You are on page 1of 202

ABDULLAH ÖCALAN

BİR MUHATAP ARIYORUM

ABDULLAH ÖCALAN

B İ R M U H A TA P A R I Y O R U M

( A t e ş k e s k o n u ş m a l a r ı )

Weşanên Serxwebûn: 66

AbdullahÖCALAN

BİR MUHATAP ARIYORUM

WeşanênSerxwebûn:66

Birin ci baskı: Temmuz1994

Hera us ge ber:

AgriVerlag

VogelsangerStr.286

D-50825Köln

İİÇÇİİNNDDEEKKİİLLEERR

ÖNSÖZ ...........................................................................................7

TEK YANLI ATEŞKESLE TC'YE BİR ŞANS

TANIYORUZ ..................................................................................9

SİLAHLAR SUSABİLİR

AMA SİLAH

BIRAKMAYIZ......................................................

31

EN YOĞUN VE EN SONUÇ ALICI BİR DÖNEMİN

İÇİNDE BULUNUYORUZ..........................................................37

KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ TÜRK DEMOKRASİSİNİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜDÜR....................95

EN AZ KENDİMİZ KADAR TÜRKİYE'Yİ DE

DÖNÜŞTÜRME İDDİAMIZ VAR ........................................143

ÖRGÜTE, HALKA VE SÖZÜMÜZE NE KADAR BAĞLI VE EGEMEN OLDUĞUMUZ ANLAŞILDI ........213

ONBİNLERCE İNSAN ÖLMESİN........................................225

BAŞARI DIŞINDA HİÇBİR YOL TARİH

KARŞISINDA BİZİ AFFETTİREMEZ ...............................241

ATEŞKES SİYASİ ÇÖZÜMDE

TEMEL BİR DÖNEMEÇ OLDU ..........................................267

DAHA BOYUTLU BİR SAVAŞA HAZIRIZ.........................313

ÖCALAN GERÇEĞİ ANLAŞILMIYOR .............................335

ÖNSÖZ

1993 yılının baharında PKK tarafından ilan edilen tek yanlı ateşkesin yankılarını, Ağrı Yayınevi bir kitap haline getirip kamuoyuna sunmuştu. K a p s a m l ı b i r d e r l e m e y d i . A n c a k b u n u n d ı ş ı n d a A b d u l l a h Ö C A L A N yoldaşınönemlikonuşmalarıvekendisiyleyapılanröportajlardavardı.Bir a r aya ge t ir di ğimi z konuşma ve r öport a j l a r da , 1994 baha rı nda çözümü oldukça acilleşen Kürdistan sorununa ilişkin çok önemli açıklamalar ve t arihsel önemde yakl aşıml arı i çeriyor. Bu anl amda elini zdeki bu kit ap günc e l e , s or unun kökl ü çözümüne ışı k t ut uyor ve pe rs pekt if s unuyor. K i t a b ı n a d ı o l a n “ B İ R M U H A T A P A R I Y O R U M ” ç a ğ r ı s ı , b u g ü n , söylendiği günden daha geçerli ve anlamlıdır. Çözüme “evet” diyen kim, “hayır”da ısrar eden kim? Bu sorunun cevabı o kadar kolaylaştı ki, artık izahamuhtaçolmaktançıkmışhalde. Bu anlaşılmaz bir durum değil, çünkü Türkiye Cumhuriyeti için hiç kimse iyimser düşünemez noktada. Nitekim son gelişmelerden yansıyan, asılgerçeğinçoksınırlıbirkısmı.PKK'yimuhatapalmayanheryolsonuna ge l miş dur umda . Kema l ist pol i t i ka bi t işi ya ş ama kt a . Tür k e geme nl e ri arasındakiklikleşmevekavgabundandır.Laflapeynirgemisiyürümedive birdahadenizeaçılamazbirşekildekarayaoturdu. He r k e s g e r ç e k l e r i g ö r d ü . PKK g ü c ü n ü n ç ö z üme y e t t i ğ i n e i n a nma k zorunda kaldı. Kürdistan sorununda kendine göre yol tutan bütün güçler güzergahlarını değiştirdiler. Yolunu değiştirmeyen tek güç durumundaki PKK, sorunun merkezi durumunda ve diğer bütün yollar oraya uzanmak zorunda. Bu ne bir mucize ve ne de bir sürprizdir. Kitapta yer alan röportajlarda buyönlüsorulansorularcevabınıtambuluyor.

Savaşın ister siyasi, isterse askeri olsun adım adım sonuca doğru gittiği

b i r a ş a m a d a d e ğ e r k a z a n a n , y a r a r l a n ı l m a s ı g e r e k e n b u ö n e m l i e s e r e gerçekçi yaklaşıp doğru sonuç çıkaran kişi ve güçler, Kürdistan sorununa veonunmuhataplarınabakışaçılarındasağlamperspektifleresahipolurlar.

Weşanên Serxwebûn Haziran 1994

“Aslında bizim muhatap olup olmayacağımız değil, Türkiye'de muhatap bulamama gibi bir sorun vardır.” Birin ci basın

“Aslında bizim muhatap olup olmayacağımız değil, Türkiye'de muhatap bulamama gibi bir sorun vardır.”

Birin ci basın top lan tı sı

TEK YANLI ATEŞ KES LE TC'YE BİR ŞANS TANI YO RUZ

“Kapsamlıbirateşkesingerektiğiaçıktır.

Ortadadağgibisorunlarvardır.Anayasal

düzeydentutalımmevcutbuçokkarşı

olduğumuzvegerçektenhalklarımıza

zararverengünlükçatışmalarakadar

hepsinegörüşmeyollarınıaçmadanken-

dimizitektaraflısilahsızlandırmamızıninti-

hardandahakötüolacağınıbiliyorsunuz.”

D e ğ e r l i b a s ı n m e n s u p l a r ı ; ö n c e h o ş g e l d i n i z d i y o r u m . Ç o k önemli bir dönemi yaşarken, Mam Celal'in de değerli tavsiyelerini göz önüne getirerek, böyle bir basın toplantısı düzenlemeyi duydu- ğumuzsorumlulukgereğiuygunbulduk. Gerçekten günümüzün en karmaşık sorunlarından birisi, Kürt- Türk halklarının sorunudur. Bu soruna açıklık getirmeyi boynumu- zun borcu olarak görüyoruz. Ortadoğu halklarının kaderinde Türk

veKürthalklarıenönemliikiulustur.Birçoktarihi,siyasinedenler-

den ötürü büyük bir çatışma ve kargaşa durumu yaşanıyor. PKK, g e rç e k t e n u l u s a l v a rl ı ğ ı n ı d u y u rm a v e ö z g ü rl e şm e y o l u n d a K ü rt halkının mücadelesine uzun süredir öncülük etmeye çalışıyor. Biz sorunları şiddetle halletmeyi istemezdik. Fakat mevcut hükümetleri de aşan ve oldukça tarihi nedenlere de dayanan bir inkar politikası T ü r k i y e ' d e s ö z k o n u s u d u r. B u , ö z e l l i k l e c u m h u r i y e t d ö n e m i n d e daha da yoğunlaşarak günümüze kadar gelmiştir. Kemalist politika- laryalnızulusalsorundadeğil,demokrasisorunundadagünümüzde tam bir kilitlenmeye yol açmış bulunmaktadır. Ve en az Kürt halkı kadar, Türk halkına da zarar veren bir aşamaya gelip dayanmıştır.

Veköklüçözümkendisinidayatmaktadır. 1 5 A ğ u st o s' t a b a şl a t t ı ğ ı mı z y e n i a t ı l ım d ö n e mi v e y a d i ğ e r b ir anlamıyla Kürt isyanı, Kürt direnişi bu 9. yılında, yani 1993 yılı b a h a rı n d a ö n e m l i b ir a ş a m a y a g e l i p d a y a n m ışt ır. Ba h a r d ö n e m i , aynı zamanda tekrar sıcak bir çatışmanın gelişme tehlikesinin çok yakın hissedildiği dönemin de başlangıcı oluyor. Ayrıyetten New- roz, birkaç günsonra kutlanacak. Gerek Türkiye, gerekse Kürdistan halkının gözleri bugüne çevrilmiştir.Barışçıl kutlamaya dair özlem- lerini belirtmektedirler. Bize de oldukça kapsamlı bir yüklenim var.

Son

günlerde basın bizi

ilginin oldukça merkezine almıştır ve hatta

b ü t ü n g ö z l e r i n b i z i m ü z e r i m i z e ç e v r i l d i ğ i n i r a h a t l ı k l a s ö y l e m e k

mümkündür. Yo ğ u n g ö r ü ş m e t a l e p l e r i n i z l e k a r ş ı k a r ş ı y a g e l d i k . Ş ü p h e s i z

sorularınızı dinleyeceğiz. Geleneksel

bazı yaklaşımlarım var. Onları

burada tekrarlamak istemiyorum. Sorularınız daha açıklayıcı olabi-

l i r. G e r ç e k t e n s i z l e r b u r a y a g e t i r i l i r k e n ö n e m l i b i r f e d a k a r l ı k t a bulunduk. Mam Celal'i de buraya kadar getirmek hayli zor oldu. Önemlibirfırsattır,bizsorularınızıbekleyeceğiz.

– New roz için ateş kes dek la ras yo nu nuz oldu mu? Abdul lah Öca lan: Bu konuda geliştirdiğimiz bir kararı burada açıklayabilirim. Özellikle hükümet çevrelerinde yaygınlaştırılan bir görüş var; “PKK, Newroz gösterilerini silahlı serhildana dönüştüre- bilir” diye. Başta belirteyim ki böyle bir iddia geçersizdir. Biz, ordu birlikleri üzerimize gelmedikçe ve çok zorunlu bir meşru savunma durumuna düşmedikçe, 20 Mart'tan 15 Nisan'a kadar ateş etmeye- ceğiz, herhangi bir saldırıda bulunmayacağız. İster gösteriler sıra- sında olsun, ister bu süre dahilinde olsun, gelişecek saldırılar kesin- liklebizdenkaynaklanmayacaktır. Böylelikle uluslararası, Türkiye ve Kürdistan kamuoyunun bir barışa imkan sunulması biçimindeki dileğine de karşılık vermeye çalışıyoruz. Olası bir siyasi çözüm yoluna kendimizi hazır tuttuğu- muzu belirtmek istiyoruz. Ayrıyetten Türkiye yetkililerinin de bek- lentiler içinde olduğunu duyuyoruz. Yeni durum değerlendirmeleri- ne ihtiyaç duyduklarını sanıyoruz. Ona da imkan hazırlamak için böyle bir süre ve böyle bir karar bizce yerindedir. Böylelikle kamu-

oyununbizdenbeklentileriniyerinegetirmişoluyoruz.

– Sayın Öca lan, Sayın Talabani'nin mek tu bu Tür ki ye kamu o - yu na yan sı dı ğın da, sizin üç nok ta da eski den fark lı düşün dü ğü nüz duyul du. Birin ci si, “şart sız ateş kes”; ikin ci si, “ Türkiye'den ayrıl - m a k ist e m e d i ğ i n iz ” v e s o n u n c u o l a r a k “ M is a k - ı M i l l i sı n ır l a rı

için de bu işin çözü le ce ği” söy len di. Ben, buna daya na rak şunu sor mak isti yo rum: Şimdi sizin ateş kes diye bah set ti ği niz olay 20

Mart'tan 15 Nisan'a kadar olan süre midir? A b d u l l a h Öc a l a n : Bu n u n ö n emi ş u r a d a d ır: D e d i ğ im g i b i b u , yeni bir değerlendirme ve bir iyi niyet gösterisi olarak anlaşılmalı- dır. Kendimizi tek taraflı olarak tümüylesilahsızlandırmamızın akla

bilegelemeyecekbirhususolduğunuçokiyibiliyorsunuz.Kapsam-

lı bir a t e şke sin ge r ektiği a ç ıktır. Ort a da dağ gibi sorunl a r va rdır. Anayasal düzeyden tutalım mevcut bu çok karşı olduğumuz ve ger- çekten halklarımıza zarar veren günlük çatışmalara kadar hepsine görüşme yollarını açmadan kendimizi tek taraflı silahsızlandırma- mızın intihardan daha kötü olacağını biliyorsunuz. Bu çok açık bir husustur. Burada mühim olan, siyasi yöntemi öne çıkarmaya Türk hükümeti var mı, yok mu? Kanı durdurmak istiyor mu, istemiyor mu? Kürt halkına bazı yasal güvenceler vermek istiyor mu, istemi- yormu?Demokratik yolu açıyormu, açmıyormu?Bu konuda daha d a a ç ı k s ö y l e y e l im; u l u s a l v a rl ı ğ ı mı z ı k a b u l e d i y o r mu , e tmi y o r mu? Sınırlı da olsa, özgür gelişmeye fırsat verecek mi, vermeyecek mi? Eşitçe, kardeşçe ve barışçıl yolda ilerlememize imkan verecek mi, vermeyecek mi? Kısaca, demokratik tarzı, siyasi tarzı esas ala- cak mı, almayacak mı? Eğer bu sorulara belli cevaplar verilecekse, b i z a t e şk e si s o n u n a k a d a r d a s ü r d ü r e b i l i r i z , b i z d e n h e r h a n g i b i r

s o r u n k a y n a k l a n m a z . Ş i d d e t k e n d i b a ş ı n a ç ö z ü m l e y i c i b i r a r a ç değildir. Belirttiğim bu sorular dahilinde çok önemli siyasi sorunla- r a ç ö z ü m i s t e n i l d i ğ i n i s ö y l ü y o r u m . B u s i y a s i y ö n t e m e b i z h e r z a m a n k i n d e n d a h a ç o k h a z ı r ı z . Z a t e n s i z l e r l e b u g ö r ü ş m e y i d e , bunu bütün dünya kamuoyuna, Türkiye ve Kürdistan halkına açık- lamakiçinyapmaktayım. Evet, anlaşıldı mı? Birlik için de şunu söyleyeyim: Biz, “Türki- ye'den hemen ayrılalım” diye bir yaklaşım içinde değiliz. Bu konu-

da gerçekçiyiz.Bunu da basit birtaktik yaklaşım olarak anlamamak gerekir. Birçok nedenleri vardır; iki halkın tarihi, siyasi, ekonomik durumunu anlayanlar, parçalanmanın olmayacağını bilirler. Etle-tır- nak gibi iç içe geçmişler. Ben, birçok röportajda vurguladım; ilişki- lerin yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Bin yıllık kördüğüm olmuş ilişkiler, çelişkiler var. Özgürce ve eşitçe yeniden düzenleme, bizim temel anlayışımızdır. İkide bir bizi “ayrılıkçı” diye ilan etmek, tam t e r s i n e a y r ı l ı k ç ı l ı ğ ı k ö r ü k l e y e n b i r t u t u m o l u y o r. M e v c u t i l i ş k i düzeni, hem Kürt halkının, hem Türk halkının kanını, malını muaz- z am k a y b e ttiriy o r, z a y ıf d ü ş ü r ü y o r. Ke si n li k l e Tü r k u l u s u n u n d a çıkarına olan bir ilişki düzeni olduğu inancında değilim. Bu, Kürt halkını da yarı ölü halde tutuyor. Bunu gerçekten aşmak istiyoruz. İlişkilerin yeniden düzenlenmesinin daha özgür ve eşit temelde ola- b i l e c e ğ i n e i n a n c ı m ı z d e r i n d i r. B u n a d a b i z ç o k h a z ı r ı z , a m a T ü r k i y e ' n i n m e v c u t a n a y a s a l - y a s a l d ü z e n i k a p a l ı d ı r. E ğ e r b i r reformlar döneminden bahsedilecekse, işte bu ilişkileri düzenleme- nin tam zamanıdır, diyoruz. Yaklaşımlar bu temelde olmalıdır. Ana- yasal düzenlemeden bahsediliyor. Biz, bu düzenlemelerde Kürtlerin deyeralmasınınöneminivurguluyoruz. S a n ı y o r u m y e t e r i n c e s o r u n u z a y a n ı t v e r i l d i . Ü ç ü n c ü h u s u s neydi?Veyasorunuzayeterincecevapverildimi?

– Evet. Ben şöyle anla ya bi lir miyim? Siz önce 20 Mart'tan 15 Nisan'a kadar ateş kes yapa cak sı nız, size sal dı rıl maz sa her han gi bir şekil de muka be le de bulun ma ya cak sı nız, kar şı lık ver me ye cek- si niz... Abdul lah Öca lan: Evet... – Bu süre de ki geliş me le re baka rak bu ateş ke si daha uzun süre - li sür dü re bi li riz, diyor su nuz. Abdul lah Öca lan: Öylebirniyetimizvar. – Peki bu ateş ke sin devam etme siy le bu süre de somut ola rak ne yapıl ma sı gere ki yor?

A b d u l l a h Ö c a l a n : Ç o k a ç ı k s o r u l a r s u n d u m . Ya n i b ü t ü n ü y l e k a r ş ı t a r a f t a n y e t k i l i s o r u m l u b i r y a k l a ş ı m i s t e n i l i y o r. D a ğ g i b i s o r u n l a r v a r, d i y o r u m . B u s o r u n l a r ı n ç ö z ü m ü i ç i n m u h a t a b ı m ı z k i m d i r ? C u m h u r b a ş k a n ı s e v i y e s i n d e m i y a k l a ş ı m g ö s t e r i l e c e k ?

Hükümet seviyesinde mi yaklaşım gösterilecek? Ordu seviyesinde

m i y a k l a ş ı m g ö s t e r i l e c e k ? A ç ı k ç a s ı B İ R M U H A TA P A R I Y O - RUM.

– Bu tek li fi ni ze kar şı lık bu zaman süre si için de cum hur baş ka nı ve hükü met ola rak –her kim ise– gele cek tep ki de, sizi –Abdul lah Öcalan'ı– muha tap ala rak yap ma sı nı mı bek li yor su nuz? Hangi meka niz ma ile ola cak? Yoksa Türkiye'deki Kürt mil let ve kil le riy le mi ola cak? Hangi kuru mu bu talep le ri ni z e iliş kin bir muha tap ola rak kabul ede cek si niz? Yani böyle bir koşu lu nuz var mı? Yani böyle bir görüş me de, ille de PKK muha tap alı na cak diye... Abdul lah Öca lan: Mam Celal için de “vekil midir, değil midir” diye bir tartışma yapıldı. Yine “HEP vekil midir, değil midir” diye tartışmalar oluyor. Şimdi bu konuda da basit düşünmeye gerek yok. Bu işin bir muhatabı biziz, diğer tarafı da Türkiye Cumhuriyeti'dir. Kendi düzeylerini belirlerler. Ben burada da ayrım yapmak istemi- yorum. Muhatabımız cumhurbaşkanlığı mı, hükümet mi, genelkur- may mı olur? Bu onların sorunudur. Ama ben kendi tarafımız için söylüyorum; biz buna muhatabız ve bu süreci başlatmaya hazırız. Eğer daha uygun araç gerekiyorsa, bu işler böyle daha uygun bir

a r a ç l a i l e rl e t i l e b i l ir d e n i l i y o rs a , b u n d a d a a n l a şma k z o r d e ğ i l d ir. Mühim olan işin ilkesidir. İlkeyi kabul edersek, aracı sağlamakta zorluk çekmeyiz. Mühim olan burada birbirimize taktik yapıp boşa çıkarmakdeğil,sorununözüneinebilmektir.

– Bunda Suriye'nin bir rolü oldu mu? A b d u l l a h Ö c a l a n : H i ç b i r r o l ü o l m a d ı . S u r i y e ş i m d i y e k a d a r bizeneolumlu,neolumsuzhiçbirşeysöylememiştir.Suriye'deaçık herhangibiryolyok.

– Daha önce benim le yap tı ğı nız bir görüş me de, bağım sız bir Kür dis tan isti yor du nuz. Şimdi ise Türkiye'nin bir li ği dahi lin de bir Kürdistan'dan bah se di yor su nuz. Abdul lah Öca lan: Bana göre aralarında çelişki yoktur. Bağım- sızlık –sıkça da vurguladığım gibi– bizim bir sözcüğün söylenme- sinden tutalım bir halkın ekonomik, sosyal, siyasal, ulusal düzeyde kendini özgürce ifade etmeye kadar uzanan bir süreci kapsar. Dar bir ayrılıkçılık, dar bir milliyetçilik daha fazla bağımlılığa yol açar.

Federasyona ulaşmış bir Kürdistan bağımsızlığa oldukça kapsamlı cevaplar verebilir. Birlik halinde olmak, bağımsızlığa aykırı değil- dir. Günümüzde bütün ulUsların temel sorunu, çok milliyetçi sınır- lar dahilinde hapsolmak değil, bağımsızlık çıkarlarını sağlama alan birlikleregidememektir.

D o l a y ı sı y l a b i z im T ü rk i y e h a l k ı y l a a r a mı z d a v a r o l a n sı n ırl a r dahilinde, Kürt halkının eşit ve özgürlüğüne dayalı bir birlik arayı- şımız“bağımsızlığaaykırıdır”biçimindeyorumlanmamalıdır.

– Irak'taki Kürt le rin fede re deve le ti ni olum lu görü yor musu- nuz? Abdul lah Öca lan: Güney Kürdistan'daki federasyonlaşma çaba-

s ı b i z e g ö r e o l u m l u d e ğ i l d i r. O t o n o m i a n l a y ı ş ı n ı d a r b u l u y o r u z . Irak'ın bütünlüğünden kopmamış bir Kürdistan'ı fazla gerçekçi bul- mayız. Fakat içinde oldukça geniş bir demokrasi uygulayarak Arap ve diğer azınlıklarla da eşitliğe ve özgürlüğe dayalı bir federasyon- laşma bizce anlamlıdır, tarihi bir adımdır. Burada önemli olan, Kürt ha lkının da kendisini siya si ve a ske ri güvenc e ye t am a l a bilme si, bunun için kuvvet s ahibi olmasıdır. İradesi dışında geçmişte çok k a r şı l a şt ı ğ ı i m h a l a r a m a r u z k a l m a y a r a k s a ğ l a m b i r d ü z e n l e m e y i Irak'tabaşarabilir.

– Sayın Öca lan, tek rar Türkiye'ye döner sek; tüm silah lı grup- la rı nı za tam hakim misi niz? Bazı söy len ti ler var dır. A b d u l l a h Ö c a l a n : G ü n l ü k o l a r a k i r t i b a t l a r ı m v a r d ı r. M u t l a k anlamda hepsi talimatların gereklerini yerine getirirler.Bahsedildiği gibi PKK'de bir ayrılık, kopma söz konusu değildir. Bunlar sansas-

yon haberlerdir. Örneğin Cemil Bayık'ın muhalefet edip büyük bir grupla ayrıldığından bahsediliyor. Cemil Bayık şimdi yanımızdadır. Omu rili k k a y ma sı v a r, ame liy a t o l d u . Birk a ç y ıl ö n c e b e l k i b a z ı a y r ı l ı k l a r v a r d ı , a m a b u a y r ı l ı k l a r g e r ç e k t e n p a r t i m i z e d a y a t ı l a n provokasyonlardı. Günümüzde PKK, her sahada egemendir, üstün bir emir-komuta zinciri vardır ve bütün PKK'liler, partimizin karar- larınauyarlar.Hattakararlaraölümünebağlılar.

– Geçen yılki Newroz'dan bah set ti niz. Silah la rın sus tu rul ma sı - na iliş kin bu yılki Newroz'u bir koşul ola rak görü yor su nuz. Yani siz Mart ve Nisan ayla rı ara sın da ki bu yir miş beş gün lük süre yi

s ö y l ü y o r s u n u z . Ş i m d i b u t a v ı r, p r a t i k t e n e l e r d i r ? M e s e l a ,

T ü r k i y e ' n i n k ı r s a l b ö l g e l e r i n d e d e v a m e t m e k t e o l a n b i r t a k ı m güven lik ope ras yon la rı var. Yani bu ope ras yon la ra son veril me si bu ateş ke sin bir koşu lu mudur, yoksa bu ateş kes her halü kar da 25 gün devam ede cek mi? Abdullah Öcalan: Biz burada herhangi bir şart ileri sürmüyoruz. Fakat operasyonlar bizi imhayla yüz yüze bırakırsa, savunma yapaca- ğız.Bunundışındabirharekettebulunmamayıkastediyorum.

– Sayın Baş kan, ben iki soru sor mak isti yo rum: Birin ci si, eğer bu 25 gün lük süre içe ri sin de bir umut ışığı görül me ye cek se –ki i n ş a l l a h ö y l e o l m a y a c a k – m ü c a d e l e n a s ı l , n e ş e k i l d e , n e r e d e devam ede cek? İkin ci si, –iki ni zi bir arada gör mek çok güzel dir– Kuzey ve Güney'deki Kürt le rin gele ce ği ne ola cak, nasıl bir şekil

ala cak? A b d u l l a h Ö c a l a n : G e r ç e k t e n b u s ü r e , b i r i y i n i y e t s ü r e s i d i r. Dikkat edilirse şartı filan yoktur. Tek şartı bizi imha etmeye yönel- memektir.VeözellikleMamCelaldasöyledivesanıyorumTürkiye basını da epey işlemiş, “herkes barışçıl çözüm için bir adım isti- yor.” Buna saygılı olmak için bu belirtilmiştir. Özellikle Newroz'da ateşkesi bazı provokasyonların önüne geçmek için, kesinlikle baha-

nevermemekiçindüşünüyoruz.Birdeeğerhükümetinsorunusiya-

si düzeyde ele alma niyeti varsa, ona da bir fırsatsunmak için belir- tiyoruz. Eğer bütün bunlar boşa çıkarsa, hemen belirteyim ki, ben bu işe başlarken, ne beş kuruş param vardı, ne de bir tek fişeğim vardı, ama b u n l a r a r a ğ me n s a v a şı b u r a y a k a d a r g e tir e b ild i k . Ve h eme n b e l i r t e y i m , ç o k z o r l a n d ı ğ ı m b i r s a v a ş t ı r. B u r a d a S a y ı n Ya l ç ı n Küçük Hoca'nın bir değerlendirmesini anmak istiyorum: “APO'nun s a v a ş k a r ş ı s ı n d a k i t a v r ı n d a n b e n n e y i g ö r d ü m ? ” d i y e r e k ş ö y l e devam ediyor: “Ben ilkçağ Yunan kahramanlarındaki tavrı gördüm. Savaşa çok karşı oldukları halde savaşa zorlanan kahramanlar...” G e r ç e k t e n ö y l e d i r. S a v a ş a ç o k k a r ş ı o l d u ğ u m u z h a l d e , m u t l a k anlamda zorlanıyoruz. Tekrar şunu söyleyeyim; bu dünyada savaş- tan en çok çekinen kişi kimdir denilirse, kendim olduğunu söyleye- bilirim. Halen de öyledir. Elime de –belki sembolik gelebilir– tek

bir silah almış değilim. Tek bir eylemim yok. Ama Kürt halkının varlığını gün ışığına çıkarma zorunluluğu ortaya çıktığından, insan- lığın vazgeçilmez bir gereği olarak benim tarafımdan anlaşıldığın- dansavaşıdabudüzeyegetirmekzorundakaldımdiyorum. Tekrarsöylüyorum; hemen bırakalım busavaşı!Ve çokmütevazi bazı sorular sordum; halkımızın varlığını sağlamak ve özgür geliş- meyolunakoymakiçinmuhataplarbirbirinibulmalıdiyorum. Mesele, benimle görüşüp görüşmemek değildir. Ben aradan da çıkarım. Bu halka kendini demokratik ifade etme hakkı tanınsın, kendi temsilcilerini özgürce ortaya çıkarsın, nasıl istiyorsa sorunu- nu öyle halletsin, benim asla savaşı dayatma diye bir derdim yok. Benimiçinişkencedirvebenideişkencedenkurtarmışolursunuz. Ama eskisi gibi “yoksunuz, gelip teslim olacaksınız” denilirse, bu noktada gerçekten kendimi koruma gereğini düşünürüm. Tesli- miyete hiç yaşamın olmadığını düşünüyorum. Mevcut “Türk adale- ti” deniliyor. Bu adalet, darağacından başka bir şey getirmemiştir. Ö y l e d ü ş ü n ü y o r u m . “ Yo k s a y m a ” p o l i t i k a s ı n a k a r ş ı k e n d i m i z i savunmaya devam edeceğiz. Bizim Türk devletini, Türk ulusunu imhaetmekdiyebirsorunumuzyok.Tamtersi,sınırlıdaolsaulusal v a r l ı ğ ı m ı z ı k o r u m a v e g e l işt i r m e h a k k ı t a n ı n sı n d i y o r u z . B e n i m burada şaşırdığım bir nokta var: Terör nedir? Kim kime karşı nasıl u y g u l u y o r ? B u n u n b u k a d a r t e rsy ü z e d i l m e si , b e n i k e n d i a d ı m a değil, gerçekten uluslararası kamuoyu adına utandırıyor, öfkelendi- riyor. Eskisi gibi “Kürdü yok sayarız, bu sefer de isyanı bastırırız, geri kalanları da idam ederiz” derlerse, direnmeyi devam ettiririz. Bu konuda da hazırlıkların bu yıl, hiçbir seneyle kıyaslanmayacak bir biçimde ileri düzeyde olduğunu belirteyim. Gerilla kuvvetleri; A ğ r ı D a ğ ı ' n d a , M u ş , E r z u r u m y a y l a l a r ı n d a , D e r s i m d a ğ l a r ı n d a , To r o sl a r' d a , Ma r d i n ' d e , Bo t a n d a ğ l a rı n d a , y i n e Di y a rb a k ır, Bitlis

dağlarında sayıları yaklaşık on bin civarında üslenmiş durumdadır. B u s e n e h ı z l a e l l i b i n e d e t ı r m a n a b i l i r. E ğ e r h ü k ü m e t i n k a r a r ı ,

“kesin savaş” ise, ben de kesin belirteyim ki,

gerilla ilk defa bu elli

bincivarınatırmanırveçokkalıcıbirsavaşıgerçekleştirebilir. Yine serhildanlar Kürdistan'da ve Türkiye'de yaygınlaşır. Yine Türkiye'de de gerilla savaşı yaygınlaştırılır. Ama tekrar belirteyim,

bu bizim tercihimiz değildir. Israrla “teslimiyet ve imha” dayatılır- sa, bütün siyasi yöntemler bir tarafa itilirse, barışa imkan verilmez- sebunlarolur.

Güneyileilişkileregelince;14yılboyuncabizbuilişkilereMam

Celal'le başladık. Bugün gördüğünüz gibi tekrar ileri bir düzeyde görüşmelerimiz oldu. Birbirimize oldukça muhtaç olduğumuza ina- nıyoruz. Her şeyden önce Mam Celal'in kendisi bu ilişkilere büyük özen göstermiştir. Biz buna gereken karşılığı vermişiz. İnanıyorum k i b u n d a n s o n r a b i r d a h a y ı k ı l m a m a c a s ı n a b u i l i ş k i l e r k a r d e ş ç e sürer. Kuzey Kürdistan halkı da, Güney halkıyla bundan sonra daha kalıcı ilişkiler geliştirerek, özellikle onun imhasına yönelik tehditle-

re, baskılara karşı duracak ve onu korumaya gücü yetecektir. Yani G ü n e y h a l k ı t e c r i t e d i l m i ş t i , y a l n ı z d ı , a m a ş i m d i ö y l e d e ğ i l d i r. Sonuna kadar onun varlığını korumaya ve özgürleştirmeye ilişkin elimizden geleni yapacağız. Bunun için –belirttiğim gibi– benden dahafazlaMamCelalçalışmıştır.MamCelaltamamlasın. Celal Tala ba ni: Gördüğünüz gibi şu anda barış ve bütün sorun- l a r a p o l i t i k ç ö z ü m i ç i n b irb i ri m i z e ç o k y a k ı n ı z . S a y ı n Ö c a l a n ' ı n

belirttiği gibi çok uzun süren bir ilişkimiz var. Bunun kan dökülme-

sine son vermek ve Türkiye'deki kardeşler arasındaki savaşı sona e r d i r m e k i ç i n t a r i h i b i r f ı r s a t o l d u ğ u n a i n a n ı y o r u z . I r a k Kürdistan'ında biz, Türk insanıyla kardeş olduğumuza inanıyoruz ve o insanların herhangi bir şekilde zarar görmemesini istiyoruz. Sayın Öcalan'ın da belirttiği gibi barış ve Türkiye ile yeni bir kar- d e ş l i k y a r a t ı l m a s ı a m a ç l ı o l a n b u ş a n s k a ç ı r ı l m a m a l ı d ı r. B u n u n

ö n c e T ü r k i y e ' d e v e d a h a s o n r a d a O r t a d o ğ u ' d a b a r ı ş , d ü z e n v e d e m o k r a s i y i g e t i r e c e ğ i n e i n a n ı y o r u m . Ve b u ç a ğ r ı n ı n , b ö l g e d e

Türkiye'yi seven herkes tarafından Türkiye'nin

demokratik ve birlik

i ç e risi n d e o lma sı i ç i n k a b u l g ö r ü l e c e ğ in e i n a n ıy o r um. Bild iğ in i z

gibi Irak Kürdistan'ındaki halk çok çekti, topyekün imha dahil bir-

çok baskıyla karşı karşıya

kaldı.

Şunu söylemekten mutluyum; iliş-

k i m i z d e v a m e d i y o r v e b i z i b u g ü n e g e t i r d i . B u n u n O r t a d o ğ u ' d a

yaşayan herkesin çıkarları doğrultusunda olmasını diliyorum. Sade- ce Kürt halkı için değil, Türk halkı ve diğer halklar için, onların çıkarlarıiçinolanbirbirliktedir.

– S iz, T ü r k h ü k ü m e t i n e g ö n d e r d i ğ i n iz b u m e s a j ı n , ç a ğ rı n ı n sonu cun dan ne bek li yor su nuz? 15 Nisan'a kadar size Türk kamu- o yun dan giz len miş dip lo ma tik iliş ki ler, kişi ler mi olu şa cak, yoksa T ü r k h ü k ü m e t i n i n T ü r k k a m u o y u n a s u n d u ğ u g i b i “ h a y ı r b i z PKK'yi kabul etmi yo ruz, bizim muha ta bı mız değil dir” der ken bu arada bu başka iliş ki le ri sizin le, kamu o yun dan gizli ola rak yürü - te cek midir? Yani sizin le bu barı şı ya da bu çağ rı yı nasıl yar gı la - ya cak tır? Yani siz kişi sel ola rak ne bek li yor su nuz? En azın dan umut lu musu nuz? Kişi sel ola rak yanıt isti yo rum, yani PKK adına değil, siz Abdul lah Öca lan adına soru yo rum. İkin ci soru mu da sora yım; sivil giyin miş si niz, sivil müca de le ye

baş lı yor su nuz; takım, kra vat

filan...

“ Hizbullah'la PKK Tür ki ye

içe ri sin de anlaş tı” diye arka daş lar der gi ye kapak yaptı. Böyle bir şey var mı? “ Hizbullah'la PKK Türkiye'de, Amed'de, Batman'da, Botan'da anlaş tı” diye. Ama birin ci sorum daha önem li. Abdul lah Öca lan: Birincisorumuönemli? – Benim için birin ci soru önem li. Siz Abdul lah Öca lan ola rak bu çağ rı dan ne bek li yor su nuz? Bir de biz den her şeyin giz len di ği - ne ina nı yo rum Türkiye'de. Yani Cen giz Çan dar gibi olur sa nız her şeyi öğre ni yor su nuz ama, bizim gibi adam olur sa nız öğre ne mi yor - su nuz. Ben b ir Tür k o l a r a k v e sizin o r a d a k i müc a d e l e ni z e ç o k üzü len, yani Kürt ve Türk hal kı nın sava şı na çok üzü len bir insan ola rak da öğren mek hak kım dır, diyo rum. Abdul lah Öca lan: Neyingizlendiğinisanıyorsunuz? –Yani Türk hükü me ti, Türk kamu o yu na şöyle söy lü yor: “Biz

PKK' y i mu h a t a p a lmı y o r u z. ” Ac a b a “ a lmı y o r u z ” d e r k e n , Tü r k hal kı na durum böyle yan sır ken, bizim bile me di ği miz bir ta kım dip - lo ma tik manev ra lar la sizin le ille gal görüş me ler olu yor mu? A b d u l l a h Ö c a l a n : B ü t ü n s a m i m i y e t i m l e s ö y l e y e y i m , o r t a d a gizli kapaklı görüşmeler yoktur. Hükümetinizin kendi halkına karşı birtakım manevralar içinde olup olmadığı konusunda da, anladığı- nız anlamda bir şey söylemek durumunda olmamakla beraber, bazı ge rç ekl e rin da r politik ama ç lı korunmak ist endiği a ç ık. Örne ğin, Demirel'in bundan iki gün önceki tavrı olarak “biraz daha bekleye- yim,buaçıklamalarnasılolacaktır,onagöretavırbelirleriz”demesi

vardır. İkinci gün bunun tam tersi bir tavır oluştu. Yine Özal'ın tele- vizyondaki konuşmasını banailettiler, “soruna daha ciddi yaklaşım- lı bir konuşmaydı” dediler. Şimdi ben belirteyim, ne de olsa ikisi

arasında bir çelişki var, ona da ben bir katkıda bulunayım diye bir

sorunumyok.KibanagöredeÖzalbusavaşımınağırsorumluluğu-

n u ü s t l e n e n k i ş i l e r i n b a ş ı n d a g e l i y o r. D e n i l e b i l i r k i b u n u n i ç i n hayatını da ortaya koymuş ve bütün gücüyle de çalışmıştır. Şimdi çözümkonusundadadahaağırlıklıbazıgörüşlerbelirtiyor. B u n u n t a k t i k l e i l i ş k i s i n e d i r v e y a b a z ı ç e v r e l e r i n d a y a t m a s ı m ı d ı r ? B u n u d a s ö y l e y e b i l e c e k d u r u m d a d e ğ i l i m . B e n i m b ü t ü n t e m e n n i e t t i ğ i m , g e r ç e k t e n i n a n a r a k b ö y l e b i r y a k l a ş ı m i ç i n d e

midir, değil midir ? Çünkü ben bunu önc e , ba z ı görüşme l e rde de belirttim. Özal'ın gelişmeleri böyle ele almaya cesareti, gücü var mıdır, yok mudur? Bu konuda gerçekten ileriye yönelik bazı adım- lar atmak istiyor mu, istemiyor mu? Emin olsaydım, karşımda tam siyasi bir muhatap olarak değerlendirir; “buyrun çözüm için ilerle- yelim” derdim. Benim buna cesaretim de, gücüm de var. Ama karşı tarafiçinaynıdurumusöyleyemiyorum. Demirel'egelince,sondereceçelişkiliolduğunubelirtmeliyimve kendi özgür iradesiyle konuştuğunu da sanmıyorum. Bu kadar uzun y ı l – o t u z y ı l a y a k ı n – b i r p o l i t i k a m e r k e z i n d e y e r a l a c a k s ı n , Türkiye'deki politik kesimin en önde gelenlerinden birisi olacaksın, ama soruna ilişkin dişe dokunur tek bir söz söylemeyeceksin. Baş- bakan olacağı zaman, “Kürt kimliğini tanıyoruz” dedi. Bir başba- kan bu sözü söylediğinde, arkasını bir-iki cümleyle daha getirmez m i ? M a a l e s e f g e t i r m e d i . B u n u n y e r i n e 2 0 A r a l ı k ' t a n b a şl a d ı – k i başbakan olduktan 20 gün sonradır– günümüze kadar Özal döne- m i y l e k ı y a s l a n m a y a c a k b i r b i ç i m d e y o ğ u n b i r b o m b a r d ı m a n v e a y rıy e tt e n Şır n a k 't a g ö r ü ld ü ğ ü g i b i b irk a ç k a tliam p r o v o k a sy o n u denendi. Şimdi bunlar da bizzat Demirel'in isteğiyle oluyor mu, olmuyor

mu bilemiyorum. Bu

Şırnak, bana göre tam bir provokasyon, çünkü

b i z i m Ş ı r n a k ' a b i r s a l d ı r ı m ı z ı n o l m a y a c a ğ ı n ı b i l i y o r d u m . E ğ e r

insanlar yer altına geçmemiş olsaydı, bini aşkın insan ölecekti. Bu

emrikimverdi?Buaçığaçıkmadı.EğerTürkhalkındanbirşeygiz-

l e n m i ş s e , b u n o k t a d a g i z l e n m i ş t i r d i y o r u m . O r t a d a b a z ı e m i r l e r

veriliyor ve bu

emirlere kimse sahip çıkmıyor. Demirel, “Kürt kim-

liği”diyor,ertesigünhiçbirşeysöyleyemiyor.Budeğişikliklerniye böyleoluyor? Diğer bazı çevreler daha vardır; ordunun görüşünün ne olduğunu

mu? Kürtleri toptan inkar ediyor mu? Örneğin, Kürt halkına sınırlı bir radyo-televizyonla meramını ifade etme özgürlüğünü tanımak

istiyor mu? Şimdi

hem “bin yıldır birlik ve bütünlük içinde kardeş-

ç e y a ş ı y o r u z ” d i y e c e k s i n i z , h e m d e T ü r k i y e ' d e – d ü n D e m i r e l ' i n kendisisöyledi;“dörtbintaneradyovar”–Kürtlerintekbirradyosu

bilemiyoruz. Milli Güvenlik Konseyi'nden bahsedilir. Bu kurumun

olmayacak! Böyle kardeşlik olur mu? İşte sizin bu konuda hiçbir

n e d i y o r ? T ü r k h a l k ı n ı n v i c d a n ı v a r s a , T ü r k h a l k ı k a r d e ş l i k t e n

durumu nedir?

Türkiye'de çok tartışılıyor. Gerçek hükümettir deni-

cevap vermeye gücünüz yok, diyorum. Uluslararası alana yönelik

liyor.

Meclisin

çok yetkisiz olduğu, yine hükümetin de hakeza öyle

bu kadar televizyon,radyo yayını yapıyorsunuz –Türki cumhuriyet-

o l d u ğ u s ö y l e n i y o r. B ü t ü n b u n l a r s p e k ü l a s y o n k o n u s u d u r. A m a

Türkiye'de siyasal iktidarın birçok güçsüzlüğünün yanında, parça- lanmışlığından da bahsedebiliriz. Sizin, burada Türk halkından bir şey gizleniyor mu, gizlenmiyor mu sorunuzdan ziyade, bu çok güç- süzlüğü ve parçalanmışlığı göz önüne getirmeniz gerektiğini belir-

t e b i l i rim. H i ç b i ri si k e n d i b a şı n a b ir i l k e y e d a y a l ı p o l i t i k a y ı i l e ri süremiyor. Izdırap, çözümsüzlük burada. Çok temenni ediyorum; Türkiye de bir politik merkez olsa da, işte bizim bugün ortaya koy- duğumuz gibi çok açık tartışmaları veya bazı ilkeleri söyleyebilse,

lere de başladı–, ama Kürt halkına yönelik ise ufak bir televizyon yayını bile yapılmıyor? Eğer Kürt halkı kardeşse, eğer bir de kimli- ği tanınıyorsa, bu soruyu sormakta hakkımız var. Türk halkı buna

yanaysa, Türk halkı bir halkın kendini biraz özgürce ifade etmesini istiyorsa –bırakalım ayrı devlet olmayı–, böyle mütevazi bir şekilde kendini ifade etme hakkına kavuşmasını istiyorsa, kendi yöneticile- rine biraz “ciddi olun” diyebiliyor mu? Asıl muğlaklık, asıl saygı- s ı z l ı k d i y e b i l e c e ğ i m i z d u r u m b u r a d a s ö z k o n u s u . T ü r k i y e ' d e

bize de “teslimiyet” ve “imha” dışında bir yol önerseydi. Böyle bir

demokrasi yok,

Türkiye'de halkasaygı yok.EvetsadeceKürt halkı-

şey yok. Kimse cesaretli tek bir söz söyleyemiyor. Kimin kimden

n a d e ğ i l , T ü r k h a l k ı n a d a s a y g ı y o k . D o ğ r u p o l i t i k a y a p ı l m ı y o r.

korktuğu açıklanmalıdır. Kontrgerilla üzerine çok konuşuluyor. Bu kurumun varlığı nedir? NATO ülkelerinde gladio, Türkiye'de kont- rgerilla, bu kadar faili meçhul cinayet! Bu konuda hiç mi bir şey söylenmeyecek?

Otuz yıldır Türk halkına yönelik herhangi bir politik gelişme söz konusu değil. Ben, ızdırabın burada olduğunu söylüyorum. Bilemi- yorum,yeterinceanlaşılıyormu? Uluslararası kamuoyu açısından ise şunu söyleyebilirim: TC'ye

E v e t , H i z b u l l a h ' a g e l e c e ğ i m . O r t a d a c i n a y e t l e r v a r. B i r n o l u

baskılarartacaktır.Benimdeedindiğimizizlenim,Türkiyehüküme-

sorumlusu hükümet midir, o zaman sahip çıksın. Bu soruları sor- makta ve cevabını almakta hakkımız var. Kürt sorununa ilişkin bir değerlendirme mi yapıyor, yaptığı bu değerlendirmeye sahip çıksın. Şimdi otuz yıllık politikacı olacaksın, “var mı, yok mu” sorusuna otuz yıl boyunca bir cevap vermeyeceksin! Türk halkına en büyük saygısızlık –Kürt halkına olandan daha fazla– buradadır. Ben bura- da Türk halkına bir şeyler söylemek istiyorum:Bunlar gerçekten temsilcileriniz mi? Eğer temsilcilerinizse, yürütülen bu savaşın ne k a d a r i ç i n d e si n i z , n e k a d a r o n a y l ı y o rs u n u z ? Be n K ü rt h a l k ı i ç i n

tine bir zaman tanıma durumu vardır. Bu sürenin –tabii kesin bilmi- yorum ama edindiğimiz izlenimlere göre– sona erdiği biçimindedir. CiddiolarakTC'yisiyasiçözümezorlamavardır.BaştaABDolmak üzere,Avrupa'nındaTC'yisiyasiçözümezorladığıkanısındayımve anormal gelişmenin bununla bağlantısı olabilir diye düşünüyorum. Ve s a n ı y o r u m b u g e l i ş m e y o ğ u n l a ş a c a k t ı r d a . B e n i m M a m Ce l a l'den de edindiğim i z l e nim budur; bunun yoğun bir bi ç imde

g e l i ş e c e ğ i d i r. “ B u n u B a t ı d a y a t ı y o r ” d i y e d e ğ i l d e , T ü r k i y e ' n i n kendi içinde siyasi çözüme açık olması gerekiyor. Açık olmazsa,

bazı

taleplerden bahsettim veya bu konuda kendi pratiğimize ilişkin

epey daraltılacaktır. Diplomatik sahada aleyhimizdeki süreç tersine

bazı değerlendirmeler yaptım. Türk halkı, bizi imha etmek istiyor

çevrilecektir.Bunundaönemlibirsıkışmayayolaçacağıbeklenme-

lidir. Bu konuda kesin veriler olmamakla birlikte, bence bu yönlü birgelişmesözkonusudur.

– Sayın Öca lan, bu “muha tap” mese le sin de Sayın Talabani'nin mek tu bun da bir unsur var; diyor su nuz ki, “Mec lis te ki Kürt mil- let ve kil le ri, hatta HEP olma sı da şart değil, muha tap ola bi lir ler.”

Bir, ona açık lık getir me ni zi rica ede ceğ im. Bir de bun dan son ra ki süreç te Talabani'nin bir ara bu lu cu luk rolü ola bi lir mi? – Ce lal Tala ba ni: Hayır, PKK va r, Türk hüküme ti va r. Sayın Öcalançokaçıkkonuşuyor...

– Sayın Öca lan ister se, yapa rım diyor...

Abdul lah Öca lan: İster HEP, ister Mam Celal bu konuda bazı s ü r e ç l e r i b a ş l a t m ı ş l a r d ı r v e y a b a z ı s ü r e ç l e r i h a l e n y a ş ı y o r l a r. HEP'in bu konudaki yaklaşım gücü sınırlıdır. Her şeyden önce ken- dileri yeterince organize ve temsil düzeyinde değiller, fakat ilişkile- riyumuşatmada,siyasiplatformadökmedeolumluişlevgörebilirler diye bir görüşümüz vardı. Bu çerçeved e yürütükleri görüşmeleri, zararlı bulmuyoruz. Bu konuda zaman zaman da güç vermeye çalı- şıyoruz. Bu da “Apo HEP'e talimat veriyor” biçiminde yanlış anla- şıldı. Talimat filan değildi. Bu konuda istediğimizşuydu: Bazısiya- si platformlara çıkabilsinler, bu konuda kendilerini biraz da açığa çıkarmışlardır, onun için güç verelim. Yani hem demokrasiye hiz- metedebilirler,hemdeortamıbirazsiyasalyöntemealıştırırlardiye düşündük. Ama tam bir arabulucu rolünden bahsederseniz, bu biraz zordur. Kendileri de hazır değil. Nitekim bizim de ilişki çerçevemiz bunubirazdarbuluyor.Bunubelirtebilir im. Mam Celal için de, eğer söylendiği gibi, Türkiye'deki yetkililer demin sorduğum sorular çerçevesinde hazırlarsa, böyle bir iletişi- me, böyle bir vasıtaya ihtiyaç duyarlarsa, bizim için bir engel yok. Daha iyi bir kavrayışa yol açması açısından Mam Celal'in tecrübesi d e v a rd ır. Bi z iml e u zu n b ir s ü r e d ir ilişk i h a lin d e d ir, d ah a iy i b ir anlayış ortamını geliştirmede katkısı olabilir. Fakat bu konuda ger- çekten fazla bir şey beklememek gerekir; sadece yeni yöntemi daha y o ğ u n l a şt ı r m a k t a , ö n e ç ı k a r m a k t a r o l o y n a y a b i l i r. B i z b u n d a e n ufacıkbirsakıncagörmediğimizgibi,yardımcıolmayadaçalışırız. Sizinsorunuzyeterincecevaplandımı?

–Tabii, teşek kür ede rim.

Abdul lah Öca lan: Yalnızburadaküçükbirnoktadahaeklemeli- yim: Gerek Türkiye'nin iktidardaki partileri olsun, gerekse muhale- fetteki partileri olsun ortaya koyduğumuz mevcut çerçeveye, yani s o r u n u n d emo k r a t i k v e si y a s a l b o y u t l u e l e a l ı n ma sı n a y e t e rl i v e

hazır değiller. Şunu belirtmeliyim: Muğlaklık var. Anlaşılması açı- sından be lirtiyorum. Sanıyorum sorunuz l a ilintilidir. Muha l e f e tt e de, iktidarda da ciddi bir yetmezlik vardır. Kişi olarak, parti progra- mı olarak, bir de tecrübe bakımından denenmişlerdir; fazla çözüm gücü olabileceklerine dair ben de umutlu değilim. Özal'ın basına “yeni oluşum” diye yansıyan bir değerlendirmesi var; biraz da işler o noktaya gelmiş, hatta “İkinci Cumhuriy et” tartışmaları diye bir kavramdandabahsediliyor.Benbusorularıvebusorularınkarşılığı

olan bu kavramları boş bulmuyorum; bana göre de mevcut partiler – i k tid a rd a o ls u n , mu h a l e f e tt e o ls u n – s o r u n l a rı k a v r a ma g ü c ü n ü n çok uzağındadırlar. Türkiye'nin geldiği noktanın çok gerisine düşü- yorlar. Ağırlaşan sorunları kavramakta zorluk çekiyorlar veya kav- rama diye bir dertleri yok. Dolayısıyla fazla umutlu değilim. Yani

siz benim umutlu olup olmamamdan bahsettiniz, çok umutlu

olmak

i s t e r d i m . B u n u n n e d e n l e r i v a r. Ö r n e ğ i n , A k b u l u t g i t t i ğ i z a m a n ,

Mesut biraz liberaldir,

biraz da Almancıdır, bir şeyler yapar dedim.

Maalesefdahafazlabombayağdırdı.OgittiDemirelgeldi,bubiraz d a h a l i b e r a l o l a b i l ir d e d im – b ir a z d a b i z im k a t k ı mı z l a b a şb a k a n

olmuştu–, o da Mesut'u

aratmadı. Yani yağmurdan kurtulmaya çalı-

şırken, doluya tutulduk. Şimdi yeni oluşumdan bahsediliyor; eğer

yenioluşum,gerçekenyenioluşumsa...

– Umu du nuz ikin ci cum hu ri yet...

A b d u l l a h Ö c a l a n : E v e t , i k i n c i c u m h u r i y e t t a r t ı ş m a l a r ı v a r, u m u t l u o l m a k is t i y o r u m . İ k i n c i c u m h u r i y e t g e l iş t i r i l i r k e n – t a b i i anayasal temelde de ele alınmaya çalışılıyor– anayasanın içine Kürt ve Türk eşit ve özgür yerleştirilirse ve bu temelde bazı yasal düzen- l e me l e r y a p ılırs a , y e n i o l u ş um g e rç e k t e n i k i n c i b ir c umh u riy e tl e sonuçlanabilir. Ve bu, çok ciddi bir adım olabilir.Bana göre de Tür- kiye, artık biraz da bu temelde çok köklü, radikal bir dönüşümle ağırsorunlaraçözümgetirebilir.

Acaba Özal, bu konuda gerçekten bir şeyler yapmak istiyor mu, gerçekten gücü var mı? Ben hep bunlarısöylüyorum –mazur görün, çünkü geçmişi var–, bütün iyi niyetli yaklaşımlar, sonra çok trajik bir biçimde acı ve çok sert bombardımanlarla ve özel savaş yön- temleriyle karşılık buldu. Eğer doğru karşılık verilirse, biz elimiz-

d e n g e l e n k a tk ıy ı s u n a rı z . İ k i n c i c umh u riy e t t a rtışma l a rın a , y e n i o l u ş u m a , o n u n a n a y a s a l ç e r ç e v e s i n e s i y a s a l b a z d a m ü c a d e l e y i a k t a r m a k , d e m o k r a t i k y ö n t e m i k u l l a n m a k i ç i n P K K , s o n d e r e c e

yaratıcı davranarak katkıda bulunacaktır, diyorum. Ama bu konuda

s o r u n u n P K K ' d e n d e ğ i l d e , T ü r k i y e ' n i n m e v c u t t ı k a n m ı ş s i y a s i y a p ı s ı n d a n k a y n a k l a n d ı ğ ı n ı s ö y l e y e y i m . T ü r k i y e ' d e s i y a s i y a p ı

MHP'yi bir sindirme aracı olarak kullandı. MHP'nin oluşumunda mevcut birçok hükümetle birlikte, özellikle Demirel'in sorumluluğu vardır. Aynı oyunu, Hizbullah'ta da göstermiştir. Hizbullah'ın daha ö n c e k i h ü k ü m e t l e r d ö n e m i n d e k i ö rg ü t l e n m e si b u k a d a r g e l işm iş değildir, “faili meçhul cinayetleri” bu kadar yaygın değildir. Ama 1992'de bu cinayetler çığ gibi büyüdü. Ya hükümetin kontrolünde değildir, ya da hükümet göz yummuştur. Ve bu, ağır bir durumu ifade ediyor. İnsanlar böyle katledilemez. Bu hükümetin, bu katli- amlardan en azından birkaç faili bulup ortaya çıkarması gerekirdi. O z ama n o rt a y a i k i s o n u ç ç ı k a r: Ya h ü k ü me t g e rç e k t e n emn i y e t i ç i n d e b a z ı g ü ç l e r e h a k i m d e ğ i l d i r, y a d a y e ş i l ı ş ı k y a k m ı ş t ı r.

Kamuoyubukonudaaçıklıkistiyor.Benbirbunusoruyorum. İkincisi, “biz de Kürdüz, kemalizme karşıyız” diyen Hizbullahi çevreler var, böyle birtakım İslami kuruluşlardan da bahsediliyor. B i z b u n l a r ı n – d o l a y l ı d a o l s a – b a z ı ç e v r e l e r i y l e d i y a l o g i ç i n d e olduk. Benden giden mesaj şudur: Eğer siz gerçekten böyleyseniz vegerçekt enkandökmekistemiyorsanız,bizdesizeateşetmeyece- ğiz. Özellikle Ramazan ayı boyunca ve daha sonraki süreç de dahil olmak üzere biz ateş etmeyeceğiz. İsterseniz daha olumlu ilişkiye
Hizbullah'ıngerçeğineilişkinsanırımkısabirdeğerlendirmeistersi- de yönelinebilir, dedik. Ben, bizim bütün birliklere, ateş açmayın diye haber verdim. Nitekim ateş açılmadı. Bir de merkez adına bir b i l d i ri y a y ı n l a n d ı . S a n ı y o r u m şi m d i l i k b u “ f a i l i m e ç h u l c i n a y e t- ler”de belli bir azalma var. Hizbullah'ın bir çevresi, bu cinayetler- den uzak durmak istiyor. Bu, olumlu bir adımdır. Bundan sonra da geliştirilmesini umarız. Fakat bazı “faili meçhul cinayetler” daha v a r. Z a t e n b i z i m b i r a m a c ı m ı z d a b u r a d a g e r ç e k t e n c i n a y e t l e r e k a rışm a k ist e y e n l e rl e ist e m e y e n l e ri a y ırd e t m e k t ir. Bu , sı n ırl ı b ir adımdır. Bu adımı daha da geliştirmek istiyoruz. Umarım ki birçok gazeteciye de yönelik olan bu cinayetlerin önünü biraz keseriz ve bizbukonudaağırlığımızıkullanmayadadevamedeceğiz.

tıkanmıştır, ekonomi tıkanmıştır, demokrasi gelişmiyor ve bunu ben d e ğ i l , T ü r k i y e ' n i n b ü t ü n y a z a r- ç i z e r l e r i h e r g ü n d o z a j ı a r t a n b i r biçimdesöylüyorlar. Bir a z da çözümü bunda görmek istiyorum. Umut bir a z budur.

Yani çok kesin bir umut

mudur, sadece buna mı bağlısın, derseniz,

d e ğ i l ama Tü r k i y e ' y l e b irl i k t e b u ç e rç e v e d e b ir umu d u k o r u ma k

istiyorum. E v e t i k i n c i s o r u n u z o l a n H i z b u l l a h ' ı s o n u ç l a n d ı r a y ı m : Ş i m d i ,

niz. Bana göre Hizbullah, tümü kapsamasa bile önemli oranda –ve emniyetle bağlantılı olar ak söylüyorum– Kürdistan'daki MHP'dir veya Kürdistanlılaştırılmış MHP'dir. Son günlerde bazı değerlendir- meleri –Batman ağırlıklı Hizbullah olayında– okudum; emniyetin oldukça içine girdiği bir oluşum olduğu anlaşılıyor. Tahmin etmiş- t i m ; b u d o ğ r u l a n ı y o r. G e r ç e k t e n ç o k t e h l i k e l i b i r o y u n ; y a l n ı z 1992'de 500'ü aşkın cinayete yol açıldı. Bu vurulanların da gerçek- ten PKK ile ilişkileri yoktu, hepsi suçsuz insanlardı ve hatta büyük bir kısmının siyasi olduğunu da sanmıyorum. Şöyle bir yöntemdir:

Hizbullah, halkın PKK'ye taban teşkil etmesi, ona yaklaşması duru- mundabaşınanegeleceğinigöstermekiçingeliştirilmişbirtaktiktir. Türkiye'de bir dönemler MHP, sola karşı bu sindirme görevini üstlendi. Ben bu konuda hükümete bir uyarıda bulunmak istiyorum:

Demir e l'in kendisi, Türkiye 'de uzun sür e Türkiye soluna yöne lik

– P e k i b u , T ü r k i y e ' y e k a r ş ı m ü c a d e l e d e i ş b i r l i ğ i a n l a m ı n a gelen bir anlaş ma mı olu yor? Abdul lah Öca lan: Henüzböylebirdurumyoktur. – Şimdi biraz gün cel konu nun dışı na çıkıl dı. Ben bir soru sor - mak isti yo rum: Üç-dört gün sonra New roz var. Siz demin açık la -

“Politika kapısını Türkiye için de aralayacağız.” dı ğı nız gibi, bir karar aldı nız ve özel

“Politika kapısını Türkiye için de aralayacağız.”

dı ğı nız gibi, bir karar aldı nız ve özel lik le de dik ka ti çek ti ği niz bir n o k t a o l a r a k p r o v o k a s y o n l a r d a n b a h s e t t i n i z . Ya n i “ N e w r o z ' d a bir ta kım çev re ler pro vo kas yon la ra gir mek iste ye cek ler dir. Bun la - ra karşı ted bir ala ca ğız” dedi niz. Geçen yıl da gerek Anka ra tara - fın dan, gerek se sizin tara fı nız dan bir ta kım açık la ma lar yapıl mış tı, ama hiç ne t bir aç ık la ma yoktu. Me s e la bugün Ankara'nın bir açık la ma sı vardı; yine geç ti ği miz hafta hükü met tara fın dan yapı - lan bir açık la ma da “ Newroz'da biz PKK bay rak la rı na –yasa lar izin ver me di ği için– izin ver me ye ce ğiz, buna karşı ted bir ala ca ğız” şek lin dey di. Dola yı sıy la bir yerde şöyle düşü ne bi lir miyiz? Yani s i z i n b a h s e t t i ğ i n i z , o p r o v o k a s y o n o r t a m ı d e d i ğ i n i z h u s u s l a r a b u n l a r y a r a y a b i l ir m i ? S iz N e w r o z' d a G ü n e y d o ğ u i n s a n ı n d a n , T ü r k i y e ' d e y a ş a y a n K ü r t l e r d e n n e b e k l i y o r s u n u z ? N e w r o z ' d a n a sı l h a r e k e t e t m e si n i , n e y a p m a sı n ı b e k l i y o r s u n u z ? Ç o k a ç ı k ola rak söy le ye bi lir misi niz? Çünkü bu muğ lak lık kal dı ğı süre ce, her yıl kan dökü lü yor. A b d u l l a h Ö c a l a n : A ç ı k ç a b e l i r t e y i m : N e w r o z ' u n b a r ışç ı l b i r biçimde kutlanmasını isteriz. Benim Kürdistan halkına söyleyebile- ceğim;Newroz'uçokkapsamlıbirbiçimdeveözgürcekutlamasıdır. Milli renkleri vardır, kullansın. Şunu da söyleyeyim; bu milli renk- leri biz icat etmedik. Kesk û sor û zer, yüzyıllardan beri kalan renk- lerdir. O renklerden elbise giyer, puşu bağlar. Bir şal bağladı diye saldırmak,uygarlığasığmaz.

– A m a e f e n d i m , o r t a m b u k a d a r g e r g i n l e ş m i ş k e n – ş i m d i Türkiye'de de ortam son dere ce ger gin– bazı çev re ler de bir aji tas - y o n o l u ş m u ş . Ta b i i d e d i ğ i n i z r e n k l e r d e n a y r ı o l a r a k d i y o r u m . Mese la geçen yıl gör dü ğü müz, sizin resim le ri niz le güven lik kuv - vet le ri nin üze ri ne yürü mek, işte o zaten ajite olmuş orta mı daha da fazla ajite etmek... Abdul lah Öca lan: Şimdi anlıyorum; yani birkaç resim kullanıl- dı diye, bir-iki slogan atıldı diye buna böyle tarama ile cevap ver- mekçokaşırıdır. (CelalTalabani'yehitaben)Tugihiştiye,tiştêmingot.Ezdibêjim ku kincêk kesk û sor û zer li xwe kirin, ne hacete. Kesên dibêjin yekêdin“BijîApo”dîsanemecbûre.Ezvêyekêdibêjim.

Yani bir slogan atmanın karşılığı tarama olmamalıdır. Yakalasın! Bizimkiler silah kullanmayacaktır. Asla, bir asker vurmayacaklar. Güzel, değil mi? Yasalarına ters ise karşı taraf slogan atanı tutsun, h a p s e a tsı n . (Bil a b i g r e d i h e p s ê k e , ç ima d i k u j e .) Ta h ri k b u n u n n e r e si n d e , t a h r i k v a rs a , o n y ı l c e z a v e r si n , t a h r i k i n c e z a sı ö l ü m müdür? Bu konuda biraz anlayışlı olunmal ı; Avrupa'da bin söz söy- leniyor. Avrupa'daki demokrasiye bakalım; herkes her türlü sloganı atmaz mı, hükümete küfretmeye kadar gitmez mi? Bunların hepsi o l u y o r . H i ç b i r i s i n d e i m h a c e z a s ı u y g u l a n ı y o r m u ? B i z d e n N e w r o z ' d a i s t e n e b i l e c e k ş e y, “ P K K s i l a h l ı g i r i ş i m d e b u l u n m a -

Abdul lah Öca lan: Ben Türkiye'de memurluk yaptım. Aslında çokçakravattakmıştım.Ayrıcakıyafetdevrimiyaptım.

– Sayın Öca lan, madem mese le yi biraz yumu şat tık, sizin le ilk röpor ta jı yapan lar yar gı lan mış tı, hatır lar sı nız; şimdi Türkiye'den büyük bir gaze te ci grubu geli yor ve basın top lan tı sı yapı yor su nuz,

aslın da bu da olum lu bir geliş me değil mi?

A b d u l l a h Ö c a l a n : Ş ü p h e s i z b u b i r i l e r l e m e y i i f a d e e d i y o r. Olumlu bir adımdır. Ben ilk görüşmeye başladığımda da şunu söy- lemiştim; –sanıyorum sayın Birand'dı– benim de değerlendirmekte zorluk çektiğim bir görüşmedir bu; fakat sizin cesaretiniz, bana da
sın”dır.Bizbunaolumlucevapveriyoruz.Tersibirgirişimdebulun- cesaret verdi. Türkiye basınıyla bu yöntemle çalışmak bana göre

m a y a c a ğ ı z . H i ç b i r a s k e r v e p o l i s e n d i ş e l e n m e s i n . O n l a r ı v u r a n olursa,onlardavursun,diyeceğiz.

– Ya n i sizi n t a r a f ı n ız d a n b u N e w r o z' d a h i ç b ir ş e k i l d e si l a h l ı giri şim de bulu nul ma ya cak...

Abdul lah Öca lan: PKK'nin sorumluluğunu duyanlar bunu yap- m a y a c a k l a r, d i y o r u m . B i z i d i n l e m e y e n l e r i h ü k ü m e t g ü ç l e r i d e vurur; biz de tutarız ve hesabını sorarız. Bu çok açık. Ama dediğim gibi bir slogan atıldı, bir elbise giyildi, bir bayrak açıldı diye vur- mak da doğru değildir. Yine tutuklasın, ceza versin, diyorum. Bu dahamakulvedoğrubiryöntemdir.

– Evet, teşek kür ede rim. – Konu yu değiş ti re bi lir miyiz? Kaç yıl dan beri takım elbi sey le basın kar şı sın da bulun ma dı nız?.. – Kra va tı kaç yıl dan beri tak mı yor sunuz? – Bu kıya fe ti siz mi seç ti niz?.. Abdul lah Öca lan: Yirmiüçyıldır. – İlk kez mi giyi yor su nuz? – Celal Tala ba ni: Zamanênuhe.Salanuhe.Newrozanuhe. –Yirmi üç yıl dır ilk kez mi takı yor su nuz, giyi yor su nuz?

Abdul lah Öca lan:

Yok, zaman zaman diplomatik görüşmelerde

kullanıyorum.Çoğunuzu böyle görünce, ben desaygıyı ifade etmek için giydim. Her an askeri giysim öbür taraftadır, isterseniz giyip geleyim...

– Böy le si ni ter cih ede riz...

yanlış değil, dedim. Nitekim o zaman bazıları garip karşılamıştı, hatta eleştirmişlerdi; “şöyle basın, böyle basın” diye.Ben, bu çerçe- venin önemli olduğunu ve Türkiye'de de eğer basın özgürlüğüne ilişkin bir saptamada bulunacaksak, bunun önemli bir adım teşkil edebileceğini söyledim. Ve halen bu inancımı koruyorum. Önemli- dir ve basın özgürlüğünün de önemli bir işaretidir. Tabii bir sürü eleştirilervar,amadediğimgibiönemlidirvegeliştirilebilir.

– Sayın Öca lan, siz 1988'den beri görüş tü ğü nüz hemen hemen bütün gaze te ci le re bir ta kım şart lar ileri sür mek le bir lik te, onlar vası ta sı y la hep at e ş ke s çağ rı la rı yap tı nız. “Biz at e ş ke s e hazı rız, si l a h t a n y a n a d e ğ i l iz, b u işi n d e m o k r a t i k y o l l a r l a ç ö z ü l m e si n e ina nı yo ruz” diye mesaj lar ver di niz. Şimdi ben, bu New roz önce - sin de ki bu ateş kes çağ rı nı zın, en azın dan 25 gün lük sila hı sus tur - m a k a r a r ı n ı z ı n z a m a n l a m a s ı n ı m e r a k e d i y o r u m . N i y e g e ç e n

Newroz'da değil de şimdi? Niye iki ay sonra değil de şimdi? Bir yer ler den size bir işa ret mi geldi?

Abdul lah Öca lan: Anlatayım: Hayır, özel işaretlere dayalı ola- rak gelişmedi. Mam Celal'le görüştük. Ki sadece Mam Celal'den de gelişti demiyorum. Benim edindiğim izlenim, uluslararası kamuoyu s i y a s i y ö n t e m i n a r t ı k a ç ı ğ a ç ı k a r ı l m a s ı n ı i s t i y o r. S a n ı y o r u m ABD'deki başkanlık değişiminin de bunda etkisi var. Yine çokça söylenen bir söz var; Türkiye'ye tanınan bir sürenin artık sona erdi- ğ i v e 1 9 9 3 b a h a rın a k a d a r b u s ü r e n i n d o ld u ğ u y ö n ü n d e . Be n b u konuda da kesin bir bilgiye sahip değilim, ama muhtemelen diplo-

matik ilişkilerde Türkiye'yle bu tür görüşmeler olmuştur; “meseleyi zorla halledersen, al sana 1993 baharına kadar süre, çözemezsen artık siyasi çözüme ağırlık vermelisin” denilmiştir. Bu, biraz etkili olmuştur. İ k i n c i s i , 1 9 9 2 ' d e b i z e b i r t a s f i y e - i m h a s ü r e c i d a y a t ı l d ı . B u , Güney'deki savaşla ve Kuzey'de de iç operasyonla bitirileceğimiz biçimindeydi. Sanıyorum ikisinin de gerçekleşmediği görüldü ve hatta Kürdistan'ın çok kapsamlı bir devrimci gelişmeyle karşı karşı- ya olduğu ortaya çıktı. Gelişen izlenimler budur. Çok kapsamlı bir

devrimsel gelişme var.

Yine çok kanlı bir sürece de giriliyor. Kanlı

b i r s ü r e c e g i r i l d i ğ i k o n u s u n d a h e m ü l k e i ç i n d e v e h e m d e ü l k e

dışında birçok çevre hemfikirdir. Bu kanlı süreci biraz frenlemek için sanıyorum bazı diplomatik kanallar yoğun baskı geliştiriyorlar veya yoğun istemde bulunuyorlar. Hükümetin de şöyle bir durumu s ö z k o n u s u o l a b i l ir – c u m h u rb a şk a n l ı ğ ı , h a t t a g e n e l k u rm a y l ı k d a dahil–; işlerin pek de düşünüldüğü gibi gelişmediğinin, tasfiyenin gerçekleşmediğinin, çatışmanın daha da kanlı olabileceğinin, bunun

da gerçekten siyasi tıkanıklık kadar ekonomik iflası da hızlandıra- c a ğ ı n ı n v e d e m o k r a si y e d e b ir a r p a b o y u y o l a l d ı r a m a y a c a ğ ı n ı n anlaşılması bence etkilidir. Şunu da belirteyim; bütün Türkiye'nin ve uluslararası alanın gözü buradaymış, ben bu kadar beklemiyor- dum. Demek ki çok sonuç bekliyorlarmış. Yani yalnız sizin gazete- leriniz değil, özellikle en büyük devletlerden tutalım Türkiye'nin de resmi çevrelerine kadar hepsi bunu bir dönüm noktası olarak gör-

mek istiyor. Hepsi öyle görüyor. Ben de –bu bize hissettirildi, zaten

b a sı n d a b u n u işl i y o r – işt e b u n u v e si l e b i l e r e k , e ğ e r k ö k l ü y e n i d ö n ü ş ü m l e r o l a c a k s a , b u n d a P K K ' y i b ü t ü n ç ı p l a k l ı ğ ı y l a b i r k e z daha dile getirmek için bu toplantıya karar vererek önem verdim. Muhtemelen bu nedenlerle yeni bir dönüm noktasından bahsetmek düşünülebilir diyorum. Yani yeni bir dönüm noktasıdır demiyorum, amabudüşüncehızlagelişiyor.Ortambunudayatıyor,diyorum. Böylece sonuçlandırıyorum. Ayrı ayrı görüşme imkanımız var- dır,bazılarınızlaayrıayrıgörüşeceğiz.Tekrarteşekkürederim.

Nokta der gi si nin 21-27 Mart ta rih li sa yı sın da yer alan rö por taj:

SİLAH LAR SUSA Bİ LİR AMA SİLAH BIRAK MA YIZ

“Ben ARGK'yi silah sız landırma ya da dağıt ma diye hiç bir keli me sar fet me dim. Siya - si yön te mi daha fazla öne çıkarmak için silah - la rın susa bi le ceği ni söy le dim.”

Nokta: Ba rış çağ rı nız da iç ten mi si niz? Abdullah Öcalan: Barış mesajım açıktır ve kesindir. Dünyada benden daha çok savaştan nefret eden insan yoktur. Biz sorunlara

çözümistiyoruz.Siyasalyöntemeaçığız.Karşımdabirmuhataparı-

yorum. Hükümet beni istemezse, ben aradan çekilirim. İlle de be-

nim olma şartım yok. Uygun görülen biçimde bir diyalog kurulur. Daha fazla kanın Türk halkına da Kürt halkına da, bir faydası yok- tur. Geçen süre bunu göstermiştir. Biz kesinlikle daha fazla kan dö-

külmesinekarşıyız.Barışmesajımbenimaradançekileceğimdir.Si-

yasibirsüreçbaşlıyor.

– Ör güt si zi din le yec ek mi?

Ben örgüt üzerinde hakimim ve kontrol edebilirim. Newroz’da kim PKK adına silah sıkarsa o provokasyondur. Türk devleti onu öldürmezsebizöldürürüz.Kesinliklecezasınıveririz.

– Bu si ya si sü reç te ARGK’nin (PKK’nin ge ril la bir lik le ri) du -

ru mu ne ola cak?

ARGK’nin konumu öyle birden aşılacak bir konum değildir. Politik bir konumu vardır ve o konumu sürdürecektir. ARGK bir

halk savunma gücüd ür. Bütün düzenlemeler yapılır, tehlikeler orta- dan kalkar, orduda köklü tedbirler alınır. Ordu bizim için bir tehdit, bir imha aracı değil bir koruma aracı olursa ARGK’nin bazı görev- lerini ona verebilir.Bazı görevlerini halksavunma gücü olaraktuta- bilir. Yani bir çözüme gitmek zor olmaz. Tabii bunları konuşmak erkendir. Ben ARGK’yi silahsızlandırma ya da dağıtma diye hiçbir kelime sarfetmedim. Siyasi yöntemi daha fazla öne çıkarmak için silahlarınsusabileceğinisöyledim.

– PKK si ya si çö zü me ulaş ma yı so mut ola rak na sıl plan lı yor?

Federal bir meclis ve hükümet düşünülebilir. Ordunun yeniden düzenlenmesi düşünülebilir. Yine Kürdistan’ın kendisini savunması

düşünülebilir. Bu konularda dikkat edilecek en önemli unsur insan va rlığını ga r antiye a lma , öz gür ge lişme yi s ağl a ya bilme . Ve bunu sağlamgüvencelerebağlayabilme.

– Türk hü kü me ti si zin le “off the re cord” bir an laş ma ya gir me yi hiç de ne di mi? Hayır.Hiçbirteklifgelmedi. – Siz ce Ta la ba ni çok sert bi çim de kar şı nız day ken, ara bu lu cu lu - ğun mi mar lı ğı na na sıl ulaş tı? Bazı nedenleri var. Özellikle Türkiye ile Irak arasında gelişen

ilişkidüzeyleri.YinebuaradaBarzani’yeverilenağırlık,kendisinin z a y ı f b i r k o n u m d a o l m a s ı , a y r ı c a u l u s l a r a r a s ı k a m u o y u n d a d a PKK’nin 1992’de tasfiye edilemeyeceğini anlamış olmasıdır. Bü- yükbirihtimalle,bencebazıdevletlerdenböylebiryaklaşımındaha olgun olduğu biçiminde mesajlar almıştır. Bu nedenle sıcak bakı- yor.

– Top lan tı da Özal ve De mi rel’in tu tum la rı nı eleş tir di niz. On la - rın to pu sü rek li Kürt kim li ği ta şı yan ki şi le re at tı ğı nı söy le di niz. Şim di siz to pu on la ra at tı nız, ne dü şü nü yor su nuz? Bana mütevazi bir görev düşüyordu. Kendileri biraz anlayışlı olsunlar, beni ciddiye alsınlar. Zor duruma düşürmek istemiyorum

o n l a rı. F a k a t b o ş b u l u n u p ü z e rimiz e g e lirl e rs e

Ke n d il e ri k a d a r

. . . Türkiye’yi yaşanır hale getirmek istedik. En az kendileri kadar kar-

deş halkları yakınlaştırmak istedik. Bunu anlamadı onlar. Cesaretle- ri yok. Bırakın anlaşmayı, çok sıkışmışlardı. İnanır mısınız, onların

adına üzül üyoruz. Bir politikacı kendini bu hale getirir mi? Böyesi- ne dar, böylesine politika üretemez duruma sokar mı? Nasıl taham- müledebiliyorlar?Keşkebirazyardımcıolabilseydimonlara.

– Eli ni z e hi ç si lah al ma dı ğı nı zı söy lü yor su nuz. Bu nu Tür ki-

ye’ye dön dü ğü nüz de yar gı lan ma mak için mi vur gu lu yor su nuz? Bu konuda bana büyük bir zulüm yapıldığını düşünüyorum. Sorunubukadartehlikelinoktayagetirenbenimkölehalkımlakarşı tarafın her şeyi askeri yöntemle zorbaca çözümlemeye kalkmasıdır. Biraz halkımızı, biraz da siyasi yapıyı, meclis üyelerini suçlu görü- yorum ve yargılama gereği duyuyorum. Bu konuda müsterihim. Bir halkın kendini bu kadar köleleştirmesi hiçbir gerekçe kabul etmez. Vebirhalküzerindehiçbirgerekçeilebukadarbaskıuygulanamaz. Suçluyorumtümbunları.

– Kar şı mı za si vil çık ma nız son de re ce ra di kal bir de ği şim de ğil mi? Tam tersine bu bir yanılgının aşılması. Öcalan’ın kendisi sizin gördüğünüzden çok farklı. Benim kadar yaşam üstünde duran, ya- şamın incelikleri ve ayrıntıları ile ilgilenen çok az. Benim yanıma gelenlerenkazgibidir.Umudunuveherşeyiniyitirmiştir.

– Kamp la rı nız da ha yat çok, zor. Özel lik le Tür ki ye için de ki ler

de. Siz bu kamp lar da ya şa ma ya ne ka dar da ya na bi lir di niz? Bu insanlarımızın gerçekten bir kahramanlığıdır. Bu şartlara dayanmak Vietnam’da bile görülmemiştir. Benim dayanma gücüm onlarındayanmagücünüifadeediyor.

– Si ya si da yan ma gü cün den çok ina nıl maz de re ce de zor olan fi zi ki şart lar dan sö ze di yo rum... Bu güçlükler gerçekten hayranlık uyandırıyor. İnsanlar orada

çokzorluklarçekiyorlar,ekmekkırıntılarıileaylarıçıkardık.Bube-

nim için büyük bir mekanizma sonucu başarılmış bir yaşamdı. O yaşamınkurucusuyum.

– Ço cuk la rı se vi yor mu su nuz?

Çocuklara olan sevgim birçoklarından değişiktir. Son röporta- jımda bir değerlendirme vardı. Çocuklara ihanet etmeyen kişiyim. Ço c u k l a rı n s e v g isin i ş ö y l e a ç ı k l a y a b ilirim: Ço c u k l a rı n d u y g u v e düşüncelerine ihanet etmeden, inkar etmeden bu insanlara, bu top- lumakabulettirmekonlaraçokbağlıyım.

– Ço cu ğun uz var mı?

Biraz küçümseyici buluyorum kendi açımdan. Şöyle bir düşün- cemvar:Halkınarasındabukadarçokçocuğugörünce,bunlarınbir dünyasının olmadığını düşününce çok duyarlanıyorum. Baştan beri düşündüğümbuzordurumdakiçocuklarabirdünyanasılkurulur? – O hal de ken di ço cu ğu nuz ol ma sı nı ter cih et me di niz. Bu düşüncem beni zorladı. İlgi duyamıyorum bu konuya. Ama diğer çocukların mutlaka bir geleceği olması gerektiği ve bunu sağ- lamayan ana ve babalar çok suçlu oldukları için de, bazı yaklaşım- larımvarbukonuda.Tüminsanlıksuçludur. Çocuklarını çok sevdiklerini söylerler ama ben onları çoğu za-

man saygısız buluyorum, çocuklarına karşı. Yalnızca Türk halkı de- ğil, tüm dünya suçlu bu konuda. Çocuklara ve kadınlara karşı yapı-

lanlarakarşıyım.Suçlubuluyorumerkekleri?Çocuklarıçoksevdik-

lerinisöylüyorlaramabençoksaygısızcabuluyorumdavranışlarını. Çocuklarını sevenler çocukları için böyle bir dünyayı kabul etme- meliler.Böyletipşeylerkadınlariçindegeçerlidir.

– B u a ş a m a d a n s o n r a n a sı l y a ş a c a k sı n ız ? K o m u t a n Ö c a l a n ola rak ol ma sa ge rek her hal de? Şüphesiz alışmış olduğum yaşamdan değişik bir yaşama geçe- ceğim.Bu beni zorlayabilir.Fakat kendi pozisyonumuilişkilerin yı- kılması kadar, yeniden düzenlenmesine de verebilirim. Yeniden dü- zenleme çok çekici bir çalışmadır ve sanıyorum kendimi hızlı bir şekildeadapteedebilirim.Yıktığımkadaryapmayadatutkunum.

– Öca lan’ın ne tür in sa ni yön le ri var? Ben Türkiye’yi sevmiştim. Ankara’da bulundum 1970’lerde, ilgi duymuştum ve kendimi vermeye hazırdım. Fakat gittikçe dara- lan dünya ve hiç beklemediğimiz gelişmeler bizi oradan koparttı. Şimdi benim dönüşüm biraz da Türkiye’nin dönüşümüne bağlı. Bu- nu devamlı vereceğim. Dönüşümde hesap soracaklarım var, kendi- lerine karşı görevlerimi yerine getireceklerim var. Biz ne nankörüz, ne de haksızlıklara boyun eğecek durumdayız. Görüyorsunuz Tür- kiye’nin sorunları ile çok ilgiliyim. Bunun sonuçları da yansıyacak- tır. Türkiye bu konuda kendini hazırlamalıdır. Ben değil. Şimdi bi- razhissediyorlaramabenbunuonlaradahafazlahissettireceğim.

– Bü tün bu yap tık la rı nız, or ta ya koy mak is te di ği niz tab lo çok mu üto pik? Hayır, ütopik olmaktan ziyade, böyle günlerin yakalanması he- pimizin özlediği birşey.Ben zaten o günlerin gelmesi için yoksulca bir çabaya giriştim. Eski günlerin özü zedelenmesin diye bu eylem- leri düzenledim.Bu çocukların başına bunlar getirilmemeli dediğim içinbunlaragiriştim.Vehaladasözümünpeşindeyim.

“Amaçlar için gerekirse 40 yıl da olsa dağda durmayı göze alabileceğiz.” ARGK Eya let Ko mu

“Amaçlar için gerekirse 40 yıl da olsa dağda durmayı göze alabileceğiz.”

ARGK Eya let Ko mu tan la rı ile 14 Ni san 1993 ta ri hin de ya pı lan tel siz ko nuş ma la rı:

EN YOĞUN VE EN SONUÇ ALICI BİR DÖNE MİN İÇİN DE BULU NU YO RUZ

“Ateşkesgündemitamamenyakalayabilmeve

onulehtegötürebilmeniniyibirbaşlangıcıoldu.

Yanibirnevisiyasihamleadımıydı.Düşmanın

beklemediğivehazırlıklıolmadığıbir

yaklaşımtarzıydı.”

Sizlerle,ortayaçıkansonsiyasalgelişmelerveiçindeyaşadığınız

somutgerçeklerışığındaönümüzdekidönemeilişkinuygunadımla-

rın nasıl atılabileceğini değerlendireceğiz.Bazılarınızın –Derya An- duk* ve Derya Sor'un– görüşleri gelmiştir ve benzer görüşlerdir. Önceliklemevcutgelişmelerikısacadeğerl endirebiliriz. Ortaya çıkan durum, tamamen inisiyatif altında siyasi gelişme- leri lehimize çevirebileceğimiz bir durumdur. Gündemi tamamen yakalayabilme ve onu lehte götürebilmenin iyi bir başlangıcı oldu. Yani bir nevi siyasi hamle adımıydı. Düşmanın beklemediği ve ha- zırlıklı olmadığı bir yaklaşım tarzıydı. Dolayısıyla inisiyatif biz- d e y d i . D i ğ e r g ü ç l e r l e u l u s l a r a r a s ı y a k l a ş ı m l a r ı d a e t k i l e y e r e k , mevcut durumu az çok lehimize çevirebildik. Ve halen de bu te- melderolünüoynuyor.

S a n ı y o r u m a s k e r i a ç ı d a n d a r a h a t l a t ı c ı b i r d u r u m a y o l a ç - m ı ş t ı r. E ğ e r d e r i n d e n k a v r a n ı r v e ç a l ı ş m a l a r a d o ğ r u y a k l a ş ı m

g ö s t e r i l i r s

e , a ç ı k k i b i r a z d a h a r a h a t n e f e s a l a r a k o r d u l a ş m a i ş i -

*:Eyaletkomutanlıklarınınrumuzları.

n i i l e r l e t m e i m k a n ı n ı v e r m i ş t i r. K a l d ı k i , e t k i l i b i r s a v u n m a y ı d a z a t e n i ç e r i y o r. A k t i f b i r s a v u n m a h e r z a m a n m ü m k ü n d ü r v e h i ç b i r k o ş u l a b a ğ l a n a m a z . H i ç k i m s e d e b u n u b a ş k a t ü r l ü a n l a -

y

a m a z .

D

o l a y ı s ı y l a a z k a y ı p l ı e y l e m i m k a n ı d a b u d ö n e m i n d i -

ğ e r b i r s o n u c u o l u y o r. Ö z e l l i k l e o r d u l a ş m a n ı n e ğ i t i m v e ö rg ü t - l e n m e o l a n a k l a r ı o l d u k ç a a r t ı y o r. Ta b i i a n l a m a y a b a ğ l ı d ı r b u . G e ç m i ş t e g ö r ü l d ü ğ ü g i b i , s ü r e ç l e r e h a k k ı v e r i l m e z s e o l a n a k l a r

b o ş a d a ç ı k a r t ı l a b i l i r. M e s e l e , f ı r s a t v e o l a n a ğ ı i y i d e ğ e r l e n d i r -

m

e k t e y a t a U l u s a l v

r. e u l u sl a r a r a sı k a m u o y u n u n ç o k d u

y a rl ı o l m a sı v e y e

n i

g e l işm

e l e ri

n g ü n d

e m i b

ü t ü n ü y l e işg a l e t m e si , s a

n ı y o r u m b

a z ı y

e -

n i t a l e p l e r e y o l a ç ı y o r. A n l a ş ı l d ı ğ ı k a d a r ı y l a b u t a l e p l e r, s i y a s i o rt a m a b i r a z d a h a g e l işm e ş a n sı n ı n v e rd i ri l m e si , ö z e l l i k l e h a l k ı n h e m si y a si v e h e m d e g e r e k irs e s a v a ş a k e n d i ir a d e si y l e ç e k i l m e

a n l a m ı n d a a sk e ri o l a r a k k e

n d i n i b i r a

z d a h

a h a z ırl a y a b i l m e si b i ç i -

m

i n

d e o l u y o

r. Yi n e d i p l o m

a t i k s a h a

n ı n r o l ü n

ü o y n a y a b i l m e si i ç i n

b i r a z d a h a z a m a n a i h t i y a ç d u y u l u y o r. M e v c u t p r a t i ğ i b i r a z d a h a

i y i g ö r m e k , b u t e m e l d e y e n i b a z ı p o l i t i k a v e k a r a r l a r o l u şt u r u p

h a y

a t a g

e

ç irm e

k b i r a

z d a h a z a m

a n ist i y o r. K ö

ş e y

e sı k ı ş

a n v e n e -

f e s a l a m a z d u r u m a g e t i ri l e n TC p o l i t i k a sı n a k a rşı t a v ırl a rı n d a h a

a ğ ı s ö y l e n i y o

r. Ve g e l işm

e

-

a ç ı k s e rg i l e n m e si n i n a n c a k b ö y l e o l a c n i n b u y ö n d e v e ist e n i l e n t a r z d a o l d u ğ

- mu o y u i ç i n d e b ö y l e d ir. D e mo k r a t i k ç ö z ü me i n a n a n k e si mi n b i -

u b i l i n i y o r. Bu , T ü rk i y

e k

a

r a z n

e

f e s a l d ı ğ ı , b

u y o l u n o n l a r i ç i n d e b ir g e l işme fırs a t ı y a

r a t t ı -

ğ ı g ö r ü l ü y o r. Ba sı n i l k d e f a b u k o n u d a b i r a z d a h a b a ğ ımsı z y a k -

l a şım g ü c ü g ö st e ri y o r. Ö y l e a n l a şı l ı y o r k i , b u s ü r e c i n d e ri n l e şt i -

ri l me si ö

n em t

a şı

y o r.

Ay r ı c a , b ö y l e b i r a d ı m a t a r k e n , b a ş l a n g ı ç t a b i z d e k a r ş ı t a - r a f t a n f a z l a b i r ş e y b e k l e m i y o r d u k . K a r ş ı t a r a f ı n d e ğ i l a m a ,

ç o k s a y ı d a g ü c ü n k o n u m u n u e t k i l e m e y i e s a s a l ı y o r d u k . B u a m a c a t a m a m e n u l a ş ı l m ı ş t ı r. Z a t e n k e n d i d u r u m u m u z d a a k t i f

b i r s a v u n m a y ı v e b u a r a d a m e v c u t g ü c ü n e ğ i t i m v e ö rg ü t l e n -

m

e s i n i d ü z e n l e m e y i g e r e k l i k ı l m a k t a y d ı . B u a d ı m ı n b u n

a f ı r

s a

t

t a n ı m a s ı a m a ç l a n d ı k i , b u a m a c a d a u l a ş ı l ı y o r. Yi n e k a r ş ı t a r a f d a h a e t k i l i o p e r a s y o n l a r g e l i ş t i r m e y i , ö z e l l i k l e N e w r o z k a t l i a -

m ı y l a k i t l e l e r i s i n d i r m e y i h e s a p l ı y o r d u v e b e l k i d e b u a d ı m o l - m a s a y d ı b u n u d a h a f a z l a e l d e e d e b i l i r d i . B u d a ö n e m l i ö l ç ü d e ö n l e n m i ş t i r. D o l a y ı s ı y l a a t ı l a n a d ı m , u m u l a n ı n d a ö t e s i n d e b i r

g

e l i ş m e o r t a y a ç ı k a r t m ı ş t ı r.

“Dönem ordu laş ma ya muaz zam fır sat veri yor”

Şimdi bu adımı nasıl derinleştireceğiz? Sorun buradadır. Anlaşıl- dığı kadarıyla yaklaşımlarınız, bazı şartlarla bu süreci daha da iler- letme biçiminde oluyor. Bizde de hakim olan anlayış bu. Fakat bu- rada iki yanlıştan uzak durmak gerekiyor. Bunlardan birisi, taktik

manevra imkanına başvurmadan düz bir saldırı anlayışı içinde ol- mak veya her koşul altında gücü tüketinceye kadar kullanmaktır. Bu, dar bir askeri yaklaşımdır. Bu yaklaşım doğru olmadığı gibi, bu kadar fazla güç, yer ve olanak da yoktur. Böyle bir anlayış içinde o l a n l a rı n g ü c ü d o ğ r u k u ll a n a ma d ığ ı v e g e liştir e me d iğ i o rt a d a d ır. Zaten bu kendiliğindenliğin farklı bir biçimi oluyor ki, bunun da gelişme sağlaması mümkün değildir. Bu savaşı geliştirememe, dü- zenleyememe ve çok ağır kayıplara yol açma olayı, bazı sorumsuz kişiliklerin ortaya çıkardığı bir durumdur. Böyle bir savaş tarzına bundan sonra müsaade edilmeyeceği açıktır ve bunu biliyoruz. Zor bela oluşturduğumuz gücün bu hale getirilmesinin asla kabul edile- meyeceğini kış süreci boyunca oldukça açığa çıkardık. Güçten ha- bersiz, gücün hazırlanmasından habersiz ve sadece üzerine oturup gücü tüketme makinası gibi işleyen bazı zihniyetler, kişilikler var.

Bukişiliklerinvebutarzınelinegücübırakmak,ordulaşmayıbırak-

mak demek, tasfiyeyle sonuçlandırmak demektir. Bu, artık bizde yaşam hakkı bulmaması gereken bir yaklaşım oluyor. Aslında bura- da ciddi bir savaşçılık da yoktur, doğru bir hedef planlaması ve he- defe gerçekçi yaklaşım da yoktur; sadece zor bela bir araya getirdi- ğimiz gücü ucuzca harcamak vardır. Bu anlayışa artık ordulaşmada yervermekdiyebirdurumsözkonusuolamaz. İkinci yanlış anlayış, (ki birincisiyle bağlantılıdır ve onun diğer bir yüzüdür), böylesine dönemler de dahil bütün dönemleri ucuz bir beklenti, tembellik, laçkalık ve çürüme biçiminde değerlendirmek-

tir. Eylem ve yaşam anlayışı ne kadar ucuzsa, böylesi dönemleri de öyle ucuz değerlendirir. Çok sıkı bir eğitim ve inşa süreci olması gereken bir dönemi, laçkalık, yozluk ve çürüme dönemine dönüştü- rür. Gücü dağıtır ve asgari ordulaşma görevlerine bile yaklaşamaz. Yani böylesi süreçleri çok kötü kullanır. Sağ liberal de diyemeyece- ğimiz bir tasfiyecilik biçiminde değerlendirir. Bu anlayış da bolca görülmüştür ve yalnız bu dönemde değil, her dönemde ortaya çık- mıştır. Özellikle hamle dönemlerinde bu yaklaşım hayli zarar ver- miştir. Bu yaklaşım, gücü başına bir bela gibi görür; kendisine la- zım olacak bir güçle kendi yaşamını, kişiliğini doyurmaya çalışır. Bu anlayışa da epey yüklenilmiş ve bu kış süreci boyunca yapılan yargılamalarlaartıkbunlarınyaşatılamayacağıkesinleşmiştir. Dediğim gibi, bu anlayışlar, dönemi derinliğine değerlendirmek şurada kalsın; ucuz, yüzeysel ve sorumsuz yaklaşarak verimsizliğe

dönüştürebilirler.Hiçşüphesizordulaşmasıcaksavaşımiçindegeli-

vekitleyipasifizeetmekiçinmüthişçalıştığıbiliniyor.Busiyasize-

mini canlandırmak ve tekrar gelişim rayına sokmak, ordulaşmada büyük önem taşır. Bu konuda bazı görevler zamanında yerine geti- rilmemişti ve aslında siyasi ordulaşma oldukça darbe de yemişti. Halkın siyasi ordulaşması oldukça ilerlemiş olmasına rağmen, yet-

meyen örgütlenme ve ilişkiler halkı sahipsiz bırakmıştı. Ve bu da

birkorkuya,pasifikasyonayolaçmıştı.Şimdibunundaaşılmasıge-

rekiyorveböylesibirdönembunu aştırmadayardımcıolabilir.Yani iyi değerlendirmek gerekiyor. Bu konuda gerillanın tam sağlayama- dığı bir gelişme söz konusu. Kitlesel gelişmeye gözkulak olmak, korumak, örgütlemek, karşılıklı olarak gelişmek açısından önemli- dir. Sanıyorum bunun için de iyi bir dönemdir. Tabii diğer faaliyet- ler de derinliğine ele alınıyor. Bir dönem eçten bahsediyoruz; diplo-

matik alan artık işin içine girmiştir ve artık onu çeşitli alanlarda de-

ğerlendireceğiz.Yinebirlik-ittifakgelişmelerideköklübirdöneme-

cin içine sokulmuştur; bu da geliştirilecektir. Bütün bunlar hareke- tin öncülüğünde yapıldığı için, ne kadar çevre toplanırsa hareket o kadar geniş bir siyasal diplomatik sahaya dayanır. Ki bu da, savaşın sonuçlarınıdahaçoklehimizeçevirirvedahadabaşarılıkılar. Türkiye'nin resmi çevreleri, ordu olsun siyasi çevreler olsun, her ne kadar “duymadık, görmedik” diyorlarsa da, dolaylı yoldan me- sajları sürekli vermeye çalışıyorlar. Kendi aralarında yoğun olarak tartışıyorlar. Ve mevcut gelişme bir ikiliğe yol açtığı da görülüyor.
elverdiğiayrıbirmeseledir.Fakatbununbileolabilmesi,çokiyige- Bilmem iç operasyonları durdurma, genel af, demokratik ortamı da-
liştirilmişbirorduinşasıylamümkündür.Orduinşasınınbizdesınır- ha da geliştirme, olağanüstü hali mümkünse kaldırma gibi birtakım değerlendirmeler yapılıyor. Hiç şüphesiz, bununla mevcut sıkışıklı- ğı aşmak istiyorlar; yoksa iyi niyetten kaynaklanmıyor ve gerçek bir çözüm istedikleri için değil. Tabii onlar da taktik geliştirme ihti- yacındadırlar. Bu taktikler her ne kadar onların durumlarını kolay- laştırmaya yönelikse de, iyi karşılık verilirse bize de kolaylık sağla- yabilir ve siyasi çözüm olanaklarını geliştirebilir. Şimdi bunu daha iyi görmek mümkündür. Siyasi çözümün kamuoyuna da mal olma- sı,mevcut politikasızlığınsonunu getirebilir.Artık ordunun körşid- deti inandırıcı olmuyor. Yine hükümetin politikasızlığı tepki toplu- yor. Bu durum ve siyasi çözüm imkanı kamuoyuna da mal olunca,

şir. Bu, tartışma götürmez bir gerçektir. Fakat nefes almanın daha olanaklı olduğu bir dönemde de ordulaşmanın çok büyük bir hızla geliştirileceği açıktır. Kaldı ki sıcak savaşım onun bir deneme biçi- midir. Ondan öncesi ise eğitim ve örgütlemedir. Dolayısıyla böyle bir dönem, ordulaşmaya muazzam fırsat veriyor. Nitelik ve nicelik

olarak gelişmesinde önemli bir fırsattır. Bu konuda koşullar biraz da ideal hale gelmiştir. Belki çok yoğun bir savaşçılık yaşanmaya- bilir. Zaten buna ne kadar gerek olduğu ve imkanlarımızın ne kadar

lı geliştiği göz önüne getirildiğinde, halen bu konuda yapılacak çok işin olduğu anlaşılır. Ordulaşmanın yetk inleştirilmesi ve savaşa ha- zır bir duruma getirilmesi büyük bir anlama sahiptir. Bizde birçok alanlarda bunun ne kadar sağlandığı, her türlü savaşa elverecek ni- celiğe ve niteliğe ne kadar ulaşıldığı, sorulmaya değer bir husustur. Mevcut olanaklar ne kadar değerlendirilmiştir, mevzilenme ne ka- daroturtulmuştur?Sanıyorumhalenbununyoğunçabasıyaşanıyor. Şubirgerçek:Enyoğunve ensonuç alıcıbirdöneminiçindebu- lunuyoruz. Bunun dayandığı diğer bir zemin de siyasal zemindir. Psikolojik savaşın son bir-iki yıldır ne kadar tahripkar davrandığı

adamlarbazıadımlaratmakzorundadırlar.Bütüniçvedışkamuoyu ile uzun süre karşı karşıya gelemezler; buna dayanamazlar. Dolaylı da olsa bizim yol açtığımız önemli bir sonuçtur. Bunlar çıkış yap- maya çalışırken, oldukça taviz vermek zorundadırlar. Bunları da iyi görmek gerekir ve buna gelişme şansı verdirmek doğru bir yakla- şımdır. Tabii eğer sağ anlaşılmaz ve üzerine reformistçe yatılmazsa, gelişmelerehizmetedebilir. Bu temelde yoğun bir süreç yaşanıyor ve önümüzdeki süreç bu konuda hayati bir rol oynayacağa benziyor. Hem bizim üzerimizde- ki istemler, hem de karşı taraf üzerindeki baskılar, bu sürecin daha da derinleştirilerek yürütülmesi gerektiği ve bunun sağlıklı olacağı biçimindedir. Karşı taraf ne kadar tutarlı ve amaçlarında dürüst ol- mazsa da, ağır baskılar ona bazı adımlar attırabilir. Ve onları böyle bir siyasi görüşmeye, siyasi yönteme ağırlık vermeye zorlayabilir. Mevcut sinyaller biraz bunun mümkün olabileceğini de gösteriyor. İradeleri dışında da olsa bu böyledir. Tabii istedikleri bu değildi, fa- kat dediğim gibi, bir dünya ile, büyük bir kamuoyuyla da uzun süre

k a rşı k a rşıy a g e l e me z l e r. De me k k i, b i z b u s ü r e c i, b u ç e rç e v e d e akıllıdeğerlendirirsek,haklıpolitikamızdahadasonuçalabilir. Tabii bunun süresini kestirmek de önemlidir. Bu süreci ne kadar sürdüreceğiz? Bu konuda bize ulaşan yaklaşımlarınız değişiktir; ba- zılarınız kısa bir süreyi, bazılarınız da gelişmelerin doğal seyrine bırakmayı uygun görüyor. Süre konusunda da hemen şunu söyleye- yim:Busürebirşeyyapmamasüresideğil,tamtersinesiyasive as- keri ordulaşmada dev bir hamle süresidir. Hiç kimse bunu yanlış anlamasın ve “hiç silah patlamayacak, işte faaliyetlerde bir rahatla-

rın kaldırılamayacağı ve bu biçimiyle götürülemeyeceği açıktır.Bu- nu yapanların aslında sağcılıklarını gizlemek için yaptıklarını şimdi daha iyi anlıyoruz. Yani o bazı saldırı biçimleri bizim savaş tarzı- mız değildi. Onu, bu süreç olsa da olmasa da o biçimiyle yapmaya- caktık. Şimdi bunu biraz daha belirgin bir taktik haline getiriyoruz. Bunundışındakitaktiksavaşımımızısürdürüyoruz. Örneğin, sivil işbirlikçi yapı üzerindeki baskılarımız tabii ki de- v am e d e c e k t ir. Bu s ü r e ç t e o l s u n b a şk a s ü r e ç t e o l s u n , h e r z a ma n toplum üzerindeki siyasal denetime, onun örgütlenmesine ve bazı hedeflerin götürülmesine devam edilir. Zaten şöyle bazı koşullar da ileri süreceğiz: Mesela, onların sivil kitleye veya gerillaya yönelik saldırı hamleleri geliştikçe, buna iki misliyle karşılık verilecektir. Adam yakalamaya çalışıyor, tabii ki şehirdeki yurtsever de kendini

koruyacaktır. Yakalanmamak için meşru savunma hakkını kullana- caktır. Korucu onu vurmaya çalışırken, tabii ki o vuracaktır. Ajan- işbirlikçi, yurtseverin peşindeyken, o da onların peşini bırakmaya- caktır. Yani sadece gerilla üzerindeki değil, sivil halk üzerindeki baskı ve operasyonlar devam ettikçe, bizim de eylemlerimiz tabii ki devam edecektir. Bu, önceden de böyleydi, şimdi de böyledir ve b u n d a n s o n r a d a b ö y l e o l a c a k t ır. Ya n i h i ç k i m s e b u y a k l a şı m l a rı başka türlü anlamasın ve “ateşkestir, işte onun için eylem yapma- dık”diyekendinialdatmasın.Şehirlerdedeişkenceveoperasyonlar devam ettikçe,bizim eylemlerimizdedevam edecektir.Tabii enuy- gunbirbiçimdevedahaazkayıpla. Onlar gerilla üzerine de artan baskı ve operasyonlarla geldikle-

rinde, gerilla da bunun önlemlerini

çok

yönlü alacak ve hatta tehli-

  • maveişlerinüzerinerahatlıklaoturmadönemidir”gibideğerlendir- k e li o p e r a sy o n l a rın ı ö n c e d e n h a b e r a lı p b u n l a rı b o ş a ç ık a rma n ı n

mesin. Tam tersine, hiçbir dönemle kıyaslanmayacak kadar bir ça- lışma dönemidir. Bu sürecin bize ilişkin en önemli yönü şudur: Ge-

bütün eylem biçimlerini deneyecektir. Adam imhayı planlıyor ve genel bir saldırı geliştiriyor; buna her düzeyde karşılık vermek her zaman gerekli ve mümkündür. Bundan önce de mümkündü, bundan
planlıolmayanbazısaldırıbiçimlerivardı,şimdiosaldırıbiçimleri- sonra da mümkündür. Yani bunun da yanlış anlaşılmaması gerekir. Dikkat edilirse, bu yaklaşım doğru taktiklerin devreye sokulmasına açıklık getiriyor. Düşmanın böyle saldırı kolları rahatlıkla görülebi- lir; bunlar zaten açıktır ve bazı yerlerde devam eder. Devam etti mi, o zaman orada her türlü eylem yürütülür. Bunun da, dediğim gibi,

çensene yaşanan ve oldukça kayıplara da yol açan ve biraz dafazla

ni ikinci plana bırakıyoruz ve öyle saldırı yapmayacağız. Kaldı ki, bu ateşkes adı altındaki süreç olmasaydı da biz o tür saldırılar yap- mayacaktık. Çünkü, geçen yıl bile bu saldırı türünü oldukça eleştir- miştik. Yol açtığı kayıplar göz önüne getirildiğinde, bu tip saldırıla-

daha derli toplu ve daha planlı bir taktik hamleye imkan hazırladığı açıktır. Yani bu dönemde sakındığımız tek husus, aslında bu süreç olmasaydı da sakınacağımız, gücümüzü çok kötü kullanmak, hiçbir tedbir almadan ve saldırı adı altında zor bela hazırladığımız gücü sorumsuz c a kull anmaktır. Ya ni s a va ştırma adı a ltında gücü bitir- mektir. Bu tutuma artık kesinlikle son veriyoruz. Yine yerine getiri- lemeyen eğitim ve örgütleme görevleri var. Buna da son veriyor ve bugörevlerinmutlakbaşarısınıesasalıyoruz. Görülüyor ki, süreç ister uzasın ister uzamasın, bu, taktiklerde ciddi bir değişiklik anlamına gelmiyor. Tam tersine, doğru taktikleri esas alma ve yürütme şansını oldukça net bir şekilde sunuyor. Ger- çekten ordu ve savaş olayına taktikler dahilinde rol oynatmak iste- yenlerin oldukça işleyebilecekleri bir yaklaşım oluyor. Böyle olun- ca, “bu süre ne kadar uzar, bizde sıkıntı yaratır mı, yaratmaz mı” soruları fazla anlamlı değildir. Önemli olan taktiğin düzenlenmesi- dir, yine siyasal gelişmenin (tabii gerillanın hedefi de siyasal geliş- medir) önünün açık tutulmasıdır, yine ordulaşmanın yetkinleştiril-

mesidir, nicel ve nitel büyümesinin sağlanmasıdır. Ağırlıklı olarak s a v u n m a d ö n e m i n d e y i z ; s a v u n m a d ö n e m i n i n a k t i f p o l i t i k a l a r ı n a açıklık kazandırılmasıdır, bu politikaları ilk defa derli toplu hayata geçirmedir, siyasi hedeflerin üzerine gitmedir, askeri hedeflerin de büyük bir kısmının üzerine gitmedir. Bu şehirde de böyledir, kırsal alanda da böyledir. Hemen şunu belirteyim; gücümüz oldu diye bu- nu yarı yarıya kırdıracak bir saldırıya girişemeyiz. Geçmiş yıllarda

biraz

böyle yapıldı, ama bu

yanlıştı ve önemli oranda taktik dışılık-

t ı . S o n a ş a m a sı d a o l s a str a t e j i k s a v u n m a d ö n e m i n i y a ş a d ı ğ ı m ı z bellidir ve bunun taktiklerinden bahsediyoruz. Hiç şüphesiz bunun içinehareketlisavaşlardagirer,amaağırlıklıyönüböyledir.Gerçek dışıdurumlarakendimizidüşürmeninanlamıyoktur. Bütün bunlar göz önüne getirildiğind e görülüyor ki, bu sürenin uzatılıp uzatılmamas ı o kadar önemli değildir. Önemli olan mevcut inisiyatifin elimizde olması ve bunu istediğimiz gibi kullanmaktır. Evet bu sağlanmıştır ve bundan sonrası için de sağlamaya çalışıyo- ruz.Ben özü böyle belirtiyorum. Yani ille birsüreden bahsedilecek- se, mevcut konjonktür göz önüne getirilerek böyle süreler söylene-

bilir ve bu dasemboliktir.Bazı arkadaşların endişeleri var ve onlara açıklık getirmek için söylüyorum bunları. Süreci biraz derinleştir-

mek ve gelişmelere ivme kazandırmak için bazı tarihler belirlenebi-

lir...

Bu süreci de böyle sembolik bir biçimde değerlendirebiliriz.

Özellikle karşı tarafın durumunu göz önüne getirerek bunu söylü- yorum. Daha iyi bir taktik derinlik sağlayabilmek açısından belirti- lebilir. Kısaca durumu böyle değerlendiriyorum. Sanıyorum anlaya- bildiniz.

“Gü cü kör ce kul lan ma yak la şı mı af fe dil mez dir”

Şimdi kısaca sizlerin de görüşlerini almaya çalışacağız. Yani ob- jektif bir durum değerlendirmesine sizler de katkıda bulunabilirsi-

niz. Somut gerçeği yaşadığınız için görüşleriniz önemlidir. Bunları a l m a y a v e o r t a k s o n u c a v a r m a y a ç a l ı ş a c a ğ ı z . Ö n c e D e r y a Z a ğ - ros’tanbaşlayabiliriz.Zagros,sizdediklerimizianladınızmı?

Derya Zağ ros: Evet, an la şıl dı Baş ka nım. Se lam lar, say gı lar. Be lir ti len le ri biz din le dik ve bu ko nu da ek le ye bi le ce ği miz faz la bir ş e y y o k . Ö n c e l i k l e , k o n u y a h a k i m o l m a s ı a ç ı s ı n d a n P a r t i Önderliği'nin sü re ce da ha iyi yön ve re bi le ce ği inan cın da yız. Fa - kat bu sü re ci özel lik le biz le rin, güç le rin ba şın da bu lu nan ar ka- daş la rın iyi de ğer len dir me si çok önem li dir. Şim di düş ma nın tak ti - ği şöy le ola bi lir: Gü cü bel li bir sü re atıl bı rak mak ve ar dın dan ge - niş bir yö ne li me geç mek. Bu ko nu da kay gı mız var dır. Düş ma nın böy le bir ha zır lı ğı bü yük bir ih ti mal dir biz ce. Do la yı sıy la bu po li - tik ge liş me ler ve ka za nım lar esas alı na rak, gü cü mü zü ted bir li bir bi çim de yer leş tir mek ve ha zır la mak, sa va şın her saf ha sı için ha zır tut mak ve özel lik le de or du laş ma yı de rin leş tir mek ge re kir. Sü re- cin böy le da ha ka zanç lı de ğer len di ri le bi le ce ği inan cın da yız. Ken - di ala nı mız da bu na ağır lık ve re ce ğiz. Baş ka po zi tif ola rak ek le ye - ce ği miz ye ni bir şey yok tur.

– Gücünüzü daha da düzenleme ve sağlamlaştırma için sanırım daha elverişli bir ortama yol açıyor. Zaten sizin alandaki güçlerin ordulaşmaya biraz uzak yaklaşımları var. Uzun süredir ne savaşı

yürütebiliyorlar ve ne de ordulaşmayı geliştirebiliyorlar. Yıllardır bu anlayışyaşanıyor.Busüreç,bunu aşmadabirfırsatolarakdeğer- lendirilebilir. Yani bu konuda eleştiriler ve yargılamalar yapılmıştır. Gücün baş ındakilerin yıllarca asgari bir eğitim bile yapmamaları ve dörtbir taraftan halkımızın da her şeyini ortaya koyarak zor bela orayabiriktirdiğimizgüçüzerindeböyleyatmaları,çokacımasızbir biçimde cezalandırılacak bir durumdur. Ben bunu zaten bütün alan- lara söyleyeceğim. Biz gece gündüz böyle olanak geliştireceğiz ve insan hazırlayacağız, orada ise boşa çıkartılacak ve üzerine yatıla- cak; bunu yapanın yerle bir edileceği açıktır. Artık bunu gözetmek- ten sorumlusunuz. Sıradan bir güç eğitimi, düzenlemesi, mevzilen- dirmesi yok, fakat körce kullanma var; bu, çok görülen fakat affe- dilmez olan bir yaklaşımdır. Hepinizin en büyük kusuru, bu tutum

k a rşı , y i n e m e v c u t g e ri c i l i ğ e k a rşı o t u rt u r u z . A sk e ri i k t i d a r d a , si - y a si i k t i d a r d a , ü l k e v e h a l k z e m i n i ü z e ri n d e d ü şma n a k a rşı y ü r ü - t ü l ü r. İ k t i d a r o l m a k ist e y e n l e r k e n d i l e r i n i b u t e m e l d e k a n ı t l a y a - c a k l a r d ı r. Yo k s a h a z ı r g ü c ü n ü z e r i n e b ö y l e k o m u t a n a ğ a l ı k l a r ı k u r m a k , b u n u b ö y l e k ö y l ü k u r n a z l ı ğ ı y l a v e k ü ç ü k - b u r j u v a k u r - n a z l ı ğ ı y l a işg a l e t m e k , k i m s e n i n f a z l a c e s a r e t e d e c e ğ i b ir d u r u m d e ğ i l d ir. K i m o l u rs a o l s u n , y a p ı i ç i n d e k e n d i n i y a ş a t a c a k y e r a r a - y ı şı i ç i n d e o l m a k b u a ş a m a d a k a b u l e d i l e m e y e c e k b ir d u r u m d u r. Ya n i h e rk e s e y a r a rl ı b ir y e r v e rm e k v e iş g ö rd ü rm e k b u d ö n e m i n r u h u d u r, ö z ü d ü r. H e rk e s i ç i n y a p a c a k iş d e ç o k t u r. Ya rı- d e v l e t o l -

  • m a k t a n b a h s e d i y o r u z , h e m a sk e ri , h e m si y a si o l a r a k b ir h ü k ü m e t

g ü c ü g i b i o l m a k t a n b a h s e d i y o r u z . K e n d i n e g ü v e n e n l e r b u n u n h e r t ü rl ü e y l e m i n i y a p a rl a r. Ya n i a sk e ri e y l e m d e d a h i l , o n u n h e r t ü r-

l ü d ü z e n l e n i ş i n e v e y e t e r l i h a l e g e t i r i l i ş i n e k e n d i l e r i n i v e r i r l e r. Ş i m d i b u k o n u l a r o l d u k ç a s o m u t t u r. H i ç k i m s e , m e v c u t o r t a m a
oluştu.Şimdibudönemideböylekullanmalarıkesinliklekabuledi- k e n d i p a si f i z m i n i , s e k t e r l i ğ i n i , s a ğ c ı l ı ğ ı n ı d a y a t m a sı n v e b u t ü r ş e y l e ri ö rt b a s e t m e si n . Zaten yaptığınız düzenlemeler var. Son gönderdiğiniz raporları okuyamadık, bize ulaştı ama açamadık. Sanıyorum bu söylenen hu- suslar anlaşılırdır. Bu temelde güç düzenlemesi, güç büyütülmesi, güç yerleştirilmesi ve yönetimi başarıyla yürüyor. Bilemem, bu ko- nudaciddibirengelvarmı?

sahiplerine zamanında gereken tavrı aldıramayışınız oldu. Komuta b u k o n u d a a d e t a ç a n a k t u t t u . B ö y l e s a h t e k o m u t a n l ı k l a r e p e y c e

lemez. Bunun her türlü tedbiri gayet tabii alınacak. Yani gücü çok etkili bir savaş gücü haline getirmek ve gerçek bir gerilla ordusunu kurmak gerekir. Bunda herkesin rolünü ve işlevini iyi bilmesi gere- kir. Sıradan savaşçıdan manga komutanına ve en üst düzeye kadar herkesin rolü nedir, işlevi nedir, yirmidört saat görevine nasıl bağlı- dır? Hiç olmazsa bu dönemde böyle bir yapıyı yaratmak gerekir. Be lki ç e şitli ye t e rsi z likl e r ve zorlukl a rdan ötürü ge ç en döneml e r buna imkan vermiyordu ama, şimdi imkanlar bunun için oldukça yeterlidir.İnsaniradesinin en çoksonuç alacağı bir gelişme aşaması içerisindeyiz. Kendi alanınıza, yalnız askeri ordulaşma ve hakimi- yet değil, siyasi ordulaşma ve hakimiyet de son derece yetkin otur- tulabilir. Ama geçmişin bazı yanlış anlayışlarını esas alıp “kendimi- zi daha dasağlama alabiliriz” demek de,sonunu getirmek demektir.

Bugerçeklerinözenleanlaşılmasıgerekiyor. Yi n e h e r t ü rl ü e y l eml i l i k s ö z k o n u s u . A l a n ı n b e l k i y ü z d e s e k - s e n i n d e h em a sk e ri , h em si y a si i k t i d a r o t u rt u l a c a k . Ya n i b ir n e v i

Der ya Zağ ros: Şu aşa ma da cid di bir en gel yok. Za ten biz ön ce - lik le önü mü ze koy du ğu muz bu dü zen le me fa a li ye ti ni he men he - men bi tir dik. Ya ni güç ler, ula şıl ma sı ge re ken bü tün alan la ra ulaş - mış lar dır. Ve şu an da bir alan da ki güç dı şın da güç le ri mi zin hep si ha re ket li du rum da dır. Kı sa ca, ge rek li çe ki dü zen ar tık ve ril miş tir. Do la yı sıy la bu aşa ma da de rin leş tir me, pe kiş tir me, da ha çok eği - tim, yi ne her ih ti ma le kar şı ba zı he def le ri tes pit et me, bu ko nu da ha zır lık la rı ta mam la ma gi bi fa a li yet ler yü rü tü yo ruz. Mev cut du - ru mu muz bu dur ve cid di bir en gel yok tur. Birazdahaalanıdeğerlendirmeyeçalışırız.

  • d e v l e t l e şme d u r u mu n a g ö

r e k e n d i mi z i a y a rl a y a c a ğ ı z . Be n h e p i n i -

z e s ö y l ü y o r u m: P a rt i n i n h a z ır g ü ç l e ri ü z e ri n e i k t i d a r o l ma k h e r- h a l d e i y i b ir i k t i d a r o l ma ö z e l l i ğ i d e ğ i l d ir. Bi z i k t i d a rı d ü şma n a

Derya Anduk, sizin durumunuz nasıl, siz nasılsınız? Bu söyle- diklerimizianladınızmı?

Der ya An duk: İyi gün ler, se lam lar, say gı lar Baş ka nım. Be lir ti - len le ri al dık. Buyaklaşımanediyorsunuz?Sizindeğerlendirmeniziokumuş- tuk; herhalde buna benzer şeyler söylüyorsunuz. Sizdeki yeni geliş- menedir?Yeniperspektiflerdahasomutnasılçizilebilir?

Der ya An duk: Baş ka nım, bu du ru mu ge çen gün ara mız da tar - tış tık. Tar tış ma nın ge nel bir öze ti ra por da yan sı tıl dı. Şu an da yap - tı ğı nız de ğer len dir me, bi zim ula şa ma dı ğı mız ba zı nok ta la rı da ay - dın lat mış tır. Bi zim açı mız dan do yu ru cu ol muş tur. Or ta da ger çek - ten de üze rin de dü şü nü le rek de rin li ği ne ula şıl ma sı ge re ken bir tak tik var dır. Biz bu na bi raz yü zey sel bak tık ve bir çok yö nü nü de

gö re me dik. As lın da düş man gi bi biz de ha zır lık sız ya ka lan dık. Bir de böy le za ma nın da uyum sağ la ya ma dık ve ye te rin ce de ğer len di- re me dik. Ya ni bir çok yö nüy le de ğer len dir me ye ça lış tık ama, ger - çek ten bi zim açı mız dan ye ni bir pra tik ge rek ti ri yor du ve bu an - lam da ye ter siz ka lın dı. Fa kat ba zı önem li ha zır lık lar da de ğer len - di ril di. Yo ğun bir eği tim ça lış ma sı, yi ne tek nik im kan la rın ya ra tıl -

ma sı ve güç le rin tak vi ye si gi bi ça lış ma lar la sü reç de ğer len di ril - miş tir. Or ta la ma gün de bir man ga güç ka tı lı yor. Böy le bir bü yü me var. Bun la rın dü zen len me si ve kon fe rans ka rar la rı nın uy gu la ma - sı ya pı lı yor. Düş ma nın da bu sü re ci de ğer len dir me yö ne li mi var. Ya ni bu ateş kes du ru mun dan ya rar la na rak kit le ye ol duk ça yö nel di ler, çok sa yı da köy yak tı lar ve ol duk ça bas kı yap tı lar. Geç miş te faz la ha re - ket ede mi yor lar dı, bu ateş kes du ru mun dan do la yı böy le ha re ket li -

lik ol duk ça ger gin ol du.

(...)

Özel lik le de ateş kes ten ya rar la na rak

da ha faz la uy gu la dı lar. Bu ne den le biz şu nu dü şün dük; eğer ateş- kes uza tı la cak sa (ki ya rar var dır), o za man ge ril la ya, ken di siy le bir lik te hal kı sa vun ma ini si ya ti fi nin de ve ril me si ge re ke cek. Çün -

kü ge ril la bir lik le ri nin ya nı ba şın da köy le ri ya kı yor lar; bu na ka- y ı t s ı z k a l m a k d a , h e m k i t l e a ç ı s ı n d a n , h e m g e r i l l a a ç ı s ı n d a n olum suz bir et ki ya ra tı yor. Anlaşıldı.Gayettabii,eğeraktifbirsavunmanıngereklerinide- rinliğine anlamış olsaydınız, gerillaya veya halka saldırdığında kar- şılık verme hakkınız vardı. Hatta daha iyi ve hazırlıklı darbeler vur-

ma dıştalanmamıştı. Yetersiz ve yüzeysel anlayıştan kaynaklanıyor sanırım. Bir de bazı yetersizlikler koşulların zorluğundan ileri geli- yordu ki, şimdi bunların önü açılmıştır. Biz açıklamayı yaparken bu hususu açıkça belirteceğiz. Gerek halka saldırı ve gerekse gerillaya saldırı durmazsa, o zaman en aktif bir biçimde ve eskisinden daha başarılı bir tarzda karşılık verilecektir. Pasif bir savunma hiçbir dö- nembizimtaktiğimizdeğildirvehiçbirgerekçeyledesavunulamaz. Bunu unutmamak gerekiyor. Sizin alanınıza ilişkin de bazı sapta- maları daha sonra yapmaya çalışırız. Şimdilik kısaca görüşlerinizi almaklayetiniyoruz.

ÇiyayeSipan,sizindurumunuznasıl,nasılsınız?

Çiyayê Si pan: Se lam lar, say gı lar Baş ka nım. Söylediklerimizianladınızmı? Çiyayê Si pan: Be lir ti len le ri an la dık. Biz ar ka daş lar la da ha ön - ce bel li de ğer len dir me ler yap mış tık. Ay nı kap sam da ol ma sa da, bel li nok ta la ra ulaş mış tık. Şim di be lir ti len dü şün ce le ri da ha de - rin li ği ne an la ma ve uy gu la ma ça lış ma sı içi ne gi re ce ğiz. Yal nız bu du ru ma ek ola rak şu nu da be lirt mek is ti yo ruz: Bu çe te le rin fi i li si lah bı rak ma bi çi min de bir yak la şım la rı var. Bu sü re de eğer on - la rın da af fe di le bi le ce ği be lir ti lir se, on la rın üze rin de de bel li bir et ki len me ye yol aça cak tır. Bu nu be lir te bi li riz. Önü müz de ki sü reç te bi zim ça lış ma la rı mız, da ha çok kit le ör güt- len me si, üs len me ha zır lık la rı, mev zi len me, mev zi sağ lam laş tır ma, be lir ti len or du dü ze ni ni oturt ma ola cak tır. Mev cut du rum da bü tün gü cü müz eği tim ve yar gı la ma sü reç le ri ni ta mam la dı, böy le bir sü- reç ten geç ti. Tüm gü cü müz he men he men ha zır du rum da dır. Şu

an da yü zo tuz ki şi lik bir ar ka daş gü cüy le bel li dü zen le me le re gi ri - yo ruz. Plan la ma lar da hi lin de güç le ri mi zi uy gun alan la ra oturt ma- ya ça lı şa ca ğız. Bi zim açı mız dan her han gi bir so run yok. Yö ne tim- ler de ba zı de ği şik lik ler ya pı yo ruz, ba zı ar ka daş la rın ken di le ri ni ver me me du rum la rın dan do la yı bel li de ği şik lik le re gi di yo ruz. Bu yön lü bir ça lış ma mız var. Bun la rı be lir ti yo rum.

Z a t e n k o r u c u l a r a y ö n e l i k o l a r a k p r o p a g a n d a d a y a p ı l a b i l i r.

S a n ı y o r u m O l a ğ a n ü s t ü H a l i n k a l d ı r ı l m a s ı y l a b i r l i k t e o n l a r ı n

“Dağdan indirme ve af meselesi söz konusu olursa, başkalarının bazı yerlerden indirilmesi gerekiyor.” v a r

“Dağdan indirme ve af meselesi söz konusu olursa, başkalarının bazı yerlerden indirilmesi gerekiyor.”

  • v a r l ı k l a r ı n a s o n v e r i l e c e k . Ya n i k e n d i l e r i b i r a z d a s ı r t ü s t ü b ı r a -

k ı l ı y o r. A t e ş k e s s ü r e s i b o y u n c a b u v u

rg u l a n ı r. “ S i l a h l a r ı n ı z ı t e

s -

  • l i m e d i n . H a t t a b i z e s ı ğ ı n a b i l i r s i n i z . B i z e s ı ğ ı n ı r s a n ı z a ff e d i l i r -

s i n i z . S i l a h l a r ı b ı r a k ı n , d e v l e t d e a r t ı k b u s ü r e c e g i r m i ş t i r. S i -

l

a h l a r ı b ı r a k m a z s a n ı z e n ç o k z a r a r g ö r e n s i z l e r o l u r s u n u z ” d e n i -

  • l i r. B u t e m e l d e b i r b i l d i r i h a z ı r l a n ı r v e y e n i b i r y a k l a ş ı m l a b i r -

  • l i k t e ü z e r i n e g i d i l i r. B u , d i ğ e r i ş b i r l i k ç i ç e v r e l e r i d e k a p s a y a b i -

  • l i r v e i ş b i r l i k ç i l i k l e r i n e s o n v e r m e b i ç i m i n d e o l u r. Z a t e n H i z - b u l l a h i ç i n y a p ı l m ı ş t ı . B u s ü r e ç b o y u n c a b u n l a r i ç i n d e b e n z e r

b i r ş e y y a p ı l a b i l i r v e b u d a h a e t k i l i o l a b i l i r. Z a t e n d i ğ e r i t t i f a k

  • i l i ş k i l e r i m i z g e l i ş t i r i l i y o r. O r a d a d a ç e ş i t l i r e f o r m i s t g ü ç l e r o l a -

b i l i r, o n l a r l a i l i ş k i l e r g e l i ş i r v e o n l a r d a b e l l i ö l ç ü d e m e v z i l e n -

  • d i r i l i r. S i z i n o r a s ı i ç i n ş ü p h e s i z o r d u n u n o t u r t u l m a s ı ö n e m l i d i r.

B e l k i ş i m d i b u n u n f ı r s a t ı n ı i y i y a k a l a d ı n ı z . H e m y e n i d e n

  • d ü z e n l e m e v e h e m d e g ü c ü b ü y ü t m e , o r a s ı i ç i n b ü y ü k ö n e m

t a ş ı y o r. Z o r l u b i r k ı ş s ü r e c i n d e n s o n r a b

u n u e n i y i d e ğ e r l e n -

  • d i r e b i l e c e k b i r a l a n d u r u m u n d a s ı n ı z . S a n ı y o r u m G ü n e y ' d e n

k a p s a m l ı b i r g ü ç l e t a k v i y e e d i l e c e k s i n i z , a y r ı c a y e n i g ü ç

a l a c a k s ı n ı z v e b ö y l e c e s i y a s i v e a s k e r i o l a r a k i k t i d a r l a ş m a k

  • i ç i n n e g e r e k i y o r s a o n a u l a ş a c a k s ı n ı z . D ü ş m a n b u n u b i l d i ğ i

  • i ç i n o r a y a b i r a z a ş ı r ı y ü k l e n m e k i s t e d i . B e l k i b u n d a n s o n r a

  • d a y ü k l e n m e k i s t e y e b i l i r. D o l a y ı s ı y l a h e m s a v a ş a h a z ı r l a n -

  • m a k v e o n u k a r ş ı l a m

a k , h e m d e o r d u l a ş m a y a v e d ü z e n l e m e -

y e y ü k s e k b i r y e r v e r m e k ö n e m l i d i r. M e v c u t g ü ç l e r i s ı k ı s ı -

k ı y a d e ğ e r l e n d i r m e s i g e r e k e n b i r a l a n d u r u m u n d a s ı n ı z . H e r

k i t a r a f t a n , K u H e m y ö n e t i m d

i

z e y ' d e n v e G ü n e ü z e y i n d e , h e m d

y ' d e g

e n b i r a z g ü ç a l a b i l i r s i n i z . ü ç n i c e l i ğ i v e n i t e l i ğ i d ü -

z e y i n d e b a z ı z a y ı f l ı k l a r ı n ı z v a r ; b u n l a r ı g i d e r e b i l i r, b i r ç o k

  • m - b i l i r s i n i z . Yi n e k i t l e i l i ş k i l e r i n i s a ğ l a m a a l a b i l i r v e ş e h i r l e r

e v z i y e d a h a d o ğ r u y e r l e ş e

b i l i r v e k o o r d i n a s y o

n u g e l i ş t i r e

ü z e r i n d e k i b a s k ı n ı z ı g e l i ş t i r e b i l i r s i n i z . Ya n i y a p a c a ğ ı n ı z ç o k ş e y v a r v e b u n l a r a e p e y f ı r s a t d o ğ u y o r g i b i m e g e l i y o r.

G a f i l o l m a d a n , ç o k d e r i n l i k l i o l a r a k b u s ü r e c i d e ğ e r l e n d i r -

  • m e k b ü y ü k ö n e m t a ş ı r. S i z i n l e i l i ş k i l i d i ğ e r d u r u m l a r h a k -

k ı n d a d a s o n r a b i l g i a l a b i l i r i z .

“Ora da dev let leş me gö re vi miz var dır”

ÇiyayêSorsiznasılsınız?

Çiyayê Sor: Se lam lar, say gı lar Baş ka nım.

Anladınız mı dediklerimi? Siz ne diyorsunuz? Sizin de değer- lendirmelerinizi okuduk ve ona açıklık getirmeye çalıştık. İlaveten belirteceğinizhususlarolabilirmi?

Çiyayê Sor: Baş ka nım, ön ce den ba zı kay gı la rı mız var dı. Özel - lik le düş ma nın sa mi mi ol ma dı ğı ko nu sun da. De ma go jik bir çok şey le kit le yi et ki le me ye ça lı şı yor du. En di şe le ri miz de bi raz bu yön - lüy dü. Şim di ya pı lan açık la ma lar bi zi ol duk ça ay dın lat tı. Bu du - rum bi zim açı mız dan do yu ru cu ol du. Bun la rın üze rin de de rin le - me si ne du ra ca ğız ve bu ra da ge rek ti ği gi bi de ğer len di re ce ğiz. Bu ko nu da Par ti Önderliği'nin ala ca ğı tüm ka rar la ra biz so nu na ka - dar ve ölü mü ne bağ lı ka la ca ğız. Bu du rum böy le. Ge çen sü re ce g e lin c e , bu r a nın k ış k o şul l a rı b i r a z g e ç a ç ıl d ı. Fa k a t e r k en d en ulaş ma du ru mu muz da ol du. Ulaş mak la bir lik te düş man üze ri mi - ze gel di ama, düş ma nın bu tak ti ği bo şa çı ka rıl dı. Şim di eği tim de gi de rek bir sü rek li leş me var ve ça lış ma la rı mız de vam edi yor. Ay - rı ca böl ge le rin he men he men tü mü ne ulaş mış sa yı lı yo ruz. Fa kat he nüz so nuç la rı net eli miz de de ğil dir. Bun lar gel di ğin de da ha da net de ğer len di rip ona gö re ge re ken bil gi yi ve re ce ğiz. B e l i r t e c e ğ i m i z d i ğ e r b i r h u s u s , k o o r d i n a t ö r y a r d ı m c ı s ı o l a n a r k a d a ş a s l ı n d a b u n u h a k e t me miş t ir. Bu d u r u m b i zim t o p l a n t ı - y a k a d a r, y a n i g e ç i c i b i r ö n e r i m i z d i . D i ğ e r u y g u n a r k a d a ş l a r a l a n d a b u l u n ma d ı k l a rı i ç i n b u b ö y l e o l d u . Bir d i ğ e r h u s u s, g ü - c ü mü z ö n em l i o r a n d a t o p a r l a n mış t ır. Eğ i t im d e , k i t l e a ç ı l ı mı n d a v e g ü ç l e r i m i z i ö r g ü t l e m e d e b i r h a y l i k a p s a m l ı ç a l ı ş m a l a r ı m ı z v a r. K a t ı l ı m l a r i ç i n h e m e n h e r t a r a f l a i l i ş k i y e g e ç i l m i ş v e y o l a ç ı l mış t ır; a r t ı k g e l me l e ri n i b e k l i y o r u z. Az b ir s a y ı g e l miş t ir v e b u n d a n s o n r a g e l me l e r d a h a f a z l a o l a b i l ir. Ay rı c a e s k i k o mu t a k a d e me si v a r d ı; o b i l i n e n a r k a d a ş l a r, p a r t i r u h u n u v e s a v a ş ç ı l ı - ğ ı n ı t em si l e t me k t e n ç o k u z a k t ır l a r. Ke n d i l e ri n e ç o k d e s t e k v e r -

m e m i z e r a ğ m e n s a m i m i d e ğ i l l e r. O n l a r ı n d u r u m l a r ı n ı d a n e t - l e ş t i r e c e ğ iz. Ş i m d i b u n l a rı b e l ir t e b i l i ri m . Anlaşıldı. Sizin açınızdan da uygun bir çalışma ortamına ağır- lıklı olarak ulaşılmıştır. Dış zorluklar ve talimat-perspektiflerin geç alınması nedeniyle çalışmalarınız biraz ağır geçti. Fakat şimdi tü- müyle sürece hakim olabilecek, onu derinliğine işleyebilecek du- rumdasınız. Perspektifler alındığına göre, bu döneme nasıl yaklaşı- lacağı ve alana nasıl uygulanacağı artık bellidir. Yine o kademeler- de ki ifl ah olma z kişilikl e r va r. Şimdi onl a rın döne mi a rtık ge ç ti. Onlara artık kendilerine dikkat etmelerini söyleriz. Çeşitli kademe- leri böyle tıkatmanın ve kişiliklerini konuşturmanın devri geçmiştir. Israr ederlerse sert bir uygulamayla karşı karşıya gelirler. Bilemiyo- rum, bu bireycilik, kendini konuşturma niye bu kadar etkili olabili- yor, nasıl cesaret edebiliyorlar? Hayır, mevcut gelişim düzeyi artık buna fırsat vermez. Hiçbir alanda böyle kişilikler kendini konuştu- ramaz. Israrla bu tutumu sürdürenlerin üzerine acımasızca gidilir, gerekirsecanınaokunur.Halbukibututumunhiçnedeniyok,gereği de yok. Her şey anlaşılırdır, her şey çok saygıdeğer ve kutsal bir bi- çimde yerine getirilebilir. Bunu hala kavramamak ne anlama gelir? Biz bu kadar çaba harcayacağız ve bu kadar büyük emekle süreci bu hale getireceğiz, sen ise bunu tıkayacaksın ve keyfince götüre- ceksin; bu, kabul edilemez, affedilemez bir durumdur. Şu veya bu biçimde bu durumda olanların artık aşılması gerektiği açıktır. Kaldı ki birçok değerli öğe vardır. Eski ve yeni bu değerli öğeler her türlü kademeleşmeyisağlar.Zatensürekligüçdeveriliyor.

Sizinalanailişkindebazısaptamalaryapabiliriz.Alanıgenişliği-

ne ve derinliğine tutmak mümkündür. Bu konuda hızlı gelişme ola- caktır. Yeni güç alacaksınız ve gerekirse bazı kaydırmalar yapıla- caktır. Kısaca alan tutulacaktır. Bunun imkanı ilk defa bu kadar açı- lıyor. Aslında bu alanı henüz derinliğine ve genişliğine tutma ve yi- ne örgüt yapısını oturtma sınırlıdır. Ama şimdi bu imkana oldukça kavuşmuş oluyorsunuz. Gerekirse metropolü tanıyan bazı kişiler de ulaşabilir, yine bazı legal kişiler devreye sokulabilir ve metropol bağlantıları da biraz kurulabilir. Artık bundan sonra bunlar zor de- ğildir. Sanırım diğer arkadaşların da yardımıyla başarılır. İç alanlar-

dan ve kendi sahanızdan irtibatlar geliştirirseniz bu işi çözümlersi-

l

i n l i o l a r a k ç a l ışm a sı e s

a st ır. A

rt ı k b u t a rt ı şı l m a

z . Bu n u n e t ç

e k o -

niz. Araç-gereç ve donanım ihtiyacını da diğer eyaletlerin yardı-

y a rs a n ı z v e s o n u ç a l ırsı n ı z . E v e t , fırs a t ı m ı z o l u rs a d a h a s o n r a b u

mıyla rahat giderirsiniz. Kısaca sorun yok ve sizlerin gelişmesi için

y

ö

n l ü b i r a z d

e ğ e rl e n d irm e y a p a b i l i ri z .

 

elverişlibirdönemeçsözkonusu. Sürece ilişkin görüşlerimizi belirttik ve bunları aldınız. Endişele-

DeryaKesk,sizindurumunuznasıl?Anladınızmı?

 
  • rinizhaklıolmaklabirlikte,buaçıklıktansonrasanıyorumiyianladı- Der ya Kesk: Se lam lar, say gı lar Baş ka nım. Bi zim açı mız dan da an la şıl dı. Bi zim ala nı mız da düş man da ha çok hal ka yö nel di ve
    lerihepkötükullanacaktır.Tabiibizdebunafırsatvermeyeceğiz.İs- ha len de öy le dir. Bu na kar şı ted bir al ma ya ça lış tık ve ha len de bu nun üze rin de yo ğun la şı yo ruz. Ar tık be lir ti len çer çe ve da hi lin de ha re ket edi le cek tir. Bu sü reç ge ril la açı sın dan da dü zen le nen eği - tim le de ğer len di ri li yor.

nız. Hiç şüphesiz düşman hiçbir zaman dürüst olmayacak ve süreç-

ter saldırdığı zaman olsun, ister saldırmadığı zaman olsun hep böyle yapacağız. Yani hiç üzerimize gelmeyerek de bizi kendi kendimizle uğraşır hale getirmek ister, bunu bileceğiz. O saldırırken biz aktif

Herhangiyenibirdurumvarmı?
durumdayız.Yani“düşmanyok,saldırmıyor,ohaldekendikendimi- Der ya Kesk: Ha yır Baş ka nım. GAP'aulaşabildinizmi? Der ya Kesk: Ulaş tık...

pozisyondayız, saldırmazken de herhalde kendimize hükmedecek

zi konuşturalım” diyecek kadar düşkün ve serseri değiliz. Belki sa- vaş on yıl da durabilir; savaş durdu diye biz orduyu dağıtacak mı- yız?Yıllardırsavaşmayanülkelervardır,ordularvardır;bunlarordu- laşmasını dağıtmış mıdır? Diyelim savaş bitti, o zaman biz halk or-

Oldu, tamam. Çizilen çerçeve sizin için de geçerlidir. Var olan sorularaaçıklıkkazandırıyor.

dusunudağıtacakmıyız,çürütecekmiyiz?Budüşünülebilirmi? D e m e k i s t e d i ğ i m , h i ç b i r k i ş i , h i ç b i r g e r e k ç e y l e o r d u l a ş m a y a

DeryaSerhad,siznasılsınız?

f a r k l ı y

a

k l a ş a m a

z . İst e r ç o k y

o ğ u n b

ir

s a v a ş d ö n e m i o l s

u n , ist e

r-

Der ya Ser had: Se lam lar, say gı lar Baş ka nım.

s e s a v a ş d u r u p r a h a t b ir d ö n e m o rt a y a ç ı k sı n , b i z h e r z a m a n o r-

Yeni bir durum var mı? Buson birsaldırı vardı, onun hakkında

d u l a şma n ı n b a şı n d a y ı z v e e n i y i si n i y a p ı y o r u z . S a v u n ma d a s a l -

bilginizvarmı?

d ı rı d a i y i y a p ı l ı y

o

r. Bir n

e v i i k t i d a

r o l u

y o r u z . Ya n i o r a d a d e v l e t -

Der ya Ser had: Evet Baş ka nım. Dün bom bar dı man var dı, bu -

l e şme g i b i b ir g ö r e v i mi z v a rd ır. H a l k i k t i d a rı o l u y o r u z v e o n u n b i n b i r g ö r e v i ö n ü m ü z d e d i r. H e r k e s g ö z l e r i n i b u g ö r e v l e r e d i k e -

gün de bü yük bir ope ras yon var. Özel lik le bu Er me nis tan sı nı rı na kay dı rı lan gü cün ope ras yo na gir me du ru mu söz ko nu su dur.

c e k t i r. N a sı l d e v l e t l e şi l i r, n a sı l h a l k i k t i d a r ı o l u n u r ? B u n u n d e v g i b i g ö r e v l e ri n d e n b a h s e d i y o r u m. O n u t ü mü y l e b i z im ü z e ri mi z e

y ı ğ ı p d a , k i şi l e r n e y l e u ğ r a ş a c a k l a r ? Ö y l e a v a r e a si ç e t e c i l i k l e mi

u ğ r a ş a c a k l a r ? Bi z i ö y l e mi u ğ r a şt ı r a c a k l a r ? Bu n l a r d ü ş ü n ü l e me z

v e h e r k e s i n y e r i n e g e t i r e c e ğ i m ü t h i ş g ö r e v l e r i v a r d ı r. Ş i m d i y e k a d a r b e l k i b u g ö r e v l e r e s a h i p ç ı k ı l ma d ı , b u g ö r e v l e ri n g e r e k l e ri y e ri n e g e t i ri l me d i . A ma b u , k a b u l e d i l ir a n l a mı n d a d e ğ i l d ir. Ba - z ı l a rı n ı n ü z e ri n e a ğ ır g ö r e v l e r y ü k l e , b a z ı l a rı d a b u n u n a l t ı n d a n sı y rı l sı n v e y a ş a sı n ! Bu n u n d ö n e mi g e ç t i d i y o r u m. Ya n i h e rk e s e

k a l d ı r a b i l e c e ğ i k a d a r g ö r e v y ü k l e me k e s a st ır. H e rk e si n ç o k d i si

p -

BuTendürekgücümüoluyor? Der ya Ser had: Ha yır ha yır, dağ gü cü. Tendürek'teki du rum iyi - dir. Orayasaldırdığınıduyduk. Der ya Ser had: Şu an da her han gi bir sal dı rı yok tur. Tendürekgücüsağlammıdırdiyorsun? Der ya Ser had: Evet Baş ka nım. Pekihangigüceoperasyondüzenleniyor? Der ya Ser had: Ağ rı Dağı'ndaki gü ce. (...) Yakınınızagelebiliyormu?

Der ya Ser had: O alan da güç le ri miz var. Bi zim ya kın la rı mı za

k

u rm a y d ır

a d ı a l t ı n d a ö y l e y a p ı y ı ç a l ışt ı rı

p k e n d i n i u c u z c a ü z e ri -

ge le mi yor lar. Yanişimdiciddibirtehlikealtındalarmı? De r ya Se r had: Ha y ır Baş ka nım, c id di bir t eh li ke yok. Za t en g ü ç l e r i m i z a k t i f s a v u n m a d u r u m u n d a d ı r l a r . Ya n i P a r t i

n e y a t ı r m a d u r u m u y a ş a n m a y a c a k t ı r. E n i y i k o m u t a n l ı k , b i z z a t b i r l i ğ i n i n b a ş ı n d a y e r a l a n k o m u t a n l ı k t ı r. E n d o ğ r u y ö n e t i c i l i k , b i r b i r l i ğ i m ü t h i ş e ğ i t m e , ö rg ü t l e m e , k o r u m a v e s a v a ş t ı r m a k t ı r. Bu n l a r a d i k k a t e d i l e c e k t ir. K o m u t a n l ı ğ ı n b a şk a t ü rl ü a n l a şı l a m a -

Önderliği'nin da ha ön ce ki ta li mat la rı üze ri ne biz de ar ka daş la rı

y a c a ğ ı , “ b i z p l a n l a m a c ı y ı z , k u rm a y ı z ” d e n i l e r e k a k t if f a a l i y e t l e -

bu ko nu da ay dın lat mış tık, ta li mat la rı ilet miş tik. Her han gi bir sal -

ri n d ı şı n d a b i r e y s e l b

ir y a ş a m i

ç i n e g i ri l e m e y e

c

e ğ i a ç ı k t ır. G e l e n

-

dı rı du ru mun da ar ka daş lar kar şı lık ve re cek ler dir.

l e ri n b i r a z b ö y l e a l ışk a n l ı k l a rı o l a b i l ir v e b u n a d i k k a t e t m e k g e -

Sanırım bu tip operasyonlar belli bir hareketlilikle aşılabilir.

r e k ir. O r a d a k i b a z ı a rk a d a şl a r d a g e n işl e t i l m iş y ö n e t i m l e rd e , k o -

GerekirsebuDoğu'yudakullanabilirsiniz.Birazbiliyorsunuzvesa-

m u t a n l ı k l a rd a y e r a l a b i l ir. Çü n k ü g ü c ü n ü z b i r a z b ü y ü y o r v e b ü -

nırım açabilirsiniz de. Dolayısıyla operasyonları boşa çıkarmakta

y

ü y e n g ü c ü n k o

m u t a s o r

u n l a rı n ı , k a d e

ir b i ç i m d e k a rşı l a m a k g

m e s o r u n l a

rı n ı e n g e rç e k ç i

zorlukçekmezsiniz.

b

e r e k i y o r.

Der ya Ser had: Ha yır Baş ka nım. Bi ze faz la za rar ver di re mez ler.

Ay rı c a b ö l g e l e r e y a

y ı l m a m e s e l e si v

a

r. Bu n u m

e v sim l e b a

ğ l a n

e n y ı l l a rı n d e

rsl e ri ö

 

-

Başkanesöyleyebilirsiniz?Busöylediklerimizanlaşıldımı?

t ı l ı o l a r a k s a ğ l ı y o rs u n

u z . O r a sı i ç i n g e

ç

n e m

-

Der ya Ser had: Evet Baş ka nım, an la şıl dı. Özel lik le bu son dö -

l i d ir. Ço k y a n l ış v e k o n t r o l a l t ı n a g irm iş ç a l ışm a l a r s ö z k o n u s u -

ne me öz gün alan lar üze rin de ça lış ma lar ı mız ol du. Met ro pol den

d u r. A rt ı k b u d u r u m l a

r a k e si n l i k l e d

ü ş ü l m ü

y o r v e g

e r e k e

n t e d b ir-

ka tı lım lar var. Fa kat bu ope ras yon lar ne de niy le dur dur mak zo-

l e r a l ı n ı y o r. B u n u n l a b i r l i k t e k i t l e y e u l a şm a y ı g e l işt i r i y o r s u n u z .

run da kal dık. Bir-iki gün içe ri sin de ken di ala nı mız dan da ka tı lım -

K i t l e i l işk i l e ri n i n h ı z l a a ç ı l m a ş a n sı v a rd ır. D

o ğ u v e K u z

-

lar ol du. Ay rı ca son dö nem de ken di im kan la rı mız la tek nik do na -

rı n ı i y i işl e t i y o r v e o b

a ğ l a n t ı l a

rı d a h a d

a g e l işt i ri y o rs u n

e y h a t l a u z . Bu n

-

nı mı zı sağ lı yo ruz. 3.Bölge'debirazgüçvarmış.Oraylairtibatkurabilirmisiniz? Der ya Ser had: Biz Güney'den ge le cek ar ka daş la rı bek li yo ruz.

d a n s o n r a b i r a z d a h a g e l işm iş i m k a n l a r s ö z k o n u s u o l a b i l ir. O r a - d a k i g ö r e v l i l e r v a r, y e n i g i d e c e k l e r v a r ; o n l a r l a sı k ı b ir d i y a l o g i ç i n d e o l u rs u n u z . G e r e k t e k n i k d o n a n ı m , g e r e k c e p h e g e ri si o l a -

Eğer bun lar bi ze ula şır lar sa, da ha son ra o alan da ki ar ka daş lar la

r a k , h a t t a k a m

p a l a

n ı o l a r a

k b i l e d

ü

ş ü n ü l e b i l ir. P e k i h t i y a ç o l m a

-

ir ti bat sağ la rız. O r a d a e l l i y e y a k ı n a d a y v a r m ı ş . E ğ e r i m k a n ı n ı z v a r s a o

s a d a , b ö y l e g ö r ü l e b i l ir v e b u y ö n l ü i h t i y a ç l a r g i d e ri l e b i l ir. Çü n - k ü , b e k l e n m e d i k o p e r a s y o n l a r ü z e r i n i z d e g e l i ş e b i l i r. O 3 . O r d u

a d a y l a rı a l a b i l irsi n i z . Ya k ı n d a G ü n e y ' d e n d e g ü ç g e l ir. S u . a rk a -

o r a y a k a y ı y o r v e b u a r a d a b i z i m b a ğ l a n t ı l a rı

m ı z ı d a k e sm e k ist

e

-

  • d a ş o rt a y a u l a şt ı . S u ' g i l v e M a . ' g i l l e rl e y a k ı n i l işk i i ç i n d e o l u rs u - n u z . Bi z o n l a rl a k o n u şt u k , y ö n e t im d ü z e y i n d e b i r a z t a k v i y e a l ı -

y o rs u n u z . Y ö n e t im d ü z e y i n d e g e l e n l e rl e a l a n ı n g e rç e k l e ri ü z e ri n -

  • d e t a rt ı şırsı n ı z . A l a n ı n y a b a n c ı sı d ırl a r, h a t t a b a z ı y a n l ış a n l a y ışl a -

rı d a o l a b i l ir; t a rt ı ş a r a k o n l a rı g i d e r e c e k si n i z . Bö y l e c e u y u ml u v e

g ü ç l ü b ir y ö n e t im o l u şt u r u l u r. Ya l n ı z b u y ö n e t im işl e v si z b ir y ö - n e t im o l ma y a c a k . H e rk e si n e n a z t a k ım d ü z e y i n d e b ir g ü ç l e h a r e - k e t e t me si , e ğ i t im v e ö rg ü t l e n me i l e y o ğ u n o l a r a k i l g i l e n me si g e - r e k e c e k . B a ş k a y e r d e ç o k ç a i ç i n e d ü ş ü l d ü ğ ü g i b i k o m u t a n d ı r,

y e c e k t ir. Ya n i K a f k a s y a ' d a k i g e l işm e l e rl e b i z i m y a ş a d ı ğ ı m ı z g e -

l işm e l e ri n b a ğ l a n t ıs ı n ı d ü ş ü n ü r. Bö y l e d ü ş ü n d ü ğ ü i ç i n d e b u o p e - r a sy o n l a rı g e l işt i r e b i l ir. Bu a ç ı d a n , o o rd u n u n d u r u m u n u d i k k a t e

a l a r a k s a v u n m a n ı z ı i y i y a p m a y a ç a l ı ş

a c a k sı n ı z . Ya n i d ü şm a n ı g ö -

z e t l e m e v e b u n a g ö r e b ir h a r e k e t l i l i k i ç i n d e o l m a y ı d a h a şim d i -

d e n g e l işt irm e l i si n i z . H e m m e t r o p o l d e n , h e m y e r e l d e n y e n i g ü ç -

l e r e p e y g e l i r. B u n l a r f a z l a o l d u m u D o ğ u ' y a d a a k t a r ı l a b i l i r,

o n u n d a y o l u a ç ı k t ır. A m a d a h a ç o k k e n d i i ç i n i z d e e ğ i t i p ö rg ü t l e -

m e y e ç a l ı ş ı r s ı n ı z . Ş i m d i l i k b u n l a r s ö y l e n e b i l i r. S i z i n b u s ü r e c e

  • i l işk i n v e b e l irt i l e n h u s u sl a r a i l a v e t e n s ö y l e y e c

e ğ i n i z y e n i b ir ş e y

  • v a r m ı ?

Der ya Ser had: Ha yır Baş ka nım. İla ve ten söy le ye ce ği miz bir şey yok.

“Bü tü nüy le par ti ru hu na ve ya şam-ko mu ta tar zı na ken di ni ver me yen ler fe ci kay be der”

44,sizindurumunuznasıl?

4 4 : S e l a m l a r, s a y g ı l a r Ba ş k a n ı m . O b i l i n e n ç a l ış m a l a r b i t t i .

Güç ler dü zen len di. Ser had gru bu yo la çık tı. Şim di güç le ri alan la- rı na ulaş tır ma so ru nu muz var ve onun la uğ ra şı yo ruz. Özel lik le

bu Cu di ke si min den ge len ve 3-4 yıl dır mü ca de le için de olan lar k e n d i l e ri n i d a y a t ı y o rl a r, “ İl l e b iz y i n e o r a y a g i d e l im” d i y o r l a r. Bu nun dı şın da du rum lar olum lu dur. Bu ateş ke sin Güney'de epey ce de rin et ki si ol du. Par ti da ha yo- ğun bir bi çim de gün de me gi ri yor ve tar tı şı lı yor. Hal kın il gi si çok yük sek. Biz de tar tış ma la rın için de yiz. Ya ni par tiy le ya kın laş ma ya rat mış tır ve so nuç la rı olum lu dur. Son gün ler de Doğu'nun tu tu - mu da bi raz olum lu dur. İlk baş ta en di şe liy di, ateş ke sin ken di le ri - ne yö ne lik bir plan te me lin de ge liş ti ği kay gı la rı var dı. Bu kay gı la - rı bel li öl çü de git miş ola bi lir. On la rın du ru mu nu da böy le be lir te - bi li riz. (...) Biz ce bu ateş kes tak ti ği et ki li ol du, an cak so nuç la rı ye te rin ce alı na ma dı. Bir uzat ma olum lu olur. Öz e l lik l e düş man üz e rin de bas kı oluş tur ma da et ki li ola cak tır. Biz onun için bu ra da yız. Ulus - la ra ra sı bas kı et kin le şir. Bu açı dan da ya rar lı dır. Bu sü reç te bi zim güç le ri mi zin ak tif bir sa vun ma için de ol ma sı, pu su ve bas kın yön - tem le riy le ope ras yon güç le ri nin bas kı sı nı kır ma sı biz ce ya rar lı dır. Bu ateş kes sü re ci bu biçm de de ğer len di ri le bi lir. Bun la ra di ğer ar - ka daş lar da ka tı lı yor lar. Kı sa ca bun la rı be lir te bi li riz. Su. arkadaş sizin oradaki çalışmalar hakkında bir şeyler anlattı. Fakat öncelikle o hazırlanan gücün yollanması meselesi var. Derya

Sor'a o kadar fazla güç göndermek ne kadar uygun, bilemiyoruz. Derya Sor ve Derya Şin'in sorunu aslında gücün içeriye aktarılması sorunudur. Yani oradaki gücün fazla olduğunu düşünüyoruz. Yeni- leri de gitse sorun yine içeriye aktarma olacaktır. Bu gücü biraz di- ğer eyaletlerin içine kaydırmayı, özellikle Garzan'a doğru kaydır- mayı düşünüyoruz. O diğeri de Cudi gücü, bilmem nerenin gücü değil, tüm ülkenin gücüdür. Alanların ihtiyacına göre bu güç dağıtı- lacaktır. Serhad gücü olabilir. Zaten oraya güç gönderiliyor ve bu biraz ihtiyacı karşılayacak tarzda düşünülebilir. Yani ülkenin kuze- yine doğru yöneltiyoruz ve kanallar elverdiğinde bu güç harekete geçirilebilir. Alacağını almış ve artık yürümede belli bir kararlılığa ulaşmıştır. Bu gücü orada fazla tutmanın anlamı yok. Artık bütün güç içeriye gitmek durumunda. Zaten konferansla birlikte çalışma- larıtamamlamışdurumdasınız. Oraya bir teknik grup geliyor. Belki bir grup da böyle gelişebilir.

Fakatodasavaşgücüdür,öyleteknikleuğraşıyoruzadıaltındaken-

dinifazla oyalamaması gerekiyor.Koruma gücü bir birlik olaraktu- tulması uygun olabilir. Zaten sahada her zaman bir koruma gücü olacaktır. Ama dediğim gibi, o da bir savaş gücüdür ve durumunu bunun dışında ele alamaz. Aslında uzun süre o sahada kalanların daha fazla kalmaması gereği vardır. Oranın olumsuz etkilerini uzun sür e kalanlarda görmek mümkündür. Bunların ağırlıklı bir kesimi- nin içeri gitmesi uygundur diyoruz. Bu hudut boylarındaki yozlaş- mayıyoğuncayaşayanlartümüyleiçeriyegitmekdurumundadır. Geliştirdiğiniz koordine ne kadar çalışır, bilemiyorum. Anlayış- lar ve tutumlar belli, o temelde yürüyecek. Bahsedilen bir arkadaş varmış.Biz, bu zindanmeselesini biraz daha yakından değerlendi- riyoruz. Oradaki yaşam bazı kişiliklerde hayli tehlikeli boyutlar- dadır. Soruşturmayı biraz daha derinleştiriyoruz. Tabii soruşturma d e r k e n , k a s ı t l ı o l s u n v e y a o l m a s ı n , m e v c u t o l u ş a n d u r u m u p a r t i dışı bir tutum olarak değerlendiriyoruz. Bir türlü parti içinde eri- meme söz konusudur. Çok yoğun bir dağıtıcılık geliştirilmek iste- niyor. Bu kişilik örgütlenmeye gelmiyor, örgütlenmeyi dağıtmaya çalışıyor ve kendisine yeni önderlik misyonları biçiyor. Ki hiç öy- le yetenekleri olmadığı halde kendilerini öyle göstermeye çalışı-

yorlar. Ve müthiş dağıtıyorlar. Bilerek veya bilmeyerek böyle bir konum ortaya çıkıyor. Böylelerinin dağıtıcı etkilerini sınırlandır-

mak gerek iyor. Bunların önüne parti içinde kendilerini eritme gö-

revleri konulur. Bunun dışında özel

grupçuklar halinde

hareket et-

m e m e l e r i ö n e m l i d i r. İ l i ş k i l e r i n i n ş a h s a b a ğ l ı i l i ş k i l e r o l m a m a s ı

için tedbirler alınır. Yapacakları çalışmalar parti çalışması olarak

g e liştirilir. Bu , h e r a l a n d a k il e r i ç i n g e ç e rlid ir. Ço k s o r ums u z b ir

yaşama alışmışlar; örgütlenmeyi

dağıtan bir yaşama alıştırılmışlar.

Bu uyarımız geneldir. İster bilinçli ister bilinçsiz olsun, bu tutum-

lara son verilmesi gerekir. Bunda ısrar edenlerin durumu da derin- liğine soruşturmaya tabi tutulur. Bu konuda kısaca bunlar belirti-

lebilir. G e ç m i ş t e G ü n e y ' d e o l u ş t u r u l a n k a r a rg a h k o m u t a n l ı k l a r ı s o -

r u m s u z l u ğ u o l d u k ç a d e ri n l e şt irm işl e rd i . Bu n l a r b irç o k k a y b ı n s o -

r u m l u s u d u rl a r v e a sl ı n d a s u ç l a rı d a ç o k a ğ ırd ır. K e n d i l e ri n i n b i -

r e r g a fi l o l m a l a rı n ı g ö z ö n ü n e g e t i r e r e k , b i z i m o n l a r a s a d e c e b ir ş a n s v e rm e d u r u m u m u z o l a b i l ir. Yo k s a s a v a ş a b u k a d a r s a ğ , b i- ç i m s e l v e s o r u m s u z y a k l a ş a n l a r k o l a y k o l a y a ff e d i l e m e z l e r. B i r

d

e ç o k b a ş a rı sı z o l m a d u r u m l a rı s ö z k o n u s u . Bu n u b ir t u t u m , b ir

a l ışk a n l ı k h a l i n e g e t irm e k e si n l i k l e k a b u l e d i l e m e z . G ü n e y ' d e g e - l i ş e n b i r a z o o l m u şt u r. S a d e c e t a k t i k d ı şı d e ğ i l , p a rt i d ı şı b ir t u - t u m d a b i r a z y a ş a n m ı ş . B u , g e n e l d e d e b ö y l e o l m a k l a b i r l i k t e , o r a d a b i r a z d a h a y o ğ u n c a y a ş a n mış. O k i şi l i k l e r b u n u t a ma me n b i l e c e k v e b u n u b i l e r e k h a r e k e t e d e c e k l e r. Ö y l e k e n d i n i k ö y l ü k u rn a z l ı ğ ı y l a g i z l e me v e o l d u ğ u g i b i s ü rd ü rme n i n b a şl a rı n a a ğ ır p a t l a y a c a ğ ı n ı h e s a b a k a t ma k d u r u mu n d a d ırl a r. “Bi z y i n e b i l d i ğ i - mi z i o k u r u z , y i n e e t k i l i o l u r u z ” d i y o rl a rs a , b u k ö t ü b ir h e s a p t ır. B ü t ü n ü y l e p a r t i r u h u n a , y a ş a m v e k o m u t a t a r z ı n a k e n d i n i v e r e - me y e n l e r f e c i k a y b e d e r. Bu k o n u d a b i z i f a z l a z o rl a ma ma l a rı g e - r e k i r d i y o r u m . H a l e n k e n d i ç o c u k ç a , a m a t ö r c e r u h l a r ı n ı t a t m i n e t m e k i ç i n k a r ş ı m ı z a ç ı k ı y o r l a r. B ö y l e o l m a z ! G e r ç e k l e r i m i z e b ö y l e y a k l a şı l ma z . G ö r e v l e r e g ü ç y e t ir e b i l e c e k l e rs e v e a n l am v e - r e b i l e c e k l e rs e g ö r e v ü st l e n si n l e r. P a rt i s ö z ü v e r e b i l e c e k l e rs e s ö z v e r s i n l e r. B i r ç a l ı ş m a n ı n h a k k ı n ı v e r e c e k l e r s e o ç a l ı ş m a d a s o - r u m l u l u k ü s t l e n s i n l e r. B u n l a r ö n e m l i . A r t ı k b u n d a n s o n r a b i z e

i l e t i l e c e k r a p o r l a r ı n b u d u r u m l a r ı ö r t b a s e t m e si v e b u d u r u m l a r ı

şi k a y e t b i ç i m i n d e y a n sı t m a sı k a b u l e d i l e m e z d i y o r

u z . Bu k o n u d a

  • d a b u n l a rs ö y l e n e b i l ir.

“Ku zey için cep he yi ge liş ti re ce ğiz”

Güney'deki çalışmalar için ortam iyi açılmıştır. O güçlerle ittifak veya uzlaşıcı faaliyetler daha da geliştirilir. Onları bu temelde biraz kontrol altında tutmaya, devrimin karşıtı değil yedeği haline getir- meye çalışıyoruz. Eskiden de yapılan buydu. Onları iyi bir devrim y e d e ğ i h a l i n e g e t irme n i n o l a n a k l a rı g e l işt i ri l i y o r. O ç a l ışma l a rı n içine girecek kişiler de biraz olgun ve seviyeli insanlar olmalı. Ora- yı yine eskisi gibi bir yaşam alanına çevirmemeleri gerekir. Şimdi orada kalacak güç, PAK'ın gerilla gücü olarak düşünülebilir PAK'ın bahsedilen öneri çerçevesinde değil, bir ittifak gücü olarak görül- mesi gerekir. Eğer iktidar sürecine girerse yine bir ittifak gücüdür, muhalefette kalırsa da devrimci bir muhalefet gücü olarak kendi et- kinliğini sürdürebilir. Bunu biraz daha geliştirmek mümkündür. O

irili-ufaklıgruplarıdabuçerçevededüşünmekgerekir.Aslındadev-

rimci bir kanat olarak hareket ediliyor. Reformizme karşı devrimci birkanadıngelişmesiveetkinlikkazanmasıdır. O diğer gücün mektubu bize ulaştı, aileden mektup ulaştı. Mek- tup genel bir mektuptur. Bilemiyorum, mektuba biz buradan cevap verebiliriz, fakat “mektubunuz alınmıştır” diye şifaen de iletilebi- lir.İçeriğidahadageliştirilir.“Bizdikkatedeceğiz,sizlerdedikkat edeceksiniz” biçiminde bazı şeyler söylenebilir. Sanıyorum onlar da yumuşamak durumunda. “Eskisi gibi hudutlarda ne biz, ne siz zorluk çıkarmamalıyız, düşmanın tehditlerine gelmemeliyiz” biçi- minde uyarılar sürekli yapılır. Zaten dostane ilişkilerin geliştiril- mesine ve birlik çalışmalarının daha kapsamlı halde yürütülmesine çağrıyapılıyor. Sanırım bir birlik çağrısı ve düşünülen bir toplantı vardı. Cephe için düşünülebilir o. Kawacıların temsilcileriyle konuşulursa, sanı- rım ilgili tarihte toplantıya gelebilirler. Kemal Burkay'la yapıldığı gibi, bizimle ortak bir bildiri kaleme alabilirler. Biz Hevgırtın'la da

ceğiz. Planlama ve düzenlemenin gerçekçi olduğunu tahmin ediyo- ruz. Bu korucular meselesine ilişkin hususları da yeni temellerde ele alıyorsunuz. Taktiğin anlaşılamaması için hiçbir neden yok. Yi-
daçağrılır.Şimdilikomeclisişiikinciplandaelealınır,cepheçalış- ne buna gelememenin de hiçbir nedeni yok. Son düzenlediğiniz ko- ordine uygun olabilir, yalnız o yanınıza aldığınız arkadaş biraz Gü- ney için gerekliydi. Yine diğer alana gidecek arkadaş da yanınızda olabilirdi. O konuda başka arkadaş da düşünülebilir. Yani her iki kesimin koordinesini ve bunun güçlendirilmesini düşündüğünüz gi- bi yapabilirsiniz, daha değişikliğe uğratarak da yürütebilirsiniz. Bu- r a d a ö n e m l i o l a n , G ü n e y ' i n , si z d e o l d u k ç a a ğ ı r y a ş a n a n d u r u m a düşmemesidir, bunun tedbirlerinin kesin alınmasıdır. Ve orada çok kalmışgücüniçeriyeaktarılmasıdır.(...)
geliştireceğizveonlaraenüstdüzeydebirkongreplatformudayata- O alan, ne pahasına olursa olsun etki altına alınması gereken bir alandır. Artık bunun güçle de fazla ilişkisi yok. İstediğiniz kadar güç ve ilişki sizin imkanlarınız dahilindedir. Fakat dediğim gibi, fazla gücü de işlevs iz tutmamak önemlidir. İşlevsiz kalacağına, o gücü diğer alanda değerlendirmek gerekir. Siz zaten Zağros'la sıkı bir irtibat halinde adeta birleşiyorsunuz. Çünkü o alan bir bütündür ve alanın bütünlüklü olarak hakimiyeti peşindesiniz. Gerekirse güç- leri birleştirebilir ve bir koordine dahilinde hareket edebilirsiniz. Bazıalanlarüzerindebaskılarınızıortaklaşageliştireceksiniz.Oraya

yaptık, birlik sürecine onlar da katılacak. O Rizgariler varsa onlar da çekilebilir. Şimdiden birlikte hareket etme ve cephe toplantısına

gitme çağr ıları yapılır ve yazılı yayınlanır. Başka güçler varsa onlar

maları birinci planda yürütülüyor. Kuzey için cepheyi biraz gelişti- receğiz. Meclis gücü biraz kendini hazırlasın, onların çalışmalarını ikinci adımda değerlendireceğiz. Bu cephe işini hallettikten sonra sanırım bir cephe kongresine doğru gidilir ve meclis gücüne orada aktif yer verilir. Zaten önemli bir kısmı tekrar ülkedeki faaliyetlere gider. Ama bunun için siyasi olgunluklarını geliştirmeleri gerekir. Orada bulunmaları bu açıdan anlamlıdır ve kesin yararlı sonuç ve-

recektir. Diğer parçaların güçleriyle de ortak bir kongre platformu

cağız. Belki geç olur ama, onlarla ilişkilerimiz ikili değil de böyle birkongregeliştirmebiçimindedir.Bunlarsöylenebilir. (...)

DeryaŞin,sizdealabiliyormusunuz?

Der ya Şin: Se lam lar, say gı lar Baş ka nım.

Söylenenleryeterinceanlaşıldımı? Der ya Şin: Evet Baş ka nım, an la şıl dı.

İlavetensöyleyebileceğinizbirşeyvarmı? D e r y a Ş i n : H a y ı r B a ş k a n ı m . Ya p ı l a n a ç ı k l a m a l a r d a n s o n r a söy le ye ceğ i miz pek bir şey yok. Mevsimkoşullarınasıl?Birazolanaklıhalegeliyormu? Der ya Şin: ... Yanibirazdahazamanmıisterdiyorsunuz. Der ya Şin: Evet Baş ka nım. Güç düzenleme işi ilerledi mi? Taktiğe oturtulma işi gelişiyor mu?

yeni gelenler de olacak.

Biraz o alanı tanıyan arkadaşlardı ve sanı-

rım katkıları olabilecek. Bu temelde oranın kitlesini tamamen bağ- l a ma y a ç a l ı ş a c a ğ ı z . S a n ı y o r um e sk i d u r uml a r a d ü ş ü l me y e c e k v e başaracaksınız.AnlaşıldımıDeryaŞin?

Der ya Şin: Evet Baş ka nım, an la şıl dı. Sesiniz fazla gelmiyor. Bu çerçevede söylemek istediğiniz de- ğişikbirşeyvarmı?

Der ya Şîn: Ha yır Baş ka nım, baş ka bir şey yok.

Der ya Şin: Baş ka nım, mev cut du rum da... Fazlaiyi anlaşılmadı.İçeriye aktarma durumundan bahsediyor- sunuz. Sayı gerçekçi olmalıdır. Bu konuda 44'ün de vereceği güç var; o, gerçekçi kullanılmalıdır. Zaten geçmiş pratiğin eleştirisini yaptınız ve raporlarınız bize ulaşıyor. Biz fazla öneri geliştirmeye-

DeryaSor,siznasılsınız?Sesialdınızmı? Der ya Sor: Se lam lar, say gı lar Başk a nım. Be lir ti len ler ta ra fı- mız dan an la şıl dı. Ni te kim Doğu'daki, Zagros'taki ar ka daş lar bu - ra ya gel di ler. Bu ra da ken di le riy le il gi len me ye ça lış tık. (...) Eskianlayışlardan,tutumlardaneserkaldımı?Eskitutuculuğu,

partidışılığısürdürecekdurumdaolanherhangibirkişivarmı?

Tiştektunneye?Tiştekheyecemwe?

Der ya Sor: ... Sadece biçimsel olmayacak, özdün ve gönüllü katılım olacak- tır. Sadece biçimsel askeri tedbirle insan bağlayamazsınız. Geçmiş-

Der ya Dic le: Na Serokê min. (...)

  • - Belkiîroj-sibehkomekbihataya.Ewgrubadawiyê

– Der ya Dic le: Hîn ne ha ti ye, Serokê min.

teişlediğinizbüyükbirkusurveyetmezlikburasıdır.Şimdibuaşılı-

  • - Yaniewênji44'antencemwe,gelodikarinbisermedewerin?

yor. Özden katılım, partileşme ve partileşmenin geliştirilmesi sağla- nıyor. Bu önemlidir. Yine yalnız kalan birlik komutanlarımızın bü- yük sorumsuzlukları var. Komutanlıkların böyle kullanılması ağır suçlardandır. Ve hatt a bunun ucu ihanete kadar gider. Bunu yeniden hatırlatalım. Yine eylem komutanlıklarında, kendi birliğini eyleme gönderip kendisini 30 km geride, bilmem 10 km geride tutmak çok

ağır bir suçtur. Tabii ki bu durumlara girilmeyecektir. Komutanlık- lar böyle hantallık olarak kullanılamaz. Bunu yapan adam, kellesini koltuğuna alıp yapar. Çünkü hiç kimse affetmez bunu, savaşçıları- mızındaaffetmemesigerekir.

Der ya Dic le: İm ka ni he ne Serokê min. Timuşkuleyênwehene?Wekîdinkesîwekeberêbileyizinhene? (...)

Der ya Dic le: Na Serokê min. (...)

–HemKuzey'de,hemGüney'deçalışmalarınızıbirlikteyürütebi-

lirsiniz. Eskisi gibi olmasın ve eksikliklere düşülmesin. İşte imkan- lar da yaratılıyor. Gücünüzü büyütün ve hedefleriniz için ne gereki- yorsa onu yapın. Yanlışlıklar engel teşkil etmesin. Eskiye göre yü-

rütme imkanı şimdi çok daha fazla vardır. Bakın, nasıl daha iyi yü- rütebiliyorsanız öyle yapın. Düşmanı da gözardı etmeyin. Orada si- yasi çalışmalar yürütülür, buna imkan vardır. Eskisi gibi üzerimize
Oradaçokmakulveçokrahatgörevlerinüzerineyürümeimkanıvar- gelemezler.Kuzeyeskisindendahafazlarolünüoynayacaktır,orada
dır.Budurumdeğerlendirilecektir.Artıkorasıiçinnesağ,nesolyak- da çalışmalarınızı güçlü yürütün. Eğer öyle yaparsanız ülkeyi haki- miyetiniz altına alabilirsiniz. Yani üzerine giderseniz güçleriniz bu-

Yine o Güney'in bir daha eskisi gibi kullanılmayacağı çok açıktır.

laşımlar bir daha tekerrür etmeyecektir. Acele edin demiyoruz ama,

önünüzdeki görevler somuttur ve başarılabilecek görevlerdir. Böyle

yöneleceksiniz ve fazla gücü daha da içeri kaydıracaksınız. Güney'de kalacak güç PAK gücü olarak etkili olabilir. O politikanın amacına biraz hizmet edebilir. Yine biraz irtibat gücü olabilir. Bunun dışında fazla güç tutmaya gerek yoktur. Geçmiş tarzda güç tutma, bekletme

nayeterlidir.Tabiibirliktehareketediyorsunuz,yaniZağros'lamüş-

terek hareket ediyorsunuz. Her iki tarafta da imkanlarınız vardır, ir-

tibatlarınız vardır. Eskisi gibi bunlar kesilmesin. Eskisi gibi hiçbir

yerde darlığa, sıkışmaya yer vermemeli. Bu Güneyliler eskisi gibi

üzerimizegelemezler.Çalışmalarlayavaşyavaşetkimiziyinedear-

  • uygundeğil.Eğitimiçinolurveyaolmaz,okadarmühimdeğildir.İh- tırmakgerekir.

tiyaca gör e bölgelerde, alanlarda güç tutulur. Politikamızın temel amaçlarına işlerlik kazandıracak güç tutma politikası önemlidir. Yok- sa kiş ilerin konumuna göre güç tutulmaz. Böyle bir şey hiçbir gerek- çeyle kabul edilemez. Eğitimi tamamen parti ve ordu yaşamına katı- lacak tarzda geliştirmek gerekiyor. Buna öncülük edeceksiniz. Zaten eleştiri-özeleştirinizden bu anlaşılıyor. Belirtilen şeyleri anladınız ve sanıyorumanlamlıbirtarzdageliştirebileceksiniz.

DeryaDicle,wejigohdarkir?

Der ya Dic le: Belê Serokê min, me goh dar kir.

Derya Şin, bir de oranın ağası geliyor. Sanırım onunla görüşece- ğiz.Bukonudabirşeysöylemekistiyormusunuz?

Der ya Şin: ...

O şehirdekilerin bazıları bu tarafla ilişki kurup bir şeyler istiyorlar. “Dağdakilerbizeyardımcıolmuyor”diyorlar.Tabiiilişkiolsunistihbarat olsun, bunlar biraz geliştirilmek zorundadır. O şehirdekiler biraz yalnız mı kalıyor veya yetersizlikleri mi yaşıyorlar? Bu aşamada bunları hızla

gidermekgerekir.Oradabirkaçşehirvar,onlarüzerindeyoğuncadurula-

bilir.Yeniepeycegüçgeliyorvebugücündüzenlenmesiyetkinceyapılır.

Ayrıcaeğitimideönemlidir.Özelliklebazıilkeğitimlerverilebilir.Çeşitli

lirsiniz. Zaten eskiden beri düşmanın engellemek istediği buydu. Sanı- yorum bu irtibat bu sene tümüyle başarılabilir. Tabii değişik yollar da
ğerlendirilmesiuygunbirbiçimdegerçekleştirilir.Yineşehirlerüzerinde- düşünülür. Yani insan böyle tek şeye takılmaz. Geçmiş yıllarda kayıp-

alanlardan gelen güçlerin ülkeye aktarılmasında gücün gerçekçi bir de-

kiçalışmalarbirazdahayoğunlaştırılmalı.Şimdilikbunlarbelirtilebilir.

Derya Zelal, dinleyebiliyor musunuz? Söylediklerimizi anladınız mı?Hûnfemkir? Der ya Ze lal: Femkir,Serokêmin. Tiştekidînheye? Der ya Ze lal: ... Ewkesêşehîtbûye,welatparêzbû? Der ya Ze lal: Ras te, Serokê min. Oldu.

Derya Zağros, yeniden size gelelim. Sanırım şimdi Garzan'a güç aktarma meselesi var. Bu konuda düzenlemeler gelişiyor mu, güç ayarlanıyormu?

Der ya Zağ ros: Evet, doğ ru dur Başk a nım. Biz uy gun ar ka daş - la rı se çi yo ruz. Fa kat Garzan'a gi de cek bu gü cün ni te li ği ve kap - sa mı hak kın da da bil gi len mek is ti yor duk. Ay rı ca Mar din için de

ha zır lık yap mı şız. Özel lik le bu alan da üst dü zey de gö rev yü rü te bi - le cek iki–üç ar ka da şı ya nı mı za al dık. Ay rı ca Der ya Şin'in de sa - vaş ta bu ta ra fa kay mış olan iki ta kım lık gü cü var dı, on lar da ha - zır lan dı. Mev cut du rum da ha re ket et me ye ha zır dır. Dı şa yö ne lik ola rak bun lar ha zır lan mış tır. Zaten Garzan'a aşağıdan da güç geliyor. Daha önce bir takım dü- zeyindegücübizdebelirlemiştik.Yinesizinoradadaepeygüçolabilir. Kendileriyle bunu tartışırsınız. Sanırım oradaki ihtiyaçlara cevap vere- cek nitelikte bir güç olacaktır. Hem komutayı güçlendirme ve hem de savaşı güçlendirme gücüdür bu. Amaç oranın düzeyini büyütmedir. Çünkü, bundan sonra oraya böyle bir güç oturtulabilir. Bir de birleştir-

larayolaçanhatdüzenlemesitutarlıdeğildi;budurumaşılırveyolde-

netimleri çok rahat sağlanabilir. Belli bir yol denetimiyle insan önemli güç ve değerler aktarabilir.Bu zor değil ve kendi aranızda planlarsınız. Hatta Mardin olsun, Garzan olsun, Derya Zelal olsun, 4. Bölge olsun, onlar karşılıklı biraz daha yoğun ve iyi ilişkide olurlar ve güç alıp ver- meyisağlayabilirler.İlgiliarkadaşlarbununüzerindedurur. Sanırım lojistik epey karşılanıyor ve bu konuda ciddi bir sıkıntı- nız yok. Ne kadar alabilirseniz alın. Fakat sorunlu olmamalı. Hemen her yer alabilir. Sanırım bu lojistik sizi epey idare edebilir. Sürekli geliyor ve tümüyle almak lazım. Derya Sipi bunu alıyor, epey aldığı kanısındayım.Sizlerdeepeyalabilirsiniz,toparlayabilirsiniz.Buko- nudaciddibirsıkıntınınolmamasıgerekiyor.Parasıkıntısıvarmı? Der ya Zağ ros: Şu an da pa ra sı kın tı sı yok tur. Lo jis tik sı kın tı sı şim di ye ka dar bi raz var dı, an cak cid di bir ör güt len mey le yak la şı - yo ruz. Mev cut du rum da he men he men ha zır lan mış tır. Bu aşa ma - da her han gi bir sı kın tı yok. Bir de dü zen li ola rak za ten alı na bi le - cek. Sa nı rım so ru nu kök lü bir bi çim de çöz müş ola ca ğız. Mev cut du rum da her şe yi miz böy le dir. Oldu.

Bizi dinleyen başka Derya var mı? Sanıyorum yok. Bazı değer- lendirmeleri daha da geliştirebiliriz. Şimdilik yaptığımız genel de- ğerlendirme herhalde yeterlidir. Fakat bazı Deryalarla biraz daha konuşmakgerekiyor.

“Ka zan mak için bü tün ola nak lar bir ara ya gel miş tir”

Çiyayêsor,sesiyigeliyormu?

  • medurumunuzvardır,ikiaraziyibirleştireceksiniz.Karşılıklıirtibatlar- Çi ya ye Sor: Ses net ge li yor Baş ka nım.

la o hattı kontrol altına alacaksınız. Bu çok önemli. Mevcut güç, bunu

Biraz daha sizin alan üzerinde duralım. Yeniden düzenlemeye
daesasalarakilerleyecektir.Yaniirtibatlarartıkoradadabirazkapsam- giderken fazla gerilik arzeden, mevcut çalışmalara ve yaşama fazla
lıvezincirlemeolmalı.Karşılıklıkonuşarakbunukendinizbelirleyebi- gelmeyen öğe var mı? O bahsettiğiniz bazı isimler var, onlar eski

isimlerdir. Tabii hemen her türlü savaş suçunu işliyorlar. Artık bu tip kişiliklere bu haliyle şans vermek mümkün değil. Hemen her türlü göreve böyle yaklaşıyorlar. Bunlar a benzer başka örnekler var mı? Aslında içinizde çok değerli arkadaşların olması söz konusu- dur. Birçok sağlam partili arkadaş var. Mevcut kademeler rahatlıkla onlarla doldurulabilir. Bu konuda fazla sıkıntı çekmemeniz gereki- yor. Eskiden beri başa bela olan tiplerin engel olmalarına da artık b ö y l e c e s o n v e r i l i r. S o r u n u k ö k l ü h a l l e d e b i l e c e k d u r u m d a s ı n ı z . Ciddi engelin olmaması gerekiyor. Bu konuda ne diyorsunuz? Bir de Erzincan taraflarında son bazı kayıplardan bahsedildi; bunun bi- zimle ilgisi var mı? Yine Pülümür'deki kayıp bizim mi, TİKKO'nun mu?Okonudakesinbirbilgialdınızmı?

Her stratejik yere birim oturtursunuz. En azından mıntıka düzeyin-

de sayıları artırmak gerekir. Yerleşilebilecek birçok saha vardır ve onların hepsine faaliyetleri oturtmak lazımdır. Gidilmedik ve kont-

rolaltınaalınmadıkstratejikbiryerkalmamalı.Birazzamanayayıl-

sadabukonudatamsonucagidilebilir. Tekrar vurguluyorum; alandaki bütün arkadaşlar, savaşçılar, ko- mutan adayları, mevcut döneme uygun yaklaşımları esas alacaklar. Bunun dışındaki yaklaşımlara ne bir gerekçe bulsunlar, ne de bizden bir talepte bulunsunlar. Bizleri de, kendilerini de çok kronikleşmiş kişilik saplantılarıyla uğraştırmasınlar. Eğer gerçekten layık olurlar- sa, bizi uğraştırmak bir yana, rahatlıkla en iyisini de yapabilirler, ra- hatlıkla yürüyebilirler. Aksi halde hiçbir şey beklemesinler. “Neden zorlandık, neden örgüt istediğimize cevap vermiyor” demesinler. Ve daha zor durumlarla karşı karşıya geleceklerini de akıldan çıkarma-
rekyok.Orasıtümüylekırsalbiralandır.Köydeyaşamanın,köylüleş- sınlar. Ama bütün bunlara gerek yok diyorum. Bu kadar zorluklar sonucunda gelinen bir aşamayla oynamamak gerekiyor. Kişilik sap- lantılarını biraz eritmek gerekiyor. Herkese özenle bunu vurguluyo- ruz ve artık yeter diyoruz. Kronik kişilik hastalıklarını bırakalım, bunlar insana bir şey kazandırmıyor. Görevler ve çalışma tarzı belli, ohaldeüzerinegidin.Sizekazandıracaktektutumbudur. Hareketin ne kadar büyük zorluklarl a adım attığını ve bugünkü imkanların yirmi yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu biliyorsunuz. O halde, bunların değerini takdir etmemek, hiçbir gerekçeyle izah edilemez. Mevcut gelişmelerin üzerine ucuzca yatmak, en affedil- mez bir tutum olur. Yani örgüt ruhu içinde eriyeceksiniz ve doğru komuta içinde yerinizi alacaksınız. Ayrıca fazla lafazanlıkla durum- ları örtbas etmeyeceksiniz. Her savaşçı ve komutan adayımız, ver- diği sözün tutarlı pratiğini sergilemek durumundadır. Görevleri bü- yük bir başarıyla yerine getirmenin yarış ı içinde olmak durumunda- dır. Bu parti bunu hak etmiştir. Bunca zorluklar bunu gerektirir. He- men hepinize sesleniyoruz: Bu biçimde kendinize çeki düzen verin! Önemli bir gelişme aşamasındasınız ve yılı büyük kazanabilirsiniz. Kazanmak için bütün olanaklar tarihte ilk defa bir araya gelmiştir.

– Çiyayê Sor: ... Köyedayalıyaşamfilandiyorsunuz.Okoşullardaartıkbunage-

meyeilgiduymanınhiçbiranlamıyok.Yanienazolmasıgerekenyer orasıdır, orası bütünüyle kırsaldır ve bütün yaşam ona göre ayarlanı- yor. Ama bile bile o aileler içinde yaşama ilgi duymak anlamsızdır, birçok geriliğin ve kaybın nedenidir. Tabii ki bunlara fırsat verilme- yecek. Düşmanın oraya özel bir dikkat gösterdiği biliniyor. O yurtse- verlerin katledilmesi gibi ürkütme yaklaşımları var. Böylece aslında kitleyi pasifize etmekistiyor.Buna karşı kitle bundansonra daha hızlı açılabilir. Bu durumu göz önüne getirerek kitleye yaklaşım geliştir- mek gerekir. Elazığ içinse biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. Ora- nın örgütlenmesi eski tarzda değil de, legal ve illegal düzeyde orayı iyi bilen ve kısa sürede sonuç alabilecek olan bazı yaklaşımlara ihti- yaç vardır. Bu sene hem Amed, hem orası üzerinde duracağız. Ve o gerici mihrakları dağıtacağız. Bu sene bazı darbeler rahatlıkla indiri- lebilir. Elazığ'a ilişkin iyi bir hedefler programı geliştirilebilir. Böyle- likleşehirlerinhepsininotoritealtınaalınmasızordeğildir. Ay r ı c a b u y a z b o y u g e n i ş l e m e k d e g e r e k i r. G ü n e y e d o ğ r u , Malatya'ya doğru, yine Koçgiri'ye doğru genişleme olabilir. Ancak acele etmeden ve adım adım gelişmeyi esas alan bir yaklaşım gös- termek gerekir. Bazı kayıplar oluyor. Hazırlıksız ve dengesiz gidi- yorlar. Halbuki ölçe-biçe gitmek gerekir. Eyaletinizin alanı geniştir.

Bö y l e b ir k a z a n ma imk a n ı n ı ç o c u k ç a , b i r a z d a l ümp e n c e , ç o k ç a

eleştirdiğimiz

yaşam ve kişilik alışkanlıklarıyla

boşa çıkarmayalım.

Çok kronikleşmiş yaklaşımlarla hastalıklı olarak kendimizi yapıya dayatmayalım. Bunlar kendimize yapabileceğimiz kötülüklerdir ve buna da hakkımız yok. Dolayısıyla bu şansı en iyi değerlendirebile- cek konumdasınız. Tarihte ilk defa böyle derli-toplu bir çalışma ve başarma imkanını altın değerinde bileceksiniz. Ve kendi katkınızı yapacaksınız. Oranın çok değerli şehitleri var, anılarına bağlı kala- c a k sı n ı z v e t a m c e v a p v e r e c e k si n i z . B u n u n d ı şı n d a h i ç b i r ö z n e l y a k l a şı m ı m ı z , k e y f i m i z , t u t u m u m u z s ö z k o n u s u o l a m a z . H a l k ı n beklentileri, tarihin ve partinin emri böyledir. Biz, bu temelde ora- daki bütün çalışanlardan, düzeltilmiş ve dönemin temposuna ve ça- lışma tarzına uymuş olarak, görevlerinde başarı bekliyoruz. Hepsi- neselamvesevgilerimizisunuyoruz...ÇiyayêSor,anlaşıldımı?

Çiyayê Sor: Din li yo ruz Baş ka nım.

Bunu diğer anlattıklarımızla birlikte bir talimat gibi, bir mesaj gibi yapıya sunarsınız. O çeşitli durumları yaşayanlara da bir tali- mat gibisunabilirsiniz.Sanırım bu biraz güçlendirir.Belirtmekiste- diğinizbaşkabirdurumvarmı?

Çiyayê Sor: ... İyianlaşılmadı.Elazığ'danmıbahsettiniz? Çiyayê Sor: ...

be lir ti len yer le re doğ ru adım adım bir açı lım söz ko nu su

dur...

Gi -

d e r e k d i ğ e r e y a l e t l e r l e b ir l e ş m e ç a b a l a rı m ız v a r. Ya n i b ir a l a n

üze rin de bel li bir yo ğun laş ma sağ lan dık tan son ra bir atı lım yap - mak sağ lık lı olur. As ki tak tir de bu nun ya ra ta ca ğı olum suz so nuç - lar var. Ya ni ara mız da olan boş lu ğu dol dur duk tan son ra, adım adım her ya na doğ ru bir açı lı ma ula şı rız.

Anlaşılıyor. Kendileriyle konuşuldu, onları biraz siz zorlaya- caksınız. Dersim ve Orta ile olan boşluğu kapatmak için yüklene- ceksiniz. Daha önce de bu konuda çerçeve çizilmişti. Sanırım onlar da biraz yüklenecekler ve sizlerle mesafeyi kapatmayı esas alacak- lardır. Bunun kanalları biraz açık ve ciddi engel teşkil edecek bir durum yok. O en kuzeydeki kanalı mutlaka tutmak gerekiyor. Üçü- nüzün de birleşebileceği sahalar var. Buralarda yoğunlaşmak gere- kiyor. Yine Orta'nın kendisini yoğunlaştırmadan öyle küçük gruplar ha linde da ğıtma sı t a bii ki ka yıpl a r a yol a ç a r. Za t en birçok kaybı

b ö y l e y a ş a d ı k l a rı n ı b i l i y o r u z . K e n d i t e c r ü b e n i z i o r a y a t a şırma y a özen göstereceksiniz. Onlar da sizi biraz dinleyecek. Küçük grupla- rı rastgele ve kontrol dışı yollamak sakıncalıdır. Biz bu tip çalışma-

larıdahaöncemahkumetmiştik.Sizindebiraztecrübenizvar.Çün-

kü geçmişte aynı hatalar işlendi ve çok kayıp verildi. Fakat şimdi dahadoğruvedahaiyiyayılınıyor.Şüphesizonlarındabunabenzer bir çalışmaya ihtiyaçları var. Bunun tedbirlerini alacaklar. Mevcut o
yorlar.Sizoranındurumlarınıyenidendeğerlendirin.Ayaktakalabi- küçük gruplar, gittikleri yerde de köy yaşantısından kurtulamıyor- lar.Bu durum anlayış olarak bizim dışımızda vefiili kayıp düzeyin- de de zararımıza oluyor. Gücünüz var, biraz zorlayarak birleştire- ceksiniz ve doğruya çekeceksiniz. Dediğim gibi, onlar bunun tedbi- rini alıyorlardır. Ben demiyorum hemen yayılsınlar; sağlam tedbir- ler alındıktan sonra, alan yoğunlaşmaları ve keşifler az çok başarılı olduktan sonra yayılma gerçekleşir. Yoğunlaşmaya, üslenmeye ve keşiflere dayanmadan, grupları bu tip salmak tehlikelidir. Tabii ki budurumadikkatedilecektir. Yine siz, aynı şekilde GAP'la da benzer bir ilişki içinde olursu- nuz. İlişkilerinizin biraz daha sıklaşması gerekir. Biz hepsine söyle- dik. Garzan'la da zaten irtibatlarınız yoğunlaşıyor. O bilinen alan üzerindeki yoğunlaşma daha da artacaktır. Savaşın önemli bir bölü-

  • - Amed'le biraz görüş alışverişinde bulunarak, oraya ilişkin bir plan geliştireceğiz. Bu mevcut güçler, mevcut halleriyle dayanamı-

lecek, sonuç alabilecek bir çalışmaya ihtiyaç var. Biraz da Elazığ'a özgübirplangeliştir eceğiz.Amedderolünüoynayacak.

DeryaAnduk,sizbizidinliyormusunuz?

Der ya An duk: Evet Baş ka nım, din li yo ruz.

Sanıyorum güç düzenlemesi yapmışsınız. Yeni gelen arkadaş- lar herhalde etkin görevlendirildiler ve yönetim boşluğu epeyce gi- derildi. Bilemiyorum, bu tempoya gelemeyen ve sorun arzeden her- hangiciddibirdurumvarmı?

Der ya An duk: Yok Baş ka nım. Tem po ya ge le me yen ar ka daş la- rın sa yı sı za ten çok az dır ve on la ra da ge rek li bi çim de yak la şı lı- yor. Güç dü zen le me si ni de sun du ğu muz ra por da be lirt tik. Ora da

  • müoalanlardacereyaneder.Buradataktiğegelememe,taktiğiişlet- lım lar olu yor ve ka tı lan lar he men eği ti me alı nı yor. Şu an da öy le cid di bir ih ti ya cı mız yok. O arkadaşların her birisi bir tabur da yönetebilir. Artık tecrübe- leri buna elverir. Bu konuda biraz sorumluluk anlayışının oturtul- ması gerekiyor. Biraz pratikleşirlerse kapasiteleri kaldırır. Bu arka- daşlarasürekli geniş güçlerin eğitimi, sevk ve idaresi verilebilir. Yi- ne kendi içinizde eğitimleri çok hızlı yapabilirsiniz. Özellikle prati- ğin gösterdiği bazı verimli eğitim biçimleri vardır, onlar esas alınır. Kısa devreli eğitimle başlanır ve giderek süreç içerisinde eğitim de- rinleştirilir. İlk askerlik eğitiminden sonra biraz pratik ve altı aydan sonra yoğunlaşmış bir eğitim ilerletici o lur. Yani eğitimi de bir sü-

meme diye bir durum söz konusu olamaz. Epey tecrübe ve olanak d a b i r i k t i ; b u n l a r ı ç o k y ö n l ü d e ğ e r l e n d i r e c e k d u r u m d a s ı n ı z . N e ucuz başarı tutumun a kapılmak gerekir, ne de tehlikeyi küçümse- mek gerekir. Her gün taktik denilen olay üzerinde yoğunlaşılacak

bir dönemdir. Derinliğine ordulaşma, yayılma ve derinliğine eylem- ler her zaman geçerlidir. Oranın tek boyutlu gelişmesi var. Bölge-

lerde biraz onu görüyoruz. Çok dar bir askeri anlayış içinde kalmış- lar ve kapasitelerini genişletemiyorlar. Biraz daha ağır sorumluluk-

lariçinesokmakgerekiyor.Aslındabirazdahakendilerinizorlarlar-

sa kat be kat daha verimli olabilirler. Derinleşmeye, olgunlaşmaya,

reç olarak ele alırsanız zorluk çekmezsiniz. Dolayısıyla mevcut gü- cümüz, kendini kat kat büyütecek bir eğitim ve yönetimi gerçekleş- tirebilir. Yani kendi içinde büyümeyi sağlayacak imkanı vardır. Ka- tılımlar daha da artacaktır. Siz kanallarısürekli açık tutun. Özellikle o şehir nüfusu çok önemli ve onlardan epey katılım olabilir. Fakat onları ustaca almak gerekiyor. Orada bazı çalışanların, legal düzey- d e k i l e r l e f a z l a u y u m g ö st e r e m e d i k l e r i a n l a şı l ı y o r. B a z ı p ü r ü z l e r
nındabazıetkilerivar.Fakatonagerçeğikavratarakvebirazpişire- o l a b i l i r, y a k a l a n m a l a r d o ğ a b i l i r. Ta b i i b u n l a r ı g i d e r m e k g e r e k i r. Oraya yönelik, Elazığ'a yönelik, kısaca diğer büyük şehirlere yöne- likbirplanilerdegündemleşebilir. Bunlar ikide bir “Teslim olun” diyorlar. Biz, onların bazı yöne- tim birimlerini tümüyle teslim alabiliriz. İyi geliştirilecek bir plan, oradaki mevcut yönetime epeyce darbe vurmayı sağlayabilir. Tabii a c e l e e tme ye c e ği z , il e risi i ç in tüm bunl a r düşünülür. Ya ni eyl em p l a n ı n ı z ı ç o k k a p s a m l ı g e l i ş t i r i r s i n i z . Te k r a r v u rg u l u y o r u m ; b u ateşkes, tamamen bir taktik savaştır. Pasifizme, görevlerde ertele-

kurallara uygun gelişmeye oldukça ihtiyaçları var. Bu konuda ola- naklarıgelişmiştirvemutlakailerlemeolacaktır. (...) Yanınıza yeni gelen arkadaşın iyi özellikleri olması gerekiyor.

Yakın denetiminizde tecrübeyle biraz güven verdikten sonra, her t ü r l ü ç a l ışm a y ı v e r e b i l ir si n i z . B i r a z d a h a g ü ç l e n d i r i l ir s e s a n ı r ı m

epey şeyi paylaşabilir. Yani bazı olumlu

yanları vardır. Tabii zinda-

rek yükü hafifletmede değerlendirebilirs iniz. O bayan arkadaşın da

epey birikimi var. Fakat bize göre bazı eleştirel yanları da ortaya çıktı. Ancak epey tecrübelidir ve gerçekleri kavrattıktan sonra cep- he çalışmalarında görevlendirilebilir. Lakin o ilişkiye dikkat etmek vedoğruyönvermekgerekiyor. Alanınızda cephe çalışmaları konusunda da ciddi bir sıkıntının olmaması gerekir. Eskiden içine düşülen bazı hatalar vardı ve ka- yıplara yol açıyordu. Biliyorsunuz, cephe çalışması, legal ve kont- rolsüz çalışmalar değil, gerillanın yakın ve sıkı denetimi altındaki çal ışmalardır. Bu konuda yapılan değerlendirmeler iyidir, artık on- lar hayata geçirilmeye çalışılır. Oranın örgüt yönetimi kendini iyi

meye,rahatlamayaaslayervermeyenbiryaklaşımdır.Doğrukavra-

nıldığıiçinüzerindefazladurmuyorum.

koruması gereken bir düzeydedir.Çünkü, düşman oraya

çok yöneli-

y o r v e d a r b e v u r m a k ist i y o r. B u n u d a b e r t a r a f e t m e k g e r e k i y o r. B u n l a r b e l i r t i l e b i l i r. H e r h a l d e s i z i n a c i l g ü c e i h t i y a c ı n ı z y o k . Güney'dengüçbeklentilerinizvarmı?

D. An duk: Yok Baş ka nım. Mev cut güç ler ye ter li dir. Za ten ka tı -

“Üs tün se vi ye ka zan mış ön der lik sel yak la şım bü yük önem ta şı yor”

Bunlar dışında genele ilişkin belirtmek istediğiniz bir husus var mı? Diğer arkadaşlarla da görüşmelerimiz oldu. Son ittifaklar ve

çeşitli düzeylerdeki gelişmeler hakkında belirtmek istediğiniz bir hususvarmı? D e r y a A n d u k : B a ş k a n ı m , a s l ı n d a b i l i n e n d u r u m l a r ı t e k r a r an lat ma nın ge re ği yok: Ben ce Kuzey'in do ğu ke si mi bi raz to par -

gör mü yo rum. As lın da Gü ney ba tı ve GAP da ben zer du rum da dır.

pratiklerde ortaya çıkan durumdur. Aslında bilinçli olup olmaması da o kadar önemli değil. Fiiliyatta bu eğilimin adı tasfiyeciliktir. Ölümü göze alıyorlar, fakat bu yaşamdan vazgeçmiyorlar. Bu orta- ya çıktı. İçlerindeki iyi niyetliler de görevlerine sahip çıkmayınca,

l a n ma s ü r e c i n i y a ş a r k e n , O r t a Ey a l e t ' t e b u b i r a z g e ri d ü z e y d e

buyanlışlıklarınkurbanıolmaktankurtulamıyorlar.Şüphesizbudu-

ka lı yor. Fa kat ger çek ten GAP ve ya Güneybatı'daki ba zı du rum - l a r d a a s l ı n d a b a r i z d i r. B e n c e b u r a l a r a , g ü n e y e v e M a r d i n ' e Botan'ın mü da ha le et me si ge re ki yor. Hal ka yak la şım dan tu ta lım ya şam tar zı na, iliş ki tar zı na ka dar bir çok ko nu da te dir gin lik ya - ra tan du rum lar var. Mardiniçinmisöylüyorsunuz?

rum hepinizi ilgilendiriyor. Bu konuda ucuza kaçmak, çeşitli köylü kurnazlıklarıylabunuaşmakmümkündeğil. Bu olumsuz lukl a r birçok ye rde ya ş andı, Güney'de de ya ş andı. Tarih şunu gösterdi ki, en çok bu durumda olanlar kendi kendilerini yerle bir ediyorlar. Yani imha oldular. Kurtulanların da, yaşayanla- rın da şans eseri bu duruma geldikleri biliniyor. Biz, bunu aşmak

Der ya An duk: As lın da Gü ney ba tı gi bi ol ma ma sı için de faz la

için her şeyimizi ortaya koyduk. Devrim, yanılgı ve yetersizliği

af-

bir ne den yok tur. Ben ce ba zı bi rim ler düş man ta ra fın dan bi linç li-

f e t m i y o r. Birç o k a rk a d a ş b u n u g ö r ü y o r. Bu k o n u d a b i z k a p s a m l ı

ce ya şa tı lı yor. Ve bu du rum bi zi bi le zor lu yor. Ya ni bu ra da ki ba zı ka çış lar ora ya yö ne lik ola rak ya şa nı yor. Ora da şe kil len di ri len ya -

yaklaşımlar geliştirdik ve tedbirini de aldık; fakat uygulama zayıf kaldı. Biraz dürüst olsalardı, söylenen şeylere biraz itibar etselerdi,

şam tar zı or du laş ma yı bo zu yor. Özel lik le ucuz ya şa mak is te yen le - rin ade ta ka çıp yu va lan dık la rı bir yer du ru mu na ge li yor. İs tan bul da faz la fark lı de ğil. Bununeresiiçinsöylüyorsunuz? Der ya An duk: Bu ra nın üze rin de dur ma mız ge re ki yor. Ya ni bi - zim ken di ara mız da hal let me miz ge re ken bir du rum dur.

aslında durumlar böyle olmayacaktı. Bir hafta boyunca konuşuyo- ruz, adam yerinden ayrılmıyor. “Evet evet” diyor ama, en ufacık bir tedbir bile geliştirmiyor. Çoğunun yaşadığı durum buydu. GAP'ta da, Güneybatı'da da, diğer yerlerde de yaşananlar biraz böyle. Sanı- rım Orta Bölge'nin bazı birimleri de benzer durumu yaşıyor. Tabii ki bunlar yutulmaktan kurtulamayacaklar. Dediğim gibi, bunu da

Özellikleneredenbahsediyorsunuz?

bir tutum

haline getirmişler. Örgüte karşı bir yüz, kendi gerçek ya-

Der ya An duk: Mardin'den Baş ka nım. İstanbuldediniz. Der ya An duk: İs tan bul da ben zer du rum da dır. Ya ni faz la fark

Güneybatı'nın so nuç lan mış tır. Ama bu ra la rın da o so nu ca ulaş tı -

ş a m l a r ı n a k a r ş ı b i r y ü z t a k ı n ı y o r l a r. Ya n i b i r a z i k i y ü z l ü l ü k v a r.

Bunları aşacaklar. Bu tür durumlara her yerde herkesin müdahale etmesi gerekiyor. Çünkü buna yol açan, zararı sadece kendisiyle sı- nırlandırmıyor. Bu yaptıklarının zararını kat be kat örgüte ve halka çektiriyor.Durumgayetaçık,bunlarıgidermekgerekiyor.

rıl ma sı gi bi bir du rum var.

H e r k o n u d a d e v ri m c i y a k l a şı m a ç ı k v e k e si n o l a r a k o rt

a y a k o -

F a z l a b i l i n ç l i o l m a s a d a , y a ş a m t a r z ı b u n a h ı z l a g ö t ü r ü y o r.

n

u l m u şt u r. Yi n e ü sl u p b e l irl e n m işt ir. Ü

sl u b u n u

z

u n o l d u k ç

a si y

a si

Devrimciliğe gelemeyen yaşam tarzı, açık ki bu gelişmelere açık

v

e u st a l ı k l ı o l m a sı g

e r

e k ir. Yi n e ç o k s a

y ı d a i

n s

a

n ı y ü k s e k s o r u

m -

kapı bırakır. Geçen seneki D. pratiği de biraz böyleydi. O tarz köy-

l u l u k l a r a k a t m a k g e r e k i r. G e ç m işt e o l d u ğ u g i b i b i r e y i n k e n d i n e

lere yayılma aslında güçleri imhaya terk etmektir. Ne kadar bilinçli, tabii onu bilemeyiz. Fazla bilinçli olmasa da, anlayış ve tutum ola- rak ifadesini orada bulur. Bu, içimizdeki ortayolculuktur. Eskiden

a şı rı y l i d ir. İ

ü

n

k l e n m e s a n y i n

si y e ri n

e , g e n iş

e k e n d i n e y ü k l e

g ü ç l e n ir d

ri s e , ö

o r u m l u l u ğ a k

a t m a k ö n e m -

n d e rl i k s e l y a k l a şı m b ü y

ü

k

ö n e m t a şı y o r, y o k s a h a m a l c ı b i r y a k l a şı m d e ğ i l . Ç a b a y i n e ç o k

beri yakamızı bırakmayan yaklaşımdır. Sizde de daha önceki bazı

b

ü

y ü k o l a

c a k , f a k a t b u , işl e ri i d a r e e d e c e

k v e b i n l e ri s a v a şt ı r a c a

k

d ü z e y d e s e rg i l e n e c e k t i r. Ya n i y o ğ u n l a ş m a n ı z ı n v e ç a b a l a r ı n ı z ı n k a l i t e si y ü k s e l t i l m iş o l a c a k t ır. F a rk ı n d a sı n ı z s a n ı rı m , d i ğ e r a rk a -

d a şl a r

d a b u n u n f a rk ı n d a . Bu d u r u m d a a sl ı n d a n i t e l i k s e l b ir sı ç r a -

m a o rt a y a ç ı k a r. Bi z , o r a d a k i b ü t ü n s a v a şç ı v e k o m u t a y a p ı sı n d a

b ö y l e b ir

sı ç r a m a b e k l i y

o r u z . Bu k o n u d a k e n d i l e ri

n e k a rşı d a a c ı -

m a sı z o l s u n l a r, e n b ü y ü k s a v a şı k e n d i l e ri n e k a rşı v e rsi n l e r, k e n - d i l e ri n e k a rşı s a v a ş v e rm e k t e n ç e k i n m e si n l e r. Z a f e ri ö n c e k e n d i-

l e ri n d e s a ğ l a sı n l a r v e k e n d i l e ri n i ö rn e k s e v i y e y e g e t irsi n l e r. S ü -

r ü k l e y i c i l i ğ i ö n c e l i k l e k e n d i k i şi l i k l e ri n d e t a m b a ş a rı y a g ö t ü rs ü n -

l e r k i , b u d u r u m ç e v r e n i n d e y a r ı ş y a p m a s ı n a y o l a ç s ı n . B u ö n e m l i . K e n d i s i n i i y i ç a l ı ş t ı r m a y a n , ç e v r e s i n i d e ç a l ı ş t ı r a m a z .

K e n d i n i ö n c ü k ı l a m a y a n , ç e v r e y i d e ö n c ü k ı l a m a z . K e n d i n i v e

k a d a r ç i l e ç e k i l d i , b u k a d a r z o r l u k y a ş a n d ı , ş e h i t v e r i l d i , o z a -

  • m a n ü r ü n ü a l m a d a d

a b ü y ü k b i r y a r ı ş i ç i n d e o l a l ı m . A r k a

d a ş l a r -

d a b u b i r a z e k s i k o l u y o r. B ü t ü n b u n l a r s ı r f ç i l e d o l d u r m a k i ç i n d e ğ i l , ö n e m l i g e l i ş m e l e r e y o l a ç m a k i ç i n d i , b ö y l e s i d ö n e m l e r i n k a t b e k a t b a ş a r ı s ı n a y o l a ç m a k i ç i n d i . H e p i n i z i n b u t e m e l d e

k

a v r a y ı p b a ş

a r m a n ı z ı d i l i y o r u z

.

“Güç le rin doğ ru mev zi len me si ve yö ne til me si öne mi ni ko ru yor”

Çiyayê Sipan, bizi dinliyor musunuz?Bunlar sizin için de geçer-

lidir. Güç aktarma işine ilişkin olarak Zagros'la biraz konuştum. Sa-

ç e v r e y i ç

a l ışt ırm a k v e ö n c ü k ı l m a k ö n e m l i d ir. E ğ e

r b ö l g e b u t a rz ı

 

nırımsizindeböylebirçabanızsözkonusu.Mevsimaçılıyorveye-

t u t t u r u rs a , b ü y ü k g e l işm e l e ri y a ş a m a sı işt e n b i l e d e ğ i l d ir. Yo l v e y ö n t e m b e l i r l e n m i ş , a l a n a ç ı l m ı ş t ı r d i y o r u m . O h a l d e y ü r ü y ü n !

ni düzenlemeleri geliştiriyorsunuz. Durumunuza ilişkin daha somut bir saptama yapabilir misiniz? Bazı kayıplar yaşandı, onlardan ha-

H e p i n i z y

ü r ü y e r e k b ü y ü k g e l işm e l e ri s a ğ l a

y a b i l irsi n i z . H

a l k ı n d a

beraldınızmı?Evet,bunabenzerhususlar...

b ü t ü n ü B u l

y l e b e k l e n t i si b u d u r. e g a l ç a l ı ş a n ö rg ü t l e r, g ü ç l e r, b a z ı y

e n i a n l a y ı ş l a r g e l i ş t i r -

Çiyayê Si pan: Ol du, Baş ka nım. Biz son dö nem de bel li ha zır lık - lar yap mış du rum da yız. Gü cü mü zü bel li bir plan da hi lin de da ğı tı -

m e k i s t e y e b i l i r l e r. Ta b i i b i z o n l a r ı d a d e n e t i m a l t ı n d a t u t m a y a

yo ruz. 2. Bölge'de iki cep he ha lin de bir ör güt len me ça lış ma mız

ç a l ı ş a c a ğ ı z . İ ş t e “ H a l k b a r ı ş i s t i y

o r, s a v a

ş i

s t e m i y o r ” g i b i b i r t a

-

var. Ya ni ku ze yi Muş ala nı olu yor, gü ne yi Mut ki ala nı olu yor. Bu

k ı m s p e k ü l a s y o n l a r g e l i ş t i r i l m e k i s t e n i y o r. O n l a r k e s i n y a n l ı ş -

iki ala nı da bel li bir ça lış ma dü ze ni ne bağ lı yo ruz. Bir de İpek Yo -

t ı r, o r t a y a d

o

ğ r u k o y

m u y o r l a r. B i z b u d u r u m u b a z ı a ç ı k l a m a l a r -

lu var ve çok iş lek bir yol dur, özel bir bir lik dü zen le yip ora ya ko -

l a n e t l e ş t i r e

c

e ğ i z . Ya n i k i t l e y i d e ç i z g i y e u

y g u n h a l e g e t i r m e n i n

num lan dır mak is ti yo ruz. Di ğer ta raf tan, T. 'daki ça lış ma la rı da ha

f ı r s a t ı v a r d ı r v e ş i m d i d a h a g e n i ş t i r. B u n u ç a r p ı t m a y a ç a l ı ş a b i - l i r l e r v e b i z b u n a f ı r s a t v e r m e y e c e ğ i z . S i z l e r d e ç e ş i t l i b i l d i r i - l e r l e b u t u t u m u k a l ı c ı l a ş t ı r ı r s ı n ı z . Ö z e l l i k l e o a l a n i ç i n ö n e m l i - d i r. O m e k t u p l a ş m a y ö n t e m i y l e b i r ç o k i ş b i r l i k ç i y i b u a r a d a ı s - l a h e t m e k m ü m k ü n . G e n e l o l a r a k s i v i l t o p l u m ü z e r i n d e ö y l e k e n d i b a ş ı n a d u r a n o d a k l a r y e r i n e d e v r i m i n d e n e t i m i n e g i r m i ş d u r u m l a r ı n g e l i ş t i r i l m e s i ö n e m l i d i r. Yi n e b a t ı y a y a y ı l m a s o r u - n u n u z v a r d ı , o n u d a b u s ü r e ç t e a d ı m a d ı m s a ğ l a r s ı n ı z . Ya n i b ü -

 

da güç len dir mek, Botan'la sağ lam bir bağ lan tı kur mak, esas ağır - lı ğı mı zı da H., S., B., K., S. alan la rı na ver mek is ti yo ruz. Gü cü mü - zün önem li bir kıs mı nı bu ra ya oturt ma ya ve esas sa va şı bu ra da ge liş tir me ye ça lı şı yo ruz. Bu çer çe ve de bel li bir dü zen le me içe ri - sin de yiz. Bi zim bel li bir gü ce ih ti ya cı mız var. Mev cut alan ge niş tir ve epey gü cü kal dı ra bi le cek du rum da dır. Botan'dan ge le cek güç, i h t i y a c ı m ı zı b e l l i o r a n d a k a r şı l a r. G e l e c e k g ü ç i l e b u r a d a k i n i n bir leş me si olum lu bir pra ti ği ya ra ta bi le cek tir. Bu ra da ki ya pı nın

t ü n e

y a l e t , d e r l i t o p l u b i r p l a n l a b u s e n

e s o n u ç a l a b i l e c e k t i r. B u ,

sa vaş dü ze yi bir an lam da za yıf ka lı yor, ama ge le cek güç le bir le şir -

k

o l a y g e l i n e n b i r ç a l ı ş m

a d ü z e y i d e ğ i l d i r. Ç o k ş e y l e r ç e k i l d i b u -

se güç lü bir çı kış ya pa bi lir.

n u n i ç i n , e y a l e t i n d e ç o k b ü y ü k f e d a k a r l ı k l a r ı o l d u . F a k a t ü r ü n

Bu dü zen le me sü re cin de ba zı la rı nı gö re vin den al dık. Bu D.'in

a l m a d ö n e m i n i n h a k k ı n ı v e

r m e k g e r e

k t i ğ i d e

a ç ı k t ı r. M a d e m b

u

da ha çok çiz gi ye ge le me me du ru mu var. Biz öte den be ri hep gö rev

ver dik, fa kat ken di si bun la rı uy gun bir tarz da kul lan ma dı, yak la -

şı m l a rı y a n l ış o l d u . B u t e m e l d e g ö r e v d e n a l ı n m ış d u r u m d a d ır. Ha zır la dı ğı ra por da ka bul edil me di. Yi ne Ma.'in du ru mu var dır. Bom ba la ma ola yın dan son ra ha fif bir ya ra lan ma du ru mu ol du

bu nun.

(...)

Ay rı ca bu X. ar ka da şa ba zı gö rev ler ver mek is ti yo ruz.

Bu pra tik sü re cin de du ru mu nor mal di. Bi raz güç len di rir sek sa nı- rım bel li bir de ne tim al tın da iş ya pa cak ko num da dır. Biz, ko or di - na tör lük yar dım cı lı ğı ko nu sun da da ar ka daş be lir le me dik. Bu ko - nu da böl ge ler de uy gun ar ka daş lar var. Eğer Bi. 'nin du ru mu uy - gun gö rü lür se, bi raz güç len dir me te me lin de yar dım cı ola bi lir di - yo ruz. Fa kat du ru mu nun uy gun lu ğu ko nu sun da te red düt le ri miz

var. Çün kü, ba zen olum lu çı kış ya pı yor, ba zen ge ri le me ye gi ri yor. Özel lik le sı kış ma lar ve düş ma nın yö ne lim le ri kar şı sın da ken di ni ta ma men kay be di yor. Ça lış ma la ra tam ha kim ol ma du ru mu da yok. İş te bi zi dü şün dü ren bu tür yan la rı var. Ay rı ca Şir van gru bu bu ala na geç mek is ter ken, sa nı rım düş- man la doğ ru dan kar şı kar şı ya gel miş. Düş man dan da epey ka yıp var. Fa kat ola yın ay rın tı lı bil gi si ni he nüz ala ma dık. Bu kış sü re - cin de ba zı sız ma lar or ta ya çık tı. Bun lar da ha çok bir Bat man ka -

na lı üze rin den, bir de

...

üze rin den, iki ka nal ha lin de ala na ak ta -

rıl ma ya ça lı şı lı yor. Ge len sağ lam bir gru bun içi ne bir ta ne çü rük un su ru sız dı rı yor lar. Fa kat bun la rın faz la bir et ki le ri ve ver dik le ri za rar yok. Za ten de ne tim al tı na alın mış lar dır ve du rum la rı araş tı - rı lı yor. Ya ni cid di bir so run teş kil ede bi le cek bir ko num la rı yok. O son ya ka lan ma sa nı yo rum Batman'da epey tah ri ba ta yol aça cak.

kat etmek lazım. Belli ki bunlar fazla kontrole, çizgiye gelemiyor.

Fakatyinededeğerlendirilirvebazıçalışmalarbunlarladageliştiri-

lir. Daha önce bazı arkadaşlar vardı; onlardan bazıları daha iyi ge-

l i ş m e s a ğ l a m ı ş o l a b i l i r. B u s o n d e ğ e r l e n d i r m e l e r i ö z ü m s e r l e r s e

epeygelişmeolabilir.YineMa.'nınotutumagirmesibilinçlidir.Bü-

yükihtimalle baştanfazla anlamlı bir katılım yapmamıştır.Öyle de- diği gibi yerler yok, kendisine doğru çalışacaksın denilir. Olumsuz bir duruma yol açmayacak. Onun gibileri, canları çıksa da çalışma içerisine alacağız, uygun bir çalışma içinde görev yürütecekler. As- lında istese çok iş yapabilir. Katılırken değişik amaçla katılmış olup bundan kurtulmak isteyebilir.Bunların konumları daha gerçekçi de-

ğerlendirilecekveuygunbirkonumdatutulacaklar...Yineyanınızda gelişkin yeni adaylardan epey insan var, çok değerli arkadaşlar var. Biraz onları yönetim olayında geliştirmek gerekiyor. Bilemiyorum, So. şehit oldu diye haber geldi, bunlar doğru olabilir mi?Radyonun söylediğiobazıhaberlervar,onlardoğruolabilirmi?

Çiyayê Si pan: So ru nuz an la şıl ma dı Baş ka nım. So.için... – Çiyayê Si pan: So. o olay da şe hit ol du. Da ha ön ce isim le ri ni ver miş tim. So. idi, o tek nik çi Şo. ar ka daş idi ve dört ta ne de ye ni ka tı lan ar ka daş tı. Top lam al tı ar ka daş şe hit ol muş tur. Düş ma nın ver di ği on beş ki şi doğ ru de ğil dir. Busonüç-dörtkayıptanbahsedildi. Ç i y a y ê S i p a n : B a h s e t t i ğ i m Ş i r v a n g r u b u d u r. S a d e c e d o l a y l ı yol dan bil gi edin dik, grup tan ke sin bil gi ala ma dık. Grup ha re ket

B i r a z t e d b i r a l m a y a ç a l ı ş t ı k

E ğ i t i m l e b i z e s k i y e t m e z l i k l e r i

. . . önem li oran da aşa bil dik. Şim di lik bun la rı be lir te bi li rim.

ha lin dey ken iç içe geç miş ler. Ba zı la rı iki ki şi nin, ba zı la rı üç ki şi - nin ka yıp ol du ğu nu be lir ti yor lar.

Tamam, bahsettiğiniz kişiliklere yönelik o tavırlar geliştirilebi- l i r. K o o r d i n e y a r d ı m c ı l ı ğ ı v e y a k o o r d i n a s y o n u n g ü ç l e n d i r i l m e s i

için daha değişik isimlere ihtiyaç olabilir.

(...)

Sanıyorum acele et-

(...) – Neyse, yeni gruplar geliyor. O yeni grup size gereken cihazları getirir. Siz, Zağros'tan özel olarak isim belirtebilir misiniz? Onlar,

memek ve biraz daha düşünmek gerekir. Tabii Bi. öyledir, yani faz-

sizinnetürkadroyaihtiyacınızolduğunusoruyorlar.Onlarlakonuş-

la istikrarlı olamıyor. Olsaydı, bazı şeyler yapabilirdi. Ancak yine de yaptırılacak işler vardır. O De, bir ihtiyat olarak, uygun görülen bir görev içinde tutulur. Onlar o kişiliklerini eritmiyorlar. O kişilik-

tunuzmu?

Çiyayê Si pan: İki-güç gün dür ken di le ri ni arı yo ruz, an cak ses i y i an l a şıl ma d ı ğ ı i ç in k o nu ş a ma d ı k . Bun d an s on r a k o nuş ma y a
lerieritmekiçin,dahagerçekçibirotoriteryaklaşımgerekiyor.Dik- ça lı şa ca ğız.

Sizin için uygun olan ileri düzeyde isim belirtebilir misiniz? Bizonlarasöyleyebiliriz.

Çiyayê Si pan: Bi raz bu böl ge ler de iş ya pa cak bir–iki ar ka daş olur sa, mev cut ar ka daş la rı da eği tir ye ni den ça lış ma la ra ka ta rız. Or a d a k i a r k a d a ş l a rı b i l e me d i ğ im i ç in isim v e r e mi y o rum. Bi r a z

böl ge de iş ya pa bi le cek ar ka daş lar ola bi lir. Şimdisizin de tanıdığınız M., Kısa C. vardı;sanırım onların da içinde yer aldığı bir grup geliyor. Bunlar epey niteliklidir. Aslında onların şimdiye kadar ulaşması gerekiyordu. Yine Botan Suyu'na dayalı X.'giller var. Onlar orayı iyi biliyorlar ve aslında açabilirler- di. Biz, onlara şimdi bunu söyleyeceğiz. Bir kuzey hamlesine kap- samlı bir giriş yapılacak. Hem de büyük bir güçle olabilir. Sizler de biraz kuzeyden zorlayın. Bunu böyle uygun bir biçimde yapalım. Böylece o alanın köklü bir hal yoluna gid ilebilir. O alanda iyi sa- vaşçı niteliklerde epey insan var. Yine güneydekilerin önemli bir kesimini göndermeye çalışıyoruz. Bütün bunları konuşarak hallede- bilirsiniz. Fakat yine de dikkat edin. Sizin bölge, düşmanın beklen- medik saldırı durumlarında merkez rolünü oynayabilir. Fakat boşa da çıkarılabilir. Yani çok ağır darbelerin de vurulabileceği bir alan- dır. Sanırım mevsim olarak rahat bir dönemin içine girildi. Dolayı- sıyla her türlü savaşı kaldırabilecek bir alan haline de geliyor. Top- yekün bir denetim de geliştirilebilir, öyle bir şansı da yakalıyorsu- nuz. Bazı hazırlıklar sonuç verir ve takviyeler de zamanında ulaşır- sa, sanırım geriye kalan denetim ve hakimiyettir. Bunun da üzerine amansızgidilir.Kısacaönemligelişmelerinsağlanacağıbiralandır.

belirleyebilirsiniz. Parti takviye yapabilecek durumdadır. Yine her türlü yönetim sorunlarını halledebilecek durumdayız. Gerisi sizlere kalıyor.Geneleilişkinsöylemekistediğinizbaşkabirşeyvarmı?

Çiyayê Si pan: Baş ka her han gi bir şey yok Baş ka nım. Biz, Bo - tan Su yu hat tı üze rin de cid di du ra ca ğız. Fa kat di ğer ta raf ta da ar - ka daş la rın o ala na ye te rin ce gi re me me du rum la rı var. İki ta raf lı ça lış ma ge liş ti ri lir se iyi olur. Biz ala na önem ve re ce ğiz ve üze rin - de du ra ca ğız. Bun la rı be lir te bi li rim. Bir de kon fe rans ha zır lık la rı - mız var. Önem li oran da böl ge ler dü ze yin de top lan tı lar ya pıl mış, ha zır lık lar ta mam lan mış tır. Önü müz de ki sü reç te bun la rı da bir ara ya ge ti rip, ge rek li ra por la rı mı zı bir bü tün ola rak sağ lam bir

ka nal dan ulaş tır ma ya ça lı şa ca ğız. Bu nu be lir te bi li rim. A n l a şı l ı y o r. B ü t ü n b u n l a r s ü r e c i e t k i l e m e si n . S ü r e c i n d o ğ a l

seyriiçindevetümçalışmalaragüçverecektemeldeolmalı.Sıkıntı-

ya, süre kesintisine yol açmayacak bir tarzda düzenlemelisiniz. Gü-

neye yöneliminizi de adım adım vesonuç alıcı bir tarzda yürütürsü-

nüz.Diğerlerideyürütür.Artıkmevsimuygundur.Butemeldesanı-

rım sonuç alınacaktır. Bir de Güneybatı'daki öğe hakkında kesin bir belirlemedebulunabilirmisiniz?

Çiyayê Si pan: Baş ka nım, o ko nu da kıs mi bil gi le ri miz ol du. Fa - kat ben yi ne ora da ki ko or di na tö rün du ru mu na bağ lı yo rum. Onun sağ lık lı ol ma dı ğı so nu cu na va rı yo rum. Bu nun o dö nem de ru hen par ti ye kar şı bir ko nu mu or ta ya çık mış du rum day dı. Sa nı yo rum bu bağ lan tı lar da ha son ra ol du, hat ta o Fatma'nın du ru mu na ka dar uza na bi lir di yo rum. Bun lar son ra dan ge liş miş ola bi lir. Bi raz onun

Mevcut düzenleme temelinde yakın ovalık alanlara da birimler g ö n d e ri l e b i l ir. Bu E . g i b i l e ri d e ğ i l d e , k e şifç i v e irt i b a t ç ı k i şi l e r gönderilir. Bir de oranın yaşamına alet olacak değil, hızla gidip iliş-

tu tu mun dan, du ru mun dan kay nak la nı yor. Bu nu söy le ye bi li rim. Baştan örgütlü düzeyde olmasa bile, ruhen durumu biraz öy-

leydivekendisiniyansıtıyordu,yanipartiyekarşıfazlasağlıklıyak-

  • ki-irtibatkuracakveadamçekecekniteliktebazıgörevlilerbırakıla- laşımları yoktu diyorsunuz. Neyse, bakacağız. Siz Güney'deki son durumları izlediniz ve bu konuşmaları da anladınız. Genelde bazı

bilir. Oralara gerilla bu aşamada biraz zordur. Yine şehirde de geril-

  • labirimizordur.Fakatiyiörgütçüler,iyiistihbaratçılar,yeniadayla- gelişmeler var ve herhalde bunlar orası üzerinde epey olumlu etki bırakır. Yani oranın şehir yapısında bir dönüşüm beklenebilir. O or- ta kesimler var; onlara sizler de mektup yazabilirsiniz. Yeniden af-

rı getirecek birimler görevlendirilir. Bu temelde şehirlere yönelik çalışmaları biraz geliştirebilirsiniz. Yine bir şehir üzerinde hakimi- yet kurulmak istendiğinde büyük güçle yap ılır bu. Bu tür planlama- ları geliştirebilecek durumdasınız. Bu konuda gerekli ihtiyacı sizler

fetmelerdentutalımdahaetkinkatkısunmayakadar,butüryöntem-

ler orada biraz iş görebilir. Oranın da bir eliti vardır, o eliti ustaca

değerlendirmelisiniz. Yine orta sınıfın katılım olayı biraz hız kaza- nabilir. Buna gerekli yaklaşımlarla karşılık vermelisiniz. O korucu- larveşeyhlermeselesinedeuygunyaklaşımgöstermelisiniz.

“Da ha so mut ra por la ra ih ti ya cı mız var”

Zağros,sizdebizidinliyormusunuz?

Der ya Zağ ros:

(...)

Mev cut son si ya sal ge liş me ler ve it ti fak lar,

bu ra da ki kit le yi önem li oran da et ki le miş tir. Bi raz da ha üze rin de d u r u r s a k , p a r t i i ç i n e d e ç e k e b i l e c e ğ i z . K e n d i l e r i n i n y a k l a ş ı m ı

olum lu dur. An cak tam bü tün leş me de sağ lan ma mış tır. Fa kat sü - reç içe ri sin de fa a li yet ler bi raz otur du ğun da sa nı yo rum bir bü tün ola rak par ti nin si ya si et kin li ği al tı na gi re bi le cek ler dir. Du rum la rı bi raz böy le gö rü nü yor.

Anlaşılıyor. Bir de (zaten bahsettiniz) yüzü aşkın güçle kade- me li bir biç imde komut anlık ol a yını ge liştiriyors unuz . Ya ni öyl e küçükbirgüçleyalnızlığadüşmeveyakademesizolmaoradadoğru değil. Coğrafyayı da dikkate alarak gerekli ara kademeleri yerleştir- mek mümkündür. Bu sağlandığında, düşmanın kolay kolay ulaşa- mayacağı komutanlıklar oluşur. Biraz karargah düzenine göre kendi konumunuzdaki güç düzenlemesini böyle yaparsınız. Yani düşma- n ı n o l a sı b ir s a l d ı rı sı n ı i k i n c i v e y a ü ç ü n c ü d e r e c e d e n k a d e me l e r karşılamalı. Direkt bir çatışma ortamına girmeme önem taşıyor. Yi- ne hava saldırıları için de, her an gereken sığınak durumunuz veya yerleşecek durumlarınız zaten vardır. Aniden hava saldırıları olabi- lir, onlar böyle karşılanır. Karadan saldırı ikinci-üçüncü kademeler- le karşılanır. Hava saldırıları da orada rahatlıkla karşılanabilir. Ora-

da gerçek yönelme gelişecek. Bu yüzden kuzeye doğru açılım bü- y ü k ö n e m t a şı y o r. B u k o n u d a p l a n l a m a l a r ı n ı z , d ü z e n l e m e l e r i n i z var. Ayrıca başka yerlerin de ihtiyaçları var. Birkaç ileri düzeyde kadrogerekiyor.Bukonulardabirşeylersöyleyebilirmisiniz?

Der ya Zağ ros: Bu ra da ki gü cün du ru mu bi li ni yor Baş ka nım. As lın da sa va şıp tec rüb e ka zan mış ba zı ar ka daş lar var, fa kat po li - tik yön l e ri faz la ge liş kin de ğil. Ya ni po li tik olan ar ka daş az dır. Çün kü baş tan be ri bu ra da yo ğun la şan lar da ha çok Bo tan lı lar ol-

du. Ya ni po li tik yön lü ar ka daş sa yı sı bi zim için de pek ye ter li de - ğil. Şu an da epey ar ka daş la bel li bir gö rev len dir me de yap mı şız. Bu ko nu da bir sı kın tı nın ya şa na ca ğı nı san mı yo rum. Ya ni tec rü be sa hi bi olan ar ka daş lar var, fa kat bi raz po li tik dü zey li ar ka daş az - dır. Bu yüz den, da ha çok tec rü be si olan ar ka daş lar bi çi min de des - tek su nu la bi lir. Sizdeileridüzeyiçinfazlalıkvarmı? Der ya Zağ ros: Mev cut du rum da pek faz la yok. Bi zim le ge len M . a r k a d a ş ı n d u r u m u v a r d ı , s a n ı r ı m o n u n d u r u m u n a i l i ş k i n son bil gi ler ulaş mış tı. Za ten ken di si de şim di S. böl ge sin de yö ne - t i m d e d i r. E ğ e r o a r k a d a ş ı n d u r u m u ö y l e k a l a c a k s a , f a z l a y o k Baş ka nım.

M.arkadaşeğerpratiktendersçıkarmışsa,pekileridüzeydeol- masa da görev verilebilir. Eğer orada da fazla bir işlevi yoksa, Ç. Sipan için düşünülebilir. Bunun dışında sanırım başka pişmiş arka- daşlar var. Yine Güney'den gelen epey arkadaş vardır. Bunlar üze- rinde durulabilir. Bu arada kendileriyle de görüşerek, ihtiyaç arze- d e n b e l l i b i r k a d r o y u y o l l a m a k m ü m k ü n d ü r. B i r a z o r a n ı n g ü ç l ü kadrolarla takviyesine ihtiyaç var. Bir de orada Botanlı savaşçılar var ve bunların da etkili olması söz konusudur. Böylesi yaman ve cesur savaşçılardan da biraz göderebilirsiniz. Onların temel ihtiyaç- l a r ı b u n l a r d ı r. Ay r ı c a k e n d i l e r i y l e k o n u ş u l a r a k b a z ı m a l z e m e l e r gönderilebilir. Bir de o arayı tutma meselesinin önemini biliyorsu- nuz. Orayı da iyi bilen arkadaşlar var; X.'gil, P.'gil, Ro.'gil orayı iyi biliyorlar. Demek istediğim, alanı iyi tanıyanlar var ve yüklenecek- ler.Busenesonuçalmakaçısındanhayatidir. B u n l a r d ı ş ı n d a , M a r d i n ' d e b a h s e d i l e n d a h a ö n c e k i k l i k v a r.

Ag.'in bir türlü disipline gelmediğinden bahsediliyor, bilemiyorum. O alanı da bu konuda biraz takviye edeceksiniz. Bilinen şeylerdir; art niyetlilikten ziyade, herhalde bilinen yaşam tarzlarını kırmak is- temiyorlar, onu bir türlü aşmak istemiyorlar. Sizin bu Mardin üze- rinde de biraz etkin olmanız gerekiyor. Zaman zaman tartışabilirsi- niz. Yani bir nevi Mardin'in, sınırlı da olsa denetimini geliştirmek gerekiyor. Biz GAP'ıda geliştirmeye çalışıyoruz, orayı da biraz iş- letmemiz gerekiyor. Güç veriyoruz ama koruyamıyorlar. O kanal

üzerinden oraya da biraz denetim sağlanır. Garzan'a büyük ve kü- çük cihazdanbirazyollayın.Kendileriylekonuşun,ihtiyaçlarıkadar yollarsınız.Sanırımirtibatiçingerekiyor.AnlaşıldımıZağros? Der ya Zağ ros: Evet, an la şıl dı. Mar din için o tür şey ler biz de du yum la dık. Bu nun için, gön de re ce ği miz gru bu bi raz ye ni baş tan dü zen le me yi esas al dık. Ya ni böy le ona ya kın ve da ha çok yö ne ti ci ola bi le cek ar ka daş lar dan bir grup ta sar lı yo ruz. Bir de, bir ar ka - daş ko or di ne yar dım cı lı ğı na ata na bi lir. Bi zim öne ri miz, B. ar ka - da şın kar de şi var dı, o ar ka da şı uy gun bu lu yo ruz. As lın da tec rü be - si olan bir ar ka daş da ha var, o da eya let yö ne ti mi için uy gun ola - bi lir di yo ruz. Mardin'le bun dan son ra bi raz da ha ya kın dan il gi le - ne ce ğiz, o ta mam dır. Gar zan için de, as lın da biz bir bö lük gü cü ora ya koy muş tuk. Ya ni gön der mek için de ğil de, ara yı ka pat mak için. Fa kat ba zı zor luk lar ol du ğun dan he nüz müm kün ol ma mış tır bu. Önü müz de cid di bir en gel var. Sa nı yo rum o ar ka da şın ha be ri yok. Ora da çok ka rı şık lık ol du ğu söy le ni yor. Sa nı rım ora da bir grup var mış, da ha ön ce ki yıl lar gi bi bir ça lış ma tar zı nı esas alı - yor lar mış. Eğer mü da ha le edil mez se, biz ce bir şey çık maz ve dar - be de yi ye bi lir ler. Za ten bü yük ih ti mal le kont rol al tın da ça lı şı yor - lar. Bu ko nu la ra açık lık ge ti ril me li dir. Buhangigruptur,Şirvan'dakigrupmu? Der ya Zağ ros: Gru bu ke sin bi le mi yo ruz. Yal nız S. et ra fın da ki köy le re yer le şil miş. Sa nı rım mer kez le de iliş ki ler var. Ya ni çe şit li ka nal lar dan bi ze bu tür bil gi ler gel di. Oldu... (...) Der ya Zağ ros: Doğ ru ça lış ma tar zı na tam ha kim ola ma ma du- ru mu ya şa nı yor. Şim di ora da yer yer kit le den tep ki le rin ge liş ti ği bi çi min de, ya ni bu yön lü bir ge ri le me nin ol du ğu doğ rul tu sun da eli miz de bil gi ler var. Ar tık bu nun bi linç li lik yö nü nün olup ol ma - dı ğı nı bi le mi yo ruz. Yal nız ken di le ri ta ra fın dan tut tu rul mak is te ni - len, özel lik le de ıs rar la da ya tıl mak is te ni len bir ya şam tar zı var. Şim di bu ya şam tar zı nın böy le ken di ni ko nuş tur ma du ru mu söz ko nu su ola bi lir ta bii. Daha uygun ilişki ve irtibat geliştirilebilir. Biz de üzerinde du-

racağız. Belki ileride Ag.'gili geçici olarak almayı da

düşünebiliriz.

Z a t e n b i r a z s a ğ l ı ğ ı d a y e r i n d e d e ğ i l m iş. B i r t a k v i y e y a p ı l d ı k t a n

sonra, böyle ısrarla yaşama gelmeyenleri almayı düşünebiliriz. Yal- nız biraz daha gerçekçi bilgilere ihtiyacımız var. Nasıl yaşadıkları konusunun daha gerçekçi öğrenilmesi gerekir. Diğerlerine desöylü-

yorum, daha somut raporlara ihtiyacımız var ve böyle raporlar iste- yeceğiz. Aslında bütün koordinasyondan istediğimiz rapor türü şu- dur: Nasıl yaşandığına ve ne kadar mücadele edildiğine dair günlük

raporlargeliştirilmelidir.Benceyalnızkoordinasyonlardadeğil,da-

ha alt komutanlıklardan da günlük somut raporlar istemek gerekir. Böyle teorik izahlar biçiminde değil de, günlük nasıl yaşadıkları ve

nasıl çalıştıkları somut olarak işlenmelidir. Yani “bu kadar eğitim yaptım, bu kadar örgütleme yaptım, böyle yaşadım, böyle çalıştım”

biçiminde. Bunun bir rapor geleneği haline getirilmesi gerekir. Me- sela, günde kaç saatini nasıl çalışmaya veriyor, ne kadar propagan-

daveörgütlemeyapıyor,nekadartalimatgeliştirmiş,kaçilişkikur-

muş,günlükolarakilişkidebulunduğukişilerkimvb. Ayrıcabizbirşeydahabelirledik:Hiçkimsetekbaşınailişkideola- maz, bütün ilişkiler en az iki kişiyle yürütülür. Yani en az iki kişiyle kalınır, en az iki kişiyle konuşulur vs. Şimdisiz bunusağlayacaksınız. Bütün komutanlıklar bu tekliği kaldıracaklar. Bunu özenle belirtiyo- rum. Her düzeydeki sorumlunun yanında mutlaka bir yedeği olmak zorunda.Hertürlüçalışmayedeklebaşlar,yedeklebiter.Bu,doğrubir örgütsel çalışma ilkesidir ve mutlaka uygulanması gerekir. Çünkü, be- nimduyduğumkadarıyla,meselatekkalmayaçalışıyorlarmış.Bu,de- netimden kurtulmaya çalışmak anlamına geliyor. Bu Güneybatı'daki unsur da biraz öyle yaptı ve tahribatı o temelde derinleştirdi. Bunu yi- ne İstanbul'daki de yaptı. Tek duruma gelme, yani tek kalma. Tek ka- lınca,denetimdışıkalıyorlar.Denetimdışındakalıncadahertürlüeği- limihortlatıyorlar.Sanırımbölgedebirazbuvar.Bunuönlemeninyolu şu: Hiç kimse, özellikle yetkili düzeydekiler tek kalmayacak, yanında en az bir kişi olacak, yatarken de kalkarken de bütün hareketleri bir y a r d ı m c ı y l a k o n t r o l e d i l e c e k t ir. B u n u ö z e n l e v u rg u l u y o r u m . B u , önemlibirdenetimaracıdır.Hemolasıbirzordurumdayedekdevreye girer ve gerekeni yapar, hem de bazı suistimalleri ve iyi olmayan hal-

“Benim sağladığım zafer, bireyin insanlık tutkularındaki zaferdir.” leriönleyebilir.Buçokönemlidirdiyoruz.Sanırımbazıkomutanlıklar bunu ihlal ediyor. Kesinlikle kabul etmiyoruz. Bunu özenle

“Benim sağladığım zafer, bireyin insanlık tutkularındaki zaferdir.”

leriönleyebilir.Buçokönemlidirdiyoruz.Sanırımbazıkomutanlıklar bunu ihlal ediyor. Kesinlikle kabul etmiyoruz. Bunu özenle vurgulu- yorum. Hiçbir kişiye böyle özel ilişki ayrıcalığı verilemez. Hiçbir kişi kendini böyle tek konuma sokamaz. Aslında biz bu yüzden epey dar- be yedik ve zarar gördük. Bunu artık bundan sonra hiç kimsenin sür- dürmemesigerektiğiniönemlevurguluyorum. Bize geliştirilecek raporlar, üst kademelere doğru geliştirilecek raporlar, tamamen günlüksomut yaşama vesomut çalışmaya ilişkin olmalıdır. Yani teorik izahlar, genel değerlendirmeler, yargılar, suç- lamalar rapor değildir. Ne kadar yaşadın, ne kadar adam eğittin, ne kadar talimat verdin, ne kadar ilişki kurdun, kaç kişiyleydin, kimin- le ilişki kurdun, kiminle nasıl yaşadın, ne kadar eğitim verdin? Biz, böyle somut raporlar istiyoruz. Raporlar bu temelde geliştirilmeli. Sizler, bütünsorumlu kademeler, gerek kendi raporlarını ve gerekse alt kademe raporlarını bu temelde geliştirecekler. Gerekirse yeni bir rapor taslağı geliştir in. Bence yeni bir rapor taslağı geliştirilmeye değerdir. Bu son deneyimlerin de ışığında yeni bir rapor taslağı isti- yoruz.Şimdiyekadarbizegelenraporlardahertürlüdeğerlendirme,

bol şikayet, bol suçlama vardır. Bu, sorumsuz bir

rapor anlayışıdır.

Biz burapor anlayışını kaldırmakistiyoruz.Bence gerek bütün yapı

için, gerekse önemli

komuta kademeleri için rapor taslağı geliştirin.

G e rç e k ç i b ir r a p o r u n n e y i k a p s a m a sı g e r e k t i ğ i k o n u s u n d a k e n d i

aranızda biraz deney alışverişi de yaparak, bu temelde yeniden ra- por işleyişini düzenleyin. Bize de böylece biraz gerçekçi raporlar gelebilmelidir. Ve herkesin de raporları olmalıdır. Bazıları rapor da geliştirmediler. Tekrar söylüyorum, uygun dönem itibariyle bu hu- susları ihtiva eden yeni taslak dahilinde raporları geliştirmelisiniz. AnlaşıldımıZağros?

Der ya Zağ ros: An la şıl mış tır Baş ka nım.

“Bir tek ki şi bi le iş lev siz bı ra kıl ma ma lı”

Başkabelirtmekistediğinizbirşeyvarmı? Der ya Zağ ros: Bi zim be lir te ce ği miz baş ka önem li bir şey yok. Yal nız düş ma nın du ru mu hak kın da bil gi ver me miz de ya rar var.

Gabar'daki köy lü le re yak la şı mı bi li ni yor. Onun dı şın da bu ra da ki tu tu mu bi raz ade ta ateş ke se uy ma bi çi min de dir. Ya ni bu sü re de öy le gö ze çar pan faz la bir ha re ket li li ği ol ma dı. Yi ne ba zı ka ra kol - la rı kal dır ma du ru mu var dır. Me se la Uludere'de kal dır dı. As lın da bu ra sı stra te jik bir yer di. Baş ka ba zı ka ra kol la rın da kal dı rı la ca ğı söy le ni yor. Biz ce bu, ye ni tak ti ğe yö nel me ha zır lı ğı ola bi lir. Da ha çok güç le ri ni mer ke ze top la ma, yo ğun laş tır ma, sa bit ol mak tan çı - ka ra rak ha re ket li ha le ge tir me ve böy le lik le he def ol mak tan kur - t u l m a t a k t i ğ i o l a b i l i r. B ö y l e b i r h a z ı r l ı ğ ı v a r. B i r d e , b i z i m b u a l an d a d a ha ön c e b o ş a l tı l an k ö y l e r v a r d ı. Şim d i b iz bu k ö y l e ri çek mek is ti yo ruz. Za ten köy le rin ken di le ri gel mek is ti yor. Ba zı la rı düş ma na baş vur muş ve onay al mış. Ya ni özel lik le bu Bestler'de ba zı yer le şim alan la rı ge li şe bi lir. Bu hu sus lar var dı. Bu nun dı şın - da be lir te bi le ce ği miz ye ni bir şey yok. Bu tür gelişmeler beklenebilir. Zaten biz açıklamayı yaptığı- mızda anlayacaklar. Ateşkesin uzamasının tek taraflı olmayacağını, bize yönelik saldırılara çok etkili karşılık vereceğimizi, hatta misil- leme saldırıları düzenleyebileceğimizi söyleyeceğiz. Bunun, eski- sinden daha da şiddetli olacağını belirteceğiz. Eğer onlar ateşkes konusunda ciddilerse ve biraz adım atmak istiyorlarsa, sanıyorum epey durağanlaşacaklar. Bu köylerin yerleşmesine ses çıkarmaya- caklar.Buablukavebenzerişeyleresonverecekler.Yinebildiğimiz o özel savaş yöntemlerini belki azaltacaklar. Bu durumlar beklene- bilir. Tabii kesin değil. Bütün bu konularda belli bir gözlem halinde olmak gerekir. Taraflar bu konuda birbirlerini biraz sınama gibi bir durumdadırlar. Yani onlar bizi sınıyor, biraz da biz onları sınayaca- ğız. Yani öyle bir anlaşma değil de, tamamen özgür iradeyle bir du- rum değerlendirmesi var. Onlar ne kadar gerçekçi, biz ne kadar ger- çekçiyiz biçiminde zaten genel bir değerlendirme de var. Herkes bi- razbudurumugörmeyevedeğerlendirmeyeçalışıyor. Dediğim gibi, bizim yaklaşımlarımız bellidir. Biz normalde ken- di hattımızda yürüyoruz. Bu arada onların da tutarlılıklarını sınıyo- ruz. Özellikle ateşkes konusu önemlidir. İhlaller nasıl gelişir ve bi- zim bu ihlallere karşı tavrımız nasıl olur? Birincisi bu. Diğeri ise, ateşkes olsun veya olmasın bizim düzenli çalışmalarımız vardır ve

onlar yürüyecektir. Yani ateşkese uysalar da, siz genişliğine yayıla- cak ve derinliğine çalışacaksınız. Bir nevi yarı-devlet gibi olma du- rumlarına doğru yol alınacak. Kitle denetimidir, eğitimidir, örgüt- lenmesidir, ordu örgütlenmesidir; bütün bunlar, hiçbir koşul altında ertelenmeyecek görevlerdir. Muazzam düzenleme durumunda ola- caksınız. Güçleriniz fazla eğitilmiş değil, onları çok çok eğiteceksi- niz ve oldukça derinleştireceksiniz. Buna benzer birçok husus var.

Dönem bunlara oldukça elverişlilik arzedecek ve bunu değerlendi- receksiniz. Yine epey bayan yapısı vardı. Bence onlar da uygun bir- likler halinde örgütlendirilir. Onları da savaş birlikleri haline getir-

mek gerekiyor.Onlar

da,sorun olmaktan öteye, artık katkısağlayan

grupl a r a dönüş e c ekl e rdir. Artık onl a rı s a va ş durumuna ge tirmek, gerçekbirmilitanyaşamiçine çekmekvebunagörebirdüzenleme- yi yapmak gerekiyor. Gerçek kişiliklerini ancak böyle bir militan yaşamiçindebulabilirler. Yapı içinde artık ağırlık teşkil edecek öğelerin kalmaması gere- kir. Yapı kendini bütünüyle savaşa göre ayarlamış ve düzenlemiştir. Dediğim gibi, herkese işlev verilecek ve işlevsiz tek savaşçı kalma- yacaktır. Bir manga düzenlenirken, bir takım düzenlenirken, genel işler kadar, bunların yerine getirecekleri özel işler de olacaktır. He-

menherkesebirlikiçindebirişlevgördürülecektir.Sizingeliştirece-

ğiniz ayrıntılı talimatnameler, yönergeler, herkesi en verimli çalıştı- racak bir nitelikte gelişecektir. Herkesin yapacağı işler vardır. Unut-

mayalım ki, şimdi yapı yüzde doksan atıldır. Öğrendiklerini öğrete-

miyor,uygulayamıyorvebüyükorandaboşaçıkarmadurumunuya-

şıyor. Tabii ki bu boşa çıkarma çok sakıncalıdır. Bunun ne kadar yük getirdiği ve ne kadar verimsizliğe yol açtığı da bellidir. Bu ko- nuda biraz kafa yormak gerekiyor. Herkes için en verimli çalışma tarzı, birlik içinde en iyi bulunma ve yaşama tarzı nedir? Bu soruya iyi cevap vermek gerekiyor. Yani kapasitesi neyse, yerine getirebi- leceği işlev neyse, mutlaka onu sunmak gerekiyor. Bir tek kişi bile işlevsiz bırakılamaz. Muazzam güç boşa çıkarılıyor, çalıştırılmıyor, b e k l e n t i i ç i n e s o k u l u y o r ; h i ç b i r h a r e k e t b u n u b ö y l e k a l d ı r a m a z . Herkesi çalıştırmak, doğru yönetim ilkesidir. Ve bütün alanlar bunu sağlamakla mükelleftirler. Eski komuta tarzı, yapıyı adeta durduran

ve işletmeyen bir tarz olmuştur. Bu tarzı hiçbir biçimde kabul et- mek mümkün değildir. Geçici olarak kabul etmek de mümkün de- ğildir. Her an ve her yerde yapılacak işler vardır ve yine herkesin yapacağı işler vardır. Bunu doğru düzenleyen, doğru yönetim ilke- siniuyguluyordemektir.Zağros,anlaşılıyormu? Der ya Zağros: Evet, an la şı lı yor Baş ka nım. Biz genel hattı çiziyoruz ve uygulamayı sizlere bırakıyoruz. Tabii bu uygulamaların sonuçlarını göreceğiz. Sizin büyüyen gücü- nüzün dört tarafa doğru düzenlenmesini gerçekçi yapıyorsunuz. Ya- ni alanlar üzerinde yayılmanızı sürdürüyorsunuz. Bu konuda her- hangi bir yanılgı olmamalı. Bu Doğu'daki güçle de diyalogunuz var ve denetim gelişiyor. Çok gerçekçi bir biçimde ve günlük değerlen- dirmelerle ilerletiyorsunuz. Bunları belirtebilirim. Sizin söyleyece- ğinizbirşeyvarmı?

– D. Zağ ros: Baş ka bir şey yok Baş ka nım.

(...) 44'ten de güç alacaksınız. O size gelen gücün durumu üzerine biraz tartış abilirsiniz. O güç Derya Dicle'ye ve Derya Sor'a gelecek; gelir gelmez almaya ve çeşitli yollarla içeri almaya çalışacaksınız. Yine Güney'deki güçleri çeşitli yollarla içeri almaya çalışacaksınız. Bu konuda da diyaloglarınız olacak. İşler bu çerçevede artık gelişti- rilir. Bu yerel aşiretlerden de güç almaya devam edin. Özellikle bu Van tarafından biraz güç alın. Van-Çatak alanlarında yoğun yerel aşiretler var, o aşiretlerden daha da çok güç alabilirsiniz. Yani sade- ce dışarıdan değil, yerellerden de biraz güç almak uygun olabilir. Belirteceklerimbunlardır.

DeryaKesk,sizdebizidinledinizmi?

Der ya Kesk: Din li yo ruz Baş ka nım.

Sizin durumlarınıza ilişkin biraz tartıştık. Bu temelde düzenle- meler geliştiriliyor. Biraz sorun arzediyor deniliyor. GAP'ın da du- rumu benzer. Onlara cihaz gönderdik, sanırım irtibatlar gelişir. On- ları artık mevcut seviyenin üzerine çıkarmak gerekiyor. Zağros'la yoğun bağlar içindesiniz. Sanırım daha önce B.'daki durumlardan bahsediyordunuz. Oranın G. birimi zaten yakalanmıştı. Sizin birim-

ler belki çalışabilir. O B. ovasındaki çalışmalara biraz dikkat etmek

g e r e k i y o r. K u z e y e d o ğ r u u l a ş a b i l d i ğ i n i z k a d a r u l a şı y o rs u n u z . S . çevresindeki birimin biraz tehlikeli yaşadığı söyleniyor ve yeniden

düzenlenmesigerekiyor.ÇiyayêSipanbunubiliyor.Doğrudur,obi-

rim biraz darbe de yedi. Onlar sakat çalışıyorlar, yanlış yerleşip üs- lendiler, köy ve şehir girişleri sakıncalıydı. Yani eskiden yaşanan pratiktir ve bir daha o pratiğe yer verilmemesi gerekir. Onun da çö- züm yolunu söyledik; keşifçi, örgütçü yollanabilir. Böyle gerillacı- lık yapılmaz. Şüphesiz Çiyayê Sipan bunun tedbirlerini alıyor ve siz de benzer tedbirleri alıyorsunuz. Bu özel yaşamı bu kadar tut- kuyla benimseyenler kimdir? Takviyelerden sonra bunlar biraz dü-

zenlenir. Bu söylediğimiz çerçeve dışında ısrarla yaşamak isteyen- lerekarşıdagiderekserttedbirleralacağız.Anlaşılıyormu?

Der ya Kesk: Doğ ru dur Baş ka nım, an la şı lı yor. Ta bii eleş ti ri le - rin bir kıs mı doğ ru. Kı sa bir du rum be lir te bi li rim. O ko nu ya iliş - kin ra por yaz mı şız, ya kın da ula şır. Bu eya le tin o yön lü so run la rı baş tan be ri bi li ni yor. Özel lik le eya let yö ne ti min den ko mu tan la rı - na ka dar hep sin de, baş tan be ri yal nız ya şa ma, yal nız gez me du ru - mu var dı. Biz bu nu önem li oran da kır dık. Yi ne kö ye da ya lı ya şa - mı önem li oran da kır dı ğı mı za ina nı yo ruz. Fa kat, özel lik le ara ba - lar la gez me ler ve kö ye da ya lı ya şam çok et kin di ve bu nun et ki le ri ha la da var. Ya ni bir bü tün ola rak kır dı ğı mı zı da söy le ye mem. Bu yön lü bel li sı kın tı la rı mız var ve kö ye da ya lı ya şam la sü rek li bir mü ca de le ha lin de yiz. Bu ko nu da zor luk lar da var. Bi rim le rin kü - çük olu şu ve yö ne tim so run la rı mız bi zi bi raz zor la dı ve ha len de zor lu yor. Ba zı ki şi lik ler var, özel lik le is mi ni be lirt ti ği miz ar ka daş - lar kö ye da ya lı ya şam tar zı nın tem sil ci li ği ni ya pı yor lar. Za ten ara -

mız da ki so run la rın esa sı da bu ra ya da ya nı yor. Eğer yö ne tim dü - ze yin de bi raz tak vi ye olur sa sa nı rım pek cid di bir so ru nu muz kal -

maz. Ya ni bu inanç ta yım. Bu hu su sa iliş kin kı sa ca be lir te cek le ri - miz bun lar dır. Ay rı ca GAP'la da di ya lo gu muz var ve iliş ki le ri miz sü rü yor. On lar da da bel li bir to par lan ma gö rü lü yor. Biz de biraz takviye yaptık, sanırım onlar gerekeni yaparlar. Dediğim gibi, ilerde sağlık nedeniyle ve biraz da güç vermek ama- cıyla arkadaşı yanımıza da alabiliriz. Hem biraz güçlendireceğiz,

hem dinlendireceğiz. Tabiişimdi değil de ilerde düşünülebilir. Geli-

dahayaşayasınız.

  • şebilirsiniz,gerekbusonrapordüzenlenmesivegerekseonuniçeri- Mevcut gelişmelerin yönü, gelişme olasılıkları bütünüyle belli-

ğineuygunyapılacakpratikuygulamasonuçalabilir...

dir.Hiçbirarkadaş,“mevcutgelişmeleriyetersizanladım,bubirge-

rilemeyeyol açtı”dememeli.Kendinide,bizleride asla zorduruma düşürmemeli. Böyle bir durum yoktur ve bütün anlatılanlar anlaşı- lırdır. Fakat taktik de bir yaratıcılık meselesidir. Bu konularda biraz kendinizi yormayı bileceksiniz. Biraz tartışacak ve biraz daha deta- yaindirgeyeceksiniz.Aslındabuçerçevebilefazladırveburayako- layca gelinmemiştir. Çok kapsamlı bir mücadeleyle buraya gelin- miştir. Uzun süreli bir mücadelenin sonucudur bu, oldu-bitti gözüy-
yatageçirmekleyüzyüzesiniz.Sanıyorumbuseferyanılmayacaksı- lebakmamakgerekiyor. Her gün biz de kendimizi zorluyoruz. Gerçekten en büyük zorla- maları bu dönemde yaşıyoruz. Hatalı bir tutuma yol açmamak için yapıyoruz bunu.Buna layık olursanız iyisonuç alabilirsiniz.Kendi- nizi hızla toparlayın. Mükemmel bir iklime ve mükemmel ortamla-

(...)

DeryaSor,sizindiyeceğinizbirşeyvarmı?

Der ya Sor: Ha yır Baş ka nım. Bi zim be lir te ce ği miz ye ni bir şey

yok. Siz de bu çerçevenin özünü iyi anladınız değil mi? Yani sizleri daha fazla eleştirme gereği yok. Çünkü hepsini yaptınız. Artık ha-

nızvebizideyanıltmayacaksınız.Anlaşılıyormu?

Der ya Sor: An la şı lı yor Baş ka nım.

Dediğimgibi,ogüçfazlalığınıGarzan'a aktarmaişini,karşılık- lı diyaloglarla en iyi bir biçimde sağlarsınız. O güç düzenlemesini mükemmel yapacaksınız. Geçmişteki gibi kaçışa yol açacak düzen- lemeler kesinlikle olmayacak. Bu çok önemli. Geçmişteki gibi ba- şarısız olursa sonunuzu getirebilir: bunu özenle vurguluyorum. O birlik komutanları eskisi gibi birliklerini harcarlarsa, kendileri de harcanır. Herkesin bunu çok iyi bilmesi gerekiyor. Gönüllü katılım, sonuna kadar savaşan bilinçli katılım, canıgönülden katılım esastır. Bu iş zoraki disiplinlerle fazla yürümez. Bunun kaçışa yol açtığını, birçok kayba yol açtığını biliyorsunuz. Sanıyorum köklü tedbirleri- nizkesinsonuçverecek.Bizsizlerdenbunubekliyoruz. BizimlekonuşmakisteyenbaşkaDeryavarmı? Bugünlük bu değerlendirmelerle yetiniyoruz. Önümüzdeki gün- lerde belki bir-iki sonuç değerlendirmesi daha yapabiliriz. Bu arada bazı görüşmeler gelişebilir. Artık sizlerin de görüşlerinizin bu çer- çevede old uğu açık. Hemen her düzeyde yokladığımız bütün alan- lardaki çalışmaların bu yönlü bir taktik birliği yaşadıkları kesin. Fa- katbirazdahaayrıntılı,birazdahayaratıcıolmayıbilmekgerekiyor. Biz daha önce taktiği belirlediğimiz anda da hemen anlayabilirdi- niz.Bu kadar ayrıntıya girmeksizin de bazıtutumlardansonuç çıka- rabilirsiniz. Bu düzeyiniz var. O açıdan, çok geriden yaklaşma, bazı pratiklerin yetersiz gelişmesine yol açıyor. Sanmıyorum bunu bir

ra kavuştunuz. En iyi yaşam sizin yaşadığınız yaşamdır. Aslında bu yaşamla oynanmamalı. Kesinlikle söylüyorum ki, yaşamın yegane yolu gerçekten oradan geçiyor. O alanlarda yaşamın kendisini öz- gürce örgütleyeceksiniz. Dediğim gibi, biz oraya gezmek için değil, iktidar olmak için çıkmışız. Halkın yaşamını bütünüyle bağımsız-

laştırmakveözgürleştirmekiçinçıkmışız.Bununönemlibiraşama-

sınaulaşıldı.Mevcutgelişmelerartıkbunungerçekleşeceğinigöste-

riyor. Kısaca buna

layık olunacak ve hakkı verilecek. Zorluklar her

z a ma n v a r. Ya n i b u z o rl u k l a r k u rt u l u şt a n s o n r a d a v a rd ır. Bü t ü n bunlar,bizimiçinbirdurmavekendimiziyitirmegerekçesiolamaz. He r z a manki ç a lışma t empomuz ve ya r a tıc ılığımı z yürürlükt e dir. Herzamankigibi,kaybettiklerimizikazanmapratiğiyürürlüktedir. B u t e m e l d e t e k r a r ç a l ı ş m a l a r ı n ı z d a ü s t ü n b a ş a r ı l a r. S e l a m l a r, sevgiler.

14 Ni san 1993

“PKK'nin yürüttüğü bu silahlı mücadele, eğer siyasi amacı olmayan kör bir şiddet olsaydı, üzerinde neredeyse dünyanın

“PKK'nin yürüttüğü bu silahlı mücadele, eğer siyasi amacı olmayan kör bir şiddet olsaydı, üzerinde neredeyse dünyanın koalisyonu sağlandığına ve genel bir ordu gücü karşısında olduğuna göre bu kadar dayanamazdı ve çok yoğun bir siyasal ifadenin aracı olmasaydı bu silahlı mücadele kesinlikle birkaç ay içinde boğulurdu.”

Ga ze te ci Ha san Ce mal ve Ra ma zan Öz türk’ün 15 Ni san 1993 ta ri hin de yap tı ğı rö por taj:

KÜRT SORU NU NUN ÇÖZÜM SÜZ LÜ ĞÜ TÜRK DEMOK RA Sİ Sİ NİN ÇÖZÜM SÜZ LÜ ĞÜ DÜR

“Gerekdemokratikhaklariçinvegerekse

ulusalhaklariçinsiyasetteözgürolmak,özgür

siyasifaaliyetyürütmek,örgütlenmek,partileş-

mek,cepheleşmek,bunlarıyasalgüvenceler

dahilindevegüvenlikiçindeyapmak

sözkonusuolursa,tabiikiozaman

silahlarabaşvurmanınanlamıkalmaz.”

Hasan Cemal: He men ilk ak la ge len so ru ne den ateş kes ve ne - den ateş kes le bir lik te ta bii bu nun za man la ma sı da işin içi ne gi ri - yor. Ab dul lah Öca lan: Silahlı mücadele, çokçasöylendiği üzere, po- litikanın değişik araçlarla yürütülmesinde bir araç olarak tarif edili- yor. Tamamen tarihi, sosyal ve siyasal bir çerçevede eğer barışçıl mücadeleyle bir sınıfın, bir ulusun ve hatta bir azınlığın, bir elitin çıkarlarını ifade etme ve yürütme imkanı kalmazsa silahlar günde- me gelir ve böylece silahlı mücadele, politik mücadelenin en yo- ğunlaşmış ifadesi olarak karşınıza çıkar. Ateşkes olayını değerlen- dirirken bu tanıma dikkati çekerim. Türkiye’de sadece ulusal soru- nun çözümünde değil, birçok demokratik problemin halledilmesin- de de şiddet, devlet tarafından esaslı bir yöntem olarak benimsenir ve en ufacık bir demokratik kıpırdanışa karşı susturma aracı olarak dayatılır. Kim ne derse desin, Türkiye’de demokratikleşme iddiası ne kadar söylenirse söylensin, halen devlet şiddeti yoğunca içer- mektedirvepolitikayapmayıengellemektedir.

– Ya ni po li tik mü ca de le yi en gel li yor mu di yor su nuz?

E v e t , k e s i n ö y l e d i r. H e l e K ü r t u l u s a l p r o b l e m i n d e , s a d e c e

o l m a d ı ğ ı n ı s i l a h l ı m ü c a d e l e o r t a y a ç ı k a r d ı . K ü r t k i m l i ğ i n i n k

a -

s i y a s a l y ö n t e m l e m ü c a d e l e e t m e y i e n g e l l e m e k l e k a l m ı y o r, a y n ı z a m a n d a b i r u l u s u n v a r l ı ğ ı n ı y a d s ı m a , k i m l i ğ i n i t a m a m e n y o k e t m e y i a m a ç l a m a v e b u n l a r a g ö r e ç o k ç e ş i t l i p o l i t i k a l a r ı – k i e k o n o m i k , k ü l t ü r e l , s o s y a l a n l a m d a n t u t a l ı m h e r a l a n d a s i y a s e t

b u l ü y d ü v e b u n u d a s i l a h l ı m ü c a d e l e s a ğ l a d ı . Yi n e b u n a d a y a l ı u l u s a l h a k l a r m e s e l e s i d i r ; b u a r a ç , b u n u d a g ü n d e m e g e t i r d i . D e m e k i s t e d i ğ i m , b a z ı s o n u ç l a r a u l a ş t ı r a b i l d i . S o n d ö n e m l e r d e g ö r ü l d ü ğ ü g i b i , T ü r k i y e ’ n i n r e s m i ç e v r e l e r i v e h a t t a o r d u n u n

d ı ş ı l a ş t ı r m a y a k a d a r b e l i r l e n e n b ü t ü n p o l i t i k a l a r ı – ş i d d e t l e u y - g u l u y o r. K ü r t h a l k ı n ı n r ı z a s ı ş u r a d a k a l s ı n , b i r i m h a y ı ö n g ö r e n p o l i t i k a d a n b a ş k a b i r ş e y s ö z k o n u s u d e ğ i l d i r. H e m e n b e l i r t e - y i m k i , a s l ı n d a T ü r k i y e ’ d e k i d e m o k r a t i k l e ş m e n i n k a r ş ı s ı n d a d a

b i r ç o k ç e v r e s i b i l e s o r u n u k a b u l e t m e k d u r u m u n d a k a l ı y o r l a r v e b a z ı ç ö z ü m s e ç e n e k l e r i ü z e r i n d e ç a l ı ş ı y o r l a r. N e k a d a r t u - t a r l ı v e d o ğ r u ; o a y r ı b i r m e s e l e d i r. A m a s o r u n k e n d i n i k a b u l e t t i r m i ş t i r. İ ş t e t a m d a b u a ş a m a d a b i z ş u n u d i y o r u z : A c a b a

b ö y l e b i r z o r o l a y ı v a r d ı r. B u n u n ü z e r i n d e ç o k k a p s a m l ı d u r u l a -

ç o k ş i d d e t l i b i r s i l a h l ı s a v a ş ı m a v e ç o k a ş ı r ı b i r g e rg i n l i ğ e y o l

b i l i r. G e r e k T ü r k i y e ’ n i n d e m o k r a s i s o r u n u n u n v e g e r e k s e u l u s a l p r o b l e m i n h a l l e d i l i ş i n d e k e s i n l i k l e e n u f a k b i r ç ı k ı ş ı n e n a ğ ı r

a

ç m a d a n , y a n i b i r a n l a m d a b i r a z d a y u m u

ğ i g e l i ş t i r e b i l i r m i y i z ?

T ü m ü y l e s i y a s i s

ş a t a e

e ç e n

r a k s i y k r o l o

a s i s e ç e n

y n

e

- a r d e m i -

c e z a y l a k a r ş ı l ı k b u l m a s ı , P K K ’ n i n s i l a h l ı m ü c a d e l e s i n i n v a r l ı k

y o r u m ; a m a s i l a h l ı m ü c a d e l e k a d a r s i y a s i s e ç e n e ğ e d e ç ö z ü m

n e d e n i d i r.

ş a n s ı v e r i l e b i l i r m i ? B u s o r u y a a ç ı k l ı k k a z a n d ı r m a k i ç i n b ö y l e

– Evet, as lın da bu söy le di ği niz den yo la çı kar sak, yi ne bu ateş -

b i r d e n e

m e

d e b

u l u n d u k .

ke sin za man la ma sı ön pla na çı kı yor. Ya ni, ni çin böy le bir dö nem - de ateş ke se ka rar ver di niz? Siz de bu nu uyan dı ran ne dir? Han gi ge liş me le ri gör dü nüz?

O r a y a g e l i y o r u m . P o l i t i k a y a b i r ş a n s k a p ı s ı a ç ı l a b i l i r m i ,

a c a b a p o l i t i k ç ö z ü m y o l u n a a ç ı k b i r k a p ı b ı r a k ı l a b i l i r m i s o r u - s u n a y a n ı t a r a m a k i ç i n a s l ı n d a b u s o n a d ı m ı a t t ı k . A t e ş k e s t e n ö n c e , a t e ş i n n e a n l a m a g e l d i ğ i n i s i z e i z a h e t m e y e ç a l ı ş ı y o r u m . P K K ’ n i n y ü r ü t t ü ğ ü b u s i l a h l ı m ü c a d e l e , e ğ e r s i y a s i a m a c ı o l -

  • m a y a n k ö r b i r ş i d d e t o l s a y d ı , ü z e r i n d e n e r e d e y s e d ü n y a n ı n k o -

a l i s y o n u s a ğ l a n d ı ğ ı n a v e g e n e l b i r o r d u g ü c ü k a r ş ı s ı n d a o l d u - ğ u n a g ö r e b u k a d a r d a y a n m a z d ı v e ç o k y o ğ u n b i r s i y a s a l i f a d e - n i n a r a c ı o l m a s a y d ı b u s i l a h l ı m ü c a d e l e k e s i n l i k l e b i r k a ç a y i ç i n d e b o ğ u l u r d u . A s l ı n d a ç o k ş i d d e t l i b i r s i y a s a l ç ö z ü m e i h t i - y a ç v a r. F a k a t b u s i y a s i ç ö z ü m y o l u y i n e b i r o k a d a r ş i d d e t l e e n g e l l e n m i ş t i . A m a P K K d e t a m c a n a l ı c ı y e r i n d e “ m a d e m s e n ş i d d e t l e b u y o l u k a p a t t ı n , b e n d e ş i d d e t l e b u y o l u a ç a c a ğ ı m ” d e d i . Ç o k y e r i n d e v e h a k l ı o l d u ğ u i ç i n a s l ı n d a s o n u ç a l a b i l d i . Ya n i s i l a h l a k a p a n a n s i y a s i y o l a b i r ş i d d e t l e k a r ş ı l ı k v e r m e v e o y o l u a ç m a d e n e m e s i d i r. B e n c e b u d a b e l l i g e r ç e k l e r i o r t a y a ç ı k a r d ı . B u n e y d i ? K ü r t v a r l ı ğ ı n ı y a d s ı m a k t ı . B u n u n m ü m k ü n

“Ya şa dı ğı mız ge liş me te me lin de si ya sal yön te me bir şans ta nı mak için bu adı mı at tık”

– P e k i ş u n u s o r a b i l ir m i y i m ? Ş i m d i b ö y l e b ir si y a s a l s e ç e n e - ğ e ş a n s v e ri p v e r m e m e k b u y ı l g ü n d e m e g e l d i . O y s a siz, g e ç e n y ı l b u z a m a n l a r, y a n i N ew r o z’ d a b ir a y a k l a n m a ç a ğ rı sı y a p t ı n ız. H a l b u k i o n d a n ö n c e , y a n i D Y P – S H P h ü k ü m e t i k u r u l d u ğ u z a - m a n C e l a l Ta l a b a n i ’ n i n s i z e b ö y l e a t e ş k e s e b e n z e r b i r ö n e r i s i o l m u ş t u . D a h a s o n r a b a sı n a d a y a n sı d ı b u . Yi n e b u h ü k ü m e t , iş t e o z a m a n K ü r t r e a l i t e s i n i k a b u l e t t i ğ i n i b a ş b a k a n ı n a ğ z ı n - d a n d a a ç ı k l a m ış t ı . P e k i o z a m a n , y a n i b ir y a d a b ir b u ç u k y ı l ö n c e b ö y l e b ir ç ı k ı şı n i ç i n y a p m a d ı n ız ? O z a m a n k i t a v rı n ız n i - ç i n b u g ü n b u n a d ö n ü ş t ü ? N i y e o z a m a n b ö y l e b ir a t e ş k e s e k a - r a r v e r m e d i n iz ? İs t e r is t e m e z, b u g e ç e n z a m a n i ç i n d e n e d e n b u - n a g e l d i ğ i n iz t a r t ış m a l a rı y a p ı l ı y o r. S o n b ir b u ç u k y ı l i ç i n d e si - zi n k a r a r l ı m ü c a d e l e n iz m i b ö y l e b ir n o k t a y a g e t ir d i ? Ya n i b ir - b u ç u k y ı l ö n c e i n a n d ı rı c ı o l a m a z m ı y d ı n ız ? Bu n u n n e d e n i n e - d ir ? N i ç i n b ir b u ç u k y ı l ö n c e d e ğ i l d e , şi m d i ? Anlaşılıyor.Çeşitlinedenlerönesürülebilir.Herşeydenönce,o

zaman hükümet yeni teşekkül ediyordu. Yine Talabani’nin bize ge- tirdiği öneri bugünkü gibi değildi. Adeta “silahları bırakın Anka- r a ’ya gidin, t e slim olun, c a nınız ı kurt a r a bilirsini z ” biç imindeydi. Kaldı ki, biz bunu da hiç önemsememe gibi bir duruma düşmedik. Dikkat edilirse, Demirel-İnönü o zaman başa gelmişlerdi ve biz on- ları hemen şiddetle karşılamadık, bir şans tanıdık. Bazı gazetelerin bizimle yaptığı röportajlarda bunu ortaya koyduk. Fakat hükümetin verdiği karşılık gerçekten çok açıktı ve bize göre hükümet değil, bizzat özel savaşı yönlendirenlerin kararı kesindi ve o da imhaydı; bizimiçinbuçokaçıktı.Bizimdeozamankigücümüzbirazzayıftı. Oluşturulan bütün politikalar, gerek içte ve gerekse dışta PKK’nin 1991 sonu ve 1992 boyunca tasfiyesini gerçekleştirme biçimindey- di. Newroz’a doğru geldiğimizde, zaten kış boyu muazzam bom- bardımanlar yapılmış, epeyce sindirme hareketlerine girişilmiş ve en ufacık bir ifade imkanı tanınmamıştı. Kendimizi savunmaktan başka her şey bize kapatılmıştı. Çok iyi biliyorduk ki, varlığımız tasfiye edilmek isteniyor. Bu nedenle böyle bir sorun aklımıza gel- mezdi. Zaten Güney Kürdistan Cephesi’nin Ankara'yla ilişkileri ta- mamen Ankara’nın güdümünde ve hatta Avrupa’yla da birleştirile- rekbiziteslim almayayönelikti.Yanibiruzlaşmaimkanıvermiyor- du. Biz de canımızı dişimize takarak bu tasfiye planını boşa çıkar- maya çalıştık. Nitekim bu Güney Savaşı’nda denendi. O savaşım

Bu değerlendirmeler 1993 Newroz’una geldiğimizde kesinleşmiş gibiydi. Yani ordu, özel savaştan istediği başarıyı elde etmemişti. Hükümet, bu politikasının kendisini düşürebilecek bir noktaya gel- diğini görmüştü. Yine cumhurbaşkanlığı, bu politikaların çıkmazda olduğunu daha önceden farketmişti. Güney Kürdistanlı güçler, bi-

zimleuzlaşmanıngereğineinanmışlardı.Sanıyorumuluslararasıka-

muoyunun da Türkiye’ye tanıdığı süre 1993 baharına kadardı. Ora- d a n d a o l d u k ç a g e l i ş e n b a sk ı l a r s ö z k o n u s u y d u . E n ö n e m l i si d e kendi halkımızın birliğini sağlamıştık; kesin parti öncülüğüne bağ- lanmıştı. Gerilla da dağa iyi oturmuştu ve gerillanınsökülmesi artık mümkün değildi. İşte bunları değerlendirdik ve bu çerçevede New-

roz’un, halkın beklentilerine biraz daha uygun ve barışçıl geçmesi- ne, yine Türkiye’nin birçok demokratik çevresinin ve uluslararası kamuoyunun beklentilerine uygun olmasına bir şans tanımak açı- sındanbizböylebiradımabaşvurmaktançekinmedik. Bazıları bu adımı şöyle değerlendirmişler. Özellikle sayın Tala- bani’nin Ankara ziyaretinde bu çokça vurgulanmıştır: “PKK bu ko- nuda ciddi midir? Yoksa Apo taktik mi yapıyor?” Halbuki mücade- le zaten taktik demektir, taktik sürekli yapılır. Fakat bu taktik ciddi bir taktiktir ve bence ortamın politikleştirilmesine de hizmet etmiş- tir. Bir yerde politikleşmenin canlanmasına ve Türkiye’nin de biraz daha demokratik bir yaklaşıma doğru çekilmesine hizmet etmiştir.
bizimtasfiyemizideğilde,bizeyöneliktasfiyepolitikasınıntamso- Budanekadarciddiolduğumuzugösteriyor.

nuca gidemeyeceğini gösterdi. Güneyli Kürt güçleri de bunu böyle kabul etmek durumunda kaldılar. Yani devrimimizi tasfiye etme de- ğilde,onunlauzlaşmatemelindebiryaklaşımsergilediler.Bunukış boyuncadahasomutgördük. Yine Demirel-İnönü hükümetinin olağanüstü ağırlık verdiği özel savaşın 500 gün gibi bir sürede sonuca gidemeyeceği ortaya çıktı. Hatta dış veiç operasyonların bizi zayıflatmasışurada kalsın, hiçbir d ö n e m l e k ı y a sl a n m a y a c a k k a d a r g ü ç l e n d i ğ i m i z a n l a şı l d ı . B i r d e gerçekten1992kışındayaptığımız çalışmalarsonucundaveözellik- le 1993 başlarında yaptığımız değerlendirmelerle gücümüzü koru- duğumuz ve geliştirmeye devam ettiğimiz sonucuna vardık. Yine halkın oldukça partiye temel teşkil eder duruma geldiğini gördük.

– Şim di bu ra da il ginç bir nok ta var. Az ön ce bir nok ta ya de - ğin di niz, an ti pa ran tez ona gi ri yo rum. De di niz ki, “Ba tı da Tür ki - ye’ye, PKK’ye kar şı mü ca de le sin de 1993 ba ha rı na ka dar sü re ta - nı mış tı. Bu sü re ye ka dar so nuç al, on dan son ra ar tık bu iş de ği şi -

yor.” Bu na sıl bir de ğer len dir me? Bund an emin mi si niz?

Tam emin olmamakla birlikte, etkisi gözardı edilemez. Aslında Batı,bizeyönelikterörizmiddiasındabaşlangıçtaböyledeğildi.Bu, taa Olof Palme meselesine kadar gider. Bizi terörist ilan etmek için b ir y ı ğ ı n p r o v o k a sy o n g e l işt i r i l d i . Ö y l e s a n ı y o r u m k i , b u t u t u c u çevrelerin de, muhafazakar partilerin de etkisiyle PKK’nin terörist görülmesi giderek kesinleşti. Ve fakat, birçok çevre bunun inandırı- cı olmadığını biliyor. Tabii buna bir de Kürt çevreleri çok destek

verdi. Kürdistani Cephe bunun öncülüğünü yaptı, yine Avrupa’daki

birçok Kürt grubu bunun öncülüğünü yaptı. Bunların Ankara’dan

b e k l e n t i l e r i v a r d ı . G ü n e y K ü r d i s t a n l ı g ü ç l e r i n b e k l e n t i s i , A n k a -

ra’nın federasyonu desteklemesiydi. Özellikle bu konuda umdukla-

rını fazla bulamayınca, onlar biraz zorlandılar. Yine Avrupa’daki

Kürt grupl a rı da Türkiye ’de s e rbe st politika yapmak istiyorl a rdı.

Onlara da bu şans, diledikleri gibi verilmeyince, Avrupa’da sağla-

nan konsensüs biraz bozuldu. Yani Türkiye’nin PKK’yi terörist ilan

etme çabalarına destek olan bu çevreler, 1993’ün başlarından itiba-

ren bu desteklerinin fazla anlamlı olmadığını, kendilerini tecrit ol-

ma durumuna götürdüğünü, tam tersine PKK’nin ise kesin güç ka-

yacağı açıktır. Ankara’ya kaldığı sürece kendi demokratik iradesini

kullanarak bir adım atacağını düşünmek biraz safdilliktir. Her ne

kadar öyle iddiaları varsa da, bunlar boş iddialardır. Mevcut hükü-

meti zorlayacak olan, demin belirttiğim çerçevedeki gelişmelerdir.

Bu gelişmeleri de biz ortaya çıkardık. Buna rağmen, Ankara halen

kör bir politikada ısrar etmektedir. Bu nedenle, böyle bir hükümet-

ten fazla beklentimizin olmayacağı açık. Fakat zorlayabileceğimize

inanıyoruz. Zorlarken de, uluslararası kamuoyunun ve hatta Türki-

y e k a m u o y u n u n b a s k ı l a r ı n a f a z l a d a y a n a m a y a c a ğ ı n ı b i l i y o r u z .

Çünkü, sorunu bu hale getirmek ve bu biçimde ortaya koymak Tür-

kiye’nin mevcut yaklaşımlarını iflasa götürüyor. Şimdiye kadar ba-

  • zandığınıgördüler;dolayısıylabupolitikayıdeğiştirmeyekararver- hane açıktı: “PKK teröristir.” Şimdi bu kozu elinden almakla, aslın-

diler. Bizim Sayın Talabani ile görüşmelerimiz de biraz bu çerçeve-

dedir. Diğer gruplar da bizimle birlik geliştirmeye hızla açık olduk-

larını gösterdiler. Ve birçok Avrupa gücü de, siyasi yönteme ağırlık

verilmesi halinde ağırlıklarını koyacaklarını söylediler. Sanıyorum

bütünbunlarbuadımınatılmasındaetkil ioldu.

“Ulu sal ve de mok ra tik hak lar için si ya set yap mak sağ lam gü ven ce ye ka vuş tu ru lur sa si lah lar su sar”

– Ya n i s i y a s i m ü c a d e l e y e a ğ ı r l ı k v e r i l m e s i i ç i n B a t ı ’ d a n d a

si z e t e k l if l e r g e l d i . Ye n i d e n k o n u ş t u ğ u mu z b u n o k t a y a d ö n me k

ü z e r e , şim d i b ir k o n u y u a k t a r ma k is t i y o r u m. O d a ş u : At e ş k e s

k o n u s u n d a k a r a r a l ır k e n , h i ç k u ş k u s u z T ü r k i y e ’ d e n d e , An k a -

r a ’ d a n d a b a zı b e k l e n t i l e ri n iz, b a zı is t e k l e ri n iz v a r. Bir, b u k o -

n u d a b a zı h u s u s l a rı n a sı l s o mu t l a ş t ı rı y o r s u n u z ? Bir d e , a t e ş k e -

s i b i r s ü r e d a h a u z a t m a k y o l u n d a b i r k a r a r a ç ı k l a y a c a ğ ı n ı z

b e k l e n i y o r; b u a t e ş k e si n u z a t ı l ma sı n e k a d a r s ü r e y l e d a h a d e -

v a m e d e c e k ? Bu n u n b ir sı n ı rı o l a c a k mı , o l ma y a c a k mı ? Bu n u n

sı n ı rı n ı n e b e l ir l e y e c e k ? Ka f a l a rı me ş g u l e d e n iş t e b ir d e b u h u -

s u s l a r v a r. Ya n i d a h a s o m u t s ö y l e r s e m : A t e ş k e s i l a n e d e r k e n

A n k a r a ’ d a n b e k l e n t i l e r ? A t e ş k e s i u z a t ı r k e n A n k a r a ’ d a n b e k -

  • l e n t i l e r ?

Şüphesiz, beklentilerden de öteye bu adımın Ankara’yı zorla-

da önemli ölçüde dayanaklarını boşa çıkardık. Siyasi çözüm yoluna

nekadaraçıkolduğumuzuşimdiTürkiye’debütünherkesbiliyor.

– “PKK te rörist tir” ko zu nu An ka ra’nın elin den al dı ğı nı za ina -

nı yor su nuz, de ğil mi?

Tam olmasa da, önemli oranda öyledir. Bir de şu iddiaları var-

dı: “İşte demokrasi paketimiz var, bu terör durmadığı için bu de-

mokrasi paketine işlerlik kazandıramıyoruz” diyorlardı. Biz, bunun

ne kadar ciddi olup olmadığını göstermek için, “al sana rahat ortam

ve demokrasi paketini uygula” diyoruz. Demokrasi paketinin içinde

Kürt kimliği meselesi de var. Bu konuda “ne vereceksen ver” diyo-

ruz. Yine demokrasiyi geliştirme konuları da vardı. Bunda da “ne

kadar geliştireceksen geliştir” diyoruz. Hem de bunu, son derece

uygun bir fırsat ve hatta tek taraflı bir fırsat tanıyarak yapıyoruz.

Yani bu konuda beklentiler, “bize ille şöyle bir şeyler verin” biçi-

minde değildir. Zaten bir yerde bu hükümetin kendisi aslında de-

mokratik gelişmenin önünü tıkatmış oluyor ve olumlu yöndeki bir-

çok gelişmeyi boşa çıkarıyor. Gerçek böyle olmasına rağmen, terör

edebiyatıyla kamuoyu aldatılmaya çalışılıyor. Biz, işte bunu biraz

netleştirmek için bu adımı attık. Başlangıçtaki yaklaşım biraz bu

amacı içeriyordu, başka beklentilerimiz söz konusu değildi. Ama

şimdi şu kanıtlandı: PKK kendi kitlesine hakim, oldukça disiplinli,

barışa çok açık ve sorunlara siyasi çözüm yolları geliştirmekte de

iddialı.Yinebirokadardahaklıtemellerdetezleriilerisürüyor.Ar-

tık hüküme t bunl a r a ne ka rşılık ve r e c ek? Ka muoyu şimdi bunun

beklentisiiçindedir.

Aslında bizim beklentilerimizden ziyade, kamuoyunun bazı bek-

lentilerini bizim de hükümetin de dikkate alması gerekiyor. Sanıyo-

rum beklentilere biz biraz cevap verdik ve bundan sonra da verme-

ye’deki demokratik haklar için anayasal ve yasal güvenceler yok-

tur; var olan da çok sınırlı ve güvencesizdir. Ayrıca, yarın birisinin

gelip bir darbe girişimiyle ne hale getireceği de belli değildir. Zaten

ordunun ne kadar hazırlıklı olduğu her zaman ortadadır. Yani şunda

çokhaklıyız:Siyasetyapmasağlamgüvenceyekavuşturulsun,oza-

  • yedevamedeceğiz.Sanıyorumkamuoyubirazdahasüretanınması- mansilahlarköklüsusar.

nı istiyor ve bunun takvimi şimdi epeyce tartışılıyor. Gerçekten ben

de üzerinde düşünüyorum, örgüt yapımız da üzerinde düşünüyor.

Buradatutarsızolanvegerçekçiyaklaşımlarayanaşmayanhükümet

oluyor. Hatta muhalefet partilerinin de çözüm önerileri yok, ordu-

nun da önerileri yok. Sayın Özal bu konuda bazı yaklaşımlar geliş-

tirmek istiyor ama, güçsüzlüğünden ötürü o da fazla iddialı değil.

Tabii bundan sonraki süreci, gerek içerik olarak ve gerekse zaman-

lama itibariyle bizim eskisi gibi sürdürmemiz beklenemez. Ben onu

toplantıda daha derli-toplu ve daha kapsamlı açıklamayı düşünüyo-

rum.Şüphesizbuhususlarıbirazdahasomutkılacağız.

Aslında buna ateşkes demekten de öteye, siyasi çözüm yollarını

geliştirmek diyelim. Hemen belirteyim; çoklarının söylediği gibi,

bilmem “silah bırakılıyor, dağdan iniliyor ”değil. Böyle durumlar

intihar olur. Ve sanmıyorum hükümet de bunu bizden beklesin. Si-

lahlı güçlerimiz, temel bir politikanın hayata geçirilmesinin güçle-

ridir. Yani Kürt ulusal haklarının ve Türkiye halkının demokratik

h a k l a r ı n ı n s a ğ l a n ı l m a s ı i ç i n o r t a y a ç ı k m ı ş s i l a h l ı g ü ç l e r d i r. B u

amaçlara ulaşıncaya kadar, bu silahlı güçler gelişerek varlığını

sür-

dürecekler ve daha da kapsamlı bir ordulaşmaya yöneleceklerdir.

N e d e n ? Çü n k ü , a m a ç o rt a y e rd e d u r u y o r. A m a c a si l a h l ı g ü ç l e r e

başvurulmadan da gidilebilirdi; ama başta yadsındı ve yadsınmaya

da devam edildi. Dolayısıyla silahlı mücadele amaçlara ulaşmanın

temelaracıhalinegeldi.

Şimdi siyasal yöntem, acaba siyasi amaca ulaştırmada tam güve-

Ben, bırakalım kendimiz için, Demirel için bile şunu sorabilirim:

Acaba çok güven içinde siyaset yapıyor mu? Kendisi üç darbe giri-

şimi yaşadı,tanık oldu.Buna dayanaraksöylüyorum;siyaseti hiçbir

güvenlik endişesine kapılmadan yürütebilmiş midir? Eğer Demirel

için bile bu soru anlam ifade ediyorsa, bizim için siyaset yapmanın

ne kadar güvenlikten yoksun olduğu ortadadır. Dolayısıyla silahla-

rın köklü susturulma sı me s e l e si, anc ak t am bir siya si öz gürlükl e

mümkün olabilir. Gerek demokratik haklar için ve gerekse ulusal

haklar için siyasette özgür olmak, özgür siyasi faaliyet yürütmek,

örgütlenmek, partileşmek, cepheleşme, bunları yasal güvenceler da-

hilinde ve güvenlik içinde yapmak söz konusu olursa, tabii ki o za-

mansilahlarabaşvurmanınanlamıkalmaz.Ben,mevcutTürkiyere-

jimindehükümetinbileserbestpolitikayapamadığıkanısındayım.

Yani siz, “Tür ki ye’de de mok ra tik çer çe ve o ka dar cı lız ki ve

le gal plat form lar da po li ti ka o ka dar gü ven ce ler den yok sun ola rak

yü rü tü lü yor ki, par ti leş me ve ör güt len me gü ven ce si ol ma yan bu

ko şul lar da tü müy le si lah bı rak mak ya da si zin de yi şi niz le kök lü

ola rak si lah la rın sus ma sı söz ko nu su ola maz. Bu an lam da dağ -

dan in mek de bir an lam da in ti har olur. Ama ne za man bu ko şul -

lar sağ la nır ve tam gü ven li ha le ge lir, o za man biz de bu işi tü -

müy le si ya sal plat for ma kay dı rı rız” di yor su nuz ve “kal dı ki, De -

mi rel bi le böy le bir gü ven ce den yok sun dur” di ye de ek li yor su nuz.

Şim di bu ra da be nim üze rin de dur du ğum şu: Siz, ken di ka mu o yu -

nuz dan, iç ka mu o yun dan, dış ka mu o yun dan ge len tel kin le re ve

  • nilebilecekbirdurumageldimi?YanigerekKürthaklarıiçinvege- ha va ya uy gun dav ra na rak bir şans ta nı yor su nuz ve bu şan sı ta -

rekse Türk halkının demokratik

hakları için Türkiye’de siyaset yap-

m a k , e m n i y e t l i b i r a r a ç o l a r a k k a b u l g ö r m ü ş m ü d ü r ? İşt e ç o k ç a

söyleniyor; Türkiye’de

anayasal ve yasal güvenceler sağlanmış

mı-

dır?Şimdibakalım;gerekKürtulusalhaklarıiçinvegerekseTürki-

nır ken de bir ek sü re da ha ge ti ri yor su nuz. Bu ek sü re yi ge ti rir ken

de şu nu di yor su nuz: “Hay di, sen den iyi ni yet li ba zı adım lar bek li -

yo rum ve bu nun için de ben şöy le şöy le ön ko şul lar da sı ra la mı yo -

rum. Ama bir şey ler yap. Çün kü, bek len ti ler sa na dön müş.” Yan -

lış an la mı yor sam, böy le bir çağ rı mı var?

Bunabenzerbirdurumdur.

– Şim di siz bu nu ayın 15’ine ka dar ge tir di niz. On be şin den son -

ra da ateş kes ko nu su nu bir an lam da siz yi ne tek ta raf lı gö tü rü -

yor su nuz. Fa kat, ay nı za man da ba zı şey le ri de gör mek is te di ği ni zi

ifa de edi yor su nuz. Pe ki ne yi gör mek is ti yor su nuz? Çün kü si zin de

ba zı so run la rı nız ola cak; o za man ne yi gör mek is ti yor su nuz?

Şimdi gerçekten hem ulusal ve hem de uluslararası kamuoyu-

nun ağır baskısı var. Biz kendi payımıza düşeni özenle yerine ge-

tirmeye çalışıyoruz. Bunu tekrar vurguluyorum, siyasete bir şans

tanınsın diyorum. Tabii bunu söylerken, işte “dağdan insin, gelsin”

demeye kargalar güler. Kendi başbakanlarını asmış bir rejim söz

konusu. Yine birka ç da rbeyl e devrilmiş ba şba kanl a r söz konusu.

Ve halen de darbe tehlikesi her an gündemde! Şimdi resmi düzey

için bile durum böyleyken ve Kürt halkının ulusal hakları için atı-

lan en ufacık bir adımın bile imhayla karşılandığı gerçeği ortaday-

ken, bizim gibi bir hareketin, kendini siyasal ve yasal bir ifadeye

kavuşturmadan silahlardan arındırması demek, “ben bir koyunum

gel beni boğazla” demektir.Bunun altını özellikle çiziyorum.Bazı-

ları gerçek durumu hiç anlamak istemiyorlar. Evet biz, ulusal kim-

liği halen yok sayılan bir halk gerçeğiyiz. Tek bir yasada en ufacık

bir kelime dahilinde bile yerimiz yoktur. Bırakalım siyasal hakları-

mızı, kültürel haklarımız konusunda bile en ufak bir imkan yoktur.

İmkan şurada kalsın, günlük olarak imha sürecini yaşıyoruz. Eko-

n o m i t a l a n e d i l i y o r. S o sy a l d a ğ ı n ı k l ı k , ç ü r ü m ü şl ü k h a d s a fh a d a .

Kürt nüfusun bir katı Batı’dadır. En geri sosyal yapılar zorla ayak-

ta tutuluyor. Aşiretçilik ve kabilecilik belki de en son bizde bu ka-

dar güçlü tutulmuştur. Şimdi tüm bunlar orta yerdeyken, gerçekten

politikanasılyapılabilir?Politikanınbelliulusalvesınıfsalgerçek-

l i ğ e i n d irg e n me si mümk ü n mü d ü r ? M ümk ü n o l ma d ı ğ ı n ı s a n ı y o -

rum.Birazbilinciolanherkesbunubilir.

Türkiye’de demokrasinin gelişmesi için de bu böyledir. Onu da

söyleyeyim, Türkiye’de tutarlı bir demokratik çerçeve yoktur. Ben

de Türkiye’de yaşad ım 1970’lerden beri. Yani Ankara ortamından

buraya geldim. Beni doğuran koşullar Ankara koşullarıdır; oradan

yola çıktım ve buralara kadar geldim. Ve şimdi buradan, Ankara’yı

ve ülkeyi zorluyor, “bize politika alanı açın” diyorum. Özellikle şu-

nu bir kez daha vurgulayayım: Ankara, gerçekçi biçimde politika

yapmanın yollarını Türk, Kürt halklarına ve diğer azınlıklara, bütün

emekçisınıflaraaçacakmı,açmayacakmı?Eğeraçarsa,benyalına-

y a k h u d u t l a r d a n g e ç e r e k p o l i t i k a y a p m a y a g e l i r i m . B u k o n u d a

inandırıcı bir güvence versin, o zaman hiç silaha tenezzül bile et-

mem. Arabulucu olun bu konuda ve sağlam güvenceler oluşturul-

sun, ben de gelip politika yapayım. Yok eğer “sen en ufacık bir po-

litik adım atamazsın” denilirse, ben de nasıl yoktan ver ederek bu

silahlarla politika yapıyorsam ve sıfırdan, hatta daha eksilerden bu-

raya kadar getirebildiysem, bundan sonra da silahlı politikanın en

alasını yaparım. Sen bir ulusal kimlik ve en ufacık bir demokratik

adımı bile böyle boğuntuya getirirsen, o zaman birileri de kalkar

“bendepolitikayıböyleyaparım”der.Bizimkiiştebirazböyleoldu.

D e d i ğ i m g i b i , b e n T ü r k i y e ’ d e 1 9 7 0 ’ l e r i n o r t a m ı n d a d o ğ d u m .

Gençlerin darağaçlarında nasıl sallandırıldığını ve nasıl kurşunlan-

dığını gördüm. Bunlara biraz bağlı olmaya çalıştım ve oradan bura-

ya kadar geldim. Bununla ne demek istediğimi anlamak zor değil-

dir. Yani böyle binlerce insan zindana dolduruldukça, hem de genç

insanlara böyle yapıldıkça, ufak bir gösteri üzerine ve bir Newroz

şenlikleri üzerine bile böyle –1 Mayıs hala yasaktır– kurşunlar yağ-

dırıldıkça, bir HEP örneğinde olduğu gibi en küçük bir demokratik