You are on page 1of 182

MLEL VE NHAL

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi ISSN: 1304-5482
Eski Harranda Sihir ve By Riteli Olarak Kurban inasi GNDZ Islam and Islamic Mysticism In Relation to Buddhism Cafer Sadk YARAN Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti (IAHR)'nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks Mustafa ALICI Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced - Harfler ve Rakamlar Metafizii Ramazan YAZEK Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon Hakan OLGUN Kitap Tantm ve Tenkitler
Ricoeur ve Kutsal Resmetmek Cengiz Batuk Geleneksel ve Modern Bak Alaryla Pavlus Sleyman Turan Must Christianity Be Violent? Hakan Olgun Law, Life, and the Living God HakanOlgun Terror in the Mind of God Hakan Olgun Islam, Fundamentalism, and the Betrayal of Tradition Hakan Olgun

Milel ve Nihal Geleneinden


Ahmed Midhat Efendi ve Tarih-i Edyan Cengiz BATUK

2/1
2004

y l : 2

say:1

Aralk 2 0 04

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi ISSN: 1304-5482

Cilt/Volume: 2 Say/Number: 1 Aralk/December 2004

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi Cilt/Volume 2 Say/Number: 1 Aralk/December 2004 ISSN: 1304-5482 Editr / Editor inasi Gndz (Prof. Dr., stanbul niversitesi) Editr Yardmcs / Editors Assistant Cengiz BATUK (Karadeniz Teknik niversitesi) Yayn Kurulu/ Editorial Board* Yasin Aktay (Do. Dr., Seluk niversitesi) inasi Gndz (Prof. Dr., stanbul niversitesi) mer Faruk Harman (Prof. Dr., Marmara niversitesi) Ekrem Sarkolu (Prof. Dr., Sleyman Demirel niversitesi) Burhanettin Tatar (Do. Dr., Ondokuz Mays niversitesi) Teknik Tasarm ve Yayn Hazrlk Cengiz BATUK Danma Kurulu/Advisory Board* Baki Adam (Prof. Dr., Ankara niversitesi) P. Gabriel Akyz (Mardin Krklar Kilisesi) Adnan Aslan (Dr., SAM) Mahmut Aydn (Do. Dr., Ondokuz Mays niversitesi) Mehmet Aydn (Prof. Dr., Seluk niversitesi) Mehmet Akif Aydn (Prof. Dr., Marmara niversitesi) Mehmet elik (Prof. Dr., Celal Bayar niversitesi) smail Engin (Dr., Berlin) Mustafa Erdem (Prof. Dr., Ankara niversitesi) Tahsin Grgn (Dr., SAM) Ahmet G (Prof. Dr., Uluda niversitesi) Erica C.D. Hunter (Dr., Cambridge University) Mehmet Katar (Do. Dr., Ankara niversitesi) Mahmut Kaya (Prof. Dr., stanbul niversitesi) evket Kotan (Dr., Ankara) lhan Kutluer (Prof. Dr., Marmara niversitesi) Abdurrahman Kk (Prof. Dr., Ankara) Ahmet Yaar Ocak (Prof. Dr., Hacettepe niversitesi) Abdullah zbek (Prof. Dr., Seluk niversitesi) mer zsoy (Prof. Dr., Ankara niversitesi) Roselie Helena de Souza Pereira (Mestre em Filofia-USP; UNICAMP Brasil) Hseyin Sarolu (Do. Dr., stanbul niversitesi) Mustafa Sinanolu (Do. Dr., SAM) Necdet Suba (Do. Dr., Mula niversitesi) Cafer Sadk Yaran (Do. Dr., stanbul niversitesi)
* Soyadna gre alfabetik sra / In alphabetical order

indekiler
Makaleler
Eski Harranda Sihir ve By Riteli Olarak Kurban inasi GNDZ 5-11 Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism Cafer Sadk YARAN 13-34 Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti (IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks Mustafa ALICI 35-74 Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebdced -Harfler ve Rakamlar MetafiziiRamazan YAZEK 75-114 Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon Hakan OLGUN 115-144

Kitap Tantm ve Tenkitler


Paul Ricoeur ve Kutsal Resmetmek Cengiz BATUK / 145-151 Must Christianity Be Violent? Hakan Olgun / 152-153 Law, Life, and the Living God Hakan Olgun / 154-156 Geleneksel ve Modern Bak Alaryla Pavlus Sleyman Turan / 157-159 Terror in the Mind of God Hakan Olgun / 158-162 Islam, Fundamentalism, and the Betrayal of Tradition Hakan Olgun /163-165

Milel ve Nihal Geleneinden


Ahmed Midhat Efenedi ve Tarih-i Edyan Cengiz BATUK /167-180

brahimin Kurban

Eski Harranda Sihir ve By Riteli Olarak Kurban

inasi GNDZ*
Atf/: Gndz, inasi, (2004). Eski Harranda Sihir ve By Riteli Olarak Kurban, Milel ve Nihal, 2 (1), 5-11. zet: Kurban trenleri ve tanrsal varlklara yaplan dier sunumlar eski Harranllarn en nemli karakteristik zeliklerinden birisidir. Onlar, kesmek ya da yakmak suretiyle tanrlarna eitli takdimlerde bulundular. Kurban trenleri genelde sihir, by ve astroloji iin de bir frsat olarak algland ve dolaysyla onlar, hayvann hareketlerini ve organlarn tren esnasnda dikkatlice incelediler. Anahtar Kelimeler: Kurban, Sihir, Harran, Astroloji, Ritel.

nanan asndan sra dl, olaan stl ve bambakal ifade eden kutsal ile u ya da bu ekilde irtibat kurma ayin ve ibadetlerin balca amacn oluturmaktadr. Nitekim bu nedenle din baz aratrclarca, kutsal ile iliki kurma eklinde tanmlamaktadr. Dinlerin kutsal kavramyla zdeletirdikleri deerlerin banda tanr/tanrlar gelmektedir. Monoteizmden politeizme, tanr kavramna yer veren tm geleneklerde inanan bireylerin eitli amalar uruna tanrsal alemle bir ekilde iliki kurmalar olduka nemlidir. Tanrsal alemle iliki kurmann en basit yolu duadr. Sesli ya da sessizce dorudan yakar ifade eden duann yan sra, teemml, tefekkr ve meditasyon gibi kalp ve nefs tezkiyesini gaye edinen dua ierikli ibadetler ve zekat, oru ve hacda da temel ama tanr ile iletiim kurmadr. Bu dorultuda kurban da asl itibaryla kutsala yaknlamay ve onunla -bir ekilde- iletiim kurmay ama edinen bir ibadettir. Bu
*

Prof. Dr., stanbul niversitesi lahiyat Fakltesi, Dinler Tarihi Anabilim Dal.

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

inasi GNDZ

balamda kurban, kurban olarak sunulan ey ile bir ynden kiinin, tanrya olan yakarn, ona kar krn, minnet duygusunu, gnahlardan pimanln ve gelecee ynelik istek ve temennilerini dile getirirken; bir baka ynden bu vesileyle kiinin kutsala zg gizli bilgiye/bilgilere ulamasn, kutsal alanla iletiim kurarak normal insanlar iin sra d olan g ve yetiler elde etmesini de hedeflemektedir. Kutsal varlklara kurban olarak sunulan eyler kesmek, yakmak veya ksmen kann aktmak tarznda herhangi bir canl olabilecei gibi yiyecek, iecek, bitki, tahl, tts, ss ve mcevherat gibi eyler eklinde de olabilir. Ayrca kurban, kutsala tapnan ya da onunla irtibat kurmaya alan kiinin kendi vcudundan baz organlar kesmek, ilevsiz brakmak ya da kiisel arzu ve ihtiraslarn snrlamak suretiyle de olabilir. Eski Urfadaki kimi ayin ve adetler bu son hususa bir olarak verilebilir. Hristiyanlk ncesi Urfada (Edessada) tanra Atargatise tapnan baz erkekler tanra iin kendilerini hadm ederlerdi. Hristiyan olan kral Abgar halk arasnda yaygn olan bu adeti yasaklad.1 Ortadou dinsel geleneklerinde kutsal varlklara sunulan kurbanlarn en nemli ilevlerinden birisi, bunlarn sihir, by ve astroloji malzemesi olarak kullanlmalaryd. zellikle kurban olarak sunulan canl varlklarn, sunum ncesinde, sunum esnasnda ve sonrasnda yaptklar tavrlar veya eitli organlar incelenip yorumlanarak, bunlardan gerek by ve sihre gerekse gelecee ynelik eitli anlamlar karlrd. Bu durum, genelde birok Ortadou topluluunda grlmekle birlikte zellikle Ortaa yazarlarnca Harraniler olarak adlandrlan eski Harranllarn bu konudaki

Suriye ve Urfada Tarataya tazim amacyla kendini hadm etme adeti vard. Ancak Kral Abgar ihtida ettikten (Hristiyan olduktan) sonra, kendisini hadm eden her erkein elinin kesilmesini emretti. O gnden bu gne Urfa blgesinde kimse kendini hadm etmemektedir. Bardaisan, The Book of the Laws of Countries, tr. H.J.W. Drijvers, Assen 1964, s. 59.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Eski Harranda Sihir ve By Riteli Olarak Kurban

adet ve trenleri dikkat ekicidir. Harranllar tanrsal varlklara yakn olmak amacyla onlara kurbanlar sunarlard. Ayrca, kurban ile kiinin ya da kiilerin talihlerinin renilmesi ve eitli problemlerine ve sorularna cevap aranmas da amalanrd. Kurbann gerek sunum esnasndaki hareketleri gerekse sunum sonras eitli organlar incelenerek gelecee ilikin yorumlamalar yaplrd.2 Harranllarn en nemli ritelleri/ayinleri arasnda olan kurban trenleri ve sunaklar, tanrsal varlklara ve onlar temsil eden idollere ya da suretlere sunulurdu. Ancak Ortaa Harranllarnn tanrlar panteonunun en tepesinde yer verdikleri yce varla bu sunumlar, dorudan takdim edilmez, kurban sunumu esnasnda onun ad anlmazd. Zira bu stn varlk adeta Eliadenin deus otiesus olarak tanmlad bir stn g olarak dnlrd. Kendisine dorudan ulalamayan ve tapnlamayan bu stn varln aracs olduuna inanlan dier tanrsal varlklara ancak kurbanlar sunulabilirdi. bn Nedimin grlerini rivayet ettii Sarahsiye gre, Harranllarn bazlar yce stn gcn/yaratcnn adna kurban sunmann kt bir ey ve talihsizlik olacan dnrlerdi; zira onlarn dncesine gre yce tanr sadece nemli ileri yrtr, sradan ileri ise yeryznn yneticiliini de kendilerine brakt dier arac varlklara brakrd.3 Harraniler ayrca atalar iin de eitli kurbanlar sunarlard.4 Kurban trenleri rahipler tarafndan yrtlr ve tren sonras halktan para toplanrd.5 Kurban trenini yrten rahip gn boyu tapnaa girmezdi.
2

3 4 5

Bkn. Mutahhar ibn Tahir el-Makdisi, kitabul-bedu vet tarih, Paris 18991919, c.4, s.23; Ebur-Reyhan Muhammed el-Biruni, The Chronology of Ancient Nations, tr. C.E. Sachau, London 1879, s.188; emseddin Ebu Abdullah el-Dmaki, nukbetud-dehr fi acaibil-berri vel-bahr, St. Petersburgh 1866, s.34; Ebul-Hasan Ali el-Mesudi, murucuz-zeheb ve maadinul-cevher, Paris 1861-1877, c.4, s.69. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, ed. G. Flgel, Leipzig 1872, s. 318. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, s. 323. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, ss.323-325.

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

inasi GNDZ

Sarahsiye gre Harranllar, ayn drt zamannda kurban sunarlard. zellikle ayn 17. ve 28. gnleri kurban iin ska kullanlan zamanlard. Dier kaynaklardan, Harranllarn yalnzca bu gnlerde deil, neredeyse hemen her zaman kurban sunumunda bulunduklar bilinmektedir.6 Harranllar 7 gezegenle ilgili tanrsal varlklar iin kanl kurban trenleri dzenlerlerdi. rnein, Harranl Baba tarafndan bahsedilen Azzuz tapna,7 keserek ya da yakarak yaplan kurban trenleri asndan nemliydi. Harranllarn tanrsal varlklar iin kurban ettikleri hayvanlar arasnda en ok kuzu ve koyuna rastlanrd. Bunlar 7 gezegenle ilikili tanrsal varlklar yan sra amal, Saatlerin Rabbi, Kr Rab ve Haman gibi tanrlara da sunulurdu. Ayrca Harranllarn eytanlar iin de koyun kurban ettikleri sylenmektedir.8 Harran halk yce ay tanrs Sin, Satrn, Mars ve Hermese sr kurban da sunarlard. Mesudi Harranllarn sr kurban ile ilgili olarak ilgin bir adetlerini anlatr. Buna gre onlar, siyah bir kz hazrlarlar, bunu balarlar ve bir kalp tuz parasyla hayvann yzne vurmak suretiyle onu ldrrlerdi. Bu ilem srasnda hayvann gzlerinin dar frlamas salanrd.9 Macritiye gre onlar Satrn iin de sr kurban ederlerdi.10 Kurbann byle ldrlerek sunulmas aka hayvann bata gz olmak zere eitli organlarnn incelenerek by, sihir ve astroloji ile ilgili eitli yorumlamalarda bulunmaya yneliktir.

6 7

8 9 10

Bkn. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, ss.319, 322vd. Onlar Azzuzun ortasnda kurbanlar kesecekler ve sunular sunacaklar. F. Rosenthal, The Prophecies of Baba the Harranian, W.B. Henning (ed.), A Locusts Leg: Studies in Honour of S.H. Taqizadeh, Lopndon 1962, s.230. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, ss.322-323. Mesudi, murucuz-zeheb ve maadinul-cevher, c.4, ss.68-69. Ebul-Kasm Mesleme el-Macriti, gayetul-hakim ve ahakkun-neticeteyni bit-takdim, Leipzig 1933, s.227.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Eski Harranda Sihir ve By Riteli Olarak Kurban

Harranllarn baz keileri de kurban etmek zere yetitirdikleri ve bunlar kutsal kabul ettikleri bilinmektedir. Bu kutsal hayvanlara hamile kadnlarn yaklamasna izin verilmezdi.11 Ayrca Harranllar horoz ve tavuk gibi kmes hayvanlarn ve penesi olmayan kular da da kurban olarak sunarlard. zellikle Mars ve ans tanrs olduu dnlen Gad, kendisine tavuk ve horoz kurban edilen tanrsal varlklard. Kitabull-Fihristte ilgin bir horoz kurban treni anlatlr. Buna gre, Eyll aynn 26snda Harranllar iyi talihin efendisi olarak tanmladklar tanrsal varla bir kmes hayvan sunarlard. Bu tanrya tazimde bulunan ya da adak adayanlar, ya yetikin bir horoz ya da gen bir tavuk alrlar ve kanadna ucu atele tututurulan bir bez balard. Bu trende, ayet hayvann tamam yanarsa adan kabul edildiine inanlrd; yok eer tavuk yanmadan ate snerse tanrnn bu ada ve kurban kabul etmedii dnlrd.12 Harranllar, kurban olarak sunulan kmes hayvanlarnn sol kanadn saklarlar ve bunu tapnakta dzenledikleri sr trenleri esnasnda kullanrlard. Ayrca bu kanadn etleri dikkatlice kemiklerinden ayklanr ve kemikler, koruyucu muska olarak ocuklarn boyunlarna aslr, sradan kadnlarca gerdanlk eklinde kullanlr ve hamile kadnlarca bellerine aslarak tanrd. Harranllar eek, domuz, karga ve benzeri hayvanlarn eitli organlarndan amuletler de tarlard. Bundan baka kpek, kuzgun ve karnca gibi hayvanlarn kutsiyetinde de inanrlard. Nitekim dine giri (inisiyasyon) trenleri esnasnda bu hayvanlar kardeler olarak anarlard.13 Kurban kesimi esnasnda ilgili tanrsal varln ad srekli olarak anlr ve bu esnada hayvann gzleri, az ve dier organlarnn hareketleri dikkatlice incelenirdi. Hayvann kesim ncesi, kesim

11 12 13

bnun-Nedim, kitabul-fihrist, ss.318, 325. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, s.323. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, s.326.

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

inasi GNDZ

srasnda ve sonrasnda yapt hareketlerden hem gelecee ynelik eitli kehanetler karlr hem de tanrnn kurban kabul edip etmediine dair yorumlar retilirdi. rnein onlar bir boa kurban etmek istediklerinde, ncelikle onun zerine arap dkerlerdi. ayet bu esnada hayvan titrerse bu hayvann tanr/tanrlar tarafndan kabul edileceine inanrlar, titremezse kurbann kabul edilmeyeceini dnrlerdi.14 Kesilen kurbann etleri konusunda Harranllarn nasl davrandklarna dair eitli grler ileri srlmtr. Baz kaynaklara gre onlar kurban etlerini yemezler, yakarlard. Bazlarna gre ise onlar etleri yerler, kemikleri ve yalar yakarlard.15 Dier taraftan Harranllar, kann, cinlerle eytanlarn yiyecei olduuna inanrlar ve dolaysyla kan yiyip ien kiilerin cinlerle/eytanlarla iletiim kuracan dnrlerdi. Bu nedenle, kurban edilen hayvann kan bir kapta dikkatle toplanr ve kurbann eti yenirken kan da sofrada bulundurulurdu. Bu ekilde sofraya cinlerin ve eytanlarn da itirak edecekleri ve onlarla daha sonra ryalarnda iletiime geerek onlardan gelecekle ilgili baz bilgiler alabileceklerine inanrlard.16 Eski Harranllar baz hayvanlar yakarak kurban ederlerdi. Bu ekilde dzenlenen kurban treni olduka nemsenir ve bunun byk bir sunum olduu dnlrd. Bir hayvan bu ekilde kurban etmek istediklerinde, onu, zincirlerle balarlar ve her tarafndan diri diri atee verirlerdi. Kurban trenlerine ata ruhlarnn da itirak ettikleri dnlrd ve tren esnasnda kpeklerin havlayarak bu

14 15

10

16

bnun-Nedim, kitabul-fihrist, s. 325. Bkn. bnun-Nedim, kitabul-fihrist, ss.318, 322; Bar Habraeus, The Choronography, tr. E.A.W. Budge, London 1932, s. 266; Moses Maimonides, The Guide of the Perplexed, tr. S. Pines, Chicago 1963, s. 585; Makdisi, kitabul-bedu vet tarih, c.4, s.23. Maimonides, The Guide of the Perplexed, s.343.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Eski Harranda Sihir ve By Riteli Olarak Kurban

ruhlar rktmemeleri iin bir deve kemii piirilerek kpeklerin nne atlrd.17 Grld gibi Eski Harranda kurban trenleri yalnzca tanrlara tazim ve tapnma balamnda sunulan eyler olarak deil, ayn zamanda by, sihir ve astroloji amacyla dzenlenmekteydi. Zaten Harranllar sihir ve by konusunda yrede olduka n yapmlard. yle ki yrede herhangi bir sihir ya da by yaplmak istenildiinde, Harranda bu ile uraanlar aranp bulunurdu.18 Dolaysyla onlarn kurban trenleri de bu zellikleri erevesinde dzenlenmekteydi.

Sacrifice in Ancient Harran as a Magical Ritual


Citation/: Gndz, inasi, (2004). Sacrifice in Ancient Harran as a Magical Ritual, Milel ve Nihal, 2 (1), 5-11. Abstract: Sacrifices and offerings to the deities were one of the most characteristic features of ancient Harranians. They offered various animals to their deities as sacrifices either by cutting or by burning them. The sacrificial ceremonies were usually understood as also an opportunity for magic and astrology. So they carefully examined the movements and organs of the slaughtered animals. Key Words: Sacrifice, Magic, Harran, Astroloji, ritel.

17

18

Harranllar her ne kadar deve kemiini tren esnasnda kpeklere yedirseler de kendileri kesinlikle deveyi kurban hayvan olarak kullanmazlard. rnein Bar Habraeus, eserinde bunun bir rneini anlatr. Bkn. Bar Habraeus, The Choronography, s.110.

11

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Elindeki davulla dua eden bir Budist ocuk

A Contribution to Muslim-Buddhist Dialogue

Islam and Islamic Mysticism In Relation to Buddhism

Cafer Sadk YARAN*


Budizmle likili Olarak slam ve slam Mistisizmi: Mslman-Budist Diyalouna Bir Katk
Atf/: Yaran, Cafer Sadk, (2004). Budizmle likili Olarak slam ve slam Mistisizmi, Milel ve Nihal, 2 (1), 13-34. zet: Dinler aras diyalog denince genellikle Hristiyanlarla diyalog akla gelmektedir. Bu balamda epey bir mesafe de katedilmitir. Mslmanlar ve Budistler arasnda diyalog ise Malezya, Endonezya, Fransa gibi baz lkelerde son yllarda yaplan birka sempozyuma ramen, henz balang aamasndadr. Oysa Mslmanlar ve Budistler zellikle Asya ktasnda yzyllardr bir arada yaamaktadrlar. Gnmzde bu yaknlk Asyaya zg olmaktan km, Mslman-Budist komuluu dnyann her yerinde karlalabilecek bir olgu haline gelmitir. Bu durum, birbirinidaha yakndan tanmay, diyalou, gveni ve ibirliini gerektirmektedir. Orijinal hali Japon (Jodo Shinshu) Budistlerine slam anlatmak amacyla Tokyoda verilmi bir konferansa dayanan bu yazda, slam, Budizm ile ilikilendirilebilecek noktalar biraz daha belirginletirilerek anlatlmaya allmtr. Yazda zel olarak Jodo Shinsu mezhebi deil, genel anlamda Budizm dikkate alnm ve iki din arasndaki farkllklar deil benzerlikler zerinde durulmaya allmtr. Yaznn giri ksmnda bu iki din arasndaki birka genel benzerlie dikkat ekilir. rnein, ikisi de dnyann byk dinleri arasndadr. kisi de evrensel, yani hangi rktan olursa olsun isteyen herkesin ihtida edebilecei dinlerdendir. Ayrca, her iki din de, dini ve dnyevi ilerde orta yolda olmaya, ifrat ve tefritten kanmaya byk nem atfetmektedirler. Budizmin temelinde, insanla ve ektii aclarn tedavisi ile ilgili drt yce hakikatin bulunduu dikkate alnarak, slam da, ou yazarn yapt gibi mono-

Do. Dr., stanbul niversitesi lahiyat Fakltesi, Din Felsefesi Anabilim Dal.

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Cafer Sadk YARAN


teizm ile deil, benzer ekilde, insan ile balayp, slamn kurtulu retisinin zetinin sunulduu Asr suresi merkeze alnarak anlatlmtr. Bu balamda slamda insan anlay ile konuya girilmi ve slama gore insann ift kutuplu, zgr ve sorumlu bir varlk olarak algland aklanmtr. Daha sonra ayn sure takip edilerek slamn iman esaslarna geilmi, slamda Allahn varl ve birliinin merkezilii vurgulandktan sonra, Budizmde Tanr sorununa geilip, zerinde fazla durmamakla birlikte Budann Tanry inkar etmedii, ve birok Budist mezhebinin de Dharmakaya, Sunyata, Adi-Buda, Amida Buda, teki G gibi kavramlarla nihai bir Gerekliin varln kabul ettikleri olgusundan hareketle, genel olarak ele alndnda Budizmin aslnda Tanrsz bir din olmad belirtilmitir. Daha sonra kitaplara iman esas anlatlm ve bu balamda da Budistlerin ehl-i kitap saylp saylamayacaklar zerinde durulmutur. Bundan sonra peygamberlere iman anlatlm ve Budann Zlkifl peygamber olup olamayaca ile ilgili grler aktarlmtr. teki iman esaslar da belirtildikten sonra, slamn be art zetlenmi, slam ahlaknda temel erdemler belirtilmi, slamn aileye, dayanmaya ve bara verdii nem vurgulanmtr. Son olarak slam mistisizmi ile Budizm arasndaki gerek zikir ve meditasyon gibi pratik ve teknik konularda gerekse fena ve nirvana gibi tecrbi ve teorik konulardaki kimi benzerliklere dikkat ekildikten sonra, sonu olarak, slam ve Budizm arasnda, farkllklar grmezlikten gelinmemekle birlikte, bir hayli temel benzerliin var olduu irdelenerek, Mslmanlar ve Budistlerin, insanln topyekn ahlaki ve manevi geliimine ve dnyann daha adil, barl ve yaanlabilir bir yurt olmasna daha fazla katkda bulunabilmek iin daha youn ve iten bir diyalog ve ibirlii iinde bulunmalarnn gerei ve yarar vurgulanmtr. Anahtar Kelimeler: Mistisizm, slam, Budizm, Diyalog.

Verily Man is in loss,


Except such as have Faith, and do righteous deeds, and (join together) in the mutual enjoining of Truth, and of Patience and Constancy. (The Quran, 103: 2-3) The elements which make up man produce a capacity for pain. The cause of pain is the craving for individual life. Deliverance from craving does away with pain. The way of deliverance is the Eightfold Path. (The Four Noble Truths of Buddhism)

14

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

Introduction The dilemma of wishing to be able to remain faithful to ones own religion and yet come to accept the validity of other traditions is one of the results of the abnormal conditions that modern men and women face and is a consequence of the anomalous conditions in which they live.1 Several things have recently happened to create these abnormal conditions, and, looked from the positive perspective, to shatter the attitude of religious exclusivism of the past centuries. There has been the growing awareness, produced by the news media and by travel, of the sheer size and religious variety of mankind outside our own religion. Again, it has been an evident fact even to ordinary people that in the great majority of cases the religion in which a person believes and to which he adheres depends upon where he was born. Another factor making for change is that the old unflattering caricatures of other religions are now being replaced by knowledge based on serious objective study. And, perhaps most importantly of all, immigrations from one country to another in recent decades have brought sizeable alien religious communities to many of the big cities of the world. These facts of recent times have theological implications, and have helped to turn the attention of the theologians of any religion to the problem of the relation of that religion to the other world religions.2 Muslims today continue to experience the presence of other religions in their midst as they have done over the centuries. By and large, through most periods of Islamic history, the relation between Muslims and religious minorities living in their midst has been peaceful. On the intellectual plane, there is a great deal of interest in the Islamic world today in religious dialogue. There have been

Seyyed Hossein Nasr, Sufi Essays (Albany: State University of New York Press, 1991), p. 125. John Hick, Whatever Path Men Choose is Mine, in Christianity and Other Religions, ed. by John Hick and Brian Hebblethwaite, (Glasgow: Fount, 1980), pp. 171-74.

15

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

some exclusivists who have opposed such dialogues, but the activity of religious dialogue has gone on for decades in the Islamic world and is now an important part of the current Islamic religious and intellectual landscape.3 Since international inter-religious gatherings between religious leaders and scholars have so far been among Muslims, Christians and Jews, a dialogue between Muslims and Buddhists is a new configuration which has yet to be explored.4 Although in recent years some international organizations including UNESCO organized conferences for Buddhist-Muslim dialogue in Malaysia, Indonesia, the USA, and France, it is still possible to say that MuslimBuddhist dialogue is at its initial stages. In fact, in certain parts of Asia, Buddhism and Islam have coexisted for centuries. In the context of globalization and mass population movements, people from different religions tend to have more contact with each other and to know more about each other. In our present day, Muslims are a sizeable minority in practically all Buddhist nations while several Muslim-majority nations have significant Buddhist communities. Both Muslim and Buddhist communities also live in mainly Christian countries side by side. A Muslim-Buddhist dialogue is therefore extremely relevant not only to the reality of Asia any more but also to the reality of the whole continents in the world. Muslims and Buddhists should try to leave past prejudices and stereotypes in mutual understanding and respect, should try to find common grounds between two religions and cultures, should seek to contribute together to the ethical and spiritual evolution of all humanity, and should also strive to-

16

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Seyyed Hossein Nasr, The Heart of Islam: Enduring Values for Humanity (New York: HarperSanFrancisco, 2002), pp. 46-53. Conference on Global Ethics and Good Governance: Buddhist-Muslim Dialogue, UNESCO Headquarters, Paris, 5-7 May 2003, in www.unesco.org/culture/dialogue/religion/images/buddmusl.pdf., p. 2.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

gether to promote shared universal virtues and values such as human rights, peace and justice in all over the modern world. In this paper, I will summarize basic teachings, practice, ethics, and spirituality of Islam, in relation to Buddhism, where it is possible. While presenting Islam in a more or less standard or popular form, I will try to point out some similarities in the essence rather than differences in the details; and in such a short paper, I will have to omit most of the similarities, too. A Few General Similarities Looked at from very general perspective, it should be remembered, first of all, that Islam and Buddhism are among the biggest religions of the world today. Both of them, together with Christianity, are also among the universal religions, which accept converts among all nations; any one from any nation can become a Muslim or Buddhist if he or she wants to be. Moreover, both Buddhism and Islam emphasize the middle way and both Buddhist and Muslims claim to be in the middle way. Middle way or moderation is recommended in the Quran (17: 29, 39) in relation to wisdom, and said that Make not thy hand tied (like a niggards) to thy neck, nor stretch it forth to its utmost reach.< These are among the (precepts of) wisdom, which thy Lord has revealed to thee. And, the Quran (2: 143) says about the Muslims that Thus have We made of you an Ummat justly balanced. So Muslims, like Buddhists, give so great importance to be in the middle way both in religious matters and in this worldly affaires. Furthermore, Buddhism and Islam have a general similarity in their emphasis upon some sort of methods, meditations, worships, and good works of self-improvement, self-purification, enlightenment, and salvation like the Eight Fold Path of Buddhism and the Five Pillars of Islam. In other words, for both Buddhists and Muslims, enlightenment or salvation is not a free gift to us, but requires our personal efforts, too. Especially this aspect, namely, the exis-

17

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

tence of some personal requirements of religiosity, morality and spirituality to attain to enlightenment or salvation, seems to bring these two religions nearer to each other. Then, we can go into some more detail of Islam in relation to Buddhism. Islam The Arabic word Islam simply means submission, and derives from a word meaning peace. It seeks peace through submission to the will of God, Allah, the Creator of the universe and Master of the human beings. A Muslim obeys Allah in the way taught by the prophets, especially by the Prophet Muhammad. For Muslims, Islam is the name of the same universal truth that God revealed through all His prophets to every people, as well as is the name of specific religion revealed to the Prophet Muhammad. Islam is the religion of a fifth of the worlds population today. Before the Prophet Muhammad died at the age of sixty-three, the greater part of Arabia was Muslim, and within a century of his death Islam has spread to Spain in the West and as far East as China. Among the reasons for the rapid and peaceful spread of Islam was the simplicity of its doctrine. It calls for faith in only One God worthy of worship. It also repeatedly instructs man to use his powers of intelligence and observation. When a Muslim would like to tell or explain his religion to nonMuslims, he usually starts with the articles of faiths, especially with belief in God, and then continues with the five pillars of Islam, and lastly finishes with the Islamic ethics. For it is scholarly and popularly accepted that the religion is constituted of three main parts: faith, worship, and morality. Without changing this traditional order in Islam, it is possible and preferable to start to tell Islam to the Buddhist audience with the concept of human being in Islam. For there is a short chapter (Sra Al-Asr 103) in the Quran that do this, that is to say, starts with a verse concerning the pitiable condition of most human beings and then mentions four features of those who

18

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

have been saved from this pitiable condition. Although this Quranic chapter, of course, include quite different messages in its content, it still may allow to see some similarities to four noble truth of Buddhism in starting with a negative condition of human beings and then counting four main features to be purified and saved.
Verily Man is in loss, Except such as have Faith, and do righteous deeds, and (join together) in the mutual enjoining of Truth, and of Patience and Constancy. (103: 2-3)

Some commentators of the Quran interpret the first verse above, Verily Man is in loss, metaphorically. If life be considered under the metaphor of a business bargain, human being, by merely attending to his or her material gains, will lose. When he or she makes up his or her days account in the afternoon, it will show a loss. It will only show prophet if he or she has Faith, leads a good life, and contributes to social welfare by directing and encouraging other people on the Path of Truth and Constancy.5 The four noble truth of the Buddha also seems to reflect a metaphorical thinking; but not a metaphor of business but a metaphor of medicine. For some writers, the fourfold structure parallels the practice of doctors of the Buddhas day: (i) diagnose a disease, (ii) identify its cause, (iii) determine whether it is curable, and (iv) outline a course of treatment to cure it. The first Truth concerns the illness of dukka, the suffering that we are all subject to. The second concerns the cause of this illness: craving. The third affirms that by removing the cause of the illness, a cure is possible: from the cessation of craving, in the experience of Nibbna, suffering

The Holy Quran: English Translation of the Meanings and Commentary, Revised and Edited by The Presidency of Islamic Researches, Ifta, (Al-Madinah: King Fahd Holy Quran Printing Complex, 1410 H.), p. 2003.

19

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

ceases. The fourth outlines the way to full health: the Holy Eightfold Path, or Middle Way.6 Human Being In Islam According to Islam, the nature of human being is neither absolutely good nor absolutely bad; by contrast, human being is a twodimensional creature from the ethical and psychological perspective.7 The species of human being is a kind of creature that is capable to choose both good and evil, both right and wrong. This phenomenon is expressed in the Quran (91: 7-8) like this: By the Soul, and the proportion and order given to it; and its inspiration as to its wrong and its right< This means that every human being has the natural faculty of distinguishing between right and wrong, good and bad, or piety and impiety. He can choose any of these two ways, right one or wrong one, and can act in accordance with his or her choice freely.8 This is one of the main reasons for most of the moral evil and suffering in the world; for while some of us prefer to choose the right way in the special circumstances of free choice, some of us may choose the wrong one, misusing their God-given or innate freedom of choice and action. The basic weakness of man from which all of his major ills spring is described by the Quran as pettiness and narrowness of mind. Both the pride of man and his hopelessness and despair arise out of this pettiness. His self-destructive selfishness and the
6

20

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Peter Harvey, An Introduction to Buddhism: Teachings, History and Practices (Cambridge: Cambridge University Press, 1990), p. 47. The Path has eight factors, each described as right or perfect (samma): (1) right view or understanding, (2) right directed thought, (3) right speech, (4) right action, (5)right livelihood, (6) right effort, (7) right mindfulness, and (8) right concentration. These factors are also grouped into three sections. Factors 3-5 pertain to moral virtue; factors 6-8 pertain to meditative cultivation of the heart/mind; factors 1-2 pertain to wisdom. (Ibid., p. 68.) Mehmet Dalkilic, Islam Mezheplerinde Ruh (Istanbul: Iz Yayincilik, 2004), pp. 68-9. Omer Aydin, Kuran Isiginde Kader ve Ozgurluk (Istanbul: Beyan Yayinlari, 1998), pp. 36-8.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

greed to which he is a constant prey, his hasty, panicky behaviour, his lack of self-reliance, and the fears that perpetually haunt him arise ultimately from the smallness of his mind. The unstable character of man, arising out of his narrow vision and petty mind, reveals certain basic moral tensions within which human conduct must function if it is to be stable and fruitful. Since its primary aim is to maximize moral energy, the Quran regards it as absolutely essential that man not violate the balance of opposing tensions. All wrong involves a violation of the balance of these tensions, what the Quran also describes as the transgression of Gods limits (2: 187, 229, 230; 4: 13; 9: 112; 58: 4; 65:1).9 Someone may object to that view questioning why a good God did not create human beings in the way in which they always choose the right way and never choose and do the wrong one. This question is not too difficult to answer. For being open to evil as well as good does seem to be a necessary condition of being a free agent; and freedom is worth having for human beings even in the face of some occasional misuses. For what makes an action and its agent really valuable is the condition that it was chosen and done freely and not by any external compulsion. In addition, free human beings can get help to choose right rather than wrong both from their reason and conscience granted to all of them and also from according to Islam divine revelation and inspiration granted to some of them. For, according to Islam, every child is born with the fitra, an innate disposition towards virtue, knowledge, and beauty in such a degree that may guide the person towards the right way but not as much as to violate that persons freedom. Islam even considers itself to be the primordial religion, din al-hanif; it seeks to return human being to his or her original, true nature in which he or she is in harmony with creation,

Fazlur Rahman, Major Themes of the Quran (Chicago, Minneapolis: Bibliotheca Islamica, 1980), pp. 25-28.

21

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

inspired to do good, and confirming the Oneness of God.10 The divine revelation also helps human beings to find and follow the right way, without violating human freedom. After mentioning that human being is a free creature to choose right and wrong, the Quran (91: 8-9), for example, advises to human beings that Truly he succeeds that purifies it *Soul or Self+, and he fails that corrupts it! How can, however, a human being purifies his self, preserves it from selfish corruptions; and how can he or she become a perfect human being who is not among the majority of human beings, who are in loss or in suffering? According to Islam, as is seen in the Quranic chapter above, the first thing to do is to have the faith. The Articles Of Faith In Islam The articles of faith in Islam are usually stated as six items. Muslims believe, first, in One God (Allah); secondly, in the Angels created by Him; thirdly, in the holy Books given to the prophets; fourthly, in the prophets through whom His revelations were brought to mankind; fifthly, in the Day of Judgement in life after death; and sixthly, in predestination. We can dwell on some of them in a bit more detail. The Concept Of God In Islam Islam is a monotheistic religion. According to Islam, God is one and unique. There is none like Him. He has no partner, no children and no parents. He is eternal, and everywhere. He is creator of the universe, which is not self-explanatory. He is merciful, compassionate, and loving. He sent prophets to guide us, to tell us how to live like good human beings and be happy. The God of Islam is both knowable and unknowable. The knowledge of God is to be arrived at through different sources. The first source is revelation, the Quran. The second source is reason

22

10

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

See, The Holy Quran, 30: 30.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

and observation.11 The third source is religious and mystical experience.12 All of these sources and stages, however, will give us knowledge of God only in so far as He is related to us. But in His essential being and essence, we do not claim to have any knowledge of God. For it is said in the Quran (20: 110) that: He knows what is before or after or behind them. But they shall comprehend Him not. Even by analogy he cannot be comprehended; because, in His essence, as the Quran says, there is nothing whatever like unto him. (42: 11) The doctrine of God the One, the Infinitely Good and AllMerciful, as stated in the Quran, does not only emphasize utter transcendence, although there are powerful expressions of this truth. The Quran also accentuates Gods nearness to us, stating that He is closer to us than ourselves (see the Quran, 50: 16) and that He is present everywhere, as the Quran stated (2: 115): To Allah belong the East and the West: whithersoever ye turn, there is Allahs Face. For Allah is All-Embracing, All-Knowing. So, the traditional religious life of a Muslim is based on a rhythmic movement between the poles of transcendence and immanence, of rigor and compassion, of justice and forgiveness, of the fear of punishment and hope for mercy based on Gods love for us.13 The Concept Of God In Relation To Buddhism A Buddhist writer says that he had learned from his experience in Indonesia, which is an Islamic country, that there was no way that you say to an Islamic audience, Buddhism doesnt believe in God. That would lead to the instant closing of the door.14 In this case, we
11

12

13 14

See, Cafer S. Yaran, Islamic Thought on the Existence of God: With Contributions from Contemporary Western Philosophy of Religion (Washington, D.C.: R.V.P., 2003. See, Cafer S. Yaran, Muslim Religious Experiences (Lampeter: Religious Experience Research Centre, 2004). Nasr, The Heart of Islam, p. 5. Alex Berzin, Some Common Features of Islam and Buddhism: A Conversation with Snjezana Akpinar and Alex Berzin, in

23

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

had better to consider here whether Buddhism really an atheist religion or not? Although it is true that the Buddha did not give much importance to metaphysics, and instead of it, emphasized ethics, suffering and release from suffering, he never denied the existence of God. Obvious denial of the existence of God, and indifference to metaphysical matters in favour of more urgent moral matters, and even a refusal to affirm the existence of any deity among many Hindu deities are different things. If atheism is the denial of the existence of God, it would be quite misleading to describe Buddhism as atheistic.15 Buddhism is neither atheistic in the usual connotation of this term, nor a philosophy in the sense of being man-made.16 Various writers refer to different Buddhist concepts such as the Dharmakya, Snyat, Nirvna, Adi-Buddha, which may be considered to be a parallel or similar to the concept of God at least in a much broader and much more abstract sense. For some scholars, the Buddhist term Snyat might be the least misleading expression to use to refer to this ultimate reality.17 Some other scholars mention the concepts of Dharmakya and Nirvna:
In summary: whereas most religions emphasize the transcendent aspect of Ultimate Reality, namely the Supreme Being or God, Buddhism characteristically emphasizes the immanent aspect, namely the Supreme State or Nirvana. Nevertheless, Buddhism, in its total breadth, contains both aspects, the immanent and the transcendent, recognizing Ultimate Reality either as a Supreme State (Nirvna) or as a Suwww.berzinarchives.com/islam/common_features_islam_buddhism.html, p. 2. Edward Conze, Buddhism: Its Essence and Development (New York: Harper Torchbooks, 1959), p. 43. William Stoddart, Outline of Buddhism (Oaktan: The Foundation of Traditional Studies, 1998), p. 1. See, Paul Badham, Christian Beliefs about God and Christ in relation to Jodo Shinsh Buddhism (Tokyo: Honganji International Buddhist Study Center, 1994), p. 30.

15

16

17

24

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

preme Being (Dharmakya). In either case, the essential nature of Ultimate reality remains the same: it is absolute, infinite, and perfect. Thus, in its conception of Ultimate Reality, Buddhism is essentially in accord with every other world religion.18

Some other scholars speak of the concept of AdiBuddha especially within the context of dialogue with the Muslims. A Buddhist scholar tells that during a lecture tour of Indonesia in 1988, he had many discussions with Buddhist monks about the issue of God in Buddhism. Then he continues as follows:
Since Adibuddha can be interpreted as the clear light primordial consciousness, and since all appearances of samsra and nirvana are the play or creation of that mind, we concluded that there is no reason to feel uncomfortable in saying that Buddhism accepts a creator God. The fact that Buddhism asserts Adibuddha not to be an individual separate being, but something present in each sentient being, is just a matter of theological differences concerning the nature of God. Many Jewish, Christian, Islamic and Hindu thinkers assert that God is abstract and present in all beings.19

Therefore, from his experience in Indonesia, he agrees, on the basis of Adibuddha, that Buddhism does accept a creator God, but with its own unique interpretation. He says finally that once this common ground was established, I was easily able to begin a comfortable dialogue with the Islamic theologians in Turkey.20 In other words, speaking in terms of the clear light mind as the beginningless creator of beginningless appearances, and of Buddha as a revealer of higher truths, we had a good basis for lively and friendly dialogue.21

18 19

20 21

Stoddart, Outline of Buddhism, p. 2. Alexander Berzin, Islamic-Buddhist Dialogue, in www.berzinarchives.com/islam/islamic_buddhist_dialog.html., p. 4. Berzin, Islamic-Buddhist Dialogue, p. 4. Berzin, Islamic-Buddhist Dialogue, p. 6.

25

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

The Books of God Another Islamic article of faith is to believe in the books of God. For Muslims, God gave guidance to man through the prophets in the form of Books. The sacred book of Muslims is called the Quran. A Muslim believes in all the books of God, but follows the Quran alone. It is found today exactly as it was revealed to the Prophet Muhammad. A Muslim believes in it, reads some parts of it daily and tries to follow it in his or her life. The Quran deals with all the subjects which concern us as human beings: wisdom, doctrine, worship, and law, but its basic theme is the relationship between God and His creatures. At the same time it provides guidelines for a just society, proper human conduct and equitable economic system. In the Quranic view, Gods truth and guidance are not restricted but are universally available to all people. It is said in the Quran (35: 24) that there never was a people, without a warner having lived among them (in the past). In Islam, the Jews and Christians are called the People of the Book (ahl al-kitb); and those who are considered to be the people of the book are seen more privileged in comparison to other non-Muslim communities. The Concept Of The People Of The Book and The Buddhists There have been recent attempts within Islam to understand Hindus and Buddhists also as People of the Book.22 In fact, it is not only a recent affect, some of the most authoritative Muslim scholars of the sub-continent during the Moghul period called the Hindus ahl al-kitb, belonging to the chain of prophets preceding Islam and beginning with Adam.23 In a conference for Buddhist-Muslim dialogue at Columbia University, after discussing the Islamic concept of people of the book it was agreed that Buddhists, too, were a

22

26

23

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Harold Coward, Pluralism in the World Religions: A Short Introduction ( Oxford: Oneworld, 2000), p. 66. Nasr, Sufi Essays, p. 132.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

people of the book since the Dharma is set forth in religious scriptures collectively called the Dharmakya.24 The Prophets and The Prophet Muhammad Another article of faith in Islam is to believe in the prophets. For Muslims, God gave His guidance through the prophets. God sent prophets to all people at different times. It is said in the Quran (13: 7) that for every people a guide has been provided. They were men of great virtue and character; and were the true spiritual leaders and guides of human society. Nevertheless, a prophet cannot be God at all; he is a human being like us, with a difference that he receives guidance or revelation from God. A Muslim believes in, loves and respects all the prophets; but does not worship them. For Muslims, Muhammad is the Last prophet. He was born in Mecca in the year 570 CE. He was of a deeply religious nature, and had long detested the decadence of his society. It became his habit to meditate from time to time in the Cave of Hira near the summit of Jabal al-Nur, the Mountain of Light near Mecca. At the age of forty, while engaged in a meditative retreat, he received his first revelation from God through the Angel Gabriel. This revelation, which continued for twenty-three years, is known as the Quran. In the last year of his life, when the Prophet went to Mecca for pilgrimage (Hajj), he addressed his celebrated sermon to 140.000 Muslims there, in which he gave a resume of his teachings:
Belief in One God without images or symbols; equality of all the believers without distinction of race or class; the superiority of individuals being based solely on piety; sanctity of life, property and honour; abolition of interest, and of vendettas and private justice; better treatment of women; obligatory inheritance and distribution of the property of deceased persons among near relatives of both sexes, and removal of the possi24

Conference on Global Ethics and Good Governance: Buddhist-Muslim Dialogue, UNESCO Headquarters, Paris, 5-7 May 2003, in www.unesco.org/culture/dialogue/religion/images/buddmusl.pdf., p. 3.

27

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

bility of the cumulation of wealth in the hands of the few. The Quran and the conduct of the Prophet were to serve as the bases of law and a healthy criterion in every aspect of human life.25

As mentioned above, Muslims believe in the existence of a large number of prophets (traditionally given as 124.000) sent to every people. This large number of prophets indicates implicitly that all nations must have been given a religion sent to them by God. Although generally only the Abrahamic tradition has been considered, the principle of the universality of revelation applies to all nations.26 The Prophet Dhul-Kifl and The Buddha Not only have some of the most authoritative Muslim scholars of the sub-continent during the Moghul period called the Hindus people of the book, but also some of the Muslim Indian commentators have considered the prophet Dhul-Kifl mentioned in the Quran to be the Buddha of Kifl (Kapilavasta) and the Fig Tree of the Quranic chapter (sura) 95 to be the Bodi Tree under which the Buddha received his illumination.27 Dhul-Kifl is mentioned in the Quran (21: 85-86) as follows: And (remember) Ismail, Idris, and Dhul-Kifl, all (men) of constancy and patience; We admitted them to our Mercy: for they were of the Righteous ones. As is to be expected, the Muslims see all divine descents or Avatras of any other religion at most as prophets in the Islamic sense, so that such a treatment of the Buddha should not be in any way surprising.28

25

26 27

28

28

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Muhammad Hamidullah, Introduction to Islam (Lahore: Centre Culturel Islamique, 1980), p. 19. Nasr, Sufi Essays, p. 131. Nasr, Sufi Essays, p. 132. See also, Muhammad Hamidullah, Le Prophte De LIslam, I, (Paris: Librairie Philosophique J. Vrin, 1959) ; and, Imran N. Hosein, Islam and Buddhism in the Modern World (Singapore :CRTDM, 1999), p. 6. Nasr, Sufi Essays, p. 123.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

The six articles of faith in Islam are followed by the five pillars of Islam. We should very briefly mention them, too. The Five Pillars of Islam There are five pillars on which the whole structure of Islam stands. These are faith, prayer, welfare money for the poor, fasting, and pilgrimage. The first pillar is the declaration of faith that There is no God but Allah and Muhammad is Allahs Messenger. This faith is followed by action; and it is believed that faith and action must go together. The second pillar of Islam is prayer. A Muslim prays five times a day. For the Muslims, prayer is a direct link between the worshipper and God, and helps a man to remember God and to follow His commands. It keeps a man away from evil and reminds him that he is responsible from all of his actions. The third pillar is welfare money for the poor. For most purposes this involves the payment each year of two and a half percent of ones capital. For Islam stands for brotherhood and social justice; and says that the poor and the needy have rights in the wealth of the rich. It is a great sin not to share ones wealth with the needy and let them suffer from hunger and disease. The fourth pillar is fasting during the ninth month, Ramadan, of the Islamic calendar. Fasting begins at daybreak and ends at sunset; between dawn and sunset, it is abstained from eating, drinking, and sexual relations. It is a means of spiritual training and selfpurification. The fifth pillar of Islam is the pilgrimage. The pilgrimage is visiting the Kabah in Mecca at least once in ones lifetime if one can afford it physically and financially. Muslims of all countries and colours gather in Mecca in the twelfth month of the Islamic calendar

29

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

and worship God. This strengthens the spirit of unity, equality and brotherhood. When we think about these pillars of Islam in relation to the devotional practice and meditation of Buddhism, we might see some similarities. For the Buddhists do some devotional practice such as prostration three times before prayer, making generous offerings to the needy and those devoted to spiritual life, repeated recitation of Buddhas names and sacred syllables (mantras) counted on rosary beads, pilgrimage to holy places, and meditation. And Buddha also instructed his followers not to drink even a drop of alcohol.29 The Ethical Teachings of Islam It would be too lengthy to cite here all the ethical exhortations of the Quran or Islam. The basic moral advices may be found in three codes in three Quranic chapters (sra). The first of these codes is in the Sra Isr (17: 23-41). In the first code there are four positive commands: to know but one God, to be kind to parents, to give to the poor, and to be moderate in spending. There are also seven definite prohibitions: from the practice of infanticide, from adultery, from killing unjustly, from robbing orphans, from cheating in trade, from believing false reports, and from showing pride. The second code is in the Sra al-Furqan (25: 64-75). It explains that blessedness is conditional, in that it is for those who are lowly; for those who are discriminating in matters that have to do with spending, killing, or chastity; for those who are penitent; and for those who are truthful. The third code is in the sura called Luqman (31: 11-17). It gives three injunctions with reference to conduct towards Allah: to have gratitude to Him, to associate no other with Him, and to remember that He brings everything to light. It also gives three injunctions for conduct in human relations: to observe duties to parents, to seek in

29

30

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Alexander Berzin, Introduction to Buddhism from an Islamic Viewpoint, in www.berzinarchieves.com/islam/buddhist_islamic_ view.html., pp. 6-7.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

prayer to be steadfast, reasonable, and patient; and to live so as to avoid pride and ignorance.30 In addition, the peace and security offered by a stable family unit is greatly valued in Islam, and seen as essential for the spiritual growth of its members. Freedom of religion and conscience is laid down by the Quran itself (2: 256): Let there be no compulsion in religion. Racism is incomprehensible to Muslims, for the Quran (49: 13) speaks of human equality in the following terms:
O mankind! We created you from a single (pair) of a mail and a female, and made you into nations and tribes, that ye may know each other (not that ye may despise each other). Verily the most honoured of you in the sight of Allah is (he who is) the most righteous of you.

Peace is essential and war is the last resort in Islam; and war is subject to the rigorous conditions laid down by the law which include prohibitions against harming civilians. The Quran (8: 61) says that if the enemy incline towards peace, do thou (also) incline towards peace. The term jihad literally means struggle, and Muslims believe that there are two kinds of jihad. The other jihad is the inner struggle which everyone wages against egoistic desires, for the sake of attaining inner peace. Especially the Muslim mystics, or better to say, Sufis, were not much concerned about external jihad. Instead their passion was to purify the soul from all kinds of evils. They believed that purifying the soul was more important than external jihad. They maintained that true peace and equity within a society could be attained only as Muslims waged war against the desires of the soul.31
30

31

Dwight M. Donaldson, Studies in Muslim Ethics (London: SPCK, 1953), p. 266. See also, George F. Hourani, Reason and Tradition in Islamic Ethics (Cambridge: Cambridge University Press, 1985), pp. 29-48. Mustafa Koylu, Islam and Its Quest for Peace: Jihad, Justice and Education (Washington, D.C.: R.V.P., 2003), p. 69.

31

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

Islamic Mysticism or Sufism Sufism is the main mystical tradition of Islam. It has many of the characteristics of monasticism, but does not usually preach celibacy. It does enjoin mortification of the flesh, and exalts the ideal of poverty, but it includes ordinary members of society in its ranks, with no distinction of clerical versus lay. It emphasizes the love of God, and teaches that God and the Sufis have a special relationship. They are perpetually engaged in remembrance (dhikr) of Him. Sufism also constitutes a Path (tariqa), which begins with repentance and leads through a number of stations, representing virtues such as absolute trust in God, to a higher series of ecstatic states. These culminate in the passing away (fan) of the mystic (or perhaps just of his lower soul, or of his human attributes) and the subsequent survival (baq) of his transformed personality (or perhaps just of his higher soul, or alternatively of his essence now adorned by the attributes of God).32 The Sufis are distinguished from other Muslims partly because they consider the remembrance of God, in the form of mentioning His names as instructed by their shaykhs, as incumbent, not merely recommended. For them, the essence of all the ritual activities is remembering God. People should pray and fast to remember God, to keep Him constantly in mind. There is no god but God is commonly called the best dhikr. But some others hold that the single remembrance, the mention of the name Allah alone, is superior. The goal in remembering God is to annihilate everything other than God and to come to subsist in the divine.33 What the Sufis are seeking is extinction (fan) of the created in the Uncreated, of the temporal in the Eternal, of the finite in the

32

33

32

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Julian Baldick, Mystical Islam: An Introduction to Sufism (London: I.B.Tauris, 1989), p. 3. William C. Chittick, Sufism: A Short Introduction (Oxford: Oneworld, 2003), p. 59.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism

Infinite.34 In a life of sincere obedience to the will of God, lived abstemiously and meditatively, guided by the word of God, the life of His Prophet, and the example of His saints, the Sufi is himself the recipient of such marks of favour as God may choose to vouchsafe him. Passing through the various states and stages of the spiritual pilgrimage, he encounters many proofs of the special relationship in which he stands to God. So guided and favoured, the Muslim mystic may hope even in this mortal life to win a glimpse of immortality, bay passing away from self (fan) into the consciousness of survival in God (baq). After death and judgement, he aspires to dwell forever with the angels and prophets, the saints and saved, in the near and blissful Presence of the Almighty.35 Sufism And Buddhism Some scholars speak of the impact of Buddhist ideas on Sufism. One of them summarizes this relationship as follows: Certain Sufi exercises like holding back of breadth seem to have been derived through Buddhist channels from yogic prnyama. The Sufi concept of peace with all seems to have been borrowed from Mahayana Buddhism. Also, the concentration of the Sufi student on the teachers image in the early stages of an initiates education seems to have been adopted from Buddhism. And the Sufi use of a rosary seems to be borrowed from either a Christian or an Indo-Buddhist tradition. It is clear that Sufism willingly borrowed from Buddhism, but it is also evident that at heart the two traditions remain specific and original.36 For some people, the final aim and experience called nirvana by the Buddhist and fan by the Sufis are at least very similar experiences.37
34

35

36 37

Martin Lings, What is Sufism? (London: George Allen & Unwin Ltd, 1975), p. 25. A. J. Arberry, Sufism: An Account of the Mystics of Islam (New York: Harper Torchbooks, 1970), pp. 13-4. Coward, Pluralism in the World Religions, pp. 72-3. See, S. Abhayananda, History of Mysticism: The Unchanging Testament (New York: Atma Boks, 1987), pp. 1-3.

33

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Cafer Sadk YARAN

Conclusion We have seen that both Islam and Buddhism are very concerned with the condition of human beings; and they are in agreement that most human beings unfortunately are in loss or suffering. Similarly both of them offer human beings various ways to release them from suffering or loss, such as the four noble truth and eight-fold path of Buddhism and six articles of faith and five pillars of Islam. Although there are some differences between them, on which we have not dwelt in this paper, they are not as opposed to each other in their teachings and ways of life as they may at first sight appear to be. Buddhism is not simply an atheistic religion, as sometimes alleged to be. Some Medieval or contemporary Muslim scholars see the Buddha among the prophets, and the Buddhist among the people of the book. Morality and mysticism of both traditions are even more similar to each other in comparison to their metaphysics and meditation. Both of them are very concerned about mercy, compassion and, both internal and external peace. Therefore, there seems to be no obstacle for Muslims and Buddhist to be in friendly dialogue and cooperation to contribute to ethical and spiritual evolution of human beings and also to create a much more just, peaceful, and pleasant world.

Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism


Citation/: Yaran, Cafer Sadk, (2004). Islam and Islamic Myticism in Relation to Buddhism, Milel ve Nihal, 2 (1), 13-34. Abstract: A Muslim-Buddhist dialogue is at its initial stage; but it is extremely relevant not only to the reality of Asia any more but also to the reality of the whole continents in the world. In this article, after a brief description of Islam and discussion of such topics as whether Buddhism is simply an atheistic religion as usually allaged, whether the Buddha may be the Prophet Dhu'l-Kifl, whether the Buddhist may be considered 'the People of the Book', and also after the dealing with some ethical and mystical similarities, it is concluded that the Muslims and the Buddhists have many common values and virtues. Therefore, there should develop a more friendly dialogue and affective cooperation between them to contribute to the ethical and spiritual evolution of human beings and also to create a more just and peaceful world. Key Words: Mysticism, Islam, Buddhism, Dialogue.

34

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti (IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

Mustafa ALICI*
Atf/: Alc, Mustafa, (2004). Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti (IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks, Milel ve Nihal, 2 (1), 35-74. zet: Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti (IAHR), Dinler Tarihilere ait kresel bir organizasyon olup Batl bilim adamlarnn nclnde 1950de Amsterdamda kurulmutur. IAHR, hem akademik hem de yapsal adan Dinler Tarihi metodolojisine ok daha kompozit bir teorik at kazandrmaya abalar. Sz gelii bu kresel birlik, Dinler Tarihilerin ok boyutlu teorik konularn ele almasn ynlendirmekte ayn zamanda yaynlad eserler ve dzenledii eitli akademik toplantlarla Dinler Tarihi metodolojisinin geliimine katk salamaktadr. Her be ylda bir dzenledii uluslararas kongrelerle IAHR, bilim adamlar arasnda daha etkin bir ibirlii salamakta ve onlar birbirlerine yaknlatrmaktadr. IAHR, ayn zamanda lke baznda kurulmu ye cemiyetlerin bilimsel faaliyetlerini desteklemekte ve yerel kltrlere ait almalar konusunda Dinler Tarihilerini cesaretlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Dinler Tarihi, Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti, Dinler Tarihi Metodolojisi.

I. Giri Dinler Tarihi, yaklak bir buuk asrdr akademik kltr iinde bulunan sosyal ve beeri bir dinler bilimidir. Bu disiplin, din bilimleri iinde dinleri oul olarak ele alan ve genel olarak tarihsel sre iinde onlar mukayeseli bir ekilde inceleyen bir akademik alandr. Gnmzde Dinler Tarihilerinin en nemli kurumsal yaps olan Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti (International Association for the History of Religions-IAHR), Eyll 1950 ylnda Avrupal

Yrd. Do. Dr., K.T.. Rize lahiyat Fakltesi, Dinler Tarihi Anabilim Dal.

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Mustafa ALICI

bilimadamlar tarafndan yedincisi Amsterdamda (Hollanda) yaplan Uluslararas Dinler Tarihi Kongresi srasnda temelleri atlmtr. Bu organizasyon, II. Dnya Sava sonras oluan yeni atmosfer iinde kurulmasna ramen, onun kurulu kkleri, aslnda geen asrn ilk yarsna kadar gitmektedir; yle ki kurumsal bir yapya sahip olmadan nce ounluu Avrupa ktasndan olan Dinler Tarihileri, bu ktada uluslararas apta bilimsel kongreler dzenlemekteydiler. Bu toplantlarn ilki 1900 ylnda Pariste olmutu. Ancak sz konusu bu toplantlar, dnemin artlarna bal olarak srekli ve periyodik dzenlenememiti1. Yine de IAHR, kurulu temelini bu toplantlara dayandrd iin bunlarn zikredilmesi gerekmektedir. Dinler Tarihi iin nemli bir dnm noktas olan 1950 Amsterdam kongresine kadar Dinler Tarihilerin dzenledikleri bu tr kongre says alt adet olup srasyla; I. Paris Kongresi (1900)2, II. Basel Kongresi (1904)3, III. Oxford Kongresi (1908)4, IV. Leiden Kongresi (1912)5, V. Lund Kongresi (1929)6, VI. Brksel Kongresi (1935) eklindedir7. Altncs 1950 ylnda Hollandal Dinler Tarihi ve

Fenomenolou Gerardus Van der Leeuw (. 1950)n bakanlnda Amsterdamda toplanan Dinler Tarihileri kongresi, Uluslar aras

36

Raffele Pettazzoni, Un Congresso Non Opportuno, Religione e Societa, ed. Mario Gandini, Bologna 1966, 157-159. Actes du Premier Congrs International dHistoire des Religions (Part 1: Sances gnrales. Part 2: Sances des sections. 3 fasc.). I-II, ed. Jean Rville.Paris, Ernest Leroux, (I, 1901), (II- 1902 (Prface 1903). Verhandlungen des II. Internationalen Kongresses fr Allgemeine Religionsgeschichte. I- VIII, ed. Organizing Committee of Congress, Basel:1905. Transactions of the Third International Congress for the History of Religions I-II, ed. P. S. Allen -J. de Johnson. Oxford 1908. Actes du IVe Congrs International dHistoire des Religions, ed. Congress Organizing Committee Leiden 1913. Actes du Ve Congrs International dHistoire des Religions, ed. Congress Organizing Committee.Lund: C. W. K. Gleerup 1930. Mlanges Franz Cumont I-II, ed. Comit Directeur et Collaborateurs de lInstitut de Philologie et dHistoire, Brussels 1936.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

Dinler Tarihi Aratrmalar Cemiyeti (The International Association for the Study of the History of Religions) adyla bir yap kurulmasn benimsemitir. Bu cemiyet, 1955 ylnda Romada dnemin bakan talyan Dinler Tarihisi Rafaelle Pettazzoni ( . 1956) nderliinde yaplan ikinci genel kurulunda ise adn gnmzdeki ekliyle deitirecektir. Gnmzde IAHR, kongre geleneini 1900 Paris toplantsna kadar dayandrmakta ve her be ylda bir, farkl bir ye lkede toplanmaktadr. IAHR, kuruluundan itibaren Dinler Tarihinin ana konularnn yan sra metodolojisine ynelik ok nemli yaynlar da yapmaktadr. Bilhassa 1954 ylndan itibaren yayn hayatnda olan Numen adl dergisi, E. J. Brill Yaynevi (Hollanda) tarafndan karlmaktadr8. IAHR, bu dergiye ek olarak Numen Book Series (Supplement to Numen) adyla bilimsel kitap dizisi de neretmektedir. Bu seri, krk yl nce balam olup gnmzde yaklak 60 kadardr. IAHR, ayn zamanda kongrelerde sunulan teblilerin yaynland almalar (Proceedings) ve eitli ilim adamlarna adanm eserler (festschriften)9 gibi bir dizi metodolojik aratrmalar da ilim alemine
8

Numen dergisinde ilk yirmi be ylnda yaynlanan nemli makaleler arasnda unlar saylabilir; E. O. James, The History, Science, and Comparative Study of Religion, 1/91-105; C. Jouko Bleeker, The Relation of the History of Religions to Kindred Religious Sciences, 1/141-155; E. R. Goodenough, Religionswissenschaft, 6/77-95; C. Jouko Bleeker, The Phenomenological Method, 6/96-111; Th. P. Van Baaren, Theoretical Speculations on Sacrifice, Islwyn Blythin, Magic and Methodology, 17/45-59; Geo Widengren, La Methode Comparative: Entre Philologie et Phenomenologie, 18/161-172; Reinhard Pummer, 19/91-127; Jacques Waardenburg, Religion Between Reality and Idea, 19/128-203; Ninian Smart, Beyond Eliade: The Future of Theory in Religion, 25/171-183, Reinhard Pummer, Recent Publications on the Methodology of the Science of Religion, 22/161-182. rnek olarak, Religions in Antiquity: Essays in Memory Erwin Ramsdell Goodenough 1968; Liber Amicorum: Studies in Honor of Professor Dr. C. J. Bleeker, 1969; Ex Orbe Religionum: Sduia Geo Widengren vol. I-II, 1972; Transitions and Transformations in the History of Religions: Essays in Honor of Joseph Kitagawa, 1980; Gilgul: Essays on Transformation, Revolution, and Permanence in the History of Religions Dedicated to R. J. Zwi Werblowsky, 1987.

37

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

sunmaktadr. Bunun yannda ok yeni bir faaliyet olarak IAHR, baz ada Dinler Tarihilere ait makaleleri de derleyip yaynlamaya balamtr10. IAHRn metodolojiye bir dier katks olarak, kuruluundan itibaren Dinler Tarihi alannda kan eserlerin bulunduu bir bibliyografya baslmtr. Sz konusu bibliyografya, 1955-1979 yllar arasnda yaplan tm yaynlarn geni bir tantm olup Dinler Tarihi iin nemli bir kaynak hkmndedir11. IAHR, ayn zamanda alanla ilgili makaleler bibliyografyasna da nem vermekte ve bu konuda nemli bir periyodie de sahiptir. Bu dergi, 1950-1980 yllar arasnda International Bibliography of the Histroy of Religions adyla karken 1980den sonra ise Science of Religion Abstracts and Index of Recent Articles ismiyle yayn hayatn srdrmektedir. Son olarak IAHR, yl iinde kard bir veya bir ka blten yoluyla gndemindeki son gelimeleri sunmakta ve yelerinin bilgi edinmesini salamaktadr12. Gnmzde IAHR, ayn zamanda ye cemiyetlerin yerel dergilerine de destek olmakta veya yerel anlamda bilimsel faaliyet yapan Dinler Tarihilerle akademik ibirlii yapmaktadr. Bu dorultuda IAHR ile yakn iliki iinde bulunan cemiyetlerin dergileri unlardr; Chongkyo Yonku (Korean Association for the Study of Religion), Journal for the Study of Religion (Association for the Study of Religion in Southern Africa), Journal of Religion in Africa (The African Association for the Study of Religions), Method & Theory in the Study

10

11

12

38

Sz gelii ada Dinler Tarihi Kurt Rudolphun baz makaleleri, Geschichte und Probleme der Religionswissenschaft, Leiden 1992 adyla neredilmitir. Bu kitapta makaleler drt blm iinde ele alnmtr; Teori ve Metodoloji, Filolojik Sorunlar, Dinde Tarihsel almalar, Dinler Tarihinin Tarihesi. International Bibliography of the History of Religions- Bibliographie internationale de lhistoire des religions, ed. C. J. Bleeker, Leiden 1979. Ursula King, Historical and Phenomenological Approaches to the Study of Religion, Contemporary Approaches to the Study of Religion I, ed. Frank Whaling, Berlin- New York-Amsterdam, 1984, 48-47;ayrca www.iahr.dk (25/05/2004).

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

of Religion (North American Association for the Study of Religion), Przeglad Religioznawczy ( Polskie Towarzsytwo Religioznawcze), Religions (Nigerian Association for the Study of Religions), Religio. Revue pro Religionistiku (Ceska spolecnost pro studium nabozentvi), Shukyo Kenkyu (Japanese Association for the Study of Religion), Swensk Religionshistorisk Arsskrift (Svenka Samfundet fr Relgionshistorisk Forskning), Temenos (Suomen Uskontotieteellinen Seura), Zeitschrift fr Religionswissenscaft (Deutsche Vereinigung fr Religionsgeschichte). Sreli yaynlar arasnda zellikle Kuzey Amerika Dinler Tarihi Cemiyetinin Method & Theory in the Study of Religion adl dergisi, ada Dinler Tarihi metodolojine ynelik teori ve metot almalarn yaynland ciddi bir yayn olarak dikkatimizi ekmektedir. Bu dergide genel olarak din tanmlar ile ilgili bilimsel tartma ve teoriler, mukayesecilikle ilgili yeni yaklamlar ve kar itirazlar, modernizm ve postmodernizm problemleri, fenomenolojik yaklama zgn metot sorunlar ile ilgili nemli makaleler bulunmaktadr. Bunun yannda IAHR, kuruluundan gnmze kadar pek ok uluslararas kongre dzenlemitir. Son alnan kararlar istikametinde be ylda bir yaplmakta olan ve her biri zel konularn ele alnd bu kongreleri yle listeleyebiliriz13; 1. 1950 Amsterdam Kongresi (VII)14 2. 1955 Roma Kongresi (VIII)15 3. 1958 Tokyo Kongresi (IX)16 4. 1960 Marburg Kongresi(X)17
13

14

15

16

IAHR, kuruluundan nce yaplan Dinler Tarihi Kongrelerini esas aldndan 1950 toplantsn VII. Kongre olarak kabul etmektedir. Proceedings of the 7 th Congress for the History of Religions, ed. C. J. Bleeker G. W . J. Drewes, Amsterdam 1951. Atti dell VIII Congresso Internazionale di Storia delle Religioni, ed. Raffaele Pettazzoni, Firenze 1956. Proceedings of the IX International Congress for the History of Religions, Tokyo and Kyoto, 1958, ed. Congress Organizing Committee, Tokyo 1960.

39

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

5. 1965 Claremont Kongresi(XI)18 6. 1970 Stockholm Kongresi (XIII)19 7. 1975 Lancaster Kongresi (XIV)20 8. 1980 Winnipeg Kongresi (XV)21 9. 1990 Roma Kongresi (XVI)22 10. 1995 Mexico City Kongresi (XVII)23

17

18

19

20

21

22

23

40

X. Internationaler Kongress fr Religionsgeschichte, Marburg 1960, ed. Congress Organizing Committee, Marburg 1961. Proceedings of the XIth International Congress of the International Association for the History of Religions, Claremont, CA. I. The Impact of Modern Culture on Traditional Religions. II Guilt or Pollution and Rites of Purification. III. The Role of Historical Scholarship in Changing Relations amon Religions, I-III, ed. C. J. Bleeker, Leiden 1968. Proceedings of the XIIIth International Congress of the International Association for the History of Religions, Stockholm 1970, ed. C. J. Bleeker, Geo Widengren, Eric J. Sharpe, Leiden 1975. History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter McKenzie, Leicester 1980. Traditions in Contact and Change: Selected Proceedings of the XIVth Congress of the International Association for the History of Religions ,ed. Peter Slater, Donald Wiebe, Waterloo 1983. The Notion of Religion in Comparative Research: Selected Proceedings of the XVIth Congress of the International Association for the History of Religions, Rome, 3rd-8th September, 1990, ed. Ugo Bianchi- Fabio Mora and Lorenzo Bianchi, Rome 1994. Ayrca bu kongre srasnda Din ve Cinsiyet konulu bir sempozyum dzenlenmi ve baslmtr; Religion and Gender, ed. Ursula King, Oxford Cambridge 1995. Religion and Society: Proceedings of the 17th Quinquennial Congress of the International Association for the History of Religions (IAHR), Mexico City, 5-12 August 1995, organised by the Sociedad Mexicana para el Estudio de las Religines (SMER) and the Asociacin Latinoamericana para el Estudio de las Religiones (ALER), at the Claustro de Sor Juana, ed. Ylotl Gonzlez Torres -Michael Pye Cambridge 2003. Kongre boyunca dzenlenen pek ok panel ve sempozyum ayr kitaplar halinde baslmtr. Bunlar arasnda unlar zikredebiliriz; Adjunct Proceedings Perspectives on Method and Theory in the Study of Religion: Adjunct Proceedings of the XVIIth Congress of the International Association for the History of Religions, Mexico City, 1995, ed. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon Leiden 2000 ( yeniden basm Method & Theory in the Study of Religion. Journal of the North American Association for the Study of Religion 12 (1/2), 2000; Gender / Bodies / Religions: Adjunct Proceedings of the XVIIth

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

11. 2000 Durban Kongresi (XVIII)24 12. 2005 Tokyo Kongresi (XIX) Bu genel kongrelerin yan sra 1964 ylndan beri yaplmakta olan ve son zamanlarda yllk olarak dzenlenen, ou Avrupa ktasnda olmak zere pek ok blgesel konsey toplants da bulunmaktadr. Bu toplantlarn ou kitaplamtr ve Dinler Tarihi metodolojisi iin ok nemli tebliler ihtiva etmektedir. Bu tr blgesel toplantlar ve onlarn metodolojiye katk salayc ana konularn yle listeleyebiliriz; 1. 1964 Strasbourg Toplants: Dinlerde Giri Merasimleri25 2. 1966 Messina Toplants: Gnostisizm26 3. 1968 Kuds ( Jarusalem) Toplants: Dinlerde Fidye (Redemption) eitleri27

24

25

26

Congress of the International Association for the History of Religions ed. Sylvia MarcosCuernavaca 2000; Sectas o iglesias viejos o nuevos movimientos religiosos. Compiled by Elio Masferrer Kan. San Rafael: Asociacin Latinoamericana para el estudio de las Religiones (ALER) and Editorial Plaza y Valds 1998; Western Esotericism and the Science of Religion: Selected Papers presented at the 17th Congress of the International Association for the History of Religions, Mexico City 1995. (Gnostica: Texts and Interpretations), ed. Antoine Faivre and Wouter J. Ganegraaff. Leuven 1998. Bu kongrenin teblileri basm aamasndadr; History of Religions: Origins and Visions. Proceedings of the 18th World Congress of the International Association for the History of Religions, ed. Pratap Kumar -Michael Pye Cambridge, bu kongrenin akabinden kan dier bilimsel teblig almalar unlardr; Theoretical Frameworks for the Study of Graeco-Roman Religion: Adjunct Proceedings of the XVIIIth Congress of the International Association for the History of Religions, Durban, South Africa, 2000, ed. Luther H. Martin Panayotis Pachis, Thessaloniki 2003; The Interface between Research and Dialogue: Christian-Muslim Relations in Africa. Adjunct Proceedings of the XVIIIth Congress of the International Association for the History of Religions (511 August 2000, Durban/South Africa), ed. Klaus Hock Verlag 2004. Initiation: Contributions to the Theme of The Study Conference of the International Association for the History of Religions, Strasbourgh, Sept. 17 th 22nd 1964, ed. C. J. Bleeker, Leiden 1965. Le Origine dello Gnosticismo: Colloguio di Messina 13-18 Aprile 1966. Testi e Discussioni, ed. Ugo Bianchi, Leiden 1970.

41

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

4. 1973 Turku Toplants: Metodolojik Meseleler28 5. 1979 Varova (Warsaw) Toplants : Genel Metodoloji29 6. 1988 Marburg Toplants: Dinler Tarihinde Kurumlar ve Stratejiler30 7. 1988 Groningen Toplants: Dinler Tarihi ve Kltr Kritii31 8. 1989 Varova (Warsaw) Toplants :Sosyal Bilimler Balamnda Dinler Hakknda almalar: Metodolojik ve Teorik likiler32 9. 1990 Helsinki Toplants: Kuzey Dinler ve aman Dinleri33 10. 1991 Burlington Toplants: Dou Avrupa ve Latin Amerika lkelerinde din transformasyonlar ve sosyo- politik deiimler34 11. 1992 Pekin ( Beijing) Toplants: inde Din ve Modernleme35

27

28

29

30

31

32

33

34

42

Types of Redemption: Contributions to the Theme of The Study Conference held at Jarusalem 14 th-19 th July 1968, ed. R. J. Zwi Werblowsky -C. J. Bleeker, Leiden 1970. Science of Religion. Studies in Methodology. Preceedings of the Study Conference of the International Association for the History of Religions held in Turku, Finland, August 27-31, 1973, ed. Lauri Honko, The Hague 1979. Current Progress in the Methodology of the Science of the Religions, ed. Witold Tyloch, Warsaw 1984. Bu blgesel toplant bilhassa metodoloji asndan nemli tebliler ihtiva eder. Bunlar arasnda Thomas Lawsonun Luther H. Martin ile beraber kaleme alm olduu, Dinler Tarihinin temel sorunlaryla ilgili makalesi ve Donald Wiebenin Din Biliminde tarih mit-tarih ayrm konusundaki makalesi dikkate deer nemli almalardr. Bkz; Marburg Revisited: Institutions and Strategies in the Study of Religion, ed. Michael Pye, Verlag 1989. Religionswissenschaft und Kulturkritik: Beitrage zur Konferenz The History of Religions and the Critique of Culture in the Days of Gerardus van der Leeuw (1890-1950), ed. Hans G. Kippenberg-Birgitte Luchesi, Marburg 1991. Studies on Religions in the Contex of Social Sciences: Methodological and Theoretical Relation, ed. Witold Tyloch, Warsaw 1990. Northern Religions and Shamanism: The Regional Conference of the International Association for the History of Religions, Selected Papers, ed. Mihaly HoppalJuha Pentikainen, Budapest- Helsinki 1992. Religious Transformations and Socio- Political Chancge: Eastern Europe and Latin American, ed. Luther H. Martin Berlin 1993.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

12. 1992 Harare Toplants: Afrika Dinleri36 13. 1993 Paris Toplants. 14. 1994 Brno Toplants: Gnmz Dinleri37 15. 1996 Aarhus Toplants: Dinler Tarihi- Rasyonalite likisi38 16. 1996 Bogota Toplants: Latin Amerikada Din ve Etnik Kken39 17. 1997 Turku Toplants: Dinlere Metodolojik Yaklamlar40 18. 1998 Hildesheim Toplants: Kitaplatrlmamtr. 19. 2003 Delhi Toplants: Hint Medeniyetinde Dinler. 20. 2004 Legon (Gana) Toplants: Bat Afrika Blgesinin Kltrel Transformasyonunda Dinin Oynad Rol. 21. 8- 11 Eyll 2004 Stander (spanya) Toplants; spanyol Dinler Tarihi Cemiyeti ile Avrupa Dinler Tarihi Cemiyeti (EASR)nin ortaklaa dzenledii toplant Dinlerde Hogr ve Hogrszl ele alnmtr. (Ayrca bu toplantda Trkiye Dinler Tarihi Derneinin EASRe yelii resmen onaylanmtr). 22. 2004 Cakarta ve Semerang Toplants: Din Uyum Sorunu Metotlar ve Eitim.

35

36

37

38

39

40

Religion and Modernization in China: Proceedings of the Regional Conference of the Internatinal Association for the History of Religions, Beijing, China, April 1992, ed. Dai Kangsheng, Zhang Xinying - Michael Pye, Cambridge 1995. The Study of Religions in Africa: Past, Present and Prospects. Proceedings of the Regional Confrenece of the International Association for the History of Religions, Harare Zimbabwe 1992, ed. Jan Platvoet, James Cox - Jacob Olupona, Cambridge 1996. Religions in Contact: Selected Proceedings of the Special IAHR Conference Held in Brno, August 23-26, 1994, ed. Iva Dolezalova, Bretislav Horyna -Dalibor Papousek, Brno 1996. Rationality and the Study of Religion, ed. Jeppe Sinding Jensen- Luther H. Martin, Aarhus 1997. Religion y Etnicidad en America Latina: Memorias del VI Congreso Latinoamaricano de Religion y Etnicidad ALER y II Encuentro de la diversidad del hecho religioso en Colonbia ICER I-III, ed. German Ferro Medina, Bogota 1997. Approaching Religion Part I. Based on Paper Read at the Symposium on Methodoloy in the Study of Religion Held at Ab, Finland, on the 4 th-7 th August 1997, ed. Tore Ahlback, Abo 1999.

43

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

23. 27-30 Ocak 2005 Delhi Toplants: Gney ve Gney Dou Asya lkelerinde Din Kltr ve Din Mozaik. II. IAHRnin Kurumsal Yaps IAHRnin yaps bir Genel kurul, bir Uluslararas Kurul ve bir dari Kurul olmak zere temel zerine ina edilmitir. Genel Kurul, tm ye cemiyetlerden oluan bir yapdr. Uluslararas Kurul ise her bir milli veya blgesel cemiyetin iki delegesinden olumaktadr ve idari kurulu semek ve dier nemli ileri yerine getirmek zere kongre dnemlerinde toplanr. Bu kurul, ayn zamanda iki kongre arasnda da bir kez toplanr. Son olarak dari Kurul, IAHRnin en etkili organ olarak ileyen ve dnyann belli bal blgelerinden, gerekli akademik ve blgesel dengeler gzetilerek seilen 12 bilimadamndan oluur. Bir bakan, iki bakan yardmcs, bir genel sekreter, bir genel sekreter yardmcs, biri finansdan sorumlu, yedi yeden olumaktadr. Bu kurul, senenin belli gnlerinde olmak zere toplantlar yapmaktadr. dari kurulun bakan ayn zamanda IAHRnin de bakan olarak grev yapmaktadr. IAHRnin gnmze kadar bakanln yapan deiik ye lkelere ait bilim adamlarnn isimleri ve grev yapt yllar aadadr; 1. 1950-vefat, Gerardus Van der Leeuw ( Hollanda) 2. 1950-1959 Raffaele Pettazzoni (talya) 3. 1960-1970, Geo Widengren (sve) 4. 1970-1980, Marcel Simon (Fransa) 5. 1980/1990, Annemarie Schimmel (Almanya) 6. 1990-1995, Ugo Bianchi (talya) 7. 1995-2000, Michael Pye, (ngiltere) 8. 2000- Peter Antes (Almanya) dari Kurul, genel olarak be yllna grev yapmakta olup yeni bir kongre sonras grev deiiklii yaplabilmektedir. Sz gelii IAHRnin 2000-2005 yl idari kurulu u kiilerden olumutur; a. Bakan: Peter Antes (Hannover) b. Bakan Yardmcs: R. I. J. Hackett ( Knoxville)

44

c. Bakan Yardmcs: M.A. Mas ( Madrid)

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

d. Genel Sekreter: Armin W. Geertz ( Aarhus) e. Genel Sekreter Yardmcs: G. Ter Haar ( The Hague) f. Finans Sorumlusu: Gary Lease ( Santa Cruz) g. yeler: M. N. Getui (Nairobi), J. K. Gilhus ( Bergen), P. Morris (Wellington), J. K. Olupona ( Davis), A. Tsukimoto ( Tokyo) a. T. Wasim (Cakarta). IAHRye ye olmak iin ncelikli olarak mahalli bir Dinler Tarihi cemiyetine ye olunmas ve bu cemiyetin de IAHRye dahil olmas art vardr. yeler, genelde blgesel, ktasal veya milli kurulular eklindedir. Eyll 2004 tarihi itibariyle IAHRye ye olan veya yelii onaylanacak olan 41 cemiyet unlardr; 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. AASR (African Association for the Study of Religions) GRW (sterreichische Gesellschaft fr Religionswissenschaft) Socit belgo-luxembourgeoise dHistoire des Religions ABHR/BAHR (Associaco Brasileira de Histria Religies/Brasilian Association for History of Religion das

CSSR/SCR (Canadian Society for the Study of Religions/La Socit Canadienne pour ltude de la Religion) (Quebec): SQR/QSSR (La Socit qubcoise pour ltude de la religion/Quebec society for the study of religion) CARS (Chinese Association for the Study of Religion) ACER (Asociacin Cubana de Estudios sobre la Religin) Czech Society for the Study of Religion Danish Association for the History of Religions EAASR (Eastern African Association for the Study of Religions) EASR (European Association for the Study of Religions) Finnish Society for the Study of Comparative Religion France: Socit Ernest-Renan. Socit franaise dhistoire des religions DVRG (Deutsche Vereinigung fr Religionsgeschichte) GSSCR (Greek Society for the Study of Culture and Religion) Hungarian Association for the Academic Study of Religions IASR (Indian Association for the Study of Religion)

45

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26. 27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34. 35. 36. 37.

Indonesian Association ReligionIsrael:

for

the

Study

of

Research

of

Israel Society for the History of Religion Societ italiana di storia delle religioni The Japanese Association for Religious Studies ALER (Asociacon Latino Americana para el Estudio de las Religiones) Sociedad Mexicana para el estudio de las Religiones NGG (Netherlands Association for the History of Religions) NZASR (New Zealand Association for the Study of Religions) NASR (Nigerian Association for the Study of Religions) Norwegian Association for the History of Religions Socit Polonaise de Science des Religions RAHR (Romanian Association for the History of Religions) Russian Association for the History of Religions Slovak Association for the Study of Religions) KAHR (Korean Association for the History of Religion) ASRSA (Association for the Study of Religion in Southern Africa) SECR (Spanish Association for the Science of Religions) SSRF (Svenska Samfundet fr Religionshistorisk Forskning) Swedish Association for Research in Comparative Religion SGR/SSSR (Schweizerische Gesellschaft fr Religionswissenschaft/Socit Suisse pour la Science des Religions) TARS (Taiwan Association for Religious Studies) UARR (Ukrayinska Asotsiatsiya Religiyeznavtsiv) (Ukrainian Association of Religion Researchers) BASR (British Association for the Study of Religions) NAASR (North American Association for the Study of Religion)41 TAHR (Turkish Association for The History of Religions- Trkiye Dinler Tarihi Dernei)42

38. 39. 40. 41. 42.

46

41

Geni bilgi iin http://www.iahr.dk/associations.htm (25/05/2004).

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

Kresel anlamda IAHR, UNESCO altnda bilimsel bir kurulu olan Uluslararas Felsefe ve nsani Aratrmalar Konseyi (CHPSH)nin yesidir. Cemiyetin ana gayesi, aratrma ve eitim zgrlnden istifade ederek, uluslararas anlay ve tenkitsel bilgiyi desteklemektir43. Kuruluun senedi, kurumun yaps ve ileyii ile ilgili nemli bilgiler iermekte olup toplam yedi maddeden olumaktadr44. Birinci ve ikinci
42

43

44

Trkiye Dinler Tarihi Dernei (TDTAD), 1994de kurulmu akademik bir yap olup Trk din bilimcileri iindeki en etkin ve en organizeli kurumdur. Dernein tz, byle bir tekilatn kurulu amacn aka ortaya koyar; Madde 2. Dernein Amac: Trkiyede Dinler Tarihi kltrnn ve dncesinin gelimesine, anlalmasna ve yaygnlamasna ortam hazrlamak, akademik bir ciddiyet ve sorumluluk ierisinde faaliyet ve neriyatta bulunmak, Trk Dinler Tarihileri arasnda birlik beraberlik ve dayanmay salamaktr. TDTAD, IAHRye ye olmak iin 22 Mays 2004de resmen bavurmutur. Dernek, halen 80i aan yesiyle Trkiyenin tek ve yegane Dinler Tarihi organizasyonu olma zelliindedir. Cumhuriyet dneminden itibaren yarm asrlk akademik gelenee sahip olan Trk Dinler Tarihileri, ayn zamanda uluslararas bir kuruma bavuran ilk Trk din bilimcileridir. Dernein IAHRye tam yelii 24-30 Mart 2005 tarihleri arasnda Japonyann bakenti Tokyoda dzenlenecek olan XIX. Tokyo Kongresinde, son gn yaplacak Genel Kurulda onaylanp yrrle girecektir. Trkiyeden bu kongreye iki bilimadam davet edilmitir. 2003 tarihli TDTAD Genel Kurulunda ibra edilen yeni ynetim kurulu yeleri u bilim adamlarndan olumaktadr; Bakan; Prof. Dr Abdurrahman Kk (A...F.- emekli), Bakan Yard; Prof. Dr. Mehmet Aydn (S...F.), Veznedar; Do. Dr. A. Hikmet Erolu (A...F.), Sekreter; Dr. Asife nal (A...F.), Sayman; Bayram Polat (A...F.). Trkiyenin IAHR bnyesindeki resmi internet adresi yledir; http://www.iahr.dk/associations.htm#turkey Armin W. Geertz, Global Perspectives on Methodology in the Study of Religion, Perspectives on Method and Theory in The Study of Religion- Adjunct Proceedings of The XVIIth Congress of The International Association for the History of Religions, Mexico City, 1995, ed. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, Leiden- Boston-Kln 2000, 72-73. Bu senet, IAHRnin 22 Austos 1970 tarihinde sve Stockholmde yaplan XII. Genel Kongresinde kabul ve teyit edilmi benimsenmi ve srasyla 22 Austos 1975de ngiltere, Lancesterde yaplan XIII. Genel Kongresinde, 3 Eyll 1990da talya, Romada yaplan XVI. Genel Kongresinde ve son olarak 12 Austos 2000 tarihinde Gney Afrika, Durbanda yaplan Genel Kongresinde yeniden gzden geirilmitir. Geni bilgi iin http://www.iahr.dk/constitution.htm (24/05/2004)

47

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

madde, tekilatn kurulu yeri, tarihi ve amalarndan bahseder. Buna gre hibir kr amac gtmeyen bu kurum, ncelikle uluslararas seviyede Dinler Tarihilerin bilimsel faaliyetlerini desteklemek ve bilimadamlar arasndaki i cemiyetini artrmak iin kurulmutur. Bunun yannda IAHR bilimsel adan, Dinler Tarihi alannda uluslararas kongreler, sempozyumlar, kollkyumlar dzenlemek, kongre ve benzeri toplantlarn kararlarn yaynlamak, ulusal ve blgesel Dinler Tarihi cemiyetlerinin formasyonuna yardmc olmak, Dinler Tarihi ile ilgili dergi, blten ve monograflar neretmek veya bu amac desteklemek, Dinler Tarihinin akademik aratrmasna katk salamak ve bunu tevik etmek iin uygun admlar atmak gibi amalar gder. nc madde (A ve B fkralar) birlie ye olacak cemiyet ve birliklerde aranacak artlar sralar, lkesinde uygun bir cemiyet veya cemiyetin bulunmad bilim adamlarnn ye olabileceini aklar. Buna gre cemiyet ve birlikler, dare Kurula ve Uluslararas Komiteye ye olmak iin bavurmak zorundadrlar. Bavurular bu iki yetkili kurul tarafndan deerlendirilip en yakn zamanda toplanacak olan Genel Kurulda karara balanr. Senedin drt, be ve altnc maddeleri IAHRnin ynetim mekanizmandaki kurullarn ilevleri ve faaliyetleri konusunda genel bilgiler verirken yedinci madde bu cemiyetin maddi kaynaklarndan bahseder. Kurum, finans asndan ye birlik ve cemiyetlerin veya bireysel bavuran bilimadamlarn yllk aidatlarna bamldr. Aidat miktar dari Kurul tarafndan belirlenmekte olup bunlara ilave olarak nakdi veya ayni yardm veya balar da edilmektedir. Son madde, bu senedin Genel Kurulun oluruyla yrrle girdiinden bahsetmektedir. Sonuta IAHR, gl ve byk ideallerle donatt tekilat yapsyla kresel, blgesel ve yerel anlamda ye lkelerle kurumsal yollarla akademik ibirliini iine girmekte, bilhassa ye cemiyetlerin bilimselliklerini gelitirmelerine yardmc olmaktadr. Bu kuru-

48

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

lu, ayn zamanda tekilat dzenlemesiyle, tzyle ve yaynlaryla ye cemiyetlere model olmakta ve kurumsal adan tekilatlanmalarn sistemletirmektedir. Bu kurumsal katk, ayn zamanda kiisel olarak Dinler Tarihileri arasndaki koordinasyonun glenmesine, akademik ve kiisel al-verilerin gelimesine, bilim adamlarnn ait olduklar din gelenekleri yerinden grmek zere karlkl kiisel yaknlamalarn ve bilimsel ve turistik seyahatlerin artmasna da katkda bulunmaktadr. II. IAHR Bilimsel Toplantlarnn Dinler Tarihi Metodolojisine Katklar Dinler Tarihiler, sosyal beeri bilimler hatta din bilimleri iinde en organizeli ve sistematik faaliyetler dzenleyen bilim adamlarnn banda gelmektedirler. Dier din almalarnn aksine dinlere ok boyutlu bir perspektiften deerlendirmeleri sebebiyle geni bir alma alanna sahip olan bilim adamlar, organizeli olmak zorunda olduklarn daima hissetmektedirler. Bu balamda IAHR, kresel anlamda Dinler Tarihi disiplinin gittike gelien bir teorik atya sahip olmasna katk salayan en nemli ve en yetkin kurulutur. Nitekim ada Alman Dinler Tarihi Kurt Rudolphun da dedii gibi IAHRnin ana gayesi, Dnya Dinleri Parlamentosunda olduu gibi tm din mensuplarn ylda bir kez bir araya getirmek olamaz. Yine bu kurum, -eer kendi zgn ruh ve otonomisini korumak istiyorsa-sadece kendi metodolojisiyle yetinmemeli, kendi kurumsal yapsn iyice kurarak yeni ideolojik yaklamlar retme ilevini de srdrmelidir45. sko Dinler Tarihi Ninian Smart (. 2001) ise milletlerin ve kltrlerinin karlkl olarak birbirlerini tecrit etme dneminin artk getiini ve zellikle akademik anlamda uluslararas temsillerin daha fazla n plana ktn belirterek IAHR gibi bir kurulu yoluy45

Kurt Rudolph, The History of Religions and the Critique of Ideologies, Historical Fundamentals and the Study of Religions, New York- London 1985, 74.

49

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

la, Dinler Tarihilerin metot ve teori konusundaki bilgilerinin artabileceini ve problemlerin bertaraf edilip akademik seviyelerinin ykselebileceini aklamaktadr46. Zaten ngiliz Dinler Tarihi Cemiyet bakan Ursula Kinge gre IAHR, zgn zellikleriyle, Dinler Tarihi sahasndaki farkl pek ok metodolojik perspektifin bar iinde bir arada bulunabileceine ynelik en somut kant olarak karmzda durmaktadr. Ona gre zellikle 1958 Tokyo Kongresinden itibaren Dinler Tarihiler gittike artan metodolojik tartmalarda IAHRi aktif bir zemin olarak kullanmaya balamlardr. Bilhassa Tokyo toplantsyla beraber, Batl Dinler Tarihiler Dou hakkndaki bilgisizliklerinin daha ok farkna varrlarken, genelde btn Dinler Tarihiler, dinin z ve tezahrleri konusunda Bat ile Dou arasnda ortaya kan geni yorum farkllklarn daha berrak grmeye baladlar47. Gnmz (2004) IAHR Genel Sekreteri, Danimarkal Dinler Tarihi Armin W. Geertz, Alabama niversitesi Dinler Tarihi blmnden Russell T. McCutcheon ile birlikte 1995 ylnda Mexico Cityde ortak sunduu teblide bu cemiyetin pek ok yesinin bir dini yaamakla onu aratrmak arasndaki fark kartrmama arzusu tadnn altn izmektedir. Ona gre IAHR, aratrma yaparken normatif olmamak ve her hangi bir dinin iman ikrarn yapmamak gayesiyle yelerine elinden gelen katky yapmaktadr48. 1958 ylnda Tokyoda yaplan IX. Genel Kongre srasnda Avrupal Dinler Tarihiler, Asyadan gelen meslektalarnn ok dank metodolojik yaklamlarn grdklerinde bunun derhal mercek altna alnmas gerektiini anlamlard. Bu sebeple metodolojik
46

47 48

50

Russell T. McCutcheon, Manufacturing Religion-The Discourse on Sui Generis Religion and The Politics of Nostalgia, Oxford 2003, 148. Ursula King, 50- 51. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, The Role of Method and Theory in The IAHR, Perspectives on Method and Theory in The Study of ReligionAdjunct Proceedings of The XVIIth Congress of The International Association for the History of Religions, Mexico City, 1995, ed. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, Leiden- Boston-Kln 2000, 3-38.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

problemlerin zmne ynelik pratik admlar, 1960 ylnda IAHRnin X. Genel Kongresinin yapld Marburgda atlmtr. Burada yaplan toplant srasnda Din Fenomenolou Jouco C. Bleeker, Dinler Tarihinin kargaa iindeki metodolojik geleceine dair ok nemli bir tebli vermitir. Bleeker, bu tebliinde din fenomenlerinin deerinin, ancak din kavramnn akn gerekliin tahakkuku olarak anlalmasyla bilinebileceini, bundan dolay Dou Bat arasndaki anlay farkllklarnn metodolojiye olumlu katklar olarak dnlmesi gerektiini savunmutu49. Bleeker, bu anlamda, kurumsal bir yap iinde gelien bir disiplin olarak Dinler Tarihinin gelecekteki grevini yle zetler; Dinler Tarihi, teolojinin deil beeri bilimlerin bir daldr ve uluslararas bir siyaset gder. Dinler tarihi ncelikli olarak kendi kltrel vazifesine daha fazla duyarl olmaldr. Hatta bu disiplin, dinlere ait meselelere kar srtn dnmemeli ve beklenen muhtemel katksn derhal yapmaldr. Ona gre bu beklentiler, a. Gerek bir dinin nasl olduunun ayrmn yapmakla, b. Dinlerin tiplerini tehis edip onlarn deerlerini belirlemekle hatta gelecekteki deerini nceden kestirmekle veya hangi ideolojik unsurlara bal olabileceini aratrmakla, c. Dinin ada ve gelecekteki deerini belirlemekle yani dinde neyin ze ait neyin ait olmadn belirlemekle, d. Dinler arasndaki sempati ve hogrye dayal anlay gelitirmekle gerekletirilebilir50. Bleekere akademik cevap bir ara IAHR ynetiminde genel sekreterlik de yapacak olan srailli R. J. Zwi Werblowskyden gelmitir. O, Dinler Tarihi metodolojisi iinde Dou/Bat eklinde szde bir ayrma kar kacaktr. Werblowsky, Dinler Tarihi almalarnda Temel Asgari artlar baln tayan ve Eliade dahil balca nemli Dinler Tarihilerinin de imza att51 Bir deklarasyon yaynlam ve bu deklarasyon, Dinler Tarihiler arasnda geni yanklar bulmu49

50 51

C. Jouco Bleeker, Future Task of the History of Religions, Numen International Review for the History of Religions, 7 ( 1960), 227. Bleeker, 230-233. Deklarasyona imza atan baz bilim adamlar unlardr; Erwin Ramsdell Goodenough, Joseph Kitagawa, R. C. Zaehner.

51

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

tur. Werblowskynin deklarasyonu zetle u maddelerden olumaktayd; 1. Dinler Tarihine ait (Religionswissenschaftliche) metot, batllarn icad olmasna ramen onun metodolojisini dou veya bat diye blgelere ayrmak, insan yanlla gtrecek bir yntemdir. Sz gelii gnmzde bile douda olduu halde Religionswissenschaft yaklamn benimseyenler olaca gibi Batda olduu halde sezgisel yaklaan (intuitionists) bilimadamlar bulunabilir. Din yaplarn ve teekkllerin anlalmas (Verstehen), teden beri tm beeri bilimlerin temel sorunudur. Bu yzden Dounun btn kavramak istediini veya Batnn sadece paral blmler veya detaylarla uratn iddia etmek ancak mbalaal bir sylemdir. Mukayeseli Din Bilimi, byk gelimelere ihtiya duyan bir metodolojiye sahip olmasna ramen hala bunu baarm deildir. Bu disiplinin temel amac, dinlerin hem btn olarak hem de tek tek mahiyetlerini daha iyi anlamaktr. Bunu yaparken ve dinin mahiyet ve ilevini ortaya koyarken bilimsel meruluktan uzaklamaz. 2. Dinler Tarihi (Religionswissenschaft), kendini beeri bilimler(humanitas)in bir kolu olarak anlar. Bu bilim, antropolojik bir disiplin olup, din bir fenomeni, beer kltrnn bir rn, zellii veya bir ehresi olarak grr. Din bilimcilerinin bulutuu ortak zemin, Akn Varln tecrbesinin, (numinousun bilinmesine ynelik her trl hareketin), tm insanlar kuatacak ekilde ayn kald ve uygun bir metot yaklamyla bilinebilecei fikridir. eitli dinlerin deer sistemleri, ampirik adan disiplinin meru objeleridir. Dinin mutlak deeri konusu ise bu bilimin asl konusu dndadr. 3. Din fenomenlerin deerini, akn varla verdikleri yantn dorulanmasna bal olduunu dnmek, Dinler Tarihinin temellerine aykrdr. nk bu disiplinin olgu ve analizleri bu durumda her hangi bir din sistem iin hammadde olacaktr. Bu durum disiplin ve bilim adam iin obje olamaz. Dinler Tarihi, sonuta dinlerin akn birliini salamak bir niyet ve grev iinde deildir.

52

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

4. Dinler Tarihi, kendi dnda bir aklanma aracna ihtiya duymaz ve bunu aratrmaz. Aksine o, kendisine tarihsel hakikatin aratrma imkan salayan bir kltr kalb iinde daima kalmak zorundadr. Bilim adamlar, zgn alanlar ne olursa olsun ve hangi zgn kltrel ve tarihsel konumda olursa olsun, her zaman bilimsel alma etii iinde hareket etmelidirler. 5. Bu disiplinin baz ideallere katk salayacak trden kurululara sahip olmalar mmkndr; sz gelii onlarn ulusal, uluslararas , siyasi, sosyal, ruhani veya baka trden organizasyonlara sahip olmalar onlarn tercihidir. Ancak bu noktada yaplarn asl rengini belirleme yetkisi dorudan IAHRye verilmeli ve dank bireysel ideolojilere geit verilmemelidir. Bir baka ifadeyle Dinler Tarihiler, kiisel ideolojilerinde IAHR ile ortak hareket etmelidirler52. Werblowsky, Marburg toplants sonrasndaki duruma ynelik de k tutmak ister; ona gre sosyolog ve antropologlarn IAHR kongrelerinde bulunmamas byk eksikliktir. nk bu disiplinlerin Dinler Tarihine hayati katklar beklenenden de oktur. Yine ona gre belki bu bilim adamlar IAHRnin toplantlarn ok amatrce teologlar tarafndan yapldn sandklar iin katlmamlardr53. Dinler Tarihi metodolojisinde 1960larn ikinci yarsndan itibaren speklatif baz felsefi meselelerin girdii grmekteyiz. sz gelii, bu dnemde Marxizm, psiko-analitik meseleler, Avrupa ktasna zgn hermnetikler, sylem analizleri, yap bozuculuk (deconstructionism) ve semiyotik bilim gibi ideolojik ve bilimsel yaklamlar, etkili bir biimde Dinler Tarihilerini megul etmeye balamtr54.

52

53

54

Annemarie Schimmel, Summary of the Discussion, Numen International Review for the History of Religions, 7(1960), 236-237. R. J. Zwi Werblowsky, Marburg and After?, Numen International Review for the History of Religions, 7 ( 1960), 215-220. Geertz- McCutcheon, 17-18.

53

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

1970lere gelindiinde ise Dinler Tarihi iinde gzlemlenen sz konusu ok boyutlu metot ve teoriler, bir anlamda bilim adamlar arasnda bilimsel bir anlamazla da gtrecekti. Sz gelii 1970de dzenlenen XIII. Stocholm Kongresinin en nemli zellii, uluslararas apta bir toplant olarak Dinler Tarihileri arasnda metot, tanm ve teori konusundaki anlamazlklarn olduu konusunda ortak bir dncenin dile getirilmesine imkan salamasdr. Yine Stockholm Kongresi, Dinler Tarihi metodolojisinde bilhassa teorik bazda ve global boyutlarda ihtilaflarn zirve noktaya kt bir dneme de iaret etmektedir. Ancak yine de toplantya katlan Dinler Tarihiler, bu aykr dnceleri, bir nevi mzikal ok seslilik olarak deerlendirmekte ve nemli bir balang olarak bunu nemsemekteydiler55. Hatta IAHR Genel Sekreteri nvanyla genel kurula hitap eden Bleeker, metodolojik adan tamamen kuatc sistematik alan aratrmalarnn yaplamamasnn sebebini, dinler tarihinin tamamn veya byk ksmn saha aratrabilecek yetenekte bilim adam fikrinin son yllarda yava yava ortadan kalkmasna balamaktayd56. 1973 ylnda Finlandiya Turkuda yaplan IAHR blgesel toplants ise Dinler Tarihi metodolojisinin tartld bir dier nemli ke talarndan biridir. ada Dinler Tarihiler, bu toplanty bilimadamlarn ortak bir teorik at altnda toplama gayreti olarak grrler. yle ki byle bir arzu, disiplini hem teorik adan clz olmaktan kurtaracak hem de onun disiplinler aras yardmlama isteini cesaretlendirecekti. Zaten metodolojik ve teorik bir konsensus salamak olduu iin, bilimin gelecekte bu balamda

55

56

54

Anne Stensvold, Hunting for Paradigms in the History of Religions Unterwegs, New Paths in the Study of Religions- Festchrift fr Michael Pye, ed. ChristophKleine, Monika Schrimpf, Katja Triplett, Mnchen 2004, 47-60. C. Jouco Bleeker, Looking Backward and Forward, Proceedings of the XIIIth International Congress of the International Association for the History of Religions, Stockholm 1970, ed. C. J. Bleeker, Geo Widengren, Eric J. Sharpe, Leiden 1975, 23-32.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

ataca admlara yardmc olacak yol haritas belirlemek gerekiyordu57. Nitekim ev sahibi sfatyla Finlandiyal Dinler Tarihi Lauri Honko, al konumasnda, Dinler Tarihi disiplininin ksmen metodolojik ksmen de dilsel ve kltrel adan farkl ekollere ayrldn belirtir. Ona gre bu ekollerin ayn kavakta karlamas da ok zordur. Hatta ortak teori eksiklii, ayn zamanda bilim adamlar arasnda tarihsel, fenomenolojik, filolojik, psikolojik, sosyolojik, antropolojik ve etnolojik yaklamlara ynelmeye yol amtr. Honko, metodolojideki bu ok bileenliliin, farkl ve birbirleriyle tezat olan konulara girmeyi beraberinde getirdiini ve bunun da ihtilaflar krklediini ileri srmektedir58. Burada hemen belirtelim ki aslnda Dinler Tarihi iindeki metot ve terminoloji kargaas ok eskilere dayanmaktadr. yle ki 1908de Oxfordda yaplan III. Uluslararas Dinler Tarihi Kongresinde Kanadal bilim adam Louis H. Jordan, alandaki terminoloji kargaas grm ve bunu Babilin farkl dilleri kadar karmak bir durum olarak betimlemiti59. 1973 Turku Toplants srasnda sunulan ve ounlukla metodolojiye ayrlm olan tebliler blmde ele alnp kitaplatrlmt. Birinci blm, Din Geleneklerin Szl ve Yazl Vesikalar adn tayordu. Bu blmde zellikle Juha Pentikainenin Tasnif Bilimi ve Szl Gelenein Kaynak Tenkitilii adl makalesi Dinler Tarihilerin tasnif iinde karlat sorunlara iaret etmekteydi60. Tebliciler arasnda Joseph Kitagawa ise lk Dnem intoizmde Literal

57 58

59 60

Geertz- McCutcheon, 18. Science of Religion: Studies in Methodology Proceedings of the Study Conference of The International Association for the History of Religions, held in Turku, Finland August 27-31, 1973, ed. Lauri Honko, The Hauge 1979, XVI-XVII. Armin W Geertz- Russell T. McCutcheon, 9. Juha Pentikainen, Taxonomy and Source Criticism of Oral Tradition, Science of Religion- Studies in Methodology. Preceedings of the Study Conference of the International Association for the History of Religions held in Turku, Finland, August 27-31, 1973, ed. Lauri Honko, The Hague 1979, 35-52.

55

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

Kaynak Tenkitilii konusunu ele almt61. kinci blm ise Din Fenomenolojinin Gelecei baln tamaktayd. Burada sunulan nemli tebliler arasnda, Haralds Biezaisin Din Tipolojisi ve Din Fenomenolojisi adl teblii62, Ugo Bianchinin Dinler Tarihi ve Din Biliminde Din Antropolojik Yaklam balkl teblii63 ve bu teblilerin mzakereleri bulunmaktayd. nc blm ise fadeci bir Sylem olarak Din ana baln tamaktayd ve zellikle Lauri Honkonun Ritellerle ilgili teoriler konusundaki teblii64 ile James Barrn Din Dili adl teblii65 bu blmde dikkatimizi ekmektedir. Finlandiyal ada Dinler Tarihi Haralds Biezais, tebliinde tipolojinin fenomenolojik metot iindeki ele aln biimlerini deerlendirmitir. Ona gre bu abalar tarihsel ve fenomenolojik yaklamlar arasndaki gerilimden istifade etmek isteyen gayretlerdir. Yine Biezais, dinlere tipolojik yaklamn, dinlerde ortaya kan olgularn, gruplara ayrlmasna ve ampirik adan karakteristiklerinin belirlenmesine katk salayacan ileri srmektedir. Ona gre dinlerde bulunan tiplerin, soyut ve normatif sistemleme kaidesi olarak deerlendirilmesi, bilim adamnn kendi yolunu bulmasna yardm edecektir. Yine o, disiplin iin tipolojik metodun zgn bir epistemolojik metot haline dnebileceini belirtir66. Bu toplantda hazr bulunan talyan Dinler Tarihi Ugo Bianchi (.1995), Dinler Tarihi ile Antropoloji ilikisini ele ald tebliinde, Antropolojinin bu disiplin iin tanm, metot ve epistemoloji asndan temel sorunlar ortaya kardn ileri srer. Bianchiye gre yaplacak antropolojik tanmlarn mahiyeti, Dinler Tarihi metodolo-

61 62

63

64

65

56

66

Joseph Kitagawa, Early Shinto: A Case Study, a.e., 87-97. Haralds Biezais, Typology of Religion and The Phenomenological Method,a.e., 143-159. Ugo Bianchi, The History of Religions and the Religio-anthropological Study of Religion, a.e., 299-321. Lauri Honko, Theories Concerning the Ritual Process: An Orientation, a.e., 369-389. James Barr, The Language of Religion a.e., 429-440. Biezais, 159-160.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

jisine zenginlik salamas asndan nemlidir. Bu yzden her halkarda din hakkndaki fenomenolojik, morfolojik ve tipolojik yaklamlarn tarihsel dayanaklar olmaldr. Ona gre tarihsel yaklam ile antropolojik yaklam iki ayr yaklamdr. Hatta ona gre antropolojik yaklam, belli cemiyetler iinde ilev grd srece, dinlere tarihsel yaklaan metodun taleplerini tam olarak karlayamaz. Ugo Bianchi, bylece Dinler Tarihi ile antropologlarn alma alanlar arasnda kat bir farka iaret eder. Ona gre, tarihsel vurgusuyla Dinler Tarihi, antropologlarn aksine, dinin ve din olann mahiyetine ynelik geleneksel ve alldk tanmlamalara bal kalmakla yetinmez67. unu hemen belirtelim ki 1973 Turku Toplantsnn metodoloji ve teori konusundaki ihtilaflar giderme azmi yeterli olmad. Sonu yine tam bir karmaayd. yle ki katlmclar, u neticeye vardlar; Dinler Tarihi iin tm ihtilaflar giderecek akn ve toparlayc tek bir teori yoktur. Bununla beraber herkes kabul etmiti ki gemi dnemde Dinler Tarihi vasat ayarda bir teoriler sistemi gelitirmitir ama artk bunlar gnmzde yeterli olmamaktadr ve bilimin metodolojisi, eitli meydan okumalarla kar karya bulunmaktadr. Buna dayanarak, toplantya katlanlarn ounluu, daha yapc sosyolojik ve psikolojik aratrmalara ihtiya duyulduu konusunda hemfikir oldular. Bylece onlara gre din veriler ile elde var olan orta lekli teoriler arasndaki diyalektik ilikiler, bilinli bir ekilde daha da gelitirilebilecekti. Bu toplantda gzlemlenen bir dier sonu da kutsal metinlere nem veren Dinler Tarihiler ile sosyal ve antropolojik konulara ilgi duyan Dinler Tarihilerin kesin izgilerle ayrmas olmutu68. Metodolojinin daha fazla berraklamasna ynelik abalar ve istekler, sonraki dnemlerdeki IAHR toplantlarnda da kendini belli etmitir. Sz gelii IAHRnin 1975 de Lancasterda yapt kongre,
67

68

Ugo Bianchi, The History of Religions and the Religio-anthropological Study of Religion, a.e., 299-301. Armin W Geertz- Russell T. McCutcheon, 18-19.

57

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

metodolojik yeniliklere akl gstermekteydi. Kongrenin yayn, daha fazla yapsalcla, semiyotie ve hermnetie bal kalnmasna ynelik bilimsel almalarla doludur. Bu kongre srasnda Donald Wiebe, Hans Penner, E. Thomas Lawson gibi 1980li yllarda etkili olacak yeni bilim adamlar bilim sahnesine kt ve o gnden beri bu ahslar teorik atya ynelik ok nemli almalara imza atmaktadrlar. Yine ev sahibi Dinler Tarihiler bile kendi aralarndaki metodolojik oulculuun farkndaydlar ve bu duruma meruluk vermek zorunda kalmaktaydlar69. erik asndan 1975 Lancaster Kongresi yapsalclk70 ve din dili71 konularnda baz nemli metodolojik katklar salamasnn yan sra, Jacques Waardenburgha ait Kta Avrupas iinde Dinler Tarihinin durumunun ele alnd ok nemli bir teblie de sahiptir. Waardenburg, burada Avrupal Dinler Tarihilerin balangta kendilerinin din metinlerin aratrlmasna ncelikli olarak adadklarn ve bu yzden uzun mddet kutsal metin aratrclar olarak nlendiklerini gnmzde ise bu durumun ortadan kalktna iaret eder. Yine ona gre, Dinler Tarihi(Religionswissenschaft)nin Avrupada douu, ayn zamanda mukayeseli, antropolojik, sosyolojik, psikolojik aratrmalar da krklemi ve yine bu aratrmalar yoluyla disiplinimiz, kendi otonomisi kazanabilmitir. Bilimin karlat klasik sorunlarn yannda din veya gittike gelien modern toplumlarn karlkl ilikileri sebebiyle ortaya kan yeni sorunlar da bu disipline yansmtr. Bu sorunlar ncelikle, cemiyet ve kltrlere dayanmaktayd. Waardenburg, Dinler Tarihinin Avrupa ktasnda kendine zg bir takm hassas dengelerinden bahseder; sz gelii ona gre Avrupa, geleneksel olarak, daha ideolojik aratrmalara (din, kltrel ve sosyal) girmekte ve nispeten daha fazla
69

70 71

58

History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter McKenzie, Leicester 1980, 19. R. E. Florida, Structuralism, A Two- Edges Sword?, a.e., 102. E. T. Lawson, Ritual Language: A Problem of Method in the Study of Religion, a.e., 106.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

kurumsal bamllkla Dinler Tarihilii yapmaktadr. Bu hassasiyetlerin sonucunda Waardenburga gre dokman ve bilgi sknts ekmeye balayan Dinler Tarihiler, ayn zamanda beeri adan Batl insann dnya zerindeki yerini salamlamaya da nem vermek zorunda kalmtr72. Waardenburgun yan sra Guilford Dudley de, ok etkili bir teblii sunarak -belki biraz ar bir itham olarak-Eliadeyi tarihi dlayan dinler tarihi (anti-historian of religions) olarak tenkit etmesi ilgimizi ekebilir73. 1973 Turku toplantsndan sonraki IAHR tarihinin ikinci metodolojik toplants, 1-15 Eyll 1979 tarihleri arasnda Polonya, Varovada dzenlenmitir. Bu toplantda, Dinler Tarihinin temel metodolojik sorunlarn yannda, sosyal geliim srecindeki dinler ve laik kltrlerde din konular ele alnmtr. Bu toplantda, bilhassa Bianchi ve Kitagawann teblileri dikkat ekicidir. Bianchi, Dinler Tarihinin otonomisine ynelik baz sorunlara yer verdii tebliinde, bu konuda sorun yaanmak istenmiyorsa Dinler Tarihi alma alannn, kesinlikle mukayeseli tarihsel aratrma perspektifini kaybetmemesinden getiini belirtirken74 Joseph Kitagawa, gncel metodolojik meseleler konusundaki tebliinde ncelikle global anlamda disiplin iinde ortaya kan semantie dair terminolojik yanl kavramlatrma gayretlerinin bulunduunu ifade eder. Ona gre disiplin iin ikinci metodolojik sorun, kendi otonomisini glendirecek tutarl bir metoda ve amaca sahip olup olmad tartmasdr.
72

73

74

Jacques Waardenburg, Some Observations about the Development of Religionswissenschaft in Continental Europe over the Last Five Years, History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter McKenzie, Leicester 1980, 107-108. History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter McKenzie, Leicester 1980, 105-116. Bu tebli daha sonra geniletilip kitaplatrlmtr; Guilford Dudley, Religion on Trial: Mircea Eliade and His Critics, Philadelphia 1977. Ugo Bianchi, On Some Methodological Issues Concerning the Authonomy of the History of Religions, Current Progress in the Methodology of the Science of the Religions, ed. Witold Tyloch, Warsaw 1984, 41-48.

59

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

Kitagawann nc sorun olarak verdii mesele, bu disiplinin, tm insan rknn din tecrbelerini kucaklayacak zgn bir bilim olup olmad hakknda ne srlen beyhude tartmalardr. Ona gre Dinler Tarihi, genel olarak dinler hakkndaki humanistik aratrmalardan ibarettir75. 1980lerden itibaren Dinler Tarihileri arasnda Avrupamerkezli anlay arln daha fazla hissettirmeye balamtr. yle ki IAHR yeleri bile bu durumunun farkndaydlar. Sz gelii 1970- 1980 arasnda IAHR bakanl yapan Fransz Dinler Tarihi Marcel Simon, bir tedbir olarak corafik genilemeyle ilgili olarak bir program yaymlad. Bu, mmkn olduu kadar daha fazla lkenin ye yaplmasn tevik eden bir eylemdi. Bu aba, belki de A.B.Dnin siyasi basksyla ve UNESCOnun altnda faaliyet gsteren Uluslararas Felsefe ve Beeri Bilimler Konseyi (CIPSH)nden gelen youn istekle olmutu. Hatta bu dorultuda Simon, daha rahat genileme gayesiyle IAHRnin isminde deiiklik yaplmas zamannn artk geldiini aklayan ilk resmi kii olmutu76. 1980 yllarda ise Dinler Tarihileri arasnda metodolojik ve teorinin atnn olumasnda dier sosyal bilimlerin rol konusu nem kazanmaya balamtr. Nitekim IAHRnin 1989 (Polonya) Varovadaki toplantsnda, bu konu ele alnm ve zetle u neticeye varlmt; Dinler Tarihinin bir beeri ve kltrel bilim olarak yenilenmesi ve yorumlanmasna izin veren ismindeki tarih szcn mahiyetine ynelik genel bir mutabakat bulunmaktadr. Yine ismindeki din terimi sosyal faaliyetleri hem ikin hem harici olarak birbirine balayan bir gereklik olarak anlalmas da ortak bir konu olmutur. Buna ilave olarak din fenomenlerle karlkl yakn iliki iinde bulunan sosyal srelerin tahlili,

75

76

60

Joseph M. Kitagawa, Random Reflections on Methodological Problems of the History of Religions, a.g.e., 125-127. Marcel Simon, Address, History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter McKenzie, Leicester 1980, 154-156.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

ancak daha ok bilisel disiplinlerden gelen yenileyici sosyal teori ve modellerin deerlendirilmesi ve kullanlmasyla mmkn olabilir. Bu metodolojik ynelimlerin verimli olup olamayaca konusu gelecekteki bilimsel faaliyetlerle ancak anlalabilecektir77. Dier sosyal bilimlerle derin ilikiye girmek, 1997 ylnda Finlandiya, Turkuda yaplan bir dier blgesel toplantda da gndeme gelmi ve Dinlere Metodolojik Yaklamlar adl sempozyumda modern akmlarn disipline etkisi konusu ele alnmtr78. Bu toplant, IAHR ile Finlandiya Dinler Tarihi Cemiyetinin ortaklaa dzenledii blgesel bir konferans olmasna ramen mahiyeti asndan ok nemli bir metot toplants olup Avrupa lkelerinin yan sra Kanada, A.B.D. ve Afrikadan da katlan yaklak 100 bilim adamnn katksyla gerekletirilmi ve 43 tebli sunulmutur. Ev sahibi olarak fenomenolog Lauri Honko, giri mahiyetindeki tebliinde 1972 ylnda yine Turkuda yaplan metot toplantsn atflar yapan tarihsel bir deerlendirme yapmtr. O tebliinde Dinler Tarihi metodolojisinde hakim olan iki nemli deiime k tutmutur; din tanmlarndaki yeni gelimeler ve feminist (cinsiyetle) ilgili temel yaklamlar. Genel olarak toplantda sunulan tebliler, ayn zamanda Dinler Tarihi metodolojisinin nasl geni bir alan olduunu bize gstermektedir. Sz gelii toplant gstermektedir ki ada Dinler Tarihi, geni bir yelpaze iinde lenguistik (filoloji, yapsalclk, semiotik, edebiyat), felsefe (hermnetik, feminizm, ileri smrgecilik eletirisi), sosyal bilimler (antropoloji, sosyoloji), tarihsel (tarih-

77

78

Studies on Religions in the Contex of Social Sciences: Methodological and Theoretical Relation, ed. Witold Tyloch, Warsaw 1990, 8 Ayrca; Armin W. Geertz, The Second Conferance on Methodology and Theory, Temenos Studies in Comparative Religion Present by Scholars in Denmark, Finland and Sweden, 25 ( 1989), 107-108; Russell T. McCutcheon, The Common Ground on Which Students of Religion Meet; Methodology and Theory Within the IAHR, Marburg Journal of Religion, vol. 1. No. 2 ( 1996), 6. Approaching Religion Part I.: Based on Paper Read at the Symposium on Methodology in the Study of Religion Held at Ab, Finland, on the 4 th-7 th August 1997, ed. Tore Ahlback, Abo 1999.

61

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

selcilik, arkeoloji), mukayeseli ve ikonografi gibi alanlardan istifade ederek bilimsel almalar yapmaktadr79. Aslnda 1990larn banda metot ve teori asndan ok nemli iki toplant hemen gze arpmaktadr; 1990 Roma Kongresi (XVI) ve 1995 Mexico City Kongresi (XVII). Genel olarak din kavramna ayrlan Roma Kongresinin teblileri yaklak 900 sayfalk geni bir hacimdeydi. Resmen din kavram tartlmasna ramen dnemin genel sekreteri Michael Pyen abalaryla gayr- resmi olarak metodolojideki blgesel farkllama konusu da ilenmitir. 34 lkeden gelen bilim adamlar tarafndan toplam 90 tebliin sunulduu bu kongrede Yahudilik, Budizm, slm ve Hristiyanlk gibi byk din geleneklere ait din tanmlamalarnn yan sra Okyanusya, Afrika, Amerika gibi corafik alanlara ynelik yerel din anlaylar ile genel din kavramnn fenomenolojik, antropolojik ve felsefik boyutlar ele alnmt80. Bunun yannda Roma toplants, din tanm konusunda ye lkelere mensup bilim adamlarnn sui generis din konusunda ne kadar ihtilaf iinde olduklarn ortaya koymas asndan nem kazanmt. yle ki bu kongreyle yine bir kez daha ortaya kmtr ki sui generis din, kesinlikle ulusal ve corafik snrlarla tahdit edilemez (evrensel) bir olgudur81. Zaten dnemin IAHR bakan ve ev sahibi talyan Dinler Tarihi Ugo Bianchi (. 1995) kongre srasnda yapt konumada din tanmnn normatif olmayan, pozitif ve endktif dayanaklarla eitli kltrel ve din alanlarla iliki iinde, hem mahalli hem de kresel terminolojiyi kapsayacak bir ekilde yaplmas gerektiini tekrarlar. Ona gre sradan bir terim olmasna ramen

79 80

81

62

IAHR Bulletin, 35 (May 1998), 44. bkz; The Notion of Religion in Comparative Research: Selected Proceedings of the XVIth Congress of the International Association for the History of Religions, Rome, 3rd-8th September, 1990, ed. Ugo Bianchi- Fabio Mora and Lorenzo Bianchi, Rome 1994. Russell T. McCutcheon, Manufacturing Religion-The Discourse on Sui Generis Religion and The Politics of Nostalgia, Oxford 2003, 144-146.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

din, antik alardan gnmze kadar tartmalarla dolu bir kavramlama tarihesine sahiptir82. Bianchi, bu toplantda IAHRnin isminin deitirilmesine ynelik bilhassa Batl meslektalarndan gelen youn bask ve isteklerle karlam ve kiisel abalaryla bunun nne gemiti. Ancak yl sonra (1993) yaplan Paris blgesel toplantsnda, bu konuda tekrar youn tartmalar yaanmt. Hatta katlmclar, Paristeki toplantda IAHRnin adnn Dinlerin Bilimsel Aratrlmas Cemiyeti (The International Association for the Acamedic Study of Religions) eklinde deitirilmesi iin oylama yaplmasn teklif etmi ve neticede byk ounluk, ismin deimesi lehinde oy kullanm ve bundan cesaret alan Avrupal katlmclar, isim deiikliini bizzat IAHRnin 1995de yaplacak Mexcio City Genel Kongresi gndemine tamay kararlatrmlard. Ancak hemen unu belirtelim ki Mexico City Kongresi srasnda IAHRnin bakanlna seilen Michael Pye, 1993 Paris blgesel toplants srasnda genel sekreter olarak grev yapyordu ve bu konuda tarafsz kalmay tercih etmiti83. Neticede isim deiiklii teklifi tm scaklyla Avrupal ilimadamlar tarafndan Mexico City gndemine tanm ve burada hararetli tartmalara yol amtr. Ancak Kore, Hindistan, Japonya ve in gibi Asya lkelerinden gelen bilim adamlar bu teklifi byk

82

83

Ugo Bianchi, The Notion of Religion, Comparative Research Selected Proceedings of the XVI th Congress of the International Association for the History of Religions, IX-X. Pye, Mexico City Kongresi al konumasnda, 1993de Pariste yaplan IAHR Ynetim Kurulu Toplants srasnda cemiyetin isim deiikliinin gndeme geldiini ve burada arlkl grn ismin deimesinin tavsiye edilmesi olarak ktn belirtir.bu tavsiye Genel Kurula bir nihai karar olarak intikal ettiini, byk ilgi grdn ve artk oylanmasn gerektiini syler; Michael Pye, Opening Speech, Religion and Society Mexico City 5-12 August 1995, ed. Yolotl Gonzalez Torres, Michael Pye, England 2003, 19-20.; burda unu hemen belirtelim ki oylama sonucunda ismin yerinde kalmas benimsenmiti. Ancak yine de Amerikal ve Avrupal Dinler Tarihiler, kendi yerel cemiyetlerinde isim deiikliklerine gitmilerdir.

63

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

aknlk iinde karlayacak ve kar kacaklard. sonuta cemiyetin isim deiiklii, rafa kalkacaktr. Bununla beraber gnmzde Batl Avrupa ve Kuzey Amerikadan Dinler Tarihiler, kendi kurumlarnda (sz gelii Avrupa Dinler almas Cemiyeti (EASR) ve Kuzey Amerika Dinler almas Cemiyeti (NAASR)- resmi isimde Dinler Tarihi yerine Dinler almas baln kullanmay tercih etmilerdir. Aslnda Ugo Bianchi, kendi bakanl dneminde metodolojik kayg hatta korkulardan dolay kurumun resmi isminin korunmasn savunmutu. O, ak bir dille iki sebepten deiikliin sakncasn ortaya koymutu; birincisi byle bir teebbs, psikostratejik adan gelecekte her zaman alternatif isim tekliflerine ak olmak anlamna gelebilirdi. kincisi teorik adan isim deiiklii, disiplinin sosyal veya tarihsel ynn deitirebilecek gce ulaabiliriz84. Ona gre Dinler Tarihi ismi, bilimin tarih ynn korumaktadr. zellikle Donald Wiebe gibi fenomenologlarn isim deiikliinde srar etmesine verdii yantta, teklif edilen Dinler almas (Study of Religions) teriminin metodolojik belirsizlikler tadn ve neticede her trl yaklama aklk anlamna gelebileceini belirten Bianchi, byle bir isimlendirmenin disiplinin tarihsel kimliini tam yanstamayacan ileri srer. Zira ona gre byle bir deiiklik, disiplinin alann belirsiz hale dntrebilecek ve dier din bilimleriyle arasnda zaten keskin olmayan snrlar ortadan kaldracaktr. Bu yzden Dinler Tarihinin, her dini tarihsel balamn gzard etmeden incelediini bunu da ismiyle aka gsterdiini belirtir85. Metodolojide nemli bir isim olan Ugo Bianchi, Nisan 1995 vefat ettii iin biraz buruk bir ortamda balayan XVII. IAHR Mexico
84

85

64

Bianchinin bu kayglar geree dnm ve gnmz Bat Dinler Tarihi gelenei, Dinler Bilimi veya Din Bilimi ad altnda metodolojik adan daha kaypak ve karmak bir metodolojik almlara doru srklenmektedir. Bu konudaki tartmalar iin; Peter Antes, Ugo Bianchi, Estratta da Ugo Bianchi Una Vita Per la Storia delle Religioni, ed. Givoanni Casadio, Roma 2002, 79-83; ayrca Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, The Role of Method and Theory in the IAHR, 5-10.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

City Kongresi, bir anlamda din konusunu ele almas sebebiyle 1990 Roma Kongresinin devamym gibi grnse de bilhassa feminizm, cinsiyet gibi konularla yeni almlar da getirmek istemitir. Bilhassa kongre boyunca dzenledikleri toplantlarla Slyvia Marcos ve IAHR Genel Sekreter Yardmcs Rosalind Hackett gibi bayan Dinler Tarihiler, kadn (cinsiyet) konusunu metot ve teori balamnda canl tutmaya almaktaydlar. Bu iki bilimadamnn nclnde dzenlenen panel; cinsiyet ideolojisi, din sylemlerde kadn, Budizm Manastr dncesinde kadn gibi konular kapsamaktayd86. Zaten IAHR iinde sonraki yllarda feminist almalarn artmasnn bir nemli gstergesi de burada yaplan baarl panel olmutu. nceki Roma Kongresinde dzenlenen feminizm paneli, ngiliz Dinler Tarihi Cemiyet Bakan Ursula King tarafndan bu kongrenin yapld yl ( 1995) iinde kitaplatrlmt87. ngiliz Dinler Tarihi Michael Pye, IAHR Genel Sekreteri sfatyla yapt al konumasnda, IAHRnin Dinler Tarihilerinin ada akademik dnya ile pozitif entegresi iin elinden geleni yapmakta olduunu belirtir. Ona gre bu kurum, din adan tarafsz bir kurumdur ve din aratrmasn her ynyle ele almay amalar. Ona gre IAHR gelecekte de din adan bamszln ve tarafszln srdrmeli hatta bu kurum, bilim adamlarnn, uluslararas ve kltrleraras ibirliinin artmas iin gsterdikleri bilimsel abalarna destek olmaldr88. Bu kongrede en dikkat eken bir dier husus da, ngiliz Dinler Tarihi Ninian Smart (. 2001)n bir Dnya Din Akademisi kurulmasna ve IAHRnin Amerika Din Akademisi model alarak yapsn yeniden gzden geirmesine ynelik teklifleri olmutur. ok hararetli tartma ortamnda Ninian Smart, global bir din akademisinin inas ile kl-

86

87 88

Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, The Role of Method and Theory in the IAHR, 32. Religion & Gender, ed. Ursula King, Blackwell 1995. Michael Pye, Opening Speech, Religion and Society Mexico City 5-12 August 1995, ed. Yolotl Gonzalez Torres, Michael Pye, England 2003, 18.

65

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

trleraras ve disiplinleraras ibirliinin artacan, her trden bilimsel din kurumun burada kucaklanabileceini, hatta, normatif yaklaan yahudi tefsir uzmanlarnn, hristiyan teologlarn, mslman tarihilerin ve Vainava metinleri editrlerinin - hatta isterlerse- Marxist tarihilerle, liberal Yeni Ahit aratrmaclarnn da bu kuruma kabul edilebileceini neri olarak sunmutur89. Btn bu gelimelere ilave olarak Mexico Citydeki kongre srasnda dzenlenen metodolojik toplant, yeni genel sekreterlie seilen Danimarka Aarhus niversitesinden kognitif din bilimci Armin W. Geertzin ynetiminde gerekletirilmiti. O burada verdii al tebliinde post modern ve smrge sonras dnemlerde alan iinde kresel anlamda ciddi metodolojik perspektif deiikliklerine iaret etmitir90 Mexico City Kongresi, ayn zamanda Dinler Tarihinin metodolojisindeki ok boyutlu yeni almlar bir kez daha kabulleniyordu. Buna gre ada Dinler Tarihi, tarihsel mukayese metodunun yan sra ok gelimi teorik bileenlere sahip (composite) ve daha ok zgn mahalli kurumsal ve kltrel geleneklere arlk veren bir disiplindir. Bu metodolojik toplant, ayn zamanda ampirik din kategorisinin yan sra klasik dnem mukayeseli din almalarnn ideolojik ynleri ve bilhassa mslman lkelerdeki Dinler Tarihi almalarnn ada durumunu ele alm ve mslmanlarn batl bilim adamlarna ynelttii bilimsel eletiriler sergilenmitir91. Mexico City Kongresinde dzenlenen ve metodolojik atsn geniletecek dier sempozyum ve paneller arasnda unlar zikredebiliriz; Kozmoloji ve Temsil Sistemleri, Dinler Tarihi ve Sosyal

89

90

91

66

Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, The Role of Method and Theory in the IAHR, 32-33. Armin W. Geertz, Global Perspectives on Methodology in the Study of Religion, Perspectives on Method and Theory in The Study of Religion- Adjunct Proceedings of The XVIIth Congress of The International Association for the History of Religions, Mexico City, 1995, ed. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, Leiden- Boston-Kln 2000, 50-68. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, The Role of Method and Theory in the IAHR, a.g.e., 10-32.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

Bilimler: biliim, kltr ve din, Dinler Tarihi ve Sosyal Bilimler: metodolojik ve kurumsal adan Dinler Tarihi problemleri, Dinler Tarihi ve Sosyal Bilimler; Dini Kavramlatrmak ve Aratrmak, Din ve Mzik, Tp ve Din, Din ve Cinsellik, Sanat ve Din konografi, Tarihte Mesih Hareketleri, Laiklik: Tarihsel Perspektif ve ada Durum, By, Eski ve Yeni Dnyada Tarihncesi Dinler, Yap Aratrmak: Yahudilik, Hristiyanlk, slam, Farkl Din Sistemlerde ahs Kavram ve Edeerleri, Yeni topyalar, Post-Modern Dncede Bilim ve Teknoloji, Ahlak ve Din, ocuklar ve Din, Budizm, Dinler Tarihi ve Sosyal Bilimler: Tarihsel ve Kritik Asndan Senkretizm, Post- Modern Dnemde Din, Maya Dini, ingene Dini ve Etnisite, Zaman, lahlama ve Tarih, Kadnlar ve Din Yenilikler, Kutsala Yeni Yaklamlar: Antropolojik Yap, Ontolojik Gereklik, Kltrel Strateji?, Fundamentalizm zerine Son Aratrmalar, Tarm Ritleri ve Reber Dini, lahta Ezeli ve Ebedi Diilik, Mit, Tarih ve Mitleme, IAHR Dnya Din Akademisi Olmal m? ve Din ve Cemiyet iinde Kadnn Rol92. Mexico City Kongresi, bir anlamda IAHRnin XXI. yzylda karlat temel meydan okumalar da su yzne karmt. Bu meydan okuma, bilhassa Kuzey Amerikada ortaya kan ve tarihsel yn ihmal eden Dinler almasna doru kay gstermesine ramen, yine de kurumsal, disipliner ve kltrel balar artrc gelimelere k tutmakta, ayn zamanda metodolojik ve teorik adan din hakkndaki bilinli aratrmalarn artmasna ve tarihsel, kltrel veriler kayna olarak Dinler Tarihinin neminin artmasna da gtrmektedir93. IAHRnin gerekleen son kongresi (XVIII), Gney Afrika Durban ehrinde 5-11 Austos 2000 tarihlerinde dzenlenmitir. Bu kongre, birka ynden Dinler Tarihi bilimi iin nem tamaktadr. Birincisi, ilk kez bir IAHR kongresi Afrika ktasnda dzenlenmitir.
92

93

Geni bilgi iin, Religion and Society Mexico City 5-12 August 1995, ed. Yolotl Gonzalez Torres, Michael Pye, England 2003, 21-25. Russell T. McCutcheon, The Common Ground, 4.

67

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

kincisi yz elli yllk Dinler Tarihi gelenei iinde ilk kez bu kadar youn bir ekilde Dinler Tarihiler, bu ktaya ait yerel geleneklere srarla vurgular yapmlardr. ncs bu toplant, 1900 ylnda ilk kez yaplan Paris Kongresinin yznc yldnmn ifade etmesi asndan nemliydi. Genel olarak Durban Kongresinin ana konusu, kaynaklar ve vizyonlar baln tamaktayd. Son olarak 24-30 Mart 2005 tarihleri arasnda Japonyann bakenti Tokyoda dzenlenecek olan XIX. Kongreden bahsedebiliriz. Bu kongre, Japon Din Aratrmalar Cemiyeti (Japanese Association for Religious Studies)nin himayesinde yaplacak olup al sempozyumu olarak, Medeniyetler arasnda Din ve Diyalog konusu ilenecektir. Bunun yannda bu kongre yaplacak dier toplantlarda ele alnmas beklenen dier ana meseleler arasnda Din: htilaf ve Bar ana ismi altnda dallanan din-sava, din iddet, din zulm, din ve insan haklar, din ve kimlik, medyada din ihtilaf, internette din ihtilaf, din ve kreselleme, din ve g, din ve terrizm, din ve fundamentalizm, barla ilgili kutsal kanonlar, iddetle ilgili kutsal kanonlar, sava ve bar ilahlar eklinde tespit edilmitir94. Bunlara ilave olarak Tokyo Kongresi, metot ve teori iin de ayr bir bilimsel blm amay dnmektedir. nk IAHR, metodolojik yeniliklerin, Dinler Tarihinin srekli gelien bir grevi olarak dnmektedir. Zira metot ile teori arasndaki karmak ilikiler, akademik dnce ve bilimsel tartmalarda nemli rol oynayabilmektedir. IAHR, son zamanlarda Dinler Tarihi iinde metot ve teori konusunda nceki yllara kyasla daha hzl bir deiim ve geliim yaandnn gayet bilincindedir. Bu yenilik ve deiikliklerin genel bir kongre srasnda tartlmas ve deerlendirilmesi, kongrenin temel amalar arasna girmi bulunmaktadr95.

94

95

68

Kongre ile ilgili geni bilgi iin www.iahr.dk ; www.l.u-tokyo.ac.jp/ iahr2005/ (20/05/2004). Kongre ile ilgili geni bilgi iin www.iahr.dk ; www.l.u-tokyo.ac.jp/ iahr2005/ (20/05/2004); ayrca XIXth World Congress of The International

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

Sonu Uluslararas Dinler Tarihi Cemiyeti (IAHR), Dinler Tarihilerine ait kresel bir tekilat olup 1950de Amsterdamda kurulmutur. IAHR, kuruluundan gnmze kadar hem sistematik hem de metodolojik adan Dinler Tarihi geleneinin geliimine ok nemli katklar salamaktadr. Dinler Tarihinin, bu kresel tekilat yoluyla adeta ok boyutlu ve ok bileenli (composite) bir metodoloji iine girii hzlanmtr. Bunun sonucunda; 1. IAHR, dzenledii seri toplantlarla Dinler Tarihilerin ajandasnda bulunan konular yenilemekte ve aratrma yntemlerinin gncellenmesine almaktadr. Bu kurum, hem sreli yaynlar hem de dier eserleriyle de Dinler Tarihi metodolojisinin gelimesine katk salamaktadr. Bilhassa her be ylda bir dzenledii uluslararas kongreler veya blgesel toplantlarla bilimadamlar arasnda etkin bir ibirliini salamakta ve ayrca metodolojik birlik salanmas konusunda birbirlerine yaknlatrmaktadr. IAHR ayn zamanda lke baznda kurulmu ye cemiyetlerin bilimsel faaliyetlerini desteklemekte ve yerel kltrlere ait almalar konusunda Dinler Tarihilerini cesaretlendirmektedir. 2. Dier din bilginlerinden daha organizeli olduklar gzlenen Dinler Tarihiler, IAHR vastasyla metot ve teori konusunda ada beeri, sosyal hatta fen bilimlerindeki bilimsel gelimelerden haberdar olmakta onlardan daha hzl bir ekilde yararlanma imkanna sahip olmaktadrlar. Bylece Dinler Tarihi iinde ortaya konan bir teori ve yaklamn olumlu veya olumsuz tesirleri IAHRnin kontrolnde denetlenmektedir. IAHRnin kurulmasyla beraber Dinler Tarihinin tarihesinde ortaya kan yaklamlarn izleri daha rahat srlmekte veya bu akmlarn sonraki kuaklara aktarm son elli yl iinde daha sistematik hale gelebilmektedir. IAHR bu anlaAssociation for The History of Religions- IAHR Tokyo 2005, Department of Religious Studies, Tokyo 2004, 6-8.

69

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

myla bir tr metodolojik tartmalarn ve kmulatif teorilerin oda grevini grmektedir. 3. 1960-1970 aras metodolojide tarihsel yaklam ile

fenomenolojik yaklam arasndaki gerilimli ihtilaflar ve bilimin otonomisi konusunda tartmalar yaanrken, 1980 ve 1990larda komnizmin kyle birlikte Bat Avrupann kendi Dousuyla yaknlamas ve tek bir birlik altnda toplanma fikri ile dinleraras yaknlamalarn gittike artmas gibi din ve siyasi boyutlu sosyal olaylar ile ekonomik ve insani temelli kresel yaplardaki artlar, gncellenmi antropolojik yaklamlarla gndeme alnmtr. Bilhassa son yllarda IAHR nderliinde dzenlenen toplantlarda veya yaynlarda, dindarlarn insan kimlii veya kltrler aras ilikiler ile din-kltr, dindarlar- kltrler gibi daha yerel deerlere ar vurgu yaptklar grlmektedir. Bu balamda Dinler Tarihi, bir ynden dindarlar aras ilikiler bilimi halini almaya balamtr. 4. Disiplinin gelecei balamnda ortaya kan gelimelerin balca yol hazrlaycs olarak IAHRnin etkin rol, kresel, blgesel ve yerel anlamda derin yanklar bularak devam etmektedir. Nitekim 1990l yllardan itibaren onlarca nemli blgesel veya ulusal Dinler Tarihi cemiyeti, bu gcn farkna varmaya balam ve IAHRye ye olmak iin bavurmutur. Bunlardan biri de 1994de Ankarada kurulan Trk Dinler Tarihilere ait Trkiye Dinler Tarihi Derneidir. Genel kurulunun tavsiyesiyle dernek ynetim kurulu, 22 Mays 2004 tarihi itibaryla IAHRye yelik dilekesini sunmu ve 2005 Tokyo Kongresinde yeliinin resmen onaylanmasn beklemektedir.

Kaynaka

70

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

Antes, Peter, The Beginning of The Christian Hierarchy and Its Development, Dinler Tarihi Aratrmalar- III Hristiyanlk Dn, Bugn ve Gelecei, Dinler Tarihi Dernei Yaynlar, Ankara 2002, 35-38. Bleeker, C. Jouco, Future Task of the History of Religions, Numen International Review for the History of Religions, 7 (1960), 227-233. , Looking Backward and Forward, Proceedings of the XIIIth International Congress of the International Association for the History of Religions, Stockholm 1970, ed. C. J. Bleeker, Geo Widengren, Eric J. Sharpe, Leiden 1975, 23-32. Bianchi, Ugo, The History of Religions and the Religio-anthropological Study of Religion, Studies in Methodology. Preceedings of the Study Conference of the International Association for the History of Religions held in Turku, Finland, August 27-31, 1973, ed. Lauri Honko, The Hague 1979, 299-301. , On Some Methodological Issues Concerning the Authonomy of the History of Religions, Current Progress in the Methodology of the Science of the Religions, ed. Witold Tyloch, Warsaw 1984, 41-48. Biezais, Haralds, Typology of Religion and The Phenomenological Method, Studies in Methodology. Preceedings of the Study Conference of the International Association for the History of Religions held in Turku, Finland, August 27-31, 1973, ed. Lauri Honko, The Hague 1979, 143-159. Greetz, Armin W., Global Perspectives on Methodology in the Study of Religion, Perspectives on Method and Theory in The Study of ReligionAdjunct Proceedings of The XVIIth Congress of The International Association for the History of Religions, Mexico City, 1995, ed. Armin W. GeertzRussell T. McCutcheon, Leiden- Boston-Kln 2000, 72-73. , Russell T. McCutcheon, The Role of Method and Theory in The IAHR, Perspectives on Method and Theory in The Study of Religion- Adjunct Proceedings of The XVIIth Congress of The International Association for the History of Religions, Mexico City, 1995, ed. Armin W. Geertz- Russell T. McCutcheon, Leiden- Boston-Kln 2000, 3-38. , The Second Conferance on Methodology and Theory, Temenos Studies in Comparative Religion Present by Scholars in Denmark, Finland and Sweden, 25 ( 1989), 107-108. History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter McKenzie, Leicester 1980.

71

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

King, Ursula, Historical and Phenomenological Approaches to the Study of Religion, Contemporary Approaches to the Study of Religion I, ed. Frank Whaling, Berlin- New York-Amsterdam, 1984, 29-164. Kitagawa, Joseph M., Random Reflections on Methodological Problems of the History of Religions, Current Progress in the Methodology of the Science of the Religions, ed. Witold Tyloch, Warsaw 1984, 125-127. Marburg Revisited: Institutions and Strategies in the Study of Religion, ed. Michael Pye, Verlag 1989. McCutcheon, Russell T., The Common Ground on Which Students of Religion Meet; Methodology and Theory Within the IAHR, Marburg Journal of Religion, vol. 1. No. 2 ( 1996), 1-6. , Manufacturing Religion-The Discourse on Sui Generis Religion and The Politics of Nostalgia, Oxford 2003. The Notion of Religion in Comparative Research: Selected Proceedings of the XVIth Congress of the International Association for the History of Religions, Rome, 3rd-8th September, 1990, ed. Ugo Bianchi- Fabio Mora and Lorenzo Bianchi, Rome 1994. Pye, Michael, Opening Speech, Religion and Society Mexico City 5-12 August 1995, ed. Yolotl Gonzalez Torres, Michael Pye, England 2003, 17-20. Pettazzoni Raffele, Un Congresso Non Opportuno, Religione e Sociata, ed. Mario Gandini, Bologna 1966, 157-159. Religion and Society Mexico City 5-12 August 1995, ed. Yolotl Gonzalez Torres, Michael Pye, England 2003, 21-25. Rudolph, Kurt, The History of Religions and the Critique of Ideologies, Historical Fundamentals and the Study of Religions, New York- London 1985, 61-77. Science of Religion: Studies in Methodology Proceedings of the Study Conference of The International Association for the History of Religions, held in Turku, Finland August 27-31, 1973, ed. Lauri Honko, The Hauge 1979, XVIXVII. Schimmel, Annemarie, Summary of the Discussion, Numen International Review for the History of Religions, 7 ( 1960), 236-237. Simon, Marcel, Address, History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter

72

McKenzie, Leicester 1980, 154-156.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

(IAHR)nin Dinler Tarihi Metodolojisine Kurumsal Katks

Stensvold, Anne, Hunting for Paradigms in the History of Religions Unterwegs, New Paths in the Study of Religions- Festchrift fr Michael Pye, ed. ChristophKleine, Monika Schrimpf, Katja Triplett, Mnchen 2004, 4760. Waardenburg, Jacques, Some Observations about the Development of Religionswissenschaft in Continental Europe over the Last Five Years, History of Religions Proceedings of the Thirteenth International Congress of the International Association for the History of Religions ( Lancaster 15-22 August 1975), ed. Michael Pye- Peter McKenzie, Leicester 1980, 107-108. Werblowsky, R. J. Zwi, Marburg and After?, Numen International Review for the History of Religions, 7 (1960),215-220. XIXth World Congress of The International Association for The History of ReligionsIAHR Tokyo 2005, Department of Religious Studies, Tokyo 2004. www.iahr.dk (20/05/2004) www.l.u-tokyo.ac.jp/iahr2005/ (20/05/2004). www.iahr.dk/associations.htm (25/05/2004). www.iahr.dk/associations.htm#turkey (20/05/2004).

73

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Mustafa ALICI

The Structural Contribution of International Association for The History of Religions (IAHR) to The Methodology of The History of Religions
Citation/: Alc, Mustafa, (2004). The Structural Contribution of International Association for The History of Religions (IAHR) to The Methodology of The History of Religions, Milel ve Nihal, 2 (1), 35-74. Abstract: International Association for The History of Religions (IAHR) is a global organization belonging to the Historians of Religions, which was founded in Amsterdam in 1950. It contributes to the History of Religions in a systematic and structural way so that it might gain a composite framework. For instance by this global unity, The Historians of Religions tend to build up some multidimentional subjec-matters in methodological and theorical ways of the field at the most effection. IAHR gives some great opportunities to the scholars in order to publish their works, or to hold some important academical meetings such as sypmosia, congress, panels and conferences. IAHR, by periodically heldcongresses, can make the scholars more effective, more familiar of each other and more coorparated ones than ever. Lastly IAHR encourages the local associations to hold acamedical activities especially on the local cultural traditions. Key Words: History of Religions, International Association for The History of Religions, Methodology of the History of Religions.

74

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced - Harfler ve Rakamlar Metafizii -

Ramazan YAZEK
Atf/: Yaziek, Ramazan, (2004). Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-, Milel ve Nihal, 2 (1), 75-114. zet: Bu yazda, cefr ve ebced kavramlar bilgi deerleri asndan incelenmektedir. Cefr ve ebcedin kavram analizinin ardndan bunlarn tarihsel analizi batn yorum erevesinde yaplmaktadr. Konu tartmas, daha ok harfler ve rakamlar metafizii balamnda yaplmaktadr. Yaznn ilerleyen blmlerinde bir yntem sorunu olarak Ebced Hesab/Hisb- Cmel incelenmektedir. almada, Kuran yorumunun cefr ve ebced ile yaplmasnn islmlii imkan tartlrken slmda gayb problemi bilinen balamda tekrar edilmektedir. Konu balamnda, Btnyye, smilyye, hvn- Safya daha arlkl deinmek zere belli kavramlar ele alnmaktadr. Anahtar Kelimeler: Cefr, Ebced, Remil, Hurflik, Btnlik, smilyye.

Cefr ve ebced, harflerin rakamsal deerleriyle tarih drmede kullanlan ynteme adn veren kelimelerdir. Cefr ve ebced, bir sz sanat olduu gibi ayn zamanda ilh metinleri yorumlamada kendisine bavurulan bir metot olarak grlr. Bu yntem, farkl milletler tarafndan deiik dnemlerde apayr amalar iin kullanlmtr. Mslman topluluklar tarafndan da bu ynteme bavurulmu ve slm kltr zemininde geni bir uygulama alan bulmutur. Epistemolojisini btn tevil zerine kurgulayan mukassdlarn kullandklar cefr ve ebced, harf ve rakam metafizii balamnda deer-

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Ramazan YAZEK

lendirilmelidir. Bunu, bir anlamda harf ve say gizemcilii olarak da niteleyebiliriz. lh mesajn muhatab olan insan, metinleri anlamaya ynelik olarak her dnemde farkl yorum yntemleri gelitirmitir. Bu abann amac, ilh murad anlamaya yneliktir. Yaamn ilh kastlara uyarlamak iin aba gsteren insann, ayn zamanda kutsal, farkl yorum yntemleriyle, yaamna/duruuna uydurmay hedefledii de olmutur. Bunu, rahat yaamak, tatmin olmak ve daha farkl sebeplerle yapt grlr. lh metni kendi duruuna uyarlama abas, dinde ifsad edici bir ameliye olarak kabul edilir. Bu yaklamlar farkl frkalar tarafndan yaanlr/savunulur olmusa da asl tahribat Kurann zhirini hie sayarak btn yorumu merkeze alanlar, ar yorumlarn asl kabul edenler oluturur. lh metinlerin cefr ve ebcede bavurularak yorumlanmasn savunanlar, bunu, btn kastlar anlama abas olarak meru hatta gerekli grmektedirler. Bu ynelimin kutsaln snrlarn zorlar boyutta; hatta, bizatihi ilh mesaja aykr olmas dahi onlar engelleyememitir. Zira onlara gre yaplan, paradigmann doas gereidir dolaysyla meru hatta lzmludur. Bu yorum yntemi, modern dnemin teolojik hermentik tartmalarna sebep olduu gibi, geleneki izleri tayan bir ksm modern teoloji denemelerinin de meruiyet gerekesi kabul edilmitir. Bu akmay, modern ve gelenek st kimlii altndaki yaklamlarn ortak noktalar olarak grebiliriz. Buna verilebilecek zgn bir rnek Dinsel oulculuk paradigmasdr. Zira bu teoloji denemesi modern olmakla birlikte epistemolojisini gelenek zeminden derlemeye alm bir retmedir. Bu yazmzda cefr ve ebcedi bilgi deeri asndan incelerken zerinde gelitii sosyal zeminle birlikte tanmaya alacaz. Zira bu kelimeler, stlh anlamlarna ilgili sosyal zemin atmosferinde kavumulardr. Ayn zamanda cefr ve ebcedi bir yntem sorunu olarak ele alacak, Kuran yorumunun bu yntem ile yaplmasnn slmli-

76

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

ini tartacaz. almamzn yorum alann rasyonalist zeminin dnda tutarken, ruhu, maneviyat gelenei ise deer kriteri asndan slmlik zemininde anlamlandrmaya alacaz.. Terim Olarak Cefr ve Ebced -Kavramsal AnalizArapa bir kelime olan cefr, szlkte, stten kesilmi drt aylk kuzu, olak, ii tala rlmemi yuvarlak geni kuyu, hizmeti ocuk, alt ayn doldurmu kk deve, kk buza anlamlarna gelir. Terim olarak cefr/cifr, deiik metotlarla gelecekten haber verdii iddia edilen ilim veya bu ilmi kapsayan eserleri ifade eden bir terim olarak anlr.1 Harflere verilen say deeri ile gelecee veya geen hdiselere ibarelerden tarih veya isme dair iaretler karma ilmine de cefr denilmektedir.2 Ebced kelimesi ise Arab alfabesindeki harflerin kolaylkla ezberlenebilmesi iin harflerin birletirilmesiyle meydana getirilmi sekiz manasz kelimenin ilki olan bir terimdir. Ebced, bu sralamada ilk kelimenin ad olduu gibi ayn zamanda dier kelimelerin tmne de ad olmutur. Bir baka ifadeyle ebced, eski alfabeye verilen isimdir. Buna, abcad, ebicad, ebiced, abucadda denmektedir ancak tutunmu ekli ebceddir.3 Ebced, Arapa, Eski Sm Alfabesindeki harf srasnn say deerine gre tertiplenmitir. Bu dizginin brn ve Sryn Alfabesindeki harfleri iine ald ve dizgide yer alan kelimelerin ayn zamanda birer manaya da geldii kabul edilir.4 Bu formlde yer alan kelimeler unlardr: ebced, hevvez, hutt, kelemen, safas, karaet, sehaz, daza (zazlen).5 Bu kelimelerin gerekte Arapa
1

2 3

4 5

Bkz.: Metin Yurdagr, Cefr mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 1993; Abdulkadir Badll, Risale-i Nurun Kuds Kaynaklar, Envr Neriyat, stanbul, 1994, s. 932; Mustafa ztrk, Kurn ve Ar Yorum, Kitbiyt, Ankara 2003, s. 262,263. Abdullah Yein, cifr mad., Yeni Lgat, Yeni Asya Yaynlar, stanbul 1975. smail Yakt, Trk-slm Kltrnde Ebced Hesab ve Tarih Drme, tken, stanbul 2003, s. 25. Yein, ebced mad.; Badll, s. 931. Yakt, s. 25; Mustafa Uzun, Ebced mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 1994; Yein, ebced mad.

77

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

kklere dayanmay ve bu suretle kelimelerin belli bir anlamnn da olmay, Araplarn bunlar baka kavimlerden alm olduklarnn ak bir delilidir. Kaynaklar da bu gr desteklemektedir zira bu eit bir sralamann Fenike Alfabesinde grld tespit edilmitir.6 Esas itibariyle cefr ve ebced, mahiyet ve sonu asndan ayn ierie sahiptirler. Kelime ve tasnif bakmndan farkl deerlendirilmelerine ramen aslnda bu kelimeler iin biri birinin nevdir de denilebilir.7 Harflerin saysal deerleriyle tarih drmede kullanlan bu yntem, aslnda sz-harf ve say btnlnden doan bir sanattr. Ancak lh metinlerin yorumu ve gayb haberlerini bildirmek iin kullanm, tarih drme metodu ve sz sanat oluunu glgelemitir. Geleneki ekoln terminolojisinde cifr, btn yorumun zorunlu sebebidir. Bununla, astroloji, simya ve hatta ilm-i hurf ile hakikatin deiik dzeylerine zg farkl dillerde ayn gerekleri dile getirdiine inanlmakta ve bu, bir tr gizli ifre zme olarak grlmektedir.8 Gelenekiler, harfler metafiziine ve bunun her bir konuya k tutacak bir alma imkan verdiine inanrlar. Bu imkan, kendilerine, Allahn evreni hangi harf ile yarattndan tutun da kutsal kitaplarda ilk harflere yklenen anlamlara ve daha baka konulara varncaya kadar bir ok konuda geni bir yorum alan salamaktadr. Kuran renmeye geleneksel yntem ile balayan ocuklara ebced sz diziminin alfabe harflerini ezberletmek iin pratik bir yntem oluu unutularak, adeta vird nakartyla dua formunda ezberlettirilir. Bu yntemle harflerin ekil ve say deerlerinden hareketle akla hayale gelmeyecek farkl karmlar yaplmaktadr. Bu hesaplamalarda ulalan sonular genellikle varlmak istenen
6 7 8

78

Yakt, s. 25. Badll, s. 931; Yein, Cifr mad. Ren Gunon, slm Maneviyat ve Taoculua Toplubak, nsan Yaynlar, stanbul 1989, s. 36.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

anlamlardan ibarettir.9 Bu tutum cifiri yorumlama yntemi olarak alan hemen her kullanc iin byledir. Cefr yntemini kullananlara cefr veya ceffr denilmektedir.10 Batn Yorumun Tarihine Toplu Bak Tarihsel Analiz Asndan Cefr ve Ebced Ebcedin meneine dair yaplagelen rivayet ve yorumlar, konuya dair sylenegelen efsaneleri gstermesi bakmndan dikkate ayandr. Ebced diziminde geen kelimelerin, uayb (a.s)n kavminden olan alt kiinin ad, Medyen lkesinin ahlar, ilk alts alt eytann ad, haftann gnlerinin adlar, Hz. Ademin yaratl ve cennetten ayrl hikayesinin evrelerini gsterdiine inanld gibi, insan meydana getiren anasr- erbaa (drt unsur)nn da ebcedin karl olduu kabul edilmektedir. Yine ebcedin ilh isimlerin alt anahtar; ilh isimlerin karl olan kelimelerin ba harflerinin bir araya getirilmesiyle ortaya kan bir dzen olduuna da inanlmaktadr. Bir baka inanta bunun, Tanrnn ilh kitaplarnda yer alan emir ve yasaklarn aklayan kelimeler olduu kabul edilir. Yine ebced dzenindeki sekiz anlamsz kelimenin, kimler olduu bilinmeyen sekiz filozofun ad olduuna da inanlr. Yunanllarn saylar zaptetmek iin koyduklar kelimeler olduuna dair rivayete rastland gibi, bu sekiz kelimenin Pers hkmdar Sbrun ocuklarnn adlar olduuna11 da inanlmaktadr. Bu inanlar tarihte kalm yaklamlardan ibaret deildir. rnein Ren Gunon, ebcedin saysal deerleriyle alfabedeki harflerin toplamna karlk gelen sekiz ismin, sekiz melein ad olduunu12 sylemekte ve benzeri yaklamlar gelenek eilimince geni kabul grmektedir. Ebced dzenini oluturan kelimelerin ne olduuna dair efsanev rivayetleri daha da uzatmak mmkndr. Ancak amacmz sekiz
9

10 11 12

Bkz.: Gunon, s. 55-67; bnl Arab, El-Futht El-Mekkiyye, Nihat Keklik, Kltr Bakanl, No: 1184, Ankara 1990. Yurdagr, Cefr mad. Yakt, s. 31. Gunon, s. 59.

79

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

kelimenin ne olduunu ortaya koymak deil, ne olduuna dair anlatla gelen rivayetlerin, bilgi deeri asndan bir kymet ifade edip etmeyeceine ynelik zihinsel bir egzersiz yapmaktr. iada beklenen Mehdi inancna uyarlanan cifir giriimi ilk kez Cafer-i Sadka ilhlk atfeden ve mam Cafer tarafndan tekfir edilip kovulan, Gult- iadan Hattabler tarafndan slm dnyasna sokulmutur. Cifir hakkndaki rivayetler Ehl-i Snnete gvenilir saylmamaktadr. nk bunlarn senetleri muteber olmad gibi Cafer-i Sadkn yaknlarndan olan Malik b. Enes, Sfyan b. Uyeyne gibi alimler tarafndan da benimsenmemitir. Bu rivayetlerin kayna Kuleyndir. Kuleyn El-Kfi isimli hadis kitabnda bugnk Kurann tahrif olduunu, Caferi Sadkn Hz. Musadan daha bilgili olduunu iddia edecek kadar tutarsz grler benimseyen bir kiidir.13 Gnmz mutedil ia alimleri cifiri kullanmamakta, Kuran ifre kitab gibi alglamann yanl olduunu vurgulayarak; el-Kfinin pheli senetlere dayandn ve muteber olmadn sylemektedirler.14 Cefr ile ilgili szlerin mam Cafer-i Sadka nisbet edilmesi ve cefrin shhatiyle ilgili olarak Muhammed Ebu Zehra unlar sylemektedir: Biz cefr ile ilgili szlerin mam- Cafer Sadka nispetini kabul etmiyoruz. nk cefr, gayb ilmi ile alakal bir eydir. Gayb ilmini ise Allah kendi zatna hasretmitir. mam Cafere nisbet edilen cefr ile ilgili rivayetlerin ou el-Kuleyni yoluyla gelmektedir. Bu el-Kuleyni, ayn zamanda mam Caferin Kuranda eksiklik bulunduunu sylediini de rivayet etmitir. el-Kuleyninin Kuran ile ilgili bu rivayetinin yalan olduunu, mam el-Mardi ve rencisi etTusi gibi Isna-Aeriyyenin byk imamlar ortaya koymu ve mam Caferden bu rivayetin tam aksini nakletmilerdir. Aslsz bir eyi byle bir imama nisbet eden kimsenin hibir rivayeti hakikat
13

80

14

Blent ahin Erdeer, Apak Kurnn ifresi Olur mu?, Haksz, stanbul 2002, s: 140, s. 48-55; Bkz.: lyas elebi, slm nancnda Gayp Problemi, FAV, stanbul 1996, s. 202. Erdeer, s. 51.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

aratrclar nazarnda kabul edilmeye layk deildir. Bana gre cefr fikrini, Isna-Aeriyye mezhebine sokanlar Hattblerdir.15 Cefr hakknda M. Reit Rza el-Hseyn ise unlar anlatyor: Bu hesap Araplara Sryaniler ve branilerden gemitir. Hafz bn Hacer diyor ki; Bu btldr, gvenilecek ve dayanlacak bir sz deildir; nk bn Abbs (r) kesin olarak ebced hesabn men etmi ve bu hesabn bir nev sihir olduuna iaret etmitir ki dorudur. nk dinde bunun asl ve esas yoktur. Halbuki biz, ilim ad verilen bu gibi eyleri eskiden beri insanlarn elindekileri haksz yoldan yemeyi kendilerine meslek semi belli kiilerin inhisar altnda gryoruz. Keza bunlar by ve tlsm eitleri arasndadr. Cenb- Hak hi bir kimseye gayb bilmek, ondan haber vermek gibi bir ilim bahetmemitir. Yalnz baz peygamberlerin ahirete, meleklere, cinlere dair verdikleri haberler vardr ki bunlar vahye dayandklar iin sadece bunlara inanr, doru olduklarn kabul ederiz. Zayie de hesap ve kesir yoluyla harfleri deerlendirmek suretiyle gaybten haber vermeyi gaye edinmi bir yoldur. Bunu bn Haldun Simyann bir kolu saymaktadr. Remilde zayie kabilindendir. Yine bn Halduna gre remli, mneccimlerden bir gurup icad edip bunu kum zerinde yaptklar iin adna reml yazs demilerdir. Din bunlar toptan irkin grp beenmemi, redderek knamtr. Ayrca gayb alemi ile insanlar arasnda perde vardr; keza gayb ancak Allah bilir.16 Kendisini Ehl-i Snnete nispet ettii halde bilinmeyenleri yorumlamada bilgi kaynaklarn nemli bir blmnde iaya dayandran ve kabullerinin nemli bir ksmn Ehl-i Snnette ramen ia
15

16

Muhammed Ebu Zehra, slmda Fkhi Mezhepler Tarihi, ev.: Abdulkadir ener, Hisar Yaynlar, stanbul (Tarihsiz), s. 178-179. M. Reit Rz el-Hseyni, slmda Birlik ve Fkh Mezhepleri, ev.: Ahmet Hamdi Akseki, Sadeletiren: Hayrettin Karaman, D. . B. Yaynlar, Ankara (Tarihsiz), s. 49,51,61,74,79,80; Bkz.: Celaleddin es- Suyuti, El-tkan f Ulmil Kurn, ev.: Sakp Yldz, Hseyin Avni elik, Madve, stanbul, s. 26; bn Haldun, Mukaddime, ev.: Zakir Kadiri Ugan, M.E.B. Yaynlar, stanbul 1991, c: 3, s. 20.

81

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

disiplininden alan, yorumlarnda cifiri bir yntem olarak kullanan Said Nursi ve batn ada bir yorum olarak grdmz risaleleri de bu konuda nev- ahsna mnhasr bir prototip olarak incelenmeye muhtatr.17 Bir Yntem Sorunu Olarak Cefr ve Ebced Ebced Hesab ya da Hisb- Cmel Harflerin rakam deerleriyle tarih drme eski dnemlerden beri yaplagelmitir. Bunun bir zevk halini almas insanlarn ilgisini ektii gibi zamanla adeta tutku halini alm ve bu yntem nerdeyse akla gelebilecek her alana uygulanmtr. Yeryzndeki hemen hemen her alfabedeki harflerin ayn zamanda birer rakam olarak kullanld veya her harfin bir sayya karlk olduu bilinen bir gerektir. rnein Ltin, Fransz, Yunan, brn ve Sryn alfabelerinde de bu byledir. u kadarn sylemek gerekir ki, eer ebced mefhumu, harflerin rakam karl olarak kullanlmasdr eklinde deerlendirilirse, bu durumda Ltin, Fransz ve Yunan ebcedlerinden bahsetmek mmkn18 hatta zorunlu olacaktr. Nevar ki farkl alfabelerde harflerin rakam deerleri deitii gibi ebcedin kendi iinde de hesaplama ekilleri vardr ve bunlarda da rakam deerleri deimektedir. Bunlar, Asl ebced hesab (cmel-i sair), en kk ebced hesab (cmel-i asar), byk ebced hesab (cmel-i kebir) ve en byk ebced hesab (cmel-i ekber)dir.19
17

18 19

82

Bkz.: Nursi, Bedizzaman Said, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Dou ltd. ti., Ankara 1959; Nursi, Bedizzaman Said, Tarihe-i Hayat, Tenvir Ner., stanbul 1987; Nursi, Bedizzaman Said, Asy Msa, Medresetz-Zehra, Tenvir Neriyat, stanbul; Nursi, Bedizzaman Said, rtl-caz, Mtercim: Abdulmecid Nursi, Medresetz Zehra, Tenvir Neriyat, stanbul; Nursi, Bedizzaman Said, Lemalar, Medresetz-Zehra, Tenvir Neriyat, stanbul; Nursi, Bedizzaman Said, Mektubat, Tenvir Ne., stanbul; Nursi, Said, Risale-i Nur Klliyat Zlfikar Mecmuas, Fihriste-i Rumzat- Semniye-, Yeni Asya Yaynlar, stanbul 1996, c: 2. Yakt, s. 34. Yakt, s. 38-40; Ahmet Maral, Kurnda Srl Dizili, Okul Yaynlar, stanbul 2003, s. 83.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

M. 1928 (H. 1347) tarihinden itibaren drlen tarihlere bir gz attmzda greceiz ki baz tarihler kullanlan takvim gerei olmal ki, Mild takvimle drlm tarihlerdir. Bazlar da Rum (Ml) takvime gre hesaplanarak drlmtr. Her tarih ibaresi her zaman ayn ekilde hesaplanmad gibi, ok deiik ve farkl ekiller altnda drlen tarihlerin de ayn yolla hesaplanmad grlmektedir. Drlen tarihler kendi iinde bir tr ve formle sahipse yani kendine has bir hesaplama ihtiva ediyorsa! teknik terim olarak o manen bir tarihtir. Tarih szle ifade bulmu ve bir hesaplama zarureti getirmiyorsa bu lafzen tarihtir. Hem szle ifade edilmi ve hem de bir hesap ilemi teklif edildiinde ise bu, lafzen ve manen tarihtir. Alt trleri de dahil olmak zere 30u akn tarih tr vardr.20 Ebced ile tarih drme sanatnda kullanlan dil de farkllklar gstermektedir. Bunlarn Farsa, Arapa ve Trke olduu; tek bir dilde uygulamann olmad da aratrmaclarn nemli tespitlerindendir.21 Alfabede btn szcklerin say deerlerinin olmas, her harfin bir rakama tekabl etmesi demektir. Bundan istifade edilerek eitli ilemler vcuda getirilmitir. te bu ileme Ebced Hesab ya da Hisb- Cmel denir.22 Tarih drme ebcedin en youn kullanld alandr. Tarih drme, padiahlarn tahta kmalarndan tannm kiilerin mhim mevkilere tayinlerine, doum tarihlerinden, nemli kabul edilen hemen akla gelebilecek saysz olayn tarihlerinin belirlenmesine kadar; fetihler, hastalklar, yangnlar gibi geni bir alana yaylmaktadr. Bunlarn yannda ebced, gnlk ihtiya ve haberlemeler, isim sembol olarak, ocua isim verilirken, kitap ve makalelerin sayfa nolarnda, ay ve sene kaytlarnda, yaz blmlerinde, madde

20 21 22

Yakt, s. 292, 318, 343. Yakt, s. 123. Yakt, s. 38; Maral, s. 77, 83.

83

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

balklarnda, resmi devlet kaytlarnda; vakanvis kaytlarnda, vakf kaytlarnda, saymlar ve envanter hesaplarnda, fizik, matematik, mimarlk ve astronomide kullanlmtr. Yine ebced, cifr ve vefk ilimlerinde, by ve muskalarda, burlar renmede, define aramada, Tasavvuf yorumlarda, zikir saylarnn belirlenmesinde, Btn Tefsirlerde, kadir gecesinin tespitinde kullanlmtr. Hatta ebced, musikde, ebced notas olarak da kullanlmtr.23 Ebced alfabe dzeninin her harfinin bir rakama tekabl etmesi zelliinden faydalananlar, bu yntemi eitli sahalarda kullanmlardr. te Cefr ilmi bu yntemlerden birisidir. Bu hesap yntemi henz Kuran indirilmeden nce de kullanlmaktayd ve eskiden beri ok yaygn olan bir yazm eklidir. Arap tarihinde geen tm olaylar, harflere rakam deeri verilerek yazlr, bylece her olayn tarihi de kayda geirilmi olurdu. Bu tarihler, her kullanlan harfin zel rakam deerlerinin toplanmasyla elde ediliyordu. Mslmanlar da bu yntemden farkl alanlarda faydalanmlardr. Buna gre sembolik ekiller ve harflerin ebced say karlklar zerinde yaplan yorumlar, bu sahayla megul olanlarn bavurduklar yollardan biridir. Ebced ile cefr arasnda en nemli fark: ebced gereklemi olann, cefr ise gereklemesi muhtemel olann ilmi olarak grlmesindedir.24 Tasavvufta fizyognomoni25 denilen bilimin bir dal olarak grlen Kef ilmi de lml-firseye karlk gelir ki bununla ilh isimler ilminin karlandna inanlr. Bununla el, avu, parmaklar, bilek ve yz ekillerine farkl anlamlar yklenilerek snrsz manalar kartlr.26 Bunlarn ierisinde dini tanmlamalardan tutun da mstehcen kartmlara kadar hezeyanlar vardr. Btn bunlar; Tasav-

23 24 25

84

26

Yakt, s. 71. Maral, s. 83. Fizyognomoni: nsan tiplerini ve bedenin iaretlerini, zellikle yz izgilerini inceleyerek onlarn karakterlerini tanma ilmidir(!). Eskiler buna lm-i Firse derler (Gunon, s. 64). Gunon, s. 63-67.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

vufun, Btn Yorum yntemiyle bavurduu, metafizik atmosferde yaplan yntem denemeleridir. Tasavvuf eilim bunlar meru grr ve sonularn kendi mantk rgs ierisinde kesin teolojik karmlar olarak da islmdir diye tesciller. Nitekim bu ar yorumlarn delili kendinden menkul olup sahipleri delil sunmaya dahi gerek grmemilerdir. Buna karlk farkl ilim ehli ve disiplinler ise bu yntemi ou kez dikkate dahi almamlardr. Arap edebiyatnda bir sz sanat olarak kullanlan ebced sistemleri, ilh metinlerde geen ibarelerin harflerine saysal deerler vermek ve kan saylardan gelecee ait yorumlar yapmak olarak gelimitir. Zaten iin en dikkat ekici yan da bir edebi sanat ve kolaylk olarak gelitirilen bu metodun tamamen insan rn olmas, dolaysyla birden fazla, farkl harf saysal deer sistemlerin mevcudiyeti ortadayken ilh metinlerin yorumunda tescilleyici olarak kullanlmaya kalklmasdr. Allahn gayb Resulullaha ve Onun vekili olarak setii evliya snfna bildireceini savunan ia ve tasavvuf gruplar, cifrin de bunun dolayl yolu olduunu iddia etmilerdir. Muhyiddin-i Arab Futuhat- Mekkiye adl eserinde cefr zerine mstakil bir blm ayrmtr. Niyz-i Msr de cefr metoduyla Hz. Hseyin ve Hz. Hasann nbvvet sahibi olduklarn kantlamak iin eserlerinde iddialar ortaya atmtr.27 Bu kadar ayr diller, farkl alfabeler, rakam deerleri, ayr hesaplama ekilleri, takvim trleri ve bunlar iinde de alt tarih trleri olduu dikkate alndnda; bunun, beer zihin rn bir retme olduu dnldnde ilhi metinleri yorumlamada yntem olarak kullanlmasnn beraberinde getirecei sakncalar ve byle bir yntemle elde edilen yorumlarn/sonularn ne derece salkl olaca dnlmelidir.

27

Erdeer, s. 51.

85

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

Yorumlama bir beer zihin abasdr. Bunun mmknlnden te gerekliliine inanyoruz. Ancak, kutsaln beer bir zihin rn olan ve gvenilirlii son derece tartmal olan cefr ve ebced ile yaplmas; bunun da gayb ile ilgili konularda kullanlmas yorumlamadan te tescillemedir. Kald ki cefr ve ebced kendi kavram balam ierisinde yorumlanann -Kuran- snrlarn zorlar ieriktedir. Dolaysyla burada yntemin mmknlnn tartlmasndan te yorumlama ynteminin -cefr- yorumlanan Kuran- tarafndan reddi sz konusudur. Yorumlayann, yorumlanann snrlarna ramen -gayb gibi- yaplmasysa yorumdan te mdahaledir. Keza bu, dinen sakttr, merduttur. Dahas tamamen insan rn olan; edebi sanat ve kolaylk iin gelitirilen bu metot, kutsaln yorumunda o denli cretkar kullanlm ki bir noktadan sonra kendisi kuds kaynak olarak telakki edilir olmutur.28 Vahye; ilme ve akla ramen, cefre dayal sonulara tevecch, ou kez iinde bulunulan siyasal zeminin beklentileriyle de yakndan alakal olmutur. ncelenen sonular, bir anlamda cefr gibi ular ak bir kurguyla beklentileri kolaylkla karlam ve konjonktr dikkate alan sonulara dnmtr. Bu, bazen bir kitleyi bir arada tutmann duygu harc vazifesi de grmtr. Malzemenin elastikiyeti konuyu isteyene istedii tarafa ekme imkan vermitir. Bu yntem, dini olmaktan te ou kez beklentileri siyas olan bir kurgulama formunda uygulanmtr. Neticede bu ynteme kendisine zgn psikolojik atmosferinde bavurulan bir tr gizem oyunu da diyebiliriz. Rakamlar ve Harfler Metafizii Rakam ve harflerde gizem aramann tarihi eski kadm dnemlere kadar gider. Hindistanda Caynizm ve Budizm, inde Taoculuk ve Konfyanizm gibi Uzakdou dinlerinin yan sra Msr, Yakndou ve Yunan uygarlklar ile Yahudi ve Hristiyan evrelerde bu inancn eitli varyantlarna rastlamak mmkndr. Yahudi, Hristiyan

86

28

Bkz.: Badll, Risale-i Nurun Kuds Kaynaklar.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

ve slm kltrnde saylara ve saylarn zelliklerine gsterilen ilginin fikr temelleri Pisagorcu felsefeye dayanr. Rakamlar ve harfler ile ilgili ilk felsef telakkilerin, Pitagoros (Pisagor)la balad bilinmektedir.29 Pisagorcular, lemin esasnn say ve sesten ibaret olduunu syleyerek dalist bir anlay savunmulardr. Pisagorcularn asl dncelerinin temeli felsef olmaktan ziyade matematik, musik ve astronomi ile ilgilidir. Bir baka ifade ile onlara gre saylarn ilmi, felsef bilginin esas anahtar olup; ontolojik dzlemdeki her fenomende ikin olduuna inanlan bir dzen fikri hakimdir. Bu fikirden hareketle kutsal metinlerin yorumu, gelecee ynelik kehanetler, yntemin kullanmnda cazibe merkezi olmutur. Hermentik sistemde say speklasyonlaryla nemli bir yer tutan Philo, Eski Ahitten mlhem fikirlerle Pisagorcu gelenei birletirmi; bylece, ortaan alkl olarak say gizemciliine dayanan ncil yorumlarnn temelini att bildirilmitir.30 Harflerin ve rakamlarn mukaddes saylmas ve onlarn ilh bir mahiyete haiz olduklar gr, felsef telakkilerden de te eski kabile kltrlerinde yer aldna ilikin pek ok ey sylenmitir. zellikle Akad, Sam ve Turan kavimlerinde saylar, lemin ve varlklarn yaratl ve mukadderatyla ilgili hususlar belirtmekteydi. Gelecei kefetme merak, slm ncesinde yaayan eski milletlere kadar uzanr. Keldnler, Asurlular, Babilliler, Msrllar ve daha sonra Yahudilerle Hristiyanlar arasnda yaayan khinler, mneccimler ve baz mistiklerin kainatn sonu ve devletlerin kibeti gibi konularda eitli haberler verdikleri bilinmektedir. Bunun yannda, Tevratn btn yorumlarnda ve Aziz Agustinus gibi Kilise Babalarnn yazlarnda da ok sayda cefr rneklerine rastlanr. Yahudi mistik hareketi Kabalann temel eseri olan ve Tevratn btn yo-

29

30

ztrk, s. 102, 103, 383; Ylmaz, Hseyin, Ezeli Hikmet ve Dinler, nsan Yaynlar, stanbul 2003, s. 273. ztrk, s. 384.

87

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

rumunu ihtiva eden Zoharda da harflerin srlarna dayanan bir ilimden sz edilir.31 slm dncesi, tarihi seyri iinde kendine has bir geliim izleyerek, rakamlar ve harfler metafiziini bilinenlerin fevkinde ok daha deiik bir slpla aklar. zellikle harfler, szlerin ve seslerin sembolik iaretleri olarak grld tasavvuf yorumlarn odak ve arlk noktasn tekil eder. Nitekim slm tasavvuf anlaynda harflere nem atfedilmesi ve lm-i Hurf, Kitabl-Hurf gibi yzlerce eserin meydana gelmesini salayan mil, harflerin ve varlklarn meydana geliine izafe edilen srr ve tasavvuf yorumlarn neticesidir. slm Tasavvuf dnyasnda eyh-i ekber (en byk eyh) unvanyla tannan Muhyiddin bnl-Arab, el-Ftuht elMekkiyye adl nl eserinde konuyla ilgili bir babda, harfleri mertebelere ayrmtr. Bununla harflerin, yalk, kuruluk, scaklk ve soukluk gibi drt temel tabiata iaret ettiini syler. Ayrca harfleri kendi balarna ayr bir millet olarak telakki eden bnl-Arab, onlarn iinde kendi cinslerinden peygamberleri, lemleri vs. vardr diyerek her bir harf hakknda derin yorum ve tevillere giriir. Ardndan bu tevilleri de ancak ehl-i kef olanlarn anlayabileceini syleyerek32 ular ak bir alan oluturur. Ar yorumlarnn Kurana muhalif olduunun sylenmesi durumunda ise sufiler, delil ikame etmekten mnezzehtir33 syleyerek yorumlarn savunmutur. Bununla, adeta mahkumu hakim olan aktrler seramonisi yaanmaktadr. Bu yaklam bnl-Arabnin halefleri de srdrmlerdir. Batn yorumun kaytszl fikri zahiri olan hkm ve literal zemini tanmamazlkla aka ortaya konulmutur. S. Hseyin Nasr, Btn anlay zhir llere gre deerlendirilemez; onun hibir d yaklamn stesinden gelemeyecei kendine zg bir mant vardr. Kuran iin de durum tamamen byle-

31 32

88

33

ztrk, s. 385. Yakt, 33. bnl Arab, s. 25.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

dir.34 syleyerek bununla ular ak kaytszl ortaya koymaktadr. Bylece sofestai tevil anlaynn meruyet talebi kendinden menkul epistemik temele kavumu olur. Bylece kuralszlk kural ile Kurann fal baklan bir kitap haline getirilmesinin yolu alr. lk dnem ihtilaflarnda siyasi pozisyon almalara, mezhep kayglarnn etkisiyle istenilen haberleri ve siyasal neticeleri dorulayan kartmlara da ou kez bu tr Gnostik ynelimler ile gidilmitir. Hurflik Hurf, harfler ve rakamlarda tabiat ve hadiseleri etkileme gcnn bulunduu veya bunlarn gaybdan haber vermede yararl olduu iddiasna dayanan szde bir ilimdir. Literatrde daha ok ilml hurf olarak gemektedir, Gizli anlamlar ierdii kabul edilen harf ve rakam gizemciliine eski Msr, Yakndou ve Hint uygarlklarnda daha sonra da Yahudi, Hristiyan ve slm kltrlerinde rastlanmaktadr.35 Hurflik; harflerden dinsel anlamlar karan bir Alevi tarikatdr. ranl ihbeddin Fazlullah Esterbd (1339-1394) tarafndan kurulmutur. Bu inanca gre yaratc olan harftir. Bu inan, Yunan Pitagoraslna/Pisagorculuuna ve Yahudi Kabalasna dayanan fikirlerden etkilenerek gelimitir. Hurfilik konuan insan tanrlatrr. Burada insan, konuan tanr (Kelmullah- Ntk)dr. Btnlerin Hurflik etkisi altndaki grleri yledir; Kelime-i Tevhid (L lhe llllah) sz Arap harfleriyle harfle yazlr. Bunlar, Lam, Elif ve He harfleridir. Bu harf, akl, nefsi ve feleki gsterir. Drt kelime oluu, insann drt tabiat olduunu gsterir. Yedi hecedir. Bu heceler, insan bann iki gz, iki kula, iki burn delii ve bir az olmak zere yedi delikli organlarna iarettir. On iki harfle yazl da, insann oniki organn belirtir. Demek ki, Kelime-i Tevhid, aslnda insan dile getirir ve Allahn insanda belirdi34

35

S. Hseyin, Nasr, slm dealler ve Gerekler, z Yaynlar, Terc.: Ahmet zel, stanbul 1996, s. 74. Mehmet Emin Bozhyk, Hurf mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 1998, c: 18.

89

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

ini kantlar. Hurflik anlaynda varlk, harflerle aklanlr. Bu tutum, antika Pitagoraslnn varl saylarla aklamasnn baka bir biimidir. Btnliin temel dncesini srdren Hurflikte ama, insandr. nsann aklanmas Allah da aklar.36 Harflerin esrarna dayanan Hurfilik, gerek anlamyla milttan nce IV ve III. Yzyllardan itibaren Ortadoudaki HelenistikGnostik izler tayan dinlerde ortaya kmaya balamtr. Helenistik-Gnostik literatrde Sibyline Oracles (m. . V-III. Yzyllar aras) ad verilen Yahudi-Grek kaynakl kehanetler koleksiyonunda Grek harflerine saysal deerler verilerek gelecee ynelik kehanetlerde bulunulmaktadr. Yahudi geleneinde apokaliptik literatrde (m. . III. yzyl) ortaya kan hurfi anlay brnicede gematria eklinde adlandrlr.37 Hurflii kurarken Btnlerin tevil usullerini baarl bir ekilde kullanan Fazlullah rya yoluyla gerei bulduunu, baz srlarn kendisine bu yolla bildirildiini ileri srmtr. Kuran Kerimde geen btn fazl (fadl) kelimeleriyle Fazlullahn kastedildiine inanan, onu Allahn zuhuru eklinde gren Hurfler, Fazlullahn ba eseri ve ana kayna olan Cvidnnmeyi ilh kitap olarak tanrlar; ayetleri, cennet, cehennem ve hiret hallerini ve btn dini hkmleri yirmi sekiz veya otuz iki harfe irca ederek tevile tbi tutarlar. Hurflie dair eserlerden edinilen bilgilere gre bu akmda hiret ve din mkellefiyetlerin ou inkr edilmektedir.38 Btnyye olarak da bilinen smillerin btn-hurf yorumlarnda en sk kullanlan say, teden beri kutsal bir say olduuna inanlan yedidir (seb). Bu sayya Pisagorcu gelenekte de ok zel bir nem verilmiitr. Keza, branlerin, baz inanlarna temel ittihaz ettikleri yedi saysna eski Hint, ran, Smer, Babil ve Msr medeni36

37

90

38

Tark Mmtaz Szengil, Tarih Boyunca Alevilik, zm Yaynlar, stanbul 1991, s. 49; ztrk, s. 408. Bozhyk, Hurf mad.; Hsamettin Aksu, Hurflik mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 1998, c: 18. Aksu, Hurflik mad.; Yakt, s. 33.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

yetlerinde de bir takm btn ve mistik anlamlar yklenmitir. Yedi ve yedinin katlarna Eski Ahitte de ska rastlanlmas dikkat ekicidir. smillerin yedi says ekseninde rettikleri hurfi teviller, Fazlullah Hurufinin tesis ettii Hurufilikte daha da zenginletirilmitir. smillerin btn-hurfi tevillerinde kullandklar bir dier rakam da on iki saysdr. smaililer, yedi ve on iki saylarnn toplamndan oluan on dokuz says zerinde de durmulardr. Bu sayya zel bir anlam atfetme telakkisi bilahare Bahilik mezhebine intikal etmitir. randa Mirza Huseyn Ali Nri (. 1309/1892) tarafndan kurulan bu mezhep, on dokuz saysna kdsi bir anlam yklemitir. Bu kurgu ile de, tpk Karmat dncede olduu gibi, besmelenin on dokuz harften ibaret olmasna zel bir nem atfedilmektedir.39 Batnlik, Hurfilik nevinden bavurulan hurafelerin byk bir ksmnn srailiyattan mmetin kltrne getii aktr. Batda yzyllardr var olan, Tevrat kodu40 ad verilen sihr yaklam, bizde Kuranda 19 mucizesi v.s adyla yaplmaktadr. Tek fark onlarn Yahudi bizdekilerin ise isimlerinin Mslman olmasdr. Mant deimeyen hurefe aslnda her yerde ve her ada ayndr. Hurfler tarafndan uydurulanlar hurafeye uymad diye ou kez hurafeden vazgeme yerine ayetten vazgeme tercih edilmitir. Buna Kurana iman etmek deil 19a iman etmek derler. Bu, Allahn Peygamberine dahi bildirmedii kyametin tarihini bildiini syleyecek kadar akln ve nefsini putlatran bir mantktr. Bu hesaba gre kyamet 1710 hicri (2280 miladi) ylnda kopacaktr. Bunu da Kuranda ki tm huruf-u mukattann cifr hesabndaki rakamsal karln alt alta toplayarak bulduklarn sylemektedirler.41

39 40 41

Bkz.: ztrk, s. 402, 408-410. Bkz.: Yeni afak Gazetesi, 15 Haziran 1997. Mustafa slamolu, Yahudileme Temayl, Denge Yaynlar, stanbul 1995, s. 232-234.

91

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

Arap dilinde daha ok kesretten kinaye olarak kullanlan; dolaysyla, farkl bir anlam ieren belli rakamlar, hurflikte, istenen anlamlara ulamann mut birer argman haline getirilmilerdir. Bu tutum, sahiplerini, ylesine snr tanmaz bir gizem avclna sevk etmi ki, Tevbe Suresinin son iki ayetinin kurguya uymad iddiasyla Kurandan saylmamas gerektii hezeyanna kadar gtrmtr. slm tasavvuf felsefesinde harflerin metafizik yorumlar ve insan-kinat ilikilerinin bu perspektifle aklan ile Hurufilik ad verilen Fazlullah Hurf tarafndan tesis edilmi tarikatla temelden ve dorudan bir alka kurmann yanl olduunu syleyenler olmutur. Ne var ki bunu syleyenler dahi baz mutasavvf airlerin bu kltrden etkilenerek iirler yazdklarn yine de Huruflik ile tasavvuf ve felsef yorumlarn arasnda mahiyet fark olduunu sylemilerdir.42 Fakat dier taraftan baz aratrmaclar da, Btnliin messes tasavvuftaki Hurfilik, Bektilik gibi baz tarikatlara belli lde etki ettiini sylemilerdir.43 Btnyye - smilyye Btn ilmi, gizli hakikatleri konu alan ve bu yolla insan mnev kurtulua ulatrdna inanlan ilimdir. slmda zhir ve btn olmak zere iki bilgi trnn bulunduu gr ilk defa iler tarafndan ortaya atlmtr. Ar iiler tenzilin Hz. Muhammede tevilin ise kendilerine indiini ileri srmlerdir. Bu balamda Cafer es-Sdkn bildii iddia edilen cefr ilminin de btn ilmi olduu kabul edilir.44 Nitekim Mslman alimler yaklak H. IV./M.X yzyldan bu yana iiler ve baz sufiler dnda- tefsir terimini tevl terimine tercih edegelmilerdir.45
42 43 44

45

92

Yakt, s. 33. Bkz.: ztrk, s. 40. Sleyman Uluda, Btn lmi mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 1992, c. 5. Nasr Hmid Eb Zeyd, Tarihte ve Gnmzde Kurn Tevli Sorunsal, slm Aratrmalar, ev.: mer zsoy, Ankara 1996, c : 9, s: 1-4, s. 24.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

Btnyye, gizli olmak, bilmek, bir eyin i yzne vkf olmak anlamlarna gelen batn veya butn kknden treyen btn kelimesine nisbet ekinin ilavesiyle olumu bir terimdir. Buna gre Btn kelimesi, eyann gizli ynlerini ve kendine has zelliklerini bilen anlamna gelmekte; tabiatyla kelimenin oul formundaki Btnyye de anlan vasf haiz zmreleri nitelemektedir. Btnyye iin smilyye frkasna verilen bir isim olduu ve bu isim mensuplarnn kutsal metinlerin szel kalplarnn ardndaki gizli mnya tekabl eden btn kavramna ynelik ar vurgularna iaret etmekte; daha genel erevede ise btn anlam uruna nasslarn literal anlamlarn heder etmekle sulanan herkes iin kullanlan bir niteleme olduu sylenmektedir. Btnyye kelimesinin mevcut tespitlere gre en erken Makdisnin (. 387/997) el-Bed ve vet-trh eserinde kullanld sylenmektedir.46 Btnyye en yaln haliyle dahi nasslara tamamen dil d anlamlar yklemek suretiyle istedii sonulara varmak iin son derece zorlama; ilgin, hatta akla-hayale gelmeyecek tuhaf sonulara gitmitir. Btn yorum tarzn daha ok tasavvuf ve ii tefsir ve metinlerde yaygn olarak grmek mmkndr. Aratrmaclar tarafndan Btnyye hareketi ve kurucusu hakknda her ne kadar mezhebi kayglarla tanmlamalarda bulunulduu kanatine dikkat ekilmise de haklarndaki genel kanatleri genel karakterlerinin olumsuzluk tamakta olduu ynndedir. Bunlarn peygamberlik iddiasnda bulunma, bu ynde eitli dzenbazlk ve hilelere bavurma, insan ftratnn arzu ettii her eyi mubah sayma eiliminde olan; ayrca er ykmllkleri ve peygamberleri inkr eden Dehr (materyalist) zndklardan mteekkil olduunu ileri srlm, yine Btnlii tesis eden kiinin Yahudi meneli olduu, tesis edenlerin slm d dinlere ve felsef ekollere mensup olduklar ve kurulu tarihlerinin daha baka aibelerle dolu olduu grlmektedir. Ancak kesin olan u ki, Btnye hareketinin

46

ztrk, s. 28, 49, 50, 106.

93

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

douu smilyyenin douudur. Veriler, Btnyyenin smilyye frkasyla zde olduunu, Btn-smil hareketin temelde arlk (guluv) ikliminde vcut bulduunu gstermektedir.47 Btnliin smil versiyonunun tamamen btn tevil zerine in edilen bir dnce sistemi olduunu syleyebiliriz. Bu irfn dnce sisteminde temel ayralar, zhir-btn, tenzil-tevil ve mesel-memsul (sembol-sembolize edilen) gibi ikili ayrmlardan olumakta; btn tevilin genel karakterini de Kurann zahiri anlamlarn inkar sonucuna gtren bir mantk zerine oturan, gereksiz, ii bo, anlamsz yaklam ile perdelenen bir tavr oluturmaktadr.48 smillere gre tevilde en yetkili merci masum Ehl-i Beyt imamlardr. mamlarn tevile esas tekil eden bilgi kaynaklar ise Tasavvuf ve iilikte asl olan Sunnilikte de kimilerince kullanlan cefr, Nr- Muhammedi, lednn ve gayb bir ilim olarak nitelenen ilhmdr.49 Onlara gre naslarn zhir ve btn manalar vardr; ancak asl geerli olan btn mnadr.50 Sz konusu frkalarn Btnyye olarak anlma sebepleri temelde btn, tevil, takyye ve avam-havs ayrmndan oluan drt nosyon zerine in edilen bir dnce sistemi ierisinde yer almalardr. Dolaysyla din metinlerin yorum ve anlam dzeyleri hususunda zhir-btn ayrmna giden, zhiri anlam geri planda tutarak, -hatta, gereksiz olduunu ifade ederek- srarla hakikatin bilgisinin btnda sakl olduunu savunan, zellikle ayet ve hadisleri hakiki-mecazi delaletlerinden uzak ekilde yorumlayan ve nihayet er hkm ve ykmllklerin yalnzca zhiri kavrayabilen sradan insanlar (avam) baladn iddia eden mutasavvflar da Btn olarak nitelenmitir.51 Bu balamda dinin zahiri hkmlerini inkar etmemekle birlikte sadece kendi anladn cefr gibi tamamen snrsz tevile dayandran
47 48 49 50

94

51

ztrk, s. 51-56, 61-62,65. Bkz.: ztrk, s. 194-282. Bkz. ztrk, s. 262-296. Uluda, Btn lmi mad. ztrk, s. 35, 36,37.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

frkalar da kukusuz Btn birer frkadrlar. Bunlar tarihte bu isimle anlsn veya anlmasn fark etmez. Zira biz almamzda, Btnyyeyi, Mezhepler tarihi terminolojisindeki reel karl olan smilyye frkas52 tanmnn dnda kuds metinleri btn tevil yntemini kullanm olanlar iin kullanmay tercih ediyoruz. Kald ki tevil, smilyye imamlarna mahsus ilimlerden biridir ve smilyye, bu tevil nazariyesinden dolay Btnyye lakabyla anlmlar ve kendi kabulleri de bu yndedir.53 Btn tevil, sadece bir dine veya frkaya zg bir hususiyet deildir. Zira btn tevilin kkeninin antik uygarlklara kadar uzand, muhtelif kltr havzalarnda felsef metinlerden iir ve dier edebiyat rnlerine kadar ok geni bir alanda kullanld bilinmektedir. Baz Yahudi limlerin Kutsal kitabn sarih lafzlar zerinde btn yorumlar yaptklar bilinse de Philo seleflerinden farkl olarak tevil anlayn bir sistem haline getirmeyi amalamtr. Mslman aratrmaclar da, Btnyye-smilyyeden BblikBahilie, hvn- Safdan Muhyiddin bn Arabye kadar muhtelif frkalarn, felsefi ekollerin ve mutasavvflarn Kuran ve hadis nasslarna ynelik btn yorumlarnn kken itibariyle Philonun alegorizmine dayandna ilikin kesin yarglarda bulunmulardr. Philo, Tevrat nasslarn literal anlamlarna aykr biimde yorumlayan, bu yorumlama yntemini de kurumsallatran bir Yahudidir.54 Aratrmaclar tarfndan, btn tevilin slam dnyasna Yahudilik, Hristiyanlk ve Ortadoudaki Sbilik, Maniheizm ve Mecslik gibi eitli dinlerle, Hermetisizm ve Yeni-Efltunculuk gibi Gnostik karakterli dnce ekollerinden beslendikleri tespit edilmitir. Bu konuda en ufak bir kuku duyulmadan ar ii frkalarn

52 53 54

ztrk, s. 44. ztrk, s. 49. ztrk, s. 143-189, 153, 154; De Lacy Oleary, slm Dncesi ve Tarihteki Yeri, ev.: Hseyin Yurdaydn ve Yaar Kutluay, Ankara niv. lhiyat Fak. Yay., Ankara 1971, s. 17-19; Bozhyk, Hurf mad.

95

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

nclerinin ve bunlarn takipilerinin barol oynadklar ortaya konulmutur.55 Ayrca Batnlik, Dinsel oulculuk paradigmas56 tarafndan da merkeze alnan bir kavramdr ve ynlendirici yaklam tarzdr. Ren Gunon, dinlerden baka Yunan felsefesinde de batn retinin olduunu syler ve skt yani semboller araclyla insan hakikate ulatran batn yntem, kelimelerle snrl zahiri yntemin dnda bir retimden habersiz olan modern filozoflar tarafndan anlalmamaktadr der. Keza S. Hseyin Nasrn syledii kast daha bir aklayc vehamettedir: Btn anlay, zhir llere gre deerlendirilemez; onun hibir d yaklamn stesinden gelemeyecei kendine zg bir mant vardr. Kuran iin de durum tamamen byledir.57 Keza gelenekilerin zerinde en fazla durduu da Hint, in. Hristiyan ve slm btnlikleridir.58 Tasavvuf r Tefsir Okulu Sre ierisinde Kurann yorumuna dair farkl frkalarn grlerini yanstan tefsir ekolleri dodu. Bu oluum safhasnda mutasavvflar da kendi grlerine uygun den tefsirleri topladlar. Yaadklar zevk haline gre yetlerden manalar kardlar. Bu tefsire, ilk anda akla gelmeyen fakat tefekkrle, ayetin iaretinden kalbe doan mana anlamna gelen ir tefsir adn verdiler. Bylece dier tefsir ekolleri yannda mutasavvflarn grlerini yanstan Tasavvuf r Tefsir Okulu domu oldu. Mutasavvflar, Kuran- Kermin Kehif Sresinde anlatld zere renme ile elde edilen bilgiden ayr olarak Allah tarafndan insana ltfedilen lednn bir ilimin varln kabul ederler. Hdr (as)a verilenin de bu ilim olduu kabul edilir. Onlara gre iin i yzn gsteren bu ilmi, gizli karakterinden dolay ilk anda Hz. Musada anlayamamt. te sufler, yaptklar
55 56

57

96

58

Bkz. ztrk, s. 190. Bkz.: Ramazan Yaziek, Dinsel oulculuk ya da Amak- Hayal, Tezkire, Ankara 2003, s: 35, s. 115-147. Nasr, s. 74. Ylmaz, s. 273.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

riyazet ve ibadetler sonunda byle bir ilme ulatklar grndedirler. Sfiler, kazandklar bu gizli bilgiyi herkesin hazmedemeyeceini, insanlar yanl bir anlaya sevk etmekten kanmak iin de kalplerine doan bu bilgiyi kapal bir slp ile remiz ve iaret yoluyla ifade ettiklerini sylemektedirler. Bundan dolay yaptklar tefsirlere tefsir deil, iaret adn vermilerdir. Bunun iin tasavvuf tefsire r Tefsir de denmitir.59 r Tefsir terminolojisinin en temel terimi olan ire, ibrenin zdddr. Esasen ire-ibre terimleri arasndaki iliki, zhirbtn ilikisiyle ayndr. Tassavvuf terminolojide zahire denk den ibre, toplumsal uzlamn rn olan beer dile dellet eder. aret ise, btn temsil vasfyla, ilh dili sembolize eder.60 Kanatimizce ir tercihin kabulleri, karmlarn, kendi anlam dnyalarnn sembollerine endekslemeleri ilgili yarglar olduka tartmal duruma sokmaktadr. hvn- Saf hvn- Saf, IV. (X.) yzylda Basrada teekkl etmi, dini, felsef, siyas ve ilm adan hedefleri olan ve faaliyetlerini gizli olarak srdrm organize bir topluluun addr. Onlar iin dncelerine temel olmada Kuran ne kadar neme sahipse Tevrat ve ncil de o kadar nemlidir. Din bilgisinde de Hz. Peygamberin veya Hz. Alinin sz ne kadar nem tayorsa dier disiplinlerdeki bilim adam ve filozoflarn sznn de nemi o derece byktr. Zaten bu yaklamla bilgi kaynaklarn, bilge ve filozoflarn eserleri, Tevrat, ncil ve Kuran, astronomi, jeoloji ve botanie dair eserler ve Allahn ilhm yoluyla bildirdii ilh kitaplar olarak gsterirler. Zhir-Btn ayrmn her ite kullanan hvn- Saf, Pisagorculuun ve Yeni Efltunculuun ak etkisiyle Peygamberlerin mmet iin-

59

60

Sleyman Ate, r Tefsr Okulu, Yeni Ufuklar Neriyat, stanbul 1998, s. 18,19. ztrk, s. 134.

97

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

deki konumuna varncaya kadar her eyi ondalk say dizisiyle aklama yoluna giderler.61 Genel tasavvuf ynelimin yannda ir yntemi disiplin olarak asl kabul eden hvn- Safdr. hvan- Safnn grleri, Kurann zahirini tamamen inkara, dini kknden kaldrmaa ilikindir. Onlar, namaz, hac, oru gibi ibadetlere peygamber rnekliin ve ibadet boyutunun dnda, amelsiz ve tamamen yaanan zevk haliyle kalbe doan iaretlere gre anlamlar vermektedirler. hvan- Saf, cehennemi, uhrev azab inkr etmektedirler. Onlar, Kuranda bahsi geen ahs ve olaylara yine Kurana muhalif manalar vermi, olmadk anlamlar ykleyerek Kuran kasten tahrife kalkmlardr.62 Teymiyye, bidatlarn nasslar anlama ve yorumlama yntemlerini izah balamnda hvn- Saf, Frb (. 339/950) ve bn Sn (. 428/1037) gibi felsefeciler ile Kuran ve Snnete bal olan selefin izgisinden sapmalarndan dolay mlhit sufiler nitelemesini yaktrd Muhyiddn ibn Arab ve bn Sebin gibi baz sufileri Btnyye-smilyye ile ayn safta gstermitir. Bu balamda ayn yorum yaklamn benimseyen, Suhreverdi, Fahrduddn Attr, emseddin Tebrz ve Mevln Celleddn Rm (. 672/1273)de Btnyye-smilyye frkasnn temsilcileri olarak saylmlardr. Kukusuz burada adlar geen sufi ve filozoflarn bir ksm smilyye frkasyla organik bir balarndan te btn tevil yntemini kullanm olmalarndan tr bu ekilde nitelenmilerdir. Yine bu balamda gnmzde temsilcileri bulunan Nuseyrlik ve Drzlik frkalarn da Btnyye kategorisine dahil edenler olmutur.63 Gazalinin de hvn- Safy tanyp bozuk felsefesini eletirdii bn Hazmn ise hvn- Safy yldzlarn bu aleme etkisi ko-

61

62

98

63

Enver Uysal, hvn- Saf mad. T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 2000, c. 22; M. Edip amar, hvn- Safnn Dil ile lgili Grleri, slm Aratrmalar Dergisi, Ankara 2004, c. 17, s: 2, s. 119-127. Ate, s. 23-25; Bkz.: ztrk, s. 332-338. ztrk, s. 38, 32.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

nusundaki dncelerinden tr irkle itham ettii nakledilmektedir.64 Netice ad ne konulursa konulsun bylesi btn inan ve mdahale tahrife kalkmaktr. Buna ister hvan- Safnn grleri denilsin isterse yaplana, suflerin, tefsir deil, iaret adn verdikleri sylensin ameliye itibariyle ayn kapya kmaktadr. Burada mdahalenin mant Kurann zahirini ya tamamen inkara veya Kuran btnlne ramen anlamlar yklemeye dayanmaktadr. Bu da ifsad bir tutumdur. Zira hibir mfsid kendini ifsad edici kabul etmedii gibi sfatn da ilan hi etmez. Nitekim isimlendirme eyleme dnmez, eylemler/yneliler bir isme dnrler. Bu durum kadm dnemlerde byle olduu gibi son dnem Kuran ar yorumlar iin de byledir. Mana itibariyle ilgimizi eken u rivayetleri bu balamda olduka anlaml buluyoruz: Hz. Peygamberin Hz. Aliye izafeten yle syledii bildirilir: inizden biri, Kurann tenzili iin savat gibi, tevili iin de savaacaktr.65 Hz. Alinin Ben meyyeye mensup bir topluluun nceki yllarda tenzili inkar etmelerinin ardndan bugn de tevli maniple etmeye almalar zerine syledii, Dn Kurann emri gerei (al tenzlih) onlarla savamtk, bugn de Kurann tevli gerei (al tevilih) onlarla savayoruz66 ifadesi de gsteriyor ki tevil, Kitap ve Snnete aykr dmemeli, ayetin hamledildii muhtemel mnnn siyak ve sibakyla uygunluk arz etmeli ve ayrca Arap dilinin kural ve kaidelerini ihll etmemelidir.67 Kurana Ebced Yntemiyle Bakmak slm dnce tarihinde Kuran tevili, kimilerince, nasslarn sadece zahir yn, kimilerince nasslarn zahir hi dikkate alnmakszn sadece btn yn ve kimilerince de hem zahir hem de btn yn dikkate alnarak yaplmtr. Bu yorumlama yntemleri ierisinde
64 65 66 67

Uysal, hvn- Saf mad., Bkz.: ztrk, s. 118. Eb Zeyd, s. 24; Bkz.: ztrk, s. 118. ztrk, s. 121.

99

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

asl kabul edilmeyecek olan nasslarn zahirni hi dikkate almakszn sadece btn ynne itibar eden anlaytr. Bu dnce tarz, btn tevil geleneini srdren; hatta, mezheplerinin temel prensibi, inan umdesi olarak kabul eden smilyye mezhebine aittir. Bu yaklam tarz, hidayet, rahmet ve nur kayna olarak gnderilen Kurann ruhuna kesinlikle aykrdr. Zira Kuran ak ve anlalr bir dille gnderildiini bizzat kendisi beyan etmektedir. Dolaysyla Kurann zahir ifadesini dlamak demek, muhataplarnn onun hidayet ve rahmet saan mesajlarndan istifade etme imknn ortadan kaldrmak demektir.68 Ebced yntemiyle Kuranda geen baz ayetler incelendiinde, bu ayetlerin anlamlarna uygun olarak birtakm tarihlere denk geldikleri iddias veya Kuranda geen bir takm kelimelerin ulalan bilimsel sonularla uyumlu olduunu ortaya koymaya allmas, aslnda Allahn kelamn ulalan beer sonularn gvenilirliine(!) terk etmek anlamna gelen bir garabeti beraberinde getirmektedir. Deerli aratrmac ztrkn, Kuran ve Ar Yorumda.tevil iin sylediklerini, burada ayniyle cefr ve ebced iin de syleyebiliriz diye dnyorum. Bu, kendi anladn muhatabna onaylatmak maksadyla yaplan tm bavuru giriimlerinde srekli olarak tevil/cefr enstrmann kullanm olmaktr. Btn bu bavurulardaki talepler de yine tevilin/cefrin salad imkanlar vastasyla karlanmaya allmtr.69 Buradan hareketle tevilin beklentilerini cefrin tamamen karladn syleyebiliriz. Ayetlerde bahsedilen olaylarn, ebced hesaplaryla elde edilen tarihlerde gerekletiinin sanlmas, sz konusu ayetlerde olaya ilikin gizli bir iaret bulunduu sansna yol amtr. rnein hret bulmu bir anlat olarak sylenegelen stanbulun fetih tarihine Sebe Sresinin 14. yetinde geen iki kelime olan beldetun tayyibetun ifadesinin denk geldii kanati dahi salkl olmayp

68

100

69

ztrk, Takriz, Kurn ve Ar Yorum. Bkz.: ztrk, s. 14.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

bunun tarihlemede ve hesaplannda nemli bir kural deiikliine gidilerek elde edildii grlr.70 Bu ilem, normal ebced kurallaryla yaplm olsa hesaplamada bu tarihin de tutmad grlecektir. Kald ki bizim iin tarihin tutup tutmamasndan te ilh metinlerin bu yntem ile yorumunun ve/veya bir takm meydana gelmi olaylara Kuran ayetlerini bu yntem ile delil getirmenin gvenilirlii noktasdr. 1969 ylnda Aya klmasna Kuranda iaret edildiinin sylenmesinde de, Saat (kyamet vakti) yaknlat ve ay yarld71 da geen akka kelimesinin Arapada ikiye yarlma, ayrlma manasndan baka izilme, kabartma, topra srme, topran kazlmas gibi manalarda da kullanld, yine yle ki; Yamurlar yadrdk. Sonra topra gz gz ayrdk da oradan ekinler, zm balar, sebzeler, zeytin ve hurma balar, iri ve sk aal baheler, meyveler ve ayrlar bitirdik.72 ayetinde geen akka kelimesi ikiye yarlma, ayrlma manasnda deil, topran yarlp, eitli ekinlerin bitmesi manasnda kullanlmtr. akka kelimesi bu ekilde deerlendirildiinde (Kamer Suresi, 1. ayetinde geen) Ayn yarlmas anlam yannda, ayn zamanda 1969 ylnda Aya kma olaynda Ay topra zerinde yaplan faaliyetlerin, Amerikal astronotlarn Ay zerinde incelemeler yapmalar, Ayn toprann eitli aletlerle kazld, yarldnn da anlald, ayn zamanda Kamer Suresinde geen bu ayetin baz kelimelerinin ebcedi bizlere 1969 rakamn verdiinin73 sylenmesi gibi isteyenin isteyecei konuda istedii tarz ilgileri kurabilecei zorlamas ortadadr. Bu gibi rnekleri oaltmak mmkn iken aratrmamzn amac asndan bu yolu tercih etmiyor, esas itibariyle yaklamn doru-yanlln izah ile yetiniyoruz. Ancak bu balamda yaplm bir almaya ksa deini ile konuyu tamamlamak istiyorum.
70 71 72 73

Yakt, s. 142, 62. Kamer, 54/ 1. Abese, 80/25-31. http://www.kuranmucizeleri.com/kuranda ebcedhesabihtm

101

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

lgili almada, sadece Fatiha Suresi iin verilen srl dizilite74 bile saylan srlardan daha fazla elikiler vardr. Hereyden nce vahy olann beer olan ile delillendirilmeye kalklmas yanltr. Zira beer olann deiebilirlii mmkn hatta kanlmaz iken vahy olan deimezdir. Bir dier nokta ise yazarn adeta Said Nursinin yapmak isteyip de yapamadna hayfland, btn Kuran btn harfleriyle ve kelam ve kelimatyla hesap etmeye ve letaif-i icaziyeyi onunla tam takviye etmeye vakit bulamadm75 hayflanmasn bir vasiyet gibi alglyor. Bu vasiyeti gerekletirircesine Kurann her bir harf ve kelimesinin ebced deeri kartlmaya allyor. Ancak burada da belli sonular tutturmak iin ok farkl hesap sistemlerinin kullanld grlmektedir.76 Oysa Cmel-i Sair, Cmel-i Asgar, Cmel-i Kebr ve Cmel-i Ekber gibi farkl hesap sistemlerinin birer zihni faaliyet olduu bir kez daha dnlecek olursa ve alfabelerin farkll, takvim trleri de buna eklendiinde ilh olann hata ile mall retmelere terkinin sakncalar ve bu tr karmlara gvenmenin imkanszl ortaya kmaktadr. Kuran tanmlamalarnn bilimsel sonular ile denklenmesi de ayn riski tamaktadr. nk bilimsel sonu denilenin yarn reddedilmeyeceini/deimeyeceini kim garanti edebilir? Deimezlik iddias bilime dahi terstir. Bilimsel olann deimesi mmkn iken kendisine endekslenen vahy olann deimesi ise imkanszdr. Bugn insanlarn imann artrmak iin n plana kartlan argmanlar yarn vahyin yalanlanmasnn sebebi de olabilir. Mucizelerin ilim-fen ile izahna, ispatna gelince; mucizeler, zaten mucize olular itibariyle insan acze dren ve iman ile yetinilmesi gerekli ilhi uyar sebepleridir. Kurandaki belli kssa ve ayetleri, haberi geen mucizeleri, bilimsel bulu ve o ann ilmi sonularna endeksleme de yanl yaklamdr. Daha ok Bat kltr ve bilim74 75

102

76

Bkz.: Maral, s. 93-103. Nursi, Said, Risale-i Nur Klliyat Zlfikar Mecmuas, Fihriste-i Rumzat- Semniye 29. mek., 8. ksm, 8. remz-, Yeni Asya Yaynlar, stanbul 1996, c: 2, s. 2321; Badll, s. 773-783. Maral, s. 93-480.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

sel gelimeler karsnda eziklik duygusu ile taknlan bu tavrn cefr ile desteklenmesi ile o an iin ilm netice olarak kabul edilen veriler ile desteklenmesi arasnda aslnda gvenilirlik asndan bir fark yoktur.77 Birisiyle vahyin tamamen ular ak beer bir retmeye terki sz konusuyken bir dierinde ise o anki bilgi ile mukayyet; her an deimesi mmkn hatta kanlmaz olana terk vardr. Kald ki ikincisinin epistemik temelde de mutlaklk iddiasnn reddi vardr. Dolaysyla burada vahyi kabule yanamayan rasyonalite ile vahyi kendi penceresinden grmek isteyen ruhu-maneviyat gelenein denkliini gryoruz. Bu da modern ile gelenek hurafesinin denkliidir diye dnyoruz. nsanlar tevile sevk eden deiik sebepler olduunu biliyoruz. Yorum znesinin Kurana her istediini syletme amacna hizmet eden bir tevilin btn sfatn tamasyla, alegorik, sembolik, ir veya bilimsel nitelikli olmas arasnda hemen hibir fark yoktur. Yorum znesinin btn tevile bavurmasndaki ilk ama, mensubu bulunduu mezhebin grlerini kutsal metne (nassa) uyarlamak; ikinci ama ise, akln verileriyle sarih lafzdan anlalan mny uzlatrmaktr. Bu uyarlama ve uzlatrma ediminin temelinde, kutsal metnin balayclndan kurtulma iradesi yatmaktadr. Yorumcuyu btn tevile sevk eden nc mil ise, sarih kutsal metnin ierdii mn ve mefhumlarn hakikatine nfuz etme isteidir.78 Dini ahkamn gerektirdii ykmllklerden soyutlanmak, btn ynelimlerini mezhep, cemat ve farkllklarn Kuran delillerle desteklemek, Kurann zahiri anlamlarn nefyetmek suretiyle, kendilerine geni bir dnce zgrl oluturmak ve bylece her istediklerini79 Kurana syletmek saikiyle de btn tevile gidilmi; cefr ve ebced gibi enstrmanlar da kullanlarak snrsz zgrlk(!) alan oluturulmutur.

77

78 79

Bkz.: Halil Rahman Aar, Bilimin Dinlemesi Dinin Bilimselletirilmesi, slm Aratrmalar Dergisi, Ankara 1998, c: 11, s: 1-2. ztrk, s. 138, 139. Bkz.: ztrk, s. 140.

103

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

Kuran Yorumunun Cefr ve Ebced ile Yaplmasnn slmlii mkan -slmda Gayb Problemislm inanc asndan gayb itikada dair bir konudur. Bunda, snrlar ihll edenler tarafndan dahi ihtilaf yoktur. Ancak en ok ihlal edilen ve zerinde tartlan da yine gayb meselesi olmutur. Allah, Kuranda gayb ancak kendisinin bildiini haber vermekte, bakasnn da bilmediini/bilemeyeceini tekrarla vurgulamaktadr. Kuranda gaybe dair apak yetler vardr.80 Gayb konusunda Allah (cc) yle buyurmaktadr: De ki: Ben size, Allahn hazineleri benim yanmdadr, demiyorum. Ben gayb da bilmem... Gaybn anahtarlar Allahn yanndadr; onlar Ondan bakas bilmez...81 Ona (Muhammede) Rabbinden bir mucize indirilse ya! De ki: Gayp ancak Allahn dr.82 De ki:Ben, Allahn dilediinden baka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek gce sahip deilim. Eer ben gayb bilseydim elbette daha ok hayr yapmak isterdim ve bana hibir fenalk dokunmazd. Ben sadece inanan bir kavim iin bir uyarc ve mjdeleyiciyim.83 De ki:Gklerde ve yerde, Allahtan baka kimse gayb bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.84 O btn grlmeyenleri bilir. Srlarna kimseyi muttali klmaz; Ancak, (bildirmeyi) diledii peygamber bunun dndadr. nk O, bunun nnden ve ardndan gzcler salar.85 Peygamber (s)den gaybe ve istikbale ait eyleri bilmenin yalnz Allaha mahsus olduuna dair bir ok hadis rivayet edilmitir.86 Hz Aie (r) rivayetinde yle demitir; Kim onun (Hz.Peygamberin)
80

81 82 83 84 85

104

86

Enam, 6/50, 59, 73; Maide, 5/109; Tevbe, 9/78,94,105; Rad, 13/9; Mminun, 23/92; Secde, 32/6; Sebe, 34/3,48; Zmer, 39/46; Har, 59/22; Cuma, 62/8; Tegbun, 64/18; Nahl, 16/77; Kehf, 18/26; Fatr, 35/38; Necm, 53/35; Meryem, 19/78; Tr, 52/41; Kalem, 68/47; Neml, 27/65; Al-i mran, 3/179; Araf, 7/188; Cin, 72/26-27; Ynus, 10/20; Bakara, 2/255; Lokman, 31/34;... Enam, 6/50,59. Yunus, 10/20. Araf, 7/188. Neml, 27/65. Cin, 72/26-27. Buhari, 2/990,8/3748,9/4352,4353,10/4657,16/7254,..

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

yarn ne olacan bildiini sanyorsa, phesiz Allaha en byk iftiray atm olur. Zira Allah Tel: De ki: Gklerde ve yerde gayb Allahtan baka kimse bilmez. (Neml, 27/65) buyurmaktadr.87 Kuran Kerim de gayp bilgisinin ulhiyyet vasflarndan olduu ve insanlarn bilgi edinme vastalarnn dnda kald, ancak Allahn baz peygamberlerini diledii bilgilere muttali kld aka belirtilmitir. Kurana gre gaybe ait haberlerin yegne kayna vahiydir. a mensuplarnn, Hz. Peygamberin kendisine gelen vahiylerin bir ksmn yalnz Hz. Aliye bildirdiini, bu sebeple Alinin bilgilerinin de vahye dayandn iddia etmeleri, Raslullahn nzil olan vahiylerin tamamn btn mmete tebli ettiini ifade eden Kuran yetleriyle eliir.88 Ayrca bu iddialar, Hz. ie, Hz.Ali, ve bn Abbas gibi sahblerden nakledilen rivayetlere de aykrdr. Keza hadis uydurucularn gaybe dair szleri mevzuat sahipleri tarafndan da Kurana muhalif olduklar gerekesiyle ifa edilerek reddedilmilerdir.89 Aie (r) dedi; Her kim Raslullah Allahn kitabndan bir ey ketmetti diye zulmederse, Allaha kar byk iftira etmi olur. itmedin mi? Allah: Ey Rasl! Sana Rabbinden her indirileni tebli et, etmezsen onun risaletini eda etmi olmazsn. (Maide, 5/67) buyuruyor.90

87 88

89

90

bn Kesir, Tefsir, 11/6171; Buhari, 16/7254; Muslim, 2/ 646. Ey Rasl! Rabbinden sana indirileni tebli et. Eer bunu yapmazsan Onun eliliini yapmam olursun. (Made, 5/67); Belki de sen (mriklerin:) Ona (gkten) bir hazine indirilseydi veya onunla beraber bir melek gelseydi! demelerinden tr sana vahy olunan ayetlerin bir ksmn (duyurmay) terk edeceksin ve bu yzden ruhun daralacaktr. (iyi bil ki)sen ancak bir uyarcsn. Allah ise her eye vekildir (Hud, 11/12); Rabbinin Kitabndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini deitirebilecek yoktur. Ondan baka bir snak da bulamazsn. (Kehf, 18/27); Ayrca bkz.: elebi, s. 188. emsddin bn Kayyim el Cevziyye, Elmenrl-Mnif Fis-Sahih Ved-Daif, Terc.: Muzaffer Can, Canta, stanbul 1992, s. 79-83. Muslim, iman, s. 646.

105

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

Allah hi kimseye gaybdan haber verme hususunda bir ilim ve yetenek vermemitir. Yalnz, baz peygamberlere hiret, melekler ve cinlerle ilgili bilgiler bahetmitir ki bunlar vahiy ile sabittir, inanmak gerekir. Aratrmac ve titiz alimler Cmmel Hesab diye isimlendirilen cifr hesabna iddele kar kmlardr. bn Hacer elAsklan, buna itimat etmenin caiz olmadn sylemektedir. bn Abbsn da bu hesab sihir cmlesinden sayd nakledilmektedir.91 Bu konuda bn Kesir ise tefsirinde ebced hesab ile Hurf-u Mukattaya eitli manalar vermek isteyenler hakknda genie izahat verdikten sonra unlar syler: Bu harflerle vakitlerin bilindii, olaylarn, fitne ve savalarn zamanlarnn karlacan ne srenler Kuranda olmayan eyler iddi etmekte ve uulmas gerekmeyen yerde umaya almaktadrlar.92 Ebcedle ilgili baz hadislere de rastlanmakta, ancak bn Teymiyye bunlarn balcalarn verip ravilerini tenkit ederek gvenilir olmadklarn aka ortaya koymu bulunmaktadr.93 Bazan halk ararsnda dolaan ve Kuran Kerimin ifa ile ilgili ayetlerinin ebced hesabna gre rakamlarn yazlp bunlarla yaplan muskalar bulunmaktadr ki, bu rakamlarn ifa vereceine inanmak kfrdr. Bu gibi hususlar Hz. Peygamberin snnetinde olmad gibi ashab, tbiin ve byk imamlarn byle bir eye bavurmadklar ilmen ve tarihen bilinen bir husustur. Ebced hesabna dayanarak ortaya kan Hurfilik, bu ii Kuran ile fal bakmaya kadar gtrmtr. Bir devlet kuruluu olarak Diyanet leri Bakanlnn, devletin din anlayn yanstmak zere 1960larda yaymlanan Allah Bizimle adl bir kitapkta ebced hesabna dayanarak Hz. Peygamber (s) ile ilgili olan bir yetten hareketle 27 Mays 1960 as-

91

92

93

106

M. Sait imek, Cifr Hesab mad., mil slm Ansiklopedisi, mil Yaynevi. stanbul 1990, 307; el-Hseyni, s. 51. bn Kesir, Hadislerle Kurn Kerim Tefsiri, ev.: Dr. Bekir Karla, Dr. Bedrettin etiner, ar Yaynlar, stanbul, 1988, s. 2/146. Uzun, Ebced mad.; Kkz.: bn Kesir, s. 2/146; el-Hseyni, s. 39-80; zellilke bu tr hadislere el-Kuleyninin Usul-u Kfsinde rastlamak mmkndr.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

keri darbesine tarih drmeye allmtr. Oysa bu hesaplar, bir israiliyat uydurmas olup slm ile hi bir ilgisi bulunmamaktadr. Bunu slm tarihinde ilk kez Yahudiler yapmlardr.94 u son gnlerde matematik oyunlaryla akllar elerek gayb zerine ahkm kesen ahir zaman khini klkl mnfklar Mslmanlarn gndemine tamaktan utanmayanlar, acaba neden gaybn belki de en nemli konusuna, yani Alemlerin Rabbi Yce Allahn (c) kullar iin ngrd hayat tarzna sk skya bal kalnmad takdirde tecell edecek niha yargnn korkun sonularna dikkat ekmeye ayn nemi vermezler? Bu dnyada karlaacaklar madd/somut tehlikelerden yalnzca biri, belki de en hafif olan, birileri tarafndan mrtec (!) olarak damgalanma korkusundan m?95 Apak (beyan edilmi/Kitab- Mbin) Kuran, Allahn, insan ile anlayaca dilde konumas iken; ifreli konuma, srlar avclna kma, mesaj birilerine kapal klma onu anlama ve yaama mkellefiyetinden kama arzusundandr. Farkl bir ifadeyle ifresiz konumak mesajn herkes tarafndan anlalmas arzusuna dayanr. Zira vahiy, ifreli deildir ve dolaysyla ifre zcye de ihtiya gstermez. Zaten ak szn ak Resul, ka, gz iaretiyle dahi konumay ho grmezdi. Bu yntem ile varlan sonularn mutlak doruluu kanati ise bsbtn hatadr. Keza gereklik tek deildir. Doal ve kltrel olmak zere farkl gerekliklerin yannda inan gereklii de dikkate alndnda; bunlar, matematiksel (cifr kartmlar) olarak denetlenemezler. Kald ki bu anlamda yorumlama dahi mutlak deildir. nk bilim insann etkinliklerinden yalnzca biridir. Bu anlamda olmak zere genel-geer bilgi, doruluunda birleilen bilgi deildir, olamaz. Bu kadar deiken ve kendi ierisinde tutarszlklar olan cefr ve ebcedin, bir sz sanat ve harflerin rakamsal deerleriyle

94 95

mil slm Ansik., Ebced mad. Noyan Mnib Engin, Kurn Gnl, Umran, stanbul 2002, s:100, s. 77.

107

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

olmu olaylara tarih drmede kullanlan bir yntem olmasnn tesinde ilh metinlerin yorumunda kullanlmaya kalklmas bizatihi yorumlanann (Kuran) kendi kastna muhaliftir. Bu tavrn doru okunuu, Kurana uymayanlarn Kuran kendilerine uydurmann yolunu rakamlar ve harfler metafiziinde aramalardr. Bu da esas itibariyle harf ve say gizemciliidir. Cefr ve ebcedi, Kuran yorumunda bir yntem olarak ele almak, apak, beyan edilmi olan Kuran mesajnn kapal ve anlalmaz olarak kabuldr ayn zamanda. Kuran mesajn anlamaya ynelik olarak gelitirilen yorum yntemleri neticede bir tevildir ve esas itibariyle tevil, istismara msait bir karaktere sahiptir. Tevil, ilh murad anlama amacna ynelik olarak ortaya konulan bir aba iken, ular ak bir yorumlama tevil dahi deildir. Tarihte tenzil iin savaanlarn sonradan tevil iin savatklar da gz nne alndnda durumun ehemmiyeti ortaya kar. Tevilin en azndan nerede, nasl ve niin olamayaca; snrlarnn bilinmesi gerekir. ncelikle bu kural, tevil edilenin dil d mdahalelere maruz braklmamasdr. Kurann ak ve anlalr bir Arapayla vahyolunduu kendisinin beyan iken ve onun da korunulduu dikkate alndnda, Kurann zahirine ramen bir tevil kanatimizce mmeti helake srkleyen ar yorumdur dolaysyla fsiddir. Tevil edilenin anlam btnlne muhalif yorumlara gitmemek nemli bir kuraldr. Kast anlama abas, kendi anladn kelamn sahibine ve/veya muhatabna onaylatmaya dnmemeli; ksaca, tevilin salad imkanlar, tevil edilenin sz ve anlam btnlne ramen olmamaldr. Hlsa tevil, dil, akl ve nasslarn toplam anlam btnl ve zahiri yn gz ard edilmeden ictihad bir etkinliktir. Bu zellikler dikkatten uzak tutulmamal; ii ve Tasavvuf geleneinde olduu gibi dil ve akln ou kez devre d braklarak irfan bir faliyete dntrlmemelidir.96

108

96

Bkz. ztrk, Takriz, 14, 118, 121,122.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

Kurandaki hurf- mukatta ile dier baz yetlerin btn manalarna ulama arac olarak grlen cefr, zellikle smilyye ve hvn- Saf mensuplarnca btn yorumlarn temel kayna haline getirilmitir.97 Btn yorumlar ilh metinlerin deerlendirmesinde ikilem meydana getirmitir. Btn yorum, esas itibariyle ar yorumun bir yansmasdr. Bu, farkl ar yorumlarn meruiyet gerekesi ve sebebi de olmutur. Kuranda ebced ve cefre dair hibir bilgi; kelime olarak, yntem olarak yoktur. Selefin Kuran tefsirini bu yntemle yaptna dair ebcedle uraanlarn dahi ittifakyla bir bilgi yoktur. Farkl bir ifadeyle Kuranda ne ebced vardr ne de bu yntemin meruiyetini mmkn klacak bir tefsir yntemi imkan. Ancak sre ierisinde Kurana ebced yntemiyle bakanlar olmutur. Ksaca slmda cefrin meruiyetine, ilh metinlerin yorumunda kullanlabileceine dair hibir delil olmad halde, neredeyse cefrin z olarak anlan gaybdan haber vermenin reddine dair birok iman prensipler vardr. Ancak gabya ta atma sapknlna slm kltr tarihinde maalesef ska rastlamaktadr. Sonu Yerine Kayna itibariyle eriat-hakikat ikilemi, eriatn, zahir ve btn ikilemine dayanmaktadr. Mslmanlar slmn ilk dneminde bu ayrm yapmamlardr. Bu ayrm her eyin zahir ve btn olduu gibi Kurann, hatta Kurandan her yetin ve her kelimenin bir zahir bir de btn olduunu syleyen ia ile balamtr.98 ia ve Tasavvuf, savunularn, ou kez cefr ve ebced ortak yntemi ile ortaya koymulardr. Ancak bu yntem, dier slm disiplinler tarafndan kabul grmedii gibi kullanlmamtr da. Kendilerini ia ve Tasavvuftan farkl isimlerle isimlendirmelerine ramen bu yntemi alabildiine kullanan farkl dinsel paradigmalar ise zaten mistizm zemini zerine oluturulan; btn yorumu esas alan yaklamlardr. Dolaysyla bunlarn, bu yntemin meruiyetine dair ka-

97 98

Yurdagr, Cefr mad. brahim Sarm, Tasavvuf ve slm, Ekin Yaynlar, stanbul 1997, s. 135.

109

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

natlerinden te meruiyetlerini bu yntem zerinden salamaya altklar grlmektedir. Kuran, her eyin bir l ve ahenk ile yaratlm olduunu bildirmektedir. Her eyde Allahn yasas hakimdir. Beer sanlar, Kuran asndan vahiyle rtmesi orannda hakikat kabul edilir. Ancak ahenge dair insan fark edi/hikmet, imann asl sebebi deil, teslimiyetin akabinde belki tatmini artran hakikat tecellileridir. Bu sebeple vahy gereklikle rtmeyen hibir retme kabul grmez. Kuran ile elitii zaman ise hibir savunmaya gidilmeksizin reddedilmeli hele vahy hakikat beer retmelere asla terk edilmemelidir. Bir tr gizli ifre zme yntemi olarak grlebilecek cefr, sonradan slma ihtida ettii sylenen gelenekiler tarafndan da mutlak doru bir yntem sanlmtr. Bununla, gelecek olaylarn nceden haber alnmasna dair bir sr, tlsm ilmi(!) olarak grlen bu gizemcilik, ilm ve nakl bir temele dayanmamaktadr. Cefri, Hz. Aliye borlu olduumuzu syleyenler, bu nispetlikte bildiimiz ilmi disiplinler asndan mesnetsiz durduklar halde daha ileri giderek bu yntemin bunu anlayp yorumlamasn bilen insan iin kesin, doru ve matematiksel bir bilim zellii gsterdiine inanmaktadrlar.99 Bizce cefr ve ebced, zihinsel hokkabazlklar szsel zemine tamann; eski dnemlerden modern zamana kadar sregelen ar yorumun, zgn bir baka teolojik yntemidir. Binaenaleyh ilh metinlerin ve hususan Kurann bu yntem ile yorumunun mmkn olmad kanatindeyiz. Bu kanatimizi Kurann, kendi snrlar asndan bu yntemi mmkn klmad argmanlarna dayandrdk. Btn yorumcularn bu balamda aldklar eletirileri, gayb/manev olann reddi eklinde nitelemeleri ise ilm bir gerekeye dayanmamaktadr. nk rasyonalist bir yaklamn manev olan reddinin gerekesi akla uymam olmas iken, burada bizim

110

99

Bkz.: Gunon, s. 36.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafizii-

tespitler neticesinde oluan eletirimizin gerekesi ise ortaya konulan yorumlama ynteminin, yorumlanana/Kurana uymamasdr. Kukusuz bu noktada ihtiyat elden brakmyoruz: Yorum, yine sadece bir yorumla reddediliyorsa bunun da meruiyeti en fazla reddedilen kadardr. Ancak Kurann kendi sistematii ierisinde; Kurann, Kuran ile tefsir snrlar belirlenmiliinin ihlli sz konusu ise kukusuz bu yeni bir yorum deil belirlenmi Kuran snrlarn yorumla almasn reddir. Dolaysyla burada eletirimiz, yanl tezahre deil bilakis reddimiz zne ve de ynteminedir. Burada tezahrn nereye dtnden te kalklan yerin; yorumuna kalkt metnin uzanda olduunu gryoruz. Aratrmamzda, cefr ve ebcedi, olmu olaylara tarih drmede edebi bir sanat olarak grlebilecei tespitinde bulunduk. Ayn zamanda cefr ve ebcedi, bir nevi kelime-rakam oyunu; perde arkasndan bir el hareketiyle seyredenlerine istedikleri kast artracak formda sunma gzboyacl olduu kanatine vardk. Netice cefr ve ebced ile gelecee ynelik tarih drmenin; tevhidin zne aykr olduu; dolaysyla, cefr ve ebcedin ilh metinlerin yorum yntemi olarak kullanmnn, yorumlanann (Kuran) zne ters olduu ve nitekim ortaya konulanlarn da bir zandan teye anlam ifade etmedii iin de bilgi deeri tamad sonucuna vardk.

Kaynaka
Aliyyl- Kar, Mevzuat, lim Yay., Mtercim: Ahmet Serdarolu, stanbul 1986. Aksu, Hsamettin, Hurflik mad., TDV slm Ansiklopedisi, stanbul 1998. Ate, Sleyman, r Tefsr Okulu, Yeni Ufuklar Neriyat, stanbul 1998. Badll, Abdulkadir, Risale-i Nurun Kuds Kaynaklar, Envr Neriyat, stanbul 1994. Bozhyk, Mehmet Emin, Hurf mad., TDV slm Ansiklopedisi, stanbul 1998. amar, M. Edip, hvn- Safnn Dil ile lgili Grleri, slm Aratrmalar Dergisi, Ankara 2004, c: 17, s: 2., s. 117-127. elebi, lyas, slm nancnda Gayp Problemi, FAV, stanbul 1996.

111

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK
De Lacy Oleary, slm Dncesi ve Tarihteki Yeri, ev.: Hseyin Yurdaydn ve Yaar Kutluay, Ankara niv. lhiyat Fak. Yay., Ankara 1971. Ebu Zehra, Muhammed, slmda Fkhi Mezhepler Tarihi, ev.: Abdulkadir ener, Hisar Yaynlar, stanbul. Eb Zeyd, Nasr Hmid, Tarihte ve Gnmzde Kuran Tevli Sorunsal, slm Aratrmalar, ev.: mer zsoy, Ankara 1996, c: 9, s: 1-4, s. 2444. el-Kuleyn, Ebu Cafer Muhammed b. Yakub b. shak, Usul-u Kf, Mtercim: Vahdettin nce, Darul Hikem. stanbul 2002. el-Hseyni, M. Reit Rz, slmda Birlik ve Fkh Mezhepleri, ev.: Ahmet Hamdi Akseki, Sadeletiren: Hayrettin Karaman, D..B. Yaynlar, Ankara (tarihsiz). es-Suyuti, Celaleddin, El-tkan f Ulmil Kuran, ev.: Sakp Yldz, Hseyin Avni elik, Madve, stanbul (tarihsiz). Edip, Eref, Risale-i Nur Mellifi Said Nursi,Tan Matbaas, stanbul 1958. Erdeer Blent ahin, Apak Kurann ifresi Olur mu?, Haksz, stanbul 2002, s: 140, s. 48-55. Gunon, Ren, slm Maneviyat ve Taoculua Toplubak, nsan Yaynlar, stanbul 1989. Maral, Ahmet, Kuranda Srl Dizili, Okul Yaynlar, stanbul 2003. Mevlna, Fhi Mfih, ev.: Meliha lker Anbarcolu, M.E.B., stanbul 1990. Mevlna, Mesnev, ev.: Veled zbudak, Gzden geiren: Abdulbaki Glpnarl, M.E.B., stanbul 1990. Noyan Mnib Engin, Kuran Gnl, Umran, stanbul 2002, s: 100. Nursi, Bedizzaman Said, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Dou ltd. ti. Ankara 1959. Nursi, Bedizzaman Said, Tarihe-i Hayat, Tenvir Ner., stanbul 1987. Nursi, Bedizzaman Said, Asy Msa, Medresetz-Zehra, Tenvir Neriyat, stanbul. Nursi, Bedizzaman Said, rtl-caz, Mtercim: Abdulmecid Nursi, Medresetz Zehra, Tenvir Neriyat, stanbul. Nursi, Bedizzaman Said, Lemalar, Medresetz-Zehra, Tenvir Neriyat, stanbul. Nursi, Bedizzaman Said, Mektubat, Tenvir Ne., stanbul. Nursi, Said, Risale-i Nur Klliyat Zlfikar Mecmuas, Fihriste-i Rumzat- Semniye-, Yeni Asya Yaynlar,. stanbul 1996, c: 2. Heyet, Ebced mad., mil slm Ansiklopedisi, mil Yaynevi, stanbul 1990. bnl Arabi, Muhyiddin, Fuss-l- Hikem, ev.: Nuri Genosman, M.E.B., stanbul 1990. bn Kesir, Hadislerle Kuran Kerim Tefsiri, ev.: Dr. Bekir Karla, Dr. Bedrettin etiner, ar Yaynlar, stanbul 1988.

112

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Bilgi Deeri Asndan Cefr ve Ebced Harfler ve Rakamlar Metafiziibn Haldun, Mukaddime, ev.: Zakir Kadiri Ugan, M.E.B. Yaynlar, stanbul 1991. bnl Arab, Muhyiddin, El-Futht El-Mekkiyye, Nihat Keklik, Kltr Bakanl, No:1184, Ankara 1990. slamolu, Mustafa, Yahudileme Temayl, Denge Yaynlar, stanbul. 1995. ztrk, Mustafa, Kuran ve Ar Yorum, Kitbiyt, Ankara 2003. Sarm brahim, Tasavvuf ve slm, Ekin Yaynlar, stanbul 1997. Sahih-i Buhar , Mtercim: Mehmet Sofuolu, tken Yaynlar, stanbul 1987. Sahih-i Mslim, Terc. ve erh: Ahmed Davudolu, Snmez Yaynlar, stanbul 1977. emsddin bn Kayyim el Cevziyye, Elmenrl-Mnif Fis-Sahih Ved-Daif, Terc.: Muzaffer Can, Canta, stanbul 1992. Szengil, Tark Mmtaz, Tarih Boyunca Alevilik, zm Yaynlar, stanbul 1991. imek, M. Sait, Cifr Hesab mad., mil slm Ansiklopedisi, mil Yaynevi, stanbul 1990. Uluda, Sleyman, Btn lmi, T.D.V. slm Ansiklopedisi,. stanbul 1992, c: 5. Uysal, Enver, hvn- Saf mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 2000, c: 22 Uzun, Mustafa, Ebced mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi,. stanbul 1994, c: 10. Kandemir, M. Yaar, Mevz Hadsler, D..B. Yay., Ankara. Koyiit, Talat, Hadis Istlahlar, Ank. niv. lh. Fak. Yay., Ankara 1985, 2. Bask. Lord, Nortbourne, Modern Dnyada Din, Trkesi: ahabeddin Yaln, nsan Yaynlar, stanbul 1995. Yakt, smail, Trk-slm Kltrnde Ebced Hesab ve Tarih Drme, tken. stanbul 2003. Yaziek, Ramazan, Dinsel oulculuk ya da Amak- Hayal, Tezkire, Ankara 2004, s: 35, s. 115-147. Yaziek, Ramazan, Kuran Aynda Kuranda Hayat Bulmak, ktibas Ankara 2004, s: 311, s. 19-23. Yein, Abdullah, Yeni Lgat, Yeni Asya Yaynlar, stanbul 1975. Yurdagr, Metin, Cefr mad., T.D.V. slm Ansiklopedisi, stanbul 1993, c: 7. Ylmaz, Hseyin, Ezeli Hikmet ve Dinler, nsan Yaynlar, stanbul 2003.

113

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Ramazan YAZEK

Jafr and abjad from the point of value of knowledge: the metaphysics of letters and numbers
Citation/: Yaziek, Ramazan, (2004). Jafr and abjad from the point of value of knowledge: the metaphysics of letters and numbers , Milel ve Nihal, 2 (1), 75114. Abstract: This study examines the concepts of jafr and abjad from the point of their value of knowledge. It analysis these concepts as a historical phenomenon based upon allegorical explanations. Such sectarian movements as Ishmailiyyah, Batiniyyah and Ikhwan al-Safa are examined as case matters. The study also discusses whether the explanation of the verses of the Quran according to the technique of abjad is appropriate to Islam. Key words: Jafr, Abjad, Raml, Hurufiyyah, Batiniyyah, Ishmailiyyah

114

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

Hakan OLGUN*
Atf/: Olgun, Hakan, (2004). Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon, Milel ve Nihal, 2 (1), 115-144. zet: Protestan teolojisi iyi davranlar ve dinsel kurallar olmakszn gnahlardan sadece imanla aklanma doktrinini iermektedir. Bu doktrin kat bir kadercilie neden olmu ve Protestanlar dnyevi yaamlarnda dinsel sorumsuzlua yneltmitir. Dinsel sorumsuzluk ise antinomianizm olarak bilinen ahlak kurallarna kar olmak ya da ahlaki aldrmazlkla takip edilmitir. Martin Lutherin yakn arkada ve nl reformist Philip Melanchthon, Protestan ahlakiliini dinsel temelleri zerinde oluturmaya gayret etmi, fakat baarl olamamtr. Dolaysyla dnya, Protestanln dinsel sorumsuzluunun ve kat kaderci anlaynn ahlaki tehdidi altndadr. Anahtar Kelimeler: Philip Melanchthon, Protestan Ahlakilii, Lutheranizm, Filipizm, antinomianizm, sinerjizm.

Giri Yeryznde varlk gstermi olan btn dinler, ierdikleri mesajlaryla, daha ok te dnyaya ynelik bir kurtulu vaadi arlar. Bu kurtulu vaadinin gereklemesi iin de bu dinin ballarnn ykml olduklar belli bal davran dzenlemeleri sunulmutur. Bu davranlar Tanr ile kullar arasndaki iletiimi ifade eden ibadetler ile insanlar arasndaki dzen ve hogry salayan ahlak ilkeleri olarak nitelenebilir. ounlukla da dnyevi davranlar dzenleyen ahlak ilkeleri, ayn zamanda dinsel kurtulua katk yapan faktrler olarak deer bulmaktadr. Dinlerin ierdii dnyevi ahlakllk
*

Ar. Gr., O.M.. Sosyal Bilimler Enstits, Dinler Tarihi Anabilim Dal.

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Hakan OLGUN

ile dinsel kurtulu abalar, hem erdemli bir toplum oluturmak hem de ballarna ebedi yaam salamak gibi ok nemli bir ilevi yerine getiren ayrlmaz iki unsur olarak grlmektedir. Dinlerin pek ou iin geerli olan bu dinsel ahlak anlay, Hristiyanlk iinde yer alan Protestanlk dncesinde nemli bir farkllk gstermektedir. Hristiyanlar Katolik Kilisesinin banazlndan ve egemenliinden kurtarp Tanrnn rahmetiyle buluturma ve dinsel kurtulua ulatrma gayretinde olan Protestanlk, bu ekilde Tanr ile kullar arasndaki arac kurumu ortadan kaldrm ve onlar Tanr ile kar karya getirmitir. Bu nedenle, kalplerinde Tanrnn rahmetini tayan imanl insanlar olarak Protestanlarn, bar ve skun ierisinde yaayan ve dierlerine de gven veren hogrl bir toplum oluturmalar gerektii dnlebilir. Ancak Protestanln, dnyevi bir ahlakilii nermesini gerektirecek balayc bir retiden yoksun olan, hatta, bylesi bir balaycl gereksiz gren retileri nedeniyle, ok gemeden bu inancn ballarna dnyevi anlamda bir ahlakllk hedefi sunmad anlalmtr. Bu durum Protestan ahlaknn dinsel temellerinden yoksunluunu ifade etmektedir. Protestan reformcularn dnyevi yaamda dinin etkisini olduka azaltan dzenlemelerinin neden olduu Protestanln ahlak sorunu, reform tarihinin en nemli teologlarndan olan Martin Lutherin yakn arkada Philip Melanchthon tarafndan ele alnmtr. Genellikle Lutherin glgesinde kalan Melanchthonun dindarlara ahlaki balayclklar salama abalar Lutherin gl reform retileri karsnda nemli bir mcadeleye dnmtr. Bu makalede Protestanln dinsel temellerinden yoksunluunun bir ahlak sorununa yol amas ve Hristiyan kltrnde de yeni yeni kefedilen Melanchthonun Protestan ahlakll konusundaki etkisi ele alnacaktr.

116

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

Protestan Reform Teolojisi Hristiyanlk tarihinin 16. yzyl dinsel reformasyon a olarak nitelenmektedir. Yzyllarn rn olan nemli bir teolojik gelenee dayanan Ortaa Roma Katolik Kilisesi, ilahi kurtulua ulamak iin Hristiyan bireylerden erdemli bir yaam srmelerini, iyi davranlarda bulunmalarn ve Tanrya dua etmelerini istemitir. Ancak Katolik Kilisesinin ilahi kurtulu iin gerekli grd bu yaam tarz ve ibadet uygulamalar zamanla byk bir din smrsne yol amtr. Papalk ve ruhban snfnn, Hristiyan halkn kendi kiisel gayretleriyle ilahi kurtulua ulaabilme abasna katk salamak gerekesiyle, onlarn bu niyetlerini kendi karlar ynnde istismar ettiklerine ilikin nemli tarihsel rnekler bulunmaktadr. Katolik Kilisesi, Hristiyanlarn gnahlarnn aff iin ykml olduklar dua ve ibadetler yerine, onlarn gnahlarn belirli bir maddi bedel karlnda balamaya balamtr. Hristiyanlk tarihinde endljans adyla nlenen bu uygulama, Protestan reformunun en nemli nedenlerinden birisi saylmaktadr. nk Protestanlk, Hristiyanlar Katolik Kilisesi formundaki devasa bir dinsel istismar ve smr kurumundan kurtarm ve Tanr ile kullar arasndaki ilikiyi yeniden salayarak Hristiyan bilincini kilisenin manevi esrarndan zgrletirmitir. Bu ekilde, manevi snrlarndan bamszlaan akl asl ilevine kavumu ve kendi dnyasn yaratmann peine dmtr. nsan benliini snrlayan, onun doal akln mahkum eden ve Tanr ile kullar arasnda kutsal bir arac sfatyla dnyevi yaamn her alann kuatm olan Katolik Kilisesinin otoritesini sarsan Protestan reformunun, bu srete kulland en temel doktrin, dinsel kurtuluun insani bir katk olmakszn Tanrnn rahmetiyle ltfedilen imana bal olduudur. nsanlarn yapmas gereken ise, yeryznde gnah korkusu olmakszn mutlu ve umutlu bir ekilde yaamalardr. Bu yaam, dnyaya skca balanmay gerektiren kapitalist dncenin yine Protestanlk tarafndan kutsallatrlmas ile anlamn kazanm olmaktadr. nsanlara dnyevi anlamda dinden

117

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

bamsz olarak sunulan bu geni zgrlk alan nedeniyle Protestan teoloji, modern kuramlarn gz ard edemeyecei retileri iinde barndrmaktadr. Bu nedenle, gnmzde modern medeniyet adyla varlk bulan insani yaratmn temellerinde Protestanln teolojik ilham kendini kolaylkla gstermektedir. Modern medeniyete temel salayan Protestan teolojinin, en nemli yaklamnn insani bilinci manevi snrlarndan kurtarp dnyevi yaama hasretmi olmasna karn, zellikle Protestan inancna sahip toplumlarn modern medeniyetin en dk ahlaki dzeyinde olduunu grmek zor deildir. Dnyevi tasarruflarda insan bilinci ve onurunu olduka ycelten ve bu ynyle Aydnlanmann yolunu tan Protestan inancnn, ballar arasnda sradan bir dinsel retinin dahi gerektirdii sosyal erdemlilik ve adalet duygusunu gelitirememi olduu pek yaygn bir kanaat, hatta tecrbedir. Bu nedenle Protestanlk, ayn dnyay paylatmz mensuplarna, en azndan dnyevi anlamda ahlakll neren dinsel bir balayclk salayabilmesi konusunda nemli pheler iermektedir. Doktrinleri itibaryla ele alndnda Protestan reformu, ncelikle Katolik Kilisesinin Hristiyanlarn gnahlarnn aff iin onlara ykledii ve daha sonra istismar ettii ar ibadet ve dinsel ykmllkleri iddetle reddetmitir. Bunlarn yerine, kiisel erdem ve iyi davranlar (slih amel) olmakszn sadece imanla aklanma retisini tesis edilmitir. Bu reti, eylemsiz bir iman anlay ile birlikte Protestan teolojinin kat kadercilik inancnn kaynan oluturmaktadr. Bu da imann zihinsel bir tasdik konusu olmad, imann Tanr tarafndan insann kalbine dardan ltfedildii, Tanrnn insanlarn kurtuluuna ilikin kararlarn ok nceden vermesi nedeniyle iyi davranlarn ilahi kurtulu asndan bir anlam olmad gibi Protestan doktrinlerini ortaya karmtr. Bu doktrinler, Protestan inancna sahip olan insanlarn bu dnyada imanl olmak ve kurtulularn mit etmekten baka dinsel bir sorumluluk iinde

118

olmadklarn ifade etmektedir.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

Temelleri 5. yzylda nl Hristiyan teologu Augustine tarafndan atlan ve insanlarn kaderlerinin Tanr tarafndan ok nceden belirlendii ilkesine dayal Protestan kader anlay dorultusunda, Hristiyann bu dnya yaamndaki mutluluu, o insann Tanrnn rahmetine sahip olmas, dolaysyla kurtulua yakn olduunun iareti olarak dnlmtr. Nitekim teolojik metinleri balamnda ele alndnda, Protestan teolojinin dinsel gerekelere dayal dnyevi bir tutum belirlemedii ve bu nedenle din temelli ahlaki bir snrllk gelitirmedii grlmektedir. Din sadece te dnyaya dnk olan bir kurtulu erididir; dnya ise sadece dnyaya ait irade ve kuramlarla srdrlmelidir. Reformasyonun nclerinden olan Martin Luther, John Calvin ile birlikte, dinsel anlamda dnyevi eylemsizlii ve kader anlayn ekillendiren Protestan liderlerdendir. Bu nedenle, zellikle Lutheran teoloji, dinsel ile dnyevi olan birbirinden kat bir ekilde ayrm ve dnyevi yaamn evlilikten eitime, sanattan siyasete kadar btn alanlarn dinden uzak bir dnyevi alan iine yerletirmitir. Bunun sonucu olarak da, dnyevi yaamda dinsel gerekeli ahlaki dnceye ve buna ilikin yaptrm kurumuna sahip olmamas, Protestanln nemli sorunu olarak ortaya kmtr. Protestan dncenin dine dayal dnyevi davranlar yadrgayan ve dinsel anlamda dnyevi erdemlilie deer vermeyen yaklamnn nemli bir dnyevi ahlak sorununu dourduu henz reform anda fark edilmiti. Protestan ahlakiliinin teolojisinden kaynaklanan nemli sorunlar ierdiine ilk dikkat eken kii ise Lutheran Protestanln etkin reformcularndan olan ve reform tarihi aratrmalarnda yakn zamana kadar gz ard edilen Philip Melanchthondur. Philip Melanchthon Lutherin teolojik dncesi deiimci bir dinsel nitelik tamakla birlikte, bir akademik teolog olarak onun, reform teolojisine ait retilerini sistematik bir tarzda dzenleme ve onlar bir uyum ieri-

119

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

sinde dengeleme yeteneine sahip olmad genel kanaattir. Reformist retilerin, Katolisizme kar bir tepkiler btn olarak ortaya kan kaba grnmnden kurtarlp, Lutheran kiliselerin inan retilerini oluturacak kadar sistematize edilme srecindeki katksndan dolay Melanchthon, Lutheranizm tarihinin nemli ahsiyetlerindendir. Hristiyanlk tarihi asndan Melanchthon Lutherin yannda, Musa peygamberin yannda yer alan kardei Harun gibi bir ilevi yklendii sylenebilir. Almanya topraklarnda kk bir kasaba olan Brettende 1497de doan Melanchthon, Rnesans ortamnda yetimitir. Dneminin nl bir hmanisti ve branice uzman olan Johann Reuchlinin yeenidir ve temel eitimini onun evresinden edinmitir. Burada klasik dillerden Latin ve Yunan edebiyat ile Aristo felsefesini tahsil etmeye balamtr. Melanchthon, Heidelberg niversitesinde skolastik felsefe, retorik ve astronomi okumu, ardndan Tbingen niversitesinde hmanist dnceyi ve Erasmusun eserlerini almtr.1 Ayrca ncil ve kilise babalarnn metinlerini zgn dillerinde okuyup tahlil etmeye balamtr. Rnesansn btn eitim olanaklarndan faydalanan Melanchthon, Aristo felsefesi, skolastik dnce ve temel bilimleri hmanist eilim dorultusunda tamamlayarak 1518 ylnda Wittenberg niversitesine Yunanca profesr olarak atanmtr. Wittenberg, Melanchthon iin yaamnn en nemli deiimini salayan bir kent olacaktr. nk o Lutherin fikirleriyle, ayn zamanda Protestan reformasyonun merkezi olan Wittenberg kentinde tanmtr. Melanchthon burada Lutherin tanmlad iman anlayn kolayca paylam ve Lutherin etkisi altnda kalarak evangelik harekete katlmtr. Burada teoloji almalarna balayan Melanchthon Luther tarafndan Kitab- Mukaddes yorumlarna,
1

120

Philip Melanchthon, kendi dneminde, hmanist akmn yol at isimlerin Yunancalatrlmas adetine katlm ve Reuchlinin ynlendirmesiyle kara toprak anlamna gelen asl soyad Schwatzerdt, Yunanca karl olan Melanchthon olarak deitirmitir.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

zellikle de Pavlusun mektuplarn incelemeye ynlendirilmitir. Ksa sre iinde teoloji profesr de olan Melanchthon artk Lutheran teolojiyi sistematize etmeye ve Lutheri muhaliflerine kar savunan yazlarla halka ynelik ok sayda teolojik risaleler kaleme almaya balamtr. Bu yazlarnda, kutsal metnin otoritesini alt st ettiini dnd Katoliklere kar Kitab- Mukaddes otoritesini savunmakta ve kutsal metinlerin her insann dikkatle takip ettiinde kolaylkla idrak edebilecei sadelik ve btnlk ierisinde olduunu en az Luther kadar ateli savunmaktadr. Hatta daha da ileri giderek, skolastik dnceyi Tanrnn Szn insanlarn szne evirmekle sulamaktadr. Melanchthon reform teolojisini benimsedike skolastik felsefeye kar ilgisi de gittike azalmtr. Hatta filozoflar, kendi gayretleriyle en yksek erdemlilie ulaabileceklerini hayal etmekle sulamakta, halbuki kutsal yazlarn btn insani davranlarn gnahla kirlendiini ve ancak Mesihin insanlar iin elde ettii Ruh tarafndan temizlenebileceini rettiini savunmaktadr. Artk kendisi iin en doru yolun teoloji olduunu dnen Melanchthonun ders konular Yunan iirlerinden ok Yeni Ahit zerinedir. Melanchthon ayn zamanda reformun baars asndan da ok nemlidir. Nitekim reformasyonun en karmak yllarnda Lutheran reformcular ile Katolik muhalifleri arasnda ve reform teolojisi iinde yaanan gruplamalarda ynlendirici ve uzlatrc bir rol oynamtr. Zamanla Melanchthon Lutherin en yakn dostu ve danman olmu, sadece onu muhaliflerine kar savunmakla kalmam ayn zamanda onun teolojik sylemlerinin kutsal metin kantlarna dayal inan retileri olarak dzenlenmesi grevini yrtmtr. Bu arada Luthere olan ballnn iddeti de artmtr. Bu adamdan ayr kalmaktansa lm tercih ederim; hibir ey Martin olmadan yaamaktan daha kt deildir demektedir.2

Bkz. Bernard M. G. Readon, Religious Thought in the Reformation, New York: Longman, 1981, s. 120.

121

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

Melanchthon, Lutheran reformun inan retilerini ieren Loci Communes Rerum Theologicarum (Temel Teolojik Konular) metnini 1521de yaymlamtr. Bu metin, Protestan teolojinin evangelik retilerinin ilk sistematik tezi olma niteliini tamaktadr. Ancak Melanchthonun bu eseri, onun henz Luther hayattayken balayp Lutherin lmnden sonra da devam eden teolojik anlayndaki deiimlerin bir seyir defteri gibidir. Nitekim Melanchthon, Lutheran teolojinin en temel retilerini zaman getike eletirmeye ve yeniden tanmlamaya gayret etmitir. Melanchthonun deien dnceleri, bu eserin onlarca basksnda yansmasn bulmutur.3 Loci Communesden sonra Melanchthon, Lutheranizmin en temel iki doktrinel metnini kaleme almtr. Bunlar Lutheran teolojinin temel inan bildirgesi olan Augsburg Konfesyonu ve bu konfesyonun evangelik teoloji ile gerekelendirilmi savunusudur. Ayrca Melanchthon, Protestan reformasyonun gelimesindeki nemli grmelerden olan Augsburg Grmesine Luther adna 1530 ylnda katlm ve Roma Germen mparatorunun huzurunda kendisinin kalem ald Lutheran inan bildirgelerini bizzat okuyarak Lutheranizmi temsil etmitir. Melanchthonun Augsburg Konfesyon metni ve bu metnin savunusu gnmz Lutheran kiliselerinde hl geerli inan maddeleri olarak otoritesini srdrmektedir. Melanchthonun kaleme ald Augsburg Konfesyonu, Tanr doktrininden dnyevi idareye kadar Hristiyan teolojisinin btn boyutlaryla ele alnp reform anlay dorultusunda yeniden tanmlanmasn iermektedir. Ancak, Protestan dnce iinde Melanchthonun teolojik deiim seyri konusundaki tartmalara temel tekil eden birka konfesyon maddesi ne kmaktadr.

122

Bizim elimizde Loci Communesin 1521 tarihli ilk basks ile sonraki basklarndan olan 1543 tarihli basks bulunmaktadr. Melanchthon bu metnindeki en byk deiiklii 1535 yl basksnda yapt iin elimizdeki iki farkl nshadan hareketle Melanchthonun Loci Communesde izlenen teolojik zihin deiiklii kolaylkla anlalabilmektedir.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

Konfesyon metninin drdnc maddesi, aklanma ve iyi davranlar konusuna ayrlmtr. Melanchthon burada, insani aklanmann gerekte aklanma olmadn, onun insan merkezli olduunu ve bozulmu kalpte bulunduunu dile getirerek, insann gerek aklanmasn, Tanrnn Mesih araclyla kendisine ykledii imana sahip olmasna balar. Bu nedenle kurtulu btnyle sebepsizdir; nk Tanrnn kendi dndaki unsurlar tarafndan zorlanmas mmkn deildir. Dolaysyla aklanmann, insann doal erdemlerinin deil imann bir rn olduu vurgulanmtr. Aklanma imanla salandna gre iyi davranlar hrmete layk grlemez. Nitekim btn insani davranlar gnahtan baka bir ey deildir. Melanchthon insani aba ve erdemlerle Tanr huzurunda balanlmayaca, balanmann sadece imana bal olduunu ileri srmektedir.4 Bu inancyla Melanchthon, Lutherin insanlarn kurtulu amacyla ve iradeleriyle yerine getirdikleri ibadet ve eylemlerin kurtulu srecinde bir etkinlii olamayaca, aksine kurtuluun sadece Mesih araclyla ve Tanr tarafndan eylemsiz bir ekilde ulaldna iman etmekle salanaca ve dinsel hukuk hkmleri, dinsel kurallar ve iyi davranlardan uzak olarak, sadece imanla aklanma retisini5 paylamaktadr. Konfesyon metninin on sekizinci maddesi ise zgr irade tanmna ayrlmtr. Melanchthon Kutsal Ruhun ynlendirmesi olmakszn, insan iradesinin manevi doruluu elde etme ynnde bir irade zgrlnn olmadn dile getirmekte ve bu srete Mesihin etkisinin hep var olduunu bildirmektedir.6 Luther de kurtulu srecinde, asli gnahla bozulan insan iradesinin ilevsizli4

Philip Melanchthon, The Augsburg Confession, [IV. Justification], The Book of Concord: The Confessions of the Evangelical Lutheran Church, tr. ve ed. Theodore G. Tappert, Philadelphia: Fortress Press, 1959, s. 30. Martin Luther, Preface to the Complete Edition of Luthers Latin Writings, 1545, Career of the Reformer IV, Luthers Works, ed. J. J. Pelikan, H. C. Oswald & H. T. Lehmann, Saint Louis: Concordia Publishing House, 1999, c. 34, ss. 336-337 Melanchthon, Apology of the Augsburg Confession, [XVIII. Freedom of the Will], The Book of Concord, s. 226.

123

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

i nedeniyle, dinsel kurtulu adna belirli ykmllkleri yerine getirmek iin iradi aba harcamak zorunda olmadn ve kendi kurtuluunu btnyle Tanrnn takdirine brakmas gerektiini dile getirmitir.7 Konfesyon metninin yirminci maddesi ise iyi davranlar konusundadr. Bu maddeyle Melanchthon, kurtulu srecinde iyi davranlar birer kurtulu arac olarak tekrar etmelerinden dolay Ortaa teologlarn Mesihin faziletini iyi davranlara yklemekle sulamaktadr.8 Nitekim Melanchthon, insann kendisi araclyla kendisini kurtarabilecek dayanaklardan yoksun olduunu ileri srmekte ve ahlaki anlamda kendi kendine yeterlilii savunan skolastikleri dogmatik entelektalizm ile sulamaktadr. nk o ahlak kuralnn insan zihninden tretilmediini, aksine tanrsal vahye dayandn ileri srmektedir. Zira insani anlayn yarglamas, onun doal krl sebebiyle aldatcdr.9 Melanchthonnun bu yaklam, Lutherin, dorulanmann iyi davranlar ve hukuk olmakszn, sadece imanla saland dncesi ncilin hakikati; imanla aklanma srecinde iyi davran ve hukukun etkisinin olduu dncesi ise ncilin saptrlp yozlatrlmasdr10 sylemi ile olduka uyumaktadr. Temel Lutheran retileri ieren Augsburg Konfesyonundan sonra, Melanchthon teolojisinin anlalmasndaki ikinci ana kaynak Loci Communestir. Melanchthonun, Lutherin retilerinin prensip ve zelliklerine uygun ekilde teolojik bir doktrin tasla oluturma hedefiyle kaleme ald bu metni, Luther, ebedilii hak eden ve

9 10

124

Luther, The Bondage of the Will, Career of the Reformer III., Luthers Works., c. 33, s. 298. Melanchthon, Apology of the Augsburg Confession, [XX. Good Works], The Book of Concord, s. 227. Bkz. Readon, Religious Thought, s. 123. Luther, Lectures on Galatians, 1535, Chapters 1-4, Luthers Works, c. 26, (Ga 3:3).

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

dinsel geerlilii olan bir eser olarak deerlendirmitir.11 Bu nedenle Loci Communes dogmatik teoloji balamnda ilk Protestan tezi olarak nitelenir. Melanchthonun zerinde ok fazla doktrinel deiiklik yapt Loci Communes temel olarak gnah konu edinmektedir. Buna hazrlk olarak da zgr irade gibi zor bir sorun tartlmakta ve duygusal drt ya da isel eilim ile irade arasndaki iliki ele alnmaktadr. Bu duygusal eilimlerin gl bir insani arzunun ynlendirmesi altnda olduu vurgulanmakta ve bu durum Tanrnn insan balangta gnahsz yaratmasna karn insan, arzular dorultusunda gnaha meyletmesinin nedeni olarak grlmektedir. Dolaysyla gnah Tanr hukukuna muhalif bir arzunun sonucu olmaktadr.12 Buna gre, insann tanrsal rahmeti hak edebilecek iyi davranlar yapma konusunda zgr olduunu sylemek ok byk hatadr. nk insann iinde Tanrnn idraki yoktur; insan Tanrdan habersiz ve ona hrmetsizdir. nsan, varlnn kklerinde bulunan ve tabiatn ynlendiren kendini beenme duygusu nedeniyle sadece kendi tabiatna gzel ve ho gelenin peindedir. nsan aslnda fiilen, ne sevmeyi ne nefret etmeyi seebilir; en azndan Tanry sevmeyi seemez. nk kutsal metin, insann doal gc olan iradesinin gnahkarl nedeniyle kt olduunu bildirir. Dolaysyla Melanchthona gre btn insani yetiler kirlidir ve iradenin zgrl dncesi bir safsatadan ibarettir.13 Melanchthon, dinsel hukuk ve aklanma srecini de iman ve rahmet balamnda ele almakta ve hukuku, iradeyi gerektiren ynyle deerlendirmektedir. Hukuk neyin yaplp neyin terk edilmesi gerektiini emreden bir prensiptir. Hukukun yerine getirilmesi
11

12

13

Hajo Holborn, A History of Modern Germany: The Reformation, New Jersey: Princeton University Press, 1959, s. 195. Melanchthon, Loci Communes, 1521; lateinisch und deutsch. bers. und mit kommentiered anm. vers. Von Horst Georg Phlmann. Hrsg. vom Lutherischen Kirchenamt der VELKD. Gtersloh: Gtersloher Verl.-Haus Mohn, 1993, s. 93. Melanchthon, Loci Communes, 1521, s. 95.

125

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

doal aba ve zgr iradeye baldr ve o da ancak dsal davranlarla gzlenir. Bu sre, bozulmu insani iradenin etkinliine dayandndan, hukukun duygusal bir katksndan da sz edilemez. Dolaysyla aklanma, hukukun gerektirdii davranlarn sonucu olamaz. Aksine, Tanrnn rahmetinin vaadi ancak ncildir. Mesihin kefaretine karlk olarak rahmet ve dorulanma vaadi alnmtr ve gnahkarlar bu vaad sayesinde balanmlardr. 14 Dinsel balanmann imana yklendiini, bu imann da Tanrnn rahmetine bal olduunu savunan Melanchthon da doal olarak aklanma srecinde insani irade, akl, erdem ve davranlarn etkili olmad sylemini benimsemitir. nk bu sre, insani g, davran ve erdemin alan dnda gereklemektedir. Nitekim Melanchthon, kutsal metin anlam balamnda, imann sadece zihinsel bir teslimin konusu olmadn, bu imann doktrinel ve tarihsel gereklere dayanlarak inanlan san (credenda) gibi bir dnce de olmadn ileri srmektedir. Ona gre, en doru ekilde ifade edilmesi gereken iman, Mesih araclyla insanlara vaat edilen tanrsal rahmete gvenmekten (fiducia) baka bir ey deildir. Bu duyguya inanlmadka kalplerde Tanrnn rahmeti bulunmaz.15 Melanchthon, Protestan teolojinin temelini ifade eden bu sylemleriyle, iman srecinde akln onayna tbi olan zihinsel bir tasdiki benimsemeyerek Lutheran dnceyi paylamtr. Bu ekilde, aklanma srecinde iyi davranlarn gereksiz olmas inancnn yan sra iman sahibi olmada akl ve iradenin ilevi de ortadan kaldrlmtr. nsani irade ve akln i grmedii ve sadece Tanrnn sebepsiz rahmetiyle kurtulu dncesini savunan Melanchthon, olan her ey Tanrnn iradesi dorultusunda zorunlu olarak olmutur diyerek kat bir kader anlayn savunmaktadr.16 Melanchthonun kaleminden aktarlan Lutheranizmin dinsel anlamda insani yeteneklere sorumluluk tanmayan kaderci anlay, aslnda Protestan
14 15

126

16

Melanchthon, Loci Communes, 1521, s. 283. Melanchthon, Loci Communes, 1521, ss. 283-285. Melanchthon, Loci Communes, 1521, s. 29.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

inancnn ortak retisi olarak grnmektedir. Nitekim Calvin de kader ile, btn insanlar iin olmasn istedii her eye Tanrnn kendisince karar verildiini dile getirmektedir. Kalvinizm, her insann Tanr tarafndan ok nceden kararlatrlm kurtulua ya da lanetlemeye kendiliinden gidecei retisini iermektedir.17 Btn Protestan teologlarn benimsemesine karn Protestanln bu kaderci yaklamnn nemli bir soruna yol at ok gemeden ortaya kmtr. Dinsel adan insanlarn kaderlerinin Tanr tarafndan ok nceden belirlenmi olmas ve kurtulu srecinde insani akl, irade ve davranlarn bir katksnn olmamas, Protestan teolojinin insann manevi adan sorumsuz bireyler durumuna dnmesine neden olmutur. nk insani melekelerin dinsel anlamda yetkisiz grlmesi, Protestanlar iinde nemli bir ahlaki kntye sebep olabilecek niteliktedir. Dinsel srete insann atl braklmas, ayn zamanda reformasyon dneminin hmaniter dncesi ile de elimektedir. Bu nedenle hmanist bir eitim alm olan ve bireysel ahlakilie olduka nem veren Melanchthon asndan, paylat Protestanln bu eilimi nemli bir sorun oluturacaktr. Melanchthonun Yeni Ahlak Teolojisi ve Filipizm Lutherin doal varisi olarak dnlen Melanchthon, teolojik konularda Luther gibi sert tartma ve kavga yanls olmayan sakin ve uzlamac bir mizaca sahiptir. Buna, Melanchthonun hmanist dncenin etkilerini srdrmesi de eklenmelidir. zellikle bireylerin ahlaki geliimi konusunda Melanchthon, hmanist eiliminden vazgeememitir. Bu nedenle, zaman iinde Lutherin baz dnceleri hakknda zihninde pheler olumaya balamtr. Rnesans ortamnda yetimi bir Hristiyan hmanist olarak Melanchthon, bir sre sonra Lutheranizmin kirli akl yaklamyla, akl btnyle
17

John Calvin, III: 21, Of The Eternal Election, by Which God has Predestinated Some to Salvation and Others to Destruction, Institutes of the Christian Religion, [Christian Classics Etheral Library, 2000], 1999 Hanry Plantinga.

127

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

reddeden dncesine kar olmu ve iradeye Lutherden daha fazla zgrlk tanmann yollarn aramtr.18 Bu srete Melanchthon, imanla aklanma retisine skca bal olmakla birlikte, imanl olmann bir sonucu ve kant olarak iyi davranlarn nemini kavramtr. Bu ekilde Protestan reformcu, Lutheran dogmatizminin en temel retilerini kaleme aldktan sonra, Protestanln ana doktrini olan iman ve insani yetenekler arasndaki ilikiyi tartmaya balamtr. Melanchthonun Lutheran retiden bir sap ifade eden bu eiliminin, o dnemde yaanan baz dinsel tecrbelere dayand sylenebilir. Bu tecrbeler, Lutheran reformunun dinsel kural ve yaptrmlar olmakszn sadece edilgen bir iman ile balanmaya ulalaca inancnn sonularyla ilgilidir. Reformun imanla aklanma retisi, Katolik Kilisesinin uygulamalar ile Katolik gelenekte yer alan gnah ve tvbe anlaynn karamsarlndan mustarip olan Luther dneminin Hristiyanlar iin anlalabilir bir durumdur. Ancak ayn anlayn sonraki dnem Lutheran nesil tarafndan kavranmasnda nemli bir ruhsal engelle karlalmtr. Katolik retinin gnahkarlk ve pimanlk srecini tecrbe etmemi bu nesil iin, reformun sadece imanla aklanma retisinin alglanamamas, daha dorusu zmsenememesi, bu sonraki nesil balamnda baz ahlaki sorunlar beraberinde getirmitir. Zaten reformun balangcnda da Katolikler bu retilerin ahlaki geveklie yol aacan dile getirmilerdi. Bu nedenle Melanchthon, sadece rahmetle aklanma doktrinini savunmakla birlikte, insanlarn hukuktan
18

128

Luther, akl iin de iradenin zgrlk derecesine bal olarak bir kapsam izmektedir. Luther doal akln alann gndelik dnyevi ilerde etkili grmektedir. Fakat bu doal akl Tanry arayp bulma, kurtuluu kefetme ve gnahlarndan temizlenme eilimine girdiinde, yani kendi dnyevi snrlarnn dna karak Tanrya, ahirete, kurtulua dolaysyla inanca ynelik karsamalara kalktnda gururlu akl durumuna dmektedir. nk akl Tanrnn bilgisine kendi yetileriyle ulamaya altnda yanlr ve bu akl vahiy ile iman alglayamaz. Bu aamada Lutherin dinsel anlamda akil olmak isteyen akl eytann fahiesi olarak deerlendirmektedir. Luther, Sermons I, Luthers Works, c. 51, s. 374.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

bamsz olduklar hakkndaki vaazlar duyduklarnda ahlaki yaamlarna daha az zen gstereceklerinden endie etmektedir. Bu nedenle Protestan miras iinde iyi davranlarn gereklilii yava yava dillendirilmeye balamtr.19 Hristiyann ahlak geliimi konusunda Melanchthonu ynlendiren dier bir etken ise reform dneminde baz Alman kentlerinde yaanan kyl isyan (1524-1525) olmutur. Lutherin, Katolik Kilisesini kastederek, imanlaryla aklanm olan Hristiyanlarn artk hibir otoriteye boyun ememeleri arsna kulak veren Almanya topraklarndaki kyl ve iftiler, sosyal ve ekonomik olarak ezilip smrldkleri gerekesiyle efendilerine ve prenslere kar ayaklanmlardr. Lutherin dinsel zgrlk ieren sylemlerini seslendiren kyller, imanl olduktan sonra artk hibir kuraln haklarn alncaya kadar kendilerini yollarndan eviremeyeceini dnmlerdir.20 Bu toplumsal olay, btn eski disiplinlerden koparlan ve kendilerine tutunacak bir reti braklmayan insanlarn dnyevi anlamda dinsel balayclklarndan kurtulmalarnn tehlikesini gstermi ve Melanchthonu toplumsal ahlaki kntnn artmas korkusuna sevk etmitir. Melanchthonun Tanrnn szn zmseyemeyen cahil kitleler sz konusu olduunda sadece imanla aklanma doktrinine tepki gstermesi bu sebepledir. nk kyl isyan olarak nitelenen bu byk toplumsal kriz, Luteranizmin nemli bir tutarszln ortaya karmtr. Bir yanda,

19

20

Documents from the History of Lutheranism 1517-1750, ed. Eric Lund, Minneapolis: Fortress Press, 2002, s. 101 Almanya tarihinin nemli olaylarndan olan kyl isyan, siyasi idareciler tarafndan kanl bir ekilde bastrlm ve Lutherin siyasal idareyi kutsayan baka bir retisi nedeniyle kyllere destek olmamas modern ada din ve toplum tartmalarna konu olmutur. Bkz. Peter Klassen, The Role of Masses in Shaping the Reformation, Problems in Civilization: The Reformation, ed. Peter J. Klassen, California: Forum Press, 1985, s. 35; ayrca bkz. Friedrich Engels, The Marxist Conception of the Peasants Revolt, Problems in European Civilization: Reformation and Authority, The Meaning of the Peasants Revolt, ed. Kyle C. Sessions, Lexington: D. C. Heath and Company, 1968, ss. 62-63.

129

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

temel prensip olan ve her insann kendi bilin alanndaki manevi tecrbenin geliimi olan imann btnyle kiisel bir yaradl olarak tanmlanmas, hibir snflama ve ekilsel dzenleme olmakszn her inanann dinsel bireyselliine braklmtr. te yandan siyasal otoritenin tanrsal kkenli olduunu syleyerek, Hristiyanlarn dnyevi otoriteyle kuatlmasn salamtr. Bu ynyle Luteranizm tarihi, kurucusunun duygusal manevi anarizmi ile onun geliiminin temeli olan dzen kurma ihtiyacn uzlatrma sreci olarak nitelenmektedir.21 Lutheranizmin, kyl isyannyla fark edilen dinsel aklanma ve sekler otoritenin kutsall retileri arasndaki elikisinin ve Katolisizmi tecrbe etmemi yeni nesillerin sadece imanla aklanma doktrinini kavrayamamalarnn dourduu sorunlarn giderilmesi hedefi, Melanchthonun, Hristiyann dinsel aklanmas ile davranlar arasndaki ilikiyi tanmlayan grlerinin olumasna sebep olmutur. Dolaysyla Melanchton, Loci Communesin 1535 yl basksnda, Tanrnn setii belirli bir zmreye has klnan rahmet ile aklanma ve davranlarn bu aklanmada etkisi olmad anlayn hafifletmeyi ve kurtulu iin iyi davranlarn zorunlu olduunu ileri srmeyi denemitir.22 Melancthonda artk, zellikle dinsel kurtulu srecinde insani yetilere ve karar gcne, Lutheran retiden farkl olarak, biraz daha etkinlik tannd gzlenmektedir. Oluan bu yeni durum, kurtuluun yegane sebebi olan insan iin tek ynl ve edilgen iman anlayndan, insani katkyla olumu yeni bir iman anlayna geii iermektedir. Melanchthonun balangtaki Lutheran balln yanstr tarzda sadece imana dayanan esas korunmakla birlikte, bu yaklama o ana kadar olmayan entelektalist bir unsur eklenmitir. Bylece Melanchthon, Lutherin temel reformist retilerinden olan, iyi davranlar gerekmeksizin

21

22

130

H. Daniel-Rops, The Protestant Reformation, London: J. M. Dent & Sons Ltd, 1961, s. 343. Bkz. Robert Kolb, Luthers Heirs Define His Legacy, Studies on Lutheran Confessionalization, Hampshire: Variorum, 1996, s. 459.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

sadece imanla aklanma ve imann tek tarafl olarak Tanr tarafndan bahedildii ilkelerine, insani irade ve zihinsel tasdiki de ekleyerek, reformasyona daha insan merkezli bir ierik yklemek istemitir. Artk iyi davranlarn yerine getirilmesi iin Tanrya kar borluluk duygusu, imannn korunmas, ve cezalandrlmadan kanmak gibi gerekeler salanmtr.23 Bu dnemden sonra Melancthonda iman srecine insani bir katk salama dncesi iyiden iyiye belirginlemitir. Loci Communesin 1543 basksnda iman, insanlarn nne konulan Tanrnn Sznn tasdik edilmesiyle eitlenmitir. Bunun yannda, Loci Communesin 1555 ylna ait basksnda, Pavlusun szn ettii imann sadece bir bilgi ve dnce deil ayn zamanda irade ve kalp ii olduu, Tanrnn oluna gl bir gven, deerli hazinenin, gnahlarn balanmasnn ve rahmetin kabulne ynelik iddetli bir istek ve irade olarak tanmlanmtr. Fakat burada, Szn anlamna iman etmenin yeri zerine srarl bir ayrma gidilmekte ve iman tanm yaplmaktadr. Bu tanma gre, bilgi (notitia) bir kant veya otorite tarafndan ynlendirilerek gvenin artsz olarak verildii tasdik ve ikna edilmilik durumuyla ilgilidir. Yani tarihilerin kantlaryla uygunluk ierisindedir. Bylesi bir inan, akas kesinlik ieren bir gvendir, yoksa bir varsaym deildir. Halbuki Tanryla ilgili olan eyler byle bir ieriin ok uzandadr. Peygamber ve havarilerin szleri balamnda iman, sadece tarihilerin sunduklar anlatlara ynelik bir tasdik deil, ayn zamanda tanrsal vaatlere ynelik bir tasdiktir. Yani iman mit edilen iin hazr olma halidir.24 Melanchthon, bu ekilde hem Lutheran kadercilie hem de skolastik yaklama uzak durup, iman konusunda gven ile bilgiyi sentezlemi olmaktadr. Bylece iman, eytanlarn ve tanrsz insanlarn sahip olabilecekleri nazari ve tasarmsal bilgiden ok farkl bir
23

24

Philip Melanchthon, Loci Communes, 1543, St. Luis: Concordia Publishing House, 1992, s. 103. Bkz. Reardon, Religious Thought, s. 136.

131

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

nitelik kazanmtr. nk, iman srecinde gven ve mit hakim unsur olarak kalrken, bu imann zihinsel zeminini oluturan inan ve kanaatin oluumunda bilginin gcnn artrld grlmektedir. Bir baka deyile, imanda gven ve tasdik birletirilmitir. Bu aamada Melanchthon, Protestan teolojinin en hassas noktas olan iman konusunda zgr iradenin etkisini irdelemeye balamtr. Buna gre, insan akl bilme kabiliyetine sahip olurken iradesi bir deerlendirmeye boyun emeyi ya da ona kar gelmeyi ifade etmektedir. Akl ve iradenin bir araya gelip i grmesi ise zgr irade olarak tanmlanr. Dolaysyla zgr irade, insann seip tercih etme ve reddetme yeteneidir ve bu yetenek onun doasnda vardr.25 Melanchthon rade vaade kulak verir ve onunla uyumaya abalar. Bu ekilde bilincine kar gnah ileme dncesine son verir diyerek aklanma srecinde iradenin etkili olduunu aka kabul eder.26 Artk Melanchthon, iradenin istei olmakszn aklanmann mmkn olmayacan, nk insann bir ta olmad ve insan iin zgrlk sz konusuysa, bunun Tanrnn rahmetini reddetmeyi mmkn klacan dile getirmektedir. En azndan ahlaki gerekeler bakmndan iyi ve erdemli davranlarn kurtulu srecindeki etkinliinden sz etmektedir.27 Bu ekilde, reform teolojisi ile byk bir farkllamaya gidilerek imann insani unsuru ne karlmtr. mann, zihinsel tasdikle ilikilendirilmesi anlamna gelen bu deerlendirme, te yandan tasdikin etken ynlendiricisi olan akln, vahyi kavrayc nitelii kendini gstermektedir. Melanchthon da Tanrnn varln doal akln bir gerei olarak grmekte ve onun sadece vahiy zerine dayand ilkesini reddetmektedir. Bununla birlikte, prensipte her ne kadar vahyin yardm olmakszn Tanrnn varl kavransa da, manevi olanlarn bilgisine ulama yolunda kutsal metnin takviye edici bir etkisi de inkar edilmemektedir. te yandan, tanrsal takdir, insani artlar dorultusunda her zaman

25 26

132

27

Melanchthon, Loci Communes, 1543, s. 41. Bkz. Reardon, Religious Thought, ss. 134-135. Bkz. Melanchthon, Loci Communes, 1543, ss. 97-105.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

ak olmamasna ve zel bilgi ya da vahyin yannda, ancak kutsal metnin verebilecei ak ve kesin bir kanta ihtiya duymasna ramen, temel olarak bir rasyonel anlayn konusudur.28 Bu ekilde akl kendi snrlaryla yzlemekte ve ortak tecrbeler ve anlaylar tarafndan kolay anlalamayacak bir bilgi alannn farkna varlmaktadr. Ulat bu sonula Melanchthon, akl ile vahiy arasndaki skolastik anlayn kurduu dengeyi yeniden onarm grnmektedir. Akl ve vahiy dncesi Melanchthonun teoloji ile felsefe ve dier bilimler arasndaki ilikilere ynelik tutumunu da belirlemitir. Tanrsala ait doal bilgi olarak nitelenen felsefe, vahiy bilgisini ifade eden teolojinin kullanmyla oluma, gelime ve artma yetisine sahiptir.29 Ancak, doa stn ifa eden ieriiyle teoloji ile tecrbelerden ilham alan ve evrensel rasyonel prensiplere bal olarak kendine has metodu olan felsefe birbirine kartrlmamaldr. Bu durum teolojinin, vahye dayanmas ynyle bilimsel olmad anlamna gelmez; o eer gerekten bir bilgi olarak ortaya konuyorsa, doru bir ekilde dzenlenmeye ve kategorize edilmeye ihtiya duymaktadr. Ksacas felsefe, uygun ekilde sistematize edildii ve rnein psikoloji gibi dier insani bilimlerle ilgi kurduu srece teolojiye olumlu katk yapar. Felsefe, ncilin anlalmasnda bir hazrlk sreci olarak nitelendirilmitir. nk Melanchthon, insani bilimleri hiyerarik bir yap grnmndeki piramide benzetmitir. Bu piramidin tepesi Tanrnn bilgisidir; bunun arkasnda da Aristocu prensip vardr ki, yer ve ge ait btn eylerin idrakini mmkn klan insann akldr.30 Bu dorultuda Melanchthona gre insani akl ve antik felsefe vahiy srlarnn iine girmemesine ramen Hristiyanlk dini ve doal akl birbirleriyle kavgal deildir. rnein On Emirin Aristonun etik doktrinleriyle nemli benzerlii var-

28 29 30

Bkz. Reardon, Religious Thought, s. 136. Bkz. Reardon, ReligiousThought, s. 137. Reardon, Religious Thought, s. 138.

133

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

dr.31 Bir baka deyile, Lutherin birbirinden ayrd iki kutup Melanchthon tarafndan bir dayanma grnm ierisine sokulmutur. Yeniden canlandrlan Aristoculuk nda Melanchthonun hukuka, zellikle de sosyal etik alann ieren doal hukuka ilikin yeni yaklam da iyice ortaya kmtr. Bu yaklam, tanrsal hukukun bilgisinin insann doasnda var olduunu iermektedir. Melanchthon dncesinde bu doal bilgi yukardan gelen k, doal k ve insanlarn iine boalan ilahi hikmet ualar olarak adlandrlmaktadr. Bununla birlikte, Tanr tarafndan insana doutan verilen bu bilgi unsurlar olmakszn dnya krallnda insanlarn yollarn bulmasnn zorluu anlatlmaktadr.32 Bu nedenle Melanchthon, Loci Communesin 1548 ylndaki basksnda, gnahn iradenin gc zerindeki etkisi konusunda artk Luther gibi dnmemektedir ve kurtulua erme srecinde insani irade Tanrnn sz ve Kutsal Ruh ile birlikte etkin grlmektedir.33 Melanchthon, insani erdem, akl ve iradeyi dinin konusu yapmak suretiyle Protestanln kader doktrinine kar olmu ve bu doktrinin Hristiyan ahlakilii tehlikeye attn dnerek dinsel aklanma yolunda ahlaki hassasiyetin de deerinin iyice farkna varmtr. Aklanma srecinde insan iradesinin zgrlnn tannmas suretiyle deer kazanan iyi davranlarn, gnahkar insana sunulan rahmete elik etmesini ieren Melanchthonun bu yaklam sinerjizm olarak nitelenmitir. nsan iradesi ile ilahi rahmetin arasndaki i birliine, sadece imanla aklanma doktriniyle Protestan dncenin uyumas mmkn olmadndan, Melanchthonun bu eilimine kar Lutheranizm iinde gl bir tepki ortaya kmtr. Melanchthonun kurtuluun ilahi bir seimin alanndan karlmas, ayn
31 32

zamanda

Protestan

kadercilik

anlaynn

aksinedir.

134

33

Holborn, A History of Modern Germany, s. 196. John Witte, Law and Protestantism: The Legal Teachings of the Lutheran Reformation, Cambridge: Cambridge University Press, 2002, s. 123. Documents from the History of Lutheranism 1517-1750, s. 197

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

Portestanlarn ouna gre, dinsel anlamda insani erdem ve iradeye yetki veren Melanchthon, Katolisizme dn kapsn amakta ya da en azndan ilahi rahmetten baka insann kendi gayret ve abalaryla da kurtulua ulaabileceini savunan pelagian dnce tarzn savunmaktadr. Sinerjist tartmalar zamanla Melanchthonu da aarak onun taraftarlarnca srdrlmeye balamtr. Onun fikirlerini paylaanlar kendisinin n ad olan Philip szc dorultusunda Filipistler adyla, kendilerine kar olan ve Lutherin asl fikirlerini benimseyen kat Luther yanllarnn Gnesio Lutheran adyla gruplaarak Lutheranizm iindeki en byk teolojik blnme ve tartmalara neden olmulardr. Wittenberg evresinde yetien bir Filipist olan Georg Major, imann dikkate alnmasyla birlikte iyi davranlarn kurtulu srecinde zorunlu olduunu dile getirerek Melanchthoncu dnceyi srdrmtr. Ona gre hi kimse kt davranlar nedeniyle kurtarlmayaca gibi, yine hi kimse iyi davranlar olmakszn da kurtarlmayacaktr.34 Majorun iyi davranlar konusundaki bu yaklam Melanchthon tarafndan Loci Communesin 1535 ylna ait metninde, ebedi yaam iin iyi davranlarn gerekli olduu ifadesinin, aslnda yeniden savunulmasdr. Major, Tanrnn rahmetine tamamen gven gerekliliini inkar etmeksizin, Hristiyan hayatn ahlaki temelini srdrmek istediini dile getirirken iyi davranlarn dinsel etkinsizliini savunan Gnesio Lutheran yaklamn ahlakn dayanan tehdit ettiine inanmaktadr.35 Filipistler, insann manevi yeteneinin dle yok olup lmediini, fakat sadece kt bir ekilde zayfladn dile getirmilerdir. Baka bir deyile, insann iradesi iyiye ynelik olabilir; fakat sadece, gnahkar durumundan dolay iyi olan yapmaya istekli deildir. Halbuki, insani irade zgrdr; ancak sadece yolunu armtr.36

34 35 36

Bkz. Kolb, Luthers Heirs Define His Legacy, s. 459. Bkz. Kolb, Luthers Heirs Define His Legacy, s. 459. Reardon, Religious Thought, s. 135.

135

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

Filipistler insani iradeye ksmi bir deer veren, fakat sonuta, aklanma konusunda belirleyici rol Tanrya brakan bir dzenleme gelitirmilerdir. Tanr ile insan arasndaki iliki, psikolojik boyutuyla ele alnm ve inanan sadece bir ta ya da aa parasna indirgeme dncesi reddedilmitir. Buna bal olarak, skolastik bak as dorultusunda asl gnah bir kaza olarak nitelemilerdir.37 Kurtulua erme srecinde insann da tanrsal ltuf ile ibirlii iinde olduunu, fakat kurtulua erme konusunda insann davranlar ve zgr iradesinin etkinliini savunan Filipistler, Gnesio Luteranlarca, iyi davranlar, iman ve kurtulu srecinde Katolik anlaya geri dnmekle ve gizli Katolikler olmakla sulanmlardr.38 Lutheran teologlar arasnda, bireyin dnyevi yaamdaki davranlarn dzenleyen dinsel bir balayclk salanmas hakkndaki tartmalar youn bir ekilde devam ederken Melanchthon, 1560 ylnda Wittenbergde lmtr.39 Onun lmnden sonra bu tartmalar bir sre daha devam etmi, ancak 1559 ylnda Saksonya prensi II. Johann Friedrichin emriyle sinerjist Filipistlerin sapkn sfatyla susturulmasyla, teolojik olarak deil ama siyasi olarak sona erdirilmitir. Nitekim sinerjist tartmalarda, Uzla Kitab iinde yer alan ve klasik Lutheran dzenlemeleri ieren Uzla Formunun 1577 ylnda kabul edilmesine kadar teolojik bir sonuca ulalamamtr. Siyasal idarecilerin desteini alan Gnesio Lutheranlarn ounlukta olduu Lutheran teologlarca hazrlanan bu metinde, Roma Katolik retileri ile birlikte Melanchthonun dnceleri de reddedilmitir. radenin zgrl konusunu ele alan dzenlemenin ikinci maddesi manevi konularda insan akl ve anlaynn btnyle kr olduunu ve onun islah edilmemi irade37 38 39

136

Kolb, Luthers Heirs Define His Legacy, s. 8. Reardon, The European Reformation, s. 364. Melanchthonun lmnden sonra yatanda bulunan ksa bir notta artk gnahlarndan kurtuluyorsun, teologlarn fkesinden de cmlesi yazldr. Bkz. Kaan H. kten, Reformasyon Dnemi Siyasal ve Dinsel Dnce Tarihine Giri, stanbul: Alfa, 2003, s. 218.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

sinin Tanrya kar isteksiz ve ona kar dmanca olduunu aklamtr.40 Dzenlemenin drdnc maddesi iyi davranlara ilikindir ve Majorun kurulu iin iyi davranlar zorunludur ifadesindeki zorunludur vurgusunu onaylamamaktadr. nk insan kendi kurtuluu srecine bir katkda bulunamaz. Bu nedenle Filipistlerin savunduu dnceler, Pavlusun dile getirdii Mesih merkezli iman ile kurtulu retisiyle elimekle sulanmtr.41 nsan akl, irade ve davranlarnn dinsel kurtulu srecinde katks olmasn savunanlarn neden olduu Lutheran teolojik tartmalar, iyi davranlarn kurtulua etkisi olmayaca, fakat bu davranlarn imann meyveleri, yani doal sonular ya da gstergesi olaca eklinde konfesyonel metne girmitir.42 Ancak iyi davran sergilemeyenlerin kurtarc imana sahip olmadklar gibi bir endieye kaplmalar yersizdir. nk iman ile iyi davranlar ilikisi zorunlu deildir. Hukukun nc Kullanm Uzla Formunda dinsel davranlarn kurtulu asndan zorunlu olmad fakat sadece imanl olmann meyveleri olarak grlmesi, sorunu tamamen sona erdirmemitir. nk, gl teolojik tartmalardan sonra bir uzlann salanmas iin, dinsel adan insani davranlara bir yetki tanmamakla birlikte, Hristiyan yaamn dzenleyici tarzda olduka tartmal bir hukuk tanm konfesyon metninde yer almay baarmtr. Bu tanm, aklanm Hristiyann, kurtuluunun iareti olan erdemli davranlar sergilemesi iin dinsel hukukun bir tr tavsiyesidir. Elbette bu tavsiye, yukarda ele alnan dinsel bir zorunluluk duygusunun etkisini hissettirmeyecektir. Bu tanmlama aslnda daha nce Lutherin ifade ettii hukukun ilevselliine ilikin dzenlemesinin devam niteliindedir. Luther,
40 41 42

Solid Declaration, II. Free Will, The Book of Concord, s. 521 Solid Declaration, IV. Good Works, The Book of Concord, s. 557. Solid Declaration, IV. Good Works, The Book of Concord, ss. 551-553.

137

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

hukukun iki ama dorultusunda kullanma gereini ve bu hukukun temel ilevinin gnahlar engellemek ve insana gnahn sebebiyle dm doasn anlatmak olduunu dile getirmiti. Luthere gre Tanr tarafndan verilen hukuk, ncelikle cezalandrma tehdidi ve korkusuyla gnahlar snrlar, ikinci olarak ise rahmet ve ltfu sunar.43 Lutherden sonraki konfesyon metninde ise, insani melekeleri tanmlayan l bir hukuk tasnifine yer verilmitir. Burada hukukun insana nedene bal olarak verildii ifade edilmektedir: birincisi, kt ve itaatsiz insanlara kar toplumsal dzenin salanmas iin (usus legis politicus); ikincisi, insana kendi gnahnn farkna vardrlmas iin (usus legis paedagogicus); ncs, dinsel olarak aklanan insann bu aklanma ilevinden sonra hayatnn dzenlenip idare edilmesi amacyla gerekli olan sabit kurallarn bildirilmesi iin (usus legis didacticus).44 Burada tekrar Melanchthonun Loci Communesine dnmek gerekir. nk ilk kez Loci Communesin 1535 yl basksnda, Lutherin kar olmasna ramen hukukun ilevli uygulanma doktrini dile getirmitir.45 nk Melanchthon, temel olarak Lutheranizmin imanla aklanma retisini kabullenirken, doal hukuku, dinsel hukukun l kullanmnda etkili olacan da savunmutur. Yani akln etkin olduu doal hukuk dinsel hukukun sivil, teolojik ve pedagojik ilevlerinde etkili olmaldr. Ona gre hukukun nc kullanm, hukuktan bamsz olarak iman araclyla ruhlar yenilenmi olanlara dnk olarak uygulanmaldr.46 Hukukun dnyevi-sosyal dzenin salanmasnda ve insana doasnn gnahkarln haber vermede etkin olduu ortadadr. Ancak doal hukukun eitici (pedagojik) etkisi konusundaki sylemiyle Melanchthon, Lutherin ok tesine gemiti. Nitekim Melanchthon,
43 44 45

138

46

Luther, Smalkald Articles, II. The Law, The Book of Concord, s. 303. Epitome, VI. Third Use of Law, The Book of Concord, ss. 479. Bernhard Lohse, Martin Luthers Theology: Its Historical and Systematic Development, tr., ed. Roy A. Harrisville, Minneapolis: Fortress Press, 1999, s. 183. Melanchthon, Loci Communes, 1543, s. 74.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

doal hukuk ile imanla aklanm Hristiyann stn ruhsal ahlakiliine erieceine inanmaktadr. nk Hristiyanlar imanl olmalarna ramen hl Tanrnn isteinden habersiz ve kendi arzular dorultusunda yaamay isteyecek ekilde zayflk ve gnahllk durumlarn srdreceklerdir. Dolaysyla dinsel hukuk insana genel ve toplumsal dzen ve ahlakilik kadar zel ve kiisel ahlakilii de retecektir.47 Melanchthonun btn abalarna ramen onun lmnden sonra dzenlenen Uzla Formu, hukukun nc ilevi ile onun ok arzu ettii iyi davranlarn dinsel gereklilii dncesini iermese de en azndan dileyen Protestan iin ahlaki gereke olarak deerlendirilebilirdi. Ancak Lutheran konfesyonlarda yer alan hukukun nc ilevi, bu ileve ynelik bir aklama nedeniyle Protestan ahlak sorununu zmeye yetmemitir. Nitekim Lutheran konfesyon metninde, hukukun yukarda sz edilen l ilevini tanmlandktan hemen sonra Lutheran teologlarn hukukun bu ilevi hakknda bir uzlama salayamadklar, bir ksm hukukun ahlaki etkisini onaylarken dier ksmn onaylamad ifade edilmektedir. Konfesyon metninde bu konudaki gerek Hristiyan retisi aklanm, ancak bu aklamada da, her Hristiyann kurallara gnll olarak uyaca gibi pek balaycl bulunmayan bir tanmlamaya yer verilmitir.48 Bunun en byk nedeni, hukukun nc ilevine bal olarak sergilenmesi gereken ahlaki davranlarn dinsel bir deere sahip olmamasdr. Yani aslnda ahlakilii neren bu dzenleme, ahlakl olmann Hristiyanlarn doal davranlar olarak deerlendirilmesi ve onlarn tercihine braklmas nedeniyle gl bir balayclk etkisinden mahrumdur. Lutheran teologlarn hukukun nc kullanm hakkndaki uzlamazlklar, sorunun 16. yzyl artlarnn dna karak gnmze kadar uzanmasna neden olmutur. ok yakn bir tarihte

47 48

Witte, Law and Protestantism, ss. 127-128. Epitome, VI. Third Use of Law, The Book of Concord, ss. 480

139

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

bu konuyu ele alan Scott R.Murray, Uzla Formunu oluturan teologlarn, hukukun dinsel anlamdaki ilevi konusunda, ncili gzard eden kat kuralclk (legalizm) ile ncilin sadece sevgi retisinin istismarna dayanan ahlaki konularda duyarszlk (antinomianizm) arasnda kaldklarn dile getirmektedir. Aslnda Lutheranlar iin temel sorun, imanla aklandktan sonra Hristiyanlara hukukun nasl uygulanacadr. Bu sorun, 16. yzylda ksmi bir zme ulatrlm olmasna ramen, bu zmn son yzyllarn gerekleriyle uyumad ifade edilmektedir. Nitekim Murray, Lutheranizmin hukukun nc kullanmna ilikin ada sorunlar arasnda, Lutheran teolojinin hukukun nc kullanm hakkndaki retisinin nasl uygulanacann ve 21. yzyl Lutheran teoloji iin nasl deerlendirileceinin aratrlmas gereinden sz etmektedir. Nitekim hukukun sz konusu ilevi ynnde kullanmn reddetmenin ahlaki sorunlar douraca, te yandan bu ilevin skca uygulanmasnn ise ncilin hukuktan bamsz aklanma vaadini glgeleyecei dnlmektedir.49 Sonu Protestanln sadece imanla aklanma, hukuk ve ncil ayrm ve iyi davranlarn aklanma srecindeki dinsel etkinsizlii doktrinleri, aslnda Protestan teolojinin kat kaderciliinin temellerini oluturmutur. Bu durum, dinsel olarak insann davranlarndan sorumlu olmamas ve olan her eyin Tanrnn ilahi yazgs balamnda gerekletii sonucunu dourmutur. Elbette bu anlay, dinsel adan akln ve insani yeteneklerin tl hale getirilmesine ve bireysel sorumsuzlua yol amtr. nan boyutunu bir yana brakacak olursak, bu anlay en azndan dnyevi anlamda nemli bir ahlak sorununa neden olmutur. Nitekim modern toplumu oluturan etkenlerden nemli birisi olan Protestanln ortaya k ile dnyada yaanan iddet ve adaletsizliklerin azalmamas, hatta arta49

140

Scott R. Murray, Law, Life, and the Living God: The Third Use of the Law in Modern American Lutheranism, Saint Luise: Concordia Publishing House, 2002, s. 15.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

rak srmesi Protestanln dnyevi ilikilerde bireylerin davranlarnn dinsel bir ltten yoksun brakan retileri arasnda iliki kurmak pek de zor grnmemektedir. nk ayn zamanda Tanr krallnn yesi olan evangelik Hristiyan, dinsel amalar dorultusunda ya da dinsel gerekelerle, en azndan dnyevi anlamda olumlu tutum ve davranlar sergilemek zorunda deildir. Zira onu bu dnyada olumlu bir yaant iine ynlendirecek dinsel bir vaadin telkininden uzaktr. Olan her eyin ilahi yazgyla olduu inanc ile birleen bu dnce, Protestan toplumun ahlak sorununun temelini oluturduu veya Protestan ahlakiliinin dinsel temellerden yoksun olduu gereini ortaya karmaktadr. Dier bir deyile, Protestan inancna sahip olanlarn dnyevi ilikilerde erdemli ve ahlakl olmalar konusunda dinsel bir balayclk sz konusu deildir. nk Protestanlk srf Tanry honut etmeye ve dinsel beklentilere ynelik erdemlilikleri Tanrnn dikkate almadn savunmaktadr. Dnyevi ilikilerin dzenlenmesinde ise sadece sekler idareciler ve yasalar yetkilidir. Melanchthon, bu sorunu kefetmi ve iyi davranlar dinsel adan gerekli gren bir teoloji sayesinde, doal hukuk ile akl ahlaki konularda yetkin gren bir dinsel ahlak doktrini gelitirmek istemitir. Ancak kat Lutheran teologlarn kar koymasyla, aklanmak iin sadece iman gereklidir tarzndaki Lutheran syleminin yannda, kurtulu iin imann yan sra insani sorumluluk da eklenmelidir gr geit bulamamtr. Bunun yerine Lutheran konfesyon metinlerinde yer alan dinsel hukukun ahlaki etkisini salayacak olan hukukun nc kullanm konusunda da teolojik birliin salanamad grlmektedir. Bu durumda, Protestan Hristiyanlarn kat kaderci doktrinleri ve dinsel anlamda tutum ve davranlarndan sorumlu olmamalar, ahlaki sorunlar kadar sosyal adaletsizlik ve gvensizlik ortamlarna yol ac bir potansiyeli ierdii sylenebilir. Nitekim Lutheran inanlarn etkili olduu Almanya ile zdeleen Nazi tecrbesi ve yaanan dnya sava sonrasnda, Lutherin insann fiillerinden dinsel adan sorumsuzluluu

141

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN

retisi, Protestan teologlar arasnda ahlak balamnda youn olarak tartlmaktadr. zellikle Nazi rejimi srasnda Lutherin dnyevi olarak balayc dinsel temelli bir ahlak manzumesi nermemesi ve bu dzenlemeyi siyasal otoriteye brakmas nedeniyle pek ok Lutheran din adamnn Nazi ideolojisi yannda yer ald iin olduka youn eletiriler dile getirilmektedir.50 Ernst Troeltsche gre Luther, Hristiyan ahlakiliini iki lte dayandrmtr. Bunlardan ilki, zel ve bireysel ahlakilik mutlak bir sevgi kuralna balanmtr. Bu kural sadece imanla aklanma retisini ieren dinsel bir temele oturmaktadr. Genel ve toplumsal ahlakllk ise greceli bir adalet kuralna balanmtr.51 Melanchthonun dinsel srete insani davranlarn etkin olmasn savunan dncesi, modern ada iyice aa kan Protestan ahlakllnn bu grecelilik sorununu ortadan kaldrmaya katk salayabilecekti. Ancak Protestanlarn onun sylemlerine kulak asmamalar nedeniyle, ahlaklln dinsel temeli ve balayclndan yoksun bir medeniyetin olumasna neden olmutur. Protestanln sadece iman etmekle kurtulu doktrininin neden olduu dinsel akbeti hakknda endie etmeyen ve bu nedenle sorumsuz bir toplum ortaya kard gerei gelecek iin bir sorun olarak kalmaya devam edecektir. Melanchthon ise reformasyon aratrmalarnda hep Lutherin arkasndaki ikinci adam olarak ve Protestan teolojiyi sistematize eden reformcu olarak gsterilmitir. Ancak reform tarihine ilikin yeni aratrmalar, Melanchthonun Protestan doktrinlere daha aklc ve insani unsurlarn eklenmesi abasnda olan makul bir reformcu olarak grnmesini salamaktadr. Lutherin Tanrnn adaleti
50

51

142

Bu tr yaklamlarn bir rnei olarak Bkz. Peter F. Wiener, Martin Luther: Hitlers Spritual Ancestor, Cranford: American Atheist Press, 1999. Bkz. William H. Lazareth, Christians in Society: Luther, the Bible and Social Ethics, Minneapolis: Fortress Press, 2001, s. 5. Troeltschdan baka Karl Barth, Johannes Heckel ve Reinhold Niebuhr gibi Protestan teologlar modern sorunlar balamnda Lutheranizmin greceli ahlak doktrinini eletirmektedir.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Protestan Ahlakilii Sorunu ve Philip Melanchthon

retisine karn Melanchthonun toplumun adaletini rettii ve onun hukuk retilerinin Aristonun, Thomas Aquinasn, Leibnizin ve 19. yzyl Alman hukuk okullarnn retileriyle edeerde ele alnmay hak ettii sylenir. Wilhelm Dilthey, Melanchthonu reformasyonun ahlak retmeni ve felsefi bilimleri skolastik dncenin ahlak kendi karna gre yorumlamasndan kurtaran 16. yzyln en byk retici dehas olarak tanmlar.52 Gerekten Melanchthon kendi dneminde Almanlarn retmeni olarak nitelenmeyi hak etmi nl bir eitimci ve ahlak savunucusudur.

Kaynaka Calvin, John, III: 21, Of The Eternal Election, by Which God has Predestinated Some to Salvation and Others to Destruction, Institutes of the Christian Religion, [Christian Classics Etheral Library, 2000], 1999 Hanry Plantinga. Daniel-Rops, H., The Protestant Reformation, London: J. M. Dent & Sons Ltd, 1961. Documents from the History of Lutheranism 1517-1750, ed. Eric Lund, Minneapolis: Fortress Press, 2002. Engels, Friedrich, The Marxist Conception of the Peasants Revolt, Problems in European Civilization: Reformation and Authority, The Meaning of the Peasants Revolt, ed. Kyle C. Sessions, Lexington: D. C. Heath and Company, 1968. Holborn, Hajo, A History of Modern Germany: The Reformation, New Jersey: Princeton University Press, , 1959. Klassen, Peter, The Role of Masses in Shaping the Reformation, Problems in Civilization: The Reformation, ed. Peter J. Klassen, California: Forum Press, 1985. Kolb, Robert, Luthers Heirs Define His Legacy, Studies Confessionalization, Hampshire: Variorum, 1996. on Lutheran

Lazareth, William H., Christians in Society: Luther, the Bible and Social Ethics, Minneapolis: Fortress Press, 2001. Lohse, Bernhard, Martin Luthers Theology: Its Historical and Systematic Development, tr., ed. Roy A. Harrisville, Minneapolis: Fortress Press, 1999.

52

Witte, Law and Protestantism, s. 121.

143

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Hakan OLGUN
Luther, Martin, Luthers Works, ed. J. J. Pelikan, H. C. Oswald & H. T. Lehmann, Saint Louis, Concordia Publishing House, 1999. Melanchthon, Philip, Loci communes, 1521; lateinisch und deutsch. bers. und mit kommentiered anm. vers. Von Horst Georg Phlmann. Hrsg. vom Lutherischen Kirchenamt der VELKD. Gtersloh: Gtersloher Verl.Haus Mohn, 1993. , Loci Communes, 1543, St. Luis: Concordia Publishing House, 1992. Murray, Scott R., Law, Life, and the Living God: The Third Use of the Law in Modern American Lutheranism, Saint Luise: Concordia Publishing House, 2002. kten, Kaan H., Reformasyon Dnemi Siyasal ve Dinsal Dnce Tarihine Giri, stanbul: Alfa, 2003. Readon, Bernard M. G., Religious Thought in the Reformation, New York: Longman, 1981. The Book of Concord: The Confessions of the Evangelical Lutheran Church, tr. ve ed. Theodore G. Tappert, Philadelphia: Fortress Press, 1959. Wiener, Peter F., Martin Luther: Hitlers Spritual Ancestor, Cranford: American Atheist Press, 1999. Witte, John, Law and Protestantism: The Legal Teachings of the Lutheran Reformation, Cambridge: Cambridge University Press, 2002.

The Question of Protestant Morality and Philip Melancthon


Citation/: Olgun, Hakan, (2004). The Question of Protestant Morality and Philip Melancthon, Milel ve Nihal, 2 (1), 115-144. Abstract: Protestant theology contains the doctrine of justifing by faith without good works and religious law. This doctrine has been the main reason of firm predestination idea. It also led the Protestants to religious irresponsibility in their earthly life. It has also been followed by moral indifference or being against moral laws as known antinomianism. The famous Lutheran reformist and Martin Luthers close friend Philip Melancthon has tried to found the Protestant morality on the base of religious feelings, but could not success it. Consequently, it must be stressed that the world is under the thread of the understanding of Protestant immoralism which is based upon religious irresponsibility and predestination. Key Words: Philip Melanchthon, Protestant Morality, Lutheranism, Philippism, antinomianism, synergism.

144

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Kitap Tantm ve Tenkitler

Ricoeur ve Kutsal Resmetmek

Figuring the Sacred, Religion, Narrative, and Imagination, Paul Ricoeur,


David Pellauer (Trans.), Mark I Wallace (ed.) Fortress Press, Minneapolis, 1995, 348 s.

Fransz dnrlerin en nde gelenlerinden birisi olarak dikkat eken Paul Ricoeur, Mark I. Wallacee gre gnmzn en orijinal ve en kkrtc felsefi yazardr. Kukusuz bunda Ricoeurun orijinal felsefi dili kadar, ilgilendii konularn genilii de rol oynar. O gnmz niversitelerinde yaygn olan anabilim dal kalplarna smayacak ya da sdrlamayacak kadar geni ilgilere sahiptir. almalarna dikkatle bakldnda dil felsefesinden psikolojiye; edebiyat teorilerinden sosyal bilimler metodolojisine; dini bilimlerden dinler tarihine; Kitab Mukaddes incelemelerinden din felsefesine ve hermentie kadar pek ok alanla ciddi anlamda ilgilendii ve gerekten de farkl teoriler ve bak alar gelitirdii grlecektir. Paul Ricoeur, 27 ubat 1913de Valance-Fransada doar. Fransadaki Kalvinist Protestanlarn (Protestant Huguenot) bir mensubu olan dedesi tarafndan Brittanyde yetitirilir. nk ok kk yalarda nce annesini daha sonrada babasn yitirir. 1930lu yllardan

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Kitap Tantm ve Tenkitler

itibaren felsefe eitimi almaya balar ve 1935de Sorbonneden mezun olur. Sorbonnede bulunduu yllarda Husserlin metinlerini inceleme frsat bulaca Gabriel Marcelin idare ettii Cuma seminerlerine katlr. 1940dan 1945e kadar Almanyada bir sava tutuklular kampnda (POW) kalr. Be yl sren esaret gnleri onun iin bir kayp deil tam tersine hayatnn sonraki dnemlerini etkileyecek bir kazan olur. POWda kald esnada Alman felsefesi ve teolojisi okuma frsat bulur ve Kant, Hegel, Heidegger, Edmund Husserl, Karl Jaspers, Rudolf Bultmann ve Karl Barthn almalarn okur. Sava sonrasnda Strasbourg niversitesinde felsefe tarihi derslerini okutur (1948-1957) ve Sorbonne metafizik krssne dner (1956-1967). Paris sosyalist hareketi ierisinde ve serbest-pazar kapitalizminin uygulanmasna kar sosyal demokrasinin ykselmesinde etkin rol oynar. O dnemde Fransz sol-Hristiyan dergilerde eitli makaleler yaynlar; zellikle Esprit ve Le Christianisme socialda. 1940lar ve 1950lerde zellikle varolusal fenomenoloji ve Husserlin dncesi zerine yazd yazlarla ne kar. Bu yllarda Karl Jaspers ve Gabriel Marcel zerine almalar yapar. Ayn zamanda Husserlin Ideenini Franszcaya evirir. 1950 ylnda Husserlin eidetik (ze ynelik) yntemi nda ilk byk yapt olarak kabul edilen Freedom and Nature: The Voluntary and Involuntary (1950) adl eserini yazar. Bu eserinde Ricoeur, iradenin istenlilik ve istensizlik durumunu ifade etmek iin fenomenolojik bir metot kullanr. Nitekim Husserlin eidetik yntemi z gerei hem akn hem de ktl ayra iine almay gerektirmektedir. (Felsefe Szl, s.1213). ki ciltten oluan en nemli eserinin ilk cildi Fallible Man (Yanlabilir nsan) adn tar ve 1960da yaynlanr. Yine ayn yl yaynlanan ikinci cilt The Symbolism of Evil (Ktln Sembolizmi)dir. Genel olarak bu iki eserde nsan varlnn anlam nedir? sorusunu tartan ve ktln insanlarca nasl da vurulduu konusuna

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

146

Kitap Tantm ve Tenkitler

odaklanan Ricoeurya gre zgrlk ve snrllk arasnda daima bir orantszlk mevcuttur ve bu orantszlk ktln ortaya kmas iin yapsal bir zayflk oluturur. Ktlk ve ktln ifade edilmesini irdeleyen Ricoeur, eserin ilk cildinde ktlk nasl olanakldr? sorusuyla ilgilenirken ikinci ciltte ktln insanlarca nasl davurulduu sorunuyla ilgilenir. The Symbolism of Evilde ktlkle ilgili mitler ve sembollerin hermentik yorumunu yapan Ricoeur, bu eserinden yle sz eder: her eyden nce ktln sembolizmi zerine yaptm aratrmam, Voluntary and Involuntary ve Fallible Mani takibeden almam, beni hermentik gelenein kalbine tad. nk ktlk konusunda dorudan bir kavram yoktur. Fakat bunun yerine semboller, anlatlar, ykler ve mitler vardr. inde bulunulan kt durumla ilgili kutsal metinlerde zellikle Eski Ahitte anlatlan Ademin D yks bunlarn en nemlisidir ve bu kt durumun en sert ironisi Ademin d mitiyle sembolize edilmitir. yk tarihsel orijinlerle ilgili farz edilse de, Ademin kararndan nce iyi ve kt arasnda daima var olan kozmik bir sava hakkndaki etiolojikal bir mit olarak fonksiyon gsterir. ykde Adem, hem kendi zgr kararndan sorumlu hem de kendi dndaki bir ktlk gcnn kontrol altnda olan bir figr olarak tasvir edilmektedir. Bylelikle hem zgr hem de esaret/snrl olarak insan varl, tpk Adem gibi, sorumlu ve esirdir. Bu ynyle yk zgrlk ve determinizm arasnda skan insann dilemmasn anlatan iyi bir yapttr. 1967de Sorbonneden ayrlan Ricoeur, Nanterredeki Paris niversitesi, Felsefe Fakltesine geer ve 1969da dekan olarak atanr. 1968de Fransz niversitelerinde reform isteyen rencilerle faklte arasnda arabuluculuk yapar. Jack Derridann hocalarndan birisi olan Emmanuel Levinasla bir sre beraber alr. Ayn zamanda Divinity School (lahiyat Fakltesi), Department of Philosoph (Felsefe Blm) ve Committee on Social Thought (Sosyal Dnceler Kulbne) grev alarak Chicago niversitesinin

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

147

Kitap Tantm ve Tenkitler

daimi bir yesi haline gelir ve Paul Tillichten boalan krsye oturur. Bu arada Haverford, Columbia ve Yale niversiteleri gibi Amerikadaki deiik niversitelerde dersler verir. Paris niversitesindeki grevinden 1980de ayrlr ve Chicago niversitesinde emekli profesr olarak grevine devam eder. Eserleri Avrupa dillerinin dnda ince, Japonca ve Trkeye de evrilir. almalarnn Trke evirileri arasnda Sz Edimleri Kuram ve Etik, (Asa Yaynevi, Bursa, 2000 ); Tarihinin Toplumsal Sorumluluu, (mge Kitabevi, Ankara, 2001) ile Siyaset ve Ahlak adl makalesi (Ett Yaynlar, Samsun, 2000) saylabilir. Yukarda saydklarmzn dnda Freud and Philosophy: An Essay and Interpretation (1965); The Rule of Metaphor (1975); Interpretation Theory: Discourse and Surplus of Meaning (1976); History and Truth (1955) The Conflict of Interpretations (1969) gibi bir ok eseri bulunan Ricoeurnun Figuring the Sacred: Religion, Narrative, and Imagination (1995) adl eseri onun farkl makalelerinden oluan bir derleme. Mark I. Wallacenin editrlnde hazrlanan bu derlemede bir araya getirilen makaleler, Ricoeurun din konusundaki en geni yazlarn kapsamaktadr. Wallace derlemeyi hazrlama nedenlerini bu makalelerin pek ounun ngilizce konuulan dnyada ok az biliniyor olmas olarak aklar. Ricoeurnun almalarnn tamamn bir araya getiren bir alma olmamakla birlikte bu antoloji 1970den gnmze kadar Ricoeurnun yazd makalelerini iermektedir. Bu ynyle de Ricoeurnun dnceleri ve dnsel geliimi hakknda fikir verebilecek bir zellie sahiptir. Zira editr koleksiyonun Ricoeurun son dncelerindeki dinsel grnmlere/anlaya odaklandn ifade etmektedir. Ayn zamanda bu alma onun farkl ilgilerine bir giri olarak da hizmet etmektedir. nk onun dini yazlar daima genel felsefi balklarn geni bir tryle yakndan ilgili olarak yer alr. Eserdeki makalelerde Ricoeur, zel olarak genel narratology

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

148

(anlat bilimi) almalarnn nda Kitab Mukaddes anlatlarna

Kitap Tantm ve Tenkitler

(Biblical narrative) younlar. O narrativei bir ok teologun kulland ve anladndan farkl kullanr ve anlar. Onun ilgisi, daha ok Kitab Mukaddes hikayelerinin concordancedaki tek boyutlu talimler ve vnme olmadn, fakat daha ok karlkl konuma trndeki bir kavak noktasnda ve teolojik yollarnn aksine ok deerli hikayeler olduunu gstermeye matuftur. Bu yzden de o, Kitab Mukaddes anlatlarnn ve anlat d materyallerinin ounun nasl konutuklarn gsterir. Kitab Mukaddes yklerini bir anlamda arkeolojik malzeme olmaktan kararak onlar okurla diyaloga giren konuan metinler olarak alglar. Eserde Wallacenin geni bir giri yazsnn dnda be blm halinde Ricoeurnun 21 makalesi yer almaktadr. The Study of Religion: Problems and Issues baln tayan ilk blmde yer alan makale Ricoeurun dinin doas zerindeki genel incelemelerini ierir. Ricoeur, sembol ve konumalar vastasyla dinsel inanc analiz etmek iin dinler tarihinin ve literal kritisizmin metodolojik usullerini kullanr. Dinsel inanlarn kendi iinde bir btnle sahip olduunu ve dinsel toplumun kendini anlamas iin hikyeyi yanllayan aklayc emalara indirgenemeyeceini iddia eder. Ricoeurya gre dinsel inan ve tecrbeler ncelikle dil ierisinde ve eitli konumalar vastasyla yaylr. Dolaysyla da dini anlamaya alan bir din almasnn da konumann bu modelini analiz ederek ie balamas gerekir. ykler ve mitler zerine younlaan Ricoeur, Phiolosophy and Religious Language (Felsefe ve Din Dili) adl makalesinde semboller, mitler, anlatlar ve metaforlar gibi farkl ifade modellerinin dini metinlerde aratrlan anlam nasl ortaya kardn gsterir. Ona gre bu ifade modelleri ve literal formlar yalnzca duygusal deerlerle ykl deillerdir. kinci blmdeki makale Ricoeurnun Kant, Rosenzweig ve Levinasn din hakkndaki almalarnn okumalarn iermektedir. Bu blmdeki Dinin Felsefi Hermentii: Kant balkl makalesinde din felsefesinin ncelikli amacnn Tanr dncesini korumak olup olmad sorununa alternatif bir cevap vermeye alr.

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

149

Kitap Tantm ve Tenkitler

Ricoeur, burada Kantn antropolojisini de tahlil eder: nsanlar zgr iradenin kaybndan dolay ktln aktel performans olan asli gnahtan ziyade zgr seimin bir sonucu olsa bile ktle meyilden dolay ac ekerler. Ktlk, bizim zel tutkumuzdur fakat ayn zamanda bizim sorumluluumuzdur. Biz ktlk tarafndan hem madur edildik hem de onun iin sulanmay hak ettik. Dolaysyla Kanta gre bir paradoks sz konusudur: her durumda da biz ktlk yapyoruz; fakat zaten ktlk de buradadr. nc blm Ricoerun eitli yorumsamac yazlarn bir araya getirmektedir. Drt makale onun Biblikal hermentik teorisinin arasndan seilmitir. Tekvin 1:1-2:4ann Yorumu zerine ismini tayan ilk blmde Tekvinin ilk pasajlarn yorumlamaya alan Ricoeur, daha nce yazd From a Conflict to a Convergence of Methods in Biblical Exegesis adl makalesinde teklif ettii yorum metodunu test etmek iin Tekvin 1in kendisine mkemmel bir frsat saladn dnmektedir. Ricoeurnun Eski Ahitten setii blm olduka manidardr. Tekvin 1:1-2:4a sonraki blmden farkl olarak ilk insan iftinin yaratln anlatmakta olup bu ksmda dle ilgili bir ifade yoktur ve ilk insann ift olarak yaratldndan sz edilir. nc blmdeki bir dier makalesi Kitab Mukaddes ve mgelem/Hayal Gc baln tar. Kendisine bu bal nerenin Joseph Kitagawa olduunu syleyen Ricoeur, bal ilk duyduunda zihninin olduka kartn/ardn, sonra ilgisini ektiini ve en sonunda da bu baln kendisini bylediini, kendisine olduka cazip bir balk olarak grndn ifade eder. Ona gre bu balk artc hatta paradoksaldr. Bu yzden u soruyu sorar: hayal gc zgr bir kabiliyet ve bu nedenle de kurallar tarafndan ynetilemeyen, biraz vahi ve evcilletirilmemi/evcilletirilemeyen bir zellik deil midir? ncelikle Kitab Mukaddesle imgelemi yan yana getirmekte zorlanan Ricoeur son-

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

150

Kitap Tantm ve Tenkitler

radan bunu tartmann yararl olacana karar verir ve sorgulamaya balar. Bu blmn nc makalesinde Biblikal zaman ele alrken drdnc makalede Yorumlayc Anlatlar inceler. Sinoptik ncillerde yer alan sann tutkusu (passion) eksenindeki yklerden hareketle ideolojik yorumlar ieren anlat trn sorgular. Anlatnn bu tr ideolojik yorumu kendi iinde barndrmaktadr. Ricoeurya gre bunun en gzel rnekleri de Sinoptik ncillerdeki sa yklerinde yer almaktadr. Eserin drdnc blm be makale ierir ve ilk blmde olduu gibi bu blmdeki makale balklar da olduka dikkat ekicidir. Felsefi Sitemlerin Yaps ve Umut; Tanry simlendirmek; Narrative Teolojiye Doru: Gereklilii, Kaynaklar ve Zorluklar; Ktlk, Felsefe ve Teolojiye Meydan Okuma gibi balklar iermektedir. Son blmdeki makaleler ise ahlaki yazlar ve seremonileri iine alan Pratik Teoloji konularn iermektedir. Ama yine de balklarn kkrtc olduu sylenilmelidir. rnein ilk makale sann Mant, Tanrnn Mant baln tamaktadr. Paul Ricoeur gibi ok farkl ilgileri hayran olunacak bir dnsel birikimi olan bir insan tek bir eserinden tanmak zor olsa da bu eserin ana hatlaryla onun dnceleri hakknda genel bir fikir elde etmemize yardmc olaca kanaatindeyiz.

Cengiz BATUK
(K.T.. Rize lahiyat Fak.)

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

151

Kitap Tantm ve Tenkitler

Geleneksel ve Modern Bak Alaryla Pavlus

Paul His Life and Teaching John Mcray


Baker Academic, Grand Rapids Michigan, 2003, 479 s.

Vizyonu, Hristiyanlar tarafndan dnyadaki ihtidalarn ilk rneklerinden biri olarak grlen ve Hristiyan geleneinde tarihsel sann da tesinde yer tuttuu kabul edilen Pavlus, Yahudiliin bir mezhebi olarak grlen Hristiyanl bir dnya dini haline getiren kiidir. Genel olarak, Hristiyanlar dinlerini saya dayandrrsalar da birok uzman tarafndan bugnk Hristiyanln Pavlusun damgasn tad ifade edilmektedir. Son dneme kadar hakknda yaplan almalar Pavlusu, Yahudilikten Hristiyanla ihtida eden biri olarak ve Yasann ilerini yapmak yerine sadece iman yoluyla kurtulu doktrinin bir savunucusu olarak ele almt. Krister Stendahl, J. D. G. Dunn ve E. P. Sanders ile birlikte ortaya kan Yeni Perspektif anlay dorultusunda yaplan almalar onun Yahudilii ile Gentilelere eli olarak grevinin anlamna kaydrlmtr. Wheaton Kolejde Yeni Ahit ve arkeoloji profesr olan John Mcray, Paul: His Life and Teaching, isimli eserini Pavlusun doup byd ve misyonerlik faaliyetlerini yrtt blgelere yapt

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Kitap Tantm ve Tenkitler

yirmi yedi ksa ziyaretten sonra kaleme almtr. Eserinde Pavlusa ve olaylara birinci yzyl gzlklerini takarak bakmaya alan yazar, Pavlusun Hristiyanln kurucusu, Hristiyanln da bir Gentile dini olmadn vurgulamaya almaktadr. Eserinin bir kolej metni seviyesinde olduunu ve konunun uzmanlar ile eletirmenler iin yazlmadn ifade eden (s. 11) Mcray, kitab yaz amacn nszde yle izah etmektedir:
On sekiz ansiklopedi ve szlk iin 140dan fazla makale yazdm. Bu makalelerin ou Pavlus hakkndayd. 1991 ylnda Archaeology and the New Testament isimli eserimi tamamladktan sonra Pavlus hakknda bir kitap yazmam istendi. Ben de bu istei kabul ederek harcadm uzun mesaiden sonra bu kitab kaleme aldm(s. 11).

Eserde Pavlusun hayat, misyoner yolculuklar ve faaliyetleri hakknda bilgi verirken temelde Resullerin leri ve Pavlusun mektuplarndan hareket edilmekte, bununla birlikte farkl iddia ve tartmalar varsa bunlara da olduka geni bir ekilde yer verilmektedir. Yazar bazen olaylarn sebebini izah ederken kendi kanaatlerini de ortaya koymaktadr. Kitap, Pavlusun Hayat ve Pavlusun retisi eklinde iki blmden olumaktadr. Birinci blmde, kronolojik bir sra takip edilerek Pavlusun hayat geni bir ekilde ortaya konulmutur. Kitabn Pavlusun retisi baln tayan ikinci blm birbirinden bamsz olarak yazlan on nemli makaleden olumaktadr. Pavlusun Apokaliptik Dnyas ve Demonoloji, Pavlus Literatrnde Kefaret Anlay, Pavlus ve sa Mesihin nkarnasyonu, Pavlusun Yahudi eriatna Bak bu blmde ele alnan nemli konulardan bir kadr. Mcray, sa Mesihin yeniden diriliinin Pavlusun dncesinde ok nemli olduunu ve baz uzmanlarn Pavlusun dncesinin merkezini oluturduunu dnd armhn, Pavlusun anlaynca gnahlarn balan-

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

158

mas iin yeterli olmadn ifade eder. Yine yazar, Tanrnn bir

Kitap Tantm ve Tenkitler

prototipi olarak yaratlm olmasna ramen Tanrya kar iledii itaatsizlik suu nedeniyle sradan dnya hayatna mahkm olan ilk insanla ilgili algsndan dolay, Pavlusun ok nem verdii kurtulu ve Yasann fonksiyonunu ele ald makalesinde, Pavlusun Yahudi iin ayr, Gentile iin ayr bir yasa anlay olduunu, Yahudilerin yasann gereklerini yerine getirebileceini, fakat Gentilelerin bu hususta zorlanmamalar gerektiini belirtir. Bir Yahudinin bile yasay kurtulu vastas olarak deil de sadece kltrel ve etnik sebeplerden dolay yerine getirdiine iaret eder. Yine bir Yahudi iin snnet olmam Gentileleri monoteist inanca kabul etmek ne denli nemli ise Gentileler iin yasaya boyun emeyi reddetmenin de o denli nemli olduunu ifade eder (s. 367, 371). Mcray, daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen okuyucular iin de bir bibliyografya sunmaktadr (s. 282283, 360361). Stendahl, Dunn, Sanders gibi uzmanlarn nclk ettii Yeni Perspektif ile Pavlusa ynelik geleneksel anlayn sorgulanmaya balanmas, medyann dikkatini ekecek kadar byk etki yaratmtr. Konuyla ilgili olarak News Weekte yaynlanan bir makalede (Kenneth Woodward, How to Read Paul, 2000 Years Later, Newsweek, February 29, 1988) Yeni bir grup Kitab Mukaddes uzmannn Pavlusun kim olduu ve retisinin ne anlama geldii hakkndaki ortak kanaatlere meydan okuduu ifade edilmiti. Bu deiimden sonra kaleme alnan ok sayda eserden biri olan Mcrayn kitabnn ilk bakta Pavlus hakknda yazlan ve geleneksel yaklamlar sergilenen dier eserlerden bir fark olmad dnlse de Pavlusun hayat, misyoner faaliyetleri ve teolojisinde yer alan nemli konular hakknda doyurucu bilgiler vermesi ve Pavlusla ilgili nceden beri var olan kanaatlere son dnemdeki yeni fikir ve iddialar da ekleyerek yer vermesi, eseri nemli klan hususlardr.

Sleyman TURAN
(K.T.. Rize lahiyat Fak.)

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

159

Kitap Tantm ve Tenkitler

Kitap Tantm ve Tenkitler

Must Christianity Be Violent? Reflections on History, Practice, and Theology Kenneth R. Chase ve Alan Jacobs (ed.),
Brazos Press, Grand Rapids, 2003, 256 s.

Son yllarda din ile terrist iddet eylemleri arasndaki ilikiler, genellikle slam dini balamnda tartlrken, bat toplumunda bazen Hrstiyanln da tarihsel olarak bir iddet kaynana dntn ieren sylemler kendini gstermektedir. Bu tr sylemlerin bir rneini oluturan ve ok yazarl bir alma olan Must Christianity Be Violent? Reflections on History, Practice, and Theology, gemi yzyllar kapsayacak ekilde Hristiyan bar etiininin uygulanmasn incelemekte ve Hristiyanlarn bu etikle ne denli uyutuklarn aratrmaktadr. Yazarlar, Hristiyanln iddet ile olan ilikisini tarihsel, pratik ve teolojik boyutuyla incelemekte ve hal seferleri, Amerikann ele geirilmesi, Amerikadaki klelik uygulamas ve Hristiyanlarn dier din ve milletlere ynelik soykrmlarn ele almaktadrlar. Hristiyanlarn neden olduu bu tr tarihsel iddet uygulamalar tartldktan sonra, Hristiyanlarn iyi olan yapma yerine daha ok zararl m olduklar sorulmaktadr (Noll, s. 79). Nitekim, bu gibi iddet rneklerinin gnmzn Hristiyan vicdanlarnda bir sululuk duygusu uyandrd ve hayretle karlk bulduu dile getirilmektedir. Zulm ve adaletsizlikle ilgili tarihsel gereklerin Hristiyanlar, inanlarnn doasnda bir iddet gdsnn bulunduu phesini tamaya ya da Hristiyan doktrinlerin taraftarlarn mutlaka kurban etmeye, istilaya ve savaa srkledii dncesine srklemektedir. Yazarla-

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

152

Kitap Tantm ve Tenkitler

rn bu ifadeleri, ada Hristiyan halklarnn Hristiyanlk tarihinin ierdii iddet uygulamalarndan habersiz olduunun iareti olarak anlalmaktadr. Kitapta, tarihsel sre iinde pek ok iddet uygulamasnn sorumlusu olan Hristiyanlarn, bu iddet tavrlar ile Hristiyan teolojisinin iddete kaynaklk etme ihtimali yzletirilmektedir. Teolojik olarak en nemli iddet rnei olarak Mesihin armhtaki lm kabul edilmi olmal ki, Hristiyanln temel inanlarndan olan kefaret olma eylemi, reform gelenei dorultusunda ele alnmaktadr. Kefaretin doas gerei iddete deer katt sylemlerine karlk, Mesihin aslnda insanlarn eliyle cezalandrld, fakat kendisini cezalandranlarn affn dileyerek bu eylemin ilahi bir srece bal olduu ve ahlaki bir ilkeyi yerletirdii dile getirilmektedir (Mouw, s. 166). Dnyadaki iddet eylemelerine kar Hristiyan pasif direni bir zorunluluk olarak nerilen kitapta, bu zorunluluun savatan bamsz bir dnya vaadi nedeniyle deil, fakat sava dnyasnda Mesihin imanl rencileri olarak Hristiyanlarn pasif direniten baka bir ey yapamamalar gereine balanmaktadr (Hauerwas, s. 181). Bylece Hristiyan teolojik kaynaklarnn iddete katk yapmad, aksine ballarn kendilerine yaplan zulmler karsnda dahi Mesih gibi balayc olmaya davet ettii dncesi ilenmektedir. Tarihsel iddet sularnn pek ounda Hristiyanlarn yer aldn, bununla birlikte Hristiyan teolojisinin ballarn iddete deil, adeta Mesih gibi pasiflie ardn syleyen kitap, aslnda nemli bir sorunu iermektedir. Hristiyanln, iddet kart sylemlerine ramen, Hristiyanlarn bu gne kadar yaanm pek ok insanlk suuna ortak olduklar yazarlar tarafndan ifade edilmektedir. Bu durumda, Hristiyan retilerinin btn engelleyici sylemlerine ramen, Hristiyanlarn neden olduu byk iddet sular, bu retilerin ballar zerindeki etkisinin zayflnn iaretleri olmaktadr. Hakan OLGUN (Ar. Gr. O.M.., Sos. Bil. Enst.)

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

153

Kitap Tantm ve Tenkitler

Kitap Tantm ve Tenkitler

Law, Life, and the Living God: The Third Use of Law in Modern American Lutheranism Scott R. Murray,
Concordia Publishing House, Saint Louis, 2002, 250 s.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

154

16. yzylda ortaya kan Protestan reformasyonunun en temel sylemi, insanlarn iyi davranlar ve erdemlilikleri gznne alnmakszn, sadece imanlar araclyla kurtulua ulaabilecekleri retisi idi. Bu reti, Eski Ahitte yer alan ya da Katolik Kilisesinin ykledii dinsel hukukun aklanma ve kurtulu srecinde geersiz olmas nedeniyle reddedilmesini iermektedir. Ancak dinsel kurtulu asndan geersiz olan dinsel hukukun dnyevi balaycl nemli bir sorun olarak ortaya kmtr. Nitekim henz reform anda yaanan nemli sosyal karklklar, toplumsal yaamda dnyevi adaletin salanmas ve sosyal ilikilerin dzenlenmesi iin dinsel kurallardan nasl faydalanaca, yani ahlakn dinsel bir temele sahip olup olmayaca tartmasna neden olmutur. Bu nedenle, daha nce Lutheran teoloji iinde yer alan, dinsel hukukun iki ynl ilevine, sonraki teologlar tarafndan bir ncs eklenmitir. Buna gre, dinsel hukukun birinci kullanm, gnahn dnyevi ceza ile cezalandrma tehdidini iermektedir. Bu kullanm toplumsal dzenin salanmas iin, daha ok inansz insanlarn idareye kar dnyevi itaatini ifade etmektedir. Hukukun ikinci kullanm teolojik bir ama iermektedir. Bu kullanmyla hukuk, gnahkarla bir engel oluturmakta ve kurtulu iin bir kurtarcya ihtiya duyduunu Hristiyanlara bildirmektedir. Hukukun nc kullanm ise dnyevi yaamda iyi davranlar gelitirme ynnde Hristiyan tevik edici gtr. Dinsel hukukun nc kullanmnda yer alan dnyevi yaamda iyi davranlarn gelitirilmesi teviki, aslnda Protestanln iyi davranlarn dinsel ilevsizlii anlay ile elimektedir. Bununla birlikte, iyi davranlarn dinsel ilevsizlii dncesi, dnyevi ahlak ilkelerinin salanmasnda nemli bir dinsel kaynak-

Kitap Tantm ve Tenkitler

tan yoksunluu iermektedir. Bu nedenle Lutheran teologlar, konfesyon metinlerinde yer almakla birlikte, dinsel hukukun nc kullanmn, yani dinsel kurallarn dnyevi yaamda bir deer kazanmas konusunda uzlaamamlardr. Bu ihtilaf 16. yzyldan iinde bulunduumuz aa kadar uzanan bir sorun olarak Lutheran Protestan teologlarn nnde durmaktadr. Scott. R. Murray Law, Life, and the Living God: The Third Use of Law in Modern American Lutheranism adn tayan almasnda, Lutheran gelenek ierisinde yer alan hukukun nc kullanmna ilikin tarihsel tartma konusunda yakn dnem ve ada Lutheran teologlarnn yaklamlarn deerlendirmektedir. Yazarn bu sorunu ele al nedenlerinden en nemlisi hukukun nc kullanmnn reddedilmesinin kiliseye ve ncil mesajna zarar verecek ekilde Hristiyanlar ahlaki konularda aldrmazla (antinomianizm) yneltecei endiesidir. (s. 15). Gerekten de, genel olarak Protestan retide yer alan, Hristiyan iin dinsel hukukun dnyevi bir balaycl olmad yaklam, Hristiyanlarn dnyevi yaamda ahlaki bir balayclktan uzak olmalar sonucunu ve tehlikesini dourmaktadr. Murray, Protestanln bu yaygn sorununu 1940 ile 1998 yllar arasn kapsayan dnemde Amerikan Lutheranizmi balamnda ele almaktadr. Yazar bu dnemi evreye ayrarak ve Evangelical Lutheran Church of America (ELCA), Valparasio niversitesi evresinde toplanan Valparasio Lutheran teologlar ve Lutheran Church-Missouri Synod (LCMS)dan oluan byk Lutheran grup arasndaki hukukun nc ama dorultusunda kullanmna ilikin teolojik tartmalar konu edinmektedir. Murray, 1940-1960 arasn ele ald ilk dnemde, bir yanda Valparasio ve ELCA teologlar ile te yanda LCMS teologlarnn hukuk tanm, Hristiyan yaamnda hukuk ile ncil arasndaki ilikinin mahiyeti konusundaki farkllama, Kitab- Mukaddesin otoritesi ve kilise yaam ile teolojik yaklamlarda Lutheran teolojinin etkisi konusundaki farkllamalara iaret etmektedir. Bu dnem daha ok Lutheran teoloji asndan hukuk ve ncil diyalektiinin anlamnn yeniden kefi ile Lutheran teoloji asndan hukukun nc kullanmnn anlalmasna ynelik denemelerin yapld dnemdir. Bununla birlikte LCMS, hukukun nc kullamn reddetmezken dier gruplarn hukukun bu kullanmn, Lutheran ortodoksi syleminin dinin ru-

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

155

Kitap Tantm ve Tenkitler

hundan ok hukukunu ne karmakla sulanan legalizmine baland iin reddetmektedirler. En azndan, doal hukukun ahlaki dzenlemeyi salayaca ve Hristiyanlarn erdemli bir tutum gelitirmeleri iin hukukun ikinci, yani teolojik ilevinin yeterli olacan savunmaktadrlar. (ss. 73-74) 1961-1976 yllarn ieren ikinci dnemde Amerikan Lutheran teologlar hukukun nc kullam konusunda aralarndaki farklln en belirgin olarak ortaya kt dnemi ifade etmektedir. Bu dnemde, hukukun nc kullanmn reddeden Valparasio ile ELCA teologlar, hukukun bu ilevini onaylayan LCMSnin btn doktrinel retilerini iddetle eletirmilerdir. Yine bu zaman diliminde, LCMS kutsal metnin eletirel bir yntemle ele alnmasn reddederken dier grup kutsal metin yorumlarna tarihselci ve eletirel bir yntemle yaklamlardr. Kutsal metnin yorumuna ilikin bu yntem farkll, hukuk ve ncilin kullanm konusunda da Lutheranlar arasnda nemli bir ayrlk dourmutur (ss. 144-145). 1977-1998 yllar arasndaki nc dnemde, Lutheran teologlarn hukukun nc kullanmna ilikin olarak birbirlerine yaklatklar dnemdir. Aslnda Lutheran ortodoksiye ball savunan LCMS teologlar bir nceki dnemdeki dncelerini korurken ELCA teologlar dinsel hukukun ahlaki konularda etkili olmasn savunan Missouri sylemine yaklamlardr (s. 200). Murrayn almasndan, Amerikan Lutheranlarnn hukukun nc kullanm ynnde ilerledikleri ve kutsal metin temeline dayal ortodoks Lutheranizm yanls LCMSnin, hukukun nc kullanmn savunan kanaatinin glendii anlalmaktadr. Lutheran Protestanlar arasndaki bu eilim, Protestanlar dnyevi yaamlarnda kiisel eylemlerinden daha fazla sorumlu bireyler durumuna getirecei gibi, Protestan ahlakiliinin pratikte yoksun olduu dinsel temellerinin kurulmasnda katks olabilecektir. Bununla birlikte, Protestan ahlakilii konusunda iyimser yorumlarda bulunurken, Amerikan Lutheranizm tarihinde LCMS ile ELCAnn, ilki muhafazakar ikincisi liberal eilim ierisinde iki teolojik hasm olduklar ve Murrayn da LCMS yesi bir rahip olduu hatrdan karlmamaldr. Hakan OLGUN (Ar. Gr. O.M.., Sos. Bil. Enst.)

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

156

Kitap Tantm ve Tenkitler

Kitap Tantm ve Tenkitler

Terror in the Mind of God: The Global Rise of Religious Violence Mark Juergensmeyer,
University of California Press, Berkeley, 2003. 319 s.

Bat toplumunda son yllarda slam dini ile yaanagelen eitli terr eylemleri arasnda iliki kuran pek ok makale ve kitap kaleme alnmtr. Mark Juergensmeyerin din ve iddet ilikisini aratran almas, aslnda 11 Eyll saldrlarndan nce, 2000 ylnda yaymlanmt. Ancak yazar, kitabn bu son saldrlar da deerlendirerek 2003de yeniden yaymlamtr. Bir btn olarak bakldnda kitap, son dnemlerde olduu gibi terr eilimlerini btnyle slamn zerine ykmayan ve nisbeten bilimsel bir bak as yakalama imkann veren bir yaklam sergilemektedir. Terror in the Mind of God: The Global Rise of Religious Violencen nemli bir ksm be byk dinsel gelenek ierisindeki marjinal gruplarn iddet kullanmlarnn dinsel gerekelerini iermektedir. Yeniden yaplanma teolojisi, Christian Identity hareketi, krtaj kliniklerine saldr, Oklahoma kenti bombalamas ve kuzey rlandadaki Katolik ve Protestanlar arasndaki silahl atmalar ile Hristiyanlk; Haham Meir Kahane ve Baruch Goldsteinin Filistin kart rk hareketleri ve Yoel Lernerin Rabin suikasti ile Yahudilik; 1993 ylndaki Dnya Ticaret Merkezi bombalamas ve Hamasn in-

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

160

tihar misyonu ile slam; Indira Gandhi ve Beant Singh suikasti ile

Kitap Tantm ve Tenkitler

Sihizm ve Aum Shinrikyo ve Tokyo metrosuna gaz saldrs ile Budizm, yazar tarafndan teolojik iddet ve terr ilikisi balamnda ele alnan rneklerdir. Juergensmeyer, sz edilen dinlerin mensubu olarak dinsel gerekeli iddet eylemlerine katlan baz kiilerle ya da bu eylemlerin destekileri ile yzyze grm ve onlarn ruhsal durumlarndan ok iddet kltrleri olarak tanmlad, terrn teolojik gerekelerini ortaya karmaya abalamtr (s. 10). Nitekim, iddetin teolojik gerekelerini ve dinsel caizliini ierdii dnlen iddet kltrleri dinsel terrn kayna olduu ileri srlmektedir. Bu nedenle yazar, dinsel terr siyasal ya da psikolojik deil daha ok teolojik boyutuyla ele almaktadr. Dinsel terrn srf teolojik boyutuyla incelenmesi, yazar terr eylemlerinin teolojik bir ideale dayand dncesine yneltmi ve iddet eylemcileriyle yapt grmelerden de bu tr terrn dnyay aan bir amacnn olduu sonucu karlmtr. Yazara gre bu ama kozmik dzenin salanmasdr; dolaysyla dinsel terr kozmik sava olarak yrtlmektedir (ss. 150-151). Kozmik dzenin salanmasna ynelik kozmik savan, yani dinsel terrizmin daha ok dnyevi finans ve siyaset kltlerine ynelik olmasnn nedeni bu ekilde aklanmaktadr. Yazarn bu tanmlamasnn, rnein Christian Identity adl teolojik iddet rgt ya da Aum Shinrikyo dncesi asndan hakllk pay bulunmaktadr. Ancak kitapta yer alan iddet eylemcileri ile yaplan grmelerde, eylemciler ya da eylemlerin destekileri olarak tantlan kiilerin kendi misyonlarn tanmlamalar arasndaki nemli bir ayrntnn yazar tarafndan pek nemsenmedii de gzden kamamaktadr. Bu da Hristiyan, Yahudi ya da Budist kaynakl iddet eylemleri, genellikle btnyle teolojik ve kozmik gerekelerle tanmlanrken, Mslman eylemci ve ideologlar eylemlerini teolojik gerekelerden ok dnyevi taleplere dayandrmaktadr. rnein, 1993 ylndaki Dnya Ticaret Merkezi bombalamasndan suundan mahkum Mslman eylemci ile Hamas ideologlar, ekonomik olarak smrlmeye, siyasi olarak da igal edilmeye kar ve btnyle dnyevi gerekeli bir mcadele

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

161

Kitap Tantm ve Tenkitler

verdiklerini dile getirmektedir (s. 64, 75). Bu nedenle yazar, eylemlerini dnyevi gerekelere dayandran ve fakat dinsel motivasyondan psikolojik destek salayan iddet eylemleri ile btnyle teolojik gerekeye dayal Christian Identity hareketi ya da Aum Shinrikyo retisini ayrt edebilmeliydi. Nitekim bu ayrm, kitaptaki rportajlarda kolaylkla farkedilmekle birlikte yazar, btn iddet eylemlerini teolojik temelli kozmik sava olarak nitelemektedir. Juergensmeyer, belirli bir dine mensup olan insanlarn zaman zaman dnyevi gerekeli hedeflerine ulamada dinlerinin motive edici gcn kullanmalar ile mutlak olarak mensubu olduklar teolojinin retileri dorultusunda iddet sergileyen insanlarn eylemlerini ayn dzlemde nitelemekte ve kitabn, dinsel iddetin gelecei konusunda geleneksel hale gelmi bir neriyle bitirmektedir: Dinsel iddetin aresi, dinlerin kendi kendilerini yenilemi bir deerlendirmeye tbi tutmalarnda yatmaktadr (s. 249). Yazarn bu kitabnn, Milel ve Nihal 1:2de ele aldmz Robert Spencerin Onward Muslim Soldiers: How Jihad Still Threatens America and the West, (Washington, Regnery Publishing, 2002) kitabyla birlikte deerlendirilmesi olduka faydal olacaktr. Spencer, slamn bata Kuran olmak zere kutsal kaynaklarnn terr rettiini ve Mslmanlarn dnya iin dinsel bir tehdit oluturduunu ileri srmekte ve slamn btnyle reforme edilmesini ve hatta sapkn bir inan olduunun ilan edilmesini istemekteydi. Juergensmeyer ise Spencerden daha tutarl bir ekilde, btn dinlerin iddet ve terr retebilecek ekilde ve znel olarak anlalabileceini ifade etmektedir. Ancak teolojik gerekeli dinsel terr ile dnyevi gerekeli eylemlerin dinsel motivasyonlar arasndaki farklln ortaya karlmasnda Juergensmeyerin Spencerden daha baarl sylemek ne yazk ki mmkn deildir.
(Ar. Gr. O.M.., Sos. Bil. Enst.)

Hakan OLGUN

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

162

Kitap Tantm ve Tenkitler

Islam, Fundamentalism, and the Betrayal of Tradition: Essays by Western Muslim Scholars Joseph E. B. Lumbard, ed.
World Wisdom, Bloomington, 2004, 324 s.

Batdaki en nl slam dnrlerinden olan Seyyid Hseyin Nasrn nszn yazd bu ok yazarl alma, kken olarak Mslman lkelere mensup olan ve batda eitim grm Mslman dnrlerin yazlarndan olumaktadr. Kitapta slam fundamentalizminin dinsel, tarihsel ve politik ynleriyle ele alnd ifade edilmekle birlikte, daha ok slamn iinde bulunduu olumsuz grnmnden kurtulup yeniden var olabilmesi ve yeni bir medeniyet vaadinde bulunabilmesi iin Mslmanlar z eletiriye davet edilmektedir. Eserde ncelikle, gnmzde slamn tehdit ieren bir inan olduuna ilikin alglamalar, geleneksel islami bak asndan ele alnmakta ve slamn kutsal metinlerinde ve tarihsel temellerin bylesi bir algya neden olacak anlaylarn bulunmad dile getirilmektedir. Deiik dinsel geleneklere mensup insanlarn yanl yorumladklar baz Kuran ayetleri ve kavramlar yorumlanarak,

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Kitap Tantm ve Tenkitler

iddetin slamn doasndan geldii anlay eletirilmektedir. rnein bu kavramlardan olan cihadn nitelii, artlar ve snrlarnn belirlenmesi iin ilk dneme ait en otoriter metinlere, yani ilk dnem Kuran yorumlarna, hadislere ve tarihsel ortamna vurgular yaplmakta ve bu dneme ait kavramlar geleneksel tanmndan farkl olarak yeniden yorumlanmaktadr. Bunun sonucunda da ilk dnem kaynaklar ndan bakldnda, Kurann Yahudi ve Hristiyanlara kar cihad nerdii dncesi, islam kart kaynaklarn bir iftiras olarak deerlendirilmektedir (Dakake, ss. 10-11) Ayrca, slam tarihinde yer alan saygn Mslman mcahitlerin asla kin ve intikam alma duygusu iinde ldrmedikleri ve aslnda insann kendi nefsiyle mcadelesi olan cihadn gerek manevi anlamn oluturup bu anlam temsil ettikleri ileri srlmektedir. Bu nedenle Mslman iddet unsurlarnn cihad kavramn politize ettii ve anlamn bilerek saptrd dile getirilmektedir (ShahKazemi, ss. 134-135) ada dnyada slami bilimlerin uygulanamama sorunu ise, modern slam dnyasnda bilginin azalp ideolojinin ykselmesi balamnda ele alnmakta, bu sorun Vahhabiler ve Mslman Kardeler gibi dindar reformistler ile liberal seklerizm yanls modernistlerin yanl yorumlarna balanmaktadr. Entelektel ve zihinsel ihtimamn en st derecede olduu ihsani entelektel gelenein sz edilen bu iki akm tarafndan slam dncesinden uzaklatrld ifade dilmektedir (Lumbard, s. 41) Bu gelenein temel metod ve anlay dikkate alnmakszn, Mslmanlarn modernizmin saldrlarnn neden olduu sorunlara kkl zmler bulmas pek mmkn grnmemektedir. Ancak slamn manevi ve entelektel gelenekleri kabul edilip onun retileri ilevsel hale getirildiinde, Mslmanlarn, toplumlarnn yzyze olduu sorunlara kar srdrlebilir zmleri retebilecekleri ifade edilmektedir.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

164

Kitap Tantm ve Tenkitler

slamn iddetle zdeletirilip yanl tanmlanmasnda Mslmanlarla birlikte batllarn katksnn da ele alnd almada, Ortaa polemiklerinden ondokuzuncu yzyl romantizmi arasnda oluturulan Batnn dinsel, felsefi ve ideolojik faktrlere ilikin sylemlerinde yer alan slam tanmlar ile modern AvrupaAmerikan slam alglamalar ele alnmaktadr. Burada hal zihniyetinden miras olarak kalm ideolojilerin akademik ve medya-sinema dnyasnda slam sunumlar altnda nasl srdrldne ve bu gerekeyle yanl bir kanaat olan slamn modernletirilmesi gerektii dncesinin oluumuna deinilmektedir (Kalin, s. 163). Dinsel iddet sorunlarnn yaygnlamasndaki nemli bir gereke olarak da ada Mslman dnyasnda, zellikle Ortadouda kresellemenin politik, ekonomik ve sosyal sonularna dikkat ekilmektedir. Kresellemenin Avrupa merkezlilik doasyla yerel toplumlarn adet ve treleri ile uyumayan ideolojileri kendi blgelerine tad ileri srlmekte ve bu durumun da tepkiyle karland vurgulanmaktadr. (Akram, ss. 261-265). Kitabn dier blmlerinde yer alan makalelerde, genel prensipler nda bir anlay deiiklii salanmakszn, terrizmi ortadan kaldrmak iin gerekli olan btn ekonomik, politik ve entelektel zmlere ulama giriimlerinin baarsz olaca dile getirilmektedir. slam ve bat toplumlarnn aslnda iki medeniyet arasndaki btn atmalara son verilmesini arzuladklar ifade edilmekte, fakat bunun iin de radikal arlarn tehditlerinin bir sapknln rn olduunun farkna varlmas nerilmektedir. Bu ieriiyle Islam, Fundamentalism, and the Betrayal of Tradition: Essays by Western Muslim Scholars, Mslmanlar batnn oluturduu saptrma ve engellemelere aldrmadan, klasik slami entelektelizmin gerek ruhlarna dne armaktadr.

Hakan OLGUN
(Ar. Gr. O.M.., Sos. Bil. Enst.)

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

165

armhtan indirildikten sonra Meryemin kucandaki sa

Milel ve Nihal Geleneinden

Ahmed Midhat Efendi ve Tarih-i Edyan


Cengiz BATUK*
1844 stanbul doumlu olan Ahmed Midhat, kk yalarda babasn kaybeder. Aabeyinin yannda byyen Ahmed Midhat, Midhat Paann Ni Valilii srasnda Nite bulunur ve rdiye eitimini orada tamamlar. Midhat Paann Tuna valilii srasnda da Rusukta ilk memuriyetine balar. Mithat Paa ile aralarnda scak bir iliki kurulur. Mithat Paa ok sevdii bu zeki gence kendi ismini (Midhat) verir ve onu Franszca almaya tevik eder. Franszca Ahmed Midhatn Bat kltrne vakf olmas iin kap aralar ve 1868de Tuna gazetesinde muharrir daha sonra da bamuharrir olur. Midhat Paa ile aralarndaki dostluk devam eder ve Midhat Paann Badat valilii srasnda onun isteiyle aabeyiyle birlikte Badata gider (1869). Aabeyinin lm zerine stanbula dner (1871). Devir, Bedir ve Daarck dergilerinin yaynlar. 1873de Gen Osmanllarla birlikte Rodosa srlr. Rodosta da kald yl iinde de bo durmayan Ahmed Midhat, ocuklar iin Medrese-i Sleymaniyeyi kurar ve orada kendisi de ders verir. Krkanbar dergisine yazlarn da buradan gnderir. 1878de Tercmn- Hakikt
*

K.T.. Rize lahiyat Fakltesi, Dinler Tarihi Anabilim Dal.

MLEL VE NHAL
inan, kltr ve mitoloji aratrmalar dergisi yl 2 say 1 Aralk 2004

Milel ve Nihal Geleneinden

gazetesini karmaya balar. lmne kadar Takvim-i Vekyi ve Matbaa-i mire mdrl, Meclisi-i Umr-i Shhiye yelii ve bakanl grevlerinde bulunur. 1889da arkiyatlar Kongresine katlmak iin Stockholme gider ve iki buuk ay Avrupada kalr. Memuriyetten emekli olduktan sonra da Drlfnun,

Medresetlvizin ve Drlmuallimatta genel tarih, dinler tarihi, felsefe tarihi, eitim tarihi gibi dersler okutur. 28 Aralk 1912de lr. Felsefi ve bilimsel eserlerinin yan sra ok sayda hikye, roman, tiyatro eseri yaynlar. Bykl kkl yaklak 150 kadar eseri vardr. Tanzimat yazar ve dnrlerinden farkl grlere sahip olan Ahmed Midhat, Gen Osmanllar gibi rejim deiikliinin kurtulu getirecei kanaatinde deildir. Birok son dnem Osmanl aydnnda grlen Bat hayranl onda yoktur. O, Baty iyi bilmekte ancak bu bilgisini Batya kuru bir hayranlk iin deil, Baty anlamak iin kullanmaktadr. Birok eserinde Bat ve Dou medeniyetlerini mukayese ederek bir sentez oluturmaya almtr. Romanlarnda Tanzimat dnemi insann yaad dalizmi yanstmaya alr. Hilmi Ziya lkene gre Trk fikir hayatnda ilk defa onunla Batnn felsefi problemleri zerinde dnlmeye balanlmtr. Orhan Hanerlioluna gre ise dnsel bir kimlii yoktur sadece bilim ve felsefenin halka yaylmasnda etkili olmutur. Genlik yllarnda bir miktar materyalizm ve pozitivizmden etkilenmi ancak slam ahlak ve dncesine sk balln da srdrmtr. Felsefenin nemli olduuna inanm, halk arasnda yaygn olan felsefecinin ateist olduu anlayna kar karak dindar filozofun olabileceini ifade etmitir. Tarih-i Edyan, onun Drlfnunda ders verdii yllarda yazd bir eseridir. Klasik bir genel dinler tarihi kitab tarznda hazrlanm olan bu eserde, ncelikle ilk derslerde dinler tarihinin nemi, gereklilii, rencinin ve hocann derse hazrlanmas, Dinlerin ortaya k ve geliimi, Animizm, Totemizm gibi konular iler. Daha

168

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Ahmed Midhat ve Tarih-i Edyan

sonra ise Fetiistlerin, Moollarn, Afrika, Amerika, Meksika haklarnn inanlarna deinir. Keldani, Asur, Babil, Finike, Eski Arap, in, Hind, Japon dinlerinin yan sra Budizm, Zerdtlk gibi dinleri de inceler. Dinler tarihini renilmesi gereken zorunlu ve yararl bir bilim dal olarak gren Ahmed Midhat, dinler tarihi aratrmalarnda elde edilen verilerin tevhidi anlaya hizmet edecei kansndadr. Ancak aratrma sonular bazen olumsuz sonular dourarak insanlarn inanlarnn sarslmasna neden olabilecei uyarsnda bulunur. Bu yzden dinler tarihi eitimi almadan nce slami eitim almay bir zorunluluk olarak addeder. Mslman bilim adamlarnn gemite teki dinlerle yeterince ilgilenmemelerini eletirerek, dinleri kendi orijinal kaynaklarndan renmenin nemli olduu kansn tar. Ona gre gemite Milel ve Nihal tarznda yaplan birok alma gerek ierik ve gerekse tarihi bilgi asnda hatalar ve eksiklikleri barndrmaktadr. Bu da eserlerin hem inandrcln hem de muhataplarn teki dinler hakkndaki kanaatlerine zarar vermektedir. Dinler tarihisinin objektif olmasnn imknszlna vurgu yapan Ahmet Midhat, tarihinin kendi inanlarnn ifadelerine yn vereceine inanr. Bu nedenle de dinler tarihinin bir yaynevinin slogannda yer alan btn kitaplar tek bir Kitabn anlalmas iin okunur. fadesine benzer tarzda, btn dinlerin slam dinin daha iyi anlamak iin renilecei kanaatini tar. Dinler tarihi insanlar slamdan uzaklatrmak yerine slama yaklatrmaldr. Bunun iinde renciden nce hocann ncelikle kendi dini ve inan sistemi hakknda yeterli bilgiye sahip olmasn ve dinleri anlatrken de tenkit gerekli durumlarda tenkit yapmaktan ekinmemesini ngrr. Ahmet Midhat dinler tarihi dersi veren sradan bir hocann ok tesinde zelliklere sahiptir. ada saylabilecek Hollandal teolog, filozof ve dinler tarihisi hatta ada fenomenologlar tarafndan Din Fenomenolojisinin kurucusu olarak kabul edilen Chantepie de la Saussaye gibi bilim adamlarnn eserlerine de

vakftr. Dinler Tarihine ilgisi sadece Tarih-i Edyanla snrl de-

169

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Milel ve Nihal Geleneinden

ildir. Tercmn- Hakikt gazetesinde yaynlanan makalelerin de zaman zaman felsefi bak asyla dinler tarihi konularn da ele alr. Pariste Budist olan insanlar konu ederek Budizmi inceledii yazlar Pariste Otuz Bin Bud bal altnda toplanarak 1890da kitap halinde baslr. Burada da Budizmin inan esaslarndan Brahmanizm Budizm ayrlna kadar pek ok konuyu iler ve Hristiyanln bu eski inanlar karsn gerilemesine deinir. Hristiyanlk iin Budizme geenler dolaysyla bir tehlike sz konusudur ancak ayn tehlike slam iin sz konusu deildir. Bu farkllk da dinlerin kendi doalarndan kaynaklanmaktadr.1
Tarih-i Edyanyla Trkiye dinler tarihi almalarna nemli bir katk salayan Ahmed Midhat, kendisini en gzel u cmleyle ifade etmektedir: Evet! Ben de okudum. Flammarionlar da okudum, Figuietleri de! Darwinleri de okudum, Descarteslar da! Schopenhauerlar, Buchnerleri bile okudum. nkr olunan benliimi bulmak iin dosta da sordum, dmana da!2

170

Bu eser, Ahmed Midhat Efendi, Felsefe Metinleri, sad. ve yay. haz. Erdoan Erbay Ali Utku, (Babil Yaynlar, Erzurum, 2002)in iinde 3. kitap olarak 113-192. sayfalar arasnda yer almaktadr. Biyografinin hazrlanmasnda M. Orhan Okay, Ahmed Midhat Efendi, T.D.V. slam Ansiklopedisi, stanbul, 1989, c.2, ss.100-103; Sabri Esat Siyavugil, Ahmet Midhat Efendi, slam Ansiklopedisi, Milli Eitim Basmevi, stanbul, 1993, ss.184-187; Orhan Hanerliolu, Felsefe Ansiklopedisi, Dnrler Blm, Remzi Kitabevi, stanbul, 2000, c.1, s.16 ve Ahmed Midhat Efendi, Felsefe Metinleri, sad. ve yay. haz. Erdoan Erbay Ali Utku, (Babil Yaynlar, Erzurum, 2002den yararlanlmtr.

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Ahmed Midhat ve Tarih-i Edyan

TARH EDYAN3 BRNC BLM Ders 1 Tarihi Edyann Lzum ve Ehemmiyeti slam dini dinlerin sonuncusudur. Nebi Zian Efendimiz dahi Hateml Enbiyadr. Bu durumda dinlerin ncesini bilmek: ve eski peygamberleri tanmak lzumu kendiliinden oluur. Kuran azim an dahi bize bu lzumu beyan eder. Zira (Kuran) gemi peygamberlerden bazlarnn kssalarn bildirmez. Bu demektir ki, peygamberler Kuran- Kerimin erefli isimlerini sayd yirmi sekiz zevat kiramdan ibaret deildir. Dahalar da vardr. Amma onlarn kssalarna lzum grlmedii iin zikrolunmamtr. Kezalike Kuran- Kerim slam dininden baka dinlerden de bahseder. brahimin dini Haniflii yd ederek baz enbiyay kirama nazil olan suhuftan ve bazlarna nazil olan kitaplardan da bahseder. Kuran- Kerim, Yahudi ve Nasarann ellerinde bulunanlar tasdik edici olduunu syler. Fakat bu mesele iinde aklanlmas gerekli olan bir ksm konular vardr ve onlar hakknda dini kitaplarmzda pek az malumat verilmitir. Zaten Allahn Kitab her eyin yalnz esasn bildirip frunu bildirmez. yle olmas lazm gelseydi az veya ok her hakikati ieren Kitab- Kerimin bir muhitl maarif (ansiklopedi) olmas lazm gelirdi. Bu ise istenilen bir ey deildir. nk kalem erbabndan kacak olan kitaplar o izahat, o tafsilat vereceklerdir. Makasid izaha giriildii zaman grlr ki semavi kitaplar Kuran Kerimin haber verdii drt kitaptan ibaret deildir. Tevratta bir araya getirilmi, toplanm olan srailiyye kitaplarnn bei Hz. Musaya, birisi Hz. Davuda ve drd Hz. Sleymana nispet edilip kalan dier peygamberlere nispet
3

Ksmen sadeletirerek verdiimiz bu blm Ahmed Midhatn Tarih-i Edyannn 1330-1332 tarihli nc basksnn 1-13. sayfalardr.

171

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Milel ve Nihal Geleneinden

edilirler. ncil ise elliye kadar varm olduu halde Hristiyanlar drdn semiler ve Resullerinin leri ve Apokalipsis kitaplaryla ounluu Pavlusun olmak zere birok mektuplar birlikte ncili tekil etmilerdir. slami kitaplar bunlardan bahsetmi ise de bugnk anlamda genel tarih uzmanlar var olmadndan, kitaplarda konu edilen bahisler gerei gibi kapsaml olmaktan daha ok hatal bilhassa nakstrlar. Bundan dolay slam yazarlarn muaheze/tenkit dahi edemeyiz. Zira tarihte umumiyet peyda olmad zamanlar her millet yalnz kendi tarihine atf nazar ehemmiyet ederek kendisinden evvelki veyahut teki milletlere o kadar ehemmiyet vermeyebilirlerdi. Bugn ise limlerin durumu deimitir. limlerin gelimesiyle aydnlanan fikirlerde semavi dinler aleyhinde bir dmanlk/husumet olup slam dini de semavi dinlerin ncs diye o husumete ortak etmektedirler. Hayret ki onlarn semavi dinlere dinler tarihi aleyhinde tenkide deer grdkleri noktalarn birouna slam dini de katld halde bundan ne slam dmanlarnn ve ihtimal ki ne de Mslmanlardan biroklarnn haberi bile yoktur. Cennet mekn rahmetullah Hind hazretlerinin atklar yol zerine mualliminiz bu aciz dahi mdafaalaryla Niz- lm Dn4i ite bu bak asyla yazmtr. slamn en anlayllarna, hakikati seven zekilerine bu yolda yol gstermenin/klavuzluun gereklilii nasl inkar olunabilir ki, bizim aydn fikirli genlerimiz bile ite bu semavi dinlere rakiplikte/hasmlkta onlardan grnmektedir. Hl buna konu olan dinler yalnz semavi dinler mebahisinden de deildir. Semavi dinler beer indinde dinin gelimesinin son kemal noktasdr. Bu kemalin ortaya kna kadar beeriyet ne kadar mertebeye uram? En adisinden en ycesine ne trl dinler ortaya km? Bunlar arasnda ne gibi mrebbiler, mridler gelmi? Ne gibi kitaplar yazlm? Bunlar bilinmedikten sonra semavi dinlerin de nclleri hakknda tam olarak bir fikir oluamaz. Bu tam

172

Ahmet Midhat Efendinin John W. Draperin History of the Conflict Between Religion and Science adl eserinin Franszcasndan (Les de la Science et la religion) yapt kk boy drt ciltlik tercme (1895-1900).

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Ahmed Midhat ve Tarih-i Edyan

fikre ise muhtacz. Zira, putpereset dinlerin bazlarn tevhid ve tenzihe o kadar vasl olmu bulunduunu gryoruz ki bunu grp de hayret etmemek mmkn deildir. Dinler Tarihinden Hristiyanlk saknmaktadr. Zira Hristiyanla gre ilah feyizin balangc sa Mesihin feda/kurban olmasdr. Ondan nce feyiz yoktur. Hz. deme varncaya kadarki tm peygamberler yalnzca patriark olup kavim ve kabilelerinin idare ileriyle megul olmulardr. Vaka, Ahd-i Atik diye ve Hz. Kelimullahtan balayarak srailoullarnn peygamberlerinin kitaplarn kutsal kitaplardan sayarlarsa da kendi temel/asl imanlar onlardan ok farkl bir tarzda olduu, ileride Hristiyanlk bahsinde grlecektir. Bu durumda semavi dinlerden nce tekml ve hatta tekmil etmi dinler grmek ve tevhidi hakikati ve ibadetlerin ounu onlarda bulmak Hristiyanln hakiki dinin balangc ve kayna olduu iddias kabul grmediinden dolay onlar (Hristiyanlar) Dinler Tarihinden ekinmede mazurdurlar (mazeretli grlebilirler). Vaka bu ekinmenin Avrupaca hibir nemi olmayp, mteriklerin eski dinlerin kitaplarn Avrupa dillerine tercmeleri sayesinde bu yeni ilimde gelitike gelimekte, hemen hemen her niversitede (dinler tarihi) eitimine balanlm ise de onlarn ekincesi, Hristiyan milletine izin verilmeyen bir eyle megul olduklar izlenimini vermektedir. Bizim Mslmanlar nezdinde ise dinin hakikati ve ilahilii kadimdir. Asl esas Hz. Ebul Beere ltfu, ihsan artran Rabbani eitim zerine bina edilmitir. nsanlarn Hk yolunu kaybetmeleri ve trl vehimlere dmeleri o asl hakikatten zaman ve mekn olarak uzak dmeleri zerine vukua gelmi bir durumdur. te Dinler Tarihi bize insanolunun dini tekmln ayan beyan gsterecektir. Bunun sonucunda da Dinler Tarihi, slam dinimizin dinin maksatlarn tamamyla elde etmi birok batl zanlar/dnceleri ve hayaletleri tard ederek makul hakikati meydana karm bir dini mbin olduunu inzara hkmetmemize o gnde msaade edecektir. Bu gerekliliin nemi daha fazla aklamayla

173

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Milel ve Nihal Geleneinden

izah olunmaktan mstanidir. Zaten ilerideki dersler peyderpey bu izahat ve tafsilat bize verecektir. Ders 2 rencinin Hazrlanmas limlerin bazlar bazlarna anahtar olup bir ilim iin gerekli olan hazrlklar grmeksizin o ilme balanlrsa maksadn gereklemesi temin altna alnm olmaz. Hele felsefe ve zellikle Dinler Tarihi iin bir takm hazrlklar vardr ki o suretle hazrlanmam renci iinde hoca iinde byk tehlikeler olduu muhakkaktr. Dinler Tarihi rencisi ncelikle kendi dinini hikmetleriyle birlikte renmi olmaldr. Zira bu ilimde kat bir tarafszlk lzumu yine kat bir surette hkmolunuyorsa da beer tabiat zerinde tahakkm kurmak mmkn olamayaca iin dinler ve onlarn gerektirdii inan esaslar zerinde insann kendi dininin byk bir tesiri izale olunamaz. Bu doal etki renci zerinde dier dinlerin inan esaslar aleyhinde bir dmanlk meydana getirmi olsa bile tetebbuat (inceleme ve aratrma) noktasndan mazurdur. Zira bu ilimden maksat dier dinlere kar mutaassbane bir husumet meydana getirmek deildir. Maksat mmkn olduu oranda doru malumat olarak hakikate ulamaktr. Bugn bizdeki mkemmel hakikat ilk ortaya ktnda btn hakikatiyle mkemmelen mi zuhur etmitir? Yoksa bir tekmln neticesi midir? Bunu tayin etmektir. Fakat dier dinler hakkndaki husumete velev ki cevaz verilsin. Ya o husumet kendi dinimiz aleyhinde oluursa?... te asl korkacak ey budur. htimalleri de bu yne meyilli buluyoruz. Zira tabiat ilimleri ve riyaziye (matematik) ile zihinleri aydnlanm olan birok genleri gryoruz ki bu aydnlatc fikirlerle kendi dinlerinin hikmetini takdir ederek daha iyi Mslman olacaklarna hikmetini bilmedikleri bir dine kar, hakikatlerini tamamyla renemedikleri mesela materyalizm gibi bir dnce ekolyle adeta bir husumet

174

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Ahmed Midhat ve Tarih-i Edyan

meydana getiriyorlar. Bu tehlike ise Dinler Tarihinde daha fazla vardr. nk bir kaplumbaa kabuunda uluhiyyet ve bir sihirbazda, bir kahinde nbvvet tasavvurunda bulunan eski milletlerle megul olunduu zaman bu meguliyetin kendi akaidimiz zerinde tesiri olmas muhtemel deildir denilemez. Bu tehlikeye kar ise renci kendi dininin hikmetini grm ve anlam olmaldr. Dikkat edilmeli ki bir zamanlar kelm ilminde bile bu tehlike grlm ve eitiminin verilmesi engellenilmek istenilmitir. Hatta mantk ilmi bile. Baz zamanlar olmutur ki baz yerlerde felsefe de reddedilmitir. Bunlar pek de beyhude evham mahsul eyler deildir. Gerekli hazrlklarn yaplmam olduu yerlerde veya gerekli hazrlklar yapmam kiiler nezdinde bu meseleler olduka hassastr. limin suiniyeti olmasa bile hatal dnceden dolay ona kar trl isnatlar, iftiralar olabilir: rencinin kendi dinini hikmetleriyle beraber bilmesinin dnda corafya ve tarihe de vukufiyeti bulunmaldr. Hem de yle basit bir corafya, yzeysel bir tarih deil, etnolojisi, filolojisiyle birlikte bilmelidir. Zira mevcut olan milletler arasnda grlen farklar olduka zahiri bir ey olup gerekte insanolunun asl vahide (tek bir asla doru) dnmekte olduklar ve bu dnten tek rnekliinin adeta tahakkuk derecesine vard gibi beraberine muhalif ve kart grdmz dinlerde dahi asl vahide dnme greceiz. Ki asl istenilenin de bu olduunu, Allahn indinde din ancak slam dinidir. hkmn de asl bu mahedelerle anlayacaz. Bu ise etnoloji ve filolojiyi ortaya karm olan corafya ve tarihten baka bir eyle elde edilemez. u hazrlklar zaruretten gibi eylerdir. Yoksa dinler tarihi rencisinin tabiat ve matematik ilimlerine zaten vakf olmas da bahsettiimiz hazrlklar cmlesindendir. Malumdur ki, matematik ilimlerinden maksat muhasebeci yahut mhendis olmak deildir. Bunlar fikir, dnce sanatlar olan felsefenin temelleridirler.

175

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Milel ve Nihal Geleneinden

Bunlarla felsefe arasnda bir mantk bir de psikoloji vardr ki mantk ilmi cebire tatbik edilmedike zihnin hatadan ismeti sonucunu verecei tam bir aklkla ortaya km olamaz. Aslnda Matematik ilmine ihtiyacmz tasavvurlarmzla tasdik suretiyle melekeleri/yetenekleri dzenlemek iindir. Tabiat ilimleri de byledir; Ruhsal duyulardan bahseden psikoloji ve zayf uzuvlar tespit eden fizyoloji zerine bina edilmezse nasl anlalabilir? Psikolojinin yardm etmedii durumlarda nefsi bilmek nasl mmkn olabilir ki bununla Rabbi bilmeye yol alsn? Hlbuki ruh konularna gelmeden nce basit tabiat ilimlerini bile ihtiyacmz iin gz nnde bulundurmalyz. Cahiliye milletlerinin mesela gk grlts ve imee tanrsallk vermi olmalarn bugn biz alayvari bir kmsemeyle telakki ederiz niin? Bunlarn mahiyetlerini fiziki durumlarn biliriz de onun iin. stersen bunlarn sunlerini bile yapabilirsin. Hatta yapp duruyoruz da! Kadim milletleri hayretler iinde brakan, o gelimelerin amili olan akm (seyaln) arabalarmza komak suretiyle hizmetimizde istihdam ediyoruz. Dinler Tarihinde, semvtn, gk cisimlerinin, adeta levhalarnn [Tevrat gibi kutsal metinlerin yazld levhalar] karargh olmak derecesindeki nemini greceiz ki, bu nem semavi dinlere kadar gelmektedir. Hz. Yakub, ge merdiven (nerdban) dayandn grm, Hz. Musaya gn yarlmas gsterilmi, Hz. sa semaya ykselmi, Hz. Nebi zian efendimiz miraca kmtr. Gn ve gk cisimlerinin din konusunda bu kadar nemi olduu halde gklerden/gn tabakalarndan gafil olmak yani astronomi ve gk cisimleriyle ilgili ilimlerden nasibsiz kalmak Dinler Tarihi rencisi iin nasl caiz olur? Sonu olarak Dinler Tarihi teknik bilimlerden (ulm-i liyyeden) deil yksek bilimlerdendir (ulm-i liyedendir). Acemilerin (Mbtedilerin) deil uzmanlarn (mntehilerin) itigal edecei bir eydir. Bu kadar hazrl ise Drlfnunumuzun talihli (bahtiyrn) rencisinden beklemek biraz zordur. Bu durumda are nedir? are, muallime gvenmekten, ona teslim olmaktan baka bir ey olamaz. Konularn ilenmesi esnasnda mut-

176

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Ahmed Midhat ve Tarih-i Edyan

laka baz noktalar gelir, hazrlk ve usul ynnden eksiklikten dolay baz azlar (dehenler) iin o noktann tam olarak anlalmas mmkn olamaz. O zaman sabretmeli. O problemi halledecek aklama ilerleyen derslerde mutlaka yaplacaktr. Veyahut muallimden aklama istenilmeli. Zira gerek muallimin ve gerekse mtellimin maksad hakikati kefetmeye almaktan ibarettir. Bu maksatta saflk, iyi niyetlilik olduktan sonra hoca ve renci arasnda talep edilen gvenilirlik de oluur. Ders 3 Hocann Hazrlanmas Matematik ve tabiat ilimleri gibi asrlardan beri oluturulmu olan bir bilim dalnn krssne kan hoca ne bahtiyardr! Yzlerce kaynaktan birisini tercih ettii gibi krssne kar. Tedrisine balar. Bu bahtiyarlk ciz mualliminizde yoktur. Zira bizde deil Avrupada da Dinler Tarihi henz mstakil bir ilim olarak olumu deil, hatta konular bile tam olarak tasnif edilmi deildir. lerde Dinler Tarihi henz tam manasyla tasnif edilmemesi konusunu ve bu ilmin esas maksatlarn aklayacaz. slam limlerinin eski dinlerle ok az ilgilendiklerini ilk dersimizde sylemitik. O kadar az ki, ktphane-i arkiyyemizde kaynak bulamayz. Milel ve Nihal gibi baz eyler varsa da maksada nispetle yetersiz lisanlar, yz evrilen (kat nazar) tarihi ierikleri ve tarihin tarafsz olarak incelenip deerlendirilmesi (intikad) karsnda asla mukavemet gsteremiyorlar. Avrupa lisanlarndan renmi pek ok yazarlarca! Fakat tertibat/dzen ve tasnifat birka lkenin niversitelerinde kabul olunmu olan Chantepie de la

Saussaye5 (eserinin) birinci basmndaki baarszln ikinci basmnda bile izale edememi ve ona da ancak beinci altnc basmda

Chantepie de la Saussaye: (1848-1920), Hollandal teolog, filozof ve dinler tarihisi. En nemli eserlerinden birisi Lehrbuch de Religionsgeschichte (Dinler Tarihi Elkitab- Manual of the Science of Religion, London, New York 1891)dir.

177

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Milel ve Nihal Geleneinden

muvaffak olabilmitir. Kaynak ok! Hele Almanlarla ngilizler o kadar yazmlar ki, bir mr yalnz bunlara vakfetsen okuyup bitiremeyiz. En sekinleri Franszcaya da tercme edilmilerdir. Kendileri de yazmlar. Benjamin Konstan, Ortaya kndan ekilleniine ve yaylna kadar Dinler Tarihi isimli be cilt yazm, Amsterdaml Spinoza, Tanr ve nsan Konusu ismiyle vahdeti vcudun esas zerine byk bir eser vcuda getirmitir. Mehur hekimler Descartes, Felark, Voltaire. Zamanmzn en latif hkem-i tbbiyyesinden Flammarion gibi birok kii dini konular zerine olduka nemli eserler telif etmilerdir. Ruvoureve. gibi mellifler ise dorudan doruya Dinler Tarihine dahi girmilerdir. Her milletin mitolojisi yani menkibi, tanrlarn esasn, yazl olmayan akaidi ve dini hurafelerini oluturmutur. Arkeologlar mabutlar ve mabetlerle uramay en nemli kaynaklar arasna dhil ettiler. Mteriklerin Hindistan, in ve Japonyadaki mukaddes kitaplar tercme etmeleri bu aratrma alann genilettike geniletmitir. Yukarda yabanc kaynaklarn olduka ok olduunu syledik. Fakat hemen hemen istisnasz hepsinin ortaya koyduklar hakikatlerin sonucu semavi dinlerin aleyhine kmaktadr. O halde bunlar ulu orta kabul olunarak Mslman rencilerimize anlatlverecek eylerden saylabilirler mi? yle inanlr ve o surette hareket edilirse ola ki derste bir nebzecik bahsetmi olduumuz tehlikeler adeta tahakkuk ederler. Byle tehlikeli bir ie hi de girmesen olmaz m? Vaka hatra gelmesi gerekli olan bir eydir. Fakat bu are deve kuunun aslana, kaplana kar bulduu areye benzer. Rivayet olunan menkbesine gre deve kuu o yrtc hayvanlar grd zaman kaparm. Kendisi grmyor ya! Tehlikede yok demek. Haydi, biz kendi nefsimizi o suretle grebilelim. Fakat manevi ahsiyetimiz olan milletimizi ne yapalm? Tehlikeyi o gryor. Hem de yazk ki tehlike olarak grmeyip selamet diye gryor. Ondan kamak istemeyip, ona meylediyor. phesiz ki, Dinler Tarihi konularnda aa kacak olan hakikatlerde byk byk tehlikeler vardr. Ama bakalm bu tehlikeler asl kimler iindir. Krk senelik kadar uzun bir

178

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Ahmed Midhat ve Tarih-i Edyan

zamanmz bu meguliyete hasrederek Mdafaalar, Beair-i Sdk Nbvveti Muhammediyye ve Niz- lm Dn gibi birok acizane eserde tarafsz olarak ispat ettiimiz vechile tehlike asl Hristiyanlk ve hatta Yahudilik iindir. Bunlarn Yahudilikte bulduklar hatalarn, problemlerin byk bir ksmn slam da srailliyat diye red ve cerh eylemitir. Esasnda tabii ilimlere ait olan hatalar slamda bulamazlar. Mesela Hz. demin kaburga kemiinden Hz. Havvann yaratlmasyla bir taraftaki kaburgalarndan birisinin eksik olmas gibi konularda Kuran- Kerimde hibir aklama bulunmayp ve ondan eini yaratt. esasnda derin meselelere kadar varan iaretler bulunur. Birok mesele dahi byk mfessirlerin kendi bilgileri ve fikirlerinden ibaret grlr ki onlarn hkmi Kuran addolunmalar lazm gelmez. Gnein kendi zel yrngesinde dnmesi konusu gibi ki bir mfessir bu tr bir konuyu daha bilgililere ve ariflere gre tefsir ederek nihayet en dorusunu Allah bilir. limanna selametle demir atar. Tabiat konusunda slam dininin hibir itiraz yoktur ki Dinler Tarihinin tehlikelerine dier iki arkada gibi dorudan doruya hedef olabilsin. Ama metafizik yani tabiatst konusunda felsefe ile slam arasnda yle muhalefetler grlr ki uzlamak hakikaten mmkn olamaz. slam iyi davranrsa bu endieyi de bertaraf edebilir. Zira fizik ile metafizik arasn tam manasyla ayrt edemeyenler faraziyeyle hakikatin de arasn ayrt edemeyerek hipotetik yani farazi olan bir eyi konstane yani fennen mspet mertebesinde telakki ederek bir dinin tabiatst (anlay) onlara benzemedii iin yanl/hatay dine hamlederler. Vcud, vahdaniyet, tenziye ve kudreti bari gibi meselelerde dinin karsna karlan felsefi grlerin hangisi felsefe nezdinde bile ittifakla kabul olunmutur ki onu bir hakikat sayabilelim de dinde ona benzemeyen eyleri hata diye reddedebilelim? filozof bulunamaz ki birisi dierlerinin veya ikisi bir dierinin faraziyyelerini tamamyla kabul

179

MLEL VE NHAL
inankltrmitoloji

Milel ve Nihal Geleneinden

etme hususunda mttefik olabilsinler. Felsefe tarihinin konusu ite bu ihtilaflardr. Bir de kelime-i vahide ile ihtar derecesinde icmal eylediimiz u ahvali ispat ederek Dinler Tarihinin ortaya koyaca hakikatlerden slam hibir endie duymamaldr. Lakin bunun iin muallimin iyi hazrlanm olmas gerekmektedir. renci iin lzum grdmz hazrl asl muallim yapm olmaldr. Yabanc kaynaklarda neler gryor ise slamda o eyler hakknda hkmn neden ibaret olduunu lzumuna gre asl erbabna mracaat ederek aratrm olmaldr. Buna hl baz problemlerin slama gre dahi ihtilafl olduu sylenilir. Bir problem fkhlara gre baka mutasavvflara gre baka zmlendii durumlar olduka ok olduu gibi yalnz bir snfn erbab arasnda da ihtilaflar engellenilememitir. Bu din hizmeti yolunda muallim yorulmaktan korkmaz, enmez de btn gayretiyle alrsa byk lde baarl olabileceinden emin olabilir. Bununla birlikte tam bir baar valyelik hamlelerde ve zellikle tek bir ahs iin hi de kolay deildir. Seneden seneye tecrbeleri arttka muallim de geliecei gibi bu yolda mesai harcayanlar arttka geenlerin hatalarn gelecekler tashih eder, noksanlarn tamamlar ve var ise fazlalklarn atlayarak bu mesai harcanlan yolu mkemmellemi bir yol haline koyarlar ve bir zaman sonra maksadn tamamn temin altna alrlar. Din hizmetlerinde halisane bir canla hizmetkr olanlara Mevl mteal hazretleri main olsun! Muvaffakiyet buyursun.

180

MLEL VE NHAL
inan kltrmitoloji

Journal for studies of belief, culture and mythology

MLEL VE NHAL
ISSN: 1304-5482 Sacrifice in Ancient Harran as a Magical Ritual inasi GNDZ Islam and Islamic Mysticism In Relation to Buddhism Cafer Sadk YARAN The Structural Contribution of International Association for The History of Religions (IAHR) to The Methodology of The History of Religions Mustafa ALICI Jafr and abjad from the point of value of knowledge: the metaphysics of letters and numbers Ramazan YAZEK The Question of Protestant Morality and Philip Melancthon Hakan OLGUN Book Reviews
Cengiz Batuk Sleyman Turan Hakan Olgun

From Tradition of Milel and Nihal


Ahmed Midhat Efendi and History of Religions Cengiz Batuk

volume : 2 number : 1 December 2004