Varlık ve Öz

• • • • • •

1 2 3 4 5

(0 Oy)

Prof. Dr. Murtaza KORLAELÇ Cuma, 06 Mart 2009 Okunma: 66 kez Varlık problemi felsefenin en önemli ve güç problemlerinden biridir. Bu durumu Gabriel Marcel (1839 - 1973), le Mystère de l'Etre {Varlı ın Sırrı) isimli eserinin ikinci cildinde şöyle {Varlığın belirtiyor: "Bu ikinci serînin baş başlangıcında, düşey olarak inmeye mecbur oldu bir uçurumun olduğu kenannda gezinen kimseyi yakalayan ba dönmesi heyecanını yaşıyorum. Öyle ise, geçen yıl, baş ıyorum. her şeye rağmen bazı uçurumlardan uzakta, birçok tuzaktan kaçınmaya mecbur oldu men olduğumuz ve kesinlikle engebeli bir bölgede ilerlerken, bu def dalmaya mecbur olduğumuz bu uçurum defa ğumuz nedir? ( www.genbilim.com ) Varlık problemi felsefenin en önemli ve güç problemlerinden biridir. Bu durumu Gabriel Marcel (1839 - 1973), le Mystère de l'Etre {Varlı {Varlığın Sırrı) isimli eserinin ikinci cildinde şöyle simli belirtiyor: "Bu ikinci serînin baş başlangıcında, düşey olarak inmeye mecbur oldu bir uçurumun ey olduğu kenannda gezinen kimseyi yakalayan ba dönmesi heyecanını yaşıyorum. Öyle ise, geçen yıl, baş ıyorum. her şeye rağmen bazı uçurumlardan uzakta, birçok tuzaktan kaçınmaya mecbur oldu men uzakta, olduğumuz ve kesinlikle engebeli bir bölgede ilerlerken, bu defa dalmaya mecbur olduğumuz bu uçurum olduğumuz nedir? Bu defa, pek tabiî olarak, üzerinde kendimizi sorgulayaca ımız bu şey, oldu gibi sorgulayacağımız olduğu Varlık'tır." Bu baş döndürücü ve girdaplı problemde dengeli adımlarla ilerleyebilmek için önce kavram ücü analizleriyle işe başlamak gerekiyor. Bunun için de varlık probleminin temel üç kavramını lamak açıklamak önem arz ediyor. Bunlar varlık, öz ve varolu tur. Bu kavramların öncelikle lügat varoluştur. manalarını belirtmek yararlı olacaktır. Varlık; (Fr. Être), (Alm. Sein, Dasein, Seindes, Wesen), (Ing. Being), (Lat. Essere), (Eski Türk. Vücut) kelimeleri ile belirtilen bu kavram şu anlamları ifade etmektedir: u I- Genel anlamda: Herhangi bir şekilde bir varoluş sahipmiş gibi düşünülen her şey. "Varlık: Bir anlamda var ir varoluşa ey. olanların bütünüdür. Bir anlamda da var olanın varlı ının ifadesidir." Bütün varlıkları içine varlığının alan en genel kavram.

II- Soyut anlamda: 1- Var olmak olgusu. "Yalnız elle tutulup ve gözle görülen şeylere var demek yanlıştır. Çünkü başkası üzerinde etki yapan her şey, her kuvvet aynı derecede vardır." Sadece düşüncede var olan bu varlık türü "uzay - zaman dışıdır, duyularla algılanamaz, elle tutulur gerçekliği yoktur." Metafiziğin, değerlerin, matematik ve mantığın kavramları bu türdendir. 2- Düşüncede var olan, fakat düşüncenin dışında gerçek varlığı olmayan her çeşit objeye verilen isim. III- Somut anlamda: 1- Gerçek olarak var olan şeylere verilen isim. "Bizde gerçek ve hakîkî olarak var olan her şey Mükemmel ve sonsuz varlıktan gelir." 2- Bir gerçekliğe sahip olan şey. 3- Gerçeklik. 4- Dünyada var olmanın durumu, şartı, varlık biçimi. 5- "Bilinçten bağımsız olarak var olan objektif dünyayı, maddeyi belirten felsefi kavram." Varlık kavramına verilen bazı anlamlan belirttikten sonra konumuzun ikinci önemli kavramı olan "Öz" kavramını da yine lügat manaları ile şöyle ifade edebiliriz: Öz, (Fr. Essence), (Alm. Wesen), ( ng. Essence), (Lat. Essenza), (Esk. Türk. Mahiyet) kelimeleri ile dile getirilen bu kelime şöyle anlamlandırılır: A- 1- Araza muhalefet ile metafizik olarak: Sadece geçici ve yüzeysel bir şekilde ulaşılan değişikliklere zıt olarak, varlığın temelini oluşturduğu düşünülen şey. 2- lişkilerin değişmesi ve arızî değişiklikler ortamında varlığını sürdüren özelliklerin tümü; "Tanrı'da öz, hiçbir zaman varoluştan ayırt edilmez." 3- "Varlığın aslını kuran şey, temel özellik. ç, çekirdek. Fizik ötesinin konusu olarak: Kendinde varlık." 4- Bir şeyin kendisiyle var olduğu ve onu başka şeylerden ayırt ettiren özellik. B-1- ( ster metafizik olsun, isterse tecrübî olsun) varoluşa ve varlık olgusuna karşıt bir varlığın tabiatını oluşturan şey. 2- Bir şeyi (başka bir şey değil), var olduğu şey yapan özellik. 3- "Her varlığın mahiyeti, onun doğası gereği olduğu şeydir. (...) Her varlığın mahiyeti onun bireysel ve belirli özüdür. 4- Arazın (accident) tersine, varlığın temeli, şeylerin iç tabiatı. Varoluşun tersine, var olmak olgusuna muhalif bir varlığın tabiatı.

C- Mantıkî olarak: 1- Kavrama anlamda, bir düşünce objesini belirleyen özelliklerin (détermination) tümü. 2- Nominalist anlamda, öz yoktur, fakat realistler ve kavramalar, bu ismi sadece bir kelimeyle ifade edilmiş özellikler bütünü olarak isimlendirdiler. Donmuş olarak özünü koruyan, fakat bir kez eridiğinde onu kaybeden buz örneğinde olduğu gibi. Varlık ve öz kavramlarının açıklamalarından sonra varlık probleminin önemli kavramlarından biri olduğunu yukarda belirttiğimiz Varoluş kavramını, aynı şekilde ele alırsak şunları söyleyebiliriz: Varoluş; (Fr. Existence), (Alm. Existenz, Dasein), (Lat. Existentia). (ing. Existence), (Eski Türk. Mevcudiyet) kelimeleri ile dile getirilen bu deyim şu anlamlara gelmektedir: 1- Kendiliğinden varoluş, yani (ister güncel bilgi olsun, isterse mümkün bütün bilgiler olsun) bilgiden bağımsız var olmak olgusu. 2- Tecrübede varoluş, yani benim (moi) şuurunda veya algılamasında güncel olarak, isterse güncel olmamasına rağmen zorunlu var oluşun objesi olarak alışılmış olsun, var olmanın olgusu. Bu iki anlamda kelime, bir taraftan, varlığın tabiatına ait var olmak olgusu olarak öze; diğer taraftan inkarın doğrulanması olarak hiçliğe karşıt oluyor. 3- Güçlü bir anlamda: Soyutlamaların ve her teorinin aksine yaşayan veya yaşanmış gerçeklik. 4- "Var olan, gerçeğe dayalı olarak var olan, gerçek varlık; özün karşıtı, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu. Şöyle veya böyle biçim almış her türlü özelliklerin dışında burada olma, nitelikçe belirlenmemiş salt var olma. Dar anlamda, uzay ve zamanca, burada ve şimdi var olan. (Düşüncel nesnelere ve Tanrı'ya uygulanmaz.)" 5- "Değişebilir şeylerin karşılıklı aksiyon ve bağlılık içindeki bütün çeşitliliği." 6- Var olan şeyin hali. 7- Özün, yani bir şeyin neden var olduğunun güncelliği. Belirtmeye çalıştığımız son iki kavram arasında bir ilişki var mıdır? Eğer varsa bu durum nasıl çözülür? Bu konu üzerinde yapılan çalışmalar nasıl sonuçlanmıştır? Özü ile varoluşu birbirinden ayrılmayan varlık var mıdır? Daha da çoğaltılabilecek bu gibi sorulara cevap verebilmek için önce özle varoluş arasındaki ilişkiden bahsetmek yararlı olacaktır. Özle varoluş arasında, güç ile fiil arasındaki ilişki gibi bir ilişki vardır. Kontenjan varlıklarda geçerli olan bu durum Tanrı için söz konusu değildir. Tanrı'da varoluş ile öz birbirinden ayrılmaz. Tanrı en Yüce ve en yüksek derecede Varlık'tır. Aynı zamanda Tanrı en Yüce Öz'dür. O, en mükemmel Varlık'ın Özüdür, zorunlu olarak Var Olarıdır. "Aksine yaratılmış varlıklarda, öz, varoluşu içermez, çünkü kontenjan olduklarından onlar daima var olmadılar ve var olmamaya da muktedir olamayacaklardır. Varoluş onlarda, öze yapılmış arızî bir ilâvedir. Var olmaları için Tanrı'nın, onların imkanını fiil haline çevirmesi gerekir; oysa ki

Yaratan varlık yani Allah. zorunlu Varlık'tır. tektir. Necati Öner'e göre "var olan iki türlüdür: Birisi yaratan varlık. çünkü Tanrı'da varoluş kavramı özdür. Eğer öz." Prof. kendi öz gerçekliği ile zaten yokluğun dışında kalır. Mesela insan kavramının neiiği onun zihindeki tasavvuru. öz de varoluşa ait olacaktır." Gerçek farkı kabul edenler diğerlerine karşı şu fikirleri ileri sürüyorlar: Eğer öz ve varoluş bir tek ve aynı gerçeklik olursa. gerçek öz ile varoluş arasında bir neden farkı vardır. bu da onun kendi başına var olması demektir. ruh aktivitesinin bu formları değişikliklere bağlıdırlar. Öz kavramı. Eğer bir şeyin varlığı özünün kurucu bir unsuru olsaydı. Thomascı okul gerçek farkın lehinde olurken. varoluş Tanrı'da özdür. Tanrı'nın varlığı gibi olacaktır. Meselâ insan ruhundaki teklik. yeter ki bizim ile Tanrı arasındaki fark inkar edilmesin. sonlu özün kontenjan. yokluktan var olduğuna işaret eder. ezelden beri var olup yok olmayandır. Mümkün öz ile onun varoluşu arasında gerçek bir farkın var olup olmadığı skolastik dönemde çok tartışılmıştır. hem gerçek hem de kendi basma var olmayan bir özden bahsetmek çelişiktir. zeka. Varlık özde içerilmiş değildir. Eğer öz gerçek ise. gerçekliği ise zihin dışındaki fertleridir. bir şeyin ne ile. lkin. zihne. Aksine yaratıklarda. yani zorunlu olarak var olmayan olduğundan ibarettir. "olduğu gibi var olduğuna" işaret eder. diğeri yaratılan varlıktır. varoluş kavramı arızîdir: Onlar var olabilirler veya var olmayabilirler.950)ye göre "Öz varlık değildir. yani gerçeklik. irâde. manevîlik. Yaratılan varlık çoktur. "Bu ayırım gerçeklikte bir temele sahiptir. bunlar kontenjan varlıklardır. şöyle ki. Zorunlu Varlık olduğu için. Gerçek farkı reddedenlere göre. (. onun neliği (mahiyeti). Varoluş kavramı ise. kendi gerçekliği ile yokluğun dışmdaysa. O var olmamaya muktedir değildir. O. Özün. bir nedene sahip olamaz." Özler ilâhi zihinde var olanlar olarak değişmez ve zorunludurlar. Tanrı ile yaratıkları ayırt etmek için yeterlidir.) Yaratılan varlık kavramına açıklık getirmek için nelik (mahiyet) ve gerçeklikten bahsetmek gerekir. basitlik. o şeyin özü hakkındaki tasavvurumuz. fakat yaratıklarda değil. slam mantıkçıları bu iki terimi şöyle açıklarlar: Biri kavramın zihindeki tasavvuru. Öz olarak üç açıdan oluşan üçgen daima böyledir. kabul edildiği gibi.. ölümsüzlük böyledir. Bu iki okul arasında uzlaştırıcı bir görüş olarak kabul edilebilecek akla uygun fikri. Fransisken Okul bilkuvve farkla yetiniyor. Fakat fiillerle ilgili hususlar değişkendirler: Duyarlılık.. Dr. ne ile. kendinde Varlık. Burada temel. varlığı hakkındaki tasavvurumuz olmaksızın . her yaratığın varlığı. Şeylerin özünü oluşturan tekler değişmezler.Tanrı. gücün fiile ait olduğu gibi. Reddedilen gerçek fark. Bil kuvve ayırım. var olmamaya da sahip olamaz: O'nun Öz'ü ve Varlık'ı özdeştirler. Diğer taraftan eğer fark kabul edilmezse. oldukça büyük bir öneme sahip değildir." Orta Çağ Skolastik Felsefesine etkisi açıkça bilinen Farabi (872 . buna tekabül eden zihin dışındaki fertler ise onun gerçekliğidir. varoluştan bağımsız olarak anlaşılabilmesi buradan geliyor. ayırt etme fırsatını sağlıyor. Aynı şekilde üçgen daima üç kenarlı olacaktır. iyi bir Thomascı olan Dominique Soto ortaya koyuyor: "Öz ile varoluş arasındaki gerçek farkı kabul etmek veya reddetmek. bilkuvve fark veya gerçeklikte yetersiz neden farkı olarak devam ediyor.

ya objektif ey bilinemez şey olarak (bak.) ı Varlık ve Öz II • • • • • • 1 2 3 4 5 (0 Oy) Prof. yaratılmış varlıklar için de şöyle diyor: "Hadis olan eşyada mahiyet." Öz ve varlığı ayrı olan yaratılmı ğı yaratılmış varlıkların. Öz'ün değişebilirli ini kabul eden diyalektik materyalizmin. Öz ile tirirler görünüş bir bütündür. Fenomenalizm). (. Kant.. (. ba ka bir nedenden almak u başka zorundadırlar.1111)'ye göre. ey yaratılmış varlıklar için söz konusu olan öz ve varlık ayırımı ve neden ihtiyacı onun için de söz konusu olur.com ) Gazâlî (1050 .) ler Öz ve Görünüşün bütünlüğü. ba olmayacağı başlı başına görünüşler de olamaz." ( www. ilk varlı ın hakikat ve mahiyeti vardır. onun bir sıfatı olsa idi. Yani onun gelip geçici bir arazıdır.genbilim. ya da görünü sübjektifliğini görünüşü duyumla özdeşleştirirler ve onu bütünüyle inkar ederler (bak. Ayrıca yine varlık. vücudu varlığın bizatihi mevcuttur. özün içinde.. Murtaza KORLAELÇ Cuma.. görünüşlerden yoksun "saf bir öz olmayaca ı gibi. basite ğişebilirliğini . Dewy. geçişmelerinde (ya da bir bakıma) öz olan şey.. Aksi takdirde adırlar. Lewis). Dr. varlığı hakkındaki bilgimizin çıkması gerekirdi. 06 Mart 2009 Okunma: 42 kez Şu halde yaratılmış varlıklarda varlık.Mach. Hegel'in "mutlak ide"si gibi) bir şey olarak. Bir zaman ğü. lerini Öz'ü ya ideal (Platon'un "ideleri"." i görünüş ka Metafiziğe karşı. Görüldüğü gibi Allah için varlık öz ayrımı olmayacağını ifade eden ğü olmayacağını Gazâlî. Bu hakikatin. Agnostisizm) ele alırlar. Bu nedende ise öz ve varlık bir ve aynı şey olmak zorundadır. başka bir zaman öz haline gelebilir. varlı iyet. ya da objenin Öz'ü ile görünü ey Agnostisizm) görünüşü arasında bir ayınm yapmanın sübjektifli ini ilan ederler (bak. Bir materyalist felsefe sözlüğünde öz ve varolu hakkındaki düşüncenin dile getirili ise ğünde varoluş üncenin getirilişi şöyledir: "Öz ve görünüş kategorilerinin tahrife u uğramış görünüşlerini ele alan idealistler. (.eksik olurdu.. bir zaman görünü olan şey de. onun dı dışında olan bir şeydir. bunların birbirlerine geçi melerinde apaçık görünür. varlıklarını elde edebilmeleri için Yaratan'a ihtiyaçlar) vardır. Şu halde bu varlıklar. özden ayn. ba başka bir zaman (ya da başka bir bakıma) görünü haline görünüş gelebildiği gibi.) Mahiyetsiz ve hakikatsiz varlık dü düşünülemez. bu arazı.. bir şeyin özü hakkındaki bilgimizden. varlığın sebebi olamaz. özden ayrı.

Böyle bir fikir dünyasının cereyan ettiği bir ortamda yetişen Parmenides görüşlerini. gerçekler âlemi ise devamlı değişen âlemdir. Bilindiği gibi Herakleitos'a göre kalıcı. değişmeyen gerçek âlem için kabul ettiği.. . Sabit olan tek şey.1928)'ye göre "var olan şey" Parmenides için "popüler dilde öncelikle madde veya cisim olarak isimlendirilen şeydir. yok ise yoktur. materyalist bir panteizmde kaldığını." Bu şekildeki fikirleriyle felsefî bir monizme erişen Xanophanes. Parmenides (544 . O. Parmenides'in "var olan şey vardır. bir daimi oluştur. Bu güç problemin çözümünde sağlam adımlarla ilerlemek için. Filozofun iki âlem anlayışının hangi varlıkları ihtiva ettiği netleştirilmeden Parmenides'i materyalist göstermek hiç de uygun görünmemektedir. "bütün semi. şeyleri yöneten yasadır. Evren bir süreçtir. açık olarak göstermektedir. değişmeyen varlık'ta zamanının maddî varlık anlayışının dışında kalıyor. Parmenides'î varlık hakkında tefekküre iten en önemli amil ise çağdaşı Herakleitos (576 . kendi tanrılarını öküz ve aslan şeklinde çizerlerdi. zatında daimdir. sabit. bütün ruhtur.. Parmenides'in görüşlerine geçmeden önce onu etkileyen. Herakleitos'a göre görünüşler âlemi değişmez görünür. bir bakıma hocası Xanophanes (Vl)'in Tanrı hakkındaki görüşüne yer vermek gerekir. ne dış görünümü ne de düşünceleriyle fanilere benzer. görünüşler âlemidir.450) ile işe başlamak gerekecektir. Parmenides'in varlık ve âlem hakkındaki düşünceleri ise Herakleitos'un tam aksinedir.480)'un bu husustaki fikirleri olmuştur. değişmeyen hiçbir şey yoktur. "eğer öküzler ve aslanlar da resim yapabilselerdi. Gerçek varlık tasvirini şiirinde şöyle dile getiriyor Parmenides. varlık hakkında önemli fikirler ihtiva eder. en büyük Tann'nın. kainatın oluşturulmasında. Çünkü Parmenides'in varhk anlayışının yanında bir de Fizik anlayışı vardır. Bütün eski efsaneleri reddeden Xanophahes. "Tabiata Dair" ismini taşıyan manzum bir eserde toplamıştır. Evrene savaş hakimdir. Bu şiirin başlangıç kısmını teşkil eden 32 mısrası. bütün basar. Bu eserden sadece 155 mısra muhafaza edilebilmiştir.indirgemeci cılız görüşünü belirttikten sonra varlık hakkındaki görüşleri belirtmenin zamanı geldiğini düşünüyorum. Değişen âlem ise geçici olan. Xanophanes'e göre en büyük olan Tanrı. Bugün içine girilen nehir sadece görüşte dünkü nehirdir. Her şey değişmektedir. Bu nedenle bir nehirde iki kez yıkanılamaz. Gerçek âlem değişmeyen âlemdir. (." iddiasındaki "varlık"ı maddi varlık olarak kabul edenlerin görüşleri pek de haklı görünmüyor. bir logos vardır. her şeyin üstündeki. mevkiini tebdil etmez. "ilahlara kötülük. Hiçbir zahmete duçar olmaksızın kuvvet-i manevisi ile her şeyi harekete getirir. ancak bu başka şeylerden ayrılmış olarak madde değildir. Ona göre var vardır. Düşünür fizîkî varlık anlayışında çağındaki madde anlayışına uyuyor." Bunları. Evrende onu yöneten bir akıl. birdir ve her şeydir. bunun ikisinin karışımı "oluş" diye bir şey olamaz. Burnet (1863 . değişimlerin yasası.) bu uluhiyet hareket etmez. henüz daha öncelere gidemediğimizden ilkin Antik Felsefeyle. zina ve yalancılık gibi insan reziletlerini isnat eyledikleri için Homeros (IX) ve Hesiodos (VlII)'a hücum eder." diyerek eleştirir. Fakat. tıpkı alev ve nehir gibi. Zaten onu metafizik düşünce mensubu yapanın da bu olması gerekir gibi görünüyor." Bu görüş tutarlı görünmüyor. ikinci derecedeki tanrıları yardıma çağırmasını ve arche olarak toprağı kabul etmekle dinî monoteizme ulaşamayarak.

Yalnız muhakemeden aciz ve mütereddid olan hem kör.şey. Hakkından gelinemez hiç var . Yapısı bütündür. kesintisiz bir bütün olarak vardır.olan toplu . Aldatıcı görünüşer ise var olmayanın da var olduğu görüşünde mündemiçtir. Parmanides'e göre Varlık zaman ve mekan üstüdür. şimdi bütün var çünkü. kemal sahibidir. Bölünmezdir de bir . ezelîdir. şaşkınlar. sarsılmaz ve hedefsizdir. varlığın varoluşunun zarurî ve var olmayanın varlığının mümteni olduğunu takdir ve teslim eden akıldır. ileride doğacaksa da öyle. Bu anlamda Mutlak Varlık sonsuzdur. Zira (Parmenides'in esas iddia ettiği şey budur) hakikat varlığın var olduğunun ve var olmayanın yok olduğunun bilgisidir." . Nasıl yok olabilir var .doğruluğun ardından yürür çünkü Öteki. her yandan muhtaç olurdu böyle olmasa. tamdır. Kalıyor daha.olan öyleyse? Nasıl doğabilir? Doğduysa var değildir. Noen). çünkü doğmamış olduğundan yok olamazdır da. her zaman vardır. var . Bu mısralarında görüldüğü gibi Parmenides'in Varlık nazariyesine göre. var var olmak.olmamanın zorunlu olduğudur. Varlık ne çoğalabilir ne de azalabilir her şey varlıkla doludur. bir varlık söz konusu edilmedikçe tefekkür olamaz. htiyaçsızdır çünkü. Ancak bir varlık tasavvur olunabilir. var . vardır bu yolda Pek çok işaret. Parmenides'in yapmış olduğu varlık tasviri bir bakıma bir Mutlak Varlık tasvirine denk düşüyor. Bu inandırma yoludur . Öncesi ve sonrası olmadığı için geçmişi ve geleceği de olmaz. Var . bunları düşünmeni istiyorum. hem sağır 'çifte kafalılar' sürüsü varlık ile yokluğun (yani oluşun) bir ve aynı şey olduğunu beyan ve izah eder. Çünkü zamansız bir Mutlak Varlık tasvir edilirken şöyle deniliyor: "Mutlak Varlık bütün var olanları içine alır. Öyle ise zamanı yoktur. Hiç ise yoktur. her yerde kendinin aynıdır. Ne bir kere var idi ne de olacaktır. Varlığın dışında bir şey (yokluk veya boşluk) olmadığı için o hareketsizdir." Dolayısıyla yokluktan bahsedilemez.olmayanın olmadığıdır. Hiç bulunmaz olduğunu söylüyorum sana bu patikanın.olan'm olduğunu. ebedîdir.olmama.cins olduğundan. var . o da varlığın. (Parmenides'in bu sözü açık olaak Herakleitosculara bir telmihtir). kararsız kişiler. Nasıl bir doğuş bulacaksın ona? Söz etmeye ne de düşünmemeğe seni. Başı ve sonu yoktur.olmakla olmamayı aynı şey sananlar. Böylece doğuş sönmüştür ve ölüm yok olmuştur. Bir . Söylemek ve düşünmek gerek var . hakikate ulaştıran yalnızca akıldır yahut tefekkürdür Lapos. "Duyumlar bize ancak eşyanın çokluğunu ve değişikliğini bildirir ve bizi aldatır."Hangi araştırma yollarının düşünüleceğini yalnız: Biri var olanın olduğu. Bölünmeyen bu varlık her yerde hazırdır. yaratılmamıştır.olmayanın var olduğunun. Mutlak Varlık zamansız varlıktır. insanı gerçeğe ulaştıran duyumlar değil. akıldır. yok edilemez. Bak aklınla bulunmayanın nasıl yine de akılla orada olduğuna sağlamca.olma düşüncesi. Hem dilsiz hem körler. hiçbir yönü yoktur. Aynı şeydir düşünmekle var . söylenemez düşünülemez çünkü.

) Kâinatın görünürde bir oluşu. ışık prensibi babasıdır. ve burada.. aydınlık ve karanlık." Varlık anlayışı dikkatlice incelendiği zaman Parmenides için. metafizikten başka bir ilim. En küçük parçalarına kadar âlem. ilk temsilcilerinden biri oluyor. devrinin en iyi metafizikçisi olduğu biçiminde olacaktır. bu dönemin belirli çizgisi oluyormuş gibi görünüyor. âlemin oluşumu hakkında. karanlık ve soğuk küreler sıra ile birbirlerini takip ederler.) Merkez küresi katı ve soğuktur.. Anaximandros (610 . (. değişikliği ve hareketi reddeden rasyonel düşünceler üzerine kurmaya çaba sarf ederek Parmenides. bütün eşyanın ilk uyarıcısı olan eros (sevgi eğilimi) vasıtasıyla husule getirilir. tecrübî. her yerde.546) ve Herakleitos'u hatırlatan bir görüş sergileniyor." Popper ve Bilim Felsefesi • • • • • • 1 2 3 4 5 (0 Oy) .run kainatı oluşturan karışımı. Sıcak ve soğuk. (. Bütün şekillerin gece anası. eleştirdiği düşünce sistemleri değerlendirilirse Parmanides hakkında verilecek hüküm. diyalektiğe yönelen. onun. yerini kader problemine vermeye hazır. doğrudan tecrübeye az sempatili. o. a priori istidlal metafiziğinden başka bir metafizik tanımıyor. Rasyonalizmin efsanevî hayal ile. bu sebepten dolayı az popüler ve varlığa az hazır olan yonya pozitivizmi. Antik Yunan dünyası için. karanlık ve soğuk unsur etkilenir. Alem duyulara göre birbirine muhalif iki unsura ayrılıyor. Parmenides ve Pythagoras'ın rasyonalizmi. matematik fiziği bilmeyen. materyalist sıfatı hiç de uygun düşmemektedir.1952)'nin ifadesiyle: "Parmenides ile Grek düşüncesinde birbirine zıt iki cereyanın belirdiğini görüyoruz: Bir tarafta. sıcaklık. ışıklı ve sıcak kürelerle. "Hareketi kabul etmeyerek tabiatın mahiyetim meydana getiren şeyi vehim sahasına attığından. çokluğu.. Kâinat.. Burada. efsanelerin dostu. pozitivizme karşı iç dayanışması. tabiî olarak popüler ve propaganda zevkine sahip olan. sezgisel.Görüldüğü gibi şiirinin ilk kısmında Varlık doktrinini. şiirinin ikinci kısmında fizik anlayışını veya görünüşler âlemi ile ilgili düşüncelerini ortaya koyuyor. sabit nispetlerde karışmış bir haldedir. fakat bir ışık ve hayat küresiyîe çevrilmiştir. ateş. Ancak Emile Bréhier (1876 . merkezleri aynı olan bir küreler serisinden mürekkeptir. ve bu doğuş ışık prensibinin karanlıklar prensibi üzerinde olan müteakip zaferidir. "Aydınlık ve sıcak unsur etki eder. Filozofun etkilendiği Xanophanes ve Pythagoras (580 -500)'ın fikir sistemleri incelenip. Varlık'a zararlı olduğu için." Parmenides. Bunlar: "Gece yahut soğuk ile ışık. bir felsefî diyalektiğin ve mantıkla hareket eden bir metafiziğin. "kainatı tedbir ve idare eden bir uluhiyet tarafından. diğer taraftan gerçeği düşünceyle kurmayı araştıran. ve bu sebepten dolayı. Bu iki unsu. algılanır şeyler söz konusu olduğundan beri. doğuşu vardır. kendisim meydana getiren iki unsurun izlerini taşır.

Güneş Einstein'ın gravitasyon teorisini do rulayan bir biçimde açıklandı.genbilim. Avukat olan babasının Popper üzerinde doğdu. POPPER VE B L M Bu yazının amacı. 1919 yılının güz aylarında Popper'ın kafa kafasında şu sorular geziniyordu: "Bir teori nasıl olmalı u ki. maddeciliğine eleştirilerini kaba hatlarıyla vermeye çalı tirilerini çalışmak ve düşüncelerine katılmasak da üncelerine onun ayrıntılı bir incelemeyi hak etti ettiğini ortaya koymaktır.[2] (Örne in.) şünen O. altında tutmak gerektiğini savundu. Nedendir ünsel bilinmez. çalıştı 1945 yılında ngiltere'ye gitti. insanlık için en tehlikeli kurumlar olarak gördü ve onları kontrol tirdi.brahim Kaya Pazar. Viyana'da 28 Temmuz 1902'de do du. Daha güzel bir örnek için bkz. Kalfa oldu. bilim felsefesi alanında sınanabilirlik ve 'yanlı 'yanlışlanabilirlik' ilkeleri ve tümevarım sorununa yaklaşımını. siyaset felsefesi alanında da Marx'ın tarihsel ımını. epistemeloji (bilgi teorisi) ba e başlıca çalışma alanlarıdır. Bertrand ğru olmadığı Russell'ın tümevarımsal düşünen hindi benzetmesi. ve 2. A'ların çok farklı ko ullardaki gözleminden. öndeyilerinin her zaman doğru olmadı ı ortadadır. Bu konuda ünlü kitapları The Open Society and Its ini konuda Enemies i (Açık Toplum ve Düşmanları) ve The Poverty of Historicism i (Tarihselcili Düşmanları) (Tarihselciliğin Sefaleti) yazdı. Dünya Sava ma Savaşlarındaki korkunç olaylara şahit olduğu için lara siyaset felsefesiyle ilgilendi. Eddington'ın Güne tutulması sırasındaki gözlemlerinin sonuçları ırken.[3] "Entelektüel doğrulayan . Devletleri. 22 Şubat 2009 Okunma: 293 kez Karl Popper. çok fazla düşünsel etkisi oldu ve belki de bu etki sayesinde felsefeye ilgi duydu. metodoloji. kaçmak zorunda kalıp Yeni Zelanda'ya yerle ti. yani onun sözde-bilimi deneye ve gözleme dayanan indüktif (tümevarımsal) yanıdır' dü üncesi ona geçerli düşüncesi görünmüyordu. üniversite yılları sırasında Viyanalı bir usta olan Adalbert Pösch'ten 'marangozluk' site eğitimi aldı. Yeni Zelanda Canterbury University yerleşti. incelenen tüm A'ların B koşullardaki özelliğine sahip olduğunu bulmak ve buradan da var olan bütün A'ların B özelli unu özelliğine sahip olduğu sonucunu çıkarmak. Yani.com ) Aynı yıllarda bilim ile sözde-bilim arasındaki farkın ne oldu u problemini çözmeye çalı bilim olduğu çalıştı. Belki de 1. Dil kuramcısı Karl Bühler'in danı danışmanlığında doktorasını verdi. bilimsel sayılsın?" başka bir ifadeyle "Bir teorinin bilimsel nitelik veya statüsünü ka belirleyici bir ölçüt var mıdır?" "Bilimle sözde bilim birbirinden nasıl ayırdedilir?"[1] sözde-bilim O dönemde genel kabul gören 'bilimle sözde bilimi ayırt eden bilimin metodu. ampirik olan astroloji de tümevarımsaldır ve u (Örneğin. Fa ist Hitler Almanya'sı ve Komünist Rusya gibi "totaliter" Faşist rejimleri eleştirdi. ( www. bu sorularla uğraşırken. London School of Economics and Political Science'da çalı ve burada profesörlüğe yükseldi. 17 Eylül 1994'te East Croyden'da (Londra) öldü. Bilim felsefesi. College'da doçent oldu. Aynı okulda felsefe dersleri verdi. Naziler Avusturya'yı i ında işgal edince. bilim ve siyaset felsefesi alanlarında çok önemli fikirleri olan ve felsefesi muhtemelen Marx hakkındaki olumsuz ele tirileri sebebiyle birçok sosyalist tarafından eleştirileri görmezden gelinen Popper'ın.

[5] Bu tarihsel bir gelişme yasasıdır. boşuna çalıştığı söylenemez. mantıkçı pozitivistlerden ayrılır. feodalizm. Bilimin ilerlemesi için bilim insanı kuramını korumak amacıyla onu doğrulamaya çalışmak yerine.. Bilim insanı. hangi durumlarda ondan vazgeçeceğini belirtmek zorundaydı. Bu değişim tarihte sırasıyla ilkel komünizm. sosyalizm/komünizm gibi beş ayrı toplum biçimi şeklinde ortaya çıkar. kapitalizm. Bu durumda bilgimizde bir artış olmamış. POPPER VE MARKS ELEŞT R S Popper'a göre Freud'un psikanaliz. Bu çabanın değeri. 'yanlışlamaya' çalışmalıydı. örneğin Platon'u ve Hegel'i ele alış biçimimin. bilim yerinde saymış olurdu. göstermeye çalışacağım gibi. her ne kadar ana öğretilerinde yanıldı ise de. Temel eleştirisine geçmeden önce onun Marx'ın fikirlerine ve onun toplumsal sorunlara çözüm arayışı sırasında ortaya koyduğu önemli çabalara ne kadar saygı gösterdiğini anlamak için aşağıdaki uzun alıntıyı yapmak zorundayız: ".. yeni bir şey öğrenirdik ve bilim ilerlemiş olurdu. toplum hayatının en acil sorunlarına ussal yöntemler bulmak için gerçekten dürüst bir çaba göstermiştir. Başka bir örnek 'Tanrı vardır' önermesi ile ilgiliydi. Dolayısıyla biz Tanrı'nın varolup olmadığı hakkında bir yargıya varamazdık (bu noktada Popper. Ama kuramımızı 'yanlışlamaya' çalışarak. ona göre bir çıkarım yapılamaz). Bütün modern yazarlar. Marx içtenlikle çalışmıştı. onun etkisinin damgasını taşıdığını itiraf etmeye hazırım. Sınıf mücadelesi ile toplumsal yapılar değişir. (. Popper'ın bilim felsefesine göre bu tür önermeler de bilimsel araştırmalar için uygun değildi.. Ne var ki. O. The Open Society and Its Enemies (Açık Toplum ve Düşmanları) adlı kitabında Marx'ın tarihsel maddeciliğini eleştirmiştir. Popper. ve ben. Marxizm ile karşısındaki faşizmin benzerlikleri üzerinde durmak insana çekici geliyor.. kuramını ortaya koyarken. . tarihin düzenli bir akışı ve hatta amacı olduğunu söyler. Örneğin."[4] Bilindiği gibi tarihsel maddeciliğe göre üretim araçlarındaki gelişmeler üretim güçleri açısından sürekli bir değişime neden olur. Sınanabilir olmayan böyle bir durumda pozitivistler. Bu değişim var olan mülkiyet ilişkilerini zorlar ve sınıf mücadelesine hız kazandırır. bunun farkında olmasalar bile.gelişmemde bugün bile etkisi süren bir şeydi yaşadığımız bu olay" diyen Popper'ın kafasında taşlar yerine oturmaya başladı: bir kuramın bilimsel ölçütlere uygun olabilmesi için sınanabilir ve daha önemlisi 'yanlışlanabilir' olması gerekirdi.) Marx. bilimsel bilginin ne zaman ve hangi yönde değişeceğini önceden haber vermenin mümkün olmadığını bu yüzden toplumsal dönüşümün nasıl ve ne yönde olacağına ilişkin bir öndeyide bulunmanın imkansız olduğunu düşünür. Çünkü bu önerme olgusal olarak sınanabilir değildi ve sınanabilir olmadığı için 'yanlışlanamazdı'. bu kuramın bilimsel olmadığını çünkü üretim araçlarının gelişiminin bilimsel bilginin gelişiminden çok fazla etkilendiğini. aralarındaki farkları görmezlikten gelmek de büyük haksızlık olur. "Tanrı yoktur" der. varolan tüm kuğuların beyaz olduğunu ileri süren bir kuramı doğrulamak için binlerce beyaz kuğu bulabilirdik. köleci toplum. geniş çapta başarısız olmuş olmasından dolayı azalmaz. beyaz olmayan bir tek kuğu bile bulursak. Bu özellikle benim gibi onun öğretilerine katılmayanlar için doğrudur. Marx'a birşeyler borçludurlar. birçok bakımdan gözlerimizi açmış ve görüşümüzü keskinleştirmiştir. Marx'ın tarihsel maddecilik ve Adler'in aşağılık kompleksi kuramları 'yanlışlanabilir' değildir. Popper ise ne vardır ne de yoktur der.

Ona göre toplumların beş ayrı yapıdan geçece ini söylemek (ki bu tümevarımsal bir geçeceğini söylemdir) bilimsel temeli olmayan bir dü üncedir.[6] Marx'ın hatası tarihsel kehanettir; ) düşüncedir.[6] bilimin amacının sonul doğrulara ula ğrulara ulaşmak olduğunu düşünmesidir. Popper'a göre her yeni bilimsel bilgi kar ımıza yeni sorunları da beraberinde getirdi karşımıza getirdiğinden sonul doğrulara ulaşmak mümkün de mak değildir. Marx'ın dünyayı değiştirmek konusundaki çabalarının ("aslolan" budur!) hakkını veren, ona tirmek temelde büyük bir saygı duyan, ama aynı zamanda Marksizm ve fa izm arasında benzerlikler faşizm olduğunu iddia edebilen bu insanın sıradı fikirleri bizi Marx'ı ve kendisini hakkını vererek unu sıradışı ri tekrar okumaya çağırıyor. Bing Bangın Işığında Agnostik Tavır
• • • • • •

1 2 3 4 5

(1 Oy)

GenBilim Editorial Cumartesi, 10 Ocak 2009 Okunma: 420 kez Önceden belirtildiği gibi bilinemezci tavır, “Tanrı’nın var oldu u ve maddenin yaratıldı i olduğu yaratıldığı görüşü” veya “Tanrı’nın olmadı ve maddenin ezeli olduğu görüşü” gibi belli bir görü ü” olmadığı ü” görüşü savunmaz, bunun yerine tüm bu görü leri aynı derecede bilinemez olarak nite görüşleri niteler. Bilinemezci tavır “Bunların hangisinin doğru oldu u bilinemez” der. Bu da bilinemezcili olduğu bilinemezciliğin şüpheci yaklaşımını bir iddia haline getirir. ( www.genbilim.com ) ımını Yani bilinemezci tavır da aktif olarak bir fikrin savunulmasıdır, kişi eğer sadece kendisi ile er sınırlı olarak “Ben bilemiyorum” derse bu bir iddia olmaz. Fakat “ leri sürülen şıklardan hangisinin doğru olduğu bilinemez” demek de bir iddiadır. u Maddenin ezeli ve ebedi olamayaca olamayacağının ortaya konması, aynı zamanda bilinemezci tavıra manda karşı cevaptır. Çünkü bilinemezci tavır, bu görü ı görüşlerin doğrulanamayacağı gibi ğı yanlışlanamayacağını da savunmaktadır. Bu görü lerin bir tarafının yanlışlanması, geriye ını görüşlerin kalan seçeneğin doğru olduğu anlamını ta ğu taşımaktadır. Bunu şöyle gösterebiliriz. österebiliriz. 1- Ya “Tanrı’nın varlığını inkar eden ve maddenin ezelili ini kabul eden görü doğrudur” ya ını ezeliliğini görüş “Hem Tanrı’nın hem de maddenin ezelili ezeliliğini kabul eden görüş doğrudur” ya da “Tanrı’nın rudur” varlığını ve maddenin yaratılmı olduğunu kabul eden görüş” doğrudur. ını yaratılmış

2- Maddenin ezeli ve ebedi olmadığı gösterilerek hem “Tanrı’nın varlığını inkar eden ve maddenin ezeliliğini kabul eden görüş”ün yanlışlığı (6. Bölümde), hem de “Hem Tanrı’nın, hem de maddenin ezeliliğini kabul eden görüş”ün yanlışlığı (7. Bölümde) anlaşılmıştır. 3- Demek ki “Tanrı’nın varlığını ve maddenin yaratılmış olduğunu kabul eden görüş” doğrudur. Bilinemezci tavrı savunanlar birinci maddeye itiraz etmeyeceklerdir. Onların itirazları ikinci maddeyedir. Onlar yanlışlandığını ortaya koyduğumuz görüşlerin yanlışlanamayacağını savunmuşlardır. Bu yüzden, bu kitabın altıncı ve yedinci bölümlerinde varılan sonuçların doğruluğu, bilinemezci tavrı geçersiz kılmakta ve üçüncü maddede vardığımız sonucun doğruluğunu ispatlamaktadır. Bilinemezci tavıra karşı bu açıklama ile yetinmeden, bilinemezci tavrı tarihsel bir perspektifle sunmak ve en önemli temsilcilerine değinmek istiyorum. ESK YUNAN’DA B L NEMEZC L K Bilinemezciliğin kökeni Eski Yunan’a kadar götürülür ve bu görüşün fikirleri Sofistler’den başlanarak aktarılır. Sofistler’in en ünlüsü olan Protogoras kesin bilginin mümkün olmadığını ve insanın kendisiyle uğraşmasını söylemiştir. “ nsan her şeyin, var olan şeylerin var olduklarının ve var olmayan şeylerin var olmadıklarının ölçüsüdür” Protogoras’ın ünlü sözüdür. Eğer Protogoras yaşasaydı ve bu kitabı okuduğunuzu görseydi, herhalde boş işlerle uğraşmamanızı, bu kitaptaki boş bilgiler yerine kendinizi mutlu etmenin yollarıyla ilgilenmenizi söylerdi. Umarım Protogoras’ı dinlemeden kitabı okumaya devam ediyorsunuzdur. Doğru ve güvenilir bilgi olmadığı iddiasının olası neticelerinden biri, kişinin “kendini” hayatın merkezine koymasını; hayatın zorlukları ve ölüm gibi tüm konularla kendi gücü ile baş etmesini söylemek olacaktır. Bütün bilinemezciler(agnostikler) aynı hayata bakış açısını ve ahlaki kriterleri savunmamışlardır. Fakat Protogoras ve Gorgias gibi, bütün değerlerin izafi olduğunu, hiçbir değerin doğruluğunun bilinemeyeceğini savunanların; insanın, canına ve malına saygı gibi en temel ahlaki kanunları bile temellendirmeleri mümkün değildir. Bilinemezciliğin en temel konularda yanıldığının ortaya konmasının, ahlak gibi hayatın pratik alanıyla ilgili bir alanda da değişiklikler yapacağı gözden kaçmamalıdır. Çünkü bu temel konulardaki belirlemeler, ahlaki yargıların oturtulacağı zemini de belirlemekte ve hayatın pratik alanını izafiyetten ve nihilist bir karanlığa giden yoldan kurtarmaktadır. Bu kitapta ahlak felsefesinin tartışmalarına detaylı bir şekilde girilmeyecektir, bu açıklamayla amaç; bu kitapta teorik olarak görülen tartışmaların, aslında gündelik hayatımızda neyi, nasıl, niçin ve ne şekilde yapacağımızla ilgili pratik sonuçları da olduğuna işaret etmektir.

DAVID HUME VE YETERL EVREN Her ne kadar bilinemezciliğin kökeni ve tarihsel başlangıcı Eski Yunan’a kadar götürülse de, bu görüşün en ünlü temsilcileri olarak David Hume ve Immanuel Kant gösterilir. Hume, “Din Üstüne” isimli kitabında, ezeli bir Tanrı kabul etmek yerine, pekala ezeli bir evren de kabul edilebileceğini şu şekilde anlatır: “Bundan ötürü, sizin doğanın ya da sisteminiz uyarınca

maddi dünyanın içinden doğduğu ideal dünyanın Yaratıcısı saydığımız O Varlığın nedeni konusunda nasıl doyurucu bir çözüme ulaşabiliriz... Yok eğer bir yerde duracak ve daha ileri gitmeyeceksek, niçin oraya kadar gidelim? Niçin maddi dünyada durmayalım?” Hume’un bu yaklaşımı materyalist felsefecilerle tamamen aynıdır. Aradaki fark, Hume’un bu izahla amacının Tanrı’nın varlığını şüpheye boğmak olmasına karşın, materyalist felsefecilerin, Tanrı’nın yokluğunu ve evrenin ezeliliğini savunmalarıdır. Hume, materyalist felsefecilerin hiçbir zaman reddetmediği evrendeki neden-sonuç zincirleriyle oluşumların varlığını, hatta materyalizmin ezeli biricik temel unsur olarak gördüğü madde ve evrenin varlığını da şüpheyle karşılar. Hume’a göre maddi dünya asli ve ezeli unsur olarak kabul edilebilir ve böylece de yaratıcı Tanrı dışlanabilir, bu ihtimal de Tanrı’nın varlığı kadar olağan ise, o zaman Tanrı’nın varlığı şüpheli bir hal almaktadır. Hume, “Din Üstüne” kitabında maddi dünyanın yeterli açıklamayı verebileceğini şu şekilde dile getirir: “Onun için, bu önümüzdeki maddi dünyadan öteye hiç bakmamak daha iyi olurdu. Onun kendi düzeninin ilkesini içinde taşıdığını var saymakla, gerçekte onun tanrı olduğunu söylemiş oluruz, bu tanrısal varlığa ne kadar çabuk ulaşırsak o kadar iyi.” Hume, evrenin, bilinçli ve yaratıcı bir Tanrı’nın eseri olmak yerine tesadüfi süreçlerin bir ürünü de olabileceğini söyler. O’na göre evrende gayesel bir yapı olduğunu, bilinçli bir tasarım olduğunu iddia edemeyiz; evrenin tüm düzeni kendi iç bünyesinde bulunuyor olabilir. Hume, evrendeki oluşumların bilinçli bir şekilde yaratıldığını söyleyecek bir delilimiz olmadığı kanaatindedir. KANT’IN B L NEMEZC YAKLAŞIMI Kant’ın bilinemezci düşüncelerinin oluşmasında Hume’un mirası etkili olmuştur. O, en sistemli şekilde, bilinemezci görüşü ileri süren kişi olarak gösterilmektedir. O, diğer birçok bilinemezci düşünürden farklı olarak, metafizik ve evren-bilimi konusunda takındığı şüpheci tavrı ahlak alanında sürdürmemiştir. Kant, ahlak alanında mutlak doğruları reddeden izafi görüşlere karşı çıktı ve “ödev duygusu”nu temele alan, Tanrı’nın ve ahiretin varlığını, ahlakın gerçekleşmesi için vazgeçilmez inançlar olarak gören bir ahlak sistemini savundu. O, ahlaka dayanarak Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya kalkan, bilinen ilk felsefecidir. Pratik alanda Tanrı ve ahiret inancını savunan Kant, teori alanına geçince bilinemezciliğin en ünlü ismi olmaktadır. Teori ve pratiğin arasında daha önce hiçbir felsefeci böylesi bir ilişki kurmamış, teoriyi pratiğin emrine böylesine vermemiştir. O, fideist(temel dini inançların akıl yoluyla kanıtlanamayacağı, yalnızca iman yoluyla kanıtlanabileceği görüşü) yaklaşıma en uygun felsefeyi üretmiştir. Bunun için O, hem dinlerin, hem de ateizmin tüm akılcı kanıtlarına savaş açmıştır. SAÇMA VE NASILI B L NMEYEN Kant, akılcı bir metafiziğin mümkün olmadığını göstermek için; zihnin, evren üzerine düşünmeye başladığında, içinden çıkamayacağı çelişkilere düştüğünü söyler. Kant zihnin içine düştüğü bu çelişkilere antinomi der. Bu antinomilerin daha önce değindiğim birincisi şöyledir: Tez: Evren zaman içinde bir başlangıca sahiptir ve uzayca sınırlanmıştır.

Newton fiziğinin derin etkisi altında olmasıdır. birinin eksikliğinde diğerlerinden bahsedilemez. duyu organlarımızın algısıyla da bunun aksine bir şey iddia edemez ve zamanın başlangıcı olduğu tezini saçmalığa indirgeyemeyiz. dinamik olarak genişleyen evren modelini ortaya koymuş. Analitik olarak yanlış olan bir önerme. zaman-uzay-madde hepsi birbirine bağımlıdır. sürekli artan ve hiçbir zaman tamamlanamayan bir diziyi ifade eder. Ayrıca Big Bang. Buna göre iki tane durum olası ise. Bu ise “sonsuz” kavramının tanımına aykırıdır. geçmişte sonsuz zamanın olduğu ve bu sonsuz zamanın geçilip buraya gelindiği anlamını taşır. böylece Kant’ın. Fakat tüm bu “nasılı bilinmeyen” kategorisindekileri reddedemeyiz. Kant’ın incelediğimiz antinomisini ele alan William Lane Craig’in vardığı sonuç da ilginçtir. Evrenin ezeli olduğu.Karşı Tez: Evren zaman içinde bir başlangıca sahip değildir ve uzayca sınırlanmamıştır. evrenin başlangıcı olduğunun “nasılı bilinmeyen” kategorisinde olması demektir. hız ve çekim gücü gibi evrensel değişkenlerden etkilenmektedir. Oysa Kant’ın antinomisinin tezindeki evrenin bir başlangıcı olduğu ifadesini saçmalığa indirgeyemeyiz. Kant’ın antinomisinin çözümsüzlüğüne son vermiştir. “Mutlak zaman” açısından konuya yaklaşılırsa Şahsi Varlık(Tanrı) evreni ne zaman yaratacağına ezeli zamanda karar vermiş olur. arının dünyanın en düzgün altıgenini nasıl yaptığını bilmiyoruz. evrenin Sebep’i hakkında aydınlatıcı bilgi verdiğini söyler. Tanrı’nın zamanı nasıl başlattığını bilemediğimizi söyleyebiliriz. sonsuz mu olduğuna dair antinomisini de sonuçlandırmıştır. Bu yüzden Kant’ın birinci antinomisinin karşı-tezi saçmalığa indirgenip reddedilebilir. Craig bu noktada Gazali’nin açıklamalarına göndermeler yapar. Analitik bir yaklaşımla da. Tanrı’nın arıyı nasıl yarattığını. sonsuzun aşılamayacağının sonsuz tanımından çıkması gibi. evrenin genişleyen dinamik sınırlarını ortaya koyarak. başlangıçsız olmayı gerektirmez. Çünkü sonsuz bir dizi. tanım olarak. bunlardan birinin gerçekleşmesi. Kant’ın diğer antinomilerini çözmede de “saçma” ve “nasılı bilinmeyen” ayrımının faydalı olacağı kanaatindeyim. Oysa Einstein’ın teorik olarak ortaya koyduğu ve daha sonra gözlemsel verilerle desteklenen “izafi zaman” kavramına göre. Zaman. Bunun sebebi Kant’ın. zaman. bu yüzden sonsuzun tanımı aşılamamayı kapsar. “ zafi . uzayın sınırlı mı. MUTLAK ZAMAN VE ZAF ZAMAN Kant’ın antinomilerini “mutlak zaman” kavramına göre düzenlediği görülmektedir. Aristo gibi sınırlı evren ve Giordano Bruno gibi sonsuz evren tasarımlarından farklı olarak. Kant’ın karşı-tezinin evrenin başlangıcı olmadığını ispat etmek yerine. fakat Şahsi bir Varlık serbest iradesi ile evreni istediği anda yaratır. Mekanik olarak sonsuzdan beri var olan sebeplerin sonucu sonsuzdan beri var olmuştur veya hiç olmaz. Su molekülünün nasıl ve neden sıfır derecede donduğunu da bilmiyoruz. Fakat bu. Craig. Üçgenin dört kenarının olamayacağı üçgen tanımından çıkar. evrenin ezeli olmasının bir şartıdır) önermesinin yanlışlığı. Evrenin başlangıcının nasıl olduğunun anlaşılmadığı söylenebilir. Big Bang teorisi evrenin başlangıç anını göstererek. Buna göre eğer ileri sürülen antinomilerden biri saçmalığa indirgenebilirse diğerinin doğruluğu anlaşılır. Bu aynen “Üçgen dört kenarlıdır” önermesinin yanlışlığının analitik olarak anlaşılması gibidir. saçma olduğu en açık olan bir önermedir. bu önermenin analitik incelemesiyle (sonsuz kavramının incelenmesiyle) anlaşılır. bunu gerçekleştiren serbest seçimi olan Şahsi bir Varlığı gösterir. “Sonsuz aşıldı” (Bu. “Mutlak zaman” kavramına göre evrenden bağımsız bir şekilde akan zaman vardır ve evren bu “mutlak zamanın” içinde var olur. Kant’ın antinomilerini çözmek için daha evvel “saçma” ve “nasılı bilinmeyen” ayrımı yapılmasını önerdim.

Uzay-zamanı. uzay ve zaman algılarının zihinde. O. önsel) olarak bilirler. Bu yüzden. Kant. Kant’ı ölümsüz yapan bu düşüncesi ile. Kant sadece zihinde uzay ve zaman sezgilerinin doğuştan varlığını göstermiştir. “Tanrı ezelidir” derken Tanrı’nın uzay-zamanı gibi bir zamanda sonsuz olduğunu düşünmemeliyiz. “Mutlak zaman” kavramını yıkan “izafi zaman” kavramının anlaşılması. Zihnin ve evrenin bu uyumu. apriori olarak olduklarının bir delili kabul eder. Tanrı’nın hep var olduğu anlamındadır.) UZAY VE ZAMAN SEZG LER N N TASARIMI Bu bölümün konusunun biraz dışına çıkarak Kant’ın dikkat çektiği. uzay ve zamanın varlıkları da gerçektir. Oysa bilinemezci yaklaşım evrende bir tasarımın veya gayenin temellendirilemeyeceği kanaatindedir. izafiyet teorisinin verileri birleştirilirse. eğer olmasalardı. insan bilincinin (veya ruhunun) bilinçli tasarımı için önemli ek bir delil elde edileceği kanaatindeyim. Çünkü bu hakikatler uzay ve zamana aittirler. Sonsuz zaman açısından ele alınırsa Tanrı bunu hür iradesi ile seçtiği için bu zamandadır. Modern fizik ve sağduyu. algılardaki bu düzenin imkansız olacağını söylemektedir. zafiyet teorisi. Bu ifade. başlangıcı olan bir kavramdır. zihin ve evreni birbirlerine uygun bir şekilde tasarlayan bir Tasarımcı’nın varlığı kabul edilmeden açıklanamaz. Zihindeki bu kategorilerin tesadüfen evrimleştiği de düşünülemez. Kant’ın. Buna göre evrenin başlangıcının neden bu anda olduğu sorusu da yine hür iradesi olan Şahsi bir Varlığa ihtiyaç gösterir. Bu imkansızlık da bu sezgilerin dışardan gelmeseler bile zihinde var olduklarını gösterir. “uzay” ve “zaman” sezgilerine dair düşünceyi incelemek istiyorum. uzay ve zaman algısına zihnin doğuştan sahip olduğunu gösteren dehaca yaklaşımı doğrudur. sadece zihnin doğuştan var olan (apriori) sezgileri olarak gören anlayışı yıkmış. uzay-zamanının dışında. önünde. dışında olduğunu apriori (doğuştan. evren ile beraber yaratılmış. uzay ve zaman sezgilerinin deneyden değil akıldan geldiklerini ispatlamak için çeşitli deliller öne sürer. Kant’ın ispatlarının hiçbiri dış alemde zaman ve uzayın varlığını inkar etmeyi gerektirmez. Böylece “Evren neden daha önce değil de şimdi var oldu?” sorusu ancak Tanrı ile temellendirilebilir.zaman” açısından konuya yaklaşırsak. Uzay ve zamanı hesaba katmadan hiçbir şeyi tasarlayamayız. Kant’ın kendisinin ortaya koyduğu bir husus ile Kant’ın bir iddiasının yanlışlığını ortaya koymak ilginç olacaktır. tüm algıları karmakarışık olurdu. uzay ve zamanı. Ayrıca aritmetik ve geometrinin hakikatlerinin hiçbir deneye başvurulmadan doğruluğunun bilinmesini de Kant. Bu arada şunu da belirtmekte fayda vardır. Tek Tanrılı dinlerin savunduğu Tanrı da böyle hür iradesi olan Şahsi bir Varlıktır. Küçük çocuklar mesafeler hakkında hiçbir fikre sahip olmadan. bunların zihnin dışında gerçek varlıklar olduğunu. Tanrı’yı. zamansız olarak. Ayrıca çocuk. Fakat anlaşılmaktadır ki zihinde doğuştan var olan bu algı şekli kadar. evren Tanrı’nın zamanı başlatması ile başlamıştır. doğuştan. eğer olmasaydı dış dünyayı algılamaya başlayamaz. Çünkü maddi evrende uzay ve zaman . Öyleyse bunların yanında. bunun yerine uzay-zamanın birlikteliğini ve zihnin dışında bunların gerçek varlıklar olduğunu göstermiştir. insanın doğuştan sahip olup deneyden elde etmediği. hoşlarına gitmeyen şeylerden uzaklaşmak ve hoşlarına giden şeylere yaklaşmak isterler. zamanın ve evrenin başlangıcını beraber yaratır. ( lerideki bir çalışmamda Tanrı ve zaman ilişkisini daha detaylı bir şekilde ele almayı düşünüyorum. dış dünyanın farkına varmadan “önce” ve “sonra” duygusuna sahiptir. Başlangıçlı zaman açısından ele alınırsa daha önceden zaman olmadığı için bu soru geçersizdir. birçok felsefi sorunun daha iyi değerlendirilmesini sağlamaktadır. zaman-üstü veya zamansız olarak tarif etmek daha doğrudur.

bir sonsuz neden ve sonuçlar dizisinin bulunamayacağını kabul eder. uzay ve zaman algısına dönüşecek bir kabiliyet taşıdığına dair hiçbir delil vermemektedir. Kozmolojik kanıtın slam felsefecileri tarafından alemin başlangıcı olduğu üzerine formülasyonu konumuz açısından önemlidir. Kant’ın eleştirdiği ikinci delil kozmolojik delildir. Bu delil ile evrenin var olduğundan yola çıkılıp. atom-altı parçacıklar hakkında. yarım uzay sezgisi diye bir şey olamaz. açıklanmaya muhtaç bir olgu olduğu. evrenin. bni Sina. bu delil ile evrenin var olmasından Tanrı’nın varlığına ulaşılır. uzak galaksilerin yaşları hesaplanmaya çalışılmaktadır. kitaplarında. kozmolojik deliller ailesinden söz etmek daha uygundur. bunun yavaş bir süreçle oluşması açıklanamaz. Evren hakkındaki en basit bilgi anlaşılmayacak kadar karmaşık olabilirdi veya evren tamamen kaos gibi olup bir rüya gibi anlaşılmaz olabilirdi veya zihin evreni anlayacak yetenek ve apriori sezgilerden tamamen yoksun olabilirdi. Tanrı’nın varlığının delili olarak kabul edilir. Zihnin evreni bu şekilde anlayabilmesi ancak zihin-evren arasındaki uyum ile mümkündür. ama zihnin evreni bu şekilde anlamasının harikalığı da gözden kaçırılmamalıdır. Bu delili tarihte Anselm. ama bu madde. Çünkü dörtte bir zaman sezgisi. bundan önce bunun cevabını inceledik. KANT VE TANRI’NIN DEL LLER Kant. Bu sezgilerin varlığının eksikliğinde ise insanın var olması mümkün değildir. Bu delilin değişik formülasyonları olduğu için. Dış alem matematiksel formüllerle tarif edilmekte ve evren hakkında. Anlaşılıyor ki tasarımın delillerinden birçoğunu zihnimizde doğuştan beri taşıyoruz. Öyleyse zihnin bu konudaki sezgisi tam bir şekilde oluşmayı gerektirir. Evrendeki tasarımın delillerini daha ayrıntılı bir şekilde ilerideki “tasarım delili” isimli bölümde ele alacağım. haksız olarak ilk neden olmaksızın. Ayrıca uzay ve zaman sezgisi zihinde yavaşça da oluşamaz. Bu Kant’ın birinci ve dördüncü antinomilerinde işlediği argümanların aynısıdır. kendi açıklamasını kendi içinde barındıramayacağı ve yalnızca Tanrı’nın var oluşuyla açıklanabileceği söylenir. Big Bang teorisi dışımızdaki evrenin ilk andan günümüze kadar süren süreçte aşamalı gelişmelerini göstermiş ve bilinemezciliğe karşı büyük bir darbe olmuştur. Bu ise bunu bilinçli bir Düzenleyen olmadan mümkün değildir.algısını zihinde oluşturacak. Elbette ki keşfedilmesi gereken daha çok şey vardır. Kant’a göre kozmolojik kanıt. Descartes gibi ünlü filozoflar farklı formlarda savunmuştur. Ontolojik delil ile doğuştan kişide bir Tanrı kavramı olduğu savunulur ve bu. Kant’ın bu delile getirdiği eleştiri ve onun cevabı bu kitabın konusu değildir. bu sezgiye vücut verecek hiçbir ham madde gösterilemez. Adından da anlaşılacağı gibi. Tanrı’nın varlığını ispat için ileri sürülen üç delili ele alır ve bu delillerle Tanrı’nın varlığının temellendirilemeyeceğini söyler. Bu formüller sayesinde uzaya uydular gönderilmekte. Bu formülasyonu şöyle gösterebiliriz: . Kant’ın birinci eleştirisi ontolojik deliledir. gezegenler ve uyduları hakkında yapılan öngörüler doğru çıkmaktadır. Bu formüllerin sayesinde yapılan üretimler insanlığın hizmetindedir. Kant’ın kozmolojik delile itirazları daha çok Leibniz’in bu delili formülasyon şeklinedir. Evrenin maddesi uzay ve zamanda vardır.

Big Bang evrenin başlangıcı olduğunu göstererek evrenin Zorunlu Varlık olmadığını ispatlar. nizam ve gaye delili de denmektedir. Bu delili “tasarım delili” adıyla ilerideki müstakil bir bölümde ele alacağım. bu delil hakkında şöyle der: “Bu delili daima saygıyla anmalıyız. Tanrı. Bu kısaca şöyle formüle edilebilir: 1. bu Zorunlu Varlık’a Tanrı diyoruz. Big Bang.Ya evrenin. en açık ve sağduyuya en yakın delildir. Zorunlu Varlık olamadığına göre. Güçlenen bilgi sayesinde alemin yaratıcısına inanmayı karşı konulmaz bir tarzda önümüze getirir. Mümkün olanın yokluğunu düşünmek aklı çelişkiye düşürmez. Şayet bunların var olmaları imkansız olsaydı zaten var olamayacaklardı. Kısacası Kant aynı Hume gibi “Şayet Tanrı. 3. slam felsefecilerinin Zorunlu Varlık ve mümkün varlık ayrımına dayanan bu delilinin formülasyonu konumuz açısından önemlidir. Big Bang teorisinin bütün delilleri ve entropi gibi diğer bilimsel deliller ise bu maddenin bilimsel olarak da doğru olduğunu ortaya koymaktadır. var olmadan önce ve sonra mümkün varlıktır. 3. Gerçekten de ikinci madde buradaki kritik noktadır. O. ZORUNLU VARLIK Kozmolojik delilin değişik formülasyonları olabileceğini daha evvel belirttim. termodinamik kanunlar. zira o. bunlar kendinden Zorunlu bir Varlık’ta son bulmalıdır. ya da Tanrı’nın Zorunlu Varlık olduğu iddia edilir. 2. Kant’ın bu delil karşısındaki tavrı. Zorunlu Varlık’tır. Kitabımızın bundan önceki bölümlerinden “Evrenin Başlangıcı Olduğunun Felsefi Delilleri” kısmında ikinci maddenin felsefi olarak doğru olduğunu gösterdik. Big Bang teorisi. bilinemezciliği devam etmekle beraber farklıdır. Mümkün varlıkları geriye giden sonsuz sebeplerle açıklayamayız. Nitekim .O halde evrenin de bir sebebi vardır.Mümkün varlık olan her şey Zorunlu bir Varlık’a gerek duyar. Böylece mümkün varlıkların. bu delili saygıyla karşılar. O’nun bu delili tam reddetmediğini düşünenler bile olmuştur.1. sonradan var olan her şey.Evrenin bir başlangıcı vardır. en eski. O. slam felsefecilerinin bu delilini de desteklemektedir. Zorunlu Varlık olamaz. O bir yandan tabiatı incelememizi teşvik eder. kendi varlığı için bir sebebe muhtaç değilse.Evren mümkün varlıktır. diğer fiziksel ve felsefi deliller evrenin başlangıcı olduğunu göstererek bu ikilinin Tanrı kanıtlamalarına yönelttikleri en önemli itirazı geçersiz kılmıştır. Mekanik birlik kavramının yol göstericiliğinde bilgimizin artmasına zemin hazırlar. başlangıcı olmayan Zorunlu bir Varlık’ta son bulmaları gerekir ki. buna tasarım. algılarımızın doğrudan doğruya tespit edemediği bir takım gayelerin varlığını telkin eder.Her başlangıcı olanın bir sebebe ihtiyacı vardır. fakat var olmak için başkasına muhtaç olan mümkün varlıkların yokluğu da varlığı gibi mümkündür.” Görüldüğü gibi Kant. evrenin de kendi kendisinin sebebi olduğu niçin düşünülemesin?” demiştir.O halde evren Zorunlu bir Varlık’a ihtiyaç duyar. Buna göre sürekli değişimin olduğu bu evrende. önceden var olmayıp. 4. Evren. Buna göre Zorunlu Varlık’ın yokluğunu düşünmek zihinde çelişki doğurur. Kant’ın görüşleri incelenirse bu formülasyonda itiraz edeceği noktanın ikinci madde olduğu anlaşılır. Kant’ın Tanrı kanıtlamalarında incelediği üçüncü delil teleolojik delildir. 2. bir yandan da gücünü tabiat kaynağından alır.

evrenin sonunun olduğu gibi çok önemli bir bilginin. ancak fizik kanunları gibi maddeye içsel özelliklerin düzenlenmesiyle oluşabileceğini gösterir. Rasyonalizm: Akılcılık • • • • • • 1 2 3 4 5 (7 Oy) . canlılar da Tanrı’nın bilinçli tasarımının ürünüdür. Nitekim O. Kant. Bu ise. Kitabın “tasarım delili” isimli bölümünde gerek Big Bang sürecinde. Bu delili reddetse de saygıyla karşılayan Kant’ın. Tanrı’nın varlığını kanıtlayan delile itirazları geçersiz olmuştur. Big Bang teorisi’nin bilinemezci felsefecilerde yaptığı düzeltmeleri kısaca şöyle özetleyebiliriz: 1. Böylece uzayın sınırları olup olmadığını bilemeyeceğimizi söyleyen bilinemezci yaklaşım düzeltildi. Buna göre yıldızlar da. Hume ve Kant gibi felsefecilerin “Evren neden her şeyin açıklaması olmasın?” itirazları geçersiz oldu. bu delilin otoritesini de reddetti. evrenin tasarımlandığını. Böylece bilinemezci yaklaşımın.O. başlangıcı olduğu anlaşıldı. 3.Big Bang teorisinin verileri. “tasarım delili”.Big Bang teorisi evrenin genişleyen sınırları olduğunu ortaya koydu. Ayrıca bu deliller evrendeki tüm oluşumların bilinçli bir planın neticesi olduğunu ve Tanrı’nın evrendeki tüm süreçlere hükmettiğini gösterir. maddenin yaratıldığını da ispatladığını gösterir. bu delillerin.Evrenin ezeli olmadığı.Big Bang teorisi ve izafiyet teorisinin formülleri evrenin başlangıcının zamanın da başlangıcı olduğunu ortaya koydu. evrenin bir gayesi olduğunu ispatlar. 4. Bu deliller böylesine bir tasarımın. Dünya da. Böylece uzay-zamanının. 5. “Evrensel Doğa Tarihi ve Gökler Kuramı” isimli erken dönem kitabında. sonsuz mu başlangıçlı mı olacağını bilemeyeceğimizi söyleyen bilinemezci yaklaşımın yanlışlığı anlaşıldı. “teleolojik delil” denen. Kant’ın döneminde evrendeki tasarımı gösteren bu delillerin bir çoğu bilinmiyordu. bu delilleri bilse tavrının ne olacağını ben de merak ediyorum. Akılcı bir evren-bilimi olamayacağını söyleyen bilinemezci yaklaşım. felsefesinde böylesi bir çelişkiyi kabul edemezdi. gerekse diğer süreçlerdeki sayısız delillerin evrendeki tasarımı ortaya koyduğunu göreceğiz. 2. bu delile uygun izahlar yapmaktadır.Big Bang teorisi. atom-altı parçacıklar da. bilimsel olarak elde edilmesiyle yanlışlanmıştır. Fakat Kant’ın bu delili kabul etmesi rasyonel bir metafiziğin mümkün olduğunu savunduğu anlamına gelecekti. evrenin başlangıcı olduğu gibi sonunun da olduğunu ortaya koyar.

Bu filozoflara göre. zihnin ulaş ulaşabileceği en mühim ve en kesin bilgi türü olan apriori bilgi. Düşünce tarihinde değişik anlamlarda kullanılmış rasyonalizm. sonra ğ’a Skolosa-tik’e ve islam dünyasında da Me aai Okuluna geçer.GenBilim Admin Cuma. Çünkü . tik’e Meşşaai Spinoza. dinin akla uygunlu unu ifade eder fakat. nsan bilgisinin kaynağını akılda oldu ik kullanılmıştır ını olduğunu savunan bu düşünce sistemi. salt olarak rasyonalizm uygunluğunu ise. Bilgi. Yani bu dü ünce sistemine göre. mantığın zamanda da başka pek çok alanın bazı bölümleri de bu tür bilginin kapsamı içindedir. Do lar Doğmatik-Rasyonalizm daha sonra Ortaçağ’a geçer. Rasyonalizm. Dü ştür. ebedi ve aşırı ezeli hakikatler vardır ve aklımızla bu hakikatleri kavrayabiliriz. Antikçağ Yunan düşüncesine dayanır. şıdığını Bu akım en açık haliyle bilgi felsefesinde dile getirilir. ( www. sadece akla ını dışı ı dayanır. üncesine Parmenides ile başlar diyebiliriz. Meşşai sürdürmüştür. akılcı bir okul olan Me ai Okulunda etkisini asırlarca tir. Modern Edebiyat Teorilerinin Felsefesi • • • • • 1 2 3 4 . çok tartı ünce tartışılmıştır ve çok önemli savunucuları olmu ı olmuştur.genbilim. Leibniz. iyiyle kötünün ayırt edilmesi düşünce ya da insan bilgisinin kaynağı vahiy de ğı değildir. bilginin temel kaynağı ve sınanabilirlik ölçüsü olarak kabul eden bu akım. Rasyonalist düşünce. Deneycilik (ampirizm). düşünme yetisiyle kavradıkları duyu verilerini a an nesneler veya tüme ünme aşan tümeller ve bunların bağlantılarıdır. özellikleri. slam akla büyük önem vermi aklı hiçbir zaman vermiş. Rasyonalizm. Bütün bunların kaynağı insanın do yetileridir ı doğal der. olduğu rağbet bulmuş ve teşvik edilmiştir. doğruluğun ve gerçekli un gerçekliğin ölçüsünü aklilikte bulan görüştür. bu tür bilginin kapsamındadır. bir bilgi elde etme yolu oldu için slam dünyasında da oldukça ra lizm. bu sezgilerin anlık olarak kavranmasıyla ortaya çıkar. Bütün insanlarda doğuş olan ve değişmez bir akıl bulunduğunu. Matematik ve mantı ın tümü. yüz yıl rasyonalist filozoflarına ula ır. insan bilgisine ve akla duydukları a ırı güvendir. lahiyatta rasyonalizm. hem zorunlu hem de evrenseldir. deneycili ğı ı deneyciliğin (ampirizm) karşıtıdır. Ordan da Descartes. bu aklında özsel doğuştan ğunu. ve de 18. ka Rasyonalizme göre. Aynı lantılarıdır. ve deney dışı gerçeklik taşıdığını ileri sürer. mullaklaştırmamıştır. akıl dı olan her şeye karşı koyar. Rasyonalizm. deneylerden kaynaklandığını ileri sürer.com ) Aklı. nsan. Rasyonalizm din ve etik alanlarında da insanın dü düşünme yetisine öncelik verir. Bu filozofların ortak lf ulaşır. bilginin duyu verilerine dayalı deneyler ıtıdır. Rasyonalizmin ilk olarak Par ce. Buna göre bazı bilgilerin kayna le kaynağı deney öncesi veya apriori ussal sezgilerdir. idealizm ve din hakimiyetine kar ı insan aklının sınırsız imkanlarına aşırı güveni dile karşı getirir. gelenek. Wolf gibi 17. 10 Ekim 2008 Okunma: 3285 kez Rasyonalizm.

estetikçiler ve çe çiler çeşitli edebi akımlar ile düşünce grupları üzerine olan ünce etkilerini araştırıyor. tırıyor. figürdür. ( www. amın Peter V. şte bu ği noktada Zima sorunun cevabına. estetik bilginin kavramsal bilgiden çıkarılamayacağını ve insanın güzel i çıkarılamayacağını . bir ideolog olarak.. Rus biçimciliğinden Anglo ada edecektir. Kant. olarak iki ayrı disiplinin ilişkisini ara şkisini araştırıyor. Zima’ya göre I. Çünkü onların felsefi tutumları ve bu tutumlarından beslenen estetik bakı bugün bakış halen estetik özneyi. Musa’nın Tevrat’ından bu yana kutsal metinler ve Cervantes’ten bugüne roman… sürekli birbiri ardına farklı dolayımlar ve gerçeklik iddiaları ile ins insanlığın yaşamında ve zihninde entelektüel bir amında gelişime neden oldular. insanın yolunu bulabileceği güzergahların bulabileceği tümünü kaotik bir karmaşada yok edecekti Zima. kuramcısı ğil. bu çabaların birbiriyle olan ayrılık ya da benze im noktaları keyfi bir ı benzeşim düzen içinde algılanacak ve ortaya çıkan tablo. Bu da. estetik nesneyi ya da alımlayıcıyı nasıl konumlandırmamız gerekti gerektiği konusunda önemini koruyor: “Edebiyat ele tirisine dair kavramların tamamının felsefi eleştirisine estetiklerden çıkarılabileceği ve edebiyat ele tirmenlerinin ya Kantçı ya da Hegelci bakı ği eleştirmenlerinin bakış açılarından hareketle yorumlanabilece i fikri. tamamına yayılmış ve bugünde postmodern eklemlemelerle süren tartışmaları bir bütün tartışmaları içerisinde görmenin zorunluluğ zorunluluğuna işaret ediyor. Marksizme. modern felsefesinin modern edebiyat ile olan ili kisini. betimleme olanağına ulaştırıyor. Zima felsefe tarihinin başat kahramanlarının şat edebiyat kuramcıları. Bu çabası onu ondokuzuncu ve yirminci yüzyılı bir bütün olarak tırıyor.. erlendiriyor. yapısalcılıktan semiyoti semantikten yapısökümcülüğe. bu kitabın temel amacını karikatürize yorumlanabileceği edebilir”(19). semiyotiğe. n başka edebi metinlerin kavramsal düş düşünce ya da anlamı ne ölçüde aktarabileceği sorusudur. F. Hegel ve F.com ) Elbette bu çabalar hiçbir zaman sona ermeyecek. çünkü insanlık varoldukça bu tür çabalar gerçekliğin ve yaşamın yeniden yaratılması için sürüp gidecektir. yani anlama ve anlamlandırma çabası ilişkisini. Böyle olunca insanlı gerçeklik iddialarını taşıyan her tür metin ime insanlığa şıyan hakkında binlerce kavrama çabası ortaya çıkmı oldu. Eğer söz konusu estetik tartı tartışmaların ana kaynağı bulunamazsa. Kant. G. yorumbilgisinden tirisine. inden Anglo-Sakson yeni eleştirisine. Zima sadece bir edebiyat sosyologu ya da kuramc olarak değil. Nietzsche modern dönem açısından en önemli üç F. W. özellikle Kantçı ve Hegelci geleneklerin içinden geçerek ulaşmaya çalışıyor. 29 Ekim 2008 Okunma: 1395 kez Antik Yunan’dan bu yana trajedi ve komedi. Homeros’tan bugüne destan.• 5 (2 Oy) Peter V. Bu yüzden özellikle ondokuzuncu yüzyılın sonları ile yirminci yüzyılın ıyor. Bugün hala böylesi çabalar sürüp çıkmış gitmektedir. bilindiği üzere. Zima Çarşamba. Zima’nın bu amacının temelinde önemli bir ba ka soru bulunmaktadır. Zima estetik kuramların bir baş estetik kuram ile olan ilişkisinin salt estetik olamayaca başka alt olamayacağı kaygısını taşıyor.genbilim. bir çok estetik düş düşünceyi üç ana nokta açısından değerlendiriyor. e.

Çünkü sanatsal olandır belki de en üst anlatım. Walter Benjamin. estetik nesne karşısında amaçsız bir amaçlılık güderek bilişsel olmayan bir zevki ele geçirir. O şimdiye kadar metafizik ve teolojik dilin bütün “alegorik”. Frederic Jameson. Kant-Hegel ve “Avangard” arasında sıkışan “Çek Yapısalcığı”. Vodicka. bütün bu anlatım biçimlerinin seyyar ordusudur. Çünkü gözlemci. Zima bu başlıklar altında Croce. Kant’ın estetik nesnenin kavramsallaştırılamayacağı düşüncesine tam zıt bir tutum benimsemiş görünür. Rus Devrimi sonrasında Rus biçimcilerinin neden kabul görmediği. bir kısım çağdaşları onun bu tutumunu onaylamamıştırlar. seyyar ordusunu işbaşında tutmayı kendi eleştirel düşüncesi açısından önemli bulur. Anlam tek boyutlu olarak anlaşılabilirdir ve kavramdan anlamı ayırmak sadece görünüşle ilgilenmek anlamına gelir. Max Stirner. Georg Lukacs. onlara göre. Theodor Adorno. Hegel ve Nietzsche’nin tutumunu belirginleştirdikten sonra. Zima’nın da belirttiği üzere bu çağ açısından bir başka önemli figür Nietzsche’dir. Ingarden. Mikhail M. “Geist”ın bir uğrağıdır. kodlama. Kant ve Hegel arasında kurduğu bağı gösterdikten sonra şöyle devam ediyor. Bakhtin. Jacques Derrida. . Nietzsche metafiziğin bu gerçekliğine karşı sanatsal çok anlamlılığı savunarak. “analojik”… anlatımlarını insanın dünyevi varlığını sakatlayan bir şey olarak düşünür. Estetik nesne. Roman Jakopson. Roland Barthes. Bunlardan romantik akımın temsilcisi sayılabilecek Schelling ve Schegel. şu başlıklarda tartışmasını sürdürür: “Anglo-Amerikan Yeni Eleştirisi” ile “Rus Biçimciliği”nin Kant ile olan ilişkisinin yoğunluğu. Hegel’e göre güzelde ya da sanatsal olan nesnede biçim ve içerik açısından bir uyum vardır. anlamın buharlaşmasına ve ifade düzleminin öne çıkarılmasına neden olur. aynı zamanda estetik bilgi açısından da eleştirmiştir. bu uğrak din ve felsefe gibi benzerlik taşır ama yine de en yüksek kavramsallaştırma içeriğini felsefe taşır. Stanley Fish. Martin Heidegger. Son olarak da “postmodern” eleştiri ve yeni bir eleştirel edebiyat teorisi için düşünceler. Iser. ifade doğrudan izleyiciye kendini sunamaz ve dilin bu anlamda bir belirsizliği vardır. Bütün metafizik. Jauss. “metaforik”. Umberto Eco. Gadamer. Greimas. Ayrıca sanatsal anlamda bir işaretleme. Sırasıyla Zima. Karl Marx. Onun bu çabası bir anlamı ile estetik nesne karşısında ideal gözlemcinin ortaya çıkmasına neden olur. Lucien Goldmann. Hegel’e göre sanat tarihsel bilincin. Hegel Kant’ın ikiciliğinin ciddi anlamda sanatsal olanın değerini zayıflattığı düşünür. Hegel ise Kant’ı sadece din. Hegel’in Kant’a getirdiği eleştiri kavramsal düşünceye verdiği önemi ortaya koyarken. Jan Mukarovski. bundan böyle ortaya çıkan düşüncelerin bu köklerden nasıl yararlandığını belirlemeye çalışır. ne tam olarak kavramlarla ortaya dört başı mahmur bir şekilde açıklanabilir ne de kavramsal olan doğrudan böyle bir bilgiyi verir. Alex Callinicos. “Hermeneutik ve Fenomenoloji” bağlamı. Açıkça Hegel. Terry Eagleton. Onlar sanatı felsefenin alt bir alanı olarak görmeyi kabul edilemez bulurlar ve Hegel’i şiddetle eleştirirler. Gerçekte Hegel’in Kant’a yönelttiği bütün eleştiriler Kant’ın “ikici” yaklaşımı ile ilgilidir. Nietzsche metafizik tabakalaşma ve Hıristiyan doğmalarına karşı açtığı savaşta gerçek gerçeklik arayışında sanatı kullanmış ya da sanatsal bir dil yaratmıştır. Kant’tan bir çok açıdan ayrı olmalarına rağmen yine de onun estetik tutumunu benimsemiş görünürler. Zima.karşısında kavramsız bir zevk duyacağını belirtir. Bu yüzden Nietzsche’ye göre gerçek. Bu yaklaşım bir başka açıdan edebiyat kuramcılarının tutumudur. Kant’ın yaptığı da zaten “ifade düzeni” ile “anlam düzeni”ni bir birinden ayırmaktır. “semiyotik” yaklaşımlar ve “yapısökücü” estetik yaklaşımlar. Marksist eleştiri. bilgi kuramı açısından eleştiren biri olmamış. Zima genel olarak Kant. ahlak.

Goldmann. .Hilles Miller. Benjamin. bu öncelik. Bu anlamıyla Benjamin. Bu haliyle Picasso’nun Guercenica’sı ya da Kafka’nın Dava’sı her zaman yeniden bir yoruma ihtiyaç duyar ve bütün yorumlar birbiri ile “eşit düzey”de haklılık gerekçeleri taşıyabilir. Bir başka uçta ise Lukacs özellikle Marksizm ile ciddi bir ilişki kurduktan sonra Hegelciliğin de etkisiyle estetik görüşlerini geliştirir. yaşadıkları dönemde duyulmuş hemen hemen bütün önemli düşünürleri incelemeye çalışıyor. Rus Biçimcileri ile Ortodoks Marksistlerin tartışmasında. karasızlığı. Bu felsefi kaynakların estetik nesne karşısında takındığı tutum gerçekte edebiyat eleştirmenlerinin yaptığı bir başka tartışmayı hatırlatıyor: Estetik nesne açısından önemli olan anlam mıdır yoksa biçim midir? Ancak bu soru biraz daha net araştırıldığında görülecektir ki modern edebiyat kuramlarının felsefesini ortaya koyan düşünüş. Hegel çoğunlukla “tekbiçimci”liğin ve tarihsel bilincin kurbanı olmuş gibi görünüyor. bazı düşünce akımları Kant.Hartman. Lyotard. Vattimo gibi isimleri yukarıda belirlenen temel bakışla birlikte ele alıyor. Geoffrey H. Zima. Dolayısıyla bunlar. Zima’nın çizdiği görüntü toplu olarak değerlendirildiğinde Kant’ın düşünsel faaliyeti değilse de estetik kavrayışı. farklılığı. anlamın kavramsal göstergeler aracılığıyla sunumunda net bir anlaşılırlığı olup olamayacağıdır. Adorno. Bakhtin hem Kant’ı hem de Hegel’i kendi estetik görüleri için farklı şekillerde kullanırlar. Kitabın kaynakçası ve kitaptaki ara başlıkların yoğunluğu dikkate alınacak olursa bu incelemenin titizliği daha çok anlaşılabilir. Zima’nın gösterdiği önemli unsurlardan biri. Kitapta. Çünkü yan yana konulduğunda hiç de homojen bir bütün oluşturmayan Lukacs. O da. önemlilik sorununa bir başka tartışma bağlamını da ekler. izlenimci ve gerçeküstücü estetik düşünceleri bir araya getirerek gündelik hayatın içinde soğurulmuş fakat gündelik hayatın içinde anlam üretmeye devam eden göstergeleri tarihin (hafızanın) olanakları içinde su yüzüne çıkarmaya çalışır. Adorno ise Kant ve Hegel arasında gidip gelen “olumsuz bir diyalektiğe” ulaşır. şöyle bir sonuca ulaşıyor: “Belirli şekillerin. Horkheimer ile birlikte Marx’ın “meta fetişizmi” kavramlaştırmasından yararlanarak “kültür endüstrisi” kavramını tartışmaya açar.Paul de Mann. Buna bir örnek Marksist eleştiri geleneği içinden verilebilir. belirli türlerin veya belirli yazma tarzlarının niçin belirli sosyal durumlarda görüldüğü ve niçin belirli sosyal durumlarda kaybolduğu sorusu Biçimciler tarafından tam olarak asla cevaplanamamıştır… Formalistlerin ve Yeni Eleştiricilerin genelde ‘edebi metin nasıl yapılır ve edebi metni edebi yapan şey nedir’ şeklinde özetlenebilen en önemli sorularıyla zihnimiz karıştırılmadığı sürece. öznenin varlığını giderek hiçleştiren Hegel’e teslim olmuş Marksist eleştiri ve tespitleri yeniden ele alırlar. yukarıdaki sorun bağlamında. Marksizm sanatın. çoğulluğu ortadan kaldırılabilir değildir. Adorno. kendi çağının sosyo-tarihsel bağlarını gösterme işlevi olduğunu düşünür. gerçekte ise yapısalcılığın tarihsel ilerleme fikrinden ne derece uzak olduğunu belirtiyor. Zima. Hegel veya Nietzsche bağlamlarından herhangi birine illaki sadık kalmadığıdır. Hegel felsefesinin tekbiçimci bakış açısının meydana getirdiği dışlaştırma ya da tek düzeye indirgeme pratiğinin gerçekte eleştirel düşünce ve varolma olanağını ortadan kaldırdığı noktasında birleşir. Bu diyalektik özne nesne ayrımının giderilemeyeceğini düşünerek Marksizmin teori ve pratik uyumunu reddeder ve böylece tarihin olumlu bir gelişim gösteriyor olabileceği inancını da reddetmiş olur. Örneğin Kant ve Nietzsche bağlamından hareket edenler açısından anlamın belirsizliği. Zima ondokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyıla kadar yaptığı bu yolculukta. Nietzsche’nin ise doğrudan sanatsal bir yaşamı gerçekleştirme eğilimi sanat eserinin yorumlanmasında özellikle iki yüzyıl boyunca daha çok kabul görüyor. Benjamin ve Adorno’nun eğilimi. Marksist sorunun bizim için pek de anlamsız bir soru olmadığı ortaya çıkmaktadır”(66). J. norm ve değer gibi kavramlarına özerklik kazandırdığını düşünüyor. özel olarak da kurgusal karakterin. Estetik nesnelerin kapitalist sistemin kendi ideolojik söyleminde hem yapıcı hem de tarihsel durumu nedeniyle yıkıcılığına vurgu yapar. Çek yapısalcılığının Hegel’in yapı.

Bütün bu pratikler kendi içinde tutarlı olsa da gerçekte birbirlerine yüzlerini dönmemeleri için hiçbir neden yoktur. başlangıçtaki amaçlarına yani “nesnellik” ve “genellik” amaçlarına yalnızca akılcı ve somut bir şekilde ulaşmayı bırakmalı. Artık kitabın içeriği hakkında değil ama genel olarak çevirisi ve kitabın editoryal hataları üzerinde de durulması gerekiyor. “ama nasıl?” sorusunu akla getiriyor. O halde kuramlar Zima’ya göre. Kendisi Genç Hegelci eğilimlerle özdeşleşecek şekilde bir edebiyat kuramı geliştirir. hatta kavram ve sözcüklerin de. O Lukacs’ın “bütünlük”. baş kahraman/ düşman kişi gibi anlatı tekniklerinin bir mukabilidir. Zima bütün bu adı geçen düşünürlerin düşüncelerini çok açık bir şekilde özetliyor. Bu söylem semantik dichtomyler tarafından idare edilir. onların açıkça tartışılmalarıyla meydana getirilmiş bir özne de değildir. Kitapta kim bilir böyle kaç tane anlamını . Zima tüm bu çabasının sonucunda şöyle diyor. Örneğin bir paragrafta “Formalizm” bir kaç paragraf sonra ise “Biçimcilik” kavramı kullanılıyor. Zima ideoloji tanımında da Proust örneğinde de sanki ideolojileri aşmanın gerekliliğini düşünüyor ve gelişebilecek yeni bir edebiyat kuramının. edebiyatın bütünlüğünün bu işlev dışında bir dayanağa sahip olmadığını temellendirir. Edebiyatın bilişsel işlevi olduğunu düşünür. Fakat. bu merak konusu. çünkü çevirmen bu iki kavramı nasıl oluyor da özdeş görebiliyor. sadece doğru ve doğal örneklerdeki söylem gibi düşünülür. Lukacs. Kendisini Lukacs’ın bir “disiplinci”si olarak adlandıran Goldmann ise doğrudan Adorno ve başka kuramcılarla girdiği polemiklerde Lukacs benzeri tutum alır. Bu bakımdan ideoloji kendisinin aktüel ve potansiyel göndergeleriyle tekyanlı olarak tanımlanan bir söylemdir”(290). aynı zamanda “heterojenlik”ler ve özel durumlar arasında da diyaloga açık olmalıdırlar.estetik görüşün ancak bu yeni konumdan sonra oluşabileceğini ifade ediyor. Hegel. i) Kitapta adı geçen yazarların isimlerinin yazılışları bir çok kez yanlış olarak dizilmiş.Lukacs bu inancı paylaşır. Bu tutum Zima’nın ideoloji tanımıyla uygunluk gösterir. Bu yüzden ideolojilerin tek yanlılığını aşmanın. Bir sayfada Troçkij bir başka sayfa da Troçki ismi görülüyor. Çünkü metne dair defaatle yapılan heterojen yorumlamalar en önemli noktalarda benzer özellikler göstermektedir”(299). psikoanalitik. deolojinin öznesi semantik veya sentaktik süreçlerin yansıtılmasıyla veya hazırlanmasıyla oluşturulmuş bir özne olmadığı gibi. Bu yorumlar Proust’un metninin Marksist. ii) Kitapta adı geçen akımların Türkçe karşılıklarında da bir miktar problem var. “tipiklik” gibi kavramalarına sadık kalır. bu eğer bir dikkatsizlik değilse bu kavramların karşıladığı akımların anlamları farklı olmalı. deoloji söylemi. feminist veya yapısökümcü manalarının veya Mukarovski’nin ifade ettiği gibi estetik nesnelerin belirlenemeyeceğini göstermekte ve ispat etmektedir. Ayrıca “maddileşme” kavramı neyi karşılıyor. “metalaşma”yı mı. diyalog ve anlamlandırma düzeylerini olabildiğince farklı açılardan görmeyle ilişkili olabileceği noktasına varıyor. Marcel Proust’un metnine dair hemen her sene yeni yorumlar yapılır. Marksizmin ideoloji ve soyut ahlakçılık anlayışlarına yönelttiği eleştirileri üstlenir. Kitaptaki hataları şöylece sıralayacak olursak. Çünkü ortaya konan gerçeklik arayışı ancak tam anlamıyla bir diyalog içinde deneyimlenebilir. metin basitçe kavramsızlık ile açıklanabilecek bir metin değildir. “ deoloji belli bir gruba ait dil veya sosyallikte meydana getirilen bir söylemdir. Bir örnekle Zima bunu açıklıyor: “Marcel Proust’un A la recherche du temps perdu başlıklı romanı pek çok değişik teoretik ve ideolojik bağlamlarda yorumlanmıştır. Zima’nın bu gösterdiği nokta ona sorulması tek anlamlı soruyu. Bakhtin’e gelince o özellikle Rableais ve Dostoyevski üzerine odaklanan çalışmalarında Ortodoks Marksizmin tek yanlı bakışının gerçekte anlamlandırma pratiğinde yetersizliğine işaret eder. Kant ve Genç Hegelci düşünce ile etkileşim içinde nasıl bir Marksist pratik yaratıldığı böylece gözler önüne serilmiş oluyor.

Bu mesafe bir süre sonra tesir altında bırakarak okuyucuyu. ülkenin kurtulmasına da sonuç diyelim ve kaos teorisini açıklamaya nin başlayalım. yorar. Türkçe okurunun bu kitaba ula masını sağ ulaşmasını sağlamış olmak çok olumlu bir çaba. Çevirmenin kullandı dilin kullandığı ideolojik içeriği (muhteviyatı!) Türkçe okurunu. çevirmenin u zorlaştırır. Çünkü kuramsal bir kitabı okumanın zorluğu bilinse de müptelası olunmayan bir dil kullanımı. tercümanın da münasip görece i üzere okuma faaliyetinin amacı te göreceği ortadan kalkar. kitabın hedef okur kitlesini kitaptan i uzaklaştırıyor. kontrol ekilde yapılmamış ya da yapılmışsa çok kötü bir şekilde yapılmış. Şimdilik çiviye başlangıç değeri.com ) Bir mıh bir nalı kurtarır Bir nal bir atı kurtarır . Denebilir ki mesela yerine örnek deseydik daha özenli bir çeviri dilimi tırıyor.genbilim. hoş Karmaşıklık. 17 Kasım 2008 Okunma: 930 kez Aşağıdaki tekerleme ile kaos teorisi arasındaki ba lantı nedir diye sormayın. onlar birer liştirdiği ey olgudur. Kaos kelimesi insanda pek de ho olmayan çağrışımlar yapar. Yani günlük yaşamda kullanımı ile bilimde kullanımı oldukça farklıdır. layalım. ifadesiyle mesafelendirir. idrak edilmeden kalır! Yani kıssadan hisse bu tercümenin dili gözden geçirilmeli! Kaos Teorisi • • • • • • 1 2 3 4 5 (1 Oy) GenBilim Admin Pazartesi.belirsizlik anarşi. Sadece sorun bu kitap açısından dizgi ya da düzelti sorunu gibi de görünmüyor. okumayı zorlaştırır.karşılamayan kavram var sorusu akla geliyor. süre şte tamda bu yüzden. Teoriyi ıdaki bağlantı açıklayınca mıh -yani eski dilde çivi ile bir ülke arasındaki bağlantıyı görece yani çivilantıyı göreceğiz. i Frankfurt Okulu ve onun geliştirdi eleştirel teori “sözde” olan bir şey değildir. edilir. Oysa ki ortaya konan emek böyle şsa . deseydik tutturmuş olurduk. yapıldığında değerlendirilmiş olmuyor tam tersine de erlendirilmiş değersizleştirilmiş oluyor. okur olarak cevabım evet olurdu. ( da www. Sanırım doğru söz dizim şöyle olacak: “Frankfurt Okulunun geliştirdi sözde ru öyle geliştirdiği eleştirel teori…” Genel olarak bu kitabı çevirmek.belirsizlik ve hatta anar i. Bilimde ise kaos kelimesi belirlenemezlik olarak kabul ıklık. Fakat gerçekten kitapta hiçbir şekilde çeviri sonrası düzeltme. iii) Bir di ılamayan diğer hata ki bu diğerlerine göre daha ğerlerine önemli olanı söz dizim hatası: “Sözde Frankfurt Okulunun geli geliştirdiği eleştirel teori…”(127).

Bu günün hava sıcaklığı. Fakat bir sistemin determinist olması onun öngörülebilir olması anlamına gelmez. Düşünce çok basitti. Hikayemiz ENIAC ile başlıyor. bir insanın yapamayacağı kadar çok hesaplamayı bilgisayar yapacaktı ve biz bir sene sonraki havanın sıcaklığını nasıl olacağını bilecektik. Yani olan bir şey rasgele olmaz. Yapmanız gereken tek şey bir akışkan olan hava için kullanılan matematiksel fonksiyonların değerlerini bilgisayara girip sonucu bulmaktı.Bir at bir yiğidi kurtarır Bir yiğit bir orduyu kurtarır Bir ordu bir savaşı kurtarır Bir savaş bir ülkeyi kurtarır Bilim dünyasında yüzyıllarca doğanın öngörülebilir yani determinist olduğu düşüncesi yaygındı. Garip ama gerçek. Her şey çok harika görünüyordu ama ufak bir sorun vardı. yapabilen bir makine varsa gelecekteki hava durumunu tahmin etmek içten bile değildi. x’in değerini 2’den bir artırıp 3 yaparsanız fonksiyon 5’den 7’e çıkar yani iki artar. bölme ve çarpma vs. eğer elinizde bir saniyede binlerce toplama. Bu fikir doğrudur da aslında.. Lineer bir fonksiyonda örneğin f(x)= 2x +1 gibi. 1940’ların sonuna doğru balistik hesaplamalar yapmak için ilk bilgisayar ENIAC geliştirildiği zaman bilim dünyasını büyük bir iyimserlik ve heyecan kaplamıştı. . Lineer bir fonksiyonda değişkenin küpünü. Yani navier-stroke fonksiyonuna f dersek ve pazartesi günkü hava sıcaklığına Sıcaklık-pazartesi dersek. kare kökünü ya da sinüs fonksiyonunu almazsınız. Değişken sade bir kahve gibi durur. Havanın sıcaklığını veren fonksiyon lineer yani doğrusal değildir ( non-lineer). Determinizm ilkesine göre sıcaklık öngörülebilir bir şeydir çünkü tüm akışkanlar ve tabi ki hava navier-stroke denklemlerine göre davranırlar. Özellikle meteoroloji alanında herkes heyecanlıydı. Yeni bir çağ başlıyordu. Havanın sıcaklığı ve rüzgarın hızını belirleyen fonksiyonun sonucunu bulmak oldukça karmaşıktır ve bir insanın yapamayacağı kadar çok bölme ve çarpma içerir. Bu aşırı iyimserliğin ve umudun nedeni şuydu. Ertesi günkü havanın sıcaklığını. Yine de bu hantal alet yeni ufuklar vaat ediyordu. Bir çok doğa olayının tam anlamı ile tanımlanmış matematik modelleri vardır. rüzgarın hızı ise bir sonraki günün havanın sıcaklığını verecektir. bir hafta içinde herhangi bir yerdeki havanın sıcaklığı söyle olacaktır. Aynı şekilde 3’den 4’e çıkartırsanız 2*4+1= 9 olur yani yine iki artar. ertesi günkü hava sıcaklığını ve rüzgarın hızını verir. çıkarma. Bu günkü bilgisayarlardan farklı olarak ENIAC bir odayı dolduracak kadar büyüklükte ve tonlarla ifade edilen ağırlıktaydı. Yukarıda yapılan işleme matematikte iterasyon deriz. Eğer bir doğa olayını matematiksel olarak modellerseniz basit neden sonuç ilişkisine göre sonucu öngörebilirsiniz.. Determinizm ilkesine göre bu matematiksel ifadelere gerekli değerleri koyduğunuzda sonucu elde edersiniz. karesini. Bu böyle hep iki arta arta gider. sıcaklık-Salı= f(sıcaklık-Pazartesi) sıcaklık-Çarşamba= f(sıcaklık-Salı)= f(f(sıcaklık-Pazartesi)) sıcaklık Perşembe= f(sıcaklık-Çarşamba)= f(f(f(sıcaklık-Pazartesi))) sıcaklık-Cuma= f (sıcaklık-Perşembe)= f(f(f(f(sıcaklık-Pazartesi)))) vs. rüzgarın hızı vs.

4086 derece yada 15. Kaos ya da non-lineer dinamik biliminin başlangıcı olan bu makale sadece meteorologlar için yayınlanan bir dergide unutulup kaldı.004 derece önemsenmeyecek kadar ufaktır. Fakat sonra yeniden keşfedildi ve kaos teorisinin başlangıç noktası olarak kabul edildi. Bu demektir ki en küçük adımı bir metre olan bir kişi. Yani x’deki değişiklik o kadar ufaktı ki fonksiyondaki değişiklik olmaması ya da gözle görülür bir değişiklik olmaması beklenirdi. Bir insan olarak da bu sıcaklık farkını algılayamazsınız.4086 derece sıcaklık değerini 15. düşey düzlemde ise sıcaklık vardı.409 yapıyordu. Bulduğu sağduyuya uyan bir sonuç değildi. Bu normal iniş çıkışları olan sıradan bir grafik veriyordu. Zaten bu fark da ölçüm gürültüsü olarak kabul edilir. Yani başlangıç değerini (pazartesi ölçülen hayali sıcaklık) 15. yani bilgisayar 15. 4’den beşe çıkarsak 2*25+1= 51 olur. Lorenz önce bilgisayarını kontrol etti. günlük yaşamda 15. Doğrusal olmayan fonksiyonlar. Bu grafikte yatay düzlemde günler. Bilimsel araştırmalar için kullanılan en hassas termometrenin bile hassasiyeti bu kadar küçük bir farkı yakalayamaz. Gerçek dünyada lineer yani doğrusal bir fonksiyonla açıklanabilen doğa olayı yok denecek kadar azdır. Normalde başlangıç değerleri arasında 0. Doğa doğrusal değildir (non-lineerdir). bir yeri adımla ölçerken 10 santimlik bir mesafeyi ölçemez.004 derece) bir odaya konulan bir kelebeğin vücut sıcaklığı yada kanat çırpmasıyla havanın hızında yaratabileceği değişikliğe karşılık gelir. Lorenz tesadüf eseri ortada bulunan bir sıcaklık değerini yuvarlayarak fonksiyonu tekrar çalıştırdı. şleri kolaylaştırmak için fonksiyonlar sanki doğrusalmış gibi basitleştirilir.4086 arasındaki 0. Sonra da bilgisayardan bulduğu sıcaklık değerlerini bir grafikte gösteriyordu. Çünkü her iki fonksiyon başlangıçta önce birbirine çok yakın hareket ediyor (ki beklenen de budur) fakat sonra birbirlerinden uzaklaşıyorlar ve ortaya bambaşka iki farklı fonksiyon çıkıyordu. Bilgisayara sıfırdan sonraki üçüncü basamaktaki değeri yuvarlamasını söylemişti. değil mi? Lorenz de sizin gibi düşünüyordu. klavyesi ve hatta delikli kartı bile yoktu. Zaten sağduyulu düşününce böyle olması gerekmez mi? Bu yüzden otuz gün sonraki sıcaklıkta farklı başlangıç değerleri için çok büyük farkı görünce önce bilgisayarın bozulduğunu düşündü. veriler bazı elektrik anahtarlarını açıp kapatarak giriliyordu) basit bir hava tahmin programı yapmaya çalışıyordu.4090 aldığınızda otuz gün sonraki sıcaklığın aynı olmasını beklersiniz değil mi? Bu kadar ufak bir sıcaklık farkı değişiklik yapmaması gerekir. Evinizdeki termometre bunu ölçemez zaten. Bu hiç ama hiç beklemediği bir sonuç olduğu için. Yani artış doğrusal ve orantılı olmaz. Bilgisayar bulununcaya kadar doğrusal olmayan fonksiyonlarla uğraşmak neredeyse imkansızdı. 2*9+1= 10. Bu tembellikten kaynaklanmamaktadır.004 derece kadar bir fark olan iki fonksiyonun sonuçları arasında bir fark olmaması beklenirdi.409 derece ile 15. Edward Lorenz adında bir meteoroloji araştırmacısı hava tahmini için bilgisayarını kullanarak (bu bilgisayarın değil faresi.Şimdi fonksiyonu non-lineer yani doğrusal olmayan yapalım yani f(x)= 2*x*x + 1 yaparsak 3’den 4’e 2*16+1=33. Bu program için Navier-Stroke denklemini oldukça basitleştirmişti ve bu basitleştirilmiş ama hala doğrusal olmayan (non-lineer) fonksiyon üzerinde yukarıda anlattığımız gibi bir fonksiyonun iterasyonunu bilgisayar kullanarak yapıyordu. . Tekrar tekrar kontrol ettikten sonra bilgisayarında ve programda hata olmadığını görünce bunu bir makale olarak yayınladı. Şimdi kaosa geri dönelim. yani 23 artar. Bu kadar ufak bir değişiklik (yani 0. bilim insanları için hayatı çok ama çok zorlaştırmaktadırlar. Lorenz sağduyulu davranıp bu kadar ufak bir değişikliği tabi ki göz ardı etti ve fonksiyonu bilgisayarda yeniden çizdirdi.

şu anın dokusunda yer alan ufak bir . Sonra torunları da tanışır ve evlenirler. Çok hızlı ve gelişmiş bilgisayarlarınız olsa bile. Kaosun etkisi yaşamımızda ufak tesadüfler olarak kendini ortaya koyar. borsa endeksinin iniş çıkışları. Hayali durumlar yaratabilirsiniz. Hikayeyi bu noktadan sonra herkesin kabul edebileceği makul sınırlar içinde devam ettirebiliriz. En sağlıklı hava tahmini belli bir süreyi aşamaz çünkü uzun vadede hava tahmini kaotik davranır. günlük yaşamdaki bu kaotik etkinin çok eskiden beri insanlar farkındaydı. Keyifle tüttürdüğünüz sigaranın dumanının alacağı şekli. Gördüğünüz gibi çok ufak etkiler çok büyük sonuçlar doğurabiliyor. Kanada’daki vaşak popülasyonunun gösterdiği değişikliklerden. Ama en azından biraz daha nazik ve sevecen olmanın bilimsel açıdan daha doğru olduğunu görebilirsiniz. Kaos teorisini kavramak sizde ne gibi etki yapar bilemiyorum. Ne kadar ince planlarsanız planlayın. doğru dürüst bir baba olsaydı yakın tarih nasıl olurdu? Bir Sırp milliyetçisinin Avusturya veliahtına suikast yapmasıyla birinci dünya savaşı başlamıştır. başlangıçta değerindeki çok ama çok ufak bir sapma bizi çok farklı sonuçlara götürecektir. Tütündeki ufak bir hava boşluğunun boyutları ya da dış sıcaklıktaki çok ufak bir değişiklik sigara dumanında hiç umulmadık değişikliklere yol açabilir. Diyelim ki bir otobüste gidiyorsunuz ve yanınızda sevimli bir yaşlı teyze var. Siz de onlara bakıp gülümsüyorsunuz ve otobüsten iniyorsunuz. Adolf Hitler’i sürekli döven alkolik babası. evlerinin birbirlerine yakın olduğunu öğrenince tekrar görüşmek isterler. en gelişmiş bilgisayar bile önceden tahmin edemez çünkü başlangıç koşullarını belirlemek mümkün değildir. ki yaşlı teyze tatlı bir sohbete dalıyorlar. Bu bir fantezi yada kurgu değildir yukarıda gösterdiğimiz gibi bilimsel bir gerçekliktir. O sırada otobüse binen bir başka teyzeye yer veriyorsunuz. Bu noktadan sonra ne olduğunu siz bilmiyorsunuz.Lorenz’in bilgisayarda bulduğu sonuçlardan çıkardığı sonuç şuydu. Örnekleri çoğaltmak mümkün ama ne demek istediğimi anladınız sanırım. modelimize göre fırtına çıkmayacaktı. bir fincan kahveye damlattığınız süt damlasının alacağı şekil ve bir kül tablasında duran sigaradan çıkan dumanın alacağı şekil hep kaotiktir. Ahlaki yönü dışında kaos teorisinin bize öğrettiği bir şey daha var: geleceği kimse bilemez ve belirleyemez. Doğru ve güvenilir bir uzun vadeli hava tahminini asla yapamazsınız. Evlerine gidip gelirler ve aralarında bir dostluk gelişir. Kelebek kanadı umduğunuzdan çok daha güçlü ve tabi ki sizde sandığınızdan çok daha önemlisiniz. Başlangıç değerine aşırı hassasiyet daha sonra “kelebek kanadı etkisi” olarak adlandırıldı. ki yaşlı teyze ahbaplıklarını ilerlettikten sonra. Yani sakin bir ada da perilerle dolu huzur içindeki bir ormanda mutluluk içindeki bir kelebeğin kanat çırpışı yüzlerce kilometre uzaklıktaki korkunç bir fırtınaya yol açabilecek değişikliğe neden olabilir. Siz farkında olmadan iki insanın evlenmesine yol açan olaylar dizisini başlattınız. Örneklerimizi tarihsel olaylara da taşıyabiliriz. Kaos sadece meteoroloji alanında değil hayatın her yerinde var. Eğer kelebek kanatlarını çırpmasaydı. Yani kanadını çırpan kelebek bu örneğimizde sizsiniz. Kaosun bir bilim halini gelmesi için bu yüzyılı beklemek gerekiyordu. Bu yüzden hiçbir sigara dumanı bir diğerine benzemez. Yazının en başında verilen tekerleme benzeri özdeyişte görülebileceği gibi.

Meclis’e. tek mezhepten vatandaş çalışabiliyor. Mahalledeki dindar haliyle. Sünniliği halkı yönetmek için araç olarak kullanıyor devlet. Bu co rafyada din. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü Ba kanı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü felsefe Başkanı profesörü Ahmet Arslan’a bütün kafa karı karışıklığı ve sistem kargaşasını sorduk. siyasete yardımcıdır. Ahmet Arslan’ın slam felsefesi. Bizim devletimizin ‘laik’ oldu u söyleniyor ama devlet kadrolarında sadece tek olduğu dinden. kamuya. iktidar sahibinin il. Bizim. geleceği Kontrol edemeyeceğiniz o kadar ç şey var ki. Diyelim ki bir süper güçsünüz ve gelece i kendi çıkarlarınıza göre belirlemek istiyorsunuz. 19 Kasım 2008 Okunma: 520 kez “Bizde devlet asla dindar olmadı..” ( www. Örneğin bir yerlerde perilerle dolu. demokrasi. Din.”“Devletin sadece Sünniye hizmet vermesi. Çevrenin merkeze dindarlığını gelmesiyle halk mahalleden çıkıyor. huzur iniz çok in dolu bir ormandaki mutlu kelebe kelebeğin kanadının ne zaman ve ne şekilde çarpaca ekilde çarpacağını belirleyemezseniz. yargıya.kelebek kanadının çarpması bütün her şeyi baştan aşağı değiştirebilir. Zaten Ortado Ortadoğu’da birinci aktör ‘din’ değil.com ) “Halk daha önce evinde ve mahallesinde dindarlı ını sürdürüyordu.” NEDEN? AHMET ARSLAN Türkiye laiklik kavramıyla boğ rkiye boğuşuyor. ‘siyaset’tir. devletin o mezhebe inandı ”“Devletin inandığını göstermiyor. Ahmet Arslan ile Söyleşi • • • • • • 1 2 3 4 5 (3 Oy) GenBilim Editorial Çarşamba. geleceği de belirleyemezsiniz. Çankaya’ya girmek istiyor. adına ‘laiklik’ dediğimiz bir düzen var imiz ülkemizde ama bu hiçbir gelişmi ülkedeki laikliğe benzemiyor. en keskin laiklik gelişmiş e yanlıları bile Batı’daki gibi ‘gerçek’ bir laiklik söz konusu edildi inde. Bizim devletin dini politikadır. Çevrenin iktidara i gelmesiyle devlet şimdi Sünnilikle de çatı imdi çatışıyor. Anadolu’da şehirler başı ba vatandaşlar şı bağlı. laiklik. hukuk ödümüz darbeleri düzenliyoruz. ği Prof. türbanlı kadınlarla dolu ama biz üniversiteye türbanlı kızlar girecek diye ödümüz kopuyor.. laikliğe bakıyor. okula. Türk laikli laikliği . laikli kuşkuyla edildiğinde. Kırk yıldır asını üniversitede hoca olan Prof. Kısacası anla anlaşılması zor bir fikir ve eylem karmaşası ya şası yaşıyoruz biz.genbilim. coğrafyada ideolojisini sağlar. Üstelik.

Meşrutiyetler. farklı dinî gruplar çatıştı diye bir ihtiyaçtan çıkmadı laiklik bizde. Biz ulus devlet kurduk demeliyiz” dediler. müminler ve ilk çağ felsefesi üzerine yayınlanmış çok sayıda kitabı ve makalesi var. hukuki bakımdan eşittir” dedi. Nitekim Avrupa’nın ‘Sen farklı dinî gruplara baskı ve ayırımcılık yapıyorsun’ diye bastırması üzerine Osmanlı Tanzimat Fermanı’nı yayınladı. AHMET ARSLAN: Türkiye laik bir ülke ama laikliği emniyet içinde bir ülke değil. laiklik modernleşme projesinin de bir parçasıdır. Devletin ihtiyacı sonucunda laik olundu. devlet önceleri tarafsız davranmadı. iyice zayıf düşen Osmanlı’yı çeşitli dinî gruplar üzerinden sıkıştırıyordu. ne olursa olsun devlete katılma. Bunun ardından da dinî gruplar arasında kavgalar. ‘Laiklik elden gidiyor’ korkusu dile getiriliyor. Gördünüz mü? Neyi? Laiklik bize hikmet-i hükümet nedeniyle geldi. Önce Türkiye’nin laikliğinden başlayalım. din savaşları sonucunda laikliğe geçti. onun diğer dinî grubu ezmesini sağladı. kavgalar ve farklı dinsel ihtiyaçlar sonucunda ortaya çıkmadı. ister Ortodoks. Türkiye laikliğe hangi nedenle geçti peki? Türkiye laikliğe hikmet-i hükümet nedeniyle geçti. Bu kapitülasyonları devam ettirmeliyiz” dediler. Zira 19. Çünkü laikliği yaratan ihtiyaçlar. “Benim tüm tebaam. Burası gerçekten laik bir ülke mi? Prof. dinin içinde yaşanan kırılmalar. Devlet taraf tutmasının kendi toplumsal ve siyasal çıkarlarına uygun düşmediğini gördü ve barışı sağlama yoluna gitti. Tanzimat. *** NEŞE DÜZEL: Türkiye ‘laiklik’ sorununu tartışıyor. Yani evlenmede. Bunun için de Batılı ülkelere yeni cumhuriyetin anayasasının ve yasalarının dini olmayacağını söylemeliyiz. ister Yahudi. Bir dinî grubu tutarak. slam ve insan hakları. yüzyılın sonunda Avrupa. Türkiye’de ise laiklik. Biz laikliğe esas olarak ulus devlet nedeniyle geçtik. “Osmanlı’da dinî grupların kendi hukukları ve mahkemeleri vardı. Politik iktidarın herhangi bir dinî grubu. Cumhuriyet’i kuranların kafalarında slamın modernleşmeye engel olduğu yönünde de düşünceler vardı. Mesela Ruslar Osmanlı’daki Ortodokslar’ı. Yani Avrupa. boşanmada. Tanzimat mantığı mı? Lozan da. Aynı mantık Cumhuriyet’e dek sürdü. Yani devlete ilişkin mantıkla ve gerekçelerle laikliğe geçti. teorik ve hukuki zemin.ve geleceği. katliamlar yaşandı. “Demek ki biz sadece mali değil adli kapitülasyonları da kaldırmalıyız. Laik bir ülkenin ölçüleri ve tarifi nedir? . Avrupa’da farklı dinî gruplar karşısında. devletten pay alma bakımından aynı haklara sahiptir. Tanzimat da aynı şeydi. mezhebi tutmaması gerektiği ihtiyacıyla laiklik gerçekleşti. Fermanda. Cumhuriyet’i kuranlar ne dedi peki? Onlar gene ‘hikmet-i hükümet’i düşündüler. Batılı ülkeler Lozan’da bize. ister Katolik. şte alın size laiklik! Laiklik Tanzimat’la başladı. birikim yok bizde. aydınlar. Fransızlar Katolikler’i koruyordu. Yoksa Aleviler’le Sünniler birbirlerine girdi. Ama şunu da unutmayalım. ailede mirasta farklı dinî gruplara özel hukuklar uygulamayacağız.

Osmanlı’daki ?eyhülislamlık müessesesi Cumhuriyet’te Diyanet şleri Başkanlığı’na dönüştü işte. yani üst yapıda olan bir şey. ?eyhülislam vardı. slam bin 500 yüz yıl içinde bir ‘mahalle’ yarattı. Doğu’da din hiçbir zaman devletten bağımsız olmadı. Türkiye’de laikliğin tabanı. dini slam olmayan vatandaşlarımızın sayısı bugünkünden daha çoktu. Türkiye’de laiklik çok kırılgan. ?erif Mardin’in dediği gibi. “üç şeyhülislamın kafası kesildi” diyor. Toplumsal hayatta da kimliklerini kolayca ortaya koyamıyorlar. Çetin Altan güzel söylüyor. Osmanlı’da da böyleydi.. siyasetin yüz yıl içinde ortaya çıkıp gelişmesi. Bir de devletin dinî hizmetler veren Diyanet şleri teşkilatı var. Türkiye’de kilise var mı? Alevi kilisesi. Zaman içinde toplumların nüfusu artar değil mi? Yapılan resmî ve gayriresmî baskılar sonucunda bu ülke rahatça yaşanan bir ülke olmaktan çıktığı için bu insanların sayıları ya göç etmelerinden ya da kimliklerini gizlemelerinden ötürü azaldı. Türkiye’de devlet hâlâ Osmanlı geleneğini devam ettiriyor. ayrı bir kilise olarak teşekkül etmedi. Avrupa’da ise laiklik. ‘iyi.. Türkiye’nin Batı’daki gibi laik olabilmesi için devletin bütün dinî gruplara karşı tarafsız olması lazım. aklında akis bulması kolay değil. Batı’dan farklı. vicdanında. Türkiye’de Müslüman Sünni olmayan bir vatandaş devlet görevlisi olabilir mi? Üniversitede üst düzeylere gelirler ama ordu ve dışişlerine girerler mi. Cumhuriyet’te de din adamlarının devletin memurları olduğu. Unutmamalı. Daha açık söyleyeyim. zihninde. laik bir toplumdur. Dini içinde barındıran ve denetleyen bir devlet laik olabilir mi? Olamaz. dinlerinin özel hükümlerini anayasaya ve yasalara yansıtamadıkları ve devletin bütün dinî gruplara tarafsız davrandığı bir toplum. Sünni kilisesi var mı? Yok. Cumhuriyet henüz yüz yıllık bir proje. nsanlar. Cumhuriyet başarısız olacak demek değildir bu. tabandan gelen bir ihtiyaç.Dinî grupların. ahlakın. güzel ve doğru’ hakkında zengin değerler sistemi. Cumhuriyet. Bizde iki büyük dinî grup var: Sünniler ve Aleviler. Cumhuriyet’i kurduğumuzda. Cumhuriyet sığdır ama.. derinlikli ve kuşatıcı bir ahlak yaratamadı ama şu da var. Ayrıca bizde laiklik hep yukarıda. Bakın. arka fonu çok güvenli değil. devletin dini denetlediği bir sistem hâkim oldu. gerekçeleri. Gelelim bizim laikliğimize. zannetmiyorum. Bizim toplumumuz niye laikliğe ihtiyaç duymadı? Niye duysun? Osmanlı’da Batı’daki gibi dinî farklılardan yüzünden 200 yıllık kanlı iç savaşlar yaşanmadı ki. toplum içinde de rahat değiller bizde.. Osmanlı’da da. bilimin. devlet kadrolarında sadece tek bir dinden ve tek bir mezhepten insanların çalıştığı bir devlet laik olabilir mi? şte bu kadar laik olur. dinî temsilciler yok. ?ekli olarak laik olur ama özde olamaz. toplumun ruhunda. genişlemesi. hukukun. Zira bizde devletin karşısında Batı’daki gibi binlerce yıldan beri oluşmuş ve devlet tarafından muhatap alınabilecek dinî gruplar. dinî kurumlar. Ama Türkiye. Çünkü bizde devlet din yüzünden kan dökülmesini önleyecek . Türkiye bu tarife ne ölçüde uyuyor? Bizde devlet dinî gruplara karşı tarafsız mı? Değil ama tarafsız olmasına da gerek yok. ?eyhülislam hükümdardan sonra geliyordu. Zaten Mısır’da firavunlardan bu yana. 6-7 Eylül olayları unuttuk mu? nsanların kimliklerini gizledikleri. Seküler bir hayatın.

Arap ülkelerinde epey Hıristiyan var. “Bizim devlet Müslüman Vatikan” diye yazdı. bazen inanmıyorlar. Cumhuriyet’in başarısızlığı değildir. Anlamadım. o da o kadar dindar değil ya. Din ise siyasete yardımcı bir faktördür. Bugün spanya’da tek bir Müslüman yok ama Türkiye’de. Laiklik ve demokrasi suyun üzerinde yüzen köksüz bitkiler gibi. Aleviler bunları söylüyorlar ama. Osmanlı’da da. ne de sağcılar demokrasiye inanıyor. Bu. ne CHP. Bizde farklı dinî gruplar arasındaki sorun.. hukukuna ve geleneklerine göre yaşıyordu. Türkiye’de sadece laiklik değil demokrasi de çok kırılgan. Çünkü çoğunluk demokrasi sayesinde insan yerine konduğunu. Bakın. Ortadoğu’da birinci aktör daima siyasettir. ahlakı olan bir mezheptir. devlet bizde hiçbir zaman dindar olmadı. kendine mahsus gelenekleri.. Bizde devlet. Osmanlı’da milletler sistemi vardı. Bizim devlet din devleti değildir. Bizim dinimiz ‘devlet’ dinidir. bu kadar az bir birikimle gene de yüz . Bu ülkede hiç kimse demokrasiye inanmıyor. Her dinî grup imparatora sadakat ve biat etme karşılığında kendi dinine.. Alevilik.. Gündelik hayatımız bunların üzerine kurulu değil. Yoksa Türkiye’de ne cumhuriyetçiler. Ne seküler ahlakımız ne de seküler hukukumuz var bizim. Niye gerçek anlamda laik olamıyoruz biz? Olamıyoruz çünkü bizim laik olmaya ihtiyacımız yok. durumlarını kabul ettirebilecek bir güce sahipler mi? Bütün mesele budur. Bizim devletimizin dini politikadır. Güç. Niye inanmıyorlar? Demokrasinin de arkası ve temeli yok bizde. iktidardır bu dinin adı. Fransa’da bir gecede 25 bin kişi öldürüldü. Politik nedenlerle de onlara hizmet verirsiniz ve kendinizi öyle tanımlayabilirsiniz. Sünniler’e bu acılarını. Dinî gruplar arasında çatışmalar yok. paralel topluluklar sistemiyle. Çünkü biz demokrasiyi de istemedik aslında. Protestanlık gibi slam’ı tamamen farklı yorumlayan. onun o şeye inandığı anlamına gelmez.. iş bulduğunu gördü. Vatikan da Hıristiyanlığı kullanıyor. Hatta Avrupa Birliği de Kopenhag Kriterleri çerçevesinde Aleviler’e eşit haklar sağlanması konusunda Türkiye’yi sürekli uyarıyor. Hiçbir şeyimiz yok bizim.. spanya Müslümanlar’ı tasfiye etti. Laik olmamızı gerektiren hayati nedenler yok. dinî görüşleri. Devletin kendilerine eşit davranmadığını söylüyorlar. Türkiye’yi hem laik. hem demokratik hem de hukuk devleti yapacak olan AB’dir. iktidarı için yani yönetmek için bir araç olarak kullanıyor. Din. Bu tanıma katılır mısınız? Katılmıyorum. Aksine. ne solcular. Biz de farklı bir dinî grup olarak Aleviler var. Ahmet Altan geçen gün. hukuku. Türkiye’de laikliğin alt yapısını AB oluşturacak. Sünniliği.. yönetim. Cumhuriyet’te de.imkânlara ve güce sahipti. Bizim geçmişimizde bunlar yok. Devletin sadece Sünniler’e hizmet vermesi. Avrupa Osmanlı gibi paralel toplumlar inşa edemediği için orada dinî gruplar birbirini öldürdü. 1946’larda bize birileri demokrasiyi verdi ve biz onu sevdik. Geçmişte de yoktu. iktidar sahibinin ideolojisini sağlar. Çünkü Osmanlı farklı dinî grupların bir arada yaşamalarının yolunu bulmuştu. Liberal demokratlar da bazen inanıyorlar. Osmanlı milletler sistemiyle çözüldü. ne ulusalcılar..

Diyanet şleri’nin hizmetleri yetmiyor muydu onlara? Diyanet şleri’ni hiçbir zaman ciddiye almadılar. devletin daha dindar olmasını mı istiyor? Evet. ktidara ortak olmayı talep etmedi. Ama Demokrat Parti’yle birlikte çevre yani halk yavaş yavaş merkeze gelmeye başladı. Diyanet şleri. kültürel. Bu topraklarda laikliğin geleneği yok. O zamana dek devletin sadece kendilerine adil davranmasını. hâkim. Siyasi iktidarda bir iddiası yoktu. polis olmasını istemiyorum. ?imdi ise halk yavaş yavaş mahalleden çıkıyor ve kamuya girmek istiyor. baba gibi olmasını isteyenler. Ve bu sığlık epey bir süre daha devam edecek. halk da bu kuralları kabul etti. ?imdi ne oldu?” Daha dindar bir devletin şu anki devletten farkı ne olacak sizce? Bilmiyorum. Çünkü Meclis ‘kamu’ değildir. hizmetler veren yukarıdaki siyasi iktidar olarak düşünüyordu. Gerçek laiklikten korkuyorlar. Lütfen kendi durumumuzu görelim. “Sen şimdiye kadar böyle bir şey istemezdin. Çevre.. devletten aynı zamanda güç alabileceklerini fark ettiler. Özgürlük istemeyecek kadar da özgürlüğün farkında değildi. ahlaki birikimlerle yapmıyoruz. devletten beklenenlerin içine dinle ilgili istekler de girmeye başladı. Laikliğe gelince. Bu ülkede gerçek laikliği savunan birilerinin bulunduğunu da sanmıyorum. kendi aralarında. mahalleden çıktığı şekilde kamuda göreve gelmesini. Osmanlı da. Tabii ki başörtülü kızın üniversiteye girmesini istiyorum ve Meclis’te başörtülü milletvekiline hiç bir itirazım yok. Cumhuriyet’ten sonra da var. eşitlik de istemedi. yukarıdakiler için. birden bire. Ama biz de o kadar hayal kurmayalım. Yukarıdakilerin aşağıdakilere cami. okulları değiştiriyoruz. Aşağıdakiler yukarıya doğru çıkmaya başladı. Sana her türlü hizmeti biz verirdik. Halk o zamana kadar devleti kendisine adalet dağıtan. Oysa o zamana dek dinle ilgili isteklerini.. . “Ben mahallemdeki halimle. Çankaya’ya girmek istiyorum” diyor. Türkiye’de laikliğin zedeleneceğinden korkanlar neden gerçek bir laikliği savunmuyor? Çünkü Osmanlı’da da. Meclis’e. Ama ben dindarların evinden. Bütün bunları kendi içimizden gelen itirazlarla. Cumhuriyet’te de dinle ilgili oyunun kurallarını devlet belirledi. yargıya. Bugüne kadar kendisine uygulanmış olan sistemi ve yapıyı kendi istediği yönde değiştirebileceğini gördü.sene içinde bu noktaya gelmiş olmamız. Bizde bu sığlık Cumhuriyet’ten önce de vardı. bu devletin daha dindar olmasını isteyebiliriz” dedi. eğitim kurumlarına. Çevrenin merkeze gelmesiyle birlikte. Aşağıdakilerin tarikatları. Bizans da. hiç kimsenin gerçekten inanmadığı bir rejimi ve kültürü bu şekilde yaşamamız bir mucizedir. Özgürlük de. Bugün yaşanan işte bu kavga.. Türkiye’de laiklik ihtiyacı fikri olarak var. Çünkü öbürü de diyor ki.. Biz kanunları ve kurumları ithal ediyoruz. Batı’ya benzerlik olarak var. imam gibi hizmetleri vermesi için. “Kendi yönetimimizde. Müslümanlar’ın Diyanet şleri’yle bir ilgisi yok. iktidara gelmeye başladıkça şunu fark etti. cemaatleri var. Bu konuda hiç bir deney yaşanmadı. Çünkü iktidar istemeyecek kadar iktidardan uzaktaydı. Çünkü bu coğrafyada din hiçbir zaman kendi başına bırakılmadı. doğal dinamiklerle. Sasani de. Halk devletten sadece adalet dağıtmasını istedi. Peki. Anadolu’daki halk merkeze taşındıkça. Kendi evinde ve mahallesinde dindarlığını sürdürüyordu. Mısır da bırakmadı. ihtiyaçlarını. kendi evlerinde ve mahallelerinde hallediyorlardı. üniversiteye. Din kendi haline bırakılırsa ne olur bilinmiyor.

Yaratabildik mi? Gereğinden fazla yarattık. bireydir. Sünniliğe gelince.. Ama bizde devlet hükümetten bağımsızdır. bütün tehlikeler ve imkânlar açık önümüzde. topluluklar vardır. Biz tek bir millet yaratmaya çalıştık. Bizim devletin kendi projesine karşı çıkan herkesle.. Devleti dinî yönde şekillendirmek istemezse. Topluma bir bakın. bütün Ortadoğu coğrafyasında demokrasiyle ve laiklikle ilgili ünik bir deney bu. Bir tarih yarattık biz. Ama bir ulus olmadı. Çünkü bizde devlet. Bizim bir ulus yaratmamız gerekti. Alevi olduğunu açıkça beyan eden kimse devlet görevlerinde yükselemiyor. Siyasi partilere bakın. insanlar kendilerini rahatlıkla Türklük içine sokabilirlerdi. Mesela devletin Avrupa Birliği projesiyle niye kavgası var bugün? Çünkü AB. Yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkeye laikliği getirilmeye çalışılıyor.. Bu topraklarda devlet yani siyasi otorite her zaman oldu. Zaten eğer bizim Türklüğü yaratmakla ilgili ciddi bir problemimiz olmamış olsaydı. Türk coğrafyası diye bir coğrafya yoktu. edebiyattır. Mithat Paşa’nın yerine Enver Paşa geçer. Türkiye’de devletin homojen toplum için tehlikeli gördüğü farklı kimlikleri ve kültürleri tanıyor. Türkiye’de Devlet kim? Burada devlet. dinî ve kültürel farklılıklara sempatiyle bakmıyor. Bir ulusu meydana getiren şey toplumdur. Bunların arasında kavgalar vardır. Anadolu! Semboller ve marşlar da yarattık. Batı’nın devletinden farklıdır. dildir. Bütün opsiyonlar. Onu yarattık biz. ?unu unutmayın. Devlet ve hükümet özdeştir orada. biraz kurumlarla bir Türk milleti yarattık biz.. Doğu’nun devleti. Aynı katılığı Alevilere de gösteriyor. Ama buranın bir de ulusu olması lazım Bir Türklük yarattık ve yaratıyoruz biz. Bir milleti yarattık biz. Bunu nasıl açıklıyorsunuz? Demek ki homojen toplum yaratma projesi içinde hâlâ onlara yer vermeye hazır değil. Onu da yarattık biz. Oradan buraya nasıl geldik? Osmanlı’da paralel milletler vardı. Premodern slam dünyası içinde. Bizim Cumhuriyet laik ama devletin kapıları gayrimüslimlere kapalı. kültürdür. kurumların toplamıdır. iktidarı paylaşmasından devletin hiç bir şikayeti olmuyor. Enver Paşa’nın yerine de Atatürk geçer ya da başka bir paşa geçer. Bizans’tan bu . homojen bir ulus bilinci için tehlikeli gördüğü etnik. Mustafa Reşit Paşa’nın yerine Mithat Paşa geçer. Sünniliğin merkeze taşınmasından. Yaratırken de işte böyle yarattık. Osmanlı yarı şeriatla yönetiliyordu ama devletin kapıları gayrimüslimlere açıktı. Fakat o proje bitti. Bakın. Bizim yapmaya çalıştığımız hiç denenmedi.. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçerken varlığını koruyan şeydir. Biraz efsaneyle.. Çünkü demokrasiyle ve çevrenin merkeze taşınmasıyla birlikte halk ve din de işin içine giriyor. burjuvazidir. Dediğim gibi bu topraklarda yukarıda devlet her zaman vardı. Hangisi ulusalcı değil? AKP ulusalcı değil mi? Osmanlı’da Türk tarihi diye bir tarih yoktu. Hiç kimse Türkiye’nin geleceğini bir kâhin gibi tahmin edemez. Türk dili diye bir dilimiz yoktu. Ama şimdi devletin Sünnilikle de ciddi bir çatışması var. Batı’nın devletinde sınıflar. Bizde devlet Bizans’tan Osmanlı’ya. Devlet sadece gayrimüslim vatandaşlarına karşı kuşkucu ve katı değil.Türkiye’de laiklik talebi yok mu peki? Türkiye çok heyecan verici bir deney yaşıyor şu anda. Bakın. her unsurla problemi vardır.

slamın gelişmesi demokratik bir hayatı imkânsız hale getirebilir.. AKP’nin laiklik karşıtı bir girişimi var mı şu ana kadar? Yok. kültürel ve ahlaki hoşgörüsü gelişmiş çoğulcu bir toplum. Batı’nın sekülarizminin arkasında bütün bir Yunan felsefesi ve geleneği var. slam’ın kamusal alanı etkisi altına alma gücü ve arzusu gösterip göstermeyeceğinden emin olamayız. Çünkü dünya bize yardımcı oluyor. Batı’nın tarihinde demokrasi laikliği yaratmadı. şehirleşme ve demokratikleşme sayesinde insanlar ortaya çıktıklarında. Çünkü demokrasimiz de topal ve kırılgan bizim. şte devlet odur. Eğitim. Laiklik. deneysel ve tarihsel olarak demokrasiden öncedir.. Avrupa’da bu tehlike yok. Eğer AB ile ilişkiler daha organik hale gelirse. ngiltere ve Amerika’daki de ulus devlet ama böyle bir ulus devlet değil. Biz sadece kurumlarla bu işi götürmeye çalışıyoruz. Ayrıca şansımız da var. Biz eğer modernleşirsek çoğulcu bir toplum olacağız. “Ben Kürdüm” diyen birini de içine almıyor. Yalnız şu da var.. Modernleşmek çok zor bir şey. Demokrasi ve laiklik birada ancak AB üyesi bir Türkiye’de olur. Demokratik yollardan hayata.yana gelen kurumlar var. Avrupa mahkemelerinin kuralları ve ilkeleri hayatımıza yansırsa ve fert başına milli gelir de 15-20 bin dolar olursa bizde de modernleşme olabilir. agresif bir ulus devlet. ?u an yaptıklarıyla kurmuyor ama.. Çünkü modernleşmek birey olmak demektir. Demokrasi geliştikçe slam kamusal alanda daha çok yer almak isteyebilir. kültürel birikim var. Peki.. Çünkü kurumların arkasında büyük bir gelenek... Demokrasinin güvencesi AB üyeliğidir. Biz çoğulcu bir toplum değiliz.. Bakın. Ama şu var. Böylesine. Eğer Türkiye AB üyesi olursa. . militan. Bizim beşeri hayatımız ve cumhuriyetimiz ise çok sığ. Türk-Müslüman-Sünni bir devlet yapısını nasıl tarif etmeliyiz? Ulus devlet bu. Türkiye’de kimse demokrasiye inanmıyor. Çevre merkeze geldi ve AKP çevrenin temsilcisi olarak ikinci dönem iktidar oldu. o zaman laiklik hiçbir şekilde tehlike altına girmez. onu bilemem. siyasete ve yönetime katılan slam demokrasiyi yok edebilir mi? Edebilir. yasakçı bir laiklik olur mu? Eğer dinî gruplar politikaya girerek anayasayı kendi temel değerleri açısından değiştirmek istiyorlarsa. Bakın. Kurabilir de. Sadece din konusunda değil ırk konusunda da çok kapalı bir devletimiz var. Laiklik demokrasiyi yarattı. Bizimki genç. Ama ben elimi ateşe de sokmam. Onların kahramanca bir müdafii olarak “AKP’nin geleceğinde kesinlikle dindar bir devlet kurma fikri yoktur” demem. Modernleşiyor muyuz peki? Sanayileşmeyle ve şehirleşmeyle biz de yavaş yavaş modernleşiyoruz. Bizde demokrasinin kendisi laiklikle ilgili ne tür sonuçlar yaratacak derseniz. her türlü hukuk devleti ve demokrasi yasakçı olur. AB gibi dışsal faktörler modernleşmemizde çok etkili oluyor. Türkiye ancak o zaman hem demokratik hem laik olabilir. AKP. çevrenin değerlerini hukuk sistemini değiştirerek hayata geçirmek istiyor. Batı dinsel. Seküler ahlak sahibi olmak demektir.

slamcılar’ın karşısında da modernistler var. Türkiye’ye şeriatın gelebileceğini hiç düşünmüyorum. Ama bu modernistler de ayrı bir ahlak. Ama şu var. Diyanet. ne yapardınız” diye sorduğunuzda. “Hem demokrasi hem laiklik. cenaze namazını kıldırma gibi resmî hizmetleri Diyanet’ten alıyor. farklı düşündüğünü söyleyenler yaşama şansı bulamazlar. toplumsal grup ve gelenekten gelmiyorlar. cumhuriyeti kuranlar bunlar. ?erif Mardin’in sözünü ettiği mahalle baskısı. Adam Smith’ler. Üç kutsalımız var bizim. Kantlar. Gücü eline geçiren herkes bunu yapmaya çalışı bu coğrafyada. Onlar da hikmeti hükümetten geliyorlar. Sığ. bir sosyal bilimci olmamdan ve bu konuyla ilgili bilgilerimin bana gösterdiği ve söylettiği olgusal konuşma ihtiyacından kaynaklanıyor. demokratlıkla çelişkili bulmuyor musunuz? Ben gene liberalim. Camiler tarikatlar arasında savaş alanı olur.“AB üyesi olmayan bir Türkiye’de eğer Batı tipi bir demokrasi olursa laiklik tehlikeye girer” diyorsunuz. Çünkü burası Türkiye’dir. çok çeşitli felsefi kanaatler vardır. Batı’nın ise seküler bir toplumu vardır. Türkiye’de kimse medeni hukuktan şikâyet etmiyor. Bunlar baskıcı. ahlaki. Başkalarına kendi değerlerimizi ve dünya görüşümüzü dayatmadığımız zaman rahatsız oluyoruz biz. yüzyılı düşünün. camiler birbirlerine girerler. liberaller. psikolojik. toplumsal baskı gelir. Osmanlı’da ve Cumhuriyet’te felsefe yoktur. Bu çelişkili durum zihnimize nasıl yerleşti? Ben. devletten biraz daha bağımsız kılınmalı ama tamamen değil. Gerçekten Batı tarzı laikliğin kurallarına uysak şeriat düzeni mi gelir? Başka ülkelerde laiklik sadece laiklik anlamına gelirken. “Diyanet şleri Başkanlığı’nı kaldırın” demem. En modern görünen grupların karar almasında bile. deal bir dünyada özgürlükten daha değerli bir şey yoktur ve özgürlüğün sonuna kadar kullanılması insan hayatının temel ereğidir. Niye demezsiniz? Çünkü arkada hiçbir gelenek yok. kolektivist bir toplum idealini beslemek için işbirliği yaparlar. Bu görüşünüzü liberallikle. Cemaatler. cemaate aitse ondan alıyor. sosyalistler. Bu toplum imam. Dinî cemaatler de. dinsel ihtiyaçlarını ise eğer bir tarikata. devlet ve baba. Mahalle de yüksek bir dindarlığı temsil etmiyor zaten. Cemaatler böyle bir deneyime sahip değiller. Kutsallarımız nedir bizim? Tanrı. benim bir tarihçi. Ama sizin sorduğunuz sorulara verdiğim cevaplar. 19. “Hocam demokrasi mi laiklik mi” diye sorarsanız. bizde laiklik şeriata kapı açmak anlamına geliyor. kültürel. Biz herkesi kendimize benzetmeye çalışıyoruz. demokratım. Ayrı dünyalar bunlar. Yani devleti. Bana. Siz liberal demokrat kimliğinizle tanınan birisiniz. Seküler toplum nedir? Batı’da birbirinden farklı. duygusal. “Hocam bir politikacı olsaydınız. Comte’lar var. kisi birden” derim. Kimini şu kimini bu tarikat alır. Bir tarafta slamcılar var. baskıcı bir muhafazakârlık gelir. şçiler. komünistler. mam bir kanaat önderi midir ki? Yüksek dindarlığı kim temsil ediyor? . Çünkü bizim başkasına baskı yapmayan bir dünyamız yok. Bizde ise hiç kimse yok. laik cemaatler de böyledir. sorumlu olsaydınız.

okudum. Ama şimdi Kuran’ı aşağıya indirip de anlamaya başladıkları zaman. Gerçek bu. Ben yargıç. dinin otoritesiyle karşılık vermek istiyor. hâkim. Harem selamlık isteyebilir. . daha az tehlikeli. ktidarı onlarla paylaşmaktan da korkuyorlar. Çünkü çevrenin merkeze gelmesiyle. Babanın otoritesine daha yüksek bir otoriteyle. Batı’da para iktidar getirir. Burası köylü toplumu hâlâ. daha sembolik ve kültürel bir Müslümanlıktır.. Mesela türban takanlar bizatihi kendi ailesi içinde dokunulmazlık istiyor. burası modern bir toplum olacak. Doğu’da iktidar para getirir. Mesela bizim evlerimizin genel özelliği şudur. bu ikisini şimdi kaybetmek üzereler. bundan ceza hukukuyla. Sığlık bu yüzden. dededen bildiğimiz şekilde Müslümanlığımızı sert olmayan bir biçimde yaşamaya devam edebilsek” diye bir düşünce var. Bu görüşü dile getirenlerde belki de gizli olarak “Keşke orada duvarda kalsa. Elini verirsen kolunu kurtaramazsın gibi bir niyet okuması var burada.. Hastanede erkek hastaya bakmamayı talep edebilir. Yaşanan cumhuriyet de köylü cumhuriyetidir. Neden türban şeriatın sembolü olarak algılanıyor? Aslında üniversitede türban serbestîsi başka bir şeyin parçası olarak yorumlanıyor. ahlakımız hukukumuz felsefemiz olmamış bizim. iktidarla ilgisi olmayan. ?eriat korkusunun temelinde bu iktidar kavgası da var işte. Türban takanlar gerçekten şeriat mı istiyor? Kişisel deneyimlerime göre türban birçok amaca hizmet ediyor. Osmanlı’nın yönetimi tarafından belirlenen Müslümanlık olduğu için siyasetle. “Osmanlı yarı şeriat ve yarı laikti” dediniz. kasaba slamıdır. Ayrıca mahalleye de karşı çıkmak istiyor. Yaşanan slam köylü slamdır. slam da şehirli slamı haline gelince. ktidar konumu onlara bu coğrafyada binlerce yıldır toplumsal itibar ve maddi menfaat sağlıyor. Türbana gelirsek.Hiç kimse. biz de atadan. Bir tarafta bir Kuran asılır. “Bir kadınla mahremi olmayan bir erkeğin birlikte aynı odada bulunması kabul edilemez” diyor.. Bakın.. Çünkü bizde her şey dindir. Eğer Osmanlı şeriat devleti değil idiyse. nsanlar kendi dinlerini biraz da şaman ve Orta Asya gelenekleriyle daha neşeli yaşama imkânı elde etmişlerdir böylece. Diyanet’in sitesinde yayınlanan fetvayı görmezlikten gelemeyiz. slam’ın dışında bir kültürümüz. şeriat korkusunun kökeninde ne yatıyor bu ülkede? Batı hayat tarzını iyi kötü. Bunları kaybetmekten korkuyorlar şimdi. Başka neler talep eder? Uçakta yanında oturan adamın yerinden kalkmasını talep eder. polis olmak istiyorum” der. Bize ait bir Müslümanlık anlayışı ve yaşayışı var mıdır? Bizim Müslümanlığımız. Türkiye’de insanların Müslümanlığı diğer toplumlardan farklı yaşadığı kanaati yaygındır. Hakikaten de ister. dinin kamusal alana girmesini de ister” diyor. “Bunu isteyen. Cumhuriyet şehirli cumhuriyeti.. “Buraya geldim. belli ölçüde yaşamış olan insanların. daha az bağnaz.. ilkel köylü toplumundan korkmaları yatıyor. O Kuran’ı kimse anlamadığından zararsızdır insanlar için. el kol kesmeyle ilgili daha sert şeyler ortaya çıkabilir.

kendi dindarlığını. Gerçekten laiklik bir devlet dini mi oldu burada? Bir ölçüde evet. Bu bir modernleşme. Pazar tatil olmaya devam eder. Halk daha başka şeyler isteyebilecek bir konuma geldi. imanı yoktur. Halk iktidar olunca. Kısa vadede ise var. çok dolambaçlı yollardan sonra kavuşur. Bunlar yeni şeyler. Çünkü Türkiye dünyanın içinde.Babadan özgürleşiyor. Türkiye’nin burjuvazileşmesini. burjuvazileşmesi. Ekonominin dini. Ekonomi küreselleşmesinden slam nasıl etkilenir? O zaman cuma tatil olmaz. bireyselleşiyor. Laikliği dogmatik bir biçimde inanan. globalleşmesi lazım. Türkiye’nin ciddi olarak Kopenhag Kriterleri’ne. Türkiye’de de ne olacağını bilemem ama tehlike yüksek mi derseniz. ticarileşmesi. diğeri hükümdarın yasası. . Ben. kamusal hayatta dinin kurallarını empoze etmek isteyen bir tehlike var ama bu tehlike yüksek değil. Yani insanın kendi hayatıyla ilgili dindarlıktı. Bugün Osmanlı’da olmayan. mahallenin dindarlığı tarihte ilk defa olarak iktidarın içine sokmak isteyebilir. Birisi şeriat yasası. Osmanlı yarı teokratik. Ayrıca slam dünyada ilk kez 1980’de ran’da dünyada anayasa oldu. küreselleşmesini istiyorum. Laiklik Türkiye’de bir din gibi algılanıyor. Elli sene önce Demokrat Parti halkı iktidara kattığında halkın ondan istediği şey mevlit yayınıydı. Bizim bunun dışında kalmamız ve bizim dünyayı kendimize benzetmemiz mümkün mü? Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı? Uzun vadede şeriat tehlikesi yok. diyenler var. Ayrıca türban takmak onu fark ettiriyor. Ama tam olarak değil. AB’nin çapasına ihtiyacı var. Turizmin. Çünkü Osmanlı’da bile şeriat olmadı.. Yüksek mi? Osmanlı geleneğine ve Cumhuriyet tecrübesine bakıp hayır derim. dinsel mantıkları yener. plajların.. ?imdi ise çevre merkeze doğru geliyor. Çünkü gündelik yaşamda. Çünkü hiç kimse bulunduğu yerde kalmıyor. Türkiye’nin sanayileşmesi. Türkiye bir gün gerçek bir laikliğe kavuşabilir mi? Çok uzun. dünyayla bütünleşmesini. uluslararası şirketlerin mantığı faizle ilgili yasakları. Halk iktidar oluyor. Ama sağlıklı sağlıksız bilmem. ?u anda durum değişti. Yani tanrının buyruğuyla sultanın buyruğu bir aradaydı ve sultanın buyruğu çoğu zaman şer’i yasanın önüne geçebilirdi. Dünya da bir evrim ve değişim içinde. Kamusal. direnme gücünü elde ediyor. ekonominin rasyonelleşmesini. hukuksal. Çünkü iki tane yasa vardı. kimlik kazanıyor. yeni bir şey var. Yeni ne var? Osmanlı’da halk iktidara girmemişti. şehirleşmesini. onu bir din olarak algılayan bir kesim var. çok zahmetli. Çünkü küreselleşme olduğunda dinin kendi mantığıyla küresel ekonominin mantığı arasında çatışmalar ortaya çıkacak. Bizim eski tanıdığımız dindarlık kültürel dindarlıktı. yarı laikti. siyasal bir dindarlık değildi. Ama bu da yetmez.

anla ılması önemli olan husus. Caner Taslaman Pazar. ‘değerlerin izafî oldu erlerin olduğu’ görüşünü. ( www. yaşayanlara veya günümüzde yaşayanlara göre de ayanlara değişmez. zenciye veya beyaza.zafiyet Teorisi ve Değerlerin zafiliği • • • • • • 1 2 3 4 5 (0 Oy) Dr. objektif gerçekliğ gösterilmesinin runun inşa unu. ımı kişi benimsenmiştir. aydınlanma dönemindeki ıyla gerçeği ı. yüzyıla damgasını vuran en ünlü dü ünce akımlarından biri postmodernizmdir. kütle gibi mutlak zannedilenlerin izafili ini göstermesine karş ışığın hızı ve izafiliğini karşın daha da önemlisi doğa yasalarının evrensel oldu unu ifade etmesidir. desteklediğini söylemektedirler. ını Postmodernist yaklaşımı savunanlar.genbilim. sosyal bilimleri fizik için model olarak önermi önermişlerdir. gerçekliğin mümkün olmadığını savunmak yönündedir. bilgi anlayı ında realizmin yerine izafiyeti ve rasyonelli tir. izafiyet kiyi teorisinin. ancak herkesin kendi do ruları vardır” ifadesinin ımı doğruları açıkladığını söyleyebiliriz. dolayısıyla bilimsel bir bilginin ini. rasyonel olduğunu savunan yaklaşımına kar ı Kuhn. evrensel bir gerçekliği olduğunun iddia edilemeyece ğunun edilemeyeceğini ifade etmiştir. izafiliğini göstererek. Kuhn. Postmodernist gerçeği yaklaşımı ise “Evrensel gerçeklik yoktur. doğrunun sosyal bir in olduğunu. Oysa postmodernist yakla ıma göre. Thomas Kuhn fiziğin ve di ğin diğer doğa bilimlerinin belirli bir paradigma içinde üretildi ini ve belirli bir paradigma içinde üretilen aradigma üretildiğini bilgilerin ancak o paradigma içinde de değerlendirilebileceğini. bu teor ini anlaşılması teorinin zaman. milattan önce ya uluya. bilgilerin evrenselliğini reddeden bu görü postmodernist yaklaşımı savunan birçok ki tarafından ini görüş. Hume ve Kant gibi aydınlanma döneminde öncüleri olmu tur. erke veya kadına. do yaklaşıma doğa . Bu teoriye göre ı a olduğunu ışığın hızı ve doğa yasaları. Oysa. Avrupalıya veya a erkeğe vrupalıya Ortadoğuluya. fizi i sosyal bilimler için model olarak alanlara kar ımı fiziği karşı. Bu ilişkiyi kuranların bir kısmı. herkes. gelişmelerle “Sadece bilim gerçe i gösterir” iddiasını konumlandıranlar oldu. kültüre veya paradigmaya göre izafî oldu unu söyleyen görü in olduğunu görüşlerle izafiyet teorisi arasında ilişki kuranlar olmu şki olmuştur. Dinlerin düşünce “Tanrı dinler aracılığıyla gerçeğ gösterir” iddiasına karşı. 14 Aralık 2008 Okunma: 918 kez 20. postmodernist eğilim. anlayışında rasyonelliğin yerine sosyolojiyi geçirmiştir. zaman ve kütle gibi unsurların izafili ünü. Genel olmuştur. Gorgias gibi Eski görüşün Yunan’da. Gerçekliğin bireye. Modernizmin. her yer ve her dönem için aynıdır. Bilimsel bilgileri tir. yüzyıla damgasını vursa da bu görü ün Protagoras. bilimin özel bir yöntemi olan rasyon bir uğraş tir. www. ştır.genbilim. uzay.com ) Postmodernizm 20. bilim insanlarını etkileyen sosyolojik faktörlerle ımına karşı bilimsel aktiviteyi açıklamıştır.

zafiyet teorisi zamanın izafiliğini göstererek ‘önce’ ve ‘sonra’ kavramlarında köklü değişiklikler yapmış olsa da bu teoriye göre nedensellikle birbirine bağlı olayların oluş sırası evrendeki her gözlemciye göre aynıdır: Hiçbir gözlemci evrendeki bir ‘sonuç’un ‘neden’den önce gerçekleştiğini ileri süremez. evrenin anlaşılabilirliğini. zafiyet teorisi. Sonuçta bu teorinin ‘gerçekliğin zihinsel olduğu’ veya ‘izafiliğin zihinsel olduğu’ şeklindeki iddialarla hiçbir alakası yoktur. evrenin yasalara bağımlılığını ve determinizmin bu yasalar çerçevesinde işlediğini gösteren bilimsel bir teoridir. Tam tersine izafiyet teorisi ile insan zihninden bağımsız olarak evrende düzen olduğu ve matematiksel formüllerle bunun açıklanabileceği ortaya konulur. evrenin yasalara bağımlı olmasının sebep olduğu düzenliliğe ve determinizme bağımlıdır. Çünkü izafiyet teorisi. zafiyet teorisinin nedensellik ve determinizm ile ilgili anlayışları kökten değiştirdiğine ve evrenin anlaşılırlığını sağlayan bu ilkelerin bu teoriyle geçersiz olduğuna dair görüşler de hatalıdır. Postmodernist yaklaşımı benimseyenler ‘gerçekliğin izafîliği’ni savundukları ve bilimin ‘objektif gerçekliğe’ ulaşma imkânını reddettikleri için.yasalarının herkes ve her yer için geçerli ‘objektif gerçekliği’ olduğuna inanmak mümkün değildir. Newton ile beraber Einstein’ı da ‘klasik realizm’ (classical realism) anlayışına sahip olan kişilerden biri olarak sınıflandırır. Oysa bu teoride. bu da. izafiyet teorisinin dolaylı olarak postmodernizme hizmet ettiğini söylemek mümkündür. Klasik realistler. kozmolojinin aşağı yukarı bitmiş bir proje olduğu görüşünü sarstığı ve böylece bilim insanlarının kendilerine ve dönemlerinin bilim anlayışına aşırı güvenlerinin hatalı olabildiğini gösterdiği doğrudur. Ayrıca izafiyet teorisinin ‘gerçekliğin zihinsel olduğu’nu gösterdiğini. yani zihinden bağımsız olan ve zihnin anlayabildiği bir gerçekliğin varlığını savunurlar. Bu açıdan olaya bakılırsa. matematiksel yasalarla evrenin tarif edilebileceğini ve evren hakkında evrensel (izafi olmayan) açıklamaların doğa yasalarıyla yapılabileceğini en başarılı şekilde ortaya koyan teorilerden biri olmuştur. ışığa yakın hızda seyahat ettirilecek insanlar dışında. Fakat yine de bu teorinin . bilimsel bir teorinin kendi fikirlerini desteklediğini söylerlerse çelişkiye düşerler. Barbour. bunun ise postmodernist temel yaklaşımı desteklediğini söyleyenler olmuştur. Bu teoriyi ortaya atan Einstein. Kant’ın iddia ettiği gibi. gerçekliğin zihin dışında varlığını ve bu gerçekliğin ulaşılabilirliğini savunmuştur. kendi görüşlerini ‘doğrulamakta’ otoritesini kabul etmiş olurlar. Determinizm ve nedensellik için önemli olan her olgunun kendisinden önceki bir sebeple belirleniyor olmasıdır. bu kavrayışa hizmet eden. Evreni kavrayışımız. çok güvenilen Newtoncu yaklaşımda önemli düzeltmeler yapmak suretiyle. Bu yüzden bizce. gerçekliğe ulaşmakta otoritesini reddettikleri bilimin. bu teoriden. Zamanın izafîliğinden dolayı ‘önceki’ ve ‘sonraki’ zamansal mesafelerin izafî olduğu anlaşılsa da izafiyet teorisine göre önceki olaylar sonrakileri belirler ve gelecek hakkında bu yüzden öngörüde bulunmak mümkündür. matematiksel modellerin. Çünkü bunu yaparlarsa. zafiyet teorisinin. izafiyet teorisi ile postmoderniteyi yan yana konumlandırmak yerine karşı karşıya konumlandırmak daha doğru olacaktır. izafiyet teorisinde ‘her gözlemcinin değişik saati’ olduğu şeklindeki ve benzeri ifadeleridir. Bu yanlış anlayışa yol açan sebep. ‘kendi içinde evren’i gerçekliğiyle anlamamıza olanak tanıdığını savunurlar. saatler veya metreler veya kameralarla da ölçümler yapıldığı taktirde izafî sonuçların elde edileceği söylenir. fakat düzeni ve matematiksel formülleri evrenden okumadığı görüşünü de izafiyet teorisi desteklemez. ‘gerçekliğin salt zihinsel olduğu’ sonucunun çıkartılması gerektiğine dair iddianın yanlışlığını gösteren örneklerden biridir. zihnin evrene düzeni ve matematiksel yapıyı yüklediği.

anlayışın uzlaşmaz olduğu da doğrudur. bunun nedenini de aklın kendisinde de değil. Olandan olması gerekenin üretilmesine felsefede ‘do ‘doğalcı yanlış’ (natural fallacy denilir ve l fallacy) bilimsel bir teoriden etik alanında sonuçlar çıkarmaya kalkan herkes bu ele eleştiriyle karşılaşır. ına da kaları Ergin olmama durumu çok rahattır çünkü. insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzlu şkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. Bu ergin olmayış durumu ise. aynı ekilde etmiş bile ‘izafiyet teorisi ile postmodernizm’. Ayrıca izafiyet teorisinden değ değerlerin izafî olduğu görüşüne geçiş yapanların yaptı önemli yaptığı bir hatanın da altını çizmek gerekir.genbilim. insanların ço bütün ın çoğu yaşamları boyunca kendi rızalarıyla erginle amları erginleşmemiş olarak kalırlar. bağlı lmaktan kurtarmış karşın (naturaliter maiorennes) . perhizim ile ilgilenerek sa sağlığım için karar veren bir doktorum ım oldu mu. insanları yabancı bir yönlendirilmeye ba kalmaktan çoktan kurtarmı olmasına a.postmodernizmi desteklediğine dair bilimsel ve felsefî çıkarımlar hatalıdır.com ) Doğa. şte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile dü vurmaksızın a düşmüştür. di ) diğer yandan ‘değerler’ etik alan yani olması gereken ( erler’ (ought) hakkındadır. Do a bilimleri olgularla ilgilidir. insanın kendi suçu ile dü düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan u kurtulmasıdır. Demokratik ğine ine anlayışın faşizme Nazi örneğinde hizmet etti doğrudur. ( www. zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık. ve aynı nedenlerledir ki bu insanların başına gözetici ya d yönetici olarak gelmek başkaları için de çok kolay olmaktadır. fakat demokratik anlayı faşizmle ğinde ettiği rudur. 19 Aralık 2008 Okunma: 508 kez Aydınlanma . ‘demokrasi ile fa izm’ kadar uzlaş faşizm’ uzlaşmazdır. etik ise normatiftir. doğadaki gözlemlerimizi. fakat aklını başkasının kılavuzluğ ve yardımı kasının kılavuzluğu olmaksızın kullanmak kararlılığ ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapare kararlılığını ini Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! Sözü şimdi Aydınlanmanın parolası imdi olmaktadır. do i geçiş adaki doğa hakkındaki yargılarımızı bunlarla bir alakası olmayan etik alanı için temel yapmak hatalıdır. tembellik ve korkaklık nedeniyledir ki. eleş Aydınlanma Nedir? • • • • • • 1 2 3 4 5 (1 Oy) Immanuel Kant Cuma. vicdanımın düşünen yerini tutan bir din adamım. Benim yerime dü ünen bir kitabım. bu sıkıcı ve yorucu işten başkaları beni ten . ltını Doğa zafiyet teorisi doğa hakkında bir teori oldu a olduğundan olan (is) ile ilgili bilgi verir. ayn şekilde izafiyet teorisi postmoderniteye hizmet etmi olsa rudur. David Hume’un d dikkat ) da çektiği gibi olandan olması gerekene geçi yapmak. Para harcayabildiğîm sürece dü ete harcayabildiğîm düşünüp düşünmemem de pek o kadar önemli de ünmemem değildir.

kamuda -vasiler arasında bile. düşünüş biçimlerinde ciddi bir iyileşme elde edilemez. inan! » diyorlar. kitleye yeni birer gem. düşüncelerde gerçek bir düzelme. öteki gözeticiler bunları 'boyunduruk altında kalmaya zorlarlar. bu sessiz yaratıkların kapatıldıkları yerden dışarıya çıkmalarını kesinlikle yasaklarlar. Ne var ki her yandan «düşünmeyin! aklınızı kullanmayın! » diye bağırıldığını işitiyorum. ama itaat edin! » diyor) .bağımsız düşünebilen bir kaç kişi her zaman bulunacaktır. Bundan dolayı: kamu ancak yavaş yavaş aydınlanmaya varabilir. çünkü o henüz kendisine güven duyarak bacaklarını özgürce hareket ettirmeye daha alışamamıştır. tersine. Hatta insan bu duruma seve seve katlanmış ve onu sevmiştir bile. ve bu önyargılar kendilerini yayanlardan sonunda öçlerini alırlar. kişisel bir despotizm. çünkü bir kaç düşüşten sonra bunu göze alanlar sonunda yürümeyi öğreneceklerdir. en dar hendekten bile hemen öyle pek kolayca atlayamaz. bunlar önce kendi boyunduruklarını atacaklar. Subay. din adamı «düşünme. kendi kendilerine yürümeye kalkışırlarsa başlarına ne gibi tehlikelerin geleceğini bir bir gösterirler. Çünkü yığının içinde. Başkalarının denetim ve yönetim işlerini lütfen üzerlerine almış bulunan gözeticiler [vasiler. zihinsel yanlarını kendi başlarına işleyip kullanarak ergin olmayıştan kurtulan ve güvenle yürüyebilen. genellikle çok . hangisi değildir. buna karşılık aklın özel olarak kullanılışı [der Privatgebrauch]. Biri çıkıp yürümeyi köstekleyen bu zincirleri atsa da.] insanların çoğunun. Oysa onların kendi başlarına hareket etmelerinden doğabilecek böyle bir tehlike gerçekten büyük sayılmaz. tıpkı eskileri gibi. ancak yalnız bunlarla. Demek oluyor ki her birey için nerdeyse ikinci bir doğa yerine geçen ve temel bir yapı oluşturan bu ergin olmayıştan kurtulmak çok güçtür. eğitimini yap! ». düşüncesiz yığına. ve bunun için gerekli olan özgürlük de özgürlüklerin en zararsız olanıdır: Aklı her yönüyle ve her bakımdan çekinmeden kitlenin önünde apaçık olarak kullanmak özgürlüğü. (Şu dünyada yalnız bir kişi var ki o da. erginleşme ve olgunlaşma için sürekli bir ayakbağı olurlar. Ama eskiden kitleyi boyunduruk altına sokan ve kendileri de aydınlanmaya öyle pek layık olmayan ve hak kazanmayan gözeticilerden bir kaçı şimdi çıkıp da kitleyi boyunduruktan kurtulmaları için kışkırtırlarsa. Oysa buna karşılık. şte bundan dolayı da ruhlarını. ve hangi biçimde bir sınırlama tersine özgürlüğe yararlıdır? Yanıt vereyim: kendi aklının kitle önünde. insanın doğal yetilerinin akla uygun kullanılışının ya da daha doğru bir deyişle kötüye kullanılmasının bu mekanik araçları. Dogmalar ve kurallar. Önlerine kattıkları hayvanlarını önce sersemleştirip aptallaştırdıktan sonra. vergini öde! ». ç. yani özgür olma hakkı tanınırsa bu durumun önüne geçilemez de.kurtaracaktır çünkü. yeni birer yular olurlar: Oysa aydınlanma için özgürlükten başka bir şey gerekmez. «Düşünme. Gerçi devrimler ile bir 'baskı rejimi. ne var ki bu türden bir örnek insanı ürkütüverir ve bundan böyle de yeni denemelere kalkışmaktan alıkoyar. bir zorbalık yönetimi yıkılabilir. önyargıları yerleştirmenin işte böyle zararları vardır. o aklını kullanmayı denemeye hiç bir zaman bırakılmamıştır. kitlenin kendi kendisini aydınlatması daha çok olanak taşır. çünkü onun böyle bir deneyi gerçekleştirmesine asla izin verilmemiştir. maliyeci «düşünme. sonra da' insanın kendindekini akıllıcâ değerlendirmesi yanında bağımsız düşünmenin kişi için bir ödev olduğu anlayışını çevrelerine yayacaklardır.3 Her yerde özgürlüğün sınırlanışı var. ve yalnızca bu tutum insanlara ışık ve aydınlanma getirebilir. kendi aklını kullanma bakımından gerçekten de yetersizdir. bu kez yeni önyargılar. «istediğiniz kadar ve istediğiniz şeyi düşünün. gerekeni yapmaktan geri kalmazlar. bu arada bütün latif cinsin ergin olmaya doğru bir adım atmayı sıkıntılı ve hatta tehlikeli bulmaları için . Peki hangi türde bir sınırlama aydınlanmaya karşıdır. hatta ona özgürlük. pek az kişi vardır. sonra da onlara. işte bu yüzden o. kamuoyu önünde ve hizmetinde serbestçe ve açık bir biçimde kullanılması her zaman özgürce olmalıdır.

bunlardan hiç birini öğretilerde bulamadığını düşünecek olursa. bir kimsenin. mdi kamunun çıkarlarını etkileyen bazı işlerde. kendisine düşen vergiyi ödeyemezlik edemez. çok iyi bir biçimde yönlendirilmiş eğilimlerini kamuya iletmek sorumluluğuna sahiptir. kendi işi ve memuriyeti çerçevesinde. Üstlerinden aldığı bir emir üzerinde. Zira halkın ruhani yani tinsel işleriyle ilgileneceklerin kendilerinin de ergin olmamaları gerektiğini sanmâk yakışık almayan ve saçmalıkları sürekli kılan bir . zamanında edilgin olarak da olsa görev yaptığı durumları ve işleri de zarara uğratmadan yapar bunu. okuyanlara yararlı olacak bir biçimde sunmasını anlıyorum. ama. hatta.dikkatlice ve dar bir alanda kalacak bir biçimde sınırlandırılabilmiştir ve bu da Aydınlanma için bir engel sayılmaz. kendi kişisel kanılarına göre bunu yapmak özgürlüğüne sahip değildir. bir bilgin olara. kendi düşünme yetisine dayanarak yazılarıyla kamuya yönelir. aklın herkes için kullanımının ve kendi adına konuşmanın sınırsız özgürlüğünden yararlanır. örneğin bir bilginin bilgisini ya da düşüncesini yani aklını. karşın. Sonuç olarak din adamının cemaatinin önünde bir eğitimci imiş gibi aklı kullanması yalnızca aklın özel kullanımı olmaktadır. (Bu gibi dinsel öğretilerde. kendisinin yükümlü olduğu şekilde ve başka bir otorite adına dinsel telkinde bulunmak zorundadır. Fakat eğer bu konuda doğru olmak gerekiyorsa. hatta bu gibi vergilere ilişkin yapılan acımasız eleştiriden ve ödememeye yönelik davranışlar. ama. Bununla birlikte bir bilgin olarak aynı vatandaş. işte o zaman resmi görevlerini vicdanı rahat olarak yürütemeyecek ve görevinden ayrılması gerekecektir. Yine bunun gibi yurttaş. onu izleyenlere.k onun askerlik hizmetinin yanlışları üzerindeki eleştiri ve düşünceleri ve bunları kamu önüne yargılanması için götürmek istemesi yasaklanamaz. onun ödevi yalnızca itaat etmektir. bunlar. bu inançları pekâla eleştirebilme özgürlüğüne ve daha fazlasına sahiptir: büyük bir itina ve dikkatle ölçülüp-biçilmiş ve tartılmış düşüncelerini. alanının bir bilgini olarak din adamı yazılarıyla halka hitap ederken.sel kuralların pratik yaranlarını ve avantajlarını gösterirken o. belirli mekanizmalara gereksinme duyulur. Fakat kendisini makinenin bir parçası sayan herhangi bir insan. kamu önünde vergilerin uygunsuzluğu ve adaletsizliği üzerindeki düşüncelerini açıkça belirttiği zaman asla yurttaşlık yükümlülüklerine karşı gelmiş sayılmaz. her durum ve olayda dinin özüne hiç bir şey karşı gelmemiştir. Cemaati yani dinsel topluluğu için kendisinin bile tam bir inançla bağlı olmadığı din.o. gelemez) . Kilisenin sadık bir hizmetkârı olarak görev ve yükümlülüklerine uygun bir biçimde vaaz verirken o. çünkü burada cemaat ne kadar büyük ve kalabalık olursa olsun bir aile toplantısı söz konusudur ve papaz olarak o kişi özgür değildir ve olmamalıdır. Buna. itaat etme kesin emirdir. kanunun bazı üyelerince kullanılabilecek bazı belirli işlemlere. dinin ve kilise işlerinin düzeltilmesine ilişkin de ola. Kendi aklını kamu hizmetinde kullanmaktan [der öffentliche Gebrauch]. evrensel uygar bir toplumun üyesi olarak tanıtması durumunda. ve bunu yaparken de vicdanını rahatsız edecek hiç bir şey söz konusu olamaz. örneğin bir bilgin sıfatıyla. bu uymamaların genelleşebileceği gerekçesiyle cezalandırılabilir. Fakat bir din bilgini olarak . bunlar içinde saklı bir hakikatin bulunmasının olanaksız olmadığını ve içsel dine karşı çıkan hiç bir şeyin bulunmadığını söylemek durumunda kalır. onun yararlılığı ya da yararsızlığına ilişkin olarak akıl yürüten bir subayın tutumu tehlikeli ve zararlıdır. Papaz eğer. kendisine emanet edilen topluma ilişkin bir hizmeti ya da belirli bir görevi yerine getirmesi diye anlıyorum. Bu gibi durumlarda aklı kullanma tartışmasına kuşkusuz izin verilmez. Aklın özel olarak kullanılmasından da kişinin. yani rahip olarak aklını kamu hizmetinde kullanırken. yapay bir ortak anlaşma gereğince ve hükümet tarafından kamu amaçlarına uygun biçimde ve 'hiç değilse onu ortadan kaldırmayacak şekilde. dünyaya seslenirken. çünkü o kendisine dışardan yüklenen bir görev ile bağımlıdır. yine kendisini bir topluluğun üyesi. sözü geçen dinsel öğretilerin yanlış yönleri üzerinde alabileceği gibi. her hal ve durumda aklını kullanır. işte kullandığı kanıtlar da bunlardır. O şöyle söyleyecektir: Kilisemiz bunları ya da şunları öğretir. Yine aynı şekilde bir papaz da hizmetinde bulunduğu kilisenin öğretileri ile uygunluk ve uyum içinde işi gereği kilisenin inançlarını cemaatine ve halkına öğretmekle yükümlüdür.bilir.

işte böyle bir kimse çağdaşlarınca ve kendisine borçlu olacak daha sonra gelenlerce. şte bu bakımdan çağımız bir aydınlanma çağıdır ya da Friedrich'in yüzyılıdır. insanın kendi suçu ile düşmüş bulunduğu bu ergin olmayış durumundan kurtuluşu ile ilgili güçlükler yavaş yavaş da olsa giderek azalmaktadır. nasıl varolabildiğini gösteren parlak birer örnektirler. halkına herhangi bir emir vermemeyi ya da yükümlülük yüklememeyi kendi görevi bakımından bir küçüklük ya da bir gerilik olarak görmez ve halkını tüm bir özgürlüğe doğru yöneltirse.dan ulusun birliğini ve halkın uyumunu tehlikeye düşürmeksizin özgürlüğün böyle bir ortamda. Fakat bu yönde özgürce çalışmak için şimdi onların yolunun temizlenip aydınlatıldığına ilişkin farklı göstergelere sahibiz. yanıt şöyle olacaktır: Hayır. hükümeti ilgilendirdiği oranda ve bütün insanları vicdanları ile ilgili tüm konularda akıllarını kullanmada özgür bırakan bir insan olarak onurlandırılmayı hak eder. Fakat bir kilise meclisinde ya da Presbiteryen kiliselerindeki kutsal yönetim kurulunda (Hollanda'dıların böyle söylediği gibi) görüldüğü üzere. ruhbanlar sınıfı değişmez kesin bir dinsel öğretiler manzumesini. yemine dayanarak kendisinden sonra gelen dönemlerin. işte bix durum herhangi resmi bir görevle sınırlandırılmamış diğer kimselere de uygulanır. o aydınlanmış bir kimsedir. böylece evrensel aydınlanmaya . şurda burda ortodoks öğretiden sapmaları da beraberinde getirse bile. mutlak olarak boş ve gelecekten yoksundur. bilgilerini genişletmemesi ve yanılgılarını düzeltmemesi ya da aydınlanmada ileri gitmemesi için herhangi bir anlaşmaya yönelemez. hatta bu prens hoşgörülü gibi kibirli bir sıfatı kabul ederek bir zayıflık da gösterse. görevini kötüye kullanan ve rolünü başarıyla oyna. Bu özgürlük ruhu dışarıya doğru da bir açılma ve yayılma gösterir. aydınlanmış bir çağda değil.la ayak diretip karşı koymaksızın bir bilim adamı gibi kendi güçleri ve olanakları elverdiği ölçüde özgür bir biçimde ve halka açık olarak kendi kanılarını. düşüncelerini ve kararlarını dünyanın yargısına. başkasının rehberliği olmaksızın. Burada aydınlanmanın yani insanın kendi kabahati sonucunda karşı karşıya bulunduğu olgun . oyuna ve onayına sunabilirler. Onun yönetimi altında kilise ileri gelenleri kendi resmi görevlerinin yapılmasını gerekli gördüğü konularda önyargılı davranmaksızın ve faz. hem de pek önemli konularda. insanlığı ergin olmayıştan ilk kez kurtaran. fakat aydınlanmaya giden bir dönemde. her zaman için değişmeyen bir koruyuculuğu güvenle sürdürmek amacıyla. Bir prens din konularında. Şimdi acaba aydınlanmış bir çağda mı yaşıyoruz? sorusu sorulunca. Söyle ki. Bu gibi hükümetler. bir 'tür büyüklük kompleksinin yavaş yavaş kaldırılması için çalışacaklar ve bu da benimsenmiş.yamayan hükümetlerce empoze edilen dış engellemelerle bile sataşmak zorunda kalır. Böyle bir şey insan doğasına karşı işlenmiş bir kıyım olur. en azın. bir yemine dayanarak ortaya koymak hakkını kendilerinde bulmamalı mıdırlar? Hemen yanıt vereyim bu kesinlikle olanaksızdır. Çünkü hiç bir çağ bir. insanlığın bir bütün olarak. şimdiki zamanlarda olduğu gibi. Artık insanlar kendi rızalarıyla yollarının üstünden barbarizmin.'bir aydınlanma döneminde yaşıyoruz. çünkü sözü geçen bu durum. hatta bu tutum yer yer. ve bundan dolayı daha sonraki kuşaklar da bu gibi anlaşmaları yetkisiz ve suçlu bularak bir kenara bırakmakta tamamiyle haklıdırlar. kaldı ki böyle bir sözleşme. hem kendi üyelerinin her biri üzerinde. yapma ve uydurma birtakım ölçülerin insanları bunların içinde tutmasının ortadan kaldırılmasıyla birlikte gerçekleşecektir. insan soyunun gelecekteki her yeni aydınlanmasına engel olacak 'böyle bir anlaşma kesin olarak bir hiçtir. en üstün bir yetke ya da parlamentolar veya en gösterişli ve görkemli barış antlaşmaları tarafından onanmış olsa bide. insan doğasının köktenci amacı ve belirlenim ilkelerinden biri olan ilerlemeye aykırıdır. hem de onların aracılığıyla halk üzerinde. giden yoldaki engeller. dinsel konularda kendi aklını iyi bir biçimde ve güvenilir bir şekilde kullanması durumunda olması ya da bu duruma getirilebilmesi için katedilecek daha çok yolumuz var.saçmalıktır. öyle: ki kendi işlevini yanlış anlayan.

“Bilmek ve tanımak yürekliliğini göster”. önümüzde bu türe uygun çak parlak bir örnek vardır. zararlı ve onur kırıcıdır. bu durum yürürlükteki yasanın doğru. Oysa ırmak hiç durmadan akıp gidecektir 2. ikinci olarak din bakımından ergin olmayış her şeyden daha. özgürlük düşüncesi sıkı bir biçimde . büyüyenler 3. Fakat bilimlerde ve sanatlarda özgürlüğe öncelik. hiç bir yönetici bizim kendisini onurlandırdığımız bu kimseyi şimdiye değin aşamamıştır. Doğa bir defalığına. 1736 yılında Alman Aydınlanmasının önemli bir çevresini oluşturan “Doğrunun Dostları Topluluğu'nun benimsemiş olduğu bu özlü deyiş Romalı düşünür ve ozan Horatius'un uzun bir şiirinden alınmıştır: Sapere aude. Yüreklice düşün. kültürel ve ekonomik gelişmenin temelinde bulunan tarihsel gelişmenin ölçütü özgürlük düşüncesidir. ama itaat edin! Bu durum ise insansal konularla ilgili olması nedeniyle karşımıza tuhaf ve umulmadık bir durum olarak . Naturaliter maiorennes: Doğal olarak. hayaletlerden korkmayan bir yönetici elinde iyi örgütlenmiş ve kalabalık bir orduyu toplumun güvenliğini sağlayabilme için bulundursa da. yönetimlerin yani hükümetlerin ilkelerini de etkileyecek ve kendilerine göre insanı kullanarak onu sömürebilecekleri ya da ondan yararlanabilecekleri düşüncesi. gelmiştir. sert kabuğu altındaki tohumu özgürlüğüne kavuşturmuş. incipel qul recte vivendi progot horam. rusticus expectat dum defluat amnis. ç.rolü oynamaları çıkarlarına uygun düşmez.kadar ve istediğiniz konular üzerinde düşünün. içten ve açık bir eleştirisini getirse bile. herkesin önünde daha iyi bir yasanın yapılması için onların düşüncelerini alır. devletin cesaret edemediği şu sözü söylemek yürekliliğini kendinde bulabilir: “ stediğiniz . Çünkü bilimler ve. Gir bu yola seve seve! yi yaşamayı sonraya bırakan kimse Yolunda bir ırmakla karşılaşıp da akıp geçmesini bekleyen köylüye benzer. tıpkı herşeyin hemen hemen paradoksal olduğunu geniş anlamda aldığımızda buna benzer bir sonuca varmamız gibi bir şeydir bu. Demek oluyor ki Kant'a göre. çıkar. [Büyük Friedrich. Yüksek düzeye ulaşmış bir toplum özgürlüğüdür kuşkusuz halkın zihinsel özgürlüğü yanında bir önceliği vardır ve onun önüne aşamayacağı sınırlar koyar: Buna karşın toplum özgürlüğünün daha aşağı bir düzeyde olması demek.olmayış ya da kendi sorumluluğu sonucu düştüğü ergin olmayış durumundan kurtuluşunun odâk noktası olarak din konularını belirlemeye çalıştım. tanıyan bir devlet başkanının düşünme biçimi daha ileri bir yayılım gösterir ve kendi yasası açısından bile vatandaşlarının kendi akıllarını serbestçe ve herkese açık olarak kullanmasına izin vermesinde hiç bir tehlikenin bulunmadığını bilir. çok tehlikeli.] Ama kendisi aydınlanmış. Notlar 1. onun zihin özgürlüğüne kendi gücünü gösterebilmesi için yeteri kadar yer sağlaması demektir. at ille labitur et labetur in omne volubilis uevunu. Bu durum yani özgür düşünme ve eyleme. bütün yumuşaklığı ile onu kollamış. doğa sayesinde olgunluğa ve erginliğe ulaşanlar. makinadan fazla bir şey olan insanın' insansal onuruna uygun davranma düşüncesine dönüşecektir. yani özgür düşünmeye yönelik bir eğilim ve hizmet sonunda giderek halkın zihniyetine. onda yerleşmiş bulunan inançlara tepki göstermiş ve yavaş yavaş özgür eyleyebilme aşamasına. sanatlarla ilgili olarak yöneticilerimizin bu konular üzerinde söz sahibi olma ve koruyuculuk yapma .

şte ötürü insanoğlu. en iyi insani yeteneklerini gerçekle lu. Büyük Friedrich'tir. ama tohum uğramaz. sonra köy ve nihayet şehir . En iyi yeteneklerini gerçekleştirmede acze u ştirmede uğrayabilirler.genbilim.”Dilediğini düşün ama buyruklara şün uy!” biçimindeki Friedrich'in uyarıcı ilkesi yava yavaş bütün uluslara yayılacak ve öteki yavaş uluslar da giderek özgürlüğün toplumun birlik ve barı için korkulacak bir ş olmadığını. fakat beceremedim." Bu. en iyi yeteneklerini ortaya koyabilmeleri için insanların toplumsalla toplumsallaşmanın ileri toplumsallaş aşamalarını yaşamaları gerektiğini öne sürer: Bir insanın tam anlamıyla geliş amaları gerektiğini gelişmiş olabilmesi için önce aile. ( www. Tanrılar gibi her şeyi bilemeyece bilemeyeceğimiz. içinde am amacımız. Kendisine mesine ‘philosophe de Sanssouci' diyen Büyük Friedrich'in hüküm sürdü bu döneme “Aydınlanma sürdüğü Dönemi” yada “Friedrich Dönemi” (1740 – 1786) denir. Makul bir yaşam bütün insanların evrensel hedefidir. Antropoloji ve Sosyoloji • • • • • • 1 2 3 4 5 (2 Oy) GenBilim Admin Cumartesi. ahlak felsefesi ve siyaset gibi pratik disiplinleri geli disiplinleri geliştirmiştir. kendi do asında bulunan gerçekleşebilir yeteneklere doğasında sahiptir. 27 Aralık 2008 Okunma: 276 kez Bir insan yavrusu. ( nsanlar aklın yaratıkları olarak ya yaşar). kişisel becerilerimizi en iyi gerçekleştirebilece imiz yer olan cemiyette kendi tarzımızı (ethos) ve gerçekleştirebileceğimiz yerimizi bulmaktır. tanrıların ya da hayvanların ey yaşamına değil. amına trajedi Aristo. Buna erdem denir (arete). ğün barışı çin şey insanların bağları çözüldüğü oranda kendi geli melerini engelleyen sınırlamalardan ğü gelişmelerini kendilerini kurtarabileceklerini görebilecektir. bitkiler ve hayvanlar gibi de cahil olmadı ımız için hata yapabiliriz. . en iyi insan yetenekleri yegane insan "ruhu" akıl ile ba bağlantılıdır. yani ki ımız gerçekleştirmektir. insan yaşamına ait yinelenen bir traj temasıdır.com ) Aristo’ya göre genel olarak. Fakat bizim amacımız. Almanya'da Kant'ın ve Büyük Friedrich'in yanında başlıca aydınlanmacı dü lıca düşünürler olarak Christian Wolf'u . kendimden bir olmadığımız şey yapabilme yetim olabilirdi. tıpkı bir tohum gibi. Lessing'i ve Thomassius'u hristian görüyoruz. gerçekleştirme çabasında yaşamlarını idame şamlarını ettirmeye yardımcı olsun diye. yaşadığımız toplumda bizlerin en iyi yeteneklerini gerçekle tirmektir. Ancak bundan melidir. ş bu nedenden ramaz. "Kendi içimde.aydınlanma düşüncesine bağlıdır şte aydınlanma düşüncesinin ortaya çıkması ve yayılıp ğlıdır üncesinin gelişmesine önayak olan kimse de Prusya Prensi II.devleti üzerinden gelişmelidir. Fakat insanlar bitkiler gibi "büyümez".

"bir grup olmaktır. erkek şehir . Aklın yeterli tatmini iyi bir şehir-devletini öngörmektedir. ifadesini hayvanî ve ilkel bir ya-samda bulmaz. Aristo'ya göre kadınlar başlıca aileye ve yöresel çevreye bağlıdır. kadına ve köleye yönelik olarak uygulanamaz. insanın dışında bir şey değildir. nsan doğası önce insanoğlu uygarlaştığı zaman ortaya çıkar Şu kaydedilmeye değerdir ki. Daha sonra göreceğimiz gibi. Kadın ve köle doğal özellikleri gereği dolayısıyla. Başka bir söylemle. böylece akletme yetilerini hayata geçirebilirler. Bunlardan ilki özgür ve otonom erkeklerdir ki en iyi anlamda erkekler bunlardır. nsan doğası akıl ve mantığıyla yaşamayanlarca ya da yegane insan "ruhundan" çevresiyle birlikte yararlanamayanlarca değil. Şu halde. kincisi ise doğası gereği kölelik ruhu taşıyanlardır: Köleler şehir-devletlerinde çoğunlukla fiziğe dayalı işlerde kullanılmak üzere çalıştırılırdı. şehir-devletinin kamu alanı içinde beliren özgür Yunan erkeğine göre daha aşağı bir seviyededir. Bundan başka. Cemiyet insanların en iyi yeteneklerini gerçekleştirmesi yönünden vazgeçilmez bir unsurdur. teoride ve siyasal uygulamada bir standart arayışında olmamamız gerekir. ne de bireyden ayrı olan toplum (devlet). toplum içindeki insandır.hangi yetilere (potansiyellere) sahip oldukları önce şu üç toplumsal grup aracılığıyla ortaya çıkar (gerçekleşir): nsan doğası Şehir devleti Köy Aile Doğum Temel ihtiyaçlardan (aile) daha karmaşık ihtiyaçlara (şehir-devlet) kadar artan ihtiyaçlar karşılanır ve insan doğasının artan oranda gerçekleşmesi sonucuna ulaşırız. nsanlar ilke olarak grup içinde yaşamalıdırlar. nsanların doğası .devleti kendi kendine yeterlidir. (Yunanca: zoon politikon). bir grup insan".devleti içinde doğasını gerçekleştiriyor derken aklımızdan çıkarmamamız gereken bir husus. devlet ve toplum. "Devletin doğası" der Aristo. birey değil. insan doğası. pazar yerinin kamusal yaşamına (agora') değil. Aristo aynı zamanda bu köleleştirilmiş olanların doğaları gereği köle olduğunu düşünüyordu. nsanın yaşam ilkesinin geniş anlamda akıl olduğunu söyledik. Bir başka deyişle temel mefhum.^ Bu yüzden. Aristo'ya göre insanoğlu öncelikli olarak erkektir. Aristo böylece insanı "politik bir hayvan" olarak tasavvur eder. kölenin yaptığı iş ve onun kişisel özellikleri arasında bir bağlantı mevcuttur. özgür Yunanlıdan aşağıdadır. nsan kent hayatında toplumsal bir varlık olarak kendini gerçekleştirmeyi başarabilir. Aristo'ya göre. Aristo erkekleri iki gruba ayırır. özgür Yunan erkeğinkinden daha az değerli bir yaşamdı. sadece rasyonel ve toplumsal bir grup içinde yaşayan insanlarca ortaya konabilir. . Logos ve polis birbirine bağlı mefhumlardır. Aristo'ya göre. ne toplumdan ayrı olan birey. En iyi yeteneklerini burada gerçekleştirebilirler. Aristo bu yolla kölelerin ve kadınların her ikisini de özgür Yunan erkeğinden aşağı kılar: Her ikisi de eve yani hane halkına aittir (pikos). Öyleyse. Şehir . Aristo için bu yaşam. Her iki açıdan bakıldığında da köle. Platon'un insanın toplumun bir parçası olması hususunun üzerinde çok fazla durduğuna inanır. doğal olandan daha büyük bir birlik için zorlamamalıyız. Fakat aynı zamanda.sonra insanlar potansiyellerini gerçekleştirebilirler.

şehir. insan. Özel alan dahilindeki aile çerçevesinde gerçekleşen toplumsallaşmaya ilave olarak bizler. Uzunca bir süre erkeğin sperminin mikroskobik insanlara vücut verdiği sanıldı. aynı zamanda hayvani özelliklerin hepsine sahip olan ruhanî bir varlıktır. Şu halde özel ve kamusal alan arasında bir zıtlık yoktur. erkek vatandaşların siyasî ve entelektüel olarak kendilerini gerçekleştirmelerini mümkün kılar. bu kalıp verme. kendi içlerinde birbiriyle bağlantılıdır. kadın erkekten daha aşağı derecededir. aile iletişim ve toplumsallaşma için temel bir kurumdur. Platon kati bir şekilde özel alan ve kamusal alanı birbirinde ayırıp devleti ortak mülkiyet ve ortak çocuklardan oluşan geniş bir aile haline getirmekle özel yaşam alanını ortadan kaldırmaya yönelirken.Bazıları Aristo'nun. iyi bir yaşamın teorik etkinlik içersinde mi yoksa rasyonel siyasi melekelere sahip bir cemiyet içersinde mi mümkün olduğu yönünde ki soruya karşılık net bir tavır sergilemediğini iddia eder. Ancak. O zamanlar için konuya ilişkin olarak Aristo'nun form . fakat fiziğe dayalı emek dinlenmeyi beraberinde getireceğinden iyi bir yaşamı temsil etmez ve tek başına bir değeri yoktur. Platon'a nazaran daha yakındır.14 Aristo ile Platon'un insan ve toplum görüşleri arasındaki fark kadın konusundaki görüşlerinde netliğe kavuşur. Aileye beslenme. Bilakis. Çocuğu şekillendirenin erkeğin spermi olduğu. "insanileştirme” sürecinin öncelikli olarak entelektüel ve siyasal faaliyet çerçevesinde olacağına inanır. mesele rasyonel siyasi yapı ve gerekli üretken emek arasındaki ilişki olduğunda. aile ortadan kaldırılmamalıdır. lki el emeğiyle çalışan. köle olsun olmasın insan yaşamını en iyi biçimde gerçekleştiremezler. Şu halde. Platon'un biyolojik ve kültürel arasında yaptığı kati ayrımı da kabul edemez. devletindeki yaşamla şekilleniriz. Aristo için. Aristo dönemindeki sınıf farklılıklarının burada iki guruba ayrıldığını görüyoruz. aksine bu ikisi. devletin ve ailenin farklı işlevleri olduğuna inanır. Bu yüzden böyle işleri yapanlar. ikincisi ise entelektüel ve siyasal faaliyetin peşinde olan gruptur.) Hakim görüş olan sıcak yaratıkların soğuk olanlara nazaran daha üstün görüşüne paralel olarak Aristo. Aristo. köyde ve nihai olarak kamusal alanda. Benzer bir şekilde. kadının yalnızca maddeye bir katkı sağladığına inanır. üremeye ilişkin rakip teoriler de vardı: Platon bir süre kadın ve erkeğin her ikisinin katkısının eşit olduğu görüşünü benimsemiştir. Özel alandan kamusal alana doğru olumlu geçişler mevcuttur. Aristo. dea ya da Töz • • • • • 1 2 3 4 . Öyleyse. Aristo şu halde zamanının yaygın görüşlerine. erkeğin kadından üstün olduğuna dair geleneksel görüşü paylaşır ve hatta bunu desteklemek için biyolojik argümanları kullanır. üreme çocuk yetiştirme gibi birtakım temel gereksinimleri karşılamak üzere bir çerçeve temin eder. bizatihi kendisinin hedef olduğuna inanır. Aristo. şu bir gerçektir ki Aristo öncekinin insanlar için yararlı olacağını zira bunun.madde kavramlarının kabul görmesi mümkündü çünkü o dönemde henüz genetik özelliklerin kadının yumurtası ve erkeğin sperminin her ikisinden meydana geldiği bilinmiyordu. fiziğe dayalı emek içinde değil. kadının erkekten daha düşük bir vücut sıcaklığına sahip olduğuna inanır. Devlet. (Bununla birlikte. Aristo.

bu noktada Aristo'nun söyledikleri daha gerçekçidir. belirli atların her birinin bireysel ve tesadüfi nitelikle u niteliklerini göz ardı ediyor ve at olarak tümünün ortak niteli niteliğine odaklanıyoruz. bağımsız vardır. Aristo mevcut olanlardan en iyisini bulmaya çalı çalışmaktadır. ne . Buradaki Platon ve Aristo tanımlaması elbette bir basite indirgemedir. geçerli ders kitaplarındaki açıklamalarda yazdı ı üzere. ideaların gerçekte var olan şey yazdığı olduğunu söylerken Aristo. Aristo'nun Platon'a karşı çıkmış olması gerçeğiyle ilişkilidir. bu "sarıyı" ba ımsız olarak var olan bir ideaya bağımsız dönüştürmez.genbilim. Ancak idealist ına letini rasyonalist Platon ile eleştirel. Örnek verirsek. niteliklerse tözlerin nitelikleri olarak vardırlar. tırma gerçekten var olanı değerlendirmek ve tasnif etmek için bir araçtır. Eyfel Kulesi. fakat. Aristo'ya göre. ulları yaklaştırma görevi. niteliklerin herhangi bir bağımsız mevcudiy ımsız mevcudiyetleri yoktur. Ancak. Platon var olan ko ulları aklın talepleri ğa koşulları doğrultusunda eleştirir ve siyaset bir vazife gibi görür: Var olan koşulları ideal olana tirir siyaseti. yani Aristo. kalemden. n ise kuleden. ( www. Eyfel Kulesinin yüksekli komşunun atının altın sarısı rengi. Platonik ğı idealar teorisini eleştirir. bunun ötesinde. tıpkı P Platon'un yaptığı gibi. Sarı niteliği. "tözler" oldu olduğunu iddia eder. attan bağımsız mevcut olamayan niteliklerdir. Zamanının şehir devletlerindeki siyasal ehir koşullara uygunluğu göz önünde bulunduruldu u bulundurulduğunda. Atların ne ince rın ince-toparlak. ğu Benzer biçimde. sağduyulu karşıtlık iki filozofun toplum görüşlerinde de açığa çıkmaktadır. TÖZ VE N TEL KLER Platon. Halbuki Aristo mevcut devlet formlarıyla yola çıkar ve O'nun için akıl. her ikisinin salt siyasal ve felsefî teorilerindeki kesin farklılıkları gün yüzüne çıkarmaya yardımcı olacak mahiyettedir. Düldül. sa ı kilidir. Çeşitli sarı renkli nesnelere bakarak "sarı" itli niteliği hakkında konuşabilir ve di er nesnelerden ve niteliklerden benzer biçimde söz abilir diğer edebiliriz. sadece sarı şeylerdedir ve sarı şeylerde olduğu için var olacaktır. Tözlerin nitelikleri leden. Platona kar ı argümanlar da sıralar. Kara Güzel. her ikisi de Yunan şehir devletini kastetmektedir. Delifi Delifişek ve diğer atlara baktığımız vakit onlardan at ımız olarak söz edebiliriz. sadece yeni bir bakış açısı sunmakla kalmaz. komş dia komşunun atı ve bu kalem belirli şeylere ya da Aristovari anlamda tözlere dair örneklerdir: Ba eylere Bağımsız biçimde var olurlar. Kimin daha iyi bir dü karşı düşünür olduğu karşılaştırması yapmadan şunu söyleyebiliriz ki. Fakat bu tespit bile. Aristo. mahiyeti itibariyle yeni olanı ararken. Platon'dan Aristo'ya uzanan gelişmedeki ba i gelişmedeki bağlantı. kalemin altıgen kesiti nin yüksekliği. 27 Aralık 2008 Okunma: 274 kez Aristo ve Platon. Cemiyetle. y Aristo eyler. . Şu halde.com ) erlendirmek Demek ki Platon mevcut düzenin ötesinde. Aristo bir tür Platon'un rasyonel tırması unu devamını temsil etmektedir. Lakin aralarındaki farklılıklara dikkat çekerken çok fazla ortak noktada buluştukları gerçeği gölgelenmemelidir. insanoğlu için de lu değerli bir yaşamın sadece bir cemiyet içerisinde mümkün amın olacağına inanır. sa duyulu filozof Aristo arasındaki genel karş tirel. bağ unu bağımsız bir biçimde var olanın belirli şeyler.• 5 (0 Oy) GenBilim Admin Cumartesi. yani terminolojisini kullanırsak.

Sanat -Taklit ve Catharsis • • • • • 1 2 3 4 . Aristoculuk ve Platonculuk arasındaki bu karşıtlığa 'evrenseller' konusundaki anlaşmazlıkla bağlantılı olarak geri döneceğiz. Kara Güzel'i görebilirim. Ancak bu çok fazla lafzi olarak anlaşılmamalıdır. daha olumlu bir konumdadır.-----------------. kusursuz bir bilgi biçimi değildir. memeli olmak ve toynaklara sahip olmak.-----------------kahverengi nitelik ve cinsler görece varlık Böylelikle Aristo. Platon ve Aristo arasındaki ilişkiyi burada şöyle açıklayabiliriz: Her ikisi de kavramsal kelimelerin (niteliklerin adları. "insan vb. Öyleyse böyle niteliklere öze ait nitelikler denilebilir: Bu türler tözü neyin nitelediğini ifade ederler. Şu halde Aristo.3 Kısaca. olguların ne olduğunu görmemizi mümkün kılar. Aristo'da Platon'a nazaran daha eşit bir hal alır. Neyin Kara Güzel'e özgü olduğunu göz ardı ederek evrensel at formunu tahayyül edebilirim. aklın yardımıyla evrenseli ya da formları kavrayabiliriz. Hakiki bilgi idealara olan vukûfiyettir ve idealara olan bu vukûfiyet. ideaları eşyanın seviyesine indirir: Nitelikler ve cinsler vardır. idealar. Soyutlama yapmak suretiyle eşyadaki evrensel formları tanıyabiliriz. görece bir varlığa sahip olduğunu iddia etmektedir: kahverengi kapı = belirli şey (töz) = bağımsız varlık ------------------. ancak bu bahsettiğimiz niteliklerin ve cinslerin. bu "bir şeylerin" sezilebilir olguların "ardında" var olan idealar olduğuna inanır: Haklı olarak. tözlerin (belirli şeylerin) içinde veyahut bunlarla birlikte var olduğu müddetçe. Örnek olarak. Ancak. ne de kahverengi-san olması bu nedenle aslî olmamaktadır. mavi sandalye örneğimizde olduğu gibi. Aristo'ya göre nihai olarak sadece belirli şeyler (tözler) vardır. fakat bunu görmek için sandalye ve mavi ideasına evvelden sahip olmak zorundayız. bir atın öze ait niteliklerini taşıyan at cinsi örneğimizdeki gibi. Ancak Platon. Platon'a göre duyusal deneyim. Aristo'ya göre. Demek ki. tözlerin gerçekten var olan şeyler olduğunu. örneklendirirsek "kırmızı". fakat gerçekten Kara Güzel'in "içinde" bulunan at formu sadece sezilebilir ve belirli olandan soyutlama yoluyla açık biçimde bilinebilir. "dairesel" ve türlerin adları. Fakat aklın yardımıyla bu şeyler içindeki evrensel formları seçebiliriz. ancak sadece belirli şeylerde. Başka bir deyişle. idealar dünyasına sezilebilir dünyanın "ardından" bakmayı gerektirir. Öze ait olan ve olmayan nitelikler arasındaki bu ayrımdan yola çıkarak bir cins mefhumu formüle edebiliriz. Bir atın özünün ne olduğunu düşündüğümüzde bu nitelikler öze ait olmamaktadır. duyusal deneyim ve akıl. ampirik olan.iyi huylu-inatçı olması.) var olan bir şeyle ilgili olduğuna inanır. bu bir sandalyedir ve rengi de mavidir deriz. at olarak kalamaz. Aristo'ya göreyse duyusal deneyim. örneklendirirsek "at". bunların dışında diğer nitelikler de vardır ki bunlar olmadan bir at. Aristo bu "bir şeylerin" sezilebilir olgular içinde var olan formlar olduğuna inanır.

aisthanesthai sözcüğünden gelir. praxis (ahlak felsefesi. Bununla birlikte. Ya da doğayı taklit etmekten bahsedebiliriz. doğa felsefesi). eylerin algılanabilir şeyler Platon'da oldu eyler olduğundan (formlarla ilişkili olarak) daha üst bir konuma a sahiptir. Yararlı olan şey bir baş şey için iyidir ve bu “başka şey” kendi içinde iyidi ey başka ey” iyidir. hiptir. doğaya ait şeylerdir. Algılanabilen şeylerin kopyalanması anlamında sanat şu halde Aristo'da eylerin u Platon'dakinden daha değerlidir. siyaset) ve poiesis'i (amacı ğa praxis bizatihi kendisinden ayrı olan eylemler [bkz. Aynı zamanda Aristo topluma rehberlik etmek ve erdemli bir erlidir. Buna standart bir eyler örnek ise. buna göre tohum. . Kopya etmekle ya da da eyle taklit ile ilgilidir ve yararlılığından ba ğından bağımsız olarak keyif veren şeyin bizatihi kendisiyle eyin ilgilidir. Fakat bugün sanattan anladı ımız ş ınca anladığımız şeye tekabül eden ikincisidir. yani yararlı olmaksızın ğal olarak eyi keyif veren bir sanat yapıtı vücuda getirmek. Sanatın kopyalama (ya da taklit) oldu u yönündeki temel fikir Platon'un bir mirasıdır. kinci anlamda sanat. Örnek olarak Aristo. 27 Aralık 2008 Okunma: 293 kez Dört neden (ya da ilke) ile Aristo. sanat öncelikli olarak kendi içinde iyi olan bir şeyi temsil eder. çeşitli sanat formlarına dair daha olumlu (bili itli (bilişsel ve siyasi) değerlendirmeler yapmaktadır. Aristo'ya eyi göre. gelişim şartları altında büyüyerek sürece ne etken artları neden ne de bir amaç kazandıran insanın eli de meksizin büyüyüp olması gereken bitki değmeksizin olacaktır. Fakat olduğu Aristo idealar teorisini yeniden yorumladı için bir taklit (ve biliş) olarak sanat görü yorumladığı ) görüşünü de Platon'dan farklı değerlendirir. matematik.com ) en Kültüre ait şeyler insanın yaratıcı eylemleriyle ilgilidir. olduğu ayı safkan bir at resmi gibi doğal olara bulunan bir şeyi taklit etmek. yaşam sürmek için gerekli olan idrake ili am ilişkin demokratik görüşe sahiptir. Tüm bu eylem türleri sanat sözcü sözcüğünün Yunanca karşılığınca kapsanır: Techne. Aristo'ya göre. theoria yeteneği. Bu dört nedeni de kendi içinde bulunduran şeyler (tözler). d doğaya ait şeyler ve kültüre ait şeyler arasında bir ayrım eyler yapmaya muktedir olur. ( www. Sonuç olarak Aristo. Mesela estetik. hareket eyler eden (etken) neden ve ereksel neden dahil ol olmak üzere. tohumdur. Gerçe ünden Gerçeğin taklidi eşyayı özel bir şekilde algılamayı ö ekilde öğretir. sanatın özü kendi içinde keyif veren bir kopyadır. lantılıdır. Platon'dan daha fazladır. iki şeyle nitelendirilir.• 5 (2 Oy) GenBilim Admin Cumartesi. araç üretiminde oldu gibi. (metafizik. techne]) birbirinden ayırır. örnek. Estetik Yunanca'da "algılamak" anlatına gelen ğlantılıdır. değişime u şime uğrama doğrultusunda hem etken neden hem de ereksel rultusunda neden bakımından insanın işe karı şe karışmasını gerektiren şeyler kültüre aittir. Buna standart bir eylerdir.genbilim. Kopyalama olarak sanat görü tetik görüşü insanların öğrenme ve algılamada do renme doğaları gereği keyif almayı öğrenme ve ya renme yaşama arzusuna sahip oldukları fikriyle bağlantılıdır. Doğa eyler çeşit tarafından temin edemeyeceğimiz fakat insanlar için yararlı olan bir şeyi elde etmekten ğimiz eyi bahsedebiliriz. Öyleyse. normal geli dur. erlendirir. erlendirmeler Aristo'nun analitik seziş yeteneği. Bu her faaliyet için daha fazla "kendini belirlemeye" (kendi faaliyet öncülleri üzerinde) izin verir. Farklı faaliyetler büyük oranda birbirinden ayrılır. vazoya dönüşen bir parça topraktır. Platon'da oldu undan daha geni ölçüde inde) olduğundan geniş öncelikli olarak estetik bilimi olarak telakki edilebilir. Bu tür eylemler iki çe olabilir. Öte yandan. Aristo'ya göre “formlar” tikel şeylerin içindedir.

Çirkin ve kötü olan.Sanat insanoğlu olarak bizim sanatla muhataplığımız üzerinden arınmamız ve eğitilmemiz anlamında catharsis'tir. Aristo. Eğer vücudumuzda çok fazla kan varsa (sanguis) iyimser oluruz.Sanat "enerjiyi dışa verebilme" bağlamında catharsistir. estetikten ahlak felsefesine bir geçiş mevcuttur. Yaratma süreci. Şu halde hastalık farklı vücut sıvılarında meydana gelen dengesizlik olarak anlaşılır. yi yaşam. ahenksizdir ve denge dışıdır. arıtmak ve temizlemek. Fakat sanatçılar sadece gerçekten var olan bir şeyi taklit etmeye ihtiyaç hissetmezler. canileri ve muhteşem duygularıyla bir dramı yaşayarak bastırılmış tutkular ve kontrol edilemeyen hislerimiz için bir çıkış bulabiliriz. Demek ki asıl mesele bizim belli duygulardan (ruhsal kan vermede olduğu gibi) kurtulmamız değil. sanat yapıtı elde etmektir. Sonuç olarak Aristo'da da. Öyleyse. iyi ve kötü kişileri. Kısaca. Aristo için sanatın işlevi aynı zamanda ahlakî bir işlevdir de: arındırabilir ya da temizleyebilir. Yunan kültüründe saklı olan ahenk fikri ile bağlantılıdır: Evren ya da cosmos (kozmetik sözcüğümüzün kökü). kendi kendine yeterlidir ve kendi kendini yönetir. Doğanın düzenini ve dengesini bozmaya teşebbüs etmek tanrıların cezalandıracağı türden bir küstahlığı (hubris) temsil etmektedir. sanat yapıtını tecrübe eden kişi için. yaratma süreci. Eğer çok fazla siyah saframız olursa (melaina chole) melankolik oluruz. kahramanları ve suçluları ortaya serebilir. iyi bir toplum kendiyle uyum içinde olandır. Çok fazla saframız (chole) olursa asabi oluruz. deneyimlerimiz vasıtasıyla zihnimizi asilleştirmemizdir. Sıradanın ötesinde kişisel büyümeyi arzularız. Olması ve olmaması gereken şeyleri de taklit edebilirler. bu görüşlere uygun olarak sanata ruhsal dengeyi yeniden kurma işlevi biçer. Aristo'ya göre sanat. 2. özünde ahenkli ve bu nedenle de güzeldir. Potansiyelimizi iyi dengelenmiş bir biçimde gerçekleştirmeliyiz. bir şeyin yeni yanlarını görürüz ya da daha önceden gördüğümüz bir şeyi yeni bir biçimde görürüz veya evvelden görmüş ve yaşamış olduğumuz bir şeyin farkına varırız. Üssel büyüme fikri tahripkâr çılgınlığın birincil örneği olabilir. doğa tarafından kurulu olan sınırlar içerisinde varlığını sürdürür. sıvılar teorisine dayanan ve tıbbî tedavi ile paralellik halinde olan iyileştirici tefsirdir: Büyük ve yoğun duyguları aşırı bir biçimde hissedenler sanat üzerinden serbestliğe kavuşabilir ve böylece bir nevi ruhsal olarak kan vermiş olurlar. Böylece erdemli oluruz. Müzik ve tiyatroda olduğu gibi sanat yapıtlarını yaşayarak ahenk ve barışı yeniden tesis edebilir ve en nihayetinde zihinlerimizi asilleştirebiliriz. sahip olduğumuz yeteneklerin uyumlu bir biçimde gerçekleşmesidir. Ve hisleri fazlasıyla narin olanlar ılımlı dozda duyguyla doldurulabilirler. Catharsis olarak sanat fikri. sanatçı için de kendi içinde iyi olabilir. Kan alıp vermek şu halde uygun bir tedavi yoludur. Kahramanları. sürecin bizatihi kendisinin dışında yatan bir amaç tarafından belirlenmektedir. fakat aynı zamanda yaratma sürecinin gayesi bir ürün.Diyelim ki. Bu bağlamda Aristo’nun hitabete bir . böylece iç uyumumuza yeniden kavuşabilir ve "altın ortalama" idealiyle yaşamaya tekrar başlayabiliriz. Estetik algılama bu deneyimin bizatihi kendisinin iyi olması (ve sadece başka bir şey için yararlı olmaması) anlamında hem "üretici" (sanatçı) hem de "tüketici" (sanatı tecrübe eden kişi) için keyifli bir durumdur. Burada iki yorumdan bahsedelim: 1. Eğer vücudumuzda çok fazla balgam (phlegmd) bulunursa soğukkanlı oluruz. sanatın işlevi catharsis'tir. kendi içinde iyidir (ya da amaçtır). Buradaki ekolojik imalar oldukça açıktır. Bu. En derinde. Bir şairi ele alırsak. işte tam da bu yüzden diğerlerinin ziyanına neden olacak ya da doğal yeteneklerimizin ve potansiyelimizin ötesine geçecek şekilde bazı yönlerimizi geliştirmek veya doğa tarafından bahşedilen nimetleri suiistimal etmek gibi aşırılıklardan kaçınmalıyız.

27 Aralık 2008 Okunma: 408 kez dealar teorisi. Aristo'ya göre bilgiye giden yoldaki ilk adım belirli şeyleri duyularımızla tecrübe etmemizdir. aramamız gerekenin öze unu edildiği ait ve evrensel niteliklerin bilgisi oldu una inanır (epistemolojisinde iddia edildi gibi). Bir olguyu anlamamız için onu olu turan nedenleri bilmemiz gerekir. Böylece evrensel ve asıl olan bir tanımla yakalanmı olur. Aynı zamanda ispat edilmeyen ancak tartışmaya yol i ancak açmayacak temel ilkelerin idrakine de atıfta bulunur. eylerin ilişkili pratik bilgeliği arzulamaktadır. tesadüfi olandan evrensel ve asıl eyleri olana doğru yapılan soyutlamadır. doğru giden bir süreç olarak görür. Aristo. tanımına ibaret değildir. oluşturan . bağımsız varlıkları olduğunu iddia etse de (ontolojisinde iddia edildi i gibi). tözlerin ba eylerin. Bu noktada sanatın doğaldır. Bu bilgi formlarına daha sonra döneceğiz (bilgi ve praxis). bizi diğer doğru önermelere ğru ulaşmamızı sağlayacak bu idraki. töz ve niteliklere ili ilişkin teoriler gibi varlığın temel formlarına ili na ilişkin felsefî teorilere ontoloji denir ("varlık teorisi").com ) Sonuç olarak. Kara Güzel'in olduğunu bir memeli olduğu sonucuna varabiliriz. tümel ve öze ait olanı idrake geçti geçtiğimizde. Asli olan kavram. malarda Ontoloji ve Epistemoloji • • • • • • 1 2 3 4 5 (0 Oy) GenBilim Admin Cumartesi.sesini duyurma aracı olarak muamele etmesinden bahsetmek do aldır. bilginin elde edilmesini duyusal deneyimden öze vakıf olmaya do ak. Aristo’ya göre u hitabetin genel tartışmalarda yeri vardır. Aristo bu türün geçerli ve geçersiz göstergeleri u hakkında kıyas (syllogism) for formüle etmesiyle bilinir. ru yakalanmış cins olarak at örneği gibi. sadece bir cinsin tanımına yönelik bir vukûfiyetten iz. ( www. geneline ilişkin olduğu gibi: Aristo Platon’dan daha olumlu bir tavı sergiler. Ancak ildir. Aristo her ne kadar belirli şeylerin.genbilim. evrensel ve öze ait olan bir şey hakkındaki tanımın ey doğrultusunda gelişen bir süreç ola en olarak. mantıksal olarak geçerli çıkarsamalar yapmak üzere layacak çıkarsamalar kullanabiliriz: Bir atın memeli oldu unu biliyorsak ve Kara güzel de bir atsa. artık daha i cinsin üst seviyede üst seviyede bir bilgiye sahibiz demektir zira şimdi bilgilerimiz de imdi değişmez ve asıl bir hal almıştır. Tikel şeylerin idraki ve tözle ilişkili özlere vukûfiyet formundaki bilgiye ek olarak Aristo. fakat ilkin Aristo'nun aradı ı asli olana yönelik idraki daha iz aradığı yakından inceleyeceğiz. Tikel olduğuna edildiği olanı idrakten. ikinci adımsa. Bir cinsin öze ait niteliklerinin bir tanımını elde ettik mi. Bilginin temel formları hakkındaki felsefi teorilere de epistemoloji denir ("bilgi teorisi").

Toprağı testi yapan şey. Biçimsel ilke (neden) öğretisi. Bu basit örnekle Aristo’nun dört neden öğretisini gösterebiliriz.Bitmiş bir testinin temsil ettiği şey bütün yaratıcı sürecin ereksel neden (causa finalis) doğrultusunda yönlendirilmiş olmasıdır. Madde kavramı. tahta gibi . Bu. kendi kendini yapan bir şey olamaz. toprak parçası / testinin herhangi bir zamanda aldığı (farklı) biçimler. Rönesans boyunca büyük bir çoğunluk ereksel ilkeyi reddetmiştir (causa finalis). Çömlekçinin kafasında işe başlarken. ne zaman ereksel neden ve etken neden arasındaki ilişkiyi izah etmeye gelmişse tartışmalar şiddetli bir hal almıştır. Toprak çömlek dört “neden” yada ilke tarafından belirlenir.gerçeklik.Ve son olarak.form / madde 3. Bir parça toprağın belirgin bir formu vardır ve bu toprağın bizatihi kendisi maddedir. (madde ve formuyla) yeni bir şey olur ve artık daha rafine bir formu vardır. Bu ilke (yukarıda söz edilen) biçime tekabül eder. belirli bir madde olan toprakla birleşmiş olan belli bir formdur. potensiyalite. Bu biçimsel neden ya da ilkedir (causa formalis). değişim sürecinin amacı tarafından yönlendirildiğini söyleyen teleolojik ilkedir (Yunanca: telos) 2.ilahiyat. 1. bir çok yönüyle. Madde derken toprak.Testiyi yapan şey bir maddedir: Maddî neden (causa materialis). 3. pek çok sorun ortaya koymaktadır. Fakat testi. her şeyin temel nitelikleri ve bunları oldukları gibi yapan temel nedenler şu anahtar kelimelerle ifade edilir: 1. testinin yapıldığı şeydir. şey (töz) madde ve formdan oluşur. Biçimsel ilke eşyanın edindiği nitelikleri kapsar. 4. çömleğin amacını yerine getirmesi açısından nasıl görünmesi gerektiğine dair belli fikirler vardır (suyu kaçırmasına mani olmak gibi).töz 2. sürecin mekanik bir dış güç tarafından belirlendiğini söyleyen nedensellik ilkesidir. Modern zamanlarda ise amaca müteallik açıklamalar ile beşerî ve sosyal bilimlerdeki nedensel açıklamalar arasındaki ilişki hakkında süregelen tartışmalar bulunmaktadır. Aristo ontolojisinde.Bu süreçte çömlekçinin ham maddeyi hazırlaması hareket kuvvetidir ya da hareketin kaynağıdır: Etken neden (causa efficiens). Uygun bir ham maddeyle çalışarak kavanozu yapar. DÖRT NEDEN Her belirli.burada bahsi geçen neden (Latince: causa) alışıldık kullanımından daha kapsamlı olma eğilimindedir. böylece bu toprak parçası. değişim 5. Bu "dört neden" (ilke). kaya. felsefî müzakerelerin bir parçası olmuş ve devamlı olarak tartışmanın temelini teşkil etmiştir. Form bize testinin ne tür bir şey olduğunu söyler. Bir çömlekçi bu bir parça toprağı testiye dönüştürebilir. Bu. Bu ilke (yukarıda söz edilen) maddeye tekabül eder. Maddî ilke eşyanın kendisinden yapılmış olduğu şeyi kapsar. Platonik ideaları çevreleyen tartışmanın.dört "neden" 4. Ayrıca konu. Malzeme. Ortaçağ'da evrenseller üzerindeki anlaşmazlığın ve günümüzde nominalizm ile realizm hakkındaki tartışmanın bir parçasıdır. Testiyi bir çömlekçi yapar.

ada organizmalar ya da insan ürünü nesneler de ildir. Marangozun tasarısı do rultusunda aynı madde ı. Bu anlamda madde. Bu. Ancak farklı ünitelerdir . Kaya ve su gibi cansız ama do şeyler. renk. Dört ncak neden. dört ilkenin tamamın» kendi içinde ta eyler. şte burada do ve te doğa insanoğlunun ürünü (kültür) arasında bir ayrım yapıyoruz. ilke olarak her şeye uygulanır. vb. Bu. vb. mamız Ayrıca Aristocu gelenek içinde madde. aynı zamanda.hepsi aynı iğne değildir . nsan ürünü şeyl lunun şeylerin aksine doğal şeyler. her birinin ayrı ey maddeler olmasındandır ve bundandır ki mekansal konumlarda farklı yerlerde bulunabilirler. balta sapı. Formlar ya da nitelikler evrenseldir. genelde di il olanla. taşırlar. mesela. bireyle mayacaktır. Kendi kendilerini ya am boyu yenileyen organizmalara eye yaşam gelince. onları tikel şeyler kılar ve hepsini aynı şey yapmaz. biyolojiyi de referans noktası olarak kullanır. Fakat aynı zamanda sandalyenin iki aya ayağını bir ağaca benzer şekilde ğaca tahayyül edebiliriz. yan yana olabilirler ancak i iğneler hiç bir zaman uzaydaki aynı konumu r paylaşmayacaktır. büyüklük. doğal büyüme ne de insani amaçlar ya da biçimsel müdahale tarafından belirlenmektedir. Zanaatkarların dünyasından bir örnek sunmak suretiyle burada dört nedeni (ya da ilkeyi) nyasından nedeni göstermiş bulunuyoruz. ğnelerin seri üretiminde bütün ürünler gözümüze aynı görünür.maddi olan şeyleri kast edebiliriz. Fakat şelamda bireyleşme killenmeden önce madde nedir? Forma sahip o olmayan bir şey hakkında düş ey düşünmemiz ve konuşmamız mümkün mu? Bu yönüyle madde (materia prima) problematik bir kavramdır.) aynıdır. bireyleştiren şeydir. kında nsani lke: O.). Fakat doğada bulunan her şey de. kisi de aynı forma sahiptir. Burada tarafından ereksel neden hakkında konuşmak.güller ve kediler gibi. Aynı madde. 07 Eylül 2008 Okunma: 1142 kez . bir tahta parçası pek çok farklı amaca hizmet edebilir (sandalye ayağı. Bu bağlamda madde (materia secundd) bireyle me ilkesi olarak görülür.çünkü her birinin kendi maddesi vardır. form veya forma dair olan ise eril dişil olanla birleştirilir. çömlek ların çömlekçi gibi dışardan bir vasıta sayesinde de ardan değil.diyebiliriz ki etken neden ve ereksel neden bir anlamda bu organizmaların bizatihi kendi içinde bulunmaktadır. doğrultusunda farklı biçimler alabilir. Aristo'nun düşüncesinde tefekkürleri sıklıkla çeşitli zanaat ürünleri içinde bulunabilecek yaratıcı süreçlere itli bulunabilecek dayanmaktadır. Bu. bir şeyi tikel bir ş yapan eyi şey unsurdur. Amaç ve hareket kuvvetini. Tümünün nitelikleri ( (şekil. ne değildir. daha problematik bir hal alıyor. kendi içlerinde taşırlar. Aristo'nun dü üncesinde kaim bir husustur. Ancak 0. Öyle Olduğu için ğu Ben Benim • • • • • • 1 2 3 4 5 (3 Oy) Alev Alatlı Pazar.

bir boş küme . bu akıllı yaratıkları biz görsek de duysak da tanıyamayabiliriz. bir boşluk. Allah dünyayı yarattı. daha henüz evrimleşmemiş akıllı birileri için açılacak. vardı ya da olacak. Bizim soru soruyor olmamız. biz burada olduğumuza birşey var ve bir neden-sonuç zinciri birinci nedeni destekler ve birinci neden hiçbir şey olmaksızın olamaz.Neden. Oysa kainat onbeş milyardır burada . Gençlikten yaşlılığa geçerken yıldızların çoğu üzerlerinde su tutabildikle bir kaç milyar yıllık bir “su penceresi” aşamasından geçerler. Kuşkusuz. genişleyen kainatın ilk aşamasındna ibaret de olabilir. Allah’ın kendisi bir şey mi. ile sonuçlanabilir ki. o zaman sadece bir kurmaca. Farklı bir şey olsaydı biz burada olamazdık. biz burada olup onu gözlemleyemezdik. Bu soru tıpkı bizim kainatımızın var olması gibi onların kainatlarını da vareder. nereden geldiğini söylemeyeceksek. Kaldı ki. Neden sorusunu ‘ben’ cevabıyla karşılar. onu kim yarattı? Buna verilecek hiç bir cevap yok ki. bir şeyi hiçbir şeyden nasıl yaratabilir? Ve eğer Allah hiçbir şey ise. Tüm düşünceler Allah fikrine saplanır. Bu cevap da kısır döngü ile flört ediyor.com ) Yunan flozofları bu düşüncelerle oynadılar. matematik bize çok büyük sayıda kainatların olabileceğini. Çünkü kainat pek çok biçimde açılabilir. Yunandan önceki antik toplumlarda bu düşüncelerle oynadılar. sizi ilk soruya geri döndürsün.Allah her yerde yani hiçbir yerde. Yine de cevap zayıf çünkü kainatta az rastlanır bir olguya dayanıyor: niçin sorusunu sorma yeteneği olan bizlerin varlığına. Niye tek bir dünya olsun? Niye biz bu kadar şanslı olalım? Belki de o kadar şanslı değiliz. Böyle bir dünya var: bizimkine eşit bir kainat ama içindeki insan sayısı hatta molekül sayısı bizimkinden bir tane daha az.” Kainat biz burada olalım diye böyle. hiçbir şey mi? Eğer Allah birşey ya da bir şey ise. Kainatı burada olduğu gibi yapıyor. Hayat. Şu anda bile bize bağırıyor olabilirler.onbeş milyar önce Bing Bang’le ortaya çıktı. bizim varlığımız. çünkü eğer bizim gözlemlediğimizden farklı birşey olsaydı. Ama fizikçilerin konu hakkında konuşmayı reddeden felsefecileri bir kenara bırakıp. Bunların çoğu da kısırdır döngüdür. Allah fikrinin dışında kalan pek az cevap vardır. Bence insani . akıllı hayat biçimleri. Ama Allah hiçbir şey ise. Stephen Hawking şöyle anlatır: “Biz kainatı olduğu gibi görüyoruz. kainat’ın trilyon. bu defa da neden bir şey var diye sorarız. Soru soruyu getirir. sonra da neden hiçbir şeyden birşey türeyemez? Yeni fizik bu soruya kendi cevabını insani ilke doğrultusunda verir. O öyle olduğu için biz biziz. Kainat önümüzde bir halı gibi açılsa bile. onun için birşey var. ‘dünyayı X yarattı’ da diyebiliriz. Genişleyen kainatta hayat. nsani cevabın. Bir dal ya da bir yol bize Big Bang’den dünyayı getirdi. Bundan sonra geri çekilme harekatı başlıyor. Hiçbir şey bizim gözlemlediğimizden farklı değil.genbilim. Belki de bizim kainatımız trilliyonlarcasıyla birlikte bir metakainatın içinde yer alıyor ve diğerlerinde de akıllı-şeyler var. olduğunu ya da olmuş olduğunu söylemektedir.biz ortaya çıkalı bir milyon yıl ancak oldu. Başka dallar bizimki gibi hayat biçimleri ile sonuçlanabilir. X’in ne olduğunu. hiçbir şey yok değil de var? Bu soruya dinin verdiği eski cevap. Ya biz ortaya çıkmadan önce aptal bir şey. Diğer başkaları öyle başka hayat biçimleri. Bunların pek çoğunda niye-birşey var sorusunu soracak akıllı bir şey ya da yaratık sorabilir ve insani ilke doğrultusunda cevaplayabilir. konuşmalarını görmek eğlendirici. aptal bir yaratık veya gelişgüzel bir atom ya da yıldız grubu aynı soruyu “Neden bir şey var?” sorusunu sormuş olsaydı ne olacaktı? Belki de kainat bizim için değil. katriliyon dallı evrim ağacıyla başı dertte. biz burada çok yeniyiz . ( www. tavlı zengin toprakta biten otlar gibi bitebilir.

Peki öyleyse hiçbir şey ne? Ben neyin hiçbir şey olduğunu . Kainat ne kadar saçaklıdır? Şeklinde katıksız saçaklı bir soru sorduğumuz zaman gelir. Arada bir şey yoktur. nsani ilke dünya haatlarını filtre ediyor veya buduyor. Soru verili ya da ampriktir. Bu cevap derin olabilir ya da basit matematik olabilir. Bu sorunun cevabı %100 ile %9’ın arasında bir yerdedir. Test etmek gerekir. diğerleri oluşmuyor. Ve saire. Ben küme anlamında hiçbir şey fazetmedim. Bence bir ‘elektron’ ya da elektron bulutu uzayın belirli bir bölgesine sadece bir dereceye kadar aittir. Niye bir şey için açılır? Bizim için açıldığı gibi açılır. Şu halde insani ilke iddiasının geçerli olması için akıllı nesnelere gerek yok. aptal olanlara kapanan bir kapı. Her iki durumda da keşfetmek istediğim bir dünya görüşü kurar. Asıl soru. Kainata ait olmayan şeylerin oranı %0dır. Şey ya vardır ya da yoktur. Bunu nasıl yapacaksınız? Eğer sadece kelimelerle çalışacaksanız. Enformasyonla halleşir. Ve biz bu parçaların siya ya da beyaz olduklarını düşünürüz. Eğer fuzzy ise bu değer %0dan fazla olacaktır. Dahası: kainat kainatın tüm alt kümelerinin kümesidir. Şöyle bir düşünce: Farzedelim ki hiç bir şey yok. Varolmanın gri tonları yoktur. nsani ilke 2001. Birşeyler olsun yeter. kainatın bir saçaklı küme olup olmadığıdır. Kainat ona dair objelerin kümesidir. A Space Odyssey filmdeki uzun siyah monolith gibi.ilke buna götürüyor. çinde smart yaratık olanlar oluşuyor. o zaman kainat sadece bir kümedir ve %0 saçaklıdır. Çoğumuz kainatın saçaklı olmadığını düşünürüz. Şey kümeleri kainata pekala da bir dereceye kadar ait olabilir. Her bir dünya çizgisi ya da patikasının içinde akıll bir şey ya da yaratık ya var. Kalın bir şey parçası kainata ya iattir ya da değildir. B R FUZZY CEVAP : Hiçbir varsayımda bulunmayın. Her şeyi içeriyorsa. akıllı olanlara açılan. Ama bu sonuca mantık yürüterek varmayız. Hiçbir şey olmayan bir küme nasıl bir kümedir? Biz buna boş set ya da null set deriz ve 0 diye yazarız. Peki neden o öyle? Çünkü biz buradayız. Şey kümelerinin ya hepsi dahildir ya da hiçbiri dahil değildir. Eğer fuzzy değilse. Kainattaki her şey %100 kainata aittir. eki Yunanlıların yaptığı gibi hiçbirşeyden oluşan birşey gibisinden muğlak fikirlere saplanırsınız. nsani ilke tek bir dünyayı açıklamaya çalışırken içi akıllı dünyalarla dolu bir Pandora’nın kutusunu açıyor. Dünya tek bir şey için açılabilir. her şeyin setlerini de içeriyordur. Bir şeyin var olup olmadığını anlamak için kainatın saçaklı olup olmadığını bilmek zorunda değilsiniz. Saçaklılık bir derece meselesidir. fuzzy entropi ile halleşir. Dünya çizgisini seçmenin ya da ahmakları budamanın mekanizmasını vermiyor. %0. Bu durumda kainat burada çünkü bu kaya ya da bu yıldız burada da diyebiliriz çünkü kainat onun burada olacağı şekilde açılmasaydı o burada olmazdı. aptal yaratıkların tepe filizlerini koparıyor. Benim neden bir şey yok değil de var sorusuna fuzzy bir cevabım var. Entropi ile. ya da yok. Tek bir şey bile yok. Ve neden bir soru sormanın veya beyin sahibi olmanın ya da beyine benzer şeylerin dünya çizgisi bulduğunu daha hala anlatmıyor. Cevap fuzzy entropi matematiğinden gelir. Belki. Cevap şu: Eğer hiç bir şey yoksa matematik patlar. Saçaklı olup olmadığını sormanız yeter. Ama mesele Bu değil.

Ama ikili mantığın A ya da A değili de geçerlidir. Bu terim tanımsızdır. Bu nokta maddenin matematiği kendisiyle birlikte gömdüğü noktadır. X=0. Acayip olan yanı da budur. Kainat Big Cruch’a yönelirse ne olur. Hiçbir şey yoksa. X’in boş set olduğunu söylemektir. Bunu X diye yazalım. Bir şeyden hiç bir şeye gidiş. Şekil 15. Fuzzy küp bir doğru parçasına indirgenmiştir.dğşğndüm? Dünyanın. Her şeyin “uzay”ının. Bu nokta. Son atom ya da foton ya da madde topu boşlukta asılı kadar ve sonra kaybolur ya da hiç oluncaya kadar büzülür. Bu formun nereye gidebileceğini görebiliyordum. kimse bilmiyor. Kainatın çökmesi için her bir metre küp uzaya üç elektron gerekir. Ama matematiği basittir. Bu matematik dili. doğru parçası bölünemeyecek kadar küçük bir noktaya çöker. Buda’nın %100 geçerli hem A hem de A değil orta noktasına çökmüştür. Bu tamamiyle mümkündür. reddetmek isteyebilirsiniz. Bunun ne kadar ciddi olduğunu bilmiyorum. Öyleye bu faraziyeyi reddetmek durumundayız. Bu maddesel bir veridir. Benim cevabım bu.1’de tek bir şeyin kaldığı duruma bakın. Orta nokta köşelere genişler. Kainatın genişlemeye devam etmesini ve sıcak ölümle yokolmasını istemiyoruz. Sıfırla bölünmez bölünürse matematik görülmedik şekilde patlar. Pek çoğumuz hesabını bunun üzerine kuruyor. ddiayı kainatın yerçekimsel çöküntüsü iddiayı test edebilir. Bu form matematik patlamasına gidiyordu. Patlamaya neden olan faraziye hiçbirşeyin olmadığı faraziyesidir. Ve iki sıfır birbirlerini götürüp bir yapmazlar. YinYeng denklemi geçerlidir. 0/0. fiziki bir şeydir. Artisto Buda ile çarpışır. O halde bir şey var. Bu cevaptan hoşlanmayabilirsiniz. Bu bir düşünce deneyi. Fuzzy entropi teoremi kainatın entropisi ya da saçaklılığı ya da muğlaklığı sıfır bölü sıfırdır. kendi üstüne yığılan ve Big Crunch’a sıkışan yeteri kadar karanlık madde ya da neutron ya da herhangi türden parçacık ya da dalga var. matematik patlar. Kainatın. Bunu saçaklı küplerle de görebiliriz. Bunu nasıl yapacağımızı ya da boşaltılklarımızı nereye koyacağımızı ya da bu testi yaparken kendimizi nereye yerleştireceğimizi bilmiyoruz. genişlemesini durdurmuş. Diyelim ki kainatın içinde Big Bang’den bu yana yavaşlamış. . Yapacağımız tüm maddeyi şey kainattan boşaltmaktır. boyutları 0 olan fuzzy küptür. Ama bu iddiamın nasıl test edilebiliniceğini düşünüyor olmanız hoşuma gidiyor. 0---------------------1/2-------------------1 Son kalan bir şeyden hiç birşeye gittiğinizde. Hiçbir şey yoksa. Dolayısıyla şimdi bilim-dışı konuşuyoruz. Teorik olarak test edebiliriz. Kainat son bir atom içerir sonra da hiç. Küpün köşeleri orta noktaya yürürler. birşeyden hiçbirşeye gittiğinizde. sıfıra eşit değildir. Hiçbirşeyin olmadığını varsaymak. Bu noktada Aristo’nun A ya da A-değil köşesi %100 geçerli olup. 0/0. Teknik birşeyler ileri sürüp. Belki bir solucan deliğine kaçar ve ihtitar kainatı bomboş bırakır. O müstesna durumda fizik kanunları işlemiyor. Kütlesi olmayan yada minicik kütleli ve pek pek az elektrik yüklü hayalet benzeri yaklaşık 100 neutrino yeter. Bunu daha önce duymuş olmalısınız: Yerçekimi çöküntüsü.

Gidip-gelen/sallanan kainat düşüncesi var. Ama etmek zorunda değil. Bu iki çalı birbirlerinin aynısı değil. Demek ki.dala dal. ne olmuş? Bir takım sembollerin karışması. Fizikçiler. Veri çalısı ise deneylerle ve ölçümlerle . bu durumlarda matematiğin de işlemeyebileceğini söylüyor. Eder gibi duruyor ama etmek zorunda değil. tutarsızlaşması dünyanın neden umurunda olsun? Umurunda. bir solucan deliğinin boynundan başka bir kainata geçer. 2 sayısısı 3 sayısına eşit olabilir. tümdengelimin izinden gider. etrafını duvar çevirebilir. O kadar küçülebilir ki. Bunun bir ifadesi fuzzy entropi meselesi. Balki bir kara deliğin etrafını çevirebilir bir kaç bin yıl süreyle onu olmayan maddeyle doldurabiliriz. Bildiğimiz matematiğin bir çalı olduğunu düşünün. Bir olayın ya da sentin saçaklılığının matematiksel ölçümü. Toplama ya da çarpma yapamazsınız. Bilim/fan matematiğin izinden gider. Vakum aktiftir ve quantum olanaklarıyla doludur. Ben bunu bir deney sayarım. yi de. atlıya büyüyor. çünkü dünya matematiğe itaat ediyor gibi duruyor. iddiamın test edilebilmesi 20 milyar yıl sonraya kalıyor. Ya da kainat topu kendi kara deliğine çekilebilir. Mantık ve olgu. yeni veriler. Belki onun bir parçanı temizleyip. kapalı bir hiçlik bölgesi yaratabiliriz. Tüm bilimleri. Makaslarını bileyen. Bu tuhaf bir iddiadır. Geçen yüzyılda James Clerk Maxwell elektrik ve . Bu da yerçekimi. Ve daha da tuhaf bir şey söyler. Vakum testi de yapılabilir. Bu durumda eski kainat en azından son anında birşeyden hiçbir şeye geçecektir. Hangi çalının hangi çalının peşinden gittiğini zaman farkından anlarız. Veriler hemen her yoldan. Matematik ve şeyler. fizik kanunlarının big cruch ya da kara delik de işlemeyebileceğini söylüyorlar. Bilim adamları eski dalları buduyor yeni dallar büyütüyorlar ya da aşılıyorlar. Ancak. Araştırmak istediğim nokta bu. ışık. Kim bilir? Mesele bildiğimiz matematiğin olmaması durumunun nasıl bir şey olacağı meselesidir.tümevarımla . iki çalı benzeşiyor da. Fuzzy iddia.sarsıla. Rakam fikri kaybolabilir. Bundan sonra Big Crunch’a çöküş bir on milyar yıl daha sürecek. Bağlantılı. belki de mantık. Şöyle ki. orada beyaz delik olarak pırtlar ya da büyük veya küçük bir bang ya da başka garip bir olay yaratır. Neden bir şey yok değil de var? Bunun bir cevabı eğer hiçbir şey yoksa o zaman matematiğin başı dertte. veriden/olgudan farklı değildir. tüm verileri de bir çalı gibi düşünün. Mantık bir yoldan gider. Matematik çalısı katıksız tümdengelimle büyüyor. Belki ikisi bağlantılıdır. KOZM K Ç PLER VE ALLAH Geri gidelim. Zaman geçtikçe bilim çalısı matematik çalısına gittikçe daha çok benzemeye başlar . Bu nedenle her bilimsel deney yeni bir kumardır. filize filiz. hatta bu yeni dallardan bazıları diğerlerine ne benziyor ne de uyuyor. Farklı yasalara göre büyüyorlar. Bu benzeşmenin mantıklı bir nedeni yok.büyür ve yeniden kendi üstüne çöker. Baştan bilemezsiniz. en azından bazı dalların kümelenme biçimleri benziyor. Büyük olaylardan bazılarına bakalım. Birkaç kökten büyüyor ve her geçen gün dal atıyor. Fizikçiler hali hazırdaki genişlemenin on milyar yıl daha süreceğini iddia ediyorlar. Tümevarım. molekül zincirleri gibi bir kaç temel kökten büyüyor ve her gün yeni dallar atıyor. Vakum. ‘boş’ değildir. Big Crunch yerini yeni bir Big Bang’e bırakabilir ya da Bing Bang’in kendisi olabilir . kisinin de şekli kaba.

Bütünde bilim matematiğin peşinden gidiyor. Ne kadar çok öğrenirsek. Allah matematikte de yok. Einstein yerçekimi ya da eğrilik denklemlerini yayınladıktan hemen sonra. ya da Freud’un dediği gibi kendi babamızın kozmik gaza dönüştürülmüş şekli yada sosyo-biyologların dedikleri gibi. deneylerde de. Schwartzschild’in denklemleri gereğinden fazla kütlenin yerçekim denklemini sonsuzluğa kadar genişletebileceğini gösterdi (bu. Öyle olmaya da bilir ama oluyor. ya da Marks’ın söylediği gibi kitlelerin afyonu. Bu kadar net olmamakla birlikte her günher dalda bilimsel verilerin matematiği izlediğini görüyoruz. bazı bencil genlerimizin otoriteye gözükapalı . Bir kaç yıl sonra Einstein görecelik matematiği ile oynadı ve eneji-kütle denklemi. Ne kadar çok nonlinear matematik öğrenirsek. tabiatı o kadar iyi görüyoruz. Ayak izi bırakmamış gibi. Birkaç yıl sonra Einstein genel görecelik matematiğini ortaya koydu ve yerçekiminin bu yanılsama olduğunu söyledi. Maxwell matematik denklemleriyle oynadı ve ışığın dalga teorisi ortaya çıktı. uzayı büküyor. Kaos matematiğini yakın zamanlarda öğrendik ve kaosu hava durumlarında.” Meteor yanından uçuyor ama gezegene bir anlamda yuvarlanıyor. Ve nihilizmle sonuçlanabilir de. Yıllar sonra kara deliklerin varlığına ve bunların bizim Samanyolu da dahil olmak üzere sık galaksilerin ortasında olduğu ortaya çıktı. moleküler titreşimlerde bulduk. toprak ayağımızın altından o kadar çok kayıyor. Allah bütün bunların neresinde? Tabiatın derinliklerine her gün biraz daha fazla nüfuz ediyoruz ama O’na dair bir ipucu yakalayamıyoruz. Tüm bulabildiğimiz fizik kanunlarına göre şekillenen olaylar. ilişkin giderek daha çok sayıda kanıt ortaya çıktı. Ama öyle olmadı. e=mc2 çıktı. ışık hızında hareket eden yerçekimi dalgaları var. Enerji ve momentum uzay-zaman sürekliliğini (continuum) büküyor. kalb vuruşların. Yani denklemlerin ışık saçan sonuçları var. Spinoza’nın söylediği gibi doğadan kaynaklanan korku. Bütün bunlar nihilizme doğru gidiyor. Peki. Fizikçilerin yerçekimi dalgalarının varlığına dair dolaylı kanıtları dev pulsarların ya da neutron yıldızların orbital emisyonlarında bulmalarının üstünden yetmiş yıl geçti. aralarında daha çok bağılantı olduğunu görüyoruz. Kara deliklerin varlığına işaret eden bu denklemlerdi. Pavlov’un dediği gibi bir toplumsal refleks. Matematik ışığın elektromagnetizmin bir türü olduğunu söylemişti.manyatizme dair dört tane “Mazxwell denklemi” buldu. Deneyler daha sonra bunu da doğruladı. Çekimmiş gibi görünüyor. Einstein’s eğrilik denklemleri. Gözlemlenebilir kainatta yok gibi duruyor. Asırlaca kaosu kaba gürültü saydık. Bu denklemler veya onların parçaları deneylerle doğrulandı. Zamanla deneyler bu bağlantıları onalıyor. Hayatın bizim anlayabileceğimiz bir manası ya da amacı olmayabilir. Matematik çalısını ne kadar iyi açarsak. Karl Schwarzschild özel bir simetrik durum için çözdü onları. Kanıt yok. Bilimin matematiğin peşinden gitmediği durumlar olabiliyor ama bütünde öyle değil. Madde. Deneyler matematik dalını doğruladılar. tabiat o kadar nonlinear görünüyor. Usavurum bir kez daha şüphe ile sonuçlanıyor. Deneyler e=MC5 ya da e=m2c formülünü ya da sayısız başka ihtimalleri doğrulayabilirdi. Allah’la açıklayabildiğimiz bu oluşumu Allah’sız da açıklayabiliriz. A. bir dalga denklemine götürüyor. Maxwell’in denklemleri gibi. Bunlar verilerin matematiği izlemesinin meşhur örnekleri. Onu ne mikroskop ne de teleskopta görmüş ya da ölçmüş değiliz. A değil’e. Başka türlü de olabilirdi. Gezegen meteoru “çekmiyor. Sonraki testler ve nükleer bombalar bu formülü de doğruladı. 1917’de. Bu demek ki. bir terimin 0’la bölünmesi gibi). Bir adım sonra niye genlerimizi ya da düşüncelerimizi sürdürmek için yaşam savaşı verdiğimizi düşünmeye başlıyoruz. Bizim Allah düşüncemiz. A değil başka bir şeye akıyor. Ne kadar çok matematik öğrenirsek.

Biz Allah’ı Şekil 15. mevsimleri tanırız ama onları nasıl tanımlayacağımıza dair hemen hemen hiç bir fikrimiz yoktur. Allah’ın varlığını kendi içimizde ya da çevremizde hissettiğimizi düşünüyoruz ama bu bir yanılsama olabilir. Ve bu . Daha da büyük neural ağları. yapılanmasında o kadar çok enformasyon görüyoruz. Termodinamiğin entropisi soyut enformayon teorisinin entropisinin aynısıdır. hissettikleri patternleri önceden kaydettikleri patternlerle eşleştirmek üzere evrimleştiler. Bizim DNA’mız etten yapılmış enformasyondan ibaret. Bence bir gün enerjinin enformasyonla ilişkili olduğunu göreceğiz. Tersine. Aynı şekilde olmayan bir Allah patternini de tanıyor olabilirler. azami bilginin yerel noktası ya da asgari entropi ima eder. Kültürlerimiz ve ekonomimiz enformasyon depoları ve akılarından ibarettir. neural şabekemizin deja-vu yada ‘dolduruş’ türü bir animolisi olması mümkündür. Bir yüz.3deki Kanizsa karesini tanır gibi tanıdığımızı düşünebiliriz: kanizsa karesi olmadığı gibi Allah da yoktur. duyularımızn ve beyinlerimin bir phenomenon’u . Şimdi artık fuzzy motık bizi fitlere götürüyor.bağlılıklarının sonucu. duyuların tanıdığı ve bilimsel olarak tanımlanabilir ve test edilebilir bir veridir. enformasyondur. bilgisayarları ve birleşik neuro-bilgisayarlaru daha çok matematik için devreye sokabilir. Büyük bir bilgisayar çipi gibi. Enformasyon Leibnitz’in monadları gibi bölünemeyecek kadar küçük akıllı cisimciklerde toplanabilir. duyuların ötesinde ‘kendi başına birşey’ bir noumenon değildir. Bu kare Kant’ın “duyuların yardımı olmadan. Yapılanma. Beynimizdeki. düşünsel içgüdü ile anlaşılan. depolar ve şifre çözer. Bütün ihtiyacınız soyut enformasyon teorisidir. Bugüne kadar büyük küplerle çalışıyorduk ve küpün bir binary köşesinden öteki binary köşesine atlıyorduk.” orada bir yerde. omurgamızdaki ve kaslarımızdaki neural ağ enformasyon şifreler. Bir görünüp bir kaybolan ya da varlığı hissedilen Allah’ın. Gözlerimizdeki ve beynimizdeki neural şebeke olmayan kenarları ve parlak içiyle Kanizsakaresi yanılsamasını oluşturur ve sürdürür. Yüzleri. Genetik anlamda Allah’ı bir görüp bir kaybetmenin özel bir avantajı var gibi de durmuyor. bir soruya nasıl cevap verdiğimizi ya da yeni bir fikir ürettiğimizi izah edemeyiz. 1957’de Stanfordlu fizikçi E. Şimdi fuzzy matematik bile köüpün içinde koca bir dünya olduğunu söylüyor ve biz bu dünyaya dalıyoruz. Fuzzy fizik. Görüp kaybettiğimiz enformasyondur. Kainat enformasyondur. Bu süreç bitlerle başladı. Dünya bu yasalara uyar gibi duruyor. Bunu kanıtlamak için ne bulgulara deneylere ne de Niels Bohr’a ihtiyacınız var. Bir ismi nasıl hatırladığımızı. Onlar yüz milyonlarca yıldır bu işi yapmak. Fuzzy matematik.rastgele bir kainatın rastgele bir galaksisindeki rastgele bir gezegenin üzerinde yakın bir tarifte ve kısıtlı olarak evrimleşmiş bir yaratığın neural tellerindeki bir yansılsama. Fuzzy makina zekası. Oysa bu sayfada böyle bir kare yoktur. Bizim bir görünüp-bir kaybolan Allah’ımız ya da Onun Gölgesi ya da Onun Eseri aynı durumda olabilir . Enformasyon dalgaları veya cisimcikleri. Kübü siyah-beyaz bir köşesinden diğer köşesine kadar delebiliriz. bir yıldız ya da galaksi kümesi gibi “pattern”ler.yani. Olasılık ve göreceli frekansı subsehood ya da parçanın içindeki bütünle ile ikame edebiliriz. Hissediyoruz ama tanımlayamıyoruz. Ben daha farklı bir sonuça varıyorum. müzik parçalarını.T. 1940larda Bell laboratuarlarında Claude Shannon pure enformasyon teorisinin ilk yasalarını buldu. daha çok yapılanma bulabilir daha çok enformasyon elde edebiliriz. Nöral şebekemiz bir şekilde becerir. Sadece yaparız. infoton’lar olabilir.Janesistatistiki kuantum mekaniği kuralının (Gibbs olasılık dağılımı) temel matematiği enformasyon teorisinin maximize edilmesinin sonucudur. Doğaya ne kadar çok bakarsak. Beynimizdeki nöral şebeke bu işi iyi bilir.

Veri mantığı izlemeyebilir. görünüp de kaybolan. Makina sağlıklı. Okyanus dalgaları bundan böyle sıvı mekanikçilerinin denklemlerine göre hareket etmeyebilirler. Bu da bir sonraki soruyu getirir: Allah enformasyon mudur? Bu söylendiği kadar garip olmayabilir. Ama farzedinki bu söylediklerim olmayacak. Bence orada birşey. devlete ya da büyük firmalara güvenir. Enerji bundan böyle kütlenin ışık hızının karesinin çarpımına eşit olmayabilir. Enformasyon olan kainat. Akıllı yollar üzerende akıllı otomobiller. O zaman bu tez de dağılır. milyonlarca. Neden-sonuç ilişkisinin tüm kanavası eriyebilir veya dağılabilir. Matematiği yazandır. binlerce. Düşünebildiğniz. maximum olasılık. ılımlılık gibi kavramlara ne olur? Her yanda sesle çalışan bilgisayarlar. Allah. Ne zaman ihtiyacınız olsa bulabileceğiniz akıllı diş protezleri. yaratabildiğiniz her şeyi sizden daha iyi. güç. Birgün bu da değişebilir. Fuzzy mantık bize akıllı aletleri tattırdı ve beyendik. Niye olsun ki. makina zengini.sadece bir başlangıç olur: It from fıt. her bir yeni fuzzy veri ile bir plan ya da matematik yapılanması hesabı yapıyoruz. enerji. Bütünbunlar bir sonraki saniyede değişebilir. biz Allah’a her şey dedik: aşk. Bu arada daha yüksek makina Iqları bizim nasıl yaşadığımızı. Allah olamaytabilir ama Matematik yapıcısı var ve Bilim onun Peygamberi. Bilim çalısı matematik çalısının peşinden gitmekten vazgeçebilir. düşündüğümüzü ve oynadığımı değiştirecek. çok dahay iyi yapan bir akıllı makina olması nasıl bir şey olur? Bütün bir yıl tatil mi yaparız? Yumuşar mıyız? Her kuşak daha az risk alıri daha az insanlara tanışır. Ampuller watları yükseldikçe parlamayabilirler. Tarif edemediğimiz bir şeyin. Kainat Allah’la ilgisi gözün görmeye ilgisi gibi. zamanını daha çok sanal gerçeklik siberelbiselerinde. tabiat. sibersandalyelerinde mi geçirir? Insan rasyonel hayvan olmaktan çıkar ultra-yüksek teknolojide bir kanape patatesi mi olur? . Ya da Plan. Bir plan var ki onu tanıyoruz. milyarlarca yıl izlemeye devam edecek. adanmak. Enformasyon olan fiziki yapılanma.o zaman emek. Plan hypotezi fuzzy doğrularla büyüyecek. Akıllı telesekreterlerde fuzzy kişilik-profili cipleri. Farzedinki bilim matematiği daha yüzlerce. Bence Allah’ın bilimin matematiği izlemesi ile ilgisi var. Ya gün gelir de yüksek Makina IQ’ları insan Iqlarını kendilerinkine boşaltırlarsa? Bu durumda insana ve onun kişiliğine ne olur? MIQ’ sistemleri bizi öyle üretken kılarlar ki. yapabildiğiniz. bir şey ya da hiçbir şey matematiği yazdı. hepimiz zengin oluruz . makina akıllı insanlar. zihin. pattern açıklığa kavuşacak.in farkına varıyoruz. Matematiği Allah yazdı. Pitagoras ve diğer teoremler emirler yağdırmaya bizler o emirlere riayet etmeyi sürdüreceğiz. FUZZY MAK NA OLARAK NSAN: MAK NA IQ’LARININ YÜKSELMESI Fuzzy gelecekte insan hayatının niteliği nasıl olabilir? nsanoğlunun Matematikyapıcına bir şey söylecek duruma gelmesi için daha çok ama çok yıllar var. Ama ben Allah’ın enformasyon olarak doğru olmadığını hatta bu tanımın anlamı bile olmadığını düşünüyorum. Tanıyıp da açıklayamadığımız o gölge duygusu. Her bir yeni matematiksel içgüdü ile. Erkek ya da kadın.

fiyat artışı arzı sürekli kılar. Büyük ikramiyeyi kazanmak insanı mahvedebilir. bunu göreceğiz. uçakların. yoksulluk da kısıtlama getirir. Ama yasaklama yüksek-IQ hapların yayılmasını önleyemez. Her halukarda bence makina zengini olmanın müthiş bir sonucu olacak. Yirmibirinci yüzyıda hiç kuşkusuz. Bir düşünün ortacağ kıralları otomobillerin. Fiyatı arttırır. Askerler yaşama şanslarını arttırmak için. Çalışanlar. Daha çok kimyager. televizyonlara ve donuk gıdalara alıştığımız gibi alışacağız. daha da akıllı olmak için alacaklar. iş yetiştirmek için. Herkes YIQ alacak. Bu noktada makina zenginliği çok işe yaracaktır. televizyonun. Bin ya da milyon yıl yaşayacağınızı bilseniz bir çok şeyi aynı şekilde yapmazsınız. çalışacakları yerde eğlendikleri geceleri telafi etmek için alacaklar. YIQlara tıplı otomobillere telefonlara. Mecburi kararlar. Yüksek IQ haplarını herkes kullanamıyacaksa kimse kullanmasın diyebilirler. Bilim adamları yeni fikirler geliştirmek. Belki daha az harcama yaparsınız. Daha yüksek IQ toplumu yavaşça oluşacak. komşular eşitlenecekler ve silahların birbirlerini götüreceklerdir. Belki dünyayı ve solar sistemi daha az kirletirsiniz. kap krizine. kısıtlamayı arttırır (duress) Çevresel faktörlerin çoğu da öyle. maaşlarını arttırabilmek ama hepsinden öte alanlardan geri kalmamak için alacaklar. sıçramamayla değil. YIQ silahları ülkler arası ilişkileri kötüleştirdiği gibi iyileştirebilir de. Bazı durumlarda öfke. ya da genci bu haplardan üretmeye ve kara borsada satmaya teşvik eder. . eskileri atmak için. ya da kompüter smulize kobaylarda başağrısına. Ancak yasal ya da değil. Genelde HIQ’yu akıllılar. Herkesin süperakıllı silahları olduğunda. Akıllı silahların artışı dünyayı daha iyi bir yer de yapabilir. daha yüksek makina IQ’su silah yarışına girdi. Buna karşın. Akıllı ilaçlar ve akıllı silahlar . Sanatçılar yeni birşeyler yarabilmek için. Akıllı silahları düşünün. piyango biletiyle değil. Onun için ne yapacağımızı şaşırmayacağız. Daha az akıllılar. Daha uzun yaşam toplum. tümörlere yol açıyor diyebilirler. belki de hiç yapmazsınız. Polisin sanığı döverek elde ettiği itirafa inanmıyoruz. Kitle savaşları ortadan kalkabilir. Tehlike akıllı silahların gelişimin ilk yıllarında. Avukatlar savcılarla başedebilmek için. Makina zenginliği hayatımızından kısıtlamaları kaldırmaya yardımcı olacak. Hekimler teşhislerini iyileştirmek ve davaları önleyebilmek için. Ama ne zamanki ülkeler kalkanlara sahip olackalar. Öğrenciler sınavları geçmek. dişçilerin. Kobaylar da. Kapasite azalması. felce. Kaba kuvvet veya tehdit. bilgisayarların. Zaman içinde yüksek IQ hapları yasal olur.Bence işer iyiye gidecek çünkü bir anda hepimizbirden makina zengini olmayacağız. hatta belki de en önemli kısıtlayıcıdır. 1991 Irak savaşı iyiceydi. Yüksek makina IQ’lu oyuncaklarımıza ve onların dünyasına yavaş yavaş gidereceğiz. Kısıtlama. o zaman daha bir toleranslı olacaklar. Saatin tıkırtısı söyleyeceğimiz ya da yapacağımız herşeyi kısıtlar. varlıkları toplumu değiştirir. nsanlık maaş artışları ve primle zenginleşecek. Çocuk yapmak için acele etmezsiniz.şu ikisini bir düşünelim. Kimse yüksek IQ yaraşında geride kalmak istemeyecektir. Ama kısa ömür de kısıtlıyıcıdır. kalabalık grupların önünde konuşabilmek. kimya öğrencisi. lk akıllı ilaçlar sokağa dökülünce ne olacak? Başlangıçta hükümetler onları yasa dışı ilan edebilirler. akıllı olmak için alacaklar. Cruise füzeleri ve akıllı rocketlerin IQ’ları çok düşüktü. Bunlarla ilk tecrübemiz. Her ülkenin kendi Yıldız Savaşları kalkanı olacak. kişisel özgürlüğüm ve zenginliğin bizlerde yapacağı etki hakkında neler düşünürlerdi. Aşıklar birbirlerini etkileyebilmek için alacaklar. Tabii ki. diplomasi yerine spot atışlarını getirebilecek. Uzun vadeli sonuçları bilinmiyor diyebilirler. dünya ve solar sistemle daha uzun ilişkiler demektir. Yüksek IQ hapları (yada YIQlar) insan zihninin steroidleridir. Kişisel ve profesyonel kullanımlarını engelleyebilirler. Eğer şart olmasa pek az kimse çalar ya da çalışır.

Bizim bilim ve matematiğimiz daha yeni doğdu. bilimse yeni ağlar örecek. Kesinliği aradık ve bulamadığımız zaman kendimiz temin ettik. insanın kosmosdaki mercan kayasının alt katmanını teşkil edecek. Robotikde. ısıtmamız ya da dünyavari bir cennete dönüştürme çabalarımızla ilgilenirsiniz.enformasyon kodlayabilir/dekodlayabilir. bir kompakt disk ya da bir bellek çipiymiş. sert tellerine çömelmiş oturan virüsümsü bir koloniymişiz gibi .BU NEDENLE EMN YET SÜBABIYIZ! Ikili düşünce sisteminin kültürel mirası böyle yapmamızın doğal ve uygun olduğunu göstermişti. Sanatta yeni halılar dokuyacak. milyonlarca hatta milyarlarca yıl sonra bizim biyolojik ve makine ahfadımız mercan kayalığımıza bir iskelet. malzemelerde ve kozmetiklerdeki gelişmeler hiç kışkusuz seks ikamelerini getirecektir. Kapıyı biraz daha açtığımıza fuzzy mantığı da daha genel bir düşünce veya teori veya süreç için terkedebiliriz. Kozmik genişleme ve sıkışma patternleri bizim kainatımız geniş bir neural ağ. Aç/kapa makinaları kadar basit düşünmeyi öğrenmeye çalıştık. Cebir kitabı üzerinde yürüyen karıncalar olabiliriz. Son tahlilde fuzzy mantık doğrunun bugüne kadar aranandan daha yakın bir tahminine cevaz veriyor. Son çocuklarımız mercan kayasının üstünde dikilebilir ve kainatın kendi mercan kayalıkları üzerinde dikilen diğer medeniyetlerini selamlayabilirler. Kadınlar da böyle bir farklılık hissediyor gibidirler. Peki her kadın ya da erkeğin kendi robot haremi olan bir dünyada romantik aşkane olur? Özgür seks. Romance’den kösnüllüğü ve gen üretimini çıkarırsak ne olur? Kısıtlarmaları ortadan kaldırırsak ne olur? Belki de ortada hiçbir şey kalmaz. Ya da belki gerçek aşk kalır ve bugünden düşünemeyeceğimiz boyutlara ulaşır. Veyahutta kendini beyuenmiş bir makine Babil kulesi üzerinde tek başımıza durur. bizler de mantık devrelerinin birinin soğuk. seks arttırıcıları daha yüksek IQ ve uzun hayat kadar istenir olacak. özgür aşk anlamına gelmeyebilir ama etkiler. Ya da Matematikyapımcısının bize verdiği cevabı beyenmeyebiliriz. Bundan binlerce. Diğerlerine yol gösterebilirler ya da diğerleri bizimkilere yol gösterir. Makina zenginliği bugünden tasavvur edemeyeceğimiz makina kültürü getirecektir. YIQ’su bu dünyaların kapısını aralayacaktır. Belki bizim kainatımız boşlukta büyük bir cipten ibarettir. eski mantığı aşmak için kurallarını kırmalıyız. Daha seksi bir dünya daha hoş bir dünya olabilir. Bunların toplam etkisi. BUNU BATILILARA UYGULA VE M LL YETÇ L Ğ N GÖRE KARA KALPAKLI ADAMIN . Esas belirleyici olan yaşam uzunluğudur. Eski mantığa itaat etmemeli. dünyaya dair duygularıız seks öncesi ve seks sonrası farklıdır. idrak edemiyor olabiliriz. Belki de seks ikameleri. yeni algılamalar ve idrak getirecektir. . Makinaların bizim gibi düşünmelerini sağlamaya ilk çalıştığımızda. Kültürün ve förtün bu konuda yapabileceklerinin bir sınırı vardır. Seksüel iştah da bizi kısıtlar. ve bunların gerisindei sanat. bir kültür.O durumda Mars’a ne yaptığımız.mesaj yok olabilir. Enformasyon kainatın nasıl değiştiğinde yatabilir. cevap vermeyen Matematikyapıcısı bulmak üzere kainatı araştırmayı sürdürebiliriz. Ya da mesaj var. Başka bir kültür için enformasyon stoklayan bir çip. bunu onlar gibi düşünerek yapmaya çalıştık. bir bilim eklemeye devam ediyr olacak. Her erkek bilir ki. Mesajlar şu anda burada olabilir ama biz onları algılayamıyor. kültür ve tarih. Ancak daha eğlenceli olacağı muhakkaktır. madenlerini boşaltmamız. Fuzzy mantık bize bu kapıyı bir bedel ödeyerek açacağımızı gösterdi. bilim. Hata belki günümüz pop yıldızlarının siborg modelleri satılır olacak.

çünkü.vb. şöyle bir gözden öyle geçirmeye ne dersiniz? "Düşünce"nin büyüsüne kapılmadan. gücünü abartmadan. Bu bağlamda. şuur. onlara kontrol ayacak. geliyor. si "Düşünce" ve "Düşünmek" • • • • • • 1 2 3 4 5 (9 Oy) Alev Alatlı Pazar. nsanın kendisini bilmesi zihinsel süreçlerinin farkında olması anlamına geliyor. dağ uur. düşünceler. farkında olma halimiz. "insanın kendisini bilmes içinde yaşadığı mekân ve zamandan haberdar olabilmesi bilmesi. var mısınız? Varım. Mesele. çoğunlukla otomatik ğunlukla oluyor.nsanlığın akıllı makinarla gelece eski köle-sahip temasına yeni çeşitlemeler getirecek. ın geleceği itlemeler Makina zekalı üstlerimizi biz kont edeceğiz. dağarcığımızda önceden kayıtlı önemli olabilecek bilgileri de ımızda ortaya döküyor ve kullanıma sunuyor. uyum sağlayacak. önemli kararlar vermek ıyor. buyrun! Ba langıç noktamız: şuur.com ) Kelimenin aslı şu'ür. korkmadan ve ü rkmadan üşenmeden irdelemeye. algılar. ocaktaki yemekten uurun yönelmesi yanık kokuları gelmeye başlamı şlamışsa. hadi. seyrederken yan odadan gelen gürültülerin. tutacağız. diyorsanız. şuurun bu süreçlerden birisine yönelmesi ve teksif olması durumu. dikkat. pek çok şeyi bilinçli farkındalık olmadan ö eyi öğrenmiş gereğini yerine getirmi ğini getirmiş oluyoruz. Onlar bizim bizim dizginlerimizi ız. ( Başlangıç www. 29 Haziran 2008 Okunma: 1906 kez Düşünce" ve "düşünmek" dediğ ünmek" dediğimiz zihinsel süreçleri en baştan alıp. yağan yağmurun. ocaktaki yemeğin. Aynı zamanda köle. kişiyi ve çevresini tarassut altında tutan. durumunda kalıyoruz. kokuya özel bir anlam yüklüyor ve dikkat ekrandan uur. tutarken biz de onların dizginlerini tutaca ız.. zihinsel süreçler dedikleri ise. şuur. dü ğlamda. "hissetmek. . doğuracağız.genbilim. güdüler /saikler. bilmek"ten u'ür. derece meselesi olacak. duyular. aynı zamanda patron. sokaktan geçen arabanın. Arapça. bilinç e eşanlamlı kullanılan diğer kelime. ı melekesi" olarak tanımlanıyor. belki de onlarla birlikte do layacak. ilk kez şünce"nin ünce"nin içselleştiriyormuşcasına geriye çekilip nasıl bir süreç oldu casına olduğunu. Ne zamanki istemediğ istemediğimiz birşeylerle karşılaşıyor. iyi düşünce ve davranışlarını denetleyen bir inzibat görevi de üstleniyor. nı Çevremizde ve/veya kendi içimizde olu oluşanlara verdiğimiz tepkiler. Onlarla yaşayacak. murun. şuur. mutfağa yöneliyor. halıdaki lekenin vb. onları yaratacak. Basit bir örnek: televizyon ünceler. Meselâ. ğmurun.

dünyaya ilişkin haberleri biraraya getiriyor. Beyin kabuğunu oluşturan lobların altında kıvrım şeklinde uzanan limbik sistem. bilinçsiz gibi sıfatların belirttikleri gibi. yani beyin. Merkezi bir işlem sistemi. Deneyim paylaşmak. daha da önemlisi deneyimlerin paylaşılmasını mümkün kılıyor. bunlar dikkat ve hatta amaç sergiliyebiliyorlar. simge kullanma yetisi bunların en önemlisi. hem de ışığın yönünü ayırd edebilecek hale geliyor. Haberdar olunan bilgilerin düzenlenmesi ve organizmanın diğer parçalarına ulaştırılabilmesi. diğer ucunda. amip gibi. akıl yürütmeyi mümkün kılıyor. uyku. Bu iki özellik konuşmayı. şuursuz. tek hücreli şekilsiz canlılar.Göreceli kavramlar olarak: şuur yada bilinç Bilinçsizlik. şuurluluk gibi isimlerin (dilbilgisi bağlaında) veya şuurlu. basınç yada kimyevi değişimleri algılama melekelerinin güçlendiği görülüyor. California'ya eğitim gören Coco isimli gorilin bini aşkın kelimeden oluşan bir dağarcığı var. Beyin kabuğu (korteks) olan yaratıklarda hafıza ve tanıma yetileri gelişiyor. beyin kabuğu göreceli olarak gelişmiş olan köpekler. bilinçlilik yada şuursuzluk. duyma özürlüler için kullanılan işaret dili öğretildiklerinde insanlarla iletişim kurabiliyorlar. larynx denilen ses tellerinin yokluğu ve dillerinin insanlarınki kadar esnek olmayışı. gözler. Organizmaların haberdar olma yetileri. duyuları olmayan. duyu organlarının gelişimine doğru orantılı. simgesel dil denilen iletişim şeklini doğuruyor. hem ışığı. birden-fazla hücrelilerde farklı tonlar ve şekiller almaya başlıyor. sinir sisteminin gelişmişliğine bağlı. Dahası. Limbik sistemi olan yılan. titreşim. onlarla kıyaslanamayacak kadar gelişmiş insan var. Anadil ve şuur nsanların gelişmiş ses telleri ve bir yaşından itibaren karmaşık sesler çıkarmalarını mümkün kılan esnek dil'leri var. simgesel dil kullanabildikleri gibi. topluca oluşturulan ortak bilginin yeni kuşaklara aktarılmasını sağlıyor. cinsellik gibi bedensel işlevleri düzenleyen sistem. bilinçli. örneğin. Skalanın bir ucunda. insanların birbirlerinden öğrenebiliyor olmaları. Beyin kabuğu (korteks/cortex) ve şuur Korteks genişledikçe bilinç yeni vasıflar kazanıyor. açlık. susuzluk. farkındalıkları ölçülemeyecek kadar düşük. . Simge kullanma yetisi. Tek hücrelilerin dünyaları koyu karanlık bir lekeden ibaret iken. Şempazelerin ve gorillerin konuşamama nedenleri kortekslerinin kusurlu olması değil. Oysa. toplumu birleştiren harç görevi yapıyor. Örneğin. bakteri gibi. ve işaret dili kullanarak iletişim kurabiliyor. kovaladıkları kedinin görüntüsünü kedi kaçıp kaybolduktan sonra da koruyabiliyorlar. timsah gibi sürüngenlerin duyguları var. şuur veya bilinç göreceli kavramlar. hücre sayısı arttıkça canlıların evrelerindeki ışık. Bakterilerin koyu karanlık bir lekeden ibaret olan dünyaları. böylece çevreye dair daha bütünlüklü bir resim oluşturuyor.

ABD'nin Irak'tan ne istediğine varıncaya kadar sonsuz sayıda soru sormak imkânı veriyor. tuğlası. geçmişteki olayları içinde olduğu olaylardan bağımsız olarak hatılayabiliyor . şuuru/bilinçi genişletiyor. dil lmasaydı. Düşünmek içrek bir özgürlüktür geleceğimize ilişkin karar vermek. Kelimelerle düşünmek ve akıl yürütme Akıl yürütme yada eşanlamlı ifadeler muhakeme. Bir tanıdığın adını andığımızda. . Kötü Türkçe = kusurlu mantık. kendisini bulduğu dünyaya dair hipotezler ve inançlar geliştirebiliyor. kelimelerle düşünmek yetisi. dil bilinci geliştirirken. çimentosu. beyinden de uzak oluyor. "ağaç" kelimesini düşündüğümüzde. uslamlama. gerekli incelemeleri yaparak yeni yargılara varma işi" şeklinde tanımlanıyor. dilin doğru kullanımına özen göstermeden mümkün olmuyor.. kendisini de anlamak yetisine sahip. harcı. demiri. köpeğin kediye ilişkin deneyimini hatırlayabilmesi için kediyi görmesi. çünkü. insana geçmiş deneyimlerinden yararlanma imkânı veriyor.Konuşma yetisi. hayatımızı yönlendirmek özgürlüğü. Düşüncenin düşüncesinin olmazsa olmazı. (Küçümsediğimiz. Kelimelerle düşünmek ve gelecek Kelimelerle düşünmek insanoğlunun geleceği değerlendirmesini de mümkün kılıyor. insanoğlu mağaradan çıkamazdı. içimizden konuşmakta da kullanabiliyoruz. işitmesi yada koklaması gerekiyor. mantıklı düşünce. Neyin olup. dil. Düşünmek. plânlanama yapabilir. nsanoğlu böylece. nsanoğlunun korteksi gelişmiş diğer canlılardan farkı. Bu yeti. geleceğe ilişkin kararlar alabiliriz. Kelimelerle düşünmek ve anlamak Kelimelerle düşünmenin şuura kattığı boyut . Kısacası. dili sadece başkalarıyla değil. bize limbik sistemin nasıl çalıştığından.ne kadar iyi kullanıyorsak. kelimelerle düşünebiliyor olmamızın ürünü. düşünce mantığınız da o kadar sağlam oluyor. bize algılarımızı geçmiş deneyimlerimize bağlama imkânı veriyor.geçmişi yeniden canlandırabiliyor. dilin doğru kullanımı ise dilbilgisi kurallarına mutlak riayet demek. nsanoğlunda durum farklı. kendi kendimize. Farkında olduğumuzun farkında. onların geçmiş deneyimlerini hatırlayabilmeleri için ilgili nesnenin duyularının kapsama alanı içinde olması gereği. çünkü. ammaddesi. böylece yaşadığımız mekân ve zamanda yeralmadıkları için bizzat tanık olmadığımız olgulardan haberdar olabiliyoruz. nsan zihnini akıl yürütme sürecine açan. nsanoğlu. ne olamayacağını kestirmeye çalışabilir. Medeniyet. Akıl yürütme.anlamak. kaytardığımız. öğrenmemek :) için elimizden geleni ardımıza koymadığımız dilbilgisi!) Anadilimizi -Türkçe'mizi. bilincimizin mahiyeti ve niteliğini araştırabiliyoruz. nsanoğlu sadece kendisini içinde bulduğu dünyayı değil. kendimizi onunla yaşadıklarımızı hatırlarken buluyoruz. Örneğin. "bilinen ve/veya kabul edilenler üzerinde düşünüp. bilinç de dili geliştiriyor. kendi kendimize kelimeler kullanarak düşünüyoruz. zihnimizde ağaç görüntüleri beliriyor. Kelimelerle düşünmek ve geçmiş Kelimelerle düşünmek. hepsinden önemlisi. Gözden uzak kedi. Bilinçli deneyimlerimiz üzerinde düşünebiliyor. Kelimelerle düşünmek ve dilbilgisi. yani. şuurlu olduğumuzun bilincindeyiz.

"düşünmek" fiil (sürecek) ünmek" Felsefenin Alanı • • • • • • 1 2 3 4 5 (5 Oy) GenBilim Editorial Çarşamba. disipline ilerini sokmak için kullandığı en temel ve evrensel yöntemin dilbilgisi oldu unu söylüyor. Dünyanın ve yaşamın nasıl meydana geldi i sorusu. Hobi olarak arabalarla veya de ak değerli taşlarla ilgilenen kimse. bilimadamları olası yanlı ları ve mantık hatalarını. geçen yıl hangi takımın şampiyon olduğu amın geldiği sorusundan daha önemli ve büy bir sorudur. insanların ihtiyaç duyduğu ba ğu başka bir şey vardır: “ nsanlar. kim olursa ve nerede yaşıyor olursa olsun bütün insanları ilgilendiren şeyler var mıdır? Bu ıyor soruya verilebilecek cevap “evet” tir. rini "Düşünce" isim'dir. i Sıcaktan bunalan bir kişi “serinlik” der. kimileri de okumaktan itli hoşlanırlar. cümleleri oluşturan parçacıkların yapılarının ve sıralanı larının incelenmesi. Tüm insanları ilgilendiren ve tüm insanların sormaları uya gereken bazı sorular vardır. Kimi sanatla. Bu çerçevede. ister sosyal şkil bilimlerde olsun. 11 Haziran 2008 Okunma: 2289 kez nsanların çeşitli hobileri vardır. ölümden sonra bir hayat var mı? vb. “ba i “başka insanlarla beraber olmak” der. ifadenin uslup ve turan sıralanışlarının renginin belirlenmesi gibi dilbilgisinin alanına giren u uğraşlar. Kendisini yalnız hisseden birisi. her şeyin ötesinde. ı olduğunu Cümlelerin çözümlenmesi. baş larla başkalarının da bunlarla aynı derecede ilgilenmesini bekleyemez.genbilim. . kimi sporla ilgilenir. olan bitenin manın arkasında bir güç ve anlam var mı. yine de tüm insanları ilgilendiren ve ihtiyaç duydukları şılansa.com ) Hayatta en önemli şey nedir? diye sorulsa açlı ey açlığın sınırında olan bir kişi “yiyecek” der. Acaba tüm bu ihtiyaçlar karşılansa. kim olduklarını ve neden ya yaşadıklarını bilmek” isterler. ister fen bilimlerinde. doğru ve mantıklı dü ru düşüncenin. ılansa. başka şeyler var mıdır? Evet. Peki tüm insanları ilgilendirmesi gereken. ( www. büyük Felsefeyle tanışmanın yolu bazı sorular sormaktan geçer: Dünya nasıl yaratıldı. akıl yürütmenin temelini teşkil ediyorlar. yanlışları tezlerini dilbilgisi kurallarının tedrisinden geçirerek saptama yoluna gidiyorlar.Dünya düşünce tarihi bize insano ünce insanoğlunun zihinsel yetilerini terbiye ve ıslah etmek.

e. cevap arama etkinliğidir. Değişik nedenlerden dolayı insanlar. b. f. insanın aklının veya diğer düşünme yeteneklerini kullanarak var olan hakkında soru sorup. Buradaki bilgi insana ait değil. Felsefenin sorularını filozof sorar. nsanın doğası onun düşünmesi gerektiğini söyler. 2. Öte yandan bu güne kadar yaşamış başkalarının neler düşündüğünü bilmek. insanın ne olduğunu ve dünyanın nasıl oluştuğunu sorgulamamış hiçbir uygarlık yoktur. düşünmeyi öğreten bir sanattır. Felsefe var olan her şey üzerinde düşünür. Felsefe sayesinde binlerce yıldan beri ortaya konan fikir ve düşünceleri. Felsefe insan düşüncesinin gelişimi sürecinde ortaya çıkmış bir bilgi türüdür. Felsefe var olan şeylerin bütünü üzerinde durur ve var olan şeylerin ortak olan. Efsane. g. “Bilgiyi veya bilgeliği sevmek. Felsefe kelimesi Yunanca PH LOSOPH A teriminden gelmektedir. Birbirlerinden etkilenirler. Niçin felsefe gereklidir? Felsefe.Ö. Filozof ile diğer insanların soru sorma biçiminde farklılık vardır. Zaten felsefi soruların pek çoğu da böyle ortaya çıkar. Bir zamanlar Ay’ın arka yüzünün nasıl olduğu insanlar için müthiş bir sırdı. Eskiden sorulan soruların bir kısmını bugün bilim yanıtlamıştır. kendi varoluşlarına şaşarlar. Felsefe yapmak kolay değildir. insanların hayretinden doğmuştur. düşünmesini bilmesi ve düşündüğünü çeşitli şekillerde diğer insanlara aktarmasıdır. nsan merakının sistemli olarak tatmin edilmesidir. bu düşünceleri . Bilginin sevilmesi ve istenmesi olarak felsefeyle uğraşanlara da filozof veya bilge insan denilmektedir. d. gibi anlatılanların doğrultusunda evren açıklanmaktaydı. Felsefe. Felsefe: nsan evren ve değerleri açıklama amacıyla sürdürülen en geniş bir araştırma. Bu farklılığı bilinçli bir şekilde ortaya koymak ancak felsefe ile olanaklıdır. Bilginin ve bilgeliğin ne olduğu. Ancak zahmetli ve uzun bir uğraşın sonunda düşünmeyi becerenler felsefe yapabilir. Günümüzde de insanlar bu türden sorulara kendi cevaplarını vermek zorundadırlar. 600 yıllarında doğmuş yeni bir düşünce biçimini vurguluyoruz. mitolojik varlıkların bilgisiydi. Bu nedenle felsefenin tek bir tanımını yapmak oldukça zordur. nsanlar önceleri mitolojik bir yaklaşımla var olanı kavramaya çalışmışlardır. Tanrının varolup olmadığını veya öldükten sonra hayat olup olmadığını bir ansiklopediye bakıp öğrenemeyiz. hikaye. nsanlar. Felsefede sorular sorularak hakikat aranır. birleştirici ve bütünleştirici bir açıklama gayretidir. masal vb. Ansiklopediler bize nasıl yaşamamız gerektiğini de anlatamaz. gündelik hayatın öyle esiri olurlar ki hayatı sorgulamak onlar için çok geride kalır. Felsefe terimini tarihte ilk kez Pythagoras’ın kullandığı ileri sürülür. mit. Oysa bugün biz Ay’ın arka yüzünün nasıl olduğunu tam tamına bilebiliyoruz. Felsefe deyince . kendi dünya görüşümüzü oluşturmamıza yardım edebilir. Felsefe ile toplum arasında çok yakın bir ilişki vardır. Yeryüzünde. Felsefi sorular. Onların neden başka türlü değil de. akıl almaz sırlarla dolu gizemli bir yerdir. akıl sahibi bir varlık olarak insanın en temel özelliği . birleştirici olan niteliğini ortaya koymaya çalışır. hatta bu sorular cevaplarından daha önemlidir. 1. herkesi ilgilendirmekle beraber herkes filozof olamaz.Bu türden sorular çağlar boyunca insanları meşgul etmiştir. c. Bizler insanız. Felsefe. Felsefenin Özellikleri a. Günlük sorularda eylemde bulunmak. Filozoflar için dünya. felsefenin nasıl tanımlanacağı konusunda çok değişik görüşler vardır. araştırmak ve peşinden koşmak” anlamına gelmektedir. onların içerikleri hakkında sorular sorar. söylenti. Felsefe hakikatı araştırırken tüm zamanlar için geçerli olabilecek bilgiler ortaya koymaya çalışmaz. Felsefenin şlevleri a. böyle olduklarını ve nereden geldiklerini yorumlar. felsefenin sorularında ise aklın gücüne başvurmak gerekir.

• Sistemli değildir. yöntemli bir şekilde elde edilen düzenli bilgiye bilimsel bilgi denir. • Subjektiftir. . Teknik Bilgi Teknik. Hoşa giden.yansıtan kavramları tanıma olanağı ortaya çıkar. doğadaki nesneleri. güzeli yaratan. Bilginin oluşumunda iki öğe vardır. • nsanın yaşamını kolaylaştırır. belli bir yöntemle elde edilmemiştir. • nsanlara yarar sağlar. • Ürünleri somuttur. • Sonuçları kesin değildir. Felsefe. Bu durumda bilginin süje ile obje arasındaki bir ilişki sonucunda ortaya çıktığı söylenebilir. gözleme. Bilgi edinme yalnızca algıya dayanmaz. Bu bilginin kaynağı duyu ve deneyimlerdir. Felsefenin yöntemleri insana hemen her konuda akıl yürütebilmesi için gerekli temelleri sağlar. Düzensiz) Bilgi Bunlar günlük yaşamı kolaylaştıran bilgilerdir. bir amaca yönelik olarak araç haline getirmektir. kendisine yönelinen şeydir. e. Hem gerçek olanları hem de gerçek olmayanları içine alır. Tanrı’nın insanlar içinde seçtiği elçileri yani peygamberleri bir takım temel hakikatleri bildirmişlerdir. Dini Bilgi Din. Teknik bilgide süje obje ilişkisi. coşkuya ve sezgiye dayanır. • Yararlı bir bilgidir. • Yaratıcılığa dayanır. ama bazen insanları yanıltabilir. 1. 2. c. mutlak varlığa ve onun vahiy ile bildirdiklerine dayanan bir sistemdir. g. renk ve çeşitli şekiller) • Özneldir. nsanların anlama ve gerçeği görme ihtiyaçlarını giderir. b. • fade araçları diğerlerinden farklıdır. araştırılan. B LG VE B LG TÜRLER nsanoğlu kendi dışındaki nesneleri algıladığı gibi. Felsefe büyük oluşum ve düşüncelerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. tesadüflerle veya başkalarından görmekle kazanılmıştır. bilim bilgisini uygulayarak hayatı kolaylaştırmak amacıyla kurulmaktadır. Bilgi edinme eyleminde bilene süje (özne). d. Bilimsel Bilgi Evreni. duyguya. düşünme de bilgi edinme yollarından biridir. bilinene ise obje (nesne) adı verilir. Diğeri ise bilinen. dünya görüşümüzü genişletir. Sanatçı ile yöneldiği nesne arasındaki ilgiden doğan bir bilgidir. dinde her şeyi kuşatır. • Yöntemsiz olarak elde edilir. yani insandır. gerçekliği simgelerle anlatan etkinliktir. f. Tanrı’nın mutlak gerçekliği. bilen. Bunlardan birisi algılayan. Tekniğin gelişimi ile bilimin gelişimi arasında sıkı bir bağ vardır. düşündüren biçimler yaratma çabasıdır. Dinde süje ve obje ilişkisi inanç bağı ile kurulmuştur. genel geçerliliği yoktur. 3. ürettiği sorularla bilime yardımcı olur. Gündelik (Ampirik. elde edilene de “bilgi” denir. nsandaki bu algılama ve tanıma etkinliğine “bilme”. deneye ve akla dayanarak. kendi iç dünyasını da algılar. • Akla değil. Sanat Bilgisi Sanat. (Ses. Tekniğin amacı insan hayatını kolaylaştırmaktır. geçerliliği ve doğruluğu kişisel deneyime dayanır. nsanların her şeyi olduğu gibi kabul etmeleri yerine daha iyiye ulaşabilmek için sorgulayabilmelerine katkıda bulunur. bu araştırma konuları üzerinde. toplumu ve insanı araştırma konusu yapan. 5. 4. Felsefe henüz bilinmeyen konular üzerinde düşünmemizi sağlayarak.

sistemli ve tutarlı bir bilgidir. Bu nedenle onları deney yöntemiyle incelemek mümkün değildir. • Olgulara dayanma zorunluluğu yoktur. antropoloji gibi bilimlerdir. • Olması gerekeni inceler. bir bütün olarak kavramaya yönelik kuramsal araştırmalarla başlamıştır. yapıp ettikleri. psikoloji. • Mantık ilkelerinden yararlanır. b. Bilimin özellikleri • Tümevarım yöntemini kullanırlar. Konuları insanın varlığı. Evreni parçalara ayırmadan. Bu nedenle tarihinden soyutlanamaz. • Kesindir. • Eleştirel ve sorgulayıcıdır. Kullandıkları yöntem “anlama” dır. Kullandıkları yöntem tümdengelim (dedüksiyon) dir. yalnızca düşüncede olan soyut objeleri konu alırlar.Alanı çok geniştir. • Birikimli olarak ilerler. Felsefe Bilgisi Felsefe bilgisi. a. Bunlara manevi bilimler de denir. Felsefe Bilgisinin Özellikleri • Felsefenin açıklamalarında “kesinlik” ya da “bitmişlik” yoktur. insanın. • Çağının koşullarından etkilenir. • Felsefe bilgisinin bilimlerdeki gibi öğrenilecek doğruları yoktur. • Teknolojisi yoktur. • Nesneldir. Konusu ve yöntemi bakımından üçe ayrılır. Felsefenin Çeşitli Alanlarla lişkisi . evrenin niteliği ve yapısı hakkında gözlemlerine dayanarak düşünmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Doğa Bilimleri Doğadaki olayları konu alan fizik. • Evrenseldir. Konularını sebeplilik ilişkisine göre araştırır. 6. Formel Bilimler ( deal Bilimler) Bunlar doğada bulunmayan. yani aynı nedenler aynı koşullarda aynı sonucu verir) anlayışı vardır. • Bilimlerin doğuşuna kaynaklık etmiştir. • Yasa ve genellemelere ulaşmaya çalışırlar. • Uygulanabilir. Tarih. b. Bu durum. nsan Bilimleri Bu bilimler insanları değişik yönleriyle ele alan bilim dallarıdır. sosyoloji. Matematik ve mantık formel bilimlerdir. • Akıl ve mantık ilkelerini kullanır. • Değişebilme ve kendini yenileme özelliğine sahiptir. Bu bilimlerin konuları doğada yoktur. Konularını deney ve gözlemle incelerler. c. bilgisi ve iradesiyle meydana getirdiği olaylardır. • Esnek olup kendini daima yenileyebilir. • Olgusaldır. Tümevarım (endüksiyon) yöntemini kullanarak yasalara ulaşırlar. • Yığılan (kümülatif) bir bilgidir. doğrulanabilme özelliği vardır. • Tekrarlanma özelliğine sahiptir. jeoloji. Temel özelliği olgusal oluşlarıdır. • Kapsamlı ve bütüncül bir bilgidir. • Felsefede filozofun kişiliği ve geçmiş yaşantısı önemli rol oynar. Doğa bilimlerinde determinizm (nedenselllik. kimya. duyularla algılanamayan. • Evrensel bir bilgidir. yargıların doğrudan ya da dolaylı gözlenebilen varlıklardan kaynaklandığını belirtir. a. astronomi ve biyoloji gibi bilimlerdir.

kadirşinas öğretim üyesi Yakup Deliömero retim Deliömeroğlu’nun “Schrödinger’in Kedisi” roman ikilisiyle kuantum fizi fiziğinin düşünsel sonuçlarının kamuoyuna ünsel yayılmasını irtibatlandıran yazısını gördüm. ancak kadim gözlem bir kez daha do rulanacak gibi duruyor: “Bir mıh. Oysa dinde esas olan tiriler imandır. Felsefe evreni bir bütün olarak ele alır ılık ve daha çok soyut olaylarla ilgilenir. incelenecek konulardan sadece biridir. Felsefe – Bilim Başlangıçta felsefe ile bilim birle ik bir durumdaydı. Felsefenin ildir. Tüm bilimler. ele tiriye açıktırlar. önce matematik olmak ıçta birleşik üzere farklı zamanlarda felsefeden ayrılmı lardır. 06 Haziran 2008 Okunma: 2328 kez "Bir mıh.. Sayın Bakan’ın “siyah “siyah-beyaz diye birşey yok artık. Ziya Selçuk’un. bir nal kurtarır. doğrulanacak kurtarır. doğayı ve evreni parçalara böler inceler. Felsefe – Din Felsefe dine karşı değildir. Eleştiriler yapar.com ) Hal buyken. bilim de sistemli bir şekilde ayrılmışlardır. yaşamı açıklamaya çalışırlar. Fakat felsefe ile dinin problemlere yakla ımları çok farklıdır.” ( www. Felsefe de. birbirleriyle ba bağdaşmaz görünümdedirler. Fakat dindar bilinen maz nice düşünür felsefe yapmıştır. Bu bakımlardan felsefe ve din. evreni. Kelebek Etkisi • • • • • • 1 2 3 4 5 (4 Oy) Alev Alatlı Cuma. dün de Gazi Üniversitesinin kadir ken.. yaklaşımları mantığa ve gerçeğe dayanarak çözmeye çalı e çalışır.genbilim.. ayı bölerek Felsefe bilginin temeline inmeye çalı çalışır.” saptamasıyla özetledi ey özetlediği . Cevaplardan kuşku du ku duyulamaz. Bilim ise kendisini duyu organlarıyla sınırlamı sınırlamıştır. bir nal kusuzdur.ba. konusu içerisine giren bazı sorunlar dinin de konuları arasında yer alırlar. Felsefe. bir nal bir at kurtarır. Düşünme ilkelerine uyarlar. ins ünme eleştiriye insanı. bilgi edinmeye çalışır ama bilginin temelini ır irdelemez. Bunlara karşılık aralarında önemli farklılıklar vardır. Bilim. bir atlı kurtarır.. bir savaş bir vatan kurtarır. ştır." gözlemi kendime durup durup hatırlatmama vesile olan yüzlerce olaya hafta ba başında Prof. hakikati ararlar. felsefe için din." Kaos paradigmasını özetlemekte kullanılan bu kadim kurtarır. bir atlı bir sava savaş kurtarır. bir at.(2) Müfredat dönü ümünün hayli zaman alaca andıran dönüşümünün alacağı kuşkusuzdur.(1) ardından Milli E itim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik’in ilkööretim Eğitim müfredatının çağın bilgileri doğ ri doğrultusunda yeniden ele alınacağına dair demeçleri ına eklenmişken. problemleri akla. niceleri de felsefeyi sürdürmektedirler.

hiçbir şey imkânsız değil” ibaresi olur. Kuantum Fizik’inin evrekası da ışığın hem dalga serileri hem de cisimcik bölüklerinden oluştuğunu saptayan deneydir. Aristo’nun doğrusal mantığın kurallarına tabidir. herhangi bir ışık kaynağının. bulanık olan. Klasik Fizik’in dünyası bir ya-ya da dünyasıdır. kuantum fiziğinin şiarı ““Hiçbir şey şey kesin değil. Albert Einstein’ın “matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz. “toplum mühendisliği” dediğimiz olguyu yüreklendirir. Bir şey. yozluk. “ya da” dalga serilerinden oluştuğu kestirilen ışığın.gelişmeyi bir kez daha hatırlatmak farz oldu. “deterministik. mesela bir ampülün. ışığın dalga niteliğini açık ettiği. ya siyahtır ya da beyaz. Newton fiziğinin tanımladığı evren ve dünya. aynı doğrultuda. ekonomiyi. başı sonu belli “mekanik” bir sistemdir. Bu deneyin telmihi. bozukluk şahsiyetsizlik. ya da yanlış. “Hem doğru hem de yanlış” olamaz. kendisini bize öyle gösterdiğidir! Deneyin sonucu öylesine garipsenir ki. keskin. “doğrular”ın vahiy ya da usavurumla değil. bu sade ve basit kanunların Kâinatın bütününü kesin olarak açıklayabileceğini savunur. anlamına geldiği için yoksayılırlar. Aristo mantığının “ya-yada” kuralına uymadığı. Gri alanlar. çünkü bilimsel yöntemle saptanan “doğru” tektir. edebiyatı. klasik bilim dünyasının “doğru” anlayışını altüst eder. belirsizlikler. “Doğru”nun “tek” olduğu inancı. “ışık”ın doğasına ilişkin yeni bulguların sonucudur. 1920’lerde. “tek” doğru diye birşey yoktur. gözlem ve çözümleme sonucunda ortaya çıkacak birkaç sade. sanatı. kesin. önüne dalga dedektörü koyulduğunda. sonu “dır. basit ve kesin kanunun “bütün”e uygulanabileceğini. Dünyanın çok sayıda olmakla birlikte tümüyle “gözlemlenebilir ve çözümlenebilir” verilerden oluştuğunu iddia eden Newton. “doğru”yu.” ile biten mekanik bir diskur hüviyetine bürünür. baskıcı ya da en azından Jakoben/tepeden inmeci yönetimlerle dayatmakta mahzur görmez. Siyah-beyazcı Newton fiziğinin aksine. kuantum fizikcisi Erwin Schrödinger. müpheme yer vermeyen. ışığın dalga veya cisimcik niteliğini gözlemci ile adeta bir diyaloğa girerek belirttiğinin ortaya çıkması işleri daha da karıştırır. hatta şart sayarlarken. Eğitim. Birinci Aydınlanmanın mekanize kâinat görüşünün sarsılması. belirgin kurallara göre işleyen. ışığın bu hem dalga hem de cisimcik olma niteliğini vurgulamak için “Schrödinger’in Kedisi” diye anılan ünlü kuantum deneyini tertipler. ideolojiler keskinleşir. Dahası. oysa cisimcik dedektörü kullanıldığında cisimcik niteliğini sergilediği saptanır. Sonuç. Ortaçağ’ın sonu “Aydınlanma Çağı”nın ilk işaretleri: Aristo’yu kaynak edinen Kopernik. muğlağa.” ve “tır. O yıllara kadar “ya” cisimcik bölüklerinden. . semavi dinlerin dünya ve kâinatın işleyişine ilişkin açıklamalarını reddeden. ya doğrudur. zaman içinde modern dünyayı şekillendiren sosyal bilimleri. ideolojileri keskinleştirirken. Toplum mühendisliği. tersine “hem dalga serilerinden hem de cisimcik bölüklerinden”oluştuğu anlaşılır. Bu bulgu. Arşimed’in “Evraka! Evraka!” diye bağırdığı su ve tas deneyini hatırlarsınız. ışığın biz onu nasıl görmek istiyorsak. “Kesinlik” diye birşey yoktur. ölçüm ve deneylerin sonucu belirlenebileceği ilkesinin kesin olarak benimsenmesiyle sonuçlanan yaklaşık üç yüz yıllık süreçin başlaması. ortada kalan hiçbir yönü olmayan. Beş yüz kadar önce. Kepler. Galile ve Newton’la(3) devam eden bir dizi buluş ve/yada keşif. gerçeği yansıttığında kesin değildir” saptamasıyla birlikte Kuantum Devrimi reddedilemez bir oluşum haline gelir. müziği daha da önemlisi siyaset bilimini şekillendirir.” yani her olayın bir takım sebeplerin kaçınılmaz sonucu olarak tezahür ettiği. gözlem. Şöyle ki.

ışığın dalga ya da cisimcik gibi hareket etmesine bağlı olduğunu göstermeyi amaçlar. Yeri gelmişken. bu deneyle ışığın tetikleyeceği bir tabancanın namlusunun karşısına yerleştirilen bir kutuya konan kedinin ölü ya da diri olmasının. ne kadar iyi düzenlendiği. insanın kendisine. insan toplulukları gibi davranışları öngörülemeyen dinamik sistemlerin işleyişine anlam kazandıran paradigma. deney bizi kedinin ölümle/yaşamın üstüste bindiği. “bir mıhın bir nal.” ster bir yasa teklifi. bir nalın bir at. girdaplar. kelebek etkisi yaratabilecek. ister bir şarkı.Schrödinger. “post-modern” roman. Bu“en ufak değişiklik” bir kelebeğin kanat çırpması kadar önemsiz olabiliyor. bir durumda olduğu şeklinde garip ve tekinsiz bir gerçeklikle karşı karşıya getirir. tek bir şarkı. “Post-modernism” yani “modernism-sonrası” denilen oluşum da bu oluşum. ister bir makale. bir süre sonra stanbul’da. hem de korkutucu – hayatın ta kendisi gibi. borsa hareketleri. 2000li yılların dünya görüşünü şekillendireceğine kesin gözüyle bakılan Kuantum fiziğinin. denetlendiği sanılırsa sanılsın. “Toplum mühendisliği” ne denli özenle uygulanırsa uygulansın. Literatüre “kelebek etkisi” olarak geçiyor: şu anda “Türkiye’nin herhangi bir yerinde kanat çırpan bir kelebek. belirli bir kurguya sadık kalmayan. tersine. Kâinatı oluşturan canlı cansız tüm varlıklara hatta “canlılık ve ölülük” durumlarına bakışını radikal bir biçimde değiştireceği öngörülmektedir. cisimcik gibi hareket ederse kedi ölecek.” Newton fiziğinin “şunu şöyle etkilersen bu sonucu alırsın” şeklindeki nedensellik ilişkilerinin işlemediği deniz dalgaları. herhangi bir sistemi öngörülemeyecek biçimde sarsabilecektir. hem sevindirici. Işığın ne zaman nasıl hareket edeceği “asla bilemeyeceğimiz şeylerden biri” olduğu için. topluma. bedenine. ahkâm kesmeyen roman. bir atın bir atlı. dalga gibi hareket ederse yaşamaya devam edecektir. Kuantum fiziğiyle eşzamanlı gelişen “Kaos Paradigması. bir atlının bir savaş. Böylece aynı anda ölü ve diri olmak gibi bildiğimiz hayatta “imkansız” olduğu düşünülen bir keyfiyetin kuantum dünyasında bir gerçeklik olduğu vurgulanır. “Ateş olsa cürmü kadar yer yakar”ın hiç de gerçekçi bir deyiş olmadığı. süperpoze. Işık. insanların oluşturduğu dinamik sistemlerin başlangıç noktalarında meydana gelen en ufak bir değişikliğin beklenmedik sonuçlar doğurabildiğini gözler önüne seriyor. Kuantum Fiziğine Karşı Yeni Dünya Düzeni • • • • • • 1 2 3 4 5 (3 Oy) Alev Alatlı . bir savaşın bir vatan” kurtarabileceği ispat ediliyor ki. Ankara’da ya da başka bir yerde fırtınaya sebep olabilir.

“en zeki”. Ve şındaki olduğundan Cecil Rhodes. üncesi. Morgan. amlarıyla birlikteliklerini gözetmek durumundayız. kuantum mekani inin “Potinbağ Teoremi. dolayısıyla daha “üstün” olmadı ını teslim etmek olmadığını durumundayız. günümüzde oturtulmak istenen düzenin “bütüncü” dü ünceye ters dü düşünceye düştüğünün işaretleri ihmal edilemeyecek kadar çok. ticaret gemileri ve demiryolları var. 1890’lı yıllarda Birleşik Devletler petrol endüstrisinin yüzde yetmi beşi kendisine ait. anlaşılabilmesi için parçalara bölünmesi ve parçaların arasındaki ili kinin saptanması ılabilmesi ilişkinin gerektiği” şeklindeydi. koniler yerine herkesin merkezden e mesafede ı eşit durduğu daireler ve küreler olması gere konuşuluyor.S. ve her ne kadar “küreselleşme” ve “Yeni Dünya Düzeni” e şme” eşanlamlı oluşumlar olarak şumlar sunuluyorsa da.Pazar. ünlü elmas imparatoru. “en çalışkan” vb.genbilim. Ayrıca apartheid/ırk Rhodesia. değil. ormanları. ller. Rhodesia. Rothschild ve Cecil Rhodes be lisi tarafından atıldı beşlisi atıldığı iddia ediliyor. Andrew Carnegie. U. yüzyılda kendinden giderek daha çok söz ettirecek olan “küreselleşme” e “küreselleşme” eğiliminin temel entelektüel dayanaklarından birisini bu teoremde buluyoruz. ( asını gerektiğini www. “bütün”ün birbirleriyle örülü olayların devingen ağ olarak ını. Rockefeller. servetlerinin 1 2 trilyon dolar oldu 1–2 olduğu hesap ediliyor. ini Potinbağ Teoremi’nin toplumsal ya amdaki telmihi. “üstün ırk”. sadece insan amın ırklarının değil. Morgan. kinci Aydınlanma Ça ı’nın “bütüncü” kâinat/dünya görü ise. ayrımının mucidi. uluslararası banker ve gezegenimizin ilk milyar dolarlık (1901 yılı itibarıyla) endüstrisinin. ünlü Standard Oil Tröst’ün sahibi. değil. Ayrıca demir ik yetmiş i madenleri. dolayısıyla daha vazgeçilmez. Andrew Carnegie. ünlü Rothschild Hanedanı’nın k kurucusu banker –Rockefeller’den daha Rockefeller’den zengin– 2000’li yılların başındaki servetlerinin 3 trilyon dolar oldu undan bahsediliyor. ayrıca kömür ve demir madenleri. 21. Mayer Rothschild. Çağı’nın görüşü “bütün’ün parçalarının toplamından daha büyük” oldu u savından yola çıkıy ve oluşumların olduğu çıkıyor ya da sistemlerin doğasını anlamak için tümüne bakılması gerekti ini söylüyor. Mayer A. adını onun soyadından alıyor. Potinbağ Teoremi do u gereği doğrultusunda “madde”yi. milletlerin değ tüm canlı türlerinin birbirlerinin yaşamlarıyla örülü il. Yakla tirakleri Yaklaşık 150 yıllık bir “Rockefeller hanedanı”ndan bahsediliyor. “dünya devleti” ta düşüncesi. . petrol imparatoru. Steel’in sahibi. imalat sanayiinde ve ula ulaşım sektöründe büyük iştirakleri var. maddenin temel olarak nitelendirebileceğimiz bir parçasının olmadı imiz olmadığını. Bu çerçevede.” lerinden mekaniğinin Potinbağ Teoremi.com ) Bütüncü düşüncenin desteklerinden birisi. ne kadar bölünürse bölünsün. “Amerika’yı Amerikan yapan adam” diye bilinen kişi. toplumsal örgütlenmenin kan” “üstünler”in dorukta yer aldığı piramitler. John P. “üstün ulus” vb. John P. John D. Güney Afrika’yı işleten. teori pratikten farklı buluyoruz. Ne var ki. yeryüzündeki yaşamın bütünü olarak yorumlamamız halinde. “Dünya devleti”nin temellerinin daha 1877 yılında. hiçbir parçanın diğerlerinden daha erlerinden vazgeçilmez olmadığını. 1890’da ngiltere toplamından daha fazla çelik üreten i. Carnegie Çelik’in sahibi. 01 Haziran 2008 Okunma: 1870 kez Birinci Aydınlanma Çağı’na hakim olan “atomistik” kâinat/dünya görü “bütün’ün ı’na görüşü. Hiçbir ulusun ya am biçiminin diğ yaşam diğerininkinden daha temel. yaşamdaki kavramlarının yüceltilme nedenlerinin bilimsel de il. birbirleriyle ağı değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Güney Afrika elmas tarlalarını işleten. ngiltere adına fetheden adam. “politik” olmaları. John D. gibi kavramların da öyle. Bu i aretleri işaretlerin başta geleni de. Ve tabii. Rockefeller.

Dünya basın devlerinin Bilderberg’cilerle işbirliği içinde oldukları gerekçesiyle. meğer ki patron olsunlar gazeteciler Bilderberg toplantılarına alınmıyorlar. Zaman zaman da. özgür iradeleriyle seçtikleri vekillerinin etkisizleştirilmesine tepki gösteriyorlar.” demekten çekinmemiş olmasına işaret ediliyor ve yaygın söylemin aksine karşı çıkılmadığı takdirde önümüzdeki asırlarda dünyanın “yeni feodal lordlar”ın boyunduruğu altına gireceği hakkında uyarı yapılıyor. Amerikalı rakibi. 1877’de “Yuvarlak Masa” adındaki gizli cemiyeti kuruyorlar. Rockefeller hanedanı tarafından destekleniyor. Roma Kulübü. David Rockefeller’in farklı zamanlarda farklı yerlerde (bu arada 1999 yılı Şubat’ında Newsweek International dergisine verdiği bir mülâkatta) “Hükümetlerin yerini alacak birileri olmalı ve bana öyle görünüyor ki. Otuz yıl sonra. Amerikan başkanlarından.. Amaçları: ngilizce konuşan dünyayı bir oligarşik federasyon halinde birleştirmek. tutuklandığı biliniyor. tüm dünyaya umut saçacak olan ışık. Uyaranlar. “Yuvarlak Masa” cemiyetinin bir diğer uzantısının “Roma Kulübü” olduğu söyleniyor..Bu beş adamın akıl hocaları. Hatta. Roma Kulübü’nün. ulus–devletlerin tarihi rollerini ortadan kaldırmak.. Ulusal politikacılarının. SGI’nin başkanı. Daisaku keda. barışı desteklemek. kurulacak dünya devletinin resmi dinini . Oxford Üniversitesi profesörlerinden John Ruskin. Muhalifleri. Büyük Britanya mparatorluğu’nu siyasi. kısır milliyetçiliğe ve sınıf çatışmalarına yönelmelerini önlemek. Seattle’da. diğer ülkelerin başbakanlarına varıncaya kadar. seslerini ya bağımsız basın aracılığı ile ya da internet üzerinden duyuruyorlar. “Soka Gakkai International”ın kısaltılmışı.. ABD ve Avrupa devletlerinin gizli teşkilatları. Nichiren Daishonin Budist tarikatının uluslararası örgütü. katılanlar gizli. dünya ekonomisine ve siyasetine dair kararların kapalı kapılar ardında alınmasını ülkelerinin anayasalarının en galiz ihlâli şeklinde algılıyorlar. Muhalifler. dünyanın kaderini etkileyen eşhasın kapalı kapılar ardında saptanmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. oligarşik dünya federasyonuna giden yolu açmak. Japon kökenli. nsanlığın yolunu aydınlatan bir deniz feneri. Bilderberg’ciler. SGI. Bilderberg toplantılarına katılanların isimlerinin saklı tutulması. toplantıların yapıldıkları otellere gazetecileri sokmamak için olağanüstü önlemler alıyorlar. bunu da en iyi şirketler yaparlar. lân edilmiş amaçları. ekonomik ve kültürel olarak yeniden yapılandırmak suretiyle. “ nsan ırkının sesi ve zekâsı. Bilderberg’cilerin amaçlarının dünyayı sıkıca koordine edilmiş küçük. Yarı şaka ileri sürdükleri bir iddiaları da Birleşmiş Milletler teşkilatının bundan böyle “Birleşmiş Tröstler Teşkilatı” olarak isim değiştireceği şeklinde. görüşmelerin basına kapalı olması. Anglo–sever bir yarı açık cemiyet olarak görüyoruz. insanların ‘tehlikeli’ uçlara.. Avrupa Birliği’nin Avrupa kıtası için yaptığını dünya için yapmak ve bir Dünya Devleti kurmak istiyorlar. dünyanın siyasi ve yasal hüviyetini tümüyle değiştirmek. Bilderberg Grubu. Kendilerine “özel think–tank” nitelemesini yakıştırıyorlar. Yeni Dünya Düzeni’nin anlamının. kontrolü uluslar–ötesi tröstlere devretmek suretiyle millet kavramını ortadan kaldırarak. 1954’ten itibaren her yıl dünyanın değişik şehirlerinde toplanıyorlar. idareyi ngilizce konuşan Anglo–sever bir oligarşiye teslim etmek olduğundan eminler. ‘Yuvarlak Masa’yı çokuluslu. ev sahipliğini eski SS–Nazi Hollanda Kralı Bernhard yapıyor. entelijensiya destekli oligarşinin eline teslim etmek olduğu söyleniyor. 1968’de kuruluyor. 1954’te Avrupalı Rothschild hanedanı öncülüğünde kuruluyor. Gündem gizli. çeri sızmayı başarabilen birkaç muhabirin feci şekilde tartaklandığı. seçkin bir uluslar–ötesi bankerler ve sanayicilerden oluşmuş..” olduklarından bahsediyor. Yeni Dünya Düzeni muhalifleri. Dünya Bankası guvernorlarına. New York’ta olduğu gibi gösterilerine de şahit oluyoruz. “Bilderberg” kralın sahip olduğu otelin adı. 1908 yılına gelindiğinde.” Roma Kulübü’nün güçlü adamı.

unu “Yeni Feodal Lordlar”ın ne denli güçlü olduklarını. realist taşımaktadır. Realist düşünce • • • • • • 1 2 3 4 5 (1 Oy) Abdulkadir Dursunoğlu Çarşamba. örneğini ele alalım. Irak harekatı çok muhafazakar bir kesime göre Müslüman ülkeleri alt etme hedefine adım adım yaklaşan bir hareketin devamıdır. Irak harekatı örne i in. biraz Budizm bir dinden bahsediliyor. idealleri. Irak ’ ta sivil toplum örgütleri kanalı ile halkı bulunduğu . Yeni Dünya Düze kuşkusuz Düzeni. muhaliflerinin iddia ettikleri gibi “yeni bir toplumsal mühendislik projesi” ise.com ) Realist düşüncenin anlamı biraz açılırsa realist dü üncenin anlamı “olayları gerçekçi bir üncenin düşüncenin şekilde değerlendirebilme ve olayların gerçek tarafını görebilme” şekline dönü erlendirebilme dönüşmektedir. Bir yandan “ kinci lerinin olduğunu Aydınlanma Çağı”nın reddettiğ “tek doğru” anlayışı. Realist düşünce en geniş anlamı ile olayları yansız bir şekilde değerlendirebilme ve olayları erlendirebilme doğru bir neden –sonuç ilişkisi içerisinde tanımlayabilme ve dolayısı ile daha do şkisi kisi doğru sonuçlara varabilme yeteneği olarak nitelendirilebilmektedir. Örneğin. Bu görüşler. Çokça Hıristiyanlık. daha bugünden Birle Amerika’da umlar Birleşik Birleş iki bin beş yüz muhalif “kült”ün varlı varlığından bahsediliyor.Aşırı sol görüşlü kişilere göre bu harekat ABD’ nin ilere dünyayı sömürgeleştirme hareketinin bir göstergesidir. erinde AB Irak’ taki petrol yataklarının bulundu u K. bir arada yaşayamayacak oluşumlar gibi görünüyorlar. düşüncenin manası kendiliğinden ortaya çıkmaktadır”gerçekçi dü ğinden düşünce”. Realist gerçekçi olarak tanımlandırılmaktadır. değer yargıları ve görü er görüşleri çerçevesinde ortaya çıkan yanlı değer yargılarıdır. Dolayısı ile. ğer Halbuki realist görüş yanlı düşünceden uzak olmak zorundadır. ulusların işlerinin zor oldu unu kabul etmemiz lâzım. ki öyle görünüyor. Ancak. oligarşisi.genbilim.A an devamıdır.oluşturduğunu söylüyorlar. Dünyanın bütün süper güçleri düşünceden petrol yatakları üzerinde gizli bir şekilde birbirleri ile çatışmaktadır. öte yandan finans oligar ı”nın reddettiği ı. insanların bir takım tirme ler. ( www. Türkçede de realist aynı anlamı ta ımaktadır. Nitekim. ulusların kimliklerini kaybetmemek için ne denli direnebileceklerini kuşkusuz zaman gösterecek. 02 Nisan 2008 Okunma: 1836 kez Real kelimesi ngilizcede gerçek anlamına gelmektedir.

ve verdiği dolaylı desteği ile Kürt liderleri çıkarları çerçevesinde kullanmaktadır.Bu çıkar AB güdümünde bir Kürt devleti kurulmasını teşvik etmektedir. Yıllardır bu senaryonun gerçekleştirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Diğer yandan, bu bölgede güç bulunduramayan ve faaliyetler olarak bu bölgede AB’ye göre daha zayıf olan ABD’ nin bu bölgede kendi lehine kullanmak isteyen ABD’ nin Irak’ ta askeri güç bulundurmaktan başka bir çaresi bulunmamakta idi. Diğer bir değiş ile, bu harekat bir sömürge hareketinin bir uzantısı değil bir zorunluluğun ortaya çıkardığı bir gerçektir. Bunlara ek olarak, Saddam iktidarda kaldığı müddet içerisinde Kuveyt’ te yaptığı gibi K.Irak’ ta oluşabilecek Kürt devletinin elinde bulunduracağı petrol kuyularını ateşe verebileceği muhakkaktı.. Aynı şekilde, Arap ülkelerini birliği altında toplama arzusunda olan ancak Arap ülkeleri tarafından kabul görmeyen bu lider, bu ülkelerdeki petrol kuyularını bombalama fiiliyatında bulunabilecekti. Böyle bir durum, global dünyada ürün maliyetlerinin artmasına satın alma güçlerinin azalmasına dolayısı ile dünya pazarlarında bir durgunluk şoku meydana gelmesine sebebiyet verebilecekti. Bu iktisadi kaos, kişi başı gelirin düşmesine, istihdamın azalmasına sebebiyet verebilecekti. Diğer yandan, böyle bir durum karanlık ekonominin kapsama alanının genişlemesine olanak verecekti. Dolayısı ile terör faaliyetlerinin artmasına zemin hazırlayabilecekti. Girişimcinin tedirgin olması ve dünyada terör dalgasının başlaması bir yandan ürken girişimcinin yatırım yapmasına olanak vermeyecekken bir yandan da siyasi, dinsel ayrılıkların kutuplaşma aşamasına gelmesine zemin hazırlayacaktı. Dolayısı ile dünyada orta ve uzun vadeli siyasi, iktisadi ve sosyal kaos ortamı oluşabilecektir. Diğer bir değiş ile global dünya mentalitesine zemin hazırlayabilecek ortam ortadan kalkabilecekti. Böyle bir sonucu ortadan kaldırabilmenin yolu tehdit olabilecek unsurların ortadan kaldırılabilmesi ile mümkün olabilecektir. Olabilecek tehdit kaynaklarından birisi Saddam Hüseyin’ di. Bu liderin, Irak halkının menfaati pahasına ve zarar görmesi pahasına iktidarını bırakmaması böyle bir liderin sadece kendi halkının kısa, orta ve uzun vadeli menfaatine nasıl bir tehdit teşkil ettiği açıkça görülmektedir. Kendi halkının menfaatin aksi istikametinde harekette bulunan böyle bir liderin başka ülkeler için nasıl bir tehdit oluşturabileceği üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Türkiye ve Irak AB’ nin Irak konusundaki tutumu ve bir Kürt devleti kurma isteği Türkiye’ yi kendi menfaatleri açısından Irak’ ın toprak bütünlüğünü savunan ABD’ nin yanında yer almasına zorlamıştır. Türkiye bu global tehdit nedeni ile de ABD’ nin yanında yer almalı idi. Diğer yandan, tahmin ediyorum, ABD askerleri için ( topraklar için) tezkereyi uçuş tezkeresinden sonra hükümetiniz çıkaracaktır. Böyle bir durumun olmasının Türkiye’ nin pazarlık şansının artmasına zemin hazırladığı kanaatindeyim. Şöyle ki, Hava harekatının ardından kara harekatının başlaması zorunluluğunun olması ve Kuzey cephesinin ABD için hayati önem taşıması, ve zamanın kısıtlı olması harekat senaryolarının başladığı günlerden bu yana Türkiye’ ye hiç bu kadar pazarlık gücü sağlamamıştır. Bu durumun değerlendirilmesi durumunda ABD’ den çok daha fazla taviz koparılacağı şansı vardı. Dolayısı ile Türkiye korkak ve ahmak çocuk misali barış çığırtkanlığını bir yana bırakmalı idi, hem ülkemiz menfaati açısından hem de global açıdan ABD’ nin yanında aktif olarak yer almalıdı idi. Aksi takdirde, ne iktisadi ne de siyasi olarak ne Irak’ ta, ne AB’ de ne de başka bir yerde ABD’ nin yardımını göremeyiz. Diğer yandan, başörtüsü meselesi Türkiye’ de polemik olarak yapılan başlıca konulardan birisidir. Başörtüsü özellikle laik kesim ve askeriyeden irtica noktasında büyük tepkiler almıştır. Gerçekte, başörtüsünün kamu kurumlarında takılmasının yasak olması tek bir neden dayanmaktadır. Bu neden kısaca Başörtüsü takan kişilerin çoğunun muhafazakar olması sebebi ile muhafazakar kesimin bu kişiler ile ilişkide oluşu kişilerle temasa geçebilmesi ve bu kişilerin irtica ihraç etmek isteyen mercilerce kullanılarak devletin kilit noktalarına yerleşmesi ve bir anti-rejim

devriminin yapılabilmesi ihtimalinin önüne geçilmesi olarak belirtilebilir. Bununla birlikte dünyanın globalizm sürecine girmesi ve Türkiye’ nin halk da olarak bu sürecin içerisinde bulunması, bu kesimin çok büyük bir oylarını toplayan AKP iktidarının rejim ile uyuşmayan söylemlerin karşısında olduğunu belirtmesi ve halkın bundan etkilenmesi ve devlet sistemi ile barışması , Türkiye’ nin halk olarak da AB rotasına girmesi, istihbarat ağının genişletilmesi,halkın refah seviyesinin artması, serbest piyasa ekonomisinin genişlemesi, eğitim seviyesinin artması irticanın Türkiye’ ye yerleşmesi fiilini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, Türkiye’ ye irtica ihraç etmek isteyen ülkelerin demokratik sistemlere geçmiş olması veya yakın gelecekte geçecek olması Türkiye’ de uzun vadeli olarak da irtica tehdidinin olmayacağı sonucunu vermektedir. Dolayısı ile uzun vadede başörtüsü sorunu bir sorun olmaktan çıkacaktır. nsanlar her yerde istediği kıyafeti giyme özgürlüğüne sahip olacaktır. Dolayısı ile, realist düşünce halk katmanlarının bu konuyu doğru olarak tahlil edebilmelerinden önce geniş halk kesimlerini rahatlatıcı böyle bir uygulamanın olabileceğini önceden kestirebilmektedir. Özellikle 2000 yılı öncesi Türkiye üzerine oynanan oyunlar ana amaç olarak Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen ülkelerin bir oyunu olarak görünüyordu. Halbuki, Türkiye çok hassas bir coğrafyada bulunmaktadır. Dolayısı ile petrol zengini olan bu bölgede dünyanın gelişmiş ülkeleri ve bölge ülkeleri tarafından bir çıkar çatışması ortaya çıkmıştır. Dolayısı ile Türkiye üzerine oynanan oyunlar Türkiye’ nin gelişmemesini istemek değil menfaatler doğrultusunda oynanan oyunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada temel amaç menfaat çatışmasından karlı çıkmaktır. Politika ise Türkiye’ nin bazı ülkelerce gelişmemesinin istenmesidir. Başka bir örnek Allah inancıdır. nsanların yoktan var olması hipotezi günümüz bilim verileri ışığında reddedilmektedir. Bununla birlikte, realist düşünce kendi düşünce sistemi içerisinde doğruyu bulmağı hedeflemektedir. Örneğin, insanların genetik yapısı,organları, organlarının şekli, organlarının diziliş şekli ve bu organların en etkin olark kullanılacağı yerlerde bulunması ve hayatta kalmak için bu dizayn ve yerleştirmenin başka bir alternatif olmadığı sonucu,kısaca insanların organlarının ve vücudunun işleyişinin bir tesadüf olmadığı gerçeği insanların kendi kendine oluştuğu hipotezini reddetmektedir. Diğer yandan, insanların bir evrim geçirdiği ve bu evrim sonucu organların şekil değiştirdiği hipotezi insanların fosil örneklerinden bir evrim geçirmediği ve organlarının milyonlarca yıl önceki akrabaları ile aynı olduğu gerçeği tarafından çürütülmektedir. Diğer yandan, insanların bir evrim sonucu maymundan insana dönüştüğü hipotezi milyonlarca yıldır maymunların özelliklerinden ve görünümlerinden bir şeyin değişmediği gerçeği tarafından reddedilmektedir. Ayrıca, insanların yoktan var olacağı ihtimali sinekler ve diğer metabolizmalar üzerinde yapılan deneyler ve sonuçları ile çürütülmektedir. Şöyle ki, sineklerin yoktan var olduğu ihtimali deneylerle kanıtlanmağa çalışılmıştır. Bununla birlikte, bulgular sineklerin larvalarının soğuklara dayanıklı olarak maddeler üzerinde kaldığını ve sıcakta bu larvalardan sineklerin çıkarak hayatlarını sürdürdüğünü ortaya çıkarmıştır. Bütün bu bulgular insanın kendiliğinden oluşmadığını isbat etmektedir.Pekiyi, kim yaratmıştır. Dün ve bugün yapılan bütün gözlemler insan ve diğer canlılar gibi komplike varlıkların kendiliğinden oluşamayacağını ortaya koymaktadır. En basit bir yemek şekli olan helva bile kendi kendine oluşmamaktadır. Örneğin, bir ahçı yağ, şeker un ateşi bir yere bıraksa ve bu helvanın oluşmasını beklese helvanın kendi kendine oluşamayacağı gerçeği ile karşı karşıya kalacaktır. Dolayısı ile insanlığın başlangıcının bir çift insandan oluşacağı ve bu çiftin kendilerinden daha komplike bir yapı tarafından yapılacağı sonucunu vermektedir.Örneğin, robotlar gelecekte insanlar gibi düşünebilen bir yapıda olabilecektir. Gelecekte, belki insanlara karşı bağımsız olarak karşı koyabilecekler. Her ne kadar, bu komplike varlık insan

gibi işlev görecek olsa da başlangıçta bir insan tarafından yaratılmıştır.Aynı şekilde, dünyada işlev gören her makine, teçhizat insan tarafından yaratılmıştır. Dolayısı ile, insan gibi komplike bir yaratık kendi kendine oluşamayacağına göre yaratılmış olması ihtimali yüzde yüz olarak görünmektedir. Aynı şekilde, insanların bir nevi kullanımına verilen gökyüzü, atmosfer, yerçekimi olaylarının bir ahenk içerisinde dans etmesi canlıların yaşayabileceği bir ortam sunması bu olayların bir tesadüfi olarak ortaya çıkamayacağı sonucunu ortaya koymaktadır. Dolayısı ile bu ahenkin bir maksat için yaratıldığı gerçeğini ortaya koyacaktır. Dolayısı ile, realist düşünce insanın yaratıldığı gerçeğini kabul etmektedir. Diğer yandan, yaratıcı varlık veya varlıkların da bir yaratıcısı olduğu ihtimali göz önünde bulunmaktadır. Bununla birlikte, kainat gibi komplike bir olguyu yaratan bir komplike varlığın daha komplike bir varlık tarafından yaratılmış olması gerekmektedir. Dolayısı ile en başta geçmişi olmayan ve geleceği olmayan tek ana yaratıcı bir varlık bulunmaktadır. Bu gerçek, insanı yaratan tek bir varlık olduğu ve başka olağanüstü güçlere sahip olan yaratıcı bir varlık olmadığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Dolayısı ile kainatta her şeyden üstün tek bir yaratıcı varlık bulunmaktadır. Dolayısı ile realist düşünce kainatta tek bir yaratıcı varlık olduğu gerçeğini kabul etmektedir. Örnekten anlaşılacağı gibi realist düşünce bir olayı yanlı olarak değil realist bir düşünce çerçevesinde değerlendirmeyi uygun görmektedir. Dolayısı ile bu mentalite insanlara olayları daha doğru bir şekilde değerlendirebilme fırsatı vermektedir. Bir örnek irticadır. 1900’lü yılların başından itibaren komünizm genişleyen bir çerçeve çizmektedir. Dolayısı ile demokratik toplumların önünde komünizm bir engel ve tehdit olarak durmakta idi. Özellikle Türkiye açısından sıcak denizlere ve ortadoğu petrollerine uzanan bir coğrafyada komünizmin Türkiye’ ye yayılması büyük bir tehdit olarak algılanıyordu. Komünizmin bir ateist metodoloji taşıması Türkiye’ de bulunan dış mihraklı dini terör gruplarının Türkiye aleyhine çalışmasına olanak vermiyordu. Bununla birlikte, özellikle 1980’lerin sonunda komünizmin ortadan kalma süreci içerisine girmesi Ortadoğu’da Türkiye’ nin irtica tehditi tarafından sarılmasına neden olmuştur. Bilindiği üzere ran bir kapalı ekonomidir. Ayrıca, dini bir liderlik ve devlet düzeni sürmektedir. ran dolayısı ile bölgede ve dünyada batı ekonomileri ile entegre bir ekonomi ve siyasi süreci bulunmamaktadır. ran, müttefiksiz olarak aynı zamanda zengin petrol kuyuları üzerinde bulunan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’n de Türkiye, ABD, AB, Arap ülkeleri ve Çin ile nüfuz mücadelesi içerisinde bulunmaktadır. ran’ ın göreceli büyük bir pazara sahip Türkiye nüfusuna irticayı ihraç etmesi, hem iktisadi bir partner hem de orta asya’ da petrol kuyuları üzerinde kendi nüfuz alanını genişletecektir. Dolayısı ile irticanın Türkiye’ ye ihraç edilmesi ran açısından olumludur. Diğer yandan, irticanın devrim ile gerçekleştirilmesi yolundaki terör örgütlerine verilen emirler bir başka devletin yararına bir durum yaratmaktadır. Terör örgütlerinin devleti zaafiyete uğratması G.Doğu’ da AB güdümlü bir Kürt devleti kurulması sürecini hızlandıracaktır. Dolayısı ile, terör örgütleri AB tarafından dolaylı olarak ran taşeron kullanılarak beslenmektedir. Diğer yandan, irtica Türkiye açısından bir tehdit unsuru oluşturmaktadır. rticanın güçlenmesi kısa vadede bir yandan toprak bölünmesine neden olurken orta ve uzun vadede devlet rejiminin değiştirilmesi noktasında iktisadi ve siyasi olarak zengin ve güçlü batlı devletlerden uzaklaşmasına neden olacaktır. Rota, bu sefer zengin olmayan ve bilimsel teknolojik gelişmenin olmadığı Müslüman dünyasına çevrilecektir. Bu durum Türkiye’ nin siyasi ve iktisadi olarak genişlemesine engel bir durum tezahür etmektedir. Dolayısı ile irtica Türkiye için bir tehdit unsurudur. Bunlara ek olarak, Türkiye’ de irticanın karşısında devletin sibopu olarak duran askeriye bulunmaktadır. Askeriyenin bazı zamanlarda ne kadar yanlış politikalar uygulasa da hedefi inançlı kesim değil irticai faaliyetleri ortadan kaldırmak şeklinde nitelendirilse de yanlış olmayacaktır. Dolayısı ile

Bu olaylardan sonra. özellikle Osmanlı imp. Bundan dolayı. Dolayısı ile. Böyle bir durumda Türk askeri işgalci statüsünde bulunacaktır. Annan planına göre gelecekte Rumlar Kuzey Kıbrıs’ ta yer alabileceklerdir. realist sloganlar insanlara tam olarak ulaştırılmış değildir. stratejik olarak AB’ nin Güneydoğu’ da bir Kürt devleti kurulmasının tersine bir hareket doğduğunda Ankara’yı ve askeri güçleri zayıflatmada yardımcı olabilecek hava bombardımanının en yakın üssü olarak KKTC’dir. Diğer yandan. Şöyleki. Annan planı ileride Rumların Kıbrıs’ taki Türkler üzerinde hegemonya kurma amacına hizmet etmektedir. Böyle bir durum AB’ nin başını çeken iki güçlü devlet Frana ve Almanya’ nın menfaatleri aleyhine bir durum doğurmaktadır.askeriyenin karşısında olduğu olgunun arkasındaki düşünce realist bir düşüncedir. KKTC gençliğinin ana isteği daha fazla iş fırsatı bulunan Avrupa ülkelerine özellikle ngiltere’ ye göç etmektir. Aynı şekilde. zamanında aramak gerekmektedir. 1990’lı ve akabindeki yıllar askeriyenin daha realist düşünce içerisinde olmasına ve daha realist uygulamalar içerisine girmesine olanak vermiştir. kinci dünya savaşı sırasında devletin ağır vergi politikaları uygulaması ve bunların uygulayıcısının ordu mensupları olması halkın askeriyeye duyduğu tepkisini daha da artmıştır. 1960 ihtilali ve devrimci subayların halkın büyük çoğunluğunun sevgi duyduğu üç devlet adamını idam etmesi halkın askeriyeye tepki duymasını daha da artırmıştır. Türkiye açısından da menfaatler noktasında Türkiye aleyhine bir durum sergilemektedir. Diğer yandan. toplum realist sloganları daha kolay kabul etmektedir. Çünkü. Dolayısı ile devletlerin devamlılığı realist düşünceye sahip olan kurumların bulunması ile aynı yönlü ilişkiye sahiptir. Türkiye’ nin AB’ ne girmesi AB açısından rasyonel değildir.. Türkiye’ nin birliğe girmesi durumunda ucuz ve kalifiye işgücü dolayısı ile Türkiye AB’ ne ihracat üssü olacaktır. halktaki tepki zamanla ortadan kalkmaktadır. Dolayısı ile bu sevgi inanç çerçevesinde şekillenmektedir. Özellikle. Dolayısı ile. Diğer yandan. Diğer yandan. Dolayısı ile KKTC’ de Türk nüfus asimilasyona uğrayabilecek ve toprak parçaları Rumların eline geçebilecektir. AB Türkiye’ yi birliğe almak istememektedir. Türkiye’ de askeriyeye karşı hem bir sevgi hem de bir tepki beslenmektedir. Tarih boyunca yanlış uygulamalar askeriyenin realist düşünceye sahip olsa da realist uygulamalar içerisinde olmamasına neden olmuştur. ordunun stanbul yönetimini devirmesi ve Cumhuriyet’in kurulmasında ana rol oynaması millette “Padişah’ a karşı”nankörlük edildi düşüncesini zihinlere kazımıştır. Dolayısı ile tek bir federatif devlet kurulması sonrasında gençlerin göçü dolayısı ile toprak parçasında yaşlı nüfus kalacaktır. Askeriyenin bir özelliği devleti dolaysız olarak temsil etmesidir.’ un son üç yüz yılı içerisinde askerlerin Fransız devrimi nostaljisi içerisinde yetişmesi ve devrim hazırlıkları halkın büyük tepkisini çekmiştir. Bu insanların vefat etmeleri durumunda Rumlar büyük paralar karşılığında göç etmiş olan genç varislerden bu toprakları satın alabileceklerdir. bu ülkelerdeki . Askeriyeye karşı sevgi beslenmesinin sebebi bu ocağın peygamber ocağı olarak nitelendirilmesinden ileri gelmektedir. Dolayısı ile özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde devlet yönetimi ve rejimlerinin devamı realist düşünceye ve uygulamalara sahip olan askeriyenin bulunması ile doğru orantılıdır. Diğer bir değiş ile Türkiye’ye yatırımlar yağacaktır. 1980’de iki ana gruba ayrılmış olan halk kitlesinin her bir tarafın tepkisini çekecek olan 12 Eylül ihtilali ve uygulamaları halkın büyük kesiminin tepkisini çekmiştir. Çünkü. Türk askeri Türkiye menfaatleri açısından stratejik bir konum olan bu toprak parçasından çıkmak mecburiyetinde kalacaktır. Dolayısı ile sevgi ve tepki bir arada halkta zuhur etmiştir. Bununla birlikte. askeriyenin devletin ana güçlü kurumu olması ve halkın bu güç karşısında bir tepki verememesi askeriyeye duyulan tepkiyi daha da artırmıştır. tepkinin sebeplerini Osmanlı mp. sık sık yeniçerilerin isyan etmesi padişaha karşı sonsuz güven duyan halkın yeniçerilere dolayısı ile orduya olan sevgisini tepkiye çevirmiştir. Dolayısı ile.

Bu noktada. Diğer bir değiş ile evliliği kuracak olan iki insan her iki ailenin güdümünde kurulmaktadır. Kadınların yapıları gereği bu taraflık ilkesinden hareketle erkeğin ailesinin yaptığı bazı hareketleri sindiremeyebilmektedir. Bunu en yakın kişiye kocasına açma yolunu tercih etmektedir. Annan planı Rumlar ve AB lehinde bir sonuç verecektir. Bay ve bayan evlenmeden önce kız tarafı ve erkek tarafı olarak ikiye ayrılmaktadır. Doğu’ daK.Irak’ takiKürt devleti ile birleşik bir AB güdümünde bir Kürt devleti kurulmasını amaçlamaktadır. Taraflık henüz evliliğin ilk günlerinde taraf olma şeklinde kendini göstermektedir. Diğer yandan. Diğer yandan. Dolayısı ile realist düşünce eksikliği ortaya doğru politikalar konulamamasına ve çıkarların korunamamasına da yol açmaktadır. Bu bölgeye tampon bölge olarak G. Dolayısı ile siyasi açıdan da Türkiye’ nin AB’ ne girmesi AB menfaatleri açısından rasyonel değildir.yatırımlar Türkiye’ ye kayacak ve bu ülkelerde istihdam ve vergi kaybı ortaya çıkacaktır. Genel kadın eğilimi ezikliği yaşatan kişilere karşı cephe alınması yönündedir. Bu noktada. Dolayısı ile zincirleme olayların gelişimi ve çözülememesi evliliklerin huzursuzluklarla devam etmesine olanak vermektedir. AB K. Bu durum realist düşüncenin eksikliğinin olayları doğru bir biçimde değerlendirilememesinin en yakın örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir durumda bireylerin verimlilikleri de artabileceği için bireyler kendilerine ve topluma daha fazla katma değer sağlayabilecektir. Dolayısı ile KKTC ileride AB’ nin Türkiye’ ye gerçekleştirebileceği askeri harekatların bir merkezi olabilir. Halbuki realist düşüncenin bir evlilikte bulunması önemli problemleri çözeceği gibi bazı problemlerin dallanıp budaklanmasını engelleyebilecektir. KKTC başbakanının AB ve Rum taraflara olan sevgi bağı ve yanlı yargıları olayları realist bir şekilde değerlendirememesine yol açmaktadır. Dolayısı ile realist düşünce bu yönü ile dolaylı da olsa insanların mutluluk ve başarılarında önemli bir faktör . Dolayısı ile realist düşüncenin hakim olmadığı genel insan eğilimi evli çiftlerin bir problemi çözmelerine olanak verememektedir. Diğer yandan yakın gelecekte bir Kosova sendromunun KKTC milleti aleyhine doğmasına yol açabilecektir. Bununla birlikte. Dolayısı ile bu noktada AB ve Türkiye arasında bir menfaat çakışması söz konusudur. Diğer yandan. Kadın ve erkekteki bu travmalar evlilikte huzursuzlukların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu eziklikten duyulan tepki zamanla daha derin travmalara yol açabilmekte ve erkeği huzursuz edebilmektedir. Dolayısı ile daha mutlu bir evlilik olayı gerçekleştirilebilecektir. misyonerli. Bu da Türkiye’ nin ileride stratejik olarak bir tehdit altında olmasına yol açmaktadır. Türkiye’ nin AB’ ne girmesini engellemektedir. ABD’ ye yakın bir Türkiye’ nin ileride siyasi mekanizmalarda rol alması ve ABD menfaatine yakın bir siyaset izlemesi özellikle Orta Asya’daki Petrol kuyuları üzerinde ABD’ ye stratejik ve askeri açıdan AB aleyhine yarar sağlayabilecektir. Güncel bir örnek evlilikteki bireylerin durumlarıdır. Irak’ ta gelecekte bir Kürt devleti kurulması yönünde sivil toplum kuruluşları ile faaliyetlerde bulunmaktadır. erkekte meydana gelebilecek huzursuzluk bu birey de travmaya neden olabilmektedir. Bu bir stratejik amaçdır. Bu yönü ile plan KKTC’ nin de aleyhine bir durum sergilemektedir.k faaliyetleri ile özellikle Almanya kendilerinin aynı kökten geldiğini savunduğu Kürtlerin hristiyanlaştırılması paralelinde kendi nüfuslarını takviye etmek amacı ile bu bölgeyi bir kaynak olarak zaman zaman kullanmak istemektedir. Diğer bir faktör Türkiye’ nin genç ve üretken nüfusu ile AB siyasi mekanizmasında karar almada kilit öneme sahip olması korkusudur. Erkekler yapıları gereği olabilecek eziklik duygusunu dışarıya yansıtmayabilmektedir. Bunun sonucunda tarafların birbirini aldatması veya evliliğin bitmesi sonucu ortaya çıkabilmektedir.Türkiye yönetiminin AB pastası ile kandırılması Türkiye yönetiminde de gelecek çıkarlar noktasında bir zaafiyet doğurmasına yol açmaktadır. Realist düşünce bu yönü ile özellikle devlet yönetiminde edinilmesi ve kullanılması gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu sebepler.

Bu eğilimin altında yatan yegane sebep ben haklıyım fikrinin insanlarda bulunmasıdır. B ülkesi’ne A ülkesi C ülkesi’nde bir askeri güç bulundurma dolayısı ile C ülkesinde bulunan örneğin petrol kuyuları üzerinde ortaklık teklif etsin. Şayet insanlar olayları doğru şekilde anlayabiliyor ise ben haklıyım fiili yararlıdır. ticarette de”ben bilirim “ düşüncesini kendisinde barındıran düşünce olgunluğu eksikliği insanların bir kısmının bu alanda da başarılı olmasının önüne geçmektedir.olarak karşımıza çıkmaktadır. A ve B kişileri. Örneğin. çünkü düşünce olarak olgunlaşmamış insanların olayları doğru tahlil edebilmeleri ve dolayısı ile doğru politikalar ortaya koyabilmeleri mümkün görünmemektedir. Diğer yandan. özellikle devlet yönetiminde diktatörvari eylemlere sahip düşünce olgunluğuna ermemiş bireylerin bulunmasında o ülkenin menfaatleri açısından sakınca bulunmaktadır. kişi bir yandan kendisine katma değer sağlarken bir yandan da topluma katma değer sağlayacaktır. Her yönden A ülkesinin çok çok önünde olan B ülkesi çok önem bir menfaat zaafiyetine uğrayabileceği A’nin tutumunu kabul edebilir mi? Hayır. bir ülke(A) düşünün ve bu ülkenin en üst yönetiminde bir birey bulunsun. Özellikle Anadolu’da küçük işletmelerde sık sık rastlanılan bu konu buradaki çoğu ticaret ehli kişilerin başarılı olamadıklarının en büyük kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun için öncelikle geniş nüfus kesimine hitap edilip edilemeyeceği. Örneğin. Ticarette en önemli konulardan birisi faaliyet gösterilecek sektörün ve işkolunun belirlenmesidir. B bir yandan kazancını artırırken bir yandan işlerini büyütebilecektir. Bir başka ülke(B) çok güçlü bir devlet olsun ve bir başka ülke(C) üzerinde bir takım menfaatsel düşünceleri olsun. askeri ve ekonomik güç olarak A ülkesinin çok önünde olsun. A ülkesinde B ülkesi henüz demokratikleşmemiş ise darbe şartlarının ortaya çıkmasını sağlar. Dolayısı ile. veya demokratik usüllerle yönetimin düşmesini sağlar. A’ nın ise işkolunda başarılı olamaması çok daha yüksek bir olasılıktır. Bu tuzağın varlığı çok önemlidir. nsanların genel psikolojik eğilimi olayların içyüzünü anlamağa çalışmak değil de kendi fikirleri doğrultusunda yargılara varmak şeklindedir. Dolayısı ile. A ülkesinin başında bulunan yönetici hayır sadece ben aynı menfaati C ülkesi üzerinde gerçekleştireceğim düşüncesinde bulunsun. iş kolunun karlılık durumu ve işkolunun uzun vadeli olup olmayacağın incelenmektedir. Diğer bir örnek. B ülkesi siyasi. Dolayısı ile uzun vadeli olarak istihdam sağlayabilecektir. Sonuç olarak hem küçük bir devlet olan A ülkesi hem de büyük bir ülkenin hayati çıkarları noktasında kendi bildiğini okuması A ülkesinin yönetiminin B ülkesi gözünde sakıncalı ve devrilmesi gerektiği düşüncesi meydana gelmektedir. ciro durumu . Realist dünyada B’nin işkolunda başarılı olması çok daha yüksek bir olasılıktır. A hiçbir hesap yapmadan bir işkolunda faaliyet göstermeği ve B ‘de doğru bir çok kıstasa göre hesaplamalar yapsın ve bunun doğrultusunda bir işkolunda faaliyet göstermek istesin. Dolayısı ile. A kişisi bir yandan kazancını ve birikimini kaybedebilecek bir yandan başkalarının birikimlerinin ortadan kalkmasına neden olabilecek bir yandan da dolandırıcılık gibi illegal yollara sapabilecek ve girişimcileri tehdit edebilecektir. Tabii ki. A düşünce olarak olgun olmayan bir ticaretçiyi temsil etsin B ise düşünce olarak olgun olan bir kişiyi temsil etsin. ticarettir. olayları doğru olarak anlayamıyorsa ve ben haklıyım fiilini hayata geçiriyorsa olayların gerçek iç yüzünü anlayamama tuzağına düşmüş bulunmaktadır. Ancak.bu arada yönetim değişikliği A ülkesinde kısa vadeli de olsa iktisadi ve sosyal çalkantıların meydana gelebilmesine ve serbest piyasa ekonomisinin zarar görmesine sebep olabilecektir.Her iki kişi de bir işkolunda faaliyet göstermek istesin. Bunun için bir araştırma gerekmektedir. Bu yönetim değişikliği A ülkesinin yönetimine B ülkesinin menfaatine ters düşmeyecek ve çıkar işbirliği içinde bulunan bir yönetimi getirecektir. Dolayısı ile . Realist düşünce fikir ve düşünce şeklinde olgunluğu kendisinde içermektedir. ki kişi bulunsun. Bizim ülkemizdeki bireyin de aynı ülke üzerinde düşünceleri olsun. Halbuki hiçbir rasyonel matematik ve ticari hesap yapmadan bir işadamının benim dediğim haklıdır ben inanıyorum ki bu insanlara yeterince mal satabilirim düşüncesi insanlara çok şeyler kaybettirebilir. Dolayısı ile.

bulundukları kuruma bir yandan da topluma yeterince katma değer sağlamalarına olanak vermemektedir. bir elmayı ele alalım. Realist düşüncenin kolayca çözebildiği böyle bir hareket yanlı düşünen insanlarda irrasyonel saplantılara neden olabilecek bu tür olayların medyada düşmanlığa dönüşür hale gelmesi durumunda yanlı düşünen insanlarda bu düşünce şekli irrasyonel hale gelecek ve realist düşünce şekli ve başarıyı bu insanlar yakalayamayacaktır. yansız olarak düşünebilme yeteneğini elimine edebilen çocukluktan başlayan bu yanlı düşünme çocukların psikolojik gelişimlerini sağlıklı olarak tamamlayabilmelerine olanak vermemektedir. Bu varsayımlar ve gözlemler irrasyonel saplantılar dahilinde yapılmamalıdır. Dolayısı ile realist düşüncenin yokluğu insanların bir yandan kendilerine. Dolayısı ile toplumsal gelişmenin önü kapanabilecektir. Yanlı düşünme akabinde bireylerin büyümeleri sonucu bu subgruplarda meydana gelen irrasyonel kaplaşma devam edebilmekte ve toplumda kamplaşmalar oluşabilmektedir. realist düşünce elmanın nerede yetiştiğini. Böyle bir durum serbest piyasa ekonomisinin gelişmesine olanak veremeyebilmekte ve dolayısı ile toplumun refah seviyesi yükselemeyebilmektedir. hani mevsimin meyvesi olduğunu. Böyle bir durumda özellikle çocuklar yansız psikolojik gelişimlerini tamamlayamamaktadırlar. Realist düşünce insanların mutlu olabilmesini sağlayan ana faktörlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. iktisadi ve ticari işbirlikleri bu irrasyonel kamplaşmalardan dolayı . Örneğin. Dolayısı ile kalabalık yerlerde bile insanlar kendi subgrupları içerisinde karşı olunan gruplardan kendisini izole etmektedir. Aynı şekilde. Bununla birlikte varsayımlar yapılırken şu noktaya çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu argümandan dolayı. geçmiş senelerde yönetim kademelerinde düşünce olgunluğuna sahip bulunan yaş sınırı yüksek kişilerin bulunması realist düşüncenin ancak yaşı belirli bir seviyede olan insanlarda bulunabileceği düşüncesinin kurumlara yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. yapılabilecek siyasi. Psikolojik olarak dengeli yetişememiş kişilerde verim kaybının ortaya çıktığı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. nerede yetiştiğini. Bu kamplaşmalar toplumun her katmanında kendisini gösterebilmekte ve huzursuzluğa sebep olabilmektedir. Örneğin.düşünce olgunluğu eksikliği bir yandan insanların kendisine zarar verebilmek te bir yandan da toplumu tehdit edebilmektedir. geçmiş yıllarla kıyaslandığında fiyatın ne seviyede olup olmadığı gibi çeşitli yönleri ile bir olguyu irdelemeği salık vermektedir. Böyle bir düşünce şekli olaylar hakkında detaylı bilgiler öğrenilmesini ve olaylar hakkında çeşitli yönlerde varsaymlarda bulunmağı insanlara sağlamaktadır. bir yandan. elmayı yetiştren kişilerin başka hangi işle uğraştığını. Bu kamplaşmalar dünyanın bütün veya bir kısım toplumlarında kendini göstermesi bölgesel veya global huzursuzluklara neden olabilmekte. özellikle Küçük Anadolu illeri ve yerleşim merkezlerinde aile içi veya yakın çevre kamplaşmaları had safhada bulunmaktadır. bu mevsim elmanın bol olup olmadığını. Kısaca her türlü iş ve yönetimde kurumların ve kişilerin başarılı olması insanlardaki düşünce olgunluğuna sıkı sıkıya bağlıdır. realist düşünceye sahip insanların bu gibi olayları çözebilmesi yada doğru değerlendirebilmesi olaylar hakkında doğru varsayımlar yapabilmesine olanak verebilecektir. Realist düşünce olayları olabildiğince çeşitli açılardan değerlendirebilmeği ve dolayısı ile daha doğru sonuçlara varmağı insanlara sağlamaktadır. Bu tür alışkanlık hayatın her safhasında insanların olaylar hakkında değişik yönlerden gözlemleme yapmağı ve daha doğru sonuçlara ulaşılmasına sağlamaktadır. Bu kısır gelişmeler insanların dengeli bir şekilde mutlu olabilmelerine olanak vermemektedir. Bu kamplaşmaların doğru sebebi yaşanmış doğru tecrübelerden elde edilen birikimler değil hissi ezikliklerin ortaya çıması olarak nitelendirilebilir. fiyattaki değişikliklerin neden dolayı olduğunu. Bununla birlikte. Bu durum insanların mutluluğu arzu edilen bir biçimde yaşamalarına olanak vermemektedir. Bununla birlikte. Genel insan yargısı bunun bir meyve olduğu yargısı içerisinde bulunmaktadır.

kamplaşmalar derin kinlere dönüşebilmekte ve terör olayları artabilmektedir. şirketlerin gelişmesinde tüketici eğilimlerini çok iyi tahlil edebilmek gerekmektedir. Bu düşünce tarzına sahip insanlar devlet. göreceli daha fazla olarak realist düşüncenin daha fazla olduğu toplumlarda bireyler kendilerine ve topluma daha fazla katma değer sağlayabilmekte. Diğer bir değiş ile bu toplumlarda gelişme süreci hızlanabilmektedir. Ayrıca. Dolayısı ile. Araştırmacılık ve öğrenme olgusu realist düşüncenin elde edilmesinde çok önemli bir faktördür. Dolayısı ile bu ülkelerde diğer toplumlara göre realist düşünceye sahip insanların sayısı daha fazla miktarda olmaktadır. tüketim ekonomisi sekteye uğrayabilmekte. Bunlara ek olarak realist düşünceye sahip insanların oranının daha fazla olduğu toplumlarda bilimsel gelişme daha fazla olmakta ve daha fala icat meydana gelmektedir. olayları daha doğru analiz edebilme ve dolayısı ile daha doğru politikalar ortaya koyabilmektedirler. Dolayısı ile insanlar daha reel düşünce tarzına sahip olacaklardır. Aynı şekilde. Realist düşünce bu yönü ile olayları daha doğru anlayabilme yeteneğidir diye tanımlanabilmektedir. Gelişmiş batı ülkelerinde öğrenmeğe ve araştırmaya dayalı bir eğitim sistemi mevcut bulunmaktadır. Dolayısı ile insanlar kendilerine. Dolayısı ile insanların. Realist düşünceye sahip insanlar günlük hayatta olayların gerçek yüzünü anlayabildiklerinden ve olayları rasyonel bir sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde incelediklerinden dolayı bu insanlarda saplantı olayı daha düşük seviyede gerçekleşmektedir. kademelerinde ve kurumlarda yerlerini almaktadırlar. Böyle bir durum bir yandan o toplumun gelişmesine katkıda bulunurken bir yandan da global gelişmelerin önünü açmaktadır. Bu yönü ile araştırmacılık ve öğrenme duygusu insanların realist düşünce elde etmesinde ve başarılı olmasında büyük rol oynamaktadır. Dünyada çığır açan insanların hayatları incelendiğinde bu insanların öğrenmeğe daha yatkın ve araştırmacılık ruhuna sahip olan insanlardan oluştuğu ortaya çıkacaktır. dünyada serbest piyasa ekonomisi toplumlar arasında entegre olamamakta global refah kayıpları meydana gelebilmektedir. realist düşüncenin insanlara sağladığı mutluluk hayatlarına daha fazla verimlilik katmaktadır. Realist düşünceyi elde etmede öğretici eğitim seviyesinin artması ve araştırmacılık ruhunun gelişmesi büyük rol oynamaktadır. nsanlar öğrenmeğe ve araştırmağa dayalı bir mentaliteye sahip olmakla olayların iç yüzünü bulmağa çalışacaklardır. Diğer yandan. Dolayısı ile toplumsal iktisadi ve refah gerilemesi kronik hale dönüşebilmektedir. bulundukları kuruma ve topluma daha fazla katma değer katabilmektedir. Dolayısı ile realist düşünce sahipleri irrasyonel saplantıların olumsuz etkilerinden göreceli olarak daha az etkilenmektedirler. Bu psikolojik tekrarlama insanlarda davranış biçimine dönüşecektir. Diğer bir değiş ile doğruyu bulmağa çalışacaklardır. yansız olarak akranlarına nazaran daha fazla düşünebilme yeteneğine sahip gelişmiş ülkelerde bütün bu tehditler ortadan kalkabilmektedir. Şayet. şirket yeteri kadar büyümüşse ve daha fazla büyüyemiyorsa Pazar payını daha yeni şirketlere . Dolayısı ile realist düşünce toplumlara da dolaylı olarak katma değer sağlamaktadır. Bu durumda yatırımlar azalabilmekte. Örneğin. irrasyonel kamplaşmalar rasyonel amaç taşımayan savaşlara ve huzursuzluklara neden olabilmektedir.özellikle üçüncü dünya ülkeleri arasında gelişemeyebilmektedir. Böylece toplumsal barış ve huzur bir anda yok olabilmektedir. işsizlik oranları artabilmektedir. Daha doğru tüketici eğilimlerini tahlil edebilmek ortaya müşteri kazanmaya yönelik daha doğru politikaların ortaya konulması demektir. Dolayısı ile.toplumların maddi ve manevi olarak kalkınmasında realist düşünce büyük rol oynamaktadır. Realist düşünce bu yönü ile toplumların gelişmesinde ana mihenk taşlarından birisini oluşturmaktadır. Bu düşünüş tarzı realist düşüncedir. Dolayısı ile hayatta daha mutlu insanlar olarak kalmaktadırlar. Aynı şekilde. Dolayısı ile. Realist düşünce bu yönü ile insanların mutluluğu sağlayabilmelerinde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Pazar payı dolmuş işletmeler şöyle bir tehdit ile karşı karşıya bulunmaktadır. ve toplumsal refah artabilmektedir.

Dolayısı ile göreceli olarak realist düşünceye sahip bir kişiyi temsil etmektedir.evine ve işine hizmet etmesi gereken varlıklar olarak değerlendirilmişlerdir. Bu ortak Türkiye idi. coğrafyaya yakın ve bu bölgenin siyasi.toplum içerisinde aktif hale gelmemiş. Kendisi vefat ettiğinde laboratuarında slam dini Kitabı olan Kur’an-ı Kerim’ de bulunan Nur suresi ayetleri bulundu. Ampulu bulan Edison araştırmacı bir kişiliğe sahipti. Kendisinin bilgiye ulaşmak isteği altındaki realist düşünce her tür kaynağa yansız olarak ulaştığını göstermektedir. Kadın ve erkek evde iki birey olarak bulunmakta ve evlerde eşit söz ve rey hakları bulunmaktadır. Çünkü ABD’ nin en yakın ve gizli rakibi AB burada çok güçlü durumda idi. realist düşünce başarının ana kaynağıdır denilse yanlış olmayacaktır. Eğitim seviyesinin artması realist düşünceyi beraberinde . kinci sınıf muamele görmenin ardında duyguları rasyonelliğe baskın çıkmasının ve güçsüz yapısının genel çoğunluk olarak daha güçlü ve daha realist düşünceye sahip olan erkeklerin hegemonyasındaki bir dünyada arka planda kalmasında büyük etkisi bulunmaktadır. ABD’ nin orta ve uzun vadede bu bölgede güç sahibi olacağı muhakkaktır. Kadınlar asırlar boyunca okutulmamış. Dolayısı ile olaylar karşısında daha doğru politikalar üretilebilmesi kolaylığını insanlara sunmaktadır. Dolayısı ile. diğer doğu ve batı toplumlarında kadın edilgen bir yapıda bulunmaktadır. Halbuki Türkiye’ nin uzun vadeli menfaatleri noktasında Türkiye’ nin ABD yanında yer alması gerekiyordu. Realist düşünce olayları yansız olarak anlamağa çalıştığından dolayı doğrulara daha çabuk ulaşabilme yeteneğine sahip olmaktadır. Yukarıdaki örnekten anlaşılacağı gibi realist düşünce ortaya doğru tahliller konulmasına. Neden? ABD zorunlu olarak Irak’ a harekat düzenlemişti. Kadınların bu işleri erkeklerden daha iyi yapabilmesi ve bu işlere yatkın olmaları da bu görünmez işbölümünün arkasındaki sebepler olarak karşımıza çıkmaktadır. sosyal ve stratejik konjönktürünü bilen bir ortak arayışında bulunmakta idi. Örneğin. Eski Türkler’ de kadınların pasif görevlerde olduğu ve eve hapsedildiği bir uygulamağa rastlanmış değildir. Dünyada iki farklı insan türünden birini teşkil eden kadınlar asırlar boyunca ikinci sınıf vatandaş olarak muamele görmüşlerdir. Bu bölgede ABD kendine yardım sağlayabilecek. doğru politikaların ortaya çıkmasına dolayısı ile realist düşünce sahiplerine ve bulundukları topluma karlılık avantajı kazandırmasına olanak vermektedir. Bununla birlikte insan gücünün temel güç olduğu asırlarda göreceli olarak daha güçsüz bir yapıya sahip olan bu varlıklar erkekler tarafından pasif işlerde kullanılmıştır. Eğitim düzeyinin artması. Türkiye’ de kamuoyunun bir kısmı Irak harekatı sırasında Devletin Irak’ın yanında yer almasını bir kısmı tarafsız kalınmasını istiyorlardı. Bu da yansız düşünme yeteneğine sahip olan realist düşünce tarzının bulunması ile sıkı sıkıya bağlıdır(Yanlı bir düşünce tarzı her olayda olduğu gibi tüketici eğilimi noktasında da yanlı gözlemlerin yapılmasına neden olabilmektedir). refah seviyesinin yükselmesi batılı toplumlarda kadının statüsünü yükseltici bir etki göstermektedir.kaptırmak durumundadır. nsanların üzerinde büyük etkisi olan semavi dinlerin kadın-erkek eşitliğini savunmasına rağmen batı toplumları hariç diğer toplumlarda kadının statüsünde gözle görülür bir yükselme bulunmamaktadır. Örneğin. evde çocuklarına bakması gereken. Ne kadar kısa vadeli olarak çatışmalar bulunsa da bunların geçici olacağı muhakkaktır. Bu ortak ABD menfaatleri tersinde davranmayacak bir güç olmak zorunda idi. Bu dezavantajın arkasındaki faktör şirketin maliyetlerinin artması ve kurumsallaşmanın bir hantal bürokrasiye dönmesi olarak ifade edilebilir. Bu gücün kırılması gerekiyordu. Dolayısı ile realist düşünce kendisine mutlak başarıyı sağlamıştır. Bu şirket Pazar payını artırabilmek için etkin pazarlama stratejileri uygulamak zorundadır. slamiyet’ten önceki Arap toplumunda kız çocukları diri diri gömülebilecek kadar aşağılık olarak değerlendirilebilen varlıklar olarak tanımlanmaktadır. Bunun için de tüketici eğilimlerini çok iyi tahlil edebilmek gerekmektedir. O zamanlarda. Diğer yandan. Semavi dinler kadın erkek ayırımı yapmamaktadır.

detaylı. Bu noktada. daha az subjektif olabilmeleri. Bunlara ek olarak çökmekte olan imparatorluğun çöküş zamanı geciktirilmiş ve batı devletlerinin lehine imparatorluğun aleyhine sonuç verebilecek petrol alanları üzerindeki menfaatsel faaliyetler 33sene geciktirilmiştir.akıllı. devletin yönetiminin normal insanların psikolojisi neticesinde yönetilemeyeceği gerçeği ve realist düşünce çemberinde bulunmak olarak nitelendirilebilir.’nun hiç toprak kaybetmeden yaklaşık olarak 33 sene ayakta kalmasını sağlamıştır. Kendisi uluslar arası olayları ve imparatorluk üzerinde oynanan oyunlara ait olabilecek detayları en ince detayına kadar incelemiş ve sonuçta karşı strateji ile imparatorluk üzerinde oynanan oyunları bertaraf edebilmiş ve Osmanlı mp. Dolayısı ile realist düşünce. Japonya’ nın askeri güç bulundurmasının önündeki ABD engeli bu ülkenin kaynaklarını iktisadi ve ticari gelişmeğe ayırmasına neden olmuştur. ABD yönetimi Ortadoğu ve Orta Asya’ da petrol sahaları ve enerji koridorlarını kontrol altında tutmak amacı ile buralarda asker ve üs bulundurmaktadır. Kadınların aktif hayatta rol almaları tabi ki kadınların tercihine bağlı bulunmaktadır. Realist düşünce bilimsel olarak düşünebilme yeteneği olarak nitelendirilebilmektedir. Diğer yandan. Bunun ana sebebi. Yanlı görüşlü bir devlet yönetimi bu üs konusunu şayet Hristiyan bir devletin sömürgeleştirme kampanyası olarak görür ve bunun sonucunda kooperatifsel bir ilişki izlemez ise gelecekte devletine menfaat sağlayacak bir takım gelişmelerin dışında kalır. Aynı şekilde. Bununla birlikte.getirmektedir. eğitim seviyesinin erkekler arasında artması eğitimli bayanlarla evli olma isteklerini beraberinde getirmektedir. Dolayısı ile bu insanların toplumlardaki insanların gözünde zeki. aktif iş hayatına katılmaları halinde üretime katkıda bulunabilmekte kimseye ihtiyacı olmadan hayatını idame ettirebilmektedir.. eğitimli bayanlar okuma-yazmayı bilmektedirler. Diğer yandan. Dolayısı ile cinsiyet diskriminasyonu daha az görünür hale gelmektedir. Japonya ekonomisinde bu olaydan sonra toparlanma hareketi başlamıştır. kadınların eğitim seviyesinin yükselmesi toplumların gelişmesi açısından çok önemli bir yer tutmaktadır. olayın doğru tahlili yapılır ve menfaatler ölçüsünde bir menfaatsel ilişki ortaya konulabilirse o devlet gelecekteki bir takım gelişmelerden karlı çıkabilir. bu inceleme yanlı bir inceleme şekline sahip olmamalıdır.sabırlı gibi imajları ve toplumda imrenilebilecek bir konumda olmaları realist düşüncenin bir ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle. Japonya’ . Örneğin. Aynı şekilde. eğitim alan bayanların eğitimleri gereği eğitimsiz bayanlara nazaran daha geniş. Ancak. realist düşünce klasik bir düşünce şekli olan saçı uzun aklı kısa düşüncesini çürütmektedir. Dolayısı ile kadınlarda eğitim seviyesinin yükselmesi ekonomiye daha fazla katma değer sağlamakta hem de erkeklerle statü olarak daha eşit duruma gelmelerine olanak vermektedir. kadınların eğitim seviyelerinin artırılmasına olumlu olarak bakmaktadır. Bununla birlikte. Dolayısı ile. Tüm toplum katmanlarında bu görüşün hakim olması devlet ve diğer kurumlarda kendini göstermektedir. doğru varsayımlar yapmakta ve doğru neden sonuç ilişkisi bulmaktadır. araştırmacılık ruhu büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte. siyaset dehası olarak bilinen II. Bu düşüncenin ardında hiç kuşkusuz bir şeyleri paylaşabilme duygusu büyük rol oynamaktadır. Dolayısı ile Realist düşünce olayları doğru gözlemlemekte.Abdülhamit yakın etrafına olayların en ince detaylarına kadar incelenmesini salık vermektedir. Realist düşünce olayları ulaşılabilen en ince detayına kadar irdelemeği salık vermektedir. Genellikle demokratik ülkelerde devletin yönetiminde bulunan insanlar göreceli olarak realist düşünceye sahip insanlardan oluşmaktadır. olayları birkaç açıdan inceleyebilme yeteneklerinin daha fazla olması çocuklarının eğitimine büyük katkı sağlayabilmektedir. Bilindiği Japonya kinci Dünya savaşı sonrası iktisadi için büyük bir çöküşün içerisine girmiştir. Bu durum hem kendilerinin hayatta bir takım zorluklarla karşılaşmamaları hem de çocuklarına daha fazla yardımcı olmaları bakımından çok önemlidir. Dolayısı ile bireyin yada devletin başarısı realist düşüncenin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diğer bir değiş ile. aşırı güvenici tutumlarla dış siyasetteki temel kural olan” Uluslar arası ilişkilerde ebedi dostluklar yoktur. Atatürk birinci dünya savaşında batılı devletlerle savaşmasına ve bu devletlerin . Rus yönetimi realist bir düşünce yapısına sahip olmaktadır. dünya ile ters düşen bir devlet anlayışının kısa bir süre içerisinde eski düşünce tarzına tan zıt bir iktisadi reform gerçekleştirmesi dolayısı ile realist düşünceye yaklaşması ve halkın realist düşüncenin bir adımı olan yansız düşünme avantajı köhne bir ülkenin kısa bir süre içerisinde sağlam iktisadi temellere oturmasına olanak vermiştir.nın asıl kalkınması Japon’ların insan faktöründen kaynaklanmaktadır. savaş yapmadan yaklaşık otuz sene ayakta tutabilmeği başarmıştır. Realist düşünce yeteneğine sahip olan insanların başarılı oldukları gerçeği göz ardı edilmemelidir. Dolayısı ile örnekten anlaşılacağı gibi realist düşüncenin bir adımı olan realist yansızlık ve ya önyargısızlık bir yandan bulunan topluma katma değer sağlarken bir yandan da global dünyaya katma değer sağlamaktadır. Dolayısı ile realist düşünceden uzaklaşma başarısızlık getirmiş ve 600 yıllık bir imparatorluğun beklenen sonu gerçekleşmiştir. Dolayısı ile kısa bir süre içerisinde sıkı bir enflasyon politikası uygulanması rağmen yatırımlar ve istihdam ve refah seviyesi artmıştır. II. Aynı şekilde. Olayları reel olarak değerlendirebilme dolayısı ile doğru politikalar uygulaması sonucu çökmekte olan bir imparatorluğu-ki dünyanın en hassas ve oynak coğrafyasıdır. Diğer yandan. Bu ülke kömünist rejiminden kısa bir süre öncesinde çıkmış olmasına rağmen halkı diğer doğu bloku ülkelerine göre daha az önyargılı bir sosyal metodolojiye sahip bulunmaktadır. dünyanın en güçlü devletleri olan ngiltere. Diğer yandan bu padişahın kardeşi olan Sultan Vahdettin Sultan Abdülhamit gibi olayları realist bir çerçeveye koyamamış. Bugün Rusya ekonomisi geleceğin ana pazarlarından birisi olarak görülmektedir. Henüz yeni dağılmış ve şimdiki ekonomik yapıya tam zıt olarak eskiden sürdürdüğü sistemin kalıntıları rasyonel bir çerçeve içerisinde eritilmiştir. karşılıklı menfaatler bulunmaktadır” ilkesini çiğnemiş ve imparatorluğun makus gidişine dur diyememiştir. bu yansızlık Japonlar’ın büyük firmalarının dünyanın değişik ülkelerinde büyük yatırımlar gerçekleştirmesine olanak vermiştir. Realist düşünce bu yönü ile bulunduğu topluma katma değer sağlamıştır. Japon nüfusunun ana özelliklerinden birisi milliyetçi olmalarına rağmen yansız olarak düşünebilmeleridir. Bu yansız düşüncenin insanlarda alışkanlığa dönüşmesi bu ülkedeki eğitimli nüfusun realist düşüncenin bir adımı olan yansız düşünmeğe entegre olmalarına olanak vermiştir. Yansız düşünebilmenin ardındaki faktörlerden birisi hiç kuşkusuz bu insanların global dünya ile entegre olmalarından geçmektedir. Dolayısı ile bu yansız düşünme özelliği bu insanların bilim ve teknolojide bir zamanlar önemli icatlar geliştirmesine olanak vermiştir. Aynı şekilde. Diğer bir değiş ile. Yabancı yatırımların bu ülkede büyük teşvikler görmesi Rusya’ nın bir ülkenin kalkınmak için vazgeçilmez aracı olan serbest piyasa ekonomisine ne kadar realist olarak yaklaştığını gözle önüne sermektedir. bu yansız düşünme şekli dünyada tüketici eğilimlerinin doğru olarak gözlemlenmesine olanak vermiş ve bir çok yüksek cirolu çizgi filmler ve bilgisayar oyunları Japonya’ da gerçekleştirilmiştir. Kendisinin bu düşünce tarzı kendisinden hoşlanmayanların bile kendisini siyasi deha olarak değerlendirmelerine neden olmuştur. Almanya ve Rusya’ nın imparatorluk üzerindeki gerçek emellerini realist bir şekilde ortaya çıkartmış ve bu ülkeleri birbirine düşürmekten başka hiçbir politikanın başarılı olamayacağının farkına varmış ve bu yönde politika uygulama yolunu seçmiştir. Başka bir örnek Rusya’ dır. Bu noktada. Fransa. Örneğin. O zamanlar. Özellikle ABD’de okuyan Japon gençlerinin başka kültürler ile entegre olması bu insanların yansız olarak düşünebilmelerine olanak vermiştir. Diğer bir örnek Atatürk örneğidir. her başarılı insan göreceli daha fazla realist düşünce yeteneğine sahip olmaktadır. Abdülhamit bu düşünce yeteneğine sahip başarılı örnek insanlardan birisidir. Rusya’ nın genel halk eğiliminin diğer kültürlere önyargısız olması bu ülkede tüketim ekonomisinin hızla yayılmasına olanak vermiştir. Bu yönü ile.

Dünya savaşı çıkmadan önce Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri arasında petrol toprakları üzerinde bir anlaşmazlık çıkmıştı. bu bölgesel tehdit ve çıkar çatışmaları Irak’a bir harekat yapılmasının önünü açmıştır. Realist düşünceden uzaklaşma evrensel sorunlara da yol açabilmektedir. Aksine bu davranış biçimi bir büyük devlet adımının ileriyi görerek ortaya attığı bir fikirdir.askeri. realist düşünce tarzına sahip olmayan bir lider evrensel sorunların ortaya çıkmasına da neden olabilmiştir.000. Ona göre. siyasi olarak uzun vadede karlı çıkabilecektir. Saddam’ın bu özelliği ran ve Kuveyt savaşlarının ortaya çıkmasına nenen olmuştur.000 çocuk konuk edilse 100 senede bu kişi sayısı 5. özellikle Avrupa ortadoğu ve diğer bölgelerde savaş sonrasında bile huzursuzluğa neden olmuştur. Diğer yandan. Böylece Türkiye uluslar arası arenada siyasi olarak güçlü hale gelebilecektir. Bu davranış tarzı realist düşüncenin bir örneğidir. Dolayısı ile Türkiye iktisaden.000 kişi yapacaktır. dünyanın globalizme doğru giden . Atatürk 23 Nisan’ ı Dünya çocuk günü ve bayramı ilan etmiştir.000 kişi ortaya çıkacaktır. Böyle bir durumda Türkiye dünya menfaatlerinin paylaşıldığı bir ortamda karlı çıkabilecektir. Dolayısı ile. Atatürk’ ün bu iki örnekten de anlaşılacağı gibi realist düşünceye sahip olması bir yandan kendi politikalarını başarılı kılarken bir yandan da ülkesinin uzun vadeli çıkarlarını garanti altına aldığını gösterecektir. Dolayısı ile reel düşünce tarzının olmayışı özellikle devletler noktasında bir global sorun haline gelmektedir.000 kişi iktisadi. Hilafetin kaldırılması o günün realist düşüncesinin bir örneğidir. Atatürk ve arkadaşları zengin olan ve bilimsel teknolojik üstünlüğe sahip olan batı devletlerinden kopulmaması. bu topraklarda söz sahibi olabilmek ancak bu topraklarda söz sahibi olmak isteyen devletlerin işgali ile mümkün olabilirdi. Ayrıca. kısaca hem diplomatik. Realist düşünce bu yönü ile kişisel ve toplumsal başarıların olmazsa olmaz kurallarından birisidir. Almanya sadece Almanya’ nın bu topraklar üzerinde söz sahibi olabileceğini ileri sürmekte idi. Bu hesaplar bölgede çıkar çatışmalarına ve huzurun ortadan kalmasına neden olmuştur.000 kişinin bulunduğu bir pazara sahip olacaktır. Bu noktada hem bölgede hem de diğer bölgeler de huzursuzluk ortaya çıkmış.000.000 kişinin hayatı boyunca 100 kişiye Türkiye ile ilgili olumlu şeyler anlattığında Türk malları için hazır bir Pazar doğacaktır. Bu madalyonun bir yüzüdür. Saddam bu ülkelerde bir takım terör faaliyetlerine destek vermekte idi. Bu rakam 100 seneye bölündüğünde her yıl 50. Bu bölgede çıkar hesabı yapan batılı devletler Saddam’ ın bu tuzağa düşmesi ile Saddam ve ve petrol zengini Irak üzerine bir takım hesaplar yapma yoluna girişmişlerdir.000. Madalyonun bir başka yüzü ise Irak’ın Türkiye ve diğer komşu ülkeler için bir tehdit oluşturduğu idi. Dolayısı ile. Diğer bir örnek Hitler’ dir.000. Aynı şekilde. Diğer yandan. Böylece.000. Bu davranış şekli devletin tepesine geçen bir diktatörün “bu gün çocuk bayramı olsun” diye ilan ettiği rassal bir davranış biçimi değildir. Bu soruna bir örnek Irak eski lideri Saddam Hüseyin’ dir. Hitler Büyük Almanya mparatorluğu hayali kurmakta idi. Şöyle ki her yıl bu amaçla Türkiye’ ye 50. Diğer bir örnek hilafetin kaldırılmasıdır. Diğer yandan bu 5. Bu rakamın 100 seneye bölündüğünde 5. II. Saddam bölgesinde Arap liderliğin soyunan bir devlet adamı olarak nitelendirilmektedir. Bu çocukların devletin belirli kademelerinde görev almaları durumunda Türkiye’ ye yakın bir devlet tututmu izlenebilecektir. Dolayısı ile. terör olayları artmış ve global endişe ortaya çıkmıştır. ticari olarak müşteri konumunda olabilecektir. Bu görüş doğrultusunda batılı devletler ile anlaşmazlığa düşmüş ve ikinci dünya savaşına neden olmuştur. Saddam bu yönü ile bölge barışı için bir tehdit oluşturuyordu. Türkiye’ nin oynak bir coğrafyada olması dolayısı ile batılı devletlerin hedefi haline gelmemesi.diplomatik ve siyasi oyunlarına rağmen Cumhuriyet sonrası asker kökenli olmasına rağmen bu devletlerle menfaatler ölçüsünde işbirliği yapmağı ihmal etmemiştir. turizm müşterisi olarak potansiyel 500. beş yüz milyon kişisin 100 kişiye Türkiye ile ilgili olumlu şeyler anlatması durumunda Türkiye 100 yıl boyunca 5.000 potansiyel turist gelmesine olanak vereceği açıktır.000.siyasi ve iktisadi hem de askeri olarak Türkiye’ nin risklere karşı korunması amacı ile hilafet kaldırılmıştır.000.

Diğer yandan. toplumlar arasında soğukluk yaratabilmektedir. realist düşüncenin nadir görüldüğü gruplar toplumsal ve global sorunlara neden olabilmektedir. Bu noktada gelir seviyesi artmış ve halkın refahında görünür bir iyileşme görülmüştür. Diğer Müslüman ülkelerin Türkiye’ ye sağlayacağı gözle görülür bir katma değer sağlamamaktadır. terör örgütlerinin faaliyetlerinin toplumları tehdit eder duruma gelmesi toplumlarda huzuru kaçırabilmektedir. Gergin bir ortamda Türkiye batı ile ilişkilerini aksatabilecek ve toplumsal gelişme ortadan kalkabilecektir. Dolayısı ile realist düşünce ve idealizm birbiri ile zıt iki kardeş gibidir.kültürel ve sosyal ilişkileri artırma düşüncesi realist bir düşünce örneği türüdür. Diğer yandan. Bununla birlikte. 2040 yılından sonraki ana petrol rezervlerinin bulunduğu Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile siyasi. Veyahut Amerikan kamuoyunda Pan-Amerikan düşünce tarzına sahip olan kişilerin “ABD imparatorluğunu kuracak” şeklindeki sloganı bir idealizm düşünce yapısının örneğidir. Çin yönetimindeki “bir ülkenin globalizm’den ayrılması o ülkeye zarar getirir “ gerçeği bu ülkenin kör bir idealizmi bırakarak realist düşünce ürünü olan serbest piyasa ekonomisine yavaş yavaş entegre olmasına olanak vermiştir. Komünist bloğun en güçlü üyesi bu rejime girdiği andan itibaren iktisadi olarak çok fazla bir gelişme göstermemiştir. Dünyada yapılan devletler arasında yapılan savaşların bir çoğu rasyonel amaçlara hizmet etmektedir. Çünkü. Realist düşünce reel olarak düşünmeyi hedeflemektedir. Buradaki rasyonellik bir devletin hezimete uğratılması ve bu hezimetten dolaylı yada dolaysız olarak rant elde edilmesi isteğidir. Terör örgütlerinin kadrolarındaki kişilerin eğitim düzeyi düşük ve irrasyonel kamplaşmağa açık subgrublardan geldiği gerçeği unutulmamalıdır. Ana amaç topluma zarar verme haline gelmektedir. Özellikle. iktisadi. Başka bir örnek siyasal ümmetçilik fikridir. Bununla birlikte. Diğer yandan idealizm gözü kara bir düşünceyi kendisinde barındırmaktadır. Gerçekte de halkın büyük bir kesimi komünist rejimin çok sıkı uygulandığı dönemde dünya fakirlik seviyesinin altında bir yaşam sürdürmektedir. Özellikle petrol zengini Orta doğu Müslüman ülkeleri batı devletlerinin hakimiyeti altındadır. Çin’deki komünistlik her totaliter rejimde olduğu idealizmi kendisinde barındırmaktadır. Dolayısı ile hareket tarzlarında bir rasyonalite bulunmamaktadır. Fakat Müslüman bir ülkenin başka bir Müslüman ülke ile globalizm sürecinde ayrılmadan. Başka bir örnek terör örgütleridir. Dünyada bütün Müslüman ülkelerin birleşmesi gereklidir görüşü gerçeği yansıtmamaktadır. Dolayısı ile. Dolayısı ile Türkiye’ nin menfaatleri noktasında ümmetçilik idealizmi Türkiye’ ye yarar sağlamayacaktır. Türkiye noktasında Müslüman ülkeler ile birleşmek fikri çok yanlıştır. realist düşüncenin kendisinde idealizmi barındırmayacağı bir gerçektir. Örneğin. Bununla birlikte. Şu an bilim ve teknolojide yaşanan gelişme Batı’da gerçekleşmektedir. Türk cumhuriyetleri ile birleşmemiz gereklidir bizler kardeşiz sloganı rasyonel olmayan idealizm ürünü bir düşünce yapısını göstermektedir. diğer ülkeler ile ilişkisini kesmeden bazı ortaklıklarda bulunması ve her iki ülkenin de bundan faydalanması realist bir düşüncedir. Müslüman ülkelerin birleşmesi durumunda dünya iki kutba ayrılacak ve dünyada huzursuzluklar artacaktır. Dolayısı ile realist düşünce eksikliğinin sık yaşandığı terör örgütlerinin bu davranışlarında herhangi bir rasyonel amaç göze batmamaktadır. Böyle bir ortam sebest piyasa ekonomisinin dünyada yayılmasını önleyecek ve dolayısı ile dünyadaki toplumlarda refah seviyesi artmayacaktır. stratejik ortaklıklar realist bir düşünce ürünü olarak Türkiye’ ye katma değer sağlayacaktır. Bu noktada. Dolayısı ile eğitim seviyesinin artması paralelinde Çin Halk . Bununla birlikte. terör örgütlerinin toplumsal barışı kısa vadeli olarak tehdit edebilmelerinin yanında başka hiçbir şey amaçlanmamaktadır.yolundan bir süre için ayrılmasına neden olmuştur. Bu faaliyetlerin dolayısı ile sonuçları toplumların refah kaybna neden olabilmektedir. Ayrıca. Bu irrasyonel düşüncenin alışkanlık haline gelmesi zamanla belirli bir subgruba karşı bir düşmanlığa dönüşme aşamasına gelmektedir. zengin pazarlar Batı ülkeleridir.

Siyasetin içerisinde siyasi partiler bulunmaktadır. doğu bloku ülkeleri ise politbüronun olurunu almak mecburiyetinde idiler. Bu zamanlarda mparatorluk rotasını verimli toprak ve madenlerin bulunduğu Avrupa’ ya çevirmiş idi. Modern anlamda siyaset bir kurumu veya devleti yönetmek amacı ile oluşturulan ve kişi veya kurumların içerisinde rol aldığı bir mekanizma olarak tanımlanmaktadır. bir yandan savaş için gerekli mühimmat ve askerlerin sağlanması amacı ile halifelik Osmanlılarca alınmıştır. Sağ partiler kendi aralarında muhafazakar. Batıda sağ ve sol ayırımı sosyal meselelerden daha çok iktisadi konularda ki görüşlere göre yapılıyordu. 1940’ lı yıllara kadar dünyada Monarşinin hüküm sürdüğü bir yönetim biçimi mevcut idi. halifeliğin Osmanlılar’ da olması Müslüman halkın “küffara karşı” imparatorluğun yanında olması sonucunu doğurmuştur. realist düşünce bu noktada idealizmi kullanmaktadır.aşırı sağcı. Bununla birlikte. Daha devletçi politikaları sol partiler daha liberal politikaları sağ partiler uygulamakta idi. Bu partiler 2000’li yıllara kadar sadece belirli bir kesimin oylarından en fazlasını alma uğraşı içerisinde bulunuyordu. Bu arada demokratik ülkelerde siyasetçiler halkın. Bu gruplar sağ ve sol gruplar şeklinde idi. Hükümdar olabilmek için. Diğer bir örnek Atatürk örneğidir. Mutlak hakimiyetin altındaki mevkilere yetiştirilmiş ve başarısı görülen insanlar getiriliyordu. 2000’ li yıllardan sonra ise siyasetteki partiler . Bununla birlikte. Bu siyaset biçimi bir anlamda şimdiki halkın olurunu almak yerine daha değişik bir versiyonu olan mutlak hükümdarın olurunu almak şeklinde gerçekleşmekte idi. Türkler’de ise bu süre çok daha eski zamanlara dayanmaktadır. Dolayısı ile. Atatürk’ ün Türk insanı çalışkandır. Örneğin. Modern anlamda siyasetin tarihçesi çok eski zamanlara dayanmaktadır.Medyanın serbestleşmesi ve serbest piyasa ekonomisinin gelişmesi halkın siyasetçileri daha yakından tanımasına ve daha rasyonel olarak oy kullanmasına olanak vermiştir. nsanlığın ilk varoluşundan itibaren dünyada küçük çapta veya devlet çapında mutlaka bir siyaset yapılması geleneği süregelmiştir. sağcı. 1990’lı yıllardan sonra genel olarak dünyada demokrasinin gelişmesi siyaset mekanizmalarındaki kişilerin halkın olurunu almak şeklinde hareket etmelerine olanak vermiştir. Bunun için kulis çalışmaları çok yoğun olarak kullanılıyordu. sosyalist ve komünist olarak ayırılabiliyordu. Doğu ülkeleri ve Türkiye’ de ise sosyal görüşlere göre bu ayırım yapılmakta idi. 1700’lere kadar Osmanlı mp. Batılılar siyasetin temellerini Eski Yunan medeniyetine kadar indirmektedirler.Bunun için aday kral veya hükümdar siyasi mekanizmanın içerisine girmekte idi. dinci. dikatötörlüğün bulunduğu ülkelerde bile en azından örneğin ikinci veya onuncu adam olabilmek için siyaset yapılmaktadır. Realist düşüncenin bu yönü ile kör bir idealizmi elimine etmesi bir topluma katma değer sağlamıştır. Kral adayı Prens yada Sultan veliahdı mutlak hakimiyetin vefat etmesini ya da kendisine tahtın verilmesini bekliyordu. Siyaset realist düşüncenin idealizmi kullandığı ana platformlardan birisidir. sol partiler ise sosyal demokrat. dealizm ise toplumun motive edilmesinin ardındaki sözlerin insanlarda meydana getirdiği coşkudur. aday bu makamı verecek kişilerin olurunu almak mecburiyetinde idi. Bu bağlamda relist devlet düşüncesi halkın idealizmini kullanmaktadır. Modern anlamda siyaset demokratik ülkelerde yapılmaktadır. Buradaki realist düşünce bir toplumun gelişmesi için gerekli kriterlerin insanlara aşılanmasıdır.Cumhuriyeti dünya ile yakında entegre olma yoluna girmiş bulunmaktadır. Realist düşünce zaman zaman idealizmi kullanmaktadır. doğrudur gibi sözleri Türk insanını toplumsal ve iktisadi gelişmenin ana kurallarını benimsemesini sağlamaktan başka bir amaç taşımamaktadır. bir yandan sefere gidilirken Müslüman devletlerin imparatorluk aleyhine avaş ve başkaldırış uğraşı içerisinde olması riskini ortadan kaldırmak. Bu bir realist düşünce örneğidir. Bir yandan mparatorluğun Avrupa’ya sefer hazırlığı içerisinde olması. Gelirlerini savaşlarda elde ettiği yerlerden toplanan vergi gelirlerinden sağlamakta idi.

globalizm sürecinde sağ ve sol ayırımını yavaş yavaş ortadan kaldırmaktadırlar. Osmanlı mp. fatih Sultan Mehmet zamanında Rusya ve diğer Slav Ortodoks cemaatini bölmek amacı ile stanbul’ daki Rum Ortodoksluğu’na Dünya Ortodoksluk liderliği verilmiş idi. Dolayısı ile.Irak’ ta ve G. Muhammed’ in slam’ın yayılmasının önünde en önemli engel olarak gördüğü stanbul’u alacak kişiler için”O Kumandan ne büyük kumandır. Irak halkının orta ve uzun vadede refah seviyesini artırabilecek bir sonuç ortaya çıkmıştır. realist düşüncenin idealizmi kullanması bazen olumlu sonuçlar doğurabilmektedir. Yavuz Sultan Selim’ in halifeliği elde etmesi Ortadoğu’da Osmanlı imparatorluğuna karşı oluşabilecek tehdit ve tepkilerin en aza indirilmesine olanak vermiştir. Bu bölgede Kürt’lerin bir millet vasfı olabilmelerini sağlayan alfabenin geliştirilmesi ve Kürt kimliğinin ön plana çıkarılması çalışması Kürt’lerin idealizmini AB’nin realist düşüncesinin kullanması ve AB’ ye rasyonel sonuçlar sunmasını öngören bir örnek . hem de bölgesel ve evrensel olabilecek bir tehdit ortadan kaldırılmış. Aksi halde belirli mekanizmalar tarafından al aşağı edilir. AB’ nin ileride K. iktidar olunduğunda bu söylemler değil reel politikalar uygulanmaktadır. Diğer yandan. Bu noktada Amerikan yönetiminin ABD’ nin stratejik menfaatleri açısından Irak’ a harekat yapabilmesini Amerikan ve dünya kamuoyunun idealizmi kullanılarak gerçekleştirilmiş idi. Halifeliğin elde edilmesinde hem Osmanlı hem de diğer Müslüman ülkelerdeki insanların idealizm duygularının kullanılması Osmanlı mp’nun yüzyıllar boyunca Ortadoğu ve Avrupa’da da sağlam temellere oturan rahat siyaset izlemesine olanak vermiştir. Bundan dolayı. Aynı şekilde. O Asker ne güzel Askerdir” sözleri stanbul’un fethinin önünü açan sözlerdi. O zaman dilimi içerisinde stanbul’ da bulunan Doğu Roma mp. devletin menfaatleri doğrultusunda-ki iktidar olunmadan önce söylenmiş sözlerin tam zıttı olabilir davranmak zorundadır. Realist düşüncenin bu yönü ile idealizmi kullanması Osmanlı mp. Irak harekatı öncesinde Saddam’ ın dünyayı ve ABD’yi tehdit ediyor sloganı Amerikan kamuoyunu ABD’ nin sadece bir tehditi ortadan kaldırmak amacı ile Irak’a harekat yaptığı fikrini ortaya koymuş ve Amerikan kamuoyu bu kamuflaja inanmış idi. Realist düşüncenin bu yönü ile idealizmi kullanması olumlu sonuçlar doğurabilmektedir. Bununla birlikte. Dolayısı ile bu politika bir yandan Ortodoks faaliyetinin kutsal stanbul şehrinde devam etmesinden dolayı idealizm duyguları okşanırken bir yandan da Osmanlı’ ya karşı girişilecek komplike bir savaş ortamının veya diplomatik ortamının oluşmasının önüne geçilmekte idi. Aynı şekilde.zamanında batılı devletlerin imparatorluk üzerinde oyunları olduğu gibi imparatorluğun da bu ülkeler üzerinde bir takım oyunları bulunmakta idi. bir anlamda realist düşünce ürünü olan devlet yönetimi seçimler zamanında insanların idealizm duygusunu kullanabilmektedir. ABD arenasında realist düşünce zaman zaman idealizmi kullanmaktadır. Fatih Sultan Mehmet ve diğer devlet erkanının bu sözleri bir motive aracı olarak kullanması ve insanların idealizm duygularını törpülemesi çok düşük başarı imkanına rağmen stanbul’un fethedilmesini sağlamıştır. Diğer yandan Hz. Doğu Anadolu’da herhangi bir ters gelişme olmazsa bir Kürt devleti kurma isteği bir realist düşüncenin örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu argümana bir örnek stanbul’un fethi olayıdır. Dolayısı ile Osmanlılar’ın Avrupa’ ya açılması için bu topraklar alınmak zorunda idi. genel olarak artık dünyada tek bir iktisadi model-serbest piyasa ekonomisi ve tekbir yönetim biçimi bulunmaktadır-demokrasi. Örneğin. Çünkü. Demokraside olabildiğince geniş halk kitlelerinden oy elde etmek amacı ile halkın hoşuna gidecek çeşitli söylemler geliştirilmektedir. verimli Avrupa topraklarının önünde Osmanlılar için bir engel teşkil etmekte idi. Bu noktada Amerikan çıkarları açısından bir realist düşüncenin örneği olan Irak harekatı kamuoyunun idealizm duyguları kullanılarak hem petrol rezervleri Amerikan çıkarları açısından garanti altına alınmıştır . Açısından hem bir sempati dolayısı ile istihbarat alanında bir gelişme hem de stratejik olarak bir tehditin ortadan kaldırılması avantajını taşıyordu.

Örneğin. Realist düşüncenin bilimsel bir şekilde davranma şekli olduğunu vurgulamıştık. özel sektör şirketlerinde yönetim kademesinde bulunan kişilerin yaş ortalamasının düşmesi realist düşüncenin genç insanlarda eski zamanlara göre daha fazla oluştuğu sonucunu vermektedir. kurumların ve devletlerin üst kademelerine daha realist düşünebilme yeteneği olduğu varsayılan insanlar getirilmektedir. lk değerlendirmede yanlı bir değerlendirme tarzı yer alırken ikinci değerlendirmede daha yansız bir değerlendirme biçimi yer alabilmektedir. Diğer yandan. Aynı şekilde. Dolayısı ile öğrenmeye yönelik eğitim. Diğer bir değiş ile insanlarda realist düşünce biçimi oluşabilmektedir. Realist düşünce bu yönü ile toplumsal refahın artmasında ana olgulardan birisi olarak görülmelidir. Dolayısı ile yansız bir değerlendirme her alanda bir işbirliğinin sağlayıcısı olabilmektedir. Bu hareketin ardında kurumların ve devletlerin daha başarılı olabilmesi amacı yattığı düşünülebilir. Eğitim olanaklarının artması ve geniş insan kitlesinin öğrenmeye yönelik eğitim olanaklarından yararlanabilmesi insanların olaylara birkaç açıdan yaklaşabilmelerine olanak verebilmektedir.değişik kültür ve insan tiplerinin tanınması olanağını insana vermekte ve toplumsal düşmanlıklar ortadan kalkabilmektedir(yansız düşünebilme yeteneği sağlayabilmektedir). Bu hareketin ardındaki ana amaç olaylar hakkında daha realist bir şekilde düşünebilen insanların görüşlerinin alınması. olayların daha doğru olarak değerlendirilme isteği ve dolayısı ile hatasız politikalar ortaya konulması düşüncesi yatmakta idi. Dolayısı ile kurumlarda yüksek mevkilerde yaş düzeyi daha alt sınırlara inebilmektedir. araştırma ve globalizm süreci insanların realist düşünce yapısına daha erken yaşlarda sahip olabilmelerine olanak verebilmektedir. diğer bir örnek Schröder başka bir örnek Erdoğan’dır. Bu olgu hem toplumlar arasında barışın sağlanabilmesine hem de bireysel menfaatlerin artmasına neden olabilmektedir. araştırmağa dayalı eğitim insanların bir konu hakkında doğru bilgilere ulaşabilmesini sağlamaktadır. Globalizmin genişlemesi. turizm. Rasyonel beklentiler burada vurgulanış biçimi ile iktisat . Aynı şekilde.sosyal menfaatlerin artmasına neden olabilmektedir. Toplumların barışına hizmet den böyle bir olgu bir yandan dünyadaki toplumların bütünleşmesine dolayısı ile savaşların. Dolayısı ile bu psikolojik mentalite tekrarı insanlarda davranış biçimine dönüşmekte ve olayların yansız. Globalizm sürecinin gelişmesinde ana araçlardan biri olan internetin yaygınlaşması ve görsel medya araçları ile değişik toplumların kültürlerinin tanınması insanların bir önceki nesile göre kendilerine yabancı olan bir toplumu daha farklı olarak değerlendirmelerine olanak vermektedir. Realist düşünce ile rasyonel beklentiler arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Realist düşüncenin yansız düşünce şekli olduğundan hareketle insanların yaşlarının ilerlemesi neticesinde daha realist bir düşünceye sahip olabileceği varsayımını yapmaktayız. duyguları olan Amerikan vatandaşlığına sahip kendisi gibi bir insan nitelendirmesine dönüşmektedir. siyasi. Bu düşünceye bir örnek Bush. iktisadi . Örneğin Türkiye’ de yaşayan bir birey Amerikalı bir insan değerlendirirken ilk baştaki değerlendirmelerinden birisi “kafir” nitelendirmesi iken. Günümüzde eğitim olanaklarının artması. reel olarak değerlendirilmesine olanak verebilmektedir.araştırmaya önem verilmesi ve globalizm süreci insanların daha genç yaşta realist düşünceye sahip olabilme avantajını insanlara vermektedir. Bundan dolayı. Arap dünyasının özellikle Suriye ve eskiden Irak’ın gizli olarak Filistin’ deki insanları el altından desteklemesi srail’ in bu bölgede kendilerini askeri olarak tehdit etmesini ortadan kaldırmak amacı taşıyan bir realist düşüncenin örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. eskiden Türk kavimlerinde bir hakan seçilir ve önemli kararlarda yaşlı ve bilge denilen yaşlı ve bilge kişilerin tavsiyeleri dikkate alınırdı.olarak karşımıza çıkmaktadır.tehditlerin ve huzursuzlukların ortadan kalkmasına olanak verebilmekte böylece dünyada ticari. bu nitelendirme bu insanın Hristiyan. Bu noktada Filistin halkının idealizmi realist düşünce tarafından kullanılmaktadır.

çağın gereklerine uygun bir zaruriyetten doğan bir realist düşünce ürünüdür. Devlet yönetimi bir yerde istikrarı sağlamanın en önemli yolunun insanların özgür olması gerektiği olgusunu çok iyi bilmektedir. Rasyonelden maksat reel. Diğer bir değiş ile rasyonel beklentiler realist düşüncenin bir fonksiyonudur. Halbuki. Sefer düzenlemenin ardındaki düşünce tamamen ekonomik ve devlet menfaati yönündeki siyasi sebeplerden kaynaklanmaktadır. Halbuki Cumhuriyet’ in kurulması realist bir düşüncenin ürünü olup Cumhuriyet’ ten beklentiler de bir rasyonel beklenti olarak şekillenmekte idi. milletin ve devletin önünün açılması beklentisidir. Fetihlerin sonuçlarından beklenen ana sonuçlardan birisi vergi gelirlerinin artırılmasıdır. Cumhuriyet’ten beklentiler ise bir mucize değil bir rasyonel beklenti özelliği taşımaktadır. Devlet yönetimi ’ nin fethedilen yerlerdeki insanlara sağladığı adalet oradaki insanlar çok rahat etsinler diye yapılmamaktadır. Dolayısı ile Cumhuriyet’ in kurulması bir ideal uğrunda değil. Dolayısı ile. Diğer bir değiş ile realist düşünce rasyonel beklentileri kendisinde barındırmaktadır. Dolayısı ile bu ülkelerde bile realist . Cumhuriyet ’in kurulması çoğu insan tarafından bir idealizm eseri olarak algılanmaktadır. ve kendisine tehdit oluşturabilecek bir devletin yönetiminin ele geçirilmesi isteğidir.terminolojisinden çok daha farklı bir anlam taşımaktadır. Atatürk’ ün Cumhuriyet’ ten beklentisi bir mucize değil bir devletin ayakları üzerinde durabilmesi. rasyonel beklentilerden amaç reel beklentilerdir. Osmanlı mp. Diğer yandan. Örneğin 11 Eylül ABD saldırılarından sonra batı toplumlarındaki halk arasında Müslümanlar’ a karşı bir antipati doğmuş idi. Irak’ taki uzun vadeli gelişmeler ABD menfaatleri açısından rasyonel beklentilerdir. Şöyle ki. AB’ nin stratejik açıdan KKTC’ nin Rum Kıbrıs tarafı ile birleşmesi uzun vadeli AB çıkarları açısından rasyonel bir beklentidir. Afganistan ve K. itaat beklememektedir. Örneğin. imparatorluğun beklentileri rasyonel beklentilerdir. Dünyadaki halkların büyük bir kısmının realist düşünceye sahip olduğu yada medeniyetin beşiği olarak nitelendirilen yerlerde büyük insan çoğunluğunun realist düşünceye sahip olduğu görüşü gerçeği yansıtmamaktadır. Devletin daha üst kademelerinde görev alması ve realist olgunluk iki sistem arasında bir mukayese yapması sonucunu doğurmuştur.idari yapısı ve yönetim şekli 1600’lerden itibaren zayıflamış idi. Osmanlı mp. Dolayısı ile adaletli olarak yönetilen bir ülkede devlet yönetiminin zaafiyete uğramayacağı realist düşüncesi yönetimlerin adaletli olarak devlet ve diğer işlerin yönetimini benimsemesini sağlamıştır. Avrupa ülkelerinde spanyollar bir ETA militanı olarak öngörülmemektedir. Bu sebepler. mparatorluğun bu aksaklığını gören bir çok devlet adamı ve Atatürk gençlik yıllarında yakından görme fırsatı bulduğu Cumhuriyet ’in bu aksaklığı ortadan kaldırabileceğini düşünmekte idiler. Aynı şekilde. Ya da fethedilen yerlerin insanlarının Müslüman olması beklenmemektedir.’ nun gücü.’ nun sefer yaptığı düşüncenin ardındaki mentalite “küffara karşı” bir sefer yapma düşüncesi. öncelikle devlet ve ordu masraflarının çoğalmasından dolayı bu masrafları karşılayabilecek olan vergi gelirlerini artırma yönündeki toprak elde etme . Aynı şekilde. ABD’ nin Orta Asya ve Ortadoğu’da yaptığı bir takım uygulamalar bir sömürge imparatorluğu yönünde atılmış adımlar değil uzun vadeli Amerikan çıkarlarını korumak amacı ile atılmış ve rasyonel beklentiler içeren realist düşünce noktasında atılmış adımlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde.’ Da devlet yönetiminin fetihlerin sonuçlarından beklentisi rasyoneldir. Osmanlı mp. yönetim adaletsiz bir yönetim sisteminin bulunduğu bir yerde devletlerin hükümran olamayacağı gerçeğini çok iyi bilmektedir. Bürokrasi hantallaşmış ve devlet mekanizmaları tıkanmıştı. Diğer bir değiş ile Osmanlı yönetimi savaşlardan kazandıkları yerlerden olağanüstü bir sevgi. Realist düşüncenin gelecek hakkındaki beklentisi rasyoneldir. nsanların bu toplum hakkında çok fazla bilgi sahibi olamamaları dolayısı ile bu kesime önyargılı bakılmıştır. Osmanlı mp. ya da dünyayı hegemonyasına almak stratejisi değildir. Dolayısı ile. Osmanlılar örneği bir başka örneği oluşturmaktadır.

Bu durum ülke düzeyinde huzursuzluk yaratmakta idi. Bununla birlikte. Bu kamplaşmayı insanların en yumuşak yeri olan inanç ve din ayrımcılığı kanalı ile gerçekleştirmekte idiler. Semavi dinler ve diğer yaygın inanışlar insanoğlunun bir kudret tarafından yaratıldığını ve insanların bir erkek ve kadın tarafından meydana getirildiğini savunmaktadırlar. Özellikle. eğitim. Bir şekilde. Dolayısı ile tüm inançların aynı temel çerçeveye oturtulması gerekmektedir. 1990’ lı yıllara kadar dünyada bir topluluğun çoğunluğunu oluşturan kesimin dışındaki marjinal inanışlar aykırı olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte göreceli realist düşüncenin ortaya çıkabildiği toplumlarda gelişme düzeyi diğer toplumlara göre daha fazla olabilmektedir. Realist düşünce her bir bireyin başka bir insanı tehdit etmemesi kaydı ile inancını yaşayabilmesini savunmaktadır. Dolayısı ile bütün insanlarda bir inanç türü bulunmaktadır. Hristiyan bir ülkede Müslümanlık gibi. Bunlara ek olarak. Bu huzursuzluğu ortadan kaldırmanın en kestirme yolu inançlara saygılı ve hoşgörülü olmaktan geçmektedir. Müslüman bir ülkede hristiyanlık. Dolayısı ile. marjinal inanışları yönetimler ve/veya halk yasaklanması gereken bir olgu olarak görüyorlardı. 2000’li yıllarda ise dünyanın globalizm sürecine girmesi. Felsefe ve Bilim • . bir toplumun veya toplumların gelişebilmesi için huzur ortamının en büyük dinamiklerinden olan inançlara hoşgörüyü realist düşünce desteklemektedir. Bugün kendisini inançsız olarak kabul eden insanlar bile inançsızlık inancına sahip bulunmaktadır. huzursuzluk ortamı insanların verimliliklerini menfi yönde etkileyebilmektedir. her gelişmiş ülkedeki toplum katmanları realist düşünceye sahiptir düşüncesi yanlış bir varsayım olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak böyle olması mümkün değildir. inançlara olan hoşgörüsüzlük devletlerin diğer devletlerle olan iktisadi.düşüncenin reddettiği diskriminasyona rastlamak mümkündür.Aksi halde toplumsal kamplaşma terör olaylarına varabilmekte. Bu bir ideal durumdur. Diğer yandan. Bu da toplumların refah ve gelir seviyesini azaltıcı rol oynayabilmektedir. ticari ve siyasi ilişkisini bozabilmekte müşterek menfaatlerde birleşilebilmesini olanaksız hale getirebilmektedir. Ayrıca bütün inançlar evrensel değerleri kabul etmektedirler. devletin vergi gelirleri ve halkın refah seviyesi düşebilmektedir. toplumların gelişmesi realist düşüncenin o toplumda yaygınlaşma oranı ile doğru orantılıdır. devlet güvenlik zaafiyetine düşebilmekte. Komünist blokta bir inanç sahibi olmak aykırılık olarak değerlendirilmekte idi. Bundan dolayı. nanç insanoğlunun ilk var oluşundan itibaren kendisini uzaklaştıramadığı bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. eğitim ve refah seviyesinin artması insanlarda değişik kültür ve hoşgörü ile bakılmasına olanak vermiştir. Diğer bir değiş ile realist düşünce demokrasiyi savunmaktadır. Örneğin. Bunlara ek olarak dışarıya beyin göçü gerçekleşebilmekte ve göçün gerçekleştiği toplumun üretkenliği azalabilmektedir. yatırımlar tüketimin kesilmesinden ve tehditten dolayı azalabilmekte dolayısı ile istihdam oranında bir azalış meydana gelebilmekte. sağlık gibi altyapı yatırımına ayrılabilecek kaynaklar güvenliğe ayrılmakta ve gelecekte ülkeye ve kurumlara katkı sağlayabilecek insanların yetişememesi tehditi ortaya çıkabilmektedir. Aynı şekilde. Aynı şekilde. Bu olgu realist düşüncenin bir sonucudur. Türkiye gibi jeopolitik önemi yüksek olan ülkelerde dış güçler rasyonel planları doğrultusunda insanları kamplaşmaya sevk edebilmekte idiler.

tersine.genbilim. o derecede kendini bu sorularla ku kuşatılmış bulacaktır. Muhtemel bir cevap. şte felsefe öğrenmemizin nedeni budur. Bunu. ırkçılığın yasal olduğu bir toplumda ya ğu yaşamış olsaydık böyle bir ayrımcılı saygı ayrımcılığa duymak zorunda mı olacaktık? Bunu yapm istemediğimiz takdirde ırkçılığ yasaklayan yapmak imiz ırkçılığı uluslararası insan hakları kriterlerine ba vurabilirdik. ündüklerinden renmemizin Şunu da sorabiliriz: Felsefe bize ne ö retebilir? Zaten bilim bugün bize bilebilece unu öğretebilir? bilebileceğimiz her şeyi öğretmiyor mu ? Ve üstelik bilimin. problemleri toplumumuz zaten ırkçılığı yasaklamı tır. ( www. Bunları anlamak ve bunlarla uğraşmak bi açıdan ımıza uğraşmak bir hem kişiseldir çünkü kendimizi ke iseldir keşfetmeye çalışırız. 16 Şubat 2008 Okunma: 2386 kez Felsefe neden öğrenilmelidir? Kısa bir cevap verecek olursak. Bir ki ne kadar çok felsefî dü kişi adar düşünürse. Bu şekilde bir çalışma felsefîdir. yargı ve de erlerin nedenlerini veremedi retmiyor değerlerin veremediği zamanlarda da yasalara başvurarak. felsefe. Bu tarz soru ve cevaplarla gelen felsefî ön kabuller. böylelikle ba ırız. Katılmadıkları ka gerektiği zaman da. aynı zamanda belli bir ayet ahıslar. ülkelerini savunma gereklili ilkesine ters düşmüş olurlar. Bu dilemmanın bir gerekliliği çözümü var mıdır? Bu ilkelerden biri örnekte verilen di erinden daha temel kabul edi diğerinden edilebilir mi ve şayet edilebilirse neye dayanarak kabul edilecektir? Bu şahıslar. olduğunca hakikati yakalamaya çalışırız. Peki farklı dini kanaatlere sahip olan ya da ba ka ilkeleri ön plana çıkaranları nasıl ikna başka edebiliriz. farkına varsak da varmasak da günlük hayatın her alanında karşımıza çıkabilir. bir şeyin do doğru ve gerçek olduğunu iddia etmek için yeterli unu . ma başkalarının düşündüklerinden ve söylediklerinden ders alabiliriz.com ) Peki o halde bir savaş durumunda bu insanlar ne yapmalıdırlar? Şayet orduya katılacak ayet olurlarsa başka insanları öldürmemeleri gerekti ilkesine zıt düşmüş olurlar. söylesi bir dü ünce sayesinde mümkün olabilir: Bilmek ile bildi düşünce bildiğimize inanmak arasındaki fark. hem de evrenseldir mümkün oldu ırız. Peki insan hakları kriterlerini başvurabilirdik. şöyle bir dilemma ile örneklendirebiliriz: Bazıları öyle insan hayatına kastetmemeleri gerekti ine inanırlar. Örnek olarak şvurarak. bu normatif problemleri çözebiliriz.• • • • • 1 2 3 4 5 (0 Oy) GenBilim Editor Cumartesi. o halde burada felsefeye gerek var mıdır? Fakat tam ğı yasaklamıştır. reddedenleri nasıl ikna edebiliriz? Bu durumda dayanak bulabilmek için daha ileri gider ve dini kanaatlere yada aşikar oldu lduğunu düşündüğümüz temel adalet ilkelerine ba ümüz başvurabiliriz. durumda yapılacak askeri bir hareketin ne ölçüde insan hayatını kurtaraca kurtaracağını hesaba katmalı ve ilkelerini derinlemesine sorgulamalıdırlar. ama aynı zamanda ülkelerini savunmaları gerektiğine gerektiğine de inanırlar. bilinçli ya da bilinçsiz renilmelidir? olarak sahip olduğumuz entelektüel kapasitenin bir parçasıdır ve felsefe ö umuz öğrenerek bu kapasitemizin farkına varabiliriz.

dolayısıyla. farklı bir toplumda yaşayan bizler için. durumun gerçekte ne olduğunu açıklığa kavuşturarak.sebeplere sahip olmakla olmamak arasındaki ayrımdan ileri gelir. Ve aynı şekilde nedenin geçerliliği. fiziksel ve zihinsel olarak özürlü bebekleri teşhir eden bir toplumun normlarını. felsefe yapmanın anlamı daha iyi anlaşılabilir. Yine başka bir örnekle. Örneğin bir sınavı kazanmayı garanti altına almak gibi. Şu şekilde bir ayırım alda yatkındır: Mesela bilim nasıl öğrendiğimizi açıklar. Sadece günlük hayatımızdaki normatif problemlerin. neyin doğru ve güzel olduğuna inandıklarını açığa vurur ve bu sayede de. eylemlerimizin sonuçları ve muhtemel alternatifler. (Artık neye göre bir şeyin ne olduğu ve ne olması gerektiği arasında ayırım yapmak daha kolaylaşır. neden amaç hakkında bir şey öğrenmek zorunda olduğumuz sorusuna bir cevap sunabilir. Daha da ötesi bilim. bu normları o toplum için 'bağlayıcı' olarak ele alırlar. Belli normların bağlayıcı bir işlev gördüklerini kabul etmek. meseleleri başka amaçlara ulaşmayı sağlayan araçlar olarak kabul edilebilecek göreceli amaçlara yöneliktir. gerçekten de savunulabilir olduğu anlamı da çıkmaz. Fakat bu zorundalık. fakat ne olması gerektiğini açıklayamaz. Ve biz şayet belli bir işi istiyorsak. Ki bunlar da başka amaçlara ulaşmak için sadece bir araçtır. teknolojik ve sosyolojik bakış açılarından yada farklı grupların bakış açılarından analiz edilebilir. söz konusu bilimsel projenin üzerinde temellendiği kavramsal ve metodolojik ön kabuller tarafından belirlenir. Ve bizim neden böylesi bir araç-amaç dizisinde. fakat neden öğrenmek zorunda olduğumuzu değil. Bu yüzden. toplumda normların nasıl işlediğini gösterir. mesela hidroelektrik santralinin kurulması gibi bir konu. Bizi bilgiye ulaştırdığını iddia edebileceğimiz bir neden. Sadece farklı görüşlere sahip insanlar tarafından açıkça sorgulanabilen iddialar. araştırılan konunun farklı yönlerinin altını çizmesinden dolayı. ekonomik ve ekolojik. onu ortaya atan kişinin kim olduğundan bağımsızdır. insanların sözlerinde ve eylemlerinde açığa çıktığı üzere. nihai amacı tercih etmek zorunda olduğumuz sorusu bilim tarafından cevaplanamaz. geçerli kabul edilebilir. Bu durumda kimi normların evrensel anlamda bağlayıcı olup olmadıklarını ne ölçüde bilebileceğimiz meselesi. Bunun anlamı şudur: Bilim. bizi nasıl farklı disiplinlere ve felsefeye doğru çektiğine işaret etmek istiyoruz. tek bir . neden o sınava girmek zorunda olduğumuzu açıklayabiliriz. Dahası o toplumda yaşayan insanlar açısından bağlayıcı olduğuna inanılan bu motivasyonların. bir şeyin ne olduğunu açıklar ve tasvir eder. Fakat normlarla alakalı bütün bu söylenilen gerçeklerden. geçerli olarak kabul etmeksizin anlayabiliriz. belli normların evrensel anlamda bağlayıcı olduğu gerçeği çıkmaz. karşı kanıtlar ve kritik sorgulama karşısında da sağlam dayanaklara sahiptir. örnek olarak sosyal antropologlar. Şayet bir neden geçerliyse herkes için geçerlidir. Bu bize makul bir iddianın ne olabileceği konusundaki bir görüşe dair ipucu verir. bu görüş. tutumlarımız ve eylemlerimiz üzerinde büyük bir etki gösterebilir. Bu farklı bakış açılarının her biri. Bütün bunlara rağmen bilim. Bu noktayı pratikte de gözlemleyebiliriz. Ancak bu nedenler. Bundan da. bunların evrensel olarak geçerli olduklarını kabul etmekle aynı şey değildir. Yani bizi güdeleyen etmenler. mesela yağmur Tanrısına yapılan insan kurbanı ritüeli gibi. bir toplumdaki normları tanımladıklarında. kişisel değildir. Bu sayede. bu normların bağlayıcılığı olduğu anlamı çıkmaz. Burada bu problemlere daha fazla girmeyeceğiz.) Bilim. herhangi belli bir amacı gerçekleştirmek istiyorsak. aynı zamanda felsefî/etnik sorunları da içinde barındırır. Felsefe ve bilim arasındaki ilişkiye dair bu karışık konu ile ilgili kısa bir yorum daha eklemek istiyoruz: Bilimsel sonuçlar. söz konusu normların evrenselliklerini öne sürmek için yeterli nedenlere sahip olup olmadığımız sorununa dönüşür.

Başkaları da elbette farklı mevzuları ve düşünüş biçimlerini ön plana çıkaracaklardır. îster bir hidroelektrik tesis inşa ettirmek olsun.bakış açısı konu ile ilgili tüm gerçeği söylemez. Bu. kendilerini akademik ve kültürel ortamlarının üstüne çıkarabilecek Munchausenler değildir. sosyal bilimlerin ve psikanalizin de eşit derecede ve yaygın bir şekilde işlendiğini görecektir. bu tür felsefe tarihlerinde Copernic. aynı zamanda ona cevap vermek de isteriz. önceden sahip olunan düşüncelerin perspektifini verir. tarihsel bağlamda önemli ve alakalı olduğu. bakış açılarının analiz edilmesini felsefî bir düşünüş olarak adlandırırsak. Hiç kimse Machiavelliyi. geçmişe ait fikirlerin ikinci el bir yapılandırmasından farklı olacağı anlamına da gelir. . araştırma alanlarını ve kültürel yönelimini yansıtacaktır. değişik disiplinlerden kaynaklanan problemlerle yüzleştiğimizde. böylesi bir felsefî düşünüşün yararlı olabileceğini söyleyebiliriz. Biz bu girişte felsefî problemlerin nasıl doğduğuna işaret etmeye çalışırken merkezi felsefî problemlerin neler tarafından nitelendiği konusunda kendi anlayışımıza dayandık. önemli felsefî meydan okuyuşlarıdır aynı zamanda. Biz bir yandan. bugüne dahi meydan okumaktadırlar. kendilerini sadece klasik doğa bilimlerinin dünya ve insan görüşümüz üzerindeki etkisini tartışmakla sınırlayan geleneksel ders kitaplarından bir adım öteye gidiyor. Bu önemli bir noktadır. Dolayısıyla bu metinler. Konuşan sesi sadece dinlemek değil. geçmiş bilgisini. Bu görüşe biz de katılıyoruz ve fakat aynı zamanda hûmaniter (konusu insan olan) bilimlerin yükselişe geçişinin ve sosyal bilimlerdeki devrimin de benzeri sorunları gündeme getirdiğine inanıyoruz. bazı iyi bilinen tuzaklardan kaçınmaya çalıştık. Kepler ve Newton'un işlendiğini görürüz. Bu. Şayet. onları kendi önkabulleri temelinde de algılamaya çalışırız. bilim ve bilimsel rasyonalitenin genişletilmesine vurgu yaparak. kendi bakış açılarımızı. onlarla hesaplaşmak zorundayız. Modern çağın başlangıcındaki bilimsel devrimin mevcut dünya görüşüne meydan okuduğu. Dolayısıyla okuyucu bu kitapta. hakikati söylediklerini iddia etmişlerdir. Felsefe tarihinin farklı sunumlarına bakarak. bu yazım düzenini oluşturur: Doğal haklar sorunu ile birlikte. Yazarların felsefe tarihini ya da herhangi bir tarihsel sunumu. önceki filozoflarla aramızda bir diyalog kurmaya çalışırken. tek bir alanda uzmanlaşma yüzünden parçalanma tehlikesi ile yüz yüze olan bir medeniyette. Ancak bir Batı Düşüncesi Tarihinin. Kendi zamanlarına meydan okudukları gibi. bir felsefecinin felsefe tarihinin. Fakat bu ikisi en uzun ve en önemli olanlarıdır. Batı felsefe tarihine bir giriş. çünkü şimdi işaret edeceğimiz şey. hoşlarına gitse de gitmese de. genel geçer bir bakış açısını sürdürmemize yardım eder. aynı zamanda. Marks'ı ve Heidegger'i tarafsız bir bakış açısıyla okuyamaz. yeni epistemolojik ve etik sorunları gündeme getirdiği genelde kabul görür. Felsefe Tarihi ile ilgili mevcut incelemelerden ayrıştığı alanlar da mevcuttur. Freud ve Weber'in isimleriyle birlikte anılan bilimler. Ve aynı zamanda. bütün felsefe tarihçilerinin kaderidir. Tarihçiler. Çünkü bu bize. şte bu yüzden Platon'un ve Aristo'nun söylediklerini onaylamasak da.. Bir felsefe tarihi her zaman yazarının akademik bakış açısını.. isterse bir okul sistemini merkezileştirmek olsun meselenin gerçekte ne olduğunu anlamak için bununla ilgili farklı bakış açılarına aşina olmamız gerekir. Sonuç olarak her bir tarihsel sunum. gördüğü şeyi vurgulayacaktır. Kaçınılmaz olarak herkes. onlarınkiler karşısında sorgulamamıza imkan veren bir diyalog kurabileceğimizi. Darvin. Bu modelde birçok örgü vardır. Geçmiş filozoflar. edebî yönden ya da tanrının muradına göre yazabileceklerini düşünmeleri bir yanılsamadır. Bu yüzden. hûmaniter bilimlerin.

ru Metinlerdeki bu felsefî öz. Bu durum. Bir kitabın önüne ğerleri erleri ya da arkasına bakılarak bulunabilecek nihai bir cevap yoktur. Bu yüzden metni tarihsel bir ba ekillendirir. Burada. O'nun fikirlerinin a geçerli olup olmadığını ya da ne derece geçerli oldu ını olduğunu bilmek isterler. sadece söylenenlerin ne derece gerçekten söylendikleri araştırılarak özümsenebilir. nasıl bilinça bilinçaltında.Felsefenin en temel görevi sorgulamaktır. isterse en ba ından. yol boyunca bize yardım edebilirler. Bu da. Fakat çalışın. Felsefeciler. ait oldu u külliyatın bir parçası olduğu olarak değerlendirmek ve metni fikirler tarihine ait daha kapsamlı bir bakı açısıyla ele almak erlendirmek bakış önemlidir. bu metinleri okumadan önce. bu aynı zamanda kendimiz için yapmamız gereken bir şeydir.Gerçekte felsefî bir metnin asıl amacı şu ya da bu şekilde doğru olanı ortaya koymaktır. şekillerde okuyabileceğinizi aklınızda tutmanız.ster sondan başlayın. 3. argümanlara ve bakış açılarına kar ı kendi fikirlerinizi sorgularken. Fakat diğerleri de. felsefî bir metni farklı layın. Burada önemli olan birinci el kaynaklardır. faydalı olacaktır: inizi 1. Bu yaklaşımda. yazarları ve çağda ğdaşlarını etkilediğini araştırmak gibi. sosyal statünün ya da siyasi çıkarların. 4.Öncelikle söyleneni anlamaya çalı ın.Bir metin. 16 Şubat 2008 Okunma: 1345 kez . metindeki yorumları okumak da genelde faydalı olur. ilk adımla ba i başlar. sosyolojik ve psikolojik analizleri de içerebilir. Ancak Lao Tzu'nun da bir zamanlar söylediği gibi. Hegel'in ne söyledi söylediğini keşfetmek ya da Hegel'in fikirlerinin ken fetmek kendi toplumu tarafından nasıl şekillendi şekillendiğini açığa çıkarmakla tatmin olmazlar. metinle bir tür diyalog gerektirir. 2. felsefî problemleri anlamak için. ait olduğu toplum tarafından şekillendirilir ve fakat belki de a u ekillendirilir aynı zamanda kendi de o toplumu şekillendirir. bağlamda değerlendirmek de faydalı erlendirmek olur. birinci el kaynaklardan alman her bir metni. "binlerce milli yolculuk. başından." Metod Üzerine Tartışma • • • • • • 1 2 3 4 5 (1 Oy) GenBilim Editor Cumartesi. metindeki ümsenebilir. mesela ailevi geçmi psikolojik geçmişin. en iyi argümanlar i karşı işinize yarar.

ne de tek başına pratik ilgiyle. belli sayıdaki bilim adamı Batı'ya göçtü. Şimdi söyleyeceğimiz elbette büyük bir basitleştirmedir: Rönesans'ta doğa bilimlerinin yükselişi. Kültürlü olanlar rakiplerine karşı nasıl etkili argümanlar kullanacaklarını biliyorlardı. erken Rönesans düşünürü Cusa'dan Nicholas (1401-1464) . ne tek başına teoriyle ortaya çıkmıştır.Antikite kültürünün yeniden doğuşunun. 17. Göçüşleri. yeterli kavram ve teorilerimiz. yüzyılın sonunda klasik mekanizm .Orta Çağ'daki sadece teoloji ve felsefeyle karşılaştırıldığında. Locke ve Berkeley dahil olmak üzere çoğu filozof için hatasız bir arka plan olmuştur.rasyonalistler Descartes ve Leibniz. ( www. yeni uyanmış olan doğanın sömürü ve kontrolüne ilgimiz. Tarihte ilk defa böyle bir bileşim ortaya çıkıyordu. lköğretim okulunun 6. Bu nedenle felsefe çin kendine bilimle ilişkili bir yer belirlemek önemliydi. 15.8. Antik Yunanlılar pek çok bakımdan tekti. Doğu Roma mparatorluğu 1453'te yıkıldığında. ancak yeterli teoriler ve toplumsal koşullar mevcut değildi. Bu şerhle beraber şunu söyleyebiliriz d doğa bilimleri.genbilim. eşyadan istifade etmedeki bu teori ve pratik ilgi bileşimi Rönesans'a özgüydü. özellikle Platon'un tıpkı birkaç yüzyıl önce Arapların yenilenmiş bir Aristo bilgisini mümkün kılmaları gibi. Sonuç.hepsinden öte. yüzyılda bu Yunan teorileri enjeksiyonu. daha sonra Kopernikus ve Kepler üzerinde büyük etki yapan kavramsal-realist ve Neo-Platoncu matematik felsefesi. ancak doğayı sömürmeye merakları yoktu. Orta Çağ'da skolastikler iyi tartışma yürüttüler. deneysel bilimin kurulmasını mümkün kılan koşulların yaratılmasına yardımcı olmuştur. Kısaca belirtmek gerekirse.Yunan felsefesinden ve mantıksal metodumuz Orta Çağ'da skolastik felsefe eğitiminden. eşyadan istifade etmeye ilgi vardı. Daha önce Orta Çağ'ın sonunda kavramsal realizmden nominalizme geçişin bir anlamda somut şeylere doğru bir ilgi kayması olduğunu ve bunun deneysel bilimlerin yükselişine katkıda bulunmuş olabileceğini söylemiştik. uzun bir sürecin sonucuydu ki bu süreçte Orta Çağ felsefesi içinde bilimsel kavramların gelişimi ile zanaat ve tarımda teknolojinin gelişimi söz konusudur.kuruldu. . felsefe ve doğa bilimi arasındaki sınırları bulma girişimiydi. bilim ve teknoloji değil. bu çeşitli faktörlerin rolü ne olursa olsun. Artık hakikatle uğraşan üç entellektüel faaliyet vardı: Teoloji. sihir ve hekimlikten anlayan kişilerdi. Fakat o dönemde yanıt herhangi bir şey olabilirdi ama basit değil. Deneysel bilimin kuruluşu kolay olmadı. Yine de felsefenin doğa bilimi uğruna teolojiden vazgeçtiğini söylemek doğru değildir. Hıristiyan teolojisi uzun süre Descartes. Yeni çağdaki felsefenin çoğu.com ) Bir tarafta.. örnek verirsek. rasyonalist bir dönemdi. antik Yunan felsefesinin yeniden keşfine yol açtı.Rönesans'ta tipik olan ilgilerin sekülerleşmesi. Fakat tartışmalar başlıca olarak diğer tartışmalar hakkındaydı. doğayı anlamak ve ona hükmetmekti. Bu nasıl yapılır? Buna nasıl hazırlanılır? Bizim için yanıt basit. deneyciler Locke ve Hume ile transandantal filozof Kant için olduğu gibi. Ve bu Rönesans'ta meydana geldi. Lakin artık görev.deneysel ve matematiksel bilimlerin temeli. doğa hakkında değil. Fakat spekülatif Yunan teorileri de önemlidir.vardı. Yunan filozoflarına göre. Çoğu kültürde. teorileri vardı. Tüm faktörler eşzamanlı olarak var olmak zorundaydı.diğer şeylerin yanı sıra. Entellektüel olarak geç dönem Ortaçağ. diğer taraftaysa. sınıflarında kullandığımız herhangi bir bilim ders kitabında bulunabilir. teoriler bizatihi kendi içlerinde değere sahiplerdi. Rönesans ve deneysel bilimlerin kuruluşu için belirli önemi vardır. felsefe ve doğa bilimi. Fakat. Demokritos'un mekanik atom teorisi ve.

Şu halde tümevarımla ulaşılan sonuçlar çürütülebilir ama asla tamamen doğrulanamaz? Rönesans'taki metod üzerine tartışmada araştırmayı Orta Çağda (fakat Yunan felsefesi değil) skolastik felsefeye hemen hemen hakim olan tümdengelimsel bilim idealinden kurtarmak stratejik olarak gerekli hale geldi. sonsuz gençlik iksirini bulma konusunda yakıcı bir ilgi vardı. Ve bu ne tamamen tümden gelimli ne de tümevarımlı bir bilimdi. kuvvet. Kuvvetle muhtemel ki Smith Mountain Lake'te bizim görmediğimiz ördekler de vardır. genel metodolojideki bazı temel noktaları akılda tutmalıyız. 17. hız vb. Bu değişimi anlamak için. tüm diğer yerlerdeki ördekleri de görmedik.) kullanan.ışığın geri döndüğü dönem değildi.matematik doğal süreçlerin anahtarıdır zengin bir biçimde ortaya çıkmıştır. Şu sonuca varıyoruz: "Tüm ördekler gridir". Bu simya dönemiydi. Yunan felsefesinin yeniden girişi. ve 16. Matematik ve mantıkta belirli önermelerle (aksiyom) başlarız ve tümdengelimin belirli kurallarının yardımıyla ispatlanmış ifadelere (teorem) varırız. Eukleides). Örnek olarak. Vardığımız sonuç önermede zaten üstü kapalı bir biçimde vardır. Rönesans'taki entellektüel şaşkınlık entellektüel yaşamın yeni bir başlangıç yapabilmesi için gerekli olan bir geçiş aşamasını temsil ediyordu. Gözlemlediğimiz ve sonuca vardığımız arasındaki ilişki sonlu bir sayı ile sonsuz arasındaki ilişki gibidir. elbette. Rönesans'taki entellektüel şaşkınlık radikal yenilik yönündeki girişimin ve yenilikçilerin yollarını bulmalarının biraz zaman almasının bir sonucu idi. biz doğmadan önce yaşamış tüm ördekleri ve gelecekte var olacak tüm ördekleri de elbette. 8 yıldır Smith Mountain Lake'teki ördekleri gözlemliyoruz ve tüm gördüğümüz ördekler gri idi. Gel gör ki kimse bunların nasıl yapılacağını bilmiyordu. Saf bir mantıksal tümdengelim (mantıksal olarak) yeni bilgiye götürmez. kurşunu altına çevirme. Faust dönemiydi. Rönesans hakkındaki genellikle olumlu olan görüşü basitçe ters çevirme hatasına da düşmemeliyiz. uygun kavram ve metodların kullanılması en azından iki yüzyıl aldı. "Metod Üzerine Tartışma" ifadesiyle nitelendirilebilecek olan bu dönem (15. Tümdengelimin tam tersi tümevarımdır bu. sonlu sayıdaki belirli türden durumlarda doğru olan bir ifadenin bu türden tüm durumlara uygulanmasına dayanan bir akıl yürütme biçimidir. bizim klasik mekanikten aşina olduğumuz bir bilim gelişti. Doğaya hükmetme. Matematiksel dili (formüller. modeller ve çıkarımlar) ve niceliksel kavramları (kitle. Eğer birisi gri olmayan bir ördek gördüyse vardığımız sonuç çürütülmüş olacaktır. Rönesans basit bir biçimde Orta Çağ'ın "Karanlık Çağ" diye nitelendirilmesiyle tezat olacak şekilde. Fakat gri ördeklere ilişkin ne kadar yeni gözlem yaparsak yapalım bu tür gözlemlerin sayısı ve muhtemel gözlemlerin sayısı arasındaki ilişki sonlu bir sayı ile sonsuz arasındaki ilişki gibi olacaktır. tümevarımla ulaşılan bu "tüm ördekler gridir" sonucunu yeni gözlemler yaparak ve diğer mekanlarda ve zamanlarda ördeklere bakan başkalarının sahip olduğu bilgileri toplayarak test edebiliriz.Doğru soruların sorulması. Bu akıl yürütme biçimine tümdengelimsel metod diyoruz (Bkz. yüzyıllar) pek çok biçimde bir entelektüel şaşkınlık dönemiydi. yüzyıl boyunca deneysel bilimler şekillenmeye başladı. hipotetik tüm den gelimliydi. Rönesans'ta ise . özellikle Demokritos'un düşüncesi doğa bir boşlukta seyreden küçük madde parçacıklarından müteşekkildir ve Platon ile Pythagorasçıların öğretilerinde. Tümdengelimsel cevaplar ketindir ama yeni bilgiyi arayanlar için verimsizdir. Bunun yerine. Çok güçlü bir iddiada bulunmuş oluyoruz zira tüm ördekleri gözlemlemedik. Şimdi. bu genellikle ışığın nerdeyse söndüğü bir dönem oldu! Pek çok şekilde Rönesans felsefesi entellektüel olarak Orta Çağ felsefesinden daha şaşkındı.

Bir hipotezi formüle etmek matematiksel dilde sıklıkla tümevarımdan öte bir şeydir. Bu. hem de onları kontrol etme gücü olanağı sağlar. Bir başka ifadeyle F=ma tipindeki bir formülü tümevarımsal bir yolla tasarlayanlayız.645 ördek gridir" ifadesini genelleştirerek "tüm ördekler gridir" dersek yeni kavramlar atmış olmayız ortaya. Tümevarımsal olarak "Smith Mountain Lake'te gözlemlediğim 7. Burada teori ile pratik uygulamanın birleşimini görüyoruz. kusursuz bir biçimde pürüzsüz masalar.ki bu yeni bilgiye yol açabilir. tümdengelimsel çıkarım ve gözlemin dinamik birleşiminde yatıyordu. Bundan dolayı bu epistemolojik ihtilaftaki ideologlardan biri olan Francis Bacon (1561-1626) tümdengelime bir bilimsel ideal olarak karşı çıktı. Hipotetik. Bu yeni bileşim hipotetik tümdengelimli metod diye bilinir. "Bilgi güçtür" (Francis Bacon). Şu halde tümdengelim. Burada üç metoddan bahsettik.tümdengelimli metod hipotezlerin önerisi ve gözlem ile deneme yoluyla çıkarımlar arasında sürüp giden bir münavebeyi ifade eder. tümevarım ve hipotetik tümdengelimli metod ve doğal bilimlerin kurulduğu dönemde tümevarımla tümdengelim arasındaki ihtilafı vurgulamanın alışıldık olduğundan bahsettik zira yeni bilimler henüz hipotetik-tümdengelimli olarak kavranmıyordu. Test aşaması sıklıkla özel durumların inşasını gerektirdiğinden tamamen yuvarlak toplar. eğer masadaki topların F=ma (güç kütle ve hızın çarpımına eşittir) formülüne göre yuvarlandığı hipotezini önerirsek gözlem aşamasındaki kavramlardantop. Fakat.tümdengelim. yeterli bir biçimde test edebilmek için. Fakat. Bu bilgi hala mutlak bir biçimde kesin değildir. şte bu yüzden buna hipotetik-tümdengelimli metod diyoruz. Hatta bu formülü nasıl elde ettiğimizin konuyla ilgisi yoktur. masa vb. Yani. Bir hipotezin makul olup olmadığına denemeyle karar verilir. Bundan dolayı. Hipotezden eğer hipotez doğruysa oluşması gereken şeyler hakkında belirli ifadeler çıkarırız. Öyleyse Bacon'ın tümevarımsal metod savunusu mantıksal bir problemi gerekli kılar. Eğer bir hipotez yeterli bir biçimde denenmişse ve deneme hipotezi yanlışlamamışsa hipotez teori haline gelir. pratikte. Daima gri ördeklerden bahsediyoruz. Şüphesiz bir biçimde. araştırma süreci sonu gelmeyen bir helezon halini alır. Formülü icat ederiz.. Bununla birlikte Reform sırasında metinsel analize ve böylece yeni bir metoda . bir hipotezi test etmenin parçasıdır. "kütle" ve "hız" kavramlarını asla anlayamayız. Test sistematik bir biçimde ve hipotezi zayıflatabilecek özelliklere odaklanarak yapılmak zorundadır. rahatsız edici herhangi bir esintinin engellenmesi vb. hipotetik. hipotetiktümdengelimli metoda dayalı bilgi hem doğal olgulara dair bir idrak. yeni olan hipotez.tümdengelimli metodla doğanın süreçlerini tahmin edebilir ve böylece belki de kontrol edebiliriz. Tümdengelimin dezavantajı yanlış olabilme ihtimali değil.soyutlama aşamasındaki formülde belirtilen kavramlara sıçrıyoruz demektir.aranan öncelikli olarak yeni bilgiydi. "Güç". Ayrıca mantıksal olarak geçerli olmayan bir sonuca ulaşma kabahatini de işliyoruz. Bu doğal bilim perspektifinden metodolojik problemin nasıl algılandığıdır. Pratikte. Bunlar bir hipotezle bağlantılı olarak kurulan kavramlardır ve tümü matematiğin diliyle formüle edilmiştir.kontrollü deneylere ihtiyacımız vardır. şu yine de açıktır ki tümdengelim yeni bilimde önemli bir rol oynadı. Sonra da ortaya çıkıp çıkmayacaklarını belirlemeye çalışırız. verimsiz oluşudur. kahve fincanımızdan taşan bir şey de olabilir.

iyi toplumun öncelikli olarak iyi pratiğe ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. ve 18. Berkeley ve Hume) görürüz. böylece Reform sırasında yeni bir ilgi odağı oldu aslında felsefenin kendisi kadar eski olmasına rağmen.Mağara putları (idola specus) her kişinin yegane olan mizaç. Bacon kendini hem Aristo. Bunu. anlama ufkunun yazar tarafından çevrelenmesi problemidir. Doğa üzerindeki teknolojik kontrol rüyasını anlatmıştır. hem doğa üzerine güç sağlayacak yeni bilim (Novum Organum ["Yeni Araç"]) hem de yeni bilim sayesinde dünyadaki cennet olacak yeni toplum (Nova Atlantis ["Yeni Atlantis"]) üzerine yazmıştır. Hepimiz olayları kendi perspektifimizden yorumlarız! 3. "Kader" ve "ilk hareket ettiren" gibi ifadeleri sanki muğlak ifadelermiş gibi açık referanslarla kullanırız. Tarih ileriye doğru gider. Francis Bacon.ayrıştırır.hem de Orta Çağ'dan cennetin ölümden sonra geleceğine inanılırdı ve bu dünya pratik olarak değişmez kabul edilirdi. Bu seküler bir gelişimdir. Platon'un durağan ideal devletinin aksine.Pazar yeri putları (idola fon) dilin tahrifidir. 2. Reform sırasında insanlar antik Yahudi geleneğinin şekillendirdiği bir metni nasıl tamamıyla anlayabilirlerdi? Bahsettiğimiz üç metodun hiçbiri yardımcı olamaz. ölümden sonra değil. özellikle tümdengelimsel sistemi vurgulayan klasik rasyonalistlerde (Descartes. eğitim ve arka planından kaynaklanan hatalı kavrayışlardır. Hipotetik tümdengelimli bilim yaşam koşullarımızın gelişmesini mümkün kılmıştır ve bu bilim insanın özerk hale geldiği yaratıcı süreçte bir rol oynamıştır. Dört tür önyargıdan bahseder: 1. lahi kurtuluş artık tarihin merkezinde değildir. iyi toplumu yaratmak için doğaya hükmetmenin aracı olacak yegane bilimdir. yüzyıllardaki felsefenin bu iki ana dalına tekrar döneceğiz ve daha sonra Kant'ın aslan felsefesine geçeceğiz. ilerlemeye olan modern inanç şekillenmeye başlamıştır.soyutlamaların gerçek şeyler olduğunu düşünme ve deneyimi derinlemesine analiz etmeden anında kabul etme. Fakat bu filozofların farklı fikirleri vardı metodun ne olduğuna dair. ilerlemeci bir tarihsel gelişimin nüfuz ettiği bir siyasî ütopya hakkında yazar. Fakat ncil nasıl anlaşılacaktı? Yazıldıktan sonra yüzyıllar geçmişti. Bugün aşikâr olan bir şey var ki Bacon'ın iddiası büyük oranda doğruydu. dostlarının daha doğru idrak ve daha sağlıklı tavırlara doğru ilerlemelerine yardım etmeyi ister. fakat insan tarafından yönlendirilir. Protestanlar ncil’e dönmeyi istiyordu.yeniden bir önem atfedildi. arzulu düşünme gibi. Teknolojik akıl bizi yeni topluma götürmesi gereken disiplindir. Bacon. Spinoza ve Leibniz) görürüz. Yabancı bir kültürün metinlerinin tefsiri teknolojik anlamda bir kontrol problemi değil. Bir başka ifadeyle. Bu yüzden bazı filozoflar yeni ve temel olanın deneysel ve şüpheci tavırda bulunabileceğini düşündüler. 4. Tıpkı bazı filozofların klasik mekanikte kullanılan kavramlardan büyülenmesi gibi bazıları da metod tarafından büyülenmişti. Burada aydınlanma için bütün bir program ve cehalet ile önyargıya karşı mücadeleyi . Farklı bir söylemle. tümevarım metodunun savunucusu.Kabile putları (idola tribus) insan doğasından kaynaklanan hatalı kavrayışlardır. Diğer filozoflar tümdengelim ve matematiğin temel olduğunu düşünüyorlardı. Yorumsamacı metod. bunun yerine. Değişmesi gereken toplumdur ve erek bu dünyadadır. Bunu özellikle deney temelli bir bilgi eleştirisini vurgulayan ngiliz empirisistlerinde (Locke.Tiyatro putları (idola theatri) felsefî gelenekten kaynaklanan hatalı kavrayışlardır. hermeneutik. Düşünce ve tavırların nasıl kolayca çarpıtılabileceğini ve sınırlanabileceğini göstermeye çalışır. Bacon aydınlanmanın habercisidir. insanın doğayı kullanma ve kontrol etme yetisi merkezdir. metodolojik ve siyasî problemler birbiriyle yakından bağlantılı bir biçimde konulmuştur ve bu. 17.

Alışıldığı üzere. Bacon'ın düşüncesi 18. yüzyılda Aydınlanmanın belirtisidir. .görüyoruz.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful