You are on page 1of 92
YAŞAM’DA MARKA OLMAK

YAŞAM’DA

MARKA

OLMAK

DÜNYA

EN BÜYÜK

ALIŞVERİŞ MERKEZİ

********************************

VE BU AVM DE

EN DEĞERLİ ŞEY

MARKA’NIZ ...

1

ArdAkademi

DİJİTAL YAYINLAR

3.E-Kitap

Ö z e l

B a s k ı

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

30. 07. 2012

Her hakkı saklıdır. Yazarın izni olmaksızın, herhangi bir şekilde ... Kısmen de olsa, kopyalama ve çoğaltma yapılamaz.

2

ALİ RIZA DEĞER

Tel: 0216. 363 66 60

...................

Gsm: 0532. 345 71 46

Ş.Günaltay Cad. 3.Yol Sok. 4/2

.......

Kozyatağı - İSTANBUL

ar.deger@yilbak.com

.............

alirizadeger@yahoo.com

3

YAŞAMBOYU MARKA OLMANIZ DİLEĞİYLE ... 4

YAŞAMBOYU

MARKA OLMANIZ

DİLEĞİYLE ...

4

5

5

6

6

İÇİNDEKİLER

Merhaba

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

11

Evet!

..

Dünya Bir Alışveriş Merkezi

 

.

12

Sır

Tutabilir

misiniz

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

15

Kendinizi Tanıyın

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

21

İnsanlarla İletişimde En Önemli İlkeler

 

.

26

Dinlemesini Bilin

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

33

Kendinizi Güncelleyin

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

38

Yaşamda Marka Olmak İçin Diğer Kurallar

 

47

Marka Elçilerimiz

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

52

Sosyal Medya Nedir

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

58

Sık Rastlanan İletişim Hataları

 

64

Sosyal Medya ile Neler Yapılabilinir

 

.

65

Biriciksiniz ve Özel Yetenekleriniz Var

 

74

Son’dan - Bugün’e Doğru Geri Sayım Metodu

 

.

78

Ali Rıza DEĞER

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

87

 

7

 

**************************************************

From: Fügen Toksü [mailto:fugen@toksuvechase.com] Sent: Thursday, July 19, 2012 4:52 PM To: Ali Riza Deger Subject: RE: Sayin Fugen Toksu'nun Dikkatlerine

Merhaba Ali Rıza Bey,

Sizin üretkenliğinizin, özellikle gençlere örnek olması

gerekiyor.

Düşünceleri yazmak, en zor olanı, ama siz bunu çok çok iyi planlıyorsunuz.

Yine şahane bir kalıcı esere imza atmışsınız.

Sizi kutluyor ve sağlıklı günlerde yeni katkılar üretmenizi

diliyorum.

Saygılarımızla,

Fügen TOKSÜ

Yönetim Kurulu Başkanı TÜRKİYE HALKLA İLİŞKİLER DERNEĞİ

www.halklailiskiler.com

www.toksuvechase.com

**************************************************

8

************************************************** From: Yılmaz ARGÜDEN *mailto:yarguden@arge.com+ Sent: Sunday, July 22, 2012 9:44 AM To: Ali Riza Deger Subject: RE: Sayin Dr.Yilmaz Arguden'in Dikkatlerine

Ali Rıza Bey,

Gerçekten önemli bir konuyu çok güzel bir şekilde işlemişsiniz.

Kutlarım.

Hemen çocuklarımla paylaşcağım.

Bu işe ne kadar erken başlanırsa o kadar çok yol alınır.

Üretkenliğinizin marka değerinizi hep artırması dileğimle ...

Dr.Yılmaz ARGÜDEN

AR-GE Danışmanlık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Boğaziçi Üniversitesi ve Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi BM Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye Ulusal Temsilcisi Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanı Eski T.C. Başbakanlık Baş Danışmanı Dünya Gazetesi ve Stratejik Bakış Yazarı

**************************************************

9

10

10

Merhaba,

Günümüzde “Marka” deyince hepimizin aklına ... Televizyondan, basından, radyodan, dergilerden, internetten, sosyal medyadan, bloglardan, dijital platformlardan, açık hava

reklamlarından v.s. çeşitli ürün veya hizmetlerle ilgili birçok isim gelebilir! ..

Kimisi sizin için çok değerlidir, kimisi de başkaları için ...

Peki, sizden “Yaşamda Marka Olmuş Kişiler”den örnek vermenizi istesem, aklınıza ilk kimler gelir?

Kimler gelirse gelsin ama, ister sevin - ister sevmeyin bir

numaralı ismin, büyük önder “Atatürk” olacağından hiç şüphem yok! ..

Zaten sadece ülkemizde değil, tüm dünyada bu böyle ...

(Bakınız

.......

Birleşmiş Milletler 1981 Atatürk Bildirgesi)

11

Evet! ..

Dünya bir alışveriş merkezi ...

Herkez için, kendi etrafında dönen bir alışveriş merkezi ...

Evet; Dünya dönüyor! ..

Peki ...

soldan sağa mı? Yoksa sağdan sola mı?

Belki de kuzeyden güneye veya güneyden kuzeye ...

Sonuçta

...

nerden nereye dönerse dönsün, kesin olarak sizin

etrafınızda döndüğü bir gerçek! ..

 

Yani,

Nicolaus Copernicus

’in söylediği gibi ...

“Herkezin dünyası, kendi etrafında döner.”

Ve bu dünyada en değerli şey? Tabii ki, Siz’siniz! ..

Yani, “Siz ve Markanız! ”

..

Yaşamda marka olmak

...

yaşamımızda da kaliteyi yakalama

çabasıdır. Yani, insanların

...

her zaman daha iyiye ve daha

güzele ulaşma içgüdülerini, geliştirme uğraşlarıdır.

Sizlere, hepimizin hemen hemen hergün yaptığımız "ortak

yaşamsal hareket" nedir? diye sorsam

...

Cevabınızın; önyargılı

veya önyargısız, olumlu veya olumsuz yönde

...

"Hayatımızı

Sorgulamak" şeklinde olacağını, biliyorum.

12

Hayatımızda, bizi

...

zorlayan, düşündüren, üzen, strese sokan,

sıkan ve aşamayacağımızı zannettiğimiz bir çok olay yaşıyoruz.

İster istemez pek çok kişiyle de bir aradayız. Bunun yanı sıra

yaşamımıza renk katan bir çok güzelliği de bir arada tadıyoruz.

Çoğu zaman güzel insanlarla da birlikte oluyoruz.

Peki ama, neden başkalarının sorunları farklıyken, bizimkiler

başka? Neden genelde bazı durumlar hepimiz için geçerli,

bazıları ise değil?

Okul, iş, kariyer, ilişki, sağlık, sosyal yaşam, para, karizma,

inanç dünyamız, korkularımız, endişelerimiz

...

çoğu zaman

tıkandığımız konular!

..

Bunların ardında yatan derin anlamlar

neler? Neden istediğimiz mana’da daha mutlu olamıyoruz?

Milyonlarca insanın yaşadığı inanılmaz problemler yanında,

belki de bizim kendimize özgü problem olarak gördüklerimiz

çok komik kalabilir!

..

İsterseniz çevrenize bir kez daha bakın.

Peki ...

Ömrümüzün hangi evresinde olduğumuzu ve de daha

ne kadar yaşayacağımızı bilmememize rağmen, ciddi

...

fiziksel

ve yaşamsal problemlerinizi tenzih ederek söylemek gerekirse,

bir çoğunu kendimizin yarattığı bu kadar çok problem’le, niye

ve neden boğuşuyoruz ki?

Cevabı; ben, söyleleyim mi?

 

“Marka” olmak için! ..

Yani

...

Rahat yaşamak

...

Farklı olmak

...

İlgi çekmek

...

Ön plana

çıkmak

...

Takdir edilmek

...

Gündem yaratmak ve İzlenmek için!

Bu sözlerimi başka bir yöne çekmeyin lütfen. Bunlar çok doğal.

Zaten öyle olduğu için bu kitapta birlikte değil miyiz?

13

Genellikle, herhangi bir şeyden veya konudan söz edildiğinde

isimleri hemen aklımıza gelen bazı insanlar vardır.

Bu insanlar, aynı şeyleri yapan binlerce hatta onbinlerce insan

arasından çıkmış, fark yaratmış, örnek olmuş, iz bırakmış, gıpta

ile bakılmış ve bu itibarla bulundukları ortamlarda “Marka”

olmuş kişilerdir.

Yakın tarihimize baktığınız zaman, yurtiçinden ve yurtdışından

marka olmuş kişiler konusunda, sizin aklınıza gelenler başta

olmak üzere ...

iş, sanat veya bilim dünyasından pek çok örnek

vermek mümkün.

Bu örneklere baktığımızda, aynen ticari markalarda olduğu

gibi, 4 önemli marka dinamiğini görürüz.

Güvenilirlik

...

Fayda Sağlama

...

Fark Yaratma

...

Akılda Kalma

...

Bu dinamiklerle birlikte, kişisel marka yönetiminde; belirgin

hedefler, sabır, imaj, davranış biçimleri, çevreyle olan uyum,

iletişim, bilgi ve donanım ve de bunlar arasındaki tutarlılık ...

diğer ön plana çıkan faktörlerdir.

Yani, kısaca; bilgi ve kültürle birlikte

...

bakımlı ve özenli bir dış

görünüm, yerine göre giyim, etkin bir iletişim tarzı, pozitif bir

beden dili, sosyal çevre ve bu ortamlarda nasıl davranılacağını

iyi bilmek, marka olmak yolunda bize çok şey katacaktır.

Tabii, marka olmak kadar, marka olucaya kadar katettiğimiz

yoldaki her önemli noktayı iyi tespit etmek, o noktalarda

sağlam durmak ve de gerekli fedakarlıklara da katlanarak bu

sağlamlığı koruyup, yolumuza devam etmek gerekiyor.

14

Marka nedir? diye yaptığımız veya yapacağımız araştırmalar

neticesinde, bir çok yerde “Marka, sadece

...

ne bir amblemdir,

ne bir logodur, ne de sadece bir isim, bir ürün veya hizmettir ...

Marka kendine özgü karekteristik bir bütünlüğü içeren, fikirsel

bir kavramdır.” tanımlamasıyla karşılaşmaktayız.

Aslında, tek tek de, bütünüyle de doğru bir tanımlama! ..

Neticede “Marka olmak!” fark yaratmaktır. Ama gerçek

anlamda “Marka Olmak!”, başkalarının yaşamında olumlu

yönde fark yaratmaktır!

..

Müşteri İlişkileri Yönetimi, gibi

...

Yaşamınızda veya Tanrı gecinden versin ama yaşamınızdan

sonra ...

ne ile veya neler’le, hatırlanmak istediğinizi hiç

düşündünüz mü?

Kendinizi irdeleyip, ön plana çıkan ve yaşamboyu kontrolunuz

altında tutabileceğiniz önemli özellikleriniz ile bunlara karar

verdiğiniz anda, markanızın odağını buldunuz

...

demektir.

Sır tutabilir misiniz?

Şimdi, sizlerle bir sır paylaşağım ...

Kim olursanız olun farketmez ...

Herkez hayata aynı şeyle başlar! ..

Neyle mi?

...................................

Alışveriş’le! ..

Yani “nefes” alıp, vererek başlar ve devam eder.

Sonraki yaşam ise kişilere ve/veya ülkelere göre değişir.

Ama, değişmeyen tek şey; yaşam boyu

...

alışveriş’tir.

15

Dünyaya gelip eğitim ve kültürle belirli bir yaşa eriştikten

sonra yaşamımızın hayallerle geliştiği

...

gerçeğinden hareketle,

hayalleri olmayanların, başkalarının hayalleri için yaşadığı bir

dünya’da

...

başkaları için alışveriş yapmadan, kendimiz için

yolumuza devam etmemiz gerekiyor.

“Marka” sizlerinde çok iyi bildiği gibi, alışverişleri en çok

etkileyen önemli unsurlardan bir tanesi ...

Ürünlerin ve hizmetlerin marka değeri olduğu gibi,

insanlarında bir marka değeri olduğu konusunda, zaten

mutabıkız.

Hizmet verilen ürünler ve şirketler gibi siz de bir marka’sınız.

Pazarlama alanında geçerli olan tüm marka stratejileri,

kendiniz içinde geçerli. Bu nedenle kendimize yatırım

yapmaktan, asla ama asla kaçınmamalıyız. Tabii ki

...

sabırlı,

bilinçli ve tutarlı olarak. Bir anda şişirilip de, güm diye patlayan

markaları unutmadan! ..

Neticede; her insanın marka değeri, olabileceği ve

üretebileceği şeyler’le

...

doğru orantılıdır ve “Marka”lar,

Aile + Eğitim + İş + Kariyer + Sosyal Çevre + Pazarlama

. . .

gibi

faktörlerle devamlı olarak etkileşim halindedir. Önemli olan ...

yaşantınızda verebileceğiniz veya satabileceğiniz şeylerinizin

olması

...

Ve de alıcılara karşı, bunların

...

sizin kontrolünüzde

bulunmasıdır.

 

Ayrı bir hünerle; başkalarının şeylerini, başkalarına da

satabilirsiniz ve o zaman özel bir ünvanla

...

tüccar, tacir,

komisyoncu, broker, simsar,

Ama konumuz bunlar değil!

. . . . . . .

v.s. olursunuz ...

16

Neyse, alışveriş ve markalar

...

Biz varoldukça hayatımızın her

aşamasında olmaya devam edecek.

Bu süreç’te sıradan bir marka veya Private Label olmak bizim

için söz konusu olmadığı için, bu kitabı okuduğunuz

düşüncesiyle, sizi ve sizleri bir kez daha kutluyorum.

Marka olmak yolunda, çok özel bir yeri olduğuna inandığım

“Kariyeriniz” açısından işe başlayarak önünüze baktığınızda ...

İşte o sesi yine duyuyorsunuz

...

Derinden gelen ve size yapmak

için doğduğunuz işi, yapmadığınızı söyleyen o iç sesi! ..

Bu ses doğruyu söylüyor olabilir, peki ya gerçekten neleri

yapmanız gerektiğini nasıl bulacaksınız?

Şu andaki kariyerinizin

...

değerlerinize, inançlarınıza,

ilgilerinize, yeteneklerinize ve ihtiyaçlarınıza yeterli gelip

gelmediğini anlayabilmek için aşağıdaki soruları cevaplayarak

yola koyulabilirsiniz.

Profesyonel kariyer danışmanları, müşterilerine uygun kariyeri

bulabilmek için genellikle insan kaynakları çalışmalarında bu

yöntemden faydalanırlar ...

İşte kendinize sormanız ve cevap bekleyen sorularınız ...

*) En çok hangi konularla ilgili kitap okuyorsunuz?

*) En çok hangi televizyon programları ilginizi çekiyor?

*) Radyoda en çok neleri dinlemekten hoşlanıyorsunuz?

17

*) En sevdiğiniz film türleri nelerdir?

*) Hobileriniz ve fobileriniz nelerdir?

*) Ne çeşit gönüllülük aktivitelerini tercih edersiniz?

*) En çok hangi konularda tartışmayı seversiniz?

*) Hayal kurarken aklınıza gelen konular nelerdir?

*) Favori yaptığınız işleriniz hangileri?

*) Okulda en çok sevdiğiniz ders hangisiydi?

*) En nefret ettiğiniz şeyler nelerdir?

*) Bir şeyler çizdiğiniz zaman en çok neler çizersiniz?

*) Eğer dünyayı yönetseydiniz, neleri değiştirirdiniz?

*) Bir milyon dolar kazansaydınız, neler yapardınız?

*) En sevdiğiniz insan tipleri hangileridir?

*) Ölümünden sonra nasıl anılmak isterdiniz?

*) En sevdiğiniz oyunlar nelerdir?

*) Politik görüşlerinizi nasıl tanımlarsınız?

*) Hayatta en çok kime ve niçin saygı duyuyorsunuz?

Saygı konusunda ikinci ve üçüncü alternatifleriniz var mı?

18

*) Ne gibi görevlerde daha başarılı olursunuz?

Henüz yapmadığınız, ama başarılı olacağınıza inandığınız bir

konudaki, iş ve görev tanımlamalarından bahsedebilir misiniz?

Cevaplarınızı değerlendirin. Hayatınızın birden çok alanında

size hitap eden belli davranışlar ve inançlar var ise, en yoğun

ilgi alanlarınız daha kolay ortaya çıkacaktır.

Bu bilgileri kullanarak ve aşağıdaki boşlukları doldurarak

bireysel bir portrenizi çizebilirsiniz! ..

*) Genel olarak ilgilendiğim konular ...

*) En çok inandığım şeyler…

*) En çok değer verdiğim şeyler…

*) İyi bir hayat için ihtiyaç duyduğum şeyler…

*) Çok iyi yapabileceğim şeyler…

Bu saptamaları belirledikten sonra hedeflerinizi ortaya

koymak daha kolay olacak ve yol haritanız da daha net olarak

ortaya çıkacaktır.

Kişisel veya kurumsal anlamda “marka olmak” gündeme

geldiğinde, “marka” ile ilgili en önemli departmanlardan

birinin de “imaj ve itibar yönetimi” veya “kurumsal iletişim”

olduğu gerçeğinden hareketle, önümüze bakmaya devam

etmemiz gerekiyor ...

İtibar ve imaj yönetiminden bahsederken, ülkemizde her

alanda olduğu gibi bu konuda da yeni yeni ortaya çıkan "İmaj

Yönetimi Danışmanları" ya da “İmaj Maker” diye kendini

konumlandıran kişi ve kuruluşlardan bahsetmek istemiyorum.

İmaj” elbette önemli, ama maj Yaratmak ve Yönetmek" ...

19

Kişi’nin; kendisinin de, bu konuda gerekli enerjiyi sarfetmesi

anlamına geliyor.

İmaj yönetmek ...

Olmak istediğiniz bir kişiliği yaratmak

için, algıları kontrol etmekle başlıyor ve kendimizi yönetmeyi

öğrenmekle devam ediyor ...

Ansiklopedilerden

...

Pardon

...

pardon

...

İnternet, Google, veya

Wikipedi’den “İletişim nedir?” diye baktığımızda karşımıza

çıkan en net cevabın

...

“Her türlü haberleşmeyi kapsayan bilgi

alışverişidir.” şeklinde olduğunu, zaten hepimiz biliyor ve

yaşam alışverişinde “iletişim”in önemini bir kez daha ön plana

çıkartıyoruz.

Sosyal birer varlık olarak biz insanlar için sözlü ya da sözsüz

olarak, iletişim daimi bir gereksinimdir. İletişim, duygu ve

düşüncelerimizi

...

belli bir amaca ulaşmak için karşımızdakilere

aktarmaktır.

İletişimin bir sanat bilimi olarak kabul edildiği çağımızda, bu

sanata gereken önemi vermemiz ve belirli kurallara uymamız,

profesyonel ve sosyal yaşantımızda, kendimizi daha rahat ve

huzurlu hissetmemize yardımcı olacaktır.

Özellikle profesyonel ve sosyal yaşam; kendine has dinamikleri

olan ve çoğu zaman dile getirilmeyen prensiplerle, iletişim

kurulan bir platform ...

Bu nedenle; duygularımızı, aklımızı ve özdeğerlerimizi

(özellikle de “Duygusal Zeka”mızı) kullanarak itibarımızı ve

kendi markamızı yönetebilmek için, davranışlarımızın yarattığı

etkinin farkına varmaya ve kendimizi daha etkili ifade etmeye

20

çalışmamız gerekiyor! ..

Duygusal Zeka (EQ) deyince; IQ olarak simgelenen zihinsel

yeteneklerimizin yanında

...

bir insanın kendisine veya

başkalarına ait duyguları

...

anlama, sezinleme, yönetme ve

yönlendirme yetisi ile kapasitesi ve becerilerinin ölçümü ...

aklımıza gelmekte.

Göreceli olarak yeni bir kavram olan duygusal zeka'nın

tanımlanışı, genellikle “İnsan Kaynakları ve Yönetim Bilimleri”

kapsamında, sürekli olarak güncellenmekte ve değişiklik

göstermekte ...

Marka stratejilerimizin yönetiminde, iletişimin önemi ve

yönetişim’in derinliğine indiğimizde

...

iletişim stratejileri içinde

çok önemli bir yeri olan “Duygusal Zeka” mız konusunda, bu

işin uzmanlarından Sayın Eray Beceren’in tavsiyelerine kulak

vermekte fayda var

...

diye düşünüyorum.

**************************************************

Araştırmacılar her ne kadar duygusal zekanın kalıtımsal

olduğunu bulsalar da, düzenli bir çalışma sistemi ile duygusal

zeka da ...

aşama aşama geliştirilebiliyor.

Bu nedenle, sizlere günlük hayata ve mesleki alanda duygusal

zekanızı geliştirebileceğiniz, bazı önerimiz var.

1) Kendinizi tanıyın ...

Kim olduğunuzu öğrenin. Duygusal zeka kendinizi tanımanızı

şart koşar. Tabi, bu o kadar kolay değil. Bu nedenle biz size

21

bazı örnek sorular hazırladık.

Bunları sakin bir şekilde ve hatta ayrı ayrı zamanlarda bir kaç

kez tekrarlayarak kendinize sorun ve kendiniz hakkında daha

fazla bilgiye sahip olun ...

*) Gerçekte ben kimim? Beni ne tanımlar? Kim veya nelerdir

beni şekillendiren, beni etkileyen, bana yön veren?

*) Hayatı ıskalamamak için, hayatımda hangi rolleri üstleniyor

ve nasıl oynuyorum. Bunlardan hangileri gerçek?

*) İhtiyaçlarım neler? Ne istiyorum, ne bekliyorum hayattan?

Hedeflerim ne ? Ben ve yakın çevrem için önemli olan ne?

*) Güçlü ve zayıf yönlerim ile avantajlarım ve dejavantajlarım

neler? Neleri, iyi yaparım? Bana, neler zevk ve coşku verir?

*) Neye inanıyorum? (İkili ilişkiler, aşk, korku, iş, başarı, servet)

*) Benim davranışlarımı, düşüncelerimi, duygularımı belirleyen

ve etkileyen direkt/endirekt faktörler neler?

Bu sorular sadece örnektir. Kişiliğimizin araştırılıp öğrenilecek

çok yönleri vardır. Ancak bu çok basit bir araştırma değil. Fakat

yine de çabaya değer ve heyecan vericidir.

2) Duygularınızı ve onları kontrol etmeyi öğrenin ...

Duygu, doğal ve insancıldır. Kendi duygularımızdan veya diğer

insanların duygularından ne kadar az korkarsak, duygusal

durumlarla ve duygularımızla o kadar rahat başa çıkabiliriz.

22

Duygusal zeka da işte bunu sağlıyor. Başkalarının duygularını

anlamada kendinize ne kadar hakimseniz, onların

duygularından korkmanıza da, o kadar gerek kalmaz.

Bu nedenle duygu dünyanızı iyi öğrenip tanıyın. Çünkü bunlar

sizin hayatınızın ayrılmaz parçasıdır. Ancak günlük hayatımızda

kendimizi yeni algılara ve yeni duygulara açık tutup, onları da

hafızamızda kayıt altına almamızda fayda var.

Kendinize sık sık şu soruları sorun

...

”Kendimi nasıl

hissediyorum ve bu duyguyu vücudumun en çok neresinde

hissediyorum? Böyle hissetmemi sağlayan nedir? Bununla

olumlu veya olumsuz nasıl başa çıkabilirim?

3) Kendinizi ve kişisel özelliklerinizi, başkalarına karşı açık

tutunuz ...

Bizler hepimiz farklıyız. Farklı olmak, diğerlerinden daha iyi

yada daha kötü olmak demek değildir. Onların dünyaya bakış

açılarının, sizinkilerden farklı olduğunu ne kadar çabuk

anlarsanız, onları da o kadar çabuk tanırsınız. Bu da sizin

duygusal zekanızın gelişmesi demektir.

Duygusal zekalı insanlar başkaların duygu ve düşüncelerini

kendileri için tehlike olarak görmezler, tam tersine ilgi çekici

ve yeni bir şeyler öğrenme şansı olarak değerlendirirler.

4) İletişim kurma becerinizi geliştiriniz ...

İnsanlar arası iletişimi anlayın. Her türlü insanlararası

ilişkilerde; iletişim

...

bütünlük sağlayıcı, çok yönlü ve çok

anlamlı bir konudur.

23

Eğer kendinizde iletişim kurma becerisi konusunda eksiklik

hissediyorsanız, bunu düzeltmek için çok şey yapabilirsiniz.

Çok çeşitli seminerler vasıtasıyla daha etkili iletişim kurmayı

öğrenebilirsiniz. Ancak böyle bir seminere katıldığınızda, aktif

olarak uygulamaların yapılmasına dikkat ediniz ve siz de bu

konuda sık sık pratik yapmaya bakınız.

Bazen kendimizi ifade edebilme sıkıntısı çekeriz. Hatta bazen

de ne söyleyeceğimizi, uygun kelimeleri unutup, olay geçtikten

sonra ...

nasıl hareket etmemiz, ne söylememiz gerektiği

aklımıza gelir. Bu nedenle kelime haznenizi zenginleştirin. Her

an yeni kelimeler öğrenin, özellikle de duygu ve düşünce ifade

eden kelimeleri ...

Kendinizi çok yönlü olarak ifade edebilme cesaretimiz olsun.

Bazen hal ve hareketleriniz, kelimelerinizden çok daha fazla

anlam içerebilir. Örneğin tatlı bir tebessüm bile karşımızdakine

iyi bir teselli verebilir.

5) Problem çözücü olun ...

Problemleri giderebilme, her zaman bir çıkış yolu bulabilme

becerisi duygusal zekanın önemli getirilerinden biridir. Bu

becerilerinizi sistemli bir çalışma ile geliştirebilirsiniz. Mümkün

olduğu kadar çok çeşitli olaylar ve problemler üzerinde

düşünün ve bunlara çözümler getirmeye çalışın.

Eğer problemlerden korkup kaçmaz ve onları birer şans,

kendini ıspatlama fırsatı olarak görürseniz, onları çözmemeniz

için, hiçbir sebebiniz kalmaz.

6) Eleştiriye açık olun ...

24

(Dünyada insanlara hiç ama hiç sevmedikleri şey nedir diye

sorduğunuzda, her ne kadar bir çoğumuz kabul etmesek de,

en doğru cevabın, “Eleştirilmek” *yapıcı veya yıkıcı, hiç ama hiç

farketmez+ olduğunu bilmemize rağmen

...

Ali Rıza Değer)

Duygusal zekada eleştiri yapabilmek ve eleştiriye açık olmak

da çok önemlidir. Konu bir taraftan sizi, diğer taraftan da

başkalarını etkiler. Eleştiriye açık olun, bırakın sizi eleştirsinler.

Bundan rahatsızlık duymayın. Bu sayede kendinizdeki olumlu

ve olumsuz yönleri öğrenme fırsatını elde edersiniz. Siz de

eleştri yapabilirsiniz. Ancak bu başkaların onurunu kıracak,

kişiliklerine zarar verecek şekilde olmamalı ...

7) İnsanlar ile ilgilenin ...

Duygusal zeka’da, insanın kendisi ve başkaları ile olan ilişkileri

de çok önemli olduğundan, son önerimiz de ...

İnsanlar ile ilgilenin! ..

Yeni insanlar ile tanışın ve onların kültürlerini öğrenin. Değişik

insan psikolojileri hakkında bilgi edinin. İnsanları harekete

geçiren akımları, onların hayat hikayelerini okuyun. Bunlara

vakit ayırın. Kendinizi ve diğer insanları keşfedin. En azından

bu yolda çaba gösterin ...

**************************************************

Aslında iletişim’in detaylarına çok fazla girmek istemiyorum

ama, “Yaşamda Marka Olmak” için en önemli unsurlardan biri

olan “Marka Elçileri”mizi oluşturmak adına, başlıklar halinde ...

Kişisel iletişim biçimleri’nin; Görme + Dokunma + Konuşma +

Dinleme + Okuma + Yazma

...

Kurumsal iletişim araçları’nın da:

Medya + Telekomünikasyon + İnternet + Dijital Platformlar +

25

Sosyal Paylaşım Siteleri + v.s. olduğunu hatırladıktan sonra,

bunların içinden kişisel marka olmada çok önemli bir yer teşkil

ettğine inandığım (Marka Elçilerimiz

...

konusuna ilerleyen

sayfalarda tekrar döneceğiz.) “Dinleme” konusunda bir kaç şey

söylemek istiyorum.

Ama, ondan önce de birçok yerde karşımıza çıkabilecek

“İnsanlarla İletişimde En Önemli İlkeler”e bir kez daha göz

atmakta yarar var.

Özellikle de marka elçilerimizi oluşturabilecek; eş, dost,

akraba, arkadaş, meslektaş ve sosyal paydaş’larla sağlıklı ve

geniş tabanlı bir iletişim açısından ...

**************************************************

Karar verin ...

(Önce, aranılan bir marka olmak adına

...

hangi konularda çok

iyi bilgi ve görgü sahibi olarak, uzman bir otorite olmak! ..

Sonrada diğer paralel ve popüler konularda, yeterli bilgi sahibi

ve danışılabilecek bir kişi olarak, çevrenizi

...

bilinçli bir şekilde

genişletmek için, kararınızı vermeniz gerekiyor.)

Mümkün olduğu kadar çok insanla tanışın ...

(Her fırsatı gözlemleyerek ve değerlendirerek ve de onları

tanımaya detaylı özen göstererek, gerekirse not alarak,

isimlerine ve özellikle ilgi alanlarına dikkat ederek!)

İlk tanışan insanlar’da “20 Saniye” kuralına dikkat edin ...

(İnsanlar birbirleri hakkında ilk intibalarını, tanıştıkları ilk 20

saniye içinde oluştururlar

...

Ve bu ilk intiba çok zor değişir.

Neticede değişir, ama sizi yorar

...

Bu nedenle, güleryüz ve

gülümsemek başta olmak üzere; tokalaşmak, hal hatır sormak,

26

tanıştıran kişi ile ilgili güzel bir iki söz ve tanışmaktan duyulan

memnuniyet, önemli faktörlerdir!

..

Birde o kişiyle tekrar

görüşmek arzusunda iseniz, işi veya ilgi alanlarını detaylı

öğrenebildiyseniz, konuyu

...

onunla ilgili ucu açık bir teklife

getirin, o konuda görüşlerine ihtiyacınız olduğunu belirtin ve

arayacağınızı söyleyin. %100 sıcak karşılayacaktır. )

Konuşma ve anlatımlarınızda “20 Dakika” kuralına uyun ...

(Bilgili olduğunuz ve inandığınız konularda, karşınızdaki kişinin

veya kişilerinde uygun zamanını yakalasanız dahi, konuşma

renizi 20 dakika olarak planlayın

...

Dikkatleri dağıtmamak

için; giriş, gelişme, sonuç bölümleriyle güçlü olduğunuza

inandığınız yönleri de ön plana çıkartacak şekilde, işin içine

konuyla ilgili hikayelerinizi de katarak sunum tekniklerinden

yararlanabilirsiniz.)

Zayıf yanlarınızı tespit edin ve bunlardan çekinmeyin ...

(Kendinizde beğenmediğiniz ve çevrenizden genellikle eleştri

aldığınız davranışlarınızı

...

“Eksik ve Hatalı Yönleriniz” değil,

güzel bir özdeyişle “Gelişime Açık Alanlarınız” olarak belirleyip,

size bu konularda destek olabileceğine inandığınız dostlarınızla

bunları paylaşıp, kendinizi olası değişimler için hazır hale

getirmeyi de ihmal etmeyin.)

Belirsizliklerden kaçının ve net olmaya çalışın ...

(Her konu için net’lik ayarlarınıza önem verin. Ucu açık kalan

konular olsa dahi, görüşünüzü, tavrınızı ve yönünüzü belirtin.)

Sizi dinleyenlerin anlayacağı sözcükler seçin ...

(Özellikle yabancı terimleri kullanırken dikkatli olun.)

Hikayelerin gücüne inanın ...

27

(İletişim kurmak istediğiniz konularla ve vermek istediğiniz

mesajlarla ilgili olarak, düz bir anlatım yerine

...

olayın özünü

güzel bir senaryo ile yaşanmış bir hikaye olarak karşınızdaki

kişi veya kişilere aktardığınızda, etkilenme oranlarındaki artışa

inanmakta zorlandığınızı, kendiniz göreceksiniz.)

İnsanların gönlünü almaktan korkmayın ...

(İnsanları onore etmek ve onlarla ilgilenmek zorda olsa hoştur.

Ancak, herkeze “masmavi boncuklar dağıtmamak” kaydıyla! )

..

Sabırlı ve sinirlerinize hakim olun ...

(Elinizde çok büyük deliller olsa dahi, gelecek koşulları iyi

irdelemeden kimseyi tehdit etmeyin ve bunları şantaj

malzemesi olarak kullanmayın. Her insana değişik ortamlarda

ihtiyacınız olabilir. Dikkatli olun. İnsanları sudan sebeplerle

karşınıza almayın ve kırmayın.)

Şaka yapacağınız zaman, iyi düşünün ...

(İnsanları zor durumlara sokmayın.)

Hedefleriniz doğrultusunda ikna yoluna gidin ...

(İnternetten yapacağınız araştırmalar

...

İkna teknikleri

konusunda en büyük yardımcınız olacaktır.)

Konularla ilgili ayrıntıları iyi bilin. Bilmeden konuşmayın ...

(Doğru Bilgi

...

Doğru Zaman

...

Doğru Yer

...

Doğru Kişi

...

)

Sorulara mümkün olduğunca net cevaplar verin ...

(Bilmiyorsanız, araştırma için zaman isteyin.)

Ayrıntıları dikkate almadan söze başlamayın ...

(Genellikle, mükemmellik detaylarda gizlidir.)

28

İnsanlara isimleriyle hitap edin ...

(İnsanlar, isimlerine karşı özel bir duyarlılık gösterirler.)

Karşınızdakilerin tepkilerine dikkat edin ...

Düşünmeden konuşmayın ...

(İnsanlar duymak istediklerini duyarlar.)

Muhataplarınızın sözlerine değer verin ...

(Onlara, önemli olduklarını hissettirin.)

İnsanların heveslerini kırmayın. Morallerini bozmayın ...

(Uzun bir aradan sonra tekrar karşılaştığınızda, hakikaten öyle

olsalar ve öyle görünseler dahi, onlara

...

“ne bu halin, çok kilo

almışsın

...

yaşlanmışsın

...

çökmüşsün

...

darmadağın olmuşun

...

çok kötü görünüyorsun

...

topla kendini

...

filan

...

gibi ucuz ve

ukala laflar etmeyin! İnsanlar bunları asla unutmaz, durumları

gereği size karşı o an pek birşey diyemiyebilirler. Ama “Gün

gelir, devran döner”

...

o zaman acısını fena çıkartılar. )

Karşınızdakilerin özel yaşam alanlarına saygılı olun ...

(Beden Dili kurallarını da daima gözönünde bulundurun.)

Gereksiz eleştirilerden kaçının ...

(Mecbur kalırsanız. Yanlızken ve sandviç eleştiri yapın.)

Kaybetmeyi de bilin ve esnek olmaya çalışın ...

(Hata yapmaktan korkmayın. Ayrıca, aynı hataları da

tekrarlamamak kaydıyla, hele hele yaratıcı ve orjinal hatalar

yapıyorsanız, bunların size faydalarını gözardı etmeyin.)

Makul olun

...

Duyarlı olun

...

29

Göz teması kurun ve olumlu bir ses tonu kullanın ...

Görüşlerinizi zorla kabul ettirmeye çalışmayın ...

(Dikta rejimlerinden uzak durun.)

Kızgın ve sinirliyken, sakın iletişim kurmaya çalışmayın ...

(Derhal o ortamdan uzaklaşın ve kendinize süre tanıyın.)

Konuşmaya mümkün olduğunca herkesi katın ...

Sesinizi duyurun

...

Ama avaz avaz bağırmayın

...

Biri sizinle konuşurken başka birşey’le meşgul olmayın ...

Yüz ifadenizi kontrol edin (Gülümseyin) ...

Karşınızdakilerin sinirini bozmayın ...

(Yanlış anlaşılmalara izin vermeyin.)

İnsanların sözünü kesmeyin ...

Birisi konuşurken, başkalarıyla fısıldaşmayın ...

Yerinde duramayan biri olmaktan kaçının ...

Rahat davranmaya çalışın ...

(Tabii ki, toplumsal kurallar çerçevesinde.)

Aynı sözcükleri dilinize dolamaktan vazgeçin ...

Sözü başkalarının ağzından kapmayın ...

(Müsade edin sözümü bitirim. Sayın Falanca

...

)

30

Çift anlamlı sözcükler kullanmayın ...

(Kullanmak zorunda kalırsanız, kastettiğinizi açıklayın.)

Ne zaman susmak gerektiğini bilin ...

(Ancak, dinlemeyi ihmal etmeyin.)

Sözünüzü güçlü bir tonla ve gülümseyerek bitirin ...

Başkalarını kötülemeyin ...

(Özellikle, dedikodulara kendinizi bulaştırmayın.)

Öğütlediğiniz şeyleri, kendiniz de uygulayın ...

Sorunuzu sorduktan sonra, susun ve dinleyin ...

Karşınızdakilere zaman tanıyın ...

(Geri dönüşler, algı’ya göre değişim gösterebilir.)

Herkesin anlayabileceği sözcükler kullanın ...

Bazen, sessizlik de yararlı olabilir ...

İnsanlara öğretmenlik merakından vazgeçin ...

Ukalalıktan kaçının ve ilk intiba’ya önem verin ...

Tertipli ve düzenli olun ...

(Simetromoni hastası olmamak, kaydıyla.)

Kötü mesajları bile, yumuşak bir dille iletin ...

Alçak gönüllü olun ...

31

Adları ve unvanları doğru kullanmaya özen gösterin ...

Sözcükleri süslemekten kaçının ...

Size akıl danışılmadıkça, öğüt vermeyin ...

Durumunuzdan sürekli yakınıp durmayın ...

(İnsanların; devamlı kaybetmiş insanlarla, kaybedecek fazla

zamanları yoktur

...

)

Konuşmaların tadını kaçırmayın ...

İyi ve güzel sonuçlanan her şeyden kendinize pay çıkartıp,

haketmediğiniz halde gereksiz payeler peşinde koşmayın.

Gereksiz yere, zıtlık yaratmayın ...

Özel ilişkiler dışında, insanlara adil davranın ...

Her yerde, sözcülük görevini üstlenmeyin ...

Mesnetsiz atmayın ve böbürlenmeyin ...

Haklı olduğunuz zaman da, pek tevazu göstermeyin ...

Başkalarının canını sıkacak espriler yapmayın ...

İnsanları terslemeyin ...

Her soruya karşılık, tekmil vermekten kaçının ...

Olduğunuz gibi görünün ...

32

Önyargılarınızı açığa vurmayın ...

Herkesin işine burnunuzu sokmayın ...

Üstünlük sağlamaya çalışmayın ...

Her konuda fikir beyan etmeyin ...

Karşınızdakileri bütün dikkatinizle izleyin ...

Tutamayacağınız sözler vermeyin ...

(Vizyona yönelik hedeflerle ilgili olsa bile.)

Kimseyle kavga etmeyin ...

(Kavgaları, edenler değil

...

isteyenler kazanır!

..

Ali Rıza Değer)

İnsanları takdir edin, övün, kutlayın ...

  • V S o n

e

S ö z ;

  • D b i l

i n l e m e s i n i

i n

.

.

.

(Hem de tüm dikkatinizle, beden dilinizle, her şeyinizle

...

Bunu

başaramazsanız, karşınızdakinin güvenini kazanamazsınız, onu

anlayamazsınız, sonuçta doğru ilişki ve iletişim kuramazsınız ...

Yeni tanıştığınız insanlarda olumlu ve sıcak bir intiba bırakmak

istiyorsanız, onların konuşmalarına ve kendinizin de mümkün

olduğu kadar dinlemede kalmanıza özen göstermelisiniz.)

**************************************************

Çoğu insan nasıl dinleyeceğini bildiğini düşünür; zira bu

hep yaptığı bir şeydir. Ama aslında herkes

...

kendi “içsel

değerlendirme çerçevesi” içinde birbirini dinlemektedir.

33

İletişim kurmaya çalıştığımız kişi ve kitleler’de

...

Beş dinleme

düzeyine ...

yani “Aldırmama”, “Dinliyormuş Gibi Yapma”,

“Seçici Dinleme”, “Dikkatle Dinleme” ve “Empatik Dinleme”

şekillerine dikkat etmemiz, bunları iyi bilmemiz, doğru olanları

uygulamamız ve örnek olmamız gerek! ..

(Yani, entel bir açıklamayla

...

karşımızdaki kişilerle; önce

...

konulara bakış açılarımızı, sonra da

...

yaklaşım tarzlarımızı,

tavır ve davranış biçimlerimizi incelemeliyiz. Eğer bunlarda

aynı paradigma ve konsept ile aynı konjonktürü yakalamamız

negatif yöndeyse boşu boşuna zaman kaybediyoruz demektir.)

  • Türkçesi;

(Karşınızdaki kişinin sizi dinlemediğini farkettiğinizde ise, sakın

ısrarcı olmayın. Konuyu kısa kesin. Bu noktada hata sizde de

olabilir. Belki uygun zaman ve yerde değilsinizdir. Belki de o

müsait ve yeterli kapasitede değildir. Eğer sizin için önemli bir

kişi ise daha sonra tekrar deneyin. Değilse, boş verin gitsin

...

)

Evet

...

Yaşamda marka olmak için, ilk yapılması gereken

 

şeylerin

...

kendimizi tanımlamak, ifade etmek ve tanıtmak

olduğu noktasından hareketle, buralara kadar geldik ...

İletişim kurmaya çalıştığımız kişi ve kitleler’de ... Beş dinleme düzeyine ... yani “Aldırmama”, “Dinliyormuş Gibi Yapma”,

34

Şimdi de sırada “Stratejik Planlama” yer alıyor. Yaşamda marka olmak yolunda ... Stratejik Planlama; neler veya

Şimdi de sırada “Stratejik Planlama” yer alıyor.

Yaşamda marka olmak yolunda

...

Stratejik Planlama; neler

veya nelerin nasıl yapılması gerektiğine karar vermekten öte,

nelerin yapılmaması gerektiğine verilen kararlar da, kararlı

olmaktır! ..

Tabii, bunun için önce bugünkü durumumuzu ve değerlerimizi

35

dürüstçe tekrar ortaya koymamız ve de “Marka ve Kimlik

Stratejileri”nde olduğu gibi ...

*Gerçek kimliğimiz ...

*Tanıtılan kimliğimiz ...

*Tasarlanan kimliğimiz ...

*Arzulanan kimliğimiz ...

*İdeal kimliğimiz ...

*Algılanan kimliğimiz ...

*Sürdürebilecek kimliğimiz ...

hakkında, kendimize sormamız gereken bazı soruları kısaca

tekrar hatırlamamız gerekiyor.

Mesela ...

1) Ben kimim?

2) Nasıl bir misyona ve vizyona sahibim?

3) Bugüne kadar yaptıklarım ve yapamadıklarım neler?

4) Bundan sonra neler yapmak istiyorum?

5) Bir + Üç + Beş + On yıl sonra nerede olmak istiyorum?

6) Bunlar için neleri değiştirmem gerekiyor?

36

7) Avantajlarım ve dezavantajlarım neler?

8) Marka olma yolunda rol modellerim var mı ? Kimler?

9) Gerekli güç ve motivasyona sahip miyim?

Ve

...

Değişime hazır mıyım?

. . . . . . . . . . . . . . . . . . .

gibi

. .

.

Bu ve bunun gibi soruların cevaplarını vererek, marka olmak

yolunda nasıl bir hayat istediğimize dair büyük fotoğrafı

(vizyonumuzu) yaratmaya çalışırken, bazen bizi oraya

ulaştıracak küçük detayları gözden kaçırabiliriz. Bu nedenle,

düzenli aralıklarla kendinizi yoklamamız ve de varsa

eksikliklerimizi gidermemizde fayda var.

Önce “Medya’da marka olmak hariç ”, muadillerinizi ve

müstakbel rakiplerinizi de göz önüne alarak

...

marka olmak

istediğiniz ve kendinize en güvendiğiniz, bir veya birkaç konu

seçin.

Konular; eğitim, kültür, sanat, spor, siyaset, iş dünyası,

teknoloji, girişimcilik ve sosyal çevre + v.s. olabilir ...

Bunlar genel anlamda çok geniş branşlar olduğundan, önce

çok iyi olduğumuza inandığımız konuya odaklanmakla işe

başlamak gerekiyor.

Bu konuda gerekli alt yapınızı

...

eğitimle, kültürle, sertifika

programlarıyla, tecrübeli kişilerin (Mümkün olduğu kadar çok

sayıda

...

eş, dost, akraba, arkadaş, meslekdaş v.s

...

Ki, bu

sayının fazla olmasının; sizin, çevrenize “kendi kendinize

yapacağınız reklamınız” açısından da faydası var.) önerileriyle

37

sağlamlaştırarak marka olmak ve bunu diğer alt açılımlara

doğru genişletmek

...

“önemli bir faktördür” demek istiyorum.

Bu amaçla belirlediğiniz konu veya konular çerçevesinde dijital

teknolojiden de yararlanarak, ilgili Web Sitelerini, E-kitapları,

Blogları, YouTube, Facebook, Twitter, Xing, Linkedin, Google+,

FriendFeed v.s. de grupları, haberleri, videoları inceleyin, bu

konulara odaklı “Sivil Toplum Kuruluşları”yla ve varsa “Meslek

Kuruluşları”yla ilgili araştırmalar yaparak, üyelik şartlarını

yerine getirmeye çalışın ve de kendinizi yönetim kadrolarına

hazırlayın, komite toplantılarına, kongre ve seminerlere iştirak

edin.

Bu aşamaya geldiğinizde, işinizi şansa bırakmadan (“Şans;

fırsatlar karşınıza çıktığında hazırlıklı olmaktır

...

”) bugüne bir

işaret koyun ve geçmişte bazı hatalar yapmış olsanız dahi, öz

güveninizi tazelemek için KendiniGeliştir.Com’da yeralan

aşağıdaki mesaja kulak verin

...

Kendinizi Güncelleyin!

..

**************************************************

Hayatta ne yaşamış olursanız olun, kendinizi affetmeyi ihmal

etmeyin. Çünkü kendinizle barışmak, özgüveninizi geri

kazanmanızı sağlayacaktır. İçe kapanık, küskün, sessiz kalan,

bastırılmaya alışmış ve kendini beğenmeyen biri olarak

yaşamaya mahkum değilsiniz

...

Neden öyle olasınız ki?

Kendinizi istemeyerek yaptığınız bazı hatalardan ötürü; içe

kapanık, küskün, sessiz, bastırılmaya alışmış ve kendini

beğenmeyen biri olarak yaşamaya mecbur hissediyorsanız,

özgüveninizi geri kazanmak için size bazı yöntemler

öneriyoruz.

38

İşte, özgüveninizi arttırmak için yapmanız gerekenler;

Geçmişin geçip gitmesine izin verin ...

Geçmişte küçümsenme ya da herhangi bir kabalığa maruz

kalma gibi üzücü olaylarla karşılaştıysanız, bu tür negatiflikleri

hayatınızdan çıkarmak çok zordur.

Öncelikle kendinizi suçlamayı bırakmanız gerekir. Olan bitenler

sizin olduğu kadar, karşınızdakilerinde sorunudur aslında ...

Eğer etrafınızda bu tarz olaylara sıkça maruz kalmanıza yol

açan negatif kişiler varsa, derhal onları hayatınızdan çıkarın.

İnsanların bu negatifliklerinin nedeni, kendilerine saygı

gösterilmesi için mücadele ediyor olmalarıdır.

Kendilerini daha iyi hissetmek için kendilerine kolay hedefler

arıyorlardır. Bu durumun özrü olamaz ve siz buna katlanmak

zorunda değilsiniz. Negatif insanları ve size yaşattıklarını

maziye gömmelisiniz.

Olumluluklarınızı açığa çıkarın ...

Kendimizi kötü hissettiğimiz zamanlarda, sahip olduğumuz

bütün olumsuzluklarımıza odaklanırız genelde ...

Ayna’ya baktığımızda tek gördüğümüz, geçmişteki

yanlışlarımız, hatalı davranışlarımız ve eksikliklerimizdir. Ama

siz; belki de sadece fiziksel olarak, eğri dişlerinden, iri

basenlerinizden, gülme şeklinizden veya telaffuzunuzdan,

şikayetçisinizdir ...

39

Bunlar, sizin kendinizle ilgili algılarınızı etkiler ve kendinizle

ilgili diğer olumlu özelliklerinizin üzerine de gölge düşürmeye

neden olur.

Arkadaşlarınıza ve ailenize, sizin en çok neyinizi sevdiklerini,

en beğendikleri yönlerinizi sorun. Espri anlayışınız, açık

fikirliliğiniz, geniş yürekliliğiniz, öğrenmeye açık olmanız,

fiziksel bazı güzellikleriniz v.s.

Muhtemelen sizin hakkınızda sizin zannettiğinizden, çok daha

özel ve güzel şeyler düşünüyorlardır ...

Bunlara, siz de çok şaşırabilirsiniz!

Kendinizi kutlayın ...

Kendinizde keşfettiğiniz iyi özellikler için kendinizi tebrik edin.

Ayna’ya her baktığınızda ne kadar eğlenceli, akıllı ve şefkatli

olduğunuzu kendinize söyleyin. Kendinize bunu söylemekten

daha çok, buna inanmalısınız da ...

İşte o zaman kendinize güveniniz yerine gelecektir! ..

Kazandıklarınızı kaybetmeyin ...

Kendinize güven ve özsaygıyı oluşturmaya çalışıyorken, hiç

kimsenin ve hiçbir şeyin sizi yeniden aşağı çekmesine, geri

adım attırmasına müsaade etmeyin. Negatif insanları

hayatınıza sokmadığınızdan ve arkadaşlarınızın sizi destekleyip

cesaret verdiklerinden emin olun.

Herkes, kabul edilen ve takdir edilen özelliklere sahiptir! ..

40

Siz de bu özelliklerinizi keşfettiniz ve kendinize güvenmeyi

öğrendiniz. Kimsenin bu yeni, özgüvenli halinizi aşağıya

çekmesine izin vermeyin.

**************************************************

Kim olduğumuz sorusunun en doğru cevabını, herhalde bizden

başka kimse bilemez. Tabii ki bu cevapta dürüstce davranmak,

çok önemli.

Kendinizi tanımlama konusuna bir sınırlama koymayın ...

(Gelmiş geçmiş - artı eksi, bütün özelliklerinizi gözönüne alın.

Bu konuda güzel örneklerden biri olarak

...

Kendisini, 10/2011

“Marketing Türkiye”de; hem bir anne, hem bir sevgili, hem

bir gazeteci, hem Hürriyet’in marketinde bir ürün, hem bir

marka, hem bir baştan çıkarıcı, hem bir domestik [evcimen],

hem de tek kişilik bir sivil toplum kuruluşu gibi tanımlayan ...

Sayın Ayşe ARMAN'ı örnek alabilirsiniz. )

Kim olduğumuz sorusunda kendimiz kadar olmasa da ...

çevremizdeki eş, dost ve arkadaşlarımızın da çok önemli bir

rolü olduğu muhakkak.

Çevremizdeki insanları incelediğimizde ...

*) Gerçek dost olanlar ...

*) Dost gibi görünenler ...

*) Dost olmaya çalışanlar ...

*) Dost olmaya çalıştığını zannedenler ...

gibi bir çok kategori görmemiz mümkün! ..

41

Marka olmak yolunda enerjimizi doğru kullanmak adına

diğerleri çok önemli değil ama, pozitif yönde “dost olmaya

çalışanlar” ile “gerçek dostlar” mutlaka ayrı bir değerde.

Çünkü onlar, katkıları veya yapıcı eleştrileriyle enerjimizi boşa

harcatmaz ve yeni enerji kaynakları bulmamıza ellerinden

geldiğince yardımcı olurlar.

Kısaca çevremizdeki insanları 2 kategoride toplamak mümkün

diye düşünüyorum.

1) Enerji üretimimize katkıda bulunanlar ...

2) Enerjimizi tüketenler ...

Birinci kategorideki dostlarımıza hiçbir sözümüz yok.

Zaten onlar olmasa hayatın güzelliklerini göremeyiz ...

Ama, ikinci kategori ...

Bakın, bu konuda Psikolog Dr. Judith Orloff ne diyor! ..

**************************************************

Doktor olarak hastalarımdaki büyük problemlerin,

hayatlarındaki “enerji emiciler”den kaynaklandığını

gözlemledim.

Bazı ilişkiler olumludur ve ruh halinizi olumlu etkilerler.

Bazıları ise sizdeki iyimserlik ve huzur duygusunu yok ederler.

42

Ben böyle sizi kurutan insanlara ve kendilerini dost olarak

tanımlayanlara “enerji emiciler” diyorum. Bu insanlar sadece

fiziksel enerjinizi emmekten çok daha fazlasını yapıyorlar.

Hatta kötü niyetli olanları, size kendinizi değersiz ve

sevilmeyen bir kişi olduğunuzu dahi hissettirebilir.

Bazıları ise size kendinizi kötü hissettirmek için, küçük zararlar

verebilirler. Örneğin, “Kilo aldığını fark ettim!”, “Dikkat et, çok

kötü görünüyorsun!”, “Bu kaçıncı hata!”, “Yanlış anlama, çok

hassassın!” v.s. onların en sevdiği cümlelerdendir.

Bir anda sizi, güveninizi sarsacak tehlikeli alanlara doğru

sürüklerler ...

Bir “enerji emici” ile karşılaştığınıza dair işaretler;

*) Başınız döner. Gözleriniz kararır. Göz kapaklarınız

ağırlaşır ve şekerleme yapma ihtiyacı bile hissedebilirsiniz ...

*) Ruh haliniz bir anda düşüşe geçer ...

*) Sinirleriniz gerilir, mideniz kazınır ve hiç bir şey

düşünmeden bol karbonatlı yiyecekler yemek istersiniz ...

*) Kendinizi endişeli, depresif ve olumsuz hissedersiniz ...

Bunlardan bazı örnekler ise;

1. Narsist’ler ...

Sloganları “önce ben”dir. Her şey onlar hakkındadır. Abartılmış

bir kibirleri vardır, dikkat çekmeye bayılırlar ve beğenilmeye

43

ihtiyaç duyarlar. Tehlikelidirler, çünkü empatiden yoksun ve

koşulsuz sevme konusunda hiç iyi değillerdir. Eğer bir şeyleri

onların istediği gibi yapmazsanız, cezalandırıcı ve soğuk bir

davranış biçimi sergileyebilirler.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Beklentilerinizi gerçekçi tutun. Bu insanlar duygusal

anlamda kısıtlı insanlardır. Böyle birileriyle çok yakınlık

kurmamaya çalışın ya da onlardan koşulsuz sevgi beklemeyin.

Hiç bir zaman sizin değeriniz onlara bağlıymış gibi düşünmeyin

ve onlarla en gizli sırlarınızı paylaşmayın. Onlarla başarılı bir

şekilde iletişim kurmak için, bir şeyin onlara nasıl yararlı

olacağını göstermelisiniz. Eğer zorunlu değilse bu can sıkıcı

ego sahipleriyle fazla muhatap olmamak en iyisidir, ama eğer

ilişki kaçınılmazsa bu yaklaşım işe yarar.

2. Kurban’lar ...

Bu tipler “zavallı ben” tavrıyla sinirlerinizi yıpratırlar. Dünya

her zaman onların karşısındadır ve bu da mutsuzluklarının ana

sebebidir. Sorunlarına bir çözüm önerdiğinizde, her zaman sizi

şöyle yanıtlarlar

...

“Evet ama

...

Onları arayıp sormaktan vazgeçme, ya da onların aramalarını

görmezden gelme noktasına gelebilirsiniz.

Arkadaş olarak yardım etmek isteyebilirsiniz, ama hüzün dolu

öyküleri sizi yorabilir.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Nazik fakat kesin sınırlar koyun. Kendisini kısaca dinleyin ve

yaşamakta olduğu aynı problemlerden sürekli bahsettiğinde,

arkadaşınıza veya akrabanıza “Seni seviyorum ama, eğer

44

çözümleri tartışmak istemiyorsan, seni en fazla beş dakika

dinleyebilirim” deyin. Bunu söylemek kolay bir şey değil ...

biliyorum ama, en azından söylemek için kendinizi zorlayın.

Söz konusu iş arkadaşınızsa “Senin için her şeyin iyi olmasını

tüm kalbimle dileyeceğim” deyin ve ardından “Umarım

anlarsın, yetiştirmem gereken bir iş var ve ben çalışmaya

dönmek zorundayım” diye ekleyin. Bunun iyi bir zaman

olmadığını belirtmek için vücut dilinizi kullanabilir, göz

kontağını keserek veya kollarınızı birbirine kavuşturarak

sağlıklı sınırlar koyabilirsiniz.

3. Denetleyici’ler ...

Bu insanlar takıntılı olarak sizi kontrol etmeye ve nasıl olmanız

ve hissetmeniz gerektiğini size dikte etmeye çalışırlar. Her şey

hakkında, kendilerine göre doğru (zaten, aksi mümkün değil

...

)

mutlaka bir fikirleri vardır. Eğer davranışlarınız onların kitabına

uygun değilse, duygularınızı geçersiz kılarak sizi kontrol

etmeye çalışırlar. Çoğu zaman “Aslında senin neye ihtiyacın

var, biliyor musun?” diye cümleye başlarlar ...

Sonunda kendinizi hükmedilmiş, değersizleştirilmiş

hissedersiniz. Neticede moraliniz bozulur ve hiç birşey

yapamazsınız.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Başarının sırrı

...

denetleyicilere hiç bulaşmamak ve onları

kontrol etmeye çalışmamaktır. Sağlıklı bir şekilde güçlü ve

girişken olun, ancak onlara ne yapmanız gerektiğini sormayın.

Ama, onlar her şey’den haberdardırlar ve gelir size bulaşırlar ...

Şöyle diyebilirsiniz

...

“Tavsiyene değer veriyorum ama bunu

45

gerçekten benim kendi kendime halletmem gerekiyor.”

Kendinize güvenin, onlara açık kapı bırakmamaya çalışın ve

kurbanı oynamayın.

  • 4. Sürekli konuşan’lar ...

Bu insanlar sizin hislerinizle ilgili değildirler. Onlar sadece

kendileriyle ilgilenirler. Lafa girebilmek için bir boşluk

beklersiniz, fakat o an hiç bir zaman gelmez. Ya da bu insanlar

size fiziksel olarak o kadar yaklaşırlar ki, neredeyse üstünüzde

nefeslerini hissedersiniz. Siz geriye gidersiniz ve onlar size bir

adım daha yaklaşır.

Kendinizi nasıl korursunuz?

Bu insanlar sözsüz ipuçlarına cevap vermezler. Yapması zor

olabilir, ama sözlerini kesmeli ve konuşmalısınız. 2-3 dakika

dinleyin ve sonra kibarca “Sözünü kestiğim için kusura bakma

ama, başka insanlarla konuşmam gerekiyor

...

ya da randevum

var ...

ya da tuvalete gitmem gerekiyor” diye sözlerini kesin.

Bunlar “Kes sesini, beni deli ediyorsun!” diye bağırmaktan çok

daha yapıcı taktiklerdir, aklınızdan geçenler tam olarak bunlar

olsa da. Eğer bu bir aile üyesiyse, kibarca “Eğer bana da söz

hakkı tanırsan, belki ben de aramızdaki diyaloga bir şeyler

ekleyebilirim” diyebilirsiniz. Eğer bunu nötr bir şekilde

söylersiniz, anlaşılma ihtimaliniz artar.

  • 5. Drama üstadları ...

Bu insanların, küçük olayları abartarak onlardan dört başı

mamur dramalar çıkarmak konusunda özel yetenekleri vardır.

Kendinizi nasıl korursunuz?

46

Drama üstadları, ağırbaşlılıktan nasibini almamıştır. Sakin

olun. Derin nefes alın. Bu, sizi

...

onların etkisine girmekten

alıkoyacaktır. Kibar, fakat kesin sınırlar koyun.

İlişkilerinizi geliştirmek ve enerji seviyenizi yükseltmek için,

hayatınızda kimlerin sizin enerjinizi emdiği, kimin enerjinizi

yükselttiği hakkında bir keşfe çıkmanızı önermekteyiz. Size

iyi gelen insanlarla daha çok vakit geçirin ve sizin enerjinizi

emenlere karşı sağlıklı sınırlar koyun. Bu hayat kalitenizi ve

yaşam standartınızı artıracaktır ...

**************************************************

Bu şekilde çevremizde bize katkıda bulunacak ve destek olacak

dostlarımızı da, çeşitli süzgeçlerden geçirerek ve konularına

göre özel notlar alarak, belirledikten sonra ...

Yaşamda marka olmak için, diğer kurallara geçebiliriz! ..

Kendinizi Dünya Alışveriş Merkezi’deki önemli bir marka, bir

ürün veya hizmet olarak düşündüğünüzde;

Dünyanın önde gelen marka uzmanlarının marka yaratma

sürecine ilişkin yaklaşımlarının, aşağıdaki şıklardan oluştuğunu

kabul ettiğimizi varsayarak;

Yeni, Değişik ve Benzerlerinden Farklı Olma ...

Hedefleri Belirleme

...

(Haftalık + Aylık + 1 - 3 - 5 - 10 Yıllık)

Gerekli Altyapı ve Stratejik Planlama ...

(Eğitim + Bilgi + Uzgörü + Sosyal Çevre + v.s.)

47

Kapasite, Potansiyel Güç ve Motivasyon ...

Pazar Araştırmaları/Pazar Payları-Muhtemel Rakipler ...

(Swot Analizi) Güçlü ve zayıf yönler (+) ve (-) Avantajlar ...

Kalite Standartları ve Avantajlar ...

Güven Duygusu (Özgüven) ...

Akılda Kalıcı Özellikleri Ön Plana Çıkartmak ...

Tanıtım, Reklam ve Promosyon ...

Marka Elçileri Oluşturmak ...

Müşteri Memnuniyeti Yaratmak ...

Satış Sonrası Hizmetler ve Referanslar ...

Yayılma ve Genişleme Etkinlikleri ...

Rakipleri İzlemek ve Onlarla Arkadaş Olmak ...

Dönmesel Raporlarla Gelişmeleri Takip Etmek ...

Sosyal Sorumluluk ve Katma Değer Yaratmak ...

Gerekli Güncelleme ve Düzeltmeleri Yapmak ...

Teknolojiyi Yakından Takip Etmek

. .

.

şeklinde, hedeflerimiz doğrultusunda, kendi kurallarımızı

48

tespit etmemiz gerektiğine inanıyorum.

(Özellikle de, ilk ve son şıkkı dikkate alarak.)

“Yeni

...

Değişik

...

Benzerlerinden Farklı Olma”nın

...

temelini,

yaratıcı ve sıra dışı düşünceler teşkil eder.

Fark Yaratmak ...

Düşüncelerimizle ilgili bizi durağanlaştıran, beynimizdeki atıl

sarmalları bir yana bırakıp, içimizden gelen sese göre harekete

geçmek ve konumuzla ilgili değişik denemeler yapmaktır! ..

Yaratıcılık ...

Birbiriyle ilgisi ve ilişkisi olmayan şeyler arasında bir bağ

kurarak yeni tasarımlar ortaya çıkarmak ve onları hayata

geçirmektir! ..

İnsanların genellikle yeniliklerden kaçındıklarını, değişimlere

tepki göstediklerini ve sıra dışı olmanın yani ön plana çıkıp,

dikkat çekmenin gereksizliğine inandıklarını biliyoruz. (Eski

köye yeni adet getirme

...

Durduk yerde icat çıkartma

...

Sürüden ayrılanı kurt kapar

...

Otur oturduğun yerde

...

gibi

deyimler, Size hiç yabancı gelmiyor

...

değil mi? )

Bu noktada Sayın Oğuz Saygın’nın çok güzel bir uyarısı var.

**************************************************

Yaratıcı ve sıra dışı düşünce yönetimi ...

Sıra dışı düşünce becerisi, bilinen şeylerden

...

yeni bir

şeyler çıkarmak, özgün bir senteze varmak, sorunlara yeni

49

çözüm yolları bulmak, varlıklar ve olaylar arasında yeni ilişkiler

kurmaktır.

Böylece orijinal bir düşünce şeması içinde yeni yaşantı,

deneyim, fikir ve ürünler ortaya çıkar ...

“Sebep - Sonuç İlişkisi” kurma ve sorun çözmeyi içine alan

mantıksal düşünce ile sıra dışı düşünce becerisi arasında sıkı

bir ilişki bulunmaktadır.

Sıra dışı düşünen birey bu düşüncesini diğer düşünme

becerileriyle desteklediğinde, karşılaştığı sorunlarla kolayca

baş edebilir. Bu düşünce yeteneğine sahip bireylerin yaptıkları

ve söyledikleri birçok şey, diğer insanları şaşırtır.

Sıra dışı düşünce, sadece sanatçılar ve bilim adamları için

önem taşıyan bir beceri değildir. Daha kolay, daha keyifli, daha

sorunsuz, daha başarılı ve daha kaliteli bir yaşama kavuşmayı

arzulayan herkes, sıra dışı düşünme becerisine sahip olmak

için gayret göstermelidir. Her bireyin, hayatının her

aşamasında ve her alanında bu özelliğe ihtiyacı vardır.

Eğer bu yönünüz gelişmiş bir bireyseniz, yaşamınızda

karşılaştığınız sorunlara hızlıca çözüm bulabilir, olaylara

getirdiğiniz yepyeni bakış açılarıyla kendinizin ve başkalarının

hayatını renklendirebilirsiniz.

Sıra dışı düşünceye ait tüm veriler bütünüyle içimizdedir.

Önemli olan içimizdeki bu gücü tutkulu bir şekilde dünyaya

bakış açımıza yansıtmaktır. Sıra dışı düşünceye sahip

insanların, hayal güçleri çok gelişmiştir. Kimsenin ummadığı bir

anda çok ilginç fikirler ortaya atıp, enteresan benzetmeler

50

kullanıp, olayları şaşırtıcı bir şekilde birbirine bağlayabilirler.

İnsanların doğuştan sıra dışı düşünceye sahip olduğu ya

da olmadığı inancını doğrulayan hiçbir kanıt yoktur. Sıra dışı

düşünme becerisi geliştirilebilir

...

Bu nedenle okul öncesi

dönemden başlanarak çocukluk yılları değerlendirilmeli ve

çocuklara bu düşünce becerisi kazandırılmalıdır.

Bunun için yapılacak ilk şey farklı bakış açısını kazandırmaktır.

Bir problemi veya konuyu daha anlaşılır bir hale getirmenin ilk

yolu farklı sorular sormaktır. Farklı, özgün ve yaratıcı fikirler

ancak; baskıdan, yıkıcı eleştiriden, kısıtlamalardan uzak ...

düşünceye, emeğe saygının olduğu ve her çabanın bir değer

gördüğü, özgür ortamlarda ortaya çıkabilir.

Toplumumuzda sıra dışı düşünme niteliğine sahip bireylerin

çoğalması bireysel ve toplumsal refah düzeyinin gelişmesine

de önemli katkı sağlayacaktır.

Bu görüşler çerçevesinde her düşünme biçimi, diğer düşünme

becerilerinden destek aldığında daha değerli olmaktadır.

Bu nedenle; sıra dışı düşünme becerisi

...

mantıksal düşünce,

esnek düşünce, eleştirel düşünce, sosyal düşünce ve stratejik

düşünce'den destek aldığı taktirde, daha inovatif ve değişik

fikirlerin ortaya çıkması, çok daha doğal hale gelecektir.

**************************************************

Bu birinci şık’tan sonra “Medya elçileri oluşturmak

...

noktasına kadar olan şıklardaki konularda, şimdiye kadar

mutlaka yapılması gerekenler açısından dikkatli ve titiz bir

çalışma yaparak, en güzel sonuçlara varmak mümkün.

51

Yani ; yaratıcı ve sıradışı düşüncelerimizi, “marka olmak”

fikriyle belirlediğimiz kategoriler ve temel hedeflerimiz

doğrultusunda belirli süzgeçlerden geçirerek, muhtemel

rakiplerimizi de göz önüne alarak, potansiyel gücümüzle üstün

yönlerimizi de ön plana çıkararak, kendimize olan güvenimizle,

reklam ve tanıtım faaliyetlerimize tam gaz başlayabiliriz ...

demek istiyorum! ..

Reklam ve tanıtım faaliyetlerimizde ise, en büyük ve en sadık

yardımcılarımız

...

tabii ki olmazsa olmaz “Marka Elçilerimiz!

..

Yalnız; marka elçileri’miz konusu, çok dikkat edilmesi

gereken bir konu. İlk planda sayılarının fazla olmasından çok,

elçilerin markaya bağlılığı ve desteğiyle, daha sonra da bu

desteğin devamlılığı çok önemli! ..

Marka elçilerimizi, kendi yakın çevremizden ve bilişim

dünyamızdan (Xing, Bloglar, Facebook, Twitter, Linkedin,

Google+) çeşitli çabalarla kurduğumuz bağlantılarla ve

gruplarla oluşturmaya başlayabilliriz.

Bunun içinde ...

Her fırsatı değerlendirip insanlarla tanışmaya

çalışmak, onlara kendimizi tanıtmak, mail telefon v.s. gerekli

bilgilere ulaşıp, onlarla iletişime geçmek gerekiyor.

Daha sonra da kendimizi hatırlatmak ve özellikle kendimize

kategori olarak belirleyip hedef planlaması yaptığımız ortak

konularda ...

tartışma ve forumlara katılarak görüş belirtmek,

güzel görüşleri beğenmek ve gönderen kişileri kutlamak’la

yolumuza devam edebiliriz.

İlk başlarda bu konularda girişim sıkıntısı çekerseniz, en

azından özel gün, bayram ve yılbaşı öncelerinde özellikle

52

kişilerin isimlerine göndereceğiniz kutlamalarla (e-mail, SMS)

teşebbüse geçebilirsiniz.

Gönderdiğimiz mesajlara karşılık yapılan geri dönüşler,

“Müşteri Memnuniyeti” yaratımında ilk performans

ölçümlerimizi ortaya koyduktan sonra “Referanslarımız”ı daha

da genişletmek için “Yayılma ve Genişleme” çalışmalarımıza ...

sakin, sabırlı ve dikkatli bir şekilde yön verebiliriz. Tabii bu

arada varsa, rakiplerimizi de izlemeyi ihmal etmiyor ve onları

da izliyor olacağız. Ama en iyisi “Onlarla arkadaş olmak.”

Hatta mail gruplarımız içine alarak, kendilerine arkadaşlarımız

arasında yer vermek.

Evet, bu şekilde ve sizinde kendi özelliklerinize göre bunlara

yapacağınız ilavalerle “marka olmak” yolunda ilerlerken, yeri

geldiği zaman taşın altına elini sokabilen duyarlı bir insan ve

içinde yaşadığımız topluma daha yararlı bir kişi olmak adına,

sosyal sorumluluk ilkelerini ve paylaşımlarını da dikkate alarak,

daha sağlam adımlarla yürüyebilmek için, şimdi tekrar ilk

şıkkımıza dönmemiz gerekiyor.

İlk şık ...

 

Yeni

...

Değişik

...

ve Benzerlerinden Farklı Olmak’tı.

Peki, neden ilk şıkka dönmemiz gerekiyor?

Sosyal sorumluluklar konusunda yeni projeler üretmek veya

üretilmiş projelere farklı yeniliklerle daha fazla katkıda

bulunup, katma değer yaratmak için! ..

Marka olma yolunda, sosyal çevrenizin katkı ve katılımlarıyla,

liderliğini yapacağınız bir veya birkaç sosyal sorumluluk

53

projenizin olması ve bunlardan bir tanesinin veya daha

fazlasının gerçekleştirilerek hayata geçirilmesi (Bu konuda en

önemli kaynak eser

...

ilk e-kitabım “Afedersiniz Bi’şey

Sorabilir miyim?” size her zaman yardımcı olacaktır.) için

atacağınız adımlar, size çok büyük avantajlar sağlayacak ve

sosyal çevrenizde

gündem oluşturmanıza destek olacaktır.

Bu proje adımlarında organizasyon’a (Ki, organizasyon ...

insanların, ortak bir amac'a doğru biraraya gelmeleri ve bu

amaç için ...

aralarında oluşturdukları sistemlerdir.) ve

kurumlaşmaya (ki, kurumlaşma

...

herhangi bir organizasyonda

kişilerden bağımsız olarak, belirgin ve gelişimlere açık bir

şekilde; kuralları, standartları, yöntemleri ve örgütsel yapıyı

oluşturarak, çalışmalara devam etmektir.) dikkat ettikten

sonra, diğer aşamaların kendiliğinden pozitif yönde geliştiğini

göreceksiniz ...

Ayrıca, projenin gelişmeleri ile ilgili çevrenize verilecek

bilgiler, önünüzdeki safhalar için yapılan güncellemeler,

düzeltmeler, istenecek katkı ve katılımlar, istediğiniz süreler

içinde gündemde kalmanıza sebep olacaktır.

(Yanlız bu konuda

...

istenecek katkıların maddi yönde

olmamasına çok dikkat edin. Yapabiliyorsanız yapın!

..

Ama,

insanlardan para toplayıp proje üretmenin, yaşamda marka

olmak’la, pek alakası olmadığını lütfen unutmayın.)

Son şık olarak, “Teknolojiyi yakından takip etmek

...

derken,

bilişim sistemleri ve mobil telekomünikasyon dünyası ile

günümüzün en popüler iletişim aracı olan “Sosyal Medya”yı

kasdettiğimi hemen anlamışsınızdır. Evet

...

mektubun yerini

alan e-mail’lerden, konuşmanın yerini alan mesajlaşma’lardan,

54

kitabın yerini alan e-kitap’lardan, bir araya gelip sohpet

etmenin yerini alan sosyal medya paylaşımlarından

...

yani

kısaca, artık yepyeni bir iletişim çağından bahsediyoruz.

Aslında teknolojiyi izlemek ve kullanmak bir yana ama,

esas gönlünüzde yatanın “teknolojiyi üretmek” olduğunu net

bir şekilde biliyorum.

Evet “Sosyal Medya” doğru kullanıldığında çok büyük bir güç

ve gerçekten doğru kullanıldığında son bir kaç yıl içindeki

gelişmelerle, neler yapabildiğini yakından gördük, izledik ve de

izlemeye devam ediyoruz.

Sosyal Medya, yaşamda marka olma yolunda bizler için de,

çok faydalı ve kesinlikle “olmazsa olmaz” bir araç ...

Mademki “Dünya” bir alışveriş merkezi ve bizde “Marka

Olmak” yolunda ilerliyoruz. O zaman bizde ona gereken önemi

vermeli ve devamlı olarak gündemimizde tutmalı

...

Ve de

gerekirse sosyal medyayı markamızla ilgili gündem yaratmak

için kullanmalıyız.

Tüm dünyada internet kullanım oranlarının artması ile

sosyal ağların popülaritesi de artarken, sosyal medya

konusuna dikkatle eğilmek gerektiğinin, altını bir kere daha

çiziyor ve SosyalMedyacci.Com dan da bulabileceğiniz bazı

konu başlıklarını alt açılımlarıyla hatırlatmak istiyorum.

**************************************************

1) Arama Motoru sonuçlarınızı, düzenli olarak takip edin ...

55

Google veya başka bir arama motorunda kendi adınızı

yazdığınızda karşınıza çıkan ilk iki veya üç sayfa önemli.

Buralarda isminizi, yani markanızı kötü etkileyecek herhangi

bir içerik var mı? Neler karşınıza çıkıyor? Düzeltilmesi veya

kaldırılması gereken içerikler için, derhal harekete geçin.

Daha net ve detaylı arama yapmak içinde isminizin başı ile

soyadınızın sonuna tırnak işareti (“) koymanızda fayda var.

Hele birde isminizi ve soyadınızı yazarken

(...... ........

) son

harfleri yazmadan isminiz otomatik olarak çıkmaya başlıyorsa,

marka olma yolunda performans ölçümlerine göre (İsim,

fotoğraf, haber, video, pdf dosya, sunum v.s.) doğru yerdesiniz

demektir.

2) Sürdürülebilirlik

...

Devamlılık

...

Markanızı farklı dijital platformlarda ve birbirlerine benzer

niteliklerde tanıtın ve de bilgilerinizi devamlı olarak

güncellemeyi ihmal etmeyin.

3) Kullanıcıları ve takipcilerinizi dinleyin ...

Web sitenizi veya blogunuzu oluşturun. Anahtar kelimelerinizi

belirleyin. Makale başlıklarında ve içeriklerinde anahtar

kelimeleriniz mutlaka geçsin. Web istatistiklerinize bakın,

marka yönetiminizi online-offline diye ayırmayın, müşteri

memnuniyeti-segmantasyon-tüketici haritalarından elde

ettiğiniz öngörüleri, online profiliniz için de kullanın. Gruplar

oluşturun, buna vakit ayırın ve iyi yönetmeye çalışın.

4) Beklentileri belirleyin ...

56

İnsanlar, sizden ne bekleyebilirler? Baştan bunları belirleyin,

geri dönüşlere bir zaman limit koyun, soru sorun, sorulan

soruları cevapsız bırakmayın.

5) Web sitenizi sürekli geliştirin, değerlendirin ...

Markanızın “hikâyesini” anlatın (esprili bir özgeçmişte olabilir),

web sitenizi kişiselleştirin, mutlaka iletişime geniş yer açın.

6) Kriz yönetimi için hazırlıklı olun ...

Markanızın başına gelebilecek en kötü online senaryoları,

olmadan önce, sakin bir şekilde düşünün, bir kriz planı

hazırlayın ve güvenli bir yerde saklayın! ..

**************************************************

“Sosyal Medya ve Pazarlama İletişimi” konusunda Sayın Aydan

Baktır’ın, özellikle şirketler ve marka’lar açısından bir

araştırmasını, sizlerle aşağıda paylaşmak istiyorum.

(Tabii buradaki amacım, size pazarlama konusunda ahkam

kesmek değil. Sadece belirli isim değişiklikleri ile gelişmeleri

kendimize adapte etmemiz yönünde, kişisel markamızı

oluşturmamız için katkı sağlaması ve örnek teşkil etmesi

...

)

**************************************************

Sosyal Medya’da herkes etkin olmak istiyor, ancak ...

“Görülebilir ve İlginç Olmak” o kadar kolay değil! ..

Bugünlerde, hangi şirketle “pazarlama iletişimi” üzerine

57

konuşsanız, hepsi sosyal medyada da olmalıyız ve de etkin

olarak görülebilmeliyiz diyorlar, aslında aynı televizyon gibi

tüketicinin her an mobil telefonla bile bağlanabildiği sosyal

paylaşım siteleri kişilere ulaşmak için en kolay yol ...

Ama unutmamak gerekir ki kimse reklam görmek istemiyor,

dilerseniz biraz sosyal medyayı önce inceleyelim sonra

markalar için nasıl bu mecrada yer alınabileceğini

değerlendirelim.

Michael Stelzner'in Mart 2010'da yayınlamış olduğu “Sosyal

Medya Sektör Raporu”, pazarlama uzmanlarının bu konuda en

çok merak ettiği 10 soruyu saptadı. Rapora göre uzmanların

en çok merak ettiği üç soru;

1) Sosyal medyada kullanılması gereken en iyi taktikler neler?

2) Sosyal medya etkinliğini nasıl ölçebilirim?

3) Nereden başlamalıyım?

Diğer önemli sorulardan biri ise "Sosyal Medya etkinliğimi,

nasıl somut faydalara dönüştürebilirim?" olmuş.

Bu soruları cevaplandırmadan önce bazı kavramları

tanımlamakta ve değerlendirmekte büyük yarar var.

Önce, Sosyal Medya Nedir?

Kullanıcıların etkileşimi ve katılımı ile değer kazanan,

yayıncıdan bağımsız üyeleri olan, kullanıcı kaynaklı içeriğe

sahip, kullanıcılar arasında etkileşim sağlayan bir mecradır! ..

58

Rakamlara bakarsak şu anda “Bloglar ve Sosyal Ağlar” en

popüler aktiviteler arasında, Nielsen araştırmasına göre 4'ncü

sırada geliyor. İnternet kullanan kitlenin % 67'si bu ağları

düzenli olarak ziyaret ediyor ve bu ağlarda geçirdikleri süre

internet kullanımının üç katı oranında artış gösteriyor...

Üstelik sosyal medya kullanıcılarının demografik özellikleri de

hızla değişiyor. Öncelikle sadece gençlerin kullandığı

düşünülen sosyal ağlar, hızla yaş ve konumdan bağımsız ağlara

dönüşüyor.

Yine Neilsen raporuna göre, Facebook'un hızla büyümesinin

ardında, 35 - 49 yaş grubu ve 18 yaş’a oranla, iki kat daha fazla

artış gösteren 50 - 64 yaş grubu var ...

Bu veriler de sosyal medyanın sadece gençler tarafından

kullanılan markalar için önemli olmadığını bir kez daha

gösteriyor.

Bazı verileri açıklarsak ...

5

milyar

...

Facebook'ta 1 günde harcanan toplam dakika sayısı.

 

3

milyon

...

Bir günde Twitter'a gönderilen post sayısı.

 

3.6 milyon

...

Flickr arşivindeki resim sayısı.

100 milyon

...

YouTube'da bir günde izlenen video sayısı.

Böylelikle yeni bir kavram oluştu ...

 

“Sosyal Medya Pazarlama İletişimi.”

59

 
60
60
60
60

60

Bu mecrayı, pazarlama açısından değerlendirmek istersek ...

*) Hedeflerinin ölçümlenebilir bir şekilde tanımlanmış olması,

*) Çevrimiçi sosyal medya platformlarının kullanılması,

*) İki yönlü (hatta çok yönlü) diyaloğa izin vermesi,

*) Katıldığı topluluğun kurallarına uygun katılım göstermesi,

önemli özelliklerinin başlıcalarıdır.

Sosyal Medyayı pazarlama iletişimine neden katmalıyım?

sorusunun cevabı "herkes orada" ise, bu bizi başarısızlığa

götürür.

Çünkü, markaların; bu alanı kendi yaratıcı hedefleri

doğrultusunda şekillendirmeleri ve değerlendirmeleri

önemlidir.

Buna belki de gizli reklam yerine, sosyal reklam olarak bir

tanımlama adı verirsek ...

Sosyal Reklam;

a) İsim, beğeni, grup veya yüklenmiş olan uygulamalar gibi

fotoğraflı “Profil Bilgileri”ni ...

b) Bireyler arasındaki ilişkiler gibi “Sosyal Veriler”i ...

c) Çevrimiçi bağlantılar (arkadaşlar) gibi “İletşim ve Etkileşim

Bilgileri”ni ...

61

kapsar.

Sosyal reklam içeriğinde, mesajlar ancak kişiselleştirilebilirse

etkileşim sağlanabilir. Samimi bir dil önemlidir.

Sosyal reklamlarda, profil veya sosyal bilgiler kullanılarak

etkin hedefleme yapabilir.

Sosyal reklamlarda, tanıtım mesajı içerisinde veya

yönlendirme sayfasında

...

arkadaşla paylaşma, yorum yapma,

filtreleme gibi sosyal etkileşimler, işlevsellik için kullanabilir.

Yine, “Nielsen Global Online Tüketici Araştırması”na göre

alışveriş kararında

...

10 tüketicinin 9'u tanıdıklarının

yorumlarına, % 70'i ise çevrimiçi dostlarına ve markaların

kurumsal veya bireysel web sitelerine güveniyor.

Markalar, var olan sosyal ağların yanı sıra kendi oluşturdukları

topluluk platformaları ile de tüketicilerine ulaşabiliyor.

Örneğin “My Starbucks Idea” adlı web sitesi kendi başına bir

sosyal platform olarak işlevini sürdürüyor ...

Sosyal ağlara balıklama atlamadan, bu yeni dünyanın dayattığı

bazı kuralları göz ardı etmemek lazım.

1) Samimiyet; Markanız veya şirketiniz hakkında dürüst ve

samimi olun ...

2) Şeffaflık; Markanız adına saklamak istediğiniz veriler var ise

saklamaya çalışmak yerine geliştirmeye ve düzeltmeye çalışın.

Artık hiçbir problem sonsuza dek saklanamıyor. Önemli olan

62

tüketicinizle şeffaf bir ilişki kurmak ...

3) Katılım; Mevcut ağlarla kurduğunuz iletişimin tek yönlü

değil, çok yönlü olmasına özen gösterin. Dinleyin ve sohbete

katılın. Uzun vadeli ilişkiler için yatırım yapın. Sorulara cevap

verin, sorunları etkili bir şekilde çözmeye çalışın ...

4) Değer Katmak; Marka topluluğunuza özel ve onlarla ilişkili

değer katacak bir içerik geliştirin. Sizi izlemeleri için onlara

önemli ipuçları verin, rakiplerinizden farklı olun. Topluluğun

fikirlerini ve yorumlarını önemsediğinizi gösterin. Tüketiciniz

size ulaşmak istiyorsa ve merak ettiği şeyler varsa bunları

dinleyin ve mümkün olduğu kadar demokratik davranın ...

Sosyal medyanın gündemini ve içeriğini yönetemezsiniz.

Açtığınız hesaplar ve tasarladığınız içerik ilgi çekmezse ne

yaparsınız?

1) Araştırın ve Dinleyin. Benzer durumlardaki diğer gelişmeleri

izleyin, farklılıkları tespit edin, ama aynen kopyalamayın.

2) Takipçilerinizi Ödüllendirin.

Örnek; Platforma özel indirim ve promosyonlar, etkinliklere

davet etmek, fikirlerine değer verdiğinizi göstermek, markanız

ile kendilerini ifade etmelerini sağlamak olabilir ...

3) Dinamik Olun. Ürün veya hizmetinizle ilgili gelişmeleri eş

zamanlı paylaşmaya ve geri bildirimleri hızlı bir şekilde

değerlendirmeye özen gösterin.

4) Düzenli Olarak Ölçümleme Yapın ve Planlamanızı Geliştirin.

Kimse dinlemiyorsa hiçbir konuşmanın bir anlamı olmaz. Geri

63

bildirim ve takip araçlarını kullanın ve bu verileri doğru

değerlendirin.

Sık Rastlanan İletişim Hataları ...

Markalar sosyal iletişimini geleneksel öğretileri doğrultusunda

yürütmeye çalışınca bazı hatalar kaçınılmaz oluyor. Bu yeni

dünyaya adım atarken geleneksel pazarlama kurallarının biraz

dışına çıkın ve diğer markaların hatalarından ders alın.

İşte hata örnekleri;

*) Sadece kendi içeriğinizi paylaşmak ...

*) Mesaj ve içerik paylaşımında aşırıya kaçmak ...

*) İçeriği yönlendirmeye veya kontrol etmeye çalışmak ...

*) Sadece markanıza hizmet etmek ...

*) Rakiplerinizle savaş başlatmak ...

*) Uzun vadeli ilişkiler yerine, kısa vadelere odaklanmak ...

*) Tek yönlü iletişime yönelmek ...

*) Standardize ve otomatik içerik paylaşmak ...

*) Kimliğinizi gizlemek ...

Gördüğünüz gibi kişisel olarak son derece rahat kullandığınız

sosyal medya pazarlama iletişimi içinde daha dikkatli ve özenli

64

bir çaba gerektiriyor. Yeni fikirler ve yaratıcı düşünceler de bu

imkansızlıktan doğuyor.

Sosyal Medya herkesin her an birbirini gördüğü, birbirinden

kaçamadığı, her an karşılaştığı bir dünya. Bu dünyadan da

kolay kolay sıyrılmak mümkün değil

...

İyisi mi biz de doğru

kurallarla, bu dünyada yerimizi sağlamlaştıralım.

**************************************************

Evet, sosyal medya hayatımıza yepyeni giren bir kavram.

Ancak, o kadar çabuk gelişim gösteriyorki, özellikle markaların

yanında sosyal yaşam açısından da önemli bir güç sergiliyor.

Sosyal medyadaki gelişmelere 2010 ve 2011 yılları itibariyla

göz attığımızda, bundan 5 yıl önce hayal dahi edemiyeceğimiz

negatif ve pozitif yönleriyle birçok organizasyonun

gerçekleştiğini görmekteyiz.

Ancak balık hafızalı bir toplum olduğumuzdan, ama “balık

hafızalı olma”nın da, balıkların suçu olmadığını bilerek ...

Sosyal medyada nelerin yapılabildiği konusunda sevgili Murat

Erdör’ün yaptığı bir derleme çalışmasını, hafızalarımızı

tazelemek açısından aşağıda bilgilerinize sunuyorum ...

**************************************************

Sosyal Medya ile Neler Yapılabilinir?

Sosyal medya sayesinde sadece satış ve pazarlama yapıldığını

mı düşünüyorsunuz? Aşağıdaki listeyi okuyunca belki farklı

65

amaçlar içinde kullanıldığı konusunda

...

sizde, benimle

hemfikir olabilirsiniz.

1) Protesto yürüyüşleri için organize olunur ...

Geçtiğimiz haftalarda New York'da Wall Street'deki kapitalizm

karşıtı yürüyüşler sosyal medya ağlarında planlandı,

protestolar yapıldı ve sonra bu Avrupa ülkelerine de sıçradı.

2) Darbe girişiminde bulunulur ...

Arap Baharı diye adlandırılan bu süreçte komşu ülkelerdeki

isyanların başlangıç noktası da gene sosyal medya oldu.

Mısır'da bunu engellemek için ansızın internet bağlantısı

devlet tarafından kesildi, ama değişen birşey olmadı.

3) İş görüşmelerinde olumlu-olumsuz etkisi olur ...

Facebook hesabınızdaki resimler işverene ipucu verir.

Uygunsuz ve göze hoş gözükmeyen resimlerinizi burada çarşaf

çarşaf yayınladıysanız ilk imajınız çok da olumlu olmayacaktır.

4) Tehlike ve zor anlarında insanların birbirini uyarmasını

ve yardımlaşmalarını sağlar ...

2011 yazında Londra'daki yağmalama olaylarında insanlar bu

kişilerin nerelerde ne yaptıklarını anlık paylaşarak birbirlerini

uyardı. Hatta hırsızların resimleri sosyal medya'da paylaşıldı ve

polise bu konuda yardımcı olundu.

5) Başarısız ve kopya kampanyalar ile marka imajı olumsuz

etkilenebilir ...

66

2011 yılındaki Van depremi sonrası yardım kampanyası

düzenlemek için muhtemelen iyi niyetle başlayan ancak

sonrasında kampanyayı iyi yönetemeyip bir çok tepki alan

Onur Air'in imajı yerle bir oldu.

6) Müşterisini dinlemeyen firma ve markalar kısa sürede çok

büyük zarar görebilir ...

Yaptığı uçuşta gitarı kırılan ve şirketten bunun tazminatını

isteyen müşterisine cevap bile vermeyen United Airlines

sosyal medyada kendini bulunca, başına neler geldiğini

biliyorsunuzdur muhakkak.

7) Doğru kullanıldığında, çok iyi bir çevre yapılanmasına

imkan sağlayabilir ...

Linkedin sayesinde iş dünyasında tanışamayacağınız veya hiç

karşılaşamayacağınız insanlarla kolaylıkla tanışabilir, verdiğiniz

hizmeti-sattığınız ürünü tanıtabilir, yaptığınız aktiviteleri

rahatlıkla duyurabilir ve güzel işbirlikleri yaratabilirsiniz.

8) Sosyal felaketlerde koordinasyonun sağlanmasına katkıda

bulunur ...

Duyarlı kişilerin yakın zamanda yaşadığımız deprem felaketleri

sonrasında zarar görmüş insanların ihtiyaçları ile ilgili sosyal

medya kanallarından bilgilendirici mesajlar göndermesi, buna

iyi bir örnek olarak gösterilebilir.

9) Canlı yayında verilen Twitter adresine mesaj göndererek

yayın akışına etki edilebilinir ...

67

Özellikle spor ve haber programlarında, sunucunun zaman

zaman seyircilerden gelen mesajlara bakarak programda

bunları dile getirdiğine şahit oluyoruz. Bizden başka bir ülkede

var mıdır bilmem ama canlı yayında spikere ve katılımcılara

gönderilen küfür dolu mesajlar zaman zaman tansiyonu

artırıyor. Artık insanlar Twitter'dan gelen hakaretlerin kimden

geldiğinin saptanmasını ve dava açılması gerektiğini bile

savunmaya başladılar.

10) Bazı haberler sosyal medya sayesinde öğrenilebilinir ...

THY'nın İstanbul - Amsterdam seferini yapan uçağı kaza

yaptığında, orada bulunan birisi bunun resmini çekip

Twitter'dan yayınlamış ve birçok haber kanalı bu sayede kazayı

öğrenip haber yapmışlardı.

Basında gözden kaçan veya yayınlanmayan haberlerden bile

sosyal medya sayesinde haberdar olabilmemiz çok önemli.

Burada dikkat edilmesi gereken şey okuduğumuz herşeye

inanmamak olacaktır. Çünkü zaman zaman inanılmaz bilgi

kirliliği olabiliyor veya asılsız haberler çıkabiliyor.

**************************************************

Sosyal medyanın önemini böylece ortaya koyduktan sonra,

tekrar kişisel olarak “Yaşamda Marka Olmak” ilkemize

dönecek olursak ...

“Sosyal Medya”da tanıştığınız ve bağlantılarınıza eklediğiniz

insanlara sizi hatırlatacak ve mail yoluyla çok kolay

gönderilebilecek ...

özel bir mesaj, anlamlı bir anı, işinizle ilgili

bir araştırma dosyası veya bir rapor

...

size verilen değerin

68

artmasına neden olacak ve de marka olmak yolunda sizlere

çok büyük katkı sağlayacaktır.

Özellikle de, iletişim süreçlerinizin devamlılığı açısından ...

Aslında çok kolay değil

...

biliyorum ama, biraz zaman ayırarak

yapılmış bu tür bir çalışmanın, iletişimde bulunduğunuz

kişilerinde dikkatini çektiğinde ve size geri dönüş yaptıklarında

“bunun yararlarını” yakından görmüş bir kişi olarak, bu

konunun altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Evet, bizler Dünya Alışveriş Merkezinde kişisel markamızı

yaratmak için, çevremizle paylaşabileceğimiz (diğer bir

anlamda satabileceğimiz) sadece bize özgü ilginç ve orjinal

şeyler konusunda çaba harcarken, ürün ve hizmet markaları

konusunda ...

tüm dünyada “Brandmaker” (Marka Yaratıcısı)

olarak tanınan marka ve pazarlama gurusu Martin Lindstrom,

bizler gibi “yaşamda marka olmak için”, daha fazla nasıl satış

yapılabilmenin cevabını, aşağıdaki makale’de şöyle arıyor.

**************************************************

Lindstrom bu bağlamda hepimizin sorduğu sorulara faklı bir

bakış açısı sunuyor. Günümüzde piyasaya sürülen 10 yeni

ürünün neden sadece bir tanesi pazarda tutunurken diğerleri

kaybolup gidiyor? Bizim için olmazsa olmaz dediğimiz

markalar nasıl oldu?

Reklamlarına harcanan milyarlarca dolara rağmen tüketiciye

bir anlam ifade etmeyen markalara karşılık, iPod’un beyaz

kulaklıklarla dans eden gençleri nasıl milyonların sevgilisi

olabiliyor?

69

Lindstrom’a göre tüketicinin gerçekten ne istediğini anlamak

için, onları dinlemek, saha analizleri yapmak ya da milyarlar

harcanarak yapılan modellemeler, analizler yeterli değil.

Çünkü tüketici uzun zamandır söylediğini yapmıyor, inkâr

ettiğini kucaklıyor. Bu yüzden Lindstrom ve araştırma ekibi

kaynağa, yani beyine giderek satın alma kararlarının nasıl

verildiğini ölçüyor ve inceliyor.

Kısacası tüketiciler bilerek ya da bilmeyerek bize yalan

söyleseler de, beyinleri hep doğruyu söylüyor.

Lindstrom’un pazarlama önerileri;

1) Tüketicinin aklında yer etmek isteyen markalar, etkileyici bir

hikaye anlatmalılar. Böylece tüketicinin aklında daha uzun

süre kalırlar ...

2) Marka, kendine bir ritüel (geleneksel bir tarz) yaratmalı ...

3) Gelecekte batıl inançlara oynayan markalar çok satacak.

Bunu bilerek markaları konumlandırmakta fayda var ...

4) “Beni al” şeklinde direk iletişim değil, gizli satın almayı

düşündüren ve harekete geçiren iletişim önemli ...

5) Markayı oluştururken en güçlü duyunun ses olduğunu

unutmamak gerekiyor. Bugün ise markaların yüzde 33’ü göze

hitap ediyor ...

6) Gelecekte logolar önemini kaybedecek ...

7) Marka, güçlü düşmanlarla daha çok güçlenir ...

70

8) Marka, aidiyet yaratmalı ...

9) Merkez haline gelmek önemlidir. Starbucks’ın yayılmacı bir

politika ile iz bıraktığını unutmamak gerekiyor ...

10) Ritüel oluşturun. Grona birası, limonla birayı birlikte içme

geleneği başlattı ve bu şekilde ünlendi ...

11) Görkemli görünmeye önem gösterin. Markanız

büyüklüğünüzü, büyük düşündüğünüzü yansıtmalı ...

12) Gizemli görünün. Coca Cola, KFC gibi şirketlerin özel

açıklanmayan tarifleri var. Bunun için, şirketlerin ve

markalarında kimseyle paylaşmadıkları sırları olmalı ...

13) Misyonerleriniz yani markanızın fanları ve elçileri olmalı.

Markalarınızı tanıtan, kulaktan kulağa sizin hakkınızda

düşüncelerini yayan, tatmin edilmiş tüketicilere sahip

olmalısınız ...

**************************************************

Aslında gördüğünüz gibi marka olmak yolunda yaptığım tüm

alıntılarda, üç aşağı beş yukarı hep aynı konulardan

bahsediliyor.

Sonuçta marka olmak, satış ve pazarlama gücümüze ve de

insanları ikna etme sanatımıza dayanıyor ...

Karşınızdaki kişi veya kişileri ikna ekmek isteğinizde, ilk şart ...

Onlara, o konu ile ilgili anlatabileceğiniz ve gerçeklere dayanan

bir hikayenizin olmasıdır! ..

71

Bildiğiniz gibi ikna yöntemleri zorbalıkla ve güzellikle olmak

üzere ikiye ayrılıyor. Zorbalık (!) bizim işimiz olmadığına göre,

güzellikle ikna yöntemleri içinde Benjamin Franklin’in özellikle

zor ikna edebileceğiniz insanlara karşı tavsiye ettiği aşağıdaki

yöntemi, “hiç ama hiç” aklınızdan çıkartmayın ...

**************************************************

Zor ikna edilenlere karşı izlenebilecek en güzel yollardan biri,

“İkna olmasını istediğiniz konuda önce fikrinizi söyleyip,

sonra o konuyla ilgili endişelerinizi anlatmak ve yanılmış

olabileceğinizi de, ortaya koymaktır."

Bu konuda karşınızdaki insandan uzman olduğunu zannettiği o

konuda (ki bunu ona Siz hissettireceksiniz!

..

)

görüşünü almak

istediğinizi, söylediğinizde

...

Göreceksiniz

...

Karşınızdaki,

şüphede olduğunuz konuyu size kabul ettirmek için nasıl da

çırpınacaktır.”