You are on page 1of 103

“Öyle bir güzelsin ki, vasf›na yetmez kelâm

Hilyeler

İçindekiler

7

Önsöz Aziz Yeniay Küçükçekmece Belediye Başkanı Önsöz Erkan Doğanay Küratör

9

11 97

Katalog Özgeçmiş ler

Herfley “Güzel”i sevmek ve ona hürmet göstermekle bafll›yor... Kainat›n, gezegenlerin düzeninden, a€açlara, çiçeklere, kufllara kadar yarat›lan herfley, bizi flu gerçe€i idrak etmeye ça€›r›yor: Bizler topyekün güzellikle yo€rulmufl bir bütünün yine güzel olan parçalar› de€il miyiz? Yanl›fl ve kötü gördüklerimiz ise büyük resme bakmaktaki zaaflar›m›zdan kaynaklanabilir ancak. Topyekün güzellikle yo€rulmufl bir anlay›fl›n elbette ki en aflikar yans›mas› da sanatta olacakt›r. Bugün geleneksel sanatlar›m›za bakt›€›m›zda, ebrudan hat sanat›na, tezhipten minyatüre kadar gayet ulvi ve içsel bir güzelli€in tasvirlerini buluruz. Orada kötü ve çirkin görülen hiçbir fley yoktur. Herfley güzellikle yo€rulmufl, incelikle vücut bulmufltur. Geleneksel sanatlar›m›z, güneflin etraf›ndaki gezegenler gibi ilahi güzelli€in etraf›nda dönmüfl ve onun yans›malar›n› gözlerimize, oradan da kalbimize aksettirmifltir. Bu alemde gördüklerimizi akl›m›z›n dahi alamayaca€› üstün bir güzelli€in izdüflümleri olarak gören anlay›ş bu u€urda mükemmeli aramak ad›na yola ç›km›flt›r. Kalbi güzele aç›k tutmak ise as›l meseledir. Bu yüzden geleneksel sanatlar›m›zda, ahlaki geliflim, ruhsal tekâmül, u€rafl›lan sanattan ayr› tutulmam›flt›r. Hoca ve talebe iliflkisini bir silsile dahiline oturtan anlay›ş geleneksel sanatlar›m›z›n belki de en özel yan›d›r. Bir hat talebesi hocas›ndan icazet alana kadar, kendisine ondan sirayet eden hal ile hallenip geliflim kaydetmekte, böylece kadim bir ç›nar›n kollar› olarak yol al›nmaktad›r. Peki bu ç›nar›n gövdesi kimdir? Tabi ki yarat›lanlar›n en güzeli, u€runa kainât›n var edildi€i güzel; Peygamber Efendimiz(SAV)’dir. Zaten söz konusu cismani ve f›tri güzellik oldu€unda O’ndan daha yücesi de yoktur. Peygamber aşkının birer temsilcisi olan Hilye-i fierifler, bu yüzden hat sanat›m›z›n en nadide örnekleridir. Güzellik yolunda, mükemmeli arayan bir sanat›n, içeri€iyle de o güzelli€i tasvir etmesi, gerçekten durup düflünüldü€ünde insan› hayran b›rakacak bir inceli€e haizdir. Bizlere bu eflsiz birlikteli€in zevkini yaflama f›rsat› vererek, bu keyifli derlemeyi gerçeklefltiren başta hilye koleksiyonunun sahibi Sn. Mehmet Çebi olmak üzere, emeği geçen herkesi gönülden tebrik ederim.

Aziz Yeniay

7

Mehmet Çebi koleksiyonundan Hilyeler...
Hilye-î flerîf, hilye-î flerîfe, hilye-î saadet ya da hilye-î nebevi gibi isimlerle de bilinen ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in özelliklerini; fiziksel, insani ve ahlaki niteliklerini, tav›r ve hareketlerini anlatan hilyelerin, ‹slam edebiyat› ve hat sanatında önemli bir yeri vardır. Müslüman sanatkarlar, ‹slam anlay›fl›yla ba€daflmad›€›na inand›klar› için, kutsal kimselerin tasvirlerini yapmaktan kaç›nm›fllard›r. Bu nedenle, Hz. Peygamber’i tan›yanlar›n ve görenlerin anlat›m ve tariflerinden yararlanarak Hz. Muhammed (s.a.v)’in kiflisel özelliklerini yaz›yla anlatma yoluna gitmifllerdir. Hilye metnini okuyan bir kimse, Hz. Peygamber’i anlatan sözlerin ne kadar özenle seçildi€ini görecektir. Bir insan› sözle tarif etmek oldukça güçtür. Kald› ki tarif ve tasvir edilen kifli Hz. Peygamber ise, bu ifl daha da zorlafl›r. Buna ra€men de€iflik kiflilerin söyledikleri aras›nda flafl›rt›c› bir benzerlik vard›r ve her birinin anlatt›€› di€erini tamamlar niteliktedir. Hilyeler, Hz. Peygamber’in vefat›ndan sonra onun nas›l biri oldu€unu ö€renmek ve onu tan›mak isteyenlerin ço€almas›, onu tan›yanlar›n ve ona yetiflenlerin bildiklerini anlatmas›yla oluflmufltur. Rivayete göre, hastal›€› s›ras›nda k›z› Hz. Fât›ma’n›n, bir daha yüzünü göremeyece€i endiflesini dile getirmesi üzerine Hz. Peygamber, damad› Hz. Ali’ye; “Hilyemi yaz; benden sonra onu gören, beni görmüfl gibi olur.” Demifltir. Hilyeleri gerek yazan ve tezhipleyenlerin, gerekse sanatseverlerin ilgisini çekmesinin nedenleri, hiç kuflkusuz Hz. Muhammed’in özelliklerini anlat›yor olmalar›, insan ruhunu ve gönlünü doyuran muhteflem tasar›ma sahip olmalar› ve bulunduklar› yerleri kötülüklerden koruduklar› ve o yerlere bolluk, bereket ve huzur getirdikleri inanc›d›r. Osmanl› hattatlar›ndan Haf›z Osman’dan beri hattatlar aras›nda hüsn-î hatla hilye yazmak bir gelenek halinde devam etmektedir. Büyük hat üstatlar› sanatlar›nda sergiledikleri güç ve hünerlerini, dini duygu ve heyecanlar›n› Kuran› Kerim kitabetinden sonra hilye yazmakta göstermifller, birbirinden güzel çeflitli hat üsluplar›yla biçimlendirdikleri kompozisyonlar›, tezhip sanat›n›n da ifltirakiyle hat sanat›n›n flaheserlerini oluflturmufllard›r. Hz. Muhammed’e duyulan sevgi, sayg› ve iman›n sonucu olarak flekillenen hilye levhalar› Müslümanlar aras›nda büyük bir önem kazanm›ş ilgi görmüfl, tafl›d›klar› kutsi mana sebebiyle hilyeler etraf›nda bir tak›m inanç ve gelenekler de oluflmufltur. Önceleri mecmua biçiminde veya katlan›p cepte tafl›nmak için haz›rlanan hilyeler, ilk kez 17. yüzy›lda Haf›z Osman taraf›ndan levha biçimde tasarlanm›fl ve bu klasik form her dönemde vazgeçilmez olmufltur. Klasik formdan ça€dafla önemli bir hilye seçkisi anlaml› bir say› (Altm›fl üç) adet olarak bir koleksiyondan ç›k›p daha genifl kesimlere ulaflmas› için sergilenmekte. Hüsn-i hat sanat›na uzun y›llar›n› ve gönlünü vermifl Mehmet ÇEB‹ koleksiyonundan, her biri eflsiz binlerce eser aras›ndan seçilen 63 adet hilye ile bir yeryüzü iflbirli€i yap›lmakta. Ve belki de dünya da bir ilk sergi olacak nitelikte bir ifl ortaya konmufl olacak. Voltaire’in Zadig (yazg›) adl› roman›nda

9

Hazret-i Ali (Allah ondan râzı olsun), Hazret-i Peygamber’i (Allah salât ve selâmı onun üzerine olsun) vasfettiği zaman, şöyle buyurdu: Hazret-i Peygamber’in boyu ne çok kısa, ne çok uzundu, orta boyluydu. Ne kıvırcık kısa ne de düz uzun saçlıydı; saçı kıvırcıkla düz arasında idi. Değirmi yüzlü, duru beyaz tenli, iri ve siyah gözlü ve uzun kirpikliydi. İri kemikli ve geniş omuzluydu. Göğsü, ortadan karnına kadar kılsızdı. İki avucu ve tabanları dolgundu. Yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla giderdi. Sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi.

İki omuzu arasında “Nübüvvet mührü” vardı. Bu, O’nun son peygamber oluşunun nişânesi idi. O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansızın görenler heybeti karşısında sarsılırlar, fakat bütün üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar, O’nu her şeyden çok severlerdi. O’nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse: “Ben gerek O’ndan önce gerekse O’ndan sonra, Resûlullah gibi birisini görmedim...” demek suretiyle, O’nu övmek hususundaki aczini ve yetersizliğini itiraf ederdi. Allah’ın salât ve selâmı O’nun üzerine olsun.

Katolog

Hasan Çelebi
— 170 x 110 cm.
12

Süleyman Berk
110 x 75 cm. 13

Gürkan Pehlivan
150 x 110 cm. 15

Nurullah Özdem

16 120 x 80 cm.

Ali Hüsrevoğlu
190 x 95 cm. 17

Gürkan Pehlivan
140 x 85 cm. 19

Levent Karaduman

20 185 x 95 cm.

Tahsin Kurt
145 x 95 cm. 21

Gürkan Pehlivan
155 x 105 cm. 23

Gürkan Pehlivan

24 165 x 100 cm.

Levent karaduman
155 x 75 cm. 25

Gürkan Pehlivan
150 x 105 cm. 27

Gürkan Pehlivan

28 145 x 90 cm.

Cevat huran
120 x 80 cm. 29

Gürkan Pehlivan
145 x 110 cm. 31

Gürkan Pehlivan

32 185 x 110 cm.

Levent Karaduman
125 x 85 cm. 33

Levent Karaduman
270 x 150 cm. 35

İhsan ahmedi

36 120 x 60 cm.

Nurullah Özdem
95 x 95 cm. 37

Gürkan Pehlivan
175 x 95 cm. 39

Gürkan Pehlivan

40 150 x 95 cm.

Gürkan Pehlivan
170 x 95 cm. 41

Gürkan Pehlivan
150 x 95 cm. 43

Levent Karaduman

44 145 x 95 cm.

Levent Karaduman
170 x 100 cm. 45

Nurullah Özdem
155 x 95 cm. 47

Habib Ramazanpur

48 85 x 55 cm.

Nurullah Özdem
125 x 90 cm. 49

Levent Karaduman
165 x 115 cm. 51

Fevzi Günüç

52 130 x 90 cm.

Said Abuzeroğlu
120 x 75 cm. 53

Gürkan Pehlivan
150 x 90 cm. 55

Gürkan Pehlivan

56 135 x 85 cm.

Muhammed Cevatzade
95 x 50 cm. 57

Gürkan Pehlivan
150 x 95 cm. 59

Gürkan Pehlivan

60 140 x 90 cm.

Eyyüp Kuşçu
135 x 95 cm. 61

Levent Karaduman
165 x 95 cm. 63

Said Abuzeroğlu

64 140 x 85 cm.

Abdullah Güllüce
105 x 75 cm. 65

Levent Karaduman
220 x 95 cm. 67

Said Abuzeroğlu

68 110 x 65 cm.

Said Abuzeroğlu
180 x 100 cm. 69

Levent Karaduman
180 x 100 cm. 71

Said Abuzeroğlu

72 130 x 85 cm.

turan Sevgili
165 x 115 cm. 73

Eyyüp Kuşçu

120 x 90 cm. 75

Kerim Erbili

76 80 x 60 cm.

Levent Karaduman
125 x 95 cm. 77

Gürkan Pehlivan
150 x 95 cm. 79

Said Abuzeroğlu

80 160 x 70 cm.

Said Abuzeroğlu
150 x 70 cm. 81

Gürkan Pehlivan
175 x 95 cm. 83

said Abuzeroğlu

84 160 x 120 cm.

Nurullah Özdem

195 x 130 cm. 85

Gürkan Pehlivan
170 x 95 cm. 87

nurullah Özdem

88 135 x 95 cm.

Eyyüp Kuşçu
110 x 85 cm. 89

Gürkan Pehlivan
140 x 95 cm. 91

Levent karaduman

92 135 x 125 cm.

Said Abuzeroğlu
150 x 90 cm. 93

Gürkan Pehlivan
145 x 95 cm. 95

Der Nât-ı Habîb-i Kibriyâ Ey habîb-i Hak, kerîmüş-şân Muhammed Mustafâ, Nâzenîn-i Hazret-i Yezdân Muhammed Mustafâ… Ravza-i cennet gülüsün, “ lî meallah” bülbülü, Canlara cânân, cihâna cân Muhammed Mustafâ… Bûy-i enfâsın mutayyeb etti nâsût ehlini, Doldu âlem ravh ile reyhân Muhammed Mustafâ! Zâtını meddâh olan ol Hazret-i Hak olıcak, Nice bilsin kadrini insan, Muhammed Mustafâ! Ümmet üzre ulu minnettir vücudun nimeti, Cümle halka rahmet-i Rahmân Muhammed Mustafâ… Âline, ashâbına, ezvâcına, etbâına Hâzır olsun ravza-i rıdvân, Muhammed Mustafâ… Nûri miskini unutma, Rabb-i izzet hakkı içün, Ey nebîler hizbine sultan Muhammed Mustafâ…
Abdülehad-ı Nûri

Özgeçmişler

Abdullah Güllüce Hattat Abdullah Güllüce, 01.09.1980 tarihinde Erzurum’da do€du. ‹lkokulu bitirdikten sonra Erzurum ‹mam Hatip Lisesinden 1999’da mezun oldu. 1995 tarihinde Erzurum’da Hattat Mümtaz Durdu Bey ile tan›flt›. Nesih derslerini ondan meflk etti. 1,5 y›l devam ettikten sonra hocas›n›n ‹stanbul’a nakli ile derslere mektupla devam etti. Liseden mezun olduktan sonra ‹stanbul’a gelip Hattat Hasan Çelebi Beyden sülüs, nesih meflkine devam etti ve 2003 May›s’›nda icazet ald›. fiu anda hat çal›flmalar›na ‹stanbul’da devam etmektedir.

Cevat Huran 1977’de İran’da doğdu.1998-2002’de İran’da hattat Hakim GANNAM’ın yanında Sülüs çalışmalarına başladı.Daha sonra hattat Muhammed ÖZÇAY’ın yanında hat çalışmak üzere Istanbul’a geldi.Sülüs meşklerini bir yılda tamamladı ve Hattat Muhammed ÖZÇAY’ın yanında Celi Sülüs eğitimi görmeye devam etti.2005 Kasım ayında İRCİCA’da yapılan İcazet töreninde Hattat Muhammed ÖZÇAY’dan Sülüs icazetini aldı. Halen İstanbul’da hat çalışmalarına devam etmektedir.

Ödüller 1. 2004 İstanbul 6.Uluslararası hat yarışması Sülüs dalında 1.’lik ödülü. 2. 2004 İstanbul 6.Uluslararası hat yarışması Celi Ali Hüsrevoğlu 1956 Afyonkarahisar / Sandıklı doğumlu olan Ali Hüsrevoglu, 1979 yılında Marmara Üniversitesi'nden mezun oldu. 1982 yılında Büyük Üstad Hamid Aytaç'tan icazet aldı. 1992 yılında Medîne-i Münevvere / Mescid-i Nebevî son genişletme projesinin yazılarını yazdı. 1993'de eserlerini sergilemeye başladı. Türkiye'nin değişik il ve ilçelerinde otuz kişisel ve karma sergiye katıldı Hat nevilerinden ağırlıklı olarak sülüs, nesih, dîvanî, celî dîvanî, celî, tuğra, ma'kılî, kûfî yazmaktadır. Klasik ve modern hat çalışmalarına devam etmektedir. Eyyüp Kuşçu 1971 yılında Irak’ın Kerkük şehrinde doğdu.Hat derslerine 1994 yılında Kerkük’te Hattat Avni el – Nakkai ile başladı, halen İstanbul’da Hattat Davut Bektaş ile devam etmektedir.Albaraka hat yarışmasında sülüs dalın Sülüs dalında 1.’lik ödülü. 3. 2005 Antik A.Ş Hilye-i Şerife yarışması CeliSülüs, Sülüs-Nesih dalında 1.’lik ödülü. 4. 2005 Albaraka Türk Uluslararası hat yarışması özel ödülü. 5. 2005 Albaraka Türk Uluslar arası hat yarışması Sülüs dalında 2.’lik ödülü.

98

da ikincilik ödülü almıştır Fevzi Günüç 1956’da Konya’da doğdu. 1982 yılında Hüseyin Kutlu ile başladığı sülüsnesih yazı çeşitlerinden 1993 yılında icazet aldı. 1993 yılında Türk İslam sanatları Anabilim Dalında yardımcı doçent, 2002 yılında Geleneksel Türk El Sanatları Eski Yazı Anasanat Dalında doçent ve 2007 yılında ise aynı ana sanat dalında profesör oldu. 2003-2005 yılları arasında Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi dekanlık vekilliği görevini yürüttü. 2005 yılında itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi GTES bölüm başkanlığı ve 2007 yılından itibaren de Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmektedir. Yurt içi ve dışında karma ve kişisel sergilerinin yanı sıra alanında yayımlanmış kitap ve makaleleri bulunmaktadır.

etti. 2003 yılında Fuat Başar, Hasan Çelebi ve Mehmet Özçay’dan icazet alıp yurtiçinde birçok sergiye katıldı. Eserlerini “Mahfi” mahlası kullanarak imzalayan Gürkan Pehlivan çeşitli kurum ve kuruluşlarda hat hocalığı yaptı. Kambur Mustafa Paşa Camii iç mekân yazıları, Kadırga Bostanali Camii kitabesi gibi ülke çapında çeşitli cami, çeşme ve türbelerde, yurtiçi ve yurtdışı özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. 100’ü aşkın hilye-i şerif ve birçok özgün istifler tasarlayan sanatçı, çalışmalarına İstanbul da devam etmektedir.

Habib Ramazanpur 1976 yılında İran’ın Gilan kentinde doğdu.Hat eğitimine Abbas Ahaveyn yanın da başladı. 2009 yılın da İran Encümeni Hoşnuvisan Kurumun dan hocalık icazetini aldı.Uluslararası

Gürkan Pehlivan 1970 yılında Konya Akşehir’ de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı. Çalışma hayatına -deri giyim sektöründe modelist ve stilist olarak- giren sanatçı, bu sektörde 20 yıl kadar kendi modellerini tasarladı. 1999 yılında hattat ve ebrucu Fuat Başar’ la tanışarak hat sanatı meşkine başladı. Hocasının kendisinde gördüğü yetenek ve istidat neticesinde 4 ay gibi kısa bir süre sonrasında hocasının asistanı olarak öğrencilere ders vermeye devam Hasan Çelebi

birçok yarışmada dereceler aldı.Hat çalışmalarına Tahran da devam etmektedir.

1937'de Erzurum'da doğdu. Muhtelif camilerde imam hatiplik vazifesinde bulundu. 1964'ten

99

itibaren hattat Halim Özyazıcı, Hamit Aytaç ve Kemal Batanay'dan hat meşk etti. 1975'te Hamit Bey'den Sülüs ve Nesih, 1981'de de Kemal Bey'den Ta'lik ve Rik'a yazılarında icazet aldı. 1977'de A.Ü. İlahiyat Camii'nin yazılarını yazmak için Erzurum'da, 1981'de İslam Konferansı Teşkilatı'nın yazılarını yazmak için Cidde'de, 1983'de de Mescid-i Nebî'nin yazılarının restorasyonu için Medine’de görevlendirildi. 1982'de ilk kişisel sergisini İstanbul'daki İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nde (IRCICA) açtı. Bunu 1984’te Kuala Lumpur (Malezya) ve 1985'te de Ürdün Prensi Hasan B. Tallal'ın davetiyle gittiği Amman Sergileri izledi. 1987'de Küba Mescidi'nin yazılarını yazmak üzere bir yıl süreyle Medine'de bulundu. 1992'de Malezya islam Kültür Merkezi tarafından Kuala Lumpur'a davet edildi. 1994 yılında İRCICA'da “Hat Sanatında 30 Yıl” sergisini açtı. Ayrıca yurt içi ve yurt dışında düzenlenen Klasik Türk El Sanatları konulu pek çok karma sergiye iştirak etti. 1976'dan bu yana sürdürdüğü hat derslerine devam etmekle beraber yurt içinden ve yurt dışından olmak üzere toplam 52 talebesine icazet verdi.

meşketti. İran’da ve birçok başka ülkede uluslar arası yarışmalarda dereceye girdi.Sanat hayatına halen İran’da devam etmektedir.

İhsan Ahmedi 1980 yılında İran, Meşhed’de doğdu. Poly Technical University, Hava ve Uzay Bölümü’nü bitirdi. Üstad Abbas Ahaveyn’den nesta’lîk hattını

100

Kerim Erbili 1963 yılıda Irak – Erbil’de doğdu.Bağdat Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Seramik Bülümü’nden mezun oldu.1991 yılında hat sanatını meşk etti. Hattat Prof.Dr.Ali Alparslan’dan ta’lik, Hasan Çelebi’den sülüs ve nesih dallarında icazet aldı.1993’te IRCICA’nın düzenlediği Milletlerarası Hatyarışması’nda nesih ve icaze’de iki mansiyon ödülü, 1996’da ise nesih’te mansiyon ve 2004’te sülüs’te üçüncülük ödülü aldı.1995’te Bağdat Hat ve Tezhib Festivali’nde de ödül kazandı.

sanat› çizgisi dahilinde modern ve ça€dafl eserler üretmeye devam sanatç›, çal›flmalar›na ‹stanbul’da devam etmektedir. Muhammed Cevadzade 1971 y›l›nda ‹ran’›n Tahran kentinde do€du.Hat sanat› e€itimine Abbas Ahaveyn’nin yan›n da bafllad›.‹ran Encümeni Hoflnivisan Kurumundan hocal›k derecesini ald›.1996 y›l›ndan itibaren bu kurumda hoca olarak ders vermektedir.Kat›lm›fl oldu€u tüm yar›flmalarda birincilik ödülleri alm›flt›r. Ayn› zamanda Hattat›n kendi eliyle yaz›lm›fl oldu€u ve bas›lan kitaplar: Divan-› Haf›z Gülistan-i Sadi Levent Karaduman 1978 y›l›nda Bart›n’da do€du. ‹lkokulu Ruba-i Ömer Hayam. Hat çal›flmalar›na Tahran da devam etmektedir.

bitirdikten sonra ‹stanbul’a yerleflti. Orta ve lise e€itimi ile birlikte ‹slami ve Arabî ilimleri tahsil etti. 12 y›l süren tahsili esnas›nda 1992 y›l›nda eski hat örneklerini inceleyerek çal›flmalar yapan sanatç› 1995 y›l›nda hattat ve ebrucu Fuat BAfiAR’dan sülüs ve nesih hat meflkine bafllad›. 2003 y›l›nda icazet alarak kendi özgün eserlerini yurtiçinde ve yurtd›fl›nda aç›lan sergilerle sanatseverlerin be€enisine sundu. Çeflitli kurum ve kurulufllarda hat hocal›€› yapt›. Hat sanat›n› estetik aç›dan çizgi bilimi olarak de€erlendirip bu alanda araflt›rmalar ve incelemelerde bulunmaktad›r. Yurtiçinde ve yurtd›fl›nda bir çok özel koleksiyonda eserleri bulunmakta olup, ço€u birbirinden farkl› flekilde tasarlanm›fl çok say›da hilye-i flerif, istif, k›t’a ve levha yazd›.Klasik hat Nurullah Özdem 1984 y›l›nda Erzurum’da do€du. 1998’de dedesi Hattat fievket Özdem (1926–2003)‘den hüsn-i hatta bafllad›, Bilal Sezer’den devam etti. 2004 y›l›nda Davud Bektafl`a intisap etti. 2005 y›l›nda Atatürk Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Eylül 2007´de Davud Bektafl’tan sülüs ve nesih icazetini ald›. Muhtelif yar›flmalardan ödüller kazand›. Yurt içi ve yurt d›fl›nda karma sergilere ifltirak etti. Birçok özel koleksiyonda eserleri bulunan sanatç› çal›flmalar›na ‹stanbul’da devam

101

etmektedir.

Said Abuzeroğlu 1980 y›l›nda Rusya Federasyonu’na ba€l› Baflk›rdistan Cumhuriyeti’nin Ufa flehrinde do€du.‹lk, orta ve lise e€itimini Ufa’da tamamlad›.2001’de Marmara Üniversitesi Türkçe Ö€retmenli€i Bölümü’nü kazanarak ‹stanbul’a geldi.Ayn› y›l Mümtaz Durdu’dan sülüs, nesih ve rik’a yaz›lar›n› meflk etmeye bafllad›. 2003’te Hasan Çelebi ile de derslere devam ederek 2004’te sülüs ve nesih yaz›lar›nda icazet ald›.Halen ‹stanbul’da hat sanat›na devam etmektedir.

Süleyman Berk 1964 y›l›nda Bursa ‹negöl'de do€du. 1988 y›l›nda Marmara Üniversitesi ‹lâhiyat Fakültesi'nde lisans, 1994 y›l›nda Atatürk Üniversitesi'nde ‹slâm Tarihi ve Sanatlar› kürsüsünde Prof. Dr. Ali U€ur dan›flmanl›€›nda "Hattat Hamid Aytaç Hayat› Sanat› ve Eserleri" teziyle yüksek lisans e€itimini, 1999 y›l›nda ayn› yerde Prof. Dr. Muhittin Serin'in dan›flmanl›€›nda "Hattat Mustafa Rak›m'da Celi Sülüs ve Tu€ra Esteti€i" isimli teziyle doktoras›n› tamamlad›. Akademik çal›flmalar›na yard›mc› doçent olarak devam etmektedir. Gençlik y›llar›nda bafllad›€› hat çal›flmalar›nda ilk dersleri merhum hattat Yusuf Ergün (Erzincani)'den ald›. Onun vefat› ile Hasan Çelebi'den bafllad›€› sülüs-nesih çal›flmalar›na devam etmektedir. Fakülte y›llar›nda Prof. Dr. Muhittin Serin'den rik'a meflketti. Çal›flmalar›nda Prof. M.U€ur Derman ve Hattat Mehmet Özçay'dan istifade etti. 2001 y›l›nda T.C. Kültür Bakanl›€›

102

Sultân-ı rüsûl şâh-ı mümeccedsin efendim Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim Dîvân-ı İlâhide ser-âmedsin efendim Menşûr-ı le’amrükle mü’eyyedsin efendim Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim Hakdan bize sultân-ı mü’eyyedsin efendim Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda Hükmün tutulur mahkeme-î rûz-i cezâda Gül-bâng-i kudûmun çekilir Arş-ı Hudâda Esmâ-i Şerîfin anılır arz u semâda Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim Hakdan bize sultân-ı mü’eyyedsin efendim Ümmîddeyiz ye’s ile âh eylemeyiz biz Ser-mâye-i îmânı tebâh eylemeyiz biz Bâbın koyup âğyâre penâh eylemeyiz biz Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin efendim Hakdan bize sultân-ı mü’eyyedsin efendim
Şeyh Gâlip

Arz-ı ta’zîm eylemez mi âlem-i imkân sana Arz-ı tâzim etti Allah-ı azîmü’şân sana Hüsn-i Kur’ân-ı görür insân olur hayrân sana Dest-i kudretle yazılmış, hilyedir Kur’ân sana Dil esîrin olduğu günden beri âzâdedir Mâsivaya bağlanır mı, bağlanan vicdân sana
Muallim Naci