Ayırma ve Saflaştırma İşlemleri

Yazar Prof.Dr. D. Lale ZOR

ÜNİTE

11

Amaçlar
Bu üniteyi çalıştıktan sonra; • ayırma ve saflaştırma kavramlarını öğrenecek, • süzme işlemini ayrıntıları ile öğrenecek, • santrifüjleme işlemini öğrenecek, • ayırma hunileri ile sıvıların ayrılmalarını öğrenecek, • buharlaştırma tekniğini öğrenecek, • çekme işlemini öğrenecek, • süblimleştirme tekniğini öğrenecek, • kristallendirme tekniğini ayrıntıları ile öğrenecek, • çeşitli kromatografi tekniklerini öğrenecek, • önerilen, deneyler sayesinde bu tekniklerin uygulanmalarına yönelik basit laboratuvar çalışmaları yürütebilecek beceri ve bilgiye ulaşacaksınız.

İçindekiler
• Giriş • Ayırma ve Saflaştırma İşlemlerine Genel Bakış • Heterojen Karışımları Ayırma Yöntemleri 155 155 156

• Homojen Karışımları Ayırma Yöntemleri • Özet • Değerlendirme Soruları • Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar

162 186 187 189

Çalışma Önerileri
• Bu ünitede öğrendiğiniz ayırma ve saflaştırma tekniklerinin mutlaka uygulamasını yapınız. Bu amaçla önerilen deneylerden bazılarını, laboratuvarda gerçekleştirmeye çalışınız.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

155

1. Giriş
Kimya laboratuvarlarında yürütülen denel çalışmalar, aşağıda belirtilen dört temel grupta toplanabilirler. • Sentez çalışmaları: Basit yapılardan yeni yapılar (veya daha karmaşık yapılar) elde etmeye yönelik çalışmalar "sentez" olarak adlandırılırlar. Ayrıca "izolasyon işlemleri" yani doğal maddelerden (örneğin bitkilerden, hayvansal maddelerden vb.) saf kimyasal maddelerin eldesi çalışmaları da bu gruba dahil edilebilirler. Analiz çalışmaları: Maddelerin nicelik ve nitelik bakımından bileşimini incelemeye yönelik tüm denel çalışmalar, bu gruba dahil edilirler. Gözlem ve kavramaya yönelik çalışmalar: Kimyanın temel prensiplerini, maddenin özelliklerini açıklamaya yönelik tüm denel çalışmalar bu grupta yer alırlar. Özellikle okulların vs. eğitim amaçlı laboratuvarlarında yürütülen denel çalışmalar bu türdendir. Ayırma ve saflaştırma çalışmaları: Karışımları saf bileşenlerine ayırmaya yönelik tüm denel işlemler, bu grupta yer alırlar.

• •

İlk üç gruba giren çalışmalara ilerideki ünitelerde (12-14) yer verilecektir. Bu ünitede ise, sözkonusu denel çalışmaların çeşitli evreleri için gerekli olan "ayırma ve saflaştırma" işlemleri ele alınacaktır.

2. Ayırma ve Saflaştırma İşlemlerine Genel Bakış
Saf olmayan bir bileşiğin saflaştırılması veya bir karışımın bileşenlerine ayrılabilmesi işlemlerinin tümü "ayırma ve saflaştırma işlemleri" olarak bilinirler. Ayırma ve saflaştırma işlemlerindeki temel amaç, maddelerin fiziksel veya kimyasal özelliklerindeki farklılıklarından yararlanarak, ayırma ve saflaştırma gerçekleştirmek ve "saf maddeler" elde edebilmektir. Bilindiği gibi karışımlar, "homojen karışımlar" ve "heterojen karışımlar" olmak üzere iki farklı grup oluştururlar. Doğal olarak homojen ve heterojen karışımların ayrılmaları da, farklı yöntemler aracılığı ile yürütülürler. Ancak tüm bu yöntemlerin özünde, "iki faz oluşturmak" ve daha sonra bu fazları mekanik tekniklerle birbirinden ayırmak ana fikri yatar. Heterojen karışımlarda zaten iki (veya daha fazla sayıda) faz olduğu için, bu tür karışımların ayrılmaları nisbeten daha kolaydır. Öte yandan homojen karışımlarda ise, ayırma yönteminin bir evresinde iki faz oluşturulması yoluna gidilir.

! ! ! !

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

156

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

Örneğin homojen sıvı karışımının ayrılmasında "damıtma tekniği" kullanılır. Bu tekniğin özünde sıvı ve buhar faz ikilisi oluşturma yolu ile ayırma prensibi vardır.

3. Heterojen Karışımları Ayırma Yöntemleri
Bir önceki kesimde değinildiği gibi, heterojen karışımların ayrılmaları, farklı fazlardan birinin fiziksel olarak diğer fazdan çekilmesi ile gerçekleştirilebilir. Bu kesimde; • Katı-katı • Katı-sıvı • Sıvı-sıvı ikili hetorojen karışımların ayırılmalarına ilişkin temel yöntemler ele alınacaktır.

3.1. Katı-Katı Heterojen Karışımların Ayrılması
Ayırma işlemlerinde katılardan birinin belli bir özelliği (tanecik boyutu, manyetiklik vb.) yararlanılır. Aşağıda bu yaklaşıma yönelik iki örnek verilmektedir. Örnek1: Demir tozları ile toz şekerin birbirlerine karışmış olduklarını varsayalım.

! !

Bu karışım bir mıknatıs yardımı ile ayrılabilir. Bu işlemde demirin manyetik özelliğinden yararlanarak, mıknatıs yüzeyinde toplanması sağlanmaktadır. Örnek 2: Bir tepsi çiğ pirincin üstüne yanlışlıkta tuz kavanozunun boşaltıldığını varsayalım. Bu karışım basit bir mutfak eleği yardımı ile ayrılabilir. Bu işlemde, pirince kıyasla tuz taneciklerinin daha küçük boyutta olmalarından yararlanılmıştır.

3.2. Katı-Sıvı Heterojen Karışımların Ayrılması
Bir çay kaşığının su dolu bir tencerenin içine düştüğünü varsayalım. Kuşkusuz bu durum çok kolay ayrılabilen bir katı-sıvı heterojen karışım için örnek olarak verilebilir. Ancak kimya laboratuvarlarında karşımıza çıkan katı-sıvı heterojen karışımlarının ayrılmaları, bu denli kolay değildir.

! ?

Zira kimya labovatuvarlarında katı faz olarak çoğu kez çok küçük tanecik yapısı gösteren çökeleklerin, bir sıvıdan ayrılması sözkonusudur. Çökelek ne demektir? Nasıl oluşur?

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

157

Bir çözeltiye belirli bir kimyasal maddenin (veya bir ikinci çözeltinin) katılması sonucu, ortamda çözünmeyen katı madde oluşursa, bu durumda bir "katı-sıvı heterojen karışımdan" söz edilir. Yapılan bu işleme "çöktürme" ve küçük tanecikler halinde katı olarak ortamdan ayrılan maddeye ise, "çökelek" denir. Çökelek ile içinde yeraldığı sıvıdan oluşan katı-sıvı heterojen karışımlarında, uygun bir ayırma yöntemi seçmek için, çökeleği oluşturan tanecik boyutları (irice, orta boy, küçük veya çok küçük) gözönüne alınmalıdır. Tanecik boyutlarına göre, "aktarma", "süzme" veya "santrifüjleme" yöntemlerinden biri seçilmelidir.

! ! ! ! !

3.2.1. Aktarma Bu yöntem iri taneli çökelek yapısı gösteren katı-sıvı heterojen karışımların ayrılmasında kullanılabilir. Çökeleğin tam olarak dibe çökmesi (sedimantasyonu ve) sonunda, üstteki duru sıvının dikkatlice başka bir kaba aktarılması işlemine "aktarma veya dekantasyon" denir (Şekil 11.1).

3.2.2. Süzme Küçük taneli çökelek yapısı gösteren katı-sıvı heterojen karışımların ayrılması için "süzme" işlemi yürütülür. Süzme işlemi "normal süzme" ve "vakum altında süzme" olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleştirilebilir. Normal Süzme: Laboratuvardaki süzme işlemlerinin çoğu "normal süzme" ile gerçekleştirilir. Bu işlemde dikkat edilmesi gereken temel noktalar, aşağıda özetlenmektedir. • Süzme hızı çok önemlidir. Süzme hızının yüksek olmasını sağlamak için, uzun boyunlu bir huni kullanılır. Ayrıca süzgeç kağıdının huniye uygun bir biçimde yerleştirilmesi de, süzme hızının yüksek olmasını çok etkiler. Süzme işleminde önce, süzgeç kağıdı Şekil 11.2(a)'da gösterilen biçimde dörde (veya Şekil 11.2(b)'de gösterilen biçimde çok) katlanarak kullanılmaya hazır hale getirilir. Daha sonra dörde katlanan süzgeç kağıdının bir köşesi yırtılarak, huniye yerleştirilir. Huni ile süzgeç kağıdının arasında hava boşluğu kalmaması için, pisetle su püskürtülerek, süzgeç kağıdı ıslatılır. Ardından parmak uçları ile hafifçe bastırılarak, kağıdın huniye yapışması sağlanır. Süzülecek karışımın durulmuş olması gereklidir. Bulanık bir karışımda süzgeç gözenekleri hemen tıkanacağı için, süzme hızı çok düşük olur.

Şekil 11.1: Aktarma İşlemi

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

158

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

Şekill 11.2(a): Süzgeç Kağıdının Dörde Katlanarak Koni Biçimine Getirilmesi (b) Süzgeç Kağıdının Çok Katlanarak Tırtıklı Biçime Getirilmesi

Şekil 11.3: Süzme Düzeneği

• • •

Şekil 11.3'te görülen basit bir süzme düzeneği oluşturulur. Düzenekte huni boynunun, beher çeperine içten değecek şekilde yakın konumlanması sağlanmalıdır. Bu amaçla huni, bir halkanın veya uygun çaplı bir deliğin içine oturtulur ve beher huni boynuna iyice yaklaştırılır. Süzülecek karışımın bulandırılmamasına özen göstererek, bir cam baget yardımı ile süzme başlatılır. Süzmenin sürekliliği için huni boynunun sürekli sıvı ile dolu olmasına dikkat edilir [Şekil 11.4 (a) ve (b)]. Duru sıvının süzme işlemi bittikten sonra, beherin çeperlerine yapışan çökelek parçacıkları, yıkama sıvısı yardımı ile (genellikle damıtık su) beherin dibine alınır. Bu işlem için içinde yıkama sıvısı bulunan pisetten yararlanılır. Çeperlerin pisetle yıkanmasından sonra, behere tüm çökeleği örtecek kadar yıkama sıvısı ilave edilir ve karışım bir cam bagetle iyice karıştırılır. Yeniden durulma olana kadar beklenir ve duru sıvı dikkatlice yeniden süzgece aktarılır. Bu işlem iki üç kez tekrarlanır. Beherde kalan çökeleğin tümü üzerine yıkama sıvısı püskürtülerek, çökeleğin süzgeç kağıdı üzerine aktarılması gerçekleştirilir [Şekil 11.4 (c)]. Çökeleğin pisetten püskürtülen yıkama sıvısı ile kağıdın üst kenarından aşağıya doğru dikkatlice yıkanır. Saf bir ayırım yapabilmek için süzme hızını ve verimini yüksek tutmak amacıyla, tüm bu işlemlerin çok büyük bir özen ve dikkatle yürütülmesi gerekmektedir. Özellikle nicel analiz çalışmalarında çok dikkatli olmak ön koşuldur.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

159

Şekil 11.4: Süzme İşlemi ve Çökeleğin Süzgeç Kağıdına Aktarılması

Süzme işlemlerinde kullanılan süzgeç kağıdı hangi özellikleri taşımalıdır? Piyasadaki süzgeç kağıtları, yaklaşık 50x50 cm2 boyutlarında tabakalar halinde veya belirli yarıçaplarda yuvarlak kesilmiş olarak bulunurlar. Tabaka halinde satılan süzgeç kağıtları, genel amaçlı olup, çok büyük tanecikli çökeleklerin ayrılmasında kullanılabilirler. Ancak birçok durum için bu süzme işlemleri yeterli değildir. Yuvarlak kesilmiş süzgeç kağıtları ise, değişik büyüklüklerde gözeneklere sahiptirler. Bu tür süzgeç kağıtlarının, gözenek boyutları, üretici firmalar tarafından farklı renkler veya farklı numaralar ile üzerlerinde belirtilmiştir. Örneğin Whatman süzgeç kağıtları " numaraları" ile Schuell süzgeç kağıtları ise, "renkli bantları" ile gözenekleri hakkında fikir verirler. Şöyle ki: • • • Çok küçük taneli çökelekler için, mavi veya kırmızı bantlı (veya-42 No'lu), Küçük veya orta boy çökelekler için, beyaz bantlı (veya-40 No'lu), İri taneli veya jelimsi yapıda çökelekler için, siyah bantlı (veya-41 No'lu),

?

!

süzgeç kağıtları kullanılırlar. Vakum Altında Süzme Süzme işlemini çabuklaştırmak için, süzgeç altından bir su trompu veya vakum pompası yardımı ile hava boşaltılır. Vakum altında süzme işleminde, toplama kabı olarak vakum uygulanmasına uygun niteliklerde ve biçimde yapılmış "Nucheerleni" kullanılır. Süzgeç görevini ise, Büchner hunisi, hirsch hunisi ve çeşitli süzme krozelerinden biri üstlenebilir. (Şekil 11.5'te vakum süzmelerinde kullanılan başlıca süzgeçler toplu halde gösterilmektedir.)

!

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

160

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

• • • •

Büchner hunisi: Dibi geniş ve delikli porselen süzgeç. Gerektiğinde huni dibine süzgeç kağıdı yerleştirilebilir. Hirsch hunisi: Dibe doğru daralan, dibi gözenekli cam huni. Çökelek miktarı az olduğundan tercihen kullanılır. Gooch krozesi: Dibi delikli porselen kroze. Tabanında ince çökelekleri süzmek için, gözenekli camdan bir disk bulunur. Sinterize cam dipli kroze: Sinterize gözenekli camdan bir tabanı vardır. İri, orta ve küçük tanecikli çökelekler için farklı gözenek boyutlarına sahip türleri vardır.

Şekil 11.5: Vakum Süzmesinde Kullanılan Süzgeçler

Şekil 11.6(a): Su Trampu Yardımı İle Büchner Hunisiyle Süzmenin Şematik Gösterilişi (b) Vakum Pompası Yardımı İle Hirch Hunisiyle Süzmenin Şematik Gösterilişi (c) Vakum Pompası Yardımı İle Sinterize Cam Dipli Krozeden Süzme Düzeneği

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

161

3.2.3. Santrifüjleme Çökelek miktarının çok az olması veya taneciklerin küçük ve hafif olması durumunda, süzme işlemleri yetersiz kalır. Böyle durumlarda çökeleğin sıvı fazdan ayrılarak çökmesini sağlamak için "santrifüjleme" yapılır (Şekil 11.7). Santrifüjlemede temel amaç, yerçekimi kuvvetini aşacak büyüklükte bir merkezkaç kuvvetinin uygulanması ile taneciklerin santrifuj tüpü dibine sıkıştırılarak toplanmasını sağlamaktır.

! ! !

3.3. Sıvı-Sıvı Heterojen Karışımların Ayrılması
Bu tür karışımların ayrılması için "ayırma hunilerinden" yararlanılır (Şekil 11.8).

Şekil 11.8: Çeşitli Rodajlı ve Rodajsız Ayırma Hunileri

Şekil 11.7: Santrifüj

Ayırma hunisi aracılığı ile yürütülen ayırma işlemi, aşağıda belirtilen basamaklarla gerçekleştirilir. • • • • Karışım ayırma hunisine alınarak, kapağı kapalı durumda kuvvetlice çalkalanır. Kapak sıkıca tutularak huni ters çevrilir ve musluk yardımı ile oluşan basınç giderilir. Fazların ayrılması için bir süre beklenir. Musluk açılarak önce daha yoğun olan alttaki faz, daha sonra üstteki faz ayrı kaplara alınır.

Farklı yoğunluklu ve birbirleriyle karışmayan sıvı çiftlerine basit örnekler bulunuz.

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

162

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

4. Homojen Karışımları Ayırma Yöntemleri
Bu yöntemlerin Türkçe adlarının yanında parantez içinde sık kullanılan Batı dillerinde geçme adları da verilmiştir.

*

Homojen karışımların fiziksel ve kimyasal özelliklerinden yararlanarak geliştirilmiş birçok ayırma ve saflaştırma* tekniği vardır. Bunlardan başlıcaları şöyle özetlenebilir. • • • • • • Buharlaştırma Damıtma (Destilleme, Distilasyon vb.) Çekme (Ekstraksiyon, Ekstre etme vb.) Süblimleştirme (Süblimasyon) Kristallendirme (Kristalizasyon) Kromatografi

4.1. Buharlaştırma

! ! !

Bu işlem homojen bir çözeltinin ısıtılarak, çözücüsünden kısmen veya bütünüyle ayrılması amacıyla yürütülür. Büyük miktarlar için elverişli değildir. Buharlaşma tercihen bir çeker ocak içinde ve kum veya su banyosu üzerinde yürütülmelidir. Buharlaşma işleminde buharlaştırma kapsülleri veya geniş ağızlı herhangi bir porselen, cam kap (beher vb.) kullanılabilir. Günümüzde modern donanımlı laboratuvarlarda "döner buharlaştırıcı" olarak bilinen özel cihazların kullanımı yaygındır.

Şekil 11.9 (a): Standard Döner Buharlaştırıcı (b) Dik Soğutuculu Döner Buharlaştırıcı
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

163

4.2. Damıtma
Bir sıvıyı önce buharlaştırıp, sonra soğutarak yoğunlaştırmak ve saflaştırılmış olarak bir toplama kabında toplama işlemine "damıtma" denir. Damıtma sıvıların saflaştırılmalarında ve sıvı karışımlarının ayrılmalarında kullanılan en temel yöntemdir. Bu yöntemle, • • • Farklı uçuculuklara sahip sıvıların oluşturduğu karışımların, bileşenlerine ayrılması Bir sıvının uçucu olmayan bileşenlerden ayrılması, Sıvının saflaştırılması gerçekleştirilir.

! !

Damıtma işleminde çözeltilerin hangi özelliklerinden yararlanılır? Bu soruyu çok kısa bir şekilde cevaplarsak "çözeltilerin buhar basınçlarının yüksek olmasından yararlanılır" diyebiliriz. Ancak daha ayrıntılı bir açıklama getirmek için, olayı saf bir sıvıdan başlayarak yorumlamak gereklidir. Bilindiği gibi saf bir sıvının buhar basıncı, atmosfer basıncına ulaştığında "kaynama" başlar ve kaynamanın gerçekleştiği sıcaklık "kaynama noktası" olarak adlandırılır. Çözeltilerin kaynaması ise, çözeltiye ilişkin toplam buhar basıncının (PT) atmosfer basıncına ulaşması ile gerçekleşir. Bir çözeltinin toplam buhar basıncına (PT) nelerin katkısı olur? Verilen bir sıcaklıkta bir çözeltiye ilişkin buhar basıncı* (PT) , "çözeltiyi oluşturan bileşenlerin kısmi basınçlarının toplamına " eşittir. Bu ifadeyi açıklamak üzere A ve B maddelerinin oluşturduğu iki bileşenli homojen bir karışımı (çözeltiyi) ele alalım. Bu durumda yukarıdaki genellemeyi matematiksel olarak, PT = PA + PB şeklinde ifade edebiliriz. Öte yandan Rault Yasasına göre, verilen bir sıcaklıkta bir çözeltide yeralan "herhangi bir bileşenin kısmi buhar basıncı, saf haldeki buhar basıncı* ile mol kesrinin çarpımına" eşittir. Pi = Po X i i

?

! ? !
*PT = Çözeltinin buhar
basıncı PA = A Maddesinin kısmı basıncı PB = B Maddesinin kısmı basıncı

!

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

164

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

*

Po = Saf A maddesiA nin buhar basıncı o PB = Saf B maddesinin buhar basıncı

Bu ifadeyi iki bileşenli (A ve B) çözeltinin bileşenlerinden herbiri için yazalım. PA = Po X A A PB = PB X B Buna göre iki bileşenli bir çözeltiye ilişkin toplam buhar basıncı, aşağıdaki şekilde olmalıdır. PT = Po X A + Po X B A B Bu açıklamalardan yararlanarak, 4 mol A ve 1 mol B maddesinin oluşturduğu farazî bir karışımın, verilen bir sıcaklıktaki toplam buhar basıncı (PT) ve kaynama olasılığı için şunları söyleyebiliriz: •
o o Şayet saf A ve B maddelerinin buhar basınçları eşitse PA = PB , o takdirde çözeltiye ilişkin buhar basıncı (PT) saf A ve saf B maddelerinin buhar basınçları o o o o ile eşit PT = PA = PB olur. Örneğin verilen sıcaklıkta PA = PB = 760 mmHg varsayarak, bu durumu irdeleyelim. o

XA = A Maddesinin mol kesri XB = B Maddesinin mol kesri

PT = 760 (4/5) + 760 (1/5) PT = 760 mmHg

!

Görüldüğü gibi bu çözeltide PT = 760 mmHg olacağından, verilen sıcaklıkta çözelti kaynar. • Şayet bileşenlerden birinin (örneğin B maddesinin) buhar basıncı daha düşükse Po < Po , o takdirde çözeltiye ilişkin buhar basıncı (PT) saf A'nın buhar B A o basıncından düşük PT < PA ancak saf B'nin buhar basıncından yüksek o o o PT > PB olur. Örneğin verilen sıcaklıkta PA = 760 mmHg ve PB = 100 mmHg varsayarak, bu durumu irdeleyelim. PT = 760 (4/5) + 100 (1/5) PT = 628 mmHg

!

Görüldüğü gibi bu çözeltide PT = 628 mmHg olacağından, verilen sıcaklıkta çözelti kaynamaz. Kaynama, çözelti buhar basıncının 760 mmHg'ya ulaşabileceği daha yüksek bir sıcaklıkta gerçekleşir. • Şayet bileşenlerden birinin (örneğin B maddesinin) hiç uçuculuğu yoksa Po = 0 o takdirde çözeltiye ilişkin toplam buhar basıncına sadece A bileşeB o ninin katkısı PT = PA X A dir. Örneğin verilen sıcaklıkta Po = 760 mmHg ve A Po = 0 varsayarak bu durumu irdeleyelim. B PT = 760 (4/5) + 1/5 (0) PT = 608 mmHg

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

165

Görüldüğü gibi bu çözeltide PT = 608 mmHg olacağından, verilen sıcaklıkta çözelti kaynamaz. Kaynama, çözelti buhar basıncının 760 mmHg'ya ulaşabileceği daha yüksek bir sıcaklıkta gerçekleşir. Özetle, çözeltilerin kaynama kolaylıklarının bileşenlerinin uçuculuklarına bağımlı olduğunu belirtmeliyiz. Kaç farklı damıtma işlemi vardır? Damıtma işlemleri aşağıda belirtilen dört farklı şekilde gerçekleştirilebilir. • • • • Basit damıtma Ayrımsal damıtma (Kısmi damıtma, Fraksiyonel damıtma) Vakum yardımı ile damıtma Su buharı damıtması

! ?

4.2.1. Basit Damıtma Basit damıtma işlemi için Şekil 11.10'da gösterilen düzeneklerden biri kullanılır.Basit damıtma işlemine yönelik şu noktalar vurgulanmalıdır: • Damıtma işlemi sonunda geriye kalan kesime "artık", buharlaştıktan sonra, soğutucuda sıvılaştırılarak toplama kabında toplanan kesime "damıtık sıvı" veya "destilat" denir.

Şekil 11.10 (a): Soğutuculu Basit Damıtma Düzeneği (b) Az Miktarlar İçin Soğutucusuz Basit Damıtma Düzeneği

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

166

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

• •

Damıtma işleminde damıtma balonunun dibine mutlaka kaynama taşı konulmalı ve termometre Ünite 10 Şekil 20'de gösterilen seviyede tutulmalıdır. Basit damıtma, saf sıvıların kaynama noktalarının saptanmasında ve uçuculuğu düşük veya hiç olmayan maddelerle karışmış sıvıların saflaştırılmasında kullanılabilir.

!

Basit damıtma kaynama noktaları yakın sıvıların oluşturduğu sıvı karışımlarının bütünüyle birbirlerinden ayrılmalarında yeterli değildir. Bu durumu açıklamak üzere farklı bileşimlerdeki benzen-toluen çözeltilerinina kaynama noktalarını ve buhar bileşimlerini gösteren Şekil 11.11'i inceleyelim. Şekilde aşağıda yer alan eğri "kaynama noktalarını", üstte yer alan eğri ise "buhar bileşimini" belirtmektedir.

Şekil 11.11: Benzen-Toluen Karışımları İçin Buhar ve Sıvıdaki Durum

Şekil 11.11'de görüldüğü gibi saf benzen'in 80°C'da ve saf toluen'in 110.6°C'da kaynamalarına karşın, yarıyarıya bir benzen-toluen karışımı (Xbenzen = Xtoluen = 0.5) yaklaşık 94°C'da kaynamaktadır. (Bkz. Şekil 11.11 çizgi "a"). Sıvı eğrisinden yatay olarak ilerleyerek, buhar eğrisini kestiği noktayı bulduğumuzda (bkz. Şekil 11.11 çizgi "b"), buhardaki oranların farklı olduğunu görürüz. Zira çizgi "c"'nin belirttiği gibi sıvıda benzen ve toluen mol kesirlerinin 0,5 olmalarına karşın, buhardaki toluen mol kesri 0,3, benzen mol kesri 0,7'dir.

! !

Buna göre buhar fazının daima buhar basıncı yüksek (kaynama noktası düşük) sıvıca zengin olduğunu ve doğal olarak bu durumun destilat bileşimini etkilediğini belirtmeliyiz. İki bileşenli bir sıvı karışımın "basit damıtma" ile birbirlerinden ayrılabilmeleri için, kaynama noktaları arasında en az 80°C fark olması gereklidir.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

167

Kaynama noktaları arasında 80°C'dan daha az fark olan iki bileşenli bir sıvı karışımı için "ayrımsal damıtma" tekniği uygulanmalıdır. Deney Önerisi 1 Saf benzene gittikçe artan oranlarda toluen ilave ederek beş veya altı farklı bileşimde benzen-toluen çözeltisi elde ediniz. Saf benzen, saf toluen ve hazırladığınız çözeltilerin herbiri için (Şekil 11.10'da verilen benzer bir düzenek yardımıyla) kaynama* noktasını bulunuz. Elde ettiğiniz sonuçlarla Şekil 11.11'deki alt çizgiyi kıyaslayınız. Sonuçlarınızın Şekil 11.11 ile tam uyum sağlaması durumunda, nasıl bir yorum yaparsınız? 4.2.2. Ayrımsal Damıtma Yarıyarıya bir benzen-toluen karışımının basit damıtılması sonunda, destilatın benzen açısından zenginleşeceğini (XBenzen = 0,7 ve = XToluen 0,3) gördük (Şekil 11.11). Şayet toplama kabındaki bu karışımı (destilatı) yeniden temiz bir damıtma balonuna yerleştirerek damıtırsak, benzen açısından zenginleşmenin daha da ilerlediğini farkederiz (bkz. Şekil 11.11 çizgi "d" ve çizgi "e"). Çizgi "e" den anlaşıldığı gibi benzen mol kesri yaklaşık 0,85 civarına ulaşmıştır. Şayet bu işlemi ard arda 10-15 kez sürdürebilmiş olabilsek, saf benzen ile saf tolueni ayırmakta başarılı oluruz. Ancak bu yöntem çok vakit alacağı gibi çok büyük işlem kayıplarına da neden olur. Ayrımsal damıtma tekniğinde damıtma balonunun üstüne bir "ayrımsal damıtma başlığı" yerleştirilir. Başlığın görevi, balondan ayrılan buharı başlık boyunca ilerlerken defalarca "damıtılmış/yoğunlaşmış" gibi bir buhar bileşimine ulaştırmaktır. (Bkz. Şekil 11.12 ve 11.13).

* Benzen ve toluen çok çabuk alev aldıkları için, bu deneyde çok dikkatli olmalısınız. Damıtma bittikten sonra bile etrafta Bunzen Beki vs. denetimsiz bir ısıtıcının yanar vaziyette olmadığından emin olmalısınız. Ayrıca benzen ve toluen sağlığa zararlı olduklarından, Laboratuvarda çeker ocak yoksa bu deneyi yapmayınız.

!

!

Şekil 11.12: Ayrımsal Damıtma Düzeneği
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

168

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

? !

Ayrımsal damıtma başlıkları nasıl olmalıdır? Ayrımsal başlıklar Şekil 11.13'te görüldüğü gibi çok değişik biçim ve tasarımlarda olabildiği gibi, basit bir borunun porselen kırıkları ile doldurulması ile de hazırlanabilirler. Ancak tüm bu değişik başlıkların görevi, bir seri yoğunlaşma ve buharlaşmaya neden olarak, soğutucuya geçen buharın tek bileşenli (daha ucucu olan bileşen) olmasını sağlamaktır.

Şekil 11. 13: Çeşitli Ayrımsal Damıtma Kolonları

Deney Önerisi 2 İkili Sıvı Karışımlarının Ayrımsal Damıtma İle Ayrılmaları Deneyin Amacı: Bu deneyde ayrımsal damıtmanın yararlarının gözlemlenmesi ve bu işleme ilişkin pratik kazandırılması amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Ayrımsal damıtma düzeneğinde gerekli olan malzeme (yuvarlak dipli balon, ayrımsal damıtma kolonu, damıtma başlığı, soğutucu, adaptör, destilat toplama kabı, kaynama tası, termometre, spor, kıskaç, yeterince mantar), ikili sıvı karışımları (metanol/su; benzen/toluen; toluen/CCl4). Şekil 11.12'de verilene benzer bir düzenek* hazırlayınız. Düzeneğinizde yan tarafında kolu olan düz bir cam boru kullanabilirsiniz. Bu boruyu temiz cam veya porselen kırıkları ile doldurarak, ayrımsal damıtma başlığı haline getirebilirsiniz. Deneyi aşağıda önerilen sıvı karışımlarından biri veya birkaçı için yürüterek sorulan
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

*Düzeneğinizde kaçak olmamasına ve etrafta yanan durumda Bek vb. olmamasına çok dikkat etmelisiniz.

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

169

sorulara cevap ve yorum getiriniz (Not damıtma ilerlerken termometrenin hangi sıcaklıklara ulaştığını defterinize kaydediniz). • • • 50 mL Metanol (K.n.= 65°) ile 50 mL Su 50 mL Toluen (K.n.= 111°C) ile 50 mL Karbon tetraklorür (Kn.= 77°C) 50 mL Toluen ile 50 mL Benzen (K.n.= 80°C)

Yürüttüğünüz deney (veya deneylerde) tam bir ayırma olduğunu söyleyebilir misiniz? Yukarıdaki sorunun cevabı olumsuz ise, durumu deneysel koşullarınız çerçevesinde yorumlayınız.

4.2.3. Vakum Yardımı İle Damıtma Kaynama noktası çok yüksek olan sıvıların veya kaynama noktasına ulaşmadan ısıl bozunmaya uğrayan maddelerin damıtılmalarında "vakumlu damıtma" tekniği uygulanır (Şekil 11.14).

Şekil 11.14: Vakumlu Damıtma Düzeneği

Bu işlemde yararlanılan temel prensip, vakum uygulaması nedeniyle cihaz içindeki basıncı atmosfer basıncının altına düşürmek ve sıvının toplam buhar basıncı (PT) 760 mmHg'ya ulaşmadan kaynamasını sağlamaktır. Kuşkusuz bu durumdaki bir sıvı, atmosfer basıncı altındaki kaynama sıcaklığından, çok daha düşük bir sıcaklıkta kaynamaya başlayacaktır. Örneğin normal atmosfer basıncı altında 100°C'da kaynayan su; basınç 300 mmHg'ya düşürüldüğünde 75°C civarında; 42 mmHg'ya düşürüldüğünde ise 35°C civarında kaynar.
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

!

170

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

Deney Önerisi 3 Sıvıların Vakum Altında Damıtılma İşlemi Deneyin Amacı: Bu deney ile vakumlu damıtmanın avantajlarının vurgulanması ve bu işleme pratik kazandırılması amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Vakumlu damıtma düzeneğinde gerekli olan tercihen rodajlı malzeme (yuvarlak damıtma-başlığı, soğutucu, vakum adaptörü, termometre, kapiler, spor, kıskaç), damıtılacak sıvı (su, toluen, CCl4 vb), vakum pompası (veya tromp). İşlem Şekil 11.14'te verilene benzer bir düzenek hazırlayınız. Düzeneğinize su trompu yardımı ile vakum sağlayınız. Aşağıda önerilen sıvılardan birini veya birkaçını vakum altında damıtmayı deneyiniz. Damıtılan her madde için kaynama sıcaklığını not ediniz. (Not: Vakumlu damıtmada sıvının içine kapiler aracılığı ile hava girişi sağlanmalıdır.) • • • Karbon tetraklorür Su Toluen

Kaynak kitaplara bakarak, elde ettiğiniz kaynama sıcaklıklarının karşılık geldiği buhar basınçlarını bulunuz. Bu şekilde kaynayan sistemi uygulanan vakuma ilişkin yorum yapınız.

4.2.4. Su Buharı Damıtması

!

Su buharı damıtma tekniği, "su ile karışmayan ancak yüksek kaynama noktası gösteren ve kaynama noktası sıcaklığında bozunan sıvıların damıtılmasında" kullanılır (Şekil 11.15).

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

171

Şekil 11.15: Su Buharı Damıtma Düzeneği

Su buharı damıtmasında, damıtılan sıvının kaynama noktası ne denli yüksek olursa olsun, damıtma daima 100°C'ın altında gerçekleşir. Bu durum nasıl açıklanabilir? Bu işlemde yararlanılan temel prensip, damıtılan sıvı ile suyun birbirlerine karışmayan hetorojen bir karışım oluşturmaları nedeniyle, birbirlerinden bağımsız olarak kendi buhar basınçlarına sahip olmalarıdır. Bu durumda, PT = Po + Psıvı su olacağından, heterojen karışımın toplam basıncına, hem damıtılan sıvının hem de su buharının katkısı sözkonusudur. Buna bağlı olarak, "100°C'da Po = 760 mmHg su olduğundan, PT daima 100°C'ın biraz altında 760 mmHg'ya ulaşabilmektedir" diye yorum yapabiliriz. Örneğin normal olarak 155°C'da kaynayan bromobenzenin o su buharı damıtılması 95°C civarında gerçekleştirilir. Zira 95°C'da Psu = 640 mmHg ve Po toplam buhar basıncı (PT), 760 bromobenzen = 120 mmHg olduğundan mmHg'ya ulaşabilmektedir. Deney Önerisi 4 Sıvıların Su Buharı Yardımı İle Damıtılma İşlemi Deneyin Amacı: Bu deneyle su buharı damıtmasının avantajlarının sergilenmesi ve işleme pratik kazandırılması amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Su buharı damıtma düzeneğinde vakum damıtmasında kullanılan, malzemeler ile buhar oluşturucu bir sistem (kap) kullanılır ve buhar Claisen başlığının ana kolundan sisteme girer.

! ?

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

172

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

İşlem Şekil 11.15'te verilene benzer bir düzenek hazırlayınız. Aşağıda önerilen sıvılardan birini veya ikisini su buharı damıtması ile damıtınız. Damıtılan her madde için kaynama sıcaklığını not ediniz. • • Toluen Bromobenzen

Kaynak kitaplara bakarak, kaynama sıcaklığında suyun buhar basıncını bulunuz. Buna göre toluen ve bromobenzenin damıtma sıcaklığındaki buhar basınçlarını yorumlayınız.

4.3. Çekme (Ekstraksiyon)

! ! ?

Homojen bir karışımdan bir (veya bir grup) maddeyi ayırmak için "çekme" işlemi uygulanır. Bu işlem "hem organik fazda hemde su fazında çözünebilen bileşiklerin, sulu fazdan organik faza aktarılması" için yapılır. Bu işlemde yararlanılan temel prensip, organik faza çekilmesi istenen maddenin, su ve organik fazlardaki çözünürlüğü doğrultusunda bir dağılım göstermesidir. Çekme işlemi nasıl gerçekleştirilir? Herhangi bir A bileşiğinin sulu bir çözelti içinde olduğunu varsayalım. • • • • • A maddesini sudan kurtarmak için, sulu çözelti bir ayırma hunisine alınır. Ayırma hunisine "A" maddesinin çözünmesine elverişli, ancak su ile karışmayan bir çözücü (organik bir sıvı) ilave edilir. Ayırma hunisindeki heterojen karışım kuvvetle çalkalanarak, huninin basıncı boşaltılır. Heterojen karışım dinlenmeye bırakılır ve fazların ayrılması sağlanır. Şayet sulu çözeltiye eklenen organik çözücü sudan hafifse (eter, benzen vb.) , o takdirde sulu faz altta kalır. Şayet organik çözücü sudan ağırsa (kloroform, karbontekraklorür vb.), o takdirde sulu faz üstte yer alır. • Ayırma hunisinin musluğu açılarak fazlar ayrı bir kapta toplanır.

Şekil 11.16 (a): Kloroform (b) Eterle Çekme

?

Yapılan bu ayırma işlemi ile sulu çözeltideki tüm A maddesi organik faza geçer mi? Hiç kuşkusuz cevap "hayır" olmalıdır. Zira A maddesinin sadece bir kısmı organik faza geçmiş ve geride su fazında bir miktar A maddesi kalmıştır.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

173

Bu durum A maddesinin hem su hem de organik çözücüde belirli derişimlerde çözünebilme özelliğinin doğal bir sonucudur. Bu derişimlerin oranına dağılım katsayısı "KD" denir. Bir maddenin belirli bir sıcaklık ve çözücü çifti için dağılım katsayısı, (KD) sabit bir değer gösterir.

!

KD =

Aorg Asu

=

A Maddesinin organik çözücüdeki derişimi A Maddesinin su içindeki derişimi

Buna göre A maddesinin suya kıyasla organik çözücüdeki derişimi daha • • • Yüksek olursa KD > 1 Düşük olursa KD < 1 Sudaki derişimi ile eşit olursa KD= 1 olur.

Örneğin 100 mL su içinde 6 gram A maddesi bulunduğunu ve benzen/su çözücü çifti içindeki dağılım katsayısının 3 olduğunu varsayalım. Bu durumda A maddesinin benzen ile çekme işlemini inceleyelim. Şayet benzene geçen A miktarına "X" gram dersek, suda kalan miktar "6-X" gram olur. X 100 = X = 3 KD = 6- X 6- X 100 X = 4.50 Gram Bu denklemden X'in değeri X= 4.50 gram olarak bulunur. Buna göre, verilen sulu çözeltinin 100 mL benzen ile bir defa çekme işlemi sonunda, su fazında 1.5 gram A maddesi kaldığına hükmederiz. Aynı miktar (100 mL) benzen ile daha verimli bir çekme (ayırma) yapılabilir mi? Benzeni bir defada 100 mL olarak kullanmak yerine, her seferinde 50 mL olmak üzere iki ardışık çekme işleminde kullandığımızı varsayalım. Bu durumda ilk çekmeişlemi sonunda suda kalan A miktarını hesaplayalım: X 50 = 2X = 3 KD = 6- X 6- X 100 X = 3.6 Gram Buna göre ilk çekme işlemi sonunda su fazında 2.4 gram A maddesi kaldığına hükmederiz. İkinci çekme işlemi sonunda ise, X 50 = 2X = 3 KD = 2.4 - X 2.4 - X 100 X = 1.44 Gram
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

! ?

!

174

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

1.44 gram A maddesinin daha benzene geçmesiyle, su fazında sadece 0.96 gram A maddesi kalır.

! !

Buna göre 50'şer mL'lik benzen ile iki çekme işlemi sonunda, toplam 5.04 gram A maddesinin (%84) sudan kurtarıldığına hükmederiz. Görülüyor ki 50'şer mL'lik benzenle iki çekme işlemi sonunda, su fazından toplam 5.04 gram A maddesinin (%84) kurtarılmasına karşın, 100 mL benzenle tek çekme işlemi sonunda sadece 4.5 gram (%75) A maddesi kurtarılabilmektedir. Bu sonuçları genelleyecek olursak, belli hacimdeki herhangi bir çözücü ile tek çekme yapma yerine, toplamı aynı hacme varan küçük miktarlardaki çözücülerle ardışık birkaç çekme yapmanın daha verimli olduğunu belirtebiliriz. Çözümlenen örneği KD = 1 için siz de çözünüz. Deney Önerisi 5 Ayırma Hunisi İle Kristal Violeyi Kloroform İçine Çekme İşlemi Deneyin Amacı: Bu deneyle ayırma hunisinin kullanımına ve ayırma işlemine ilişkin pratik yapılması amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Ayırma hunisi, kristal viole, kloroform, eter, potasyum permanganat. İşlem • • Bir toplu iğne başı büyüklüğünde kristal violeyi 30 mL suda çözerek, çözeltiyi iki eşit kısıma ayırınız. Çözeltinin 15 mL'lik bölümünü, temiz ve kuru bir ayırma hunisine (125 mL) aktararak üzerine 15 mL kloroform ekleyiniz. Hetorojen çözeltiyi bu kesimde öğrendiğiniz gibi çalkalayarak, bir halka içine yerleştireceğiniz ayırma hunisini dinlenmeye bırakınız.

Kloroform ve su fazlarının renkleri nasıldır? Yorumlayınız. • Çözeltinin ikinci 15 mL'lik bölümünü, 5'er mL'lik kloroform ile üç ardışık çekme işlemine tabi tutunuz. Kloroform ve su fazlarını biraraya toplayınız.

Kloroform ve su fazlarının renklerinde bir değişiklik gözlediniz mi? Yorumlayınız. Yukarıdaki kristal violet yerine "potasyum permanganat " ve kloroform yerine "eter" kullanarak tekrarlayınız.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

175

Eter ve su fazlarının renkleri nasıldır? Yorumlayınız. Deney Önerisi 6 Çekme İşlemi İle Naftalin ve Benzoik Asit Karışımının Ayrılması Genel Bilgiler Size 50 mL eterde çözünmüş 1 gram naftalin ve 1 gram benzoik asit çözeltisi* verildiğini varsayalım. Sözkonusu çözeltiden naftalin ve benzoik asit sadece çekme yöntemi kullanılarak nasıl ayrılabilir? Bu çekme işleminde benzoik asitin "asidik" özelliğinden yararlanılır. Yani önce benzoik asit (tuzuna çevrilerek), su fazına alınır ve ardından ortam yeniden asitlendirilerek, saf benzoik asit elde edilir. Deneyin Amacı: Bu deneyle asidik ve nötür nitelikte iki maddenin çekme yöntemi ile ayrılmalarını sağlamak amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Naftalin, benzoik asit, %25'lik NaOH, seyreltik HCl, eter, ayırma hunisi. İşlem 1 • • Karışımı ayırma hunisine koyarak, üzerine 25 mL %10'luk NaOH ilave ediniz. Dikkatlice çekme işlemi yapınız. Bu işlem sonunda, benzoik asitle NaOH'ın etkileşim ürünü olan sodyum benzoat su fazında yer alır. NaOH + C6H5COOH • • • C6H5COONa + H2O * Deney için bu çözeltiyi kendiniz hazırlayınız.

Ayırma hunisi bir halka üzerine yerleştirilerek fazların ayrılması sağlanır. Fazlar ayrıldıktan sonra, altta yeralan su fazı önce temiz bir behere, daha sonra yeni bir ayırma hunisine aktarılır. Eter fazında kalan naftalinin, eteri uçurularak, saf halde elde edilir.

İşlem 2 • • Su fazındaki sodyum benzoat tuzunu, yeniden benzoik asite dönüştürmek için, asit ilave edilmelidir. Bu amaçla su fazına 25 mL seyreltik HCl ilave edilir. Heterojen karışımı dikkatle çalkalanarak, oluşan fazla basınç musluk yardımı ile giderilir. Bu işlem sonunda benzoik asit yeniden rejenere olarak eter fazına geçer. C6H5COONa + HCl Su fazı C6H5COOH + NaCl Eter fazı Su fazı

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

176

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

• •

Eter fazına geçen benzoik asit, çözücüden buharlaştırma yoluyla kurtarılır ve saf benzoik asit elde edilir. Elde edilen benzoik asit ve naftalinin saflıklarını tayin için erime noktaları saptanır.

Yukarıdaki işlemi naftalin ve benzoik asit yerine "bromobenzen" ve "fenol" ile tekrarlayınız. Anilin ve naftalin karışımını çekme ile ayırmak için bir yol öneriniz.

4.4. Süblimleştirme

!

Bazı bileşikler erimeden, katı fazdan doğrudan gaz fazına geçebilirler. Bu olguya "süblimleşme" denir. Örneğin katı karbon dioksit, doğrudan gaz fazına geçer. Benzer şekilde katı iyod ısıtıldığında,süblimleşir. Süblimleşme yöntemi çok kolay bir yöntem olmasına karşın, genel bir yöntem değildir. Bu yöntem sadece süblimleşme özelliği gösterebilen katıların saflaştırılmalarında kullanılabilir.

!

Düşük sıcaklıklarda (özellikle erime noktasının altındaki sıcaklıklarda) yüksek buhar basıncı gösteren bileşikler kolayca süblimleşir. Bu tür bileşiklerin saflaştırılmalarında tercihen "süblimleşme" yöntemi uygulanır. Kolay süblimleşen maddelerin süblimleşme işlemleri çok basit bir düzenekle yürütülür. (Şekil 11. 17(a)). Bu amaçla bir petri kabı ve üzerine buz yerleştirilmiş bir saat camı veya etrafına ıslak bez (süzgeç kağıdı vb.) sarılmış, ters çevrilmiş bir huni kullanılabilir. Süblimleşmesi istenen madde petri kabının içine konur ve ağzı bir saat camı ile kapatılır. Saat camı üzerine birkaç parça buz yerleştirildikten sonra, petri kabının alttan yavaşça ısıtılmasına başlanır. Isıtma nedeniyle oluşan buhar soğuk yüzeye çarparak, saat camı yüzeyinde süblime olur.

!

Düşük sıcaklıklardaki buhar basıncı pek yüksek olmayan maddelerin süblimleştirilmeleri, vakum altında ve bir mini soğutucu kullanarak gerçekleştirilir (Şekil 11. 17(b)). Vakum uygulamasının süblimleşmeyi kolaylaştırıcı etkisi üzerinde yorum yapınız.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

177

Şekil 11.17: (a) Basit süblimleştirme Düzenekleri (b) Vakum altında süblimleştirme Düzenekleri

Deney Önerisi 7 Katı iyodu Şekil 11. 17(a) benzeri basit bir düzenek yardımı ile süblimleştiriniz.

4.5. Kristallendirme
Oda sıcaklığında katı olan bileşiklerin saflaştırılmalarında çok sık başvurulan bir yöntemdir. Süblimleştirmeye kıyasla kristallendirme çok daha genel bir yöntemdir. Kristallendirme yönteminde yararlanılan temel prensip, bazı katıların belirli çözücülerde sıcakken çok iyi çözünmelerine karşın, soğutulduklarında çok düşük çözünürlük göstermeleridir. Kristallendirme yönteminin temel işlemleri nelerdir? • Saflaştırılacak madde uygun bir çözücü (veya çözücü karışımında) ısıtılarak çözülür. Şayet renkli safsızlıklar varsa bu evrede çözeltiye, aktif kömür vb. gibi "renk giderici" madde katılmalıdır. Çözelti sıcakken hızla süzülerek, çözünmeyen katı maddelerden ve diğer safsızlıklardan arındırılır.

! ! ?

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

178

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

• • • • •

Çözünmüş durumdaki maddenin kristallenmesini sağlamak için, berrak "ana çözelti" soğumaya bırakılır. Kristallenme sonunda oluşan heterojen karışım (ana çözelti+kristaller), vakum altında hızla süzülür. Elde edilen kristaller tercihen vakum desikatöründe kurutularak, erime noktası tayin edilir. Erime noktası tayin sonucu, kristallerin tam saf olmadıklarını belirtirse, işlem aynı veya farklı bir çözücü ile tekrarlanmalıdır. Şayet berrak ana çözeltide kristallenme başlamamışsa, o takdirde bir miktar çözücünün buharlaştırılması yoluna gidilebilir. Alternatif bir yaklaşımla, çözücünün çözebilme özelliğini azaltan diğer bir çözücüden bir miktar ilave edilebilir. Bu durumda çözücü karışımın etkisinden söz edilmelidir.

Çözücü Seçimi

!

Kristallendirme işlemenin can alıcı noktası uygun nitelikli kristallendirme çözücüsünü kullanmaktır. Kristallendirme işleminde kullanılacak çözücüde (veya çözücü karışımında) aranacak özellikler şunlardır: • • • • • • • Yanıcı, patlayıcı, zehirli ve kolay alev alıcı (parlayıcı) olmamalıdır. Kaynama noktası düşük olmalıdır. Safsızlıkları ya çok fazla çözmeli veya hiç çözmemelidir. Ucuz olmalıdır. Saflaştırılacak madde ile kimyasal reaksiyona girmemelidir. En önemli çözücü özelliği ise, saflaştırılacak maddeyi sıcakken çok çözebilmesi ve soğukken çok az çözebilmesidir. Uygun çözücü (veya çözücü karışımının) saptanması, çoğu zaman bir deneme yanılma yöntemi ile gerçekleştirilir.

Deney Önerisi 8 Benzoik Asit, Naftalin ve Asetanilid İçin En Uygun Kristallendirme Çözüsünün Belirlenmesi Deneyin Amacı: Bu deneyle kristallendirme çözücününün seçimi için çeşitli çözünürlük testlerinin yürütülmesi amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Benzoik asit, naftalin, asetanilid, eter, benzen, aseton, etanol, deney tüpleri. İşlem Benzoik asit, naftalin ve asetanilid için en iyi kristallendirme çözücüsünü saptamak üzere şu işlemleri yapınız.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

179

• • •

• •

Bu maddelerden herbirinden 0,1 gram tartarak bir test tüpünün dibine yerleştiriniz. Maddeleri içeren test tüplerinin üstüne 1 ml su ilave ederek iyice çalkalayınız. Çözünürlüklerini not ediniz. Eğer herhangi bir katı madde bu işlem sonunda çözünürse, suyun o madde için iyi bir kristallendirme çözücüsü olmadığına karar veriniz. Çözünmeyen katıları içeren test tüpleri sıcak suya batırılarak ısıtılır ve çalkalanır. Bu işlem sonunda katı çözünürse, suyun o katı için uygun bir kristallendirme çözücüsü olduğuna karar veriniz. Yukarıda verilen işlemleri etanol, benzen, eter ve aseton için tekrarlayarak gözlemlerinizi not ediniz. Tüm gözlemlerinizi birlikte değerlendirerek, benzoik asit, asetanilid ve naftalin için en uygun kristallendirme çözücüsünü belirleyiniz.

Safsızlık içeren 10 gram naftalin'i* bu deneyde elde ettiğiniz sonuçlardan yararlanarak, uygun bulduğunuz bir çözücüden kristallendiriniz. Safsızlık içeren 10 gram asetanilid'i** bu deneyde elde ettiğiniz sonuçlardan yararlanarak, uygun bulduğunuz bir çözücüden kristallendiriniz. Safsızlık içeren 10 gram benzoik asit'i*** bu deneyde elde ettiğiniz sonuçlardan yararlanarak, uygun bulduğunuz bir çözücüden kristallendiriniz.

* Naftalin'e (10 g) benzoik asit (1 g) ve bir miktar talaş tozu ilave ederek hazırlayınız. **Asetanilid
(10 g), şeker (1 g) ve bir miktar talaş tozunu karıştırarak hazırlayınız

*** Benzoik asit (10 g), naftalin (1 g) ve bir miktar talaş tozunu karıştırarak hazırlayınız.
İlk kromatografi çalışması Rus bilgini Tswett tarafından gerçekleştirilmiştir (1906). Tswett yapraklarda bulunan renkli maddeleri, CaCO3 doldurulmuş bir kolondan geçirerek ayrılmalarını sağlamıştır. Kromatografi sözcüğü, Yunancada renk karşılığı olan "kroma" kelimesinden esinlenen Tswett tarafından türetilmiştir.

4.6. Kromatografi
**** Kromatografi****, bu kesime kadar açıklanan ayırma yöntemlerinin (damıtma, kristallendirme, çekme vb.) tam yeterli olamadığı durumlarda, tercihen kullanılan bir ayırma yöntemidir. Özellikle fiziksel ve kimyasal nitelikleri çok benzeyen maddelerin ayrılma işlemlerinde, kromatografi yönteminin kullanımı ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Kromatografi tekniğinde yararlanılan temel prensip, bir karışımdaki çeşitli maddelerin hareketli bir faz yardımı ile sabit bir faz üzerinden geçirilmeleri ve bu geçiş sırasında farklı hızlarla hareket edebilmeleridir. Kromatografi tekniğinin temelinde üç ana unsur yer alır. • • • Sabit faz: Bu faz daima bir "katı" veya bir "katı destek üzerine emdirilmiş bir sıvı tabakasından" oluşur. Hareketli faz: Bu faz daima bir "sıvı" veya "gazdan" oluşur. Sabit faz, hareketli faz ve karışımında yeralan maddeler arasındaki etkileşimin türü: Kromatografide "yüzey tutunması veya adsorpsiyon" ile "çözünürlük" olguları temel etkileşim türlerini oluştururlar. Şayet basit faz bir "katı" ise, karışımdaki maddelerle sabit faz arasında "yüzey tutunması (adsorpsiyon)" etkileşimi gerçekleşir.

! !

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

180

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

!

Bu durumda farklı polaritelere sahip maddelerin, farklı derecelerde yüzey tutunması göstermeleri doğaldır. Buna bağlı olarak, hareketli faz yardımı ile sabit faz üzerinden geçiş hızlarının da farklı olmaları beklenir. Bu tür etkileşim gösteren kromatografik yöntemlerin tümü "adsorpsiyon kromatografisi" genel adı ile anılırlar. Şayet sabit faz bir "sıvı" ise, karışımdaki maddelerle sabit faz arasında "çözünme" etkileşimi gerçekleşir. Bu durumda farklı maddelerin, sabit ve hareketli fazlarda farklı çözünürlüklere sahip olmaları sözkonusudur. Yani farklı maddelerin iki faz arasındaki dağılımları ön plana geçmektedir. Buna bağlı olarak hareketli faz yardımı ile sabit faz üzerinden geçiş hızlarının da farklı olmaları beklenir. Bu tür etkileşim gösteren kromatografik yöntemlerin tümü "dağılım kromatografisi" genel adı ile anılırlar. Özetle kromatografi tekniklerinin kökeninde, maddelerin sabit ve hareketli faz arasında "farklı dağılım katsayısı (KD) gösterebilmeleri " ve "farklı adsorpsiyon yatkınlıklarına sahip olmaları" gerçeğinin bulunduğunu belirtmeliyiz. Temel kromatografik yöntemler nelerdir? Kromatografik yöntemler çok çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: • • • • Kolon kromatografisi İnce tabaka kromatografisi (İTK) Kağıt kromatografisi Gaz kromatografisi

! ! ?

4.6.1. Kolon Kromatografisi

*

!

Kolon kromatografisi, "adsorpsiyon kökenli bir katı-sıvı kromatografi" yöntemidir. Bu yöntemde "kolon" adı verilen ucu musluklu cam borular* kullanılır. Kolonların doldurulmalarında kullanılan başlıca katı dolgu maddeleri (hareketsiz faz) şunlardır: • • • Silika jel: Genellikle nötür ve asidik yapıdaki bileşikler için uygundur. Alumina: Genellikle nötür ve bazik yapıdaki bileşikler için uygundur. Sellüloz: Genellikle biyokimyasal maddeler için uygundur.

Laboratuvarda özel bir kromatografi kolonu yoksa, bu amaçla geniş çaplı bir büret kullanılabilir.

Hareketli faz görevini üstlenecek çözücüler Tablo 11.1'de polaritelerine göre sıralanmış olarak verilmiştir.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

181

Tablo 11.1: Başlıca Kromotografi Çözücüleri Polaritesi Çok Düşük çözücüler Sikloheksan Petrol eter Benzen* Toluen Karbon tetraklorür* Orta Polariteye Sahip çözücüler Kloroform* Metilen klorür Etil asetat Dietil eter n-Butanol İzopropanol * Kanser yapıcı özelliklere sahip oldukları bilinmektedir. Yüksek Polariteye Sahip Çözücüler Metanol Etanol Aseton

Kolon kromatografisi tekniğini özetlemek için, A ve B renkli maddelerini içeren farazi bir karışımın varlığını tasarlayalım ve sözkonusu A, B karışımının bu teknikle ayrılmalarına ilişkin ana hatları gözden geçirelim. • A ve B maddelerinin özellikleri dikkate alınarak, sabit faz görevini üstlenecek katı madde (alumina, silika jel vb.) ve hareketli faz görevini yürütecek çözücü seçimi yapılır. Şekil 11.18'de görüldüğü gibi yaklaşık 30 cm boyunda ve 2 cm çapındaki kolonun dibine bir miktar cam yünü (veya pamuk) yerleştirilerek, kolonun 3/4'u yürütücü sıvı (hareketli faz sıvısı) ile doldurulur. İnce bir kum tabakası (1-2 cm) oluşturulur. Çok ince haldeki katı dolgu maddesi, kolonun tepesine yerleştirilen bir huni yardımı ile kolona ilave edilir. (Bu işlem dikkat ve özen isteyen bir işlemdir. İşlem sırasında, kolonda hava boşlukları kalmamasına dikkat etmelisiniz. Doldurma işlemi, dolgu maddesinin kolondaki çözücü seviyesi ile eşit bir seviyeye ulaşmasına kadar sürdürülür. Dolgu maddesinin üstüne kum ilave edilerek, yeni bir kum tabakası (1-2 cm) oluşturulur. A ve B Maddelerini içeren sıvı karışım** dikkatle kolonun üstüne bir defada ilave edilir. Bu işlemden sonra musluktan bir miktar çözücü boşaltılarak, karışımın kolonun üst kısmına emdirilmesi sağlanır. Hareketli faz görevini üstlenen çözücü bir ayırma hunisine alınarak, kolonun üstünde bir yere monte edilir. Sıvının akış hızı, kolonun alt ucundan saniyede 1-5 damlalık bir toplama hızı sağlayacak şekilde ayarlanır. Toplama işlemi için en az üç erlen gereklidir. Birinci erlene çözücü, ikinci erlene ilk önce gelen (renkli) madde ve üçüncü erlene ise, ikinci gelen (renkli) madde toplanır. İkinci ve üçüncü erlenlerdeki çözeltilerin buharlaştırılmaları sonunda, A ve B maddeleri saf halde ayrılmış olur.

• •

• • •

Şekil 11.18: Kromatografi Kolonu

* * Ayrılacak sıvı karışım derişik bir çözelti olmalıdır.

Bu işlemde hangi maddenin önce gelmesi beklenir? Nedenini yorumlayalım? Bir maddenin kolondan geçiş hızı polaritesine ve sıvı-sıvı dağılım katsayısına bağlıdır?

!

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

182

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

B Maddesine kıyasla A maddesinin daha polar olduğunu varsayarak ve kolon kromatografisinin bir adsorpsiyon kromatografisi olduğunu düşünerek; yukarıda verilen ifadeye açıklık kazandırmaya çalışalım. Polar nitelikli A maddesinin, sabit ve hareketli faz ikilisinden hangisi daha polar ise, onunla daha sıkı bir etkileşim kurması beklenir. Şayet hareketli faz durumundaki çözücü daha polar ise, polar nitelikli A maddesi çözücü ile etkileşimi tercih eder. Bu nedenle kolona tutunmadan (veya çok az tutunarak) yüksek bir geçiş hızına sahip olur. Şayet sabit faz durumundaki katı dolgu maddesi polar ise, polar nitelikli A maddesi kolon ile sıkı bir etkileşim kurar. Bu nedenle kolondan geçiş hızı düşük olur. Naftalin (nonpolar özellikte) ve anilin (polar özellikte) maddelerinden oluşan bir karışımın kolon kromatografisi ile ayrılması gerekmektedir. Çözücü olarak (i) benzen (ii) metanol kullanıldığında hangi maddenin önce gelmesini beklersiniz? Deney Önerisi 9 Kırmızı Biberden Kırmızı Pigmentin Ayrılması Deneyin Amacı: Bu deneyle kolon kromatografisi yöntemi aracılığıyla acı kırmızı biberden, kırmızı pigmentin* ayrılması amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Toz kırmızı biber, metilen klorür, geri soğutucu, nuche erleni, Hirch hunisi, tromp, dibi yuvarlak balon, kolon, silika jel, kum, cam pamuğu, erlen. Ön İşlem Bir gram toz halindeki acı kırmızı bibere (paprika) 10 mL metilen klorür ilave edilerek, karışım 20 dakika geri soğutucu altında ısıtılır. Elde edilen ham ekstre vakum yardımı ile süzülür. Süzüntü ile kolon kromatografisi yürütülerek, içindeki pigmentin ayrılması sağlanır. İşlem • • ** Buharlaştırılmasını varsa bir çeker ocak içinde gerçekleştiriniz. • • Silika jel dolgu maddeli bir kolon Şekil 11.18'de belirtildiği gibi hazırlayarak, kolona ön işlem sonunda elde ettiğiniz ham ekstreyi emdiriniz. Kırmızı renkli pigmentin ayrılması için hareketli faz olarak metilen klorür (CH2Cl2) kullanınız. Kırmızı pigmentin tamamını bir kaba alana kadar işlemi sürdürünüz. Çözücüyü uçurarak** kırmızı pigmenti elde ediniz.

! !

* Renk verici madde

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

183

Deney Önerisi 10 İkili Boyar Madde Karışımının Kolon Kromatografisi Yöntemi İle Ayrılmaları Deneyin Amacı: Bu deneyle kolon kromatografisi yöntemi aracılığıyla metilen mavisi ve metil oranjın ayrılmaları amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Alumina, etanol, metil oranj ile metilen mavisi karışımı, kolon, kum, cam yünü, erlen. İşlem

• • •

Bir veya iki mg metil oranj ve 5 mg metilen mavisi 2.5 ml etanol içinde çözülür. Şekil 11.18'de belirtildiği gibi alumina dolgu maddeli bir kolon hazırlanır. Kolonun doldurulması işleminde ve kromatografi hareketli fazı olarak etanol kullanılır. Etanol ile yapılan yürütme işlemi sonunda kolondan ilk gelen madde "metilen mavisidir"

Metilen mavisinin tamamı kolondan uzaklaştırılıp bir toplama kabının içine alındıktan sonra, yürütücü çözücü değiştirilir. (Etanolun yerine su geçer).

Su, hareketli faz olarak metil oranjın kolondan ayrılmasına yardım eder. Çözücülerin uçurulması ile saf metil oranj ve metilen mavisi elde edilir.
Şekil 11.19: Kolon Kromatografisinin Yürütülmesi

Bu deney sonuçlarına göre metil oranj ve metilen mavisinin polarlıkları hakkında yorum yapınız.

4.6.2. İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) İnce tabaka kromatografisi, bir "katı -sıvı adsorpsiyon kromatografisidir." Bu yöntemde sabit faz, çeşitli boyutlardaki (20x20, 20x5 ve 5x2 veya mikroskop camı vb) "cam plakalar üstüne, ince bir tabaka halinde sıvanmış katı adsorban maddedir. "Adsorban madde olarak kolon kromatografisinde kullanılan tüm katılar (alumina, siliko jel, sellüloz vb.) kullanılabilir. Bu yöntemde hareketli fazın sabit faz üzerinden ilerleyişi, aşağıdan yukarı doğru olur. Çözücü kılcallık etkisi ile içerisine daldırılan ince tabaka plakası üzerinde yürür.
Şekil 11.20: İnce Tabaka İçin Kullanılabilen Çeşitli Boyutta Camlar
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

184

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

Bu işlem sırasında, plakanın alt kesimlerine bir damlalıkla önceden damlatılmış olan karışımı da farklı hızlarla yukarıya sürükler. Ayırım bu şekilde sağlanmış olur.

!

Yürüme hızı maddenin, katı fazın ve çözücünün polaritesine bağlıdır. Polar maddeler, çözücü/adsorban madde ikilisinden daha polar olan ile daha sıkı etkileşim gösterirler. Bu durumu kolon kromatografisindeki durum ile kıyaslayarak benzerlik araştırınız. İnce tabaka kromatografisi tekniğini özetlemek için, iki bileşenli farazi bir karışımın, mikroskop lamı ve basit bir düzenek yardımı ile ayrılmasına ilişkin ana hatları gözden geçirelim. • • A ve B maddelerinin özellikleri dikkate alınarak, sabit fazı oluşturacak katı adsorban madde ile hareketli faz görevini üstlenecek çözücü seçimi yapılır. Hareketli fazın içinde yer aldığı ağzı kapaklı kaba "yürütme tankı" veya "yürütme kabı" denir. Yürütme tankı olarak Şekil 11.21'de görülen özel tanklar veya Şekil 11.22'de görülen basit bir kavanoz kullanılabilir. Yürütme kabının duvarları yürütücü faz ile ıslatılmış bir süzgeç kağıdı ile içten astarlanmalıdır. Bu işlem yürütme ortamını çözücü buharları ile doyurmak amacı ile yapılır. İnce tabaka plakalarının hazırlanması için, destek maddesi görevini üstlenecek ve boyutları yürütme tankına uygun cam plakalar (örneğin mikroskop lamları) gereklidir. Bir beher içine katı adsorban madde ve uygun bir çözücü konarak çamurumsu bir karışım oluşturulur. Sonra temiz lamların çiftler halinde bu çamura batırılması ile, yüzeyleri ince bir tabaka ile kaplanır. Bu işlem sonunda sabit faz görevini üstlenecek plakalar oluşturulmuş olur. Plakalar birbirlerinden ayrılarak, önce elle sallama ve ardından bir yüzeye yerleştirilerek kurumaya bırakılır. Ayrılması istenen karışım çok küçük bir mikropipet yardımı ile, yarıçapı 11.5 mm boyutlarında bir damla olarak plaka üzerine uygulanır. Karışımın damlatıldığı damlanın seviyesi, lamın kenarına bir çentik atarak işaretlenmelidir. Bu seviye küçük lamlar için altan 1 cm yukarıya, büyük cam plakalar için 22.5 cm civarında olmalıdır. Elde edilen kromatogram, dikkatle yürütme kabına* transfer edilmeli ve kabın kapağı yürütme işlemi süresince kapalı tutulmalıdır. Çözücünün ilerleme seviyesi plaka boyunun yaklaşık %90'ına ulaştığında, kromatogram çözücüden çıkarılır. Başlangıç çizgisi ile çözücünün son seviyesi arasındaki mesafe (dç) ölçülür. Şayet A ve B maddeleri renkli iseler, kromatogram üzerinde ulaştıkları seviye tesbit edilir ve başlangıç çizgisi ile aralarındaki mesafe (dA ve dB) ölçülür. Renksiz maddelerin saptanabilmesi için, kromatogram dibinde iyod** bulunan bir tanka (kavanoza vb.) konulur ve bir süre sonra beliren A ve B maddelerine ilişkin noktalar işaretlenir. Alternatif olarak kromatogramın üstüne ninhidrin vb. gibi bir boyar madde püskürtülebilir.


Şekil 11.21: Kromatografi Yürütme Kapları

Şekil 11.22: Basit Bir Yürütme Kabı

* Yürütme kabındaki sıvı
düzeyinin kromatogramdaki damlanın düzeyinden biraz aşağı tutulması gereklidir.

• •

• •

** İyod toksik bir maddedir. Bu nedenle iyod tankının ağzını kapalı tutunuz.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

185

A ve B maddelerinin kromotografi işlemi sonunda ulaştıkları mesafeler (dA ve dB), çözücünün ulaştığı mesafeye olan oranlarına "tutulma faktörü (RF)" denir. Bu oranlar belli koşullarda (sıcaklık, çözücü, İTK plakasının adsorban maddesi vb.) her madde için sabittir ve bileşiklerin teşhisinde önemli rol alırlar. Örneğin şekil 11.25'te gösterilen kromatogramda A maddesinin 1 cm, B maddesinin 2 cm ve çözücünün 3 cm yol aldıklarını varsayalım. Bu maddelere ilişkin RF değerleri şöyle hesaplanır. RF RF
A B

= 1 = 0.33 3 = 2 = 0.66 3

Şekil 11.23: İnce tabaka Plakalarının Hazırlanışı

RF değerleri ile maddelerin adborban yüzeyine olan etkileşim sıkılığına ilişkin yorum yapınız. Deney Önerisi 11 Deney 10'da önerilen metil oranj ve metilen mavisi boyar maddelerini, aynı adsorban madde ve çözücü ile İTK'de deneyiniz. İTK Sonuçları ile kolon kromatografisi sonuçları birbirlerini tutuyor mu? Yorumlayınız.

4.6.3. Kağıt Kromatografisi Bu yöntemde kalın bir süzgeç kağıdı destek ve gözeneklerine yerleşen su ise, sabit "sıvı fazı" oluşturur. Hareketli faz bir yürütücü tank içine yerleştirilmiş uygun bir sıvıdır. Bu durumda, kağıt kromatografisinin bir "sıvı-sıvı dağılım kromatografisi" olduğunu belirtmeliyiz. Yöntemin ana hatları şöyle özetlenebilir: • • Yürütücü kap aynen İTK'da olduğu gibi hazırlanır. Yürütücü kabın boyutlarına uygun bir kağıt şerit (veya tabaka) kesilir ve gerektiğinde ortadan ikiye katlanacak kaba sığması sağlanır*. • • Kağıdın alt kısmına, bir mikropipet ile ayrılacak karışım damlatılır. Damla kuruduktan sonra kağıt yürütücü tanka yerleştirilerek, farklı maddelerin ayrılmaları sağlanır. • Kromatogram yürütücü tanktan alınarak İTK'da açıklandığı gibi RF değerleri hesaplanır.
Şekil 11.24: Karışımın İnce Tabaka Plakasına Uygulanışı

!

* Bu seviye yaklaşık kağıt
boyunun 1/10 karşılık gelen bir seviye olmalıdır.

AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

186

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

Deney Önerisi 12

dB dA

Organik Asitlerin İTK Yardımı İle Ayrılmaları Deneyin Amacı: Bu deneyle bazı organik asitlere ilişkin RF değerlerinin saptanması amaçlanmıştır. Araç, Gereç ve Malzemeler: Deney tüpü, damlalık, çeşitli organik asitler, süzgeç kağıdı, amonyak, propanol boyalı püskürtme maddesi (bromfenol mavisi ile sitrik asit). İşlem • Süzgeç kağıdından Şekil 11.26'da görüldüğü gibi 2.5 cm ve 15-20 cm boyunda şerit keserek, ortadan ikiye katlayınız. Tablo 11.2'de verilen asitlerden RF değerleri yakın olmayan herhangi ikisinin (veya birkaçının karışımını* elde ediniz. Karışımı kağıdın altına belirli bir çizgide iki damla halinde damlatınız (yaklaşık 1.5-2 cm). Hareketli faz olarak bir saat önceden hazırlanmış ve bir test tüp içinde ağzı kapalı olarak bekletilen bir sıvı kokteyli (3 mL propanol, 1 mL derişik NH4OH ve 1 mL su) kullanılır. Kağıt dikkatle bu tüpün içine yerleştirilerek 2 saat içinde bekletilir. Daha sonra çıkarılarak kurutulur ve üzerine, 100 mL suda 50 mg bromfenol mavisi ve 200 mg sitrik asitin çözülmesi ile oluşturulan boyalı madde püskürtünüz. Asitler mavi RF değerleri hesaplanarak Tablo 11.2'deki değerlerle kıyaslanır.

● ●

Şekil 11.25: İTK İşlemi Sonunda Kromatogram

* Karışımları, sözkonusu asitlerden 1 mL eter içinde 25-50 mg çözerek hazırlayınız.

• •


Şekil 11.26: Tüpte Yürütülen Kağıt Tablo 11.2: Bazı Asitlerin RF değerleri Asit Sitrik Tartarik Laktik Asetik Benzoik Butirik Kapraik RF 0.25 0.30 0.56 0.58 0.73 0.73 0.83

4.6.4. Gaz Kromatografisi Bu teknik laboratuvarda basit aletlerle yürütülemez. Yöntemin uygulanmasında çok gelişmiş otomatik cihazlar gereklidir. Bu yöntemde sabit faz, cihaz içine yerleştirilen ve içinde katı destek maddesi üzerinde emdirilmiş sıvı bulunan bir kolondur. Taşıyıcı faz ise, He veya N2 gibi bir gazdır. Buna göre gaz kromatografinin bir "gaz-sıvı dağılım kromatografisi" olduğunu belirtebiliriz.

!

Özet
• Kimya laboratuvarlarında yapılan işlemler arasında saflaştırma ve ayırma işlemleri çok önemli bir yer tutar.

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

187

Heterojen karışımların ayrılmaları için daha ziyade mekanik veya fiziksel ayırım yolları kullanılır. Bunlar arasında en temel yöntemler şunlardır: • • • • İri taneli katı-sıvı karışımların ayrılmalarında "aktarma" yöntemi kullanılabilir. Küçük taneli çökeleklerin sıvıdan ayrılmalarında "süzme" yapılır. Süzme normal veya vakum altında gerçekleştirilebilir. Çok küçük ve hafif taneciklerin sıvıdan ayrılması için "santrifüjleme" yapılır. Sıvı-sıvı heterojen karışımlar, ayırma hunisi ile ayrılırlar.

Homojen karışımların ayrılmaları için maddelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerinden yararlanılır. Başlıca yöntemler şunlardır: • Buharlaştırma: Çözücüyü uzaklaştırmak amacıyla yapılır. • Damıtma: Sıvıyı önce buharlaştırıp ardından yoğunlaştırarak temiz bir kapta toplama amacıyla yapılır. • Çekme: Sulu çözeltilerin içindeki bir maddeyi, suyla karışmayan bir çözücüye çekme amacıyla yapılır. • Süblimleştirme: Düşük sıcaklıklarda yüksek buhar basıncına sahip katı maddelerin, saflandırılmasında kullanılır. • Kristallendirme: Bir katıyı uygun bir çözücü içinde önce çözüp sonra, saf olarak yeniden kristal hale getirmek amacıyla yapılır. • Kromatografi: Fiziksel ve kimyasal özellikleri birbirlerine çok yakın olan, karışımların ayrılmalarında tercih edilen genel bir yöntem grubudur.

Değerlendirme Soruları
Aşağıdaki soruların yanıtlarını seçenekler arasından bulunuz. 1. Aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Süzme işlemini çabuklaştırmak için "vakum süzmesi" yoluna gidilir. B. Büchner ve Hirsch hunileri vakumlu süzme işlemlerinde kullanılırlar. C. İri tanecikli çökeleklerin sıvıdan ayrılmaları için "aktarma" yöntemi kullanılabilir. D. Küçük ve orta boy taneli çökeleklerin süzme işleminde "beyaz bantlı" süzgeç kağıdı kullanılır. E. Çok küçük boy taneli çökeleklerin süzme işleminde "siyah bantlı" süzgeç kağıdı kullanılır.

2. Aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Süzme, katı-sıvı homojen karışımların ayrılmalarında kullanılan bir yöntemdir. B. Normal süzme, genellikle zaman alan bir işlemdir. C. Vakum süzmelerinde Gooch krozesi kullanılabilir. D. Vakum süzmelerinde sinterize cam kroze kullanılabilir. E. Sıvı-sıvı heterojen karışımlarda yoğun faz altta yeralır.
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

188

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

3. Aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Çökelek miktarının çok az ve taneciklerin çok hafif ve küçük olmaları durumunda "santrifüjleme" yoluna gidilir. B. Sıvı-sıvı heterojen karışımların ayrılmalarında "ayırma hunisi" kullanılır. C. Santrifüjlemede, yerçekimini aşacak büyüklükte bir merkezkaç kuvveti uygulanmalıdır. D. Buharlaştırma tercihen çeker ocak içinde yapılmalıdır. E. Buharlaştırmada tercihen denetimsiz ısıtıcılar kullanılmalıdır. 4. İki bileşenli (A ve B) homojen bir sıvı karışımında, A maddesinin daha uçucu olduğunu varsayarak, aşağıdaki ifadelerden yanlış olanı seçiniz.
o o A. PA > PB

olmalıdır.

B.

PT = Po X A + Po X B olmalıdır. A B

C. B Maddesinin uçucu olmaması durumunda, karışımın kaynama noktası saf A'nın kaynama noktasının altında olur. D. A ve B maddelerinin mol kesirleri hangi oranda olursa olsun, karışımın kaynama noktası saf A'nın kaynama noktasından daha yüksek olacaktır. E. PT < Po olmalıdır. A

5. Aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Yüksek sıcaklıklarda kaynayan sıvıların saflaştırılmalarında "vakum damıtması" tercih edilir. B. Kaynama noktaları arasında 40°C fark olan iki bileşenli bir sıvı karışımının ayrılması için, "ayrımsal damıtma" tercih edilmelidir. C. Basit damıtmada destilat, daima kolay buharlaşan sıvıca zenginleşir. D. İki bileşenli kaynayan bir karışımın buhar bileşimi ile kaynama kabındaki bileşimi aynı olur. E. Yüksek sıcaklıklarda bozunan ve suya karışmayan sıvıların saflaştırılmalarında "buharlı damıtma" tercih edilir. 6. Aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Bir maddenin benzen/su ikili sistemine ilişkin dağılım katsayısı birden küçükse (KD < 1), maddenin organik fazda daha iyi çözündüğü anlaşılır. B. Erime noktası civarında yüksek buhar basıncı gösteren katıların saflaştırılmalarında "süblimleştirme" tercih edilir. C. Bir sulu çözeltiden "A" maddesini çekmek için 200 mL benzenin bir defada kullanılması yerine, 100'er mL'lik benzen ile iki ardışık çekme yapma, verimi arttırır. D. Buhar basıncı düşükçe katıların süblimleştirilmelerinde "vakum" uygulanmalıdır. E. Oda sıcaklığında katı olan bileşiklerin saflaştırılmalarında "kristallendirme" yöntemi uygundur.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

189

7. Aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Bir katıyı soğuk ve sıcakta daima iyi çözebilen çözücü, "kristallendirme işlemine" en uygun çözücüdür. B. Kaynama noktaları arasında sadece 10°C olan iki bileşenli bir sıvı karışımının ayrılması için "basit damıtma" uygun değildir. C. Santrifüjlemede, santrifuj hızının çökelme üzerinde çok büyük etkisi vardır. D. Bir maddenin dağılım katsayısı sadece verilen bir çözücü çifti için geçerlidir. E. Ayırma hunilerinde yoğun faz altta, hafif faz üstte yeralır. 8. Kristallendirme işleminde kullanılacak çözücü için aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? A. Çözücü ucuz olmalıdır. B. Çözünün buhar basıncı yüksek olmalıdır. C. Çözücü kolay alev alan ve yanıcı olmamalıdır. D. Çözücü soğukken maddeyi çok iyi çözebilme ve sıcakken maddeyi çok az çözebilme özellikleri göstermelidir. E. Çözücü safsızlıkları ya çok fazla çözebilmeli veya hiç çözmemelidir. 9. Kromatografi işlemine ilişkin aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Sabit fazın katı olduğu kromatografi türleri "adsorpsiyon kromatografisi" kabul edilirler. B. Sabit fazın sıvı olduğu kromatografi türleri "dağılım kromatografisi" kabul edilirler. C. Kromatografide hareketli faz katı, sıvı ve gaz olabilir. D. Kolon kromatografisinde sabit faz katı olmalıdır. E. Kağıt kromatografisinde hareketli faz bir sıvıdır. 10. Kromatografi işlemine ilişkin aşağıdaki ifadelerin hangisi yanlıştır? A. Kağıt kromatografisi bir sıvı-sıvı dağılım kromatografisidir. B. RF değerlerinin çok küçük olması, maddenin sabit fazla sıkı etkileşim kurduğunu belirtir. C. İTK bir dağılım kromatografisidir. D. Gaz kromatografisinde hareketli faz bir gazdır. E. Gaz kromatografisi bir gaz-sıvı kromatografisidir.

Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar
S. Güner. Anorganik Kimya Laboratuvar Çalışmaları, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1969. B. Haydar. Laboratuvar Tekniği, Çağlayan Kitabevi, Cağaloğlu Çatalçeşme Sokak, İstanbul, 1974.
AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ

190

AYIRMA VE SAFLAŞTIRMA İŞLEMLERİ

N. Hocaoğlu, T. Uyar. Organik Kimya Laboratuvarı, Palme Yayınları Ankara, 1990. R. Adams, J. Johnson. Laboratory Experiment in Organic Chemistry Mac Millan Company 8tn Ed. 1956, USA. W. Sabel, Basic Techniques of Preparative Organic Chemistry, Pergamon Press, London, 1967. M. Özcan. Modern Temel Kimya Laboratuvarı, Dicle Üniv. Matbaası, Diyarbakır, 1993.

Değerlendirme Sorularının Yanıtları 1. E 2. A 3. E 4. C 5. D 6. A 7. A 8. D 9. C 10. C

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ