You are on page 1of 136

T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI DİN PSİKOLOJİSİ BİLİM DALI

KADER ANLAYIŞININ KUR’AN BAĞLAMINDA SOSYO-PSİKOLOJİK TAHLİLİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

DANIŞMAN Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir ETÖZ

HAZIRLAYAN Halil İbrahim COŞAR

KONYA- 2010

i

i T. C. SELÇUK ÜN İ VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü

T. C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü B İ L İ MSEL ET

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

Bu tezin proje safhası ndan sonuçlanmas ı na kadarki bütün süreçlerde bilimsel

etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik

davranı ş ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayr ı ca tez yazı m

kurallar ı na uygun olarak haz ı rlanan bu çal ı şmada başkalar ı n ı n eserlerinden

yararlanı lmas ı durumunda bilimsel kurallara uygun olarak at ı f yap ı ldı ğ ı n ı bildiririm.

Öğrencinin Ad ı Soyad ı

(İmza)

Halil İbrahim COŞAR

ii

ii T. C. SELÇUK ÜN İ VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü

T. C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü YÜKSEK L İ SANS TEZ İ

YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU

Halil İbrahim COŞAR tarafı ndan haz ı rlanan ‘Kader Anlayı ş ı n ı n Kur’an

Bağlamı nda Sosyo-Psikolojik Tahlili’ başl ı kl ı bu çal ı şma 04/08/2010 tarihinde yapı lan

savunma s ı navı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile başar ı l ı bulunarak, jürimiz tarafı ndan

yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir ETÖZ

Danı şman

İmza

Doç. Dr. Fethi Ahmet POLAT

Üye

İmza

Doç. Dr. Hidayet IŞIK

Üye

İmza

iii

ÖNSÖZ

Yeryüzünün halifesi olarak yarat ı lan insan, uzuvlar ı n ı n muvâzene ve dengesi bakı mı ndan canl ı lar ı n en güzeli kı vamda yarat ı lmı şt ı r. İnsan yarat ı l ı ş gayesine uygun bir hayat yaşadı ğ ı takdirde varlı ğ ı n en hay ı rl ı s ı ve kendisine verilen rolü terketmesi hâlinde de en alçak bir konuma düşecek şekilde dizayn edilmiştir. Yeryüzünde, insandan başka özgür, istiklal ve istibdat sahibi (Allah adı na hükmeden başka bir halife) yönetici yoktur. Yeryüzüne hükmeden insan, yetkili olduğu kadar Allah’a karş ı sorumludur. Kur’ân ifâdesiyle “Halifetülarz” olan insanı n iki dünya saadeti, Allah’a itaat ve ibâdete bağlanmı şt ı r. Peygamberler bunun için gönderilmiştir. Ama insan, tarih boyunca kendi yetki ve sorumluluğuna verilen dünya ve içindekiler için adaletin tesisi ve hakk ı n ikamesi gibi insanı insan yapan değerlerden uzaklaşarak kendi özüne zulmetmiştir. Çoğu câhil olan insanlar, kâinâtı n yönetim planı ve bir s ı rr ı ilâhî olan kader ilmini anlamamı şlar, başlar ı na gelen musibetlerden kaderi sorumlu tutarken güzel nasipleri ise kendi irâdelerine havâle etmişlerdir.

İlahi takdiri anlamak, yarat ı l ı ş hikmet ve gâyesini bilmek anlamı na gelir. Başta

kendimizi tanı makla, bize endeksli olarak var edilen göklerin ve yerin sı rlar ı n ı da anlamı ş oluruz. İnsanl ı k, fennî keşiflerden ve felsefî tefekkürden önce, kendini keşfetme adı na vahiy ve risâletle tanı şmı ş. “Ben kimim? Nerden gelip nereye gidiyorum? Beni yaratan sâhibim, efendim ve rabbim kim?” gibi soruları n ı n cevabı n ı öğrenmiştir. Uzun

y ı llar geçtikçe insanl ı k cehaletle küfre düşer. Ayn ı sorular ı n cevabı n ı , hak yerine

bât ı ldan öğrenmeğe kalkı nca işler sarpa sarar. Biz bu çal ı şmamı zda dalâlette olanlarla hidâyette olanlar ı n kadere bakı ş ı lar ı na bir nebze açı kl ı k getirmeğe çal ı şt ı k. Bir bakı ma “Kendini bilen, rabbini de bilir” sözüne itimat ederek İlâhî Kitab Kur’ân’ ı bu

bakı ş ı s ı yla okuduk. Onda “Kâdir”in kudretini, kaderin hikmetini, evrenin bir ecele göre idâresini gördük. Kadir gecesiyle başlayan Kurân nuzûlünün bir kadere yönelik akı ş ı n ı izledik. Onda, bir plan, program olduğunu anladı k. Ve mümkünse, biz de bu durumu şerh etmeye çal ı şt ı k. Cemiyet içinde ferdin kadere göre yaşamı na temas ettik.

iv

Allah’ ı n Kur’ân’da bildirdiği kadar, kaderi anlamaya çalı şt ı k. Toplum ve kader ilişkisi üzerine bizi motive eden çalı şmamı z ı elimizden geldiği kadar anlamağa ve anlatmağa çal ı şt ı k.

Kaderi Rabbimizin bildirdiği kadar ı yla anlayamazsak onu gereği gibi takdir edemeyiz. Onu gereği gibi takdir edemeyen elbette kendini de tanı mayacak, sorumluluklar ı n ı , s ı n ı rl ı l ı klar ı n ı bilemeyecek ve amacı na motive olamayacaktı r. Ya kendini s ı n ı rs ı z görüp ilahl ı k taslayacak ya da sorumsuz görüp hayata lakayt bakacakt ı r.

Bu çal ı şmamı zda, kişinin kader anlayı ş ı n ı n, hayatta karş ı laşt ı ğ ı olaylar anı nda verdiği tepki ile ortaya çı kt ı ğ ı n ı tesbit ettik. Kişilerin iman derecelerinin, bir bakı ma kadere iman rüknüyle eş değerde olduğu kanaatine vardı k.

Çal ı şmamı zda öncelikle kaderin tanı mı , sözlük ve terim anlamı yla giriş yapı lmı ş, sonra tarihsel süreçte, s ı ras ı yla konunun câhiliye dönemi ve sonrası nda algı lanı ş biçimi üzerinde, Kur’ân ve Sünnette işlenişi, Peygamber ve Ashabı n ı n bak ı ş ı s ı , ifrat ve tefrite kayı ş ı n süreçleri işlenmiş, daha sonra nas ı l anlaş ı lmas ı gerektiğine temas edilmiştir.

Bu çal ı şmanı n oluşumunda ihtiyac ı m olan yardı mlar ı esirgemeyen danı şman hocam Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir ETÖZ’e teşekkür ederim. Ayrı ca çal ı şmamı n her aşamas ı nda desteğini yanı mda bulduğum sevgili eşim Neşe COŞAR’a, her konuda yardı mı n ı esirgemeyen değerli arkadaş ı m Ahmet ÇELİK ve fikir ve manevi desteklerini aldı ğ ı m tüm dostlar ı m ve arkadaşlar ı ma teşekkürü bir borç bilirim.

Halil İbrahim COŞAR

Konya 2010

v

T. C. SELÇUK ÜN İ VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü

T. C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

T. C. SELÇUK ÜN İ VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü
     

Numaras ı :

Öğrencinin

Ad ı Soyad ı

Halil İbrahim COŞAR

044245051005

Ana Bilim/Bilim Dalı

Felsefe ve Din Bilimleri / Din Psikolojisi

Dan ı şmanı

Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir ETÖZ

 

Tezin Ad ı

Kader Anlayı ş ı n ı n Kur’an Bağlamı nda Sosyo-Psikolojik Tahlili

ÖZET

Bu çal ı şmada kader anlayı ş ı n ı n Kur’an bağlamı nda (dinin bütünlüğü

çerçevesinde) sosyo-psikolojik tahlili yapı lmaya çal ı ş ı lmı şt ı r. Öncelikle kader

kavramı nı n tan ı mı yapı lmı ş, tarihsel süreçte, konunun, Cahiliyede algı lanı ş ı , yanl ı ş

yorumlar ı n Kur’an’da gündeme getirilip eleştirilmesi, Peygamber ve Ashabı n anlay ı ş ı ,

Kur’an ve Sünnette işlenişi, ifrat ve tefrite kayı ş ı n süreçleri, bu konuda oluşan ekoller

incelenmiş, daha sonra Allah’ ı n kudretiyle, insan ı n (irâde-i cüzî) özgürlüğünü

bağdaşt ı rarak Kur’an ve Sünnet çerçevesinde konuyu netleştiren Ehl-i Sünnet ekolünün

görüşleri doğrultusunda ele al ı nmı şt ı r. Kader inancı yla ilgili kavramlar, yüklenen

anlamlara göre incelenmiş ve Kur’an bağlamı nda tahlili yapı lmaya çal ı ş ı lmı şt ı r.

Sonuçta Allah’a ait bir sı r ve kâinât ı n yönetim plânı olan kaderin bizim gibi

âciz insanlar tarafı ndan tam anlaş ı lmas ı n ı n mümkün olmadı ğ ı , ancak bizi ve

sorumluluğumuzu ilgilendiren boyutunun anlaş ı lmas ı için, insan ı n kendisini ve evreni

Allah eksenli olarak tanı mas ı gerektiği üzerinde durulmuştur.

vi

T. C. SELÇUK ÜN İ VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü

T. C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

T. C. SELÇUK ÜN İ VERS İ TES İ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlü ğ ü
   

Halil İbrahim COŞAR

ID:

Student’s

Name Surname

044245051005

Department/Field

Philosophy and Religious Studies / Psychology of Religion

 

Advisor

Assoc. Assist Dr. Abdülkadir ETÖZ

Research Title

Socio-Psychological Analysis of the Koran in the Context of Understanding The Fate

ABSTRACT

In this study, it has been trying to make socio-psychological analysis the

understanding of the fate in context of Qur’an. Firstly, the concept of the fate has been

defined and the perception of the issue in “Cahiliye”, criticising the wrong comments in

Qur’an, perception of the Prophet and Ashab, to function to the Qur’an and Sunnah

period of to moving to the ifrat and tefrit (extremism), schools which and coming into

existence of this issue were examined then human freedom to reconciling God’s

competence in the framework of the subject by clarifying the Qur’an and Sunnah the

opinion of the Ahl al-Sunnah school was put forward. Fate by believing that examined

the meaning of concepts that are installed is tried to be analyzed in the context of the

Qur’an.

As a result, a divine mystery of fate that we are limited by the presence of full

understanding is not possible, but our responsibility to us and the size of interest to

understand oneself and the universe Allah axis and its plan according to the recognition

and responsibility to put issues can be clarified to express worked.

vii

İÇİNDEKİLER

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

i

YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU

ii

ÖNSÖZ

iii

ÖZET

v

ABSTRACT

vi

İÇİNDEKİLER

vii

KISALTMALAR

xi

GİRİŞ

1

 

1. Konu

1

2. Amaç ve Önem

2

3. Yöntem ve Sı n ı rl ıl ı klar

3

4. Tanı mlar

3

BİRİNCİ BÖLÜM

İNSAN DAVRANIŞI VE KADER PROBLEMİ

1.1.

PSİKOLOJİ VE SOSYAL PSİKOLOJİ AÇISINDAN İNSAN DAVRANIŞI

4

1.2.

KADER PROBLEMİ

7

1.2.1. Kader

9

1.2.2. Kaza

12

İKİNCİ BÖLÜM

TARİHSEL SÜREÇ

2.1.

İSLAMDAN ÖNCE KADER ANLAYIŞI (ŞİRK KOŞANLARIN KADER ANLAYIŞI)

15

2.2.

PEYGAMBER DÖNEMİ

17

viii

2.3.

KURAN-I KERİM’DE KADERLE İLGİLİ AYETLERE GENEL BAKIŞ

20

2.3.1. Herşey Kadere Göre Yarat ı lmı şt ı r

20

2.3.2. Allah’ı n Bilgisi Yazgı ve Kader

22

2.3.3. Ecel (S ı nav İçin Süre Tanı ma) ve Kader

27

2.3.4. Dileme (Meşiet) Ayetleri ve Kader

29

2.4.

HADİSLERDE KADER

31

2.4.1. Kadere İman

31

2.4.2. Kaderle Amel

33

2.4.3. Kadere Rı za

37

2.4.4. Kaderiye’nin Zemmi

38

2.5.

SAHABE DÖNEMİ

41

2.5.1. Hı rs ı zl ı k Olayı

41

2.5.2. Veba Olayı

42

2.5.3. Hz. Ali ve İhtiyar

42

2.6.

EMEVİLER (CEBRİ MEŞRULAŞTIRMA)

45

2.6.1. İlk Emevi Halifesinin Söylemlerinde Cebr Anlayı şı

45

2.6.2. Küfeliler’e Hitabı nda

46

2.6.3. Oğlu Yezid’e Biat Al ı rken

46

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MEZHEPLER (EKOLLER)

3.1.

CEBRİYE

49

3.2.

KADERİYYE

50

3.3.

MU’TEZİLE MEZHEBİ

52

3.3.1.

Mu’tezile’nin Metodu ve Görüşleri

55

ix

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

KADERLE BAĞLANTILI KAVRAMLAR VE DEĞERLENDİRME

4.1.

İRADE

62

4.1.1. Mutezilenin İrade Anlay ı ş ı

62

4.1.2. Cebriyenin İrade Anlay ı ş ı

64

4.1.3. Ehli Sünnetin İrade Anlay ı şı

65

4.2.

İSTİTAAT

68

4.3.

HALK VE KESB (YARATMA VE KAZANMA)

70

4.4.

RIZIK

74

4.5.

HAYIR VE ŞER

77

4.6.

ECEL

80

4.7.

HİDAYET-DALALET

83

4.8.

TEVEKKÜL-TEDBİR

88

4.8.1.

Tevekkül Tedbir Takdir İlişkisi

90

4.8.2.

Takdirin Şekillenmesinde Tedbirin Rolü Var M ı d ır?

91

4.9.

DUA

91

4.9.1.

Duanı n Konusu

92

4.9.2.

Duanı n Tesirleri

93

4.9.3.

Kur’an’da Dua

94

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

 

KADER ANLAYIŞININ ALLAH, İNSAN VE EVRENLE İLİŞKİSİ

 

5.1.

KADER ANLAYIŞININ ALLAH İLE İLİŞKİLİ BOYUTU

96

5.1.1. Allah’ı n Bilmesi (Zaman, Önceden Bilme)

96

5.1.2. Allah’ı n Sı fatlar ı yla Beşerin İradesinin Kesiştiği Zannı

98

5.2.

KADER ANLAYIŞININ İNSAN (SORUMLULUK ALANI) VE EVRENLE İLİŞKİLİ BOYUTU

99

x

5.2.1. Evrene Konan Yasalar Karş ı s ı nda İnsanlar ı n Tutumlar ı Bağlamı nda Gerekircilik (determinizm)

99

5.2.2. İnsan Davran ı ş ı nın Karmaş ı kl ı ğ ı

102

5.2.3. İnsan Kaderini Oluşturan Olgular

103

5.2.3.1. Bilgi-İnanç-Düşünce-Niyet ve Davranı ş

103

5.2.4. Toplumlar ı n Kaderi

104

5.2.5. Toplumumuzun Kader Anlayı şı yla İlgili Söylemleri

108

5.2.6. Yok Olmayı Hak Etmişken İman Etmeleri Sonucu Azabı n Kaldı r ı ldı ğ ı Topluluk

111

SONUÇ

113

KAYNAKÇA

117

ÖZGEÇMİŞ

123

xi

KISALTMALAR

Age.

: Adı geçen eser

Agm.

: Adı geçen makale

b.

: İbn.

bkz.

: Bakı n ı z

C.

: Cilt

çev.

: Çeviren(ler)

DİB.

: Diyanet İşleri Başkanl ı ğ ı

Hazl.

: Haz ı rlayan(lar)

İst.

: İstanbul

krş.

: Karş ı laşt ı r ı n ı z

md.

: Maddesi

ra

: Radı yallahu anh

s.

: Sayfa

S.

: Say ı

sav

: Sallallahu Aleyhi ve Sellem

TC.

: Türkiye Cumhuriyeti

TDV.

: Türkiye Diyanet Vakfı

TDVİA.

: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

thk.

: Tahkik

trs.

: Tarihsiz

vb.

: Ve benzeri

vd.

: Ve devamı

vs.

: Vesaire

y.y.

: Yayı n yeri yok

yay.

: Yayı nlar ı

1

1. Konu

GİRİŞ

Kader konusu insanl ı k tarihini en çok meşgul eden, yorumlan ı ş tarz ı na göre ayr ı şmalar ı n ortaya ç ı kt ı ğ ı ; fert ve toplumun davranı şlar ı n ı şekillendiren en önemli faktörlerden biridir.

“Kader” sözcüğü, ölçü, miktar, plan, program, hedef, gâye ve bir kudretle iş yapma gibi anlamlara gelir. İslam toplumunda da çok fazla tartı ş ı lmı ş ve inanç ekollerin oluşmas ı na sebep olmuştur.

Vahyin indiği “Asr- ı Saadet”de Peygamberimizin yetiştirdiği seçkin sahabeler aras ı nda kader inancı , sünnette olduğu gibi doğru algı lanmı şt ı r. Sonraki dönemlerde, özellikle Emevi yönetiminin dini kaygı lardan çok politik manevralar ı , iktidar h ı rs ı yla asabiyete (kavmiyetçiliğe) dayal ı yapı adı na yorumlanmı ş, iktidarlar ı n ı sağlama almak için, yapt ı klar ı zulümleri bile Allah’ ı n böyle takdir ettiği şeklinde aç ı klamı şlardı r. Karş ı ç ı kanlar ı n, kadere isyan ettikleri imaj ı verilmiştir.

Bu dönemde iktidarı n ç ı karlar ı doğrultusunda, zulmüne kalkan olarak kulland ı ğ ı kaderin fail olduğu cebr görüşüne karş ı , bir tepki olarak ortaya çı kan (“Kul fiilinin hâl ı k ı d ı r” diyen Mûtezile inancı ) kaderiye anlayı ş ı ortaya ç ı kmı şt ı r. Bu iki anlayı ş; mutlak cebr ve mutlak hürriyet fikirleriyle insanları ifrat ve tefrit noktası ndan ikiye ayı rmı şlardı r. Bunlara karş ı “Ehli Sünnet” denen büyük bir cemaat, orta bir yol izleyip cebr ve ihtiyâr ı (irâdeyi) bağdaşt ı rarak vasat ve doğru yolu göstermişlerdir.

İtikâdî boyutta ele alı nd ı ğ ı zaman, kelam ilminin bir konusu olan kader inancı ; kişinin davranı şlar ı na yans ı mas ı bakı mı ndan tamamen psikolojinin konusu içine girmektedir. Bir inanç olayı olmas ı bak ı mı ndan da Din Psikolojisini ilgilendirmektedir.

Bu yönüyle kişinin kader anlayı ş ı , hayat ı boyunca içinde rol alacağ ı olaylara karş ı vereceği tepki ve toplumsal davranı ş ı belirlemede etkili olması bakı mı ndan temel bir inanç konudur.

2

Araşt ı rmamı zda Kur’an bağlamı nda tarihsel süreçten günümüze yans ı yan yönüyle kader anlayı ş ı incelenecek ve kaderle ilgili kavramlara yüklenen anlama göre oluşan davranı ş değişikliklerinin tahlili yapı lacakt ı r.

2. Amaç ve Önem

Araşt ı rmamı z inanç esaslar ı mı zdan biri olan kader ve ilgili kavramları n davranı şlara etkisi, dinin bütünlüğü çerçevesinde Kur’an’a göre incelenmesi ve sosyo- psikolojik aç ı dan değerlendirilmesi şeklinde olacakt ı r.

İslâm’a göre kader ilmi, mukarreb meleklere ve mürsel nebilere bile bildirilmemiş ve verilmemiştir. Kader ilmi, sadece Allah’a ait bir sı r olup kâinat ı n (k ı yâmete kadar) yönetim ve idâre plânı d ı r. İtikâdî mezhebler yönünden, kader konusu, Kelam ilminin en çetin bir konusudur. Biz o konuya girmeden, kişinin psikolojik yönüne etki etmesi bakı mı ndan ele alacağ ı z.

Ancak; İslam toplumlar ı nda zamanla görülen zillete, ezilmişliğe, zulme ve haks ı zl ı ğa boyun eğmeye r ı za göstermeyi kader sayan yanlı ş anlayı şa, karş ı durmanı n kadere aykı r ı olmadı ğ ı n ı da vurgulamak isteriz. İnsanlar ı n -yanl ı ş kader anlayı ş ı na göre- kişisel ve toplumsal hataları , sorumluluğu bir kenara atarak kadere yüklemelerinin kolayc ı l ı k olduğunu görüyoruz. Bu durum, cebr ve ihtiyar arası ndaki gelgitler, konuyu bir bütün olarak kavrayamama gibi sorunlar ve davranı şlardaki büyük farkl ı l ı klar ı n sebebini oluşturmaktadı r.

Ayr ı ca; teoriyle pratiğin çelişmesi, insanî sorumluluk alanı ile ilahi alanı n birbirine kar ı şt ı r ı lmas ı da doğru değildir. Kaderin sadece irademiz dı ş ı ndaki alanla ilişkilendirilmesi, kaderle ilgili kavramları n yanl ı ş anlaş ı lmas ı ve yorumlanmas ı , kavramlar ı n birbirinden ayr ı değerlendirilmesi ve araları ndaki bağlant ı n ı n yeterince kurulamaması gibi yanl ı ş anlayı şlar ı n davranı şlara yans ı mas ı da hatal ı d ı r. Yerinde ve doğru olarak kullanı lmas ı halinde, sosyal problemlerin çözümü konusunda, kader inanc ı n ı n sosyo-psikolojik aç ı dan tahlilini gerekli kı lmaktadı r.

Araşt ı rmamı z kader inancı na yüklenen anlamlar doğrultusunda davranı şlar ı n ne yönde değişeceği, anlayı ş ve pratikteki çelişkilerin ortaya konmas ı ve sorunlar ı n çözümüne katkı sağlamas ı bakı mı ndan küçük bir adı m olmak üzere önem arz etmektedir.

3

3. Yöntem ve S ı nı rl ı l ı klar

İnsanı mı z ı n kader inanc ı yla hayat ı algı layı ş ı n ı , bu konudaki söylemlerini ve pratiğe yans ı tmalar ı n ı ele almağa çal ı şt ı k. Tarihi arka planı göz önünde tutarak birlikte inceleneceğinden; çoğu zaman teorik boyutun pratikle yüzde yüz uyuşmadı ğ ı n ı gördük. Çal ı şmamı zda, karş ı laşt ı rma, semantik tahlil, dini metin analizi ve yorumlama yöntemlerini kullandı k.

Çal ı şmamı zda

kader

inancı n ı n

kelami

boyutundan

ziyade

inanç

yönüyle

hayat ı mı za etkisini ve sosyo-psikolojik yans ı mas ı n ı ele ald ı k.

4. Tanı mlar

Konumuzla ilgili, özellikle Allah’ ı n dilemesi (Meşiet-i İlâhî), cebr-ihtiyar, irade, hayr-şer, hidayet-dalalet, tevekkül-tedbir, rı zk, ecel ve dua gibi kavramlar ı n tanı mlar ı ve konu bütünlüğü içinde tahlil edilmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM

İNSAN DAVRANIŞI VE KADER PROBLEMİ

1.1.

PSİKOLOJİ

VE

SOSYAL

PSİKOLOJİ

AÇISINDAN

İNSAN

DAVRANIŞI

Kader

inancı n ı

incelerken

psikolojiyi

ı s ı ndan iki tip insan fiili vardı r.

ilgilendiren

yönüyle

davranı şlar ı

I. Kişinin kendi irade ve ihtiyar ı yla yapt ı ğ ı fiiller.

II. Kişinin irade ve ihtiyar ı n ı n d ı ş ı nda meydana gelen fiiller.

Biz bunlardan birincisine “İhtiyârî” (irâdî) fiiller; ikincisine de “Izdı rârî” (zorunlu) fiiller adı n ı veriyoruz. 1

Zaten kelam ilminde “kader” denince özellikle bu fiiller akla gelir. İradi fiiller

(kullar ı n fiilleri, ef’al-i ibad), kendi arzu ve isteklerimizle yapt ı ğ ı mı z işler, gayri irâdî fiiller, iç organları mı z ı n çal ı şmas ı , ihmalimiz olmadan hastalanmamı z gibi hususlar

d ı ş ı nda hayat ı mı z ı dolduran bütün söz ve davran ı şlardı r. 2

Genel olarak ikiye ayı rd ı ğ ı mı z insan davranı şlar ı na psikolojik bakı ş ı s ı , kompleks bir yapı ya sahip olan insanda davranı ş ı n meydana gelmesi, uyar ı c ı -tepki formülü ile açı klanı r. Bu da determinizm ilkesine (her olayı n kendi cinsinden ve ondan önce gelen bir takı m sebeblerin sonucu olarak meydana geldiği prensibine) dayanı r.

İnsan davranı ş ı nda dı şar ı dan olduğu kadar organizmanı n içinden gelen birçok etmenlerin rolü vardı r. İnsan davranı ş ı n ı daha iyi anlayabilmek için onun iç durumunu yani organizma içinden gelen etkileri de bilmek gerekir. Bu bakı mdan ruhsal olaylar ı U- T formülü değil, U-O-T formülü daha iyi açı klar.

1 K ılavuz, A. Saim, Anahatlarıyla İslam Akaidi Ve Kelama Giriş, İstanbul, 1987, s. 99

2 Topaloğlu vd. İslamda İnanç Esaslar ı, 2002: 145

5

Böylece (İç veya dı ş) bir uyarı c ı çeşitli tepkilere sebep olacağ ı gibi bir tepkinin de çeşitli uyar ı c ı lar ı bulunabilir.

Herhangi bir uyarı c ı karş ı s ı nda bireyin nas ı l davranacağ ı n ı n kestirebilmek için onun hakk ı nda baz ı bilgilere sahip olmak gerekir. Bu etmenleri şöyle s ı ralayabiliriz.

1. Kişinin biyolojik özellikleri dikkate al ı nmal ı d ı r.

2. Geçmiş yaşamı önemlidir. (Öğrenim, eğitim, bilgi ve al ı şkanl ı klar gibi

3. O andaki derûnî (içsel) durum.

)

4. İçinde bulunduğu fiziksel ya da sosyal çevre koşullar. 3

Doğada nedeni olmayan hiçbir sonuç yoktur. Aynı biçimde insanı n kişiliğindeki süreçler de kendiliğinden oluşmaz. Değişik nedenlerle, duygu, düşünce, tutum, davranı ş ve kişilik yapı lar ı nda da değişikliğe yol açar. İnsan durup dururken

k ı z ı p öfkelenmez, bağ ı r ı p çağ ı rmaz, gülüp ağlamaz, korkup endişelenmez. En önemsiz bir sözden, mimikten, jestten, hareketten, en karmaş ı k duygu ve düşünceye dek insanı n kişiliğinden kaynaklanan her davranı ş ı n bir nedeni vardı r. 4

İnsan şuurunu dolduran duygu ve düşünceler, istek ve dilekler, fiil ve hareket tarzlar ı şeklinde kendi dı ş ı nda bir varl ı k sebebiyle kişiliğini etkileyip şekillendirir. Aksi takdirde sadece sübjektif keyfiyetler olarak yaşanan şekilsiz ve belirsiz oluşumlar kal ı r. 5

İnsan davranı şlar ı yla, kendi iç dünyası nda olan bir dileğini, kendi varl ı ğ ı n ı n bir yank ı s ı olarak dı ş dünyaya aksettirir. İsteyerek bir fiilde bulunur. Bu onun var oluşunu ispatlar. Ayr ı ca bu fiil onun içinde bulunduğu bir imkânı n fiil haline geçişidir. O bu fiili iradesini kullanarak meydana getirir. Böylece iradi fiil oluşur. 6

Davranı şlar ı n arkas ı ndaki esas saiklerin araşt ı r ı lmas ı bakı mı ndan Gazâlî’nin İhya’s ı nda, Kitabu’n-Niyet’i önemlidir; bu kitapta niyet ve irade kavramları incelenmiş, Gazali’ye göre “Niyet, irade ve kasd aynı manaya gelir. Bu da kalbin bir durumu ve

3 Baymur, Feriha, Genel Psikoloji, İstanbul 1984 s.26-27

4 Köknel, Özcan (1982). Kayg ıdan Mutluluğa Kişilik: 129-130

5 Hökelekli, Hayati, Din Psikolojisi Ankara, 2001, s. 211, 212

6 Gölcük Şerafettin, Kelam Açış ından İnsan Ve Fiilleri, İstanbul, 1979 s. 207

6

vasfı d ı r. Bunu iki husus sarmaktadı r: İlim ve amel. İlim bunun öncüsüdür. Çünkü ilim, onun asl ı ve şart ı d ı r. Amel ise ona tabidir. Her ihtiyari amel (hareket ve sükun) üç şeyle tamamlanı r: İlim, irade ve kudret. Zira insan bilmediğini irade edemez; mutlaka bilmesi laz ı m. İrade etmediğini de işleyemez… İradenin manas ı : Kalbin ya şimdi ya da gelecekteki bir isteğine uygun gördüğüne yönelmesidir. Allah, insanı , baz ı şeylerin kendine uygun, baz ı şeylerin de çelişeceği şekilde yarattı .” 7

Sosyal psikolojinin değişik tariflerine bakt ı ğ ı mı zda; bir görüşe göre, sosyal psikoloji, sosyal ve kültürel ortamdaki birey davranı ş ı n ı n özelliklerinin ve nedenlerinin bilimsel incelemesidir. Bir başka görüşe göre sosyal psikoloji, kişinin başka kişilere ilişkin davranı ş ı n ı inceler. Şu tan ı m ise bugün art ı k klasik olmuştur: Bireylerin düşünce, duygu ve davranı şlar ı n ı n, başkalar ı n ı n gerçek, hayal edilen ya da zı mni (alt ı k) varl ı ğ ı ndan etkileniş tarz ı n ı anlama ve açı klama çabası ; dolayı s ı yla sosyal psikoloji toplum içindeki bireyin davranı ş bilimidir. Bütün bu tanı mlarda, bireyin davranı ş ı n ı n ön plana al ı ndı ğ ı n ı görüyoruz. 8

Sosyal psikolojinin ana konusunu teşkil eden ve onu bütünüyle karakterize eden şey, insanlar ı n mevcûdiyetidir. Sosyal ilimler arası nda sadece sosyal psikoloji ferdi bütünü ile mevzû edinmiştir.

Davranı şlar ı etkileyen, ferdin şahsiyet kazanması na yardı mc ı olan, kültür münasebetleri ve kültürün tevârüsü sosyal çevrenin etkisi ile oluşur ve gelişir. Sosyal psikoloji, toplum içindeki ferdin örf, âdet, gelenek ve sosyo-ekonomik seviye içinde aldı ğ ı tavr ı ve eğitimi inceler. Bütün bunlar o toplumun kültür değerlerini ortaya koyar. 9

Sosyal psikoloji, toplum içinde ferdin bütünü ile konu edilmesidir. Siyâset, hukuk, iktisat ve din gibi sosyal disiplinlerin müesseseleri içinde, ferdin davranı ş ı , yeri ve değeri incelenir. Fourier’e göre, insanoğlunu tan ı mak için toplum içindeki tutkular ı n ı ve câzibelerini incelemek gerekir. 10

7 Çamdibi, Hasan Mahmud (1983). Şahsiyet Terbiyesi ve Gazali: 164; bkz. İhya, IV/353, 354

8 Kağ ııbaş ı, Çiğdem (2004), Yeni İnsan ve İnsanlar: 19

9 Etöz, Abdülkadir. (1988) Kur’an’da Sosyal psikoloji: 5 10 Etöz, a.g.e., s. 4

7

David Krech ve arkadaşlar ı na göre sosyal psikoloji, cemiyet içindeki ferdin davranı şlar ı n ı n her yönü ile uğraş ı r. Şu halde, sosyal psikoloji, cemiyet içindeki ferdin davranı şlar ı n ı n ilmi olarak târif edilebilir. İki insan aras ı ndaki fark, at ile aslan aras ı ndaki fark gibidir. Her insan, kendine özgü davranı şlar ı ile toplum içinde bir yer işgâl eder. 11

İnsanı n tutumu, sosyal davran ı ş ı n ı n pek çok önemli ve dramatik örneklerinin arkas ı nda bulunur. Bu yüzden birçok psikolog tutumlar ı n incelenmesini sosyal psikolojinin as ı l problemi olarak görürler. Tutumlar, inançlarla ortak olarak, temel psikolojik süreçler ile davranı ş aras ı nda arac ı entegrasyonlar halinde bulunurlar. Daha belirli bir manada söylersek, bir tutum, motivasyon, heyecan ve idrak süreçleriyle öğrenme sürecinin, ferdin dünyası n ı n bir yönüne göre devamlı bir organizasyondur. İnançlar ı n meydana gelmesi kaçı n ı lmaz bir hadise olmakla beraber, fert kendi isteği ile bu süreci kolaylaşt ı rabilir. Bir çok psikolog insanı n mana arama gayretlerine işaret etmiştir. İnsanı daha iyi bir anlayı şa doğru sevk eden gerginlikler, şuur dı ş ı olduklar ı kadar şuurluda olabilirler. Bu yüzden, bir insan, ancak müphem bir şekilde yapı lanmı ş olan psikolojik dünyas ı na ait sahalardaki inançları n ı n gelişmesi için, aktif bir şekilde mana arayabilir. Belli bir sahaya ait inançları n ı bile bile değiştirmeye çal ı şmas ı da mümkündür. Fakat inançlar için böyle faal, şuurlu bir mana arama ancak bazı fertlerde ve belli baz ı hal ve şartlarda görülen derin bir düşünce alametidir. 12

1.2. KADER PROBLEMİ

Kader ve kaza inancı İslam ümmetinin ilk ası rdan beri; herkes tarafı ndan genel kabul görecek bir tarzda, çözülememiş bir mesele olarak önümüzde durmaktadı r. Bunun sebebi, “dört bilinmez”in içinde yer alması . Bu dört bilinmez: Tanrı n ı n, rûhun, kaderin ve zamanı n mahiyetinin bilinememesinden kaynaklanı yor olmas ı ndand ı r.

Asl ı nda bu problem yalnı zca İslam düşüncesini ilgilendirmiyor, belki, düşünce tarihi boyunca bütün bilgeleri ve dinleri ilgilendirmektedir. İnsanı n hürriyeti meselesi

11 Etöz, a.g.e., s. 4 12 Krech, David and Crutchfıld, Richard S. (1980). Sosyal Psikoloji: 229-232

8

bütün düşünürlerin en çok tart ı şt ı ğ ı konular ı n baş ı nda gelmektedir. İlk çağdan itibaren filozoflar ı n ve teologlar ı n insan ı n yap ı p etmelerinin bir ön yaz ı s ı n ı n var olup olmadı ğ ı ve bu yap ı p etmelerin meydana gelmeden önce belirlenip belirlenemediği hususlar ı nda tart ı şt ı klar ı n ı görmekteyiz. 13

Kader problemi, filozoflar tarafı ndan insan ı n özgürlüğü çerçevesinde ele al ı n ı rken, kelamc ı lar, daha çok “insanı n fiilleri” noktas ı nda konuya yaklaşmı şlar, bu bağlamda insanı n fiillerinin kendi ihtiyar ı ve kudretiyle mi yoksa Allah’ı n önceden takdiri ve belirlemesiyle mi oluştuğunu tart ı şmı şlardı r.

İslam düşüncesi tarihinde, kaza ve kader meselesinde üç temel yaklaş ı mı n varl ı ğ ı göze çarpmaktadı r. Üç yaklaş ı mdan ikisi, iki uç noktayı temsil ederken, üçüncü yaklaş ı m eklektik denilebilecek uzlaşt ı rmac ı bir çözüm tarzı n ı benimser. İki uç noktadan birincisi, insanı n özgürlüğünü ve kendi eylemlerinin var edicisi (yatı c ı s ı ) olduğunu kabul eden ve genel olarak Mutezilenin ve bazı İslam filozofları n ı n yaklaş ı mı d ı r. İkinci uç noktada ise, Cebriyenin benimsediği yaklaş ı m yer al ı r. Cebriye inanc ı na göre insan tamamı yla kendisine hâricen ve dı şardan takdir edilmiş bir hayat ı eceline kadar yaşar. Üçüncü yaklaş ı m ise Cebriye görüşüne daha yakı n olan Eş’ariler ile, Mutezili görüşe yakı n olan Maturidiler tarafı ndan temsil edilen uzlaşt ı rmac ı Sünni yaklaş ı mdı r. 14

Kader ve kaza konusunda şiddetli tart ı şmalar ı n ve yeni fikirlerin İslam ümmeti içerisinde ortaya çı kmas ı ve yayı lmas ı zamanı n ı n son sahabeler devri olduğunu Bağdadi’nin şu ifadelerinden anl ı yoruz: “Son sahabeler döneminde Ma’bed el-Cüheni (ö.h.80) kader ve istitaat konular ı nda Kaderiye bid’as ı n ı ç ı kardı . 15

İslamiyetin ilk devirlerinde meydana gelmiş olan baz ı müessif hadiseler İslam düşünce tarihine damgası n ı vurmuş olan birçok tart ı şmayı da ortaya koymuştur. Bu iç kargaşalar baz ı dı ş tesirler ile desteklenerek hem siyasi ve hem de fikri bir kargaşa meydana getirmiştir. Ancak bu fikri kargaşa Müslümanlar ı n kendilerine has ve dinleriyle uyum içinde olan düşünce sistemlerini kurmalar ı n ı da sağlamı şt ı r denilebilir.

13 Keskin, Halife (1997). İslam Düşüncesinde Kader ve Kaza: 15

14 Öçal, Şamil (2000). Kemal Paşazade’nin Felsefi ve Kelami görüşleri: 323, 325

15 Keskin, a.g.e., s. 41

9

Bu açı dan ilk devir kar ı ş ı kl ı klar ı bir ümmetin kendini bulması n ı , ya da peygambersiz yaşamas ı n ı öğretmiştir denilebilir. 16

1.2.1. Kader

Kader kelimesi Arapçada “ka-de-ra” sülasisinden masdar kipinde bir lafı zdı r. Bu kelimenin kök anlamı hakk ı nda bir çok değişik görüş olmakla beraber en meşhurlar ı n ı şöyle zikredebiliriz: “bir şeyi ölçme, tahmin etme, ölçerek takdir etme, tayin etme” 17 yine “ölçü, miktar, bir şeyi belirli bir ölçüye göre yapmak, onu tayin etmek ve belirlemek” 18 Diğer bir tarifte kader (veya kadr) “gücü yetmek, bir şeyin hacmini ve şeklini belirlemek, bir nesneyi biçimlendirmek, bir şeyi başka bir şeyle mukayese etmek” gibi manalara gelir. Terim olarak kader veya takdir, Cenab-ı Hakk’ ı n bütün nesne ve olaylar ı yla kainat ı ezelde planlamas ı ndan ibarettir. 19

Üzerinde bütün mezhepler tarafı ndan çok şey söylenmiş olmas ı na rağmen alimler, sonuç itibariyle onu “Allah’ ı n s ı rr ı (Sı rrullah)”olarak nitelemişlerdir. Kur’an’da ise: Allah’ ı n her şeyi bir ölçüye göre, sebep-sonuç ilişkis ı içinde, düzenli, sı n ı rl ı , kimlikli, muayyen ve kurall ı yaratmas ı anlamı nda kullanı l ı r. 20 Örneğin:

“Allah her şey için bir ölçü (kader) koymuştur.” 21

“Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir.” 22

“O (her şeyin) biçimini, özelliğini ve süresini belirleyip (kaddera) hedefini gösterdi.” 23

Ragı b el-İsfahani Allah’ ı n varl ı klara ilişkin takdirinin iki anlama geldiğini söyler. Bunlardan biri yaratt ı ğ ı nesnelere güç vermek, diğeri de ilahi hikmetin

16 Keskin, a.g.e., s. 198

17 Keskin, a.g.e., s. 59

18 K ılavuz A. Saim, 1987, s.106

19 Topaloğlu vd. İslamda İnanç Esaslar ı, 2002: 143; Firuzabadi, Kamus, Rağ ıp el –İsfahani, el-Müfredat; Cürcani, et-Ta’rifat; Ebu’l-Beka, el-Külliyyat, “kader” md.

20 Güler, İlhami (1998). Allah’ ın Ahlakiliği Sorunu: 94, 95

21 Talak 65/3

22 Müzzemmil 73/20

23 A’la 87/3

10

gerektirdiği tarzda nihai özellik ve şekillerine kavuşturmakt ı r. Allah gök aleminde olduğu gibi tam nesneleri ilk merhalede yaratı p son şeklini vermiştir. Baz ı lar ı n ı n da başlang ı çtan temel maddesini fiilen yaratmı ş, gelişmesini ise belli ölçüler çerçevesinde zamana bı rakmı şt ı r. 24

Bilimsel veriler ı ş ı ğ ı nda doğanı n (kainat ı n) tarihini göz önünde tutarsak, her türlü varl ı ğ ı n mukadder bir hareket, dinamizm, değişim ve evrim içinde olduğunu söyleyebiliriz: 25

“O ki, her şeyi yarattı , düzene koydu ve hedefini gösterdi.” 26

Maturidîlere göre kader; “Allah Teâlâ’nı n, ezelden ebede kadar olmuş ve olacak şeylerin zamanı n ı , mekânı n ı , s ı fatlar ı n ı ve her türlü özelliklerini bilmesi, ezelde o mahiyet ve şekilde takdir ve tahdid etmesidir. “Bu tarife göre kader, Hak Teâlâ’nı n “İlim” ve “İrade” s ı fatlar ı na bağl ı olup, bu ilahi s ı fatlara ve taallukları na iman, kadere imanı da gerektirmektedir.

İmam Maturidi kaza ve kader meselesini Allah’ı n ilim s ı fat ı na bağlamakla bir yandan insan ı n hürriyetini kurtar ı yor, diğer yandan bu ince nazik meseleye psikolojik bir istikamet vererek, problemi çı kmaza sokmuyor. 27

Ebu Mansur Maturidi, kader kelimesinin, terim olarak iki anlama geldiğine işaret eder. Birinci anlamı itibar ı yla kader, ilahi bir düzen (el-hadd)dı r. İyi-kötü, güzel- çirkin, hikmet-cehalet gibi değerler bu düzene uygun olarak varl ı k alan ı na ç ı kmı şlardı r. Her şey, kendisi için uygun olan bir düzen içerisinde “hikmetle” yarat ı lmı şt ı r. Kader teriminin ikinci anlamı , bir tür manifesto (beyan) dur. Bu ikinci anlamı , Maturidi’nin kendi ifadeleriyle:

İkinci

anlamı

itibar ı yla

kader

her

şeyin,

zaman-mekan,

hak-batı l, ceza-

mükafaata göre üzerinde bulunduğu durumun beyan ı d ı r.” 28

24 Yavuz, Yunus Şevki “Kader” Maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi; Rag ıb el-İsfehani, el-Müfredat, “K- d-r” Maddesi; s. 58

25 Güler, İlhami (1998). Allah’ ın Ahlakiliği Sorunu: 95

26 A’la 87/2, 3

27 Gölcük, Şerafeddin ve Toprak, Süleyman (1991) Kelam, 251

28 Öçal, Şamil (2000). Kemal Paşazade’nin Felsefi ve Kelami görüşleri: 335, 336

11

Eş’arilere göre ise kader: Allah’ı n her şeyi, vakit gelince, ezeli ilmine uygun olarak ve irade ettiği (dilediği) şekilde yaratması d ı r. 29 Her şeye ait özel karardı r, hükümdür. Varl ı klar ı n birer birer yokluktan varlı ğa gelmeleridir. Bu da ilm-i ilahinin zaman içinde onları n her birinin ölçü ve s ı n ı r ı n ı tespit ederek onları teferruat ı yla ortaya koymas ı d ı r. 30

Eş’ari kelamcı lar ı n ı n çoğunluğuyla İslam filozofları sözü edilen tan ı mlar ı tersine çevirerek kazaya kader, kadere de kaza anlamı n ı yüklemişlerdir. 31

Genel tariflere baktı ğ ı mı zda kainattaki değişikliklerin tamamı n ı n kader içinde, yani Allah’ı n bilgisi dahilinde gerçekleştiği muhakkakt ı r. Esas problem bu ezeli bilginin insanı , belirli şeyler yapmaya zorlayı p zorlamadı ğ ı noktas ı ndadı r. Ayet ve hadislere bakt ı ğ ı mı zda Allah’ ı n ezeli ilminin insanı bir şeyler yapmaya zorlamadı ğ ı anlaş ı lmaktadı r. 32

Bu bakı mdan Ehl-i Sünnet kaderi “Kader-i Muallak ve Kader-i Mübrem” olarak iki kı sma ayı rmı şlardı r: İlm-i ilahi ile ezelde tespit edilen kaderin vakti gelince kaza olarak meydana gelmesi bakı mı ndan, kaza ve kader iki kı s ı mdı r. Biri, insan iradesine taalluk eder ki, buna “muallak”, diğeri ise insan iradesine bağl ı olmayan, yani kainattaki tabii hadiselerle, canlı cans ı z varl ı klar ve hayatlar ı n ı n idamesi ile ilgili olandı r ki, buna da “mübrem” denir.

“Muallak” adı verilen birinci kı s ı m kaza ve kader, ezelde, insan irade ve ihtiyar ı n ı kullan ı ş tarz ı na göre Levh-i Mahfuz’a yazı lmı ş olup, ona göre vuku bulur. Kul iradesini hangi tarafa yöneltir, onu elde etmek için ihtiyarı n ı ve kudretini sarf ederse, Allah onu yarat ı r. O halde bu tür kaza ve kader, kulun ezelde bilinen iradesini kullanı ş tarz ı na göre yarat ı lmı şt ı r. Kur’an’da “Allah, dilediğini imha ve dilediğini tesbit eder.

29 Ayd ın, Ali Arslan (1995). İslam’da İman ve Esasları: 441

30 Gölcük, Şerafeddin ve Toprak, Süleyman (1991) Kelam: 247

31 et-ta’rifat, “kdr” md.TDV İslam Ansiklopedisi s.58

32 Mert, Muhit (1997). Hz. Peygamber ve Sahabe Döneminde Kader Konusunda Yap ılan Bazı Diyaloglar. Diyanet İlmi Dergi, 33(sayı: 4), 62.

12

O’nun (yüce) kat ı nda (mukadderat ı n yaz ı l ı olduğu bir) “Ümmü’l-Kitap”, (yani Ana Kitap “Levh-i Mahfuz”) vardı r.” 33 buyrulmuştur.

“Mübrem” adı verilen ikinci kı s