You are on page 1of 13

12Mart döneminin önemli isimlerinden Sarp

Kuray’n, mülteci olarak yaşadğ Avrupa’dan


dönmeden önce Mine G Saulnier’e yaptğ aç
klamadan..

..Deniz Gezmiş’i ben sakladm. Bunu herkes biliyor.


Deniz, benim elbisemle yakaland. Hepimiz vardk
bu işin içinde. Denizler de var, Mahirler de var, biz
de vardk. Zaten üç büyük grup vard. Deniz’i
saklandğ bir evden diğerine Orman Bakan
Turhan Şahin’in makam arabas taşyordu. Turhan
Şahin Nar Limited Şirketi’nde İrfan Solmazer’le
ortakt. Ve hazrlanp düşük doğan 9 Mart olaynn
içindeydiler. Yukardaki kadrolarda mevzilendikleri
için de, bir yandan bizi, bir yandan komuta
merkezini, bir yandan Amerika’y çevire çevire
oynattlar. 9 Mart hazrlğna katlan herkesi
karalamak niyetinde değilim. Samimi olarak
inananlar da vard işin içinde. Zaten biz de inandğ
mz için girmiştik. (...)Bu iş çok karşk, örneğin
Hasan Cemal’i ele alalm, Uluç Gürkan diyelim.
Bunlar o zaman Devrim gazetesindeydiler. Bu 9
Mart olaynn düzenlenmesinde en uç adamlard.
O gün Hasan Cemal’in kaleminden kan damlyordu.
Adn saydğm kişiler sayesinde, CIA’nn bir
komplosuna kurban gittiğimiz inancn taşyorum.
Üstüme gelirlerse daha da çok konuşurum. Ama bu
taraf hiç kurcalanmad. Uğur Mumcu ile ölmeden
önce konuştuk, kaset yapp verdim. Niçin olayn
bu yönüyle üstüne gitmediğini sordum: “Demokrasi
diyorsunuz, Celil Gürkan olayn ele alyorsunuz, 9
Mart’ bir yere kadar getiriyorsunuz. Bunlar da
anlatmak gerek Uğur ağabey” dedim. Bana, “Onun
arkasna bizim kudretimiz yetmez Sarp” dedi.

POLİSİN ÜSTÜNE BOMBA ATACAK, "ORDU-


GENÇLİK ELELE" DİYECEKTİK
Hasan CEMAL, Ar Grubu’nda gerçekleştirdiği
sohbette, 1971’deki “Büyük Devrim” hayalleri ile
ilgili sorular cevaplad.

.. Kitap çktktan sonra ilk defa Hulki Cevizoğlu


“Ceviz Kabuğu” programna davet etti ve kitab
okumaya başlad. Kitabn baş şöyleydi: “Meydan
n iki tarafna iki tane bomba atlacak, hem de
polisin üstüne ve ondan sonra hareket başlayacak”.
Fakat bir anda okumaya başlandğnda herkes
tedirgin oldu. O olayn planlanmasnda ben de
vardm, yine de bunun bir anda tv’de söylenmesi
beni ürküttü. (...) 1970 yl Türkiye’de müthiş bir
kutuplaşma yaşanyordu. Ülkücüler ve devrimciler
vard. İnsanlar sokaklarda vuruşuyor, özellikle
öğrenciler öldürülüyordu. Türkiye’nin sarsldğ bir
dönemdi. Biz de bir eylem düşünüyorduk. Bu eylem
Ankara’da Atatürk Meydannda gerçekleşecekti.
Meydann bir köşesinde sinema, bir köşesinde
orduevi, karşsnda da Yüksel Caddesi vard. Büyük
bir gösteri, ondan sonra yürüyüş ve Orduevi’nin
önüne geliş. Sonra iki taraftan iki tane bomba
polisin üstüne atlacakt. Sonra “ordu gençlik elele”
diye bağrlacakt. 27 Mays’n tekrarna benzer
bir sol darbe yaplacağ düşüncesi hakimdi. O
zamanlar 23-24 yaşnda ve “Devrim” dergisinin
yaz işleri müdürüydüm. Amacmz Türkiye’yi
kurtarmakt. Bu darbe, Türkiye’de bir devrimci
uzants yapt. Bu devrimci yol tek parti
yönetimini savunuyordu. Planlama hem özel kesim
için hem devlet kesimi için zorunlu olacakt.
NATO’dan çklacakt. En büyük düşmanmz
emperyalizm ve Amerika’yd. Bu yol içinde ilk ad
m askerin darbe yapmas, parlamentoyu kapatmas
 idi. Ama ksa süre sonra 12 Mart 1971’de darbe
geldi, DEMİREL istifa ettirildi, Nihat ERİM’in
başbakanlğnda hükümet kuruldu, dergimiz kapat
ld, Deniz GEZMİŞ ve arkadaşlar idam edildi. 28 y
l sonra ben bu kitab yazdm, DEMİREL’e de
birkaç satr yazarak gönderdim. İçine şöyle yazm
ştm: “İyi darbe yoluyla devirmeye çalştğm y
llarn hikayesi”. İlginç bir şey; aradan yllar geçiyor
ve biz şimdi birlikte seyahatlere gidiyoruz.
Gazeteci-devlet adam ilişkimiz de iyi. (...)
Moskova ve Amerika Türkiye’yi kendi taraflarna
çekmeye uğraşyorlard. İş yeraltna girdi, silah
karşt, şiddet yaşand.(...) Eğer 1971’deki devrimi
gerçekleştirmiş olsaydk, sadece S.S.C.B gibi
bugünlere gelmek için vakit kaybedecektik. Ama
eninde sonunda geleceğimiz yol, bu yol olacakt.
Devrim gerçekleşmediği için, bu yolu daha hzl
katettik, bu yüzden iyi ki gerçekleşmemiş diyorum.

ONLAR BİZİM KARDEŞLERİMİZDİ

1971’deki Nurhak Operasyonu’nu yürüten Piyade Jandarma Alba


Nurhak Ey Nurhak kitabnda anlatyor....Bir avuç insana bakp,
demokratik nizam, silah zoru ile ykarak yerine marksist-lenin
insanlar bu kadar myd düşüncesi yanlş olur. Onlara verilen g
yatan büyük ve gizli girişimin ufak bir bölümü idi. Bu görevi yapm
içtenlikle bir araya geldiler, zorluklar göğüslemeye çalştlar, e
yapmak için çaba sarfettiler. Belki zamansz olarak görevlendir
gönderildikleri, belki de arkalarndaki büyük güç’ün desteğinden
yenildiler. Bu ilk pratikti. Büyük ve affedilmez hatalar da yaptla
hatalarn dile getirirken asla onlar küçük görme düşüncesinde
hatalar yapmasalar, kaybettikleri üç arkadaşlar da, Sinan Cem
Alpaslan Özdoğan hayatta olabilirlerdi. Yaşamlarna ve ölülerine
üç gözüpek gençin Gölbaş ilçesi İnekli köyü srtlarnda öldürülm
kendilerin yakalamaya çalşan nizami kuvvetlerden çok, kurtarm
n büyük katks olmuştur. Bunu ifade ederken İnekli köyü sakinl
cumhuriyet jandarmasn korumak gibi bir niyetim asla düşünül
Nurhak operasyonunda yakalayabildiğimiz gençlere, harp esirle
muamelenin dşnda gösterdiğimiz ilgi ve yaknlk yaşayanlar
silinmemiştir. Yürürlükteki düzen ve yasalara aykr hareket etm
kardeşlerimizdi.

HALKIMIZ 12 EYLÜL’E ALKIŞ TUTTU

14-18 Eylül 2000, 12 Eylül Kaçaklar, Emin Karaca,


Milliyet

..Köye indim. İnsanlarmzn (12 Eylül


1980)darbeye sevindiklerini gördüm. Benim kod ad
m ‘Şahin Hoca’ idi. Bana dediler ki: ‘Şahin Hoca
artk kurtulduk, asker geldi, iktidar ald, Demirel
hükümetini devirdi, şimdi Vali Reşat Akkaya’y da
görevden alrlar, jandarma komutann da, bütün
MHP’liler tutuklanr, asker tarafsz davranacağna
söz verdi, kurtulduk.’ Bizim uzun zaman kendilerine
faşizm ve askeri cuntalar üzerine seminer
verdiğimiz halk, daha ilk günden 12 Eylül’e işte
böyle bakmaya başlad. (...)

Komünizmden, 70’lerde 19 - 20 yaşndayken anlad


ğmdan çok daha farkl şeyler anlyorum. Ben
şimdi komünizmden, Marksizmden insan haklar
düşüncesini üstün tutan bir siyasal projeyi anl
yorum. Düşünce özgürlüğü insan haklarnn önemli
ilkelerinden biridir. Ben faşistler için de düşünce
özgürlüğünden yanaym. Silahla devrim yapmaya
ilkesel olarak kesinlikle karşym. Demokratik bir
toplum arzuluyorum. Sosyalistlerin de çifte
standart kullanmamasn istiyorum.

(Fatsa Dev -Yol davasndan idama mahkum edilen


Adnan Keskin, Köln’de mülteci olarak yaşyor.)

ARKADAŞIMIN ELİNDE BOMBA PATLADI

“Acilciler” örgütünden Engin Erkiner, 1980’de


Sağmalclar’dan kaçt. Şimdi Frankfurt’ta taksici.

..Planmz 1977’nin başlarnda Malatya olaylarn


n yldönümünde Türkiye’de bir silahl çkş
yapmakt. Olabildiği kadar fazla sayda şehir ve
kasabada ayn gece belli hedefleri
bombalamayacaktk. Ama başlangç iyi olmad.
26 Ocak 1977’de 13 kişi birden ayn gece eylem
yaptk ve kayp verdik. Trabzon’da, Yüksel Eriş adl
arkadaşn elinde bomba patlad ve öldü. Bir başka
arkadaş (Rza) polisle çatşmada yakaland. Bu ilk
kadrodan tek ben hayatta kalmştm, çok kayp
vermiştik.

BİNLERCE GENÇ CAN VERDİ

1978-1980 yllar içinde 5 bin 241 kişi siyasal şiddet olaylarnd


bin 152 kişi yaraland, sakat kald. İstiklâl Harbinde, Sakarya S
 5 bin 713, yaral miktar ise 18 bin 480’dir.. 12 Eylül dönemin
cezas verildi. 49’u infaz edildi. 300 kişi kuşkulu bir biçimde öld
öldü. 14 tutuklu açlk grevinde öldü. 650 bin kişi gözaltna aln
230 bin kişi yargland. 30 bin kadar insan siyasal sğnmac o
1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 30 bin kişi işten atld. (Kaynak: B
1995, Cem yaynlar)

OHAL verilerine göre 19.07.1987 - 30.04.2002 yllar arasnda


polis hayatn kaybederken 11 bin 76 güvenlik görevlisi yaralan
bin 479 vatandaş hayatn kaybetti, 5 bin 501 vatandaş yarala
arasnda 307 kamu görevlisi yatamn yitirirken, 204 kamu gör
bin 515 örgüt üyesi çatşmalarda ölürken, 623 örgüt üyesi de ya

ADAM ÖLDÜRMEYİ MAZUR GÖSTERECEK


KADAR ÇILDIRMIŞTIK

Prof. Ümit Necef, eski TİKKO önderlerinden


..O dönem bizim düşüncelerimize göre toplum bast
rlmşt. Durumu halka göstermeyi amaçlyorduk.
Bunun için de karakollara saldrmay, asker ve
polis öldürmeyi, amacmz gerçekleştirmenin tek
yolu olarak görüyorduk, yanldğmz anladğm
zda ise iş işten geçmişti. 1974’de örgüt polis taraf
ndan dağtld. Devlet bunu yaparken halktan
büyük destek gördü. Toplumun bizi sevmediğini o
zaman anladk. İnsanlar bizim saklandğmz
yerleri polise bildirdi ve yakalanmamza yardm
etti. (...)Yaptğmz kesinlikle yanlşt ve etkin
değildi. Diğer insanlarn hayatlarn tehlikeye
atmamalydk. Onlar öldürmemeliydik. Amacmz
n, aracmz yani öldürmeyi mazur göstereceğini
düşünecek kadar çldrmştk. 1975 ylnda
şiddete ve silahl mücadeleye olan inancm yklm
şt. Bundan dolay, parti içinde şiddete karş
mücadele ettim, bir süre sonra kendi hayatmn
tehlikede olduğunu hissetmeye başladm.
Terörizme devam etmek isteyen örgüt arkadaşlar
m bir şekilde benden kurtulmak istiyorlard.
Sonunda sahte bir pasaport temin ederek,
Türkiye’den ayrldm. (...)Sonu ölümle biten baz
kararlara katlmş olabilirim. Şükür ki kimseyi
bizzat öldürmedim... Bütün bu olaylara katldğm
için çok üzgünüm ve bunun bedelini çok ağr
ödedim. Üniversiteyi ve ailemi terkettim. Ülkemden
ayrlmak zorunda kaldm. Hapse girdim. Zihnimde
birçok yaralar açld. Ayrca insann kendine
verdiği zarar hiçbir şey ile kyaslanamaz. (...)Bizim
terörümüz, 1971’de askeri darbeye neden oldu.
Terörist eylemler 1980’de başka bir askeri darbeyi
yaratt. Ben Türkiye’deki şiddetin artmasna katk
da bulunan kişi, bir teröristim. Eğer tarihi bir
mahkeme kurulursa ilk önce bizi, sonra hem 1970’li
yllarda gerçekleştirilen terörist hareketleri, hem
de PKK’y yarglamaldr. Biz, Türk ulusunun
karakterinin en dibindeki bölümü gün şğna ç
kardk, harekete geçirdik, toplumu şiddete ittik. Art
k terörle birşeyleri elde etmenin ne kadar yanlş
ve haksz olduğunun herkes tarafndan bilinmesi
gerekir. Terörizm hiçbir şekilde mazur gösterilemez.
(25 Şubat 1999, Hürriyet, M. Ümit Necef)

SOL GEÇMİŞİYLE HESAPLAŞIYOR

10 Ocak-12 Ocak 2002, Milliyet, Can Dündar

..Darbenin kapsam ve boyutunu, bunun toplumda


yarattğ altüst oluşu ve özellikle de halk taraf
ndan desteklenmesi olgusunu yeteri kadar
göremedik. Anlamadk bile... Bu nedenle de,
yakalandktan sonra “Biz yenilmedik. Darbe, yapt
klarmzdan değil, yapamadklarmzdan oldu”
dedik. Her şeyi basit bir çizgisel devam üzerine
oturttuk ve “12 Eylül öncesi neyi yapamadysak,
(silahl mücadele temelinde devrim, solda birlik
cephesi, parti vs.) onu en iyi şekilde yapmak
gerekir” diyerek kaldğmz yerden devam etmeye
başladk.

Oysa yaplmas gereken, 12 Eylül öncesi de dahil


köklü bir eleştiri ve muhasebeydi. (...)Büyük bir
romantizm ve çocuklukla giriştiğimiz işler ksa
sürede “gerçeğin ac tokad”n yedi: Halkn büyük
çoğunluğu darbeyi destekliyordu ve baz şehirleri
bile kontrol altnda tutacak kadar büyümüş
hareketimiz kitlesel desteğini tümüyle kaybetmişti.
(...) Bizim kuşak çok ac çekti. Bunun nedeni
ülkemizi ve insanmz gerçekten çok sevmemiz,
daha da önemlisi kendimize sayg duymamzd.
İnsanlarn çoğu yurtdşnda kalmay bile kabul
etmeyip, geri döndüler; aç kalmay, hapse
düşmeyi, ölümü tercih ettiler.
Onlar bu ülkeyi gerçekten seven, sessiz
kahramanlardr. (...) Şiddetin benim hayatmda
yarattğ tahribat biliyorum. Bir bireyde bunlar
yaratann, toplumda yarattğ tahribat bir
düşünün. Bu nedenle Türkiye’nin temel probleminin
şiddet zihniyeti ile hesaplaşmak olduğuna inand
m, hala da inanyorum. Asrlardr sorunlar şiddet
temelinde çözmeye alşmş toplum, sadece
evlatlarn yiyip bitirmekle kalmyor, kendini de
tahrip ediyor ve en kötüsü, şiddeti içselleştiren,
doğal kabul eden bir kültür yaratyor. Söylediğim
sadece sola ilişkin bir durum değil. Genel ve temel
bir toplumsal sorunumuzdan söz ediyorum. (Taner
Akçam, Dev-Yol Liderlerinden)

GEÇMİŞİMLE YÜZLEŞMEYE ÇALIŞTIM

Ülkücü militan Ali Oğuzhan Cengiz, 12 yl hapis yatt


. Yank Kale/Cezaevi Günlüğü adyla bir kitap yay
nlad.

..Kimsenin yllar öncesine dönme cesareti yok


şimdi. Hatta unutmak ve unutturmak isteyenler
çoğunlukta. Gerçeğin sesini susturmak mümkün
mü? Değil! Kişisel çkar ve hesap peşinde koşanlar
yllar öncesini asla hatrlamak istemezler. Fakat o
yllar karşlksz, beklentisiz, hesapsz
yaşayanlarn hâlâ söyleyecek sözleri var ve bu
sözler henüz söylenmedi. Ülkemizin gerçeğiydi
yaşadklarmz, bu gerçeklere kimsenin srtn
dönme hakk yoktur, özellikle de yaşayanlarn.
Yanlşlar gelecek kuşaklara aktarlrsa tekrar
önlenir, doğrular aktarlrsa tekrar önlenir,
doğrular aktarlrsa doğru büyür ve güçlenir. (...)
Ben hayatmn bir dönemindeki yanlşlar ve
doğrumu ortaya koymaya çalştm. Yüzleşmeye çal
ştm geçmişimle, kendi içimden gelen sesi
duyurmaya çalştm yllar sonra. (...)Ne için ve
kim için ölüyorduk, öldürüyorduk? Bu sorunun
cevabn kendi şahsm adna biliyorum ama
bilmeyerek ölen ve öldüren yüzlercesini tandm.
Sadece macera ve hareketin olduğu yere akan
yüzlerce insan... Onlar için ideal, ülkü, ufuk gibi
kavramlar yoktu. Öncelikle mensubiyet duygusunu
yaşayarak, kendilerini bir yere mal ederek var
olmann yollarn arayan bir sürü insann, siyasi
aksiyon içine katlmas seviyeyi müthiş düşürdü.
İdeolojik militarizm, şahsi inisiyatifin eline geçmeye
başlad. İhtiraslar, hesaplar karşt işin içine. Ky
m işte bu noktada başlad ve hiçbir kabahati,
günah olmayan masumlarn can yand. (...) O
kadar agresif ve kendini bilmez insanlar var ki
zaman zaman onlarla ayn ideolojiyi paylaşmş
olmaktan dolay utanç duyduğum anlar oluyor. (...)
3 Mart 1982’de idamlar Danşma Meclisi taraf
ndan onaylanan üç mahkumun infaz bu sabah
gerçekleşmiş. Bir an için şok oldum. İdam kararn
n infaz, bütün siyasi mahkumlara yönelik bir
hareket. Aslann hangi görüşten olduğu pek
önemli değil. Önemli olan bu kararn uygulanmas.
Böylece 12 Eylül 1980’den bu yana aslanlarn say
s 13’e çkt. Aslanlarn onu devrimci, ikisi
ülkücü, biri de sadece mahkum (...) Bunlarn üçü de
‘‘Türkiye Komünist Emek Partisi’’ üyesi. Ölüm cezas
, dün gece sabaha karş Buca Kapal Cezaevi’nde
infaz edilmiş. Haberi okuyunca tüylerim diken diken
oldu. Aslanlar her ne olursa olsun, önce insand
lar. Kimsenin kimseyi asmaya hakk yok. Onlar da
kendi inançlar için, ideolojileri için ve en önemlisi
Türkiye için mücadele ettiler. Sistem onlarn
fikirlerini ve fiillerini kabul etmeyebilir ama idam
etmeye asla hakk yok. (16.09.2001 Hürriyet,
Bombac geçmişiyle yüzleşiyor)
MHP’Lİ İŞÇİLERİ ÖLDÜREMEZSİN

Doğu Perinçek, Dş Politika dergisi, say 7, ekim


1989

..Denge Kava’nn lideri Ferit Uzun, Beş Parçaclar


n lideri Ali Rza Koşar, bizim Gaziantep İl Başkanm
z Zeki Ön, Dev-Yolcular, Kurtuluşçular, her
gruptan insan öldürüldü. Solcular tarafndan
öldürüldü. (...)Antepte sol içi kavgalarda bir iki ay
içerisinde 60 kişi öldü. Adam gidiyor Ümraniye’de
taşocaklarnda götürüyor beş tane işçiyi kurşuna
diziyor, başlarn taşla eziyor. Niçin yaptn? “Yahu
bunlar MHP sempatizan.” (...) Hiç kimsenin MHP
sempatizanlarn kurşuna dizmeye hakk yoktur.
Ben bir marksist olarak söylüyorum: Adam bunu
Marksizim adna yapyorsa, ben o MHP sempatizan
 işçilerle beraberim. Bir takm Marksistler gelip 5
işçiyi yine kurşuna dizmeye kalkarsa ve ben o
kahvede olursam, ben onlarn silahna sarlp
işçileri savunmazsam kendimi vicdanen mahkum
ederim. Sosyalizmin de bir legalitesi ve kanuniyeti
vardr. Sosyalizmde kimsenin adam öldürmeye
hakk yoktur. Nedir, savaşta insanlar birbirlerini
öldürüyor, o ayr bir mesele. Ama masasnda
oturan adam kaldrp götürerek kurşuna
dizemezsin. (...) Kald ki kahve taramak, kepenk
kapattrmak, halktan zorla para toplamak, bunlar
da sonuç itibariyle sosyalizmi rezil eden ve
Türkiyede sosyalizmin halkla birletmesini
engeleyen olaylar haline geldi.

ONLAR DÜŞMAN, ACIMAYA GELMEZ

6 Kasm 1978-16 yaşnda cinayetten yakalanan


ülkücü Ferhat Tüysüz’ün ifadesinden bir bölüm,
Mehmet Ali Birand, 12 Eylül, Karacan Yaynlar)
..Bir ara arkadaşm yanmzdan ayrld ve biraz
sonra ...........adndaki şahs, silahla tehdit ederek
yanmza getirdi. Onu sorguya çektik, üzerini arad
k, Atatürk Eğitim Enstitüsünde öğrenci olduğunu,
Örnektepe İlkokulu’nda öğretmenlik yaptğn
tespit ettik. Üzerinden çkan hüviyette bize karşt
olan bir derneğin üyesi bulunduğunu anladk.
Biraz dövüp serbest braktk ama, arkadaşmz...
“bu adam beni tand, biz onu öldürmesek onlar
beni öldürür” dedi. Ben itiraz ettim. Bunun üzerine
...bana, “senin silah nasl olsa katil oldu, ver de biz
öldürelim” dedi. ..Silah alp şahsn yanna gitti.
Arkadan yedi el silah sesi geldi. Arkadaş yanmza
gelince, “Yazk değil mi, yedi el niye sktn?” diye
sordum. Arkadaş, “Onlar düşmanmz, acmaya
gelmez” cevabn verdi. Arkadaşn sözleri üzerine
diğer arkadaş da o şahsn yanna gitti, bir el de o s
kt.

OYUN MASASI ÖYLE KURULMUŞTU

..Haluk Krc, Zaman Süzerken, Burak Yaynlar

Gelgitlerin acmasz girdabna kaplan bizler nasl


bir açmazn içine düşmüştük. Girdaplara kaplan
ve açmaza düşen yalnzca bizler değildik. Sonraki
yllarda cezaevinde yakndan tanmak frsatn
bulduğum solcu militanlar da ayn durumdayd.
Hiçbirimiz, bilgilenmenin, kültürün, öğrenmenin, ayd
nlanmann gerçek savaş olduğunu farknda
değildik. Oyun Masas öyle kurulmuştu. Oyunda
bu saylanlara yer yoktu. Hatta bütün bunlardan
uzaklaşmak oyunun başlca kuralyd. Çünkü
oyunda bilgi olarak galip gelmek gibi bir hedef
yoktu. Oyunun hedefi, oyuncular sembollerle ve
totemlerle uğraştrarak birer kesin inançl yapmak
ve yok etmekti. (...) Soğuk savaş yllarnn scak
savaş mağdurlar olan bizleri, katil veya maktul,
kim olursak olalm, şiddet rüzgârlarnn miras b
raktğ kalntlar olarak görüyorum. Bu kalntlar
n izleri hangi insana gurur verir, bilmiyorum;
bana asla gurur vermiyor. (...) Bilgi ile
beslenmeyen beyin, işe yaramaz bir et yğnna
dönüşüyor ve başka beyinlerin çekim alan içine
giriyor. Bunun neticesinde de düşünme ve idrak
melekelerini yitirerek, adeta bir robot halini alyor.
Karar mekanizmas da dumura uğraynca, yar
felçli duruma düşen insan, hem kendisine ve hem
de çevresine ac çektirmeye mahkum oluyor.

KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?

..O günlerde Doğu (Perinçek) beni, yeni bir itirafç


ile tanştrd. Ancak, ondokuz yirmi yaşlarnda
gösteren bu genç, diğer itirafçlardan farkl olarak,
MHP’nin değil, bizim partinin(TİKP) üyesiydi.
Kendisinin anlattğna göre, partinin Elazğ
örgütüne mensup bu gence, yerel MİT örgütü el atm
ş, onu fiilen ajan haline getirmiş ve bir yla yakn
bir süre ajan olarak kullanmşt. Gencin anlatklar
, devletin istihbarat örgütü MİT’in neyin peşinde
olduğunu açkça ortaya koyuyordu. MİT, bu genci
sağ solu bombalamakta ve şiddet eylemlerini t
rmandrmakta kullanmşt. Bombalar bizzat MİT
temin ediyor ve gence, hedefi söylüyordu. İşin
ilginç yan, bu hedeflerin ‘sağ-sol’ ayrm yap
lmadan tespit edilmiş olmasyd. Örneğin ayn
genç, birkaç gün arayla, hem MHP, hem de CHP
parti binalarn bombalamşt. Tek başna bu bile,
12 Eylül öncesi şiddetin önemli bir bölümünün ,
bizzat devlet ve darbeciler tarafndan
körüklendiğini göstermeye yeter de artar bile.
Gencin anlattklarn kayda geçtik ve bir ‘itiraf
dizisi’ hazrladk. Ne var ki, dizi yaynlanmadan 12
Eylül darbesi gerçekleşti. (Gün Zileli, Havariler,
İletişim Y. 2002, ist.)

68’LİLERİN PİYANGOSU DA DÜZENLENECEK Mİ?

Ergun Aydnoğlu, ‘Söylenmese de Olurdu’, Belge Yaynlar, 199

..Bu çocuk bana bir fotoğrafn vermişti. Şimdi nedense aklm


fotoğraf değil de , arkasna yazdklar. “Ergun Şek-Şun”a diye
. Yl 1968’di. Daha o zamandan farketmişti demek, Çin-Sovyet
biraz daha sempatik bulduğumu. Yoksa Ergunof falan diye birşe
Arada öyle şeyler de diyordu zaten. Ayrca o zamanlar bizler içi
Rus, Wietnaml.. Hepsi ‘bizimkiler’ değil miydi. O uluslardan öze
güzel ve romantik anlamlar vard bizler için. Şimdi ‘Nataşalar’
Nereden nereye geldik. (...) Ne kadar çok şeyler söyleniyor şu 1
hakknda. Daha çok da 68’liler hakknda. Yok “1968 kuşağ”, y
arada “vakf” bile kuruldu “1968’lilerin” inşallah “piyango”su d
1979’un son aylarnda bir gün, İstanbul’da Beşyüzevler’in kahv
kitapçğ satyoruz. Her kahve, bir muhtemel silahl çatşma a
işte. Yapmayp da ne yapacaksn. Bazen durumun ne kadar kri
gitmesinden anlyoruz. Kahve sakinleri, bizim bir an önce orada
sağlamak için, broşürü hemen alyorlar. Belli ki, vukuat çkabile
geliyor bize. İnsancklar, bir anlamda bizden böylece ‘kurtulma
türlü satmasan bir türlü. Snf, çekilmiş aradan. Ya da çekilmek i
olmayan” ordu dövüşüyor. O snfn içinde. Ne denir. Yine herke
öğreniyoruz. Dev-Yol’un bölgesine girmişiz. Ne yaparsn. Topoğr
Dolanyorsan eğer, bir “kurtarlmş bölge”den öbürüne göçmen
genç bir çocuk yanaşyor yanmza. ‘Burada faaliyet gösterem
Yol’un bölgesiymiş. Beş şehit vermişler bu bölge için. Hala faşis
üstelik.

(Ergun Aydnoğlu, eski DEVGENÇ’li) .