You are on page 1of 1

DP, devrilişinin yıldönümünde kuruluyor 26/05/07

26 Mayıs 1960 gecesi Başbakan Adnan Menderes Eskişehir şeker fabrikasında yemek yedi. Keyifliydi.
Yemekte üst rütbeli subaylar da vardı. Bir ara orkestradan "Dağ başını duman almış" marşını istedi. Hep bir
ağızdan söylediler.
O sırada telefon geldi. Meclis Başkanı Refik Koraltan İstanbul'da profesörlerin bir yürüyüş başlattıklarını söyledi.
Başbakan'ın keyfi kaçtı.
Dönüp zehir zemberek bir konuşma yaptı:
"Bir zümre tarafından kiralanmış, kara cüppe giymiş kuklaların, milletin iradesine rağmen harekete geçmeye
teşebbüs etmelerinin akıbeti, Türk milleti tarafından tayin edilecektir."
***
Konuşma bitince Basın Yayın Genel Müdürü Altemur Kılıç yanına gidip "Beyefendi biraz sert oldu" dedi.
"Öyle oldu, ne yapalım" dedi Menderes...
Gazeteciler telefona koşturunca o da kalktı. İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nı aradı. Çıkan komutana,
konuşmasının gazetelerde yayımlanmamasını rica etti.
Komutan "Merak etmeyin, bu beyanatınız hiçbir zaman yayımlanmayacak" cevabını verdi.
Çünkü ihtilal hazırdı.
Ve konuştuğu komutan, ihtilalcilerden binbaşı Ahmet Yıldız'dı.
***
27 Mayıs sabahı 4'e doğru özel kalem müdürü Ercüment Yavuzalp ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Başbakan'ı
uyandırdılar.
"Başbakanlık'ta silahlar patlıyormuş" dediler.
Menderes giyindi. Serinkanlıydı. Genelkurmay Başkanı'nı, Sıkıyönetim Komutanı'nı, İçişleri Bakanı'nı arattı.
Cevap gelmedi.
Beklerken kahve istedi. Gelen kahveyi oradaki görevli komutan önce kendisi zehir kontrolü için tattı. O zaman
anladılar ki artık ihtilal başlamıştır ve "kimin ne yapacağı belli değil"dir.
Hemen Eskişehir'i terk etmeye karar verdiler.
***
Keşif uçaklarının takibinde, konvoy halinde Kütahya'ya gittiler. Radyoda ihtilal anonsları başlamıştı.
Vilayet binasına girdiler. Vali yoktu. Bir albay Başbakan'a "güvenliği için" tugaya gitmeyi teklif etti. Çaresiz kabul
ettiler.
Tugayda girdikleri binanın çevresi süngülü askerlerce kuşatıldı.
Az sonra da Başbakan'ı tutuklayacak Albay Muhsin Batur geldi.
Başbakan acı gerçeği onun ağzından duydu:
"Silahlı Kuvvetler yönetime el koydu. Sizi götüreceğim."
Artık, -eski tabirle- mevkuftu.
***
Başbakan, bütün DP kadrosuyla birlikte Yassıada'ya götürüldükten sonra, 29 Eylül 1960 günü Ankara Asliye
Hukuk Mahkemesi, bir avukatın başvurusu üzerine, Demokrat Parti'yi kapatıverdi. Gerekçe, "5 yıldır kongre
yapmamak"tı.
15 yıllık ömrünün 10 yılında Türkiye'ye hükmetmiş DP, 5 dakikada kapatılmıştı.
Bu, ertesi gün haberden bile sayılmayacaktı.
***
İşte o Demokrat Parti yarın yeniden açılıyor.
Devrildiği günün 47. yıldönümünde diriliyor.
"Parti kapatmakla, lider asmakla tarihin akışı durdurulmaz" denilmek isteniyor.
Bu tespitten herkesin alacağı dersler var.
Ama ana muhalefet partisini yargısız kapatmaya yeltenen bir iktidardan, yürüyüş yapan profesörleri "kara
cüppeliler" diye karalayan başbakandan, kısaca 26 Mayıs'tan da alınacak dersler var.
Dileriz yeni Demokratlar, yarım kalan tarihi doğru okurlar.
Bildik zıtlaşmalara değil, taze açılımlara; eski hesaplaşmalara değil, yeni kaynaşmalara ihtiyacımız var.
Bu duygularla Demokrat Parti'ye "Hayırlı olsun" diyoruz.

can.dundar@e-kolay.net