You are on page 1of 55

YAYINCININ SUNUU Cebir ve kader meselesi dnr ve filozoflarn her zaman ilgisini ekmi ve ok sevdii bir tartma konusu

olmutur. Eski alardan bugne kadar belki de en ok bu konu zerinde durulmutur. Ancak ok az kii bu meselenin temeline inebilmi, gerei bulabilmitir. Mevlana Seyyid Ebul a'la el-Mevdudi eski ve yeni felsefe ve dnce akmlarn inceleyerek bu hususta tamamyla slam gr ortaya koymu, kendine has aratrc ve bilimsel uslbyle bu meseleyi aklamaya almtr. Dorusunu sylemek gerekirse, bunu en iyi ekilde yapmtr. Bu kitap okunduunda bir yandan Mevlana Mevdudinin bilgi hazinesi hakknda bir fikir edinilecek ve dier bir yandan da bunun ok deerli ve ok iyi bir eser olduu anlalacaktr. Bu kitabn bulank zihinlerin almasna yardmc olacan umuyoruz. Bundan nce bu kitap drt bask yapmt, imdi ise beinci basksn size sunuyoruz. Eski basklarnda yaynclarn ihmali veya baka nedenlerden dolay stad Mevdudinin 1942de Hindistan Radyosunda yaynlanan konumas yer almamt, onu bu baskya ekliyoruz. stad, ricamz zerine bunu gzden geirmitir. Sanyoruz, bu kitap artk her adan tatmin edici bir hale gelmitir. Okuyucularn bu kitab, stadn dier eserleri gibi sevgi, ilgi ve scaklkla karlayacaklarn umut ediyoruz. Lahor, 29 Ramazanl Mbarek1382; 9 ubat 1963

GR

Bu kk kitabn meydana geli nedeni, 1352 Hicri (1933) de benim Tercman-l Kuran dergisini henz yeni yaynlamaya balamken bir ztn1[1] bana uzun bir mektup yazarak, Kuran- Kerimi okurken cebir ve kader meselesiyle ilgili ortaya kan sorunlarn zm iin ricada bulunmasdr. Ona gre baz ayetler cebriyeti vurgularken bazlar da kaderiyete arlk veriyor ve bu iki tr ayetler arasnda yle bir eliki grlyordu ki, kolay kolay ortadan kaldrlamazd. Ben bu mektubu olduu gibi dergimde yaynladm ve buna cevap olarak ayrntl bir yaz yazdm. te bu mektupta sorulan sorular ve verilen cevaplar imdi bir kitap haline getirilmitir. Mektupta yle deniliyordu: nsann dle ve cezaya tabi olmas zaten fiil ve hareketlerinin iradesine ve niyetine bal olmasn ve bu irade ve niyeti zerine baka bir gcn tasarrufunun olmamasn gerektiriyor. Kuran- Kerimin tm retilerinin z zten, insann amellerinden sorumlu olarak sorguya tabi tutulmas, dalalet ve hidayet, azap ve sevap, nikbet ve servet, musibet ve rahatlk gibi, dnya ve hiret tartlarnda tartlmalar ve bunun iin baz zel ilke ve kriterlerin olmasdr. Ancak, Kurann baz ayetlerinden de insan iradesinin, lhi iradeye tabi olmas anlam da kmaktadr. rnein, dalalet ve hidayet konusunda baz ak ve net ayetler bulunmaktadr. Bunlarda nur ve zulmet, iman ve kfr, hidayet ve dalalet yollarn semenin insann kendi irade ve abasna bal olduu kaydedilmitir:


Gerekten biz ona yol gsterdik. ster kredici olsun, ister nankr. (El-nsan: 3)


Ona her iki yolu gsterdik (El-Beled: 10)


Bizim yolumuzda mcadele edenleri doru yolumuza hidayet ederiz (El-Ankebt: 69)


steyen iman etsin, dileyen iman etmesin (El-Kehf: 29) Dier tarafta yle yetler var ki, onlarda bu eylerin la-hi iradeye bal olduu aklanmtr. rnein:


1
[1] Kayda gesin diye bunu aklamakta saknca grmyorum ki, bu zat avduri Gulam Ahmed Pervezdi.

4)

Allah dilediini saptrr, dilediini de hidayete erdirir. (brahim:


Allah istemedike iman edecek deillerdir(El-Enam: 111)


steyen ondan t alabilir (El-Mddesir: 55)


O Kuran, btn lemlere bir ttr. Sizden, doru yolda gitmek isteyenler iin (Et-Tekvir: 2728) Grld gibi, yukardaki ayetlerde insan iradesinin Kurandan hidayet almas istenmitir. Bununla birlikte aadaki yetlerde ise insan iradesine pranga vurulmu ve Allahn iradesine tabi tutulmutur:


Allah istemedike, t alamazsnz (Mddessir: 56)


Allah istemedike bir ey isteyemezsiniz (El-nsan: 30) Sapklk iin yle bir kuraldan bahsedilmektedir: Bununla (Kuranla) biroklarn dalalete drr (El-Bakara: 26)


Allah zlimleri dallete drr (brahim: 27)


Hayr; Allah, inkarlar dolaysyla ona (Kalplerine) mhr vurmutur." (Nisa: 155)


Allah onlarn kalplerini, anlamaz bir kavim olduklar iin hakk kabulden evirmitir. (Et-Tevbe: 127) Ve hidayet iin u artlar aklanmtr:


"Allah bir topluluu doru yola ilettikten sonra saknacaklar eyleri kendilerine aklayncaya kadar onlar saptracak deildir." (Tevbe: 115)

Allah dilediini saptrr kendisine ynelenide doru yola iletir (ErRad: 27) Bizim yolumuzda mcadele edenleri doru yolumuza hidayet ederiz. (El-Ankebt: 69)


Doru yolu bulanlara gelince Allah onlarn hidayetlerini arttrr ve saknmalarn salar. (Muhammed: 17) Buna benzer baka Kuran ayetleri bulmakla birlikte baz ayetler var ki, bunlarda herhangi bir art ileri srlmeden dallet ve sapkln Allahn iradesine veya fazlna tabi olduu aklanmtr. rnein:


Allah kimi isterse dallete sevk eder, kimi isterse hidyete erdirir (brahim: 4)


Allah istemedike, siz bir ey isteyemezsiniz. Ayn ekilde, azap ve mafiret konusunda baz ak ve net kurallar belirlenmitir:


Bir zerre kadar arlkta hayr ileyen onu (mkfatn) grr (EzZilzl: 7)


Allah her ahs ancak gcnn yettii lde mkellef klar. (ElBakara: 286)


Salih amel ileyen, kendi lehine; ktlk eden de kendi aleyhine fenalk eder. (El-Casiye: 15) Dier tarafta Kuranda yle denilmektedir:


O dilediini balar, dilediini azaplandrr (l-i mran:129) Yani azap ve mafiret de lhi iradeye tabidir. Mafiretle ilgili denilebilir ki, Allah Teala, er-hamerrhimin (merhamet edicilerin en merhametlisidir) kendi rahmetiyle gnahkrlar balayabilir. Ama ( O dilediini balar dilediini azaplandrr)nin bu tevili zordur. En fazla diyebiliriz ki, Yce Allah gnahkrlardan bazsn

balar ve bazsn azaplandrr, ancak tm yetin karinesi bunu kuvvetlice kantlamamaktadr. Yoksulluk ve sefalet varlk ve servet hakknda Kuran- Kerimde gemi milletlerle ilgili tarihi kaytlar da u ilke teyid edilmitir: kbl, tantana ve hret aslnda iman ve takva, drst bir hayat, slih amel ve doa yasalarna uymaya baldr ve buna aykr davrananlara felaket, fet, sefalet, zillet ve lhi gazap inmektedir. Nitekim yle buyurulmaktadr:


Eer onlar Tevrat ve ncil hkmlerini ve Rabbleri tarafndan kendilerine inzal olunan eyleri dosdoru tutsalard (tatbik etselerdi) stlerinden ve ayaklarnn altndan yerlerdi (Her taraftan Allahn nimetlerine gark olurlard.) (El-Maide: 66) Ancak te yandan, Kurfan- Kerim de yle yetler de vardr:


Allah dilediine hesapsz rzk verir. (El -Bakara: 212)


"Allah dilediine rzkn bollatrr." (Rad: 26)


Dilediini aziz ve dilediini zelil eylersin. (l-i mran: 26) Skntlar ve rahatlkla ilgili de ak buyruklar vardr:


Banza gelen her musibet, kendi yzndendir. (E-ura: 30) Ancak dier tarafta u yet de vardr: ellerinizin kazand


Eer onlara bir bir iyilik dokunsa: Bu, Allah katndandr derler. Eer onlara bir fenalk dokunsa: Bu senin yzndendir derler. De ki: Hepsi Allah'tandr. (En-Nisa: 78) Ancak bunun yan sra baka bir yette yle denilmitir:


Sana gelen her iyilik Allahtandr. Sana isabet eden her ktlk kendindendir. (En-Nisa: 79) Kuran- Hakimden sonra hadislere baktmzda, bunlarn birounun insann aresiz ve yetkisiz olduunu gsterdiini grrz. rnein:


Eer bir dan yerinden oynadn duyarsanz, onun yle olduunu dorulayabilirsiniz; ama bir kiinin kendi huyundan farkl davrandn duyarsanz, bunu hi dorulamayn, nk bir kii ancak kendi hamuruna gre yaplr.


Kalpler Allahn iki parmaklar arasndadr; onlar diledii ekilde deitirir. Ya da, bir hadis-i erifte yle denilmitir: nsanlar da yaratlmtr, bunlardan bazs Mslman yaplmtr. Ben bu itirazlar buraya biraz zetle ama aynen aktardm. phesiz, takdir veya kader meselesi dnyada dinler doduundan beri vardr ve imdiye kadar kesin bir zme kavumamtr. Her din bununla ilgili olarak bireyler sylemitir, ama ifrat ve tefritle. Eer Hindistanda ve Yunanistanda yeniden dou (re-enkarnasyon) ve hayat veya kader izgisi insan tamamen aresiz ve yetkisiz hale getirmise, rann ate ocaklarnda da Tanr adeta gereksiz veya yararsz bir varla dnmtr. Batl filozoflarn bir blm Yaradan bir saat yapmcs dzeyine indirgemitir ve onlara gre bu yapmc, saati yaptktan ve ilke ve kurallarn getirdikten sonra ie yaramaz bir organ haline gelmitir. Bizde de cebir ve kaderle ilgili tartmalar hiddet ve iddetten uzak deildir. Gayet tabii ki, nazar adan terazinin iki yannda bulunan iman ve akl arasnda bir denge kurmak hayli zordur, ama bunu kendi haline brakmak da mmkn deildir. Geri benim grme gre kaza ve kader imann bir paras deildir ve sadece tartlan bir konu niteliindedir; ancak baz itirazclara gre Kuran- Kerimin ayetlerinde grnrde bir eliki bulunduu iin bunu ciddi olarak ele almalyz. Mesele her ne kadar ok eski ve lehine ve aleyhine birok ey yazlmsa da, Bu devirde mey ayr, kadeh ayr, Cem ayr olduu iin amzn istidlal ve istinbat sonularna (tartma yntemlerine) gre bu konunun ele alnmas gerekmektedir. Bu kitapk ilk nce yukardaki mektuba cevap olarak kaleme alnmt ve bunun amac, Kuran- Hakim in baz ayetleri arasnda grnrde grlen elikiye son vermekti. Ancak bu vesile ile tartlan konular, felsefe, etik, sosyal bilimler ve dier bilim dallarnda cebir ve kader meselesiyle karlaan herkese dmn zmnde yardmc olabilir. te bu yarar gz nnde bulundurularak bu risale imdi bir kitap olarak yaymlanmaktadr. Bunun sonuna, meselenin daha da aklk kazanmas iinde baka bir makalemi ilave olarak ekliyorum. EBUL A'LA

CEBR VE KADER PROBLEMNN YZ Sorulan soruyu cevaplamak iin aslnda u kadar sylemek kfidir ki, Kuran- Kerim ayetlerinin uygulama nedenleri anlatlarak grnrdeki elikilere son verilebilir. Ancak bu uygulama nedenleri ve biimleri anlatlrken baz noktalarn ayrntl biimde ve ak olarak anlatlmamas halinde, asl meseleyi anlatmak zorlaabilir. O nedenle, Kuran- Kerim in buyruklarn ele almadan nce cebir ve kader meselesinin asl mahiyeti ve ilgili noktalara gz atmann daha doru olaca kanaatindeyiz. htiyar ve ztrr (Yetki ve yetkisizlik) in ilk etkisi
Herkes, hi dnp tanmadan srf vicdanen, insann kendi iradesine bal fiil ve hareketlerinde zgr olduunu, kendi irade ve yetkisiyle yapt hareketler iin kendisinin sorumlu ve ykml olduunu, iyi davran ve karakterleri iin vgye ve dle layk, kt hareketlerinden dolay da knama ve cezalandrlmaya tabi olduunu sanmaktadr. Bu sade ve vicdan dnce ve kavramda insann kendi iyi dnd ve bildii hareketlerinde bir d veya i g nedeniyle mecbur ve aresiz kald, konusunda en ufak bir kuku bulunmaz. Nerede fiilen mecburiyet ve aresizlik etkileri grlyorsa, orada irade veya ihtiyar yerine ztrar ve aresizlik hkm veriliveriyor. Bu noktada insann sorumluluk ve ykmlnn olmad, dolaysyla vg ve dl veya knama ve cezaya da yer olmad kansna varlyor ve bu gibi durumlarda, insann iyi veya kt olmas hakknda karar vermeye elverili olmad dnlyor. Bir kii baka birine ta att veya kfr ettii zaman onun bu hareketi baka bir gcn cebriyle yapt hi dnlmez ve madur kii, onu bu hareketinden sorumlu tutup ayn ekilde ta ve kfrle karlk veriyor. Ancak ta atan ve kfreden kiinin akli dengesi bozuk ve kendisi deli divane ise, kimse onun bu hareketi kasten yaptn sylemiyor, onun zavall ve aresiz biri olduunu belirterek hareketinden dolay cezalandrmyor ve affediyor. te nceden zihnimizde olan bu yetkili ihtiyar, gayri ihtiyari, yetkisiz, iradeli ve iradesiz hareketlerin farkyla ilgili kavram, bizim insann iyi ve kt oluu ve ceza veya dle layk klnmas iin belirlemi olduumuz llerin temelini oluturmaktadr. Biz bir ocuun veya delinin plak dolamasn knamayz, ancak yetikin, akl banda bir kiinin rlplak dolamasn nefretle knarz. Bir kiinin yz irkinse, ondan tiksinmeyiz, ona kt bakmayz, ama yz gz yerinde ve dzgn olan birinin bize yzn gzn oynatmasndan holanmayz. Atei yksek kendinden gemi bir hastann sama sapan eyler sylemeye ve sayklamaya balaynca, onu sulamayz; ama akl ve bilinci yerinde olan biri byle eyler sylemeye balaynca, onu knarz. Gz grmeyen bir kii, bakasnn eyasn eline alrsa, ona hrszlk sulamasnda bulunmayz, ama gz gren biri ayn hareket yaparsa, onu yakalar cezalandrnz. Bir kii, herhangi bir bask yznden hayrl bir i yaparsa herhangi bir vgye layk grlmez,

ama herhangi bir baskya uramadan iyi bir i yaparsa onu herkes metheder. Bir ocuk gnah ilemezse iyi ve temiz olduu sylenmez, ama bir gen slih amel ilese, onun iyi olduu sylenir. Bunun nedeni, bizim grnrdeki koullar ve durumlara bakarak insann baz fiillerinde zgr bazlarnda mecbur olduunu dnmemizdir. Ayrca, vicdanen sorumluluk ve hesap verme ve buna bal olarak vg ve knama ile ceza ve dl hakknn, ztrr fiiler deil, ihtiyar fiillerden doduu grn de tarz.

Cebir ve Kader probleminin k noktas


Ne var ki, insan biraz dnp tannca ve grlenlerin altndaki, gerekleri renmeye alnca, kendisinin aslnda sand kadar zgr, gl ve yetkili olmadn, yzeysel olarak kendi mecburiyeti ve aresizlii iin koyduu snrlarn aslnda ok geni olduunu grr. te cebir ve kader meselesinin k noktas budur. Bu meselenin temeli u sorular zerine bina edilmitir: 1. nsan kendi amelleri veya hareketleri bakmndan tamamen mecbur mudur, yoksa belli bir zgrle mi sahiptir? 2. nsan mecbur eden yahut zgrln kstlayan g hangisidir ve insann hayatn ne kadar etkilemektedir? 3. Eer insan aresiz, yetkisiz ve mecbur ise, fiil ve hareketlerinin sorumluluu, deerlendirilmesi ve ahlk kavramlarmzn dayand ve toplumsal dzenimizin iyilii ve doru gelimesiyle refahnn garantileri olduu vg ve knama ile dl ve cezann tahakkuk kural hangi temele dayanacaktr? Dnyann dnr ve filozoflar bu sorular eitli ynlerden ele alm, bunlarn cevaplanmas ve sorunlarn zmlenmesi iin eitli yntem ve yollar benimsemi ve deiik delil ve kantlara dayanarak deiik ideoloji ve grler gelitirmitir. Bu hususta bilim adamlar ve aratrmaclarn o kadar ok yazlar, incelemeleri ve aralarndaki gr ayrlklar o kadar oktur ki, bunlar tek tek tartmak ok zordur, ancak ilke olarak biz bunlar drt snfa ayrabiliriz: (1) Bu meseleye metafizik adan yaklaanlar (2) Bu meseleye fizik veya doa asndan yaklaanlar (3) Bu meseleye ahlk adan bakanlar (4) Bu meseleye din adan yaklaanlar Gelin bu deiik ynlerden deiik gruplarn bu meseleye nasl baktklarn, bahis ve istidlalin hangi yollarn benimsediklerini ve en son, hangi sonuca vardklarn grelim.

METAFZK GR
Metafizik veya fiziktesinde cebir ve kader meselesi iki ynyle ele alnr: l) Doadan kastmz, herhangi bir fiilinin meydana geldii veya gelmedii varlktr, baka bir deyile, bu varlk herhangi bir i yapabilir veya yapmayabilir. Doann bu tanmn kabul etmemizden sonra u soru aklmza gelir: Filli terk etmenin veya tercih etmenin yahut bunun

kuvveden fiile gemesinin bir nedeni var mdr, yoksa yok mudur? Bu tercih veya hareketin bir nedeni yoksa mreccihsiz tercih veya msebbibsiz sebep gibi bir durum ortaya kar ki, bu akla ve manta aykr bir eydir. Ve eer bunun iin bir mreccih veya sebep gerekiyorsa, o kimdir? Cebirciler veya cebir grn savunanlar diyorlar ki, mreccih, insann elinde olmayan neden, etken ve sonulardr. Bunlar ister kendisine Tanr, illet-l alil, msebbib-l esbb, doa yasas veya baka bir ey denilen stn bir gtr. Kaderciler veya kadere inananlar bunun insann kendi iradesi olduunu savunurlar. Cebircilerin inanna gre hayr ve errin mercii veya kayna Allahn ztdr; insanlar salt madde veya nebat gibidir ve insann hibir sorumluu yoktur. Kadercilere bakarsak, insan iradesinin Allahn yaratma ve ibda dairesinin dnda yaratlmam veya gayri mahlk baka bir ey olduuna inanmamz gerektir. Zira, insann iradesinin yaratcs Allah deilse, insan da onun yaratcs deildir; yle ki, insann kendisi Allahn mahlku ve eseridir ve dolaysyla bir mahlkun iradesinin gayri mahlk olmas gerekir ki, bu kabul edilmez bir husustur. 2) Aklc kantlar gsteriyor ki, evrenin yaratcsnn alm (bilgili) ve mrd (irade sahibi) olmas arttr. Zira, bir yaratc veya sanatkr yapmak ve yaratmak istedii eyi bilmiyorsa veya onunla ilgili bir tasar yapamyorsa, bir yaratc veya sanatkr deildir. Bu kurala gre unu kabul etmemiz gerekiyor ki, evrende olup bitenleri Allah nceden biliyordu ve buna niyetlenmiti. imdi eer Allah falanca ahsn falan saatte veya zaman diliminde falanca fiili ileyeceini biliyorsa, o fiilin o ahs tarafndan o zaman ilenmesi arttr. nk byle olmazsa, Allahn bilgisinin doru olmadn kabul etmek lazm gelir ki, bu zor bir eydir. Ayn ekilde Allahn iradesi belli bir zamanda belli bir kii tarafndan belli bir fiilin ilenmesi ynnde ise bu irade gereklemelidir. Aksi takdirde lahi iradenin batl olmas gerekir. Bu istidllden hareketle cebirciler u sonucu karr: Vacib-l vcud olmayan ihtiyar fiil, hibir eyde mtehakkk deildir; geriye kalan muhtarlarn hepsi muhtar gibi grnen muztar (aresiz) dr. Kaderciler ise buna yle itirazda bulunuyor: Yani buna gre Allahn hayr ve errin faili olmas gerekir. nsann tm ktlklerinin sorumluluu Allaha aittir ve bu adan insan, maddeler ve bitkiler arasnda herhangi bir fark yoktur. Ancak bu itiraz ne kadar ciddiyse, cebircilerin lahi bilgi ve irade hakknda sunduklar delil ve kant da ciddidir. Ve gerek u ki, Allah ile insann yetkilerinin dengeli bir biimde kullanlmas ve Allahn bilgi ve irade sahibi olmas bakmndan nedenler ve gereklerden insann zgrlnn korunmas ok zordur. Kadercilerin bu grten kurtulmak iin benimsedikleri yollarn ou, cebircilere ynelttikleri sulamalar ve eletirilerin daha arna layktr. rnein, bazlar Allahn bilgi ve irade sahibi olmasn bile inkr etmektedir. Bazlar ise lahi bilgi ve iradeyi teslim etmelerine ramen Allahn sadece genel eyleri bildiini, ayrntlar bilmediini ileri srerler. Bazlarna gre Yce Allah insana bahettii g ve yeteneklerden sadece iyilii kastediyordu ve bunlarn kt biimde kullanlacan bilmiyordu. Ancak bunlar ylesine zayf fikir ve delilerdir ki, bir yana braklmas iin fazla dnmemize gerek yoktur. Kaderciler tarafndan Cebircilere cevap olarak sunulan belki de en byk delil udur: Allahn nceden bilgi sahibi olmas ile insann zgrl arasnda grnte ne kadar byk fark ve eliki grlrse grlsn, gelecekte herhangi bir olay hakknda bilgi sahibi olmak, bu bilginin o olayn meydana geli nedeni

olmasn gerektirmez, rnein, eer biz hava tahmininde bulunuyoruz, falan saatte falan yerde yamur yaacan belirtiyoruz ve bu tahminimiz doru knca bilgimizin yamurun nedeni olarak kabul ediyoruz. Ne var ki, bu delil grld kadar salam deildir. nk bir ey hakkndaki kesin bilgi ile tahmin ve kyas iki ayr eydir. Tahmin ve kyasn doruluunun, tahmin ve kyas edilen olay veya ey ile herhangi bir ilgisi yoktur. Oysa, gerek kesin ilim ile malm arasndaki etki-tepki ve neden-sonu ilikilerini inkr etmek mmkn deildir. Bu ilkesel grlerin dnda metafizikle ilgili cebriyet ve kaderiye ile ilgili olarak sunulan baz birtakm ksmi grler de vardr, ama bu her ikisinin zorluk ve engelleri ayn deildir. Hi phe yok ki, cebriye insann irade zgrln yok sayarak nefsimizde birincil ve vicdan olarak bulduumuz eyi inkr etmitir. Ancak kaderiyenin benimsedii gr bundan daha da ktdr. nk bu bir yandan, Allahtan ilim, irade ve kudret gibi kmil sfatlar gasbedip insana devreder ve dier yandan, Allah yahut illet-l alil ya da evrenin mimarnn varln hepten inkr eder ve bu iki durumda da, baz yle imknszlklar meydana gelir ki, bunlarn gereklemesi felsefe ve mantk kanununda evveliyat ve vicdaniyt inkr etmekten daha kt hatta en ktdr. Bundan dolaydr ki, metafizikte kaderiye ayan basacak salam bir temel bulamamtr ve dinsizlerin kk bir zmresinin dnda filozof ve dnrlerin byk bir blm cebriyeci olmutur. Aneximander Platon (Eflatun) ve Stoaclarn ou cebriye mezhebine balyd, islm felsefecilerinin ou da bu mezhebi desteklemitir. Nitekim, en byk Mslman filozof, bn Sina Talikt'i-ifa adl eserinde yle demitir: Genellikle, muhtar (zgr)dan, bil-kuvve muhtar (gl ve zgr) kastedilir ve bil-kuvve muhtar, mreccih ister kendi kiilii ister bakas olsun, yetkilerini kuvveden fiile geirecek bir mreccihe muhta olur. Bu nedenle, bizlerden muhtar olan biri aslnda muztar (aresiz, gsz) biridir. Ayn ey Avrupal filozoflar iin de geerlidir. Pomponazze Tanrnn hayr ve errin faili olduuna karar verir ve akln tamamen cebirden yana olduunu ifade eder. Hobbes diyor ki, insan kendi doas ve doal gereksinimleri bakmndan mecbur ve aresizdir. Nefis ile beden yahut ruh ile maddenin ayrmndan yana olan Descartes, maddeci dnyada sadece cebir yasasnn geerli olduunu belirtmektedir. Ona gre bata insan olmak zere tm evren bir makina gibi almaktadr. Bununla birlikte nefiste mkemmel zgrlk gcn saptamasna ramen benimsedii grn mantksal sonucu da cebirdir. Nitekim, Descartes' veya Kartezyen ekolnn dier ncleri ki, bunlarn en tannm Malebranchedir, nefsin her niyetiyle Tanrnn insann bedenini hareketlendirdiini ve bedenin her hareketi veya gelimesiyle nefiste bilin ve duyarllk yarattn kaydetmektedir. Madde ve ruh yahut imtidd ve fikir arasnda tanrsal balant arttr. Zira bir balant veya arac olmakszn bu iki mstakil ve kalc cevher arasnda teaml (gei, balant) dnlemez. Demek ki, Tanr tm iradelerin ve hareketlerin gerek failidir. Spinozaya gre insan kendisinde ne kadar faaliyet veya hareketlilik hissederse etsin, aslnda fail deil, mnfail (pasif)dir. Dolaysyla, tamamiyle yetkisiz ve gszdr. Ona gre bu cebriye bir filozof iin huzur ve mutluluun kaynadr. Leibnitz ise bireylerin kendi balarna zgr olduuna inanmaktadr, ama bu bireyler arasnda nceden kurulmu uyumun Allah tarafndan yaratldn sylemektedir. Bu nedenle, o da cebre rcu etmektedir. Hatta cebriyetine halis veya salt ceberiyet diyebiliriz. Locke ise irade

zgrln anlamsz olarak nitelendirmekte ve Descarten felsefesinde varolan kaderciliin yanl olduunu belirtmektedir. Aka cebriyeyi kabul etmemesine ramen biz bir eye niyetlenme veya niyetlenmemek konusunda zgr deiliz, niyet veya irade nefisle belirlenir ve nefis te mutluluk duyar dedii zaman bu felsefe dnp dolap kaderiyeden cebriyeye ulaverir. Schopenhaure ise iradenin insanlardan maddelere kadar her eyde varolduunu ifade etmektedir, ama bu irade, zgrl zerinde kaderiyetin bina edildii irade deildir. Hi phe yok ki, Kant, Fischte ve Hegel gibi nde gelen filozoflar kadercilie olan eilimlerini gstermilerdir. Socrates iradenin zgrln savunmutur. Platon, insann seme yetkisini kullanmasn benimsemitir. Aristo ise ihtiyar ve ztrri fiiller arasnda ayrm yaparak insann bir dereceye kadar zgr ve bir nebze de mecbur olduunu ifade etmitir. Bir baka dnr, Chrysippus cebriyet ve ahlki sorumluluk arasnda bir denge kurmaya almtr. slam dnrlerin bir blm ise la cebir ve la tafvid ve lakin emr beynun amreyn yolunu benimsemi, ama bunu nazar hikmet uruna deil, pratik bir gr olarak yapmlardr. Yoksa salt metafizik gre gelince, buna gre cebriyenin kefesi, kaderiyeye gre daha aadadr. Ve filozoflar arasndaki gr ayrl cebriye ile kaderiye arasndaki gr ayrlndan ok salt cebriye ve orta cebriye arasndaki gr ayrlna dnktr.

Felsefenin baarszl
Ancak bu bahiste cebriye kefesinin kaderiyeninkinden daha daha ar olmas demek felsefenin bu sorunu zmlemi ve bunu cebir lehine sonulandrm olmas demek deildir. Hayr, bu sadece unu gstermektedir: nsan bu muazzam kainat ve akllara durgunluk veren dzeni tkr tkr ileten varln zelliklerini yakndan izleyince ylesine dehete kaplr, beyni ve yrei yle bir duyguyla dolar ki, kendi gznde kendi varl tamamen deersiz ve nemsiz hale gelir. Onun akn akl kendisine diyor ki, kudreti bu snrsz evreni kuatan, iradesi bylesine muhteem saltanat zerine hkm sren, bilgisi bu varlk dzeninin en ufak parasndan en byne kadar her eyi ezelden ebede kadar kuatan tutan varla kar senin varln ufak, kck, aresiz, zavall, gsz ve mecburdur, senin gcn, bilgin ve iradenin hibir deeri ve nemi yoktur. imdi bunun tesinde biri felsefenin kaza ve kader meselesini anladn sanyorsa, byk bir yanlg iindedir. Kaza ve kader sorunu aslnda Rabbl leminin grkemli imparatorluunun anayasasnn ne olduu sorunudur. Yce Allahn ilmi ve bilgileri, kudreti ve gleri, Allahn iradesi ve muratlar arasnda ne gibi bir iliki olduu sorunudur. lhi emrin ne anlam tad meselesidir. Bunun, Onun mahlklarna nasl uyguland sorunudur. Mahlklarnn eitli snf ve kategorilerinde emirlerinin hangi ilke ve kurallara gre uygulanma sorusudur. Ve evrenin tm varlk ve nesnelerinin ne ekilde ve nasl Ona bal olduu meselesidir. imdi eer bir kii kalkp bu sorunlar zmlediini iddia ediyorsa, baka bir deyile, onun Tanry ok iyi tand ve tanrln ok iyi bildiini ve kavradn iddia ettiini syleyebiliriz. Aslnda, bu kaderciler ile cebircilerin birbirlerine ynelttikleri eletiri ve sulamalardan daha ar bir eletiri ve sulamay haketmektedir ve daha vahim bir eydir. Ve eer bu bir iddia deil,

sadece kendi tahmin, kyas ve istidlallerine dayanarak byle bir gr ileri sryorsa, cebir ve kaderle ilgili olarak kesin hkm vermesini mmkn klan salam ve gvenilir bilgi ve inancn noktasna nasl varabilir?

FZK GR
Fizikte bu mesele, tm evrende olduu gibi insann fiillerinin de nedenler silsilesine bal olduu ve yapt her eyin bir veya birka nedeni ve etkeni olduu asndan ele alnr. Eer bir fiilin meydana gelmesi iin gereken nedenler ve ortam olumazsa, o fiilin gereklemesi mmkn deildir; nedenler ve ortam oluursa, onun gereklemesi gereklidir. Bu her iki durumda insan tamamen mecbur ve aresizdir. Bu adan fizik veya doa her zaman cebre meyilli olmutur. Nitekim eski fizikiler arasnda mstesna bir mevkiye sahip olan maddecilerin babas Democritus bundan 2500 yl nce aka evrenin tm eyasnn doa kanununa bal olduunu ve bunun dna kamayacaklarn ifade etmiti. Buna ramen, doaclar nefis ile madde arasndaki cevher farkn inkr ettikleri ve nefis glerini maddeler leminden u veya bu ekilde ayr saydklar srece fizik veya doa biliminde kadercilik iin bir yer bulunabilirdi. Ancak 18. yzyln banda oluan fizik bilimindeki ba dndrc gelime ve fen ile bilimin dier dallarnda ki aratrma, inceleme ve keifler yeni kaplar almaya balaynca nefis ve ruh tm gleriyle beraber maddi oluum ve maddenin kimyasal karmlarnn sonular olarak grlmeye baland ve insan nefisli ve manevi varlk yerine salt bir mekanik varla dnt. Bylece, kadercilik fizik snrlarnn tamamen dna karld ve fen btn arln cebrin kefesine koydu. Biyoloji ve fizyolojinin yeni aratrmalar ki bunlar sayesinde nefis ilmi artk bu iki bilimin bir dal haline gelmitir. beynin biimi, yaps, ekirdei ve sinir sisteminin durumunun insann doasn ekillendirdiine hkm edilmektedir. Beyin veya zihnin kt olmas insann doasn ve ruhsal yapsn bozar ve bununla kt eilimler ve hareketler meydana gelir. yi oluu, insann tabiatn iyiletirir ve daha sonra iyi eilimler ve iyi amellerin meydana gelmesini salar. Gayet tabii ki, beynin ekirdei ve sinir sisteminin yapsnda insann zgr iradesinin herhangi bir rol yoktur. Dolaysyla, bu maddi gr kabul ettikten sonra, insann doasnda zgrlk diye bir eyin olmadn da teslim etmemiz gerekir. Buna gre nasl ki, demirden yaplm bir makine belli baz metot ve kurallara gre alr, insan da doann muazzam bir yasasna gre yaamakta ve faaliyet gstermektedir. Ahlk ve fazilet dilinde iyilik ve gzel karakter olarak tanmladmz eyler fen szlnde salt dzgn bedensel yap ve iyi sinir sisteminin unsurlar demektir. Ahlk ve etiin ktlk ve ahlkszlk olarak nitelendirdii eyler bilim dilinde beyin yaps ve sinir sisteminin bozuk oluu olarak kabul edilmektedir. Bu adan iyilik ve salk, ktlk ve hastalk arasnda bir fark kalmaz. Nasl ki, bir kii kendi iyilii ve sal iin vgye ve hastal iin knamaya layk deilse, ktl, ahlkszl veya drstl ve fazileti bakmndan da vgye veya knamaya layk olmamaldr.

Bunun yansra, cebircilii teyid eden baka nemli bir kanun da kaltm yasasdr. Bunun temelini Darwin ve Russel Wallace ile takipileri atmtr. Buna gre herkesin doas ve kiilii ile karakteri dnyann kuruluundan beri kuaktan kuaa geen bir kalba girer ve bu kaltsal kalp doa ve karakteri hangi ekle sokarsa, onu deitirmeye hibir insann gc yetmez. Bu bakmdan eer bugn bir kii herhangi kt bir i yapyorsa, o aslnda, onun atasnn 100 yl nce att tohumun bir meyvesidir ve atasndaki bu ktlk te eski nesillerden ileri gelmektedir. Bu meyvenin olumas veya olumamasnda ilgili kiinin irade veya yetkisinin hibir rol yoktur. Bunun olumas veya olumamas, tpk bir mango aacnn eki bir mango ekirdeinden karak eki meyve vermeye mecbur olmas gibidir. Tarih teorisi de cebri dorulamaktadr. Buna gre d etkenlerin etkileri genellikle, o ortamn iinde bulunan tm bir insan toplumunun doas ve karekterini etkilemektedir. Ve bu nedenle, belli bir nedenler topluluu altnda yaayan bir ulusun zellikleri, baka bir nedenler topluluu altnda kalan bir ulusunkilerden farkl olur. Meseleye daha derin bir ekilde baktmzda bu iki ulusun miza ve karakterleri arasndaki farkn kaynann, onlarn iinde yaadklar farkl d etken ve ortamn olduunu anlayabiliriz. Ayn ekilde, eer d etkenlerin nda bir milletin zelliklerini anladmz zaman onun hangi durumlarda nasl davranacan salkl bir biimde tahmin edebiliriz. Bir bireyin kiisel irade ve yetkisi iin bu kapsaml yasann belirledii yoldan ayrlma imkn yoktur. Bireylerin kiisel zgrlnn kabul edilmesi halinde, yzyllardan beri bir milletin hareket ve karakterlerinde grlen zellikler mthi bir ekilde benzerlik arzetmesi iin ortada herhangi bir neden veya gereke kalmaz. nk bir milletin tm fertlerinin szbirlii ederek kendi iradeleriyle ayn ekilde hareket etmeye karar verdikleri hibir ekilde tasavvur edilemez. statistik bilimi de deneysel temellere dayanarak cebri savunmutur. Byk yerleim merkezleri ile ilgili olarak deiik artlar ve ortamlarda elde edilen veriler ve rakamlar, o art ve ortamlarn olumasna neden olan d etkenlerin nda incelendiinde her toplulukta baz zel nedenlerin etkisiyle belli baz durumlarn ortaya kt ve bu durumlarda ok sayda insanlarn hareket ve davran biimlerinin birbirlerine benzedii grlmtr. Bu gibi deneyimlerle istitstik ve tipografi o kadar ilerlemitir ki, bu bilimlerin bir uzman byk bir yerleim merkezi veya insan topluluunun falanca durumlarda falanca hareketlerde bulunabileceini geree ok yakn bir tahminde ve kehanette bulunabilir. Byle bir uzman bir yl iinde Londra ehrinde ka kiinin intihar edebilecei ve rnein, Chicagoda ka tane hrszlk olaynn meydana gelebileceini tahmin edebilir. Eer bir lkede baka bir lkeye oranla cinayet says fazla ise, bu cinayetlerin hangi maddi, ekonomik ve sosyal nedenlere dayand ok salkl bir biimde ortaya konabilir. Bir lke veya byk bir yerleim merkezinde yllar yl lm, doum, sular ve dier olaylar ortalama nasl meydana geliyor ve toplumsal duruma paralel olarak bu olaylarla ilgili istatistikler srekli olarak iniyor veya ykseliyorsa, bunun aklamas, d etkenlerin insanlarn byk yerleim alanlarna, bireylerin iradelerinin baka bir biimde hareket etmeyecek ekilde mthi bir g ve iddetle etkili olduundan baka bir ey olamaz.

Fen ve bilimin baarszl

Bu ksa bahis gsteriyor ki, insann zerinde kendi bykl ve stnln bina ettii fen ve bilim, onun tm hayal gcn kullanarak inceleme, aratrma ve keifler sonucunda oluturduu sermaye ve iftihar vesilesini bir kalemde ortadan kaldrveriyor ve insan kendi bilgi ve aratrmalarna dayanarak kendisinin, maddeler, bitkiler ve cansz makineler gibi aresiz ve yetkisiz bir varlk olarak kabul ediveriyor. Ancak bu kabul ve itiraf, bilimin kaza ve kader meselesini gerekten hallettiini kesinlikle gstermez. Aksine, bu bilimin bizim vicdanen kendi iimizde hissettiimiz yetki gc ve irade zgrlyle ilgili tatmin edici bir aklama getirmediini gsterir. Oysa biz gece gndz yetki gc ve irade zgrlnn belirtilerini grr ve buna gre ihtiyar ve gayri ihtiyari fiillerimiz arasnda ayrm yapabiliyoruz. Sadece bu deil, varlna insann zgr ve egemen bir irade sahibi oluu bal olan nefsin bile bilimsel aratrmalarn tesinde bir ey olduu kantlanmtr ve hibir bilimsel aratrma metodu, bugne kadar, insann maddi varlnda herhangi bir maddi karm veya kimyasal bir forml ile ilgisi olmayan belirti, fiil ve zellikler yaratan eyin ne olduunu ortaya koyamamtr. Her ne olursa olsun, eer bir fiziki, insann karakterinde sinir sistemi ve beyin ekirdeinin yapsnn nemli bir rol oynadn ileri sryorsa, bunu kabul edebiliriz. Ancak bedensel zelliklerinin, ruhsal zelliklerinin tek illet veya sebepleri olduu yolundaki iddias kabul edilemez. Ayn ekilde evrim kuramnn bir savunucusu, insann kendi zelliklerinin ounun irs veya kaltsal olarak miras aldn sylyorsa, bunu kabul etmekte hibir saknca yoktur. Ancak, insann her eyinin kaltsal ve kendisine ait hibir eyin olmadn ileri sryorsa, biz dier gerekleri gzmzn nnde bulundurarak bunu kabul edemeyiz. Ayn ekilde tarihe ve istatistie dayanarak ortaya atlan grn ancak insan kiiliini byk apta, uluslar ile topluluklar geni apta etkileyen d etkenlerin mecbur kld kadar salkl olduunu syleyebiliriz. Bununla toplumsal durumlarn iniklarnda fertlerin kiisel iradelerinin hibir zgrle sahip olmad ve toplumsal yaam mekanizmasnda insanlarn salt cansz birer para gibi hareket ettiklerine ilikin iddia ise ispatlanamaz. Ksacas, fizik veya doa bilimleri ve takipileri aslnda cebir ve kader meselesini halletmemilerdir. Ama ortaya koyduklar, incelemeler, gzlemler ve deneyimler hayatmzda cebrin snrlarnn ne kadar geni olduunu gstermitir.

AHLAK GR
Salt etik veya ahlk snrlarnn iinde insann mecbur veya yetkili olduuna ilikin sorun, d koullarn altnda i gerein ne olduu eklinde ele alnmaz, aksine, burada insann kiilii ve karekterine ilikin hkmn ve iyi veya kt davranna gre vlme veya knanma istihkak ve iyi veya kt amellerine gre dl veya ceza verme kararnn neye dayand gr zerinde durulur. lk bakta burada kadercilerin stn olduu, cebircilerin ise yenilgiye mahkum olduu gibi grnr. Zira insann tamamen aresiz olduu ve yaptklarnda irade ve yetkisinin hibir rol olmad kabul edilirse, onun sorumluluk kavram tamamyla ortadan kalkar, iyilik ile ktlk anlamn yitirir,

drstlk ve ahlkszlk anlamszlar. Ne en drst kii vgye layk olur ne de, en ahlksz ve gnahkr kiiye lanet yadrlabilir. Ne insanla ynelik en byk hayr ilerlini yapan kii dle layk grlr, ne de en ar su ileyen biri cezalandrlr. Mahkemelerimiz, yasalarmz, polisimiz, cezaevlerimiz, okullarmz, ahlk ve terbiye merkezlerimiz, vaazlarmz, konumalarmz, yazlarmz, ksaca, insann irade ve yetki sahibi farzedilerek slh, cezalandrlmas, ibret ve telkin amacyla meydana getirdiimiz tm kavram ve kurumlar tamamen gereksiz ve yararsz hale gelir. Ancak bahis ve tetkik alannda biraz ilerlediimizde grrz ki, burada cebriye ve kaderiye arasndaki farkla ilgili karar sadece bu noktaya dayanarak verilmez. Etikte amelin deeri, karekter ve davran etkenlerine gre llr ve karekter ile etkenler szkonusu olur olmaz, insann karekterini oluturan unsurlarn aratrlmas ve karekter ile davran biiminde ortaya kan igdlerin saptanmas vazgeilmez hale gelir. Bu noktaya varldktan sonra tartmann yn yine fizik, psikoloji ve metafizik sorunlarna dnveriyor. Cebrin taraftarlar insann kiilik ve karekterinin iki byk unsurla olutuunu belirtir. Birincisi doal yaps, ki bununla doar. kincisi, d etkenler ki, bunlardan her an etkilenir ve her an kalplarna girer. lk husus tamamen vehbdir ve bir insann elinde deildir. Bir kii ana karnndan hangi doa zerine doarsa, o onun kiilii ve karakterinin mayasn oluturur. Kt bir doadan iyi amellerin domas mmkn deildir, ayn ekilde iyi bir doadan kt amellerin domas de dnlemez. D etkenlere gelince ki bunlara gerek doal gerekse toplumsal etkenler dahildir, onlar doann ekirdeini veya zn gelitirir, yetenek ve eilimlerine gre de ekillendirir. yi bir tabiata sahip olan bir kii, iyi bir ortamda neredeyse bir evliya oluverir, kt huylu bir kii de kt ortamda bir eytan. Ayn ekilde, kt bir ortam iyi bir doann meziyet ve erdemlerini azaltr, iyi bir ortam ise kt bir huyun ktlklerini. Doa ile ortam arasndaki balant, tpk bir tohumun toprak, su, iklim ve iftilik veya bahvanln tr arasndaki ba gibidir. Bitki veya aacn z ekirdek veya tohumdur ve bu saydmz unsurlar onun yetimesi ve meyve vermesini olumlu veya olumsuz biimde etkiler, insann durumu da pek farkl deildir. O, bu her iki gcn etkisindedir. Ne kendi doasn deitirebilir ne kendi isteiyle d ortam benimseyebilir ne de ortamn etkilerinden etkilenip etkilenmemesi elindedir. Kadercilerin ar grl bir grubu bu gr hi kabul etmez. Onlara gre aslnda doa ve ortamn etkenleri, bir insann karakter ve davrann ancak gayri ihtiyar hareketleri bakmndan etkileyebilmektedir. nsann dnp tanp, ayrm etme yetenei ve karar verme gc ve iradesiyle yapt ilerde ise bu ikisinin hibir rol yoktur, hatta bunlar ilgili kiinin kendi seim ve yetkisinin sonulardr. Bu baz kimselerin benimsedii tamamen kaderci grtr. Ne var ki, bu gr kabul etmek ok zordur. nk bir insann ihtiyar fiillerinin temelini oluturan bilin, akl, sezgi, anlay, seim yetenei ve karar gc zaten vehb (Allah vergisi)dir. nsan ne kendi yetenei ve gayretiyle bunlar elde edebilir, ne bunlarda zerre kadar bir deiiklik yapabilir. O halde, bu glerin etkisiyle kendi davranlar iin hangi yolu seerse sesin, onu zgrce setiini nasl syleyebiliriz? Ilml kadercilerin gr ise bu hususta yledir: phesiz, insann kiilii ve karakterinde asl doas ve d etkenlerin rol ok byktr.

nsan iyi ve kt eilimler ve iyilik ile ktlkle ilgili yeteneklerle doar, doal ve toplumsal ortamn kalbna girip, karakteri belli bir biim alr. Ancak bu ikisinin yan sra, karakterini etkileyen nc bir ey de vardr ki, o da insann mukadder olmayan yetkisi ve zgrldr. Biz bir insann iyi veya kt oluuyla ilgili hkmmz, doas veya yetitii ve yaad ortam ve koullara gre deil, bu mukadder olmayan yetenei ve zgrlne gre veririz. lk iki eye baklrsa, insan aresizdir ve kiiliinin hangi yan ve blmleri bunlarn etkisinde ise onlar ahlk adan tamamen deersizdir. Aslnda, ahlk deer ve insann iyi veya kt oluuyla ilgili deerlendirmeler ancak nc ey yani mukadder olmayan yeteneine gre yaplr. Bir gr veya kuram olarak bu gayet tutarl bir eydir. Ne var ki, bu hususta nemli bir glkle kar karyayz. Bizim, insann karakterindeki asl huy, d ortam ve mukadder olmayan yetki blmlerini ayracak ve kendi ahlki emir ve kurallarmz yalnz nc blmle snrlandracak bir lmz yoktur. Eer ahlk deer sadece bu blm veya unsurun miktarna balysa, bizim iin bir kii hakknda iyi veya kt yargsna varmamz kesinlikle imknszdr. Herhangi bir letle lerek, herhangi bir tartyla tartarak veya herhangi bir analiz yntemiyle drst ve temiz bir kiinin ne kadar kendi mukadder olmayan ihtiyariyle iyi olduunu belirleyemeyiz. Ayn ekilde, kt bir kiinin mecburen ne kadar kt ve iradesi ve yetkisiyle ne kadar kt olduunu bilemeyiz. Yani, bu kaderiye grn kabul etmemizden sonra bizim iin tm ahlk kurallar geersiz olur ve sadece geersiz olmaz; bununla beraber, ayn zamanda tm ceza kanunlarmz iptal etmemiz, mahkemelerimizi ortadan kaldrmamz ve cezaevlerine kilit vurmamz gerekir, nk yakaladmz sulular ve hakmlerimizin haklarnda eitli cezalar verdii hkmller ve hapse attmz mahkumlarla ilgili hibir hakimimiz, iledikleri sularda gayri mukader ihtiyarlarnn ne kadar rol oynadn bilmez ve bu esas ey bilinmedikten sonra ceza tr ve miktarnn sulunun ihtiyar veya yetki miktaryla eit olmas hibir ekilde mmkn deildir. Bu aamada kaderiye bilinmeyen bir diyara ve kapkaranlk bir alana girer. Burada kaderiyet ne kadar urarsa urasn ve ne kadar dikkat ederse etsin, dikenli ve engebeli yolda her an ve her admda yuvarlanmaya, bir eye arpmaya mahkumdur. Nihayet geri dnp cebriyeye der ki: Eer benim grm ahlk kurallarn hie sayyor, yarg dzenini geersiz klyorsa, senin grn ayn, hatta daha kt sonular veriyor. Senin kuramna gre insan yaptklarnn hibirinden sorumlu saylmyor. O halde, iyi ve kt ayrm niye? Kimi vecek veya knayacaksn? Ceza veya dl karar niin? Sorumlu olmayan bir kiinin iyi veya kt olmasyla ilgili hkm ancak bir kiinin hasta veya salkl olmasna hkm verilmesi gibidir. Eer bir kii hasta olmas veya atei kmas nedeniyle cezalandrlmyorsa, bir kii hrszlk yapt diye niin cezalandrlsn? Bu sorunun tutarl bir cevab cebriyede de yoktur. En ok unu syleyebilir: Dnyada her fiil ve hareket baz doal sonular verir. Nasl ki, hastaln doal sonucu ar ve sancdr ve salnki rahat ve huzur, nasl ki, drstln doal sonucu vg ve dldr ve ktlnki knama ve ceza, nasl ki, elin atee sokulmasnn doal sonucu yanmasdr, bir kiinin sorumluluu kendisine ait olsun veya olmasn, suu nedeniyle bir ekilde cezalandrlmas gereklidir.

Ama ancak bu cevap bizim insan akl ve ruh sahibi bir varlk deil sadece maddi bir varlk olarak kabul etmemiz ve insanda akl, nefis, ruh diye bir eyin bulunmad, sadece kendi kural ve yasalarna bal olan doann varolduu ve insann tpk bir aa, bir nehir, bir da veya baka bir nesne gibi onun etkisinde olduunu teslim etmemiz halinde doru olabilir. Ne var ki, insan yaamnn belirtileriyle ilgili bu mekanik yorum ve deerlendirme hibir ekilde kabul edilemez. Burada anlatlmak iin yeri olmayan delilleri ok zayftr. Bu gr kabul etmenin ilk sonucu, yasalar, ahlk, dinler ve inanlar hepsinin deerlerini yitirmeleri ve geersiz olmalar ve bizzat insann, insan olarak dier varlklar ve nesnelere kar akl ve ruh gibi onurlu stnln kaybederek onlardan biri haline gelmesidir.

Ahlk biliminin baarszl


Btn bu bahsi zetleyecek olursak, etik veya ahlk bilimi cebriye ve kaderiye ile ilgili olarak bir hkm vermekte baarsz kalmtr. Salt ahlk delil ve gzlemlerle insann kiilii ve karekteri konusunda cebirci grn m yoksa kaderci grn m doru olduunu sylemek mmkn deildir. Yani, insann kendi sz ve hareketleri bakmndan sorumlu ve yetkili saylmas lehine ne kadar delil varsa, hemen hemen ayn deliller onun tamamen sorumsuz ve aresiz saylmas lehinedir.

TANRIBLMSEL GR
imdi bu meselenin sadece sonuncu yn, yani tanr- bilimsel gr kalmtr. Tanrbilim veya ilahiyatta bu mesele aa yukar felsefede yer ald gibi yer alr. Ancak burada daha ok zorluk ve engeller vardr. Felsefenin gz sadece metafizik veya doatesindedir ve insann pratik yaantsna bakmaz. Yani, insann yaantsyla doa bilimi veya ahlk bilimi kadar bile ilgili deildir. lahiyat ise u veya bu ekilde gerek fizik ve doa bilimi gerekse metafizikle ilgilidir ve retileri ikisini de kapsar. Din bir yandan insan emir ve nehiyler (yasaklar)den sorumlu tutar ve itaat ile itaatsizlik iin dl ve ceza yasasn getirmitir ki bunun iin insann belli bir lde sorumlu, yetkili ve zgr olmas gerekir. Dier yandan, bata insan olmak zere tm evreni kuatan ve iyi ve kt her varl ve nesneyi elinde bulunduran insanst bir varlk veya doast bir yasa kavramn da ortaya koyar. Bu bakmdan tanrbilim veya ilahiyatta bu mesele, felsefe, fizik ve ahlk bilimi her nden daha zordur. nk bu , sorunun sadece bir ynn ispatlamak ve dierlerini ona uydurmak ve ona gre deitirmek veya arptmak konusunda serbesttir. Din ise bu her ikisini ispatlamaya ve birbirleriyle eliir durumda olan bu grlerde orta bir yol semeye ve bunun akla uygun olduunu gstermeye mecburdur. Dnyann dier dinlerinin bu dm zmek iin ne gibi bir hal are nerdiklerini anlatmak iin yerim yoktur; nk bana yneltilen soru slmiyetle ilgilidir. Bahsin az ve z olmas iin de aklamam sadece bununla snrl tutacam.

Doru slam gr

Metafizikle ilgili meseleler hakknda slmn doru gr udur: Neyin ne kadar bilinmesi gerekliyse, Allah ve Resl bize anlatmtr. Bundan fazlasn merak etmek, haklarnda bilgi edinmek iin elimizde herhangi bir kaynak bulunmayan, bilinmemelerinin bize herhangi bir zarar olmayan hususlar ve nesneleri bilmeye almak ve aratrmak hem gereksiz hem tehlikelidir. Nitekim Kuran- Kerimde yle buyrulmutur:


Ey mminler! Size aklanmas halinde fenanza gidecek olan eylerden Resle sormayn. (El-Maide: 101)


Peygamberin size verdiini aln. Sizi, kendisinden nehyettii eyden de saknn. (El-Har: 7) Ve bu nedenle, hadis-i nebevde sk sk soru sorulmas ve sama sapan konularla uralmasnn ho olmad kaydedilmitir. Nitekim bir hadisinde, Resulullah yle buyurmutur:

:
Bir kiinin slm iin iyisi gereksiz eyleri brakmasdr.2[1] Takdir veya kader meselesi de bu konulardan biridir. Nitekim Hz. Peygamber (a.s.) sk sk bu meseleyi tartmaktan saknlmasn istemitir. Bir defasnda sahabiler aralarnda bu meseleyi konuuyordu. Derken Resulullah (a.s.) geldi ve bu tartmay dinleyince yznde kzgnlk belirdi. Hemen, Byle eyler iin mi size emrverildi? Bunun iin mi ben size gnderildim? Bu gibi eyler yznden gemi milletler helak oldu. Kanmca, siz bu konuda kavga etmeyin.3[2] Yani kendisi yle demek istemitir: Bu, sizin iin ill bir kanya varlmas gereken er bir konu deildir. Yani, bununla ilgili herhangi bir aratrma yapmaz ve konumazsanz, kyamette bundan sorumlu tutulmayacaksnz. Bu konuda aznz aarsanz, ister istemez yanl yahut doru bir ey syleyeceksiniz. Bylece, tartmamanz gereken bir konuda tartrsanz, banz derde sokarsnz. Sizin anlayacanz, sizin konumanz size zarar verebilir; oysa, konumamanzn hibir zarar yoktur. Baka bir defasnda Hazreti Peygamber, gece vakti Hz. Ali ile Hz. Fatma (r.a.)nn evine gitti ve Kendilerine, Teheccd namaz niye klmyorsunuz? diye sordu. Hz. Ali, Ya Resulullah nefislerimiz Allahn elindedir; O ne zaman isterse uyanrz diye cevap verdi. Bunu duyar duymaz oradan ayrld ve bacana elini vurarak dedi ki,


nsan (btn mahlklarn) en kavgac (s)dr.4[3]
2 3

[1]

Bu hadisi mam Zhri, mam Zeynl-bidin vastasyla rivayet etmitir (Tirmizi)

[2] Bu hadis eitli biimde Hz. mer, Hz. ie, Hz. Enes, Hz. Ebu Hureyre ve Hz. Abdullah bin mer bin As (r.a)tan rivayet olunmutur (Bk. Tirmizi, bn Mce)

Bundan dolaydr ki, muhaddis ve fakihlerin byk bir blm yi veya kt kader Allahtandr gibi genel inan zerine ittifak etmi ve bu hususta fazla aratrma ve inceleme yapan veya cebir ve kader hakknda kesin hkm verenleri iddetle knamtr. Ne var ki, Hazreti Peygamber (a.s.) ile gemiteki din byklerimizin yasaklamalarna ramen, baka milletlerin felsefe ve fizikle ilgili sorunlarn inceleyen Mslmanlarda bu konu geni apta tartlmaya baland; yle ki, bu slmda kelm ilminin en nemli konularndan biri haline geldi.

slm ilhiyatlarnn mezhepleri


Mslman mtekellimin veya ilahiyatlar bu konuda kaderci ve cebirci diye iki byk mezhebe ayrlmtr. Bu her iki grubun tm tartmalarn buraya aktarmak mmkn deildir. Bunun iin ok hacimli ayr bir kitap yazlabilir. Burada ise bu iki grubun grlerinin zetini sunmaya alacam.

Kadercilerin inanc
Mutezile ve baz dier mezheplerin inanc udur: Yce Allah insan yaratt, ona filleri zerine g ve kudret bahetti ve iyilik ile ktlk arasnda ayrm yapma yeteneini verdi. Artk insan kendi gcyle ve zgr iradesi dorultusunda iyi veya kt iler yapmaktadr ve yine bu yetkisine gre dnyada vg veya knama, hirette de sevap veya azaba layk olacaktr. O Allah tarafndan ne kfr ve gnaha mecbur edilmi, ne iman ve itaate zorlanmtr. Aksine, Allah Teala resullerini gnderir, mushaflar indirir, iyi amel ileme emri verir, ktlkten meneder, doru ile yanl, Hak ile Btl arasndaki kesin fark belirtir ve insanlara, doru yolda yrrseniz kurtulacak, yanl yolu tercih ederseniz, kt sonucunu grrsnz diye uyarr. Bu mezhebin ilke ve retilerini ilk nce Vsl bin Ata el-Gazzal belirlemiti. El-Gazzale gre Allah dil bir hakimdir. Allaha err veya zulm maletmek caiz deildir. Ayrca, Yce Allahn emir ve nehiyleriyle donatt kullarn, kendi irade ve glerine aykr olarak iler yaptrmaya kalkmas caiz olmad gibi, kendi emriyle iledikleri herhangi kt bir ey iin onlar cezalandrmas da caiz deildir. O halde, kulun kendisi hayr ve err failidir. Kendisi istedii gibi iman ile kfr ve itaat ile masiyet (gnah) yolunu seer ve Allahu Teala ona btn bunlar iin g ve yetenek vermitir. brahim bin Seyyaru'n-Nizam buna, Allahn sadece hayr zerine yetkisi olduu, err, sknt, eziyet ve gnahlarn Onun kudretinin dnda olduu savn eklemitir. Muammer bin badu's-Selemi ve Hiam bin Amru'l-Fevzi ise bu kural daha iddetle savunmu ve iyi veya kt kaderin Allah'tan olduuna inananlarn kfir ve sapk olduunu ileri srmtr. Zira bu inan, Allahn iyi ve merhametli olma vasfna aykrdr ve Onun zlim ve cbir olduunu gstermektedir. Bundan sonra Chiz, Hayyat, Kabi, Ciyayi, Kad Abdl Cebbar v.s. gibi ne kadar byk mutezile alimi varsa hepsi, kullarn fillerinin ynlendiricisinin Allahn deil, bizzat kullarn olduunu kuvvetli bir

[3] Bu hadisi Zhri, mam Zeyn'l-abidinden ve o da, Hseyin bin Ali (r.a.) den rivayet etmitir. (Buhari, Nesei). Muhaddisler, Resulullah (s.a.v.)in Hz. Ali (r.a)nin evinden dnmesi ve bu yeti okumasyla ilgili eitli aklamalar da bulunmutur. Ama benim bundan anladm, Hz. Peygamberin (a.s.) hayatn pratik sorunlar konusunda kader meselesine bavurmasndan holanmaddr.

biimde savunmu, Allahn yaptrmadn kaydetmitir.

kullarna

istemedikleri

eyleri

zorla

Kadercilerin Kurandan sunduklar deliller


Mutazile kendi inanlarn dorulamak iin Kuran- Kerimin birok yetinden deliller sunmaya almtr. rnein,

1)

Kullarn fiillerinin kendilerine ait olduu hususunun vurguland yetler


Allaha nasl kfrederseniz ki, siz llerden iken sizi diriltti? (ElBakara: 28)


Elleriyle bir kitap yazp sonra "Bu Allah katndandr." Diyenlere yazklar olsun (El-Bakara: 79)


Allah bir kavme ihsan ettii nimetini, o kavim nefislerinde olan deitirinceye kadar, deitirici deildir. (El-Enfal:53)


Fenalk ileyen onunla cezalandrlr. (En-Nisa: 123)


Herkes kendi kazancna baldr. (Et-Tr: 21) 2) nsann kendi amellerine gre dl veya cezaya layk olacann belirtildii yetler


Bugn herkes kazand ile karlanacaktr (El-Gafir: 17)


Bugn, ilediiniz eylerin karl verilecek. (El-Casiye: 28)


"Yaptklarnzdan bakasyla m cezalandrlyor sunuz?." (Neml: 90)

3)

er, zulm ve dier kt eylerden Allah Tel'nn mnezzeh olduu anlatlan yetler


O hangi eyi yarattysa, ok gzel yaratt (Es-Secde: 7) Ve gayet tabii ki, kfr gzel bir ey deildir.


Biz gkleri ve yeri ve aralarndakileri ancak hak ile yarattk. (ElHicr: 85) Gayet tabii ki, kfr hak olamaz!


Rabbin kullarna zulmedici deildir. (Fussilet: 46)


Allah, lemlere zulmetmek istemez. (Al-i mran: 108)

4)

Kafirler ve gnahkrlarn ktlkleri ve ahlkszlklar nedeniyle knand ve onlarn, iman ve itaat yolunu benimsemelerinin Allah tarafndan engellenmedii ifade edilen yetler


nsanlara hidayet rehberi Peygamber geldiinde, onlar iman etmekten meneden ey. Allah bir insan m Peygamber olarak gnderdi? demeleridir. (El-sra: 94)


Yarattm eye secde etmekten seni meneden nedir? (Sd: 75)


O halde onlara ne oldu ki, iman etmiyorlar? (El-nikk:20)


Siz niin onlar Allahn yolundan alkoyuyorsunuz? (li mran: 99) Eer gerekten Allah insanlar iman etmelerinden alkoysayd ve onlar kfre ve gnaha mecbur etmi olsayd, onlara byle sorular sorulmazd. Tpk bir kiinin bir kiiyi bir odaya kapatp, oradan niye kamyorsun? gibi bir soru soramad gibi. Byle bir durumda Allahu Tealann bir yandan insanlar Hak yolundan alkoyduu ve dier yandan, onlara, siz Hak yolundan niye dndnz? diye sorduu dnlemez. Allahn insanlar doru yoldan saptrp kendilerine, doru yoldan niye saptnz? diye sorduu dnlebilir mi? Onlar kfre yneltip niye kfr benimsediniz? diye sormas tasavvur edilebilir mi? Onlar Hakkn yerine Btla sevkedip, siz niye byle yapyorsunuz? diye sormas beklenebilir mi?

5)

man ve kfrn insanlarn iradelerine bal olduunun akland yetler


Artk isteyen iman etsin, dileyen kfir olsun.(El-Kehf: 29)


Artk isteyen, Rabbine bir yol tutar. (El-Mzzemmil: 19) Sadece bu deil, kendi kfr ve masiyetlerini lhi maledenler de knanmtr, rnein: iradeye


Mrikler derler ki: Eer Allah istemi olsayd, ne biz ve ne de babalarmz irk koardk. (El-Enam: 148)


Mrikler: Eer Allah dileseydi, ne biz ne de babalarmz Allahtan bakasna tapmazdk. (En-Nahl: 35) 6) Kullarn iyi amel ilemeye davet edildii yetler


Ve Rabbinize mafiret iin koun (Al-i mran:133)


Allahn davetisine icabet edin. (El-Ahkf: 31)


Rabbinize dnn (Ez-Zmer: 54) Gayet tabii kullarda g ve yetenek olmadka, onlar itaate, Rabblerine komaya, dnmeye v.b. davet edilemez. Bir felliden ve bir ktrmden ayaa kalkp komas istenebilir mi? 7) Kullarn, Allahn kendilerine emrettii fiiller ilediklerinin beyan edildii yetler


Kendi davalarn Tagta gtrmeye niyet ederler; halbuki, kendilerine onu inkr etme emri verilmiti (El-Nisa:60)


Allah hibir zaman ktl emretmez. (El-Araf: 28)


Halbuki, onlar ancak Allaha ibadet etmeleri ile emrolunmulard. (El-Beyyine: 5)


O kullarnn kfrne raz olmaz. (Ez-Zmer: 7)


Ancak Allah'a kulluk etmekle emrolunmulardr." (Beyine:5) 8) nsanlarn kendi yaptklarnn cezasn ektiklerine dair yetler


nsanlarn kendi ellerinin yaptklar yznden karada, ve denizde fesad meydana kt. (Er-Rm: 41)


Banza gelen her musibet, kendi ellerinizin kazand yzndendir. (E-ra: 30)


phesiz, Allah insanlara hibir eyle zulmetmez. Fakat insanlar kendi nefislerine zulmederler. (Yunus: 44)


Biz, halk zalim olan memleketlerden bakasn helak edici deiliz. (El-Kasas : 59)
9) Allahn insanlar hidayete veya sapkla mecbur etmedii, aksine insanlarn kendilerinin bu yollardan birini setiini gsteren yetler


Semd kavmine gelince: Onlara da, doru yolu gsterdik. Onlar ktl hidyete tercih ettiler. (Fussilet: 17)


Artk hidayeti kabul eden kendi faydas iin hidayete ermitir (Yunus: 108)

Dinde zorlama yoktur. man ile kfr apak meydana kmtr. Tagtu tanmayp Allaha iman eden yle salam bir ipe sarlmtr ki, onda ek yeri ve kopukluk yoktur. (El-Bakara: 256) 10) Peygamberlerin kendi hatalarn kabul edip kendileri tarafndan ilendii ifade edilen yetler rnein, Hz. Adem diyor ki:


Ey Rabbimiz nefislerimize zulmettik. (El-Araf: 23) Hz. Yunus diyor ki:


Seni tesbih ve takdis ederim. Gerekten ben hakszlk edenlerden oldum. (El-Enbiya: 87) Hz. Musa diyor ki:


Ey Rabbim, ben nefsime zulmettim. (El-Kasas: 16) Hz. Nuh diyor ki:


Ey Rabbim, bilmediim eyi senden istemekten sana snrm. (Hd: 47) Cebirci Gr te yandan, Ceberiye veya Cebirciler, insan veya dier canllar ve nesnelerin ister kendileri veya sfatlar olsun, hibir canl veya eyin Allah'n iradesi dnda olumadna inanyor. nanlarna gre evrende her zerrenin hareketi kaza ve kadere baldr. Vcut ve icatta Allah'tan baka kimsenin herhangi bir rol veya etkisi yoktur. Yaradl ve ibdda Allahn hibir orta yoktur. Ancak Allah'n diledii olur, dilemedii olmaz. Hibir ey veya canl Onun emri olmadan zerre kadar kprdayamaz. Allah Teala'nn emir ve icraatna iyi veya kt damgasn vurmak akl ii deildir. Mevla ne eylerse gzel eyler. Dnyada olaylarn nedenleri olarak tanmladmz eyler aslnda grnteki nedenlerdir, yoksa gerekte her ey Allah'n iradesi ve emriyle olur ve yer ile gklerdeki tm olup bitenlerin asl faili O'dur. Bu temel gr ve inantan baz zimn veya cz' grler de domutur rnein Ceyhem bin Safvan ve eyban bin Mesleme Haric'nin gr udur: nsan kendi fiilleri asndan tamamen mecbur ve aresizdir. Ne iradeye ne de yetkiye sahiptir. Cenab- Allah nasl cansz nesneler, bitkiler ve dier eyay hareketlendirirse, insanlarnda kprdanmalarna neden olur. nsanlarn fiil ve hareketlerinin kendilerine mal edilmesi sadece mecazi anlam tamaktadr. Sevap ve gazaba gelince, fiilleri cebren olduu iin dl ve cezalar da cebren olmaktadr. Yani,

nasl cebir ve zorlama ile bir insan iyi veya kt harekette bulunuyorsa, cebir ve zorlama ile dllendirilmekte veya cezalandrlmaktadr. Yani, Mu'tezile'nin halis kaderiyesine kar halis cebriye fikridir. Aralarnda Hseyin En-Neccar, Beir bin Gyas-l Merisi, Darar bin Amru, Hafsu'l-Ferd, Sbu Abdullah Muhammed bin Kerrm, uayb bin Muhammed el-Harici ve Ebadiyye mezhebinin kurucusu Abdullah bin Ebad vb.nin bulunduu baka bir grup ise Allahn insanlarn iyi veya kt fiil ve amellerinin yaratcs olduunu kabul ediyor, ancak ayn zamanda, kullarn bir eit g ve iradeye sahip olduunu ve bunlarn, onun hareketlerinde bir rol oynadna da inanyor. Bu role kesb adn veriyorlar. Bu kesb nedeniyle insana emir ve nehy ile ilgili talimat verilmi ve buna gre o azaba veya sevaba layk olacaktr. mam Ebul Hasan el-Eari, kesbi kabul etmi ve insann bir hareket kudreti olduunu da ispatlamtr, ancak bunun tersini inkr etmitir. Yani, kendisine gre Allah, kuluna hangi fiil veya hareketi yaptrmak istiyorsa, o kulun hareket kabiliyetiyle gereklemi oluyor, ancak bu kabiliyet, kudret veya g sadece lah iradenin hayata gemesinin bir aracdr; gerekte ise bu g veya yetenek, herhangi bir fiilin meydana gelmesine neden olan bir etkiye sahip deildir. Kad Ebu Bekir Baklnnin gr ise bundan biraz farkldr. Ona gre bir insann her hareketinin iki yn vardr. Bir yn, iyilik ve ktlk, hayr ve erden soyutlanan hareketin kendisidir. Bir baka yn de itaat ve gnah veya isyan ile ilgilidir. rnein, namaz ve oru. Bu ilk yn, Yce Allahtan kaynaklanr, nk bu Onun kudretiyle meydana gelir. kinci yn ise kuldan kaynaklanr, nk bu ynyle herhangi bir fiil onun g ve yeteneiyle ilenir ve buna gre dl veya cezay hak edebilir. stad Ebu shak sfrayini ise bu gre kar kmtr. Ona gre fiilin kendisi ve fiilin nitelikleri, yani iyi veya kt oluu, ikisi hem kul hem Allahn g ve yeteneiyle meydana gelir. mam-l Haremeyn ise bu iki gr de reddetmitir. Kendisine gre Allah Teala, kulu hem kudret hem irade ile donatmtr ve bu kudret ve irade ile kul ama ve hedeflerine ular. En son olarak cebir grnn ateli savunucusu mam Rzi ile karlayoruz. Kendisi, kulun g ve yeteneini bir eyin etkilediini kabul etmiyor. Kesbi, ism-i bi msemma olarak kabul ediyor. Allahn, kullarn tm fiillerinin yaratcs olduunu belirtiyor ve kfr, iman, itaat, isyan, hidayet ve dalalet hepsinin Allah tarafndan kullarda yaratldn aklyor. Kendisine gre, Allahn birinden kfr ilemesini isterken onun, mmin olmas mmkn deildir, ayn ekilde, Allahn defterinde mmin olarak geen birinin kfir olmasna imkn yoktur. Yahut birinde itaat ve sadakat istemiken onun asi veya gnahkr olmas mmkn deildir, imdi, btn bunlarn nceden kararlatrlm ve kullarn bunlarn dna kmalarnn kesinlikle sz konusu olmad halde emir ve nehylerle ilgili retilerin var oluunun caiz ve makul herhangi bir gerekesinin olup olmad sorusuna gelince; mam Rzi diyor ki, bu tr retilerin gerekelerinin aranmamas ve Allaha ileri iin niin ve neden gibi sorularn sorulmamas gerektiini ifade ediyor.

Her neyse, Eariler ve ayn grte olanlar ister kesbi kabul etsin veya etmesin ve hareket kudreti zerindeki etkiye inansn veya inanmasn, ileri srdkleri delil ve grlerinin mantksal sonucu, salt cebirdir. nk eer Allah, kullarnn yaratcsysa ve onlarn iyi veya kt iler yapmalar iin iradesini ortaya koymusa, bu iki durumdan biri kesinlikle meydana gelecektir. Yani kullarda lahi iradeye kar hareket etme gc olacak yada olmayacaktr. Bu durumda kulun kudret ve iradesinin Allahn kudret ve iradesine galip gelmesi gerekmektedir ki bu ittifakla btl bir gr ve inantr. Allahn kudreti karsnda kulun kudretinin etkisiz ve Allahn iradesinin yannda, kulun iradesinin nemsiz ve geersiz olmas. Bundan sonra kesb veya hareket yeteneinin olup olmamas hibir anlam tamamaktadr. te bu halis cebriye veya cebirciliktir. Ve gerekten de, cebriye ile ilgili bahis ve delilleri kabul eden bir kii cebirci grn sonuna kadar gider; arada veya ortada bir yerde durmas hi mmkn deildir.5
[4]

Cebrilerin Kurandan sunduklar deliller ok ilgintir, cebriler de kendi inanlar lehine Kuran- Kerimden deliller sunmaktadr ve bir deil, iki deil, kaderiyeye kar cebriyeyi kuvvetle destekleyen yzlerce yeti rnek gstermektedirler: Allah Tealann tm kuvvet ve kudretlerin sahibi, her eye kadir ve her eyin yaratcs olduunu kantlayan yetler Bu yetlerde dnya da hibir eyin Allahn izni olmadan gereklemedii belirtilmitir: 1)


Btn kuvvetin Allah'a ait olduunu (El-Bakara: 165)


Sihirbazlar, Allahn izni olmakszn sihir ile kimseye bir zarar veremezler. (El-Bakara: 102)


5
[4] Hristiyan ilahiyatlar veya tanrbilimcilerinin durumu da tamamen ayndr. Onlarn byk bir blm de Earilerin grndedir. Aziz Augustine salt cebriyeden kurtulmaya ok abalamtr, ancak Allah Hakiki Fail ve insan sadece nesnel bir varlk olarak kabul etmesiyle bile salt cebircilik grnden kurtulamamtr. Scotus Erigena Hristiyanlkta skolastik felsefenin kurucusudur. Kendisi Tanrnn fail efl'l- ibd (kullarn fiillerinin faili) olmas konusunu ok abartmtr. Ona gre Tanr tm evrenin ruhudur, zdr. Tanr hayat, g, k ve akl olarak dnyadaki varlklarda kendini gstermektedir. Aziz Anselm genel Hristiyan inanlarna gre insann doutan gnahkr olduuna Tanrnn Mesih eklinde indiine ve insann, gnahnn kefareti olduuna inanmaktadr. Ve gayet tabii ki, bu inanta cebirliin dnda baka bir eye yer yoktur. Abelard ve Aziz Thomas (Agiuinli) her ikisi lahi iradenin vcub ve cebr olduuna inanmaktadr. Onlara gre, Yce Allah, kullarn tm amellerinin yaratcsdr. Hatta Aziz Thomas, Earilerin Allahn her trl eletiri ve sorgulamadan mnezzih olduu grn de benimsemitir, nde gelen skolastik dnce savunucularndan yalnz Duns Scotus, Mutezileler gibi kadercilik grn benimsemitir. Ona gre insanlar, iradelerini kullanma veya kullanmama ve fiillerini gerekletirme veya gerekletirmeme konusunda tamamen zgr ve yetkilidir ve Tanrnn kudreti insann seim yapma veya yetkisini kullanma zgrln kstlayamaz.

Haberin olsun ki, yaratmak da emir de Ona mahsustur. (ElAraf: 54)


De ki: Her eyi yaratan Allahtr. O, birdir. Her eye galip ve hakimdir. (Er-Rad: 16)


Halbuki, sizi de, yaptnz eyleri de Allah yaratmtr. (EsSafft: 96) 2) Her olay hakknda Allahn kararnn nceden verildii ve dnyada olup bitenlerin tmnn Onun emriyle olduunu gsteren yetler


Hibir dii hamile kalmaz ve dourmaz ki, Allah onu bilmesin. Kendisine mr verilenin mrnn artmas veyahut eksiltilmesi muhakkak bir kitapta yazldr. (Fatr: 11)


Kitapta srail oullarna u haberi verdik: Siz, arzda fesad karacak ve byklk taslayp serkelik yapacaksnz. (El-sra: 4)


ki ordu karlat gnde size isabet eden ey, Allahn izniyledir. (l-i mran: 166)


Size yeryznde veya nefislerinizde herhangi bir musibet gelmez ki, ancak biz onu yaratmazdan evvel bir kitapta (levh-i mahfuzda) yazlm olmasn. (El-Hadd: 22) 3) Cenab- Allahn her ey iin bir yazg belirledii; rzk, eref, haysiyet, servet, rahatlk, sknt, lm ve hayat her eyin bu yazgya bal olduu ve bunda herhangi bir deiikliin mmkn olmadnn ifade edildii yetler


Gerekten biz her eyi bir takdir ile yarattk. (El-Kamer: 49)


Gkleri ve yeri yaratan Odur. Size, kendi cinsinizden eler yaratt....Gklerin ve yerin anahtar Onundur. Dilediinin rzkn yayar, (dilediininkini de) ksar. (E-ra: 1112)


Fakat O, istedii miktar indirir. (E- ur a: 27)


Kendilerine bir iyilik dokunsa "Allah'tan" derler; balarna bir ktlk gelincede "Bu senden" derler; "Hepsi Allah'tandr." (EnNisa: 78)


Her mmetin bir eceli vardr. Ecelleri geldiinde bir an ne geri brakabilirler, ne de ne alnabilirler. (El-raf: 34) 4) Kullarn iradelerinin Allahn iradesine tabi olduu, kullarn hibir yetkisi olmad, her eye Allahn kadir olduu ve insann kendi tedbirleri ve abalaryla Allahn kararlarn deitiremeyeceinin vurguland yetler


Siz, ancak Allah isterse dileyebilirsiniz. (El-nsan: 30)


Senin elinde bir ey (yetki) yoktur. (Al-i mran: 128)


Bir ey iin: Bunu ben yarn yaparm deme. Ancak Allah isterse de. (El-Kehf: 23, 24)


De ki: "phesiz iin tm Allah'ndr." (Al-i mran: 154)

De ki: Evlerinizde olsaydnz da zerlerine ldrlmesi yazlm olanlar yine katledilecekleri yere giderler." (Al-i mran: 154) Eer sana Allah bir zarar dokunursa, kendisinden baka onu giderici yoktur. Eer sana bir hayr dokunursa ite o, her eye kadirdir. O btn kullar zerinde khirdir. (El-Enam: 17-18)


Sen, Allahn kanununda bir deiiklik bulamazsn. Allahn kanununda bir sapma da bulamazsn. (Ftr: 43) 5) Hidyet ve dalletin ipinin Allahn elinde olduu ve Allahn dilediini hidyete erdirdii, dilediini de dallete sevkettiini belirten yetler


Allah bununla birok kiiyi saptrr ve birok kiiyi hidayete erdirir. (El-Bakara: 26)


Allah istediini artr ve dilediini doru yol stnde tutar. (El-Enam: 39)


Allah, hidayetini diledii kimsenin gsn, slam iin aar. Dallete drmek istediinin kalbini de dar ve kasvetli eder. (El-Enam: 125)


Siz, Allahn arttn hidayet etmek mi istersiniz? Allahn saptrdn hidayete yol yoktur. (En-Nisa: 88)


Allahn fitneye dmesini istedii kimseyi azaptan kurtarmak iin elinde bir ey yoktur. Onlar, Allahn kalplerini temizlemesini murad etmedikleridir. (El-Maide: 41)

Eer biz onlara melekler indirmi olsak, onlarla ller konusalar ve zerlerine her istediklerini toplasak, Allah istemedike iman edecek deillerdir. (El-Enam: 111) 6) Allahn zten tm insanlarn iman etmelerini ve ihtilf etmemelerini istemedii iin byle olduu, yoksa isteseydi, herkesin iman edecei ve din konusunda herhangi bir mesele kalmayacann ifade olunduu ayet-i kerimeler


Eer Allah dilemi olsayd birbirlerini ldrmezlerdi. Lkin Allah, ne dilerse yapar. (El-Bakara: 253)


Eer Rabbin dileseydi, yeryzndeki kimselerin tamam birden iman ederlerdi. Byle olunca sen, insanlarn tamam mmin olsunlar diye zorlayacak msn? Allahn izni olmadka hibir kimsenin iman etmesi mmkn deildir. (Yunus: 99100) Bu hususta, pek ok kimsenin Cehenneme gitmeleri iin yaratldnn beyan edildii yetler de vardr:


Biz, cehennem iin cinlerden ve insanlardan biroklarn braktk. (El-Araf: 179) 7) Allahn kfir ve mnafklar iman ve iyi amelden alkoyduu, bu gibi insanlarn doru yola gelemeyecei, ama ayn zamanda, emir ve nehylerle sorumlu tutulduklar ve itaatsizlik ve isyan durumunda azapla tehdit edildikleri yetler


Kfirleri azapla korkutsan da, korkutmasan da birdir; onlar iman etmezler. Allah onlarn kalpleri ve kulaklar zerine mhr vurmutur. Onlarn gzleri zerinde de perde vardr, onlara byk azap olacaktr. (El-Bakara: 67)


Onlarn kalplerinde artrsn. (El-Bakara: 10) hastalk vardr, Allah hastalklarn

Biz, Kuran iyice anlamamalar iin kalplerine perde ve kulaklarna sarlk koyduk. (El-Enam: 25)


Ancak Allah onlarn kalkmalarn beenmedi ve dolaysyla onlar tembel hale getirdi. (Et-Tevbe: 46)


Biz, kalpleri zerine duymaz. (El-Araf: 100) 8) mhr vururuz; bylece kulaklar

Kfirler, hangi kt amelleri nedeniyle dnya ve hirette azaba sokuluyorsa, onlarn Allahn emir ve iradesiyle onlar tarafndan ilendii belirtilen yetler


Bir memleketi helak etmek istediimiz zaman, onun marm elebalarna emrederiz de, onlar itaatten karlar. (El-sra: 16)


Bylece her ehir ve kasabada hilekrlk etmeleri iin gnahkrlarn byk adamlar yaptk. (El-Enam: 123)


Amellerini kendilerine ssl gsterdik. Onlar, krler gibi hayret iinde dolarlar. (En-Neml: 4)


Kalbine, bizi anmaktan gaflet verdiimiz, hevesine uymu ve iinde haddi am kimselere boyun eme. (El-Kehf: 28) 9) Allahn insana eytanlar ve er liderlerini musallat ettii ve onlarn da onu kandrd ve aldattnn ifade edildii yetler


Grmedin mi ki, biz, eytanlar kfirler zerine gndeririz. Onlar gnaha tevik ederler. (Meryem: 83)


Biz, onlar, insanlar Cehenneme davet eden ncler yaptk. (El-Kasas: 41)


Biz, onlara bir takm dostlar musallat kldk, nlerinde ve arkalarnda olan eyleri onlara ssl gsterdiler. (El-Fussilet: 25) Tanrbilimcilerin baarszl slm ilahiyatlar veya tanrbilimcilerinin bu iki ekolnn ifade ve grlerine baktmzda, cebir ve kader meselesinin halli konusunda ikisinin de baarsz olduunu gryoruz. Ancak bu baarszlklarn nedeni Kuran- Kerim deildir. Yani, unu diyemeyiz ki, onlar Kurandan hidayet almak istemi ve bu hidayeti orada bulamamlardr. Oysa nedeni udur: Onlar Kuran Kerimden yararlanmak ve oradaki emirlere gre hareket etmek yerine felsefeye ve derin dncelere dalarak, iki kart grten birini benimsediler ve kendi benimsedikleri gr ve inanlar iin deliller bulmak amacyla Kuran taradlar, hangi yetlerini kendilerine uygun bulduysalar onlar tevil etmeye altlar. Her iki grubun delil olarak gsterdii yetleri yukarda grdnz. Baz yetler kesinlikle kaderi savunuyor ve bunlardan Cebir lehine herhangi bir anlam karmak mmkn deildir. Ancak Cebriler bunlar tevile kalkyor ve bunlara yle anlamlar vermeye alyorlar ki, akl ve manta hi uymuyor. Ayn ey kaderciler iin de geerlidir. Kesinlikle cebir lehine olan yetlerden kaderci anlamlar karmaya alyor ve bunu yaparken bu yetlerin salt szcklerine de dikkat etmiyorlar. Sonu olarak bu iki grubun bahislerinden ancak nceden dnce ve inancn belirlemi ve Kurann sadece teyidini isteyen bir kii tatmin olabilir. nceden herhangi bir gr olmayan ve Kuran- Kerimi inceledikten sonra bir gr belirlemeye alan birine gelince, o cebriler ile kadercilerin bahislerinden hi tatmin olamaz ve belki de, Kurandan tamamen kopabilir. Zira bu iki mezhebe bal kimseler Kuran ayetlerini ele alarak birbiriyle yle atm ve ylesine deiik inanlar savunmutur ki, bu konulara yabanc olan sradan bir kii Kuran- Kerim hakknda yanlabilir ve ifadeleri ve aklamalarnda maazallah, eliki ve ayrlk olduu kansna varabilir.

MESELENN TETKK
Geen blmlerde anlatlanlardan u husus aka ortaya kmtr ki, insann bu meseleyi anlamak iin imdiye kadar harcad abalarn hepsi boa gitmi ve kendisi byk bir baarszla ve yenilgiye uramtr. Btn bu baarszlklarn sadece tek bir nedeni vardr: nsann, bu usuz bucaksz evrenin ynetimi ve akllara durgunluk veren, muhteem lhi saltanatnn kanun-u essisi veya anayasasn renme ve kavrama imkn ve kaynaklarndan mahrum olmasdr. nmzde muazzam bir fabrika ilemektedir. Biz bu fabrikann birer ufak paralaryz ve dier, cihaz, ark ve paralar gibi hareket etmekteyiz. Biz sadece bunu bilmekteyiz. Bu fabrikay altran gler ve eitli organlarn ynetenlere varmamzn herhangi bir yolu yoktur. Ne duyularmz, ne duygularmz, ne aklmz onlara ulaabilmektedir. Duyu, duygu ve idrak tesi gerekleri bir yana brakn, biz daha evrenin, duygu ve idrak snrlarnn iinde olan pekok eyi bilmemekteyiz. Duygularmz ve akl ile zekmzla imdiye kadar ne renebildikse, o doa belirtilerinin byk okyanusunda bir damla gibidir. Demek ki, bilgimiz ve bilgi kaynaklarmz ile bilgisizliimiz ve bilgisizlik nedenlerimiz arasndaki balant tpk geici ve kalc ile sonlu ve sonsuzunki gibidir. Bu artlarda, bu fabrikann i dzenini ve iindeki gerek konumumuzu anlamamz hibir ekilde mmkn deildir. Biz kendi bilgi aralar ve imknlarmzla bunu anlamamz yle dursun, Allah Teala tarafndan bize anlatlm olsayd bile, snrl ve kstl aklmzla anlamn kamazdk. imdi dikkatimizi asl soruya evireceiz. Soru uydu: Kuran- Kerimde cebir ve kader meseline yaplan deinmelerde grnte bir eliki vardr. Bazen kul kendi fiillerinden sorumlu tutulmu ve buna dayanlarak iyi ve kt oluuna karar verilecei ve dl veya cezaya layk olaca belirtilmitir. Baz yerlerde ise kulun tm hareket hak ve zgrlnn Allah'a ait olduu kaydedilmitir. Yine baz yerlerde, ayn fiilden hemen kul hem Allah sorumlu tutulmutur. Bazen kul hidayeti kabul edip dalletten kurtulmaya yle bir ekilde arlm ki, benimseme ve brakma hakk kendisine ait olduu izlenimi verilmitir. Bazan da, hidayet ve dalletin Allahn elinde olduu, Allahn doru yolu gsterdii veya doru yoldan saptrd aklanmtr. Baz ayetlerinde kulun irade sahibi olduu aklanm, bazlarnda ise kulun iradesinin asl sahibinin Allah Teala olduu bildirilmitir. Yine baz yerlerinde er ve gnahn kula ait olduu, bazan bunlar eytann yaptrd belirtilmitir. Bazen, hayr ve err her eyin Allahtan olduu. Bazen, Allahn izni olmakszn hibir eyin olamayaca aklanmtr. Yine baz yetlerinde, itaatsiz kimseler sulanm, Allahn verdii emirlere uymamak gafletinde bulunduu kaydedilmitir. Grld gibi, eer btn bunlar birbiriyle eliiyorsa, bu kadar tezat ve tenakuzlerin bulunduu bir kitaba Allahn Kitab diyebilir miyiz? Ve eer bunlarda bir farkllk bir eliki olmad belirtiliyorsa, bunlar arasnda birlik ve uyum nasl salanabilir?

Kurann Metafizik veya doast ileri belirtmekteki asl amac


Bu meseleyi ele almadan nce, u hususu gzmzn nnde bulundurmalyz ki, Kuran- Azimanda sadece cebir ve kader meselesi deil, dier btn metafizik veya doast konulara yaplan atflarn asl amac bunlarn iyzn gstermek veya lahi srlar zerindeki perdeyi aralamak deildir. nk bu muazzam kaintin her santiminde bulunan byk ve derin gerekler ne insann okuyabilecei bir kitaba sabilir ne de insanlarn konutuu herhangi bir dil byle bir anlatm ifade edebilir. Bu gereklerin anlatlmas ve anlalmas iin ezel ve ebed bir hayat gerekir, saysz sayfalara ihtiya duyulur, ifade edilmesi iin imdiye kadar akln icat edemedii bir dil ve dinlemek iin sessiz akl iitme gerekir.


De ki: Eer Rabbimin kelimelerini yazmak iin btn denizler mrekkeb olsa, muhakkak ki, Rabbimin kelimeleri tkenmeden denizler tkenirdi, bir o kadar daha yardmc getirsek bile. (ElKehf: 109) Ayrca, bunlar aklansayd bile, yukarda belirttiimiz gibi, kendisine bahedilen snrl zihinsel g ve yetenekle insan bunlar anlamazd. nsan akln ununla kyaslayn ki, eer Aristo ve Pisagors zamannda bir kii 20. yzylda hepimizin bildii ve tank olduu telefon, sinema, radyo ve uaklarn ayrntlarn aklasayd, bugn aklclk ve aydnlanmann nderleri olarak grlen bu dnrlere delilik yaftas yaptrlrd. Ve eer bugn, bundan bin yl sonra ortaya kacak eya ile ilgili bir aklama yaplsa, bizim en byk felsefeci bilim adam ve dnrmz bile bunlar anlayamaz. Bilinmesi ve anlalmasyla ilgili g ve yetenein insanda bulunduu eya ve meseleler ite byledir. Yani burada fark sadece kuvve ile fiil arasndadr. Ancak, insanda bilme ve anlama yetenei zaten olmayan ve tasavvur bile edemedii eylerin ona anlatlmasnn ne yarar olabilirdi? Nitekim Kur an yle buyuruyor:


Yarattklarnn nnde ve arkasnda olan (geleceklerini ve gemilerini) bilir. nsanlar O'nun ilminden, Onun istediinden bakasn kavrayamazlar. Krss gkleri ve yeri alr. Onlarn korunmas Onu yormaz. (El -Bakara: 255) Yani, bu gibi meselelere Kuran- Kerim de yaplan iaretlerin amac gerei anlatmak deil, insanlarn ahlk ve amel menfaatlaryla ilgili gaye ve hedeflere yardmc olmaktr. Geri, baz yerlerde ve zamanlarda, bunlarla, gerei grebilen gzler ve yksek ruhan basirete sahip olanlara biraz bilgi de balanr ve baz yerlerde ise baz iaretler vardr ki biraz kafa yorma ve doru dnce ile bunlarn anlalmas mmkndr.

Kaza ve kader meselesinin anlatlmasnn amac Bundan anlalyor ki, Kelamllah'ta kaza ve kader meselesine yaplan iaretlerin asl amac bize, zaten bizde anlama yetenei ve gc bulunmayan eyleri bize anlatmak deildir. Asl amalanan sadece udur: nsanda inan, tevazu, Allaha tevekkl, sabr, diren, kararllk ve dnyevi glere kar cesaret ve korkusuzluk gibi meziyetlerin yaratlmas onun umutsuzluk, karamsarlk, korku, haset, rekabet ve hrs gibi duygulardan uzaklaabilmesi iin gl bir kiilie ve ahlka sahip olmas ve bu kiilii ve gzel ahlk sayesinde hak, doruluk ve drstlk izgisinden ayrlmamas, bu erdemlerin benimsenmesi iin dier kimselere davet ve teblide bulunmas, bu ama uruna en zor engelleri amaya almas, her trl skntlara gs germesi ve her trl zorluk ve snavlardan baaryla gemesi, Allahtan baka kimseden zarar geleceine inanmamas, kimseden zerre kadar bir yarar ummamas, imknszlklar ve zorluklarda umudunu yitirmemesi, sahip olduu mal ve mlke ve imknlara gereinden fazla gvenmemesi, hayatn eitli dnemelerindeki baarszlklarndan dolay d krklna uramamas ve baarlarndan dolay bbrlenmemesi ve ba kaldrmamasdr. rnein, aadaki ayetlerde bu asl ama aka dile getirilmitir:


Baz insanlar vardr ki, Allaha e ve ortak edinir, onlar Allah sevdikleri gibi severler. man edenler, Allah iin daha ok sevgi beslerler. Btn kuvvet ve kudretin Allahta olduunu, azabnn ok iddetli bulunduunu anlayp grdkleri zaman nefislerine zulmedenleri grsen. (El-Bakara: 165)


Ey insanlar, siz Allaha muhta olanlarsnz. Allah ise Gani ve bizzatihi hamde lyktr. (Ftr: 15)


Rabbinin adn an. Btn varlnla ona ynel. O, Markn da Maribin de Rabbidir. Ondan baka ilh yoktur. yleyse yalnz Onu kendine vekil edin. (El-Mzzemmil: 8-9)


Bilmez misin ki, gklerin ve yerin sahibi Allahtr. Sizin iin Allahtan baka dost ve yardmc yoktur. (El-Bakara: 107)


Eer Allah size yardm edecek olursa size galip gelecek yoktur. Eer sizi malup ve yardmsz brakrsa Ondan baka size kim yardm edebilir? Mminler Allaha tevekkl etsinler. (Al-i mran: 160)


De ki: Ey mlkn sahibi olan Allahm, Sen istediine mlk verirsin, istediinden de alrsn. Dilediini aziz ve dilediini zelil eylersin. Hayr senin elindedir. Sen her eye kaadirsin. (l-i mran: 26)


De ki: Lutuf ve inayet Allahn elindedir. stediine verir. Allahn lutfu boldur ve O, her eyi bilicidir. Rahmeti ile istediine imtiyaz verir. Allah, byk fazl sahibidir. (Al-i mran: 7374)


Gklerin ve yerin anahtar Onundur. Dilediinin rzkn bolca verir, dilediinin rzkn ll olarak verir. O her eyi bilendir. (E-ura: 12)


Allah, rzk hususunda sizin bir ksmnz bir ksmnza stn kld. (En-Nahl: 71)


Eer, Allah sana bir zarar isabet ettirirse onu Ondan baka giderici yoktur. Eer sana bir hayr da dilerse, Onun fazln geri eviren bulunmaz. Allah, ihsan ve fazln kullarndan dilediine nasib eder. Allah Gafurdur, Rahmdir. (Yunus: 107)


Sihirbazlar, Allahn izni olmakszn sihir ile kimseye bir zarar veremezler. (El-Bakara: 102)


De ki: Bize, ancak Allahn yazd isabet eder. O, bizim mevlmzdr. Mminler Allaha tevekkl etsinler. (Et-Tevbe: 51)


Bir kimseye Allahn izni olmadka lm vadesiyle yazlm bir yazdr. (Al-i mran: 145) yoktur. Bu,


Onlar sana aklamadklar eyi nefislerinde (ilerinde) gizlerler. Eer bize bu ite bir ey olsayd burada ldrlmezdik derler. De ki: Eer siz evlerinizde kalm olsaydnz, zerlerine ldrlme yazlm olanlarnz ldrlp, decekleri yerlere kendiliklerinden kp giderlerdi.(l-i mran: 154) O halde, Kuran- Kerimde kadere iman etmekle ilgili olarak yer alan retinin asl amac, insann dnyada hibir gcn kr veya zarar verme yetkisine sahip olmamasna inanmasn, sadece Allah fail, etkin, kr veya zarar verici olarak kabul etmesini, btn ilerinde sadece Ona gvenmesini, mahlkata kar rezil- rsva olmamasn ve eer rahata ve refaha kavumusa, bundan dolay bbrlenmemesini, kibir ve bencillii kendi nefsine yerletirmemesini ve Allahn dnyasnda isyan ve tuyan etmemesini salamaktr, te bu husus, Hadd Sresinde yle dile getirilmitir:


Size yeryznde veya nefislerinizde herhangi bir musibet gelmez ki, ancak biz onu yaratmazdan evvel bir kitapta (levh-i mahfuz) yazlm olmasn. Bu da Allaha gre kolaydr. Bunun, nceden mukadder ve yazl olduunu bilip elinizden kan eylerden dolay zlmemeniz ve elinize geen ile de sevinip marmamanz iin (size beyan eyledik). Allah, dnya nimeti ile bbrlenen kibirliyi sevmez. (El-Hadd: 22-23) Pratik hayatta kader inancnn yararlar Hazreti Peygamber (a.s.) Mslmanlarn hayatlarnn tm ilerinde bu ruhu yaratmaya alyordu; zira bu ahlk ve fazileti derinden etkiler. Eer insanlarn yreklerinde bu fikir iyice kk salarsa, birok byk siyasi ve sosyal sorunlar kendiliinden zmlenir, hatta domaz bile. rnein, u iki hadise bakn:

: .
Hz. Ebu Hreyrenin bir rivayetine gre Resulullah yle buyurmutur: Bir kadn iin, temettlerinde ve hazlarnda baka birisi ortak olmasn ve rzk kasesi sadece kendisine kalsn gibi bir dnce

ile dier kardei, yani kumasnn boanma talebinde bulunmas hell deildir. nk o zaten mukadder olan alacaktr.6[1]
Dier hadis-i erif Ebu Said el-Hudri (r.a.) tarafndan rivayet edilmitir. Buna gre bir gazvede Mslmanlarn eline birok cariye geti. Mslmanlar onlarla temett etti (onlardan yararland, onlarla yatt), ama ocuk olmasn diye azl7[2] eyledi. Sonra herkes Resulullah tan bunun hkmn sordu. Resulullah olay rendikten sonra, Siz gerekten byle mi yapyorsunuz? diye sordu. Ayn soruyu kez tekrarlad. Daha sonra yle buyurdu:

.
Kyamet gnne kadar doacak olan ocuklar zaten doacaktr. Bu iki hadiste iaret edilen ilkeleri yayarak kendi yaantmzla ilgili konularda uygulamaya balarsak, dnyann huzur ve sknunu bozan ekonomik ekime ve mcadele dnn ne kadar abuk sona erecektir? Byle bir durumda ne kimse kendi rzknn bakas tarafndan gasp edildiini dnecek, ne kendi rzkn korumak iin mcadele edecek, ne sermayeci ve ii sorunu ortaya kacak ve nede ifti-toprak aas kavgas kacak, ne Kruger ve Besil Zuharov ve ne de Lenin ve Stalin ortaya kacaktr. Ne ekonomik ve sosyal zorluklarn halli iin krtaj veya aile planlamasna bavurulacak, ne de Allahn dzeninde reform yaplmaya allacaktr. Bu ve buna benzer saysz ahlki ve pratik yararlar slmn kaza ve kader retilerinden salanr ve zten bu yararlarn elde edilmesi ama edinilmiti. Ama talihsizliimize bakn ki, biz bunun pratik ve ahlk ynn gz ard edip btn dikkatlerimizi felsef ynne evirdik ve kafa yapmza ve keyfimize gre halkn dilinden doan felsef meseleleri Allahn ve Resulnn kelmyla zmlemeye baladk. Oysa ne Kuran- Kerim bize doatesi retiler iin indirilmiti ne de Hz. Muhammedin (a.s.) bisetinin gayesi onun bir felsefe profesr gibi davranmasyd. Ayrca, Allah ve Resul hi bir zaman kendi yaantlarmzn amel ilerini bir yana brakp din ve dnyaya hibir yarar olmayan bu doatesi veya metafizik sorunlarla uramamzdan holanmamt,

elikinin analizi
Bu temel ilkeyi gznzn nnde bulundurarak gelin imdi u soruyu cevaplamaya alalm Kuran- Kerimin asl kader meselesinden bahsetmeden nce dier konularla da, bu konuyla ilgili olarak yapt baz iaretler ve tesbitlerde gerekten elikiler var mdr?
6

[1] Buhari, Kitab-n Nikah, Bb- urtu'l letiy la tahl-i fin-Nikah. Hemen hemen ayn rivayeti Beyhiki ve Ebu Kaim Isbahani baka ekilde nakletmitir. Allame ibn Abdul Berr diyor ki, ilim adamlarna gre bu hadis takdir veya kader konusunda naklolunan hadislerin en iyisidir. Burada kastedilen udur: Bir koca, karsnn lfn dinleyip, rzkna ortak olduunu iddia ettii kumasn boarsa bile, hibir maddi yarar elde edemeyecektir. Kumasnn boanmasn isteyen kars, ancak ksmetinde olan pay alacaktr. Onun iin, kocasnn, dier karsn boamas meseleyi halletmez." Buhari: c.9, s. 219 [2] Azil: Erkek hanmla birletikten sonra uzvunu karp menisini darda boaltmasdr. Buhari: c.9, s.305. :

Eer bir eyin eitli nedenlere bal olduu syleniyorsa, eliki, ancak sadece tek bir nedeni gsterildii zaman sz konusu olur. Eer o eyin gerekten eitli nedenleri ve gerekeleri varsa, onu bazen bir nedene bazen de baka bir nedene balamak eliki dourmaz. imdi, mesel, diyelim ki, biz bazen bir kt parasnn suyla slandn, bazen atele ve bazende toprakla slandn sylyoruz; byle bir durumda ifademiz elikili olur. nk bir kdn slanmasnn sadece bir tek nedeni olabilir. Ama diyelim ki, biz bir lkenin zaptedilmesinden bahsediyoruz. O zaman biz diyebiliriz ki, o lkeyi filanca kral fethetti yahut falan general veya komutan fethetti; ayn zamanda, o lkenin fethini ilgili orduya, devlete ve hatta ordudaki her askere ml edebiliriz. imdi bu deiik ifadeler iin tenakuz veya eliki hkm verilmez, zira fetih olay bu nedenlerden hepsine veya tek birine balanabilir. Sonra eer bir eyde deiik illet veya nedenlerin etkileri ylesine birbirine karm ise, muhatabn akl o nedenlerin her birinin etkisini ayr ayr belirleyemez veyahut byle bir analiz veya hesab anlayamazsa bu durumda mtekellim (konuan) iin en iyi yol genel olarak onu her nedene balamak olacaktr ve eer muhatap herhangi bir yanl anlama nedeniyle o eyi sadece bir illete veya nedene balyorsa, onu dzeltecektir rnein, bu fetih olayn ele alalm. Bunda kral, bakomutan, ordu, devlet ve bireysel olarak her askerin gleri bir araya gelmitir, ama bunlar birbirine ylesine karmtr ki, biz herhangi bir analiz, hesap veya deerlendirme ile bu olayda her birinin ne kadar pay olduunu saptayamayz. Dolaysyla, en dorusu, bu olay genelde hepsine mal etmek ve eer bir kii bunu sadece tek bir unsura maletmeye alyorsa, onun bu hareketini dzeltmek ve yalanlamak olacaktr. Ayn durum insann fiilleri iin de geerlidir. Bir insandan sadr olan her fiilin eitli nedenleri olur ve bunun ortaya kmas veya gereklemesinde her nedenin bir pay olur. rnein, u anda ben bir eyler yazyorum. Benim bu yazma fiilimin analiz edilmesi halinde bunda bir dizi nedenlerin bulunduu grlecektir, rnein, yazmak iin benim iradem ve zgrlm, bu iradeye gre zihnim ve bedenimin tm glerinin almas ve snrsz ve hesapsz olan d glerin, ki bunlarn bir ounu ben de bilmiyorum, bana yardmc olmalar. Sonra bu nedenleri ayr ayr analiz edin. u anda bu fiilimin yardmcs olan bu saysz d glerden hibirini ne ben yarattm ne saladm ve ne de onlar bana yardmc olmalar iin mecbur klacak gcm vardr. Bunlar yaratan Yce Allahtr ve onlar yle salamtr ki, ben yazmaya niyetlendiim zaman btn bu gler bana yardm etmeye balar ve bana yardmc olmadklar zaman da ben bir ey yazamam. Ayn ekilde kendime baktm ve kendimi incelediim zaman da u gerekleri, gryorum: Benim varolmam, benim yaamam, benim ahsen-i takvim zerinde olmam, yazma iine katlan bedenimin organlarnn sapasalam olmalar, bende bu fiili yapmam iin kullandm doal glerin bulunmas ve kafamda hafza, tefekkr, ilim ve dier baz zelliklerin bulunmas, bunlarn hibiri ne ustalmn bir sonucudur ne de yetkilerimin iindedir. Bunlarn hepsini Allah Teala yle yaratmtr ki, ben yazmaya kalknca btn bu eyler bana yardmc olur ve eer bunlardan her-

hangi bir ey bana yardmc olmazsa ben yazma ilerinde baarl olamam. Benim beeni, irade ve yetkime gelince, bunun gerekten ne olduunu da bilmiyorum. Benim nce sadece baz d etkenler ve baz i etkenlerle yazma isteim douyor. Sonra, bunu kayda geirip geirmeyeceimi dnyorum. Sonra iki ynn ltkten sonra yazma seimini yapyorum. Yazma ii kuvveden fiile geerken organlarm hareketlendiriyorum. Ksacas, yazma isteimden balayarak fiilen yazmaya baladm an arasnda geen hibir eyin yaratcs ben deilim. Hatta ben istek ve fiile balama arasnda ka adet i gcn bulunduunu ve bu ite onlarn ne kadar paylar olduunu da bilmiyorum. Ancak vicdanen kendimde u hususu buluyorum ki, istek ile fiile balama arasnda benim fiili gerekletirme veya o fiili terketme arasnda bir eyi zgrce benimseyeceim bir nokta kesinlikle vardr. Ve ben bir ynn zgrce benimsedikten sonra kendimde, benimsediim ie gre kendi i imknlarm ve kaynaklarn ve d nedenlerini kullanma gcn hissediyorum. Ben bu yetki ve irade zgrlm herhangi bir delile ispatlayamam. Ancak hibir delil benim veya herhangi bir insann zihninden bu vicdan duyguyu silemez, hatta ar cebirci olan kendi felsefi gr nedeniyle bunu ne kadar inkr ederse etsin, bir kiinin vicdan bile bu duygudan yoksun deildir. Bu bahsimizden anlalyor ki, yazma fiilinde yer alan neden ve etkenler ayr noktada toplanabilir: 1) Benim yazmaya niyetlenmemden nce olumalar gerekli olan i ve d nedenler dizisi. 2) Yazma kararn vermemle ilgili iradem. 3) Yazma fiilimin gereklemesini mmkn klan i ve d nedenler dizisi. Bu dizi ile ilgili olarak yukarda belirttiimiz gibi, birinci ve nc dizide yer alan nedenleri Allah Teala salamtr ve bunlardan hibiri zerinde tasarrufum yoktur. Bu adan, benim yazma fiilim, bu hususta inayetine nail olduum Allaha malolacaktr. Ortadaki zincir halkasna gelince, bu bana malolacaktr, nk ben bir eit zgr irade ve yetkimi kullandm ve bir adan da, Allaha malolacaktr, nk O kendi belirledii snrlarn iinde bende irade gc yaratt ve benim zgrce yetkimi kullanmama imkn verdi. Kendi bana bir hareketten baka bir ey olmayan mcerret veya soyut bir fiilin z budur. Ancak insan fiilleri baz izaf ve itibar ynleriyle kendi ilerinde iki yne sahiptir. Biri hayr ve dieri er yn. Soyut fiile ne hayr ne de er damgas vurulabilir. Ancak insann niyeti onu iyi de yapabilir, kt de. rnein, ben yolda yrrken bir altn sikke buluyorum ve alyorum. Benim onu almam salt bir harekettir ve bu iyilik veya ktlkten yoksundur. Ama bunu kaldrrken niyetim, baka birinin malndan haksz kazan salamak ise bu erdir ve eer niyetim, sahibini bulup ona geri vermek ise bu hayrdr. lk durumda niyetime baka bir gcn tahriki de katlmtr ki buna eytan ad verilebilir. Benim bu fiilim nedene balanabilir: (1) Allaha, (2) eytana ve (3) Kendime. kinci durumda bu fiil iki nedene balanabilir: (1) Allaha, (2) Kendime. Bu gsteriyor ki, biz her insan hareketi iki veya illete balayabiliriz, ama bu harekette bu illetlerin etkilerinin hangi oranda olduunu biz hibir ekilde anlayamayz, zellikle, bu hesap bu

bakmdan daha da kark hale gelir: Bu etkilerin oran tm insanlarn fiillerinde ayn deil, aksine her insann fiilinde farkldr. Zira her insann iinde onun zgr yetkisi ve aresizliklerinin oranlar deiik olur. Bazlar Allahtan mthi bir fark etme gc, daha doru karar yetenei, meleklie doru daha ok meyil ve eytan vesveselere kar daha ok direnle verilmi ve bazlarnda bu zellikler daha az miktardadr. Her insanda deiik oranda olan bu ok ve az zellikler, fiillerindeki kiisel sorumluluun az veya ok olmasna neden olur. Byle bir durumda fiillerde, genellikle tm insan fiillerde insan, Allah ve eytann etkilerinin ayn oranda olduunu sylemek mmkn deildir. O halde, yukarda iaret edildii gibi, insan fiillerin bu nedenlere bal olduunu sylemenin en iyi ekli, onlar ayn zamanda genellikle tm nedenlere balamak yahut, bazen birine bazende dierine balamaktan baka bir are yoktur ve eer bir kii yanllkla onlar sadece bir nedene balayp dier nedenleri grmezlikten geliyorsa, dzeltilmeli ve yalanlanmaldr. te tam bu yntem Kur an- Kerim tarafndan benimsenmitir. Eer siz Kuran- Kerim de cebir ve kader meselesine yaplan atflar incelerseniz, onlar u balklar altnda toplayabilirsiniz:

1)

Tm ilerin Allah- Tealaya balanmas

Onlara bir iyilik dokunsa: Bu, Allah katndandr derler. ayet onlara bir fenalk dokunsa: Bu senin yzndendir derler. De ki: Hepsi Allah tarafndandr. (Nisa: 78)


Eer Allah sana bir zarar dokundurursa kendisinden baka onu giderici yoktur. Eer sana bir hayr dokundurursa ite o, her eye kadirdir. (El-Enam: 17)


Allah dilediini saptrr, dilediini de hidayete erdirir. O, her eye galiptir, hkmnde hikmet sahibidir.(brahim: 4)


Hibir dii hamile kalmaz ve dourmaz ki, Allah onu bilmesin. Kendisine mr verilenin mrnn artmas veyahut eksiltilmesi muhakkak bir kitaba yazldr. (Fatr: 11)

Gklerin ve yerin anahtarlar Onundur. Dilediinin rzkn yayar (dilediininkini de) ksar. O her eyi bilendir. (E-ura: 12)


Eer Allah, kullarna rzkn bollatrsayd yeryznde azp taknlk ederlerdi. Fakat O, istedii miktar indirir. phesiz O, kullarnn btn hallerinden haberdardr. Her eyi grendir. (Eura: 27 ) 2) yi Fiilin, kula balanmas


Dorusu, hi bir gnahkr, dierinin gnahn yklenmez. nsan iin, ancak alt vardr. (En-Necm: 3839)


Allah bir kiiyi ancak gcnn yettii kadar ile mkellef klar. Herkesin kazand lehine, yapt (ktlk) kendi aleyhinedir. (El-Bakara: 286)


ste bu (ayetler) birer ttr. Artk isteyen, Rabbine bir yol tutar. (El-Muzemmil: 19) 3) yi fiilin kula balanmas


man edip amel-i salih ileyenlere mkafatlar tastamam verilir. Allah zalimleri sevmez. (l-i mran: 57)


Sen yine de, Kendisini grmeden Allahtan korkan ve namaz klanlar ikaz etmeye devam et. Kim temizlii seiyorsa kendisi iin seiyor. Her ey Allaha dncdr. (Fatr:18)


Dorusu, doruluu getiren ve doruluu kabul edenler takvaya erenlerdir. (Ez-Zmer: 33)

Rabbimiz Allahtr deyip de sonra bunda dorulua sarlanlara korku yoktur. Onlar, mahzun da olmayacaklar. (El-Ahkf: 13) 4) Kt fiilin Allaha balanmas


Siz, Allahn arttn hidayet etmek mi istersiniz? Allahn saptrdn hidayete yol yoktur. (En-Nisa: 88)


Allahn fitneye dmesini istedii kimseyi azaptan kurtarmak iin elinde bir ey yoktur. Onlar, Allahn kalplerini temizlemesini murad etmedikleridir. (El-Maide: 41)


Allah dallete drmek istediinin kalbini de yle dar ve kasvetli eder ki, iman ona ge kmak kadar zor gelir. te bylece iman etmeyenleri Allah, murdar azap ile azaplandrr. (El-Enam: 125)


Onu anlamamalar iin kalpleri zerine rt koyar ve kulaklarna arlk veririz. Kuranda tek (esiz) olarak Rabbini andn vakit senden nefretle arkalarna dnp giderler. (El-sra: 46)

5)

Kt fiilin eytana balanmas


"eytan sizi fakirlikle korkutuyor ve size irkin hayaszl emrediyor." (Bakara: 268)


"eytan onlara yaptklarn sslemitir. Bylece onlar (doru) yoldan alkoymutur." (Neml: 24) 6) Kt fiilin kullara maledilmesi


Sana isabet eden her ktlk kendindendir.(En-Nisa: 79)


Hakk tanmayanlar azapla korkutsan da, korkutmazsan da birdir. Onlar iman etmezler. (El-Bakara: 6)


"nkar edip yetlerimizi yalanlayanlara gelince, cehennemliktir, onlar orada ebedi kalrlar." (Bakara: 39) Onlar


Semd kavmine gelince: Onlara da, doru yolu gsterdik. Onlar krl hidayete tercih ettiler. Amellerinin cezas olarak onlar iddetli sayha yakalayp helak etti. (Fussilet: 17)


Ey kfirler! Bugn zr dilemeyin. Muhakkak siz yaptnz eylerin cezasn ekeceksiniz. (Et-Tahrim: 7)


Hayr, yle deil. Bilakis, siz yetime ikram etmezsiniz. Fakirleri doyurmak iin birbirinizi tevik ve terib etmezsiniz. (ElFecr: 1718)


Kim de bir zerre arlnca err ilerse onu (cezasn) grr. (Ez-Zilzl: 8)

7) Hayrn balangc insandan ve tamamlanmas Allahtandr


De ki: phesiz, Allah dilediini dallete drr, gnln kendine evirdiklerini dedoru yola iletir.(Er-Rad: 27) 8) errin balangc insandan, tamamlanmas da Allahtandr


Kendisine doru yol besbelli olduktan sonra Peygambere meakkat veren ve Mslmanlarn yolundan baka yola giden kimseye sevdiini (dnd sapkl) veririz. (En-Nisa 115) 9) nsann kendi gnahnn sorumluluunu Allaha ykleyip kurtulmaya alrken yalanlanmtr


Eer Rahman dileseydi, onlara (meleklere) tapmazdk dediler. Onlarn bu konuda hibir bilgisi yok. Onlar yalan sylyorlar (Ez-Zuhruf: 20)


Mrikler fena bir i ilediklerinde: Babalarmz bunun zerinde bulduk. Allah, bizi bununla emretti derler. De ki: Allah hi bir zaman ktl emretmez. Allah zerine bilmediiniz eyi mi sylyorsunuz? (El-Araf: 28) 10) Ve ne zaman ki insan her eyi kendine mal etmeye alt ve takdir-i ilhiyi inkr etti, o zaman da yalanland


Ve eer bize bu ite bir ey olsayd burada (sava alannda) ldrlmezdik derler. De ki:Eer siz evlerinizde kalm olsaydnz bile lecekleri yazlm olanlar, ldrlp, decekleri yerlere kendiliklerinden kp giderlerdi. (Al-i mran: 154)

GEREN ZERNDEK RTNN KALDIRILMASI


Yukardaki bahis, Kuran- Kerimde Cebir ve Kader meselesiyle ilgili olarak eitli vesilelerle yaplan iaretlerde aslnda bir eliki veya tutarszln olmadn ortaya koymaktadr. Ancak u husus henz aklk kazanmamtr: Mahlkatlar leminde insan belli bir ayracala m sahiptir ki, bir yandan, tm varlklar gibi Allaha baldr, lahi kanunlara esirdir ve aresizdir ve dier yandan, kendi fiilleri bakmndan zgrdr, kendi yaptklarndan sorumludur, kendi hareket ve davranlarndan dolay hesap vermek zorundadr ve ceza veya dle layktr? Ayrca, eer insann hali buysa ve hayat cebir ve zgrlklerin birbiriyle acayip bir karklk iinde ise adaletin salanmas mmkn m dr? Bu nasl bir dzendir? Zira gerek adaleti salamak ve ceza veya dlle ilgili karar vermek, insann kendi fiilleri iin ne kadar sorumlu olduunun tesbitini yapabilmek aratrlmadan mmkn deildir. Sorumluluk belirlenmeden bir insann fiillerinde zgr iradesinin ve yetkisinin paynn ne kadar olduu saptanamaz. te bu meseleyi tetkik ederken Kuran- Kerime baktmzda bunun ylesine doyurucu cevabn buluruz ki, dnyann hibir kitabnda veya insan fen ve biliminde bulmak mmkn deildir.

Mahlkat veya Yaratklarda insann sekin konumu


Kuran- Kerimden reniyoruz ki, insann douundan nce dnyada var olan yaratklarn ne kadar eidi varsa, onlarn hepsi kendi doalar asndan itaatkrd.8[1] Onlara yetki ve irade gc hi verilmemiti. Onlarn ii, sadece kendilerine verilen grevi bir yasa ve dzen erevesinde zerre kadar itaatsizlik etmeden yerine getirmekti. Bu yaratklarn en stn meleklerdi ki, haklarndaki lahi buyruk yledir:


Onlar, Allahn kendilerine emrettii eye kar isyan etmezler. Kendilerine emrolunan eyi yaparlar. (Et-Tahrim: 6) Ayn ey, uzaydaki muhteem varlklar ve cisimler iin de geerliydi:


"Gne kendi kararghnda yrr. Bu, glib, kadir ve alm olan Allah'n takdiridir. Aya da menziller takdir ettik. Nihayet o bunlardan geerek kuru hurma dal gibi olur. Gne aya yetiemez. Gece de gndz geemez. Hepsi birer felekte yzerler." (Yasin: 3840)

8 [1]

Bu kuraldan, burada bahsedilmeyen sadece cinler mstesnadr. Kurandan rendiimize gre cinlerin yaantlarnda da cebir ve ihtiyar birbirine karm durumdadr ve amellerinin bir blmnde zgr ve sorumludurlar. Ancak, hangi zelliklerden dolay insan yeryznn halifesi seilmise, cinler onlara sahip deildir.

Yer ve gn dier yaratklar da ayn durumda idi:


"Hepsi O'na boyun eicidirler." (Er-Rm: 26)


"O'na ibadetten asla kibirlenip usanmazlar. Gece ve gndz tesbih ederek bundan usanmazlar." (El-Enbiy: 1920) Sonra Cenab- Hak yaratt mahlukttan birine o zamana kadar kimseye vermedii emaneti vermek istedi. Ve gkler ve yerin mahlukttan her birine o emaneti sundu, ama hepsi bir azla bu hususta kendi beceriksizlik ve tahammlszlklerini belirterek emaneti kabul etmeyeceini bildirdi. Nihayet, Allah Teala yaratklarnn en modern serisi olan insana ayn teklifte bulundu. nsan, baka mahlklarn kabul etmeye cesaret edemedii bu emaneti hemen kabul etti.


"Biz emaneti gklere, yer ve dalara arz ettik de onlar bunu yklenmekten ekindiler. Bundan endie ettiler. O emaneti insan yklendi. nk o, nefsine zulmkr ve ok cahildir. (nk bu kadar ar ykn sorumluluunu bilmez)." (El-Ahzab: 72) Bu emanet ne idi? Allah Tealann sfat, ilim, kudret, yetki, irade ve egemenliinin yansmas ki o zamana kadar baka hibir yarata verilmemiti. Ne uzaydaki cisimlere, ne dalara, ne de dnyadaki herhangi bir mahlka. Sadece insan kendi doas asndan bylesine bir yansmay kabullenebilirdi. Nitekim bu yk kabul etti ve bu nedenle, Allah'n hilfeti ve naiplii veya vekletine nail oldu:


"Ben yeryznde bir halife yaratacam dedi." (Bakara: 30) Bu emaneti tayan yeryznn bu halifesini dier yaratklardan stn klan zellii, doas itibaryla itaatkr olarak yaratlmamasyd.9[2] Dier btn mahlkat gibi kll nizama, kanun ve dier lah hudutlara bal klnmasna ramen ona yle bir g ve yetenek verilmitir ki, bununla, dier yaratklarn tersine belli bir daire iinde zorunlu itaatten zgr olup boyun emek veya ba kaldrma serbestisine sahiptir. Bu yle bir farktr ki, lhi Kelm zerine kafa yoran biri aka grebilir. Kur an- Kerimde insann dnda hibir yaratk gremezsiniz ki, kendisine itaat ve isyan, ballk ve itaatsizlik, Allahn hududuna uymak veya onlar amak gibi hususlara atf yaplm olsun ve itaat yznden dle ve itaatsizlik nedeniyle cezaya layk olduu belirtilmi olsun. Sadece insan hakknda u ifadelere yer verilmitir:


9 [2]
Bu husus eitli ayetlerde dile getirilmitir: (Yunus: 99 ve En'am: 107) v.s, Bu da Allahn insan zorla irkten alkoymak ve imana mecbur etmek istemediini gstermektedir.

Allahn koymu olduu snrlar ineyenler, zlimlerin t kendileridir. (Bakara: 229)


Ve Rablerinin emrinden asi olarak ktlar. (ElAraf: 77)


"Rabbin dileseydi yeryznde kim varsa hepsi iman ederdi." (Yunus: 99)


Eer Allah dileseydi onlar irk komazd." (En'am: 107)


Tagtun huzurunda muhakeme olunmay isterler. Halbuki, onu inkr etmekle emrolunmulard." (En-Nisa: 60)


Onlar bize zulmetmediler. Fakat kendi nefislerine zulmettiler. (El-Araf: 160)


Allah ve Resulne itaat edeni Allah, aalar altndan akan Cennetlere koyar ki, orada ebed kalrlar. Bu da byk bir zaferdir. Allah ve Resulne as olup snrlarn tecavz edeni ebed kalmak zere Cehenneme sokar. Ona rezil edici azap vardr. (En-Nisa: 1314) Bu ve buna benzer ayetler gsteriyor ki, insanda, dier btn yaratklarn aksine yle bir g ve yetenek vardr ki, ona gre itaat veya itaatsizlik her ikisini yapabilir ve ite bu g ve yetenei yanl ya da doru kullanmasyla felah veya hsrana, ceza veya dle layk olur.

Hidyet ve dallet
Kur'an- Aziman bu meseleyi biraz daha amaktadr. Diyor ki, Yce Allah, insann doasnda iyi ile kt arasnda ayrm yapma yetenei bulundurmaktadr:


Ona ktln ve takvasn ilham etti (E-ems: 8) Ona gerek iyi gerekse kt yolu gsterdi:

Ona iki yol gsterdik. (El-Beled: 10)


Sonra kendisine istedii yolu seme yetki ve serbestisi verdi:


steyen onunla Rabbine bir yol tutar. (El-nsan: 29)


yle ise dinleyen iman etsin, dinleyen inkar etsin.(Kehf: 29) Bir yandan insan kandrmak ve kt yola drmek iin ezel dman eytan vardr ki, ona kt yolu ssl olarak gsterir ve doru yoldan sapmas iin tevik eder:


blis: Ey Rabbim, beni azdrdn eye karlk ben de yeryznde onlara fenalklar ssleyeceim ve hepsini azdracam. (El-Hicr: 39) Ve dier yandan insana doru yolun, kt yoldan daha iyi ve stn olduunu gstermeleri iin:


Peygamberleri kendilerine apak mucizeler, sahifeler ve aydnlk kitaplarla gelmilerdi. (Fatr: 25) Bylece, insann kendi iinde ve evresinde deiik gler ve etkenler olup, bazlar ktle bazlar da iyilie doru ekmektedir. Kendisine bu g ve etkenler arasnda ayrm yapma yetenei verilmitir. Kendi yolunu kendi bulmas iin gzler verilmi, beendii yolda yremesini salayacak kuvvet ve kudrete sahip hale getirilmitir. Ktlk yolunu setii zaman Allahu Teala, yazgsna yazlm olan tm doal ve d g ve yetenekleri kendisine bal klar ve yolunu kolaylatrr. Ayn ekilde, iyi yolu setii zaman bu yol da kendisine kolay klnr;


O halde, Allah yolunda mal verirse ve Allahtan korkarak i yaparsa ve iyilii tasdik ederse, biz de ona kolaylk ve rahat myesser klarz. Amma, cimrilik edip kendisini mstani grene, ve iyilii tekzip edene gl ve rahatszl myesser eyleriz. (El-Leyl: 5-10) Doru yoldan sapan ve sapkl benimseyen bir kiinin vicdannda onu doru yola davet etmeye devam eden lahi bir g yine varolur. Ancak kendi sapknlnda srar etmesi halinde bu g zayflar ve dallet hastal iyice byr:


Onlarn kalplerinde hastalk vardr. Allah hastalklarn artrd. (Bakara: 10) Ve yle bir vakit gelir ki, bu g yok olur, tamamen etkisiz kalr ve o kiinin kalp, gz ve kulaklar ylesine mhrlenir ki, hak sz

anlayamaz, gremez, hak sesini dinleyemez olur ve hidyetin tm yollar kendisine kapanr.


Allah onlarn kalpleri ve kulaklar zerine mhr vurmutur. Onlarn gzleri zerinde de perde vardr ve onlar iin byk bir azap vardr. (Bakara: 7) Ancak bu demek deildir ki, insan kuvveti, kudreti ve zgrl snrszdr ve kendisine kadercilerin farzettii btn yetkiler verilmitir. Asla. nsana verilen yetki ve zgrlk, Yce Allahn tedbir-i klli ve tedbir-i cz iin belirledii kanun ve kurallara baldr, nk btn bu evren ve varlklar dnyas onlara gre ilemekte ve ayakta durmaktadr. Evrenin dzeninde insann gc ve manevi, psikolojik ve bedensel gleri iin Allahn belirledii snrlar kendisi zerre kadar geme gcne sahip deildir. Demek ki, bu gerek olduu gibi duruyor:

Gerekten biz her eyi bir takdirle yarattk.(El-Kamer: 49)


Allah emrini yerine getirendir. Allah her ey iin bir kader tayin etmitir. (Et-Talk: 3)


O, btn kullar zerinde kahirdir, (El-Enam: 18) Adalet, ceza ve dl te bu noktada gerek adaleti salayann Allahtan baka kimsenin olmad da kesinlemi oluyor. nk, insanolunun yetki ve zgrle sahip olduu snrlar Allah tarafndan belirlenmitir ve ancak Allah, insann amellerinde yetkisi ve zgrlnn paynn ne olduunu biliyor. Allahn insann yetki ve zgrln snrlad ereve veya hududun iki tr vardr: Birincisi, genellikle tm insanolu iin belirlenen hudd, ikincisi, herkes iin ayr ayr tayin edilen hudud. lk tr hudud, kendi nitelikleri bakmndan tm insan rknn yetki ve zgrlklerini snrlandrr. kinci tr hudud ise herkesin durumuna gre deiir. Bu nedenle, bunlara gre her kiinin yaamnda yetkileri ve mecburiyetinin oranlar farkldr. nsann kendi amellerinden sorumlu olmas ve sorumluluu asndan ceza veya dl almas, herkesin kendi fiillerinde kulland orana baldr ve bu yle bir eydir ki, bunu zerre kadar eksik veya fazlalkla tartmak, deerlendirmek ve lmek dnyann hibir yarg veya hakimi iin mmkn deildir. Bu muhasebe, muhakeme ve deerlendirmeyi sadece Ftr-s Semavt ve'l-ard yapabilir ve ancak O, kyamet gnnde mahkemesini kuracaktr. te bu noktaya Allahn kelmnda eitli yerlerde iaret edilmitir:

O gn tartmak haktr. Terazisi ar gelenler felah bulanlardr. Tarts hafif gelenler de ayetlerimize kfr ile zulmeder olduklar iin kendilerine yazk edenlerdir (El-Araf: 8-9)


Muhakkak ki, onlarn dnleri bizedir. Sonra onlarn hesaplarn grmek bize aittir. (Gaiye: 2526)


Bir zerre arlnda hayr ileyen onu (mkfatn) grr. Kim de bir zerre arlnca er ilerse onu (cezasn) grr. (Ez-Zilzl: 78) Kur an- Kerim, cebir ve kader meselesini ancak bu kadar aydnlatr ve bu fizik ile etik bilimlerinde yer alan sorunlar ile dmleri zmler. Metafizik veya doatesi sorunlara gelince ki, bunlarla felsefeciler ile ilahiyatlar uramaktadr. Yani, Allahn bilgisi, kudreti, makdurt, irdesi ve muratlar (amalar) arasndaki ilikiler ve O'nun eski bilgileri, ezel iradesi ve mutlak kudretinin yannda insann nasl yetkili ve zgr irade sahibi olaca gibi sorunlar, Kuran- Kerim bunlardan szetmemitir, nk insan bunlar anlatamaz.

CEBR VE KADER10[1]

10 [1]

Tm Hindistan Radyosunun izniyle 23 Ekim 1942de Lahor Radyo stasyonundan yaynlanan bir konuma.

Kaderimiz nceden belirlenmi midir? Baarlarmz, baarszlklarmz, dmemiz, kalkmamz, sapmamz ve dzelmemiz, rahatmz, skntmz ve dnyada karlatmz baka durumlarmzn belirlenmesi ve kararlatrlmas hibir paymz olmayan baka bir g veya glerin ald kararlarn sonucu mudur? Ve eer byle ise, biz tamamen mecbur ve aresiz miyiz? Biz dnyada bakalarnn oynatt kuklalar gibi miyiz? Biz daha nceden yaplm plann bir paras myz? Ya da, herkesin rol daha nceden belirlenmi dnya sahnesindeki aktrleri miyiz? Bu sorular, herhangi bir zaman dnya ve insan konusunda kafa yoran herkesin kafasn kurcalar. Filozof, bilim adam, tarihi, hukuku, toplum, ahlk ve dinle ilgili sorunlarla uraanlarn yan sra alelade insanlarn da bu dm zmek iin beyinlerini patlatmalar gerekir. nk herkes bu noktaya gelince birden bire duruverir, daha ileriye, gidemez ve doru ya da yanl tatmin edici bir cevap veya zm ister. Bu sorular sadece bir evet veya hayrle cevaplamak istiyorsanz cevaplayn; belki de, bununla tatmin olursunuz. Ancak evet deyin ya da hayr, her iki durumda da saysz sorular ortaya kar ki, bunlar sizin evet veya hayrnzn cevaplamas mmkn deildir. Eer evet diyorsanz, o zaman unu da kabul etmelisiniz ki, ta, demir, aa, hayvan ve insan hibirinde gerek bir fark yoktur. Hepsi gibi insan da kendisinin yapmas gerekeni yapyor ve kendisi iin ne planlanmsa ona gre hareket ediyor. Ne kendisi ne de onlar herhangi bir zgrlk ve yetkiye sahipler. Bir arnn kovan yapmas ve bir insann demiryolu yapmas arasnda belki de derece fark olabilir, ama nitelik bakmndan herhangi bir fark yoktur. Zira, onlara kovan ve demiryolu yaptran bakasdr. Her ikisi icat etme erefinden yoksundur. Bundan sonra unu da kabul etmelisiniz ki, dnyann dier eyas gibi, insan da kendi fiillerinden sorumlu deildir. Bir insann iyi amel ilemesi ve bir motorun iyi almas ayndr. Bir kiinin bir su ilemesi veya rezalet karmas bir diki makinasnn kt diki yapmas da ayndr. Ve durum byle iken nasl ki, drst motor, haylaz diki makinas, inanl makina, ahlaksz ark gibi ifadeler kullanmazsnz, bir insana da drst, haylaz, inanl, hilekr veya ahlksz gibi sfatlar yaktramazsnz. Veya bu gibi tanmlar kullanyorsanz (ki, bu hareketinizi de siz kendiniz yapmyorsunuz, size yaptrlyor), unu anlayn ki, bunlar bo laflardr. Sonra mesele bununla bitmiyor. Dinimiz, ahlkmz, yasalarmz, adli sistemimiz, polisimiz, hapishanelerimiz ve sularla ilgili soruturma yapan messeselerimiz, okullarmz, eitim kurumlarmz ve slah yerlerimiz hepsi yararsz ve anlamsz hale gelir. Geri btn bu iler yryecek, bunlarn hibiri kapanmayacaktr, nk sizin grnze gre btn bu aktrler dnya sahnesinde kendileri iin biilen rolleri oynayacaktr. Ama gayet tabii ki, camilerde namaz klanlar, tapnaklarda putlara tapanlar, mahkemelerin yarglar ve hrszlk ile haydutluk yapanlarn hepsi hepsi sadece birer aktr haline gelir ve ibadet yerlerinden kumarhanelere ve hapishanelere kadar her ey byk bir piyesin deiik perde ve aksesuarlar oluverirse, demek ki, insann tm dini ve ahlki yaants srf bir oyun veya gsteridir. Gecenin sessizliinde huu ile ibadet eden ile birinin evini soymaya alan ikisi de bu oyunda kendilerine verilen rolleri oynamaktadr. kisi arasnda, rejisrn birine ibadet eden kii ve dierine hrsz roln vermesinin dnda bir fark yoktur. Mahkememizde hakim ne kadar ciddiyetle davaya bakyor ve kendine gre adaleti salamak iin ne kadar aba harcyorsa harcasn, sizin grnze gre onlar iddia ve savunma makam ve sank olup hepsi aktrdr ve zavalllar, orada sadece bir oyun oynanrken gerekten bir mahkemenin altn ve adaletin

yerini bulacan sanyorlar. te, benim ilk sorularma evet diye cevap vermenizin sonucu budur; Peki, imdi bu sorularma hayr cevab m vereceksiniz? Ama burada da bir zorluk var. Bu sorun, sadece bir hayr cevabyla zmlenecek gibi deildir. Mesele burada bitmeyecektir ve bununla sizin birok gerekleri yok saymanz gerekecektir, rnein, insann kaderinin nceden belirlenmedii ve kaderin bir d gnn kararyla olumadn sylediiniz zaman, herhalde olumsuz cevabnzn anlam insann kendi kaderini kendi belirlemesi olmaldr. Yani kaderinin ve ksmetinin kendi irade ve abalaryla olutuunu ima ediyorsunuz. Bunun zerine ilk soru olarak, bu ifadenizde insandan neyi kastettiiniz sorusu akla gelebilir. Bireyler mi yoksa, toplum veya ulus dediimiz insanlarn byk bir grubu mu? Yoksa, tm insanlk m? Eer demek istediiniz her insann kendi kaderini kendi yaptysa, kaderi oluturan eylere bir gz atn ve syleyin, insan bunlarn hangisi zerinde tasarruf sahibidir? Kaderin oluturulmas iin ilk gereken unsurlar arasnda insann organlar, zihinsel ve bedensel g ve yetenekleri ve ahlki zellikleridir. Bunlarn iyi ve yerinde olmas, bozulmas, dengeli ve dengesiz oluundaki azalma ve oalma kaderini kesin bir biimde etkiler. Ancak btn bu eyleri insan anne karnndan alarak dnyaya gelir ve bugne kadar kendi plan, program ve seimiyle kendini oluturarak dnyaya gelen tek bir kii olmamtr. Ayrca, bir kiinin kaderinin olumas veya bozulmasnda, her insann kendi atalarndan miras ald pek ok etkenler rol oynar. Sonra, hangi aile, toplum, snf, millet veya lkede domusa, onlarn zihinsel, ahlak, sosyal, ekonomik ve siyasal durumlarnn pek ok etkileri dnyaya adm att zaman onu her taraftan sarverir. Btn bu eyler insann kaderinin yapmnda rol oynar. imdi, rkn ve evreyi kendi beenisi ve seimiyle belirleyen ve bunlardan her birinin etkilerini ne lde kabul veya reddedeceine karar veren bir kii var mdr? Ayn ekilde, insann kaderini dnyann birok olay ve rastlantlar da iyi veya kt ekilde etkiler. Deprem, sel, ktlk, hava, hastalklar, savalar, ekonomik alkantlar ve tesadfi gelimeler ou kez insanlarn tm hayatlarnn aklarn deitirir ve yaptklar btn hesap ve planlarn altsteder; oysa bu hesaplar ve planlar ok dnlerek, tanarak ve byk abalarla kendi rahatlk ve baarlar iin hazrlanr. Ve bunun tam aksine, sk sk benzeri rastlantlar bir insan annda yle baarlara ulatrr ki, elde edilmelerinde aslnda kendi abalarnn pay ok az olur. Bunlar yle belirgin gereklerdir ki, bunlar inkr etmek iin inatlk, hatta kstahlk gerekir. O halde, insann kendi kaderini kendisinin yapt nasl kabul edilebilir? imdi eer siz iddianz deitirip diyorsanz ki, bireyler deil, uluslar ve topluluklar kendi kaderini kendi izer. O zaman bu da kabul edilecek bir husus deildir. Her ulusun kaderini oluturan nedenler arasnda rksal zellikler, tarihi etkiler, corafi durumlar, doal sorunlar ve uluslararas ortam yer alr. Ve dnyann hibir milleti bu nedenlerin dna kp kendi kaderini istedii gibi yapma gcne sahip deildir. Ayrca, yeryz ve gklerin dzeninin bal olduu ve iine girmek syle dursun, tam olarak bilinmesi de hibir ulusun gcnn yetmedii doa yasas, uluslarn kaderlerini yle etkiler ki, bunlar hibir millet veya topluluk durduramaz ve bunlardan kurtulamaz. Bu yasa geri planda ileyip durur ve bazen aniden ve bazen aamal olarak ileyiinden yle sonular doar ki, bunlar ykselmekte olan uluslar alaltr ve dmekte olan milletleri ykseltir. nsann elinden tamamen uzakta olan nedenlerin durumu budur. Ne var ki, grnrde insann elinde olan nedenler de iyice incelendiinde umut verici bir sonu vermez. Bir milletin kaderinin olu-

mas, daha dorusu dzelmesi daha ok uygun bir lider kadrosuna sahip olmasna, bu liderlikten yeterince yararlanmas iin elverili nitelik ve zelliklere sahip ok sayda bireylerinin varolmasna baldr. Ancak bir milletin bu her iki eyi elde etmesi iin serbeste kendi iradesi ve seimini kullandna ilikin herhangi bir kayda ne tarihte rastlyoruz ne de gnmzde bir rneini gryoruz. Bizim grdmz sadece budur: Bir ulus ykselme noktasna geldii zaman iyi bir lider kadrosuna sahip olur ve bu liderliin baarl olmas iin gereken nitelik ve zellikleri de kazanr. Ve ayn ulus kmeye balaynca, ondaki liderlik ve takipilik gibi iki yetenek yle kayp olur ki, hibir sempatizan onlar geri getiremez. Milletlerin tarihindeki bu ini ve klarn hangi kanuna bal olduu ve o kanunun ne olduu hakknda hibir bilgimiz yoktur. imdi, siz milletleri brakp btn insan rkyla ilgili olarak m hkmnz vereceksiniz ki, bu kendi kaderini kendi izer? Ama bunu sylemek daha da zordur. Nesillere ve milletlere blnm, lkelere dalm, saysz uygarlk ve kltrlere brnm ve yine saysz dil ve leheler konuan insan rkyla ilgili olarak eer bir kii, onun toplu bir iradeye sahip olduunu, bu iradeye gre ok dnerek tanarak kendi kaderini, ksmetini belirlediini varsayyorsa, aslnda aslnda ok acayip bir varsaymda bulunduu sylenebilir. nsanolu gerekten kendi gelime takvimini kendi mi hazrlamt? Yani, falan dneme kadar ta aletlerini kullanacana, filan aa kadar demir ve atei kullanmaya balayacana, filanca aamaya kadar insan ve hayvan g kullanacana ve sonra makinelerin gcne gveneceine, filanca yzyla kadar kompassz teknelerle yolculuk edeceine, daha sonra, kendi ynn belirlemek iin kompas kullanmaya balayacana kendi mi karar vermiti? Sonra, Afrika, Amerika, Avrupa, Asya ve Avustralya daki deiik uluslarn, yani kendi deiik blgeleri iin deiik kaderlerini belirleyen de insanolu mudur? Gayet tabii ki, bylesine garip iddialarda bulunmay akl banda bir kii kafasndan bile geiremez. Bundan sonra, sizin iin, insann kendi kaderini kendi belirler grnde kalmanzn hibir imkn bulunmuyor. nk ne bireylerin her biri, ne bireylerin bir grubu, ne bir ulus, ne de tm insan rk kendi kaderinin sahibiyse, bu kaderin mlkiyeti hangi insann payna decektir? Grdnz. Size ilk nce sorduum sorularn cevab ne sadece evet ne sadece hayr biiminde verilebilir. Gerek bu ikisi arasndadr. Bu aklalmaz evren dzenini srdrmekte olan mthi iradenin dnda dnyada hibir ey ileyemez, ie yaramaz; hatta, ilemesi ne demek, ayakta kalamaz, yaayamaz. Cihanumul bir plan var ve bu plan her eyi ile dnyada ve uzayda ilenmektedir. Hibir kimsede bu plan, bu dzeni deitirecek, buna kar kacak, bunun dna kacak veya bunu etkileyecek g yoktur. Sahip olduumuz tm bilimler, bilgiler, deneyimler, gzlemler hepsi kinatn bu saltanatnda baka kimsenin egemenliine imkan olmadn gstermektedir. Hangi dzenin ilke ve kurallar gkteki byk krelerin bir santim bile kaidelerinden oynamasna izin vermiyor, hangi g dnyann belli bir yrngede dnmesini zorunlu klyor hangi hkmet rzgr, su, k, scak ve souk zerinde tam bir hkimiyete sahip bulunuyor, hangi kudret insann domasndan nce onun dnyada yaamasn mmkn klan imknlar ve ortam hazrlam bulunuyor ve hangi gcn yetkileri, yaamsal dengede en ufak bir deiiklik yaplmas halinde tm insan rknn bir anda helak olmas mukadder klyorsa, ite onun altnda kalarak yaayan insann kendi kaderini istedii gibi yapma zgrlne

sahip olduu tasavvur edilemez. Ancak, bizi bu dnyaya getiren, bize ilim, dnce, gr, irade ve karar yetenei veren, bizde baz yetkilere sahip olduumuz hissini yaratan, bizde iyi ile kty birbirinden ayrma yetenei douran, bizim ahlkl ve ahlksz fiiler arasnda ayrm yapma ve dnya ileriyle ilgili olarak belli bir tutum iine girme imknn salayan gcn btn bunlar bizimle dalga gemek iin yaptn dnmemiz doru deildir. Biz bu evrenin hazrlanmas ve ilenmesinde byk bir ciddiyeti gryoruz. Hibir yerde aka, oyun veya alay grmyoruz. O halde, gerek, vicdanen hepimizin hissetii husustur. Yani, gerekten biz burada snrl lde baz yetkilere sahibiz ve bu yetkilerin kullanm asndan biz mnasip derecede zgr de saylrz. Bu zgrlk elde edilmi deil, balanm bir zgrlktr. Bunun miktar nedir, snrlar nedir ve nitelii nedir? Bunu belirlemek zor, hatta imknszdr. Ancak bunun zgrlk olduu inkr edilemez. Evrenin cihanumul plannda bizim iin seilen konum, snrl bir lde zgrce hareket eden bir aktrn roldr. Bizim iin burada sahip olduumuz zgrlk, ancak bu planda uygun grlen ve sdrabilecek kadar zgrlk vardr. Ve biz, ahlaki adan aslnda bize verilmi olan zgrlk kadar sorumluyuz. Bizim ne kadar zgr olduumuz ve yaptmz ilerden ne kadar sorumlu olduumuz, bu her iki husus bizim bilgi alanmz dndadr. Bunu ancak kendi plannda bize bu konuma layk gren g bilebilir. te dinimizin bu meselede benimsedii gr budur. Dinimiz bir yandan Kaadir-i Mutlak olan Allaha iman etmemizi ister ve bu da demektir ki, biz ve evremizdeki btn her ey ve evren Allaha baldr ve Onun hkimiyeti herkesi ve hereyi kuatmtr. Dier yandan, dinimiz bize ahlk kavramlarn retir, iyi ile kt arasnda ayrm yapmamz salar ve falanca yolu setiimizde kurtulacamz, filanca yolu benimsediimizde cezalandrlacamz anlatr. Bu husus, ancak bizim gerekten kendi hayat yolumuzu semekte zgr olmamz halinde tutarl olabilir.