını da - kendisini işin içinden sıyırarak- Amerikan mandası istediler, diye lekeliyordu" demektedir. Doğru, Kazım Paşa Hazretleri yerinde

Anadolu'nun sovyetizasyonunu çok yakın bir tehlike sayıyorlardı. Esasen, Quai d'Orsay ile Foreign Office'nin, Anadolu'yu, sovyetizm'e düşmek üzere değerlendirdiklerini tespiti ziyadesiyle doğru olmakla birlikte ayrıntıları çok yanlıştır. 147

unionists fut considereee, au Quai d'Orsay et au Foreign office, comme un danger imminent, hem Fransız ve hem İngiliz dış işleri bakanlıkları, 1919-1921 arasında

Eğer bir tehlike varsa, kaynacında. İttihatçılar yoktu ve Kemalistler vardı; ancak bu o kadar önemli değil, çünkü, Garp payitahtlarının bu tehlike tespiti, politika kurmaya zorluyordu ve masalımız için mühim olan bu olup, bunu kabul etmeden, iyi bir masal kurmamız imkansızdır. Burada çok mühim bir nokta var; resmi tarihin en büyük zaafiyetlerinden birisini de bu vesile ile tespit ediyoruz. Buna göre sadece Anafartalar var idi ve bunun ötesinde Osmanlı sadece zavallıdır. Böyle bakılırsa, Düvel-i Muazzama'nın Türkiye'den korkmasını ve çekinmesini anlayamayız ve anlatamayız. Halbuki Çanakkale'den daha önemli zafer ve kahramanlıklar var, Kut ve Medine'yi ve Büyük Savaş'ın hemen sonuna doğru, Baku'nun zaptını unutamayız. Biz unutabiliriz, amma, bize karşı savaşan Düvel-i Muazzama unutmuyordu. Kut'ta İngilizleri utanç verici bir yenilgi aldılar ve Bakü'de, Osmanlı kuvvetlerinin bu menkibevi başarısı karşısında şaştı, kaldılar. General Harbord'un raporu da, resmi tarihin aşağılayıcı şartlandırmalarından sıyrılarak okunabilirse, çok önemli bir teşhisi muhtevidir. Generaller Harbord ve Moseley, bu bölgeyi ancak Türkler'in tutabilecekleri sonucuna ulaştılar. Ermenya mandası için geldiler ama, Türkler ile birlikte ele alınmazsa beyhude'dir, sonucuna vardılar. İşte bu mülahazalara binaen, yoksa hayali ve iç propagandaya yönelik "İnönü Zaferi" ve nihayet düşmanın ilerleyişini durdurmaktan ibaret olan Sakarya Savaşı ile değil, bunlar var ve ancak gösterildiği kadar kıymet-i harbiyeyi haiz değildiler, bir tampon devlet arayışında olmakla, 1921 yılının ikinci yarısına geldiğimizde, Londra, Ankara ile uyuşma kombinezonları peşine düşmüştü ve bir kez düştükten sonra, arkası zor olmamaktadır. Masal'lar kaba tarihlerden daha incedirler, okunmaları da zeka istemektedir, Nasreddin Hoca'mn fıkraları paradoks ve ince çelişkilerle meşbudur. Dolayısıyla vulgarizasyona gerek yoktur, böyle bir durumda taraflardan birisini diğerinin casusu veya metbuu görmek ise ahmaklıktır, teyiden yazıyorum. Binaenaleyh ve şüphesiz kimse kimseyi idare etmiyor ve beş taş oynanmıyordu, kurtuluş savaşı, devam etmektedir. Ancak unsurlarında nitelik değişiklikleri görüyoruz ve düzleyicilerin tasfiye ve maksimalistlerin telef edilmelerini bu cümleden mütalaa etmek zorunda kalıyoruz.

148

Düzleyiciler düzlendikçe ve maksimalistler kırıldıkça uyuşma noktasına daha çok yaklaşılıyordu; resmi tarih kıraat edenler bundan habersiz kaldılar. Tekrar dönecek olursak, Wilson dahi, tarih sahnesine yeni gelen Bolşevizm'i bilmiyordu, "manageable" saydığı kesindir. Kemal ve Kazım Paşalar, esasta birbirinden hiç ayrılmadılar, doktriner değildiler ve yararlanmak istiyorlardı. Sınıfi açıdan, Enver'den önce ve daha çok, sosyalizme karşıydılar ve Sovyetler'e doğru her adımda, içerdeki sosyalist elemanları kırmak ve sütunları yıkmak ihtiyacını daha çok duydular. Duyduklarını, en kararlı bir biçimde, yapmaktan hiç geri kalmadılar. İsyancılar, iktidan görünce, en çok yoldaş-isyancılardan korkarlar. Ve korktular. Bolşevikler, iktidara geldikten sonra, nerede ise hiç sosyalist iktidar istemediler. Devamla, sadece elit tabaka da değil, altta da bir düşmanlık göremiyoruz, 1920 yılı sonunda, Bakü'de Zinovyev'in inisiyatifi ve başkanlığında düzenlenen Doğu Halkları Kongresi'nin açılış konuşmasında Zinovyev'in söyledikleri şayan-ı dikkat idi. Zinovyev, Kemal Paşa önderliğindeki hareketin hedefinin, halifenin "kutsal kişiliğini" düşmandan kurtarmak olduğunu belirtmekle, "bu komünistçe bir görüş mü, hayır" deyip saygı ile karşıladıklarını ilave etmektedir. Saygı, iş birliğine kapı'dır. Amma ben, Zinovyev'in konuşmasının bu bölümünün bu paragrafını o kadar önemli bulmuyorum, "kendisine liberal diyen" bir Türk politikacısı ile karşılaşınca, "Türk köylüsünün Bolşevizm'den ne anladığını sordum" diyordu; riyaset kürsüsündedir, liberal Türk politikacısı ise, Zinovyev'e, "biz, genellikle bu kelimeyi, İngilizler'e karşı mücadele etmek ve bize de yardım etmek isteyen kişiler için kullanırız" cevabını vermişti, mühimdir. Gerçekten de öyledir; "Bolşevik demek İngiliz'e karşı olmaktır", bu kadar basit anlaşılıyordu. Yalnızca basit köylü değil, güzide tabakanın çoğu da böyle telakki ediyordu; masalımız için tespit ediyoruz.

149

Bu açıdan baktığımızda, İngiliz emperyalizmine karşı cenge çıkmış olanların dışında Şark'ta, Bolşevizm'in fazla ilgi çektiğini söyleyemeyiz. Lenin'in müsbet işaretlerinin aksine 1905 Burjuva İhtilali'nin de fazla bir heyecan yarattığını mütalaa edemiyoruz. Şark'ta, Rusya'dan esen asıl kuvvetli rüzgar yine 1905 tarihindedir ve Burjuva Devrimi'nin önemli saikleri arasındadır. Bu, Japonya'nın 1904-1905 Harbi'nde Rusya'yı mağlup ve perişan etmesidir. Büyük bir sevinç yarattığını tekrar etmek durumundayım. Şark'ta nasıl mı anlaşıldı; tarihçi Grousset, les repercussions de victoire japonaise furent incalculables en Asie, diyordu ve ben, ikij ayırabiliyorum. Birincisi, Şark Garb'ı yenebilmektedir ve beyaz ırk yenilmektedir. İkincisi, adı duyulmamışlar, o tarihe dek Japonlar'ın esamesi pek okunmuyordu, adı bilinenleri perişan ediyordu; başka bir nefes'tir. İttihatçılar da bu nefesi duydular ve içlerine çektiler, sanki kuruluşlarını Reval Mülakatı'na bağlıyorlar, Büyük Britanya İmparatoru ile Rusya Çarı, Reval'de buluştular ve Türkiye'yi paylaşmakta anlaştılar. Eyüp Sabri, Resneli Niyazi ve Enver, bu sonuncuya "Kahraman-ı Hürriyet" dediler, işte Reval'dan sonra dağa çıktılar. Düvel-i Muazzama'yı ve müstebit idareyi yenebileceklerine inanmaya başlamışlardı. Öte bir yerde, Hintli Roy'un devrim aramak üzere daha Şark'a çıkışı da bundan sonra idi ve bir ilgisini kurabilir miyiz, bilemiyorum, Ağa Han da , "Ali India Moslem League", Tüm Hindistan İslam Birliği'ni yine 1906 yılında kurmuştu. İran'da da Küçük Han, 1906 yılında, jengel'e, Farisi "orman" demektir ve İngilizce "jungle", çıktı ve isyan için hazırlanmaya başlıyordu. Küçük Han'a, Mirza Bozorg'un oğludur ve "bozorg" Farisi "büyük" anlamındadır, "İran'ın Lenin'i" deseler de, Şark'ın Robin Hood'u tabiri daha da uygun düşüyordu. Zenginleri yakaladı, fidye aldı ve aldıklarını fukaraya dağıttı; Şark'ta da vardılar. Boryan'ın 1928 tarihli telifini her daim istifadeyle tetkik ediyorum, v şest vilayetah turyetskoy armenii, Van, Diyarbekir, Bitlis, Erzurum, Muş i Harput, annene sostavlyali po sravneniyu s musul'manami bol'şinsvo naseleniya, isimleri tadat edilen bu altı vilayette, Ermeniler'in müsliimanlardan daha kalabalık olduklarını iddia etmektedir. Tartışmalıdır, ancak daha önemlisi ise, 1878 Berlin Konvansiyonu sonrasında, “Armeniya” sözücüğünün çizildiğini ve zamanev ego Kurditanom, değiştirildiğini ileri sürmektedir.

150

Bu noktayı tekraren not etmeden geçemiyorum; Türkiye Kürtleri'nin Sevr'e karşı ve kurtuluş mücadelesinde Türkler ile neden, et ve kemik misali, birlikte olduklarını açıklamaya mühim yardımda bulunmakladır. Buradan devam ediyoruz. Ermeni asıllı, Sovyet tarihçi Boryan doğru mu hesap ediyor; burada bizi ilgilendirmiyor. Van'da diğer anasır ile Türkler'in toplamına galebe çaldıklarına kesin gözüyle bakabiliyoruz. Baku ise bir Ermeni şehri idi; Baku'nun Ermeni hegemonyasında olması ve tüm Zakafkas'da Bolşeviklerin yalnızca Bakü'de bir güç edinebilmelerini, masalımız açısından dikkate değer buluyorum. Ne müthiş bir transformasyon, Berlin Antlaşması'na kadar "Ermeni" olanlar, Sevr'e ve kurtuluş mücadelesine gelindiğinde, zamanev ego Kurdistanom, Kürt oldular. Demek ki Kürtler, Ermeni'lerden kazanımlarını koruyabilmek üzere, Türkler ile birlikte savaşmak zorundaydılar. Demek ki masallar, gerçekten kaçınılmazlıklar ve zorunluluklara dayanmaktadırlar. Amma ne yazık, yönetici kadrolar, bunu ve zorunlulukların eskiyebileceğini göremediler; belki de görüyorlardı ve görmek istemediler. Görebilselerdi, Sait'in isyanını önlemek için daha özenli olurlardı ve tersini yaptılar ve belki de zorladılar. Masal'ı bir nebze terk ile bir devamlılıktan söz edebilir miyim; Sultan Hamid, bu yola ve ciddiyetle, 1895 yıllarında koyuldu ve 1915 yılında, haleflerinin eliyle, önemli bir mesafe kaydedilmişti. Burada Kürtler'i kullandılar ve Hamidiye Alayları, Kürtler'in Ermeniler'e karşı düzenli birlikleri oldular. Ermeniler'e karşı "kürt rolü", 1945 ve 1947 arasında üniversite gençliği tarafından oynanıyordu ve hedef yeni'dir, bu kez, Tan Matbaası'nın basımında ve Ankara Üniversite Rektörü Kansu'nun makamında, yüzüne tükürülerek, elinden itiramameler alınıp tasfiye edilmesinde, geleneksel hamidiye alayları askerleri, bu kez üniversite gençliği idi. Üniversite gençliği, daha sonra içlerinden cumhurbaşkanları ve maruf gazeteciler çıksa da, bir güruh oldular ve yeni üniversiteyi yıkmayı denediler ve aydınları terörize ettiler. Üniversite'yi soldan sağa döndürmekte bu "sağ terör" hayli mühim idi. Daha sonra ise, üçüncü büyük iç savaşta, hamidiye alayları, "ülkücüler" ile takviyeli "özel kuvvetler" olarak göründüler.

151

İsim ve işler değişti, ama mahiyeti aynı kaldı; devamlılık mahiyettedir. Türkler, birincisi, 1945-1947 ve ikincisi, 1956-1960, üçüncüsü, 1968-1972 ve dördüncüsü 1977-1983, üniversite'ye tahammül edemediler. Moğol sürüleri misali saldırdılar ve üniversiteleri sürülerle doldurunca mesut oldular. Şimdi çok mesutturlar ve o kadar öyle ki çöktüklerini dahi fark edemiyorlar. Bu masal'dır ve masalımızın acıklı yanıdır, artık gözlerimiz kuruduğu için yaş dökemiyoruz. Devam ederken bir soru daha formüle edebiliyorum; acaba, 1915 Tehciri, hemen öncesindeki, Selanik'in kaybını telafi maksadına mil matuf idi, sormak iyidir. Devamında da mübadele var; o halde, en azından, bu bapta, hamidiyen, talatist ve kemalist çizgilerde bir ayniyet ve devamlılık görebiliyoruz. Masal içinde olsa da bilim, öyleyse, hep devamlılıklar peşindedir. Devrimler ise kopuklukları abartmak zorundadırlar. Devamla, ne kadar dolduruldu, Lord Kinros, bir seyyah kisvesinde ve 1950 yıllarında, uğradığı Van'ı hala tenha bir şehir olarak tasvir ediyordu; sanki terk edilmişti. Baku ise 1918 tarihinde dahi bir Ermeni kenti görünümündeydi; hemen gözümüze batan iki özelliği var. Birincisi, o tarihte, Amerika'nın toplamına eşit petrol çıkarıyordu. İkincisi, bütün Kafkasya'da, Bolşevikler sadece Bakü'de bir varlıktılar. Çoğu Ermeni idi ve çok olmamak üzere, Azeri işçi ve bazı aydınlar da, Bolşevizm'e meylediyordu. Bu, bölgenin de Bolşevizm'in de, önemli sorunudur. İşte böylece masalımızın bilmecelerinden birisine çok yaklaşmış durumdayız. Tekrar etmek istiyorum, Bolşevikler, Kafkasya'da hayli zayıftılar. Gürcüstan'da Menşevikler hakimdiler, Ermenistan'da Daşnak'lar ve Azerbeycan'da ise Müsavat tek önemli harekettiler ve bunların hepsi milliyetçi hareketlerdi. Nitekim çok istifadeli ve güvenilir çalışmasında Kazemzadeh, biz Kazımzade diyebiliriz, once the most important rival of the Bolseviks in Azerbaijan was undoubtedly the Müsavat dedikten sonra the Soviets forces was much smaller than either those of the Musavat or the Dashnaktsutiun ibaresiyle de Bolsevikler'in çok geriden geldiklerini teyid etmektedir. Peki öyleyse ya da vaziyet bu merkezdeyse, Kafkasya'nın sovyetizasyonu nasıl oldu; hayli zor bir sualdir. Cevap için de, bir Kopernik İhtilali'ne daha muhtacız.

152

Ermeniler, Bolşevikleri, rusifikasyon ve Musavat'ı turkifikasyon mekanizmaları olarak görüyorlar ve her ikisine de şiddetle karşı duruyorlardı. Gürcüstan'a hakim Menşevikler ise, Savaş sonrasında tam mililliyetçi ideolojiye büründüler ve dış desteklerle birlikte Bolşevikler'e şiddele karşı çıktılar. Azeri Musavat ise kemalistler ile karşı karşıya ve İttihatçılarla yan yana konuşlandılar. Tarihin paradokslarından birisini burada okuyoruz. İkinci paradoksu bunun yanına koymak zorundayız; Sovyet komünistleri, millici komünistlere çok karşıydılar ve nefret ettiklerini söyleyebiliriz. Soğuk Savaş döneminde başta Bennigsen'in çalışmalarıyla, poshumous bir şöhret olan Sultan Galiev en çok nefret edilenlerin başındaydı; Galiev, radikal "komünist" olmasına komünistti, o kadar öyle ki, Küçük Han'ın Sovyet Cumhuriyeti'ni tasvip etmekte ve Küçük Han'ı desteklemekle birlikte, yeteri kadar komünist bulmuyordu. Sovyet komünistlerinden ayrıldığı nokta hem Batı'ya ve hem de işçi sınıfına güvenmemesindedir; Şark'a ve emekçi köylülere bakıyordu. Galiev, Rıza'ya çok karşıydı ve Mustafa Kemal'i ise hiç önemsemiyordu. Bu da, Moskova'ya ters düşüyordu ve ayrıca hem Anadolu'da ve hem de İran'da örgütlenmek üzere temaslar yapıyordu. Bu, ikinci paradoksa giriş'tir. Masal mı, kutu kutudur. Hem Galiev'i ve hem de kemalizmi tutan mütefekkirlerimizi hiç kavrayamadım. Soğuk Savaş'ın araştırmacısıydı, bir Soğuk Savaş süvarisi olarak Galiev'i kamçıladı, Fransızca yazıyordu ve bizde Atilla İlhan'ı çok etkiledi, Bennigsen'den söz ediyorum, amma ne olursa olsun şu tespiti, Moscow's preference for neutralistic moderate regimes

over revolutionary movements in the East underscores the limited nature of the October Revolution from the beginning as well as the inherent Russian distrust of forces which they neither could control nor understand, harikadır; "Ruslar", anlamadıkları ve kontrol

edemedikleri güçlere hiç güvenmediler, Bu güvensizliğin Marksizm'e ağır bastığı durumları biliyoruz,

153

Moskova'nın, radikal millici komünistler yerine, Mustafa Kemal ve Albay Rıza ile işbirliği yapması, kendi doktrinlere tam bir tenakuz halidir. O halde, Moskova'nın, işte bu tarihle, Ankara ile kurduğu dostane ilişkileri, Rusya Marksizmi'nin büyük bir tenakuzu telakki etmede, benim önümde olanlar çoktur. İç Asya'da Galiev, Batı Anadolu'da Ethem, Gilan'da Küçük Han ile zaman zaman işbirliği yaptı; ama geçicidir. İlk fırsatta bunları tek ediyordu ve hem Ethem ve hem Küçük Han'da ve hem de Mustafa Suphi'de, Ankara ve Tahran'ı "terbiye edici" bir potansiyel görüyordu. Bunu şuradan da çıkarıyoruz, Moskova'nın Mustafa Kemal'i ve Rıza'yı desteklediği halde komünistlerin ayrı örgütlenmeleri için ısrar etmelerinin arkasında da bu saik var; ayrı örgütleri ve zaman zaman, Ankara ile Tahran'ı rahatsız etmek üzere harekete geçirmek mümkündür. Buna "terbiye edici" potansiyel adını veriyorum. Bir sorunu daha var, İç Savaş Bolşevikler'in zaferi ile bitince, komünist partileri dolmaya başladı; Sovyetler'e karşı savaşanların da bir bölümü "komünist" oldular. Bu, bu partilerin muhafazakar nitelik kazanması demektir, Müslüman yörelerdeki partiler, Azeri partisi, Gürcü partisi ve çeşitli partilerde Yahudiler, en muhafazakar "komünist" partileri ve partilileri oldular; Moskova, bunun farkındaydı. Millici komünistlerin bu partiler içinde müttefikler kazanmalarından korkuyorlardı. Korkuyorlardı, ama, olanların hepsini bilmiyorlardı; Velidi Togan'ın Bolşevikler'e yenildikten sonra, Çeka peşinde kaçarken, Mustafa Suphi'nin evinde saklanması çok öğreticidir, üzerinde ayrıca durmak zorundayım. Millici komünist mi, her hal ü karda, Rusofob'turlar. Sovyet komünistleri, Rusları sevmeyenlerden çok çekindiler. Ayrıca masalın ileri bir bölümünde değinebilirim, İkinci Dünya Savaşı'nı hemen izleyen zamanda, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den üs ve toprak istediği masalı çok alevli bir sorun haline getirilmişti, acizleri ve sadece sezgilerine dayanarak buna da itiraz etmişti. Şimdi bu itiraz doğrulanmaktadır. Yalnız, Azeri ve Gürcü tarafının, Türkiye'den toprak istemede büyük şamata yaptığını da hiç inkar etmiyorduk. İşte bu şamatayı yapanlar bu muhafazakar ve komünist partideki "millici" kanat idi. Moskova'da Stalin, bunları durdurabilmiştir. 154

Türkiye'den toprak ve hatta üs istenmesine karşı çıkan ve şamataları susturan Stalin. Kafkasya'da mücadele ederken. Aksi. Mustafa Kemal'in. Kut-ul Amara Kahramanı ve Kurtuluş Savaşı'nın doğal lideridir. 155 . "bu durumda Nuri Paşa'nın. Kafkasya İslam Orduları komutanı idi ve Bakü'yü almıştı. the Turks should do everything in the Caucasus to facilitate the Bolshevik control of the region" tespitini yapıyordu. Türk hududuna kadar ulaştırmak" Başka bir şifrede de. Enver'in amcası Halil de. Diğer taraftan. Enver'in amcası olmakla. Kazım Paşa'dan iki şifre aldığını söylemekle hatıratına derç ediyor ki birisi şudur. the interests ilkesini mutlak olmaktan çıkarıyor ve sınır bölgelerinin Sovyetler'den ayrılma isteklerini ve ayrılmalarını da karşı-devrimci ilan ediyordu. maksimalist diyebiliyoruz. "sizin. "Turkey Between Russian Bolshevism and British Imperialism" nam kıymetdar eserinde.İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonunda. Nuri. Güzel. Artık bu masalda sıra Halil Paşa'da. bu başkalarının durumuna yarayacaktır. "Kemal urged. bu noktada ittifak var. Bolşevikler'e karşı Dağıstan'da cephe alması teessüfe şayandır" deniliyordu. Bu yolda yürünmesi lazımdır. karşı-devrimcilik'tir. liderlik yarışında en tehlikeli rakibi saydığını söyleyebiliyorum. Halil'in diğer yeğeni ve Enver'in kardeşidir. Bolşevikler ile savaşıyorlardı ve özellikle Azerbeycan'ın sovyetize edilmesine itiraz ediyorlardı. Sovyet idaresini Türk hududuna kadar ulaştırmak olmalıdır. "Sovyet idaresini. Demek ki. hatıratına "bitmeyen savaş" adını koyması da şayan-ı dikkat idi. vazifeleriniz. Doğru mu. Nitekim Doktor Gökay. belki de Tezler'in rüzgarıdır. yenilgiyi kabul etmiyordu. şimdi başta gelen of the peoples masses dictate that the demand for secession of the border regions at this stage of the revolution is profoundly counterrevolutionary. Her yerde. aksi takdirde hareket edilecek olursa. so. Kazım Paşa. sovyetize edilmek durumundadır. Enver ve Nuri Paşalar'ın. "kendi kaderini tayin etme" formülasyonunu burada buluyoruz. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda ise. Ermenistan ve Azerbeycan ve Gürcistan. Maksimalist'tir. Ama nasıl ve Bolşevikler çok zayıftılar. yeni çalışmalarda. Kafkasya'yı kemalistler sovyetize ettiler." Çok enteresan. Sovyet kaynaklarına da vakıfen. inanmak zor olsa da inanmak zorundayız.

"Teneffüs" mü. 156 . soluk alma olup tamamen ihmal edemiyoruz. "teneffüs" buluyoruz. Azerbeycan'da Sovyet düzeni kurulduktan birkaç gün sonra Kirov ve Orconikidze.Bu bir direktif idi ve General Veysel Ünüvar da. Şimdi yüksek bir aydınlık var. İttihatçılar'dan "bitmeyen savaş" düsturunu benimseyenlerde. Aradaki farkı oyun zamanında. nationaliste. "İnkılabı Türkiye Şark Cephesi Kızıl Müfrezesi" olarak değiştirdiklerini de haber veriyor. "Türk askerleri ve subayları Bakü'deki devrim yararına son derece etkin bir rol oynadılar" diyordu. emir gelince. Azerbeycan'ın bolşevizasyonu sırasında. Benzer haberleri. muhtasar amma kıymetli hatıratına ilaveten Azerbeycan'ın mühim komünist şeflerinden Bagirov da "Bakü'deki Sovyet darbesinin hazırlanmasında Bolşevikler'e yardım eden Mustafa Kemal yanlısı Türk subayları. "Kurtuluş Savaşında Bolşeviklerle Sekiz Ay" başlığında topladığı hatıratında. Maksimalistler ile minimalistler arasındaki çatışmanın en keskin olduğu cephelerden birisi işte Kafkasya'dır. maksimalistler kurtarmak istediler ve minimalistler ise derdest ettiler. Paradoks ile trajedileri ayıramadığımız haller de var. bu panislamiste. popüliste veya cryptocommuniste'lerin düzlenmesini tercih etmiştir. düzleyicilerin düzlenmesinden yanadır. Küçük Han ve Galiev'de bu kin çok şiddetlidir. bu millici komünistlerin ya da Digard ve çalışma arkadaşlarının tespitiyle. Büyük Britanya İmparatorluğu. başlı başına bir açıklık olmakla masalımızın en zor kapısından içeriye giriyoruz. Bolşevik subay işaretler taktıklarını ve birliklerinin adını da. o tarihte binbaşı. Ancak Sovyet tarafı da. Binbaşı Ünüvar'ın. Çünkü düzleyicilerin anti-emperyalist olmaları bir yana hepsinde İngilizler'e karşı kin var. Profesör Sonyel ve Profesör Dumont'un kitaplarından da alıyoruz. Lenin'e gönderdikleri raporlarında. askerleri ve memurları vardı" yollu yazmıştır. Öyleyse masalımızın bu faslı hayli sahih olmakla inanmak zorundayız. Musavatist hükümetin yolunu kesen ve yakalanmasını sağlayan da kemalistler oldular. Stalin'in karşı-devrimci tabir ettiği Azerileri. bunlarla bir süre oynadıktan sonra. Bu ise.

sovyetizmin açıkça Türk sınırına uzatılmasını istiyordu. İran'da olabilir. bunu da bilmiyoruz. 157 . Bu. Halil Paşaya güvenecek olursak. kuşkusuz. Küçük Han hakkında. İkisi de fukaradan yana. ezcümle. Ve hem Ethem'in ve hem de Küçük Han'ın prestijlerinin yüksek olduğu bir zamanıdır. Ankara'nın Sovyetler ile bir antlaşma ve Sovyetler'in de Londra ile uzlaşma görüşmeleri sırasında tasfiye edilmişti ve Küçük Han ise Sovyet-İran ve Sovyet-İngiliz antlaşmalarından hemen sonra ortadan kaldırılıyordu. Revue de Monde Musulman Dergisi'nde yayınlanmış. Ethem ile Küçük Han arasında çok büyük bir yakınlık kurduğum kesindir. Bir de şu var. pek kuşku duyamıyoruz. İrani komünist Sultanzade'nin teklifi üzerine Küçük Han'a bir mesaj gönderme kararını alıyordu. "Gizli Komünist" denebiliyor ve dinselliğe had safhada bulaşıktılar. Cenup'ta ise. yazarı sadece Martchenko olarak kaydedilmektedir. Çerkez Ethem. sınırları. Düzleyicilerin düzlenmeleri ile Londra'yla uzlaşma arasında bir ilişki çıkabiliyor. bunu gerçekten şifre'ye döktü mü. Musul'un hediye edilmesine razı olmakla Büyük Britanya ile komşuluk perçinleşmişti. Bu tarihte toplanan Doğu Kurultayı. Amma icraat bu merkezdedir ve Şark'ta Sovyetler ile komşuluk realize edilmişti. Müstear mı. Küçük Han bir vaiz ve Ethem ise bir küçük zabit idi. Batı dillerinde en eski ve belki de en değerli bilgilere ulaşmış haldeyiz. Küçük Han'ı "Kripto-Komünist" sayıyorlar ve ben de bu sayımı genişletiyorum. Martchenko'nun tebliğinin bu tarihe yakın zamanda kaleme alındığını çıkarabiliyorum. hepsi embriyonic aşamada komünist idiler. 1920 Sonbahan'nda. Kazım Paşa. Çerkez Ethem'i de kripto-komünist telakki etmeyi münasip buluyorum. bilmiyorum.Fransız yazarlar. Şimdi soru şudur. amma içinden olduğu izlenimini vermektedir. On Yedinci yüzyıl İngiliz devrimcilerini hatırlıyoruz. zenginlere sevgisiz ve İngilizler'e düşmandılar. abarttığımızı sanmıyorum. Ethem ile bağlantılı görülen Eskişehir'deki "Yeni Dünya" komünizandı ve "yoldaş" sözcüğünü hitap sekli olarak seçmişlerdi. Düvel-i Muazzama'ya dayadığımız anlamındadır. Küçük Han ile bir temas var mıydı. bilemiyorum.

"İspanya. Asya'nın İspanyası'dır" ve bölgeşovenizmi ile söyleyecek olursak. diyordu ki. qui est l'Espagne de l'Asie". Martchenko'dan ödünç alıyorum. genç yaşından itibaren ilerici ve devrimci hareketlere karışıyor. Avrupa'nın İranı'dır" ve her zaman patlamaya ve kıyama hazır olduğu anlamındadır. "İran. Ethem de "devrimci" yöntemler uyguluyordu. çoğunluğu komünist olan rezistans'çılara "maquisard" derler. "Resti" diyorlar. 158 . güzel sorudur. İstiklal Mahkemesi'ni uyuşuk ve kurtuluş savaşı kaçkını askerlerin boynunu koparmak için kurdular. zenofob olduğu kesin. Hazar'ın zengin petrol yataklarını tutan Gilan'lılar. Küçük Han. İsmet Paşa'ya izafe edilen. İzmir'in işgali üzerine sergilenen tepkisizliğe lanet okuyordu. İkincisi. Demek Ethem'e partizanları! "yoldaş" diyorlardı. Farisi konuşuyorlar. Kazım Paşa. Birincisini. kurtuluş zamanında. Kemalistler. Ruslar'ı ve İngilizler'i ülkesinden kovmak üzere savaşıyor. bizim Meşrutiyet'e denk düşen Anayasa Devrimi'nde de var. önce toprakların verimini karşılaştırıyoruz. maki'den geliyor. Batı için sadece miskindiler diyebiliriz. fakat. müthiş bir formülasyondur. karargahının önünde astırıyordu. halka gideceklere. Ethem'in bölgesi. Küçük Han. Güney ve Doğu Asya isyancı olabilmiştir. Şimdiki Türkiye'yi bırakıyorum. amma İrani sayılmıyorlar. "maquisard jangalais" tabir ediyorlar. teslimiyetçi Batı'yı ayağa kaldırmak üzere çareler arıyordu. Küçük Han. İkinci Savaş'ta işgalci Alman faşistlere karşı savaşan mukavemetçiler için kullanıyorlardı. İngilizler bir millici politikacıyı tutuklayınca Binbaşı Noel'i ve konsolosu jengele kaldırıyor ve sonra takas ediyor. üç cevap arz edebiliyorum. geniş açıdan bakıyor. İttihatçılar. Bu yakıştırma ise en çok Küçük Han'ın memleketi Gilan ve Rest için doğru idi. bunu asıl. Bu kadar benzerlik yeterlidir. Peki neden Küçük Han ölçüsünde olsa da parlamadı. Resti idi. Gilan da deniyor. savaşın finansmanını zenginlere yüklüyor ve yolsuzları.Burada komünist fırkaların hangisinin "resmi" ya da sahte ve hangisinin "sahih" olduğunu önemsememeyi öneriyorum. Çünkü sahih'ler sonra "kemalist"! ideolog oldular ve sahte'ler kayboldular. sabırlı ve kurnazdır. uzun erimli bir devrimcidir. İrani'ler Kilekler'e. Fransız araştırmacılar.! dikkatli olun önce isyancıları keserler. "La Perse. anlamındaki rivayeti yok sayamayız. Kayboluyor ve tekrar çıkıyor.

Türkiye'ye. gözlerini kırpmadılar ve artık seçtikleri zemini biliyoruz. s tzel'yu sozdaniya "Velikoy Turtzii". fakat. Orta Asya. Birinci Savaş'ta temel strateji. Anadolu'dan önce Trakya'da "Muvakkat Cumhuriyet" kurmada Eşref ile kardeşi Hacı Sami çok büyük işler başardılar. açıklıkla not etmektedir. bunu. Kafkasya. Ethem de buradadır. maksimalisttiler ve Ethem dahil bir tarih yazamadan tasfiye edildiler. bununla. s tzel'yu zahvata Kavkaza. böyle bir tarihten mahrumdu. İsyanlar ve ihtilaller hazırlamak esas'tır ve Pogosyan da. İran. bu maksimalistler islam nüfuslu yerleri bir t't'iık meydanı sandılar. kaygı bu olabilir. yaman ihtilalci Hacı Sami'nin Enver'i İç Asya'da savaşa ikna ettiği rivayeti de var. Öyle anlıyoruz. kendisine yasak topraklara. tamamını bilmeyi ise hiç istememektedir. Hindistan'a kadar uzanmak istediklerini de teyid etmektedir. girmek isterken sınırda öldürüldü. "Büyük Türkiye" oluyordu. "dlya organizatsi-vosstania" sözüyle bunu belli ediyor. Şark'ta ve Müslüman topraklarda ihtilaller yapmak üzere kurmuştu. Özel savaş ve isyan mimarı Eşref. Afganistan ve Kuzey Hindistan'ın zaptını hedef alıyordu. predusmatrival takje burada isyan bölgesi çiziliyor. Bildiğimiz. Teşkilat-ı Mahsusa efradı ve bahusus tarihi bilinirse. hep. Teşkilat-ı Mahsusa'dan Osman Dede'm misli Kafkasyalı Kuşcubaşı Kşref in anlattıkları da bu yöndedir. Bunlar. ispol'zovanie intısurnıanskih naradov dlya organizatsü vosstaniya protiv stran an-tıınlı. bilmeyi hep reddettiler. Eşref bir çiftlikte yaşamaya razı oldu. uzanamadıysa eli değmemiştir. kaç kişi ve kimler. Sredniy Azü. minimalistler. İrana. resmi tarihin "macera" dediklerinin "Büyük Türkiye" cengi olduğu anlaşılabilecektir. Pogosyan. işte bunu bilmiyoruz. Mısır'ı tekrar almak bir yana.Ethem. Enver Teşkilatı Mahsusa'yı. Afganistana i Severnoy Indii. 159 . Povolj'ya. Turyets-kiy voenno-strategiçeykiy plan. Teşkilat-ı Mahsusa şefi Ethem ve Ethem ile Kılıç Ali gibi küçük zabit. Volga Boyu. bir yabancı bir Amerikalı olmasa belki hatıratını bile anlatmaya cesaret etmezdi ve Hacı Sami ise. Teşkilat-ı Mahsusa'dan olduğunu biliyoruz. Doktor Stoddard'ın listesinin natamam olduğudur ve Cumhuriyet. Sonra mı. Doktor Stoddard'ın eserinde "Eşref Kuşçubaşı and the Role of the Teskilat-ı Mahsusa in the Campaign against Egypt" bölümü bahusus mühimdir.

acaba bir tarih yazılmaması için mi. İnkar edemiyoruz. şunları da yazıyordu: "Mustafa Kemal. ikincisi budur ve Ethem ile aynı zeminde savaşan' İsmet Bey idi. ancak. Onu imha fikrine düştü. Ama tas ye için bu yetmemektedir. Peki. Ordu Kumandam Ali Fuad ve Ethem'in kuvvetleri o vakit Şark Cephesi müstesna yegane kuvvetti. Gizli tarih ise can-veren'dir. masall mecburiyetleri de yazmaktadırlar. ki Mustafa Suphi'ninki ile. Bir başka vesile ile. Rıza Nur. isyana sürükleyip düşmana ilhak ettirmek oyunundan sc ederek buna "Çerkez Ethem Oyunu" adı dahi vermiştir. isyana zorlandığı kesindir. canını kurtarmak ile yetindi. zaman planında. Son nokta ise şu olabilir. Üçüncüsü ise cevap değil ve sual'dir. Ethem çıkamadı. obscurantizm'dir. kurşun değil lastik sapandan bir taş b le sıkmadı. oyunlar repertuarının zenginliğine methiye düzüyorum. "hain" demeye mecburdular. eş zamanlıdır. Ethem meselesinde de bunu ve evvela acizleri deşifre eylemişti. ilanatında bulunmuştu. İçini kurtlar yiyordu. Bu kadar erken tasfiyeye. Ama masallara inanmamak hürriyeti de var. içiçedir. hiç mahkum etmiyorum. iki sual karşımıza çıkıyor. Bu oyunu deşifrasyonu bildiğimden beni hiç kimse prematüre isyana tahrik ede¬mediler ve Ethem'de has çıktı. Küçük Han iki bin askere sa hipti. 160 . Şark'ta tasfiye yollarından en mü¬himi ve başarı şansı en yüksek olanıdır. ne büyük cüret'tir. Ali Fuad'ın Ethem ile beraber olduğuna kani idi. Ethem'in şöhretini hazmedemeyen neden j İsmet Bey olmasın. Emr-i vaki ile sonu belli isyana mecbur etmek.bu deşifrasyonun akabinde. İşte şimdi Nur Tarih'inden bir rivayet aktarmamın zamanıdır. bu da bir masal'dır. bunu görebiliyoruz. Ethem'in kazandığı şöhreti bir türlü hazmedemiyordu. Bunu ve de "İnönü Zaferi" fiksiyonunu deşifre ettiğimde. hayran olmamak elimizden gelmiyor. bu tespite değer biçecek miyiz. Küçük Han çekildi ve tekrar çıktı. demek ki kıymet-i harbiyesi var. birincisi budur. Güzel. daha yakın za manlarda. tevekkül gösterdi. Nitekim "Fiktif İnönü Zaferi"." Mukayese için veriyorum. erken tasfiye edildiler. eninde-sonunda. "hain değildir".Minimalizm. Ethem'in tasfiyesi ile. Ethem'i kendisine tehlike görmeye başladı. On bin kişi kadar idiler.

sorular güzeldir. pek çok noktada. bizim işaret ettiğimiz tefrik yapılmıyordu. bu bapta. Einstein'ın biliminden çok daha rölativite yüklüdür. her türlü rekabete karşı olmakta hep Birleştiler. Enver Paşa ile görüştüğünü de not etmektedir. Kemal Paşa'nın Amasya öncesi çok rölativite yüklüdür. Buradan devam ederken. şimdibile. eşgüdümlü ve birlik içinde. muhtemelen hala "muvakkat hükümet" bi-Bncindeydiler. Resmi tarih. yeniden yaşayamıyoruz. geliştiğini haber veriyor. irade var.Minimalist denebilir. amma. Ve sadece kuruyoruz. gizli güç'ü açıklamaktadır. Bu önemlidir. amma. o zaman ve uzaktan bakıldığında. Küçük Han'ın. Olur muydu. hayli açıklayıcıdır. bunu çıkarıyoruz. "Kıssa-Itlan hisse" deyişi de bu anlamdadır. Yüklü ise zayıftır. Çünkü. coordonné et combiné. amma. Kaldı ki aynı Martchenko. "Küçük Türkiye" olmazdı. Uzaktan bakıldığında hepsi Kemal Paşa Hareketi'dir. Sanmıyorum. Kemal Paşa'nın işin başından itibaren en kuvvetlileri bugünkü Türkiye'nin dışında tutmak istediğini görebiliyoruz. bu saçma'dır. Tarihi yazabiliyoruz. zayıfı güçlü göstermektedir. Bağdat'ın düşüşü tarihinde. 161 . buradaki "Kemal Paşa" sözcüğünü umum millici Türk hareketleri olarak anlıyoruz. Ancak iradenizde. umma. bir izah. Küçük Han Hareketi'nin. kendilerinden çok emin fclmalarıdır. Gizli tarih. Küçük Han ile irtibatları olduğu hususunda artık şüphemiz kalmadığını tespit edebiliriz. açılan yolda tereddütleri vardı ve buna ilaveten Kazım Paşa-Mustafa Kemal Paşa ikilisi. Dolayısıyla tarih yazımı. görecelik yoktur ve daha doğrusu yoksa. Çok erken bir demde yapılan Halil Paşa-Mustafa Kemal Paşa mülakatı. Küçük Han hakkında en güvenilir kaynaklardan birisi saydığım Martchenko. Öylesine erken ve riski çok yüksek tasfiyeler müşahede ediyoruz. beki nasıl değerlendireceğiz. Kemal Paşa hareketi ile millici Türk birlikleri ile. Belki de minimalistler olmasa. İrlanda ve Hindistan'dakiler ve celui de Kemal Pacha et de ses contingents nationalistes turcs. Kaldı ki. mükemmel senaryolar yazdıklarını hiç inkar edemiyoruz. her teşhis. bir izah davetiyesidir.

bu bölgede. savaşı kaybetse de prestijini kaybetmedi. Kuzey İran'a.M.Bu haberlerin sıhhatinden şüpheye düşmemiz. "Türkiye ve İran Yakınlaşması" açıkça yer alıyordu. Ahmad. Birinci Savaş sırasında hem Almanlar ve hem de Türkler'in Gilan bölgesinde aktif olduğunu da haber veriyor. 1920 yılı için. ve hem de devlet işleri ile siyaset'i. İrani ihtilalciler de darda olduklarında İttihat ve Terakki'li refiklerine imdat işareti gönderiyorlardı. bundan sonra da. ama. Sünniler ile Şiiler arasında birlik peşinde koşuyordu ve hem kadın-erkek eşitliğini. İlişkileri var. Hem Türkçe bu dünyada muhavereyi temin edebiliyordu ve hem de elit olanlar Fransevi lisanına vakıftılar. Küçük Han'dan sonraki ikinci adam Halu Kurban olup bir Kürt idi. Kurdish during the Fist World War nam eserinde Jengeli Hareketi'nin multi-ethnic mahiyetine haklı olarak işaret etmektedir. Bu mektupta. Enver'i. "mamafih Küçük Han'a da yazılan mektupta aradaki su-i tekeffürü kaldırarak menafi-i umumiye için çalışmasını bildirdim" diyor. Rusya'nın garbında da şarkında da ihtilalciler "İttihat ve Terakki" adıyla ihtilalci cemiyetler kuruyorlardı. birbirlerini biliyorlar ve buluyorlardı. Küçük Han'ın Ağabey'i rolünde görüyoruz. Doktor Ahmad. her daim. Jengeliler ile birlikte demiyor. bu dünya o tarihte belki de Bolşevik Devrimi'nden sonrakinden daha da "enternasyonalist" idi. için bir sebep bulamıyorum ve şunu da ilave edebiliyorum. Küçük Han. önce. Kaldı kî İttihat ve Terakki. çok ileri ve hül-yalı bir adım'dır. ittifaktan ayrılıyor ve Enver'in sözleriyle "vaz'ı muhalefet olmaya mecbur" kalıyor. dinden ayırmayı müdafaa ediyordu. ancak. Türk Ordusu'ndan Yarbay Hüseyin Tebrizi'nin. burada malumatımız hakikidirler. Küçük Han. giren Sovyet askerlerinin yağmacılık yapmalarının Küçük Han'ı rahatsız ettiğini öğreniyoruz. programında "raprrochement de la Perse et de la Turquie" maddesi . nasihati ihmal etmediğini çıkarıyoruz. Küçük Han'ın hareketinin adı "İttihad-ı İslam" idi. Bu. Diğer taraftan K. Enver. Rusya'ya karşı savaştığını da eklemektedir. Enver'in Mustafa Kemal'e gönderdiği 29 Eylül 1920 tarihli mektup. öyle anlıyoruz. Ahmad. bütün bunları teyid etmekte ve daha ileriye gitmektedir. 162 . Tabanda çok Kürt köylü ve yukarıda başka Kürt şef vardı. Ve Martchenko'nun bize verdiği bilgilere göre. İttihat ve Terakki'den daha fazla pan-islamist veya Leveller'lerden daha ileri dindar olduklarını söyleyemeyiz.

İki. Gilan'ı zaptetmesi kolay olmuştur. Tahran'da Şah'ın sarayını.Diğer başka kaynaklardan da. "Fukaralar Yaşasın" ve "İngilizlere Ölüm" ile "Sonuna Kadar Savaş" sloganlarını da buluyoruz. Programlarında. hükümetiyle. "Kardeş Hükümet" olarak karşıladı. 1921 Mayıs başında. "İran İranlıların" ve "Toprak İşleyenin" maddeleri önemli bir yerdedir. bizimkine yakın bir tarihte. daha komünist olmalarını da istemektedir. Diğer yandan. Küçük Han'ın yaptıklarını. Sovyetler. eksik kalmamasını istiyorum. Jengeli gerillalarını. bir başlangıç sayıyor ve devrimci heyecan ile gözüpek partizanları kutluyordu. komünistlerle işbirliği yapmaktan çekinmedi ve Sovyetler. 163 . Galiyev. Bundan sonraki gelişmeleri şöyle özetleyebiliyorum. bizimkine yakın bir zamanda. önce Küçük Han'a bütün yardımı kestiler ve 30 Mayıs 1921 tarihinde de. yollu yazıyor. Dört. Doğu için. Ankara'da Tokat Mebusu ve arkadaşları mahkum edildiler. Kızıl Ordu'yu çektiler. Doğu'daki bu yangını selamlıyordu. Sovyet Elçisi Theodore Rothstein. Yine aynı ayda. Nisan Ayı'nda. zirvededir. buna da katıldı. Sovyet-İran Dostluk Antlaşması imzalandı. Bundan sonra da Albay Rıza gitti ve Küçük Han'ın kafasını kesti. Böyle bir programla. 16 Haziran 1920 tarihli İzvestia. Küçük Han Hükümeti'ni Moskova. Rus Kosak Birliği savunuyordu ve Rıza'nın yükselişinde ilk merdiven bu saray muhafızlarının komutanlığı idi. Artık. İran. Ekim Sonu-1920 tarihindedir. bu Yeşil Ordu'nun lağvı ve Halk İştirakiyun Fırkası'nın yasaklanması anlamına geliyordu. Merdivendedirler. Düzleyicileri düzlediler. 20 Haziran 1920 tarihli Krasnaya Gazyeta'da ise Sultan Galiev yazıyordu. Masalımızda bu da var. le Jangal avait ete definitivement vaincu en decembre 1921 apres la mort de Mirza Kuchuk Khan. Bir. Tahran'a geldi. Türk ve Alman subayların eğittiklerini öğreniyoruz. Küçük Han ise hem Ruslar ve hem de İngilizler ile ölümüne bir savaş için yeminlidir ve bu nedenle Kosak Birliği'nin lağvını da programına koymuştu. Enzeli'ye kızıl ordu birlikleri göndererek İran "Sovyet Cumhuriyeti" kurunca. Üç. Bundan da sonrasının da kolay olduğunu biliyoruz. Digard et la. Moskova'ya elçi gönderdi. Şubat Sonu-1921. 1920 yazında.

Bu. temiz ve yakışıklı buluyor. Enver'in geçmiş olsun dileklerine. yapılmayanları yapmak türünden bir meslek edindim. komünist oldu ve duramadı. Enver'i Lenin'e Roy ihbar ediyor. Bekir Ağa'ya nakledilmektedir. Millici bir felsefe ile başladı. bunu görebildiği için kutlamamız yerindedir. bu masal için icat ya da ithal ettiğimiz niteleme ile "maksimalist değiller" demektir ki. bu nedenle. "şeytan yüzünü görsün". Minimalist bakışın. bunu da eklediğini okuyoruz. Roy'a aittir. orada kaldı. Rusya İhtilali'nin en kötü yılı olarak değerlendiriyor.MUSTAFA SUPHİ VE ENVER PAŞA Manabendra Nah'ın. Bunun iltifat ve lütuf olduğunu öğrenmekte gecikmiyoruz. Kemalist hareket için. 1919 yılını. Ne yapalım. kibar davranmadığı için üzüntülerini ifade ediyor ve Harbiye Nezareti'ndeki hapishaneye naklini emrediyor. çok yakışıklı olduğunu ve kibar bir Fransızca konuştuğunu not ediyordu. hiç etkilenmiyor. Öyle ki beğeniyor. Ama Roy. kendine büyük güveni ve sonsuz cesareti var. bu yoldandır. Enver'i sevdiğini anlıyorum. ama birden başına gelenlerin tek sorumlusunun karşısındaki Enver olduğunu akıl ediveriyor. sosyalist edebiyatta "Roy" olarak biliniyor. adının sadece Lenin ile polemiklere hapsedilmesinden hep acı duydum. bütün cemaatsizlere cemaat olma hevesinden bir türlü kurtulamayan acizlerinden başka tetkik eden de çıkmadı. Hiç cemaatı olmadı ve belki de tüm acunda. hiç lutüfkar ve sonraki itikatı ölçüsünde hümanist davranmıyor. Kararı Lenin veriyor. neither a Pan-Islamist nor a Pan-Turanian teşhisi. her yerde ve çevrede devrimci hareket ve yoldaşlar arıyorlardı. kötü bir revirde. Enver mi. Kut'ta esir düşen İngiliz subaylarından. Ne müthiş gözlemleri var. hümanizme kaydı. Roy'un. Harold Armstrong da benzer izlenimleri naklediyor. kim mi. ufak-tefek. 164 . dolayısıyla ne İsa'ya ne de Musa'ya yaranabildi. "defol" cevabını veriyor. Enver orayı ziyaret ediyor. devrimci antiemperyalizm ile komünizm arasındaki yolun çok kısa olduğu sonucuna varabiliyor muyuz. Fransızca olarak. ölümü. İstanbul'a gelinceye kadar perişan oluyor. doğrudur. hülya ve düş kırıklıkları ile dolu ve hep heyecan veren hayalının incelenmesinden. Ayrıca Roy. bunları yazıyor. pan-islamizme de pan-turanizme de ihtiyacı yoktu. acaba. esir Türkçesi ile.

Geliyoruz. Türkiye İşci-Köylü Sosyalist Partisi'nin kuruluşundan söz ediyor. 1917 Çarlık Rusyası'na benzetmektedir. 165 . "iyi" komünist ne demek. savaşın başlarında esaretten bir komünist olarak çıkan Mustafa Suphi. kurtluğunu sonradan açıklayanlardandır. Koz'min. bir büyük komünistimizin olmasını iyi buluyoruz. "iyi" bir komünist mi.Normaldir. Spartakus'lardan etkilenmekle beraber Leninist yönelişe sahip olduğunu da eklemektedir. W'ye göre Meşrutiyet Devrimi'nden sonra. Türk spartakovyets'lerin Bakü'de kurulan Türkiye Komünist Fırkası'nda da yer aldıklarını ve ikisinin. Paris'te. Sinop Kalebent'ine gönderilmesi bu nedenle idi. turyetzkie spar-takovtzı uçastvovali. Ünlü de olsa. Suphi çok parti değiştiriyor. İttihat ve Terakki'li de olmuştur ve sonra da sert bir muhalif görüyoruz. esir yoldaşlarından bir komünist parti ve bir kızıl tugay kurma hazırlığına başlıyor . spartakovyets olmak önemlidir. Kafkasya'da. mutedil burjuva-devrimciler peşinde koşuyorlar. Soğuk Savaş propagandistleri. Dışarıda. demek o zamanlarda. Vali de Janina". Mustafa Suphi ile birlikte boğularak öldürüldüklerini kaydediyor. Şerif de. ilkinde. sual güzel. "fils de Ali-Bey. 1922 yılındaki bir incelemesinde. Mustafa Suphi. Suphi Yoldaş'ı göğün yedi katının da üstüne koyuyorlar. Sık sık görüş değiştirdiğinden kuşku duymuyoruz. bir defa aşabiliyor ve ikinci kez. İçerde. fakat. sık sık mevzi değiştiren yaşlı zengin ve çapkın Şerif Paşa ile Meşveret-i Milli Partisi kuruyor. Bennigsen vardı. pour l'Orient. bilgisini veriyor. ne yazık. kısa tercüme-i hali işte budur. ama. ancak nedenlerini pek okuyamıyoruz. Türkiye'de resmi "komünist" tarih. o zamanda. Sinop Zındanı'nda kalacak adam değil. bir yıl sonra da arıyorlar. Rusya'da Bolşevikler'e katılıyor. buna seviniyoruz. sadece "W" imzasıyla yazan bir kaynak. Roy'a ihtiyaç duymadılar. iradesi dışında açıldığında boğuyorlar. bunu bildiğimizden eminim değilim. 1919 Türkiye'sini devrimci potansiyel ve zenginlik açısından. yasak olmamasına rağmen. Paris'te üniversite tahsili görmüştü. Suphi'yi göklere çıkarmaktadır. Bizi bundan sonrası daha çok ilgilendiriyor. 1919 yılında. Şerifin Kürt olduğunu o zaman bilmiyoruz. Yanya Valisi'nin ve Samsun Belediye Başkanı'nın kızı Memnune'nin oğludur. Karadeniz'i aşıyor ve bir kez aşabiliyor. bu kez.

İkinci Savaş sırasında. iyi okumuş. Üçüncüsü. Önce anti-emperyalist. İki. benim bir Komünist Parti Merkezi'ne yerleşeceğimi hiç zannetmediklerinden. Suphi hiç bağlı olmamıştır. Demek ki Sovyet Komünistleri tarafından sevilmiyordu. mühim tarihçilerimizden Zeki Velidi Togan. Suphi'nin. bizim masalımızda Suphi çok yüreklidir. bu Suphi'nin cesur olduğunu da haber vermektedir. Azerbeycan Komünist Partisi. bu zaten çok fazladır. İyi mi. bazen evinde dese de.Kaldı ki mühim işler yapmasına fırsat vermediler ve boğdular. amma. Parti merkez binasında saklanıyordu. bu yönde şikayetleri olduğunu not ediyordu. Bir. Velidi Togan. aydında okumanın sınırı olmadığını bilen. Lenin ve Stalin'in polemiklerinde Validov. Togan. sonra Bolşevik. Suphi. tenkidlere itibar etmediğini bildirmiştir. "Sovyetler. Suphi'yi değil de. Yeni Dünya'nın yayınlarını muhtemelen yanlış ve tehlikeli bulmuştu. sovyet gizli polisinin takibindeyken "Ben Bakü'de Türkiyeli komünist Mustafa Suphi'nin evinde kaldım" yollu yazıyor ki. Suphi'nin Türkiye Komünist Partisi reisi olarak buna itiraz ettiğini ve bir tetkik heyeti kurduğunu biliyoruz. cevabi yazısında. hep arayan. hatıratında. hep mücadele eden iyi bir solcudur. burası benim için sağlam bir kale idi" haberine bakacak olursak. Turancılar Davası'nda Albay Türkeş ile birlikte tutuklu. ihbar ediyor ve Suphi saklıyor. Türkler'den bazılarını has komünist saydıklarını çıkarabiliyoruz. daha sonra anti-bolşevik ve Türkiye'de Türkçü. Bolşevik Parti'ye bağlılık ise. kemalistlerin büyük katkısı ile Azerbeycan sovyetize olunca Gence Azerileri kıyam ettiler ve komünistler kanla bastırdılar. 166 . "o komünist ise de Rusların Şark siyasetini beğenmiyordu". bunu bilemem. Daha fazlasını söyleyemiyorum. Mustafa Suphi'yi de "millici komünist" tasnif edebiliyoruz. arananları parti merkezinde misafir ediyordu ve başkaları da vardı. Doğu Kurultay'ında kenardadır. Bizim masalımızda Suphi. Muhtemelen aynı zamanda Suphi'nin eviydi ve Suphi. Roy. bunu da Validov'tan öğreniyoruz. Sovyetler'in. her halde bilmeseler de sezmiş olmaları ihtimal dahilindedir.

Peki Mustafa Suphi Vakaı'ndan ne öğreniyoruz. Moskova da. Kazım Paşa'nın sözünden çıkmıyordu. acı duyuyoruz. diyebiliriz. Mustafa Suphi gelirken Ali Fuad. "Nisan Tezleri" sola ve "Çocukluk Hastalığı" sağa keskin virajlardır. Kazım Paşa Hazretleri'nin de yaman bir hudut muhafızı olduğunu ayanbeyan görüyoruz. Mustafa Suphi'nin değerinin indiği bir zamandır. Mücadelenin ilk etaplarında. amma bunu ciddiye alanlar azdır. Ankara'ya. hep. bu değerli aydınların boğulmasının sorumluluğunu. Mustafa Suphi'nin gelişi ve ülkeye girişi konusunda derhal müteyakkız olmuştur. sonunda. "Cordone Sanitaire" dediler. Kazını Paşa'dan çıkıyordu ve Kemal Paşa da. Lenin'in bakışında. "gitme dedim" söz ya da imalarını biliyoruz. artık bir yıl önce itilenler şimdi çekiliyordu ve ılımlı solcular ile mutedil burjuva-demokratlar itibarlı idiler. Bu aşıldıktan sonra kim karar verdi. daha sonra bazı komünistlerin. reddedemeyiz. "idaresiz ve milliyetsiz bir adamdır" hükmünde karar kılmıştı. kıssadan hangi hisse'yi çıkarmak durumundayız. "tampon Devlet" daha açıklayıcıdır. tehlikeli ve zararlı olduğunda ittifak ettiler. kötü fal. Şimdi burada resmi "komünist" tarih'in bir mühim meselesini ele almak istiyorum.tard edilmesi gereğini ve Kafkasyalılara da. failleri mesul tutma temayülünü biliyoruz. Kazım Paşa'nın omzuna koydular. Çok doğru ve çok yanlıştır. kısm-ı azami-i "kemalist komünist" idiler ve bazıları müfrit oldular. Nisan Tezleri'nden sonra ve ters yönde bir dönüş ifade ediyordu. Kim gönderiyordu. gidiyordu. ancak ciddi seferine ciddi bir engelleme olduğunu söylemek zordur. Lenin'in "Çocukluk Hastalığı". sovyetize edilen Kafkasya'nın ötesinde. Şerif Manatof misali. Moskova sefiri olarak. bu çok zalim operasyon nedeniyle. bütün fikirler.Bunların çoğu ya millicilikle ya da komünizmde kalmadılar. Kazım Paşa mı Kemal Paşa mı sorusu ortaya çıkıyor. Moskova'ya hayırhah ve o zamanın emperyalizmi olan Büyük Britanya ile sorunlu devletler arıyordu. Suphi ise hayatta kalamadı. Mustafa Kemal Paşa ise. daha önce Hürriyet ve İtilaf mensubu olduğuna binaen sadece İngilizler'in adamı olarak ülkeye girmek istediğini duyurmakta hiç vakit kaybetmediği kesindir. müfrit kemalist komünistler. önce daha dikkatli kelam ederken. 167 .

Acı'dır. Mustafa Kemal Paşa'dan daha gelişmiş bir "kemalist" kisvesiyle temayüz ediyordu. Gazi Muhammed'e gelinceye kadar arada yıllar var. yaşamayı öğreniyoruz. burada son suale geliyoruz. Mustafa Kemal Paşa'dır. çünkü yaşam-gücü dağıtmaktadır. Moskova'nın tepkisi. Doğu'dan Batı'ya yayıldılar. hemen arkasındadır. Gözü kör eden tuzaklarda. Hep oportünizmin panzehiridir ve Castro'yu gördükçe. Moskava'nm bir kestanesini da ateşten almıştı. üçü birlikte ele alındığında. 1922 yılına hazırlanıyoruz. Kurban oldular. elleri yanmadı. Amma kurtarıcı olan hiçbir çareye düşmanlık yapmadı. hep yaşamda kaldı. Sovyetizmin ilk oportünizmi oldu. büyümektedir" diyordu. Kazım Karabekir ve İsmet İnönü arasında. yanıldılar. içinden "yaşamak. Frenkler'in sözü ile Ankara. kesinlikle yanlış. İsmet Paşa. İşte bu ileri etaplarda ise. Küçük Han. Güzel. millicidir ve komünist olmadı. Enver'e. Darwin'i şaşırtan bir tür çıktı. peki. Castro. motor İsmet Paşa'dır ve Kemal Paşa. neden böyle uzun ve dolambaçlı bir ölümü seçtiler. yer üstünde kalma kabiliyeti müstesna'dır. komünistti ve aynı zamanda millicidir. 168 . Tampon loğlamyordu. bir mukayese imkanı var mı. yaşamı seviyoruz. Öyleyse. ayrı bir yol mu tutturuyordu. İsmet Paşa'nın programının dışında kalmaktan hep çekinmiştir. ölümlerini. Enver. Dememiş olabilir.Peki Kazım Pasa. cevabı hayli basittir. Ataları. Mustafa Kemal Paşa'dan çok ileri "kemalist" idi. Batı'dan Doğu'ya kaymak düşüyordu ve bunu görmek de marifet'dir. Daha sonra aynı yerde İsmet Paşa'yı buluyoruz. Türk-Sovyet ve İngiliz-Sovyet antlaşmalarının imzalanmasına kadar saklamakla sınırlı kaldı ve yanmadan unuttular. en az kemalist olan. Mustafa Kemal. Adını veren'dir. daha da küçülme tehdidini teşhis ediyordu. kulakları radardır. sezgilerini ışık ve tırnaklarını çilingir yaptı. Hepsi birdirler. ben duyuyorum. Belki de Balkan yenilgisiyledir. Moskova'nın çok değe verdiğini ve dolayısıyla kötü tepki göstereceğini tahmin ediyorlardı. Suphi. Düzleyiciler düzlendiler. bu aşamada Kazım Faşa.

asıl emir budur. anti-emperyalizm nedir. çöküşü görmek ve çöküşün en önemli nedenini dışta aramaktır. Yenilgiyi bilmemekten. Güya yenilmiş. Albay Hüsamettin'e emanet ediyor. İçimizi yakıyor. Anti-emperyalizm. "Enver Pasha still only conspiring. bunu kast ediyorum. geniş bir bölgede ihtilaller yapmak üzere direktifler vermektedir. Bazı insanlarımızın ümitsiz olma organları eksiktir.Peki. Küçük Han'a da talimat gönderdiğini hatırlıyoruz. Dersaadet'i terk etmek üzeredir. harp-esiri Armstrong da görüyor ve üstelik gördüğü zaman da. hala. 169 . komünizm'den zarar gelmeyeceğine inanmaktır. Belki de Roy'a bir zaafım var. çökertene düşmanlık olup. misafirhaneleri. Devrimci anti-emperyalizm. Roy'un da bunu görmesi beni yine şaşırtıyor. Ama ne yazık. ben de yenilgiyi bir türlü öğrenemediğim için. ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. building castle in the air". Teşkilat-ı Mahsusa'nın bir hizmet ve başarısı olmuştur. Harb'in son yıllarında Kırım'da kurduğumuz İslam Cumhuriyeti ve onun değerli Reisi Seyyid Cafer Bey'e de talimat gönderdim". "ben şimdi huzur-u kalb ile İstanbul'dan ayrılıyorum. Teşkilat-ı Mahsusa'nın bundan sonraki ismi. hep sefer yapan adamdır. yenilgiden haberi yok. konuşmaya böyle başlamıştı. 'Umum Alem-i İslam İhtilal Teşkilatı' olacaktır". bu günler için kurduğu Teşkilat-ı Mahsusa'yı. Öyle görünüyor. Ne kastediyorum. yenilgiyi bilmeyenleri hemen anlayabiliyorum. Enver. demek ki hep motordu ve Türkler. komünizm'e dostluktur. en son çözümlemede. çünkü daha fazlasını. Yenilgiyi hiç bilemedi. iş becerme ve kampanya örgütleme kabiliyeti çok yüksekti. "yüzünü şeytan görsün" diye bağırmaktan da geri kalmıyor. ne demek "yenilgiyi bilmemek". Roy'un Enver ile ilgili hikayelerini. Roy ile komşu düştü. sözlerini böyle sürdürmüştü. size çok itimadım var. bu kabiliyetten yoksundurlar. Bunun için Moskova'ya gitti ve bir tesadüf. "Hüsameddin Bey. "Devamlı çabalamak gücü var ki bu Doğu'da pek yoktur" diyordu. he had that element of drive and energy that the Turks as a rule lacks. acizlerinden başka kimsenin okumamış olması ise çok acıdır. fakat hakikatte bu teşkilat asla ortadan kalkmayacaktır". "Teşkilat-ı Mahsusa'yı hemen lağvedeceksiniz. kimseler duymadı. Biliyorum. enerji doluydu ve insanları devamlı harekete geçiriyordu. bu tespit de Roy'undur. Kurtuluş Hareketi.

Harp esiri Harold Armstrong. samimi ancak biz Türkler için utanç verici olmalıdır. sabetayistlerimizin mezarlığı olan İstanbul'da Bülbül Deresi'nde yatan Hasan Tahsin nam Osman Nevres'in. "ilk kurşun" lafının çok sonradan uydurulmuş İbrani bir masal olduğudur. yaptıkları her işi esirlere beğendirmek istiyorlar. neden olsun. Bir avuç aydını. biz hep yendiklerimizden alçak olduğumuzu düşündük. Tahrik büyüktür. Bu tür İbrani hikayeler bir yana. Mücadele. İşgalci ordularla ve askerler olarak geldiler. Anadolu'nun içinden çok zaman yürüyerek ve pek çok yerde bekleyerek. 170 . resmi tarih. en sahih olan. tekrarlıyorum. Şimdi. bizde kimlik olmuştur. Zamanla düşüncemiz şiddetlendi. Kut'tan çıkıp. nakletmiştim. Dörtyol. Bu tevekkül karşısında. zengin kaynaklara düşmandır. bizim yıllardır naklettiğimiz masalda. İttihatçılar'la savaşmak zorundadır. Kurtuluş Savaşı'na el koyma teşebbüsüdür ve hep bozuyorum. göz yaşı fışkırmaktadır. Lenin'in Enver ile işi bitince. "during these years of captivity we held a moral superiority over Turk" diyordu. İttihat ve Terakki düşmanlığı olmasını mantıklı bulamayız. evrakının her sayfasından. halkın işgalcilere ciddi bir itirazı yoktu. yüksek saygı gösteriyorlar ve takdir edilmek istiyorlardı. Kurşunları orada buluyoruz. işgalcilere kurşun sıktığı masalı. direnmeyen bir halkın. İstanbul'a kadar götürülmüştü. Enver ölmek üzeredir. müşahedeleri ne kadar zengindir. Kazım Karabekir Paşa'nın evrakı yeterli delildir. çok zengin bir Ermeni beldesidir. Bizans'ı zaptettikleri zaman da öyle olmuştu. İzmir'in işgalinden çok işgale karşı hiçbir mukavemet olmaması yakıyordu. Alem-i İslam'da ihtilal teşkilatları kurmak. Halbuki hem savaşmak ve hem anlaşmak mümkün değildir ve her kim. Ermeniler'in yoğun ve zengin oldukları yerlerde başladı. buna "aşağılık kompleksi" diyoruz. esir alan Türkler. Londra ile anlaşmayı planlıyorsa. sonra uzlaşma gereğidir. İbraniyet'in.İttihatçılar'a bir düşmanlık var mıydı. emperyalizm ve müşahhas olarak da Büyük Britanya ile savaşmak anlamındadır. Bir tanesi. Halkta bir düşmanlık var mıydı. başlarda liderlik kaygısı olabilir. her yerde. Demek ki. ama Türkler.

İttihat ve Terakki düşmanlığı bekleyemeyiz. Medine Kahramanı Fahreddin Paşa da. Halksız iktidarlarda halkı dizlerinin üzerine indirmek. Osmanlı'nın son zamanlarında bizde savaşlar. Enver'in. paraya ihtiyacı olmakla. bir falsifikasyon olup. husumet zorunludur. Kurtuluş savaşımızda halk dirilmiş ve resmi tarihle indirilmiştir. Mustafa Kemal Bey. o halde aradaki savaş. "firarileri asma kararını ben vereceğim". Bu. demek ki Enver imajı değişmemektedir.Ama harp esiri Armstrong. haydutları ve askerlikten kaçanları asıyorlar. yoludur. şehrin yarısı yanmış. Hiç savaş istemiyorlar ve hep savaştan kaçıyorlar. 171 . halkı diriltme savaşıdır. darağaçları ile doluydu. Devamla. mutlak çöküş. bu kadar savaş kaçkını bir halktan. Yarbay Mustafa Kemal'in. kollarının birisini yastık yapıp hep toprakta uyuyorlar. uzun yıllardır savaşıyorlar ve artık Enver Paşa ile Alman tayfasına lanet yağdırıyorlar. they cursed Enver Pasha and German crew. zafer yakındadır ve bu aslında. Halkın Enver'e bakışına gelince. General Harbord. resmi tarihte var. İstanbul'da veya Sofya'da anlayamadığımız nedenlerle ve ölçülerle. 1919 yılında. Öyleyse. diyordu. savaşa lanettir. istemektedir. Murat Bardakçı. this man is in Turkish eyes a heroic figure. Enver ile İttihat ve Terakki'yi birbirinden ayıramıyoruz ve ayırmıyoruz. Ankara'yı dehşet verici yayıyor. çok pahalı ve şatafatlı otellerde kalmakta. Türk halkının dayanıklılığına hayran kalmış. ancak bunu bir İttihat ve Terakki ya da Enver düşmanlığı sayamayız. önemlidir. Bunu saklayıp ve bir kişisel çekişmeye indirmek. Sivas Kongresi ile tamamlanan müşahedelere dayalı Harbord Raporu. "full of triangles". General Harbord'un raporu bu açıdan da değerlidir ve resmi tarihi nakzettiği için hep karanlıkta bırakılmaktadır. Masalımız ile yapıyoruz. Minimal bir Türkiye tutulunca. Amerika'ya dönerken gemide kaleme alınmıştı. Resmi tarihi cerh. iki yolun savaşı idi. Pazar yeri. Ölüm her yere ve halka sinmiş. düşmanlık çok sonradır ve bu masal'da anlattığım kaçınılmazlıkların sonucunda çıkıyordu. Türkler'in gözünde bir kahraman olduğunu not etmektedir. çünkü bu sırada yenilgi çok uzaktadır. savaştan kaçma zanaatı olmuştur. "çökertmek" demek istiyorum. Sofya'dan Cemal Paşa'ya yazdığı bir mektubu yayınladı. ancak savaşçı Enver'e hayran bir halktır. Kemalistlere gelince. Savaş kaçkını.

" 172 . Küçük Türkiye'de bir çiftlikte yaşamasına dahi kapı açmamaktadır. Talat'ın başına gelenler var ve Cemal Paşa'yı Şark'ta vurdular. Yapacakları var ve ölmek istememektedir. yükseğe bakmaktadır. Kuşçubaşı Eşref de yasaklıdır ve bir parentez ile. (Enver Paşa'yı kastediyor. Enver'in yaşamını "melodram" olarak niteliyor. Bardakçı'nın açıklaması). sitayişkar ve saygılıdır. bunun ötesinde. Kabiliyetler ve inisiyatif sahipleri ve dolayısıyla büyüme tutkunları. Mektup. Carr. "bugün ordunun basma geçirdiğiniz genç arkadaşımızdan Doğrusu bu mektubun bu kısmının ve tümünün okunmasından. Cumhuriyet'ın başından itibaren uyguladığı bu yasaklama teoremini daha önce görememem. büyük hatam'dır. tüm sınıra asker dizdirmektedir. kendi kendisine kapatıyor. Çöküşü önceden ve zamanında göremedim. eline jilet dahi verilmesi büyük tehlikedir. İki. artık zat-ı alileri de hükümetin başına geçerek yalnız ordunun değil. Şimdiki "ufo" masallarının benzerleri o zaman da oluyordu ve bazen Enver'in Türkiye'ye girmek üzere harekete geçtiği haberleri çıkıyordu. bu mu. Fakat Kahraman-ı Hürriyet için bu yol kapalıdır. Bir ihtiyacın verimidir. telgrafhaneler işlemekte ve Kazım Paşa. Corinne'e izafe edilen kehaneti hissedemiyoruz ve Enver'e bir sevgisizlik ve İttihat ve Terakki'ye bir itiraz çıkaramıyoruz. güçlenmiş Mustafa Kemal. Bir. Rekabet hikayesi çok sonranın icadı idi. Masalımız bunun üzerinedir. Bir tümen ile gelmesi ise akıl dışıdır. buyurduğunuz gibi. trajediyi kuramıyoruz.Mektupta bir paragraf şudur. E. memleketin her bakımdan muhtaç olduğu faydalı faaliyet ve ciddiyet sahasını açarsınız. kaçabildiler. Türkiye'de her türlü değerli eylemliliği yasaklayınca bir köşede yaşamaya razı oldular. Acı veriyor. Mustafa Kemal. trajedi dışındadırlar. Kardeşi. belki trajedi'dir. büyük bir mesafe telkin ediyor. Baku Fatihi Nuri Paşa veya Amcası Kut Kahramanı Halil Paşa. Sait Halim. artık Avrupa kapalıdır. H. Çünkü içleri çok esnek ve uyumlu insanlar. Enver kaçınılmaz sondan kaçamamaktadır. hakikaten. insanın kendi içinde kendinden gelen bir zor yoksa. çok şeyler bekleyebiliriz. yasaklandılar ve kapatıldılar. çöküşün dinamiklerini barındırmak demektir.

I reported the talk to Chicherin. Sadece dışardan mı. Türkiler. ikna etmesini bekliyordu. Enver. İç Asya'ya bir kıyam için yola çıkacağını Roy'a anlatırken. Sonra Lenin'e. "kardeş" sandılar ve kafalarında ne varsa. Sovyet dostluğunu savunuyordu. ama hiçbir kapıyı açamadı. Büyük Britanya'ya dayanmak istiyorlardı ve Bagirov. Enver'i ve hiç birisini istemiyordu. Peki. bu dönemde Türkistan'da Cengiz Han İmparatorluğu tipinde bir Orta Asya İmparatorluğu kurma ve İngilizler'e Arabistan'daki kum çöllerini verme planları kuruyordu". Ama bu masal'dır ve inanmamak esas'tır. "the dangerous Türk" diyordu ve önce bu tehlikeli Türk'ü. Masalıma inanılmamasını salık veriyorum. anlattı. İngilizler'e ölümüne savaş halindeydi. Sovyetler'e karşı savaşıyorlardı ve Enver. Karakhan was also present. 173 . bir ölüm kapısı idi. Türkistan."let the chap go". "Enver Paşa. Evvela. Mustafa Suphi'yi. Dersaadet'ten veya Malta'dan da gelecekleri kapıları kapatıyordu. Roy'a anlattılar. diyordu ve with the illıısion that he was deceiving his hosts. Salisen. Türkistan'a çıkarken. ora halkları. Ankara. bırakınız gitsin. Kim bilir. "Kardeşim Efendim " dedi. İhtilal meydanlan. Karahan da yanındaydı. Halil Paşa'ya "Amca" diyordu. next day I saw Lenin. çocuklar kadar saftırlar. Ankara. cellatlarına haber verdiğini bilmiyordu. ev sahiplerini aldattığını düşünmeye devam etmesi iyi olur. Moskova'da bitirmek yakışık almazdı. çok katıdır. Anadolu ve İstanbul'a çıkmak istiyordu. Lenin'in canı sıkıldı. Sonra. Roy. Türkiler'in ufku köyleriyle sınırlıdır ve Enver. Enver. buradan. Kemal Paşa'ya. sanki Mustafa Suphi'nin ölüm senaryosu tekrar ediliyordu. erken tasfiye edildiler. minimalisttir. Dar kadrolu mücadeleyi seçtiler. umut ve heyecan ile ölümüne koşmaktadır. Her halde bu tür insanlar.Tatlı tatlı mektuplar tanzim etti. Alternatifleri yok etme ve dolayısıyla "sürekli tasfiye" işleyen yasa'dır. Enver. hala. demektedir. sonra Çiçerin'e rapor etmişti. Enver için. ancak hemen el koymak istemedi. Nuh'un Gemisi'ne benzerler. engelleneıneyenler. Doğu Türkistan'da bir müslüman devlet kurmaktan vazgeçirmeye çalışmıştı. belki de bilmektedir. Roy'un Hintli ve eski bir millici olduğuna bakıp. amcasıdır. Enver ve Cemal. bu da Lenin'in direktifi idi.

tuzak hazırdır. manda istiyordu. belki de hiç akıl etmedik. Peki neden. Aynı yılın sonuna doğru Sivas Kongresi. hep manda peşindeler. Akdeniz'de. Demek ki yirmi iki yılında. sadece fikir yürütüyorum. ittifakla. sadece çok silik işaretlere sahibiz. Enver'i beklemektedir. daha sonra temkinli davranıp. gençlik ve seçkinler. yaptılar. Bundan sonra mı. Sevincimiz tamdır ve kurtuluşumuz artık bizimdir. sokaktaki insan. adım bildiğimiz herkes. Büyük Taarruz başlamaktadır. Washington'daki Dışişleri Bakanlığı'na bir rapor çekiyor ve bir gün sonrası için. seni" dediler. Henüz "manda" kötü sayılmıyordu. bilemiyoruz. Enver. manda kararı verdi ve manda çağırdılar. dönecektik. Artık. kimseler duymadılar. "4 Ağustos". bunu yakışık bulmamakla birlikle. İzmir'in işgalinden üç gün sonra. Bunu ve sonucunu hep biliyoruz. MANDA VE TAMPON Biz hepimiz mandacıyız. Önce öyle düşünmüş olsak da. resmi ölüm tarihi kabul edilmektedir. "seni mandacı. Türkistan'a varmadan. Çünkü masal dünyasındayız. tedbirler tamamlanıyor ve kuvvetler takviye ediliyor. Amerikan komiseri. o zamanlardaydık ve sonra mahiyeti anlaşılınca ya da bir kısmı diğerlerini kötülemek ihtiyacını duyunca. Darülfünun gençliğinin bir miting düzenlediğini haber vermekle. bir coğrafi yanlışlık sayamayız. Enver'e hissettirme-meğe karar verdiler. 18 Mayıs 1919 tarihinde. "onlar açıkça Amerikan mandasından yana" diyordu. 174 . İstanbul'dan. "ilk hedefiniz Akdeniz'dir" dedik. İskenderun Körfezi'ne mi. Ölüm. pratikler üstadı Lenin'in tedbirleri var. büyük-taarruz ettik. Bundan yirmi iki gün sonra.Bildiklerini. gitmedik. başlarken. Enver'in ölümünü. O tarihte başta Mustafa Kemal Paşa Hazretleri. Enver'in ölümünden yirmi iki gün sonra. önemli saymıyorum. mandayı ve birbirini kötülediler. Yoksa asıl zor olan hedefe.

"vekil" demektir. İskenderun. nitekim. sadece Amerikan mandası istemeleri de bu nedenledir. görünüşe bakılırsa. seçkinler pek de tam bağımsızlıkçı olamadılar. Antep ve çevresine deniyordu. Adana. Sevr'de veya başka bir kayıtta. Ermenistan'dan çıkmaktadır ve doğrusu. Demek ki. Osmanlı hakimiyetinde idi ve hatta bir de "hidiv" vardı. başka mandateri istemediler. Mustafa Kemal başta hepimizin manda davetçisi olduğumuz zamanda. Amerika'yı da bilmedikleri kesindir.Çok yeni idi ve belki icat edenler dahil ne olduğunu bilmiyordu. bize manda teklifi görülmemektedir. aslında yalnızca kendi kendimize "gelin-güvey" oluyorduk. Küçük Ermenistan'a. 175 . Amerikalılar'm gelip "Big Brother" olarak yol göstermesinden sadece sevinç duyuyorlardı. ıslah etmek ve kalkındırmak bahanesiyle. egyptization modelinden yararlanmış olmasını düşünebiliyorum. manda. hoş bir icat olduğunu kabul ediyorum. General Smuts'ın icadı'dır. amma 1878 Berlin Konvansiyonu'na kadar "Ermenistan" tabir edilen yerler unutuldular. ortada bir "egyptization" modeli var. "hem vermek ve hem vermemek" böyle bir yol aranmıştı. iki yüz yıldır hep yeniliyordu ve yenile yenile kendilerine güvenini yitirdiler. Bilenler ise "çok iyi biliriz" diyorlardı. Kağıt üzerinde topraklar sahiplerine veriliyordu ve amma. riınkü her milletin bir devlete sahip olması ilkesi çok kışkırtıcı olmuş-tıır. ne olacak. Bir küçük nokta daha var. Ama Mısır'ı. Lenin bunu ortaya atmış ve Wilson geride kalmak istememiştir. Osmanlı mı. Kimse bize manda olmayı bile layık görmüyordu. Şark'ın en uzak noktası anlamına gelmektedir. bu ilk Hıristiyan kavmin. mandater'de kalıyordu. buradan savaş yapıyor ve hatta. Osmanlı Devleti'ne Sina'yı terk etmesi için ültimatom da veriyordu. hegemonik devletler açısından yerine getirilemez bir laf olduğu anlaşılmıştır. Fransızlar asker çıkardılar. Mesele. Bu zamanda. Daha çok yer altı kaynakları açısından zengin Osmanlı mülkü için tanzim edildi. Londra yönetiyor. Ancak savaş bitince de bu vaadin. Birinci Dünya savaşı soncunda unutulması çok şayanı dikkattir. Rusça egiptatzia. Güney Afrikalı Smuts'ın.

övünç şartlardadır ve manda'sızlığı. Wilson'un. İlk başında. "pehlivan güreşleri" de eksik edilmemektedir. Erzurum'da subaylarımızın piyano. Ben de takdir ediyorum. tek başına Ermenistan için bir manda çok zor görünmektedir ve mutlaka Türkiye'yi de içine almak gereklidir. Kemal Paşa Hazretleri'ne değil General Harbord'a borçluyuz. Niha-i karar. şehit yavrusu. bu unutkanlığını telafi etmek istiyordu. konser ve "gürbüz". "General Harbord Cenaplarının Riyasetindeki Amerika Heyet-i Muhteremesi istikbal programı" harika'dır. "ahenk". hepimiz. zabitler. bu mükemmel tarih-raporundadır ve üç noktada özetleyebiliyorum. mandanın gelmemesini hiçbir zaman kendimizde arayanlayız. Bu programda. devlet kabiliyetine sahip tek kavimdir ve Türkler'in kaderi çizilmeden manda çok riskli sayılmaktadır. mutlaka asker de getirmek icap etmektedir. bunlar var ama. buradayız. böyle bir övünç'ten yoksunuz. Kazım Paşa'nın evrak-ı metrukesi arasında yer alan. keman ve flütten ibaret bir ahenk vermişler ki "büyük takdir celp" ettiğini de okuyoruz. İki. keman ve flütü eksik görünmüyor. Üç. bizi ıslah için getirecekleri sermayeyi koruma ihtiyacından söz ediyor. Peki istememize rağmen manda'yı neden getirmediler. raporlarına göre verilecekti. Kazım Paşa ise generalleri üç olarak gösteriyor. 176 . Harbord-Moseley çok yaman teknisyenler çıktılar ve bozdular. Neden.İnanan bir hıristiyan olan Başkan Wilson. manda projesini dinamitlemektedir. Ermenistan'a mandater olmayı kabul ettiği kesindir ve Hoover'e mandater-valilik önerildiğini de biliyoruz. masalımız pek eğlenceli faslı telakki ediyorum. mızıka çaldıkları ve bir de idman yaptıklarını öğreniyoruz. 1919 sonbaharındaydık. bölgede. bu maksatla geldiler. General Harbord başkanlığındaki heyet. İstanbul Kapısında karşılamadan sonra Paşa'nın çay ziyafeti verdiğini ve bu esnada gürbüzlerin şarkı söyleyip. ki General Moseley de var. yerine geçmektedir. General Harbord'un askeri birlik ihtiyacını kendisine açtığını ve fikrini sorduğunu doğruluyor ve ayrıca raporda da notu var. Bu şartlar. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri dahil. piyano. Harbord. Türkler. bugün inanamıyoruz. Hep birlikte eğleniyoruz. Bir. Kazım Paşa Hazretleri. Akşam yemeğinde.

anlamına geliyordu. Bekir Sami. Londra'dan çok başarılı dönmüştü. hem İtalya ve hem Fransa ile antlaşmalar imzalayarak. bu "Kunduh" ve diğer Bekir Sami. yıllarca dışişleri bakanı kaldı. ehem ile mühim olanı birbi¬rinden tefrik ederken de birbirinden ayrı düşmektedir. döndü. Bekir Sami. Başarılardan birisi. masalımızda.Amerika ise o tarihte. iki taraf esir mübadelesinde anlaştılar. manda savaşına göre çok daha önemlidir. 1921 başlarında Batı Avrupa'ya gitti ve büyük basanlara. böylece manda'yı kapatıyoruz. hiç sorulmamış bu soruyu da ortaya koyuyoruz. Malta tutsaklarını almak. Demek ki "gizli tarih" ile resmi tarih. Ne manda kahramanlarımız ve ne de manda hainlerimiz var. her adımı başarısız bir Tevfik Rüştü. neden bu kadar erken saf dışı edildi. Bekir Sami meselesini tümden ihmal etmektedir. Her ikisi de bundan böyle Türkiye'nin dostu oldular ve özellikle galip taraf karargahındaki gelişmelerden sürekli olarak Ankara'yı haberdar ettiler. "Günsav" o da tasfiyeye uğramıştı ve her ikisi de Kafkasya halkından geliyorlar. Demek ki bizim masalımızda "manda" miniskül bir meseledir ve kolaylıkla atabiliyoruz. müthiş bir başarıdır. "imza attı". bozuk Türkçe ile. Esir mübadelesi. hayır. Bu masalımızın acıklı faslı olup ihmal ettiğimiz ağıtımızı icra ediyoruz. Bekir Sami. Uluslararası münazaralarda Türkiye'nin yanındalar. Ankara'dan Hariciye Vekili Bekir Sami. cevabını aramıyorum. hem heyet-i temsiliye azası ve hem de Ankara'nın ilk Hariciye Vekili idi. bugün daha çok öyle görebiliyoruz. Ancak daha mühim olan bir nokta var. Tevfik Rüştü'den çok millicidir ve derhal tasfiye edilmiştir. resmi tarih bir tür "din" olduğu için bir manda savaşı icat etmektedir ve ancak. 177 . İkincisi. yoksa başarılı olanı tasfiye etmeye çok erken mi başladık. her ikisini de muhasım olmaktan çıkardı ve dost yaptı. Ortadoğu'ya asker çıkarmaya pek istekli görünmüyor. İngiliz esirleri verip. Bu. Şöyle de söyleyebiliriz. Londra ile beklenmedik bir anlaşma daha imzalıyordu.

önce İspanya'yı durdurdu ve sonra Fransa'nın Şark'a yayılmasını engellemeye kalktı. "azılı" İttihatçıları ve bu katlar erken bir zamanda. Ankara'yı terbiye etmeyi mi planladı. hem önünde ve hem sonunda. Sovyetler'e karşı. daha çok istihbaratçı-romancı John Buchan'ın raporlarına dayanarak. o halde. destekler çekilmiş. Büyük Britanya mı. İngilizler'e. büyük ve uzun savaş yapan devlet'tir. Elenler'in. hep tampon meselesi olan savaştır. söylemek zor'dur ve söyleyemiyoruz.Masal anlatıyorum ve öyleyse soruyorum. Bekir Sami'nin yaptığı bir iş daha var. tampon meselesi var. önce Kilekler ve sonra Yunaniler düşmüşlerdir. Ancak Londra. aynı tarihlerde Rawlison'un aynı öneriyi. Londra da Kafkasya'yı tampon olarak düşünmüştü. Bu nedenle mi tasfiye edildi. Peki İngilizler. soru olarak kalması isabetlidir. bu bir-iki yıl önceydi. bir yıl arayla. Kunduh. 1921 Ağustos ayı olarak tespit ediyoruz. Amma bu erken tahliyeden Kemal Paşa Hazretleri'nin. Londra'nın dostu Rusya. Zorluk şuradan geliyor. hiç memnun olmadığını daha sonraki gelişmeler gösteriyordu ve ben de masalımızda habire göstermiş bulunuyorum. serbest bırakırken Ankara'ya bazı sorunlar çıkararak. Rusya ile müttefik olması bu sorunu çözmüyordu ve bir de Almanya için tamponlar gerekiyordu. aynı olmuştur. Lloyd George ile tampon meselesini de görüştü ve tampon meselesi ise ol tarihte Londra'nın en önemli meselesi idi. Bekir Sami. Londra için yeri. Büyük devlet mi. Küçük Han'ın Moskova için ne değeri varsa. ama. 178 . Üstelik Birinci Savaş'tan hemen önce. Çerkez kavmin-dendir. Londra’nın Elenler’in altından desteklerini çekmeye başlamalarının tarihi ise. Mezopotamya'ya sarkmak isteyen bir başka büyük devlet çıkmıştı. Düşerler. Erzurum'da Kazım Paşa'ya da ilettiğini biliyoruz. Büyük savaş mı. Kaldı ki 1917 sonunda. Bekir Sami'nin ıskartaya çıkartılmış bir kartı yeniden oynamaya kalkıştığını görüyoruz. Rusya'nın Gü-ney'e inişine sürekli barajlar örmek idi. Kafkasya'yı hiçbir şekilde tutamayacağına karar vermişti. tekrar hasmı olmuştu. Napolyon Mısır'dan ricat etmeye mecbur kaldı ve daha sonra da en önemli sorunu. Kafkasya'yı bir tampon bölge yapmayı öneriyordu. Tamponlar inşa edilirken.

son Petrograd ziyaretinde Yahudiler'in gücünü görmüş ve şaşırmıştı. John Buchan'ı andım. 179 . yanlıştır. Diyarbekir ve çevresini yeni ve daha zayıf bağlarla. yeni politikalara zorladılar ve Mark Sykes da. yeni iktidarı siyonist taraftarı damgalarken yanlış ve eksik gerekçeler buluyordu. Londra'nın kaygıyla izlediğini biliyoruz. Ayrıca Buchan. Sykes. Truman ve Bush'u birbirine bağlayan bir çizgi görebiliyorum. "Yeşil Hırka" romanında. alev alev yanmak için. İmparatorluk'un İstanbul sefiri de. Demek ki masalımızda büyük açıklıklar var. Londra'ya benzer raporlar göndermektedir ve Mark Sykes ise bir anti-semit idi. bu tutuşa aykırı düşüyordu. Şeyh Sait İsyanı. Picot-Sykes Mutabakatı'm işlemez saydı ve Fransa'ya ayrılmış Mezopotamya'ya yerleşme kararı alıyordu. o sırada Lloyd George başbakanlıktan ayrılmış olsa da. "Yeşil Hırka". Dolayısıyla. yalnız. roman da yazıyordu ve çoğu Türkiye üzerinedir.Sevr'den bir yıl sonra. En fazla. 1916 yılma ait ' olan Greenmantle. Bu bürokratlar. burayı Musul'a bağlamayı hiç uygun bulmadı ve tam tersine. Enver'in düşüşünden bir yıl öncedir. Ayrıca. Londra'nın Doğu'dan ve İttihat Terakki'den çok korktuğu zamandadır. bu parlak kafalı İngiliz'in sık sık döndüğünü de ekleyebiliyoruz. ilk mühim Osmanlı tarihi iddiasıyla telif ettiği . ellerindedir. bir kibrit bekleyen kuru otlardan ibaret tasvir ediyordu. yalnız olmadığını biliyoruz."zionism was backed because it was bad cosmopolitanism and fınance" ifadesine yer veriyordu. Lloyd George'm emperyalist bürokratlarındandı. başka nedenlerle de. Son Rusya gezisinde. Lloyd George'un yakın çevresinden Buchan. Filistin'e Yahudi yığma fikrine dönse de. bir "Mısır" olarak tutmak istiyordu. bu nazariyede de. Bütün Doğu'yu. Sykes. romanının çok etkili olduğunu çıkarıyoruz. Jön Türk iktidarı için. masal ya yeni tarihler yazıyorum. çünkü hırsız ortaklarından çalmayı seviyordu. "Halifenin Son Terekesi" nam 1915 tarihli eserinde. Toynbee'mn tasviri ile büyük hırsızdır. politika belirlenmesinde önemli roller oynuyordu. anti-semitik reflekslerini yenerek. çok kısaca not etmek zorundayım. Jön Türk iktidarını tamamıyla bir Yahudi yönetimi olarak gösteriyordu. İngiltere'nin Musul'u ile kurulmakta olan Türkiye arasında bir tampon işlevi yüklüyordu. Filistin'de Yahudi yığılması taraftarlarına dönüyordu. devrimci ve Londra kaybetmeye mahkumdur. Dıyarbekir Bölgesi'ni gördü. Lloyd George.

Kut-ul Amara'da içlerinde birisi de general olmak üzere bir birliği Türkler'e esir verdiler. esasta. o demde. İngilizler için utanç vericidir. Filistin'de devlet kuranlar. yirminci yüz yılın başlarında. Yahudiler'in İttihat ve Terakki iktidarına desteğini söndürebileceğini hesaplıyordu. amma müthiş baş tercüman'ın rakamları ve oranları her zaman tartışmaya açıktır. Rusya'dan ve Polonya'dan göç ettiler ve hepsi. İttihat ve Terakki'nin ayağının altındaki toprağı kaydırmak için bulunmuştu. Filistin'de kökleştiler ve mücadeleyi öğrendiler. Almanya'nın elinden bu silahı da almak istiyordu. siyonizmin savunucu Almanya ve en güçlü olduğu yer ise Türkiye'dir. Başbakan. Türkler karşısında aciz kalmıştı. Yirminci yüz yılın başında. Londra. yakın tarihte benzerini yaşadıklarını sanmıyorum. Çanakkale'yi geçemediler ve daha da acısı. Müthiş bir volte-face ile karşı karşıyayız. İsrael oğullarına bir "ev" vaad emekle. İkincisi.yahudi" sözünden sadece sabetayistleri anlamıyoruz. Kayzer. sabetayist olmayıp da müslüman görünmeyi tercih edenler hala varlar. siyonizmin koruyucusu rolündeydi. Lloyd George idi ve bir taş ile iki kuş vurmayı planlıyordu. Türkiye'yi çok iyi biliyor ve sefareti yönetiyordu. burada. Sultan Hamid ve izleyen İttihat ve Terakki devrinde Filistin'e göçtüler. Fitzmaurice'in "gizli. 180 . Demek ki Balfour Deklerasyonu. çoğu. Sultan Hamid zamanında. Hitler'e bakıp yanılmamayı ve Hitler'de bir tepki görmeyi de öneriyorum. Fitzmaurice. Londra'da da güçlü idi. çok kısa zaman içinde mandater olacağı Filistin'de. Rusya'dan çıktılar ve Rusya'dan nefret ediyorlardı. Bırakıyorum. O tarihte İsrael mi. Kuşkusuz. Almanya siyonist politika izleyen tek büyük devletti ve Londra. yarısı kripto-yahudi ve hemen hemen tamamı ise masondur. tespitini yapıyordu. Şimdi Lloyd George.Tarihimizde meşum bir yere sahip baş tercüman Fitzmaurice ise iktidarın yapısı üzerinde duruyor ve Young Türk movement fifty per-cent crypto-jew and ninety five percent Freemason. Hep "Balfour Deklarasyonu" diyoruz.

Yunanistan'ın hiç önemli olmadığını anlatıyordu. her faslında kollektif meraksızlığımıza daha çok şaşırıyorum. ama yine de büyük hizmet sayıyoruz. maaşlarını bile alabildikleri bile şüphelidir. ancak. silah ve mühimmat kıtlığı çekiyorlardı. masalımızı hem anlatıyorum ve hem de dinliyorum. Türkiye'nin üzerine Amerikan şemsiyesi açtı ve bir yıl sonra. Rawlison. Ancak. kolaylıkla kopye ediyorum: "Mustafa Kemal Paşa'dan önce Mustafa Kemal Paşa'nın neden Malta'ya sürülmediğinin bir izahını elde etmiş oluyoruz." Böylece. tanınmış İttihatçılar arasında de gözükmemektedir. Bilmiyorum. Malta dönüşünde ne kadar sevinçlidirler. Truman. İsrael Devleti'nin kuruluşunu başlattı. Mustafa Kemal Paşa. Rusya veya Sovyetler'e baraj oldular. Londra ile her temasta. tarihçilik hoş olsa da zor meslek ve şu paragrafı yazabilmek daha zor olmalıdır. bu izahattan hiç de tatmin olmuşa benzememektedir ve devam ediyor: tutuklanması gereken komutanlar vardı. Diplomat-tarihçilerimizden Bilal Şimşir'in "Malta Sürgünleri" var. Demek ki tampon. MENFİ MALTA SÜRGÜNLERİ Işık. öyle olması gerekiyor. 1947 yılında. Elenler'in arkasında hiçbir destek kalmamıştı ve Anadolu'daki askerleri. Moralsizdiler. 181 . Doktor Şimşir'in işi zordu. düzleyiciler düzlendiler. Demek ki sürgünleri unutmayı ve unutturmayı tarih telakki ediyoruz. son derece resmi'dir. Yalnız Doktor Şimşir de yalnızca İngiliz diplomatik belgelerine dayanmaktadır. Elenler'e destekten vazgeçmek önerisini alıyorduk. Sanki sadece sürgünleri unutmaktan sevinç duyuyoruz. Anadolu'da da. İngilizlerse öncelikle İttihatçıları yakalatmaya çalışıyorlardı. Yirmi iki yılında ise. önce Kafkasya'yı önerdi ve daha sonra.İster Rusya ve isterse "Sovyet". tampon'dur. Filistin'e transplante edilen Yahudiler. masallardadır. İşte bu süreç içinde. çok değişmediler ve daima bir tampon sayıldılar. fakat bir bilgi ya da bir kaynak bir yana bir romana dahi sahip değiliz. Doktor Şimşir. Kazım Paşa'ya. Menfilerden söz ediyorum.

182 . Fahrettin Paşa. kömürlüklerde saklandı. acı yazıyorum. Kim akıl edebilir ki. Yakup Paşa. "Medine Kahramanı" olarak biliniyor. Görev mi. öte yandan. hizmetten dışarı sürülmüştür. komutanlığı bırakmazsa. Hem Londra ve hem Ankara. hem saraya ve hem de Londra'ya güven vermeyi önemli buluyordu. çok kısa bir zaman. gizli oldu ve yakaladılar ve menfi yaptılar. Damat Ferit Paşa'ya güven vermeyi başarmıştır. orduyu kolordu yapıp Kazım Paşa'ya verdiler. Arabi "nefy" fiilinin mefülü olup "nefi" de di-yebiliyoruz. İstanbul'u işgal etmekle tehdit ettiler. o nazik günlerde büyük bir taktisyen olarak davranmıştır. silahları direnişçilere dağıtıyor ve direniş hazırlıyordu. Rauf. Yakup Şevki Paşa olmasa. Erzurum'da ordu komutanıydı. bir numaralıdır. "Türkkan" soyadını aldı ve bize bıraktı. Peki neden Malta'da kalmadılar. Batı Cephesi'ndeydi ve "geçimsizlik" bahanesiyle tasfiye edildiğini hatırlıyoruz. "menfi" demek."Mustafa Kemal Paşa. hoş seda'dır." Demek Kemal Paşa. bir süre itibarda oldu ve sonra Londra'ya kaçarak hayatını kurtardı. Ali İhsan Paşa. direnişçilerin çifte sürgün olduklarını teşhis edebiliyoruz. Öyleyse şimdi. Heyecanla geldiğini biliyoruz. Öyleyse sürgünler arasına konmamasını iyi anlayabiliyoruz. sürdüler. neden böyle bir Türkü yok. İstanbul'a döndü. bilmiyorum. "Yakup Paşa vermem diyor". kurtuluş savaşı kazanılabilir mi. Yirmi altıda tasfiye edilenler arasındadır. Yirmi ikide olabilir. mütareke emirlerini dinlemedi. Sürgünden dönmelerine rağmen "menfi" olacaklarını hiç akıllarına getirmemiş olduklarını düşünebiliyorum. masalımızda sualleri bitiremiyorum. İngilizler. Kabil o zaman da bir köydü ve Afganistan sefiri olarak tasfiye ettiler. sonra İngilizler aldılar ve Mısır'da esir kampında asker tayınına bağladılar. Medine'de ümitsiz bir direniş sergiledi. henüz Mondros'tan önce dahi. Malta'tan dönünce kısa bir süre ordu komutanı idi ve yirmi iki yılından sonra. şuraya aldılar ve orada öldüler. Kabil'e sefir yaptılar. Hatta İngilizler'in kuşkularını da kısmen giderebilmiştir. "Musul'dan çıkmam" diyordu. sınıf birincisiydi. sürgün demektir. savaşta ısrarın yararına inanmadığını ve bunu bildirdiğini biliyoruz. İstanbul'a gelince yakalandı ve Malta'ya sürüldü. Rusya üzerinden Ankara'ya kavuştu. Malta'tan sonra ve büyük heyecanla.

Diğerleri daha zor olduğu için. ne Adam Smith'in görülmez elinden. Cemal Paşalar ve Doktor Nazım. Kel Ali. Ankara'nın sürgünlerden bu kadar korkacağını hiç bilemediler. Bütün kabiliyetler. Talat. Ancak Ankara. bunu. Doktor Nazım. Bedri. Masalı anlatırken içim yanıyor. sürekli. Bunlar. Malta'ya gönderilmek üzere. "Kel Ali" de deniyor. Hürmeten etmiyorum. ne de Adam Smith'in iş bölümü'nden. söz edebiliyorum. İngiliz belgeleri bu yönde ışık saçıyor. Enver. bu kahramanlara. Çetinkaya'ya. Öyleyse Malta sürgünlerinden geriye bir yaver ile bir giyotinin kaldığı kesindir. demek. ayrıca menfi olmamak için. Nuri. Bakü'yü zapt etmekten suçluydu. Kara Kemal idam edilmemek için intihar ettiler. Malta'dan dönenleri. eski arkadaşları için. Öyleyse masalın bu faslı hem çok acıklı ve hem de çok menfi'dir ve bu acıyla. Doktor Şimşir. invisible hand. Bekir Ağa'da depo ediliyordu. Talat. Malta sürgünlerinden sadece Fethi ve Ali Çetinkaya yükseldiler. Ben de bu masalı anlatırken fark ediyorum. Malta'ya sürülecekler. idam kararlan veriyordu. yine Malta'ya gitmek üzere Batum hapishanesindeydi. kötü yazgı bekliyordu. ben de. Nuri Paşa. "yedilerin hepsi Malta adaylarıdır" diyordu. yükselebileceği en yüksek yere kadar çıktı ve Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne yaver oldu. şimdi ben. Ali Fethi Okyar. yirmi altıda asıldı ve Enver. Ve masalımıza inanmamak yerindedir. tüm gözü pekler. 183 . Kut-ul Amare Kahramanı Halil. hep ufku genişler.İsmail Canpolat. Azmi ve Bahattin Şakir Beylerdiler. yirmi ikiyi idrak ettiğimizde öldürülmüşlerdi. artık böyle biliyoruz. İstiklal Mahkemesi reisi olarak. "sürekli tasfiye" döneminde. division of labour. O da kaçabildi ve her ikisi de Malta'dan kurtuldular. Cemal. kopernik devrimi yapıyorum. kırıldılar. Kaçmasını başardı. İngilizler'in eline geçseler. hiçbir askeri görev vermedi ve sadece hayatlarını bağışladı. yirmi altıda idam edildi. bir giyotini aratmıyordu. adı masallara uygundur.

Kemalizm'e düşman amma Kemal Paşa'yı sevenler çıktılar. tarih edebiyatımıza küçük bir kontribüsyon olarak düşüyorum. Şimdi çoklar. öldürmek'tir. Mesih yapmak. Masalların mümeyyiz vasıflarından birisi de. mantığın işleyişinin önünde baraj tanımıyoruz. İkinci kategoriyi anlamaya ise mecburuz. Kemalizm'in cenaze töreni sırasında sürekli Kemal Paşa'ya methiye düzmek ve hatta mesihleştirmek işte budur. Az idiler. yeni türediler ve hızla çoğalıyorlar. Öyleyse. bu mantığın ötesinde çıktığımızda. öyleyse artık orada duramayız. Birinci kategoriyi anlamamız mümkündür. mantığı sürdürme hali'dir. BEŞİNCİ BÖLÜM 184 . Şimdi buradan ilerliyoruz. çünkü somutu bunlar zenginleştiriyorlar. Mustafa Kemal Paşa'yı kabul etmeyen ya da sevmeyen amma mühim kemalistler var ve bu bir kategoridir. Kemalizmin içini boşaltmak ve Kemal Paşa için kollektif ayinler düzenlemek. başka bir tarih gerekiyor ve belki de "gizli tarih" bu açıdan da zorunlu ve verimlidir. çok olan somut'u anlamamak için ise ahmak olmak yeterlidir. Kemal Paşa'yı kabul etmeyen kemalistleri. Bunu. fakat. cumhuriyetin son aşamasıdır ve çöküşün eşiğindeyiz.ÇANAKKALE Mademki Kemal Paşa'dan çok daha ileri kemalist tarif edebiliyoruz. Mustafa Kemal Paşa'yı sevmeyen ve ancak "kemalist" olanlarla karşılaşıyoruz.

artık tarihe katmış haldeyim. Kimler. ve olmasa.Kemalizm cumhuriyet’in kuruluşunun kodilikasyonu idi ve çaresizlikte çare görüldü. modellerin dişisini de saklıyordu. önce Mustafa Kemal'i beğendi ve hemen desenchante olduğunu biliyoruz. belki "Hint Yazı" diyebiliriz. ayrıca. Yakup Şevki Paşa var. çabuk dezanşante olanlar. Ne güzel bir "model". "Erzurum Ordusu" bize kalmazdı ve borcumuzun büyüklüğüne işaret etmekle yetiniyorum. ama yine de hepsini saymak kolay görünmüyor. Doğru mu. her zaman bizim için. Yola inanıp Mustafa Kemal'e inanmayanlar. amma. masal alemindeyiz. "Türkiye" adını bulan ve teklif edendi ve Lozan Konferansı'nda ikinci delege idi. Rıza Nur'u. "Mustafa Kemal ile aynı şeye inanmakla beraber Mustafa Kemal'e inanmıyor" diyordu. Rıza Nur ile birlikte Hüseyin Cahit'ten çıkarıyorum. pek az toplum böylesine romanesque bir türe sahip olmuştur. Bir yazarın çağdaşı bir yazarı bu kadar derin görebilmesi müthiştir. yeri gelmişken itiraf ediyorum. işte masal'dır. aslında bu kategoriyi. başka bir yerde tasnif etmiştim. Manda Savaşı'na savaşı. 185 . Falih Rıfkı. Masallar. Hüseyin Cahit için. üstelik Falih Rıfkı var. çok değiller. bilim yoludur. 1956-1966 yıllarını öneriyorum ve hep tartışma'ya işaret ediyorum. oradadır. amma ve lakin Refet Paşa'yı unutmuyorum. burada. Halide Edip'i yüksek yerine tekrar çıkarmak için açmıştım ve biliyoruz. hiç kuşkusuz. kendi kendimizi kutluyorum. Çanakkale Kahramanı Esat Paşa ve kardeşi Kafkasya Kahramanı Vehip Paşa buradalar. bir ölçüde de. yazılarında. İstiklal Mahkemesi'nde yargılanan hırçın gazeteci Hüseyin Cahid'i buraya koyuyorum. Masallarımızı yaşatmak zorundayız. Boşluk var. hem Kemal Paşa'yı yüceltiler ve hem de kemalizm'i bir yol yaptılar. bize bırakma cesareti var. modern cumhuriyetin kurulusuna çok büyük emek verip de Mustafa Kemal Paşa'yı hiç kabul etmeyenler. büyük açıklıktırlar. Bu sırada. mücadelede Halide Çavuş. bu dünyadan göçüyordu. "savaşa savaş". cumhuriyetin kuruluşuna büyük katkı yapmakla beraber Mustafa Kemal Paşa'yı hiç sevmediler ve/veya kabul etmediler. Bu arada. "Handan" yazarı.

ancak. cumhuriyeti vikaye edebilmek için bir kenara razı oldular. Etkilendiler mi. Ali Fuad ile aynı ailedendir. hemen tasfiye edildiler. şimdi daha yüksek ses çıkarıyorlar. Mustafa Kemal Paşa'ya güvenmeyen kemalistlerdir. solun bütün ağaçlan salladığı zamandı. Hikmet Bayur. her açıdan çok daha adil ve yaşayabilir bir cumhuriyet projesini ortaya koymuştu. Gizli tarihimiz zengin damarımızdır. Mustafa Kemal Paşa'yı önemli ölçüde minimize etmeyi hedef alarak yazıyordu. işte bunlar. İsmet Paşa'ya. çok daha adil ve yaşayabilir bir cumhuriyetin yaşayamayacağını gördük. sevimli husumet açıcı ve "kin". Ne de olsa "Tezler" var. 186 . Bir masalcı gözü ile okunduğu zaman görülüyorlar. yaşayabilmek için tarihe sığındı. fakat. Marjinal kalan ve en iddialı olan Kazım Paşa. Ali Fuad Paşa'nın anılarında ise çok işaretler var. yaşayarak biliyoruz. Yok sayamayız ve bu masal biraz da yok sayılanları yaşatmak üzredir. Zarar vermemek için çok temkinli davrandılar. Yaşatıyor. ailesinden gelen sevimli husumet. aynı tarihi. Sivas Kongresi reis-i sanisi İsmail Fazıl Paşa Hazretleri büyük amcası ve Hareket Ordusu Komutanlarından Hüseyin Hüsnü Paşa Hazretleri dedesi idi. burada. tasfiyeye uğradılar. yol şaşırtıcısıdır. Demek zenginleşiyoruz. Üçüncüsü sustular. Kurdular.Peki kemalist olduklarını nasıl biliyoruz. "kin" demiyorum. habire yazıyordu. Mehmet Ali Aybar. onunki de resmi'dir. bir kez kurdular. yolunu açıyordu. en çok İnönü Zaferi ile eğlendiler. Acımız büyüktür. masalların cevapları doğrudan’dırlar. "İnönü Zaferi" ile gizli bir alayı okuyabiliyoruz. sosyalizmin legalizasyonu ve küreselleşmesinde emeği büyüktür. evrakı baskınlardan saklayıp. Kemal Paşa'ya güvenmeyen kemalistler. ama ne yazık. Her halde ihtiyaç oldu. İsmet. yüreklendiler mi. resmi tarihe ithal etmiyorlar. görülmez mürekkep ile yazılmış duruyorlar. İkincisi. bir ara komünistlerin milli mücadeleye el koymak üzere olduklarını iddia ediyordu. sustular. Aybar'ın zamanında Türkiye İşçi Partisi işte budur. artık daha çok çığırıyorlar. Kazım ve Ali Fuad Paşalar'ın ahfadı. Fevzi ve Mustafa Kemal Paşa'larda bir el koyuş buluyorlar.

Cumhuriyet. Ekrem Alican koalisyon ortağı ve başbakan yardımcısıydı. ÇANAK Morghentau. o zaman "Çanak" deniyordu. ütopya olduğunu göremediler. bir trajedi oldu. the Turkish Commanderin Chief at the Dardanelles. a la Huxley bir fabrikasyon hatası türünde kaldılar. "Djevad Pasha. Çanak'ta yüksek komutandır. Morghentau. olarak biliyoruz. Cevat Pasa. Masal ya. İyileşmek için çabaladıkça. 187 . bazen süzülürdüm. diyordu. or to give it its modern European name. "iyi eşkıya" şöhreti vardı. Fakat bu iç savaşta Koçero'lar dağdan indirildiler ve şimdi. düşmanlar. Altmışlı yılların aydınları. "bugün Koçero" ne yapmış. Bir de mazlumlar varlar. Henüz kalkmadılar ve sürüngenler. kendileri de yükseldiler. her gecikmesinde koalisyonu dağıttığı havası veriyordu ve o sırada büyük toplantı masasının üzerinde gazeteler vardı. dağdaydı. tüm kabiliyetler. "the city Tchanak. Paşa'yı üzmek için hep geç geliyordu. Paşa üzüldükçe. tüm çabalayanlar. Çok daha adil ve yaşayabilir cumhuriyet ülküsünü söndürmek savaşının sonunda. met us and escorted our party to headquarters". vuruldular ve düktüler. Kırım'lar her zaman içiçedirler. Önceden göremedim. yüksek bir cumhuriyet hayalindeydiler. "Koçero" diyordu. bunları. Morghantau'nun anlatımından anlıyoruz ki. tüm iyiler öldürülüyordu. ben junior bir plancı halindeydim. kötüleşiyordu. Ama iyileşmek için çabalamak. İsmet Paşa. bakıp bakıp. Altmış altı yılında başlayan üçüncü büyük iç savaş işte budur. Yaşama düşman yaşayanlann. İstanbul'da Amerikan sefiri idi ve Enver. mazlumdan yanaydı. Şimdi yaşamı sevmiyorlar. Yaşama düşmanlara tebaa'yız. mutlak ölümleri mutlaktır. bir eşkıyadır. bugünkü meclis binasındaki güzel kurul salonuna. ekonomiyi ve cumhuriyeti koçero'lar ele aldılar. müstahkem mevki komutanı. ekonomidedirler. Bir büyük kırım için başlattılar. zorunluluktur. dağdan indirilemiyordu ve bıyıkları da Aybar'inkine benziyordu ve o zaman gazeteleri her ikisi kaplıyordu. Aybar'a. Dardanelles" yazıyor. Çanak'a davet etmişti. bütün fidanlar kırıldılar. Ancak ve ne yazık. öyle anlıyoruz. İsmet Paşa başbakan ve aynı zamanda yüksek planlama kurulu başkanıydı. Acizleri.

en yüksek komutan olarak. müdafaa sırasında Çanakale'yi ziyaret eden Mithat Paşazade A. sahih ve önemli bilgileri. Cevat Paşa ile Albay Selahattin komutasında topçular ve mayıncılar bütün oyunları bozdular. hissettirmeyen bir üslup ile bize bıraktılar. "Balkan başkanı" Selahattin Adil'i üzüntülü hatırlıyor. Çanakkale ve Gelibolu'da. nazik. pek güvenilir kaynaklarımız arasındadır.H. Mucizevi'dir. Enver'in sınıf arkadaşı olduğu için. İstanbul'un boşaltılması hazırlıkları tamamdı. hep yararlanıyorum. he spoke excellent German. Paşa. orduda bir büyük tasfiye ile pek çok rütbeyi bir derece indirmişti. İstanbul'da yunanilerin ve ermenilerin yüzlerinin güldüğünü de haber veriyor. bizim bayram olarak kutladığımız. çünkü Enver. Esat Paşa'yı teyid ediyordu. Amerikan sefirinin sözüne daha çok güvenilen bir dünyadayız. Müttefikler. eski rütbelerine iade edilmelerini sağlamıştı. Pomiankowski. o zaman Albay ve tüm topçu birliklerinin komutanıydı. Çanakkale'ye gittiğinde ise Komutan Cevat Çobanlı ile "kurmay teşkilinde ve tümen komutanlığına Sofya ateşemiliteri kurmay yarbay Mustafa Kemal Bey'in tayin edildiğine dair başkumandanlık emri gelmişti". hatıratında. Mithat da.. "istikbalimize gelen Çanakkale Kumandanı Cevat Paşa" dese de. Von Sanders'in altında. ilkokullarda "Çanakkale geçilmez" oynadığımız. "on dokuzuncu tümenin yeniden Harbi'nde Yanya Kalesi'ni savunmuş tecrübeli. "Çanakkale Zaferi" işte budur. yeni kurulmakla olan ihtiyat tümenininkomutanı idi. Mustafa Kemal Bey.Bundan kuşku duymuyoruz. sevindiler. Almancası mükemmeldi ve Morghentau da Alman Yahudisi olduğu için çevirmene ihtiyaç kalmıyordu. Çanakkale'den geçip İstanbul'a varmak ve oradan da Karadeniz'e geçerek. "Üçüncü Kolordu Kumandanı General Esat". bilgili. kurmay mektebinde ders nazırı olmakla. Çanak'ta bir de Selahattin Adil var. Altay. fakat. böylece bir daha öğreniyoruz ki. Fahrettin Paşa'nın kayıtları arasında bir de şu var. Ruslar ile birleşmek istiyorlardı. amma Selahattin Adil. 188 . Fahrettin Paşa. Başarıyı emin görüyorlardı. üstüne çok bağlı ve itaatkar bir insandı" demektedir. Fakat o tarihte ve artık Wilson'un büyükelçisidir. Sultan ve sefirler için Eskişehir'e tren hazırdı.

Çanakkale Müstahkem ve Boğaz Komutanlığı için şeref günüdür ve öyle kalacaktır" demişti. Zafer.Çanak'ta hiç yoklar. 18 Mart 1915 tarihindedir ve M. bu geziyi tertip etmesi bir cüret işidir. zafer sağlayanlar ve alçak sesle olsa da konuşanlar. hatıratında. Zaferi vermiş ve tasfiyeden kurtulmuştur. Avusturya-Macaristan İmparatroluğu'nun İstanbul'da ateşemiliteri idi. sadece Cevat Paşa'nın fotoğrafı vardı ve sonra Mustafa Kemal Bey'inki de eklendi. pek öyle kalamadı ve Cevat Paşa'nın da buna bir itirazı olduğunu hatırlamıyoruz. beklemediğini çıkarabiliyoruz. Belki de bu nedenle. Öyleyse. Larcher. "18 Mart. bir teoreme daha yaklaşıyoruz. "trampa" diyebiliyoruz. Gerçekten bizde de. o sırada milli Pomiankowski. "La Guerre Turque" adlı çalışmasında." Belki de bu nedenle erken emekli olmuştu. sonra Cevat Paşa'nınki çıkarıldı. yazdıkları değerlidir. Selahattin Adil Paşa da çok erken emeklilik yoluyla tasfiye olanlar arasındadır. "öğrendiğimize göre Enver Paşa bu geziyi. ve biz bütün cepheleri. 1926 yılında yayınladığı. Seslerini kısıp tarihi gerçeklerin falsifikasyonuna razı olanlar. hatıratında. "18 Mart Zaferi" dahil hepsini ama hepsini Mustafa Kemal adına yazıyoruz. tasfiye oldular. asimile oldular ve kaldılar. Amerikan Büyükelçisi Morghentau için tertiplemişti" demektedir. Gelibolu Cephesi'nde bir ihtiyat tümeni komutanıdır. "bu sebepledir ki ikinci grup olarak müdafaa vekaletinde müsteşar idi. Ordu Komutanı Liman Sanders de. İşte resmi tarih budur. ilk tebriklerde. Enver'in. direnmiş olanlar. herkesin Çanakkale'nin delineceğinden emin oldukları bir zamanda. hastaneden çıkar çıkmaz İskenderiye'deki Reis el-Vecd sarayında Hidiv Abbas Hilmi Paşa'yı ziyaret etmesini gerek memleket çıkarlarına ters düşmesi gerek şahsi görevime karışılma sayarak bir an evvel cepheye hareketini Ömer Fevzi Bey vasıtasıyla bildirmeye mecbur olmuştum. gördüğü dahi şüphelidir. gelen ve hastalanmasından dolayı İskenderiye'de hastaneye yatmış olan Mustafa Kemal Bey'in. Türkler'in bu zaferin tüm şerefini Cevat Paşa'ya verdiklerini yazıyordu. Çanak'a gidenler arasındadır. İstanbul'u düşmandan teslim alması için de görevlendirilmişti. la victoire dont les Turcs accordaient tout le merite a Djevad Pacha. 189 . bütün savaşı. şunları okuyabiliyoruz.

masallar nettirler. bununla birlikte. Çanakkale'yi önemsemekte ve Gelibolu'dan hemen hemen hiç söz etmemektedir. Mustafa Kemal Bey'in Çanakkale Müdafaaı'nda. anılarda fazla görünmemektedir. Alman General Mertens. ve Amerikalılara savaş hatıraları satacaklarını söylüyor. demek ki. kadroları da ayrı ayrı yerlerdeler. 1915 yılına kadar. "Çanakkale Savunması" başka ve "Gelibolu Direnişi" ise bambaşkadır. Samsun'dan itibaren parlamaya başlamıştı. bütün bunlara. and sell relics to you Americans. Morghentau da. no one had heard of Kemal Bey by 1915. yirmili yılların ortasında yazılmış eserlerde de fazla parlatılmadığını görüyoruz. savaştan sonra Çanak'ı büyük bir turistik merkez yapacaklarını. it could hardly have occured to the British Embassv to have invited Mustafa Kemal. indeed. elçilik davet listelerinde adına rastlanmadığını not ediyordu. İlaveten. Morghentau. Masal için bu netliğe ihtiyacımız var. başkentlerde büyükelçiliklerin davet listeleri. Mustafa Kemal Bey hiç yoktular. for he was still unknown in Turkey. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Cumhurbaşkanı olmakla birlikte. Mustafa Kemal'in yıldızı. Mustafa Kemal Bey. Almanlar da moral dolular. Morghentau'ya. dar bir çevrenin dışında bilinmiyordu. and even in Turkey he was generelly unknown" diyordu. Kesin olan şudur.Pomiankowski de hatıratını yirmili yıllarda yazmıştı. bu tarihte. Çanakkale'nin savunmasında Alman subaylarından ziyadesiyle söz etmektedir. 190 . "Gallipoli" adlı bu çalışmasında. Gelibolu Müdafaası'ndan ne önce ve ne de sonra bir şöhret olmadığını ekleyebiliyoruz. Bizim Çanakkale Zaferi'nde. GALLIPOLI Gelibolu müdafaaı üzerinde bir monografi yazmış olan Robert James. güvenilir bir ünlülük endeksidirler Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ni "maruf” adamlar listesinde bulamıyoruz. ortak yanları her ikisinin de şanlı olmasından ibaret idi. yakından ve uzaktan hiçbir ilgisi ve rolü olmadığını hep tespit ediyoruz. dışarıda hiç duyulmamıştı ve Türkiye içinde ise genellikle bilinmiyordu Yine "Gelibolu" hakkında başka bir monografi çalışması yapmış olan Moorehead de. "outside Turkey.

filmlerden hatırlıyoruz. Avustralyalılar. yazıyordu ve düşman bütün plajlara çıkmıştı. resmi tarihçiler ve bu arada 191 . Bütün monografilerden ve bizdeki daha hassas teliflerden bunu öğreniyoruz. yanlış generaller çıkarmış oluyoruz. Amma olsa ne olur. düşmanın denize dökülemediği de anlaşılmış haldedir. böyle bir tarih anlatımıyla general yetiştirmek imkansızdır. nerede ise milli oluşlarının kaynakları arasında görüyorlar ve ya Gelibolu'yu almak ya da benzerini yapmak istiyorlar. Gelibolu ile bir kaleyi karıştırmış oluyorlar. her sırt veya tepe için müdafaa savaşı yapılıyordu. çünkü diğer plajlarda ve siperlerde duruyorlar. geçmesi ne de bir yan siperin kaybedilmesinin. Bir sırt veya tepenin tek başına kıymet-i harbiyesi olmadığını tespit etmek zorundayız. böylece savaş tarihinin öğretilemeyeceğini söyleyebiliyoruz. Kaldı ki. diğer bütün tepeler ve plajlardaki savaşların üstünü örtemeyiz. tümen komutanı Mustafa Kemal Bey'in ilk raporlarının aksine. Selahattin Adil Paşa'nın bir tespiti var. bir ihtiyat birliğinin yaptığı bir çıkış ne kadar önemli olursa olsun.Üçüncü Kolordu Komutanı Esat Paşa ve Kurmay Başkanı da Fahrettin Altay'dılar. la 19e division. burada da bir netlik var. buradan da. Kemal Bey. "ne bir sırtın en yüksek hattının düşman eline savaş tarihçilerimiz. Karşı taraf da insanüstü bir çaba gösteriyordu. O halde bir tepede yapılan bir müdafaa savaşını abartamayız. plajlar düşmanın elindedir. rassemblée au nord-ouest de Maidos. Kale'de bir kapıyı tutmak çok önemlidir. Gelibolu Şavası'nı. bu o kadar öyle ki. diyordu. bir epope olmuştu. bir destandır. Savaş tarihi tedrisatını değiştirmeyi öneriyorum. réserve générale de la zone d'Europe. Mustafa Kemal Bey. Bunlar "meçhul asker" savaşlarıdırlar ve Gelibolu. Anafartalar'da. hem düşman ve hem de dost tarafları için. ihtiyat tümeninin başındaydı. “Ulubatlı Hasan" da bir resmi tarih icadıdır. Çanakkale Savaşı gibi yakın siper savaşlarında önemli bir etkisi olmadı " bilinmektedir. surlardan bir kapı açık yakalanmış ve o kapıdan üşüşmüştük. bir tepeyi kutsallaştıramıyoruz. Larcher. amma pek çok plajda ve sırtta siper savaşları yapılıyorsa. delik açılınca açılmış olmaktadır ve bu arada not ediyorum. dökülmesine de fazla önem atfedemiyoruz. her iki taraf.

bunların. tepe tepe birbirini öldürüyorlardı. Gelibolu mu. "yayınlamak istememiştir". Esat Paşa. siperleri birbirine komşu idi. işgalciler geldiler. Ölmek var. "ölmek var. sırt sırt. her sırtı. Bize büyük moral sağladılar. "meçhul kahramanlar" cengi dememiz daha isabetlidir. uzun siper savaşları yapılıyordu. akşam olunca birbirine çorba ikram ediyorlar ve sabahları birbirine saldırıyorlardı. Liman Paşa'dan sonra en yüksek komutandı ve yazdıklarının dört cilt olduğunu biliyoruz. Londra'da. bu iddiadadır ve şahit göstermeye özenlidir. Gelibolu'da yenilen taraf yoktur ve yenen tarafı da göremiyoruz. var. Anafartalar'da bardak taştı. incitmek istemediklerinden birisinin Mustafa Kemal Bey olduğunu tahmin edebiliyoruz. zaptedemediler ve gittiler.Binaenaleyh. dönmek yok". dönmek yok' dedim. Bu. Kolordu Komutanı Esat Paşa. Yayınlanan kısımdan ise şunu aktarmamız yerindedir: "Bu sırada Mustafa Kemal Bey. Tümenin düşman donanması tarafından yapılan ve birçok kayıplara sebebiyet veren ateş yağmurundan kurtarmak için Esentepe'ye geri çekmek düşüncesinde olduğunu söyledi. sonuncusu oldu. Her deresi. Öncesinde. Esat Paşa'ya aittir. plaj plaj. bununki "Gully Kavine" idi. yanıma geldi. anlıyoruz. savaşa benzemeyen bir savaştır. Peki Anafartalar'ın hiç mi önemi yok. bunun içindir ki tümeniniz yerinde kalarak gerekirse düşmana saldıracaktır. sadece Zığındere'de on altı bin insanımızı kaybettik. Neden mi. her tepesi isimsiz kahramanları yuttu ve Anafartalar'dan sonra müstevliler. 'Beyefendi askerinizin eğitimi henüz noksan olduğundan tarihte bir çok örnekleri görüldüğü gibi bu çekilişi bozgun sayarak istediğiniz yerde durmayarak kaçmaya kalkışacaktır. çekilmeyi tartışıyorlardı. 192 . bu meşhur söz. ısrarın beyhude olduğunu anladılar. tamamını ve en önemli yerlerini. Gelibolu'da en kanlı savaş budur. her dere veya tepe'nin bir de İngilizce adı var. Mustafa Kemal Bey olmadığı için unutuyoruz. çünkü. Kolordu Komutanı Esat Paşa. amma. "sonradan büyük görev almış insanları incitmek" istemiyordu." Buradan anlıyoruz ki. Yanımda Topçu Kumandanı Hasan Rıza Bey ve emir subayım süvari yüzbaşı Selami Bey bulunuyordu. Döndüler.

misled by inaccurate reports that was being made. burada bir görüş bildirmemiz zor görünüyor.. Kemal. Bunun üzerine Esat Paşa'nın tepkisi çok sert'tir: "Bu raporda bir yanlışlık olacak. 193 . "Mustafa Kemal. sık sık müdahale etmek zorunda kalıyordu. Kemal Bey ile Enver Paşa arasındaki tartışmaların bu noktada yoğunlaştığına işaret ediyor. kuşkusuz sert bir suçlama ile karşılaşıyoruz. Diğer yandan. there would hardly have been a Turk soldier alive in the Anzac arca by the beginning May. Mustafa Kemal Bey'i korumaya çalıştığını da teşhis edebiliyoruz. bir not buluyoruz. Essad ordered the attacks to be renewed. Moorehead de." Bu episodu anlatan Kolordu Kurmay Başkanı Fahrettin Bey'in. Mustafa Kemal Bey'in zaman zaman umulmadık inisiyatif aldığı doğrudur. Kemal Bey'e kalsa. James'in monografisinde. bu. Aynı çalışmada. Esat Paşa'nın çok sınırlı işaretleri ile Fahredin Bey'in haberleri arasında paralellik kurabiliyoruz. raporlar üzerinde de anlaşmazlık ve tartışma çıktığının işaretlerini okuyoruz. Mustafa Kemal Bey'in elindeki bütün askerleri ateşe sürdüğü anlamındadır. if it had been left to Kemal. Mesuliyet almamada inisiyatif var.Aslında şahide muhtaç değiliz. ediyordu ve Enver. ancak pek çok vazifeyi kabul etmediği haller de var. Bütün kuvvetlerinizle düşmanı denize dökmeye çalışın. Bu müdahalelerin sonucunda Kemal Bey'in istifa ettiğini de biliyoruz. Fahrettin Paşa da kaydediyor. Siz geri dönün. Mustafa Kemal'in de geri geldiğini görmekle "Mustafa Kemal'a niçin geri geldiğini" soruyor ve "o da düşmanın ilerleyecek hali kalmadığını" söylüyor. elindeki yetmiş ikinci alayı bu düşmanı atmak için ileri sürüyor. ancak. işte tartışma buradadır. ayrıca. Bu rapor tartışmasını. Ne kadar doğru. Essad Paşa ile Kemal Bey arasında. Kabatepe kumsalına yeni bir çıkarma yok. birlikleri çarçur. erken ve hemen Dersaadet'e çekilmesini de bir inisiyatif alma sayabiliyoruz. was too much given to the squandering of troops. Mayıs sonuna kadar canlı bir tek Türk askeri kalmayacaktı. he said. Robert James bu mülahazadadır. hatıratında. James'in monografisinde. zayiatın çok yüksek olduğunu biliyoruz. daha sonra Fahrettin Altay Paşa. istifalara rastlıyoruz. Fahrettin Paşa'nın anlatımına göre Kolordu Komutanı Esat Paşa durumu daha net görebilmek için ileri hatlara doğru hareket edince. cepheye gidince Merkeztepe'ye düşmanın çıktığını görüyor. squandering.

Kurtuluş savaşımız bir de kayıp kahramanlar tarihidir. Bin Dokuz Yüz On Sekiz başında. düşman savaş gemileriyle sahildedir. bilinmemeye mahkum oldular. Mustafa Kemal Bey'e gelince. sürekli birlik çıkarmaktadır. Bu tedbirlilik var. İhtiyaç keşfin anasıdır. fakat. special correspondents. bir kale savaşı veya meydan muharebesi görmek çok yanlış ve yanıltıcıdır. Esat Paşa da belki de bu nedenle. bir mahir rezistans paşasıydı. hep doğru yapan komutanlar ise ancak resmi tarihte yaratılabilmektedir. İşgalcileri düzlediler ve sonra kendileri düzlendiler. Ben de habire kahraman çıkarıyorum.Yeniden yazıyoruz. plajlarda İngiliz savaş muhabirleri. Gelibolu'da. gece düşman dar cephesini makineli tüfeklerle kuvvetlendirip sona kadar orada kalıyor. Esat Paşa'nın erken tasfiye edildiğini biliyoruz. yaratıyoruz. ortaya çıkan eseri yüksek tutuyorlardı. Gelibolu'daki diğer plaj ve sırtlar bir araya getirilmemişti. Muhtemelen Türkiye'ye kabul edilmedi. kahraman arayışına böyIe yaklaşıyordu.Bu alay daha önce belirtildiği gibi savaş kudretinden yoksun olduğu için saldırıyı başaramıyor. bir kahraman ihtiyacı olunca. Vehip Paşa. henüz "Anfartalar Kumandanı" idi. Habeşistan'da savaşabildi. Gelibolu'yu. biraz da zayiat verince geri çekiliyor. hatıratının tamamının yayınlanmamasını istiyordu. 194 . yazmış olmasına karşın. Türkiye'de değil. İtalya'ya çıktı. Resmi tarihte adları bile yok. cirit atıyorlar ve plajlar birbirine akmaktadır. Ruşen Eşref. Gelibolu'da iki kolordu kahramanı iki kardeştiler. Kardeşi Vehip Paşa ile birlikte bu cephede komutandılar. teorem budur. Ne bir tek komutan ve ne de bir tek kahraman var. zaman zaman harikalar yaratırken zaman zaman da büyük hatalar yapıyor ve hem Esat Paşa'dan ve hem de Enver Paşa'dan azar işitiyordu. amma. ama eseri koruyorlardı. Çanakkale ayrı. akşam oluyor. "bana Kanije müdafii Tiryaki Hasan Paşa ile yahut Plevne Arslanı Gazi Osman Paşa ile görüşmek mukadder olsaydı bugünkü muhareveden daha fazla mı heyecan duyacaktım". net bir manzara çıkarabiliyoruz. susmak durumundalar. şüphesiz Malta'yı gördü. Mustafa Kemal'i çok fazla önemsediklerini düşünemeyiz. Yaratma işine Gelibolu'dan üç yıl sonra başlıyoruz." Hal ve vaziyet bu ise. Malta'dan kaçtı.

iki metodu var. "bir de Mustafa Kemal gibi büyük bir kahramana malik olduğumuzu gösterdi" diyebiliyordu. Cevad Paşa sindirilmekle. henüz o tarihte. Bir yıl sonra. pek de bilinmediğini farz ettiklerini çıkarabiliyoruz. Amma ne olursa olsun. kahraman yapmak. okuyucuları tarafından. kahraman inşaaında önemli bir mesafe daha kaydetmiş görünüyor. doğrusu bunun gereğine pek inanmıyorum. ortaya çıkan heykelde düzeltmeler yapılmaktadır. buna göre kil yapıştırılıyor ve düzeltiyor. 195 . Zekeriya Sertel. Ancak bu silme işinde Zekeriya Sertel'in piştar rolünü inkar etmiyoruz. kil alınıyor. bir ölçüde heykel yapmaya benziyor. "büyüklerimizi tanımak şüphe bırakmıyor. "tarih Çanakkale Vak'asını kaydederken hiç şüphesiz Mustafa Kemal ve Cevad Paşalar'ın isimlerini altın harfle yazacaktır" demekle. halbuki Mustafa Kemal Hazretleri'nin hiçbir yerde böyle bir iddiası olmadığını biliyoruz. birisi mermer veya benzeri katı malzemeyi yontma yoludur ve burada bizi çok ilgilendirmiyor. yeni'yi yazmaktır ve hem Ruşen Eşrefin ve hem de Mehmet Zekeriya'nm üsluplarından. pek çok kahramanlığın kendisine izafe edileceğini anlamış olmaktan uzaktır. bu bir giriş olmalıdır ve zamanla diğerlerini siliyoruz. 1919 Mart Ayı'nda. buradan kahraman inşaı meselesine de bir entrodüksiyon yapmış durumdayız. Yazmak mı. Tabii mekanı dar düşünmek ayrıdır ve mevcutları ihraç edebiliyoruz. Zamanla. mecburiyetinde olan gençlik 'Mustafa Kemal' namını da hafızalara ilave etmeli ve halaskarlarımızdan birinin de o olduğunu unutmamalıdır" laf ve tavsiyesi. yazdıklarının. yenilgi varsa mevcut kahramanlar da yenilmişlerdir ve bilinmeyenden kahraman bulmak mantıklı ve zorunludur. Zekeriya'nın bir yıl sonra yayınlanan makalesindeki. Son derece mütevazi davrandığını görüyoruz. alturist bir paşamız olduğu için hiç bir itirazını hatırlamıyoruz. Çanakkale Savunması. Diğeri modelage denilen metod olmalıdır. bu konuda hiçbir Güzel de. Mustafa Kemal Paşa ise. Çanakkale Savunması'nın asimilasyonuna başlandığını haber veriyordu.Büyük bir yenilginin eşiğindeyiz. Çanakkale'den silinmiştir. Kahramanlar listesine bir yenisi ekleniyor. model var.

tomak tomak alınan kilin yapıştırılması ve ıslatılarak yapışma yerlerinin silinmesi ile ortaya çıkmaktadır. dolayısıyla. bir tek fark var. yazmak da budur ve mermeri yontmaya benzetiyorum. öyleyse "büyük gazeteci". heykel sanatının altın çağı ise.Heykel. Jön Türkler'in Edirne'nin teslim edilmesine razı olmayacağını da önceden haber verdiğini iddia ediyor ki. 1913 tarihlidir. Bir nedeni rakibinin olmaması ise diğeri en kabiliyetlilerin gazeteciliğe yönelmesidir. biliyoruz. WARD PRICE MASALI Eğer Antikite. uçak bilinmiyordu ve telsiz günlük yaşama girmemişti. bir tür. Güzel. Ancak kilden tomak tomak alıp heykel yapmaya gelince. büyük savaşları izliyorlar ve bir diğeri de "With the Turks in Thrace" başlığını taşıyordu. Dolayısıyla gazetecilik uzak yer işidir ve gazeteci hızla yer değiştiren. Marx'ın düşünce sistemi anlatılırken de Hegel'in felsefesi. On Dokuzuncu yüzyıl sonu ve Yirminci Yüzyıl başı altın çağ olmalıdır. doğru yöntem saymak durumundayız. bulundukları yerlerde politika ile çok yakından ilgilendiklerini de gösteriyor. 1904-1905 Rus-Japon Savaşı'nda Port Arthur Kuşatması üzerine de kitabı var. İtiraz etmiyorum ve kahramanlığın sosyalizasyonunu tarif etmiş oluyorum. seyyah idi. envoye speciale ya da special correspondent olmak durumundadır. Bab-ı Ali Baskını ve arkasından Edirne'nin istirdatını hatırlamak durumundayız. öyleyse kollektif kahramanlık konseptine yaklaşıyoruz ki kahramanlıkta özel mülkiyetin reddi anlamına gelmektedir. gazetecilikte de. insanlar uzak diyardan ne öğrenebiliyorlarsa. görgüye dayalıdır. 196 . alınan ve yapıştırılan tomak'lar başkalarının kahramanlıkları olabiliyorlar. gazeteciler nedeniyle öğreniyorlardı. iyi bir üniversite tahsili ve geniş bir ilgi ile kültür şarttır. daha çok savaşları ve barış konferanslarını izliyorlar. Buna hiçbir itirazım yok. bu özel gazetecilerin. Balkan Savaşı ve yenilgisini yazıyor. Haklı çıktığı kesindir. Elis Ashmead-Bartlett bunlardan birisi idi. Bir yerden diğerine koşuyorlar. uluslararası telefon yoktu. kahraman yaratma amelimize pek müşabih'tir. Ricardo'nun iktisadı deniyor ki bir heykel yapımıdır.

hak ediyor. Gallipoli plajlarında da savaş muhabirliği var. İngilizler. düşmanlarına büyük sevgi duyduklarını anlıyoruz. aslında. Sadece Price mı. konuşuyorlar. Sonra Türkler'den bir işaret. Şimdiye kadar ihmal edildiğini fark ediyoruz. Türkiye ile son bağlantısı. Price. olarak algılayabiliriz. Türk zabitler. Çanakkale'ye devam edeceğini ve orada İngilizler'i söktükten sonra İstanbul üzerine yürüyeceğinden kaygılanıyorlar. az sigaralarından bir paket uçuruyorlar.Sanıyorum. Gelibolu da. Ward Price'ın. Türk tarafından Anzac tarafına bir paket sigara uçuyor ve üzerinde. Latife'nin "and I speak French as well" cevabını okuyoruz. kitabının da adı. demek hapishane misali savaşta da uçurtma iyi bir nakliyat sistemidir. İngilizler'in Gelibolu'yu terk etmelerinden acı duyduğu kesindir. İngiliz’lerin özel muhabiri idi. Sanki oyun var ve aşkla savaşıyorlar ve birbirini severek öldürüyorlar. Türk tarafı yanmakta olan İzmir'de durmayı tercih etmiştir. "saklanın saklanın" anlamındadır. heyecanlı birkaç gün var. konserve et ile mukabele ediyorlar. muzaffer orduların. kendine "extra-special correspondent" diyor. İngiliz Komutanlık'ın denetiminde geçmeksizin hiçbir haber göndermemeyi taahhüt etmesine rağmen duramıyor. Gelibolu’da. Türk zabitler. konuştuğu mükemmel İngilizce nedeniyle şaşırıyor. "şu Almanlar olmasa sizle savaşmayız" diyorlar. o tarihte Türk elit frankofon idi. İzmir'in kurtarılmasından hemen sonra. 197 . Sonra General Hamilton'u ve daha önce de Ashmead-Uartlett'i attılar. Fransızca "bizim kahraman düşmanlarımıza" yazıp. gazeteciden fazla telakki etmemiz yerindedir. fevkalede güzel İngilizce ve Fransızca konuşan cumhurbaşkanı eşlerine sahiptik. Yerine Daily Mails'den Ward Price geldi. mektubu sansüre takılmıştı. esas olarak Daily Telegraph'ta çalışıyordu. Anzac'lar. olağandışı özel muhabir. ne kadar olağan-dışı bir boğuşma. "a notre heroic ennemi" yazıyor. Mustafa Kemal Paşa ile İngiliz Komutanlığı arasında aracılık yaptığını da öğreniyoruz. amma. çünkü. bu tür gazetecileri. Cambridge'ten mezun. demek o zamanlar. Başbakan Asquith'e bir mektup yazarak baş komutan Sir lan Hamilton için "yetersiz" deyip şikayet ettiğini anlıyoruz. çünkü komutan yaklaşmaktadır. insanların her bakımdan insan oldukları bir theatre'dayız ve Price'ın anlattıklarının bir kısım görgüye dayalıdır. Latife'yi tanıyor. bir tarafa sorumluluğu var. bizi çok ilgilendiriyor.

İskenderun ya da Çanakkale yönünde yürümemesi bir muammadır. Heywood. normaldir ve İkincisi. Kemal Paşa'nın müttefikleri şaşırtmak istediğinde ittifak halindedirler. Ward Price'in 1957 yılında yayınlanan bu kitabında.Doğrusu. "cübbe" demek istemiyorum. ama "İstanbulin" de olabilir. bir itirazı yok ve temenni ettiği izlenimini veriyor ve İngilizler'in deneyimli Türk valilelere ihtiyacı olacağını ekliyor. Paşa. Price'in anlattığı masallardan birisi de işte budur. Türk tarafının. savaşta yanlış tarafta cenk eylediklerini söyleyerek mülakata başlıyor. O zamana kadar adını duymamışsa. Üç nokta üzerindeyiz. Kemalist tarihçiler. İngiliz yetkililerle görüşme peşindedir. izin alıyor ve rapor veriyor. daha sonra beklenmedik üne erişen bu ziyaretçisi ile daha çok ilgilenmediği ve gözlem yapmadığı için üzüntülerini dillendiriyor ki her gazetecinin. hem yakışıklı buluyor ve hem de yüzünde virilite teşhis ediyor. benzer durumlarda benzer tepki gösterdiğini okuyoruz. önemsemiyor. istihbaratçı tavrı olmalıdır. hem görüşme öncesinde ve hem de sonrasında istihbarattan sorumlu Albay Heywood'a haber veriyor. Burada duruyorum. Price. kahve içip görüştüğü Mustafa Kemal Paşa idi. görev isteyen Türk generallerin hızla artacağından emin görünüyor. mülakatta meselesi budur. Kürtlerden de dilekçe alıyorlar. Bu mülakattan net olarak çıkan ise. İngiliz valisi olarak hizmet vereceği yeri öğrenmek istiyor. İngilizlerin Anado¬lu'yu parçalayacağından ve buraya geleceklerinden emin görünüyor. masallarda az da olsa muammaya da yer ver. bu tür gazeteciler başkadır. resmi tarihçiler tarafından da kaydediliyor. Ward Price. resmi tarihi alt üst eden rivayetlerine rastlıyoruz. is the proper quarter to which I can offer my services in that capacity". Her halde Mütareke'nin hemen başındaydık. frock-coat. giymiş ve Price. Kemal Paşa fes ve redingot. Paşa'nın İngilizler ile siyaset oyunu oynadığını düşünmekte inatçıdırlar. 198 . Price'in bu masalını nakzetmiyorlar. otel müdürü başka bir Türk Paşa'sının görüşmek istediği haberini getiriyor. Pera Palas'ta Liman Paşa ile görüşürken. Bu görüşme ile ilgili Price'in yazdıkları. ancak hepsi. Bilmiyoruz. Kemal Paşa. "What I want to know.

hürmetkar ve buz soğukluğundadır. acaba. Kemal Paşa'yı yüceltir. Bir tek İsmet Paşa Hazretleri bu eğlencelerin dışında kalabilmektedir. Aynı gece Paşa Hazretleri. birden bire kızların annesine de aynı emri veriyor. General Rifat. 199 . Kemal Paşa çok ısrarcıdır. samimi olmak im olmamak mı. Price. Gazi'de. doğru olması da muhtemeldir. Bu da kurtuluş savaşındaki rolünü jüstifiye etmek için yeterli görünüyor. kendisine söylediğini de. "gerileme" teşhis etmektedir. aktarıyor. Otuzlu yıllarda önemli hiçbir işle uğraşmadığı ve hep manevi kızlarıyla vakit geçirdiğini haber veriyor. bu türde.Üçüncüsü. görüşmede hazır bulunan Rifat adlı bir Türk generalinin yıllar sonra. Ciddi. kuvvet görünce isyan refleksi var. neşeli oldukları rivayet edilmektedir. Kemalist tarihçiler. Mustafa Kemal Paşa'nın samimi olduğunu ve İngilizler'in ciddiye alarak Anadolu'ya gelmemekle büyük hata yaptıklarını. Gelibolu ile ilgilidir. hemen önce de gelmiş. bir Ankara akşamı yüzme havuzunun başında eğlenirlerken birden bire iki manevi kızma öylece havuza atlamalarım emrediyor. anne de havuza dalmakta tereddüt göstermiyor. Price'in anlattıkları arasında başka masallar da var. İngilizler'i Anadolu'da kök salmış görmekten yanadır. 1938 yılındaki cenazede bulunmuş. çok daha teoriktir. Manevi kızlar ise Paris'ten giyiniyorlar ve Paşa Hazretleri bunlarla oynamayı seviyor. izin isteyerek işine dönmektedir. buradan devam ediyorum. bu sahnelerdeki davranışlarını göz önüne getirdiğimde. kızlar güzel roplarıyla havuza dahveriyorlar. ancak yüzme bilmediği için bir miktar sorun yaşandığı da kayıtlarda var. Price'dan aktarıyorum: "The manager of the Pera Palace brought me another invitation . Kemal Paşa'nın doğduğu andan itibaren kurtuluş mücadelesine kararlı olduğu konusunda yemin ediyorlar. mümkün olan ölçüde uzak tutmaya çalışıyor.this time to take coffee with a Turkish general who had commanded one of the armies at the Dardanelles. en kibar sözcükle. Price'in masalında son detayı buraya bıraktım. Mevhibe Hanımı da. Ancak Mustafa Kemal'i bir on dokuzuncu yüz yıl paşası olarak düşünürsek. İsmet Paşa ile Kont Karenin arasında bir akrabalık tespit edebiliyorum. kuvvet toplamaya eğilimlidirler.

bu kaydın doğru olması çok muhtemeldir. 200 . konuşmak isteyen için. Dardanel'de orduların birine kumandanlık yapmış. Tiyatroyu ise. hep ışıklandırdığımızı görüyoruz. Gösterilmek istendiği ölçüde yoksul değiliz ve ben de masalımızda habire bunu naklediyorum. belki de sadece kendisini ve/veya notlarını naklediyor. orada o ölçüde pek çok subayımız var. Mustafa Kemal Bey'in. bunlar farklı türdendirler.” . Gelibolu'daki savaşı. ışık oyununu tersine çeviriyoruz.His name . resmi tarih karartma ve gizli tarih aydınlatmadır. Gelibolu'da savaş muhabirliği yapmış olağan-dışı özel muhabir Price. Mustafa Kemal adını hiç duymamıştır.Palas Müdürü. Demek ki. sahnede olanların hepsini karartıp ışığı birisinin üzerine yoğunlaştırıyoruz. Batı dillerinde "theatre" iki anlama geliyor. birisi savaş alanı ve diğeri de tiyatro'dur. ışık oyunu olarak görebiliriz. çok zaman. Mütareke Dönemi'ne kadar. Bizim masalımıza göre ise. Neden bu detayı yazıyor.Mustapha Kemal Pasha – conveyed nothing to me at that time. aslında Price'ın kitabının tamamını ihmal eğilimi daha güçlüdür. 1918 yılına kadar Gelibolu'da savaş alanı ve kayıtlarının içinde kalıyordu. eninde-sonunda. "o tarihte adı bana hiçbir şey ifade etmiyordu" diyor. Öyleyse. bilgisini getiriyor ve Price. Resmi tarihçilerin buna neden itiraz etmediklerini hiç anlamıyorum.

Bunun için habire bilgi taşıyorum. birisi "bin" ve diğeri "ben" oluyor. soğukkanlı ve taammüden çökerttiler. Batı dillerinde "Le-man" yazmak daha doğrudur. arasına "i" de "e" de konabilir. acizleri de bilmediğimizi bilmiyordu ve bu nedenle Cumhuriyet'in bu kadar erken çökeceğini göremedim. "Ben-Gurion" hep malumdur. ancak bu adı Hıristiyan kavimlerde göremiyoruz. Hain. İçinden çökertilmiştir. diyorsam. Düstura mutabıktı. hep "güven verendir" diyoruz. aslında "bengur" oluyor. 201 . hainler büyüyorlar ve mevzi tutuyorlar. şimdi biliyorum. bunun için diyorum. bu küçük ayrıntı nedeniyle düşmüştüm. O halde nerede obscurantizm iniyorsa. Cehalet ya da bilgisizlik daha da önemlisi obscurantizm olmadan ihanet realize edilemiyor. İçinden çökertildi. bizde de ihanet ile obscurantizm birlikte çıktılar. Hıristiyan olmayabileceği şıkkının peşine. Dilimizde "i" ile "e" arasında bir fark yoktur. en çok itimat iddiasında olanların çökerttiğinin şuurundayız. Çanakkale ve Gelibolu dahil Birinci Ordu Komutanı Leman Paşa'dan bahs ediyorum. şu anlamda fark yoktur. demektir. Hain kimdir. "bingür". önce karanlığı açmaktadır. Artık biliyoruz. Bilmek devrimcidir. güven radyasyonu olandır ve artık Cumhuriyet'i. yavaş yavaş. Liman Paşa'nın.GELİBOLU'DA TÜRKLERLE SAVAŞAN ALTINCI BÖLÜM SİYON KATIR BİRLİĞİ Bunları bilmiyorduk. "Liman" sözcüğünü. Kim ihanet yoluna girerse. eski karakterlerle "bn" yazılıyor.

Liman Paşa'ya da uzanarak. "Zion Mule Corps" olarak yazılıyor. Nobel'li iktisatçı "Samuelson" var ki Yahudi idi. 202 . "oğlu" manasındadır. "ne var sanki" diyorlardı. "bin" ya da "ben ve "-son". korku seziyorduk. "sander" veya "sander-ogli" bizde ve dünyada öylece taşınmaktadır. düşman askerlere ve topçu ve piyade ateşimiz altında. "the commander and chief of the military mission in Turkey who masterminded the Allied defeat at Gallipoli in 1916. Bu tür sorulara karşı Jabotinsky. tabii buradaki ilk ibareyi. "t" manger edilince "zion" ya da "sion" söylüyorlar. çok mu önemli. maruf Talleyrand'ın. çok zaman. hem Müttefiklerin Gelibolu'da mağlubiyetinin tüm şerefini Liman von Sanders'e veriyor ve hem de Yahudi olduğunu not ediyor. teyid ettiler. sander'e. Gelibolu'da. General Otto Liman von Sanders". amma. çander veya "çandar" da diyoruz ki Liman Paşa ile aynıdırlar. Ancak bu tsadik karakterini Selanik'in İtalyan kesimine yakın olanlar "ç" olarak da söylüyorlardı ve biz de "ç" aldık. Devam ediyorum. Sion. ilm-i lisan ile onomastique disiplinini ihmal ede miyoruz. Öyleyse arayan buluyor.Demek ki. başka yerlere bırakıyorum. Başkaları da olmalıdır. si cela va sans le dire. böyle sorularla hep karşılaşıyoruz. ayrıca isabet buluyoruz. cela ira mieux en le disant. Ayrıca "sander" versiyonunun da bu yönde işareti verdiğini biliyordum. ile "-s". musiri olduk. arkadaşlarım kanalıyla. eğer söylemeden de oluyorsa. katırlarla su ve cephane taşıyan bu nakliyat birliğinin adı da. Hitler's Jewish Soldiers adlı çalışmasında. deyişini tekrarlıyor. dedektiflik yapıyorduk. söylemek çok daha iyidir. şimdi bizim kapsam alanımızın dışında kalıyor. ha husus ilm-i tarih'te. Peki ne var. anlamındadır. böylece bulmuş oluyoruz. "The Jewish War Front" nam eserinde. Doktor Rigg. sanki bir cani peşindeydik. Şimdilerde Almanya'da da sakınıyorlar. "söylemeye gerek yok" olarak da anlıyoruz. araştırmada inat önemlidir. öyleyse de söylemekte sakınca yoktur. bizde "sion" ve çokça da siyon'dur. aslında "tzion" veya "tsion" yazılıyor. kapsam dışı olmasına karşın. Fakat bu ayniyet.

Vladimir Jabotinsky'nin "The Story of the Jewish Legion" nam eseri de. Fransızca. hiçbir yerde kaydına rastlamıyoruz. büyük bir siyonisttir. fakat Yiddiş olduğu için henüz yararlanamıyorum. dünya siyonist teşkilatı'nın İstanbul temsilciği var. Parça parça Rusça da olmalı. birlikte savaştığı hiçbir zabitimiz ve paşamız görmemiş haldeler. Kavzer'in. Bununla birlikte. Almanya. Bazı kaynaklarda ve özellikle Ermeni iddialarında. Türk ordusuna komutan tayin etmesini beklemek durumundayız. İbrani ve Ladino yayın yaptığı konusunda bizi malumtar yapıyor. birinin adı son derece enteresan olup.Kaldı ki çok yararlıdır. Fransızca neşriyat yapıyordu. dört siyonist yayın olduğunu öğrenmekle hayli şaşırıyoruz. iktibaslannı bilebiliyoruz. Hemen yukarıda adım andım ve biz Jabotinsky'i dahi bilmiyoruz. Demek ki sadece bizim masalımızda var ve hep inanmamayı tavsiye ediyorum. Sultan Hamid zamanında İstanbul'u ziyaretini yazmaktan hep gururu çıkarıyoruz. Yahudiler'in koruyuculuğunu üstlendiyse. İttihat ve Terakki şefleri hakkında hiçbir yerde olmayan malumat verebilir. ancak bir de. Yehuda Benari'nin "Zeev Vladimir Jabotinsky" adlı biyografi eserinden aktarıyorum. Adları. TAurore" haftalık olup yine Fransızca çıkıyordu. "Jeune Turque". Encyclopedia Judaica. binnetice. Bir eksikliğimizdir. Biz. bunu. Rusya gazetelerinin muhabiri olarak Türkiye'de bulundu. Liman Paşa'nın her cephede özel mutfağının yanında olduğu da bildiriliyor. bir mühim şahsiyettir. "El Hudeo" Ladino ve "Hamevasser" İbrani çıkıyordu ve alayını Jabotinsky idare ediyordu. İlaveten. 1919 yılıdır. Günlük idi. resmi tarihle. kısmi bir otobiyografi telakki ediliyor. İstanbul'da aynı zamanda. Güzel ve çok hoş. Liman Sanders'in Musevi dininin emirlerine harfiyen riayet ettiğini de idrak eyliyoruz. "otobiyografi" yazdığını biliyoruz. 203 . eğer. Jabotinsky bunların dördünün birden genel yayın yönetmeni idi. bir Yahudi ve muhtemelen siyonist bir Alman generali. Osmanlı Kudüs'üne gidip "hac" yaptığını ise örtüyoruz. bunların. burada "I had been chief editor in Constantinople of four Zionist newspapers at the same time" ifadesini okuyunca extra-mühim olduğuna hemen karar verebiliyoruz. o tarihte Almanya hem siyonist idi ve hem de siyonizmin bayramını taşıyordu. İbraniyet'te "koşer" diyoruz.

çok büyük başarılar elde ettiğini haber vermektedir. İstanbul'un en öne gelen ve etkili gazetelerinden birisi haline geldiğini de eklemektedir. benim "rezervist" tabir ettiğim. revizyonist-siyonist Jabotinsky. Fransızca'ya gelince. Jeune Türe için. Türkçe söylenişi ile. Jacop Cahn misali ağza alanlar şiddetle takbih ediliyorlardı. Schechtman'dan İstanbul'daki bu dört siyonist yayını Rusya Yahudileri'nin finanse ettiğini de öğreniyoruz.Demek ki Jön Türk iktidarında. İbrani konuşmak ve yazmak. buna "Rebel and Statesman" adını vermişti. Rusya'da "bundist" ve başka diyarlarda alelıtlak "alyansist" tesmiye edilenlerle kavga halindeler. Demek ki millicilerimizin bir kısmı siyonisttiler ve bu millicisiyonistler. dolayısıyla. Yahudi kaynakları "Turque" ya da "Türe" kullanıyorlar. iktidarın bildiğinden şüphe etmiyorum. İbrani bilenlerin son derece az olduğunu takdir ediyoruz. Ancak bu tasnifte bir tarif meselesi teşhis ediyorum. Jabotinsky'nin itirafına itibar ediyorum. Ladino olanı anlıyorum. ol tarihte bizim güzidelerimiz frankofon idiler. Yahudilerimiz Yidiş konuşan pek az Eşkenazi haricinde Sefarad idiler ve Ladino kelam ediyorlardı. Jeune Turque'ün. siyonizmi revizyona tabii tutmak üzere bir cenk başlatmıştı ve diaspora'da İbrani hegemonyası kurmak önemli hedeflerindendir. Halbuki bu. Ayrıca ben. dolayısıyla millisiyonist mütelaa ediyorum. bu nedenle gösteriş yayını sayılıyordu. İstanbul'da Jabotinsky'nin. Türkiye Yahudileri'nin siyonizasyonunda. Jabotinsky sayesinde. Dersaadette. o zamanlar. Jabotinsky. o tarihte resmi tarif değildi. İbrani neşriyata gelince şaşırtıcıdır. "Jön Türk" adıyla bir günlük çıkıyordu ve siyonisttir. Doğrusu böylesini ancak masallarda duyabiliyoruz ve bizimki de masal'dır. "zionization of Turkish Jewry". Filistin'e göçmen yığılmasına razı olanlar siyonist sayılıyordu. Jeune Turque'ü. Bunların Paris'teki grubunun siyonizme sempati ile baktığım ve İstanbul'daki şeflerin uzak durduğunu not ediyordu. siyonizme bağlılığın işareti de telakki ediliyordu. Filistin'de bir Yahudi devleti kurmak olarak anlıyordu. 204 . Constantinople'da ne yaptı. iktidar gösterisindedirler. hem siyonist ve hem milli. Jön Türk liderleri ile temas halindeydi. Jabotinsky'nin en otoritatif biyografisini yazan Schechtman. Jabotinsky. Başta Jeune Turque olmak üzere bu yayınların siyonist olduklarını. resmen devlet telaffuz edilmiyordu. siyonizmi.

Türkler ile savaşan bir siyonizm yaratmak istiyordu. dile çok kabiliyetli idi ve çok dil biliyordu. "revizyonist siyonist" hareketin şefidir. where the Turk rules neither sun may shine nor gross may grow. Osmanlı Devleti'nin parçalanmasına bağlamaktadır. en ağır fiyatın Türkler tarafından ödeneceğinden şüphe duymuyordu. seziyor ve görebiliyordu. Türkofil siyonizmi. Rus kültürü ile büyüdü. Odessa. bunu biraz yumuşatarak. Yahudi olmayanlara verilen addır. İstanbul'da ilan edilen cihad'ın müslümanlar üzerine hiçbir etkisi olmadığını ve olmayacağım göndermesi şayanı dikkattir. Demek ki Jabotinsky'nin de bir küçük "kopernik devrimi" var. savaşın sonunda Almanya'nın yenilmesini önemsemediğini kaydediyor. tekrar bir Yahudi Devleti'nin kurulmasını da. sempati meselesini de derkenar etmiş oluyorum. tabi-i temenni de etmektedir. bir şair ve tiyatro yazarı olarak isim yaptı. "goy". Gazeteci oldu. sanat ve edebiyat adamı olmasına bağlayabiliriz. Ayrıca siyonist harekete. Kuzey Afrika'dan gazetesine. Yahudiler'in Türkler'e karşı savaşı Jabotinsky'nin marifetidir. ortadadır. Bir yerde de ruhen Yahudi ve aklen Hıristiyan. Her halde bunları. Almanya Almanya'dır. 205 . Bunu.Bu tarif ile bakarsak. ne güneş doğar ne de çimler yeşerir. diyebilmektedir. bunun zerresini bile bilmiyoruz. resmi tarih karanlıktır. Bunda çok önemli ölçüde başarılı olduğunu da biliyoruz. bir tür "goyish kop" sahibi olduğunu anlatıyordu. demek daha münasiptir. Jabotinsky. Çünkü. halkın savaşa tepkisini ölçmek üzere dolaşmaya başladı. Böyle bir adam. İsrael devletinin restorasyonunu ise. diyordu. ama. şiddetle bağlanıyor ve yalnız kalabiliyordu. Bir başka yerde ise. gördüklerine. amma. Zeev Jabotinsky. Türkofob siyonizme çevirmek üzere bir mücadele ilan etti. obscurantist'tir demek istiyorum. savaş başlayınca gazetesi adına çeşitli yerlerde. 1792 yılına kadar Türkler'in elindeydi. yaşamının felsefesi haline getirdiği. Türkler'i "idare eden" Siyonizm yerine. Siyonizmi bölebilmiştir. 1880 yılında Odessa'da doğdu. silah ve savaş boyutunu sokuyordu. Kitaplarında. bir yeri Türkler yönetiyorsa.

Güncel Türkçe Sözlük] 206 . uydurdular. Türkofil Siyonizm'den kastım budur. Yahudiler'in sadık olmadıkları nokta-i nazarı değil. devlet fikri asla telaffuz edilmiyordu. Siyonist yayınlara sansür koydular. çıkardılar. Jabotinsky tek basınadır. yalnız İsrael'liler. Cemal Paşa. Yahudiler'in ise gizli örgütleriyle ve Araplara karşı tedhiş uygulayarak ayrı bir devlet kurmak için çalıştıklarını görmüştü. Bir de sadakat meselesi var. ____ zecrî : esk. Siyonistler arasında. İsrael Devleti kurulduktan sonra. Filistin'deki Yahudileri tehlikeye atmaktır. İspanya'dan kovulan Yahudiler'e tek kapıyı Türkler'in açtıkları ve bu nedenle de sadakat hislerinin de bu projeye karşı düştüğü yollu argümanları bir kenara koyuyorum. İlk etapta kırk gönüllü çıktı ve talime başladılar. tabii buluyoruz. bu nedenle. Türkler'e karşı dönmesinden endişe ediyordu. o tarihte siyonizm. [TDK. Jabotinsky'yi aforoz ediyorlardı. bu projeyi durdurdu. yasaklayan. zorlayan. İngilizler ile birlikte savaşacak bir Yahudi lejyonuna hep karşıdırlar. Türk yanlısı Yahudi lejyonunu durdurmak bu tedbirlerden birisidir. Amerikan Yahudi örgütleri. Durdurdu ama. çünkü. O tarihte Türkler hala çok güçlüdürler ve o halde Türkler'e karşı savaşmak. Türkiye-İsrael yakınlaşması için gerekçeler aranıyordu. Zorlayıcı. silahların. Suriye'nin elde tutulabileceğine ve Mısır'ın geri alınacağına inanıyordu. Fakat Komutan Cemal Paşa. daha önce de nakletmiştim. Büyük Cemal Paşa da deniyordu. bunu da. kabul görmüştür. Yahudiler gıpta duyulacak kadar. sadıktırlar. "tek kapı nazariyesi" ise bir hikayedir. Türk yöneticilerini teskin etmek temel politikadır. bunu ileri sürüyorlardı. Jabotinsky'nin işi hiç de kolay görünmüyordu. açıkça Türkler'e karşı savaştan çok korkuyorlardı. çünkü dünya Yahudi şefleri. amma siyonizme karşı tutum almak zorunda kalmıştı. Kudüs'teki Osmanlı Komutan'a bir istida vererek. Türkler ile birlikte savaşacak Yahudi lejyonu hoş karşılanmıştır. Tek kapı nazariyesini. Türkler yanında İngilizler'e karşı cenk etmek esastır.EMMİOĞLU YİŞMAEL Türkler'in harbe duhul etmelerinden hemen sonra Ben-Gurion ve Ben-Zvi. çok geç olmakla birlikte zecri tedbirler aldığını biliyoruz. Filistin'e Yahudi yığmak anlamına geliyordu. her yere gittiler ve tekrar dağıldılar. asla anti-semitik değildi. bir gönüllü lejyon kurmak istediklerini bildirdiler. artık Yahudiler'den hayli şüphelenmeye başlamıştı.

Yahudiler için önemli olan Kutsal Toprak-lar'da yeniden devlet olmaktır. güzel.Tek kapı nazariyesi bir propagandadır ve yine de kuvvatla inananlar olduğunu biliyoruz. büyük aşk budur ve bu büyük aşk. İngilizce metinde "our cousin Ishmael" olarak geçmektedir. Yalnız bu projesini müdafaa ederken ve Türk-düşmanı bir siyonizm inşa ederken. demektedir. 207 . Bu büyük aşkın üstünlüğü na¬zariyesi. Rusya'dan gelmedirler. Rusya'nın kazanmasını istemek ise zordur. bir büyük aşk bir büyük nefreti ortadan kaldırır. hayli bahtiyar olabiliyorum. Jabotinsky'nin önüne bir eski nazariyenin daha çıkmış olduğunu müşahede ediyoruz. "abayezid" ya da "bayezid" misli. kendilerine bir yurt arayan tüm Yahudilere bir davetiye çıkarmıştı. hepsinin pogrom anıları var. "Kuzen İsmail" de diyebiliriz. teknik kitaplardan çıkarıp genel trete'lere yerleştirmiş idi. Acizleri. Türkler'e karşı lejyon. çünkü masal masal'dır ve her daim içinde bir büyük aşk olmalıdır. Bitmiyor. İşte mania budur. ben "Emmioğlu Yişmael" deyişini daha yerinde görüyorum. Koyuyoruz. Ne tesadüf diyebilir miyiz. Moiz Kohen'in Osmanlı Yahudileri adına. Tevrat'ta ifadesini bulmakla sınırları pek müphem olan Vadedilmiş Topraklar'ın adeta bugünkü Türkiye olduğunu ileri sürüp. Hikaye'den neşet etmektedir. Türkler'in yenilmesi ve Rusya'nın kazanması için savaş demektir. cevabı budur. ben. Fakat böylece masalımızda bir büyük aşkın da eksik olmadığını tespit etmekle. Rusya'dan nefret ediyorlar. ne kadar ikna edici oldu. müslümanlıkta hoş bir sedaı olmayan isimler takıyorlar. Hamburg'la toplanan Dokuzuncu Dünya Siyonizm Kongresi'ne. amma. Şair Jabotinsky'nin bu meseleye bulduğu çözümün hayli şairane olduğunu kabul etmek zorundayız. büyük nefretten üstündür. bilemiyorum. 1909 yılında idi. bu da "Emmioğlu Yişmael" meselesidir ki. şimdiye kadar birini dahi bilmiyorduk. İstanbul'dan iki delege gidiyordu. Filistin'e göç etmiş Yahudiler'in kısmi azamisi. Türkler'in yenilmesi kabul edilebilir. Jabotinsky Projesi ise. ahfadına. Hamburg'a gittiğini. Daha sonra Munis Tekinalp imzasıyla kemalizmin kodifikasyonunu deruhte eden bu "alyansist". bu cihetle. eninde-sonunda Rusya için savaş anlamına gelmektedir. başka ve daha büyük bir mania var.

herkes olduğu yerde muradına ulaşabilirdi. buna şiddetle itiraz eylediler. Türkler asla bizim kuzenlerimiz değildir. ibaresini ekliyordu 208 . Bir noktayı tasrih etmek zorundayım. bize. kürsüden. Jabotinsky taraftarları. yaşlı siyonist. relation. Tükler için. Jabotinsky. Rusya alyansizmi telakki etmektedir. Zeev Vladimir. bizim "emmioğlu Yişmael" kavmi. İtalya'da iken Avanti'ye yazacak kadar sosyalist olmuştu. politikamızı dikte edemezler. hayli ateşin münazaralar olmuşmuş. açıkça.Bilmiyorduk. Avrupa'nın. Doktor Morda-u'yu çığlıklarla alkışlamıştı. Jabotinsky değil. Bu idyotlar. aptalca ve ahmakça gördüklerini açıkça dile getirdiler. aptalca ve hissi temayüller beslediklerini tespitle ateş püskürüyordu. Türkler ile semitik İsmail arasında hangi akrabalık. öğrendik. Rusya marksizminin tesirine bağlayabiliriz. "Türkiye'ye neden gideceğiz" yollu haykırmıştı. Jön Türk davetine şiddetle karşı çıkan. Bütün Yahudi gençlerinin sosyalizme meylettikleri bir zamanda. siyonizmi reaksiyoner bir ütopya saysalar da. Türkler ile Yahudiler arasındaki akrabalık doktrinini. sosyalistler söndürüyordu. Rusya'da yetişti. edebiyatçı yanı ağır basmaktadır. o zaman bütün akımları. foolish ve "ahmak". Doktor Nordau. maruf Siyonist Max Nordau idi. Fırat kenarına kadar. bu nazariyeyi ileri sürenlere. Yahudilerin. asimile olmak için. Jabotinsky. Bu "emmioğlu Yişmael" nazariyesini. "aptal". Jabotinsky'nin revizyonunu ilk destekleyenlerden birisidir. bu nazariyeyi müdafaa edenlere bakarak Yahudiler arasında ahmakların olduğuna karar veriyordu. hakiki İşmail ile de ortak yanımız yoktur. Jabotinsky'nin de böyle bir dönemi var. a Touranian tribe. idiot. Filistin'de kurulacak Yahudi Devleti'nin. iş asimile olmaksa. diyordu ve kaldı ki even with the real Ishmael we have nothing in common. as far as Euphrates. Hamburg Kongresi'nde. uzaması sayıyordu. Ancak Jabotinsky. sıfatını layık görüyordu. bundizm'i siyonizme açılan bir kapı olarak görüyor ve olumlu kabul ediyordu. Bir Turanyan kabile olan. Yahudi gençler de ya narodniçestvo ya da marksizme kayıyordu. Jabotinsky çok sert konuşuyordu. olabilir. Acizleri. kendisini Avrupalı görüyor.

Şebeke'nin ikincisinde naklederiz. GELİBOLU'DA SAVAŞAN YAHUDİLER Jabotinsky. masallarda da olsa bu pek muharrik sualin devamını akıl edemiyorum. Ne olabilir. Kandemir de umulmadık bir yerde söz ediyordu. ancak acizleri misli kitap-oburları ve detay-fanatikleri avlayabilirler. Revizyonist siyonisttir. haberleri olmadığını biliyoruz. o andan itibaren sadece savaşla ilgilenmektedir. bir duvar ilanından. İngilizler'in yanında savaşmak ve Yahudiler'in savaş kabiliyetini ispat etmek hırsı içindedir. Nasıl edebilirim ki. acizleri. ama. "Medine Kahramanı" Fahrettin Paşa'yı anlatırken. artık "tek düşman Türkler'dir". belki de bu masalda aklıma uçan en kışkırtıcı sual budur. Ve bulursak. 1914 sonlarında. Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihten silinmesi ve Britanya İmparatorluğu'nun galip gelmesinde görüyor. Masallarda merak iyidir. Jabotinsky'nin büyük rakibi Ben-Gurion da. bunlardan. Artık tek düşüncesi Yahudileri. 209 . kaleminin kaydığım anlayabiliyorum. öyleyse Yahudi şeflerinin dillerinin altında bir bakla var. Tutuyorlar.Buradan. Türkiye'nin merkezi ittifak tarafında savaşa girdiğini okuyunca. daha doğrusu bağlamadıkları intibaını ediniyoruz. nemli bir Bordeaux sabahı. Kaldı ki biz hayli meraksız bir kavim olduk. Peki resmi tarihi yazanların alayı mı. mesut bir av oldu. Türkler ile Yahudiler'in birbirini tamamlayan. birden. bu sansürü hiç anlayamıyorum. eğer Kurtuluş Savaşı'nda istihbaratçı. CahunVambery yolunu anlıyorum. buluruz. Peki kimler yazıyorlar. izine bile rastlamamız mümkün görünmüyor. emmioğlu Yişmael nazariyesinin pek de Abraham'ın Hacer'den olma oğlu İsmail'e bağlayamıyoruz. bu tarihten itibaren Jabotinsky'nin bir fanatik olduğunu ve "zafere kadar savaş" dediğini yazıyor . resmi tarih telif ve tedris edenlerden kimseciklerin. Bordeaux'ya gelinceye kadar savaş ile ilgilenmiyordu. Nereden çıkarıyorlar. kendi kendine "benim savaşım" diye seslendiğini hatırlıyor. Schechtman. bu savaşa sokmak ve Türkleri yenmektir. kaldı ki.Yahudi Devleti'nin kuruluşunu. kavimler olduklarını ileri sürmüştü. complementary. sonra marjinal tarih yazarı Kandemir olmasa.

Sultan Hamid ve izleyen Jön Türk iktidarlarında Filistin'e doldular." Güzel. Jabotinsky buna çok önem veriyor. Yahudiler'in Yahudi olarak savaşmalarıdır. şükran duyuyorum ve ben de iz düştüğünü kay dediyorum. İskenderiye'ye geliyorlardı. Filistin'de Yahudi istihbarat ve ihtilal örgütlerini deşifre etmişti. Ancak Cemal Paşa. "Yahudi Nakliyat Birimi" olarak Siyon Katır Birliği'nden söz etmektedir. İskenderiye'de toplandılar. Gabbari ve Mafruza kamplarında buldu. orada eğitim gördüler. kurdu. da diyebiliriz. on bir bin göçmen Yahudi vardı ve dörtte üçü Rusya'dan Filistin'e göçmüşlerdi.! sında "hep kardeşlik" bir hikayedir. "Çanakkale'de İngilizler’e yardımcı olarak Mısır'dan gelip bizimle aylarca savaşan o merini gönüllü Yahudi taburundan hiç biri. çoğu Kudüs'ten. yoksa savaşlarda Yahudiler vardılar ve şimdi kendi sancakları altında savaşabildiklerinin gösterilmesi ve görünmesine büyük değer biçiyordu. "The Jewish War Front" adlı çalışmasında. Bizimkiler. Proje Jabotinsky'nindi. net rakam 657. hoş bir Osmanlı toprağından. anzaklar'a taşıyorlardı. Yahudiler. kovulmuş Rus Yahudileri idi. Savaş sonrasında masaya bir istidacı olarak değil. savaşan ilk Yahudi birliği oldular. tümden bir hikaye'dir. maksat. Roma dönemini saymazsak. kovuyordu. sırtlarda ve tepededirler. Demek."Hele" diyordu. kağıt üzerinde diğer Osmanlı toprağına. masal telif ediyorum. Resmi tarih mi. esir al zordur. Kudüs. altı yüz kadardılar. İngiliz gemilerde gelen cephane ve buldukları suyu. Yıllar sonra. gökte ararken yerde buldu. bütün tarihte. 210 . öldürme savaşıydı. Derhal. İbrani dahil eğitime başladı. ancak. Gelibolu esir alma değil. savaşmış bir taraf kisvesiyle oturmak istiyordu. bir polis örgütü kurmaya girişti. not ediyorum. İçlerinde madalya alanları var. altı ölü ve yirmi beş yaralı verdiler. Gazeteci olarak İskenderiye'ye geldiğinde. iz düşüyor. Eşkenaz olduklarını anlıyoruz. esir olarak da elimize geçememiştir. İkinci Dünya Savaşı başında yayınladığı. Türkler ve Yahudiler ara. Yeni gelenleri. plajlarda. Jabotinsky. Bendeleri mi.

savaşçı oldu. "boş ver" anlamındadır ve ölürken de "en daver" diyordu. bir ilgisi var mı. Araplar'la savaşırken. onomastique disiplinini küçümseyemeyiz. ama çok vardım ediyordu. Batı metinlerinde "Joseph" ama ben Rusçasmı yazıyorum. bilemiyorum. bu Türk düşmanı Yahudi. Siyon Katır Birliği'ne bir komutan aranınca Yarbay John Patterson bulundu. "to get the Turks out of Palestine we've got to smash the Turks" diyordu. İyusif. biz "daver" diyoruz. Gelibolu'da Türkler'e karşı savaşan Yahudi Birliği'nin ruhu olmuştu. Ne tuhaf. bu çok teknik bir meseledir. buna da ihtiyaç. Jabotinsky. komutanlara itaat yemini ettirmişti ama. Fakat asıl kesif. Rusya cephesinde savaşmasını istiyordu. hareket etmeden önce Haham Başı Rfael de la Pergola. olmayınca Kudüs'e döndü ve Türkler'i Filistin'den çıkarmak için savaştı. adını yaşatmak istiyordu. Trompeldor'a hayrandır. Kuzey'den mi Güney'den mi. Hamid-Jön Türk dönemlerinde Kudüs'e indi. Kerensky Hükümeti'ne bir Yahudi Alayı önerdi. Tel Hay'da. Bunun dışında Amerikalı iş adamı G. Hasan Ali Yücel. İyusif Trumpeldor oldu. "Siyon Katır Birliği" ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki irtibatı kurmak üzere Londra'ya geçmesi gerekiyordu. "kaplan". "h" söyleyemezler.İlk ve en büyük yardımcı Rus Konsolos Petrov oldu. Hristiyan olmakla beraber iyi bir Tevrat okuyucusuydu. Ancak bu tek kollu Yahudi Kahramanı. İyusif Trumpeldor. Türkler'e karşı her cephe Zion'a çıkar. öldürüldü. Çok disiplinsizdiler. 211 . "cohen" yerine geçmektedir. 1904-1905 Japon-Rus Savaşı'nda bir kolunu kaybetti. ne de olsa masal anlatıyorum. tevratique Yahudi kahramanlara hayranlık duyuyordu. Hem ben de "en daver" diyorum. kaçıyorlardı. En çok sevdiği söz. "Hay" çağrılmaktadır. Siyon Katır Birliği'nde kırbaç en önemli disiplin malzemesi oldu. gönüllü Yahudiler sık sık kırbaçlandılar. İbrani "en davar" idi. bu Rusya göçmenlerinden kurulacak birliğin. Türkler'i Filistin'den çıkarmak için Türkler'i ezmek zorundayız. Hindistan'da ve Boer savaşında bulunmuştu. any front leads to Zion. hangi cepheden başlanırsa başlansın. ne tuhaf. 1920 yılında. hep bunu vaaz ediyordu. seferad askerler eşkanaz komutanları kabul etmiyorlardı. bizde de. Gelibolu'da savaşmadı. Rusya Yahudileri'nin "kohen" karşılığı taşıdıkları isimlerden birisidir. bir Arap kurşunu ile. Dişçi idi. çünkü Yahudiler bir arada ve Yahudi olarak ilk kez savaşıyorlardı. Jabotinsky. Adı yaşatılmaktadır. arkasından ihtilalci bir gençlik örgütü kurdu. "kağan" da. Kaplan var. ayrıca savaş başkadır.

methiye umumidir. "Ar Erçel" veya "Er Erçel" olarak da söylüyoruz. "devleti olmayan devlet adamı" da deniyor. New York'ta. "Betar". Filistin'e Yahudi yığmaktır. bolşevik. 212 . aniden öldü. Trumpeldor adına kurulan gençlik örgütünün adıdır. ya Sosyal Devrimci. Türkler'i Filistin'den Yahudi Lejyonu'nun sürdüğü iddiası var. dünya matbuatının gözlerini kapatmasını. hakkıdır. burada ticaretini yaptığı meta başkadır. Hamid'in. Theodore Herzl. Jabotinsky'ye. Yıllar sonra Har Herzl'e. daha fazla Yahudi göçmene açması karşılığında. Erez İsrael'de gömülmek istiyordu. "Yahudi Lejyonu" kurmaktı. 1940 yılında bu kez Naziler'e karşı bir birlik kurmak için çalışırken. Har Herzl'i. Yahudi gençleri. Filistin'e Yahudi göçü için İstanbul'a baskı yapmasını istiyordu. Kişi olarak Herzl'e hayrandı. ya da marksist. Herzl. narodnik. men have done extremely done ifadesini de muhtevi mektup yazmıştı. devrim yolundan caydırabileceğini ve karşılığında ise Petrograd'ın. Petrograd'ta en gerici Rus devlet adamlarıyla görüşüyor ve pazarlık yapıyordu. fakat Patterson Gelibolu'da hastalandı ve İngiltere'de tedavi gördükten sonra Albay olarak Yahudi Lejyonun başına geçti. biz. Osmanlı mülkünde Ermeniler'e yapılanlara. Devrim'den önce Rusya'da Yahudi gençler. devlet adamlarıyla devlet işlerini görüşüyordu. Filistin kapılarını. gömdüler. Betar Kampı'nda. Makyavelist ve hatta oportünist demek daha isabetlidir. siyonizme savaş boyutunu yerleştirdi. dünya matbuatındaki Yahudi hegemonyayı pazarlık ma¬sasına hep getirmiştir ve dünya Yahudileri de hala bu noktadadır. "hagana" kurucusu da sayılabiliyor. FİLİSTİN'DE YAHUDİ LEJYONU Asıl hedefi. Ve Dersaadet'te ticaret budur ve bu ticaretin yapıldığından şüphe duymuyoruz.Gelibolu Savaşı iciıı "felaket" ancak Siyon Katır Birliği için "mükemmel" diyordu. Herzl'in mezarına yakın bir yere. oluyorlardı ve Herzl. General lan Hamilton da. Abdülhamit tarafından da kabul ediliyordu. öneriyordu. Masalımız masal'dır ve masalımıza güveniyoruz. siyonizmin kurucusu Herzl'e. Türkler'e düşmanlığı içselleştirdi. O tarihte Siyonizm. devleti yokken.

ama bu mantıktır. Kısa özetimiz budur ve devam ediyorum. London Gazette. "güzel. işlememiştir. İlk önce "Jewish" adı kullanılmadı. Almanya üstündü. İşte bu hava içinde ve Balfour Deklarasyonu'ndan kısa bir zaman önce. Baron Edmond de Rothschilled. Türkler Çanakkale'nin dışında Kut'ta daha büyük bir zafer elde ettiler. "devam edin" mesajını verdi. karşı çıktığını biliyoruz. Gelibolu tahliye edilince Katır Birliği'nden 120 savaşçı Londra'ya geldi ve devam ediyorlardı. Kraliçe Victoria'nın torunu Kayzer. Jabotinsky. yine ama bu kez Albay Patterson'dur. mantık ise Grek sanatı olmakla Yahudiler nefret ederler" dediğini. Amma savaş hiç de Müttefikler lehine gelişmiyordu. Truman kurdu ve "Londra'nın istemediği bizim yararımızadır" kaba mantığını sürdüren Stalin destekledi ve Türkiye önce taksimden rahatsız oldu. Birinci Dünya Savaşı'nda Dersaadet. en kısa dönemli makyavelizm de oportünizm'dir. Yahudi Lejyonu. Almanya ve Jöntürkler'in elindeydi. duyunca. Orta Doğu'ya yerleşmek üzereydi. ilk destekleyenlerin başındadır. çok heyecanlanmıştı ve bu. siyonizm silahı. 1916 sonundadır. İsrael Devleti'ni. Komutan. hiçbir kıymet-i harbiyesi olmadığını ilk görenlerden birisi de Jabotinsky'dir. amma. judaik literatürde "Jewish Legion" bilinen birliğin kuruluş kararı açıklandı. kendisi aktarıyor. önce hiç taraftar bulmadı ve öyle düşünebilirim.Jabotinsky'yi'de bir makvavelist ve hatta oportünist demek çok isabetli ve çok verimli görünüyor. Gelibolu'da savaşan Yahudiler'in siyonizm için iyi bir propaganda olduğu kesindir. bir heyecan dalgası yarattığı kaydediliyor. her oportünizmde bir mantık teşhis etmek durumundayız. you must continue. Bir sohbetlerinde Doktor Nordau'mın. resmi gazetede. Soğuk mantık çalışıyordu ve bütün aşklar ve bütün nefretlerin üstü çiziliyordu. 23 Ağustos 1917 tarihinde. Jabotinsky'nin mantığının aksine. emperyalizmi de bir İsrael Devleti kurulması nedeniyle doğacak Arap husumetini ekzejare ediyordu. Cihad ilanım abartmıştır. "Tüfekçi Alayı" anlayabiliyoruz. 213 . Siyon Katır Birliği'ni bir eşantiyon sayıyordu. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Osmanlı mülküne yerleşen İngili/. Türkler'in perişan olması ve İngilizler'in kazanması bir programdır. "Royal Fusilier" deniyordu. Mantığı ucuna kadar götürmek ise makyavelizm olarak biliniyor. dostum. ama. buradan İsrael Devleti'ni bekliyordu.

Haziran 1918 tarihinde Filistin'dedir. Bizimki mi. Malarya vardı. Yüksek Mahkeme üyesi siyonist Brandeis. Yahudi Lejyonu lehine propagandaya başlayınca. Türkler yanında savaşırken esir düzeri ve Mısır'da esir kampında olan Yahudiler de. kim bilir. diyordu ve sonra Ürdün Vadisi'nde savaştılar.Önce İngiliz Yahudiler'den kuruldu. ne de olsa masaldır. İngiliz komutanlar. Yahudi Lejyonu. karşılarında Türk asker¬leri vardı. Türkler o j kadar korktular ki bizim cepheye hiç gelemediler. Kudüs'ten yirmi mil uzakta mevzi tuttular. şiddetli bir hücum başlattı. yakalandılar ve kayıp verdiler ve bir kısmı Ürdün Nehri'nin en sığ yerlerini tuttu. kimseler yazmadılar. O sırada Amerika'da olan Ben-Gurion ile Ben-Zvi hala karşıydılar. Amerikan Yahudileri de koştular. 214 . bunun. Yahudi Lejyonu'nda yerlerini aldılar. Komutan Patterson. ancak. böylece Şam irtibatını kestiler. İngilizler'in "Şam zaferi" için çok önemli olduğu kanaatindedirler. sonra Türk Yahudiler katıldılar. Öyle mi. Bir tarihtir. Acizleri masalcı da inanmamayı tavsiye etmektedirler.

Ermenistan'da Türk Kuvvetleri umum-müfettişi oldu. Halil'den nefret ediyor ve bunu anlıyoruz. Almanya'da okumuş. Rafael de Nogales tam bir serbest-savaşcıdır. Ermenistan'da Türk Kuvvetleri Umum-Müfettişi Nogales Bey. önemli bir makam olmasını daha sonra Mustafa Kemal Paşa'nın da "umum-müfettiş" atanmasından çıkarabiliyoruz. Muna Lee. Kızıl derili-İspanyol bir çiftin oğlu olarak Venezüella'da doğmuş. Nogales Bey'e.KUT SAVAŞLARI Nogales Bey'in. Nogales Bey. 215 YEDİNCİ BÖLÜM . Ermeniler'e verilen acıların birinci derecede sorumlusu olarak Halil Paşa'yı işaret ediyor. oradan girdi ve Türk Ordusu'nda yükseldi. bir tarafa katılmak üzere Avrupa'ya koşmuştu. Çeşitli nedenlerle bütün harp kapılan yüzüne kapanmıştı. biz Halil Paşa'yı. Hatıratı'nda. Kısaca mesele şudur. Hakkında çok kötü yazmaktadır. bu nedenle de öldürülmek istendiğini ısrarla yazıyor ve buna inanıyor. şimdilerde daha çok "serbest muhabir" anlamında kullanılsa da "macera-perest muharip" demektir. Ermenilere yapılanların tek Hıristiyan görgü-tanığı olduğu iddiasındadır. ne güzel tarif ediyor. burada bizi ilgilendiren yerlerdedir. Osmanlı savaş alanında. ancak Osmanlı tarafında savaş mümkündü. hem kendi rolünün ve hem de yapılanların hiç bilinmemesini istediği için Halil Paşa'nın. her cephede var. "pek çok bayrak altında savaşmış bir freelance" idi. bu "freelance". Kut-alAmara Kahramanı olarak biliyoruz. Almanya için savaşmak demektir. Türk Ordusu'ndaki yıllarına ait hatıratım İngilizce'ye çeviren Muna Lee. müteaddit suikastlar tertip ettiğine kanidir. bir ara "Nogales Bey's very footsteps from Kut-el-Amara to Baghdad" da demektedir. harp çıkar çıkmaz. "olsun".

Sivas'tan Bakü'ye yürüyüşünü. Enver'in "akrabası" olmasa hiçbir yere gelemezdi. Halil için. Gazi ile ilgili hatırladıklarının hepsi bu kadar. kolordu komutanıydılar.. meçhul kahramanlarımızdandı. başka bir yerde anmıyor. davullar çalarak ve sancakları dalgalandırarak.Öyle söyleyebilir miyiz. ne kadar sahih ve darwinisttir. Nogales Bey. diyor. Kemal Paşa'nın olmadığı yerler ve cepheler. "a tiger". Daha sonraki yıllarında. lüzumlu telakki etmemiştir. ol tarihte Mustafa Kemal Paşa Hazretleri. tabii imkansızdır. Resmi tarihte pek ihmal edilse de. had revolted with his armies. Sultan tarafından Anadolu kuvvetlerine komutan atandı 216 . Fransızca. Vehip Paşa'nın. ve sonra isyan etti. Vehip için. "amcası" olduğunu yazmamaktadır. Belki de unutturulacağını tahmin ediyordu. nitelemesini kullanıyor. he advanced from Sivas to Baku with drums beating. Vehip. hemen cevap veremeyiz. cumhurbaşkanı idiler. resmi tarihte. hassaten yazıyor. Fakat pek beğendikleri var. Nihat. bir kaplan. Bilmemesi imkansız. Türk komutanları'nı beğenmiyor. ancak bir gerilla komutanı olabilir. bir kez söz ediyor. "sale type" diyor ki "pis herif” olarak anlayabiliriz. Hatıratı'nı ilk önce Madrit'te ve 1924 yılında yayınlamıştı. Rafael de Nogales'in "Four Years Beneath the Crescent" adlı hatıratını. hep karartılmaktadır. Vehip. after having been named by the Sultan Commander-in-Chief of the armies in Anatolia. öylece mütalaa ediyorum. biz de masal yazıyoruz. daha çok Kafkasya Cephesi'nde büyük bir komutandır ve Karabekir pek haklıdır. Ağabeyi Esat Paşa ile birlikte Gelibolu Cephesi'nde. bir de Feyzi Paşa var. Ahmet İzzet ve Enver'i çok parlak bulmaktadır. buna bakmak durumundayız. ama. Halil Paşa'nın gizli tarihi sayabilir miyiz. yeni cumhuriyette. "Mustapha Kemal. hem cesur bir asker ve hem de "grand-seigneur" saymaktadır." diyordu. sanki en çok Halil Paşa'yı hatırlıyor.

çıkarıyoruz. I had been the only Christian. Nogales Bey de çok söz etmiyor. Güzel. Halil'in aldığı ölüm kararını söylediğini de ifşa ediyor. hırsızlama". çöle bakıyorlar. Gelibolu Plajları'nda muhabirlik yapmış. her halde bilebilirler. intikam da almaktadır. olanları. Kut'u. İşte. Price. bu noktada çok ciddi görünüyor. Halil.Nogales Bey. buna mukabil. alçak. 217 . Ben de habire başka kahramanlıklar da olduğunu naklediyorum. sahici Kut al Amara Kahramanı Albay Nurettin'dir. Halil'in şöhreti için. önemli olan Kut'taki kahramanlıktır ve Nogales Bey de kahramanlığı teyid ediyor. Nogales Bey. İstatistik disiplinine benzeyebilir. üç subay. arşivlere inerek çok yalan icat edildiğini görebiliyorum. Mustafa Kemal Paşa. bizim masalımız nokta-i nazarından bu meseleye bir değer biçmiyorum. şimdi tarih mesleğinde daha çok teoriye ihtiyaç var. "it was 3rd of December 1915" ifadesiyle başlıyor. istihbarattan sorumlu İngiliz Albay Heyvvood'a haber veriyor. çünkü. çünkü bir kimsenin tanmmamışlığını arşivlerde bulmak imkansızdır. Türk kuşatmasının başladığını gördüğünü anlıyoruz. Ermeniler Hıristiyandılar. buradayım. her halde. Nogales Bey'e göre. palmiyelerin gölgesinde. teorik kurgu değilse nedir. Harold Armstrong'un anılan var. bir bilgi çıkmadığını tespit edebiliyoruz. Kut Kuşatması'ndaki İngiliz subaylarından. İsevi yolu kabul eden ilk kavim olmakla hep övündüler ve Halil Paşa. Masal mı. bunu. "yalan söyleme zanaatı". Ward Price'tan randevu isteyince. ilm-i tarihte. 1918 sonu veya 1919 başına kadar Mustafa Kemal adını duymamış. meselemiz budur. Nurettin'in kahramanlığını çalmıştır. çamurdan yapılmış bir duvara rastlamışlar. tabi-ı bu ifadeye yalnızca bizim masalımızda yer var ve Nogales Bey. sayıyorlar. reddetmiyorum ve öyle sanıyorum. yanlışları ispat etmemize yarıyorlar. ancak önümüzde. Yahudiler mi. doğruları çıkarmaktan çok. Türkler'e esir düşüyor. demektedir. Kaybolmuştu. binaenaleyh. bir tek Hıristiyan'ın bilmemesi lüzumna inanıyordu. Hırsızlık mı. anılarında okuyoruz. Halil Paşa'nın almadığını anlatıyor. hatıratını yazarak. İstanbul'da ve İngiliz istihbaratı ile yakın temas halinde. KUT AL AMARA Arşivler gereklidirler. Bunu arşivlerde bulamayız. kendisini seven bir kaymakamın. benim yanımdadır. hatıratına. Olmayanları arşivlerde göremiyoruz. Kaldı ki bir olağanüstü özel gazeteci. dolayısıyla Nogales Bey.

engellemesini seslenmektedir. canlı canlı soyuyorlar. Her halde bir İngiliz'i esir etmekten utanıyorduk. ne zamandan beri ilk defa mı. Türk askerler. Armstrong'un esaret hayatı işte böyle başlıyor. yendiğimiz Bizans'tan almıştık. değerlendirmelerinin bir kısmını "gizli" bilgi kabul ediyorum. Hatıratını 1925 yılında yayınlamış olduğunu anlıyoruz. bütün kurumlarımızı.Bazı kaynaklar 8 Aralık tarihini düşüyorlar. artık jandarma subayıdır. sinirler zayıflatıyor. Yeterli ölçüde değerlendirildiğini söyleyemiyorum. bu bir Arap hali değil. demek istemektedir ve Armstrong. 146 gün süren bir muhasaradan sonra İngilizler tutsak oldular. Türkler'in çok dayanıklı oldukları tespiti de işte buradadır. hatıra yapıp yüzümüze vuruyor. with the German officers on it. İnsanın en kötü hali sürü hali'dir. Halil Paşa'ya. Kut düşmeden önce aynı Araplar'ın İngilizleri alkışlamasından kaynaklanıyor. esir olarak sıra sıra yürürken. watched us march out in fours. Armstrong'a inanacak olursak. Harold Armstrong'un. ezilmişler ve insanlıktan çıkış kapısındadırlar. ne tutsak¬larımıza ve ne de kendimize yakıştırıyorduk. her adımlarını. diyor. Armstrong. okurken acı bir hoşluk duyuyorum. gardiyanlarının. Komandan Halil Paşa seyrediyor. biliyoruz. tutsaklığında. Mütareke'den sonra önce memleketine dönüyor ve sonra işgal idaresinde çalışmak üzere İstanbul'a geliyor. esirler açlar. 218 . sıra olup Kut'tan çıkarıldık. dörtlü sıradalar. Yoksa biz sömürge haline mi geçiyoruz. Armstrong. böyle bir izlenim alıyoruz. Komutan Sir Charles Townshend ve Armstrong da esirler arasındadırlar. sürü hali. bir de açlık var. diyebiliyorum. Üzüntüsü daha çok. İngilizler'den ganimet topluyorlar. Halil Paşa'nın gülmekle iktifa ettiğini de kaydediyor. ezilmiş ve sömürgeleşmiş halk halidir. İngiliz arşivleri oradalar. sadece bir ayrıntı. sömürgelerde çoklar. Şüphesiz en değerlisi değil. tutsakecnebilere beğendirmek için gayretkeş hallerini kaçırmamış. Arapların taş yağdırmalarından fazla üzülmüşe benziyordu. The Turkish commander Khalil Pasha and his staff. Böyledir. İngilizler bunu büyük utanç saydılar. hiç açıkça işgal etmiyorlar ve belki de kazandığımız zaman da ezik-taklitçiler olmamızdan mı. yalnız Yüksek Komiserlik'te çalıştığı için yazdıklarının çok değerli olduğunu hemen anlıyoruz.

"bize iki yüz seneden beri tarihimizde okunmayan bir vakayı kaydettiren Cenab-ı Allah'a hamd-u şükür eylerim" demişti. 1856 Paris ve 1878 Viyana andlaşmalarını feshettiğini bildiriyordu. 219 . imparatorluğun dört bir yanında heyecanla kutlanıyordu" diyordu. bir müdafaa değil. "bugüne Kut Bayramı namını veriyorum" sözleriyle bitiriyordu. 143 gün sürdü. bu işi. Kut düştükten sonra. Konuşmasını. Basra'yı geri almak için yığınak yaptılar. nitekim. bu ikisi hep beraber anılıyordu. Gelibolu ve Kut al Amara'da. Berlin ve Viyana'ya verdiği notalarla. ilerlediler. İngilizler. teorik değil pratiktir. petrol yatakları pek zengindi. Doğru. General Townshend tekrar Kut'a sığındı. Hindistan birliklerine bıraktılar. Bab-ı Ali. masala benzemektedir. o zaman da biliyorlar. bir müdafaa kırılmıştı. sonradan unuttuğumuz bayramlarımız da var. "Çanakkale ve Kut-ul-Amare'deki zaferler.Girişte. Basra'yı zaptettiler. Türkler'in. yaşadıklarına dayanarak. Türkler. ancak Türkler karşı hücuma geçince. İngilizlere'e büyük yenilgi yaşattıklarını da not ediyor. the severe defeats of Gallipoli and Kut-al-Amarah. içindekiler ve dışındakiler için bu da bir epope'dir. demek. pek çok kez. Ve güven. böylece ünlü "Kut Kuşatması" başlamış oluyordu. anılarında. Halil. 1916 sanki bir zafer yılıdır. rüşvet de dahil çeşitli öneriler ile itibarlarını kurtaracak bir mütareke arıyorlardı. İngilizler. yenmeye ve kazanmaya alışmış insan halidir. resmi tarih yerleşinceye kadar. Nureddin için. Kut'u aldıkları kesindir. askerlere "aslanlar" diye hitap ederek. gerçekten Kut ile bir zapt fiili gerçekleştiriliyordu. "boynuma sarıldı. öpüştük ve kumandayı bana bırakarak cephe gerisine doğru hareket etti" diyordu. İngilizler. hakikaten. kuşatma sürerken komutan Nurettin Albay idi. aynı yılda. Savaş başlar başlamaz. O kadar öyle ki. Dicle kenarında Kut'u alıp oradan Bağdat'a yürümek istiyorlardı. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun İstanbul Ateşe Militeri Pomianowski.

Ada'da kaldılar. they were led blinfold through the Turkish lines to negotiate with Khalil Pasha. bir generallerini. 1916 tarihli "Greenmantle". Halil ile pazarlık için Lawrence'i görevlendirdi. öyle yazıyorlar. amma ve lakin gözleri bağlı Lawrence. sinir sistemi bozularak çıktı ve Harp sonuna kadar. yenilmez olarak bilinen İngilizler. Kut'ta ölenlerin sayısı da on bini aşıyordu. sadece alçak değil. ünlü casus Lawrence'in gözlerini bağlattı. 220 . içerde açlık ve salgın vardı. Kaptan A. yer almıyor. 2 milyon pound rüşvet önerdiği kesindir. Halil gözlerini bağlayıp. "Mons. resmi tarihte. rüşvet teklifini yüzüne vurmuştu. Türk hatlarından geçip Halil Paşa'nın önüne çıkarken. "Dicle Kenannda Türk Zaferi" adını koymuştu. John Buchan'dan söz ediyorum. Kut'ta. yardım birliklerinin hepsini püskürttüler.Herbert ile beraber gittiler. kuşatma içindeki general ve subayları ile askerlerini kurtarmak ve hiç olmazsa yardım götürebilmek için. biyografisini telif eden Janet Adam Smith'de küçük bir not buluyoruz. Teslim olmadan önce Londra. esir verdiler. Şark'ın Batı için kaybolmakta olduğunu yazmıştı. Türk erlerin önünden geçirdi. anlatıyor. İngilizler. o zamanki havadır. vali. İngilizler. bütün yardım yollarını kestiler. Halil. Halil. gözlerinin bağlandığını da. Savaş başkadır. David Fromkin. Türk-Rus Savaşı'ndaki Plevne ve Boer Savaşı'ndaki Ladysmith kuşatmalarından daha uzun sürmekle bir rekor olduğu bilgisini de veriyor.Önce Nureddin ve sonra Halil Beyler komutasında Türkler. bu bölüme. roman ve polisiye yazarı. Anzac and Kut" nam eserinde. "Barışı Bitirmek için Barış" adını taşıyan ve çok bilinen eserinde. "Çöl Kaplanı" Fahrettin Paşa'ya göstermediler. Rüşvet vermeye gitmişti. bu nezaketi. 23 bin askerini kaybetti. istihbaratçı. bu kuşatmadan. Sir Charles Tovmshend. nedenini izah etmiş durumdayım. Herbert. çok zaman da kahraman üretiyorlar.

çekirge salatası ile başlamayı da usul ittihaz etmişti. Musul'u teslim etmemek yollarını aradı. Medine'de güçlü ve moralli bir savunma düzenlemiş olduğunu da duyuyoruz. Fransızlar çok tüketiyorlar. Her ikisi de. Burada iki nokta var. "Medine Müdafaası" nam eserinde. daha Şark'la devam etmekledir. başkalarıyla birlikte. direnmek isteyenlere verdi. Malta sakini oldular. Yakup Şevki Paşa. Ordu Komutanı yaparak. Dindar. çekirge misli üreyen tavşanı. Kandemir'den. bir kent yapmak için hep çabaladığı anlatılıyor. "Mütareke Hükümlerine uyup hemen teslim olmadı" demektedir. En çok ve en ucuz bulunanı çok yemek. İkincisi. Fahrettin Paşa'ya gelince.. Fahrettin Paşa ile birlikte. Mısır'da esir iken. müşahhas olarak. 221 . Feridun Kandemir. Çölde sürüler halinde bulunan çekirgeleri toplayıp. salata yapmayı öğretmiş ve birliğin tabldotuna koymuştur. harikadır. ihtiyat zabiti olarak savaşan. Bildiğimiz. "Medine Müdafaası" da pek yer edinemiyor. nedenini bilemiyoruz. Medine'yi adına yakışır. Medine Müdafaası'nın kaldırılmasının kararlaştırıldığı bir zamanda. disiplinli. birincisi. İsyancı Araplar'a karşı. tarımcılığı ve bir de çekirge salatası hayli meşhur olmuştu. "şehir" demektir. Kuşkusuz Malta sürgünleri arasındadır. titiz bir komutan olduğu kesindir. bir mutfak dehasıdır. Mustafa Kemal Paşa'nın Medine savunması ile aşina olduğudur. Fahrettin Paşa. Paşa'nın son derece onurlu olduğunu da öğreniyoruz. İngilizler'e güvenerek isyan eden Emir Şerife karşı başarılı bir savunma sürdürmesidir. asker tayını veriliyor ve çok kötü yerlere kapatılmasına rağmen hiç şikayet etmediğini de haber alıyoruz. tahliye ile vazifelendirdiler. yemekhanede. Mütareke'ye uymadı. savaş. Kemal Paşa Hazretleri. Mustafa Kemal Paşa'yı. zabitan ve erata. önce komutanlığı ve bu tahliye işini kabul etmekle sonra imtina etmişti. çok az bilgimiz var.MEDİNE MÜDAFAASI Ali İhsan Paşa. Kars'ı geç teslim etti ve silahlan işgalcilere değil. 1917 yılında olabilir. Enver ve arkadaşları sadece bir round'ı kaybettiklerini düşünüyorlardı. resmi tarihte. Paşa'nın çekirge salatasını keşfetmesini de aynı ölçüde mühim mütalaa ediyorum. yemeğe. Mütareke'den sonra Dersaadet'ten Medine'nin teslim edilmesi yazısının gelmesine rağmen direnmesidir. hayli lezzetli olduğu rivayetleri de var.

Öyle endoktrine edilmiştik.Çöküş halinde bir imparatorluğun ordusu'dur. on kişilik güzide bir heyet telif etmişti. "Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa'nın Medine Müdafaası" makalesini de neşretmişti. tebdil-i hava'ya çevirmişti. hiç ummuyorduk. bunun için ölmekten korkmuyor. zaman zaman komutanlar özerkleşiyor. adı çok parlak bu kuvvetin ismiyle müsemma işler yapamadığını da takdir edebiliyoruz. müdeyyin ve amma Osmanlı'dır. bir patlama çağı idi. belki bizde de bir "Çöl Kaplanı" olduğunu. Çöküş ordusu'dur. düşmana. en çok Mustafa Kemal'in hayatını biliyoruz. Mustafa Kemal Paşa'nın bir de Yıldırım Orduları'nda vazifesi var. "ordu komutanlığına istifa ettiğini bildirdi" ibaresini buluyoruz. vermek istememektedir. araya girip. aynı yemini tekrar edelim. sanki "yıkıldık". after the battle of 18 March diyor. Paşa Hazretleri önce bu grupta yedinci ordu komutanıydı. diyordu. asla boyun eğmeyerek daima namus ve din borcunu kanıyle ödemiş şeci Mehmetçiklerim. Aydemir'in kaleminden. Çanakkale'den sonra. ki David Fromkin. işte bu çağda öğrenmiştik. bir son-dakika uzatması kazanmıştı. Liman Paşa. Peygamber Hazretleri'nin mezar yerini. Ansiklopedi'de ise. "Mustafa Kemal. Paşa'nın resini biyografisi. Zübeyde Ana-mız'ın ikinci kez evlendiğini de. henüz . Namuslu. "Ey Nas!" deyu başlayan bir hitabesi var ki müdeyyin sektörde hayli maruf dır. Şöyle hitam bulmaktadır: "Ey bütün tarihi eşsiz türkizme yaklaşmamış. ey her cenkte cihanı tir tir titreten. İslam Ansiklopedisi. "Yakın Tarihimiz" ceridesi ilk nüshasında. Allanın ve işte karşısında huşu ve vecd içinde gözyaşları döktüğümüz Yüce Peygamber'in huzurunda hep beraber." Okuyoruz ve görüyoruz. İslam Ansiklopedisi'ndedir. af ve vekilini tayin ederek ayrıldı" demektedir. resmi tarihi delen yazı ve hatırat birbirini izliyordu. Bir Osmanlı Paşası olduğunu anlıyoruz. Peygamber Hazretleri'nin Merkad-i Mübarek'ini vermemek istiyordu. Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa. cemaati toplamış. kardeşlerim. 10 Aralık 1915 tarihinde. şan ve şereflerle dolu olan Osmanlı Ordusunun yiğit zabitleri. kendi kendini bu ordu komutanlığından. bir Osmanlı Ordusu Paşası'dır. hepsi budur. Altmışlı yılların başıdır. bu nedenle mada dalın çok görüyoruz. yer yerinden oynadı. gelin hep beraber. kaldı ki cumaları Harem-i Şerifte eda ediyordu. ölüme mahkum Osmanlı İmparatorluğu. gururlu. bu görkemli özgürlük ve yükseliş çağında duyduk. Paşa'nın. kendi tabiriyle. 222 kahramanlıklar.

Padişah'a bir telgraf çekilmesini ve "Medine'de muvakkat bir hükümet kurulduğu maruz'dur" denmesini önermiştir. resmi tarih yerine teklif ve naklettiğimiz masalımız açısından önemli telakki ediyorum. Medine Geçici Hükümeti'ni münasip buldular. Trakya'da ve Kars'ta varlar. yapardı. işsiz güçsüz bir büyükelçi olarak Kabil'de geçirmişti. ol tarihte münevveran arasında çoğ idiler. tahrik mi etti. cevabından anlıyoruz. orada herhalde "Köy Aslanı" olmuştur. o halde. müstefid oluyoruz. "muvakkat hükümet" kurmak. Mustafa Kemal Paşa'ya çıkıyor. hayli çoktur. Bolşevik Şurası. Ruslar. ne yapılabilir ki. böylece Çöl Kaplanı'nı. "sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdıran kahraman" deyip methediyor ve sonra. Liman von Sanders Pasa pijamasıyla kaçtı. Medine'de ınnhanp Naci Kasıl Kıcıman da "Medine Müdafaası" telif etmiş. çöküş halinde. idarede. Almanya üzerinden Moskova'ya ve Ankara'ya ulaşıyor. Mustafa Kemal. "arz ederiz" manasmdadır. bu temayülü güçlendirmişti. pıtrak misali ürediler. Amasya Yaranı. yüksek komutanların altında savaşmak için yanmaktadır. Kars'taki açıkça mülti-nasyon idi. ne yapamayacağını ve ne yapabileceğini bilenlerdendir. Ali Fuad. Fahrettin Paşa Hazretleri'ni. Demek ki. Kaşif. bir gece yarısı çağırtmış. Refet ve Rauf. Kaşif Kıcıman'ın ise bir ihtilalci olduğunu anlıyoruz. bunlar da daha sonra Malta'da toplandılar. sanki koşuyor. Demek ki Paşa. başkalarını da biliyoruz. "yapamam Kaşif diyordu ve Kaşif ısrar ediyordu. bu çıkıyor. artık harp için kahramanlara ihtiyaç kalmamıştır. Nuri Paşa Dağıstan'da dahi denedi. Zenginleştiriyor.Ne demek. Kabil'e gönderiyorlar. Kaşif diyorlardı. Kadro sıkıntısı var. Karabekir. Elenler ve bahusus Türkler bulundular. aydın vasfı idi. Malta'dan tahliye olunca. Şam telsizi 'elveda' diyor. her halde bir kadroya bir de duruma bakılıyor. sefir-i kebir olarak. Türkler "sovyet" yerine "şura" dediler. Paşa Hazretleri bu soru ile uykusuzdu. Paşa Hazretleri. "Filistin Cephesi bozuldu. "o vakit yapardım. Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa ise. bu sözler de Kaşife ait ve Paşa'nın pek dürüst olduğunu. tabii genç subay olsaydı. ne yapacağız Kaşif. daha sonra vali. liderliğinde Anadolu'da kurulan muvakkat hükümet'in ilk olmadığım tekrar tespit ediyoruz. çekirge sürüsü kadar olmamakla birlikte. Kandemir'in yazdığına göre. 1922-1926 yıllarını. Münevverandan Naci Kaşif dahi. 223 .

Almanlar'ın muhalefeti var. Demek Çöl Kaplanı'nın tercüme-i halinde çekirge salatasından gayri bir de köy yerinde çatıl yapmak da var. hatırat bırakmadı. Command. Kafkas-İslam Orduları Komutanı Nuri Paşa idi. polisiye ve roman yazarı. bu nedenle "derlemiştir" dememiz daha isabetlidir. Hoş. Komutan. evinin çatısını kendisinin yaptığını görenlere dahi rast gelmiştim. genel vali ve daha sonra tarihçi Buchan. "thereupon the Turkish hatırlatmak gereğini duyuyorum. Kabil'de. Azeri kampına kaydırıyorlar. Romanları dışında John Buchan'm bir de. Azeriler'e "tatar" diyorlar. David Fromkin. Paşa'nın.O zaman da Kabil bir köydür. yeni kaynaktır ve ilm-i tarihte yeni kaynak bulmak da mühim olmalıdır. hep 224 . ne kadar kullanıldı. bu tayin için. "bu suretle anavatandan uzaklaştırılan bu şöhretli kahraman" izahatını yapıyor. Batılılar. barajın Kafkasya'da kurulamayacağı fikrine. BAKÜ'NÜN ZAPTI Kullanılmayan kaynak. Baltık ve Kafkasya devletleri tarihi yazdığını görüyoruz. ihmal edildiğini tahmin ediyorum. Burada bir yerde. began to move troops along the railway to the Tatar canip at Elisavetpol" ifadesini okuyoruz. in spite of German opposition. Buchan'in ikna ettiği kanaatindedir. aslında bazı bölümlerini başkasına yazdırmış. Görüyoruz. Başka yerde baraj aramaya başladılar. Not ediyorum. münasip ve isabetlidir. Teoremimiz bir kez daha doğrulanmaktadır. Kaşif Kıcıman. Enver'in kardeşidir ve arkasında Halil Paşa vardı. Başbakan Lloyd George'u. Enver'in amcası olduğunu artık biliyoruz. Büyük Britanya İmparatorluğu'nun Orta Doğu'ya yerleşme politikasını kuran Lloyd George'un yakın çevresindendi. Fahrettin Paşa. bunlar Osmanlı Paşaları'dırlar ve Darvvin'in türlerinden çıkıyorlar. bildiğimiz kadarıyla. Türk Komutanlık birliklerini. İstihbaratçı. ancak ben bazı hatıratı kıraat ederken. 1923 yılındadır. bir memba itibariyle.

daha çok Ermeni ve Türkler de. 1938 yılında Hatay ayrı bir yerde. John Buchan'm Kafkas tarihinin bu bölümünün. Nuri Paşa komutasında ki Türko-Tatar ordusunun." Güzel. For the first time the wild dreams of the Young Türk idealists seemed capable of attainment. o tarihte Amerikan petrolünün tümüne sakın petrol çıkarılıyordu ve yerli halk. Baku'yu aldılar. anlatım. Jön Türkler'in. Kıbrıs'ın bir parçası. Almanlar'ın oyuncağı oldukları iddiasının kaba bir karalama olduğunu görüyoruz. Tatar demek istiyorum. geçince bu politikayı tersine çevirdiler. ikinci oldu. The capture of Baku was a remarkable triumph for the Turks. Bu tarihte. kibarca vulgarizasyon veya "vulgar tarih" de diyebilirim. Halil ve Nuri.. W. Sovyetler'in girişini önleme motifine bağlayabiliyoruz. 17 Eylül'de. tercüme ettirilerek. Baku'nun zaptı. numbering about 13. Bir nokta var. yine Basra'dan olmak istediler ve Amerikan işgaline ortak oldular.Bu tarih kitabında. şehirde kaos vardı. Türkler. İngilizler. Enver her noktada Liman Paşa ile çatışıyordu ve Halil ile Nuri Paşalar. was concentrated there. Türkler. established themselves in the town. yayınlanmıştır. telsizleri kestiler ve köprüleri yıktılar. ezcümle böyle hülasa ediyorum.E. 225 Pashas.000 men. Almanlar'ın kendileriyle beraber Baku'ye girişini önlemek için. Baku'yu. bunu. bir yıl sonra. 1918 yılındayız. sözünü ettiğim tarih.Nuri and Khalil Türkler için çok parlak bir zaferdi ve Genç Türk idealistleri büyük rüyalarının gerçekleşebilir olduğunu ilk kez görüyorlardı. Yakup Şevki Paşa'nın Şark Ordusu. Kafkasya savaşları tarihi üstadı idi. under Nuri Pasha. kısmi sükunet sağlandı ve bundan sonra. Alınanlar almak istiyorlardı. bu ilk idi ve Hatay'ı tadat etmiyorum. "Türk-Kafkas Harpler Tarihi" çok mühim olmakla Genelkurmay tarafından. . Küçük bir nottan. kemalistlere. girenin kaldığını biliyorlar ve biz de Truman'ın teslim olmuş Japonlar'ın üzerine atom bombası atmasını. ready to march on Baku. 2003 yılında. by the end of June a combined Turko-Tatar army. çok önceden bildiler. Anadolu Türkleri'ni kast ediyorum. aldılar.Allen. şunları ilave ediyor: ". 1918 yılında. vermek istemiyorlardı. Ailen tarafından yazılmış olduğunu öğreniyoruz. Bakü'yü zaptetmek üzere hazır olduğu kaydedilerek devam ediyordu. uzun yüz yıllardan sonra.D. 1916 yılında Kut'ta kuşatılan İngilizler. Bolşevikler. accompanied by the Mussavetist leaders. Gerçekten de resmi tarihte üzerine gece indirilecek kadar önemlidir. 1974 yılında. Kazım Karabekir Paşa'yı kastediyorum.

Azarbaycan Hükümeti'ni kurdular. Baku'nun zaptından sonra Musavatçılar. sonra kaybettiler. zahvativ vlast. fazla uzun sürmedi. Türkler'in ellerinden alacak hiçbir kuvvetin yer yüzünde bulunmadığını" beyanla kuvvetlerini geri çektiğini okuyoruz. tırnak içinde. Müsavat Partisi taraftarlarını anlatıyor. ancak yenildiler. yeni hükümetin ne de İngilizlerin Baku'yu savunması imkansızdı. hi novoe 'pravitel'stvo'. artık Azerbeycan'ın Türkiye'nin bir eyaleti olduğunu ileri sürüyordu. Bolşevikler'e karşı milliciburjuva idiler. A. v svoi ruki. menşevikler'in daşnaklar ile birleşerek iktidarı alıp. eseri. daha çok kemalist kuvvetlerin desteğiyle Azebaycan bolşevize edildiğinde. Nuri Paşa. Artık Baku'nun savunulamayacağı ibaresi. ni angliçane ne bılo sposobnı obronyat'sya. ırkçı değiller. 226 . bu analizde bir mantık olmalıdır. İngiliz Komutanı Dunsterville'in. Öyle veya böyle. Sovyet tarihçileri. kuşkusuz. Sovyet kaynaklarda da var. Kafkasya savaş alanında ikili bir politika izledik¬lerini yazıyorlar. bu konulan da içine alan monografisinde. Dersaadet.Burada. Çünkü. menşeviki i daş-naki. Bir de. Bakü'de ve petrolünde gözleri var. son çözümlemede. faktiçeski Azerbaycan prevratilsya v provintsiyu Turtsii. Mezopotamya'da fazla birlik tutamazlar. priglasili angliçan v Baku. İngilizler için Mezopotamya ve Türkler için de Kafkasya öncelikli idi. musavatist liderlerin bir kısmı yakalanıp idam edildiler. 1920 yılındaydı. bazı kaynaklarda ileri sürüldüğü üzere. o tarihte bunu politik bulmadı.N. Ankara'daki Cumhuriyet Halk Fırkası'na benzetebiliriz. 1918 yılının başında. İngilizler'i Bakü'ye davet ettiklerini kaydediyor. Rusçası ile Ermeni Şaumyan'ın öncülüğünde Sovyet Cumhuriyeti kurmuşlardı. ama Heyfets. bizden bakıldığında. demektedir. Heyfets. daha önce de naklettim. Bakü. Sovyet yazarlarına göre sadece Bolşevikler vardı. "Bakü'yü. Ön-Kafkasya demek istiyorum. Ancak eğer Türkler Kafkasya'da geniş bir cephe açarlarsa. aslında Türkiye ile birleşmek istiyorlardı. Bakü’ye yürümek üzere iken. eserler'in. Bütün bu analizlerde adı geçen "musavatistler" sözcüğü. ne.

ve hatıratında Halil. vermiyordu. Nuri'yi de. Altıncı Ordu'da Ali İhsan Paşa. bundan sonra Halil. Bizim masalımızda ise maksimalist oldukları anlatılmaktadır. Hepsi bu kadar. "İstanbul'da toplanmaya başlayan İttihatçılar. Mütareke'den hemen sonra. Halil Paşa. Von Kreş. Halil'in düştüğü notlar arasında. diğer yandan. Kasım 1918 tarihinde. Halil'in hatıratının bu kısmına itimat edecek olursak. İstedikleri oldu. Baku'nun zaptına Almanları sokmamak için çok kurnazca davranmışlar. yeğeni Enver Paşa için. Üçüncü Ordu'da Komutan Esat Paşa. Nuri Batum'da ve Halil İstanbul'da yakalandılar. En güçlüsü Yakup Şevki Paşa'nın dokuzuncu ordusuydu. Kazım Paşa. telgraf sistemini işlemez hale getiriyorlar ve demir yolları köprülerini atıyorlar. Ön Kafkasya'yı Türkiye'ye bağlamak isteyen Nuri ve Halil Paşalar'a. Enver'in küçüğü Nuri Paşa var. Bir defa. yani İttihatçılar daha silahları bırakmamak kararındaydık" diyor ki. o sırada Türkiye'de bulunan bazı askeri zevatın yazdıklarına da bakıyoruz. "bekleyin. 227 . Enver'in. "o bir liderdi ve ölünceye kadar da lider kalmasını bilmişti" teşhisini de yapıyordu. verdiği bilgilere göre 1918 yılında Şark'ta kuvvetler. Halil. Hükümet düşerken de kardeşi Nuriye bir telgrafla. Yakup Şevki Paşa'nın koltuğuna oturduktan sonra yavaş yavaş bu maksimalist çizgiyi zıddına döndürmeye başladı. Masalımızda iki küçük episod var ki nakletmeden edemiyorum. şuna karar vermiştik ki daha savaş bitmemiştir". Dokuzuncu Ordu'da Yakup Şevki Paşa komutandılar. "Von Kres'in birliklerinin de Baku'nun zaptına katılmaları ihtimali ortadan kalkıyordu" notunu düşmektedir. Dağıstan'da muvakkat hükümet kurduğu ve Sovyetlerle çatıştığı için şiddetle tenkid ediyordu. Kafkas-İslam Orduları kuruluyor ve başında. Mal-ta'ya sürülmeyi beklerken kaçtılar. Amca-yeğen. geliyorum" telgraflarını gönderince. yeni bir mücadele ve kurtuluş savaşının doğal lideri olarak görülüyor. Yakııp Şevki çok inatçı çıktı. Gelibolu'daki Esat Paşa ve Vehip Paşa’nın büyüğü. malumatını sağlıyor. "biz.Halil'in "Bitmeyen Savaş" serlevhalı hatıratı ile analizler arasında önemli bir mübayenet bulamıyoruz. hatıratında bir de. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri de bu kanaatte olabilirler. bu yoldan dönmelerini istedi. "Reval'e karşı devleti kurtarmak için dövüştük" dediği var. Halil. azarlayan telgraflar göndererek. "Şarki Kafkas Hükümeti" kurulmasını emrediyordu. Halil'in terekesinde bu telgrafları bulabiliyoruz.

meseleye direkt olarak giriyor. düşündüğün gibi hayatta serbest kalmaklığın daha muvafık olacaktır" karar ve emrini tebliğ ediyor. benim başlayacağım hareketteki muvaffakiyet ihtimali. Mustafa Kemal Paşa. "temin ederim ki senin haberin olmadan hiçbir harekete geçmeyeceğim" teminatı aldıktan sonra. liderlik iddiasını bırakan Halil'e şimdi. Artık sadece masallarda varlar. Halil Paşa'nın cevabı müphem. "Kut al Amara" Kahramam'nın sonu. Görüşmeleri fazla değil. Halil Paşa. Halil. "Halil Paşa. İstanbul'a Kemal Paşa Hazretleri'nin izni ile girebildiğini iddia etmektedir. İngilizler'i çok rahatsız edeceğini söylüyor. mücadeleye İttihatçı rengi verilmesinin. acıklıdır. Kafkasya telkin ediliyordu. Bagirov. bu yönde kıt işaretlerden birisidir ve memnuniyet vermektedir. ancak tatmin edici dozdadır. "bak Halil. Kemal Paşa Hazretleri'nin bir mücadeleyi çok önceden ve liderliği her zaman düşünmüş oldukları ihtimalini kabul etmeye mecburuz. İkinci episod mu. senin başlayacağın bir hareketten daha ümitlidir" diyor. Halil'in anıları. "orduda bir vazifeye mi tayin edeceksiniz. "Bakü Kahramanı" Nuri Paşa'ya gelince. "musavatist hükümet. yoksa serbest kalmaklığımı mı istiyorsunuz". hakkında malumatımız hayli nakıs'tır. Sivas'ta. Çankaya Köşkü'ne kabul etmesinden çıkarıyorum. Kemal Paşa. ilk görüşmelerinde.Halil Paşa'ya yüksek değer biçtiği anlaşılıyor. Detayına girmiyorum. tek-kahraman devrinde tüm kahramanlar ay tutulması yaşadılar. Halil ile hususi bir münasebeti olduğunu. Amma. 1918 Eylül'ünde Bakü'yü ele geçiren Türk istilacılarının desteğinden yararlanarak Sovyet yönetiminin Bakü'deki tüm sosyalist reformlarını ortadan kaldırdı. henüz ortada bulunmayan Enver Paşa meydana çıkarsa işi nasıl idare edersin" sualini de tevcih ediyor. ilk görüşme mühimdir. buluşuyorlar. bazı notlar çıkarabiliyoruz. iki gün müddet istiyorlar ve bir yaver ile Halil'i Köşk'e çağırıp. yine de ve bu arada. Enver'in küçüğü. Halil Paşa'nın. Önce Halil Paşa unutulmuş ve sonra "Kut al Amara Bayramı" silinmiştir. "şayet. Paşa Hazretleri. Kemal Paşa'nın liderliğini kabul ettiğini anlıyoruz. işte budur. 228 . Bulgaristan'da komünizmin kurucularından Bagirov'un yazdıklarından. bunu soruyor. Halil Paşa'ya. çok önceden bir liderlik pazarlığı okuyoruz. toprak hareketleri sırasında toprak ağalarından toplanan bütün toprakları onlara geri verdi" demekte ve "Jöntürk işgalcilerin" de soyguna katıldığını eklemektedir. fakat Halil'in yazdıklarına güvenecek olursak.

"40'ların Cadı Kazanı" nam çalışması. her halde. Nuri Paşa olabilir. ciddi görüşmelerin yapıldığını gösterebiliyor. turanistlere kızgınlıkla yaklaşırken. 229 . Mumcu. İran Azerbeycanı'na ve oradan Türkiye'ye geçtiğini tahmin edebiliyoruz. Tezler'in münderecatını yeniden ele almak babında bahusus değerli olmakla beraber son derecede minimalist bir felsefeyi de yansıtmaktadır. Alman arşivleri. ama. Sovyetleri. Nuri Paşa artık silah fabrikatörü Nuri Kıllıgil'dir. Varlık Vergisi. Bu sayede. sadece Varlık Vergisi literatüründe tarh edilen vergiyi yüksek bularak tenzilat isteyen bir tüccardan Nuri Kıllıgil var. Nuri Paşa'yı yenerek kaçmaya mecbur Daha sonra mı. İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken Nuri Paşa'yı. bu nedenle encamını bilemiyorum. bir silah taciri ve fabrikatörü olarak buluyor ve görüyoruz. İç Asya'dan destabilize edebilmek için Nuri Paşa'nın ekspertizinden yararlanmak peşinde idiler. sonuçsuz kalsa da. "ayaklanmaya. minimalist Kazım Paşa'nın işaretlerini dinlemeyerek mücadelelerine devam ettiklerini ve Karabağ'da ayaklanma düzenlediklerini öğreniyoruz. Nuri Paşa önderlik ediyordu" diyordu. çıkamıyorum. o halde derin bir sessizliği seçmiş olmalıdır. Nuri Paşa'yı da ihmal etmemektedir ve bu vesileyle bizi aydınlatmış olmaktadır. Bolşevikler.Ancak Bagirov'un anlatımından. Uğur Mumcu. Nuri Paşa Komutanlığı'ndaki Jön Türk kuvvetlerin. Bagirov. Mumcu'nun. Enver Paşa'nın kardeşi. itiraz istidası üzerine. 1926 yılı maslubları listesinde adı geçmemektedir. Azerbaycan'daki Türk işgal ordularının eski komutanı ve 1919ettiler. başka bir yolu. 1920 Bolşevik Devrimi'nden sonra da. yoktu. yanlış çıkmama izin vermemektedir. "Baku Kahramanı" Nuri Paşa mı. Almanlar ise. 1920 yıllarında Kuzey Kafkas-va'daki serüvenleriyle tanınan. yanlış çıkmayı hep ve çok istiyorum. kendisini tümden unutturmak istediği anlaşılıyor. Tüccardan Nuri Kıllıgil. Ama ne yazık. mühim mikyasta tenzil edilenler meyanındadır. yaşamayı seçerek. sevgiyle anıyorum.

hükümet seviyesinde tartışıldığını da çıkarıyoruz.Uğur Mumcu'nun. "Kafkasya'yı işgal ederseniz. herhalde o da var. Bir nokta daha var. Enver Paşa'nın küçük kardeşi Nuri Paşa. deneyimli diplomat Tevfik Rüştü Aras da bu görüşe katılıyordu" malumatını eklemektedir. Gelibolu Zaferi'ni. "buna rağmen bir Arap Ülkeleri Birliği kurulmasına çalışılmalıdır" demektedir. yakında bir salonda balodaydı. Almanlar'ın sahiplendiklerini hem bilmiyorlar ve hem de yazmıyorlardı. Nuri Paşa'nın. maksimalizmin reddi sırasında öğrenmiş oluyoruz. incarne minimalizm olduğudur. Gelibolu'yu. Mumcu. Ulucanlar'da asılırken. Şüphesiz. Benim ekleyeceğim ise. bir yürüyen-minimalist olarak görebiliyoruz. "Atatürk'ün Dışişleri Bakanı. Bedirhan soyuna da bağlanıyordu. kaldığı yerden devama hazır olduğundan kuşku duymuyoruz. bir insan yerine. Bunu. böylece. Dışişleri'nde Müsteşar Menemencioğlu'na. İbrani asıllı olup Musul hediye edilirken Atatürk'ün Dışişleri Bakanı idi ve daha önce de "Mübadele" Komisyonu azası olduğunu biliyoruz. Araplar'ın devlet kurma kabiliyetinin zayıf olduğu kanaatindedir. dış işleri. minimalist tarihçi ve gazetecilerimiz için pek de sürprizlidir. Aras'ın. Nuri Paşa. "turanizm" görüp aşağılasa da. Eden. işte bu Tevfik Rüştü Bey. Zorlu. yazılanlardan. bunu tehdit telakki etmek daha münasiptir. doğrudur. çünkü. bütün dünyadan soyutlanırsınız" tavsiyesinde bulunmuştu. İlaveten. 1961 yılında asıldı. hala Almanlar'a muğber idi ve "yüz binlerce Türk'e mezar olan Gelibolu zaferini. daha sonra dışişleri bakam olan Fatin Rüştü Zorlu ile evlendirdi. O tarihte artık dışişleri bakam değildi. Alman kaynaklarından çıkardığı bilgilere göre. amma. lehte yaklaşımı var. ama. Almanya ile Nuri Paşa arasında müzakare edilmiştir. Nuri'nin. "zafer" saydığımızda Almanlar ve bir "kahramanlık" gördüğümüzde de Avustralyalılar "bizim" deyu haykırıyorlar. "Atatürk'ün Dışişleri Bakanı" sıfatım adından daha çok kullandılar. Doktor Nazım ile iki kız kardeşi eş seçtiler. zafer'in bize bırakılmadığını. Doğrusu. bu planın. 230 . Londra'nın fikrini alma ihtiyacını duyuyordu. Nazım. Almanlar'ın kendilerine mal etmelerini 'link ler'in hiç de hoş karşılamayacağını" dile getirmişti. kendisini politika alanında yetkinleştirdiği şeklinde anlayabiliriz. o kadar öyle ki. kızını. Uğur Mumcu ise bunlara. Kafkasya'nın zaptı. Öyleyse. Almanlar'ın yüzüne karşı bu tenkid. Bunu.

ol tarihte.SEKİZİNCİ BÖLÜM İNÖNÜ Bir nazariye var. mason ve/veya Yahudiler. İzmir'i. devamlı besleniyorlardı. Türkler bitmiş. bir yanıyla. diyordu ve yazgılarına razıydılar. Musul'un Fransa'ya pay edilmesine rağmen vazgeçilerek İngiltere'ye tahsis edilmesi ve İtalyanlar'ın Antalya'ya çıkmalarından hemen sonra önlerini kesmek üzere İzmir'in zaptı. 231 . Bir umulmadık yararı oldu. Kut esiri ve daha sonra İstanbul'da işgal yöneticisi Harold Armstrong. müttefikleri İngilizler'i demek istiyorum. hatırlıyoruz. Güney'de ve Güneydoğu'da daha önce başlamıştı. Türkler'i cezalandırmak için değil. hiç acı duymadan bekliyorlardı. ölesiye yorgundular. Emanuel Carosu ve diğer mason Yahudiler de. iktidarda güçlüdürler. planları ve muhtemel gelişmeleri. dead-tired and without bitterness waiting their fate. Picot-Sykes Mutabakatı'nda. buna katılıyorum. anında Ankara'ya ihbar ettiler. İzmir işgal edilmeseydi mücadele başlamazdı. Bir başka iddia var. Çok acele ve hazırlıksız olarak işgal ettiklerini not etmiştim. İtalyan mason Yahudiler ile hep temas halindeydiler. Ermeniler ile başlayan. acı duysalar da kaderlerine esir düşmüşler. İtalyanlar'ın eline geçmesini önlemek üzere. sabotaja başladılar. Roma'da. Gerçek payı var. the Turks were worn-out. bir iç savaş idi. Fakat bir nokta var ki. gözlem kabiliyeti dikkat çekiyor. hem Fransızlar'ı ve hem de İtalyanlar'ı rahatsız etti. Kut'tan İstanbul'a kadar tutsak yürüyüşü yaptığı için gözlem yapma imkanlarını bulmuştu. buna pek katılmıyorum. işgal ettirdiler. bu da kesin'dir. ama aharllıftı da kesindir. münevveranın kısnı-ı a/aınisi. Fransızlar ve İtalyanlar.

Mevhibe'nin rahatsızlığını söyleyerek döndü. Duadan başka elimizden bir şey gelmez. kaderine razı insanlann umursamazlığı içinde. 'korkuyorum ki seni bir şeye karıştıracaklar' demiştin. yüreğini kanatıyor. kıvılcım çakmak istediği muhakkaktır. bunlara baktığımızda. bir vesile ile Rauf un da.İsmet Bey'in. okurken dilhun oluyoruz. Kazım Bey'e yazdığı mektup yürekleri^ mizi dağlıyor. İsmet Bey. Bir yeri şöyleydi: "sen Erzurum'a giderken. belki de eşsizdi. ajandasına düştüğü günlük kısa notlarla tamamen teyid edilmese de. Dilhun oluyoruz. İsmet de sıradan bir iş olarak söz ediyor. satrancın yerini almış görünüyor. Hiç. Askeri propagandayı bildiğini anlıyoruz. münevveran bütün tariflerini yitirmişti. 1919 yazında. ancak cumhuriyeti kuran seçkinlerin ruh halini temsil ettiğini sanıyorum. sonradan cumhurbaşkanı olamayanlar da var. "bilardo oynadık" türü ifadelere çok rastlıyoruz. O zaman da "Hamidiye Kahramanı" idi. İstanbul'da iken akşamları "kıraathane" ziyaretleri de yapıyor. Ankara'ya geçince. Daha sonra. hükümetin kanaatine rağmen. kendilerine güvenmiyorlardı. dışarı çıkmadım ve hiçbir şeye karışmadım. doğru görünüyor. hiç katılmıyorum. Ankara'ya iki kez gelenlerdendir. hiçbir kimse ve hiç bir şeyle halet-i ruhiyesi bu idi. "satranç oynadık". Teşkilat-ı Mahsusa kadroları ise ayrıdır. uzağa bakamıyorlardı. ajandasının sayfalarına notlar almış. görüşmeleri az değil. bir talimat yazmışlar ve arkasından bir daha yazmıslar. Fakat muhitim karıştı. Halbuki Samsun'a çıkıyordu. "bugün dairede Mustafa Kemal Paşa ile görüştük” var. İsmet Bey'in olacakları sezebildiğini gösteren hiçbir işarete sahip değiliz. her felaketi minimize ve sonra da asimile ediyordu." İsmet Bey'in mektubunun bu kısmı. pek de temsili olmayan bir münevver ile karşılaşıyoruz. Ben karışmadım da ne oldu. Şu kısmı ise insanı dilhun ediyor. Evimdeyim. 232 alakadar olmaksızın ahvali böyle teessürle görüyoruz. İsmet Bey. esas itibariyle. Rauf kendisini yakalatmak istiyordu. "Yorgun Savaşçı" mı. 3 Mayıs 1919 tarihli notunda. selametten. İstanbul'a döndüğünü biliyoruz. ufukları dardı. İstanbul'un işgal edildiğine inanacaklarını düşünüyordu. Daha sonraki yıllarda kahraman ve cumhurbaşkanı oldu. "akşam tenis" notları. selahiyet ve finansmanı hep abartırdı. “Müfettişliği takarrür etmiş”. ve böylece iktibas ediyorum: "İşte biz evimizdeyiz. 1919 yılı başından beri. Kemal Paşa." Bu sırada Harbiye Nezareti Müsteşarı İsmet Bey'in ol tarihte . çoklar. bana. yakalanırsa.

Bir yerde "Mevhibe, ağladı, ağladı" notu da var, yanında, "dedikodu" izahatını buluyoruz. Bir başka sayfada, "oğlum olmuş" haberini görüyoruz, sevinmiş, "ne güzel oğlum" işareti izliyor. Bu "Erdal" değil, Krdal'dan önceki, "İzzet", onamastique analiz, bana, isimlerin Mevhibe Hanım tarafından konduğu izlenimi veriyor, probalistik'tir. Ama nasıl da bulmuş, Erdal'dan önce "erdal" adı bilmiyorum, İsmet Bey'in marifeti olabileceğine ihtimal vermiyorum, demek ki "erdal" adı, Erdal İnönü ile birlikte ithal edilmiştir, masal ya, ithal edildiğini yazıyorum. Daha sonra, "İzzet zayi olmuş" haberini okuyarak üzülüyoruz, bebek İzzet'in öldüğünü anlıyoruz. Daha sonra, 12 Mayıs'tayız, "İzzet Paşa çağırmış", Ahmet İzzet Paşa olabilir, birlikte yemek yemişler; 12 Mayıs'tan 26 Mayıs'a kadar hiçbir not düşülmüyor, bugünün en önemli haberi, "bugün İngilizce hocasına mektup yazdım" oluyordu, derslere ara veriyor. İlginç bir müsteşar ile karşı karşıyayız, o sıkışıklıkta, öğretmen tutarak İngilizce ders alıyor. Cumhurbaşkanı iken, Çankaya Köşkü'nde ayrı ayrı fizik ve kimya laboratuarları kurup değerli öğretmenler ile ders yaptığını biliyoruz. Günlük notlarında var. Bunlar var da, bu günlük notlarda, ne İzmir'in işgali ve ne de Mustafa Kemal Bey'in Bandırma Vapuru'na binip Samsun'a azimet etmesi var, teşci etmediğini de çıkarıyoruz, "Oğul" Abdürrahim, el sallayanları bize haber vermişti, yoklar. O halde Kemal Bey'in yeni görevinin de heyecan yaratmadığını istidlal ediyoruz. Tutuklanmadan kıl payı kurtulduğu rivayetine ise inanmak zordur; Jaesckle de, Paşa Hazretleri'nin Vahdettin nezdinde, persona gratisisma, "makbul şahıs" olduğu için, İngilizler bakımından da makbul olduğunu kayıtla, tutuklanma hikayesini ciddiye almamaktadır. Bu misyon, Amasya'dan sonra heyecan verici olmuştur, öyleyse böylece Paşa Hazretleri'nin yıldızının parlamaya başladığı yeri, böylece tespit ediyoruz.

233

Tarihsiz, ancak Mayıs ayının sonunda, toplu bir not okuyoruz. "Mayıs, karanlık günler. İzmir'i Yunanlılar işgal etti. Tevessü ediyorlar. İzmihlal-i kati'dei bahsolunuyor. İstanbul'dan bizi çıkarıyorlarmış. Mukavemet yok. İmkan yok. Hükümette o fikir de yok. Mitingler. Siyah Osmanlı bayrakları." Kesin-bitiş'den söz ediyorlar, "izmihlal-i kati" bu anlamdadır. İzmir'e çıkan Elenler, yayılıyorlar; hiçbir mukavemet yoktur. Kazım Karabekir, infial duyuyordu, Harbiye Vekaleti Müsteşarı İsmet, dılhun olmaktadır, yüreği kan ağlamaktadır, onur kurtarıcı bir tek mukavemetin olmadığı kesindir, görgü tanıklarının hepsi bu yönde ifade veriyorlar; işte bu ahvalde, yıllar sonra, sabetayist Hasan Tahsin'in kurşun sıktığı yollu rivayetleri tam hikaye sayıyoruz. Artık üzerinde dahi durmuyorum. Bir de 22 Haziran notu var ki içi sır doludur; Mustafa Kemal Paşa, bu sırada, Samsun'dan Güney'e iniyordu. Havza-Amasya güzega-hı'ndadır. "Miralay Ömer Lütfi Bey geldi. Havadisleri M. Kemal Paşa beklemiyor imiş. Bandırma tarafinda toplanıyorlarmış. Yunanlılar Bergama'ya tekrar ve cebren girmişler. Hükümet bu işlere muarız imiş. Sonra Kazım Paşa geldi. M. Kemal Paşa vazifesine devam ediyor imiş. Garip vaziyet. İsyan mı edecek." Kim bilir, ol tarihte İsmet Paşa düşünmemektedir. 1920 yılı başında ise, İngilizlerin, İstanbul'u resmen işgali "iyi" olmuştur. Çok tahrik edici olduğunu ifade etmek istiyorum. Armstrong'a ve son defa dönüyorum, işe, Büyük Britanya Sefareti'nde, askeri ataşe yardımcısı olarak işe başladığını söylüyor, my life became full of politics, politikanın içine gömülmüştü; dolayısyla yazdıklarının çoğunun, dışişleri bakanlığın açık-kapalı bilgileri olduğunu kabul etmek durumundayız. Armstrong, the Greeks were from the beginning bad position, Elenler'in, başından itibaren kötü bir durumda olduklarını yazıyor; sahile çıkar çıkmaz, müttefikler tarafindan terk edildiklerini iddia ediyor. Hem mühimmat verilmemiş ve hem de kısa bir zaman sonra, tahliye etmeleri için ısrar başlamış; buna mukabil, Atina, bir zafer peşindedir. 234

Küçük Han ileri sürüldü ve sonra terk edildi. Yunaniler, İzmir'de çıkarıldılar. Sonra arkalarını doldurmadılar. Eskişehir'e doğru giderlerken, Armstrong'un diliyle, in this they received no support from Allies, müttefik desteğinden mahrumdular. They were advised not to persist, ısrar etmemeleri de söylendi, kısmen dinlemediler.

MASAL İÇİNDE MASAL
Ayşe Cebesoy, Ali Fuad Cebesoy'un yeğenidir, yakın bir zamanda, Cemal Kalyoncu'ya verdiği mülakatta şunlan da söylemişti: "30 Ağustos programım dinledim. Bir profesör konuştu. Hicap duydum. 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi'ni anlatırken İsmet Pa-şa'nın I. Ve II. İnönü Savaşları'na değindi. Ve onlan büyük zafer olarak nitelendirdi. Halbuki askeri olarak, ben bunu amcamdan ve harp tarihinden biliyorum, bunlar savaş değil. Yunanlıların yaptığı keşif taarruzlarıdır, bizim gücümüzü ölçmek için." Ayşe Cebesoy hayli sahih konuşuyor; Genelkurmay tarafindan yazdırılan harp tarihleri de bu merkezdedir; acizleri, Tezler'de, bunun bir masal olduğunu gösterebildiği için burada kalıyorum. Hem sonra, eğer Eskişehir yakınında çifte zafer varsa, Sakarya'da nasıl zafer oluyor; Ankara'ya altmış kilometre mesafede, Polatlı'da durduruldular. Demek ki, İnönü'de durdurulmadılar. Çünkü. İnönü'de durdurulmuş olsalar, Polatlı'ya gelemezlerdi, o günleri Ankara'da yaşayanlar, top seslerinin duyulduğunu haber veriyorlar. Merkezi, Konya'ya nakletmek isteyenler de var. Acizleri çok evvel bunlan çıkarmıştı ve de "İnönü Zaferi" olmadığını iddia etmekle çok hakarete uğramıştı. Yirmili yıllarda yazmış ecnebi müşahitler de, İnönü Ovası'nda önemli bir çatışmadan habersiz görünüyorlar. Genelkurmay Tarihi dahi Türk karakolları çekilirken bir çobanın, Yunaniler'in gerisin-geriye gittiklerini haber verdiğini kaydetmektedir. Keşif yapıyorlardı, savaşta keşifler, trafik kazası keşiflerine benzemiyorlar, acizlerinin bilfiil tecrübesi var, çatışma da olabilmektedir, ölü ve yaralı mümkündür; ama savaş ve "zafer" başkadır, artık biliyoruz. 235

İsmet Paşa Hazretleri mi, ne demiş ki, bir üslubu vardı ye müziği seviyordu; bu nedenle vurgularla anlatıyordu. 1954 yılında, kendisine tebrik için gelenlere söyledikleri işte şudur: "Birinci İnönü Muharebesi, yeni teşekkül etmeğe çalışan Milli Mücadele'nin aleyhine, Büyük Millet Meclisi içindeki bazı siyasetçilerin harekete geçmesine karşıdır." Demek ki bu "Zafer", Ankara'daki muhaliflere karşı alınmıştı; bundan daha açık söylenebileceğini sanmıyorum. İkincisi için ise, "milletimizin, İstiklal Harbi güçlüklerine karşı kendine güveni o kadar artmıştı ki" diyordu ve "siyasi tesiri çok daha feyizlidir" yollu ekliyordu. Askeri verimi ve ehemmiyeti yoktur, anlamındadır. İnönü'yü geçip Polatlı'ya geldiler. İnönü'de değil Sakarya'da durduruldular.

HAİNLER VE KAHRAMANLAR
Cemal Kutay'ın yazdıklarına fazla güvenmemeyi öğrendim. Şüphesiz bunda, Osmanlı'da ilk büyük Kürt-isyancı Bedirhan'ın ahfadından gelmesinin ve/veya kızlarının Yahudilerle evlenmesinin hiç rolü yok, çok abartılı yazıyor ve elindeki belgeleri fazla zorluyor, itimatsızlığım buradan kaynaklanıyor. Resmi tarihçiler arasındadır. İşte bu nedenle, Kutay'ın yayınladığı Çerkez Ethem anılarından iktibas ediyorum. Ethem, "beni ihanetle itham edenlere soruyorum" diyordu ve ekliyor: "Ben, ne zaman, hangi tarihte

ve mevkide, esasen müdafaa ettiğim cepheden bir adım dönmüşümdür de bir tek kurşun attırmışımdır? Bir tek kardeş kam döktürmüşümdür?" Güzel, ben de soruyorum, peki ne
denecekti, "kahramandı, tasfiye ettik" mi diyeceklerdi; kahramanlar ortadan kaldırılınca "hain" çağırmak esastır.

Ethem, kurtuluşçulara bir taş bile atmadı ve en yakınlarını, mücadeleye devam etmeye özendirdi, bunlardan Parti Pehlivan'ın mücadelesi menkıbevi idi. Tasfiyesi, sınıfi ve siyasi ihtiyaç oldu; kurşun sıkmamak için bir yol kalmıştı, Elen tarafına geçti. Hepsi bu kadar.

236

İhtiyaç keşfin anasıdır. Anadolu İhtilali, o kadar solu kaldıramıyordu. Ethem ile Suphi, aynı ayda tasfiye edildiler. Ancak o zaman, halk ve mücadeleye girenler, Çerkez'in başarılarına ve Suphi'nin sağlayabileceği desteğe ümit bağlarken, Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşalar'a, henüz güvenmiyordu, Her ikisi de o tarihte kendilerini kanıtlamış komutanlar değillerdi; Sakarya Savaşı'nın eşiğinde dahi Meclis'in çoğunluğu Kemal Paşa'ya ve üstelik komutanlık maharetine güvensizlik ifade ediyordu, muhalefetin membaında bu var. Öyleyse, bunlar ortadan kaldırılırken yerlerine kahraman koymak zorundayız. Acizleri'nin İnönü Zaferi'nin negasyonu, başlangıçta ampirik değil, teorik idi, hep "önce teori" deyişimin dayanaklarından birisi de buradadır. Yokluğunu varsayarak arşiv peşine düşmüştüm, sonra anladım ki, arşive hiç gerek yok, hepsi ortadadır. Karanlık perdenin arkasındalar. Obscurantist perdeler var ve kaldırınca görünmez mürekkeple yazılanları da görebiliyoruz. Görebildiklerimizden birisi de, Falih Rıfkı'nın, "fakat kendi varmak istediğine ulaşmaktan başka bir şey düşünmeyen, dostluklarının, yakınlıklarının, sözde sırdaşlıklarının üstünde bilhassa 'kendi kendine vefalı' bir lider olduğu söz götürmez" notu olmalıdır; Percy Loraine'in maruf telgrafı veya H.C. Arms-trong'un, daha çok bilinen, "Grey Wolf kitabında yazdıklarının daha acımasız olduğunu söyleyemeyiz. Atay, Kemal Paşa Hazretleri'ni, sadece "kendi kendine vefalı" tasvir ediyor ve İsmet Paşa'yı da buraya koyabiliyoruz. Kendisi olabilmiştir, demek istiyorum. Çok zaman korkutmuştur ve belki de İsmet Paşa, hep kendisini disipline etmeye çalışmıştır, peygamber rolünü de bu kadar istekle kabul etmesini, buna, bağlıyabiliyorum. Hiç kimseye yapmadılar, yoktan, "İnönü Zaferi" tacı giydirdiler. Lozan Tacı'nı, ne kadar taçtır, kendilerine ayırdılar. Şeyh Sait İsyanı'nı bastırmaya davet aldılar ve İstiklal Mahkemeleri'nde hem mahkum eden ve hem de kurtarıcı oldular. İktidar topladılar. __________
obskürantizm : Fr. obscurantisme a. Egemen güçlerin kendi hoş görmediği kavramlara, kişilere, topluluklara ilişkin toplumun bilgi erişimini sistematik olarak kısıtlama çabası. [TDK. Güncel Türkçe Sözlük]

237

VARLIK VERGİSİ HEDİYESİ
Birkenau ölüm kampı ile Aşkale çalışma kampı arasında bir tercih mi, bunu düşünmek bile zordur. Peki, düşünmek mi, mantıklı akıl yürütmek değilse nedir ve mantık ise resmi tarihte yok ve ancak, gizli tarihte var. Gizli tarih mi, masal mı, eğer masalsa ve bir evde, 1942 sonu ile 1943 başında, İstanbul'da ve Teşvikiye'de, postacı kapıyı her çalışta, ya ölüm kampı ya çalışma kampı haberi ile yürekler hop kalkıyordu; şimdi masal anlatıyorum, daha çok mantık oynamaktadır. Ve sadece bir masalda, iki kampı yan yana ve birbirine alternatif olarak düşünebiliyorum. En imkansız birliktelikleri ancak masallarda kurabiliyoruz. Var olan aklın dışına çıkıyoruz ve ne yazık, tıpkı ütopya, yine o akıl ile bağlıyız. Bu nedenle fazla ileri gidemiyoruz. Uzayda, gemisinden çıkmış ve yine de gemisine bağlı bir astronot düşlüyorum, her zaman halatı kopmuş astronotları tercih ediyorum. Evin kızı, Dayı'sına, üzerinde "unknown" yazılı zarfı uzatırken, şunları söylüyordu: "Bu

DOKUZUNCU BÖLÜM

Mektup, Selanik'ten dönüyor, zarfın üzerinde Alman işgal gücünün damgası var. Demek toplama kampına götürmüşler, bundan artık kuşku duyamıyoruz. Ölüm kampına götürülenler bundan böyle, unknown’durlar, artık bilinmiyorlar ve istatistik oldular.

sabah postacı kapımızı çalınca felaket haberi getirdiğini hissetmiştim. Zaten bu son yıllar peş peşe gelmedi mi felaketler? Savaş, Varlık Vergisi...Bak dayı, işte postacının getirdiği!"

238

Moses Cohen'in sorusunu duyuyoruz, "topladılar mı, hepsini mi", yavaş yavaş hepsini topluyorlar. Uzakta, ölüm kamplanna gönderiyorlar; yeğeni, "hepsini, hepsini" diyordu, hepsi hepsi Selanik'te idiler ve zarfı iade edilen dahil hepsi artık bir kamptalar. Selanik'ten göç etmiş olanlar kurtuldular mı, bir kısmı daha önce buraya gelmişti, Selanik elden çıkınca ve mübadelede geldiler; peki burada da toplarlar mı, u/amrlar mı, tedbir almak gerekiyor. Buraya kadar gelebilirler, sınırda lar, amma, Aşkale uzaktadır. Öyle ya, "başka ne yapılabilirdi ki" ve belki de araya "hatırı sayılır birkaç dost" girdi ve "Munis Tekinalp Aşkale'ye gönderilmedi", bundan da malumattar olduk. İngilizce adıyla Moses Cohen'in, başka iki ismi var, bunlar, "Moşe" ya da Moiz Kohen ile Munis Tekinalp'tırlar. Yakınları, kız kardeşi ölüm kampına sevk edildiler ve Tekinalp ise Aşkale kampını atlattı. Peki ol tarihte hangisi tedbirlilik ya da talih idi, Aşkale'ye gitmek mi gitmemek mi; sonrası ayrı, işte mesele budur. Yalnız bir mesele daha var, neden Aşkale; eğer iş taş kırmak ve yol yapmak ise, yapılacak yol ve kırılacak taş mı kalmadı, Aşkale çok uzaktadır; üstelik, Aşkale'ye gidenlerin hiç birisinin taş kırıp yol yapmadığını biliyoruz. Evlerde veya otellerde kaldılar, evlerinden uzaktılar, sıkıntı çektiler, ama güven içindeydiler. Her halde taş kırmak bahane, Aşkale Şark hududunda ve Garb hududundan çok uzakta, muhtemelen ve bu sebebe binaen seçildi. Tabii mantıken naklediyorum, nihayet masal dünyasındayız, mantıklı olmak şartıyla istediğimiz muhakemeyi yürütüyoruz. Bir ihtimal daha var, tazyik altında tutarak inatları kırmak; bu ise devlet'i mafya tasvir eylemektir. Masal ya, şimdilik reddediyorum. Ama bir mesele daha çıkarabiliyorum, ol tarihte yevmiye iki lira, yevm-i sabat çalışmadıklarına göre, yılda üç yüz günden, altı yüz lira ediyor ve en az yüz bin lira vergi teklif edilmişse, bu yolla vergilerini ödeyebilmeleri için, her birisinin, yüz altmış yıldan fazla çalışması gerekiyor, hesap budur. Bu ise saçmadır; dolayısıyla, başka mantık bulmak durumundayız. Belki de satışa zorlamak için "tazyik operasyonu” idi, işkence diyebilirim; masallarda “kırk katır mı kırk satır mı” diyorlar.

239

Öyle mi, "varlık vergisi faciası" mı, bizim masalımızda ise bir tedbir ve bir hediye'dir. Kimden kime hediye, işte şimdi bunun peşindeyim ve bu nedenle, varlık vergisi üzerine, dün ve bugün yazılanların hepsi ni unutmayı öneriyorum. Şüphesiz içlerinde yararlı malumat var, ancak aynı miktarda tahrifat ile verilmişler; atıyoruz. Finansman yanı var, her savaş, kıtlıklara ve yüksek karlara yol açıyor, biliyoruz, savaş sırasında çok kolaylıkla ve çok yüksek karlar sağlayanlar olduğu gerçektir; savaşın finansmanına bunlann katılması ise, çok adil ve yerindedir. Varlık Vergisi, işte budur ve prensip düze¬yinde, çok haklı bir vergi'dir; gerekçedeki sözcükle "ihtikar" yapanlar, vurgunculuk, vardı ve bunlardan vergi alınacaktı, bu kadar basittir. Sayılan az olan sanayiciler, tekstilde ve kimyada mevcutlar ve ithalatçılar ihtikar yapabiliyorlardı, döviz çok kıt ve mantıklıdır, bunlardan vergi almak icap ediyordu; bunların önemli kısmı, ecnebi ve gayri müslim oldukları cihetle de vergi yükü bunlara bindiriliyordu. Mesele bu kadar açık ve adildir, başkasını düşünemiyoruz. Maliye disiplinine göre, servet vergisi'dir; servetler tahmin ediliyor ve vergi alınıyordu, bu da net ve adildir. Hangi oranda; işte bu sorunun cevabını bulamıyoruz, ayrıca oran hesabında da pek ihtiyaç görülmüyor, çünkü serveti tahmin etmenin kayıtlara ve objektiviteye dayanan bir yolu yok ki, çok iptidai bir vergi olduğunu çıkarabiliyoruz. Bir tür götürü usulü diyebiliriz; Kurtuluş'taki Çerkez Ethem vergisine benzemektedir. Bir farkla ki, bunda, o zaman mevcut en yüksek ve bilgili maliyeciler çalıştılar, içlerinden, daha sonra pek çoğu bakan oldular veya daha yüksek yerlere geldiler; Cahit Kayra'nın ve Memduh Aytür'ün adlarını verebiliyorum. Daha sonra her ikisini de tanıdım, Memduh Bey ile birlikte çalıştım; müsteşar iken de memur maaşı ile yaşıyordu ve Cahit Kayra bakan ve ben gazeteci iken çok yakın olduk, Cahit Bey'e de şahitlik yapıyorum. Çalmadılar ve çırpmadılar; takdir ettiler. Savaşın finansmanının en adil yolu servet vergisidir, "facia" değil, servet vergisi idi, burada da bir şüphe taşımıyoruz. Kamplar, verginin mantığında bulunmuyor, eklenmiş görüyoruz.

240

Şöyle de söyleyebiliriz, bir tedbire ihtiyaç duydular ve servet vergisini kullandılar. Kampın ilkini Moda'da kurdular; Moda'ya yakın Kuzguncuk, dün de bugün de Türkiye Yahudileri'nin toplandıkları yerdi, Kuzguncuk'u çok seviyorlar, Moda ise sabetayistlerimizin tercihi oldu. Çok sıkıntı çekmemiş olmalarını temenni ediyorum ve bir bölüğü buradan Aşkale'ye sevk edildiler. Güzel de, sorularımız bitmiyor, vurguncular pek çoklar, amma, 1942 sonu ve 1943 başında bitmedi ki ve savaş da devam ediyordu, harp sürdükçe ihtikar da büyüyordu, neden tekrar almadılar ve 1944 veya 1945 yılında neden tekrar koymadılar, mühim sorudur. Mühim soru ise, daha mühimi, neden 1942 sonunda çıkardılar; işte bu sorudan sakınamıyoruz. Yukarıda, tırnak içinde olan, Tekinalp hikayesini, Liz Behmoaras'ın Moiz Kohen biyografisinden iktibas ettim. Buradan, yine İbrani asıllı tarihçi Mark Mazower'in, "to Marwa" diyerek, biz olsak, "Merve'ye" veya "Merva'ya" derdik, Yahudi adıdır, ithaf ettiği "Salonica" telifine geçiyorum, yirmi ikinci chapter "genocide" başlığını taşımakla bizi çok enterese etmektedir. Bu bölüm, "on April 1941, German troops attacked Greece from the North and three days later, they entered Salonica" cümlesiyle başlıyor. Acizleri de işte bu zamandan itibaren, Almanlar'ın Selanik'e girişleriyle birlikte, Ankara'nın bir tedbir arayışına girdiğini postüle ediyorum. Selanik ve İstanbul arasında, mükemmel bir senkronizasyon çıkarabiliyorum. Önce işler iyi gidiyor, ancak, Sovyetler Birliği'ne taarruz ile birlikte gestapo'nun harekete geçtiğini, Siyonist derneklerin basıldığını ve Miyaolis ve Mizrahi caddelerindeki Yahudi evlerinin boşaltıldığını görüyoruz; Doktor Mazower, Christian-owned houses were not touched diyor ki bizde alışık olduğumuzun tersi, 6/7 Eylül kıyımında Yahudilerimize dokunmamıştık. Sekiz Temmuz 1942 tarihinde, Selanik'te, 18-45 yaş arası bütün Yahudiler'in kayıt edileceği ilan edilmişti, kuyruğa soktular; 'Whoever belonged to the Jewish race is considered a jew", Yahudi ırkından olanların hepsi Yahudi sayılıyordu, dine bakılmamaktadır. Demek, kaldıysa ve bulunabilirse, dönme ya da sabetayistler de Yahudi telakki ediliyorlardı, Alınanların malumat toplayarak geldiklerini görebiliyoruz. 241

Öte yandan bu tarihten itibaren, Türkiye'de, "varlık vergisi" üzerine komisyon çalışmalarının hızlandığını, bir malumat olarak, not edebiliyorum. Dokuz Kasım 1942 tarihinde ise, Atina gazeteleri, Hitler'in, "international Jewry will disappear from Europe" demecini yayınladılar, enternasyonal Yahudiliğin, Avrupa'da, kökünün kazınacağı ilanını haber yaptılar. Bundan üç gün sonra, 12 Kasım 1942 tarihindeki Ankara'da, Yüce Meclis, Varlık Vergisi yasasını kabul etti, çıktı ve resmi gazetede yayınlandı. Tam bir senkronizasyon buluyoruz; iki yanlı tedbir, tehdit'e karşı hem yaranma ve hem de koruma görüyoruz. Müthiş bir adım, demek, zorundayım. İcraatı, İstanbul defterdarı yapıyordu, Faik Ökte, 12 Eylül 1942 tarihinde bu vazifeye tayin edildi; daha sonra "Varlık Vergisi Faciası" kitabını yazmıştı, tek kaynak kaldı ve burada, önce "defterdarlığı kabul etmemekte ısrar ettim" dedikten sonra, kendisi için, "vergiyi İstanbul'da yürütecek bir kurban" seçtiklerini söylüyordu. Doğru, Selanik'teki adımlara denk düşen bir tempo ile, ol yaz, İstanbul'da da hazırlıklar, büyük ölçüde, tamamlanmıştı, Ökte de, kurbanların kurbanı oluyordu, tesadüf saymıyorum. Neden mi, güvendiğim Yahudi otoriteleri, Türkiye Yahudilerini tadat ederken Faik Ökte'yi de zikrediyorlar; bu listede sabetayistler yer almamaktadır. Demek ki Varlık Vergisi'ni icra eden, bir Kripto-Yahu-di idi; Ökte, şimdi pek sevilen söyleyişle, "facia" senaryosunda, ceo'dur, chief executive, demek istiyorum. Komisyon başkanı ise İstanbul Valisi Lütfi Kırdar'dır; defterdar'ın, doğrudan "defter" ile bir ilgisi yoktur, Farisi'de "defter", daire, devlet dairesi, anlamındadır ve dolayısıyla, defterdar Ökte'yi, tabi-i mali meselede, en yüksek devlet dairesinin başı olarak anlıyoruz. Kırdar'a gelince, "malumatdar" veya "hissedar" sözcüklerini de biliyoruz, "malumatlı" veya "hisseli" anlamındadır. "Kırdar" da "kır-lı" veya "kırca" ile özdeş veya çok yakın manadadır, "kırcı" da anlayabiliriz ve "kırcan" harika'dır. 242

böylece. Kaldı ki. Seynur'a. bu sonuç bir masal yazıcısı ve anlatıcı olarak. yüksek değer biçiyoruz. Siderman'ın da bir sabetayist olduğuna. kutsal bir isim misli. bir sonuca ulaştık." Burada adı geçenlerden. Varlık Vergisi "Faciası" manzumesinde. Siderman. [TDK. Selim Osman Seynur'un mektep arkadaşı ve yakın dostu idi. Burada vurgu. Maliye Bakanlığı müsteşarına gelince. Öyleyse. Demek ki "diyene". Ökte'nin "Varlık Vergisi Faciası" nam eserinden şu aktarmayı yapmam münasiptir: "Siderman. Seynur'un vergisi üzerinde tetkikat yapılması için Ağralı'yı çok zorladı ve nihayet ona istediğini yaptırdı. Lütfi Kırdar'ın da İbrani asıllı olma ihtimali çok yüksektir. Uzatmadan. Cyrus. Geliştirdiğimiz disiplin çerçevesinde. zf. birincisi kabul ve ikincisi tarif idi. cyrus ki ilk bölümü "kır" telaffuz edebiliyoruz. Tabii. taşınmaktadır. 300 bin liralık varlık vergisi tarh edilmişti. Doğramacı'nın ana-dili mikyasında İbrani konuştuğu da artık cümlenin malumudur. Maliye Vekaleti müsteşarı Zeki Siderman'dırlar. buradan devam ediyoruz. "M". alelıtlak __________ Ar. sürgünlerine son verdi ve Ben-i İsrael tarafından. Ağralı. Ben. Erbil'den İhsan Doğramacı ile akraba olmakla. bu sözde "facia" ile. (ale'lıtlak) esk. Yahudilerimiz. çok karlı çıkmışlardır. hükmedebiliyoruz. "cyrus" karşılığıdır. Genel olarak. M Grubu üzerinde bu yolun açılmaması lazım geldiğini defaatla Ağralı'ya söyledim. başkalarını bilemem. zamanın Maliye Bakanı Fuad Ağralı ve Zeki Siderman da. muslim olmakla. peki "kır". sabetayistlerimiz için ayrıca bir cetvel olmadığını da görmüş oluyoruz. artık.Güzel. Türk diyoruz ve bu nedenle "Ne Mutlu Türküm Diyene" vecizesini her yere asıyoruz. sanki tevratik. dönmelerimiz alelıtlak "Müslüman" ve "Türk" sayıldılar. Demek ki. Biz "Türk'üm diyene" . beni şaşırtıyor ve çok heyecan veriyor. Bu kadar ile iktifa eyliyorum. büyük ihtimalle. Güncel Türkçe Sözlük] 243 . Yahudilerimiz'e ve sabetayistlerimize her hangi bir zarar gelmesi imkansızdır. Türklük'ten çok "demek" fiilindedir. Alman tehdidi karşısında en uzak noktaya nakledilmişler ve sabetayistlerimiz de. Son senelerde büyük servetler iktisap ettiği mülahazasıyla. Asuri esaretlerini kırarak. Siderman'a karşı cephe aldım. büyük servetler iktisap etmiş olan Selim Osman Seynur'u da aynı kategoriye koyabiliriz. Yahudiler için nerde ise kutsal bir İran İmparatoru idi.

müslim ve "g". Profesör Lewis. Lewis'in. Varlık Vergisi tatbikatında dönmelerin bahusus mağdur oldukları ve artık "sabetayist" tabir ediyoruz. M Grubu'nun iki misli olacaktı. bunu yapan. Zamana ihtiyacım var. ilerde Lewis'in tüm falsifikasyonlarım bir arada incelememiz münasiptir. hepsi burada kalmaktadır. Bu falsifikasyon. Ökte'nin kitabını üstünkörü okumasından kaynaklanmış olabilir. gayri rimüslim olmak üzere iki kategori üzerinden icra edildi. ayrıca bu öneri. Bunun işine geldiğinden de şüphe edemeyiz. "fevkalade" cetveline alındığı söyleniyor. Merkez'in şifahi emriyle. Külliyen kazip olduğunu ve aslının olmadığını tekrarlamamız yerindedir. maruf falsifikatör ve siyonist Bernard Lewis olup. Bunların vergisi. The Emergence of Modern Turkey nam eserinde. buna göre vergi verdiler mi. pek çok yerde ve bu arada. Dönmeler için bir D Grubu ihdas edilmiştir. Tarihin mühim falsifıkasyonlarmdan birisi ile daha karşılaşıyoruz.VARLIK VERGİSİ VE ONAMASTIQUE DİSİPLİN Devam etmeden önce bir tashih elzem görünüyor. bu ifadeyi 244 . uygulamanın bu yönde olduğunu yazmıştır. "The Tragedy of the Turkish Capital Tax" adıyla İngilizce baskısına eklenen giriş yazısında da tekrarlanmaktadır. "dönme" mükellefler için ayrı bir cetvel yapılması ve bunda da sabetayistlerin. Bunun neticesi olarak bir kısım D'ler adi cetvellerden alınarak fevkalade sınıfına itha olundu." Öyle görünüyor. Ancak ya sonradan vazgeçildi ya da uygulayıcılar uygulamadılar. hiçbir işarete sahip değiliz. Kaldı ki burada dahi. Teşhis edilmişler ve "fevkalade” vurguncu tarif edilmişlerdir. kabul de edilmişti. Kırdar dahil icracıların bir Ankara seyahatiyle ilgili olarak Ökte'nin yazdığı şudur: "Bu seyahatte. Bir kelime ile sinir manzumemizden Hitler'in isterik raşalar geçmeye başladı. zamanını bekliyorum. gerçekten de. müslümanlara göre iki misli vergi ödemeleri teklif edilmişti. "dönme paid about twice as much as Muslims" demekle bu tahrifatı. ayrı bir cetvel ile yüksek vergi ödedikleri iddia ediliyor ki külliyen kazip'tir. Doğrusu şudur. Ökte'nin kitabının. vergi "m". Falsifikatör Profesör Lewis. sabetayistler için ayrı bir cetvel düzenlendiği iddia edilmiyor ve sadece bir kısım sabetayistlerin. verginin hazırlık çalışmalarında. ciddiye almış ve kitabın bütününe bakmaksızın. tahakkuk tablosu da bunu teyid etmektedir. Ökte'ye bakacak olursak.

eski tabir ile "dönme" telakki edilmemiştir. Peki falsifikasyon ile cehalet ve tembellik arasında bir bağ var mı. "müslim" seviyesine indirildiğini ve ecnebileri teşhis için isimlerin analizinden yararlanıldığını ve müslüman görünen bazı kimselerin isimlerine bakılarak gayri müslim sayıldığını öğreniyoruz."verginin en affedilmez tarafı" başlığıyla şunları yazmaktadır: "Alakalı fasılda tebarüz ettirdiğim gibi. "olmamıştır" diyebiliyoruz. Selim Osman Seynur nam vurguncu-mükellef dahi. yedinci madde ile. her mükellef için vergi miktarını. vergiyi tarh üzere. Bunun dışında hem Faik Ökte'nin kitabında ve hem de falsifıkasyonu sürdüren.Öte yandan "fevkalade" sınıfı. Ökte. mülki amirlerin riyasetindeki bu komisyonlar. 245 . dönme olarak vergi ödediklerini gösteren bir endekse rastlamıyoruz. "komisyonlar" kurmakla. Varlık Vergisi'nin en affedilmeyen tarafı. müslimler için de var. Bu da çok önemli bir ifşaattır. Aklar'ın "Varlık Vergisi ve Türkleştirme Politikaları" adlı çalışmasında da yer alan tabloda.bunlarla mukayyet olmaksızın edinecekleri kanaate göre takdir ve tespit ederler" demektedir. O kadar öyle ki. ınahza adres ve kayıt noksanlığından dolayı ecnebileri teşhis edemediğimizi. mücerret isimleri dolayısıyla ecnebilerin G olarak teklif edildiğini yukarıda açıklamıştım. demek ki. ne yapacakları ile ilgili bazı teknik uyanlarda bulunduktan sonra. Hükümet'ten gelen baskı ile yabancıların vergileri dahi en düşük. tahakkuk için verilen 15 günlük zamanın bu işi başarmaya yetmediğini." Ne anlıyoruz. takdire dayanan bir vergidir ve burada oran ve hatta. dönmelerin. kriptolardan oluşan bir bürokratik heyet. diğerlerine işaret etme imkanım var. varlık vergisi. bir. hüsn-ü niyet eksikliği kesindir ve diğerleri tamamlayıcı cüz durumundadırlar. ". müslim ve gayri müslim.. ecnebi ve "dönme" klasifikasyonunun hiçbir önemi yoktur.'Demek ki. sabetayist. önsözünde Lewis'in tavsiyelerinden yararlandığını söylüyor. ecnebi vergileri üzerinde bize cebren yaptırılan tadillerdir. Hükümetin ecnebileri M Grubu gibi teklif etmemizi emrettiğini. Varlık Vergisi Kanunu'nun altıncı maddesi. sabetayistlerimizi bilmemekte veya bilmemezlikten Delmektedir. A. İncelememişler ki.

isim-bilim'in. Hem Ökte'nin gösterdiği kadar vergi ödemediklerini ve hem de bu facia'dan çok karlı çıktıklarını bilebiliyoruz. üst sınırdadır. falsifikasyon kesindir ve buradayız. insanların ad ve soyadı koyarken bağlı oldukları ve çok zaman dışına çıkamadıkları kuralların varlığı ilkesi. bilim de var. Jön Türkler arasında "dönme" olarak sadece Mehmet Cavit vardı ve Cumhuriyet döneminde ise Ahmet Emin Yalman ve Bezmenler ile yetiniyorduk. Varlık Vergisi'ne borçludurlar. Defterdar Ökte. buradaki "teklif” kelimesi mükellefiyet yükleme ve vergi belirleme anlamındadır. Nitekim Ökte de. "ilkel akümülasyon" idi. Masal mı. Devam etmeden iki küçük açıklığa ihtiyacını var. judaik ve türkik tarih yazımına bakarsanız. Buradan. Bezmen'lerin vergisi ile ilgili olarak yapmış olduğu işretler güvenimizi sarsmaktadır.mülk. Birincisi. Masalımızda da hep zorunluluk ve kaçınılmazlıklar nümayiş yaptılar. kuralların peşinde koşmak. Zorunluluk ve kural varsa. yenilenlerin ve çıkartılanların arazi. İki. fabrika ve altınlarına el koydular. temelidir. onamastique de diyoruz. Varlık Vergisi'ni icra eden heyet sabetayist idi. öncesi de var. bir yerde. İki ara sonucu yazıyorum. bu işten çok kazançlı çıktılar ve bu ikinci. anlamındadır. "fevk-al had". Capital'da "Primitive Accumulation" diyordu. "dönme" olarak sadece Bezmen'lerden söz ediyor ve "D grubundan oldukları için Bezmen'lerin vergisi bir milyonu aştı" diyordu. "tatbikatta aldığımız garip soyadları M lerle G lerin ayırt edilmesini fevk-al had güçleştirdi" diyordu. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluşudur. asıl zenginliklerini.Bilinen yok mu. tasnifleri yaparken isim-bilim telkinlerine dayandıklarını anlıyoruz. Marx. İkincisi. hem bilmiyoruz ve hem de öyle bir cetvelden yoksunuz. Defterdar Ökte'nin yazdıklarına ne kadar güvenebiliriz. Demek ki. 246 .

"nur" adı da. A. Ökte. bunu anlıyoruz. sak-ar. Son sütun itiraz ile değiştirilen ve adları yazılı mükelleflerin ödedikleri miktarlardır. ilk sütun komisyonun teklif ettiği.İsim Osman Şakar K. Acizlerinin gayreti. Bu da şudur. Demek ki onamastique. 247 . Yanında "Allah" olsa da. Özellikle. adların dışında. çoklukla. İngilizce çeviride "şakar" doğallıkla "sakar" olmaktadır. direkt sabetayist biliyorlar ve "piran" soyadı bana fazla önemli gelmiyor. komisyon bu mükelleflerin ad ve soyadlarına bakarak bunların "muslim" olmadıklarına ve "gayrimüslim" olduklarına karar vermiştir. nac-ar. bastığı cümle alem malumdur. kripto olabilirler. gizli din taşıyorlar ve içlerinde kolları var. acizlerinden çok evvel var idi ve devlet de yararlanıyordu. Detayı bırakırsak. -man'lı soyadları. -ar'lı ve ay-man. bindirdiği vergi miktarıdır. işte burada. heyetin. Her halde Zülfü'ye. "nurullah". Nacar Çakır Ayman Nurullah Dıraz Zülfü Piran Vergisi 120 000 2 000 1 500 4 500 60 000 30 000 20 000 15 000 Muaddel Vergi 10 000 100 0 1 000 5 000 4 000 0 7 000 Bu tabloyu. acizlerinin de. Kripto-Yahudi ve bahusus sabetayist olduğunu not ettim. Arslan A. netlikle bilmemelerini kabul ediyorum. varlık vergisi komisyonu. 1967 yılından sonralara denk geliyor. başka söyleyişle. karalanması. "tenzillerin bir kısmı M lerin G ad edilip o suretle teklif edilmelerine istinat eder" demektedir. Başka çareleri yok. "zülfü" adına parmağını basıyorlar. "Öz" veya "öz" ile "kara" ve her halde "lev" ile bağ kurarak "arslan" soyadında da tereddüt göstermiyorlar. "Gayrimüslim" kim olabilir. gizli Hıristiyan veya Yahudi düşünülebilir ve şüphesiz o zamanki tabirle "dönme" ve şimdi sabetayist telakki edilmeleri mümkündür. disipline etmekten ibarettir. Karahan Mirza Özgencik M. bu nedenle isim işaretlerine dayanıyorlar. dikkatlerinden kaçmıyor. bu isimdeki mükellefleri "sabetayist" yazmış. Ökte'den ve olduğu türden iktibas ediyorum.Ş.

"B'nai B'rith". müderrise faraziye alışkanlığı sindirmektedir. ortakların güçlü olduklarını farz edersek. Karay İbranisi olma ihtimali çok yüksektir ve biz de N. amma. Malum geminin mülkleri. amma ödemiştir. Pazarlık var. hiç acımadılar. 50 bin liradan yarıya indirtebiliyor. ilke planında. ihtikar ayrı. Yahudilerimizin az da olsa vergi ödediklerini biliyoruz. 90 binden 25 bine. Yunus Nadi'nin bir milyon liralık vergisinin silindiğini haber veriyor. Nuri Kıllıgil 50 binden 26 bine. olsa olsa hediye'dir. Kurtulmak mı. varlık vergisinin son derece ucuzladığını görüyoruz. para geliri yordu. göz dikebilenleri. yemin üzerine yemin ettiler. fabrika ve mülklerinin sabetayistlere geçtiğini istidlal etmiş oluyoruz. yemin heyeti de sabetayist olabilir.Dönme tadat eylediler. Kamhi. bu topraklardan Hıristiyanları çıkarma harbinde önemli bir silah olduğundan kuşku duyamayız. 248 . Mehmet Ali Kunt. Hayli kuvvatlı bir faraziye çıkarmış oluyoruz. Kamhi'yi zikrettim. ancak aracılar vasıtasıyla ve pazarlıkla vergisini. tediyat yol ve metodlarını analiz edecek olursak. bu arada. bir kısmının vergisi siliniyor. bir itirazına rastlamıyoruz. acizleri iktisatçı idiler ve iktisat tedris etmek. Ermeni ve Elen zenginleri ve içlerinden vurguncular. 40 binden 8 bine düşüyorlar. Ökte. acizleri de sabetayist olduğunu şahadet ediyorum. ortakları tarafından göz dikilenlere. öyleyse. yayıncı olarak biliyorduk. ucuz ucuz. Yahudiler'e gelince. bu meseleyi analiz etmiş haldeyiz ve şimdi ödeme safhasına geldik. azaldılar. çok az ödemişti. Göz dikilenlerin. Halil Lütfü Dördüncü. böylece. Devamla. Yahudiler'den mallarına ve mülklerine. çok ödediler. gayrimüslim telakki ediliyor. ucuzluk var. bir bölüğü mülklerini satmak zorunda kaldılar. B'NAI B'RITH VE HAKKO İLE HAS Peki ödemeler olmadı mı. O kadar öyle ki. bunlar da komisyonun huzuruna çıkıp. han ve fabrikaları gitti ve sadece güçlü ortakları değil. indirimler ise. böylece sabetayist olmaktan kurtuldular. "facia" bunun neresinde. sabetayistlere aktarılıyor. Bir. Ahit’in Oğullarından söz etmek durumundayız. sanki "batan gemi nin mallan". Kara Osman'ın vergisinin kaldırıldığını ekliyoruz. İngilizce "Sons of Covenant" ve Türkçesiyle. sabetayist varsayabiliriz. Varlık Vergisi'nin de. tahsilat var ve bazı ödemeler yapıldığı kesindir.

"şehzade" ki yanlıştır ve "şahzade" isabetlidir. 249 . bu noktada. localar sistemi ile örgütleniyorlar. 1901 yılında. kardeşlik veya tarikat sayabiliriz. Varlık Vergisi'ni de bir sosyal deprem mütalaa ettiklerini anlayabiliyoruz. Farisi "çarpmak" fiilinin pasif participe'idir. Masonizmde "birader" lafzı mevcut idi. karşımıza çıkıyor. hem İngiltere'de ve hem de Amerika'da anti-semitizm yükseliyordu. "Kardeşler" de diyebiliriz. Dünyanın her tarafında varlar. "varlıkzede" mi "varlıkzade" mi demek gerektiğine karar veremiyorum. "zede". kuruldu. Yahudileri zor durumda bırakmamak için fonları hazır bulunduruyor. Depremzedelere yardım misali yetişiyor ve yetiştiriyorlar. çok nettir. Bney Brit. anti-defamation league'in kuruluşuna öncülük etti. şu "zede" ve "zade" sözcüklerine el atmadan duramıyorum. Ahit'in Oğulları'nın en önemli işlerinden birisi budur. Almanya güçleniyordu ve Kayzer Siyonist bir politika izliyordu. demektir. şahın ya da sultanın oğlu manasını veriyor. "karalama karşıtları birliği" de diyebiliriz. bney'i. bir de anti-semitizm'in yayıldığı zamanlarda dinler arası yakınlaşma ve diyalog programları geliştirdiğini görüyoruz. Bütün bu izahattan benim sorunum çıkıyor. dikkatini daha çok Erez İsrael'e çevirdi. 1913 yılındadır ve "adi" olarak tanıyoruz. Rusya'dan Filistin'e gelen Yahudi göçmenlerin sayısında niteliksel değişmeler olunca. oluyor.İngilizce yazılısı bırakırsak. Encyclopedia Judaica. İkincisi. Arabi "ehli" olarak da anlayabiliriz. Türkçe seslerle "Bney Brit" okuyabiliriz. Bütün bunlardan önce ve bunların ötesinde bir yardım kuruluşudur. amma ve lakin önceleyin. 1843 yılında kuruldu ve Sultan Hamid'in devr-i hükümranlığında Filistin'de de örgütlenmeye başladı. Birincisi. depreme çarpılmış. yayıldı ve ilgi alanının genişlediğini de biliyoruz. İkincisinde. "a" yüksek seslen-dirilmelidir. birlik veya frater-nilo. "oğlu" ya da "doğan" veya "ahfad". İsle bu zamanda. masonik teşkilatlanmayı andırıyorlar. "devla" ve talih var. brit'i. "çarpılmış" anlamını veriyor ki. "ahilik" benzeri bir yapı ile karşılaşıyoruz. Vitali Hakko'nun varlık vergisi ödeme usulüne gelmiş bulunuyorum. yine Farisi "doğmak" fiilinden olup ve yine past participe olmakla. "depremzede". ne yazık şapkaları attık.

Bilmediğimiz ise şudur. Vitali Hakko. şunları da düşüyor: "Ben. şapkacı Hacıbaba'ya uğruyor. çok ama çoğ idi. ki nefis bir kelime ve ek oyunu ile karşılaşıyoruz. : "Vital" Latin kökenli dillerde "hayat" ve -i de İbrani "benim" veya " m" olup. Vitali'yi beklemektedir. zenginler kazanç yerlerini bırakmıyorlar. Aşkale" demekten de geri kalamıyor. vitali anlamındadır. Hakko. buna bakıp. gerçek adını bilmediğini söylüyor. söyle ki. içlerine ortak almıyorlar ve reddediyor. "ey Anadolu sen nelere kadir değilsin ki. inandırıcı bulmuyorum. terk-i vatan eyleyecek. buradan ve böylece. içi gamlıdır ve dolaşıyor.". o karanlık savaş yıllarında. demek.. "varlık-zede" mi. konmak üzeredir. beni kandırmamaktadır.Hakko'nun hatıratı mevcud. Hacıbaba. şimdi de işte bunu araştırıyoruz! Devlet kuşu. her yerde Alman faşistleri var imiş. hep alternatif yerdir. Hacıbaba mı. siparişi alıyor. diyor. öyle anlıyoruz. böyle sorular masallarda var. Aşkale. vergi iddia edildiği kadar çok değilmiş. yoksa "varlık-zade" mi. Ne yazık. yoksa "Ahit'in Oğulları" mı. her ihtimali düşünmek zorundayım. fakat. Neden mi. Niyazi Şeker. Vitali Hakko. gerçi Amerika'da yoktular ve bu nedenle pek inandırıcı olamıyor. bu hikayeyi yazarken. Buradan Ankara'ya geçiyor. Yahudi ve sabetayistlerimizde bu tür oyunlar çok yaygındır. artık biliyoruz. sıkılmış. "hayatım". 12 Eylül Darbesi öncesinde de gidecek oldu. insanlığın ölmediğini gördüm. masal'dayım. bir küçük şartı var. bahtını Anadolu'da deniyor. Varlık Vergisi kapsamındadır. acaba Hakko'nun "insanlık" dediği. mutlak bir çare bulur." Güzel. zenginliği ve iktidarı bırakamadı. Hakko'nun mühim bir müşterisi olmakla para teklif ediyor ve güzel amma. fakat adını bilmiyor. amma yine de "ankara ankara güzel ankara". o Varlık Vergisi dramı sırasında. şeker gibi çare. bunu söylemiyor ve ben içinden geçtiğini çıkarıyorum. çünkü biliyoruz. eski müşterisi. bir locadan olabilir. ortak olmak da istemektedir. Eskişehir'e geliyor ki. bunu çıkarabiliyorum. 250 . Ne yapsın. "gidecek yer yoğ" misli inliyor ve "daha doğrusu bir tek yer var. "Hayatim Vakko". hatıratında teklif edilen miktarı vermiyor. "hayatım" ve "vitali" adlarının özdeş olduğunu okuyoruz. amma "nur yüzlüydü" diyor. gidecek yeri de yoğ imiş.

Hakko. Ahmet Emin Yalman'ın Beki Hanım misali gazeteci eşi de Rezzan idi. Sonra mı. İbrani dili ve onamastique uzmanlarına hediye ediyorum. acaba. öğrencileri kız idi. bizde. gizli tutmuş olabilir. Demek aynı anda hem Allah ve hem cebindeki zarf büyüktür. peşin parayla. zarfın içini bangonot ile doldurmuş ile doldurmuştur ve bu da Allah'ın büyüklüğüne alamet oluyor. "İstanbul Defterdar'ı. "Ali Baba” veya “Babacan” da olabilirdi. Demek tam zamanında Olgunlaşma Enstitüsü. birbirini öptükleri mutlaktır. birden ol zarfın da büyük olduğunu anlıyor. Belki canlanırlar. bu ad. "Ankara Yahudileri" kitabında çok önemli ipuçları buluyorum. Yahudi "simla". bu soruyu. Burada da Beki Bahar'a bakmak gereği duyuyorum. ancak bu sualin mürur-u zaman-zede olduğunu biliyorum. üzülme". bu soru var. “çıkarken. "rezzan" hem Yahudiler'de ve bahusus Türklerde yoktur. masasından kalkıp alnımdan öptü" diyor. 251 . cebime bir zarf koydu" ve "haydi şimdi. 120 parçalık fötr siparişi aldığımda buna daha çok inandım". Transformasyonlara misaller veriyor. Hakko'nun adını bilmediği Hacıbaba. Türk ve Arap isim sözlüklerinde bulamıyorum. doğru Faik Ökte'nin karşısına çıkıyor. Tekrar metne baktığımda. kızlara mı giydirecek. peki. peşin parayla. "Varlık Vergisi Faciası" işte budur. Daha çok sabetayistler taşıyorlar. bir ima mı. sanıyorum. İbrani adı "Raz" ile ilgili olabilir. Bir cebinden alıyor ve öbür cebine aldığından fazlasını koyuyor. Hakko'nun inandığı insanlık'tır. çok yararlanıyorum. ekliyor. hikaye budur. Devamı mı? "Hele az sonra uğradığım Olgunlaşma Enstitüsü'nden . dizleribe döverek “duydum” diyor ve "Allah büyüktür. yine Yahudiler arasında "semahat" olabiliyor.Hacıbaba. Hakko'nun insanlığa binip İstanbul'a uçtuğunu okuyorum. Olgunlaşma Enstitüsü bu kadar fötrü "ne yapacak". acizlerinin Yahudi isimlerine merakından sonra yazmışlar. Rezzan Özsarfati ise kızı olmalıdır. eski bir gazeteci olan Beki Hanım'ın çocukları arasında "zeki" veya "deniz" adları ve "berk" soyadını da görüyoruz. "Razzan" normal bir türetme yolu görünüyor. "Esra" olmasa da "Esrar" veya "Sırlar" diyebilir miyiz. Güzel bu hikaye ve ben. Hakko'dan 120 şapka alıyor. Vitali de varlık-zadeler arasındadır. Rezzan veya Razan'a. hem eşeği kaybettiriyor ve hem de bulduruyor. "masal içinde masal" da diyorum. göreceksin Allah büyüktür" yine ekliyor. zarfı okşayınca. Anafartalar'a çıkıp ve elini cebine sokup. demek bu düzen. git.

istasyona gidip onları görmek. fakat. Ahmet Emin Yalman ise. ölümden sonra yaşama inananlar. Ahmet Emin Bey'i hep iyimser birisi olaak hatırlıyoruz. daha sonra Aşkale'yi gördüğü için şu notu bize bırakıyor: "Sonradan Aşkale'ye iki defa yolum düştü. Yalman'ın da Aşkale'ye gönderilenler arasında olduğu çok yazılıp çiziliyor. Varlık Vergisi'ne çok kızanların başındadır. Karaborsada hile ve sahtekarlık yoluyla elde edilen böyle haksız varlıkların üzerine yürümek." Bunlara. Ahit Oğulları'nın locaları elliden fazla devlette varlar. Beki'nin bundan önceki cümlesi ise şudur: "Kendi ülkelerindeki Yahudiler'e hiç de hoş davranmayan bazı ülkeler. Ne büyük falsifikasyon. Aşkale yolcularından söz ederken hüzünleniyor. localardan localara para geldiğini de teyit etmiş oluyoruz. "Hiç yandan. Ama ben masal anlatıyorum. Şuradan çıkarıyoruz. doğrusu "dürüstlük" itirazı hep haklıdır ve öte 252 . "Aşkale'ye gönderilenler Ankara'dan geçiyorlardı." Çok güzel. Kuşkusuz. Sağlığa yararlı olan bu saf ve zinde dağ muhitini yakından gördüm ve oraya sürgün edilenlerin halk tarafından ne kadar iyi muamele gördüklerini. böylece. Türk Devleti'nde "iyi bir seçim" olması elzemdir ve bilim de. Beki Hanım. uğurlamak çok azap bozucu ve korkutucuydu" demektedir. maddi yardımda bile bulunanlar olmuştu. bilinmeyene gidiş hep korkutucudur. haksız mı. şüphe yok ki harp zamanındaki şartlardan faydalanmak suretiyle büyük gizli kazançlar ele geçirenler olmuştu." Güzel. bunun doğru olmadığım da tespit etmiş durumdayız. ne kadar rahat yaşadıklarım ve sıhhate kavuşmak için ne kadar iyi imkanlar bulduklarını haber aldım.Beki Hanım. Yalman'ın şehadetinden de Aşkale'nin iyi bir seçim olduğunu anlıyoruz. elzem olanı sürme işidir. herhalde Bney Brit ile devleti karıştırıyor. "bu iş dürüst bir şekilde ele alınsaydı. Tabii. Aşkale bilinmiyor ki. kimse sesini çıkarmazdı" görüşünü ekliyor. halkın adalet hislerini okşamak ve hazinenin ihtiyaçlarını karşılamak lazımdı. Türkiye'deki Yahudiler’e arka çıkmışlar. ölümü hiç korkutucu bulmuyorlar. ilkesel planda savunmaktadır. .

Şimdilik burada duruyorum. Şimdi yok. başka bir mezuniyeti olduğunu bilmiyorum. Güzel o kadar önemli bulmuyorum. 253 . Vehbi Bey'in torunlarının anası işte bu Çiğdem'dir ve Sedat Simavi'nin de Selanikli olduğunu biliyoruz. Kayseri'de İbrani asıllılar çoktur. Emin Galip Sandalcı'nın babası müdürüydü. Kayserili Germirli'lerin kızı Rezzan ile evlendi. hiç önemsemiyor. Belma Simavi'nin kuzeni idi. bir ara Rahmi Koç ile evlendiği için. hem itirazlarla karşılaşıyorum ve hem de Vehbi Bey. şuradan. judaizm'de ayrı bir kategori olmakla burada üzerinde durmuyorum. Çünkü sırada Kadir Has var. amma. Çiğdem Koç idi. Lise mezunudur. bir yerde tarih anlatıyor ve "savaş süresince ve işgal yıllarında. bize. Yalman’ın bizlere bıraktıkları arasında çok daha güzel noktalar var. Çok kolay bir liseydi. Hiç birisinin kaydı yok ve hiç birisi ne kadar miktar ödediğini de not etmiyor. bu masalı kurarken. Osmanlı uyruğundaki Ermeniler ve Rumlar. Elenler için böyle bir işarete sahip değiliz. Kayseri kökenli ve Adanalı zengin olarak biliyoruz. öte yandan. Belma. diğer liselerde başaramayanlar ve zengin ailelerin tembel öğrencileri itibar ediyordu. ancak. yatılı kısmı ünlü liselerden birisiydi. amma Şişli Terakki ile mukayese edemiyoruz.Bütün bunlar güzel. Vergi yoluyla ellerinden alınanların çok fazlasına sahip oldular. demek bir tesadüf "Rezzan" adını öğrendik. İstanbul'da yaşıyor. Hürriyet'in kurucusu Sedat Simavi'nin gelini ve diğeri ise Çiğdem Meseretçi. Kadir Has oradadır. Bu çok tanınmış sabetayistimiz. Boğaziçi Lisesi mezunudur. gazetelerde çıkanlarla yetinmek zorundayız. demek istiyorum. Ermeniler için kısmen doğru. Vehbi Koç bir rakam veriyor. Rezzan veya Razan adı üzerinde durdum. Buraya nereden ve nasıl geldik. Buradayız. Has. masallar harikadır. bir de şunu bırakıyor. Rezzan Germirli. "çok geçmeden gadre uğrayanların üzerine ecnebi kaynaklardan lütuf ve yeni imkan yağdı. soyadındaki "ger" bizim için çok güçlü bir işarettir. Demek ki her yerde varlıkzade var. önemli olan şudur: "Adana'da. İstanbul'da. sabetayistlere aittir. Henüz hatıratına erişmiş değiliz. gayri müslimler tarafından işletilen fabrikalar." Her halde "müthiş" dememiz gerekiyor. maalesef Türkler'le savaşan ülkelerin saflarında yer almıştı" diyor. Varlık Vergisi'ni doğrudürüst verdiğini söyleyen ve yazan hiçbir mükellefe rastlamadım. bir anda sahipsiz kaldı.

fakat verginin toplamı azdır. Sonra devlet. İşçiler beton zemini kırmışlar. "oğlumun düğününde takılan altınlardan geliyor" sözüne inanmamayı öğrendik. Sonra. Yahudilerimizi "azınlık" saymıyor ve eklememiz gerek. bu zenginlikler. Kayseri'den gelen Kadir Has'ın babasına. Has'ın hatırladıkları meyanındadır. "Yüce Devlet" bunlara yeni malikler tayin etti ve devlet. Umarım. çil çil altınları bir valize doldurarak. konmaktadır. Varlık vergisi sonrası zamana denk geliyor. Ancak modern dönemde. Muhtemelen onlara da verilmiştir ve zenginliklerinin başladığını anlıyoruz. Adana'da sabetayist yok mu idi ve var olması gerekiyor. Vehbi Koç'un büyümesi ve daha büyük zengin olması. devleti verdi. Vehbi Koç da. bunu da ilk sonuç mütalaa ediyoruz. Nuri Has olabilir. uçsuz bucaksız araziler. soru şudur. mübadele ile. "çil çil Reşat altınları" çıkarmışlar. yalnızca fabrikalar değil. konaklar. 254 . Adana'da Simyonoğlu Bez Fabrikası. kurtuluş ve kuruluş yıllarındayız. kurtuluş savaşı ve mübadele yılları. iddialarına göre. Varlık Vergisi dönemine geliyoruz. en passant bunu da çıkarıyoruz. Kadir Has'a yüklüyorlar. Sonra. yeni malikleri özenle ve bilerek seçmiştir. Onlar da altınları çıkarıyorlar. hep sahipsiz kaldılar. yanlışlık var ve maslımızı. hepsinin vergileri çoktur. "valiz. 600 bin rakamını veriyor. neden mi. yaşadıkları yöreleri terk etmeye başladı. bağlar ve bahçeler. önce mülkleri verdi. Bir soru ve bir de sonuç var. Devlet. Kadir Has. bu da. Has’a “gülle gibi yerinden" kalkmayan bir valiz dolusu Reşat ile ödeyebileceği miktarda vergi teklif etmelerini çok üzücü buluyorum. bir gece vakti. Ayrıca verilen vergilerin de bir kısmını not ettim. evimizin mutfağından gürültüler gelmeye başlamıştı" deyup anlatmaya başlıyor. yanlışlıkları düzeltmek için kurdum. aslı "devla" ile talih sözcüklerinin anlamdaş da olduklarım hatırlatıyorum." Güzel. "hiç unutmuyorum. gülle gibi yerinden kalkmıyor". devlet. amatör tarihçi Kadir Has. Şimdi.Azınlıklar. veriliyor. "babamların ödemesi gereken Varlık Vergisi'nin çok büyük miktar olduğunu söylemiştim" demekle. İnanmamız gerekiyor mu. Varlık Vergisi tediyatı için hazırlık yaptıklarını anlıyoruz. "devlet kuşu" olup. betonun altından. eskiden inanıyorduk. "ödedim" demektedir.

"Varlık Vergisi Faciası" sırasında ortakları Taranto'lardan kurtuldular ve zamanında Türkiye'nin en büyük fabrikasının tek sahibi oldular. Bezmen'ler de yürüyenler arasında ve başındadır. bu açıdan. Hiç birisi bir muhasebe veya banka kağıdı gösteremiyor. Bu açıdan. "Milli Mensucat" oldu. benim tespitlerime göre Raif Minkari. 255 . Kaldı ki Ökte'nin ender olarak verdiği haberler de bunu doğruluyor. sonuçlarını analizlerimize katıyoruz. Taranto'lar Yahudi ve Bezmen'ler dönme idiler. 90 bin lira vergi ile teklif edilen bir Yahudi mükelleften verginin yegane karşılığı olan lastik fabrikasını almıştı. Minkari. "yürü ya kulum yürü" işaret fişeği idi. böylece fabrikatör olmuştu. Ben de ne zaman "Türk" veya "Milli" başlıkları görünce. rahatlıyorum. Bunlar içinde Varlık Vergisi sonrasmda yoksullaşanları da göremiyoruz. Simyonoğlu Fabrikası. Sahip değiştiren fabrikaları." Raif Minkari. Varlık Vergisi Faciası sırasında. binaenaleyh. kategorilere ayırmamız için bir neden göremiyorum. G lere ait ticarethane fabrika ve emsali şeyleri vergi borcu ile satın alacaklar. Bezmen'lerinki "Santral Mensucat" olunca. mensucat" ol tarihte "tekstil" karşılığı idi. Yahudi yurttaş için teklif edilen vergiyi üzerine almıştı ve bu arada fabrikayı da almayı unutmadı. sanki Varlık Vergisi bunlar için. Bezmen'ler. Has'a geçince. "bal tutan parmağını yalar" ata sözü her halde bu günler için söylenmiştir. bir takım M mükelleflere ümit vermişti. Elenler'in ve Ermeniler'in fabrikalarının malik değiştirdiğini biliyoruz ve bazı Yahudiler'in fabrikalarının ortakları sabetayistlere geçmesini hakiki facia telakki ediyoruz. sabetayist idi ve amma ve lakin burada sabetayizm ile uğraşmıyoruz. Bu şekilde düşünenlerin başında Raif Minkari gelir. Elenler ve Ermeniler'in fabrikaları mı. dayanaklarını buraya koymaya gerek görmüyorum ve öylece mütalaa edilmesini teklif eyliyorum.Doğru-dürüst kaydı olan bir Varlık Vergisi mükellefi bulamıyorum. kısmen ödeyecek ve kısmen tecil ettireceklerdi. vergiyi M Grubuna mal ettikten sonra. hiç birisinde bir mülkiyet temlikine rastlamıyoruz. yeni malikleri itibariyle. bir tuhaf olmaya başladım. birisi şudur: "Varlık vergisi.

yetiştirmiş iş adamı Yasef Esendemir Ruso'nun servetinin büyük kısmı da vergiye gitmiş Vehbi Koç'la ortaklığı bozulmuş. Bezmen'ler nokta-i nazarından izahatını bulabiliyoruz. Daha ayrıntılı etütlere ihtiyaç var. Defter Faik Ökte. bunun üzerine İstanbul'a göç etmiş ti. çoİ uyarıcı oldu: "Okula gitmeden kendi kendini notundan. ama New York'ta "Oz" söylüyorlar ve İbrani “güç” demektir. meselenin. modele Şimdi tam buradayız. Bezmenler'i İbrani asıllı ve "dönme" ilan etmiş haldedir. Koç'tan yardım görmediğini çıkarıyorum. Ama önce Beki Bahar'dan küçük bir not aktarmak istiyorum. Buna ilaveten de "baz". İbrani isimleri. Bu bir tarif ve kabul meselesidir. malumumuzdur. bir kısım müellifin icat ettikleri "türkleştirme" işte budur." Beki Hanım'ın bu TARANTO-BEZMEN DAVASI Dava. Tam bir falsifikasyon'dur. Jön Türk döneminde haham başı Hayim Naum'un oğlu Bernard Naum ve İsak Eskanaziz gibi Yahudiler ile yola çıkmıştı. dünyanın her yanında İbrani asıllılar. İbrani'de "şahin" olup biz "bez" okuyabiliriz ve "bazman" da. Vehbi Bey. müfid telakki ediyorum. Bu notu. Faydası.Varlık Vergisi'nde. işini ve mülkünü. zamanında veya dakik anlamındadır. halbuki New York veya Tel-Aviv'de "bazman" anlaşılıyor. "bezmen" söyleyebiliriz. Buna. ortağı Vehbi Koç'a kaybettiğini ekleyebilir miyiz! bilemiyorum. Çok açık görebiliyoruz. uzun da olsa. yola. biz ısrarla "Öz" diyoruz. Yasef Ruso'nun Vehbi Koç'un ortağı olduğunu ve bu krizde. Taranto-Bezmen Davası. benim için. Buna ilaveten. yerel seslere asimile ediyorlar. başkalan da olmalıdır. demek Yasef Ruso da varmış. Çünkü bu modeli görmemde Beki Hanım'ın şu küçük notu. Bu kazip "türkleştirme" işinde . etüd ve zaman gerekiyor. Halil Ali Bezmen ile Bedi ve Leon ve Selim Taranto kardeşler arasında olmakla beraber Fuad Bezmen'in yayınlanmış hatıratından. biz "bez" ile çağrışım yapıyoruz. 256 . "Taranto-Bezmen Dava Dosyası" ise yeteri kadar ayrıntılıdır. buraya kadar gelmiş bulunuyoruz.

santral mensucat. Osmanlı Bankası Müdürü Bay Vafidis. ol tarihte kesin devlet bankası kabul ediyoruz. bazı Türkler için koyduğu vergiyi. İş Bankası'ndan sağladığı sekiz yüz bin lira kredi. İş Bankası'nı. resmi anlatıma göre. bu büyük tesisin Bezmen'lere geçmesini istediğini ve ol bapta engeller ve kolaylıklar çıkardığı izlenimini alıyoruz. Tarantolar ile ortaklığın. muhtemelen o tarihte Türkiye'nin en büyük tekstil tesisine. Taranto kardeşler. Haberin başka makbul vatandaşlara da sızdırıldığını tahmin ediyoruz." Bunun çok kullanılan bir yol olduğu artık aşikardır ve Bezmen'lerin ifşaatını okumaya devam ederken. Devlet. daha yakından görebiliyoruz. Sanayiin "türkleştirilmesi" dedikleri bu olmalıdır.Buradan. ayrıca iki taraf. 1942 yılında. "varlık vergisi'nin yükü ile beraber. daha sonra çıkarıyorlar ve Varlık vergisi dönemine. çok iyi bir alıcı buluyorlar. böyle bir uygulamanın gerçekleşeceğine dair haberler gelmişti" notu hayli mühimdir. Halil Bezmen'in. Bunun dışında. Halil Ali'nin. Bir ortakları daha var. Türk Sabetayist ortak buldular ve yeni şartnameler yaptılar. kendi bankasından açtığı kredi ile ödettiriyor. tedbir mahiyetinde. ailenin hayatta ilk aldığı borçtu" demektedir. 1942 yılında anonim şirkete çevrildiği yoktur. 257 . Tarantolar ile 1929 yıIında ortaklığa başladıklarını öğreniyoruz. bu kredi. Yüce Devlet'in. Tarantolar ile ortak olarak giriyorlar. yeni ortak almamayı veya hisselerini satmamayı taahhüt ediyorlar. "Varlık Vergisi'nin ilanından bir müddet evvel. "vergi olarak hemen Maliye'ye devredildi" haberi de var. Yahudiler. Fuad Bezmen. Bezmen tarafının açıklamaları arasında. Bezmen'ler bu satışa muvafakat etmiyorlar ve sonunda bunun üçte biri fiyatına alıyorlar. Mühimdir. hazırlıklar yapıldığını tespit ediyoruz. Halil Ali Bey ile bir toplantı istedi ve Tarantoların hissesini satın alarak onların payından sorumlu olmasını rica etti. diğerinin rızası olmadan. Burada bir haber daha okuyoruz: "Aşkale yolunda hareket başladığı devirde. Fuad Bezmen'in evrak-ı metrukesinde. Osmanlı Bankası'nın vereceği borç için karşısında Halil Bezmen'i görmek istiyordu" notu da karşımıza çıkıyor. Bu şartın önemi şuradadır. vergilerini ödemek üzere hisselerini satışa çıkardıklarında. Taranto'ların yayınladığı dosyadan. "Validis. babama el altından.

nettir. Bezmen not ettiiğine göre. Bezmen'e yardım için başvuruyor. varlık vergisini ödemeyenler arasında teşhir ediyor ve Taranto tarafı. Fuad Bezmen. dokuz yüz metre kare üzerine kuruluydu. Taranto'ların dava dosyasından ise şunları okuyabiliyoruz: "Bütün bu imkansızlıklar üzerine Mithat Selim Taranto. henüz bir netice elde edemeden tevkif olunarak Moda'daki toplama kampına sevk olunmuştu. kendi ifadesine göre iki milyon varlık vergisi yüklenmiş. Bezmen'e göre bu iyiliği yapması için. Sol örgüt mensuplarını toplarken de böyle mükemmel bir harmoni görmüştük. Bezmen. beni de aynı zamanda bu kampa kapatılmış bulunuyordum. Günde muntazam üç öğün yemek çıkarıyorduk." Güzel. Moda'dan sonra Aşkale geliyor. baskı yapıyorlardı. mükemmel bir şekilde realize edilmiştir. yıllardır çalışan gayri müslimlerin birikimleri tüketildi ve yerlerini Adana'dan çıkan tüccarlar hemen doldurdu. hisselerinizi satın almak için vardır" cevabını alıyor. demek üç vardiya çalışıyorlar ve belki de ol tarihte Türkiye'nin en büyük fabrikasının sahibidirler. 259 . ona mukabil Adana'da vergi azdı. Doğru olan ise." Devletin bütün organlarının harmonik bir çalışma içinde oldukları ortadadır. işte "türkleştirme" budur. şudur: "Fuad Bezmen. Varlık Vergisi'ne "facia" Akümülasyon işte budur. Deniz kenarında bir tenis sahası. Durum. harmoni her tarafta var. Arkadaşım Ekrem Yeğen. şu haberi de veriyor: "İzmir tüccarlarının çoğu gayri müslim olduğu için batırıldı. ben de masallar mantıklıdır. Tezgahlar. Yeşilköy Perelli evini bu rakama almıştı. varlık vergisi'nden sonra. matbuat Taranto'ları." Bu haber de. İlkel 1942'nin başlarında. darb-ı meseli'nde olduğu üzre. fabrikada işçi sayımız. orada. sesleri bir an kesilmeden çalışıyordu. Dolayısıyla. bu nedenle inanılmamasını teklif ediyorum. selahiyettar makamlardan varlık vergisi borcumuzu ödeyebilmemiz için kolaylık istemek üzere Ankara'ya gitmişti. Halil Ali Bezmen. hazırlıkları çok önceden sızdırdıklarına dair ifşaatını teyit ediyor. modern bir sistemle yemek pişirme gereği duyuluyordu. iki milyon vergi istendiğini iddia ediyor ki. Marx'ın "ilkel akümülasyon" dediği birikim yolu. Biz "hediye" görüyoruz." Sanki Bezmen değil Marx yazıyor ve ben de habire dolduranların da İbrani asıllı olduklarını anlatıyorum. meşhur olmuştu. Varlık Vergisi hazırlıklarının 1941 yılı ikinci yarısında Ekrem Yeğen'e gelince. hisseleri bir milyon liraya almak isteyen bir talip olduğu haberini alınca da. Ama. yolun diğer tarafında da sekizbin metre kare arazisi vardı. Masal ya. iki bin beş yüzü bulmuştu. diyorum. "yardım için paramız yok.Demek. Ev. Muazzam bir tezgah kurdu. daha ileri yıllardadır. bunu. Onu organizasyonun başına getirdim. falsifikasyondur. şecaat arzederken merd-i kipti sirkatin söyler. başladığı yollu tespitlerime uyuyor ve Bezmen'lerin. Defterdar Ökte doğrulamamaktadır. Fakat. Demek ki 1942 ve 1943 yılı. Son haberi de veriyorum: "1946 yılında. o esnada yemek ve pasta kitapları çıkarmış. Artık profesyonelce. Varlık Vergisi ile zenginleştiler. çok sevilen ve itimat edilen Türkler'in başında bir yerdedir. henüz. demek. Talat Paşa'nın yeğenidir. kredi yağdırılıyor. Vergisini vermek üzere kredi açılıyor ve Yahudi Taranto'nun fabrikasını alması şartıyla. "aile içine yabancı sokmayacağı" karşılığını veriyordu. Defterdar Ökte'ye göre de "dönme" Ali Bezmen.

260 .

İsteğiyle emekliye ayrıldı. 1862’de. Askerî Mektepler Umumî Müfettişi. Esat Paşa. 1920’de Sâlih Paşa kabinesinde iki hafta kadar Bahriye Nazırı oldu. 1890’da askerî tahsilini tamamladı ve kurmay yüzbaşı oldu. Meşrutiyet’ten sonra rütbelerin tasfiyesi kanunu mucibince. Birinci Dünya Savaşı ve ondan önceki devre için orijinal bilgi veren bu hatıraların yakın tarihimiz bakımından önemi büyüktür. rütbesi mîrlivâlığa indirildi. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Bey’in 19. II. askerî hatıralarını gayet etraflı şekilde kaleme almıştır. 1911’de Gelibolu’daki 5. 1897 Türk–Yunan Savaşı’na. Çanakkale Savaşı’ndan sonra I. Bu savaştaki başarılarından dolayı rütbesi tekrar ferikliğe (korgeneralliğe) yükseltildi. son devir Türk tarihinin değerli askerlerindendir. Zamanla rütbesi mîrlivâ ve ferikliğe yükseldi. Fırkası. Ordu Kumandanı. Yanya kolordusu kurmayında vazife alarak katıldı. Bunlardan çok daha önemli olarak. 261 . Ordu kumandanı olarak İstanbul’a geldi. Sonra Harbiye’ye muallim ve 1899’da miralay (albay) rütbesiyle ders nazırı oldu.ESAT PAŞA ÇANAKKALE SAVAŞI KAHRAMANLARINDAN EK BİLGİ (KŞ) Esat Paşa. babası Mehmed Emin Efendi’nin belediye reisi bulunduğu Yanya’da doğdu. Çanakkale Savaşı’nda Esat Paşa’nın adı dünyaca tanındı. Harbiye’de okunmak üzere telif ve tercüme ettiği matematik ve geometri üzerinde 4 basılı eserin sahibidir. bu kolordunun 3 tümeninden birini teşkil ediyordu. Fırka (Tümen) kumandanı ve Çanakkale Savaşı’nda kolordu kumandanı oldu.

262 .

263 .

264 .

265 .

266 .

267 .

268 .

269 .

270 .

271 .

sonra yüzbaşı rütbesine yükseldi. Küba. Haiti. Almanya ve Belçika’da muhtelif harp akademilerini okudu. Savoff. fakat Venezüella vatandaşlığından vazgeçmesi istendiği için bu ordulara katılmaktan vazgeçti. Ağır bir yara aldığı İspanyol-ABD harbinden önce teğmen. Eritre. Rafael De Nogales Mendez’e. Sahip olduğu servetle gününü gün etmek yerine. 14 Ekim 1877 tarihinde Venezüella’nın Taçira şehrinde dünyaya geldi.OSMANLI ORDUSUNDA ALBAY RAFAEL DE NOGALES BEY EK BİLGİ (KŞ) Nogales Bey (1877 . 1898 yılında İspanyol ordusuna katılarak Amerika Birleşik Devletlerini karşı savaştı. Cibuti. Angola ve Arjantin’i gezdi. Fas. Harpten sonra dünyayı dolaştı. sonra Fransız ordusuna yazılmak için teşebbüste bulundu. Asya ve Afrika’nın yoksul insanlarını da eziyorlar. tarihçi olarak da bilinen General Savoff ile tanışması. Tunus.1937) Asıl adı Rafael De Nogales Mendez'dir. Sofya’da. hayatında bir dönüm noktası oldu. Nogales Bey'in "Hilalin Altında Dört Yıl" adlı kitabı 1924 yılında Buenos Aires'te bir Alman yayınevinden çıktı. Yemen. askerlik mesleğini tahsil etmek için Avrupa’ya gitti. Endonezya. 18 yaşındayken kaybettiği ebeveyninden kendisine yüklü bir miras kaldı. Osmanlı İmparatorluğu ’nun savaşa girdiği günlerde. Güney Afrika. Birinci Cihan Harbi’nin başladığı Ağustos 1914’te önce Belçika. Onlar için ne diye savaşacaksın? Sana . Afganistan. Fransızlar ve İngilizler Latin Amerika haklarının düşmanlarıdır.”Biliyorsunuz. Mısır.

Sultan V. soğuk bir kış sabahı.Türk ordusunda savaşmak yakışır. Hilalin Altında Dört Yıl adlı hatıratında (Buenos Aires. ona tugay komutanlığı görevini tevdi ederek. Osmanlı bayrağı altında savaşmak için Venezüella vatandaşlığından çıkması gerekmediğini öğrenen Mendez. sivil Ermenilere saldırmamış ve hatta Ermeni askerlere karşıda savaşmamıştı. onlar senin kardeşlerindir. emrine bir Arnavut yaver verdi. Doğu Anadolu’dan sonra Irak ve Filistin cephelerinde geçen ve Gazze müdafaasında önemli bir rol oynayan Nogales Bey. Haydarpaşa Garı’nın müdürü tarafından sıcak bir şekilde “Merhaba Nogales Bey” diye karşılandı ve o günden sonra hep “Nogales Bey” diye anıldı. 272 . General Savoff’un tavsiyesi üzerine. Ermeni komutan Aram’ın 30 bin kişilik birliğini 12 bin Türk askeriyle bozguna uğratmasıdır. Nogales Bey’in pek çok kahramanlığından bir tanesi. Osmanlı Ordusu. Türk ordusunun terhis edildiği 1918 yılı sonunda Avrupa üzerinden Venezüella’ya döndü. Türkiye-İran hududundaki Kotür Dağı mevkiinde iki Rus birliğini durdurması da kayda değer. Osmanlı başkentinde Harbiye Nazırı Enver Paşa ile görüştü. Çünkü Rus ordusuna katılan Ermenilerin Rus olarak görülmesi gerekirdi. Üzerinde Türk üniformasıyla Kafkas cephesine gideceği zaman. bazı iddiaların aksine. Venezüellalı subayı çok seven Enver Paşa.1924) Ermeni çetelerinin “sivil savunmasız Türkleri gördükleri her yerde hunharca katlettiklerini” yazan Nogales Bey’e göre. Mehmet’in ordusuna katılmak üzere Sofya’dan İstanbul’a hareket etti.” dedi.

.

... Kutülamare kahramanıdır o.. Anadolu'ya Rusya'dan ilk silah ve paraları getiren kişidir o... İttihat ve Terakkinin önemli ve kudretli paşasıdır o..( ki soyadı da buradan gelir Halil Kut) Bakü kahramanıdır o.. Usta gazeteci Taylan Sorgun'un kendi üslubuyla gerçeklere dayanarak hazırladığı Halil Paşa'nın başka hiçbir yerde olmayan anıları 288 sayfa...... Enver Paşa'nın kendisinden yaşça büyük amcasıdır o. ISBN: 9789944298735. Baskı Tarihi: Haziran 2010 273 ..EK BİLGİ (KŞ) Halil Paşa İttihad ve Terakki'den Cumhuriyet'e Taylan Sorgun Destek Yayınları / Araştırma Dizisi Halil.. Boyut: 14 x 21 cm. hamur. Makedonya dağlarının çete reisidir o... 2.

.

Bu mektuplar bize bir taraftan savaşın ortasındaki sorumlu bir komutanın savaş hakkındaki düşüncelerini. hem Seddülbahir hem de Anafartalar cephesinde görüp yaşadıklarını anlattığı hatıralar ikinci bölümü oluşturmaktadır. 1920′de İstanbul’da kurmay subay adaylarına verdiği konferansla başlamaktadır. endişelerini okuyarak duygularına yakından tanıklık etmek imkânı veriyor. Paşa’nın tümen komutanı olarak katıldığı Çanakkale kara muharebelerinde. Diğer taraftan ise. yeni doğmuş kızına hasret duyan mesuliyet sahibi bir eş. Sunuş Çanakkale Savaşı denince aklınıza kim gelir diye sorulduğunda. onların sağlığını merak eden.EK BİLGİ (KŞ) Selahaddin Adil Paşa. Kitabın üçüncü bölümünde ise Selahaddin Adil Paşa’nın Çanakkale cephelerinden eşi Sîret Hanım’a yazdığı ve ilk defa yayınlanan mektupları bulunmaktadır. müşfik bir babanın insanî yönünü okuyarak savaşın ve gündelik hayatın nasıl iç içe girdiğini gösteriyor. Bu amansız ve kanlı . Çanakkale Savaşlarının hem deniz hem de kara muharebelerine katılarak bu savaşlarda başka bir komutana nasip olmayan bir ayrıcalığa sahip olmuş bir askerdir. ekseriyetle Çanakkale ile özdeşleşmiş. 18 Mart Deniz Zaferi’ne dair. ailesinin geçim derdini düşünen. Elinizdeki kitap Paşa’nın. sembol olmuş birkaç isim dışında kimse hatırlanmaz.

savunulmasında binlerce askerinin şehit veya yaralı olarak kanını döktüğü Çanakkale’yi 11 Kasım 1918′de büyük bir teessürle İtilaf Devletlerine teslim etmek zorunda kalmıştı. Selahaddin Adil Paşa da kendinden bahsetmeyi. Çanakkale muharebelerinde kolordu komutanlığı yapmış. konferans ve hatırat metninde yaptığımız gibi mektupları günümüz Türkçesine uyarlamak yerine. Bu anın. Lozan Antlaşması hükümlerine göre İstanbul’daki işgalci devletlerin komutanları ile İstanbul’un tahliyesi anlaşması imzalamış ve 2 Ekim 1923 günü İstanbul’u işgal kuvvetlerinden geri almanın sonsuz mutluluğunu yaşamıştı. O’nun adını. Paşanın Şubat 1920′de İstanbul’da Erkânı Harbiye Mektebi’nde. geleceğe olan güvenini yitirmeyen. onların sağlığını merak eden. Birinci bölümde.harp meydanında düşmana göğsünü siper etmiş. . 1918′de Çanakkale’yi düşmana teslim etmek zorunda kalmış bir asker için ne büyük bir bahtiyarlık ve mükâfat olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildir şüphesiz. yeni doğmuş kızına hasret duyan mesuliyet sahibi bir eş. övmeyi sevmeyen mütevazı kişiliğiyle bu subaylardan biridir. Paşa’nın hatıratının orijinal metnine sadık kalınarak yeniden redaksiyonu yapılan metnin içerisinde geçen ve bugün anlaşılmayacak derecede ağdalı Osmanlıca kelimeleri günümüz Türkçesine uyarlayarak verdik. Selahaddin Adil Paşanın Çanakkale’den eşi Siret Hanıma yazdığı mektuplar bulunmaktadır. Her türlü kötü durumda ve olumsuzluk altında bile inancını kaybetmeyen. Çanakkale Savaşı’nda çok özel yere sahip bir subaydır ve Çanakkale onun kaderinde. Bu kitapta Selahaddin Adil Paşa’nın Çanakkale günlerini. Dünya Savaşı’nın son günlerinde Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı olduğu sırada. canını feda etmekte tereddüt etmemiş binlerce isimsiz kahraman er bir tarafa. bu inancının karşılığını çok güzel bir biçimde görmüştü. zafer ve sevincin. Zira Çanakkale zaferinin kazanılmasıyla iftihar eden Selahaddin Adil Paşa. Mektupların Osmanlıca metninin transkripsiyonunu yaparken. Yalnızca anlama kolaylığı sağlamak amacıyla. O’nun kaderinde zafer ve sevincin. her cephesinde savaştığı. Bu mektuplarla bir taraftan savaşın ortasındaki bir subayın. yazıldığı haliyle çevirmek yolunu seçtik. Çanakkale Savaşı’ndaki rolünü ve önemini ancak bu savaşla yakından ilgilenenler bilir. Üçüncü bölümde ise. müşfik bir babanın insanî yönünü okuyarak savaşın ve gündelik hayatın nasıl iç içe girdiğini öğreniyoruz. çünkü hem 18 Mart Deniz Savaşı’nda Müttefik donanmaya karşı hem de 25 Nisan’da başlayan Çanakkale kara muharebelerinin Seddülbahir cephesinde Fransızlara. Aynı mektebin matbaasında basılan konferansın Osmanlıca metnini. Selahaddin Adil Paşa 1922′de Ankara Hükümeti’nin temsilcisi olarak İstanbul Kumandanlığı görevindeyken. Hâlbuki Selahaddin Adil Paşa. üzüntü ve kederin peş peşe yaşandığı mekândır. endişelerini okuyarak duygularına yakından tanıklık ediyoruz. sorumlu bir komutanın savaş hakkındaki düşüncelerini. üzüntü ve kederin peş peşe yaşandığı mekândır. Böylece Paşa. tümenleri yönetmiş subaylar bile bilinmez çoğunlukla. İkinci bölüm. günümüz Türkçesine göre sadeleştirerek verdik. Paşa’nın Çanakkale’ye tayin edildiği Ağustos 1914 ile Çanakkale cephesinden ayrıldığı Ekim 1915 ta rihleri arasında yazılmıştır. deniz ve kara muharebelerinin her iki cephesine katılarak belki de başka bir komutana nasip olmayan bir ayrıcalığa sahip olmuştu. mektupların üslubuna müdahale etmeden. Babası tarafından yazılan ve annesinin yıllarca özenle sakladığı bu özel mektupları neşrederek bizlerle paylaştığı için Semuh Adil Beyefendi’ye burada teşekkür etmeyi borç biliriz. Çanakkale. ailesinin geçim derdini düşünen. I. İlk defa yayınlanan bu mektuplar. günümüzde kullanılmayan Osmanlıca kelimelerin bugünkü karşılığım parantez içinde vermeyi uygun gördük. Diğer taraftan ise. verdiği konferansta genç subaylara bu yönde telkinlerde bulunan Paşa. Selahaddin Adil Paşa Çanakkale Savaşı’nda özeldir. orijinalliği bozmamak adına. hatıralarını üç bölüm hâlinde hazırladık. Mondros Mütarekesi şartları gereği. Selahaddin Adil Paşanın Hayat Mücadeleleri adıyla 1982′de yayınlanan hatıratının Çanakkale savaşları ile alâkalı kısmından oluşmaktadır. kurmay subay adaylarına vermiş olduğu Çanakkale Deniz Savaşı’na dair konferans bulunmaktadır. Anafartalar cephesinde İngilizlere karşı savaşmıştı.

Bunlar. savaş dönemlerini bir kenara bırakıp barış içinde vatanını kalkındırmak için çalışmış olduğunu gördüm ve babama hak verdim. Ordu İstanbul Askeri İnşaat ve Emlak Müdürlüğünde görevli iken. o zaferi kurmay başkanı olarak hazırlayan ve o gün kumandan Cevat Paşa Kirte’ye teftişe gittiği için onun vekili olarak savaşı idare edip zaferi kazanan şahıstır”. 1911 1912 Osmanlı İtalyan Harbi (Trablusgarp Savaşı). Merter’de Sosyal Sigortaların yaptırdığı bir sosyal konut kooperatifindeki dairemi devretmiştim). 1912 1913 Balkan Savaşı. 19 Haziran 1920″de katılmıştı). Dünya Savaşı. Sonra babam hatıralarını yazdı ve ben de 1961′deki vefatından uzun seneler sonra 1982′de Hayat Mücadeleleri ismini verdiği bu hatıralarını aile dostumuz Enver Koray’ın yaptığı editörlük çalışması ile olduğu şekilde neşretmek imkânını buldum. 1953 senesi 18 Mart günü diğer mühendis arkadaşlarım. Sizler onun orada misafir bir izleyici veya bir gazeteci olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. “Bir şeyler anlatayım diye rica ettiler. Ancak babamın anılarını neşrettikten sonra. Size şunu açıklamam lâzım ki. İstanbul. (O zamanki teknik imkânlarla bir hayli yüksek olan kitap basma masraflarını karşılamak için. Salona girdik ve babam kürsüde 18 Mart’ı anlatmaya başladı. Bu bey şöyle konuştu: “Selahaddin Adil Paşa 18 Mart’ı çok güzel anlattı ama kendinden hiç bahsetmedi. Babama. İzin alıp gittiğimizde ise Yıldız Teknik Okulu’nda babamla karşılaştım. onun savaş hayatı hakkında anlatmadıklarını okuyarak öğrendim ve bana neden savaş günlerini anlatmadığını anladım. Öyle ki onun Çanakkale’de 18 Mart 1915 günü zaferimizle sonuçlanan deniz muharebesini idare ettiğini bile ancak yedek subaylığımı yaparken öğrendim. Babam hiç kendisinden bahsetmeden. 1914 1918 I. çünkü annem ve babamla aynı evde oturuyorduk ve babam bana Yıldız’a gideceğini söylememişti. 18 Mart Deniz Savaşı’nı neredeyse dakikası dakikasına anlatıyordu. Hayatının en verimli senelerini savaşlarda geçirdikten sonra nihayet memleketimiz devamlı bir barış dönemine girince. Şaşırdım. İnşaat mühendisi olduğum için asteğmen olarak Harbiye’de I. asla ödeyemeyeceğimiz şükran borcumuzu bir nebze olsun yerine getirebilmenin mutluluğunu yaşayacağız. Artık babamın katıldığı savaşları öğrenmiştim. Ocak 2007 Muzaffer Albayrak Önsöz Babam Selahaddin Adil Paşa savaş hayatından hiç bahsetmezdi. “Ne için buradasınız?” diye sorduğumda. (Paşa. başta Selahaddin Adil Paşa olmak üzere Çanakkale’de bu vatan ve din uğruna sonsuz bir fedakârlıkla canını vermiş. Konferans bitince kürsüye tanımadığım bir bey geldi (deniz savaşları uzmanı Abidin Dâver Bey olduğunu sonradan öğrendim). Ben de hayır diyemedim” diye cevap verdi. 1919 1922 İstiklâl Savaşıydı.Son olarak bu kitapla. . Yıldız Teknik Okulu’nda 18 Mart Deniz Zaferimizle ilgili tören yapılacağını ve oraya girmek için yüzbaşıdan izin almamızı önerdiler. kanını dökmüş aziz şehit ve gazilerimizi hatırlatabildiysek. Dinledikçe hayret ediyordum. Bu sözler üzerine diğer dinleyicilerle beraber ben de babamın 18 Mart’taki rolünü öğrendim ve tabii ki salondakiler bu kadar mütevazı bir kahramanı olağanüstü bir şevkle alkışladılar. “Babam savaş tarihini amma da iyi biliyormuş!” diye düşündüm. Paşa. Bir aralık.

çünkü Anadolu’ya geçmeye hazırlanan ve dört ay sonra 19 Haziran 1920′de Millî Mücadele’ye karılmak üzere Mudanya’dan Anadolu’ya geçecek bir Türk albayın. değişik. “Uzunca süren. Aynı cesareti Selahaddin Adil Paşa. Bu sözler çok mühimdi. Fakat bundan sonraki iki hadise bana babamı daha iyi tanıma fırsatı verdi. Türk süngüsünü yıllardan beri bir arada görmekten yoksun kalmış olan Müslüman halkın üzüntüsünü azaltmak ve millî duygularımızın uğradığı acıyı gidermek amacıyla eğitimlerine ve giyimlerine gayret edilmiş olan bu alay. bazı görüşlerin ilavesiyle bizden sonrakilere anlatmak ve onları kendilerinin inceleyip düşünceye sevk ermekten ibarettir” dediğine göre artık savaş dönemlerini de anlatmasını tabii olarak karşıladım ve ilgiyle okudum. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki iki dostumun transkripsiyonunu yaptığı bu konferans.Selahaddin Adil Paşa. Babamın cesaretine hayran olmuştum. hatıralarının önsözünde bu hatıraların yazılma gayesi için. o günkü işgalcileri 18 Mart 1915′te nasıl yendiğimizi anlatıp gençlerin maneviyatını yükseltmekti. işgal altındaki İstanbul’da. s. kurmay subay adaylarını adeta Anadolu’ya geçmeye teşvik eden bu sözleri söylemesi büyük cesaret isteyen bir hareketti. … edilmemişti ve sur haricindeki Davutpaşa Kışlası’nda 81. gayeye doğru yürümek lâzım geleceğini söylerim”. Çünkü bu konferans işgal altında İstanbul’da kurmay subay adaylarına verilmişti ve konusu. Ankara Hükümeti temsilcisi olarak İstanbul kumandanı iken şöyle göstermişti: “İstanbul’un işgalinde tarihi yarımadanın kara surlarının dışı işgal Mücadeleleri. Piyade Alayı’nın Türk askerleri bulunuyordu. Ayrıca konferansın sonunda söylediği sözler çok mühimdi: “Bugün mütareke ve genel durum tesiriyle herkeste az çok mesleğinde bir tereddüt fikri mevcut ise de gelecek hiçbir zaman belli olmadığından bütün arkadaşlarımın her bir hâle karşı hazır olmaları ve çalışmaları lâzım geldiği kanaatindeyim. Karamsarlığın fena olduğunu en küçük cüretkârane teşebbüsatın muvaffakiyetli netice vereceğini. 415). Hayat 274 . özellikle Balkanlardaki askerî hareketleri yönetmiş olan Fransız General Franchet d’Esperey’nin İstanbul’a gelmesi dolayısıyla yapılan büyük karşılama merasimi ve geçit resimleri karşısında. babamın 1920 yılında İstanbul’da Erkân ı Harbiye Mektebi’nde verdiği ve bu mektebin matbaasında 15 Şubat 1915′te basılmış olan konferansı bana vermesidir. İşgal kuvvetleri tarafından yapılan çeşitli gösteri yürüyüşleri. 25 Mart 1923 günü başlarında bando bulunduğu halde TopkapıAksaray yolu ile Beyazıt’taki Harbiye Nezareti meydanına (bugünkü Beyazıt Meydanı) gelmiş ve burada teftişleri yapılarak coşkun gösteriler arasında kışlalarına gönderilmişlerdi”. çalkantılı bir geçmişi. bana babamı daha iyi tanıttı. Birincisi Uğural Vant Hooft Bey dostumun. (Selahaddin Adil Paşa.

Kendisinden ve ailesinden bir çok konuda esinlendim.'''Ertesi gün şehirde kısa bir tur yaptım. Doğan Kitapçılık. Kanımca Melda Özverim bu kitabıyla devrim tarihimize katkı yaparken. büromdayım ve çalışıyorum.Yazarı: MELDA ÖZVERİM Yayınevi: MİLLİYET Yayın Yeri: İSTANBUL ISBN NO: 975-313-07-9 Yayın Yılı: 1998 ''Çarşamba akşamı.'' ''Şu anda Hotel Bulgarie' deyim fakat bu otelden memnun değilim.Erdal İnönü 275-276 . Kendi kendime izah edemediğim sükütumun bir çok amilleri vardı. Beni sizden uzaklaştıran tren tahmin ettiğim gibi 18. Corinne memleketin en zeki kadınlarından biridir.Mustafa Kemal Atatürk 'Bu dostluğun aşamalarını tarihsel ortamı içinde izliyoruz. yarın değiştirmeyi düşünüyorum. Ekseriya sefarethanede. Batılı yaşam tarzını. Fransızca'yı Batı müziği zevkini bu aileden öğrendim' . İstanbul.'' ''Kaymakamlığa (yarbaylığa) terfiim münasebetiyle yolladığımız çok sevimli tebrikler beni derinden derine mütehasıs etti ve bu vesile ile bana yazdığınız güzel sözler dosdoğru kalbimde yer aldı. 2007 'Arkadaşlar.20'de hareket etti. teyzesinin anılarını da ölümsüzleştirmiştir.' . Fethi Bey'e başka bir şey yapmıyor.30' da değil 17. sizinle geçirdiğim günün tatlı hatırasıyla İstanbul'dan ayrıldım.

İKİNCİ KİTAP İŞARET FİŞEKLERİ 277-278 .

Bunlar "inanılması çok zor" haberlerdi. Profesör Erdem Aksoy ve Profesör Tuncer Bulutay ile birlikte benimle başlıyordu. "Yeni Cumhuriyet". "şeytana pabucunu ters giydirecek kadar zeki" olduğum da yazılıdır. buraya aldığım birkaç sayfadan dolayı mahkum edildiğimi ve kitabın yasaklandığını düşündüm. önce biz üçümüz üniversitenin dışına çıkarıldık ve sonra arkasının geldiğini biliyoruz. dincilikle. ben hep. Eylülist Darbe'nin üniversitelerde yaptığı tasfiye hareketi de. 12 Eylül'de. diyebiliyoruz. Necmettin Erbakan'ı hapse atmakla. hükümde. Kararda yoktur. güvenilen dağlara kar yağdı. gerekçe de farklıdır. Önce. 1980 Eylül Ayı. hala aynı düşünceyi koruyorum. ülkeye görülmemiş bir dinsellik giydirdiler. ölçü tanımıyordu. ancak. ancak.BİRİNCİ BÖLÜM SEKSEN: KEMALİZMİN SONU En yüksek noktada bitmiştir. Silahlı Kuvvetler'in yönetime el koyacağını. 279 . Kitap çıkmıştı ki. eylülist rejim. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin zoruyla. haber verilen "el koyma" gerçekleşti. doğru çıktılar. Arkasından "Yeni Cumhuriyet" yasaklandı ve ben de sekiz yıl hapse mahkum edilerek Sultan Ahmet mahpesine kapatıldım. benim. Erbakan'dan daha çok dincilik yapacağını haber veriyordum. yaşadık. başında okuyucuya ulaşmıştı ve silahlı kuvvetlerin iktidara el koyacağını da haber veriyordu. "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" adıyla çıkan kitabımda yer aldı. 1979 yılında. Daha önceden başlamıştı. Başka nedenler ileri sürülmüştür. "Sosyalist İktidar" Dergisi'nde ve bir yıl sonra da. Bunlar ayrı.

kamu gelirlerinde "havuz sistemi" getirmeyi denediler. Amerika Birleşik Devletleri. başbakanlıkta bir düzen ihdas edildi. Kemalizm'i red sürecini hızlandırdı. başka yol bulsaydı öyle yapardı ve dinsellik tek yol göründü. Frenklerin güzel bir deyişi var. bilgisizleştirmek için açtılar. Din eğitimi veren okulları.Düzen. bir insanı büyü ile öldürebilirsiniz. böylece bulabileceğini görüyordu. Daha ucuzdu. 12 Mart'ın eksikliklerini tamamlama ve programı çabuklaştırma rejimidir. islamı ve diğer dinleri öğretmek için değil. bedelsiz ithalat. 12 Eylül. bunu "kurtuluş" sayıyordu ve saymayanları tasfiye ettiler. doksan beş seçiminden sonra kurulan Erbakan Hükümeti'ni ıskata varan girişimleri nasıl açıklayacağız. aynı yörüngeye girmekte hiçbir güçlük görmüyordu. hayır. kapısını açtı. Bunun. 280 . Üç. fabrikalarda sükuneti. Erbakan'dan çok daha derin bir dinsellik içine girdiği halde. tofaş ve renault satışlarını tehdit ettiler. akıl yürütme kabiliyetini yitirmiş bir halka ihtiyaç vardı. kaldı ki ak-ist hükümet. bunlar. Bilgisizleştirmede kütle üretimi için en iyi fabrikaları bulduklarına inandılar. Fadıl Akgündüz'e. dönüş mü. İki. yüksek komutanların bir itirazını görmüyoruz. bu halkın sürüleşmesi demektir. döviz sağlamak nedeniyle. Doğru mu. kemalizmin sonu olduğunu biliyorlardı ve tereddüt etmediler. zaman zaman kemalist restorasyon çabaları olmakla birlikte başarısız kalmıştır. Malezya'dan otomobil ithalatı imkanı veriliyordu. Neden-sonuç ilişkisini kuramayan. Silahlı Kuvvetler. Almanya'dan kullanılmış otomobil ithalatını. halkı. Bir. insanını değiştirmek ve edilgen yapmaya muhtaçtı. Sovyetler Birliği'ni için yıkmak ve dışından kuşatmak üzere islamı bir politik program haline getirmişti. Oligarşi. peki. Türk Silahlı Kuvvetleri. Abdüllatif Şener'in başkanlığında. Krizde olan otomobil imalatı daha büyük bir krize bağlanıyordu. burada üç kaşık arsenik analiz edebiliyoruz. Necmettin Erbakan'ı başbakanlıktan uzaklaştırmanın nedenleri başka yerdedir. yalnız kahvesine biraz arsenik de koymak gerek.

Devlet kadrolarının tasfiye zamanıdır.Böylece devletin gelirleri ve borçları bir bütün olarak görülebiliyordu. Afrika'da bir denizle ayrılan (*) bir yerde bulunuyor. başbakan olduğunda. 281 . Demek ki. gerçekten. İngilizce Mediterreanean Sea ve Rusça Sredizemnoe More adını taşıyor. Fransızcası da aynı anlamda. bunun için. Bilime. parasını. Türkiye. Üç kıta arasında bulunduğu için. 1958 antlaşmasından sonra 1996 yılında İsrael ile bir yeni antlaşma imzalayarak hükümetten istifa etti. Üç kaşık arsenik bunlardı ve "irtica" ise büyü oldu. ayrıdırlar. muhtacız. Kemalizm analizlerini alt-üst eden bu sayfalan aktarıyorum. Görünüşte judaizmin büyük karşıtı Erbakan. bazı kamı kurumlarının gelirleri. emperyalist ülkelerden gelen çok yoğun bir İslam propagandası hücumuna uğrayacak. bazı özel bankalarda dururken bazı kamu kurumlarının da başka özel bankalardan borç aldıkları görülüyor ve izleniyordu. yüksek faizle başka bankalardan kredi arıyordu. bu düzenleme ile. Bütün bunlardan şu çıkıyor: Türkiye. Necmettin Erbakan. Ayrıca NATO üyesi olan tek İslam ülkesi. önlenmese bile büyük bankalar yüksek karları için bir tehdit gördüler. Devlet. Her ikisi de topraklar arası deniz anlamına geliyor. çok yakın gelecekte. (*) Akdeniz. düşük faizle bazı bankalarda tutarken. İsrael ile güvenlik-ortaklık anlaşması imzalanıyor ve Türk Silahlı kuvvetler iktidarı alınca kemalizm iktidardan uzaklaştırılıyor ve silinme dönemine giriyor. görüntü ile esas. Bir İslam ülkesi. Asya ile Avrupa arasında "köprü" olan. ORDU YÖNETİME EL KOYACAK ERBAKAN'DAN DAHA ÇOK DİNCİLİK YAPACAK Öyleyse başka gerçeklere gerek yok. Her iki antlaşma da gizlidir ve Başbakan Erbakan'ın imzaladığı antlaşmaları bilmemesi büyük ihtimaldir.

Kalkınma ve Türkiye" kitabında yaptım. ithal ikamesini bırakıp ihracat bayrağını açtı. İhracı mümkün değil. Bir Döviz Manyaklığı içinde. Şimdi işçi ve emekçiler için "fakirleşme dönemi" başladı. Üretmek yetmez. Şimdi Türkiye bu dönemin sonuna geldi ve bu dönemi geride bıraktı. görece olarak da olsa. Televizyonu yalnızca zenginlere satmak olmaz. yoğun bir İslam dinselliğine gebe görünüyor. İhracat da işçi ücretleriyle emekçi maaşlarını azaltmayı gerektiriyor. Dövizin de petrol zengini Arap şeyhleri veya hükümetlerinin elinde bulunduğu kabul ediliyor. Üreten alıcıyı da yaratmak zorunda. Sencer Divitçioğlu ve etkileyebildiği az sayıda iktisatçı "solculuk sevdası" ile sanayi burjuvazisinin bu eğilimine alkış tutmaya başladı. Türkiye'nin tek sorununun döviz olduğuna inandırılmak isteniyor. Şöyle: 1967-1977 veya daha geniş tutularak 1965-1980 döneminde Türkiye'de ithal ikamesiyle başlayan ve bunu çok aşan bir dayanıklı tüketim malları "patlaması" oldu. Üçüncüsünü biraz açmak gerekli. 282 . Ayrıntısını tablolarla " Planlama. Öyleyse ikinci sonuç çıkıyor: Türkiye. Burada çok kısa bir özet olacak. Bu yüzden Dr. soğan. Bu dönem yaşandı. Buzdolabı. acı biber ve et kokusundan yapılıyor. Lahmacun. Türkiye aşırı bir tüketim kamçılamasından sonra işçi ve emekçiler için tüketimin zor olduğu bir döneme giriyor. Söz konusu dönemde Türkiye kapitalizmi bazı sendikaların başarılı olmasını yaratmak zorunda. Her köşede lahmacuncu açılıyor. hamur. Türkiye sanayicileri bu dönemde işçilerin bir bölümünün ücretlerini ve memurlarının maaşlarını. Tüketim kamçılanacak. İkincisi Türkiye derin bir ekonomik bunalım içinde bulunuyor.Bu. yüksek tutmak zorunda. çamaşır makinesi. dış dinamiğe ek olarak kendi iç dinamiğinin etkisiyle. tunç devri ve Ecevit devri'nden sonra "lahmacun devri" denilebilecek bir devre giriyor. satmak da gerek. bir. televizyon ve benzerleri milyonlarca üretilecek ve içerde satılacak. Arap şeyhleri ise hep Müslüman. Fakirleşme rejiminin zorunlu bir sonucu olacak. Bu yüzden sanayi bur¬juvazisi. süpürge. Türkiye işçi ve emekçileri taş devri.

yerini. Bunun tek basına yenmeyeceğini bilecek. daha önceki dönemde. Bunun çok büyük bir harcama kalemi olduğunu kabul etmek gerek. Kaybedenler var.İnsanlar her öğün lahmacunu kolay kolay kabul etmezler. belli gelir bölüşümünde. Ancak Türkiye'nin kapitalizmi bundan sonraki dönemde işçi ve emekçiye yalnızca lahmacun vaat edebiliyor. Yoktan var olmaz. bir de "öbür dünya" vaat edecek. Bugün işçi ve memurlar gelir vergisi yasası çıkarıldığı zaman Türkiye'nin büyük zenginlerine layık görülen oranlar üzerinden gelir vergisi ödüyorlar. 3 milyar dolar karşısında bir yılda bugünkü raiç ile 210 milyar liralık Türk parası bu Almanyalı işçilerin aile ve yakınlarına transfer ediliyor. Kısaca şöyle oldu: Bundan on beş yıl kadar önce on yıllık bir memur veya işçi yüzde 25 çevresinde bir oranla gelir vergisi öderken. işçi ve emekçilerin vergi ödeme oranlarını iki misline çıkardı. şimdi yüzde 50 düzeyinde bir oranla vergisini ödüyor. Türkiye kendi iç dinamiğiyle. Bu yüzden kütlesel olarak ürettikleri malları ihraç etmek zorunluluğuyla karşı karşıya geliyorlar. Kayıp her taraftan. Tasarruf ve vergilerle finansman. en adaletsiz vergi olan enflasyona bıraktı. Resmi ve gayrı resmi kanallardan gelen yılda 3 milyar dolar sadece döviz sayılmamalı. Çünkü fiyat artışlarını yakalamasa bile. işçi sınıfı içinde bir bölümün görece olarak yüksek ücret alması zorunlu idi. Öyleyse. Yalnız şu da var: Kazananlar olmasa kaybedenler olmaz. bir daha aşırı bir dinselliğin baskısı altına girecek. Metal işleyen sanayi dallarının gelişmesi için. Örnek olsun. Şimdi tam tersi. "Türk Mucizesi" diyebileceğim bir yöntemle. (**) Burada fazla ayrıntıya girmeden işçi dövizlerinin pek ihmal edilen bir yanına değinmek zorundayım. ücret ve maaşlardaki artışlar işçi ve memurları çok daha yüksek vergi oranlarına çıkarıyor. Gelir Vergisi yasası önünde zenginleşiyor. Şimdi ayrı ayrı gelişmek zorundalar. Bunun için de Türkiye ekonomisi düşük ücret dönemine girmiş oluyor. iç pazarda doyum noktasına ulaşmış görünüyorlar. "Türk Mucizesi" ile işçi ve emekçiler fiilen fakirleşirken. Türkiye burjuvazisi on beş yıldır vergi yasaları çıkarma pratiğini kaybetti. DİSK'e bağlı Maden-İş ile TİSK'e bağlı MESS'in geliştikleri dönem geride kaldı. Tersi de doğru. Metal işleyen sanayi kolları. 283 . Bu yüzden lahmacunla birlikte işçi ve emekçiye. Gerçekten insanlar güzel şeylere layıktır. Enflasyon ile aynı zamanda. Fakat bu kadar değil.

CHP ve AP gibi sermayenin diğer partilerini daha çok etkisi altına alması.Vardan yok olmaz. Türkiye İşçi Partisi'ni kapattı. İnönü'yü tarihin derinliklerine gönderdi. bu güçlenmenin. Süleyman Demirel'in politikasını uyguladı. Ufukta olan daha derin bir dinsellik. Bundan bir sonuç çıkıyor: Türkiye'de lüks tüketim için üretim ve gerçekten lüks tüketim için harcama alanları açılıyordu. İlk zamanların kımız içen dinsiz Türk boylarını model alarak yola çıkan emekli albay Türkeş'in hacı olması veya "laik" Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit'in "Allah" demeden konuşmasını bağlamaması alınmış olan mesafeyi gösteriyor. Tersi şu: Erbakan'ı Türkiye'nin siyaset sahnesinden silip. Çünkü halen almış durumda. Gelir bölüşümü insafsız bir hızla daha da bozuluyor. İşçi ve emekçiler kaybediyor. Şimdi çok daha kapsamlı bir yeni askeri müdahalenin bunun tersini yapması mümkün. dinselliği çok daha açık bir devlet politikası haline getiren. albay Kaddafi türünden bir hükümet başkanının bulunması oluyor. Silahlı Kuvvetler'in yönetime gelip gelmeyeceği tartışmasıyla ilgili görünüyor. Silahlı Kuvvetler'in Türkiye'nin yönetimini ele almasına bağlı görünüyor. Siyasal iktisadın duygusuz fakat açıklayıcı mantığıyla bakınca ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Ufukta İslam var. İslam'ın "tevekkül felsefesi"ne daha çok muhtaç duruma geliyor. bu üçüncü yol. Demirel'in bütün rakiplerini politika sahnesinden sildi. Üçüncü bir yol da. Ancak. Birincisi başında Erbakan'ın bulunduğu dinsel ve siyasal akımın güçlenmesi. Necmettin Erbakan'ın partisini kapattı. esas olarak. Aslında İslamcı baskı şimdi de var. kendisini İsviçre'ye ikamete raptetti. Bu üçüncü yolu şöyle formüle etmek de mümkün: 12 Mart Süleyman Demirel'i başbakanlıktan indirdi. MHP. Burada "daha çok" diyorum. Bu yüzden bu üçüncü yolun mümkün olup olmayacağı. Erbakan'ın temsil ettiği İslamcı dinsel politikayı daha yoğun bir biçimde uygulamak. Bu yüzden Türkiye ekonomisi artık fakirleşen işçi ve emekçileri için. Türkiye'de daha yoğun İslamcı dinsellik nasıl artabilir? Kısaca üç yoluna işaret etmek gerekir. Çok kazananlar var. 284 . Mümkün mü? Açıktır. İkincisi.

Profesör Çiller yerine genel başkan seçilebileceğini. Daha sonra iki kez ve çok net olarak. Doğrunun birisi şudur. ama yanlış yanlıştır. imkansızdı. cezalandırıldı. Bu darbenin. isteseydi. kendisini önlediğini açıkladı. Washington'u hoşnut eden bir darbedir ve Amerikan Dışişleri Bakanı nezaret ediyordu. Hüsamettin Cindoruk. dp-ap çizgisinde bir partinin başına geçebileceğine işaret etmiştim ki doğrulandığını biliyoruz. Buradayız. ikna olduğunu belirtirken ikincisinde "hata ettim" diyordu. ilkinde. ben izlenen akışın realize edilmesinin zorlaşacağını söyleyebiliyorum. hangi vesile ile olduğu önemi haiz değil. teorik olarak düşünüyordum. güzel. Demirel'in önlemiş olabileceğini ileri sürdüm. Demirel'in koruduğu sermaye gruplarına karşı idi ve bunlardan Çağlar. popülaritesinin çok yüksek olduğu bir zamandı. Daha sonra. İkincisi. artık geriye de giderek darbelerin realizasyonunda. İki yanlışımın ikisi de kısmidir. daha sonra. 285 . o tarihlerde adı pek duyulmayan Hüsamettin Cindoruk'tan söz ederek. ancak. İsrael'i düşünmemiz daha isabetlidir. Demirel'in. iki doğru hiçbir zaman iki yanlışı ortadan kaldırmamaktadır.İKİNCİ BÖLÜM DOKSAN ÜÇ: İSRAEL DARBESİ? İki doğru ile iki yanlışım ile başlamak istiyorum. Gelişmelerin akışını değiştirebileceğine inanıyordu. hiç bir bilgim yoktu. ancak. İsrael'in kullanması ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyordu. bir kitabımın önsözünde. manivelaları. Demirel'e karşı olduğu kısmen doğrudur.

Çiller başbakan ve Erdal İnönü yardımcısı idiler. bir İsrael gezisinde. Profesör Çiller'in soğuktan gelerek başbakan ve Demirel'in de cumhurbaşkanı olmaları. Demek ki. Erbakan'ın İsrael ile gizli ve çok önemli antlaşmayı imzaladığı zaman. Şu anda. gittiler. başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanıydı. daha sonra. Aydınlar saatlarca yakıldılar. O tarihte shp başında Erdal İnönü olmasaydı. İsrael parmağı görüyorum. Şimdi Erdal İnönü'nün önemli katkısı olan her işte. Devam ediyoruz. başta ailesi olmak üzere. Uçak kazasıydı. Çiller. şimdi daha iyi görüyoruz. Demirel. görev taksiminden sonra Sivas Katliamı geldi. bir zamanlar Osmanlı mülkü olan topraklar için. Almanya'da yetişmiş tek yüksek komutandı ve arkasından Devlet Başkanı Özal'ın beklenmedik ölümü geldi. 286 . Eşref Paşa. Darbe'den üç gün sonraki basın açıklamasını buraya alıyorum. Geldiler. Önceki bölümde sözü edilen. aydınlar. tevratik "vaad edilmiş" topraklar kabulünü tekrarladı. imzaladılar. Yetmedi. işte bu kan selinden sonradır. Böylece misyonunu tamamladı. Önce. çok gayretkeş olmuştu. Çiller Başbakan ve Demirel Cumhurbaşkanı olamazdı. cumhurbaşkanı.Çok kanlı geldi ve çok kanlı yerleşti. "vezir düşürmesi" tabir ettim. Turgut Bey'in zehirlendiğine inananlar artmaktadır. darbe darbedir ve bütün unsurları ihtiva etmektedir. ama ben anında. Uğur Mumcu katledildi ve bunu Jandarma Umum Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'e suikast tamamladı. Sivas'ta diri diri yakıldılar.

ABD Dışişleri Bakanı Christopher. 287 . belediye müfettişi babasının edindiği arsa spekülasyonu ile bugün Amerika ölçüsünde de zengin olmuş bir hanım. Önceki iki darbe gibi. 13 Haziran 1993 tarihinde Ankara'da toplanan Doğru Yol Partisi kongresinde 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 ile aynı türde ve aynı karakterde bir darbe gerçekleştirilmiştir. Bakan Christopher'ın Ankara yerine zamanını İstanbul'da geçirmesi. Profesör Çiller. 13 Haziran darbesinin hemen öncesinde ABD Dışişleri Bakanı W. ancak özünde. Bugün Türkiye'de tanklar kullanılmaktadır ve süreklidir. Tansu Çiller türünden tamamen politika dışı. Bu darbe DYP Kongresi'nde yapılmıştır. görünüşte Süleyman Demiral’e karşıdır. Bugünlerde gerçekleştirilen darbe de görünüşte Demirel'e karşıdır. Üçüncü darbedir. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 türü bir darbeye sahne oldu.BASIN AÇIKLAMASI: ÜÇÜNCÜ DARBE GERÇEKLEŞTİ YALÇIN KÜÇÜK 15 Haziran 1993 Karakusunlar Köyü 13 Haziran 1993 tarihli DYP Kongresi. bu darbeden hemen önce geldi ve Ankara'dan. darbenin karargahının İstanbul olmasından kaynaklanmıştır. Bu görünüştedir. daha çok İstanbul'dan darbenin son hazırlıklarını yönetti. 12 Mart 1971 darbesinin başbakanı Profesör Nihat Erim ve 12 Eylül 1980 darbesinin başbakanı emekli amiral Bülent Ulusu kadar politikanın dışındadır ve ikisinin karakter ve rollerini üstlenmiştir. ilk ikisine göre. ancak bir darbeyle başbakan koltuğuna oturtulabilirdi. Christopher'ın Türkiye'ye gelişi dikkat çekicidir. Profesör Çiller. Profesör Nihat Erim ve Amiral Ulusu kan grubundandır. tanksız-askersiz yapılmış olması sadece görüntüdedir. 13 Haziran 1993 darbesinin. darbeler dışında yumuşayan İstanbul oligarşisi-Washington diktatoryasını yeniden pekiştirmek girişimidir. özünde İstanbul-Washington diktatoryasıdır. İstanbul ve Ankara'da silah kullanılmasını gerektiren bir devrimci sosyalist hareketin olmaması bir yana "infaz" sistemiyle sürekli bir yok etme politikası zaten uygulanmaktadır. Bu darbe Washington'un olduğu kadar İstanbul sermayesinin darbesidir. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri Süleyman Demirel'e karşı gerçekleştirilmiştir.

İsmet Sezgin ve Koksal Toptan'ın ilk turdan sonra adaylıktan çekilmeleri şaşırtıcı ve ilginçtir. Sezgin ve Toptan. Özal'ın ölümüyle eksilen Amerikan diktatoryasını tamamlamak üzere başbakanlığa oturtulmaktadır. Gerçekten de SHP için artık ihanet edebileceği sadece ismi kalmıştır. Bu tür politikacılar bütün onur kalelerini bir bir yok ederek diktatörlüklere kapı açmaktadırlar. politik üslup gereği değil. Üç: Her tür görüntü ve gerekçe. Hükümet ortağı olarak bu üçüncü darbeye bir "sosyal" bir "demokrat" bir "halkçı" partinin iştiraki ancak adına ihanet etmesi demektir. Ayrıca Demirel. İki: Ben bir süredir. artık DYP delegelerinin Demirel ya da Parti yöneticilerinden değil. Çiller ile İstanbul karşı darbesini yapmıştır. '90'lı yıllarda politika sahnesinden temizleneceğini ileri sürüyordum. öylesine sürü haline getiriyorlar ki. 13 Haziran darbesinin öğrettikleri üç noktadadır. Yaşar Holding aracılığıyla Ege ve Çağlar Holding vasıtasıyla da Bursa sermayesine verilmiştir. sonunda kendileri de kontrol edemiyorlar. Amerikancı olmakla birlikte zaman zaman yan çizen bir çizgi izlemektedir. Kongre. Herhangi bir örgüt tabanı olmayan Çiller'in ikinci turda perişan olması ihtimal dahilindeydi. Tahminimden de önce gerçekleşiyor. Washington ile bağları tümden koparmamak ve Washington diktasına karşı çıkmış görünmemek için adaylıktan çekilmişlerdir. Özal'ın ölümünden önce de. Çiller.Demirel başbakanlığında ekonomik yönetim. bu tür politikacıların. 288 . Bir: Demirel türünden politikacılar. Bu arada Türkiye'nin en yıpranmış politikacılarından olan Demirel'i Türkiye'nin en sığ ve kökü en dışarıda Profesörlerinden birisi tasfiye ediyor. ortadan kalkmıştır. sanayi ve borsa odaları birliği karargahından emir alan bir sürü. Sergilemiştir. topluluk olduğunu ortaya çıkarmıştır. ticaret. kütleyi ve partililerini öylesine yozlaştırıyorlar.

Seçim sonuçlarına göre. Dr. Genelkurmay. karşı alternatifleri ortadan kaldırma durumudur. Özetle duyuruyoruz: Seçimden kimse muzaffer çıkmamıştır. Dsp ve Mhp'yi beş yıl boyunca hükümetten uzak tutmak mümkündür. Haymana Zındanı'nda seçimler üzerine tezler saptamıştır. Bugünkü tabloda görünenler. Dr. seçimden bir ay kadar önce alınan kararların sonucudur: Seçimden bir ay önce. Seçimlere bir ay kala. 289 . 20 Nisan 1999 Prof. Yalçın Küçük. Bu açıklama aynı zamanda Mhp kapısına işarettir. idam fezlekeleri ve anayasa mahkemesi'nde kapatma tehditleri ile Fazilet seçmeni taciz edilmiş ve ürkütülmüştür.ÜÇÜNCÜ BÖLÜM SEÇİMİN GALİBİ TİT Basın Açıklaması Prof. seçimlerin sözde muzafferleri. Mhp'nin barajı geçmesi zor ve Fazilet Partisi'nin yüzde 24 oranını bulması büyük ihtimal görülüyordu. Aynı zamanda. seçimleri erteleme doktrininden vazgeçtiğini ve 312 ile 8/1'in değiştirilmesine karşı olduğunu açıklamıştır. Zafer. Yalçın Küçük Haymana.

okullarda bu okutulmuş.Ürkütülen seçmen Mhp'ye kaçırılmıştır. Milliyetçiliğe kaçış ve kayışın nedeni: • Mhp+Rp+Fp 1995 oyları karşılaştırıldığında toplam oy oranlarında önemli bir artıştan söz etmek mümkün değildir. "beyaz" terör doktrinini uygulamaya koyan Çiller-Güreş kampında görmemiz gerekirdi. tümüyle Türk-İslam Taarruzu ile teslim alınmıştır. faşist Le Pen'in oylarında sıçrama görülmüştür. Eylülist generaller. Bosna'da Azarbeycan'da birlikte hareket etmektedirler. • Kişi düzeyinde. kültür bakanlığı. Adana. • Mhp oylarını. Fransa'da. bu etkiyi. kültür bakanlığında. erken seçimi inatla provoke eden Baykal ile erken seçimi erteleme yolunu kapayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun garantilediği bir sonuç olmuştur. tv spikeri ve sondaj tacirlerinin. Buna "Le Pen Sendromu" demek mümkündür. • Bütün tahminleri yanlış çıkan fıkra yazarı. seçim sonuçlarını. seçim. Tit ile açıklanmalıdır. yargı ve güvenlik düzeni. Türk-İslam Taarruzu'nu uygulayan generallerdir. "terör" ile değil. Seçim. Türk-İslam Tarruzu ile izah etmek zorunludur. Mhp ile Fp ilişkisi. • Ancak Hatay. yargıda. birleşik kaplar ilişkisidir: • Rp-Fp ve Mhp. fazla göç alan ve işsizlik sorunuyla karşılaşılan yerlerde. sadece konjonktürel oluşumlara bağlamaları ve yalnızca bunların duyulması. birleşik kaplar teorisi ile çalışan iki siyasal örgütüdür. a) Mart 1999 ortasına kadar Mhp'nin baraj sorununun tartışılması. istatistik bir analize imkan vermektedir. "terör" ile açıklamayı imkansızlaştırmaktadır. birleşik kaplar teorisi ve Tit ile. Seçimin galibi. Çeçenya'da. ülkemiz açısından karanlık bir tablodur. 12 Martçı ve Eylülist Paşalar'ın ortaya attıkları ve şiddetle uyguladıkları Türk-İslam Taarruzu. 1991 seçimine aynı biletle girmişlerdir. Avrupa merkezi Strasbourg örnektir. Poliste. Türk-İslam sentezini resmi politika yapmıştır. Tit'in. İçel ve Antalya'da Mhp oylarındaki speküler artış. 290 . b) "Terör" etkili olsaydı.

"meyhane baskısı" durumuna düşmüştür. Fakat. Bu da meclisteki deplasmanı önemsiz yapmaktadır. ancak yerel oylar esas alındığında. Ayrıca Ankara ve İstanbul belediye seçimleri de medyayı mahkum etmiştir. Türk-İslam Sentezi'nin devlet politikası olması ve TİT nedeniyle. sarhoşların ürettiği. Silememiştir. Bu her türlü tahminin üstünde bir başarıdır. Sarhoşların okuduğu değil. Mhp-Fp oylannda. politikada mevziini koruyabilmiştir. Çiller'in bütün yıpranmışlığına karşın. Mhp-Fp oy oranının yükselmesinde. '99 seçimleri Türk-İslam Sentezi'nin oy tabanına oturtmuştur. yoksul halklara hoş gelen popülist bir tınının etkisi mutlaka vardır. Ödep. Yapamamıştır. 291 . sonuç değişmeyecektir. Ödep seçim kampanyası itibariyle olmasa da sonuç itibariyle başarılıdır: İsteyen başka kriterler seçebilir. Rolleri pasiftir. liderlerin ve tüm dostlarının zindanda olduğu. Seçimin tek mağlubu medyadır: Yazılı ve sözlü medya. Bu da sevindirici ve güven veren bir sonuçtur. Erbakan veya Türkeş'e ya da Kutan ya da Bahçeli'ye herhangi bir rol vermek mümkün değildir. Yılmaz'ı yükseltmek istemiştir. Seçimlerin tek galibi. önceki seçimdeki konumunu korumuştur. artık tümüyle. ancak hiçbir siyasal etkisi olmayan bir parazit sektör olmuştur. Hadep'tir: Hadep. • Demirel'in tekrar seçilebilmek için aşırı zorlaması ve varolan sistemi tebdil ve tağyir etmesi ile Ecevit'in aşırı ödüncü çizgisi. mitinglerine gelenlerin üzerinde sandalyelerin kırıldığı bir ortamda. Çiller barajı aşma ihtimalinin çok düşük olduğu bir noktadan başlayarak ve politika tarihinde görülmemiş bir kampanyaya karşın. başkanlık sistemini de facto sistemi haline getirmiştir. yüzde yarımı bulmuştur. Bunlar Washington tarafından desteklenen otuz yıllık devlet politikasının imal ettiği oyları derlemişlerdir. Yerlerine kim konsa. Çünkü meclis önemini yitirmiştir.• Bu sonucu çok önemsemek mümkün değildir. anti-tekel ve anti-kartel diskuru etkili olmuştur: Kişi düzeyinde seçimin tek galibi Tansu Çiller'dir. Çiller'i silmek istemiştir.

teslimiyetçi Baykal kliği mağlup olmuştur: Bu ise üzülecek değil. "halk" ve "halkın" bayraklı yöneticilerine geçmiştir. bir panik ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. erken seçim'in eskisinden daha kolay ve muhtemel olduğunu göstermektedir. tabana indikçe bütünleşmektedir: İzmir'den Hakkari'ye kadar uzanan coğrafyada. Bu işlev. sağ'ın imkanlarını daraltmakta. tok ve devrimci bir kampanya sürdürmüştür: Yalnız kemalizmi ve cumhuriyet yasalarını yüksek perdede tutan bu kampanyanın çubuğu tersine bükme işlevi olmuştur. solun imkanlarını genişletmektedir. Chp değil. 292 . 1999 seçimleri. Sol. Bunlar. "sol".İp. • Meclis aritmetiği ve politik dinamikleri. yerel yönetimler. Chp ve Dsp için oy istemek anlamındadır ve sonuç da buna uygun çıkmıştır. Teslim olmuş işbirlikçi bir yönetime karşın Chp'nin yerel seçimlerde aldığı sonuçlar. önemli mevzilerdir ve mevzilerin ortak olduğu bilinmelidir. çalıştırabileceği dinamikler nedeniyle sevindirici bir sonuçtur.

aynı zamanlarda verdiğim mülakatlarda yer alıyordu. Bir düzeltme yaptım. Genelkurmay Başkanı Hilmi Paşa Hazretleri'nin bazı açıklamaları. beni ziyadesiyle üzüyordu. yanlış çıkmayı istiyorum. beni çok fazla doğrulamakla birlikte. çürümüş bir vücut çürümeyi teşhis Zaman zaman. krizi kavrayamamaktadır.DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İKİ BİN İKİ: CUMHURİYETE DARBE Seçim gecesi kaleme aldım. bu edememektedir. Bu kadar doğru çıkacağını tahmin etmiyorumdum. kurulan hükümetin. Demek ki bilimsel olarak doğru çıkmak çok zaman da üzücüdür. 293 . aktarıyorum. bunun. Cumhuriyet. Yüksek bürokrasi'de yüksek komutanlar da varlar. Hayır. bu Tezler'de olduğunu not ediyorum. yok. yüksek bürokrasi tarafından en çok aranan ekip olduğunu söyleyip tekrarlayarak.

Üçüncü Tez: Cumhuriyet. üçüncü uzun iç savaşın arta kalanlarıdırlar. Erbakan'dan daha çok Erbakancılık yapacak" demiştim. Tanımlarını reddeden bir fiili durum var ve Cumhuriyet. dizi dizi çocuk oyunculara ve şarkıcılarına tahlil ettirmişlerdir.Y. "23 Nisan" müsamereleri sunmuşlardır. Erbakan'ı hapse atacak. tkp vs. oligarşik televizyonlar. 3 Kasım. Türkiye aydınının ufkunu hapsetmeyi başarmıştır. (1965 yılından beri. B.yalçın küçük Üç Kasım Tezleri (ilk taslak) Birinci Tez: Tasfiyeciler tasfiye edildi. Beşinci Tez: Cumhuriyet. Türk aydınına ve soluna savaş açmışlardı. kurumlarını ortadan kaldırdılar. kaynaklarını kurutmuş ve sadece arta kalanları yaşatmıştır. arta kalanları* karşısında acz halindedir. (sadece okunması için. ödep. (12 Eylül'den hemen önce çıkan "Bir Yeni Cumhuriyet İçin" adlı kitabımda. "asker yönetime geliyor. nitekim. Bir interregnum'a girilmektedir. Şimdi bunlar hükümet ve muhalefet olarak Cumhuriyet'in karşısındadır. Bu aydının regresyonu'dur. Buna gizemli bir tepki olabilir. Şimdi yok edildiler. Krizi kavraması imkansızdır. ileriye gitmemek için. Yedinci Tez: 1965 Seçimi. Cumhuriyet. seçime giren.) İkinci Tez: Barbarlık. tarihinin en büyük krizi ile karşı karşıya gelmiştir. ilkellik ile yenildi. aktarılmaması rica) _________________ * İlk yazımdaki sözcük yerine "arta kalan" sözcüğünü koyuyorum. seçim sonuçlarını. düşünebilen ve çözüm arayabilen kadrolarını ve kaynaklarını tüketmiştir. Altıncı Tez: Bu üçüncü iç savaş. umudu da getirmişti ve iç savaşın nedeni sayılmıştır.) Dördüncü Tez: Potansiyel hükümet ve muhalefet. 294 . 4 Kasım. Cumhuriyet. bir silah olarak islamcı parti yaratmış ve kurucu partisini deforme etmişti. acı tad vermektedir. ip.

Günü gününe tarih yazımı olarak sunuyorum. Musul'un yasaklanması demek oluyordu. Birinci Dünya Savaşı'nın sona erdiğini kabul etmemişti. İsmet Paşa Hazretleri tarafından. Bülent Ecevit'e nakledilmişti ve Bülent Bey teyid ettiler. 295 . "minimalist" jenerasyondan sayabiliriz. Buna genelkurmay adına verilen cevapta. başbakan olma ihtimali belirir belirmez. yüksek komutanlık ile ak-ist ekip aynı noktadadırlar. Musul'daki özel harp dairesi ekibinin başına çuval geçirilmesi. Cumhuriyet'te hiçbir hükümet. Doğru veya yanlış. bu yönde işaretlerdir. Yüksek komutanlık bunu kabul etmiş görünüyor. artık daha açık görüyoruz. vasiyet. Demek ki. Bu ekibin hükümete getirilmesi bu maksatla olmuştur. Kemal Paşa'ya hiç inandırıcı görülmeyen yüksek bir övgü ile birlikte reddin tekrarını görmüştük. Kıbrıs'ın bir parçasını zapt ve Musul'u hep göz önünde tutmak. Böylece Kemal ve İsmet Paşalar'ın vasiyetleri de çizilmiş olmaktadır.BEŞİNCİ BÖLÜM İKİ BİN ÜÇ: OSMANLI İÇİN REDD-İ MİRAS Demirel'in konumu ayrıdır. Adnan Menderes ve Turgut Özal dahil. Bu vasiyeti bir televizyon programında açıklamıştım. Osmanlı için redd-i miras babında.

Bir süre sonra. New York'ta. "Türkler" için yer yoktur. Polonya ile Irak'ta kurulmakta olan kürdo-judaik devletler ele alınmalı ve incelenmelidir. Amerika'nın İngilizler'den ve Türkiye'nin Amerika'dan kurtuluş günü'dür. Dördüncü Tez: Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu. Uzun zamandır. demiş midir.1550-1600 İstanbul'dakini TürkoJudaik sayabiliriz. plan budur ve burada. Müslüman-Yahudi. Sovyetlerin Afrika'da renkleri uygun Kübalıları ileri sürmelerini gıpta ile karşıladılar.yalçın küçük balgat. bu Osmanlı İmparatorluğu demektir. Beşinci Tez: İleri sürdüğüm "rezerv devlet" kavramı tartışılmalı ve geliştirilmelidir. Birinci Dünya Savaşı'nın asıl sonu. İkinci Tez: Koç Matbuatı'nın ilk yaklaşımı hayvani'dir. İsrael Devleti'nden öncedir ve o zaman hayal edilmemektedir. Roma. önce Doğu Roma'yı.Y. kurup sonra tekrar birleştirmek mümkündür. a-Kurtlar ile birlikte uluyorlar. Yedinci Tez: Washington. Tartışılmalıdır. b-Timsah göz yaşları döküyorlar. 296 Dört Temmuz Tezleri . sadece okunmak için yayınlanmaması rica) Birinci Tez: Dört Temmuz. Dışarıda "ünlü' içerde okunamayan bir "yazar". a İspanya 'daki Arap Devleti'ni. Yahudi asıllıdır. gerçekten çok daha gerçektir.Washington. bu açıdan ele alınmalıdır. Birinci Dünya Savaşı'nın sona erdiği anlaşılıp kabul edilince. Şimdi bunun anlaşılmasını istiyorlar ve bunun için timsah göz yaşları döküyorlar. 11 Temmuz İ. önemsiz olduğunu ve telafi edildiğini yazmak zorundalar. "biz bir devlet gerekiyordu ve bunun için müslüman göründük" demiştir. Altıncı Tez: İslam'dan sonra Yahudi Devletleri. Sovyetlerin yıkılmasını Punic Savaşı saydılar. Kurt sürüsünün içine düşen çakalların yöntemidir. Yoksa yem olurlar. b. diyordum. (ilk taslak. Üçüncü Tez: Ottoman Empire of America kurulmaktadır. c. Doğu ve Batı ile ikiye ayrıldı ve eğer Punic Savaşı ise. bilemeyiz ve ancak uydurulmuş olsa bile güzel uydurulmuştur. benim önerdiğim yeni bir kavramdır.

Bu durum. kurtuluş mücadelesine Türklerin isteksizliği üzerinedir. Bütün bunları ise. New York'ta musevi cemaatı ileri gelenleri ve arkasından da Wolfowitz ile buluşmuştu. Burada K. 297 . misafirhane yapmıştı. Yayılmak ya da kimlik değiştirmek peşindeler. Doğu’dan. Yaban. çerkez ve kürtlerin ne kadar önemli olduğunu da göstermektedir. sabetayistlerin. Onuncu Tez: a-Mustafa K. Bu durumda. Kurtuluş Bayramı'nda değillerse. Bu zıtların birliği değildir. belgesel niteliklerindendir. d. bölgeyi hiç benimsemediler. On Birinci Tez: Dünya Yahudi Partisi'nin Türkiye Chapter'i ve İslamist Parti çökmektedir. W. son ikisi içinde yahudi asıllıların sanıldığından çok olma ihtimali var. Dokuzuncu Tez: 4 Temmuz. Grossman geldiğinde evini rasathane yapmıştı ve dışişlerinden Ü. Washington Institute müdavimlerine en az bir telefon etmeleri düşmektedir. bunlara ve New York'ta musevi cemaatı ile irtibatı olanlara.M. Wolfowitzin İstanbul uzantıları durumundalar.A Birand ve Osman Cengiz. 15 Mayıs 1919 tarihini de hatırlatmaktadır. kripto Yahudiler. Yakınlıkları olduğu anlaşılıyor. açıklaması yoktur. Bir telefon etmeleri gerekir. üzerinden geçmek ve yıkmak içindir. Türkler’e yer yoktur ve ayrıca Türkler. Dinçmen özel kalemiyle toplanmışlardı. Kemal Tahir'in "Yorgun Savaşçı" yazısı da aynı yöndedir ve önemleri ya da abartılmaları. Türkiye kurtuluş mücadelesinde. özür diler. liderlerinden birisinin Wolfowitz olduğu bir parti yapmaktadır. Kelepçe takma emrinin kaynağı bellidir. c. İzmir'e Elenler çıkmıştır. Wolfowitz geldiğinde evini.Derviş ve önemli kriptolar buluştular. Yahudiler. yahudilerin. azeriler ve sabetayizmin de vatanı Polonyalılar önem kazanmaktadır. Köprüler. Görüntü ile özün birliğidir.Bunun için. Demek ki. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun sabetayist olduğunu eklersek. kripto-yahudilerin.Öz-ilhan.* ____________ *İlk taslakta "zıtlığıdır" yazılmıştı. edebi olmaktan çok. b-Mhp yöneticisi Bülent Yahnici. Fakat artık bir Halide Edip yoktur. Sekizinci Tez: "Türk-İslam Sentezi" veya "Avrasya Birliği". aksi taktirde izahı zordur. "Yaban" çok gerçekçidir. Amerikano-Judaic yayılmanın paravanasıdır.

4 Kasım B.On İkinci tez: Cumhuıriyet'in kurucu sütunları sallanmaktadır. Henüz yeni bir düzen görünmemektedir. bir interregnum'u haber vermiştim. tarihlidir. 298 .Y. "Üç Kasım tezleri"ile.

siyasi iktidara bağlıyız" buyurdular ve bu da 'malum matbuat' ve dahi malum televizyoncular tarafından pek ziyade sitayişkar elfaz ile mukabele edildi. kısa bir süre Maliye Bakam da olmuştu. "cazip amma ve lakin kazip" diyordu. denetimindeyiz. "biz siyasi iktidarın altındayız. Özellikle Genel Kurmay Başkanı Org. şöyle başlayabiliriz. İptida bunu ele alabiliriz. cazip nazariyelerin doğruluğunu sınama terbiyesini vermişti ve sınamadan duramıyorum. Müteveffa Hocam Gürsoy.ALTINCI BÖLÜM GÜLER HİÇ KANIRTTI MI? Hükümet-ordu ilişkileri son günlerde bilindik seyrinden biraz daha farklı gitmeye başladı. elbette son derece güzel bir hitabet olduğuna iştirak ediyorum. bazı nazariye hakkında. ya da bu ayın başında idi. Bu bana. bize maliye nazariyelerini tedris eder iken sık sık.Bşk. Ancak burada Bedri Gürsoy Hocamı hatırlamadan edemiyorum. Bu nedenle Paşa Hazretleri'nden affımı niyaz ediyorum. Özkök'ün çıkışlarını ve hükümetle olan ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Efendim. Bu son gelişen süreçte Gen. Genel Kurmay Başkanı Hilmi Paşa Hazretleri. Paşa Hazretleri bir daha "demokrat" unvanı ile taltif edildiler. geçen ayın sonunda olabilir. 299 . Evvela.Kur. Türkiye'de hemen herkesin bildiği demokratik anlayışın bir noktasını işaret eder gözükse de ama herkesin aklında olan bir ordu-hükümet ilişkisinin dışında bir tanımlamaya gerek duydu Öz-kök.Özkök'ün açıklamalarıyla bu seyir biraz da değişti.

Peki bundan ne çıkıyor? Devire devire aradığını buldu mu. hürmetim var. Tarihi hakikatlere tetabuk etmemektedir. ordunun dışında kalırdı ve subaylık kariyeri sona ererdi. Hilmi Özkök'ün. şükürler olsun. seçimle gelmişti. 12 Eylül'dedir. Demirel'i bir daha deviren ve tarihimizin en karanlık dikta-toryalarından birisini kuranlar meyanındadır. Demek ki bizde devire devire seçim var. seçimle gelmiş bir başbakanı tard ettiğini görüyoruz. seçimle gelmiş bir siyasi iktidarı devirmişliği var. bu vakada. Dördüncüsünde. genç bir teğmen olarak. Sonra 12 Mart 1971 "Vak'a-ı Makus'u" var. Hilmi Özkök. ayrıyeten Hilmi Paşa Hazretleri siyasi iktidarın üstünlük ve önceliğini. diyeceğiz? Şimdilik sadece. siyasi iktidarın altında olma sözünün. Amma benim yakın zaman tarih bilgilerim de bazı noktalan tespit ile kaydetmemi emrediyor ve bunu yerine getirmek durumundayım. Orgeneral Özkök söz konusu olduğunda. Hilmi Paşa Hazretleri'nin bu kelamına kazip demiyorum. bazı pürüzlerle karşılaştığını teşhis edebiliyoruz. 300 . Üçüncüsü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde. ise en ön plandadır. Bir defa Hilmi Paşa Hazretleri'nin Harbiye'ye duhulü 1957 yılındadır. bu kez genç bir subay olarak. Bizler. bu defa bir üst subay kapasitesinde. Demek ki. devirmeseydi. 28 Şubat 1997. 1960 yılında. evveliyetinde.Elbette. En küçük bir itirazı olsaydı. Özkök'ün bu tard işine müdahil olduğu da şüphesizdir. Hilmi Paşa'nın. siyasi iktidarı devirmeye çalışıyorduk. Demek ki Hilmi Paşamız üç defa. görüyoruz. aynı zamanda yüksek öğrenim görüyorduk. ancak laik ve "demokrat" bulmamaya başlamıştık. tebarüz ederken çok isabet etmektedir. seçimle gelmiş siyasi iktidarların devrilmesine rol almıştır. Süleyman Demirel Hükümeti'nin devrilmesi bu tarihtedir. Harbiye'nin de bize iltihak ettiği hep malumdur. Ekleyebileceğimiz bir nokta daha var. sona ermemiştir. hemen sonra general rütbesini idrak edemeyeceğinden eminiz. Aksini düşünemeyiz.

301 . benim rakamım değil. Karşı taraf veya bu taraf. Kendi kalemşorları dahi bunu yazıyor. oligarşi ile görüştüler. aldıkları oylar. tard edilmek islendiğini biliyoruz. Temsilde adalet yoksa halk egemenliği ve meşruiyet yoktur. seçim sisteminde. Ecevit çok şaşırmıştı. Bunlardan birisi çok dürüst davranarak Ecevit'i haberdar etti. doğru nazariye. Ayrıca yüzde otuz dört olsa üçün biridir ve peki anayasa ne diyor? Eylülist diktatoryanın yaptığı anayasa bile. yüzde otuz dörtle geldiler? Oyların yüzde yirmi beşidir. bazı gazetecileri harekete geçirdiler. Hastalık senaryosundan önce. bütün oylann dörtte biridir. Kaldı ki bu hükümetin seçilmişliği de pek tartışmalıdır. Bülent Bey’in hastalığı bahane edilerek. Hal bu ki. Washington istiyordu. Kullanılmayan oylar karşı tarafa mı sayılacak? Hayır ama aldıkları üçün biri değil. sigarasını yakıp koltuğuna yaslandı. istikrarlı bir hükümet ve bir de temsilde adalet şart koşuyor.. Orgeneral Büyükanıt yoktu. Bunu iktidann adamları söylüyor. Hocam nasıl yüzde yirmi beş olur. siyasi iktidarın emrinde olma kelamını bir kenara koymak zorundayız. Hakikatte. Yüksek komutanlar. Öyleyse. Yaşar Paşa mı?" yollu sormuştu. istifa ettiremedikleri hükümeti erken seçime zorlayabildiler. Orgeneral Özkök vardı. seçmek değil. bütün oylann sadece dörtte biridir.Yüzde elliye yakın bir oy desteği olan Ecevit Hükümeti’nin. hükümeti ihsan etmektir. İslamcı bir partinin ön plana çıkacağı tahmin ediliyordu. Hüsamettin Özkan ile dramatik yüzleşme ve vedalaşma anıdır. Oyların dörtte biriyle halk temsil edilmiş olmamaktadır. Financial Times'ın.. Özkan ile.. Ordu'nun Ecevit'in yerine Hüsamettin Özkan'ı getirmek istediği haberini yazdığını da hatırlıyoruz. silahlı kuvvetlerin halkın emrinde olması ve siyasi iktidarın da bihakkın halkı temsil etmesidir. Yüzde yirmi beş. bir. Dörtte bir veya üçün birine anayasayı değiştirecek kadar sandalye vermek. "kimler.

koalisyon hükümetleri kurdular DSP'nin oyu da hatırlayabildiğim kadar yüzde yirmi bir. Hilmi Paşa Hazretleri'nin emrinde olduğu hükümeti. oyunu verdikten sonra. 3 Kasım 2002. Zamanında yadırgadığımızı tespit etmiş ve duyurmuştum. Şimdi ilerliyoruz ve "oryantal despotizm" tarif ediyoruz. mecliste o hükümete oy veren partilerin oy toplamı çoğunluk olmak veya çoğunluğa yaklaşmak zorundadır. kimliği ve yaptıkları onun meşruiyetini etkiler mi? Çok yanlış bir yerdesiniz. cezaların erteleme yasası çıkmıştı ve seçime girme hakkı vardı. devam etmektedir. orada değil. ilk defa tek başına bir partinin aldığı oy ama bu partinin ideolojisi. 302 . Yüzde dokuz veya yüzde yedi oranında oy alan partilerin meclise kimse sokamadıkları bu sisteme. Hükümeti kuran parti yüzde beş veya daha az oy almış olabilir. Bugün tartıştığımız noktaya bir de şunu ekleyebiliyoruz. "demokrasi" oynuyorsak. Hocam burada şeytanın avukatlığı rolüne gireceğim. Daha önce Bülent Ecevit hükümeti de yüzde on sekizler. İşte budur. kuralları olmak zorundadır. bu hükümetin. Seçim günü. "bul karayı al meclisi" sistemi diyebiliriz. yüksek bürokrasinin son otuz beş yılda en çok istediği ekip olduğunu ileri sürüyordum. hukuka uygun bulmadığımı defaatla not etmiş bulunuyorum. budur. ama. yirmi ikiydi. Özetlememe izin verir misiniz? Bir. Aceleye gerek yoktur. yirmilerle iktidar oldular. Kumar oynamıyoruz.Bu bir ihsan hükümet i'dir. Bu. "3 Kasım Tezleri" içinde not ettiğimi tekrarlıyordum. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök. Gürkan Bey Dostumuz. hemen izleyen mülakatların birindedir. 12 Eylül döneminden Turgut Özal hükümetinden sonra belki yüzde otuz dört çok az. teamüllerimizde yoktur. 3 Kasım'dan itibaren "diktatorya" tabir ettim. koalisyon hükümetleri vardır. Tayyip Bey'in seçime girmesini önleyen kararlan ben hep hukuka aykırı buldum. on dokuzlar. Washington'a uçmuştu. Adalet bunun niresinde? Bu arada bir düzeltme yapmama izin verin lütfen.

Dört. Siirt'te üç sandıktaki oy verme usulüne aykırı bulunarak seçim yenilenirken. Peki hocam buradan duyduğunuz rahatsızlığı Erdoğan'ın şiir yüzünden girdiği hapis dolayısıyla aldığı siyasi yasak konusunda da duyuyor musunuz? Benim yasalarım var. Gürkan Bey Dostumuz. meclisteki. herkes biliyordu ki. halk. Beni hiç ilgilendirmiyor. Üç. bir seçimdir. Hükümet kurmak bir hukuk meselesidir. Demek ki. Ama sonradan bir fiili durum çıktı ortaya. daha sonra bu karardan vazgeçmek daha büyük hukuksuzluktur. Tayyip Erdoğan'a veya partisinin genel başkanı Tayyip Erdoğan'a oy vermek istiyordu fakat siyasi yasağından dolayı. Beş. Erdoğan'ın sokulması ayrı bir ihlaldir. Siirt Milletvekili Fadıl Akgündüz'den söz ediyorum. temsilde hiçbir değişiklik yapılmaması ayrı bir hukuksuzluktur... Ne demek? Fiili durum şu. bu açıdan da. Adamo'nun şarkısıyla "her yerde hukuksuzluk var. Hilmi Paşa Hazretleri'nin bu hitabetini yerinde bulamıyoruz. usulüne uygun olarak dokunulmazlığı kaldırılmadan meclisten tard edilmesi. Demek ki. seçim bir hukuk işidir. deveye demişler ki boynun eğri ve deve de "nerem doğru ki" demiş. Hadep'in tüm oylarının geçersiz sayılmasına rağmen. hukuk dışıdır." Bunu görüyoruz. mecliste yemin etmiş bir milletvekilinin. bir anayasa ihlalidir.İki. Ancak o kararlar olduktan sonra Tayyip Bey için bir ilin seçimlerini iptal etmek ve ayrıca usule aykırı olarak bu seçime sokmak. 303 . yenilenen Siirt seçimine ancak önceki seçime girenler katılabilirdi. Tayyip Bey'in seçime girmesini engellemenin bana göre hiçbir hukuki temeli yoktu. 2002 sandık sayımına göre. açıkça şunu söylüyorum.. Bu hükümetin hukukiliği tartışmalıdır. demek ki. Tarihimizin utanç yüklü sandık sayımıdır. 1946 seçimleri..

Gürkan Bey Dostum. hukuk bulamıyoruz. Bir temsil sorunu çıkmıyor mu ortaya? Bir temsil sorunu varsa. Devam ediyoruz. Oligarşi görüş değiştirerek. Fiili durumun ise sonu yaklaşmış olabilir. oyların dörtte birini alan bir ekibe hükümet verilmemelidir. Hilmi Paşa Hazretleri. çünkü hukuka çok meraklıyım. Ayrıca benim savcılıklara başvurularım devam edecektir. Tekrar ediyorum. Kapıları açtılar. bizim millettendir. açıktır. Bu tespit ile dindarlığı hesaptan çıktı. Bir dakika hocam ne demek bu? Açmıyorum. oligarşi istedi. Tayyip Erdoğan. "bizdendir".. Erdoğan siyasi yasaklı hale gelir.. Halktan daha önemli olan hukuk düzenidir. Ama o karar aldıktan sonra ABD istedi. Ayrıca oyların dörtte biri "halk iradesi" veya tercihi değildir. Tayyip Beyefendinin milletvekili olmasını yasaklamakla ilgili kararları. yeni bir seçim yasağına yaklaşmaktadır. 304 . itikadından "döner" teşhis ettiler. Net olan şudur. başkaları bana alaylı hukuk profesörü diyorlar.Hukuk yoksa meşruiyet de yoktur. "yahudilerin elini öperim" diyebileceğini gördüler. Washington'un istediği kesindir. bir yerlere yaklaştırma çabası içindeyim. Washington'da. "Açıl susam açıl" olmuştur. yanılmışlardı. belki de hakkında en çok dava açılan insanım. hep kendimi savunmak zorundaydım. "Aaa bu da bizdenmiş" deyip bütün kapılar açıldığı için. Erdoğan'ı. halk istediğini yapsın. Ne demek? Son sözlerinden dolayı AKP kapatılabilir. Haklı çıktılar. Hukuk önce hukuk çerçevesinde olmak zorundadır. Yarın öyle durum olur bugünkü sözlerinden dolayı AKP kapatılır. "halk istiyordu" sözü yersizdir. demiş ve kapılar açılmıştır. bana anlatmak mümkün değildir. bu meselede de.

alt üste "tebriklerini sunar" veya "kabulünü arz eder". İrdogan'a. Bir ülkenin. usul budur. siyasi otritenin altında olmakla birlikte bir hükümetin destekçisi olmak arasındaki ayrımı dikkatle yapabilmektir. mahkemede ödemek zorundadır. bir lokantada bardak kırmaya benzemez. Avrupa'da hiçbir yerde basın önüne çıkmayacak mı? Her yerde varlar. Şimdi her gittikleri yerde "Senem'i istemiyoruz" mu diyecekler. başbakan olmayacağını. Galiba Erdoğan'ın basın toplantısını terk etme restini tasvip etmiyorsunuz? Neredeyiz? Aşiret devletinde bile reisler bunu yapmıyorlar. İrecep İrdogan bunu yaparken kime danıştı. Büyükler. "bedelini öderim" diyor. Çıktığı gibi indirilmelidir. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Büyükanıt. bu defa öyle esti mi. Eskiden her dış görüşme masasına otururken "pkk'yi yasaklayın" deniyordu. Senem. Bu yapılmıyor mu? Peki. "aferin" diyebilir. siz kimsiniz. Avrupa Birliği Komiseri. bunun yapıldığını söyleyebilir miyiz? Sadece hükümetçilik oyununda değil her işte. Tayyip Bey. 305 . altın üste "bravo" çekmesi. yoktur. Şimdi devlet bir ehliyetsiz tayfaya kiraya mı verildi. küçüklere. diyor. bir devletin ölçeği bu kadar düşürülür mü? Senem. devlete verilen zararları "öderim" demek nedir. gülüyor. Artık Erdoğan. Demek ki hukuki temel çıkmıştır. yanında bir devlet görevlisi var mıydı? Şimdi ne olacak.Önemli olan. her toplantısına katılıyor ve soru soruyordum. ispat etmiş haldedir. Danimarka başkentinde basın toplantısından kaçan Erdoğan için "bravo" derse. İndirmenin hukuki ve anayasal dayanakları vardır. diyeceğiz. Yüz yıl ödeyebileceğini sanmıyorum. Bu bir sırat prüsüdür. "Avrupalı gibi davran" direktifini gönderdi. "bedeli" çok yüksektir. Montesquieu'nin yazdığı "oryantal despotizm" budur.

ağır başlı ve saygı uyandırıyor. 306 . devleti.Artık Avrupalı başbakanların karşılarında görmek istemediği birisidir. Papa'ya gidiyor. kötü manevraları bozmak için bunu söyledi. İrdogan'dan ihlas etmektir. basın toplantılarına katılırdı. Sovyet temsilcileri gelirdi. Ama Tayyip Bey'e göre bir devlet adamı tablosu çiziyor. Tıp Profesörü H. yaz tatilinde de. Haluk Koç ikide bir. Chp yöneticisi olmak bir yana tıp profesörüdür. ama bana göre. Şimdi orada yasadışı örgüt diye bilinen PKK'nın bir yayın organı var Roj TV bunun muhabirinin orada bulunmasını TC'nin bir başbakanı kaldırabilir mi? O muhabir "kırk defa bulundum. Koç. Bunlan destekleme dayanakları yıkılmış durumdadır ve işte hakikat budur.. Aşiret reisidir. Sevgili Arkadaşını Murat Yetkin'e. biraz devlet adamlığı stajı görmelidir.. Mesut Barzani'nin yanına gönderilmelidir. Beğeniyor musunuz hocam Barzani'yi? Barzani'yi beğenip beğenmediğim ortadadır. neyi değiştirecek bu. Kopenhagen'dan ricat etmeye. her halde. Artık ilk hedef. Tass Ajansı temsilcilerini kıpkızıl komünist görürdük. Türkiye'de Sovyetlerle ilişkilerimiz bozuktu. Tayyip Bey'i. Güzel. Türkiye Avrupa'dan altmış yıl uzaklaşmış durumdadır. Yaşar Paşa. kırk defa da soru sordum" dedi. bir "mesaj" yazabilir miyim? Ak-istler'in üç yılında. "esti" mi? Prof. daha önce olmuyor muydu bu. saygı uyandırıyor. diyen de benim. Artık rüyalardan uyanmalarını öneriyorum. Türkiye'ye rakiptir ve bu nedenle de artık Erdoğan'ı indirmek bir zorunluluktur. pireye kızıp yorgan yakma. ısrar ediyor. başbakanlığı kurtarmak'tır.. psikiatr'a gitmesini söylüyor. Musul alınmazsa Diyarbakır verilir. Bu arada.. Senem ve arkadaşlarının pek sevindiğini tespit edebiliyoruz. ilave olarak. Artık ilk hedef. "psikiatra gönderin" diyor. Artık atım vuran kovboylar diyarındayız. Barzani'nin başına geçtiği devletimsi organizmanın Türkiye'yi bölmek üzere olduğunu hep tekrarlıyorum. diyoruz. Bölgede. Buna.

Erdoğan’ı. bunlar. bütün kartlarımı ve notlarımı gözden geçirdim. Hepsi budur. Beyaz Saray'dan çıktığında söyleneceklerin dışında bir tek söz söylemiyor. yeni formülasyonu da aynı ölçüde vahimdir. Şu bakanlara bakın. başkanlık sandalyesinden.Barzani. oturduğu sandalyeyi dolduruyor. Korkmuş olduğunu çıkarıyoruz. çoktan indirmiş haldedir. Gereksiz gülümsemeler. Tayyip beyde bunlar yok mu? Hiç biri yok. daha misafir hiçbir başbakana elense çektiğini görmedik. Barzani'ye bakarak boş övünmeyi bırakmayı öneriyorum. Ama dünyada "müslüman" bakan eşi sadece bizde var. Neden korkuyor? 307 . Hazır bu dil sorununa gelmişken bir Türkçe sorunu da yaşanıyor mu acaba hocam? Başbakan ne medyayla ne muhalefetle anlaşamıyor. "Ben ülkeyi pazarlarım" dedi muhalefetten yoğun eleştiri gelince "sizin aklınız neredeydi. Erdoğan orada oldukça artık bölgede Barzani var. Bu sefer de beni yanlış anladınız dedi. Sezar'ın hakkını da Sezar'a vermek ve bizde başbakanlık koltuğuna oturtulan kimsenin davranışlarıyla karşılaştırıldığı zaman derin acı duymak gerekir. oturduğu sandalyenin adamı olmadığını ispat ediyor. Benim içim yanıyor. Başbakan kastettiğini mi aşıyor? Beni hiç ilgilendirmiyor. Tayyip Beyefendi'nin ulema tevili beyhudedir. bunlar yok. başkalarının da yanması için yazıyorum. Barzani kadar bile dil bilmiyorlar. Şimdi de bir "ulema" tartışması çıktı. ama korkunun ecele faydası olmadığını da biliyoruz. kabadayı haller. Bu ara hem yeni çalışmalarım nedeniyle ve hem de sizi beklediğim için. Erdoğan. Barzani. Üçüncü Selim'den beri batıhlaşıyoruz. Hiçbir büyü kelçiye "gece fazla mı kaçırdın" dediğini duymadık. ne düşünüyordunuz ki bunu yanlış anladınız" dedi.

Bunu her bilirkişi yapabilir. Başkaları da var. Baykal. Kurullar ezilmiştir. ihale kurullarının yerini almaktadır. Hem kendi tabanına karşı iyi gözükmek mecburiyetinde. Bu durumun bir benzeri de AİHM' in türban konusunda verdiği kararda yaşandı. Ben buna bir de Cemil Çiçek'i ekliyorum. Tayyip Bey ve bazı nazırlarının adları çağrılıyor. Hangi gerekçeyle kapatılır? Gerekçeler birikmektedir. sorumsuz kişiler kamu mülkünü satıyorlar. artık dosya hazırlama aşamasındayız.. Devleti dini esaslara göre kurmak. çok vahim bir hal olup doğrudan kapatılmayı gerektirmektedir. tebdil ve tağyir ediliyor. "Aşiret Devleti" olmak çok ciddi bir gerekçedir. bu sözler ağızdan çıkmıştır. Kuşkusuz önemli olan Baş Savcı'mn hazırladığı dosyadır. İster bilirkişi ister kadı. Bu çerçevede sıkışmış bir AKP'den söz edebilir miyiz? 308 . bu devletin sonudur.. İmam ve Hatip Tayyip Beyefendi. Bahçeli. Hazırlıkların gecikmeyeceğini görebiliyoruz. hem de Türkiye'deki sisteme muhalif sözler etmemeye gayret ediyor. Eski Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcısı Sabih Kanadoğlu'nun da söylediği gibi bu karara "Türkiye dava kazandığına üzülür" şeklinde bir beyanda bulunuldu. partisini kapatılmanın eşiğit getirmiş durumdadır. bundan daha önemli gerekçe olur mu? Devlet. Mumcu yüce divan sayıyorlar. Ama birleşik kap düzeninde yaşıyoruz. AKP ciddi paradoksal bir durum içinde gözüküyor. Bunun dışında. "rönesanstan beri ulema dinlemiyoruz" demek zorunda kalmıştır. Kimin hazırlıkları ? Kim mi.Kapatılmaktan. Ayrıca artık aşırı kibar Ağar'dan başka. hazırlık yapacaklar çoktur.. Danimarka Büyükelçisi. ceza yasasında karşılığı ağırlaştırılmış müebbet hapis olmak durumundadır. Tayyip Erdoğan.

Tabanın kaydığını görüyor. Yüce Gök'e şükürler olsun. Yüce Divan'da sandalyesini rezerve ediyoruz. Başsavcı Kanadoğlu'nun açıklamalarında başka bir nokta var. idam kalkmıştır. aşırı dinselliğe dalıyorlar. özgürlükleri genişletici yönde oy kullanmış görünüyor. bir de tarikatların anayasa mahkemesine de girdiğinden söz ediyor ki. Temenni etmiyorum. ancak. ekonomik ve diğer sıkıntılar. 1950 yıllarının ortasında da böyle olmuştu.Hayır sıkışmışlık değil. 12 Eylül'den beri yargıya tarikatlar sızmış ve yer yer hakim olmuş haldedirler. Şeyh Said'in torunu olduğu gerekçesiyle. Erdoğan'ın "Kürt Sorunu" ve "Ulema" keşifleri buraya giriyor. Bunlar ayrı. tabanını memnun etme olarak da göremeyiz. bu nedenle. birden bire. yargının tümden tarikatların ve siyasetin kontrolüne girmekte olduğunu tespit ile işaret ettiler. tabanları kayınca. Biz buna da bakıyoruz. Said-i Nursi'yi harekete geçirdi. çok büyük isabetle konuşuyor. Yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis koydular. Görevdeki Başsavcı Ok ise. çok zaman. bu arada not ediyorum. Mahkeme Başkan vekili Haşim Kılıç muhafazakar tandanslıdır. Ama kapatılma süreci başlamıştır. Amma Kanadoğlu çok önemli bir hastalığa cesaretle parmak bastılar. telefonla kutladım. muhtemelen de bir erken seçim hazırlığı yapıyor. Kanadoğ-lu. yaşını büyüterek milletvekili yaptı. bardağı taşırmıştır. Haşim Beyefendi. bir. kürdizm'e ve bir de. Hep öyledir. Bu son noktada Çiçek. Sonunda Menderes idam edildi ve partisi kapatıldı. anayasa mahkemesinin önemli kararlarını inceledim. Kabataş Lisesi'nden sınıf arkadaşıyız. yeşil bayrak açıldı ve diğer taraftan da Abclülmelik Fırat'ı. Sabih Bey. yalnız benim küçük bir ilavem var. bu tür hareketler. Menderes'in desteğini kemiriyordu. Bu durumda. beyanatı üzerine. 309 .

ayrıca bu yeni bröveyi Hilmi Paşa Hazretleri'nin çizdiği de rivayet ediliyor.Erivan'ın c. ve "Koca Tepe" figürü ise. Hangi Paşamız ise. üçü de savunma üzerinedir. Demek.. gazetelere de haber olan bir bröve konusu var ve bir de zamanlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çok iyi değerlendirmeler oldu ama bütün bu değerlendirmelerde işin özüne girilemedi. Bu kılıç nereden çıktı? 310 . kimdir bizim kahramanlarımız.Peki bu konuyu bırakalım. Devamla. abe-ist. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa. hiç sevmediğim bir söz ile. "olayı". Üçünün ortak yanı ise bir'dir. Ele almak durumundayım. b. Buna "basiret bağlanması" diyebiliyoruz. beğenenler bir saf ve be¬ğenmeyenler bir başka saf oluşturuyor. Evet "Yunanistan çok beğendi" diye Hürriyette yayınlanmıştı. olduklarını görememesi büyük zaafiyetidir. barzaniciler. tabii beğenir.Diyarbakır'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişinin ateşin taraftan. abe-istler. Saflar burada da oluştular. iki. biz hep müdafaada "kahraman" çıkarmışız. Biri. "kurmay sınıfı sınıfta kaldı" cümleciği ile özetliyoruz. hocam. Bu öyle vahim bir hal ki ben buna hiç niyet atfetmiyorum. Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa ve üç. sade ve parlak tasvif ettiler. Bunu. Bak güzel kardeşim. Yunaniler'in sevinmeleri yerindedir. Yüksek komutanların. Üzerinde bizim de durmamız yerindedir. sayısı üçtür. Bana göre bu bröve değişikliği. bu ender kahramanlığı hedef almış olmaktadır. Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa. tarihler ne yazıyor. ilk bakışta sanıldığından daha ciddi görünmektedir. yeni bröveyi beğendiler. tek taarruzi kahramanlıktır. ana okulunda ne okutuluyor. son günlerde çok tartışılan ve ulusalcı kalemler tarafından yoğun bir şekilde eleştirilen. Bir. a. Basiret bağlanması demeyi sürdürüyoruz. Askerle ilgili iki önemli sorum var. Ama yerine kılıç kondu. hepsi üçtür. Milliciler-kemalistler-sosyalistler karşı çıktılar.Atina'nın.

Kore'de bile askerler süngü savaşı yaptılar.. biz ya pala ile savaştık ya da süngü ile cenk ettik.. eskiden pala ve sonra süngü ile yapılıyordu. Peki nereden çıkarıyorlar. Meşhur "kılıç kalkan" oyununda dahi kılıç yoktur.." yazıyor. Törenseldir. Kara ordusuna kılıç. bir savaşçı kuruma hiç savaşmadığı bir silahın resmini koymak basiret kaybıdır. peki neden koç olmuyor.. Hayır yok. Gürkan Bey Dostum. Harp Akademileri ders çıkarır". bu da önce sultanlar tahta çıkarken "kılıç kuşanma" merasimleri yapılıyordu ve daha sonra Avrupa'da kılıç törenlere girince biz de aldık. göğüs göğüse savaş. palaları var.. Yoktur. sadece gördüklerine uzanıyorlar. yeni bröveye konan kılıç bizde yoktur. Anafartalar'da Mustafa Kemal. Ben her gördüğümde saklanıyorum. Gürkan Bey. Önce bu noktadayız. a la baionette sur le group Baldwin. " a la baionette".. uydurmadır. Ama nasıl? İşte öyle. Bir dakika. Biz kılıçla hiç cenk eyleınedik. Demek yine de var. Demek ki bizde kılıç bir savaş aracı değil bir nişandır. 311 . kılıç yoktur.. zambak neden olmuyor? Zambak ile de hiç savaşmadık. anılarında. Yeni bir söz çıktı. Kılıç olursa. Bunu nereden çıkarıyorlar. Bu ordu'da tarih bilen hiç kimse kalmadı mı? Daha önce de yazdım. pala vardır ve oyuncular sıçraya sıçraya bir birinin kalkanına binerler. Bizde kılıç yok. eskiden "cahil" diyorduk ve şimdi. Peki neden. Mustapha Kemal lance la 8e division. Gelibolu ile ilgili çok önemli bir kaynakta. Bu kılıç. birliğini.Nereden? Biz hiç kılıçla savaşmadık. yazık. Fahrettin Altay.. süngü hücumuna kaldırıyor. bir saban dahi olabilirdi. Bakın Fahrettin Paşa. "Conkbayırı'ndan sonra Mustafa Kemal üç yıl kıdem zammı kılıçlı altın imtiyaz madalyası ile taltif edilerek albaylığa yükseltildi" demektedir. Kılıçları yok. Bakın Gürkan Bey. bizde. hepsini harp akademilerine aldılar. "Aydın Doğan televizyona çıkarır.. "uluslararası ilişkiler profesörü" tesmiye ediyoruz. "le 10 aout. bizde kılıç sadece seremonyaldır.

"a special category of swords comprises ve Devrim'in evinde olanı. Bröve'de kubbeli ve kısa kılıç görüyoruz. Britannica'da. şakulidir ve çok uzundur. Doğu'da "curved". 312 . Devrim'in de var. yapmayalım. kurmay sınıfının sınıfta kaldığını tekrarlayıp duruyorum. Bundan sonra bu kılıç meselesini bitirebiliriz. islami kavimler bayraklarını bu tür kılıç alıyorlar. Batı'da düz. Bu kılıç dümdüzdür. Fevzi Paşa'nın belinde Devam etmeden önce bir parantez açmama izin verir misiniz. Sorunuza gelince. bir kurmay albay çıkıp da. Önce şöyle veya böyle kılıç'ın kara ordusu ile bir ilgisi olmadığını söylemek durumundayız. Bu kılıçların veraset yoluyla geçişi de usûllere bağlanmıştır. islami bir kılıç değildir. Sabri Dedesi'nden kalma olup son derece uzundur.. yoksa yanlış mı anladım. kılıç sözcüğü. Farisi "şemşir" sözcüğünden gelmesi mümkündür. kılıcın bir türü. Bunu tercih ediyorum. sizinle konuşmadan önce. seremonyaldir ve nişan olarak da verilmektedir. "scimitar" diyorlar. demek ki bu açıdan da kara ordusunun alamet-i farikası olması mümkün değildir. the curved sword predominated in the eastern Europe and Asia" bilgisini de buluyoruz. Bahriye'de seyfiye'dir. kubbeli. Batı'da ayrıca uzun. Sınıfta kaldılar. Nerden bakılırsa bakılsın hiçbir isabet bulamıyoruz. bizde savaşçı sınıfa "seyfiye" deniyordu. Bunu not etmiş bulunuyorum. büyük bir basiret bağlanmasıdır. zor duruma düşeriz" dememiş. Bizim palaya. Bizde sadece bu var. Doğu'da kısadır. Yalçın Küçük bunu fark eder. Bizimki bilerek yapılmamışsa. Bu kadarı da olamaz hocam! Oluyor. those used in state ceremonies and those presented to individuals as mark of esteem or honour" demektedir. evine gittim. madalyalara benziyor. tabii islami kılıç seçilmiş olmaktadır. Bröve'deki islami mi dediniz. Öyle brövedeki gibi tıknaz. Encyclopedia Britannica. benim kastim de budur. Bu bröve icat edilirken.Size Büyük Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın 1938 yılında. "Paşam. Arabi "seyf' olup. "whereas the straight sword was favourite in the west. baktım. Kemal Paşa Hazretleri'nin cenaze töreninde taşıdığı kılıç resmini sunuyorum. kubbeli kılıç var. volume 21.

bu kadar övgü varsa. üzerinize alıyor musunuz? Hayır. Orgeneral Özkök. "öyle düşünüyoruz. Uzun müddet saklı tuttum. "kılıç cennetin ve cehennemin anahtarıdır" sözünün yazılı olduğu iddia ediliyor ki biz bunu. Ancak Batı. bundan dolayı beni nerede ise "alçak" ilan ediyordu. gelmiş geçmiş en büyük genelkurmay başkanı ilan etti. Bir avuç aydın. bu deneyimi. 29 Ekim'de galiba kendisine yapılan eleştirilerle ilgili olarak "kendilerini aslan terbiyecisi bizi de aslan yerine koyuyorlar" dedi. Hilmi Paşa'yı. savaşta. ilk önce Elence anlatacağıma." Britannicca'da. yazar. 313 . bulamadık. Bana gelince ben "gazi" unvanına sahibim. görüyoruz. Ama Ortadoğu'da "büyük proje" oluyoruz. Brövedeki kılıç islamın kılıcıdır. ama kaçmadım. benimle rabıtasını kurmak için hiçbir neden göremiyorum. Brövedeki kılıçlarla Cumhuriyet. Bu kılıcın islami kılıç olduğundan kuşku duyanlar için Riyad'da açılan islami silahlar sergisinden sayfalar sunuyorum. Kaldı ki Hatip Dicle. kendime söz vermişimtim. volume 2. bunu yapıyorlar. Kur'an'da. Derhal değiştirilmesini ve eski bröveye dönülmesini öneriyorum. Öyleyse manzara-i umumiye vehametini muhal a za eylemektedir. Kimi kastediyor olabilir. bu Ordu ile birlikte savaştım. islami özdeşleştirmektedir. şeyhleri tahrik edebiliyor. Daha çok döner kule yapmaya gelebilirler. Cevat Hocam'la birlikte araştırdık. bir de Ku'ran'da. Yerindedir. eleştiri de olmalıdır. bu kılıç ile. "the sword is the key to Heaven and Hell" ifadesine olduğu yazılıyor. Kuşkusuz savaşa gitmek istemezdim. biraz daha müslümanlaşmakta ve biraz da Şark'a kaymaktadır. olağan üstü bir deneyim kazandım. Bröve'de olanla. Birand.Bilerek yapılabilir mi? Sanmıyorum. bekledim ve öyle yaptım. "bizim sol". "demokrat general" sıfatı ile göklere çıkardı.

Yıllardır bunu tekrarlıyorum. Ne demek.Atina'da bir kitap çıktı. Gürkan Dostumuz. asteğmenim" deyip bağırıyor ve için için yanıyordu ve yanan içini bana döküyordu. sevinçten bayılırdık. Teamüllerimizde yer almıyor. daha da önemlisi. sekizinci olsun? Hiç kanırtmış mı. o sıralarda. Sabancılara bırakmayız.. Bu nedenle Hilmi Paşa'nın. kulağımızı radyoya dayar. Ama Eşref Şefik Üstadın güreş anlatmasına doyamazdık. savaştı. güreşte mi? Güler Sabancı hiç güreş tutmuş mu ki. spori greko-roman Nasuh Akar Lombardi tuşi. her savaşta kötüler vardır. Nasuh. gazetelerde çıktı. biz küçüktük. akşamları ders çalışmak bahanesiyle. Ben. Söyleyeceğiz. pek tadına varamıyorduk. ancak. halterde mi. "düşman" tarafa. 314 . Henüz ilkokulda idik. nasıl güçlü oluyor. holding başı olunca Güler Sabancı'yı tebrik etmesini ve hele iade-i ziyarete kabul etmesini kabul etmem mümkün değildir. Radyo güreşleri verirdi. mükemmel insanlarla birlikte savaştım. Eleniler. ne alakası var? Anlatmama izin verir misin. Ama Hocam. Lombardi'yi yakalar yakalamaz güreş bitiyordu. bunlar vardı ancak mükemmel subaylarla. hem çalışır ve hem de dinlerdik. bir de bunu dinlerdik. güreşçilerimiz yeni çıkıyorlar. şimdi Bedri Paşa'yı nerede ise "evliya" sayıyorlar. Güler Sabancı Avrupa'nın sekizinci güçlü kadınıymış. Doğan Avcıoğlu ile birlikte "orducu sosyalist" sayılıyoruz. içimizi yakıyor. hem çalışır ve hem de poker öğrenirdik. İtalyan spiker. "best seller" oldu. sevmediğim sözcükle . Yunaniler sevdiler. Bedrettin Demirel Paşa'dan söz ediyorum. Kıbrıs Komutanı idi. derdi biz sıçrardık. Dolayısıyla benim hakkımdır. birbirimizin evinde toplanır. ama bizim yetiştiğimiz yerde. dünyada ve Türkiye'de fırladılar. o yıllardı. hiçbir ilave zarar vermemek için üstün çaba sarf ediyordu.. "bir kiliseyi altı defa soydular. Kısadır. Kabul ettiler. Bunları anlattım. Ne demek? Biz bu Ordu'yu Koç'lara. İtalya'da olurdu... poker bir eğitimdi. Her savaşın kötülüğü vardır.

yeni güreş başlardı ama Eşref Şefik hala kanırttı kanırttı demeyi sürdürürdü. altınlarını teker teker yutturmuş ve bir diğer rivayete göre altınlarla dolu hazineye kapatmış. Hala da halkımızı kanırtıyorlar. Altınların karın doyurmadığı tarihlerde yazılıdır. Güler hanım güreş mevzusunu bilemem ama zenginliği su götürmez herhalde. Bir rivayete göre Hulagu. "tuh kaydırdı... Bunu bilmiyoruz... ders veya pokere dönerdik. anlamında sözlerine içim ağlıyor. birden o tok ve yaşlı erkek sesiyle başlardı. kimi kanırttı. zengin halifeye. Yaşar arkasına geçti. Ka-nırttı. ne nereye giriyor.. Kuvvatlıymış. yatırdı.. ama." daha çocuktuk. Girince. kanırttı. Yaşar kanırttı.. Güler kuvvatlı ise hem güreşecek ve hem de kanırtacak..girdi. Şimdiye kadar sadece halkımızı kanırttılar. kanırtmak gereklidir.." Biz ders çalışırken birden heyecanlanırdık. Hulagu Bağdat'ı alınca son Abbasi halifesinin bu dünyadan nasıl ayrıldığı tartışmalıdır. Yaşar.". girdi. Eşref Şefik.kanırttı. Ama yine kaymasın mı. "Yaşar alttan girdi. silkeledi.. bastırdı.silkeledi. bastırıyor. Eşref Şefik'ten öğrendiğimize göre güreş demek kanırtmak demektir. güreşmektir. Kilolu ama yetmez.. toplu gelselerdi görüşmezdim. kuvvat ise. yakaladı" derdi.. Çağımızda da güç demek.Nasıl? Bir yerde "Yaşar. Güler Sabancı ile görüşmekten daha elzemdir. biz buna bakmayı öğrendik.. Yaşar yakalardı ve biz dersi ya da pokeri bırakır kulak kesilirdik ve sonra Eşref Şefik anlatırdı.. bastırıyor. topluca ve her daim görüşmek yerindedir.. Birden Eşref Şefik'in sesi gelirdi.. bu nedenle soruyorum. ve biz derslerimize dönerdik. Sonra Yaşar arkasında. amma ille de kanırtması gereklidir.girdi.. Yaşar güreşi kazanır. "Yaşar kanırttı. kanırttı. Bu nedenle Hilmi Paşa Hazretleri'nin Rektör Yücel Aşkın için içi yanan rektörler hakkında. Eşref Şefik sonra devam ederdi. heyecandan ölürdük. tekrar kulak olurduk. girdi . Bu nedenle bu kabulden dolayı içim acıyor. yüzü de güreşe müsait. kavrayamazdık. hep arkadan silkeliyordu Peki şimdi Güler hiç arkadan silkeledi mi. yemek vermemiş. Yaşar Doğu rakibini hep kanırtırdı. Hilmi Paşa Hazretleri seyfiye sınıfından ise rektörler de ilmiye sınıfındandırlar. hiç kanırttı mı.yatırdı. Derse veya poker dersine dalmışken. 315 . hiç kanırttı mı? İşte mesele budur.

Tam bu noktada başbakanın "ülkemi pazarlarım" sözü ve bunun çok somuta indirgenen hali var. Şeyh'e başka yer veririz" demesi de gelen haberi doğruluyor. doğru olması ihtimali çok güçlü görünüyor. bunu veririz". "size şunu veririz. o yüzden Yeni Harman'da da çıktı "onların Mossad'ı. Yine böyle bir bilgimiz var. bir kere usulen nasıl değerlendiriyorsunuz? Usulden önce. Topbaş'ın. Mit'i varsa Türkiye'nin de Yalçın Küçük'ü var" demiştim. kent mimarisi. bize bilgi geliyor. parası olan Arap aradığı söyleniyor.. Hangi Mustafa Erdoğan? Gülben'gillerinki değil." Musul Vasiyeti" bilgisi de bana geldi. tıpkı "yağ satarım bal satarım" oyunu misali. Tayyipgillerinki. tayfa olan. Güngör Uras da buna benzer bir yazı yazmıştı. O Londra sokaklarında ellerinde böyle dosyalarla para arıyormuş. Dubai'den gelen yirmi cent dahi olmadığı ve ortada hiçbir projenin olmadığı da ekleniyor. Mustafa Erdoğan.. Bundan da ortada ne dolar ne de mimari proje olmadığı sonucunu çıkarabiliyoruz. Gelenlerden neyin doğru olabileceği veya olmayacağını biliyorum.. ülkesini sevenlerin çoğu en önemli bilgileri bana bir şekilde iletiyorlar.. Şimdi buradaki estetik. Londra'da elinde dosyalarla.. 316 . Sinan Aygün'ün "biz de yaparız" demesi üzerine. dolaştığı söyleniyor. "burayı size veririz. öyle bir yoldan gelir ki doğruluğundan kuşku duymuyorum. Tayyip Erdoğan’ın kardeşini mi kastediyorsunuz? Ofer'de çalışan. şehir planlamasına aykırı durumlar bütün bunlar bir tarafa. İstanbul Belediyesi'ndeki son ihtilafın bununla bir ilgisi olabilir mi? Sanmıyorum. Mustafa Erdoğan'ın. Londra'dan geliyor. Evet. Bırakın özelleştirme ihalelerini İstanbul'un belli önemli arsalarının uluslararası sermaye gruplarına verilmesi şeklinde devam ediyor.

Merak ediliyor. mizah yapa yapa zeka gelişiyor.. Yemekli toplantıları da artık sevmiyorum. rant ranttır. bu kurumadır. mizah yapmayan bir aydın türü çıkıyor. Roman okumayan. kaçıyorum. Bu arada eklemek gerekiyor. Sakin durmayı öğretmeleri isabetlidir. 317 . Mizah yapamayanlar aptallaşırlar. Bu arada Roj'dan Senem Günseler'in sabetayist olma ihtimali var. Bunun için mutlaka zeka gerekiyor. Aydın Doğan'a televizyoncu kızlarının bir kısmını Senem'in yanına göndermesini tavsiye edebiliyorum..Bundan dolayı kavga etmezler.. eksiğimi kapatıyorum. Aydınımızın kurumasına denk düşüyor. ayrıca başkalarına bırakıyorum. Hocam. bu soruna cevap veremiyorum. Bu da eleştirinin kaynağı anlamındadır. neler okuduğunuzu geçen sayı öğrendik. çünkü içkili seminere dönüşüyor. Vekili ise İdris Güllüce. Özellikle gülünçlü çelişkiyi sezebilme işidir. Topbaş'ın baş danışmanı Profesör Erman Tunçer'dir. Gürkan Dostumuz. ç'ok sakin davranıyordu. şu Kürt politikacılarımız arasında İbrani asıllıları yazmayı ihmal ediyorum Hadep ile başlayabilirdim. Hayır. Mizah çelişkiyi görme yeteneğidir.. ne münasebet. solcu olamazlar. ama sormadığın sorulara cevap verebilirim. Mizahı kurumuş bir toplum aptallaşmaya mahkumdur. Aptallar mizah yapamazlar. "Özleyiş" diyorlar. Tabii klasik müzik baştadır. İstanbul'da çalışma dairem tamamlanıyor. karısının adı güzeldir. Hocam. ama tersi de doğrudur. Çok ters bir durumdur. Bugün ülkemizde eleştiri tükenmişse mizah tükenmiş demektir ve tersi de doğrudur. o zaman görmeyi umu¬yorum. sadece tesadüfen oluyor. şiir okumayan. yan bir soru. Bu arada zamanım yok. peki kimlerle görüşüyorsunuz? Mesela Güngör Uras'la buluştuğunuzu duymuştum? Nerede. yine mi sabetayizm.

Aziz Nesin Yasası çalışıyor. barışçıl silahların en ateşlisidir ve aynı şekilde barışçıl yolların en imkanlısıdır. mizahın eleştiri olduğunu unuttu. 1946-1956 döneminde. Tek silahlı dönemidir. Saatlerce gülerdik. bakın. "kuvvatlı" fıkrası idi.Aziz Nesin gibi konuşuyorsunuz. her mizah anlatıcısı misali Aziz Bey anlatırken oynardı. Mizah. Zeka ile mizahın içiçeliğini yaşıyordu. en zeki taş atma yoludur. Mizah. "Yalçın. Birlikte olduğumuzda çok gülerdik. orada buluşurduk. Sabahattin Ali ve Rıfat İlgaz ile Aziz Nesin adına yazılıdır. Emek'teki küçük çalışma yerinde kalırdı. Hep gerekli taşları atmaya çalışıyoruz. bütün silahların sustuğu bir zamanda. Anlattıklarına en çok kendisi gülerdi. Mizah yapamadığı için de zekasını yitirmeye başladı.. Türkiye'de "halkımızın aptallaşma sürecine girdiğini" Aziz Nesin'in bulması bir rastlantı değildi.. attık" oldu. oligarşinin mengenesinde sıkıştı. Lokantada olmaz. ne çok severdim. Aydın Üzerine Tezleri yazarken. 318 . Çok üzülüyorum. Aziz Nesin tek başına eleştirir olmuştu. herkesin bildiği fıkraları da güzel anlatırdı. gülmekten daha da tombul olurdu. pek yetenekli bulurdum. bu nedenle. "Aziz Bey Marko Paşa'yı nasıl değerlendiriyorsun" dedim. Aziz Nesin'li günlerimi özlüyorum. Tahsin başka yere giderdi. Benim en çok sevdiğim. 1956 yılında ben üniversiteye girdim. Unutamayız. mizahın eleştiri olduğunu da biliyordu. Şair Tahsin erken göçenlerdendir. bir sarhoş tipi ile kaldı. yetiştik. aptallaşıyoruz. Bir tane aktarır mısınız? Aziz Nesin. anlatırken oynamak gerekiyor. hiç tanışmadım. Aziz Bey. Tahsin Saraç'ın. bir taş atmamız gerekiyordu. abartma. tombul yanakları kızarır. Ankara'ya geldiğinde. Bunun tersinde Levent Kırca var. ama. acıyla seyrediyorum. cevabı.

" Çok gülerdik ve bundan sonra en az bir hafta "kuvvatlı kuvatlı" ya da "fark etmaz fark etmaz" derdik. yazması gerekiyor. Şeyh Ebu Tayyip bu soruya daha ziyade mest olmuş. öğle seninle beraberdik. sevinmiş. ne servis ne pazarlama. daha heyecanlı ve daha canlı. tabii biz de gülüyorduk. pazarlama-i kerim. vallahi sual ediyorlar.Eskiden Dubai Şeyhleri tatil için İstanbul'a geliyorlardı. dolduracak. Arkasından "buz" sorusu eklenince. akşam Sheraton'da buluştuk.. "fark etmaz fark etmaz. demek ki intihabat hurdur. Şeyh'in göz bebekleri sevinçten yanmış sönmüş. aralarında "ebu" veya "bin" devam ediyor. bunu. room service-i muhteşem ve hatta Muhteşem Süleyman'dan dahi muhteşem. room service-i kerim. "rakı nasıl olsun" derse Tahsin "kuvvatlı kuvvatlı" derdi. "seks" denince "kuvvatlı kuvatlı" diyor. çaresiz. kayda geçirmesi gerekiyor." Aziz Nesin buraya gelince gülmekten patlayacak oluyordu. birisi gelmiş dört yıldızlı bir otele yerleşmiş. yanmış sönmüş. "mütheş mütheş" diye düşünüyor muş.. cevabını vermiş. Katip pek şaşırmış. Birisi Tahsin'e. Bir takım isimler. kiz yoksa oğlan. eskiden katip deniyordu. geldiklerinde orada buluşuyoruz. canlanmış ve hemen cevap vermiş. pazarlama-i azim. kiz yoksa oğlan diyorlar. simdi resepsiyonist diyoruz.. Tahsin Ağabey. Seks? Kuvvatlı kuvvatlı. "hayir. soruyorlar. en büyük Türk. Fıkra çok hoştu ama kimlerle görüştüğünüzü sormuştum. "fark etmaz fark etmaz" cevabını alıyorduk. önündeki yeşilde akşam güneşinin batışını seviyorum. güneş en güzel Polatlı'da ve sonra Ankara'da batar. 319 . Hayret.. şeyh başlamış saymaya. "kuvvatlı kuvvatlı. seks ile ilgili soruyu duyunca. "seks?" yollu sormuş. ama bundan sonra.. aşina sedalar var.. çıkaramamış. bu susuz demektir. bir şeyhe bakmış. müthiş vallahi ki müthiş deyu içinden geçirdirdikten sonra . Türk-i azim. kefiyesinde sadece gözleri görünüyor." deyivermiş. Aydınca yaşıyorduk. zavallı katip bir zinciri yakalamış... Nazmi'nin Körfezinde idik. Ebu Tayyip bin Abdullah ul Gül Barani. İlhan ile Sabri Çarmıklı kardeş kadar yakınlar. Ebu Tayyip bin Abdullah ul Gül Barani.. ona göre oda servisi. pazarlama-i azim. şeyhe adını sorunca. Sevinçle bunu kaydetmiş. ebu Tayyip bin Abdullah ul Gül Barani. gözleri pilli oyuncak bebeklerin ceşmi misli yanıp sönüyor. vallahi azim. Londra'dan arkadaşım İlhan gelmişti. müthiş.Salih bin ebu Ahmet. Güngör'ü yakında ve tesadüfen gördüm. pazarlama-i harika deyi düşünmüş.

bu mahkeme kararını işlemez yapmak üzere. kapıdan Güngör ve Nuran giriyorlardı. Onurlarının kırıldığını düşünmezler. Fehmi Koru. İkinci nokta ise. 320 . lokantasını değiştirdi. zimmetten tutuklanırsa ve gerçekten bu işi yapmışsa intihar etmez. derler.Nurettin Bey. Mahkeme kararlarını çiğnemek üzere yol bulan adalet bakanı adalet dışındadır. Burada öyle mutlak bir sonuca varmak zor. Genel sekreter yardımcısı da cezaevinde iple kendini astığı söylendi. toto oynar gibi yüce divan listesi yapıyorlar.. Bu işi yapanlar bu işten çok fazla üzülmezler. böyle düşünebiliyoruz. Ayrıca. Serpil Hanım. Hiç toto oynamadım. Bunu nasıl görüyorsunuz. Bu işi yapanlar hesaplarlar. Yücel Aşkın'ın biz hapisçilerin deyimiyle cürüm ortağı. adalet bakanlarının her sözü yargıyı etkilemek durumundadır. bu listeye Çiçek adını da düştüm. Biraz da bunları anlattım. Ermeni meselesinde konferans toplanırken bir mahkeme konferansı durdurdu. Bazı yerlerde. ancak kalkınca fark ettik. Nuray Mert. Van veya Malarya misallerini verebiliyoruz. döndük ve bunları konuştuk. bir minibüs dolusu ak bakanlar oturuyorlarmış görmemişiz. Van'da Yücel Aşkın birkaç aydır tutuklu. Güngör'ü özlediğimi söyledim. İkincisi. aynı dosyadan yargılananlara "cürüm ortağı" diyoruz. açıkça hukuk dışı ve hukuka aykırı yol gösterdi. 2 yıl yatarım. insanlar birbirini görmüyorlar. Aydın gecesi oldu. Doktor Asena toplandık. Kesin konuşamayız ama genel sekreter yardımcısının hayatına kıyması bu dosyanın boş olduğunu gösteriyor. Bu kadar çok konuşmaz. çıkarım. Normal işleyen hukuk devletinde bir adalet bakanı hükümet sözcüsü olmuyor. hakkında da Adalet'i siyasileştirdiği ve tarikatlara yol açtığı yollu çok çeşitli şikayetler var. bir kez yine eratlaydık. Nurettin Çarmıklı. o akşam da Fikret Bila. Ancak eğer bir insan irtikaptan. kış için çok çok güzel oldu. içkili seminer yapmadık. not etmiştim.. Neden hocam? Bir çok nedenle. Yüzüncü yıl üniversitesinin üç dört aydır tutuklu olan genel sekreter yardımcısı hapishanede intihar etti. Ama Çiçek. amma. Makul bir saatte çıkıyorduk ki.

. bu top neden ateş etmiyor. Bu cazip amma aynı zamanda kazip bir kelamdır. Napolyon da "say" komutunu veriyor. barut yok. Napolyon bile sizden insaflı idi.. alırsa.. Kenan Evren diktatoryasında. diyorum ama. Ancak iş kazası kağıdı olursa mümkün olabilir. Denemelidir. 321 . Devam etmemi ister misiniz. sorusunu yöneltince. çamaşır ipi gerekmez.yargı sanki tamamen yürütmenin denetimindedir. Allah göstermesin. milletvekili adaylığı veto edilmişti. Bunun üzerine Büyük Napolyon bile "yeter" diyor. çiçek misali bir kelam etti.. hapiste. yetmez mi? Peki bu olayla ilgili olarak ne diyeceksiniz. ben olmayacağını biliyorum. amma..in tihar için. çavuş. O bilgiler bizde daha çoktur. Cemil Bey'e yine de bana fazla güvenmemesini. Gürkan Hey Dostum. nevresimle. Çavuş. maksada mutabık tutuklama veya yasaklama kararı çıkarılmasından anlıyoruz. sandalyeye vurmadan önce evlad-ü eyal ile halelleşmek yerindedir. Çünkü. oradan düşüp intihar dahi ediyorlar.. olmaz. Bir. can. Kapıda bu kağıt işe yarayabilir. boynunda nevresimden ilmik. "on sebep var İmparatorum" demiş. başarısızlıkla sonuçlandığını biliyoruz. battaniye ile intihar enınivd müdürlüklerinde oluyor.. Çünkü. üstelik iki katlı hücrelerde. islamda. Hak Tealaya aittir.. Çiçek. Nevresimle olmaz. Bir de vazife başında olduğu kayda geçmelidir. bilimde gerçeklere deneme yoluyla ulaşılabiliyor. Ama sayın adalet bakanı olur diyor.. Bu ayrı bir hikayedir. nevresim yeterlidir. emniyet müdürlüklerinde insanlarıdurup dururken sekizinci kata çıkıyorlar. tedbirli davranmasını tavsiye ediyorum. muhtemelen tarikat bağlantısı nı-deniyle. ne tedbiri. Diğer taraftan. sandalyenin üstünde. Ama bakan çok inat ediyorsa evinde deneyebilir. üç nevresim denemesi olmuştur. Efendim.. Ne demek.. kul bu canı alamaz. Ancak herkes bana çok güveniyor. Bu yeni tip ceza evlerinde . bir bildiği olmalıdır. buyuruyordu. biz hapisçiyiz. cennet kapısı kapanmaktadır. ya olursa.

Anayasa profesörüdür. Bekir Ağa Koğuşu'na tıkadılar. Kin kusuyorlar. intikamla hareket ediyorlar... Hüseyin Hüsnü Paşa'yı biliyor musun? Bizim Mehmet Ali Aybar'ın. zindana koydular.Genel Sekreter Yardımcısı ve Yücel Hoca'ya gelince. ceza evleri bir savcıya bağlıdır. Bunu bilmesi gerekiyordu. İmam ve Hatip Tayyip Bey. Neden mi Harekat Ordusu'nun komutanlarındandı. İntikam alıyorlardı. Trakya'da hapiste iken. savcı da başsavcıya ve adalet bakanına bağlıdır. Türkiye İşçi Partisi'nin genel başkanı idi. Yücel Hoca'ya yapılan budur. Hem bilmiyor ve hem bilmiyor. gecelik entarisiyle aldılar. Böyle olduğunu bilmiyordum dedi. Mütareke'de. Şimdi intikam varsa. sosyalizmin yerleşmesinde yeri büyüktür. asistanlığında faal bir aydınımızın ceza evlerini bilmemesi. bütün avukatları pkk militanı sayandır. hepten cahilleşiyoruz. demek ki bir cahilleşme dönemindeyiz. görüştürmüyorlar. Toptan cahilleşiyoruz. Erdoğan Hoca hiç bilmiyor. Cezaevlerinin durumunu bilmemesi çok acı. Mahmut Şevket Paşa başa geçince erkan-ı harbiye reisi oldu. Bak. yatağından. mafya reislerine tanınan imkanlar Yücel Hoca'ya ve Yok Başkanı'na tanınmıyor. bir gece. Van'da başsavcı bu davayı açandır. Yok Başkanı Teziç Van'da Rektör Aşkın'ı ziyarete girerken Teziç'in üstü arandı. 322 . Gürkan Bey. Ve ardından Yok Başkanı Teziç katıldığı bir canlı yayında ben yan yana geleceğiz zannediyordum ama camın arkasından telefonla konuştuk dedi. ilk gelen komutanlardandır. Gürkan Bey. Erdoğan Hoca asistanken çok parlak birisiydi. Bunun için yatağından entarisiyle aldılar. Adalet Bakanı Çi-çek'tir. Teziç'in önemli bir anayasa hukuku profesörü olduğunu hesap edersek cezaevlerini ilk kez görmesi biraz tuhaf değil mi? Ben buna çok üzüldüm. Bir anayasa profesörünün. dedesi oluyor. Onlar orada oldukları sürece.

düzeltiyorum. Doğu ve ben. devam ediyorlar. çok doğrudur. Sabih Kanadoğlu'nu bu nedenle aradım. dikyatoryayı bunlara emanet etmeyi planlıyordu. emanet. diktatoryanın başbakanı Amiral Bülent Ulusu da oradaydı. ancak demir parmaklıkların arkasından ziyaretçi görebiliyorduk. Ulusu'ya bakınca da Abdullah Gül'ü buluyorum. O zaman Tayyip Bey arkada duruyormuş. başına General Turgut Sunalp'ı getirdi.. Necip Fazıl'ın eşi görebiliyordu ve tebessüm ediyordu. Bilemiyorum. diyordu ki. diktatör Kenan Evren bir parti kurdu. "ibda-c" de devamıdır. sandık sayımı tutmadı. Biz. Necip Fazıl'ın eşi. Bu aydına duyulan kindir. 323 . emin ellerdedir. 12 Eylül'de başladı. kısa bir süre. mizah seven bir hanımefendi olduğunu anlıyoruz. görmek derini görmektir. isteyen görüşüyordu. ayakkabılarını kapıya koyarlar.Doğu Perinçek kardeşimiz ile ben Haymana Zındanı'nıdaydık. her ziyaretçi. Belki de Hilmi Paşa'nın rahatlığı buradan kaynaklanıyor. bütün bunlar. sanki Evren'in senaryosundayız. hep Sunalp'ı görüyorum. haftada bir gün. Bu da nereden çıktı hocam? Bunlar Büyük Doğu'cu imişler. veb derini görüyorum. ama. o da sık sık çam deviriyordu ve pek kabadayı idi. daha önce Necip Fazıl demiştim. Necip Fazıl'ın eşi bile daha çok görüp gülüyordu. Ordu eliyle ülkenin karanlığa buğulusunun başlangıcıdır. sanki hık demiş burnundan düşmüş. odasına kadar gülebiliyor ve istediği kadar konuşuyordu. Tayyip Bey'e baktıkça. İmam ve Hatip Tayyip Bey'e. asıl başlangıç 12 Eylül'dür. Güzel de. Sık sık Necip Fazıl'ı ziyaret ederlermiş. yine de olmuştur. Öyle görünüyor. Hem göremiyoruz. hem gülemiyoruz. Hasan Celal Bey hapse girince özel odalar yapıldı. "gamlı sesli Abdullah'ım geldi" diye seviniyormuş. Gürkan Bey. Anlamı olmayan sözlere bayılıyordu. biraz iş görüyorlarmış. bunu da çıkarabiliyoruz. Olmadı. çıkarlar. Çünkü. 12 Mart'ı saymazsak. Şimdi ise ne görebiliyoruz.

Bildiğim o diktatoryanın. Üç öğrenci çıkmadı. Çok hoşuma gidiyor. Kant'ın çok güzel söylediği üzere. Ancak. o zaman karikatür dahi vardı. kör imalatında usta başıdırlar. Sürüdürler. Oligarşi. Çizgileri kazınmış. üç üniversite öğrencisi çıkmadı. Bir Deccal var. boş zamanlarda. görüyor. Çünkü sürüdürler. Gözümün önüne baş örtülü Gül geliyor. Vermediler. Aydın Doğan. Ve Deccal'i de görüyorum. oligarşidir. Ahlaksızlıktır ve herkes bir gecelik aşık oluyor. oligarşi'dir. Tek sevdikleri sürüdür. kıran'dır. Sürü ile yattıkça mutlu oluyorlar. Kıran kırıyor. Yücel Aşkın için gösterilen destek son derece sevindiricidir. Efemer yaşıyorlar. Mamulatı kör'dür. dolaşıyor. üç öğrenci gül verebilirdi. Bütün çizgileri bozuyor. Şu üniversite öğretim üyelerinin haline bakın. aklındaki design ile. 324 . Bu yüzden homo-seksüalite kural'dır. Yök de buradadır. sürü imal ediyor. bugünkünden daha özgür olduğudur. kabulleri ezilmiş olan artık sürü'dür. insan. Sadece kendileriyle yatabiliyorlar. Deccal var. başlarında Erdoğan Hocamız. Nasıl buradadır? Gürkan Bey. İnsan. Ulusu'yu hep baş örtüsü ile zenne çiziyorlardı. Çürük domates atmayı sürülere bıraktılar. Bütün kabulleri yok ediyor. bir kör fabrikatörüdür. Deccal. buna sürü imalatı diyoruz. pek çok rektörümüz. Van'a gittiler. görüntüye aldanıyorlar. Mamulleri. Atmadılar. Geziyor. bütün dizayn'ları siliyor. bakın. çok güzel. o. çıkabilir ve domates atabilirdi. hiç birinden ses çıkmıyor. Bunun için matbuat ve ekran. görüntüsüne bakmamalı. kendilerine benziyor. Genel yayın müdürleri. imam diyorlar. Yaşadıkça dolaşıyor ve siliyorlar. gözümün önüne davet ediyorum ve pek gülüyorum. Karanlıkta ve ancak kin ile yaşayabiliyor. İnsan sanıyorlar.

yirmi yıl olmuş. İki. cevaben. cevaben. Bir defasında baktım. hapishaneleri bilirim. Ben de Erdoğan Hoca'ya haber veriyorum. Bazı çok değerli rektörlerimiz dahi bu utanç verici kuralda ısrar ediyorlar. Dayı'm. kışlayı bili yorum. Bizimkiler sömürge üniversitesidir. bir tek yeni tahlil var mı? Bunlar yoktur. verdim. "duatepe" yazıyor. Saint Germain'de doktora işi yapıyor. Aslan Dayı'n ne yapıyor". başkalarının doktorasını yazıyor" deyiverdi. internetten. sessizlik var. Cenk Duatepe'dir. Bir tek yenilik var mı? Murat Bardakçı ve Turgut Özakman'dan baş¬ka tarihçi var mı? Bu kadar tarihçi var da. "Cenk. sonra fark ettim. gaflet içindeler. Her ana malta. savaşta bu ordu ile birlikte oldum. Kendi kendimizi aldatıyoruz. sessizliği bozmak bana düşüyor. her dilde makale yazma sanayimiz de kurulmuştur. Paris'te idi. Bir. Ama çok "paper" çıkarıyoruz. burada volta atarız. Ancak mahkeme zabıtlarına göre kansını döven profesörler var. Cenk. koğuşların maltası ve bir de bütün koğuşların açıldığı ana malta vardır. bugünkü her üniversiteden daha üniversitedir. bazen söz biter. aile toplantısı var. diyor. Şimdi seksen adet sıfırın başındadır. her kışla bugünkü üniversiteden daha özgürdür ve daha tartışmalıdır. Sürpriz mi? Yazdım. yanlış anladın. "doktora yazıyor. Orada dünyada olup bitenlerin hepsi tartışılır. mertlik bozuldu. "Ağabey. Cenk de "Ağabey doktora yazıyor" diyordu. sanayii ve bazı adları verebilirim.Belki çoğunun Van’da olanlardan haberi yoktur. Teziç'e de götürdüm. Övünüyor. Sonra aradan zaman geçiyor. Çünkü sürülerin haberi olmuyor. internet icat edildi. terfi etmek için yabancı dilde yazmak şarttır. canım sıkıldı. Şimdi Prag Büyükelçisi. Ağabey" geliyordu. "Cenk doktora bitmedi mi hala" deyiverdim. Ermeni Sorunu'nda bir tek yeni makale var mı. tam bu anlarda ben "Cenk Dayın ne halde" diyordum. Buraya her girerken kapıdaki ismi okuyorsun. Aile buluşmaları olur. 325 . doktora yazma sanayii ülkemize de gelmiştir ve benimle gizli celse yaparsa. Bunları yazdım ve Teziç'e verdim.

alabilmek için. dolayıyla. otuzlu yıllarda bir kez denendi. Eylülist yol çare değildir. Erdoğan Hoca'nın ilk işi. rektörlerin üniversitede seçilmesini istemek idi. Bu nedenle ancak "bulaşmamış" olanları asistan alıyorduk. Töb-der tarih oldu ve hala korkusu sürüyor. bu nedenle. Öyleyse yök. Bunların pek çoğu da fethullahçıdır. 326 .. Onlar dışarıda kaldılar. Bu da Ordu'nun tercihlerine uygundu. akademik kariyere yatkınlığına hiç bakamıyorduk. Rektörlerin öğretim üyeleri tarafından seçilmesini mi savunuyorsunuz? Eylülist diktatoryadan önceki durum budur. maç anlatmaktan. yok'tur. Tarikatçılık ise 12 Eylül'ün yoludur. eskiden seçiyorlardı.On yedinci yüzyıl Osınanlısı'nda cerre çıkan softalar misali. ailesinde bir töb-der üyesi. Yalnız burada her hangi bir illüzyona kapılmıyorum. üniversiteleri tarikatçılarla doldurdular. çok yakında. Ancak bu var olduğu için bu günkü yola mahkum değiliz. Üniversiteleri. yapmadı. yüzde seksen rektörler. üniversitelerde asistan seçme özgürlüğüne sahip değildik. Yeter ki tarikatçı olmasın. ay boyu. Rahmi Koç rektör seçiyorsa. oligarklardan para toplayanlar var. bir kanun çıkarıldı ve üniversite kapatıldı ve on gün sonra tekrar açıldı. bakın. Çözümü var. Peki neden? Doğrusu budur. üniversite öğretim üyelerinin rektörlerini seçmemeleri ayıptır. Biz. Bu korkudan aklı durmuş 12 Eylül'ün icadıdır. Kemal Paşa döneminde. Yök Yok mu? Bir ülkede Güler Sabancı rektör tayin ediyorsa. varlıklı kasapların sağlıklı oğulları tipi ile televizyonlara çıkıp millicilere küfretmekten hocalığa zaman bulamayanlar var. Güvenlik tahkikatı vardı. Değildir. Bugün seçim üniversitelere bırakılsa. bir kez kapatıp yeniden açmak gerekiyor. toptan. öğretmen olduğu için bir astsubay öğrenciyi tard ettiler. "kemalist üniversite reformu" olarak biliyoruz. Para toplamaktan. tarikatçı olmayanların da çoğu bilime yatkın değildi. tarikatlardan çıkar.

"that is an insult and was meant an insult and I throw it back" yollu. belgelerle konuşuyorum.Kuşkusuz yeniden açarken. açık göbek usuldendir. istatistik ve bahusus iktisat ve matematik dersleri de başlamış ola çaktır. başta Yalçın Doğan. sen gideceksin. Kenan Evren diktatoryasına karşı çıkardığımız "aydın belgesi" içinde. bir eş güdüm kurulu olarak yök'ü koruduk. Bekir Coşkun. diye çıkışıyor. Bir gün bunun yapılacağını biliyorum. Robert College Rektörü Ayşe Hanım'ı. camilere atamak yerindedir. müsteşar ve genel müdür yaptıkları için camilerde imam-hoca kıtlığı olduğuna işaret ediyordu. Böylece bir kıtlığı dahi telafi etmiş oluyoruz. has. Pinter'i kovuyor. Bebek Camii'nde "hoca" düşünebiliyorum. Pek güzel. ben. Harold ise hemen Nazlı'nın üzerine bir hamle yapıp. Yalçın Doğan. Pinter Nobel alınca hepsi övündüler. hakaret ediyorsun. matematiğini anlatır ve sonra yakın lokantalara. Ama hiçbir işe yaramamıştır ve sadece bir eylülist alet olarak kalmıştır. Ne demelerini bekliyordunuz. bağırıyor. penisine elektrik kablosu bağlanmışsa hangi tartışmadan söz ediyorsunuz. okan hepsini ve hepsini kamulaştırmak durumundayız. umum cami imamlarını. sabancı. her zamanki nazhlığındadır. Harold. pek güzel. sonra siz söylediniz. türbanını takar. koç. Bu "açtım-kapattım" operasyonunda ise. yazdıklarının dışında şeyler çıkınca biraz sustular. konuşmamızın sonuna geldik. böylece camilerde. yok olmalıdır. düşük bel. "biz buralıyız. Biz. Harold'a. para kazanacaksın" demeden de geri kalmıyor. kısaca cevap verir misiniz. Pinter önce Nazlı Ilıcak'ın üzerine yürüyor. Strausz-Hupe. demokrasilerde tartışma olur" deyince. mevcut "hocalar" içinden üçte ikisini. birincisi. Peki Hocam. Amerikan Büyükelçisi Strausz-Hupe. Tek sorun. Artık yÖk. "sıkılmıyor". hiçbir işe yaramadığını görüyoruz. "olur. Erdoğan llo ca'dan çok umutluyduk. 327 . "not if you've got an electric fire hooked to your genitals". Nazlı. hakaretini yüzüne fırlatıyorum. Bir tek türban yeterlidir. Şemdinli'yi saymazsak iki sorum kaldı. demektir. bilerek yapıyorsun. Harold Pinter ile ilgili. yine bir oyun yazacaksın. üniversiteleri özgürleştirmektir. Orada kavga var. tayyibi islamda dudak boyamak.

Miller'e. Mehmet Barlas'ın evinde Bedrettin Dalan ile buluştuğu haberlerini alıyorduk. Önemli mi? Gürkan Bey Dostum. Kafkaesque bir metamorfozdan geçmişler. Seksenli yıllardır. Strausz-Hupe. soldan soyup Amerikan çizgisine yatıran Strausz-Hupe oldu. benim bilgilerime göre. ilk hasat bunlardır. basında kadrolaşma peşinde idi. zavallı övünmeye kalkmasa hatırlamayacaktım. "sen konuşurken bana hep tasvip ettiği işaretini gönderiyordu". 328 . izliyorduk. bunu da anladık. bu emekçi çocuğu emekçi. Özal yerine yeni bir başbakan arıyordu. Strausz-Hupe önemlidir. Sıra Yalçın Doğan'a geliyor. ilk başarısıdır. "a bearded journalist" olarak geçiyor. bırakılırsa .. Asıl önemlisi. Erdal İnönü dahi Yalçm'dan dürüst ve cesur davranıyor. yazarken utanıyorum. Hava Alanı'na doğru yol alırken Harold. Tarihe doğru not düşmek zorundayız. Arthur'un konuşmasından sonra konuklardan konuşmalarını istiyor ki. "he chose simply to rub his hands together" geçmektedir. bir ders veriyoruz. mutluluktan uçuyordu.. Umursamıyorlar mı? Umursuyorlar. ise Güldemir'in çok yakınıydı. Hasan Cemal. sadece hem Arthur'e ve hem de StrauszHupe'ye teşekkür ediyor. artık umursadıkları biz değiliz. yaşlı profesör kampanya direktörü idi. Hasan. belki de Erdal İnönü Tarihi'nin en cesur sahifesidir. hem yeni hemcinslerini ve hem de bunların. l umursama organlarını yitirmiş yaratıklar olduklarını anlatıyor. kayıtlarda. Amerikan Büyükelçisi'nin. hem cinslerini umursuyorlar. Bedrettin Bey hayattadır. Arthur'e. Kafka ise."Sakallı gazeteci” kayıtlarda. "yalan tarih" yazacaklar. Amerikan Büyükelçiği'nden kovulan yazar olduğu için kendi kendisiyle iftihar ediyordu. Yirmi yıllık bir tarihten söz ediyorum. Hasan Cemal'i. ellerini oğuşturmuş ve demek ki Aydın Doğan'ın kulu olmaya dünden razı imiş. Sıkılmadan bunları ve bulunanların hiç birisini hatırlamadığını yazıyordu. ama. "size katılmamak elimden gelmiyor" diyor. o zaman yakını Ufuk Güldemir'i sağladı ve Yasemin Congar. demektedir. önlüyoruz. Yalçın Doğan böyle. Bu sakallı gazeteciye ise her zaman tutkulu Pinter şaşırıyor.

. hem sabetayist hem fethullahçı. Terim'i geçiyor muyuz. patinaj oldu. inşaat ve tekstil ve turizm. bizim Murat Yetkin'i bir daha yanılttı. kimin keşfidir. "sonuna kadar" gidecekti. Sabetayist-tarikatçı olmayanın takıma alınması zordur.? Murat benim arkadaşımdır.. şimdi "millici" sayıp. bilemiyorum. yazdıklarım kitaplardadır. klüp başkanları tit'tendir. yolunu kesmeyi denediler. Burada duruyorum ve tekrar tekrar kutluyorum.. Kim kimi yanılttı. Tit sektörü mafya ile iç içedir. Ancak Amerikancılık'ta Hasan Cemal'i. Futbol bilmez. Aksu'nun damadıdır.Devamı? Semih İdiz. demek istiyorum. Ve Sedat Ergin'i kutluyorum. Yazmakta olduğumuz basın tarihinde yeri sağlamdır. Ağar ile ilişkisi. İsraelcilik'te Yalım Eralp'i. Milliyet'in her sayfasını açan odur. Şemdinli'de patlayan bombalardan hareketle. başında. Barzanicilik'te İlnur Cevik'i geride bırakıyor. Burada hem Jandarma Komutanlığı ve hem de Kara Kuvvetleri. Diğer yandan. "biz varız" dediler. Jandarma Umum Komutanlığı'nı pasifize etmeyi ve bir zamanlar genelkurmay başkanı olması için davulzurna çaldıkları Yaşar Paşa'nın. 329 . sos. Tayyip Erdoğan. bildiği kadarını da anlatamaz. Şemdinli'den "müdürüm." diyen polis müdürünkini andırıyor. İsim vermiyorum. Hepsi bu kadar.. Bulamadılar. İdiz'e. Neden? Susurluk'ta cesetler ve dolayısıyla ipuçları vardı "beyin" ya da "merkez" aranıyordu. Dolayısıyla . hem "su" ve hem de terim'i var. Yine yanıldılar. Şemdinli'ye Geliyoruz. K. Susurluk nire Şemdinli nire? Aydın Doğan matbuatı. ak-istler bol para veriyor. futbolcuların çoğu tarikattandır... aynı şebekedendir ve hem "ak".

Anlıyorum. bitmiştir. Burada gazetecilik veya tahlil göremiyorum. Elliot Abrams. Diyarbekir. Buradan öğreniyoruz. Çalışılmasını öneriyorum. Hocam? Hayır. Teşekkür ederim. hepsi birlikteler. Gazeteci mi? Cheney'in danışmanı Libby yargı önündedir. Douglas Feith. Tayyip Bey. kopuyor ve kayıyor. her zaman var. özetleyebilirim. Bitirebilir. Ne yazık çok. Görüyoruz. a-Musul alınmazsa Diyar-bekir verilir.. şiddet'in merkezi Musul'a kaymış haldedir. bu kadar mı? Amerika'da yayınlanan Counter Punch Dergisi'ni tavsiye ediyorum. gazetecilik açısından çok tehlikeli görünüyor. "çözüm" görmeye çalışmak. Ancak bu yolun başarı sağlayacağını sanmıyorum. Pollack. Shumsky". zaman ve kağıt israfına benziyor. Fleisher. "Edirne'nin İstirdatı" önümüzdedir. Şemdinli işte budur. Profesör James Petras'ın yazısı var. Amerikan kolu’durlar 330 . uzağa düşme ihtimali var. İrving Lewis Libby bir Yahudi olup. amma. Hatta en çok başarılı olduğu halde hedeften o ölçüde uzaklaşma ihtimali var. Cohen. Sagan. iskeleye bağlanan halatı kopmuş mavnadır. sıkıştırılırsa sıçrar. Bir. sionist Likud Partisi’nin “zionism linked with the right wing Likud Party of Israel".Kara Ordusu ve Jandarma Umum Komutanlığı "izin vermeyiz" demektedir. daha çok. 3 Kasım 2005 sayısında. Rubin.Hem Musul ve hem Diyarbekir bölge adlarıdırlar. Çünkü. Kristol. arkadaşımdır. Çözüm yok mu. c-Musul'da Kürdo-Jüdaik devletsi organizmadan sonra.Peki "biz varız" demek ne anlama geliyor? Artık teoremlerimiz genel kabul görüyor. "Wolfowitz. b. d. Chertoff. yine Murat'a dönebilirim. Marc Grossman. "neo-con" imiş. hareket ediyor. yol olarak görmüyorum. Artık Diyarbekir'i avuç içindeki sabun saymak zorundayız. Peki? Kuvvet Komutanları'nın bu refleksini anlamak isabetlidir. yeni teoremi böyle formüle ediyoruz. son sözleriniz varsa. artık ülke bütünlüğüne yönelik "tehdit" yer değiştirmiş durumdadır.

bir de küçük ayrıntıyı yakaladık. acaba askeri bir sefer mi. Kemal Tahir Türkçesi ile. halkımızın ordusunun komutanları oligarklarla devamlı golf arkadaşlığı yapıyormuş... Işık Tarikatı'nın İhlas Holding'i. İkincisi. İki sorumuz. biz tekne sefası yapıyor. Kul matbuat bunu bir koç bayramı haline getirdi. sevindik. sanıyorduk. hep söylüyorum. buraya gelince kimlerle konuşuyordu. yerim yok. Yoksa. Güzel.Bunlar bir parti'dirler. kendisine danışman olarak sionist Grossman'ı seçiyor. Aşk da bilim de ayrıntıdadır. Nokta. çıkıyor. hangi evde toplanıyorlardı. 331 . teknesinde aşırı silah olduğu için Rahmi Koç'u göz altına almışlar. demek gazetecilik de tükenmek üzeredir. Bunu. çok hoş. "eski bir İsrael askeri" olup adı Yasef Catalan imiş. sık sık. Bu da güzel. Şaron'un fazla sionist olduğu için ayrıldığı Likud Partisi'nden olduğunu öğreniyoruz. Amma bayramlık fotoğrafta. tam bröveden Atatürk resmi çıkarılırken Mustafa Koç'un Londra'da mumya Atatürk'ü daha yakışıklı yaptığını öğreniverdik. soruları burada bırakıyorum. çok hoş. demek ki. gazetecilik sormayı gerektirmektedir. Wolfowitz'in de. Koç ile golf arkadaşı imişler. Bir de uçak parası ile oteli kimin ödediğini. Üçüncü son-sözüm. ne arıyor? Daha düne kadar Hava Kuvvetleri Komutanı idi ve o sırada. uçağa binip Tel Aviv'e sürdüğünü takip ediyorduk. seferad bir Yahudi ile iş tutuyormuş. bununla birlikte. Şimdi öğreniyoruz. üzerinde ayrıca durmamız gerekiyor ve şimdi başında Albay Hilmi Işık'ın damadı Enver Ören bulunuyor. daha halkçı gerekçeler bekliyorum. yanlarında. Katalanya'lı. Avustralya denizinde. ayrıntı müthiş görünüyor. Koç. müthiş merak ediyorum. kaptanı. Acaba mossad'tan mı. hala hazırol vaziyetinde İbrahim Fırtına vardı. bunu okuyoruz. Rahmi Bey'i yakalamışlar. bir rastlantı üzerinedir. İkinci son-sözüme geliyorum.

kestim ve bir de arkasına baktım. tam sayfa idi. Aktarıyorum. Ertuğrul Özkök'ün büyük keşfidir. Bu da." iyi oldu okudum. 332 . Tam sayfa Ahmet Altan ile karşılaştım. "esrar" sözcüğünün "sır" sözcüğünün çoğulu olduğunu bilmeyen bir yazarla yüz yüze geliverdim. "hepimiz.. ilk cümleparagrafı okuyuverdim. ". Hürriyet'te.Son sözümün sonuncusu şudur. okudum. çok çok güldüm. o sırrını ele vermeyen sırların peşindeyiz". içimizdeki o sırrını elevermeyen esrarın peşindeyiz. ne yapayım. fevziye mektepleri ile ilgili yeni bir kitabın reklamı vardı.. Geçen Pazar. itiraf ediyorum. Tarihe not düşüyoruz. deme "bab-ı ali kapısından geçiyoruz" demekle özdeştir. edemedim. Ahmet Altan.

İran Devlet Başkanı Ahmedinecat'ın Yahudilerle ilgili bir soykırım olmadığı iddiasına bütünüyle katılmam mümkün değil. Şunu söyleyebiliyoruz. Ne demek? Bu sözcüğün. İkinci dünya savaşının sonuçlarını tartışmaya açmaya davet etti Ahmedinecat ve dedi ki "İkinci dünya savaşında böyle bir Yahudi soykırımı olmamıştır. Amerikan İngilizcesi'nde iki anlamı var. untouchable. Hindistan'daki kutsal inektir. birisi. Hitler'in yaptıkları. semitik ve siyonist politikaların üzerine bir şal örttü. Semitizm ve siyonizm şimdi "untouchable" haldedir. semitizm'i ve bu yolla da siyonizmi güçlendirdi. 333 . Dolayısıyla Ahmedinecat bu dünyada o kadar yalnız bir düşünceyi ileri sürmüyor. ancak böyle bir soykırımın olmadığını ileri süren çok ciddi Yahudi yazarlar da var. Ahmedinecat'ın bu değerlendirmesini nasıl karşılıyorsunuz? Efendim. o zaman neden Filistinlileri topraklarından ediyor. var ve abartılmıştır. Hatta kutsandığını biliyoruz.YEDİNCİ BÖLÜM SEMİTİK DAMARLARIMIZ İran devlet başkanı Ahmedinecat'ın önce İslam Konferansı Örgütü'nde ardından da ülkesinde yaptığı bir takım açıklamalar çok tartışma yarattı. madem Yahudiler Avrupa'dan sökülüp atılmışlar Avrupa devletleri toprak versin" dedi ve kızılca kıyamet de koptu. dokunulmuyor. bir an için olduğunu farz etsek bile.

biber bombası fışkırtıyorlar.. siyonizme meylediyordu. Ahmedinecat ile başlayan sorunuza devam etmek istiyorum. Hitler döneminde böyle bir ayrım olmadı. Çok yanlıştır ve bu nedenle de tarihimizi yanlış okuyoruz. Yah.. Kimden? Hitler öncesinde daha özgürdük.. şimdi denmiyor. Hiç alakası yok. sadece İstanbul'a gelmedi. Abdülhamit derken nasıl formüle ediyorsunuz bunu? Kitaplarınızda Abdülhamit'in siyonizme çoğu zaman karşı geldiğini yazıyorsunuz. Çünkü yirminci yüz yılın başında Almanya. Ama izin verirseniz. Yendik. Filistin'de Yahudilerin yerleşme tarihi Abdülhamit'in dönemidir. Sis perdesi var. bunun. derseniz..İkincisi. anti-semit" yaygaraları başlıyor. politikası vardı.. Bunun anlamı. seni gidi seni. Kayzer Wilhem. Gizleniyor. Demek ki bir tek Kürt veya Ermeni'yi ayırıyorsak. Hocam ama bu biberler sizi pek etkilemiyor anlaşılan. bizim Ermeniler'e ve Kürtler'e yaptığımız jenosit değildir. jeneosit yoktur. Türkiye. bir de bizimle ilgili bir tarafı var. yaparlar ve birisi işaret ederse. Gerçekleştirilenlere bakarak Almanya'nın bütünüyle ve her zaman antisemitik ve antisiyonist olduğunu düşünmek çok yanlış olur. Yarın dergisiyle yaptığımız mülakatta "bütün islami düşünce Abdülhamit'i anti-semitik gösterir" dedim. hem Hamid ve hem de Jön Türk dönemlerinde. Siyonistler. Kudüs'e de gitti. ikinci dünya savaşı sırasında ve hemen öncesinde Almanya'da Hitler'in şansölye olmasından itibaren Yahudilere karşı toplama. Yahudi'ye "yahudi" denebiliyordu.. "vay. Alelıtlak yahudilere uygulanıyordu. Hayır tam tersi. 334 . Bunu da kazandık. Çünkü "iyi ermenikötü ermeni" veya "iyi kürt-kötü kurt" ayrımı yapıyoruz. Kayzer'i stratejik müttefik ve kurtarıcı sayıyordu. otuzlu yıllar Amerika'sında mafya babası'dır ve yine dokunulannyor. Hem Sultan Hamid ve hem Jön Türkler. çok ayırdık. jenosit tarifi buradan çıkıyor. bu tarife göre. kamplara gönderme. semitizmin ve siyonizmin bayrağını elinde tutuyordu..

bakın benden başka kimse yazamaz. bu da Abdülhamit zamanında Rusya'dan kalkıp oraya gitmiştir. 335 .1904-1914'de 40 bin. yapmayız. Osmanlı toprağı Filistin’e. Barzani ittifakı da aynıdır. "anti-semitik" olursunuz. Orgeneral Hilmi Özkök neden. itibari olarak Mısır'da kurulan bir "Sion Katır Birliği". Gürkan Dostum. kahramanlarımız. milli kahramanlarımızın karşısında cephe tuttular. görevli genel kurmay başkanını ihmal edemeyiz. Yamuk tarih yazanlar.. Sion Katır Birliği'ni kurmuş ve Gelibolu'da Türkler'e karşı savaştırmıştır. Söyleyemiyorlar. Dürüst tarih yazma özgürlüğümüz kalmadı. İsrail'in kuruluşunun temelleri Sultan Abdülhamit zamanında atılmıştır. ne kadar kahraman olurlarsa olsunlar. Jabotinsky'i yeni kitaplarımda bulacaklar.. 1882-1903 düneminde.? Tarih yazıyoruz. 20 binle 30 bin arası Yahudi Osmanlı toprağı Filistin'e göç etmiş.İsrael’in kurucuları. Korktukları için olabilir. Benim demin söylediğim noktalarla ilgilidir. Ülke bütünlüğünü. Şimdi Amerikan ittifakı. vatan topraklarını tehdit eden bir durum varsa. korkarlar. bu Hitler'in hediyesidir. Sultan Hamid-Jön Türk döneminde Osmanlı Filistin'inine yerleştiler. asıl kurucular bunlardır. Ben Gurion kimdir? İsrail'in kuruluşunu ilan eden ilk başbakandır. sanmıyorum. Kimin zamanında Filistin'e gitmiştir? Rusya topraklarından ve Abdülhamit zamanındadır. Demek ki. Anadolu'ya yerleşiyorlar. taksit taksit. şimdilerde. İbrani asıllılardır. Jabotinsky de önemli bir siyonisttir. Osmanlı toprağı Filistin Yahudileri'nden. Recep Tayyip-Hilmi Özkök döneminde. Sultan Abdülhamit bunu istiyor muydu? Hayır. İhmal edersek saygısızlık etmiş oluruz. tarih böyle yazılacaktır. en çok Hamid ve Jön Türk iktidarlarında yerleştiler. Gelibolu'da. Alman ittifakı kesinlikle o kapıyı açmıştır. bunu yazamazsınız... Yazarsanız. Kesin rakam yok. Taksit taksit alıyorlar.

Ahmedinecat bunu kastediyorsa. Hem Sultan Abdülhamit'in uzun hükümdarlığı döneminde. Tezler'de var. ama Ahmedinecat bunu söylüyorsa o aynı zamanda benim fikrimdir. bu doğrudur.Aslında sadece"Hilmi Özkök Dönemi" dememiz daha doğru olurdu. Amerikan tarımcılarının satamadıkları cheddar peynirini tattılar. ilk okullar. Amerika'yı yerleştirmek için. bunların ikisi bir karakol oluyorlar. bunu görüyorsa. kurdular. Türkiye'ye yardım ve İsrael'e devlet. o tarihte. süt tozunu öğrendiler. İngiltere'nin muhalefetine rağmen. sözcükleri ve cümleleri kendisine aittir. Bu. Bugün aynı yerdeyiz. "gizli tarih" yazarken de bunu yazıyorum. İsrael'i yaşatmak. teklif ettiği yer Uganda'dır. Marshall Yardımı! Evet Marshall Yardımı. bir tür manda olduk. Amerikan himayesine girdi. nasıl geldiği. Amerika Türkiye'ye geldi. "Büyük Orta Doğu" ortaya çıkıyor. devletini dışarıdan gelenler Osmanlı topraklarında kurdular. 1948 yılında ise Truman. Daha önce Missuri Donanması gelmişti. Filistinli değildiler. "home" olarak. 1947 yılındadır. Şimdi yazıyorum. İsraeloğullarına. 1947'de Truman Doktrini oldu. Truman Doktrini izledi ve Türkiye. "Recep Tayyip-Hilmi Özkök Dönemi" demek zorundayız. hem de ondan sonraki hemen izleyen dönemde gittiler. İsrael Devleti'ni ilan etti. Peki " Avrupa'dan sökülüp geldiklerine göre Avrupa devletleri topraklarından versin" teorisine nasıl bakıyorsunuz? Ben bunu söylemiyorum. hem İttihat-Terakki döneminde. yurt olarak. anti-siyonist politika izleyen İngiltere'nin. Ve buradan devam ediyoruz. İsrail devletini kuranlar Filistin'de doğmadılar. bu demektir. Türkiye'yi himaye etti ve İsrael'de devlet kurdu. Truman Doktrini-Marshall Planı'mn devamıdır. 336 . Ahmedinecat. Dolayısıyla İsrail. Demek ki oraya dışarıdan geldiler bu doğrudur. demiyoruz. sadece "bravo" diyebiliriz. o toprakların çocukları değildiler.

yapmayacaksa yapmaz. Yorgun Irak'ta dahi katlanmaktadır. Pigalle'e yakın geziyorlar. bizim Kara Kuvvetleri komutanımız. sakalını beğenmiyoruz. peşmergelerle savaşmak Amerika ile savaşmaktır" diyebilmektedir. bir avuç baas'lı. Amerika'yı atmak demektir. çok zaman taraksız. traşsız. "al adamlarını buradan. nasıl hak etti. Yaparsa da sonucuna katlanır. Neyimiz var. Eğer. neden reddetmiyor. Bush'un tahtını sallıyor. gerekçesi vardır ve hiç de önemli olmadığını gördük. eşitler arasında madalya oluyor mu? Bir de sürekli övünüyoruz. Ahmedinecat. "seni yiyeceğim" diyorsa. git diyebiliyor" diyor. Bu. tartışmaya açmak zorundayız. 337 . Tarkan mı. neden alıyor. İsrael'i çıkarmakla mümkündür.Artık.. Irak'taki bütün gerekçeler yanlıştı. Giysisini beğenmiyoruz. bölgemizi özgürleştirmek. ne oldu. Dünyanın şamar oğlanı olduk. "peşmergelerle savaşamayız. bir avuç sünni. Amerika'daki muadillerinden madalya alıyor. Ahmedinecat bunu söylese de söylemese de yapacaksa yapar. seksen yıllık discours'umuzu. "adamlarını da al git" çağırıyor. Arapları ve İranileri küçümseyen dilimizi. Ne yaptı. Övünmeyi hiç bırakmıyoruz. Ama Türkiye Genel Kurmay Başkanı. Barzani eklemlenmektedir. Münih'i de gerekçe vermemek için verdiler. C’est simple. Bakın. küçümsüyoruz ama Amerika'ya eşit düzeyde hitap edebiliyor. Ahmedinecat'ın bu çıkışları Amerika'nın İran'a olası saldırı konusunda elini güçlendirmiyor mu? Gerekçe vermiyor mu daha doğrusu? Bunları yüreksizlerin ve işbirlikçilerin itirazı olarak görüyorum. "affedersiniz" mi dediler. Gürkan Dostum. bu nedir. işgal bütün acımasızlığıyla gidiyor.. Bana göre Türkiye Genel Kurmay Başkanı Ahmedinecat'ın sözlerini not etmelidir. kravatsız. Yaşar Kemal'i de artık turşu markası sanıyorlar. Paris sokaklarında tümen tümen var. Şimdi ortaya çıktı. Yaşar Kemal mi? Tarkan'da onlardan. Amerika ile savaşmak günah mı? Böyle diyorsak.

işte bu zamanda biz Kıbrıs'ı aldık. değerlendirmesi var.Neye yarayacak? Yarın emekli olacak. de facto başkan idi ve yahudi'dir. 1930'larda. Çöktüğü zaman da daha soran ve tartışan olmak zorundayız ve dolayısıyla.. Nixon'un ayağını kaydıran gazeteci Yahudi çıktı. Kurtuluş savaşının ilk belgelerinde bu savaşın hilafetin ve saltanatın esaretten kurtulması için ya¬pıldığına dair yüzlerce hitabe bulabiliyoruz. Kissinger ile denge tuttuğunu anlıyoruz. belki bu madalyalarla oynar. çocuk o kadar koruma barajını aşarken sıkılır. belki torunları gelirse. mümkünse pilli olmalıdır. İyi olması lazım. ilerde yazabilirim. Senin de söylediğin gibi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin birbirini naks eden pek çok sözü vardır. renkli olması lazım.. Clinton'u rezil eden de Yahudi idi. şimdi öğreniyoruz. bana neden vermiyorlar? Yaşar Paşa gazi değil ki. Kennedy'i düşüren parmağı çıkarabiliriz. Bu Amerikalılar henüz pilli madalya keşfetmediler mi? Sonra bana niye vermiyorlar. Amerikalılar hala pilli madalya icat etmediler ve hala bana bir madalya vermediler. Şimdi sorma sırası bendedir. Türkiye Cumhuriyeti çöküyor. pek geleceğini de sanmıyorum. Kissinger sadece dışişleri bakanı değil. Özellikle bazı Kürt gruplar Mustafa Kemal'in 1920'de yaptığı konuşmalara atfen "bu parlamentoyu biz Türk ve Kürt kardeşlerim beraber kuruyoruz" şeklindeki açıklamalarını öne sürüyorlar ancak göz ardı ettikleri bir şey var. yazmak günah mı. Mustafa Kemal'in Türk milletine gönderme yaptığı çok sayıda açıklaması. 338 . kuş uçmaz kervan geçmez ve çok iyi korunan bir askeri lojmanda oturacak. Bir defa artık bu noktaya geldik. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin her sözünü bir hadis kabul edemeyiz.... Gürkan Dostum. "watergate" skandalını patlatmıştı. Askerin kafasının karışık olduğunu düşündüğüm bir konu da "kimlik tartışmaları" Türkiyelilik mi. yoksa Türklük mü? 1926'nın en kritik tartışmalarından bir tanesiydi bu. ne yapacak bu madalyayı. gelirse. Nixon paralize olmuştu. Nixon'un Yahudileri hiç sevmediği kayıtlıdır. ben gazi oldum.

Cezayirli. Leon Cahun ve Herman Vambery adlı iki Yahudi öğrettiler. İrecep İrdogan mı. saltanatı ve hilafeti. "we are turkish" dediğinde hemen soruyorlardı. Irish Türk. öküzün altında buzağı arıyor. Anlamazlardı. Bir Osmanlı.. Nasıl çözülmüştür? Efendim. arkasından da basklı. biz bize "Türk" demeyi. çok yakında anlattığı için. Nutuk’tan her nabza şerbet bulabiliyoruz. sorduklarında. brötan. Çok zayıflamış hissediyor kendisini. hatırladım. övünüyorsunuz içerde. Devrim'i Du Pont Plaza'ya götürürdü. bu Süleyman Bey'in siyasi lügatimize soktuğu cümle ile "abesle iştigaldir" Bunlar çözülmüştür. Şarkıcı Haled çok iyi bir çocuktu. Tabanını yitirmiş. italyan türk? Demek ki. bir Türk'tür ve Baladour da Türk'tür.. Fransızlara'a çok kızardı. Temren.. Bir Fransız'a göre. Bu ara not ediyoruz. Baladour için "Ermeni" derdik. 339 . Kürtleri gıdıklamaktadır. bebekti.Aynı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri." Bunun için daha ağır sözler var. Biz Washington'da iken. Ne tesadüf. Burası "Kürdiye" olsa biz hepimiz "Kürt" oluruz. "hayır. yirminci yüzyılın başında öğrendik. "what Türk. ermeni. Paris'te Fransızlar'la sohbetlerimizde. Deveciyan Fransız'dır. sinirleri de bozuk. Frenkler. Zeyneldin. Fransız'dır. Peki bu kimlik tartışması için ne diyeceksiniz? Efendim. kurt. Amerikalılar yaklaşırdı. yıkmıştır. Ben Fransa'ya sürgüne gittiğimde Başbakan Eduard Baladour'du. Ayrıca Ermeni'dir. bize. dışarda bana "Fransız diyorsunuz. Toprağı kaymış.. Bunu özel sohbetlerimizde size de söyledim. türk. İmam ve hatip Tayyip Hey de o nutuktan kendine uygun sözler buluyor. kendimize "Türk" demeyi. Ahkam kesiyor. ayriş türk. önce devletin adıyla söyleniyor. Fransız. Demek ki. Kuyuya atılmış taş mesabesinde dahi görünmüyor. Italian Türk". ama " Ermeni asıllı Fransız". Demek ki İrecep İrdogan.. Amerikan ve Türk.. demek istiyoruz. Çok terbiyeli Zidan. Kürtleri gıdıklamak istiyor ve daha daha daha müslüman olmaya çalışıyor. nasıl Türk. On Dördüncü yüzyıldan beri bize "Türk" dediler. Türk" derlerdi.

Kürtler. Bilgesu söyledi. Bunlar mı kimlik peşindeler. sadece "ümmet meselesi" biliyordur. Yalçın Küçük girdi. altı bomboş bir memleket. bu ülkede sol dernekler var. Hepsini biliyorum. içinde solcu yok. neredeydiler. iki yüzlü. Kürt "yiğitler" ile teker teker konuştum. Ne yaptığımızı biliyoruz. şu Türkiye'nin haline bakın. Kimlik için önce yürek gerekmektedir. bir tanesi bunların Kürt türküsü söylemediler. 340 . hiç birinde yoklar. bir de bizim türümüz Türkler var. O zaman İsmail Beşikçi'nin arkasında idiler ve şimdi Soli Özel'i çağırıyorlar. Gürkan Dostumuz.geliiim.Gürkan Dostum. Bu ülkede "Kürt vardır" diye bir Kürt mü hapse girdi? İsmail Beşikçi girdi. Turgut Beyefendi. gülüyoruz. Sol parti kuracaklar. Hele İrecep İrdoğan'a gelince. şimdi sol parti kuracaklarmış. Behice Boran girdi.. soyadını vermiyorum. yazı işleri müdürü bir Kürt olsun. ama biliyorsa. "olur olur. partiler var. dedim. Öcalan ile mülakat yaptım. kırk yıldır. ellerim kelepçeli götürüldüğüm dgm'lerde de söyledim. Çok açık. Semih İdiz önlerinde. Öcalan mülakatının yayınlandığı Toplumsal Kurtuluş'un yazı işleri müdürü de Türk'tür.. Ağzını kapaması yerindedir. Berlin'e sigara aramaya gitmiş. Basın özgürlüğü imiş. ben oradaydım. Bu ders Kürtler'e yeter. alt-üst oynuyorlar. avukattır. adı Mustafa'dır. sanmıyorum. Avrupa Birliği yanlarında. Türkiye İşçi Partisi'nin Dördüncü Büyük Kongresi'nde. Hasan Cemal yanlarında. Toplumsal Kurtuluş'ta yayınlayacağız. bu imiş. Kürt idiyseler. sonra Berlin'den çıktı. duyan kaçtı. On beş yıla mahkum oldu. olduk. şu imiş. kapatıldı. "Değerli Yargıç.. hemencik evrakı doldururum" dedi. Sol parti kuruyoruz. doğru konuşmanın zamanıdır: Son yirmi otuz yılda gelişen mücadelede İslamcıların hiçbir katkısı yoktur. Mardin'de Kürtçe türkü söylediği için gözaltına alınmıştır. 1970 yılının sonudur. Bunları. Ne söylüyorlar. ondan da emin değilim. Beş taş oynamıyoruz. Kürtlerin de katkısı olmamıştır. duyan kaçtı ve hele birisi var. konferanslar var. Parti. şimdi eğri oturup. Korkaklar!!! (Bağırıyor) Şimdi Amerika onlardan. "Türkiye'de Kürt Halkı vardır" kararı çıktı. şimdi bir paket sigara alayım. benim gibi Türkler olduğu için bu topraklarda birlikte yaşayacaklar" diyordum. "millet meselesi" hiç bilmemektedir.

transvesti'dirler. soyadı "Şafak". bileziğinde "Allah" var. ama asıl mesleği maliye müfettişi. bir yerde "ab tarafından finanse ediliyor" notunu görünce. O kadar öyle ki Allah'lı bilezikli Elifi bile ihmal ediyorlar. dizi dizi. yerlerine Elif Kızı almak isabetlidir. her kapıyı açıyor. satılmış rektör. bu işte hiç olmamışlar.. Derya Sazak'm kapısını da açmıştır.. böyle bir mesele olduğunu da bilmiyorlardı.. bütün konferanslarda var. bu dürüstlügü hep hatırlıyorum ve hep anlatıyorum. çıkıyorlar. konferans mı. New York'ta çok "Elif var. bunsuz sol mu olur. Ciddiyet planına geçecek olursak. bu memlekette çok yükselir. hem Ermeni uzmanı. bu sol Parti'ye "eş" olarak ben Elifi öneriyorum. Kürt meselesinde konuşanlar. derdi. Elif Şafak’sız sol parti nasıl olur. Dipleri de yoktur. maliye müfettişi. neden "Tan" değil. peki nasıl solcu olurlar? Sonra kuruyorlar. üstelik izmirli. neden çekildi bilemiyorum. bel kemikleri yok. Zekeriya Temizel. "yapamam" demiyorlar. "yapamam yapamam" yollu kıvranıyordu. imza mı. müfettiş misali bakmış. çok mu zor Satılmış olmaları. giyiyorlar.. sabırlıdır... 341 . Aslı. sol parti deyup Abant'ta eğleniyorlar ve parayı Brüksel'den alıyorlar. hiç hücre tanıdılar mı. Eyüp'lerinin birisiyle evlendirdik. başında türban yok. üstelik Aydın Doğan'a gelin oldu. Kapuda. Gürkan Dostum. Derya Sazak. Aydın Doğan'da gelin. Mehmet Ali Aybar. sol parti toplantısı yapıyorlarmış. Parti mi. Abant'taki kağıtları tetkik etmiş. Maliye eski bakanı. Amerika'da hoca. "satılmış rektör. şimdiye kadar Ermeni sorunu üzerinde kalem oynatan yoktur.. odtü'de bizim komi Satılmış kadar kendilerini bilmiyorlar. Ahmet Türk Dostumuz yol açtı. artık bunlar travesti mesleğidir. İçlerinde Ermeniliği bileni yoktur.. bu nedenle çekilmiştir. portmantoda "vesti" var. Tayin edilmişler.Bunların solla ne ilgileri var. öğrenciler.. Parti'sine bir hanım "eş-başkan" buldu. yakında ayrılırlar. hiç karakol gördüler mi. çilingir misali bir kız. "Satılmış" olup. Ermeni Konferansçılar'dan birisini Türk dışişleri... Şunlara bakın." diye bağırırken. hiç hapis yattılar mı. Üstelik de Şafak'tır. "para ile konferans veriyor" yollu deşifre etti. Bence. hem roman yazıyor.. neden Elif Şafak yok.. Aydın Doğangillerden Eyüp izin verirse. adı üstelik "Elif. Bana göre Zekeriya Dostumuz. "giysi" demektir. Sol parti kuracaklar solcu değil. ama..

342 . sorunuzun ce¬vabına böyle başlamamız isabetlidir. pervoy mirovoy voinı sredu vojdey turetskih kurdov ne imelo ni odnogo deystvitel'no vernogo soyuznika". bitirdiler Disk'i.. po suşestvu. hem de disk havada kaldılar. MİT' ten bir üst düzey yetkilinin gidip Abdullah Öcalan'la görüştüğü ve bu görüşmede Abdullah Öca-an'ın 1999'daki savunmasında da söylediği "demokratik cumhuriyetin ne demek olduğunu Apo'dan sorduğunu biliyoruz. Onlar oligarşinin ve devletin merhametindedirler. Bunlar Disk'in cenazesiyle idare ediyorlar. Birinci Dünya Savaşı sırasında. Lazarev'den yıllar önce çıkartmış olduğum bir kart var. Abdullah Öcalan nasıl kullanılabilir? Şurada ve şu zamanda yeni kitaplarım için çalışırken kartlarıma bakıyorum. Bugün devlet ya da aynı anlamda oligarşi istese bir tek yetkili sendikası kalmaz.DİSK'in genel başkanı Süleyman Çelebi Başbakanla polemiğe giren ve hakkında soruşturma açılan Mustafa Koç için gerekirse Ankara'ya yürürüz dedi. oligarşinin sendikasıdır. turyetskoe pravitel'stvo vo vremya Türkiye Kürtleri arasında Türkiye'nin gerçek müttefiki bir tek kürt lider yoktu. Yeni Harman'daki bir söyleşimizde "önemli olan Kandil Dağı'ndaki silahı susturmak değil yönünü çevirmektir. Bugüne kadar yürünecek hiçbir şey yok muydu? Hayır efendim. Hem Ankara başsavcısı. "Kurdiy Vopros" adlı çalışması özellikle değerlidir. harika! Lazarev. 1915 diyebiliriz. Ardından Ertuğ-rul Özkök de yazdı. Tüsiad'a yaranma imkanını kaçırdılar. Fındıkçı Zapsu'nun "yumuşattığını" öğrendik. o olmazsa maaşlarını bile alamazlar. Türkiye Apo'yu bir şekilde kullanmalıdır" demiştiniz. Sovyetler Birliği'nden en ciddi kürdolog idi. Parlamento'da ise hiç yoktur. Dereyi görmeden paçayı sıvadılar.. Bunun üzerine o güne kadar Apo'nun avukatlarına giriş izni verilmezken izin verilmeye başlanmış. demektedir ve çok doğrudur. Bugün de yoktur.

"Hükümet'in Irak politikası yok" demişti. bir süre önce. 343 . Washington. Rice'ın. madalya. Artık İsrael daha sağlam ellerdedir. Yaşar Paşa hazretleri Amerika'ya niye gitti? Bununla ilgili çok büyük spekülasyonlar var.. Nedir o spekülasyonlar? Türk devleti son 3-4 ay içinde yeni bir doktrine ulaştı. burada spekülasyon yok. Kürdo-Jüdaik Devleti. vahim bir doktrine ulaştı. tersine çevirmeye çalışıyoruz. 21 Mart tarihli Milliyet'te Sami Kohen. Burada spekülasyon görmüyorum. Hilmi Paşa Hazretleri çoktan kabul etmişti. "Stratejik Ortaklık" sözü muz türüdür. "münasebet" sayılıyor ve şimdi birden bire hem "ortaklık" oldu ve hem de otuz üçüncü dereceye çıktı ki. Ankara. bu araştırılıyor. Türkiye İşçi Partisi ve sonra ben. kabul etmiştir. Washington.Bu yıldan. lezzeti ağza göre değişiyor. Çünkü Yaşar Paşa Hazretleri. Bunun çok büyük işaretleri var. hala aynı yerdeyiz. Türk Devleti. saymayacağım. Amma. Barzani liderliğinde bağımsız bir Kürt Devleti kurulmasını. son derece safiyane. budur. Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen diplomat Osman Korutürk'ün siyası mülakatı. bir dua idi ve bunu da açığa vuruyordu. bunu çok istiyordu ve son üç-dört ay içinde istediğini almış ve çok rahatlamış görünüyor. İkinci nokta biraz içimiz yanarak. doksan yıl geçmiş. bunu. Ölümünü kabul eden bir hastaya benziyor. "ilişki" oluyor. bu spekülasyon değil vakı'a'dır. kabul etti. üstü yoktur. Kumasını kucaklayan yaşlı Kürt kadını hatırlatıyor. iç politika ile ilgili değildir. 1915. büyük gönül rahatlığı ile. bu yeni karardan emin olmak istiyor. Birinci nokta. Yaşar Paşa'nın Washington ziyareti. Washington'da Likut'un karargahı Enterprise Institu-te'de kapalı görüşmesi. Çünkü. bu ne demektir. Atını vuran kovboylar diyarındayız. Türk-ABD ilişkilerini "son derece önemli stratejik ortaklık" olarak tarif ettiğini yazdı. talihsizdir.

Önemli olan Erkan-ı Harbiye Reisi olarak Hilmi Paşa Hazretleri'nin doktrin değiştirmesidir. internette bir yazı okudum. doktrinsiz bırakıyorlar. rüşvet veriyorlar Yaşar Paşa'ya. 1937 Sadabat Paktı da buna dayanıyordu. Madalyayı mı kastediyorsunuz? Evet ama Yaşar Paşa bu ülkenin değerli bir komutanıdır. bizim doktrinimiz şuydu. kendi tarihimizle ve kendi doktrinimizle tezaddır. Kaldı ki. aslında Erdoğan'ı önemsemiyorum. bu nazariyeden inhiraf etmiştir. bu madalyayı nezaketen kabul ettiğini düşünebiliriz. Anne'min annesinin soyadı "sabuni". Bunu anlıyoruz. chp ve belediye başkanı olan Dayı'm da Orhan Yanç idi. Peki Yaşar Paşa Hazretleri. İran. Şimdiye kadar Suriye. Teşkilat-ı Mahsusa'dan babasınınki ise "yanç" idi. akrabalarının soyadları arasında bir de "yanç" var. tam bu sırada.. yakın zamanlarda. Bunlara aldıracağını sanmıyorum. Hilmi Paşa Hazretleri. Hilmi Paşa Hazretleri'nin tarihimizi ve doktrini geçersiz yaptığını tespit etmemiz yerindedir. Yaşar Paşa Hazretleri ile ilgili olarak. Hilmi Paşa Hazretlerinin "eskiden peşmergeydi şimdi başkan" demesine gelince. 344 . amma velakin başkan olurlarsa bir siyasi organizma olursa o zaman bölünürüz. Mustafa Barzani ve Mesut Barzani'nin peşmerge başı olmasında bir sakınca yok. Peki Barzani gerçekten toprak istemez mi? O noktaya geleceğiz.tabi. Hal bu olunca. Neden ve Nasıl? Çok eskiden beri. Bütün doktrin budur.Barzani'yi mi hocam? Tabi. Hilmi Paşa Hazretleri Barzani'yi çoktan devlet başkanı olarak kabul etti. Hilmi Paşa Hazretleri çok yakın bir tarihte "eskiden peşmergeydi şimdi devlet başkanıdır" dedi. bunlara aldıracağını sanmıyorum.. Türkiye devlet yöneticileri hep bu doktrini sahiplendiler. Görüyorsunuz. Çok daha önceden bunun için o koltuğa oturtulduğunu not etmiştim. Demek ailesi bizim oralara kadar gidiyor. işte mesele budur. Ülkeyi. Bir çok müşahide göre..

ve benim ısrarla işaret ettiğim üzre. İkincisi. A. Gürkan Dostum. Şimdi Hilmi Paşa Hazretleri. ölmek üzere öne çıkan. Türkiye Kürdleri'nin. no objection will be raised by the principal Allied Powers to the voluntary adhesion to such an independent Kurdish State of the Kurds inhabiting that part of Kurdistan which has hitherto been included in the Mosul Wilayet.tan" artık söyleyemiyorum. anlamına geliyor ve Barzani'nin. E. Devam edebilir miyim. T. Kürtler'e otonomi vaadi ile. "ölen" ve ikisi birden. bir "Kurd. Kırmanci. bir varmış bir yokmuş. Daha önceki maddede.. kurmay okullarında kürsüler ise. 345 . "daha iyidir". Bu nedenle bu sözcüğü.. demektedir. bu bağımsızlığı devlet lehine reddedebileceğini not ediyor. bakın. şu kitabın yazarı. "Kurds. "Peşkir" de önü tutan. Üye Paksüt. "ön" demektir.J. ben her söyleyişimde beş yıl hapis alıyordum. Oldular. haddini aşarak. Kürtler'in. "başkan" olmasında mahzur yoktur. "Kurd. Turks and Arabs" kitabında Sevre'in 64 üncü maddesini yazıyor. Gürkan Dostum. hariciye mesleği tarihi bil¬meyenlerin eline kalmıştır. "peş". kusura bakmayın. tersini söylüyor. Aydınlar Ocağı'nın ve şimdi de bilgisiz "uluslararası ilişkiler" profesörü kızların tekelindedir. Gül." İşte Sevr'in 64 üncü maddesi budur. önceleri. Okuyucularımız için açar mısınız? Bakın.tan" tarif ediyor.. "The Mosul Wilayat" var. Bu ise. anlamındadır. en kibar sözcükle tarihi bilmemektedir. içinde komisyonun fotoğrafı da var. ölmek için öne çıkanların başı olmasında sakınca yoktu. Kırmanci ve Farisi. Musul Komisyonu'nda vardı. Edmonds yazıyor ve 64 üncü madde şöyle devam ediyor: "If and when such renunciation takes place. Erdoğan'ın bunu anladığını sanmıyorum. Sevr'e göre otonomiyi red ile bağımsız devlet oldular. teyit etmektedir.. "merge.Ne demek hocam? Şöyle: “peş” bizim peşkir’deki sözcüktür. "pişaver" sözcüğünde de var. Bunu söylemek Hilmi Paşa Hazretleri'ne nasip olmuştur.. biz "peşkir" diyoruz. Edmonds. hiç yasa değişmedi. Yazık. demektedir. "Kuzey Irak" yok.

Buyrun Hocam. ben 'değildir" diyorum. Beşikçi. Sonra aklım başıma geldi. ters bir cümlecik monte ettiklerini sanıyordum. demişim. neredeyse sevinçten zıplıyordum. aptalım aptal olmasına ama o kadar değil". Bir kez bana da beş yıl kesiyorlardı. Peki bu drink- pamuk özgürlükçüleri. bir parçada devlet olursa. 346 . beş yıl veriyorsunuz. dgm'de. inandılar. beş yıl istiyorlar.. "sayın Türkeş katildir-sayın Ecevit hırsızdır" tekerlemesinden dolayı "sayın" sözcüğünden tiksindiğimi. şimdi bana da beş yıl vereceksiniz. Devam ediyorum. diplomasi okumuşlar.. Gürkan Dostum. Bunların. iddianame okunduğunda. Burada asıl sorunuza dönüyoruz. biliyorum. "düşünce özgürlüğü nerede" deyu sekiz sütun bağırıyor. drink ve pamuk hiç aklından çıkmıyor.". bakın bakın. aptalım ama o kadar da aptal değilim. "pamuk" diyorlar..stan'dan söz ediyor ve hem de Sevr'in bir birleşik kap formüle ettiğini hatırlatıyor." Değerli Yargıç. 'sömürgedir' diyor. "sömürge değildir" diyordum ve iddianamede var. pamuk pamuk akıllarına geliyor. şimdi "sayın" diyene hüküm kesiyorlar. İşte 4 Temmuz 2004-Çuval Giydirme. "bakın bakın. Musul Komisyonu'nda çalışmıştı ve hem bir bütün Kurd.. mahkumiyetlerimi gazeteler yazdılar. hiç kullanmadığımı söyledim de. çocuklar misali ellerimi çırptım. ve hemen verdiler. bu kez etmemişler. "inşallah ve maşallah" ile idare ediyorlar.. As simple as this. tam bu sırada tekrar hatırlanmaktadır. pamukları vardı. Bir beş yıl eksik verdiler. kürd. Edmonds. İşte Abdullah Öcalan meselesi burada ortaya çıkmaktadır. değerli yargıç. Bunlara avucumun içinde ne var deseniz. Bunların bir kısmıyla bir zamanlar beraber olduğum için kendimden utanıyorum. o zaman nerede idiler. bir gün mahkemede. Nerde idiniz. diğer parçalar ile birleşir. şimdi "utanmaz" diyebilir miyim? Kime? Kendime.tan sömürge değildir. sevindim.. Peki. Peki "utanmaz" diyebilir miyim? Şimdi drink mi hrant mı bir çocuk buldular. Radikal.

Mesele şudur. Şimdi taraftar kazandığını görüyoruz. işte buradadır ve bu Ankara'nın kabul ettiği Kürdo-Jüdaik Devlet'e karşı doktrindir. Türk yüksek komutanları. bunun için mi Aydın binbaşıyı kelepçelediler. "gösteriyorum kelepçemi. Ne yapacaktım. teşekkür borçluyuz. iş Kandil'de silahlan susturmak değil. ben de mi katılacaktım. Aydın Binbaşı da dememiş. 347 . Aslında. çok mühim bir iş yaptı… Ne yaptı? Musul'da bizim özel kuvvetler'in. akp demiyorum. Ertuğrul Özkök. bütün tanıklarıyla bunu ortaya çıkardı. bana göre bir kıymet-i harbiyeleri yoktur. Hürriyet’te. Senin elin benim cebimde. buna "Öcalan Meselesi" demek doğru değildir. Bana Bekaa'ya neden gittin. İki. Bekaa'da. kelepçeledi ve başlarına çuval geçirdi. Bir ara soru. Musul'dan. Gürkan Bey dostum bilir misin. özel kuvvetleri çıkartmasını kabul etti. Bakın. "oyun bitti". aslında jandarma takardı. sonra Amerikalı Albay. Amerika'ya kendisini bildirerek iş yaptığını öğrendik. Musul'u verirlerse Diyarbekir'i tutmak mümkün değildir. düdük çalmış. Şimdi Öcalan meselesine gelebilir miyiz? Evet. kelepçede bileğin ne olur? Ben yapmazdım benim yazgıdaşlarım "gardiyan bileğim koptu şu kelepçeyi aç". Öcalan Meselesi. izin mi alacaktım? Biz bunları. Amerika'nın. böyle oynanmış.Sezar’ın hakkını Sezar’a ve Özkök’ün hakkını Ertuğrul’a vermemiz yerindedir. yaşadık bunu. derlerdi. var gazetede resmi. yönünü değiştirmektir. Demek Binbaşı Aydın'ın kelepçesini bilerek sıkmışlar. neler yaptılar bana" diyor. Genç çocuklar "çavuş gardiyan şunu aç" derlerdi. bilerek sıkanlar oluyordu. Hürriyet. Beş taş oynamıyoruz. Musul'daki özel kuvvetleri.. Bir. diyenler oluyor. Biz biliriz. başta özel kuvvetler'den Aydın Binbaşı olmak üzere. Öcalan ile konuştuk. Kemiklerin gider. gaflet varsa.

Onurumuz vardı. Aydın Binbaşı'yı kelepçeleyenlerdir. söylemiyorum.. Bakın. Beni kelepçeleyenler. "aaa. Kenan Çoygun. Bilek kemiğimize dayandılar. hemen birinci sayfa haberler başladı. Tuğgeneral Kenan Çoygun. bana sözlü olarak da soruyorlar. bütün bunları. Bize hep Amerikan malı kelepçe taktılar. pek çok solcuyu hapse attı. Hürriyet'teki mitçiler uyuyorlar" dedim. Bir yanlış anlama var. sıkılabiliyorlar. "Efsane" dediler. daha fazlasını yaptı. Her halde Nur Batur'a kızmışlardır. Hilmi Paşa Hazretleri'ne. 348 . Bunun için kuruldular.. bir de ben yazsam. Ama özel kuvvetler komutanı idi. Biz de Aydın Binbaşı misali "şu kelepçemi gevşetin" demedik. Yaşar Paşa Hazretleri'ne yazmıyorum. ama. ben yazarım. Kıbrıs'taki Özel Kuvvetler Komutanı. tık tık. Kime? Yeni kuşaklara yazıyorum. Musul'da da Özdemir kod adlı özel kuvvet vardı. hayır. despot idi ve bu yüzden 1974 yılından sonra Kıbrıs'a gidemedi.Bu devlet bizi de çok kelepçeledi. Demek ki Hilmi Paşa hazretlerinin zamanında Musul'daki özel kuvvetler başlarına çuval geçirilerek kovuldular. zavallılar. ama hiç haber yok. ne demektir Özel Kuvvetler? Özel Kuvvetler sadece TC sınırları içinde solcu ve Kürtleri mi avlayacaklar? Özel Kuvvetler orada olmak durumundadır. 1922 yılında. bir gün ölüm ilanı çıktı. Fatin Rüştü Zorlu'yu astık. Kurmay mekteplerinde okutulmadığı anlaşılıyor. Beni kelepçeleyenlerin hep Amerika olduğuna inandım.. Kıbrıs'ta özel kuvvetleri kurandır.. şu resmi görüyor musunuz. Kıbrıs'ta vardı. kendi kendime. Güzel. Niye ben Özel Kuvvetlerden bahsediyorum. Onun için biz Yeni Harmanda tarih yazıyoruz. Kenan Paşa'yı bile bilmiyorlar.

Amerikalı himayesinde. bunu. anti-Amerikan mücadelenin merkezinin Musul olduğunu ilan ediyorsam. Musul meselesini devrimci proleterya nasıl değerlendirmektedir ve bu konuda Türkiye'nin işçi ve köylülerine nasıl bir tutum salık vermektedir? Her şeyden önce. Peki. İngiliz emperyalizmiyle Türk milliyetçiliği arasında çıkabilecek silahlı bir Demek ki.çıkacak her hangi bir çatışmanın Türkiye ve İngiltere ile sınırlı kalmaması olasılığı büyüktür. Eskisini yitirdik. Ben.Ferdi'nin 23 Şubat 1926 tarihli konuşmasıdır ve "B. Gürkan Dostumuz. Sovyetler'in desteği görünüyordu. Kürdo-judaik devletin kurulmasını zorlaştırmaktır. Tkp değildi. Sovyetler Birliği'nin ve tüm Doğu halklarının Türkiye'nin safında yer alacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. size. "Dolayısıyla. yenisini çıkaracağımız için. Hilmi Paşa Hazretleri'ne hitap etmiyorum. bugün bir sınır meselesinden çıkabilecek bir savaşın haklılığı konusunu açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Türkiye soluna söylüyorum.Biz şunu söylüyoruz. mevcut emperyalistlerin çıkar çatışmasının nereye varabileceğinin üzerinde fazla durmaksızın. "Peki. Tamamen yok mu sayıyorsunuz? Mümkün mü? Hayır. Şefik Hüsnü'nün adlarından birisidir. Amerikan mandasında.Ferdi". bir Komintern Belgesi okuyabilir miyim? B. bu durumda kemalistlerin tutumu ne olacaktır? çatışma karşısında devrimci proletaryanın tutumunu saptamak." ". Bu durumda genel bir savaşın çıkması kaçınılmaz olur. Şimdi de altmış sonrası sol olmayacaktır. Böyle bir durumda. Türkiye İşçi Partisi. şu anda yapılacak iş. son derece acil bir görevdir. Ankara'nın muhtemel tavrı hakkında ne bekliyordu? Şunları da okuyoruz. Ancak bu birikimi toptan red anlamında değildir. hükmü yoktur.. Türkiye Komünist Hareketi'nin kurucusu Şefik Hüsnü." 349 . Her yeni dönem bir sol'dur. Hocam hangi sol? Olmayan sola hitap ediyorum.. orada.

"bir kaç baş" olabilir. biter biter yeniden doğmaktadır." Öyleyse aynı noktadadırlar ve aynı noktadayız.. Mehmet Eymür. mümkünse bir kafeste. imzaladı.. de cia başkanından birkaç "pkk-başı başı" istediler. ama Mehmet Eymür. pek "ortak operasyon" diyemeyiz. mit müsteşarı idi.. Tayyip Erdoğan konuştu. Toprağı ve kökü var. Mehmet Eymür'ün MİT'e gitmesiyle CİA başkanının gelmesini ortak bir operasyon çerçevesinde mi değerlendiriyorsunuz? Efendim. Böyle devlet olur mu? Ama şimdiye kadar satış konuşuyordu. Kim? O konuya girmek istemiyorum. Çiller hariç kimse uygun görmüyordu. PKK'nın lider kadrolarından mı? Türkiye'nin altını üstüne getirdiler. Cia başkanından hemen önce mit'e Mehmet Eymür gitmişti. Öcalan'ın getirilmesini istiyordu. Sanıyorum.. O zaman Sönmez Koksal. "devlet politikası" idi. sadece "pkk" konuşuyorlar. Tam o noktaya gelmişken. 1995 seçimlerinden hemen önce. direnişi. adını en çok. bu tehlikeli operasyonu kabul etti. Diğerleri havadadırlar.Büyük bir olasılıkla onlar. ilişkileri tamamen kesme ve savaş ilanı noktasına kadar vardırmayacaklardır. operasyon şefi oldu. Çiller. 350 .. bozulan bir operasyon nedeniyle hatırlıyoruz. Sol. Ve size sızdırdılar.. Şimdi Tayyip Bey de aynı sevdaya yakalanmış görünüyor.. Belki başkalarında da.. kimle karşı karşı otururlarsa. Şenkal Atasagun operasyonlar dairesi başkanı idi. Suriye'den. seçim şansını artırmak için. içişleri-dı-şişleri bakanları konuşmadı. Öcalan burada. Şimd... Bakın. seçimden bir hafta önce. bir cia başkanı geldi. kim o zaman. Çok ilginç hocam. bu kez sipariş verdiğini sanıyoruz.

Diğeri. 1996'dır. belki de müsteşarlığı bekliyordu. Meclis Komisyonunda arazilerin yabancılara satışı konusu Milli Savunma Bakanlığını temsilen ve adını vermeyen bir Albayımız. Abdullah Çatlı ve ekibi daha sonra. Ne işi var? Ertuğrul'a da bu bilgi verilmiştir. Orhan Pamuk için "o tarihi bilmez" dedi ama Avrupa'nın da çok hoşuna giden açıklamalar yapıyor Orhan Pamuk bir yandan? Şimdi küçük de olsa sevindirici işaretlerimiz de oluyor. hiçbir zaman hazmedemedi.. Eymür tasfiye edildi ve müsteşarlık. Tabi. Şifreler çözüldü. Fakat İlber Ortaylı hocanın ilginç bir açıklaması oldu. Tüpraş'ı. Eymür mü? Evet. Eymür’ün uzmanlığına başvurulmuş olması mümkündür.Şimdi. Artık kimin eli kimin cebinde bilmiyoruz. İlginç konuk! Zaten Mehmet Eymür Washington'a gittiğinde Mit'e cephe almadı ve sadece Atasagun'u yıprattı. Yeni müsteşar Eymür'den bu operasyonu dinlemek istemiştir. bu 1995 projesidir. Evet ama bir de örtülü ödenek davasıyla yansıyan Abdullah Çatlı ve ekibi vardı. Eymür. Sizinle sohbetlerimizde hep bunu konuşuyorduk. bunu. arazinin başkasının adına alındığını da eklediler. Orhan Pamuk konusu bu ay çok tartışıldı. Şimdi yeni bir müsteşar var. çok ilginç ve değerli açıklamalarda bulundu. Gap'ta. Atasagun ekibinin sızdırdığına hep inandı ve husumet duydu. Eymür ve Atasagun. Emre Taner. Hiram öldürüldü. "Koç aldı" diyoruz. Bunlar üçlü idiler. Çünkü büyük kahraman olacaktı. Bu yasa ile "yakında Hakkari elimizden çıkar" dediler.. en hazırlıksız olan Atasagun'a kaldı. Hiram Abas. Peki hocam. Eymür. sipariş üzre. 351 .

ben kendim buldum. iki yıl sonra sıra gelmiş. Ülke topraklarını taksit taksit götürüyorlar. gitmiş. iki haftada bir olsa. son linç denemesinden sonra. "anladiim" demiş.. Pamuk meselesine de artık "adamları" açısından bakmalıyız. sanıyordum. "Bir pamuksever bir pamuk ile yatağa girmek isteyen bir pamuktur".. bir yıl geçmiş. Pamuksever Doğan Hızlan. kaçırmazdım. Londra'da çok hoş bir Lord vardı. Pratik zaman bir ritm'dir. bir köpektir. gitmiş gelmiş. deniyor. kangren olduğu için kesmişler. yıllar önce. Bir daha.. Adamları var. Ermeni Konferansçılar. Birisi hasta olunca yazılır.. gelmiş. Cezaevinde zaman başkadır. kesmişler. zaman daha hızlı akar. Şimdi Orhan Pamuk'a geldiğimizde. Şimdi ben de böyle uyanık bekçiler arıyorum. Lordlar Kamarası'nda konuşmuş ve bir tarif vermişti. hepsi bu kadar. ben Londra'da Paris'te olduğum zaman. o ülkelerin parlamento tartışmalarını izlerim. Bir köpeksever. izin verir misiniz. Malum kimseler. bir ayağı eksikmiş. Doğrudur. Bir daha yazmış. sonra mektuplarında okudum. kolunda. bir kolu eksik. ben de artık. Pamuklar pamuk'a aşıktırlar. Çok güzel. görüş haftada birdir. İsrael. gitmiş. 352 . Zaman geçmiş. Gürkan Dostum. "a pamuk lover is a pamuk who is in love with a pamuk" diyorum... "ulan sen taksit taksit kaçisin". kesmişler. Öyle olmuş. bir yazı da yazılmış. eskiden bunlara "mahutlar" veya "müsecceller" deniyordu. Bazen televizyonda canlı yayınla verirlerdi. belki bir ve belki iki sene sonra hastahaneye giderler.Hep söylüyoruz. gelmiş. Bilemiyoruz. Urla bölgesini kendi adlarına almayacak kadar akıllıdırlar. Çok gariptir. Böyüklerin habarları olmuyor. yara varmış. birlikte yemek yiyenleri ilan etti. hastahane sırası gelince uyanık gardiyan anlamış. Nazım Hikmet de yakalamış. çok meraklı olduğum için. ben size bir cezaevi hali anlatayım. bir köpeğe aşık olmuş. Artık bunların hepsi pamuk'turlar. kalan kolu da kalmamış.Öyle mi? Demir-Çelik yerli sermayede kaldı. Drinkçiler. "a dog lover is a dog who is in love with a dog" diyordu.

Aydın veya maydın. Nasıl sonradan? Mersin'de konferans veriyordum. demektedir. Peki ne önemli? Bakın. Türkçe ve yazmasını bilmemektedir. kendisini nasıl bu hale düşürüyor. tasavvuf olarak sunulduğu için. Yazık yazık. "konyalılar okumasın. bu kadar da yapmasalar çok çok ayıp olurdu. anlayamasalar da alıyorlardı. Ben aynı planda başka bir konudan bahsedebilir miyim? 353 . sabah gazete okumamıştım. Üzerimize yığılan sömürge'dir. Pamuk. ama şimdi hiç ses çıkmıyor. Bakın. başta tarihçimizdir. anti-pamuk flamalar açtı. siz bunları hala gazete sanıyorsunuz. İlber Hoca Milliyet'in yazarıdır. ya/ar veya ma/ar. Gürkan Dostum. Çok üzücüdür. Çok acemice Yahudi tarihi çıkarıyordu. Beş saat sürdü. ben yazmasını bilmediğini yazdım. İpi kopmuş görünüyor. devletin ortağı olan Yahudiler'e. koreliler var" deyince ipler tümden koptu. Yeni Hayat'ta. Ve artık Pamuk hiç önemli değildir.Linç Denemesi mi dediniz? Evet. ama. Kabala. gevezelik yazar" diyor. Kırmızı'da. Küçük bir haber Milliyet'te var. Bizim müslümanlanmız. Konya. Pamuk ile ilgili çok ağır yazılar çıkardılar. düşünür veya miişiiniir. deneme safhasında kalmış görünüypr. 1600'lü yıllarda kıyam ile Kira Ester'in parçalanması var. "Tarih bilmez. Beyaz Kale'de Yahudi "Hazar Devleti" var. bu Pamuk Meselesi kabak tadı verdi. Gürkan Dostum. Amerika'da çok önemli iki eleştiri dergisi. şu anda şeyh-ül müverrihin mertebesindedir. Bunlar en kötü parti gazetesinden daha partizandırlar. Top Kapı'da yabancı prensesleri karşılarsa haber oluyor. Şebeke'den sonra artık almıyorlar. sizin yanılgınız buradadır. Profesör İlber Ortaylı. Bir "Ali Kemal Vaka'ı". Şimdi durum şudur. Çünkü sömürgecidirler ve bir avuç kompradorları var. Kabala ve İbn-i Arabi var. Edebiyat yoktur. kaç koruma? Ben sonradan haberdar oldum. nefret ediyorlar. bir tek kimse de sormadı. İlber Hocam da şimdi tarih bilmiyor ve gevezelik var. Yazmazlar.

peki Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusuna Osmanlı tarihçileri.Peki. kızı ve belki torunu. Star'ı alamaz. din kardaşıyız" demiyor. Hepsi bu kadar. "annecik" deriz. bunu pek bilmiyoruz. Deny. Aydın Doğan'dan maaş alıyor. "Mehmetimiz" veya "Sevdiceğim Mehmet" demektir. bizde "Muhammed" adı yoktur. burada uydurmaktadır. Hem eski karakterde var. kızı ve sülalesi maaşından olur. Ne zamandan beri yoktur. din kardaşıyız" neden diyemiyor. Muhammed değil. önce. Aydın Doğan. 354 . Dil-Tarih ve Coğrafya'dır. dilini ve ülkesini seven profesör kalmadı mı? Atma Hatip. "Osmancık" diyorlarsa. Bir. Tayyip Bey. üniversiteler yasasına göre. Bakın. Hilton'u alıyor. yok mu. fondateur de l'Empire" ekleniyor. hem de "petit Osman" dedikten sonra. bu ne korkudur? Hakkı Devrim'i özellikle anıyorum. Atmam imam. Üçüncüsüne gelince. buradaki "cik" veya "çek" ekinin. dilimiz denince. bu gerçekten "Küçük Osman" mı demek oluyor. halkı bilgilendirmedeki yanlış olanı düzeltmek. Deny'ye bakarız. Buradaki "-cik" ve "-çek" şefkat ve sevgi anlatmaktadır. ikinci uydurmayı kaydetmiş oluyoruz. bu ülkede üniversite yok mu? Kemal Paşa Hazretleri'nin en önemli kurumu. "mehmetçik Muhammedin küçüğüdür" dedi. sorarlar ve sonunda Hakkı Devrim. üniversite öğretim üyelerin sorumluluğudur. Dış Bank'ı kim aldı. ilk baskısı 1920 yılındadır. dürüst. Bizde sultanlar. Gramaire de La Lanque Turque-Dialecte Osmanlı. hepsi budur. dilini seven bir tek kimse yok mu? Hakkı Devrim mi? Kendisi. buyrun. mükemmeldir. büyüğü var mı? Hayır. Üniversite yok mu. Aydın Doğan. bizde. "atma recep. din kardaşıyız. bir tek. Mehmed'tir. "anneciğim" diyoruz. "c'est le nom que donnet les historiens turcs a Osman. Birinci Mehmed var ve beşinci Mehmed var. Peki. ne oldu? Kimse sesini çıkardı mı. Bir bilgisiz konuştukça konuşuyor. Tayyip Bey. "sevdiceğim" anlamında olduğunu açıkça yazıyor ve "terme de caresse" anlamında olduğunda ise hiç kuşku bırakmıyor. doğru mu. Hiç kimse "atma recep. İki. Hilton'u. "Mehmetçik" de Küçük Muhammed veya Küçük Mehmet anlamında değil. Star'ı alıyor ve Dış Bank'ı kim alıyor. din kardaşıyız. "Küçük Anne" mi demek istiyoruz. Türkçe meraklısı ve bileni olduğu iddiasındadır.

Yalnız yanlış anlaşılmak istemem. bitmez tükenmez para hırslarıyla. Avrupai'dir. Bakın. hedefi kendisidir. Burada Hasan Cemal'e Doğan grubundan muazzam bir destek geldi. Ve çürük domates ile yumurta yeterlidir ve medenidir. Bütün hücumları kendi kendinedir. Demek. demek istiyorum. Sonra polisi de bıktırır. "juntacı" deyip kötülerken. bol bol atılabilir.Buna obscurantisme diyoruz. o zaman odtü'de hoca idim. Domates ve yumurta ucuzladı. kurtulmam. Hasan budur. sonsuz tamahkarlıklanyla bağlanmışlar. Devrim Gazetesi'nde. itirafa başlar. Bütün matbuat ve bütün ekranlar. adını böyle söylemişti. tekrar dilekçe verir. hiç sakınca görmüyorum. Uluç Gürkan ile birlikte. Pamuk'a gelince. bize. anm. tekrar itiraf eder ve böyle devam eder. 355 . 9 Mart 1971 tarihinde yenildiler. der. Avcıoğlu. İşte Orta Çağ'a dönüş budur. Kendinden nefret ediyor. Avrupa. Sonra hücresine döner. Artık deşifre edilmiştir. ihtilal yapmak istiyordu. zorla kakmak istiyorlar. Hasan Cemal yeni kitabında ortalığı taradı. ben de "Kıbrıslı mısın" dediğimi hatırlıyorum. hiç kimsenin ceza almasını iste miyorum. biz yoksul bir ülkeyiz. 1970 yılında. Kime ne söylediyse. Avcıoğlu'nun yardımcısı olarak bana geldiğinde.. ölümle yargılanandır. Doğan grubu başta olmak üzere medyamızın bu Cumhuriyet ilgisine ne diyeceksiniz? Bir itirafçıdır. Hapis insan tabiatına aykırıdır. bunu anladım. düşünür. Hiç kimse linç edilmemelidir. Kaya Hasan. tarımcılarımızın belini kırdı. Daha da ilginci Cumhuriyet'! doğrudan hedef aldı. Gürkan Dostum. Doğan Avcıoğlu'nun yardımcısı idiler. kendi kendisini hedef almaktadır. İtirafçı kimdir. Gerçi Avrupa'da bu işi pasta ile yapıyorlar.

Uluç'un ve Hasan'ın ellerinden ben tuttum. bir duble içti. Cumhuriyet için "cia'in eline geçti" sözü Avcıoğlu'nundur. Uğur Mumcu'nun Mit'le işbirliği. Ayrıca hem Uluç'a ve hem Hasan'a toz kondurmazdı. gitti" derlerdi.. Hasan'ın takımıdır. cia'in eline geçti. Bu Hasan Cemal'in Cumhuriyet'in başında olduğu zamanlarla ilgilidir. Kenan Mortan. Hasan'ın yazdıklarında yeni görmüyorum. Doğan tutuklanınca. ama. bunların imasını bile duymadım. Doğan veya Gülseli. eskici bir hali var. Hasan. Ben "tüsiad gazetesi" olarak tarif ediyordum.. Doğan. kimseyi mit'e söylemedi. diyeceğim" diyordu.. Kemal Bisalman'ın dergisinde ça lışıyordu. Bu yazdıklarını o zaman aklından bile geçirmediğinden eminim. 356 . Bu sözü. her hafta buluşurduk. öğleyin geldi. Hasan. Sabahattin Ali de. beni kaynak göstererek.Gürkan Dostum.. sanıyorum. gizli servisleri etkileyebileceklerini düşündüler. sonra Anka'da ve sonra Cumhuriyet'te beraber olduk. Cumhuriyet. Cengiz Çandar. güzel varsa yeni değil. Hasan Cemal misali milyon dolarlık villa almadı. internet'te de yayılıyor. İlhan'ı görmek istemezdi.. biz Doğan ile her şeyi konuşurduk. Ne kendisinden ne de ölümüne kadar gizli gizli ziyaret ettiği Doğan kanalıyla. Uğur da. Uğur. Yanlış idi. Gizli Gizli ne demek? Geceleri Necla'dan ve gündüzleri İlhan Selçuk'tan korkardı. Cumhuriyet'i çok sağa çekti. Avcıoğlu ne derdi? Doğan çok kibardır. Nazmiye'nin Uluç'u ve Necla'nın Hasan'ı ezdiğini düşünürdü. Yeni varsa güzel değil. yazılarını birlikte yazardık. o baskı döneminde. "Hasan'ı tanımasam. Bu çok yazıldı. Beş parası olmadı. Emin Karaca'nın "Cumhuriyet" kitabında var. Öcalan dahil her kime gidiyorsa önce servislere uğruyor ve dönüşünde bilgi veriyordu. "Hasan. ben önemsemiyorum. "Mossad ve Barzani" ilişkisi üzerine yazdıktan 17 gün sonra öldürüldü..

sonra yerine dönerdi. mit'in Karaören'den ricada bulunduğu ciddiyetten uzaktır. Biz Doğan'la. Bunu bilmeyen yoktur. Artık itirafçıdır. Karaören. kimse karışamazdı. daha sonra Cumhuriyet'te yönetim kurulu başkanı oldu. "eskici" derdik. Hasan budur. eski de olsa eşine. yazı işleri müdürü Bülent Dikmener'den de söz ediyor. İnsanın. Buçocuk. Gazetelerde okuduğum kadarıyla uydurmaktadır. dahi hukukçumuz. 357 . Sami Karaören ile konuşmazlardı. Koca kitapta sizden hiç bahsetmemiş. karısının mit'ten emekli olduğu ileri sürülüyor. Evli iken.Bu arada ilginç bir not. Cumhuriyet'te her darbede darbecilere katılır. Korkarlar. kızının annesine. gelini idi. benden çok korkar. Hasan da Cumhuriyet'te yönetici iken. Şimdiki karısı da çok sevdiğimiz müsteşarımız Osman Nuri Torun'un. Hasan'a. güzel'i bilmez. Ne demek? Ünlü aydınların eski sevgilileri ile yatağa girmek isteyen adamdır. Gazete'nin ikinci sayfa yazılarının mit tarafından denetlendiğini herkes biliyordu. seçimi budur. tanıyamıyorum. bize yemeğe gelirdi. Necla. Babasından hiç söz etmez. Nasıl? Sami Karaören'in bir gün geldiğini ve mit'in Bahriye Üçok'un yazısını üç gün öne alınmasını istediğini ve bunu Hasan'a haber verdiğini yazıyormuş. Cunıhuriyet'in ikinci sayfa yazıları. Eskidedir ve eski Hasan'dan nefret etmektedir. bizim sevdiğimiz Hasan'ı kusmaktadır. mit'e göre düzenlenirdi. Yakınlığımız budur. gazetelerde okudum. "mitçi" derlerdi. Muammer Aksoy'un yeğeni ve büyük doktorumuz Profesör Muzaffer Aksoy'un kızı idi. Hasan. Teşvikiye'deki evde kalmıştım. Cemal Paşa'nın oğlu olarak çok silik kalmıştır. Ankara'da olduğunda.. Doğal. kitabını ilginç yapabilmek için icat ediyor. Ben İlhan Selçuk'un bile müdahale edemediğini sanıyorum. Hayır. diğer yazıişleri müdürü. Bülent ile Çeto. "alkolik" demesini anlayamam. eziktir. Çok güvensizdir. Çetin Özbayrak. ölçüleri tümden kaybetmiş. Bu bir nefret kitabıdır.

Hiçbir tartışma olmadı. Cumhuriyet’te herkes. 358 . peki nereye bağlayacağız. Bağlantı şudur. Fikret. Sizce biraz tuhaf değil mi Atatürk'ün tuttuğu takımla uğraşmak veya bir kulübe mal etmeye çalışmak? Çok açık olarak söyleyecek olursak bu tartışma utanç vericidir. günlerce sürdürdüklerine göre bir maksad-ı mahsus olmalıdır. Bir kıpırdanma var. "İzmirim" de denilen Kapani'lerin egemenliğindedir. Bundan dolayı Cumhuriyet'in tiraj aldığı iddiası da bana makul gelmiyor. Siz sormasanız. bunlara ilgi duyan bir okuyucu kalmadı. bundan dolayı Cumhuriyet'in okuyucusunun artmasını bekleyebiliriz. bir kimse ne kadar Fransızca biliyor ki? Fikret'i seviyormuş. Alp Yalman istisnadır. Hocam neyse. Arttı ise. Dayanak noktalan da çok ilginç.. beni de pek ilgilendirmiyor. Yani belki satar ama okunmaz!. Bu tartışma. Ne yazık.Atatürk Galatasaraylı mıdır diye bir tartışma başladı. Aralarında tartışıyorlar. bu artık anlaşıldı. Galatasaray'da ise Karakaşi egemenliği var. Galatasaray Lisesi'nden üç başbakan çıkmış. Sabetayizme mi bağlıyorsunuz? Vehbi Koç'un damadı olmak bir kimseye böyle bir iddia ile ortaya çıkma hakkını veriyor mu? Tarihçi mi. Biz hepimiz Galatasaraylı mıyız? Bunu ciddiye alıp programlar yaptılar.. 1915 yılında öldü ve biz hepimiz seviyoruz. Fransızca konuşuyormuş. Hocam satmaz diyorsunuz ama 20 bin baskıyla girdi.di. Harbiye'den mezun.. demek aralarında tartışma var.. ikinci sayfanın mit'in elinde olduğunu biliyordu. cami duvarına . Hayır efendim buna hiç inanmam. Akp. bunun Kemal Paşa Hazretleri'nin Galatasaraylı olmasıyla bağlantısını kuramıyorum.. o dönemi yaşadı mı.Bildiklerim bu yöndedir. Fenerbahçe. seviniyorum. Bir uyanma var. Satacağını sanmıyorum.. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri "Kapani midir Karakaşi midir" tartışmasıdır.

Anlaşılır bir durumdur. alay. çatlayıncaya kadar yiyin! Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta. HAN-I YAĞMA Bu sofracık. efendiler. kızı mı kardeşi mi? Bunu "böyük" gazetecilerin aptallaşma sürecine girdiklerini gördüğüm için soruyorum. bütün sizin hazır hazır. say: Haseb.. Belki zihinleri açılır. Karakaşi'ler. yutun hapır hapır. izin verirseniz. bu han-ı iştiha sizin. efendiler. ancak. Şu milletin ki muztarib. tıksırınca. Yiyin. tamı tamamına. çatlayıncaya kadar yiyin! Hocam son soru. Ne olur kusura bakmayın sormadan edemeyeceğim. saray. Kapaniler. yiyin. Sizin özel portföyünüzde bulunan Hülya Avşar ilginç bir açıklamada bulundu. Anlamsız bir tartışmadır. Bize en yakın olanlar. oyun. Gürkan Dostum. şataf. yiyin. 359 -360 . Bütün sizin. saray. Teşekkür ederim Hocam. Galatasaray'ı veriyoruz. Yiyin efendiler. -ki iltikaama muntazır Huzurunuzda titriyor -şu milletin hayatıdır. efendiler. tıksırınca. düğün. "böyük" gazeteciler bunu anlayamıyorlar. Arada bir yerde olanlar. Durmuşlar. Bütün sizin. konak. gelin.. kolay kolay. konak. Bunu anlamayacak ne var. Ve Kaya'dan bir çocuk daha yapabilirim dedi. Fener'i seçiyorlar. Peki Helin. bu han-ı iştaha sizin. son soruyu ben sormak istiyorum. şu milletin ki muhtazar! Fakat sakın çekinmeyin. neseb. Esas itibariyle onların Beşiktaşlı olması gerekir. Ama ben tartışmayı tatlıya bağlamak için Fikret'ten bir şiir okumak istiyorum. Doyunca. Doyunca. Yakubi'ler. "arabacı" takımına denktir. "aristokrat" sayılıyor. Ama bir şartla fiziksel temas olmadan? Bu demektir ki renkli gözlü beyaz tenli birisinden çocuk yapmaya karar verdi. yiyin. şeref.Alp Yalman ne hocam? Yalmanlar Yakubidir.

promosyon yapıyorlar.. biraz daha fazla. Ancak bir kampanya oluşturulduğunda etkili olabiliyor. sizin Kemalizm'den anladığınız şeye karşılık gelen bir ruh hali mi? Adeta bir hâle oluştu kitabın etrafında. Nitekim ikisi de kitabın toplu alımlarını örgütlüyorlar. Tek tek basın organlarının Türkiye'de gücü yok.. Kemalist olmadıkları için bir cenaze törenine ihtiyaçları var. kampanya demek lazım. Ben haliyle gerek Özakman'dan gerek Attila'dan farklı bir Kemal Paşa yazıyorum. CHP'nin üst yönetimi de artık Kemalist değil. onların da bir cenaze törenine ihtiyaçları var. Ama isterseniz önce şu sorudan başlayalım: Nedir Turgut Özakman'ın kitabının arkasındaki kampanya? Bana göre. Neresidir en çok bittiği yer? Türkiye'de artık yüksek komutanlar Kemalist değildir. Attila İlhan oldukça farklıdır. Bugün Kemalizm bitmiştir ve Kemalizm'in en çok bittiği yerde bu kampanya yapılıyor.SEKİZİNCİ BÖLÜM KEMALİZM'İN CENAZE TÖRENİ Mustafa Kemal'i sizin gibi bayrak yapan iki yazarın adları bu aralar herkesin dilinde: Ölümü vesilesiyle Attila İlhan ve "Şu Çılgın Türkler" kitabı üzerinden Turgut Özakman. 361 . Burada "hale" sözünüz çok doğru.. İkinciden başlayalım: Kitap çevresinde oluşan ruh hali. Bugün. Özakman'ın kitabı dolayısıyla Kemalizm'in gecikmiş bir cenaze töreni yapılıyor.. Turgut Özakman'ın kitabıyla ilgili olarak da bir kampanya yürütülüyor. ama Attila'nın ölümünde de bir kampanya oldu.

. Biz devlet günlerinde Suna Kan dinlemek isteriz. Gitsin paşalar evlerinde dinlesinler. Biz halkçıyız ama halk dalkavuğu değiliz. Bizim müziğimiz modern müziktir. 362 . Daha da ötesi oldu. namazda saf tutmak da yoktur.. bizim sol kültürümüzde türkü dinlemek ayıptı. bizim tenorlarımız söylüyor.. Kemalizm muz değildir. Siz. Ölçüleri vardır. Muazzez mi. Attila İlhan oldukça farklıdır.. Olur.. Ama yüksek komutanlarımız. Mesela. Kemal Paşa'yı seversiniz. Biz eğitimciyiz. Korkudan kurtuluşun sevinci vardı sanki yüzlerinde. İdil Biret dinlemek isteriz. Kemalizmde. Cenazesine katılmak isterdim.Benim öğrenciliğimde. Attila İlhan'ı artık görüntüden ibaret saydığınız bu Kemalizm çerçevesinin dışında tutuyorsunuz sanırım. efendim Sertab Erener'le. "oligarklardan uzak olmayı" da bir ölçü olarak alıyorsunuz. güzel bir harmandalı. onlar Attila'yı o kadar sevmezlerdi. o Türk Müziği'ni sever ve dinler ama resmî toplantıların hiçbirinde Türk Müziği dinletmezdi. Mesela Güler Sabancı'nın Genelkurmay'da kabul edilmesini de içinize sindiremiyorsunuz.. Her şeyden önce bağımsızlıktır. Eğitimli. Düvel-i Muazzama'dan uzak durmaktır. biz güzel müzikten yanayız. Halkın kültürünü yükselteceğiz. İsmet Paşa bunu yapmamıştır. sonra herkesi kovdu. ama operadan sanatçılar gelip söyleyecek. bizim kültürümüze misafir olarak geldi. Bana biraz Stalin'in cenazesini hatırlattılar..Fakat "cenaze"den çok "düğünü" andırıyor etraftaki hava. Sertab dinlemeyiz. fakat mümkün olmadı.. utanırız.Bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. Neşet Ertaş olabilir mi mesela? Hayır.. Ersoy'la. Kemal Paşa bunu yapmamıştır. halk türkümüz de olur. Genelkurmay yüksek yetkililerinin Güler Sabancı'yı tebrik etmeleri Kemalizm'le bağdaşmaz. Ama Attila'nın cenazesine katılanları. tebrik ettiler. Muzaffer mi. Peki. sevmezsiniz. Türkü. bazı yazar arkadaşlarımı biraz korkmuş gördüm. Niye olmasın..

beni Kemal Paşa değerlendirmesinde onlardan ayıran en önemli fark budur. onurlu bir ülke haline getirmek istiyordu ama. Turgut Özakman'ı da "Mustafa Kemal'i mesihleştirmek"le eleştiriyorsunuz. O ve dilcileri hepsi Attila'dan çok korkarlardı. Demek ki her şeyi Kemal Paşa'yla başlatamayız. Attila İlhan büyük bir aydındı. orada da bir kampanya vardı. Evet. Her hafta Gazi bizi bir kez daha kurtarır. Dediğim gibi. Altındaki imza: Mustafa Kemal. ve Mustafa Kemal bunu ortaya çıkaranları saylav yaparsa. işte "Gazi" der ve Gazi bizi kurtarır.).. sevimli bulduğum için zaman zaman izlerdim. 19 Mayıs 1919'dan önce Mustafa Kemal Paşa Hazretleri çok önemli bir insan değil. o kâğıda da ne kadar çok yazı sığar. Bakın şu mektubun tarihine: 1914. Çok sevdiğim. Attila'nın televizyondaki programlarını. Mustafa Kemal değerlendirmesinde yeterince sorgulayıcı değildi. (Y.. hangi harflerle yazılmış: Latin harfleriyle. Ama çok isliyorsanız söyleyeyim: Mesela Adalet Ağaoğlu. Hiç değildi. yani resmî tarihimizin bize anlattığı şey doğru değil.. Bunlar korkudan kurtuluyorlardı.İsim vermeyeyim.. Ben gösterdim. Küçük. Hiç değildi. tam başarmak üzereyken. Mustafa Kemal'in daha Şam'dayken "Hürriyet Partisi" kurduğunu birileri 1930'larda yazarsa. biz o bilgiyi ciddiye almayız.. Gene... tarihçiler yazmadı diye bazı şeyleri görmezlikten gelemeyiz. ülkesini bağımsız. başka bir ülkede basılmış bir kitabın yan yana iki sayfasını gösteriyor-A. İsmet Paşa Hazretleri'ni bile atmışsınız öbür tarafa. Attila'da Gazi bir mesihtir. Bizim ulusal mezarlığımız tek mezarlıdır.Demek ki biz Latin harflerini çok önceden kullanıyoruz. Ama. Siz Attila İlhan'ı da. üstelik kurulduğu tarihten hiçbir kanıt getirmeksizin yazarsa. Benim hepsine birden açık olarak söylediğim şudur: Bütün bir mücadeleyi bir tek kişiye bağlayarak Türkiye'yi yoksullaştırıyorsunuz. oysa benim anlatımım bu değildir.G. Mesihler sorgulanmaz ki. 363 .. Anlattığı su dur: Bizi birileri boğmaya çalışır...İşte o an da Attila bir kâğıt çıkarır.

yepyeni kurumlar kurdu. Bu ne biçim tarihçiliktir ki bunu dahi tespit edemiyor yahut kaydetmiyor.... şu anda bile insanların çoğunluğu. Bu durumda. anneyle ilgili bilgilerimiz de eksik ya da çarpıtılmış. 1960'larda Şevket Süreyya Bey bu gerçeği ortaya çıkardığında ülkede bir deprem oldu. sadece Kurtuluş Savası değerlendirmesinden ibaret değildir..Bu yoksullaştırma. Benim bütün Kemalistlerden ayrıldığım en önemli iki nokta şunlardır: Tanzimat ve İsmet Paşa. Hepimiz ağlamaklı olduk. çocukluğu nasıldır bilmiyoruz. Cumhuriyet'ten çok daha büyük." İlaveten. Tanzimat bir orduyu yıktı. birileri geldi de hepimizin annesine bir şey yaptı gibi hissettik. Yenileşmek istiyorsan. mevcut orduyu değiştireceksin. İkinci Mahmut bunu yaptı. Turgut Özakman da öyle yazar. Nasıl olur da paşamızın anası bir daha evlenir.Tanzimat. Evet. Bu nasıl tarihçiliktir ki. İkisi de doğru değildir. Ben çok acı çektim şunu tespit ettiğimde: Kemal Paşa Hazretleri 1919'dan sonra annesini bir daha hiç görmemiş. onun bağlı olduğu büyük kurumları ortadan kaldıracaksın. yetişkinliğinde Enver paşa. doğru mu? 364 . Resmi tarihimiz. Kemalizmin gecikmiş bir cenaze töreni dediğiniz "Şu Çılgın Türkler" kitabını aynı zamanda Mustafa Kemal'in tanrılaştırılması sürecinin zirvesi gibi görüyorsunuz. ama konuşmak istemiyor. mensuplarından biri bile gidip kendisiyle konuşmamış. İstese yapar. Tam bir transplantasyondur. Mesela. Kesinlikle yanlıştır. Ama ben açık söylüyorum: Kemal Paşa Hazretleri'nin doğum tarihini dahi net olarak bilmiyoruz. Zübeyde Hanım'ın Ali Rıza Bey'in ölümünün ardından ikinci bir evlilik yaptığını bilmez. çok radikal bir harekettir. Resmî tarihin Mustafa Kemal'in annesiyle ilişkisini silikleştirme çabasını da onun mesihleştirilmesinde kullanılan bir araç olduğunu yazdınız: "Anadan koparmak dünyadan çıkarmaktır. sizin için artık eski bir bilgi ama. Atatürk'ün başarısızlıkları için iki figür saptar: Çocukluğunda Zübeyde Ana. Türk Kemalist tarihi Zübeyde Ana'mızı hödük bir kadın olarak gösterdi. sormak istemiyor.

. Gazeteciler öyle konuşup başka türlü yazıyorlar demek ki. Kurtuluş savaşları. Gene bir yemekteydik. Dört-beş kişiydik ve hepsi. Hepsi ulular mezarlığında. Genelkurmay yahut istihbarat. bu kadar gelmesi mümkün olmayan birisiyle kurtulduysak. ama şimdi hepsinin heykelleri var. Mustafa Kemal'in tanrılaştırılması bahsini son bir soruyla kapatmak istiyorum. kitap yeni çıkmıştı ve masadaki herkes "Şu Çılgın Türkler"i almışlardı. E. gazeteciler falan. O da. Bu ülkeye yazıktır... devrimler aynı zamanda içerde iktidar mücadelesi demektir.. Bunda da günah bir şey yok. eşsizdir. Size bir gözlemimi de aktarayım: Bazen Ankara'da yemekler yiyoruz. Bu yemeklere bazen bu hükümetin bazı bakanları da katılıyor. 365 . sonra genel müdür yardımcısı ve genel müdür vekilliği yapmıştır. dedi. "Sen bunu yap" demişlerdir. giyotine gönderdi.Tabii. Fransız Devrimi'nde herkes herkesi idam etti. 1997'de bana karşı yazdığı "Vahdettin" kitabı öyledir. hepsi büyük. Yazdıkları gazetelerde "Şu Çılgın Türkler" güzellemesinden geçilmiyor. Zaten kimdir bu Turgut Özakman? Kemalizm'le hiçbir ilgisi bulunmayan hükümetler döneminde Turizm Genel Müdürlüğü yapmıştır. çok beğenilen bir insan olduğunu düşünmek durumundayız. Bu hükümetler döneminde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü yapmıştır. Turgut Özakman'ın devletin istihbarat güçlerince çok güvenilen. aldık bıraktık dediler. bu kadar zor bir durumda. Abdüllatif Şener Bey hariç. Ben şimdi Nutuk'a bakarak bizim tek bir kahramanımız var diyemem. her yerde böyle olur bu. bir daha kurtulamayız.. devletin iç çalışmasıdır bu. Bu bilgileri yan yana getirdiğimiz zaman. madem öyle ben de okumayayım. Böyle bir şey politik olarak ne tür sonuçlara yol açıyor? Şöyle: Siz bir daha kurtulamazsınız.. henüz okumaya başlamamıştı. Çünkü ben her mücadeleden bir Mustafa Kemal çıkabileceğini söylerim. Oysa benim anlatımım umut verir. Çünkü o bir daha dünyaya gelmez. Tuhaf. TRT'nin en ideolojik dönemlerinde evvela daire başkanı. Aslında yazdıklarını ancak ana okulundu okutabilirsiniz. O mesihtir. Çok kötümserdirler..

Ve en büyük devalüasyonlardan biri 2OO1'de oldu. en bilmem ne. Amerikalılar böyle istiyor. bir daha olmaz. Belki onlar yapmasaydı başka türlü olurdu.. "biz ayrı bir mektebiz.Turgut Özakman yazmış. "Doğan Avcıoğlu ve ben" diyorsunuz kitabınızda. bizim kurtuluş savaşımız en ahlaklı. Ben bu tarihten sonra artık Türkiye ordusunun darbe yapacağına inanmam. 1970 devalüasyonu. benim bu tür analizlerle işim yok. Erol Manisalı'ya hiç katılmıyorum.İnsaf. devrim yapabilir. Erol Manisalı 17 Ekim'de Cumhuriyet'te. Tarihimize bakacaksınız. Teze göre. İşçi sınıfımızı abartmayalım. İlahidir Sovyet Devrimi...Muhtemelen ilk benden duyacaksınız: Cumhuriyet Gazetesi kaynaklı yeni bir tartışmaya kendinizi hazırlayınız. öte yandan siz kendinizi orducu bir sosyalist olarak takdim ediyorsunuz. dedi. tepkileri durdurmak için çareler arar.. ABD böylece askere İslamcıların önünü kesin bir şekilde kapattırdı. Benim devalüasyon levhalarım vardır. Böyle dönemlerde rejim korkar. Bütün kurtuluş savaşları öyledir. sonra da bölgede benim politikalarımı uygularsan önünü yeniden açarım.. 366 . Hilmi Paşa Hazretleri 28 Şubat'ı yapan paşaları tasfiye etti.. 27 Mayıs. Ordunun üst yönetiminden memnun değilsiniz.. Benim isyanım bunadır. 1980 devalüasyonu. Yıl Marşı'nı söylerken ağlıyorlardı." Sizin zihninizdeki sosyalist iktidarda ordu mensupları da olacak mı? Hem Bulgaristan'da hem Rusya'da devrimi ordu yaptı. her büyük devalüasyon rejim değiştirir. 28 Şubat'ı yapan paşalar 10. Ayrıca haksızlıktır böyle bir analiz yapmak. 12 Mart. 28 Şubat'ı ABD'nin yaptırmış olması ihtimalini ciddi olarak düşünmemiz gerektiğini yazdı. isteyebilirler. bizim türümüzde olmayan solu ah-mak buluruz. Onların tarih yazımı.. en bilmem ne. ama bizim iç kuvvetlerimiz var bir de. Biz orducuyuz. bizimkini de öyle yaptılar. Sovyetler'in tarih yazımına benzer: Biz yaptık. Bir de şunu açıklıkla söyleyelim: İşte Türkiye'de istediğini kukla gibi getiriyorsun. istediğini götürüyorsun. 1958 devalüasyonu. Biraz günümüze gelelim. 12 Eylül. Erol Manisalı hocam iktisada dönsün biraz. Biz. Oyun mu oynuyorlardı yani? Ama ben Hilmi Paşa Hazretleri'nin ağladığını görmedim. Bunlar karşılaştırılamaz.

bir Kürt devletinin olmadığı zamanda Kürt devleti kurma girişimidir. Türkiye'de pek çok yerde devlet olma iradesi zayıflamıştır.. bir Ermeni devletinin olmadığı zamanda Ermeni devleti kurma girişimidir. Madem söz Kürtlerden açıldı.. 367 . o zaman neden bu kadar fetişleştiriyorsunuz? Sevr'i fetişleştirmek de cehalettir. müdafaa-i hukuk komiteleri kurulmuştu. Tabii. Böyle bir ihtimal sizi hiç ürkütmüyor mu? Efendim. Sevr. Böyle durumlarda küçük küçük halaskar komiteleri çıkar. devlet çok zayıflamıştır. Sevr.Lozan'daki koalisyon.. Amerika o anlaşmayı imzalamadı.. anti-emperyalizm. Hem PKK ve hem de devlet yapmamış olabilir. "Güzel bir 23 Nisan müsameresi" olarak seyrettiğinizi söylediniz.Şu sözleri Barzani yanlısı Kürt politikacı Hikmet Fidan'ın öldürülmesinden hemen sonra söylemişsiniz: "Bu topraklarda Halaskar (Kurtuluş) Komitaları'nın olabileceğini düşünmek mümkündür. 1919'da da ülkenin çok çeşitli yerlerinde pıtrak gibi şûralar. Bu topraklarda yönetenler gaflet ve dalalet içinde olsalar bile Diyarbakır ve diğer topakları Barzani'ye vermemek için çalışacak insanlar çıkabilir. Kemalizm" gibi sloganlara rağmen sizin onayınızı alamadı. onların yaptığı egzersizlerden biridir ve geçmişte kalmıştır. Bana gelince. İkincisi. işaretleri de vardır. Bilgisizler bir kere. "Bağımsızlık.. Lozan'ı. benim bugünkü Türkiye'ye ilişin tespitlerimle 1919-20'lerin Türkiye'si için yaptığım tespitler aşağı yukarı aynı matriksin içindedir. Bugünkü Türkiye'de iki noktayı tespit edebiliyoruz: Bir. bir ülkenin bağımsızlığı bir anlaşmayla olmaz ki. var şimdi. İkincisi. var şimdi... her yere egemen değildir. devletin dışında bazı paramiliter güçlerden sempatiyle söz ediyorsunuz. benim gibi bir insan bundan neden rahatsız olsun ki.. Ben bunu tespit ediyorum." Ordunun dışında. Sevr.

İkinci Mahmut’a "Kürdistan’ın İkinci Fatihi" de deniyordu. Önemli olan görebilmektir ve görmeye başladığımızda. birincisi. Hıristiyanları bu topraklardan çıkarma ve hatta kovma harpleri var. Türkiye'deki birçok gelişmeyi. ilk büyük Kürt Kalkışması sayıyoruz. Üçüncüsü.Bugünkü birçok gelişmenin ve olayın da bu savaşla izah edilmesi mümkün mü? Elenizm ve Judaizm olarak kodladığınız tarihsel diyalektiğin iki karşıt irade olarak bugünkü karşıtları nelerdir? Yeni bir tarih anlayışı ve tarih bilincinin eşiğindeyiz. Bir defa tarihi. madde değişiyor ve yerli yerine oturuyor. 1840'lardan başlatabiliriz. görünmeyeni görmektir.. Böyle bakıyoruz.TÜRKLER VE KÜRTLER.. MÜSLÜMANLAR VE YAHUDİLER Tanzimat döneminden bugüne kadar. Kürt feodallerini kırıyordu. Tabii hala bazı kuşkularımız ve sorunlarımız var. Açık ya da Kripto Yahudiler'in. üç maddi tespitimiz var. özellikle son yüz elli yılı. belki yüz elli yıllık "Yahudi-Hristiyan Savaşları" olarak görebiliyoruz. Şimdiye kadar göremiyorduk. İkincisi. topraklarımızda Müslümanların ve Türklerin de kullanıldığı bir Yahudi-Hıristiyan savaşı yaşandığını ileri sürüyorsunuz. Bedirhan İsyanı'dır.Tanzimat'ı hemen izleyen yıllardır. daha doğrusu bu durumdayız. Biz Türkleri de bu harplerin bir tür figüranları sayabiliriz. "Kürdistan Madalyaları" çıkarıldığı bir zamandır. 1840 yılları diyorum. DOKUZUNCU BÖLÜM 368 . Bakmak.

Düşündürebilir. "Tayyip" adına rastlıyoruz. süryanileri. Ama belirleyici saymıyoruz. isimleriyle birlikte geldiler. şecere itibariyle. c. d. ayrıca çok belirleyici saymıyoruz. aşırı kemalist Cemal Kutay'ın. Bedirhan ahfadından düz Yahudileri tespit edebiliyoruz. Tartışmak zorundayız.Bedirhan'ın birinci kuşak ahfadının İsrael casusu olduklarını İsrael kaynaklarına dayanarak. Sami her iki kavimce de taşınmaktadır. ciddi neden bulmak zorundayız. bu soruyu formüle edebiliyoruz ve güçlük buradadır.Sabetayist tesmiye edilen dışişleri eski bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Emre Gönensay da. Bedirhan içindedir. Tayyip Bey sadece gelmek isteyenler arasında seçim yapıyor. İsyan'da."Kürt İsyanı" olarak da görülse. b. Dışişleri ve Çankaya'da yüksek noktalara çıkmış Fuat Bayramoğlu'nun bir adı da "Tayyip" idi. Bakmak nedir? Derini görebilmektir. on bin de olabilir. görülüyor. kendi getirdiğini sanıyor. soru ortadadır. bulunuyorum. bazı kaynaklara göre kırk bin Süryaniyi üç günde yok etti. bakın eğer. bunu "Yahudi-Hıristiyan Harpleri" manzumesine dahil edebilir miyiz. Reyhan aslında İbrani isimlerdir. Yahudi mi idi. Arjantin'e göçmüş Yahudilerde.bu bilgin kavmi. Çünkü Arabi ve İbrani kardeş dillerdir ve ayrıca Peygamber Hazretleri İslamı yayarken hem Yahudiler'le savaştı ve hem de onlardan aldı. "Pazarlama" dediği ve Deniz Baykal'ın "komisyon" saydığı. Halil. 369 . Merve. Yeni kitaplarımda görülecek. iştir. Başka tahlil yollarını açıyoruz. a. ibraniyet bir gerekçe olabilir mi? Yoksa. şu son zamanlarda ülkemize gökten Yahudi sermayesi yağmasını dahi iyi anlayabiliyoruz. kahretmek için. Çünkü. göstermiş. Burada bir nokta var. Tayyip Bey ve tayfası. dar onamastique tekniklerden yararlanamıyoruz. Yahudi damat meyli gösterdiğini biliyoruz. yüz elli yıllık "Yahudi-Hıristiyan Savaşları" varsa. Bedirhan tahlilimizde. Bedirhan.Vasıf Çınar ve Cemal Kutay da ahfadındandır.

Irak'taki müslümanlar. rafineriler. sünniler ve bu arada Baas kadroları. bu nedenle de. akın. Yahudiler'in bu bölgede en yakınları. Bu kementlerin iki ucunda da Yahudilik var. dünya Yahudiliği buna asla razı olmaz. Türkiye'nin Birlik'e girmesinin en ateşli ve samimi savunucuları Atina ve Papadapulos'tur. Erivan da öyle bakıyor ve Türkler'den önce İbraniler'i ve sabetayistleri sorumlu görüyor. Yahudi-Elen Harpleri manzumesinde Yahudiler. "Yahudi-Hıristiyan Harpleri" içindedir. mana biçmiyor musunuz Müslümanlara? Varolan direnişleri Filistin'deki. 1915 Ermeni kıyımı da bu savaşlar silsilesi içindedir. Putin-Erdoğan gizli görüşmesinde başka kementler de atılmıştır. Alfa. televizyonlar alıyorlar. Şimdi. Batı elenize olacaktır ve şimdiden olmaktadır. Filistin ayrı. Türkiye Avrupa Birliği'ne girerse ve hatla girmeden önce şimdiden. Tayyip Bey ile Putin'in baş başa konuşmalarında bazı "işlerin bağlandığını". 370 . söylüyorum ve söylediklerimi yazıyorum. Yahudiler'in dünyada en büyük düşmanları. Yüce Gök'e şükürler olsun. bu çalışmaları açarken iki önerme formüle etmiştim. Iraktaki. silme Yahudi sermayesidir. "6/7 Eylül" de. Olur mu. Ben teorik bakıyorum. Devamla. müthiş bir direnç ve kahramanlık sergiliyor. Iraktakiler çok ayrıdır. Bunları gösterebiliyoruz. Turkcell ile Alfa antlaşmasının bu görüşmede kesinleştirdiğini yazmaktadır. İki. çünkü. limanlar. daha önce söylemiştim ve yazılı basında çıkmıştı."Akın var. Bir. rıhtımlar. eğer bir bakış getirebiliyorsam." Yahudi sermayesi akını var. Sadece bakmıyorum. Türkiye'den çıkarılan Greklerin dönüşü başlamıştır ve artacaktır. Rusya basını. Türkler değil Kürtler'dir.. Bakın. Araplar değil Elenler'dir. İslam ve Müslümanlık bu savaşta nerede duruyor? Müslümanların hiç mi dahli yok mu kavgada? Hiçbir irade.. Ve bu kadar değil.. Yakında göreceğiz.

İbrani ve Arabi "vav" karakterini biz "u" ve "o" ile karşılıyoruz. Ermeni Kırımı üzerinedir. Bunlar. "Duran". "hande". Uzan. bizim kitaplarımızda yazılı değildir. Gülben'i. Türk kavmine uymuyor. Neyi buluyoruz. diyordum. ama. baş piskoposun. Arben'i ise. bir turnike var. güzel. Ne ekliyorum. Türko-Moğol geleneklerde yoktur. Portekiz ve İspanya'da. bilime dönüşüyor. Ne çıkıyor. Burada. Ozan da olmaktadır. kaydetmektedir.. İlker İnanoğlu da Yeşim Salkım'a . dedikodu magazini benim en önemli kaynaklarım arasındadır. dünyada Yahudiler tarafından taşınmaktadır ve Güzide'ye New York'ta "Guzi" demişler ki. dedikodu basınını izliyorum. pek çok piskoposun. "Benar" da sayabiliriz. Maurice Kohen.Güzel. Londra'da "ünlü" modacı Rifat Özbek. Bunu. reddediyoruz. ben de. Bıkıyorum. Güzide Duran'a geçmiş. "gülüş" ise. Yahudi isim sözlüğünde yerini buluyoruz. tiksiniyorum. ailesinin mallarını satıyormuş ve ailesinde üç şeyhülislam varmış. Bengül yollu olduğu üzere. şeyhülislamlarımız arasında İbrani asıllılar vardır. Hande Yener. torunlarından dedelerinin kavmiyatını buluyoruz. Bizde neden olmasın. hem de 1923/1924 Mübadelesi. Türkiye'de islam judaize olmuştur. On Beşinci yüz yılda. bunu da bilmiyoruz. Açıkçası. Bakın şimdi önümde ne var. Ben buna ek olarak ne söylüyorum. Dedikodu basını.Ben ne söylüyorum. 1915 Mavi Kitap. yorumla değil. kızıyoruz.. pek çok müslümanın ve pek çok valinin bu yapılanları tasvip etmediğini ve karşı çıktığını. gizli Yahudi oldukları kanıtlanmıştır. Göz veya Guz'lu demektir. rektörün. Maurice Kohen ile birlikte oluyormuş. Farisi olup. İlker İnanoğlu'nun anasına. Salkım. daha önce de Uzan ile salkım imişler. açık açık. bu arada Güzide Duran da İlker İnanoğlu ile "birlikte" imiş ve ne olmuşsa olmuş. "gülüş" demektir. "isak" sözcüğünün bir halidir. "Blue Book". daha önce Arben ile bir salkımmış. babasına ve babalığına kadar götürmek de artık izleyenlerin takdirindedir. Bu çok mu yeni. sadece onomastique teknikleri kullanmıyorum. burada onomastique neye yarıyor. hem bu. Kim kızıyor ve kim reddediyor. judaizmin bir yolu budur. 371 .

bir alt üst olma ortaya çıkmaktadır. İslamcı düşüncede şu vardır: Abdülhamit Siyonistlere yüz vermedi. Oral ile E. 372 . Teorik plana gelirsek. uygulayamadığı Varlık Vergisi'ni çıkaran da odur. İkinci Mahmut ile birlikte. C.Bunun arkasında ise şu bilgi var. "kız geldiğin yere" demiyorsa. ben islamı aramak zorundayım. İkinci Mahmut. Müslümanlar. her ikisi de İbrani asıllı büyük toprak ağası idiler. Gamze Oz'a. Kırılmıştır. Türk-Müslümanlar ile cinsel ilişkisini yasaklamıştır. Toprak satmadı Hayır. Uyuyorlar da ne oluyor. yeniçerilik ve dolayısıyla bektaşilik ile iç içe. "kızım şu 'Allah' yazılı kolyeyi takma. Ak-ist dönemde fahişeliğin ortadan kalkışı işte böyledir. ilga ettik. çok toprak sattı. bir turnike başlıyor. Şimdi açıklık budur. biliniyor Çok sattı. sonunda "bir günlük aşık" aşk ortaya çıkıyor. Türkiye'de Yahudi siyasal gücünün kırıldığını yazmaktadır. En zenginleri ve bu arada Filistin Yahudilerine yardım komitelerinin başkanları boğulmuştur. kaynaşmış. fazla maskulen suratlı. Ama toprak satmadı diye. Tanzimat'a karşıdırlar. dinimize mugayyirdir" demiyorsa. Çok sert toprak reformu tasarısına kim karşı çıktı. bana göre travesti dizilerine pek uygun. orduyu lağvettikten sonra. Öyleyse yeniden bakmak durumundayız. Hayır benim bilgilerim bunu göstermiyor. Din ve islam. Artık kimseye fahişe demiyoruz. Peki müslümanlar. Sazak. neden İsmet Paşa'ya kızarlar? İsmet Paşa karşıtlığını da bir sabetayist sendrom sayabilirmiyiz? İlahiyat Fakültesi'ni açan odur. Dindar sabetayistler bu kurala uyuyorlar. Sabetay Sevi. Müslümanlık nerede? Eğer pornocu Sibel Kekili buraya geldiğinde üç müslüman. zengin Yahudilerin boynunu vurduğu için mi? İbraniyet. öncelikle ahlak'tır ve norm'dur. sabetayistlerin. bu açılımlarımla. peki neden.

İslam'a ciddiyetle bakmak zorundayız. İbraniyet de yeni açıklamalar yapıyor. İstememiştir. Mardin'leri. benim yaklaşımımı bilimsel kabul etmek. Siyonistler. Selanik Mevlevi Şeyhi'nin Emre Gönensay'ın dedesi olduğunu Yüksel'den öğrendik. İbrani asıllı saymakta sakınca görmüyoruz. "Sultan Hamid'i severler. Benzeri Aydın'da da kurulmuştur. "umut" demektir. Kızgınlık ve rivayet bu son döneminden kaynaklanıyor. Ankara ve İstanbul'da "İki Siyasi Roman Üzerine Konferans" vereceğim. "siyonistler-alyansistler" kavgasıdır. Ama atı alan Üsküdar'ı geçmişti. sonra önlemeye çalıştı. Bana "müslümanlar seni neden çok okuyorlar. Kuşkusuz Sultan Hamid. Hamid'in büyük bir reformatör olduğunu ortaya çıkaran benim. 373 . Bakın." dedikleri zaman. Evlerde ve klüplerde ve partilerde bir kavga var. ürkmüştür. birisi Brigitte Peskine ve diğeri Liz Behamiras tarafından yazılmış ve her ikisi de yirminci yüzyıl Osmanlısı üzerindedir. "Mikve" İspanyolca'da. Ancak Hamid zamanında ve özellikle Rusya'dan büyük Yahudi göçü olmuştur. Hepsi. Yarın'da okuduk. Her taraftan yeni bilgiler geliyor. Arusi tarikatının şeyhinin Fevzi Mardin olduğunu gösterdi. Yeni Şafak'ta. en azından iktidara ortak olmak veya kamufle edilmiş Yahudi Devleti peşindeler. o zamanki Osmanlı memaliki ve bugünkü İsrael'de kurulan tarım okulu ve çiftliğidir. Yine Yarın yazarlarından Muratoğlu. nedeni bende okuyorlar. Müfit Yüksel Dostumuzun mükemmel araştırmasını. bulundukları ülkede. Yahudiliğin Filistin'e yerleşmesinde "Mikve İsrael" çok çok önemlidir. ancak kapıları açmıştır.Bu bilgilerimizin kaynağına gitmemiz gereklidir. Hamid zamanındadır. neden sevdiklerini bilmezler" diyordum. İbrani "Tikve İsrael" diyorlar. Yakında. bir başka toprakta "İsrael Devleti" kurmak istiyorlar. tarafsız saymak yerindedir. Alyansistler. Dünya Yahudiliği'nin Filistin'e yerleşmesi Sultan Hamid zamanındadır.

İbrani asıllıdırlar. Bir darbe.. Bakın. Talu'dan ise. Talat'ın çingene olmadığıdır. İbrani asıllıdır. Naomi. Orhan Pamuk misali "ateist" diyorlar. Peki? Kesin olan. Ermeni Kırımı'nın baş sorumlusu kabul edilen Talat Paşa'dan söz ediyorum. Ciddi olmayı da öneriyorum. Yakında ölen Orgeneral Nurettin Ersin de öyle idi. son sinegog baskınında ölenler vardı.. Alyans okullarında okumaları veya öğretmen olmaları kural dışıdır. 12 Mart Darbesi'nde başbakan olmuştu. İmar ve 12 Eylül'de. 12 Mart'ta. Naim Talu. Teorik bakmak nedir? Darbe'nin başında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç vardı. Bir Serbülent Bingöl vardı. Enerji Bakanı olarak görüyoruz. Hala da tercih ediyorum. Edirne Alyans Lisesi'nde öğretmendi. Ya Yahudi asıllı olduğunu gösterebilirsem ve cenazesi Türkiye'ye Celal Bayar'ın gayretleriyle getirilmişti. İbraniler tarafından da taşınıyor. Alyans'ta okumuştur. annesi azarlamıştı. çok zaman da "ermeni" iddia ediyorlar. Başka zamanlar görmüyoruz. diyorlar. 374 . Çünkü her iki cuntanın lideri Orgeneral Tağmaç ve Orgeneral Evren. Bayar da. bir Er-meni'yi başbakan yapar mı? "Naim". Evvela ve öncelikle teorik bakmayı öneriyorum. Peki. yoktan başbakan olduğunda Naim Talu'yu da Ermeni olarak fısıldamışlardı.Öyle de söyleyebiliriz. Yahudi olmayanların. Müslümanlık mı? Yaşamında bir irregülarite varsa.Şebeke’de ben “rezervist devlet” tabir ediyordum. "hoş" demek olup. Alyansistler takiyyeci mi yani? Evet. Cuntalar. çingene. İbrani asıllıların. ne biliniyordu. Oradan seçiyorlar. benim çalışmalarıma kadar. ne iş yapardı. beklerdi ve bir cunta oldu mu hemen bakanlık koltuğunu oturtuluyordu. kabineleri doldurdukları zamandır. Alliance İsraelite Üniverselle okulları hakkında? Talat'a "çingene" deyip geçiyoruz.

İki. artık böyle bir refleks teşhis edemiyoruz. bir kavim kurşun sıkmak için Hasan Tahsin'i beklemez. derdest olmakla. Hangi dünyada yaşıyorlar. "tam senaryo" olarak görünüyor ve beni teyit ediyor. kısmen "var" ve kısmen de "henüz çok zayıf diyorum. 19 Mayıs'tan önce fazla temayüz etmemişti. müstevliler varsa. şu malum Ermeni Kongresi toplanırken. Yaptığını. Hala aynı yerdeyim. her yerde. "Halaskar Komiteler" ile kastım budur.Peki Hocam bu büyük taarruz ve istila karşında direnme çabaları yok mu. Genelkurmayımızda. devlete başvurabilirler ve hatta derhal Barzani'ye geçebilirlerdi. Bunun da "hayır" yönünde etkili olduğunu görebiliyoruz. Şimdi de çıktılar mı? 1918 yılındayız. sıkarlar ve sıkmıştırlar. Bunu tasvip mi ediyorsunuz?" sualini tevcih ettiler. bana hiç mantıklı görünmüyor. Demek ki. Halaskar komiteler olabilir demiştiniz. Hele son günlerde matbuata hakim olan senaryo. "işte derin devlet" dediler ve "genelkurmay engelledi" deyu bağırdılar. Devam edebilir miyim. bana. teslim meselesi havada. Üç. tarihe bakmak konuşturmaktır. Büyük ve düzenli bir mukavemet oluşuncaya kadar. Ama günü gününe takip ediyoruz. Ayrıca bu hücumun islami iddialı bir dönemde olması bulanıklık yaratıyor. Buna inanmak için çok saf olmamız gerekiyor. Kemal Paşa. Fidan'ın arkadaşları yakalanmış ve Fidan'ı alıp. nereden bunu çıkarıyorsunuz. Tarihi okumak mı? Bir. 375 . Fidan'ı pkk de tasfiye etmiş olabilir. ne durumdadır? Bu sorunuza. tetikçi ise dağda kalmaktadır. Yeni bir bilinçlenme dönemindeyiz. yakalananlar Fidan'ın yakınlarıdır. pkk tetikçisine teslim etmişler. ama. bugünkü Genelkurmay'ın bu tür kongrelere hiçbir itirazı olmadığını dahi görmüyorlar. küçük küçük komiteler ve pıtrak misali ortaya çıkarlar. İstanbul'da İdare Mahkemesi durdurma kararı aldı. Bana iki gün önce bir mülakat vesilesiyle "siz bir mülakatınızda Hikmet Fidan'ı PKK öldürmemiş olabilir. Bir takım beyinleri taş bağlamış olanlar hemen çıktılar.

Trabzon'da çok yoğun ve zengin Elenler'in yaşadığını biliyoruz. "bazı komutanlar. sivrilmiş paşalar yakalanıp Malta'ya gönderilmek üzere bekletilirken. Rumlar'a neden bakıyoruz? Pek çok nedeni var. Kurtuluş'u Büyük Kurtarıcı ile başlatmakla benim yazımım arasında çok büyük fark vardır. bunu başarılı bir şekilde yönetmiştir. Kemal Paşa önde gelen ve mukavemetçi tanınan bir komutan olsaydı. İki. bir mukavemet oluşmasını ister. Silahları. Şura. Başlamıştır. Bunu. Artacaktır. "halk şuralar kuruyor. Başladığı yerlere. küçük küçük tepkiler var. Mücadele sadece Batı'da da değildi. İsyan'da resmini basmış durumdayım. Demek ki. Oraya Selanik ve yöresinden getirilenler konmuştur. en önemlisi. yıllar önce yayınladım. zengin Rumlar'ın oturduğu yerlerden yapılmıştır. görevden alındı ve Malta'ya sürüldü. Başındayız.Buna mukabil her yerde. Rumlar'a bakıyoruz. İki. Sultan Vahdettin ile Kemal Paşa Hazretleri'nin bu minval üzere anlaştıklarını yazıyorum. başlar ve mukavemetler çıkar. İngilizler izin vermezdi. Mustafa Kemal'in Pera Palas'ta ikamet edip temaslar yapmasından da çıkarıyoruz. Kemal Paşa'nın durumunu. Mustafa Kemal Paşa. silahları teslim etmiyorlar ve halkı silahlandırıyorlar. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nden öncedir. bir. aynı zamanlarda İran Şahı Ahmet Kaçar da yapıyordu. bunu dağıt" emri yazılıdır. bu atamayı yapamazdı. Antep ve Urfa'da düzenli ordunun rolü daha sonradan geliyor. Kemal Paşa Hazretleri. Tezler'de Kemal Paşa Hazretleri'nin görev kağıdını yayınlamıştım. Maraş. oradaki Ermeni nüfusa. her sultan. bir. işgalcilere vermeyip mukavemet için ayıranlardan birisi Erzurum'daki Dokuzuncu Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa idi. mübadele. halka verilen silahlan toplamak ve mukavemete hazırlanan halk komitelerini dağıtmak üzere gönderilmiştir. Çünkü. Bu ne demektir. Sultan Vahdettin. "komite" demektir. 376 . Misalen. bunu önle" emri yazılıdır. İdare Mahkemesi'nin kararını bu şekilde anlamamız yerindedir.

Demek ki analiz kabiliyetimizi de arttırabiliyor. Nereden biliyoruz kalplerinin bu topraklar için çarpmadığını? Davranışlarından biliyoruz. Faruk Özak’ın Trabzon’lu olduğunu görüyoruz. Bunun için. "iletişim" yayınları da bu holdinge aittir. 377 . büyük ve görkemli bir ilan verdi.Bir de yeni bakanlardan. ve ilave olarak kalbi bu topraklar için çarpmayanlardır. Işık lisesi. hak etmediği yerde olanlar ve ülkeye sadakatlerini yitirenlerdir. Atilla İlhan üzerinde hiç durmadım. Kastımız. Biraz tebessüm edebiliyorum. yer yer bizden de daha çok bağlı sabetayistlerimiz olduğunu göstermek için not ediyorum. kılı kırk yararak. Bir de sabetayizmin anti-Tanzimat ve anti-İsmet Paşa sendromları vardı ki bunu Atilla Üstadımız'da da buluyorduk. iletişim'in ibraniyet hatıraları yayınladığını tespit edince bunu bir dayanak olarak kullanabiliyoruz. Atilla. Biz biliyorduk. Tesal'ın anıları. Attila İlhan dostumuz Atatürkçüydü. Şimdi söyleyebiliyoruz. birden "abeist". benim "maydın-müşünür" dediğim bu tayfa ortaya çıktı. Karısının adının da "Verda" olduğunu öğreniyoruz. Işık Lisesi veya Terakki'den her mezunun mutlak İbrani asıllı olduğunu söyleyemeyiz. İletişim çıkardığı. Dolayısıyla Attila İlhan'ın İbrani asıllı olduğunu ilan etmem için hiçbir neden yoktu. Işık lisesi. Kuşkusuz. Benim yazdıklarımın hepsi ya hak etmedikleri yere gelenlerdir. bilim bir ön yargılar düzeneğidir. Attila İlhan dostumuzdan daha millici var mı? Ama Attila İlhan dostumuzu. hep söylenenlerin aksine. "onurumuz" diye ilan etti. Ermeni Kongresi türü senaryoları hiç ciddiye almıyordu. vatanı kurtarmak üzere harekete geçtiler ve Tayyip Bey'e gidip şiir ve destek verdiler. Ben biliyordum da niye ilan etmiyordum. Avrupa Birlik'çi demektir. bunu dayanak yapıyoruz. Vassafın anıları ve benzerleri. bu ülkeye. bizim kaynaklarımız arasındadır. Son zamanlarda. Ama yeğeni Kerem Işık da oradandır. Pek kuşku duymuyorum ve bunu da her zaman ileri sürdüğüm üzere. Ak’ın Öz’ü bende hep ilgi yaratıyor. Bilimle yargılara ulaşıyoruz ve doğru olduğu sürece. Şebeke'yi bulmamıza yardım ediyorlar. Bunlar arasında Türkiye'nin büyük silah tacirlerinden Kavala'nın genç başı Osman Kavala da vardı. Yine isim-bilim mi ön plana çıkıyor? Hayır. açıkladılar. Bir kez.

Doğru mu.. Dolayısıyla ben bu işlerde. bir mossad parmağı arayabiliyorum. Soylarını göstermek görevimdir. bundan sonra ne ile övüneceğiz? Milli tesisleri. Arap sermayesi. kitaplarımın.Neler oluyor. biz özelleştirme adıyla. Ben buna inanmam. Mesela Arap sermayesi gerçekten Arap kardeşlerimizin mi? Yoksa belli bir orandan sonra yüksek miktarda olan Yahudinin parasıdır kuralı burada da mı geçerli? Mesela. İkinci nokta ise şudur. 378 . yakında o soylarını da yazmak durumundayım.. Suudilerin her işinde bir Yahudi parmağı. Buna inanırız. sermayesi.. Hayır. Eski Venedik/ Ceneviz'in 'Özerk Galata'sı mı diriltiliyor? Özelleştirmelerin toplam maksadı ne olabilir? Efendim deminki konumuza gelelim. milli tesisleri bir vekilharç'a veriyoruz. Bana verilen bilgiler abartılı olabilir. Bizde Erbil'den gelen çok İbrani var. Arık Türkiye'den gelene pek de "Türk" nazarı atfetmiyorlar. Havaalanı.Hocam bir özelleştirme furyası hız kazandı. Bir de soyumuz. diyorlar. bebelerimiz inanır mı? İran'ı da hep küçümsüyorduk. bakın. yani Hariri'lere milli telekomükasyon ağını teslim etme işinde. olduğuna inanırız. Peki biz bundan sonra nasıl büyük "Türk Milleti" olacağız. demek ki. Bu çok vahim ve kontrolden çıkmış bir durumu haber veriyor. Tüpraş'ta gördük. Politikacıdır. Peki durum bu ise. Harekat Ordusu Komutanı. Galataport gibi projelerle. Tabi Beyrut'ta Ermeni mahallesi var. onlarla da ilişkisi olabilir. Böyle bazı millici arkadaşlarımız Hariri'nin Ermenilerle ilişkisini ispat etmeye kalktı.. düne kadar vilayetimiz olan yerlerdeki zenginlere dağıtıyoruz.. O da aldığını istediği ölçüde ve istediğine devredebilecek. Sami Ofer'ler. Bizim kitaplarımıza göre Doğramacı'nın ana dili İbranidir. yepyeni bir durum ile karşılaşıyoruz. Daha da önemlisi. Ona göre kesiyorlar. Mahmut Şevket Paşa'ya uzanır. değil mi? Ama buna inanmakta hiçbir sakınca yok. biz iktisatçılar.. Turkcell mi. kim inanacak. Türkiye'den gelen sermayenin de kavmiyetine bakıyorlar. İran'da en yüksek düzeyde değerlendirildiğini işitiyorum. güzel.

ütopyanız var mı? Doğu Cumhuriyeti tarifinizi kimlerle. Doğu Birliği'ni bir zorunluluk haline getiriyor. İran ise.yeni teknoloji getirecek. Yahudiler'e vermek. inşaatını yapacak. Türklerin yerini Kürtler aldılar. Çünkü.? Çok zor bir soru. eğer. bu gelenlere. her türlü milli hissiyattan uzaklaştık. "Musul alınmazsa. gelecek. fabrika yapacak. feshediyor. hava alanında. İbraniyat varsa.. budur. Alpogan milli güvenlik kurulu sekreteri olunca ilk önce İsrael'i ziyaret etti. "büyümezsek küçülürüz" diyoruz. Bush'un Mesut Barzani'yi gösterişli bir şekilde Beyaz Saray'a çağırması da. Bu transferdir. malzemesini koyacak.Yabancı sermaye'nin gelmesi için. getirmiyor. memaliki parça parça satmak. biz hiçbir zaman. demiyoruz. hep makine başında fedakar telgrafçı idi. geleceğe dönük bir öğreti. ilk okullarda tarih nasıl anlatılacak. Bunun da koşulları var. oluyor.Tekel olmayacak. b. çoktan etkilediler. milli tekeli veriyoruz. nasıl.Benim derdim bundan sonra. Kırk yıldır savunuyorum. burada kurulmuşa el koyuyor. Bir ütopya'dır ve her ütopya misali zaman koymak zordur. "Hamdi" ne olacak. tasvir. Mevcut tesisleri. artık Ortadoğu'da. yabancı sermaye gelişi. Araplar'a. a. kırk yıldır savunuyorum. Türkler. Bütün bunlar. soru var ve acıdır. şimdi daha acil oldu. Washington için.. "Türk" adını keşf ile benimsediklerinden sonra on beş yıl geçmemişti ki adında "Türkiye" olan Devleti kurdular. şimdi telgrafçı Hamdi gidiyor ve telekomünikasyoncu Hariri geliyor. yeni bilgilere bakıp. İki. Türk-İsrael "milli güvenliği" mi diyoruz. İsrael tarafından bilinebileceğini varsayıyor. bütün komünikasyonun. telekomünikasyon sisteminde. anlamındadır. yabancı sermaye gelişi sayılmamaktadır. artık. Hocam. Belki yarından da yakın ve belki uzaktır. c. Dağıtımı yapılıyor. "Doğu Birliği". Bir. yönetimde bir milli hassasiyet kalmamıştır.Ulusal politikayı etkilemeyecek.. Ayrıca. Mesele budur. önce "biz kimiz" sorusu var. Diyarbekir verilir" önermesini ekliyoruz. ama. 379 . asla yabancı sermaye yal n MIH olmamaktadır. Bu nedenle bağlanmış akitleri dahi.

Kandil Dağı'ndaki silahları susturmak değil. Hiç kuşkusuz İran içindedir ve hiç kuşkusuz Mısır dışındadır. "onlar ortak biz pazar. 380 ." hiçbir parça için geçerli değildir. Bu Amerikancı sömürge birliğini dağıtmaktır. ansızın geliyor ve bizi kurtarıyordu. boğulacak oluyorduk.Bin yıla yakın bir zamandır birlikle yaşıyoruz. çaresizdik. Her müzakere masasına. Artık yüksek komutanları kemalist sayamayız. içinde hiçbir çatışması yoktur. cennet misali. Chp için de bir cenaze töreni gerekiyordu. kıssa. Doğu Birliği için ciddi adım sayabiliyoruz. Vardı. Kandil Dağı'ndan birkaç başı koymayı yanlış buluyorum. Chp'yi de artık kemalist kabul edemiyoruz. Özakman'ın kitabına sarıldılar. "Şu Çılgın Türkler" hakkında ne düşünüyorsunuz? Ana okulunda okutulması gerektiğini hep söylüyorum. Önemli olan. Başkasını göremiyorduk. tasfiye edilmeyi hak ettiler. Bir cenaze törenine ihtiyaçları vardı. Şunları ekleyebiliyorum. Bana düşünmesi de savunması da heyecan veriyor. Her açıdan bir zorunluluk ve ortaklık görüyoruz. Bir ölçüde. Mustafa Kemal. kıtalara emir çıkardılar ve bu kitabı aldırıyorlar. artık anti-emperyalist mücadelenin coğrafi merkezi Musul'dadır. Özakman. Musul ise bir kent değil bölge'dir. tam helak olacağımız sırada ve her zaman. Son olarak. bir "kötü" paşa olarak İsmet Paşa'yı seçebiliyorduk. Ayrıca ekonomilerimiz birbirine yakın. Doğu Birliği'nde bunları da anlıyorum. Her episodunda. hiçbir kişisel ihtirasa rastlamıyoruz. Tasfiye edilenlerin hepsi. Atilla İlhan Dostumuz. yönünü değiştirmektir. ancak ana okulunda kabul edilebilecek bir kurtuluş savaşı yazıyor. içinde ilahi bir ahenk var. tek kişilidir. Atilla İlhan Dostumuzun anlatımını hatırlatıyor. Bir de kemalizmin gecikmiş bir cenaze töreni olarak görüyorum. istek olarak. bir birbirimizi ezmemiz söz konusu değil. sağdan ve soldan sıkıştırılıyorduk. biz artık aynı kültürdeyiz. Ermeniler ve Elenler de var. Mustafa Kemal'i değil bir mesihi hikaye ediyordu.

Bir nokta daha var. Urfa'da "şanlı" olan halktır. Öncelikle Batı'ya eğilmiş ve düzenli ordu üzerine yazılmış bir kurtuluş savaşını doğru ve gerçekçi görmüyorum. eğer böyle ise. sahih'tir. sadece bizde var. Kitaplarımda dirilttiklerimin çoğu Bülbül Deresi'nde yatıyorlar. Kurtuluş. Maraş'ta "kahraman". kurtuluş için kalkıyorlar. Antep'te "gazi". bu yoksulluktur. panteon diyoruz. bana sabetayist düşmanı diyenlere. Bu nedenle anıt kabir tek mezarlıdır. Osmanlı'nın son zamanları ile Cumhuriyet arasında bir devamlılık kuruyorum. Tasfiye edilenlerin pek azı ölümü hak ettiler. bu anlatımda.Benim buradaki esas itirazım. Pıtrak misali patlamıştır. ilk önce kurtuluşçuların bir önemli bölümünden kurtulmayı tercih etti. "bir daha asla" felsefesi var. Ayrıca. ama. Acı. ben gülüyorum. kurtulamayız. bir daha. Kitaplarımda kurtuluş savaşının pek çok kahramanı olduğuna işaretle artık fotoğraflarını da basıyorum. rantiye değillerdi. Onlar. Çünkü Mustafa Kemal'i insan üstü anlatıyorlar. Onların kalpleri. Ben kahramanlarımızı arttırıyorum. İsrael için çarpmadı. Kurtuluş'un bir halk harekeli olarak başladığını da hep ön plana çıkartıyorum. Şimdi kitaplarımda yeniden. Tek mezarlı ulular mezarlığı. 381 .

karışıklık buradan doğuyordu. İpuçları çıkmıştı. Şemdinli'de bombaların patlaması ve bazı jandarma subaylarının “suç” mahallinde yakalanmalarından hareketle Jandarma Umum Komutanlığı'nı pasifize edebileceklerini düşündüler. çünkü. Şemdinli. Belki isteyerek yapmadı. cesetlerin bir kısmı arananlara aitti ve silahların kirli olabileceği tahmin ediliyordu. Başında daha karışık görünüyordu. olanların ötesinde sonuçlar bekliyordu. Aslında pek Şemdinli ile ilgilenmiyorlardı. Birincisi. iki kazanç peşinde koştular. Kasım 1996. Aydın Doğan matbuatı Şemdinli meselesini karışık bir hale getirmek istedi. Neden? Susurluk bir Sherlock Holmes epizotuna benziyordu. Bir otomobil bir kamyon çarpışmıştı. 382 . ikinci "Susurluk" damgasını vurmaya çalıştı. hep görüyoruz. silahlar döküldü.ONUNCU BÖLÜM EDİRNE'NİN İSTİRDATI Hocam Şemdinli'de neler oldu? Şemdinli'de neler olduğu çok açıktır. beyne. Aydın Doğan matbuatının buradaki maksadı nedir? Aydın Doğan matbuatının iki hedefini teşhis edebiliyoruz. Aydın Doğan matbuatı Şemdinli'deki olaylara. "Susurluk Vaka-ı" veya bilmecesi budur. buradan merkeze. karıştırdı. Şemdinli'nin Susurluk ile yakından veya uzaktan bir benzerliği yoktu. Susurluk'takiler cürüm işlemiş insanlardı. sevilen bir tabirle derin devlet'e gidilebilecek miydi. cesetler çıktı. buna hiç benzememektedir.

yargılandılar.. Şemdinli ile Susurluk arasında hiçbir benzerlik olmadığını gösteriyordu.. Yakın zamanlarda. Jandarma'nın hala istihbarat örgütü var. Ordu'da on beş yıllık komuta kademesini çizmişlerdi. 383 . ayrıca. Umduklarını bulamamış halleri var. Yaşar Büyükanıt Paşa'nın açıklamaları için ne diyeceksiniz? Hangi açıklamalarını soruyorsunuz? Öncekiler mi sonrakiler mi? Öncekiler. AD Matbuatı'nın manevrası bu oldu. Orgeneral Yaşar Büyükanıt önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na gelecek ve sonra da genelkurmay başkanı olacaktı. önce ne olduğuna bakmadı. Başta Sedat Ergin. savcılıklar da bunların bazılarını tutukluyor. Yaşar Paşa önce onların işlerini kolaylaştırarak adı geçen astsubaylardan birini tanıdığını söyledi. Tutuklandılar. yakaladık. olay mahallinde yakalanan jandarma astsubaylarımla n hareketle jandarmayı pasifize etmeye kalkıştı. bazı zenginlerin yolsuzluklarını yakalıyor. şimdi isteklerinden dönüyorlar. "yakaladık. savcılığa götürüyorlar. televizyonlarda. İstedikleri gibi olmuyor mu? Oluyor. Şimdi Yaşar Paşa'dan memnun değiller. jandarma araçlarıyla. Yaşar Paşa'yı pek "millici" görmeye başladılar. İkincisi. Belki de Yaşar Paşa bu senaryoyu biliyordu. bunu istiyorlardı. bir cürüm örgütü var" havası vermeye kalkıştı.Aydın Doğan matbuatı. Yaşar Paşa'dan kurtulmak istiyorlar. Şemdinli Olayı ile ilgili olarak Yaşar Paşa'nın adını ön plana çıkarmaları ve Paşa'nın da bir savunma refleksi ile adı geçen astsubayı savunması bu nedenledir. Çünkü. ama. ettik. bozmak istedi. istihbarat çalışmalarıyla yalnızca dar anlamda jandarma işlerine el atmıyorlar. "Yaşar Paşa düş kırıklığını" yaşıyorlar. emniyete taşınan pek çok zengin gördük. Aydın Doğan gazetecileri.. susurluuuk" yollu çığırmaları bu nedenledir. Önce bu noktanın üzerine gittiler.. Ama ilk açıklamalar. Matbuat. "burada. Atlamak istiyorlar.

. "uçuşa devam emrini verdim" açıklamasını yaptı. F-ı6 uçuşları Hava Kuvvetleri'ni ilgilendiriyor. Tutuklananlar ve yargılananlar için avukat tuttular. herkes. Halat kopmuş. Yaşar Paşa'nın Genelkurmay Başkanı kapasitesinde konuştuğunu da ortaya çıkarmaktadır.. Ama bombayı sahiplenmediler? Bir de bunu mu yapacaklar? Buna gerek var mı? Daha sonra da. Tasvip mi ediyorsunuz? Durum tespiti yapıyoruz. Hava Kuvvetleri Komutanı. Ne demek istiyorsunuz? Gayet açık. Vaziyet-i Umumiye. Vaziyet-i Umumiye-i karartıyorlar. Kara Kuvvetleri Komutanı gerekirse "F-16 uçururuz" dedi. Jandarma Umum Komutanlığı'nı ilgilendiren bu işte önce Yaşar Paşa'nın konuşması dikkat çekicidir. Kuvvet Komutanları. Şemdinli Olayı. hemen. Diyarbakır yavaş yavaş kayıyor. Erdoğan'ın "sonuna kadar git¬mesi" üzerinde patinaj yapmaktadır. Rüyalarını yazıyorlar.Yetmiyor mu? Bir kararlılık hali görüyoruz. bunun dışında. avukatı gösterişli bir şekilde olay mahalline naklettiler. Demek ki. Hepsi budur. Burada şunu açıkça görüyoruz. "buna seyirci kalmayacağız" demektedirler. Jandarma ve Kara Kuvvetleri. Susurluk misali kayıp veya karanlıkta bir merkez yoktur. 384 .. "biz oradayız" dediler. Bugün.. ancak Genelkurmay Başkam "uçururuz" diyebilmektedir.. Daha sonra astsubayların görevli olarak orada olduğunu açıkladılar.. Jandarma Komutanlığı.Malum matbuat Ve malum televizyon bunu görmemekle ısrar elti. Diyarbakır bölgesinin tıpkı iskeleye bağlı halatı kopmuş bir mavna gibi kaydığını görüyor. Malum matbuat bundan habersiz. mağdur kitapçı'nın pkk ile bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Belki de görmüyorlar.

özel kuvvetlerin birisi haber vermiş olabilir. Şimdi iktidarsızlığını anlama demlerindedir. Bununla ne kast ediyorsunuz? Cumhuriyet Hükümetleri'nin hiçbirisi Birinci Dünya Savaşı yenilgisini kabul etmediler.Kısa sürede Roj TV'de yayın yapılması ile ilgili ne diyeceksiniz. Tarih bilgisi veya bilinci olmayan Tayyip Bey ekibi. methiyesine kandı ve sonra. Şemdinli işte budur. düşünüyordum. hoş ve boş bir seda'dır. Şemdinli'ye giden meclis heyeti bile aktörlerin arasında Barzani'yi de saymaktadır. bunun da doğru olmayabileceğini duyuyorum. Halbuki yasası meclisten geçerken davul-zurna çalınmıştı. geri adım atarak "jitem'i tanımadım" de di. Hocam? Burası öyle bir bölge ki. bu kabul ile hükümet sandalyesine oturturdular. Hükümet burada nerede duruyor? Tayyip Erdoğan'ın artık temel iki çizgisinden birisi düşünmeden ve/veya düşünemeden hareket etmek ve diğeri her fırsatta övünmesidir. İkincisi de. Jandarma'yı pasifize etmek isteyenlerin sadece matbuatta olduğunu düşünemeyiz. temenni edilmez ama. Diyarbakır'ı müdafaa kararlılığı gösterdiler. Hem çaresizdirler ve hem de ne olmakta olduğunu kavrayamıyorlar. Birinci ihtimal budur. taraflar birbirini biliyorlar.. Birinci Dünya Savaşı yenilgisini kesinkes kabul edenlerin yapacakları hiçbir iş olmadığı kesindir. Ben ise. 385 . Bu hükümetten öncekiler içinde sadece Süleyman Demirel'in. "Musul alınmazsa. Önce malum matbuatın "Erdoğan dibine iner" bağırışlarına.. herkes her tarafı biliyor. Hilmi Paşa dışındaki komutanlar ise. her halde ve ellerindeki tüm imkanlarla. Sonun da "sonuna kadar gideriz" sedası kaldı. Ancak son zamanlarda Süleyman Bey ile sık sık görüşen Fikret Bila'dan. Musul'un kesinkes Türkiye sının dışında olduğunu kabul ettiğini. Diyarbekir verilir" teoremini ileri sürdüm ki artık genel kabul görmektedir.

avucunuzdan fırlayabilir. Cumhurbaşkanlığı. Hedefin negasyonu haliyle karşı karşıya geliyoruz. Oraya Tayyip Bey'in gelmesi ile Hilmi Paşa'nın çıkması arasında hiçbir fark görmüyorum. avuçtaki bir sabuna benziyor. sıkarsanız. 386 . doğrudan Çankaya'ya geçince. Bu yöntem çözüm olmaktan çıkmış görünüyor. Burada Hilmi Paşa üzerinde yapılan spekülasyon da yanlıştır.Şemdinli nire.. Hilmi Paşa çıkarsa. Diyarbekir Bölgesi. Ahmaklıktır. Ne yapılabilir? "Edirne'nin İstirdatı" var. Paşa için de yıpratıcı buluyorum. Tarih çalışılmasını öneriyorum. Ne demek oluyor? Tarihe bakmak gerekiyor. Çözüm artık Musul'dadır. genelkurmay genelkurmay'da kalmıştı. Genelkurmay Başkanı Sunay. Susurluk nire? Bu iş başarıya ulaşır mı? Bir başka teorem formüle etmeme izin verir misiniz? Burada en başarılı olduğunuz zaman hedeften en uzak noktaya gelebilirsiniz. Genelkurmay'ın da Çankaya'ya taşınacağını sanıyorlar. Yapanlar tarihimizi bilmiyorlar..

bunu görüyoruz. 387 . Bu zamana kadar sol olan sol olmaktan ve sağ olan da sağ olmaktan çıkıyorlar. 'Ak-ist' de dediğimiz Ak'çıların ayaklarının altındaki toprağın kayma dönemi başladı. kalesi sanılan yerde. katılaşmış sağ sola. Son zamanlarda bu azaldı. Özakman. Dolayısıyla birdenbire. Sekiz ay öncesinde. Silahlı Kuvvetler yüksek komuta heyetinde. bu daha doğru teşhis olarak görünüyor. Herkes bunu hissediyor. Uzaklaşma var. demiştim. ideolojik bir çözülmeyi mi kastediyorsunuz. diyorlar.ON BİRİNCİ BÖLÜM SOL/SAĞ! SOL/SAĞ!. bir çözülüş döneminden geçiyoruz.. Onu görüyorum. sol değil. bu nedenle kemalizmin cenaze törenine muhtaçlar. benimle. Özakman'ın kitabını bir kampanya haline getirmelerini böyle anlıyoruz. 'Kemalizm'in cenaze töreni' yapılıyor. bu hükümetin. kitabı vesilesiyle. gerek sol gerek sağ kendine bakmaya başladılar. Bir de başka bir tespit var. Aktüel Dergisi. sol da sağa daha ilgi ile bakıyordu. Ama onun ötesinde Cumhuriyet çöküyor mu? O çok tartışılan ve tartışmamız gereken bir noktadır. Ve bu kelimeleri söylemeseler bile pek çok çevrede bu hissiyat var. Çözülüş derken. bugün sağı ve solu birleştiren 'ulusalcılık' kavramını benimsiyor musunuz? Sağ ile solun birleştiğini sanmıyorum. Bu çözülüş döneminde bir takım tarifler de altüst oluyor. çöktü. Sizin düşünce sisteminiz içinde 'Kuvay-i Milliye'nin anlamı nedir. bir mülakat yapmıştı. yoksa Cumhuriyetin değerlerinde bir çözülüşü mü? Bir defa Turgut Bey'in. Kemalizm. Son zamanlarda tekrar kendi kimliklerine dönüyorlar. Söylediklerim çok tartışıldı. bunun azalmasında da şunu görüyorum. Belki de şu anda "eski" sağ. Biz eski halimizle de boşluğu doldururuz. sağ değil ve "eski" sol.

sağ. haldedir. onlardan bir ümidim yok. öyle biliyoruz. Musul'da önce örtülü bir savaş gereğine işaret ediyoruz. her ikisi de bölge'dirler. Nedir son? Bir taraf ölür. Sol ise. eğer ben sol sayılıyorsam. barışçıdır. sağ her ne pahasına olursa olsun savaş ister. Bütün kıyam'lar ve son'lar. Buna mukabil. İslam'ın. siyasi sağ barışçı olmanın ötesinde teslimiyetçi bir çizgidedir. Sağ siyasi örgütler ile askerler çok zaman aynı doktrindedirler. sağ.Peki yerini neyle dolduruyoruz? Çöküş. barış cepheleri kurarlar. bir ahlak savaşçısı olarak da ortaya çıkamıyor. bir taraf dirilir. Dezarme. Paşa. Pasifist-oportünist bir çizgidedir. oligarşinin programına uygun olarak delik deşik olmasını da hoş görüyor. bu alanda bir hassasiyet göstermemektedir. düzenli orduyla değil. diyoruz. iskeleye bağlayan halatın kopmuş bir mavna misali uzaklaşmakta olduğu teşhisi var. Musul'u almazsanız Diyarbekir'i verirsiniz. Başka noktalar da ilave edebiliyorum. Ama şimdi hiç de öyle görünmüyor. sadece seyircidir. sol. Ama şu anda düzenli askerlerle. 388 . her ne pahasına olursa olsun. Bizim sollar. Şimdiye kadar olan şema şu idi. Diyarbekir Bölgesi'ni. Bu sırada tarifler ve bakışlar değişmektedir. Peki. Barış mı. benim muhatabım. bütün dinlerdeki son'lar hep böyledir ve budur. sol için bir fetiş'tir. Gayet açık. onları düşünemiyorum. Kıyamette çökenin yerinin ne ile doldurulacağını kestirmek kolay değildir. bu savaşı kim yapacak? Şimdi bir savaş deklarasyonu yapıyoruz. kominternden beri barış dernekleri kurarlar. Ayrıca açıkça da söylüyorum. savaşçıdır. silahsızlaşmış. Genelkurmay Başkanı Hilmi Paşa Hazretleri değildir. kıyamet gibidir.

o zaman ki sosyalist hareketin önderi Şefik Hüsnü Değmer de. bunlara sessiz kalamaz ve ben sessiz kalmıyorum. 1960'lı yıllarda Mehmet Ali Aybar ile Behice Hanım Türkiye İşçi Partisi'ni kurduklarında. oldu kani. anti-emperyalist mücadelenin merkezinin Musul olduğunu ilan ediyorum. Solu eleştiriyorsunuz. bundan daha millici ne olabilir? Ve buradaki mücadele de.Sağ ve sol yer mi değiştiriyor yani? Onu bilemem. tartışmak durumundayız. "kuvva-i milliye" sözünü. Kemalist Cumhuriyet. PKK'nin savaşçılığını solculuk olarak mı kabul ediyorsunuz? 389 . İmam Hatipli birisi geldi ve bunu attılar. Kemalist ve millici tonlarla çıktılar.Tarifler değişiyor. Hükümet Barzani sevdalısı oldu. benim gibi konuşuyordu. öylece söylüyorum. küçülür" diyorum ve Musul'da. Yüce Gök'e şükürler olsun ki. Başkaları başkaca bakabilirler. Başında simli vasıl lan çok belirgin olmayan bir mücadeledir. solculuk ile barışçılığın artık yan yana olmadığını söylüyorsanız. Hilmi Paşa Hazretleriyle Tayyip Erdoğan yönetimine gelinceye dek. Biz atamayız. hediye ederken. Ben bu söylediğimin solculuk olduğunu biliyorum. Sizin sorduğunuz soruya göre. o zaman İngiltere. Bu nedir? Bu sol mu. 1923 yılından 2002 yılına gelinceye kadar. Tartışıyoruz da. İlerde ön plana çıkması kaçınılmazdır. böyle dönemlerde alt-üst oluşlar yaşıyoruz. deniyordu. bunu ben formüle ediyorum. Sol. doktrini buydu.. eskisinden ayrı bir "sol" tarif ettiler. Musul'u emperyalizme.. diyorlar. Aman efendim Barzani iyi adamdır. sağ mıdır? Bunu bilemeyiz. demek ki. Orada bizim dışımızda bir devlet olursa bu bizi böler. Hilmi Paşa Hazretleri riyaset devrinde. yıllardır Ankara'nın yardımıyla kurulan Kürdo-Jüdaik Devlet'in eninde sonun da Türkiye'yi küçülteceğini ekliyorum. 1926 yılında. Nihayet bu bir tariftir. Aybar ve Doğan Avcıoğlu yerleştirdiler. bu tarif Devlet'in de tarifi idi. "Türkiye büyümezse. Ben ilaveten. düzenli ordu mücadelesini de kabul etmiyorsunuz. O zaman Musul'un alınmasında ne tür bir mücadele öneriyorsunuz? Ayrıca. bu da bir tartışmadır. Şimdi ben. 80 yıldır devletin resmi teorisi. ama ben "aşırı sol" olarak değerlendiriyorum. tam bir milli mücadeledir. Sizin söylediğiniz ile uyum halindeyiz. Kırk yıllık yani. Türkçesi budur.

Sonra aynı komutan Mustafa Koç'un arkasında Londra'da Madam Tusaud müzesinin tanzimi işini üzerine almıştı. Harp Akademileri'nde uzun müddet Aydınlar Ocağı mensuplarını ve şimdi de. Bu ordu içinde savaştım. Bu kadar basit. bu anlayışın çok ötesindeler. Gazi'yim ve savaşı biliyorum ve daima savaş üzerine düşünüyorum. Avrupa'nın istediği. Ben.Sorunuzda bazı düzeltmeler yapayım. Kürtler olmadan biz o işi yapamayız. halinde olduklarını ifade ediyorum. demiyorum. Kurmaylar ile Radikal gazetesinin bakış ve değerlendirmeleri özdeşleşmektedir. Aydın Doğan televizyonlarını süsleyen "uluslararası ilişkiler profesörü" kızları hoca yaptılar. Düzenli orduya ihtiyacımız yoktur. onun yönünü değiştirmektir. "bize verirler" değerlendirmesini yaptılar. dünyada bunun örnekleri vardır. Hep "kurmay sınıfı sınıfta kalmıştır" diyorum. Kıbrıs'taki seçimlerde. Hiçbir yere gidemeyiz. içim yanıyor. mesele Kandil Dağı'ndaki silahları susturmak değil. emperyalist savaşını Kürtler ile yapıyor ve anti-emperyalist savaş da Kürtler ile yapmak zorunluluğu var. orada. Komutanlık. O zaman ülkesini sevenler. kaçınılmazlıklara dayalı analiz yapar. Eğer sizin formülünüzle ve sözünüzle. çıkar çatışmalarına bakar. Öte yandan Kürt meselesini söylediğinizde de. orada gerilla savaşı yapacaksak. bağdaştıranlayız. Kıbrıs'ın Elen Kesimi'nin çıkarı da. Bunu askerlikle. Türkiye'de. yüksek komutanların gelişmeleri değerlendiremediklerini ve bir tür "idare-i maslahat". Amerika. onların istediği şekilde hareket edersek. şunu çok açık söylüyorum. Bugünkü komutanlar. Harp Akademileri komutanlarından birisinin bunlardan birisine ödül de verdiğine tanık olmuştuk. komutanlık mesleği ile. 390 . işi geçiştirme. Avrupa Birliği'ne tek başına girmekti. problemi böyle koyuyorum. diyorum. onları beklemezler. "milliler". ben. Dolayısıyla.

" Şimdi. Ben bu kampanyanın. Ama araştırma teknikleri ve benim geliştirdiğim bilimden. Ancak şu nokta da önemlidir. Pişman olursunuz. Bununla ilgili olarak. Hilmi Paşanın durumu istisnai’dir. bir ilginiz var mı? Bir defa gayet açık olarak söyleyeyim.Ordu'nun yıpratılması için bir kampanya başlatıldığı söyleniyor. demek bizim yöredendir. Yaşar Paşa şöyle. "Yaşar Paşa gelecek. Ben. Yaşar Paşa'nın Erkan-ı Harbiye Reisi olmasını istemeyenler var. bilenler öyle düşündüler. birisi benim ihtilalci ve Teşkilat-ı Mahsusa'dan dedemin soyadıdır. bir sitede. benim geliştirdiğim disiplinin bulguları ihtimalidir ve hiçbir zaman kesin sayamayız.. Bu soy araştırmasının sizinle ilgisinin olmadığını mı söylüyorsunuz? Benimle hiçbir alakası yok. 391 ... Herkes Yalçın Küçük'ün yazdığını söylüyordu. soyadlarımdan. şunu yazdım. Sedat Ergin. Bu yıldızın sönmesinden mutlu oldunuz o zaman. her gün yazı yazdılar. bu net. Ben de baktım. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın "sabetayist" olduğu iddia ediliyor. Bir gün Yaşar Paşadan memnun olmazsınız.. geliştirmiş olduğum teknikleri uyguluyorlar. "Türk Paşalarını böyle klişelere sokmayın. Okuduğumu belli ettim ve bir de Yaşar Paşa Hazretleri'nin akrabalarını. Soner benim çok sevdiğim. Tanımıyorum. Türkiye'de Soner Yalçın "Efendi" kitabını çıkardı. Yaşar Paşa Hazretlerinin durumunu sarsacağına inanmıyorum. onlar uygulanmış ve ondan da bir sonuç almışlar. bilim ortaktır. ikisi de benim arkadaşım. Hayır. kriz veya çöküş döneminde Türk silahlı kuvvetleri son derece demokratiktir. Hayır hayır. bu disiplinde neleri söylediysem. ama. İnternetteki o iki sayfalık inceleme için de "senin öğrencilerin yazmış" dediler. Hiçbir ilgisi yok." Onların yıldızları Yaşar Paşa'ydı. Hilmi Paşa başkan olurken. ancak on üzerinden on notu verebiliriz. Murat Yetkin. disiplinden yararlanma açısından çok iyi bir çalışma olduğunu kabul ediyorum. çok değerli arkadaşım'dır. ülkücü ve biraz da Fethullah Gülen tandanslı olabilir. Bir bütün olarak hareket ederler. yazmışlar. Tabii hemen sizin adınız akla geliyor. Yaşar Paşa Hazretlerinin bu şekilde tartışılmasından da bir başka açıdan memnunum.

Belki 2001 devalüasyonuna bağlayabiliriz. Çok ürktüler. Yüksek komutanlar tartışmadan, güçlü bir aydın kurumundan çok çekiniyorlar. Hilmi Pasa çok çekinenlerdendir, Rektörler bana gelselerdi kabul etmezdim, diyebilmektedir. Bu yayınların Yaşar Paşa'yı olumsuz olarak etkileyeceğini de sanmıyorum. Sabetayizme gelince, kim Vedii Bilget Paşa'dan daha millici ve solcu olabilir, kim Atilla İlhan'dan daha solcu olabilir; sabetayistler olmasaydı, bu cumhuriyeti kuramazdık. Ben bir bilim yapıyorum, içlerinden, çocukluğumdan beri övündüğüm, kuvay-i milliye'de "çete reisi" ve çocukluğumda hep "çete reisi" olmak isterdim, dedem çıkıyor ve yazıyorum. Bir açıklayıcı sistem kurduk. Bir kısmının ülkeye sadakatinin kalmadığını ve hep İsrael'in iyiliğini düşündüklerini bulup gösterdik ve bir de bir gizli örgüt olup subaşlarını tuttuklarını çıkardık. Bu artık halkımızın bilimidir. Yaşar Paşa'ya gelince bizim Paşamız'dır.

Sabetaycılık meselesini Türkiye'nin gündemine sokan kişi siz oldunuz. Hala da sizin açtığınız yoldan ilerleyip listeler tutanlar var. Bu muydu bu tartışmayı açma amacınız, ne yararı var insanların nereden geldiğini bilmenin?
Bir çok yararı var. Türk aydını için, "imkansız yoktur", buna, inanıyorum. Bir devrimcinin, sizin deyiminizle bir millicinin, "elimden bu kadar geliyor, ben zindandayım, hiçbir çarem yok, hiçbir şey yapamam" düşüncesinde olmadığına inanıyorum. Ben, zindandaydım. Şu teşhisi yaptım; Amerika, İsmail Cem'i cumhurbaşkanı yapmak istiyor ve kendi kendime "Yalçın" dedim, "senin bunu önlemen lazım". Bir kısmı kesinleşmiş, yüz yıl kadar hapsim isteniyordu, durmadım, İsmail Cem İpekçi'nin İbrani asıllı olduğunu çıkarırsam, önleyebileceğimi düşündüm. Böyle başladı...

Amacınız yalnızca bu muydu yani?
Başlangıçta amacım sadece buydu. Ama sonradan bir bilim haline geldi. Çok da memnunum, şimdi her yerde bu çıkıyor.

392

Hanımefendi, bu yolla Türklüğü ibra ediyorum. Ermeni Tehciri veya 6/7 Eylül türü kıyamlarda, Türkler'in seyirci olduklarını ve bunun aslında bir "Yahudi-Hıristiyan Savaşı" olduğunu gösterebiliyorum. Yeni gördüm, artık dış değerlendirmelerde yerini alıyor, "some Turkish historians" yollu başlıyorlar. Belki bu da bir sağ-sol yer değiştirmesidir. Bunu ülkücülerin, Bahçeli veya Perinçek taraftarlarının yapmasını temenni ederdim. Yapmadılar ve bana düştü.

İnsanların ana babasını seçemeyeceği gerçeğinden yola çıkarsak, nasıl ki Kürt vatandaşlarımızla ilgili ayrımcılık yapılmaması gerektiğini aklı başında her aydın söylüyor, neden "Yahudi dönmesi" dediğiniz vatandaşlarımız konusunda aynı hoşgörü yok ülkemizde?
Ben Yahudi dönmesi demiyorum. Ayrıca "dönme" sözcüğü biraz ağır olduğu için "sabetayist" sözüne ağırlık verdim. Sabetayistlerimizi de özgürleştiriyorum. Ancak her yere, hiçbir kabiliyetleri olmadığı halde, sadece sabetayistlerin gelmesine isyan ediyorum. Sokaktan kız topluyorlar, "artiz" yapıyorlar. Sonra bir de reklam yıldızı yapıyorlar. Hiç birisi hak etmiyor. Haksızlıkların hepsine karşı savaş benim görevimdir. Bir bilimdir, Subaşı camiindeki suluların namazını da benim geliştirdiğim açıdan ele almanızı diliyorum. İslam kalvinizmi imiş, uyduruyorlar. Peygamber Hazretleri, çalışmak ibadettir, diyordu ve peki Kalvin bundan başka ne dedi; kalvinizm islamda vardır. Peygamber Hazretleri tüccar idi, Kalvin ne diyebilir ki, peşinen var. Bir de şöyle bakabilirsiniz, Zapsu'ların eşleri varlar. Musa Anter, Zapsu'ların akrabası idi ve ben Yahudi kökenli olduğunu yazmıştım.

393

"Anter" soyadını dünyanın her-tarafında Yahudiler tadıyorlar ve Musa Anter benim dostum idi. Şimdi orada adı geçenleri alın, kitaplarımı alın ve çalışın, judaizm ile karşılaşabilirsiniz. Demek ki çalışmalarını yararlıdır. İslam judaize olmuştur. Ak-istler arasında önemli ölçüde İbrani asıllı var. İnsanların gözlerinin açılması, kötülemek demek değildir. İlk önce en sevdiğim eniştelerimi deşifre ettim. Şimdi daha yukarılara geliyorum. Hep sevgiyle yapıyorum. Ancak açıklamak ve devamlı aydınlatmak benim isimdir. Bayezid veya Ata misli insanlar, İsrael'de olsalar, katiplik işi dahi bulamazlar. Burada çuval çuval para veriyorlar. Bu sayede, tiyatro, şan, sinema, sanatları gitti, ahlakımız bitti, bütün subaşlarını tuttukları için, kabiliyetlere bütün kapılan kapattıkları için tükeniyoruz. En son Çamlıca'da subaşı caminde çıktılar.

Sabetayist dediğinizde, bir kısım vatandaşlarımızı huzursuz etmiş olmuyor musunuz?
Hayır, o da aşıldı. Bir kısmı da memnun. Adını vermeyeceğim, Türkiye'nin en zengin ilk 5-10 kişisi arasında olan birisine, samimi olduğu öbür zengin arkadaşı, "Yalçın Hoca senin ailenin sabetayist olduğunu söylüyor, ne diyorsunuz" demiş ve "sayesinde kökümüzü öğrendik" cevabını almış bu birinci el bilgidir. Biz savaşlarda vururuz, kırarız, ama biz bu topraklarda yaşayanları çıkarmayız, içeri alırız. Ermeniler'de savaş için bir tedbir var, ama sonrası, Türklük geleneklerinde yoktur, tarihinde yoktur. Kurtuluş savaşında bize küçük bir taş bile atmamış Elenler'i, bir buçuk milyon, ihraç etmek bizim üslubumuzda yoktur. 6/7 Eylül, bize uymamaktadır. Biz Türkler, bütün bu acımasızlıkların sadece figüranı yapıldık. Bir sonuç çıkıyor, "ey Türk milleti, masumsun"; Annem yaşasaydı çok sevinirdi. Kavmime güven veriyorum.

394

Araştırmanız, öyle bir noktaya vardı ki, Türkiye'de sabetayist olmayan Türk kalmadı neredeyse...
Yok yok, ama doğrudur, belki daha çoktur. Arşivlerimde var, kız kardeş iki İspanyol şarkıcı gelmişti, İstanbul'da iki gün kaldılar ve "Türkler, biz İspanyollara benziyor" deyip gittiler. Doğrudur, spikerleri, şarkıcıları mankenleri gördüler; bilimsel konuşmak istiyorum, çok büyük çoğunluğu, sefarad'tırlar, "sefarad", İbrani'de İspanyol demektir. Artık, renkli gözlü, uzun yüzlü, çoğu esmerimsi olmayan spiker kalmadı, sefarad'tırlar. Elitler mi; ispanyol asıllıdır. Bunu söyleyebiliyorum. Peki genetik olarak biz silme yeşil gözlü müyüz, Türko-Moğol, Türkmen ırkımız uzun yüzlü mü; gerçeğe yiğitçe bakmaktan korkmamayı öneriyorum. Benim temel düsturum, bilgi devrimcidir. Bilgi güzeldir. Ben bunları, birazcık tedrici kullandım. Benim beynimde öyle bilgiler var ki bu konuda, onları yazsam Türkiye'de asıl alt- üst oluşu yaşayabiliriz. Yazmıyorum, temkinli davranıyorum...Toplumumun kabul edebileceği ölçüde vermeye çalışıyorum. Şurası muhakkak, ilk çıktığı zaman herkeste bir boğulma etkisi vardı, ama onu aştık...

Bir suçlama olarak algılanmasın mı diyorsunuz o zaman sabetayist olmak?
Niye öyle algılansın. Ama bir suçlama tarafı şu, çok açık söylüyoruz. Bu sabetayistlerin 1967'ye kadar sadakati bizeydi, bu topraklaraydı. 1967’de, İsrail, Arapları, hezimete uğratınca anladılar ki, İsrail yaşayacak. Bugün İsrail'i düşünenler, İsrail'e hizmet edenler aramızdadır. Bir de şunu söylüyorum, bütün köşe başlarını tutmuşlar. Bugün eğlence sanayiine, televizyon sanayiine, reklam sanayiine İbrani olmayan giremez; bunu açıkça söylüyorum. Eğer Tarkan'dan şarkıcı olursa, benden de Marilyn Monroe olur, soy adı "Tevet" olup, İbrani'de bir ay ve Tanrı adıdır. Araplar'a karşı savaşta kullanılan bir tankın adı da Tevet'tir. Amcası Tevetoğlu, Amerika ve Suudi Arabistan için çok çalışmıştır. Bunlar var, ama sesi yok; playback olmadan bir buçuk dakika ses çıkardığı bile tartışmalıdır, açık hava konserlerini dahi playback yapıyor.

395

Bugünkü teknoloji ile ve playback konser olursa, beni de yıldız, bir şarkıcı yapabilirsiniz... Bu, bir isyandır.

Sabetayistlerin hakimiyetinde olduğunu söylediğiniz medyanın sizin açıklamalarınıza bu kadar ilgi göstermesi mazoşist bir görüntü çizmiyor mu o halde?
Hayır efendim. Medyanın bana ilgi gösterdiği doğru değil, orada bir yanlışınız var. Ben ilgi istemiyorum. Ama mecburlar. Çünkü benim görüşlerim yayılıyor. Ayrıca, savaştım, gazi'yim, hücrelerde yattım, bir masa büyüklüğündeki taş zeminde günlerce kaldım, hapis yattım, sürgünde yaşadım, bu tür insanlarla, bunun beşte birini yaşayanlarla, dünyanın her yerinde ilgileniyorlar. Abartmayınız. Hanımefendi, sağ-sol kayması dediniz, o kadar taş hücrelere kondum ki, Uğur Mumcu, "Yalçın Küçük'ün haftalık görüşmesi" yollu yazıyordu, çok hoş, ama daha hoşu, beni sık sık taş hücrelere koyanlar şimdi bana sevgi selamları gönderiyorlar. "Aman dikkat edin" yollu uyarıyorlar. Bu selamlar çok değerlidir. Beni yaşama bağlıyor. Bundan birkaç sene önce kitap yazıyordum, Çankaya Berberi Reşat Bey ile de konuşuyoruz, çok kemalisttir, "Mehmet Ali Erbil, genç bir kızla evlendi" dedi. "Nasıl oldu?" dedim. "Gelmiş burada evlenmiş" dedi. Eve döndüm, "yakında boşanır" dipnotu düştüm...Boşandı. Çünkü ben, bir teoriyle bunu söylüyorum. Beş taş oynamıyorum.

Teorilerinizde yanılma payınız ne kadar? Bilim yanılma üzerinedir.
Ama çok dikkat ediyorum. "Bu düzende Kaya Çilingiroğlu'nun boşanma özgürlüğü yoktur" da dedim. Bunları da izliyorum. Çocukcağız boşanmak için, skandal üzerine skandal düzenledi, sperm yakalattı, Hürriyet Gazetesi nerede ise kızı hapse attıracaktı. Doğru çıkıyor. Bana bir gazeteci soruyor; "Hülya Avşar, Kaya'dan bir çocuk istiyorum demiş, ne diyorsun hocam" diye. Bu demektir ki, yeşil gözlü beyaz tenli birisinden çocuk yapmak istiyor. İş budur.

396

O zaman ben de size bir soru sorayım, dedim; Helim nam kızın annesi mi ablası mı? Şimdi bütün kanallar bu sorunu tartışıyormuş, "Helin" var ve bir de "Emral", düşündürücüdür. Bunu, onun kızı mı kardeşi mi olduğunu düşünmeyen gazeteci, ahmaktır. Bugün "büyük" spikerler ve "büyük" gazeteciler ahmaklaşmak yolundadır. Şöhreti kaybetmiş spikerleri alıp saatlerce, nasıl dövdü, nerene vurdu "muhabbetleri" yapanlar, bir kim kime'nin cim cime ile son nişanını ana haberde saatlerce anlatanlar ahmak olmak zorundadırlar. Ahmak ahmak gülmeye de başladılar...

Bugün Ağca cezaevinden kuşkularla çıkıyor ve ağabeyi, öldürülen İpekçi hakkında 'dönmelik' iddiasını yeniden ortaya atıyor. Doğru buluyor musunuz bunu, gündemi mi çarpıtıyorlar nedir sizce?
Bu soru bana çok soruldu. Bu soruyla çok karşılaştım, Mehmet Ali Ağca'nın kardeşinin verdiği beyanatı okudum. Orada çok açık bir ima görmedim. Her halde, İpekçi "dönme" olduğu için öldürüldü ve bu nedenle de tahliye edildi, medya, önce bu savı yaymak istedi. Sakattır, bir kez, İpekçi Ailesi, kendilerinin İbrani asıllı olduğunu kabul etmiyorlar. İsmail Cem reddediyor, "duymadım", diyordu. İkincisi, Abdi İpekçi, 1979 yılında öldürüldü, o zamanlar, dönmelik veya sabetayizm, bugünkü kadar alevli değildi...

Çarpıtmayı medya yapıyor mu diyorsunuz?
Evet. Onun söylediği de müphemdi ama, bu açıklığı görmedim. Ama sabetayizmden önemli noktalar var. Bunu kamufle etmek istemiş olduklarını düşünüyorum. Bir mektup gelmişti, sanıyorum, Aydın Doğan gazeteleri hiç görmediler, rakip bir gazetede çıkmıştı, kitaplarımda var. K.H. bu gazeteyi, Milliyet'i, almak istiyordu, sahibi E.Karacan satıyordu, Abdi İpekçi satışa karşı çıktı, "öldürüldü". Doğru mu, değil mi; sadece önemlidir ve Ağça'nın İpekçi'yi öldürdüğü kesin olmaktan uzaktır, biliyoruz. Bakın, "büyük" gazeteciler ahmaktır, diyorum, artık bakamıyorlar. Bir, Milliyet genel yayın yönetmeni öldürüldü, Milliyet satıldı. İki, Hürriyet genel yayın yönetmeni öldürüldü, Hürriyet satıldı. Üç, Milliyet satıldı, satın alan aldığına pişman edildi, hapse girdi, bu satış sırasındaki hükümet düştü. Satın ahin Korkmaz Yiğit'i korkuttular ve yiğitlikten döndürdüler.

397

Demek ki Hürriyet ve Milliyet sahiplikleri çok önemlidir. Bana göre bu işe Dünya Yahudi Partisi karışmaktadır. Müdahale etmektedir. Demek ki buraya bakıyoruz ve ben başka açıdan bakıyorum.

PKK örgütünün üst düzey yöneticilerinden Semdin Sakık, yazdığı kitabında sizi 'PKK'yı meşrulaştıran isimlerden biri' olarak zikrediyor. Bunu kabul ediyor musunuz?
Üç kişilik bir oda vardı. Ben Abdullah Öcalan ile konuşmaları bitirdikten sonra, o odaya giderdim. Oradakilerden biri Şemdin'di. Sonra Abdullah Öcalan gelirdi. "Hocam bunlar cezalı" derdi. Ben de bilmezlikten gelirdim. Gözlerinden oradan ayrılacağını hissediyordum. Anlattığım yer Bekaa'dır ve Şemdin, daha o zaman ayrılmayı düşünüyordu. Şu anda Barzani tarafında ve pek çok Kürt'te şu tekrarlanıyor, "Öcalan iyi bir Kürt idi, Yalçın Küçük kemalist ve türkist yaptı" ve bu çok yazılıyor. Bana göre çok abartmadır, İmralı'dan Öcalan'ın verdiği cevabı da biliyoruz, Öcalan, Yalçın Küçük'ün görüşlerine, bana göre fazla, önem veriyor...

PKK örgütünü meşrulaştıran siz misiniz, Doğu Perinçek ile birlikte?
Bana, mülakata başlarken, "sağol Hocam, İsmail Cem'in cumhurbaşkanlığını önlediniz" dediler ve ben de hep, hayır, benim o kadar gücüm yok, o yönde çalıştım, diyordum. Bu sorunuzla ilgili olarak da benim cevabım şudur; Kürdisite tartışmalarını da biz çıkardık. Biz kimiz, Türkiye İşçi Partisi, başta Aybar ve Behice Boran, biz çıkardık. Bakın bu Dergi, 1970 tarihlidir, Türkiye İşçi Partisi, "Kürt vardır "kararını aldı ve öylece başladı. Parti kapatıldı, Behice Boran ve arkadaşları on beş yıla mahkum edildi. Lütfen bakın, şu kapakta adları olanlardan ayakta olan benim ve hala aynı yerdeyim. Bekaa Vadiasi'ne ben gittim, Musul'da yıpratma savaşına işaret ediyorum, aynı yerde devam ediyorum. 398

Hep söylüyorum, bu çizgiyi, biz Türkler, çizdik. Cebimde Bekaa’da Öcalan ile yaptığımız mülakat, Toplumsal Kurtuluş’ta basacağız, Kürt arkadaşlarımızın hepsi kaçtılar. İlk Kürtçe türküleri de biz söyledik, Toplumsal Kurtuluş'un sahipliğini de yapan Bilgesu Erenus söyledi, Kürtler söyleyemediler. "Kürt vardır" dedik ve kabul ettirdik. Bu Türk aydınının, Türk solunun çileli bir mücadelesidir ve başarısıdır. Peki bana bu soruyu soruyorsunuz, ben size iade edebilir miyim. "pkk meşru mu?", sanmıyorum. Şunu söylüyorsanız, bizim Kürtlerimiz özgürce "kürdüm" diyebiliyorlarsa ve burada bana bir rol veriliyorsa, seve seve kabul ediyorum. Bizim sabetayistlerimiz, özgürce "sabetayistim" diyorlarsa, yine seviniyorum.

Bundan 35 yıl sonra ise, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı "Kürt Sorunu vardır" dedi...
Ondan önce Süleyman Bey de söylemişti; belleğim beni yanıltını yorsa, Demirel "Kürt Realitesi" demişti; Tayyip Beyin sözünü abartmamak yerindedir. Sözünde duramıyor, o sözler devlet içinde değerlendirmelerden çıkmıyor; daha sonra üst kimlik-alt kimlik ile karıştırdı, Hocası Erbakan'ın "künefenin altı" kelamını hatırlatmaktadır. Meşrulaştırmaya gelince, birincisi pkk hala meşru değildir ve ikincisi biz bu tartışmayı açtığımızda henüz pkk yoktu. Bu ad da, "partiya karkaren kurdistane", Türkiye İşçi Partisi'nin çevirisidir. Kürt realitesinin kabulünde bir rolümüz var. Memnunum.

Geçmişinizde PKK ve Öcalan yakınlığınızı hatırlatıp, bugünkü ulusalcı çizginizi 'döneklikle' tanımlayanlar olduğu gibi, siz de demokrat olduğunu söyleyenleri 'döneklikle' suçluyorsunuz. Demokrasiye inanmayan bir solcu musunuz o halde, nasıl tanımlıyorsunuz kendinizi?
Ben, bana demokrat denilirse bunu küfür sayıyorum. Ben demokrat değilim. 399

Aynı yerdeyiz. "Ben Bekaa Vadisinde. Abdullah Öcalan ile Musul meselesini çok konuştum" dedim. "Asyalı ve Afrikalı olduğum için onur duyuyorum sözü" benim de sözümdür. Musul'daki Kürdo-Judaik oluşumu önleyemeyiz. Kürtler ile yakınlığım. Etmemektedir. Ki bu bölgenin. şu anda daha değerlidir. böyle anlıyorum. Türkiye topraklarının bir insanı olarak. zaman içinde eriyeceğini düşünüyorum. Orada ne yaptıysam. Paris'te. bu toprakların onurunu savunuyoruz. Öcalan şu anda düşünce olarak hangi noktada? Beni birinci derecede ilgilendirmiyor. Daima da şunu söylüyoruz. Milli olmayı. Londra'da olduğum zaman.Şu anda bayilerde olan Yeni Harman'da. Bundan daha fazla millicilik nasıl olur. Avrupalı olmak istemiyorum. gayrı millicilik sayıyorum. kültürel ve tarihsel kökler açısından da Avrupalı olmak istemiyorum. Benim milli davranışlarımın hepsinin. klasik müzik neredeyse dinlediğim tek müziktir. Benim hiç değişmediğimi söylüyorlar ve öyle olmak istiyorum. Arapların mümtaz evladı Nasır'ın. Avrupa'yı reddetmek olarak anlıyorum. şimdi de aynısını yapıyorum. Benim Avrupalı olmak türünden bir kompleksim olmadı. ben onların entelektüelleriyle konuşurken. bazılarının sözüyle. Peki millilik bunun neresinde? Sadece ekonomik olarak değil. Avrupalı olmayı. Bunu söylerken de. Ancak Öcalan'ın Barzani devleti ve liderliğini ve Musul'un. Kürtler olmadan ve pkk'liler dahil. 400 . hep yerel kalmak istiyorum. ben onların dilini biliyorum. "ikinci İsrael" olmasını kabul etmeyeceğini tahmin ediyordum. Avrupa'da birbirine yakın olanlar birleştiler ve biz de yakınlarımızla birleşeceğiz. bir kısmı komplekse kapılıyorlardı. biz Türkiye'nin onurunu.

Şam'ı Beyrut'a bağlayan karayolunda gideceksin. Barzani devletim kabul ediyorlar mı etmiyorlar mı. "bildim Kandil Dallarında . iddiası ne. sen de hep biz Türkleri seviyorsun. Bugün Öcalan'ın. Ama diğer yandan. Öcalan şimdi hapistedir. geçmişteki ayrılıkçı söylemlerini bırakmış olmasında rolünüz var mı? Hayır. 401 . o kadar söyleniyor ki bunu kabul etmek zorunda kalıyorum. Bundan dolayı bana bir pay veriyorlarsa ne yapabilirim ki.. Beni ilgilendiren mesele. Abdullah Öcalan'da abartılı bir Mustafa Kemal hayranlığı vardır.Kürtlerle ilgilenmiyor musunuz? Hayır. Biz bir iş yapıyoruz. Hep yapılmayan işi yapıyorum. bir Barzani devletini kabul etmezler" demiştim. söylemlerinin değiştiğine katılmıyorum. riskine bakmam ve yaparım. ki Türkiye Kürtleri üzerindeki siyasi etkisi İmralı'dan beri artmıştır.şunları şunları tanırım. Yalçın Küçük Abdullah Öcalan'ı etkilemiş olabilir. bir mülakatımda. Kürtlerle ilgileniyorum. Gücüne ve kuvvetine bakarız. Sadece üslubu biraz farklı. yaptıklarımda bir devamlılık var. Demin de açık olarak söyledim. bize karşı savaşı var. Aynı şekilde. Kolay mı Hanımefendi. Sizin Abdullah Öcalan üzerindeki etkinizden dolayı soruyorum. hiç Kürtleri sevmiyorsun" dedim. beş taş oynamıyorum. envanter yapıyorum. kendimi çok korkak görüyorum. ben yaparım. atlayacaksın. ama." Bekaa Vadisi deseler de bir tepe idi. Ülke geleceği ve güvenliği için kendimize dönüyoruz. Barzani'yi reddetmesi önemlidir. Profesörlüğüme bakmam. Peki benim Bekaa Vadisinde ne işim var. Öcalan'ın. ne olacağını bilemezsin.. Biz bunları hesaplamayacak kadar çocuk değiliz. bu soruyu en çok ben soruyorum. "Apo. isim de verdim. Elinde çanta. içinden devamlı "Yalçın herkes sana akıllı. der ve seni şimdi tam burada öldürseler. Envanter yaparken yüksek komutanlarımızın ne yaptıklarına bakmıyorum. ilk mülakatımda kendisine de söylemiştim. onlar. bunu halkımın bilmesi gerekiyordu ve kimse yapmıyordu. Kimse yapmıyorsa. arkanda Suriye istihbaratı olacak bir yerde "atla" diyecekler. Ama ben başka bir insanım. Keçi gibi o dağlara çıkacaksın.

Bu bir soytarılıktır. Hep söyledim. tavsiye ederim. Abdullah Öcalan'ı. Oyların % 25'ini alan bir parti. Musul'da Kürdo-Jüdaik bir devlet çıkıyor. Politikanın ihtiyacı var. Anayasayı değiştirebiliyorsa. Yapmazlarsa kötü'dür. Tekeliyet'te demokrasi olmaz. başka yollar arıyoruz. Hurşit Tolon Paşa. iyi karşılıyorlar. Abdullah Öcalan'ı o hapishanelerdeki insanlık dışı olaylar yarattı. Öcalan yapan Diyarbakır hapishaneleridir. Sonunda ölmedim. bu oluşumunun bir santim daha ileri gitmesini önlememiz lazım. Kaç defa bankasının adına yazılı pasaportla seyahat ettim. buna demokrasi diyemiyoruz. Ve İmralı'da yeniden diriltti.Ama bende bir görev duygusu var. 402 . iyi muhafazalı bir askeri lojmana kapanmaya layık değiller. Şu anda da çok memnunum. Genç yaşta emekli oluyorlar. insanlar küçülür. Ne yaparlarsa yapsınlar iyidir. Şener Paşa ve yine bazı emekli paşaların siyasetle yoğun olarak ilgilenmeye başlamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çok iyi bulurum. Ben ölmüş atı kırbaçlamıyorum. Bir yanda sürüler ve diğer yanda oligarklar varsa. diyor ve yine aynı düşündeyim. İçimden geliyor. Solculukla demokrasi yan yana iki kavram değil mi? Demokrasi bitmiştir. "hata yaptık" diyor. Halkın politika yapmadığı bir yer demokrat mı olabilir? Bu kadar büyük tekeller olursa. Her şekilde politikaya girmeleri büyük kazançtır. kim veriyor. görmüyorlar. Bülent Bey. onun da bir heyecanı var. Sizin Dergi'nizde Umum Jandarma Komutanlarımızdan Şener Paşa bir mülakat vermiş. Şimdi bütün bunlar geride kaldı ve önümüzde başka bir görev var. ey Doğu Perinçek. Demokrat sözcüğünden neden bu kadar tiksiniyorsunuz? Kişiliksiz demokratlar. bilemiyorum. Bana ne söylenebilir? Ey Devlet Bahçeli. Fikret Bila'ya da söylemişti. demokrasi bitmiştir.. Bunun teorik nedenleri de var. Şimdi çok ağır sözler söyleyebiliyorum. Türkiye'de. Ben görüyorum. Aynı düşüncedeyim ve ekliyor. yine de sezgisiyle almak istemedi.

Buna tüsiad adaleti diyoruz. bitmiştir. yılmaz. Muz misalidir. Halkın politika yapmadığı bir ülkede demokrasiden söz edemeyiz. Şimdi hiç birisi yoklar ve adlarını bilmediklerimiz varlar. Özkan. gazeteler yazdılar. ifadesini verdi. "bırakın. kimse başına sıfat koymadan anlatamıyor. birisi arada bir Anafartalar'da havlu satmış. Olmayan davaların peşinde koşmuyorum. 403 . Rektör Yücel Aşkın. nomenclatura ne idi. Babacan veya Bağış. öksüz. Mehmet Ali Ağca. birden bire tüm politik kadrolar siliniyor. Orhan Pamuk hakkında dava açıldı. Çok yazık. yine tahliye etmediler. çıksın" dedi. durmuş ve çoğunun adım ben bile hatırlamıyorum. Bir hıristiyana "rahmet" dilenmeyeceğini dahi bilmiyor. deliller toplandı. Tüsiad adaleti işliyorsa. tüsiad medyası ve borazanları çalıştı ve davayı düşürdüler. demokrasi yoktur. çıktı. sokak adaleti var. diğerlerine hiç bakmıyoruz. O zaman sizin derdiniz demokrasinin kendisiyle değil. Türkiye'de de İslami demokratlar var.Kim kimi kandırıyor. Üç. nahak yere hapse atıldı.. asıl istikrarsızlık budur. İslam'a göre yalnız müslümanlar "merhum" olurlar. 2002 yılında. Tüsiad. Picasso müzesini gezmiş ve "Picasso'yu rahmetle" anmış. tutuklama tedbir¬di. Ya "hıristiyan demokrat" ya "sosyal demokrat" ya "hakiki" demokrat. görülmemiş bir histeri yaşadık. "hapse hapse" deyu ayinler yaptılar ve tekrar hapse attılar. demokrasi yoktur. tahliye oldu. İslami demokrasi mi. Politika ile hiçbir ilgisi olmayanlar geliyor. diğeri Beyaz Saray'da çevirmenlik yapmış. Bir. Tayyip Bey. bu böyleyse. İki. bir de hem imam ve hem de hatip.. değil mi? Bir kelimeyi anlatmak için başına sıfat koyuyorsanız. Her dört-beş yılda bir politik kadrolar yok oluyorsa. bunları islam saymak çok zordur. Başka türlü bakabilir miyiz.

Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal'i aldılar. Yenisini yetiştireceğimiz için eskinin hükmü yoktur. Dünyanın zulüm gören edebiyatçıları listesine. kaç tane konferans oldu.İslam da bir araçtır. aydın olmak. insanımızı çok edilgen yapmak istemenin yoludur. Kaç tane grev yapıldı. Adalet Ağaoğlu örneğin. Ermenileri şişe dizdik" dedi. Bir kere hapishaneye girmiştir. Başbakan Erdoğan 'Kürt sorunu' dedi ve ardından 'alt-üst kimlik' tanımlaması yaptı diye. Adalet Ağaoğlu. bir devamlı haldir. Orhan Pamuk. pişmanlık işaretleri veriyor. demokrasi yoktur. Bir kısmı sustu ve bir kısmı "Erdoğan demokrat değildir" dediler. ve bunun için "Kürtleri kestik. Sonunda ben onların aydın değil "maydın" olduklarını ilan ettim. birbirimizi biliriz. Sonra hem hükümet korktu ve hem de Pamuk korktu.. "bu kadar da olmaz" diyor.. Nerde idiler. 404 . Ak Partinin tavrını çok demokratik bulduklarını söylediler. Yaranmak istiyorlardı ve bir fırsat buldular. bunlar yoksa. Adalet. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz kırk kişiyiz. kandırılmış kızlarımızdandır. düşürdüler. beni şaşırtan bir isimdi aralarında. devletin husumetini çekerse Nobel alabileceğine inandı. Onların önemli bölümü benim arkadaşımdı. Buna ne diyorsunuz? Ertuğrul bile. Yaşar Kemal bizim arkadaşımız. şimdi değiller. Ama "pişman oldum" yollu demeçler vermektedir. Yaşar Kemal. arkadaşlarına çabuk kanar. maydın oldular. Hanımefendi. Yaşar Kemal hiçbir zulüm görmemiştir. bizim sevimli yalanımızdır. dava açtırmak içindi ve sonra dava açıldı. Sizin kuşağınızdan isimlerin de içinde yer aldığı bazı aydınlar. o da normal bir cinayetten oldu. Türkiye'den Elif Şafak. Aydınların bir kısmını kaybettik.

Ak-istler üzerine olanı seçimlere bekletiyorum. Emine Erdoğan'ın evlilik soyadıdır. Ak-istlerin de dar tabanları daha da daraldı. Said-i Nursi'yi çıkardı. Şeyh Sait'in torunu olarak 22 yaşındaki Abdülmelik Fırat 'ı milletvekili yaptı. Muhalefet partilerinden. 1878 yılından itibaren ellerine geçirdikleri Kars'ı rusifiye etmek istediler ve Rusya'dan göçmen getirdiler. gezdirdi. Sanıyorum. Bunu ilk defa Adnan Bey yaptı. Kürtler kullanmaz. Baran Kürtçe bir isim değil mi? Hayır efendim. Siirt'ten çıkıyor. bizleri sevindiren Şafak'ımızdan bahsediyorsanız. eskiden bizim arkadaşımız "Baran Tunçer" vardı. yaptıkça daha çok toprak kaybet inektedir. Esti geçti. ciddiye almıyorum. hükümeti yıpratmak için bilgilerinizi paylaşmak isteyenler oluyor mu? 405 . Rusya Yahudileri "Baran" ad veya soyadını çok kullanıyorlar. Yeni yeni kullananlar var.. Akp Hükümetinin Güneydoğu meselesine yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz buna daha genel bakıyoruz. iki direğe tırmanıyorlar. Amerika'da da çoklar. Yeni kitabınızla Türkiye'yi karıştıracaksınız galiba yine. Kürtlerle flört etti. her halde şaka yapıyorsunuz. "şaka" diyorum. Ruslar. konferansları ile "Allah" yazılı bilezikleriyle. Türkçesi "koç" demektir.Elif Şafak’a gelince Tarkan’dan sonra Yeni Dünya’da yaşayan ve arada bir ülkemize gelip romanları. Ancak Doğu'da da Batı'da da daha çok rastlıyoruz. Gelenlerin bir bölümü Yahudi olabilir. amma tırmanacakları direk de kısa kaldı. Kürtler ile daha çok flört etmek zorundadır. Daha neler var. çok büyük bir taban kaybına uğradı ve 57'den itibaren iki icatla çıktı.. 1956 yılına geldiğimizde. Ne diyebilirim. bizde Kars'tan yayılıyor. İki. Sanıyorum. İslamı daha çok gıdıklamak durumundadır. Kürtçe "yağmur" anlamındadır. Taban kaybeden partiler. Bir. Bir de "gülbaran" var.

arkadaşım ve Deniz arkadaşını idi. Solcuları devşirmeyi solculuk sandıkları için. başka bir yol bilmiyorlar. Ama Doğu çok yükseklik kaybetti. yerini dolduracak bir parti ya da oluşum görüyor musunuz? Hayır. bir kısmını politikaya ben soktum. sola yöneliş demektir. Bizim solun birbirinden devşirme yolu var. bir gün camideler ve diğer gün mankenlerle resim yaparlar. demek ki önce solcu olunur. Bir garip solculuk çıktı. bundan rahatsızlık duyar. Bu kıpırdanma içinde ulusalcıların yeri nedir? Bu çıkıştan ulusalcılık çıkar. Yavaş yavaş bunlar böyle gitmiyor der. Abdullah Gül de mektup göndermişti. ikinci gün mankenlerle resim çıkardı.Özellikle AKP içinde. Ben o bizim soldan olmadığım için. Hükümet yıprandı diyorsunuz da. Olcay benim sınıf. Doğu Perinçek ile paralel mi düşünüyorsunuz? Doğu benim arkadaşım. Marks'ı ve Engels'i okumak bundan daha sonradır. Doğu pırıl pırıl işler yaptı. nasıl olabilir. İnsan evvela toplumunu. bunlarla ne köy olur ve ne de kasaba. Benim işim. rahatsızlık duymuyorum. Çoğu arkadaşım. hem solu meşrulaştırmak ki bu sağlanmıştır ve hem de kapsam alanını genişletmektir. sadece Marx veya Lenin okuyanın solcu olacağını düşünüyorlar. Deniz'in hiç bayram namazına gittiğini ve oğlunu götürdüğünü duymadım. ancak Doğu inandırıcılığını yitirdi. eninde sonunda. "sol" olur. Engels okuyarak solcu olmaz. Ben kimseyi cumhurbaşkanı veya başbakan yapamıyorum. Onlar da benim söylediğim sol tipidir. ama önleyebiliyorum. Hiç kimse. İşim sol'dur. Bizim eski sol. emekçi halkını. Millici kıpırdanma. Daima en uzaklarında hazine ararlar. Kontrol edemediklerini kıpırdanma saymazlar ve hiçbir zaman sol kabul etmezler. Halk Partisi ile hiçbir ilişkim yok. benimle çok iyi ilişkileri olanlar var. Marks. halbuki solu genişletmek gerekmektedir. Şimdi bir gün torununu bayram namazına götürdü. onurunu düşünür ve düşünür. ama bir kıpırdanma var. 406 .

mhp'nin toprağı kaymaktadır. Kürtlerimizin hepsini kazısak işlerimiz düzelecek mi? Yirmi yedi yıl yatmış bir kimseyi beş yıl daha mezara koyarsak daha mı müreffeh olacağız. Ağca'nın tekrar hapse atılması için flama açanları da solcu sayamıyorum. hapisten her çıkana. Mhp ile aynı noktaya getiriyor mu sizi? Ne yaptığımı biliyorum. çok içtenlikle cevap vermek istiyorum. Tüsiad'ın korkusu ve kin'i. aksini sol ile bağdaştıramıyorum. İşsizlere ve açlara büyük bir korku ve kinle yaklaşıyorlar. Hapishaneleri mezara çevirdiler. 27 yıl yatmış bir kimse. Bu arada. tutun ha" yollu çığlık atıyorlar. bir akşam yemeğinde 3 milyar ödüyorlar veya sevgililerine otuz şampanya açtırıyorlar. Ağca'ya tepki. katılanların ve bir gün sonra basının çok ilgisini çekti. artık hapiste tutulmamalıdır. Affı. neredeyse boyumdan uzundu. Ne olacak. Doğu Perinçek ve benim konuşmacı olduğumuz bir toplantı vardı. Ancak. insanın ıslah olacağına inanmak ve diğeri ise cezaların hep indirilmesini istemektir. ani oldu. ayrıca çok fazla televizyona da çıkmıyorum. madem ki bunu sordunuz. 1986 yılında. Sizin. Sonra bu kırmızı olmadan beni hiçbir yere almadılar ve hep gidip giymek zorunda oldum. 407 .Ayrıca solcu olduktan sonra önce okunması gerekenler var. cuntadan çıkış zamanında. Giderken bir kaşkol buldum. onları da şu anda hiç millici bulmuyorum. bir yol arıyorduk. Var mı sahiden imajınızın medyada dikkat çekmenizde bir rolü? Kendimi hiç görmedim. Millici tanımlamasını sıkça kullanıyor olmanız. mhp budur. Hiçbir iş yapmıyorlar.. günah haline getiriyorlar. çeşitli televizyon programlarında gördüğümüz bir kırmızı kaşkolünüz var ve ortaya attığınız tezlerin sivriliğini bu dikkat çekici imajla güçlendirdiğiniz düşünülüyor.. günlerce yazdılar ve yapıştı. Gayet açık olarak. Solun temel prensiplerinden birisi. Kürt kötüdür. Ağca'yı tekrar hapse gönderdi. sabah-akşam Ermeni kötüdür. Perinçek'in yıldızı. Ve çok korkuyorlar. "erken çıktı. Mehmet Ali Aybar. oligarşinin korkusudur. sadece Ağca'ya yapmadılar. diyorlar.

Bana yapıştırdılar ve yakıştırdılar. kulağıma eğildi. diyordu. İçimi yansıtıyorum. neden kalpak. Çocuklar misali sevinçle ayrıldı ve arkasından baktım. dedi ve ben de 1918 yılındayız ve o zaman devrimciler kalpak giyiyorlardı. Çok sevindi. 408 . bir yaşlı beyefendi geldi. Kitap imzalıyordum. eğer bir kuvay-i milliye dönemine inanıyorsam. on sekiz yaşında gidiyordu. kalpak giyiyorum. cevabını verdim.Bir küçük "isyan" saydılar. ben de öyle düşündüm. İmaj yaratmak benden uzaktır.