Siyaset ve Yönetim İlişkisi Örsan Ö.

Akbulut TODAİE Yayınları, 2005 Üzerini Çizen: Abdullah Köktürk ÖNSÖZ Bu çalışma, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde doktora tezi olarak savunulmuştur. GİRİŞ Wılsoncu Paradigmanın yapılandırılmasıdır. 4 ana savı, kamu yönetiminin piyasa ilkelerine göre

Kapitalist üretim biçiminin, kendinden önceki üretim biçimlerinden özellikle de, feodal üretim biçiminden farkı, artık elde etme sürecinde, ekonomik zor ile siyasi zorun biçimsel ayrılığıdır. 7 Tüm bunlar, mantıksal bir zorunluluk değil, tarihsel ve toplumsal gerçekliğin bir zorunluluğudur. 7 Siyaset ve siyasal alan kavramları de farklı anlamlarda kullanılmıştır. Siyaset, parlamento ve siyasal partileri v.b. kapsamaktadır. Siyasal alan ise, hem siyaseti, yalın anlamıyla siyasal kurumları, hem de hukuk ile yönetim faaliyetlerini içeren, tüm bunlarla birlikte, ekonomik zorun yanında baskı gücü olarak, tarihsel zorunluluklar sonucu konumlanan, kapitalizmin özgül bir biçimidir. 8 BİRİNCİ BÖLÜM. SİYASET – YÖNETİM İLİŞKİSİNE LİBERAL YAKLAŞ1MLAR Anglo-Amerikan yaklaşımında, siyaset ve yönetimin ayrı olması gerektiği öngörülmekte ve bu ayrılığın, kamu yönetiminin işletmecilik / piyasa ilkelerine göre yapılandırılması ile gerçekleştirilebileceği ileri sürülmektedir. Kıta Avrupası yaklaşımında ise siyasal ve yönetsel görevlerin nitelikleri gereği birbirinden farklı olduğu ve siyasetin bir değer alanı ve yönetimin bürokrasi biçiminde kapitalist ussallığın en önemli taşıyıcısı olduğu öne sürülmekte ve bürokrasinin demokrasi karşısında güçlenmesinin liberal demokrasi açısından yani birey hak ve özgürlüklerinin ihlali bakımından en büyük tehlike olacağı varsayımına dayanılmaktadır. 11 Yani, Anglo-Amerikan yaklaşımında kamu yönetiminin işletmecilik/piyasa ilkelerine göre yapılandırılması gerektiği belirtilirken, Kıta Avrupası yaklaşımında, demokrasi ve bürokrasi karşıtlığında ve bürokrasinin baskın olmaması gerektiği vurgulanmaktadır. 13 Günümüzde, siyaset ve yönetim ilişki ile bürokrasi üzerine yapılan tüm tartışmalarda, siyasetin, uzmanlığa dayalı “nesnel” bir yapı olan kamu yönetimine müdahalesinin, onu verimsizleştireceği bundan dolayı bu tür bir müdahalenin yapılmaması gerektiği ya da memurların kamu hizmetini tarafsız bir şekilde sunabilmeleri için siyasete karışmamaları

1

gerektiği ve bürokrasinin kapitalizmin girişimci ruhunu zayıflattığı dolayısıyla bürokrasinin etkinlik alanının genişlememesi gerektiği sürekli ileri sürülmektedir. 13 Siyaset ve yönetimin Modern öncesi toplumsal yapılarda birleşik/içkin bir durumda bulunuyorken, Kapitalist toplum aşamasına doğru evrilerek geliştikleri ve daha ileri bir konuma ulaşarak birbirinden ayrıldıkları öne sürülmektedir. Ayrılık, bir durum veya kapitalist ussallığın doğal sonucu kabul edilir. Dolayısıyla, ayrılık “modern toplum” olmanın bir. gereğidir. 13 Liberal kuramda, kapitalist toplum yapılanmasının temel direği olarak kabul edilen siyaset ve ekonomi ayrımı çerçevesinde, siyasal alan, ekonomik alandan ayrı ve bağımsız bir gerçeklik olarak ele alınmaktadır. 15 I. Siyaset-Yönetim İlişkisiyle İlgili Temel Yaklaşımların Düşünsel Kökenleri Siyaset ve yönetim ilişkisiyle ilgili temel yaklaşımların düşünsel kökenleri arasındaki en önemli yaklaşım Hegel’e ait olandır. Hegel, hem Anglo-Amerikan hem de Kıta Avrupası yaklaşımları üzerinde büyük bir etkiye sahip olmuştur. Hem Weber’i hem de Hegel’i Prusya-Almanya’da tarihsel koşulların bir sonucu olarak ve kapitalzmin zorunluluğu kapsamında bürokrasinin gelişmesi etkilemiştir. 17 Anglo-Amerikan yaklaşımına, düşünsel olarak, İngiliz Görgücülüğü ve Sözleşme Kuramı da kaynaklık etmiştir. Bu düşünsel kökenlerin de, İngiliz kapitalistleşmesinin birer ürünü olduğu ve dolayısıyla İngiliz toplumsal gerçekliğini yansıttıkları unutulmamalıdır. 17 A. Anglo-Amerikan Yaklaşımının Düşünsel Kökenleri ve Eleştirisi Anglo-Amerikan yaklaşımının en önemli temsilcisi olan Woodrow Wilson’da, siyaset ve yönetim ayrılığı düşüncesinin oluşmasını sağlayan en temel etkenin, Alman İdealizmi ve Organik Devlet Kuramı olduğu ileri sürülmekte ve Wilson’un, Alman siyaset geleneğini, ABD’nin siyasal gerçekliğine uygulamak istediği belirtilmektedir. 18 Hegel’in devlet kuramındaki. “nesnel” ve “ussal” kamu yönetimi, Prusya’nın kapitalistleşme tarihindeki bir sürecin, aristokratlar ile burjuvazi arasındaki sınıf mücadelesinin sonucudur. Yine, Wilson, siyaset-yönetim” ayrılığının, kayırmacılık siyasetine karşı, tarafsız, siyasetdışı bir yönetim aracılığıyla kurulabileceğini düşündüğünden bunu sağlayacak en önemli araç olarak işletmecilik ilkelerini öngörmüştür. 19 Wilson’un, İngiliz kapitalistleşmesindeki Laisses Faire tipi bir devlet-kamu yönetimiyapılanmasından çok, Prusya tipi “ussal” ve “yeteneğe dayalı işe alma ve yükselme” özelliklerine sahip bir devlet-kamu yönetimi- yapılanmasını model olarak alması daha olasılıklı görülmektedir. Aslında, Prusya bürokrasisine “ussal” niteliğini veren ana özelliğin İngiliz kapitalistleşmesiyle ortaya çıkan kapitalist üretim biçiminin üretim güçlerini sürekli geliştirici niteliği olduğu da açıktır. 20 a. Hegel’in Anglo-Amerikan Yaklaşımına Etkisi Hegel felsefesinin asıl önemli yönü ortaya çıktığı dönemi yansıtması ve bu dönemin ise, Prusya bakımından kapitalistleşme sürecinin önemli dönemeçlerinden biri olmasıdır. Nitekim, Engels, Hegel felsefesini “biçimi ne kadar idealistse, içeriği o kadar gerçekçidir” şeklinde ifade etmiştir. 23

2

bu şartları tümüyle kavramalarına imkan olmaması”na bağlar.39 b. devletin gerekliliği sonucuna ulaşır. devlet güçlerinin ayrılığı gerçek anlamda alındığı – takdirde. özel alanların bağımsız var oluş kazandıkları yerde gelişir. Buna karşılık Hegel. Feodal monarşide. 24 (aa) (Hegel’de) Devlet ve Sivil Toplum Hegel. insanın kendi varoluşunda köklü bir biçimde bulunduğuna inandığından.s. 23 Hegel güçler ayrılığını değil. devletin evrenselliğinin anlamının temsilcisi olarak. sivil toplumu onun içinde eritmiştir. devleti kendinde ve kendi-için bir varlık olarak tanımlayarak. açık ticaret ve toprak mülkiyetinin özgür olmadığı ve özerklik kazanmadığı yerde. Buna karşılık. “siyasal anayapı. kurumları. 24 Hegel felsefesinde devlet memurları bir evrensel sınıf olarak tanımlanır. mutlak monarşiyi kapsamadığını. Marx’ın Hegel Eleştirisi Kapsamında Siyaset-Yönetim “İlişkisi” Marx. memurlara siyaseti yasaklar . mülkiyet kavramının kaynağının. 29 Hegel. uzaklarda cereyan eden birtakım kombinezonlara tabi bulunması ve hayatları bu sanayi dallarına bağlı olan insanların. devlet işleri tamamen mekanik bir şekilde bölünmüştür ve çeşitli kısımlar bir takım vasallara. 34 Hegel.28 Hegel. 40 3 . güçler ayrılığı. paşalara.ir. 35 (ac) (Hegel’de) Devletin Nesnelliği ve Evrensel Sınıf Olarak Memurlar Hegel. “büyük sanayı dallarının. Montesqiue’nun ileri sürdüğü güçler ayrılığının.:devletin gerekliliğini. 33 (ab) (Hegel’de) Güçler Ayrılığı Tartışması Hegel’e göre.v. İngiltere’de ise tersine. “despotik iktidarların” sınırlanmasına yönelik olarak ve sözleşme kuramının bir uzantısı biçiminde öne sürülmüştür. onun korunmasını da gerekli görür. kuruluşları üzerine kurulduğu kabul edilmektedir.Modern dünyadaki bugünkü devletlerin büyük çoğun\uğunun Hegel’in hukuk felsefesinde ortaya koyduğu devlet ilkeleri ve yapı taşları. güçler birliğini savunur. Hegel’i eleştirirken. Buradan da. feodal monarşı için geçerli olabileceğini belirt. ama tersine devlet kendini hazırlop bir düşünceye göre ayarlıyor” der. “düşünce kendini devletin doğasına göre değil. Montesqiue’nin anladığı anlamda bir güçler ayrılığını devletin parçalanmasına yol açacağı gerekçesiyle kabul etmez. dış şartlara. siyasal anayapı bağımsız bir gerçeklik oluşturamaz” demektedir. 39 (ba) Sivil Toplum-Devlet Ayrılığının Biçimselliği Temelinde “Kavram” Olarak Devlet Marx’a göre. bırakılmıştır. kamu özgürlüklerinin garantisidir.

Hegel’e göre. Marx ise. ailenin ve burjuva sivil toplumun bir soyutlamasından başka bir şey olamamaktadır. Ancak Locke’un diğerlerinden farklılığı. meclisler içinde örgütlenmekte ve siyasal bir varoluş kazanmaktadır. siyasal devlet. bürokrasi ve meclislerin bünyesinde vücut bulmaktadır. birey iki örgütlenme içinde yaşamaktadır: Bürokratik ve toplumsal örgütlenme. Hegelci açıklamada. meclislerin. siyasal toplumun oluşmasını ikincisi. Her iki kuramın da. Burada önemli olan. siyasal sınıflar olarak kavramadığından. Hegel. 48 Hobbes. tüm liberal sözleşme kuramcıları gibi. meclislerde. Çağdaş dönemde. yasama gücü olarak burjuva sivil toplumun siyasal varoluşunu oluşturduğunu saptamaktadır. bir taraftan Alman idealizminden diğer taraftan ise. siyasal toplumun ve hükümetin onay üzerine dayandıklarını ileri sürmektedir. Ancak. Sözleşmeci Toplumsal İnşa ve Bütünsel Egemenlik Liberal siyasal kuramın özünü. 43 Hegel. Görgücülüğü saf bir görgücü nitelik taşımamakta. Locke. 41 Marx. 47-48 a. burjuva sivil toplum. İngiliz Görgücülüğü (Ampirisizmi) ve Sözleşme Kuramı Wilsoncu’ paradigmanın. 42 Görüdüğü gibi. hükümetin kurulmasını sağlamaktadır. egemenin kendisinin sözleşmenin taraflarından biri olmamasıdır. egemenliğin tekliği ve bölünemezliği ilkesinden hareket etmiştir. tüm ilişkileri tersten kuruyor. Hegel. sivil toplumdaki sınıfları. burjuva sivil toplumun siyasal yanılsamasından başka bir şey oluşturmadığını ortaya koyarak temsili öğenin. 41 Hegel meclislerin meslek birliklerinden türemelerini istemektedir. bütünlükçü bir yaklaşıma sahip olmaları ortak noktalarıdır: Alman idealizmi. sivil toplumu. İngiliz. Bunlardan ilki. 45 2. 48 Locke da. kendi özüne göre. sözleşmeci toplumsal inşa varsayımı oluşturmaktadır. organik devlet bütünlüğünden. 44 (bb) Bürokrasi: “Biçimcilik Olarak Devlet” ve Bir Yanılsama Olarak Genel Çıkar Marx. onun kuramında iki tür sözleşmenin olmasıdır. J. siyasal sınıfların sivil sınıflar durumuna gerçek anlamıyla. bir başka ifadeyle kimi metafizik yorumları kendi içinde barındırmaktadır. bürokrasinin içeriğinden hiç söz edilmediğini sadece onun biçimsel örgütlenmesinin söz konusu edildiğini saptamaktadır: “bürokrasi. sözleşme kuramı ise. 49 4 . egemenin kuruluşunu uyrukları olan bireylerin birbirleri ile yaptıkları sözleşmeye bağlar.“ 44-45 Hegel’de genel çıkar. Görgücülüğü ve Sözleşme Kuramından beslenmesi çelişki olarak görülebilir. insanların bir hükümet kurmalarının en önemli amacının mülkiyetlerinin korunması olduğunu belirtir. mutlak krallıkta dönüştüğünü yazar. devletin unsurlarından biri olarak görmektedir. İngiliz. biçimcilik olarak devlettir. 42 Hegel’e göre “sivil toplum” devletin gelişmesinin doğal sonucudur.

Bu süreçte. işletmecilik. Pozitivist Yasacılık ve Görgücü Yasa Benzeri İlkeler Hegel yönetimin nesnelliğinin sağlanması zorunluluğunu. sadece gözenebilir olaylarla ilgilidir ve biriktirdiği olgusal bilgiler arasında yasa benzeri ilişkiler kurar. kamu yönetimi de siyasal kurum olarak konumlanmış ya da konumlandırılmıştır. özel olanı nesnel/genel çıkara dönüştürmenin araçlarıdır. “nesne” bir temeli olan veya olmayan. pozitivizmdeki genel olgular tanımlaması da. halk egemenliğini bir doğma olarak kabul etmekte ve onun metafizik siyasete ait olduğunu belirtmektedir. Pozitivist bilim. değerlerin bilimin konusu. ilkelerinin meşrulaştırılmasının yöntemsel araçlarından bir diğeridir. John Locke. her yerde uygulanabilir olmasına bir temel oluşturmaktadır. mülkiyetle nitelenen burjuva sivil toplumdur. Comte. 51 Buna karşılık Pozitivizmin kurucusu O. Üçüncü olarak ise. halkın egemenliği. Görgücülüğün ikinci özelliği. sözleşme kuramcılarının bilgi kuramını oluşturması bakımından salt pozitivist olmayan yönü ile metafiziğe daima açık özelliği ile yönetim gerçekliğine. 49-50 b. içi boş bir tümel ileri sürülmesine yol açtığını belirtmiştir. 5257 Hegel görgücülük eleştirisinde. ister tikellerin ortak tür adı olarak olsun. nesnelliğin temel. 57 B. yasa benzeri işletmecilik. yasa benzeri işletmecilik ilkelerinin. 51 İngiliz Görgücülüğü. T. mutlak ideanın evrenselliğinin genel çıkan oluşturduğu varsayımı ile çözmüştür. tarihsel gerçeklik düzleminde ortaya çıkışı. piyasa koşullarının yönetimi şekillendirmesiyle olmuştur. kamu yönetimi alanında. yöntemsel kökeni ise. Wilson’da daha somut bir şekilde ortaya çıkmış ve yasa benzeri işletmecilik/piyasa ilkeleri. 52 İngiliz Görgücülerinin en önemli isimleri. Hegel’de nesnel olarak ileri sürülen bürokrasinin görevleri.Hepsinin ortak özelliği. bilinemeyen düşüncelerin olduğunun kabulüdür. tüm bunların dışında. gerek Hobbes ve Locke’un sözleşme kuramının gerekse de Hegel’in organik devlet kuramının ana özelliği. Bilginin en önemli aracı olarak. sözleşme kuramının temel dayanağı olan. Kıta Avrupası Yaklaşımının Düşünsel Kökenleri ve Eleştirisi 5 . isterse de soyutlamalar yoluyla bir nesneye dayanmadan elde edilsin genel teorilerin varlığının kabulüdür. tikel olanı mutlak yerine koyarak soyut. Ancak. Bu zorunluluklar. 51 İngiliz Görgücülüğünün. yasa benzeri işletmecilik/piyasa ilkelerinin uygulanması ile yönetimin siyaset karşısında nesnel olacağı ve daha verimli çalışabileceği ileri sürülmektedir. görgül olgulara dayanmanın. 50 Nitekim pozitivizmde. Bu. gözlem ve deney gibi duyu algısı yoluyla elde edilen bilgilerle oluşturulduğunu ortaya koyar. Bu savın. genel olarak. burjuva sivil toplumun zorunluluklarının izdüşümünden başka bir şey değildir. 50 Liberal kuramda. Aslında. Yasama gücü ve bürokrasi. büyük ölçüde pozitivist mantığa dayanmaktadır. duyu algısının kabulü pozitivizmin özüdür. Bu sav. kralların eski tanrısal haklarının halkın kutsal hakkı haline getirilmesidir. Yine. aracı olarak öne sürülmüştür. AngloAmerikan açısından bir temel oluşturabilmektedir. Ona göre. Hobbes ve George Berkeley’dir. İlkelerinin. olamayacağı temel önermelerden biridir. konumuz açısından üç önemli özelliği vardır: ilki. bilginin temelinin duyu algısı olduğunun ileri sürülmesidir. genel.

bürokrasinin kapitalizmin ussal doğasının en önemli gerçekleştiricisi olmasından dolayı uzmanlık gerektiren bir iş ve böylece nesnel hareket etmesinin bir zorunluluk olması çerçevesinde açıklamaktadır.Kıta Avrupası yaklaşımının en önemli temsilcisi Max Weber’dir. Hegel ve Weber’in devlet kavrayışı arasında önemli farklılıklar da vardır. özel mülkiyet temelli sivil toplumu kabullenmiştir. her ikisinin de Prusya’nın yönetim uygulamalarını incelemiş olmaları. İlk olarak. Weber. Weber’in söz konusu ayrımının kendi yöntemsel çerçevesiyle uyumlu düşünsel dayanağına Kant’ta rastlamak tesadüf değildir. bu farklılığı. hem bürokrasinin aristokratlardan arındırılması hem de güçlenen burjuvazinin. burjuva sivil toplum-devlet ayrılığı üzerinden bir devlet-kamu yönetimi kuramı oluşturmuş. kapitalist ussallık ile tanımlamış ve bu çerçevede. 61 Weber’in Amerikan yorumlarında bürokratı. bir makinenin dişlisi olarak kabul ettiği. Weberci Yöntembilim Temelinde Siyaset-Yönetim İlişkisinin Konumlanması 6 . 60-61 2. Prusya devletinin bir yandan. siyasal ve yönetsel rol ayrımının varsayım olarak kabul edilmesi oluşturmaktadır. Weber ise daha çok. Ancak. yurttaşların düşüncesinde birleşmiş mutlak-tek bir olgu olarak. devleti. 65 4. Siyaset-yönetim ilişkisini yorumlayış biçimi. 59 1. Kant’tan etkilendiği görülmektedir. evrensel ilkeler ve kuramlar öngörmüş olmalarıdır. ikincisi. 60 Hegel ve Weber’in. zorlayıcı denetim ve uygulama gücüne sahip bir araç olarak kavramsallaştırmıştır. Gerçekte. 64 3. Hegel’in “Kişilik-Dışı Devlet” Mirası Weber’in Hegel’den etkilenmesi ortak bir tarihselliği paylaşmaktan kaynaklanmaktadır. 58 Hegel. Hegel. Weber ise. “Bürokratik Davranışın Karşıtlığı”nda Kant’ın Etkisi Bağımlılığının Temeli Olarak Otonomi-Heteronomi Weberci yaklaşımın siyaset ve yönetim ilişkisiyle ilgili olarak en belirgin özelliği. Bu aşamada. kapitalistleşme sürecindeki etkin konumunun bir sonucu olarak. kapitalistleşmeye başladığı dönemde. Weber’in. kapitalist bir devlet yapılandırma gereksiniminin bir sonucu olmuştur. “ussal” ve “kişilik-dışı devlet” düşüncesine sahip olmaları ve üçüncüsü.· Hegel ve Weber arasında üç ortak nokta vardır. benzer şekilde Kant’ın da makinenin bir bölümü anlamında insanı gördüğü ileri sürülmüştür. Weber’in. soyut ve kişilik-dışı devlet düşüncesi. Hegel-Kant Karşılaştırması Çerçevesinde Kıta Avrupası Yaklaşımı Hegel ve Kant arasındaki en önemli ortak nokta ahlaksal öznenin özerkliğinin özgürlüğün doğrudan koşulu olmasıdır. Almanya’nın hızla kapitalistleştiği bir dönemin kuramcısı olarak Almanya’nın kapitalistleşmesini. tarihsel gerçeklik bakımından. siyasal-yönetsel rol ayrımına gitmiştir. demokrasi-bürokrasi karşıtlığı ile siyasetçi ve yöneticilerin görevlerinin farklılığına dayanmaktadır. Prusya devletinin yarı kapitalist niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. böylelikle. burjuvazinin güçlenmesi karşısında ve aynı zamanda onun gücünün tanınmasının da bir sonucu olarak. bu. özellikle modern devlet gelişiminde Büyük Friedrich’in rolünü kabul ettiklerinin altı çizilmiştir. Prusya’nın. 60 Tüm bunlara rağmen.

topluma. büyük bir işlev bağlamı olarak bakar. Weber. ideal tipleri yasa benzeri bir niteliğe yakın olduğundan. yaşam deneyiminden ya da yaşanmışlıktan çıkarılmış olan ve kaynağını öznelerarası bir ortak doğada bulan bir bilme tarzıdır. Gerçekte. kişilik-dışı/nesnel bürokrasi kavramsallaştırmasından etkilenmişlerdir. Weber’de bilgi. bürokrasiyi olumlamaktadır. bu kavramlar yasa değildir. Kısaca. tıpkı Hegel ve ondan etkilenen başta Wilson gibi. Kıta Avrupası yaklaşımında bilginin üretim süreci bağlamında “ussallık” mantıksal bir çıkarım olarak ele alınmaktadır. bilginin niteliği ile nesnellik kavramı çakışmaktadır. Görgücülüğünden tamamen ayrılır.Bilginin ”Anlama” Çerçevesinde Kuruluşu Liberal siyasal kuramın temel varsayımlarından birisi. Bu Weberci yöntembilimin incelenmesi. İngiliz. Ancak. siyasetyönetim ilişkisi tartışmalarında baskın olan normatif karakteri bire bir olmasa da önemli ölçüde içermektedir. gördükleri iş ve yaptıkları etki bakımından diğer parçalarla bir karşılıklı bağlılık ve etkileşim içinde olduğunu varsayar. Weber’de Yasa Benzeri-Nomotetic. siyaset ve yönetim ilişkisinin neden siyasetçi ve bürokratlar arasında bir iktidar mücadelesine indirgendiğinin kavranmasına da yardımcı olacaktır. 72 7 . işletmecilik/piyasacı ilkeler daha fazla öne çıkartılmış buna karşılık. Bürokrasinin genişlemesinin demokratik toplum için bir tehlike olacağını da öngörmektedir. kapitalist-ulus devletin gelişim sürecinin sonuçlarını yansıtmaktadır. Alman felsefe geleneğinin tinselci/tarihselci yönünü taşımasıdır. olgular üstüne kavramsal ve yöntemli bir çalışma sonucu üretilir. Kıta Avrupası yaklaşımında yorum farkıyla da olsa aslında aynı ilkeler benimsenerek. yönetimin nesnelliğidir. evrensel genellemeler yapmamasıdır. 69 Weber’i pozitivistlerden ayıran en önemli özelliği. 71 Weber’de İdeal tipler. 72 b. 71 Weber. 68 a. yönetimin nesnelliğinin içi. toplumun içerisinden bakan kişidir. bu varsayım. Anglo-Amerikan bakış açısında. bir anlama nesnesi olarak inceler. yasa benzeri işletmecilik ilkeleri ile doldurulurken. Alman Organik Devlet Kuramının etkisiyle. 68 Weber’in de temsil ettiği Alman felsefe geleneği. Sosyolog da topluma dışardan değil. kişilik-dışı inşa kabul edilir. “kişilik-dışıhk” – “nesnellik”. organik bir bütün içindeki tek tek parçalan. Bu yönüyle Anglo-Amerikan yaklaşımının beslendiği. soyutlama dereceleri yüksek kavramlar olsa da.Anglo-Amerikan yaklaşımında. Hem Weber hem de Wilson. İşlevselcilik. toplumu bir algılama nesnesi değil. Görüldüğü gibi. 70 Weberci bilme. kapitalist toplumda siyasal alan ile ekonomik alanın biçimsel olarak farklılaştırılması üzerinden yapılan bir soyutlamadan başka bir anlam ifade etmemektedir. 67 Weberci yöntembilimin. 67 Weberci yöntemin en belirgin özelliği. Weber’de Organizmacı Toplum Kavrayışı Weber. toplumu bir organik bütün olarak kabul eden organizmacı görüşe bağlıdır.

ikincisi. piyasacı ilkelerdir. kamu yönetiminin işletmecilik/ piyasa ilkelerine göre yapılandırılması gerektiği yönünde bir olması gerekeni kapsamaktadır. 73 II. yine kamu yönetiminin bu ilkelere göre incelenmesi gerektiği yönündeki savlan. 75 1. 81 a. siyaset ve yönetimin birbirinden ayrı olduğu ve/veya olması yönünde bir sav ileri sürmüştür. siyaset ve yönetim ilişkisini bir zıtlaşma olarak tanımlaması oluşturmaktadır. Fransa ve İngiltere Örnekleri İlk olarak mutlakçı devletin vergi yoluyla köylünün artığına el koyması sonucu. rütbe sahibi olmak ve soylu olmaktan yeteneğe dayalı ilerlemeye doğru yeni bir boyut kazanmış ve bürokrasi toplumsal bakımdan aristokrasiyi dengeleyen bir güç haline gelmiştir.işletmecilik ilkeleri olarak sözü edilen gerçekte. 74 Wilsoncu paradigmada. feodal lordların uğradıkları gelir kaybı makam satışlarıyla telafi edilmiş bunun doğrudan sonucu ise. kamu yönetiminin işletmecilik ilkelerine göre yapılandırılması. yönetim incelemeleri yapılırken karşılaştırmalı yöntemin kullanılması ve üçüncüsü. devlet bürokrasisinde görev alma ölçütü. “Yönetimin İncelenmesi” ya da Kapitalist Yönetselliğin Manifestosu Wilson’un makalesinin üç temel özelliği vardır. Woodrow Wilson’un. aristokratlar kendi vergi-makam yapısı içine çekerek onları kendisine bağladığından. bu paradigma alana egemen olmuştur. 75 A. Bu yaklaşımın kökeni. Kurucu Yaklaşım: Wilsoncu Paradigma Woodrow Wilson’un. bütünü almış olmasıdır. ABD kamu yönetimi uygulaması veya kurulmasını sağlayan ve ona ana karakteristiğini veren bir paradigmayı ortaya çıkarmış. 84 Fransız mutlakçı devleti. Tek benzerliği. İlki. hareket noktası olarak. 1. 85 8 . 2. 80 Wilson. 1887 tarihli “Yönetimin İncelenmesi. siyaset ve yönetim ayrılığının nedenlerini. Batı Avrupa Tarihinde Vergi-Makam Satışı: Prusya. siyaset ve yönetimin birbirinden ayrı olduğu ve/veya olması gerektiğinin ileri sürülmesidir.karizmatik önderler olması bakımından temel bir nitelik taşmaktadır. Hegelci anlamda bir organizmacı değildir. aristokratlar ile burjuvalar arasındaki farklılığın kalkmasında da önemli bir rol üstlenmiştir. Prusya’da devlet hizmeti. devletin görevlerindeki artma ve karmaşıklaşmaya. devletin köylü haklarını koruması olmuştur. tarihsel değişimi yaratan itici gücün bireyler. toplumsal ilerleme ve sermaye birikimi bakımından önemli işlevler yerine getirmiştir. kamu yönetimi alanındaki yolsuz1uk ve kayırmacılığa dayandırmaktadır.The Study of Administration-“ adlı makalesine dayandırılmaktadır. 1887 tarihli “Yönetimin İncelenmesi” makalesinde ileri sürdüğü. Wilson.Weber. 83 Zamanla. Weber’in bireysellik ilkesi. bu makalesinde. Zıtlaşma tanımlaması ise. Anglo-Amerikan Yaklaşımının Çözümlenmesi Anglo-Amerikan yaklaşımının en belirgin özelliği. yönetimin ayrı bir bilimsel çalışma konusu yapılması gerektiği.

91 Kapitalizmin. 87 Wilson’un kapitalist yönetselliğin manifestosu niteliğindeki “Yönetimin İncelenmesi” makalesi. anayasal devlettir. 1850’ler sonrasına rastlamaktadır. yönetim. hızla kapitalistleşen bir ülkenin siyasal-yönetsel yapılanmasının da benzer bir dönüşüme tabi kılınması gerektiğinin işaretlerini vermektedir. Üçüncüsü de. kamu yaran devletidir -weal state-. hükümeti yönetir ve denetler. İngiliz. toprak mülkiyeti. 86 Wilson’un makalesinin yayınlandığı tarih. başıboş bir taktir yetkisi ile karakterize edilir. makam olarak kendilerine geri dönüyordu. Fransa ve Almanya’mn olduğu kadar ABD’nin de hızla kapitalistleştiği bir döneme. Fransa ve Prusya’dan farklı olarak İngiliz devleti ile toprak sahibi sınıfları birbirinin rakibi yapmamıştır. onun devlet tipolojisinde de görmek olanaklıdır. Wilson’un iş yönetimi ilkelerini benimsemesi bir tesadüf veya tarihsel olarak bir yanlış durum değil. Devleti. hem iktidar ve makam için bir atlama tahtası hem de iktidar ve makamın geri dönüşünü ifade ediyordu. kiracı vergiyi düzenli olarak ödemekten şikayet etmediğinden vergi zora değil.İşletmecilik İlkeleri Wilson. 89 Bürokrasinin “ussal” niteliği tek başına veya kendiliğinden ve sadece skolastiğin aşılmasıyla elde edilen bir durum olmaktan çok. Kıta Avrupası devletlerinden farklı bir temele dayanıyordu. bürokrasi ve baskı aygıtlarını kendi yeniden üretimi için gerekli olan artığın çekilmesi için kullanmamıştır. maddi olarak kapitalizmin üretici güçleri sürekli geliştirme ve bununla artı-değeri artırma şeklinde ortaya çıkan temel özelliğinin bir sonucudur. Bu durum. vergi ve makam satışı.İngiltere’de ise. yolsuzluk ve diğer uygunsuz etkilere karşı genış kapsamlı yetkilerle araçlandırılmıştır ve 4. Bu devlet. bağımsızlık ayncalığı ile. siyaset ve yönetim arasındaki ayrılığı. İngiltere. tersine tarihsel durumun tipik bir yansımasıdır. yönetimin bir iş alanı olması önerisi üzerinden kurmaktadır. 89 Fransa ve Prusya’da vergi ve makam satışı. 3. Wilson’un işletmecilik ilkeleri de. Wilsoncu Paradigmanın Temel Unsuru Olarak Yasa Benzeri-Nomotetic.Devletinin bürokratik ve “ussal” özelliğinin zayıf olması. geliştiği bir aşamaya denk düşmektedir. bu sürecin saf ekonomik koşullar ile birlikte oluşmasının örneğidir. İngiliz. İkincisi. devleti denetleyen sınıf olan toprak sahiplerinin elindeydi. Çünkü. Wilson’a göre anayasal bir devletin özellikleri ~unlardır: 1. hukuk yapıcı organdır. rekabete dayalı ve emek verimliliğini artırma gibi temel özellikleri kendiliğinden iş yönetiminin de temel özellikleri konumundadır. İngiltere’de sermaye birikimini kolaylaştırmıştır. Avrupa’nın mutlakçı devletleri gibi. Bu devlet. İngiltere’de Parlamento aracılığıyla toprak sahibi sınıflar tarafından toplanan Toprak Vergisi lorda ödenen kira içinden düşüldükten sonra. Devleti temsil eden hükümet değil. 92 Wilson’un özellikle İngiliz devlet yapısını örnek aldığını. 89 b. kapitalistleşme sürecinin aşamalarından biri iken. kapitalizmin özellikle de İngiliz kapitalizminin nispi artı-değer elde etme biçimlerine denk düşmektedir. bir dengeler sistemine sahiptir. Bunlardan ilki. toprak sahiplerinin vergi olarak ödedikleri. 9 . İşte bu durum. rızaya dayanarak tahsil ediliyordu. Dolayısıyla. Bu organ. yargı. Bu tip bir devlet yapılanması da kapitalizmin gereksinmelerine uygun düşmekteydi. Wilson üç devlet tipinden bahsetmiştir. hukuka bağlıdır ancak tüm hareketlerinde hukukla görevli ve yetkili olması gerekmez. Sonuç olarak. Artık çekme. hukuk devletidir -law state-. ABD’de kayırmacılık uygulamaları tam da kapitalistleşmenin hızlandığı. 2.

hükümet birimlerinde verimlilik ve ekonomiyi başarmaya dönük olmaları hükümetle ilgili mekanik verimlilikten daha çok diğer amaçları yani siyasal amaçları. olduğu iddia edilen bu ilke ve teknikleri yaşama geçirmek için eğitilmişlerdir. bilimsel yönetim akımının ilkeleriyle beslenen kamu yöneticileri yetersiz kalmışlardır.çünkü ABD anayasal devlet olma açısından kimi eksiklikler taşımaktadır. yasa niteliğindeki işletmecilik ilkelerinin iki açıdan anlamsız kaldığı belirtilmektedir: İlk olarak. sanayi ve iş yönetimi alanındaki teknikler. 93 Wilson’un. kamu yararını. göz önüne almamalarından dolayı eleştirilmiştir. bu kapsamda siyasa oluşturarak yönetmek olan ve toplumun değerleriyle oluşan siyasetin ancak siyasanın izlenmesi biçiminde yapılabileceğine ve bunun da uygun iş yönetimi ilkeleri ile gerçekleşebileceğine inandığı ve böylece bürokrasinin tarafsızlığının sağlanacağını ileri sürdüğü ifade edilmekle bir anlamda. yüksek bir verimlilik düzeyinde partizan siyasetten ayrılmayı sağlayacağından değerlerden arındırılmış bir kamu yönetimini yaşama geçirmenin tek yoludur. Wilson’a göre. 99 d. Wilson’un “siyasetin dışlandığı yerde verimlilik kural olur” yaklaşımını benimsediği vurgulanmaktadır. Wilson’un. işletmecilik piyasa ilkelerine dayandırarak inşa etme öngörüsü aynı zamanda değerlerden arınmış bir kamu yönetimi yapılandırma isteğini de kendi içinde barındırmaktadır: 94 Yasa benzeri işletmecilik ilkeleri. İkinci olarak ise. 94 ABD kamu yönetimi yazınında da. işletmecilik / piyasa ilkelerinin kamu yönetiminde uygulanmasını gerektirmekte ve bu anlamda kapitalist yönetselliğin manifestosu niteliğini taşımakta hem de yapısal olarak. demokrasiye olumlu bakmakla . işletmecilik ilkelerinin evrensel geçerliliği önerisini içermektedir. Nitekim. 95 Kısacası. hükümetin “kalitesini”. belirli özel ilkelerin üstünlüğünün geçersiz kılındığının ve yönetsel etkililiğin toplumsal değerlere dayandığının kabul edilmiş olmasıdır. 97 Bunların sonucu ise. siyaset dışı-apolitikbilimsel araştırmalardan vazgeçildiği çünkü siyasal gerçekliğin kamu yönetimine müdahale etmesinin bunu zorunlu kıldığı ileri sürülmüştür. 97 Yasa niteliğindeki işletmecilik ilkeleri. Büyük bunalım sonrasında. Kamu profesyonelleri ve kariyer görevlileri evrensel. 1870’ler sonrasında kayırmacılık uygulamalarını önlemeye yönelik olarak özellikle kamu görevliliği konusunda reform çalışmaları yapılmıştır. birbirine tabi olduğunun. siyaset ve yönetim arasında bir dışlama ilişkisini öngörmektedir. birlikte iş yönetimi ilkelerinin ekonomi ve etkililiği geliştirdiğini düşündüğü. bu ilkeler siyaset dışı ve değer-yansız olamamıştır. Yasa Benzeri İşletmecilik ilkelerinin Geçerliliği Sorunu Wilson’un savı. bireysel özgürlük hakları yetkilendirilmiştir. 96 c. genel olarak. büyük bunalım sonrasında. Wilson ve çağdaşları için. 1930’Iara gelindiğinde ise. toplumsal “verimliliği”. hem işlevsel olarak. siyaset ve yönetim ayrılığını. ABD’de. Tüm bu özellikler İngiliz Anayasal Sistemini anlatmaktadır. Wilsoncu paradigma. Wilsoncu Paradigmanın Siyaset Tanımları 10 . 96 1910 ve 1920’lerde. “yaratıcı” işletmecilik ve kamusal sorumluluğu v.b.hükümete kaşı. kamu yönetimine aktarılmak istenmiştir. yönetim ve siyasetin birbirinden ayrı değil. Amerika hala bir hukuk devletidir-law state.

siyasa siyaseti ile ilgili kararlarında kamu görevlilerinin düşünce açıklamaları lehinde kararlar vermiştir. 114 B. siyasa siyaseti etiketine uygun olarak. bireylerin anayasal haklarının yönetsel verimliliğin üzerinde olduğuna hükmetmiştir.Wilson’un. Diğer siyaset türü ise siyasa siyaseti-policy politics. daha sonra verdiği kararlarda ise. Bu siyasetin kapsamı.b. Yine. Wilson’un.siyaseti gibi. Bunlardan ilki partizanlık ve kayırma siyasetidir-politics of partisanship and patronage-. siyaset ve yönetim ilişkisinin bir zıtlaşma kapsamında ele alınmasını. ilk verdiği kararlarda genellikle Wilsoncu paradigmayı desteklemiştir. ikiye ayırarak incelediği belirtmektedirler. 99-100 e. temel olarak. kamu görevlileri tarafından yapılan seçim propagandası ve hükümet işlerine atanma ile sınırlıdır. siyaset ve yönetim arasındaki ilişkiyi. Siyaset-Yönetim Zıtlaşması-Dichotomy.Modeli a. Wılsoncu paradigmayı destekleyici kararlar vermiştir. ABD Yüksek Mahkemesi Kararlarında Wilsoncu Paradigmanın Yorumlanışı ABD Yüksek Mahkemesi. refah devleti uygulamaları kapsamında kapitalizmin yeniden yapılanma sürecine. tam tersine hareket ederek. Mahkeme. 1940 sonrasında ise. 101-102 2. Wilson’un ayrım-distinction olarak nitelendirdiğini. 1940’Iara gelinceye kadar. Siyaset – Yönetim Ayrılığı Modelleri l. önerdiği vurgulanmaktadır. Paradigma 1930’lardan itibaren değişikliğe uğrasa da bu özellik değişmemiştir. 124 Svara. Zıtlaşma Modeli İle ilgili Görüşler (aa) Yetersiz Bir Kırılma Olarak Zıtlaşma Modeli (ab) Bir Hiyerarşik İlişki Olarak Zıtlaşma Modeli (ac) Yönetimin İşletmecilik Temelli Yapılanmasının Aracı Olarak Zıtlaşma Modeli (ad) Araççılığın Farklı Bir Yansıması Olarak Zıtlaşma Modeli b. Wilsoncu Paradigmanın Yeniden Kuruluşu Wilsoncu paradigmanın temel özelliği. siyasa siyasetinin de. 1920’lerde ise. demokratik anayasal haklan korunması düzleminde katkı sağlamak şeklinde olmuştur. Zıtlaşma Modelinin Reddi Bu görü§ü ortaya atan James Svara. Kayırmacılık v. uygulamalarda. Mahkeme. siyaset tiplerini. kamu hizmetlerinde siyasetsizleştirmeyi-depolitisation-. kamu yönetiminin işletmecilik / piyasa ilkelerine göre yapılandırılmasıdır. ABD’ye ve bu ülkedeki kamu yönetimine özgü koşullara dayandırmaktadır. 101 Yüksek Mahkeme. Yüksek Mahkeme Kararlan. partizan-kayırma. kamu görevlilerinin anayasal haklarını ikinci planda tutmuştur.olarak adlandırılır. Goodnow’un kavramı sertleştirerek zıtlaşma-dichotomyşeklinde kullandığını belirtmektedir. 125 11 .

bir siyasal meşruiyet sorununa indirgenmektedir. Svara’nın modelinin iki önemli özelliği vardır: ilki. yönetişim paradigmasını dar yorumlayarak. 144-145 12 . Weber. 126 2. Weber’in. kapitalist yönetsel kurumları. Tamamlayıcılık-Complementarity_ Modeli Tamamlayıcılık. Siyaset ve Yönetimin Birleştirilmesi Önermesi: Waldo ya da Kamu Yönetiminde Eklektizmin Doruğu Anglo-Amerikan bakışı açısının önemli temsilcilerinden biri. kamu yönetimi alanında. değişimi başlatacak güç. seçilmişler ile atanmışların ortaklığı üzerinden bir model kurmaya çalışmıştır. bürokrasi adı altında tanımlaması ve kuramlaştırmaya. Kıta Avrupası Yaklaşımının Çözümlenmesi Kıta Avrupası yaklaşımı. etki. toplumsal dinamik. siyaset ve yönetim ilişkisini demokrasi-bürokrasi karşıtlığı temelinde kurmuş ve yorumlamıştır. çalışması bakımından önemli bir yer tutmaktadır. 127 3. siyasal olandan ekonomik olana genelleme yapmaktadır. Bireylerin Tarih Yapıcılığı: Karizmatik Otoritede İktidar Mücadelesi Weberci yaklaşımda. 130 III. karizmatik önderden beklenmektedir. karizmatik otorite hem tarihsel bir dönem hem de bütün bir tarihi değiştirici güç anlamına gelmektedir. siyasettir. bireyselliği öne çıkaran ve tarihi değiştirici güç olarak bireyleri temel alan yaklaşımıyla liberal siyasal kuramın ve tarih yaklaşımının en sistematik örneğini oluşturmaktadır. İkinci olarak ise kamu yönetimi disiplini ve uygulamasındaki siyaset-yönetim ilişkisinin. siyasetçiler ve yöneticiler tarafından karşılıklı olarak sorumluluktan kaçmaya yönelik kullandık\an bir araç olduğunu belirtmektedir. siyaset-yönetim ayrımına taşımış. zıtlaşma modelini reddeden Svara tarafından alternatif bir model olarak ortaya atılmıştır. başlangıcından beri zıtlaşma niteliği taşımadığı aksine tamamlayıcı bir özellik gösterdiği iddiasıdır. Çünkü. Çünkü. Waldo’nun belirgin özelliği. Dwight Waldo’dur.Svara. siyaset-yönetim zıtlaşması savı ile demokrasi-bürokrasi karşıtlığının bir tür sentezini yapan eklektik bakış açısını yansıtmasıdır. bürokrasi karşıtlığının nedenlerini bünyesinde barındırmaktadır: “Ussallık” veya süreklilik bir yandan olumlanırken diğer yandan tüm topluma egemen olmasından korkulmakta ve birey haklan açısından bunun tüm topluma egemen olmasından korkulmakta ve birey haklan çıktığında. ekonomik olandan toplumsal olana değil. siyaset ve yönetim ilişkisini yorumlayışı veya inşa etmesinin de belkemiğidir. zıtlaşma modelinin. 142 1. 144 Weber’in karizmatik otorite kavramsallaştırması. 139 A. Weberci Yaklaşımda Tarihin İktidar Mücadelesi Olarak İnşa Edilmesi ve Siyasetin Başatlığı Weberci yaklaşımda tarihteki başat öge ekonomi değil. 138 Weber. Karizmatik otorite aynı zamanda.

Bu süreç. Demokrasi –Bürokrasi Karşıtlığı: Bir Yapay İktidar Mücadelesi mi? Weber. 147 B. siyasal örgütlerde. aynı zamanda. Siyasetçi. 153-154 Weber. yasaların yürütülmesini denetleyebilmek için parlamento dışında bürokratlarla mücadele etmek zorundadır. siyasal ve yönetsel rolleri ayrıştırarak. Bu tür görevlere. bağımsız olarak eylemlerde bulunur ve davranışlarından tek başına sorumludur. Dolayısıyla ve salt bundan dolayı bir kapitalist kurumdur. güç. kapitalizmin gelişimi ve yapısını dikkate alarak öngörmüştür. demokrasi-bürokrasi karşıtlığını iki unsur üzerinden kurmaktadır. Siyasetçi. aksine taraflı ve tutkulu olması gereken bir görevli olduğunu belirtir. atamayla gelinen görevlerin. Çünkü. seçimle gelinmesi durumunda. Nitekim. tüm modern devletlerde siyasal ve yönetsel kişilerin bulunduğunu. Bu denge sorunu. “Kapitalist Ussallığın Doğal Sonucu: Bürokratik Yansızlık” Bürokrasi tarihsel olarak. Weber. bürokratın. geleneksel otorite yapısını oluşturan güçler arasında bir çatışmaya yol açtığı düşünülmektedir. bilgisini ve karar verme yetkisini. bu otorite tipinde meşruluk sorununu da öne çıkartır. teknik açıdan daha doğru ve duyarlı görev yapılmasını sağladığına inanır. bürokrasinin denetlenebilirliğidir. etkin olabilmek için diğer. Bu uyumun sağlanması. parlamentoda ve Weber’e göre en önemlisi. 153 2. bürokratik yansızlık varsayımıdır. Weber.2. Bunlardan ilki. malvarlığındaki büyümenin. kimi ülkelerde ise. ilişkilerini toplumsallaştırdığını düşündüğünden. iktidarın hizmetinde kullanmasını zorunlu kılar ve sadece kendine verilen görevlerin uygulanmasından sorumlu olmasına yol açar. otoriteyi paylaşmada siyasetçiler ile bürokratlar arasında bir denge sağlamak olduğunu düşünür. olgu-değer farklılığıdır. ilkinin bir devamı olarak. görevlerini tarafsız bir şekilde yerine getirmesi gereken siyasetçinin ise. 149 Weberci yaklaşım. İkincisi ise. değişimin nedeni olarak ekonomik etmenlere dayalı bir iktidar mücadelesi gösterilmektedir. bu iki unsuru da. siyasetçiler\e seçimlerde. Weberci Yaklaşımda Bir istisna: Ekonominin Başatlığı -Geleneksel Otoritede İktidar MücadelesiWeber’in otorite tiplerinden ikincisini oluşturan geleneksel otorite yapısında. karizmanın kurumsallaşmasını.tarafsızlığı. tanımlar ve böylece bürokrasinin denetlenmesinin kolaylaşacağını düşünür. Weber. Olgu-Değer Çatışmasının Yansıması Olarak Siyaset-Yönetim Ayrılığı Weber bürokrasinin. patriyarkal şefin malvarlığının büyüme süreciyle ilgilidir. görevlinin uzman niteliğinin aşınacağı ve bürokratik mekanizmanın doğru çalışmayacağı endişesini taşır. onu denetleyenler için birinci derecede bir iktidar aracı olageldiğini yazar: Weber için. 150 1. Bu çerçevede Weber. ekonominin koşullarına uyum sağlamakla açıklar. Kimi ülkelerde kapitalizmin ortaya çıkışını kolaylaştırmış ve o bağlamda biçimlenmiş. siyaset ve yönetim ilişkisi bakımından önemli olan. kişisel düşünce davranışlarının 13 . bir iktidar mücadelesi ortaya çıkartmaktadır. kapitalizmin gelişmesine yardımcı olmuş ve yine kendi bağlamında bir kapitalist kurum niteliğini kazanmıştır. modern devletin karşılaştığı en büyük sorunun. Demokratik düzende siyasetçi. kapitalizmin ve ulus devlet yapılanmasıyla birlikte ortaya çıkan bir toplumsal gerçekliktir. Bürokratın-memurun.

yüzyıl İngilteresi’nde. devlet neden genel çıkan savunur veya devletin neden sivil toplumun dışında ayrı bir varlığı vardır gibi sorulan yanıtlamak bakımından. Bürokrasi. Ancak. yönetimi ise. Hegel’deki. kişilik-dışı. 154 Weber.sorumluluğunu. siyaset ve yönetim ilişkisinin düşünsel kökenleri ve konuyla ilgili temel yaklaşımlar eleştirel olarak incelenmiştir. 157 Buna karşın gerek Locke gerekse de Hobbes gibi sözleşme kuramcıları. siyasal parti önderleri ölçeğinde çözümlemiş görünmektedir. giderek gelişen bürokrasinin günün birinde. yaşadığı. yasama ve yürütme organlarına ait olan siyasal karar yetkisini kullandığı oranda. “Sivil topluma” dışsal bir varlık olarak sunulan devlet ya da siyasal alan. bu ayrışma ile. demokrasi ve bürokrasi arasındaki iktidar mücadelesinin. 156 Bu süreç. 157 Bu bölümde. sivil toplum ve özel mülkiyet gibi. Hegel’den izlendiğinde. dönemin yalın gerçekliğindeki oluşumları. gerçekte “sivil toplumun” bütünleyici bir parçasıdır. devletin. insan hak ve özgürlüklerini kısıt\ayacağını ileri sürerek kâhinlik yapar. Dolayısıyla. kuramına yansıtmak zorunda kalarak. “sivil toplumun” dışında olmasından dolayı sınıflar üstü. yasal otorite meşruluğunu kaybetmeye başlar. karizma sorununu modern toplum açısından. yasal otorite tipinin meşruluğunu tartışmalı hale getirdiğini varsaymıştır. 158 İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİK ALAN-SİYASAL ALAN AYRILIĞININ TÜREVİ OLARAK SİYASET VE YÖNETİM “İLİŞKİSİ” 14 . “nesnel” bir konumda olmaktan çok. siyasal iktidarı tamamen ele geçirerek. memurlar gibi. devlet.gerçekliği ile karşılaşırız. gerçekte. genel çıkan gerçekleştiren. feodal üretim biçiminden kapitalist üretim biçimine geçiş sürecinin gerilimleri arasında beliren Prusya mutlakçı devletinin tarihsel konumunu saptamaktan öte bir şey yapmamıştır. Weber. Weber. 17 ve 18. özel mülkiyetin yaygınlık kazanmasıyla birlikte ortaya çıkmaya başlayan kapitalist üretim biçiminin tarihsel koşullarının zorlamasıyla. “ussal” bir varlık olması. onun kendinde oluşuna dayandırılmaktadır. tam tersine ekonomik zorun varlığının devamlılığını sağlamak bakımından onun bir parçasıdır ve sınıfsaldır. Nitekim. ekonomik zordan ayrılan ancak ona gereksinim de duyan siyasal zorun kuramını yapmışlardır. bu durumu engelleyecek güç. hükümdarın kişiliği merkez alınarak yapılan bir soyutlamadan başka bir şey değildir. Prusya’nın. Hegel. siyaseti bir değer alanı. olgu alanı olarak gördüğünü ortaya koyar. Ancak.155 Değerlendirme Liberal siyaset ve yönetim ilişkisinin düşünsel kökenlerinin. bu düşünce temelli açıklama biçimi. Alman İdealizmi ve Organik Devlet Kuramı ile sözleşme kuramlarına dayandığı ifade edilmiştir. siyasetin denetiminden kaçarak. 156 Hegel’in kuramında. Weber’in tarih düşüncesinin dinamikliğinin ana mantığını oluşturan karizmatik önderlerdir. Hegelci “düşünce”nin gücü çaresiz kalmaktadır. daha yüksek bir makam ile paylaşmaz. toplumun tümü adına karar veren ve bundan dolayı genel çıkarı savunmak zorunda olan. soyut bir devlet-bürokrasi. Friedrich Wilhelm döneminde yani burjuvazinin giderek güçlenmeye başladığı ve aristokrasinin gerilediği bir dönemde. Weber.

Amaçsal tarih yorumu çerçevesinde. bürokrasininyönetimin. 164-165 Oysaki. tarih hem sınıf mücadeleleri kapsamında hem de her toplumsal oluşumun kendi özgüllüğü içinde ele alınmaktadır. ulaşılması gereken ileri toplumsal yapının vazgeçilmez unsurları olarak anlam kazanmaktadırlar. siyasal birikim kapitalist1eşmeyi gerçekleştirdiği farklı bir özgül örnektir. Bu kabulün sonucu olarak. Nitekim. 161 tarihsel Prusyayoluyla. Nitekim. zorunluluklar kapsamında gerçekleştiği ilk ve tek özgül örnektir. Tüccar sermayesi.gerçekliğin tarihselliği kapsamında konumlanan dolayım kurumlan olarak yaklaşır. mantıksal zorunluluğun bir sonucu olarak ele alınır ve açıklanmaya çalışır. siyaset sorumlu tutulmaktadır. toplumsal üretim ilişkilerinin başka nedenlerle dönüştüğü koşullarda ancak. para ilişkilerinin ve değişimin yaygınlaşmasına bağlanmaktadır. alan ise. 163 A. sanayileşme olgusu da. Paul Sweezy. genel ekonomik veya toplumsal sorunlar ortaya çıktığında ise. bu yaklaşımda. kapitalist toplumdaki siyasal ve yönetsel yapılar da. modern toplum aşamasına ulaşıncaya kadar düz bir çizgi halinde ilerleyen ve özellikle de Batılı toplumların en son ya da ideal ve ileri noktaya ulaştıkları bir olaylar zinciri olarak kavranmaktadır. Ekonomik ve siyasal kapitalizmin bir karakteristiği olarak öne çıkmıştır. 160 İngiliz kapitalistleşmesi.yavaş çalışmasından şikayet edilmekte. 159 Bu bölümün hareket noktası siyaset ve ekonomi ayrılığıdır. 163 Buna karşılık. bu ele alınma biçimi. amaçsal tarih yorumunda. Amaçsal Tarih Yorumuna Göre Ekonominin Teknik Niteliği Kapsamında Nesnellik Kaynağı Olarak Yönetsel Teknoloji Kapitalizmin kökenine ilişkin kimi açıklamalarda. siyaset ve yönetime. bireyselleşmiş köylü ekonomisinin yavaş yavaş geniş bir para ağına ve pazar ilişkilerine dahil edilmesinin. genel olarak. tarih doğal bir teknolojik gelişim süreci olarak kabul edilmektedir. her kapitalist toplumsal .Günümüzde günlük yaşama ilişkin herhangi bir sorun söz konusu· olduğunda. Avrupa feodalizmini karakterize eden. eski üretim tarzının çözülmesine yardımcı olabilir. Fransa ise. Hegelci mantık şemalarına dayanmaktadır. Amaçsal Tarih Yorumuyla Kapitalizmin Kökeni Bu tarih yorumu. Bu görüşü. maddeci bir tarih yorumunda. Karl Polanyi ve Henri Pirenne gibi liberal tarihçilerin yanı sıra. eski üretim biçiminin niteliğine bağlıdır. kapitalizmin doğuşu. 15 . 166 1. 166 Tarihi amaçsal olarak en yi yorumlayanlardan birisi de Weber’dir. ulaşılması gereken evrensel ve ideal biçimler değil. ekonomik ve siyasal alanın biçimsel ayrılığının. Fernand Braudel. koşulların bir sonucu olarak değil. feodal toplum yapısını çözmeye yettiği ve kapitalizmin tam olarak ortaya çıkmasını sağladığı düşünülmektedir. Para ekonomisinin ortaya çıkışı. Andre Gunder Frank ve lmmanuel Wallerstein gibi Marksist kuramcılar da savunmaktadırlar. ticaretin ortaya çıkmasına. Kapitalizmin Kökeni Sorunu Çerçevesinde Ekonomik Alan-Siyasal Alan Ayrılığı Kapitalizmin kökeni konusunda. tarih. Almanya’ya koşut olarak. feodalizmin yerini hangi üretim biçiminin alacağı ticarete değil. I. Tarihsel gerçeklik. siyasal alanın-devletin.

özellikle de iş aletleri ve maddi malları üreten insanları kapsayan üretici güçleri gören kimi Marksist yaklaşımlar da bu kapsamda değerlendirilebilir. böylece. İngiliz Kapitalizmi ve İngiliz Ulusal Devletinin Tarihsel Özgüllüğü 16 . toplumsal yaşamın kuruluşunda tek ve bütüncül bir olgu olarak ele alan Hegelci yaklaşım. Bundan dolayıdır ki. üreticiler ve artı-değere el koyanlar arasındaki özel mülkiyet ilişkisidir. kapitalizm. Tarihin bir teknolojik değişim süreci olarak kavranması. 176 Kapitalizmin ortaya çıkışı da. 172 Poulantzas’a göre kapitalist üretim biçiminde ekonomik ve siyasal düzeylerin eklemlenmesi. Marksist etiketini taşıyan kimi açıklama biçimlerine de yansımıştır. liberal demokrasi etiketinde ayrıcalıklı bir yere yerleştirilir. toplumsal yeniden üretimin zorunluluklarına göre şekillenmişlerdir. devletin ideolojik aygıtları içinde ve üstünde hegemonyasını uygulamadan devlet iktidarını sürekli olarak elinde tutamayacağını belirtir. 173 B. yurttaş kimliği temelinde yürütülen yine en uygar ve ileri bir aşamanın kurumu olarak yaklaşılmak zorunda kalınır. büyük bir niceliksel artışı. temel feodal ilişkilerin dışından gelen bir güçle ya da burjuvazinin feodalizmin prangalarını parçalamasıyla ya da işbölümünün gelişmesiyle değil. Nitekim kapitalizmin kökenine ilişkin yaygın açıklamalarda. bu sistemin özgül yönünü oluşturmaktadır. tarihi üretici güçlerin. Kapitalist toplumun siyaseti de.bir önerme ortaya koymaktadırlar. Bu yaklaşımlar. kapitalizmde. 169 Bu yaklaşımı genel olarak Weberci ekol temsil etmekle beraber. 177 1. krallardan. siyasete de. Bu el koyma ilişkisine piyasa aracılık etmektedir. daha önceki toplum biçimlerinden niteliksel bir kopuştan çok.insanlığın en temel eğilimlerinin kaçınılmaz bir ürünü biçiminde yorumlanmaktadır. 170 2. 172 Althusser. amaçsal ve teleolojik. gelişmesine gereksinim duyulması şeklinde kurgulamakta ve üretici güçlerin gelişimini de kapitalizmin gelişmesine bağlayarak. Bir başka ifadeyle. monarklardan daha doğrusu ayrıcalıklı tüm kişilerden ve unvanlardan bağımsız olarak. Kapitalizmin ayırıcı özelliği. Bu kapsamda. toplum tarafından yaratılmış olan. özgür olan ve tam mülksüzleştirilen üreticilerin artık-emeğine salt ekonomik araçlarla el konulması. üretimin tarımsal veya sanayiye ait bir nitelik taşıması ya da kentte veya kırda yapılması değildir. demokrasi bakımından da tüm diğer toplumsal gelişim aşamalarından ve kendi çağdaşlarından farklılaşmaktadır. hiçbir sınıfın. üretim araçlarını. bu iki düzeyin göreli özerkliğiyle ilgilidir. birer gelişim aşaması olarak bakılması sonucunu doğurur. özellikle tarihin itici gücü olarak. Tarihin Yapısalcı-İşlevselci Kavranışı: Siyasetin Başatlığında Yönetselin Araçsallığı Devleti ya da siyaseti. Maddeci Tarih Yorumuyla Kapitalizmin Kökeni ya da Toplumsalın Piyasa Zorunlulukları Kapsamında İnşası Kapitalist üretim biçiminin temel özelliği. 168 Teknolojik gelişim sürecinin ürünlerinden biri olarak kapitalist toplum. piyasaların genişlemesi ve ekonomik yaşamda ticarileşmenin artması olarak tanımlanmaktadır. tarihsel dönemlere de. kapitalizmin özgül tarihsel koşulları içinde şekillenen siyasal ve yönetsel unsurlar. öncelikle İngiltere’nin tarihsel koşullarından doğmuştur. bu üretim biçiminin ana niteliği olan.

kendinden önceki üretim biçimlerinin olgunlaşması olarak değil. Bonapartızm olmuştur. Bu durum. üretimden çok dolaşımla ilgiliydiler. Bonapartizm. tek başına tarihin itici gücü değil. bir tarım kapitalizminin ortaya çıkmasını engellemiştir. yetenek değişikliğine ve toplumsal ilişkilerde hiçbir zenginliğe elverişli değildir. merkezi bir iktidarın. 186 A. 184 Küçük toprak mülkiyeti. hiçbir gelişim çeşitliliğine. mutlakçı monarşiye giden yol da açılmıştır. küçük mülk sahibi ve köylülük arasındaki ortak yaşam ilişkisine dayandığından. 189 Kapitalizm öncesi karın kaynağı. geleneksel köylü pratiğine dayanmıştır. Küçük bir tarlanın işletilmesi hiçbir işbölümü. Fransa’da İngiltere’nin tersine. bilimsel yöntem kullanılmasını gerektirmediğinden. 182 2. Fransa’nın kapitalistleşme sürecinde etkili olmuştur. eşit düzeyde ilişkiler ve kişiler yaratmıştır. ve 19. burjuvazi. Bu özellik. Küçük toprak mülkiyetinin doğal siyasal yansıması olan bu merkezileşme güçlü ve kalabalık bir bürokrasi yaratmıştır. Mülkiyet yapısının bu özelliği. Fransa’da bütün ülke kapsamında. yüzyıllarda küçük toprak sahibi köylü sayısı artmış ve Fransız tarımı ise. kapitalizm. Fransa’nın Kapitalist1eşmesi ve Bonapartist Devlet Fransa İngiltere’nin tersine. kapitalizmin özgül tarihsel niteliğinin en belirgin özelliklerinden biri olan. Kapitalizm ve kapitalist ulus-devlet tarihsel koşullardan kaynaklanan piyasa zorunlulukları çerçevesinde şekillenmiştir. bir dönüşüm olarak ele alınmak durumundadır. köken olarak. piyasa zorunluluklarının bir sonucu olduğu görülmektedir. Ekonomik Alan-Siyasal Alan Ayrılığının Türevsel Yansıması Olarak Siyaset-Yönetim “İlişkisi” Siyaset-yönetim arasındaki biçimsel ayrılık. Kapitalist Toplumsal Eylemin Biçimsel Bölünüşü: Ekonomik Alan-Siyasal Alan Ayrılığı 17 . bir başka ifadeyle temlik karıydı. ülkenin her yerinde aynı uygulamayı gerçekleştirmesini sağlamıştır. 16. ucuza alıp pahalıya satmak. tutucu bir sınıfsal konum yaratmıştır. 184 Bonapartist devlet. saf ekonomik araçlarla bir kapitalistleşme süreci yaşayamamıştır. İngiltere’deki gibi. siyasal ve ekonomik gücün ayrışmadığı söylenebilir. 182-183 Fransa’da kapitalizmi geciktiren devlet yapılanması. siyaset ile ekonomi arasındaki biçimsel ayrılığın siyasal alandan türetilen bir yansımasıdır. 190 B.Amaçsal ve yapısalcı tarih yorumları terk edildiğinde. 179 İngiltere’de. Feodalizmin Bütünleşik Toplumsal Eylem Biçimi Kapitalizm öncesi ekonomi biçimlerinde. kapitalizmin gelişmesini engellemiştir. Fransa’da. Üretici güçlerin gelişiminin. küçük toprak mülkiyeti temeline dayanan bir siyasal ve ekonomik yapılanmadır. rekabet değil. Bu toplumlarda tüccarlar da. Siyasal alan yani devlet. 185 II. Böylece.

Kapitalist Siyaset Kapitalist siyaseti. özellikle yurttaş “kategorisi” ile toplumsal eşitsizliği ve çatışan çıkarları bağdaştırmaya çalışmaktadır. siyasi baskıdan farklı ve ayrı ekonomik zorunluluklar üretir. emekçi kitle mülksüzleştirilerek. Her iki alanın da. liberal demokrasinin üretim ilişkilerine hiç dokunmamasından kaynaklanmaktadır. saf ekonomik avantaja bırakmıştır. Dolayısıyla. siyasal eşitlik ile sınıf eşitsizliğini birlikte. biçimsel ve kurumsal işleyişi. sürdürmek ve kapitalist mülkiyet sistemini korumak amacıyla ekonomi-dışı düzenleme ve baskı güçlerine gereksinim duyar. modern temsili demokrasi. liberal demokrasi ile kapitalizm arasında bir uyum olduğu görülmektedir. 192 Kapitalizmde. ortak gücün somut bir ifadesi olmaktan çok bireysel çıkarların soyut bir ortaklığından başka bir şey değildir. Salt ekonomik güç. Siyasal Alanın Kapitalist Örgütlenişi Siyasal alanın. 195 2. saf ekonomik amaç taşıyan. baskı kümeleri. Parlamenter temsiliyette de. Mutlak mülkiyet. artı-değere el koymada baskıcı gücün yerine geçer. özgür üreticiler arasındaki sözleşme ilişkilerine dayanır. doğrudan hukuksal ilişkilere ve siyasal bağımlılıktan çok. biçimsel olarak ayrılsa da bu iki alan birbirinin kurumsal olarak tamamlayıcısıdır. 194 Üretimde. ekonominin kendi hukuki ve siyasi biçimleri olması anlamına gelir. 193 1. Temsili kapitalist siyaset. özgür ve eşit yurttaş olma hakkı verilmiştir. Bu özgül nitelik kapsamında. artı-değeri çoğaltmak için iş sürecinin karmaşık ve hiyerarşik bir sistemle denetlenmesi. Bu uyumun nedeni. Bu öğeler. Böylelikle. Kapitalizmde. Kapitalizmin ekonomik zorunlulukları. siyasal parti. kapitalist üretim ilişkilerinin yasal koşullarıdır. parti siyaseti niteliğini kazanır. 197 a. sözleşme ilişkileri ve bunları ayakta tutan yasal düzen. Bu kapsamda. 205 18 . toplumsal güç. artı-değere el koyma ve sömürü gücü. Ekonomik Alanın Özgüllüğü: Artı-Değere Saf Ekonomik Araçlarla El Konulması Artı-değere el koyanlar ve üreticilerin piyasaya bağımlı olmaları ve bu piyasaya bağımlılık. Siyasal ve yönetsel rollerin biçimsel/ kurumsal zıtlaşması öngörüsü. Bu bağlamda.Toplumsal inşa. temsili kapitalist siyasetin bir başka özelliğidir. seçim mekanizmalarını gerektirir. onlara. 204 (aa) Temsili Kapitalist Siyaset Temsili demokraside siyasal ayrıcalıklar yerini. Kapitalist toplumsal yapılanmanın. görünürde bir ayrılık yaratmaktadır. ekonomik alanın tamamlayıcısı olması. temsili ve yönetişimci kapitalist siyaset olarak ikiye ayırarak incelemek gerekir. üretim i1işkilerinin belirli yasal ve siyasi ilişkiler içine girmesinden kaynaklanır. temsili demokrasinin sadece siyasal alanda geçerli olduğu görülmektedir. üretim ve bu üretimi koşullandıran sınıf ilişkileri düzleminde gerçekleştiğinden. siyasal ve ekonomik alanı birbirinden tamamen ayrı olarak kabul etmek olanaklı değildir. yan yana barındırması yine kapitalizme özgüdür. siyasal ayrıcalığın yerini almıştır. birikimin koşullarını yaratmak.

hukuksal ve siyasal kurumları. 208-209 Yönetişimci kapitalist siyasette. temsil mekanizmasının zayıflatılıp dönüştürülmesi ve yönetselin piyasa “mantığına” dayalı olarak öne çıkarılması ile yeniden tanımlanmış ve daraltılmıştır. Bu yeni kapitalist siyaset. hem fabrika hem de büro düzeyinde emek. bir bütün oları: hem siyasal yönetselliğin piyasa ilkeleri kapsamında örgütlendirilmesiyle hem de temsil ve hukuk dolayımlarının dönüştürülerek. Parti ve demokratik kitle örgütleri özellikle de sendikalar siyasa yapım sürecinden dışlanmıştır. siyasal alanda da bir değişim yaratmıştır. 206 Küresel kapitalizm ile birlikte liberal demokrasilerin bu tartışmalı temsili siyaseti de. kapitalizm de biçim değiştirmiş ve bu biçimin siyasal yapılanması da süreç içinde yeniden şekillenmiştir. 215 19 . siyasal alan. kapitalist sınıf için bir ideolojik güç niteliğindedir. işlevsel ve coğrafi bakımdan yaygın bir şekilde daha fazla hiyerarşikleşerek geniş kapsamlı bir toplumsal iş bölümü haline gelmiş ve üretim süreçlerinin yapısında bir mekan hiyerarşisi oluşturmuştur. 210 Yönetişimci kapitalist siyaset. Kapitalizmin aldığı bu biçim. temsilden çok. değişmeye başlamış ve yönetişimci bir boyut kazanmıştır. Bunlar. Kapitalist Yönetsellik (ba) Üretim Örgütlenmesinin Unsuru Olarak Kapitalist Yönetsellik İş süreçlerinin. parlamenter siyaset olarak daraltılmış ve yurttaşlık kapsamında sınırlandırılmış olan sınıfsal ya da toplumsal mücadele.verimliliğini arttırmaya yönelik olarak düzenlenmesi kapitalist yönetselliğin özgül konumunu oluşturur. 212 b. “temsil” ve “yönetim”dir. yönetişimci kapitalist siyasette. sivil toplum örgütleri adı altında özel sektörün siyasal karar mekanizmasına bizzat oturtulmasıyla gerçekleştirilmektedir. Temsili kapitalist siyaset yerini. Meta zinciri. kapitalizmin tarihsel gelişimi boyunca. artı-değere el koymada baskı gücü niteliğini kazanır. siyasal olan unsurların sivil toplum alanına kaydırılması yoluyla kurar. üretim örgütlenmesi düzeyinde kapitalist yönetselliği oluşturarak. Üretimi arttırmak için. 211 Temsili kapitalist sistemde. iyice daraltılarak sivil toplum örgütleri ya da piyasa temsilcilerini kapsamış ve gelir sahipliği ne sınırlandırılmıştır. 214 (bb) Siyasal Alanın Dolayım Kurumlarından Biri Olarak Kapitalist Yönetsellik Siyasal alanın üç temel dolayım kurumu vardır. iş sürecinin karmaşık ve hiyerarşik bir biçimde denetlenmesi. 208 (ab) Yönetişimci Kapitalist Siyaset Küreselleşme süreci ile birlikte. katılımı öne çıkartmaktadır.Liberal demokrasinin. siyaset-yönetim ilişkisini. “hukuk”. Siyasal alanın daraltılması. yönetişimci kapitalist siyasete bırakmaktadır.

(1800’ler-1930’lar) Kapitalist toplumsal oluşumun başlangıcını oluşturan bu dönemde. Liberal Dönem -Siyasal Alanın inşası. 219 (bbc) Yönetim Dolayımı Yönetim dolayımı. Bu çerçevede. 218 (bbb) Temsil Dolayımı Liberal siyaset kuramı. Uzman hukukçu bu zorunluluğu. Yine. bürokrasi ile ilişkileri bağlamında sorunlaştırmakta dolayısıyla tüm toplumsal oluşumu. temsili. devlet siyasalarının araçları haline gelen oligopolistik şirketler ortaya çıkmıştır. borçlar hukukunun tanımladığı sözleşme ilişkisinin dışına çıkamaması ve bu zorunluluğu bilen bir hukukçunun sözde teknik-yansızuzmanlık bilgisi. Siyasal Alanın Yeniden Yapılandırıcı Dolayımı Olarak Siyaset-Yönetim “ilişkisi” Siyaset ve yönetim ilişkisini.(bba) Hukuk Dolayımı Hukuk. Dolayısıyla.(1930-1980) 20 . Özellikle Almanya ve ABD’de sistematik bir ekonomik yoğunlaşma yaşanarak. kapitalistlerin mülkiyet üzerindeki mutlak iddialarını güvence altına alan. ekonomi-dışı zorun kullanıldığı ve piyasa zorunluluklarına hukuk ve yönetim-bürokrasi. piyasa zorunluluklarının bir uygulayıcısıdır. Bu dönemin ikinci yansında (1873-1896). bakanlıklar. siyaset-yönetim zıtlaşması ya da ayrılığı. Örnek olarak. Bu kapsamda. teknokratik bilgi anlamında ortaya çıkmaktadır. kapitalist gelişme bakımından gerekli olan alt-yapı yapımı zorunluluğunu yansıtmaktadır. parti siyasetinin yönetimin piyasa zorunlulukları kapsamında teknik bilgi taşıyıcılığı ile ters düştüğünde söz konusu olmaktadır. teknik ya da uzman yönü kapitalist piyasa zorunluluklarının hem temel hukuki gerekirlik hem de siyasal alanın genişlediği durumlarda. gerçekte piyasa ilişkisinin bir zorunluluğudur. siyasal alanın yeniden yapılandırıcısı olarak.aracılığıyla “nesnellik” kazandırıldığı ve temsil mekanizması ile de toplumsal mücadelenin yürütüldüğü bir biçim alarak inşa edilmiştir. 221 a. Müdahaleci Dönem -Siyasal Alanın Genişletilmesi. köprü veya yol yapımı ile ilgili olarak yararlanılan uzmanlık bilgisi. 220 3. 222 b. siyasa sürecinin teknik tarafını oluşturan bürokrat gerçekte. ticaret hukukunun herhangi bir alanına ilişkin olarak kurulmaya çalışılan bir ilişkinin. devletin baskı gücü özelliğini yeniden üreterek ekonomik alanı tamamlar. 219 Yönetimin bir dolayım kurumu olarak. tröst!er. örnek olarak. karteller görülmüştür. siyasal alan. ticaret hukukunun ayrı bir alanına uygulamaktadır. kamu görevlilerinin siyasa sürecindeki yerine indirgemektedir. sınıf çıkarını gerçekleştirmenin bir dolayımı ve sınıf sömürüsünün gerçek doğasını gizlemenin güçlü bir aracıdır. bakanlık ve diğer kamu kurumu örgütlerini kapsamaktadır. bayındırlık bakanlığında görev yapan bir mühendisin. kapitalizmin gelişme dönemleri temelinde aşağıda incelenecektir.

227 c. yurttaşlar tüketici olarak tanımlanmaya başlanarak. yönetişim formülünde katılımcılık. küresel bir düzeye taşınmış ve uluslar arası resmi örgütler. bilimsel yönetim v.….(1980. kamu siyasaları artık. kamu örgütleri üzerindeki etkisinin arttırılması amaçlanmıştır.b. 1930’lann tersine. siyaset ve ekonomi arasındaki ilişki bakımından önemli sonuçlar doğuracak niteliktedir. Dolayısıyla. Bir başka açıklama ise. Devletin etkin olan kısmı da. Refah devleti ve fordist üretim biçimi ile karakterize edilen bu dönemde.) Bu dönem de. Yine. bürokratlar ve baskı kümelerinin katılımıyla belirlenmemektedir. bir ayrıcalık olarak farklı bir anlam kazanmaktadır. bizzat. toplum adına sermayeye tanınmış bir hak.1930’lardan başlayarak ve İkinci Dünya Savaşından sonra da yoğunlaşarak. ulus-devlet. 227228 Neo-liberal dönemde. 224 Birikim krizi artı-değer oranının sermayenin organik bileşimindeki: artışın etkisini karşılamak üzere yeterince hızlı artmamasından kaynaklanır. düzenleme. siyasal alan bir bütün olarak daraltılmaktadır. daralttığı saf artı-değer elde etme alanı yeniden genişlemiştir. üretim sürecine müdahale etmektedir. devlet. Bu. müdahalenin. yönetişim formülü ne yeniden yapılanarak ya şama geçirilmeye çalışıldığı bu dönemde. onun artı-değer üretimi ve yeniden üretimi için gerekli olan koşulları değişikliğe uğratarak. Bağımsız yönetsel kurumlar. bu kez. emek gücünün meta olarak yeniden üretimini garantiye alma gereksinimidir. Bu durum karşısında siyasal alan da yeniden yapılanmıştır. devlet müdahaleciliğine son vermiş ve devletin genişleyen alanını daraltmayı amaçlamıştır. Kamu siyasalarının belirlenme süreci. Bu birikim bunalımı. devletin genişleyerek. refah devleti uygulamalarıyla bunu olanaklı kılmamıştır. bakanlıkların önemli görev ve yetkilerini elde etmişler ve bu kurumların 21 . siyasetçilerin müdahalesinden arındırılmak istenmiş. ulus-ötesi şirketler ve sivil toplum örgütlerine terk edilmiştir. sermaye birikimi yoğunlaşmış ve artı-değer elde etme sürecinde devlet etkin olmuştur. 228 Uluslararası örgüt ve özel şirketlerin etkin olması parlamentoyu zayıflatmıştır. devlete ait yapı ve süreçler piyasalaştırılarak. toplumun maddi yeniden üretimini yönlendirmesiyle de açıklanmaktadır. siyasal partiler. kamu yönetiminde işletmecilik ilkelerinin bütünüyle yaşama geçirilmeye uygun olduğu. Devletin bu kriz anlarındaki müdahalesi ve kriz sonrasındaki genişlemesi. Neo-liberal Dönem -Siyasal Alanın Daraltılması. devletin toplumsal yaşama müdahalesi artmıştır. siyasetçiler kamusal kararlardan uzak tutulmaya çalışılmış ve 3. Böylece. Böylece. yönetimleri piyasa kurumlarına devredilmektedir. özel şirketlere terk edilmiştir. Böylece. kamu siyasalarını doğrudan belirlemekten uzaklaşarak etkinliğini yitirmiştir. 225 Bu dönemin. 1. tarih dışı ve mantıksal bir önerme olarak ileri sürülebilir. tarihsel ve toplumsal gerçeklik. kapitalizmin birikim bunalımı ile başlamıştır. bağımsız düzenleyici kurumlar oluşturularak. kamu şirketleri özel sektöre· devredilerek. Oysa ki. Çünkü. Tüm bunlar kapsamında. bu dönemde. gözetim ve denetim işlevlerine sahip merkezi ve bürokratik bir örgüt olarak devlet hızla büyümüştür. 2. Bu durum. 227 Kapitalist siyasetin. akımların da etkisiyle. hem kamu ekonomik kurumlarının özelleştirilmesi hem de genel olarak devletin küçültülmesi ile sağlanmakta ve kamusal hizmet alanları piyasalaştırılmakta veya piyasaya açılmaktadır.

biçimsel de olsa birbirinden ayrı olan. federal birimlerin siyasa yapım sürecinde yapılanmış şirketlerin çıkarlarını etkiledikleri için “siyasal” bir nitelik taşıdıkları da öne sürülmektedir. Kapitalist Toplumsal Eylemin Bütünleşik Yeniden Yapılanması Neo-liberal siyasalar. 236 b. neo-liberal dönemde. temsil gibi “kategorilerinin” zayıflaması ve giderek ortadan kalkmasının. kapitalizmin “mantığına” dokunmadan eleştiren yaklaşımlar ise. Küresel kapitalist. kapitalizmin kendini yeniden üretmesinden başka bir anlam ifade etmemektedir. özellikle uzmanlık gerektiren alanların kamu yönetimi örgütlenmesine taşınmasını ve işlevsel kullanımını kapsamaktadır. dolayısıyla. yönetim sürecinde. Ulusal Petrol Konseyi-The National Petroleum Council. Bir başka ifadeyle. siyasal alanı yeniden yapılandırmaktadır. Liberal ve müdahaleci dönemde. bütünleşme kavramı ile açıklanabilir. Bürokratik Neo-Korporatizm Bürokratik neo-korporatizm. birimlerin karşılıklı avantaj sağlayacak biçiminde örgütlendirilmelerini öngören. Yine. uzmanlık bilgisinden yararlanılan yönetsel araçlar olmakla beraber.The Defense Industry Councilbunlara örnek olarak verilebilir. toplumsal alanın tüm unsurları piyasalaştırılmaktadır. neoliberal dönemde artık dar anlamda da olsa bir siyaset-yönetim ayrılığından söz etmek olanaklı değildir. Bağımsız Düzenleyici Kurumlar -Public Authority Movement- 22 . Bu bütünleşmenin kamu yönetimi alanındaki yansıması bürokratik neokorporatizm olmuştur. siyasal ve yönetsel kurumlar. Siyasal alanın ve onun yurttaşlık. ekonomik ve siyasal eylem ile siyasal ve yönetsel kurumların biçimsel ayrılığı üzerinden bir kapitalizm çözümlemesi yapılması güçleşmektedir. kapitalizm ile birlikte siyaset ve ekonomi ve onun türevi olan siyaset ve yönetim ayrılığı şeklinde biçimsel olarak bölünmüş. 233 a. 233 Sürecin kamu yönetimine ve dolayısıyla siyaset ve yönetim ilişkisine yansıması.yönetimine özel şirketler dahil edilerek. siyasal ve yönetsel alana taşıyarak. Bu yeniden yapılandırmanın temel özelliği. Bu süreci. ekonomik alanı ya da piyasa ilkelerini. siyasal alanın nitelik değiştirmesi ve hatta tamamen ortadan kalkacak olması öngörüsü karşısında. Dolayısıyla. Neo-Weberci tartışmalar kapsamında incelenecektir. kapitalist. Artık. kamu kurumlan ve özel sektörün ortaklığına dayanan bir yapılanmadır. Bu tip bir kamusal yapılanma. piyasacı ilkeler temelinde yeniden yapılandırılmakta ve bütünleştirilmektedir. 233 1. süreçte yönetişim uygulamalarıyla yeniden ancak kapitalist bir maddi temel üzerinde bütünleşik bir niteliğe büründürülmeye çalışılmaktadır. hükümetin siyasa sürecindeki etkinliği azaltılmış. ABD’de. bürokratik neo-korporatizm başlığı altında ele alınacaktır. tüm bunların gerçekleşmesi. Danışma Komiteleri -Advisory CommitteesDanışma komitelerinin. Ancak. sınıfsal siyaseti öne çıkaracağı ve siyaseti gerçek temeline oturtacağı öngörülebilir. 228-229 C. 231-232 Feodalite döneminde toplumsal eylem biçimi bütünleşik iken. kapitalist siyasal alan bir bütün olarak daraltılmıştır. bu “olumlu” görünümlerin altında odaklaşıldığından. 232 Küresel kapitalizm döneminde. siyasal alan daraltıldığından ve nitelik değiştirdiğinden.ve Savunma Sanayi Konseyi. siyasal-toplumsal statülerin yerini sınıfsal-gerçek toplumsal konumların alacağı düşünülebilir. yönetim formülü ile.

tüm tarihsel-toplumsal gerçekliği açıklayabilmek olanaklı olamamakta.Tüıkiye’de. kapitalist toplumsal gerçekliğin yeniden üretilmesinin koşullarından başka bir anlam ifade etmemekte. soy temelli bir indirgemeciliğe mahkûm edilmektedir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) buna örnektir. tarafsızlık ve yapı olarak nesnellik. Şeriat. Örnek. temel açıklama biçimi olarak kabul edildiğinde. Kıta Avrupası yaklaşımının varsayımları kapsamında. tüm Türk· Osmanlı toplumsal yapısını bu bakış açısından yorumlamaktadırlar. Ancak. Weberci bürokrasiyi ve temsili liberal demokrasiyi savunmaya dönük bir niteliğe sahiptirler. dönemlendirme sorunundan söz edilebilir. töre. Kanunname. Çünkü. bu yaklaşım. biçimsel bir bakış açısıyla. Töre’nin içeriğini oluşturan kandaş hukuktan yola çıkılarak. Devlet bir çözümleme aracı olarak kullanıldığında ise. Neo-Weberci Yaklaşımlarda Siyaset-Yönetim İlişkisi Neo-Weberci yaklaşımlar. Bu eğilime yakın olan tarihçiler. toplum veya halk edilgen unsurlar olarak kavramsallaştırıldığından. 244 A. sınıfsal bir içerik taşımaktadır. Türkiye Toplumsal Gerçekliğinin Çözümlenmesine İlişkin Yöntemsel Sorunlar Türkiye’nin toplumsal gerçekliği çözümlenmeye çalışılırken üç temel yöntemsel sorun\a karşılaşılmaktadır. özellikle Osmanlı devletinin kuruluş dönemi ile ilgili incelemelerde sıkça rastlanılmaktadır. tarihsel-toplumsal gerçeklik. üstelik güdümlü bir tarih incelemesinin kolayca aracı veya taşıyıcısı olarak konumlanılabilmektedir. “Aşkın Devlet” Koşullanmasıyla Tarihin İleriye Alınması Tarihi ileri alma. her ne kadar.olarak. aşkın devlet koşullanmasıyla tarihin ileriye alınması ikincisi. temel alınan kavram kapsamında anlamlılık kazandırılmaktadır. Tarihin ileriye alınmasına. 247 23 . Fatih kanunnamesi. Bunlardan ilki. 238 2. gerçekte. 246 Türk-Osmanlı toplumsal yapısı. Daha önce. Kamu Bürokrasisi ve Yönetimin Nesnelliği Sorunu Liberal siyaset kuramının en temel varsayımlarından biri. ulus-devlet odaklı olarak tarihin geriye alınması ve üçüncü olarak da. onun kurumsal olarak almış olduğu biçimi veya ulaştığı aşamayı temsil etmesi “doğal” karşılanabilirse de. yine tüm toplumsal ilişkiye.239 D. Türkiye’de bir siyaset ve yönetim ilişkisi incelemesi. Yöntemsel Açıdan Türkiye’de Siyaset ve Yönetim “İlişkisi” Ancak. özellikle kabile toplumunun baştan beri devlet gibi gösterilmesinde ortaya çıkmaktadır. 1990 sonrasında yaygınlaşan bağımsız düzenleyici kurumlardan biri olan. TürkOsmanlı tarihinde. belli sınırlar içinde anlamlı olabilir. göçebe toplumdan sınıflı topluma geçişin belgesidir. Türk-Osmanlı tarihsel-toplumsal gerçekliğinde.yeni kamu yönetimi akımına karşı olarak. saray merkezli bir tarih kavrayışının sonucu olarak. 242-243 III. 245 1. toplumsal gerçekliği dışlayan bir nitelik taşımaktadır. devletin bir belgesi olmasından dolayı. yönetimin nesnelliği konusudur. devlet tekelinde üretilen enerji. Kanunname. bu kez piyasalaştın\arak üretilmektedir. Bir başka ifadeyle. devletin ulaştığı imparatorluk aşamasının bir simgesi olarak yorumlanmaktadır. şeriat ve devlet üçgeninde açıklanmaya çalışılmaktadır.

incelenirken. sınıflamanın yeniden şekillenmesi doğrultusunda temel bir içeriğe sahip olmuştur. Anglo-Amerikan ve Kıta-Avrupası yaklaşımları çerçevesinde açıklanmaya çalışılır. 250 Ulus-devlet odaklı olarak tarihin geriye alınmasının en önemli örneğini. siyaset ve yönetim ilişkisi. 1950-1960 (Liberal Dönem) ve 1960 sonrası (Planlı Kalkınma Dönemi) şeklinde yapılan bu dönemlendirmelerin. erken modern dönem içinde geçerli bir paradigma olarak görmeye itmektedir. özel mülkiyete dayalı toplum yapısına geçiş ve bu geçişte dış dinamiklerin yönlendiriciliği ve iç dinamiğin hareket kabiliyetinin sınırlanmasına bağlı olarak. 251 3. bunlar. Tanzimat dönemi ve “reformları”. 257 Anglo-Amerikan yaklaşımının düşünsel kökenlerinden olan. sözleşme kuramı da. Türkiye toplumsal gerçekliğine uygulanamaz bir nitelik taşıdığı kolaylıkla söylenebilir. Tüm bu incelemelerin yola çıktığı önerme geleneksel bir toplum olarak Osmanlı toplumunun modernleşmekten ya da daha iyi bir toplum olmaktan başka çaresinin olmamasıdır. Osmanlı kaynakları da. yöntemsel olarak. eski yönetim sisteminin ve toplumsal gerçekliğin kendini yenileyemez yeniden üretemez bir duruma gelmesinin sonuçlan olarak değerlendirilerek. piyasacı ilkelere göre yapılandırılmasını önermesi oluşturmaktadır. ‘’liyakat’: “kamu hizmeti”. İngiltere’de burjuvazinin siyasal alanı inşa etme sürecinin. “Bürokratik liyakata” vurgu yapan. siyaset ve yönetimin ayrılması gerektiğini öne sürmüştür. yüzyıldaki değişmeler birdenbire gerçekleşen ve daha önce örneği görülmemiş olgular olarak görülmektedir. ekonomi siyasaları ile siyasal iktidar değişiklikleri arasında paralellik kurduklarını ve dolayısıyla bu yaklaşımın siyasal iktidar değişikliklerini ekonomi siyasalarındaki değişikliklerin sonucu değil. araştırmacıyı. 19. devletin mülk sahibi olduğu ve bu kapsamda bir sınıflaşmanın toplumda gerçekleştiği bir tarihsel gerçeklikten. nedeni olarak kavradığını belirtir. Wilson hem tarihsel örnekler.özel mülkiyeti güvence altına almayı kapsayan bir siyasal kuram olma niteliği taşımaktadır. 253-254 B. Dönemlendirme Sorusu ve Cumhuriyet Cumhuriyet dönemine ilişkin çözümlemeler yapılırken. 1923-1930 (Geçiş Dönemi). Anglo-Amerikan yaklaşımına temel özelliğini veren Wilsoncu paradigmanın temel özelliği. Tanzimat dönemi ve bu dönem öncesini kapsayan geçiş dönemi incelemeleri oluşturmaktadır. hem de Amerikan kapitalizminin kendine özgü kimi özelliklerinin sonucu olarak. liyakate dayalı bürokrasisiyle modern ulus-devleti.2. “hakkaniyet” ve ‘’akılcı’’ uygulamalar gibi modern (kapitalist) ölçütlerle yaklaşılmaktadır. Türkiye’de Siyaset ve Yönetim İlişkisinin Maddi Temeli Üzerine Önermeler Siyaset ve yönetim ilişkisinin-zıtlaşmasını bir öneri olarak ele aldığımızda. siyaset ve yönetim. kamu yönetiminin yasa benzeri işletmecilik ilkelerine ya da. 256 SONUÇ Liberal siyasal kuramda. 1930-1950 (Devletçi Dönem). standart bir dönemlendirme kullanılmaktadır. 256 Türkiye’de. “Ulus –Devlet” Odaklı Olarak Tarihin Geriye Alınması Osmanlı tarihi incelemelerinde erken modem Osmanlı devletine. Gülalp. 258 24 .

sorgulamayan. siyaset ve yönetim ilişkisini bir ayrılık olarak kavramaları oluşturmaktadır. en önemli ortak noktası. kapitalizmin gelişim süreci içinde ortaya çıkan yeniden yapılanma süreçlerinde biçim değiştirerek. zorlayarak ve giderek de yıkarak özgürleştirici olabilirler. belirlenmiş.Anglo-Amerikan ve Kıta Avrupası yaklaşımlarının. 259 Siyasal alan söz konusu dolayım kurumları ile temel kuruluşunu gerçekleştirmekle birlikte. eleştirmeyen ve hangi tarihsel ve toplumsal temelden beslendiği bilinmeyen işlevsel mantık şemalarına dayalı ideal akıl yürütme biçimleriyle toplumu özgürleştirici nitelik kazanamazlar. düşünce kalıplarını eleştirerek. temsili kapitalist siyasetten yönetişimci kapitalist siyasete doğru evrilmiştir. 261 Toplumsal bilimciler. Toplumsal bilimciler. koşullanmış. 263 25 . ancak.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful