You are on page 1of 295

DL ve ZHN

GENLETLM BASIM

Noam CHOMSKY Massachusetts Teknoloji Enstits

Felsefe / 08

AYRA YAYINEV Olgunlar Sokak, 3/3 06640 Kzlay/ANKARA Tel & Fax: (0 312) 418 22 63

DL VE ZHN (Language and Mind) Noam Chomsky eviri: Ahmet Kocaman Yayma Hazrlayan ve Dizin: R Levent Aysever AYRA YAYINEV Bu evirinin tm haklan sakldr ISBN 975-8087-47-9 Birinci Bask: ubat 2001 Kapak Tasarm: Ragp Incesar Kapak Uygulama: Erol Olcay Dizgi: Ayra Yaynevi Bask: ahin Matbaas

DL ve ZIHIN
GENLETLM BASIM

Noam CHOMSKY Massachusetts Teknoloji Enstits

eviri: Ahmet KOCAMAN

Ankara - 2001

YAYIMCININ NOTU Bir eviri, en bata, eviri yaplan dili bilmeyen okuyucular iin yaplr. Bu, elinizdeki kitaptaki gibi rneklerin de "evrilmesi" gerekti i anlamna gelir. Ancak, bu eviride rnekler olduu gibi brakld. Bunun en nemli nedeni Chomsky'nin kendisi: O, belli bir dil zerine yaplm ayrntl bir incelemenin, eitli diller zerine yaplm bin lerce yzeysel incelemeden daha deerli olduu dncesiyle, evren sel dilbilgisi kuramn, ok fazla sayda deil, ok az sayda zel dil, zellikle de ngilizce zerine yapt/yaplan ayrntl incelemelerden yola karak kurar. Kitapta verilen rnekler, bu bakmdan, onun ku ramnn dayand "veri taban"dr. rnekleri "evirmek", dorusu, kuramn veri tabann deitirmek ya da geniletmek olurdu. Elbette, bir kuramn veri tabannn daralmas ya da genilemesi anlamnda, birtakm deiikliklere uramas her zaman olabilecek bir durum. An cak bu, olsa olsa bamsz aratrmalarla incelemelerin sonunda ortaya kabilecek bir durum olabilir yalnzca. rneklerin olduu gibi braklmasnn bir baka nedeni de yapla r: Bir blm, rnekte ya da metinde rnekle ilgili aklamalarn ya pld blmde herhangi bir deiiklik yapmadan Trkeye evrilebi lir rneklerden olutuu halde, nemlice bir blm ya rnekte, ya rnekle ilgili aklamalarn yer ald paragraflarda, ya da hem rnekte hem aklama blmlerinde birtakm deiiklikler yapmadan evri lemeyen rneklerden oluuyor. Elbette, burada da sorun, btn bu de iikliklerin yaplp yaplamayacandan deil, yapldklarnda yapla nn bir "eviri" olmaktan kp yeni bir kitap yazmaya dnmesi. Bu kayglarla rnekler olduu gibi braklmakla birlikte, bir evi rinin en bata kimler iin yapld da unutulmad. Sesbilimle ilgili r nekler dnda, hemen hemen her rnekten sonra, yer yer birtakm aklayc dipnotlar da dlerek, < > imleri arasnda Trkeleri veril di. Ancak bunlarn kimileri, Trke metnin btnln koruma ad na zaman zaman serbest, zaman zaman da deitirilerek "evrildi". RLA

NDEKLER

Geniletilmi Basma nsz Birinci Basma nsz DLBLMN ZHN NCELEMELERNE KATKILARI: Gemi Dnem DLBLMN ZHN NCELEMELERNE KATKILARI: Gnmz DLBLMN ZlHN NCELEMELERNE KATKILARI: Gelecek DOAL DLLERDE BM VE ANLAM DLN BMSEL YAPISI DLBLM VE FELSEFE.... *

..

7 13

16

..

44

106 151 173 237

Geniletilmi Basma

NSZ

Bu kitaptaki alt blm iki kmeye ay nlyor. lk n 1968'de yaymlanan Dil ve Zihin oluturuyor. Aada yeniden bas lan ilk nszde de akland gibi, zihin incelemelerinde dilbili min (gemi dnemdeki, gnmzdeki ve gelecekteki) katkla rm gsteren bu ilk deneme, Ocak 1967'de Berkeley'de, Cali fornia niversitesinde, retim yeleriyle rencilerden oluan dinleyiciler nnde yaplan Beckman konumalanna dayan maktadr. Bu denemeler onlar izleyen teki blmden ayn bir btn oluturmaktadr. "Doal Dillerde Biim ve Anlam" balm tayan 4. B lm Ocak 1969'da, Minnesota'da, Gustavus Adolphus College'te, byk lde lise ve kolej retmenleriyle rencilerinin oluturduu dinleyiciler nnde yaplan, daha ok bir sohbet konumasdr. Bu blm, Dil ve Zihin ile teki almalarmda sunulan temel kavramlar yeniden ele almakta, szdizimi yap larnn anlam yorumlamalar konusunda daha sonra yaplan almalar sunmaktadr. Sanyorum bu inceleme, daha nceki kuramn snrlamalanyla yetersizliklerini ortaya karmakta ve bu kuramn yeniden gzden geirilmesi iin bir dorultu ner mektedir. Bu ve ilgili konulardaki daha teknik incelemeler, ya landa Mouton tarafndan (Hague'da 1972'de) baslacak Seman tics in Generative Grammar ve Conditions on Rules balkl tekyazlarmda bulunabilecektir. 5. Blm, Dil ve Zihin'de saylt olarak kabul edilen ya da ancak kaba bir biimde gelitirilen dnceleri ayrntl olarak ele alan daha teknik bir almadr. Burada amalanan okur kit lesi ncelikle ruhbilimciler ile ruhdilbilimcilerdir. ilk olarak, Eric Lenneberg'in Biological Foundations of Language adl kitabna ek
7

olarak yaymlanan bu blm, retici dnmsel dilbilgisi kura mn ksa ve derli toplu bir biimde sunmay ve bunun insan ruhbilimi asndan iinde barndrd olanaklar aratrp ortaya karmay amalamaktadr. Szn ettiimiz yazlar, teknik ara trmalar, gerekte ilk kez 1965'te yazlan, dolaysyla da burada toplanan denemelerin en eskisi olan bu blmde ksaca belirtilen dorultularda, bir lde daha ileri gtrmektedir. 6. Blm daha deiik bir dinleyici kitlesine, meslekten fel sefecilere yneliktir. Bu, Nisan 1968'de New York niversitesi'nde yaplan dilbilim ve felsefe konulu bir sempozyumda sunul mutu. Bu konumann amaa, ada dilbilimle felsefe (zellikle epistemelojiyle zihin felsefesi) arasndaki buluma noktalarm aratrmakt. Bu konumada, gnmzdeki dilbilim almala rnn, insan bilgisinin doasm, edinilmesinin temelini ve kendi ne zg kullanlma biimlerini aklamada ilgin yaklamlar salayaca ileri srlmtr. Bu deneme, bir lde bu konu larda ortaya kan tartmalarla, bir lde de konularn doru dan kendileriyle ilgilidir. Bu denemelerde belli yinelemeler de vardr. 4., 5., ve 6. B lmlerin her biri kendi iinde az ok bir btn oluturmaktadr. Bu blmlerde nceden bilindii varsaylan eyler ok az, bu nedenle de hem onlarda yaplan birtakm aklamalar hem de onlarla Dil ve Zihin'i oluturan blmler birbirleriyle rtmektedir. Temel noktalar deiik biimlerde dile getirmek yararl olur umarm. Aslnda bu denemelerde irdelenen en basit ve en temel noktalarda bile byk yanl anlamalar sz konusudur. Szgelimi, basitletirilmi irdelemelerde "derin yap"y, "retici dilbilgisi" ya da "evrensel dilbilgisi"yle kartrma eilimi var dr. Ayrca birok meslekten dilbilimci, burada "dil kullanm nn yaratc yam" dediim eyi, srekli olarak retici dilbilgisinin yinelemeli olmasyla kartrmlardr; bunlar apayn konular dr. Bu tr sorunlarm aklanmasna yardma olur umuduyla bu denemelerdeki tekrarlan gidermeye almadm. 4.-6. Blmler, Beckman konumalarnda irdelenen dn celerle konulan gelitirip derinletirmektedir. Bu denemelerin
8

tm ncelikle dilbilim, felsefe ve ruhbilimin kesitii alanla ilgi lidir. Birincil amalan, dilin yapsyla ilgili olduka teknik aratr malarn, insan zeksnn anlalmasna nasl katkda buluna bileceini gstermektir. Dilin yapm incelemenin, zihnin, dilin zgr ve yaratc bir biimde kullanlmasnn temelini yaratan zelliklerini ortaya karacana inanyor, bu denemelerde de bunu gstermeye alyorum. Son bir kez daha yinelemek pahasna, burada, DU ve Zihin' in nsznde "davran bilimleri" denilen bilimlerle ilgili gzlemle rin nemini vurgulamak istiyorum. Gnmzde, davran bilim lerinin insan etkinlikleriyle ilgili olarak yarataca sonulara ili kin bir yn (ou zaman da olduka abartl) sav ortaya atlm tr. Anmsamalyz ki, insanlarn nasl davrandktan, olaan ko ullarda neden belli bir davran biimi sergiledikleri konusunda dikkate deer ok az deneysel varsaym vardr. Bu konudaki yayncay inceleme zahmetine katlanan okur, inanyorum ki, bu ko nuda yalnzca az sayda dikkate deer bilimsel bilgi bulunduu nu ortaya karmakla kalmayacak, davram bilimlerinin, bir yana braklamayacak bilimsel bilgilere ulamay gerekte olanaksz hale getiren, herhangi bir gerekesi olmayan birtakm yntemsel snrlamalar konusunda direndiini de anlayacaktr. nsan bilgisiyle inan dizgelerinin kimi alanlarda nasl edinildiini ark anlamaya balayabiliriz. Dilin durumu zellikte ilgintir; nk dilin dncede ve insan etkileiminde temel bir rol vardr; byle bir durumda olduu iin de kazanlan bil gi dizgesini betimlemeye giriebilir, bu kazanm olanakl klan kin insan yetenekleri konusunda, usa yalan birtakm varsa ymlar oluturabiliriz. Bu kavray pullan kendi ilerinde de erli eylerdir, aynca baka almalar iin de bir deer tarlar. undan byk lde emin olabiliriz: Deneyim ile eylem, uya ran ile tepki arasndaki dolaysz banlann incelenmesi, genel olarak, bo bir abadr. ok basit olanlar dnda btn durum larda, bir kimsenin yaphklan geni lde bildiklerine, inandklanna ve beklentilerine baldr. lgili bilgi ve inan dizgelerinin
9

hi deilse geici bir dillendirimine dayanmayan bir insan davra n incelemesi, daha batan nemsiz ve yersiz olmaya mahkum dur, insann renmesi konusunda bir inceleme, ciddi bir biim de, ancak byle geici nitelikli bir bilgi ve inan dizgesi dillendiril dikten sonra balayabilir. Ancak o zaman, elde deneyim verileri de varsa, bu dizgelerin nasl edinildiini aratrabiliriz. Bunun gi bi, bir kimsenin eylemlerinin bildikleri, inandklar ve beklentile riyle nasl bir ilikisi olduu bilinemedii srece, insan davran nn ciddi bir biimde incelenmesine giriilemez. Ancak renilen eyin ne olduuna ilikin geici bir varsaymmz olursa, insann renmesini ciddi bir biimde incelemeye giriebiliriz; ancak renilen ey (bilinen ve inanlan ey) konusunda geici bir varsa ym oluturabilirsek, davran incelemesine ciddi bir biimde y nelebiliriz. Sz konusu olan dilse, olaan konuan-dinleyenin bil dii, rendii ey konusunda geici, ama olduka ayrntl ve karmak varsaymlar sunabiliriz. Bu nedenle dil incelemesi, ba na, zellikle insann renme ve davrann inceleme asndan ilgin grnyor. Ancak dilin zel bir durumu olduunu vurgulamalyz. Di le ilikin bilgi, olaan koullarda, ksa srede onunla yz yze ge lerek elde edilmektedir, ama bu edinilen bilginin karakteristik yanlar nceden belirlenmi olabilir. nsan dilinin, insann zi hinsel yeteneklerinin zelliklerini dorudan yanstmas ve teki bilgi ve inan dizgelerinin olamad lde, "zihnin dolaysz aynas" olmas beklenebilir. Ayrca, dil edinimini bu incelemeler de belirtilen izgilerde aklayabilmi olsak bile, yine de kar mzda, edinilen bilginin olaan kullanmn aklama sorunu vardr. Ancak bu sorun, bu^n iin bilimsel soruturma alan nn dnda kalan bir sorundur. Elbette, birtakm grnglerle birtakm sorunlann, srf (bugn iin, belki de znde ayrntsn bilmediimiz bakmlardan snrl olan insan zeks yznden) "bilimsel soruturma alannn dmda kald iin varolmad n ne srmek hi usa uygun deildir. nsan ve toplum konusun daki incelemelerin balang aamasmda ve genel olarak akade10

mik bir zden yoksun olmalar nedeniyle, insan davranyla il gili temel ve vazgeilmez etmenler konusunda ancak kurgula malarda bulunabiliriz; baka trlsn yapmak sorumsuzluk olacaktr. Bu konularda kurgulamalarda bulunmak son derece yerinde, hatt gereklidir de. Olanakl durumlarda var olan snr l ve blk prk bilginin yol gstericiliini kabul etmek gerekir. Ama kurgulama aka kurgulama diye adlandrlmak, bi limsel aratrmann kazammlanndan kesinlikle ayrlmaldr. Meslekte uzmanla ve meslekten gelen insanlarn yarglarna deer verme eiliminde olan bir toplumda, bu son derece nem li bir konudur, zellikle bilim adamnn toplum karsmda bu konuda bir sorumluluu vardr. Massachusetts Teknoloji Enstits N.C.

Birinci Basma

NSZ

Bu kitabn blm, Ocak 1967'de Berkeley'de, California niversitesi'nde yaptm Beckman konumalarnn bir lde gelitirilmi biimleridir. Birincisi, zihin incelemesine, dilin do asyla ilgili aratrmalarla kurgulamalara dayanan gemi kat klar bir deerlendirme giriimidir. kincisi, ada dilbilimde zihin incelemesiyle balantl gelimelere ayrlmtr. ncs ise dil ve zihin incelemelerinin gelecekte alaca ynlerin olduk a kurgusal bir irdelemesidir. Dolaysyla bu konuma ge mile, gnmzle ve gelecekle ilgilidir. Dilbilim tarihi konusundaki aratrmalarn durumu gz nne alnrsa, gemiteki katklar deerlendirme giriiminin bile daha ok bir deneme niteliinde grlmesi gerekir. ada dilbilim, ada "davran bilimleri"nin "kurgulama"dan "bi lim" olmaya doru geii kimi temel noktalarda byk lde baard, nceki almalarn artk gven iinde eskilerde bra klmas gerektii biimindeki bir kuruntuyu (doru terim bu sanyorum) paylayor grnyor. Kukusuz mantkl bir kim se, zenli bir zmleme ve dikkatli bir deneyden yana olacak tr; ancak ben "davran bilimleri"nin, byk lde, doa bi limlerinin yalmzca yzeysel zelliklerine yknd dnce sindeyim. Onlarn bilimsel niteliklerinin ou, konularn snr landrmalar ve ana sorunu kuatan sorunlar zerinde younlamalaryla kazanlmtr, ilgi alannn bu biimde daraltmak, gerek akademik baarlara gtrrse hakl grlebilir; ancak bugnk durumda bu alan snrlandrmasnn derin ve nemli sonular yaratacan gstermek ok zor olurdu. Ayrca, dikkat li deneysel almalar ve verilerin zenli bir biimde ilenmesi
13

sonucunda elde edilen ok az sayda alz bilgiye dayanarak, son derece nemli ve byk toplumsal deeri olan konularla il gili, doal ama ne yazk ki yersiz, bir "ekstrapolasyon"* eilimi sz konusu olmutur. Bu, ciddi bir kortudur. Uzmanlarn, bil diklerinin gerek snrn ve bugne dein vardklar sonulan aklama sorumluluklar vardr ve inanyorum ki, bu uurlarn zenle incelenmesi, gerekte toplum bilimleriyle davran bilimlerinin btn alanlarnda, bugne dein elde edilen sonularn bu tr bir "ekirapolasyonu" desteklemeyeceini gsterecektir. Sanyorum, bu tr bir zmleme, daha nceki dn ve kur gulamalarn rahatlkla gzard edilemeyeceini, bugnk ciddi almalar iin de byk lde vazgeilmez bir temel olutura cam gsterecektir. Burada genel olarak bu gr kantlamak gibi bir abam yok, ama sz konusu konumalarn temelinde bu grn bulunduunu sylemek istiyorum. kinci konumada, dil aratrmalarndaki kazanmalar diz gesel bir biimde sergileme amac tamadm; bunun yerine, bu aratrmalarn snrlan iinde bulunan henz zlmemi so runlar zerinde durdum. Bu konumann byk bir blm, R. Borger ile F. Cioffi'nin yayma hazrladklar Explanations in Psychology1 de (New York Cambridge University Press, 1967), Max Blanck'n ilgin bir yorumuyla birlikte, "Problems of Ex planations in Linguistics" bal altnda yaymlanacaktr. 1. ve 3. konuma Nisan 1966'da Chicago niversitesinde yaplan ve B. Rothblatf m yayma hazrlad Changing Perspectives on Man'de (Chicago: University of Chicago Press, 1968) yaymlanan ko numa metninden kimi konulan iermektedir. Birinci konuma nn bir blm Colombia University Forum'da yaymlanmt (ilkbahar 1968,11. cilt, 1. say); nc konumann bir blm de sonbahar 1968 saysnda (11. cilt, 3. say) yaymlanacaktr. Son derece yararl gr ve yorumlan; daha da nemlisi, bu konumalardan birka ay nce paylama ayncalm elde ettiim varsl ve canl dn ortamnda bir sre kalma olana
Bilinen deerlerden yola karak bilinmeyen bir deeri saptamak. (.n.)

14

saladklar iin, Berkeley'deki faklte retim yelerine ve renci temsilciliine kranlarm sunarm. John Ross ile Mor ris Halle'a da yararl yorum ve nerileri iin kran borluyum.

15

DLBLMN ZHN NCELEMELERNE KATKILARI

Gemi Dnem

Bu konumalarda dikkatleri u soruya evirmek istiyorum: Dil incelemelerinin insan doasn anlamamza katks ne olabi lir? Bu soru u ya da bu biimde ada Bab dncesi iinde kendine bir yer edinmitir. Daha az kendine dnk ve bizim kinden daha az blnm bir dnyada, dilin doasnn ne ol duu, dilin insann zihinsel srelerini ne bakmdan yanstt ya da dncenin akm ve karakteristik yanlarn nasl biim lendirdii gibi sorular, ok deiik ilgileri, grleri, dn ge mileri olan bilginlerle yetenekli amatrlerin inceleme ve kur gulama konulan olmutur. 19. ve 20. yzyllarda dilbilim, felse fe, ruhbilim, titrek admlarla kendi yollarnda ayr ayr yrme ye alrlarken, dil ve zihinle ilgili klasik sorunlar kanlmaz olarak yeniden ortaya km; bu da birbirinden ayn bu alanla rn birlemesine ve abalarnn bir yn ve anlam kazanmasna hizmet etmitir. Getiimiz on ylda bilim dallarnn olduka ya pay olan ayrmasnn sona erebileceine ilikin gstergeler be lirmitin Artk tekilerden btnyle bamsz olduunu gs termek bu bilimlerden hibiri iin bir onur kayna deildir; aynca (szgelimi sibernetik ile iletiim bilimlerinin salad yeni bak alannn nda; karlatrmal ve fizyolojik ruhbilimdeki, yerleik inanlar sarsp bilimsel imgelemi aydn evremizin neredeyse ayrdnda olamayacamz kadar tandk bir paras haline gelmi olan kimi balarndan kurtaran gelimeleri yara tan koullar karsnda) klasik sorunlarn yeniden, zaman za man da yeni ufuklar aacak bir biimde dile getirilmelerine ola nak salayan yeni ilgi alanlar ortaya kmtr. Btn bunlar ok umut vericidir. Sanyorum bilisel ruhbilimde (zellikle de 16

bilisel ruhbilimin dilbilim olarak bilinen zel alannda) yllar dr olduundan daha da salkl bir oluum var. En umut verici gstergelerden birisi de, yakn gemiin yerleik grlerine ili kin kukuculuun, zamanndan nce oluacak yeni bir yerleik grn aldatcl ve tehlikeleri konusunda bir bilinle birlikte yrmesidir; bu bilin, srerse, yeni ve ileri glnletirecek bir dogmamn douunu da nleyebilir. Gnmzdeki durumun deerlendirilmesinde yanlgya dmek kolaydr; yine de bana yle geliyor ki dogmatizmin k ve ona elik eden, eski ve bugn de zm g sorunlara yeni yaklam biimleri aray yalnzca dilbilimde deil, zihin incelemeleriyle ilgili btn teki bilim dallarnda da ok aktr. renciyken, alann temel sorunlarnn zld; geriye kalan iinse, iyice anlalm olan dil zmleme tekniklerini gelitir mek, dzeltmek ve bunlar daha geni dil gerelerine uygula mak olduu dncesi (byle dnlyordu) karsnda duy duum huzursuzluu ok iyi anmsyorum. Sava sonras yl larda etkin ararma merkezlerinde egemen olan tutum buydu. 1953'te tannm bir insanbilimci-dilcinin, toplad gereleri in celemek gibi bir niyeti olmadn, nk birka yl iinde bilgi sayarlar, zaten olduka iyi biimlendirilmi olan tekniklerin kullanm yoluyla, byk bir veri tabanndan bir dilbilgisi olu turmak zere programlamann mutlaka olanakl olabileceini sylediini anmsyorum. O zamanlar bu olaslk, insan zeks nn kaynaklarnn bu ilem ve tekniklerin ortaya karacandan daha derinlerde olduunu dnen, ya da hi deilse mit eden kimseler iin zc grnse bile, hi de akld bir tutum gibi grnmyordu. Buna kout olarak, kuramla uraan en et kin bilginler temelde snrl bir teknikler toplamnn yeni bir ala na, szgelimi balantl sylem zmlemesine ya da dilin te sindeki baka kltr olgularna uygulanmas sorunu ile ura tklarndan, 1950erin ilk yllarnda dilbilim yntemlerinin ince lenmesi konusunda gzle grlr bir d vard. Harvard'a, B. F. Skinner'in daha sonra Verbal Behaviour kitabnda yaynlana cak olan William James konumalarn yapmasndan ksa bir
17

sre sonra, bir mezuniyet sonras rencisi olarak geldim. Dil felsefesi ya da dil ruhbilimi aratrmalar alannda etkin kimse ler arasnda, o dnemde ayrntlar eksik, sorunlar da bu lde basit olmamakla birlikte, Skinner'in zetledii trden bir davra n erevesinin dil kullanmnn btn uzanmn aklamakta yeterli olduu konusunda ok az kuku duyuluyordu. Leonard Bloomfield ile Bertrand Russell'in genel olarak da olgucu dilbi limcilerin, ruhbilimcilerle felsefecilerin, uyaran-tepki ruhbiliminin insan yeteneklerinin en giz dolu olamm aklama noktasna dein geniletilecei biimindeki kanlarn sorgulamak iin ortada ok az neden vard. En kktenciler bile, belki de bu yete neklerin tam hakkm vermek iin, beynin iinde, hemen incele meye ak olan byk harfli U ya da Flerin* yanma kk harfli u ya da fler dnlmesi gerektii yollu bir duygu yaratyorlar d, ama bu alm genel grnme aykr deildi. Eletirel grler, epeyce byk saygnl olanlar bile, hi dinlenmiyordu. Szgelimi Kari Lashley 1948'de dil kullanmnn ve belli bir yap verilmi btn davranlarn temelinde, arm yoluyla zmlenemeyecek ve bu lde basit yollarla gelitirilemeyecek bir tr soyut yaplar bulunduunu ne srerek, yerleik grleri eletiren yetkin bir konuma yapmt. Ancak, salkl ve arpa da olsa, uslamlamas ve grleri ruh-dilbilim aratr malarnn en nde gelen merkezlerinden biri olan kendi niversi tesinde (Harvard) bile dikkat ekmemi, alann geliimi zerin de hibir etkisi olmamtr. Lashley'in katks on yl sonra ilgi uyandrmaya balamt, ama ancak grleri baka bir balam da apay n bir biimde baarya ulatktan sonra. 1940'lann teknolojik gelimeleri bu genel aknl yal nzca pekitirmiti. Bilgisayarlar ufuktayd; kullanmlarnn ya kn olmas da, grnglerin en basit ve en ak olanlarna ili kin kuramsal bir anlay gelitirmenin yeterli olaca konusun* U: uyaran; T: tepki. (.n.)

18

daki gr pekitirmiti (teki grngler nasl olsa "tpatp ayn" olacak, grnrdeki bu karmaa da elektronik mucize sa yesinde zlecekti). Sava srasnda gelitirilen sesyazar, konu ma seslerinin fiziksel yoldan zmlenmesi iin benzer umutlar sunuyordu. 1950'lerin ilk yllarnda konuma zmlemesi konu sunda yaplan alanlararas konferanslarn metinleri ilgiyle oku nabilir. Konumay eldeki mhendislik teknikleriyle yazya d ntrme sorununa kesin bir zm getirme olaslndan, asl na baklrsa sorunun zmnn ok yakn olduundan kuku duyacak ok az insan vard. Yalnzca birka yl sonra da, maki neli eviri ve otomatik soyutlamann hemen yaknmzda oldu u gsterili bir biimde ortaya konuluverdi. Temel ilemlere da ha matematiksel bir dzen arayanlar iin, 1950'lerin ilk yllarnda temel bir kavram, "bilgi" kavramm salayan, toplum bilimle riyle davran bilimlerini btnletirecek ve olaslk temeli ze rinde salam ve doyurucu bir matematiksel insan davran ku ranma olanak yaratacak, yeni gelitirilen matematiksel bir ileti im kuram vard. Ayn dnemlerde, yakn balantl matematik kavramlarndan yararlanlarak bamsz bir alma alam ola rak zdevinirler kuram gelitirildi; ok yerinde bir tutumla da, bu kuram daha nceki sinir alan kuramndaki bulularla ilikilendirildi. Btn gelimenin kukulu, sallantl ve belki de yan l tasarmlandnn ayrdnda olan John von Neumann gibileri de vard; ancak bu aykr sesler, matematiin, teknolojinin, dav ran dilbilim ile ruhbilimin, ok basit, ok ak ve gelenein zerine bir esrar perdesi ekip braktklarna temel bir anlay getirmeye yetecek bir bak asnda birletikleri duygusunu gi dermekten ok uzak. Gnmzde hi deilse Amerika'da, sava sonrasnn ilk yllarndaki bu yanlsamalarn izleri ok azdr. Yapsal dilbilim yntembilgisinin, ("orta yol kuram"na dein uzansn ya da uzanmasn) uyaran-tepki ruhdilbiliminin, ya da dil kullanmna ilikin olasc ya da zdevinirler kuramna uyarlanm biiminin bugn iinde bulunduktan duruma baktmzda da herbirinde kout bir gelimenin olduunu grrz: Dikkatli bir zmle19

me, ortaya atlan kavram ile ilke dizgesinin, bu dizge kesinletirilebildii lde, ok nemli bir bakmdan yetersiz olduunun gsterilebileceini ortaya koymutur. Bu kavramlar erevesin de gerekleebilecek yaplar, deneysel yeterlik koullan aran yorsa, dil kullanmnn temelinde bulunduu kabul edilecek ya plar deildir. stelik bu olumsuzluk ve yetersizliin nitelii, bu yaklamlarn doru yolu izlediklerine inanmamz salayacak trden de deil pek. Baka bir deyile, bunlarn hepsinde (gr me gre ok inandrc biimde), yaklamn salt yetersiz de il, temel ve nemli birok bakmdan hatal olduu ne srl mtr. Dilin nasl kullanldn ya da edinildiini eer bir gn anlayacaksak, bu i iin, ayr ve bamsz bir inceleme iin bili sel bir dizge, ilk ocuklukta gelien ve gzlediimiz davranla r belirlemek iin baka birok etmenle etkileimde olan bir dizge oluturmak gerektii, sanyorum, artk aka anlalmtr; tek nik bir terim kullanmak gerekirse, davrann temelinde bulunan ama davramta dorudan ya da basit bir biimde gerekleme yen dil edinci dizgesini btn teki eylerden ayrarak incelemeli yiz. Bu edin dizgesi yapsal dilbilimin snflama yntemlerine, U-T ruhbiliminin kavramlarna, matematiksel iletiim-kuramna ya da basit zdevinirler kuramna dayanlarak betimlenen kav ramlar erevesinde tanmlanabilen herhangi bir eyden nitelike farkldr. Basit ve dolayszca verilen grngleri betimlemek iin gelitirilen model ve kuramlar, gerek dil edinci dizgesini iinde banndramaz; basit betimlemeler iin "ekstrapolasyona" gitmek bizi dil edinci gereine yaklatramaz; zihin yaplan salt "benzer trden baka yaplar" deildir; daha yalnzca bir ka yl nce ok umut verici grnen kavramlarn zmlenmesiyle gelitirilebilecek karmak dzen ve yaplardan nitelike farkl eylerdir. Bizim iin nemli olan karmaklk derecesi de il, karmakln niteliidir. Bu bakmdan, eldeki teknolojinin nemli bir igr, anlay getirmesini ya da nemli baar elde etmesini beklemek iin ortada bir neden yoktur; gzle grlr biimde baansz olmutur; aslnda bilgisayarlarn dilbilim ara20

turnalarnda kullanlmas iin (dilbilim gibi kk bir alann lleriyle) hatr saylr zaman, enerji ve para ayrlm, ama b tn bunlar dilin kullanmn ve doasn anlamamzda gzle g rlr bir gelime salayamamtr. Bu yarglar ac ama hakl yar glardr. Ayrca etkili dilbilim ve ruhdilbilim araurmaclarnca pek tartlm da deildir. Sanyorum, ayn zamanda, dil edincinin doasna ve bun dan yararlanma yntemlerine ilikin anlaymzda da dikkate deer ilerlemeler olmutur; ancak bu ilerlemeler irdelemekte ol duumuz dnemde tutkuyla ortaya atlanlardan ok farkl saylardan kaynaklanmtr. Daha da nemlisi, bu ilerlemeler, bilinenle imdiki anlay ve tekniin kapsamnn tesinde bu lunan arasndaki uurumu daraltmamr; tam tersine, her iler leme bu dnsel ufuklarn imdiye dein dlendiinden ok daha uzak olduunu aa karmtr. Son olarak, bana yle ge liyor ki, bugn bize verimli grnen saylt ve yaklamlar ak bir biimde geleneksel renkler tar; genelde, son derece aala nan bir gelenek son yllarda yeniden canlandrlm ve katklar na ciddi, kanmca da hakl olarak dikkat ekilmitir. Bu olgula rn kabul edilmesi, bizi, daha nce szn ettiim genel ve sa lkl bir kukuculua gtrr. Ksacas, genel olarak dilbilim ve ruhbilimin geliiminin bu dneminde, yeniden klasik sorulara ynelmek ve bu alanlarla ilgili ne tr yeni anlaylara ulaldn ve klasik sorunlarn a da aratrma ve incelemeler iin nasl ynlendirici olabileceini sorgulamak bana olduka uygun bir tutum gibi grnyor. Zihnin doasyla, daha dorusu, insan dilinin doasyla il gili inceleme ve kurgulama tarihine dnersek, dikkatimiz doal olarak 17..yzylda, ada bilimin temellerinin salam olarak atld ve bugn de bizi artan sorunlarn gzle grlr bir aklk ve beceri ile dillendirildii "deha yzyl" zerinde top lanr. Gnmzdeki dnsel ortamn 17. yzyl Ban Avrupa' sn anmsattn gsteren hi de yzeysel olmayan birok ne den var. Bugnk balamda zellikle nemli olanlardan birisi, zdevinirin gizilgcne Ve yeteneine duyulan byk ilgidir 21

(Konu bizim kadar 17. yzyl insannda da epeyce urahrmhr.). Yukarda, olduka ak bir biimde kavradmz kavram lar dizgesi ile insan zeksnn doas arasnda gzle grlr bir aklk (daha dorusu genileyen bir uurum) olduuna ilikin yava yava beliren bir anlay olduundan sz etmitim. Descartes felsefenin temelinde de benzer bir anlay bulunmakta dr. Descartes da aratrmalarnn daha balarnda zihin incele mesinin, bizi salt karmakln derecesi ile deil, nitelii soru nu ile kar karya brakt sonucuna varmt. Kavray ve is tencin, insan zihninin bu iki temel zelliinin, en karmak zdevinirle bile gerekletirilemeyecek yetenek ve ilkeler ierdii ni gstermi olduunu dnmt. Bu uslamlamann geliiminin izlerini, Descartes'm dile ili kin birka dncesini genileterek ilgin bir kitapk yazan Cordemoy'nun, ya da Descartes'm insan kuramm fizyoloji tesine tayacak kadar yaasa konuya ilikin olarak syleyebilecekleri nin ne srld uzun ve ayrntl Traite de Vesprit de l'homme kitabnn yazan La Forge gibi ikinci derecede ve imdilerde unu tulan Descartes felsefecilerin yaptlarnda izlemek zellikle il gin olur. Bu uslamlamann ayrntlarn aratrmak, birtakm skolastik reti art tarafndan (szgelimi, tz ve kip ereve sinde) nasl engellenip yanl ynlere ekilmek istendiini gs termek isteyenler olabilir. Ancak uslamlamann genel yaps akl d deildir; aslnda bu konumamn bamda szn ettiim, sava sonrasnn ilk yllarndaki dnce erevesine kar olan uslamlamaya ok benzemektedir. Descarteslar, cisimsel nesne kuram ayrntlarna inilip akla kavuturulsa ve snrlarnn sonuna dein gtrlse bile, onun igzlemle aka belli olan ve baka insanlarn eylemlerini gzlemek yoluyla domayabi leceimiz olgular aklamakta yetersiz kalacam gstermeye a ltlar. Bu kuram, zellikle, dncenin temel zelliklerini ak layamad gibi, insan dilinin olaan kullanmn da aklayamaz. Sonu olarak, btnyle yeni bir ilke ortaya koymak, Descarteslann terimleriyle, yer kaplama ve devinim temel zellik li cismin yannda, z dnce olan ikinci bir tzn varln
22

kabul etmek zorunluluu vardr. Bu yeni ilkenin, "kurumsalla m bir dil," yani bir blm yalnzca ona zg olan, bir blm de zihnin genel zelliklerini yanstan ilke ve yasalara bal, kltr rn bir dil erevesinde yeni dnceler dile getirip btnyle yeni dnce anlatmlarn anlamak gibi bir tek insanda grlen bir yetenee, "dil kullanmnn yaratc yam" dediimizde en ok kendini belli eden "yaratc bir yam" vardr. Sz edilen,bu yasa ve ilkelerin, davran zmlemesi ile fizik nesneler arasndaki etkileime zg kavramlarn en geni kaplamlar erevesinde bile dillendirilemeyecekleri, en karmak zdevinirlerce bile ger ekletirilemeyecekleri ileri srlmtr. Aslnda Descartes, o teki nesnenin bir insan zihnine sahip olduunun, salt bir zdevinir olmadnn en ak gstergesinin onun dili olaan biimde kullanma yetenei olduunu ne srm; bu yetenein, byle bir canl ya da makine, bir insan gibi koabilmesini salayacak fizyo lojik organlarla donablsa bile, baka bakmlardan insandan daha stn zek belirtileri gsteren bir hayvan ya da zdevinirde gr lemeyeceini belirtmitir. Bu uslamlamaya ve gelitirilme biimine yeniden dnece im. Ancak btn boluklarna ve eksiklerine karn bunun nemsenmesi gereken bir uslamlama olduunu vurgulamak gerekir. Sonuta sama olan birey de yoktur. Bat dncesinin o belirli geliim aamasmda, bugn de varolmayan biimiyle bir ruh bilirninin, insana zg deiik bilgi ve inan dizgelerini belirleme sorunuyla, bunlar yaplandran kavramlarla ve bun larn temelinde bulunan ilkelerle ie balayan ve ancak ondan sonra bu dizgelerin doutan gelen yap ile canl-evre etkilei minin bir tr birleimiyle nasl gelitiklerini incelemeye koyulan bir ruhbilimin, domas olasl bana son derece yksek gr nyor. Byle bir ruhbilim, nsel olarak kimi zel dzeneklerin bulunduunu ne srp bunlarn btn bilgi ve inan edinimi nin temelinde bulunan dzenekler olduunu syleyen bir insan zihni yaklamna olduka ters derdi. Bu ayrma daha sonraki bir konumada deineceim.. u anda yalnzca reddedilen see23

nein usa uygunluunu, daha da tesinde fizikteki 17. yzyl devriminde ok baarl olduu kantlanan yaklamla tutarl olduunu vurgulamak istiyorum. z dnmek olan bir tz koyut olarak alan Descartes felsefe ile, ekim ilkesini (nesnelerin hareketini yneten etkin ilkeyi) maddenin en sonuncul zerreciklerinin doutan gelen bir zellii olarak kabul eden Newton sonras dnce arasn da, belki de yeterince irdelenmeyen yntem koutluklar vardr. Belki de Descartes felsefenin ada dnceye en byk katks, tzsel formlar ve gerek niteliklerle ilgili skolastik kav ray, Descartes'n "havada uuan kk imgeler" diyerek alaya ald eylerin tmn reddetmi olmasdr. Bu giz dolu niteliklerin atlmasyla hareket halindeki madde fiziinin ve zihnin zelliklerini bulgulayan bir ruhbilimin domas iin or tam hazrlanmt. Ancak Newton, Descartes'n mekanik fizii nin i gremeyeceini (Principa'un ikinci kitab byk lde bunu gstermeye aynlmtr) ve cisimlerin hareketini aklamak iin yeni bir gc koyut olarak almak gerektiini ne srm tr. Uzaktan etkili olan bir ekim gcnn koyut olarak alnma s saduyunun ak ve seik dnceleriyle eliiyordu. Bu, ge leneki bir Descartesnn ho gremeyecei bireydi (Byle bir g yine bir tr akl ermez nitelik demekti.). Newton btnyle bu grteydi ve durmakszn yerekimi iin mekanik bir ak lama bulmaya alt. Yerekiminin "maddenin znde ve onda ikin olduu" dncesini reddetti ve her tr nesnenin, yereki mi gibi, kendisi araclyla etkinlikte bulunup grnr etkiler yaratan, akl ermez bir zellikle donatldn sylemenin hibir ey demek olmad" grn ne srd. Kimi bilim tarihile ri Newton'un Descartes gibi bir Felsefe lkeleri yazmay dn dn, ancak yerekiminin nedeninin mekanik bakmdan ak lanmasnda baarsz olunca kendisini Doa Felsefesinin Matema tik llkeleri'yle snrladn sylerler. Bu adan Descarteslar gibi Newton'un saduyusu iin de fizik yeterince temellendirilmi deildi, nk uzaktan eylem yetenei olan byl bir g c koyut olarak alyordu. Bunun gibi, Descartes'n zihni, akla24

yc bir ilke olarak, koyut biiminde almas da deneyciler iin kabul edilmez bireydi. Ancak matematiksel fiziin gz kama trc baars, bu saduyuya uygun den kar kmalara kar n, o gnlerde etkili oldu; yeni fiziin saygnl ylesine yk sekti ki Aydnlanmann kurgusal ruh-bilimi Nevvtoncu rneksemeden ok, Nevvtoncu erevede (bu da, ok ayr bir konudur) i grmenin zorunlu olduunu peinen kabul etti. Yerekiminin akl ermez gc, hibir aklama gerektirmeksizin, fizik dnya nn ak bir esi olarak kabul ediliyordu ve ok gemeden olu an yeni bir "saduyu" erevesinin dnda, btnyle yeni ile yi ve yaplanma ilkelerinin koyut olarak alnmas gerekebilecei dnlemez olmutu. Bir lde bu nedenle, zihin ilkelerini (bunlar her neyse) bulgulayacak benzer bir bilimsel ruhbilim iin, bugn gibi o gn de, son derece olanakl olan ayrntl bir ara trma yaplmamt. Yerekiminin koyut olarak alnmasyla, res cogitans'm koyut olarak alnmas arasndaki temel ayrm, baka bir anlatimla geli tirilen aklayc kuramlarn gcndeki byk fark grmezlikten gelmek istemem. Ne var ki Newton, Leibniz ve geleneki Descarteslarin yeni fizikten honutsuzluk nedenlerinin, ikici bir usu ruhbilimin hemen reddedilme nedenleriyle arpc biimde ben zerlik gstermesinin retici olduunu sanyorum. Zihnin zel liklerini ve yaplanmasn inceleme almalarnn, bir lde ol duka sudan nedenlerle, bir yana brakldm sylemek ve bu nun giderek daha genel bir "bilimsel" tutumun yaylmasndan kaynaklandm ne sren yaygn grte belli bir eliki olduu nu belirtmek yanl olmaz sanrm. 17. yzyln dnsel ortam ile gnmzdeki dnsel or tam arasndaki kimi benzerliklere dikkat ekmeye altm. Sa nrm, zihin ve genel davran incelemeleri balamnda, dil ku ramnn acl dnemdeki zel geliim izgisini daha ayrntl bir biimde izlemek aydnlatc olacaktr.1 16. yzylda insan zeksnn doas zerine birok dile ev rilen bir kitap yaymlayan spanyol fiziki J. Huarte'nin yazlan iyi bir balang oluturabilir. Huarte, aratrmalar srasnda
25

zek yerine kullanlan 'ingenio' szcnn "ortaya karmak", "retmek" gibi anlamlara gelen eitli szcklerle ayni Latince kkten geldiini aknlkla grm; bunun, zihnin doasna ili kin bir ipucu saladn ne srmt. Bylece "insanda iki re tici gten sz edilebilir, birisi hayvan ve bitkilerle ortak olan, tekisi de ruhsal tzle ilgili olan. Zek (ingenio) retici bir g tr. Anlama retici bir yetidir." Huarte'nin szcn kkeniyle ilgili yapt inceleme ok iyi deildir ama kavray son derece salamdr. Huarte daha sonra zeknm dzeyini birbirinden ayrr. En alt dzey, Huarte'nin Leibniz ve daha biroklanyla birlikte yanl olarak Aristoteles'e mal ettii bir ilkeyi, yani zihinde, salt duyularla kendisine iletilmeyen hibir ey bulunmad ilkesini karlayan "uysal zek"y anlatr. Onun stndeki dzey, yani olaan insan zeks deneyci snrlamann epeyce tesine uzanr: O, "kendi iinde, kendi gcyle, bilginin dayana olan ilkeleri yaratabilir". Olaan insan zihinleri, "kimsenin katks olmaks zn, salt konudan destek grerek... ustalarndan ya da herhangi bir kimseden duymadklar eyleri syleyip yaratarak, daha n ce sz edildiini hi duymadklar binlerce dsel kavram re tebilecek zihinlerdir". Bu adan olaan insan zejcs, belki duyu verilerinden yararlanarak, ama bamsz amalarla gelitirilen kavram ve ilkeler erevesinde bilisel bir dizge oluturarak, kendi i kaynaklar yoluyla bilgi edinebilme gcne sahiptir; ay rca her trl eitim ya da deneyimin tesine geecek biimde yeni dnceler retme ve onlar uygun, deiik biimlerde an latma yeteneine de sahiptir. Huarte, "kimilerinin, kendisi araclyla, beceri ya da al ma olmakszn, daha nce hi grlmemi, duyulmam, yazl mam hatt dnlmemi," son derece incelikli ve artc, ama doru eyler syledii nc bir tr zek daha kabul eder. Burada anlatlmak istenen gerek yaratclktr; yarana imgelemin, olaan zeknm tesine geen, belki de "bir delilik karmn da" ierecek biimde kullanmdr. Huarte deneycilik ilkesiyle buluan uysal zek ile btn
26

retici yetenekleriyle birlikte alnan olaan zek arasndaki ay rmn, hayvanla insan arasndaki ayrm olduunu ne srer. Bir tp doktoru olan Huarte patoloji ile yakndan ilgilidir. Zeknn insan zellikle skntya dren en kt yetersizliinin, bu dzeyin en alt kesimiyle, deneyci ilkelere uyum gsteren uysal zekyla snrlanma olduunu belirtir. Bu yetersizlik, der Huar te, "soyunu srdremeyen hadmlarn iinde bulunduu duru ma benzer." Zeknn yalnzca duyularn ilettii uyaranlar alp birbirine balad bu ackl durumda, kukusuz gerek eitim olanakszdr; nk bilgi ve anlayn geliimine olanak sala yan ideler ve ilkeler yoktur, yleyse bu durumda "ne kamnn vuruu, ne lklar, ne yntem, ne rnekler, ne zaman, ne dene yim, ne de doadaki birey, yeni birey retmek iin onu hare kete geirebilir." Huarte'nin izdii ereve, izleyen dnemdeki "ruhbilim kuram"n irdelerken iimize yarayabilir. Dil kullanmndan, in san zeksnn bir gstergesi olarak inam hayvandan ayran bir zellik biiminde sz etmesi, zellikle olaan zeknn yarana niteliini vurgulamas, daha sonraki dnceleri anmsatmakta dr. Bu grler usu ruhbilimle dilbilime egemen olmutur. Coumculuun ykseliiyle birlikte olaan insan zeksnn zellik le serbest, yaratc ve mekanik aklama snrlarnn tesinde ol duu biimindeki usu varsaymdan vazgeilmemi olmasna, bu usu varsaymn coumculuun psikolojisinde ve hatt top lum felsefesinde nemli bir rol oynamasna karn, dikkatler nc tr zekya, gerek yaratcla evrilmitir. Daha nce szn ettiim gibi, kavray ve basan asn dan son derece varsl olduu anlalacak olan usu dil kuram, bir lde baka zihinlerle ilgilenmenin sonucunda gelimitir. Hayvanlarn szl buyruklar yerine getirme, duygusal durum larn anlatma, birbirleriyle iletiimde bulunma ve grnte or tak bir ama iin ibirlii yapma yeteneklerinin incelenmesine epeyce emek harcanmtr; btn bunlarn o gnk anlamda "mekanik nedenlerle", baka bir deyile, araclyla bir insann
27

refleksin, koullanma ile pekitirmenin, armn ve benzerleri nin zelliklerini dile getirebildii fizyolojik dzeneklerin ileyii yoluyla aklanabilecei ne srlmt. Hayvanlar uygun ileti im organlarndan yoksun deildirler, belli bir "genel zek" l einde salt daha aada da deildirler. Gerekten, Descartes'm kendisinin de ok iyi gzlemledii gibi, dil tre zg bir insan yetiidir. Dk zek dzeylerinde, hastalkl durumlarda bile, problem zme yetenei ve baka uyum davranlar gstermede budala bir insan geen bir may munun hi eriemeyecei bir dil yetenei buluruz insanda. Hay van iletiimi konusunda bilinenlerin nda bu gzlemin du rumuna daha sonra dneceim. Descartes, "zek yaplarn" b tnyle koullanma ve arm erevesinde gelitiren en kar mak zdevinirler gibi, hayvanlarda da temel bir enin, Huarte'nin ikinci tr zeksnn, yani dncenin bamsz bir arac olarak dil insanlar tarafndan olaan bir biimde kullanldn da kendini gsteren retici yetenein, bulunmadn ne sr d. Deney yoluyla, baka bir canlda da olaan, yaratc dil kul lanm bulunduuna kendimizi inandrdmzda, onun bizim gibi bir zihni bulunduunu ve yaptklarnn, mekanik aklama snrlarnn tesinde, teknik ve kapsammn kesinlii ve bilgileri nin gvenilirlii bakmlarndan eksikleri bulunmakla birlikte, temel noktalarda bugnknden oka farkl olmayan dnemin uyaran-tepki ruhbiliminin erevesinin dmda olduunu kabul etmemiz gerekir. Bu arada, hayvan-makine varsaymyla ilgili Descarte's us lamlamalarn, yalnzca, hayvanlarn dil kullanmnn yaratc yarm sergilemedeki ak yetersizliinden kan uslamlamalar olduu dnlmemelidir. Daha baka birok uslamlama da vard: Szgelimi her sivrisinein ruhu olsayd, ruhlar alannda doal bir nfus patlamas olurdu; ya da kardinal Melchior de Polignac'n, hayvan-makine varsaymnn Tanrnn iyilii saylhsndan ileri geldii, nk kendisinin de belirttii gibi, "hay vanlarn hi ac ekmedii retisinin son derece insanca oldu unu" insann anlayabilecei biimindeki uslamlamas. 2 Ya da
28

nl oyun yazarnn olu Louis Racine'in yle bir uslamlamas vard: "Hayvanlar bir ruha sahip olup birtakm duygular duyabilselerdi, Descartes'in kendilerine yapt hakszlk ve kabala duyarsz kalabilirler miydi? Liderlerine ve kendilerini byle aa layan mezhebe kar "fkeyle ayaklanmay yelemezler miy di?" Sanrm unu da eklemeliyiz: L. Racine adalarnca zeki bir babann zeki bir olu olmayabileceine canl bir kant olarak gs teriliyordu. Ancak burada asl sorun udur: Baka zihinlerin va rolduu, buna karlk hayvanlarn doasnn mekanik olduu tartmas srekli olarak dil kullanmnn yarana ynne, (17. yzylda daha nemsiz bir bakasnn da belirttii gibi) "hayvan lar uslarm kullanabilselerdi, snrsz eitlilii iinde gerek ko numa yetileri de olurdu" savna gelip dayanmtr. Descartes ve onun dncesindekiler iin dilin hangi zel liklerinin en arpc olduunun anlalmas nemlidir. "Dil kulla nmnn yaratca yam" diye nitelediim irdeleme nemli gz leme dayanmaktadr. Birincisi, olaan dil kullanm srasnda sylediimiz birok eyin btnyle yeni olduu, daha nce duy duumuz hibir eyin yinelenmesi olmad, hatt gemite duy duumuz hibir tmce ve syleme ('benzer' ve 'yap' terimleri nin hibir anlamnda) yap bakmndan benzer olmad bii minde anlalan, olaan dil kullanmnn yeni olduu dnce sidir. Bu, daha nce szn ettiim dilbilimin davran dne minde sklkla yadsnan ve ou zaman grmezlikten gelinen bir gerektir, ama nemli bir gerektir; o davran dnemde, neredeyse herkese, bir kimsenin dile ilikin bilgisinin, srekli yineleme ve ayrntl bir eitimle adamakll renilip depolan m bir dizi yap olarak betimlenebilecei, yeni bir bilginin geti rilmesinin ise en ok bir "rnekseme" ii olduu ileri srlyor du. Ne var ki bir kimsenin anadilinde, hibir glk ve aykrlk duymadan hemen anlayabilecei tmcelerin says saylamaya cak kadar oktur; olaan dil kullanmmzn temelinde bulunan ve dilimizde anlaml ve kolayca anlalabilecek tmcelere kar lk olan yaplarn says da, bir insan yaamndaki saniyelerin
29

saysndan daha byk saylara ular. Olaan dil kullanm ite bu anlamda yenilikidir. Ancak Descartes grte, bir hzlerin okunularnn, belli bir lkletirme payyla, eitlilik bakmndan olaslklar nn snrsz olmas anlamnda, hayvan davrannn da eitlilik bakmndan olaslklar snrszdr. Diyeceim, hayvan davran d uyaranlarla ya da i durumlarla denetleniyorsa (bu sonuncu lar koullanmayla oluturulan durumlar da kapsar), uyaranlar snrsz bir dizi deiiklik gsterebilecei iin, hayvan davran da deiiklik gsterebilir. Ancak olaan dil kullanm yalnzca yeniliki ve kapsam bakmndan gcl olarak snrsz deildir, d ya da i her trl belirlenebilir uyarann denetiminden de ba mszdr. Uyarandan bu bamszl sayesinde, dil, yalnzca olaanst yetenekli ve becerikli kimseler iin deil, aslnda her olaan kii iin dnce ve kiisel anlamn bir aracdr. Yine de snrsz ve uyaran denetiminden bamsz olma zel likleri kendi balarna mekanik aklamann tesine geemezler. Bu nedenle, mekanik aklamann snrlarna ilikin Descartes irdelemeler, olaan dil kullanmnn nc bir zelliine, tu tarllk ve duruma uygunluk zelliine de dikkat ekerler; bu elbette d uyarann denetiminden btnyle ayr bir konudur. "Uygunluk* ile "tutarllk"n neleri ierdiini ak ve kesin bi imde syleyemeyebiliriz, ama bunlarn anlaml kavramlar ol duklarna kuku yoktur. Olaan dil kullanmn, bir delinin abuk sabuk konumasndan ya da rasgele eli bir bilgisayarn kt sndan ayrabiliriz. Drstlk, kiiye uyaran denetiminden bamsz, uygun ve tutarl, yeni bir biimde konuma gc veren eyi anlamak tan Descartes 300 yl nce ne lde uzaksa, bugn bizim de o lde uzak olduumuzu benimsemeye zorluyor. Bu bir ruhbi limci ya da yaambilimcinin sonuta yz yze gelmek zorunda olduu ciddi bir sorundur ve "alkanlk", "koullanma" ya da "doal seilim"e snlarak yok saylamaz. Descarteslann, dil kullanmnn yaratc yarn ve mekanik
30

aklamann snrlarna ilikin benzer belirlemeler asndan te ki zihinler konusundaki zmlemeleri ada dnceye her ynyle doyurucu gelmemitir (szgelimi Bayle'n Dictionary?si, teki zihinlerin varlna ilikin doyurucu kant salayama masn Descartes felsefenin en zayf noktas olarak gsterir); ayrca Descartes'n ortaya att sorunlara ilikin uzun ve kar mak bir yn tartma ile polemik de vardr. Birka yzyl gz nne aldmzda tartmann sonusuz kaldn grebiliriz. Descarteslarm vurgulad insan dncesinin ve insan dilinin zellikleri yeterince gerektir; bunlar imdi olduu gibi eskiden de herhangi bir fiziksel aklamann snrlan tesinde konulard. Ne fizik; ne yaambilim ne de ruhbilim bize bu konulan nasl ele alabileceimize ilikin ipulan verebilmektedir. teki etin sorunlarda olduu gibi, sorunun yanl anlal dn, bir kavram kargaasnn sonucu olduunu gsterebilecek yeni bir yaklam denemek ilgin olabilir. Bu, ada felsefede izlenen ama bana gre baansz olmu bir uslamlama biimidir. Gilbert Ryle ve teki adalan gibi Descarteslar da, zeki dav ran iin lt belirlemekle, bu tr davran olaslna akla ma getirmek arasndaki ayrm anlamlard; ama Ryle'dan ayn olarak, birinci sorun gibi ikinci sorunla da ilgiliydiler. Bilim adamlan olarak, biraz nce zetlenen zel anlamda, baka bir canimin davrann gsterecek deneysel testlerin dillendirilme biimlerinden honut deillerdi; aym zamanda, bu testlerin ve gzlem ltlerinin gsterdii yeteneklerin, bugn anladmz anlamda fiziksel aklamann tesinde olmalan gibi, onlann an ladktan anlamda cisimsel nesnelerin gcn amasndan hakl olarak sknt duyuyorlard. Kukusuz, gzlenen birey iin ku ramsal aklama oluturmak amacyla gzleme dayal snamalan ayrntlandrmann ve kant toplamann tesine geme aba snda aykn hibir yan yoktur; Descartelann zihin sorununa yaklamlarnda sallantda olan da buydu. La Forge ve tekile rin srarla belirttikleri gibi, bir kimse, gezegenlerin hareketinin doasm anlamaya alrken Newton'un (baanyla) yapt gi bi, "1'espirit de rhomme"\m doasm anlamak istiyorsa, alglad31

nn ya da (terimin teknik ve klasik anlamnda) "imgeledii nin" tesine gemek zorundadr, te yandan, Descarteslarn grleri gerek bir zden de yoksundu; sz konusu grng ler, zellikleri tutarl ve kapsaml bir biimde aklanmayan, "zihin" denilen bir "etkin ilke"ye balanarak doyurucu bir bi imde aklanamaz. Bana yle geliyor ki bugn en umut verici yaklam, dil g rngleri ile zihin etkinlii grnglerini olabildiince doru olarak betimlemek, imdilik varsaylan zihin yaplarn ve s relerini hibir fizyolojik dzenekle ilikilendirmeden ya da zi hin ilevlerini "fiziksel nedenler" erevesinde yorumlamadan, bu olgular aklayabilecek ve yaplanlaryla ileyilerindeki il keleri ortaya karabilecek soyut, kuramsal bir dzenek gelitir meye almaktr. Bu soyut yap ya da ilemlerin nasl gerekleti ini, ya da somut terimlerle (gnmzdeki anlamyla fiziksel s relerde iin iinde olmayan terimlerle) nasl akland soru sunu gelecee brakabiliriz; doru karsa hi kimseyi artma mas gereken bir sonutur bu. Bu usu dil felsefesi, 17. yzylda daha baka eitli bamsz gelimelerle birleerek, gerekten dikkate deer, genel nitelikli ilk dilsel yap kuramna, "felsefi" ya da "evrensel" dilbilgisi diye bi linen gr asna yol at. Ne yazk ki gnmzde felsefi dilbil gisi ok az biliniyor. Bu konudaki teknik ve bilimsel alma ok az; olanlar da ya savunma ya da ktleme amah. Dil konusunda ki ada almalarda felsefi dilbilgisine gndermeler, yaplan deersiz klacak lde arptlm gndermeler. Leonard Bloomfield gibi son derece nitelikli bir bilgin bile en nemli yapt Lan guage'te felsefi dilbilgisini aslna hi benzemeyen bir biimde ta nmlar ve bu gelenein en belirgin zelliklerine taban tabana zt nitelemelerde bulunur. Szgelimi Bloomfield ve daha biroklar, felsefi dilbilgisini Latin modeline dayanan, buyurucu, konuma sesleri ile hi ilgilenmeyen, konumay yaz ile kartran birey olarak tanmlar. Btn bu sulamalar yanltr ve gerekte baar lan eyin nesnel bir deerlendirmesini yapabilmek iin bu sylen celeri ortadan kaldrmak gerekmektedir.
32

Felsefi dilbilgisinin Latince temelli diye sulanmas zellik le alayl bir yaklamdr. Aslnda temel yaptlar, (zellikle PortRoyal Grammar'i ve Logic, i) Latince yerine anadili kullanma ak mnn rzgnyla Franszca yazlmlard. Latince yapay ve arpk bir dil olarak, Descarteslann anlad anlamda yaln dnce ve saduyu sylemine aka zararl bir dil diye kabul ediliyor du. Felsefi dilbilgisinin uygulayclar ellerinde bulunan dil ge relerini kullandlar; ilgintir, yzyldan uzun bir sre byk bir zen ve direnle incelenen konulardan kimileri, Latince r nei bile bulunmayan dilbilgisi konularn ieriyordu. arpc rneklerden birisi, Vaugelas'mn Franszcada belirsiz tanmlklarla sfat tmcecikleri arasndaki ilikiyi ieren kuraldr. Vau gelas'mn kural, 150 yl, grnglerin akla bir aklamasn el de etmek iin, betimlemenin tesine geecek "ussal dilbilgisi" gelitirme olasl zerindeki tartmalarda ele alnan temel so run oldu. Kukusuz, ok yanl olarak, felsefi dilbilgisine kar ynel tilen "buyurucu" sulamas, ussal aklama konusunun bt nyle yanl anlalmasndan ileri gelmektedir. Aslnda buyuruculuk diye bir konu yoktur. Kullanln olduu gn kabul edil mesi gerektii ve dilbilgisi uzmanlar iin yasa koymaya yer ol mad anlalm ve bu srekli yinelenmitir. Sallantda olan b tnyle farkl bir konu, yani kullanl olgularna dilin doasy la, en temelde de insan dncesinin doasyla ilgili aklayc varsaymlar temelinde bir aklama getirme sorunudur. Felsefi dilbilgisi yandalar, daha derinde yatan daha genel nitelikli s relerle ilgili kantlar olarak kullanlmalar sz konusu olmadk a, veri toplamaya ok az ilgi duyuyorlard. Dolaysyla kart lk, betimlemeli dilbilgisi ile buyurucu dilbilgisi arasnda deil, betimleme ile aklama arasndadr; "doa tarihi" olarak dilbil gisi ile bir tr "doa felsefesi" olarak dilbilgisi, ada terimler le sylemek gerekirse "doa bilimi" olarak dilbilgisi arasnda dr. Aklayc kuramlarn kendisine byk lde akld bir biimde kar k, ada dilbilimin bu gelimelerde asl tehli33

kenin ne olduunu anlamasn gletirmi, felsefi dilbilgisinin gelien bir orta snfa daha dzgn davran retme abalary la kartrlmasna yol amtr. Konunun baka bir yan da vardr. 17. yzyl dnce orta m ile ada bilisel ruhbilim ve dilbilim ortam arasnda arp ca benzerlikler bulunduundan daha nce sz etmitim. Ben zerlik konularndan birisi de dorudan bu aklama kuram so runuyla ilgilidir. Felsefi dilbilgisi, bugnk retici dilbilgisine ok benzer biimde, dilbilgisi uzmannn grevini, kullanl ve rilerini yalnzca kaydetme ve dillendirme (bir tr doa tarihi) olarak yorumlayan betimleme geleneine bilinli bir kar k olarak gelimitir. Byle bir snrlamann zayflatc ve gereksiz olduunu; hakll ne olursa olsun bunun (bence, ok hakl ola rak) bilimsel yntemle bir ilgisi olmadn; bilimsel yntemin verilerle veri olarak deil, tpk gk mekaniinin ilkeleri gibi, ne "grngden" kanlabilen ne de snflamac veri-ileme sre leriyle elde edilebilen daha derindeki rtk yaplandna ilkele rin kantlan olarak ilgilendiini ne sryordu. ada bilim evreni felsefi dilbilgisinin baarlarn kesin bir biimde deerlendirecek durumda deildir. Byle bir deer lendirme iin temel hazrlanmamtr; ilk almann kendisi neredeyse hi bilinmemektedir, byk bir blm de artk elde edilemeyecek durumdadr. Szgelimi ben Amerika'da, Port-Royal Grammar'inin bir yzyl akn bir sre nce yaymlanan tek eletirel basksnn bir rneini bile bulamadm; her ne kadar zgn Franszcas imdi yine elimizde ise de, 3 bu nemli yap tn tek ngilizce evirisinin de British Museum'da olduu anla lyor. Bu yaptn bylesine btnyle gzard edilmesi acnas bir eydir, nk bu kitap hakknda bilinen ok az ey bile yete rince merak uy andna ve aydnlatcdr. Buras, elimizdeki ok yetersiz bilgiye dayanarak, bu yap ta ilikin bir n deerlendirmeye girimenin ya da grnd kadanyla ana hatlann belirlemenin yeri deil; ancak hi deil se srekli yinelenen birka konudan sz etmeden geemeyece im. 1660 Port-Royal Grammar'inin (felsefi dilbilgisi geleneini
34

balatan yaptn) yeniliklerinden birisi bir dilbilgisi birimi ola rak szbei kavramnn nemini belirlemi olmasdr. Daha nceki dilbilgileri byk lde szck trleri ve ekim dilbilgisidir. Port-Royal'm Descartes kuramnda, szbei bir karma k idenin, tmce de (szck dzeyine ulancaya dein baka szbeklerine ayrlan) bir dizi szbeinin karldr. Bu yol la sz konusu tmcenin "yzey yaps" denilen yapy elde ede riz. Klasik rnei kullanacak olursak, Invisible God created the visible world' < / Grnmez Tanr grnen dnyay yaratn'> tmcesinde, 'invisible God' <f grnmez Tanr'> zne, 'created the visible world' <'grnen dnyay yararh'> yklemdir; bu sonuncusu 'created' <'yaratt'> eylemi ile 'the visible world' <'grnen dnya'> karmak idesini ierir. Port-Royal Grammar'i, grnte olduka dizgeli bir biimde yzey yap zm lemesine dayanan ilk dilbilgisi olmasna karm, bu tr zmle menin yetersizliinin de ayrandadr. Port-Royal kuramna gre, yzey yap yalnzca sese (dilin fiziksel yamna) karlk gelir; an cak yzey yapyla gsterge retildiinde, dorudan sesle deil anlamla ilgili olan, derin yap diyebileceimiz yapya karlk ge len zihinsel bir zmleme ortaya kar. Biraz nce verilen r nekte ('Invisible God created the visible world') derin yap, 'that God is invisible' <'Tannnm grlmez olduu'>, 'that he created the world' < / dnyay onun yarat'> ve 'that the world is visible' <'dnyanm grlebilir olduu'> nermelerinin oluturduu nermelik bir dizgeden olumaktadr. Tmce bir yarg belirtmek iin kullanldnda, derin yapy olutura cak biimde birbiriyle balantl olan bu nermeler sylenmez kukusuz; 'a wise man is honest' <'bilge insan drsttr^ de diimde, Port-Royal kuramna gre 'a man is wise' <"insan akl ldr^ ile 'a man is honest' <'insan drsttr*> nermeleri de rin yapmn iinde yer alyor olsalar bile, insanlarn akll ya da drst olduunu sylemi olmam. Aslnda bu nermeler, bir tmce sylendiinde belirtkede pek karmza kmasalar da, zihinde bulunan karmak idelerin iinde yer alrlar.
35

Derin yap, birtakm zihinsel ilemlerle (ada terimbilgisiyle syleyecek olursak, dilbilgisel dnmlerle) yzey yap ya balanr. Her dil belirli bir ses-anlam bir bants olarak d nlebilir. Port-Royal kuram mantksal sonularna dein gtrlrse bir dilin dilbilgisinin, derin yapyla yzey yapy ve bunlarn arasndaki dnm bantsn tanmlayan, bunu da (dil kullanmnn yaratc yanna uygun olacaksa) sonsuz bir de rin ve yzey yap alannda yapan, bir kurallar dizgesini ierme si gerekir. W. von Humboldf un 1830'larda kulland terimleri kullanacak olursak, konuan kimse snrl aralar snrsz biim de kullanr, yleyse Humboldt'un dilbilgisi uygun biimde birbiriyle balanl, snrsz sayda derin ve yzey yap reten snrl bir kurallar dizgesi iermek zorundadr. Ayrca bu soyut yaplan birtakm ses ve anlam tasarmlamalarna (byk bir ola slkla, srasyla evrensel sesbilgisi ile evrensel anlambilime ait elerin oluturduu tasarmlamalara) balayan birtakm kural lar bulunmaldr. Aslnda, gnmzde gelitirilip yetkinletirilen dilbilgisi yaps kavram budur. Bunun kkenleri imdi ir delemekte olduum klasik gelenekte aka grlebilir. Bu d nemde temel kavramlar belli yere dek baarl bir biimde orta ya konmu durumdayd. Derin ve yzey yap kuram, hi deilse kaba izgileriyle, yeterince ak grnyor. Ancak ondan nceki, hereyden de iik bireydi; asl artc olan eyse, ada dilbilimin 19. yz yln sonlannda gelitii sralarda, ondan hibir izin kalmam olmasdr. Derin ve yzey yap kuramnn, dil konusunda daha nceki ve daha sonraki dnceyle ba konusunda da bir iki sz sylemek istiyorum. Derin ve yzey yap kuramyla daha eski bir gelenek ara snda, olduka yanltc olabileceini, dndm bir benzer lik var. Felsefi dilbilgisinin uygulamaclar, kuramn aynnhl ge liiminde bu benzerliin zerinde durmaya ok zen gsterirler ve klasik dilbilgisi yannda, spanyol bilgin Sanctius gibi Rne sans dilbilgisinin tannm kiilerine borlann dile getirmekte duraksamazlardi. zellikle Sanctius, felsefi dilbilgisi zerinde

byk etkisi olan bir eksiltili anlatm kuram gelitirmiti. Daha nce de belirttiim gibi, felsefi dilbilgisi gnmzde ok az anla lmtr. Sanctius gibi ncler ise btnyle unutulmutur. Ay rca btn bu tr almalarda olduu gibi, kiinin yalnzca ne sylediini deil, ne anlatmak istediini anlama sorunu da vardr. Kukusuz eksiltili anlatm kavramn dilin temel zellii ola rak gelitirirken Sanctius, hem klasik felsefi dilbilgisinde, hem de onun daha ak ada biimlerinde, derin ve yzey yap kura mn gelitirmek iin kullanlan rneklere grnte olduka kout birok dilsel rnek vermiti. Ne var ki Sanctius iin eksiltili anlatm kavram, yalnzca metinlerin yorumlanmasnda bir ara t. Bu bakmdan, bir yazn metninin gerek anlamn belirlemek iin, Sanctius'a gre, kii onu daha kapsaml bir amlamann eksiltili bir biimi olarak dnmek zorundadr. Ancak PortRoyal kuram ve onun daha sonraki gelimi biimleri (zellikle ansiklopedici Du Marsais'nin elinden kan) eksiltili anlatma ok deiik bir yorum getirmiti. Felsefi dilbilgisinin grnr deki amac bir metin yorumlama teknii deil, bir ruhbilim ku ram gelitirmekti. Bu kuram, belirtkenin yzey yapsyla beden organlannca retilip alglandn, temeldeki derin yapnn ise dilsel biimlerin soyut yaplanmasyla "zihne sunulduunu" ne srer. Derin ve yzey yapy birbirine balayan dnm ilemleri, tmce retilir ve anlalrken zihnin yerine getirdii zihinsel ilemlerdir. Bu sonuncu yoruma gre, zihinde derin ve yzey yaplan kesin olarak belirleyen ve artran deimez bir retici ilkeler dizgesi baka bir deyile, sylem retilir ya da yorumlanrken belli bir biimde kullanlan bir dilbilgisi vardr. Bu dilbilgisi daha nce szn ettiim, temeldeki dil edincini tasarmlar. Bu tr dilbilgilerinin niteliini ve bunlar ynlendiren ilkeleri belirleme sorunu, belki ok g ama, ilkece, zihinsel gereklii karlamalar ya da karlamamalarna gre doru ya da yanl olan kesin yantlar isteyen, tipik bir bilim sorunudur. Ancak eksiltili anlatm kuramnn, bir metin yorum lama teknii olarak, zihinde olaan insan yetenei ve zeksnn
37

bir grnm olarak temsil edilen bir dizi ilkeyi iermesine ge reksinim yoktur. Tam tersine, bir lde belli bir duruma zg olabilir ve zmlenen yazn yaptyla ilgili kltrel ve kiisel birok eyi ierebilir. Port-Royal derin-yzey yap kuram, Huarte'nin ikinci tr zeksn gelitirmeye, olaan insan zeksnn zelliklerini orta ya koymaya ynelik bir giriim olarak ruhbilimin konusudur. Eer doru anlyorsam, Sanctius'taki eksiltili anlabm kavram, koullar gerektirdiinde uygulanan ve olaan zeknn bir y n olarak zihinsel olarak tasarmlanmas gerekmeyen birok tek nikten biridir. Kullanlan dilsel rnekler benzer olmakla birlik te, sunulduklar balam ve yerletirildikleri ereve btnyle deiiktir; zellikle de onlar birbirinden ayran bir Descartes devrimi vardr, tlgili metinlerin ve bunlarn dnsel arka pln larnn belirsizlik iinde olmalar nedeniyle bunu ekinerek sy lyorum, ama bu yorum bana doru grnyor. Port-Royal kuramnn ada yapsal ve betimlemeli dilbi limle ilikisi biraz daha aktr. Bu sonuncusu, yzey yap dedi im eyin, belirtkede aka grlen biimsel zelliklerin, blm leme ve snflama yntemleriyle belirtkeye baklarak belirlenebi len szbekleri ile birimlerin zmlenmesiyle uurlar kendisini. Bu snrlama btnyle bilinli bir snrlamadr ve -ben ok yan l olduuna inanyorum, ama- byk bir ilerleme olarak kabul edilmitir. Yzyln banda ada yapsal dilbilimin temelini atan svireli byk dilbilimci Saussure, dilsel zmlemelerin en uygun yntemlerinin, yalnzca blmleme ve snflandrma olduunu ne srmtr. Bu yntemleri uygulayarak, dilbilim ci, byle zmlenen birimlerin ilgili olduu dzenekleri belir ler; bu dzenekler dizimsel -yani szn ak iinde birbirini iz leyen dzenekler- ya da dizisel -yani szn ak iinde ayn yerde bulunan birimler arasndaki bantlar- olabilir. Saussure bu tr btn zmlemeler bittiinde, zorunlu olarak dilin ya psnn btnyle aa kacan ve dilin biliminin grevini btnyle yapm olacan ileri srmtr. Anlald kada ryla, byle snflamac bir zmleme felsefi dilbilgisindeki an38

lamyla derin yapya yer vermez. Szgelimi, .'Invisible God created the visible world' <'Grnmez Tanr grnen dnyay yaratt'> tmcesinin temelinde bulunan nermeli dizge, b lmlemeyle ve blmlenen birimlerin snflandrlmasyla bu tmceden tretilemez; derin ve yzey yapy birbirine balayan dnm ilemleri de bu durumda dizisel ve dizimsel yaplar asndan aklanamaz. ada dilbilim zorunlu olduu ne s rlen bu snrlamalara sadk kalmtr. Aslnda Saussure felsefi dilbilgisi geleneinden aynlarak kimi alardan bunun da tesine gemitir. Zaman zaman, tm ce oluturma ilemlerinin asla dil dizgesine ait olmadn, dil dizgesinin ses ve szcklerle, belki de birka deimez szbeiyle ve az sayda ok genel dzeneklerle snrh olduunu dile getirmitir; tmce oluturma dzenekleri bunlar dnda dilsel yapnm koyduu snrlamalardan bamszdr. Bu bakmdan, onun terimleriyle sylersek, tmce oluturma kesinlikle bir langue (dil) sorunu deil, bir parole (sz) sorunudur; bunun iin de asl dilbilimin kapsam dndadr; bir serbest yaratm ilemidir, szck biimlerini ve ses dzeneklerini ynlendiren kurallar d nda dil kurallaryla snrlanmamtr. Bu gre gre szdizimi ok nemsiz bir konudur: Gerekten de yapsal dilbilim dne minde szdizimi konusunda ok az alma vardr. Saussure bu tutumu benimserken, kendisini geni lde etkileyen tannm Amerikal dilbilimci William Dwight Whit ney'in Humboldtu dil kuramna ilikin nemli bir eletirisini yanstmtr. Whitney'e gre, benim burada birok bakmdan ir delemekte olduum Descartes grleri genileten Humboldt u dil kuram, temelde bir yanlg iindeydi. Ona gre, dil "her birinin kendi zamam, balam ve etkisi olan ok sayda eden olumutur." Dilin "somut anlamda ... bir kimsenin dncesini anlatt szck ve szbeklerinin bir toplam olduunu" ne srer Whitney. yleyse dilbilimcinin grevi bu dilsel biimleri sralamak ve her birinin tarihelerini incelemektir. Felsefi dilbilgisine kart olarak Whitney, dilin biiminde evrensel birey bu39

lunmadn ve bir kimsenin insan dilini oluturan nedensiz y lmalar inceleyerek insan zihninin genel zelliklerine ilikin hibir ey renemeyeceini ne srer. Kendi deyiiyle, "insan konumasnn eitlilii, tek bana bile, 'ruhun gcnn anla lmas, konumamn aklanmasn gerektirir' kesinlemesi iin yeterli bir engeldir.* Bunun gibi Delbrck, Hint-Avrupa dilleri karlatrmal szdizimi konusundaki klasik almasnda ("bu alanda en byk dogmaa" dedii Sanctius'u anarak), gzlenen belirtkelerin temelinde bulunan lksel tmce tipleri olutur duu iin geleneksel dilbilgisini knamtr. Bu szlerle dil incelemelerinin ada dnemine girmi olu yoruz. Hint-Avrupa dilleri konusunda gerekletirilen ve hi kukusuz 19. yzyln en nemli kazanmlar! arasmda yer alan karlatrmal incelemelerin nemli baarlaryla birlikte felsefi dilbilgisinin lm canlan almaya balamt. Withney'in, Saussure'n ve daha baka birok kiinin szn ettii yoksullatnlm ve son derece yetersiz dil anlay, o dnemdeki dil ara trma aamasna btnyle uygun dyordu. Sonu olarak, olaand saylmayacak ama btnyle yanl olan bu anlay benimsenmiti. ada yapsal-betimlemeli dilbilim aym anla y erevesinde geliti ve biraz sonra dorudan sz edeceim biimde dikkate deer bir ilerleme gsterdi. Buna karlk felsefi dilbilgisi, yeni karlatrmal dilbilgisi iin ya da aratrmacnn bilmedii yabanl dillerin incelenmesi iin, uygun kavramlar salayamad ve bir bakma tkendi. Varolan dnce ve teknik ler erevesinde baarabeceklerinin snrna ulat. Yzyl n ce, (Port-Royal Grammar'iadeki deyile) bir insann "snrl ara lardan snrsz bir biimde yararlanarak", kendi balarna zihin lerimizde olup bitenlerle hibir benzerlikleri olmamasna kar n, bakalarna dncemizin ve gerekletirdiimiz eitli zi hinsel etkinliklerin gizini bildirme olana veren; 25-30 sesle s nrsz anlatm oluturma olana salayan o olaanst bulua, insan dilinin "organik biimini" aklayan bir retici dilbilgisi nin nasl kurulacana ilikin ak bir gr yoktu.

Bu bakmdan dil almalar, bir yanda artc kimi baar larn temeli olan bir dizi basit kavramn bulunduu, te yanda hibir verimli aratrmaya gtrmeyen olduka bulank dn celerin yer ald bir aamaya gelmiti. Bu sonu kanlmazd ve hi de zlecek bir durum deildi. Alanda bir profesyonel leme olutu; ilgi, genel ilgi konusu olan klasik sorunlardan, Arnauld ve Humboldt gibi aydnlar ilgilendiren genel ilgi konusu klasik sorunlardan uzaklap, rnein, geni lde meslein kendisinin belli sorunlarn zmnde ne kard tekniklerle tanmlanan yeni bir alana kayd. Byle bir gelime doal ve ol duka yerindedir, ama tehlikesiz de deildir. Kii, uygar bir ama tr ruhu yceltmeksizin de , klasik konularn, kimi ara ve yn temlerin uygulanabilirliiyle belirlenen bir ararma alannda bulunmayan, ama zde ilgin sorunlarn oluturduu bir canl lklar ve nemleri olduunu kabul etmelidir. Buradan karlacak ders, yararl aralan bir yana brakma maktr; tersine ilk olarak bu aralarla yrtlecek ararmarun artk nemli olmad, o kanlmaz gnn geliini kestirebile cek, yeterince geni bir bak asna sahip olmal; ikinci olarak, teknik ve anlayn belli bir aamasnda, biraz erken ve belirsiz de olsa, aratrma retecek durumda olmasa da, kii amaca uy gun dnce ve grlere deer vermelidir. Gemiteki dene yimlerden yararlanarak, sanrm zengin bir gelenei kmse me ve savsaklamann uzun erimde dil almalarna olduka zarar verdiini imdi anlayabiliyoruz. Ayrca bu kmseme ve savsaklamann hi de gerei yoktu. Belki ruhbilimsel olarak zor gelebilir ama, hem tarihsel ve betimlemeli bir incelemede yap sal dilbilim yaklamn baarl kullanmn, hem de bu yakla mn geici ama hakl olarak dlad gelenekle karlatrld nda grlen snrlamalarn ve sonutaki yetersizliini kabul etmemizi engelleyen hibir ey yoktur. Burada, sanyorum, ge lecekteki dil ve zihin incelemeleri iin deerli olabilecek bir ders yatyor. Sonu olarak, sannm bugn dil incelemeleri ile ilgili tart41

maz olarak herkesi ilgilendirecek gerekten verimli iki ara trma gelenei olumutur. Birincisi 17. yzyldan coumculuk dnemine dein serpilip gelien felsefi dilbilgisi gelenei, ikin cisi de, son yzylda hi deilse 1950'lerin ilk yllarna dein ara trmalara egemen olan, olduka yanltc biimde "yapsala" di ye nitelediim gelenektir. Bilinmedii iin ve ada grlere balants nedeniyle birincisinin kazanmlar zerinde durdum. Yapsal dilbilim elimizdeki bilgilerin kapsamn son derece ge niletti ve bu tr verilerin gvenilirliini byk lde arttrd. Dilde soyut olarak incelenebilecek yapsal ilikiler olduunu gsterdi Dile ilikin sylemin kesinliini btnyle yeni dz lemlere tad. Ama sanrm en byk katks, usa aykr gelse de, az ok eletiriye urad nokta olabilir. Demek istediim, Saussure'n szn ettii paralama ve snflandrma teknikle ri bulgulama ilemlerini" oluturmak iin gsterilen dikkatli ve ciddi aba. aba baarsz oldu; bu sanrm imdilerde genel olarak anlalm durumda. Baarsz oldu, nk bu teknikler en iyimser grle bile yzey yap olgulanyla snrlanmlardr; bu nedenle de dil kullamrnnn yaratc ynn ve anlam ierii anlatmnn temelinde bulunan dzenekleri aa karamazlar. Ancak temelde nemli olan ey, bu abann, dil incelemesinde ilk kez ak ve anlalr bir biimde dile getirilen temel soruna yneltilmi olmasdr. Ortaya ablan sorun, duyu verileriyle i gren ve dile -dil edincine- ilikin bilgi veren dzenei belirle me sorunudur. Bu tr dzeneklerin varl apaktr. ocuklar bir ilk dili elbette renirler; rendikleri dil, geleneksel anlam da doutan belirlenen bir dizge deil, "kurumlam bir dil dir." Yapsal dilbilim yntembiliminde nerilen zmn yan l olduu gsterilmitir, ama bu, soruna imdi ak bir anlatm biimi verilmi olduu olgusuyla karlatrldnda ok az ne mi olan bir konudur. Whitehead bir keresinde, ada bilim anlayn, "ayrntl olgulara youn ilgi ile soyut genellemelere eit lde ball n birletirilmesi" yoluyla oluan birey olarak tanmlamt. Ka baca ada dilbilimi ayrntl olgulara youn ilgi olarak, felsefi
42

dilbilgisini de soyut genellemelere ayn lde ballk olarak tanmlamak doru saylabilir. Bana yle geliyor ki bu iki ana ak m birletirmenin ve herbirinin kazanmlanna dayanan bir bire imi gerekletirmenin zaman gelmitir. Bundan sonraki iki Ko numada, felsefi dilbilgisinin nasl yeniden kurulabileceini, ye ni ve zorlu sorunlara nasl yneltilebileceini, bir kimsenin so nuta verimli.bir biimde bu gelenei ortaya karan temel so run ve konulara nasl ynelebileceini gstermeye alacam.

NOTLAR 1 Daha fazla ayrnt ve tartmalar iin Cartesian Linguistics (NewYork: Harper and Row, 1966) adl yaptma ve oradaki kaynaklara baknz. 2 Bu rnekler Leonara Cohen Rosenfield'in From Beast-Machine to Man-Machine (NewYork: OUP,1941) adl yetkin almasndan alnmtr. Alntlar zgn metnin amlamalardr. 3 Menston, England: Scolar Press Limited, 1967.

43

DLBLMN ZHN NCELEMELERNE KATKILARI

Gnmz

Ruh bilimlerindeki glklerden birisi, uratklar grn glerin bildik olmasdr. Bu grnglerin nasl olup da ciddi so runlara yol aacaklarn ya da inceden inceye aklama kuram lar gerektireceklerini anlamak, belli bir dnsel aba gerekti rir. nsan bunlar gerekli ya da her nedense "doal" diyerek ol duu gibi kabul etme eilimindedir. Grnglerin byle bildik olmasnn etkileri ok tartlm tr. Szgelimi Wolfgang Khler, ruhbilimcilerin doa bilimlerin de olduu gibi '"btnyle yeni alanlar" amadklarm, "nk insanolunun, bilimsel ruhbilim kurulmadan ok nce zihinsel yabamn neredeyse btn alanlaryla tantn, ... almalar nn daha balangcnda, ortada kendilerine braklm, bulgulayabilecekleri, btnyle bilinmeyen hibir zihinsel olgu bulun madm" ne srer.1 Klasikfiziinen temel bulular bile inam artn nsann elips yrngeler ya da yerekimi deimezleri konusunda hibir sezgisi yoktur. Oysa ok daha derin nitelikli "zihinsel olgular", sezgisel" olarak bilgisine ulalabilen, bir kez dikkat ekildikten sonra da apak grlen olgular olduklarn dan, ruhbilimci tarafndan "bulgulanamazlar." Kolay fark edilmeyen bir etki daha sz konusudur. Grn gler ylesine bildik olabilirler ki onlarn gerekten hi ayrdnda olmayabiliriz; bu, yazn kuramclaryla felsefecilerin de tar ttklar bir konudur. Szgelimi, 1920'lerin ilk yllarnda Viktor Shklovskij iir sanatnn ilevinin betimlenen nesneyi "yabanc latrmak" olduu dncesini gelitirmiti. "Deniz kysnda yaayan insanlar dalgalarn mrltsna ylesine alrlar ki onu iitmezler bile. Aym biimde, sylediimiz szckleri nadiren
44

duyarz ... Birbirimize bakar ama birbirimizi grmeyiz artk. Dnyaya ilikin algmz solup gitti; geriye kalan salt bir tanma dr." Bu bakmdan sanatnn amac, betimleneni "yeni bir alg lama dzlemine" aktarmaktr; Shklovskij rnek olarak, Tolstoy' un, her naslsa ata dnen bir anlatcnn gr asyla suna rak toplumun gelenek ve kurumlarn "yabanclatrd" bir y ksn anar.2 "Birbirimize bakar ama birbirimizi grmeyiz artk" gzle mi, belki de, "sylediimiz ama neredeyse hi iitmediimiz szckler"in konumuna ulamtr. Ama bildiklik bu durumda da igrnn nemini glgelememeiidir. Wittgenstein, "nesnelerin bizim iin en nemli yanlan, ba sit ve bildik olmalar yznden gizli kalr (insan bireyi -her za man gznn nnde olduu iin- gremez olur/' diyerek ben zer bir gzlemde bulunur. 3 Daha sonra "insanlarn doal tarihi konusunda grler... toplamaya" giriir: "Ne tuhaftr, artc eyleri deil, kimsenin kuku duymad, ama her zaman gz nnde olduu iin dikkatlerden kaan gzlemleri katk olarak sunarz." 4 Daha az dikkatimizi eken ey de, grngler ok bildik ve "apak" olduklarnda aklama gereksmimini gzden karmamzdr. Aklamalarn kolay anlalr ve yzeysel olmalar gerek tiini hemen kolayca benimseme eilimindeyiz. Bana gre, hem usu hem de deneyci klasik zihin felsefesinin en byk kusuru, zihnin zellikleri ile ieriinin ie bakla anlalabileceini sorgulamadan varsay madr; Freud devriminde bile, zihin yeti lerinin yaplanmalar ve ilevleriyle ilgili olarak, bu varsaymn ne kadar az sorgulandn grmek artcdr. Buna karlk Descartes usuluun etkisi altnda yrtlen kapsaml dil a lmalar, ya bir szce retilip anlaldnda "zihinde bulunan" yaplarn soyutluunu, ya da szcenin anlam ieriini anlatan zihin yaplarn fiziksel gereklemeyle ilikilendiren ilemler dizisinin uzunluunu ve karmakln anlayamamamn sknt sn ekmitir. Gnmzde benzer bir kusur dil ve zihin incelemelerine
45

zarar veriyor. Bana gre, bu konulara yapsala ve davran yaklamn zayf olduu en temel nokta, aklamalarn yzey selliine balanan inantr; yani zihnin yapsnn, bilinen her hangi bir fiziksel organn yapsndan daha basit olduu ve en ilkel sayltlann gzlenen btn olgular aklamaya yetecei yollu inantr. Bu bakmdan, bir dilin "bir alkanlk yaps" ya da armsal balantlar a olduu, ya da dile ilikin bilginin salt bir "nasl bilme" sorunu, bir tepki verme eilimleri dizgesi olarak ifade edilebilecek bir beceri olduu tartmasz ve kantsz (ya da tanm gerei doru) kabul edilir. Buna gre, dile ili kin, grnen karmakl sindirim ve egdml hareket d zenekleri gibi ie bakla ulalamayan zihinsel dzenin daha derinlerde yatan ilkelerinden deil, ok basit elerin blne rek oalmasndan kaynaklanan, bilginin, yineleme ve altrma yoluyla yava yava gelien bir bilgi olmas gerekir. Dile ilikin bilginin ve dil kullanmnn bu terimlerle aklanmas abasnda zde usa aykr birey bulunmamakla birlikte, bu abann belli bir inandrcl ve nsel bir hakll da yoktur. Dile ilikin bil ginin ve bu bilginin kullanmnn incelenmesi btnyle ayr bir yne saparsa, bundan tedirgin olmak ve yaplan iten ku kulanmak iin ortada hibir neden yoktur. Sanrm dili ve genel olarak insann bilisel yetilerini incele mede ilerleme salamak iin, ncelikle Khler'irt "zihinsel olgu lar" dedii olgularla aramza "fiziksel bir mesafe" koymak, son ra da temeldeki dzeneklerin karmakl ve soyutluu asn dan ne anlama gelirse gelsinler, bunlan aklayacak kuramlar ge litirmenin olanaklarn aramak zorunludur. En bildik olgularn bile bir aklama gerektirdiini, temeldeki dzeneklere ulama konusunda, fizyoloji ile fizikte olduundan daha fazla bir ayr calmz olmadn bilmeliyiz. Dilin doasna, kullanmna ve edinimine ilikin olarak yalnzca balang dzeyinde, geici var saymlar sunulabilir. Anadilini konuanlar olarak elimizde ok kapsaml veriler var. Salt bu nedenle, aklanacak hibir ey bu lunmadna, var olabilecek her dzenleme ilkesinin ve temel d zenein, veriler verilmi olduu iin "verilmi" olduuna inan46

ma tuzana dlmesi ok kolaydr. Bundan daha yanl birey dnlemez; ustalkla uyguladmz kurallardan oluan, bize yeni tmceleri anlama, uygun durumlarda yeni tmceler retme olana veren dizgeyi tam olarak belirlemeye almak, bu konu daki dogmatizmi btnyle ortadan kaldracaktr. Aklayc kuramlarn aratrlmas, bu kurallar dizgesini belirleme ve bun lar yneten ilkeleri ortaya karma abasyla balamaldr. Bir dile ilikin bilgiyi edinmi olan kimse, ses ile anlam belli bir biimde birbirine balayan bir kurallar dizgesini iselletirmitir. Bir dilin dilbilgisini kuran dilbilimci aslnda iselletirilmi dizgeye ilikin bir varsaym ne srmektedir. Yete rince ak ve kesin bir biimde sunulabilirse, dilbilimcinin var saymnn, szcelerin biimi ve bunlarn anadilini konuan kim se tarafmdan yorumlanmasna ilikin birtakm deneysel sonu lan olacaktr. Kukusuz dile ilikin bilgi -iselletirilmi kural lar dizgesi- bir szcenin belli bir durumda nasl kullanlacan ya da anlalacan belirleyen birok etmenden yalnzca biridir. Bir dile ilikin bilgiyi oluturan eyleri belirlemeye -eksiksiz bir dilbilgisi kurmaya- alan dilbilimci, dil kullanmnda iin iine karan, ama tek olmayan temel bir etmeni incelemekte demektir. Bir kimse deneysel kamtlara dayanarak dilbilgilerinin doru lanma sorununu incelerken bu lkselletirmeyi aklda tutmal dr. Bir kimsenin karmak zihin edimlerinde ve bunlarn ger ekletirilmelerinde iin iine karan birka etmenin etkileimi ni de incelememesi iin ortada bir neden yoktur; ancak etmen ler ayr ayr iyice anlalmadan byle bir incelemenin bizi ok ileriye gtrmesi de pek olas deildir. Dilbilimcinin nerdii dilbilgisi, aslnda bir bakma, akla yc bir kuramdr; sz konusu dili konuan kimsenin (sz edi len lkselletirme erevesinde) bir szceyi baka bir biimde deil de belli bir biimde alglamas, yorumlamas, kurmas ya da kullanmas konusunda bir aklama ortaya atar. Bir kimse daha derin aklayc kuramlar da aratrabilir. Anadilini konu an kimse ok snrl ve niteliksiz kantlara dayanarak bir dilbil47

gisi edinmitir; bu dilbilgisinin kantlarn ok tesine uzanan birtakm deneysel sonulan vardr. Dilbilgisinin ele ald g rngler, bir dzlemde, dilbilgisinin kendi kurallaryla ve bu kurallarn etkileimiyle aklanr. Daha derin bir dzlemde ay n grngler, dile ilikin bilgiyi edinip kendisi iin zel dilbil gisi kuran kimsenin elinde bulunan snrl ve niteliksiz kantlar temelinde sz konusu dilbilgisinin seimini belirleyen ilkelerle aklanr. Dilbilgisinin biimini belirleyen ve belli veriler teme linde uygun dilbilgisini seen ilkeler, geleneksel kullanm izle yerek "evrensel dilbilgisi" denebilecek bir alan oluturur. By le anlaldnda, evrensel dilbilgisinin incelenmesi insann zi hin yetilerinin doasmn incelenmesi demektir. Bu inceleme, bir dizgenin gcl bir insan dili olarak nitelenebilmesinin gerekli ve yeterli koullarm, varolan insan dilleri iin rastlantsal ola rak doru olmayan, tersine insann "dil edincinin" kkeninde bu lunan, dolaysyla nelerin dilsel deneyim saylacan, dile ili kin olarak bu deneyim temelinde ortaya kan bilgilerin hangi leri olduunu belirleyen doutan yaplanmay oluturan ko ullan belirtmeye alr. Bu nedenle, zel dilbilgisi* de aklay c bir kuram olarak grlebilir ama evrensel dilbilgisi ondan daha derin bir aklayc kuramdr. 5 Dilbilimci uygulamada hem evrensel hem de zel dilbilgisi incelemesiyle srekli ilgilenir. Elindeki verilere dayanarak betimlemeli zel dilbilgisini u biimde deil de bu biimde olu turduunda, bilinli ya da bilinsiz olarak, onu dilbilgisi biimi ne ilikin birtakm varsaymlar ynlendirir ve bu varsaymlar ev rensel dilbilgisi kuranmn varsaymlandr. Buna karlk, dilbi limcinin evrensel dilbilgisinin ilkelerini dile getiri biiminin, zel dilbilgilerine uygulandndaki sonulan incelenerek dorulanmaldr. Bu nedenle, dilbilimci eitli dzeylerde aklayc kuramlarm oluturulmasyla ilgilenir ve her dzeyde, kuramsal ve betimlemen' almasnn ak bir ruhbilimsel yorumu vardr.
'zel dilbilgisi' terimiyle, belli bir dile (rnein Trkeye, Franszcaya) zg dilbilgisi anlatlmaktadr. (.n) 48

zel dilbilgisi dzeyinde, bir dilin, olaan konuucu-dinleyici tarafndan -elbette, bilinsiz bir biimde- gelitirilmi olan belli bir bilisel dizgenin bilgisini belirtmeye aba gsterir. Evrensel dilbilgisi dzeyinde, insan zeksnn kimi genel zelliklerini sap tamaya alr. Byle, betimlendiinde, dilbilim, zihnin bu yanlar n ele alan ruhbilimin bir a 1 talanndan baka birey deildir. imdi yaplmakta olan almada bir yandan bir dile ilikin bilgiyi oluturan kural dizgelerini belirlemeye, bir yandan da bu dizgeleri yneten ilkeleri ortaya karmay amalayan bir al mann kimi iaretlerini vermeye alacam. Kukusuz zel ya da evrensel dilbilgisi ile ilgili olarak bugn varlabilecek her so nu olduka geici ve kapsam asndan snrl olacaktr. Byle k sa bir incelemede de konunun salt ana hatlan gsterilebilir. Bu gn yaplanlarla ilgili bir fikir verebilmek iin, daha zme uzak olsalar da belli bir aklkla ortaya konup incelenebilmelerini dik kate alarak, gncel sorunlar zerinde duracam. lk konumamda belirttiim gibi, dil ile zihin sorunlarn incelemek iin en uygun genel ereve 17. ve 18. yzyllarda usu ruhbilimin bir blm olarak gelitirilen, coumcular tarafn dan nemli noktalarda ayrntlarna inilen, sonra da dikkatler baka konulara yneldii iin byk lde unutulan dnceler dizgesidir. Bu geleneksel anlaya gre, tmce fiziksel belirtke olarak gerekleirken, bu tmcenin anlamm dile getiren ner meler dizgesi zihinde retilir ve bu ikisi gnmz terimbilgisinde dilbilgisel dnmler diyebileceimiz birtakm biimsel ilemlerle birbirine balanr. Gnmzdeki terimleri kullanmay srdrecek olursak, tmcenin yzey yapsn, baka bir deyile fiziksel belirtkeyle dorudan balantl ulamlar ve szbekleri biimindeki yaplanmay, yine bir ulamlar ve szbekleri dizge si olan ama daha soyut bir nitelik tayan temeldeki derin yap dan ayrabiliriz. Bu erevede, 'A wise man is honest' <'Bilge in san drsttr'> tmcesinin yzey yaps, 'a wise man' <'bilge in s a n a znesi ile 'is honesf <'drsttr'> yklemi biiminde zmlenebilir. Ancak derin yaps olduka farkl olacaktr, zel49

likle, yzey yapnn znesini oluturan karmak ideden, znesi 'man' <'insan'>, yklemi 'be wise' c'bilge olmak'> olan temel bir nerme ekip karlacaktr. Aslnda, geleneksel gre gre de rin yap, ikisi de kesinlenmeyen, ama 'A wise man is honesf c'Bilge insan drsttr^ tmcesinin anlamm dile getirecek biimde birbirleriyle balanl iki nermeden oluan bir dizge dir. Bu rnek tmcede, aralarndaki szbeinin ulamm gster mek amacyla etiketlenen ayra iftlerinin yardmyla, derin ya py 1 dilegetirimiyle, yzey yapy ise 2 dilegetirimiyle gsterebi liriz. (Birok ayrnt gzard edilmitir.)

Yaygn bir biimde kullanlan bunlara edeer ikinci ya zm, 1 ile 2 etiketlenmi ayralamalann, srasyla 1' ile 2' dizim aalaryla gsterin
50

51

Eer "znesi olmak" ilikisini ad bei (A) ulamnn bir deyimi ile onu dorudan ynlendiren tmce (T) arasnda, "yk lemi olmak* ilikisini de eylem bei (E) ulamnn bir deyimi ile onu dorudan ynlendiren tmce arasnda geerli bir iliki olarak anlarsak, 1 ile 2 (ayn ekilde de I've 2') yaplar, zne ile yklemin dilbilgisi ilevlerini istediimiz biimde gstermi olur. 1 derin yapsnn dilbilgisi ilevleri tmcenin anlamm be lirlemede temel bir rol stlenirler. 2'de gsterilen szbei ya ps ise, sesil biimiyle yakndan balantldr -zellikle, tasa rmlanan szcenin ezgi ykselti izgisini belirler. Bir dile ilikin bilgi, sonsuz bir tmce dizisi iin derin ve yzey yaplar kararlatrma, bu yaplan uygun biimde ilikilendirme ve elenen bu derin ve yzey yaplara bir anlam yorumlamasyla bir sesil yorumlama getirme becerisini gerekti rir. Dilbilgisinin doasna ilikin bu ksa zet, "bir dile ilikin bilgi" nitelemesinin bir ilk tanmlamas olarak olduka eksiksiz saylabilir. Derin ve yzey yaplar birbiriyle nasl bir iliki iindedir? Verilen yaln rnekte aadaki ilemleri uygulayarak derin ya pdan yzey yapy elde edebiliriz: 3 a) En ite yer alan A 'man'e wh- iareti koyun <En ite yer alan A 'insan'a ki iareti koyun> b) aretlenen A'nin yerine 'who' koyun <aretlenen A'nin yerine 'ki o' koyun> c) 'who is'i silin c'ki o ...dir'i silin> d) 'man' ile 'wise'in srasn deitirin <'insan' ile 'bilge'nin srasn deitirin>. Salt a ve b ilemlerini uygulayarak, 1 temel yapsnn olas gereklemelerinden biri olan 'a man who is wise is honesf c'nsan, ki o bilgedir, drsttr/> tmcesinin temelindeki yap y elde ederiz. Onlara ek olarak bir de Ca man wise is honesf m <'nsan bilge drsttr'n> elde edildii) c ilemini uygular52

sak, 2 yzey yapsnn elde edilecei ikincil d ilemini uygula ma gerei doar; bu da daha sonra sesil olarak yorumlanabilir. Bu yaklam genel olarak uygunsa, belli bir dili bilen insan, o sonsuz, olas derin yaplar kmesini reten (yani tanmlayan), o derin yaplar yzey yaplarla eletirip bu soyut nesnelerin anlam yorumlamalanyla ve sesil yorumlamalarm belirleyen bir dilbilgisine de egemendir demektir.6 u anda eldeki bilgile rimizle, yzey yapnn sesil yorumlamay btnyle belirledi ini; derin yapnn ise -her ne kadar tmcenin anlamn belirle mede yzey yapmm kimi ynleri de iin iine karabiliyorsa da- anlam yorumlamasn belirlemede bir rol oynayan dilbilgisi ilevlerini davurduunu ileri srmek doru gibi grnyor. Dolaysyla, bu tr bir dilbilgisi, ses ile anlam arasdaki snrsz birtakm balanlar tanmlayacakr. Bu olgu, bir kimsenin ken di dilindeki rasgele bir tmceyi nasl anladm aklama y nnde ilk adm oluturmaktadr. Bu zorlama yaln rnek bile, dbgilerinin genel gibi gr nen kimi zelliklerini gstermeye yarar. Birka temel dilbilgisi ilevini dile getiren ok basit kurallarla, eer bu kurallara -zel likle, teki yaplar iinde [T...]T biimindeki yaplan iinde ba rndrma olana veren- yinelemeli bir kural olma zellii yklersek, l'e ok benzeyen snrsz bir derin yap kmesi retilebili riz. Dilbilgisel dnmler, daha sonra, temeldeki derin yapdan olduka uzak olabilecek bir yzey yap oluturmak zere yinele necektir. Derin yap adamakll soyut olabilir; sesil gerekleim ile her noktada ok yakn bir ba olmayabilir. Bir dile ilikin bilgi -terimin bu konumada ksaca irdelenen teknik anlamyla "dil edinci"- bu dilbilgisi srelerini iyice bilmeyi gerektirir. Byk oranda salt bu erevede kalarak zmleme ve ak lama gerektiren kimi sorunlar dile getirmeye balayabiliriz ar tk. Bir nemli sorun, yzey yapnn kendi bana tmcenin an lamna ilikin ok az ipucu vermesidir. Szgelimi, yzey yapda belirtilmeyen kimi bakmlardan bir anlam belirsizlii tayan bir ok tmce vardr: 4 tmcesini alalm:
53

4 I disapprove of John's drinking <John'un imesini uygun bulmuyorum>. Bu tmce John'un imesine ya da ime biimine gnderme de bulunuyor olabilir. Bu belirsizlik 5 ve 6 tmceleriyle deiik biimlerde ortadan kaldrlabilir: 5 I disapprove John's drinking beer <John'un biray imesini uygun bulmuyorum>. 6 I disapprove John's excessive drinking <John'un ar biimde imesini uygun bulmuyorum>. Burada birtakm dilbilgisi srelerinin ie kart aktr. 4' ayn anda hem 5 hem de 6 biiminde geniletemeyiz; byle bir durumda 7'ye varrdk. 7 *I disapprove of John's excessive drinking the beer 7 Iselletirilmi dilbilgimiz 4 iin iki deiik soyut yap be lirler; bunlarn birisi 5'in temelindeki yapyla, tekisi de 6'nn temelindeki yapyla balantldr. Ancak bu ayrmn tasarmlan d dzlem, derin yap dzlemidir; derin yaplan 4'te karla lan yzey biimle eletiren dnmler bunu gzlerden saklamaktadr. 4, 5 ve 6 rneklerinde karlalan sreler kimi dillerde olduka yaygndr. Szgelimi, 'I disapprove John's cooking' ^John'un yemek piirmesini uygun bulmuyorum'> tmcesi ye mei kansmn piirmesi gerektiim, ya da szgelimi ok fazla sarmsak kullandm sezindirebilir. Bu belirsizlik de, yine, tm ce, 5 ve 6 rneklerinde belirtilen biimde geniletilirse ortadan kaldnlabilir. Tnin bir sapma olmas aklama gerektiriyor. Sz konusu durumda bu aklama, zel dilbilgisi dzleminde, birbirinin ye rine geebilecek derin yaplara gtren ve her durumda 5 ve 6
54

tmcelerindeki geniletmelerden yalnzca birine izin veren dil bilgisi kurallar dile getirilerek yaplabilir. Dolaysyla, Tnin bir sapma, 4'n anlamca belirsiz olmasn, bu kurallar dizgesini il gili dili bilen kimseye dile ilikin bilgisinin bir grnm ola rak mal ederek aklayabiliriz. Kukusuz bir kimsenin, nasl olup da, daha farkl bir ses-anlam balans ve (belki 7*yi de ieren) farkl bir retilmi yzey yap kmesi belirleyen baka kurallar deil de bu kurallar iselletirdiini sorgulayarak, daha derin bir aklamaya ulamay deneyebilirdik. Bu daha nce aklanan anlamda bir evrensel dilbilgisi sorunudur. 5. dipnottaki terimler kullanlacak olursa, irdeleme, zel dilbilgisi dzleminde bir be timleme yeterlii irdelemesi, evrensel dilbilgisi dzleminde ise bir aklama yeterlii irdelemesi olacaktr. ngilizcenin iselletirilmi kurallarnn, u anda burada ir delenen durum gibi bir durumda, daha baka sonular da ol duunu unutmayalm. ok belirli koullarda, yinelenen ele rin btnyle ya da bir blmyle silinmesine izin veren ya da silinmesini gerektiren ok genel nitelikli dnmler de vardr. 8 yapsna uygulandklarnda bu kurallar 9'u tretirler.8 8 I don't like John's cooking any more than Bill's cook ing <John'un yemek piirmesi BilFin yemek piirmesinden daha fazla houma gitmiyor>. 9 I don't like John's cooking any more than Bill's <John'un yemek piirmesi BilTinkinden daha fazla ho uma gitmiyor>. 9 tmcesi anlamca belirsizdir. John'un yemek piirmesi olgusunun, Bill'in yemek piirmesi olgusundan daha fazla ho uma gitmediini de anlatyor olabilir; John'un yemek piirme biminin, Bill'in yemek piirme biiminden daha fazla houma gitmediini de. 9 Ancak tmce, John'un yemek piirmesi olgusu nun Bill'in yemek piirme biiminden daha fazla houma gitme55

diini, ya da buradaki 'piirmesi olgusu' ile 'piirme biimi' anlatmlarnn yerleri deierek tersini anlatyor olamaz. Yani, 'cooking'i <*yemek piirme'yi> Bilebilecek durumdaysak, 8'in temelindeki yapda bulunan, anlamca belirsiz 'John's cooking' <'John'un yemek piirmesi'> ile 'Bill's cooking' c'BTin yemek piirmesi'> szbeklerini ayn biimde anlamamz gerekir. Bize burada gereken eyin, 8'den 9'un elde edilmesini salayan i lem gibi silme ilemlerinin uygulanabilirlii konusunda genel bir koul, yalnzca ilemin uyguland yapy deil, bu yapnn tretiliinin tarihesini de hesaba katan olduka soyut bir koul olduunu kabul etmek olduu akla yakn grnyor. Ayn ilkenin iin iinde grnd baka rnekler de bu lunabilir. Szgelimi, 11 ya da 12'den tretilmesi olas olan ve bu yzden anlamca bir belirsizlik tayan 10 tmcesini alalm.10 10 I know a taller man than Bill. <Bill, daha uzun bir adam tanyorum. > 11 I know a taller man than Bill does. <Bill, senin tandndan daha uzun bir adam tanyo rum^ 12 I know a taller man than Bill is. <Bill, senden daha uzun bir adam tanyorum.>* 10'daki anlam belirsizliinin tasarmland yerin yzey ya p olmad aktr, l l ' d e 'does'n <'senin tandndan'n> si linmesi, 12'de 'is'in < / senden'in> silinmesi sonunda kalan ya pnn aynsn geride brakr. imdi de 13'e bakalm. 13 I know a taller man than Bill, and so does John. <Bill, daha uzun bir adam tanyorum; John da yle.>

* Chmsky'nin burada anlatmaya alt nokta dikkate alnarak bu tmce ve aada onlar izleyen tmceler bire bir evrilmedi. (.n.) 56

Bu tmce de, 9 tmcesi gibi, drt ynl deil, iki ynl bir belirsizlik tar. 14 ya da 15 anlamna gelebilir ama 16 ile 17 an lamlarna gelemez:11 14 I know a taller man than Bill does and John knows a taller man than Bill does. <Bill, senin tandndan daha uzun bir adam tanyo rum, John da senin tandndan daha uzun bir adam tanyor.> 15 I know a taller man than Bill is and John knows a taller man than Bill is. <Bill, senden daha uzun bir adam tanyorum, John da senden daha uzun bir adam tanyor.> 16 I know a taller man than Bill is and John knows a taller man than Bill does. <Bill, senden daha uzun bir adam tanyorum, John da senin tandndan daha uzun bir adam tanyor.> 17 I know a taller man than Bill does and John knows a taller man than Bill is. <Bill, senin tandndan daha uzun bir adam tanyo rum, John da senden daha uzun bir adam tanyor.> Ancak, 13'n tretiliine daha yakndan bakldnda grr lebilecei gibi, imdi de bir sorun ortaya kyor, l l ' i 10 biimi ne getiren silme ilemine Tj, 12'yi 10 biimine getiren silme ilemine de T2 diyelim. Tj'i 14 tmel evetlemesinin her iki bile enine de uygularsak 18'i elde ederiz. 18 I know a taller man than Bill and John knows a taller man than Bill. <Bill, daha uzun bir adam tanyorum, John da daha uzun bir adam tanyor>
57

T2*nin 15 tmel evetlemesinin her iki bileenine uygulan mas da sonu olarak 18'i karmza karr. Ancak 16'da bile enlerden birine Tj/in, tekine Tj'nin uygulanmas, 17'de yine ayn ilemin bu kez tersi bir sra izlenerek uygulanmas durum larnda da karmza 18 kacaktr. Dolaysyla, 18, Tj ile T2 i lemleri 14, S, 16 ya da 17 temel biimlerinden herhangi birine uygulanarak tretilebilir. 18'in kendi yaps, bunlardan hangisi nin temel biim olduunu gstermez; Tj ve T2 silme ilemleriy le bu fark yok edilmitir. Fakat imdi de, 'I saw Bill and so did John' <'Bill, seni grdm; John da yle'> tmcesini 'I saw Bill and John saw Bill' c'Bill, seni grdm; John da seni grd'den> treten T3 ilemini dnelim. T3* 18'e uygulayarak 13' elde ederiz. Oysa 13'n 14 ya da 15 gibi yorumlanabileceini, 16 ve 17 gibi yorumlanamayacan belirtmitik. Nitekim T3'n 18'e, ancak, 18'in sz konusu tretimlerinde 18'in temelindeki yap 14 ya da 15 olduunda uygulanabildiini gryoruz. An cak bu bilgi, daha nce de gzlemlemi olduumuz gibi, 18'in kendisinde tasarmlanmaktadr. yleyse, T3' 18'e uygulayabil mek iin 18'in trealiinin tarihesiyle ilgili bireyler bilmek zorundayz -18'in etiketlenmi ayralamalarnda grnmeyen bilgilerimizin olmas gerekir. Aslnda bilmemiz gereken ey, 18 tmel evetlemesinin iki bileeninin ayn enin silindii temel yaplardan tremediidir.12 Silme dnmlerinin uygulanabilirliiyle ilgili genel bir koulun iin iinde olmas gerektii bir kez daha kendini gsteriyor. Silinmi sz dizilerinin trerim ta rihesinin, belki de bunlarn en temelde tredikleri derin yapnn birtakm zelliklerini gz nne alan bir ilkedir bu genel koul. Sorunun ne lde karmak olduunu anlamak iin, 'John's intelligence, which is his most remarkable quality, exceeds his prudence' c'John'un zeks, ki onun en nemli zelliidir, ihtiyathln aar'> ya da 'The book, which weights five pounds, was writen by John' c'Kitap, ki iki buuk kilo arlndadr, John tarafndan yazld'> gibi tmceleri dnn. Ga liba, ieyerleik eleme tmceciinde geen ilgi adl silinmi bir
58

ad beinin yerine gemekte; irdelediimiz silmenin koulu ise, eleme tmceciinin temel yapsnda, bu ad beinin ndeki ad bei 'John's intelligence'la <*John'un zeks'yla> ya da 'The book'la <'kitap'la> ayn olmas gerektiini sezindirmektedir. Ancak, her iki durumda da ndeki ad bei ile eleme tmcecii arasnda bir fark olduu da savunulabilir. Nitekim, ilk rnek te, ana tmcecikte John'un zeksna, ieyerleik tmcede zek snn niteliine; ikinci rnekte ise, kitaba ana tmcecikte soyut bir nesne olarak, ieyerleik tmcede somut fiziksel bir nesne olarak gndermede bulunuyoruz; insan daha nceki rnekler den trettiimiz ilkeyle elierek, bu farklann derin yapda ta sarmlanmasn bekleyebilir. Burada irdelemeyi srdrmeyece im ama okur, konuyu izlerse, rnekler karmaklatka soru nun da karmaklatn grecektir. Yerine getirilmesi gereken koullar ak olmakla birlikte do ru ilke gerekte bilinmemektedir. Bu rneklerin ortaya koyduu sorun ok tipik bir sorundur. Dikkatleri dil olgusuna evirmek, tmcelerin ses, anlam ve sapmlk vb. ynleriyle balantl zel liklerini gzler nne serer. Kendimizi "alkanlklar", "beceri ler", "tepki verme eilimleri", ya da "rnekseme yoluyla" tm celerin kurulmas konusundaki bulank konumalarla snrlad mz srece bu olgulara hibir aklama getirilemeyecei orta dadr. 4, 9 ve 13 tmcelerini belli bir biimde anlama "alkanlY'mz diye bir alkanlmz yoktun Okuyucu daha nce bun lara ok benzeyen tmcelerle karlam olamaz, ama yine de bu tmceleri ok belirli bir biimde anlar. Bu srelere "rnek seme" demek, giz olarak kalan bir eye bir ad vermektir ancak Bu tr grngleri aklayabilmek iin, ilgili dilde ses ile anlam birbirine balayan kurallar -dili bilen kimsenin iselletirmi olduu dilbilgisini- ve bu kurallarn yaplanmasn ile ileyiini belirleyen genel ilkeleri ortaya karmak zorundayz. Yzey yapnm yanltc olma ve yetersiz kalma zellii, en basit rnekler ele alnrken bile kendini aka belli eder. rne in, yine zorlama lsnde basit bir tmceyi, 19 tmcesini alalm:
59

19 John was persuaded to leave <John uzaklamak [konusunda / iin] ikna edildi>. Bu tmcenin temelindeki derin yap, (dilbilgisi ilevlerinin daha nce ileri srld biimde tasarmlandklar varsayld nda) 20 biimindeki bir temel nermede zne-yklem ilikisi nin, 21 biimindeki bir temel nermede ise eylem-nesne ilikisi nin geerli olduunu gstermelidir:

Nitekim 19'da, 'John'un, 'leave'in < / uzaklamak'n> znesi, 'persuade'in <'ikna edilmek'in> nesnesi olduu anlalmaktadr; bu olgular da 19*un temelindeki derin yapda, eer bu derin yap 20 ile 21'de yazm kurallarna uygun olmayan bir biimde gsteri len nermeleri iinde banndnyorsa, gerektii gibi anlatmn bulmu olur. Daha nce kabaca zetlenen yaklam doruysa, de rin yapnn bu tr nermelerden olumas gerekmekle birlikte, szcenin yzey yapsnda bunlarn hi izine rastlanmaz. 19'u re ten eitli dnmler, tmcenin anlamm belirleyen dilbilgisel iliki ve ilevler dizgesinin izini silmitir. Yzeysel olarak 19'a benzeyen* ama anlalma biimleri ve
* Chomsky'run hemen aada verecei rnek ingilizce tmcelerin yzey yap s hep ayn kald halde, bu tmcelerin Trkelerinde yzey yapnn da de itii unutulmamaldr, (.n.)

60

kendilerine uygulanan biimsel ilemler bakmndan byk l de farkl olan tmcelerin deikenliine dikkat edilirse, bu nok ta ok daha iyi anlalr. 19'daki 'persuade'in <*ikna edilmek'> yerine tek tek unlar koyduumuzu dnelim: 13 22 expected (beklendi), hired (ie alnd), tired (yorgun dm), pleased (honuttu), happy (mutluydu), lucky (anslyd), eager (istekliydi), certain (emindi / karar lyd/kesindi), easy (ii rahatt). 'Persuaded' <'ikna edildi'> yerine 'expected' <'beklendi'> konulduunda, tmce kabaca John'un uzaklamasnn beklendi ini (ya da dnldn) anlatr; ancak ilkinde John'un uzak lamasnn ikna edildiinden sz edildiini sylemek olanaksz dr. 'Hired' <'ie ahnd'> ile birlikte tmce btnyle farkl bir anlam kazanr: John'un ie alnma amacnn uzaklamas olduu nu anlatr kabaca -bu yorum, 'leave'i 'fix to roof <'aty onar m a k ^ ile deitirdiimizde daha doal bir yorum haline gelecek tir: John aty onarmak iin ie alnd. 'Tired' <'yorgun dm'> kullandmzda elde ettiimiz 'John was tired to leave' <'John uzaklama / k / s konusunda yorgun dt'> bir tmce bile deil dir; 'persuaded' <'ikna edildi'> yerine ancak 'too tired' <'ok yor g u n a koyduumuzda ise bir tmce elde ederiz: 'John was too tired to leave' <'John uzaklaamayacak kadar yorgundu'>. O da bize John'un uzaklamadm sezindirir. 'Pleased' szc daha farkldr. Bu durumda, John'un uzaklamadn sezindirerek 'John was too pleased to leave' <'John uzaklamaktan olduka honuttu'> diyebiliriz; fakat daha nceki rneklerde olanaksz olduu halde bu rnekte tmceyi 'John was too pleased to leave to suit me' <'John bana uymak iin uzaklamaktan son derece honuttu'> biiminde de geniletebiliriz. 'Please' <'honut ol m a k ^ ile 'John' arasnda eylem-nesne ilikisinin geerli olduu sylenebilirse de, 'happy* < / mutlu'> daha ok 'pleased'e ben zer.* 'John was lucky to leave' <'John uzaklama konusunda
* John was happy to leave: John uzaklamaktan mutluydu, (.n.)

61

anslyd'> tmcesi daha farkl bir biimde yorumlanr. Kabaca, John'un uzaklat iin ansl olduunu anlatr. Bu, daha nce ki durumlarda olanaksz bir yorumdur; dahas 'John was a lucky man to leave (so early)* <*jbhn (bu kadar erken) uzaklama ko nusunda anslyd'> gibi tmceler kurabiliriz, fakat bu tr tm celerde daha nceki rneklerin hibiri 'lucky'nin yerine gee mez. 'John was eager to leave' c'John uzaklamak konusunda is tekliydik, biimsel olarak, 'John was eager for Bill to leave' c'John Bill'in uzaklamas konusunda istekliydi'> ve 'John's eagerness (for Bill) to leave' <'John'un, Bill'in uzaklamas ko nusundaki isteklilii'> gibi anlatmlar artrd iin nceki durumlardan ayrlr. 'John was certain to leave' c'John uzak lama konusunda kararhyd'>, 'It was certain that John would leave' <*John'un uzaklaaca kesindi'> biiminde amlanabi lir, teki rneklerden yalnzca 'expected' <'beklendi'> bu yoru ma akr; ancak 'expected' <*beklendi'> baka pek ok bakm dan 'certain'dan c'kararUyd/kesindi/emindi'den> ayrlr -sz gelimi 'They expected John to leave7 c'John'un uzaklamasn bekliyorlard'> gibi bir tmcede grnebilir. 'Easy* <'ii rahat t k sz elbette btnyle farkldr;* yalnz bu durumda 'leave' c'uzaklamak^ ile 'John' arasnda eylem-nesne ilikisi vardr. Ksacas, yzey yapnn ou zaman yanltc ve bilgilendi rici olmaktan uzak olduu, dile ilikin bilgimizin yzey yapda belirtilmeyen ok daha soyut nitelikte zellikler ierdii aktr. Ayrca, bu zorlama lsnde yapay rnekler bile, dil edincini "alkanlklar", "eilimler", "nasl bilme" ve davran inceleme sini anran teki kavramlarla aklamaya almann, bu ince lemeler son yllarda haksz gerekelerle snrlandrlm olduu iin, ne lde umutsuz bir aba olduunu gstermektedir. Ses yaps dzeyinde bile, soyut tasarmlamalarn, dil kul lanmnda ie kansan zihinsel ilemlerde biimlenip kullanldJohn was easy to leave: Uzaklamak konusunda John'un ii rahatt, (n.) 62

konusunda kantlar vardr. Bu alanda dilsel tasarmlamann doas ve kural uygulamalarnn karmak koullarna ilikin olarak kavrayp rendiklerimiz, teki alanlara oranla ok daha ayrntldr. Ses yaps zerine son birka ylda yaplan alma lar, bana gre, zel dilbilgilerinin biimlerinin, olduka belirgin bir biimde, lgili sesil zelliklerin, yzey yapnn sesil tasanmlamayla ban kurabilecek trden kurallarn, bu kurallarn yaplanma ve uygulanma koullarnn seimini tayin eden snr l bir dzenek tarafndan belirlendii yollu gr destekleyen nemli kantlar salyor. Bu, dolaysyla, ilk konumada irdele nen, aada bu snrl evrensel dzenein dil ediniminde nasl iin iine kart sorusunu ele alrken yeniden ileyeceim ko nularla yakndan ilgilidir. Ayrca, ses yapsyla ilgili bu soru turmalar, soyut ses yaplarnn sk bir biimde yaplanm kar mak kural dizgeleri tarafndan ynetildikleri oranda, ok il gin, deneysel bakmdan yeterli edim modelleri gelitirme soru nuyla da balantldr. Bunlar, davrann alglanmas ve yap lanmas sorunuyla ilgili btn ada yaklamlarn, deneysel grngleri ciddi olarak ele almaya girien her modelde betim lenmesi gereken zihinsel srelere yeterli bir derinlik ve karma klk tanmamak gibi bir eksii olduunu ne srer. Ses yaps sorunu ya da bunun bilisel ruhbilim asndan tad olas nem noktasnda bu konular ayrntl bir biimde gelitirmek iin yerimiz yok.14 Ancak olduka tipik, aklayc bir basit rnek, eldeki kantlarn doas ve iaret ettikleri sonular konu sunda bir fikir verebilv Bir dilin szdizimi kurallarnn, 'a' <'bir/> 'wise' c'bilge':, 'man' <'insan'>, 'is' <'-tr'> ve 'honesf 'drsf szlk madde lerini en kk eleri olarak kabul edebileceimiz 2 yzey ya ps gibi, ayraca alnp etiketlenmi en kk e zincirlerinden oluan, sonsuz bir yzey yaplar kmesi rettiini anmsaya lm. Bu maddelerin her biri de bir paracklar zinciri olarak tasa rmlanabilir; szgelimi ngilizce 'man', / m / , 1x1, ni para cklarndan oluan bir zincir olarak tasarmlanabilir. Bu para63

aklarn her biri de bir tanmlanm zellikler kmesi olarak grlebilir; nitekim, rnein / n / , [+ nsz], [- nl], [+ genizsil] zelliklerinin bileimini temsil eder. Bir szcn parack oluumunu -sz konusu szcn ikin sesil, anlamsal ve szdizimsel zelliklerinin bir betimlemesi olan- szlk maddesi verecektir. Bir dilin szl, burada bizi ilgilendirmesi gerek meyen ek yaplar da ierebilen, byle szlk maddeleri kme sidir. imdilik bizi yalnzca szlk maddesinin ses zellikleri il gilendiriyor. Bir szckle ilgili szlk maddesi, dilsel kurallar tararn dan belirlenmeyen bireysel zellikleri belirtmelidir. Szgelimi, ngilizce 'man'in szlk maddesi, onun birinci paracnn ak bir n nl olduunu gstermelidir; ancak, bu nlnn gergin lik derecesini, ift nlln, genizsillemesini vb. gstermesi gerekmez; nk bunlar, bir lde ngilizcenin belirli lehele rine zg, bir lde ngilizcenin btn lehelerine zg, bir l de de evrensel sesbilimi ilgilendiren, genel bir kural konusu dur. 'Man'in szlk maddesi, benzer biimde, onun dzensiz bir oulu olduunu, szcn bu biiminde nlnn, ak n lden orta nlye kaydm belirtmelidir. Szlk maddesinin paracklar, dilin sesbilim kurallarnn onlar sklkla deiik biimlerde deitirip genilettii anlamnda soyuttur; bu ne denle, szlk maddesi ile varolan sesil tasarmlama arasnda basit, bire bir akma olmas gerekmez. rnekleri tartrken, sesil simgeleri, herbirini belirli bir zellikler kmesinin bilei mi olarak alarak, hep kullanld biimde kullanacam. / / ayrac n szlk tasarmlamalarn, [ ] ayracm ise, zellikle sesbilim ku rallar kmesinin tamam uygulanarak tretilen sonuncu! sesil tasarmlama da iinde olmak zere, sesbilim kurallarnn uygu lanmas yoluyla szlk tasarmlamalarndan tretilen btn ta sarmlamalar gstermek iin kullanacam. nce ngilizce 'sign'-'signify', 'paradigm'-'paradigmatic' gibi szckleri alalm. rdeleme ilerledike daha iyi anlalacak gerekelerle, ele alacaklarmz, tremi, ilk rneimizi dne rek syleyecek olursak, temeldeki soyut szlk tasanmlamasy64

la en yakn balants olan tremi biimler olacaktr. Sonra da bu biimlerin gvdeleri iin, simgelerin kabul edilegelen sesil yorumlamalanyla, geici olarak /sign/ ve /paeraedigm/ szlk tasarmlamalarn belirlediimizi dnelim. Nitekim temel e /sign / da, '-ify'n nnde sesil olarak [sign] biiminde gerekle ir. Ancak, bu temel e yalnz basmayken, sesil olarak [sayn] biiminde gerekleir. Benzer bir gzlem 'paradigm' iin de ge erlidir. Yalnz balannayken 'sign' ile 'paradigm' biimlerin^ bir likte ileyen ve kendisini izleyen szck-sonu bir genizsil olma s durumunda / i g / tasarmlamasnn [ay] sesil tasarmlamas na dnmesi sonucunu douran belirli birtakm sesbilim ku rallar belirler. ngilizcenin dikkatli bir ses zmlemesi bu sre cin aadaki admlan ieren bir dizi adma blnebileceini gs terir (ikincisi ile ncs, aslnda, daha ileri bir zmlemeyi gerektiriyor). 23 a. artdamaksl, szck-sonu damaksln nnde s rekli artdamaksla dnr. b. nl + srekli artdamaksl, gergin nlye dn r. c. (//, / i / ' y e karlk gelen gergin paraak ise) / i /, /ay /'a dnr.

Bu kurallar temeldeki yalmz bana /sign/'a uygulayarak nce 23a ile [siyn]' ([y] burada srekli artdamaksl gsterir), arkasndan 23b ile /sin/'i, en sonunda 23c ile de [sayn]' elde ederiz. 23a ile 23b kurallar ok ilgin deildir ama 23c, ngilizce nin sesbilgisinde olduka temel olan ok genel bir "nl kay mas" kurallar dizgesinin bir parasdr. Szgelimi, 'divine''divinity* biimlerinin temelindeki gvdenin /divn/ olduu nu, onun /T/ paracnn '-ity'nin nnde [i] olarak zayflad n, tek basnayken de 23c kural gerei [ay]'a dntn gsteren gl ipular vardr. Bunun gibi 'reptile' de temelin65

deki /reptil/'den trer; tek basnayken 23c gerei (reptayl], '4an'mn nnde 'divinity'de meydana gelen ayn nl ksal mayla [reptil] olur. Bunun gibi baka birok rnek daha vardr. imdi de 'ignite'-'ignition', 'expedite'-'expeditious', 'contrite'-'contrition' gibi szckleri alalm. Nasl 'reptile' ile 'di vine' nl kaymas ile /reptl/ ile /divin/'den tremise, bu szck iftlerinin ilk yelerini de, srasyla, /ignit/, /expedit/, /contrt/'ten tretebiliriz. Sesil gerekleme iin uygulanan kural, genel nl kaymas srecinin zel bir durumu olan 23c*dir. Besbelli ki, szck iftlerinin ikinci yeleri 24 ve 25 gibi s relerle tretilin 24 nller, '-ion', '-ious', '-ian', '-ity' ve benzerlerinin nnde gever. 25 Kendisini tiz bir ince nl izleyen / t / parac, [s] olarak gerekleir Bu kurallarn ilki 'divinity 7 szcnde /divn/'den [divin]'i, 'reptilian' szcnde ise /reptl/'den [reptilj'i retir. Bunun gibi, 'ignition'da /ignit/'ten [ignit]'i; 'expeditious'ta /expdit/'ten [expeditj'i; 'contrition'da /contrt/'ten [contritj'i retir. Burada ak bir temel genelleme vardr: Bir szck sonu hecesinde yer almayan vurgusuz bir seslinin nndeki sesli gev er. Bu kural, uygun bir biimde dile getirildiinde, nl kay mas ve teki birka kuralla birlikte, ngilizcenin sesbilgisi diz gesinin temelini oluturur. 25 kural /ignition/, /expedition/ ve /contrition/'daki / t i / ' y e uygulanarak, onun yerine / / koyar ve vurgusuz nl leri [a]'ya indirgeyen kuraln uygulanmasndan sonra en sonun da [ignisan], [expedisas] ve [kantisan] sesil gerekleimlerine ular. Ksacas, 'ignite', 'expedite' ve 'contrite'.szcklerinde [ayt] olarak gerekleyen paracklar, 'ignition', 'expeditious' ve 'contrition' szcklerinde [is] olarak gerekleir.
66

imdi de sesil olarak [rayt]-[raycas] olarak gerekleen 'righf-'righteous' szcklerini alalm. Bu sonuncu biim iki ba kmdan, yani nl nitelii (24 kural gerei [ay]'dan ok [i] ol mas beklenirdi) ve gvdenin son nsz (25 kural gerei [iYden ok [i] olmas beklenirdi) bakmlarndan dzenli rntden ayrlr grnyor. Eer 'righf, 'expedite' szcyle ayn sre lere bal olsayd, sesil olarak [raycas] biiminde deil, [expadisas] gibi [risas] biiminde gerekleirdi. Peki, bu ifte sapma nn aklamas nedir? ncelikle 25 kuralnn ok kesin olmadm gzden kar mayalm; /ti/'nin [S] deil [c] biiminde gerekletii baka r nekler de vardr: Szgelimi 'direction' [dareksan] olarak ger ekletii halde, 'question' [kwescan] olarak gerekleir. 25 bi raz daha dikkat edilerek 26 biiminde dile getirilebilir. 26 Kendisini tiz bir ince nl izleyen / t / , bir srekliden sonra [c], bunun dmda [s] olarak gerekleir. 'Righf biimine dnersek, grdmz u: Eer temelin deki tasarmlamada, kendisinden nce gelen bir srekti olsayd -yani, temelindeki tasarmlama, cp'nin herhangi bir srekliyi gs termesi kouluyla /ricpt/ olsayd- sondaki nsz [s] deil, [c] olarak belirlemek gerekecekti Ayrca ip sreklisi, bu konumda sesil olarak kendini gsteren sreklilerden de, yani 'wrisf, 'riff ya da 'wis/ed'in eik dizilmemi blmlerindeki disil, dudaksl ve damaksl sreklilerden ayr olmaldr. Bu durumda, cp'nin, elbette ngilizcede sesil olarak kendini gstermeyen artdamaksl srekli / x / olduunu kabul edebiliriz, yleyse temel biim /rixt/ olabilir. imdi 'righfm treyiini dnelim. 23b kuralyla /rixt/ tasarmlamas [rt] olur. 23c kuralyla / t / tasarmlamas, 'righfin sesil gerekleimi olan [rayt] biimini alr. imdi de 'righteous'n treyiine bakalm. 'Expeditious' ve 'repetitious' ile ayn eke sahip olduunu varsayarsak, szlksel 67

olarak onu /rixtious/ olarak tasarmlayabiliriz (Burada '-ous'un uygun tasarmlamasyla ilgilenmiyorum.). Buraya dek irdeledi imiz kurallarn sralannn 23a, 24, 26, 23b, 23c biiminde ol duunu kabul edelim. Bu sralama, serimleme kolayl asn dan birtakm basitletirmeler gz nne alnrsa, ngilizcenin il gili teki olgularyla da tutarldr. /Rixtious/ temel biimine uy gulamak sz konusu olduunda, 23a kural uygulanamaz, 24 kural ise bo bir kuraldr. 26 kuralna dndmzde, onun [rixcous] biimini yarattn gryoruz. Bu noktada 23b kural uygulanr ve [ricous] biimini retir; 23c kuralysa, vurgusuz nszlerin daralmasyla [raycas] biimine dnen [raycous] bi imini retir. Bu nedenle, birbirlerinden bamsz olarak ile yen 23 kuralyla 26 kural gerei temeldeki /rixt/ tasarmlama s, sesil olarak, tek basnayken [rayt], 'righteous'ta ise [ray2] biiminde, tam da olmas gerektii gibi gerekleecektir. Bu olgular, temeldeki sesil tasarmlamann, (yazmla ve el bette tarihsel durumla uyum iinde) /rixt/ olmas gerektiini gl bir biimde ortaya koyuyor. Baka nedenlerle dilbilgisinde bulunmas gereken bir dizi kural, 'right*-'righteous' bakala mm yaratyor, yleyse bu bakalam hi de olaand deil, tam tersine tam anlamyla olaan bir deiimdir. Kukusuz te meldeki tasarmlama olduka soyuttur; belirtkenin yzeydeki sesil biimiyle balants, ancak yorumlayc bir dizi kural ara clyla kurulabilir. Konuya deiik bir adan bakarak bir kimsenin ingilizce bildiini ama her naslsa daarcnda 'righteous' maddesinin olmadn dnelim. Bu biimi ilk duyduunda onu ren mi olduu dizgeyle badatrmas gerekir. Eer ona [risas] tre mi biimi sunulmu olsayd, kukusuz, temel tasarmlamann 'expedite' ve 'contrite'nkiyle tamamen ayn olduunu dne cekti. Ama [raycasj' duyduunda bu tasarmlamann olanaksz olduunu bilir; her ne kadar [s]-[c] nsz ayrm dil kullanm nn olaan koullarnda kulaklardan kolayca kasa bile, fi]-[ay] nl ayrm kesinlikle belli olur. ngilizcenin kurallarn biliyor 68

ve [ij'nin yerine [ay] ses esini iitiyorsa, ya bu biimin tek aykn rnek olduunu, ya da sesil tasarmlamann, kendisini bir artdamaksl izleyen bir [] ierdiini ve 26 kuralna bal olduunu da bilir. Bu artdamaksl bir srekli,15 yani 1x1 olmas gerekir. Ancak buradaki artdamaksln bir srekli olduu gz nne alndnda, bundan, sz konusu biim dzenliyse (bir varsaym olarak her zaman geerli deil), 26 kuralna gre n szn [s] deil, [c] olmas gerektii sonucu kar. Bu nedenle, l t alman belirtke orta nl konusunda bilgi vermese bile, din leyen kimsenin [raysasj'tan ok [raycas]' alglamas gerekir. Aynca, tam da gzlemi olduumuz gibi, almaklarn dzenliliini koruma basks, 'expedite*-'expedition' ve 'ignite'-'gnition' ile olan yzeysel rneksemeyi engelleme, beklenen [i] yerine [ay] ortaya kt srece de [c]'yi temel /t/'nin sesil gerekleimi olarak koruma ilevi grecektir. Kukusuz, bunun, biimin adm adm nasl renildiiyle ilgili tam bir aklama olduunu sylemek istemiyorum; yalnz ca biimin yzeysel (ve gerekte yanl) bir rneksemeye neden diren gsterdiini ve konumunu koruduunu aklamaya al yorum. Dilbilgisinde 'righteous'-'expeditious' iftindeki [c]-[S] kartlyla ilgili alglamay ve korumay / a y / ile / i / arasnda alglanan aynmla ve belli bir kurallar dizgesinin bilgisiyle ak layabiliriz. Aklama temel tasarmlamalann olduka soyut ol duu say ltsna dayanr, szn ettiimiz kantlar da bu sayltnn doru olduunu gstermektedir. Tek bir rnek ok inandrc olmayabilir. Ancak ses yaps nn dikkatle incelenmesi, bu trden birok mek bulunduunu ve szdizimi dzeyinde uzun bir dizi dilbilgisel dnmn de rin yapyla yzey yap arasndaki ba kurmas gibi, uzun bir dizi kuraln da soyut temel yaplarla sesil tasanmlamalar ara sndaki ba kurduunu gsterir. Soyut zihinsel tasarmlamala rn ve bu tr yorumlayn ilemlerin varln kabul ettiimizde, yzeyde karmakark bir biimde sralanm gibi grnen veri lerin temelinde artc lde bir dzen bulabilir, belU durum larda da dilsel anlatmlarn neden belli biimlerde duyulduu69

m, kullanldn ve anlaldn aklayabiliriz. Temeldeki so yut yaplarn ya da bunlarla belirtkeler arasndaki ba kuran s relerin iebakla belirlenmesi beklenemez; aynca bu sonucu u ya da bu biimde artc bulmak iin de ortada bir neden yoktur. Yukarda kabaca yaplan aklama, daha nce yaptmz ayrm dikkate alnrsa, evrensel dilbilgisi dzeyinden ok, zel dilbilgisi dzeyinde bir aklamadr. Yani, belli bir grngnn nedenini, etkisini ou zaman ayr ayr gsterdiini belirttii miz kimi kurallarn iselletirilmi dilbilgisinde ortaya kt saylsn temele alarak akladk. Kukusuz, veriler temelinde dil bilgisi seimini etkiledikleri oranda, evrensel dilbilgisinin irde lemeleri de bu aklamann iine girer. Daha nce de belirtildii gibi, bu etkileim kanlmazdr. Ancak evrensel dilbilgisinin apak ilkelerinin bir aklama rneinin daha dorudan ve da ha ak bir biimde iin iine girdii durumlar da vardr. Nite kim, ses dizgelerinin incelenmesi, sesbilim kurallarn yneten, kimi olduka dikkate deer, birtakm ok genel yaplanma ilke lerini gzler nne sermektedir (14. dipnotta verilen kaynaklara bkz.). rnein kimi sesbilim kurallarnn, yzey yapnn belirle dii bir biimde dngsel olarak iledikleri gzlenmitir. Yzey yapnn, Z'de olduu gibi, etiketlenmi ayralamalara alnm bir szce olarak tasarmlanabildiim anmsayalm. ngilizcede vur gu ykselti izgilerini ve nl daralmasn belirleyen ok kar mak sesbilim kurallar, yzey yapda, nce ayra iine alnm en kk szbeine, sonra ses srelerinin en byk alanna ulancaya (basit durumlarda, tmcenin kendisine) ulamcaya dek giderek daha byk deyimlere uygulana uygulana, ayra iine alnarak snrlar belirlenmi szbeklerine uygulanr. Ni tekim, 2 rneinde, kurallar nce tek tek szcklere (daha do ru bir deyile, ulamlara ayrlacak ve bylece ayra iine alna cak tek tek szcklere), ardmdan 'a wise man' <'bilge insan'> ile 'is honesf <'drsttr'> szbeklerine, en sonunda da tm cenin btnne uygulanmaktadr. Birka basit kural, bu kural larn dngsel olarak uygulann belirleyen yzey yaplar de70

itii iin, olduka farkl sonular verir. Dngsel uygulama ilkesinin kimi basit etkileri 27'deki gi bi biimlerle aklanabilir 27 a. 'relaxation', 'emendation', 'elasticity', 'connecti vity7, b. 'illustration', 'demonstration', 'devastation', 'anectodal' Eik yazlan sesliler 27b'de foe] biiminde daralr, ama 27a'da zgn biimlerini korurlar. Kimi durumlarda 27b'nin daral m nllerinin zgn biimlerini teki tremi biimlerden karabiliriz (rnein, 'illustrative', 'demonstrative'). 27'da veri len rnekler, 27b'de verilen rneklerden biimbilimsel bakm dan farkldr: lk rnekler, tek bana grldklerinde ana vur gusu dz yazlan seslinin zerinde olan 'relax', 'emend', 'elas tic', 'connective' temel biimlerinden tremilerdir; 27b'de ve rilen rneklerde bu zellik yoktur. Ingilizcede nl daralmas nn, yani bir nlnn yerine [a] kullanlmasnn, sz konusu n lnn zerinde vurgu olmamasndan ileri geldiini gstermek zor deildir. Bu nedenle 27a ile 27b arasndaki fark biraz nce dile getirdiimiz dngsel uygulama ilkesini varsayarak akla yabiliriz. 27a'da verilen rneklerde, vurgu, genel kurallar gerei ilk aamada dz yazlm seslilerin zerine uygulanr. Bunu iz leyen aamada vurgu kayar,16 ancak ilk aamada yklenen so yut vurgu nly daralmaktan korumak iin yeterlidir. 27b'de verilen rneklerde daha nceki aamalarda dz yazlan nlle rin zerine hi soyut bir vurgu uygulanmaz, bu yzden de nl daralr. nlnn daralmasn nleyenin soyut vurgu olduuna dikkat edin. Eik yazlan daralm nl zerindeki gerek, ses il vurgu ok zayftr; olaan kullanmda bu 4. dereceden bir vur gudur. Genel olarak, bu biimde zayf sesil vurgulu nller daralr, ancak sz konusu rneklerde nceki aamadaki soyut vurgu daralmay nlemektedir. Dolaysyla, sesil biimde ne redeyse ortadan kalkan temel rol, sesil biimi belirleme grevi71

ni yerine getiren, soyut temel tasarmlamadr. Bu durumda alglama ile syleyiin belli bir ynn, genel soyut bir ilke, yani kurallarn dngsel olarak uygulanmas il kesi asndan yapabiliriz (nceki iki sayfaya baknz). Dili renen kimsenin bu ilkeyi kendisine sunulan verilerden "tme varm" yoluyla nasl karsayabildiini tasarlamak gtr. Ger ekte, bu ilkenin sonularnn ou alglamayla ilgilidir; olaan dil kullanm koullarnda fiziksel belirtkenin kendisinde bir karl ya hi yoktur ya da ok az vardr; bu nedenle tmeva rmn dayanm olabilecei grngler, bu ilkeden henz ya rarlanmayan bir kiinin deneyiminin paras olamaz. Gerekte, eldeki verilerden bu tr bir ilkeye gitme olana verecek bir t-' mvanm ya da arm sreci hi yoktur (meer ki ilkeyi elde bir kabul edip, dngsel uygulama ilkesini bir biimde "tme varm sred"nin iine katm olalm). Bu bakmdan, sesbilim ku rallarnn dngsel olarak uygulanmas ilkesinin, evrensel dbilgisinin, dil deneyiminin niteliini belirlerken ve dilin edinil mi olan bilgisini meydana getiren bir dilbilgisi kurarken kulla nlan, doutan bir yaplanma ilkesi olduu sonucuna varmak hakl gibi grnyor. Evrensel dilbilgisinin bu ilkesi, ayn za manda, 27*de belirtilen trden grnglere .de bir aklama ge tirmektedir. Benzer bir dngsel uygulanma ilkesinin szdizimsel d zeye de uygulanabileceine ilikin kimi kantlar vardr. John Ross Ingilizcede adllaurmann kimi ynleri asndan bunu rnekleyen ustaca bir zmleme sunmutur. 17 Adllatrma mn, daha nce 8-18 rnekleriyle balantl olarak irdelediimiz srelere benzeyen bir "silme" sreci ierdiini dnelim. Bu sre, ilk aamada, iki zde ad beinden birini uygun bir adlla deitirir. Bylece 28 temel yaps, adllaurma yoluyla 29'a d ntrlm olacaktr: 28 John learned that John had won. <John, Joht'n kazandm rendi>.
72

29 John learned that he had won. <John, kendisinin kazandn rendi>. Bu irdeleme iin temel oluturmayan zellikleri 28'den so yutlayacak olursak, x v e y ile zde ad beklerini, bunlardan y ile adllatnlm olan, ayralar ile de tmce biimindeki anla tmlar gstererek, onu 30 biiminde gsterebiliriz. 30 [...*,...[...y...]] 28'den adllatrma yoluyla 31'i oluturamayacamz unut mayalm:18 31 He learned that John had won. <Kendisi, John'un kazandn rendi.> Baka bir deyile, 30'un uylamlarn kullanarak, 32 bii minde tasarmlanabilecek bir adllatrma gerekletiremeyiz: 32 [...y...[... *...]] imdi de 33'teki tmcelere bakalm: 33 a That John won the race surprised him. <John'un yar kazanmas kendisini arth.>

[[...x...]...y...]
b John's winning the race surprised him. <John'un yans kazanmas kendisini artn.>

[[...x...]...y...]
c That he won the race surprised John. <Kendisinin yans kazanmas John'u artt.>

73

d His winning the race surprised John. <Kendisinin yans kazanmas John'u art.>

[[...y... ]...*...]
Ayn uylamlar izlenerek tmceler alttaki biimlerde tasa rmlanr, zetlersek, olanakl tmce tipleri 30, 32, 33a ile b ve 33c ile d'den yalnzca 32'nin adUatrmaya izin vermediini grmekteyiz. Btn bu sylenenler zel dilbilgisini ilgilendiren noktalardr. 33d'nin yannda 34 tmcesinin de olanakl olduu nu unutmamak gerekic 34 Winning the race surprised John <Yar kazanmak John'u arth.> Buraya dek kabul ettiimiz ereve dikkate alnrsa, 34'n 'John's winning the race surprised John' <'John'un yar ka zanmas John'u artt'> yapsndan tremi olmas gerekir. Dolaysyla, bu durumda adllatrma bir tam silme olabilir. imdi de 35 ve 36'ya bakalm: 35 Our learning that John had won the race surprised him. <John'un yar kazandm renmemiz kendisini a rttm 36 Learning that John had won the race surprised him. <John'un yans kazandm renmek kendisini a rttm 35'te 'him' c'kendisi^ ile John'a gndermede bulunuldu u anlalabilmekte, 36'da ise anlalmamaktadr. Bu nedenle, 35 adllatrma yoluyla 37'den tretilebilir, ama 36 38'den tretilemez.

74

37 [[Our learning [that John had won the race] ] sur prised John.] < [[John'un yar kazandm] renmemiz] John'u artt.] > 38 [[John's learning [that John had won the race] ] sur prised John.] < [[John'un [John'un kazandn] renmesi], John'u artt.] > Bu grng nasl aklanabilir? Ross'un gzlemledii gibi, kimi dnmlerin dngsel bir biimde, nce en iteki, sonra daha byk szbeklerine uygulandklarn, baka bir anlatm la, bu dnmlerin sesbilim kurallarnn derin yapya uygu lanmas srecine benzer bir srele derin yapya uygulandkla rm da kabul edersek, zel dilbilgisi ile aklanabilir19 imdi de bunu bir saylti olarak kabul edip 3&u\ derin yapma bakalm. En ite yer alan nermede 'John'la zde ikinci bir ad bei ol mad iin en i dngde adUatrma hi uygulanmaz, ikinci dngde [[John's learning [that John had won the race]] <'[john'un [John'un kazandm] renmesi]'> beini dikkate almaktayz. Bu, adUatrma yoluyla 39'u veren, 30 biiminde bir yap olarak alnabilir; adUatrma yoluyla 40*1 veren, 32 bii minde bir yap olarak alnamaz, nk, daha nce belirttiimiz gibi, zel dilbilgisi 32 durumunda adllatirmaya izin verme mektedir: 39 John's learning [that he had won the race] <John'un [kendisinin yans kazandn] renmesi> 40 his learning [that John had won the race] <Kendisinin [John'un yar kazandm] renmesi>. Ancak, 36'nn temelindeki biim 40 olmak gerekir. Bu yz75

den 35, STden tretilebilmekle birlikte, 36 adllatr ma yoluyla 38'den tretemez. yleyse, bu rnekte, olduka artc belli bir deneysel so nucu, yani 35 ile 36'un 'him' <'kendisi'> adlnn gndergesel yo rumu bakmndan farkl olduklar sonucunu yaratmak iin ev rensel dilbilgisinin bir ilkesi, zel dilbilgisinin bamsz olarak konmu bir kural ile birlemi durumdadr. Bir kez daha gryo ruz ki, bir lde 27a ve 27b rnekleriyle balantl olarak daha nce irdelediimiz nl daralmas durumuna benzer bir biim de, "alkanlklarda, "eilimler"e, "rneksemeler"e dayanan bir aklama getirmek tamamen olanakszdr. Sz konusu olgular aklamak iin, bunun yerine, insann zihin yetilerini yneten birtakm soyut, bir lde evrensel ilkeleri koyut olarak almak gerek gibi grnyor. Eer dngsel uygulama ilkesi, gerekten, insanlarn dile ilikin bilgilerinin biimini belirleyen dzenleyici bir ilke ise, rneklerin ait olduu dilde adllarmay yneten zel kurallar renmi olan bir kimse, retime ya da ek bir kan ta gerek kalmadan, sezgisel olarak, 35 ile 36'nn biraz nce sz edilen bakmdan farkl olduklarm bilebilir. Dilbilimde en zorlu kuramsal sorun, nedensiz ve karmaka rk bir biimde karmza kan grnglere aklamalar ge tirmek iin, zel dilbilgilerinin kurallaryla i ie gemi evren sel dilbilgisi ilkelerini ortaya karma sorunudur. Gnmzde bu konuda belki en inandnc (aym zamanda da, olduka soyut ve uygulanmalar olduka karmak ilkelerin ie kart en nemli) rnekler, sesbilim alanndadr, ancak bunlar bu konu mann kapsamnda sunulamayacak lde karmaktr. 20 Ge nel sorunu ok yaln bir biimde gzler nne seren bir baka szdizimsel rnei de Ingilizcedeki w;f-sorularnn* oluum ku rallar vermektedir. 21 u rnekleri alalm:
* ngilizcede 'whaf <ne>, 'which' <hangi>, 'who' <kim>, 'where' <nerede>, 'why* <neden/ niin> soru belirteleriyle sorulan sorular. (.n.)

76

41 a. Who expected Bill to meet Tom? <Kim Bill'in Tom'la buluacan nt etti?> b. Who(m) did John expect to meet Tom? <John kimin Tom'la buluacan mit etti?> c Who(m) did John expect Bill to meet? <John Bill'in kiminle buluacan mit etti?) > d. What (books) did you order John to ask Bill to persuade his friends to stop reading? <John'a, Bill'den arkadalarn okumay brakmaya ikna etmesini istemesi iin neyi (hangi kitaplar) tav siye etti?> a, b ve c rneklerinin gsterdii gibi, 'John expected Bill to meet Tom' <']ohn, Bl'in Tom'la buluacan mit etti'> tmcesindeki eik yazl konumun herhangi birinde yer alan bir ad bei soru konusu yaplabilir. Sre temelde yle ilen* 42 a. vh-yerletirimi: Bir ad beine wh- iareti koyun.

* Trkede 'ne', 'hangi', 'kim', 'nerede', 'neden' ve bunlardan tremi 'neyi', 'neye' gibi soru belirteleriyle sorulan sorularn oluum sreci elbette baka dr. Trke dnldnde, aada 42'de betimlenen sre yle olacak tr (sb: soru belirteci): 42 a. sb-yerletirimi: Bir ad beine sb- iareti koyun. b. sb-korumast: aretlenen ad beinin tmce iindeki yerini koru yun. (Trkede soru belirteleri, tmce iinde, soru konusu yaptk lar ad beinin bulunduu yere konurlar.) c. sesil yorumlama: aretlenen ad beini uygun bir soru belirteci yle deitirin. (ngilizcede geerli "yardmc fiili yerinden oynatma" ileminin Trkede sz konusu olamayaca aktr. ngilizcede tmceyi bir soru tmcesi haline geti ren bu ilemken, Trkede soru belirteci koymak, tmceyi bir soru tmcesi haline getirmek iin ye.terlidir.)(.n.) 77

b. wh- evirmesi: iaretlenen ad beini tmcenin bana getirin. c. yardma fiili yerinden oynatma: yardmc fiilin bir paras n ya da koaa tmcede ikinci szck haline getirin. d. sesil yorumlama: iaretlenen ad beini uygun bir soru biimiyle deitirin.22 Bu ilemlerin drd birden eksiksiz biimde 41b ve 41c rneklerinde uygulanr. Szgelimi 41b tmcesi 'John expected someone to meet Tom' <'John birinin Tom'la buluacan mit etti'> tmcesindeki 'someone' <'birisi'> ad beine zvhryerletirimi uygulanarak oluturulur. W7-evirmesi ileminin (42b) uy gulanmas, 'w/i-someone John expected to meet Tom' tmcesi ni dourur. Yardmcfiiliyerinden oynatma ilemi (42c) 'wh-someone did John expect to meet Tom' tmcesini yaratr. Son olarak sesil yorumlama ilemi de (42d) 41b'yi dourur. 41d tmcesi, bu srelerin, gerekte snrlama olmakszn, bir tmcenin derinle rine gmlm bir ad beini ste kardm gzler nne ser mektedir. 42'de sralanan ilemlerden yardma fiili yerinden oynat ma dndakilerin hepsi ilgi tmceciklerinin oluturulmasnda da uygulanr ve 'the man who(m) John expected to meet Tom' <'John'un Tom'la buluacan mit ettii adam'> gibi szbeklerini yaratrlar.* Ancak, sorularla ilgi tmceciklerinin bu biimde oluturul masnda kimi snrlamalar olduu da unutulmamaldr. Szge limi 43 tmcelerini alalm:

* ngilizcede 'what', 'which'... gibi ilgi belirteleri araclyla oluturulan ilgi tmcecikleri Trkede ortalarla (rnek tmcede gemi zaman ortacyla) oluturulmaktadr. Dolaysyla Trkede ilgi tmcecikleri kurulurken uygu lanan ilemlerin bunlar (ya da yukardaki notta sralanan ilemler) olmad ok aktr, (.n.)

78

43 a. For him to understand this lecture is difficult. <Onun iin bu konumay anlamak zordur.> b. It is difficult for him to understand this lecture. <Onun bu konumay anlamas zordur.> c. He read the book that interested the boy. <ocuun ilgisini eken kitab okudu.> d. He believed the claim that John tricked the boy. <John'un ocuu oyuna getirdii savma inand.> e. He believed the claim that John made about the boy. <John'un ocuk hakknda ileri srd sava inand.> i. They intercepted John's message to the boy. <John'un ocua iletisine engel oldular.> 43'te eik yazl ad beklerine, soru tmcesi ile ilgi tmcesi kurma ilemlerini uygulamaya altmz dnelim. 43a-43f tmcelerinden srasyla u soru tmceleriyle ilgi tmceciklerini tretmemiz gerekir: 44 aS. *What is for him to understand difficult? a. *a lecture that for him to understand is difficult bS. What is it difficult for him to understand? <Onun iin anlamas zor olan nedir?> b. a lecture that it is difficult for him to understand <Onun iin anlamas zor bir ders> cS. *Who did he read the book that is interested? cl. *the boy who read the book that interested
79

dS. *Who did he believe the claim that John tricked? dt. *the boy who he believed the claim that John tricked eS. *Who did he believe the claim that John made about? ei. *the boy who he believed the claim that John made about f S. *Who did they intercept John's message to? ft. *the boy who they intercepted John's message to Bunlardan yalnzca bS ile b tmceleri kabul edilebilir tm celerdir; dilbilgisi izin verse ne anlama geldikleri olduka ak olabilecek a, c, d ve e tmceleri ise iyice olanakszdr, ingilizce konuan kimsenin bunun byle olduunu nasl bildii hi de ak deildir. Nitekim, 43a ile 43b tmceleri eanlamldr, ne var ki bu ikisinden yalnzca 43b sz konusu ilemlere konu olabilir. Ayrca bu ilemler 43d ile 43f'ye uygulananabilmemekle birlikte, onlara ok benzeyen 45a ile 45b'ye uygulanabilmekte ve bu sonuncular da ok daha kabul edilebilir sonular yaratabilmektedir. 45 a. He believed that John tricked the boy. (Who did he believe that John tricked? -the boy who he believ ed that John tricked) <John'un ocuu oyuna getirdiine inand. (John'un kimi oyuna getirdiine inand? -John'un oyuna ge tirdiine inand ocuk)> b. They intercepted a message to the boy. (Who did they intercept a message to? -the boy who they in tercepted a message to) <ocua iletiyi engellediler. (Kime iletiyi engelledi ler? -iletiyi engelledikleri ocuk)>
80

ingilizce konuan kimse, bilinmeyen bir biimde, 42 ilkele rini elindeki verilere dayanarak dzenler; ancak daha da a rtc olan, hangi biimsel koullarda bu ilkelerin uygulanabilir olduunu bilmesidir. ngilizce konuan her sradan kimsenin, uygun pekitirmelerle belirtilen ekillerde "biimlenmi" bir davram iinde olduu ciddi olarak pek ileri srlemez. 43, 44 ve 45 tmceleri, gnlk yaammzda karlatmz bir yn tmce kadar "bildik d" tmcelerdir; ancak kimse retmeden ya da farknda olmadan, ustas olduumuz dilbilgisi kurallar dizgesine gre onlarn nasl ele alnacaklarn sezgisel bir biim de biliriz. Bir kez daha anlalyor ki, bu tr birok olguya bir akla ma getiren genel bir ilke var. 43a'da eik yazl ad beinin, tm cenin znesi olan baka bir ad beinin, yani 'for him to under stand this lecture'n <'onun iin bu konumay anlamak'n> iinde yer aldna dikkat ediniz. Oysa 43b'de, bir dakaydtrma kural 'for him to understand this lecture' <'onun iin bu ko numay anlamak'> zne ad beinin dna karmtr; so nuta ortaya kan yapda da bu szbei artk bir ad bei de ildir. Dolaysyla 43b'deki eik yazl szbei de artk bir ad beinin iinde deildir. Hibir ad beinin baka bir ad bei iinden ekip karlamayaca -daha genel bir deyile, herhan gi bir A ulam sz konusu olduunda, bir dnmn [T... [A...] A...] T biimindeki bir yapya uygulanmas durumunda, bu, A tipinin en byk ad beine uygulanacak biimde yorumlanmas gerek tii- koulunu, dilbilgisel dnmlerin arama kattmz d nelim.23 yleyse 42'deki ilemler, yle gerektii iin, 43a, c, d, e ve f rneklerinde uygulanmayacak, 43b rneinde ise uygula nacaktr. 45'e biraz sonra dneceiz. A-st-A ilkesi olarak adlandracamz bu trden bir ilke yi destekleyen baka rnekler de var. 46 tmcelerine bakalm: 81

46 a. John kept the car in the garage. <John arabay garajda tuttu.> b. Mary saw the man walking toward the railway station. <Mary adam tren istasyonuna, doru yrrken gr dk Bunlarn her ikisi de anlamca belirsizdir. Szgelimi 46a, ga rajdaki arabann John tarafndan orada tutulduunu da anlat yor olabilir, arabann John tarafndan garajda tutulduunu da. lk durumda eik yazk ad bei, bir ad beinin, yani 'the car in the garage'n <'garajdaki araba'nn> parasdr, ikinci du rumda ise deildir. Bunun gibi 46b de tren istasyonuna doru yryen adamn Mary tarafndan grldn de anlatyor ola bilir, adamn tren istasyonuna doru yrrken Mary tarafndan grldn de. (Bu tartmann dnda alnrsa, Mary'nin tren istasyonuna doru yrrken adam grdn anlatyor olmas da olasdr.) Yine ilk durumda, eik yazl bek bir ad beinin, yani 'the man walking toward the railway station'in c'tren istasyonuna doru yryen adam'n) parasdr, ikinci sinde ise deildir. Fakat imdi de 47'deki iki soru tmcesini dnelim: 47 a. What (garage) did John keep the car in? <John arabay neyin (hangi garajm) iinde tuttu?> b. What did Mary see the man walking toward? <Mary adam neye doru yrrken grd?> Bunlarn ikisi de tek anlamldr ve ancak tek bir temel tmce yorumlar olabilir Temel tmceleri, eik yazl ad bei baka bir ad beinin paras olmayan birer temel tmcedir. Bu du rum 46'dan oluturulan ilgi tmcecikleri iin de dorudur ve bu olgular da A-st-A ilkesiyle aklanabilir. Benzer birok
82

rnek vardr. Belki ayn biimde aklanabilecek, biraz daha zorca bir du rum 48 ile 49 tmcelerinde gryoruz: 48 John has the best proof of that theorem. <John'un elinde o teoremin en iyi kant var> 49 What theorem does John have the best proof of? <John'un elinde hangi teoremin en iyi kant var?> En doal yorumunda 48 tmcesi birok insann elinde o teoremin farkl farkl kantlar bulunduu, John'un elindekinin bunlarn en iyisi olduu bir durumu betimler. Dolaysyla bu yorum, 'best'in <'en iyi'nin>, baka bir adcl bek olan 'that theorem'i <'o teorem'i> ieren 'proof of that theorem' <?o teo reminin kanu'> adcl beini nitelediini ileri srer.24 Bu du rumda A-st-A ilkesi, 'that theorem' <'o teorem'> szbeinin 42'deki srelere bal olamayacam usa getiriyor. Bu yzden 49, bu srelerle 48'den tretilemez. Gerekten de 49 tmcesi nin 48'den olduka farkl bir yorumu vardr. 49 tmcesi, John' un elinde bir yn teoremin kantnn bulunduu, soruyu soran kimsenin de bu kantlardan hangisinin en iyi olduunu sordu u bir duruma da uygundur. Temel yap, nasl bir temel yap olursa olsun, 'besf i <'en iyi'yi> 'proof of that theorem' <'o teore min kamt'> ile deil, 'proof'la <'kanf la> birletirecek; bunun sonucunda 'that theorem' <'o teorem'> artk aym tip bir szbeine iine konmayacak, dolaysyla da soru tmcesine (benzer bi imde de, ilgi tmceciine) konu olabilecektir. Byle rneklerin gsterdii gibi, biraz nce ortaya atlan genel ilkenin belli bir aklama gc vardr. Evrensel dilbilgisinin bir ilkesi olarak kabul edilirse, Ingilizcenin belli kurallarnn birtakm tmceleri retmek sz konusu olduunda iledii hal de, bakalar sz konusu olduunda neden ilemediini; ses ile anlam arasnda neden ilk bakta dzenli rneksemelere aykn den ilikiler kurduunu aklayabilir. Btn bunlar baka te83

rimlerle ortaya koyacak olursak, A-st-A ilkesinin, dile ilikin bilginin biimini belirleyen, doutan gelen emalatrmann bir paras olduunu kabul edersek, eitim grmedii apak olan ve ortaya karld kadaryla sz konusu grnglerle balan tl veriler amaca hizmet edecek bir biimde kendilerine sunul mam kimselerin sahip olduklar ngilizce bilgisinin birtakm ynlerine bir aklama getirebiliriz. Beklenecei gibi, Ingilizcenin verilerinin daha ileri bir zmlemesi, bu aklamann olduka basitletirilmi ve birtakm glklerle kar karya bulunduunu ortaya karacaktr. Sz gelimi 50 ile 51 tmcelerini alalm. 50 John thought (that) Bill had read the book. <John Bill'in kitab okuduunu dnd.> 51 John wondered why Bill had read the book. <John Bill'in kitab niye okuduunu merak etti.> 50'deki durumda, eik yazl bek, soru tmcesine ve ilgi trnceciine konu olabilir, ama 51'de olmaz. 'That Bill had read the book' <'Bl'in kitab okumu olmas'> ile 'why Bill had read the book' </Bill'in kitab niye okumu olduu'> szbeklerinin ad bei olup olmadklar ak deildir. Olmadklarm d nelim. O zaman 50 tmcesi, A-st-A ilkesine gre ilem g rr, 51 tmcesi grmez. Bu durumda da, 51 tmcesi sz konusu olduunda 42'deki srelerin uygulama d kalm aklamak iin, 'why Bill had read the book' <'BTin kitab niye okumu olduu'> szbeini 'the book' <*kitap'> ile ayn ulama sokabi liriz. Aslnda, bu snrlar ierisinde kalan doal bir neri daha vardr. 51 tmcesi, ad beinin ekip karlaca bein, "thatbei" olmaktan ok, "loh-bei" olmas asndan tipik bir tm cedir. VVT-yerletirirni ileminin (42a) wh- esini yalnzca 51'deki 'the book'a <'kitap'a> deil, onu ieren nermeye de uy guladm varsayalm. Bu durumda, hem 'wh-the book' hem de 'why BUI had read the book* <'BiU'in kitab niye okumu
84

olduu'> ulamna girecek; bu da benim Aspects of the Theory of Syntax'n 2. Blmnde (bkz., 6. not) irdelediim trden bir szdizimi zellii olarak dnlecektir. Bu sayltlar dikkate al nrsa, A-st-A ilkesi, 50 ile 51 arasndaki fark aklamaya ya rayacaktr. Sz konusu szbeklerinin ad bei olduklarn dnelim. Bu durumda sorun karan 51 deil, 50'dir. Buraya dein zm lememizin doru olduunu varsayyorsak, ortada bir de 'that Bill had read the book' <'Bill'in kitab okumu olmas'> ner mesine, kendisi bir ad bei olmakla birlikte ondan ad bekleri ekip karlmasn salayan bir "geirgenlik" zellii veren bir kural olmas gerekir. Aslnda, ngilizcenin zel dilbilgisinde by le bir kuralnn olmas gerektiini usa getiren baka rnekler de vardr. Nitekim, 52, 53 ve 54 tmcelerini alalm: 52 Who would you approve of my seeing? <Benim kimi grmemi uygun bulurdunuz?> 53 What would you approve of John's drinking? <John'un neyi imesini uygun bulurdunuz?> 54 *What would you approve of John's excessive drink ing of? 52 ve 53 tmceleri, soru tmcesi yapma ilemlerinin, 'my seeing-' <'-grmemi'>, 'John's drinking-' <'John'un-imesini'> gibi daha byk szbeklerinde bulunan bir ad beine uygu lanmas yoluyla oluturulmulardr. Bu yzden, bu daha byk ad bekleri, ekip karma ilemlerine izin veren bir geirgenli e sahiptir. Ancak, 54'n gsterdii gibi, 55'teki eik yazl ad bei, bu ilem iin gerekli geirgenlie sahip deildir: 55 You would approve of John's excessive drinking of the beer. <John 'un ar biimde bira imesini uygun bulurdunuz.>
85

Bu rnekler geirgenlii belirleyen kuraln ne olabileceini gsteren birok rnein en tipikleridir. Daha nce 56 tmcesini (4 tmcesini) tartm ve onun anlamca belirsiz olduuna dik kat ekmitik. 56 I disapprove of John's drinking. <John'un imesini uygun bulmuyorum.> Bir yoruma gre, 'John's drinking' c'John'un imesi'> szbei, bir ad beinin i yapsna sahiptir. Bu nedenle, sfatlar yerletiren kural (3d) bir belirleyen ile bir ad arasnda geerlidir ve 'John's excessive drinking' <'John'un an biimde imesi'> szbeini dourur; aslmda 'John's'un -'the'nn, 'thaf in, 'much of that'in vb.- yerine konabilir. Bu yoruma gre, 'John's drink ing* <'John'un imesi'> ad bei, tam olarak 'John's refusal to leave' c'John'un uzaklamay kabul etmemesi'>, 'John's rejecti on of the offer' c'John'un emri reddetmesi'> vb. gibi ad bekle rinin yaratt sonulara benzer sonular yaratr. teki yoruma gre, 'John's drinking (the beer)' <'John'un (bira) imesi'>, bir ad beinin i yapsna sahip deildir ve hibiri araya sfat yer letirmeye ya da 'John's'un teki belirleyicilerle deitirilmesi ne izin vermeyen 'John's having read the book7 <'John'un kitab okumu olmas'>, 'John's refusing to leave' c'John'un uzakla may kabul etmemesi'>, 'John's rejecting the offer' c'John'un emri reddetmesi'> anlatmlar gibi ele alnr. Ayn zamanda da ad beklerinin i yapsn tamayan birer nerme olan ad bek lerine, biraz nce tanmladmz anlamda, bir geirgenlik zelli i veren bir ingilizce dilbilgisi kural kabul ettiimizi dnelim. Byle bir durumda, off deki 'that Bill had read the book 7 , 52nin temelindeki yapda yer alan 'my seeing...' <'... grmemi'> ve 53'n temelindeki yapda yer alan 'John's drinking' c'John' un imesi'> szbeklerine geirgenlik zellii verilmi olacak tr; daha ak bir syleyile, bu rneklerdeki baskn ad bei, Ast-A ilkesi yoluyla iinden baka bir ad bei ekip karma y engellemeyecektir. 51 tmcesinde, ad beinden baka bir ad
86

beinin ekip kanlmas yine de, daha nce belirtilen snrlar iinde, zoh- ulamnca engellenecektir. 54 tmcesine gelince, o, te mel yapnn ilgili ad bei 'John's excessive drinking of <'John'un ar biimde imesi'>, daha nce akland gibi, bir ad be inin i yapma sahip olduu; bu nedenle de, ngilizce dilbilgisinin, bir ad beinin i yapm tamayan bir nermede baskn durumda olan ad beine geirgenlik zellii veren zel kural nn konusu olmad iin, dikkate alnmaz. Bu anlamda geirgenlik zellii veren zel dilbilgisi kural lar gereksinimini usa getiren baka birka durum daha vardr. 57 ve 58 tmcelerini alalm: 57 a. They intercepted John's message to the boy. <John'un ocua iletisine engel oldular.> (43f tmcesi) b. He saw John's picture of Bill. <BiU'in, John'un sahibi olduu resmini grd.> c He saw the picture of Bill. <Bilfin resmini grd.>

58 a. They intercepted a message to the boy. <ocua iletiyi engellediler.> (45b tmcesi) b. He saw a picture of Bill. <B7/'in bir resmini grd> c. He has a belief in justice. <Adalete inana var.> d. He has faith in Bill's integrity. <Bill'in drstlne gven duyar.>

87

Daha nce iaret ettiimiz gibi, 57'deki eik yazl ad bek leri, A-st-A ilkesine gre, soru tmcesi ve ilgi tmcesi yapma ilemlerinin konusu olamaz. 58 sz konusu olduundaysa, hi olmazsa gnlk lngilizcede, soru tmcesi ve ilgi tmcecii yap mak bu konumlarda ok daha doal grnmektedir. Bu neden le, eik yazl szbeklerini ieren ad beklerine bir geirgenlik verilmi olmaldr, yle grnyor ki, burada konu, baskn ad beinin belirsiz olmasdr; durum byleyse, kimi leheler iin, 59 [A belirsiz... A] A biimindeki ad beklerine geirgenlik veren bir kural var de mektir. Ortada yine de, A-st-A ilkesinin byle geniletilip de itirilmesiyle zm kabul etmez grnen birok ciddi sorun vardr. Bu ilkeye, imdiye dein verilen rneklerin gerekte ok fazla desteklemedii bir anlatm biimi verildii gzlerden ka masn. A-st-A ilkesi genel olarak doru olsayd, A'nm dei ik seenekleri iin, A ulamnda bir szbeinin A ulamnda da ha geni bir szbeinden ekip kanlamad durumlarla kar lamamz beklenebilirdi. Gerekte imdiye dein verilen r nekler yalnzca A ad bei (ya da, zaman zaman, 51 ile ilgili = irdemede olduu gibi, A = [+ wh-] olan durumlar) kapsamak tadr. Bu nedenle, ilkenin biraz nce iaret edilen olgularla uyum lu ikinci bir dilegetirimi, geirgen olmamakl, A tipinin baka bir ulamna baskn olan bir A ulamnn bir zellii olmaktan ok, belli tr ad beklerinin (belki de baka yaplarn) belli bir amaca hizmet eden bir zellii olarak ykler. Yalnzca imdiye dek sunulmu olgular dikkate alndnda, bu ikinci ilke yerine A-st-A ilkesini doru kabul etmek ok daha uygun olacaktr; nk A-st-A ilkesinin belli bir doall vardr; oysa ikincisi btnyle belli bir amaca hizmet eden bir ilke, geirgen olma yan yaplarn bir listesidir. Ancak, A-st-A ilkesinin doru ol madn usa getiren, John Ross'un iaret ettii (21. nottaki gn dermeye baknz), ok nemli bir olgu vardr. Ad beklerinin 88

ekip karlamayaca yaplanmalardan sfatlarn da ekip karlamayacana dikkat ekmektedir. Nitekim, 'I believe that John saw-' c'John'un -grdne inanyorum':, 'I believe the claim that John saw-' c'John'un -grd savma inanyo r u m ^ ve 'I wonder whether John saw-' -c'John'un -grp gr mediini merak ediyorum'> balamlarna bakalm. Bir soru tm cesi ve bir ilgi tmcecii kurarken, bunlarn ikincisinden ya da ncsnden deil, birincisinden bir ad bei ekip karabili riz. Bu bizim, A-st-A ilkesinin deiik biimleriyle aklama ya altmz bir olgudur. Fakat sfatlarn ekip karlmas sz konusu olduunda da ayn olgu ortaya kmaktadr. Nitekim, 'handsome though I believe that John is' <'John'un yakkl ol duuna inanmakla birlikte'> yapsm kurabiliriz, ama "hand some though I believe the claim that John is' "handsome though I wonder whether John is' vb. yaplarn kuramayz. Bi raz nce irdelediimiz yaklam bu sorunu doal bir biimde aklayacak ekilde geniletebilir miyiz bilmiyorum; u anda tamamyla bu durumla snrl bir adm iermeyen hibir yakla m dnemiyorum. Bu, belki de, A-st-A ilkesini kullanan yaklamn doru olmadn gstermekte ve bizi imdilik, ken dilerinden birtakm szbeklerini baarl bir biimde ekip karmann, u ya da bu gerekeyle olanaksz olduu bir yaplan malar ynyla ba baa brakmaktadr. Yantlar neyi kantlayacak olursa olsun, biraz nce irdele nen sorun bileimi, gnmzdeki aratrma alannn, bu ko numann banda sz edilen anlamda uurlarnda yer alan konularn tipik ve nemli bir resmini vermektedir. Yani kimi sorunlara olduka ak ve iyice anlalr dnceler erevesin de hibir kukuya yer brakmayacak bir anlatm biimi verilebil mekte; bunlar iin birtakm eksik zmler ileri srlebilmekte; bu zmlerin baarsz olduu durumlarda da, gerekli olann daha gelitirilmi ve daha inceltilmi bir yaklam m, yoksa kk ten farkl bir yaklam m olduu sorusuyla bir sre kar kar ya brakan bir dizi rnek ortaya kartabilmektedir.
89

Buraya dein, dnmlerin yerine getirmesi gereken bir ka koulu irdeledim. Yani, 8-18 rnekleriyle ortaya kan silme koullarn; (27 ile balantl olarak irdelenen sesil rnekseme de iinde olmak zere) 28-40 rnekleriyle ilgili irdelemelerin ia ret ettii dngsel uygulama ilkesini; bir de 44-58 rneklerinin gzler nne serdii grngler gibi grngleri aklamann temeli olarak nerilen A-st-A ilkesini, ilkeye eksik bir anla tm biimi verildii ya da ilkenin belki de yanl kavrandn gsteren olgular yok deilse de, her rnekte, ilkenin uygun ol duuna inanmak iin birtakm nedenler de var. Bu durumu r nekleyen, baka her alanda olduu gibi, dilbilimde de varolan snr bir aratrma alanna zg son bir olgu olarak, ilk kez Pe ter Rosenbaum tararndan irdelenen (6. nottaki gndermeye ba knz) bir sorunu alalm. 60 tmcelerini dnelim: 60 a John agreed to go. <John gitmeye raz oldu.> b John persuaded Bill to leave. <John Bill'i uzaklamak konusunda ikna etti.> c Finding Tom there caused Bill to wonder about John. <Tom'u orada bulmak BTin John'u merak etmesine neden oldu-> Bu tmceleri yorumlarken, srasyla, 'go' <"gitmek'>, 'leave' tuzakla mak'> ve 'find' c'bulmak^ eylemleri iin bir "kayp zne" bulmaya alrz. 60a'da 'go'nun <'gitmek'in> znesinin 'John', 60b'de 'leave'in <'uzaklamak'n> znesinin 'Bili', 60c'de ise 'find' c'bulmak^ ile 'wonder'in <'merak etmek'in> z nelerinin 'Bili' olduunu anlarz. imdiye kadar varsaylan er eveye asndan, bu kayp znenin derin yapda varolduunu ve bir silme ilemiyle ortadan kaldrldn dnmek (aada greceimiz gibi, gerekli olmasa bile) doal olacaktr. Bu ne90

denle temeldeki derin yaplar 61 gibi birey olabilir. 61 a John agreed [John go]. <John raz oldu [John gidecek]. > b John persuaded Bill [Bill leave]. <John Bill'i ikna etti [Bill uzaklaacak]. > c [Bill find Tom there] caused Bill to wonder about John. <[Bill'in Tom'u orada buldu] Bill'in John'u merak etmesine neden oldu.> te yandan, olgular, 60 tmcelerinin, szgelimi, 62 tmce lerinden tretilemeyeceini aka gstermektedir: 62 a John agreed [someone go]. <John raz oldu [birisi gidecek].> b John persuaded Bill [John leave]. <John Bill'i ikna etti [John gidecek].> c [John find Tom there] caused Bill to wonder about John. <[John Bill'i orada buldu] Bill'in John'u merak etme sine neden oldu.> Byle durumlarda, 62'deki gibi yaplara karar vermeyi en gelleyen anlamsal bir temel bulunduunu ne srmek zor ola bilir. Szgelimi, biri kp 62a'nn, John'un bilisinin gitmesine raz olduunu; 62b'nin, John'un Bill'i kendisinin 0ohn'un) uzak lamas konusunda ikna ettiini; 62c'nin ise John'un Tom'u ora dan bulmasnn Bill'in John'u merak etmesine neden olduunu anlatt yorumunda bulunabilir. 62*nin 60'n olas kaynaklarn* dan olduu kararn engelleyen ve bizi 60'n daha ok 61'e da91

yand yorumuna gtren bir genel bir szdizimi ilkesi ol mas gerekir. Rosenbaum, burada iin iine kansan eyin, silme ilemleri konusunda getirilen belli bir koul olduunu ileri s rer. Kabaca, ieyerleik bir nermenin znesinin, bu nermenin dndaki en yakn ad beince silindiini; "yaknlk"n ise 1" ya da 2' gibi bir tasarmlamadaki dallarn saysyla lldn syleyen bir "silinti ilkesi"dir bu. 25 Rosenbaum'un belirttii gi bi, farkl ok sayda rnek, tekiler gibi gzden geirmekte ol duum, evrensel dilbilgisinin bir blmn oluturan dn mler konusunda bir koulu gerektiren bu genel saylya da yanlarak aklanabilir. Ancak burada da birtakm sorunlar ortaya kmaktadr. Szgelimi, aadaki rnekleri alalm:26 63 John promised Bill to leave. <John, Bill'e uzaklamak konusunda sz verdi.> 64 a. John gave the impression of working on that prob lem. <John o problem zerinde alyor izlenimi verdi.> b. John gave me the suggestion of working on that problem. <John bana o problem zerinde alma nerisinde bulundu.> 65 a. John asked me what to wear. <John bana ne giymek gerekeceini sordu.> b. John told me what to wear. <John bana ne giymek gerekeceini syledi.> 66 John asked Bill for permission to leave. <john, Bill'den uzaklamak iin izin vermesini istedi.>

67 a. John begged Bill to permit him to stay. <John kalma konusunda ona izin vermesi iin Bill'e yalvard.> b. John begged Bill to be permitted to stay. <John kalma konusunda izin verilmesi iin John'a yalvard.> c. John begged Bill to be shown the book. <John kitabn gsterilmesi iin Bill'e yalvard.> 68 John made an offer to Bill (received advice from Bill, received an invitation from Bill) to stay. <John, kalma konusunda Bill'e bir neride bulundu (Bill'den bir t ald, Bili'den bir ar ald).> 69 John helped Bill write the book. <John kitab yazmas iin Bill'e yardm ettL> Uzaklaacak olan Bill deil, John olduu iin 63 tmcesi il keyi inemektedir. 64a'da 'John'un 'work'n <'almak'm> z nesi olduu, ama grnte ona benzer olan 64b'de znenin 'V <'ben'> olduu anlalmaktadr. 65a rneinde, 'wear'in <'giymek'in> znesi olarak anlalan 'John', 65b'de ise Tdr <'ben'dir>. 66 rneine gelince, onda 'John'un, 'leave'in <'uzaklamak'm>; 'permission'm <'izin'in> derin yaps nedeniyle 'Bill' in, 'permit'in <izin vermek'in> znesi olduu anlalyor. n de de 'Bili' Rosenbaum'un anlad anlamda "en yakn" ad be i olmasna karn, 67a'da ieyerleik nermenin yzey znesi 'Bili', 67b ile 67c'de ise 'John'dur. 68'de 'stay'in <'kalmak'n> znesi olarak anlalan grnrde ilkeyle elien bir biimde 'John'dur; Elbette bu rneklerde birok ey, bu tmcelerin nasl zmleneceklerine ilikin, henz bir sonuca balanmam so rularn yantlarna baldr. 69'un durumu baka alardan bula nktr. Tmce, kitab Bill'in yazdm duyumsatmasa -aslnda
93

John ile Bill'in birlikte yazdklarn duyumsatsa- bile silinti ilke si 'write'in <'yazmak'n> znesinin 'Bili' olduunu usa getire bilir. Ancak bu yorumu izlemekte bir glk var. Nitekim, John'un kitap yazmna katld sonucunu karabiliriz, ancak gr nte ona benzeyen 'John helped the cat have kittens' c'John kedinin yavrulamasna yardm etti'> tmcesinden, sapmal olan ve 69'da 'John' ile 'write' <*yazmak'> arasnda bir biimde dilbilgisel bir iliki olmas gerektiini usa getiren 'John helped have kittens' tmcesini tretemeyiz. Daha baka bir anlatmla, so run, 60a'nn benzeri olarak 'John helped write the book' c'John kitap yazmna yardm etti'> tmcesine nasl bir aklama getiri lecei sorunudur; nk la'nn benzeri bir tmce onun kayna olarak bir ie yaramayacaktr. Konuyu daha fazla uzatmak gereksiz. Silinti ilkesi hesaba katlmas nemle salk verilecek, belki de, bir biimde bu sorunlar yumann doru zmnn iinde yer alan bir ilke olmakla birlikte, daha aklanacak birok olgu olduunu grebiliyoruz. Sz edilen teki durumlarda olduu gibi, dnmlerin uygu lanabilirliini belirleyen koullarla balanl bir yn sorun var: Genel zme doru giden yolun bir blmn oluturacak g rnen ilgin ve aydnlatc kimi nerilerde bulunulabilse bile, kesine yalan bir zme bugn de direnen bir yn sorun. Dilbilgisi ilemlerinin doasn tartrken, anlam yorumla mas sorunlarndan saknarak, kendimi szdizimi ve sesbilim rnekleriyle snrladm. Bir dilbilgisi, konuan-dinleyen kimse nin btn dil edincini aklayacaksa, anlam yorumlamas kural larm da kapsamaldr. Ancak dilbilgisinin bu yn derinliine ok az bilinmektedir. Daha nce verilen kaynaklarda (6. nota ba lanz), bir dilbilgisinin, sonsuz bir derin ve yzey yaplar ifti kmesi tanmlayp bu.ikili eler arasndaki dnm banlarm dile getiren bir szdizimi bileeninden, yzey yapya ses il bir tasarmlama getiren bir sesbilim bileeninden ve derin yapya anlamsal bir tasarmlama getiren bir anlam bileeninden olutuu ileri srlr. Daha nce de belirtildii gibi (s. 53; 15894

11), yzey yap grnmlerinin anlam yorumlamasyla da ba lantl olduunu gsteren gl kantlar olduunu sanyorum.27 Durum ne olursa olsun, eksiksiz bir dilbilgisinin, hi olmazsa bir lde, szlk maddelerinin zgl zellikleri ile sz konusu dilin biimsel yapma gre dzenlenmi, olduka karmak an lam yorumlamas kurallarm iermesi gerektii konusunda k k bir kuku olabilir. Tek bir rnek vermek gerekirse, 70 tm cesine bakalm: 70 John has lived in Princeton. <John Princeton'da yaad.> Bu tmcenin bir bildirimde bulunmak iin uygun bir bi imde kullanlm olduunu varsayarak, John'un bir kii oldu u (onun kpeinin Princeton'da yaadm kimse sylemeye cektir); Princeton'n birtakm fiziksel ve toplumsal koullar kar layan bir yer olduu ('Princeton'n bir zel ad olduunu gz nne alndnda), John'un imdi de yaad ("I have lived in Princeton" <"Princeton'da yaadm"> diyebilirim; ama artk "Einstein has lived in Princeton" c^Einstein Princeton'da yaa d ' ^ diyemem -olsa olsa "Einstein lived in Princeton" <"Einstein Princeton'da yaamt"> diyebilirim) vb. sonucunu kara biliriz. 70'in anlam yorumlamas, bu olgular aklayabilecek ni telikte olmaldr. Bu tr sorular, bir lde, birtakm kavramlarla bu kavram lar arasndaki ilikilerin ok genel bir biimde zmlendii, "henz-gelitirilecek" bir evrensel anlambilim kapsamnda d nlebilir. Klasik bir rnek vermek gerekirse, 'John is proud of what Bill did' <'John, Bill'in yaptklaryla gurur duyuyor^ ile 'John has some responsibility for Bill's actions' <'John'un, Bill'in eylemlerinde bir sorumluluu var'> arasndaki anlam ba nts; tpk ses yaps dzleminde, bir artdamak nsznn hrtl olmas durumunda doal olarak keskinlemesi olgusu na bir aklama getirmek iin evrensel sesbilgisinin bir ilkesine bavurulmas gibi, evrensel gurur ile sorumluluk kavramlarna
95

dayanlarak gsterilmelidir (bu irdeleme iin 14. nottaki kay naklara baknz). Bu neri, szgelimi 70 rneine uygulandn da, Win uygun kullanmnn John'un bugn de yaamakta ol duunu sezdirmesi nedeniyle, ekiciliinden bireyler yitirmek tedir. Bu tr sorularn yantn aramaya altmzda kark konular ve karanlk sorunlar karmaas iinde kayboluyoruz ve inandrc yantlar vermek zorlayor. Bu nedenle, anlam yorum lamas kurallarnn, daha nce sz edilen szdizimi ve sesbilim kurallarnn koullarna benzeyen koullarn irdeleyebile cek durumda deilim. Daha nceki dncelerimde, irdelenen konularn bir dilbilgisinin anlam bileenine, ya da anlamsal kurallarla ile szdi zimi kurallarnn i ie girdii bir alana ait olmaktan ok szdi zimi alanna ait olduu saylnsna dayanrken pekala yanlm olabileceimi unutmayn. Grnd kadaryla, bu konular, bu nun deneysel bir sorun olduunu syleyebilmemizi engelleye cek lde karanlktadr; ama bilindiklerinde deneysel bir soru sorutabileceim grebiliriz. Szgelimi, szdizimindeki silinti il kesiyle ilgili irdelemeyi alalm. Joseph Emonds (yaymlanmam bir almasnda), 60 tmcelerinin, benim gibi, 61 temel yaplar na gndermede bulunarak yorumlanacam dnmenin uy gun olmadn ileri srer. Daha dorusu, benim iey erleik ner me diye aldm eyin, szdizimi bileeni tarafndan retilen temel biimde hi znesi olmadn ve genel bir anlam yorum lamas kuralnn Rosenbaum'un silinti ilkesinin yerini aldm savunur. Bunun doru olup olmadn bilmiyorum, ama elbet te bu bir olaslk. Dilbilgisi sorunlaryla ilgili aratrmalar srd rlrken, bugn ak seik gibi grnen snrlarn hi dnl medik bir biimde kaymas, ya da dilbilgisi yaplanmas iin bulunan yeni bir temelin bugn uygun grnn atnn yerini almas beklenmeyecek eyler deildir. Dilbilgisi kurallarnn irdelemekte olduum koullan kar maktr ve ancak bir lde anlalabilmitir. Ancak vurgula mak gerekir ki, dilbilgisi biiminin en basit ve en ak seik ko ullarnn kimileri, insan dilinin ilevlerini gerekletiren bir
96

dizgenin hibir biimde zorunlu zellikleri deildir. Buna kar lk, onlarn insan dilleri iirt genel olarak doru olmalar ve konuan-dinleyen kimsenin kazanm olduu dil edincinde bir rol oynamalar kolayca gzard edilemez. Szgelimi, dilbilgisel dnmlerin, bir szck dizisine,28 bu szckler szbekleri biiminde yaplanm olduklar iin uygulanyor olmalar anla mnda, daima yap-baml olmalar gibi ok basit bir olguyu ala lm. Bir szbekleri dizgesi olarak bir e dizisine bu dizinin so yut yapsndan olduka bamsz biimde uygulanan yap-bamsz ilemler tasarlamak kolaydr. Szgelimi, 72'deki bildirme tm celerinden 71'deki soru tmcelerini oluturan kural (10. nota baknz), bir ad beini yardma eylemin ilk esiyle deitiren yap-baml bir kuraldr. 71 a Will the members of the audience who enjoyed the play stand? <Oyunu beenen seyirciler ayaa kalkacak m?> b Has Mary lived in Princeton? <Mary Princeton'da yaad m?> c Will the subjects who will act as controls be paid? <Kontrol grubunu oluturacak deneklere deme yaplacak m?> 72 a The members of the audience who enjoyed the play will stand. <Oyunu beenen seyirciler ayaa kalkacalo b Mary has lived in Princeton. <Mary Princeton'da yaad.> c The subjects who will act as controls will be paid. <Kontrol grubunu oluturacak deneklere deme yaplacak.> 97

Buna karlk, bir de, bir tmcenin ilk ve son szcklerini eviren, ya da bir tmcenin szcklerini sesil paracklar bak mndan uzunluklarna gre dzenleyen (ayn uzunluktaki ele re zel bir "alfabeletirme" uygulayan), ya da 'will' <'-cek'> sz cnn en solda olann en baa getiren ilemi dnn. Bun lara srasyla ti, 2 ve 3 diyelim, ti'i 72a'ya uyguladmzda 73a'y, t2'yi 72b'ye uyguladmzda 73b'yi, 3' 72c'ye uy guladmzda 73c'yi elde ederiz: 73 a stand the members of the audience who enjoyed the play will. b in has lived Mary Princeton. c will the subjects who act as controls will be paid l, 2 ve 3, yap-bamsz ilemlerdir. Byle daha baka sa ysz ilem belirlenebilir. nsan dilinin, ngilizce sorularda olduu gibi, , 2 ve 3 gi bi yap-bamsz ilemler yerine salt yap-baml ilemlerden yararlanmasnn nsel hibir gerekesi yoktur. Yap-bamsz ilemlerin u ya da bu biimde mutlak anlamda daha "karma k" olduklar pek ileri srlemeyecei gibi, onlarn bakalarn dan daha fazla bir anlam belirsizlii yaratklar, ya da etkili ile tiime bakalarndan daha fazla zarar verdikleri de gsterile mez. Ancak hibir insan dilinde, yap-baml dnmler ara snda (ya da onlarn yerine kullanlan) yap-bamsz ilemler yer almaz. Dili renen, 71'i yaratan ilemin dilbilgisi iin olas bir aday olduunu; buna karlk, , 2 ve 3 ya da onlara benze yen baka ilemlerin geici birer varsaym olarak dnlmesi ne gerek olmad bilir. Bunlar gibi basit ve sradan grnglerle aramza uygun bir "tinsel mesafe" koyarsak, bunlarn, gerekten, insan ruhbilimi asndan hi de nemsiz olmayan sorunlar yarattm gr rz. Yap-baml ilemlere dayanma gerekeleri zerinde bir98

takm kurgulamalarda bulunabiliriz,29 ancak bilmeliyiz ki, by le bir kurgulama, insann, hibir biimde ak olmad gibi ge rekli de olmayan bilisel yetileriyle ilgili saymlar iermek zo rundadr. stelik, ilevi ne olursa olsun, yap-baml ilemlere dayanmann, dili-renen iin, dil edincini kazanma abalarn ynlendiren snrlandrc bir temel dzenek tarafndan ilk ba tan kararlatrld sonucundan kamak da zordur. Benzer so nularn, daha sonra eksiksiz bir biimde nasl dile getirilirlerse getirilsinler, daha nce irdelenen daha derin ve daha karmak ilkeler iin de geerli olduu neredeyse kanlmaz grnyor. zetlersek: Burada ana hatlarn izdiimiz snrlar ierisin de, bir yandan bir evrensel dilbilgisi ilkeleri dizgesi,30 bir yan dan da bu ilkelere gre biimlenip yorumlanan zel dilbilgileri gelitirebiliriz. Evrensel ilkelerle zel kurallarn etkileimi daha nce rneklerini verdiimiz deneysel sonular yaratr; eitli de rinlik dzeylerinde, bu ilkelerle kurallar, dil edinciyle, yani her konuan sradan her kimsenin dile ilikin olarak sahip olduu bilgiyle ve konuan ya da dinleyenin yerine getirdii edimde bu bilginin kullanm yollaryla ilgili aklamalar salar. Evrensel dilbilgisi ilkeleri, insan dilinin dilbilgisinin nasl kullanlacan belirleyen zel koullar yarmda, bir insan dili nin uymas gerekli olduka snrlayc bir ema getirir. Bir anla tm biimi verilen (ya da ou kez rtk olarak varsaylan) ko ullara seenek tasarjamak zor deildir. .Bu koullar gemite genellikle gzden kamtr; bugn de onlarn hakknda ok az ey biliyoruz, ilgili grnglerle aramza uygun "tinsel mesafe"yi koyabilir ve onlar kendimize "yabanalarma"y baarr sak, onlann konumaktan ya da tanmlamaktan kanamaya camz ok ciddi sorunlar gzler nne serdiini hemen gr rz. Burada ksaca deinilen sorunlar dikkatle incelemek, ola an dil kullanmna aklama getirmek iin, konuan-dinleyen kimsede olduka soyut nitelikli zihinsel ilemler gerektiren ve fiziksel belirtkeden olduka uzak tasarmlamalara uygulanan karmak bir kurallar dizgesi varsaymamz gerektiini gsteri99

yor. Ayrca, dile ilikin bilginin niteliksiz ve snrl verilere daya nlarak edinildiini, byk lde de zekya ve bireysel deneyimlerdeki byk eitlilie baml olmadn gzlemekteyiz. Bir bilim adam, bir ocuun elde edebilecei trden veri ler zerinde ilev gren ve dili bilen kimsede bulunmas gerekli gibi grnen bir zel dilbilgisini "kt" (yani, "dzenein en te mel durumu") olarak veren, bilinmeyen zelliklere sahip bir d zenein doasn belirleme sorunuyla kar karyaysa; doal olarak, eldeki snrl verilere dayanarak ktnn biimini belirle yen ikin yaplanma ilkelerini arayacaktr. Bilinmeyen zellik ler dzenei insan zihniyse, daha nyargl ya da dogmatik bir gr benimsemek iin ortada hibir neden yoktur; zellikle, herhangi bir uslamlamadan nce, bu konularla ilgili kurgula malara egemen olan deneyci sayllarnn zel bir ayrcal ol duunu dnmek iin ortada hibir neden yoktur. Bilginin edinilmesiyle ilgili olduka zgl deneyci saymlarn neden ciddi ye alnmas gerektiini kimse aklayamamtr. Bu sayltlar, dil edinci gibi, insan zeksnn en zel ve en sradan yaplanma larm betimlemek ya da aklamak iin hibir yol getirememek tedir. Buna karlk, zel ve evrensel dilbilgisiyle ilgili olduka zgl birtakm saylhlar, dile ilikin bilgiyi ve dil kullanmm irdelediimizde karlatmz grnglere bir aklama getir me konusunda kimi umutlar vermektedir. Gelecee ilikin bir kurgulamada bulunacak olursak, burada belirtilen izgide sr drlecek aratrmalarn, hem deneyimin ieriini hem de on dan kan bilginin doasn belirleyen olduka snrlandrc bir dzenei gn na karmas, bylece dil ve zihin sorunlary la ilgili kimi geleneksel dnceleri temize karp gelitirmesi olanaksz grnmyor. Son konumada baka eylerin yannda bu konuya da yeniden dneceim.

100

NOTLAR 1 W. Khler, Dynamics in Psychology (New York; Liverlight, 1940). 2 Bkz., V. Ehrlich, Russian Formalism, gzden geirilmi ikinci basm (New York; Humanities, 1965), s. 176-77. 3 Ludwig Wittgenstein, Philosophical Investigations (New York: Oxford Univer sity Press, 1953), 129. Blm. 4 A.g.e., 415. Blm. 5 Aklamann derinliindeki bu ayrm ortaya karmak iin Current Issues in Linguistics Theory adl yaptmda (New York: Humanities, 1964) "betimleme yeterlii dzeyi" teriminin dilbilgileri ile veriler arasndaki ilikinin, "akla ma yeterlii dzeyi" teriminin ise bir evrensel dilbilgisi kuram ile bu veriler arasndaki ilikinin incelenmesinde kullanlabileceini ileri srmtm. 6 Bu grn ayrntl bir aklamas iin J. Katz ve P. Postal'n An Integrated Theory of Linguistic Descriptions (Cambridge, Mass.: M.I.T. Press, 1964) ile benim Aspects of the Theory of Syntax (Cambridge, Mass.: M.I.T. Press, 1965) adl kitaplarma bkz. Ayrca bkz. Peter S. Rosenbaum, The Grammar of Eng lish Predicate Complement Structures (Cambridge, Mass.: M.I.T. Press, 1967). Bu kitaplar yazarlarnn gelitirip deitirdikleri daha nceki almalara da gndermede bulunurlar. Geen birka ylda bu genel yaklam daha da geniletip deitiren ve deiik seenekler ortaya atan epey alma yapl mtr. Gnmzde bu alanda olduka byk bir karmaa vardr; toz du mann ortadan kalkp nemli birka sorunun geici olarak bile zlebilmesi iin epeyce zaman gemesi gerekecektir. Gnmzdeki almalar byle bir taslakta ayrntl olarak ele alnamayacak denli genitir. R. Jacobs ile P. S. Rosenbaum'un Readings in English Transformational Grammar (Waltham, Mass.: Gin and Company, 1970) vb. kitaplardan konunun kapsam ve genel izgile ri konusunda bilgi edinilebilir. 7 Yldz (*) iaretini allm olduu biimde, dilbilgisi kuralndan u ya da bu bakmdan sapma gsteren bir tmceyi gstermek iin kullanyorum. 8 Bundan byle, karkla yol amad srece, derin, yzey ve ara yaplan gstermek iin ayra kullanmayacam. 8 ile 9 tek etiketli bir ayra iinde dnlebilir. Elbette, 8'in bir derin yap deil, dnmlerin daha ilkel so yut bir nesneye uygulanmasnn bir sonucu olduu unutulmamaldr. 9 'John's cooking' <'John'un yemek piirmesi'> yapsnn barndrd teki anlamlara dayanarak baka yorumlar da yaplabilir -zellikle, yap yam yamca, 'cooking' de "yemeklik, yemek amacyla kullanlan" biiminde yo rumlanabilir. ['John'un yemek piirmesi', Trkede, syledii gibi, John'un yemek piirmesi olgusunu da anlatyor olabilir, John'un yemek piirme bi imini de; ama sz konusu "yamyamca" yoruma izin vermemektedir. Ancak 'John's cooking' ngilizcede baka yorumlara da ak bir yap olduu iin Chomsky bu noktada yle bir dipnot dmektedir: (.n.)]

101

10 Bir tmcenin dnm yoluyla bir baka tmceden trediinden sz etti imde, kaba ve eksik bireyler sylediimi vurgulamahym. Asl sylemem gereken ey, ilk tmceyle badatrlan yapnn, ikincinin temelindeki yap dan trediidir. Nitekim, imdi irdelediimiz rnekte, bir zmlemeye gre, farkl bir dnme urayacak olsa ll'in yzey yapsna evrilecek olan soyut yapdan treyen yzey yap, 10'un yzey yapsdr. Tmcelerin baka tmcelerden deil, temellerinde bulunan yaplardan tredii, retici dnmsel dilbilgisi konusunda onbe yl kadar nce yaplan ilk almalardan beri aka dile getirilmektedir; ancak metindeki gibi ok kesin olmayan yarg lar birok okuru yanl ynlendirmi ve yayncada bir yn karkla neden olmutur. Karkl artran, belki de, Zellig Harris, Henry Hz ve dierlerinin gelitirdii ok farkl bir dnm bantlar kuramnn, dnm ilemleri ni aslnda tmcelere uygulanr ilemler saymas olmutur, rnein, Z. S. Harris'in "Co-occurrence and Transformation in Linguistic Structure" (Lan guage, 33. cilt, no:3, s. 283-340) ve daha baka birok yayma bkz. Hem benim hem de baka birok konuan kimse iin 12 tmcesi sapmak bir tmcedir. Yine de, bir zmlemeye gre 10'un temelinde bulunan, belki de 'I know a man who is taller than Bill is' <'Bill, senden daha uzun boylu bir adam taruyorum'> tmcesinin dndrd bir yapdan tre yen, ilgili bir yap koyut olarak alnmaldr. 11 "Bili, daha uzun bir adam tanyorum; John da dondurmadan holanr" ("I know a taller man than Bill and John likes ice cream") anlamna da gel mez, yleyse, eer derin yap (dilbilgisi bantlar sz konusu olduu l de) anlam belirliyorsa, 14 ya da 15 gibi bir yapnn dorudan doruya 13'un temelindeki yap olmas gerekir. Eski duruma gelebilirlik, silme i lemlerinin genel bir zelliidir; ilgin deneysel sonular olan, hi de nem siz olmayan bir konudur bu. Kimi irdelememeler iin, benim Current Issues'z (Blm 2.2) ve Aspects'e (Blm 4.2.2) baklabilir. 9 ve 13 rneklerinin ortaya kard sorunlar bana John Ross gstermiti. Tretmenin tarihesi nin, dnmlerin uygulanabilirliini belirlemede bir rol olabileceinden, ilk kez, R. B. Lees'in The Grammar of English Nominalizations'nda (New York Humanities, 1960, s. 76), dnmlerin uygulanabilirliinin belirlenmesin de bir etmen olarak kurucu yapnn zdelii konusunda yaplan irdeleme (bu konuda yaplan ilk irdelemedir bu) dolaysyla sz edilir. 12 Eer 18'in kendisi yalnzca iki ynl bir anlam belirsizlii tayorsa, aslnda daha nce de bir sorun var demektir. 18'in doal olmay, bunun gvenle belirlenmesini gletirmektedir. 13 Bu tr yaplarla ilgili bir irdeleme iin bkz.: R. B. Lees, "A Multiply Ambigious Adjectival Construction in English," Language, 36. cilt, 2. say, s. 207-21. 14 Bu konularn tartmas iin benim u yazma bkz.: "Some general proper102

15

16

17 18

19

ties of phonological rules" (Language, 47. cilt, I. say, 1967). ok daha eksik siz ve ok daha ayrntl bir ses kuram ve onun ngilizceye uygulanmasyla ilgili daha eksiksiz ve daha ayrntl bir irdelemeyle birlikte birok dilden karlan rnekler ve tngilizcenin ses dizgesinin tarihesi konusundaki bir irdeleme iin bkz., N. Chomsky ve M. Halle, The Sound Pattern of English (New York: Harper & Row, 1968). Metindeki rnek, The Sound Pattern of English'in 4. blm, 4. blmcesinde, daha genel bir kurallar ve ilkeler er evesi balamnda, ayrntl bir biimde irdelenmitir. Ses yaps incelemesi ne baka yaklamlarn eletirel bir zmlemesi yannda ilgili birok konu nun genel bir geliimi iin bkz., P. Postal, Aspects of Phonological Theory (New York: Harper & Row, 1968). Eer bir sreksiz olsayd, bir tmsz, yani /k/ olmas gerekirdi; nk genel kural olarak sonda tml-tmsz kmeleri bulunmaz. Ama /k/ olamaz; nk bu konumda /k/ kalr (rnein, 'direct', 'evict' vb.). 'Connectivity'de vurgunun kayd dng nc dngdr. kinci dn gde ilk dngde vurgulu olan hece zerine yeniden vurgu yklenir, o kadar. J. Ross, "On the Cyclic Nature of English Pronominalization", To Honor Ro man Jakobson (New York: Humanities, 1967) iinde. 31 elbette bir tmcedir, ancak tmcedeki 'he' <'kendisi'> 29'da olduu gibi John'a gndermede bulunmaz. Bunun iin, 'John'un iki geiinin ayr gn dermeleri olmas isteniyorsa, adllatrma yoluyla 31 oluturulmaz. Bu r nei burada irdelemenin dnda tutuyoruz. Konuyla ilgili kimi grler iin benim Aspects'e bkz. (s. 144-47). Dnm kurallarnn ilevlerini byle yerine getirdiinin dnlebilece ini (eer doruysa, hi azmsanmayacak bir konudur bu) Aspects'in 3. Blmnde ileri srmtm. Ross'un gzlemleri bu uygulama ilkesinin yalnzca olanakl deil, zorunlu olduunu syler. R. Jacobs ile P. S. Rosenbaum'un yayma hazrladktan Readings in English Transformational Grammar'da (28. Blm), bu anlamda baka uslamlamalar da vardr. Konu zlm olmaktan uzaktr. Genel olarak szdizimi yaplar, sesbilimsel ya plardan daha az anlalm durumdadr, betimlemeler ok daha basittir, bunun sonucu olarak da evrensel szdiziminin ilkeleri evrensel sesbilimin ilkelerine gre daha az kesindir -bu ikincilerin de tam anlamyla kesin ol madklarm sylemek gereksiz elbette. Bu bir lde, konunun zndeki karmaklktan kaynaklanyor olabilir. Bir lde de, sesbilim kuram iin bir tr "deneysel denetim" salayan evrensel sesbilgisinin, ilke olarak, sz dizimi kuramna, kimi ynlerden benzer bir denetim salamas beklenen evrensel anlambilimden daha iyi temellendirilmesinin bir sonucudur. a da dilbilimde sesbilgisi (bir lde de sesbilim) iyice ayrntlarna inilerek ok da baarl bir biimde incelenmitir; oysa birok ilgin alma olmas na karn anlambilim iin ayn eyler henz sylenemez. 103

20 14. nottaki gndermelere bkz. Konu genel hatlaryla, "Explanatory Models in Linguistics" balkl yazmda [E. Nagel, P. Suppes, A. Tarski (yay.), Logic, Methodology and Philosophy of Science (Stanford, Calif.: Stanford University Press, 1962); Current Issues in linguistics Theory (New York: Humanities, 1964) balkl almamn 2. Ksmnda; Aspects of Theory of Syntax (Cambridge, Mass.: M.I.T. Press, 1965) balkl almamn l. Blmnde; btn bu alfnalanmda gnderme yaplan baka yaynlarda irdelenmitir. 21 Bu konu benim Current Issues balkl yaptmda irdelenmitir. Bu tekyaznn birka biimi vardr. 1962'de Uluslararas Dilbilim Kongresinde sunulan ilki, sunulduu oturumun bal "Logical Basis of Linguistic Theory" bal yla, L. Hunt'n yayma hazrlad Proceedings of the Congress' te (New York: Humanities, 1964); ikincisi J. Fodor ile J. J. Katz'n yayma hazrladklar Structure of Language: Readings in the Philosophy of Language'te (Englewood Cliffs:, N.J.: Prentice Hall, 1964) yaymlanm; ncs bamsz bir tekyaz olarak (New York: Humanities, 1965) baslmtr. Sz konusu almann bu deiik biimlerinde burada irdelenen rnekler farkl ekillerde ele al nr. Bu ele allarn hibiri yeterli olmad gibi, genel soruna da bir zm getirmemektedir. J. Ross'un MJ.T'de sunduu yaymlanmam doktora tezi Constraints on Variables in Syntax'ta konu ile ilgili yeni ve ilgin dnceler ileri srlmtr. Ben burada, Current Issues''un biiminden, geriye bakt mda bana en baard yaklam sergiler grnen ilkinin genel izgilerini izliyorum. 22 Aslnda, yalnzca belgisiz tekil ad bekleri soru konusu yaplabilir gibi grnyor (yani, 'someone' ^birisi';, 'something' </birey'> gibi ad bek ten); bu konu 11. notta sz edilen, silinen bein eski yerine gelebilmesi zelliiyle ilgilidir. Bununla ilgili bir tartma iin Current Issues balkl a lmama baknz. Safe 23 Bu ilkeyi, bu dnmn T (tmce) tipinin en kk beine de uygulan mas gerektii biiminde geniletebiliriz. Dolaysyla, [T John was convinced that [T Bill would leave before dark]T ]T <[T John [T Bill'in karanlk basmadan nce uzaklaaca]T konusunda ikna edildi )T> tmcesi, 'John was convinced that before dark Bill would leave' <John, karanlk basmadan nce Bill'in uzaklamas konusunda ikna edildi> biimi ne dntrlebilir, ama kayna baka olmas gereken 'before dark John was convinced that Bill would leave' <'Karanlk basmadan nce, John, Bill'in uzaklamas gerektii konusunda ikna eddi'> biimine dntrlemez. tik ilke gibi, bu geniletme de iinde sorunlar barndrmayan bir geniletme deildir, ama yine de onu destekleyen birtakm rnek var. 24 'Ad bei'-'adcl bek' ('noun phrase'-'nominal phrase') terimlerinin bura da sezindirdii ayrmla ilgili bir irdeleme iin yerimiz uygun deil, tizerin104

25

26

27

28 29

30

de durulan nokta asndan da zaten bunun bir nemi yok. R. Jacobs ile P. S. Rosenbaum'un yayma hazrladklar Readings in English Transformational Grammar'da yer alan "Remarks on Nominalization" balkl yazma baknz. 49 tmcesinin baka yorumlan da vardr (rnein kartsal vurgu 'John' zerinde olduunda); ayrca bu tr yaplarla ilgili zlmemi bir yn sorun var. Henz yaymlanmam almasnda David Perlmutter, burada ie karan eyin, dnmlerle ilgili bir koul deil, iyi biimlenmi derin yaplarla ilgili bir koul olduu konusunda gl bir uslamlama sunmaktadr. Bu ay rm ilerideki irdelemeler iin nemli deildir, ama irdelemenin daha az y zeysel bir dzleminde nemli olabilir. 63 ve 67 rnekleri Rosenbaum tarafndan irdelenmitir; 64'e Maurice Gross tarafndan dikkat ekilmitir; 65'e baka bir balamda Zeno Vendler tarafn dan "Nominalizations"ta (Transformation and Discourse Analysis Papers, 55. say [Philadelphia: University of Pennsylvania, 1964], s. 67) iaret edilmitir. Bu sorunla ilgili grlerim iin, "Surface Structure and Semantic Inter pretation" (R. Jakobson, yay.. Studies in General and Oriental Linguistic [Tok yo: TEC Corporation for Language and Educational Research, 1970] iinde) balkl almama baknz. Szdizimi yaplarnn anlam yorumlamas ko nusundaki yaynca hzla gelimektedir. Son gnlerde yaplan irdelemeler iin, J. J. Katz'n The Philosophy of Language (Ne York: Harper & Row,1966) balkl yaptna; U. Weinreich'in "Explanations in Semantic Theory" (T. A. Sebeok, yay.. Current Trends in Linguistics, 3. cilt [New York: Humanities, 1966] iinde) balkl yazsna; J. J. Katz'n "Recent Issues in Semantic Theory" (Foundations of Language, 3. cilt, 2. say, Mays 1967, s. 124-94) balkl yazs na ve daha baka birok yazya baknz. Daha dorusu, szck olsun ya da olmasn, en kk dil birimleri dizisine. Bu konuyla ilgili neriler iin bkz., G. A. Miller-N. Chomsky, "Finitary Mo dels of Language Users, Part II" (R. D. Luce-E . Galanter, yay. Handbook of Mathematical Psychology, 2. cilt [NewYork: Wiley, 1963] iinde). "Evrensel dilbilgisi"ni dilbilgileri zerine bir koullar dizgesi olarak d ndmze dikkat ediniz. Bu herhangi bir dilin iermesi gereken kural larn iskelet bir altyapsn ierebilir, ama ayn zamanda kurallarn nasl yo rumlanacan belirleyen bu dilbilgileri ile ilkelerin karlamas gereken ko ullar da ierir. Bu anlatm biimi, evrensel dilbilgisini her zel dilbilgisinin yalnzca bir altyaps, her dilbilgisinin ekirdeinde bulunan bir kurallar dizgesi olarak ele alan geleneksel grten bir sapmadr. Bu geleneksel g r, son almalarda da dile getirilmitir. Bunun ok az bir deeri var gibi grnyor bana. Eldeki bilgilere baklrsa, dilbilgisinin biimi ve yorumlan mas konusunda, szdiziminin derin yapsndan dnm bileenine, ora dan szdizimi yaplarn anlam ve sesbilgisi asmdan yorumlayan kuralla ra dek her dzlemde ok sk snrlamalar var. 105

DLBLMN ZHN NCELEMELERNE KATKILARI

Gelecek

Gemii irdelerken dil incelemelerini ayr ve ok deiik yntemleriyle varsllaran iki byk gelenekten sz ettim; son konumamda da, felsefi dilbilgisi ile yapsal dilbilimin bir tr bireimi biimlenmeye balamken bugnn yakn evreninde grnen konulann kimi belirtilerini vermeye altm. Bir ba vuru noktas olarak kullandm byk inceleme ve kurgulama geleneklerinin her biri zihin sorununa kendine zg belli bir yaklam iermektedir; hi arptmadan, bunlann her birinin, ruhbilimin, kendi dnemine dikkate deer bir katkda bulanan zel bir dal olarak gelitiini syleyebiliriz. Ruhbilimcilie kar militanca tutumu dikkate alndnda, yapsal dilbilimden byle sz etmek biraz aykr gelebilir. An cak, bu militanca ruhbilimcilik kartlnn, ounlukla ada ruhbilimin kendisi, zellikle, birka yl ncesine dein dil kulla nm ile ediniminin incelenmesini tekeline alan dallar iin de en az bu lde doru olduunu sylersek, bu aykrlk, hafifle yecektir. Ne de olsa, "zihin bilimi" anda deil, "davran bi limi" anda yayoruz. Sz konusu olann terimler dizgesindeki bir yeniliin ok tesinde olduunu anlatmaya almyo rum, ama insan ve toplum konusundaki ada dncenin "davran bilimi" adlandrmasn kolayca ve hevesle kabul et mesinin anlaml olduunu dnyorum. Akl banda hi kim se, davrann bu incelemede kantlarn ounu -'davram' olabildiince gevek bir anlamda yorumlarsak, kantlarn tm n- saladndan en kk bir kuku bile duymamtr. Ancak 'davran bilimi' terimi, vurgunun, hemen fark edilebilecek l de, kant-davrarula aydnlatlabilecek daha derin temel ilke106

ler ile soyut zihinsel yaplardan kantn kendisine doru kayd n dndrmektedir. Doa bilimi, neredeyse "l okuma bi limi" diye adlandracaktr. Aslnda, etkinliklerini byle adlan drmay kabul etmeye raz olan bir kltrde doa biliminden baka ne beklenebilir? Davran bilimi verilerle ve verilerin yaplanmasyla ura p durmu, hatt kendisini bir tr davran denetimi teknolojisi olarak grmtr. Dilbilim ile dil felsefesinde zihinselcilik-kartl bu ynelim deiimine uygun der. lk konumamda be lirttiim gibi, sanrm, ada yapsal dilbilimin en nemli do layl katklarndan biri, dil grngleriyle ilgili zihinselcilik-kar, btnyle ilevci ve davran bir yaklamn sayltlarn aa karmaktaki baarsndan kaynaklanmaktadr. Bu yakla m doal snrlarna dein genileterek, zihin sorunlarna b yle yaklamann yetersizliinin olduka inandrc bir biimde sergilenmesi iin bir zemin hazrlamtr. Daha genel bir adan, dil incelemelerinin uzun erimli ne minin, bu incelemelerde ruhbilimin kimi temel sorunlarna g rece daha kesin ve daha ak bir anlatm biimi vermenin ve on larla ilgili bir yn kamt getirmenin olanakl olmasnda yattn dnyorum. Bunun da tesinde, dil incelemeleri, bugn iin, salad varsl veri bileimi ve temel sorunlara ak seik bir an latm biimi verilmesini salayabilmesi bakmndan esizdir. Elbette, aratrmann gelecei konusunda ndeyide bulun mak sama olurdu; bu konumann altbalnn ok fazla cid diye alnmasn istemediim de anlalacaktan Yine de, dil ince lemelerinin en byk katksnn, zihinsel srelerin ve bunlann biimlendirip ynettii yaplarn karakteristik yanlarnn kav ranmasn salayabilmesinde yattn dnmek yanl olmaz. Bu yzden, ben burada, gnmzde ilgi oda haline gelen so runlara 1 ikin aratrmalarn olas gelime izgileri konusunda kurgulamalar yapmak yerine, dilsel yap incelemesini insan ruhbiliminin bir blm olarak gelitirmeye altmzda ortaya kan kimi konular zerinde odaklaacam. Dille ilgilenmenin, eskiden olduu gibi, insan doasnn in107

celenmesinde temel olmay srdreceini beklemek olduka do aldr. nsan doas ile yeteneklerinin incelenmesine ilgi duyan herkes, -Descartes felsefede ok hakl olarak vurgulanm bir olgu olan- sradan her insann dili edindii, buna karlk dilin en basit esaslarnn ediniminin bile baka bir biimde zeki olan bir insans-maymununun yeteneklerinin ok tesinde olduu olgusuyla bir biimde hesaplamak zorundadr. 2 Yaygn bir bi imde, hayvan iletiimi konusunda yaplan ok saydaki ada almann bu klasik gr sarst dnlmekte ve ortada insan dilinin hayvan iletiimi dizgelerinden "evrimleerek" ge limesini aklamak gibi bir sorun bulunduu neredeyse her kese batan kabul edilmektedir. Ne var ki, hayvan iletiimi ko nusunda yaplan son almalara dikkatle bakldnda, onlarn bu sayllara ok az destek verdii grlr gibi geliyor bana. Bu almalar, tam tersine, insan dilinin, hayvan dnyasnda dikkat ekecek lde bir benzeri olmayan, esiz bir grng olarak belirdiini ok daha ak bir biimde ortaya koymaktan baka birey yapmyor. Durum buysa, insan dilinin, zihinsel yetenek bakmndan daha alt dzeylerde grnen ok ilkel iletiim diz gelerinden evrimini aklamak gibi bir sorunu ortaya atmak ok samadr. Konu nemli olduu iin biraz daha zerinde dur mak istiyorum. nsan dilinin daha ilkel dizgelerden evrimleerek gelitii saylts, Karl Popper tarafndan, onun yalanlarda yaymlanan "Clouds and Cloks" balkl Arthur Compton Konumasmda ilgin bir biimde gelitirilmitir. Popper, isten zgrl ve Descartes ikicilik sorunlarnn, bu "evrim"in zmlenmesiyle nasl zme kavuturulacam gstermeye alr. Beni bu rada ilgilendiren, onun bu zmlemeden kard felsefi so nular deil, dilin baka canllarda ortaya karlan daha basit dizgelerden evrimleerek gelitii biimindeki temel saylt. Popper dilin evriminin birka aamadan, zellikle de ses kar larak gerekletirilen jestlerin duygusal durumlarn davuru mu iin kullanld bir "alt aama" ile karlan sesin dnce nin davurumu iin kullanld bir "st aama"dan -Popper'108

in terimleriyle, betimleme ve eletirel uslamlama aamalarn dan- getiini ne srer. Onun dilin evrim aamalanyla ilgili ir delemesi bir tr sreklilii usa getirmektedir, ancak aslnda ken disi alt ve st aamalar arasnda hibir balant kurmad gibi bir aamadan tekine geii salayacak bir dzenek de ne sr mez. Ksacas, aamalarn tek bir evrim srecine ait olduklarn gstermek iin hibir uslamlamada bulunmaz. Gerekte, ('dil' te riminin eretilemeli kullanm dnda) bu aamalan neyin birbi rine baladn anlamak da g "Arahklar" bir kpryle bir birine balanabilir aralklar saymak iin hibir neden yok. Bu durumda, "st" aamalarn "alt" aamalardan evrimleerek ge litii saylts iin, soluk almaktan yrmeye giden bir evrimsel geliim olduu sayls iin gsterilen gerekeden daha te bir gereke gsterilemez. Aamalar arasnda kayda deer bir rnekseme olmad gibi, onlann btnyle farkl sre ve ilkeler ier dikleri de anlalyor. nan dili ile hayvan iletiim dizgeleri arasndaki ilikiyle ilgili daha ak bir irdeleme karlatrmal rabilimci W. H. Thorpe'un son gnlerdeki bir irdelemesinde grlebilir.3 Thorpe, insan dndaki memelilerin insann sesleri taklit yeteneinden yoksun grndklerini, bunun iin de "memelilerin deil," (bir ou nemli oranda bu yetenee sahip olan) kularn, "gerek anlamda dil gelitirebilme gcne sahip olmas gereken grup" olmasnn beklenebileceine dikkat eker, insan dilinin szc n tam anlamyla "evrim" yoluyla gelitiini ne srmez, ama "insan dilinin karakteristik zelliklerinin hepsinin belli bir hay vanda bulunduunu bugn iin kesin olarak syleyemesek de," hayvan iletiimi dizgelerinde onlarla karlalabileceini savu nur, nsan ile hayvan dilinin paylat karakteristik zellikler, "amal", "szdizimsel" ve "nermesel" olma zellikleridir. Dil, "insann konumasnda hemen hemen her zaman baka birisine birey aktarmak, bir duruma ilikin olarak o bakasnn davra nn, dncesini ya da genel tutumunu deitirmek gibi belir li bir niyet sz konusu olduu iin" "amal"dr. nsan dili, "bir szce, i dzeni ve yaps olan badak bir edim olduu iin" 109

"szdizimsel"dir. Bilgi ilettii iin de "nermesel"dir. Hem in san dili hem hayvan iletiimi ite bu anlamda amal, szdizimsel ve nermeseldir. Btn bunlar doru olabilir, ama bu pek birey kantlamaz; nk insan dili ile hayvan iletiiminin alt alta dt soyutla ma dzlemine geldiimizde neredeyse btn teki davranlarn da altta sralandn grrz. Yrmeyi dnelim: Aktr ki yrmek 'amah'nm en genel anlamnda amal bir davrantr. Yrmek ayn zamanda, aslnda Kari Lashley'in uzun sre nce, davranlarda dizisel dzen konusunda ilk konumada and m bir irdelemesinde belirttii gibi,4 biraz nce tanmlanan an lamda "szdizimsel"dir. Aynca, hi kukusuz bilgilendirici de olabilir; szgelimi, yrmemin hz ve younluuyla, belli bir hedefe ulama isteimi gsterebilirim. Thorpe'un sunduu hayvan iletiimi rnekleri ite tam bu anlamda "nermesel"dir. rnek olarak Avrupa ard kuunun tn verir: tte alak perde ile yksek perde arasndaki deiim derecesi kuun kendi blgesini koruma niyetini gste rir; deiim derecesi ne lde bykse, kuun blgesini kdruma niyeti de o lde gldr, rnek ilgin, ama bana insan dili ile hayvan iletiimi arasnda bir iliki kurma giriiminin umutsuzluunu ok aka gsteriyor gibi geliyor. Bilinen b tn hayvan iletiimi dizgeleri (yunuslar konusundaki bilimkur gular bir yana braklrsa) iki temel ilkeden birini kullanr: Her dizge ya, Japon bilim adamlarnn beparmakllarla ilgili olarak son birka yldr yaptklar geni aratrmalarda grld gi bi, herbiri zel bir davran dizisi ya da duygusal bir durumla balantl, deimez, snrl sayda bir belirtkeden oluur ya da herbiri belirli bir dild boyutla, dilsel boyutta bir noktann sei mi onunla balantl dild belirli bir noktay belirleyip gstere cek biimde balantl, deimez, snrl sayda dilsel boyuttan yararlanr. Bunlardan ikincisi, Thorpe'un ku-t rneinde gerekleen ilkedir. Yksek ile alak perdeler arasndaki deiim derecesi, bir blgeyi koruma niyeti gibi dild bir boyutla ba lantl dilsel bir boyuttur. Ku, bir blgeyi koruma niyetini, dil
lin

sel olan perde deiimi boyutunda balantl bir noktay see rek gsterir -burada 'semek' szn, elbette geni anlamda kul lanyorum. Dilsel boyut soyuttur, ama ilke aktr. kinci trden bir iletiim dizgesi, insan dili gibi, sonsuz lsnde geni bir dizi gizil belirtkesi olan bir dizgedir. Ancak dzenek ile ilke, in san dilinin sonsuz sayda birok dnceyi, niyeti, duyguyu vb. anlatmak iin kullandklarndan btnyle farkldr. Olas be lirtke dizisine dayanarak, hayvan dizgesinde bir "eksiklik"ten sz etmek doru olmaz; daha ok tersi sylenebilir, nk insan dilinin ayrk olmasna karlk, hayvan dizgesi ilkece dilsel boyut ta srekli deiimi (byle bir durumda "sreklilik"ten sz etmek ne lde anlamlysa) kabul eder. Bu nedenle sorun "daha ok" ya da "daha az" sorunu deil, btnyle farkl bir yaplanma ilke si sorunudur. Bir insan dilinde rasgele bir bildirimde -szgelimi "uluslarst ortaklklarn insan zgrl iin yeni tehlikeler ya ratt" yollu bir bildirimde- bulunduumda bir dilsel boyut ze rinde, balantl dild bir boyut zerinde kendisine karlk ge len bir noktay gsteren bir nokta seiyor olmadm gibi, dou tan ya da renilmi sonlu bir davran daarcndan bir belirt keyi de seiyor deilim. Ayrca, insann dil kullanmnn dierlerinden farkl olarak, gerekte ya da ama asndan, bilgilendirici olduunu dn mek de yanltr. nsan dili bilgilendirmek ya da yanltmak, d nceleri amak ya da bir beceriyi sergilemek, ya da salt oyna mak iin kullanlabilir. Davrannz ya da dncelerinizi de itirme gibi bir kaygm olmadan konuursam, dili, bu amala tamamen ayn eyleri sylediimde kullandmdan daha az kullanyor olmam. nsan dilini ve dayand ruhbilimsel yetenek leri anlamay istiyorsak, nasl ve ne amala kullanldn deil, ne olduunu sormamz gerekir nce. nsan dilinin ne olduunu sorduumuzda hayvan iletiim dizgeleriyle hibir arpa ben zerlik bulamayz. Hayvan iletiimi ile insan iletiiminin alt alta dtkleri soyutlama dzleminde davram ya da dnce ko nusunda sylenebilecek yararl hibir ey yoktur. Bugne dein incelenen hayvan iletiimi rnekleri gerekten de insann jest
111

dizgelerinin birok zelliini paylar ve bu durumda doru dan balant olasln aratrmak usa uygun olabilir. Ancak, g rnen o ki, insan dili btnyle farkl ilkelere dayanr. Bu, in san diline doal, biyolojik bir grng olarak yaklaanlarn o u zaman gzard ettikleri nemli bir noktadr; zellikle insan dilinin daha basit dizgelerden evrimleerek gelimesi konusun da yaplan kurgulamalar, bu nedenlerle, ok anlamsz -nere deyse atomlarn ilkel paracklarn oluturduklar bulutlardan "evrimleerek" gelimeleri konusunda yaplan kurgulamalar ka dar sama- grnyor. Anladmz kadaryla, insan diline sahip olmak zel bir zi hinsel yaplanmayla balantldr, salt daha st dzeyde bir ze kyla balantl deildir. nsan dilinin, hayvan dnyasnn ba ka bir yerinde karlalacak bireyin yalnzca daha karmak bir rnei olduunu grnn hibir dayana yok gibi gr nyor. Bir biyolog asndan bu bir sorun yaratr, nk eer doruysa gerek bir "ortaya k"n -karmak yaplanmann zel bir aamasnda nitelike farkl bir grngnn belirmesi nin-bir rneidir bu. Asl ilgilendikleri konu zihnin doas olan lar tarafndan gerekletirilen klasik d incelemelerini dou ran, btnyle farkl terimlerle dile getirilmi olsa bile, bu ol gunun kavranmasdr. Bana yle geliyor ki, gnmzde, insan zeksnn temel ve ayna zelliklerini ortaya karmak iin, in sann sahip olduu bu esiz varln yapm ayrntl bir bi imde soruturmaktan daha iyi ya da daha umut verici baka bir yol yoktur, yleyse, usa yatkn bir olaslk, eer deneysel ba kmdan yeterli retici dilbilgileri oluturulabilir ve onlarn ya plarm ve yaplanmalarm yneten evrensel ilkeler belirlenebilirse, bunun, biraz sonra ayrntlaryla deineceim noktalarda insan ruhbilimine nemli bir katk olmasdr. Bu konumalar boyunca, dilin yapsyla ilgili kimi klasik d ncelerden ve gnmzde onlan derinletirip geniletme a balarndan sz ettim. Aka grnyor ki, dil edincini -bir dile ilikin bilgiyi- davrann temelinde bulunan soyut bir dizge, olaslk bakmndan snrsz sayda bir dizi tmcenin biimini 112

ve zgl anlamn belirlemek iin etkileimde bulunan kurallarn oluturduu bir dizge olarak dnmemiz gerekir. Byle bir dizge -retici bir dilbilgisi- Humboldt'un, lmnden sonra ya ymlanan ber die Verschiendenhiet des Menschlichen Sprachbaues balkl byk yaptnda bulamk ama az ok anlalr bir biimde "yapsal bakmdan dzenli, eklemlenmi belirtkeleri bir dnce anlatm konumuna ykseltmekten oluan zihin ediminin teme linde bulunan srelerin meydana getirdii kalc ve deimez dizge" olarak tanmlad "dilin biimi" tasarmna bir aklama getirir. Byle bir dilbilgisi, bir dili Humboldtu bir anlamda, yani "retim yasalan sabit ve deimez olan, ama bu yasalarn uygu lanma alanlar ile zel uygulanma biimleri hi belirlenmeden ka lan, yinelemeli olarak retilmi bir dizge" diye tammlar. Byle her dilbilgisinde, seimleri belli bir insan dilini belir leyen, kendine zg zel eler; bir de "evrensel dilbilgisi"nin inceleme konusunu oluturan genel evrensel eler, baka bir de yile bir insan dilinin biim ve yaplanma koullan bulunur, n ceki konumada irdelediim ilkeler -szgelimi derin ve yzey yaplan birbirinden ayran, onlarn birbirleriyle bam kuran d nm ilemleri kmesini belirleyen ilkeler- evrensel dilbilgisinin ilkeleri arasnda yer alr. Bu arada, evrensel dilbilgisinin ke sin ilkelerinin olmasnn, matematiksel dilbilim gibi, evrensel dil bilgisinde ileri srlen koullan karlayan retici dizge kme lerini soyut bir incelemenin konusu yapan yeni bir alanm dou unu olanakl kldm gzden karmayalm. Bu soruturma, olanakl her insan dilinde karlalabilecek yapsal zellikleri ay rntl olarak incelemeyi amalar. Bu alan henz bebeklik andadr; byle bir giriim ancak son on ylda kafalarda belirmitir. lk sonular umut vericidir ve gelecekte byk nemi olabilecek bir aratrma dorultusuna dikkat ekmektedir. Bu nedenle, ma tematiksel dilbilim, bugnlerde, yalnzca bir veri kuram olarak deil,4nsann zihinsel srelerinin rasn belirleyen olduka so yut ilke ve yaplar inceleyen bir alan olarak gelimek bakmn dan da toplum ve ruh bilimlerindeki matematiksel yaklamlar 113

arasnda olduka ileride grnyor. Bu durumda sz konusu zihinsel sreler insan bilgisinin zgl bir alannn, yani dile ili kin bilginin yaplanmasn gerektiren srelerdir. Hem zel hem evrensel retici dilbilgisi kuram, ruhbilim kuramnda szn etmeye deer bulduum kavramsal bir bo lua iaret ediyor. "Davran bilimi" olarak dnlen ruhbi lim, davranla ve davrann kazanm ya da denetimi ile ilgili olmutur. Onda retici dilbilgisinin belirledii anlamda "edin"e karlk gelen herhangi bir kavram yoktur, renme kuram, kendisini, dar ve hi kukusuz yetersiz olan, renilen ey -ya ni uyaran-tepki balantlar dizgesi, armlar a, davram ka lemleri daarc, alkanlklar sradzeni ya da tanmlanabilir uyaran koullarnda belirli bir biimde tepki gsterme eilimle ri dizgesi- kavramyla snrlamtr.^ Davran ruhbilimi eitim ya da tedaviye uygulanabildii lde kendisini "renilen ey" kavramyla snrlamtr. Ancak retici dilbilgisi bu terimlerle tanmlanamaz. Gerekli olan, davran ve renme kavramlarna ek olarak, davran ruhbilim kuramnn kavram snrnn te sine uzanan bir renilen ey kavram, yani bir edin kavram dr. ada dilbilim ile ada dil felsefesinin byk blm gibi davran ruhbilim de, olduka bilinli bir biimde, zorun lu olarak karmak ve soyut bir yapya sahip olan dizgelerin in celenmesine olanak tanmayan yntem kstlamalar benimse mitir.6 Dil incelemesinin genel ruhbilime gelecekteki nemli katklarndan biri, dikkatleri bu kavram boluuna ekmek ve insan zeksnn bir alannda bir temeldeki edin dizgesinin ay rntlarna inerek bu boluun nasl doldurulacan gstermek olabilir. Ruhbilimin bir grnmnn en temelde davranlarn gzlenmesine dayand bir anlamda dorudur. Ancak, ren meyi incelemenin doruca, davran denetleyen etmenleri, ya da bir "davran daarcY'nm oluma koullarn soruturmaya ynelmesi hi doru deildir, tik yaplmas gereken, bu davra n daarcnn dikkat ekici zelliklerini, bu daarcn dayan114

d yaplanma ilkelerini belirlemektir, renmeyi incelemek, ancak bu ilk grev yerine getirildikten ve temeldeki edince ilikin yeterince gl bir biimde dorulanm bir kurama ulaldktan -sz konusu olan dil olduunda, gzlenen dil kullanmnn te melinde yatan retici dilbilgisine bir anlatm biimi verildiktensonra anlamb olabilir. Byle bir inceleme, canlda bulunan veri ler ile kazand edin arasndaki ilikilerle ilgilenir; edincin so yutlanmas baarl olduu lde -sz konusu olan dil oldu unda, kabul edilen dilbilgisi 2. Konumada belirtilen anlamda "betimsel olarak yeterli" olduu lde- renme soruturma snn anlaml sonulara ulamas beklenebilir. Herhangi bir alan da, eer davran daarcnn yaplanmas olduka nemsiz ve basitse, o zaman kuram oluturmann kazanlan edinci tam ola rak tanmlamaya altmz orta basaman atlamann pek bir zarar olmaz. Ancak bunun her zaman byle olacan dn mek doru olmaz, hele dil incelemesinde bu kesinlikle byle ol maz, "renilen ey "in-incelenen canlnn "son aama"sn olu turan temeldeki edincin- daha varsl ve daha yeterli bir tanm lamasyla, kapsam bakmndan, ada davran ruhbilirninin kantladndan daha geni bir renme kuram oluturma g revini yerine getirmek olanakl olacaktr. Hi kukusuz, ren me sorunlarna byle yaklamaya izin vermeyen yntemsel ele tirileri benimsemek anlamszdr. insan edinciyle ilgili, verimli bir kuram oluturulabilecek, retici dilbilgisine benzer baka alanlar var mdr? Bu nemli bir soru olmakla birlikte, bugn bu konuda sylenebilecek ok az ey var. Szgelimi, benzer biimde, insanm belli bir -boyutlu uzay kavramn, ya da rtk bir "insan eylemi kuram''n nasl edindii incelenebilir. Byle bir inceleme, gerekletirilen eyle min arkasndaki rtk eylem kuramn tanmlamakla balaya cak, sonra da zaman ve eldeki veri koullarnda bu kuramn na sl geliecei -baka bir deyile, eldeki verilerin etkileiminin, "deneyimsel srelerin" ve kazamlan dizgenin biimini snrla yp uyarlayan doutan gelen bir emalatrmann, sonuta orta ya kan inan dizgesini ne biimde belirledii- sorusuna yne115

lecektir. Bu, u anda, bir aratrma izlencesi taslandan baka birey deildir. Dil benzeri daha baka dizgelerin yaplarn incelemek iin kimi giriimler olmutur -insann usuna akrabalk dizgeleri ve halk snflamalar geliyor szgelimi. Ancak en azndan imdiye dein, bu alanlarda dille kabaca bile karlatrlabilecek hibir ey bulunamamtr. Bildiim kadaryla bu konuda hi kimse LeVi-Strauss kadar kafa yormamtr. Szgelimi, onun ilkel zi hin yaps ulamlar konusundaki son kitab 7 bu sorunla bou mak bakmndan ciddi ve zenli bir giriimdir. Ne var ki, onun bulgularyla ilgili bir incelemeden, yaban zihnin fiziksel dnya ya bir dzen yaktrmaya alt -insanlarn zihin edimlerinde bulunduklannda snflandrmalar yaptklar- dnda ne tr bir sonucu ulalabilir, bilmiyorum, zellikle, LeVi-Strauss'un nl totemcilik eletirisi bu sonutan baka bir sonuca indirgenemez gibi grnyor. LeVi-Strauss aratrmalarnda olduka bilinli bir biimde yapsal dilbilimi, zellikle de Trubetzkoy ile Jakobson'un yapt la nm rnek alyor. Sk sk ve ok hakl olarak sesbirimsel zmlemedekilere benzer ilemlerin toplum ile kltrn altdizgelerine ylece uygulanamayacan vurguluyor. Bunun yerine, "ak rabalk dizgesindeki, siyasal ideolojideki, sylencelerdeki, trenlerdeki, sanattaki... bulunabildii her yerde" 8 yaplarla ilgileni yor ve bu yaplarn biimsel zelliklerini onlann kendi terimle riyle incelemeyi amalyor. Ancak yapsal dilbilim bu biimde bir model olarak kullanldnda birtakm snrlamalar getirmek gerekir. Bir kere, bir sesbilim dizgesinin yaps biimsel bir nes ne olarak pek nemli deildir; sekiz-on zellik asndan apraz-snflandrlm krk ksur elik bir kme konusunda bi imsel adan sylenebilecek oka ey yoktur. Trubetzkoy, Jakobson ve dierleri tarafndan gelitirildii biimiyle yapsala sesbilimin nemi, sesbirim dizgelerinin biimsel zelliklerinde deil, mutlak, dilden bamsz terimlerle nitelendirilebilen ol duka az sayda zelliin btn sesbilim dizgelerinin yaplan masna temel saladnn grlmesinde yatar. Yapsala sesbi116

limin baars, ok eitli dillerin sesbilim kurallarnn, salt bu zelliklere dayanlarak karakterize edilebilen e kmelerine uygulandn; tarihsel deiimlerin bu kmeleri tek bir biim de etkilediini; bu zelliklerin yaplanmasnn dilin kullanmn da ve ediniminde temel bir grevi olduunu gstermek olmu tur. Bu olduka nemli bir bulutu ve ada dilbilimdeki bir ok almaya temel oldu. Ancak zgl ve evrensel olan zellik ler kmesinden ve onlarn i grd kural dizgelerinden so yutlanrsa geride nemli pek birey kalmaz. Ayrca, sesbilim konusunda gnmzdeki almalar, ses bilim dizgelerinin asl varsllnn, sesbirimlerin yapsal rntsnde deil, daha ok bu rntleri biimlendiren, deiikli e uratan, gelitiren karmak kural dizgelerinde olduunu gs termektedir.9 Tremenin deiik aamalannda ortaya kan ya psal rntler bir tr yan etkidir. Sesbilim kurallar dizgesi ev rensel zellikleri esasl bir biimde kullanr10, ancak bana yle geliyor ki, dil yaplanmasnn zgl doasna aslnda k tutan kural dizgelerinin zellikleridir. Szgelimi, bu kurallarn uygu lanm yneten (nceki konumada irdelenen) dngsel olarak sralanma ilkesi ve ok daha soyut bakalar gibi ok genel ko ullar var gibi grnyor; ayrca kurallarn seiminin zellikler arasndaki zgl ve evrensel bantlar tarafndan nasl belirlen dii konusunda ilgin ve daha zlmemi birok sorun da var. Dahas, Levi-Strauss'un zaman zaman st kapal bir biimde szn ettii, dil yaplarnn matematiksel olarak incelenmesi dncesi, ancak kural dizgeleri snrsz reteci gcyle ele al nrsa anlaml olur. Tretimin eitli aamalannda grnen eit li rntlerin soyut yaps konusunda syleyebilecek hibir ey yoktur. Bu doruysa, yapsala sesbilimin, kendi basma, teki kl trel ve toplumsal dizgelerin aratrlmas iin ie yarar bir mo del salamas beklenemez. Hi kuku yok, ktmser olmak iin henz ok erken; ama dilsel yap kavramn teki bilisel dizgelere uygulama sorunu bana, imdilik, ok mit verici bir durumda grnmyor. Dil edincinin incelemesinin genel etkilerine, daha kesin bir
117

deyile, evrensel dilbilgisinin sonularna gemeden nce, dilin olas eitliliine ilikin bugnk bilgilerimiz nda bu sonu larn durumundan emin olmak yerinde olur. lk konumamda, William Dwight Whitney'in, "insan konumasnn sonsuz eit lilii" dedii ve felsefi dilbilgisinin ruhbilimsel aynclkla ilgili savlarn zayflattm ne srd snrsz eitlilikle ilgili sz lerinden alntlar yapmtm. Felsefi dilbilgisi uzmanlar, yzeydeki grnmlerinde b yk eitlilik olsa da, dillerin, derin yaplarnda ok az deitik lerini ileri srmlerdi. Dolaysyla, bu gre gre, diller, dil bilgisi bantlarn, szgelimi, bkm ya da szck srasyla yanstmalar bakmndan birbirlerinden ayrlsalar bile, dilbilgisi bantlar ve ulamlarla ilgili temel bir yap vardr; insann d ncesinin ve zihin yapsnn birtakm yanlan da temelde dilden dile deimez. Ayrca, bunlarn ileyilerine ynelik bir inceleme, derin yapy reten temel yinelemeli ilkelerin belli birtakm s nrlarnn olduunun dnldn gsterir -szgelimi, yeni yaplarn ancak yeni "nerme ierii;" daha nceden varolan yaplarn belli yerlerine, varolan yaln tmcelere karlk gelen yeni yaplar getirilerek oluturulabilecei yollu bir koul vardr. Bunun gibi, yeniden sralama, eksiltme ve baka biimsel ilem lerle yzey yaplan biimlendiren dilbilgisel dnmlerin ken dileri de daha nceki konumamda irdelenen birtakm dei mez genel koullan yerine getirmelidirler. Ksacas, felsefi dil bilgisi kuramlan ve bu kuramlann daha sonraki gelimi biim leri, dillerin, gerekleen yzey yaplarnda dikkate deer eit lilie karn, daha derindeki yaplan ortaya kanhr, temel ile yi ve ilkeleri eelenirse ok az deiiklik gstereceklerinin gr leceini varsaymaktadr. Bu saylhmn, hi kukusuz kltrlerin eitlilii ve insann zihinsel geliiminin zengin olanaklar konusunda kafalann ok yorulduu Alman coumculuu dneminde bile srdn grmek ilgintir. Nitekim, gnmzde dillerin eitlilii ve ayn dil yaplan ile ayn "dnya grleri" arasndaki iliki konusun daki grleriyle ok iyi tannan Wilhelm von Humboldt, srar118

la, her insan dilinin altnda evrensel, insann esiz zihinsel nite liklerini yanstan bir dizge bulacamz ne sryordu. Bu ne denle, ona gre, dilin gerekte renilmedii (elbette retilmedii), yalnzca, uygun evre koullar ortaya ktnda, temel ola rak nceden belirlenmi bir biimde "ieriden" gelitii yollu usu gr srdrmek olanaklyd. Bir ilk-dilin gerekte retilemeyeceini, yalnzca, renmeden daha ok olgunlamaya ben zeyen srelerle kendi kendine geliecei yolun verilebileceini savunur. Humboldt'un dncesindeki bu Platoncu e yaygn bir edir; Humboldf a gre, z bakmndan Platoncu olan bir "renme" kuram nermek, Rousseau'nun baskc toplum ku rumlar eletirisini mekanik aklamann snrlamalaryla ilgili tam anlamyla Descartes sayltlardan treyen bir insan zgr l kavrayna dayandrmas kadar doald. Bu bakmdan, coumcu dnemin ruhbilimi ile dilbiliminin ikisini de byk l de usu kavraylarn bir uzants olarak yorumlamak genelde uygun grnyor. 11 VVhitney'in Humboldf a, genel olarak da felsefi dilbilgisine kar ortaya att grler, dilbilimin genel insan ruhbilimine etkileri bakmmdan byk nem tayor. uras ak: Ancak usu gr temelde doruysa bu etkiler gerekten geni kapsaml ola bilir, dilin yaps da hem zel hem evrensel grnmleri bak mndan gerekten "zihnin aynas" ilevini grebilir. Geni l de, ada insanbilimin, deneysel almalarla dillerin aslnda olduka geni bir eitlilik sergileyebileceini gstererek, usu evrensel dilbilgisi uzmanlarrun saymlarnn yanllm ortaya koyduuna inanlr. VVhitney'in dillerin eitliliine ilikin sav lan ada dnemde birok kez yinelenmitir; szgelimi Martin Joos, "dillerin hem uzanm hem dorultu bakmndan smrsz lde deiebildii" savm ada insanbilimsel dilbilimin var d temel sonu olarak alrken, yerleik gr dile getirmek ten baka birey yapmaz. 12 nsanbilimsel dilbilimin evrensel dilbilgisinin sayllanru rtt inana, bana iki nemli adan olduka yanl gr nyor. lk olarak, dillerin ancak derin dzeyde, yani dilbilgisi
119

bantlarnn yanstld ve dil kullanmnn yaratc ynn olanakl klan srelerin bulunduu dzeyde, birbirine benze dikleri biimindeki ok bilinen usu dilbilgisi grn yanl yorumlamaktadr. kinci olarak, bu inan, kendisini neredeyse tamamen dilsel yapnn ok yzey grmleriyle snrlayan in~ sanbilimsel dilbilimin bulgularn da ciddi biimde yanl yo rumlamaktadr. Bunu sylemek insanbilimsel dilbilimi, kendine zg etre fil sorunlarla -zellikle ilkel dnyann hzla yok olan dillerinin hi deilse bir blmnn kaydm yapma sorunuyla- bouan bir alam eletirmek deildir. Yine de, evrensel dilbilgisinin tez lerine tutabilecei k dikkate alndnda baarlarndaki bu te mel snrlamay aklda tutmak nem kazanyor. nsanbilim al malar (genelde yapsal dilbilim almalar gibi), dildeki retici srelerin -yani, yapnn daha derin dzeylerini belirleyen ve yepyeni tmce trleri yaratmak iin dizgeli yollar yaratan sre lerin- temeldeki zn aa karmaya abalamaz. Bu neden le, insanbilim almalarnn, bu retici srelerin dilden dile ancak ok kk deiiklikler gsterdii biimindeki o bilinen sayltyla gerek bir balants olamayaca aktr. Gerekten de, u anda elimizde olan kantlar, eer evrensel dilbilgisinin ciddi eksikleri varsa (ada bak asna gre elbette var), bu eksiklerin, dilsel yapnn soyut doasn kavrayamamaktan ve bir insan dilinin biimi konusunda yeterince gl ve snrlayc koullar getirilememesinden ileri geldiini akla getiriyor. Dilbi lim alannda gnmzde yaplan almalarn karakteristik yan larndan birisi, ancak zel dillerin ayrntl olarak incelenmesi yo luyla ortaya karlabilecek olan dil evrenselleriyle; dilin, insan bilimsel dilbilimde genellikle ok anlalr gerekelerle benimse nen snrl ereveler ierisinde yaplan incelemeler yoluyla hemen ulalamayacak zelliklerini yneten evrensellerle ilgilenmesidir. Klasik ruhbilim sorunu, yani insan bilgisinin aklamasn yapma sorunu zerinde dndmzde, bilgi ile deney ara sndaki -dil sz konusu olduunda ise anadilini konuan kim120

senin dil edincini dile getiren retici dilbilgisi ile bu dilbilgisini oluturmak iin dayand yetersiz ve niteliksiz veriler arasnda ki- korkun farka armamak olanakszdr. lke olarak, ren me kuramnn bu sorunu ele almas gerekir; ancak daha nce s zn ettiim kavramsal boluk yznden bu sorunu bir yana brakmaktadr, renme ve davran kavramlarnn yamnda bir de edin kavram gelitirilmedike ve bu kavram bir alana uy gulanmadka bu sorunu mantkl bir biimde dile getirmek bile olanakl deildir. Dorusu, bu kavram imdiye kadar yalnzca insan dili incelemelerinde gelitirilmi ve onlara uygulanmtr. Edin kavramyla ilgili bir aklama getirme yolunda hi deilse ilk admlar, yani zel diller iin oluturulmu blk prk re tici dilbilgileri yalnzca bu alanda vardr. lk nerilerin temel noktalarda yanl olduunun ortaya kmas pek artc olmayacakr, ama dil incelemeleri ilerledike bu dilbilgilerinin kapsam ve derinlik bakmndan genileyeceklerini gvenle bekleyebiliriz. Bir dil iin geici ve yaklak bir retici dilbilgisi elde ettii miz lde, ilk kez olarak, bilginin kayna sorununa da ie ya rar bir anlatm biimi verebiliriz. Baka bir deyile, "Duyu veri lerinden byle bir dilbilgisi kurabilmesi iin zihne nasl bir i ya p yakrmalyz?" sorusunu sorabiliriz. "Doutan yap* ile * gili byle bir sayltmn karlamas'gereken deneysel koullarn kimileri bir lde akr. Nitekim, bu aslnda zekdan bam sz, tre-zg bir yetenek gibi grnmektedir; iin baarl bir biimde bitirilebilmesi iin gerekli veri miktar konusunda iyi bir tahminde de bulunabiliriz. Salt zek bakmndan deil, dilin edinilme koullan bakmndan da byk farkllklar olmasna karn, gerekte oluturulan dilbilgilerinin ayn dili konuanlar arasnda ok kk deiiklikler gsterdiini biliyoruz. Belli bir kltrn yeleri olarak, yaradltan gelen yeteneklerdeki, dili edinme koullarndaki farkllklardan kaynaklanan dili kullan ma yetenei, szlk bilgisi vb. bakmlarndan byk farkllkla rn doal olarak ayrtandayz; peinen benimsediimiz benzer likler ite ortak bilgiye doal olarak daha az nem veriyoruz. 121

Ancak gereken tinsel uzakl koyabilir, ayn dili konuan farkl kimseler iin dnlmesi gereken retici dilbilgilerini gerek ten karlatrabilirsek, peinen benimsediimiz benzerliklerin olduka belirli, ayrlklarn ise ok az ve nemsiz olduunu an larz. Dahas, zamanda ve uzamda birbirinden olduka uzakta konuulan, hatt ilk karlamada neredeyse hi anlalmayan lehelerin geni bir ortak kurallar ve sreler ekirdeini pay lat, uzun tarihsel dnemler boyunca deimeden kalm gi bi grnen temel yaplarn ok kk deiiklikler gsterdiini grrz. Ayrca, bildiimiz kadaryla birbiriyle hibir balants olmayan diller arasnda deiiklik gstermeyen temel bir ilkeler dizgesi bulmaktayz. Bu alandaki temel sorunlar, hi deilse ilkece, olduka ak, doyurucu bir biimde zlmesi olabildiince zor deneysel so runlardr. Deneyle bilgi arasndaki ayrla bir aklama getir meye yetecek denli zengin, zaman ve verilere ulamadaki belli snrlamalar erevesinde deneysel olarak dorulanabilir retici dilbilgileri oluturulmasn aklayabilecek doutan bir yap varsaymamz gerekir. Varsaylan bu doutan zihin yapsnn, ayn zamanda, bilinen kimi dilleri darda brakacak lde zen gin ve snrlayc da olmamas gerekir. Baka bir deyile, dou tan zihin yaps olarak varsaylabilecek karmakln derecesi ve gerek nitelii konusunda bir st snr ile bir alt snr vardr. in de bulunulan durum, dilin edinilmesini olanakl klan bu dou tan zihin yapsnn gerek doas konusunda olduka deiik grlere yer brakacak lde belirsizdir. Ancak bunun, biraz nce kabaca belirlediim izgide ilerlenerek zlebilecek deney sel bir sorun olduu konusunda kuku yok gibi geliyor bana. Durumla ilgili benim kendi dnceme gre, yarn iin ger ek sorun, "usa yakn" olacak lde yaln ya da temel bir saylt bulmak deil, doutan yap konusunda yeterince zengin bir saylt ortaya karmaktr. Grebildiim kadaryla, "olmas ge rektii lde temel bir saylt" arayna yn verebilecek, ma kul bir "usa yaknlk" kavram, doutan yaplara olanak tan122

yacak nsel bir igr yoktur. Tarut ya da kant olmadan zihnin doutan yaps bakmndan teki biyolojik dizgelerden daha basit olduunu ileri srmek, tpk zihnin yaplanmasnn, mutla ka, soruturma yaplmadan nce belirlenen ve deneysel bulgular dikkate alnmadan ortaya konan birtakm yerleik ilkeleri izleme si gerektiini ileri srmenin yalnzca bir dogmatizm olmas gibi, ancak bir dogmatizm olurdu. Sanyorum, zihin sorunlarnn in celenmesi, bu sorunlara yaklamdaki nsellik anlay yznden kesin bir biimde engellenmitir, zellikle, uzun yllar bilginin edinilmesi konusundaki incelemelere egemen olan deneyci sayltlarn btnyle yersiz diye kabul edildiini ve zihnin ileyiine ilikin olarak dnlebilecek birok olaslk arasnda zel hibir yeri olmadn dnyorum. Bu noktada, biraz nce ksaca zetlediim grlerin bir ka yl nce bir aratrma izlencesi olarak sunulmasndan beri yaplan tartmalar izlemek aydnlatc olacakbr - o zamandan beri bu grn yeniden canlandm sylemeliyim; nk son yllardaki dil edinci incelemelerinde ulalan tam gelitirilme mi sonulara dayamlarak bugn glendirilen, keskinletirilen ve daha ak hale getirilen yaklam, byk lde geleneksel usu yaklamdr. Taranm iki Amerikal felsefeci Nelson Good man ile Hillary Putnam bu tartmaya son birtakm katklarda bulunmutur- grme gre, ikisi de yanl anlamtr, ama ortaya- koyduklar yanl anlamalar retici de olmutur. 13 Goodman'n sorunu ele al, ilkin tarihsel bir yanl anla madan, ikincileyin bilginin edinilmesi sorununun gerek yaps n doru olarak dile getirememesinden dolay hataldr. Tarih sel yanlg, Locke ile onun doutan ideleri irdelerken eletirdi i kii (o her kimse) arasndaki meseleyle ilgilidir. Goodman'a gre, doutan ideler retisinin "yanl ve anlamsz" olduu nu "Locke... ok ak bir biimde belirtmi"tir. Ne var ki, Locke' un eletirisinin onyedinci yzyln nl retisiyle pek bir balanhs yoktur. Locke'un ileri srd uslamlamalar, doutan idelerle ilgili olarak 17. yzyln ilk balarnda yaplan irdeleme-

lerde, szgelimi doutan ideler ve ilkeler dizgesinin uygun uyaranlar ortaya kmadka ilevini gremeyeceini en bata kabul eden Lord Herbert ile Descartes'n irdelemelerinde, ok doyurucu bir biimde dikkate alnp ilenmitir. Bu nedenle, Locke'un bu koulu hi dikkate almayan uslamlamalarnn bir hkm yoktur; 14 o her nedense yarm yzyl nce irdelenen meseleleri grmezden gelmitir. Ayrca, Leibniz'in de belirttii gibi, Locke'un bir "refleksiyon" ilkesinden yararlanma konu sundaki isteklilii, bu ilkenin karakteristik yanlarm belirleme yolunda kendisinden ncekilerin atlmasn nerdikleri admla r atma konusundaki baarszl bir yana braklrsa, onun yak lamn usulann yaklamndan ayrmay neredeyse olanaksz klmaktadr. Ancak, tarihsel meseleler bir yana, bana kalrsa Goodman gerek sorunu da yanl saptyor, tlk-dili renmenin hibir ger ek sorun yaratmadm, nk ilk-dili renme ncesinde o cuun evresiyle gnlk ilikilerinde bir simge dizgesinin te mel elerini zaten kazanm olduunu ne srmektedir. Bu nedenle, ona gre, ilk-dili renme, temel admn nceden alm olmas, ayrntlarn ise nceden varolan bir erevenin ie risinde gelitirilebilmesi bakmndan, ikinci-dili renmeye ben zemektedir. Eer dilbilgisinin kendine zg zelliklerinin -sz gelimi, derin ve yzey yap ayrmnn, dilbilgisel dnmlerini kendine zg zelliklerinin, kural sralama ilkelerinin vb.- dilncesinde zaten kazanlm olan bu "simge dizgesi"nin ierisin de bir biimde bulunduunu gstermek olanakl olsayd, bu us lamlamann bir hkm olabilirdi. Ne var ki, byle olduuna inanmak iin ortada en kk bir neden bile olmad iin, us lamlama geerliliini yitirmektedir. Bu, dilin hayvan iletiimin den evrimleerek gelitii uslamlamasyla balantl olarak da ha nce irdelediimiz benzer bir aldatmacaya dayanmaktadr. nceki durumda, saptam olduumuz gibi, uslamlama, 'dil' teriminin eretilemeli bir kullanmna dayanyordu. Goodman'm durumda ise uslamlama, btnyle, 'simge dizgesi' terimi124

nin gevek bir kullanmna dayanmakta; bu terime kesin bir an lam vermeye alr almaz da uslamlama geerliliini yitirmek tedir. Bu dilncesi simge dizgelerinin birtakm nemli zellikle ri doal dillerle paylatklarm gstermek olanakl olsayd, do al dillerin bu zelliklerinin rnekseme yoluyla edinildiklerini ne srebilirdik. Kukusuz, o zaman da, dil-ncesi simge dizge lerinin bu zellikleri nasl gelitirdiklerini aklama sorunuyla kar karya kalrdk. Ancak, hi kimse doal dilin temel zellik lerinin (rnein 2. Konumada irdelenenlerin) dilncesi simge dizgelerinde ya da bakalarnda da karmza ktn gster meyi baaramadna gre, bu son sorun da olmayacaktr. Goodman'a gre, ikinci-dili renme sorununun ilk-dili renme sorunundan farkl olmasnn nedeni, "elde bir dil olun ca," bu dilin "neden ve nasl sorularna yant vermek iin kulla nlabilmesi" dir. Goodman bunun ardndan da, "bir balang dilinin edinilmesinin, ikincil bir simge dizgesinin edinilmesi ol duunu" ve olaan ikinci-dil edinimiyle tamamen aym dzey de bulunduunu ileri srmektedir. Onun szn ettii birincil simge dizgeleri, "jestlerin, duyusal ve algsal her tr oluumun gsterge ilevi grd ilkel, dilncesi simge dizgeleri"dir. An cak, bu dilncesi simge dizgelerinin, bir ilk-dilin ikinci-dilin renilmesinde kullanlabildii biimde, "neden ve nasl sorular na yant vermek iin kullanlmasnn olanakl olmad aktr. Bu nedenle, Goodman'n uslamlamas, kendi gerekeleri dikka te alndnda bile, tutal deildir. Goodman, "irdeledii savn, elimizde kabul edilmi 'kt' bir dil rnei olsa bile, deneysel olarak snanamayacan," ve "bu sava 'kt' dillerin tek bir genel zelliinden sz etme l snde bile bir anlam biimi verilememi olduunu" ne sr mektedir. Onun "deneysel olarak snama" dan anlad, "doar domaz bir bebei alp bizim dil-baml kltrmzn etkile rinden uzak tutmak ve ona 'kt' yapma dillerden birini ala maklar. "Deneysel olarak snamamdan bu anlaldnda, Good man'n vard sonulardan ilki dorudur. Elbette bu, gerekle125

(irilebilir bir deney deildir. Ancak byle bir snamann yapl masnn olanakszlnn bizi umutsuzlua drmesi gerektii gibi bir sonuca ulamak iin de ortada hibir neden yoktur. Dilbilgilerinin zellikleri hakknda kantlar elde etmenin ve byle dilbilgilerinin genel zellikleriyle ilgili sonulan deneysel ola rak snamann baka birok yolu vardr -rnein, 2. Konuma da ve bu konumada sz edilen gndermelerde irdelenenler byledir. Byle herhangi bir sonu, dolayszca, doru ya da yanh bir biimde, "kt" dillerin birtakm zelliklerini belirler. Goodman'm szn ettii zelliklere bir anlatm biimi verme ye alan dzinelerce yaz ve kitap bulunduundan, onun "'k t' dillerin tek bir genel zellii" olmad biimindeki ikinci sav, ok artcdr. nsan bu abaiarm hatal ve tartmal ol duklarn gstermeye alabilir, ama sz edilen zelliklerin bulunmadn ciddi ciddi ileri sremez pek. Evrensel dilbilgisinin bir ilkesine bir anlatm biimi vermesi, 2. Konumadaki ir deleme dorultusunda, bir insan dilinde kar-rnekler bulgulanarak yanlianabilecek, gl bir deneysel sav ortaya atmakta dr, teki alanlarda olduu gibi dilbilimde de, insan, yabana atlmayacak varsaymlarla ilgili kantlara ancak bunun gibi do layl yollarla ulamay bekleyebilir. Goodman'm szn ettii trden dolaysz deneysel snamalar pek olanakl deildir; bir talihsizlik olarak grlebilir ama ne yazk ki ou aratrmann payla bir zelliktir bu. Goodman bir noktada, yerinde olarak, "birtakm dikkate de er olgular iin ayr hibir aklamam olmamakla birlikte ... bu tek bana, nerilebilecek her kuramm kabul edilmesini emret mez; nk kuram ktnn iyisi olabilir. Bir olguyu aklayamamak, beni, z bakmndan itici ve anlalmaz bir kuram kabul etmeye mahkum edemez" diyerek dncesini akla maktadr. Peki, imdi de Goodman'm "z bakmndan itici ve anlalmaz" grd doutan ideler kuramna bakalm. Kura mm onun terimleriyle, ok ak bir biimde, "kavranlmaz" ol madna dikkatinizi ekerim. Nitekim, kendisi de bu yazsn da, ergin zihnin ideler ierdii grn kabul etmeye hazr
126

grnyor; o zaman, bu idelerin kimilerinin, kendi deyiiyle "zihinde ilk donanm olarak ekili" olmalarnn "kavranlmaz" olmad aktr. retinin, Locke'un karikatrletirdii bii minden ok usu felsefenin gelitirdii asl biimine dnersek, kuram, ok daha ak bir biimde, kavranabilir bir kuram haline gelir. Uyarmlarn, zihin iin, doutan gelen birtakm yorumla yc ilkeleri, "anlama gc "nn kendisinden, yani dorudan do ruya d nesnelerden ok dnme yetisinden gelen birtakm kavramlar, uygulama olana yaratt grnde kavranlma yacak hibir ey yoktur. Descartes'tan bir rnek alalm (Reply to Objections, V):
Bebekliimizde, ilk kez, bir kat zerine izilmi bir gen grd mzde, bu bize, geometricilerin dnd biimde bir genin, nasl kavranmas gerektiini gsteremez; nk Merkr yontusu kaba bir aa ktlesinde nasl ierilirse, asl gen de bu ekilde ierilir. Fakat, bizde zaten bir asl gen idesi bulunduu ve bu ide zihnimiz tarafndan kat zerine izili genin karmak eklinden daha kolay kavranabildii iin, o bileik ekli grdmzde, onun kendisini deil, hakiki geni kavrarz.

gen idesi bu anlamda doutandr. Kukusuz, kavram da kavranabilir bir niteliktedir; szgelimi (baka nedenlerle Descartes' tatmin etmezdi ama) bir bilgisayar bu dorultuda uyaranlara tepki gsterecek biimde programlamak g olmaz d. Ayn ekilde, retici bir diibilgisinin biimine kesin snrlar getiren bir kalplatrmaya giden; saptanan biime giren dilbilgileriyle ilgili bir deerlendirme ilemi yapan; salanan verile rin saptanm olan biime giren bir dilbilgisiyle uyumlu olup olmadm belirleyecek bir teknie sahip; (ayna zellikler gibi) varlklarla, kurallarla, ilkelerle vb. ilgili deimez bir altyaps olan -ksacas, son yllarda nerilen trden bir evrensel dilbilgisine dayanarak bir bilgisayar programlamak ilkece hi g deildir. Daha nce szn ettiim nedenlerle, bu nerilerin klasik usu retinin daha gelimi bir biimi, retinin dil ve zihinle ilgili kimi temel dncelerinin ayrntilandrlmas ola rak grlebileceine inanyorum. Deneyci retiyi benimseyen
127

ve onu her trl soru ve itirazn dnda tutan biri iin byle bir kuram, kukusuz, "itici" olacaktr. Bana, meselenin can daman bu gibi grnyor. Putnam'n yazs (13. nota bkz.), sz konusu noktalarla daha dorudan ilikili, ama dilbilgilerinin edinilmesinin doas konu sundaki birtakm yanl sayltlar nedeniyle onunkiler de bana bir sonuca varmayan uslamlamalar geliyor. Putnam, sesbilgisi dzeyinde, bir dilin "ksa bir sesbirim dizelgesi"ne sahip olmas n, evrensel dilbilgisinde ileri srlen tek zelik olarak kabul eder. O, bunun, diller arasnda ayrnth bir dizi aklayc varsa ym gerektiren bir zellik olmadn ne srer. Sonu doru, ama says olduka yanl. Gerekte, birka kez iaret ettiim gibi, evrensel zelliklerin kendine zg bir biimde seimi, sesbilim kurallarnn biimi ve yaplanmas, uygulama kurallar vb. konularnda ok gl deneysel varsaymlar ortaya atlmtr. Eer ortaya ablan bu varsaymlar doruysa, ya da doruya yakn sa, o zaman ses yaps dzeyinde "diller arasndaki benzerlikler" gerekten dikkat ekicidir, Putnam'n dnd gibi de, bunlar salt bellek sasy la ilgili say ilalarla aklanamaz. Putnam, ses yaps dzeyinin zerinde, nemli dil zellik lerinin, yalnzca, zel adlarn bulunmas, dilbilgisinin bir szbei yaps bileeni iermesi, szbei yaps bileeninin ret tii tmceleri "ksaltan" kurallar bulunmas olduunu d nr. Szbei yaps bileeninin doasnn zel adlarn varolu u tarafndan belirlendiini; bir szbei yaps bileeninin va roluunun, ilem srecinin karmaklnn btn doal ltle rinin -masann boyutlarnn, bilgisaymn uzunluunun, bilgisaym iin gereken zaman ve yerin- sonuca gtrmesi ile ak landn; szbei yaps dizgelerinin "hemen hemen her bilgisaym dizgesi iin," bu arada "doal yoldan evrimlemi 'bilgisaym dizgeleri' iin. de, 'en basif ilem srelerini" saladn; aslnda dillerin ksaltma kurallar iermesinde alacak hibir ey olmadn ne srer. Bu sonucun herbirinin arkasnda yanl bir saylt bu-

lunmaktadr. Bir szbei yaps dizgesinin zel adlar ierme sinden yola klarak teki ulamlarla ilgili hemen hemen hibir sonuca varlamaz. Aslnda, doal dillerin temel szbei yapla rnn genel zellikleri konusunda bugn birok tartma vardr; bu tartmalar da zel adlarn varoluuyla zerre kadar zl m deildir. ikinci noktaya gelince, btn karmaklk lleriyle bilgisaym hznn "olanakl en basit ilem sreci" olarak szbei yaps kurallarna gtrd de hi doru deildir. Konuyla do layl olarak bile ilgili olmayan yalnzca eldeki kurallar, balamdan-bamsz bek yaplan dilbilgilerinin (szlk maddelerini ve karladklar dalm koullann danda braktmzda, de rin yaplar reten kurallar iin usa uygun bir modeldir), zdevi nirler kuram erevesinde tanmlanmam yiit saklama zde vinirleri olarak yorumlanabileceini gstermektedir, ancak bu sonuncular da "ilem srelerinin basitlii" vb. asndan bakld nda, "doal" bir kavram olmaktan ok uzaktr. Aslnda, bir l de ona benzeyen ama biimsel olarak onunla balantl olma yan gerek-zaman tanmlanm zdevim kavram, bilgisaymn yer ve zaman koullan asndan ok daha "doal"dr. 16 Ancak bu konuyu srdrmenin bir anlam yok, nk teh likede olan szbei yaps dilbilgilerinin deil, derin yaplar retmede rol oynayan bir szbei yaps bileeni olan dnmsel dilbilgilerinin "basitlii"dir. Byle dizgelerin, bu bak asyla ciddiyetle soruturulmu olan zdevinirlere -szgeli mi, snrl durum zdevinirleri, izgisel snrlaman zdevinirler gibi zdevinirlere- bir stnl olabileceini dolayl bir bi imde bile dndren, "bilgisaym kolayl" ya da "ilem s recinin basitlii" gibi herhangi bir matematik kavram yoktur. "Yap-baml ilem" temel kavram, asla, tam bir matematik kavram olarak dnlmemitir. Bu kankln nedeni, dilbilgisel dnmlerin doas konusunda Putnam'n bir yanl anlamasdr. Onlar tmceleri "ksaltan" kurallar deildir; temel deki derin yaplardan, nceki konumada ve orada anlan gn129

dermelerde 17 akland biimlerde yzey yaplar oluturan i lemlerdir. Bu nedenle, dnmsel dilbilgilerinin "olanakl en basit" dilbilgileri olduunu gstermek iin, "en uygun" bilgisaym dizgesinin bir dizi simgeyi girdi olarak alp, bu simge dizi sinin yzey yapm, temelindeki derin yapy ve bunlarla ba lantl dnm ilemlerini belirlediini ortaya koymak gerekir. Byle birey gsterilebilmi deildir; aslnda bu sorun bir kc/ bile ortaya atlm deildir. Putnam, diller arasnda anlaml benzerlikler ortaya kanlabilseydi bile, bunun, ortak bir kaynaklan olmak gibi, doutan gelen evrensel bir dilbilgisi varsaymndan daha basit bir akla mas olabileceini ne srmektedir. Ancak bu dnce, zerinde durulan sorunla ilgili ciddi bir yanl anlamadan kaynaklanmak tadr. ocuk bir dilin dilbilgiini kendisine sunulan verilerden karmaldr. Daha nce de belirtildii gibi, buradaki deneysel sorun, ocuun zgl bir dilbilgisi oluturduu olgusunu akla yacak kadar varsl, buna karlk dilin bilinen eitliliinin y anllamayaca kadar varsl olmayan bir balang yapsyla ilgili bir varsaym bulma sorunudur. Ortak kaynakla ilgili sorular, bu de neysel sorunla ancak bir adan balanldr: Eer varolan diller, "olanakl diller"in "yeterli rnei" deilse, bir yanlgya derek ok dar bir evrensel dilbilgisi tasarm ortaya atmaya ynelebili riz. Ancak, daha nce de szn ettiim gibi, bugn yz yze bu lunduumuz deneysel sorun, hi kimsenin, ocuun dili olaan bir biimde kullanma yeteneini aklamaya alrken, grne gre ona yklemek zorunda kaldmz dilbilgisinin ocuk tara fndan ediniliini aklayacak varsllkta bir balang varsaym tasarlayamam olmasdr. Ortak kaynak saylts, bunun nasl baarldn aklamaya hibir biimde katkda bulunmuyor. K sacas, dil her renildiinde "yeniden kefedilir;" renme ku ramnn zmesi gereken deneysel sorun, dilbilgisinin bu kefi nin nasl gerekleebildiidir. Putnam gerekten de bu sorunla yz yze geliyor ve bu baarya bir aklama getirebilecek, "ok amal genel renme 13

stratejileri" olabileceini ne sryor. "Dil yetisi"nin zellikleri nin dile zg m olduu, yoksa ok daha genel zihin yetilerinin (ya da renme stratejilerinin) yalnzca zel bir durumu mu ol duu, elbette deneysel bir sorundur. Bu, bu konumada daha nce bir sonuca varlmadan ve biraz farkl bir balamda irde lenmi olan bir sorundur. Putnam, doutan olann yalnzca ge nel "renme stratejileri" olduunu sorgusuz kabul ediyor, ama bu deneysel sayltrya hibir neden gstermiyor. Daha nce de ileri srm olduum gibi, bu tr temellendirilmemi sayltlara dayanmakszn bu soruna dogmatik olmayan bir yaklamda bulunulabilir -yani, dil gibi, kendine zg insan edinci alanlar incelenip arkasndan bu edincin geliimini aklayacak bir var saym tasarlanmaya allabilir. Byle bir inceleme sonunda edincin deiik alanlardaki geliimini aklamak iin aym " renme stratejileri"nin yeterli olduunu bulursak, Putnam'n saylhsnn doru olduuna inanmak iin bir gerekemiz var de mektir. Olduu kabul edilen doutan yaplarn durumdan du ruma deitiini grrsek, bundan karlabilecek usa uygun tek sonu, bir zihin modelinin, benzersiz ya da bir lde ben zersiz zellikleri olan birbirinden ayn "yetiler"! iermesi gerek tii olabilir. Bugn elimizde olan verilerin nda nasl u ya da bu sonu zerinde kararl bir biimde srar edilebildiini anlayamyorum. Ancak bir nokta ok ak: Putnam'n, en so nunda vard *"Doutanlk' yardma armak, renme so rununu zmez; yalnzca erteler" sonucu iin hibir dayana yoktur. Doutan gelen bir evrensel dilbilgisi tasarmlamasn yardma armak, eer dil ediniminin temelinin bu olduu do ruysa (pekala bu olabilir), renme sorununu gerekten de zer. Buna karlk, eer dilbilgisel bilginin elde ediliini akla yan genel renim stratejileri varsa, o zaman da doutan gelen evrensel bir dilbilgisinin olduunu kabul etmek, renme soru nunu "ertelemez," bu soruna yanl bir zm getirir. Mesele, inceleme durumlaryla ilgili bir yntem meselesi deil, deneysel nitelikli bir doruluk ve yanllk meselesidir.18 zetlemek gerekirse, bana kalrsa, Goodman ile Putnam,
131

doutan gelen zihinsel yap konusunda (geici ve elbette de neysel varsaymlara uygun olarak) gelitirilmi nerilere ciddi bir kar uslamlama getirmedikleri gibi, bilginin elde edilmesi sorununa, deneysel ierikli, usa uygun bir kar yaklam da nermiyorlar. Bugn kabul edilebilir grnen sonularn kabaca doru olduunu varsayarsak, retici bir dilbilgisini, birtakm dei mez sralama ve uygulama ilkelerine gre yaplanm, genel ya planma ilkelerinin yan sra btn dillerde ortak olan deimez bir altyapy ieren, birka farkl trde yzlerce kuraldan olu an bir dizge diye dnmek akla uygun olur. Byle bir dizge nin, ayrntl grsel dkabuk yapsndan daha fazla hibir nsel "doall" yoktur. Tmevarm srelerine ya da "bulgusal yn temler'^ anlatm biimi verme sorunu zerinde ciddi ciddi kafa yormu hi kimsenin, reteci dilbilgisi gibi bir yaygnl olan yntemlerle kurulabilecei umuduna bel balamas pek bekle nemez. Bildiim kadaryla, dilin edinimi sorunuyla ilgili tek somut neri, kabaca belirttiim usu kavraytan gelmitir. Yinelemek gerekirse: Zihne doutan bir zellik olarak, "evrensel dilbilgi si" dediimiz genel dil kuramn yklendiimizi dnelim. Bu kuram, nceki derste irdelediim trde baka birok ilkeyi ku atr ve herhangi bir dil iin belli bir iskelet yap salayan kural lar altdizgesi ile daha aynntlandnim dilbgisinin karlama s gereken, biimsel ve temel nitelikli, eitli koullan belirler. O halde evrensel dilbilgisi, herhangi bir zel dilbgisinin uymas gereken bir ema salar. Aynca, bu emay, bu emaya uyan ola nakl ancak birka dilbilgisini dili renenin gerekte elinde olan yetersiz ve arpk verilerle tutarl olacak biimde snrlan drdmz dnelim. Bu durumda, o kiinin grevi, olanakl dilbilgileri arasnda, elindeki verilerin btnyle reddetmedii birini arayp bulmaktr. Bu koullar altnda, dili renen kimse nin kar karya bulunduu ey, arpk verilere dayanarak olduka soyut ve girift yapl bir kuram yaratmak gibi olanaksz bir grev deil, bu verilerin, olduka snrlanm bir kme g132

cl dilden birine mi yoksa tekine mi girdiini belirlemek gibi ok daha stesinden gelinebilecek bir grevdir. yleyse ruhbilimcinin grevi birka altgreve ayrlmakta dr. Birincisi, gcl diller beinin karakteristik yanlarn gste ren -insan dilinin "zn* tanmlayan- doutan emay orta ya karmaktr. Bu altgrev, insan ruhbiliminin dilbilim diye bilinen dalna der ve geleneksel evrensel dilbilgisinin, ada dil kuramnn, geleneksel evrensel dilbilgisinin bir-sorunudur. kinci altgrev, uyarmn asl karakteristik yanlarn, doutan gelen bilisel ileyii harekete geiren canl-evre etkileimini ay rntl bir biimde incelemektir. Bu, imdilerde birka ruhbilimci tararndan stlenilen bir almadr ve burada Berkeley'de zel likle zerinde durulan bir konudur. Daha imdiden ilgin ve umut verici sonular yaratmtr. Bu almann, en sonunda ek siksiz bir retici dilbilgisine gtren bir dizi olgunlama evresi ni ortaya karmas beklenebilir.19 Bir nc grev, bir dilin retici dilbilgisiyle ilgili, duyu verileriyle "tutarl" olma varsaymnn ne demek olduunu be lirleme grevidir. Bir ocuun, kendisine sunulan btn dilsel verileri aklayan ve bu verileri sonsuz bir gcl ses-anlam bantlar dizisine "izdren" bir retici dilbilgisi bulgulamas gerektiini dnmenin ar lde bir basitletirme olduunu unutmayalm. Bu grevi baarmann yannda nhbilimcinin bir de, duyu verilerini, temeldeki dilbilgisinin karakteristik yanla ryla ilgili dorudan kant getiren szceler ve setii varsaym gerei bozuk-yaph, sapmal, paral vb. diye reddedilmesi ge reken szceler olarak ayrtrmas gerekir. Kukusuz, bu ayr trma grevini herkes yerine getirebilir -hepimiz, belli smrlar ierisinde, hangi tmcelerin dzgn yapl ve dz anlamyla yo rumlanmas, hangi tmcelerin olanakl birok boyutta eretilemeli, paral ve sapmal olarak yorumlanmas gerektiini biliriz. Bunun, dilin edimlisini aklama problemini ne lde karma klatrdnn anlaldndan kukuluyum. Biimsel adan sylemek gerekirse, dili renen, kar karya kald dille ilgili
133

yle bir varsaym semelidir ki, setii varsaymn dayand verilerin nemli bir blm yine bu varsaym tarafndan redde dilmelidir. Bunun, yine, ancak kabul edilebilir varsaymlar dizisi nin olduka snrl olmas -doutan evrensel dilbilgisi ema snn adamakll snrlayc olmas- durumunda olanakl olduu nu dnmek akla yalan geliyor, yleyse nc altgrev, "onaylama" sorunu diye kabul edebileceimiz eyi -bu balam da, gcl bir dilbilgisi ile bu dilbilgisini sz konusu dilin gerek kuram olarak onaylayacak veri kmesi arasnda nasl bir bant nn olmas gerektii sorununu- incelemektir. Dile ilikin bilginin edinilmesi sorununu, ruhbilimsel ba lamda olmaktan ok bilgikuram balamnda bize tamdk gelen terimlere dayanarak betimledim, ama bunun olduka yerinde olduunu dnyorum. Biimsel adan sylemek gerekirse, bir "saduyu bilgisiwrrin -szgelimi bir dile ilikin bilginin- edi nilmesi olduka soyut bir kuramn kurulmasndan farkl deil dir. Konunun gelecekteki geliimini dndmde, szn ettiim nedenlerle, renme kuramnn, doutan belirlenmi olas varsaymlar kmesini olutura olutura, zihni bu kme den varsaymlar uygulamaya koymaya srkleyen etkileim koullarm saptaya saptaya, byle bir varsaymn onayland -belki de verilerin ounun u ya da bu gerekeyle ilgisiz diye reddedildii- koullar belirleye belirleye ilerlemesi, bana olas lk d grnmyor. Durumun byle betimlenmesi, hereye ramen Edward Tolman'n adnn ruhbilim binasna verildii Berkeley'de ruhbilimin tarihine yabana olmayanlara artc gelmeyecektir; an cak irdelemekte olduum varsaymlarn, renme konusunda ki klasik tartmalarda gz nne alnan hereyden, karmak lk ve girifttik bakmndan nitelike farkl olduunu vurgula mak istiyorum. Buraya dek birka kez vurguladm gibi, insa nn iselletirdii ve kendi olaan, yaratc dil kullanmnn te melini oluturan dilbilgisi kuram ile imdiye dein ayrtrlp betimlenen bilisel dizgeler arasnda ie yarar ok az benzerlik vardr; ayn ekilde, zihne doutan bir karakteristik yan olarak 134

vermemiz gerektiine inandm evrensel dilbilgisi emas ite bilinen btn teki zihin yaplanmalar arasnda da ie yarar ok az benzerlik vardr. Benzerliin olmamasnn/ dilsel yapnn mutlak esizliinden ok, zihinsel ilevlerin teki ynleri konu sundaki bilgisizliimizin bir kant olmas ok byk bir olas lk; ama u anda bunun doru olduunu dnmemizi hakl gsterecek nesnel bir nedenden yoksunuz. Dile ilikin bilginin edimlisini betimleme biimim, Charles Senderse Peirce'in elli yl akn bir sre nce yapt ok ilgin ve olduka gzard edilen bir konumasn akla getiriyor; Peirce bu konumasnda genel olarak bilginin edinilii konusunda ok benzer kavramlar gelitirmitir-^* O, insan zeksnn snrlar nn, insann snrsz yetkinlii konusundaki coumcu saymlar da dnldnden (ya da, ayrca, kendisinin iyi bilinen fel sefe incelemelerindeki bilimsel ilerlemenin akyla ilgili "prag mac" kavraylarnda varsayldndan) ok daha dar olduu nu ileri srer. Kabul edilebilir varsaymlarla ilgili doutan s nrlamalarn baarl bir kuram oluturmak iin nkoul oldu unu ve varsaymlar salayan "kestirim igds"nn yalnz ca "dzeltme ilemi" iin tmevanmsal srelerden yararland m savunur. Peirce bu konumasmda, ilk dnem biliminin tari hinin, birtakm sorunlarla yz yze gelinir gelinmez, olduka yetersiz verilere dayamlarak doru kurama yaklak bireyin ol duka kolay ve hzl bir biimde bulgulandn gsterdiini id dia eder; "stn zekl insanlarn doa yasalaryla ilgili doru tahminlerde bulunmadan nce yrtmek zorunda olduklarn tahminlerin ne kadar az sayda olduuna* dikkat eker; sonra da "Ne oldu da inam bir noktada o doru kurama gtrd?" diye sorar. "Bunun rastlantyla olduunu syleyemezsiniz; nk in sann dnen hayvan olduu yirmi otuz bin yl boyunca, rast lantlann bir noktada herhangi bir insann zihninde beliriveren o tek doru kuram karnda ok ezici bir stnl vardr. "Da ha gl nedenlerle, rastlantlann, her dilin drt yandaki bir ocuun zihninde bir noktada beliriverdii yollu doru kuram karsnda ise ok daha ezici bir stnl vardr. Peirce'in sz135

lerini srdrrsek: "insann zihni, doas gerei, belli tr doru kuramlar imgelemeye uyarlanmtr. Eer insana gereksinmele rine karlk verecek biimde uyarlanm zihin gibi bir armaan verilmemi olsayd, herhangi bir bilgiyi edinmesi olanaksz olur du." Bunun gibi, inde bulunduumuz durumda da, bir dile ilikin bilgi -bir dilbilgisi- ancak, dilbilgisinin biimi konusun da keskin snrlamalar olan "nceden ayarlanm" bir dzen tarafndan edinilebilir gibi grnyor. Doutan gelen bu snr lamalar, dilin edinilmesinin, szce Kanf m verdii anlamda, bir nkouludur ve dil renmenin seyriyle sonucunu belirle mede en nemli etmenin de bu olduu anlalyor. ocuk ba langta hangi dili reneceini bilmez, ancak bu dilin dilbilgi sinin tasarlanabilecek birok dili darda brakan, nceden be lirlenmi bir biimi olmas gerektiini bilmek zorundadr. Ola nakl bir varsaym setikten sonra, dzeltme ilemi iin, seimi ni onaylayan ya da onaylamayan tmevarmsal kantlar kulla nabilir. Ancak varsaym yeterince onaylandktan sonra ocuk bu varsaymn tanmlad dili bilir; bylece bilgisi kendi dene yiminin olduka tesine geer ve onu, aslnda, deneyim verile rinin ounu eksikli ve sapmal diye nitelemeye yneltir. Peirce, tmevarm srecini, dilin ediniliinin ok nemsiz bir bfm olarak grr; kendi deyiiyle, "tmevarmn bu ite zgn bir yan yoktur, yalnzca ileri srlm bir neriyi sna maya yarar." Peirce'in ana hatlarn izdii usu gre gre bilginin nasl edinildiini anlamak iin, onun "daekim" dedi i eyin iyzn kavramamz, "daekim" iin bir kural ko yan ve bylece kabul olunabilir varsaymlara bir snr getiren" eyi ortaya karmamz gerekir. Peirce daekim ilkelerini ara trmann bizi insan zeksnn igdsel yapsn veren doutan ideleri incelemeye gtrdn savunur. Ancak Peirce Descartes anlamda ikici deildir hi; o (bana gre, pek inandrc olmayan bir biimde), daekimsel snrlamalar olan insan ze ks ile hayvan igdleri arasnda anlaml bir benzeme oldu unu ileri srer. Bu nedenle, insann birtakm doru kuramlar
136

bulguladn, nk onun "igdlerinin balangtan itiba ren" belli birtakm konularda "doru dnme eilimleri ier mesi gerektiini" savunur ve devam eden "yumurtadan kan her kk civcivin, bireyi seip yeme konusunda en iyisini ke fedene kadar olanakl btn kuramlan tek tek aratrdm d nmeyiz. Tam tersine, civcivin bununla ilgili doutan bir ide si olduunu; deyi yerindeyse, bu konuda dnebildiini, ama baka birey dnme yetisi olmadna inanrz.... Eer zavall civcivlerin bile olumlu bir doruyu bulma konusunda doutan bir eilimleri olduunu dnyorsak, bu armaann neden yal nz insandan esirgendiini dnelim?" Hi kimse, kabul edilebilir varsaymlar snrlayan ya da belli bir dzen ierisinde sunan bu ilkeleri belirlemek amacyla Peirce'in meydan okumasn sahip kmamtr. Bugn bile bu gelecee kalan bir grev gibi grnmektedir. Deneyci ruhbilim retisi kantlanrsa stlenilmemesine gerek olmayan bir grev dir bu; dolaysyla, dil incelemelerinde bir lde yapld gibi bu retiyi de usu zmlemeden geirmek byk nem ta maktadr. Yinelemek isterim, Hull'un renme kuramnn ilk aamalar ile teki birka ada gelimenin olduu gibi yapsal dbilimin de en byk erdemi, birtakm deneyci saymlara ke sin biimini vermesi olmutur.21 Bu admn atld noktada, ol duu kabul edilen ileyilerin yetersizlii aka ortaya kt; biz de, hi deilse dil sz konusu olduunda, byle bir yntemin -szgelimi, derin yapnn zellikleri ile biimsel dilbilgisinin so yut ilemlerini vermesinin ilkece olanaksz olmas yzndenneden ancak baarszla mahkum olduunu grmeye balaya biliriz. Gelecee ilikin bir kurgulamada bulunacak olursak, yle sanyorum ki, snflamac dilbilim, davran renme kuram, alglama modelleri,22 bulgusal yntemler, "yapay zek"nn ilk ateli taraftarlarnn "genel sorun zcler"i gibi zgl geli meler, daha kesin bir biime sokulmaya alldklarnda deney sel gerekelerle, belirsiz brakldklarnda boluklar gerekesiyle arka arkaya bir kenara atldka, genel deneyci erevenin dog matik nitelii ve bu genel erevenin insan ile hayvan zeks
137

karsndaki yetersizliinin daha da aa kmas olaslk d deildir. Bu ngry doru kabul ettiimizdeyse, Peircei bir daekim mant gelitirmek amacyla insan zeksnn snrla r ve yetenekleriyle ilgili genel bir incelemeye girimek olanakl hale gelecektir. ada ruhbilimde byle giriimler yok deildir. retici dil bilgisi, bu dilbilgisinin evrensel altyaps ve ynetici ilkeleriyle ilgili olarak yaplan ada incelemeler byle bir giriimin so nucudur, tnsan dilinin biyolojik temelleriyle ilikili, Eric Lenneberg'in nemli katklarda bulunduu 23 aratrmalar da konuyla yalandan balanidr. "Kaltsal epistemolojiye ilgi duyan Piaget'nin ve bakalarnn ok nemli almalarnda da buna ko ut bir gelime grmek ilk bakta insana olanakl grnyor ama bunun doru olduundan emin deilim. Szgelimi, Piagef nin irdeledii aamalann birinden tekine, yani daha st aa maya geite neyi temele ald benim iin ak deil. Ayrca, Mehler ile Bever'in son almalarnda24 ileri srdkleri gibi, saklama konusunda hakl olarak ok kimsenin dikkatini eken sonularn, Piaget ile alma arkadalarnn irdeledikleri an lamda zeknn birbirini izleyen geliim aamalarn deil, on dan daha farkl eyleri gsterme olasl da var. Eer Mehler e Bever'in k sonular doruysa, bundan saklamann uygun biimde anlald "son aama"nn geliimin ok daha bala rndaki bir evrede gereklemi olduu sonucu kacaktr. o cuk bundan sonra byk lde yeterli olan, ama saklama de neyiminin koullar alanda baarl olamayan, bulgusal bir yn tem gelitirir. Daha da sonra, bu yntemi baarl bir biimde dzeltir ve bir kez daha saklama deneyimiyle ilgili doru yargla ra vanr. Eer bu zmleme doruysa, gzlemekte olduumuz ey, Piaget anlamnda zeknn birbirini izleyen geliim aama lar deil, bulgusal yntemleri, yava yava, her zaman varolan genel kavramlarla uyumlu hale getirme srecidir. Bunlar ilgin seeneklerdir; her iki durumda da sonular gzden geirmekte olduumuz konulara gre nemli deiiklikler gsterebilir.
138

Son otuz ylda karlatrmal rabilimde ortaya kan geli meler ile gnmzde deneysel ve fizyolojik ruhbilim alannda yaplan birtakm almalar, sanrm, konumuzla ok daha ya kndan balantldr. Birok rnek verilebilir Szgelimi, ikinci kmeyi dikkate aldmzda, Bower'in algsal deimezler iin doutan gelen bir temel neren almalar; Wisconsin bepair makl deneyliinde ksa kuyruklu makak maymunlarnda do utan gelen karmak salverme dzenekleri konusunda yaplan ararmalar; Hubel, Barlow ve bakalarnn, memelilerin korteks merkezlerinde olduka zel zmleme dzenekleri konu sundaki almalar; altsnf canllarla ilgili ok sayda benzer aratrma (szgelimi, Lettvin ile arkadalarnn kurbaalarn gr me yetileriyle ilgili gzel almas). Bu tr aratrmalarda, iz gi, a, devinim alglan ve fizik dnyann teki karmak zel liklerinin, sinir sisteminin doutan gelen yaplanmasna dayan dn gsteren nemli kantlar vardr. Hi deilse kimi durumlarda, bu yerleik yaplar, yaamn ilk evrelerinin birinde uygun uyarm olmaynca yozlar; ancak doutan gelen dzeneklerin ilevini yerine getirmesi iin by le deneyimler zorunlu olsa bile, onun deneyimin yaplanmasn da nasl b" ilev grdn belirlemede nemli bir etkisi oldu una inanmak iin de ortada bir neden yoktur. Ayrca, bugne dek bulgulanm olanlarn, doutan gelen yaplarn karmak lk snrlarna ulaabildiini ileri srmek iin de ortada bir neden grnmyor. Sinirsel dzenekleri ortaya karmada kullanlan temel yntemlerin yalnzca birka yllk bir gemii var; geni lde uygulanmaya balandklannda zgllk ve karmaklk srasnn ortaya kaca konusunda bir ndeyide bulunmak da olanaksz. Bugn iin, en karmak canllar, Umwelt ve canlnn yaam biimiyle badak, olduka zgl duyu ve alg yaplan masna sahipmi gibi grnyorlar. Altsnf canllar iin doru olanlarn insan iin de doru olduundan kuku duymamz iin ok az neden var. zellikle dil sz konusu olduunda, zih nin doutan gelen zellikleri ile dilsel yapnn zellikleri ara snda yakn bir ba kmasn beklemek doaldr; nk, unu139

tutmamas gerekir ki, dilin, zihinsel tasarmlamasndan ayr va roluu yoktur. Kullanm koullarndan gelen zelliklerinin ya nnda her ne zellii varsa hepsinin, onu yaratm olan ve birbiri ni izleyen her kuakla birlikte onu yeniden yaratan canimin do utan gelen zihinsel srelerinin ona verdii zellikler olmas gerekir. Yinelemek gerekirse, dil, bu nedenle, zihinsel srelerin yaplann ortaya karacak en aklayc sonda gibi grnyor. Karlatrmal rabilime gelecek olursak, insanlar bu alam yaratmaya gtren ilk gdlerden birisi, "nsellerin, insann al tndaki canllarda bulunan doutan gelen balang varsaym larnn soruturulmas" yoluyla insan dncesinin nsel biim lerine k tutulabilecei umuduydu. Niyetin bu ilk dilegetirimini, Konrad Lorenz'in eski ve az bilinen bir yazsndan25 aktar yorum. Lorenz, bir kuak nce Peirce'in dile getirdiklerine ok benzeyen grler dile getirmektedir. yle syler:
nsann altndaki canllarn doutan gelen tepki biimlerini bilen bir insan, hemen, nsel olarm, trlerin karakteristik zellii haline gelmi olan merkezi sinir sistemlerinin, belli biimlerde dnme konusunda kaltmsal eilimler yaratan kaltmsal ayrmlamalarn dan ortaya ktn varsaymnda bulunabilir.... Hi kukusuz Hu me nsel olan hereyi duyularn deneyime kattklarndan karmak istediinde, onu yalnzca bir nceki deneyimden yaplan bir soyut lama olarak aklayan Wundt ya da Helmholtz kadar hatalyd, n sel olann gerek dnyayla olan uyarll, baln yzgecinin su yun zelliklerine olan uyarllndan daha fazla "deneyim"den kaynaklanm deildir. Nasl yzgecin biimi, balk yavrusunun suyla karlamasndan nce nsel olarak verilmi ve nasl onun suyla karlamasn olanakl klan bu biimse, bizim alglama ve ulamlama biimlerimizin, deneyim yoluyla gerek d dnyayla karlamamzla ilikisinde durumu budur. Hayvanlar sz konusu olduunda, onlar iin olanakl olan deneyimlerin biimlerine zg snrlamalarla karlarz. nanyoruz ki, hayvanlarn bu nselleri ile biz insann nseli arasndaki ok yakn ilevsel, belki de kaltsal nitelikli ilikiyi gsterebiliriz. Hume'un tersine, tpk Kant gibi, in san dncesinin, btn deneyimlerden bamsz, doutan gelen biimlern "saf" bir biliminin olanakl olduuna inanyoruz.

140

Bildiim kadaryla, olanakl kuram beini snrlayan ku rullarn aratrlmas sorununu vurgulayan ilk ve tek kii Peiros*tir. Elbette, onun daekim kavramnda, Lorenz'in biyolojik n sel kavramndaki gibi, gl bir Kant etkisi vardr ve btn bun lar, "insan dncesi"ne "kiri ve balantlar" salayan; Leibniz'in szn ettii, "her zaman bilincinde olmadmz snrsz byklkteki bilginin temelinde bulunan" biimlerle, uurlarla, ilkelerle ilgilenen usu ruhbilimden kaynaklanmaktadr. Bu ne denle, bu gelimeleri, insan zeksnn temel yanm ortaya karma giriimi olarak ayn kaynaktan gelen felsefi dilbilgisinin yeniden dousuyla ilikilendirmek olduka doaldr. Son irdelemede rabilimden kaynaklanan modellerle gz lemlerin sk sk insan zeksnn incelenmesinde bavurulan ye ni yaklamlara biyolojik destek, ya da hi deilse buna benzer birey saladndan sz edilmiti. Lorenz'in bu yorumlarm, b yk lde, bu gndermenin, karlatrmal ruhbiliminin bu alann kuran insanlarn hi deilse bir blmnn bakm ar ptmadm gstermek iin yineliyorum. Robert Ardrey ile Joseph Alsop tarafndan bulunup bir k yamet peygamberi olarak sunulduu iin Lorenz'den sz eder ken bir iki uyanda bulunmak gerekiyor. Bana yle geliyor ki, Lo renz'in insann saldrganl konusundaki grleri, onu mey dana karanlarn kimileri tarafndan neredeyse samalk l snde geniletilmitir. nsann ruhsal yaplanmasnda, toplumsal ve kltrel alanda birtakm zel koullar olutuunda saldrgan la yol aan, doutan gelen eilimler olduu kukusuz doru dur. Ancak, bu eilimlerin, bizi her zaman herkesin herkese kar yrtt Hobbes tr bir savan eiinde tutacak lde ege men olduklarm dnmek iin -yeri gelmiken, yanl anlama dysam, hi deilse Lorenz'in de tamamen ayrdnda olduu gi bi- ortada ok az neden vardr. Yarmay ycelten bir toplum da, talihi daha az olanlara ynelttii saldrlarn acmaszlyla kendini belli eden bir uygarlkta, insann "yapsnda olan saldr ganlk" retisinin ste kmas kukuculuu ister istemez hakl 141

gsteriyor, insann doasna ilikin bu tuhaf gre duyulan hay ranln olanlara ve manta ne lde balanabileceini, Clive ile Portekizli kiflerin yollarna kan aa rklara asl vahili in anlamn rettikleri gnlerden beri genel kltrel dzeyin gsterdii snrl ilerlemeyi yanstmak dnda, ne yaptn sor mak hakl grnyor. Yine de, sylediklerimin, insan igdsyle ilgili bir kura m canlandrmak ynndeki tamamen farkl teki giriim I er I e kartrlmasn istemem. Irabilimde bana nemli grnen, bilgi nin nasl edinileceini ve bu bilginin karakteristik yanlarn be lirleyen doutan zellikleri ortaya karmaya almasdr. Bu konuya geldiimizde, dikkate almamz gereken baka bir soru daha var: nsan zihni, bizim ona yklemek zorunda kaldmz doutan yapy edinme noktasna nasl ulat? Lorenz, hi de artc olmayan bir biimde, bunun yalnzca bir doal seilim sorunu olduu kansndadr. Peirce, "doann, insan zihnini, b ydklerinde babalar Doa'ya benzeyecek idelerle dllediini" ne srerek daha farkl bir kurgulamada bulunur. nsan, "doru olan birtakm inanlarla donatlmtr," nk "btn doada hkm sren birtakm tekdzelikler vardr, aklyrten zihnin kendisi de bu evrenin bir rndr. Bunun iin, aym yasalar, mantksal zorunluluk gerei, onun varln da iine alr." Bura da, Peirce'in uslamlamasnn hibir hkm olmad, onun bu uslamlamasnn yerine koymak istemi olabilecei eski yerleik uyuma pek bir stnl olmad aka grlmektedir. Zihnin doann bir rn olmas, onun bu yasalar anlayacak ya da "daekim" yoluyla bu yasalara varacak bir biimde donald anlamna gelmez. Doa yasasnn bir rn olan bir ara tasarla mak (rnein bir bilgisayar programlamak) hi de g olmaya caktr; ancak bu, eldeki veriler dikkate alndnda, bu verileri "aklayacak" sama bir znel kurama ulaacaktr. Aslnda, insan zihnini bugn iinde bulunduu karmak lk dzeyine ve doutan gelen yaplanma biimine ulatran sreler, tpk baka herhangi bir canimin fiziksel ya da zihinsel 142

yaplanmasna ilikin benzer sorular gibi, tam bir gizdir. Bu ge limeyi "doal seilim*' olarak grmek, bu kesinlemenin hibir temeli olmadn, bu grngnn doac bir aklamas oldu undan baka bir anlama gelmediini kavradmz srece, ol duka gvenli grnyor. Evrimsel gelimeyi aklama sorunu, kimi bakmlardan, daha ok, baarl bir daekim aklamasna benziyor. Olanakl baarl bakalam ve karmak canllarn do asn belirleyen yasalar, varsaymlarn seimini belirleyen ya salar kadar bilinmezdir.26 Karmak biyolojik dizgelerin yaps n ve yaplann belirleyen yasalar konusunda hibir bilgi ol madan, insan zihninin gnmzdeki durumuna ulama "olas l" nm ne olduunu sormak, belli bir fizik kuramnn akl edil me "olasl"n soruturmak kadar anlamszdr. Belirttiimiz gibi, elimizde ne tr bilgilere eriilebileceine -sz konusu olan dilse, gcl dilbilgileri konusundaki snrlamalara- ilikin birta km iaretler olmad srece renme yasalar zerine kurgula malarda bulunmak da bounadr. Zihnin evrimini incelerken, insanlara zg baka birtakm fiziksel koullan yerine getiren bir canl iin, szgelimi, reticidnmsel dilbilgisine fiziksel olarak olanak salayan ne ka dar seenek bulunduunu kestirememeyiz. Anlald kadary la, hi yoktur ya da ok az vardr; bu durumda dilin eviminden sz etmek yersizdir. Ancak, byle kurgulamalarn anlamszl nn, zihin sorununun izlenmesi akla uygun olabilecek ynleriyle u ya da bu biimde bir balants yoktur. Bana yle geliyor ki, sorunun bu ynleri, bugn iin, dil sz konusu olduunda dil edincinin doasnn, kullanmnn, bir de kazanlnn incelen mesi olarak aklanabilir. zerinde durmamz gereken son bir konu daha var. Zihin le ilgili terimler dizgesini, davran grngs ile dil edinimini aklamak iin bulunduu kabul edilen soyut dzeneklerin fi ziksel gerekleimlerinin ne olabilecei sorunu konusunda hi bir nyarg tamadan, olduka serbest bir biimde kullanyo rum. Descartes'n anlad anlamda devinim halindeki madde143

ye dayanarak dile getirilemeyecek grnglerle uratmz da, Descartes gibi, bir ikinci tzn varlm kabul etmek zorun da deiliz. Bununla balantl olarak psiko-fiziksel koutluk so rununa girmenin de bir anlam yok. Gnmzde kavrand bi iminde, insan zihninin ileyii ile evriminin fiziksel aklama erevesine mi yerletirilecei; yoksa bavurulmas gereken, bel ki de, ancak imdilerde fiziksel olarak aratnlabilenlerin tesin de daha st yaplanma dzeylerinde ortaya kan, bugn bilme diimiz yeni ilkelerin mi bulunduu sorusu ilgin bir sorudur. Ancak, undan da kesin olarak emin olabiliriz: Eer bir akla malar varsa, konumuzla balants olmayan bir nedenle sz ko nusu grnglerin fiziksel aklamalar da olacaktr; yani "fi ziksel aklama" kavram, hi kukunuz olmasn, nceki kuak larn saduyularm rahatsz edebilecek yerekimi ve elektro manyetik g, ktlesiz paracklar gibi bir yn varlk ve sreci iinde barndracak lde nasl geniletildiyse, bu alanda orta ya karlan varlk ve sreleri iine alacak biimde de genileti lecektir. Fakat, bu meselenin gnmzde aratrmalara ak ko nularn incelenmesini geciktirmemesi gerektii aktr; bugn u anki kavraymzn ok tesindeki konularda kurgulamalar da bulunmak bounadr. Dil mcelemesinin, eskiden beri dnld gibi, insann zihin srelerini incelemek iin pekl ok olumlu bir bak a s getirebileceini belirtmeye altm. Dil kullammrun yarana yam, dikkatle ve olgular gz nnde bulundurularak soruturulduunda, gnmzn alkanlk ve genelleme kavramlarnn, davran ve bilginin belirleyicileri olarak olduka yetersiz oldu unu gstermektedir. Dilsel yapnn soyutluu bu sonucu g lendirmekte, ayrca hem alglamada hem de renmede, zihnin, edinilmi bilginin karakteristik yanlarm belirlemede etken bir rol oynadm gstermektedir. Dil evrensellerinin deneysel ola rak incelenmesi, insan dillerinin olas eitlilii konusunda ada makll snrlandrc ve sanrm olduka usa uygun varsaymla rn, bilginin ediniliiyle ilgili, ikin zihinsel etkinlie gereken arl veren bir kuram gelitirme abalarna katkda bulunan
144

varsaymlara bir anlatm biimi verilmesini salamtr. O ne denle, bana gre, dil incelemesinin genel ruhbilim ierisinde mer kezi bir yeri olmaldr. Kukusuz, bugn etkin bir biimde yrtlen almalarda dil ve zihinle ilgili klasik sorunlarn sonuncul zmn, hatt byle bir zmn birtakm ipularn bile bulamyoruz. Yine de, bu sorunlar yeni biimlerde sorulabilir ve onlara yeni bir adan baklabilir. Bana yle geliyor ki, yllardan beri ilk kez, zihnin al glamaya katks ile bilgi ediniminin doutan gelen temelinin incelenmesi konusunda esasl bir ilerlemenin salanmas iin ortada gerek bir frsat var. Yine de, birok bakmdan, klasik so rularn gerek yant iin ilk adm henz atm deiliz. Szge limi, dil kullanmnn yaratc yanna ilikin temel sorunlar, es kiden olduu gibi gnmzde de eriemediimiz sorunlar ola rak duruyor. Dilsel yapnn tam olarak incelenebilmesi iin ok nemli olduu kuku gtrmeyen evrensel anlambilim incele meleri Ortaadan bu yana hemen hi gelimemitir. lerleme nin ok yava olduu ya da hi olmad baka birok alandan daha sz edilebilir. Dil dzeneklerinin, dil kullanmnn yaratc ynn olanakl klan ve szcelerin sesil biimi ile anlam ieri ini belirleyen biimsel ilkelerin incelenmesinde gerek bir iler leme salanmtr. Henz eksik olsa bile bu dzenekler konu sunda rendiklerimiz, bana, insan ruhbiliminin incelenmesin de nemli sonular yaratacak gibi grnyor. Bugn gerekle tirilebilecek grnen aratrmalar yrterek, dikkatimizi bugn incelenmesi olanakl birtakm sorunlar zerinde toplayarak, al glarmzn doasn ve edinebildiimiz bilginin karakteristik yanlarm bir lde belirleyen karmak ve soyut ilemleri -b yk lde bilincimizin ve denetimimizin dmda, insan iin e siz olmas olas grnglerle ilgili olduka zel yorumlama yol* larn- aynnl bir biimde aklayabiliriz.

145

NOTLAR Bu trden birka sorun saylabilir. rnein, sesil zelliklerin zgl ierii nin, sesbilim kurallarnn ileyiini nasl belirledii, evrensel nitelikli biim sel koullarn dilbilgilerinin seimini snrlamadaki rol ve bu tr dilbilgilerinin deneysel olarak yorumlanmas, szdizimi ve anlam yaplarnn ilikileri, evrensel anlambilimin doas, retici dilbilgilerini kapsayan edim modelleri vb. 2 Gnmz aratrmaclarnn dil-benzeri saydklar davranlar bakmndan insansmaym ur arn eitilmesi abalan, bu yeteneksizlii dorulamaktadr; ama bu baarszlklarn uyanmsz koullanma tekniklerinden kaynaklan yor olmas, dolaysyla da hayvanlarn gerek yetenekleri hakknda ok az ey gsteriyor olmas da olas. rnein, C. B. Ferster'in, "Arithmetic Beha vior in Chimpanzees" balkl raporuna baknz (Scientific American, Mays 1964, 98-106). Ferster empanzelere 001,..,, 111 ikili saylarla birden yediye kadar nesne kmeleriyle eletirmeyi retmeye almtr. Bu ok nem siz ite bile yzde 95 basan salamak iin denemenin yzbinlerce kez yine lenmesi gerektiini belirtmektedir. Elbette bu aamada bile insansmaymunlar ikili aritmetik ilkesini renememitir; szgelimi, drt basamakl ikili saylan doru olarak eletirememektedirler; byk bir olaslkla, de neyde, ikili yazm ilkesi tararndan belirlenen birletirme yerine ikili saylan kmelerle rasgele bir biimde birletirmeleri sz konusu olsayd da baar sz olacaklard. Ferster bu nemli noktay gzden karr, bu yzden de simgesel davrann esaslarn rettii sonucuna varr. Bu karklk, "dav ran denetleyen bir simgesel uyaranlar kmesi" biimindeki dil tanm ve dilin "etkinlii'" nin szcelerin "konuan ile dinleyende hemen hemen ayn edimleri denetlemesi" olgusundan kaynaklad biimindeki garip inancy la daha da katmerleiyor. 3 W. H. Thorpe, " Animal Vocalization and Communication," F. L. Darley, yay., Brain Mechanisms Underlying Speech and Language (New York Grune and Stratton, 1967) s.2-10 ve 19 ile 84-85 sayfalarndaki irdelemeler. K. S. Lashley, "The Problem of Serial Order in Behaviour," L. A. Jeffres, yay., Cerebral Mechanisms in Behavior (NewYork: Wiley, 1951), s. 112-136. Bu snrlama, rnein W. M. Wiesf in "Recent Criticism in Behavior and Learning" balkl yazsmda (Psychological Bulletin, 67. cilt, 3. say, s. 214-25) u tmcelerde aa kmaktadr. "Bir ocuun dilbilgisi kurallarn ren diinin deneysel olarak gsterilmesi, onun 'dilbilgisi kurallarnn dile geti rilmesi' denen szl edimi sergilemesi olabilir. Bu edimin genellikle zel bir eitim olmadan gerekletirilemedii ortaretimde dilbilgisi retmenlii yapan birok kii tarafndan dorulanmtr. Bir kimse dilbilgisi kurallarn dorudan doruya renmeden de pekl dilbilgisine uygun konuabilir." Wiesf in, ocuun, bir baka anlamda da dilbilgisi kurallarn renmi 1

4 5

146

7 8 9 10

11 12

13

olduunu syleyebileceimizi kavrayamam olmas irdelemekte olduu muz kavramsal boluun kantdr. Ne renildii sorusunu sormay ve na sl renildiini sormadan nce bu ilk soruyu aydnlatmay reddettii iin "dilbilgisi"ini yalnzca "konumann anlalmasnda ve gerekletirilmesin de davransal dzenlilikler" olarak alglayabilmektedir -konumann anla lmas ile gerekletirilmesinin (brakn iinde) hibir noktasnda "davra nsal dzenlilik" diye birey sz konusu olmad iin, bu biimiyle, bo bir belirlemedir bu. Kimse bir blm aratrmacnn "szel davrann gzle nen biimlerinin edinilmesi ile srdrlmesi"ni (a.g.e.) inceleme arzusuna karamaz. Ancak bu aratrmaclarn, yaptktan incelemenin dil inceleme siyle ban gstermeleri gerekir. imdiye kadar, bu savn kantlanabilecei ne ilikin herhangi bir iaret grm deilim. Quine ile Wittgenstein'in almalarnn bu bak asndan bir irdelemesi iin "Some Empirical Assumptions in Modern Philosophy of Language" balkl yazma baknz (S. Morgenbesser, P. Suppes, M. White, yay.. Essays in Honor of Ernest Nagel [New York: St. Martin's, 1969]). C. Levi-Strauss, The Savage Mind (Chicago: University of Chicago Press, 1967). C. Levi-Strauss, Structural Anthropology (New York: Basic Books, 1963), s. 85. Bir nceki konumadaki irdelemeye ve orada anlan gndermelere baknz. Evrensel zelliklerle ilgili aratrmann kendisi de bir sonuca ulam de ildir. Son tartmalar iin bkz., N. Chomsky ve M. Halle, The Sound Pat terns ofEnglish (New York: Harper and Row 1968), 7. Blm. Bu konuyla ilgili birtakm irdelemeler iin benim Cartesian Linguistics (New York: Harper and Row,1966) balkl kitabma baknz. M. Joos, yay.. Readings in Linguistics, 4. basm (Chicago: University of Chi cago Press, 1966), s. 228. Bu "Boas gelenei" olarak aklanmtr. Joos, Ame rikan dilbiliminin "yerli bir dilin, bir dilin nasl olmas gerektiiyle ilgili n ceden varolan bir tasar bulunmakszn betimlenebileceine karar verildi inde kesin ynn bulduunu" ileri srer (s. 1). Bu elbette tam anlamyla doru olamaz -zmleme ilemlerinin kendileri dilin olanakl eitliliiyle ilgili bir varsaym dile getirir. Ancak, yine de, Joos'un szlerinde byk bir doruluk pay vardr. N. Goodman, "The Epistemological Argument" ve H. Putnam, 'The Innateness Hypothesis and Explanatory Models in Linguistics." Bunlar, be nim bir almamla birlikte, Aralk 1966'da, American Philosophical As sociation ile Boston Collequum for the Philosophy of Science'n "Innate Ideas" Sempozyumunda sunuldular. Bu yaz, Synthse'de [17. cilt, 1. say (1967), s. 2-28] ve R. S. Cohen ile W. M. Wartofsky'nin yayma hazrladklan Boston Studies in the Philosophy of Science'n 3. cildinde (New York: Huma nities, 1968, s. 81-107) yaymland. Daha bakalaryla birlikte, Putnam ile Goodman'n bu makaleleriyle ilgili daha ayrntl bir irdeleme, Nisan 1968'de New York niversitesinde gerekletirilen "Linguistics and Philosophy" 147

Sempozyumunda sunduum bildiride bulunabilir (S. Hook, yay.. Philo sophy and Language. New York: New York University Press, 1969). Sz konu su makaleye bu kitapta da yer verilmitir. 14 Bu, oka dile getirilmi bir gzlemdir, rnein A. C. Fraser'in, 1894'te ya yma hazrlad (1959'da Dover tarafndan yeniden baslan) Locke'un Es say Concerning Human Understanding''indeki yorumuna, 1. Blmn 1. ve 2. notlarna (Dover basmnda 38. sayfaya) baknz. Fraser'in belirttii gibi, Descartes'm konumu "Locke'un uslamlamasnn hi ulaamad bir ko numdur... Locke [doutan ide varsaymnn, bu varsaymn] tannm sa vunucularndan hibiri tarafndan onaylanmayan en kaba biimine sald rr." Goodman, eer istiyorsa, "doutan ide" terimini, retinin yanl Loc ke yorumuna uygun bir biimde kullanabilir; bunda serbesttir. Ama baka lar usu retiyi aslnda sunulduu biiminde ele alp gelitirdiinde, onla r "sofistlikle sulamaya hakk yoktur. 15 E. S. Haldane ve G. R. T. Ross, yay., Descartes' Philosophical works, 1911 {Do ver tarafndan 19551te yeniden basld). Bu alnt ve ncesindeki grler, benim Aralk 1966'daki "Innate Ideas" Sempozyumunda sunduum bildiri de bulunabilir (13. nota bkz.). 16 Bu konularda ilgili birtakm irdelemeler iin benim "Formal Properties of Grammars" balkl almama baknz: R. D. Luce, R. Bush ve E. Galanter, yay., Handbook of Mathematical Psychology, 2. cilt (New York: Wiley, 1963). zdevinirler kuramnn erevesiyle ilgili daha geni bir irdeleme iin bkz. R. J. Nelson, Introduction to Automata (New York: Wiley, 1968). Balamdan bamsz dilbilgilerinin zellikleri S. Ginsburg'un The Mathematical Theory of Context-Free Language balkl kitabnda (New York McGraw-Hill, 1966) ayrntl bir biimde verilmektedir. Bilgisaym hz, ilem srelerinin basit lii vb. konularnda yaplm birka alma vardr, ama bunlarn hibirinin burada irdelenen konuyla ilgisi yoktur. 17 Daha fazla bilgi iin 2. Konumadaki 10. nota baknz. 18 Putnam'n "genel renim stratejileri"yle ilgili kendi irdelemesi srasnda kmser bir biimde "'varsaym kmeleri' ve 'arlatrma ilevleri'yle il gili bulank konumalar"dan sz ettiini grmek insan artyor. Bugn iin 'genel renim stratejileri' betimlenebilir herhangi bir ierii olmayan bir deyimdir yalnzca. Buna karlk, Putnam'n szn ettii varsaym bekleri ile arlatrma ilevlerinin zelliklerini ele alan ciddi bir yaynca vardr. Bu bakmdan, top imdi ters tarafta grnyor. 19 Bu tr ayrntl bir aratrmann, dzenek olarak evrensel dilbilgisi kavray nn ancak bir ilk deerlendirme olarak geerli olduunu gstermesi; asln da, daha varsl dilbilgilerinin bulunduunu kabule gtren daha genel nitelikli doutan bir dzenein, sonraki kantlarn nasl yorumlanacan belirleyen geici "dilbilgileri"nin biimlendirilmesine izin verdiini vb. gs termesi olaslk d deildir. Ben buraya dek, dilin kazanhn, onun anlk 148

bir sre olduu yollu, yanl olduu apak bir sayltya dayanarak irdele dim. Srecin nasl zamana yayldn dikkate aldmzda, ortaya kan bir ok soru olur. Sesbilim sorunlaryla balantl birtakm irdelemeler iin, be nim, H. Levin'in yayma hazrlad Basic Studies on Reading ierisindeki "Phonology and Reading" balkl almama baknz. Ayrca, ilk deerlen dirmede bile, "emaya uyan olanakl ok az dilbilgisinin" dili renen insa nn elinde hazr olduunu dnmenin gereksiz olduunu unutmayalm. Verilerle tutarl olan olanakl dilbilgilerinin deerlendirme srecine gre "datlacan" dnmek yeterlidir. 20 C. S. Peirce, "Trie Logic of Abduction," V. Thomas, yay., Peirce's Essays m the Philosophy of Science (New York Liberal Arts Press, 1957). 21 Buna karlk, B. F. Skinner'in dil edinimiyle ilgili olarak Verbal Behavior'da (New York Appleton-Century-Crofts, 1957) sunduu aklama, eretilemeli ya da dz anlamyla yorumlanmasna bal olarak ya ierikten yoksun ya da aka yanl gibi grnyor bana (Bu kitapla ilgili eletirim iin bkz.. Language, 35. cilt, 1. say, 1959, s. 26-58). Bir kuramn gl biimi rtl dnde onu daha zayf bir biimiyle deitirmek ok yerinde olur. Ancak sk sk bu bir boluk yaratr. Hull'un kuramnn knden sonra Skin ner'in "pekitirme" kavramnn gzde bir kavram haline gelmesi bana by le bir durumu anmsatyor. (Skinner'in kavramlarnn, belirli bir deneysel durumda iyi tanmlanabileceini ve ilgin sonulara gtreceini unutma yalm -burada sz konusu edilen, ok geni bir durumda Skinner anlamn da "extrapolasyona" gitmektir.) Baka bir rnek de, K. Salzinger'in, S. Salzinger ile birlikte yayma ha zrladklar Research in Verbal Behavior and Some Nerophysilogical Implicarions'ta yer alan "The Problem of Response Class in Verbal Behavior" ba lkl yazsnda ortaya kmaktadr (New York Academic Press, 1967, s. 3554). Salzinger, Goeorge Miller'in, dilsel retkenlii -yani, konuan kimse nin, daha nce hi iitmedii bir szck dizisinin iyi kurulmu bir tmce olup olmadn ve ne anlama geldiini belirleme yeteneini- aklayama d iin renme kuramm eletirmekte haksz olduunu ne srer. O, bu eksiin, "yant bei" kavramndan yararlanlarak ortadan kaldrlabilecei grndedir. Doru, her yantn pekitirilmi olmas olanakl deildir, fakat, bir Skinner deneyindeki "bar-press" kmesi gibi, kabul edilebilir tmceler bei bir yant bei oluturur. Ne yazk ki, bu bek yeliini ta nmlayan koullar belirlenmedike bu bo laftan teye geemez. Koul, "belirli bir dilbilgisince retilme" kavramm ierirse, yine baladmz nok taya dnm oluruz. Salzinger, dilbilgisel dizileri dilbilgisel olmayanlardan ayrt edecek de neysel bir snama yolu gelitirme abalarm da yanl yorumlamaktadr. O, bu tr snamalarn byle bir ayrm dorulamadn belirtir, bu nedenle de, grnd kadaryla, sz konusu ayrmn var olmad sonucuna varr. 149

22

23

24 25

Aktr ki, ayrm dorulamamalar, snamalarn etkisiz olduu dnda ba ka birey gstermez. Belli bir snflamay ortaya karamayacak saysz sna ma deneyi uydurulabilir. Elbette, burada soru konusu yaplan snflamann kendisi deildir. Nitekim, Salzinger de, tasarlanabilecek bir snama dene yinden tamamen ayr olarak, bu notu oluturan tmcelerin, her tmcenin sadan sola doru szck szck okunmasyla oluan szck dizilerinden olumad gibi nemli bir zellii paylatklarn kabul ederdi. Byle dizgeler ve bu dizgelerin snrlamalanyla ilgili bir irdeleme iin bkz.: M. Minsky ve S. Papert, Perceptions and Pattern Recognition, Artificial Intel ligence Memo no. 140, MAC-M-358, Project MAC, Cambridge, Mass., Sep tember, 1967. Bkz.: E. H. Lenneberg, Biological Foundations of Language (NewYork: Wiley, 1967). Lenneberg'in kitabndaki yazm T h e Formal Nature of Language," elinizdeki kitabn beinci yazsdr. Bkz.: J. Mehler ve T. G. Bever, 'Cognitive Capacities of Young Children', Science, 58. cilt, say 3797, Ekim 1967, s. 141-42 K. Lorenz, "Kants Lehre vom apriorischen in Lichte gegenwattiger Biologie", Blatter fur Deutsche Philosophie, 15. cilt, 1941, s. 94-125. Bu yazya dikkatimi ektii iin, Massachusets, Badford'daki MITRE Corparition'dan Donald Walker'a teekkr ederim. Saymsal gerekelere dayanlarak -bilinen bakalam oram, kromozomla rn ve paralarnn dnlebilen deiimlerine ilikin inanlmaz rakamlar la karlatrlarak- bu tr yasalann var olmas ve gerekleebilecek olaslk tan geni lde snrlandrmas gerektii ne srlmtr. Eden, Schtzenberger ve Gavadan'm Mathematical Challanges to the Neo-Darwinian In terpretation of Evolution ierisinde yer alan makalelerine baknz (Wistar Symposusium Monograph No. 5,1967).

150

DOAL DLLERDE BM VE ANLAM

nsan dilini incelediimizde, kimilerinin "insann z" di yebilecei eye, zihnin, bugne kadar bildiimiz kadaryla, yal nzca insana zg olan ve insann bireysel ya da toplumsal va roluunun belirleyici yanlarndan aynlamayan ayna nitelikle rine yaklayoruz. Bu almann ekicilii de yaratt d k rkl da buradan geliyor. Bu d krkl, bu kadar gelimeye karn, insan diliyle ilgili temel sorunu ele almaktan daha nce olduu gibi uzak olmamzdan kaynaklanyor. Bu soruna gelin ce, ben onu yle alyorum: Bir dilde ustalatnda, insan, daha deneyimleri asndan yeni olan, dilsel deneyimini oluturan anlatmlar d grnm asndan birazck olsun anmsatmad gibi hibir biimde benzemeyen sonsuz sayda anlatm anla yabilmekte; bu anlatmlarn yeni olmalarna, grnrde de bir uyaran destei olmamasna karn, uygun durumlarda, byk bir kolaylkla ya da zorlukla, byle anlatmlar retebilmekte; bu gn de gizemini koruyan bu yetenei paylaan bakalan tara fndan anlalabilmektedir. Dilin olaan kullanm, bu anlamda, yarana bir etkinliktir. Olaan dil kullanmnn bu yarana yan, insan dirini, bilinen hayvan iletiim dizgelerinden ayran temel bir etmendir. Yeni ama uygun dilsel anlatmlarn yaratlmasnn dil kul lanmnn olaan biimi olduunu aklda tutmak nem tamak tadr. Eer bir birey kendisini, byk lde, belirli bir dilsel rntti kmesiyle, alkanlk kaynakl bir tepki kmesiyle, ya da ada dilbilimdeki anlamyla "rneksemeler"le smrlandnrsa, onu zihinsel bakmdan zrl, hayvandan daha alt dzeyde bir insan olarak alrz. Byle birisi, olaan sylemi anlayamamas ya 151

da sylem ierisinde olaan bir biimde yer alamamasyla (ola an sylem biimi yeniliklere ak, d uyaranlarn denetiminden bamsz, yeni ve srekli deien durumlara uygun olan sylem biimidir), olaan insanlardan ayn tutulacaktr. nsan konumasnn bu nitelikleriyle ayrt edildii anlay yeni deildir, ama her keresinde yeniden anmsanmas gereken bir anlaytr. Dil, dnce ve davran dzeneklerine ilikin kavraymzdaki her yeni gelimeyle birlikte, insann grnd kadaryla esiz olan zihin zelliklerini kavramamz salayacak anahtar bulduumuz yollu bir eilim douyor. Bu gelimeler, gerek gelimelerdir; ama drst bir deerlendirme, sanrm, bunlarn byle bir anahtar salamaktan uzak olduklarn gste recektir. Olaan bir insan zeksnn, dili dnce ve duygunun zgrce anlatmnn bir arac olarak kullanmasn neyin olanak l kldm, ya da, buna ek olarak, zeknn, insann gerek varo luunun esiz ve olaand deil karakteristik olan yaratc et kinliklerinde, zihnin hangi niteliklerinin ie kartn kavraya bilmi deiliz; btn bildiklerimize ramen kavrayabilecek bir duruma gelmeyebiliriz de. Sanyorum bu, yalnzca aratrmalar bu konular zerinde younlaan dilbilimci ve ruhbilimciler iin deil, daha da ok, kendi almalarnda ve irdelemelerinde dil ile dnce konu sundaki aratrmalardan yararl bireyler renmek isteyenler iin de vurgulanmas gereken bir durumdur. Anlamayla ilgili snrlamalarn niversitelerde, hatt daha da nemlisi okullarda ii retmek olanlar iin ak olmas olduka nemlidir. En son bilimsel ilerlemeler nda yeni eitim teknolojilerinden yarar lanlmas, yeni mfredat programlan ile retim yntemlerinin tasarlanmas konusunda gl basklar var. Kendi iinde bakl dnda buna kar kmak olanaksz. Ancak, ok gerek bir teh likeye kar tetikte olmak gerekir: Yeni bilgi ve teknikler, eiti min baka gerekelere ve baka terimlere dayandrlan hedefle rinin gereklemesine katkda bulunmaktan ok, renilen e yin doasn ve retilme yolunu tanmlayacaktr. Somut olarak 152

syleyeyim: Dil retiminde, aritmetik retiminde ve baka alanlarda beceri gerektiren davranlarn hzl ve etkili bir bi imde kazandrlmas iin teknik, hatt teknoloji emrimizdedir. Bunun sonucu olarak, mfredat programn yeni teknolojinin tanmlad terimlerle yeniden oluturmak konusunda gerek bir istek vardr. "Davrann denetlenmesi", becerilerin geliti rilmesi gibi kavramlar kullanarak bir gereke uydurmak ok g deildir. Ayrca, birtakm nesnel testler yaratp bunlarda he deflenen birtakm amalara ulamada byle yntemlerin etkinli ini gstermek de g deildir. Ne var ki, bu tr basanlar, nemli bir eitim hedefine ulaldm kantlamaz, rencide beceri gerektiren bir davran gelitirme konusunda younla mann nemli olduunu gstermez. Az da olsa insan zeks hak knda bildiklerimiz, hi deilse, akllara olduka farkl birey ge tirebilir: Bu yntemler, soruturan zihne sunulan malzemelerin kapsamm daraltp karmakln azaltarak, davranlar dei mez birtakm kalplara sokarak, yaratc etkinliin olaan gelii mine zarar verip bu geliimi arptabilir. Bu konu zerinde dur mak istemiyorum. Eminim, herkes kendi deneyimlerinden bir takm rnekler bulup karabilir. Bilgideki gerek ilerlemelerden yararlanmaya almak ok yerindedir ve belli inceleme alanla rnda en temelde beklenen eyle ilgili dnceler kadar gerekletirilebilirlik kaygsnn da aratrmalar ynlendirmesi kanl maz olduu gibi olduka yerindedir de. Gerekletirilebilirlik ve beklentilerle ilgili kayglarn deiik yollara saptrmas, ka nlmaz olmasa bile, olduka olasdr. Bir bilim daimin baarlar n bir bakasnn sorunlarna uygulamak isteyenler asndan, yalnz baarlan eyin tam olarak ne olduunu deil, ayrca ba arlan eyin snrlarn da apak bir biimde ortaya karmak nem tar. Biraz nce olaan dil kullanmnn yaraa ynnn yeni bir bulgu olmadm syledim. Bu, Descartes'n zihin kuram nn, onun mekanik aklamann snrlarna ilikin almasnn en nemli dayanaklarndan birini oluturur. Bu son nokta da, Aydnlama Dneminin otoriter dzen kart toplum ve siyaset
153

felsefelerinin olumasnda ok nemli bir edir. Aslnda, ola an dil kullanmnn yaratc yan zerinde ykselen bir sanatsal yaratclk kuram bulma ynnde birtakm abalar bile olmu tur, rnein Schlegel, iirin sanatlar arasnda benzersiz bir konu mu olduunu; 'iirsel' teriminin, szgelimi duyusal bir eye eretilemeli bir biimde gndermede bulunmak iin kullanlabi len 'mzikal' teriminden farkl olarak her sanatsal abada yer alan yaratc imgelem esine gndermede bulunmak iin kulla nlmasnn bunu ak ak gsterdiini ne srer. Bu bakmszl aklamak iin, her sanatsal anlatm biiminin belli bir aratan yararland; iirin aracnn -dilin- doanm bir rn olmaktan ok insan zmninin bir anlatm olarak kapsamca snr olmad ve yeni bir yaratc edime temel olacak her yaratmaya izin veren yinelemeli bir ilke temelinde yapland iin benzersiz olduunu ne srer. Ara olarak dili kullanan sanat biimlerinin sanatlar arasnda merkezi bir konumda olmas bu yzdendir. Dilin, kendisinde ikin olan yaratc yanyla benzersiz bir in san zellii olduu inanana kar akanlar yok deildir, elbette. Descartes felsefenin yorumcularndan Antoine Le Grand, "Hin distan, Hindicini ve Dou Hint Adalarm iine alan blgede kimi insanlarn, lkelerinde ok sayda bulunan nsansmaymunlarla Habe Maymunlarnn anlama yeteneine sahip olduklarn, ko nuabildiklerini, ama ie koulup altrlacaklanndan korktuk tan iin bu yeteneklerini kullanmadklarn" dndklerinden sz eder. nsann dil yeteneinin teki beparmakllarda da bu lunduunu destekleyen daha ciddi bir uslamlama varsa, ben bil miyorum. Aslnda, bana yle geliyor ki, eldeki btn kantlar, dili edinme ve kullanma yeteneinin tre zg bir insan yetenei olduunu, insan dilinin doasn belirleyen ve kkleri insan zih ninin kendine zg yapsnda bulunan ok derin ve snrlayc il keler olduunu destekler niteliktedir. Elbette, bu varsaymla ba lantl uslamlamalar tartmasz ya da sonuca gtrc deildir, ancak yine de bana yle geliyor ki, bilgimizin bugnk aamasn da bile kantlar grmezlikten gelinebilir trden deildir. 154

nsan dile ilikin bir inceleme yapmaya yneltebilecek ok sayda ey var. Kiisel olarak benin merakm uyandran, en ba ta, dil incelemesinden, insan zihninin ikin zelliklerine k tu tacak bireyler renme olasl. Bugn, dilin olaan yaratc kul lanmnn kendisi hakknda, zellikle aklayc bireyler syle yebilecek durumda deiliz. Ama, dilin bu yaratc kullanmn, dilin zgr dnce ile anlatmn bir araa olarak kullanln olanakl klan dzenekleri yava yava anlar duruma geliyoruz sanrm. Yine kiisel olarak syleyecek olursam, benim iin dil bilim alamndaki ada almalarn en ilgin yam, dil yaplan masnn, zihnin zelliklerinin evrensel yansmalar olduu ne srlen ilkelere ak seik bir anlatm verme abalan ile zel dil ler hakkndaki birtakm olgularn bu saylya dayanarak akla nabileceini gsterme abalan. Byle bakldnda, dilbilim, in san ruhbiliminin bir blmnden, insann zihinsel yetenekleri nin doasn ve bu yeteneklerin iletilme biimini belirlemeye alan bir blmnden baka birey deildir. Birok ruhbilimci alanlarnn bu terimlerle tanmlanmasna kar kabilir, ancak bana gre bu tepki, tanmlamann kendisindeki bir eksiklikten ok, onlarn ruhbim kavraylanndaki ciddi bir yetersizlii gs termektedir; Ne olursa olsun, bu terimler bana, ada dilbili min hedeflerini saptamak, baanlan ile baarszlklarn irdele mek iin uygun terimler gibi geliyor. nsan dilinin yaplanmasna ilikin olarak iyice kesin yarg lar ortaya atp onlan deneysel olarak snamak sanrm imdi ola nakl. retici dnmsel dilbilgisi kuram, farkl ve kimi za man birbirinin tersi ynlerde geliirken byle yarglar ortaya atlm; getiimiz birka yl ierisinde de, insan dilinin temelin de bulunan sreler ve yaplarla ilgili bu dilegetirileri anndnp yeniden biimlendirmeye girien, olduka verimli ve yeni ufuk lar ac kimi almalar olmutur. Dilbilgisi kuram u soruyla ilgilenir: Bir kimsenin, kendi diline ilikin bilgisinin, onun dilden olaan ve yarata bir bi imde yararlanmasn olanakl klan bilginin doas nedir? Bir 155

dili bilen kimse, sonsuz bir olas tmceler kmesi iin kesin bir biimde ses ve anlamlar belirleyen bir kurallar dizgesini ren mi demektir. Bu nedenle her dil (bir lde), snrsz bir alanda geerli belli bir saydaki ses ile anlam elemesinden oluur. Elbette, dili bilen kimse, bu kurallar bildiinin ya da onlar kul landnn hibir biimde bilincinde deildir; dilin kurallarna ilikin bu bilginin bilincinde olunabild iini dnmek iin de bir neden yoktur. Kii, iebak yoluyla, rendii dilin kurallarnn belirledii ses-anlam bants konusunda trl trl kantlar toplayabilir; onun iebak yoluyla, ses-anlam bantsn belirle yen temel kural ile ilkeleri bulgulayacak biimde yzeydeki veri dzeyinin ok tesine ulaabileceini dnmek iin bir neden yoktur. Bu kural ve ilkelerin bulgulanmas, tam tersine, tipik bir bilim sorunudur. eitli dillerdeki ses-anlam akmas, dilsel anlatmlarn biimi ve yorumlanmalar konusunda elimizde bir veri birikimi var. Bu verileri aklayacak, her dil iin geerli bir dizge belirlemeye alyoruz. Daha derinlemesine sylersek, bu tr kural dizgelerinin oluumunu yneten, her insan dili iin geerli ilkeleri saptamaya alyoruz. Belli bir dil iin ses-anlam bantsn belirleyen kural diz gesine, o dilin "dilbilgisi'' -ya da daha teknik bir terimle, "reti ci dilbilgisi"- denebilir. Bir dilbilgisinin, belli bir yap kmesi "rettiini" sylemek, onun bu kmeyi kesin bir biimde belir lediini sylemekten baka birey deildir. Bir dilin dilbilgisi nin, bu anlamda, sonsuz bir "yapsal betimleme" kmesi retti ini, her yapsal betimlemenin belirli bir sesi, belirli bir anlam ve ses ile anlam arasndaki bantya araclk eden birtakm bi imsel zellikler ile grnmleri belirleyen soyut bir nesne ol duunu syleyebiliriz, rnein ngilizcenin dilbilgisi, bu konu may yaparken sylediim tmceler iin yapsal betimlemeler retir; ya da aklayc olmas bakmndan daha basit bir rnek verecek olursak, ngilizcenin dilbilgisi, 1 John is certain that Bill will leave <John, BTin uzaklaacandan emin> 156

2 John is certain to leave <John uzaklaacandan emin>* tmceleri iin birer yapsal betimleme retecektir. Hepimiz, bu tmceler iin yapsal betimlemeler tayin eden bir dilbilgisi diz gesini renmi ve isel olarak tasarmlam durumdayz; sz konusu tmceleri retirken ya da bakalarnca retildiklerinde anlarken bu bilgiyi hi ayrdnda olmadan, hatt ayrdnda ol ma olasln bile dnmeden kullanrz. Yapsal betimleme ler, tmcelerin sesil bir tasarmlamasn ve anlamlaryla ilgili bir belirlemeyi ierir. Sz konusu olan yukarda verilen 1 ve 2 tmceleri olduunda, yapsal betimlemelerin kabaca u bilgileri vermesi gerekir: 1 tmcesi sz konusu olduunda belli bir ruh sal durumun (yani, Bill'in uzaklaacandan emin olmann) John'a yklendiini, 2 tmcesi sz konusu olduunda ise belirli bir mantksal zelliin (yani, emin olma zelliinin) John'un gi decei nermesine yklendiini belirtmelidir. Dilbilgisinin ret tii yapsal betimlemeler, bu iki tmcenin biimlerindeki yzey sel benzerlie karn anlamca ok farkl olduunu sylemelidir: Biri, ruhsal bir durumu John'a, tekisi ise mantksal bir zellii soyut bir nermeye yklemektedir. kinci tmce, farkl bir bi imde amlanabilir: 3 That John will leave is certain. <John'un uzaklaaca kesin.> lki iin byle bir amlama sz konusu deildir. 3 amla masnda 2'nin "mantksal biimi"nin daha dolaysz bir biimde
* Tmcenin ngilizcesinde, John'un uzaklaacandan emin olduu kiinin kendisi olduu ok aktr. Ancak tmcenin Trkesi, ngilizcesinde sz ko nusu olmayan ikinci bir anlam daha tamaktadr: John onun (Bill'in y da Bili dnda nc bir kiinin) uzaklaacandan emin. Tmce 'John ayrlmakta kararl' biiminde de evrilebilir. Bu durumda yukardaki ift anlaml lk ortaya kmayacaktr, ama bu kez de 1 ile 2 tmceleri arasndaki yzey yap benzerlikleri ortadan kalkacaktr: (1) John... emin, (2) John... kararl: (.n.) 157

dile getirildii sylenebilir. 2 ile 3'teki dilbilgisi bantlar, y zey biimdeki farklla karn birbirine ok benzemektedir; 1 ile 2'deki dilbilgisi bantlar ise, yzey biimdeki benzerlie karn birbirinden ok farkldr. Bunun gibi olgular, tngilizcenin dilbilgisi yapsna -daha genel bir anlatmla, insan dilinin genel zelliklerine- ilikin bir aratrmann balang noktasn olu turmaktadr. Dilin zelliklerine ilikin irdelemeyi biraz daha ileri gtr mek iin, dilsel bir anlatm oluturan szbeklerinin ve bu szbeklerinin girdikleri ulamlarn bir tasarmlamasn anlatmak iin "yzey yap" terimini kullanmak istiyorum. 1 tmcesinde yzey yapnn szbekleri unlar: 'that Bill will leave' <'Bill'in uzaklaaca'> biimindeki tam nerme, 'Bill' ve 'John' biimle rindeki ad bekleri, 'will leave' c'uzaklaacak^ ve 'is certain that Bill will leave' <'Bill'in uzaklaacandan emin'> biimle rindeki eylem bekleri, vb. 2 tmcesinde ise yzey yap, 'to leave' c'uzaklaacandan^ ve 'is certain to leave' c'uzaklaacandan emin'> biimlerindeki eylem beklerini iermektedir; ancak 'John will leave' c'John uzaklaacak'> biiminde bir ner me, 'John is certain to leave'in -c'John uzaklaacandan emin'in> anlamnn bir blmn oluturuyor ve onun amlamas 'that John will leave is certain'in <'John'un uzaklaaca kesin'in> yzey yapsnda bulunuyor olmakla birlikte, 2'nin y zey yapsnda yer almamaktadr. Bu bakmdan, yzey yapnn bir tmcenin anlamm belirleyen yap ve banlan eksiksiz bir biimde yanstmas zorunlu deildir. 2 tmcesi 'John is certain to leave' <'John uzaklaacandan emin'> sz konusu olduun da, yzey yap, 'John will leave' <*John uzaklaacak'> nerme sinin tmcenin anlamnn bir blmn dile getirdiini yanstamamaktadr -oysa verdiim teki iki rnekte yzey yap anlam asndan nemli bantlar ok daha ak bir biimde yansta bilecek durumdadr. rdelemeyi srdrerek, bir tmcenin anlam yorumlamasn da ok daha temel bir rol oynayan szbeklerine ait bir tasarm lamay anlatmak zere baka bir teknik terim olarak "derin ya-

p" terimini kullanmak istiyorum. 1 ile 3 gibi tmcelerde derin yap yzey yapdan ok farkl olmayabilir. 2 gibi tmcelerde ise derin yap yzey yapdan ok farkl olacaktr; nk, yzey ya pda hibir ey grnmese de, derin yap, 'John will leave' ^John uzaklaacak^ gibi bir nermeyi ve bu nermeye uygulanan 'is certain' <'emin'> yklemini ierecektir. En basit rnekler bir ya na braklrsa, genel olarak, tmcelerin derin yaplar yzey ya plarndan ok farkl olur. ngilizcenin dilbilgisi, her tmce iin bir derin yap feetecek ve bu derin y apnrt bir yzey yapya nasl balandm gs teren kurallar ierecektir. Derin ve yzey yap arasndaki banby dile getiren kurallara "dilbilgisel dnmler" denir. "reticidnmsel dilbilgisi" terimim kullanmamn nedeni budur. n gilizcenin dilbilgisi, derin yaplan, yzey yaplan ve bunlarn ara sndaki banty tanmlayan kurallara ek olarak, bu "szdizimsel nesneler"i (yani elemi derin ve yzey yaplan) bir yandan sesil tasarmlamalara bir yandan da anlam tasarmlamalarna balayan kurallan da ierir, ingilizcenin bilgisini edinmi bir kimse, biraz nce verilen rnekleri ve daha bir yn bakasn an ladnda ya da rettiinde, bu kurallan iselletirmi ve onlar dan yararlanyor demektir. ngilizce tmcelerin ilgin zelliklerinin, dorudan doru ya, onlar iin saptanan derin yaplara dayanlarak aklanabildi i gzlemi bu yaklamn doruluunun kantdr. Bu adan 1 ('John is certain that Bill will leave' c'John Bill'in uzaklaaca ndan emin'>) ile 2 ('John is certain to leave' <'John uzaklaa candan emin'>) tmcelerine yeniden bakalm. Birincisinde derin yap ile yzey yapnn hemen hemen ayn, ikincisinde ise ok farkl olduunu anmsayalm. Aynca, birincisi sz konusu olduunda tmceye karlk gelen ad deerinde bir anlatm, yani 'John's certainty that Bill will leave (suprised me)' <'John'un Bill'in uzaklaacandan emin olmas (beni arth')> bulunma sna karlk, ikincisi sz konusu olduunda ad deerinde byle bir ad anlabmm bulunmadm da gzden karmamak gerekir. 'John's certainty to leave suprised me' diyemeyiz. Ad deerin159

deki bu ikinci anlatm anlalabilir bir anlatmdr, ama ngilizce asndan dzgn bir anlarm deildir. ngilizce konuan biri* nin bunun nedenini bilmesi gerekmez, ama durumu hemen fark edebilir. Bu, ngilizcenin ok genel bir zelliiyle ilgili bir du rumdur: Ad deerinde anlatmlar, yzey biimleri derin yapla rndan ok uzak tmcelere deil, yalnzca yzey biimleri derin yaplarna ok yakn olan tmcelere karlk olarak vardrlar. Ni tekim, yzey biimi derin yapsna ok yakn olan 'John is cer tain that Bill will leave' <'John Bill'in uzaklaacandan emin'>, 'John's certainty that Bill will leave' <'John'un Bill'in uzaklaa candan emin olmas'> biimindeki ad deerinde anlatmn kar ldr; oysa derin yaps yzey yapsndan ok uzak olan 'John is certain to leave' c'John uzaklaacandan emin'> tmcesine karlk gelen 'John's certainty to leave' gibi herhangi bir anla tm yoktur. "Yaknlk* ve "uzaklk" kavramlarnn snrlan daha kesin bir biimde belirlenebilir. Onlan belirginletirdiimizde, adlatrmann belli birtakm durumlarda olmasna karlk bakala rnda olmamasyla (oysa bu baka durumlarda da adllatrma olsayd, bu ou zaman olduka anlalabilir bir ey olurdu) il gili bir aklama getirebiliriz. Bu aklama, derin yap kavram na dayamr. Aslnda, adlatrmalann derin yapy yanstmalar gerektiini belirtir. Bu grngy ortaya koyan birok rnek var dr. Bizim iin asl nemli olan, sz konusu grngnn, ou durumda olduka soyut derin yaplarn bulunduu ve bu yap larn tmceler retip yorumlarken kullandmz dilbilgisi sre lerinde temel bir rol oynad grn destekleyen kantlar salamasdr. Dolaysyla, bu tr olgular, retici-dnmsel dilbilgisinde olduu kabul edilen derin yaplarn gerek zihinsel yaplar olduu varsaymm destekler. Bu derin yaplar, onlan yzey yapya balayan dnm kurallar ve derin yapyla y zey yapy ses ve anlam tasarmlarna balayan kurallarla birlik te, bir dili renmi olan kimsenin hakim olduu kurallardr. Bunlar kiinin renmi olduu dile ilikin bilgisini oluturur; kii konutuunda ve anladnda kullanma girerler.
160

imdiye dein verdiim rnekler, anlamn belirlenmesinde derin yapnn roln ortaya koyan, ok basit durumlarda bile derin yapnm yzey yapdan uzak olabileceini gsteren rnek ler. Bir tmcenin sesil biiminin, tmcenin yzey yaps tarafn dan, burada irdelemeye girimeyeceim ilgin ve karmak ilkelerce belirlediini gsteren bir yn kant da vardr. Bu kantlar dan, yzey yapmn sesil biimi belirledii, derin yapda tasa rmlanan dilbilgisi bantlarnn anlam belirleyen bantlar ol duu sonucuna varmak hi de yanl olmaz. Ay rica, daha nce de belirtildi, adlatrma sreci gibi, ancak soyut derin yaplara dayanlarak dile getirilebilecek dilbilgisi sreleri de vardr. Ancak, anlam yorumlamasnn belirlenmesinde yzey ya pnn da bir rol oynuyor olmas durumu karmaklatrmaktadr. 1 Sorunla ilgili incelemeler, gnmzdeki almalar arasn da en fazla tartma yaratan ve bana gre olduka verimli ola bilecek inceleme alanlarndan biridir. Bir rnek olarak, ngilizcede imdide bitmilik grnnn -szgelimi, 'John has lived in Princeton' <'John Princeton'da oturmakta'>* gibi tmcele rin- kimi zelliklerini alalm. Bu grnn ilgin ve ok az dikkat ekilen bir zellii, byle durumlarda, geride znenin hayatta olduu yollu bir saylhrun bulunmasdr. Nitekim, be nim 'I have lived in Princeton' <Trinceton'da oturmaktaym'> demem uygun olur, ama Einstein'n lm^olduu bile bile 'Ein stein has lived in Princeton' <'Einstein Princeton'da oturmak t a ^ demem uygun olmazd. Daha ok, 'Einstein lived in Prin ceton' ^Einstein Princeton'da otururdu'> diyebilirim. (Her za man olduu gibi, birtakm sorunlar var, ama bu bir ilk yaklam olarak doru.) Fakat bir de imdide bitmilik grnnn et ken ve edilgen biimlerine bakalm. John'un lm, Bill'in ha-

* Chomsky'nin burada verdii rnek tmceler, gerideki sayltlar dikkate alnarak Trkeletirilmitir. Aslnda lave lived' Trkeye 'oturdu' biimin de evrilebilir, ancak bu durumda 'oturdu'nun gemile balantl bir imdi yi gsterdii unutulmamaldr, (.n.) 161

yatta olduunu biliyorsam, 'Bill has often been visited by John' <'Bill sk sk John tarafndan ziyaret edilmekteydi'> diyebilirim ama 'John has often visited Bill' c'John sk sk Bill'i ziyaret et mekte^ diyemem; 'John often visited Bill' <'John sk sk Bill'i ziyaret etti'> demem daha doru olur. 'I have been taught physics by Einstein' <'Bana fizik Einstein tarafndan retil d i k diyebilirim ama 'Einstein has taught me physics' <'Einstein bana fizik retmekte'> diyemem; daha ok 'Einstein taught me physics' <'Einstein bana fizik retti'> diyebilirim. Genel olarak, etken ve edilgen tmceler eanlaml olur; derin yaplan da ayndr. Ancak bu durumlarda, etkin ve edilgen bi imler da vurduklar sayllar, daha ak sylemek gerekirse, yzey yapnn znesinin gsterdii kiinin hayatta olduu saylts bakmndan ayrlrlar. Bu nedenle, yzey yap, bir tmce nin kullanmnn arkasnda yatan sayllann belirlenmesiyle balantl olduundan, tmcenin anlamna katkda bulunur. Konunun biraz daha ileri gtrrsek, znenin bileik bir z ne olmas halinde durumun deitiini gzden karmamak ge rekir. Hillary'nin hayatta, Marco Polo'nun lm olduu d nlrse, 'Hillary has climbed Mt. Everest' c'Hillary Everest Da na trmanmakta'> demek uygundur ama 'Marco Polo has clim bed ML Everest' c'Marco Polo Everest Dana hrmanmakta'> demek deildir; ayn ekilde, daha ok 'Marco Polo climbed ML Everesf <'Marco Polo Everest Dana trmand'> demek ge rekir. (Yine, birtakm ayrntlarla sorunlar gzard ediyorum.) Fakat bir de 'Marco Polo and Hillary (among others) have climb ed Mt. Everesf <'Marco Polo ile Hillary (ve bakalar) Everest Dana urmandlar'> tmcesini alalm. Tpk 'Mt. Everest has been climbed by Marco Polo' 'Everest Dana Marco Polo tarafndan trmanld'> biimindeki edilgin tmcenin gerisinde olmad gibi bu tmcenin gerisinde de Marco Polo'nun hayat ta olduu yollu bir sayl yoktur. Aynca hemen yukarda verdiim rneklerdeki gibi, ola an ezgiden kartsal ya da anlatmsal vurgular ieren bir ezgi izgisine kayldnda durumun epeyce deitiini de unutma162

yalm. Bu tr bir ezgininsayltkonusundaki etkisi olduka kar maktr. Kk bir rnekle durumu aklayaym: 'The Yankees played the Red Sox in Boston' <'Yankeeler Red Sox'la Boston'da ma yapt'> tmcesini alalm. Olaan ezgiyle sylendiinde, ana vurgu ve en st perde noktas 'Boston' szcdr ve tmce, 'Where did the Yankees played the Red Sox?' c'Yankeeler Red Sox'la nerede ma yapt?'> ('in Boston' <'Boston'da'>); 'What did the Yankees do?' c'Yankeeler ne yapt?'> ('they played Red Sox in Boston' <'Red Sox'la Boston'da ma yaptlar'>); 'What happened? 7 <'Ne oldu?'> (the Yankees played Red Sox in Bos ton' <'Yankeeler Red Sox'la Boston'da ma yap'>) gibi sorula rn yam olabilir. Fakat bir de kartsal vurgunun 'Red Sox* zerinde olduunu dnelim: "The Yankees played RED SOX in Boston' <'Yankeeler Boston'da RED SOX'la ma yapt'>. Bu durumda tmce ancak 'Who did the Yankees play in Boston?* <'Yankeeler Boston'da kiminle ma yapt?'> sorusunun yant olabilir. Tmcenin gerisinde Yankeelerin Boston'da birileriyle ma yapti sayls olduunu; eer ortada byle bir karlama olmasayd 'The Yankees played RED SOX in Boston' -c'Yan keeler Boston'da RED SOX'la ma yaph'> demenin yalnz yanl deil, uygunsuz da olacan gzden karmamak gerekir. Buna karlk, ortada byle bir karlama olmasayd, olaan ezgiyle "The Yankees played Red Sox in Boston' c'Yankeeler Red Sox' la Boston'da ma yapt'> demek yanl olurdu ama uygunsuz olmazd. Dolaysyla kartsal vurgu, olaan ezgide olmayan bir sayly tar; ancak olaan ezgi de baka bir saylhy tar. Ni tekim, 'Who played the Red Sox in Boston?' <'Kim Red Sox'la Boston'da ma yapt?'> sorusuna (olaan ezgiyle) 'The Yankees played the Red Sox in Boston' c'Yankeeler Red Sox'la Boston' da ma yap'> diyerek yant vermek uygunsuz olurdu. Kart sal vurgunun bu zelliinin aynsn ayrk tmce denen kuru lular da gsterir. Nitekim 'It was the YANKEES who played the Red Sox in Boston' <'Boston'da Red Sox'la ma. yapan, YANKEELERdi'> tmcesinin ana vurgusu 'Yaankees' c'Yankee163

ler'> zerindedir ve gerisinde Boston'da birilerinin Red Sox'la ma yapt saylts bulunmaktadr. Byle bir karlama hi ol masayd tmce yalnz yanl deil, uygunsuz da olurdu. Kartsal vurgunun anlamla ilgili rolne dikkat ekilirken genellikle bu grngler gzden karlmtr. Yzey yapnn anlam belirlemede oynad rol biraz da ha rneklendirmek gerekiyorsa, 'John is tall for a pigmy' <'John bir pigme iin uzun boylu'> gibi tmceleri alalm. Bu tmcenin gerisinde John'un bir pigme olduu ve pigmelerin ksa boylu olduklar sayllan bulunmaktadr. Bunun iin, Watusilere ili kin bilgimizi dikkate aldmzda 'John is tall for a Watusi' <'John bir Watusi iin uzun boylu'> demek aykr derdi Bu na karlk, tmceye 'even' < / bile'> szcn eklediimizde neler olduuna bakalm. Szc 'John'dan hemen nce <'John'dan hemen sonra> kullandmzda 'Even John is tall for a pigmy7 c'John bile bir pigme iin uzun boylu'> tmcesini elde ederiz. John'un bir pigme olduu, pigmelerin ise ksa boylu ol duklar sayllan bu h'mcenin gerisinde de vardr. Bir de 'John is tall even for a pigmy' <'John bir pigme iin bile uzun boy l u ^ tmcesini alalm. Bu tmcenin gerisinde pigmelerin uzun boylu olduklar saylts yatmaktadr;- dolaysyla olup bitenlere ilikin bilgimiz dikkate alndnda, tmce, szgelimi tamamen yerinde olan 'John is tall even for a Watusi' <'John bir Watusi iin bile uzun boylu'> tmcesiyle karlatrldnda, garip bir tmcedir. in z udur: 'Even' <'bile'> szcnn 'John is tall for a pigmy* <*John bir pigme iin uzun boylu'> tmcesi iindeki konumu, pigmelerin ortalama boylaryla ilgili saylty belirlemektedir. Ancak, 'even' <'bile'> szcnn yerletirilmesi bir yzey yap sorunudur. Bunu, 'even' < / bile'> szcnn derin yap d zeyinde herhangi bir tasannu olmayan szck bekleriyle bir likte grlebilmesinden anlyoruz. Szgelimi, 'John isn't certa in to leave at 10; in fact, he isn't even certain to leave at all' <'John 10'da uzaklaacandan emin deil; aslnda uzaklaaca ndan bile hi emin de"> tmcesini alalm. Burada, 'even'
164

<'bile'> szc, daha nce derin yap dzeyinde grnmedii ni belirttiimiz 'certain to leave' </uzaklaacandan emin'> de yimiyle birlikte bulunmaktadr. Bu nedenle, bu durumda da y zey yap zellikleri, bir tmcenin gerisindeki saylnlarn belir lenmesinde bir rol oynamaktadr. Yzey yapnn anlamn belirlenmesinde oynad rol, adllatrma grngsyle de meklendirilebilir.8 Nitekim, 'Each of the men hates his brothers' <'Adamlarn her biri erkek karde inden nefret eder'> dediimde, 'his' szcnn gndermede bulunduu kimse <erkek kardeinden sz edilen kimse> sz konusu adamlardan biri olabilir; fakat 'The men each hate his brothers' <'Her adam onun erkek kardeinden nefret eder*> de diimde, 'his' <'onun'> szcnn, tmcede baka bir biimde gndermede bulunulmayan nc bir kiiye gndermede bulu nuyor olmas gerekir. Oysa 'each of the men' <'adamlarn her bi r i ^ ile 'the men each' <'her adam'> anlatmlarnn ayn derin ya pdan trediklerine ilikin gl kantlar vardr. Ayn biimde, vurgunun yerletirilme yerinin, adl gndermesini belirlemede nemli bir rol oynad da belirtilmitir. 'John washed the cai; 1 was afraid someone ELSE would do it' <'John arabay ykad; BAKA biri yapacak diye korktum'> szcesini alalm. Tmce, John'un arabay ykayacam umduumu, ykad iin de mutlu olduumu sezindirmektedir. Fakat bir de 'John washed the car; I was AFRAID someone else would do if <*John arabay ykad; baka biri yapacak diye KORKTUM'> tmcesine bakalm: Vurgu 'afraid'in <'korkrum'un> zerine yerletirilince, tmce, John'un arabay ykamayacam dndm sezindirmektedir. 'So meone else'in <'baka biri'nin> gndermesi iki durumda farkl dr. Yzey yapnn adl gndermesini belirlerken oynad role gsteren baka birok rnek vardr. leri biraz daha karmaklatrmak gerekirse, adl gnder mesini belirlenmesinde derin yap da rol oynar. Nitekim, 'John appeared to Bill to like him' <'John Bill'e kendisini beenmi grnd'> tmcesini alalm. Burada 'him' <'kendisini'> adl,
165

John'a gndermede bulunuyor olamaz, ama Bill'e gndermede bulunuyor olabilir. Bunu, 'John appealed to Bill to like him' <'John kendisini beenmesi iin Bill'den yardm istedi'> tmcesiyle karlatralm. Burada ise, adl Bill'e gndermede bulunu yor olamaz, ama John'a gndermede bulunuyor jolabilir. Bu ne denle, 'him' <'kendisini'> adlnn John'a gndermede bulunu yor olmas durumunda, 'John appealed to Mary to like him' <'John kendisini beenmesi iin Mary'den yardm istedi'> diye biliriz, ama 'John appeared to Mary to like him' c'John Mary'ye kendisini beeniyor grnd'> diyemeyiz;* buna karlk, 'her' <'kendisini'> adlnn Mary'ye gndermede bulunuyor ol mas durumunda, 'John appeared to Mary to like her7 <'John Mary'ye kendisini beeniyor grnd'> diyebiliriz, ama 'John appealed to Mary to like her' <'John kendisini beenmesi iin Mary'den yardm istedi'> diyemeyiz.** Bunun gibi, 'John appe aled t Bill to like himself -^John kendi kendini beenmesi iin Bill'den yardm istedi'> tmcesinde dnl adl Bill'e gn dermede bulunur; buna karlk 'John appeared to Bill to like himself <'John Bill'e kendi kendini beeniyor grnd'> tmce sinde ise John'a gndermede bulunur. Bu tmceler yzey yap bakmndan neredeyse ayndr; adl gndermesini belirleyen, derin yapdaki farktandr. Bu nedenle, adl gndermesi hem derin yapya hem yzey yapya baldr. ngilizce bilen bir kimse, adl gndermesini be lirlerken derin ve yzey yaplarn zelliklerinden yararlanan kurallarn oluturduu bir dizgeye hakim demektir. Bir kez da ha sylemek gerekirse, bu kurallar ie bak yoluyla ortaya karlamaz. Aslnda, kimi zellikleri ortada olmakla birlikte, bu kurallar hl bilinmemektedir. zetlersek: Bir dilin retici dilbilgisi, snrsz bir yapsal be timlemeler kmesi saptar; bu yapsal betimlemelerin her biri bir derin yapy, bir yzey yapy, bir sesil tasarmlamay, bir an* nk tngilizcede 'him' adl yalnz erkekler iin kullanlr. (.n.) r nk tngilizcede 'her' adl yalnz kadnlar iin kullanlr, (.n.)

lamsal tasarmlamay ve baka biimsel yaplar ierir. Derin ya pyla yzey yapy birbirine balayan -ve "dilbilgisel dnm ler" denen- kurallar biraz ayrntl bir biimde incelenmi ve ol duka iyi anlalmtr. Yzey yap ile sesil tasarmlamay bir birine balayan kurallar da epeyce anlalm durumdadr (el bette, bu konudaki tartmalarn bitmi olduunu sylemek is temiyorum; daha bu noktaya gelinmi deildir). Anlamn belir lenmesinde hem derin yapnn hem de yzey yapnn iin iin de olduu anlalmaktadr. Derin yap, anlamn belirlenmesin de iin iinde olan ykleme, niteleme gibi dilbilgisi bantlarn salar. Buna karlk, odaklama ve saylt, znelik ve yklemlik, mantksal elerin kapsam ve adl gndermesi konularnn, hi deilse bir lde, yzey yap tarafndan belirlendii anlal yor. Szdizimi yaplarn anlam tasarmlamalarna balayan ku rallar ise hi de iyi anlalm deildir. Aslnda, "anlam tasarm lamas" ya da "anlamsal tasarmlama" kavramnn kendisi olduk a tartmal bir kavramdr. Dilbilgisinin anlamn belirlenmesi ne katklar ile "edimbilimsel eler" denen, olgu, inan ve sz ce balam sorunlarnn katklar arasnda keskin bir ayrm ya plp yaplamayaca da hi ak deildir. "Sesil tasarmlama" kavramna ilikin olarak da ok benzer sorunlarn ortaya kabi lecei belirtilmeye deer. Bu sonuncusu her ne kadar dil kura nmn en yerleik ve en az tartmal kavramysa da, biz yine de, bunun yerinde bir soyutlama olup olmad; dil kullanmnn da ha derinlemesine anlalmasnn, algsal tasarmlamalarla fizik sel biimlerin belirlenmesinde dilbilgisi yapsnn tesine bulu nan etmenlerin ie karmasnn kanlmaz olduunu ve bu et menlerin, arptlmakszm, yzey yapy bir sesil biim olarak yorumlayan biimsel kurallardan ayrlamayacam gzler n ne serip seremeyecei sorusunu ortaya atabiliriz. Dil incelemesi, imdiye dein belirli bir soyutlamaya teme linde ilerledi: Baka bir anlatmla, dilin kullanm koullarndan birtakm soyutlamalar yaplp biimsel yaplar ve onlar birbiri ne balayan biimsel ilemler gz nnde tutuldu. Bu biimsel
167

yaplar arasnda szdizimininkiler, yani derin ve yzey yaplar olduu gibi, iyi tanmlanm birtakm ilemlerle szdizimi yap larna balanan birtakm biimsel nesneler diye kabul ettiimiz sesil tasanmlama ile anlamsal tasarmlama da yer almaktadr. Bu soyutlama sreci, hibir biimde, us d bir sre olarak al namaz; ancak bir bak asn, zihnin doasyla ilgili, nsel ola rak apak olmayan bir varsaym yansttnn da anlalmas gerekir. Bu varsaym, bir dilin kullanm biimiyle ilgili sorun lardan birtakm soyutlamalarda bulunma iinde, (ou zaman "dil edinci" denen) "dile ilikin bilgi"nin incelenmesiyle bala nabilecei yollu bir balang varsaymm yanstmaktadr. Bu balang varsaym, uygulandnda gsterdii baaryla do rulanmtr. Bu varsayma dayanlarak, dil dzenekleri ve diye bilirim ki, zihnin doas konusunda ok ey renildi. Ancak, bizi dile byle yaklamaya zorlayann, hi deilse bir lde, dil kullanmn incelemeye alrken kavramlarmzn bizi d k rklna uratmas olduunu da unutmamak gerekir. lgin ol makla birlikte, bugn elimizdeki kuramsal aralarla ayrntl bir incelemeye uygun olmayan birtakm beylik fikirlere, ya da gz lemlere mahkumuz. Buna karlk, biimsel yaplarn ve bunla rn birbirleriyle balantlarnn incelenmesine, bir deneyim ve anlay zenginlii getirebiliriz. Belki de bu noktada stesinden gelmemiz gereken sorun, nemlilik ile olabilirlik arasndaki, bu almada daha nce szn ettiim atma. Durumun bu ol duuna inanmyorum, ama olabilir de. Dilin biimsel dzenekle rinin incelenmesi iinde soyutlamann yaplmas gereken ey olduundan olduka eminim; gven duygum, bu soyutlamaya dayanarak ok gzel birok sonuca ulam olmamzdan kaynak lanyor. Yine de ihtiyatl olmak yerinde olur. Belki de dil incele melerinde bundan sonraki en byk ilerleme, "edimbilim"in p kutusuna atlm eitli sorunlar dikkate alma olana yarata cak kuramsal aralarn yaratlmas olacaktr; bylece anlalr bir biimde nasl dile getirebileceimizi bildiimiz sorularn ya ntlarn aramaya geebiliriz artk.

Belirtmi olduum gibi, dil edinci soyutlamasnn yerinde olduunu dnyorum. Daha ileri gidilerek, ada ruhbilimin insan zeksyla ilgili sorunlarla baa kamamasnn, hi deilse bir lde, zihnin soyut yaplaryla dzeneklerinin incelenmesi konusunda gsterdii isteksizliin bir sonucu olduu sylene bilir. Dil yapsna ilikin olarak zetlediim yaklamn olduka geleneksel bir yan olduunu unutmamak gerekir. Bu yakla mn onyedinci ve onsekizinci yzyln evrensel dilbilgisi filozof larnn ok nemli yaptlarnn znde bulunan ve usu ve coumcu dil-zihin felsefesinde eitli biimlerde gelitirilen bir ba k am belirginletirdiini sylemek, sanrm, bir arptma olmaz. Bu yaklam, daha yeni ve bana gre btnyle yanl bir kavraytan, geleneksel deneyci kurgulamalardan gelitirilmi, dile ilikin bilginin bir alkanlklar dizgesi olarak, ya da uyaran-tepki balantlarna, "rnekseme" ve "genelleme" ilkelerine ve yirminci yzyl dilbilimiyle ruhbiliminde ortaya atlan teki kavramlara dayanlarak aklanabileceini iteri sren kavray tan deiik bakmlardan ayrlr. Btn bu yaklamlarn olduk a yetersiz olmasnn, soyut dil edinci incelemelerine girime ko nusundaki isteksizliklerinden kaynaklandna inanyorum. Fi zik bilimleri de kendilerine benzer yntem snrlamalar getir mi olsayd, bugn hl Babil gkbilimi dneminde olurduk. Elinizdeki almada yeniden ortaya kan geleneksel kav ramlardan biri de "evrensel dilbilgisi" kavramdr. Bu konuda bir iki sz syleyerek bitirmek istiyorum. Derinde-yerleik biim sel koullan btn dillerin dilbilgilerinin yerine getirdiini gs teren iki tr kant vardr. lk tr kant veren, geni bir dizi dille ilgili incelemelerdir. ok deiik trden diller iin retici dilbilgileri oluturmaya giritiklerinde, aratrmaclar, bu tr retici dizgelerin biim ve yaplanlan konusunda ok benzer saym lar kabul etmek zorunda kalmlardr hep. Ancak evrensel dil bilgisi ynnde daha inandrc olan kamu salayan tek bir dille ilgili incelemelerdir. Tek bir dile ilikin olarak yaplan youn in celemelerin evrensel dilbilgisiyle ilgili kantlar getirmesi ilk ba169

kta aykr gelebilir, ama konu zerinde biraz dnmek, bu nun ok doal bir sonu olduunu gsterir. Bunu grmek iin, dilin edinilmesini olanakl klan zihinsel yetenekleri belirleme sorununu alalm. Dilbilgisi -dil edinciincelemeleri dil kullanmndan yaplm bir soyutlamay ieri yorsa, dilbilgisinin ediniliini olanakl klan zihin yetileriyle il gili bir inceleme de daha st, ikinci dereceden bir soyutlamay ierecektir. Bunda bir yanl grmyorum. zellikleri bilinme yen ve ilk dilini renen ocuun elinde bulunan trden verile ri "girdi" olarak kabul eden, "kt" olarak da o dilin retici dilbilgisini veren bir dzenein ikin karakteristik zelliklerini be lirleme sorununa bir anlatm biimi verebiliriz. Bu durumda "k t", kendisine hakim olmak dili bilmek demek olan, isel olarak tasarmlanan dilbilgisidir. Dogmalar ya da nyarglar bir yana brakp dil-edinme dzeneinin ikin yapm incelemeyi giri irsek, geici bile olsalar, bana hem nemli hem de ussal olarak iyi temellendirilmi gelen birtakm sonulara varrz. Bu dze nee, dilbilgisinin, zamann ve eldeki verilerin deneysel olarak saptanm snrlamalar erevesinde kurulabilmesine olanak yaratan bir yap yklememiz; ayrca, aym dili konuan, dene yimleri ve eitimleri farkl kimselerin, iletiim kurarken sergile dikleri rahatlktan ve yeni tmceleri yorumlarken gsterdikleri uyumdan da anlayabileceimiz gibi, hereye ramen birbirine nemli lde yakn dilbilgileri edindikleri biimindeki deney sel koula da aykr dmememiz gerekir. ocuun elindeki ve rilerin olduka snrl olduu besbellidir. Hemen anlayabilecei ve uygun bir biimde retebilecei tmce dizisiyle karlatrl dnda yaam boyunca geirecei saniyelerin says komik l de azdr. Edinilmi dilbilgilerinin karakteristik zellikleriyle eldeki verilerin snrlamalar konusunda biraz bilgi" edindii mizde, hazrdaki verilerden doru olduu varsaylan dilbilgile ri oluturan dil-edinme dzeneinin i yapma ilikin olduka usa uygun olan adamakll gl varsaymlara bir anlatm bii mi verebiliriz. Bu sorunu ayrntl olarak incelediimizde, bu d zenee olas bir dilbilgisinin biimi konusunda olduka kap170

saml snrlamalar getiren bir dizge yklemek zorunda olduu muzu kabul edeceimize inanyorum; yoksa, zaman ve verile rin elde edilmesi konusunda sz edilen koullarda, ocuun, deneysel olarak yeterli grnen dilbilgilerini oluturma noktas na nasl geldiini aklamak olanaksz olur. Fakat, ocuklarn u dili deil bu dili renme konusunda kaltsal bir yatknlklar olmadn da kabul edersek, o zaman dil-edinme dzeneine ilikin olarak ulatmz sonular, evrensel dilbilgisiyle ilgili so nular olup kar. Bu sonular, teki dillerin dilbilgilerinin olu masna bir aklama getirmedii gsterilerek yanllanabilir, rnein. Eer bu sonular teki dillerle ilgili olgular aklama ya yardma olursa ayrca dorulanm olur. Bu uslamlama iz gisi bana geneli bakmndan olduka usa uygun grnyor. Ay rntlarna inildiinde tek bir dille ilgili incelemeler bile bizi ev rensel dilbilgisiyle ilgili gl deneysel varsaymlara gtrr. Dilin incelenmesiyle ilgili, onun kuramsal insan ruhbiliminin bir dal olarak kabul eden bir yaklam irdeledim. Sz ko nusu yaklamn amaa, bir insann bir dili renip kullanmasn olanakl klan zihin yetilerini sergileyip aklamaktr. Bildiimiz kadaryla bu yetiler insana zgdr ve baka canllarda nemli bir benzeri yoktur. Eer bu aratrmann sonulan doruya ya kn bir noktadaysa, insanlarn, ok zayf ve olduka niteliksiz ve riler temelinde zgl bir dil biimi belirleyen ok varsl ve belir gin zihinsel zniteliklerle donatlm olmas gerekir. Dahas, in sanlar, kendine zg kurallara bal ama gemi deneyimlerle ya da bugnn duygulanmlanyla ancak uzaktan ve soyut ola rak balantl yeni dnceleri dile getirmeye izin veren, zihin sel olarak tasarmlanm dili olduka yarana, bir biimde kulla nyorlar. Bu doruysa, uyanm koullan, pekitirme izlenceleri, alkanlk yaplan oluturumu, davran rntleri gibi kavram lara dayanarak yaplan davran "denetimi" incelemelerinden beklenebilecek hibir ey yoktur. Kukusuz, bu tr denetimin ya da bu tr rntlerin gsterilebilecei snrl ortamlar tasar lanabilir; fakat bu tr yntemlerle, insanlarm gizilglerinin
171

kapsam konusunda, onlar bir tutukevinde ya da bir orduda -ya da birok derslikte- gzleyerek renebileceklerimizden daha fazlasn renebileceimizi dnmek iin ortada hibir neden yok. nsan zihnin temel zellikleri byle aratrmalarda gzden kaacaktr. "Mesleke yakk almayan" son bir yorumda bulun mam ho grlebilirse, ben bu sonutan ok memnunum. Elbette , bu tr denetimin, ya da bu tr rntlerin gsterilebilecei snr l bir ortam oluturulabilir, ama bu tr yntemlerle insanlarn gizilglerinin kapsam konusunda, onlar tutukevinde, orduda ya da bir ok derslikte gzlemekten daha ok birey renilebile ceini dnmek iin bir neden yoktur. nsan zihninin temel zel likleri bu tr aratrmalarn hep dmda kalacaktr. ok profes yonel bir yorumda bulunmam ho grlebilirse, ben bu sonuca ulamaktan ok memnunum.

NOTLAR 1 Bu konuyu "Deep Structure and Semantic Interpretation" balkl yazmda ayrntl bir biimde irdeledim. Bkz.: R. Jakobson ve S. Kawamoto, yay., Studies in General and Oriental Linguistics, Shiro Hattori'ye Armaan (Tokyo: TEC Corporation for Language and Educational Research, 1970). Aadaki rnekleri R. Doughtery, Adrian Akmajian ve Ray Jackendoff'a borluyum. Gndermeler iin benim, Jakobson ile Kawamoto'nun yayma hazrladklar Studies in General and Oriental Linguistics iindeki yazma bak nz.

172

DLN BMSEL YAPISI

DLN GENEL ZELLKLER Kuaklar boyu sren verimli bilimsel almalara karn bu bildiride zerinde younlalacak sorulara ancak geici yantlar verilebilir. Derinlemesine betimlemeleri elimizde olan ok az dil var; dilin de ancak belirli yanlan, genel nitelikte sonulara destek salamaya yetecek zen ve baaryla incelenmitir. Yine de, in san dillerini, belli snrlar ierisinde, buy rultusal simgesel ynlen dirme, iletiim ve kendiru-ifade dizgelerinden ayran birtakm zelliklerle koullan ana hatlany la belirlemek olanakl.

EDN VE EDM En kaba betimlemesiyle, bir dilin ses ile anlam belli bir bi imde birletirdiini syleyebiliriz. Bir dile hakim olmak demek, ilke olarak, syleneni anlayabilecek, bir belirtkeyi amalanm bir anlam yorumlamasyla retebilecek durumda olmak demek tir. Ancak dil hakimiyetine ilikin bu kaba tanmlama, hi ak olmamas bir yana, ciddi lde belirsizdir de. Tmcelerin dil kurallarnn belirledii ikin bir anlam olduu, dile hakim olan bir kimsenin tmcenin hem sesil biimini hem de ikin anlam ieriini belirleyen kurallar dizgesini bir yolla iselletirmi -z gl bir dil edinci diye anacamz birey gelitirmi- olduu ol duka aktr. Ancak, gzlenen gerek dil kullanmnn -gerek leen edimin- salt, dil kurallan dizgesi tarafndan kurulan ikin ses-anlam balantlann yanstmad da bir o kadar aktr.
173

Edim, daha baka birok etmeni de gerektirir. Karmzda syle nen eyi, yalnzca, szcenin ses ve anlam zelliklerini belirleyen dilsel ilkelere bakarak yorumlamayz. Konuan kimse ve du rumla ilgili dild inanlar da konumann retilme, ayrt edilme ve anlalma yollarnn belirlenmesinde temel bir rol oynamakta dr. Dil edimi, ayrca, dorusunu sylemek gerekirse dilin gr nmleri olmayan, bilisel yapnn ilkeleri (rnein, bellein ge tirdii snrlamalar) tarafndan da ynetilir. Bunun iin, bir dili incelerken, gerekleen edimi belirle mek iin temeldeki edinle etkileimde bulunan eitli etmenle ri birbirinden ayrmamz gerekir; teknik bir terim olarak "edin" lksel bir konuan-dinleyenin, seslerle anlamlar, her bakm dan, konutuu dilin kurallarna uygun bir biimde birletirebilme yeteneini anlatr. lkselletirilmi edincin bir modeli olarak, bir dilin dilbilgisi,1 ses ile anlam -sesil tasarmlama ile anlamsal tasarmlama- arasnda belli bir ba kurar. Di gibi bir dilin dilbilgisinin, &'nin bir belirtkenin2 sesil tasarmlamasn Vnin ise sz konusu dilin kurallarna dayamlarak bu belirtkeye yklenen anlam yorumlamasn gsterdiini kabul edersek, (>, Y) gibi bir ikililer kmesi rettiini syleyebiliriz. Bu dilbilgisini ortaya karmak, belli bir dille ilgili olarak yrtlen dil so ruturmasnn ba amacdr. Dilsel yap konusundaki genel kuram, byle bir dilbilgisi nin yerine getirmesi gereken koullarn ortaya karlmasyla ilgilenir. Bu genel kuram, tr koulu ortaya karmaya al acaktr: Kabul edilebilir sesil tasarmlamalar kmesinin, ka bul edilebilir anlamsal tasarmlamalar kmesinin, bir de eleti rilmi sesil ve anlamsal tasarmlamalar reten kurallar dizge sinin koullarn. nsan dilleri, bu bakmdan da, olduka sk snrlandrc koullara tabidir. Ses ile anlam birtakm belirli biimlerde birletirdikleri halde bu koullan yerine getirmeyen, dolaysyla da olanakl insan dilleri olarak nitelenemeyecek diz geler oluturmak g deildir. nsan dilleri olduka zel dizge lerdir. Ses ile anlam birbirine balayan her dizgenin bu trden
174

bir dizge olaca gibi nsel bir zorunluluk yoktur. Bu yaznn ileri deki blmlerinde, yeri geldike, insan diline zg zellikler ola rak grnen olduka kstlayc kimi koullan dile getireceiz. Bir dilbilgisi, b'nin sesil bir tasarmlamas, Y'nin ise ona e lik eden bir anlam yorumlamasn gsterdiini kabul edersek, (b, Y) gibi belli bir ikililer kmesi retir. Bunun gibi, bir edim mo delinin de, ses ile anlam zel bir biimde birbirine baladn dnebiliriz. AlgM gibi bir alglama modelini, szgelimi, l'de olduu gibi, bir belirtkeyi (baka birok eyin yannda) girdi olarak kabul edip ona "kt" olarak birok dilbilgisel tasarmla malar ykleyen bir dzenek olarak dnebiliriz.

Ruhbilimin temel sorunlarndan biri bu tr bir AlgM dizge sinin karakteristik zelliklerini ortaya karmaktr. Hi kuku yok, bir belirtkeyi anlarken dinleyen kimse kendi diline ilikin bilgileriyle balantsn kurar. Baka bir deyile, AlgM modeli, bir dilin dilbilgisi Dlb ile btnleir. Tmcelerin nasl anlald konusundaki inceleme -konumann alglanmasyla ilgili genel sorun- bir alglama modelinin bu temel zelliinden yararlan madka, elbette, dar snrlar iinde kalmak zorundadr. Ancak alglama modeli AlgM ile kaynat edin modeli Dlb'rn ilev ve zelliklerini birbirinden aka ayrmak gerekir. Hem AlgM hem Dlb ses ile anlam birbirine balar; ancak AlgM, dilbilgisi DZ&'nin belirledii ikin ses-anlam birleiminin tesinde birok bilgiden yararlanr; dilbilgisinin konusuna girmeyen bellek, za man, alg stratejileri yaplanmas gibi snrlamalar erevesinde i grr. Buna karlk, dilbilgisi Dlb'yi ses ile anlam birbirine balamak iin belli bir sraya gre uygulanan ilemlerle kurallar 175

dizgesi olarak tanmlayabilsek de, bunu, AlgM gibi bir edim modelinin birbirini izleyen ilemlerinin bir betimlemesi olarak almaya hakkmz yoktur -aslnda bu olduka sama olurdu. Al glama modelleriyle ilgili olarak sylemi olduklarmz retim modelleri iin de aym lde geerlidir. Belirtkelerin, anlamsal tasanmlamalanyla birlikte sesil tasarmlamalarm reten dil bilgisi kurallar tmcelerin retilii iin bir model yaratmaz, ama yine de byle bir modelin dilbilgisi kurallaryla btnlemesi gerekir. Bu basit ayrmlar gz ard edilirse byk bir kargaa nn kmas kanlmazdr. Bu bildiride, dikkatimizi edin ve onu tanmlayan dilbilgileri zerinde toplayacaz; tmcelerin anlam yorumlamalanyla sesil yorumlamalarndan sz ettiimizde, sadece, temeldeki bu dizge tarafndan belirlenen lkselletirilmi tasarmlamalar an latmak istiyoruz. Edim, dil edinci incelemesi iin veriler salar. Biraz nce betimlenen anlamda edin, edimi belirlemek iin et kileimde bulunan birok etmenden birisidir. Genel olarak, kar mak bir canlnn davranm incelerken, dil edinci dizgesi gibi, herbirinin kendine zg ikin bir yaps olan znde bamsz temel dizgeleri, ayrca dikkate almak zere, baka eylerden ayrmann gerekli olduunu dnebiliriz.

BR EDN NCELEMESNN LK BASAMAKLARI Temeldeki edincin incelenmesine dnecek olursak, nce bir insan dilinin olduka ak birka zelliine dikkat ekerek ba layalm. Her eyden nce, dilbilgisinin rettii sesil ve anlam sal tasarmlama iftleri kmesinin sonsuz olaca ok aktr. Bel li bir tmceyi dilin anlaml en uzun tmcesi olarak saptamas olgusal olarak ya da ilkece olanakl olan-hibir insan dili yok tur. Bir dilin dilbilgisi, herbirinin kendine zg ikin bir anlam yorumlamas olan rasgele karmaklkta tmceler kurmay olanakl klan dzenekler ierir. Bunun salt mantksal bir ayrnt olmadn grmek gerekir. Olaan dil kullanm, z bakmn176

dan, bu snrszla, dilin rasgele karmaklkta tmceler reten dzenekler ierdii olgusuna dayanr. Tmcelerin yinelenmesi ok ender olan bir durumdur; bir dilin dilbilgisine uymak kou luyla, yenilik, olaan gndelik edimde esastr. Kiilerin "sz da arc" -uygun balamlarda "alkanlk"la rettikleri bir yn szcesi- olduu dncesi, gzlenen dil kullanmna btnyle aykr bir sylencedir. Konuanlarn ellerinde, szckler ya da anlambirimler ekledikleri bir yn "kalp" lan olduu gr nn de bir deeri yoktur. Bu tr grler selamlamalar, birka kalp sz vb. iin doru olabilir, ama okuyucunun kendisinin de nyargsz bir gzlemin sonunda 3 kabul edecei gibi, olaan dil kullanmyla ilgili birtakm yanl yorumlardr. Bir dil kullancsnn dilbilgisini ortaya karmak iin, onun tmceleri yorumlamasyla ilgili, bu tmcelere ykledii anlam sal, dilbilgisel ve sesil yap zerinde etkili olan bilgileri topla makla ie balamamz gerek. Szgelimi, ngilizce sz konusuysa, u olgular ortaya karmak gerekirdi. 2'deki tmce iskeleleriy le 'persuaded' <'ikna etti'>, 'expected' <^umdu/umuldu'> ve 'happened' <'oldu'> szcklerini alalm: 2 a. John ... Bill that he should leave <John Bill'iuzaklamasnn iyi olaca konusunda... .> b. John... Bill to leave <John Bill'i/in uzaklamaya/yi... .> c. John... to leave <John'un/John uzaklaaca /uzaklaacak... .> d. It is... that Bill will leave <Bill'in uzaklaaca... .> 'persuaded' <'ikna etti'> szc a ile b'ye eklenebilir, ama c ile d'ye eklenemez; 'expected' <'umdu /umuldu'> b, c ve d'ye
177

eklenebilir, ama a'ya eklenemez; 'happened' <'oldu'> ise yal nzca c'ye eklenebilir. 'Persuaded' <'ikna etti'> a'ya eklendiin de, yorumu 'he'nin gndermede bulunduu kimseye <uzaklaacak kimsenin kim olduuna> bal anlamca belirsiz bir tmce elde ederiz; bir yoruma gre, tmce 'persuaded' <'ikna etti'> ek lenmi b'nin yaklak bir amlamas olur. 'Expected' <'umdu/ umuldu'> b ile c'de karmza ktnda, zne-eylem bants b'de 'Bili' ile 'leave' <'uzaklamak'>, c'de ise 'John' ile 'leave' <'uzaklamak'> arasnda geerli bir bantdr. 'John happened to leave' c'John uzaklaacak oldu'> tmcesi, aa yukar 'It happened that John left' <'una bakn ki John uzaklat'> tm cesinin tad anlam tar; oysa 'John expected to leave' <'John uzaklaaca beklendi'> tmcesi uzaktan bile. olsa 'It expected that John left' <*John'un uzaklatn umdu'> tmcesinin am lamas deildir. Bu tr olgular birok biimde anlatlabilir, do ruluklarndan emin olmak iin de u ya da bu yntemi kullana biliriz. Bunlar, ngilizce konuan bir kimsenin edinciyle ilgili ol gulardr. Onun iselletirmi olduu dilbilgisini ortaya kar mak iin temel olarak kullanlabilirler. Bu tr gzlemlerin durumunu biraz daha dikkatli bir bi imde gzden geirelim. Bu gzlemler, gerekte, 1 gibi bir alg lama modelinin ktsyla dorudan ilikilidir; dinleyen kimse tarafndan belirtkelere yklenen yaplarla balantldr, l'in k tsyla ilgili tanmlamamz byle bir kanta dayanan bir kurgu lamadr. Bu nedenle AlgM alglama modelinin kendisi, ikinci dereceden bir kurgumadr. Soyutlamay daha ileri gtrd mzde, l'in temel bileenlerinden birini oluturan dilbilgisini nc dereceden bir kurgulama olarak inceleyebiliriz. Bu ne denle bir nceki paragrafta andmz kantn dilbilgisiyle an cak dolayl bir balants vardr. Baka bir deyile, her soyutla mann meruluunu batan kabul etmemiz gerekir. Bu gibi du rumlarda soyutlamann meruluuyla ilgili en kk bir ku ku bile yok grnyor, ayrca anlan kantlardan da ok byk sayda bulunabilir. Yinelemek gerekirse, karmak bir canl cid di bir biimde incelenecekse, yukarda szn ettiimiz trden
178

lkselletirmelerin kanlmaz olduunu belirtmeliyiz. Bu soyutlama ilemi bir adm daha ileri gtrlebilir. Dil sel verileri, bu verilerin ait olduu dilin dilbilgisini ortaya kar mak iin kullanan EdnM (edinim modeli) gibi bir dil edinimi modeli dnelim.

Dilselveriler-->

EdnM-->

-Dilbilgisi

Bu EdnM dzeneinin i yaps, onun iin geerli zmle me yntemleri, olas herhangi bir dilbilgisine ykledii ilk snr lamalar, onun bir dilbilgisini seme yolunu belirleyecektir. Dil sel veriler ile dilbilgilerinin eletirilmesiyle ilgili bilgi bize veri lerse, EdnM dzeneinin doasn belirlemeye giriebiliriz. Kul lanlm olan terimler bunlar olmasa bile, dilbilimciler bu sorun la hep ilgilenmilerdir. Nitekim ada yapsal dilbilim, tek tek dillerden bamsz, genel nitelikli zmleme yntemleri geli tirmeye alrken, imdilerde byk lde unutulan daha eski bir gelenek de her dilbilgisinde bulunmas gereken, evrensel bir snrlamalar dizgesi gelitirmeye almr. Bunlarn her ikisini de, EdnM dzeneinin i yapsyla, dil edinimini olanakl klan doutana "insan dili" kavrayyla ilgili giriimler olarak nite lendirebiliriz.4

EVRENSEL DLBLGS Artk temeldeki edinle ilgili incelemeye dnp ses-anlam elemesinin nasl yaplabilecei konulu genel soruna ele alabi liriz. Bu evrensel dilbilgisi soruturmasna bir balang olarak, seslerle anlamlarn nasl tasarmlandklarn sorgulamak zorun dayz. nsan dilleriyle genel bakmdan ilgilendiimize gre, by le tasarmlama dizgelerinin tek tek dillerden bamsz olmas gerekir. Baka bir deyile, bir insan dili iin, srasyla, olas be lirtkeler kmesi ile olas anlamsal tasarmlamalar kmesinin s179

nrlann izen evrensel bir sesbilgisi ile evrensel bir anlambilim gelitirmeliyiz. Bir dilden belli bir belirtkeler elemesi olarak sz edip bu elemeyi yaratan kurallar soruturmak bundan sonra olanakl olacaktr. Bu bakmdan dilin genel zelliklerine ilikin grlerimiz balk altnda toplanacak: Evrensel ses bilgisi, evrensel anlambilim ve bunlar kuatan evrensel dilbil gisi dizgesi. lk. iki konu, lkselletirilmi biimle anlam ieri inin tasarmlamalarn ierir; evrensel dilbilgisi kuram ise, doal dillerde bir tmcenin biimi ile anlam ieriini belirleyen dzenekleri ele alr. Son paragrafta belirtilen anlamda bir evrensel sesbilgisi ile bir evrensel anlambilim gelitirmenin nemi, ada dilbilimin gelimesinden ok nce aka kabul edilmiti. Szgelimi Pis kopos Wilkins, Essay Towards a Real Character and a Philosophical Language (1668) balkl almasnda evrensel bir sesil alfabe ile, srasyla, bir dilin belirtkelerinin ve anlam yorumlamalar nn kendisine dayanlarak tasarmland bir kavramlar dizini gelitirmeye almtr. Sesil alfabe, eklemlenme noktas ve bi imleri erevesinde gelitirilen sesil zellikler dizgesine daya nr. Her sesil simge byle zelliklerden oluan bir kme; g nmzn terimleriyle sylersek bir ayna zellikler kmesi ola rak zmlenebilir. Ayrca, st rtk bir biimde, fiziksel be lirtkenin, dilden-bamsz ilkeler tarafndan, sesil simgeler yo luyla tasarmlanmasna baklarak belirlendii varsaylr. Anlam yorumlamas birimleri olarak ileri srlen kavramlar da, belli trden deimez zellikler (anlamsal zellikler) halinde, szge limi canl-cansz, greli-kesin, klc-ara vb. biiminde zmle nebilir. Bir tmcenin anlam yorumlamasnn da, dilden-bam sz evrensel ilkeler tarafndan, szcenin ierdii kavramlara ve bunlann aralarndaki dilbilgisi bantsnn biimine (rnein zne-yklem ilikisine) baklarak belirlendii st rtk bir bi imde varsaylr.5 Wilkins'inki gibi nc almalardaki yanl lar ortada olsa bile, genel yaklam salkldr. Evi nsel sesbilgi si kuram aratrmalar, yukarda belirtilen izgilerde youn bir biimde byk bir baanyla srdrlmtr; buna karlk

180

onun koutu olan evrensel anlambilim kuram zerine ok az inceleme yaplmtr.

EVRENSEL DLBLGS: EVRENSEL SESBLGS Evrensel sesbilgisi kuram evrensel sesil alfabe ile bir yasa dizgesi oluturmaya abalar. Bu alfabe, belirli bir dilin belirtke lerinin tretildii olas belirtkeler kmesini tanmlar. Kuram do ruysa, bir dilin her belirtkesi, sesil alfabenin simgelerinin olu turduu bir dizi olarak tasarmlanabilir. Diyelim, iki fizik olay, aym dizi olarak tasarmland. O zaman bunlarn bir dilde birbi rinin yinelemesi olmas gerekir.6 te yandan, iki fizik olay, bir dili konuanlar tarafndan birbirinin yinelemesi olarak grlr ken, bir baka dili konuanlar tarafndan birbirinin yinelemesi olarak grlmeyebilir. Byle bir durumda evrensel alfabenin on lar birbirinden ayracak aralar salamas gerekir. Evrensel al fabe erevesinde tasanmlama, belirtkenin nasl retilebilecei ni belirlemek iin gerekli olan her bilgiyi vermeli, aym zamanda da antik bir algsal tasarmlamaya karlk gelmelidir. Ancak, bir kez daha vurgulamalyz: Gerekleen edim lksel sesil tasa rmlamann tesinde baka etmenleri de ierir. Evrensel sesil alfabenin simgeleri, evrensel sesbilgisi kura mnn "ilkel eleri" deildir. Bu ilkel eler, daha ok, ayna (ses il) zellikler denen tmlleme, nleme-artlama, vurgu gibi zellikleri kapsar. 7 Bu zelliklerin herbiri, iki ya da daha fazla deerin kendisine dayanlarak ayrt edilebildii bir lek olarak dnlebilir (Ka deerin ayrt edilmesi gerektii sorusu yan t olmayan bir sorudur, ancak grnd kadaryla, her zellik iin bu say olduka kktr.). Sesil alfabenin bir simgesi, do rusu, herbiri kendine zg bir deer tayan bir zellikler k mesi olarak grlmelidir. Dolaysyla bir belirtke, bu kmeler den oluan bir dizi olarak tasarmlanr. Byle bir sesbilgisi kuranmda, dilin ak zellii yanst lr, lki, ayrkldr -ancak uzunluu belli sonlu sayda belirtke181

ler bir bakasnn yinelemesi olmayabilir, ikinci zellik, dilin s nrszldr -bir belirtke, bir dilin anlam bakmndan yorum lanm sonsuz sayda birok belirtke iermesini salayabilecek biimde, herhangi bir uzunlukta olabilir. Bu tr bir sesbilgisi kuram, bu biimsel zelliklere ek olarak, bir belirtkenin, evren sel alfabenin iki simgesiyle tasarmlanan iki parasnn kimi ba kmlardan benzer, kimi bakmlardan farkl olabilecei olgusu nun yam sra, bu aynlk ve farkllk boyutlarnn says ile bu bo yutlar zerinde nemli olmas olas noktalarn saysnn belli olduu olgusunu da yanstr. Nitekim, 'pin' ile 'bin'in banda ki* paralar* tmlleme ve soluklama bakmndan birbirle rinden ayrlrlar ama syleyi yeri bakmndan aralarnda (nem lice) bir fark yoktur; 'cocoa'daki iki nsz ne syleyi yeri ne de tmlleme bakmndan birbirinden ay rir, buna karlk soluk lama bakmndan aralarnda hibir fark yoktur; vb. Evrensel sesbilgisi kuramnn bulunduunu kabul ettii ay n a zellikler, birka anlamda mutlak, baka birka anlamda g relidir. Dilden dile deimedikleri anlamnda mutlaktr. -Sesil tasarmlama fiziksel bir belirtkenin belirlenimi asndan yeterli bilgi verecekse, zellik deerleriyle ilgili nitelemelerin de mut lak olmas gerekir, t e yandan, yineleme-yinelenmeme kavram lar asndan bakldnda, a y m a zellikler grelidir. Szgeli mi, tleme-artlama zellii asndan 1, 2, 3 diye gsterilen mutlak deer gz nne alndnda, D/ dilinde, nlemeartlama zelliinin yalnzca 1 ile 2 deerleri bakmndan birbi rinden aynlan iki szce, birbirlerinin yinelemesi olmayan szce ler olarak ayrt edilirlerken, yalnzca 2 ile 3 deerleri bakmn dan birbirinden farkl olan iki szcenin birbirlerinin yinelemesi olan szceler olarak ayrt edildiklerini grebiliriz; oysa D/2 di linde durum bunun tam tersi olabilir. Her dil, bir bakasnn yinelemesi olmayanlar ayrt etm*k "iin nleme-artlama zel liini kullanabilir; ancak bir dilde "nleme" olan mutlak deer 2, bir baka dilde "artlama" olabilir.
* Yani, sesbirimler. (.n.) 182

Evrensel sesbilgisi kuram, bir ayna zellikler dizgesine ek olarak, belli bir dilde izin verilen dizilerle izin verilen olanak l seimleri yneten birtakm yasalara da bir anlatm biimi ver meye abalar. Szgelimi, Jakobson hibir dilin, yineleme olma yanlar ayrt etmek iin ne dudaksllama ne de damaksllama zelliini kullandn gzlemlemi ve kendisine dayanarak bu iki zellii daha soyut tek bir zelliin deikeleri sayabilecei miz daha genel bir anlatm biimi nermitir. Bu tr genellemeler -zellikle akla yatan uslamlamalarla desteklenebildiklerindeevrensel sesbilgisinin yasalar olarak ileri srlebilir.

EVRENSEL DLBLGS: EVRENSEL ANLAMBLM Evrensel sesbilgisi iyice gelimi bir alandr, ama ayn ey evrensel anlambilim iin sylenemez. Bu alanda da anlamsal zellikler ve bu zelliklerin aralarndaki ilikilerle olabilecek tr lerini belirleyen yasalardan oluan bir dizge oluturabilme umu du vardr. Aslnda/ byle zelliklerle byle yasalarn belirlen mesi sorunu, getiimiz birka yl ierisinde yine ciddi bir ara trma konusu olmu 9 ve olumlu sonular yaratacak bir gelime ynnde bir umut belirmitir. Kavramlarla ilgili, carJlarma, eylem vb. gibi zelliklere dayanan bir zmlemenin pek yeter li olmayaca, birtakm zelliklerin ok daha soyut olmas ge rektii hemen grlebilir. Szgelimi, ngilizcede 'a good krdfe'm <*iyi bir bak'm> "iyi kesen bir bak" anlamna geldii bili nen bireydir. Bu nedenle 'knife' <'bak'> kavramnn, (yalnz fiziksel zelliklerle deil) bir lde zel ilevlerle ilgili zellik ler ve 'good' <'iyi'>, 'terrible' <'kt'> gibi niteleyicilerle belir lenen soyut bir "deerlendirme zellii"10 erevesinde belir lenmesi gerekir. "This is a good knife' <'Bu iyi bir bak'> ile 'This knife cuts well' c'Bu bak iyi kesiyor> arasndaki an lam bants ancak byle bir zmlemeyle kurulabilir. Buna karlk "This is a good knife for digging' c'Bu kazmak iin iyi bir bak'> ile 'This knife cuts well' <'Bu bak iyi kesiyor^
183

arasndaki balantszlk, "bir tmcenin anlam yorumlamasnn hi ak olmayan dilbilgisi bantlar tarafndan belirlendiini gstermektedir. Evrensel sesbilgisinde olduu gibi, insan dilinde tasarmla nabilecek kavramlar ve bunlar arasnda var olabilecek ikin ba ntlardan oluan olas dizgelerle ilgili genel ilkeler oluturma umudu vardr. Byle ilkelerin bulunmasyla, evrensel anlambilim ayn bir alma alan haline gelebilir.

EVRENSEL DLBLGS: EVRENSEL SZDZM Elimizde doyurucu bir evrensel sesbilgisi kuram ile evren sel anlambilim kuramnn olduunu kabul edelim. O zaman dili, zel trden bir ses-anlam ifti olan tmcelerin oluturduu bir kme olarak tanmlayabilir, insan dillerini tanmlayan kural dizgelerini inceleme iini srdrebilirdik. Ne var ki, aslnda yal nz evrensel sesbilgisi kuram bu giriimi destekleyecek lde salam kurulmu bir kuramdr. Bu nedenle, dilsel yap inceleme sine biraz dolayl bir yoldan yaklamak zorundayz. Unutmayalm ki, "anlamsal tasarmlama" kavramnn ken disi ak olmaktan uzak olsa bile, biz yine de bu kavrama ilikin bir aklamann yerine getirmesi gereken saysz deneysel koul bulabiliriz. Szgelimi, 4 What disturbed John was being disregarded by every one <John'w rahatsz eden ey hi kimse tarafndan dikkate alnmyor olmak/ alnmyordu> tmcesini alalm. Her eyden nce, bu anlatmn iki ayn biim de yorumlanabilecek bir anlatm olduu aktr. Bu yorumla malardan birine gre, anlatm, John'un hikimse tarafndan dik kate alnmamaktan rahatsz olduunu; ikincisine greyse, John'u rahatsz eden eyleri hi kimsenin dikkate almadn anlatr.
184

Bu yorumlamalardan ilki sz konusu olduunda, 'disregard' <'dikkate almamak'> ile 'John' arasnda belli bir dilbilgisi ba nts, yani bu eler arasnda 'Everyone disregard John' <'Hikimse John'u dikkate almyor'> anlatmnda olan bant ("eylem-nesne" bants) geerlidir. kincisi sz konusu olduundaysa 'disregard' <'dikkate almamak'> ile 'John' arasnda ne bu ne de baka nemli bir dilbilgisi bants vardr, te yan dan, 'was' ile 'being' arasna 'our' eklediimizde [John'un, bizim hikimse tarafndan dikkate alnmamamzdan rahatsz olduunu anlatr hale gelen] tmce belirsiz olmaktan kar ve 'disregard' <Mikkate almamak'> ile 'John' arasnda hibir dilbilgisi bants kalmaz; ama bu kez de zne-nesne bants, 'disregardVdikkate almamak'> ile 'we' (yani 'our' <ybizim'> esinin altnda yatan e fbiz']) arasmda geerli bir bant haline gelir. Bu tr rnekler sonsuza dein oaltlabilir. Bunlar bize, "anlam yorumlamas" kavramnn yerine getirmesi gereken ye terlik koullarm vermekte (rnein, amlama ve sezdirim ba ntlar e belirsizlik zelliinin doru biimde yanstlmas ge rekir) ve dilsel anlatmlarn anlam yorumlamalanmn, anlatmla rn dilbilgisel bir bant iinde olan blmlerine baklarak be lirlenmesinin kimi yollarm ak bir biimde gstermektedir. Bu dnceler, dilsel yapyla ilgili inceleme iin daha snr l, ama olduka nemli dolaysz bir hedef belirlememizi salar. Yine bir dili bir tmceler kmesi olarak kabul ederek, her soyut "tmce''nin / sesil bir tasarmlamann anlam yorumlamasyla ilgili bilgiler ieren bir tr soyut yapyla (buna derin yap diye lim) zel bir elemesi olduunu dnelim. Bu durumda, belli bir dilde, bu elemeyi belirleyen kurallar dizgesini ve bu ku rallarn genel nitelikli karakteristik zelliklerini inceleyebiliriz. Bu giriim, temeldeki bu yaplar, anlam yorumlamasnn deney sel koullarm yerine getirmenin bir yolunu gerekten verdii lde, nem kazanacaktr. Anlam kuram, gelitike, derin ya plan zenginletirecek ve anlam yorumlamalarm onlarla birle tirecek aralar getirecektir. Evrensel sesbilgisini, evrensel an185

lambilim ile szdizimini iine alan eksiksiz bir dilbilgisi kura mnn deneysel nemi, bir lde, bu kuramn salad dze nek ve ilkelerin dzenli kullanmnn, anlam yorumlamasnn koullarn yerine getirebilme derecesine gre deiecektir. Btn bu grleri zetlersek, dilsel yapyla ilgili inceleme iin yle bir ereve izilebiliriz. Bir dilin dilbilgisi, belli bir sesanlam elemesini belirleyen kurallar dizgedir. Bir szdizimi bileeni, bir anlam bileeni, bir sesbilim bileeni vardr. Szdizimi bileeni, D'nin bir derin yap, Y'nin ise bir yzey yap olduunu kabul edersek, (D, Y) gibi belirli bir (sonsuz) soyut nesneler be ini tanmlar. Derin yap anlam yorumlamasn ilgilendiren b tn bilgileri; yzey yap ise sesil yorumlamay ilgilendiren b tn bilgileri kapsar. Anlam bileeni ile sesbilim bileeni bt nyle yorumsaldr. Birincisi, derin yaplar iin anlam yorumla malar; ikincisi, yzey yaplar iin sesil yorumlamalar belirler. Bu nedenle bir btn olarak dilbilgisi, anlam yorumlamas ile sesil yorumlamay, szdizimi bileeninin derin ve yzey yap iftini tanmlayan kurallarnn araclyla, birbirine balar. Bu bileenle ilgili inceleme, elbette, olduka btnleik olacak tr; her bileen, tekilerin kendisine ykledii koullar ak ol duu lde soruturulabilir. Bu dile getirilenler, konuyla ilgili ilk kaba szler olarak d nlmelidir. Eksiksiz bir dilbilgisi yaps kuram -szgelimi, aada ana hatlarn verdiimiz dnmsel dilbilgisi kuram nn eksiksiz biimini- gelitirdiimizde, "derin yap" ile "yzey yap* terimlerinin teknik anlamm vereceiz. Derin ile yzey ya plarn anlam yorumlamas ile sesil yorumlamaya nasl bir katks olduu ve onlan nasl belirledii yollu deneysel (kavram sal deil) sorunu, bundan sonra, "derin yap" ile "yzey yap" terimlerinin bu teknik anlamlan erevesinde ortaya atabiliriz. u anda elimizde olan bilgiler, bana yle geliyor ki, aada ana hatlan belirlenen kuramda derin ve yzey yap kavramlanna verilen teknik anlamda, yzey yapnn sesil yorumlamay b tnyle, derin yapnn ise anlam yorumlamasnn olduka nem li kimi yanlarn btnyle belirlediini gstermektedir. Ancak
186

"anlam yorumlamas" teriminin tad belirsizlik, daha kesin bir yargda bulunmay olanaksz klyor. Aslnda, "anlam yorum lamas" teriminin usa uygun bir aklamas, yzey yapnn da anlam yorumlamasna snrl ama nemli katklar olduu sonu cuna gtrebilirdi, ama bu konuda daha fazla birey sylemek istemiyorum. Evrensel dilbilgisi, btn insan dillerinin dilbilgilerinin ye rine getirmesi gereken koullan konu edinen bir inceleme alan olarak tanmlanabilir. Daha nce belirtilen anlamda evrensel anlambilim ile evrensel sesbilgisi, bu durumda, evrensel dilbilgisinin bir paras olacaktr. Byle tanmlandnda evrensel dil bilgisi, dilsel yap kuramndan baka birey deildir. Bu, gele neksel kullanmla da uyumlu grnyor. Ancak, son zamanlara dek, evrensel dilbilgisinin yalnzca belli yanlan incelenmitir. zellikle szdizimi, sesbilim ve anlambilim kurallanrun yerine getirmesi gereken koullara anlatm biimi verme sorunu, bir ok geleneksel almada bu sorunun incelenmesi ynnde ufuk ac nemli admlar atlm olmakla birlikte,11 geleneksel dilbi limde aka ortaya konmu deildir. Belli bir dilde sesil biim ile anlam ieriinin ikin ortakl m ak bir biimde belirlemeye alan, daha nce tanmlanan trden bir dilbilgisine, hedefleri farkl olan betimlemelerden (sz gelimi eitsel dilbilgilerinden) ayrmak iin, retici dilbilgisi12 denebilir. Tmcelerin nasl kurulduklarm ya da yorumlandklarm belirleme hedefine ulamaktan ok uzak olsalar da, ciddi geleneksel dilbilgileri, hi deilse niyetleri bakmndan, retici dilbilgileridir. yi bir geleneksel dilbilgisi, kuraldlklan eksik siz bir biimde ortaya koyar, ama dzenli yaplan aklamak iin (ekim kalplan gibi birka kk rnek dnda) yalnzca birta km ipular ve rnekler verir, rtk bir biimde, zeki okurun, sunulan rneklerle grlerden yola karak dzenli yaplan belirlemek iin dil sezgisini -evrensel dilbilgisine ilikin gizli, bilind bilgiyi- kullanaca kabul edilir. Dilbilgisinin kendisi, dilin derindeki dzenliliklerini yanstmaz. Dolaysyla, zel ya da evrensel, dilsel yap incelemesi asndan, byle dilbilgileri187

nin snrl bir deeri vardr. Dil yaps incelemesi dzenlilikler le genel ilkeleri ciddi biimde ele alacak bir noktaya getirilmek isteniyorsa, bu dilbilgilerinin eksiksiz birer retici dilbilgisi ha line getirilmesi gerekir. Ancak, "retici dilbilgisi" kavramnn kendisinin de yle ok byk bir yenilik olmadn bilmek ge rekir. Her dilin "snrl aralardan snrsz bir biimde yararlan d* (Wilhelm von Humboldt) oktandr anlalm durumda dr. retici dilbilgisi alamnda yaplan ada almalar da, bu snrl aralarn tek tek dillerde nasl snrsz bir biimde kulla nldklarn aklamaya, genel adan "insan dili"ni tanmlayan daha derin zellikleri (yani, evrensel dilbilgisini oluturan zel likleri) bulup ortaya karmaya almak dnda birey yapma maktadr. Buraya dek yalmzca kavramlar aydnla kavuturup he defleri belirlemekle ilgilendik. Artk evrensel dilbilgisinin var saymlarna anlatm biimi verme sorununa gelebiliriz.

SESBLM BLEENNN YAPISI E^nin bir derin yap, Vnin ise bir yzey yap olduunu ka bul edersek, bir retici dilbilgisi, sonsuz bir (D, Y) iftleri kme si tanmlar (retir); bu dilbilgisinin yorumlayc bileenleri ise D iin bir anlam yorumlamas belirlerken Y iin bir sesil yorum lama belirler. nce, yzey yaplar iin sesil yorumlamalar belirleme so rununa alalm. Evrensel sesbilgisiyle ilgili daha nceki irdele memizde olduu gibi, sesil bir tasarmlamann evrensel alfabe nin simgelerinden oluan bir dizi olduunu, bu simgelerin herbirinin de birtakm zel deerleri iinde barndran ayna zel liklere ayrldn kabul ediyoruz. Aym gr biraz deitire rek sylemek gerekirse, sesil bir tasarmlamann bir matris ol duunu; bu matrisin satnnn evrensel dizgenin zelliklerine, stununun ise birbirini izleyen paralara (sesil alfabenin sim gelerine) karlk geldiini; her girdinin de sz konusu zellikle
188

ilgisinde bir parann deerini belirleyen bir tamsay olduunu dnebiliriz. Bu durumda, sorunumuz, yzey yapnn hangi bil gileri iermesi gerektiini, dilbilgisinin sesbilim bileeninin ku rallarnn betimlediimiz gibi bir sesil matris belirlemek iin bu bilgileri nasl kullandn saptamaktr. Kolaylk olmas bakmndan, aada 5'te yinelediimiz 4 rneini bir kez daha alalm: 5 What # disturb-ed # John # was # be-ing # disregard ed # by # every-one <John-u # rahat-sz # ed-en # ey # hi-kimse # taraf-ndan # dikkate # al-n-ma-mak-h> 5'i kabaca,13 rnekte verilen yerlerde # ve - simgeleriyle tasarmlanan kavak noktalan olan bir 'what/ 'disturb,' 'ed/ 'John/ 'was/ 'be/ 'ing/ 'dis/ 'regard/ 'ed/ 'by/ 'every/ 'one' oluturucular dizisi olarak dnebiliriz. Sz konusu kavak noktalan, oluturucularn birleme biimlerini saptarlar; sesbi lim bileeninin yorumlayc kurallarnn gerektirdii bilgiyi ve rirler. Bir kavak notas, aslnda, bir zellikler kmesi olarak, ba ka bir deyile satrlar kavak noktalan dizgesinin birtakm zel liklerine, her girdisi ise + ve - diye tasanmlanabilecek iki deer den birine karlk gelen tek-stunluk bir matris olarak zm lenebilir. Bu nedenle 5 tmcesi, + ve - girdileri olan tekil bir mat ris olarak grlebilir.14 Ulamsal zellikler, aslnda dzensizlikleri gsteren harfik zelliklerinin yan sra, sesil dizgenin evrensel zelliklerini de ierir. Bu nedenle, [wat] sesil tasanmlamasnn geerli olduu lehede 'what'a karlk gelen matris, ilki dudaksl yarnl, ikincisi kaln art dz nl, ncs ise tmsz disil kapanth nsz olarak belirlenen paray ierecektir (Bu belirleme ler, btnyle, evrensel sesil dizgenin verdii zelliklerin + ve - deerlerine dayanlarak yaplmtr.). Sesbilim bileeninin ku rallar, bu durumda, + ve - deerlerine dayanan bu belirlemele ri, tamsaylara dayanan daha ayrntl bir belirlemeye evirecek
189

ve bu belirlemede (dil ykseklii, soluklama derecesi gibi) ses il zelliklerle ilgisinde her parann deeri, benimsenen evren sel dilbilgisi kuramnn gerekli grd kesinlik derecesi ile in celenen dilin olanak tand deiim snrna gre belirtilecek tir. Bu rnekte, belirlenen deerler, 5 tmcesindekl 'whaf m te mel matrisinde verilen + ve - deerlerini biraz daha inceltecektir, o kadar. Ancak verilen rnek, allmadk lde basit bir rnek. Ge nel olarak, sesbilim bileeninin kurallar temeldeki + ve - bii mindeki blmlemeyle ilgili daha ince bir belirleme vermez yalnzca, deerlerde nemli deiiklikler de yapar, zaman za man da yeni paralar ekler, paralan silip yeniden yaplandrabilir. Szgelimi, 'by' oluturucusu, iki stunlu bir temel bir mat risle tasarmlanacak, bu stunlardan ikincisi ince bir n nl olarak belirlenecektir (zellik deerlerine dayanarak verilen bir belirleme). Ancak bunun karl olan sesil matris stun dan oluacak; bu stunlarn ikincisi kaim bir art nl, ncs ise damaksl bir yar nl olarak belirlenecektir (Bu belirleme, sesil bir matristeki tamsay deerli girdilere dayanan bir belir lemedir.).15 yleyse, 5'in yzey yaps, her girdide iki deerden birinin grnd bir matris olarak tasarmlanmaktadr. Yalnzca iki deerin grnebiliyor olmas, bu temeldeki matrisin gerekten tam anlamyla snrlandrc bir ilevi olduunu gsterir. Her tmce btn teki tmcelerden ayrlacak, sesbilim bileeninin kurallarnn da konuma uygun zel sesil deerleri nasl sapta dn belirleyecek biimde snflandrlr. Dolaysyla, evrensel sesbilgisi dizgesinin ayna zelliklerinin, yzey yapnn bir par asn oluturan temel matris ierisinde snflandtrtct bir ilem; sz konusun tmcenin sesil tasarmlamasn oluturan matris ierisinde ise, sesil bir ilevi olduunu gryoruz. Yalnzca bi rinci ilevde ayna zellikler batan sona ikilidir, yalnzca ikinci ilevde dorudan fiziksel olarak yorumlanrlar. Biraz nce betimlenen smflandna temel matris, yorumlaya sesbilim kurallannn gerektirdii btn bilgilerin hepsini 190

vermez. Bunun dnda, sz konusu tmcenin deiik byk lkteki szbeklerine nasl ayrldn, bu szbeklerinin ne tr olduklarn bilmek de gerekir. S tmcesi sz konusu olduunda, sesbilimsel yorumlama, szgelimi, 'disturb' c'rahatsz etmek'> ile 'disregard'm <'dikkate alnmamak'n> eylem olduklarnn; 'what disturbed John'un <7ohn'u rahatsz eden ey'in> bir ad bei, 'John was being'in <'John eden ey'in> bir szbei bile olmadnn vb. bilinmesini gerektirir. lgili bilgiler, tmce eti ketlenmi ayralamalarla uygun bir biimde ayralanarak veri lebilir.16 [A - ]A ayra ifti arasnda yer alan birim, A ulamnda bir szbei olarak amlacakr. Szgelimi 5'teki 'what # disturb-ed # John' <'John-u # rahat-sz # ed-en # ey'> dizisi, bir ad bei olduunu gstermek amacyla, [A...JA ayracna; 'disturb' <'rahatsz ed'> oluturucusu, bir eylem olduunu gs termek amacyla, [E...]E ayracna; tmcenin kendisi, tmce ol duunu gstermek amaayla [T...JT ayracna alnacaktr. 'John was being' <'John eden ey'> dizisi ise, bir sz-bei bile olma dndan herhangi bir ayraca alnmayacaktr. ok basit bir rnek vermek gerekirse, 'John saw Bill' <'John Bill'i grd'> tmcesi bir yzey yap olarak yle tasarmlanabilir (Burada yazyla tasarm lanan her e birer snrlandrc matris saylmaldr.):

Bu tasarmlama, 'John' ile 'Bill'in ad (A), 'saw'un <'grd'nn> bir eylem (); 'John' ile 'Bill'in ayrca birer ad bei (A); 'saw Bill'in <'Bill'i grd'nn> bir eylem bei (); 'John saw Bill'in <'John Bill'i grd'nn> ise bir tmce oluunu belirtir. Anlalan, bir tmcenin, dilbilgisinin sesbilim bileeniyle yo rumlanmas, her zaman, yukarda betimlenen biimde tasarm lanabilecek bir bilgiyi gerekli klmaktadr. Dolaysyla, bir tm cenin yzey yapsnn, oluturucular ile kavak noktalarn ie191

ren snrlandrc bir matrisin doru bir biimde etiketlenip ay ra iine alnmas olduunu kabul edebiliriz. Dilbilgisinin sesbilim bileeni, bir yzey yapy sesil bir tasarmlamaya evirir. Bylece, "yzey yap" ile " sesil tasarm lama"' kavramlarm kabaca belirlemi olduk. Geriye, sesbilim bileeninin kurallar ve bunlarn yaplanma biimlerini betimle mek kald. imdi elimizde olan kantlar, bizi, sesbilim bileeninin kural larnn* izgisel bir dzende K\, ... Kn biiminde dizildikleri ve kural dizisinin yzey yapya aadaki gibi dngsel bir bi imde uygulandn sonucuna gtrmektedir, ilk uygulama hal kasnda, K\r... Kn kurallar, bu srayla, derin yapnm i ayralan olmayan en byk kesintisiz parasna uygulanr. Bu kurallarn sonuncusu da uygulandktan sonra, en iteki ayralar silinir ve ikinci uygulama halkas balatlr. Bu halkada da, kurallar yine verilen srayla, derin yapmn i ayralar olmayan en byk ke sintisiz parasna uygulamr. Sonra en iteki ayralar silinir ve uygulamann nc halkas balatlr. Bu, sre sesbilimsel i lemlerin uyguland en byk blme (basit durumlarda, tm cenin kendisine) ulancaya dein srdrlr. Kuralarn kimi lerinin uygulama alanlar szckler ile snrldr -uygulama alan lar szcklerin kendileri olduunda uygulanrlar ancak, teki kurallar uygulamann her aamasnda yinelenebilirler. Dng sel uygulama ilkesinin nemli lde sezgisel bir nitelik tad n unutmamak gerekir. Aslnda, geni birimlerin biimini on lar oluturan paralarn (lksel) biimlerinden yola klarak belirleyen deimez bir kurallar dizgesi olduunu ileri srer. Dngsel uygulama ilkesini ngilizcede vurgu yerinin be lirlenmesini yneten kurallarla rneklendiriiebiliriz. Anlald kadaryla, ngilizcenin sesil tasarmlamalarnn vurgu ayrc zellii erevesinde be ya da alt farkl deere izin vermesi gerekli olmakla birlikte, yzey yapda btn paralar vurgu ba kmndan belirtisiz olabilirler -baka bir deyile, vurgunun (ok u durumlar dmda) ngilizcede bir aync zellik olarak ulam192

sal hibir ilevi yoktur. Sesil tasarmlamann karmak vurgu ykselti izgileri 7 ile 8'de verilenlere benzer kurallar tarafndan ynetilir.17 7 Birincil vurguyu, adlarda, birincil vurgulu iki nlden en soldakinin zerine yerletirin. 8 gibi bir nlnn belli bir alanda vurgu doruu oldu unu kabul edelim. Eer bu alanda vurgusu 'den daha gl olan baka hibir nl yoksa, birincil vurguyu en sadaki vurgu doruunun zerine yerletirin. 7 kural iki birincil vurgusu olan adlara; 8 kural ise baka her trden birime uygulanr. Bu kurallar, yukarda betimlenen dngsel biimde 7-8 srasyla uygulanr. Uylam gerei, birin cil vurgu herhangi bir yere uygulandnda, btn teki vurgu lar bir derece zayflar. Eer bir alanda vurgulu herhangi bir n l yoksa, 8 kuralnn birincil vurguyu en sadaki nlnn ze rine uygulayacan unutmayalm. Bu kurallar rneklendirmek iin ilkin 6 yzey yapm ele alalm. Genel dngsel uygulama ilkesi uyarnca, 7 ve 8 kuralla r ilkin en iteki [A John ]A, [E saw ]E ve [A Bili ]A birimlerine uygulanr. 7 kuralnn uygulanabilirlii yoktur; 8 kural, birincil vurgu her seferinde tek nlnn zerine yerletirilerek uygula nr. Sonra en iteki ayralar silinir. Bunu izleyen halkada [AO John*]A ile [A Bill^A birimleri ele alnr ve 8 kural gerei birincil vurgu yine var olan tek nlnn zerine yerletirilir. Sonra en iteki ayralar silinir ve kurallarn uygulama alam ola rak [E saw 1 Bill^E birimini elde ederiz. Bu birim ad olmad iin 7 kurahrun srecin bu halkasnda da bir uygulanabilirlii yoktur; 8 kurak 'Bill'in nlsnn zerine birincil vurguyu yer letirir ve 'saw 7 un zerindeki vurguyu zayflatarak ikincil vur gu durumu getirir. En iteki ayralar silinir ve uygulama alam olarak [T John 1 saw 2 Bill 1 ]! birimini kahr. 7 kuralnn srecin bu halkasnda da uygulanabilirlii yoktur; 8 kural ise birincil 193

vurguyu 'Bill'in zerine yerletirir ve teki vurgulan zayflata rak vurgu ykselti izgisinin lksel bir tasarmlamas olan [T John2 saw 3 Bill^T sonucunu yaratr. imdi de biraz daha karmak olan 'John's blackboard eraser' <'John'un karatahta silgisi'> rneini alalm. Dngnn ilk halkasnda 7 ile 8 kurallar ayraca alnm en i birimler olan 'John,' 'black,' 'board,' 'erase' birimlerine uygulanr; 7 kural nn uygulanabilirlii yoktur, 8 kural ise birincil vurguyu her birimde en sadaki nlnn zerine (ilk nde var olan tek nlnn zerine) yerletirir. kinci halka 'John's' ve 'eraser7 bi rimlerini ierir ve botur. 18 Sonraki halka iin uygulama alam [A black 1 board 1 ]A birimidir. Ad olduu iin bu birim 7 kural na baldr; bu kural birincil vurguyu 'black'in zerine yerleti rir, 'board'un zerindeki vurguyu ise zayflatarak ikincil du rumuna getirir. En iteki ayralar silinir; bundan sonraki aa mada uygulama alam [A black 1 board 2 eraser^A birimidir ar tk. 7 kural yeniden uygulanr ve teki vurgulan bir derece za yflatarak birincil vurguyu 'black'in zerine yerletirir. En son halkada kurallarn uygulama alam [A John's 1 black 1 board 3 eraser^A birimidir. Bu birim tam bir ad bei olduu iin 7 kuralnn uygulanabilirlii yoktur. 8 kural btn teki vurgulan zayflatarak birincil vurguyu en sadaki birincil vurgulu nlnn zerine yerletirip [A John's 2 blackboard 4 eraser 3 ] A sonucunu yaratr. Bu yolla, birbirinden bamsz olarak uygulama alanna kp genel dngsellik ilkesine gre uygula nan ok basit kurallarla, karmak bir sesil tasarmlama belir lenmi olur. Bu, tipik bir rnektir ve birka nemli noktay gzler n ne serer. .Ingilizcenin dilbilgisinde, 'blackboard' c'karatahta^ ad sz konusu olduunda vurgu ykselti izgisindeki d aklayabilmek iin 7 kural; "kara olan tahta" anlamndaki 'black board' <'kara tahta'> ad bei sz konusu olduunda vurgu ykselti izgisindeki ykselii aklayabilmek iin ise 8 kurab bulunmaldr. Dorusunu sylemek gerekirse, dngsel lik ilkesi, ngilizcenin dilbilgisinin bir paras deildir; ngiliz194

cenin ya da baka dillerin zel kurallarnn, ne trden olurlarsa olsunlar, uygulanlarn belirleyen evrensel dilbilgisinin bir il kesidir, rnek verdiimiz durumda, genel dng sel uygulama ilkesi, karmak bir vurgu ykselti izgisini, dile getirilen biim de belirlemektedir. Donanmnda dngsellik ilkesi ile 7 ve 8 kurallar olan bir kimse, 'John's blackboard eraser' anlatm ile daha nce hi duymad saysz anlatmn doru vurgu yksel ti izgisini bilecektir.19 Bu genel bir zelliiyle ilgili basit bir rnektir; birtakm evrensel ilkeler, btnyle yeni dilsel anlatmlarn biimini (ve anlamn) belirleyebilmek iin, zel kurallarla balak olmaldr. Bu rnek, biraz daha ince ve daha geni kapsaml bir var sayma da destek salamaktadr. ngilizcedeki vurgu ykselti izgileri gibi grnglerin algsal bir gereklik olduklar konu sunda en kk bir kuku bile yoktur; eitim grm gzlemci ler, anadillerinde yeni szceler kaydederken, szgelimi byk bir gr birlii iinde olacaklardr. Ancak, bu ykselti izgileri nin fiziksel bir gereklii tasarmladklarn dnmek iin de ortada en kk bir neden yoktur. Vurgu ykselti izgilerinin, fiziksel belirtkede alglanana benzer ayrntlarla tasarmlanma mas da pekl olanakldr. Bunda hibir aykrlk yoktur. Fizik sel belirtkede yalnzca iki vurgu dzeyi ayrt edilmise, ('black board' ile 'black board' arasndaki kartlk dikkate alndnda) ngilizce renen kimsenin elinde 7 ile 8 kuralarm oluturmak iin yeterli kant olacaktr. Dngsellik ilkesini de bildiini ka bul edersek, 'John's blackboard eraser' biriminin vurgu yksel ti izgisini, bu belirtkenin fiziksel bir zellii olmasa bile, algla yabilecek durumda olacaktr. Elimizde, bunun ngilizcede vur gunun nasl alglandnn doru bir betimlemesi olduunu dnmek iin gl kantlar vardr. Bu betimlemede anlalmayacak hibir ey olmad gr mek gerekir. Vurgunun hi tasarmlanmad bir szce (szgeli mi, uylamsal yazm diliyle oluturulmu bir tmce) iin bile ok doruklu bir vurgu ykselti izgisi izmek iin ngilizce szdizimi kurallar olan 7 ve 8 kurallar ile dntrc dng 195

ilkesini kullanan bir zdevinir tasarlamak ilkece hi g deil dir, zdevinir, szcenin yzey yapsn belirlemek iin szdizimi kurallann kullanacak, sonra da ok doruklu vurgu ykselti izgisini belirlemek iin dng ilkesiyle uyumlu bir biimde 7 ve 8 kurallann uygulayacaktr. Byle bir zdeviniri, bir konu ma alglamas modeli (bkz., 1) olarak alrsak, dinleyenin, dilin hangi tmcesinin retildiini belirleyip ona bir derin ve yzey yap saptamak iin fiziksel belirtkenin birtakm seilmi zellik lerini kullandm syleyebiliriz. Daha sonra dikkatini vererek, dilbilgisinin sesbilim bileeni tarafndan saptanan vurgu yk selti izgisini, kendisine sunulan belirtkenin fiziksel zelliiyle aksn ya da akmasn, "duy"abilecek bir duruma gelecek tir. Konuma alglamasyla ilgili olarak getirilen byle bir ak lama, serbest bir biimde syleyecek olursak, bir szcenin szdizimsel yorumlamasnn, onun sesil tasarmlamasnn ayrnt l bir biimde "duyulmas"nn bir nkoulu olabileceini varsa yar; alglanan sesil biimin, belirtkenin bire-bir doru tasarm lamas olduu saylsyla birlikte, konuma alglamasnn, ar kasndan srasyla eksiksiz bir spzdizimi yaps zmlemesi ile anlam yorumlamasnn gelecei, eksiksiz bir sesil biim zmlemesini gerektirdii saylhsn ise reddeder. Ortada, red dedilen bu sayltlarn doru olduunu dndrecek birey olmad gibi, bu saymlar reddeden yukanda kabaca zetledi imiz grte akl sr ermez noktalar bulunduunu dndre cek birey olmadn da hep aklmzn bir kenarnda bulundur mamz gerekir. Aslnda biraz nce zetlediimiz bu gr ol duka akla yatkn bir grtr; nk szcelerin bugn gzlenemeyen kimi zelliklerinin, lksel koullarda bile deneysel olarak kantlanabilmenin tesinde bir kesinlikle beiirlenebilecei savnn destei olmadan da varlm koruyabilmekte; yeni szcelerin20 vurgu ykselti izgilerinin alglanna, 7 ve 8 ku rallar ile genel dngsel uygulama ilkesinin alg dizgelerinde de geerli olduu gibi ok basit bir sayltya dayanarak bir ak lama getirebilmektedir. eitli alglama modellerinin greli erdemleri konusunda 196

daha sylenebilecek bir yn ey var. Fakat bu konuyu srdr mek yerine, 7 ve 8 kurallar ile dngsel uygulama ilkesinin al glama dizgesinde de geerli olduu ve aklam olduumuz biimde kullanldklar sayls zerinde biraz duralm. 7 ile 8 kurallarnn basit ykselen ve alalan vurgu ykselti izgisi r neklerinden (szgelimi, 'black board'un 'blackboard' ile kar latrlmasndan) renilebilecei ok aktr. Ama usumuza u soru geliyor: Bir kimse dngsel uygulama ilkesini nasl re nir? Bu soruyla yzlemeden nce, mantksal olarak ondan n ce gelen baka bir soru konusunda bir karara varmak gerekiyor. Neden bu ilkenin renildiini kabul ediyoruz? tikenin kulla nldna ilikin ortada ok sayda kant var, ama bundan onun renilmi olduu sonucu kmaz. Aslmda byle bir ilkenin b tn konuanlar tarafndan birmek biimde nasl renilebildiini imgelemek g olduu gibi fiziksel belirtkede, bu ilkeyi dorulayacak yeterli kant bulunduu da hi belli deildir. Bu nun iin, usun en ok kabul edebilecei sonu, ilkenin aslnda hi renilmedii; yalnzca, dili renen kimsenin dil edinme iine getirdii kavramsal donanmn bir paras olduudur. Ev rensel dilbilgisinin teki ilkeleriyle ilgili olarak da benzer bir us lamlamada bulunulabilir. Byle bir sonuta da artc bir yan olmadna dikkatinizi ekerim. Evrensel dilbilgisinin ilkelerini iinde barndran ve serimlediinin olanakl dillerden hangisi olduunu belirlemek iin bunlar kullanan bir zdevinir tasarlamakta, ilkece, hibir g lk olmazd, nsel olarak bakldnda, ortada, bu ilkelerin ken dilerinin renildiini dnmek iin, bir kimsenin grsel uya ranlar izgi, a, ykselti izgisi, uzaklk erevesinde yorumla may rendiini, ya da, buna ek olarak, iki kolu olduunu rendiini dnmek iin olandan daha fazla neden yoktur. Bu tamamen deneysel olgu sorunudur; evrensel dilbilgisinin kimi ilkelerinin renildii, ya da doutan olduklar, ya da (bir bi imde) ikisinin de doru olduu sayltsn desteklemek iin kul lanlabilecek, dild genel bir bilgi, imdilik, bulunmuyor. Dil sel kantlar kimi ilkelerin renildiini dndryor gibiyse 197

de, bu sonucu aykr ya da artc bulmak iin ortada hibir neden yoktur. Evrensel dilbilgisi ilkelerinin ayrntlarna dnecek olursak: Bir dilbilgisinin sesbilim bileeninin, bir yzey yap iin sesil bir yorumlama saptamak zere, biraz nce betimlendii gibi dngsel olarak uygulanan bir dizi kuraldan olutuu anlalyor. Sesil tasanmlama, sesil zellik belirlenimlerinin bir matrisidir; yzey yap ise ulamsal bakmdan ayna olan zellikler iaretle nerek tasarmlanan oluturucularn uygun biimde adlandrlp ayralanmasdr. Elimizdeki kantlar, bu saymlar desteklemek tedir; bu sayltlar sesil olgunun birok tuhaf zelliiyle ilgili olarak getirilen birok aklamann temelini oluturmaktadr. Bir dilbilgisinin sesbilim bileeninin tam bu zelliklere sahip olmas iin nsel bir gereklilik yoktur. Evrensel dilbilgisine ilikin bu saymlar, olas insan dilleri kmesini, ok zel bir imgelenebilen "diller" altkmesiyle snrlandrr. Elimizdeki ka ntlar, bu saymlarn 3 EdnM dil edinme dzeneiyle ilgili ol duunu; baka bir deyile, ocuun, dili renme sorununa ge tirdii emalarmarun bir parasn oluturduklanm dn drmektedir. Bu emalatrmann olduka ayrnh ve adama kll snrlandrc olmas gerei insana apak geliyor. Ayrntl ve snrlandrc olmasayd, deneysel olarak bilinebilecek za man, eriim ve deikenlik snrlan iinde, dilin edinilii akl ermez bir sr olup kard. Yukandaki irdelemede dile getirilen grler, doutan gelen bu dzeneklerin doasn belirleme sorunuyla dorudan ilgilidir, bu nedenle de, olduka zenli bir incelemeyi ve dikkati hak ediyorlar.

ANLAM BLEENNN YAPISI imdi de retici dilbilgisinin ikinci yorumlayc bileenini, pir derin yapy ilgili tmcenin ikin anlamn yanstan anlam sal tasanmlamaya eviren kurallar dizgesini ele alalm. Anlam
198

yorumlamasnn birok yan karanlkta kalmakla birlikte, derin yaplar ve bunlarn yorumlanmasyla ilgili kuram dorudan doruya aratrmaya girimek yine de btnyle olanakldr; aynca anlam bileeninin birtakm zellikleri de olduka ak grnmektedir, zellikle, daha nce deindiimiz gibi, anlam yorumlamas iin gerekli birok deneysel koula ak birer anla tm biimi verilebilmektedir. Szgelimi, 4 tmcesi iin en az iki anlamsal tasarmlama saptanmas gerektiini ve bunlardan biri nin aadaki 9 ile 10 tmcelerinin ikisi iin de saptanan yorum lamayla esasnda aym olmas gerektiini biliyoruz. 9 Being disregarded by everyone disturbed John <Hikimse tarafndan dikkate alnmamak John'u rahat sz etti>. 10 The fact that everyone disregarded John disturbed him <Hi kimsenin John'u dikkate almamas onu rahatsz etti>. 21 Aynca, sesil yorumlamada olduu gibi, bir tmcenin an lamsal tasarmlamasnn da paralarnn tasarmlanmasna bal olduu aktr. Szgelimi, 10 tmcesinde, anlam yorumlamas nn, bir lde, 'everyone disregarded John'un <'hi kimsenin John'u dikkate almamas'nn> anlam yorumlamasna bal ol duu besbellidir; 10 tmcesinde bu sonuncu yerine 'life seem ed to pass John by7 <'yaamn John'u grmezden gelmesi'> kullanlm olsayd, btn yorumu belli bir biimde deiirdi. Bu kadar ok ak grnyor ve sesbilimdeki dngsel uygula ma ilkesine benzer bir ilkenin anlam bileeni iin de geerli olduunu dndryor. Soruna biraz daha dikkatli bir bak, "kurucu para" kav ram asndan, anlam yorumlamasnn, sesbilimsel yorumlama dan ok daha soyut olmas gerektiini gsterir. Nitekim, 'every one disregarded John'a <'hi kimsenin John'u dikkate almamas'na> ilikin yorumlama, yalmz 10 deil 4 ile 9 tmcelerinin
199

de temelini oluturmaktadr. Ancak 10 tmcesinden farkl ola rak, 4 tmcesi de 9 tmcesi de 'everyone disregarded John'u <'hi kimsenin John'u dikkate almamas'n> bir kurucu para olarak iermemektedir. Baka bir deyile, 9 ile 10 tmcelerinin temelindeki derin yaplarn ikisinin de, yzey yap ve sesil bi imdeki byk farklla karn, 4 tmcesinin temelindeki iki derin yapdan biriyle zde (ya da iki derin.yapdan birine ok benzer) olmas gerekir. Bundan, genelde derin yapnn yzey yapya ok yakn olmasn bekleyemeyeceimiz sonucu kar. 6 gibi bir tmce ('John saw Bill' <7ohn Bill'i grd'>) sz konusu olduunda, derin ve yzey yap arasmda ok az fark vardr. Byle durumlarda anlam yorumlamas eer sesil yo rumlamaya iyice koutsa, beltkeden ok uzak olmaz. Nitekim, 'saw Bill'in c'BilTi grd'nn> yorumlamas, 'saw* <'grd'rs*22 ile 'BilTinkilerden, 6'nn yorumlamas ise 'John' ile 'saw Bill'in <'BTi grd'nn> yorumlamalarndan yola klarak belirlenebilir. Byle bir yorumlamay gerekletirebilmek iin, yalnzca 6'nn nasl kurucu paralarna ayrlp ayralanacan deil, ayrca tasarmlanan dilbilgisi bantlarn da bilmemiz, baka bir deyile 'Bill'in 'saw'un <'grd'nn> dolaysz tm leci olduunu, 'John saw Bill'de <'John Bill'i grdti'de> 'John' ile 'saw Bill' <^Bill'i grd'> arasmda bir zne-yklem bants olduunu bilmemiz gerekir. Bunun gibi, biraz daha karmak olan 'John saw Bill leave' c'John Bill'in uzaklatm grd'> rneinde, hem 'John' ile 'saw Bill leave' <'Bill'in uzaklatm grd'> hem de 'Bili' ile 'leave' ^uzaklamak'> arasmda zneyklem bamhs olduunu bilmek zorundayz. Hi deilse 6 gibi yaln durumlarda, elimizde zaten, tam da anlam yorumlamas iin gerekli olan trden dilbilgisi bantla rn tasarmlayan bir dzenein bulunduunu unutmayalm, znesi-olma bantsn bir ad bei ile o adn dolaysz kurucu su 23 olduu bir tmce arasmda; yklemi-olma bantsn ise bir eylem bei ile o eylem beinin dolaysz kurucusu olduu bir tmce arasmda geerli bant olarak tanmladmz dne lim. Bu can umda zne-yklem bants, bir tmcenin znesi
200

ile o tmcenin yklemi arasnda geerli bir bant olarak tanm layabiliriz. Nitekim, bu ereveden bakldnda, 'John saw Bill (leave)' <'John Bill'i(n uzaklatm) grd'> tmcesinin znesi 'John', yklemi 'saw Bill (leave)'dir <*BiH'i(n uzaklatn) gr d k ve bu ikisi arasnda bir zne-yklem bants vardr. Aym ekilde, (eylem beindeki eylem ile ad beinin dolaysz kuru cular olmalar asndan) dolaysz-tmle bantsna ve baka larna olduka yeterli ve doyurucu tanmlamalar getirebiliriz. Artk yine 6'ya dnersek, bu gzlem, etiketlenmi ayralamann (tpk yzey yap grevini grd gibi) derin yap grevi gr dn gsterir; ayrca, tam da, kuruculuk ve dilbilgisi bant lar konusunda, anlam yorumlamas iin gerekli olan'biMvi de vermektedir. 'John saw Bill leave' <'John Bill'in uzaklatn grd'> tmcesinde, 'John' ile 'saw Bill leave' -^Bill'in uzaklatm grd'> arasnda olduu gibi 'Bili' ile 'leave' ^uzaklamak^ arasmda da zne-yklem bants olduunu belirtmitik. Eer 6 ya da ona ok benzeyen bir tmce (rnein, 22. nota bkz.) da ha nce tanmlanan biimiyle dilbilgisi bantlarnn geerli ol duu bir derin yap olarak alnmak zorundaysa, 'John saw Bill leave' <'John Bill'in uzaklatn grd'> tmcesinin derin ya prm da (birok ayrnty grmezden gelirsek) 11 gibi birey olmas gerekir. rriA JtaiA[EiE Mw]ErriABU1]A[E[E ,MveiEiErriErr <ITfA'ohnlAIErnA[Bil,'lnlAIEU2ak,it,*,n,lEmE8,d]ElE] T> 11 etiketlenmi ayralamas, 'John' ile 'saw Bill leave' <'BTin uzaklatn grd*> ve 'Bili' ile 'leave' ^uzakla m a k ^ arasndaki zne-yklem bantsn gerektii gibi yanst maktadr. Daha karmak bir rnee geersek, 9 ile 10 mmcelerinin (bir yorumlamaya gre 4 tmcesinin de) herbirinin derin yap snda 12 gibi birey iermesi gerekir. 201

12

rr[A ever y nc ]AIEIE disregard ]E[A Joln ]A]E]T <[T[A hi


kimsenin

]A[E[A J o h n u ]A[E d l k k a t e

almamas

]E]E}T>

Bu gereklilik yerine getirilirse, hi kukusuz, 4'n (= 'What disturbed John was being disregarded by everyone' ^John'u rahatsz eden ey hikimse tarafndan dikkate alnmamakt / alnmyor>) anlamn belirleyenin, ^ u n (= 'Being disregarded by everyone disturbed John' <'Hikimse tarafndan dikkate alnmamak John'u rahatsz etti'>) bir yorumuna gre, bir l de, 4 ile 9'un yzey yapsnda hibir biimde belirtilmemekle birlikte 'disregard' <'dikkate almamak'> ile 'John' arasnda do laysz tmle, 'everyone' <'hikimse'> ile 'disregard John' c'John'u dikkate almamak'> arasndaysa zne-yklem bant snn olmasn aklayabilecek bir durumda oluruz. Bunun gibi birok rnek, bizi, anlam bileeninin ileyiine ilikin yle bir anlaya gtrmektedir. Eksiksiz bir retici dilbilgisinin bu yorumlayc bileeni bir derin yapya uygulanr ve onun iin evrensel anlambilimin hl olduka bulank kavram lar erevesinde anlatm biimi verilmi bir anlamsal tasarmla ma saptar. Derin yap "anlam-tayc" en kk elerin etiket lenmi bir ayralamasdr. Derin yapnn X gibi bir szbeinin anlam yorumlamasn X'in dolaysz kurucularnn anlam yo rumlamalar ile X'in ve paralarnn bu kmelenmesinde tasa rmlanan dbilgisi bantlarndan yola karak belirleyen yo rumlayc kurallar, dngsel bir biimde uygulanr. Dilbilgisinin iki yorumlayc bileeni, hi deilse yzeysel olarak, ileyi biimleri bakmndan birbirine ok benzer ve zn de aym trden olan nesnelere (etiketlenmi ayralamalara) uy gulanr. Ancak, bir tmcenin derin yaps, birok durumda, y zey yapsndan olduka farkl olacaktr. Unutmayalm, evrensel dilbilgisi erevesinde, "ad bei," "eylem bei," "tmce" ve "eylem" kavramlarnn karakteristik yanlar dilden-bamsz olmak biiminde belir lenebiliy orsa, yu karda tanmlanan dilbilgisi bantlarnn (ve aym biimde ta nmlanabilecek bakalarnn) da belirlenebilecek karakteristik
202

yanlan var demektir. Bunun olanakl olabilecei ve karakteris tik yanlar arama yaklamnm genel izgilerinin belli olduu g rlyor (bkz., s. 228). Bu durumda, bir dilbilgisinin anlam bi leeninin, Ingilizcenin sesbilim bileeninin 7 ve 8 kurallar gibi zel kurallar ierip iermediini, ya da, bunun yerine, anlam yo rumlamas ilkelerinin aslnda evrensel dilbilgisine ait ilkeler olup olmad sorusunu ortaya atabiliriz. Ancak biz anlam bileeniyle ilgili bu ve baka sorular bir yana brakacak ve bundan sonra dilbilgisinin yorumlayc olmayan -onun "szdizimi bilee ni" dediimiz- bileeninin irdelemesine geeceiz. Unutmaya lm, sz konusu olan sesbilim bileeni olduunda olduu gibi, zel dilbilgisinden ok evrensel dilbilgisine yklenebildii l de, yorumlama ilkelerinin renildiini ya da renilmelerinin ilkece olanakl olduunu dnmek iin pek bir neden yoktur.

SZDZM BLEENNN YAPISI Bir dilbilgisinin szdizimi bileeninin, D'nin bir derin yap y, Vninse onunla balantl yzey yapy gsterdiini kabul edersek, (D, Y) iftleri retmesi gerekir (bkz., 12. not). Y yzey yaps, bir oluturucular ve kavak noktalar dizisinin etiketlen mi bir ayralamasdr. D derin yaps, kendisini oluturan e ler ve e bekleri arasndaki belli bir dilbilgisi ilevleri ve dil bilgisi banulan am belirleyen, etiketlenmi bir ayralamadr. Kukusuz, szdizimi bileeninde snrl sayda kural (ya da ku ral kalb) bulunmal, ama bunlar, ilgili dilin yorumlanm (y*ni, sesil ve anlamsal olarak yorumlanm) her tmcesine bir ta ne olmak zere, sonsuz sayda (D, Y) derin ve yzey yap ifti retebilecek bir biimde yaplanm olmaldr.24 Temelde, byle bir dizge eitli biimlerde yaplanm olabilir. Szgelimi, derin ve yzey yaplar reten bamsz kurallar ile derin ve yzey ya plan birbirine balayan birtakm badama koullarndan, ya da yzey yaplar reten kurallar ile bu yzey yaplan balanl olduklar derin yapyla eletiren kurallardan, yzey yaplar
203

reten kurallardan, ya da derin yaplar reten kurallar ile bu de rin yaplan yzey yaplarla eletiren kurallardan oluabilir.25 Bu seenekler arasnda bir seim, bir karar meselesi deil, bir olgu meselesidir. Kendimize, bu seeneklerden hangisinin, e itli dilsel grnglerle ilgili en gl genellemeleri ve en kap saml aklamay olanakl kldm sormalyz. Evrensel dbilgisinin baka grnmleriyle birlikte bir dizi deneysel sorunu da ele almaktayz. ok nemli kantlar elde etmek g olabilir, ama bundan, temelde bu konuda hibir doru ve yanln bu lunmad sonucunu karamayz. ileri srlebilecek birok seenekten biri, eldeki dilsel ka ntlarn, srekli olarak, szdizimi bileeninin derin yapy re ten kurallar ile onlar ilgili yzey yaplarla aktran kurallar dan olutuunu gsterir gibi grnddr. Bu iki kural dizge sine, srasyla, szdiziminin taban bileeni e dnm bileeni diyelim. Taban dizge ayrca iki altblme ayrlr: ulamsal dizge ve szlk. Szdiziminin bu altblmnn herbirinin yerine getirecei kendine zg ayr bir ilevi vardr. Bunlarn yapm ve aralarndaki ilikiyi belirleyen gl evrensel snrlamalar varm gibi grnyor. Dolaysyla, dilbilgisinin genel yaps 13 izitinde gsterildii gibi olabilir.

A akm ardam bileeni tarafndan, D akm dn m bileeni tarafndan, S akm ise sesbilim bileeni tarafn dan gerekletirilir. Ulamsal dizge e szlk, taban dizgenin (Tb ilemiyle) derin yaplar retiini belirler. Szlk, bir szlk maddeleri kmesidir; her szlk madde si de, deiik bir kme zellik olarak dnlebilir. Daha nce ksaca szn etmi olduumuz sesbilimsel zelliklerle anlam sal zellikler de bunlar arasndadr. Sesbilimsel zelliklerin ko numlan bakmndan (yani birinci, ikinci vb. diye) dizinlendikle204

ri dnlebilir; bundan baka, herbiri, evrensel ayna zellik lerle (burada, ulamsal ilevleri asndan alnmlardr), ya da d zensizlik sz konusu olduunda, harfik zelliiyle (bkz., s. 189) ilgili bir belirlemedir. Dolaysyla konum bakmndan dizinlen mi sesbilimsel zellikler, daha nce betimlendii biimde + ya da - deerler olarak verilen girdileri olan bir ayna zellikler mat risini meydana getirmektedir. Anlamsal zellikler bir "szlk tanm" oluturur. Daha nce belirtildii gibi, bunlann hi de ilse kimilerinin olduka soyut olmas gerekir; aynca aralarn da, zaman zaman "alan yaps" denen, eitli ikin balantlar da olabilir. Szlk maddesi, aynca, sz konusu maddenin gr nebilecei konumlan belirleyen szdizimi zelliklerini Ve onlan ieren yaplara, bu yaplar yzey yaplara evrilirken uygulana bilecek kurallar da iinde banndnr. Szlk maddesi, genel ola rak, sz konusu madde ile ilgili, genel kuralla aklanamayan btn bilgileri ierir. Szlk/ szlk maddelerinin yannda, bir szlk maddesi nin genel dzenlilikler erevesindeki zellik ieriini snrla yan artkbilgi kurallarm da iinde barndracaktr. Szgelimi, nllerin tml olduklarndan ya da insanlarn canl oldukla rndan bir szlk maddesinde zel olarak sz edilmesi gerekli deildir. Szcklerle ilgili arkbilginin ounu salayan, dilin artkbilgi kurallarndan ok, genel uylamlardr (yani evrensel dilbilgisi kurallardr). Szlk, tek tek szlk maddelerine ilikin, zgl ya da ar ak, btn zelliklerle ilgilidir. Tabann ulamsal bileeni, derin yapnn btn teki grnmlerini belirler. Ulamsal bileenin, basit ya da balamdan-bamsz szbei-yaps dilbilgisi denen ey olduu anlalyor. Bunun tam nasl bir dizge olduu, basit bir rnekten kolayca anlalabilir. Elimizde 14 kural gibi bir dizi kural olduunu dnelim:

205

Bu kurallarla, yle bir yol izleyerek 15 tretimini yapabili riz. Tretmenin ilk basama olarak T simgesini yazalm. 14'n ilk kuraln, T yerine A E konabileceini, bunun da bizi 15'in ikinci basamana gtrecei biiminde yorumluyoruz. 14'n ikinci kuralm da benzer biimde yorumlayarak E yerine E A koyup 15 tretiminin nc basaman ede ederiz. 15'in drdnc basamam, 14'n 'A A' kuralm, ayn biimde > yorumlayp, nc basamakta geen her iki A'ye de uygula yarak elde ediyoruz. Son olarak da, 'A A' ve 'E A' kuralla > > rm uygulayarak 15'in son iki basaman elde ediyoruz.

Elbette, 15 tretiminin zn 16 dizim aacyla tasarmla yabiliriz:

T: tmce. A: ad, A: ad bei, E: eylem, E: eylem bei. Trke dnld nde kural yle olmal: T - A E, E - A E, A -* A, A -> A, E - A. (.n.) ** Trke dnldnde 15 yle olmal: A E, A A E, A A E, A A E, A A A. (.n.) 206

16 aacnda, her simge, 15 oluturulurken yerine konduu simgeleri ynetir. Asbnda 14 kurallarm, 16 gibi bir dizim aa cnn kurulma yolunun betimlemesi olarak da dnebiliriz. 16'nn,

etiketlenmi ayralamasnn farkl bir yazmndan baka birey olmad aktr. 16'da bir eye bir B simgesinin ynettii (sz gelimi, 'E A' esini 'E' ynetir), 17'de bu e [B ile ]B eti ketlenmi ayralamalarnn arasna alnarak gsterilir. Eer eli mizde, 'John' ile 'BTin, A'y A'mn ynetmesi durumunda (ya ni [A ile ]A ayralarnn arasna alnm olmas durumunda) A
Trke dnldnde 16 dizim aac yle olmal: (.n.)

207

simgesinin yerine konabileceini; 'saw*un <'grd'nn> ise, A'y E'nin ynetmesi durumunda A simgesinin yerine konabileceini syleyen bir szlk varsa, O zaman 15 tretimini 6 olarak verdii miz balantl yapyla birlikte 'John saw Bill' <*John Bill'i gr d k tmcesini tretecek biimde uzatabiliriz. Aslnda 6, A'run yerine ilk getii yerde 'John,' ikinci getii yerde 'saw' <ikinci getii yerde 'BTi'>/ nc getii yerde 'Bili' <nc getii yerde 'grd'> konularak 17'den tretilebilir. 14 kurallanmn gerekte, tanmlan 200 ile 201. sayfalarda verilen dilbilgisi bantlarn tanmladklarm unutmayalm. Ni tekim 14'n ilk kural zne-yklem bansm, ikincisi ise eylem-nesne bantsn tanmlamaktadr. Bunun gibi, anlam bak mndan nemli teki dilbilgisi ilevleri ile bantlar da, belirti len biimde yorumlanmalar kouluyla, 14 biimindeki kural larla tanmlanabilir. Bu kavramlara daha biimsel ve daha kapsayc bir anlatm biimi vermek gerekirse unu syleyebiliriz: B'nin T (tmce), A (ad bei), A (ad) gibi bir ulam simgesi; Vninse yine ulam simgeleri ya da sonuncul (yani hibir temel kuralda okun sol tarafnda grlmeyen) simgeler olabilecek bir ya da daha fazla simgeden oluan bir dizi olmas kouluyla, tabamn ulamsal bi leeni, B Z biimindeki kurallarn oluturduu bir dizgesidir. Byle bir dizgeyi gz nne ahrsak tretimler yapabiliriz. Bu rada bir tretim u koullar yerine getiren bir dizi basamak ola caktr tik basamak, yalnzca (tmceyi temsil eden) T simgesi dir; son basamak salt sonuncul simgeleri ierir; eer X ile Y'nin birbirini izleyen iki basamak, B - Z'nin de kurallardan biri ol duunu kabul edersek, X, ...B..., Y ise ...Z... biiminde olmal dr. Bir tretim, sonuncul dizisi iin aka bir etiketlenmi ayralama belirler. Bunun iin, X'in Y'den B -> Z kuralyla tre tilmi olmas kouluyla, birbirini izleyen X=...B... ile Y=...Z... basamaklarm dnrsek, Z'den tretilen dizinin (eer sonunculsa, Z'nin kendisinin) [B ]B ayracna alndn syleyeceiz. Ayn biimde, etiketlenmi ayralamay da, (bu rnekte) B ile
208

etiketlenmi bir dmn Z'nin ardk simgeleriyle etiketlen mi ardk dmleri ynetmesini, bir dizim aacyla tasarmla yabiliriz. Ulamsal bileenin sonuncul simgelerinden birinin A yertutucu simgesi olduunu kabul ediyoruz. Sonuncul olmayan sim geler arasnda, szlksel ulamlar temsil eden birka simge, zel likle ('ad' iin) A, ('eylem' iin) E, ('sfat' iin) SF simgeleri bu lunmaktadr. Bir B szlksel ulam, ancak ve ancak Z'nin A ol mas durumunda, bir B -> Z kuralnn sol yannda bulunabilir. Szlk maddeleri, tretimlerde, daha sonra farkl kurallara gre A'nn yerine konur ve ilem ulamsal bileenin salad tretimlere dek uzatlr. Szlkten alman bir maddenin bulunabilecei konumu gsteren A'dan baka 'be/ <'-dr'> 'of <'-mn'> gibi dilbilgisi eleri de ulamsal bileenin sonuncul simgeleridir. Ulamsal kurallarn getirdii sonuncul simgelerin kimilerinin ikin bir anlam ierii olacaktr. Taban kurallarnn (yani, ulamsal bileenin szbei-yaps kurallar ile bir nceki paragrafta sz edilen szck yer letirme kurallarnn) rettii bir etiketlemi ayralamaya, ta ban szbei-belirleyicisi denilecektir. Daha genel bir deyile, "szbei-belirleyicisi" terimini burada etiketlenmi ayralamalarla uygun bir biimde ayralanan bir e dizisini anlatmak iin kullanacaz. 26 Dnm bileeninin kurallar szbei-belirleyicilerini belirli biimlerde deiiklie uratr. Bu kurallar, K\, ... Km gibi bir dizilile sralanrlar. Bu kural dizisi, bir taban szbei-belirleyicisine dngsel bir biimde uygulanr, nce T'nin ynettii ve baka hibir T oluumu iermeyen kmelen meye (yani, [T ... ]T kmelenmesine) uygulanr. Dnm ku rallar bu zellikteki btn kmelenmelere uygulandktan son ra, T'nin ynettii ve ancak bir adm nce kurallarn uygulan m olduu T ynetimli kmelenmeleri ieren kmelenmeye uygulanr. Bu ilem, kurallar, taban szbei-belirleyiiinde en bataki T'nin ynettii btn szbei-belirleyicisine uygula nncaya dein srer. Bu noktada, elimizdeki artk bir yzey ya pdr. Dnmlerle ilgili sralama koullan gevek olabilir-ba209

ka bir deyile, {Kj, ... Km] kmesiyle ilgili birtakm sralama koullan vardr, ama bu koullar inememek kouluyla bir dizi dnm de dngsel uygulamann belli bir aamasnda uygulanabilir. Ancak burada bu konuya girmeyeceim. Szdizimi bileeninin zellikleri (doal olarak ok basitle tirilmi olmas gereken) bir rnekle her ynyle ortaya konabi lir. ngilizcenin bir altblm olarak 18 szl ile 19 ulamsal bileenini alalm.
18 Szlk t <o>, fact <olgu>, John, Bili, boy <pcuk>, future <gelecek> dream <d grmek>, see <grmek>, persuade <ikna etmek>, annoy <tedirgin etmek> sad <zgn> will<-cek> the 19 T-(SR)AYRDE E -> be SF E-E(A)(of A) A-(BLR)A(thatT) YRD -* gemi YRD-K A, E, SF, BLR, K -> A*

(Ad) (Eylem) (Sfat) (Kip) (Belirleyici)

19'da ayralar kuralda bulunsa da bulunmasa da olabile cek bir eyi gstermek iin kullanlmaktadr. Bu nedenle 19'un ilk basama, biri T'nin yerine 'SR A YRD E' yazlabilecei ni, teki T'nin yerine'A YRD E7 yazlabileceini syleyen iki kuraln bir ksaltma s dr. 19'un nc basama da, benzer bi imde, gerekte drt kuraln bir ksaltmasdr, vb. 19'un son ba sama ise soldaki ulamsal simgeler yerine yertutucu sonuncul simge A'y koyan be kural temsil etmektedir.
SR: soru, YRD: yardmcv eylem, SF: sfat BLR: belirleyici, K: kiplik, (.n.) 210

Bu ulamsal bileen aadaki gibi tretimleri salar:

Bu tretimler biraz nce betimlenen biimde yaplr. Bun lar, ak olmas iin edeeri aa tasarmlamasn vereceimiz etiketlenmi ayralamalar gerektirirler.
21a

211

D [John] F-:;

D [the]

D [fact]

A YRD E | | A gemi E A A [Bill] [dream]

imdi de 20a ve 20b taban tretimlerini tamamlamak iin szl kullanyoruz. Szlkteki her maddenin, bir trerimde yerine konabilecei A'nn geilerini belirleyen szdizimi zel liklerini iinde barndrr. Szgelimi 18'deki be srada yer alan maddeler, 21 aa tasarmlamasnda, srasyla, A, E, SF, K ve BLR ulamsal simgeleriyle ynettii A'nn getii yerlere kona bilir. Ancak snrlamalar bunlardan daha skdr. Bu nedenle 18'de (2. satar) yer alan eylemlerden yalnzca 'persuade' E'nin ynetti i A'nn getii yere konabilir, o da E'nin E'deki bu geiini 'Aof A7 izlerse.'... persuade John of the facf <'... John'u olgu konusunda ikna etti'> diyebiliriz, ama '... dream (see, annoy) John of the facf '... John'u olgu konusunda d grd (grd, tedirgin etti)'> diyemeyiz. Bunun gibi, 18'deki (ilk satar) adlar dan yalnzca 'facf <fo\<gd>, 'BLR-that T' (yani, 'the fact that John leff <f... John'un uzaklat olgusu>) balamnda; yalnz ca 'if <!o'>, '-that T' yapsnda yer alan bir A'de; 27 yalnzca 212 'facf <'olgu'>, 'boy' <'ocuk'> ve 'future' <'gelecek'>, 'BLR-'

(yani 'the fact/ 'the boy" ve 'the future') yapsnda yer alan bir A'de vb. geebilir. Ayrntlar bir yana, byle snrlamalarn ge nel zellii ok bellidir. Dolaysyla, szlk maddelerinin uy gun szck zelliklerini ierdiini kabul edersek, 20'deki taban tretimlerini, 21'deki ayra iine alnm szckleri ekleyerek, 22'deki sonuncul dizileri verecek biimde uzatabiliriz. 22 a John gemi be sad <John zgn gemi olmak> b the boy will persuade John of the fact that Bill gemi dream <ocuk John'u, Bill'in gemi d grmek olgusu konusunda ikna edecek> Tretimlerdeki teki tretimlerle de 23 gibi sonuncul dizi ler oluturabiliriz. 23 SR the boy will dream of the future <SR ocuk gelecee ilikin d grecek> it that John gemi see Bill gemi annoy the boy <John'un Bill'i gemi grmek olmas ocuu gemi tedirgin etmek> John will be sad <John zgn olacak> John gemi see the future <John gelecei gemi grmelo Bu yolla, ulamsal bileenin kurallarn kullanp ardndan yertutucu simge D'nn her geiini, uygun szdizimi zellikleri ne sahip szlk maddeleriyle deitirerek, eksiksiz taban tre213

timleri oluturabiliriz. Bunun sonucunda elde ettiklerimiz, 21'deki gibi, A geileri uygun szlk maddeleriyle deitirilmi etiketlenmi ayralamalardr. Bunlar, taban szbei-belirleyicileridir. Szlk maddelerini taban szbei-belirleyicisine tayan kurallar, yapca, ulamsal bileen kurallarndan btnyle farkl olduunu unutmamak gerekir. 20'yi oluturmak iin kulland mz 19 kurallar, ok basit kurallardr. Her kural,... 8... dizisin deki belli bir B simgesinin, B'nin balamndan ve tretimdeki ye rinden bamsz olarak, belli bir Z dizisi olarak yeniden yazlabilmesine olanak salar. Ancak A'nn bulunduu yere szlk maddele ri yerletirirken, bu A'nn getii szbei-belirleyicisinin be lirgin grnmlerine dikkat etmemiz gerekir. Szgelimi, A'nm bir geii, szbei-belirleyicisinde onu E deil, A ynetiyorsa 'John' ile deitirilebilir. Bu bakmdan, szck yerletirme kurallan ulamsal bileenin kurallarndan farkl olarak, ulamsal sim ge dizileri ile sonuncul simge dizilerine deil, 21 gibi szbeibelirleyicilerine uygulanr. Szbei-belirleyicisine uygulanan ve onda zel birtakm deiiklikler yaratan kurallara, gnmz terimbilgisinde (dibilgisel) dnmler denmektedir. Bu bakm da szck yerletirme kurallar dnm kurallandr, oysa ulam sal bileenin kurallar yalnzca yeniden yazm kurallandr. 22a ile 22b rneklerine dnelim, nce, taban szbei-belirleyicisi 21a olan 22a'y alalm.28 Hemen, 21'in 'John was sad' <*John zgnd'> tmcesinin derin yapsmda gereken btn bilgiyi ierdiini gryoruz. Tpk 'gemi see'nin <?gemi grmek'in> 'saw'u <'grd'y>, 'gemi persuade'in <'gemi ik na etmek'in> 'persuaded'i -c'ikna etti'yi> tasarmlad gibi, 'ge mi be' <'gemi olmak'> dizisinin de, yalnzca 'was' <'idi'> oluturucusunun bir tasarmlamas olduu aktr. 'Gemi be'yi 'was' oluturucusuna eviren kuralla, 'John was sad' ^John zgnd'> tmcesinin yzey yapsn elde ederiz. Dil bilgisi ilevleriyle dilbilgisi bantlarn daha nce betimledii miz gibi (bkz.: s. 200-1) tanmlyorsak, 21 ayrca, 'John' ile 'ge214

mi be' arasnda bir zne-ytiklem bants olduunu sylemek te; anlam-tayc 'John/ 'gemi' ve 'be' maddeleriyle ilgili an lamsal bilgiler iermektedir. 'Gemi'in kendisinin, evrensel sonuncul bir alfabenin belli bir anlam yorumlamas olan bir sim gesi olduunu; aslnda, 'John' ile 'sad' szlk maddelerinin an lamsal zelliklerinin, bu maddelerin sesbilimsel zellikleri gibi, yukarda irdelenen trden evrensel bir tasarmlama dizgesin den seildiklerini kabul edebiliriz. Ksacas, 21a anlam yorumla mas iin gerekli btn bilgileri iermektedir; biz de, bu ne denle, onu 'John was sad' <'Tohn zgnd'> tmcesinin teme linde yatan derin yap olarak alabiliriz. Bu rnek iin doru olan, olduka genel bir dorudur. Baka bir deyile, ulamsal bileenin rettii taban szbei-belirleyicisi ile szlk, anlam yorumlamasn belirleyen derin yaplardr. Bu basit rnekte derin yapy bir yzey yapya evirmek iin yalnzca bir kural, yani 'gemi be'yi <'gemi olmak'> 'was' <'idi'> oluturucusuna eviren kural gerekmektedir. Bu kural, gerekten, 'gemi E' biimindeki her diziye uygulanan bir ku raln zel bir rnei olduundan, ulamsal bileende karmza kan ilkel bir kural olmaktan ok, (yukandaki terimbilgisiyle sylemek gerekirse) ok basit bir dnm kuraldr. Bu gzlem genellenebilir. Derin yaplar yzey yaplara eviren kurallar dnm kurallardr. imdi de, 20a tretimi yerine ona ok benzeyen 24 tretimini yaptmz dnelim (balantl szbei-belirleyicisini de katarak): 24 SRAYRDE SRAYRDbeSF SR A YRD be SF SR A K be SF SR D D be D SR John will be sad <SR John zgn olacak> SR simgesini, evrensel sonuncul alfabenin belli bir anlam 215

yorumlamas olan, yani ilgili tmcenin bir soru olduunu belir ten bir simgesi olarak dnyoruz. Szdiziminin dnm bile eninin, SR A YRD... biimindeki szbei-belirley idlerini, bu na karlk olan YRD A... biimindeki szbei-belirley idlerine eviren (yani, dnmn SR yerine YRD koyup szbei-belirleyicisinin geri kalan blmn olduu brakan) kurallar ier diini kabul edelim. 24'e karlk gelen szbei-belirley iiine uygulandnda, bu kural bizi 'Will John be sad?' <'John zgn olacak m?'> tmcesinin etiketlenmi ayralamasna; baka bir deyile, bizi bu tmcenin yzey yapsna gtrr. 24 yerine, YRD'yi 'gemi' olarak yeniden yazma kuralm kullandmz dnelim. 24 sz konusu olduunda soru d nm bizi nasl 'Will John be sad?* c'John zgn olacak m?'> tmcesine gtrdyse, bu durumda da bir sonraki paragrafn soru dnm bizi sonuncul dizisi 'gemi John be sad' ^ge mi John zgn oimak'> olan bir szbei-belirleyicisine gt rr. Hi kuku yok, soru dnmnde, yalnz 'gemi'i deil, onunla birlikte 'be'yi de 'gemi be' biiminde baa getirecek, bylece de bizim sonunda 'Was John sad?' <'John zgn my d ^ tmcesini tretmemizi salayacak bir deiiklik yapma mz gerekmektedir. Aslnda, kurallara uygun anlatm biimleri verilirse, bu dzeltme basittir. 24'te K'yi de sesek, 'gemi'i de sesek, retilen taban szbei-belirleyidsi yine bir derin yap nitelii kazanr. 24'te 'John' ile 'will (gemi) be sad' <'zgn gemi olmak m'> arasnda geerli olan dilbilgisi bants, deneysel yeterlik a sndan daha nce ortaya atlan tanmlar dikkate alndnda, b tnyle 20a'dakinin aynsdr. Kukusuz, yzey biimleri bu dilbilgisi bantlarn dorudan doruya yanstmaz; daha nce de grdmz gibi, nemli dilbilgisi bantlar ender olarak yzey yapda yanstlr. imdi de, daha karmak olan 20b-21b-22b rneklerine d nelim. Bir kez daha sylemek gerekirse, 22b'nin taban szbei-belirleyidsi olan 21b, 'gemi dream'i <'gemi d gr216

mek'i> 'dreamt' <'d grd'> biimine sokan bir dnm ku ralyla 22b'den tretilen 'The boy will persuade John of the fact that Bill dreamt' <'ocuk John'u, BiU'in d grd olgu su konusunda ikna edecek'>tmcesinin anlam yorumlamas iin gerekli btn bilgiyi yanstmaktadr. Bu nedenle, 21a'nm 'John was sad' <'John zgnd'> iin, 24'n karl olan szbei-belirleyicisinin 'Will John be sad?' <'John zgn olacak m?'> iin bir derin yap grevi grd gibi, 21b de sz konu su tmcenin arkasnda yatan derin yap grevi grmektedir. 20b'nin nc satrndaki A'y yeniden yazarken 'BLR A that T' deil de 'A that T' yazdmz dnelim (19'un dr dnc satrna baknz). A'mn bu geiinde bulunduu noktaya, 18'deki szlk maddelerinden yalnzca 'it' yerletirilebilir. Do laysyla, geri kalan dilbilgisi bantlar ile szlk ierii dei meden kalsayd, 22b yerine, 25 The boy will persuade John of it that Bill gemi dream <ocuk John'u BiU'in gemi d grmek olduu ko nusunda ikna edecek> tmcesini elde ederdik. imdi de, szdiziminin dnm bilee ninde u yollu kurallar bulunduunu dnelim. 26 a 'that T'nin nnde 'if silinir b 'that T'nin nnde 'of silinir 26a ile 26b'yi, srasyla, 'gemi dream'i <'gemi d grmek'i> 'dreamfe <'d grd'ye> eviren kuralla birlikte 25'e uygularsak 'The boy will persuade John that Bill dreamf <'ocuk John'u BiU'in d grd konusunda ikna edecek'> yzey yapsn tretiriz. 25'e karlk gelen taban szbei-belirleyicisi bu tmcenin altndaki derin yap grevi grr. 26a kuralnn ok daha genel olduunu unutmayalm. Nite-

kim, 18 ile 19 kurallarnn, izin verdii gibi, 'it that Bill gemi dream' <'BiU'in gemi d grmek olmas'> ad beini 'ge mi annoy John'un <'John'u gemi tedirgin etmek'in> znesi olarak setiimizi dnelim. Bu bizi 27 it that Bill gemi dream gemi annoy John <Bill'in gemi d grmek olmas John'u gemi te dirgin etmek> sonucuna gtrr. 26a kuralm (ve eylemlere gemi zaman biimi verme kurallarm) uygularsak, "That Bill dreamt anno yed John' <'Bill'in d grmesi John'u tedirgin etti'> tmcesini elde ederiz. Ya da bunun yerine, 28 yollu dnm kurahn uy gulayabilirdik: 28 'it that T X' biimindeki bir szbei-belirleyicisine, ona karlk gelmek zere, 'it X that T' kalbnda yeni bir szbei-belirleyicisi biimi verilir. 28'i 27'ye uygulayarak 'It annoyed John that Bill dreamt' '<Bill'in d grmesi John'u tedirgin ettf> tmcesini tretiriz. Bu rnekte 26a'nn bir uygulanabilirlii yoktur. Dolaysyla 27, biri 28 teki 26a tarafndan belirlenen iki yzey yapnn temeli ni oluturmaktadr; ayn derin yapya sahip olduklar iin de bu ikisi eanlamldr. 25 sz konusu olduunda ise 28'in bir uygu lanabilirlii yoktur; bu nedenle de elimizde ona karlk olmak zere tek bir yzey yap vardr. Ek dnm kurallar yoluyla 25 rneini biraz daha geli tirebiliriz. 25'in ieyerleik tmcesinde 'Bili' yerine bir kez daha 'John'u setiimizi dnelim. ngilizcede ve baka dillerde, yinelenen szlk maddelerinin silinmesine olanak yaratan ok genel bir dnm kurak vardr. Bu kural bilinen teki nem siz kurallarla birlikte uygularsak, olmas gerektii gibi, 'John'un dream'in <'d grmek'in> znesi olduunu yanstan bir altszbei-belirleyicisi ieren bir derin yapdan, 218

29 The boy will persuade John to dream <ocuk John'u d grme konusunda ikna edecek> tmcesini tretiriz. Aslnda, derin szbei-belirleyicisi, bu du rumda, biraz farkl olabilir; ama bu kaba serimlemede hangi bakmlardan farkl olabilecei bizi oka ilgilendirmiyor. imdi de, A YRD E A biimindeki bir szbei-belirleyicisini, bilinen yolla, onun karl olan edilgen biime evi ren bir dnm eklediimizi dnelim. 29 21b'ye ok benze yen szbei-belirleyicilerine uygulandnda, bu kural bize, 'John will be persuaded that Bill dreamt (by the boyV c'John (ocuk tarafndan> Bill'in d grd konusunda ikna edile cek^ [25'ten] ve 'John will be persuaded to dream (by the boyV <'John (ocuk tarafndan) d grme konusunda ikna edile cek^ (29'dan) tmceleri iin yzey yaplar verir. Her birinde anlam yorumlamas temelde yatan derin szbei-belirleyicisinin yorumlamas olacaktr. Kimi durumlarda nemli dilbilgisi bantlar yzey yapda btnyle belirsiz kalr. Nitekim, 'John will be persuaded to dream' <'John d grme konusunda ik na edilecek'> tmcesinde 'John'un gerekte 'dream'in -^d grmek'in> znesi olduu, daha nce de dikkat ektiimiz gibi temeldeki derin yap bunu dorudan yanstsa da, yzey yapda belirtilmez. Bu rneklerde, bir dizi dnmn, nasl paralan arasn daki nemli bantlar dorudan doruya tasarmlamayan ol duka karmak tmceler yarattm grebiliriz. Aslnda, yal nzca yapay denecek lde yaln tmcelerde derin yap e y zey yap birbiriyle akr. Gndelik yaamn olaan tmcele rinde bant ok daha karmaktr; temeldeki derin yapy y zey yapya evirmek iin uzun dnm dizileri uygulamak gerekir. Kullandmz rnekler yapay ve zorlama. Son derece do al rneklerle bundan daha kolay olmayan bir dilbilgisi ortaya konabilir. Szgelimi, 27'den 26 ya da 28 yoluyla elde edilen tmcelerin yerine, "That you should believe this is not surpris219

ing' <'Buna inanmanz artc deil'>, 'It is not surprising that you should believe this' 'artc deil buna inanma n z a gibi daha kabul edilebilir tmceler kullanabilirdik. Kul lanm olduumuz rneklerin zorlama oluu, aslnda, basit ama ou zaman gzard ettiimiz bir noktay gzler nne sermek tedir: Bir tmcenin ikin anlamn ve onda geerli olan teki dil bilgisi bantlarn kullanm koullan, dilsel balam, paralarn skl vb. deil, kurallar belirler.30 Dolaysyla, son birka parag rafta verilen rnekler konuan bir kimsenin deneyimini edindi i (ya da, bunun yannda bir de ngilizcenin tarihinde retilmi olan) tmceler arasnda asla bulunmayabilir ama bu durum on larn ngilizce tmce olarak konumlarn, lksel sesil yorumlamalanyla anlam yorumlamalarn etkilemez. Dnmler dizisi bir szbei-belirleyicisinde kkl de iimler yaratabildiine gre, ok farkl iki derin yapdan so nu olarak tek bir yapnn 31 kmas -baka bir deyile kimi tm celerin (rnein 4 tmcesinin) anlamca belirsiz olmas- bizi a rtmamaldr. Anlamca belirsiz tmceler, yzey yapnn, daha derindeki bantlarn tasarmlanmas asndan yetersizliini aka gsteren zel rneklerdir. 32 Daha genel bir biimde syleyecek olursak: Hi zorlanma dan, gerekte yzey yaplar ayn, fakat dilbilgisi bantlar b tnyle farkl tmce iftleri bulabiliriz. Byle tek bir rnek ver mek gerekirse, ite 30 tmceleri: 30 a I persuaded the doctor to examine John <Doktoru John'u muayene etme konusunda ikna ettim> b I expected the doctor to examine John <Doktorun John'u muayene edeceini umdum> Yzey yaplar gerekte ayndr.* 30a biimsel bakmdan 29 ile ayn yapdadr. Kabaca 31 biimindeki bir derin yapdan trer:
Tmceler Trkeletirildiklerinde yzey yaplarn farkllat unutulmamal dr, (.n.)

I gemi persuade the doctor of it that the doctor YRD examine John <Doktoru, John'u YRD/gelecek muayene etmek olduu konusunda gemi ikna etmek> 31 T

Bu derin yap gerekte 21b ile ayndr ve 29 ile ilgili olarak szn ettiimiz dnm sreciyle ondan 30a'y tretiriz. Ancak, 30b sz konusu olduunda, 30a'dan farkl olarak, orta da 'I expected the doctor of the fact that he examined John' <'Doktorun John'u muayene ettii olgusunu umdum>, '... of the necessity (for him) to examine John' c'fOnun) John'u mua yene etmesi gereini ...> gibi herhangi bir balanh yap yok tur. Bu nedenle, 30b'yi 31 benzeri bir yapdan tremi olarak zmlemek iin ortada hibir hakl gereke yoktur. 30b'nin alfanda yatan derin yap, daha ok, (yine ayrntlar bir yana b rakrsak) 32 gibi birey olacaktr: I gemi expect it that the doctor YRD examine John <Doktorun John'u YRD/gelecek muayene etmek olduunu gemi ummak>

221

I gemi expect it that the doctor YRD examine John 30a ve 30b'yle ilgili bu zmlemeyi destekleyen daha ba ka birok olgu var. Szgelimi, 'I saw the book' c'Kitab gr dm^ tmcesinin temeldeki 'A-E-A* yapsndan 'What I saw was the book' <*Grdm ey kitapt'> tmcesini tre den kuraln aynsyla, 32 gibi bir yapdan 'What I expected was that the doctor (will, should vb.) examine John' <'Umduum ey, doktorun John'u muayene etmesi (edecei) idi> yapm elde edebiliriz. Ancak, 30a'ya karlk gelen 'What I persuaded was that the doctor should examine John' <'tkna ettiim ey doktorun John'u muayene etmesi idi'> yapm tretemeyiz; nk 31 temel yaps bu dnmn gerektirdii 'A-E-A' biiminde deildir. 26a'y 32'ye uygularsak 'I expected that the doctor (will, should vb.) examine John' <'Doktorun John'u muayene etmesini (edecei) umdum'> yapsn elde ederiz. Bu na karlk, sonu olarak 29'u veren ayn kural, ieyerleik tmcede 'thaf yerine 'to' kullanarak (bu durumda ieyerleik tmce YRD ulamna girecek birey iermeyecektir) uygularsak, 30b'yi elde ederiz. Ayrntlar bir yana brakacak olursak, 30a'nm 31'den, 30b'222

nin ise 32'den, elde edildiini, ama yzey yapdaki yakn ben zerlie karn 30a ile 30b'nin temelindeki derin yaplarn ok farkl olduunu gryoruz. Derin yapda byle bir farklln olmas gerektii hi de ak deildir. 33 Ancak, 30a ile 30b'de, 'the doctor to examine John' ^doktorun John'u muayene etme s i yerine edilgen biimi olan 'John to be examined by the doctor'u ^John'un doktor tarafndan muayene edilecei'ni> koyup bunun yaratt etkiye bakarsak, durum aa kar. Bylece 33 ve 34 tmceleri inceleme alanmza girecektir. 33 a I persuaded the doctor to examine John <Doktoru John'u meyane etmeye ikna ettim> [= 30a] b I persuaded John to be examined by the doctor <John'u doktor tarafndan muayene edilmeye ikna ettim> 34 a I expected the doctor to examine John <Doktorun John'u muayene edeceini u m d u n [=30b] b I expected John to be examined by the doctor <John'un doktor tarafndan muayene edileceini umdum> 34 tmce ifti arasndaki anlam bans, 33 tmceleri ara sndaki bantdan btnyle farkldr. Bunu, banty doru luk deeri bakmndan karlatrdmzda grebiliriz. Nitekim, 34a ile 34b'nin doruluk deeri zorunlu olarak ayndr; eer dok torun John'u muayene edeceini umduysam, John'un doktor tarafndan muayene edileceini de umarm; bunun tersi de dorudur. Oysa 33a ile 33b arasnda doruluk deeri bakmn dan zorunlu hibir iliki yoktur. Doktoru John'u muayene etme ye ikna etmisem, bundan John'u doktor tarafndan muayene edilmeye ikna ettiim sonucu kmaz. Bu tersi iin de byledir. Gerekten, ieyerleik tmcedeki etken ve edilgen deii223

mi, 30b sz konusu olduunda anlam ak bir biimde korur, ama 30a'da bu olmaz. Bu tmcelerin temelindeki derin yaplar bunu hemen aklayabilir. 32'de etken edilgenle deitirildiin de, tpk 32'den 30b'nin tretildii biimde, 34b'yi tretiveririz. Oysa 33b'yi tretmek iin, 31'deki ieyerleik tmceyi edilgenletirmekle kalmayp bir de 'persuade' <'ikna etmek'> eylemi nin nesnesi olarak 'the doctor7 <'doktor'> yerine 'John'u seme miz gerekir; yoksa 29 tretiminde yerine getirilen yinelenen ad beklerinin silinmesi koullan yerine getirilmemi olur. Btn bunlardan dolay, 33b'nin temelindeki derin yap, 33a'nm temelindekinden olduka farkldr. Yalnzca ieyerleik tmce edilgenletirilmez, 'the doctor' nesnesinin de 31'de 'John' ile dei tirilmesi gerekir. Sonu olarak dilbilgisi bantlar olduka fark ldr; anlam yorumlamas da buna bal olarak deiir. Her iki durumda da, edilgenletirmenin anlam (burada bizi ilgilendi ren anlamnda "anlam") etkilemedii dorudur. 'The doctor to examine John' c'Doktoru John'u muayene etmeye'> yerine 'John to be examined by the doctor7 <'John doktor tarafndan mua yene edilmeye'> konulduunda ortaya kan anlam deiiklii dilbilgisi bantlarnn deimesindendir: Temeldeki yapda ey lem beinin dolaysz nesnesi, artk, 'the doctor7 deil 7 John'dur. 34a sz konusu olduundaysa, ortada, buna benzer hibir deiiklik yoktur; bu nedenle de ieyerleik tmce edilgenletirildiinde anlam olduu gibi kalr. 30a ve 30b rnekleri, bir kez daha, yzey yapnn anlam asndan nemli dilbilgisi bantlarm tasarmlamadaki yeter sizliini (ok byk bir blmnn de bu bantlarla ilintisizliini) gzler nne sermektedir. Sesil yorumlama iin gerekli bilgileri aktaran etiketlenmi ayralama, anlam yorumlamas iin gerekli bilgileri salayan etiketlenmi ayralamadan genelde ok farkldr. 30a ve 30b rnekleri, ayrca, insann 7'dil sezgisi ni" bilin dzeyine karmann ne kadar g olduunu gster mektedir. Grm olduumuz gibi, ngilizce dilbilgisi, bir edin belirlemesi olarak, betimleme yeterlii bakmndan 30a ve 30b tmceleri iin ayr derin yaplar belirlemek zorundadr. ngiliz224

ce konuan herhangi birinin 30a ve 30b rneklerinde ie-yerleik tmceyi edilgeniyle deitirmenin yaratt etkiyi anlayabi lecek durumda olmasnn gsterdii gibi, her bir konuann iselletirdii dilbilgisi bu derin yaplan birbirinden ayrmakta duraksamaz. Ancak konuan kimsenin iselletirmi olduu dil bilgisi edinciyle ilgili bu durum, anadilini konuan kimsenin bile dikkatinden kaabilir (bkz., 33. not). Belki bu gibi rnekler, bir dilin szdizimi yaps konusunda bir fikir vermeye yeter. Szdizimi bileeniyle ilgili gzlemleri mizi zetlersek, vardmz sonu, bu bileenin bir taban bile eni ile bir dnm bileeninden olutuu. Taban derin yapla r retir, dnm kurallar ise onlan yzey yaplara evirir. Tabann ulamsal bileeni dilin nemli dilbilgisi bantlarn ta nmlar, temeldeki szbekleri iin lksel bir dzen saptar ve deiik yollarla hangi dnmlerin uygulanacan belirler.34 Szlk, tek tek szlk maddelerinin zgl zelliklerini saptar. Tabamn bu iki bileeni, birlikte, terim iin kullanmakta olduu muz anlamda ve daha nce szn ettiimiz snrlar ierisinde, anlam yorumlamasyla ilgili bilgileri salyor grnmektedir. Dnm kurallar szbei-belirleyicilerini yeni szbei-belirleyicilerine evirir ve eitli yeni yaplanmalara yol aar. Ya ratlabilecek deiiklikler aslnda olduka snrldr; ancak bu rada bu konuya girmeyeceiz. Ancak, sra ile uygulandklarn da, dnmler taban szbei-belirleyicisinin yaplanmasn kkten deitirebilir. Bu bakmdan, dnmler, kaynaklandk lar ve anlam ieriini yansttklar taban yaplaryla dorudan hibir ilikisi olmayan ya da ok az ilikisi olan ok eitli yzey yaplar ortaya karrlar. Derin yap ile yzey yapnn akmasnn tek basamakl de il, tersine, birbirini izleyen bir dizi dnm olarak zmle nebilir bir ilem olmas gzden karlmamas gereken bir olgu dur. Derin yap ile yzey yapnn akmasna katks olan d nmler, uygulandklar derin yapya bal olarak ok deiik biimlere bir araya gelebilirler. Bu dnmler sra ile uygulan dklarndan, her dnmn kendisinden sonrakinin uygulana225

bilecei bir yap ortaya karmas gerekir. Dnmler szbei-belirleyicilerine uygulad ve onlar yeni szbei-belirleyicilerine evirdii iin, bu koul bizim anlatm biimimizde de geerlidir. Ancak, sesil biimi belirleyen yzey yaplarn, asln da, szbei-belirleyicileri (yani, oluturucularn etiketlenmi ayralamas) olduu konusunda salam deneysel kantlar var dr. Bundan, dnmlerin ilk uygulandklar derin yaplarn kendilerinin, bizim anlatm biiminde olduu gibi, szbei-be lirleyicileri olduu sonucu kar. tikece, dilbilgisi bantlar arm tasarmlanmas iin bir ok yol vardr. Taban kurallarnn rettii szbei-belirleyici leri ynteminin seilmesinin nemli nedenlerinden biri, hi ku kusuz, dnmlerin srayla uygulanmas gerei; dolaysyla da kendi rettikleri trden nesnelere, yani yzey yapyla ayn biimsel zelliklere sahip szbei-belirleyicilerine uygulanma s zorunluluudur. 35

SONU GZLEMLER Yukarda sunulan dilbilgisi kuram biraz yorum gerektiri yor. Daha nce, bir dilin dilbilgisinin, deneysel yeterlik adma, snrl aralarn snrsz kullanmna olanak salamas gerektii ne iaret ettik ve bu yinelemeli zellii, snrsz bir derin yapyzey yap ifti reten szdizimi bileenine de ykledik. Daha sonra da dilbgisinin bu yinelemeli zelliinin alamn biraz da ha daraltp, onun tabann ulamsal bileeninin bir zellii olarak deerlendirdik. Birtakm taban kurallar, szgelimi 19'un dr dnc kuralnda olduu gibi, tretimlerin banda yer alan T balang simgesini kendi iinde bir kez daha karmza karr. Belki de, birbirleriyle uyumlu yaplar olutururken gereken ve bizim burada irdelediklerimizin tesinde eitli sorunlar dou ran kurallar dmda dilbilgisindeki tek yinelemeli dzenek, bu yolla derin yaplarn iinde karmza karlan "nerme ierii-dir. 226

tnsan dillerinin neden bu tr bir pln olmas gerektiini -zellikle de, derin yaplan yzey yapya evirmek iin betimle nen trden dilbilgisel dnmleri kullanmas gerektiinisormak olduka yerindedir. Derin yaplardan neden daha do laysz bir biimde yararlanmyorlar?36 Akla hemen iki neden ge liyor. Daha nce saptam olduumuz gibi, szck yerletirme koullan aslnda szbei-yapsyla deil, dnmlerle ilgili dir (bkz., s. 214). Daha genel olarak da, bir dili dikkatle inceledi imizde, szbei-yaplanyla ilgili olmayan (zde szlk mad delerinin silinmesinde ie kansan kstlamalar gibi -bkz., s. 2178 ve 223-4) birok kstlamaya rastlayabiliriz. Dolaysyla,, d nmler yalnzca bir derin yapy bir yzey yapya evirmez ler, olas birtakm derin yaplara iyi kurulmam olduklar ge rekesiyle geit vermeyerek bir "szge" grevi de grrler.37 Bundan baka, dilsel iletiimin dikkate almas gereken deneysel kstlamalarda dilbilgisel dnmlerin kullanlmasna bir ak lama getirmeye almak da doal bir eilim olacaktr. Szge limi, sesin yeniden ele geirilemez oluu, konumaya, salt yaz mak (rnein 36. notta sz edilen yapma dizgeler) iin tasarlan m bir dil dizgesinde aranmamas gereken koullar ykler. Ya zl bir dizge, alglama sorununu ok byk bir deiiklie u ratan bir "d bellek" salar. Szl iletiim iin tasarlanm bir dizgenin, yle ya da byle, ykl bellekle uyumlu olmasn bekleriz. Gerekte, dilbilgisel dnmler, bir yn dilbilgisi ya psn, iyi tanmlanm szbei-belirleyicilerine indirger. Bu nun bir sonucu, olduka snrl bir ksa-erimli bellein yaratt konuma alglamasi sorununu kolaylatrmak olabilir.38 Bu gz lem, ilerideki aratrmalar iin umut verici ynlendirmeler ier mektedir, ancak bugn anlalanlar temelinde i rahatlyla sy lenebilecek ok az ey vardr. Biraz aklanmas gerektiren bir nokta daha var. Bata, eer ikisi de baarl bir biimde incelenmek isteniyorsa, edim ile edin cin kesin izgilerle birbirinden aynlmas gerektiini belirttik. Bu raya dek bir edin modeli irdeledik. Bunu ayn zamanda bir edim modeli olarak almak, ilgi ekici gelebilir ama olduka sama
227

olur. Bu nedenle, bir tmce retmek iin bir konuann, bir ta ban tretimi oluturmak iin gerekli ardk admlar balang taki T simgesinden balamak zere tek tek attm -ilk admn ardndan szlk maddelerini yerletirip bir yzey yap kurmak iin dilbilgisel. dnmleri uyguladm, en sonunda da sesbilim kurallarn kendisine verilen srayla, daha nce irdeledii miz dng ilkesine gre uyguladm- ileri srebilirdik. Ancak, byle bir sayltiy hakl gsterecek en kk bir neden bile yok tur. Aslnda, byle bir gr, konuann szlk maddelerini se meden (hangi konuda konuacana karar vermeden) nce tm ce yapsnn genel zelliklerini setiini sezindirdii iin, yalnz dayanaksz deil, insann dilsel retimin altnda yer alan sre lere ilikin belli belirsiz sezgilerine de btnyle aykrdr. Bir edim (retim ya da alglama) kuram, temel bir blm olarak edin kuramm da -bir dilin retici dilbilgisini de iine almak zorundadr. Ancak, zerinde ykseldikleri belirli edin sayllany la uyumlu bir biimde ok eitli edim modelleri oluturulabi lir. Bu konuda sylenebilecek daha ok ey var ama bu al mann snrlarn ayor. Bu irdelemede kabaca belirtilen uurlar ierisinde, bir dilbilgisinin eitli bileenleri ile altbileenlerinin zelliklerini sap tarsak, herhangi bu* insan dinin sahip olabilecei yapyla ilgili olduka snrlayc bir varsaym dile getirmi oluruz. Birka kez sylediimiz gibi, bir dilin bu tr bir yaps olmas gerektiini ileri srmek iin, nsel olarak, hibir zorunluluk yok. Ayrca, dilbilgilerine, yukanda kabaca belirtilenlerin tesinde ok ar koullar getirmek de pekl mmkn. Szgelimi, (aslnda gele nein de kabul ettii gibi) taban yaplan dilden dile ok az de iiyor olabilir; olas taban yaplan alann yeterince snrlaya rak, ulamsal bileenin kurallannda "sonuncul olmayan simge" ilevi gren ulamlarn olduka genel tanmlanna ulamak mm kn olabilir. Daha nce de saptand gibi, bu, dilbilgisi bant larnn dilden-bamsz bir biimde tanmlanmas salayacak; derinlerde yerleik, evrensel nitelikli anlam yorumlamas ilkele rinin varolmas olasln artracaktr. 228

Bu olaslklardan sz ederken, ada aratrmalarn gele neksel evrensel dilbilgisinin ilkelerini kkten rtmekle kal mad, bunun da tesinde, bu tr ilkeleri aratrmann en ba ndan bir yanl anlama olduu yollu yaygn gre de dikkat ekmemiz gerek. Ancak, byle yarglar, bana kalrsa, geleneksel evrensel dilbilginin ciddi bir biimde yanl anlalmasndan ve ada aratrmalarn sonularnn hatal yorumlanmasndan ileri gelmektedir. Geleneksel evrensel dilbilgisi, o zaman eldeki bilgilere dayanarak, derin yaplarn dilden dile ok az deitii ni gstermeye almtr. Yzey yaplarn olduka eitli olabi leceinden asla kuku duyulmamtr. Ayrca, szdizimi, anlambilim ve sesbilgisi ulamlarnn da evrensel bir nitelik tadklar, eit bakmndan ise ok snrl olduklar kabul edilmitir. Ger ekte, "insanbilimsel dilbilim" derin yaplarn tekbiimlilii var saymyla ilgili ok az kant salamtr; ulamlarn evrensellii ne gelince, geleneksel olanlara ok benzeyen sonular aslnda betimlemeli almalarda da genel bir kabul grmtr. 39 ada dilbilim ile insanbilimsel dilbilim, gerek kuramda gerekse uygulamada ancak kenarndan kesinden derin yapy la ilgilenrnitir. Yzey yaplardaki geni eitlilik, geleneksel ev rensel dilbilgisinde de beklendii gibi, betimlemeli almalarda kendini gstermitir. Yine de, geleneksel evrensel dilbilgisinin temel yamlgsmn, insan dili iin ileri srd evrensel koullar konusunda yeterince snrlandrc olmad (deneysel olgulara aklama getirirken daha ar kstlamalar dnlmesi gerekti i) sonucunu destekleyen gl kantlar ortaya konabilir. ngilizcenin yapsyla ilgili, daha nce verilen aklayc r neklerle balantl irdelemelerimiz, zorunlu olarak, olduka ya pay ve ok basit olgularla snrl olmutur. Ancak deindiimiz noktalarla ilgili bir irdeleme bile, dile ilikin olduka ayrntl bir bilgiyi ve usa uygun salam bir retici dilbilgisini gerektirir. Buna karlk, ancak rneklenen trden sorunlar ciddiyetle ara trlrsa, evrensel dilbilgisi kuramna bir katkda bulunulabilir. Bu koullar altnda, dile getirilen inandrc bir evrensel dilbilgi229

si varsaymnn arkasnda, bugn bile, dnya dillerinin ok azyla ilgili olduka snrl saydaki incelemelerden elde edilen kantla rn bulunuyor olmas; dolaysyla bu varsaymlarn olduka ge ici olmasnn gerekmesi ok artc deildir. Yine de kantla nl yetersizlii ok abartlmamaldr. Tek bir dilin bile evrensel dilbilgisi konusunda gl kantlar sunabildii, hi kukusuz, dorudur -bunda da bir atk yoktur. Dil edinimi sorunu bir kez daha dikkate alnrsa bu kendiliinden ortaya kar. ocuk kendi diline ilikin bir retici dilbilgisini, olduka snrl kan ta40 dayanarak edinmek zorundadr. Onun bu baarsna bir aklama getirebilmek iin, yeterince varsl bir i yaprun -dil edi nimine ocuun katksn oluturan, yeterince snrl bir evren sel dilbilgisi kuramnn varlm kabul etmek zorundayz. Szgelimi, daha nce, Ingilizcede vurgu ykselti izgileri nin alglanmasna bir aklama getirebilmek iin dili kullanan kimsenin dngsel uygulama ilkesinden yararlanyor olduu nu kabul etmemiz gerektii ileri srlmt. Ayrca bu ilke iin elinde yeterli kant olamayacam da belirtmitik. Sonu olarak, bu ilkenin, onun elindeki snrl ve para blk kantlar yorum lamak iin kulland doutan gelen dzenein basit bir para s olduunu kabul etmek usa uygun dyor. Baka bir deyile, ilke evrensel dilbilgisinin bir parasdr. Bunun gibi, hangi "t mevarm ilkeleri"nin ocuu amaz bir biimde, szn etmi olduumuz trden olgulara bir aklama getirebilmemiz iin ge rekli olduu grlen derin yap ve dilbilgisi yaplanmasyla ilgili sayltlara gtrdn bulmak da zordur. Byle ilkelerle ilgili, zellikle gerekeleri salam bir aratrma da yoktur, tngiHzcenin bu zelliklerinin, gerekte, evrensel dilbilgisi olgular olduunu kabul etmek usa uygun grnyor. ocuk bu zel liklere ulaabilirse, dedinimi ii olanakl hale gelir. ocuk a sndan sorun, snrl verilerden retici dnmsel bir dilbilgisine ulamak gibi baarlmas olanaksz grnen bir tmevarm becerisi deil, daha ok, olanakl dillerden hangisiyle kar kar ya olduunu bulgulamaktr. Uslamlamay bu biimde kurdu230

umuzda, tek bir dille ilgili bir incelemeden bile yola ksak, ev rensel dilbilgisiyle ilgili sonular karabiliriz. ocua veriler sunulmaktadr; o da olduka snrl bu bir bek varsaym (dilbilgilerini) inceleyerek kendi verileriyle uyum iinde olanlar belirlemek zorundadr. Daha nce belirlenmi k meden bir dilbilgisi seerse, bu dilbilgisinin rettii dile ege men olur. 41 Bylece daha nce hi karlamad ve daha nce karlaklanyla da ak seik hibir "benzerlii" ya da "kout luu" olmayan 42 grngler konusunda byk lde bilgi sa hibi olacaktr. Szgelimi, yeni olmalarna karn 33 ile 34 tmcele ri arasndaki banlar bilecektir; sesil tasarmlamalarn yeni ve fiziksel temelden yoksun olmalarna karn, szceler iin han gi vurgu ykselti izgilerinin uygulanacan bilir; bu, benzer saysz durumda da byledir. Bilgi ile deneyim arasndaki bu uyumsuzluk, belki insan diliyle ilgili en arpc durumdur. Bu na bir aklama getirmek, dil kuramnn temel sorunudur. Dilbilimdeki ada almalardan giderek artan bir ak lkla kan sonu, dil kullanm ile dil edinimi olgularyla ilgili aklama yaplacaksa, retici dilbilgisinin biimi konusunda ol duka snrlayc balang sayllarnn ileri srlmesi gerekti idir. Ayrca, imdiye kadar, insan dilleri iin retici dilbilgilerinin byk bir eitlilik gsterdiim ortaya koyan herhangi bir kant da elde edilmi deildir. Hi kuku yok, yukarda kaba bir betimlemeyle sunduumuz evrensel dilbilgisi kuramnn eitli yanlarnn doru olmad kantlanacaktr. Belki de en temel ku suru, dilbilgileri oluturmak iin ok kapsaml olmas ve insan lar tararndan olaan yoldan edinilebilecek dillerin bu kuramn ileri srdnden ok daha snrl olmasdr. Oysa, retici dil bilgisi bugnk durumunda bile, insan dilinin yaps konusun da olduka snrl koullar getirmektedir. Bu genel sonucun iyi ce yerletirilmesi -bir de, nemli lde glendirilmesi- ku ramsal ruhbilime byk bir katk olacaktr. 17. yzylda olduu gibi gnmzde de dilbilimin en baka gelen can aha sorunu nun, evrensel dilbilgisi ilkelerim artmak iin tek tek dillerden
231

deneysel kantlar kullanmak olduu tartma gtrmez bir ger ektir. Ben bu yazda, iyice yerlemi grnen kr ilkeleri sun maya ve bu ilkelerle balantl deneysel irdelemelerden kimile rini rneklendirmeye altm.43

NOTLAR 'Dilbilgisi' terimi ou ift anlaml olarak kullanlmakta, hem iselletirilmi kurallar dizgesini hem de dilbilimcinin bu kurallara ilikin betimlemelerini anlatmaktadr. 2 Daha kesin biimde sylemek gerekirse, daha sonra belirteceimiz anlam da, birbirini yineleyen belli bir belirtkeler beinin. 3 Ya da bu daarcklarda, deneysel yeterlilik adna, olmas gereken tmcele rin ya da "kalplar"in saym yle bir hesaplarsa. Bu konudaki yorumlar iin bkz., G. A. Miller, E. Galanter ve K. H. Pribram, Plans and the Structure of Behaviour (New York: Holt, Rinehart and Winston, 1960), s. 145 ve tesi; G. A. Miller ve N. Chomsky, "Finitary Models of Language Users," R . D. Luce, R. Bush ve E. Galanter, yay., Handbook of Mathematical Psychohology (New York Wiley, 1963), L cilt s. 430. 4 Doutan zihinsel yaplarn varl, elbette, bir tartma konusu deildir. Soru konusu yapabileceimiz ey, dile zg olann ne olduu ile ne lde dile zg olduudur. 5 Bu varsaym, Wilkins'te ak ak dile getirilmez; ama teki onyedinci ve onsekizinci yzyl almalarnda karmza kar. Gndermeler ve irdele me iin, benim Cartesian Linguistics (New York Harper and Row, 1966) balkl yaptma baknz. 6 Yinelemenin olumlu anlammda. Bu bakmdan, herhangi iki fiziksel belirtke baz bakmlardan birbirinden ayrlrlar; ama bu ayrmlarn kimileri belli bir dille balantl ayrmlar, kimileri ise herhangi bir dille balantl olmayan ayrmlardr. 7 R. Jakobson, G. Fant ve M. Halle'un Preliminaries to Speech Analysis balkl almalarnda (2. Basm, Cambridge, Mass.: M.I.T. Press, 1963) bir sesil ayna zellikler kuram gelitirilmitir. Bu kuramn gzden geirilmi, ayr ca da gelitirilmi olduunu dndmz bir biimi, N. Chomsky ile M. Halle'un Sound Pattern in English balkl almalarnda (New York Harper and Row, 1968) grlebilir. 8 Sesil paralann uras nemli olmakla birlikte, belli bir sesil simgeler dizisi olarak tasarmlanan fizik olaynn, herbiri belli bir simgeyle badatrlm birbirini izleyen paralar olarak zmlenebileceini dnmek iin ortada hibir neden yoktur. 232 1

9 Son zamanlarda yaplan kimi almalarla ilgili bir deerlendirme iin bkz., J- Katz, The Philosophy of Language {New York; Harper and Row, 1965). Baka bir gr iin bkz., U. Weinreich, "Explanations in Semantic Theory", T. A. Sebeok, yay., Current Trends in Linguistics, Linguistic Theory'mn in. cilt (The Hague: Mouton, 1966). Bu grle ve bu alandaki gelimelerin geni bir blmyle ilgili yorumlar iin bkz., J. Katz, Semantic Theory (Harper and Row, 1972). Ayrca, son zamanlarda betimlemeli anlambilim alannda, burada irdelenen sorunlarla ilgili olarak yeni ufuklar aan ok sayda al ma olmutur. 10 Bu kavramn irdelemesi iin bkz., J. Katz, "Semantic Theory and Meaning of 'Good'", Journal of Philosophy, 61. cilt, 23. say, 1964. 11 rdeleme iin bkz., Chomsky, Cartesian Linguistics. 12 Bkz., s. 174. Genelde, snrsz bir nesne kmesini yinelemeli bir biimde tanmlayan bir kural kmesinin, sz konusu nesne kmesim rettii syle nebilir. Bu bakmdan, aritmetikte karm ilksavlanyla kurallarm ieren bir kmenin, aritmetik iin bir kant kmesi ile bir kamtsav (kantlarn son satrlar) kmesi rettii sylenebilir. Bunun gibi, (retici) bir dilbilgisinin, lksel olarak herbiri bir derin yap, bir yzey yap, (sz konusu derin yapya ilikin) bir anlam yorumlamas, (sz konusu yzey yapya ilikin) bir sesil yorumlama ieren bir yapsal betimlemeler kmesi rettii sylenebilir. 13 Burada serimleme amaayla sunulan zmlemenin, deneysel yeterliliin gerektirdii lde ayrntl olmas yeterlidir. 14 5'in tekil bir matris olarak tasarmlamasnn oluturucu yapy yanstma durumunda olmas gerektii gibi, birbirini izleyen iki oluturucunun her zaman bir kavak noktasyla ayrldn unutmayalm. imdilik, bir olutu rucunun her parasnn btn kavak noktas zellikleri asndan belirsiz, tek tek kavak noktasnn da tek tek oluturucu zellikler asndan belirsiz olduunu dnebiliriz. 15 Bu zmlemenin dayanaklar bu irdelemenin kapsamm amaktadr. Ayrntlar iin bkz., Chomsky ve Halle, Sound Pattern of English. 16 Bununla baka birey anlatmaya almyorum. Dolaysyla, [A...[B...]B... [C...]C...]A, rnein, ... dizisinin [A, ]A, [B, ]B, [C, ]C etiketlenmi ayrala malar erevesinde uygun bir etiketlemesi olabilir. Buna karlk u iki etiketleme de uygun deildir: [A...[B...]A; [A...[B...]A...]B 17 Aklayc olmas iin basitletirildiler. Daha ayrntl bir aklama iin bkz., Chomsky ve Halle, Sound Pattern of English. zellikle, buserimlemede 'uygu lanr' terimini, hem "uygulamada kullanlabilir" ve hem de "ele alnan diziyi gerekte deiiklie uratr" anlamlarnda kullandmz unutmayalm. 233

18 'Eraser' szc bu aamada iki hecelidir. 19 Daha nce olduu gibi, burada da, yeterince dikkat edildiinde belki bilin cine varlabilecek, ama "babo sezgi"nin dikkatini ekmedii belli olan "rtl" ya da "sakl bilgi"den sz ediyoruz. 20 Baka grnlerin de. Aslnda uslamlama ok daha geneldir. Belirtkenin nemli lde arptlmas durumunda bile konuma alglamas ya ok kk bir zarar grr ya da hi zarar grmez. Bu, ayrntl sesil zmle menin, szdizimsel ve anlamsal yap zmlemesinin bir nkoulu olduu gryle badatrlmas g bir durumdur. 2i kincisi, 'him' <'onu'> anlatmnn gndermesine bal olarak, 4 tmcesin den tamamen farkl bir belirsizlik tar. Biz, bundan byle, 'him' anlatm nn John'a gndermede bulunduunu kabul edeceiz. 22 Ancak bunun yorumlamas, 'see' <'grmek'> Ue 'gemi zaman'nkilere baldr; bu bakmdan, bu ayr elerin, bu kez yzey yapda olmasa bile derin yapda tasarmlanmalar gerekir. 23 X szbei, X'i ierip Vde ierilen Z gibi hibir szbei yoksa, X'i ieren Y szbeinin dolaysz bir kurucusudur. Bu bakmdan, 'John' ad bei, (6'da zmlendii biimiyle) 'John saw Bill' <*John Bill'i grd'> tmcesinin dolaysz kurucusudur ama 'Bili,' araya giren 'saw Bill' <'BiU'i grd'> szbeinde ierildiinden tmcenin dolaysz kurucusu deildir. 'Jhn saw' c'John grd'> bir szbei olmadndan, tmcenin dolaysz kurucusu deildir. 'John,' 'John saw7un <'John grd'nn> da dolaysz bir kurucusu deildir> nk bu ikincisi bir szbei deildir. Burada, dilbilgisi ilevleri ve dilbilgisi bantlarla ilgili olarak ortaya atlan tanmlarn, genelde, ancak derin yapyla snrl tutulduklarnda bir anlam olduunu unutmayalm. 24 Aslnda bir dilbilgisini, dilin kurallarndan sapma gsterenler de iinde olmak zere, olas btn tmceler iin bir anlam yorumlamas salayan birey olarak (evrensel sesbilim ile anlambilim kuramlar dikkate alndn da, bu apaktr) dnebiliriz. 25 Szdizimi bileeninin nasl yaplanm olduu sorusu, ok sk yapld gibi bir (retim ya da alglama) edim(i) modeli gelitirme sorunuyla kanbnlmamaldr. Aslnda, biraz nce betimlenen (ve baka) trden bir yaplanma her iki edim kuramnn da temeli olarak kullanlabilir. 26 Belki de biraz daha genel bir "szbei-belirleyicisi" kavram gerekir, ama bu sorunu burada bir yana brakyoruz. 27 Bu ak gelmeyebilir. Dorudan rnee dnyoruz. 28 Bundan byle, 21a ile 21b'nin, belirtildii gibi, uygun szlk maddeleri yerletirilerek eksiksiz szbei-belirleyicileri elde edilecek biimde uzatl dklarm kabul ediyoruz. 29 Bu dnmn uyguland szbei-belirleyicisinde, yukarda irdelenen lerden daha kkl deiiklikler yaratacan unutmayalm. Ancak, ilkeler

234

ayn kalr. 30 Ancak bu etmenler edimi etkileyebilir. Nitekim, fiziksel belirtkeyi etkileye bilir ve bir kimsenin tmceleri nasl yorumlayacan belirlerken bir rol olabilir. Konuan-dinleyen, tmceleri hem retirken hem de anlarken lk sel sesil yorumlama ile lksel anlam yorumlamasndan yararlanr, ancak teki etmenler de bir rol oynayabilir. Konuan, salt meramn anlatmay amalayabilir -dinleyense, konuann anlatmak istedii eyi belirlemeyi (konuann anlatmak istedii, rettii tmcenin ya da tmce parasnn plak anlam yorumlamasyla zde olmayabilir). Bir kez daha sylemek gerekirse, ciddi bir biimde incelemek istiyorsak edim ile edinci birbirinden ayrma konusunda srarc olmak zorundayz. 31 Daha dorusu, ayn sesil tasarmlamay belirleyecek lde birbirine ya kn yzey yaplar. 32 ada dilbilim, dilin bu zelliini, zaman zaman bir aratrma konusu olarak kullanmtr. Anlam belirsizliinin, birtakm szdizimi yaps kavra ylarnn yetersizliini rneklendirmek iin nasl kullanlabilecei konu sunda ilk genel irdeleme, C. F. Hocketf in "Two Models of Grammatical Description" {Word, 10. dlt 1954, s. 21-31) balkl almasnda yaplmtr. M. Joos'un yayma hazrlad Readings in Linguistics'te (Chicago: Uni versity of Chicago Press, 1966) yeniden baslmtr. 33 Bu grng, aslnda, hem geleneksel hem de ada ngilizce dilbilgisi uz manlarnn gznden kam gibi grnyor. 34 Bu belirlemenin tek olup olmad ak bir sorudur. 35 Bu seimi destekleyen baka nedenler de var. Bir kez, dilbilgisi bantlar genelde szckler ya da biimbirimler arasnda deil, sz-bekleri arasn dadr. Bir baka neden de, deneysel aratrmalarn, srekli olarak, temel yaplardaki szbeklerinin en uygun, lksel bir dzeni olduunu gster mesidir. Bu, temel yaplarn yukarda irdelenen trden bir taban dizge tara fndan retildikleri sayltsyla da uyumludur. 36 Bu erevede, baglamdan-bamsz szbei-yaps dilbilgisi kuramnn (bkz., s. 205), eitli amalarla, rnein matematik ile mantk iin ya da bil gisayar dilleri olarak uydurulmu "yapma diller" asndan, hemen hemen yeterli olduunu gzlemek ilgintir. 37 Bu nedenle de, kimi durumlarda, dilbilgisi kurallarndan belirtilen biimde sapma gsteren temel "yardilbilgisel tmceler" olduu gerekesiyle. Bu, insann aklna, 24. notta deinilen soruna bir yaklam getiriyor. 38 Bu konuyla ilgili kimi kurgulamalar ve genel sorunla ilgili irdelemeler iin bkz., G. A. Miller ve N. Chomsky, "Finitary Models for the Users," R. D. Luce, E. Galanter ve R. Bush, yay.. Handbook of Mathematical Psychology (New York: Wiley, 1963), II. cilt. Dnmlerin edinci kolaylatrabilecei dncesi, rtk bir biimde, V. Yngve'nin "A Model and a Hypothesis for Language Structure" (Proceedings of the American Philosophical Society,1960, 235

s. 444-66) balkl almasnda da vardr. 39 Geleneksel evrensel sesbUgisi kuramlar, ada almalar iin geni l de bir temel olarak kabul edilmi ve ok nemli alardan gelitirilip geni letilmilerdir. Bkz., 7. nottaki gndermeler. 40 Dahas, olduka da nitelii bozuk. Szgelimi, ocuun tmce kurma kural laryla ilgili olarak kard sonular, byk oranda, kurallara aykr szce lerden oluan kantlara dayanmak zorundadr. nk, olaan konumann byk bir blm, yanl sz balarndan, birbiriyle balantsz szbeklerinden ve lkselletirilmi edinten baka sapmalardan oluur. Burada sz edilen "kural koyucu dilbilgisi" deildir. Sorun, bir kimse nin olaan konumasnn, edimi belirleyen temeldeki edinle etkileim iin de olan birok etmenden dolay, kendisinin iselletirmi olduu dilbilgisinin kurallarndan saysz sapmay iermesidir. Buna karlk, bir dili renen kimse olarak o, dayand birok kant sapma ve kurald diye niteleyen bir dilbilgisi edinir. 41 Dil edinimiyle ilgili, ayrntda kukusuz yanl, ama bir ilk adm olarak pekl kabul edilebilir "geici bir model" sunuyoruz. Bu, renmenin ince yapsnn aratrlmaya deer olduunu yadsmak deildir. Sorun, daha ok, deneyimin bilgi ve inana ne lde deitirebildiidir. Bu olduka snrlysa da (bana kalrsa, yukardaki irdelemeler insann aklna bunu geti riyor), ileri srlen trden bir ilk adm, verimli bir renme aratrmasnn nkouludur. Deneyin salam bir biimde destekledii geici model bir ilk adm olarak kabul edilirse, akla hemen birok soru gelebilir: Szgelimi, varsaymlar snanrken izlenen yol nedir? Bir aamada elde edilen varsaym kmesi, daha nceki aamalarda snanm varsaymlara dayanr? vb. 42 Baka bir deyile, ayn kuram erevesinde aklanabilmeleri dnda hibir yaknlklar olmayan. 43 Bu yazda deinilen konularla ilgili teki gelimeler iin, nceki notlarda anlan almalara ek olarak u kitaplara da bavurulabilir: N. Chomsky, Syntactic Structures (Trie Hague: Mouton, 1957); N. Chomsky, Aspects of the Theory of Syntax (Cambridge, Mass. : M.I.T. Press, 1965); M. Halle, Sound Pattern of Russian (The Hague: Mouton, 1958); J. Katz ve P. Postal, An Integrated Theory of Linguistic Descriptions (Cambridge, Mass. : M.I.T. Press, 1964). Ayrca J. Fodor ile J. Katz'n yayma hazrladklar Structure of Language: Readings in the Philosophy of Language (Englewood Cliffs, N. J.: Prentice-Hall, 1964) balkl derleme iindeki yazlara bkz. ngilizce yapnn burada deinilen grnmleriyle ilgili daha fazla bilgi iin bkz., R. Lees, Grammar of English Nominalizations (New York: Humanities Press, 1963) ve P. Rosenbaum, Grammar of English Predicate Complement Constructions (Ya ynlanmam doktora tezi, MJ.T. 1965). Daha fazla malzeme iin bu kitapla rn kaynakalarna bkz.

236

DLBLM VE FELSEFE

Dilbilimciler ile felsefecilerin kullandklar yntemler ile ilgilendikleri konular birbirine o kadar ok benziyor ki, bu iki alam kesin izgilerle birbirinden ayrmakta direnmek, ya da bunlardan birinin dierinin elde ettii baarlan dar bir bakla grmezlikten gelmek delilik olurdu sanrm, tkisi arasmda ola bilecek verimli alverii gzler nne sermek iin birka rnek verilebilir. Zeno Vendler, Linguistics and Philosophy balkl son kitabnda, "yapsal dilbilim denen bilimin'' analitik felsefeye "gnlk dil filozoflarndan balayarak J. L. Austin'e dek uza nan gelime izgisinin doal bir uzantsndan baka birey ol mayan" "yeni bir teknik" sunduunu iddia edecek kadar ileri gitmektedir. Biraz sonra aklayacam nedenlerle, dilbilimin felsefeye onun zetledii biimde bir katks olabileceinden bi raz kukuluyum, ama sanrm Vendler, dbilimin birtakm kav ramlarnn analitik felsefede ortaya kan sorunlarn soruturulmasmda yararl bir biimde kullanlabileceini gstermitir. Buna karlk, dilbilimcilerin dikkatleri anlam ve kullanm sorunlarna ynelmeye balaynca, yine bir kuku pay brakmak gerekliyse de, onlarn uzun felsefe geleneinin bu tr sorunlara ilikin aratrmalarndan renecekleri ok ey olduundan hi phe yoktur. Bunun ve teki konularn irdelenmesini kolaylatrmak iin bugn aratrma gndeminin n sralarnda bulunan bir sorun dan kk bir rnek vermek sterim. Bir dil betimlemeli bir bi imde incelenirken temel sorun, szcelerin "yzey yaplard di yebileceimiz yaplan reten kural kmesine bir anlatm biimi vermektir. "Yzey yap" terimiyle, bir szcenin, her biri zel bir
237

ulama giren szbeklerinin oluturduu bir aama dzeni bii mindeki zmlemesini anlatmak istiyorum. Bu aama dzeni, szcenin, belli bir anlamda etiketlenmi ayralamas olarak ta sarmlanabilir. Szgelimi u iki tmceyi alalm: 1 John is certain that Bill will leave <John Bill'in uzaklaacandan emin> 2 John is certain to leave <John uzaklaacandan emin> Bu szcelerin yzey yaplar, doal bir biimde, yle tasa rmlanabilin

Ayra iftleri szbeklerini ayra iine alr, bir ayra iftine konan etiket ise ayra iine alnan szbeinin ulamm belirtir. Nitekim l'de 'certain that Bill will leave' <'Bill'in uzaklaaca ndan emin'> Sfat bei ulamna, 1 ile 2'run ikisinde 'John' Ad bei ulamna giren szbekleridir; l'de 'will leave' <'uzak laacak^ bir Eylem beidir; hem 1 hem 2 Tmce ulamnda szbekleridir. Bu zmlemenin ayrntlar konusunda kafa larda soru iaretleri olabilir, ama bunlarn, ya da bunlara ok benzer tasarmlamalarn, 1 ile 2 tmcelerinin yaplarnn nemli bir grnmn oluturduu; daha genel olarak da, dilin her tmcesinin kabaca bu tr bir yzey yaps olduu konusunda en kk bir kuku bile yoktur. Szgelimi, szcenin alglanan sesil biiminin, olduka genel nitelikli sesbilim kurallaryla, temelde bu tr olan tasarmlamalara baklarak belirlendiine
238

ilikin gl kantlar vardr. Bu kadarn kabul edersek, ngilizceyi inceleyen bir dilbi limcinin, her ingilizce tmce iin bir tane olmak zere, saysz yzey yap reten kurallar kmesine bir anlatm biimi verme ye altm syleyebiliriz. Buna gre de, dil kuram, bir insan dilinde bu yaplarn nasl retildii sorunuyla ilgilenir ve byle bir dilde olup bitenleri aklayan kural dizgesini yneten genel ilklere anlatm biimi vermeye alacaktr. Bugn ulatmz kantlar dikkate alndnda, her insan dilinde yzey yaplatn, genellikle "dilbilgisel dnmler" de nilen birtakm ok zel biimsel ilemlerle, benim "derin yap" diyeceim daha soyut yaplardan retildiini ileri srmek usa olgun dyor. Her dnm, etiketlenmi ayralamalann ba ka etiketlenmi ayralamalarla akbnlmasdr. Derin yaplarn kendileri etiketlenmi ayralamalardr. Sonsuz derin yap k mesi, bir "taban kurallar" kmesi tarafndan belirlenir. Dn mler, derin yaplara, en sonunda dilin tmcelerinin yzey yaplarn reten belirli birtakm uylamlar ile ilkelere gre, s rayla uygulanr. Bu nedenle, sonsuz bir derin yaplar bei ile bir dilbilgisel dnm kmesini tammlayan bir taban kural lar kmesi, yzey yaplar retme grevi grr. rneklendirmek iin yine 1 ile 2 tmcelerine bakalm. Te meldeki derin yaplar kabaca 1" ve 2" biiminde tasarmlanabi lir; 1" 1'ile ayn

Bu derin yaplarn, l'de John'a Bill'in uzaklaacandan emin olmasn; yzey yap bakmndan l'e ok benzeyen 2'de ise John'un uzaklaaca nermesine, 'certain' <'emin'> szc nn ok farkl bir anlamnda, emin olmay yklediimizi an lattm dnebiliriz. zne ile Yklem kavramlarn, derin ya239

plardaki kmelenmelere dayanarak, amalanan yorumlamay yanstacak biimde tanmlamakta hi bir glk yoktur. 2" i 2"'den treten ilemler, 2"'ye ok benzeyen bir yapdan 3 yapsn verecek bir "dakaydrma" ilemini ve neredeyse tpk 3 gibi olan bir yapdan 2"yi treten, ancak bir de bu arada 'will' yeri ne 'to' koyup 'that'i silen bir 'Ifc-yerletirme' ilemini ierir.

Ayrntlar bir yana braklrsa, "retici-dnmsel dilbil gisi" kuram, btn yzey yaplarn, ounlukla olduka soyut olan derin yaplardan, bir etiketlenmi ayralamay baka bir etiketlenmi ayralamayla aktran byle dnmler uygula narak kurulduunu ne srer. 1 ile 2 tmceleri yzey yapda birbirlerine benzer, ama derin yapda birbirlerinden ok farkl dr; 2 ile 3 tmceleri derin yapda birbirlerine ok benzer, ama yzey yapda birbirlerinden olduka farkldr. Dildeki derin yaplar eitlilik bakmndan olduka snrldr ve olas kurallar beine keskin snrlar getiren evrensel koullarn bulunduu anlalmaktadr. imdi de anlam yorumlamas konusunu ele alalm. Bu ol duka tipik rneklerin, yzey yaplarn anlam yorumlamasna ilikin ok az ipucu verdii, buna karlk derin yaplarn bu ba kmdan son derece cmert olduu anlalmaktadr. Bu uslamla ma srdrlerek, yukandan ana hatlarn verdiimizi kuram aa daki terimlerle biraz daha gelitirilebilir. Evrensel sesbilgisinin, ayna zellikler beini ve bu zelliklerin kmelenmeleri ni belirleyen birtakm koullan belirleyerek olas sesil tasanmlamalar beini belirlemesine ok benzer bir biimde, doal bir dilin olas anlamsal tasarmlamalar beini belirleyen bir "evrensel anlambilim" dizgesi olduunu kabul edelim. Nasl, evrensel sesbilgisi dizgesinin ayna zelliklerinin neler olabile cei konusunda bir gr sahibi olmadan, uzunluu giderek ar tan bakalarndan ayn tmcelerin saysnn yava byd
240

dncesine, uyak ve nl yinelemesi grnglerine, yineleme zincirlerinde tmcelerin "uzamda" yava aknda eksiklie vb. bakp evrensel sesbilgisi konusunda son derece inandrc so nular karmak olanaklysa, kurucu elerinin neler olabilecei konusunda hibir ak dnceye sahip olunmadan da, evren sel anlambilim incelemeleri yapmann son derece anlalabilir bir durum olduuna dikkatinizi ekerim. Durum her ne olursa olsun, bunun usa uygun bir yaklam olduu dnlyorsa, bir dilin, yzey yaplar evrensel sesbilgisinden ekip karlan tasarmlamalarla ban kuran sesbilim kurallar ierdii gibi, derin yaplar evrensel anlambilimden ekip karlan tasarmla malarla birletiren kurallar da ierdii ne srlebilir. Byle bir kuram gelitirirken dilbilimcinin dikkatini anali tik felsefe almalarna, zellikle de gnderge bulankl konu sunda yaplan birok incelemeye yneltmesi iyi olur. Bundan nceki aklamalarn arkasndaki temel saylt, yzey yapnn anlama bir katkda bulunamayacadr; P anlatmnn, XPY tm cesinin anlamna katks her neyse, onun Pnin temelindeki de rin yap tarafndan belirlenmesi gerekir. Gnderge bulanklyla ilgili aratrmalar, aralarnda ok yakn bir anlam ba bile ol sa, bir anlatmn baka bir anlatmla yer deitirmesinin anlam deitirdiini gsteren ok sayda rnek ortaya karmtr. Bi raz nce ana hatlar verilen yaklam, byle durumlarda derin yapda da, anlam deiikliine balanabilecek bir deiikliin ol duunu kabul etmek zorundadr. Bu konuda daha fazla birey sylemeden nce, bu rneklerin yapsnn byle bir yaklamn baarl olabilmesinin pek olanakl olmadn ortaya koyduu nu sylemeliyim. Yine de dil kuramnn bu yn incelenirken, felsefe soruturmalar srasnda toplanan bir yn kamun da mutlaka hesaba katlmas gerekir. Felsefe zmlemeleri srasnda gelitirilen grlerin, dil kuramnn temel blmlerinden biriyle ilgili incelemelerle baknl olmas olaslndan ve dilbilim kavramlarnn felsefeciye almalarnda yararl olabileceinden sz ettim. Yine de, bu tr
241

bir alveriten, birok nedenle, ok ey beklenmemesi gerekir gibi grnyor. Szn ettiim durumlarda benim sylediim ey, bir alandaki aratrmalarn bir rastlantyla ortaya kan yanrnlerinin baka bir alandaki temel konularda yararl olabile ceidir. Aynca, bu alanlarn ikisi de inceden inceye ilenmi ya da belli bir alana zg zel aratrma teknikleri kullanmaz. Bu nedenle, her alandan, dorudan doruya kendi zel ilgi alanyla ilgili bilgileri toplayp zmlemesini beklemek daha yerinde olur. Dolaysyla, bir alann dorudan doruya tekinin elde etti i sonularn zerinde ykselmesi rastlantsal bir durumdur. Bu nedenlerle, Vendler'in, ortaya att yntemden, yani ya psal dilbilim denen bilimce bir dzen verilen dil olgularna ba vurulmas" ndan ok ey beklediini sanyorum. ada dilbili min kendi adna gerekten de bireyler baardna, bunlarn kimilerini de felsefe sorunlaryla bir balants olduuna inan yorum. Ancak bu baarlarn kk bir blmnn ada bili me, ok daha aznn ise ada teknolojiye borlu olunduunu hi akldan karmamak gerek. Veri toplama kaba bir biimde yaplmtr; (sesbilgisi dnda) deneysel yaklamlardan; davra n bilimlerinde yaygn bir biimde kullanlan kolayca akl edi lebilecek veri toplama ve veri zmleme tekniklerinden ok az yararlanlmtr. Bu kaba veri toplama srecinden yana olarak ileri srlen gereke bana olduka inandrc geliyor; aslma ba klrsa, byle teknikler olmadan da bugn en canalc grnen kuramsal sorunlarla ilgili bir yn veri toplamann hi de g olmadnn kavranmasna dayamrlar. Sonu olarak, dilbilim a lmalar, en iyimser yaklamla bile, davram bilimlerinin bir ok zelliinden yoksundur. Dilbilimde aklayc kuramlar ge litirilmesinin o onur verici "bilimsel" sfatna layk olduu sy lemek de o denli kolay deildir. Bu zek rn kurgulamalarn nemli, ou zaman da aydnlatc olduunu sanyorum. Ancak ada mantk ile matematie borlu olduumuz birtakm anla ylar dnda, bunlarn neden yllar nce gelitirilemediklerini sylemek zor. in gerei, biraz sonra geleceim birtakm de242

neysel saytlarn egemenlii sz konusu olmasayd, bunlar ok daha nce gelitirilmi, bugn dilbilimde yeni ve ilgin olan birok anlay da eitimli insanlarca zaten benimsenmi olurdu. Dil konusunda, bir felsefecinin sorabilecei ve bir dilbilim cinin yantlayamayaca gibi yantlamasnn beklenemeyecei birok soru vardr. Szgelimi, (Vendler'in rneini alacak olur sak) bilgi ve nedensellik sorunlaryla uraan bir felsefeci, pek l 'bilmek' ve 'neden' szcklerinin zelliklerini aynnl bir bi imde aratrmak isteyebilir. Dilbilimcinin bu tr verilere erime konusunda bir ayrcal olmadna gre, eer dilbilim konu sunda deneyimli olmann bu soruturmada ona nemli bir kat ks olsayd, bu salt talihli bir rastlant olurdu. Dilsel bir biim, dilbilim asndan, (eer varsa) anlatt kavram ya da nerme nin ikin deerj olduu iin deil, dilin doasna ilikin bir saylyla ilgili bir kant getirdii iin nemlidir. Bu nedenle, 1, 2 ve 3 tmcelerinin zmlemesinin, dilbilim asndan, derin ya pyla yzey yapya ve bu ikisini birbirine balayan dilbilgisel dnmlere tuttuu k dolaysyla ilgintir. Bu tr veriler, dilbilgisinin yaplanmasna ilikin kimi ilgin sayltlara dayanla rak aklanabildikleri ve bu tr baka sayltlarla tutarl olduu lde dilbilim iin nemlidir. Bu olgular, kendi balarna, G ney Afrika'daki bir maden kuyusunun tabanndaki bir fotoraf camnda birtakm iaretler belirmesinden daha ilgin deildir. 1-3 tmceleriyle balantl olgular dil kuram asndan neden nemliyse, bu ikinciler de o nedenle ilkel parack kuram a sndan nemlidir. Felsefecilerin vardklar sonular ya da topla dklar verilerin dilbilim asndan nemli olma olasl iin de benzer eyler sylenebilir. Konuyu daha somutlatrmak iin 1-3 rneklerini yeniden ele alalm. Bu ve buna benzer baka tmceler eitli "certainty" <"kesinlik; emin/kararl olma"> kavramlaryla uraan bir fel sefeci iin ilgin olabilir. Bu rnekler, u anda, dilbilim asn dan btnyle farkl nedenlerle ilgintir. Nitekim, l'e karlk adlam bir anlatm olduu halde 2'ye karlk adlam hibir
243

anlatm olmad iin ilgintir; 4, l'in adlam biimidir; oysa 2'ye karlk 5 biiminde bir tmce kuramayz: 4 John's certainty that Bill would leave <John'un, Bill'in uzaklaacandan emin olmas> 5 John's certainty to leave

Bu ayrm ok genel bir ayrmdr. Nitekim 6 ile 7 rneklerini alalm: 6 John is eager to leave <John uzaklamak konusunda istekli> 7 John is easy to leave <John uzaklama konusunda sorun tkarmaz> 6'ya karlk elimizde 8 ad bei var; ama 7'ye karlk 9 biiminde bir ad bei kuramayz: 8 John's eagernes to leave <John'un uzaklama konusundaki isteklilii> 9 John's easiness to leave 6 tmcesinin, derin yaps yzey yapsna ok yakn olmas bakmndan 1 tmcesine; oysa 7 tmcesinin, derin yaps y zey yapsndan ok farkl olmas bakmndan 2 tmcesine ben zediine dikkat edelim. Aslnda, 7 yzey yaps, 2" ile 3'ten 2'yi elde eden ilemlere ok benzeyen ilemlerle, kabaca 10 biimin de bir tretimle elde edilebilir: 10 a T[ f o r o n e l o l e a v e J d : u l JT b c a s y(2 , "ye benziyor)
<fT birisi iin John'u uzaklahrmaky kolaydr>.

244

c John is easy to leave (= 7,2'ye benziyor) 1, 2 ve 4-9 tmceleriyle rneklenen genelleme udur: Bir taban yapsna karlk olarak bir ad bei kurulabilir, ama bir yzey yapya karlk kurulamaz. Bu nedenle elimizde l"'e kar lk olarak 4, 6'ya (daha ak sylemek gerekirse, 6'nn temelin deki, l'in temelinde V olarak yatan derin yapya) karlk olarak da 8 var, ama 2 ve 7 yzey yaplarna karlk olarak elimizde 5 ve 9 gibi hibir adlam anlatm yoktur. Bu genel gzleme daha baka rnekler de verilebilir. Bu durum, rneklendirilen soyut derin yaplarn tmcelerin zihinsel tasarmlamalarnda bir rol oynad saylsna salad destek nedeniyle ilgintir. ngiliz ce dilbilgisini bu ve bununla balantl saymlar temele alarak incelediimizde, irdelediimiz ad beklerine karlk gelen tm ce beini olduka kolay bir biimde tanmlayabildiimizi g ryoruz. Bu szbei doal bir biimde yzey yap erevesin de tanmlanamaz; nk, grm olduumuz gibi, yzey yap bakmndan birbirine ok benzeyen tmceler, ad anlatmlarnn kurulmasnda ie karan biimsel sreler bakmndan birbirin den ok farkl davramrlar. Bu olgular, evrensel dilbilgisinin, sz konusu ad beklerinin yalnzca derin yapya karlk olacaklar n ortaya koyan bir ilkesini dile getirerek, daha derin bir dz lemde aklamay srdrebiliriz. zetlersek, bir dil incelemesi iin, eitli "certainty" <"ke; sinlik; emin /kararl olma"> kavramlar kendi balarna ilgin olduu iin deil, zel bir dilsel yap kuramm destekleyen ka ntlar getirdikleri iin nemlidir. "Certainty" <"kesinlik; emin/ kararl olma"> kavramyla uraan felsefeci, dilbilim aratrma lar iin byk nemi olan veri ynndan ok az ey rene cektir. Rastlantlar ya da kiisel tarih sorunlar bir yana, dilbilimin,
245

ancak dilin doasyla ilgili olarak vard sonular felsefecinin urat sorunlarla balantl olduu lde felsefeyle bir ili kisi olacaktr. Gelecekte bunun ne lde doru olacan kes tirmek gtr; szgelimi, anlam ve szdizimi yaplaryla ilgili olarak gelecekte yaplacak dilbilim incelemeleri belli felsefe so ruturmalar iin salam bir temel oluturabilir -insann aklna, rnein, dilleraras bir geerlii olacak dizgeli bir eylem snfla masnn olas ilikisi geliyor. Ancak bu, bugnn gerei ol maktan ok gelecekle ilgili bir umut sadece. Yine de, dilin doa sna ilikin birtakm iyi temellendirilmi sonularn geleneksel felsefe sorunlaryla bir balantsnn kurulabilecei, ama bunun yukarda sz edilenlerden ok farkl bir biimde olaca ileri srlebilir, sanrm. Aka sylemek gerekirse, bu sorunlarn, bilginin nasl edinildii ve insan bilgisinin karakteristik yanlar nn zihnin birtakm genel zellikleri tarafndan nasl belirlendi i sorunlaryla ilgili olduunu dnyorum. Benim, bu yaz nn geri kalan blmnde yapmak istediim, bu konuda baka yerde gelitirilmi birtakm grleri1 yinelemek, arkasndan da bu grlerle ilgili olarak birka felsefeci tarafndan ortaya at lan eitli sorunlarla itirazlar2 gzden geirmek. nsanlardaki bilisel srelerin incelenmesinde yle bir yol benimsenebilir. Kiiye belli bir biimde yorumlad fiziksel bir uyaran verilir. Onun, uyarmm kayna konusunda vard (genellikle bilincinde olmad) sonularn kimilerini tasarmla yan belirli bir "alg" oluturduunu syleyelim. Bu algy tanm layabildiimiz lde yorumlama srecini aratrmay srdre biliriz. Baka bir deyile, uyaranlan girdi olarak alan ve alglan "kt" olarak belirleyen, bir alglama modeli; uyaranlan bu uya ranlarn yorumlanyla eletirmek iin gerekli birtakm deneysel koullan yerine getirecek bir alglama modeli gelitirmeye giri ebiliriz. Szgelimi, 1 ile 2 tmcesini anlayan kimse, (farknda olarak ya da olmayarak) 2 sz konusu olduunda bir nerme nin "certain" <"kesin"> olduunu, 1 sz konusu olduunda ise "certain" in ok farkl bir anlamnda bir eyden emin /kararl olann bir kii olduunu bilir. Bizi ilgilendiren dilin alglan246

nm -daha akas, tmcelerin anlalma srecinin- incelenmesiyse, algy, tpk ileri srlen biimde yorumlandklarnda 1" ile 2"'nin algnn esas bileenleri olduunu ileri srerken yapt mz gibi, bu fark ortaya koyacak bir biimde betimleyerek ie balayabiliriz. Bunun ardndan da, 1 ile 2 girdi uyaranlan dik kate alndnda, bu alglarn dinleyen tarafndan nasl olutu rulduunu sorabiliriz. Uyaran ile alg arasnda ba kuran bir alglama modeli, be lirli bir inan dizgesini, uyaranlar yorumlarken izlenen birta km yollan ve baka etmenleri -szgelimi bellek yaplanmasnkapsayabilir. Dil sz konusuysa, temeldeki inan dizgeleri iin teknik terim "dilbilgisi'* ya da "retici dilbilgisi"dir. Bir dilbilgi si, sesil, anlamsal ve szdizimsel yanlan olan sonsuz bir "olas alglar" kmesi, yan sz konusu dili oluturan yap kmesini reten bir kurallar dizgesidir. Alglarn kendileri ilk basamak oluumlandr; onlarn zelliklerini deney ve gzlemle belirleriz. Alglarn biimlenmesinin temelinde yatan dilbilgisi, ikinci ba samak oluumdur. Onu incelemek iin, dilin kullanlmasnda ve anlalmasnda ie karan teki etmenleri ayrmamz ve dile ilikin, dili kullanan tarafndan belli bir biimde iselletirilmi bilgi 3 zerinde younlamamz gerekir. Dikkatimizi bu dizge zerinde toplarsak, edinilmesinde kul lanlan aralar ve ediniliinin temelini aratrabiliriz. Baka bir deyile, birtakm verileri girdi olarak alan, alglama modelinin i yapsnn bir blm olan inan dizgesini ise "kt" olarak veren ikinci bir model, bir renme modeli kurmaya giriebil^ riz. Bu durumda "kt," bu inan dizgesini edinen canlnn "son durumu"nda tasanmlanr; dolaysyla sorduumuz ey, bu son duruma, doutan gelen etmenlerin birbirleri zerindeki etkile ri, olgunlama sreleri ve canl-evre etkileimi yoluyla nasl ulalddr. Ksacas "neyin alglandm" sorarak balayabilir, oradan da alglamann incelenmesine geebiliriz. Alglamada (bizim du rumumuzda, dile ilikin bilginin) rol zerinde odaklarsak, "alglanan eyi" tanmlamay deneyebilir, oradan da renmeyi
247

incelemeye geebiliriz. Elbette, insan baka konulan da incele meye karar verebilir, ya da baka bir biimde yoluna devam ede bilir. Nitekim, ada ruhbilim byk lde, ok nemli bul madm nedenlerle, kendisini davran incelenip denetlenmesiyle snrlandrmtr. Konuyu daha fazla srdrmek istemiyo rum, yalnzca kendi grm sylemekle yetineceim: Bu yak lamn olduka ksr olduu kantlanmtr, insann amalarna byle snrlar koymas da us ddr. Kavramsal donanmm "al glanan ey" kavram ile "renilen ey" kavramm reddedecek denli dar snrlar getiren yntemsel kstlamalar benimsenirse, renme ya da alglama incelemesinden bir yarar beklenemez. nsan dili, ana hatlan verilen izgiden incelendiinde, san rm, ilgin sonulara ulalabilir, hi deilse szdizimi ile sesbilgisi alanlarnda, bir dildeki alglarn tasarmlanma dizgesi ko nusunda usa uygun genel bir aklama getirilebilir. Ayrca, bir renme modelinin "kt"s, bir alglama modelininse temel bir bileeni olan ve dile ilikin bilgiyi yanstan retici dilbilgilerinin oluturulmasnda ok nemli ilerlemeler olmutur. Bir insan di line ait retici bir dilbilgisinin, son derece snrl bir taban ku rallar dizgesini, taban kurallarna gre kurulmu derin yaplan yzey yaplarla aktran bir dilbilgisel dnmler kmesini, bir de evrensel bir sesil alfabede, yzey "yaplar iin sesil yo rumlamalar saptayan bir sesbilim kurallan dizgesini kapsad na ilikin gl kantlar olduuna inanyorum. Bundan baka, bu kurallarn ileyiini, karmak ve aprak bir biimde srala np yaplanma koullarm belirleyen olduka snrlayc birta km ilkeler olduunu gsteren gl kantlar da vardr. Bu sorunlan ele alan nemli miktarda yaym bulunuyor; burada onlan gzden geirmeye almayacam. Ben yalnzca, dilin bu aratrmalarda ileri srld gibi olduka zel bir biimde ya planmas iin hibir nsel zorunluluk olmadm vurgulamak istiyorum. Dolaysyla dilsel yapyla ilgili bu kuram doruysa, ya da doruya yaknsa, renme kuram asndan zlmesi gereken nemli sorunlar var demektir. Daha ak sylemek ge248

rekirse, ocuun elindeki ok kstl verilere dayanarak, kendi sinde varolduunu dndmz, zel olarak seilip yaplan m kurallar ve bu kurallarla ilgili snrlayc ilkeleriyle birlikte bir dilbilgisini nasl oluturabildiini sormamz gerekir. Baka bir deyile, bu baary oaltabilen bir renme modelinin i yapsnn ne olduunu sormalyz. Doutan gelen yapy iki de neysel koulu yerine getirecek bir biimde tanmlamamz gerek tii aktr, tik olarak, canlya, doutan gelen bir zellik olarak, varolduu kabul edilen dilbilgisinin verilerin elde edilmesiyle ilgili olarak saptanan koullar erevesinde edinildii olgusunu aklayabilecek lde varsl bir yap yklememiz gerekir, ikinci olarak, canlya, dillerin bilinen eitliliiyle badamayacak l de varsl bir yap yklemememiz gerekir. ocua, doutan gelen bir zellik olarak tngilizcenin bilgisini ykleyemeyiz; n k ocuun ingilizce rendii gibi Japonca da renebildiini biliyoruz. Ona yalnzca arm oluturma, ya da yapsal dilbili min zmleyici ilemlerini uygulama yetenei ykleyemeyiz, nk (bu grlere kesin biimi verilmeye alldnda kolay ca grlebilecei gibi) onlarn rn olarak ortaya kan yap lar, retici dilbilgisi olarak varolduunu kabul etmemiz gere ken yaplar deildir. Biraz nce sz edilen deneysel snrlama lar erevesinde, doutan yap kuramlar ortaya ap onlar de neysel sonulan bakmndan snamakta zgrz. Bunu syle mek, yalnzca sorunu belirlemektir. Temel sorular ancak zel bir kuram ortaya atldnda ortaya kar. Tmceleri, onlarn yapsal betimlemelerini, konuma belirt kelerini ve neden olduklar alglan soruturarak dil edimi ile konuma ve konumann anlalmasnda temel elerden biri olan retici dilbilgisiyle ilgili ayrntl sonulara varabiliriz. On dan sonraki yksek soyutlama dzlemine geerek, bu retici dilbilgisinin nasl edinildiini sorusunu soruyoruz. Biimsel ola rak bakldnda, sradan bir insann iselletirdii dilbilgisini, onun kendi dil kuram olarak nitelendirebiliriz; bu zel dil ku ram, en temelde, sesil, anlamsal ve szdizimsel yanlara sahip
249

olan tmcelere ("olas alglar"a) ilikin yapsal betimlemeler re terek ses ile anlam arasnda bir balant belirleyen bir kuram dr. Bu adan bakldnda, ocuun dile ilikin bilgiyi edinme si, bir tr kuram oluturma olarak nitelenebilir. Kendisine son derece snrl veriler sunulan ocuk, kk bir rnei bu veriler olan dile ilikin bir kuram oluturur (aslnda, verilerin olutur duu kk rnek, verilerin ounun ilgisiz ve yanl olduu iin atlmas gerektii anlamnda son derece yozdur -bu neden le ocuk, duyduklarnn ounu yanl kurulmu, hatal ve uy gunsuz olarak belirleyen dilbilgisi kurallarn renir). ocu un sonutaki dile ilikin bilgisi kukusuz kendisine sunulan verilerin tesine geer. Baka bir deyile, bir biimde gelitirmi olduu kuramn, ancak ok kk bir blm dayand veriler olan, ndeyilere ak bir kapsam vardr. Olaan dil kullanm, dierlerinden farkl olarak, yeni tmceleri, ocuun deneyimini edindikleri arasnda bire-bir hibir benzeri olmayan tmceleri ierir. Ayrca, bu dizgeyi kurma grevi, deneyim ve yetenek ba kmndan aralarndaki byk farklara karn dili renen her sradan insan tarafndan ok benzer bir biimde gerekletirilir. nsann renmesiyle ilgili kuram btn bu olgular gz nn de bulundurmak zorundadr. Sanyorum, btn bunlar, insana, belirgin biimde usu bir izgide olan bir insan zeks kuram getiriyor. Peirce'in "daekim man" konusundaki derslerinde ortaya att terimleri kullanrsak, renme kuramnn sorunu, "daekimi bir kurala balayan ve kabul edilebilir varsaymlara bir smr koyan" kou lu belirlemektir. Eer "insan zihninin, belli trden doru ku ramlar tasarlama konusunda doal bir yatknl var"sa, o za man dndmz trden bir bilgi edinimi de olanakldr. Ruhbilimci (ya da dilbilimci) asndan sorun, kabul edilebilir varsaymlara bir snr getiren ilkelere bir anlatm biimi ver mektir. Baka bir yerde bu konuda grm ayrntl bir bi imde akladm, onlar burada bir kez daha yinelemeyeceim. Kabaca sylemek gerekirse, dilbilimin kurallarn doasyla, ya planmasyla ilgili genel dilbilim ilkelerinin, bu kurallarn ile250

yi ilkelerinin, uygulandklar ve oluturduklar tasarmlama trlerinin hepsinin "kabul edilebilir varsaymlara bir snr geti rir" yollu doutan koulun bir paras olduunu kabul etmek usa uygun dmektedir. Eer bu gr doruysa, bu ilkelerin nasl renildiini sormak, bir ocuun soluk almay, ya da, bir de bunun zerine, iki kolu olduunu nasl rendiini sormak kadar anlamszdr, renme kuram, daha ok, bir ocuun, kar snda olduu dilin, "kabul edilebilir diller"den u deil de bu olduunu belirlerken zel olarak kulland yollan tanmlama ya almaldr. rtk bir biimde szn ettiimiz ilkeler ak a ortaya konduunda, bunlar bilgi edinimi iin gerekli do utan temele ilikin deneysel bir saylh, eitli biimlerde sna nabilir bir saylh olurlar. zellikle, bu saylann daha nce be timlediimiz snrlar iinde olup olmadn sorgulayabiliriz: Yani, sayl, bilgi edinimine bir aklama getirecek denli varsl olmasna karlk dillerin eitliliinin yanllayaca lde var sl olmayan doutan bir yap yklyor mu? Daha baka birok soru daha sorulabilir: Szgelimi, dile ilikin bilginin edinilmesi iin gerekli bir temel olarak ortaya atlan emann, insan (ya da hayvan) zeksnn teki alanlarnda "daekimi bir kurala ba layan" ilkelerle nasl bir ba vardr? Benim sylemeye altm, dilbilimin felsefe ile bam be lirlemek istiyorsak, dilin doasna ilikin olarak kabul ettirilebi lecek varglar, dilin kullanlma ve anlalma yollarn, edilmesi iin gereken temelleri soruturmamz gerektii. Bu varglarn ruhbilim kuram asndan ilgin sonulan olduu -^zellikle de, bu konulardaki usu kurgulamadan bir lde bildiimiz, zihinsel srelerle ilgili olarak getirilen bir aklamay gl bir biimde destekledikleri- kansndaym. Alglamada, ikin yap lanmann rolnn ok byk olduu, son derece snrlandnc bir balang emasnn, neyin "dilsel deneyim" saylacan, bu deneyim temelinde ortaya kacak bilginin hangisi olduunu belirledii vargsn desteklemektedirler. Aynca, baka bir yer de de savunduum gibi, dilbilimde, felsefede ve ruhbilimde son yllarda egemen olan deneyci retilerin, eer doru bir anlatm 251

biimi verilirlerse, dikkatli bir dil incelemesiyle rtlebileceklerine inanyorum. Eer felsefe felsefecilerin yaptklar ey ise, bu varglarn da, hem klasik hem de ada biiminde, felsefey le dorudan ilgisi vardr. Bu noktada, bu bak asnn son zamanlardaki felsefe yaymcasnda, daha ak bir deyile 2. notta sz edilen yazlarda grlen eletirel zmlemelerinin kimilerine gelmek istiyo rum. Goodman'in bu sorunlar ele al biimi, ilk olarak tarihsel bir yanl anlamadan, ikinci olarak bilgi edinimi sorununun tam olarak ne olduunu doru bir biimde dile getirememesin den, nc olarak da eletirdii yukarda ana hatlar verilen varglar douran almalara yabana olmasndan dolay ku surlu. Tarihsel yanl anlama, Locke ile doutan idelerle ilgili irdelemesinde Locke'un eletirdii dnlen kimse arasndaki sorunla ilgili. Goodman, Locke'uri., doutan ideler retisinin "yanl ve anlamsz" olduunu "ak bir biimde gsterdiine" inanyor. Bu konu zerinde hi durmayacam, nk Locke'un doutan ideler retisiyle ilgili eletirisinin, retinin "ta nnm hibir destekisi tarafndan savunulmayan en kaba bii mine bir saldn olduu" basmakalp bir tarih bilgisidir.4 Lord Herbert bile, uygun uyarm olmadnda genel kavramlarn "s t rtl kaldklarm;" bunlarn "olmadklarnda deneyimlere sahip olmamz da olanaksz olan ilkeler" olduklarm; "sradan insanlar"in bile her zaman onlarn bilincinde olmadklarm, do laysyla "dik kafal, aptal, geri zekl" insanlar ile "delilerin, ayyalarn, bebeklerin" vb. hi bilincinde olamayacaklarm ak a belirtir. Descartes ve bakalar tarafndan bu dnceler ge litirilirken, srekli olarak, doutan gelen idelerle ilkelerin deneyimin yapsn ve ondan kaynaklanabilen bilgiyi belirleme lerine karn genellikle bilinte olmadklar vurgulanr. Locke'un uslamlamalan, doutan gelen yaplann usu retinin nde gelen destekilerinin srarla ileri srdkleri gibi "yatkn lk" niteliinde olularm hesaba katmad iin, bir trl ama252

ana da ulaamamaktadr. Locke'un Herberfin, Descartes'n, ikinci dereceden Descarteslarn, Cudworth'un ve dierlerinin gerek grlerini yanl anlad grlyor. Goodman'n "doutan ideleri, sofistlik yetenekleriyle zdeletirenler" sulamas da ilgin grnyor. Goodman, eer istiyorsa, "ide" ve "doutan ide" terimlerini Locke'un usu re tiyle ilgili yanl anlamasna uygun bir biimde kullanabilir, ama bu retiyi gerekten sunulduu biimiyle alp gelitirmek iste yenleri "sofistlik"le sulamaya hi hakk yoktur. Goodman'n "ide" terimini "olaan anlamnda" kullanma gereinden sz et mesi zellikle ilgintir. Goodman'n teknik bir terimin kullanl masna kar bu "gnlk dil uslamlamasn ileri srmesi pek beklenmezdi. Ayrca, Thomas Reid'in belirttii gibi "ide"yi tek nik anlam dnda kullanrsak, yalnz Descartes'n deil, Locke ile Hume'un grleri de samalk dzeyine iner -bu doru, ama teknik bir terimin gnlk sylemdeki teknik olmayan ean lamlsnn "olaan anlamnda" anlalmas gerektiinde diret menin samalndan baka bir ey gstermeyen bir gzlem. Ancak biz, Goodman'n dil edinimi zel durumu ereve sinde bir anlatm biimi verdii temel soruna, yani bilgi edinimi sorununa gelelim. ok yerinde olarak, Goodman, iki durumu, ilk-dil edinimi ile ikinci-dil edmimini birbirinden aynr. Fakat onun bu iki durumla ilgili zmlemesi, birok eyi yalnz istek dzeyinde brakyor. nce ikinci-dil edinimi sorununu ele alalm. Anladm ka daryla Goodman'a gre, 5 ikinci-dil edinimi bir sorun yaratmaz, nk "elde zaten bir dil olduu ve bu dil ikinci dille ilgili birta km eyleri aklayp retmek amacyla kulland iin, [dou tan gelen emalatrmann belirledii] snrlamalar ortadan kal kar." Sorunu bu biimde ortaya koymak, durumu iki temel nok tada yanl yorumlamak anlamna gelir. Birincisi, ortaya atlan emalatrmann, salt dil edinimi iin "snrlamalar" getirdiin den sz etmek yanltcdr. Sylenen, daha ok, bu emalatr mann snrl verilere dayanarak varsl ve olduka zgl bir
253

dizgenin edinimini olanakl klddr. Bir rnek vermek gerekir se, sorun, (ilk ya da ikinci) dili renen kimsenin elindeki veri lerin, sesbilim kurallarnn (yzey yaplar iin sesil tasarm lamalar belirleyen kurallarn), en byk sesbilim ilemleri ala nna -basit durumlarda, tmcenin btnne- ulalncaya de in, nce yzey yapnn en i szbeklerine, sonra daha byk szbeklerine vb. dngsel bir biimde uygulandn sapta mak iin nasl yeterli olduunu aklamaktr. Gerekte, kuralla rn dngsel bir biimde uygulandna ilikin salam kantlar vardr, ama bu kantlar, genel geerlii olan bir tmevarm s reciyle, sesil verilerden dngsel uygulama ilkesine ulaan bir tmevarma temel oluturacak veriler deildir. Bu verilerin b yk bir blm, zellikle, alglarla ilgili bir zmlemeden, ya ni dilde zaten usta olan birinin konuma belirtkelerini yorumla ma biiminin soruturulmasndan elde edilir. Bu yorumlama nn, konuma belirtkesinde, szgelimi vurgu ykselti izgileri belirlenirken dorudan belirtilmeyen belirli bir yapy zorlad anlalmaktadr.6 Hi kukusuz, ocuk sesbilim kurallarnn dn gsel bir biimde uyguland bilgisini, ancak bu ilkeyi bilip kullandktan sonra elde edebildii verilerden edinemez. Bu u bir rnek, ama temel sorunu ok iyi gzler nne seriyor: Sorun, snrl verilere dayanarak, birbiriyle atan ok sayda baka dilbilgileriyle uyumlu, varsl ve olduka zgl bir dilbilgisinin nasl gelitirildiini aklamaktr. Dilbilgilerinin birrnekliini, zglln, ayrm ve yap varsllm aklamak iin deney sel bir varsaym olarak doutan gelen bir emalatrma ortaya almaktadr. Dolaysyla, Goodman'n szlerindeki "snrlama" szc olduka yersizdir. Daha da nemlisi, "birtakm eyler aklanp retilerek," ok temel elerin tesinde, ikinci dilin dilbilgisi yapsnn renilemeyeceini kabul etmek gerekir. Nedeni ok basittir: n k hi kimsenin bu yap konusunda birtakm eyler aklayp retecek lde ak bilgisi yoktur. Szgelimi, ngilizcedeki, daha nce szn ettiimiz adlatrma zelliini, yani belirli bir ad anlatmlar kmesinin yzey yaplara deil, yalmzca derin
254

yaplara karlk olmalarn dnelim. ngilizceyi, ikinci dil ola rak, 1-10 rnekleriyle ortaya konan yarglarda bulunacak lde iyi renen bir kimse, bu bilgisini "birtakm eyler aklanp re tilerek" edinmi deildir. Bildiim kadaryla, ok yakn zamanla ra dein hikimse bu grngnn ayrtnda deildi; ikinci-dili renen, ilk-dili renen gibi, olgular, birtakm eyler aklanp retilmeden kendi bana saptar. Bu da olduka tipik bir rnek tir. kinci-dili renenin edindii bilginin ancak ok nemsiz bir blm dorudan retilerek kendisine sunulur. Bunu grmek iin, ikinci-dil ediniminde olup bitenlere son derece stnkr bir biimde bakmak bile yeter. Bu nedenle, ikinci-dil edinimini, ilkdil ediniminden ayr tutmak gerekten de gereklidir ama bu ay rm Goodman'n ileri srd bir ayrm deildir. "Elde zaten bir dil olduunda, bakalarnn edinilmesinin grece daha kolay ol duu" doru olabilir; ama yine de geride bu olguyu aklamak gibi -ilk-dil edinimini aklama sorunundan nemli bir fark olmayan- ok ciddi bir sorun kalmaktadr. imdi de, ok daha nemli olan ilk-dil edinimi meselesini, doutan gelen emalatrma konusundaki varsaymlarn dik katleri ynelttii sorunu ele alalm. Goodman, ilk-dil edinimini aklamakta hibir zorluk olmadm, nk "bir ilk dilin edi nilmesinin, ikincil bir simge dizgesinin edinilmesi anlamna gel diini" ne srer: Temel adm zaten almnr durumdadr, ay rntlar bu varolan ereve ierisinde gelitirilebilir. Dilbilgisinin kimi zgl zelliklerinin -rnein derin ve yzey yap ayr mnn, dilbilgisel dnmler ile sesbilim kurallarnn zgl zelliklerinin, kurallar sralama ilkelerinin vb.- bu daha nce den edinilmi "dilncesi simge dizgeleri"nde de bulunduunu gstermek olanakl olsayd, bu uslamlamann bir arl olur du. Ancak burum byle olduuna inanmak iin ortada en k k bir neden grnmyor. Goodman'n uslamlamas, "simge dizgesi" teriminin eretilemen' bir kullanmna dayanyor, bu terime kesin bir anlam vermeye giriir girimez de kp gidi yor. "Dilncesi simge dizgelerinin doal dillerle birtakm
255

nemli zellikleri paylatklarm gstermek olanakl olsayd, doal dillerin bu zelliklerinin "rnekseme" yoluyla bir biim de edinildiini ne srebilirdik Ho, bu kez de karmza, "dilncesi simge dizgeleri"nin bu zellikleri nasl gelitirdiklerini ve rneksemelerin nasl kurulduklanm aklamak gibi bir so run daha kard. Ancak, imdilik bu saylann doru olduunu dnmek iin ortada hibir neden olmadna gre, bu b tnyle akademik bir tartma konusudur. Goodman'm uslam lamas, biraz, herkes eeyli blnme olduunu bildiini iin or tada karmak organlarn geliimini aklamak gibi bir sorun ol madm "kantlamaya" benziyor. Bu bana, bir insann ancak gerek olgularla ba edemedii durumlarda taknabilecei bir gerekleri gizleme tutumu gibi geliyor. Ayrca, Goodman'm ilk-dil ile ikinci-dil edinimine ilikin irdelemesinde, manta aykr birey de var. Anmsayalm: Bi rinci dili bireyler aklayp retmek iin kullanma olana ne deniyle, ikinci-dil ediniminin grece kolay olduu aklamasn da bulunmutu. Sonra da "bir ilk dilin edinilmesinin, ikincil bir simge dizgesinin edinilmesi anlamna geldiini/' bunun iin de ikinci-dil edinimiyle byk lde aym deerde olduunu ne srmt. Onun aklndaki birincil simge dizgeleri, "jestlerin, duyusal ve algsal her tr oluumun gsterge ilevi grd, kaba dilncesi simge dizgeleri"dir. Ancak, ok aktr ki, her neyseler bu dizgelerin, ilk-dilin, ikinci-dil ediniminde kullanld biimde "birtakm eyleri aklayp retmek iin kullanlmas" olanakszdr. Sonu olarak, Goodman'm uslamlamas onun ken di gerekeleriyle bile badamamaktadr. Goodman, "elimizde kabul edilmi 'kt' bir dil rnei ol sa bile, irdelediimiz sav deneysel olaraksnanamaz,... saya, 'k t' dillerin tek bir genel zelliinden sz edecek bir anlatm bi imi bile verilmemitir" der. Onun "deneysel olarak snama"dan anlad ey, yani "bebei doduu srada alp onu dil iinde skp kalm kltrmzn btn etkilerinden soyutlamak ve ona 'kt' yapma dillerden birini alamak" gibi bir deneysel s nama dikkate alnrsa, varglarndan ilki dorudur. nsan ruhbi256

liminin teki alanlarnda benzer deneysel snamalar nasl ger ekletirilebilir deilse,,bunun da gerekletirilebilir olmad aktr. Ancak byle dorudan snamalarn uygulanabilir olmak tan uzak oluu karsnda ylgnla kaplmamak gerekir. Dilbilgilerinin zellikleri konusunda kantlar elde etmek ve byle dilbilgilerinin genel zelliklerine ilikin varsaymlar deneysel ola rak snamak iin bavurulabilecek baka -ilgili yayncada daha nce geni biimde irdelenmi- birok yol daha vardr. Bu tr varsaymlarn hangisi alrsak alalm, hemen, doru ya da yanl bir biimde, "kt" dillerin birtakm zelliklerini belirtir. Bu ba kmdan, byle bir varsaym, bir insan dilinde kar rnekler bu larak, ya da varolan dil edinim koullan altnda sz konusu zel liklerin dili renen kimsenin gelitirdii dizgede bulunmad gsterilerek yanllanabilecek deneysel bir sav ileri srer. Baka herhangi bir alanda olduu gibi, dilbilimde de insan ancak bu gibi dolayl yollarla nemli varsaymlarla ilgili kantlar bulmaya alr. Goodman'm bir nedenle gerekli diye grd dolaysz deneysel snamalar, nadiren gerekletirilebilir; belki tatsz ama ne yazk birok aratrma iin durum budur. Goodman'm, "'kt' dillerin tek bir genel zelliine bile bir anlatm biimi verilmi" olmad yollu ikinci sav son derece hakszdr. Evrensel dilbilgisinin zelliklerine anlatm biimi ver meye ve bunlarn deneysel sonularm gzden geirmeye al an onlarca kitap ve inceleme vardr; bu zelliklerin her biri, da ha nce belirtildii gibi, "kt" dillerle ilgili saptamalarda bulu nur. steyen onlann yanl ynde, yetersiz, inandna ol-maktan uzak, olup bitenler tarafndan rtlm vb. olduklarm syle yebilir, ama hi kimse onlan kibarca yok sayamaz. Goodman'm "dillerle ilgili olarak toplanan etkileyici olmaktan uzak kant l a r d a n sz ederken, bu alanda yaplm almalarla ilgili dik katli bir zmlemede bulunduundan ok, bilgisizliini da vurduu sonucuna varmaktan kendimi alamyorum. Goodman, "kt" dillerin zelliklerini irdelerken, bir tek rnee, "yalnzca 'blue' <'mavi'> ve 'green' <'ye'> yklemle257

ri yerine 'grue' <'yevi'> ve 'bleen' <'mair> yklemleri ierdii iin ngilizceden aynlan uydurma Gruebleen diline bavuruyor. Bu rnekte bile "Grubleen-benzeri dillerle Ingilizce-benzeri dil ler arasndaki fark"n genelde ne olduu sorusuna "yant ver menin g olmasnn ac" olduunu ne sryor. "Ingilizce-ben zeri diller"m derinlerde yatan bir yn zellii dile getirilip soruturulmu olduu iin, sanrm bu ok nemsiz bir mesele; ama o bu rnei verdii iin, onun rtk bir biimde szn ettii glklerin byk lde sorduu sorunun belirsizliinin bir sonucu olduunu belirtmek yerinde olur. Nitekim, Grubleen dilinin, belli bir genellii olsa bile, Ingilizce-benzeri dille rin tamad bir zelliini bulmak hi g deildir. Szgelimi, Goodman'in Structure of Appearance balkl kitabnda anlalan biimiyle 'match' c'uyumak^ yklemini niteliklerden ok nes nelere uygulayarak alp bakalm. Buna gre, iki nesne "ancak ve ancak, dorudan karlatrldklarnda aralarnda dikkate deer bir fark yoksa birbiriyle uyuur."7 Gruebleen dilinin il gin bir zellii var: Bir A nesnesi z zamanndan nce bir B nes nesi z zamanndan sonra gzden geirilir ve ikisinin de "grue" <yevi> (ya da ikisinin de "bleen" <mail>) olduu grlrse, bunlarn birbirleriyle uyumadn biliriz. Ama, bu iki nesneyi dikkate aldmzda, birini ondan nce tekini ondan sonra gz den geirebileceimiz ve iki nesnenin de "green" <yeil> (ya da "blue" <mavi>) olduunu grp bu nesnelerin birbirleriyle uyumadklar ndeyisinde bulunabileceimiz hibir z zaman yok. Birbirleriyle uyuabilirler, ama ikisi de "green" <yeil> (ya da "blue" <mavi>) ise o zaman da birbirleriyle uyumayabilir ler. Aslnda, bu anlamda, renk terimleri alannda "Gruebleenbenzeri" olmaktan ok "Ingilizce-benzeri" olmalarnn, doal dillerin genel bir zellii olduu konusunda hi kuku yoktur. Bu nedenle Gruebleen-benzeri dillerle ngilizce-benzeri diller arasnda, bu zel adan, ok genel bir ayrm yapmak hi g deildir. Elbette, bu zellikle ilgili olmayan, Gruebleen tr baka sorunlar bulunabilecei iin, Goodman'n zel amalan
258

dorultusunda belirttii gereklilikler asndan bu yeterli olma yabilir. Goodman'n "ngilizce-benzeri" kavram ile "Gruebleenbenzeri" kavram aka tanmlanp bulankl giderilmedike, hi kukusuz, bu iki tr dili birbirinden ayran genel bir zelliin dile getirilmesi isteini karlamann hibir yolu yoktur; ortaya atlacak herhangi bir zel ayrm da yeni tmevarm bilmecelerine yol aacakbr. Bu, tmevarm yntemlerinin snrlamalaryla ilgili ilgin bir yorumdur, ama evrensel dilbilgisinin karakteristik zel liklerini belirleme sorunuyla, herhangi bir bilimsel giriimden, szgelimi, belirli bir dizi koul altnda insan embriyosunun kanat deil bacak gelitirmesini belirleyen kaltsal koullan belirleme giriiminden daha fazla ilgili deildir. Bu arada, sz edilen zelliin, genellemenin ana ilkesi gi bi, dili renen herkesin (aslnda her farenin, her empanzenin, vb.) neden 'grue' <'yevi'> yerine 'blue' <'mavi'> szcn kul landm aklamaya yaradm ileri srmyorum. Kukusuz, duyusal bir dizgenin kimi zelliklerinin sonucudur bu; Good man'n bak asndan ilgin olmaktan ok uzak, ama o neden le yanl da olmayan bir sonu. Asl konuya dnersek, Goodman'n uslamlamasnn bir noktasnda, olduka hakl olarak, "nemli birtakm olgularla il gili zel hibir aklamam yok," ama yle olsa bile "bu tek ba na, z bakmndan itici ve anlalmaz bir kuram... kabule zor lamaz" demesi ilgintir. Ama biz imdi Goodman'da fke uyan dran doutan ideler kuramm alp "anlalmaz" ve "100" olup olmadm soralm. nce anlalrlk sorununu ele alalm. evre ile bir etkile imden nce bir canl ya da zdevinirin "son durum"unun bir yannn, aym zamanda onun "balang durumu"nun da bir ya n olmas bana anlalmaz grnmyor -tpk, son durumun bu yannn, bir olaslkla, bir eit canl-evre etkileiminin hareke te geirdii i sreler yoluyla gelimi olmasnn anlalmaz olmamas gibi. Ama Locke'un bize sunduu karikatrden ok, usulann kurgusal ruhbilimde gelitirdikleri gerek retileri 259

bir dnelim. Szgelimi Descartes, "doru bir genin idesi nin ... zihnimizce, kat zerine izilen genin karmak ek linden daha kolay kavrand iin" bir genin idesinin dou tan olduunu; bu yzden, daha karmak olan ekli ilk grdn de bir ocuun seklin kendisini deil, asl geni kavrayaca m" ne srmtr. Bu gr gelitiren Cudworth'a gre, "her dzensiz ve kusurlu gen, en kusursuz gen kadar, kusursuz bir biimde, olduu eydir;" ancak biz, nasl duyu verilerini belirli nesne ve nesneleraras bant kavramlarna, belirli ne den ve etki kavramlarna, getalt zelliklere, olas insan eylem lerinin bir "uzam"da yerine getirdii ilevlere vb. gre yorum larsak, duyu imgelerini de, kayna zihnin bir "beklenti" ola rak rettii "kural, kalp ve rnek" te olan "dzenli ekil" kavra mna gre yorumlarz. Ne bu gr ne de ada ruhbilimdeki bunun geUtirilmi biimi anlalmazdr, ama elbette yanl yn de ya da doru olmaktan uzak olabilir. Bunun gibi, dilsel dene yimi neyin oluturduunu, bu deneyim temelinde hangi bilgi nin ortaya kacam belirleyen dilbilgisinin biimiyle ilgili doutan gelen birtakm koullar bulunduu dncesinin de anlalmas g bir yam yoktur. Dnce yanl olabilir, ama anlalmaz deildin ok kolayca, bu biimde ilev grecek bir zdevinir tasarlanabilir. Bu sylenenler konusunda Goodman'in tutumu ne olursa olsun, hi deilse sz konusu yazda, olgunlam zihnin bir anlamda ideler ierdii grn benimsemeye olduka yatkn grnmesi ilgintir; yleyse bu idelerin kimilerinin, kendi te rimlerini kullanrsak, "zihne ilk donanm olarak yerletirilmi olmas" kesinlikle anlalmaz bir ey deildir. Onun uslamla mas, "idelerin zihinde bulunduu" dncesine kar deil, daha ok deneyimini edinmeden nce "zihinde" bulunduklan sayltsna kar ileri srlen bir uslamlamadr. Eer bu sayltlardan birisi anlalr nitelikteyse kukusuz teki de yle ola caktr (daha nce belirtildii gibi, bunlar ikisi de klasik usu grn ya da ada biimlerinin gerek deeriyle ilgili birey gstermez), te yandan, bilginin edinilmesi sorunuyla ilgili
260

bu yaklam, deneyci retiyi her trl kukudan ve kar ktan bak sayan -birine kukusuz "itici" grnecektir. An cak bu, deneyci retileri dinsel ykmllkler gibi dnmek anlamna gelir. Elbette, bilginin edinilmesiyle ilgili birbiriyle e lien grleri kendi ilerinde gzden geirmeye kar kacak lde gelenee bal kalmak da usa uygun bir tutum deildir. imdi de Hilary Putnam'n ayn sempozyumdaki konu masna gelelim. Bildirisi asl gndemde olan sorunlar daha do laysz bir biimde ele alyorsa da, uslamlamalar bana yine de, en bata, edinilmi dilbilgilerinin yapsyla ilgili yanl birtakm saylblar nedeniyle, inandrc grnmyor. Daha ak bir de yile, Putnam, bir "dil edinimi modeli"yle aklanmas gereken, sradan bir konuan-dinleyen tarafndan edinilen ve hem konu anlar hem de diller arasnda ortak olduu grlen dilbilgisi biimiyle yaplanmasnn varsl yapsn, zel ve ayrntl zel liklerini son derece kmsyor, bir lde de yanl betim liyor. Hereyden nce, Putnam, ses yaps dzeyinde evrensel dil bilgisi alannda ortaya atlabilecek tek zelliin, bir dilin "ksa bir sesbirim dizelgesi"ne sahip olmas olduunu dnyor. Ona gre, diller arasndaki bu birrneklikle ilgili daha ayrntl aklayc bir varsayma gereksinim yoktur. Yalnzca "bellek sresi ve bellek sas gibi parametrelere" dayanlarak aklana bilir, hibir "keskin Davran" da bunlarn doutan zellikler olduunu yadsyamaz. Oysa, aslna baklrsa, bellek snrlama lar temelinde inandrc bir aklama getirmemiz olanaksz, evrensel ayna zelliklerin seimi, sesbilim kurallarnn biimi, bu kurallarn sralanmas ve yaplanmas, szdizimi yapsnn sesil tasarmlamayla olan ba ile ilgili ok gl deneysel var saymlar ortaya atlmtr. Putnam aklamasn, geni lde, benim, sesbilim kurallarnn uygulanmasyla ilgili, eer doruy sa epeyce ciddi sorunlar karacak bir ilke olan dngsel uygula ma ilkesinin kimi ayrntlarn gzden geirdiim, "Explanatory Models in Linguistics" balkl almama (bkz., 6. not) dayand ryor. ocuun bu ilkenin bilgisini nasl edindiini sormamz 261

gerekir. Bu, zellikle, daha nce belirtildii gibi, dilbilimciyi bu ilkeyi koymaya iten kantlarn ounun alglatn incelenmesi sonucunda elde edilen, dolaysyla da ocuun elinde olmayan kantlar olmas nedeniyle g bir itir bu. Evrensel dilbilgisinin birok baka yanyla ilgili olarak da sorulmas gereken benzer sorular vardr. Durum ne olursa olsun, eer ses yapsyla ilgili olarak ortaya atlan ayrntl grler doruysa, ya da doruya yaknsa, bu dzeyde diller arasndaki benzerlikler, ocuun edindii bilginin zenginlii gerekten dikkate deer, aklama isteyen olgulardr. Putnam, ses yaps dzeyinin zerinde dilin nemli zellik lerinin, yalnzca, ilerinde zel adlar olmas, dilbilgisinin bir szbei-yap bileeni iermesi, bir de bu szbei-yap bi leeninin rettii tmceleri "ksaltan" kurallarn bulunmas ol duunu dnr. Szbei-yaps bileeninin zgl yanm be lirleyenin zel adlann varl olduunu; szbei-yaps bilee ninin varlm aklayann ise, "bir ilem srecinin karmakkyla ilgili btn doal llerin" szbei-yaps dizgesinin, "hemen hemen her bilgisaym dizgesi iin," dolaysyla da "do al yoldan evrimlemi 'bilgisaym' dizgeleri iin" "'en basif olan ilem srelerini" verdii sonucuna gtrmesi olduunu; dillerin ksaltma kurallar iermesinde alacak bir ey olmad n ne srer. Btn bunlardan da, var diye kabul edilmesi ge reken doutan koullarn, yalmzca, usa uygun btn "bilgisa ym dizgeleri" ne uygulanabilir olanlar olduu ve hibir Dav rannn buna amamas gerektii sonucuna varr. Ancak yanl bir sayla bu sonucu da zayflatmaktadr. ncelikle, ulamlardan birinin zel adlar ulam olduu sayltsyla uyumlu, deiik birok szbei yaps dilbilgisi olduu aktr. Aslnda, gnmzde, doal dillerin temelindeki taban dizgenin genel zellikleri konusunda youn bir tartma vardr ve birok dilde 8 zel adlann ilkel bir ulam olarak varl da bu tartmaya zm ynnde birazck olsun katkda bulunmu deildir. kinci noktaya gelince, btn karmaklk lleri ile bilgi262

saym hznn, "en basit ilem sreci" olarak szbei yaps ku rallarna gtrd, aslna baklrsa doru deildir. Bu konuyla ancak dolayl bir balants olan eldeki sonular, yalnzca, balamdan-bamsz szbei-yaps dilbilgileri ve onlann zdevinirler kuram erevesindeki yorumlamalanyla ilgili olanlardr. Szlk maddelerini ve yerine getirdikleri dabm koullarn darda brakrsak, balamdan-bamsz dilbilgileri, derin yap lar reten kurallar asndan, en usa uygun modellerdir. Ancak bu temel farkllk bir yana braklsa bile, eldeki snrl sonular balamdan-bamsz dilbilgilerirri "tanmlanmam yiit sakla ma zdevinirleri" denen zdevinir beine balamaktadr; ama bunlar bilgisaym hz ya da karmaklyla ilgisinde zellikle dikkatimizi eken hibir zellik tamyorlar, bu adan bakld nda da "doal" olmaktan btnyle uzaktrlar. Bilgisaymdaki yer ve zaman koullan asndan, bir lde benzer ama biimsel bakmdan bir bants olmayan gerek-zamanl tanm lanm zdevinir ok daha doal grnebilir. Ksacas, szbe i-yaps dilbilgilerinin herhangi bir bilgisaymsal anlamda eh iyisi olduunu gsteren hibir sonu yoktur (Elbette, bileenler olarak ok daha varsl zellikler tayan balamdan-bamsz bir szbei-yaps dilbilgisi ile bir szle sahip, ok daha karma k taban yaps kavramyla ilgili herhangi bir sonu da yoktur.)Durum ne olursa olsun, burada sz konusu olan, szbeiyaps dilbilgilerinin deil, derin yaplarn retiminde bir rol oy nayan bir szbei-yaps bileeni ieren dnmsel dilbilgile rinin "basitlii" olduu iin, bu konuyu srdrmenin bir anla m yok. Ayrca, byle dizgelerin, bu bak asyla soruturulan eitli zdevinirler karsnda bir stnl olduu dncesini uyandran, "bilgisaym kolayl" ya da "ilem sreci basitlii" gibi bir matematik kavram da kesinlikle bulunmamaktadr. Kimi biimsel zelliklerini incelemek iin balang dzeyinde birtakm giriimler olmusa da, 9 bu dizgeler, gerekte, hibir zaman tam anlamyla matematiksel bir balamda ele alnma mlardr. Karkln nedeni, Putnam'in dilbilgisel dnmle263

rin doasyla ilgili bir yanl anlamasdr. Bunlar, onun dn d gibi, szbei-yaps kurallarnn rettii tmceleri "ksal tan" kurallar deildir. Daha ok, bir lde szbei-yaps kurallarnn rettii derin yaplardan yzey yaplar oluturan ilemlerdir. retici dnmsel dilbilgisi kavramlar ilk ortaya atldndan beri kuram nemli bir evrim srecinden gemi ol makla bitlikte, szbei-yaps kurallarnn yalnzca, daha son ra dilbilgisel dnmler araclyla (bunlar, dilbilim dmda hibir alanda, zellikle sylemek gerekirse, matematiin benim bildiim hibir alannda asla aratrlmam, yap-baml zel ilemlerdir) yzey yaplarla aktrlan soyut yaplar rettii saylts, hi deimeden kalan sayllardan biri olmutur. D nmsel dbilgilerinin o "olas en basit" ey olduklar gsteril mek isteniyorsa, en iyi nitelikte bir bilgisaym dizgesinin bir dizi simgeyi girdi olarak alp onun yzey yapsn, temeldeki derin yapy, bir de bu iki etiketlenmi ayralamay birbirine balayan dnm ilemleri zincirini belirlediinin gsterilme si gerekir. Bilgisaym kolayl ya ad basitlii konusunda bili nenlerin hibiri, bunun doru olduunu dndrecek bir ge reke getirmiyor; aslnda byle bir soru da hibir zaman ortaya atlmamtr. Dnmsel dilbilgilerine pekl uyarlanabilecek eitli bellek yaplanmalar dnlebilir, ama bu btnyle ayr bir konudur. 10 Eer gerekten olan buysa, insan zihninin yapsnda dillerin dnmsel dilbilgileri olduu olgusuyla il gili daha genel bir temel bulunduunu kabul etmek bana do al geliyor. Dili incelemenin en bata gelen bilimsel gerekele rinden biri, bu incelemenin, zihnin genel zelliklerini kavrama mz salayabilme olasldr. Bu zgl zellikler elimizde olursa, dnmsel dbilgilerinin "doal" olduunu gsterebi lecek bir durumda oluruz. Bu gerek bir ilerleme olurdu, nk bu bize bilgi ve inan ediniminin doutan gelen koullan so rununu daha genel bir ereveden grmemizi salard. Ancak, Putnam'n ileri srdnn tersine, "usa uygun bilgisaym dizgeleri*nin, dnmsel dilbilgisinin artrd zel biim de yaplandrlacaklarn dnmek iin ortada hibir neden
264

olmadm vurgulamamz gerekiyor. Sanrm bu, Putnam'n, imdi ortaya atlp soruturulan dil evrenselleri konusunda bir Davran iin bile "alacak hibir ey olmad" biimindeki ana uslamlamasn geersiz klyor, yleyse imdi de onun, inam artan dil evrenselleri olsa bile, bunun, doutan gelen evrensel dilbilgisi varsaymndan daha basit varsaymla, yani dillerin ortak bir kkeni olduu varsay myla aklanabilecei biimindeki ikinci uslamlamasna gele lim. Bu gr, zerinde durulan sorunu yanl yanstmaktadr. Daha nce de belirtildii gibi, yz yze olduumuz deneysel sorun, balang yapsna ilikin, bilinen eriim koullar altnda zgl bir dilbilgisinin edindii olgusunu aklayacak varsllk ta bir varsaym bulmaktr. Dillerin ortak kkeni meselesinin bu sorunla pek bir balants yoktur. Dilbilgisi'ocuk tarafndan, sahip olduu doutan gelen yetenekleri kullanmak yoluyla, elindeki verilere dayanlarak bulgulanmak zorundadr. Daha somutlatrmak iin yukarda irdelenen iki rnei, ad bekleri nin taban yaplaryla ba ve sesbilim kurallarnn dngsel bir biimde uygulanmas rneklerini yeniden ele alalm. ocuk (dil bilgisi konusunda ularmz sonular eer doruysa), birta km dilsel verilere dayanarak bu ilkelere egemen olur; dilin k keni konusunda hi birey bilmemektedir, olsayd da zaten on dan yararlanamazd. Ortak kkene ilikin sorularn, irdelemek te olduumuz deneysel sorunlarla, ancak, varolan dillerin "ola s diller"in "doru bir rnei" olmamas durumunda (bu bizi, yanl bir biimde, ok dar bir evrensel dilbilgisi emas ortaya atmaya gtrebilir) bir ilgisi vardr. Elbette, bu olaslk da akl da tutulmaldr, ancak gerekte karmzda olan sorun, yani dilbilgilerinin deneysel olarak dorulanm geliimini aklaya cak denli varsl bir ema bulma sorunu gz nne alndnda, bu bana uzak bir olaslk gibi grnyor. Byle bir emann bulgulanmas, dilin deneysel olarak belirlenen evrensel zellik leri iin' bize bir aklama salayabilir. Ancak, bu zelliklerin varl, kendine zg bir dilbilgisinin ocuk tarafndan nasl edinildiini aklamaz.
265

Putnam'n, dil renmenin kolaylyla ilgili irdelemeleri bana konumuzun dnda geliyor. Dil-renmede dnm nok tas bir dnem olup olmad sorusu11 ilgin bir soru, ancak ir delemekte olduumuz sorunla en kk bir ilgisi bile yok- Put nam'n, "kukusuz... [dorudan retim yntemi uygulandn da] 600 saatin bir yetikinin yabana bir dilde kolaylkla konuup okumas iin yeterli olduuna" inanmakta hakl olduunu kabul edelim. O zaman da, rencinin, bu snrl verilere dayanarak, kendisinin dili kolaylkla kullanmasn ve kendisine sunulan verilerin ancak ok kk bir .blmn oluturduu bir dizi yapy retip anlamasn salayan bu zgl ve ayrntl bilgiyi nasl edinebildiini aklamak gibi bir sorun olurdu karmzda. Son olarak, Putnam'n dilin edinilmesi sorunuyla ilgili ola rak ortaya att yaklam seeneine bakalm. Putnam, dou tan gelen bir emalatrmann varln kabul etmek yerine, bu baarya "ok amal genel renme stratejileri" erevesinde bir aklama getirilmesi gerektiini ne srer. Doutan olmas gerekenler, edinilmi olan bilginin biimiyle ilgili genel koullar deil, bunlardr. Bunun deneysel bir konu olduu aktr. Bu iki grn ikisinin de (ya da bunlarn bir bileiminin) doru ol mas gerektiini ileri srmek tam bir dogmaclk olur. Putnam, gerekelerini sylemiyor ama dil ediniminin doutan gelen temelinin baka herhangi bir bilgi biiminin edinilmesi iin ge rekli temelle ayn olmas gerektii, dil ediniminde "kendine z g" hibir yan bulunmad konusunda ikna olmu grnyor, mann dil gibi edinlerin zgl alanlar aratrlp, arkasndan byle edinlerin geUimini aklayacak bir varsaymda bulunul maya allarak, bu soruna dogmatik olmayan bir yaklamda bulunulabilir. Eer eitli durumlarda benzer "renme stratejileri"nin iin iinde olduunu ve bunlarn kazanlan edinci ak lamaya yettiini bulgularsak, o zaman elimizde Putnam'n de neysel nitelikli varsaymnn doru olduuna inanmak iin sa lam bir gereke var demektir, te yandan, eer doutan gelen (birtakm semalar, ya da deneyimler gerektiren) farkl dizgele266

rin bulunduunu kabul etmek zorunda olduumuzu bulgularsak, o zaman da elimizde yeterli bir zihin kuramnn benzersiz ya da bir lde benzersiz zelliklere sahip farkl "yetiler"i ier mesi gerektiine inanmak iin salam bir gereke var demektir. Elimizdeki kantlar nda bu sonulardan birinin ya da teki nin nasl inatla savunulduunu anlayamyorum. Ancak bir ey ok ak: Putnam'n elinde, en sonunda vard "'Doutanla bavurmak sorunu zmez, yalnzca erteler" biimindeki yarg y destekleyen hibir salam gereke yok.12 Evrensel dilbilgisinin doutan gelen bir tasarmlamasna bavurmak, eer dil edi niminin temelinin (ya da temelinin bir blmnn) bu olduu gerekten doruysa (pekl da olabilir) renme sorununu (hi deilse bir lde) zer. te yandan, eer ortada, dilbilgisel bilginin ediniliini aklayan genel renme stratejileri varsa, o zaman evrensel dilbilgisinin doutan gelen bir tasarmlamas nn bulunduunu kabul etmek renme sorununu "ertelemez," daha ok soruna yanl bir zm getirir. Sorun, deneysel bir doruluk ya da yanllk sorunudur; soruturma basamaklanyla ilgili bir yntem sorunu deildir. u anda bana gre tek somut gr, yukarda zetlenen grtr. Bir "genel renme strateji si" ortaya atldnda, bu seeneklerin greli yeterliklerini, de neysel verilere dayamlarak inceleyebiliriz. Henry Hz'n eletiri yazs, temelde, edin ile edim arasn daki ayrmla ilgili. Bir kimse, bu gibi teknik terimleri iki deiik biimde aklamaya alabilir. Dizgesel bir almann ncesin de yapld gibi, zorunlu olarak kaba, biraz da bulank bir bi imde ve yalnzca bir fikir vermek adna, yalnzca, kavrama da ha geni bir erevede nasl bir rol biildii ve kavramn ge litirilmesinin neden yararl grld belirtilmeye allr. Kimse bu dzlemde bir irdeleme yaplamayacam syleyemez, ama byle bir irdelemenin genellikle yanl anlamalara ak olduu da yadsmamaz. Bir ikinci dzlemde de, kavram, girii min nedenleri ile genel sonularna hi girmeden, alann duru munun izin verdii lde eksiksiz bir biimde gelitirilmeye 267

allabilir. Bu dzlemde sorun, sz konusu kavramn ne ol duunu deil, kavram gelitirmeye neden gerek grldn belirlemektir. lk dzlemde, daha nce kabaca belirtilen biimde, dilin kullanm ve edinim modelleri erevesinde "dil edinci" ile ne anlatmak istediimi aklamaya almtm, ti dizgeli bir bi imde yapmaya alrken de edinci, sesil, szdizimsel ve an lamsal yanlan olan tmcelere ilikin yapsal betimlemeleri yi nelemeli bir biimde sralayan retici dilbilgisi erevesinde di le getirmeye altm. Bugn gerekte sunabildiimiz byle bir dilbilgisinin, yalnzca tek tek dillere ilikin bilgimizin eksik ol mas nedeniyle deil, sesil ve anlamsal tasarmlamaya ve bun lara araclk eden yap ve kurallara ilikin olarak anlayabildikle rimizin birok bakmdan snrl ve yetersiz olmas nedeniyle de, henz tam olmadn vurgulamaya gerek bile yoktur. Hz'n bildirisine dnecek olursak, dizgesel alma ncesi dzlemde onunla aramzda belli lde bir yanl anlama var; bu da hi ara deil. Hz, benim "edin" kavramm kullan mn, "igzlemin dilsel bilginin kaynaklarndan biri olduu syleniyormu biiminde anlalmas gerektiini" ileri sryor. gzlemin dil incelemesinde mkemmel bir kaynak olduu konusunda onunla ayn dncedeyim, ama dil edincini incele me kararma bakp byle bir sonuca varlamaz. Bir kimse (bana gre, usa aykr bir biimde) bu tr kantlan kullanmay redde debilir, ama yine de "renilen eyi" tasarmlayan ve dil kulla nmnda temel bir rol oynayan retici dilbilgisini bulgulamak iin aba harcayabilir. Byle bir karar anlamszdr ve daha ok bilimin bir aamasnda bir gkbilimcinin teleskoptan grdkle rini veri olarak kullanmay reddediine benzer. Bu karam edin ile edim arasndaki aynmla hibir ilikisi yoktur. ok az bir kaypla igzlemin yerine geecek ilemsel ve deneysel sreler bulunabilecei konusunda hi kukum yok, ancak, ba na yle geliyor ki, alamn bugnk durumunda bu yalnzca bir zaman ve enerji kayb olurdu. Kukusuz, byle bir sre nce likle igzlemin salad kantlar karsnda snanmak zorun268

dadr. Biri kp, szgelimi, dilbilgisellii snamak iin daha n ce sz edilen ayrmlar uygun bir biimde yapamayan bir i lem nerseydi, dilbilgisellii snamak iin ortaya ablan bir ilem olarak ona neredeyse hi gven duyulamazd. Bana gre, gn mzdeki aratrmalarn nndeki en byk engel doru veri eksiklii deil, zerinde pek konuulmayan verilere yeterince aklama getiremememizdir. Farkl dnen biri, veri toplama ve zmleme tekniklerindeki ek incelikler, szgelimi dilbilgiselli i oluturmak iin kullanlan ilemsel teknikler, daha ak bir deyile daha nce sezgi snavndan gemi ve zor ya da belirsiz durumlarda gvenilebilecek lde gl bulunmu teknikler araclyla kendi sezgi ve anlay erevesinde ulalabilecek kazanmlan gstererek, kendi grn destekleyebilir. Durum ne olursa olsun, btn bu konunun dil edincini inceleme kara ryla hibir ilgisi yoktur. Hz, benim yaptm gibi, dilbilimin "konuann bilgisi ko nusunda aktarabildiklerini deil, gerekte bildiklerini belirmeye altm" ileri srmeyi bir "atk" olarak gryor. Bunun, "bil ginin zel bir anlam" olduunu dnyor. Bana grnd kadaryla, bu, bilginin ok sradan bir anlamdr, atkl bir kul lanm deildir. ngilizce bilen bir kimse, gerekte sahip olduu ve bilincinde olmadan srekli kulland bilgiyi ou zaman yan l aktarabilir. Daha nce de belirtildii gibi, edinci -konuandinleyenin dile ilikin bilgisini- incelerken konuan-dinleyenin bize aktardklarn ve davranlarm kant olarak kullanabiliriz; ama "kanf, kantlara dayanarak gelitirdiimiz ve kantlar erevesinde dorulamaya almz soyut oluumlarla kar trmamaya zen gstermeliyiz. Bu nedenle, kurallarn benim anladm anlamda edince ilikin bir aklama olacaklarsa, Hz'm karlamalar gerektiini ileri srd be kouldan n, yani anadilim konuan kimsenin kurallara gre retilmi tm celerin kendi dilinin iinde yer aldn duyumsadm, bu tm celerin kendilerine yklenen yaplara sahip olduklarm, bir de konuann duyumsad eyin doru olduunu kesinlikle red dediyorum. Edim -zellikle, tmcelere ilikin yarglar- hi ku269

kuuz edinten baka birok etmeni daha ierir; dolaysyla ko nuann yarglarnn onun bilgisine ilikin salam bir aklama olduu ilkesi mutlak bir ilke olarak kabul edilemez. Hz'n, be nim grlerimle ilgili bu yorumu, konuann kendi edinci ko nusunda aktardklarnn hatal olabilecei biimindeki tmcemi alntladktan hemen sonra yapmas beni artt. Hz, hi deilse irdelemek amacyla, bir retici dilbilgisinin, tmceler iin yap belirleyen kurallar dizgesinin, edinci ta nmlamaya yarayabilecei grn kabul etmeye hazr gr nyor. Arkasndan, doru olarak, dilbilimcinin bir dilbilgisini semeye ynlendiren eyin, "adn koymak gerekirse dile ilikin genel ilkeler" olduuna; bu genel kuramn da -evrensel dilbilgisinin d e - eer zel dilbilgilerini uygun bir biimde seerse aklayc bir deeri olacana dikkat ekiyor. Daha sonraysa, yanl olarak, evrensel dilbilgisinin "dil edinimi kuramyla" zdeletirilebilecei grnde olduumu ileri sryor. Benim grm, tam tersine, tpk edincin edim kuramnn bir esi olmas gibi, evrensel dilbilgisinin de byle bir kuramn bir esi olduu yolundadr. D-edirriminde emalatrma ve arlkl ilev dnda iin iine karan ve -eer benim grm do ruysa- edilen edincin doasnn belirlenmesinde bir rol olan kukusuz daha birok etmen vardr. Evrensel dilbilgisi ile diledinimi arasndaki ban konusundaki grlerimle ilgili yan l anlama, edin ile edim arasndaki bari konusundaki g rlerimle ilgili yanl anlamayla koutluk gsteriyor; her iki durumda da, iin iinde olmas gereken baka etmenlerden de sz edildii gzard edilmektedir. Sz konusu olan dil-edinirni olduunda, ayrca unun da vurgulanmas gerekir: Benim orta ya attm model, olsa olsa renme kuram iin yalnzca bir ilk yaklam olarak dnlebilir; nk geici bir modeldir ve grece deimez bir edin dizgesi oluuncaya dein, ocuun bulabilecei geici varsaymlar arasndaki etkileimi, bu varsa ymlar erevesinde yorumlanan yeni verileri, bu yorumlamala ra dayanan yeni varsaymlar vb. aklamaya almaz. San270

nm, geici bir model, usa yatkn bir modeldir; ancak aratrma stratejisinin her yn gibi, en sonunda, aklama getirmede ve iin iyzn gzler nne sermede gsterdii baar ereve sinde deerlendirilmelidir. Hz, dil ile zihin sorunlarna verilen klasik anlatm biimle rine bavurmay, "tarihsel bakmdan kafa kartrc ve yanl ynlendirici" buluyor. Bu yargya katlmyorum, ama burada baka yerde yazdklarma 13 ekleyecek bireyim de yok. Bana ka lrsa, usu ruhbilim ile dilbilimin katklar kendi ilerinde de erli katklardr ve aslnda gnmzdeki konularla ilgisi geen yzylda yaplan almalarmkilerden ok daha fazladr. D nce tarihinden edinilen bu ganimetleri "kafa kartrc ve yanl ynlendirici" bulan biri, onlar pekl bir yana brakabi lir. Ben burada bir sorun grmyorum. Bu konuyu gemeden nce, Hz'n, Cherbury'li Herbefin kendisini "dinsel bilgi"yle snrlandrdn sylerken, yanla dtn belirtmem yerinde olur. Ayrca, Thomas Reid de do utan gelen evrenseller retisini gelitirmeye alanlardan biri olarak nitelenemez. Bundan baka, benim "doutan gelen evren seller konusundaki tutumumu" "desteklemeleri iin" Descartes ve bakalarm "yardma ardm" sylemek de hi kukusuz yanltcdr. Onlann benzer bir gr savunuyor olmalar benim iin bir "destek" olamaz. Ben, yalnzca, onlann katklarnn yete rince deerlendirilmediini, onlar dikkatli bir biimde incelersek hl birokey renebileceimizi sylyorum. Hz, evrensel dilbilgisiyle ilgili grlerimin/'birok rne in gzden geirilmesi" yerine, birka dilin ayrntl bir biimde gzden geirilmesine dayanmasna kar kyor. Olabildiince ok sayda dilin incelenmesi gerektiine elbette katlyorum. Ancak yine de bu noktada bir uyar gerekli. eitli dillerden, buraya dek birer anlatm biimi verilen btn evrensel dilbilgisi kavramlanna uyan korkun sayda veri sunmak ok kolay olur du. Ama bunu yapmann bir anlam yok. Bir kimse evrensel dilbilgisi ilkeleriyle urayorsa, tek tek dillerden, belirleyebildi271

i lde bu ilkelerle ilgili olmayan bir yn malzemeyi bir yana brakarak sz konusu ilkelerle balantl olanlar ortaya karmaya alacaktr. Evrensel dilbilgisi incelemesi iin canala kantlar bulmak isteyen biri, onlar ancak tek tek dillerin ay rntl bir biimde incelenmesiyle elde edebileceini bilir. Bu adan bakldnda, Matthews'nun Hidatsa dili zerine olan incelemesi (bkz., 8. not) gibi tek bir inceleme, eitli dillerle ilgili olarak yaplm binlerce yzeysel incelemeden daha deerlidir. Eer bir kimse veri tabannn ok dar olduunu dnyorsa, yapmas gereken ey, darda braklan malzemenin bir bl mnn dile getirilen ilkeleri rttn gstermektir. Yoksa yapt, ada kalmbilimi, kuramna bir anlatm biimi ver meye alrken yalnzca birka canlyla ilgili ayrntl aratrma lara dayanmakla eletirmekten te bir anlam tamaz. Hz, evrensel dilbilgisi ilkelerinin, doru bile olsalar, yal nzca "dillerin ortak tarihsel kkenini" gsterebileceklerini ne sryor. Bu varsaymn neden aklayc bir deeri olmadm daha nce belirtmitim. Hz, dilbilgisinin tek tek blmleri hakknda (dilbilimci ta rarndan alnan) kararlarn, "genel bir kuram tarafndan deil, zel dilbilgisi erevesindeki i yarar tarafndan" belirlendiim ileri sryor ve bunu ortaya koymamama itiraz ediyor. " ya rar" ile ne anlatlmak istendii konusunda hibir fikrim olmad iin bu konuda bir ey syleyemiyorum. Konu, benim "ba sitlik" kavramm kullanm yanl yorumlamasyla karmak bir durum alyor. Ben "dilbilgisinin basitlii"nden sz ederken, evrensel emalatrmann izin verdii biimdeki bir dilbilgisini seip yine uygun biimde olan, deneysel verilerle de uyumlu teki dilbilgilerink zerine koyan, deneysel olarak belirlenmi bir "arlkl ilev"i anlatmak istiyorum. 'Basitlik' terimini, ku ramlarn, bilim adamm birinden ok tekini semeye gtren o az anlalm zelliini belirtmek iin kullanmyorum. "Dilbil gilerinir basitlii"ni belirleyen deerlendirme ls dil kura mnn bir parasdr. Bu ly, veri girdileriyle edinilmi dilbilgileri arasnda gerekten varolan bantlara bakarak, deney272

sel temeller zerinde ortaya karmaya almamz gerekir. Bu nedenle, "dilbilgisinin basitlii" kavram, fizik alanndaki bir deimezin oynad role benzer bir rol oynar; onu deneysel te meller zerinde oluturmamz gerekir; gvenebileceimiz ba ka bir nsel igr de yoktur. Bilgi kuram ile bilim felsefesi ge nel balanmda "kuramlarn basitlii"ni belirleme sorununun, dbilgiierinin, dil ediniminde birinden ok tekini semeye g tren zellilerinin deneysel temeller zerinde belirlenmesi ko nusuyla hibir ilgisi yoktur. Bu srekli olarak vurgulanan bir yandr, rnein, Aspects'te Blm 1.8'de. Son bir nokta daha. Hz, "bir tmce iin neden yle-yle bir yap belirlediimizi, doutan gelen evrensel idelerle zihin sel gereklie bavurmak yerine, o tmcenin komu tmcelerin okunmalarn nasl deitirdiine dikkat ekerek aklamann daha kolay olduunu" ileri sryor. Burada da yine birbirinden btnyle farkl iki tr aklamay birbirine kartryor. Eer, dn leden sonra saat te John Smith'in 'the shooting of the hunters' bavclarn ate etmesi/vurulmas'> szbeini, neden avclarn ate etmesi edimini deil de avclara ate etme edimini anlatyor diye anladn aklamak istersem, elbette (kendimi "komu tmcelerin okunmalan"yla snrlamadan) durum ba lamm gz nne alrm. Eer beni ilgilendiren, neden bu iki szbeinin iki yorumumu da kabul etmesine karlk 'the growth of the corn' < / misinn bymesi'> szbeinin tek bir yorum (yani msr bytme srecini ya da edimini deil, yalnzca ms rn bymesini yorumunu) kabul ettiini aklamaksa, nce ngilizcenin zel dilbilgisine, sonra da daha derine, birtakm verilerle karlaan bir ocuu bu dilbilgisini oluturmaya y nelten dil evrensellerine bavururum. Btnyle farkl eyler akland iin, bir aklama biiminin tekinden daha "kolay" olduunu iddia etmek anlamszdr. Harman'n eletirisi de edin ve edim konusuyla ilgilidir. Bana, asla savunmadm, ok eitli vesilelerle ak bir biimde kar ktm bir gr, yani "edinc[in], dilin, dilbilgisinin ku rallarnca betimlendii bilgisi [olduu]," bir dilbilgisinin de bu
273

"edinci" betimledii grn benim grm sayarak ie ba lyor. Kukusuz, dili konuan kimsenin, kurallar, onlan dile geti rebilecek bir durumda olmas anlamnda bildiini sanmak sa ma olur. Bana bu sama gr yaktran Harman, arkasndan, ondan kaynaklanan bir sr karklk ve glkle bouup duruyor. Ancak, bu gr aka reddettiimi gsteren birta km alntlar yapt halde, onu bana yaktrmasna temel diye grlebilecek tek bir alntda bile bulunmuyor. Bu yzden, onun uslamlamasnn bu blmn hi irdelemeyeceim. Harman'n gznde, iki tr bilgi vardr, ne-bilgisi ile naslbilgisi. Bir dile ilikin bilginin "ne-bilgisi" olmad aktr. Bu yzden, ona gre, bunun bir "nasl bilme" sorunu olmas gere kir. Tipik bir konuan, "teki konuanlarn nasl anlanacan bilir;" onun edinci, dilbilgisi tararndan betimlenen dili konu ma ve anlama" yeteneidir. Harman'n 'nasl anlanacan bilir' szyle neyi anlatmaya alm bilmiyorum, ama 'edin* terirnini, gzden geirdii yaptta benim kullandmdan farkl bir biimde kulland ak. Benim anladm anlamda "edin," yani dili konuma ve anlama yetenei yalnz "edinci" (yani di lin retici dilbilgisiyle ilgili ustal, dile ilikin rtk bilgiyi) kapsamaz, baka birok etmeni daha kapsar. Benim kullan mmda, dilbilgisi, "edin" dediim eyin biimsel bir tasarmlamasdr. Harman'n terimi farkl bir biimde kullanmasna hi bir itirazm yok; ama bu kullanmn benim olduunda srar edin ce, doal olarak, bir karklk ortaya kyor. Bu yanl yorum lamann onu srkledii eitli glkleri ayrntl olarak ele almakta da ayn ekilde bir yarar grmyorum. Harman'a gre, "dili konuma ve anlama edinci," bir bi siklet srcsnn becerisine benzer bir beceridir. Onun dile ilikin bilginin ("ne'yi bilme" sorunu olmad iin) bir "nasl bilme" sorunu olduu konusundaki srarm dnrsek, bu bek lenmedik bir sonu deildir. Ama dil kullanma yeteneinin (be nim anladm anlamda, bu yetenein bir esi olan edinci bir yana brakrsak) ne bakmdan bisiklet kullanma yeteneine ben274

zediini sylemiyor; ben bir benzerlik gremiyorum, yleyse uygun olan sonu, dile ilikin bilginin "nasl bilme" erevesin de tanmlanabileceini dnmek iin ortada hibir neden bu lunmad olabilir. Bu nedenle ortaya att benzetmeyi anlaml bulmuyorum. Dile ilikin bilgi bir beceri, bir alkanlklar kmesi, ya da bunlara benzer birey deildir. Dile ilikin bilginin bu dar erevede yararl ve retici bir biimde irdelenemeyecei sonu cunda alacak bir yan gremiyorum. Genelde, "nasl bilme" ile "ne'yi bilme" kavramlarnn, bilgi zmlemesinde hereyi kap sayan kavramlar olduu bana doru grnmyor. Kendisini bu ereveyle snrlad dikkate alnrsa, Harman'n benim ya da dile ilikin bilgiyle ilgilenen baka herhangi birinin szlerini anla makta glk ektiini belirtmesi de hi artc deil. Harman, bir dile ilikin bilgiyi edinirken ya da kullanrken (retici bir dizgeyle ilgili isel bir tasarmlama" gelitirirken, ya da konutuu ya da konumay anlad sralarda ondan ya rarlanrken), ocuun (sz konusu olan dil edinimiyse) dilbilgilerinin ya da (sz konusu olan dil kullanmysa) iselletirilmi bir dbilgisinin seimine snrlar koyan doutan gelen bir e malatrmadan yararland biimindeki grmde temel bir badamazlk olduunu gstermeye alyor. Uslamlamas ba na ak grnmyor. Anladm kadaryla, uslamlamas yle bir yolda ilerliyor gibi: selletirilen dizgenin, ocuun dili ren mek iin bu emalatrmadan yararlanmadan, ya da konumay anlamak iin dilbilgisini kullanmadan nce anlayabilecek bir duruma gelmesi gereken "daha temel baka bir dilde" sunul masnn zorunlu olduunu ne sryor. Ancak bu, ona gre, bir ksr dngye ya da sonsuz bir geriye gidie yol aar. Ni tekim, eer ocuun "daha temel dili," renmeden, dolayszca bildiini syleyebiliyorsak, "konutuu dili de dolayszca," renmeden bildiini neden syleyemeyelim; bu bir ksr dng dr. Yok eer daha temel olan dili renmesi gerektiini syl yorsak, o zaman da ortaya daha temel olan bu dilin nasl renildii sorusu kar; bu da bizi sonsuz bir geriye gidie gt275

rr. Bu uslamlama btnyle geersizdir. Dilin edinilmesi du rumunu alalm. Doutan gelen emalatrmann "doutan gelen bir dilde" tasanmlanmas gerektiini kabul etsek bile, bun dan yukardaki sonularn ikisi de kmaz. ocuun, Harman'n terimleriyle, bu "doutan gelen" dili bilmesi gerekir, ama bundan onun "bu dili konuup anlamas" (bu her ne de mekse) ya da bu dili renmesi gerektii sonucu kmaz. Btn kabul etmemiz gereken, dil-renme grevine gicitiinde o cuun bu emalatrmadan yararlanabildiidir. Sonsuz geriye gidile ilgili olarak bu kadan yeter. Ksr dngye gelince, o cuun konutuu dili, renmeden, dolaysz bir biimde bildi ini kabul edemememizin, yani saylann yanl olmasnn ba sit bir nedeni var. Her ocuun kusursuz bir ngilizce bilgisiyle doduunu iddia edemeyiz. Buna karlk, ocuun kusursuz bir evrensel dilbilgisi bilgisiyle, yani dil edinirken, daha nce anlatlan biimde kulland deimez bir emalatrmayla do duunu dnmememiz iin ortada hibir neden yoktur. Bu saylt belki yanl, ama akla uygun. Biri kp bu bilgiyi "daha temel bir dile ilikin dolaysz bilgi" olarak betimlemekte diretseydi, anlatmaya altmz ey konusunda kafamz ak oldu u srece, ben bunda itiraz edilecek bir ey grmezdim; yalnz ca, ocuun bu dolaysz bilgiye sahip olduundan kuku duy mamz gerektirecek bir neden olmadn belirtmekle yetinir dim. Dolaysyla ortada bir ksr dng olmad gibi sonsuz bir geriye gidi de yok. Bunun gibi, dil kullanm konusunu dn dmzde de, ortada ne bir badamazlk vardr ne de bir mantkszlk. Dil kullanlrken (konuur ya da anlarken) dili kullanan kimsenin isel olarak tasarmlanan bir dilbilgisine ba vurduu sayltsnda, sonsuz bir geriye gidi olmad gibi, bir ksr dngnn de olmad kuku gtrmez. Bu biimde ilev gren bir modeli (rnein bir bilgisayar programn) kolayca oluturabiliriz. Dolaysyla, Harman gibi soruna verdiimiz bu anlatm biiminin i yapsmda sonsuz bir geriye gidi ya da bir ksr dng olduuna, htt olabileceine inanmann herhangi bir dayana yok.

276

Harman, bildirisinin ikinci blmnde, benim, gnmz dilbilim almalarnn ak bir usu renk tayan dil ve zihin grn destekledii ve bunun son yllarda dil ile zihin incele melerinde egemen olan deneyci grlerle de elitii biimin deki uslamlamama geliyor. Verilerden bir dilbilgisi modeli kar mak iin, bir dil-renme modelinin elinin altnda edim kura myla ilgili ayrntl bir bilgi olmas gerektiini ileri sryor. Bu ilgin, ilgin olduu kadar da gelitirilmeye de deer bir gr. Ancak, Harman'n bildirisinde pek dile getirilmeyen bir sava, bu yaklamn mutlaka doru olmas gerektii, baka herhangi bir yaklamn bilginin edinilmesi sorunuyla ilgili hibir igr getiremeyecei biimindeki olduka dogmatik sava katlmam olanaksz. Evrensel dilbilgisi alannda geen birka ylda yap lan almalarn, gerekten de, dilin nasl edildii sorunuyla il gili olduka klasik olan ilgin bir yaklam akla getirdiini, bir lde de desteklediini dnyorum. Bu yaklamn neden aydnlatc olamayacan gsteren bir uslamlama olmadn dan, evrensel dilbilgisi ilkelerinin eldeki veriler temelinde zel bir dilbilgisini nasl seebildiiyle ilgili bir incelemeyi srdr memek iin hibir neden gremiyorum. imdi de dil ve zihin sorunlar konusundaki usu ve de neyci yaklamlar konusuna gelelim. Harman'n iaret ettii gibi, zel bir dilbilgisi biimine eilimli (ya da zel bir dilbilgisi biimiyle snrl) doutan gelen bir emalatrmay "kullanlan tmevarm ilkeleri"nin bir paras olarak betimler, "becerikli deneycilik"i de bu gibi "tmevarm ilkeleri"nden yararlanan bir reti olarak tanmlarsak, "dil olgular [ya da baka olgular] sonunda ne karsa ksn" "becerikli deneycilik"in rtlemeyecei ortadadr. Elbette, bu yeni "becerikli deneycilik"' retisi, byk lde dil-edinimi iine zg olan (yle anlalyor) ve hibir genel geerlii olmayan "tmevarm ilkeleri"ini iine katacaktr. Bu biimde tanmlanan "becerikli deneycilik" kavramnn benim iin pek bir nemi yok. Benim zerinde durduum ko nu, "olduka snrl ve btnyle belirli bir yaplanma iinde

edinilmi bilginin biimini belirleyen eitli ilkelerle idelerin" bulunup bulunmad, ya da ikinci bir seenek olarak, "edinim dzeneinin yapsnn, ikincil-ncl deerde birtakm ilkel veri-ileme dzeneklerine... ve birtakm analitik veri-ileme d zenekleriyle tmevarm ilkelerine zg" olup olmad {As pects, s. 47 vd.). Belirli bir insann almalarnda "her zaman keskin hatlarla birbirinden aynlmyorsa bile" "bilginin edinil mesi sorunuyla ilgili bu iki farkl yaklamn birbirinden ayrl masnn deneyimlerimiz asndan yararl olduu gibi, tarihsel bakmdan da doru olduunu" ileri srmtm (a.g.e., s. 52). zellikle de, bu yaklamlarn birincisine, klasik usuluun n de gelen dnceleri ile onlarn ada biimlerini iinde ba rndran; ikincisi ise, klasik deneyci reti ile ada almala rn byk bir blmnde gelitirilen bilgi (inan, ya da alkan lk) edinim kuramlarm (Quine'in nitelik uzam, arm ve koullanma yoluyla bilgi oluumu kavramlarm; Hull'un koul suz ilkel tepkeye dayal yaklamn, koullanma ve alkanlk yaplan kavramlarn; snflamaa dilbilimi, onun ztimsel nite likli paralama ve snflandrma srelerini, dili bir "alkanlk dizgesi" olarak alan dil kavraym, vb.) ieren bir anlatm bii mi vermenin olanakl oluunu gstermeye altm.14 Dil edinimiyie ilgili eitli inceleme giriimlerini bu ereve iinde gr mek gibi bir zorunluluk olmadm sylemek gereksiz; benim sylediim yalnzca byle yapmann hem yararl hem de yerin de olduu. Bu seenekler iyice aynnlandrp deneysel sonu lan bakmndan incelenebilir. Harman'n "becerikli deneycilii" her iki yaklam da iine alacak biimde tanmlayp, onun dedi i gibi, olgusal bululardan gelecek zararlara kar bak klma nerisi, hibir amaca hizmet etmeyecek szde bir neridir; sz edilen yaklamlar arasndaki fark, ya da onlan izleyip deer lendirmenin nemini gzlerden saklayamaz.15 zetlersek, dilbilimin, analitik felsefe iin, hi deilse ge limesinin bu aamasnda, "yeni bir teknik" getireceinden ku kuluyum. Yine de, dil incelemesi, insan bilgisiyle ilgili olarak
278

varlan, zihin felsefesi alanndaki klasik konularla dorudan balantl birtakm sonulara bir aklk getirebilir, bir lde de onlar temellendirebilir gibi geliyor bana. Sanrm, nmzdeki yllarda dilbilim ile felsefe arasnda gerekten verimli bir ibirli inin yollan aranabilecektir.

NOTLAR 1 Szgelimi, benim doutan ideler konulu sempozyumdaki bildirime (Syn~ these, 17. Cilt, 1. Say, Mart 1967, s. 2-11) ve onun kaynakasna (A.g.e., s. 11) baknz. Akas, Nelson Goodman ile Hilary Putnam'n sempozyumdaki bildirileri {Synthese, 17. Cilt, 1. Say, Mart 1967, s. 12-28) ve Henry Hz ile Gilbert Harman'n Journal of Philosophy'nin "Some Recent Issues in Linguistics" balkl zel saysndaki (64. Cilt, 2. Say, 2 ubat 1967, s. 67-87) yazlan. Bu son ikisi, byk lde, benim Aspects of the Theory of Syntax (Cambridge, Mass.: M.I.T. Press, 1965) balkl almamn 1. Blmnn bir eletirisidir. Dilin, zihinsel tasarmlamasndan bamsz, nesnel bir varl olmad iin, bu durumda, "inan dizgesi" ile "bilgi"yi birbirinden ayrmamz gerekmez. A. C. Fraser, yay., Locke, Essay Concerning Human Understanding, 1894 (Ki tap 1959'da Dover tarafndan yeniden baslmtr), Dover basksnda s. 38. Sempozyumdaki bildirisiyle k.,Synthese, 17. cilt, 1. Say, Mart 1967, s.24. Bildirisindeki diyalog biimine baklrsa, onun grnn yanl yanstlmadndan emin olmak g. Ancak ben o sylenenleri baka trl yorumlayamyorum. Konuyla ilgili bir irdeleme olarak benim u yazma bkz.: "Explanatory Models in Linguistics," E. Nagel, P. Suppes ve A. Tarski, yay., Logic Met hodology and Philosophy of Science (Stanford, Calif.: Stanford University Press, 1962). Konuyla ilgili daha gncel ve daha kapsaml bir irdeleme olarak bkz., N. Chomsky ve M. Halle, Sound Pattern of English (New York: Harper and Row, 1968); bu kitaptaki gndermelere ve benim "Some General Properties of Phonological Rules" (Language, 43. Cilt, Mart 1967, s. 102-28) balkl yaz ma da baknz. N. Goodman, Structure of Appearance, 2. basm (Indianapolis: Bobbs-Merrill, 1966), s. 272. Gruebleen dili ile ngilizce arasndaki burada irdelemekte olduum ayrm, J. Ullian'n hakl olarak "uyuma" <"match"> kavramnn farkl bir kullanmna dayanarak reddettii bir szde-aynmla kartrlma maldr. Bkz., Philosophical Review, Temmuz 1961. Yeri gelmiken, hepsinde deil. Bu noktada pek nemli deil, ama birok dilde zel adlarn ilkel bir ulam olarak bulunmadklar, daha ok, gelimi 279

3 4 5

trden yinelemeli ilemlerle oluturulduklar anlalmaktadr. rnein bkz-, C H. Matthews Hidalxi Syntax (The Hague: Mouton, 1965), s. 191 vd. 9 rnein bkz., S. Peters ve K Ritchie, "On the Generative Capacity of Transformational Grammars," Information Sciences (baslacak); J. P. Kimball, "Predicates Definable over Transformational Derivations by Intersection with Regular Languages," Information and Control, 2. Cilt, 1967, s. 177-95. 10 Bu konudaki kimi kurgulamalar iin bkz., G. A. Miller ve N. Chomsky, "Finitary Models of Language Users," II. Blm, R. D. Luce, R. Bush ve E. Galanter, yay., Handbook of Mathematical Psychology (New York: Wiley 1963),

n. ait.
11 Bununla ilgili olarak ortaya atlan kantlar iin bkz., E. H. Lenneberg, Bio logical Foundations of Language (New York: Wiley, 1967). 12 Ya da onun, evrensel dilbilgisinde ortaya atlan "arlabrma ilevlerf'nin, aranan aklama deil, "renme kuramnn aklama getirdii ... olgular dan" olduu biimindeki sayltsn. Hi kimse, bir insan embriyosunda kanat yerine kol gelimesinin kaltsal temelinin, insan davran alanndaki teki olgularn aklamasnn temeli olduu yerine, "renme kuramnn aklamaya alt bir olgu olduunu" da syleyemezdi. Arlkl ilevin renilip renilmedii, ya da renmenin temeli olup olmad sorusu deneysel bir sorudur, nsel olarak, bu ilevin kaltsal zellikle, ya da kalt sal zellik ve renmeyle deil, yalnzca renmeyle aklanmas gerektii dnmemiz iin en ufak bir neden yoktur. Putnam'n irdelemesinde zerine bireyler sylenmesi gereken bir iki kk nokta daha var. Szgelimi, baz anlam belirsizliklerinin "fark edilme sinin bir eitimi gerekli kldm," bu nedenle "dilbilgisinin 'anlam belirsiz liklerini grme yeteneini aklad' savnn ... Chomsky'nin dnd gibi etkileyici olmad"n ileri srer. Fakat, edimle deil, edinle ilikili olan sav yanl yorumlamaktadr. Dilbilgisinin aklad ey, neden 'the shooting of the hunters' bavclarn ate etmesi/vurulmas'> (onun verdii rnek bu) szbeinde 'hunters' </avclar/> hem zne hem nesne olarak anlaabildii halde, 'the growth of corn' <'msrn bymesi'> szbein de 'corn'un <'msr'n> yalnzca zne olarak anlalabildiidir (bu rnekte aklama, adlama ile derin yap arasndaki, daha nce dikkat ekilen bantya dayanr). Eitim sorununun asl konuyla hibir ilgisi yoktur. Burada nemli olan, edimde iin iine, etmenlerden yalzca biri olarak kar an isel ses-anlam balantsdr. Putnam, etken-edilgin bantsnn dnmsel olduu sayltsyla ilgili uslamlamay da yanl aktaryor. Konuan yalnzca onlarn aralarnda bir bant olduunu bilmez. Bu elbette sama olurdu. Konuan, 'John will leave tomarrow' <'John yarn uzaklaacak'> ile 'John will leave three days after the day before yesterday' <'John evvel si gnden gn sonra uzaklaacak'> arasnda da bir bant olduunu bilir. Bu da, elbette, bu ikisi arasnda bir dnm bants olduunu 280

gstermez. Szdizimi alanndaki uslamlamalar yayncada birok yerde bulunabilir. rnein, benim u iki kitabma bkz.. Syntactic Structures (The Hague: Mouton, 1957); Aspects of the Theory of Syntax. 13 Current Issues in Linguistics Theory (The Hague: Mouton, 1964; I. Blm) ile Aspecs of the Theory of Syntax (1. Blm, 8. Altblm) ve Cartesian Linguistics (New York: Harper and Row, 1966) balkl almalarmda. 14 Ha rman'n, benim "tmevarm konusundaki korkun yayncay" dikkate almadm, kendimi, "ciddi bir incelemeyi destekleyecek lde ak g rlerin bulunduu tek yer" olduu iin yalnzca snflamac dilbilim s releriyle ilgili bir aratrmayla snrladm gibi doru bir gzlemi var. Ancak Harman, tmevarm konusundaki yaymcadan birey alp onun be nim gzden geirdiim sorunlarla nasl bir balants olduunu da gster miyor. Bunun nedeni ak nk yok. Tmevarm konusundaki yaynca olduka ilgin, fakat btnyle farkl konulan ele alyor, irdelediim sorun lar zecek zmleme, inan edinimi ya da onay srelerinin ipularn bile vermiyor. Szgelimi, tmevarmla ilgili yaynca, eldeki verilerden, "tmevarm" yoluyla, yukarda rnek verilen ilkelere (sesbilim kurallan dngsne, ya da adlama kuralna) nasl ulalabildiine ilikin herhangi bir fikir vermiyor. Zaten bunlar da, dil-edinimi aratrmasnda karmza kmas gereken sorunlardr. 15 Bununla ilgili iki kk nokta. Harman, paralanma ve snflandrma sre leri ile szbei yaps dilbilgisi arasmda yalnzca "nemsiz bir tarihsel balant" gryor. Zellig Harris, Methods in Structural Linguistics (Chicago: University of Chicago Press, 1951) adl kitabnda, basit bir tmevarm ad myla glendirilen bu srelerin dizgeli bir biimde kullanmnn, nasl snrsz bir tmce kmesi rettikleri dnlebilecek bir dizi kurala gtr dn gstermeye alt. Harris'in bir dizi "biimbirimden szceye" forml, tam bir szbei-yaps dilbilgisi olmasa bile, ona ok benzer. "Szbei-yaps dilbilgisi" kavram, tam olarak, Harris-tr ilemlerin bir veri beine uygulanmasyla ortaya kmas beklenebilecek en varsl dizge yi dile getirmek iin dnlmt. Harris ve 1940'lann teki yntembimcileri, Saussure'e dein geri gtrlebilecek bir dilbilimsel zmleme yaklam gelitirmekteydiler. ikincisi, Harman'n, "ciddi bir incelemeyi destekleyecek lde ak [de neyci] grlerin bulunduu tek yer" derken Harris ile Hz'm edizilim ili kileri incelemesi ynteminden sz etmeyi unutmama dikkat ekmesi olduk a hakl. O, bu yntemin "z bakmndan snflamaa srelere benzer" olduunu grnde. Bunu yle ya da byle irdelemenin bir anlam oldu unu sanmyorum. Durum ne olursa olsun, bu gibi srelerin retici dilbil gisi dncesi iin olumlu ya da olumsuz kantlara gtrebilecei, htt byle kantlar salayabileceini dnmek iin bir neden bulamyorum.

281

DZN VE SZLK

A-st-A ilkesi (A-over-A principle): 81-2, 84-5,88-90 ad - anlatm (nominal expression): 159 - bei/A (noun phrase/NP) (ayrca bkz. adal bek): 52, 59, 72-3, 75, 7, 78, 79, 81, 82, 84-9, 92, 93, 97, 104, 158, 191, 194, 200, 201, 202, 208, 218, 224, 234, 238, 244, 245,265 - latrma (nominalization): 160, 161,254 - lam anlatm (nominalized ex pression): 243-44,245 adcl bek (nominal phrase) (ayna bkz. ad bei): 83,104 adl gndermesi (pronominal refer ence): 165-7 adllatrma (pronominalization): 726,103,160,165 arlkl ilev (weighting function): 270,272,280 Akmajian, A.: 172 alan yaps (field structure): 205 alfabe (alphabet) evrensel- (universal-): 181,188 evrensel sesil- (universal phonet ic-): 180,181,248 evrensel sonuncul- (universal ter minal-): 215 sesil- (phonetic-): 180, 181, 182, 188 al fab el etirme (alphabetizing): 98 alglama (perception): 37,47,63,69,72, 282

139,140,144,145,1%, 227,228,2478,251 - modeli/leri (- model/s): 137, 175-6,178,196-7,234,246-8 konuma-s (speech-): 175, 196, 227,234 algsal (perceptual) - deimezler (-constancies): 139 - tasarmlama (- representation): 167,181 Alsop,J:141 altszbei belirleyicisi (subphrase marker): 218 anadilini konuan [kimse] (native speaker): 46,47,120,225,269 analitik felsefe (analytic philosophy): 237,241,278 anlam (meaning) - bants (relation of -): 95, 184, 223 - deiiklii (change of-): 224,241 - tasarmlamas (representation of-): 36,159,160 - ve kullanm (-and use): 237 dz-(literal-):133,149 ses ve - (sound and -)r. 36, 55,133, 156, 173, 174, 175, 179, 184, 186, 280 - bileeni, dilbilgisinin (semantic component): 94,96,186,198-203, 204 - ierii (- content): 42, 45, 145, 173,180,187,209,225 - yorumlamas (- interpretation): 7, 52, 53,94-6,105,158,161,173-

6, 180, 184-8, 196, 199-203, 215, 217, 219, 220, 224-5, 228, 233-5, 240 anlamsal (semantic) - zellikler (- features): 180, 183, 204,205,215 - tasarmlama (- representation): 167-8,174-6,179,184,198-9,202, 204,240,268 anlambilim (semantics) - kurallar (rulesof-): 187 - ulamlar (categories of-): 229 be tim 1 eme 1 - (descriptive -): 233 evrensel - (universal ~y. 36,95,103, 145, 146, 180-1, 183-4, 187, 202, 240,241 anlatimsal vurgu (expressive stress): 162 Ardrey,R.:141 Arnauld (aynca bkz. Port Royal): 41 artikbilgi (redundancy): 205 - kurallar (-rules):205 AustinJ.L.:237 ayrc zellikler (distinctive features/ properties): 112, 127, 180, 182-3, 188,190,192,205,232,240,261 ayralama (bracketing) (ayrica bkz. ad bei, eylem bei, szbei) etiketli - (lebelled bracketing,/ le belled bracket): 50,58, 70,191,2013,207-9,211,214,216,224,226,233, 238-40,264 ayrk tmce (cleft sentence): 163 Barlow: 139 basitlik (simplicity) bilgisaym-lii/kolayl (-/ease of computation): 129,263,264 dilbilgisinin -ligi (- of grammar): 129,263-4,272-3 ilem srecinin -ligi (- of algo rithm): 129,148,263 kuramlarn -ligi (-of theories): 273 Bayie, P.: 31

belirtke (signal): 35, 37, 38, 40, 68-70, 110,111,113,173-82,200,232,234 fiziksel - (physical -): 49, 72, 99, 180,195-7,235 konuma-si (speech-): 249,254 belirsiz [tmce] onlamca belirsiz [tmce]> (ambiguous [sentence]) belirsizlik onlamca belirsizlik, anlam belirsizlii> (ambiguity): 53-7, 82, 86, 88, 98, 102, 178, 185, 220, 234, 235,280 bellek (memory): 175 - sas (-capacity): 128,261 - snrlamalar (- limitations): 174, 261 - sresi (- span): 261 - yaplanmas (organization of -): 247,264 d - (external -): 227 ksa erimli - (short-term -): 227 ykl - (the load on -): 227 betimlemeli (descriptive) - anlambilim (-semantics): 233 - inceleme/alma (- study/ work): 41,48,229,237 - dilbilgisi (- grammar): 33,48 - dilbim (- linguistics): 38,40 Bever,T.G.:138,150 bilgi (knowledge) - edinimi (-acquisition) / bilginin edinmesi (acquisition of -) {ay rca bkz. dil edinimi): 145,250-3 dile ilikin - (- of language) (aynca bkz. dil edinci): 10, 22, 29, 46-9, 52-3, 55, 62, 76, 84, 99-100,112, 114,134-6,160,168-9, 229, 2478,250-1,269,274-6 dilsel - (linguistic -): 268 bilgisayar/lar (computer/s) (aynca bkz. zdevinirler): 17, 18, 20, 127, 142,276 - dilleri (-languages): 235 bir - programlamak (programing a-): 17,127,142 283

rasgele eli - ( with a random ele - incelemesi (study of): 10,16-43 ment): 30 (1. Bl.), 62, 63, 81, 106-49 (3. bilgisaym (computation): 128,129,263 Bl.), 152,176,248 - basitlii / kolayl (bkz. basitlik): - rntleri (patterns of-): 171 129,263,264 - ruhbilimi (-al psychology): 114, - dizgesi/teri (computing sys 115 tem/s): 128,130,262,264 hayvan (animal -): 30 - hz (speed of-): 129,148,263 insan-i (human-): 10-1,18,280 - karmakl (complexity of - ) : simgesel - (symbolic -): 146 263 - uzunluu (length of-): 128 davran (bahaviorist) bilisel (cognitive) - ruhbilim (- psychology): 19,114 - dizge (- system): 20, 26, 49,117, - dilbilim (- linguistics): 19,29 134 - renme kuram (- learning the - ileyi (-mechanism): 133 ory): 137 - ruhbilim ( psychology): 16-7, davranlk (behaviorism): 46, 107,' 34,36 261,262,265 - sreler (- processes): 246 deneyci (empiricist) - yap (structure): 174 - ruhbilim (-psychology): 137 - yetiler (- faculties): 46,99 - zihin felsefesi (- philosophy of Blanck,M.:14 Bloomfield,L.:18,32 mind): 45 Borger,R.:14 deneyciler / deneycilik (empiricists / Bower 139 empiricism): 25-7,100, 127-8, 137, Bush,.: 148,232,235,280 169,251,261,277-8,281 "becerikli deneycilik" (resource Chomsky, NL: 101, 103, 105, 147, 232, ful-): 277,278 233,235,236,279,280 derin yap (deep structure) Cioffi,F.:14 Descartes: 22, 23, 24, 25, 28, 29, 30, 31, Clive:142 124,127,143,144,148,153,252,253, Cohen, S.: 147 260,271 coumculuk (romantism): 27, 42, 49, - devrimi (Cartesian revolution): 118-9,135,169 38 Cudworth:253,260 - felsefe /-lar (Cartesian phi losophy / Cartesians): 22, 24-5, dalm koullar (distributional con 28, 30-3, 35, 39, 45,108,119,136, ditions): 129,263 154,253 Darley,RL.:146 daekim (abduction) (aytrca bkz. t davran (behavior) mevarm): 136,141,142,143,250-1 - bilimi/leri (-al science/s): 9,13- ilkeleri (principles of - ) : 136,251 4,19,10-7,114,242 - mant (logicof-): 138,250 - daarc (-al repertoire): 111, dakaydrma (extraposition) 114-5 - denetimi (control of-): 107,153, - ilemi (operationof-): 240 171 - kurallar (rules of-): 81

dil (language) ilk- (first-): 119,124-5,253,255-6 - edinci (- competence / linguistic ikinci- (second-): 124, 125, 253, competence): 20-1,37,42,48, 53, 255-6 62,94,97,99-100,112,117,121-3, insan -i (human -) (ayrca bkz. insan 143,168-70,173,176,268-9 iletiimi): 10,21,22,31,39,40,48, - edinimi/-(i) edinme (- acquisi 96, 98-9, 108-13, 119, 120, 121, 126,133,138,151,154-6,158,175tion/acquisition of-) {ayrca bkz. 6,179,184,188,228,229,231,239, bilgi edinimi): 10, 46, 63, 106, 248,257 108,117, 131, 132, 143,149,179, yapma - (artifical -): 125,235,256 230-1,236,253-4,257, 266-8, 270, - edimi (linguistic performance) 273,275,277,278,281 (ayrca Wfcz.edim): 174,249 - felsefesi (philosophy of -): 18,32, - evrenselleri (- universals): 120, 107,114 144,265,273 - incelemesi (study of -): 10, 16, - kurallar (-rules): 39,173 40-2, 106-7, 112, 114, 115, 121, - kuram (- theory): 25,27,39,132, 137, 144, 145, 155, 167, 168, 245, 133,167,231,239,241,249,272 252,268,278 - sezgisi (- intuition): 187,224 - kulanm (use of -): 8,18-23, 26, 28-30, 42, 46-7, 68, 72, 99, 100, dilsel (linguistic) - anlatm (- expression): 69, 151, 106, 111, 115,117,120,134,143156,158,185,195 45, 151, 153-5, 167-8, 170, 173, - bilgi (-knowledge): 268 176-7231,250,268,275-6,279 - /-olmayan boyut (-/non- di - i kullanan kimse (- user): 230, mension) (ayrca bkz. hayvan ilet 247,276 iimi): 110-1 - kullanmnn yaratn yam/y - deneyim (- experience): 48,151, n (creative aspects of- / yarat 251,260 c kullanm (creative use of -): - iletiim (- communication) (ayr 8,23, 28-30, 36, 42,120,134,144ca bkz. iletiim): 227 5,151,153-5,171 - tarasanmlamalar (- representa - renme (-learning): 136,266 tions): 63 - retimi (-teaching): 153 - veriler (- data): 139,179,265 - ruhbilimi (psycholqgy of-): 18 - yap (- structure): 32, 39, 107, - ve dnce ( and thought/ 117,120,135, 139, 144,145,174, thinking): 9,16, 22-3, 28, 30, 33, 184-7,245,248 39, 108-9, 11, 113, 118, 140, 152, dilbilgisi (grammar) 155,171 - /nin biimi (form of -): 48, 96, - yetisi (- faculty): 131 105,127, 136, 170, 231, 260, 261, - e ilikin bilgi (knowledge of -): 277 10,22,29,46-9,52-3,55,62,76,84, - nin basitlii (simplicity of -): 99-100, 112,114,134-6,160, 168129,263-4,272-3 9,229,247-8,250-1,269,274-6 - nin bileenleri (components of-) - in evrimi (evolution of -): 10894,128,186 109,112,124,143 betimlemeli - (descriptive -): 33,48 hayvan -i (aninal -): 109

285

balamdan bamsz - (context- kurallar (- rules): 55, 81, 86, 87, free-): 148 96,101,146 biimsel - (formal ): 137 - kuram (- theory): 134,155,186, buyurucu - (prescriptive -): 33 226 "doa felsefesi" olarak-(-as "nat balamdan bamsz szbei ya ural philosophy"): 33 ps -: 235 "doa tarihi" olarak - (- as "natural dnmsel kuram (theory of history"): 33,34 transformational -) 186 dnmsel - (transformational -): evrensel - kuram: 48,101,114,180, 129-30,186,263-4 190,229-31 evrensel - (universal -): 8,48-9,55, felsefi - kuram: 118 70,72,76,83,92,99-100,101,105, retici - kuram: 114 113, 118, 119-20, 126-8, 130-5, retici dnmsel - kuram: 8,155 148, 169, 171, 173-236 (5. Bl.), - eleri (-elements): 209 245, 257, 259, 261, 262, 265, 267, - sreleri (- processes): 53, 54, 270-2,276,277,280 160,161 felsefi - (philosophical -): 32-4, 36- yaplanmas (organiziton of -): 7,39-40,42,43,106,118-9,141 96,230 geleneksel - (trada tional -): 40,87 - yaps ( structure): 36,158,167, klasik- (classical -): 36 177,186,227,254 kural koyucu-(normative -): 236 dilbilgisel (grammatical) zel - (particular -): 48, 49, 54, 55, - dnmler (-transformations): 63, 70, 74, 75, 76,85, 87, 99,100, 36,49,53,69,81,97,118,124,129, 105,132,203,270,272,273 159,167,214,227-8,235,239,243, Rnesans - (renaissance -): 36 248,255,263-4,267 szck trleri ve ekim -(-of word - ilevler (-functions): 60 classes and inflection): 35 - tasarmlamalar (- representa szbei yaps - (phrase struc tions): 175 ture -): 129,205,262,263,281 dilbilgisellik (grammaticalness): 269. usu - (rationalist -): 120 dilbilim (linguistics) retici - (generative -): 8, 34, 40, - ve felsefe (- and philosophy): 112, 114-5, 121-2, 133, 138, 146, 237-81 (6. Bl.) 156,166,169,170,187-8,198,202, betimlemeli - (descriptive 38,40 .f 228. 229-31, 247-9, 268, 270, 274, ada - (modern -): 8, 13, 33, 36, 281 39,42,103,114,117,151,155,180, retici-dnmsel - (transforma 229,235,242 tional-generative -): 8,102,143, davran - (behavioristic -f. 19,29 155,159,160,240,264 geleneksel - (tradational-): 187 insanbili msel - (anthropological -): - bants/lan (grammatical rela tion/s): 102, 118, 158, 161, 167, 119-20,229 180,184,185,200-3,208,214,216matematiksel - (mathematical -): 7,219-20,224-6,228,234,235 113 siniflamaci - (taxonomic -): 137, - edinci (-competence): 225 - ilemleri (-operations): 94 278,281

286

usu- (rationalist-): 271 yapsal - (structural -): 20, 39, 41, 42, 106, 116, 130, 137, 179, 237, 242,249 yapsal-betimlemeli- (structuraldescriptive -): 40 dinleyen [kimse] (hearer) (ayrca bkz. dinleyen, konuan-dinleyen): 69, 99,146,175,178,196,247 dizim aac / aa (tree diagram / dia gram): 50,211,212 dizimsel dzenekler (sytagmatic pat terns) (ayrca bkz. dizisel): 38,39 dizisel dzenekler (paradigmatic pat terns) (ayrca bkz. dizimsel): 38,39 doa bilimleri (natural sciences): 13, 33,44,107 doruluk deeri (truth value): 223 doutan [gelen ] (innate) - bilisel ileyi (-cognitive mech anism): 133 - davran daarc (- behavioral repertoire): 111 - dil (-language): 276 - evrensel dilbilgisi (- universal grammar): 130-4,265,267 - evrenseller (-universals): 271-3 - ide/ler (- idea/s): 123-4, 126, 136,137,148,252-3,259-60,279 - ema /emalatrma (- schema/ schematism): 84,115,133,253-5, 266,275-7 - yap/lar (- structure/s): 23,121, 122,131,139,142,249,251,252 - yap kuramlar (theories of structure): 249 doutanhk (innatenes): 105-50 (3. Bl.)/ 247-81 (6. Bl.) Doughtery,R.:172 dngsel (cyclic) t - uygulama / -olarak uygulan (-application): 70-1,75,192,198, 202,209-10,254,265 - uygulama ilkesi (the principle -

application): 71-2,117,192, 193, 195,196-7,199,230,254,261 dngsellik ilkesi (the principle of cy cle): 194,195 dnm (transformation) - kurallar (- rules): 103,160, 209, 214-5,216,218,225 dilbilgisel -ler (grammatical -s): 36,49,53,69,81,97,118,124,129, 159,167,214,227-8,235,239,243, 248,255,263-4,267 silme -leri (deletion -s): 58 soru - (question -):216 - bants/lan (transformational relation /s): 36,94,102,281 - bileeni (- component): 105,204, 209,216-7,225 - ilemleri (- operations): 37, 39, 102,113,130,264 dnmsel (transformational): - dilbilgisi (- gramamar): 129-30, 186,263-4 retici- dilbilgisi (-generative grammar): 8, 102,143, 155, 159, 160,240,264 DuMarsais:37 durum balam (situational context): 273 Eden: 150 edim (performance) (ayrca bkz. edin) - kuram (theory of -): 234, 270, 277 - modelleri (- models): 63, 146, 175-6,227-8 dili (linguistic-): 174,249 szl - (verbal -): 146 edin (competence) (ayrca bkz. edim) - belirlemesi (characterization of -):224 - dizgesi (system of-): 20,114,270 - kavram (concept of-): 114,121 - kuram (theory of -) (ayrca bkz, edim kuram): 228

287

- modeli/leri (model/s of -) (ay rca bkz. edim modelleri): 175, 227 dil -i (linguistic - / language -): 201,37,42,48,53,62,94,97,99-100, 112, 117, 121, 123, 143, 168-70, 173,176,268-9 dilbilgisi -i (grammatical -): 225 dili konuma ve anlama -i (- to speak and understand lan guage): 274 insan -i (human -): 115,131 lkselletirilmi - (idealized -): 174,236 edinim (acquisition) - kuramlar (theories of c 270, f 278 - modeli/leri (- model/sj: 179, 198,261 bilgi -i (knowledge -) (ayrca bkz. dil edinimi): 145,250-3 dil -i (language - / of language): 10,46, 63,106,108,117,131,132, 143, 149, 179, 230-1, 236, 253-4, 257,266-8,270,273,275,277,278, 281 ilkdil -i (first-language -): 253, 255-6 ikinci-dil -i (second-language -): 125,253,255-6 inan -i (- of belief): 9-10, 23,115, 247,264,278,279,281 ekstrapolasyon (extrapolation): 14,20 Emonds, Joseph: 96 eleme tmcecii (appositive clause): 58-9 evrensel (universal) - alfabe (- alphabet) (ayrca bkz. al fabe): 181,188 - anlambilim (- semantics (ayrca bkz. anlambilim): 36,95,103,145, 146, 180-1, 183-4, 187, 202, 240, 241 - ayna-zeliikler (- distinctive

properties): 205,261 - bamt/lar (-relatetion/s): 117 - dilbilgisi (- grammar) (ayrca bkz. felsefi dilbilgisi, zel dilbil gisi): 8,48-9,55,70,72,76,83,92, 99-100,101,105,113,118,119-20, 126-8, 130-5, 148, 169, 171, 173236 (5. Bl.), 245, 257, 259, 261, 262,265,267,270-2,276,277,280 - ilkeler vs zel kurallar (- princi ples vs particular rules): 76, 99, 112,180,195 - zellikler (- features): 117, 128, 147,189,265 - sesbilgisi (- phonetics) (ayrca bkz. sesbilgisi): 36,95,103,180-5, 187,188,190,236,240-1 - sesbilim (- phonology) (ayrca bkz. sesbilim): 64,103,234 - sesil alfabe (- phonetic alpha bet (ayrca bkz. alfabe): 180, 181, 248 - szdizimi (-syntax): 103,184-8 - sonuncul alfabe (- terminal al phabet): 215 - tasarmlama-dizgesi (- system of representation): 215 - retici dilbilgisi (- generative grammar): 114 evrenseller (universals): 120 doutan [gelen] - (innate -): 271 dil -i (linguistic -y. 120, 114, 265, 273 eylem bei / E (verb phrase / VP): 50-2,60,158,191,200-2,206-7,2102,215,221,222,224,238,239,240 Fant, <: 232 felsefe (philosophy) dilbilim ve - (linguitics and philos ophy): 237-81 (6. Bl.) bilim -i (-of science): 273 dil -i (- of language): 18, 32, 107, 114,169 !j&?.

zihin -i (- of mind): 8,45,169,279 felsefi dilbilgisi (philosophical gram mar) (ayrca bkz. evrensel dilbilgi si): 32-4,36-7,39-40,42,43,106,1189,141 Ferster,CB.:146 Fodor,J.:104,236 Fraser, A. C : 148,279 Freud devrimi (Freduin revolution): 45 Galariter, E,: 105,148,232,235,280 Gavadan: 150 Ginsburg, S.: 148 Goodman, N~ 123-6,131,147,148,25260,279 gnderge bulankl (referential opacity): 241 gnderme (reference): 103,234 - de bulunmak (to refer):. 54, 59, 74,103,154,165-6,178,234 adl -si (pronominal reference): 165-7 gsterge (sign): 35,125,256 Gross, M.: 105 gnlk-dil felsefesi/ felsefecileri (or dinary language philosophy / phi losophers): 237,253 Haldane,H.S.:148 Halle, M.: 15, 103, 104, 147, 232, 233, 236,279 harf ik zellii (diacretic feauter): 189, 205 Harman, G.: 273-8,279,281 Harris, Z. S.: 102,281 hayvan (animal) - davran (-behavior): 30 - dili (-language): 109 - iletiimi (- communication) (ay rca bkz. iletiim, insan dili, insan iletiimi): 27-8,108-12,124,151 - ve insan: 23, 26-9, 135,136, 140, 146,250-1 - makine varsaym (beast ma

chine hypothesis): 28 Helmholtz: 140 Herbert, Lord: 124,252,253,271 Hz,H.:102,267, 268-73 Hobbes: 141 Hockett,C.F.:235 Hook, S.: 148 Huarte,J.:25-8,38 Hubel: 139 Hull: 137,149,278 Humboldt, W. v.: 36, 39, 41,113,119, 188 Hume: 140,253 Hunt, L : 104 rabilim (ethology): 109,139,140,141, 142 ieyerleik (embedded) - nerme (- proposition): 92, 93, 96 - tmce (- sentence / clause): 58, 59,218,222,223,224,224, ideler (ideas) evrensel - (universal -): 273 karmak- (complex - ) : 35 doutan- (innate-): 27,123-4,1267,136,142,252-3,259-60,278 ikicilik (dualism): 25,108,136 iletiim (communication): - bilimleri (-sceinces): 16 hayvan - i (animal - ) : 27-8, 108-12, 124,151 ilkel - dizgeleri (primitive - sys tems): 108 insan -i (human - ) (ayrca bkz. insan dili): 98,111-2,170 dilsel - (linguistic-): 227 matematiksel -kuram (mathemat ical theory of-): 19 szl - (speech - ) : 227 ilem sreci (algorithm): 129,263 - nin basitlii (simplicity of - ) : 129,263 289

- nin karmakl of -):128,262

(complexity

Locke, J.: 123-4,127,148,252-3,259,279 Lorenz,K.: 140-2,150 Luce, R. D.: 105,148,232,235 makineli eviri (machine translation): 19 MehlerJ.: 138,150 Matthew, C. H.: 272,279 Miller, G. A.: 105,149,232,235,280 Minsky,M.:150 Morgenbesser, S.:-147 NageLE.:104,279 nasl-bilgisi /nasl bilme (knowing how): 46,62,74-75 ne-bilgisi / ne'yi bilme (knowing that): 74,75 Nelson, R. |^123,148 Neumann, J. v.: 19 Newton: 24-25,32 oluturucu/lar (formative/s): 189-91, 198,203,214-5,226,233 oluturucu (formative) - zellik (-feature): 233 - yap (-structure): 233 renen [kimse], dili (language learn er): 72, 98, 99,132-3,149,197, 236, 250,257,259 ilkdili - (first-language *-): 170, 254,255 ikinci-dili - (second-language - ) : 254,255 enme (learning): 10,114-5,134,144, 236,247-8,280 - kavram (conceptof-): 114,121 - kuram (learning - / theory of - ) (ayrca bkz. bilgi edinimi, dil edi nimi): 114,115,121,130,134,149, 248,250-1,270,280 davran - kuram (behaviorist theory): 137 Platoncu - kuram (Platonistic theory): 119

Jackendoff,R.:172 Jacobs, R.: 101,103,105 Jakobson, R.: 105,116,172,183,232 Jeffress,L.A.:146 Joos,M.:119,147,235 Kant: 136,140,141 kartsal vurgu (contrastive stress): 105,162,163-4 KatzJ.: 101,104,105,233,236 kavak noktalar (junctures) (ayrca bkz. oluturucular, matris): Kawamoto, S.: 172 Kimball,}. P.: 280 konuan [kimse] (hearer) (ayrca bkz. dinleyen, konuan-dinleyen): 36, 99,102,120,146,149,174,177,181, 197, 220,225, 228, 235,261,169-70, 274,280 konuan-dinleyen [kimse] (hearerspeaker) (ayrca bkz. dinleyen, ko nuan): 10,94,97,99,174,235,261, 269 Khler,W.:44,46,101 kurucu (constituent) - eler (- elements): 241 - p a r a / l a r ( - p a r t / s ) : 199-200 - yap (- structure): 102 dolaysz- (immediate-): 200-2,234 kuruculuk (constituency): 201 La Forge: 22,31 langue: 39 Lashley, K. S.: 18,110,146 Levi-Strauss, C : 116,117,147 Le Grand, A.: 154 Lees,R.B.102,236 Leibniz: 25,26,124,141 Lenneberg,E.H.: 7,138,150,280 LettviiK39 Levin, H.: 149 290

- modeli (- model) (ayrca bkz. al glama, edinim): 247,248,249 - sorunu (problem o f - ) : 115,131, 267 - stratejileri (- strategies): 130-1, 266,267 - yasalar (laws of-): 143 dili - (language - ) : 136, 171, 198, 266, 275-7 ilkdili - (first-language - ) : 119, 124,125 ikinci-dili - (second-language - ) : 124,125 nerme (proposition) ieyerleik nerme (embedded - ) : 75,92,93,96 nerme ierii (propositional con tent): 118,266 nermesel [olma zellii, dilin] (prop ositional) (ayrca bkz. syntactic): 109-10 nleme - artlama (frontnes - backness): 181,182 tmlleme (voicing): 181,182 zde vim (automation) gerek-zamanl tanmlanm- (real time deterministic-): 12$ zdeninir/ler (automaton/ta): 21-3, 28,129,196-7,259-60,263 - kuram (automata theory): 19, 129,148,263 basit- kuram (theory of simple - ) : 20 izgisel snrlamak - (linear bound e d - ) : 129 gerek zamanl tanmlanm: 263 snrl d u r u m - i (finite state-): 129 tanmlanmam yiit saklama -i (nondeterministik pushdown storage-): 129,263 zel dilbilgisi (particular grammar) (ayrca bkz. evrensel dilbilgisi): 48, 49, 54, 55, 63, 70, 74, 75, 76, 85, 87, 99,100,105,132,203,270,272,273

zel retici dilbilgisi (particular gen erative grammar): 114 znelik ve yklemlik (topic and com ment): 167 Papert,S.:l50 parole:39 Peirce, C. S.: 135-6,137, 138, 140,141, 142,149,250 Perlmutter,D.:105 Peters, S.: 280 Piaget: 138 Polignac,M.de: 28 Popper, K.: 108 Port-Royal Port-Royal Grammar'i: 33,34,35,40 Port-Royal Logic'i: 33 Port-Royal kuram: 34,35-36,37,38 Postal, P.: 101,103,236 Pribram, K.H.: 232 Putnam, H.: 123,128-32,147,148,261-7, 279,280 Quine:147,278 Racine, L.: 29 Reid, T.: 263,271 Ritchie, R.: 280 Rosenbaum, P. S.: 90, 92, 93, 96, 101, 103,105,236 Rosenfield,L.C.:43 Ross,G.R.T.:148 Ross, J.: 15,72,75,88,102,103,104 Rousseau: 119 ruhbilim (psychology): 7, 9, 16-43 (1. B.), 44,48,49,106-7,114,119,120, 133,145,152,155,169,175,248,251, 251,260 bilisel - (cognitive -): 16,17,34,63 davran - i (behavioral ): 114,115 davran-(behaviorist-): 114 deneyci - (empiricist -): 137 dil - i (- of language): 18 fizyolojik - (physiological - ) : 16,

291

188-98,203-4 - dizgesi (- system): 116,117 - kurallan (- rules): 64-5, 70, 72, 75,96,117,128,146,187,190,228, 238,241,248,254-5,261,265,281 - kuram (-theory): 103,234 sesbilimsel (phonological) - zellikler (-features): 204-5,215 - yap (-structure): 103 - yorumlama/lar (- interpretation/s):l91,199 sesil (phonetic) - alfabe (-alphabet): 180,181,182, 188 - biim (- form): 52,68, 71, 145, 161, 167, 173, 187, 196, 200, 226, 238 - gerekleim (- realization): 53, Salzinger, K.: 149-50 65-9 Salzinger,S.:149 - matris (- matrix): 189-90, 198, Sanctius:36-8,40 205,233 Saussure: 38-9,40,42,281 - simge (-symbol): 64,180,232 Schlegel: 154 - tasarmlama (- representation): Schtzenberger: 150 63-5,68-9,159,166-8,174-6,181Sebeok,T.A.:105,233 2, 189-90, 192-4, 196, 198, 204, ses (sound) 231,235,240,254,261 ses ve anlam (- and meaning): 36, - yorumlama (- interpretation): 55, 133, 156, 173, 174, 175, 179, 52-3, 65, 78, 176, 186, 188, 199184,186,280 200,220,224,233,235,248 - yaps ( structure): 63, 69, 95, Shklovskij.V.:44-5 103,128,261-2 sibernetik (cybernetics): 16 sesbilgisi (phonetics): 65-6, 103, 105, silinti ilkesi (erasure principle): 92,94, 128,242,248 96 evrensel - (universal -): 36,95,103, silme (deletion): 74 180,181-3,184,185,187,188,190, - dnmleri (- transforma 236,240-1 tions): 58 - ulamlar (categoriesof-): 229 - ilem /leri (- operation/s): 56-8, sesbilim (phonology): 76, 94,117,149, 90,92,102 199 - koullan (conditions of -): 59,90 evrensel - (universal -): ): 64, 103, simge (symbol) 234 evrensel alfabenin -leri (-s of uni yapsala - (structuralist -): 11 (> 117 , versal alphabet): 188 sonuncu! - (terminal -): 208-9,210, - bileeni, dilbilgisinin (phono 214 logical - of grammar ): 94, 186, 139 insan -i (human -): 8, 98,107,112, 119,133,145,155,171,257 karlatrmal - (comparative ): 141 kuramsal - (theoretical):231 kurgusal - (speculative -): 25,259 usu- (rationalist-): 25,27,49,141, 271 uyaran - tepki - (stimulus response -h 18,20,28 ruhdilbilim (psycholinguistics): 7,18, 21 uyaran - tepki - i (stimulus response-): 19 Russell, B.: 18 Ryle,G.:31 292

sonuncul olmayan - (nontermi nal -):209,228 sesil-(phonetic-): 64,180,232 sesil alfabenin-leri (-s of phonetic alphabet): 181,188 ulam -si (category -) / ulamsal (categorial -): 208,210,212,214 yertutucu simge (dummy -): 209, 210,213 - dizgesi /leri (symbolic system/ s): 124-5,255 birincil - dizgeleri (primary - sys tems): 125,256 dilncesi - dizgeleri (prelinguistic -systems): 125,255-6 ikincil - dizgeleri (secondary - sys tems): 125,255,256 simgesel (symbolic) - davran (- behavior): 146 - ynlendirme (- manipulation): 173 Skinner, B. F^ 17-8,149 sylem zmlemesi, balantl (con nected discourse analysis): 17 szck yerletirme (lexical insertion) - kou 1 an (conditions of-): 227 1 - kurallar (rules of-): 209,214 szdizimi (syntax): 39, 69, 72, 94, 96, 105,204,248,281 - nin dnm bileeni (transfor mational component of -): 105, 204,209,216,217,225 - nin taban bileeni (base compo nent of-): 204,225 - ulamlar (categories of-): 229 evrensel - (universal -): 103,184-8 karlatrmal- (comparative-): 40 - bileeni, dilbilgisinin (syntactic component of the grammar): 94, 96,186,203-26,234 - ilkesi / leri (-principle / s): 92103 - kurallar (- rules): 63, 96, 187, 195-6 - kuram (-theory): 103

- zellikleri (- features): 64, 85, 205,212,213 - yaps/lan (- structure/s): 7, 103,105,146,167-8,196,205,225, 234,235,246,261 szdizimsel [olma zellii, dilin](syntactic) (ayrca bkz. nermesel): 10910 szdizimsel (syntactic) - tasarmlama (- representation): 175 - yorumlama (- interpretation): 196 szlk (lexicon) (ayrca bkz. ulamsal dizge): 204, 205, 208, 209, 212,215, 225 - bilgisi (knowledge of vocabu lary* 121 - ierii (lexical content): 217 - maddesi (- entry / entry): 63-4, 95,129,204,205,209,212-5,2178,225,227-8,234,263 - tasarmlamas (- representa tion): 64,65,67-8 - ulamlar (- categories) (ayrca bkz. ayralama, szbei): 209 - tamnu (dictionary definition): 205 szbei (phrase) (ayrca bkz. ad bei, adal bek, eylem bei): 35,39,70, 81-6,191,202,234,245,273,280 - belirleyicisi /leri (- marker /s): 209,214,215,116-20,225-7,234 derin - belirleyicisi (deep - mark er): 219 taban - belirleyicisi (base - mark er):, 209,214-7,225 - ulam/lan (category/ies of -): 50,88,238 - yaps/lan (- structure /s): 52, 129,227 - yaps bileeni (- structuer com ponent): 129,262 263,281 - yaps dilbilgisi (- structure

grammar): 129,262,263,281 balamdan bamsz - yaps dil bilgisi (context free - structure grammar): 205,235,263 - yaps dizgeleri (- structure sys tems): 128-9,262 - yaps kurallar (- structures rules): 129,209,263,264 Suppes, P.: 104,147,279 ema / emalatrma (schema / sche matism): doutan [gelen] - I - (innate - ) : 99,132,149,198,251,253,265-66, 270 evrensel dilbilgisi emas (- of uni versal grammar):134-5,265 evrensel emalatrma (universal -):272 (base) bileeni (- component): 204,225 dizge (- system): 204,235,262 kurallar (- rules): 209, 226,239, 248 - szbei belirleyicisi (- phrase marker): 209,214-7,225 - tre timi (- derivation): 212-3, 228 - yaps/lar (- structure/s): 225, 228,245,263,265 - in ula m sal bileeni (categorial component of the -): 205,208-11, 213-5,225-6,228 Tarski, A.: 104,279 tasanmlama/lar (representation/s) anlamsal - (semantic - ) : 167-8,1746, 179, 184, 198-9, 202, 204, 240, 268 anlam -s ( of meaning): 36, 159, 160 dilsel - / l a r (unguis t i c - / s ) : 63 ses - i (- of sound): 36 sesil tasanmlama/lar (phonetic-): 63-5,68-9,159,166-8,174-6,181taban -

2, 189-90, 192-4, 196, 198, 204, 231, 235,240,254,261 szdizimsel - / l a r (syntactic -Is): 175 szlk-s (lexical -): 64,65,67-8 tasarmlamak (to represent) Thomas, V.: 149 Thorpe, W. H.: 109-10,146 Tolstoy: 45 Trubetzkoy: 116 tmevarm (inducution): 72,132,135-6, 230,254,259,277-8,281 ulam (category) ulamsal (categorial) - bileen[i, tabann] (- component [of the base]): 205, 208-11,213-5, 225-6,228 - dizge (- system (ayrca bkz. sz lk): 204 Ullian, J.: 279 usu (rationalist) - evrensel dilbilgisi f- universal grammar): 119 - dil felsefesi (- phisophy of lan guage): 32,169,277 - dil kuram (- theory of lan guage): 27 - dilbilgisi (-grammar): 120 - dilbilim (- linguistics): 271 - ruhbilim (- psychology): 25, 27, 49,141,271 - zihin felsefesi (- philosophy of mind): 45,169,277 usuluk (rationalism): 27, 45,119, 123, 124, 127, 132, 136, 137, 148, 250-3, 259,260,277-8 uylam/lar (convention / s.) lkselletirme (idealization): 47,174, 176,179,180,236 retici (generative) - dilbilgisi (- grammar): 8, 34, 40, 112-5,121-2,127,132-3,138,146, 156,166,170,187-8,198,202,228-

294

31,233,257-9,268,270,274,281 evrensel - dilbilgisi kuram (theory of universal-grammar): 114 zel - dilbilgisi kuram (theory of particular-grammar): 114 - dnmsel dilbilgisi (transfor mational - grammar): 8,102,143, 155,159,160,240,264 - dizge / 1er (- system /s): 113,169, 275 - g (-power): 26 - ilkeler (-principles):37 - sreler (-processes): 120 - yetenek /1er (-capacity/ies/ ability): 27,28 - yeti (-faculty): 26 Vaugelas: 33 Vendler, L: 105,237,242,243 Walker, D J150 Wartofsky, W. M.: 147 Weinreich,U.:105,233 White, M.: 147 Whitehead: 42 Whitney, W. D.: 39,118,119 Wiest,M.:146 Wilkins, Piskopos: 180,232 Wittgenstein, L: 45,101,147 Wundt: 140 yapay zek (artificial intelligence):/137 yapsal (structural) - betimleme/1er (-description/s): 156-7,166,249-50,268 - dilbilim (-linguistics): 20,39,41, 42, 106, 116, 130, 137, 179, 237, 242,249 - betimlemeli dilbilim (-des criptive linguistics): 40 yapsala (structuralist) - sesbilim (-sesbilim): 116,117 yapsalclk (structuralism): 42,46 yapma (artifical)

- dil (- language): 125,235,256 - dizgeler (-systems): 227 yeniden yazma kurallar (rewriting rules): 216 yeterlik (adequacy) aklama -i (explanatory -): 55 aklama -i dzeyi (level of explanatoy-): 101 betimleme -i (descriptive -): 55, 101,224 betimleme -i dzeyi (level of de scriptive-): deneysel - (emprica 1 -): 216,226 - koullan (conditions of -): 20, 185 yinelemeli (recursive) yorumlma/lar (interpretation /s) - ilkeleri (principles of -): 203 anlam -s/lan (semantic -): 7, 52, 53,94-6,105,158,161,173-6,180, 184-8,196,199-203,215,217,219, 220,224-5,228,233-5,240 sesil -/1ar (phonetic -): 52-3, 65, 78, 176, 186, 188, 199-200, 220, 224,233,235,248 sesbilimsel -/1ar (phonological -): 191,199 szdizimsel - / 1ar (syntactic-): 196 yorumlayc (interpretive) - ilkeler (- principles): 127 - ilemler (- operations): 69 - kurallar (-rules): 68,189,202 - sesbilim kurallar (- phonologi cal rules): 190 dilbilgisinin - bileeni (- compo nent of the grammar): 188, 198, 202 dilbilgisinin - olmayan bileeni (non- componenet of the gram mar): 203 ykselti izgisi (contour) vurgu - (stress -): 70, 193-7, 230, 231,254 ezgi - (intonation -): 52

295

phy of -): 45,169,277 - incelemesi/leri (study of -): 7, zek (intelligence) 13,17,22,41,45,277 hayvan -s (animal -): 23,28,138-9, insan zihni (human -): 22-3,40,100, 251 142-4,154-5,250,264 insan -s (human -): 9,10,17,22,25 - edimleri (mental acts): 47, 113, vd., 28, 37-8, 49, 100, 112, 114, 116 121,135-6,138,141,152,154,169, - yaps (mentality / - structure): 242,250-2 20,32,45,116,118,122,135 olaan - (normal -): 26,27 - yetileri (- faculjties): 45, 48, 76, uysal - (docile wit): 26,27 131,170,171 zihin (mind) zihinsel (mental) - felsefesi (philosophy of): 8,169, - sreler (- processes): 16, 63, 279 . 107,113,114,140,251 deneyci - felsefesi (empiricist phil- tasarmlama (- representation): osoph of-)c45 38,140,171,245,279 usu - felsefesi (rationalist philoso - yap/lar(-srructure6):107,160 doutan -yaplar: 132,232 zihinselcilik (mental ism): 107 yzey yap (surface structure)

296