You are on page 1of 94

EYLL - 1 -

Salonda, bahedekilerin kahkahalar iitilebiliyordu. Sreyya can sklanlara zg bir t szlkle, lgn kz diye sylendi. Balkona alan byk kapdan parmakla dayanm darya bakt grlen kars dnp B Bu nisan gnnn akama doru balayan yamuru yarm saat sonra dinmiti; ya bir yeilli altnl incileriyle lcivert gkyz titriyor, topran, aalarn slak soluu her eyin i Gen kadn pencerenin kenarna dayanarak bir iki uzun nefes ald, her nefes aldka haya t artyormu gibi gs geiriyordu. Sonra hl sigarann dumanlarna bulanm, ktan kurtu gibi karanlk ve gaml duran Sreyyaya doru gelerek kolundan tuttu, kaldrmak istedi: Hava bu kadar gzelken burada somurtup oturmak, gezip elenenlere haksz yere kzmak sanki daha m iyi? Haydi, biz de kalm... Sreyyann bu gece can sklyordu, Adam brak! dedi. Babasna dargnln btn ky lar zaman o kadar srar etmi, fakat bu sefer de sahil bir yere gitmeye babasn raz edeme miti. Byk babalarnn vaktiyle nasl budala bir hesap ile u ta ocanda yaptrd bu e gitmekten alkoyuyordu. Btn kn o Boaziini dnrken yine koup geldikleri u pl usand bu ssz l onu artk kp gezmekten alkoyacak kadar bktrmt! Babasna kar ak isteyerek hrsn bakalarndan karyor, buradaki hayatn aleyhinde bulunmak iin her e ne bir neden oluyordu. Bunun iin her gnk hayatnda ounlukla en olan Sreyya buraya ta gnden beri hemen daima sisli, takn, hatta o kadar sevdii kars Suada kar bile hemen sebep olmad hlde haksz davranyordu. Suadn kendi kolunu tutan elinden ekip yan bana oturtarak ve kendisine dargn olmad ebessm etmek gerektiini hatrlayarak kaamak, isteksiz bir tebessmle: imdi hep amur oluruz; toprak deil ki... lk dakika yamur yad m haddin varsa yr en ayan bir okka amurla beraber kalkar, dedi. Gen kadn be yllk derin bir yaknln verdii ie ileyen baklarla pek iyi fark et giderilmesine artk yetersiz kaldna zlr gibi ackl bir sesle sordu: Pek sklyorsun galiba? Evet, sorma!... Buras zaten yaanlacak bir yer mi? Allahn kr!... Hele bu yemekten nraki saatler!... Sabahleyin yemee kadar, akam st... Ksaca her zaman insan bouluyor!.. . Herkes byle birer kede eziliyor!... Kendimi bostan kuyusunda sanyorum!... Suad, kalarnda endieli bir kvrmla, gzleri daha fazla karararak, ka yldr bu ayn ayn hayatta, ikyet iin hibir hl grlmeden geirilmi mesut gnleri dnerek susuyordu hi byle sylemiyordum! demek istedi. Fakat neye yarayacakt? Kk bir mazeret, di bir s e geitirilmeyecek miydi? Bari sen git, oralarda kal, biraz elenirsin! diyecek oluyord u, fakat be yldr beraber bulunmaya, her eyi beraber yapmaya o kadar almlard ki, koca r kalbindeki derin balln arzusuyla fedakrla raz olup sylese bile onun bunu fark e k daha rahatsz olacan, yine yeminlerin balayacan, hibir ey deimeyerek sadece soru an dnyordu. nk asl suun kkte olmadn hissediyordu; su u sebebi dnlnce ve ballk ile geerse gesin, be yllk hayatn ypratt kalplerde, bu kalplerin, insan meye olan yeteneinde idi. Ve o, kadn, bu ac dnce ile ban eip susarken Sreyya syle ediyordu. Belki ellinci defa olarak: Ah, byk babalarmz, diyordu; anlalmaz hesaplarla bu cehennem kelerinde yaptklar p kapanacaklarna ne olurdu u stanbulu stanbul eden gzel yerlere gitselerdi... Sonra bi r babann budalal btn bir aileye irs bir hastalk oluyor; btn torunlar gelip onlar gi erde ile doldurmaya mecbur oluyorlar... Ba, zm... te floksera hepsini berbat etti ya.. . Yer, yer deil ki!... Bak babam elindeki avucundakini harcasn, bu veba hastalna kar k yabilir mi? Sonra birdenbire kprerek: Ah bu l, dedi. imdi farz et ki Boaziinde, veya mesel Adalardayz... Deniz yok mu z? En scak havalarda bile insana can verir! Serin... Mavi... Ho... Halbuki burada poyraz kacak diye ta saat sekizi dokuzu beklemeli... Duman, duman... Hamam gibi!.. . Sonra manzarann dar snr, deimez rengi... Dn Suad: Bir sandalmz olurdu. Sabahlar akamlar ge vakit sen emsiyeni kapardn, ben kreklere sarlrdm... Mehtap olsun olmasn eceleri ne gzeldir!... Sreyya sylerken kendini hayale kaptryor, sahiden orada, denizdeymi gibi zevk duya

rak tarif ediyordu. Kocasnn yerine dnen Suad Madem ki bu mmkn deil demek istedi. Fa e kendini tuttu; kocasnn u havaland srada bu sz, kanatlarn tutmak gibi olacak, daha szlk dncesi onu yeniden kzdracakt. Bunu Sreyya kendi syledi. Fakat ite mmkn olmuyor, babam raz deil... nk... nk istemiyor, sevmiyor; heps ! Eer o istese biz mesut olacaz... Bak, saadetimize ne kadar nemsiz bir engel var... Sonra elini kaldrp grnmeyen bir dman tehdit eder gibi Ah para! diye sylendi. Hi olmazsa elli lira lzmd. Elli lira, diyor, sonra zgn ve umutsuz olarak ve bunu ann imkn yok... diye kpryordu: mkn yok, elli lira bulmak mmkn deil... Yoksa ben imdiye kadar seni bin kere kap Suad: Oh ne iyi olurdu, diye sevindi. Sreyya ban evirip karsnn sevinle parlayan siyah gzlerine bakarak devam etti: Ne mesut olurduk Suad, ne mesut olurduk!... Hem asl senin iin, vallah btn senin iin istiyordum... Sen sylemiyorsun, fakat ben fark ediyorum ki, gelip burada kapan mak seni fena ediyor... Bir kere havaszlk... Sknt... Biz papaz deiliz ki bu manastrda aayalm... Hayat, kalabalk gzel hava iinde olur. Kalabalk iinde yalnz yaamak, kalabal gezip beraber bir keye kamak, ite asl zevk budur. nsan kalpleri, birbirine balln olduunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiimi baka kadnlar grdm zaman anlyorum. rastgele hatta senden gzel bulduum kadnlara bakyorum da, kendi kendime hibirisini sen in kadar, senin gibi sevemeyeceime yemin ediyorum. Sende bir ey var, yle bir ey var ki, hibirinde rast gelmiyorum... Bu yle bir ey ki, ite btn endielerim senin yannda yo luyor. Ruhuma bir ifa, bir skn geliyor! Dudaklarn gzlerime dokundurduun zaman btn ca koa gelip ruhumda toplandn, orada seninle bulumaktan mesut olarak kaldn hissediyoru imdi bana yle geliyor ki, ben dnyada senden baka hangi kadnla olsaydm hibirisiyle sen nle gibi olamayacaktm; senin gibi byle samimi, ruhuma kadar, byle canma kadar samimi ... Bunlar sylerken hemen dudaklarnn yannda duran Suadn gzlerini pyor, elindeki eli dudaklarndan ayrmyordu. Suad kocasnn szlerini dinleyerek susuyordu. Sreyya bu elin ip k rgsn uzun uzun koklayarak bir ilinti hlinde: Ah Suad, dedi, sen de olmasaydn!... Gen kadnn mesut ve sessiz sorar gibi bakan gzlerine girerek kalbinden kopan sami mi bir sesle: Sen de olmasaydn lrdm Suad, dedi. Sesinde bir hzn rperii vard. Suad sessiz, cokun duruyordu. Kocasnn bu cokun zamanlarnda o daima sessiz durur, sylemek istediklerini onun gibi syleyemediinden, birdenbire kocasnn boynuna sarlmak is teiyle boularak, ballk atelerini susmakla tutarak ezilirdi; ve hl byle yeni gelin gi rp duygularn ne bir szle, ne bir tavrla gsteremedii zamanlar olurdu. Heyecan ile asl ndan kan lklar iine sindirirdi; bu hl kalbini daha fazla hararetle kocasna balayar na kar, byle zamanlarda, kayalar paralayc bir alayan cokunluu ile hcum ederdi. i i kendine itiraf ediyordu ki bu anda Sreyya iin hayatn isteseler seve seve verirdi. Be yldr kendini ne mutlu ettiini, bir erkek adna ne byk fedakrlklarla hi baka koca emeyerek nasl yalnz ve yalnz kendini sevdiini, btn davranlarna, btn tavrlarna ke bir efkat, nasl bir yumuaklk vererek yaadn pek gzel fark ediyordu. ocukluk hayat, asnn geimsizlikleri iinde kahrl getii iin hayal ettiinden stn bulduu bu kar-koc uz minnettar etmiti. Szle o kadar ilgisi olmayanlara zg itenlikle yrtt ince, derin e bu ilginin ne gibi eylere alkalandn fark etmiyor deildi; hele gittike eski atein a ki hararetin her gn biraz daha soukkanlla dndn gryor, tetkik eden ince baklary iyordu. Fakat aralarnda birey hi azalmyor, daima artyordu ki, o da samimiyet idi. Koc asnn samimiyetinden hibir zaman phe etmek ihtimali yoktu; her gn, bir gn ncesine gre phe etmedii samimiyeti daha oalm gryordu. O derece ki, evlendiklerinden bir yl son dndke, o zaman birbirlerine ballklarn dorulamak iin pek yeterli, pek salam grd nin bugnkne gre hi olduunu anlyor, bugn O zaman nasl emin olmuum? diyecei geliyor atei ve zleyii bugn dalmsa da kendisi tedbirli, dnr bir kadn olduundan, bugnk miyete tercih ederek bu daltan duyduu hzn gidermeye alyordu. Sreyya tekrar paraszlktan ikyet ederek: Bak, dedi, bak Suad, elli lira insan nelerden yoksun ediyor? Sonra biz de erk eiz deil mi? Karsn mutlu etmek iin elli lira bulamayan erkek... Kocasn byle beceriksiz grmek istemeyen Suad, o yle dnmesin, bitkin grnmesin diy Fakat ben seni byle daha ok seviyorum, dedi; herkes zengin olabilir, fakat sen in gibi olamaz! Sonra Sreyyann zntlerini datmak iin ekledi:

Mademki sen beni kapp bir yalya gtremiyorsun, bari ben seni alaym da balkona olsu n karaym... Gece o kadar gzel ki, yararlanmamak cinayet saylr. Bu srada baheden, gecenin bir kesinden ince, parlak bir kahkaha daha geldi. Suad pencereye doru yryerek: Bak kz kardeine... O hi senin gibi dnmyor, dedi. Sreyya da balkona kmt, orada bir hasr koltua der gibi oturarak Yannda Necib m sordu. Suad br sandalyeden pelerinini alm rtnyordu, glerek cevap verdi: Galiba. Kocas, babamn yannda deil mi? Tuhaf evlenme, tuhaf koca, tuhaf kar... zeliyle tuh f kar... Suad glerek: zeliyle tuhaf koca, dedi. Bunun zerine birbirlerine kar fikirlerini savundular. Sreyyann iddiasna gre her ite olduu gibi bunda da babasnn kt bir nlemi sonucu bulmu olan kz kardei Hacer, evlendiinin bu daha ilk yl olduu hlde kocasndan souyara rnda ak bir kaytszlk hkm sryordu. Fatin hayal edilenden efendi knca, bir ku gib ve hoppaca olan Hacerde bu, derin bir nefret uyandrmt. Sreyya, tek tk aalarla uzayp, ta karki dalarn eteine kadar giden baa doru bak ediyordu: lgn kz! Zavall Necib, geldi geleli elinden ekmedii kalmad. Geldiine bin kere p utur... Necib, Sreyyann halazadesi idi ki, ara sra kke misafir gelirdi. Ve Sreyya gen, gzel, zarif Necibi dnerek enitesi Fatin Beyi gryor, yal imi g ensesi, yz, daima bir istifade midiyle yan bakan kk hilekr gzleri, biraz yksek omuzl e yemek yerken bir hayvan ekli veren ne eilmi byk bayla nasl iren bir sima olduun rek Hacere hak vermek istiyordu. Fatin Bey tede, gayretli bir aday gibi beyefendin in gzne girip evde demirba olmak iin her eyi yaparken, uysal grnr gibi ateli, titiz n Necibi zntsne bir intikam arac yapmasndan rkyordu. Sonra dedi ki: Yok, bana yle geliyor ki, Fatinin yerinde kim olsayd, Hacer yine byle olacakt. On da hl ocukluktan kalma bir afacanlk var ki, artk mazeret falan kabul etmez. Kendisini gren, okuldan kam, komu evinde oyun oynayan bir mahalle kz sanr. Suad savundu: Yoo, rica ederim bey, hakszlk etme... Haceri daima sulu grmeye o kadar almsn er ne yapsa kt gryorsun. Hele dn, zavall kz! O gldke bir ey beni trmalyor gibi O zaman Hacerin dnden nceki hlini tarif etmeye balad; gen kzn syledii, itira ni, emellerini, btn o gen kzlarn kadn olacaklar zamana dair hlyalarn anlatt, bugn rsnda birden byle kaleminde otura otura, ihtiyar memurlar arasnda byyerek ihtiyarlam bellemi bir koca bulunca ne hle geldiini gsteriyordu. imdi dn, diyordu, farz edelim... te mesel Necib Bey, ona pekl koca olabilirdi. i ile birleip otursayd sanr msn ki, Hacer byle olurdu? Daha dorusu byle olsa belki ta elirdi. Geri imdi Hacer evvelkinden titiz, evvelkinden hrndr; ama yemin ederim ki, kt lpli deildir. Sen kardeisin ama benim kadar bilemezsin, kadn kadn daha iyi tanr. Sreyya kendi kendine sylenir gibi: Necib, evet, Necib Bey pek iyi olurdu... Hatt annem de hep onu ileri sryordu... Fakat babam, Aile iinde byle izdiva iyi olmaz! dedi gitti... Ondan baka ben de dnd ecib, Hacere pek uygunsa da kz kardeim, Necibe hi lyk deildir; lyk olmak yle durs un bile deildir. Necibe daha iyi terbiye grm, daha arbal, daha ince bir kadn lzmd b evlenmekten, lmden kaar gibi kaar. Suad glyordu: Aman, Necib Bey tuhaftr Bence evlenmek lmektir! der, durur. Necib iin gelip byle bir bucaa kapanarak kalmak, bahar, btn yaz byle geirmek.. imkn yoktur. O serbest alm, gezmeye, elenmeye alm... Ona bekrlk hayatnn gzel kendine balamak iin ben kadn isterim!... Hacer mi? Hacer, Necibe kendini bir ay sev diremezdi. Bizim terbiye ettiimiz kzlar ne olacak? Suad yeniden gld: Aman beyefendi duymasn, yine neler syler... Sreyya omuzlarn kaldrarak sustu. Hava gittike serinliyor, durgun hava sanki hep su oluyordu; gece, berrak, altn pullu mavi tlleriyle titreyerek donuyordu.

Suad, pelerinin iinde bzld: Souk, dedi, istersen ieri girelim... O anda aadan ykselen bir ses Pek souk, pek! diyordu, bu Necibin sesi idi. Suad e k:

Biz ieri kayoruz, dedi. Hacer souktan bzlm sesiyle: Ama btn btn kamaynz, biz de salona geliyoruz, dedi. Salona getikleri zaman Suad camlar kapad; Hacerle Necib dardan grltl bir ekild lard; kap iddetle alarak Hacer ieri atld; pelerinin yksek yakasnda kaybolmu kk i. Kotu, elini Suadn boynuna sokarak: m mym bak, dedi. Necib pardssn karm oraya brakyordu. Sreyya ona doru yryerek: Eer Hacer hasta olursa seni sorumlu tutacam Necib, dedi; sonra elini alarak: Bak senin elin de donmu! Necib glyordu: O hlde beni yine Hacer Hanm kurtarr; zira bu suta ne kadar az paym olduunu herkes en iyi o bilir. Bir trl ikna edip buraya getiremedim; nceden byle deildi; imdi air olm .. Elinden gelse, biilmi, tartlm iir syleyecek. Hacer lmbann yannda, ayakta, ellerini azna gtrm, nefesiyle stmaya alarak ka sonra omuz silkerek Necibe dnd: Sen korkma bouna, dedi, onlar hep szdr... Biz o szleri hep dinledik... imdi asl s nin yapacan ey sobay yakmaktr. Necib sobay yaktrmaya giderken Suad dedi ki: Durun Necib Bey, hizmetiler onu bir saatte yakamazlar, brakn bana... Siz yalnz sy leyiniz da ate getirsinler... Sreyya Hacerin yanna gelmi, ellerini eline alm tutuyordu. Hacer, Sreyyadan korkma la beraber ondan daima ekinirdi. Sulu ocuklara zg konu deitirmek fikriyle aynann nn ate bakarak: Ooo, saat dokuz buuk... Yatmamza daha zaman var. Bezik oynayalm m ocuklar? Sreyya bu teklife cevap vermeyerek: Sen kk olmalydn da Hacer, diyordu, seni minimini amarlarla iyice bir dvmeliydim; zaman belki Necib Beyin de intikamn alrdm... Necib sobay yakmak iin Suada yardm ediyordu: Benim intikamm m, dedi; dnyada intikam kadar tanmadm bir his yoktur. Bugn beni rini yarn biri dverken grsem alayacam gelir. imdi soba alev alm, odunlar tell bir trt ile yanmaya balamt. Hacer, Sreyyann elinden kurtularak bezik masasn dzeltmeye balad Haydi bezie bez ordu. Suad Ben oynamam, seyrederim. diye masaya oturdu; Hacer de seyirci kalmay ter cih etti; Necib ve Sreyya oynamaya karar verdiler. Onlar oynarken o seyrediyordu; birden o kadar dalm, gzlerinin nndeki eylere dikilen baklar onlar grmeyerek baka adar uzayp gitmiti ki, kendinin orada olduunu oyun bittii zaman fark etti. Necib Bey ktlar dzelterek, Dur bakalm daha... diyordu. Sreyya nndeki ktlar skld. dedi; Necib Bey te grdnz ya, bizim Sreyya ile oyun olmaz... diye ktlar ardm ediyordu. Hacer Efendim, Allah rahatlk versin! dedi ve o gittii zaman Necib ktla karak: Size tuhaf gelir ama hakk da var ya, dedi; burada oturup da insan yine neesini koruyabilmek iin sizin gibi olmal. On gn kalmak kararyla gelmitim, galiba yarn ilk tr enle gideceim... Burada nasl hayat geiriyorsunuz bilmem ki!... Zorla insan cehennem e girer mi? O zaman Suad, yarn, istedii zaman buradan kaabilmenin, kocas tarafndan da bir mut luluk saylacan dnd; Sreyyaya bakt; o, demin karsna ettii ikyetleri imdi Neci b hep hak veriyor, kendinin bir an duramayacan syleyerek gittike kuvvet bulan kararyla , Aman, hemen yarn gidelim! diyordu... Suad Buradan nereye gidersiniz? diye sordu. Adaya... imdi ada gittike gzelleir, stanbulun en gzel yeri bu ayda Adalardr. Da der kalrm... Hele pazar gnleri o kadar kalabalk oluyor ki... Sreyya dald hayalden uyanarak: Ben olsam Bykadaya gitmem... Daha sakin bir yere... yle bir yer olsun ki, ben ka labalk iinde olaym da yine orada yaamayaym... Ben gitsem mesel Heybeliye veya Burgaza

Necib glerek: A, orada bir gn yaayamam, diyordu. Sonra ikisine de bakarak ciddi bir tavrla, Si zin iin oralar ldr... Fakat benim gibi yalnz yaayan bir adam iin... Eer ben de sizin olsam hatta buradan ayrlmam. dedi. Sreyya glerek reddediyor, burada insann boulduundan, yaamann imkn olmadndan b , o zaman Necib kabul etti: Evet, evet, yle bir yer olmal ki, insan kalabalkta yaamal, fakat iine girmeden... Onlar konuurken Suad dnyordu ki, kocas gibi kalabal sevmez bir adam deil, kalab bym Necib Bey bile kendine bir e bulursa burada, kocasnn cehennem dedii bu kede ya zyd ve Sreyyay byle, daima neeli ve yalnz beraber olmaktan baka her trl endieden amamak ona byk bir felket gibi geliyordu. Dncelerinin ta derinlerinde bir ate, bir k u, bu felketin sahiden bymesi fikrinden doan bir ac gittike kendini hissettirmeye bal du. Ne yapmal yarabbim? diyordu ve Necib sz sylerken hep kendilerinden mesut ve uygun bir e gibi bahsettike, ona memnun ve minnettar bir gzle bakarak teekkr etmek istiyor du. Hatt saadet rengini koruyan bir mterek hayatlarnn derinliklerinde kendi hissolunm az, grlmez bezginlikler duyduundan, o syledike, gerekten onun sand kadar mesut olduk inanmak istiyordu. Hi, hibir kederleri, ayrlklar, hibir eyleri yoktu; fakat ite bu ka samimi, bu kadar bal bir hayata alt iin en hissedilemez eyler ona bir tehdit gibi g rdu. Birden Necibin, Hep su daima ayn hayat srmekte... sz kulaklarn yrtt. Evet, d eil miydi? Eer bugn yalnz vcuduyla kocasn her emelden uzak tutamyorsa ve bunun nedeni ayatlarnn daima tek renk olmas ise... Bundan sonra o korktuu gelecei hkm altnda tutab ek iin hayatn deitirmeli deil miydi? imdiye kadar hayatlarn hibir hesapla dzenleme aylarn akna brakmt; fakat bundan sonra idare etmek, dzenlemek gerekeceini anlyordu aadetlerinin bir hlde devam onlar bktrmasa bile bkknla gtren bu duyguyu iinde tut kendisine yeterli bir ders oluyordu. Evet, artk biraz yapmack olmalyd. Ve bunu derin bir acyla hissediyordu. Geirdii tabi, endiesiz hayat, birtakm koullarla balanmadan b umulduundan stn bir nee ile daima beklenmedik tebessmlerle gelen, hep gzelliklerle, h ep sevinlerle gelen o sade hayat ona imdi, ele gemesi imknsz ac bir ltuf gibi grnyo erin yoksunluu, iine matem gibi kyordu. Ah ocuklar sa olsayd... Ve bunu dnr dnmez her zamanki gibi ta cierlerinden bi k gzlerini yalarla doldurdu. Ah ocuk! Bunu anlyordu, bir ocuun bir ailede nasl bir ba duunu, dzeltilmesi imknsz sanlan neelere benzeyecek bir bakalk, bir yenilik, kalpleri sl zntl ve mutlu ettiini dnyor, dndke; ocuunun lmne imdi bunun iin de a ayd, onlarn hayatn nasl daima scak, daima gen tutacakt... Bu lm kendilerinde o kada bir yara amt ki, Suad tekrar dourmak iin byk bir korku duyuyor, dourmaktan ekiniyo o hlde? Brakacak myd? Mutluluklarnn hi byle grlmeyen, hissedilmeyen, fakat etki ed rip eden ve bir gn bir byk yara hlinde meydana kacak olan bu kurdunu brakacak myd? Kocasnn gittike bu can skntsna malp, gittike bu can skntsnn penesinde, o ara hasret eker gryor, hasret eki arttka kendine ait duygulanmalar azala azala belki b r gn asl engel kendisi saylarak btn btn ihmal edileceini farz ediyordu ve kendi etkis n kaybolmaktan ok kocasnn baka bir etkiye, daha kuvvetli bir etkiye malp olmas ihtimal , bu imkn onu yakyordu. Tekrar sormaya balad Ey o halde? Evet, uramak gerekiyordu. Fakat nasl? nce onun istediini yapmalyd; birden kocasna r kalbinde yer tutmu sevgi o kadar kaynad ki, Peki, sen de git, Necib Beyle beraber s en de elen... diyecei geldi. Fakat sonra kadnl ona birtakm manzaralar gsterdi, daima zevkte ortak olduklar hlde imdi onu, kendisinin yabanc, yoksun kald zevkler iinde gr ir kskan, pek tekelci bir kadn olmad hlde de buna tahamml edemedi; onu hibir elence sun brakmak istemez, fakat hep elencelerine katlmak istediini de syleyemezdi; birden fikrinde bir nur titredi; bu kendine o kadar beklenmedik bir istek verdi ki, otu ramayarak kalkt, gezinmeye balad. Sreyya ile Necib hl szlerine devam ediyorlard. imdi Necib ona bir olay anlatyor, S yya dayanm, dalgn dalgn onu dinliyordu. Ve gen kadn, kocasn mutlu ve sevimli grmek i adar samimi bir arzu hissediyor, onu mesut etmek, onu hibir kadnn mesut edemeyecei k adar mesut etmek iin o kadar sonsuz bir kalp kuvveti duyuyordu ki, artk her trl enge llere kar gelmek kendisi iin bir sknt deil, bir mutluluk olacan dnyordu. Yavaa kt, kocas grmeden babasna mektup yazmak iin hemen odasna kapand; mektubu gelip grecek diye bin heyecan iinde yazp bitirdikten sonra hemen zarflayp dadsnn odas gitti. Kkten beri elinde byd bu ellilik kadn, kocas ldkten sonra Suadn rzasyl iti; birok ricalarla onu yarn erkenden stanbula kadar gitmeye raz ettikten sonra yukar

a kp Sreyyay hl Necib Beyle salonda bulunca imdiden baarm gibi memnun, yanlarna Sabahleyin uyanr uyanmaz Suadn ilk ii hizmetiye, Dadm gitti mi? diye sormak oldu. ihtiyar kadnn erkenden indiini haber verince memnun, kalkp camlar atrd. Bol bir gne in rutubetini silip, gsz buharlar hlinde oraya buraya dolam, rzgrsz havada bunlar as mt. Ta uzakta zerinde tek tk kklerle aalar kaynaan bir ovann tesinde ufka kadar d Sreyyaya Acaba Necib Bey gitti mi? diye sordu. Sreyya bir koltua uzanm dnyord ine kalkt. Sahi... Ama daha gitmemitir, gidecek olsayd gece veda ederdi. Dur bir ker e bakaym... dedi ve caml kapy aarak, kkn tarafn evreleyen balkonda yryp b de durdu. Necib, pencerenin yanndaki koltukta dalgn oturuyordu: Ben seni uyuyor sanmtm. Ooo!... Saat bir, bu zamana kadar uyumak iin insan miskin olmal? Hele ben bura nn asl sabahn severim. ehrin harlts iinde yaadka insana biraz skn, biraz kr, b ho geliyor. Evet, burada geici oturduunu bildiin iin sana yle gelir... Necib ileride ktklerin arasnda entarisiyle dolaarak yanndaki bac ile bir eyler ko beyefendiyi gstererek: O hi sizin gibi dnmyor, dedi. Sreyya fkeyle omuzlarn kaldrd: O da eer bu sene bir salkm zm alabilirse... Gne tatl bir okayla scakln duyurmaya balam, pencerelerden giren k ierin rltlarla resimleiyordu. Sessizlik iinde hafif sesle bahede konuan beyefendinin szlerin iitiyorlard. Sreyya: Annem geliyor, dedi. Balkonun br tarafndan annesi geliyordu. Glerek bahede kocasn gsterdi. Sreyya ba rak, Grdk! dedi. Hanmefendi, Necibe rahat edip etmediini soruyor, Sreyya ona zaman b yarak, Garip soru, diyordu, sanki burada boulmaktan baka bir ey varm gibi... imdi sca ittike atelenerek, her taraf bir frn, aasz, rzgrsz bir hamamn frn gibi iddetle Hi o zaman gelip sormazsnz; naslsnz? Terliyor musunuz? Bouluyor musunuz? demezsiniz... Rzgr ksn diye saatin dokuzunu beklemeli! Arkadan Suadn sesini iittiler. Glerek Hanmefendiye: Vallahi benim suum yok anneciim, diyordu; o, mmkn deil bu sene burada oturmayacak ... Hanmefendi glerek: yle ya, bir yal tutar, alr seni gtrr, dedi. Necib dedi ki: Ne iyi olur vallahi... Bir kk yal... Kar-koca, istediiniz gibi bir yaly otuz li tutarsnz. Suad, birden kalbi atarak sordu: Otuz liraya m? Sreyya annesinin elini tutmu, ona ikyet ediyor, yalvaryordu. Annesi glerek ban s , Mmkn deil imkn yok... diye tekrar ediyordu. Babasnn elindeki avucundakini ocuklar ni, hatt paraszlktan ikyet ettiini sylyor, kendisine gelince, Ben nereden bulurum? . Sreyya Ah sizde ne knlar vardr! diyor. Annesi glerek Otuz lira... Mmkn deil... eil misin, bir karn besleyemiyorsun? diye eleniyordu. O zaman Sreyya hiddetle: Evet hakkn var, dedi; fakat ben maamla ancak boazmz doyurabilirim... Pein otuz .. Bunun iin bor mu etmeli? Onlar konuurlarken Suad kocasna iittirmemeye alarak Necibe Bugn gidiyor musunuz? sordu. Necib tereddt ederken burada kalmann onun iin bir fedakrlk olduunu dnerek ric n bir sesle ekledi, Bugn kalnz! Sonra bunu da yeterli grmeyerek, Kalnz, size ihtiyacm var. dedi. Bu ses, bu davran o kadar esrarengiz, o kadar tatl idi ki Necib hatta am bile gr n ba edi. - 2 -

Suad onlar skmadan akam etmek iin ruh tketti. Sreyyay btn btn kzdrmak isti kadar scak, o kadar durgun olmutu ki, hepsi baygn baygn perdelerin arkasna sinen seri nce glgeye snmlard. Fatin ile Beyefendi stanbula kalemlerine gittiklerinden evde iki

kle kadn kalmt. Hacer ise bugn le yemeinden nce grnmedi; onun merak edip nem v birden ksleri, sebepsiz ihmal edileri vard ve bu sabah sarn vcutlara zg hassasiye birlerine taklmaktan holandklarna hkmederek onlar, Suadla iki erkek otururlarken Suad gezmek teklifini mmkn grmediinden, nihayet piyanoyu bir kurtulu aresi olarak dnd. N usikiyi pek sevdiini bildiinden onu elendirebilmek iin uzun sredir ihmal ettii piyanos una geti. Sreyya uzanm olduu minderde, gzleri tavana dikilmi, kmldanmayarak, Scakta dinle r! diyordu; sonra glerek Daha al Suad, teekkr ederim, etraftaki haarat uultusunun yan piyano hakikaten musiki yerine geiyor... diye glyordu. Necib, aksine pek ekingen olarak, bir alak sandalye ile kede piyanosunun yanna ge lip oturmutu; Suad oktan beri almad havalar almakta glk ekiyor, elinin yetenei, ezas olarak kaybolduundan ikyet ediyordu. Evin iinde srekli olarak piyanonun nameleri dalgaland; yemek haberi geldii zaman Sreyya uzun bir of ile kalkarak kotu, piyanonun kapan kapad musiki ile idam! diye e Aman kurtulduk yarabbim!... Sen de mi eziyet melikesinden oldun, Suad? diyordu. Sofrada yine o konuyu atlar; Necib ikyete balamadan hanmefendi glerek: te yalya gidiyorsunuz a, dedi. Sreyya ac bir rica ile, Evet, sayenizde! derken, Hacer merakla soruyordu; hanmefe ndi tatl sesiyle ar ar anlatyor, Sreyyann artk burada skldndan kaacan, Bo i hafif bir tebessmle haber veriyordu. Hacer nce gerek sand, birden btn yzn kaplayan hiddet alevinden sonra kendini tutarak, Oh ne l, dedi; burada yalnz bamza... Hanmefe erek szn kesti: Artk biz de yalya misafir gideriz; imdiye kadar onlar bizde misafirdi, imdiden s onra da biz onlarda... Deil mi Hacer? Hacer souk: O niinmi o? Biz de istesek gidemez miyiz? Sreyya ah ekerek Gitsek de hep beraber gitsek... diyordu. Hacer yznde bir sevin parltsn engelleyerek: Ha, dedi, ben de gerek gidiyorlar sandmd. Necib, Hacerin byle kklklere pek ok kaplarak onlar byle ad ad meydana vurduu aber ona acyordu; Suadn stnl; gzellike belki Hacer stn gelirdi, fakat Suadn bt l o kadar gze arpyordu ki, bunu Hacerin de fark etmemesi mmkn deildi. Ahlka, ar ezakete bu stnlk Suada yle bir hl veriyordu ki, gzellii bundan zenginleniyordu. Koca an ball, sakin, daima gler yzl, daima alakgnll hlleri bir ykseli sebebi oluyor . Halbuki Hacerin yle anlar olurdu ki, bir glge gibi belli belirsiz ince kalar, effaf ldi, salarnn gzel tarzyla gerekten gzel bir kadn olduu grlr, Necib bu gzellikte , biraz yrtc ku rengi bulurdu. Sonra Suadn saadeti yannda kendisinin ziyan edilmi bir lilik hayat, bu kadna kar saklamaya nezaket ve tahammlnn yetersiz kald bir kin ile itir dururdu. Necib eer Suadn yumuakl ve iradesi olmazsa Hacerle anlamann mmkn ol , Hacerin hatta frsat bile beklemeyen u hrn hcumlarna Suadn nasl bir uysallk ve d karlk verdiini fark ediyordu. Sofradan kalkp salona ktklar zaman, Siz pek iyi yapyorsunuz? dedi. Suad nce anlamamazlktan geldi; bunlarn kendisine bir saldr olmadn, Hacerin baze se kar byle davrandn iddia etti. Fakat Sreyya da birleerek btn o tavrlarn birer abule zorladlar, o zaman onu bir kk karde gibi sevdiini, her hline pek ok acdn, lerine nem vermemeyi tercih ettiini syledi: Yemin ederim ki, diyordu. Hacer sizin sandnz kadar kt bir kz deildir; eer iyi dilse pek iyi olur, halbuki... Sreyya az dolusu duman savurarak: te asl i orada ya, diye haykrd; bu kadar kiinin iinde de bu sabr bir sende var Necib glerek: te ben de bu sabra hayran olurum, dedi. Sreyya, Suadn elinden tutmu Necibe gsteriyordu. Benim karm bir melektir, Necib... d glmseyerek Kzarmak m lzm? diye sordu. Sreyya: Sen ne yaparsan yap, dedi, ben msaadenizle ve rahat rahat veya rahat e tmek niyetiyle gider, uraya yatarm. Salona henz giren Hacer Ooo, aabeyim bu yl le uykusuna pek erken balad. diye sy sonra dnp Suada Bu uyku ile yalda ne yaparsn? Senin orada yalnzlktan cann pek skla um... dedi. Suad tebessm ederek sordu: Niin, siz gelmez misiniz?

Hacer, bir eit raks eder gibi Necibe doru giderken Ben mi? dedi, biraz tereddtten onra ekledi, Canm hele bir kere yal tutulsun da. Bu ne kadar acele?... Biraz durdu, sonra sylemek istedii sz hazmettiini gsterir uzun bir solukla, orada yatan Sreyyay grmemi gibi, Necibe yaklap: Akama kadar benimle berabersin, dedi. Necib: Ya imdi siz Suad Hanmn yalnzlndan bahsediyordunuz, diyecek oldu. Hacer uzun bir oyuvererek balad: O imdi yalnz deil ki... nsana kuru hayalden iyi arkada m olur? Kuzum, bu yal hl bir hastalktr ki, insan gayet vefakr bir dosttan iyi igal eder. Necib yine, Hep beraber burada otururuz, deil mi Hacer Hanm? diyor. Sreyya yatt y en sesleniyordu: sterseniz gezmeye knz, ktk ormanlarna veya fasulye korusuna... Hacer, Necibin ekingen tavrlarna, Sreyyann biraz kuru sadasna bakp sonra Suadn urmasna hcum etti: Yaly nerede tutuyorsunuz, Suad? Suad tebessm etmeye alarak: Bakalm, daha karar vermedik, dedi. yle ise karar vermemek iin ok zahmet ekmeyeceksiniz... Ben de nce gerek sandmd. zde bu zrtlk varken... Byle sylenilir, sylenilir, birok tatl hlyalar kurulur, eyyaya, Necibe bakyordu- sonra vazgeilir, deil mi? Zaten bundan kolay ey mi olur? Aabe im malm a, nce bir heves, bir heves... stne uyku... O, Parise de byle gidip gelmedi mi ydi? Suad bu szlerin arasnda hep kendi kendine, Ah akam olsa! diyordu. Akam st hepsini ndrp yola kard. Fakat son tren gelip de dadsnn kmadn grnce can pek skld; i aldrmayacan dnerek kzyordu. Dads ertesi akam, br akam da gelmedi; Suad her g abrszlk ikenceleriyle bekliyor, btn gn umduu hlde son saatte midini kesip onun gelm , gelse bile bo geleceini dnyor, umutsuz oluyordu. br gn tekrar Necibi alkoymak i a skld. Ama niin alkoyduunu da anlamyordu; yalnz onun Sreyyaya kalben ne derece ba ildiinden para geldii zaman kocasnn sevincinde hazr bulunmasn istiyor, bundan baka Ne n Boazii hakkndaki bilgisinden istifade edileceini de dnyordu. Fakat akamlara kadar n mark, hrn kadnl elinden neler ektiini grerek sklyordu. Bunun iin yine Kal i zorlayarak syleyebildi. Fakat Necib Bey cidd davranarak bu alkoymalarn sebebini an lamak iin hibir imada bulunmam, hep sessizlikle beklemiti. kinci akam yine bir aralk yalnz kalnca: Sizi akama kadar burada bekletip skyorum affediniz, dedi; Sreyyaya bir oyun yapac am, sizin de bulunmanz istiyorum; fakat olmuyor ki... Necib, Zaten cumartesi inmeye karar vermitim. diye tekrar ricay engelledi. Ne ol duunu anlamakla beraber bu oyunun yalya dair olacana hkmediyordu. Artk btn kkn az olan bu meseleden konu aldka Suadn heyecanlanmas bu hkm kuvvetlendiriyordu. Fakat m de hepsi o kadar arcla varyorlard ki, artk lzumundan fazla oluyor, hatta rahatsz e Bunu fark eden Necib, Suadn cevap vermediini grdke kadnn sabrna, dayanma gcne a Suad ile be yldan beri tanyorlard; bu be yl iinde ona olan hrmeti her an oalm da bylesine rastlamak pek g olduunu zannettirmeye kadar varmt. Necib zaten pek nadir z yaret ettii bu aileye Sreyya evlendikten sonra daha seyrek gelmeye balamt; o zaman hen okuldan km, uzun renim yllarnn biriktirdii bir tel ve atele yaamaya koyulmutu ek uzaktan ve sayfalar arasnda incelemenin, deneyim ve aklclktan ok, hayallerin ortay a kard seviyede bir incelemenin ynlendirmesiyle nce pek hlyal fikirleri vard; deney isine ac hayal yaralar at ve genlie zg davranlarn ynlendirmesiyle deneyimlerini p yaparak genel olarak kadnlara dair salam ve itiraz edilemez bir fikir ve felsefe e dinmi, artk hayat kavgalarnda yaralanma tehlikesine tamamyla dayankl bir zrhla silhla duuna inanarak ylece yaamaya balamt. Bu esnada ara sra grd Suad, onun uysallk ve deki neesi, ciddiyet ve onura engel olmayan ocukluu kendisine pek ak, pek yapma gelir , onun da teki kadnlar gibi olduunu dnerek, Sreyyann ilk zamanlar gsterdii memnuni erine iinden, ok gemez grrsn! diye ba sallard. Fakat zaman geip bu memnuniyetin h rak artt, nihayet yle oldu ki, bir gn Sreyyaya, Sen birinci ikramiyeyi kazanmsn, az di ve elini skarak, Fakat birinci ikramiyede lyk bir ele dtne teekkr etmelidir; zi t etmediime eminsin ya, temin ederim ki birbirinize lyksnz. imdi kkte hepsi, Bey, Fatin, Hacer, hatt bazen bunlara katlan Hanmefendi, hep bird en elenmek iin yal meselesini dillerine dolamlard. Sreyya kh ciddi kh glerek, kar

yalnz ara sra Fatine arca ve ac gelen bu esprileriyle hepsini gldryordu. Necib daima fsz kald bu konumalarn kendi zerindeki etkisini muhakeme etmek isteyerek yalnz Suad zliine aryordu. Fatin iki lokma arasnda frsat bulup bir kahkaha salverirken beyefendi sert ehres iyle sessizlii biraz bozarak, Ben Suad Hanm byle ocuklara kulak asmaz sanrdm. diyor, man Sreyya kprerek, Canm ortada bir ey yok, bir yere giden yok... diye haykryor, Hac Sade gitmek isteyen var! diye eleniyor. Hanmefendi glmseyerek ar ar sesleniyordu: Galiba herkesten habersizce kaacaklar... Zavall Suadn suu yok ki, gtrmek isteyen yya... Ve Fatin tekrar iki lokma arasnda, Ve kadn, kocasna itaata daima mecburdur! prens ibini sylyordu. Bu hl dadnn gelmesine kadar devam etti. O da ancak cumartesi gn leyin gelebildi Senin baban kolay kolay bu kadar uramazd, ama bilmem ki ne yazdn? gndr bunlar durdu, diye Suadn eline bir zarf verdi. Suad hemen zarfn kenarn yrtt. Gzlerinin duman arasnda fark etmiyordu. Bu dolu zar or, eli titriyordu. Sonra kotu, balkonda konuan Necib ile Sreyyann arasna atld, Yal yoruz! dedi. Sreyya bakyordu, nce inanmad, Ne oluyor, niin? diye bakan bir gzle Suad ii banknotlar alyordu, sonra birden, Bu ne? Bunlar ne? Nereden? diye sordu. Suad eliy le azn kapayarak, Sus! diyor, br Kim gnderdi? diye sorarken, Babam, babam... ceva Sonra oraya oturup alak bir sesle, imdi bu para ile kimseye haber vermeden gidip y aly tutmal, sonra da hepsinin gznn nnde buradan kp gitmeli... dedi. O zaman kii karar verdiler ki yal tutuluncaya kadar kimsenin bir eyden haberi ol mayacakt; yal tutulunca, kkten yalnz hanmefendiye haber verilerek gidilecek ve herkes bir sabah, kafesi bo, kular umu bulup aacakt... imdi oradaki hayat, masraf dnyorlar, herhlde Ah bir kere oraya gidelim de a kal rdu. Sonra Necibe dnp, Artk bize misafir gelirsin. diyor, Suad da, Elbette, elbette! erek Necib Beyi gndr yalnz bunun iin, yal birlikte tutulsun diye alkoyduunu itiraf r, artk btn tertibinin ne olduunu anlatyordu. Sreyya, seviniyor, Ah Suad, Suad! diyor ve sabredemeyerek imdi gidip her eyi onla rn yzne haykracan ve hepsine birden, Yarn yal tutuluyor... diyeceini sylyordu. sabret, iki gn daha... diye yalvaryor, Necib, zaferin tamam olmas iin iki gn daha bek lemenin iyi olacan onaylyordu. Sreyya ocuk gibi olmutu: Hemen tanrz, diyordu, hemen o gn... Aman burada bir dakika durmayalm! u uursuz n kurtulalm... Ah ne zevk Necib, ne zevk! Hepsine birden, Biz yarn gidiyoruz artk; b ugn yal tutuldu. demek ne zevk! nann Fatinin lokmas boaznda kalr. Gzlerinin ne hr n gryorum! Ah, bir kere o gn gelse, o gn, o saat gelse bir kere... Hemen karar verildi; yarn pazar deil miydi? Erkenden Necib ile Sreyya gidecekle r, kk, k bir yal tutacaklard; otuz liralar vard. Suad Yetimezse... diye yazklan usunu gidermeye alyordu, tesi kolay, asl lzm olan elde... Ve birden Necib kendini hatrlayp dnd ki, bu ite o pek bilgisiz olduu iin hibir mazd; fakat onlar kendisini o kadar hararet, o kadar gizlilikle ie kartryorlard ki, ar arzusu dnda akma kaplmaktan baka aresi yoktu. Akam sofraya oturup da Fatin yine iki lokma arasnda az, gzleri ak olarak yaldan b ettii ve yan bir bakla beyefendiye srtp hoa gitmeye alt zaman gnlk bozgunun de birbirlerine baktlar; Sreyya kendini tutamayp sakin gstermeye alt sevinli bir yarn gidip tutacaz... diyordu. Hacer glerek, Hangi han satld acaba? diye elendi. Beyefendi sade yemeiyle megul, Mahmutpaada han m yok? Bir tanesini satmtr... di d. Fatin glerek, yemek srasnda bouluyor gibi, Vallahi billhi! diyordu. Sreyya btn btn syleyecekti, fakat Suad o kadar derin, yalvaran bir gzle bakt ki, n Necib, Sreyyann dayanamayp susmasna hak verdi. Yemekten kalktklar zaman dost, Sreyyann kk odasna getiler; balkona km ol rak, Hava pek kapank, Allah vere yamur yamasa! diyordu; Sreyya artk gln bir tavrla , yamur mu? Ta yasa vallah yine gideriz... Deil mi Necib? Necib glerek Hay hay! dedi. O zaman tekrar konutular; yarn nereye gidip nasl yapacaklarn tarttlar; Suad, Emir aa olmamasn istiyordu. Beykoz olsa fena m? diyordu; Necib kar sahili tercih ederek veya Yenimahallede kk bir ey bulacaklarn sylyor, Orada, ierilerdeki evler bile ya

diye tevik ediyordu; Suadn asl istedii sakinlikti. On bire kadar konutular; Sreyya bol bol hayal kurarak yaz hayatn bin trl szler ii imdiden dzenliyor, baz ufak dncelerle Suad buna baka dzenler ekliyordu. Sreyya bir sandal bulacakt; glerek Bir de araba... diyordu. Suad mahzun mahzun ban allarken, Bu, uzun olur, deil mi? Asl o zaman a kalrz ite... diye iini ekiyordu. Ya k zevkleri imdiden arya vardrarak keyiflenirken birdenbire Ancak bu sylediklerimizi ya mak iin btn yaz yetimeyecek... diye glyorlard. Ve Necib son dakikalarda garip bir hzn iine gmlerek bu mesut kar-kocaya bakyor e li olmak bu ise hi fena olmadn gryordu. Fakat bu evliliin nasl az bulunur artlar, e meydana geldiini dnerek birok kt evlilikleri gz nne getiriyor, kendisine mmkn le istekli, alakgnll, bu kadar baarl bir kadna mmkn deil sahip olamayacan, mahr yarla kadar byle yalnz ve bahtsz srkleyeceini dnyordu. Yarn erken kalkacandan erken yatlmak tavsiyesiyle daldklar srada Necib hep bu fi ri dnmekteydi; odasna gitmek iin balkona getii zaman iri, rzgrl damlalarn yadn ten istifade iin orada durdu, alnn bir diree dayad ve gecenin karsnda bir sre yle k Kendini, hayatn dnyordu. Evlenmemek hakkndaki kesin karar ara sra gsz kalyor o gsz zamannda idi. Bu kar-koca arasnda ahit olduu anlama ve yaknlk, bu hararet; b n kk bir emeli iin brnn cann verecek derecede tel, bu sakin ve mesut muhabbet on rdu. Baarlar hep birer hsran ve azap olan kendi hayatnn uzun uzun arzu edilmi, all erinde bile byle kuvvetli, byle fedakr, byle sevecen ve scak samimiyet hamlesine sahi p olmamt. Birok saadetleri ve zehirli bir ayrlk veya kesin bir ilgisizlikle bitmi, hi i en mesut zamannda bile u saadetin skn ve zarafetine benzeyememiti. Ve bu hayat tatma dktan sonra yaamak ona bo, pek bo geliyordu. Niin? diyor, sonra umutsuzluk ve gevekli bedi tekrar niye iyi! hitab takip ediyordu. Onun, zevkin hay ve huyuna tutulmu, bandan geenlere dkn olan tabiat bunlarla anlat iin artk huy olmu, imdi kendisinde skn byklk ve iire can atan bir tabiat uyanmaya balamt. Hayatn en memnun olduu annda b daki eksiklik hissi bir baka ihtiya ile dalanyordu; imdi sanyordu ki, bu ihtiya ancak le scak bir muhabbetle, byle dostane bir vefa ile tatmin edilecek... Ilk bir rzgrla byk byk bulutlar uuarak getike seyrek, ar damlalar serpiliyor nlarn yapraklara dmesinden ileri gelen lsz bir ses hldyordu. Necib slandn far asna giderken durdu, yan banda imdi iitiyorum sand sessiz bir teneffsle uyuyan bu k byk bir hrmet ve muhabbetle mesut olmalarn temenni etti. Lyk olan mesut olur fikri bi sre zihnini igal etti. Odasna geip soyunurken hl bunu dnyordu. Evet, dedi, lyk olan mesut olur, veya Goethenin dedii gibi lyk olan kazanr, kaza ayan lyk deildir. Sabahleyin Sreyyann sesini iitip uyand zaman hemen yeni uyumu gibiydi, ba o kad ar kalkt; fakat panjurlar ap da dardan taze, yeil, parlak bir yaz sabah, btn ne ieri dolduu zaman derin bir ferahlk hissetti. Sreyya, abuk, abuk, treni karacaz... diyordu. Sonra balkonun parmaklndan aa m Selim, araba!... diye haykrd. Necib be dakika sonra hazrd. Onlar odalarnn nnde buldu, Suad tavsiyelerini bitire or, tekrar ediyordu. Aman Sreyya, Allah akna... derken Necib birden, dn geceki konumal rna dnd, glmsedi, Suad arabaya kadar yanlarna gelmiti; Sreyya, Ban kapsna kadar orada seni brakrz, dnersin... diyor, Suad, Ya brakmazsanz... diye tereddt ediyordu. Suadn gzlerinde istasyona kadar gitmek arzusunu okuduundan, stasyona gelseniz de yine araba ile dnseniz daha iyi olmaz m? dedi. Kar-koca ikisinin de bunu istedikleri, hemen gsterdikleri sevinli kabulden anlalyo rdu. Araba hareket etti. Ban bozuk yolundan bazen devrilecek gibi giderken Necib u on dakikalk mesafede bile beraber bulunmak iin hatta aka itiraf edemeyecek kadar iste kli olan bu iki kalbin imdi yetimek telyla birbirine bakmadklarna dikkat ederek, Bera olmak yetiyor, diyor ve tekrar -bulank ve tortulu, cevap vermek veya tutunmak iin dnceleri daima krlmaya urayarak- tekrar bu hli bile bir saadet derecesine karan yak ucu deil teskin edici ak -hayr bu ak olamaz- kalp balln dnyordu. Tren hareket ettii zaman istasyonun arkasnda arabasndan kendilerine bakan Suad ar adlar; elleriyle selmlar gndererek uzaklarlarken onun da araba ile yola koyulduunu grd r. Vagonda iki kii yalnzdlar; Necib nasl olup da Sreyyann imdi bu noksan, hatta ken i mahzun eden bu kadn noksann hissetmediine at. Bu kadar ballk zerine bu ayrlk b iin olsun kalbi elbette mahzun etmesi gerekirdi. Ve bu kadar sadk bir akn bile byle mahzunluklar olduunu dnerek boynunu bkt.

Sreyya ban trenin hzndan ortaya kan havaya am yar durgun susuyordu; sonra, B az... dedi; daha sonra ekledi, Sahi gzel bir ey bulursak... Suad ne kadar sevinecek de l mi? Evet, Suad... imdi onsuzluktan mahzunken bu konuma onu sevindirmek, onun sizi beklediini, imdi fikren sizinle beraber olduunu, her an yannzda hissettiinizi bilmek, hissetmek, yannzda grmek... Bu, mahzunluu sonsuz bir lezzet veriyor, sevilen iin ekile n eziyetleri bir hzn damlasyla kark bir ho sarholuk hline getiriyor, zaman getike kadar tatllatryordu. Sreyya, Ah bak, akam bizi araba ile beklemesini sylemeyi unuttuk... diye zld, son hemen Ama sanrm dnr ve gelir. dedi. Eer geleceini sanmasayd hakszlk edecekti; zira Necib, Suad onun kadar bilmedii h ile bundan phe etmiyordu. Ve birden, kendisinde daima var olan tahlil kuruntusu il e bu saadetin de derinliklerine girip hakikati grmek merakna dt, elbette bunlarn da gr leri kadar mesut olmadklarn, Suadn da gerekte bu kadar kusursuz olmadn tekrar etmey Kendisinin, bunlarn karsndaki hayran grevini pek gln buluyordu. in kardan byle g ir neden ibaret olduunu sylerken niin hibir noksan belertiyi kendi muikf- nazarna(* t etmediini soruyordu. Birden bir tepki ile Bu kadar da bir baar deil mi? Bakalm ben b u kadarna erimi olacak mym? dedi. Akama kadar dolap nihayet ilerini sevine sevine bitirdikten sonra trene geldikle ri zaman byk bir rahatlk hissettiler; nlerinde memnun ve sevinli geecek birka gn vard yya baarl zamanlarna zg hareket ve tavrlaryla hayal gibi anlatyordu: imdi Suad bu na anlatacaklar. Sreyyann mcevher kutusu, fildii yuva diye tarif ettii yaly o kadar k... Sonra evdekileri nasl artacaklar... Sreyya hepsinin taklidini yapyordu. Fatin kud uracak, beyefendi kpk saacak... Necib Ya Hacer? dedi. Hacer mi! Grrsn. O da kocasna bir yal tutturacak... Sonra glerek Fakat Fatin... Vallahi onu boar da yle bir ey yapmaz... dedi. O asl onu grmek istiyordu: Ah u Fatin, diyordu, patlayacak, patlayacak... Necib, Suadn ciddiyet ve dayankll yannda Sreyyann da byle kk hislere kapl i de Fatini o ksa boynu, daima para grr gibi ak ok gzleri, ban evirmeden saa sola ar iren buluyordu ki hak veriyordu. stasyonda Suad bulur bulmaz btn emelleri alt st o . Sreyya ona mjde verirken o, Nafile... Her ey bozuldu... dedi ve merak ettiklerini gr erek anlatt Ben dadma tembih etmeyi unutmutum, hepsini Hacere sylemi... imdi herkes b yor. Sreyya, eyvah makamnda elini alnna gtrerek, Ne sylyorsun Suad? dedi. Sonra saade okluundan onu da bir baar hline koydu. Bilsinler, ne yapalm, engellemek de ellerinden gelmez a... Suad yle dnmyordu. Beyefendi mni olmak isterse? diyordu. Sreyya yavrusunu mdafa lanan bir canavar heybeti ve fkesiyle bakarak Ne? dedi; kzgnlkla omuzlarn kaldryor, okula gitmiyorum. diye glyordu; sonra arabaya bindikleri zaman Sreyya Fildii yuvasn f iin her eyi unuttu; o kadar heyecan ile naklediyor, Suad da deminki kederi unuta rak yle en ve sevinli grnyordu ki Necib bile kendisine, bunda sana ait ne var? diye i n ykselen zehirli sesi unutarak akma kapld. Sreyya vdke, Suad, Necibe dnyor, Sahi mi Allah akna, sahi mi? diye soruyordu. Evet, hepsi sahi idi, bu fildiinden yuva Boazn stnde Kavaklarn yannda, Yenimahal bir kesinde, heyeti mecmuas fildiinden yaplm kadar temiz, parlak, Pazarbanda idi. O i liraya tutmulard. erisi yar deli idi. Sreyya, Suad, piyano da var. diyordu. Bunla Suad iin bir nee oluyordu. Sreyya orann sknundan, glgesinden, manzarasndan heyecanla hsediyor, syleyecei eylerin okluundan eksik anlatarak, Deniz kapsnn nne kadar geli bilsen!... diye sevincinden tayordu. Sonra Suad, Hacerin nasl mosmor kesilip karsnn parasyla sayfiyeye giden Sreyyan en dtn nasl sylediini anlatt; Sreyya hiddetlenerek, Niin? Kocann paras baka, .. diyor ve zalimleerek herkes kendi kocas, her kadn kendisi mi? diye syleniyordu. Sua eliyle azn tutarak susturmak istedi. Sreyya hakszlklara byle ac karlk verdii zam , onu sevmemekten korkard; Necibe dnerek: Dnnz Necib, dedi, biz gidince yalnz kalacak, btn btn yalnz... Zavall kz ne .. Sreyya, Suadn szlerini kendi fikriyle tamamlad. Sreyya:

Sonra da kskanyor... Niin bir eye kendi adn vermezsiniz? Kskanyor... te bu... irret, hain ediyor... Bunda acnacak ne var? Kke geldikleri zaman kapnn nnde Hacerle Fatini grdler; Fatin iki eli brnde, erek ve gzlnn stnden bakp ylarak, Maallah efendim, Boaziinden yle mi? dedi. Yukarda balkondan hanmefendinin sesi, Allah gle gle oturmak ksmet etsin... Nerede tuttunuz bakaym? diyordu. Sreyya, Fatine omuz kaldrp annesine cevap verdi: Hele yemek yiyelim, uyuyalm da... Ryay o zaman grrz... Ne kadar sabrszsnz! Hacer, fkesine malp olarak birden atld: Ah, ben biliyorum canm... Bana Behice dad syledi; hatta bak yengem inkr edemiyor du, ama imdi hep bir oldular, elbirliiyle saklayacaklar... Fakat ben biliyorum, bu gn onlar Boaziine gittiler, ev tuttular... Dn para gelmi... Fatin kahkahayla glyordu; Sreyya, Hacere dnp hiddetli bir tavrla: Pekl kk hanm, farz edelim ki yle olmu! Bunda ne var? Siz de o kadar istiyorsan iz de size tutsun... dedi. O zaman Fatinin, pantolonunu bir kere daha ekip sessizce ieriye katn grerek hep birden gldler. Yalnz kaldklar zaman Sreyya, Aman kaalm, yarndan tezi yok kaalm... diyordu. Suad, Dur bakaym, izin alalm bir kere... dedi; Sreyya, Kimden? Neden? zin mi? O ni ? diye sylenirken kars, Yok, ben kimseyi darltmaya raz deilim. Sen o ii bana brak! sessiz, glmseyerek, gidip beyefendi ve hanmla grt grld; tekrar geldiinde Yaln u, onu ne yapacaz? Ve anlamayarak yzne bakan iki erkee kederle, Onu da gtrsek... di aryordu. Sreyya yerinden frlayarak haykrd, Ne? Fatini de mi? Buna bir karar vermek iin tartyorlard; bu, ge vakte kadar srd. Yatmak zaman geli ecib Artk ben de yarn iniyorum. dedi ve Suada bakarak: Bana baka hizmet var m? Suad glyordu, in mi? Bir artla! diyerek kocasnn yzne bakt. Sreyya da glerek stu bizim eve sermek artyla... Ertesi sabah kalktklar zaman Sreyya anlatt ki, gece kkn br kesinde kyametler er kocasn onlar gibi yal tutup Boaziine gitmeye mecbur etmi, o tabi bu teklife kulak am... Sreyya yreine inmitir! diye glyor, fakat sonra kzyordu; bunun zerine atm lmi, bey, hanm hep oraya komular; Fatin srar etmi, daha zorlanrsa rahat edecei bir ye gitmekten baka aresi kalmadn sylemi... Sreyya, Katr gryor musun, katr! diyor kadar nasl uratn syleyerek, Fakat eksin yerindedir! diyordu. Araya araya bulduu y sn... nk o kzn evlendirirken bir gn yle sylemiti, Hanm, aradm ama yle bir yaku ya bunu anlatarak, Bulduu yakutu imdi nargilesinin marpucuna oturtsun da... diyordu. Suad darlarak Bey, Bey! dedi. Peki, sustum, sustum ama haydi kaalm bakaym... Zira artk onlarn yzn grmek iste ... Suad yalvard, Yok sen bir kere Hacere syle de yle... stedii vakit gelsin... Syley ksin deil mi? Kocasndan olur cevabn almadan ie balad ve Necib kendilerine veda edip ayrlrken S , Hacerle konumak iin odasna gidiyordu. - 3 -

Bir daha on gn sonra Beykerin nnde rast geldiler. Necib, Beyoluna doru yrrken arkasndan birinin kolundan tuttuunu hissetti, dnnce grd: Ooo, nereden byle? br elinden tutup Beykere doru yryerek: Ya sen? dedi, krklara m kartn, ne oldun? Bizi yar yolda yalnz brakmak... Necib zr dilemek iin sz bulamyordu; dkkna girmilerdi. Sreyya bir raa bir ey e dt, ieri yryorlarken: Gryorsun ya, dedi, masraf, masraf... Otuz be-krk lira derken yal bize altm liray turuyor. eride ipekli kumalara bakmaya balad, bir taraftan anlatyordu: Ama gelsen de bir grsen... Ha, sahi, ne zaman geleceksin? Bekleyip duruyoruz. .. Ah Necib, biz bada meer cehennemde imiiz, ne yer, ne yer! Ben ilk baktmz gn bu kad

gzel bulamadmd. Sabahlar, ya akamlar... Hele leden sonraki gzellik... Akam st Sua er kyoruz; orada bir yol var, tepenin kenarnda, Kavaka kadar gidiyor. Ne manzara, ne manzara!... Bir kere Bykdereye gittik... Daha istediimiz gibi gezemiyoruz ki, iyice yerleemedik. Ev tamam olsun da uzun seferlere kacaz... Sen de gelirsin, diyordu, sonr a kendi de tevik olsun diye, Mays, malm ya, Bykadann tam mevsimidir! dedi. Sreyya gld: Mays Boazii mevsimidir, azizim, Boazii! Sade mays deil, btn sene... Sanrm ki e gzeldir. Bir rzgr var, aman yarabbi, bir rzgr var Necib!... O temiz rzgr baka ner unabilir? Sizin odanza gelen rzgr btn Boazn stnden geip kirlendikten sonra size ge abartyor sanyorsun ama geldiin zaman greceksin ki, hakkm var. Oraya gittiimizden beri ne kadar fark ettiimi ben bilirim. Suad bile bambaka oldu. Bir nee geldi, bir haya t geldi... Sabahlar demir gibi kalkyoruz, sonra, sana bir ey syleyeyim mi? En sevdiim hli rahatl... Ne Fatin var, ne Hacer var... Yapayalnzz! Necib hatrlayarak Sahi, onu ne yaptnz? Kandrabildiniz mi? diye sordu. Sreyya hiddetle: Brak u cady, dedi; bana inan Necib? cadlk yalnz ihtiyarlarda deil, asl genler mezsin bu kadnlar kt olunca ne kadar kt oluyorlar. Kendisine barmak iin gittim de ban e cevap verdi bilir misin? mkn yok... Bana karm ekitirdi; evet bana Suad... anlyors Dur, uraya girelim, kurdele alacam. Malum ya, kadn ileri bitip tkenmez... Fakat ikyet meye gelmiyor, azizim; hain eyler, pek pahal ama, onlarsz elbise de bir eye yaramyor. .. Sreyya byle gamsz kular gibi gevezelenerek her eyden bayalkla bahsederken Necib, irer saadet olan bu eylerden mahrum geen kendi hayatn dnyordu. Tnele geldikleri zam a Artk bana msaade... dedi; onu eyrek geeye doru Yenikye giden vapura yetimek istiy rkadann elini skarken Ey ne zaman? diye sordu. Necib tereddt ediyordu. Sreyya: Karmam, dedi, sonra Suad darltrsn... Onda bilsen ne hazrlklar var... Senin ii r oda hazrlyoruz... Gryorsun ya, gelmek bir vazife oluyor. Ne zaman gelsen evdeyiz. Ben haftada iki gn stanbula inmek istiyorum ama daha karar vermedim... Bir de sanda l bulduk, onu da alrsak, gelsin keyif, sahi sen sandalcl sevmezsin... Ooo, ddk tt, a . Kouyordu. Necib arkasndan seslendi, Selmlar unutma... Sreyya, Unutmam, unutmam... diye kayboldu. Necib dnerek kalabala kart. Kim der ki u adam be yllk bir kocadr! diyordu; b yaamak ve evlenmek hakkndaki btn felsefesine muhalif bir hldi, fakat ite gerekti. Ve h yalen Sreyyay gryor, Suad beklerken gryor, yine onlarn evk ve huzur ile geecek ge annda kendi geirecei gecenin acl imdiden kalbine kyordu. Birden: Adam sen de, bunlar hep hlya! dedi; onun yerinde ben olsam ilk haftadan bunalrm ... Zaten ben hibir eyden memnun olmamak nasibi ile domu deil miyim? - 4 -

Necib byle dnmesine ramen, o pazar Adaya gidecek yerde Boaza gitti... Vapur, Boaziine kouan halk ile taarak Kprden zlp Boazn mavi gsne gml ferahlk duyuyordu. Etrafna bakarak hepsi de memnun, gler yzl grnen yolcularn bahar i kendilerinden geerek srdkleri hayat, ona duyduu sevinle, ok zevkli bir hayat gibi geli yor, geni nefes alarak, dalgalanan kr yeilliklerinin, renk renk ieklerinin taze kokul aryla iinde bir canllk, bir faaliyet duyuyordu. Btn bkknlk ve sknts Beyolunun karanlk sokaklarnda kalmt. Her yzde bir ne sini dolduran halk iinde, kadnlarn hepsi ona bugn, arzulanmaya deer bir gzellikle grn ard. Sahil binalarnn yan yana ve birbirlerini kovalamalarndaki hazdan yar sersem, gzle rinin nnde kaynayan u cokun hayattan yar baygnd. skeleler kendilerine gelen yolcular tka vapur bir kere nefes alyor, biraz hafifliyordu. Bykdere son yolcular alp vapur de boald zaman Necib kendini toplad. imdi nasl bir sevin, temiz kalplilikle, nasl bir s le karlanacan dnerek seviniyor, glyor, nihayetsiz bir memnuniyetle tel ediyordu. klatka bu tel heyecan oluyor, Suad, Sreyyay imdiden grerek kalbi arpyordu. nce kendisini Suad tand; eliyle iaret ederek ieri seslendi, o zaman pencereden ka r koca ikisinin de balar grnd. Sreyya uzun bir Ooo! ile selmlad. Kapy hizmeti k ez kendini, merdivenden koarak inen Sreyyann karsnda buldu. Bu sevinli bir karlay a, Ne iyi ettin de geldin! diyordu.

Yukar ktlar, Suad ile beraber Sreyya da Necibe, bugn geleceini umduklarn syly b merak ediyor, Neden? diyordu. Sreyya izah etti: Hava sabahleyin o kadar parlak, o kadar nefisti ki Suad, bugn Necib belki geli r. dedi... Ah sabahlar erkenden buradaki gzellii, tazelii tarife sz bulamyorum, denizi nezaketini, yumuakln, yeilliini, nihayet u Boazii sabahnn bekretini grmeli Nec Adaya gideceini bildiimiz iin umutsuz oluyorduk... Buna ramen bilmem niin, yine umuyo rduk. Glerek karsna bakt: Hatt Suad hazrlkta bile bulundu; malm ya, artk o ev kadn oldu. Suad kzararak yar sitemli: Fildiini beyefendiyi misafir kabul edecek bir hle koymaya urayorum, dedi. O zaman Necib syledi. Gece Beyolunda ne kadar bunaldn, bugn Adaya gitmek istedi raya gidip birtakm renksiz yzler, ilgisiz dostlar, yabanc kalpler greceine, gelip fil dii yuvalarndaki dostlarnn misafiri olmay tercih ettiini anlatt: Ah grseniz, diyordu, grseniz artk Beyolu ne kadar tahamml edilmeyecek hle geldi. abahlar yine biraz serince oluyor, rutubet biraz ie yaryor, fakat sabahlar da Beyolunu n o ba artan satc grltlerinin, evlerin iinde nasl nladn bilseniz... Sonra, rmak mmkn deil. Toz, gne, ter! nsan bouluyor! Onun iin buralar adama bir ky gibi ge Hele bu Yenimahalle... Sahiden fildiinden yuva... Uzak, uzak... Sanki kam, kaybolmu.. . Ah buraya gelip dnyay unuttuunuza ne iyi ettiniz! Sreyya, baarsnn glmseyen saadetiyle ekledi, Unutmu ve unutulmu, deil mi? Sonr nden tutarak, Hele imdi gel de sana kafesimizi gezdirelim, servetimizi gr... Bir ke re balkonlu odaya gidelim de bak manzaraya... dedi. Bir merdiven karak deniz zerinde ki salona girdiler. Buras evin eni kadar geni bir oda idi. Panjurlar anca nce bol bir gzleri kamat. Suad ilerleyerek balkona kan orta kapy da at, birden balkona get an girmeyen gne, beyaz, takn bir k ile buray, ieriye doru gittike glgeleyen bir p ; denizde, dalgalarn oyunlaryla kvrmlanarak akseden glgeler bile bir gm beyazl ile ini aa vurmayan bir scaklk iinde gneten gelen kahkahalar gibi billrlayordu. Sreyya, Asl buraya bak! diyor, karsnda Anadolunun Kavaklardan balayp Beykozda ahesinden ta ubukluya, sonra Yenikyden balayp btn Tarabyay, Bykdere koyunu taki una kadar gelen kylar arasndaki ok byk, geni gl gsteriyor, eliyle iaret ederek, deil mi? diye soruyordu. Necib, Cidden gzel! dedi. Balkonun kenarna kadar ilerlemiti. Hafif bir rzgr okamasyla dalgacklanan deniz, g ltnda baygn, dermansz serilmi, girintili kntl bir gm yayla inceleniyor; kylarn srkleyip ufuklarda yoran tepelerin her biri baka glgeler, dumanlar altnda, havasnn at en titredii sezilen efltun, kurun, sar da izgileri, en nihayet geni bir denizle kl ufka gmld sanlan adalara benzeyerek, ate koru stnde rpere rpere, ses vermeyen setl alanyordu. Sreyya tekrar ediyor, Nasl, muhteem deil mi? diye soruyordu; sonra birden alevlene rek: Ya bu rzgr, dedi; sorarm sana, bu rzgr baka nerede bulursun Necib? mkn var m , bu saf, Suadn dedii gibi kpre kpre esen rzgr... u sevince, u tazelie, u hayat .. Ba diye gidip o cehennem ocana tklmak yazk deil mi? Necip oraya bir byk saksnn yanna konmu geni bir hasr koltua oturarak, Muhteem, iye tekrar etti. Kar-koca memnun, saadetleri gzlerinde, glerek birbirlerine bakyorlard. Suad: - Daha bu ilk memnuniyetin arkas alnmad dedi, her gn baka bir gzellik var. Sreyya, Suada gzleriyle teekkr ederek bakt: Ah, btn bunlarn senin sayende olduunu dndke... Benim sevgili karcm! Suad, elini tutmak iin uzanan ellerden kap krgnlkla gzlerini szerek: Bak yine sylyorsun, dedi, u kt kelimeyi yine tekrar ediyorsun. Sreyya glyor, rpnyor, Ne yapaym, unutuyorum... Affet Suad... diyordu. Sonra Nec Bir trl kendimi engelleyemiyorum. Halbuki karcm sz bizim hanmefendinin en b Necib bu kk, ili dl aile meclisinde yar dalgn, derin bir ac ile kendi kendine ann bir kars olup da onu sade ismiyle armak saadeti... diye zlyordu. Sreyya nihayet Suadn elini tutmutu. Necibe dnp: Evet kardeim, dedi, biz a ziinin mesut, saadetlerinden lgn kular! Buna ramen bu saadet, arasna gagalamamz e . Hele ben... Dn ki artk her eyime itiraz ediliyor. Hatt hamaratlma bile...

Suad hakl olduunu ispat iin tel ederek: Oooo, zellikle ona, dedi; her gn kaleme gitmeye kalkmaz m? Sreyya aka eder gibi yine hep Necibe anlatyordu: Ey ne yapalm? Para kazanmak lzm deil mi? te pekl grlyor ki, ana baba adama p r. Halbuki her sene insan karsnn parasna boyun emez a... Ev tutulmasna ne ise... Fakat karsnn ekmeine... Suad ban, uzaktan gelen kulak kabartm bir ku tavryla ban eerek yar sitemli bi nliyordu; sonra birdenbire kpkrmz kesildi, Devam edersen... Devam edersen... diye eliy le tehdit ediyordu. Sreyya elini brakmadndan darlm da kurtulmak istiyormu gibi rp gzlerinde hiddet imei aktrarak kurtulmaya urayordu. Sreyya koyuvermeyerek: Hakl deil miyim, Necib Bey, diyordu. Pekl, ister misin imdi Necibi hakem tayin ed lim... Suad nihayet malp olup durdu: Pekl, ben onun insafndan eminim; fakat nce ben anlatacam. Hafif bir inatlk oldu; balangta hangisinin anlatmas gerektiini kararlatrdlar. n zaman her gn evde oturmaya altrdktan sonra imdi, stanbula inmeye kalkmasn istemiy asl yeni misafir olduumuz iin kp krdan, bahardan, buradan istifade edeceimiz yerde, gn stanbula inilir mi? diye ikyet ediyordu. Sreyya gaddar ocukluk ederek, Niin inilmesin? diyor, glerek Suadn hl elini bra izmeti kzn balkon kapsnda grnp iaret etmesi Suad btn btn kurtulmak aresini ar Sreyya, Olmaz, olmaz, gndermeyiz, diyordu; hem misafiri yalnz brakp gitmek... Necib: Madem ki zel bir i iin... dedi. Sreyya kt: te ben de bundan bktm... Buraya geldik geleli bu hain evin ii bitmiyor. te ben d undan ikyet ediyorum. Evde akama kadar beni oturmaya altrp, akamlar ev kadnln b tadan kaybolduktan sonra benim her gn kaleme gitmeye hakkm yok mu? Suad, im var, canm! diye darlyordu; nihayet darlmakla bir i gremeyeceini anlay maya mecbur oldu. Allah akna brak... diyordu! Gzleri rica ile yanyor, perian bakyor, klar titreyerek yalvaryordu: Gideyim bakaym, brak... Allahn akna brak... Sreyya, abuk geleceine yemin etmeyince brakmad. Ve iki erkek yalnz kaldklar zaman yya karsndaki koltua arka st yatp, yar zntl: te byle kardeim, dedi! Sana yemin ederim ki onsuz kalsam lrm... Sustular. Sustular. Rzgrn sade perek getii sakin dalgalarn akllar arasndaki oyu kard sesle uyuturucu bir hrt oluyor, bu ses, denizin parltlarndan kyor sanl ngine uyuyordu. Evet, fakat sade bu deil, hele kalk da bak; ne holuk ne holuk... Necib birden ac bir teessfle, bu gece Beyoluna dnmek mecburiyetinde olduunu hatrla ve Vah vah! diyerek Sreyyaya bunu haber verince o koltuundan frlad: Ne? mkn yok... Vallahi billhi olmaz. nsan Boaziine gelip byle hemen dnmeye kal inayet ilemi olur, her cezaya lyktr. Necib sz verdiinden bahsederek affedilmesini rica ediyor, Sreyya inat ile Brakmayz , imkn yok... Suad mmkn deil raz olmaz... diyordu. Bu kadarla Necibi ikna etmi gibi, konuya, konuulan konuya geti, buradaki hayatlarn anlatmaya balad. O asl, sabahlar seviyordu, oturduklar odann stnde yatyorlard. nce gne, o cehen siyah dumanl, insann belini bken gne deil, kz gibi saf ve taze bir gne gelip odalar atyor uyannz! diyordu; sabaha kadar deniz insana gizli ve en bir ninni sylyor, bazen ak grlyor, kpryor, fakat ok kere byle sakin, bir kuzu gibi bezgin ve uslu... Suad her bu gnele beraber uyanyor, srayp camlar ayordu; o zaman ieri sabah, hayat, nee, h bunlar, her ey, sade bu gnele, sade denizin sesleriyle, odalarna, kalplerine hcum ed iyordu; insan gelip byle koklayarak stan, denizin krpelii ile serin bir scaklk veren ykanyorlard... te Sreyya buna doyamyordu. Bazen Suad bir emsiye, ben bir baston alp kveriyoruz; burada aalklar, korular f yok ama u arkada Kavaka giden ince bir oban yolu var... Oraya gelince Karadeniz grnyor . te o her eye bedel... Eer Suadn bu ev delilii olmasayd daha uzaklara gideceklerdi, fakat o inat ediyor, mutlaka her yemekte kendi eliyle hazrlanacak bir ey, gz gezdirilecek iler buluyordu . Her neyse, bu gzel sabahtan sonra sofra banda karsn karsna alp da skn ve samimi meini yerken hayatndan duyduu zevke doyum olmuyordu.

Sreyya bunu syledikten sonra gz krpp, yle mi sanrsn... diye leyi vmeye bala aya, balkona kyorlar, kam koltuklara uzanyorlard; hararet oalm, fakat aada deni n seslerinde yle rtkan bir henk alyordu ki, insan kendini yeil sularn arasnda san ik, bu serinliin, bu yar hararetin arasnda yava yava yle bir dereceye geliyordu ki, ya r uykuda, yar uyank szlp gidiyorlard. Bu byle iki saat devam ediyordu, sonra gezmeye rd. Akam gezmesine... Bir arabaya atlaynca Bykdereye doru... Sonra gece, stanbulun en zarif, en ssl, en sakin geceleri... Aydnla lzum hissetme zin, gkyznn denize yansyan btn nurlar o kadar en, o kadar geveklik veren klar ya enin iine gmlm, yar lm, kalyorlard. O zaman denizin, gkyznn, karki krlarn Sreyya uzanm, sade ellerini kullanarak, bazen konudan konuya gemek iin biraz dura rak, kelime kelime anlattka Necib sessizce dinliyordu. Nihayet Sreyya: te hayatmz, dedi; yemin ederim ki, hi bu kadar mesut olduumu bilmiyorum. O srada Suadn sesini iittiler. kretmeli, kretmeli... diyordu. Sreyya yatt y ak, Sen kredeceine buraya bak. dedi ve eliyle Necibi gstererek: Akama gidiyormu! Suad arm, Mmkn deil, aka ediyorsun! diyordu. Sreyya temin ediyordu; sonra gl te bir haber ki, Suadn btn planlarn alt st etti. O kim bilir yeni ev kadn s larda bulunmutu. Suad, Necib ile megulken bu sz zerine kocasna dnp tehditli bir ka atyla, Susm dir! dedi; Necib hl zlerek kalamayacan tekrar ediyordu. Sreyya glerek, Bu ne srar nra gz krparak ekledi: leri gitmeyelim... Kim bilir... Beyolu bu... Nihayet Suad, bugn gidip yarn mutlaka gelmek artyla raz olacan syledi. Sreyya, ahar bitiyor. dedi; kendileri Beykoz ayrna gitmek istedikleri hlde imdiye kadar onun g lmesini beklemilerdi. Necib arambadan nce gelemeyeceini sylyor, onlar srar ediyordu; ayet arambaya karar verdiler. Sreyya, hizmetinin glgesini grnce: Yemek mi, diye haykrd; koalm, koalm... yemekler darlmasn!... Suad bu evin bir zr, yemek iin aa kata kadar inmek olduunu syleyerek iniyordu; S nden giderken, Sen baban bir daha kandrarak birka yz lira vurabilirsen o zaman istedi miz gibi bir ev sahibi oluruz. diyor, buna hep birden glyorlard. Yemek odasna girdikleri zaman Sreyya hemen yerine oturup havlusunu aarak, Aman ab uk, abuk... Yemekler iltifatmza lyk... Baksanza, saat bire gelmi... dedi. Suad, Her zaman kata yiyoruz? diye sordu. Sreyya, glerek: Evet malm... dedi; yani demek istiyorsunuz ki, bir namaz saati kadar dzenli ye mek yiyoruz. Bunu tekrar ettirmeye gerek yok. Allah srekli iyiliinizi versin, yalnz temenni ederim ki, bu merak nihayet bir cinnet hline gelmesin... Ev kadnl tek bana ci net nedeni... Doktorlara yeni bir hastalk daha... Suad sitemli bir bakla, Birikiyor! dedi. Sreyya hem yemek alyor, hem daima Necibe bakarak devam ediyordu: Ne? Cinnet mi? Suad ban sallayarak, Hayr, sular... Hakszlklar... dedi. Necib Omlet enfes... diyordu; Sreyya glerek, Aya kalsa bize yemek haram olacak... reket versin kk hanma... O kendini yoruyor ama kocacna... ay, kocasna diyecektim... a yine olmad, Sreyyaya, Sreyyaya... dedi. Suad, Necibe bakarak: Cennete gitmek iin sabrdan baka are yoktur, deil mi Necib Bey? Rica ederim, siz e vlenince byle huysuz bir koca olmamaya alnz, yoksa... Sreyya hl alay ederek, Yoksa ne olacak? diye sordu. Suad tereddtle: Yoksa... yoksa... karnz mutlu etmemi olursunuz... Sreyya: Ooo, diyordu, o kadarck m? Ben de nemli bir ey olur sanyordum... Necib de benim kadar bilir ki evlilikte hanmlar solda sfrdr... Asl akl ermeyen bir ey varsa bu adar dikkate ramen u etlerin alk baarsyla byle simsiyah olmasdr. Suad glmseyerek: Madem ki kocalarn saadeti lzm, veriniz onu ben yiyeyim... Zavall kadnlar! Necib: Tam aksi zavall erkekler Suad Hanm; bir kadnn ne olduunu anlayanlar iin as zavall erkeklerdir. Kadn olmaynca bir erkek hayatnn ne verimsiz, ne yamursuz, ne orak ir siyah l olduunu bilseniz... Bunu ok erkekler de bilir de sonra unuturlar... Bir k

adnn, bir erkek hayatna sade varl ile nasl iir ve krpelik verdiini, ruhu bir tarafa bile yalnz vcut iin de nasl byk bir koruyucu olduunu bilseniz... Demin bana burada ha atnzdan bahsediyordunuz; siz her saati geirmek iin saadetler, elenceler buluunuzu anla trken ben yirmi drt saatlik hayatmn nasl bir cehennem saati gibi nihayetsiz, srklenmez bir hayat olduunu dnyordum. Sadece syleyeyim ki, lecek derecede bunalyorum. tekiler susuyorlard. ... Bilmezsiniz Beyolu hayatnn, hatta elenilecek mevsimde bile nasl bunaltc, bey ezici bir hli vardr. nce bin bir renkli bir hayat grnr, hibirbirine benzemez safhalar r gibi gelir; fakat o kadar tek renk, aman yarabbi o kadar tek renktir, grlen yzler o kadar daima ayndr ki... Mahremiyetsiz, samimiyetsiz, gsterili bir taklitten, souk sar bir taklitten ibaret bir hayat... Her grtnle mthi bir rekabet, bir mcadele, bir Hibir el skmazsn ki, mmkn olsa seni bir ukura itmeyeceine emin olasn, hibir ses ii ki, senin arkandan en hain, en haksz bir gizlilik, kendini beenmek, bencillik... Bu a kurdun elinde btn yzler morarm, btn gzler bulanm; herkesin baars brlerin ilmesine balym gibi bir ekememezlik, bir kin, kimse kimseyi beenmez, stnden bandan da syledii Franszcaya kadar her ey alay iin bir bahane olur. Zaten hep sahtekrlktan i aret olan bu paskal yznden gz dudaa, dudak eneye gler... ren bir ey hasl... Sreyya, lokmasn hazrlamakla megulken, Buna ramen inkr edemezsin ki kadnlar nefi di. Evet zellikle kaldrmlardan geerken uzaktan maaza bebekleri gibi grnce... Beyolu trosunun seyyar aktrisleri... Hepsi yledir. Asl hayatlarn oyuncular gibi unutmulardr. Onlarn ruhlarn arayacanza kutup kefine km olsanz daha hayrl olur. Bilir misin n gileridir? Temiz ruhlular! Sana cidden sylyorum Sreyya, saadetinin kymetini bil... Sreyya, yar kzarm Suada yan bakyordu. Derin derin baktlar. Sofradan kalkt zaman Necib kendi kendine, Ah herkes byle olsa... herkes mesut ols a... dedi. Baka bir yerde olsayd u isteini pek gln bulurdu, fakat bu saadet ve samimi iinde btn zlemleri, alkanlklar kayboluyor, hayatn, karanlk, hain, kt hayatn u nliini hissetmeden deierek baka, iyi bir adam oluyor ve sonra bunu fark ederek aryor nsanlar, u insan kalbi... Yz bin mnal bir bilmece... inden kmak mmkn deil... diyo gibi iyilik de bulac mdr? diye dnyordu. Tekrar balkona kp kelerdeki yeillikle ndalyelerden birine otururlarken Sreyya, Aman Suad gelmeden bir sigara tellendirel im... diye kutusunu verdi; henz sigaralarn yakmlard ki, Suad grnd; balkona kmayar het, dehet, yine mi duman, yine mi? diyordu. O zaman ttnden bahsedildi, sigara Suadn birinci kar ktyd, Sreyya mdafaa etm Necib: Yok Sreyya, herhlde bu, iddia edilecek kadar nemli bir ey deil; bana yle gelir ki evli olsam da sigaramdan ikyet edilse... Sreyya tuhaf bir gzle bakarak: Galiba yine bir ey yumurtlayacaksn, Necib... Necib glerek bitirdi: Elimden sigaray, cebimden paketi, kendimden de bu uursuz alkanl sevinerek atard Sreyya, sigarasn zevkle bir daha ekerek ar ar dumanlarn savuruyordu: Ne gzel fikir... Yalnz bir kusuru var, yapmak mmkn deil... Azck fedakrla katlanlmaynca hibir ey yapmak mmkn deildir. Suad korkarak, Yok, ben fedakrlk derecesine kan eylerden bahsetmiyorum. diyordu ve piyano bahsi oluncaya kadar hep badan, badakilerden bahsettiler. Bu neeli bir konuma oldu; iki szde bir Fatin ile beyefendi ortaya kyor, Hacerin sesi iitiliyordu. Sonra N ecib, Suada piyano almasn rica etti. Demin Sreyya anlatrken bu hayata gpta ettimdi. B saat nce gpta ettiim saadete bir saat sonra kavumu olaym, benim de mrmde bir gn bulu diye arka kt. Suad ikyet ederek uzun sre piyanosundan uzak durduundan hl baramad a kark olduunu sylyordu. Nihayet piyanoya gemek gerekti. ki erkek balkonda kalm, sa gelen piyanoyu dinliyorlard. Sreyya, rzgrn bir sre tereddt edip durduu bu scak an, le le vakti serinlik bitip her eyin sustuu, bekledii zaman hatrlatarak, Gryor musun u. imdi deniz durgun, durgun bir havuz hissi vererek, scak gnein altnda kurun gibi a uzanp gidiyor, hararet yumuak esinti iinde titrek, deiken fark ediliyordu. Rehavet bi r dereceye gelmiti ki, gzleri arlam manzaray yalnz kirpiklerin arasndan szlen bir d. Ve ieriden bazen piyanonun damla damla konuan, bazen birbirine kararak derece de rece bir gmbrt ile ykselen, sonra birer birer szlerek kendinden geercesine haz duyarak onu dinlemeye balad.

Bu, Il Trovatoreden bir para ile balamt. Fakat Necib sonrasn hatrlayamyordu, bi uz serenad gibi geliyordu, sesler, kh billr gibi akyarak, kh matemli srklenerek, kh sevinle ykselip sonra umutsuzluktan doan karamsarlk ve bezginlikle dklerek devam etti ke btn kurduu hlyalar karanlklara bouldu; fark ve hissedememeye, hatrlamamaya balad yaamyordu. Birdenbire saatin sesini iitti, bu ses onu uyandrd. Sreyya sandalyesinde uzanm, gz eri kapanm, dalmt; piyano hl ar ar, bir i sknts ile inliyordu. Teekkr etmek grnce tebessm ederek, aldm paralara yazk oluyor, deil mi? Necib tam aksi der g bitirince Suad tekrar ikyet etti, piyanonun nnde en iyi bildii paralar bile artk a Hele notalar, diyordu, grseniz ne hlde... inden kmak mmkn deil... ocuk kitapl mu... Biroklarn bulamadm, kartrla kartrla birbirine girmi... Bilmem bazlar da a m? Necib notalara gz gezdiriyordu; bunlarn ounluu nl operalardan fantazyalar, potpuri er idi; fakat o kadar harap bir hlde, o kadar eksikti ki, kendi kendine stanbuldan gelirken birka yeni para getirmeye karar verdi; o zaman tekrar aklna stanbula gidecei geldi, saate bakarak: Ooo, saat drt buuk... dedi; acaba kata vapur var? Ve Suadn ikyetli bir bak nnde yar tereddtl, Temin ederim ki... diye balad lmamak zorunda brakan btn sebepler diye bulduu eyleri aaklaynca inanm grnen Suad, Tarabyaya kadar geirelim. dedi; sonra hzla darya seslendi, cevap alamaynca sesini dah seltti, Bey, Bey, uyuyor musun? diyordu. imdi rzgr km, balkonun bir tarafndaki tente rpnarak patrdyor, denizin armoni lmeyen bir sevinle akyordu. Sreyya uyand zaman Suadn fikrini pek uygun bularak, Ne i; Necibin bu hareketinin bir hainlikten baka bir ey olmadn iddia ile imdi kalk sen sabahleyin ikyet ettiin o miskin, tozlu hayata gir... diyordu, sonra Suada gz krparak, aha dorusu akl da ermez ya... Yemin edebilirim, bu gece btn masumiyetinle kz kardeinde kalmak zere kamyorsun... O tozlu Beyolunun rmcekli bir apartmanna... deil mi? aka Necib, Suadn yannda sklyor, gzyle iaretler ederek susturmaya urayordu. Suad, Karar verildi mi, beyler? dedi. Be dakika izin isteyerek ekildi. Sreyya elbisesini deitirmek iin iki dakika izin a ld ve kar-koca gittikleri zaman yalnz kalan Necib, sabahleyin o kadar ekitirdii Beyolu imdi ne kadar zlediini dnerek kendine ayordu. O zaman da samim idi, imdi de samim rdu. Kendinin byle birbirine zt birok tavrlar taknp hareketlerde bulunmas, hepsinde de samimi oluu, onu zmn bulamad bir bilmece gibi megul eder, iki katl deil, yz katl gibi birbiri iinde esrarengiz kutu olduunu dndrrd. nce Sreyya geldi, ben hazrm! diyordu; Suad da hazrlanp geldii zaman yol tartma ; o Bykdereye kadar yayan gidip, oradan bir arabaya binmeyi teklif ediyordu. Sreyya a rdan gememek iin sandal tercih ediyordu; ikisinin de birer para fikirleri kabul edildi , sandal ile Bykdereye gidecekler, oradan arabaya bineceklerdi. Yolda ayrdan geerken, Sreyya daha vapura zaman olduundan bahsederek arabay Bentler yoluna srdrd ve iki taraf btn aa ve ayr olan bu yoldan giderken onlara uzak bir sa bahseder gibi iftlik hayatndan bahsetmeye balad. Necib, Ne olsa yle hayatlara gelemem ; bana hay huy, grlt, sersemlemek lzmdr. diyor, Sreyya o hayat abartlarla verek s geecek bir iftlik mr iin btn bu sahte gsterileri feda edeceini sylyordu. Necib, Suadn Sreyyaya nasl baktna dikkat edip Evet, dedi, seni oraya kadar takip ek bir yol arkadan olduktan sonra... O zaman Suadn gzleri efkatli baklarn kaybetmeksizin Necibe dnd ve bu bak o k ak bir muhabbet ile nemliydi ki Necib, ruhu eriyor sand; bir saniye mesut bir hey ecanla titredi. Evet, byle bir bakla insan dnyann br ucuna gider diye dnd; llere gider... Onun imdi terk etmek istemedii hayat, bir lden baka ne idi? Glgesiz, susuz, vahasz, hatt serapsz bir l... Evet, hatta serapsz... Fakat, bazen en nemsiz tebessmler, hatt kendine ait olmay an baklar bile ona bir iir taknl verir, onu, cann feda etmek ihtiyalaryla inletir nsan deilim, denklemim... diyordu. Ayrlrken Suad tekrar ediyor, arambaya, deil mi Necib Bey? diye soruyor, Sreyya, gel de Bentlere gidelim. diyordu; sonra aramba gn akam gelip, ertesi gn sabahleyin B lere gidilmeye karar verildi. Necib; kalabalk iinde vapura girdii zaman bir kenara g eip onlar grebilmek zere bakt. Suad elinde kk krmz emsiyesi, arabann iinde sade ah arafyla, yere inmi, dayanm duran Sreyya ince uzun boyuyla o kadar mesut, o kadar g grnyorlard ki, onlarn yannda duyduu saadet ve kalp rahatndan onlardan ayrlnca mahr

o saadeti uzaktan grp ne yabanc kaldn anlam gibi zgn, ayrldna piman oldu. On karlk verirken budalalk ettim! diye zlyordu. Onlar kle kle bir nokta kalnca utsuzluktan doan karamsarla evrilen bu sevin gibi ac, kntye uram bir znt iin ceye tercih ettii Beyolu gecesini, buluaca kadn dnerek geceyi miskin, kadn hayvan dii sz unutmann bir hyanet olmayacan dnyordu. te byle diyordu, kararsz, isteksiz, bo... Ban sallad Ve bana evlen diyorlar! diye gld. - 5 -

Sreyya ile Suadn birbirlerine ilk gnden istek ve gnl aklna benzeyen ballkla klerinden beri ileri almt, hep ayn eyleri zlyorlard. Sreyyann ocuka sevinmele yordu. Ve bunlar, Suada, kalbinde duyduu scakln okanmak isteyen kaynamalarndan byk et gerekiyordu ve Suad hayatlarn dzenli, gzel yapmak iin pek ok alarak yoruluyordu. eini kaybetmek nedir bilmeyen bir mr kurabilmek iin byle urap sonra mkfatn grdk den gresili ve ok neeli bulduka isteine kavutuundan dolay mesut oluyordu. stiyordu k yya evde ikyet edecek hibir ey bulamasn. Hazrlk, te beri edinmeler, her eye dzen ve geen ilk gnler, evin her zamanki gidii hlini ald, birbirine benzeyen gnler ard ardn getii hlde bile, bu gnlerde, badaki son zamanlara oranla yeni evli bir kar kocann hey canll ve neesi vard. Necib bu hayatn bir baka neesi oluyordu; bu hlin bir para yardmcs da kendisi oldu onun da orada vcudu sevincini biraz daha tamamlyor gibiydi. Onun gelmesini sevinle karlyorlar, gitmesini geciktirmek iin tuhaf tuhaf bahaneler icat ediyorlard. O, ilk geliinden sonra, karar verdii zere, aramba gn akam vapuruyla geldi. Cuma gn sabahle k artyla kalacan sylyordu. Kar koca bu iki gn bir byk sevin gibi kabul ettiler. cib gelmeden geziler hazrlamlard. Bentlere, Beykoza gitmek istiyorlard. Suad, imdi B r ne gzel olur... diyor, Sreyya, Hele Beykoz ayr! diye karlk veriyordu; hemen erte hangisine gideceklerini konutular. Nihayet de sabah erkenden Bentlere gitmekte birlet iler. Erken kalkmak iin erken yattlar; ertesi gn gne karki tepelerin arkasndan henz anmt; sabahn sessizliinde, geceden tembih edilip kapnn nnde bekleyen arabaya bindile mays sabah, Bentler yolculuu, ne de bir seyahat hayalinin iir ve sarholuunu verdi. tazelii, maysn son gnlerindeki yeillik bolluu ile yolun etrafndaki ayrlarn, balar serin havadaki kprtszlk iinde yaylmak iin soluk bekleyen kokular arasnda gittikler geler, daha ilerledike ormanlar, kocaman aalarn birbirine sarlm dallar, uzakta birikm eleriyle yeil birer karanlk hlinde grnen korularn gsleri, hep bu sessizlik, bu tenha parlak durgunluk iinde, urada burada oynayan k prltlar arasnda kularn k gibi n indikleri zaman iinde kaybolacaklarm kuruntusunun verdii korku hissiyle byk orman, n ihayet havuzlar, insana birer korku rpermesi ile hayattaki balara yaknlamak duygu ve ihtiyac veren havuzlar ve sonra dn... yle ki, saat bete eve girdikleri zaman sabahn btn temizlii, yorgunluun btn kuvve e midelerinin feryadndan baka bir ey duymadlar. Sreyya Yemek! Yemek! diye grlyordu. n, dedikleri zaman iki delikanl kotular. nden giden Sreyya odaya girince, Vay, ilek! e sevinle haykrd. Sonra Suada dnerek, Bu nereden byle? diye sordu. Suad glmseyerek, de tarlasn sorma, demezler mi? diyordu. Ho bir ilek kokusu sofradaki ieklerin kokusunu bastryordu. Sreyya, Necibe dnerek n ya, azizim; ne varsa kadnlarda var... dedi; sonra havlusuyla azn siler gibi yaparak ilave etti: Her eyi bir sr hline koymak inad bile... leden sonra ne yapacaklarn konuuyorlard; Sreyya birdenbire, Eyvah! dedi; evvelki gn iin yelkenli bir sandal tembih etmiti. Sandalda yelkeni ap gezmeyi ok sevdiini, yel enli bir sandal kiralamak istediini syleyip duruyordu. Sandal bugn Modadan gelecek, beenmezse geri gidecekti; bunun iin verdii sz unutmak istemiyordu sterseniz siz gidip ezin, ben beklerim. dedi, onlar kabul etmediler. O hlde yarn sabah gideriz. diyordu, Necib dneceini ihtar ediyordu, Sen kalrsn sen... diyor, Necib, ekiniyormu gibi ban eyya, yle ise zorla... diye balayacan anlatyordu. Yemekten sonra zaman, sandal konusu ile zellikle Sreyyann beklemesiyle geti. Uzun uzun yelkenden bahsederek zevklerini vyor Deniz kpkler iinde... Rzgr etrafnda fiek lar... Yelkenler rpnr... Sandal, dalgalarn gsne sarho gibi yaslanm... Umak da de

eil... Bir hl ki... diye bitiremiyor, sonra drbn alp Paabahe koyuna doru aratryo Necib Ama havasz kalmamak art... dedi. Sreyya midini keserek drbn bir sandalyeye brakt Ooo, evet... Rzgrsz kald m s r; hele gne de olursa... Hi ekilmez! Suad, Ya aknt? diye sordu. Bunun zerine Sreyya, Boazn rzgrndan, meltemlerinden bahsetti; hem onun istedii b ndald, kotra deildi. Sandaln krekleri olduundan skya gelince yasa krek, baka are ol at kotra ile i bsbtn baka olur. diyordu, Onunla insan deniz ortasnda rzgrsz kald ine baldr, aknt varsa, aanoz gibi yan yan akar, yoksa gnein cehennemi altnda rzgr durur. Fakat buras yle deildi, burada rzgr hi eksilmiyor muydu? Bunu sylerken eliyle gsteriyor, u rzgra bak! diyordu. Rzgr, Karadenizin btn hiddeti ve krpeliiyle tepelerden koparak saldryordu. Bu havada sandal nasl gelir, kim bilir, dedi. Sonra aknt burunlarn dnd. Bir kere, glerek vaktiyle, diyor, bir kere Boaz g larn anlatyordu. Sandal konusu, snen bir rzgr gibi, yorgun cmlelerle srklenerek bittii, Sreyyann esi artk bir sz sylemeyerek drbn elinden brakmamak derecelerine geldii zaman Necible arasnda artk gelmeyecek sz balad. Suad, Eer sandal gelmezse elimizden kurtulamazs ; Necib ile bir olarak onu mitsiz brakmak istiyorlard. Sonra Suad, Beykozdan bahsett i. Oras imdi kim bilir ne gzeldi. Bu rzgrda ayrlar grmeliydi! Bize u frsat kaybe nra... diye yar ikyetli bir davranla Necibe bakyordu. Sonra: Cannz sklyor, Necib Bey, dedi. Necib glmseyerek: Galiba biraz, diye gz krpt. Piyano alalm m? Bu teklif cana minnet bilinerek kabul olundu; onlar piyanoya getiler; Sreyya b alkonda kald. Necib, piyano sz olur olmaz kendi kendine almak istedii notalar unuttuunu hatrlayp Eyvah! dedi. Fakat bu iki gnn o kadar sersem geirmiti ki, nota dnmeye vakit kalmam geirdii gnn u etkisi olmutu ki, sayd ve sevdii ve sayg ve sevgi grd buralardan orada yaamak onu harap ediyordu. Kendi kendine, gelecek sefer mutlaka unutmamaya karar verdi. Gryordu ki, Verdinin birka operas Suadda yoktu, ondan sonra yeni yaplm ki eser de tabi bulunmuyordu; bulunanlar arasnda kullanlmayacak hlde olanlara da iare t koyup yenilemek istiyordu. Suad piyanoda birka gam yaparak, Hangi paralar seversiniz? diye sordu. Necib notalar kartrarak gzden geiriyor, Aman romans olmasn! diyordu; sonra roman hakkndaki ilgisizliin hikyesini anlatyordu. Elindeki ktlarn arasndan bir ey ayrp koydu; Suad, Granviya dedi. l! dediler; Granviyay ikisi de pek seviyorlard. Onda h r. Oynak, evik, zgn, szgn... Her tel var Granviyadan Fausta getiler ve Granviyann sonra Faustun valsini kyasladlar. Arkalarndan Askerler Mar geldi. Rigoletto Mar rakteristik paralar tercih ediyordu; bunun iin Trovatore, Aida marlar alnd. Necib, B da alayalm! diye La Traviatay koydu Adiy del pasato Bu kadar gen lmek, Ah, belki ib, Verdi girdi mi i deiiyor; fakat sizde Verdi tam deil. diyordu. Suad bestekrlarn i e bilmedii hayatlarna dair bilgi soruyor, Necib bildii ayrnty veriyordu, yle oldu ki, usiki susup sadece konusu devam etti. kisi de unda birleiyorlard ki, dnyada musiki gi bi hibir ey yoktur. Necib iin mrnn en tatl zamanlar yalnz ok mesut olduu zamanlar kiyle mest olduu zamanlard. Musiki o kadar etinlik ve dknlk ile hissine dokunuyordu. A ar musikiden anlamak birok yllk zel eitime ihtiya olan Chopin, Gluck, Haydn, Beethov Schumann, Schubert gibi statlardan bahsederek onlar dinleyip anlayamad iin zntlerin rdu. Balkona ktklar zaman saat ona geliyordu, Hani kotra? diye gltler! Sreyya iyice lli olmaz ki, belki gece gelir... diyordu. Suad, Artk herhlde bizi evde daha fazla hapsedemez ya! dedi. Evet, kalm, dediler. Bu sefer Kavak yoluna gemilerdi. Sreyya dakikada bir arkasna bakp kylar tefti et n geri kalmyordu; Necib glerek Sandala m bakyorsunuz? diyor, Suad serzenile, Beykoz akmaz ya? diye syleniyordu. Necib, Evet, yazk oldu, grmek isterdim... dedi. Sreyya hiddetlendi. te yarn gideceiz ya canm! Fakat Necib erkenden stanbula inecekti; o zaman hep bu sz oldu, Sreyya, Suad ric

a ediyorlar, yarn da kalmas iin ikna etmek istiyorlard. Ve bu o kadar samimi, o kada r, her trl kar dncesinden uzak olarak temiz yrekliydi ki, Necib kabul etti. Zira sta inip yine bunalacak deil miydi? Sabahleyin Sreyyann grlts, bir yabancyla bararak konuuu Necibi uykusundan uy e gidip bakt zaman iskelede bir sandal ile iki kii grd; herifler ikyet ediyorlar, gec gr kesildiinden Bebekten beri krek ekerek geldiklerini sylyorlard. Bu; beyaz, kaplama htal, ba k bir sandald. Uzun bir seren stnde ok byk olduu anlalan bir yelken v nin temizlii Necibin pek houna gitti ve Sreyya kendisine denemek zere sandala gelmesi ni teklif edince kabul ederek iki delikanl sandala bindiler. Rzgr hafife idi, fakat sandal yine iyi yryordu. stihkmlara doru ykseldiler. Sreyya eski yeteneini gstermek ne gemiti; merak ederek Acaba dayanr m? diyordu. Oradan Kavaklara doru getiler. Dnd man Sreyya memnundu; Necib, Sreyya ile sandalclar pazarlkta brakarak ieri girdi. Onlar gezerken balkonda dayanm duran Suadn yanna kt; o nasl? diyordu. Necib methetti. Su er zaman byle olmuyor ki... diyerek dalga olduu zaman binilemeyeceini anlatyordu; Srey ya da geldi, Yemek yiyelim de Beykoza sandalla gideriz. diyordu. Sandal ka kadar tutmu u; imdi oturup bir kk bayrak dikmek iin uratlar; bu uralar arasnda Sreyya hep ha gittike artan rzgra bakarak seviniyordu. Yemekten sonra balkona ktklar zaman rzgr o kadar uygun buldu ki bir iki saat geir le gitmek zere verilen karar bozdurmak iin uramaya balad; fakat Suadla Necib saat sek en nce kmamakta srar ediyorlar, gizli hileler bularak ii ertelemeye urayorlard. Niha eyya ciz kald, sandal sekizden nce hareket edemedi. Suad sandala girip oturunca, Ooo, bykm. dedi. Dardan kk grnen sandaln ii pek geni ve rahatt. Sandalc yelkenleri ap tekne doru sratle akmaya baladlar. Bykderenin stnden gne, onlar rahatsz ettiinden Su siyah, beyaz ve kurun renklerden satranl bir kk emsiye idi. Necib emsiyeye, arafa ldivene, bu kadn eylerindeki incelie ruhunun derinliklerinde gresi gelmi gibi titreye n bir tutkunlukla bakyor, sonra Suadn kk, bir kk ku denilecek ellerinin emsiyeyi t incelie hayran, perian oluyordu. Dalgalar aklarda bymeye balamt. Sandal pervasz bir can atma ile zerine gelip ar silmeyen sularn stnde dalgalandka Suadn gzlerinde bir bulut, bir endie ve strap bu yordu; fakat dubadan Serviburnuna doru bklp rzgr pupaya aldklar zaman sallant kesi a gibi Suadla Necibin de keyfine artk diyecek yoktu. Sandaln etrafn kucaklayan rpnt i, biteviye musiki gibi akyan su serpintisi onlar oyalad, Beykozun Hnkr iskelesine var lar zaman yarm saat olmamt. Onlar kt hlde Sreyya kmyor, ilk hevesle sandalcya yardm ediyordu. Suadla Nec ara bakyordu. Sonra beraber ayra ilerlediler. nce rzgr ayrdan soluklar getirmeye birok ieklerin, otlarn bir soluu, serin, taze, ya kokusu idi. Biraz sonra ayrn bir k , uzaktan buras sar ieklerle bir fulya tarlas gibiydi. lerledike tesinde berisinde k r, beyaz iekler de fark edildi; bol yeilliklerin arasnda bol renkler, iekler tarladan tayorlar, rzgrla dalgalanyorlard. Rzgr, para para her dalgadan bir gzel koku p koylarda kouan slklerle su stnde oluturduu titremeler gibi perian dalgalar esiyordu. Onlar hep ah ne gzel! diye ilerliyorlard; kardan grnen byk yolun heybetli aal p ayr btn geniliiyle nlerine serildii zaman sonsuz bir hayret ve sevin hissettiler. eniz enginlii ve grkemiyle rzgrn nnde dalgalanan ayr onlar byledi. ayrlarn iinde yrmek, otlarn arasnda yuvarlanmak ihtiyacyla titreyerek, baharn b yeillik ve kokusu iinde mest ve mesut ilerledike derenin br tarafndaki tepelere doru yeni ufuklarn gryorlard; bunlar orada bir kk tepe, beride ayr arasnda kvrlan ve de kaybolan kk bir yol, birbirinin omzundan bakan kk setler, dere boyunu glgeleyen s . Dere orada fsldayarak, burada rpererek dyor, akyor, bazen otlarn arasndan fsldy erinleerek, sessizlik iinde akt fark edilmeyerek, dnyordu. Bazen, zevkli bir henkle ir kurbaann artsz arasz rtnden sonra, bu sessizliin iinde, bir tek ah gibi yksel er oluyordu. ayrn asl otlar arasnda bu yeil zemin stne perinlenmi papatyalarn, sa erin birbirine karan renkleri ara sra yalnz bir renge dnerek kme kme orada hep beyaz ada hep mor, tede hep sar dalgacklarla kpryor, dere kenar damla damla alayan stler eleri altnda parlak yeil imenlerle bir seccade gibi seriliyordu. Sreyya: Oturalm, dedi. Necib: Yatmal, diye sylendi. Dorusunu isterseniz, coan duygularyla bu otlara, bu topraklara karmak istiyor, bi

r trl yenemedii bu istekle ac ekiyordu; kendisini en fazla hayran brakan gzellikler ka a her zaman duyduu ezilmek, lmek arzusu imdi onu daha kuvvetli, daha dayanlmaz bir i natlkla eziyordu. emsiyesine dayanm, ahenkli bir eda ile nde yryen Suadn kocasna dunu gryor, her yerde, her zaman, her zaman ayn zleyi ve ayn vefa ile sizin olan bir k adn yoksuzluu ve ateiyle titreyerek inlemek, dp lmek istiyordu. O her aktan zehirlenm nceden kendini bir kere grmek iin cann vermeye raz bir iki kadn, paras m, yoksa ken iin mi teslim olduklarndan tereddt ettii birka kz, hayvan gibi gelip ayaklarnn altna iin nne yatan drt be kadn... Hep yle hrmetsiz, nefret ve irenme veren aklar olmutu lenmek mi? diyordu; tanm olduu kadnlarn drd m, bei mi kocal idiler. Bunlarn kend leri dnerek evlenmek! diye omuz silkiyordu. ayrn ta br ucundaki ta kprye kadar ilerlediler, orada nlerine baka bir yol, yin k bir yol kt; Suad, Aman biraz da buradan! dedi. Bu Tokata gidiyordu; Necib bu yolu, s onundaki byk orman tarif ederek bir kere buralara geldiini anlatyordu. Etraf hep bahey di... spinozlar neeleriyle burasn doldurmulard. Sessizlik iinde yanlarndan geen rzg larla pmesinin arks duyuluyordu. Dndler, oradan geen bir adama derenin te tarafndaki yolu sordular, onun gsterdii y rden getiler. Bu, derenin br srtnda, otlarn arasnda kaybolmu bir patika idi ki kk i oluyordu; yan bandan, ince, bir ku gibi ten ince bir su akyordu. Burada ayr, yksek yolun aalarndaki ulu derenin ylan gibi kvrlp bklen eridi, ayrn btn renk ve dal baygn serpiniyordu. Onlar gittike coarak, neelendike neelenerek, kular gibi cvldadka Necib, birok disini neelendiren yasnn ve acsnn ara sra yapt gibi sessiz ve karanlk, ruhunu ezen zginlik iinde ok bahtszd. Ya ben!... Ben ne yapaym! Niin o daima byle idi? Dnyada d k ve rahatn hep kuruntu olduunu grp kendini zen eylerin de hep kendi hayalinin, kendi dileinin icatlar olduunu dnerek kendisine, ruhuna kar bir ey yapamadndan, kendini iin bir are bulamadndan, beliren bir kzgnlk ve fke duyuyordu. nce yerden havalanmak eterli bulmayan bir gzel hlya, yksek bir emel, bir temizlik istei ile boulur, o zaman bir hi iin cann verecek hle gelirdi. Fakat sonra yine o hilerden biri ile havalanarak ykselme hevesi yaralanr, her gzeli bir yara hline koyan incelme duygular uyanr, hayat , dnyann, insanlarn, ruh ve kalbin ne olduunu souk kanla, kendine kar bile dmanca, b mla iire malp olmayarak, arzularnn ne iren, emellerinin ne gln, baarlarnn ne mi erin, neelerin, ne kadar ssl olursa olsunlar ne iren olduunu dnmekten ve umutsuzlukt n karamsarlk ve bezginlik ile harap olur; sisli, kfl kalrd. Ah, ara sra ruhunu heyecan la rperten o masum gzlerle grseydi... Hayat onu kollarnn arasna alp trnaklar, diler ralayarak bu hle getirmemi olsayd... Halbuki!... diyordu... Evet, bilirdi ki ona sessizlik ve iir ne kadar gerekliys e ruhunda frtnaya, karanla, esrara da yle derin bir zleyii vardr. Bu sessizlik devrel nden sonra imek ve yldrma muhta olacan bildii iin ban eerek, Halbuki... diyo imdi tabiatn bu bereketli gelimesi iinde, su ile ikin topraklarn, otlarn, iekle eyen gzel kokular ile btn duygular coarak onu ateli bir acele ile hrstan rpertiyordu eyin byle iekli, gzel kokulu olduu, nnde byle fsldayarak giden bir kar-koca bulu anda ta ruhunun derinliinde titreyen akl bir istekle, beenmemekten, irenmekten, kadns een yoksun hayatnn btn verimsiz ihtiyalar ile saadet isteklerinin tatn duyuyordu. her gndemini ilemez bir hle sokan dima yine ilemeye balam, kendisi Sreyyaya benze nlar gibi mesut bir evlilik hayat kurmu olsa bile yine icat edeceini, hem bu hayatn da kim bilir ne kirli, ne ac keleri bulunduunu dnmeye balamt. Evet, kim bilir sizde de neler vardr? Uyuyan, veya gizlenmi neler vardr? diyordu. Ah eer Suad ve Sreyya arkalarndan bastonuyla otlar krbalayarak gelen, ara sra birk szle konumalarna itirak, veya grdkleri eyler hakknda bir dncesini syleyen ve hatt ibin ruhundan neler getiini phe etselerdi onu ne kadar iren bulurlard ve Necib, ite si de kendinden ireniyor ve asl onu bu, ikenceye sokuyordu. Yine o dimann sesini yksel erek, Ancak herkesin hayatnda da byle bakalarnn iren bulaca anlar vardr. demek is Kendinden korktuu, ruhunun karanlndan rkek bir irenme duyduu zamanlar, Ah ne kirl ir bilmeceyim! diyerek kendindeki bu iki ruhu, bu bazen hep ak ve saf, fakat ounlukla byle kanl, iren mneviyatlar dnr, daimi bir ses hlinde iinden kendine canavar! bir vicdan bulurdu. Etrafnda hep ktlkler grmesi, bunlar kendinde bulmak kadar onu ld rdu. Kendi o kadar ykseklere tutkun olduu hlde bu ktlklerden el ekmezse bakalar ne o diye dnerek kendinden kamak ister, masumluk hayvanlkla zincirlenmi gibi onda daima bou lar, hibir zaman yapmadan evvel yaparken ve hele sonra ateler iinde yanmadan bakalarnn igds ile yaptklar ad ktlkleri bile yapamazd.

Birden Suad dnd: Susuyorsunuz siz, dedi. Necib bir yalan bulmak iin sklarak: u yola bakyordum, diye cevap verdi. Sonra ekledi: Galiba gelirken grdmz kk tepeye kyor... Ne idi o, Serviburnu mu diyorlar, ne Suad emsiyesiyle gstererek: uras m, diye sordu. Sreyya kopard bir iei ceketinin iliine ilitirmekle megul: Ha, Serviburnu, dedi; gidelim mi? Sanrm daha zaman var. Ve oraya ktklar zaman rzgrn snm, denizin gm bir geveklikle baylm olduun r daldka ieri doru tepeler, gittike sislenen bayrlar, sonra dalgalar oluturuyor ve tas tatl yeil bir imenle batan baa rtl grnyor, oradan ta Hisara, Kanlcaya kada da akan mavi sularn dumanlar iinden Boazn bklerek, kvranarak dolanan yolu fark edili . Gne, Tarabyann stnde bir aynada grlyormu gibi, gzleri kamatran ate beyazyla lsiz bir cehennem levhas gibi ufku bekliyordu. Kydan geen bir rmorkrn ar adm sesler , lk hava nefessiz, dalgasz uyukluyordu. Suad biraz yksek olan kenara yaklam, Oo! diyordu. Hep oraya gittiler. S sahilde k paralarn gsteriyordu. Burada cam gbei kumlar stnde denizin kvrmlar gmlenerek h ibindeki en ufak talar bile elle gsterilecek, saylacak kadar duru olan deniz git gi de yeilli mavileerek uzuyor, krmz rengiyle denizi boyayan dubadan sonra kar sahile git ike kh yeil, kh mor, kh mavi uzuyordu. Suad glerek ve burundaki talar, suyun altnda grnmeyen kayalar gstererek: te uras Tehlike Burnu, dedi, btn gemiler Boaziinin dehetli frtnalarnda bur Necib: Acaba sandallar da m? Sreyya karda Bykdere rhtm nnde durularak dere gibi sahilin btn binalarn koy nizden ban evirip bakarak gld: Galiba yalnz sandallar... Hatta durgun havada bile... sanrm asl durgun havalarda ... Baksanza... Eliyle geni bir izgi izerek bir dalgasz denizi, bir rzgrsz gkyzn gsterirken S cibe bakyordu: Gemici Bey keif yapyor, harita izecek olmal... Sreyya omuzlarn kaldrd: Unutuyorsunuz ki sandal, yrmek ve bizi tamak iin rzgra muhtatr. imdi nasl gi Baknz pf yok... Suad dudak bkt: Krekleri siz ektikten sonra... Zira dnya ahittir ki bu iin iinde hi susuz iki k sa Necib Beyle biz ikimiz. Sreyya dnyor, bir karar veremiyordu. Sonra: Buradan krekle Tarabyaya geer, oradan bir arabaya bineriz; sandal da brakrz, Yen halleye ar ar gelsin... Necib ban sallyordu. Acaba aknt izin verecek miydi? Tarabyaya gemek iin galiba b ykselmek gerekirdi. Ya sonra? Suad glyor, Gemici bey aknty unuttu! diye, Sreyyann fikrini savunmak iin syle e, hakszla bomak iin urayordu. Sreyya haykrarak, Yenimahalleye kadar kmak daha ? demek istiyordu. Sonra karar verildi ki bu sahilde sular yukar olduu iin ykselecekl er, oradan Yenimahalleye krekle geeceklerdi. Suad emsiyesini sallayarak: Herhalde imdiden sandala girmeliyiz, yoksa bu gidile yemei denizde yiyeceiz. Sonra yrrken kocasnn koluna girip eliyle urada burada rzgrla atlm kalm olan t bi dumanlar gstererek ve gizli bir sesle sokularak: Bunlardan korkmuyor musunuz, diye sordu. Sreyya bu sesten, bu sokulutan memnun, te kadnlarn gemicilii bu kadar olur! diye yordu, onlar sade arlk vermeyi bilirler, hele yorgun olurlarsa... Baka are yok Suad, gemici kars gemici olmaldr. Yoksa ben krek ekerken yalnz safra olmay elbet sen de ist zsin. Eer gemicilik rzgrsz kalp geceyi denizde geirdikten sonra yamura tutulup hastala ksa... Sreyya glerek: Ah kadnlar, dedi; eksik syledin, Suad bir kere gelecek bellardan bahsettiniz mi

, merdiven gibi ykselerek arkas gelmez... Hasta olmak, yataklarda srnmek, hortlamak. .. Sonra... Ne bileyim, gebermek demeliydin; Allah insan sizin elinize drmesin, hele dilinize hi... Suad kolunu kurtararak ve uh bir glle dilerini gstererek: Elimize mi, dilimize mi, diye tekrar etti; bizim elimize ha... Ancak bizim e limiz olmasayd siz ne olurdunuz bilir misiniz? Sreyya pheli bir ekilde ban sallayarak soruyordu. Suad, sayd eyleri anlatmak iin yznde ksknlklerini gstermek isteyerek: u burundaki kayalar kadar vahi, somurtkan, smsk... Sreyya kahkahalarla glerek, Aman neler, neler... diyordu; sonra ciddiyetle dnd: Ya siz? dedi. Ya siz, ya siz? Kar koca tekrar yan yana geldiler. Necib onlarn sylediklerine artk dikkat etmeye rek kendi kendine, Evet sizin elleriniz! diyordu, Ben de onun iin mi byle vahiyim acab a? Sonra ban sallayarak, Beni bu hle getiren sizin elleriniz, o sizin rtlndeki nez rafete bakarak insann alamak istedii gzel kadn elleri deil mi? diye dnyordu. Fakat rap edici eller olduu gibi ifa ve hayat veren eller de var myd? Sonra Suada bakarak iinden, Acaba senin ellerin gibi yce eller bu yaralar sarabil ir mi? diye soruyordu. Eer Sreyya da kendi gibi olsayd, hayat yarals Suad gibi bir kad yle bir yaray tedavi etmekte etkisini grecekti, fakat Sreyya kendini neelerinde, saa detlerinde bile ldren o hastaln zehrinden salam bir ruh, temiz, habersiz bir ruh idi.. . Birdenbire Suad durdu, kocasyla konutuu szde devam ederek yanlarna gelmesini bekl edi, Allah akna Necib Bey... diye fikirlerine itirakini rica ediyordu. Erkekler mi ol masa kadnlar kt olurdu? Kadnlar m olmasa erkeklerin hali yaman olurdu? Bunu soruyor, cevabn merakla bekliyordu. Necib glerek dedi ki: Btn fikrimi sylememe izin verir misiniz, Suad Hanm? kisi de olmasa daha iyi olurd u. Fakat imdi madem ki ikisi de var, ona gre fikir vermeli. Erkeine, kadnna gre baka b a fikirler verilebilir. Erkekler var ki olmasalar iyi olmazd, fakat kadnlar da var ki olmasalar hibir ey olmazd... Elem de, saadet de... Suad dnerek, Sreyyay grdn m? diyordu. Necib devam etmek istedi: Fakat sonra yle kadnlar da var ki... Sreyya glerek Suad zorluyordu, Devam var, devam var... Onu bekle. diyordu. Onlar iddialarnda, glerek, haykrarak devam ediyorlard. Necib arkada sersem, peri diyordu. Kadnlar... Onlarn hepsinden phe etmek... Ah, hainlik! diyordu; imdi, Suadn ne bakan gzlerindeki derin, usuz bucaksz namus, kendi kirli hayal gcnn bile bir leke g medii o temiz yz onu eritmi, ruhunu ezmiti. Bu bak, demek dnyada byle baklar var? Ah bana byle bir bak, bana byle bir yz! tuldum! diye inliyordu. Hlyaya daldka dnd o ruhunun kadnn, hep mkemmelliklerden en kz dnmeye balad. Btn hayali gzelliklerle ssledii hlde bile ona bu kadar saf ar pak ve nurlu bir nazar verememiti; Suad elbette onun kadar gzel, onun kadar mkem mel olmad hlde bile hayalinin yetiemedii gzellie sahipti. Onun ruhu ne kadar, ah ne k r temiz olmas gerekirdi!... imdiye kadar byle kendini namusla, skn ve yumuakl ile iyiliiyle zapteden gzler dnerek ya nerede greceim? diyordu. Hep tand kadnlar dndke ya sefaletin sev olan servet ve tantana iindeki kzlar veya salon hayatnn eitli sebeplerle solmu evli k arn gryor, Pislik iinde temizlik aramak... Bulunmayaca tabi olan yerde inci avlamak. e glyordu. Byle yce meyillerle, kocasna ballyla temiz ve aydn kalm kadnlarn ne larsa olsunlar niin bulunmayacan kendi kendine soruyordu. Sonra phe tekrar trnaklarn karyordu: Namus ve saflk hakknda bir sr tahrip ede d ki bir ksm dnmelerinden, bir ksm grdklerinden doma eylerdi, bunlar tatbik etme e byle temizlik ve melekliin mmkn olmasn, bunun kendine tesadfn kabul etmedii hlde mizlik ve sessizlik iinde ruhundaki mehul ihtiyala ne yapacan dnyordu. Birdenbire Suad yine dnd: Canm, siz hl susuyorsunuz, dedi. Bu, sandaln iskelenin yannda grnd zamand. Sreyya ilerlemi, sandalcya iaret et n Necible Suad rast gele konuarak gelirken Sreyyann sandala atlayp yelkenlerle, iplerl e megul oluuna bakyorlar, glyorlard. Suad, Sreyyaya seslenerek:

Bouna Bey, bouna, diyordu; herkes cezasn ekmeli... Kreklere sarlmaktan baka ar .

Necib, sandala girmek iin Suada yardm ederek, Hava bu kadar durgun olunca onu ga liba hepimiz yapacaz. dedi... Palamarlar zdler, sandalc kanca ile rhtma dayand. Yelken dalgalanarak sandal deni ald ve ilk hz getikten sonra durdu. Sreyya glerek alakrek bakalm... Suad sen de dmene ge. diye krek ekmeye teebb Suad ban sallayarak ve dmeni kullanmak iin emsiyesini iyi bir yere koymaya alara yemi koymak iin yer bulmak mmkn deil ki... diyordu. Krekler o kadar bykt ki kolay idare edilmiyordu; Sreyya bunlarla urarken Krek n ya kret! diyordu. Sandal ar ar ilerledi. Suad birdenbire Oh, baknz... dedi; gne Bykdere koyunun stnde hafif dumanlar ara krmz billr gibi, korkun kararyordu. Etraflarn serin bir deniz havasnn keskin kokus eniz, uzakta bir pervane sesiyle homurdanyor, arkalarnda Tarabyaya doru bir gm parlakl yumuak dalgacklarla akyordu. Tekrar krek balad, Sreyya ara sra Suada dmeni anlatyordu. Suad Byle mi? diye s du; Serviburnuna kadar byle ykseldiler. Necib Tamam on sekiz dakika! dedi. Biraz daha gayret ettiler. Suad Siz grubu grmyorsunuz ki... diyordu. imdi Bykdere koyu ateli bir cil ile ka enmiti. Gne Bentlerin vadisi stne iyice inmi, ke buca dumanla, karanlklarla dolu lerin stnde dumanlarla bouarak, kanl bulutlara brnm batyordu. Necib, Nur iinde yzyoruz!... dedi. Suad ekledi, Duruyoruz demek gerekir! tekrar k asldlar. Dalgalardaki renkler gittike morararak snyor, deniz bir cam duruluu ile uzany rdu. Arkalarndan, tufandan gelme bir ses inledi; hep birden uyandlar; korkun bir gem inin, bir canavar gibi, yeryz ktas saldrm ile zerlerine doru geldiini, pervanenin k larn korkun bir elle homurtusu ile inlediini grdler. Suad sararm, dmeni armt, Sreyyann verdii kumanday yanl yapyordu. Sreyya srad, dmeni bast, kreklere sk on metre aklarndan, kestii suyun iinden yer alt grltleri kyor gibi, korkun canav . Sreyya, Suada gemiyi gstererek, te erkekler olmasa kadnlar ne olurdu? Bak... dedi. Suad ban sallayarak Zarar yok, fakat yalnz kalsam bu tekne ile ben buraya kmazdm .. diyordu; Necib in dorusu yine benim sylediimdir. Ne biri, ne dieri. dedi. Yenimahalle daha uzun, pek uzun srd. Eve girdikleri zaman yorgunluun, beklemenin sevkiyle o rahat hepsine dnlmesi bile imknsz bir saadet gibi geldi. Yemek, bir buua kadar bekleyen mideler tarafndan minne tle kabul edildi. Necible Suad sandal konusunda bir olmulard, bunun iin Sreyya hi o ko nuya yanamyor, onlarn yannda hep malp oluyordu. O asl Bugn aksi oldu, bir de rzgrl ... demek istiyordu; fakat Suad, Bir daha m? Bizi elbet bu kadar budala sanmazsn? diy e glyordu. Sreyya, Size, akama kadar burada oturup onda gidelim, demedim mi ya? Herke s bilir ki rzgr gruba doru sner. demek istiyor, fakat Suadn ataln kaldrp Sus! d raz oluyor, boynunu bkerek, Hakknz var. diyordu. Yemekten sonra yine bu konu oldu. Suad sandal, yelkeni, denizi, rzgr hep Sreyyaya veriyordu; teki kranla kabul ederek yalnz gezmenin iyiliini anlatyor, ok sevdiini sy , Sen evinde otur da muhallebi piir. diyordu. Ay bu gece masum yay ekliyle o kadar saf ve bakir, deniz o derece durgun ve a tlast ki sessizlik ve hayranlk stn geldi. nce izgi nuruyla lcivert gkyznn derinlik ivertleiyor, nuruna biraz karanlk karyordu. Sonra mavi dumanlar doluyordu. Uzun uzun, bu dumanlarn altnda k gibi bakan uzaktaki tepelerin hznne kar sustular. Mehtap balk glgesinden geerek snk ve son nefeste gibi girebiliyordu. Birbirlerini bir glge gibi fark ediyorlard. Sreyya bir uzun sandalyeye uzanm, gzlerini bir yere dikmi, dnyordu. Suad balkonu direine dayanm bakyordu. Necib bu lk gecenin nefesleriyle kendinden gemi dalgn, bt erini arkada brakp sonuta karar klyor, byle bir kadn iin derin zleyi duygusu ile da du. Uyuyor musun? diye bir sesin fsldadn hissetti, titredi, Suadn hitabna ban k n kendine deil, kocasnn sandalyesine eilmi, ona sorduunu grd. Bu seste yle kucaklama scakl, yle zevkli hatralar ile titreyen gizli bir henk var kar kocalk samimiyet ve saadetini gsteriyordu. Birbirine byle sen diye hitap etmenin bahtiyarln imdi anlam, kendine hitap ediyor sand Suadn sesindeki hararet onu erit u hitabn kendine olmadn anlamaktan zgn, kahroldu; ah bulsayd, kendine de bu sesle, bu kla sen diyecek kadn bulsayd...

Onlar, karanlkta birbirinin koluna girmiler, Msaade var m? diye ekilmek iin ondan in istiyorlard. Yalnz kald zaman kalkp ilerledi, balkonun kenarna dayand Evet, bu ba si, bu kadn bulabilsem... diye tekrar etti... Etraf kaplayan beyaz bir sis izgisi sahillerin yanndan alak, ar sokuluyor, deniz, mehtabn gm izgisi altnda, karanlk, vahi, susuyordu. Bu sessizlik iinde, karanlk ii beyazl fark edilen sis ile tede ldayan gm izgiye kar, karanlk bir ses, bir ish , inleyerek srkleniyordu. Birdenbire kendini bu yalnz sesle, sesin i iniltisiyle o k adar uygun buldu ki uzun uzun onu dinledi. Evet, tpk ben, diyordu; eer btn straplarm bir ses bulsayd hi phe yok ki bu ka kadar insanlardan kaan, bu kadar bedbaht, bu kadar umutsuz ve karanlk olurdu. Ve tekrar yatmak, tekrar yalnz odasna gidip uyumak gerekiyordu. Bu hayat ona i dam ann bekleyenlere zg katilne bir yavalkla geliyordu ve nasl onlarn ruhu arasnda ire yerlere srnerek len mit titreyileriyle rpnrsa kendi iinde de isel bir titreyi irdenbire darmadan olan bir emel, bir kadn emeli, o sesin, o nazarn kadn hakknda bir b rma arzusu titriyor, titriyor, onu yorgun brakyordu. - 6 -

Suad, ara sra gzlerini dikiinden kaldrp yeil kpkl denizde beyaz yelkenliyle uan a bakarak dalgn, yalnz, megul idi. Kalbi daimi bir heyecan ile onu, iini brakp gzleriy e sandal takip ve aramaya sevk ediyordu. Sreyyann verdii teminata ramen iddetli rzgr teknenin devrileceinden korkuyordu. Sandaln geldii gnden beri Sreyya rzgr bulduka frsat karmyor, hemen balkona eniyordu. Bu ses Suadn imdi korkulu ryas olmutu; durgun hayatnda bir frtna merhamets le tekrar ediyordu. nce beraber bulunmak iin beraber kmak istemiti; fakat deniz onu h arap ediyor; gnlerce sersem brakyordu. Onun iin burada kardan onun gezdiine bakarak bi heyecanla beklerdi. Kendini aldatmak iin eline ald diki bazen dalgnlktan yanl oluyo nra skmeye mecbur kalyordu. Sreyya her zaman kendini gtrmeye urayordu, nce bir iki g sersemliklerin getiine gvenip onun sznden de kmak istemeyerek gitmiti, fakat tekrar e ke ba dnmesi o kadar oalmt ki artk mmkn deildi. Hatt havalar iyi olsa da, aklna bulanyordu. Eer tehlikeden korkmasayd Sreyyann kendini brakp gidiine yine memnun olacakt, on nnn sklmasndan pek endie ediyordu, onun hayatn sade kendi huzuruyla igal edemediini meye balad zamandan beri elenmesi iin her eye raz olmu, ta ruhunun derinliklerinde s ufak bir yaray yalnz kendisine saklayarak susmu ve sabretmiti. Buraya geldikleri zaman sandal konusu olmadndan bu yenilikle heveslenmiler, fera hlamlard; fakat her gn o gz alclk biraz daha soluyor, o isteksizlik biraz daha teverr iyor, her gn biraz daha iniyordu. Bazen bunun sonunu bir ukur gibi, hayalinde bird en kararan nihayetsiz ve karanlk bir boluk gibi gryor, korkudan titreyip yerek, gnl yordu. Gzleri dalgn, dikii dizlerine brakm, diman yrtarak geen bu fikir zerine Ne y , ne yaparm? diye dnd. Ne olacan kesin, muhakkak olarak grmemekle beraber o his onu uyordu. Bu korku, ona sade Sreyyasz, onsuz kalmak suretinde grnyordu. Tekrar ban kal ize bakt, gzleriyle uzun uzun sandal arad. Ve onu nihayet orada, dalgalarn arasnda, kp ere bulanarak, bir tarafa doru eilmi yatm, krmz bayra rzgrla rpnarak, o tarafa tekrar kalbi hoplad. Sreyyaya ikyet edemiyor, onu engellemek istemiyordu; kendisi anl asayd, ah Suadn kalbinde ne aclar, ne hasretler olduunu anlasa da yle hareket etseydi. .. Evde kalrsa daha ok can sklacandan korktuu iin cesaret edip bir ey syleyemiyor acandan, kzacandan korkuyordu. Fakat bir gn sandaldan da bkacak deil mi idi? Sandal d nu skacakt, o zaman ne yapacakt? Tekrar o yara, o kk yara feryat etti. Ah niin ona yetmiyordu? Niin ona her eyi unu tturamyordu? Erkek kalbinin kadn kalbinden daha ok isteyici olmas bir hakszlk deil miy i? Buna kar sessizlik ve dayanmadan baka yaplacak bir ey olmadn dnmek ve sessizl mann bu kadar g olduunu grmek onu eziyordu. nceden ricaya lzum gstermeyen Sreyya, i tike artan akalarla her arzusuna kar gelebiliyor, Suadn istemedii eyleri bile yapyor u aka her trl grnr iyi korumak, ii ciddlikten kurtaryordu. Ne olursa olsun ricas k muyor ve arzusuna muhalif ey yaplm oluyordu. Halbuki onun iin, Sreyyann aklna getire

ei arzularn bile gzlerinden okumak bir zevk, bir saadet derecesinde bir eydi. Bazen kendisini byle skntl, ikyete yetkili saymann bir hakszlk olduunu iddia e rdi, fakat kk birtakm olaylar yalnz birbirlerini takip ederek srp gitmekten doan bir u itibariyle kendini rahatsz ettike, bu iddia sessiz kalrd. Kendinde kocasna kar baze knlk gryor, sonra byle biriken ksknlkten Sreyyann bir samimiyet an ile bir okay grnce, ona ufak hakszlklar iin deil, kendisini okamad iin darldn itiraf edi Hizmeti kzn Necib Bey geldi. demesi bu yalnzlk, bu endie arasnda ona birden sevi r gibi oldu. O kadar bunalmt ki, Necibin bu anszn gelii onu pek memnun etti Ah ne iyi tiniz de geldiniz, vallahi! diyordu. Necib elinde bir tomar ktla ayakta durarak Sreyy ay soruyordu. Suad eliyle denizi gsterdi. Necib. Hl sandal paralanmad m, Allah akna Suad, Aman ne diyorsunuz? diye kalbini tutuyordu; Necib glerek, Yook efendim, hani u bir gece bir bora kar da... diye ihtiyatszln tamire urayordu. Suad, aralm m? diye balkona geerek elinde dikmekle megul olduu gmlei kardan e olan sandala uzun uzun sallad; Necib Acaba grr m? diye soruyor. Suad susarak Sreyya iin bir bahane bulduundan memnun, bu memnuniyet iin Necibe mteekkir, ara sra durup so ra tekrar sallyordu. Birdenbire sandalda bir baka hareket grld. Yelkenin yapraklanara k, sandaln dndn, sonra oradaki buruna doru gelmeye baladn grdler. Suad, te geliyor. dedi. Necip elindeki ktlar sallayarak kendini gstermek istiyordu. Beklerken oraya oturdular; Necib, niin beraber kmadklarn soruyordu. Suad bu soruya hafife kzararak ve sebep sylenince, Sreyyann o hlde bile kendini yalnz brakmasn t candan utanarak, im vard da... dedi, sonra yalan sylemekten daha mahcup, Deniz de tu ... ve sonra kzardn gstermemek iin Onlar ne? diye ktlar gsterdi. Necib elindek ze getirdim... dedi. Suad ktlar amakla megulken Necib ayakta ona bakarak u notalar iin ne kadar tel dnyordu. ki seferdir unuttuu iin bu sefer mutlaka getirmeye karar vermiti. Sabah vapu la Boaziine gitmek kararnda iken vapurda aklna bunlar gelince dnmeye mecbur olmu, Beyo a kp onlar almak, yemek yemek iin de leye kadar kalmt. Suad sevinle Ooo, bunlar nota... dedi. Necib, notaszlktan ikyet ettii iin getirdiini syledi. Suad, memnun, notalar birer birer kartrp isimlerini okuyordu. Oooo... Otello, Manon Lescaut, Hernani, Lucrece Borgia, Sappho... La Boheme. .. neler neler yarabbim! Bunlar ne, bu da Gounodnun... Romeo ve Jliet... Ah ne gzel ! Fakat ne g yarabbim, ne g! Ben bunlar beceremem ki... Mmkn deil... Sonra bir takmn daha at: Ooo, bunlar burada vard ya... Traviata, Faust, Carmen, Mascotte, Rigoletto... Bunlar burada hep var... La Forza del Destino... Necib, hepsi hrpalanm olduu iin, tekrar aldn sylyordu. Suad o kadar memnun ve lmt ki, Necib de memnun oldu; nihayet Suad teekkr ederek, Artk uzun ba arlarn hak di. Ben de onu rica edecektim. Aadan Sreyyann sesini iittiler, balkonun kenarna ktlar; Sreyya sandalda ilgis ak gneten kavrulmu bir yz ile yukar bakyor, fesini sallayarak Ho geldin! Bakalm, bir adr nerede idin a kuzum? diyordu. Haydi gel, gezelim. dedi, sonra Necibin, baka gne b mas ricas zerine kendi yukar kt. Baka gn falan diye yine yarn kaarsn, diyordu; malm ya, biz artk Suadla karar ve .. Kapnn anahtar elimizde... Necib glerek: Ben grmeyeli epey yanmsn, diyordu... Suad sitemle: Bir haftadr sandaldan kt yok ki... Ben de yle kavrulacaktm ya... Fakat cierler yor sandm... Sandal dalgalarn arasnda kt kt ba vurduka... Fakat burada kalmakla daha r hat oluyorum sanmamal... Akama kadar, bin tel, bin heyecan... Sreyya fesini bir tarafa atarak: Malm Necib, dedi, kadnlar daima heyecan, daima tel ederler, daima sinirleri raha tszdr ve balar arr! Sonra elini tutup skarak: Ey, ho geldin bakalm. Ne haber? Bir haftadr ne yaptn, nereleri gezdin, dedi. Necib anlatt, buradan gittii cumartesiden beri ne yaptn sylyordu. Evvel byk h gittiini syledi, bir gece o Taocana gitmiti. Hacer pek merak ediyordu. Hatta birka

iin gelmek bile istiyordu. Fakat Fatinin bu aralk ileri o kadar okmu ki getirdii byk erlerle geceleri bile megl oluyormu. Sreyya glerek Gitmeye ihtimal kalmasn diye yapar. diyordu; sonra, Annem niin gelmi or? diye soruyordu. Suad, notalardan ban kaldrarak: Evet, evet hanmefendi gelecekti, sz vermiti. Halbuki beyefendiden kurtulmak imkn olmadn hepsi biliyordu; beyefendi bir kocadan k, bir efendi olan kocalardan olduu iin hi kimsenin keyfine bir saatini feda etmek istemediinden, hanm bir iki gn gelip burada kalamyordu. Haber gndermiti, o kadar gelme k istiyor, fakat mmkn olamyordu; asl o, kendileri niin gelmiyor diye soruyordu. Hacer Ka gelecekler ya, imdi niin urasnlar? diyordu. Sreyya kabararak: Ka m? yle budala bulurlarsa... diyordu; sonra Necibe: Biz kn da burada oturuyoruz deil mi, ne dersin Necib, olur mu acaba? Necib pek uygun buluyordu, kn buralar, btn btn tenhalaarak o kadar ho olurdu ki rip Sreyyaya bakarak: Sade can sklr, diyordu; kitap, kitap, kitap... Dnyann btn gazetelerine abone olm . Bir hafta gelen gazeteleri br haftaya kadar okuyamamal... sonra havalar iyi olunc a... Sreyya da asl onun iin istiyordu, havalar iyi olunca yazn tozundan, scandan gezile eyen btn bu civarn ormanlar, korular hep gezilir, kefedilirdi. Balklk da vard, hem r daha neler kard? Sonra Fatini sordu: O ne yapyor bakalm, ne syledi, dedi. O da Sreyyay merak ediyordu. Necibe, Bor kaa kt acaba? diye sormutu; yazn bo pinekleyerek demek ona pek tuhaf geliyordu, sonra pantolonunu ekerek, Genlik hevesi ... Ne olacak? diyordu. Sreyya, Suadn elinden ktlar alarak: Miskin herif... kn buldular, budala gibi oraya kapanacaz, diye mrldand. Dalgn dalgn notalar kartryordu. Sonra onlar ilgisiz bir tarafa brakarak Baka n dedi, sen zamann nasl geirdin? Necib de ilgisiz davranarak, Her zamanki gibi! diye cevap verdi. Fakat yalan sylyordu; bir haftadr her tarafta gezdii hlde hi bu kadar sklmamt. a gitmi, orann mevsimi olmadna kabahat bularak Adaya gemiti. gece orada otelde kal hakikaten seme bir halk ile hncahn doluydu. Kalabalk nce kendisini oyalar gibi oldu. U zaktan tand birka kiiyle ahbap oldu. Baz yeni ahbaplar edindi ve bir sre orada, uzun an oturabileceini sand. nce kafile kafile dolamalar, Hristolar, Nizam Yollar onu elend riyor, bir ressam ailesinin kzyla ho vakit geiriyordu. Fakat, sonra birdenbire dnd. rar bu hayattan bir irenme geldi. Herkesle konuurken, gezerken, susarken btn kalp du ygularn abartlarla karartarak onlardan ve kendinden bir irenme hissediyordu. Herkes samimiyetini bir baka zamana saklyormu gibi burada sanki zel bir kimlik alyordu; byle bile bile biriyle grrken, ondan birtakm aklamalar dinlerken, her eyin, szlerin, tav esin, evet sesin bile sahte, mevki iin, o ana uydurulmu bir henk olduunu grmekten doan bir irenmeyle sonralar yemeini yer yemez balkonun bir kesine ekilmeye balamt. Ve iinde daimi bir rpnma, ruhunda daimi bir heyecan rpermesi vard; o sese, o baka t bir heyecan ki, etraftaki kadnlarn byle eylere ne kadar ilgisiz olduklarn grmekten n fret ediyor sanlrd... Btn bu hzn ve skntnn arasnda bir sevin, durup dururken hc duruyordu ki, ne olduunu dndke sebebini bulamyordu. Merak ediyor, bu sebebi aryordu. atnda yapacak, kendini mesut edecek hibir eyi yoktu; o zaman birden Boaziini gryordu: et bir oras vard, yalnz oraya giderse sklmayacan hissediyordu. Fakat bunun iin bu ka eyecan fazla gryor, onu baka bir sebebe vermek istiyordu. Herhalde oray iddetle arzu e diyordu. Orann dalgn bakl ve yaldzl ufuklar, yaldzlarla heyecan dolu semalar, berra l denizleri... Hep oralar istiyordu; onlar hele orada, o temizlik ve saflk iindeki r uhlu hayat istiyordu. Cumartesi ancak le yemeinden sonra koyuvermiler, hafta iinde yin e beklediklerini sylemilerdi. Onlarn syledikleri gibi yapmak pek de saygya uymayacan raf ediyordu. Ve bu, ufak bir mcadele oluyor, ruhu orasn isterken sayg engelliyordu; bu mcadele bir hafta devam etti. Perembe gn giderim... demi bulundu ve bu karar verdikten sonra o gn garip bir sa bekledi. Artk rahatszl gemi, sade beklemek kalmt. Evvelki kadar rahatsz olmadn bu perembe gn gitmek olduunu grdke ayor, pek zihin yormad, derinletirmedii hl diye syleniyordu.

Perembeye kadar Adada duramad; oraya pazar gn gemiti, sal gn oradan kt. Hi haber gtrmek iin baa gitmek istiyordu. Bada daha fazla bunald, orada nceki gibi nee mamt. nceden, ayda ylda bir oraya uradka sklmaz, gzel zaman geirirdi; bu sefer bi da harap oldu. Akama kadar esneye esneye lyordu! Hacer kendisine darlmt, Onlarla bera bize oyun edersin ha? diye sahiden krgn olduunu gsterir bir gzle bakyordu. Artk tabi oraya sk sk gidersin deil mi? diye soruyordu ve bunu sorarken gzlerinde krgn bir bak vard ki, Necib bunda bir kt mna grmekten titredi. Hanmefendide yine o sessiz glmseme, yine o herkesi dnen, herkese yardm etmek istey n hl vard; uzun uzun olunu, gelinini soruyor, gidip gremedii iin ikyet ederek, Onl ara sra gelmeli deiller mi? diyordu. Necib bada perembe sabahn g etmi ve ilk trenle inmiti; fakat notalar iin Boazi den sonra gelebilmiti. Ve bu olaylar iine geldii gibi bozarak anlatp, Ada hayatn biraz tantana ile tarif ettikten sonra sustuu zaman, Sreyya, Ey haydi bir yere kalm... Gezmeyecek miyiz? dedi. - 7 -

Necib bu sefer bir hafta srekli olarak Pazarbanda kald. Sabahlar Sreyyann srarna dayanamayarak kotrada ona arkadalk ediyordu. Sreyyann evesi kendisine her eyi ihmal ettirecek snra gelmiti. Haziran meltemleri onlar pek ok elendiriyordu; her gece havaya bakp sanki yarnki rzgra dair keiflerde bulunmaya alt e Suad birbirine bakarak glyorlard. Havann durgun olmas onu kudurtuyordu; iki defa hav , yar yolda, leye doru kalm olduundan saat drtte yemek yemilerdi. Sreyya buna bir iin Ne yapalm, her keyfin bir zahmeti vardr! diye sade omuz silkiyordu. Bir defasnda S uad da onlarla beraber gitti; fakat br gnler sandal pek erken kt iin iini brakamay medi. Necib bir saat daha beklenirse onun da ii biteceini grerek Sreyyann bunu yapmay du. Geldikleri zaman Suad dikile megul, yemei hazr bulurlar, yemekten sonra tekrar bal kona klnca Sreyya ancak yarm saat sabredip nihayet sandalcya iaret verir, Suadla Nec ndini alkoymak isterler, fakat baaramazlard... Bir defa bin zorlukla evde alkoydular , fakat o gn hep yelken ahyla ofuyla getiinden onlar da skldlar. Ben sizin piyanonuza ryor muyum, siz de beni brakn. diyordu. Sreyya ktka Suadla Necib ya karda dolaan sandala bakp konuuyorlar veya piyano oluyorlard. Bu haziran sabahlarnda sandal konusundan balayarak havadan sudan konumal ar srasnda Suadn temkinliine, gzelliine hayranl, tabiatndaki uysallk ve sessizli artyordu. Sonra piyano onlar iin byk bir elence idi. Suad, Necibin getirdii notalar s hlar yalnz kalnca elini altryor, renirse akamlar ona alyordu. Bazen rendim san ceremeyince kzyor, Ben ite iki sabahtr sizin iin uramtm... diye hrnlayordu. r potpuri vard ki baz paralarndaki gzellik ve ycelie Necib doyamyor, Bunu bir yl s rak dinlerim... diye glyordu. Baz paralar oluyordu ki ilk denemede beenmemi bulunuyord , fakat sonra bundan derin bir surette mest oluyorlard, Traviatadan, Melek Kadar Sf, Aidadan Ah Benim Kederim, Sana Merhamet Versin! Fausttan Artk Ge Oldu Adiy! paralar utu. Manon Lescaut onlar en ok bylyordu; nc perdenin finali olan Yok, Ben ldrm . paras defalarca tekrar ediliyordu Ah Manon! diye Necib ark sylyor, piyano ar a nlara her eyi unutturuyordu. Sonra en paralar geliyordu; Traviatann girii, Carmenin mar, drdnc perdenin gir ayltyordu, Anh Cavalleria Rusticana... diye yalvaryordu. Fakat Suad bunun ancak kvlcm Lolann arksn kolay bulmutu; asl byk paralar, arka arkaya gelen Intermezzosunu pe denemek istedike birbirine kartryor, Bir ay almak gerek. diye geri brakyordu. Bun paralar ard ardna alyordu. Verdi ikisinin en ok tercih ettikleri tek bestekrd; onun erlerini tapnarak dinliyorlard. imdi Pucciniyi de beeniyorlard; Suad bir yl Manon Lesc utya el srmediini syleyerek glyor, Hibir eyin olabileceini sanmyordum. diyordu. O usiki meraknn esasn anlatyordu, babasnn krkndan sonra nasl olup da bir Avrupa sefer onra viyolonsele merak ederek kzna nasl udu, kanunu yasak edip onu piyanoya altrdn u. Ve darda kpren rzgrla perdeler oynarken gnein verdii lk gizlilik iinde, byl ut bu musiki sarholuu iinde, kendini, dnyay, her eyi unutuyordu. Sreyyann dn onl t gibi olurdu; hemen hazrlanrlar, gezmeye karlard. Suad glerek Dad, sen de gel... de kat Behice Dad yalda beklemeyi tercih ederek, Siz gidiniz, kzm... Haydi Allah keyfini zi artrsn, efendilerim... diye ekilirdi.

Artk bu hemen hemen kararlam gibiydi, her akam Kavak yoluna kyorlard. Orada kara geince kk baheye girdikleri de oluyordu; her zaman Sreyya kapdaki levhay glerek okur i letaftnma! derdi. Buras Necibin dncesine gre Boazn en ho bir mevkii idi, o kad eyi unutuyordu. Burada gzler yle alabildiine gryordu ki ondan daha muhteem hibir ey azd. Deniz, ayaklarnn altnda btn ksknlkleriyle serilmi, tebessm eder, ufak birbirl alayarak dalgalanan tepe sralaryla mavileerek dumanlanrd. Kendi kendine ayor ve baka trl aklayamaynca buna sadece bir tepki diyordu; uzun labalk iinde yaadktan sonra imdi sessizlik ihtiyac pek tabi idi. Btn bir k sonu ac le biten bir ilikinin peinde Beyolu kasrgasnn nemsiz bir topra gibi olmutu. imdi r udunda rahatlk ve mide ihtiya vard. Sonra buradaki samimilik ve mahremlik, bu saflk v e durgunluk, bu yanlarnda insanln ktlklerinden phe ettirerek onu unutturan melek ses kendisini btn kirliliklerinden temizliyordu. Uzun bir ahlk hastalndan imdi, temiz ve alam kyor gibi geliyordu. nsanlar hakkndaki tecrbelerden sonra onlardan kaar olmasn artrarak vard sonula pek zalimce grnyordu; byle eyler hakknda kesin hkmler vermek kadar budalalk olmad erek o hlini hakszlk sayyor, btn Suad gibi yce kadnlardan kalben af diliyordu. Suad ve rahatlk dolu bak onu alatacak kadar etkiliyordu. Btn evresinde, dudaklarnda, aln bir saflk hlesi gryordu ki nceden beri bu eylerle ok megul olduu iin byk nemle ve Herkes de benim gibidir deil mi? diye tecrbeli geinenlere glyordu. Hep su genelg sonu karmada! diyordu. Snrlanm bir gzle bakp tahmin etmek... te bir cinayet! Oh, nler. Sonra asl bunun cezasn kendi ektiini dnerek, byk bir ihtiyala saadet annn temenni ediyordu. Asl mesele onun gibi bir kadn bulmakt; tereddt ediyordu Nasl, bu mmkn olur mu aca Onun gibi biri, kendi phelerini, hl tedavi edilemeyen btn yaralarn ipek elleriyle sar k, onlar iyi edecek, namuslu ve rahat bir hayat iinde gzel kokulara bryecek bir kadn? Hep bu fikirle megul olduu iin, bir akam yine Bykdereden gelirken Sreyya bir vesi ile kendisine Evet, evlenmeli, azizim... deyince titredi; sonra glmeye balad. ay nce lenmenin o kadar aleyhinde bulunan Necib, on alt yanda bir okullu gibi imdi onu takd ir ediyordu ve ite buna glyordu. Evlenmek imdi ona bir byk saadet gibi geliyordu; faka t aldanmak, yanlmak zihnini ok rktyordu; Suad gibi bir kadn hayal ederken hep gznn cal kadnlar alay geiyor, o zaman bir dakika yine eski Necib olarak omuz kaldryordu. Bu srada bir gn, erken kalkamad iin kendisini evde brakp gitmi olan Sreyyaya g , cidd hlde odann gneli glgesinde dikiiyle megul olan Suadn karsnda, sigara ien da oturmay tercih ederek uzanm bakyor, Suadn dikiini seyrederek bu aile sknuna gnl u. Suad ara sra bir iki sz syleyerek, ikide birde ban evirip dalgn gzleriyle sandal ak dikiini dikiyordu. Arkasnda ince siyah izgili bir keten gmlek vard, salar bann aneye yakn rengiyle dalgalanarak bir bulut gibi kmeleniyordu. Bu o kadar gzel bir s ahneydi ki, phesiz diki kadnlar gzelletiriyor. diye karar verdi. Eski Necib sesini i rek, Fakat dndryor! dedi. Evet, imdi Suad dalgnd; fakat ikide bir ban evirip ba ki endie sandal grnce yle bir rahatla dnyordu ki, bundan dalgnlnn sebebini an Ah, ne kadar seviyor... diye dnd ve kalbi skld; zira kendinin byle bir kars o yya gibi sevileceini tayin edebilir miydi? Ve bir sz sras dnce ona hep evlenmek hakkn i fikirlerini anlatt. Suad kendinden, onun kendine nasl bir il, nasl bir kalp kuvveti olduundan bahsetmek, Peki, evleneceim ama bana sizin gibi, kendiniz gibi birini bu lunuz. demek istiyordu. Fakat sz aznda dolayor, bir trl kmyordu. Skldna ay istiyor, ancak bir trl o kelimeleri syleyemiyordu. Buna dad bir engel olamazd, o din lerken bile anlamyor gibi bakard; hem ondan gizlemek iin hibir sebep gremiyordu. Bunu n iin onun kendinle nasl bir mit ve gerekletirilmesi az ok zamana bal olan geni l k olduu konusunda uzun uzun dolat hlde neticeyi sylemeyerek tereddt etti. Suad bunlar in dinliyordu, kadnlar hakknda Necibin kt karmlarna, phelerine glerek, Oo, hi n ne kadar aldanmsnz! diyordu. Onun tand kzlar vard ki, hepsini beeniyordu. Suad iniz bakaym, nasl bir kz istersiniz? dedii zaman dondu kald. Omuzlarn kaldrarak: Nasl olursa olsun, dedi; asl nemli olan hlidir. O zaman Suad tekrar sordu, aklk istiyordu; o hlde ki, nihayet mecbur olup Sizin g ibi olsun. dedii zaman Necib kendi de sebebini bilmeyerek kzarm idi. Suadn her zaman sakin olan yz hafife kzararak sustu, sonra ban kaldrp: Teekkr ederim, dedi; fakat iltifat baka bir zamana saklaynz da... O zaman asl g ey yaplm olduundan sevindi; evlenmekten ekindiinin sebebi onun gi kadna rast gelmemek korkusu olduunu anlatt; o syledike Suadda mahcupluk kayboluyordu, ... diyordu.

ok, siz grmemisiniz... Tabi gremezsiniz. Zamannz israf ediyorsunuz; neler var, ...

Ve zgn, boynunu bkerek tekrar ediyordu, Neler! Evet, neler vard; fakat ite Necib onlarn hepsini grm, ancak Suad gibi olursa yaaya ana karar vermiti. Onun iin bir kadn kadar dnen Suadn bu yzeydeki fikirlerine baka r bile onun hakknda besledii gzel fikirlere yaktryor, bir ss gibi anlyordu. Ktl k bilmiyor... diyordu. Sonra anlad ki; Suad hli sznden zarafet ve iyiliini anlamt; aklad ve bu aklamas uzun srd. Birer birer rnekleriyle gstererek ondaki tbirin ktl dii eyleri anlatt, uysall ve sabr, mihribanl, sessizlii ve glmsemesiyle bir kad maya lyk olacan tarif etti: Suad: Nasl? Bir kadn sabr ve tahamml iin mi seversiniz, diyordu. Necib tekrar aklad, bunun, kadnl nasl sslediini, sessizlik ve glmsemenin yorg erkekler iin nasl bir kuvvet ve teselli olduunu tarif etti. Bunlar, Suad dikiini yanna koymu, ban koluna dayam dinliyordu; kendi kendine Sreyya da byle grse, byle dn akat bir ey sylemedi. Sadece Necib bitirdii zaman glerek, Herhalde btn bunlar yemek ka ar nemli deildir. dedi; onun iin Necib, ne dndne dair bir ey anlayamad. Bunu ancak yemek srasnda anlayabildi. Orada bu konu bir daha Sreyyann yannda tekra r edildi. Suad evlenme konusunu am anlatyordu, Onun iin g! diye karar verdi; Sreyya e sorduu zaman Necib bir an Benim gibi bir kadn istiyor. diyeceini dnp bilmeyerek k uad bir sre tereddtten sonra sadece, Pek mklpesent de... diyebildi. Ve bu, Necibin ka ni bir sre titrettikten sonra, o sz Suadn saklamas onu o kadar memnun etti ki bir sani ye btn ruhu mutluluk iinde kald. Aralarnda byle bir eyin bir sr oluu onu o kadar mes yordu ki, hep bunu dnyor, uzun uzun megul oluyordu. Fakat iki gn sonra bir ey oldu ki bu btn ruhunun rahatln altst etti. O gn leden sonra birden yine baheye gidiyorlard. Bu, Boazn keleri bucaklar up denizin hareketten yorgun serildii scak bir gnd. Ancak bahede otururlarsa scakln nden biraz kurtulacaklarn, orada biraz hava bulacaklarn sanmlard. Bahenin yolunda yr n kardan bir gencin geldiini grdler. Delikanl bu kadar sakin bir yerde, birisi hanm ol ak zere kiinin baklar altnda bulunmaktan ortaya km gibi hafif sklarak geti. B e bir delikanl idi; geince Sreyya, Suada Bu kim Suad, tanyor musun? diye sordu. Kendis ni birka kere daha grdn sanyordu, ara sra urada burada rast geldikleri olmutu. Hatt yanlarndaki yalnn iskelesine sandalla karken grmt; birden hatrlyordu ki bir gn d ast gelmi ve onun, vapur Yenimahalleden kalkp aa doru dnmek zere Pazarbana yakla pek dikkatle bakmas dikkatini ekmiti. Necib bunlarla megul iken Suad, Sreyyann sorusun Bilmem! diye cevap verdi ve Necibe bu konumalar arasnda bu ocuun her gn karlarna rmeyerek sebebini ararken yle geldi ki Suad bu sz sylemek iin bir an tereddt etti. Ve bu yeterli geldi; bir anda, o zaman bir saniyede eski Necib, pheli, asab, ka ranlk Necib tekrar uyand; kadnlar tarafndan yle hyanetlerle aldatlm, bazlarn o ka aldatmt ki, imdi kalbine bir ylan girmi, Suaddan baka hangi kadn olsa phe edecek b k kazanmt. Hatt ona bile, nefesini pheye brakmaktaki alkanlk ve mecburiyetiyle, Sua le kendi kendine sakn diyordu. Sreyyann sorusu, gencin tel, Suadn hafif bir teredd a nemli kan sesi, dudaklarn slatan tebessm... Bunlar pheyi artryor ve zehrini kalbi lard. Ah ben budalaym, deliyim... dedi; bunda hibir mnasebet, bu varsaym iin hibir sebe oktu. Kendinden bir irenme ile kamak isteyerek Hem mmkn deil, mmkn deil! dedi, faka geen her nemsiz sebeple aclar icadna o kadar alm, onu yle bir zevk derecesine kar ymn mmknm gibi dnmeye koyuldu. Bu, nce yavaa sokularak okamalarla, ricalarla, d ayarak, istemeksizin olabilecei akla gelen bir sr sorularla balad. Bunlar yle eylerdi i dinledike dndryor, phe etmek mecburi oluyordu. Ve phe gelir gelmez, sade bir ihti tekrar eden bu dnce ile ateli bir azap iinde yanmaya balyordu. Suadn baka birini s ihtimalinin, onun temizlik ve saflndan ortaya kan bu phenin zehirli trnaklar vard v n dokunduklar yeri ate gibi yakyorlard. Ya yle ise, yarabbim, ya bu sahi ise? diyordu. Bu ihtimal onu gerekmi gibi skmaya balaynca Suad hakkndaki gveninden bilmeyerek uzakla uyordu. Ona bakarak bu gzlerin, bu dudaklarn, byle kirli hyanetlerin kadn olmadn dnm adar zamandr hayran olduu melekliini dmek istiyor. Nasl olur? Bakalar iin peki, fa iin mmkn deil... demeye urayordu. Onun her gnk hayatn gz nne getirerek bu haya bulunmadn tekrar ediyordu. Fakat o sorular, o hain sorular tekrar kulaklarna, tekrar ruhuna sokuluyor, ard arkas srp gidiyordu. Kadn deil mi? diyordu. Onlar ne zaman in eterli derecede anlam, tanm olurdu? yle olmasna ne engel vard? Grnr bir sebep, bir

sa bile herkes bilmez miydi ki, kadnlarda byle eyleri gizleyebilmek iin ne hain yete nekler, kolaylklar, ne baarlar vardr! Sebep? Ancak kadnlara hyanet iin sebep sormak ka ar budalalk olur mu? Bu onlar iin bir ihtiya, aldatmak, hyanet etmek, tabi bir hayat grevi gibi deil midir? Ah, onlar byle kirliliklerle aldattklarna, kendilerine, byk, te iz ruhlarna aldananlar acaba nasl bir gzle bakarlar, yarabbim? Bunlara bir cevap gerekliydi, bu cevab aradka hatta Suadn hayatnda bile byle bir h rekete eilim buluyor, kadnlarn mantk d, bilmece olular onu sebepler bulmaya ynelter olaylar uydurmaya balyordu. Sahiden byle bir ey olsayd? diye, yanarak d kurarken, de lnn nceden verilen haberler zerine orada burada karlarna kmas, hatta bugn Suadn uraya getirmesi de belki hep onun iin olduunu dnmek onu harap ediyordu. Ah hepsi mi, hepsi mi yle idi? Hepsi mi kadnd? Onun byle bir ey yapmas, yapabilmesi mmknd yle mi Uzun sre kendisi iin kadn kelimesi sadece sama, hain, ku beyinli manalarna gelmi imdi tekrar kadn kelimesini o manada kullannca bunu o kadar zaman saf ve temizliine hayran olduu Suada tatbik etmek ona ac, pek ac geldi. Mmkn m Suad, sen, sen de byle par msn? Sen de mi amursun; yarabbim, sen de mi Suad? diye sormak istiyordu ve bunun byle olmamas iin bir sebep bulmay, kendini inandramamas pek kt geliyordu. Ah ne ka t! Bu kadar gzel, temiz, byk bir ruhun da heveslere esir kalp dmesi, irkinlemesi, ki esi ihtimali... Ah ne kadar yazkt! Niin byle oluyordu! nsann hayatn, temizlii, safl edebilecei bir kadn bulmak ne kadar g olduunu dndke kalbi alayacak kadar derin bir rdu. Sonra Sreyyaya bakyor, onu hibir eyden haberi yok, masum, phelenmez grdke, Zav diyordu; her ey, btn onlarn byk, ssl ve hibir masraftan kanmakszn yaplm binas bytt, azizletirdii bu namusunun zerine yklyor, altnda kalyor sanyordu. Zaten va tam gzel ve budala, bunun olmadn, hibir yerde olmadn bildii hlde burada var sanm isine bir ders! Fakat o bundan da istifade etmeyecek, ah, o hl akllanmayacak, hl ruh a irinin sefil bir oyunca olacakt? Muhakkak diye kabul etmemekle beraber, esas kabul edilmi gibi, aka dndke, deney le bu olaylar o kadar canl, o kadar hakiki dnyordu ki bunun hakikatine aldanarak imdi sasa bile inanr gibi oluyordu. Suad iin hi aklna getirmedii bu lekeler imdi bir tesadf e, bir ihtimal ile, onun iin de mmkn olduunu kabul etmek ac mecburiyetiyle ezilirken Suad Ne oluyorsunuz, dalgnsnz Necib Bey? dedike Buras o kadar gzel ki insan mahzun diye cevap vererek Nasl mmkn olur ki bu saf ses, baka birine hitap etsin ve bundan me sut olsun da bunu gizleyebilsin? diyordu. Ve byle onlarn hayatn, Suadn kendilerinden g zledii bir ak varm da kendisi bunun ahidi imi gibi her trl ayrntsna kadar grr g arla beraber yayormu gibi olduka, onlarla gizli mektuplar, haberlerle veya vedada te krarlarla, ricalarla titreyerek verilen kararlarna Sreyya ile kendinin nasl oyuncak olduklarn grdke haykracak kadar ac ekiyordu. Suadn dayanlmaz zlemlerini; ona ak sl her eyi hafife almak, yeminlerini, titreye titreye nasl beklediini, nasl aradn; g adet cmlesiyle atldn ve btn bunlar iinde kendisinin nasl deersiz olduunu, hibir ve lyordu. Evet, lyordu; nce Sreyyaya acmakla balayan hissiyat imdi kendinin de bir oyuncak sndan tam, hrs, strap, tiksinme, merhametsiz bir atele onu yakmaya, hiddet ve iddet udurtmaya balamt. Ah eer sen de yalansan Suad, eer sen de hainsen... O hlde kime tutu l? Neye inanmal? diye alayaca geliyordu. Ah nasl anlyordu, iki aydan beri gya grdk idd tecrbelere dayanarak kurulan felsefe binasnn, onu byk bir teselli soluu ile serinl ten, yaamaya cesaret ve mit veren btn dncelerinin birden ne kof, ne gln bir ekilde nasl anlyor, onlarn enkaz altnda nasl harap oluyordu. Ah hepsi de bo, hepsi mi haindi Demek hepsi istisnasz hain olabilirdi? Her ey bo, hep felsefeler, itikatlar, mesle kler, hepsi... Ancak bu kadnlardan bir tane olmayacak myd ki yce bir ihtiyaca gnl verm i ve tutkun, hayal edilen yksekliklerin hasretini ekerek, bu kirliliklerden nefret duyup, temiz yaasn? Hi, hibir tane? Halbuki o bu imknszl olabilecek sanmt. Hayatn gidiatna kesin etkisi olan fikirlerin ne kadar bizim ruhumuza uyduklar, i htiyalarmza uygun geldikleri iin ortaya kma ve nasl ite sadece onun iin doru sayld teslim etmeye mecbur olmas, dnyada sabit, dzenli bir hakikat, yce bir fikir olmayp z amana, mekna, ahsa gre, hep bo, hep manasz kallarn tekrar grmesi onu eziyordu. Suad unda yle bir ihtiya, bir saflk zleyii vard; imdi kendi bytt, kendi ykselttii ha e kadar kendinden bym, mevcut olmayan kuruntudan ibaret bir ey olduunu gryordu. Eve gidince demin bir ihtimal derecesinde kalabilen ey bir gerek hline pek kola y girdi. Evin herhangi hayatndan ancak imdi gzleriyle baklrsa grlebilecek, bu fikir ve eyi yer ve kuvvetlendirecek eyler grr gibi oluyor, her kede bir sr kesi var gibi geli

du. Suadn ev hayatnda, ilerinde, gidip gelilerinde, kaybolularnda, nceden bir mana ve meyen fakat imdi epeyce mana verilebilecek hller vard. Yukar hizmetini gren, oradan b ulunmu bir Rum hizmeti kz vard ki byle iler iin yaratlm gibiydi; pencerelerde, kap alarn tenhalnda hep bu hayat kolaylatran bir uygunluk gze arpyordu; kendinden iren at ii yand iin arzusuna dayanamayp gizlice baktka bir belirti artk hi pheye meyda k, onu gerekle yz yze tutacak bir eser grmekten bir korku rpermesi hissediyordu. Odasn a kapanyor, zerine vazife olmad iin deer vermemesi gerektiini dnerek baka eylerl istiyordu; fakat bir fikir, onu gelip zapteden ve tatl olduu iin terk edilemeyen, p ek ok ac olduu iin o kadar tatl gelen bir fikir vard ki, ona dncesini kaptrmamak el elmiyordu: O delikanlnn baklaryla kendilerini gryordu; bu nce o kadar sert bir aclk i yakt ki ldrrm! diye sylendi; evet, kendinde o ocuu ldrebilmek yetenei gryord den bir sapma oluyordu, aynann karsna geip elleriyle akaklarn yumruklayarak Suad, Su Bu nasl mmkn olur? Oooh, deildir; ben kt, kt bir adamm. dedii oluyordu; fakat Sua ettike onu tand gibi, pek baka trl bir kadn gryordu. Onun sessizliinde, uysall meklerini grr gibi oluyordu ve bu grte sahiden ayr bir kadn, bir frtnal kadn kalb byle rast gele bir ocua iradesini teslim ediini, onun iin herkesi, her eyi feda edecek bir hle geliini, gzlerini kan brmeden dnemiyordu. Ve zavall Sreyya, habersiz, saf, hep bunlar ykleniyordu, deil mi? Kendisi bile, gz den kl kamaz, uza grr olduu hlde hibir eyden phe etmemiti. nk kadn Dalla! r, nk kadnlk demek aldatabilmek olduu iin ne kadar ok kadn olurlarsa o kadar kolay a bileceklerdi... Ve Suad, Necibin gznde kadn, her eyi ile, her inceliiyle, btn iirler kirlilikleri, her kabiliyeti, her eilimiyle kadn, en yksekleri kadar byk kadnd... Bari bir byk, dayanlmaz yllarn sndremeyecei ateli bir ba olsayd, buraya geleli u ay iinde byle yapmak, bu sefil eime kendini bakasnn buyruuna brakan oluvermekt r ey deildi. Bir gn akam st, yine delikanl sandalla yalnn nnden geiyordu. Necib, odasndan a onda Sreyya ile Suad grd; Suad gayet tabi bir tavrla sandala bakt, sandal uzaklatk le takip ediyordu. ocuk ikide birde ban evirip arkasna bakyor, korkuyor gibi bir ekin lik eseri gsteriyordu ve perdenin arkasndan bakarken, dalgn Sreyyann yannda Suadn g e bir glmseme uutuunu hissedince, zaten sklan gsnde bir sz duydu; haykrmak, bir irini ldrmek ihtiyacyla esir, bir ey yapmamak azab ile kzgnl artarak, buradan kama rden alan bir kurtulu ufku gibi grnd. Bu karar verdikten sonra biraz rahatlyorum sand nun iin elinden geldii kadar glmsemeye, tekrar geleceini vaat ederek nefsini zorlayar ak kalkt, hemen o vapurla kat. Fakat oradan ayrlmann, azabn iddetlendirmekten baka bir ey olmadn yolda anlad uka her eye engel olmak, vcuduyla her eyi imknsz brakmak, hi olmazsa orada bulunup em olmak ihtimali vard; imdi ise kuruntularnn geniliine dalm olduundan eitli dncel ile bir istifade olabileceini dnyordu. Bu fikirle hayat bir zehir oldu. Ne yapsa bu si yah fikirlerden nefsini kurtaramyor, bunun kendi hayatna nasl gaddar bir darbe olduu nu gryordu. Artk ruhu harap, gdasz, hayatn nasl srkleyecek, kendine nasl skn k hibir kadna gvenemeyecek, hibir yemine inanmayacak, hibir gze aldanmayacakt. gn, nerede ve nasl yaadn bilmeyerek yand, drdnc gn, bir arkadann anlatt abyadaki otele gitmek geldi; bu yl orann pek elenceli olduu syleniyordu, fakat Sreyya ald bir mektup bu kararn hemen yerine getirmeye engel oldu. Sreyya yazyordu ki Suad a getirdi... Zaten biz erkeklerin bu hususta ne kadar ihmali olduumuzu tekrara ge rek yok... Meer bu temmuzun nc gn evlendiimizin altnc yl dnm imi, bunun iin k istedik ve aile bireylerinden, dndk dndk, davet etmek iin bir seni bulabildik. Annem haber gnderdim ama gelemeyeceini biliyorum. Sana program yazmayacam, bu daha fazla mit verir de hemen gelirsin. Bare Sreyya! dedi; onu sandalyla, programyla, yl dnmyle, masalyla ne kadar g ne bare buluyordu! Ancak kendisi de gln, kendisi de bare deil miydi? Bunun iin nce bile aldatmak isteyerek, orada bulunup grmek, emin olmak, bylece azabn son dereceye getirmek zevki iin komak isterken, sonra hemen o gn izin alp doru Tarabyaya otele dnm k ve bu ite kendine ait hibir ey olmad iin artk dnmemeye karar verdi. Suad grecei zaman kalbi rpnyordu. Onun berrak gzlerinin nnde alamak ihtiyacy tam aksi, en, bugn iin sslenmi ve ah ne kadar gzel olmu, anlatyordu. Hanmefendi gele , hatta dadsn bile gndermemiti, bugn iin sade kii kaldlar. Sreyya ile Suad o kad ar mesut grnyorlard ki, Necib karlarnda suratsz durmamak iin bzlyordu. Fakat yemein sonunda bir sz, bir hamlede iilen ve o anda hayata ifa veren bir ifa ksesi gibi oldu, btn straplar snp yerine azim bir rahattan, emniyetten birlemi bir

ve teselli geldi: Sreyya, Suadn sularn sayarken birdenbire Ha, asl byn unuttum. ib, Suad artk esrar mlei olmu... Meer benden neler gizliyormu... diye anlatmaya bala Suadn kefedip kendine sylemedii bir komu mnakaas idi; geri Sreyya da bundan biraz ibi olmutu: Bir delikanlnn buralarda ok dolatn fark etmiti. Necib nceleri kendi ke yyann phesi zerine uydurulan bir hikye dinliyorum sand; fakat bir gece uyumak zere bu duklar bir zamanda meydana gelen bir grlt ile nasl korktuklarn Sreyya anlatnca artk lmad. Bu, olu darda olan bir kayn babann, gelininin sevgilisine pencereden mektup veri ken grmesi zerine ortaya kan amata idi. Sreyya katlarak anlatyor, Suadn bunu ok n duunu syleyerek ataln kaldryor, Gryorsun ya, benden gizlemi... diye ikyet ediyo Fakat Necib dinlemiyordu, anszn bana hcum eden kandan bouluyorum sanyordu. Bu, tah mmlnn stnde bir sevin yaratt, o kadar ki yemekten kalknca hemen odasna kotu, deli g nmeye balad. Kalbini tutarak! Deilmi... deilmi... kr yarabbi! diyordu. Kendi kendi avar. Ah haydut! diyor, Suad, Suad, ah beni affet. Fakat hayr, etme; bilsen etmezsi n, bilsen benden nefret edersin... Ben dnyann en temiz meleinden phelendim. diyordu. Birdenbire kardaki aynada kendisini grd. Deimi, yznde gzleri o kadar garip bir ordu ki, durdu. Bu gzler sanki aynadan kendine Niin? diye bakyor gibi geldi. Evet, btn bu atelerin, kskanlklarn sebebi ne idi? Hem de gerek olmayan olaylarn kskanlk ve at onra, onun ismini sylerken, sadece Suad diye sylerken, bu byk zevk, btn bu heyecanlar ndi? Gzleri dnm, karanlk, bakyordu; bir an oldu ki, aynadan kendine bakan gzlerinden ko karak geri ekildi, sapsar olmutu. - 8 -

Bundan sonra geirdii gnler, birka gnn kbusundan sonra yllardan beri tanmad me at oldu. Sakin ve gzel kokular iinde, denizle gkyz arasnda yaayarak, kendini gittike a ok kucaklayan bu yoksunlua nefsini teslim ederek, isteye isteye, kendini kaptrara k gnlerin gemesine kaytsz kalyordu. Sabah seferlerinin, sandal gezmelerinin, rzgrn, g yorduu vcutlar, denizin arklarnn uyuturduu sinirleri, hararetten kamaan gzleriyle radaki uyku veren glgede, midelerine o hazrlanm yemek, kendilerini bekleyen tebessm, bir hastaya bir ifa gibi oluyordu. leden sonra ara sra rzgra bir tembellik geldike, bu temmuz scaklarnda, birden kam koltuklarnda yastklara gmlerek uyuklarlard. Necib artk burasn kendi evi saymak a kalmt. Bu taraf brakmamak iin Tarabyada otele inmek istiyordu; fakat Sreyyann mev raber geirme teklifi, bu haber zerine o kadar srarl ve inat oldu ki, kabule mecbur kal d. Behice Dad, bu tembel saatlerinin bazen bir elencesi olurdu. Kutusu, kibriti, tablas elinde gezerek gelir, kendine ikram edilen koltuu brakarak yerde bir kk mindere yerleerek sigarasna dalard. Sreyya Fayrap balad! diye tutturduka, o da, Ya sizin d hi bitiyor mu? diye piyanodan ikyet ederdi. Suad her gn uratka parmaklar yeteneini buluyordu. Azck otursalar, biraz sessizli am etse, Necib yalvaran bir gzle Suada bakar, o hemen kalkarak ho glmseyiiyle, Hangile ine bakalm, bu gece. diye sorard; byle diye diye hemen bir sra olumutu. Birine birok an gnl verdikten sonra onun ihmal edildii oluyordu; fakat henz yeni gelen paralarn hep si dinlenmemiti; Necib bunlar iin rica ediyor, Suad zaman bulamadndan ikyet ediyordu. Onlar piyanoda megulken Sreyya, dad ile alay eder, erkekler sigara dumanlarnda d inlenerek susarlar, ara sra artk sabredemeyerek kamak isteyen dadnn teebbs, Sreyyan oluu, hepsini gldrrd. Necib burada yle saniyeler geirdi ki, hibir zaman unutamayacakt. Musiki ruhunun btn kabiliyeti, uu ve zleyilerini tahrik ediyor, onu ihtiyalarla, sevda ve cann feda k ihtiyalaryla, tatmin edilmesi imknsz olduu iin tatl balayp tatka ac olan ihtiy . ounlukla bu bir hznden ok bir zleyi, btn ele gemeyecek gzel eylere bulanma ke Sonra teekkr iin yanna gittike, bazen gzleri notalardan Suadn ellerine, oradan y klyordu. O zaman bu ellerin scakl, bu yzn melek sessizlii, bir musiki damlasyla ii lerin siyah ve szgn bak onu bir an dndrerek aklna kendi evlenmesini getiriyordu. On onun gibi btn hlyalarna uygun birini bulmak imknszln karamsar dndke Sreyyay dolay tebrik ediyor ve onun kadar bahtiyar olamayacan hatrlayarak ii eziliyordu. Onda o kadar mkemmellik grmeye balam, kuruntusuyla onlar o dereceye getirmiti ki, bu nefis adnn karsnda, bu dudaklarndaki glmseyen sakin izginin; bu gzlere ara sra gelen sor

heyecanl uh duruluun huzurunda alamak istiyordu. Ah, Sreyyay ne kadar mutlu buluyordu ve buna karlk kendine kim bilir nasl bir kadn rast gelecekti. Ancak evlenecek miydi? Bu artk iyice kararlam myd? Onun gibi birini bulmak imknsz olunca niin evlenmeliydi? nun gibi olsa diye dnrken bir an oldu ki Ya o rast gelseydi?... diye dnd; bu o kada i ve znt veren bir heyecan oldu ki, Ah, o benim olsa lrdm! diye inledi. Bir sre bu fikri terk edemedi, bu onu byleyip sard. Suad onun olsayd... Bunu dner kendisi iin bir hayat dzenliyor ve bu saadete hayalinde bile tahamml edemeyip zntl, za bir ekicilikle hlsiz kalyordu. Onun hayatna kararak yaayaca anlar, onunla birlikte gnleri, onun mrne sahip olarak, ona herkesten daha yakn olarak yaayaca hayat, onun ke ne muamelesi, bir koca gibi muamelesi... te bunlar onu ldryordu. Suad kendine de Sreyy aya hitap ettii sesle, ona bakt gzle, onu sevdii muhabbetle sevse, baksa, syleseydi, abbi... Bu fikri derinletirip saatlerce dndke harap oldu kald. nce gerekten yleymi anarak sarho ve mahmur kalyordu, sonra Suadn samimi hitaplarnda bile hayalindekinin y annda nasl bir ilgisizlik olduunu grerek ii eziliyordu. Bazen o sesle, Necib diye sade ismiyle arldn iitir gibi olurken, Suadn kendine hitap edince sakinleen sesinin Ne onu ldryordu. Sreyyaya bakarken efkat dolu olan gzler kendine yansynca o kadar hiss ez bir an iinde sanki donuklayordu. Halbuki kendi aznda sade onun ismi vard, fakat resm olarak Suad Hanm deil, Suad, fsldayarak, ah ederek kan Suad!... Sylerken sevinle yalvaran, kran ve saadetle, har zlemle yalvaran bir Suad ismi vard. Ve ruhu onu bu hitaplarla kucaklamak hararetiyl e yanarken ona sknetle hitap etmek bir sknt oluyordu. Bylece, kendine hitap edemedike ismi kendi kendine sylemeye, ona yalnzlklarda hitap etmeye balad; bu yasak bir eyin g izlice yaplmas saadetiyle ban dndryordu. Odasna kap daima titriyor, daima o isimle du. Odasna kap binlerce kere Suad... Suad... diye ah ettii oldu. Sonra birden korktu; nasl bir kmaza girdiini, bunun bir cinayet olduunu grd. Son rde ok megul oldum onun etkisi... geer. demekle beraber yine bunun ne kadar nemli old uunu inkr edemiyordu. Fakat fikrinin elinde o kadar esir ve yorgun idi ki bu zevki nden yoksun kalmaya tahamml edemiyordu. Bunda onu kendinden geercesine haz duyarak , iradesini bayltan bir cazibe, bir saadet vard. Ve kendi eliyle saadetini reddede cek kadar faaliyeti, ruhuna o kadar basks yoktu. O, ruhuna hibir zaman bask yapamam he r zaman onun elinde bir oyuncak olmutu. Byle birok gzleyile geen zamanlarn hatrlad onlar gibi geer. midinde idi. Bir de hibir ekilde bunun gerek olamayacan, sade arzu sretten ibaret kalacan biliyordu. Ona iir ve sevda, daima, daima bir tutku lzmd; hibi adn sevmedii zaman sevmeyi sever, bunun iin daima kadnla tutulmu bulunurdu. Birok ka e namus ve iffetin veya imknszln elde ettiremedii ve nihayet mahvettii eilimlerle haf arca yasl kalmt. Kendinde asla hyanet fikri, madd bir emel bulmuyordu. Gzel bulmad aralarla amacna am olmaktan nefret ederdi; halbuki edemezken onun en ufak bir gsterisine hayatn feda e der de yine raz olamazd. O sade bir esir; ruhunun esiri idi, ihtiya esiri, fikrinin cazibesine yakalanm bir esirdi. Bugn Sreyyann namusunu mdafaa iin, Suadn safl i fsini en byk tehlikelere sokacak yeteneini gryordu. Ve ite bunun iin, yalnz ruhun tut olduu, maddlikten tamamyla ayr bulunduu iin bu arzusunu bir hyanet saymyordu. Dnd onun ruhunu, sade ruhunu sevdiini gryordu. Bu bsbtn baka bir ak idi. Onu ele gemeyec ahip olunamayarak, bunun iin de baka bir kadnda bulunamayacak eyler iin, gzel kokusu, bak, gl iin seviyordu ve bu gzel kokulu barn nefesi imi kadar cansz bak o kad erece masum idi ki, bir sz sylemesi gerekirken susmas ve hrmetkr tapnmaktan bunlara ka r kalbinde oluan tapnmaktan kendini alkoymak, raz olunacak bir fedakrlk deildi. Onun bu bir bak iin hayatlar verilecek temiz ve mesut bir ruh zleyii oldu, ona o kadar ser best bir ak verdi. Fakat bu tutkunluun, dilediince hkmetme, bencillikleri, hevesleri, ortaya kmaya b alyordu. Sreyyay, Suadn maddiyatna sahip grmekten ac duymak aklna gelmemiti, faka viyatna olsun, sahip olmak, sade kendi sahip olmak gittike dayanlmaz bir arzu, bir ihtiras hlini alyordu ve bu ihtirastan kesinleen dikkati ile Suadn ruhundan bir zerre nin bile Sreyyaya meylini hissetse ok tahri eden straplar duyuyordu. Bu bir kskanlk daklar bir kaslmayla aclaarak O eksikti! diyordu. Aralarnda Sreyyann katlmad yalnz bir musiki vard. Bir gece kendilerinden geire n O Dola Volotta dettosuyla gecenin sknu iinde nerede bulunduklarn unutacak derecede dakikalardan sonra musiki bitmi, dnmlerdi; Sreyyay koltukta uyukluyor buldular, Necib du. Suad sadece Musikiyi sevmez ki... dedi ve Suadn sesinde yle ac bir znt hissetti undan derin derin mesut oldu. Demek ikisi de, sadece bir eyi seviyorlard. Ve o kad

ar seviyorlard ki onunla dnyay, dnyann her eyini, hatta onu, Sreyyay unutuyorlard. yalnz ikisinin ruhu yalnz, koyun koyuna dolayorlar, orada yalnz kalyorlar, Sreyya bil oraya gelemiyordu. O zaman musiki ona baka manalar, baka vazifelerle grnmeye, ruhla rn yazar, kalplerin ilham vericisi gibi gelmeye balad. O bir cihan, tapnlan bir cihan oluyor ve orada Suadla beraber olmak, bu kt dnyada olmamlarsa, hi olmazsa orada birle lmak, onu sarho ediyor, kendinden geiriyordu. Fakat bir gn Ben ne yapyorum? demeye balad Ah, nk insanm; insanlk tatan yara niin bu fikirlere dmeli, niin elinde olmayarak nefret ettii hyanet ve kirlilik lemine irmeliydi? inde bulunduu kmazn nasl bir uuruma gittiini, bazen onlarn yannda, Suad iinin nasl Seni seviyorum, seviyorum! diye haykrmak iin yandn hissedip esir kaldk u. Bunun, fikriyat bir tarafa braklrsa, insanlk kanunu gznde nasl haince bir bilinmeye olduunu grdke ve oala oala bu atein nasl iltihap oluturacan dndke, iki im stma iinde kalyordu. Onda her meleke bir kere faaliyete balaynca hastalkl bir tella artar; on be gn s olarak bu hissine esir olduktan, tekileri hep susturup, yok edip, yalnz onun hkmran olmasna, her trl ho olmayan bir eye uramak ve endienin susmasna o kadar altktan s korku ve tela, o kadar esir oldu ki bu kendini kendinden nefret ve irenmeye yneltere k perian ve gsz brakt. Birden uurumun karanlk ateine dm kalmt. Onun btn kir sanyordu. Nasl korkak bir aresizlikle, nasl geri gelme ihtimalinden mahrum bir karam sarla dm olduunu anlyordu. Bu srf hayalden olduu iin bir ktlk beklenmeyeceini, bulunmad iin korkulmayacan, bo yere temine urayordu. Bunlarn itiraf edilemeyecek e itham olunacak eyler olduunu reddedemeyerek, Ne yapalm? diyordu. Fakat kamak, bu tek are, buradaki hayat brakp yine o kbus ve izdiham iine girmek... Bu elinde olmayan, is teyerek yapamayaca fedakrlkt... Son tehlikeye kadar oturup sonra kamaktan baka are yo , halbuki hibir zaman tehlike o dereceye gelmeyecekti. Bunlar tereddtlere, tereddtler dncelere sebep oluyor, gecelerini frtnal yapyordu aha kadar uyuyamad bu gecelerden sonra tekrar grmek, tekrar onun baklarnn gkyznde olursa olsun yaamak midiyle her eyi unutuyor, afakla beraber gelen bir skn ile kbusla dan sonra sabah hafif sisli fakat saf ve berrak patlak veriyordu. Bir karar vermeyi yine geceye bkarak sde halden endieli, sade iradeden mahrum, sade tutkun kalyordu. Onun sesini yle bir dinleyii, onun yryn yle bir hissedii, on in nnde yle bir yan vard ki, bazen evk ve zlemekten, bazen umutsuzluktan doan karam tutkudan haykrmak arzularn g yeniyordu. Onu evin her yerinde gezerken hissediyor, na sl bir skn ve tatllkla evin bir melei olduunu takdis ediyor, sonra gelip Sreyyann y lerinde ateli ballk bak ile oturunca, gelirken kalbini hoplatan ferahlk ve nee k alamakl kalyordu. inden durup dururken Senin, senin iin, senin gzlerin iin lyorum krmak isteyen arzularn susturup ona sknetle hitap etmek onu bitiriyordu. Birok zaman p ek ar ortaya kan ak bu aamaya girdikten sonra admlarn o kadar hzlandrmt ki, bi ine itiraf ettikten sonra imdi onu yllardan beri seviyormu ve bunu biliyormu sanacak derecede akn okyanusuna dalm grnyordu. Ve bu tereddtleri szde kararlar, kararszlklar geri brakmalar takip ettike gnler g r, stanbula gitmeyeli yirmi gn oluyordu. Hakikat hlde bu mcadelelerle beraber her gn k endini bir gn evvelden daha az emin bularak gittike iradesinin hastalandndan; gittike tehlikeye yaklatndan endie ediyordu. Sonra bir gn Ancak, madem ki onun bir eyden habe yoktur, olmak ihtimali de yoktur... dedi, kendisini tatmin etti. Zira, onun, Suadn hibir ekilde bu fikirlerden haberi olmayacakt. Onun gznde bir ne ret rpertisi grmekten ise lm tercih etmeyi mutluluk sayard ve bunu dnnce o hlde? maya alyordu. Fakat emniyet de, strap da yalnz hkmran olamayarak srp gidiyordu. He up sade nefsine malp olduu zamanlarda bile, artk her trl kuruntudan kurtulmu, heyecanl rla mesut olmas gerekirken, iinin skldn, yine bir rahatszln devam ettiini, kk fakat yava yava inat ve tamir edici bir srarla karar kldn gryordu. Bu, nceden s ni dnmekle mesut olurken, imdi o saadetinde ne kadar ksz ve deersiz oluunu dnmekte du. Onun da bu fikirlere itiraki saadetini uzak ve imknsz bir bahtiyarlk gibi grdke A kn olsayd... Hayatm pahasna olsun, fakat mmkn olsayd... diye syleniyordu. Btn hayat saniyelerine kadar Suada balanm, onun tekeline sokulmutu. Gece uykula grse, ne dnse mutlaka ona ait oluyordu; hatt bakalarn bile grse sabah uyannca onu g ve Suad daima Sreyya ile birlikte grrken byle hlyalarnn keyfine ona sahip olmak bir et oluyordu. O zaman ryadan hakikate dnmek azab balyordu. Onu sahiden grmek arzusu ile bu azab da seviyordu. Bazen aa inip bekledii hlde, onun henz gelmedii oluyordu; o za konuurken dalgn, dinlediini anlamayarak, sylediini bilmeyerek perian kalyor, sonra on

n yaklatn, ayak sesini iitmeden hissederek, odaya girerek kzaryor, kalbi arpyor ve sini duyunca baygn kalyordu. Sz sylediini grnce, gzlerinin kendine baktn hissedin ni idare edememekten korkuyordu. Bir idaresizlikten bak ne oldu? diye dnyor, imdiye kadar byle olunca, zaman geti un nasl dehetli bir hl alacan da dnerek kzyordu. Ancak bu sade bir hyanet, en by istiyordu. Fakat ondaki eitli Neciplerden biri bunu sylerken bir dieri glerek Bey tiy atro oynuyor! derdi; bir dieri ikisine de kaytsz kalarak muhalif davranr, sade onu, s aadetini, Suadn dnrd. Ve kendisi bu muhtelif ahsiyetlerin elinde oyuncak, sefil, ken mdi buna, imdi tekine kaptrarak iradesiz, bir ey ihtimali olmakszn, gidiyordu. Ve kork uyordu, ara sra kendi ruh karanlna bakp ne hainlikler yapabilecek gte olduunu grerek inden korkuyordu. Sreyyaya baktka onun gven ve muhabbetine kar nasl fikirlerle megul nu dndke onun hakikati kefetmesi ihtimaline kar lmden baka bir are grmyordu; ba r utancn mahvedemezdi. O, Sreyya, her trl fikir ve pheden uzakt. Karsna son derece gvenle, Necib hakkn habbeti birleerek onu temin ediyordu. O sandalyla, yelkeniyle, karsyla megul, hayatn r a balam yayordu. Dalgn m, cidd mi, hava mi olduu fark edilemeyecek bir hli vard. ehice Dad ile akalaarak, Suad fkelendirerek; Necibin piyano lgnl ile elenerek t u. imdi de bir balk merak gelmiti Ah bir ay daha gese, austosu da bir atlatsak... diy o zaman geceleri lferciliin doyulmaz bir elence olduunu anlatarak imdiden seviniyord u. Suada gelince, o gittike ackl olan gariplii iine dalmt. Hayatn saadetlerinin na l edilmez hislere, nasl idare edilmez deersiz eylere bal olduunu, kardan muhakemesi p kolay grnen, fakat ellerinde nasl oyuncak olarak kalnan eylerle bozulduunu grerek by umutsuzluktan doan karamsarlkla aryordu. Yine ayn artlar iinde bir yl nce hayatn ut ve rahat grrken bugn tarif ve gsterilmesi imknsz eylerle gzleri alp hayatn g eyip boyun eilecek yerlerde cidd davranmak ktlyle bir saadetin deil, her hayatta oldu bi saadet rengini koruyan bir saadetsizliin kurban olduunu, hayatnn artk fark edilen b ir yarasyla geeceini pek ac gryordu. O gittike fark ettii hlde engel olmak elinden g en bir kszlk iinde, asabiyetle hakikati fazla grerek yayor, Behice ile Necibin hayatl a nasl bir muavin olduklarn grp Demek onlar olmasa ben yalnz, yapayalnz kalacam. S acaz, btn btn sklacaz, hayatmz tahamml edilmez olacak... diye Sreyyann anlam e hava eylerle megul oluunu affedemiyordu. te dads da yarn br gn baa gitmek istiyordu, sonra Necib de gitmek isteyecekti. H arn onlarn zindanlarna adayamazd ya? O zaman Sreyya daha sklacak, arkadasz, elence bilir ne olacakt? O zaman artk yanna varlmayacakt! Kendisi de bunlarn yardmndan mahru arkadasz, dayanmasz kalacan, bugn her eyi yapt ve arkadalar bulduu hlde byle o btn btn kendini karamsarla kaptrp kalacaklarn dnrsek artk mcadeleden yorgun, kendini kaptrm olarak, her eyi brakmak, hepsinin iinde hngr hngr alayarak Ancak h ek ihtiyalaryla azap ekmi oluyordu. Beni mesut ve rahat gryorsunuz deil mi? Fakat bak e alyorum... Demek ki ne mesut, ne rahatmm, ooh, rahat deilim; hi, hem hi deilim... t nerede! ve aklama yapmak gerekince bir ey syleyemeyeceini, cidd bir sebep bulamayaca rek bunalyordu. Deniz mevsimi nn de hayatna yeni bir nee serpti; nlerinde bir deniz hamam vard k in sahibi burada kendi otururken yaptrm, sonra yktrmam, yalnz bir kn tahribini tam gerekiyordu. Sreyya denize baylyordu. Necib zaten pek severdi. Suad tutkular pek tel v e heyecan geirmise de artk almt, yalnz dad, odadayken bile, denizdeymi gibi rpn esirgesin! diyordu; bin srar ve rica ile onu denize gtrdler, daha kapdan karanlk bir le sulara bakp titreyerek yalvaryordu. Artk her sabah, her akam girmek bir det olmutu. Ve sabahleyin uykunun rehavetiyle, her akam yorgunluun tozuyla deniz sinirlerine byk bir ifa etkisi veriyordu. Necib, Sreyyaya, Gel seninle kotray, uraya sokalm da bari tehlikeden biraz uzak ol sun. diyor, sonra glerek ilve ediyordu: atm bir ey varsa o da hl unun sk bir saanakla tepetaklak olmamasdr! Ve Suadn korkan gzlerindeki karartya bakarak: Yok, korkmayn, korkmayn; ilk stanbula gittiim zaman Sreyyaya bir mantar yelek al .. Ne olur ne olmaz... O zamana kadar da keramet sandaln, diyordu. Sreyya kzar, sandaln bir yat, bir ambarl gibi denize dayandn, nceki gn stin kpeteye kadar yatt hlde ierisine bir damla su girmediini, paras olsa satn alacan alard. Bir gn Bykdereden gelirken yine bu konuuluyordu; sandaln Suadn hayatnda bir etsizlik olduunu anlayan Necib artk onu kendisiyle ayn fikirde grmek iin daima bu kon

uyu aard; Suad katld dncesini bakyla syleyip tevik ederek susuyor, sandal mesel e cevapsz kalmasn zevksiz saymyordu. Birden araba bir kede durmaya mecbur oldu. Drt, b araba birbirini takip ediyor, kalabalktan bunun bir gelin alay olduu anlalyordu. Sreyya, Necibin szlerine cevap vermediini grnce kurtulmak iin bundan istifade etti Senin nene lzm sandal mandal Allah akna? Sen kendi evlenmene baksana, sonra ihti yarlayacaksn da... Bak, her kede bir dn var, dedi. Ve bu sz Suad da, Necibi de hzne ve susmaya yneltti. Necib, gzleri nnden birer b geen arabalar grmeyerek, kontrol ederken, kendisi iin evlenmenin nasl bir yara olduunu dnyordu. Onun iin evlenmek... Ancak bu hyanetsiz mmkn myd? Onun iin evlenmek, Sua i sevmesi idi, onun kadar gzel ve ateli olan gzlerinin her eyi aklamasyla mmknd. Ha u, ite bir lm kadar byk bir eydi. Suad, o, bu gelinin imdi ne kadar mesut olduunu dnyordu; dnyordu ki, bu gelin n mesuttu ve ne kadar mutlu olacakt. Bir sene, iki sene, daha, belki daha ok hayat m esut ve keyifli geecekti. O zaman, kendi ilk yllarn gryordu. Bu gnleri kyaslayarak z u geline gpta ediyordu. Kendini onun yerinde grp gelinlik hislerini tekrar yaaynca, al amak arzusu duydu. imdi o zamandan ne kadar, ah ne kadar uzakt. Artk geri gelmesi i mknsz olan o hayat, hayatn gmm bir l hliyle grp zgn ve karamsar kald. Niin y yat lmt? Hem bir daha gelmeyecek ekilde?... Niin bir daha o mmkn deildi? Bir kere m kt? Byle hayat sevdiren, her eyi gzel gsteren o hayat, o byk nee... Artk onlar bitm mi? Bir zaman gelip ballk ve muhabbetle beraber sevileni artk mesut edememek, ona ye tememek fikri onu kzdryor, kabahati asl kendine bularak ara sra tap Sreyyay haksz kendi hakszlk ettiini gryordu; sonra kendi de sulu olmayp kabahatin olaylarda, idaresi kimsenin elinde olmayan hayatta olduunu bininci defa olarak grp anlamaktan meydana gelen gszlk ile tekrar yaamak, daha yaamak arzularnn imknszl nnde yaayp gitm alple, gen emellerle o yllar gibi yaayamamak azabyla gsz kalyordu. Demek bitmi, art bitmiti, demek artk kesinlikle karar vermek gerekecek ki yllar, hep oalan bir usan g geerek ihtiyarlk bir gn onu rtecekti. Hem de yaamam olarak, henz yaamak zere san y bitmiti yle mi? Sonra Necibe bakarak dnyordu ki, o, nnde byle birka saadet yl olan bir yaratk un iin memnun oluyordu. Necibe kar hissettii ba onun byle bir saadete aday olmasyla k isini memnun ediyordu. Fakat onun da korktuu gibi bir kadna dmesi ihtimali fikriyle megul oldu ve bunu bir kuvvetli iyi niyetle savuturup kar koca onlar uygun ve mesut grnce bir gn gelip onlarn da isteklerini, arzularn, genliini elden kararak yorgun, kalacaklarn, kokular, renkleri, btn bol verim ve sevinciyle coan baharn yerine bile r nksiz bir hzn ve sknt durduunu, her eyin mahva, snmeye mahkm bulunduunu ac bir kar de hissetti. Ve ilk defa burada ortaya kan bu fikir onu hi brakmayan, tedirgin eden bir hasta lk oldu. lk zamanlar, bunu tabi olarak dnp bu fikrin kalbine verdii aclklar damla arken, bir gn oldu ki, yalnz kalp rahat rahat onu dnmek istemeye, hatta dnmek iin n zorlamaya kadar vard; bu bir eit yava yava intihar gibi, bir eit zehirlenme gibi oluyo du. Bu, her eyin ilk bol istekleri ve renklerinden sonra derece derece olan bir f aydalanma ile hzn ve can skntsna, gnl darlna ve karanla gidii onu damla damla bi geliyor ve kendisi buna kurban olduktan sonra, bunun sade kendisi iin olmayp byl e umum bir kanun olduunu grmekten ac bir teselli buluyor, garip bir yorgunluk sarholuu ile kalyordu. brleri, Ne oluyorsun, dalgnsn? dedike bir cevap bile vermeye lzum grmeyerek duda nlamna bkmeyi yeterli buluyordu ve diki, dnmeyi ura hlinde gsterebildii iin, art oldu. Fakat herkesin kendi hliyle u fark vard ki, onun hayatnn bahar getii hlde bir mit ediyorlard; onun iin bahar evlenmekte balyor gibi geliyordu, kendi btn balama zamandan balad iin imdi Necib de ne kadar kara dnceli ve adamcl grnrse grnsn ine mesut gryordu. Btn bu fikirler arasnda bir sarka gibi kalbini korkuyla ezen kendi hayat kyaslama s daima tekrarlanyor, bazen usuz bucaksz bir gnl darl ve can sknts, sonra ac bi er eyin, btn isteklerin, mitlerin, genlik ve saadetin zalim bir inatla mutlaka elden kaacan, ite henz kamakta olduunu, bir ey yapma ihtimali olmakszn artk hayatnn b r vermek gerektiini grerek zayf kalyordu. Btn bunlar tabi tebessm ve nezaket altnda gizlenmeye uralan kanl mcadeleler, mo daha bozuyor, uzun ba arlar, dermanszlklar, hazmszlklar, hep birden neesizliklerin yordu. O hle geldi ki, sade oransz bir incelikle ayrt edilmesi imknsz hayat anlarn bir

mana ile ayrt etmek sebebiyle, hayatn ufkunda bir bulut yokken, rahat bir mr iinde bi r elem kurban olup kald. Bunlar geri Sreyyann dz, megul gznden kayordu; fakat Necib endieli bakyla, lttii meguliyetle fark ediyor, bu eziyet iinde ara sra onun bilinmez kederleri olduun u grp bir sebep bulamayarak btn yorgunluklar iinde frtnalar hayal ediyor, bir baka er dnmesi ihtimali ruhunu yakyordu. O zaman Suad hrmetine lyk grememekten korkuyor, o mevkiinden dm grmemek iin bunu dnmemek istiyordu. Ve eer Suad kendisi iin bir his di, gznde yine o hrmet mevkiinde kalacan grerek, Ah bencillik, sanki byle olunca ba y mi yaplm olacak? diye glyordu. Dnyor, dnyor, Suadn bu hline bir sebep aryordu, Sreyya ile aralarndaki ili da geri eski anlamay gremiyordu. Fakat nceden onlarn hayatna imdiki gibi girmi deil aman bile bu kadarck anlamazlklar art, tabi geliyordu. ki miza ne kadar birbirine uygu grnrse grnsn, byle geceli gndzl beraber geen, yllarca devam eden beraberlik haya anlamazlklardan rahatsz olmak kanlmazd Bu mizalar ya ikisi de kaybolup daim bir kav e bulunur ya da biri dierini hkmnn esiri eder. diyor. Bu esaretin ara sra cokunluklar sa bile Necib, yaradltan hassas ve ince olan Suada hastalkl bir hissin kadnlk belirti iyle nasl korkun belireceini kefedecek bir hlde olmakla beraber bu hastalkl hissin seb plerini belirleyemediinden herhlde mehuller iinde kalyordu. Bazen Suad byle ezilmi tutan megul sebebe kar hn dolu bir kskanlkla yoruluyor disini her eyden ok ykyordu, ateli bir kin iinde zehirleyerek canndan bktryordu. Ba Sreyyaya bakarak, onu, sade Suadn kocas olduu iin deil derin ve ateli olmayan tabiat kskanyordu. O herhalde dz, samimi idi, ktlk dnemeyerek, hatta birbirine uygunsuz ba inde bile samimi ve ak yrekli davranarak, yapt ey kt olsa bile etrafta ortaya kma olan etkileri uzaktan, nceden grmeyerek, endiesiz, belasz yayordu. Mutlaka faaliyeti b ir eye sarf etmek istenilen bir yaa gelmi olduu iin o zamana kadar ou bir ey yaplmay geen yllarn biriken eilimleri, birden ortaya karak onu byle sandal gibi eylere gnl tuyordu. Ona imdi de bir kotra merak gelmiti, sandal artk kendine miskin grnyordu. Tar byada olacak yartan sz ederken ngiltereden gelme birka kotra sayyor, bunlar uzun uzu if ederek Ah insann yle bir kotras olmal ki... diyordu. Sonra Suada dnerek: O zaman sen de gelirdin. inde kamaralar, yemek salonu, her eyi var... deta bir ge mi... nsan karsn alnca kalkp Marmaraya kar... Mudanya... Yalova... istersen, Midilli ... Suad glerek: Dnya turuna ksak nasl olur acaba? Necib de sze karr, gmld kesinden, Yok, eer kk bir yat olsayd... artn O zaman, uzak memleketlerden, uzak eylere zg iir ve renk ahengine bylenmi olarak, nlarn gzelliklerinden sz ederler, adalar birer birer geerek talyan sahillerine kadar u zaklarlard. Kendilerini bir talyan limannda gemilerinin zincir grlts iinde hayal ed h ne iyi olurdu! derlerdi. Bunlara Suad da itirak ediyor, Bilmem ama yine deniz tut ar m? diye Necibe soruyordu; o, daima byle, daima Suadla olabilmek hayali mutluluunun yannda bunun iin hakk, hayatn izni olmadn dnp, Ancak bu byle ne olacak? diye b mutsuz olarak azap eker ve ezilmi kalrd. Her gn ateinin daha oaldn, bir gn artk yat etmenin mecbur olacan byk bir korku ve endieyle gryordu. Sreyya bu gsterililerin yannda pek miskin bulduu sandal iin, Suad ise nerede olsa nasl olsa, hayatn ayn harabeden tahammlle dolu olduunu dnerek, de eitli eylerd lar, eitli eylerden bylece gnl darl iinde kalyorlard. Bazen geceleri de kyorlard; Suad dmene geer, erkeklerden biri krek ekerdi. ounl rka szle bozulan sessizliin devam ettii bu seferlerde denizin, gkyznn, korkulu kyla a, bazen mehtabn nurlarna, bazen karanln dalgalarna gmlerek, denizin bir kadn gs kulu ve el dememi vcudunda, Bykdereye kadar inerler, sonra geri gelirlerdi. Dnleri s , skc olurdu. Herkes fikir ve can skntsn yklenerek odalarna ekilir, birbirlerini v rini yorgun olmakla aldatarak can skntlarn byle rtm olurlard. Fakat Necib gittike nefsine kar iradesinde aciz kaldn gryordu. Zira onun iddetl bu hle geldikten sonra dayanlmaz bir susuzlua benzer hararet alyordu, onda bu kadar gelien bu tutkunluk artk beslenmeye iddetli bir ihtiya hissediyor ve ona, onun ruhun a giren ihtiyacyla zorbalk gsteriyordu. Her zaman onun yanndan ayrlmamak endiesi imdi na karmak cokularna varyordu... Nihayet bu hisleri bir sayklama hline geldi: Bir gn ge kalkm, deniz hamamna gemi rpna kouan, arpan dalgalar, hamamn iinde byyen, akseden sesleriyle dzensiz bir ut, umulan zevkin sevkiyle imdiden gzel bir rahatlk iinde, uyanr uyanmaz tekrar fikri

ni igale balam endielerinin dalgnlyla soyunurken serin deniz havasnn iinde birden Etrafn onun gzel kokusu sarmt. Bu Necibin, Suaddan sahip olduu yegne eyi vcudu idi, bu kendisine daima gsnn ne bi gelmiti; bu ne bir iein, ne bir yapran birleimiydi; bu malm olan hibir kokuyu and ana ileyen bir koku, bir ey, bir nefes idi ki, Necib onun ruhunun gzel kokusu sanyor du. O kadar emsalsiz, o kadar samimi bir koku idi. Bunda Suadn btn gizlilii, btn kadn can iinde bulunurdu, o kadar kadndan, o kadar Suaddan fkryordu ve imdi, denizde bu g oku ona bir vcut hararetiyle karm geliyordu. Duyumluluu o kadar iddetli oldu ki vcudu treyerek dermansz kald. Bu nereden geliyordu? Ondan evvel denize girmi olduu iin mi kalmt? Denizin, rzgr bunu nasl datmamt? Ve suyun iine girdii zaman, imdiye kadar bunu dnmediine aar a, bu su iinde ykandn dnmek btn ihtiyarn ldren bir zayf rahatla sevk ediyor o, kendini suyun iine brakarak, nihayetsiz bir duygu sarholuu iinde onu burada, suyun arasnda, deniz elbisesinin yar saklad omuzu, gerdanyla grerek, baylr gibi kalyordu; sini srdrmek iin gzlerini kapayarak suyun kendini okamalaryla yzdren kuvvetinin stn anarak, dalgn, hayatndan habersiz, korkulu kalyor, onu yle grmeyi hayal ettike, kokusu nu hissettike denizin iinde nihayetsiz diplere uuyorum kansn veren bir sarholuk ile se semleiyordu. Nihayet kt zaman bu kendisini denizi delice bir can atma ile isteyecek, bo zamanla rnda, tenhalara kap ona binlerce ateli hitaplarla, bu dnce evreleri ile megul olmaya cak hle girdi. Onu en ince, en mahrem kadnlklarna kadar dnerek, hararetinde, ruhunda um sanarak Ah lsem... diye saadetinin ancak o zaman tamam olacana inanyordu. Ve onun v ut kokusuyla sersem olduu zamanlar, tepeden trnaa sarslarak alamak, boulmak, dp lme alaryla, bunlar yapmamak iin nefsini zorlama ikenceleriyle urayor, bir saniyede bin d uya, bin fikre, bin hayale esir olarak, bir ikence olan fakat onu yine mesut eden rpnmalara tutulmu oluyordu. Canm, bu ne kadar deniz merak! diyen Sreyyaya, Bir sandalm var diye btn denize azsn ya? diye aka ederken gerei dnmekten kendini engelleyemeyerek canavarlna ay la konuurken, ona hitap ederken onun namusunu dehetli bir cinayetle suistimal ettii fikrini asla aklndan geirmiyordu. Ve bylece kendisine herkesin cani demeye haklar o lduunu kabul ettii zamanlarda bile yine vicdannn kanaatiyle sakin durduu zamanlardan bir fark bulmuyor, duygularnn seline o kadar kaplyordu. Bu akam st Tarabyaya kadar gidip dnmek iin kyorlard. Necib yalnzca inerken piy e Suadn emsiyesiyle eldivenlerini grd; bir anda bu eldivenlerde onu koklamak isteini g erekletiremedi ve titreyerek eildi, bunlar azna gtrd; oh, her zaman havada olan bu g ku ite imdi elinde idi ve eldivenlerin dokusu o kadar onun eli gibi yumuak ve yufka yrekli idi ki sahiden onun ellerini kokluyormu gibi geliyordu. Bir an oldu ki bun lar alp saklamann ne byk bir saadet olduunu ac bir hasretle dnd ve bir cinayet il titreyerek, sapsar, bunlarn birini cebine soktu. Suad, ikisini beraber diye ald eldivenin bir tane olduunu ancak arabada fark ett i. Aceleyle yalnz birini alm olmak ihtimalini ban sallayarak reddediyordu, emsiye ile eraber ikisini de piyanonun zerine koyduunu ve oradan alrken piyanonun stnde baka bir y kalmadna dikkat ettiini sylyordu. Sreyya, Belki arabaya gelirken drmsndr. d Sreyyaya bir eyler anlatyor, Suad dndrmemek iin tuhaflklarla birtakm sualler bu algn dnnden korkuyordu. Suad, Tuhaf, acaba ne oldu, besbelli yle... dedike sanki e binden karak, Buradaym! diyecekmi sanyor, yrei hopluyordu. Ve bu eldiven meselesi unutulduu zaman onun yegne mal, kymetli eyas oldu; o hayat dolu bir el, Suadn eli gibi geliyordu ve onun eline sahip olmak Necibi saadetinden ldr tyordu. - 9 -

Suad ban dikiinden kaldrp kapdan giren Necibe bakarak Ooo! Sizde bir hazrlk va br eldivenlerini giymekle megul, sakin gstermeye alt bir sesle Evet, kayoru rdi. Ve zntsn gstermemek iin birok iler, gezilecek yerler, oktan beri ihmal ettii dair masallar sylyor, mecburiyetinden bahsediyordu. Halbuki, gerekte burada kalmak iin cann verdii hlde ite kayordu. Zira artk burada yaamaya sabr ve tahamml, zama kalmamt. Hele son bir hafta onun iin tahammln stnde sknt veren bir hayatla geti. ayatnn ihanet olduunu kendine daima ihtar eden vicdan sesini sustursa bile, artk gdasz

hayat bir ikence olan tutkunluuyla, Suadn bir zaman kendini sarho eden huzuruyla imdi harap olarak, o kadar yorulmu, ezilmiti ki, artk bu gece sabaha kadar uyuyamayarak e ktii ateler arasnda, kamak, ona tek bir kurtulu aresi grnd. Evet, ne olacakt? Burada dursa ne olacakt? Bu kesin ve cevapsz suali belki bin kere nefsine sormu, azap ve hyanetten baka bir ey olmayan bu hayatn sonu olmadn daim gittike elinden kaan idaresinin, daima artan sersemliinin isteiyle tamiri mmkn olmaya n bir ey yapmak, bir bilmeyerek, bilemeyerek azndan karaca sz ya da bir bakla her irip hakl bir nefret ve tiksinmeye hedef olmak, o kadar saf ve temiz bak, bir nefret titreyiiyle kendi stnde grmemek iin bir are varsa kamak olduuna karar verince rahat iti. Zira son zamanlar onun nnde, gzlerinin nnde dururken iinden kaynayan haykrma arz rna dayanmak artk pek g oluyor, bunun her eyi gze aldracak bir taknlk oluvermesinde yordu. nceden, ta ilk gnler aklna yine bu are gelmiti, fakat o zaman dayankllna gveni adar zaaf ummuyordu. Hissiyatnn dayanlmaz gzelliine esir olup ertelemelerle, tedbirle rle kendini aldatarak oturuyordu; fakat imdi o zaman gibi hareketinin yalnz ktlnden ko ktuu iin deil, hissiyatnn comaya sahip olup kefedileceinden titredii iin kayordu lim arasnda uykusuz geen gecelerinde bin trl kararszlklarla ezilirken, daima nefsini i dare etmek mecburiyeti onu hasta ediyordu. Uyuyamayacan bilerek gecelerin yaklamasn, a rtk muhakkak bir azab bekler gibi korku iinde karlyordu. nce onu dnmek, saatlerce d arak, btn saatlerini ona adad hlde bkmayarak, zaman yeterli bulmayarak, dnmek iin szlerini, tavrlarn, kokularn hatrlayp bu eldiveni koklamak iin mesut olarak sabahla dar uyumazken, imdi artk bu saadet, kuruntularla kam, stma atelerinde sabahlara kadar rak zor yaamaya balamt. Ve gndzleri, onun kadnlk kokusunun bir rpertisiyle alayara ak Ancak lyorum, kurtarn beni artk! diyecek kadar yanarak geiriyordu; onun Sreyyaya klar, yle hitaplar oluyordu ki, konutuu kimse iin sakin bir kabule erimi olduu hl kahrediyordu. Ah bunun bir tanesi iin cann nasl seve seve verirdi... Adil bir hrmetin, ne gibi aamalardan geip imdi hayatnda kkleen korkun, byk bir u dnerek kendinin bu kadar eilim ve tutkuyla bu neticeyi anlamas, onun genilemesine me ydan vermemesi geretiini itiraf ediyor, Evet, kamalydm, kamalydm! diye yumruklarn ordu. Ve imdi yalnz ondan deil, kendinden de kamak lzmd; zira ondan kamakla kendini a n kurtaramayacan gryordu, nereye gitse, ne yapsa bunun mmkn olmadn, onu unutmak i r, geceler byle uykusuz, perian yaamann mecbur olduunu, hele bundan sonra ondan, bin z bin azap iinde kpekler gibi srneceini dnerek, Cezadr, ah cezadr! demek istiyor, yat, ancak lmle kurtulmak mmkn olan bir ikence gibi gryordu. Bu hl iinde ara sra b gzlerini slatan yalar da vard; kendini byle bir uuruma girdii iin pek zavall grmek ac veren aresizlik iinde yardmsz, mitsiz rpnmaktan ortaya kan yalar ki hep, aksi larn yanndayken gzlerini yakyordu... Bunun iin, balkonda kotrann filokuyla megul olan Sreyya atlp, Ne? Kamak m? Mmk ii, Suad, hafif, zntl bir sesle, Mmkn deil... aka sylyor, bizi korkutuyor. diye gitmesinin onlar iin deta bir bel gibi sayldn grd zaman hem Sreyyann iyiliine akp birden hngr hngr alamak, Ancak braknz kaaym, Allah akna... Zira lyorum, b rum... demek iin kuvvetli bir arzu duydu. Evet, braknz kaaym, diyecekti, zira buradaki hayatm uursuz bir ey oldu. Ben sef rsuz bir adamm. Sizin bu kadar iyiliinize kar ben alaklk ediyorum. Fakat bilseniz ne z avallym... Ve zavallln mmkn deil gsteremeyeceini, ispat edemeyeceini grp umutsuz kalyo Sreyya kalkp pardssn elinden almak istedi; dikiini dizine brakm, kalkmaya hazr ad tekrar ederek, zellikle yapyor. Hi yoktan byle kamaya ne lzum var? diye yalvaryor ler kendine bu sefer rica eden sabit bir bak ile bakyor ve baktka dayanamayp gidemeyec einden, Peki, kalaym. diye dneceinden, hatta kalmak arzusunun yavaa bydnden ko ararndan dnmemede glk ekiyordu. Ve birden, buradan, ondan, onun bu melek gzlerinden, b peri sesinden uzak kalnca nasl evldn gmm nineler gibi yanar bir kalple kalacan hi bir derin sz duydu ve piman olarak kalbinin iinden, Ah, kal deseler... diye inledi; fa kat o kadar srar onlara yeterli grnm, Suad, Bari yaknda gelirsiniz deil mi? diye sor balamt. O zaman artk her eyin bittiini, mutlak gitmek gerektiini grp harap oldu. On aha grememek azab, onun kendisi iin ne kadar yabanc, balarnn ne nemsiz olduunu, Sre n kocas olduu hlde kendisinin ne kadar uzak bulunduunu grmek onu mahvetti; gzlerini do lduran yalar gstermemek iin Elbette, elbette... Yaknda... diyerek dnd kat. O kadar zaman Necibe yle almlard ki bugn onun yokluu ikisini de igal etti; bir anmaya vasta olacak bir hayat srmlerdi, ikisinde de o olsa syleyecek szler, o olsa sz

leyecek frsatlar oluyordu; Sreyya, nsan gariptir, nasl birbirine alyor. diyordu, son mekte, Biliyor musun, ben zlmeye balyorum. dedi. Bu hzn bir para Suadda da vard; N rn hayatn, akalar, szleri, beraberlii ile igal ve gnlleri ho etmi, dert orta ve u; bunu o gidince anlyorlard. Gryorlard ki o olmasa sklacaklarm... Suad yalnz kaln manlarda kendini istil etmi olan hzn ve kedere gmleceini ve bu hl ile Sreyyann dah ki kiilik byle bir durgun hayat Sreyyaya deil, kendine bile artk yorucu geliyordu. Ar o gmld byk bezginlik iinde, mcadele iin de kuvvet bulamyordu; bir are olmadn yatlarn enlendirmek iin yorulmak artk elinde deildi. Sade kendini zihnen ve bedenen ie vermesi, Sreyyann habersiz ocuklar gibi yalnz oyunlaryla megul olarak bunlara hi nem eyii onu hiddetlendirmeye balyordu; nceden onda her eyi ninesine brakan bir ocuk hli bunu severdi; imdi bu hl onu gittike kzdryordu. Sonra birdenbire korku geldi, ona, hayatlarndan Sreyyay bkm grmek endiesi garip ksi ekti vererek sade Sreyyadan deil, imdi kendinden de korkuyordu, hep bunlar Sreyyan bkt iin deil, kendisinin de bkt iin gibi geliyordu. Hayatn sevilecek, saadetle ayat gibi grmemek endiesi bir tel oluyor, birka zamandr zihnini igal eden eyler hisse mez bir zehir ile etki ederek onu ne derece harap ettiini gsteriyordu. Bu, olmasndan nce yer alt sarsntlaryla gelecek bely haber veren bir deprem korkus ibi oluyordu. Ancak nlerindeki hayat, muhakkak felketi grmemek iin, buna kaytsz kalp lar gibi bugn yelkene, yarn ava, br gn bala heves etmek iin insan ne kadar insafsz o Bu her gn byle gee gee artk bir gn zaman tamamyla gemi bulunacak, ihtiyarlk onu cak buna tahamml etmek iin insan ne olmalyd? Bu yenilgiyi skn ve tahamml ile imdiden e bile beklemek ona pek ac geliyordu. O zaman admlar srp gidiyordu. Hayatm ziyan oldu diyemiyorsa da ziyan oluyor hissiy le zayf kalyordu ve Sreyyann bunu fark etmesi git gide oalan bir krlma douruyordu. inlik ve hiddet krizlerini pimanlk ve alama takip ediyor ve o zaman Sreyyay susuz gr kndaki sulamalar kovuyor, onun tarafndan affedilmek ihtiyalaryla ona sokuluyor, gzleri e dolan yalar gizlemek iin urayordu. Ah o zaman Sreyya bu kadnn kalbinde nasl bir znt yanarda olduunu hissetse, geli ne bakarak Yine gidiyor musun? diyen dudaklarn nasl bir, Yok, gitme, lyorum... diye a k ihtiyacyla titrediini fark etseydi... Fakat hayr, o bu gzlerdeki endieye, bu dudakl ar kurutan yalvarma ateine ilgisiz, sade kendi fikriyle megul idi, o kadar ki Suad iini yakan eyleri anlatamamak ateiyle bir imaya bile cesaret edemiyordu. Ka kere Anca k... diye balayp bunlar mmkn olduu kadar anlatmak iin hazrland. Bunlarn birounda myla kar olan uzun anlatma iktidarszl, dierlerinde gln bulunmak, tedavisiz bir ek unmak, fikirleri hafifsenmek korkusuyla, saatlerce mcadelelerle beraber skta, keder lerini yalnz kendine saklamaya mecbur kald. Sreyyann, Ancak sen ne oluyorsun Suad? Bir tuhafln var. dedii zamanlar oluyordu. man sylemek arzusuyla kalbi arpyor, sonra nefsini zorlayarak bir bahane bulup ba arsnd n bahsetmek iin urarken, grleyerek alamak arzusuyla peneleiyordu. Bunlarn byle son ddetlendii saatler olduu gibi, hayat geldii gibi kabul ettii zamanlar da oluyordu; fak at bir ey onu hayatn karanlk ve yal grmeye ynlendiriyor gibi olduu zamanlarda, Anca deil miyim? Niin byle kaytsz duruyorum? diye nefsini mateme ynlendiriyor, tekrar onu eer biilmez bir zevk ile igal edip lezzetle zehirleyen fikirlere geiyordu. nceden i gr en bunlar dnemez, iini bitirince dalard; fakat sonra ad ileri bile yaparken dnmeye her kalba, her renge girebilen bir fikir meguliyeti, bir ruh durumu oldu. O zaman birtakm detler dodu: Musikiyi epeyce ihmal ediyordu, gezmeye de hi iltif at etmiyordu; bir iki kere Sreyyann teklifini de reddetmi olmamak iin kabul etti, ktl fakat Suadn dalgnl Sreyyann da sessiz durmasna sebep oldu; eve sersem, yorgun geri er. Sreyya imdi yar iin yelkende birka tamir yaptrmt, nceden pek beendii sandala buluyor, bunlarn deitirilmesi mmkn olmayan eylerine fkeleniyordu. Artk iyice aklna u. Bir sandal yaptrmak gerekse, bunun iin kararlatrlm bir plan vard. Ve ara sra, he e kendi gibi ayn eye merakl dnvermek safl ile uzun uzun Suada bunlar anlatt ol ar dinlerken Sreyyann yzne bakp sylediklerini asla duymayarak, ancak byle habersiz, avasyla megul olmak iin insann ne olmas gerekeceine aard. Bunlar grdke Sreyyay na yabanc grnyor ve hayret ederek, O kadar zaman ben bu adam tanmayarak yaamm, hem erece yakn bir hayatla... diyordu; pek grnen eylere aldanp verilen kararlarn hayatmz etkiler oluturduu, Sreyyann da her eyi bilirim derken nasl hi beklemedii tabiatlar u bilmiyormuum baka bir adam imi... nasl yaadm yarabbi, nasl? diyordu. Sonra geri dnme, pimanlk, nefsini ulu grmek takip ederdi. Bunun hep yalnzln gn nu grdke daha da sklyordu. Piyano almak istiyor, konumak iin hizmetiye szler buluy

rla ahbapl artrmay dnyordu. Acaba Necib niin gelmiyordu? O olsayd kendilerine bir onun bir haftadr toplanm hikyeleri bulunurdu. Necibin darlp gitmesi ihtimali fikrini i l ediyor, her trl dnd hlde onun darlmasna bir sebep bulamyordu. Fakat o giditeki dikkatinden uzak kalmyordu. Artk usanp gitmek de vard. O zaman ona hak vermek isteme kle beraber elendii mddete istifade edip rahat bozulunca kamasn bir su diye grmek i bir meyil hissediyordu. Ah bu dnyada herkes kendini sade kendini, hatta bakalarnn z ararna olarak kendini mi dnrd? imdi o kim bilir nerelerde, Sreyya iinde, dads bad kendisini, birinin olsun dnmemesi, yalnz brakmas, merak etmemesi anlamamas pek ac gel rdu. Bu srada bir gn Necib gelmiti; fakat o da rahatszlndan ikyet ediyordu, hibir ye vk almadn syleyip hayat hakknda pek ktmser grnyordu. Artk usandn, bunun lnc bile bile yaamaktan artk bkknlk geldiini anlatyordu. Suad ayn ruh durumunda bulundu zamanda onun, hayatn renksizliinden, lzumluluundan ikyetlerini memnuniyetle dinledi. N ecib sekiz gn durmadan, ruhsuz bir vcut gibi aktan karamsarla, umutsuzluktan doan kara msarlktan aka geerek, perian, kararsz, sefil, hi niyeti yokken bir gn vapura binivermi her iskelede kmak arzusuyla mcadele ederek nihayet buraya gelmiti. Ve burada birden Suadn nnde bulunup bu temiz gzlerin, bu biraz zayflam yzn huzurunda kendine at csyla alamak istemiti. Ancak onun bir suu yoktu. te Suada annesi gibi hrmet ediyor, yyay kardei gibi seviyordu; o, kendi ruh temizliine dilediince hkmeden pislie kar k Artk burada geen o gzel gnler bitmi ve bunun kendi hyanetiyle bitmi olduunu grp, A r niin byle kt olmular? yilik arzusuyla beraber bu ktln ne lzumu vard? diye ik yce bir kadnn yannda insan her trl yumuamal? Nedir bu insanlktaki varlmzn derin a, bu amur, bu frtna... Pisliin tekrar kalkmamak zere temizlii yaralamas niin? diye ordu. Fakat onun gzlerinin siyah siyah ve zntl baklarnda kendinin ruhunu eriterek cezbe bir gzellik, onu bir saniyede sersem ve hlsiz brakan bir by vard ki, hatta buna dayan amamaktan bile ackl bir haz duyuyordu. Artk vcudu ruhunu sakat edecek kadar gsz brakm anamamak ona son cazibe, son nee gibi geliyordu; arzu btn ruhunu zayf brakacak derece ye gelmiti; onun gzel kokusuyla lmek iin yanna sokulduu oluyordu; o zaman sarho eden b r zehir kokuyor gibi sararp lerek titriyordu. Ve deniz bir kere girince terk edeme yecek kadar onu igal ve cezbediyordu; Sreyya ikyet ederek, Necib, hastalanrsn!... ded o, Ah hastalansam... diye dnyordu. Onun iin lmeyi hayal ediyor, son saatte onun da bu n haberdar olup melek gzleriyle geldiini, ba ucuna gelip o, Biliyorum, benim iin... te seni onun iin seviyorum... deyiini iitir gibi oluyordu. Ve onlar beraberlerken fark ettirmemek iin o kadar en grnyor, skt ve karanla kap iin o kadar sevin ve nee gsteriyordu ki Sreyya ve Suad kahkahalarla glerek, Aman Neci Bey! diyorlard. Bunun iin, iki gn kalp nc gn yine birden srarla kamak isteyince, hele yalnz kalmaktan korkan Suad iin bu pek ac oldu. Necibin srarna aarak fakat tekra ir gn iin sz almaynca brakmad. O zaman tekrar yalnzlk hayat balad, kar koca bir d onu koyuvermemeye karar veriyorlard; Suad onu alkoymak iin, sevdii paralar almak iin ini altrmaya balad; Cavelleria Rusticanann o kadar sevdii Ah Lola Bianca! Sicilliana ua parasyla birok kereler megul oldu. Ona haber vermeden bir gn bunu alacakt, bunu imdiden dnerek onu hayrete drecei un oluyordu. Necib ona bu operadan daima son derece bir tutkuyla bahsetmi, birka p arasn sylemiti. Ve bunu piyanosunda alarken musikinin sihirli havasna kaplp btn ru n iirselliinin yaratcs ve ahengi oluyor, Santuzzann gnl paralayan hznl feryatlar k korkuyordu. Ah bu musiki onu ne kadar ldryordu! Musikiyi dnyann birinci ve en yksek bir zevki sayan Necibe ne kadar hak veriyordu. Bunlarla megul olurken btn bir hafta kendini o zehirle ldren hain dncelerinden kurtulduuna memnun da oluyordu. Fakat dadnn gelii her eyi bozdu. Uzun sre grmedii hanmn birikmi hikyelerinin saatlerce yorduktan sonra baa dair ayrnt verirken Hacerden bahsetti ve birok balangl an, sonulardan dolap asl meseleye girmek iin tereddt ettikten sonra Hacerin, Necibin a bu kadar devamn manal bulduunu ima etti. Hacer ona Necibi sormutu. Hl orada m? d ba Maallah, Allah mbarek etsin... nsann Sreyya gibi vurdumduymaz bir kocas olduktan so ra... demiti. - 10 -

Suadn akaklarnda nce bir ter, sonra iddetli bir hararet, btn ban harap eden bi

a ortaya kt. Derin bir irenme iinde bu dncenin ne kadar hainne, ne kadar pis bir ey dnd; sonra dadsnn szlerini dinlemedii hlde onun Meydan vermemeli. diye kulaklar verdi. Fakat nasl meydan vermemeliydi? Hem onlar ne yapyorlard? Necibe kar, gereken mu ameleden fazla gizlilik ve yaknlk m gsteriyordu? Demek ki bu sz sylemek iin bu kadar eterliydi? Sonra birden, Ya o da yle dnrse... diye kocasn dnd. Demek ki onun da li vard. Fakat Sreyyay byle fikirlere inecek kadar ad bilmedii iin yatt. imdiye kadar Haceri herkese kar o kadar savunmuken artk bir daha buna cesaret edem eyeceini anlyordu; onda irenilecek bir hl, bir ylanlk buluyordu. Bu ktl ondan dei beklememiti. Bir lzum olmaynca byle hiten bir zehir karmak iin insann nasl bir kal an dnyordu. Bu kt sz yalnz birka saatlik bir meguliyet verip unutulacak sanrken imdi gryord cib ile bundan sonraki hayatn bu phe tamamyla g, deta imknsz bir hle koymutu. By bakalar tarafndan da buna inanlma ihtimali onu rktyordu. Demek hibir zaman Necibe adar tabi, normal davranamayacakt; onunla nceki gibi konuamayacakt; bu kadar normal b ir hayat iinde byle szler ktktan sonra... Ve bunu karan, karabilen, byle bir sz ul edilecek hlde olan insanlara kar birden kuduran bir kin hissediyordu. Bundan sonra onu dnmeye, ona dair bir sz sylemeye, belki kocas da bir ey hisseder iye ondan bahsetmeye cesaret edemiyor, hatta kendinden, gelmesini sevinle bekleyii nden bile phe ederek korkuyor, sonra, bu endielerin gelip harap ettii rahatn dnerek du! diyordu. Demek bundan sonra Necible hayat artk btn btn deiecekti, bu hl belki emesine sebep olacakt. Buna zlyordu. Sonra bu kadar nem verdiine ayordu. Halbuki Nec gelecekti ve Sreyya ile karar vermilerdi ki, artk onu alkoyacaklard, o hlde kocasn b ikirden vazgeirmek iin bir are bulmak gerekiyordu. Zaten onun hayat byle kocasndan giz lenecek, ondan gizli yaplacak eyler, hayat tertip iin hesaplar, mcadeleler balad gn i harap olmutu; o zamana kadar alt tabi hayat artk byle sahte, tertiplenmi, grn , iinde mcadele edilerek geirilen bir kt hayat olmutu ve bundan sonra buna daha acnaca sebepler karyordu. Halbuki kendinden gizleyemiyordu ki, Necible hayatlarnn bozulmasn tarafsz dnemiy Necib hayatlarn enlendiriyor, birletiriyor, hele musiki msamereleri, onun iin hazrlad larn hayretleri, btn o imdiki tahamml edilmez hayatn bir para isteklerle okanan hll oluyordu. Halbuki mecburdu; zira, Sreyyann kulana bir sz giderse, ya inandrlma ihtima rini yok etmek iin hepsine veda etmek mecburiyetinde olduunu gryordu. Zavall Necib! diyordu; o hibir eyden phe etmezken haklarnda byle kt eyler sy ne kadar zlrd. Bu darbe ile sade ikisi yaraland iin onunla bir kaderde itirak, ona merhamet ve balant ortaya karyordu. Onu burada alkoymamak iin ne are bulacan d u, o arenin olmamasndan ok bir karar verecek dayanma ve huzur fikri olmamasndand. O k adar ki Necibin gelecei gn geldii hlde henz bir karar vermemiti. Gelmezse btn zahmet n kurtulacan dnerek imdi gelecek, bu vapurla gelecek... diye heyecanla her vapuru be hlde akam olup da stanbula indiinden o burada yokken gelirse diye korkuyordu. Bunun iin kendine kzyor, saf ve masum olduu iin bu nlemlere bir lzum, byle korkmak iin bir p olmadn sylyor, ama yine de korkuyordu. Sreyya ancak son vapurla gelebildi ve o kadar zayf grnd ki, Suad merakla ona bakt; Sreyya, uzun uzun suskunluktan sonra, Ah Suad, felket! dedi. Suad Ne oldu Allah akna, ne var? diye tel etti. teki tereddt ederek, Necib... dedi; Suad, yrei azna gelmi, gzleri korkudan sabi bir bakla, Ne oldu? diye soruyordu Bir kaza m? Hayr, bir kaza deildi, fakat daha kt . Necib gndr bada tifodan lmle peneleiyordu. Sreyya oturup terini silerek, Ah gr sen... diye byk bir kederle anlatyordu. Drt saat yannda oturmutu da kendini tanmamt atyordu. ki gndr hi kendini bilmiyor, kimseyi tanmyor, ate iinde yatyordu. O anlat dunu zp, krp hurdaha eden asab bir titreme ile souk terlerle kark, vcudunu zen b e, byk felketlerde gelen ac dayankszlyla ile Suad oraya dayanm dinliyordu. nce bi em verilmemi, nihayet, nceki gn yemekten kalkmlar, merdivenden karken Necib yzkoyun dm, kaldrmlar, kendini bilmiyormu, doktor yok, bir doktor bulup getirinceye kadar bir gemi, bakmlar ki tifo... Sreyya bunu anlatarak iki szde bir, Bir grsen Suad, bir grsen... gnde ne hle ge diye ikyet ediyordu. Nihayet Hep bekleiyorlar... Her an lmn bekliyorlar... Ah, nerede ittim? dedi. Suad ezilmi, hareket edemeyerek susuyordu. Kocasnn byk zntsnn yannda b iin szlamaktan baka Sreyya iin de paralanarak ne yapacan bilmiyor, sersem kalyord alk, hayat hakknda birok eyler mrldanyordu; iki gnde hastann ne hle geldiini tekra ak, Keke grmeseydim... diyordu. Doktorlarn belirledii bir tehlike sresi olduunu syle

, Artk ondan sonra kurtuldu diyeceklermi. diyor, Fakat hafta hasta bu hle nasl daya ... Ah gitti Necib gitti... diye ikyet ediyordu. O sylerken Suad vazgeilmez, uzak bir ey dnyormu gibi bu lmler, bu fetler varke ni igal eden eylerin ne kadar miskin ve hor grlen eyler olduunu gryordu. Btn gece kar-koca iin bir znt ve matem gecesi oldu. Son zamanlarda zaten eski nee sevincini kaybetmi olan konumalar bu gece btn btn zgn geti. Her an lm! haberin el olduunu dndke son derece zntl, endieli, ac ekiyorlard. Sreyya tekrar gitmem e Suad kadnlara zg bir sevecenlikle hemen baa komak, belki bir ie yaramak ateiyle yan ve kocasnn o karar nnde bu arzusunu syleyemiyordu. Burada durduu mddete merak ve s yaayamayacan hissediyor, her an uursuz haberin gelmesi ihtimaline hedef olmaktan doan endie ile leceini grerek ne olursa olsun gidip hastann yannda, ba ucunda bulunmak, bi elket olsa bile orada bulunmak istiyordu. Onun kimsesiz olduunu dnp orada Hacerin hopp l, hanmefendinin her eye bakmak mecburiyeti arasnda lme terk edilmi gibi gelen Necib enin bir vazife olduunu gryor ve iini yakan atein iddetini, arzusunun kuvvetini syleye edii, aklayamad iin kzyordu. Ah, hl o sefil iftiray, o kirli yalan m dnyord Bu bir hznl ve bunaltc hafta oldu, bir mcadele ve sknt haftas, ateli, hummal ve phe haftas oldu. Sreyya, Suadn birok rneini grd zere pek ok merak ettii e bi grnen sessizlii ile Bir ey olsayd haber gelirdi... diye gitmeye raz olmuyorken o h mak, Ancak sen kendin sylyordun, kendin alyordun... Daha iki gn nce dayanamayacan s en deil miydin? imdi nasl byle sabrediyorsun? demek istiyor ve sahiden bunu sylemi de eyyay bu kadar fazla merak ve atee aar grnen souk ve sorulu gzleriyle, donuk bir p r gibi olarak, onun kendini bu kadar megul bilmesinden korkuyordu. radesini koruya madn, bu kadar megul olduunu grnce onun da aklna korktuu gibi bir phe gelir diye kadar korkuya sebep bulmayarak sahiden bir ey mi var dedii ve bu kadarna bir ak diy ebilirler mi diye phe ettii oluyordu, fakat o, fazla bir sevgiyle bir hastay dnmekten baret olan bu merak masum buluyordu. Bununla beraber kocasna bu kadar hiddet ve idd eti gerektirecek dereceye gelen merakn herkes, kendinden baka kim haber alsa hakl ol arak her eyi syleyebileceklerini dnmek onu alt st ederek Ne yapaym? Bu bir felket... masumum. demek iin yoruluyor ve bu yorgunluk iinde, byle iinden klmaz bir uuruma d olarak, Yarabbim, yarabbim, ne yapmal?... diye inliyordu. Ve bu ne belirli, ne belirsiz, bazen byk bir korku ile iradesi yorgun nefsini teslimden, bazen korkun bir dayanma iradesiyle kalp kuvvetinden olumu bir mcadele ol du. iddetle denize atlp tabakalar yarmak iin dt yeri dzensiz yrtan bir ta d rinleen bir kabul ile giderken birden bir taknlk, bir dayanma, bir inkr acelesi ortay a kyordu; fakat o ta dmekten geri kalmyordu, btn engelleri zorla trmanarak deta bi or, kalbine kadar iniyordu. Bir hafta sonra bir haber geldi, hastann hlinde bir deiiklik yoktu, doktorlarn syl edikleri gn bekleniyordu. Sreyya, Demek korktuumuz gibi deilmi. Allah verse de... diyo du; fakat hem merak eden, hem merak ediyor grnrken sakin kalabilen Sreyyaya kzan Suada bu haber bir teselli vermedi. Necibi, Sreyyann tarif ettii hlde gnlerce habersiz hayal ettike rahat etmek mmkn deildi; bu endienin hastalkla baladn grp onunla biter di sonra yle saniyeler oluyordu ki, Necib artk hayatna tamamyla karm, ondan ban zme i gibi grnyordu. Bazen bu saniyeler dakika olurdu, o zaman korkular balar, titrer, dn ek isterdi. O bir haftann sonuna doru, bir gece, ryasnda Necibi grd. Oh, bu korkun bi a, usuz bucaksz, karanlk bir gece idi; Necib lm, orada yatyordu; bu feci, matem dolu b r ses, bir alama idi. Uyand zaman yksek bir yerden dm gibi vcudunu parampara buldu alyordu, yalnz ya kmyordu, eneleri kilitlenmi, akaklar ate iinde terlemiti. Bir buz gibi hissetti; bir saniye bilmeyerek, sebebini bulamayarak alamak arzusuna da yanamad; bararak o Necib, Necib! barmas hl srkleniyordu. Ve bu kendisini btn btn harap etti; ii, korktuundan daha cidd bulmaktan titriyor, acerin bir kt sznn unutulmamasndan hastaln verdii sarsntdan doan bir sinir ve k yordu; fakat artk oraya gitmekten korkuyordu, onu o hlde grp pek zlmekten endie ediyor u. Halbuki bu sefer Sreyya gitmek istedi, bir gn, Yarn baa gidelim! dedi, Hayr, gitme eim. demek mmkn deildi; sebep gstermek gerekecek, belki bir ey kefettirecekti. Hem bunu kalbinin dayankllna kar bir sebep bulunca, ruh arzusunun esiri oldu ve ac leyle, tel ve heyecanla hazrland. Daha imdiden kalbi rpnyor, imdiden korkuyordu. Bu ackl ve can dayanmaz bir ziyaret oldu; moralini bozan inat bir titremeyle ile lerek, yorgun, hasta, onun yanna byle girdi ve Necib yatanda haftalk hain bir hasta minden kurtulmu, fakat bir iskelet olmu, gzleri sar ve zayf yznde sonsuz bir znt if lm grnce alamak ihtiyacn engellemek iin titreyen dudaklarn skmaktan harap oldu; he

y syledii hlde o alamaktan korkarak bir ey sylemiyor, banda uultularla dinliyordu. Sreyya, Vay zavall Necib, vah! Fakat ne ise, kurtuldun ya, sen ona bak... diyord u. Necib zayf, deimi bir sesle, Evet kurtuldum... Fakat... dedi; eliyle umutsuz bir ha reket yapt, bittiini anlatmak istiyordu ve kalbinden, Ah btn btn bitsem... diye temen ediyordu. Uzun sre hastala dayandktan sonra imdi Suadn huzurunda yeniden hcum eden bi aaf, bir geveklik, bir orackta eriyip lvermek arzusu ykseliyordu. Onu o kadar istemi, o kadar aram, o kadar beklemiti, onunla o kadar megul olmutu ki, imdi gelirse mesut ol acam kansn ortaya karmt; fakat ite o geldii hlde nasl tedavisi imknsz bir der sz olduunu tekrar hissetmekten doan bezginlie boulmutu. Ateli saatlerinin aydnlatma p si, karanlnn teselli olan Suad orada, o btn hastalnda silik glge gibi grd duyla Suad ite orada idi; onu beklemi, sonu gelmeyen bir bekleyile beklemi, o yannda yokken lmekten korkarak beklemiti. Son defa bir daha grp, Ah gzelsin, ycesin, bana hay t sen sevdirdin, meleksin! deyip lmek iin ne kadar istemiti; bir iki gndr, doktorlarn edii tehlike sresi geeli ite birka gndr hl bekleyip gelmediklerini grnce, ac iin tekrar soramayarak kalm, imdi Sreyya geldi. dedikleri zaman onun da geldiini sanmayara beklemi, onu da grnce sevinci bir ac olacak kadar bymt, o kadar ki, cokunlukla o s men imdi sylemek istiyordu. Etraflarnda herkes konuuyordu, neler konuuyorlard? Necible Suad bunlar syleyemezle di, hatta bazlar cevap bile veriyorlard, giren kan oluyordu. Hacer ara sra girip kyo ada ift manal szler mi sylemiyordu? Hanmefendi hastay anlatyor, Necib nasl olup ilk lk belirtilerini anladn tarif ediyordu. Hacer onun ba ucunda dayanm dalgn dinliyordu ib nihayet, Bereket hanmlara... diye hanmefendinin nasl anne, Hacerin nasl bir karde uunu sylyordu. Hanmefendi, Suada Hi, hi deil! diye ban sallyordu, sonra glmseyerek, Bereke daki hanm eldivenine... Suad, tayin edemedii ac bir hisle ezildi. Necibin nce sapsar kesilerek donduunu gr Necib bir ey syleyemedi, bouluyor gibiydi. Sadece eliyle inkr eder gibi belirsiz bi r hareket yapt ve hanmefendi nasl olup da eldivenin kefolunduunu anlatrken Hacer kolun u uzatp mark ocuklara zg bir teklifsizlikle eldiveni kard; elinde tutarak te! d Ve bu, Suad iin o kadar iddetli, o kadar amansz bir sarsnt oldu ki uuldayan banda erini karartan bir zonklama, ayakta olsayd drecek kadar vcudunda bir gszlk hissetti; urken bile dayanmak ihtiyacn duydu. Ya Sreyya burada olsayd, yarabbim... diye titriyor du. Onlar sylyorlar, Hacer glyor, galiba kendi de cevap veriyordu. Fakat hissediyord u ki hayatna sahip, szlerine hkim deildi. Btn bunlar bir baygnlk hli sonras hissed dini yle iitiyordu. Hurdaha eden darbeler, Demek... Demek... gibi geliyordu. Oh yarab bim! Demek o idi, eldiveni alan o idi, demek... Arkasn getiremiyor, byk bir zihin ka rgaal arasnda korku ile saadet o kadar dzensiz bir mcadele ile onu yoruyordu ki, taham edememekten korkuyordu. Ve bundan hissettii memnunluk, korkuyla birbirine dolayorl ar, o kadar birbirlerine karyorlard ki hangisi olduunu tayin etmek mmkn olmuyordu. Bun a yle srarl bir devam ile sersem eden bir yoruculuk vard ki yalnz kalp rahata dnmek dan kamaktan baka are olmadn grerek buna bir sebep aramaya balad. Fakat dnd, istedii gibi, oradan ayrlmak mmkn olmad ve ayrlrken baka bir dar Necibin hastalk sonras toparlanma dnemi meselesi kt, o bunun iin, Size komu gelece glmseyerek Tarabyaya geleceini haber verdi, fakat Sreyya o kadar kzgnlk ile o kadar e iddetle karlk verdi; onu Yenimahalleye gelmezse bir daha yzne bakmamakla tehdit etti ki Suad kardan titreyerek, Aman yarabbi, ne olacak?... diye beklerken Necibin malp ola ak, Peki! demesi onu bitirdi. O zaman Sreyyaya kar byk bir hiddetle, Ancak beni harap ediyorsun. diye ikyet e onra alayacak kadar byk bir karamsarlkla bakyordu. Bununla beraber glmsemek, Sreyya i beraber Necibi davet edip karar verince, kendi kendine, Tamam, ite asl felket! dedi. Demek Necib yine gelecekti; btn bu olandan bitenden sonra Necib yine, o hayata gelecekti, gene o mr srlecekti? Oh, bu Suadn artk elinde deildi, bunun iin kendinde r derecede g bulamyordu. Ah, niin ondan, hep elinden gelmeyen eyler isteniyor, hi onun arzusu sorulmadan, ne kadar strab olduu merak edilmeden, niin ona byle eziyet ediliyo rdu? Bu nce Suad iin strapl bir ryadan uyanma gibi bir ey oldu. O kadar ihtimalin haric nde buluyordu ki, yanldna hkmetmek istiyordu; fakat o kadar iyi grmt ki, bunun imkn sonra Necibin kendine kar olan davrann dnmeye, onu incelemeye balad ve o zaman, merak edilmediinden, umulmadndan manasz braklm hllerine mana vermeye balaynca, ya tiler buluyorum kans ortaya kt. Onun bazen isteye isteye gibi sokulmalarn, sonra birde

kendini unutuveriini, kendi sz sylerken nasl dinlediini, nasl baktn, nasl anlay sonra... sonra, bir gn kendine evlenmek hakknda syledii o szleri, bunlar birer birer u zun uzun gryordu. Sizin gibi olsun! diyen o sesi iitir gibi olarak anlyor, Demek o zam ndan beri, demek birok zamandan beri... diye ezilerek sonra eliyle ban tutup bir sebe p tyin etmeksizin, sade bir sinir gevekliiyle alamak ister gibi, Aman yarabbi, aman y arabbi! diye inliyordu. Demek ki seviyordu, demek ki bir yldan beri, belki, belki daha ncesinden beri, belki yllardan beri seviyor ve bunu gizliyordu... Necibin kendine kar bu kadar cidd davranp kalbinin duygularn hibir ekilde aklamamas, onu ruhunun derinliklerinde saklam kalbinden istemeye istemeye hissettii memnuniyete imdi teekkr eden, bir hrmet ilve edi yordu. Bu hareketi o kadar samimi, temiz, byk gryordu. Bir kere anlalnca tereddtler, kular, pheler, bunlar gelip geen, geldikleri zaman bile bu gveni yok edemeyen birtakm kk bulutlar oldu; gerek olarak, O beni seviyor. gveni ve bunun memnunluu vard. Zorl dini korkmaya zorluyordu ve istemedii hlde de yle hislerden geiyordu ki bunlar kendi ni daha fazla korkutuyordu. Onda henz bir belirti grmeden kendinde meydana gelen ei limin en ok dayanmaya muhta olduu bir zamanda aksine o hissini salamlatracak derecede olan bu eilim ve sevinci, ite onu bu korkutuyordu; hatta kendinden bile gizledii bi r saadet hissedip buna her endieyi feda edecek derecede olan bu dknlk kendini bu hiss ine brakmak iin mevcut olan eilim ona te tehlike! diyordu. Onun yllarca sren akndan korkmak gerekmeyeceini, asl kendinden, kendi zaafndan, on nla yaarken ilikisinin bir felket olabilmesinden, asl bunlardan endie etmenin doru old uunu anlyordu. Ve iinden bunu da ihmal etmek isteyen arzuya hkmedip sebep syler gibi o zaman ortaya kacak felketleri dnyordu, o zaman, yarabbim o zaman ne olurdu, hayat, as... Btn lem... Ve bunu dnnce yzn yakp kavuran bir hararet hisseder, tekrar kork o kadar ki, bunlar bir strap olurdu. Fakat bulutlarn iddetli hcumu arasnda zayf ve has a, hissedilmez olsa da titreyen bir imek gibi, btn bu korku ve endie karanlklar hkmran olmak isteyen bir i meyli, her eyi brakvermek arzusu vard. Demek gelecekti? Necib gelecekti. Artk bu kararlatrlmt. Fakat ne yapacakt? Ne ola t, yarabbim? Nasl birbirlerine bakabileceklerdi? Necib artk kendinin bildiini bilmiy or muydu? Eldiveni tandn fark etmi miydi? Etmise bu sefer belki harekete geerse ne ol kt? Bir kaza her eyi akla kavuturduktan sonra artk her hareket zel bir mana almaz m man artk onun yannda yaayamayacan, yaamamak gerektiini, korkusundan deil heyecannda ve heyecanndan yaayamayacan hissediyor, nnde korkun bir uurum hissetmi bir gece gez giderken avnn yemi olmak ihtimaliyle titreyen bir avc heyecanyla baylyordu. Necib iin de bu gnler ayn straplar, heyecanlarla gemiti; fakat o, eldivenin tannd ettii iin korkular devam etmiyordu ve bu en iddetli bir dereceye geldii zaman da phe, korku onun yerini alp her eyi unutturuyor, sade ona yaklama ihtimalinin verdii sevin ce brakyordu. Sonra onun kendi bahtsz, mahrum, hrmetkr akn bilmesi bazen o kadar mest iyordu ki Biliyor. diye emin olduu zamanlarda bile, korkuyla karlk bir sevinle, bunun n dayanlmaz bir hl alm bulunurdu. Ah, bilse de lsem... diyordu; imdi ona Suadn bu a in ve hrmetkr bir tapnma olduunu bilmesi yeterli geliyordu; ona, Bak senin iin lyorum eni sevdiim iin lyorum, fakat sen madem ki bunu biliyorsun, ite artk mesudum... Ve bak bir ey istemedim, yemin ederim ki kutsalsn, baka bir ey istemedim. demek istiyordu. Evet, biliyorsa ve hakaret grmeyecekse... Morali o kadar harap olmutu ki imdi S uada kar teninden ok kalbi galipti. Bunun iin, onun bilmesi ihtimaliyle byle beraber y aamak, hayalen onu mest ediyordu. - 11 -

O kadar heyecan ve korku ile beklenen bu grme, aksine pek sade ve sakin oldu. N ecib iin Suad korktuunun aksine gayet sakin ve manasz, Suad iin Necib gayet hrmetkr ve iyimser davrandlar; Necib, Anlamam. dedi. Suad, Fark etmemi. diye dnd. Bunun ii iesiz, ii rahat ve sakin balad. Suad, Necibi biraz tell, biraz skntl, biraz davakr bulacan sanyordu. nce ti ar koyan bir dknlk ile her trl ihtiraslara gezi yeri olup hepsine birden kar kmak yoran bir eilim ile beklerken imdi kuvvet bulmutu. Necib dudaklarda bir aalama izgisi gzlerde bir nefret karanl greceim endiesiyle korkarken her zamanki gibi, belki biraz akin, fakat herhalde nefretsiz bir kabul grnce ii rahatlad, bunun iin ilk hafta sresin ce, Suad, Necibin bu kadar hrmet ve sknetle meydana kan prestijinin korkulacak bir ey

eil, tam aksi kadnlnn samimi ruhunda bir kadn iin en minnet ve kranla kabul edilece saymaktan zevk duydu, Necib o kadar sr saklar, o kadar dk bir tavrla hareket ediyord u ki, derinliini bildii iin yalnz Suad alnndaki atei fark ediyordu ve Necibi bir an ka betmek korkusu hareketlerinden ncekine oranla daha ihtiyatl davranmay baaryordu. Bu k adar samimi ve cidd bir akla prestij olunmak arzusunu o kadar temizlik ve kuvvetle tatmin ediyordu ki, Suad, arzusunun aksine istedii ekinme ve uzaklama yerine biraz tereddt ve ekingenlikle, fakat sonra gven ve saadetle, gvende bile mevcut olan tehl ikelere nefsi teslim etmek zevkiyle kabul etmeye alt. Necib tamam dnd bir saadete ulamt, nce Suadn skn ve cesareti onu elde etmi le ii rahat oldu, fakat mmkn deil pheyi yenemiyordu, bu onu ok mesut eden bir dnce , Biliyor, fakat yle grnyor. demekten, bu belirsiz, bu phe iinde yaamaktan mest olu Gemi ile kyaslaynca Suadda imdi bir ekingenlik, bir tayin edilmez fazla ciddlik, bir benzeyen endie gryor, gzlerinin pek abuk titreyip yerlere dtn, sz sylerken kendi nin titreyip gvenini, dengesini, cesaretini kaybettiini hisseder gibi oluyor ve bu onu mest ediyordu. Bu bir eit sevime gibi oluyordu, hibir zaman ne bsbtn gven ne tam n phe olamayan ve asl cazibesini bu tayin edememezlik oluturan bir sevime, karanlk ve rengin yar hkmran olmasyla grlen bu sevime, benzersiz, candan, masum bir sevime oldu. Bu midi, hayalin gcnn stnde bir saadet veriyordu. Necib, Suadn saflna, arba e tutkun oluyor, Suad, Necibin hrmet ve srdalna mteekkir kalyordu. Necib onun rahat ssizliinde yle bir sr yle bir mana gryordu ki, bu kendindeki sr ihtiyacn, gizlilikle e can feda edilecek frtnal sonsuzluklar ihtiyacn memnun ediyor, onu lmlere kadar minne tar ve mesut ediyordu. Bazen tereddt ederdi. Sonsuz dalgnlk ve sayklama! Onun bir eyde n haberi yok, eldivenler hep birbirine benzer. dedii ve bunu syleyerek strap ektii olu du; fakat sonra sessizliklerde mana, baklarda gizler bularak ve bu mana ve gizlilii bir altrma ile mahvetmekten titreyerek ylece, vazgeilmez olsun, fakat o kadar saadet le, saadetini gcendirmekten korkarak ve lnceye kadar bu temizlik ve mahrumiyete raz, muhta, yayordu. Hayatlar, nceden ekingenlik ile balamken emin ola ola, nihayet imd bir mahremiyete gemilerdi, titreye titreye sizin gzlerinize bakan perian bir gz gibi ki, ilk manal baknzla, yerlere geip piman olacaktr. Mahremiyetleri byle, bir korku v le bu dereceye geldii halde hl ikisinde de onun ne kadar kymetli, ne kadar kamaya hazr olduunu bilmekten doan bir korku, onu devam ettirip altrmak, onu inandrmak ve dorulam k arzusu vard. Artk nceki gibi konuacak kadar gven oluturmulard; bir saniyede bir bakkta, bir kalacakken dudan bir izgisiyle her eyin bir tehlike olaca bir dalga gibi dalga ve renk li bir emniyet, bir emniyet ki g elde edilmi olduundan ok, onlar mest ettii iin sevgi anyorlard. Ve gzlerin, dudaklarn sylemekten, anlatmaktan o kadar titredikleri kalpten tap ge len eyleri anlatmak iin musiki kendilerine yardm ediyor, sanki ruhlar iin bir buluma a rac oluyordu; o zaman eski zamanlarn sevda sylentileri, Faust, Werther, Manon Lesca ut, Sappho, Romeo ve Juliet, Othello, Aida gibi sonsuz ak ykleri anlatlrd; bunlarn ruh hlleri zetlenmek iin kendi kalplerinin yardmlaryla, sylenilemeyen ruh ihtiyalarn onl al ederek verilen ayrntyla saatler geirilirdi. Suad bunlarn arasnda Sreyyay mthi az gryordu; o zaman kendini ne kadar savunmak isterse istesin nasl bir uurumda olduunu, Sreyyaya kar bu mevkiin nasl itiraf edilemez, kefinden korkulur, kt, irkin bir mevk uunu red ve inkr edemeyerek perian kalrd. Fakat imdi o hayatn altst eden endielerde can skntlarndan o kadar uzak, hissiyatnn cazibesine o kadar esir, o kadar elinde olma yarak bal idi ki bu zntler devam edemiyordu. lk haftadan sonra geziler tekrar balamt; artk sonbaharn hazin gelii arasnda ilk coan verimlilii ile imdiki verimsizliini kyaslayarak geziyorlard. Sreyya, bu yl k kalmak arzusunu gsteriyor, hep bunu onaylyorlard; hele Suad artk oraya, onlarn yanna g itmekten titriyordu. Sreyya anlatyordu. O zaman btn bu krlarn, ayrlarn, bayrlarn s nz kendileri olacaklard; gnlerce gezdikleri hlde yabanc kimseye rastlamayacaklard; bu gsterilerden arabalardan, sahte grltlerden uzak, kendi kendilerine kalmak zevkinden f aydalanacaklard. Havalarn uzun yamurlarla sland zaman mecburen kapanrlarsa da gnein eyileri onlara bahar gibi olacakt; slak otlarn, yeni biten imenlerin arasnda ayaklar s lam dolaacaklard. Sreyya bunlar anlatrken birden, Ya kar! diyordu. Kar yaarken gezmek kadar keyifli bir ey olur muydu? Ve kar anlatyordu, kar duman larla savrularak, puslarla sulanarak Boaziini hrpalarken onlarn bacasndan ince bir dum an frtnaya meydan okur gibi ykselecekti; souklarda gezerek elleri, yzleri donmu, tekra

r geldikleri zaman, odalar, lk, kendilerini kabule hazr, misafir severlikte cmert dav ranacaktr. Necib bunlar, kendisini sersemleten bir darbe gibi dinliyordu. O zaman kendi. .. O nerede bulunacakt? Bir gn gelip bu hayat brakmak, her eyi brakmak mecburiyeti bir den hayalinde belirince, Suadsz kalrsa ne olacan o kadar ac bir kszlkle hissetti ki oldu. Ban evirip renkli fanila giysileri iinde temiz ve gzel grd Sreyyaya bakara ir kskanlkla, Ve bu adam onun sahibi oluncaya kadar beraber kalacak, onunla kalacak. .. diye ld. Ah ne olurdu, Suada en nce o rast gelmi olsayd... Zira artk nceki gibi o n kendi de Sreyya gibi olacan dnmyordu; onu sevmek zere domu olduuna, artk bu b , yaradl srr, bir varlk bilmecesi sonucu olduuna inanyordu. Artk bu byk ak nnde ktmserlik aclar miskince susmutu ve bu aklamasz, nemsiz ak ile sade bu kadaryla b enin mesut olmad kadar mesut olduuna inanyordu. Sonra btn bunlar, bugn yarn, nihayet ite bir ay sonra brakp gitmek, Suaddan ayr kalmak, onsuz yaamak gerekiyordu. Hem nasl bir hayat iin, yarabbim? imdi kendisine o bkt, irendii hayat deil, en imrenilecek hayatlar bile artk bir ikence gibi geliyor uadsz kalmak onu o kadar korkutuyor, o kadar ki, onsuz hayat hayal edemiyordu. Ama bu mecburiydi, btn sosyal ve ahlk kurallar bunu emrediyordu. Bunun aksine davranmak birtakm insanlk kurallarn bozmadan mmkn olamazd; hatta ge bile kalmt. nsanlar i hain demeye yetkiliydiler. Fakat, ah, onun saadetinin yannda btn bunlar ne miskin eyl erdi? Hem kendisinden daha ne istiyorlard? O kalbin zorlamasna tahamml edip doa ve y aradln, herhalde o kurallarn bin kere daha stn olan kuvvetlerin balad ruhunu bu ka ve idare ederken hayatn ezmek, byk ak bozmak iin ne haklar vard? O ruhunun gece deri erinde hiddetli hcumlarla kuduran bir frtna gibi ihtiraslarn ve heveslerini byle sakla dktan sonra daha ne istiyorlard? Bununla beraber btn isyanlar Suadn duygularna katlmasna phe zaman gelince, bird k hor grlyordu. O zaman mevkiini o derece hararet ve kesinlikle gryordu ki bu kadar z amandr nasl mesut olduuna ayordu. Bir dostunun karsn seviyordu, kendine aile kucan eine aar gibi dosta am altn kalpli bir dostun karsn! Ve kadn bunu anlamt, zira ir ak ne kadar saklanrsa saklansn, hissetmemesi mmkn olamazd; gzlerin derinliindeki, aklardaki arzu ateine hibir kadn ruhu hissiz kalamazd. Demek biliyordu, fakat kabul ediyor muydu? Bunu anlamak mmkn deildi; herhalde souk deilse de sade nezaketli denile cek bir muameleyle iradesi elinde olmayan hayatna tahamml ediyordu. Ve sefil, kend isi bunu bir saadet, hatta bazen bir ak sanyordu, yle mi? Sonra, yarn, evet yarn bunu bile brakmak gerekecekti? Bunu bile brakacak, bu gzlerin saf ufkundan uzak, bu hay atn ho havasndan uzak, yalnz, mutsuz, evet yalnz ve mutsuz yaayacakt. Sonra da, buna s adet diyordu, yle mi? Birden hayatn uzun bir l gibi grd, yaamaktan byk bir yorgunluk hissetti ve Acab geldi mi? diye dnd; zira, o kendini mutlaka intihara mahkm grrd. Kendinde bu kadar rken, bu kadar gzellik esiri, bu kadar zlemi, tutkun, bu kadar ihtiras ile beraber herkes gibi salam bir hayat iinde bir gn lvermek ona pek imknsz gelirdi. Ah, tifodan lmedim? diye dnyordu. Fakat Suadn bir sesi ona bu yirmi gnlk saadeti ihtar etti, hibir insanolunun ulaam dn sand bu saadeti ve o gnlerin hatrasna bu kadar nankrl hakszlk sayd. Made olsa kolay... dedi. Onun iin lmek, ruhu, kararl bir saadet namesiyle dolduruyordu; on un temizlii, namusu, ycelii iin, bunlara hrmet ve taparcasna severek lmekte bir bykl larna nasip olmayan bir baht akl gryordu. Sreyya birden, Al yine yamur! dedi; ufuklar saf ve berrak olan gkyznn stnde bi bulut bilmez bir semte doru kouyordu; bunda bir duman rengi vard. Bir aatan meyve der ibi patrdayarak dtke yollarn biriken topraklar delik deik olarak hafif bir toz kalky Birden km olan rzgr, yamur tazelii ile dolu topraklarn kokusunu getiriyordu. Kaalm, kaalm, dediler. Ve yamur hcumu iinde, nemli yollardaki toprak kokularyla tazelikler arasnda, Suadla birlikte kamak ona bir kurtulu rahatl verdi. - 12 -

leden sonra, Suad, piyanoda, Necibin sabahleyin stanbuldan, Size iki yeni eser! di e getirdii Mascagninin risi ile Puccininin Toscasn deifre etmekle meguld. O iki zorluu iinden kmak iin urarken Sreyya birka gecedir Necible beraber ktklar l kla zokalar temizliyordu. Necib, Edouard Rodun yeni kan Yolun Ortasnda romannn sayfa

asna gmlm, on be dakikadr ayn sayfada kaldn unutmu, dalmt. Sreyya ara sra yapt gibi, yine birden sessizlii bozarak: Dadn nerede Suad, diye sordu. Suad, iyice grmek iin gibi eilip notaya sokularak cevap verdi: Bilmem, aada olmal... Ben piyanoda iken o burada durmaz ki... Sreyya mrldanarak Sanki benim de niyetim var ya, bu gidile... diye elendi. Bu Toscann nc perdesinde Tosca ile Cavarodossinin dettosu idi, orada ilk hamleler notalar bazen gidilerinde aksayarak bazen llerinde bozularak, kp bir eye benzemezken rar ede ede ahengini buluyor artk hemen gerektii gibi alnmaya balyordu. Kk musiki c tekrar ede ede Necibin zihninde yer etmi olduundan, Suad, bu sefer hepsini birden cidden almak iin batan balad zaman Necib uyanarak gayri ihtiyari bir Oh! etti. Suad, ban evirip yandan bakarak: Ne gzel, deil mi, dedi. Sreyya, zokalarn zerinde megul, ban kaldrp: Hayret! Bu nasl oluyor, ayorum, dedi. Bunun nesini o kadar gzel buluyorsunuz Alla h akna? Necib de glerek szn kesti: Senden nce ben syleyeyim... Hep musiki sevmeyenlere gelen ey... Diyorsun ki, bi z de anlamyoruz, fakat zellikle yapyoruz. Bir tutkunluk gstermek mi, anlyor grnmek mi, bilmem, bunun gibi bir ey deil mi? Herhalde samimi deiliz. Oo, sen birdenbire pek abarttn; ben sadece sanyordum ki, bunu o kadar gzel olduu iin deil, sevmek gerektii iin, mehur olduu iin seviyorsun... Necib yine gld: Yine benim sylediim gibi... Fakat ah bir kere hissetsen, Sreyya... Suad, Sreyyann musiki hakknda kaytszln bilmekten olumu bir alkanlkla, dinl iyor, parann artk btn parlaklk ve ruhunu vermeye alyordu. Necib, gnl vermi ekil Sonra kalkp eildi, paraya bakt. Bu O doli mani... diye balyordu. Ah tatl eller... Ne gzel yarabbim, ne gzel, diye sylendi. Sreyya ban sallayarak glyordu: Artk bu kadar da ben syledim diye olmal, dedi. Bu Necibi o zaman biraz sinirli bir aklama yapmaya sevk ve mecbur etti. Bunun ii n rnek veriyor, biraz hzl, hiddetli lisanla Bu tpk senin bayldn, mesela suzinak mak lememi, musikideki zevk ve bilgisi uaktan Yandm atelere ey mah... ile Her ne mmknse ttim feday gememi bir adamn ar arklar beenmemesi gibi bir ey... diyordu, birok latmaya alarak sonu veriyordu: nsan dinlemeyince, kula, ruhu bu namelere almaynca... Sreyya da fkelenerek: Ancak bunlar ite ben de dinliyorum, diye kesti. Necib bir sre karamsarlkla glmser durdu, hak ve zaferin pek kolaylkla kendinde ka rar kldna emin olanlara zg bir kmseme glmsemesiyle bakyordu Ruhun duymuyor! dem fakat sonra bir kyaslama buldu, dedi ki: Bundan elbette zevk ve mizacn da byk katks v rdr... Senin tpk balklk merakn gibi... Herkesin ruhen bir eye eilimi, yetenei olur Onlar konuuyorlar, Suad br tarafta mthi bir ekilde ac ekiyordu. Sreyyann bu ko asn pek bo, pek ciz bularak kolayca malp olmas muhtemel olan byle bir tartmaya gird r, fikren Necible beraber olmakla, kalben Sreyay brakmyor, onu byle musikinin ycelii ssiz kalp balklk gibi eylere meylini hepsinin nnde deersiz grmek ar geliyordu. Necib birden piyanoya gelip notalar kartrarak: Hah ite bak, bir para bulacam ki beeneceksin... Bir deil, be, on... nk onu di e nk onun iin daha o kadar almak gerekli deildir. Bir zaman Konkordiyaya giderken bilm m hatrlar msn, ince, hastalkl bir sarn kz syler dururdu? Ve elindeki notay piyanonun nne koyarak: Santa Lucia... barkarola, dedi. Suad, strapl, acl, piyanonun nne dnp, artk yeter ricasyla bakan gzleriyle: Ey, artk gezelim... Bugn gezmeye gitmiyor muyuz, dedi. Sonra kn geldiinden bahsetti, bir kere o artk btn btn gelince evde kapanp kalac n ikyet ediyordu: Bu yl galiba k erken gelecek, baksanza havaya, dedi. Sreyyann megul olup ses kartmadn grnce Necibe bakt, o bayla Sreyyay g zaman Suad tekrar sordu, Sreyya iini bitiriyor gibi davranarak Be dakika sonra, hazrm . dedi.

Hava ak m kapal m, bir hkm verilmeyecek bir hldeydi; sabahleyin Rumeli ile balam lodosa dnd. Bazen yamur yaacak kansn veren bir loluk kyor, sonra beyaz bulutlarn avi paralar oalyor, bulutlar yrtlp dalvererek gnein arada parlad oluyordu. Kar leri kafilelerle seyrediyor, bir sre aa uutuktan sonra, her an deien akmlara uyup te yukar kyorlard. yle anlar oluyordu ki, uzun yamurlu k gnleri bulutlarn koyu bir ka ere stne byk kmeleriyle ylm, gnein, imdi scak bir k demetiyle etraf stm tsiz, sessiz kalmt. Deniz, bir ksm bulutlarla solmu, ilerisi gnele yanm, durgun, di r. Anadolu tarafna doru hissolunmaz, aralklarla mavileerek nihayet btn sahil en ufak i gileri ve ekilleri ne kadar keskin bir ihtiamla yansyordu. Hibir soluk yoktu, sade b ir lk deniz havas dalgalanmaktan yorgun, ar srkleniyordu. Sandala binmek istiyorlar, yamurdan korkuyorlard. Sreyya, Bykdere stndeki bulutlar tererek bunlarn nasl merhametsiz bir tufan olabileceini sylyordu, fakat imdi bulutlarn yava yava arkasna kayp onlarn karanl ile glgelenen gne snerek tabiata yle can s bulutlarn gneli dalgalarnn denize yansyan kurun yanklarna yle sanki prldamay liyordu ki, Bu havadan fenalk gelmez. dediler. Hem kar tarafn gkyz bir mays g ka mavi devam ediyordu. O zaman sandala bindiler, bir glge geziyoruz kuruntusu ile keyifle, denizde i nsana bir muhabbet ve gizlilik hissi veren kaygl durgunluk iinde sandaln sessizce ka yp ak ile memnun, sularn sessiz durgunluundaki gzellie kar, gkte, denizde, karada ten baka bir ey kmldanmad bu zamanda iire dalarak, gezdiler. Bykdere aklarna k eye baladlar, ta ileride Bentlerin kemerleriyle, daha sonra srklene srklene dalgalanan kk tepe kmeleriyle, btn vadiyi kuatarak nihayet alalp dalan dalarn, yeilin bt aalaryla, bu vadide gz saatlerce igal edecek bir manzara vard. Deniz, beri tarafta Be koz koyunun son snrna, bu tarafta Karadenizin ufuklarnda dumanlanncaya kadar hep yle s ssiz ve gaml idi. Fakat stlerinde grltl bir atrd ile birden dklecek korkusu veren bu ylm da eni duman dalgalar ve renkleriyle asl duran hlinde yle fkeli bir tehdit vard ki, btn , hatta stnde mavi gk ile talanan deniz bile, rkm, korkmu ve heyecanla susuyor, sanki kliyordu. Hissedilmez, phe edilir rperiler geziniyordu, karart gittike oalyor, yayl zara gittike korkun bir karanla, yava yava Anadoluya getike endiesiz mavilikleri ka bir korkuyla km oluyordu. nsana bir salonun glgeli boluunda bulunuluyormu hissini ve u sessizlik, bu mahrumiyet iinde sra d bir korku, bir rknt istil ediyordu. Bu heybet , bir tehlike olsa bile bir ey olmaz hissiyle, ama yine bir endie serzeniiyle tetik te, insana bir tufan korkusu verirken sade bir yamur beklemekten gelen zevkle key ifle bekliyorlard. Sandal hareketsiz, kreklerin grnts denizde sessiz, duruyordu. Ve insana, emin kalplere snmak ihtiyacn veren bir hava iinde Necib, karsnda gzl hzn ve iir damlasyla nemli, dalm grnen Suada bakarak, onu hi grlmemi bir gzell kunluunu birden son ate derecesine karan bir strap hissediyor, ona, nasl krlmaz bal sl dehetli bir ekilde bal olduunu, kalbine hcum eden heyecandan, sade ona bakmak heyec nndan anlyordu ve bunu artrmak iin en kk yz izgilerine kadar dikkat edip strabn rek, iinde onun atelerini oaltp lerek yaamak istiyordu. Ona hayatn en cansz, en deh adeti bu hl gibi geliyor, ancak imdi, hayatnn hep zevke ve hazlara dkn olarak geen y a u saatlerde hayat yayorum hissi geliyordu. Ah onu ne kadar seviyordu. Onun en manasz eylerine bile zel tapnmalar vard. Onun b ir dmesi iin kalbinde ilgiler, ballklar buluyor, mizetinin kvrmlar, dikilerin nez ndaki kk dmeler, nihayet btn bu deersiz eyler iin onda baka bir strap ykseliyor r tutkun oluyordu. Onu asl ldren Suadn gzleri idi. Ve en ok kendini zevkle korkutan eylerle lyormu ortaya karmak iin lmn nasl tatl bir ey olduunda hayrete dyordu. Bu gzler, ah b ra bir renk vermek mmkn myd? O kadar sre bakamyordu ki, rengini belirleyebilsin; bakma k mmkn deildi, zellikle baklar buluursa ve ne zaman Suada baksa onun gzlerinin de k vrilmi olduunu grrd. Bir anda arpan baklar... O zaman bu gze bir siyah elmas gibi, h ate gibi yakarak bakyor, manasnda yle iradeyi yakan bir strap, yle bir hem baa kakm hem can sknts, hem nee manalar birbirine karyordu. Bunlar belirli olmayan yle devam ek, parlamak, yanmak kuruntusu veriyordu ki, onlara bakan gz, tutkun, hayatta ond an baka bir zevk olmayacana gvenle, fakat bu derece zevkten sersem, yorgun dyordu. Ah, ruhunda ne frtnalar, bu bakn siyah veya koyu kestane manal klar iinde ve hemen bay nlklar oluyordu; eer nefsini tutmasa haykrmak gerekecekti. Buna bir dakika bu tutkuy la bakmak insan yakar, eritir hissiyle, istese, zorlasa bile bakmayarak, fakat ba

kmak daima eriilmez bir saadet kalarak yayordu. Ayn mana kalarda da, sade dalmlar, s rlerinde uuan titreyileriyle o nee ve usan manalar devam ediyor ve beyaz veya hafif sa r diye kesin bir hkm verilemeyecek ten stnde, bu kumral silik izgiler incelikleriyle, ifadeleriyle, baklaryla, bir mana olularyla onu mest ediyordu. Salar kumral buklelerle alnn ak brakp kalarnn ucuna kadar dklyordu; bunlarn o noktada kalmalarn istedi n hnerine inanarak yle bir dzeltmesinden anlalyordu. Sonra salarn asl kmesi, bu ku kasnda birden oalarak tepesinde toplanan siyaha kaan kestane yn... Necib bunlara saat ce bakarak ite btn arzularnn, btn saadetinin orada gizlenmi, ne zaman onun sarho edi kusuyla mest olursa mesut lm o zaman gelecekmi fikriyle yanard. Ve Necibin gzleri hepsini grp dudaklara geliyor, bunlardaki karanfil krmzl, don ranfil rengi, yine btn o ehrede titreen sitem manasyla nemli, o uh, temiz ifadeyle tit reyerek, onun bakn bylyordu; diler, bunlarn izniyle tebessm ettike btn bu manala k gzlere kadar geen bu tebessmle onun ruhu bu yzde o kadar uh ve neeli grnyordu ki, an, ite o zaman Suadn niin bu kadar aziz ve taplmaya lyk olduu meydana kyordu. Necibin dikkatini eken bir ey de onun elleri idi. Bu eller yumuak ve yufka yrekli ten rgleriyle beyaz ve ince idi; altndaki mavimtrak damarlarn kark izgileri insana fis yaratn bin trl rzalarla yok olacak lml, zavall bir vcut olduu hissini veriyo , byk bir strap ile tekrar onun vcudunun her izgisini durup incelerken tekrar ellerine gelip bu his ile dkn olunca derin bir merhametle bakarak, Ah zavall insanlar! diyordu . Byle yce bir kadn bulup da sevmek ve sonra sevilmek iin gayet mesut olmak gereken hayat arasnda, bu kadar mesut olsak bile, yalnz saylmas bir hafta srecek hastalklar ve felketlerin muhtemel kurban olmak, byle etkisinin esiri olmak ona pek ac geliyordu; buraya gelince, Ben aksine o kadar bile mesut olmadm, sade sevdim. diyordu. O sade sevmiti, ak kelimesinden belirsiz belirsiz hissedilen en byk manasna kadar sevmi, lm e kadar sevmiti; fakat onu istemenin bile bir cinayet olduunu grerek hayatta sevdik leri tarafndan sevilenler de olduunu dnerek ah ediyordu ve sonra, yle sevip sevilenler iin btn o felketler gelecekti deil mi? Ah onlarn ne lml, elimizden kamak, soluverm gn hznl son bir nefes ile snvermek iin, nasl sade bunlar iin yaratlm olduklarn du. Mesut olsak bile hayat, sade harap eden hayat, sade yiyen, ykan, ldrp ezen hayat galip geliyordu. Ah fakat lm olmasayd dnya ne mthi bir cehennem olurdu, diye kalbi skld. Birden kk, tell, perian rzgrlar koutu, denizde akmlar uutu, Sreyya, Ooo! Suad, Kaalm, tufan geldi! diye rpnd. O, kk ksa kahkahalarla glyor, arafnn altnda gs sarslyordu, bir saniyelik akt, bunda o kadar arzu atei vard ki, Suadn kahkahas dudaklarnda donuk bir tebessm h kald, gzleri eildi. Sandal sratle ykselmeye balamt. Fakat birden ta vadinin zerinde ylm braktk rinde buldular. Oradan buradan konuup arpan, denizde kk kasrgalar yapan rzgrlarn h tyordu. Sonra bu yalnz bir ynden kuvvetli ve slak esti, nnden, denizde siyahlanan bir perti glge gibi kouyordu. Sessizlie alm kulaklar rzgrlarn tepelerde aalar hrpal ini iitiyordu. Bulutlar birden gazaba gelmiler, korkun olmular, havalanyorlard. Ay!... yamur, dediler. lk birka damla gelmiti. Sonra artk yamaya balad. nce denizde her damlann d n abuk, abuk, kt slanacaz! diye tel ediyordu, sonra yamur artk hrs ve akntyla cak dakika sonra yalya yetitiler. Sreyya Vah vah, bizim lfer seferi yand! diyordu. Sonra bulutlara bakarak ban sall u gece ay drtten sonra kacak, o zamana kadar... dedi. Onlar odalarna soyunmaya gittikleri zaman Necib soyunmaya, elbise deimeye lzum gr meyecek kadar tembel, garip bir skntyla balkona kt, orada bu ka benzeyen dalgalanma v iddet iinde tabiat seyretmekten byk ve ac bir haz buldu. Arkadan Suadla Sreyya geldile , Suad, Ne gzel yamur, deil mi? diye dumanlar gsteriyor, Sreyya, Tamam, biz lfere plar ald. diye ikyet ediyordu. Uzun uzun yamurun tufan andran yamasn seyrettile ler akacak sanyorlard, her taraf su iinde kalm denilecek bu ya altnda deniz dalgasz uzanp gidiyordu. Necib, bu sessizlik arasnda da duman, bulut, su hcumunda birden k iindeyim kurunt usu, ka bir tutku hissiyle titredi. Bu, uzun gneli gnleriyle, scak geceleri, gz kamat semalar, nefes boan tozlaryla insan artk bktran yazdan sonra, skn ve tembellie meyi an yaradlna pek uygun gelen, insana kelere bucaklara, soba yanlarna sokulmak hissini v ren souk, tembel k fikri, uzun yamurlar, siyah semalar, amurlu sokaklaryla akamlara evden kmadan korkutan k fikri onu vurulmu yapt. Bu yamur uzun gevekliklerden sonra s

i moralini ferahlandryor ve bu his onun k arzusuyla uyuarak onu sevdiriyordu. Hele kn geldii an hep renk ve ktan, btn hararet ve nurdan yorulmu moral ve duygular iin, k usunun geldii, bu ilk gn pek houna gidiyordu; baka gnler herkesin ar, kalabalk yrd lerde, su altlarnda tel ve acele ile koup aile bucana kapanld orada darnn rzg undan kurtulmu, souktan korunmu, btn aileyi, ev iin sevdiren bir rkeklikle kaplarn, relerin sk sk kapanp ailece yemek masasna koulduu ilk k gn... Beyaz keten rtnn a orba dumanlarnn dalgaland saatlerde, gnlerce bu hararet ve saadet iinde bulunulaca n olmaktan doan huzur ve rahatlk geldi, Adam gelirse gelsin? diye bir tehlikeyi cesa retle beklemekten ortaya kan heyecan ve rahatlkla duyulduu k gn... Fakat onun ne byle bir gn seve seve koup kapanaca bir aile yuvas, ne bir midi vard o k geldii iin artk buradan da defolacak, bir gn konakta, bir gn kz kardeinde, yars dasz, kadndan, asl, asl yarabbim ite Suaddan mahrum, ondan uzak, onun sesinden, havas n uzak yaayacak... Srnecek... Son derece bir fkelenmeye haykracak kadar umutsuz eden bir strap ile etrafna bakt; orada akamn yavaa inen esmerlii iinde, sade, Suadn hayalini fark etti; bu hayal bt ve biimli boyu ile kollarndan ayrlp beline doru tatl bir yuvarlaklkla incelen vcuduy bunlarn stnde bulutlanan salaryla, yamura bakyordu; onun yannda vcudunun havasndaym bir inlemek ihtiyac duydu; onu o kadar gzel, fakat o kadar kendinin deil, hi deil, o kadar deil grd ki... Suad bouk bir inilti iiterek ban evirdi ve Necibi oraya koltua dayanm, mendilin gayri ihtiyari, Ne oluyorsunuz? diye iki adm atm bulundu, fakat durdu; nce onu yine b irden tifonun ilk geldii gn gibi az burnu kan iinde yere kapanacak sanmt. Fakat tavr tehlikeli ann geldiini hissedince sapsar, heyecanla durdu. Btn geen gnlerde bu ann, b tiraf annn bir saniye gelip atacan dnp korkmaktan gelen bir tel ile baylyordu. Necib, uzun, ar bir sessizlikten sonra, Hi, hibir ey... diyerek mendilini indirdi. Sonra birden ban evirip her eyi gze alm karanlk bir bakla, lyorum, ite o! teini bu szlerle anlatamam gibi, Ah ne kadar lyorum, ne kadar ac ekiyorum bilseniz? nledi. Suad bouluyor gibi ellerini kaldrd; Allah akna der gibi bakarak eliyle susmasn ric etti. Necib, hiddet ve taknln esiri, artk elinde deilmi gibi, devam etti; imdi sesi erin bir acnmayla titriyordu: Hayr, hayr, artk zaten her ey bitti... Zaten neye yarar, niin susaym, her ey bit her ey... her ey!... Suad kulaklarnda uultularla, bo gzler, bzlm dudaklarla duruyordu; geri ekilmek i , fakat Necibin eli bir rica ile kalkmt. Ah beni aalamaynz. diye yalvard, Sizi erek sevdim; nasl olduunu, bilmeyerek, bir karde gibi, bir nine gibi sevdim... Ve bu raya gelince, tekrar ac bir sesle, Hayr, beni aalaynz, ben ona laym! diye inledi. Ve Suad onun bu szleri sylerken birden ban elleri iine alp, oraya dayanarak hkr ey sylemeyerek, kalbi derin bir merhametle szlayarak, susuyordu. Ne yapacana karar v ermeyerek donmu gibi dururken bir tereddtler, kararlar arasnda alkalanyordu. Karanlk gitgide istil ediyordu; Suad, kt bir bakla ona bakarken, yavaa ekilmekte bir kurtulu aresi gremeyerek uzaklat ve Necib, o kadar tapt bu kadnn bu uzakla saadet ve hayatnn yava yava katn ac ac hissetti. Yamur darda kh saanakla hz durgun ve yorgun yayordu. Necib burada ne kadar durmutu, bunu tayin edemiyordu. Ban k aldrp etrafna bakt zaman souk rzgrl bir gece iinde m olduunu grd. Ne yapmt yarabbi? imdi biraz ncesini bir ryadan uyanp hatrlamak isteyerek hatral anlklara gmlm bulanlar gibi gryordu fakat kbus asl imdi hkm srmeye balyordu. B n gznde o kadar sefil ve ad grd ki, hemen yarn kamaktan baka bir are olmadn anla sl kacakt? Ona artk nasl bakacakt? O zaman imdi yemee ineceini dnnce ne yapaca n, bunu yaptm? diye dvnyordu. Ve yemee inmek gerektii zaman ikisinin de yzne bakamay hibir ey istemeyerek, kamaktan, kap odasna kapanmaktan baka bir ey dnmeyerek, sk Sreyya, bu gece gndz yamur yap da evde hapsolma ihtimaliyle gcenmiti. O uzun uzun sz ken Necib cevap bulmakta glk ekiyordu. Suad btn yemekte sustu. Onun yznde nasl bir kzgnlk ve soukluk olduunu merak ede , gzlerimiz rast gelir diye ban kaldrp bakamyordu; bir saniye oldu ki, gzler birbirin tiler, o zaman Necib, Suadn gzlerini bulank, bozuk grd. O kadar sevdii bir kadn byl en baka bir ey yapamamak onu harap etti. Yarn kap kadncaz rahat ve sakin brakacan arndan bir ferahlk hissetti, kendisini onun derdi karsnda unutuyor, O rahat etsin de.. . diyordu. Gece sessizlii, hznl, ayn biimde oldu. Odasna ekildii zaman birbirine uymaz bir

snda, yorgun dimann dinlenmeye muhta moralinin btn dnce ve duygular kalabal aras kyaslardan geerek, hibirisinde duramayp abuk bir geile hepsinden atlayarak sabah azap iinde bekledi. Ah sylemeseydi, imdi yine nceki gibi olsayd, ona inanm olacan gry an tekrar niin?ler balyor, brakp gidecei aklna geldike ac bir korkuyla yrei yara ha kar, gsz, hasta, dalmt; uyand zaman soluk bir gn ile yar aydnlanm odasnda yan gibi birden kaderini grmekten doan korku ve titreme ile ii yand. Tekrar, Niin ya arabbim? diye inledi; fakat artk buradan defolup gitmekten baka aresi kalmamt. O zaman burada hatta dnk hayatnn hasretini ekerken sefil ve dkn, hazrland; aa indii za beraber, susuyorlar buldu. Sreyya, O, nereye Necib. diyordu. Sonra serzenie balad: yle ya, nk hava yamurlu... Ancak bu hyanet bu, sadece hyanet... Bilir misin? San e sylesek haklyz. K geldi azat buzat cennet kapsnda bizi gzet ha?... yle ey olmaz. Bunlar aka diye dinledi ve gitmekte gecikmesi imknszm gibi o da aka ile karlk v lt; sonra akas onu zr dilemeye yneltti, bu kadar uzun sre rahatsz ettii iin af di hu titreyerek, bu szleri ona hitap etmekten doan bir titreme ile sesini idare edem emekten korkarak, alakgnll, dileyen, deersiz oldu. Ah ondan bir bak, bir teselli kelim si, bir af bak olmakszn gitmek... Buna tahamml edemeyeceini gryor, ban emi, ses olan Suada bakmaktan korkarak gzlerini evirmedii hlde sade onu gryordu. Ve nihayet, artk gitmek gerektiini karamsarlkla grp hasretle veda ederken, Sreyyan hl devam eden ikyetleri arasnda onun ban kaldrp bozuk bir sesle, Btn btn deil r elbet... dediini iitti. Ve onun gzlerinin bir saniye, szlerini sorar gibi, kendine baktn hissetti. Ah bu gzlerdeki ac soru, bu yorgun ve zavall gzlerdeki saf nur... Nec dnyalar hevesine oyuncak edecek cokun bir titreme ile dar hcum etti. Kapdan kt z ordu. Ah beni seviyor, seviyor! diye delice tekrar ederek amurlara dald. - 13 -

Yamur ince, souk, imdi oradan, imdi buradan kk heyecanlarla kouan rzgrlarn el inat yayordu; bir k yamuru denilecek inat, renksizlik, neesizlik vard. nce potinler uatp ezen amurlar iinde orada burada birikmi sulara batarak, gmleinin, fesinin slanma n habersiz kalarak dnyadan habersiz grnyor, yle yryordu. Ondan baka bir ey grmyor, ondan baka bir eyi iitmiyordu; o sz sylemek iin Suad n o bakta o kadar perian ve acyan bir af demeti, o kadar masum bir hrmet titremesi va rd, yle bir rica ekimi ile nurluydu ki, nereye baksa o gzleri, hibir yere bakmasa yin e onlar, kendi yoksulluuna onun inceliini, ondaki tutku ifadesini, o aff gryorum sanyo du. Ve bu baklarla o sz ona byk, kelimelerin araclnn stnde manalarla geliyordu. O n bir saadetle kalbi iiyordu ki, her eyi, artk onu gremeyeceini bile unutarak, Ah bend n nefret etmesin, beni sevsin de... diye bunu her eye deer bir saadet gryordu. Bu, btn ruh ihtiyalarna elveriyordu. Ah o beni seviyor, seviyor! diye tekrarlayarak her dncesi bu szlerle kesilerek yr du; vapur gelmiti. Zaman var! dediler; orada duramad, hareket lzmd. Saryere kadar y rcih etti. Tekrar yamura girdi; kardan grenler slanm, fesinin pskl bozulmu, amura nce hayretle bakyorlard. skeleye geldii zaman vapur henz geliyordu. Biletiye bir mecid iye att, o soruyordu, stanbul mu?, Evet! dedi. Fakat nereye gidiyordu, bilmiyordu; o b ir ey biliyor, bir ey gryordu: Suad ondan nefret etmiyor, Suad onu seviyordu, evet s eviyordu, buna artk inanmt; ite hl gznn nnde o bak gryordu. Yamur altnda gvertede dolarken vapur Bykdereyi geip Tarabyaya geldi, iskeleyi g ad, dnd; buradan Pazarba, yamur bulutu altnda pek yakn grnyordu ve kendini o kadar en kadnn imdi orada olduunu, orada nefes aldn dnmek onu byk bir ferahlk esintis . Ah dnya, ne gzel yarabbim! Dnya ve hayat ne kadar gzeldi ve iyiydi... Yamur! Ancak yamurun ne nemi vard? nsan mesut olduktan, sevdikten, sevildikten sonra her ey botu. S ade ak, ah sade bir Suad vard... Ve daima oraya, ona kar oturup oraya bakmak, sanki daima onu grmek, daima onu dnme k o kadar sonsuz bir gnl ferahl veriyordu ki, birden aklna gelen eyle megul olarak Ta yaya kt; oradaki arabalardan birine binmek aklna gelmedii hlde arabann, binecekmi gi gemesi zerine atlad, Otele? dedi. Orada bulunduka daima Suadn yannda onun semasnda t; belki oraya bakarken Suad da otele bakm bulunuyordu, o zaman baklar buluurdu. Otel, bu eyll yamurunun hapsettii mterilerle kalabalkt; atklar odaya geip elbi e hlde olduunu garsonun ihtaryla anlaynca elbise ihtiyacn grd, beyaz elbisesi Yenimah

ede, dierleri evde idi; onlar aldrmak mecburiyetinde bulundu ve bunun iin teebbs ederk n bunlar kendine ait eyler deilmi gibi yapyordu. Aa salona indii zaman kadn erkek b e kadar misafirin bazlarn gazetelere dalm, dierlerini masa banda oyunla, konumakla duunu grd; otelin defterinde bir otuz kadar isim vard, halbuki koridorlarda daireler in bo olmad oralardaki konumalardan anlalyordu... Fakat o bir kede, inzivaya ekilmi, tek, btn kendi fikirlerine dalm kald ve akam n btn halk yemek zaman caml salona getii zaman o yine hepsinden ayr, bir kenardaki k asada yalnzd; baka zaman gibi zellikle vapurlar ve otellerde kan bin frsatlarla yakla a alacana sakin ve Suadla kalmay tercih etti. Zira ondan ayrlamyordu, daima onunla b rdi; bu kalabalk iinde bazlar gerekten bulunmaz birka kadna ve bunlarn etrafnda perv ibi dolaan gen, hatta bazlar zarif erkeklere, kardan, yksek bir gzle bakarak, Hayat ? diyordu. Hayr kimse onun kadar sevmemi ve sevilmemiti; bu ak, bu oyunlarn yannda o k dar korkun, o kadar byk, o kadar dehetli bir eydi ki, tamam ite ak idi ve bunlar, byl htiya ve sevkle deil, bir taklitle, sanki grenekle ak oyunu oynuyorlard. Bu imdi una, iraz sonra buna ayn tebessmle sz syleyen, hangisine daha samimi ve gnl yatm olduunu ne o, hatta ne de kendisi bilemeyen Amerikal, u muhteem kadn... Ah Suadla onu kyaslad yle sonsuz saadetler hissediyordu, bu kadn tarafndan yle bir cinayetle beraber sevi lmek fikrine, bu kadar tehlikeli, susturup ve yok edemeyecei kadar dayankl sonsuz b ir akla sevilmek gvenine kar o kadar mest oluyordu ki onu grmemi, sevmemi olsayd haya saadetin ne olduunu bilmemi olacan gryordu; halbuki byk grd baz kadnlar taraf lbuki hibirisinden bu kadar marur ve mesut olmamt, o saadetler, imdi hissettii bu dny uatacak kadar ruh genilikleri yannda ne kk ve deersiz eylerdi! O olmasayd demek ben kes gibi olacaktm; bilmeyecektim, ak ve saadet nedir, bu nedenle evremde olup biten leri anlamadan yaayacaktm. diyordu, etrafna bakp, Ancak nasl yayorlar yarabbim, sevm sevilmeden nasl yaanyor? diye tayordu. Evet, nasl yaamt? O zamana kadar kendisi n at hayat nasl bir ld! Bir ie Sen - Jlienden sonra imdi billr sotern ile dolu bardan damla damla emere a bakndka hepsinin hayatn bir l, alkol buhar arasnda pek youn bir ufukla daralm b du; fakat onun hayat parlak semas altnda sonsuz dalgalarn ebed bir ak iiriyle srkle iz hayat gibi i almas uyumlu ve lcivert idi. Gece uykusu hi bilmedii bir baygnlk oldu; yemekten sonra itii viski ile soda onu d aha mahmur etmi, odasna hl Suadn o perian ve yalvaran baklarnn af nuruyla aydnlk pencereyi at; serin hava, kar kydaki klarn titremeleri arasnda, Yenimahalleyi ar iyah ve tehditkr olan semann orasnda burasnda tandk birer nazar gibi yldz glmsemesi ubann yla yn tayin ederek Pazarban buldu ve ban pencereye dayayarak ate ve ha a bakmaya balad. i, btn akn, btn ateini mmkn deil gsteremeyecei kederiyle yand, Ah ne kad ye ac duydu, bunu o kadar sonsuz buluyordu ki, Suad teekkr eder, memnun olur sanyord u. Sonra ekilip yatana uzand; tekrar onu dnmeye balad. Bylece, mesut dncelerle u ykusunda ve heyecanla uyannda, Ancak o beni seviyor! diye her eyi yeni fark etmi gibi albinde bir rpnma, bir hoplama, gayet byk bir korkuyla sevince kavumu olmak hoplamas d. Bazen saadet iinde uyand oluyordu; bunun memnuniyetiyle dalgnken sebebini birden gr rmek onu yeniden bayltyordu. Sabahleyin erkenden uyand ve artk uyuyamayacan anlad, ban kaldrp bakt; henz karanlk ekilmemiti; her ne kadar yamur yoksa da hava renksiz, oras buras bulutlu idi. Pencereyi ap, yava yava sokulan gndz iinde, saatlerce Yenimahalleye bakt; o kadar d lyordu ki, bazen hibir ey dnmeyerek durduu oluyordu; sonra gnein ilk klaryla man d zaman giyindi, aa indi, erken bir kr seferi yapt. Bylece hafif yrmek, rhtmlar n denizin yan banda gezmek iini at. Daima onu dnd hlde gznn nnde deildi, gelirse bile sade gzleri geliyordu; o up barmaya benzeyen bir saadetle, Ancak ite seviyorum!diye haykrmak istiyor. Sade onu. . baka kimseyi sevmeyeceim. diye yemin etmek ihtiyacn duyuyordu, sevmeyecekti ve evet , hatta sevmemiti, ite imdi gryordu ki, imdiye kadar kimseyi sevmemiti. Ta ilk genli beri, ilk hararet ve coku ile btn kadnlar kendine yeterli bulmayan, hepsine birden s ahip olmadan lecei iin yanan Necib, kadn namna ne kadar yksekten uan emeller, aka ait kadar dnyann stnde saadetler hayal etmise, Suad onu bu kadarckla hepsinin stnde mesu diyordu. Hayatnda bundan ok deil hatta bu kadar saadet istememiti. Ruhunda bu kadarn i stemeye kuvvet bulmamt. Ruhunun zavalllna bakp imdi erimi olduu eye kar derin , Ah Suad, bir sen varsn, bir sen! diyordu. O gn akama kadar bu ruh durumu devam etti. Bazen yalnz mesut, sakin, sonra tekr

ar heyecanl ve memnun, isteini dnyor, o hoplama, her saniye onu sevdiini bilirken tekr r her saniye bunu unutup yeniden hatrlamak hoplamas yreini yeniden canlandryordu. Sonr a onu sade gzellii iin deil, bykl, emsalsizlii iin de sevdiini, asl bunun iin s ak... diyordu. Bu dereceye gelince ona ait olmayan en byk bir ey bile aa grnyor ve olduu iin deersiz ey bir kymet kazanyordu; byle bir eyin azap duymak iin uzak yakn in olmas yeterli olunca birok eylere nem vermemeye alm olan Necib btn o eyleri, se ile anlyor gibi oluyor, birok zaman tand eyleri ona ait olmad iin imdi ihmal ve Sonra gece, musiki ona bir ruh gdas oldu. Yemekten sonra Ballo in Mascherann gir ii tell akyla birden balaynca bir sre etrafnda masalar igal eden tuvaletli madam tup kendini o kadar mesut olduu kk odada sand; operann kk paralarnn devam onu me en geiriyordu; musiki ona yannda Suad varm, onun hava ve nefesini soluyormu gibi bir izlenim, bir his ileyii veriyordu. O kadar sevdii Lkin Skndan Koparlm... parasn i. Bu paralar ona hep Suad iin yaplm gibi geliyordu, ruhunun btn grecei gelmesini o iln ediyordu. Bu gece bu musikinin etkisiyle hayal edilen, benzersiz bir gece ol du, o kadar ki, odasna ekildii zaman st ste itii ielerin buharlandrd dimayla y y yapamad, fakat btn ruhu saadetle hasretini yanstan bir giysi gibi iirle ve ahenkle titriyordu. Uyumuyor gibi bir uykusuzluk ile beraber uykunun mestlii onu, hayatn, btn musiki anlaryla ark fsydayan aamalarla istedii gibi dzene imkn brakyordu. Ertesi gn ge uyand; gne temiz bir gkyzn btn parlak dalgalaryla ldatyordu; r demek iin etrafa bakt; gkyznn atlas etekleri altnda denizin scak dalgalar stnde vk iinde, tebessm ediyordu. Birden o kadar zlem hissetti ki, gndr nasl onu grmeyere edii hlde de grmeye ihtiya hissetmeyerek kaldn anlayamad; fakat gitmek fikrinin nn adesiz kald. Nasl gidecekti? stelik sonra ne olacakt? Bunlarla megul olarak gezindi. Yemek iin otele tekrar dnd zaman bu o hle geldi ki, ondan ayr yaamak imknsz gibi g rsa olsun oraya gitmek iin dayanlmaz bir arzu duydu ve yemei g yiyerek bir arabaya at lad... Araba iskeleye geip sefarethaneler rhtmnda Boazn temiz rzgryla ykanarak hzla un gzlerini ve onlardan nasl bir kabul greceini dnyordu. Birden onlar kaytsz ve ma k fikri onu o kadar korkuttu ki, tereddt etti. Ve bir kere bu aksi etki balaynca byl e sevildiine dair o kadar aka bir belirti grmediini itirafa kadar indi. O zaman bir mc dele balad, gitmek, tekrar o gzlerin iiriyle baylarak kalmak ihtiyacnn ho olmayan ve in bulmak korkusuyla mcadelesi... Buna Bykdereye kadar dayanabildi, fakat yaklatka o k dar iddetli bir heyecan ortaya kt ki, bastonuyla arabacya dokunup durdurdu, orada ind i... imdi nereye gidecekti? Sersem, dnemeyerek, geri dnd, bilmeyerek yrmeye balad. K ken sebebini bilmez gibi iinde bir bezginlik hissediyor, gnlk saadetten sonra imdi bu nun altnda eziliyordu. Birden ayra geldiini grd. Bendler yoluna sapt ve buradan onunla beraber ka kere getiini hatrlamak kalbini szlatt. Az daha ilerleyince orada sol koldak i bahe dikkatini ekti. Burada arabalarn durdurmular, su imilerdi. Ah artk bunlar imk eil mi? Oraya aalarn altna oturdu. Tenha, sessiz durmaktan zevk alarak dald. Uzun uzun dn k, Suadn o bakn tekrar grmeye alarak, mit, kuvvet bulmaya uraarak biraz cesareti on bakn hazin rengi onun iin binlerce mnalarla dolu geliyordu. Suadn evvela hi ses ban bile kaldrmayp megul oluu, kalbiyle ettii mcadeleyi gsteriyordu. Fakat sonra y u, gzler btn bu mcadelelerin hznyle, nemli, dudaklar karamsar, ses titrek, Yine gelirl r elbet... diyordu. Heyecan onu byle... Yine gelirler diye teklifi bir sz syletiyordu. Hayr, bu kaytszlk, nefret olamazd. Alt sessizlik iinde duyduu bir grltyle ban evirdi, yoldan geen arabaya bak erinde bir karart grd, arabada Sreyya ile Suad gryorum sanmt ve bu birden onda bir yarasna benzer, bir koca kalbinde alan bir yara gibi bir trmalay oluturdu. Bunda bir k dn ihaneti, verilen yemini bozmak gibi bir ey, bir facia gryordu. Ona, Suad kendisi beraber olmasa gezemez, elenemez gibi geliyordu; ban eip derin bir aclk, matemli bir h ile Ah bedbaht, bilsen ki onun hayatnda sen ne kadar deersiz bir eysin, bunu bilsen. .. diyordu. Evet, bunu bilseydi de byle geni, nihayetsiz hlyalara dalmasayd, bir gzde byle son suz aklar bulunmasayd... Btn bunlar kendisi, hem yalnz kendisi yapmam myd? Birka g adar mesut eden emniyet karmakark olarak yerine byk bir phe, onu takiben byk bir ked ldi; ezen bir phe, boan bir karamsarlk... kendisi Suadn hayatnda hibir ey, bir elen , Sreyya onun sahibi, amiri, kocas idi; onlarn hayatlar birbirinin idi; o onu bakir ve masum alm, yllarca onunla yaamt. Hatta Suad kendisini sevseydi bile onun gibi olmas

her ey engeldi. Bu evlilikte, Sreyyadan baka, btn maddiyattan baka btn maneviyat en ; her ey, bizzat Suad, hli, gemiiyle bir engeldi. Gemii onundu, onunla yaam, onunla ve onunla yaayacakt. imdi kendileri birbirinin olsalar bile hibir zaman yle olamayac aklard. O onun kars idi, birok zaman kars olmutu, saadet ve zevkle olmutu, hibir zam anlan, zevk ve saadeti kendisi mahvedemeyecekti... Bu kadar sevdii bir kadn sanki or tak olmakla kirletmi olacakt! Bunda aknla ynelten bir ktlk gryordu. O hlde, sevilse bile, bu yalnz yaradan baka bir ey deildi; halbuki hibir zaman Sua d kendini her eyi brakacak kadar sevmezdi. Hatta bir para bile seviyor muydu? Kendi ne kuvvetle gvenebilir miydi ki, Suad tarafndan seviliyor muydu? Bu dncelerin altnda d acl, hl o ihanet yarasyla yaral, tekrar onlar grmemek iin oradan kalkt, ar ar e kan yokuu trmand... Gecesi, sessiz, karanlk ac ekerek geti. ki ile musiki elinde, fakat bu gece ldren r karamsarlk ile saatlerce, bir sz sylemeyerek surat etti. Sabah, Boaziinin bahara ben zeyen sisli bir sonbahar sabah, bir anda ona Yenimahallede sabahlar hatrlatan durgun denizli, berrak semal, taze, btn incileriyle, glmseyileriyle, ipekleriyle titreyen bi r sabah; imdi onlarn orada belki henz uyanm olduklarn, gizli ve samimi hayatlarn d l hayatndan bulant veren bir can sknts ile kalkt. Giyinirken, aa inip gazetelerin b e orada gazetelere gmlmek iin urat zaman, zihninde bir fikir, onu umutsuzlua sevk ed n bir fikir vard. Ne olacakt? Hayat byle kemekele ne olacakt? Bu hastal iyileincey e yapacakt? Ah sefil, daha dn burada ne kadar mesut olduunu dndke Benim cezamdr. d azeteleri elinden atp dar frlad. Yenikye doru, bir ii varm gibi tella yrmeye rtk bir karar lzmd? Fakat neye karar verilecekti? Bununla birlikte karar verilmeden tekrar yemee dnmek, yine o karklk iinde yemeini mek, tekrar o salonda o adamlarn arasnda oturmak gerekti; fakat artk yorgun, her eyd en, sade yrmekten deil, dnmekten, sknt iinde olmaktan da yorgun, orackta yorulmada n bekleyerek otururken, terasn kapsndan birinin girdiini ve arkasndan gelen garsonun ona kendisini gsterdiini grd; srayarak, Sreyya!... dedi. br elini uzatarak, Evet ben geldim. dedi. Ve sitem ederek ite nihayet kendisini gelip bulduklarn syledi. Zira yalnz deilim, Suad arabada aada bekliyor. dedi... Sonra alay ederek, Eer sizi bir saadetten alkoymazsak alp gezmeye gtrmek iin geldi ... diye aklad. Aa inerken, bouk bir sesle cevap vermek isteyen Necibe anlatyordu: rada olduunu Suad antasn almak iin gelen otel hademesinden anlamt; bugn yarn urar erken nihayet gelmediini grnce... Zaten ben senin orada skldn anlyordum; sen bir kere grltye almsn, bizim tn... Fakat nihayet kavutun ya, kim bilir neler vardr? Yine bir entriket? Necib orada rhtmdaki arabadan, arafndan fark ettii Suada yaklatka perian, titr vap veremiyor, imdi onun yzne nasl bakacan dnyordu. Hayr o yapt iten sonra on halbuki Sreyya bir taraftan sylyor, havann gzelliini anlatarak bugn Beykoza gidecekle i haber veriyordu. Ve Necib, oraya gidip, Suad selmlad zaman, hl Sreyyay dinliyorm arak onun yzne bakamyordu; Suad kocasna bakp, Gidiyor muyuz? dedi. Onun ba iaretiyle . Sreyya arabacnn parasn verirken Suad, mesut ettiini ve sevildiini bilen kadnlara z tebessm ile Rahatsz etmedik ya? diye sordu. Necib, haykrmak, bu gzlerin, bu tebessmn karsnda lmek ihtiyacyla zayf, gzleriy etleriyle cevap vermeye urat. Fakat sandala bindikleri zaman bakt; oh le le, baka bir ferahlk ve sarholuk hayatn giriyormu gibi bakt; bunlar yorgun, rk, donuk, bir bulut kaplam gibi idi; imdi bu g kendinden kayor, biraz nce parlayan baklarda imdi bir snklk, bir kaamaklk var san Suad, o, nce buraya gelinceye kadar, verecei saadetin hevesinden heyecan ve ti tremeyle mit ve emelle perian iken imdi hcum ve istil eden bir kuvvetle daha drecek a tmadan gelen bir korkaklk ve tiksinmeyle dkn idi. Sreyya bugn en, geveze, her eyden b sz kararak konuurken, Suad Ah haberin olsa... diyor, o, Necibe nasl olup da Suadn b oz gezmesini aklna getirdiini anlatrken bile onu Necibin ayaklarna gtrp sularna, ih ine gln bir alet yapmak, Necibin gznde bile byle bir adlik etmek kendisine ar, ire u. Ruhunda buna kar isyan, ite kendini bu hzn ve byme, honutsuzlua mrnde bu iddet gelen bir hrmetsizlie sevk eden bir isyan ortaya kyordu. Son gnlerin heyecanl yrek yumuakl onu iradesiz brakmt, fakat o zaman sade vaka un een olmaktan baka bir ey yapmyordu; o zaman bir yldr kendini harap eden hznl d urtuluyorum sanm, henz hayatnda sevinli anlar, ac fedakrlklarla elde edilen bir bahti lk var sanarak buna inanmt. Necibi sevdike, sevdiini mecbur olup kabul ettike, zelli

nun tarafndan sevildiini grdke o zamana kadar sakin bir saadet iinde, daha dorusu dz kanaat ile gemi hayatnda bu kadar iddetli heyecanlar hissetmemi olduunu grmekten, gr adesiz kalmaktan baka bir ey yapamam, bunu kendine bile itiraf edemeyecei bir his ile srdrmekten zevk bularak yaamaya dalmt. Fakat imdi yaplan ey, bsbtn baka idi; i dinin hazrlamad, idare etmedii olaylara oyuncak olurken bugn kendisi de buna bir harek et ilve ediyor, sanki bir yn veriyordu. Dn sade ona bugn gelip bir eit kabul ve itiraf demek olacak bu hareketle mesut etmekten, onu grp mesut olmaktan baka bir ey dnmezken o hli devamda bulduu zevkle kendini bylece bsbtn terk ediverip bu tehlike stnde rp kar konulmaz bir heyecan bulurken, imdi daha ilk admda hareketinin btn irkinlii ile e mekten kendini alkoyamyordu. Gryordu ki, kendini bu saadete terk etmek bile onun iin imknszd, bu zavall, sonusuz, masum saadete bile... imdi bir kere hareketinin irkinlii grmeye balaynca bunu nasl bir nee ile, nasl bir gnah neesiyle, zellikle namuslu kad ssettikleri kendileri iin o kadar yasak olan bu eyin bir parasn, tehlikesiz bir ksmn ayet yapmann ekimiyle, istemeyerek, memnun olarak yaptn, sade onu mesut ettii iin de e kadar deersiz olursa olsun byle bir his ile de yaptn itraf etmek onu kendinden nefre t ve tiksinmeye, deta kzartan bir utanca yneltiyor ve kocasn kolundan tutup ekerek hl vam eden pislikten uzaklatrmak, bir zaman o kadar hrmet ettii ve hrmet ederek mesut o lduu bu adamlar kendi eliyle soktuu bu irkin mevkiden kurtarmak iin lyordu. Her eyin , muhakeme eden, his ve etki, dnce ve muhakeme eden yetkilerin de stnde, kaytsz kalama uymaktan ruhunu men edemedii bir ses, bu eyleri irkin, iren bulan bir sevki tabi vard i, ona bu mevkii kt, iren gsteriyordu. Fakat ne olacakt? O kadar zaman alt bu heyecanlardan mahrum olunca hayatn tahamm lmez bir l olacak gibi gryordu. Ah sade yle devam etseydi, insan boan bu ackl dkn n sade o masum heyecan ile devam etseydi... Fakat onun mmkn olmadn ve mmkn olamayaca Hem ite artk o zaman gemi buluyordu, o artk tekrar bulunamayacak gemi bir istek olmu nlar onu bir tarafa iterek ileri sratmt. imdi ne yapmalyd yarabbim? Hibir zaman hayat byle ele gemez, yola gelmez hain bir ey olmak zere bilmemiti; o ayatn geldii gibi yaamt; sonra, onu kendine uydurmak mecburiyeti knca renmeye, ta ndm dedii yerde yine mehul bularak nihayet onun anlalmaz bir bilmece, btn aresizlikt umu hznl bir bilmece olduunu grnce deheti artmt. imdi artk bu hayata kar bir r, bir ey yapmamak imknyla byyen bu kin onu ac, zalim yapyordu. Ne kadar aldanm oldu ayatn gzel ve mesut bir hayat diye grmekten ok yle devam edecek, yle devam etmemesi i hibir sebep mevcut deil diye inand iin ne kadar budalalk etmi olduunu, bir gn, sade yorulduu, ruhun usand iin her eyin deiip insann yabanc bir semt, yabanc bir hayat tta o zamana kadar bile aldanarak yaadn kabule mecbur kaldn gryor, her eyi imdi dnmemi, buna ihtimal vermemiti; ruhu daima bir hlde kalacak, kalbi lnceye kadar yle ak sanmken, ite ona da o ya, o her eyi en hakiki rengiyle grp anlamak ya geldiini g ir mana, bir sebep veremedii skntlarn hep alt hayatn artk ruhuna yetmedii iin m imdi ruhunun kymetli gdasn bulduu zaman, o hibir eyi bilmeden tertip ve kabul edilmi atn balaryla balanarak bu yeni saadeti ret ve uzaklatrmaya mecbur olduunu grmek kendi e ac geliyordu. Ah tekrar hayatna balamak mmkn olsayd... Ne kadar dalgnsn Suad? Etrafna baksana... Uyanr gibi oldu, Sreyya ikyet ediyordu. O kadar arzu, o kadar arzu, o kadar rica, imdi sessizlik ve hzn... diyordu. Hava, yine o hararet ve rengin zerine imdi hissedilmez bir tl ekilmi gibi az sk ge, hararet hafif bir parlakla, ancak hissedilen bir lk gzel kokuya dnm, k yans nizin lcivert gzleri sanki bulanarak gsnden fkran o keskin bahar kokusuyla Beykoz Koy doru sokulduka kararyordu. ayr btn btn sakin buldular, aalarn glgeleri, yar bulutlu sema altndaki ayr Yalnz son yamurlarn ve dnk gnein verdii bir tazelikle zgn bir yeillik vard; onlar ndeki gzellikten bahsederlerken Suad, narlardan den sar, kuru yapraklar kaplad yoll urla slanarak oluturduklar amura, bu rm yapraklara bakarak te! diyordu... Necip etrafna baknarak, Havann rengi iyice soluyor. dedi. Ve bastonuyla kardan ar ar ykselen bulut ynlarn gsterdi, Sreyya: Ey, ne olacak, dedi; geenki havalar dnsene... Ne idi o yamur, o rzgr? Ama dn ve nceki gn ne kadar parlakt, bir yaz gn gibi... Buna sonbahar demiler!... Bu kadar gzellik ve scaklk verdikten sonra eyllden daha ne beklenir? Malm ya, eyll hzn ve yas aydr. Bu sz zerine Suada, hayatnn bu a, mrnn, kadnlnn eyll gibi geldi. Eyll! gzel gn iin ona minnettar olmak gerekir. Eyll znt ve hasret aydr, iine birka gn

dt iin, insan o gzel havalarn, devaml yazn artk getiini anlayp zlr ve hasret Kendi hayat da yle deil miydi? Son gnlerin gzelliiyle beraber, imdi yine imknszl hzn ve i skntsna dmemi miydi? Tpk imdi dnd gibi, yaz da, farkna bile var anlamam, eski gnlerin hasretini ekmemi miydi? Hayata yeni batan balamak arzusu, bugn krar yaz olsun istei gibi bir ey deil miydi? Bir yldr onu harap eden endielerin, aclar ne olduunu artk iyice anlyor te benim eyllm! diyordu. Eyll!... Henz renk ve koku bitmemi, fakat baharn bol renkleri hissedilmez ekilde kaybolmutu. Bu kayboluta geri gelmemeyi ister bir tavr vard ama, bu ho, ac, hrn bir di ve buna ramen baharn rengi soluverdi. Artk uyanm, tabiatn ruhunu gryordu; yaprakla asl sararm, birounun dp amurlarda rm olduunu gryor ve imdi, hava ne kadar g bu renk ve gzel kokularn, ne kadar vefasz, ne kadar ele avuca smaz, elde iken kymeti bilinmemi, ylece harcanm bir hazine olduunu ac ac gryordu. te artk ne bir iek k r koku... Artk tahamml de kalmamt, hepsi rmt... nceden yasa umursamazlard, yam bir hayat, yeni bir tazelik gelirdi. imdi ise... te yamur, ite k her eyi rtyordu. Evet her ey ryor, her ey... nsanlar rmeyecekler mi? Eyllde, sanki bahara hasret bir tazelik, sanki zerine ken kn, kendini mahvetmek isteyen sohbara ramen devam etmek, yine bahar olmak mcadelesi vardr; fakat bunun muhta olduu eylerden mahrumdur ve kendi sinde de dayanma gc kalmamtr, tabiat da bunu anlam gibi ac bir dnceyle stne ke dayanabilirse dayansn kn galip gelecei, artk her eyin, her midin bittiini, buna tah erektiini anlamaktan doan bir gszlk ile alar... Ne renk, ne de gzel koku... te yapr r... Rzgr insafsz, yamur inat; her ey ryor, oh!.. Her ey ryor!.. O zaman eyll kendine, tabiatta ilk ylgnlk ay, lml ilk his ay, ilk faydasz ve rzusu gibi, hayatn ne olduunu anlayp, habersiz geen gzel gemiin hasretiyle ilk boynu b n ay gibi grnd. Ayaklarnn altnda amurlanm rk yapraklara bakarak, Evet her ey eiz. diye dnd. Demek ki ryecekti, o da ryecekti. Byle, hibir saadet gelmeden, d en, zellikle hayatnn nasl bo gemi olduunu anladktan sonra, artk bir ey de yapmak m k; byle rmek, bitmek ona pek insafszca, pek ac geliyordu. Halbuki ite, onda yaamak iin daha iddetli bir arzu, saadetten mahrum olmamak, ha yatn karmamak iin derin bir ihtiya, gerekirse mcadele yetenei vard. Fakat her ey bo Ne olsa, ne yaplsa, k gelmeyecek mi? Ya gelinceye kadar... Hi mi, hi mi bir ey yaplam z? Byle grerek, anlayarak, bile bile hayat ve saadetten vazgemeye tahammlden baka bir ey mmkn deil mi? Derin bir hzn iinde, bu derin dncelerden habersiz konuan Sreyya ile Necibe bakt , Necibe bir ey anlatyordu; eliyle ileriyi gstererek sylerken Necib de Suada bakyordu; o zaman, gzler arasnda, bugn ilk defa cidd, ateli bir arpma oldu; Necib bu bakta ne derin, ac bir ikyet ve yardma arma grdyse, Suad da onun gzlerinde o kadar derin, o amimi bir muhabbet, her mcadeleye hazr, her tecrbeye ak, lmlere kadar srecek bir ba sand; ve bu ona harap gelen bir aresizlik, kimsesizlik hissi iinde byk bir teselli v erdi; o kadar ki, ona baktka devam edebilen bu hissi devam iin bakt, gzlerine hkmn ge eyerek onlarn bakmasna msaade etti, byle, birbirlerine bir sre baktlar, sanki gzler uz n sre birbirinden kaan ruhlarn artk dayanma gszl ile zayf ve hasta, ackl bir de gszdler. Fakat bunda kuvvet veren bir hl vard; vazgeilmez, uzak bir selmet midi gibi bir ey , sanki bu ksz ve zavall ruhlar iin birbirinin gzlerinin derinliklerinde bitmi hayatla rnn tedavisi var gibi bir ey; ite bunun iin, gzler bir an olup birbirlerinden ayrldkl aman, tekrar semaya koup yine mit ve kuvvet bulmak ihtiyac sonsuz kalmt. Bunu bilmeyer ek, dnemeyerek, artk itaat etmeyen bir doal ynlendirmeyle yapyorlard, o kadar ki bt semlik iinde akama kadar drt defa daha yle baktlar. Fakat bu, birok arzulardan, ar irounun cesaret ve dayanma sonucunda fiile varmasndan sonra mmkn oluyordu. Nihayet akam olup son vapurla Rumeliye geerlerken Sreyya Necibi gtrmek isteyip de reddettii zaman baklar tekrar birbirini arad ve bu sefer bu buluma ile yle mesut oldu ar ki, bu sanki uzun bir konuma oldu. Necib btn mahrumiyetlerinin tesellisiyle dalgn , Suad bir bilememezlik, bir kar koyamamazlk ile hlsiz, sanki beraber olamamalarnn acs e kadar birbirleri iin yaadklarn anlatarak karmak iin derin derin baktlar. - 14 -

Bu bir sre sade baklarla konuulan bir hayat oldu. Sanki kalpler btn sylemek istedi lerini, Suadn arzularn, emirlerini, Necibin kran ve taparcasna sevmesini anlatmak ii

ri memur etmi gibi gzler bu sade kendilerinin anlayacaklar ifadelerle sonsuz parlak lk oluturdu. Necib bir ey sylemeye kudretsiz, saadetiyle boularak sade itaat ediyor, byl bir rya imi gibi sade ekimine teslim olarak gidiyordu. Suadn yle zamanlarda yle uyordu ki bu ona bir hayat veren gibi saadet gibi geliyordu. Konuurken, gezerken, gidite, dnte, bu hayata kuvvet ve hrsla sarlmak arzusunu veren baklarla mest oluyord Veda edip oradan ayrld zaman br gne kadar gmld karanlkta bu bak bir rehber, bi kuvveti oluyordu. Bunda bir mehuliyet bulunuyordu, her an insan saadetine inandrma yan, her an bunu bir rya, bir yanllk sandran bir geicilik vard ki, bazen mit ve emel ateli bir heyecan, hemen kendini pheye teslim edecek bir heyecan oluyor; fakat hem en sonra, kavumalara bedel bir saadet, gnl ferahl veren bir tebessm ve kk, belki ma lki hi olan bir tebessm, hepsini yok edip, sade kendisi hkm sryordu. Ah bu baklarn bazen nasl manalar, nasl incelikleri, nasl renkleri vard! His ve if si imknsz, anlatlmas mmkn olmayan iirleri, gzellikleri, insan nasl birden saadet se elten renkleri vard! Bazen derin, siyah, ar bal sustuu olurdu; sonra yakn bir hareket le titreyerek yalvarr, perian bir gzle bakard: Bazen dilediince hkmeder, emreder, daha sonra yumuar, raz olur, ltfeder, sz verirdi. Peki! derdi. Bazen de sadece, Seviyorum, mesudum! diye itiraf ederdi. uhlap, pheli bir itimatla bakt, atelenmi ve sarho, t urdu. Ah bu baklar, ona ne saadetler veriyordu. Henz geliip de mesut olacana; uzun yaaya ana inanamayan bir gonca saadet ve emeli gibi, narin, yufka yrekli bir saadet... Ve Suad ncekinden ok kadnlna, ssne zen gsteriyor, onun daha gzel, daha zarif o kat ettiini, kendisi iin merak ettiini anladka ldrmak isteyerek, Hep benim iin yap eviyor yarabbim, ne kadar seviyor, ne kadar... diye haykraca geliyordu. Kadnlnn bt ine, btn silhlarna boyun emi, bylenmi, uurunu kaybetmiti. Sk sk Yenimahalleye gidiyor, bazen yemee kalyor, bazen gezmeye kyorlar, sonra yal orlard. Bir gn otele le yemeini yedikten sonra bir vapura atlayp oraya gittii zaman Su d yalnz buldu; Sreyya on bir vapuruyla stanbula inmiti; o zaman orada yalnz oturmakta inerek ve dnmek de istemeyerek tereddt etti; fakat Suad birden kapld heyecandan sonrak i durgunlukla, Fakat hemen gelecek, sekiz buuk vapuruna yetiecekti. dedi. Kendinin g itmemesini istediini grerek Necib memnun duruyordu; ikisi de titriyorlar, yabanc ad amlarm, ilk defa gryorlarm gibi kalyorlard, birbirinden ve sonra bakalarndan korkuy Suad, Behice Dady nemle yanna aryor, o gitmek isterse tel ediyor, yalnz kalmaktan titreyerek susuluyor, sz bulunmuyor, hatta birbirlerine bakamyorlard. Fakat gittike altlar, son on gnn btn baklarndan, manalarndan kurtulup, sade d konutuklar oldu, sanki aralarnda hibir ey olmam gibi grnp birbirini aldatr gibi du Hava, cesaret edip klamayacak bir ekim havas idi; keskin bir rzgr esiyor; gne oraya aya ylm bulut kmelerinden kurtulup devamlca bir hareket yapamyordu. Ve burada, denizi arsnda, o kadar zaman Suad o kadar istedii bu odada byle yalnz, byle kalbinde sevilm ni, sevmek atei varken sessizlik ve telta byk bir zevk bularak, o gven varken o gldre eyecanyla baylarak, kendilerinden bile gizlemek istiyorlarm gibi sz sylemekten, bakmak tan korkarak, fakat bu herkesten gizli kutsal saadetlerini byle salam ve mevcut hi ssederek kaldka, bir mddet Suad btn btn kendininmi hlyasna dald. ay vakti gelip, Suadn zel bir zenle hazrlad ay masas getirildii zaman bu his and; Suad da sade hareketleriyle yle bir ruhunu vermek, en kk hareketlerindeki samimi yetle yle kendini bahetmek ryas vard ki, bunlar baklarn manalarndan ok onu mest edi Byle, ufak, masum szler, olsun diye sylendii hlde de ok manal gelen kk konumalarla trediini hissettirmemek iin titreyerek, bir ihtiyatszlkla btn bu iiri harap etmekten k rkarak geen bu birka saat imdiye kadar geen en mesut gnlerine stn geldi. Fakat Sreyyann gelmesi bu gzel ryadan onlar pek ac bir surette ekip kard. O za na kar dayanamad hznl bir i sknts, bu saadetin btn acl onu harap etti; ne imknsz bir saadetin oyunca olduunu anlayp byle ezilmi dururken Suadn bunu fark etmi ve teselli gzleriyle baktn gryordu; fakat Necibin kalbindeki aclk ve hzn o kadar , istedii saadete onun da artk istekli olmas yetmediinden o kadar zayft ki, bu baklar kisiyle her zamanki gibi teselli bulmad, ii rahatlamad. Ve imdi yine oradan ayrlp yine onlar yalnz ve mesut brakp sefalet ve yalnzlk iinde inleyeceini dnerek onu yine s akacan, her zaman, her zaman byle olacan, ona byle birka saat hayalen bile sahip ola an, bu gecenin ne dayanlmaz, ne uykusuz bir azap gecesi olacandan korkuyordu. Gitmek iin kalkt zaman Sreyyann, Canm kal da yemek yiyelim. teklifini red ile k , fakat, kesin bir istekle srar ederken Suadn bir bak oldu; sanki onun btn ruhunun s ssetmi ve onun byle zgn gittiine hibir zaman raz deilmi gibi umutsuzluktan doan kar

a, merhametle, rica ve ak ile kark bir bak... Fakat Necib bu kadar anlayl bir kadna alandan sahip olduunu grerek daha karamsar, hatta Suada bile gcenmi, belki yalnz ona g enmi, Hayr gideceim, siz kalnz ve mesut olunuz... Ah beni braknz, zira lyorum, it ni ldryorsunuz... diye haykrmak, haykrmad iin hiddetle gitmek istiyordu; o zaman bu iye kadar manalar sade kendinden, sade belki yaplmak ihtimali olarak da karken bu s efer ak bir mana grld: O artk zorbalkla, Hayr, mutlaka kalacaksn, ben yle istiyoru du; artk Suad mnasebetlerinin kabul edildiini, devamna raz olduunu bu baklarla inkr meyecek bir ekilde gstermi oluyordu. Ve Necibin bu ballk eserine kar gzlerinin acl Suadn bak, Evet, kal; bende yle derin ve tkenmez teselli ve mit membalar var ki... Suad bu gece emsalsiz bir ekilde bir teselli ve ifa perisi, bir ekim ve saadet perisi oldu. Onun hznn geirmek, onu mesut ve gler yzl grmek iin yle hlleri oluyord ri, yle baklar vard ki, Necib, iinde deminki karanln yerine imdi btn bir saadetin ediyordu. Onun szleri, tavrlar, belki yine her zamanki gibiydi; fakat imdi onlarda ze l bir renk grr gibi oluyor, artk en manasz eyleri ok manal geliyordu. Asl Necibi sar n ey, onun hayat ve hareketlerine kendinin dahil ve etkisi olmas idi; onun hayatna giriyorum, onu zaptediyorum saadetiyle bouluyordu. Benim iin, benim iin! diye hibir er kee, kendinden baka hi kimseye, byle kadnln, btn hazinelerini, btn ruhunu vermey endinin bu kadar mesut olduunu dnmekle bouluyordu. O zaman, teekkr etmek ihtiyacn hi i, kesin hkimlik taknan bir ihtiya, hemen alayarak teekkr etmek ihtiyac... Ve bunu anl tabilmek iin ne yaptysa muvaffak olamadm sand, yanyordu, lyordu. Halbuki Suad anlyord onu dkn grmemek iin btn kadnlnn iaretiyle uram ve imdi dnmeden, sade his ad ile, heyecanlardan saadetler yaparak ve onun gzlerinde nasl mest olduunu, nasl teek krlerle baktn grerek yeni bir hayat buluyormu gibi oluyordu. Onu byle hep karanlklar urtulmu, mesut grdkten sonra gitmek teebbsn engellemedi. Ve ayrlrken birdenbire dedi Geen gn Sreyya sylyordu... Fakat artk ben de inanyorum ki onun hakk varm, Nec Necib akn, bakyordu. Sreyya glmseyerek: Ha, o konuda haklyz... Necib soruyordu: Niin efendim? Sreyya yeniden gld ...Suad bir gn otele yemee davet etmediin iin olmal... Suad ban sallayarak: Hayr, hayr, dedi; mmkn olmayan eyi istemekle bile bile reddolunmaktr. Ben o kadar g eyleri istemem; fakat insan hi olmazsa sade kyne davet eder. Tarabyann ne gzel tep vardr... Necib, mesut, birden kalbi arpp, teekkrle bakarak: Yemin ederim ki aklmda... Fakat... Bilmem havalar? Suad glerek Sreyyaya dnd: Zavall hava, dedi; bereket versin ki o var, olmasa ok eyler bahanesiz kalacakla rd, yazn ok scak, kn ok souk olmasa neler geri kalmayacakt, deil mi? imdi sonbaha suu var? Fakat kendi sularmz, hakszlklarmz ondan baka neye ykletmeli? Ve yarn iin Tarabyada onlar bekleyecei kararlatrlp araba bulmak iin kye kadar Necib mest ve akn kendi kendine, Ah nasl eyler, nelere kadir deiller yarabbim!... En m sum grneni bile!... Ah bu kadnlar! diyor, sonra ban sallayarak Neydi o; mmkn olmaya temek, bile bile reddolunmaktr, yle mi?.. Fena tebih deil! Bundan sonra hayatlarnn ba bir devreye girdiini, ilikilerinde nemli bir adm daha atldn gryordu. Bu geceki bak ak bir kabul ifadesi ve tevik vard ki, artk bu ak ikisi iin de kesinlikle kabul edilm r ey olarak gsteriyordu. Artk belirsizlik, her eyin bir rya olmak ihtimali kalkmt; te edilebilecek bir ispat vard; bir sigara yakarak, Pekl, ne olacak, bunun sonu ne ola cak? diye soruyordu. Ve saadeti kendini o kadar bencil etmiti ki, adm adm byle Suada y aklap bir gn her eyin mmkn olacan imdiden gryor, bununla mest oluyordu. - 15 -

br gn leden sonra Tarabya tepelerine ktlar. Hava sabahleyin kaln ve geni bulut aryla rtl ve dolgunken, bunlarn altndan leye doru gne kurtulmu, hafif bir lodosla utlar datm, etraf, ykseldike hissedilen lk bir yaz nefesiyle kuatmt. Tarabyann at kestaneleriyle, gen kavaklarla evrili olan stanbul yolundan yryerek y ele yksele btn Boaz, ta uzakta Karadenizi grdler. Hacosman Bayrndan Bykdereye ann tekrar donmu, serin bir rzgrla denizin bzlm olduunu grp dndler.

Necib bu gezintiyi scak ve sonsuz bir sevinle beklerken bu gnn de byle bitmi, geip gidivermi olduunu, yine kendinin yalnz dnmeye mecbur kaldn grnce, hep kendi strap bu teebbslerden yorgun, yine i skntsna malp olarak durdu. Suad artk en gizli duygularn bile sezen ve sezdiini anlatan bir ruh bakyla onun g rinin iini kollayarak ve ilk yalnz kaldklar zaman: Galiba yoruldunuz, dedi. Dudaklarnda bir ince tebessm, gzlerinde bir gizli ifade vard. Necib Niin? diye sordu ve durgunluu iin sorduunu anlaynca: Baka ne yapalm, dedi. Sonra btn acnma ve acsn anlatmak istiyormu gibi ilve etti: Bugn de bitti, ite o kadar arzuyla beklediim bugn de geti de onun iin... Suad, o tebessm yar solmu, gzlerinde henz son parlaklklar titreyerek snyor, bak ib tekrar sessizlii bozdu. Derin, hararetle iini ekerek: Ah bilseniz, dnden beri bugn nasl bekledim di... Dn gece o kadar mesut ve bahtiya rdm ki... Sabaha kadar uyuyamadm... Sanyordum ki bugn bsbtn baka olacak... Daha... Bi m, fakat grdnz a, hi... O da geti, hep geecek... Hep geecek... te byle... Sesi nihayetsiz bir yerinme ve elemle snd; byk bir karamsarlk hareketiyle elini s allayarak szn bitirmedi. Tekrar sessizlik oldu. Suad elemli, dargn bakyordu; sanki so rmak istiyordu Niin, ama niin? demek istiyor, syleyemiyordu. Kendini zorluyor, Hayr, b n istemem, keder, strap istemem... demek iin lyordu. Fakat en kk bir sz onu korkutu daklarn kilitliyordu. Bu sz sylenirse her ey, kendisi, btn bu hl mahvolup yerine hep azap ve pimanlk geecek diye korkuyordu. Necib kendi kendine dndn ona da sylemek ister gibi dudaklarnda ac bir tebessml , dedi. Sz kendi kendine sylyormu gibi bir hli vard: te otuz yandaym, hi dnk kadar mesut olduumu bilmiyorum... Bir sre baknz, si sre sandm ki... Sade ikimiz varz. Burada sesi ksld, kendini iitmekte korkuyormu, bir cinayet yapm gibi gzleri dondu onra bunun nasl kt bir lgnlk olduunu anlatmak istiyor gibi: Ah ne rya, ne ac bir rya, diye ac ac glmsedi. Suada syleyecek ne kadar szleri varken, hatta hatta sylemek kabiliyetini hissede rken, sylemek iin byle manasz mnasebetsiz szlerden baka bir ey bulamyordu; kesik, bi ni tutmayan cmlelerle boaz kuruyor, morali gevemi titriyordu; fakat o kadar; Sreyyann rdiini grerek piyanonun stndeki fesini almaya davrand. Sreyya, O ne o, yolculuk mu? d sordu. Burada bir sre daha kalmamak bir mecburiyetmi gibi, mecburiyete katlanmas byk bir azap olduu hlde yine gitmek istiyordu. Suada kar derin bir krgnl, bir sebebin tayi dii bir dargnl vard ve onu byle skntya drmekten byk bir zevk hissediyor, onun fadesini grerek ii alyordu. Onun kendinin gitmesini istemediini bilerek gitmeye katlan maktan, onu byle ezmekten holanyordu, sonra, Evet, sade o kadar, sade burada yemee ka lmaktan ibaret... Hi dnmyor. Bir kadn mesut etmek isterse her eyi, severse her eyi ya ... diye durumunun dayanlmaz, idaresi imknsz oluunun acsn ondan karmak istiyor, bt uu ona yklyordu. Sreyya, yle ya, Sammer Palas bu... Dorusu oras dururken; o beyaz salonda yemek va rken burada kapanp kalmak byk fedakrlk... diyordu; sonra karanlk, kederli, sessiz dura Suada sordu. Deil mi? O ban bilmem ya da elbette gibi belirsiz bir iaretle oynat ; nk kendisinde de o frtnalar vard; her gn asl saadet gelecekmi gibi bir zleyile e ri beklerken, onlar sonsuz uzayp giderek ackl bir hsrandan, elemlerden baka bir ey ele gemediini grmekten oluan karanlklar onu da ykp harap ediyordu. Dahas o kadar urat de sitemleri, onun da ikyetleri, onun da elem ve straplar kendini daha zyordu; onun g erinde, Bana sen azap ektiriyorsun, istesen... gibi bir ikyet grdke ne yapacan bil sade onlardan bu zntl ifadeyi koymak, sade onu mesut etmek iin alyor; fakat ite ac arla beraber bunu baaramyordu. Ah, bu ak, nasl birka saniyelik saadetleri btn zntle lim pimanlklarla paralyordu ve bunun zorunlu olarak byle devam edeceini, hibir are ol ek onu ne kadar eziyordu. Hayr, seni byle ezilmi, kederli gndermek istemem; kalacaksn! demek istiyordu; fakat Necibin gzleri kendinden kayor, tesadf etse bile bunlar bir ta ruhsuzluu ile kararyordu. Ah ne oluyorsun? Baka ne yapaym? Yemin ederim ki serbest ol sam... demek iin oluyordu. Bunu birok zamandan beri ancak hissedilir, fakat imdi grlec ei kuruntusunu derin bir gk grlts gibi kendinde hissediyordu, bu szle onun ne kadar me ut olacan hissediyor, ancak bu arzuyu kendine bile, ruhuna bile itiraf edemeyerek s usturmaya, ldrmeye urayordu. Fakat ite imdi hemen ruhundan, onun tn engellerinden ku

p birden dudaklarna gelmi oldu... evet, serbest olsayd... Fakat madem ki deildi... N e olacakt? Bunu sade byle yarasz, gnahsz devam ettirmek, bu ak bir ocuk mutluu gibi bir tapnma ile beslemek mmkn deil miydi? Ah niin, birtakm ac fedakrlklara katlanp ra, azaplara, btn karanlk ve skntya dmek, bir hata ile hayat birden harap etmek n yordu? Zira nnde karanlktan, skntdan baka bir ey grmyordu. Ah bir para o kanaatkr seydi ki kendi de istiyor, mmkn olsa bunun iin her eyi yapacak ve bir saniye ayrlmama k iin, onu mesut ve neeli tutmak iin o kadar alacaksa da mmkn olmuyor... Bunu grp N kanaat etse, onun muhabbetinden, kalbinden emin olsayd... Ah Necip, bilsen! diye i nlemek istiyordu. Fakat bilmiyordu, hem gzleri o kadar hain, o kadar ta gibi bakyordu ki, bir sre onun kalbi hakknda Acaba yanldm m? diye souk bir rperme ile harap oldu. Fakat o daha in ikyet etmemi miydi? O da kendi strab olduu iin byle durmuyor muydu? O zaman Suad asl sebebinin ak olup, hi kimsede su olmadn grerek, onun ne hain, ne aresiz, ne y a olduunu teslime mecbur kalyor ve boynunu bkerek onun elinde ezileceini, paralanacan lmek korkusuyla harap oluyordu. Necib gitmek iin kapya dnnce Suadn karamsar bir sesle kocasna Kavak iin... dedi . Suadda son gnlerde hep gezmek iin bir istek, sokak iin fevkalde bir arzu ortaya km ip bastracandan ikyet ederek imdi bu msaadelerden istifade etmek, etraf hi olmazsa ek istiyordu. Hakikaten btn bunlarn kendisi iin yapldn, kendisinin buraya sk sk ge irer bahane olduunu Necib anlayarak memnun ve mesut oluyor, hep kendi iin, btn kendi iin yaayan Suad byle zamanlarda ne kadar azizletiriyordu. imdi yine umutsuz olup gide ken bu sz onu ferahlandrd, umutsuzluktan doan karamsarln karanlnda bir sevin va yava, gittike daha sk, daha ateli balanarak, bir gn bu ballk gsterisinin de bi cnacak hle deceini tekrar dnnce ne olursa olsun bu uurumdan kmak iin her eyi ya a olsun yapp kurtulmaya karar verdi. Bunun iin kar-koca kararlarn yarna verip kendisin e baktklar zaman aksilik olsun diye, Mmkn deil, yarn stanbula gideceim... diye ba kendisine sabit bir gzle bakarak, br gn... Olmaz m? diye sordu. Necib ban evirmek k, Bakalm... dedi. Ona kar byle gzleriyle kendini mahvettiini, iradesini zayf ve boy iin birden oalan bir hiddet hissetmiti. Gzleri dumanlanarak, bir hrs buusu iinde, S tsenize. Benim iin neden kalyorsunuz? dedi; fakat o anda piman oldu, onun gzlerinde o kadar derin bir hzn ve sitem grd ki, birden bir tepki ile piman oldu; kendisini byle kederli ve mahzun gndermemek, yle grmemek iin ne nazik, ne byk hislerini feda eden bu sevgili kadn imdi de o, umutsuz brakmak istemiyordu; ac bir tebessmle ruhunun btn ken i ezen elim mcadelelerini anlatp zrn gstermek ister gibi bakarak, Eer hava msaade ed .. Belki ben de gelirim. dedi. Fakat kendini sokakta bulduu zaman tekrar karamsar, tekrar, Ne olacak, ne olac ak? diye dnmeye balad. Yalnz kendi iin deil, onun iin de dnyor, ikisi iin de b eyeceini grp bir are bulmak mecburiyeti beynini eziyordu. Onun yannda, onun nefsi iind e, onun vcudunda her eyi unutuverecek, iradesini ezen, cesaretini harap eden, kalb ini heyecanl bir atele yakp heyecanlar vererek bayltan, hemen onu koklayvermek, hemen elinin zerine dvermek, hemen orada yerlere kapanp alayarak lvermek zaaflar hissediy gzlerine bakarken bunda kendisini bayltan bir cazibe ile, yanndayken sade bir gzel kokusuyla her eyi unutturacak bir sihirle kendinden geiyordu. Tekrar ve artk kesin olarak gryordu ki, kamaktan baka are yoktur; fakat artk dnme zere, artk her eyi mahvedip, tekrar dnmemek zere kamak; o zaman da Suadsz yaayamaya bu hayatn yaatacak bir hayat yapmak aresine bavuruyordu Bu imknszlklar iinde netices ouna rpnmaktan kudurmu gibi yrrken birdenbire durdu; nk oktan beri duygularnn ha rak unuttuu durumunu, Sreyyaya, ona kar vazifesini grmt. lk defa olarak cidd, bir kesin bir azim ile karar verince mmkn ve mutlak neticeyi dnen adamlar gibi, olacak eyi dnerek, her ihtimali tartarak dnd ve bu nce bir taa iddetle ban arpp sersemle du; isteklerini bir sre unutup durumunun dehet ve ciddiyetiyle donunca, yalnz ileri si iin deil, imdi iin de rkt, zira o imdi yine bir ey yapm, ihanet yolunda birka a man gerekten korktu; kendinden, etraftan, Sreyyadan, bilhassa Sreyyadan... Fakat madem ki onun bir eyden haberi yoktu ve... Olmayacakt, evet biraz tereddt ten sonra, imdiye kadar bilmedii gibi bundan sonra da bir ey bilmeyeceini dnd; onun d yaa kadar hayatndan, kitaplarndan alnm tecrbeler, derslerle bu mesele hakknda birtak er ve muhakemeleri, bunlardan kard neticeler ve ahlk felsefesi vard ve bu kendisini bi den rahatlatt; sade akl ve tecrbelerle bunun hi bu kadar nem verecek, hatta bu kadar dnmenin bile bu kurala uymaktan baka bir ey olmadn dnd. Ve kuvvet bulmak iin H f bana ait deil a... Hi bana ait deil! diye dnd, sonra ac bir tebessmle, Zavall S

diden suluyorum! diye acd. Fakat gerek deil mi? diye devam etti. Bu yle bir gnaht Suadn kabul ve belirtileriyle, sade Suadn rzasyla ortaya kacakt; bu arzu kendinde ne r iddetli kalrsa kalsn, madde hibir neticeye varamaz, daima sonsuz ve bouna kalrd; fak t sade Suadn bilmesi ve bilerek susmas onu bir kabul ve kabul de hyanete itirak hline etiriyor, itirak deil, asl mesuliyet ona ykleniyordu. Bu arzu yalnz onun kabulyle ok t hlikeli bir hl alyordu. O hlde? Ve erkek ihanetiyle kendini mazur grmek iin o kadar dikkatli davranrken onu da kim bilir nasl eylerin bu neticeye zorlayp gtrdn, bu ihtimali asla dnmyordu. O erkek nasl tahamml eder? diye dnyordu. O zaman tekrar o gzleri, onlarn sihirli bak e siyah davetlerini grr gibi oluyor ve bu ekimin nnde her eyin susacan dnyor, O bir saadet olduktan sonra? diye her eyi gze alyordu. Gece hep bu kararszlklar, bu hummalarla geti, sabahleyin uyanp havay parlak bulun ca dayanlmaz bir acyla, stanbula gideceim dedii iin bu gn oraya gidemeyecei acsyla ad. Niin byle budalaca hareket etmiti? Suaddan baka ne istiyordu? Onun gibi bir kadnn hayat ve ruhunu igal ve ele geirdikten sonra, baka daha ne istiyordu? Eer bir uurum ii nde bulunuyorsa niin bunun suunu ona yklemeli? O da tam aksi kendisiyle beraber, bu durumun muhafazas imknsz oluundan sklmyor muydu? Yeniden Suada dncesiz, muhakemesiz, dkn, yine onun akyla sersem, ne yapacan b gitmek isteyip gidemediinden skntl dnrken aklna dn onunla beraber gezilen yerlerde ldi ve bu sanki onu bir zehirle mest etti. Dnk saadetleri birer yara oluyordu. Ora da kyn mezarlna kadar gelmiti. Dn burann ne kadar muntazam ve temiz olduunu syleyer zaman megul olduklarn hatrlad ve orada bir aaca dayanarak bakarken dn dnmedii eyi kendinin de lmek ihtimalini... Dnyada ne saniyelik bir misafir olduunu, bu misafirl iin derin ve ac eylerle berbat edilmesi, ne kadar yazk ve zahmete demez ykler bulunduu u dnerek ac ac, Bu, imdi artk toprak, amur olanlar mrlerinde benim gibi byle bir y olup da onu birtakm temelli ve temelsiz kuruntularla reddettilerse ne kazandlar? diye sylendi. Evet ne kazanmtlar? te yapan da, yapmayan da ayn topra, ayn amuru ol sonra, hep bir netice iin gerek saadetleri tepmek delillii neye yaramt? Hayatn byle edakrlklara, vazgemelerle, ar vazifelere tahamml ve uygunluu mu vard? Bu yalnz insan hususuyla, insanln selmet ve istirahat iin mevzu, muhakkak facialar kapatmak iin tert enmi bir kanun deil miydi? nsaniyetle insanolunun bu mcadelesinde yine kim malp oluyor u? Hem niin hayatta binde bire nasip olmayan byk saadetleri byle feda etmeli, nihaye ti lm olduktan sonra niin hayat da byle esassz kanunlar iin zorla ziyan etmeliydi? Hat a insanlk, hatt tabiat buna zorlayp gtrmyor muydu? htiyalarn ne temelli, ne salam, olduu iin ne mthi ve stn bir kanun olduunu dnerek dnk korkularn bo deilse bil Aktan baka her eyin bo olduunu dnp hayata sarlarak bundan verebildii kadar, alna zevk ve saadet almak hrs ve ateiyle, hayatnn msaade edecei kadar yaamak ihtiyacyla c yrd. Suad dadsyla yalnz buldu ve onun gzlerinde kendinin byle beklenmedik geliiyle o k r ak bir sevin ve nee grd ki iddetli bir saadet hcumuyla yrei arparak, ona ansz, n ve tapnma hissetti. Hemen ellerini kapp pmek, Senin iin, gerekirse lmek iin geldim S ad; senden ayr yaayamayacam kesinlikle anladm iin, ne olursa olsun senin olmak iin nurum! demek istedi. Fakat bunu syleyemedii iin duygusu devam ederek, bu kendisini o kadar seven nefis yaratk hakknda o kadar kt fikirlerinden, kararlarndan imdi arm up utanarak, onun iin lse bile kran borcunu deyemeyeceini gryordu. Suad sitemle, stanbuldan m? dedi; o ban sallayarak Gitmedim! diye cevap verdi. m! gibi bakt Ah bilsen... diye balamak iin dayanlmaz bir hararet hissetti, fakat yaln teli gzleriyle bakt. Sonra, Sreyyay sordu, o, bugn son defa olarak sandalla kmt, dal btn btn gidecekti; dad bunu anlatarak, yi cesaret! diye darya bakyordu. Ekimi s tehditli bulutlarla ykl semas altnda deniz kurun, kpkl, fkeliydi; o, saat yedide ceini sylyorlard; o zaman oturup, beklediler. Konuurlarken Suadn kendisine nasl hareket ve merakla baktn ilk defa grr gibi di erek ayordu, bu hemen gzya olacak kadar incelik ve teekkre varan bir amayd ki, mem kadar ac veriyordu. Onun gzleri hep bir soru gibi zgn ve bekler gibi bakyorlar, o dai m bir sitemle nemli gibi bak acnacak bir endie ve merak bulutuyla rtlm geliyordu N aptn? Niin dargndn? Niin gelmedin? Nen var? diye binlerce sorunun birlemesi ile bakark n bu gzel kadn bu kadar kendine ekme ve kendine getirme saadetine btn zaafyla teslim o uyordu. Ayn zamanda ona kar bir incelik ve merhamet de hissettii iin alamak arzusuyla eziliyordu. Onun bu elemler, zlemlerle perian baklar nnde ruhunun sevin ve gzya il i hissediyor, iinden erefli arzularnn feryat ettiini gryor, byle baktka bu kadna

dn olmayan, insanln stnde bir ba ile esir olmaktan baka bir ey yapma gc olmad Dn beraber getikleri yerden bugn yalnz getiini anlatt, Suad mahzun, hasretle dinli ordu; onunla beraber olup oralarda yalnzca gezmek saadetini, hayat feda edilecek kadar kymetli gryor gibiydi. Fakat Necib bundan sonra artk mevsim bittii iin otelin so n misafirlerinin de stanbula tandklarn, artk kendisinin de ineceini haber verince bu ahzun, kederli bir bulutla soldu karard; gzlerinde nasl perian bir rica titrediini grp onun zaafna, kadnlk aczine, zellikle kendi kederlerini yok etmek iin hayatn verircesin komasna son derece ac bir merhametle elemlenirken imdi byle kendi sebebine de zlmeye ahamml edemeyerek hemen gzleriyle sakinletirdi ve gven verdi. Otel kapanyorsa da kyden asl yaz misafirlerinin henz hepsinin inmediini, havalar iyi gittii iin asl krdan imd aydalanmann mmkn olduunu anlatarak br otele tanacan haber verdi ve onu memnun ve i rek rahat etti. Onu zellikle dnden beri kendine kar daha ok ateli buluyordu; sanki btn btn kend mu gibi, sade bir hareketle btn hayatn bir teslim edii vard ki, Necib bunda ruhunun b efalet ve aczini, onu bu hle ynelten hlleri ve zntleri gryorum sandiyordu; bunun ona adar kuvvet ve iddetle sahip olmak memnuniyetinde sarho edici bir aclk bulmaktan nef sini kurtaramyordu. nk Suada acyordu; onun nceki arballn ve ciddliini imdi grmek ona znt veriyordu; imdiki, btn ruhuna girmi gibi idi, onu btn soyluluk ve y endine bal grdke bir an oluyordu ki, nefsinden tamamyla syrlarak sanki bizzat Suad, o kendi ruhu gibi anlyor ve ona bal kalyordu. Onun ne hemen krlverecek, ne hemen dank olacak gibi lmeye eilimli bir ey olduunu gryor ve ona bunun iin acyordu. Geri kendin dii, bu kadar sevdii iin acyordu. Bu kadnn saadet hayatnn kendi gibi ciz ve sefil bi bal olmasna yanyordu; kendine bile zarardan baka eyi dokunmayan egoist, kararsz, hasta bir adama, onun bu kadar iddetle bal bulunmas yreini yakyordu, onu mesut edebilecek bi adam olmasn temenni ediyordu. Ah onu mesut etmeyi ne kadar istiyordu! Halbuki, ba htsz edip alatmaktan, ona azap ve felket vermekten baka ne yapabilecekti? Hatta imdi bile onu zmyor muydu? Daha dn zevk duyarak ona azap vermemi miydi? Hibir ilgisi olmad eylerin bile intik mn ondan almak, kendi asabiyetinin cezasn ona ektirmek iin kalpsizce ona azap vererek bundan haz duymam myd? Ancak ondan daha ne istiyordu? Onun gibi bir kadn, bu kadar idd et ve kuvvetle ruhunu verdikten sonra baka ne yapabilirdi? Kendi gznde bile asl bykl ran yetenekleri feda etmeden baka ne yapabilirdi? Ve onlar bile akna feda etse belki en nce kendi aalamayacak myd? O zaman daha ilk pmenin ardndan decekleri pimanl lalma ve uursuzluk iinde birbirine bakamayarak nasl aklarnn ta kesilmi cesediyle kal arn, birbirini nasl kayp, hatta aalayacaklarn hisseder gibi oluyor, btn o azap ve diden eziliyor, Suad imdiden gznden dm buluyordu. Evet, asl o anlamas, o affetmesi en asl o sulayacakt, asl o onurunu kracakt ve Suat phesiz bundan lecekti... Hatta, sulamyor muydu? Dnden beri o kendisini kim bilir nasl ateli elemler, kederler iinde d e fedakrlklar iinde rpnrken kendisi inan ve ihanetle ne kararlar vermemi, nelere haz m, neler tertip etmemiti? Onu mesut etmek bir yana dursun hatta bedbahtlktan da kt bir uuruma srkleyecekti; onun huzur ve istirahatn imdi byle aldktan sonra, hayat ve namu u da verse yine kanmayacak, kendisi btn bykln muhafaza ettiini syledii hlde kadn grmeyecek, gremeyecekti. te asl nokta; kesin olarak gryordu ki, hibir ey kendisine S aman nceki gibi gstermeyecekti, ne kendisi iin namusunu feda edii, ne aknn iddet ve n , hibir ey... Namus kurallar kendini byle bir hareketten men edemedii zaman nefsini m azur grrken onun da yine ayn artlarla namusu akna feda ediini affedemeyecek, kendi cin yetinin de cezasn ona ykleyecekti... Niin, onun ne suu vard? Btn bu felket kendini ii, her eyi akna feda ettii iin miydi? Ah kadnlar, kadnlar, siz sade aknza, sade nizin yceliine ve malp olup mesut yanarken, erkeklerin kalbinde ne irkin, ne hain, ne tannmaz hisler olduunu bilseniz... diyordu. Ve Suad da sanki bunu anlam, ileride nasl bir zarara ve alalmaya srklendiini biliyormu da yardma aryormu gibi bir perianl mekle beraber nefsini feda etmek mecburiyetinden doan ketum, fakat derin bir ikyet bak vard ki, onu harap ediyordu. Necib, bu fikirlerine, hislerine o kadar gmlm, nefsini o kadar teslim etmiti ki, hibir ey, ne Sreyyann dn, ne konuulan szler onlarn sislice cereyann bozamyor, rmeye hizmet ediyordu. Sanki Suadn btn mevcudiyetini bir gzya maskesi, karamsarlk bul kaplamt; en kk szyle, en manasz bakyla bile kendinin, srf kendinin olduunu nas ni vermekle mest olduu halde nasl yalnz kalmak ihtimalinde gzlerine siyah bir endie kt k ederek onda faciann asl ackl sahnesinin devam ettiini, akn artk kesin karar vermek p eden hummal devresine geldiini ve ne yapacan bilmemekle beraber byle de devam mmkn

adn grerek nihayet nefsini feda mecburiyetiyle mcadele edilen son azap ve elem an iin dn anlyordu, o kadar anlyordu ki, bu faciann btn elemiyle yrei szlyor, Ah bar dck! diye syleniyordu. Ve bu kadn o mahvedecekti; kendine yalnz ve yalnz kendine, o kadar fedakrlkla ruhu nu teslim ettiine inand, ruhunun iyiliine tutkun olduu bu muhterem kadn o kirletecek, dile getirecek, ldrecekti deil mi? Ama niin; sonunda yokluk acs ve pimanla, aalan meye dmek iin, btn bu akn, yce gzelliini, esiz bulunmazln bitirip sevdiini a le mi? O zaman aklna iyi bir fikir geldi; biroklarn vcutlar iin sevdikten ve bunun iin d stisnasz hepsinden, baka bir yara aldktan sonra, imdi birini de phesiz en lyk olann e ruh ve iiri iin sevmek, bir zaman o kadar hayran olduu yceliine hrmet etmek arzusuna kapld. Ve birden nefsini buna yeter grerek at; onun ruhuna bu kadar rakipsiz ve tek b ana sahip olduktan sonra tesi miskin, sadece hain ve irkin geliyordu. Bu kendine, se vdii kadn kadar yce, ona lyk sekin bir ak, ayr bir sayg, onun ruhuna ve gzelliine gibi grnyordu. Bu birok duygulardan olumu bir arzu idi ki, hepsine birden itaat arzus uyla kuvvet buluyordu; sade ak ve merhametten ibaret de deildi, teekkr, tapnmak, iir, hrmet, pimanlk, gurur, her eyi ve en sonra namus... Evet, namus, ailesinden, byklerind en duyduu, kitaplarnda okuduu namus, btn insan kanunlarn esas ve gayesi olarak tantt namus en sonra gelebiliyor, Namus... Herkesin syledii, fakat kimsenin rast gelmedii bir tr ku olmal... diye omuz silkiyordu. Bu fikrine ilk hamlede bu kadar tutkun olunca bunu sslemeye balad: Bunu bir eit e vlenmek, ruhlarn evlenmesi gibi gryordu; Sreyyadan daha ok ona yaklaabilecek, evlenme nlarnkinden daha lmez, daha yce, daha airane olacakt; bu, dnyada hibir lekenin gelip z delemeyecei bir ba olacakt. Utandrp yz yze baktrmayan o korkularla, gizli, haince p yaralanacana, aklar herkesin iinde, saf ve meleke hkmran olacak, iitilmekten, anla orkmadan, mesut ve mutlu devam edecekti; byle birbirine daha yaknlaacaklar, sanki b irbirine nfuz edecekler, birbirinin ruh samimiliinde yaayacaklard... Ve bunu dnnce me olarak bu bir ihtiya halini alyordu; ona, Msterih ol, gzlerindeki karanlk ve endie kay olsun! deyip bunun meydana getirecei kran grmek istiyordu ve gerekten, nihayet onun bu u itiraf edip, Evet benim kardeim olunuz. dedii zaman gzlerinde yle bir teekkr eden b lem ve tel grd ki, bu da yetimiyormu, ruhlar yine yeter derecede yaknlamam gibi a le, Kardeim, veya, benim ninem olunuz... diye inledi. O dakika Suadn gzlerinin ate ve kranla kendisine baktn grd, sonra bu gzlerin damla oldular; onun en gizli, en kutsal arzusu bu idi ve bunun byle kendine tekl if edilii onu son derece memnun ve minnettar ediyordu; kalbinin rpnarak ona kotuunu hi ssetti ve gzlerinden bu iki damla ar a derken ikisine de aklarnn en mesut ve can al kasn yayoruz gibi geldi. - 16 -

O zaman, hatta son haftalarn saadetini bile kmsettirecek kadar byl bir hayat devre i balad. Necibde, byk akta, onu, boyuna uzayan bir hayat ve ferahla sevk eden bir hayret va rd, en son heyecan derecesine ulam olduunu sandktan sonra imdi yleleri oluyordu ki, h cekilere stn geliyordu, hibir zaman bu kadar ve bu kadar iddetle mesut olmadn aklam bur oluyordu. imdiye kadar hibir balants olmamt ki, bu kadar devam edip de kin ile ka la veya tiksinme ile yaralanmam olsun. Suadn ak onu her zaman yeni bir hayata, hayran olduu, mehul kalacakm heyecann veren bir tapnma hayatna, temiz ve saf olduu iin p iin bakalarna benzemeyen bir balla sevk ediyordu. Bylece ekim kendisi iin hayatnda bilmedii, tanmad bir saadet devresi oldu. Bu ay ahlar sisler, sisleri yrtan canavar iniltileriyle vapurlar, bahar andrr gibiyken bird en btn mevsimlerin renkleriyle can ekiip nihayet siyah bir k akamyla bunalan gnlerle isi iin lnceye kadar hatrasnda izleri kalacak bir sonbahar ay oldu. nceden iirini artrmakla beraber phe ve karamsarla sevk eden son gnlerin belirsiz ri bugn artk gven ve gerekleme ile onun iin bir misal vaad sevincini veriyordu. Benim enim iin! derken gelip neelerini ezen Ne belli? phesi, en neeli zamannda onu ldren ? endiesi artk silinmi, hepsinin yerine birbirini son derece seven, bunu gsteren ve i spat eden iki kalbin hrmet ve ballyla bunun eserleri olan sulamalar, baklar, glmse i. Artk birbirinden gizli ayr hibir eyleri olmuyordu, o kadar ki, Sreyya ile Suadn by

olmadn gren Necib iin bu bir lgnlk saadeti veriyordu. Hatta yle eyler vard ki, o mad hlde ikisi bildiklerinden, bu sanki ballklarnn kuvvet ve iddetini gsteriyor, a ar mest ediyordu. O kadar eylerden saadetler yaparak yaarken bu hayatn bir gn bitecei hzn bazen onu hrpalad; fakat Suadn gzlerinde o kadar sonsuz bir mavi gkyz vard ki, , Ancak sen biliyor musun, sana fedaym, sana fedaym... diye haykrmak arzularyla bouluy rdu. Tesadflerde, vedalarda yle baklar oluyordu ki, taparcasna bir sevgiyle titriyorlar d. Ancak kendileri birbirini mesut edeceini, ettiini bilmekten doan bir ihtiya ile be raberken ve ayr bulunurken hep birbirini dnp mesut olduklarn anlatan bir gvenle, veda bile bir saadet oluyordu. Onlar birbirinden ayr bulunmakla ayrlm olmuyorlard. Ayrln ve hasret damlasyla mest ettii ateli bir ba ile daha bal oluyorlar, senden baka iste senden baka dncesi, senden baka bekledii olmayan bir varl gidip mesut ederek, mesut heyecanyla geen bu saniyelerde oraya komak, tekrar o baklarnda mest olmak telyla ya O zaman ayrlmak, tekrar grmek heyecannn rpermesi hlini alyordu. Bakalarnn yannda birbirini daha ok seviyorlar ve bunu daha ok iln ediyorlar denile ilirdi. Zira yalnz kaldka hl o saf heyecan onlar perian eder brakrd. Halbuki alt e ilk anlarn itiraf ve naklettikleri oldu; Necib ona nasl kalben balandn, niin sevdi latrken, yava, ancak iitilecek kadar tek tk szlerle hikye ederken, o, dikiinin stnde emiyor gibi megul, dalar kalrd. Bu bir dereceye geldi ki hayatlarnn bu iki safhasn bir irine kartrmaktan korkmaya baladlar, onlarn yannda kendilerini unutup bir ihtiyatszl ekten titriyorlard; mesel nceden sofrada, Niin almadnz, Necib Bey? derken imdi szn ica ve srar eder bir bak, elinde olmayarak karyordu ki, bir gece Sreyyann da bak iin ikisi de birden sararp donmulard. yle zamanlarda Necib heyecann saklayarak tabi k iin lzumsuz szler bulmaya uraarak, kendinden ve onlardan honutsuz, kt bir an geird Duygularna esir olup giderken arada bu, bir ihtar darbesi oluyordu; kendi de hissediyordu ki bu yaplan ey ne denirse densin, nasl sslenirse sslensin iyi bir ey dei di; ite nefsini alkoymakla bunun irkinliinden ruhunu kurtaramyordu. Sreyyann bu bak a cesaretini, konumasn muhafaza edemiyor, onlarn ne lekeli ve yaral olduunu saklayamyo du. Evet bu kadar iyi niyetle, o kadar yksek ll istekle beraber bu, yine ara sra iyi b ir ey grnemiyor, kalbine bir ezginlik, bir bezginlink getiriyordu. Ve bu elemli tesirle oradan kp yalnz kalnca bunlar daha ac ac dnmeye, nefsini erek karanlk ve kalabalk iinde duygularyla mant karyor, garip ve vahi felsefeler y . Tabiatta her eyin insanlar ak ve konumaya sevk ve dvet ettii, engellerin sade tertip lenmi ve esassz ihtiyatlardan hatta faydasz eletirilerden ibaret olduu fikrinde hl sab t olduu iin kendinin yine dertli ve zayf oluunu anlamyor, zaaf ve miskinliine kzyordu efsini beklenir ve sz verilmi bir saadet iin her kayttan uzak tutmaya, aktan baka her yin bo olduuna karar verip, baka hibir eye nem vermemeye azmetmi olduu hlde yasaklam inden gelmeyen baz duyguyarna uyarak bu kadarn da feda ediyor, maneviyata her eyi fed a ederek kanaat ediyor ve yine bundan bile skntya dp ac duyuyordu. Sreyyann huzurun n, Hayr bana bakma Sreyya, bana byle muhabbet ve yumuaklkla bakma... Ah bilsen... deme istiyor, geri Suada byle btn btn sahip ktktan sonra onun elinden ne kymetli bir m ldn grerek onun huzurunda bsbtn rahatsz oluyordu. Muhakeme ederek aslsz bulduu e nde olmayarak yenilip boyun edike Acaba muhakememde mi yanlyorum? dedii olurdu. Fakat ayr bu akl ve mantn, fen ve hikmeti son delillerine ve bulularna dayanan bir muhakeme di. O zaman bir mana, bir sebep bulup veremeyerek bir eyin doru olmakla, gzel ve iy i olamayacan dnr gibi oluyordu, his akldan daha isabetli tesir ve etkilenme gsteriyo akldan ok hisse tabi olduumuz iin toplumsal kaytlar ve tertipler dedii eylerin asl lzum ve vcuduna temas etmi olduunu anlayarak Evet, ite namus, namus mutlak bu... Ben y alnz kelimeyi kabul etmiyorum, fakat eyi yapyorum, ite mecburen yapyorum, onun altnda iliyorum; bak bu kadar itaat ederken bile yine skntlym; ne kadar inkr edilirse edilsin bu eyler kt, irkin; esasen irkin ve ruhum, kalbim bu irkinlie, bu ktle tahamml e ek namus bu, demek namus var... diye boynunu bkyordu. Biroklar esas ve renklerini bilmeden, sade bu namus kelimesine itaatle hareket ederlerken, kendisi olaylarn gerei ile bu kelimenin klavuzluk ettii eyin varln hiss ona esir oluyor ve bunun iin onlardan daha ok ciz ve boynu bkk kalyordu. Bu fikirlerden sonra Suadla buluunca onun o endieli, dikkatli ve kendine bal bakla nnde yalnzln, gecelerin kbus ve karanl ile her eyi simsiyah grdne gler, haki n ki hayalhanesindeki kadar ac olmadn grp saadetini henz tutkun olacak kadar saf ve y ulur, dncelerini unuttuu olurdu. Fakat yava yava bu bir ruh durumu olurdu. zellikle me kilerinin anlalmaz ve ad verilmez oluu onu igal ediyordu. Onu pek belirsiz, samimiye

tsiz, pek yalan buluyordu. O geceleri hi olmazsa iyi niyetimiz var diye kendileri ni mdafaa edebiliyorken, bunun miskin, ikiyzl olduunu artk ret ve inkr edemiyordu. Byl kimi aldatyorlard? Nasl sslenirse sslensin, bu yaplan eyin yine haince gizlenmek iste ildiini, yine haince titremelere, sonra birbirinden utanp ezilmelere, kzarmalara, s ararmalara, heyecanlara sebep olduunu grerek bunda cinayetten baka bir de miskinlik hem de pek lzumsuz, pek irkin bir miskinlik buluyordu. Bu komedi ile kendilerinde n baka kimseyi kandramyorlard; nk bakalarnn nceden de haberi olmayacakt; halbuki irbirinin dudaklarnda lmek iin can veriyorlard; bunu o hemen yerlere dp serilen bakl le rtp saklayamyordu. Bir gn Suad ban kaldrp kulann dibine kadar bilmeyerek sokul bin titreyen dudaklarna, bulank gzlerine bakp sapsar olmutu. O hlde, hatta, Evet, se uz ve ister istemez akmza esir oluyoruz. diyebilmek samimiliine, artk kendileri iin ka an bu, tek snma aresine sarlmak bile yoktu. Sonra acaba Suad da ac ektii oluyor mu diye merak ederek onda bir belirti gremey ince kendine ac ektirmemek iin tesirini sakladn dnmekle beraber, ara sra onu sula veriyordu. Fakat bir gn bunda yanldn anlad. Szn gelii akndan bahsederek mahzun ma lerini, mahrumiyetlerini anlatyordu; bunun arasnda yalnz bir Sreyya isminin gemesi ik isini de titretti; imdi o iirin yerini perianlk kaplad. Suadn gzlerini kaldrp bakam ar bir sessizlikten sonra ac ac, Ah bunu kt yapyoruz, kt... dediini iitti. Demek o da ac ekiyordu? Demek kt yaptklarn ikisi de anlyor ve ikisi de birbirini para aalyordu: Oh, pek hissedilmez bir surette, hatta sonra birbirlerine tutkun, yin e birbirlerine dnmek artyla... Fakat aralarnda byle dehetli uurumlarn aldn hiss ilerinden ve birbirlerinden irenir olduklar bu saniyelerde son derece ac ekiyorlard. Suad onu, Sreyya ile yine nceki gibi temiz ve samimi bir ekilde dosta gryor grd ak; onu kt bulmaktan korkarak Hl nasl grebiliyor? Bari grmese de kasa... diye d , hemen gitmesini temenni ettii oluyordu. Ondan byle memnun olamayp, halbuki suun da ha ok kendinde olduunu itirafa mecbur kaldka asl kendinden honutsuz, ezilirdi. O zaman Sreyyann gsne dp hkrarak, Bak bana, dinle Allah akna... O gelmesin, artk gel gelmesin! diyecei gelirdi. Ah, Necib anlasa da gelmeseydi, bunun byle devaml kendin i ldrdn grse de acsa, acd iin gelmeseydi... Fakat Necib anlamyor ve geliyordu ve o geldike, Suad sahiden ilk defa seven btn kadnlar gibi, her gn ona daha ok kalbinden balandn gryor, onu sevdii iin dzgn t tiyalar hissediyordu. teki, Suadn bu taparcasna sevme anlarndaki derin ve zgn bakl dieleri silinip mahvolurken, onun da mahzun ve i skc kald anlarda, onun gznde bir h zgisi grmek korkusuyla titreyerek, Kim bilir, o da benden ireniyor, beni ne kadar s efil buluyor! diye harap oluyordu. Ancak hakk var myd? Sahiden bu ey kt ise yalnz ken mi mesuld? O kadar sre Sreyyay o kadar seviyor sand bu kadnn, kendini byle abuk v seviini grdke, Demek sevmiyormu, sevse beni sevmezdi, sevemezdi... diyerek nasl gizle ne, onu nasl o kadar sever gibi grndne ayor, En iyisi de en kts kadar hyanete y e syleniyordu. O hlde nasl inanmalyd? Ona bile inanmaynca neye tutunacakt? Hyanetle r? diye ban eip akn kalyordu. Necibi asl kahreden ve nce ad bir endieyken gittike sabit bir azap olan bir ey var ki, o da, bu fikirlerin yava yava btn akn, hayatn zehirleyebilmesi korkusuydu. Ah, a , bu kadar saf ve beyaz ak bile kendi kendisini ldrrse, hayatta ne yapmal? Yaamak iin aka neye tutunmalyd? nsana o heyecanlar, o ykselme ateini, o gzellikleri verebilen a e byle kendi lmn kendi hazrlarsa niin yaamalyd? O zaman, Mmkn deil de onun iin! diye dnd; ak ile namusun bir yerde mmkn olma leneklere esir olup titiz davranarak hayatn zehirlemekte olduunu tekrar etmek isted i; fakat ite bunu yapamyordu, buna dudaklarnn temas ettii gn gznde hibir eyin nemi kalmayacak kadar deceini grd iin elinden gelmiyordu; byle tasarlayarak, kararlarla ahip olmak deil, o kadar sre yannda sknetle, ciddiyetle oturduu bu kadna temas etmek b le ona yapamayaca bir hyanet geliyordu Asl ktlk, ruh hem istiyor, hem tahamml etmiyo nda. diye karar verdi. nsanlarda hayat ve saadet iin gerekli olan eylerden bkan, veya irenen bir hl vard ki, ite asl hayatn aresizlii bunu buluyordu. Hem ancak onunla ya , hem yaamyor, ite ceza burada! Sanki gdasyla zehirleniyor!diye umutsuz oluyordu. Fakat sonra, Suadn derin bir zlem bakyla maddiyatlardan syrlnca ondan baka her uyor, o zaman mahzun geen saatlerin intikamn almak istiyor gibi Suad seviyor, sevmek istiyor, btn bulutlarn dalp gittiini grerek rahat ediyordu. Bir gn Sreyya, stanbula inmiti; geri geldiinde onlar yalnz bulunca Necib, belki k i aclarnn etkisiyle, sand ki, Sreyya ikillendi, zaten onun gelip kendisini Suadla bera er bulduu zaman pheleneceini farz ederek pek ok ac duyduundan imdi byle bir belirti

e nefsinde iddetli bir alalma hissetti; ondan korkmak, onun gznde hakl bir tiksinme gr mek kendisine o kadar g, o kadar dayanlmaz geldi ki mnasebetsiz olmayacan bilse hemen alkp kaacakt; fakat mecburen kald. Ve gecesi, ackl ve yakc bir gece oldu. Yemekte Sreyya badakilerin konaa indiklerini anlatyordu; Necib bundan istifade i le hemen imdi aklna geldii hlde nceden kararlatrm gibi kendinin de artk yarn stan haber verdi ve Sreyyann, yle ya, artk iyice k geldi... Bakalm, belki haftaya biz de iz artk. demesi onu ferahlatt. Zira stanbula gidince srecei kark hayattan imdiden i straplarnda bu gelecekteki endienin bir karmas oluyordu. Buraya gelip gitmenin nasl rucu tahamml edilmez bir ikence olacan daima bir elem kesiyle hayal ederdi. Fakat Suad anbula inmeyi hi istemediini, onun birka defa syledii szlerden bildii iin bu sz ze bakt. Suad oraya giderlerse Hacerin yannda her eyin mahvolacan dnerek Sreyyann k suna seviniyor ve ayet inmek isterse kendisini kandrp burada kalmaya karar veriyord u. Onun iin nce Necib, stanbula ineceini syleyince nceden kendine haber vermediine g bir gzle ona bakarken Sreyyann da o szlerini iitince iki darbe altnda sersem gibi kala ak ancak bir sre sonra sorabildi: O niin? Hani kn kalyorduk? Sreyya atalndaki et parasna bann ucuyla hardal srmekle megul, omuzlarn bir arak Kalyorduk, kalyorduk ama... imdi kalmayacaz. dedi ve sonra, sebep gstermek iin urada skldndan, havalarn ktlnden uzun uzun ikyet etti. O anlatrken karsnda, ne yapsa Sreyyay kandramayacan ilk defa olarak hissederek elen bir hiddetle gzleri kararan Suad: Ancak siz kendiniz asl onun iin istemiyor muydunuz, dedi. Sreyya nihayet kuvvetli bir sebep gsteremeyince kaleminden bahsetti; artk bu ka dar sre terk etmenin kt olduunu, bu kadar yalandan hastaln kt etkisi olacan syl isi de anlayacak kadar hikye anlatt grlyordu. Suad bu yalanlardan, bu kararszlklarda nazllktan birden son derece fkelenerek, Sreyya istese bunlarn hibiri kendisini bu kar arndan vazgeiremeyeceini bildii iin umutsuz olarak engelleyemedii ikyetli bir yzle, eil, gitmek istiyorsunuz, ondan... Bunlar hep kuru bahaneler! diye karlk verdi. O zam an Sreyya saklamay pek baaramad bir hiddetli sesle Suada dnp, Evet, gitmek istiyoru unun iin gideceiz. dedi ve Daha bir diyeceiniz var m? gibi bakt; bu Susunuz! demekt hakaret altnda nasl sararp ezildiini, nasl gzlerinin dolduunu gren Necib iin bu, he derece bir his oldu. nce mevkiini son derece nazik buluyor, Sreyyann kendisini kskan dn sandndan bu hlin sebebini kendinde buluyordu. Sonra Suad o kadar byk grmeye a yapabilir sanr, ondan bir eyin reddedildiini dnemezdi; bunun iin imdi byle ciz, hor tahamml edemiyordu ve kocasna daha ok hak verdii iin Suadn byle hyanet zerinde tutu disine bile sulu grnmesine memnun olmuyor, byle ciz grnce hain grr gibi olarak safl niyetine marur olsayd bu kadar skn ve acze dmeyeceini dnerek, onu o kadar byk gr e kk bulmak ona pek ac geliyordu; fakat onun kendi saadeti iin, kendisi iin urat v rine toplanp serpilemeyen zavall yalarn kendisi iin dkldn, bu kkrtmaya kendi se dildiini grerek, Bare Suad, bak seni ne kmazlara soktum! diye yanyordu. Sonra bir aralk Sreyyaya kzd, btn bunlarn onun sebebine ekildiini, o olmasa aza ebep olan eylerin bile kendilerini mesut edeceini grerek, Madem ki o beni istiyor, b en de onu... Niin? demek istedi. Halbuki asl bu ite felkete sebep olan biri varsa ken disi deil miydi? Onlar mesut veya rahat otururlarken kendi gelip sakin yuvalarn mah vetmemi miydi? Yemekten sonra, bu zntl konumalarla, yorgun zihin ile onlarn sessizlik ve skntla k igal edebilerek nihayet saatten istifade ederek kendini bekleyen arabaya atlaync a kurtuldum sand. Fakat asl azabn bundan sonra balayacan gryor, ne olacan merak e hep azapl buluyordu. O byle her eyden yaama isteini yitirmi, alamakl giderken Suad tam aksi uramaya, erece bir atele saadetini mdafaaya hazrd. Bunun iin Sreyyaya tekrar ricaya balad, on ankl grnce biraz iddetli davrand. Ben gitmem demek, buna bahaneler bulmak iin yoruld hayatlarnn bu ilk cidd kavgas idi. Sreyya bu inada, bu iddete nce at; sonra kzd, davrand; baar midi kaybolan Suad, gittike ac, ie yaramaz bir umutsuzluktan doan karam lk ile kalacan anlayarak kanl bir hiddet iinde bouluyordu; ilk defa olarak nefsini md a iin her eye hazr, birbirini krabilecek yabanc dman gibi baktlar ve bunda yalnz S Onu en ok harap eden, yaralayan ey, Sreyyann sade bir istese kalabilecei meselesi idi ve sade istemedii iin kendini bu kadar krdn grnce kalbinde bir intikam ihtiyac do r hrslanyordu. Aklna, Sreyyann, babasndan ikyet ve nefretinin sebebi de bu hkm sr erek, Bunun iin ikyet ediyordu, ite imdi kendisi ayn eyi bana yapyor! diye ona Anc ki sen de ktsn, kendin ona kt demiyor muydun? yle ise kendin niin yapyorsun? diyece

ordu. Demek, herkesin bakasnda ikyet ettii ey kendinde bulunabiliyor ve bunu fark etme yerek bakalarnda sulad eyi kendinde olaan gryordu? Ancak niin bunu onun yzne hay disi bunu haykramayacak myd? Ve onun hakszl altnda kalp haykrmadka hiddetinin oaldn, boulduunu hissedi evliliin manas nnde ciz ve sessiz kalp nihayet anlamaya mecbur oluyordu. Koca denilen birinin hakl haksz keyfine esir olmaktan baka bir ey olmayan, mesut denilenleri ise onun trl heveslerine artsz boyun emekten ibaret evlilik ona iren geliyordu. Artk Sr ona bir dman grnyor imdiye kadar da byle miydi? diye hayret ediyordu. O zamana kadar e bir frsatla bunu anlamamt, nk hep itaat etmiti, hep arzularn daha meydana gelmede yerine getirmeye almt. Demek kocasnn kendisine dost ve sevecen gelmesi bundand. Esa e bu gece grnd gibi egoist ve souk idi; demek, o kadar sre onu tanmayarak, hem bo ye in ve mesut olarak yaam, iten olmayan eyleri saadet sanp memnun ve mesut olduunu sanm nda hi beklemedii huylar, ktlkler vard ve bunlar frsat dmedii iin grnmemiti. O n iine alp, Ben onu bilmiyormuum, btn btn baka bir adamm! diye szland. Korkuyor hayat, kendindeki gveni iin korkuyordu, Nasl yaamm, yarabbi? diye titriyordu. Acaba hayatm devam ettirmeye yeterli miydi? diye dnerek baka birisi olsa daha m olacan dnyordu. Sevmi miydi, kendini sevmi miydi? te bugne kadar buna eminken i Hayr diyordu; bir kadnn mrnde stn tutulmu ve sevimli bulduu bir adam tarafndan s eyecei kadar, her eyi feda etmek deil, bir arzusuna bile kyamyordu. Bu, ya ocuka devam eden bir heves veya bir alkanlkt ve kendisi bunu cidd bir kar koca sevgisi sanmt; de sade bir oyuncak, hem de onun bile gln bulduu bir oyuncak olmutu. Yalnz kendisi iin, adnl, gzellii, kalbindeki sevgisi iin hayr, bin kere hayr, onu bir dakika seven adam geceki hareketi yapmazd. Sevseydi, Necibin baklar gibi baklar, onun ruh hareketleri g hasreti ve k gzleri olacakt. Bylece, mrnn en gzel ve en saadet ve sevgiye lyk zamannn aldanarak geip ziyan o mek, hi olmazsa Biraz mesut oldum. diyememek hsran onu ykyordu; kendisi yumuak huylu, na yakn, itaatli olmasayd bu kadar bile rahat edemeyeceini, ne olmusa kendi budalalnda , itaatinden olduunu grmek onu ac bir intikam hrsyla, derin bir alamak ihtiyac ile sar ordu, byle iken, bu saknma ile beraber, imdi mecburen stanbula gidince her eyin de bit eceine dair ac bir phe vard ki, ne yapsa bu devam edemezdi, o kadar ki gn sonra ta rektiinden zntsnden gzyalarn tutamayarak evden karken hayatnn btn saadeti bura mi gibi bir acyla kalbi titredi. - 17 -

Vapur, birok defa o kadar mit ve istekle iittii dn bu sefer aclyla yreini o keskin ttrp iskeleden kalkt zaman, Her ey bitti! karamsarl gittike hrs ve hidd hlini alyor bir ey yapmak mmkn olmad iin deta cinnet derecelerine gelen bir hiddete ordu, herkes kendi deersiz ve mahrum saadetini bile ok grp elinden nesi varsa almaya birlemiler gibi zgn olarak, vapur uzaklatka ve uzaklaarak o kadar sevilmi ve mesut u yerleri hem gsterip hem ac ac elinden alr gibi uzaklatrdka fkesinin bir kin hlin ordu. Ah artk her ey bitmiti, her ey, her ey... Artk en son gnlerdeki o zehrinden bile b r hayat olan endieler, heyecanlar, hepsi bitmiti; zira oraya gidince her eyin imknsz olduunu; hatta Necible konumann bile mmkn olamayacan imdiden, sade dnerek gryo nlar hatta baklaryla bile gremeyecekler, en kk eylerden, hatta yoktan manalar kar bilmeden, yalnz uzaktan koku alarak o iftira icat eden insanlar arasnda artk kendi szlerinden bile korkmak gerekecekti. O zaman, hiddetli, fkeli, Peki, olsun, ne olu rsa olsun... demek isteyen bir isyan ile ban kaldryordu Mecbur ederlerse, ne olursa ol un... derken her eyi gze alabilecek bir hl ne idi, Ne sylerse sylesinler, hi nem ver eim. Bir suum, bir gnahm olmaynca... demek istiyordu. Fakat bunun ne kadar zayf ve ci ir mdafaa olduunu kendi vicdannca inkr edilmez ekilde grnce bu kadar yke tahamml etm bann arl iinde her eyden bezginlik getirerek lyordu. Ah niin serbest deildi? O zaman gidip Necibe, te seninim! diyebilecekti, o zaman g erecekti ki, idaresi kendi elinde olan hayatn kendi arzu ve isteiyle onun eline brakp emanet ediyor. Sonra dnd ki asl imdi bunu sylerse bir ey feda etmi, ballnn i dakrlkla gstermi olacakt; fakat, imdi, imdi bu mmkn deildi... Yalnz Sreyya deil, bile bunu syleyemeyeceini hissediyordu; o kadar tantana ile feda edilecek hayatn b ir deeri olmalyd, halbuki kendisi... Ah gen olsam da, ona lyk olsam da, seninim, desem

.. diye hasretleniyordu; o zaman onu ne kadar mesut edeceini grerek bunu yapmamak k aramsarl ile boynu bklyor, Her ey bitti! kasveti yeniden kaplayarak hibir are bula izlii tekrar hcum ediyor, son gnlerde biraz unuttuu karanlk dncelere tekrar gmlerek h ite eyll! Ne yapsa bouna... Bak, her ey bitti... diyordu. Her eye, herkese, konaa yaklatka her eye kzarak, arabalara, sokaklara, geenlere, kranlara kzarak gidiyordu ve kendini o yksek tavanl, karanlk sofalarn iinde, yksek pe releri rten ar perdelerin yar gecesiyle dolu odalarda bulunca isyannn nasl ciz olduu hibir eye cesaret edemeyeceini anlayarak tekrar Her ey bitti! fikriyle dp hrs ve a ayacak bir hle geldi. Hacerin, Maallah, maallah efendim... Bu ne alak gnlllk! diye resmlikle kark karlamasna kar dudaklarn srarak susabilmi, hemen kendini odasna atmt. O zaman e i iinde hibir ey yapmaya, hatta ikyete bile gc olmadn grd. Sreyya emirler verer e beri yaparak urarken, orada sade onun yannda tekrar, bu artk gittike dman grd a ni almak iin tekrar ac bir istek hissediyor ve o zaman, onlardan da btn bu Hacerlerd en, Fatinlerden, efendilerden de korktuuna kzyordu; onlarn ne deersiz olduunu bildii h e... Ah nasl onlarn hepsini birden artacak, hayretten ldrecek bir lgnlk yapmak, na n yle kolayca ezilecek ad bir kadn olmadn anlatmak istiyordu; o zaman biraz rahat eder k areler dnmeye, plnlar yapmaya koyuluyordu. Fakat hanmefendinin yanna kt zaman btn o eylerin ne kadar elinden gelmediini a da bir ey iitmi olmas, bir ey dnmesi ihtimalinin huzurunda bunlar kadar hrmet etti anna yle bir kalp heyecan ve hor grlen olarak girdi, onun, yksekliini dnerek o kada i, o kadar deersiz kald ki, mmkn deil bu alala tahamml edemeyeceini tekrar anlad; kadar kibir ve byklk vard ki, bakalarnda kendisine en ufak bir im ihtimal ve yetkisin tahamml edemiyordu. Byle eyler iin domam olduunu zaten dnmt, fakat tekrar ve p ordu. Burada kendini tanmyordu, nasl bu kadar szlere yer verecek bir girdaba dmt, bu mmkn olmutu? Bunlar dndke ayor, bitiyordu. Bu kendisine alkanlkla, intikam hr iinde terbiye darbesi oldu, biraz muhakeme ve soukkanllk hissi verdi. Fakat Sreyyay neeli, en dolayor grdke, Ancak sen kendin deil miydin? Sen kend aayamayacan sylemiyor muydun? diye haykrmak arzusuna dayanabilmek iin yoruluyordu. Ve un szlerine, bakalarnn sorularna dargn, suratsz grnmemek iin sakin tavrla cevap ve uriyetinden kurtulup tenhalara kamak, kimseleri grmemek, yalnz kendi kendine dnmek ist iyordu. Akam st hep oturuyorlard; Hacer, Suadn yanna gelmi, gayet dosta ve gizlice konu arasnda hayatndan ve kocasndan ikyet ederek, Ah ne iyi ettiniz de geldiniz vallahi he mire... diye yznc defa memnuniyetini sylyordu. Yazn ne kadar boulduundan bahsederek zi asl o zaman anladm! diyor, Bizimkiler malm ya... diye bir bunak gibi, beyefendinin yanndan ayrlmayan kocasndan, hanmefendiyi bir dakika yanndan ayrlmayan beyefendiden ik t ediyor, Onlarn arasnda bunalyorum sandm... diye ks ks glyordu ve Suadn glmsey r kk eytan gzleriyle derin derin bakarak, Ka kere dndm size geleyim, yalya gele r, sonra glerek, Fakat korktum dorusu? diye bitiriyordu. Suad sebebini sordu, o zaman birok tereddtten sonra belirsiz ve rtl devam etti: yle ya, rahatsz ederim. nk yabanc deilim ya... Fakat belki yer yoktur diye korkt dorusu... Bize yal kk dediler, eer gelecek olursam, sacak yer bulamam dedim... Mesel ble ikimize bir oda... deil mi? Zorla gibi glyor, kk bir kanepe yastyla dizinde oynarken eilip glleriyle utan iyordu. Birden Suada bir dost olmak arzusu geldi, o istedii sz im edip bir izahat ver erek onunla barmak, hakikati anlatp bu iftira ve ihtimal lekesini mahvetmek arzusun u hissetti; fakat Hacerin gz altndan baknda, kvrannda yle bir ylan hli vard, g ytan bir hyanet glyordu ki omuzlarn kaldrp Ne fayda? dedi; anlyordu ki bir ey kaza belki ziyan edecekti. Pencerenin nnde oturan hanmefendi birden Hacere: Fatin Bey geldi, Hacer, dedi. O omuzlarn kaldrarak tekrar Suada bir eyler anlatmaya balad. Sreyya annesiyle konuurken dnp azarlar gibi bir tebessmle: Kk hanm, omuz silkmek nezakete uygun mu ya? Bak kocan geliyor, dedi. Hacer yine kulak vermeyip Suada tatl tatl, gya gayet merakla anlatmaya devam edi yordu, buraya tandklar haftann iinde gittikleri bir dn anlatyor, Severek evlenmi i parlarken en grnmek iin kendini zorluyormu gibi kk glmeler, kvranmalar, yarm sz a elindeki yast dizinde evirip evirerek anlatyordu; fakat Sreyyann tekrar hatrlatmas abr tkenerek birden dudaklarnda titremelerle, gzlerinde hmla dnd:

Oo, rica ederim, gelir gelmez beni yine skntya sokma Sreyya, dedi. Dnk gelin dei ya... Yolu da pekl biliyor. Sreyyann szleri Fatinin grltsne kart; alan kapnn iinde, bir yazdr daha in ile O o! diyordu; yz geni bir glle geniledi, katmerlendi, iki adm atp nefes ar gelmesi dedi. Sonra ilerleyerek, Fakat frtnasz krlang iyi deildir derler... diye g Sreyya yar alayl, yar fkeli: Eer frtnaya ihtiyacnz varsa ondan kolay ey olmaz, diye homurdand. Fatin bu suratszla kar hemen glerek sokuldu: Vallahi ne iyi ettiniz de geldiniz Sreyyacm, dorusu pek greceim geldiydi... Can n bir kere alt m, ayrlnca g oluyor vallahi. Evin sanki tad kamt. Ve yanna oturup tatl tatl konumaya balad. Suad birbirini hi sevmeyen bu iki adamn i byle teden beriden, belki biraz alay ederek, fakat yine sknetle sahte bir muhabbet le grmelerine bakarak, Gren, bir dost sanr, herkes byle... diye dnyor, Hacerin a endini karlayn hatrlayarak ve hl kulana sokulup fkrdaya fkrdaya bir eyler anl ben bile yleyim... Baka trl yaamak mmkn deil... diyordu. Ah bunu anlamakta ne kadar mt? Ancak o btn kalbinin temizlii ve dostluu ile yaamak istiyordu ve imdiye kadar y m inancnda idi; fakat yle olmadn nasl ac ac anlamt. Ve herhalde imdi itiraz edebilecek ekimeler bulduu Sreyyaya bakp kendi sabr ve ta ml etse yine nceki gibi yaayacaklarken sade bunda kusur ettii iin, kocas rahatn bozma iin aralar nasl bir uurumla alacan dnerek bu hakszla isyan ediyordu. Nasl? Sonra bu da m mutlu evlilik? te en iyisi... Halbuki ite en iyisi de kts gi yor ve Hacerin hissiyatn saklamayp ak davranmasn seviyordu. Hi olmazsa kimseyi alda erkes biliyor ki, birbirlerini sevmiyorlar, istemiyorlar... diyordu. Ve bundan sonra mr bunlar bile bile, her eyi gre gre geecekti, deil mi? Artk Sr ki mahrumiyet ve muhabbetine aldrsz, evin byle ayr ayr ruh derinliini bildii adamlar yaca hayat onu rktyordu. Bir hanmefendi... Evet, Suadn sevdii ve hrmete lyk grd da beyefendinin nasl kahrlarna, skntlarna tahamml ederek yaadn gryordu; beyin eyen hrs ve hiddetinin, bir kere krnca hi karsndakinin kalbini, hatrn dnmeyip h k ve azna geleni syleyerek zehir sann masum ve tahammll bir kurban olduunu grdk yarabbi? derdi; imdi hatrlad ki henz kzken kendi de kt kocaya derse tahammll kad bredip susmayacan sanr, yle iddia ederdi; fakat bugn bu kadarna tahamml ettiini gre a yava birbirini takip ederek gelecek byle hakszlklara bugnk gibi sabrede ede bir gn nlyor, Yava yava ben de onlar gibi bir oyuncak, bir hizmeti, sade bir hrs ve zevk alet i olacam, hi istediim bir ey olmayacak, hep istenilen eylere alet olacam. diyordu. V a tahamml edemeyip Hayr, buna bir are bulmal... Bu mmkn deil! demek istiyordu. imdi r bunu yapmt, fakat arzu ve muhabbet ile aldandn bilmeyerek... imdi artk biliyordu, di... Halbuki herkes aldanmyor mu? Herkesin saadeti byle bir aldanmann neticesi, bir habersizliin ltfu deil mi? diye dnyor, Ah aldanabilsem, hi olmazsa yine aldansam! yanyordu; fakat artk mmkn deildi, gzleri o kadar almt ki, artk hep gryordu. Bir taraftan Hacer kulann yannda, dirseiyle kolunu drterek kocasn gsteriyor, Al bak hemire, aln nasl parlyor, breki raklar gibi... Sonra ileri kk, gsne kayan le fes arasnda, oturunca katlanan enseyi gstererek, Ah ne kadar ireniyorum bilsen, k ardeim? diye gayet gizli bir ikyet edasyla bakyordu. Hacerin birtakm itiraf olmusa dereceye gelmemiti. Suad ona bakarak hayretle gld. Bununla beraber bu gen kadn, bu im di, reniyorum! diye yksek grnmek istedii adamn kars ve ona pekl tahamml ediyord beraber yine onun gece gndz yannda yaamas, onun okamalarna tahamml etmesi Suad d pekl olunla yayorsun. demek istiyordu. Ancak o da Sreyya ile yaamayacak myd? O da b sonra Sreyyann nceki gibi kars olmayacak myd? Kalben o kadar cidd dargnd ki, art emiyordu, iinde buna imdiden isyan eden bir gcenme vard Hayr, hayr, artk bitti! deme iyordu. Beyefendi! dediler, hep ayaa kalkld; Suad tekrar o hain beyaz sakall adamn huzuru bulunuuna skld. Bey yle yan bakarak, etekleyenlere kaytszlkla, Ooo, maallah... d n sonra karsna dnp Hemen yemek yiyiverelim de olmaz m? dedi; brleri sakin duruyorlar efendi, Peki, peki... diye ald kard. Ve Suad, bundan sonra, her gn hayat byle geece k ac bir alayla yaldaki mrn, bu yazn geen o gzel hayat, o saf ve serbest, imdi e rn bile arzuyla grd o ltif hayat zlemle dnd. Sofrada, biraz nce alak gnlle konuan Fatin, beyefendinin huzuruyla cesaret bulup ona yaranmak iin havlusuyla saa sola byklarn silerek, gzlnn arkasndan szlerinin mak iin tell baklar frlatarak: Tuhaf vallahi, diyordu, ben deieceksiniz filn sandmd ama... Bir de baktm ki, yine

le geldiniz. Sreyya kmseyen gzlerle durdu Nasl deimek?... Fatin, szn gidiatndan memnun, kibirli szlerle Belki biraz byrdnz filn dedimdi i ve glerek beye bakt. O zaman Suad, Sreyyann gzlerinin, yalda sofrada kendine bakt o irkin baklarla erek, Siz olsaydnz kabuunuza smazdnz? dediini grd ve iinden yine o zamanki zehir ecib burada olsayd diye dnp yrei hoplayarak, Ancak herkesin ikiyzllkle birbirini t ii bu evde onun vcudu bile bir tehlike! diye karar verdi. Yemekten sonra, biraz onlarn yannda oturdular, sonra Sreyya kalkt haydi! gibi kend ine bakt; onu takip etmek gerekti ve yrrken artk ne onun yannda, ne tekilerin arasnda aayamayacan, hepsinden usandn derin bir endie ile hissederek yine de hayatnn bu ad uunu, onun can istedii zaman istedii eyi yapmazsa buraya gelii gibi zorla yapacan d rian ve bitkin, lmek isteyerek yryordu. - 18 -

Artk ne bir i, ne bir kitap, ne de piyano hevesi vard; havalarn nisbet gibi pek parlak olduu bu ikinci, nc gn, akamlara kadar skntdan, hiddetten boulurken aklna ara sra Pazarban getirirdi, o zaman dnmekten harap olarak yalnz odasndan kap han derdi; yalda yapacak o kadar ii varken imdi de ii kalmad iin mecbur meguliyetsiz ot n, onlarla konumaktan baka bir ey mmkn deildi. Hacer daima orada cumbada bulunurdu; ha nmefendi ara sra grnr, elindeki ile megul olurdu. Hacerle byle yalnz bulunduka aralarnda zorunlu birtakm alp verme geiyordu. Onu pe reye o kadar devaml ve merakl gryordu ki, evvela evde skldndan elenmek iin sokaa de gittike bu merakn yalnz bir kiiye ait olmas ihtimalinde karar klmt; fakat onun h her geene dair bir fikri oluyordu, bazen, Aman hemire bak una, gzel bir bey! dedii olu du, sonra bir dierini gsterir, ona da ayn tehlikeyi gze alarak izlemeyi srdrrd. Suad sini birden nasl olup byle beendiini anlamayarak aard. Sonra beyler gelirler, Fatinin lzumlu lzumsuz Vallah billahlar, Sreyyann sessizl snda yemek yenir, sonra beyefendi, Fatin ile tavlaya otururlar, Sreyya onlarn yannda dalgn, hanmefendi elindeki iiyle megul, byle bir iki saat geer, nihayet, tavla bir gr arasnda akrdayarak kapanr, herkes odalarna ekilirdi. Beyefendi hakl haksz huysuzlanar hiddetini almak iin her eyi yaparak Fatini hrpaladka o, hakl olsa bile boyun bker, r lurdu; o zaman Hacer, Suadn kulana eilerek, Allah akna bak, oyun oynarken nasl bazen l gibi fikirsiz kalyor, nasl eliyle burnunu kayarak donuyor... derdi; babasna boyun bk kzarak Onur yok ki... diyordu, sonra devam ederek bunun hep ona ho grnmek iin yapld aram gitmesin diye... Ah bilsen kardeim, hep para iin... Babamla ho geinmek iin ondan dayak yese yine srtacana eminim... diyerek bir kere, bir ey iin onu tevik ederken on Ne, sonra beni evden kovsun da sokakta m kalaym? dediini anlatarak yzne bakyordu. Gerekten beyefendinin byle rastgele ate pskrmelerine tahamml etmek iin insann by r mecburiyeti olmas gerekirdi. Bir akam tavlada yenilerek hi lzumu yokken hanmefendiy e dnp hmla, Canm sen de elinden brak unu... Allah akna... diye bir kmt ki, S mek iin kendini g zaptetmiti. Bazen odasnda haykrd iitilirdi, mesel srahisini bo a sylemedik sz brakmaz, otuz senelik hayatlarn bir yk olmak zere lnetle tahamml edil ey gstererek, ldm, aranzda kurudum... Allah da sizi kurutsun... diye haykryor, sonr kabahat hep bende... yilikten kim anlam... Enselerinde boza piirmeli ki i grlsn. Aks erifin biri olsaydm grrdnz... dedii iitilirdi. Hanmefendi buna karn sakin, deersi ca ederse, Niin susacakmm? Hem yap, hem ldr, hem de sustur... Artk ldryorsunuz... mde beni hortlatyorsunuz... Akama kadar sizin iin ter dkyorum, bir suyumu vermiyorsun uz... Hem sizden mi korkacam? Kendi evimde niin susaym? stemeyen defolsun. diye bir sr et ve hakaret gelirdi. O zaman Fatin, eer evdeyse onun gzne grnmemek iin ufalmak ister gibi ts bir keye anmefendiyi haksz bularak, yi ya canm o da bakversin. Evde hizmeti yok deil a, gnl iin aldrmyor amma... htiyar adam bu, hiddet eder a... Hepimiz sayesinde yayoruz... der i. Byle herkes hep kendi iini, kendi hesabn dnerek doruluk ediyordu... Ah, Suad bunl an ne kadar ireniyordu! Hatta Sreyyann nasl olup da bu babann olu olduuna ayordu, idesini gznn nne getirip, Ona ekmi, diyordu. Zira ona hayran oluyor, bu kadnn bu b etine o kadar tutkun oluyordu ki, skntl zamanlarnda gidip ban onun dizine koyarak al

fa bulacan sanyordu. nc gnn akam st, henz gelmi olan Sreyya ile hanm, Hacer, kendisi orta odada o encerenin nnden Hacer birden, Oo, Necib geliyor!... dedi; Sreyya dnp, Sahi mi? diye ; kede, perdenin karanlnda Suad kpkrmz olduunu hissetti, kendini kuvvetsiz brakan anla o tarafa bakt. te canm, yannda da bizim bey var. Suad imdi buraya gelince ne yap ak, kendisi nasl grecekse herkes de yle grp fark edeceklerini, titremekten bir kelime syleyemeyeceini sanarak bitiyordu. Bir an oldu ki, kap alnca Fatinin, arkadan gelen birine yol verdiini grdler, Neci seyerek girdi, arkasndan Fatin: te bir krlang daha... Dn, dn... Artk hcum var, diyordu. Necib glerek: Krlanglar galiba yazn dnerler, dedi. Suad, Necibin gzleri kendini arayp bir sre taklp kaldn ve bu anda bu gzlerde b tereddt bulduunu grd. Sonra hanmefendinin sitemlerine cevap vermek iin ona dnd, o se sylerken Fatin, hanma hak vererek, Ey ne yapalm, insanlk bu... diyor, sonra herkese b akarak, nsan iine geldii gibi hareket eder. Bu insan tabiatnn icabdr... Deil mi Sre ona bakyordu. Sonra birden, artk bu elverir gibi bir hareketle szlerin akn deitirdi. bir lfer buldum ki... Baylacaksnz... diye herkesi susturdu. Eliyle gstererek, anlatar ak, Bu kadar, tamam bu kadar vallahi... Birden yle imrendim... Ama ne balk... Bir gr seniz... diye bitiremiyordu, nihayet ettii fedakrln kymetini iyice hissederek, Aldm. ve bir eyi gizli tutuyormu gibi parman azna gtrd: Ama parasn sormaynz... Korkarsnz... On beten aa vermedi... Aksi gibi hainleri de yz dirhem geliyor... Suad karanlkta, Necib pencerenin nnde aydnlkta idi, Fatin sylerken hepsi ona bakyo du, o zaman Suad bir iki kere Necibin kendine hasret ve zlemle baktn fark etti; bir an oldu ki kendi de bakt, bu iki varlk kar karya gelince oradakilerin hepsinden ok birbi ine yakn olan ruhlarnn rpnmalarn hisseder gibi oldular. Suad bu haftadan beri, onu o ar seviyordu ki, kendinde uzak yerlerden hcum eden bir ate seli gibi kalkp ona geld ii iin teekkr etmek, Seninim, beni gtr! demek cokusunu buldu, ona o kadar derin bir ballk hissediyordu. Fakat Hacerin bir sz onu dondurdu, o imdi Necibe sitem ediyordu, Maallah efendim, rtk bilmem nasl gelinebildi? diye bayla seni seni! yapyordu, sonra ince dudaklar siv , Artk tabi bundan sonra sk sk terif edersiniz. Ve gzleriyle Sreyyay gsterir gibi nlar buradalar m, deiller mi? Sk sk gelirsiniz artk, deil mi? diyor, byle balayan ba hayetine doru Suada taklarak eytan bir tebessmle parlyordu. teden beriden konuulmaya devam ediliyordu. Necib hem ara sra sze karyor, dinliyor, hem ara sra kaamak baklarla Suada bakarak ondan bir tebessm, okayan bir bak, bir muh eseri bekliyordu; pek en grnyordu; onlara zrler diliyor, Fatinle eleniyordu; balk m sini kurcaladka br parmaklarn birletirip azna gtrerek, Ama ne balk, vallah bil u, o zaman Necib, Pek az kyormu. deyince Fatin, Dedim ya, on beten aa vermedi. Hem i... diye tekrar anlatyordu. Fakat Necib gittike neesinin yalan ve yapma olduunu gryor bir siyah kedere boulmaya balyordu, o kadar mit ve hevesle geldii Suad durgun, donuk dke aryor, zlm olarak Ne oldu acaba? diyordu. Halbuki Suad, Necibin ikide birde n baklarndan skldn herkes biliyor da bir mana vereceklermi, imdi Hacer bakp grer ibi korktuu iin, Bakmasa, bari bakmasa... diye ona endiesini anlatmak istedii iin yle ruyordu. Necib, Bir haftadr kendini grmedim; kendisinden ayr nasl yaadm anlamyor, disi abuk unuttu. Benden okamay, glmsemeyi esirgiyor; acaba dargn m? diye zlyordu. adr ne olduunu bilmedii iin nihayetsiz bir karamsarlk ve azap ruhunu zapt ve istil edi yordu. Yalnz kadnlarn yapabilecei bir manasz hareketle, bir ad tebessmle mesut edilil mit ettii hlde kendisinden kaan bu bak onu bitirdi. yle oldu ki btn yemekte bekleye leyerek, gevezelendi, her an yine gelen mitleri takip edip neesini alt st eden zntleri ni gstermemek iin zorla zevzeklik ediyordu. Onlara Beyolunu anlatt, tuhaf eyler buldu, gldrd. Ve hl ondan bir baka nail olamaynca, geleli iki saattir, onu hl renksiz, ma duunu grnce ruhunda bir gcenmenin kklendiini hissederek sessiz ve belirsiz kald. Daha kahve eldeyken beyefendi iaret edince Fatin tavlay atrdatarak ortaya at; onla r orada bir takm oluturdular ve yemekten knca karanlk bir keye kam olan Suad tavla r gelince imdi yine k iinde kald. O glgede doya doya Necibe bakarken, onu mahzun etti ahzun grd iin kendini byle durmaya mecbur eden eylere kzarak mahzun olurken tekrar he sin baklar karsnda kalnca can skld; Necib ise geldiine piman, hayatna piman, k kalyordu. O hanmefendinin yanndayd, ara sra alak sesle konuuyorlard. Sonra hep susulu

, yalnz tavlaclarn sesleri devam ediyordu. Halbuki Hacerin can sklyordu. Tavla tarafna hiddetle bakarak kzyordu. Sonra birden susan Necibe glerek: Siz de glmyorsunuz. Bu gece ne kadar neesizsiniz, a canm, dedi. Necib: Niin, diye sordu. Bilmem! baksanz a... Ve Hacer fkrdayarak Suada dnd: Deil mi Suad? Suad belirsiz bir iaret etti. O zaman ona da hcum etti: Zaten sen de bir keye bzlmsn ya, bilmem neniz var? Necib, sklarak, Suadn gayet renksiz bir gzle baktna dikkat ederek, bozuk bir tebe e Hazm zaman... diyecek kadar kuvvet buldu; sonra hanmefendiye hemiresinden bahsederek bir kurtulu aresi arad; onlar yava sesle byle konuurken Hacer szlerine kulak veriyord . Birden tavlann etrafnda bir frtna patlad Yok ama olmaz ama... diye Fatin terli burnu yorgun gzleriyle yemin ediyor, efendi, elinde zarlar sallayarak kahkahalarla glyord u. Zarlar, pullar, mars? kelimelerinin tekrar arasnda tekrar frtna dindi; tekrar zar v e pul sesleri uzad. imdi Hacerin can yine skld, bu sefer Suada dnd: Haydi biz de bezik oynayalm. mz olmaz m, dedi. Necib, yrei atarak, onunla bezik oynamak saadetine bir an nce ermek istedi, fak at Suad rahatszlktan ikyet etti, bandan rahatszd... Ha, onun iin mi susuyorsunuz?... Ben sandm ki... Eer yalda da byleydinizse... Sreyya ban kaldrp bu tarafa bakt, Suadn kalbi onun bakmasyla bir ey kacakm r yorgunluk hissetti, onlar konumaya baladlar. Sreyya yanlarna gelmi yaly anlatyor, rttka Hacer ikide birde Necibe Suada bakarak gzlerinde bir prlt ile dinliyordu. Necib: Evet, imdi tekrar tkenmek sras geldi. Ah yaz bir daha gelse, dedi. Bu son cmleye btn mahrumiyetinin acln koymak, onu Suada anlatmak istiyordu. Hacer kmsemeyle: O niin o? K fena m? Bir zamanlar o kadar severdiniz... Asl k sevinirdiniz, diye susuyordu; sonra birden aklna bir ey gelmi gibi: Ha, kuzum o sizin eldivenin hanm ne oldu, dedi. Suad lyorum sand; Necib heyecann kahkaha ile geirmek isteyerek, Yani madam demek iyorsunuz? diye kapatmak istedi; fakat Sreyya merak ettii iin kapayamad. O soruyor, H acer cevap vermeyerek Necibe hitap ediyordu. Hanm, madam... Onu soruyorum. Necib sadece artk cidd: ld, dedi. Ey eldiven ne oldu, hl saklyor musunuz? Onu da gmdm, diye cevap verdi. Sonra hanmefendinin glerek yavaa syledii bir sze cevap vermek istermi gibi dnd, oturduunu ve Hacerin anlattn iiterek, Suadn ne kadar ac ektiini, ne kadar can s sklyor, hem korkuyordu. Fakat hanmefendinin, kendisinin hafife geirecei bir szn Hac Evlenmek mi? Necib Bey mi? dediini ve iln ettiini iitince btn btn bozuldu: Eleniyor musunuz? Ben daha ocuum, diye akaya balamak istedi. Sreyya cidd cidd muhakeme etmeye, evlenmemekte bir sebep bulunamayacan anlatmaya b alad; Necib bunda belirsiz bir maksat sezdii iin bir cevap vermedi. Fakat ah, niin Su adn gzleri ondan, insafsz, zalim, kaytsz bir srar ile kayordu; niin yle susuyor, s ile iki manasz kelime ile bitiyor, glerse bile herkese glyordu? Ne olmutu? Onun szleri ni dikkatle dinledii, onun yzne btn ruhunun hasretiyle bakt hlde onlarda hibir zel amyordu? Btn gece Necib, ruhu bu endielerle karanlk, en grnp sezdirmemek iin sylen ur, ok ac ekti; fakat sabahleyin bunun acsn kard, aa indii zaman Suadla Sreyya ya yeni gelen gazeteye dalm olduu iin birka dakika Suadla yalnz kar karya kaldlar meyerek, elinde olmayarak ona o kadar ac ektirdii iin btn gece yanm, erkenden inerse nz kalrz diye uyuyamayarak erkenden aa inmiti; onun da geldiini grnce, bir saniyede sut edip her eyi anlatma zlemiyle Maallah bu ne erken... diye ona gidip glmsedi; bu g mede btn ruhu, perian ruhu titriyordu; bu, mesut etmek isteyen ve mesut olan bir ka dnn ruhunu verdii bir glmsemeydi; Necib, btn ruhunun karanlndan syrlp bir bahar saadetle ezilmi, sade gzleriyle teekkr etti; Suad ona, Buradaki hayatmz gryorsunuz i bakt, sonra Her ey bitti. demek ister gibi bir hareket yapt ve Necibin ne oldu diyen gzleriyle sormasna, Aman rica ederim, dikkat! diye fsldad. Fakat o kadar... Birbiri pei sra Fatin, Hacer geldiler; Fatin gazeteye, Hacer Necibe yanat; Suad bir kenara ekilip Hacerin ne bitmez tkenmez szlerle onu rahatsz et

e bakyor, ara sra onun, Ama Necib Bey! diye gllerini souk ve naho buluyordu. Beri ta beyler gazetenin yannda birbirleriyle konuurlarken Necib ne sylyordu ki, Hacer byle glyordu; bu bir sre kk kahkahalarn devamndan olumu bir fkrt iken sonra hamlel aha oluyor, gzel gldn bilen bir gen kadn israfyla glmelerin arkas gelmiyordu. Piya a oturdular, imdi Hacer uzun uzun bir ey anlatarak Necibin glmseyerek tek tk cevaplarn inliyordu, eliyle yle dayand piyanoda imdi ihmal ile birka name yapmaya balad; anca bir erkek olsun da kim olursa olsun gibi bir ey olan bu hlden o kadar nefret ediyo rdu ki, Necibe sklyordu; bu kadarnn fazla olduunu; Hacerin deliliklerine bu kadar oyu k olmakta mnasebetsizlik bulunduunu anlamalyd gibi geliyordu. Onun iin, Fatin gazeteyi brakp, Yolculuk grnd, saat ka! diye Sreyyaya saati so tmek zamannn geldiine karar verdii zaman rahat etti; Sreyya, Necibe kyor musun Neci ber kalm... diyordu. Hanmefendi gelmi, Fatine bir ey smarlyordu. Sonra Hacerin md ekti; hanmefendi Fatinin Hacere ald bir lvantadan, bir ie istiyordu; teki bir taraf etenin son stunlarna bakyor, bir taraftan, Hay hay efendim... Ba stne... diyordu ve h fendi paray sorunca Fatin pek tell kabul etmemek gibi bir tavr iinde grndyse de niha ecbur olup, Yirmi be... Yirmi be efendim... Fakat ne gerek... Rica ederim... Msaade buyurmalsnz... diye paray ald. Artk kyorlard. Hacer, Necibe ne zaman geleceini soruyor, o da Bakalm! diye tere ada bakyordu; o zaman Suad, hiddetinden, istemeyerek, fakat yorgun kalbinden gelen bir arzuya itaat ederek, ban evirdi ve onun byk bir zntyle ktn grnce imdi setti. Evet onun buraya geldiini hem istiyor, hem istemiyordu. Burada her an imdi bir ey sylenecek, imdi bir ey olacak diye korkmak onu bitiriyordu; dn gece bir sre kal binin durduunu hissetmi, kulaklarna uultular hcum etmiti. Bundan baka Hacere de kzy ecib burada sade Hacerin oyunca oluyordu. Hacer cumbadan onlar gzleriyle keye kadar takip ettikten sonra birden dnerek: Grdn m babamn sevgili damadn, dedi; sonra iinden tayormu gibi cokun bir ik balad: Ah sen bilmezsin, diyordu, sen bilmezsin ki... Her gn yaaya yaaya her hlini o ka dar rendim ki, artk ireniyorum. Dn geceki balk meselesini biliyorsun ya... sonra sabah ki lvanta... Gya para almak istemiyor; halbuki ald, eer kendisi mecbur olsa da o, bi r ie lvantaya yirmi be deil, be kuru verse, bir ay hasta yatar... -Burada ac ac gld , sonra o gazete... gazeteyi grdn ya... eer okumadan buradan ksa, akama dnd zaman i mal, yoksa sokakta on para verip de bir gazete bile almaz... Suad istemeyerek glyordu. Amma yaptnz? diye itiraz etti; br ok cidd yemin ediy para iin, para... diyordu. Sylerken, ikide birde sokaa bakmaktan geri kalmyor, cumbann iinde diz st oturmu, kh dayanarak, kh dikilerek pek ok nemle sylyordu. Biraz sonra k: Para iin neler yaptn bilsen, dedi, sonra glerek: Bilmem sana syleyeyim mi? Gece gndz paraszlk ikyetiyle beraber para biriktiriyor enden saklyor, ama, eminim; bir eye harcad yok ki... O kadar paray ne yapacak? Zavall erizad giysilerini spre spre, lekelerini karacam diye uraa uraa ne hllere giriyo an hanmcm, ille vaka... Siliyorum siliyorum, bembeyaz oluyor... diyordu; hl damatlk g lerini giyer, Ne zarar var, ne yapalm? Paraszlk bu... diyor. Daha, daha... Sylenmekle iter tkenir ey deil... Ara sra ocuumuz olsa diyorum da gzleri fal ta gibi alyor, ini okut hanmefendi! Benim daha o kadar param yok. diye bana kyor. ocuk, ocuk... Hal bilsen ne kadar istiyorum, kardeim... Suad zgn, merak ederek bakyordu; br ise ikyette devam ile Benim elimde bir ey b i, ne yapaym? diye yar mahcubiyetle kendi aczini anlatmak istiyordu. Suad ocuk iin szl anan ve phe edilemeyecek kadar samimi grnen bu kadnn yannda, hislerine ortak olarak on yine acmaya balad. Onun birtakm hllerine hak vermek istiyor, onu birtakm mecburiyetle r arasnda zayf ve ciz gryordu, birden bu kar koca arasndaki madd ve manev ayrla b Hacer devam ediyordu: Bir taraftan babama o kadar tutundu ki, artk hibir eye nem vermiyor, bir gn yle o acak ki, beni boayacak ve buradan defederek kendisi burada evin ocuu gibi yeniden e vlenebilecek... Tekrar ac ac glmeye balad. Birden pencereye eilip bakt, tella Aman hemire... Ko, ko... Gzel Tahire bak. d bu tell davete itaat ederek bakt; bu, zembil ile karlarndaki konan kapsn alan g uak idi; o zaman Hacer nasl btn hanmlarn bunu beenip uak gzeli dediklerini anlata , lle miralayn hanm... Gzlerine baylyormu. diye bitiremiyordu; o zaman Hacer sayd, ta hanmlar idi, hatt bazlarnn gen ve yakkl beyleri de vard. O atka Hacer zafer

o kadar merak ve nemle bakarak yle aka tarif ediyordu ki, kendisinin de onlarla ayn f ikirde olduu grlyordu; bununla beraber onun biraz daha nazl davrand grld. Ama irkin bir adam da deil... Allah iin sylemeli... Hele gzleri... Eer ona da bey elbisesi giydirsen olur biter... O glerken Suad dnm, susuyordu; onun iin bir erkein gzellii, incelik ve mmtazl n bunlarn byle dnmek iin nasl kadn olduklarn dnyordu; halbuki Hacer, Canm sen ayldn zabitler, beyler... dedike, Hayr benim buradan geerken bayldm zabitlerden, berim yok. demek istiyordu. Ah ne kadar anlyor, nasl gryordu. Hacerin nasl kocas olma veya iyi olsa yine bunlardan holanacan, nk ruhu ad, kirli olduunu nasl gryordu ve e getirip byle ufak itiraflar aralarnda toplanp konutuklarn dnerek ireniyordu. Bu kendisi iin garip ve uzun bir etki icab oldu; Hacerde nasl kendisine hi benzem eyen esasl hller olduunu zaten bilirdi; fakat anlamazlnn bu derecesine ayordu; bu nmamt. Bununla beraber hanmefendi onun iin baka bir ders oluyordu. Onun hakknda en k sz sylenmemi, hibir sylenti iitilmemi olduunu dnerek, Hayr, bu ktlkler kocal endilerinden geliyor. diye karar veriyordu. yi kadn, kocas kt bile olsa red ve imhas i knsz olan bir kader darbesi altnda ezilir, kalrd. Sevmeye gelince o, byle sokaktan gee ken kardan grmekle erkek sevmeyi anlamyordu. Bu ona, seveyim diye sevmek gibi geliyo rdu; sevmek iin bilmeyerek sevmek, sonra fark etmek gerekir diye dnyordu. br trls... te Hacerin, Hacer gibilerin sevdalar... mrn geirdii cumbadan bir sevilmek iin geen mrnde uygun ya da deil her bulduuyla ak oyunu yapmak, ite onlarn leri... Sevmek bir hastalk gibi geldikten ve sizi sardktan ve kahrettikten sonra a nlalan, o zaman grlp tetkik edilen bir hl olmalyd. Kim bilir Hacer bu pencereden kiml sevmiti? Yani mmkn olsa sevecekti ve mmkn olmad iin gerek hayatlar sresince deva , sade bir hevesle yola koyuluu ve geri dn merak edilen bir ilerlemeden ibaret kalyorl ard. O hlde Hacer iin ilk frsat bir lf syleme nedeni olacakt; sanki onun ruhu yoktu; on un dnmesi, kendini engelleyen eyler mevcut deildi. Sade kardan grp beendii bir erk r gelenekle seven, bu kadar nem veren bir kadn iin ona yaklamakla her ey neticelenebi lirdi. O zaman Hacerin niin Necibe o kadar can atmayla zerine dm olduunu anlyordu. Ancak o hangisini seviyordu? Bunu anlamak mmkn deildi. Onun her geene dair bilgi si, meraklar, ayrntlar vard. Ve bir gn istemeyerek bunu renmi oldu. Byle aklamala gnden sonra bir akam yine sokak stndeki orta odaya gelmi, pencereyi bo bulmutu, oraya oturdu, birka dakika sonra keden kar kmaz yar tereddtle gzn pencereye dikip orada rta boylu imanca bir svari zabiti grd. Biraz sonra koarak Hacerin geldii grld. Hac isine nem vermeyerek cumbann br penceresine aband, onu ancak arkasndan grebildi. Demek ki bu idi. Zavall adam imdi kendine bakan bakn akama kadar daha kimlere nasl ayn mera e istekle baktn phe etmeyerek baarl, muzaffer, memnun gidiyordu. stemeyerek rendii bu hl ile sklrken birden Hacer dnerek elindeki lvanta iesin atlarak glyor, Suadn merakn grerek, Bouna anlayamazsn! diyordu. Sonra anlatt, H i, annemden lvanta iin yirmi be kuru almad myd? Halbuki ite... ienin altndaki fiy u. Suad orada on sekiz kuru yazl olduunu grd. Hacer dudaklarnda hakaret dolu ac bir t ssmle Hdk herif, hem yapyor, hem yapmasn bilmiyor... te... dedi. Suad zntl, cidden rahatszd. Syleyecek bir ey bulamayarak, kamak isteyerek, ate gibi duruyor, Hacerin kocas hakknda syledii ar szlerden sklarak ne yapacan bilmi uzurunda kendini rahatsz eden bir ey de Necib meselesiydi; o kendi aklamalaryla saatl er igal ederken kendinden de sz almak merakyla ara sra gzleri atelenirdi. Bu kadnda bu yolda bir eyler konumaya bir isteklilik, konuur iken btn ruhuyla megul olarak gzlerind bir parlay vard ki, Suad hayret ediyordu. Konuurken birok eyler Necibe gemesine sebe labiliyordu. O zaman Necibin bekrlk hayatndan bahsedip merak ederek, Onun baka ii yok i... Hep kadn peinde... diye derin bir aratrmayla parlayan gzlerine bakard. Fakat Neci hep Frenk kadnlaryla megul olduu iin sevmiyordu, Bu kadnlar nasl da seviyorlar, bil i? diye dudaklarn bkyordu. Onlar takdir etmekle beraber kyaslamada yine onlar zararl tan baka bir ey yapamazd. O byle sylerken Suad azndan, gzlerinden bir kelime, bir bak, sessizliinden bir ma cak, bir ey sezilecek sonra abartlarak bir yeni yalan daha karlacak diye titrer, Valla hi bir ey bilmem... Bir ey yok... yeminiyle zihnen o kadar megul olurdu ki, hemen aznd an kaacak sanrd. Zaten var myd? Bir ey olmadna, hem de samim olarak yemin edemez mi larn yannda kendini o kadar temiz gryordu ki, masum olduuna yemin etmekten korkmuyord u. Fakat hanmefendinin yanna gidince bu his btn btn aksi olarak ortaya kyor, o zaman ini onlarla kyasladnda utanp uurumda bulunduunu inkr edemiyor, bir an kurtulamad o

kendini harap eden bir eliki kalabal iinde lyordu. - 19 -

Hacer pencerede birden Oo! dedi. Suad ne var gibi bakt, teki ban evirmeyip cama yaptrarak cevap verdi, Necible birden heyecanla sararan Suada manal bir gzle bir saniye bakp sonra cama yaparak: Artk elbette gelir... Siz burada msnz, deil misiniz? Btn yaz iki kere gelmedi. S a bu kelimelerde hibir kt mana yokmu gibi gayet tabi olarak ban evirip gzleriyle a Aman gel bak Suad, ne gzel adam... Yanlarndaki zabit... Ko bak... O zaman Suad bunun o svari zabiti olduunu grd; bu adam Sreyya ile konuuyor, Necib az akta onlar dinlemeyerek yanlarnda duruyordu. Sonra zabit ayrlmak iin selm verdi ve encerenin altndan geerken yine bir kere yukar bakt. Hacerin omuzlarnda bir glme fkrd dedi; sanki o da ne? Niin bakyor yle? ve sonra, beyler oraya geldikleri zaman Suad d aha gideli gn olmad hlde Necibin gelmesiyle endieli, Ben gelme dedim, yine hlsiz cerin Sreyyaya o zabitin kim olduunu sakin ve memnuniyetle sorduunu grerek at. Hacer dar tabi ve serbest davranyor, bu ktl yle tereddtsz, deta haz ve tutkunlukla yerin ordu ki, Suad kendinin nasl saf olduuna ayordu. O ne kadar korkmutu, hl ne korkuyor, ie ediyordu; halbuki herkes, ite btn bir mahallenin en hatr saylr hanmlar, iri yar kyl iin lyorlard. Korkmaktan baka onu imdi bir de ierleme rahatsz ediyordu. Niin geliyor? diye kendi i yiyordu. Anlamam myd? Giderken ban evirmiken bunun Hayr gelme! demek olduunu a tle hakszlk etmek, yle ise Hacer gel dedii iin geliyor. demek istiyordu. Demek kendisi iin gelmiyordu ve madem ki kendisi iin gelmiyordu... Suad gzlerini buulatan bir hidd et bulutu iinde bir rahatszlk bahane ederek kamak, grnmemek, yemee bile inmemek arzusu a dyordu. Necibin herkese sz sylerken Hacerle konutuunu, garip bir tebessmle ona cevap verir en hzlca syledii szlerin tesirini merak ediyormu gibi kendini de szdn grerek dinl temiyormu gibi grnd. Ancak hi olmazsa anlasa da tedbirli davransayd... Ve onu aksine f azla bir sevinle sylenerek Haceri gldrr grdke nce hcum eden fikir kuvvet bulur gib Hayr, iftira etmemiim... Galiba onun iin geliyor... demek istiyordu; iinde buna inanm amak ister gibi mevcut olan hisse kar Necibi hor grme arzusuna yeniliyordu. Zira ona yz yze bir sz sylemek mmkn olsayd ilk kelimesi, bir aalama sz olacan sanyord Ve onun mmkn olduka ac, ikyeti bir gzle baktn grdke manasz grnmekte bir beraber hepsinden usanp, yorulup bir alama arzusunun hcumunu da hissediyordu. Bu str aba mahkm olmak iin ne suu olduunu dnp artk tahamml edemeyeceini, kendinin her tar en bu hcumlara kar ciz, kimsesiz ve mutsuz kaldn grerek boynunu bkyordu. O zaman N sana gelme diyorum, ne kadar mutsuz ve sefil olduumu grmyor musun? diye ikyet etmek i htiyacyla eziliyordu. Hi olmazsa bu kadar sk gelme... Zira artk her ey bitti. demek is iyordu. Gerekten her ey bitmi miydi? hi olmazsa btn btn bitirmemek iin tedbir gerek albuki Necib o kadar kaytsz davranyordu ki, bu mmkn deildi. Ve bu gece Sreyya ve Hacer beraber onlarn drt kii kaldklar bu odada, Necibin, Hacerin oyunca olduunu grerek umuakl ve hiddet arasnda yatma vakti geldii zaman bir ikenceden kurtuluyormu saylaca ar ac ekiyordu. Halbuki o, bugn yarn yine gelecekti, bu, Suadda bir ate ve tel olacak kadar merak ve gven kazandryordu; onun anlamayan, byle kaytszlk iinde ne yaptn soran ac bak erhamet hissediyordu, stelik Hacerden ayrlp birden kendine taklan ballk bak bu mer kadar atelendiriyordu ki, Ah seni mesut grmekten baka bir emelim yok... Yemin ederim ki baka bir ey istemiyorum... Fakat ah mmkn olsa da u azaptan kurtulsak... diyordu. Evet, niin aka sylememeli? Bu her taraftan tahamml edilmez hayatnda, sefaletlerine tek are hepsini, her eyi brakp gitmek olduunu, btn btn onun olmaynca rahat etmek m k ve hakikat olmayacak bir ryay dnenler gibi belirsiz gryordu. Fakat bunun mmkn olma en, belki onu dnrken beraber hissetmekten olumu karamsarlk ve mitsizliklerle artk l bir eye snamayacan anlyordu. Bu her eyi brakp gitmek, nce delilik diye sayd b alp artk btn saatlerini igal ediyor, bazen kolay bir hareketmi gibi balangcn ve g p sade mesut ve rahat hayatlarn dnmeye sevk ederek mesut ederken bir an oluyordu ki, fikren kat ettii mesafelerden rkyor, ona uygulamas deil dncesi bile korkun, ac bir gibi geliyordu. O zaman iinde bir yara alyor gibi bir elem hissediyordu. Herkesin, le min lnet etmesini, ailesinin, babasnn adn ve namusunu lekelemeyi gze alacak kadar kuvv

et bulduu oluyor, bu iki yzl ve kt insanlarn yalnz szde kalan yle balarn nemsemi makla beraber bu ite ona olamaz gelen bir yn, bir uursuzluk vard. Onu asl dndren Nec amimiyet ve ciddyetiydi ve bundan emin olmak ihtimali yoktu, nsan eminim sand eylerde kadar ok yanlr ki... diyordu. Hem Necib bu byk fedakrl yapacak kadar kendini seviy u? Eer imdi o kadar seviyorsa bile bu kuvvet ve genlik sonra da devam edebilecek mi ydi? Zira bir gn onu zlm ve piman grmekten lmek daha iyiydi. Bundan sonra acaba bu ya bile gnl rahatlyla ve sorunsuz mr srebilecekler mi, herkesin haklarndaki dncesinde k o kadar onur kracak ve yaralayacaklar adamdan dolay hayatlar zehirlenmeyecek ruhla rn engelleyemeyecek kadar samimi; alngan olunca bu hayat mmkn myd? Daha bir ay evvel, u kadar tamiri imknsz bir ey yaplmad hlde de, henz gemiin balangcnda birbirleri zlmemiler miydi? Daha bu dereceye gelmeden, daha ilk dncelerle umutsuz oluyor, stelik Necibi Haceri n karsnda yle grdke, onun ciddiyetinden phe ederek umutsuzluu oalyor, o zaman ba ezilmi, kark, skntl, hep aresizlikler arasnda dayanksz kalarak ne tarafa dnse bi h kt, bu ite bir uursuzluk var. Hibir ey yapmak mmkn deil! diyordu. Yalnz her eyd ine eski hayatna gmlmek kalyordu. Her eyi boverip, unutmaya alp, O bir rya idi, g undan sonra hayatna herkes gibi tahamml etmek, o geen birka aylk saadetini byle birden ve ebediyen snvermi grmek unutulmaz acya hazrlanmak gerektiini gryordu. Ve kendi ke bu kt mecburiyeti dnrken, isyan eden kalbine kar, uzak, uzak bir ses vard ki, en ak u olduunu ihtar ettii oluyordu. Bu, pek belirsiz, pek abuk kaybolan bir eydi, belki imknszlk ve umutsuz olmaktan geliyor, kuvvet bulmak iin kabul ediliyordu; fakat hiss ediyordu ki, Necib o mahzun gzleriyle gelse, o ateli sesiyle ,Hayr Suad, sen burada byle lmeyeceksin; ben sensiz yaayamyorum, seni gtreceim; gelirsin deil mi, beraber ge sin deil mi? deseydi, hepsini, evet her eyi unutabilecekti; o kadar lgn, o kadar zayf lduu dakikalar vard. Onun sesine, onun bu teklifine o kadar zlemli ve hasretliydi. y le zamanlarda gelecei dnse bile bir kere btn btn onun olduktan sonra ilk felketinde mkn korkularn gideriyor ve onu sakinletiriyordu. Sonra Hep rya, hep lgnlk, uyanmal Necib hibir zaman bu kadar fedakrlk yapacak derecede kendini sevmiyor geliyordu. Yine byle bir anda, byle mitsiz olarak ezildii bir sabah, Sreyya yeni gitmi, o eli ne okumak iin gazeteyi alm, fakat gzleri kafesin arasnda dalp kalmt; arkasndan kap erdir diye dnyordu, fakat Necibin sesini duyunca srad, o, Maallah... diye giriyo korkularn verdii iddetli heyecan ile dayanlmaz bir sevincin heyecan karmt. Necibi sut zamanlar, yalnz birbiri iin yaadklar zamanlar ihtar eden o derin muhabbet bak i bulunca btn phelerin, krgnlklarn mahvolduunu grd. Fakat Necib zahiri neesini gizleyemedii bir maske ile elemli ve kederliydi. Kal arnda bir elem bkl vard, her eyden usanm, dnyada hibir arzusu kalmam insanlar g bir haftalk hayat onu ykm, paralanmt. nce resmlik iinde balad, sonra yavaa ha kyetli bir hl ald. Kendinden bahsetmeyerek hayatnn ne bo, ne karanlk getiini anlaty tahamml edemeyeceini hissettirmek istiyordu. Suad, bir sz sylemeyerek, onun karamsa rlkla i skntsna malp kalyor, sessiz ve gaml, birden mevkilerinin yine hzn ve bezg u dinliyordu. Sonra Necib kendilerine geti, ondan uzak, ondan mahrum hayat onu ldryord u. imdi onun Boaziinden inmemek arzusunu anlyor, her ey bitecek diye korkmakta hakk ol uunu teslim ediyordu. Ac bir ikyetle Fakat asl sen bitiriyorsun... dememek iin diini nce buraya gelirlerse daha sk grrz sanm, burada bulunduka grmek iin bin trl albuki orada kalsalard. O hayat dndke korkmutu, gitmekten ekinerek ve gitmek arzusuyla yanarak, bir karar remeyerek geecek o cehennem hayatndan o kadar korkmutu ki, stanbula inince memnun olm utu; artk buraya sk sk gelecekti; fakat imdi... eliyle mitsiz bir hareket yaparak, Hal uki asl imdi bitti! diyordu. Gya asl sebep etraftakilermi gibi davranyordu, fakat ona ayarak, Halbuki sade sensin Suad sade sen... Eer sen istesen dnyada benim iin baka hib ir eyin nemi yoktur, ben senden baka bir eyden korkmam... Fakat sen istemiyorsun, se n kayorsun, yalnz sen deil, benden imdi gzlerin bile kayor. demek istiyordu. Ve ikisinin dudaklarnda titreyip syleyemedikleri bu szlerden, birbirlerini anla yamamaktan gittike birbirlerine daha hain bir lbirent grnyorlard. Onun bu kadar hyanet ne kar Necib kalbinde yle ac bir intikam hissi buldu ki, Her ey bitti! derken, Fakat bundan memnun olmalsnz! dedi. Zaten belki onu Suad kendi istememi miydi? Suad baa kak an, ac bir bakla bakyordu. Necib hl o aclkla: Evet, rahat, artk rahat... Bundan sonra iyice rahat... Benim yzmden o kadar aza p ve hakaret grdnz ki... szlerini sylyordu. Suad gzlerine hcum eden yalar gstermemek iin ban evirip sakin bir ekilde pence

t, Ah bilsen... demek isteyen i hamlesine kar koymak iin urat. Necib hl o zeminde kendilerini sktndan, pimanlndan anlatyor, bylece muhabbet gsteren bir mdafaa grm olduu kadar ac szleriyle devam ediyordu. Halbuki sessizliinde, ikisi yalnz bulunmakta n sklr gibi duruunda, sanki onun ruhunu saklayan bir yabanclk, bir fikri baka eyle ve durumdan kurtulmak arzusuyla megul oluu fark ediyordu. Onu yalnz bulmak iin buraya bu vakit gelip de istedii gibi sakin bulunca mmkn olduu kadar urayp sorularla ii iyice anlamak kararndayd. Ve tekrar onun zlemi ve parlak gzlerinin nnde o saf ve temiz kaynanda sonsuz mit fa imek arzusunda iken onu iki haftalk ayr muhakemelerin verecei etkiyle byle yabanc, inat bir bilmece gibi kaytsz ve kapal grnce, sylemek istediklerini syleyemeyerek ruh bir ac ikyet, bir feryat arzusunun ykseldiini duyuyordu. Byle mit isterken karamsarlk rilmesinin acs ile o kadar zehirlendi ki, kuvvetli bir hrs ile kendisini de zehirle mek arzusuna dt ve szlerini: Halbuki ite hl rahatsz ediyorum, diye bitirdi. Nihayetsiz bir umutsuzluktan doan karamsarlk ile ezgindi: Bilir misiniz gelmek iin niin bu saati setim? Biliyorum ki sizi yalnz bulmak iht imali ancak bu vakit vardr. Bir ey olacak sanyordum. Umutsuzluktan doan karamsarln aza diyordum... Fakat ite... te grdm kabul... Ah budala... Kuvvetle kesti, onun brlerinden korktuu hakknda fikri tamamyla dalm olduundan k in istenmediini ve nasl olsa o istemeyince bu hlin devam edeceini, artk nceki kadar se vilmediini dnerek bu aresizlikten bir feryat ortaya kt: Ah bilmem ki ne yapmal? lgnlkla bakarak inliyordu. Suad hl ba cama evrilmi duruyordu. Her an ban ev sylemek arzusuyla bouuyor, gzlerinin hl kurumadn hissederek kalbinden kan ak ve rn susturmaya urayordu. Bundan bir mecburiyetle her eyi oluruna brakmak da vard Beni iyor, beni istemiyor artk! phesi Necibe bu saniyelerde geldi. Bu bir ac ile balad ve ac ruhunun derinliklerine inip straplarna yle bir teselli oldu ki, bir mide sarlr gib na sarld. Ah bir kere bundan emin olsayd, onun btn nefret ettii kadnlar gibi birka ay evesle zaman geirdikten sonra ilk tehlikede rahatn akna feda edemeyerek ekilen hanmlar an olduunu anlasa, bu son hyanetle yine yaralansayd... Hatta imdi onun ak iin kendi s nrken mesel o pencereden bakasn, kalbini imdi ele geireni beklemi olsayd... O zaman yaralanacakt, fakat bu yarada byk bir ifa var gibi geliyordu. Bunun zerine sevilmediini anlamak, emin olmak iin almaya balad, bunu byk bir ze mulan bir neeyle kavumak zevkiyle, kimden olduunu bilmedii bir intikam hrsyla yapyordu ve bu zevkte de bir aclk vard. Tekrar ne zaman geleyim. diye sordu; Suad bu kt mevkide kurtulmak, her eyi anlatmak, samimi arzusuyla urarken nihayet karar vererek ban evir Vallahi o kadar kark ki... diye balad. Fakat Necibin gzlerinde o kadar yabanc, o k hsuz, hi Necibde grmedii souk bir bak vard ki, cokusu birden dondu; o zaman, korkara reddt ederek onun inanmayp elendiini gre gre, bulamad kelimeleri araya araya evin ra latmaya alt. Necib btn bunlarn nasl geersiz birer bahane olduunu gryor, Pekl, cer mi var? te imdi ldm gryorsun, imdi de inliyorum... Ve sen hl ta gibi, hl bir bakn bir ay elverir! Bunlar hep yalan... Asl hakikati niin sylememeli? Senin gzler n sylyor ki artk her ey bitti... Yalan, yalan... Ah hep yalansnz... diye haykrmak ist rdu. Bir an oldu ki, Suad onun bu fikrini phe eder gibi oldu. Ruhunun tekrar o elle yksekliiyle onun ayaklarna atlmak istediini hissetti, Ah bilsen... demek iin ld; fa ib o kadar souk, yle karanlkt ki, sustu. O imdi ayaa kalkm, pencereye dayanm, soka ve dudaklarn titreten, gzlerini bulandran gzyalar hcumu iinde bu kadar mitsiz, ted her eyin bittiini, onun buna are bulamayacan, aksine her eyin bittiini, grmekten or n gzyalar iinde bouluyordu. Bir zaman Suadn kendini ne kadar sevdiini, kendi iin ne tlere katlanmaya hazr olduunu dnyordu. Ah o zaman bir daha ele geirmek iin hayatn kt? nceden tahamml edemiyordu; bundan sonra ne yapacakt? Kap iddetli bir frtna ile alr gibi arkasna dayand, eikte Hacer grld; Necib ar, nerede ya? diye gzleriyle aratryordu. Onu grnce girdi, Maallah efendim, hi de h rmezsiniz... diyor, Necibe giderek, Nereden byle? Nasl tenezzl buyuruldu? sitemlerine eiyordu. Sonra, ikisinin de hllerine bakp merakla O ne o? Ne oluyorsunuz ikiniz de A llah aknza! diye sordu; ince dudaklarnda sivri bir tebessm takld kald, gzlerinde bi ordu. Necibin syledii birka sz zerine merak, siteme evrildi: Hani dn gece gelecektiniz? Maallah, gerekten sznzn erisiniz... Necibin mrldanarak beyan ettii zrlere kar dargnm da affetmeyecekmi gibi davra

suun bykln anlatmak ister gibi: Bilseniz ne kadar bekledim, diye ikyet ediyordu... Suad, ban pencerenin camna dayam alyordu. Gelmek iin kendinden gizli vaadler ver kadnn gznde Necibin, komunun uandan bir fark olmayna alyordu. Ve onlar olmasa nyor, mendiliyle azn tkayarak, dalm gibi grnerek, bakmyordu. - 20 -

Necib o gn akama kadar kalbinde lm zehiri olduu hlde kalmaya mecbur olduktan sonra bir zindandan kurtulur gibi oradan knca, orada iken sokaa kendini atp serbest kalrsa rahat edeceini sanrken, imdi yalnz, btn endieleriyle, btn felketleriyle yalnz kal ldu. Asl beynini ezen, kafasn atlatan, bir trl hlledemedii bir yn vard. Yz bin ker asl olur? Niin? Bu mmkn deil! diyor, hibir sebep belirleyemeyerek, Bir ey var, ne ol bilmem; fakat herhalde bir ey var? Ah bunu nasl anlamal? diye meraknn bir lm derecesi endini bir humma atei gibi sardn ve kahrettiini gryordu. Bu ate arasnda bu eyin ba olma ihtimali de fikrini zehirle yakyordu. Demek her ey bitmiti. Her ey, her ey... Hem de geriye dnmek, geen gnleri tekrar el geirmek ihtimali olmakszn... Ne bir mit, ne bir emel, ne bir ey, hi, hibir ey... Ne tebessm, ne bir bak, yle mi? Fakat niin? Burada, bu iin hakszl ile kudurur gibi ol ddetten etrafn kanl gryordu. Niin? Evet, o ne yapmt? Bu hakaret ve rezalete mahkm o nasl bir cinayet ilemiti? Ve hibir ey yapamadn grerek, bunun iin anlamayarak, bil bulamayarak, sersem, bedbaht, sefil, yine oraya gidiyordu. Ah orada onun yanna kp t itreyerek onun vcudunun havas etrafndan, onun gzlerinde yine o tebessm, onun sade bir glgesini grmek iin kalbinde ne sefil bir zlem ve tel vard. Fakat Suad donmu ve sou en olmayan bir nezaketle grdke, tekrar deli olarak ne yapacan bilemiyor ve Hacerin eli e kalyordu. Ba endie ateinden atlarken glmek, gldrmek, sylenmek icap ediyor, kamak eler arayarak geldiine piman oluyordu. Hacer onu piyanoya gtrr, arklar, perevler ala nra kantolara geerek elendirirdi ve Necib piyanoya dayanarak, imdi tede bir dman gibi duran u kadna bir zaman kendisi iin piyano almak bir saadet olduunu ac ac dnerek bu olmakszn geen saadete bir yetimin acsyla alamak isterdi. iddetli bir ac ile Ah bir s k o hayat iin btn mrm verdim... diyordu. O zaman Hacerin deliliklerine en grnp h veya umutsuz ve suratsz kalmamak iin ona refakat ederekten, tekrar gelemeyeceine y eminler ederek, eziliyordu. Her geliinde mitle geliyor, gelir gelmez kamaktan baka b ir ey istemeyerek onu bir kurtulu gibi gryor ve tekrar gelmemek yeminiyle knca yine ha retle yanyordu. Bu sefer bir daha gidip ona yalvararak, alayarak, onsuz kalnca nasl harap ve perian olduunu anlatarak ona tekrar hayat vermesi iin temenni etmek istiyo rdu. Fakat, onu yalnz bulmak mmkn olmuyordu ve yalnz kalmasn beklemek o kadar iddetli ir ate olurken yalnz kalsa bile onda cokusunu, zavall cesaretini donduran bir ciddiy et ve gurur grerek korkuyordu. Bir zaman o kadar emin olduu bu kadndan imdi byle kork tuka, bakmaya cesaret edemeyecek bir hle geliyordu, gznde o kadar bym oluyordu. Yaln kere yalnz kaldklar ilk birka dakikada, bin gayret ve heyecanla, ortada bir hayat v e lm meselesi varm gibi heyecanla birok eyler sylemek niyetinde olduu hlde asab kil eneleri kuvvetsiz kalarak, en nihayet sadece, Artk sanyorum ki dargnz... diyebildi ve titreyerek sustu, cierlerine kadar hlsiz brakan bir titreme ile gsz ve acizdi. Suadn gzleri, belirli bir mana veremeyecei bir ey sorar gibi kendine dnd. Necib, efis yaratn nasl bir tek szne hayat ve saadetinin bal olduunu, gznde bu vcudun ne t deer bir kymette bulunduunu dnerek, tereddt ederek, bir ey syleyemedi: Bilmem, dedi, o kadar surat ediyorsunuz ki... Suad, yorgun, nihayetsiz bir gzle bakt ve bir ey sylemedi. Birka gndr kendini iga e heyecanlandran bir niyetini uygulamak istedi, cesaret ederek ona rica etti, hem aka reddedemez diye onlarn yannda sylyor, hem de belki bir hatrlay olur da tekrar e dnyordu. Fakat Suad gayet ksa ve cesaret mahveden bir sknetle reddetti. Bitti, ah n lsa bitti... Tamiri imknsz ekilde bitti... diye ban dvyordu. Ve onu gittike zayf v ordu, kendi geldii zamanlar onun birok eyler bahanesiyle katn lerek grdke ac ac den... Bir zaman o kadar sevdii Necibden imdi kayor. Demek o kadar nefret ediyor. Niin , ne oldu, yarabbim? dncesiyle harap oluyordu. Onun elinden dn imknsz bir ekilde k lduka gemiteki mesut hayat, onun kendini mesut etmek iin yapt eyleri, uzun uzun, gec e dnerek, o zamanlar atelerle geirdii hlde de bugn mrler feda edilecek kadar sra d Sonra hiddetlendi ve hiddetlenince dncelerle beslenerek ateli, kanl bir dmanlkla

abuk deiti. Onun elinden gittiine kesin karar verip bir sebep de bulamaynca btn suu yklemekte bir intikam vaheti buluyordu. Ben ne yaptm? Hem daha ne istiyor? Ona hrmet ve tapmaktan baka ne gstermi, onu o kadar byk ve yce tutmutu. O kadar itina ve zenle aber bu da m byle alalma ve hakaretle bitecekti? Bu da m her sevime gibi sade bir nef retle kalbinde bir mezar brakacakt? O kadar sra d ve muhteem grd, yle olmas iin vimenin de ad, her gnk aklar gibi olduunu kabul etmek mecburiyetiyle isyan ederek ban arlara arpmak, emellerinin bu aalanan knde hazr bulunmamak istiyordu. Ah hayatndan tiksiniyordu, onun hibir zerresinde sevilecek, byk, muhterem bir ey grmyordu; kpek gi i balam, kpek gibi yaam ve kpekler gibi imdi srnmeye mahkm olmutu... Balang, emellerle kendini aldatt devri takip eden yenilgi devriyle balamt? nce hret kazanma mak iin alm, o kadar alma gerekmi, korkun emeller beslemi ve a gzllk yapmt bir ekilde arnmak gerekti; hayatnn bu emellerini gmdkten sonra kadnlar bir hayat ii eterlidir emeliyle onlara kotu, bu ebed bir yenilgi, daima yeni mcadelelerle, yeni can atmalar, grecei gelmeler kt bir yenilgi oldu; ite bu son, en son yenilgiydi ve he r eyin sonuydu... Artk hayatna tkrmek istiyordu. Ah onu nasl bir ey sanmt, halbuki p botu; hret, a gzllk, ak... Hepsi, hepsi botu, tutunacak, hayatta dayanlacak hi, ktu, lmden baka hibir ey sahi, hibir ey sonsuz deildi... Ona gidip, Kadnlar, ah siz hep birsiniz... diye haykrmak istiyordu. Ve bir gn, o kadar kahredici, o kadar vahi bulundu ki, onun nne kadar gidip dmanca bakarak bu sz s yecekti, fakat ok zamandan beri yakndan grmedii iin onu imdi, o kadar zayf, sar, gzl o kadar rk ve siyah buldu ki, btn dmanlk ve hiddetinin gzyana evrildiini grd. Evet, Suad lyordu, her ey onu ldryor, nceki hayat, Sreyyann hlleri, artk o k mduu ak gmmesi; her ey... Fakat onu asl ldren ey, Necibin Hacerin elinde tahammll le oyuncak oluu, piyanoda, bezik masasnda, pencere kenarlarnda saatlerce glmeler, fsld amalar idi. Kendini artk sevmeyiine, madd bir istifade bulamaynca ihmal ediine, zellik le o kadar cidd olmayna tahamml edebilecek, eer gelmese onu unutabilecekti; fakat Neci bi gznn nnde bu hareketlerde bulunacak kadar ad kalpli bulmak onu ldryordu. lk def ikeli zehiri kalbini yakyordu. Onu yle grdke sade sevilmediine deil, hibir zaman cidd ilmemi olduuna karar vermek onu harap ediyordu. Hem niin sevilecekti? Kendisine bakp siyahlanm kapaklar iinde gzlerinin donuk, yzn sararm bularak imdiye kadar hatta o er yz grdne ayordu. Hibir zaman kendini sra d bir gzel olduuna inanmamt. Fa ibe bulunur fikrindeydi. Halbuki kendinin ite bir yl bile bir ak srdremediini gryor, eyi baaramay nnde alak ve hor kalyordu ve ac bir fedakrlkla beraber Necibe hak vmemekte hakk olabilirdi, fakat gznn nnde o hareketlerde bulunmak zalimane bir hareket ti, hele ara sra kendine yine eski tarz ses ve bakla muamele etmesinde tahamml edilm ez hain bir alaklk buluyor ve o zaman ate kesilerek kamaktan baka bir ey yapamyordu. V btn bu mcadeleler iinde her gn daha ok lyordu. Ne kadar!... Halbuki Necib brakp kamad iin, dayanamayarak, yanarak, lerek gelip de Suad byl aranlk grd iin, kederli grnmemek, phe vermek iin, deli gibi, bilmeyerek yapyor, a eliyor, onu byle bulduu iin lyordu. Ve nce byle birbirini yanl anlamaktan balayan p grp izah edilmedike yava yava balad dmanlk rengi ile o hle geldi ki, bir sre de grp lmemek iin onlar yalnz brakarak kamaktan baka are bulamad ve Necib, piman, perian ve sersem, kh delice istekli, sonra zayf ve darmadan, artk Hacere de tahamml e emeye balyordu. Fakat, hibir ey yapmak ihtimali yoktu; sebepsizlik, aresizlik iinde ku durmak istedii bu cinnet ve samalama devrelerinde sade kendini yiyordu ve bu o kad ar bozuk bir hayat oluyor, o kadar kararszlk iinde sryordu ki, artk gznde hibir eyi almad oluyordu. Buna karlk, deli olacan sand, haykrmak istedii frtna saatleri, tm? Ne Yaptm? Niin? diye her eyi iln etmek istedii kin ve nefret anlar da takip ediyo . Bir gn, bu son dereceye geldi. Bir akam yine kendini engelleyerek, belki bir t ebessm grrm, belki sefaletimi grr de piman olur diyerek konaa gitti. Hacerle hanmef adaydlar. Suad grmedii iin umutsuz, sormaya ekinerek yemei bekledi ve titreyerek onun r yz, soluk gzleriyle imdi geleceini beklerken Sreyya yalnzd ve onun rahatsz olduu inmeyeceini syledi. Herkes bunu zntyle konuurken, Hacerin garip bularak onu henz aka k iyi olduunu sylemesi Necibi harap etti. Ve onun kendisi iin inmediini anlamak iin Ha cerin bu ihbarna ancak muhta olan Necib iin bu, hurdaha eden bir darbe oldu. Son ve k esin darbe... Bu artk her eyin sonuydu, demek her ey bu kadar, bu kadar tedavisiz b itmiti? Demek artk onu vcuduyla bile o kadar rahatsz ediyordu? Bir zaman onu aksine mesut ettiini ve kendini grmek, alkoymak iin neler, ah neler yaptn ac ac dnerek hcumunu hissetti. Fakat birden hiddet ve kin bunlar kuruttu, bu hakaret, tahammlnn pe

k, pek stnde idi, o kadar ki deli gibi elinden atal ba frlatarak sokaa frlamak, ve Evet artk lmek istiyordu, mademki her ey bitmiti, mademki her ey bu derece bitmiti , artk lecekti. Hem de ne biti, hem de nasl biti yarabbim? O btn bir temizlik ve huy t mizlii ile bu kadn o kadar azizletirip ycelttikten sonra imdi, ah imdi ne kadar, onu d brleri gibi iffetle, hakaretle dnp iki grmeden sonra, eskiyip atlan bir kundura gi lmay ne kadar istiyordu. Ona gidip Ah sizin hepiniz birsiniz! diye hakaret etmek iin nasl bir istei vard. Ac ac Beni pek budala bulmutur! diye glyordu. Fakat bu da mm hi yle grnmyordu, Mutlaka bir ey var, fakat ne? diye diye beynini yerken, bu kadar al ve hakaretle, rezil bir yoksullukla kovulmak acs bir yara oluyordu. Onu haykrmak, kanlarna boularak, nnde lerek haykrmak istiyordu. Ve onun ayaklarnn altnda kanlar i kte bir intikam vaheti var gibi geliyordu. nce bu fikre tutkun oldu, ne olursa ols un onun nnde kendini ldrecekti. Ona iftirac bir dmanlkla, Biliyor musun, sen de, sen nlardansn. Bense bir ey sanmtm... diyebilmek, lmek, ona kendi kalbinin kuvvet ve byk piman etmek, harap etmek, kendisini mest ediyordu. Ve yemekten sonra, bir bahane ile ellerinden kurtulup sokaa frlad zaman, bu atele yanyordu, o kadar yanyordu. O kadar yanyordu ki, Ah bir ey, bir ey diye szlyordu, B ir deva, bir ifa... Birden aklna gelen fikre o kadar esir oldu ki, kendini bir arab aya atarak abuk, Tokatlyan... dedi. imdi, araba iddetle kaldrmlarn zerinde yuvarlan nki beyni uyumu, bir ey bilmiyormu gibi ayrnt ve sebeplerini dnmeyerek, dertliydi; d olmaya o kadar alt, onu o kadar doal hl sayd iin dertliydi. Tokatlyan, bu k gecesinin saat drdnde tenha idi, yalnz birka yemekte ge kalm, m yemekten sonrann rehavetiyle konumaya dalm takmlar vard. Orada bir masaya oturdu. Gar sona Viski! dedi, garson viskiyle soda getirmiti ve byk bardaa bu ngiliz ikisinden ik armak kadar koyuyordu. Necib, Koy, koy! dedi, o hl Koy, koy diyor ve garson hayretle b akarak dolduruyordu; bardak dolduu zaman soday gstererek, Gtr onu dedi ve ilk hamlede inin yarsn iti; iki dakika sonra midesinden bir ate btn damarlarna, beynine yayld. o sebepsiz, o belirli olmayan, bir sanc gibi azap devam ediyordu. Ve bu kaplayan sarholuk arasnda gzleri dumanlanp derin bir ac ateeyle ruhu szlarken, birden orkestra nameleri duyulunca, oh dedi, dumanl, bulutlu dimanda ac bir zevk dalgaland. imdi artk hatrlyordu, artk aknn btn macerasn, en uzak ve ufak ayrntsna kad rntlaryla uzun uzun dndke, hepsinde neticenin sefalet ve hor grlmelerle yaralanarak yr saadetten bir baka yara alyordu. Ve onu bu azaplardan ok, en ok ldren ey, sebebini lmeyerek aklayamad Suadn bu davrann belki kk bir hareketle engellemek mmkn ik , yapamayarak, her eyin byle snmesine ciz bir ahit oluu idi. Orkestra o kadar sevdikle ri, beraber o kadar mest olduklar Ballo in Mascherann bir fantezisini alyordu ve Lkin dan Koparlm parasna gelince, btn o mahvolmu saadetleri o kadar elem ve hasretle ihta n bu gzel name ile mest olarak, Evet, skndan... skndan deil, canndan koparlm, ruh m... diye inledi, viskiyle bomak istedii kederi, musikinin tesiriyle yle bir dumanla, sanki uzaklam, sanki atei snm gibi bir tesir veriyor ve bundaki sarho eden zehir, ki is ve bilgisini o kadar yok edip garipletiriyordu ki garsona tekrar bardan iaret etti . Ve burada gece yarsna kadar kald; artk gzleri ar bir uyku ile mahmur gibi, ar, bul yznn adaleleri bir bir ekik ve gerilmiti. stemeden ve daim bir ekilde byklarn ka kendi kendine o paras syleyerek, Ah skndan koparlm... diye mrldanyordu. - 21 -

Bu sefer Necib konakta iki hafta grnmedi. Suad nce bundan memnun olurken gittike endie ve sknt gelmeye balyor, onun yannda da, yokluunda da elem duyduunu grp, Ah bir yara imi, ne bilmez ey imi! diyordu; onu o kadar ok sevmiti ve severken saadete o kadar temas etmiti ki, hayatnn bu arpmadan krlmamas mmkn deildi. Ve her eyden ok kk saadet ihtimalini bile bir yara yapmak isteyen kaderin elinde feryat ve can ekime arzusu hissediyordu. Kim bilir belki Boaziinde kalsalard bu ak byle bitmez, belki bir saadet olurdu. Zaten bir saadet deil miydi, byle birbirlerini son dereceye kadar, lmlere kadar sevmeleri, birbirlerine dnyay feda edeceklerini her bakta, her nefeste t ekrar tekrar yinelemeleri, sevildiini, sevdiini, bununla mesut ettiini bilerek yaama lar zaten bir saadet deil miydi? Bu artk mahvolmutu. Ac, bedbaht bir rya olmutu deil Ve hayatnda bir ey olabilecek iken uursuz bir tesadfle krlvermi olan bu aknn haya rkasnda sevdiini gmenlerin kt acsna benzer bir zleme vard. Hayatn boluundan doan e i darl, imdi bir byk saadet frsat karp hayatn mahvetmi olmann ayrlk acl

Bu uzun dnceler, kederlenmeler onu btn btn sarartmt. Yz birden incelmi, sar ri gzlerin derin can skntsyla, btn yz izgilerine hi deimeyen bir elem ifadesi il men susma ve dnmeye mahkm olmu denilebilirdi. Sreyya ile dargnlklar hl devam ediyo de piman grnmeyerek zorunlu birka kelimeden baka bir sz konumuyorlard. Hacerin szle tk cevapsz brakmaya nem vermiyordu. Yalnz hanmefendinin nadir birka szne itirak ett rdu. Necibin byle sra ile drt be gn gelmediini grnce, imdi kendisi merak etmeye bal rlm olmasnn ihtimali, bu merakla endieye batm oluyor, ona lzumundan fazla bir krc aktan korkuyordu, yle bir hafta gelmeyince, Demek Hacer iin deilmi. fikri de dnceler atlyordu, o hlde Necibe niin o sert muamelede bulunmu olduunu anlamad dakikalar olu Gcenmenin o kadar esiri kalmt ki, tahamml edemeyerek, bir ate iinde gibi, elinde olmay n hareketlerde bulunmutu. Fakat imdi? imdi ite madem ki artk gelmiyordu, demek o darlt m, hakszlk etmiti. Hele onun byle gnlerce uzaklarda ne yaptn dnmek bu endiesin nerede yayor ve nasl yayordu? O kadar sre onun hayatna o kadar karm, o kadar girmi kendinde bir boluk, bir rahatszlk buluyordu. Bu dnceler arasnda, nadir dakikalarda, h ir ey dnmeyip dalp herkes gibi gitmek, her ey bittii iin bo yere rahatsz olmamak is oluyordu. Fakat aray ve merak stn geliyor, tutkunluuna, bunlara zihnini veriyor, yal nz bunlar dnyordu. Bir akam sofrada onun bahsi hi ummad hlde alnca bu dncelerine kuvvet ve idde n Sreyyaya Necibi sordu, cevap alamaynca, kendisi bir kalem arkadandan duyduunu anlatm ya balad. Fakat sz aznda o kadar ezip, cmleleri, lokmalar inemekle o kadar kesiyor uzatyordu ki, asab bir ate iinde Suad ona haykrmak istiyordu; Fatin o arkadandan duyd gibi Necibin hayat hakknda ayrnt verirken fakat bazen sade bir szle, sonra bir kapal elimeyle, cmlelerini btn btn kapalla boarak syleniyordu. Bizim Fehim Bey geen gece berabermi... atm diyordu, ne tahamml, ne tahamml, ben ede bu derece arlk grmedim. diyordu. Arln ne olduunu sylemeyerek ayrntya giri kendi gibi bir ey anlamak iin olmal ki, nihayet sormaya mecbur oldu, o zaman Fatin manal bir tebessmle bakarak sadece, Beyolu malm a, her trls... imdi de bir tiyatro nyas gelmi... diye gzleriyle bir ey anlatmak istedi, sonra Sreyya glerek, Kumpanyalar ten buraya oyun vermeye deil, oyun etmeye gelirler ve aktrisler, sanatlarndan ok baa rlaryla nam brakrlar. dedi. Sonra sz baka bir eye dnd. Suad sade Necibin ok elendiini anlam olarak kanl dertlendi. Fakat bu kadar da kendine souk bir ihanet hissi alamak iin yeterli deil miy di? Halbuki o bir gn Hacerden yle bilgi ald ki, artk hi phesi kalmad. Hacer yanna g rdenbire sadece onunla megul olduunu gsteren bir ciddiyetle dedi ki: Dn gece bizimkinden duydum a, Necib maallah alm yrm... Suad merak ediyor grnmemek iin kendini zorlad, fakat Hacer anlatmak iin tevike muh ta deildi; o zaman Necibin bir aktrisin arkasnda gezdiini, onun iin birok fedakrlkla lilikler ettii hlde nihayette baarl olduu bir gece yemekte szd iin onu lokantada b a biriyle katn, her gece onu hep yle yerlerde yle sarho grdklerini anlatyordu. Ve n Suad inanmamak, mdafaa etmekle beraber kendinden uzakta, baka bir kadn iin bu kada r hakarete urayan Necib iin ac bir alalma hissederek eziliyordu. Sonra birden tat, bu ac duymasna kzd, Neden? Niin? Bana Ne? dedi; artk bu iten alarnda hibir ba grmedii bu adam hl niin dndn anlamak istiyordu. O ilk glk ine eski zevk lemine dalmt, u kadar ki, imdiye kadar kibarca yaarken bu sefer usulca g n bir yazn btn tel ve intikamyla bunda arlk gsteriyor veya her vakit byle davrand efer haberleri oluyordu. Zaten onlar o hayata, o kadnlara almlar... imdi artk memnun aldr. diyordu. Halbuki o hayattan nasl gnl tok grnr, o kadnlar ne kadar hor grrd yaland, demek o da yaland, o da bugn byle, yarn byle hissediyor, o da herkes gibi saht e yayordu? Halbuki kendini Suad ne kadar samimi ve cidd bellemiti. Ve ondan da aldan dn grnce, Zaten hep yle, hep... Hi kimse yok... diye itham ediyordu. Hayatn o kada ktlkleri arasnda bir ak var diye ruhunun btn zlemiyle ona sarlmken ondan da byle , onun da byle uzaklamas o kadar ac geliyordu ki, emellerinin bu k iinde tekrar Ah yll... Hayatn saadeti bilmemekte, anlamamakta... Halbuki onu yaayp bilmemek mmkn deil. . Bir kere eyll geldi mi bouna... Hibir mit... diye inliyor ve nndeki hayatn uzun, r z, yorgun gnlerle dolu grerek sabr ve tahammle gc yetmeyeceini sanyordu. Elinde aknn krk oyuncak gibi paralan onu pek kahrediyordu. imdi artk her eyi u bomak istiyordu. Madem o da yaland. Artk hatta unutmak deil ondan nefret ediyordu. Halbuki ne kadar sevmiti, deil mi? zellikle nasl aldanarak ne kadar seviliyorum san mt ve ilk frsatta bunun nasl gln olduunu en ac bir ekilde anlam, ne ac, ne ala

alaka anlamt... Sade bir mevsimlik, ite onun tesiri, gzellii ve cazibesi... Ve bu dz en andan istifade edemeyerek btn kalbiyle taparcasna sevmi, uhlukla, hlyalarla, kskan arla onu zapt ve muhafaza etmeyi dnmeyerek samimi, doru bir sevgiyle sevmi ve bunu gst ermiti, ne kadar ateli sever, ne kadar samimilik gsterirsem o kadar mesut ederim di ye dnm, onu mesut etmekten, mesut grmekten baka hibir eye nem vermemiti. Fakat i ders! diyordu. Pimanlk m, niin? Ders mi, artk ne fayda? diye omuzlarn kaldryor. M ib o kadar hafif ve vefaszd, hi piman olmuyor, tam aksi memnun oluyordu. Hem byle kk tecrbe ile bu felketten byle sa kurtuluuna teekkr ediyor, Ya inansaydm ya btn bt . diye titriyordu. Halbuki neler ummu, onun hararetli sesiyle ne teklifler beklemi ve buna ne kadar candan raz olmaya hazrlanmt!... Bunu dndke, hor ve alak, boynunu bkerek, Of aman! diye feryat edecek kadar dertl rdu. Bu dncelerden, bu derin aalk hissinden, bu ruh aclndan kurtulmak iin lyord unutmak, o zamanlar yaam gibi olmak istiyor ve bunun birok mddet mmkn olamayacan, n snveren aknn zntlerinin, byle, hatta bir kelime af istenilmeksizin, zrsz brak acsnn ne olsa mutlak bir mddet devam edeceini bilmek acsyla srkleniyordu. Bari hayatnda bunun iin bir kolaylk, sevilecek bir ey, yaamaya, mcadeleye tevik ed cek bir gzellik olsayd... Sreyya ile hl souk bir nezaket hkm sryordu. Evde hanmdan esten ireniyordu. Ve bu, kalp duygularyla birleince hayatn tahamml edilmez bir ikence ine getiriyor, akamlara kadar yalnz, yorgun, dkn kalyordu. Bir gece, yatmak iin odalar girdikleri zaman, Sreyya glerek kendine yaklap, ellerini uzatarak ve Hl affetmeyecek isin Suad, ne kadar kindarmsn! diye yalvararak ellerini tutmak istedi. Suad o kadar bedbaht ve barelii altnda o kadar ezilmi bulunuyordu ki, eski yllar hatrlatan bir sam sesle kendine acndn grnce gzlerinin dolduunu hissetti ve ona bunlar gstermekten u kaacak yer de bulamayarak, derin bir karamsarlkla kark bir snma ve yardm isteme hiss onun boynuna sakland Ah neler ektim, neler. diye hkrmak isteyerek, onun ricalarla, p kk hitaplarla yalvar arasnda byk bir teselli duyarak straplarnn aclyla kar dan ve saadetinin byle hakaretli kmesinden bir ikyet ihtiyacyla uzun uzun alad. Onun sadece bir koca gs olarak deil, her trl kederlerin alanlp dindirilecek bir bar sanyordu. Bu yalarn arasnda onun Sreyya olduunu o kadar unutmutu ki, yattrmak syledii szlerden, o olduunu hatrlaynca irkilerek, Ah, senin bana ettiini bilsen... onu itmek istedi. Fakat tamam, Sreyya da o meseleden bahsediyor ve af dileyerek, N e yapaym Suadm, hiddetime malp oldum... Kendimi engelleyemedim... Fakat sen de, itira t, sen de o gece biraz lzumundan ok asabiyin... Eer yle yapmasaydn kim bilir... diye s leniyordu. Kim bilir belki orada kalacaklard, deil mi? Fakat orada kalsalar Necibe belki bir zevk ve ifal gdas olacak deil miydi? Onun bile imdi hakszlk diye itiraf etti y sahiden bir hakszlk deil, demek bilmeyerek bir korumak olmutu? Sreyya hem hukukunu, hem karsnn namusunu, yani saadetlerini muhafaza etmiti ve kendisini uurumlardan muha faza ederken kendisi onu aalam, onu sulamt deil mi? imdi ona teekkr etmek, alay ihtiyacyla daha gsne girmek, Yok, yok, asl sulu benim... Sen iyisin, iyisin Sreyya.. eni sen affet! Ah sana ne kadar hakaret ettiimi, ne haksz davrandm bilmi olsaydn... inlemek, daha sokularak, Oh beni sakla, beni himaye et... Beni mdafaa et! diye snmak i stiyordu. Ve bu snmada rahatlk, teselli ve kuvvet buluyordu; gzlerinden akan yalar onu biraz sakinletirmi, onun szleri kendine kuvvet vermiti. Ve demek, hl Sreyyada efkat evgi, her eyi unutup onu sevecek kadar samimiyet ve gven bulabiliyor, demek onu se vebiliyordu? Onu sevmek deil, ona ettii hakaretlerin affn elde etmek iin yalvarmak ge rektiini gryordu. Zira phesiz ona kar hakszl vard, o kadar hakaretlerden baka on kszlk etmiti, o hep bilmeyerek hyanet ederken kendisi ilemek istedii gnaha alet olmad m, stelik bu hiddetle bilerek hakszlk ederek hemen umutsuz olup sulama ile bundan bile ders karmakta kusur etmemi, arzularna tam bir serbestlik verip btn btn kendini onun eine brakm olmak iin her eyi yapmt; oh, bunu imdi ne kadar kk, ne kadar ciz, ne uyor, bu alaklkla ne kadar eziliyordu. imdi derin bir durgunluk ve memnuniyet iinde, ona yakn, mteekkir bulunmaktan byk b r rahatlk hissederek, ara sra gelen hkrklarla, tek tk konuuyorlard ve Sreyya birden denle Necibin ismini bir kere sylemekle btn vcudu ate gibi yand. Bu henz kapanamayaca adar derin ve szlayan bir yara olduu iin tekrar o rahatlk ve istirahatn birden mahvol up yerine daha kt ve can dayanmaz bir strabn ortaya ktn, hatta bu hlin hi yok ol uunu grd. Sreyya bunlardan habersiz, glerek Necibe dair bilgi veriyor, ona rast geldii i ve kendisini gremiyorlarsa da haberini aldklarn syleyerek sitem edince onun, Azizim, ben de ayorum, fakat hibir kadna bu kadar atele balanmamtm, fakat grsen ne kadn, a bir ey! diye anlata anlata bitiremediini hatta kendini bir gece yemee ardn syl

d, tekrar akna dair kurduu btn sevgili hlyalarn, o saadet yuvasnn, bu kt ykln yle yandn hissederek hi, asla bu yaradan iyileemeyeceini, lnceye kadar bu atele yan uzaklap hatrada sade saadetleriyle mahmur ve sarhoa, can dayanmaz bir baygnlk gibi ka an, o birbiri iin yaanlan, lmeye minnetle hazr bulunulan ve bu kadar sevip sevildike d yalar ele geiyormu gibi ruh ve hayatn artt hissedilen ak ve saadet anlarn bir saniy ve zntyle tekrar grr gibi oldu; bir kere akn bu sarho edici pmeleriyle kendinden onra hayatn hibir iltifata deer olmadn itiraf etti ve tekrar bu kadar emeller, mitler zapt ve byleyen byle bir akn byle bir alalma ve hakaretle bitip gitmi olmasyla ii y at onu piman, geri dnecek diye beklerken hatt iki gnlk bir tecrbeye dayanamayarak byle Fransz karlar peinde her eyi unutup dillere decek kadar sarho ve hafif olmak o kadar in bir gcenme yarasyla onu harap etmiti ki, tekrar kendini zorlayarak o hayalleri z ihninden kovdu ve bu sefer zorlu bir tella Sreyyann boynuna uzand. Artk kesinlikle o a mek gerektiini asla dnmeksizin bu hayalleri feda etmenin zarur olduunu anlyor, saadeti sade hayalde olan bu bedbaht ak imdi batan baa bir skntdan, beldan baka bir ey gr fa olarak bu akn tahamml edilmez bir afet, sade mthi bir ceza olduunu tekrar ediyordu; bizzat ondan, azap ve straptan baka bir ey grmemiti, en mesut zamannda bile bin trl ri ile kendini yakm, istirahatn alt st etmi, ldrmt; nce sebep yokken pimanlk ve la yanmlar, sonra ayrlmak, kskanmak km, sonra hakaret ve ihanet gelmiti. Ve byle d akat o anlar, o ikence saatleri arasnda bu bayltan ve bir tanesi asrlarca azaplara b edel o insan kendinden geiren saadet ve zevk anlar! Fakat ne olursa olsun bundan son ra onun iin Sreyyadan baka kimse olmayacakt; onunla kane mesut olmayacaksa da hi olm hrmet ve rahatlk bulabileceini sanyor ve bu bir hayat iin elverir, belki teekkr vesil lacak ekilde bir gayret de olur gibi geliyordu. Hayat o kadar azap ve ate iinde geirdikten sonra bu rahatlk ona byk bir nimet gibi grnyor ve Mademki ak ile saadet ne kadar mmkn deilse ak ile namus da o kadar imkns de namus ile durgunluk ve rahat elbette tercih olunur demek isteyerek bundan mesu t bile olmak gerekeceini dnyordu. Fakat bir zaman asl emeli, Sreyyann eski sevgisini kendine geri dnm grmek olduu rada elemli fakat emsalsiz bir ak hayat geirmi olduu iin imdi Sreyyann bu geliinde n ummad cazibeyi bulamayarak istedii kadar sevgi ve ball grd hlde de yine cazip tn isteyerek deil fakat nefsini zorlayarak srklyordu. Baka are olmadn, almak ge nln byk bir kuvvet olduunu anlyordu ve etrafna baknca herkesin hayatnda da birok y skntlar grp alkanlkla bunlar unuttuklarn dnerek hayat bu kadarck msaadesi i yatnda bulduu en byk bir iyilik, btn ktlklerini tatmin edecek kadar byk bir ltuf idi, herkes felketlerine tahamml ile balyor ve tahammle alarak direnebiliyordu. Hanme diye bakp onun nasl bir melek sabryla hayatna sarldn grerek bunda, bu mcadelede bi yor ve mademki mesut olmak mmkn deildir, olmaya almakta, mesut olamazsa bile yle grn gzel bir cesaret, bir kuvvet var geliyordu; o zaman tanrdan bir baar deilse bile, bi r gzellik, zellikle bir rahat bulunduunu anlyordu. Halbuki hayata felkete deil, sefale tlere, hatta rezaletlere atyor, pislik iinde bile alkyordu. Ve birdenbire aklna geldi ki, k her ne kadar her eyi rtyor harap ediyordu, fakat yle iekler, yle fidanlar v nlar onun zulmne kar tedbirle, zenle saklayabiliyorlar, iyi muhafaza ediyorlard. Demek hayatn eyllnde de karamsarlk ve bezginlik yerine zen bir eye yarayabiliyordu; bu olay bahardaki serpilme ve alma olamazd, fakat hayattan daha fazlasn istememeliydi, bu bi r genlik olmamakla beraber yine bir hayat, zellikle sakin ve hi olmazsa rahat bir h ayat olurdu. abuk ve atele, az fazla baylarak yaamak isteyenlere gelince; onlar hep baarl olamyorlar ve hem rtl, kapal kalp gidiyorlard, o da tecrbe etmek istemi ve rap olmutu. Bununla beraber, artk imdi kendi hayatn o kadar tedavisi imknsz grmyordu, bu arad a yine ayrlklar, yine zntlerle beraber bir gn mutlaka unutacana emin olduu ak bert irse hayat kt bir hayat deildi; pek abuk eski Suad olabilecekti. Zira Sreyya ne Fatin gibi iren, ne Efendi gibi zorba bir koca olmayp aksine idare edilebilirdi ve bundan iyisini aramak artk o kadar felketten sonra aklna bile gelmiyordu. Hele bo gelen ka r kocalk hayatnda hepsinin yerini tutacak ve belki aacak mini mini bir bebek de olur sa... Ve bu fikrine kalben mesut olup aka glerek, Oh bir ocuum olursa o zaman hayatm adar seveceim. te o zaman mesut olacam. diyor, bu gen kadn hayatnda can verilecek, b terbiye edilecek bir ocuk bulunmasnn ne hayal edilemez faydalar olduunu anlayarak, Asl kabahatim, asl eksiim bir ocuktu... diyordu. Ve bir hafta gememiti ki, imdiden yle ol ibi, imdiden hline hrmet ve sevgi besledii saatler oluyor, hatta bunlarn arasnda o zn in, o aclarn kalbini gittike daha az tahrip ettiini grerek bir gn btn btn iyileece

du. - 22 -

Fatin bu gece pek endi. gecedir iddialar, hiddetler, inatlarla devam edip niha yet katiyen bu geceye braklan bu son oyun Beyefendinin atafatl bir kfryle sona erdi. P llar bir tarafa, zarlar bir tarafa frlad. Fatin bir taraftan onlar topluyor, bir ta raftan da Aman efendim ne zarar var, yarn siz yenersiniz... Tabii deil mi? Allah mrler versin... diye yaltaklanyordu. Bey, Zaten bu hafta iim hep aksi gidiyor... Haydi ka lk! diye Hanmefendiye bakt. Fatin gzlnn altndan herkese iaret edip sinsi sinsi gle teriyor, gerekte oyunun mkfatn grltyle karmaktan, hiddet arasnda syleyemeyeceind ouk terler dkyordu. Bu bir ift potin kundura iin oynanmt, Tabii mesele kundurada fal l, Allah mrler versin, fakat yenilmek kt... derken Fatin mthi bir strap an iinde o yrdn grd, daha ok tahamml edemeyerek, Artk yarn maazaya urarm... Deil mi efe eledi ve onun hatta dnmeksizin Olur, diye homurdanmas zerine artk neesine son olmad. gidilecek bir dn iin Hacerle elenmek istedi; fakat Hacer bir iki haftadan beri ok tit z, son derece hain bir tavr alm olduundan onun dilerinin arasndan kendini g kurtarar tuhafla bodu; herkesi gldrd. Efendi iin birka Allah mrler versin! daha savurdu, s n haykrd, O ne o? diye hayretle kapya bakt. Hakikaten kap alm ve ieri Necib girmiti. Herkesten bir hayret sesleri kt, O ne byle? Maallah... Siz buraya gelir misiniz? Seyahattesiniz sanyorduk. szleri her azda olat. Necib glyordu, sonra birka zr kelimesiyle geldi, Fatinin yanna oturdu. O da bu pek endi. Saat iki buuktu, yemekten sonra aklna geldikleri iin ylece geldiini syledi. Fatin glerek ve tekilere gz ile iaretler ederek, Nasl, nasl? diyordu, kulaklarna inan rum... Bu kadar fedakrlk, sizden mmkn deil... Sizin cannz sklr m? zellikle Beyol trolar, hele o yeni gelen kumpanya... Bizim Fehim Bey syleye syleye bitiremiyordu. .. Tekrar gz krpyordu. Necib kmsemeyle omuz sallyordu. Bir dakika hibir eye nem vermiyormu, gayet yorgun ibi grnd. Fatin bunu yapmack olarak sayyordu. Gerekte onu biraz zayf, biraz bozulmu b yorlard. Sreyya, Vah bu yorgunlua vcut dayanr m? diyordu. Onlar akalarken Hacer bi arak Suadn kulana eildi ve Necibin srekli, Suadn kulana bir hasta sesi gibi ter ahkahalarn anlatmak isteyerek, Aman hemire, ne tuhaf, dikkat ediyorsun, deil mi? Suad acl, dalgn, onun sonu gelmeyen akalarla devaml gllerini rahatsz edici, gayri tabi b on, on be gnde baka kadnlarla ne kadar deimi olduunu dnyordu. Tavrlarna lubali lmiti, szlerini evvelkine benzetemiyor, onlar biraz uzayarak, yorgun kyor sanyordu ve u bakalk szlerinde deil, btn hllerinde gittike dikkati ekiyordu. Onda krlm, meca ersemlik gibi bir hl vard. Gzleri bulank, donuk, grmyor ve hatrlamyor, dnyor gibi klar dumanl idi. Szleri srklenerek, sendeleyerek kyor gibiydi. Acaba hasta m? diy ac duydu. Bunu bir anda her eyi unutarak, yine onu eskisi gibi hayal ederek dnd ve onu n o hastal aklna gelip o zamanlarda iddetli can dayanmaz duygularn tekrar yaaynca, g asreti ile tekrar hlinin umutsuz ve skntsna gei an oldu. Ve en ok iyiletim sand, acnmalar unutup rahat ve huzura, artk btn btn unutmak devrine giriyorum fikrinde bulu duu bir zamanda, onun geliiyle yeniden arm, perian kalmken, onun bu hastalk fikriy ve harap oldu. Artk ona yabanc, uzak oluuna, onu sevk ve idare edemeyeceine yanyordu. ini bir merhametin kemirdiini hissettii bir saniyede ona henz kaytsz olmadn, zel yacan, ne zaman grse byle derin ve henz lmemi aclarn szlayacan, onu byle kimse tta terk edilip bakalarna gidildiini bile unutacak kadar kuvvetli, temelli bir imda t arzusunun elinde ezileceini hissediyordu. Birdenbire bu zntnn altndan bir korku, hain, souk, irkin bir korku rpermesi olut lar hepsi glyordu, Fatinin bir iki hokkabazlna, Necibin devaml kahkahalarna, Haceri karyordu. Bir zaman oldu ki, Fatin konumay elenmeye kadar ykseltti, etrafna bakp gz alaylarnda gayet muzaffer ve sevinli grnyordu. O zaman Suadn kalbinde bir yara alr ldu. Artk gryordu, Necibin lzumundan fazla imi olduunu ve hararetten bunun her an o gittike gze arptn anlyordu. Bunda o kadar hor ve aalanan bir hl vard, tavrlar, ithamlar o kadar souk, sefilh ordu ki, onu o kadar iyi ve muhterem bildikten sonra bu girdap iinde dalm grmek taha mml edilmez bir ekilde feci geliyor, o kadar gznden dm, ad buluyordu ki, bu aalam ayarak alamak istiyordu. Necib bu hayat seviyor ve yayordu, zellikle yaayacakt yle mi nu bu kadar adlie tahamml eder, adlikte zevk bulur bilmedii iin ne kadar aldanm oldu

ek boynunu bkyor, te byle, aldanmak, her eyde her vakit... diye inliyordu. Ancak onu sefaletten kurtaracak, szn dinletecek kimse yok muydu? Hi kimse yok muydu ki, ona ic abederse hkmetsin Yazk ediyorsun, sen bu hayatlarn adam deilsin, lrsn! desin? O kad onu bu hlden men etmeli, kurtarmal deil miydi? Aksine Necibin bu hllere hep onun yznde dtn dnp kaderi bilinmeyen zavall vasfnn matemi ile Demek ylelerini seviyormu istiyormu!... diyordu. Necib o kadar memnun, o derece neeliydi ki, baka bir endiesi olmadn, gerekten ok t olduunu meydana koyuyordu. Kahkahalar srp gidiyor, gzleri akyordu; halbuki Fatin o k adar eleniyor, bin trl sulamalarla herkesi o kadar gldryordu ki, Necibin bu memnuniye e zeksnn ne kadar ciz olduu, hatta etrafn grp iitemeyecek kadar hissiz, alanacak k a ve ciz bulunduunu gryor, bu hl ile Suad nefret ve dargnlna derin bir merhametin de ediyordu. Bereket versin hanmefendi yetiti. nce Necibi hayret ve memnuniyetle kabul ettiys e de ilk dikkatle fark etmekten hli kalmad. Suad, Aman onu gtrp yatrsnlar... diye te ediyordu; halbuki Necib gittike daha dkn, sklm gibi kalkp gezinmek istedi; Fatin g donacaz, Necib Bey elinden gelse soyunacak... Ne ate, ne ate... Galiba sfra sfr, eld ar sfr... Tabii deil mi ya? diye gz krpyor, sonra Sreyyaya doru eilip filozofasn u: Gzne yandm karlar, efendim nerede, ben nerede dedikleri gibi, bak, kendileri ner , tesirleri nerede? Hanmefendi, Necibin yannda ona bir eyler sylyor, Necib reddeder gibi grnyordu, o konuurken Fatin yine Sreyyaya eilip, Ancak ben de resmini grdm, sahiden mbarek bir pa e dersin... Hani yok mu, deeri var Allah iin... Suad, bunu iiterek tarif olunmaz ac b ir hisle ezildi; imknsz olduu iin ldren bir istek ile kendinin de daha gzel olmasn , hi olmazsa u girdaptan koruyabilecek kadar gzel bulunmu olmay hasretle istedi. br tara ta Necib hl direniyor, artk iitilen bir sesle Vallahi bir eyim yok canm... diyordu, s a boazn gstererek ksk bir sesle Sade, burada, burada... Yanyorum... diye tekrar etti er frlad, su verdi, onu oturtmak istediler, inat ediyor, gezmek istiyordu. Orada b ir kanepenin arkalna dayand, gzleri bulutlu, baklar dalgn durdu. Fatin Vallahi bill u. te bu sanki neye oturacakm... yle mi ya?... Artk Necibin sz sylerken gzlerinin inin dnd, sanki szlerini arad fark olunuyor, glmeleri lzumundan fazla devam ediyo glmeye benzemeyen bir ekilde titriyordu. Sonra azndan bir hava kar gibi oldu, Fatin he men, Ha yle... Aman biraz piyano alsana Hacer? dedi. Hacer zntyle Babam uyumutur, o , diye glyordu. O zaman Necibin yznde bir bulut grld, kabaca Piyano mu? dedi, Hay ... Zahmete lzum yok... sanki birden kararm, katlk ve dargnla brnmt. Fatin, O, o,o... dedi O neden? Hani bir zamanlar ne idi o kantolar, arklar, balet ler efendim... Hani ne idi o kalp sevdazedeleri mi, ne? Vay efendim vay, ne arklar , ne perevler... Artk piyanoyu sevmiyorsun galiba?... Necibin ksk aznda glkle Artk hibir eyi sevmiyorum! szleri srklendi. Hacer glyordu: O, o, o... Ya eldiven sahibi ne oldu? Suad, Necibin gzlerinin bir an kendinde karardn fark ederek lyorum sand, onun ka bir tereddtten sonra ksk sesiyle sadece, Masal! dediini iitti; oh, demek artk eldiven un gznde sadece bir masal olmutu! Fatin soruyor, Sakn... Hele syle canm... Nazikne bir soukluk falan... Deme canm ha di... diyordu. Necibin omuzlarnda bir kmseme hareketi grnd. Soukluk mu? dedi, Ph! etti, S ki, soukluun ne olduunu bilmeyen bir yaratk varsa o da kadnlar... diye ilve etti, Fak hyanetine gelince... Baknz bunda benzeri yoktur. Sanki bunun iin yaratlmtr. Sesi o k derin bir hn ve hakaretle dolu idi, baklarn Suaddan o kadar inatla kayordu ki, gen aalamann kendine ait olduunu sand ve ate gibi oldu; br devam ediyordu: Ad denilen kadnlarn dierlerinden sade u farklar vardr ki, onlarda her ey nce b ; aldanmak tehlikesi yoktur. Kimle i grdnz bilirsiniz... Halbuki brleri, o bir ey s yler bekledikleriniz yok mu, ilk ve son defa sizi sevdiklerine inandrlar. Btn sadaka t, btn vefa olanlar... Hain, bo bir kahkaha ile omuzlar sarslarak: Zavalllar, diye tekrar etti. Suad kalbini bir eyin kopardn hissederek l gibi dinlerken Sreyyann, Zavalllar r m? dediini iitti. Necib hl kanepenin arkalna dayanm, gzleri dumanl, ona bakt: Zavall kadnlar m? Ancak onlara inananlar... Bizler, biz ite sen, ben, diye haykrd

..

Onlarn kahkahalar arasnda Suad sade hanmefendinin sesini iitti: Peki evlensene Necib, diyordu. Necib gayet gln bir sz iitmi gibi vcudunu kanepenin arkalna dayayp ellerini ha d:

O, o, o... te bu l, evlenmek, ben, yle mi? Bu yle bir masaldr ki, kendimi bildim leli bin kere dinledim... Evlenmek... Bundan sonra bana gzel adam, gzel aa, gzel beyg ir, gzel vapur, ksaca gzel ne gsterirseniz bakarm ve belki severim, fakat gzel kadna.. Asla, asla... Artk kesinlikle, rahata ihtiyacm var... Ellerini sallyor, Asla! szn hareketleriyle takviye ediyordu. Hanmefendi ac bir g Canm, mutlaka gzel olacak deil ya, dedi, evlen de iyi bir kzcaz al... Necip sylemeyi can istemiyormu gibi yi bir kzcaz m? te bir masal daha... dedi m? O yarata imdiye kadar kimse rast gelmemi, eer bir tlsmla benim iin bu mmkn ola Bence kadnlarn iyisi kts yoktur, onlarn hepsi kadndr, hepsi kadndr... htiyar kadnn sabr bitmi gibi, Of Necib yeter... diye ikyet etti. Fatin, Ey can , mazur grnz, tabi deil mi ya, u zamanda kendisinden kadnlar hakknda medh sen bekle , deil mi? diye Sreyyaya bakyordu. Necib tekrar kanepeye yaslanm, ba gsne dm, ad perianlk, baygnlk arasnda, Sreyyann kalkp onun koluna girdiini grd. Necib redd hayr, daha vakit var... diyor, yatmak istemiyordu; sonra, Hem zaten ben gidecektim , kalmak iin gelmedim... dedi, hep, O, tamam... dediler; darda kn en vah bir gece . Hanmefendi, htimali yok, diye onun yanna gitti, o abalyor, srar ediyordu; Suad hayk k kadar skntl, sersem, kamak istedi, o karken hl Necib srar ediyor, hanmefendi te brakn, bana brakn, ben onu yatraym, haydi siz gidin! diyordu; Suad, hanmn onu bu him ne, alkoymasna kalben mteekkir, hkrklarn bomak iin uraarak, odasna kotu. Ah, ne kt bir suskunluktu, o kadar sekin ve sra d olan bu ak, o hakaretlerden sonra bu r lete kadar inecek, byle amur mu olacakt? Demek Necib kadnlar hl o kadar kt biliyor, kendini de yle biliyordu, demek kendini de herkes gibi hyanetle, kalpsizlikle sulu yordu? Kendisini ki, o kadar hakaretten sonra bile hl ona acyp onu mesut grmek iin her eye raz olacan hissediyordu. Halbuki asl kendisinin sulamaya hakk yok muydu? Kendisi r kede ak hor grld, sadakati kmsenip ve reddedildii iin lrken o kadnlarn pe adar zevk ve ikiye dalmam myd? Fikri eziliyor, karyor, uultular arasnda anlamyordu irden bir feryat arzusu ortaya kt, haykrmak, haykrarak alamak iin bir tel hissetti, cak asl sensin, asl sen yaptn... demek isteiyle... Asl sensin, asl sen yaptn... diy Ben her eyi feda iin senin bir szn bekliyorum, hl senin o kadar hakaretlerini unutuy m ve sen beni suluyorsun... Ancak sen kendin, ite kendin yapyorsun, hep kendin... Sreyya odaya girdii zaman o hl alyordu ve yalarn ona gstermemek iin yatakln ya, Mnasebetsizlik, delilik... diye syleniyordu. Bir saniye sonra onun karsna gemek g kince ne yapacan dnerek Suad korkarken Hacer imdadna yetiti, kapya vurarak Hemire, Biraz gelir misin? dedi ve Suad bunu kurtulu bilip dar kotuu zaman Hacerin elinden t rak kendini bir yere gtrdn, ks ks glerek, Aman gel bak, ne tuhaf... dediini grd n ktlar, kendi odalarnn stndeki odaya yrdler, Hacer kapnn nnde durarak, Dinle an Suad ieride onun sesini iiterek anlad. Necibi zar zor gitmek fikrinden vazgeirerek, yatmak iin bu odaya getirmilerdi. H anm kendisine birka ar sz sylemi, darlmt. O ikyet ederek, Ah bilsen, bilsen... kadn her eyi bildiini anlatarak imdi zaman olmad iin asl kendisiyle yarn kavga ede gibi sylyordu. Necib, Hayr, imdi syleyiniz... Suum varsa imdi syleyiniz. Ah bilseni yanyorum... diye inlediini ve hanmefendinin, Tamam, ite imdi de ocuk gibi alyor... iittiler. Darda gece rzgrn iniltileriyle alyordu. Ve bu iniltinin arasnda Necibin hkr ediyor, fark olunmayan birtakm ikyetlerle o alarken Suada bu ses dayanlmaz bir feryat gibi geliyordu. Hacer, Vay, annem de bak ne yapt? diyordu. Ara sra Necibin Bilseniz.. . szn tekrar ettiini, sonra hanmn sakinletirmek iin syledii szler arasnda onun, i affediniz. diye yalvardn iitiyorlard. Hacer artk hemen ieri girmi gibiydi, baparman, fikren gayet megul zamanlarda yapt dilerinin arasnda kemiriyordu. Hacer kapy biraz daha aralk ettii iin imdi Necibin s biraz daha fark ediyorlard ve o inleyerek, lyorum, ne yapaym. diyor, ve Ne yapaym, a k byle unutabiliyorum, baka ne yapaym? Nasl zaman geireceim, yalnz kalrsam ldraca diyordu. htiyar kadnn darlr gibi, Ne demek canm! Biraz akln bana toplasana... Nedi adnlarn peini artk brak!... dediini iittiler. Necib yemin ediyor, Yalan! diyordu, iin, vallahi billhi yalnzlktan kamak iin... O zaman hanmefendi, Bak yine alyorsun.

artk Suad duramad, sersem, boularak yalar iinde koarak karanlk bir keye atld ve o alad... Her eyi anlad, hayatn artk btn hakikatiyle grd iin alyordu, yapt tamir ezilmesiyle inliyordu. Necibin yalnz kendisi iin buraya gelmediini ve buraya geleme yince dayanamayarak byle sefil ve serseri kaldn artk gryordu. Ve btn bunlara kendin p olduunu grerek ciz ve umutsuzlukla haykrmak istiyordu. Bu bir gvendi ki, artk muhake me etmek istemiyor, ilk defa sank olarak gelmiken yle gvenle dnmede inat ediyordu. Mu ka, mutlaka yle... Ve ben, ben, hep ben sebebim deil mi? Ah ne kadar koup onun ayakl arna kapanmak, ellerine sarlarak af dilemek, ah ne kadar alamak istiyordu. Bir ihti ya, ona koup, Hayr biz yanlmz, ben yanlmm, ah bedbaht, beni affet... Hl seviyor ... Ona hl sevdiini iddetle anlatmak ihtiyac onu saryor ve kahrediyordu ve yapt bu zulmn altnda o kadar eziliyor; o kadar kendini affedilmez gryordu ki, affettirmek ii n hayatn feda etmek, Al seninim, beni ne yaparsan yap! diye hayatn ona vermek istiyord u. Ve bunun gl onu kzdrarak ac bir umutsuzlukla hayatn, btn dnyay, hatta Sreyy mek emeliyle gsz kalyordu. Odasna sarslm, bir gcenme girdabyla altst olmu girdi ve Sreyyay yatm grerek arafa ekildi; sabaha kadar onun stlerindeki odada boulurcasna ksrdn iiterek, bin k asnda dnceleri kbuslarla onu ateler iinde alkalayarak yatt; sabahleyin, puslu, inilt kirli bir k sabah, kaplarna vurup uyand zaman yeni dalm olduunu grd. Fakat ba sersemdi ki, gzlerini aamyordu. Kendisini hanmefendi grmek istiyordu. Acele onun oda sna gittii zaman tebessm ederek, Bu ne uyku canm, saat ... diyordu, sonra Necibin ra olduu iin doktora haber gnderdiklerini, kendileri sz verdikleri iin dne gideceklerind doktor gelince yanna karp baktrmasn tembih etti. Onlar hemen gidip dneceklerdi. Hanm i ikyet ederek mecburiyetine kzyordu ve Suad bu darbe ile btn btn sersem, korkuyor, s yordu; ihtiyar kadn korkusunu giderdi, Sade bir ate, diyordu. Sonra, Fakat kim bilir, belki fenadr da... te onun iin merak ettim, doktora adam gnderdim... dedi. Suad odadan knca hemen onun yanna gidip Hayr Necib, eer sana bir ey olursa yemin rim ki, ben de lrm! demek iin yand; fakat odasna mmkn deil giremeyeceini hissediyo dar ki ka kere niyet edip hatta bir defasnda kapnn nne kadar gittii hlde ieri gireme snz! derken, onu harap grmekten veya dp alamaktan korkuyordu. Saat sekize gelmi. Sr leme gitmeden Necibi biraz grmek iin odasna gitti, uykuda bulduu iin uyandrmadan dnd aman doktor beklemek strab balad, k sabah uzakta inleyen vapur ddkleri ile semay d , ara sra inleyen rzgrn arasnda satc sesleri srkleniyordu ve doktor hl gelmiyordu. o uyanm olabilirdi, bir eye ihtiyac olurdu, bunun iin odasna gitmek gerekirdi ve cesar et edemeyeceini grerek nihayet bir kalfa gnderdi; eline bir diki alm, onunla megul, bi anda bin kararla dkn ve perian, ate verecek bir faaliyetle stmaya tutulmu gibi bekled . Ve kendisini gsz ve darmadan eden telna, endiesine, straplarna bakp hatta da nuttum sanna ac ac gld. Gryordu ki, o zaman sadece kendini aldatm, onurunun yaras r ey yapmak mmkn olmad iin mecbur bir iyi niyetle hayatna raz olmutu. Onu unutmak, cansz bir saadet devrini unutmak, yaamam olmak, en mesut gnlerini acmayla anmak deil iydi? Halbuki bu nasl mmkn oluyordu? Hem sade unutmak deil, ite hayatn ona adama ve fe a iin zorbalk eden, zorlu ihtiyalar iinde kalbinin yandn, ruhunun dayanlmaz bir zle doru kotuunu gryordu. Fakat Sreyya ne olacakt? Ondan korktuu iin deil, onu yalnz, grmeye tahamml edemedii iin mahvoluyordu. Hep verdii kararlarn byle umulmadk bir darb le karmakark olduunu grdkten sonra artk kararna inanamyor, hatta karar veremiyor, ha ile hayatn dzenleyeceini aryor, Teredddmn, zaafmn cezas... diye kendini sul lk kendinde deil, asl hayatnda olduunu, kendinin sade onun coan selinde kar konulamam sna akp giden bir oyuncak kaldn grerek, bundan sonra da daima, byle kararsz, byle o olacan teslim ediyordu. Kapnn aldn iitip doktorun geldiini haber vermeye geliyorlar diye ban evirdi giyinmi olarak girdiini grnce hayretle yerinden kalkt. O da kendini yalnz bulmaktan a k orada durdu; sapsar idi; gzleri snk ve yorgun bakyorlard. Kimse yok mu? Hanm grme orum da... diye sordu; Suad, Hayr, fakat... demek istedi, ancak onun oturmak istemiy ormu ve ne olsa oturamayacakm gibi duruunu grp szn tamamlad. Hanmefendinin dne , ayakta g durduunu fark edip nihayet kaygyla Ancak doktora adam gnderdiler... szleri syledi. Necib am suskun, Doktor mu? diye sordu. O niin o? Hasta falan m var? diye merak ibi grnd. Ve Suad, bu kaytsz ve alayc sesle, bu yabanc souk tavrla daha zgn, Hayr, sizin

. Sizi hasta diyorlard da... Necib artk gitmek zere, sadece, Yanllk olmal, aksine hibir eyim yok! diye homur Suad, alamak isteyerek ona bakt, Nasl yok, ancak ite renginiz, gzleriniz pekl gs or ki, hastasnz, sabaha kadar ksryordunuz, bir kere u havaya baksanza... demek iin y uhu ikyetlerle dolu idi; fakat onda o kadar hain bir kaytszlk vard ki kalbinin acsn ttirememekten mitsiz oldu, Hayr dn gece ben yanlmm... Sevmiyor, sevmiyor... diye tek erine der gibi oturdu. Ne kadar yalvarsa onu burada alkoyamayaca kesinliiyle gzleri ya nm, elleri titreyerek, asabiyetle tekrar dikiine eildi. Fakat onu byle brakacak myd? rar onu bir ey sylemeden gnderirse her eyinin btn btn biteceini, mahvolacan gry anlatp af dileme, zellikle onu kurtarmak iin yanyordu; fakat her zamanki gibi ruhund aki kasrgalar, frtnalar varken sade titreyerek eneleri kilitleniyor, hibir ey syleyeme eceini, onun yine btn btn mitsizlik ve kinle kp gideceini gryordu. Necib hibir ey sylememek kesin kararyla kyorken birden hcum eden bir hiddet duman e boulur gibi grnd: Bir de sahiden hasta olmuum ne olur, dedi. Artk bu hayat o kadar nem verilecek bir ey midir sanyorsunuz? Onun susarak dikiiyle megul oluuna uzun uzun bakp hain, kinci, ac bir sesle Aksin dedi. Ben ondan o kadar usandm, o kadar usandm ki bir an evvel bitsin diye bekliyor um... Evet o kadar usandm... Niin ne oldu? Suadn aznda bu szler vard, fakat syleyemedi, bouluyordu; hkrm le bakarak sadece Necib... diye inledi ve gzlerinden yalarn akacan hissederek tekrar iine kapand. Gen kadnn bu hitabnda o kadar derin bir ac vard ki, Necibi titretti. O zaman delikanl biraz dertli, biraz hznl, ac ac: Evet Necib, diye ikyet etti. Fakat biliyor musunuz ki bu ikyette ne kadar hakszsn .. Ancak ikyet edecek, alayacak, feryat edecek bir kimse varsa o siz deilsiniz, beni m... Asl ben, Ah Suad diye feryat etmeliyim, fakat yalnz Suad diye deil, Beni ldrdn beni ldrdn. diye feryat etmeliyim... Zira sen gerekten beni ldrdn Suad... Sonra beni asl inandm, benim iin ne byk bir kuvvet, nasl bir hayat olduunu bilmi olsaydn... Suad hkrklaryla bouluyor gibiydi, Necibin sesindeki hararet ve gzyayla btn b emin ederim ki... diye bakt. Necib yine o ac hararetle glerek: Oh, yeminleriniz... diye kesti. Bir sr masal... Bunlar hep biliyorum... Burada Boazii gibi serbest ve rahat olmadnzdan ikyet edeceksiniz deil mi? Ancak ben sizden ar byk, o kadar ok bir ey mi istiyordum? Haftalarca burada bir baknz iin kpekler gi siz benden bir tebessm, bir bak esirgediniz... te sizin yeminleriniz... Benim hrmet v aygmdan bir pheniz vard, benim ballmdan bir kusur mu grdnzd? Hayr, deil mi? Sa retle bana gven verseniz, bana sade, Hl seviyorum, fakat korkuyorum... deseniz ben si zin iin aylarca atelerde yanar, saadet ve mitle beklerdim... Vah bir kinden, zgn bir ikyet ve acmaya gemi, sobann yannda, ayakta, alar gib Suadn hl dikile meguliyetine bakarak devam etti. Fakat siz hi, hibir ey yapmadnz... Bir baknz bana bir ay yeter, bir tebessmn rce mahrum yaamak iin kuvvet verirdi, siz bunlar esirgediniz ve beni kovdunuz... Syl eyiniz, benim ne suum vard, size ben ne yapmtm? Sustu, cevap bekler gibiydi, onun hl bir cevap vermediini grerek inler gibi, Ah b eni nasl kovduunuzu, benden nasl katnz dndke... diye ah etti, sonra tekrar git ramsar bir sesle Ve imdi acyorsunuz, ldrdkten sonra imdi merhamet yle mi?.. Fakat art temiyorum, sizden hibir ey istemiyorum... zira artk her eyden bktm, bekliyorum ki, bir an nce her ey bitsin de kurtulaym. Anlyor musunuz, artk kurtulmak istiyorum... Suad, Hacer meselesinde nasl yanldn anlyor, affedilmek iin yanyordu. Onu zdn daha hasretle, sanki kendi kendine sylyormu gibi yava bir sesle: Halbuki ne emellerim vard, dedi, ne gzel emellerim vard? Gideriz, diyordum, ben imle beraber gelirsiniz sanyordum... Ne delice, gln bir hlya deil mi? -Ac ac glmsed bir saray takdim edemem. Fakat birbirini ok sevdikten sonra neyin nemi kalr diyord um... Ak her eyi unutturur, diye dnyordum... Beni gerekten seviyorsunuz sanyordum! Birden, Suadn gzlerinden, eilmi olduu dikie yalarn aktn grd. Sonsuz bir se Ah alyorsunuz, diye sevindi; alyorsunuz, demek seviyorsunuz, demek hl seviyorsunu ? Onlar hep yaland deil mi? Ah bir kere buna emin olsam Suad, bir kere daha emin o lsam senden ayr bile yaamak iin kuvvet bulacama yemin ederim... Ah, seni ne kadar del ice sevdiimi bilsen Suad, bir bilsen... Sesi derin bir feryat ile snd; Suad, o, artk daha ok dayanamayarak dikiiyle yzn k

mt ve Necib onun hkrdn iiterek saadetten bitkin, oraya bir koltua dt ve oraya rak: Ah, bu yalar, diye feryat etti, sanyorum ki hayatm oalyor... Onun alamasna tutkun, kendi de alamaya hazr, bir mddet susarak onun alayn dinle n kahrlardan, umutsuzluktan doan karamsarlktan sonra bu saadet an btn klk kabiliyet rahatlk derecesine ykselmiti; ona bakarken, onun kendisi iin aladn iitirken onun b si iin orada lp gitmek kadar byk saadet olamaz gibi geliyor ve gerekten byle lecekmi r mest ve mesut bekliyordu. Ona son derece merhamet ve himaye hissiyle kark bir tut kunlukla uzun uzun bakt, sonra birden bire kalkp yanndaki koltua giderek derin bir i nilti ve rica ile yalvarmaya balad: Ah Suad, gel gidelim, diyordu. Gel her eyi unutalm, her eyi brakalm... Bak sana a rtk sylemeye cesaret ediyorum. Suad, lnceye kadar saniyelerine kadar hayatm senindir. .. Gel bunu kabul et Suad, bak alayarak yemin ediyorum ki, beni ne kadar mesut ed eceini mmkn deil anlayamazsn... kisi de mesut, ciz, bu teklifin ciddlii altnda istemeye istemeye ezilerek sustula r, bir an oldu ki baklar derin bir kran ve saadetle parlad, ikisi de birbirlerine ne k adar bal ve teekkr borlu olduklarn grdler. Fakat hemen ikisinde de bir karanlk olu eden birinde ortaya kan olan Sreyya dncesi sanki dierine de ilemiti ve sapsar, tere . Gzlerin balad dnceyi gen kadn tamamlad, nihayetsiz bir yorgunluk ile: Hayr, Necib, hayr, dedi; bana birbirimizden o kadar ey istemeye hakkmz yoktur gib i geliyor... Her eyi unutsam bile Sreyya var, bilsen, ona ne kadar acyorum Necib... Bile bile ona bu ktl yapmak o kadar kt geliyor ki... Dn, onun iin bu ac bir haka l mi? Henz yalar kurumam mahzun gzleri, baklarn derin hararetiyle bakarak cevap bekliy biydi. Necib bu bakta sonsuz bir hzn ve incelik, bir acnma ve vazgeme gryor ve Suada an olsun bu kadar sahip olmak, Sreyyann hayat kendi oyu ve rzasna bal bulunmak o kada akn, samim hkim olmak onu o kadar mest ediyordu ki, mteekkirane tasdik etti. Bu saade tinin iinde bir zaman kendini o kadar dkn ve kahreden ac konumalardan habersizdi; yine de bu dncenin ne kadar yerine getirilemez olduunu hissediyordu; ona Sreyya iin O ne o ursa olsun! demekte ruhuna ar gelen bir kklk gryor ve gen kadn sade akyla zorla decek, Sreyyay ihmal ettirecek birok deliller gsterebileceini dnd iin bile kendi Ve bir kere bu dncelere geince, hareketlerinin sonucunu yalnz bir noktada dnd. lk byle ac veren bir yaraya sebep olacan grerek Suaddan o kadar fedakrlk isteyemeyece or, hatta teklifin ciddiyet ve cesaretiyle eziliyordu. Ve bir saniye daha sessiz kalrsa hararet ve cazibenin bozulacan bildii hlde de bu saniye bir kararszlk ve mca arasnda gemi bulunuyordu; yle ki gen kadn, tereddtle ona bakarken onu bir saniye iind ine pek sessiz alarken grd iin at, aknlktan aklna getirdii mazilerini bir anda endine daima iftirac bir ceza ektiren gibi grnen aklarnn geleceini dnerek tereddd kadar tecrbe grmler, yle aclarla yaralanmlar, yle eyler hissetmilerdi ki, bu iki d ssizliin sonunda birbirlerine bakarlarken, sanki o ayr dnlm, korkulmu eyleri birbir gzlerinde grr gibi oluyorlard. kisine de ak, insan iradesinin dnda zel bir hayata lduu iin itaatten ok zalimce zorbalk eden bir canavar gibi geliyordu. Suad ona Hi dei eceine emin misin? gibi bakyor ve sandiyordu ki, bu soruyu sorsa sahiden Necib cevap ta glk ekecektir. Gen kadn bu dnce iine o kadar gmlmt ki, Necib ban kaldr , hakkn var! dedii zaman iki dakika nce sylediini unutmutu, onun iin bu szn manasn artk her eyin bittii acln duydu; Necib de, o da bu sz syler sylemez, bir an gven hissi oluturduu iin bu devam edecek sanrken yerine ac bir ayrln durduunu grnce n etten mahrum olduunu anlayarak yand ve atele Fakat beni sev Suad, beni sev! diye inle di. Kaybettiini kazanmak istiyormu gibi acelesi vard, imdiden pimanlk kaplyordu. Hi sa vaat et, Suad, diyordu, Beni seveceini vaat et... Ben, beni, yalnz beni... Vaat e t bari kalbin benim olsun, beni hi unutma... Ah syle, Suad! Syle hi olmazsa sevdin m i, sevdin mi? Bu kadar yakndan, bu kadar hararete ilk defa sahip olan Suad, mrnn akla, acyla, ha sretle en ciz ve zayf bir zamannda, bu atele btn btn harap oluyordu ve sz yeterli g bi haykrmak isteyerek, cann verir gibi ellerini uzatt ve bunlar tuttuu an sresinde Nec b bu uzun ve mahrum akn btn mkfatna ulam gibi mesut oldum sand. Baka bir hayatta, de imi gibi titriyorlard. Ve bu uzun ak an, ahlarla, gzyalaryla, arpntlaryla ikisi hunu birletiren szlerin btn ruh ile iildii, hviyetlerin birbirinde hl olduu bir ak Birisi sade onu sevdiine ve onu seveceine, dieri bu gvenle ikencelere tahamml edecein yemin ediyorlard. Necib:

Sade, msaade edersen, ayda ylda bir, Necib birka saat buraya gelir. O zaman bir bakn bana hayat olur, bir tebessmn kuvvet verir, deil mi, diyordu. imdi, fedakrlkla ele sade kendilerini mest ettii devresinde, bir hayal boluunda her zaman ayn duygul anmayla mesut olacaklarm gibi, memnun ve mteekkirdiler. Sonra yadigr meselesi kt; Nec Bende var ama pek zavall bir yadigr, alnm... diye o kadar mest olduu tek eldiveni size bunu vereyim... Onu kalbinin stnde o kadar tamt ki, hemen kalbi olmutu, Fakat a... diyordu; o zaman gen kadn gmleinden bir ey kard; bu ayn eldivenin dier teki i ekini o zamandan beri saklamt ve Necib bunu grnce o kadar mesut oldu ki, eldiveni de, bunu tutan eli de kaparak azna gtrd. Ve ilk defa olarak dudaklar ona temas etti. Bu e lde nce bir gnahszlk taknl vard, fakat o kadar titriyordu ve Necib o kadar srar et ayet btn btn dayanksz kald... Kendilerinden baka eyleri o kadar unutmulard ki, saatin sesi onlar iin ac bir hatr atma oldu. Gen kadn, ellerinin onun ellerinde olmasndan sklm, Necib bunlar brakrsa cakm gibi, mahrum ve zlemi, imdiden bu saadetten bile ayrlmak mecburiyetiyle inlediler . Fakat ayrlmak gerekiyordu. O zaman Necib yana yana ondan sonra bir ltuf daha ist irham etti, bunu korkarak, titreyerek, ninesinden rica eden bir masum hliyle sylyor du. Onu gzlerinden bir kere, son defa pmek istiyordu Madem ki ayrlyoruz... diyordu; on lar o kadar sevmi, asl onlar sevmi, hayatnda onlar kendine o kadar saadet vermi ve o k dar saadet vaat etmiti ki imdi byle ayrlmak pek g geliyordu ve Suadn hafif bir teredd bir utangalkla kapanr gibi titreyen gzlerinden pt zaman bunlardan, onun vcudunda ay bu elleri brakp kmak, bu sonsuz saadet ryasndan uyanmak pek zalim, pek yrtc bir ey bu elemli, zehir dolu, mahveden bir yara gibi yanmaya balad. Necib kyordu, ikisine de bundan sonraki hayatlar yaamaya demeyecek bir karanlk gibi iniltili, bo, orak bir l i geliyordu. Bo yere feda edilmi hayatlarnn zararlaryla ezilerek ikisi de bir dakikalk bir dalgnln esiri olan bu ayrlk iin birbirine haykrmak istiyorlar, fakat yapamyorla ikisi de yalnz kalnca bir yk tam da dnyormu gibi, fakat kalkmayp can vermek iste orgun ve yaral, sanki kana boyanm serildiler. Nihayet, nihayet ite bitmiti ve sade kendi sebeplerine bitmiti. Necib sokakta, sendeleyerek amurlarn iine dald, yamur altnda fark etmeyerek yrrken aklna baka bir gn geldi ve kalbi o kadar ezildi ki fedakrln derecesini btn aclyla hissetti. Ah ha dar fedakrla deecek nesi ve ne mkfat vard? Byle bir ak feda etmek iin hayat, namu y mi veriyor, miskin bir rahattan baka ne veriyordu? Ve hayata, hayatn btn kurulmu it ibarna iftirac bir kinle kudurmu, yrrken gzleri sulanarak grmyor, amurlara yatmak is du. Beyim araba? dediler, bir arabaya atlad. Ve eldiveni elinde hissederek onu duda klarna gtrd; o zaman onun ellerini, gzlerini hatrlayarak yalar btn btn dklmeye b i, gitti... hem kendi elimle gitti... diye inliyordu; ban arabann bir kenarna dayam, n uzun alyordu. Hayatta aka stn gelecek hibir ey bulmuyordu. nsanolu his ve istekler en ycesi, en stn tutulmuu idi. Dnyada byk, zorbalk eden tabi ancak o vard, onun yan y yapay, kendi yargs varsaym kalyordu, bunlar sade olmayacak deil, vah, doal olmayan, bi zorlama, doann zorlamas olarak kalyordu; ne kadar tahamml edilmez bir ate olursa ol un straplar lezzet ve saadetini o kadar artryor, bizzat ikencesi bir saadet oluyordu. drerek, rkterek yakan, zevki ne kadar n olursa o kadar insan tahammlnn haricinde can an bir ate, te ak! diyordu. nleyerek, Ah sade ak, sade birbirini sevenlerin her eyi aydnlatlm, yldzl grdkleri iir dnyas ve heyecan var, sade o, sade o... hatta bt , btn cinayet bile olsa, onu bilmeyenler, bu saniyeyi yaayamayanlar iin yaamadk! diye ryat etmek lzmd. Ondan baka her ey bo, her ey hi, her ey bo yere, hibir ey yoktu, erhalde, o stn geliyordu Ah ne iyi oluyor da yine o yeniyor, her yerde, daima o gal ip geliyor; btn o miskinler daima eziliyor, hor grlyor. diye yanarak sylyordu. Ve ara onu sokaklardan geirirken ii yanarak Ah Suad, biz, sade biz delilik ettik, baka kim olsa yapmazd. diye inledi. Sonra onu dnd. Acaba o ne yapyordu? O da alyordu; orada dikiinin stnde yapayalnz derin bir kimsesizlik acsyla o da a . O Necibden ok ruhen bkir olduu iin daha yaral kmt. Ateli bir ryadan uyanm gi dar mest olmutu ki artk bu hayatn hi sevmiyordu ve saadetinin bir rya gibi tekrar canl anmas imknsz olmasna yanarak matemle Bari mesut oldum ya, hi olmazsa cidden sevdik ve bir hayatta istenilecek kadar sevildik ya... diyordu; fakat bu kanaatin de bir no ksanyd ve hayatn onun iin feda etseydi daha mesut olacan, ite ancak o zaman mesut ol ordu. O kadar mest ve mahmurdu ki, imdi Sreyyay feda etmek acln bile hissetmiyordu, artk o kadar renksiz gryordu ki uzun, sakin bir hayata bedel yakp kavuran bir ak sani yesini tercih etmek saadetine hasret ekiyordu; ve bu saniyeyi bir kere hissettikt

en sonra bunu bo ryalara feda etmek tamiri mmkn olmayan bir hata gibi gelerek miskin lie feda ettii saadetin yarasyla alyordu. imdi btn gelecek endielerini manasz gry a beraber lmek de mi yoktu? lmese ve ekse bile byle birka ak saniyesi btn bir hayata kere, yz bin kere tercih edilmez miydi? Ve alad, ban yastklarn arasna sokarak, saatlerce alad... ***

Karalkta bu canhra bir feryat ile balad, hemen ardndan konumalar, grltler, l tarak, devam ederek toplaan tell, lgn kalabalk bir nehrin couu gibi uuldayarak y baryordu ve btn bu sesler arasnda gittike byyen bir uultu vard ki her eyi yutuyo , bunun iinde kayboluyordu ve bu atlayan, krlan camlarn, binann orasndan burasndan bo casna kan hcum eden, dncesizce saldran, orada siyah, burada beyaz, tede kzl dumanl idi; bir zaman geldi ki bir taraf btn ta oldu. Homurdanarak, atlayarak, grleyerek, a levler etraf tuttu; o zaman o levha btn btn etrafa yayld, her keden ykselen feryatl ar, lklar birbirine bir kyamet gibi kart... Onlar ieride, ilk teln heyecanyla sersem, lgn, dar frlamlard; henz dumanl de bir ksmda homurdanan atein iyice aydnlatamad k gecesinde birbirlerini aryorlard bir ksm patlyor, bazsndan duman, birkandan ate grnyordu, selmlk taraf artk ate Bahenin uursuz aydnlnda kouan, haykran hayaletler arasnda perian, kulaklar bir kadn, Sreyya, Sreyya! diye seslenerek birini aryordu; bu hanmefendiydi ki, efendiy bir tarafa gtrerek imdi onlar iin kouyordu, nihayet onu bulduu zaman Suad, o nerede? ye haykrd. Sreyya deli gibiydi. itmiyor, bilmiyor, grmyor gibi Beraberdik, kyorduk bilmem... diye inliyordu, sonra ac bir lk ile Suad, Suad! diye armaya, oraya bura sersem komaya balad. Bir an bahedekilerin hepsinde bir feryat iitildi Suad, Suad!.. F kat hibir cevap yoktu. Sonra bir ksk ses daha iitildi. Suad m? Yok mu? Niin? Bu Necibin sesi idi. Sreyy karlatlar, bouk bir sesle birbirlerine haykrtlar, ihtiyar kadn feryat ederek Anca a kounuz, baknz kzcaza... diye yalvaryordu, birisi, Sakn ieride kalmasn... dedi. ble Sreyyann kapya doru kotuu grld. Aadaki merdiveni henz ate sarmamt, sade yok eden bir duman bouyor, atrtdan, h unalyorlard, haykrarak merdivenin st banda bulundular, selmlk tarafna giden koridor de idi, harem sofas youn bir dumanla kaynyor, Sreyyann odas kede duman iinde kaybol o zaman Sreyya orada, ieri girmeye cesaret edemeyerek, Suad! Suad! diye haykrd. Necib kapnn nne kadar komutu, dehetli bir hararetle bouluyorlard, tekrar Necib Suad! di , ikisine de, bir inilti iitiyoruz gibi geldi, fakat ses korkun bir atrt ile bouldu, b ir frndan fkran alev gibi yakarak, eriterek hcum eden duman iinde nce bir saniye ikis e tereddt ettiler, fakat sonra Sreyya, Necibin dehetle haykrarak ieri atldn grd, ak istedi; fakat dehetli bir atrt ile tavnn yklp oda kapsnn ate iinde kayboldu bi dnd... Boazii, Mart - ubat 1900 SON