1

İÇİNDEKİLER (slide)  Gelenekten Moderne Geçmişin Sunumu  Tarih ve Sinema İlişkisi  Tarih Nedir?  Post-modern Tarih Anlayış  Tarihçiliğini sinemaya aktarmayı tercih eden Annales ekolünün temsilcisi MarcFerro  Popülist Anlayış & Geleneksel Akademik Anlayış  Filmlerin Doğruluğu Meselesi  Kolektif Temsil & Kolektif Bellek  Tarihin Edimcisi Olarak Sinema  Tarihçinin İki Görevi

2

SLIDE (Gelenekten Moderne Geçmişin Sunumu) Geçmişi anlatmak için farklı yolların kullanılageldiği geleneksel sözlü ve yazılı iletişim araçlarına, modern zamanlarda sinema da eklenmiştir. Sinema aracılığıyla kendine temsil alanı bulabilen geçmişin ya da tarihin bilgisi artık sadece kitaplar aracılığıyla değil gittikçe popülerleşen görsel iletişim araçlarıyla sunulması filmlerin tarihsel bir atmosferi yaratma konusundaki yeterliliklerini incelemeyi gerektirir. SLIDE (Tarih ve Sinema İlişkisi) XX. yüzyılın başlarından itibaren sinema endüstrisindeki teknolojik gelişmeye paralel etkileyici bir görünümle yaratılan tarihsel atmosfer, kurgu ve genel olarak temsiliyet karşısında tarihçi, sinema aracılığıyla tarihin tahrip edildiği düşüncesine kapılabilir. Dolayısıyla, tarih ve sinema arasındaki ilişki üzerinden yapılacak bir incelemeye dair ilk başlık filmlerin tarihi aktarmadaki işlevinin gerçekliği ne ölçüde yansıttığı ile ilgilidir. Söz konusu başlık altında sıralanabilecek bir diğer soru ya da problematiğe örnek olarak“Filme alınmış (yazılı olmak yerine) belgeye başvuru, hangi bağlamda tarihsel araştırmanın geleneksel alanını parçalamaktadır? Hangi bağlamda öğretilen Tarih’in egemen tasarımının eleştirisine katkıda bulunmaktadır? (ya da onu güçlendirmektedir?)” verilebilir (Ferro, 1995, s. 52). SLIDE (Tarih Nedir?) “Tarih nedir?” sorusuna “tarihçi ile olguları arasında kesintisiz bir karşılıklı etkileşim süreci, bugün ile geçmiş arasında bitmez bir diyalog” yanıtını veren Edward H. Carr’a (2009, s. 35) göre, “olgular yalnızca tarihçi onlara başvurunca konuşurlar; hangi olgulara, hangi sıra ya da bağlam içinde söz hakkı verileceğini kararlaştıran tarihçidir.”(2009, s. 14)

3

Ama, tarihçinin malzemesi olan olgularla eserini pişireceği mutfakta hiçbir zaman bu olgular saf değildir ve olamaz. Olgular, “her zaman kayıt tutanın zihninden kırılarak yansırlar. Bundan şu sonuç çıkar ki, bir tarih eserini ele alınca, ilk ilgileneceğimiz, içindeki olgular değil, onu yazan tarihçi olmalıdır.” (Carr, 2009, s. 26) Söz konusu tarihçi de “çağının insanıdır ve çağına insan varoluşunun koşulları ile bağlıdır. [Çünkü] biz geçmişi ancak günümüz açısından inceleyebilir, geçmiş anlayışımızı bugünün gözleriyle oluşturabiliriz.” (Carr, 2009: s. 29) SLIDE (Post-modern Tarih Anlayışı) Son yıllarda ortaya çıkan post-modernist anlayışa göre ise tarihin olgulara dayalı yapısı kırılarak bilimsel ve ampirik tarih yazımının geçmişi anlatmadaki ayrıcalıklı konumu sorgulanmaya başlanmıştır. Post-modernistlere göre bilimsel bir tarih üretme çabası anlamsızdır, çünkü okuyucunun geçmişi doğrudan deneyimleyebileceği bir gerçeklik yoktur.Carr’ın “olgular yalnızca tarihçi onlara başvurunca konuşurlar; hangi olgulara, hangi sıra ya da bağlam içinde söz hakkı verileceğini kararlaştıran tarihçidir” saptamasından destekle tüm tarih bir kurmacadır, özneldir denilebilir. Dolayısıyla, tarihçi onlar üzerinde işlemde bulunmadığı sürece belgeler, olgular ölüdür, tarihçinin işlediği, düzenlediği, sıraladığı ve belirli bir bakış açısıyla yorumladığı ya da zihinsel süzgeçten geçirdiği belgeler ve olgular ise nefes almaya devam edebilir(aktaran Mersin, 2010, ss. 8-9). SLIDE (Tarihçiliğini sinemaya aktarmayı tercih eden Annales ekolünün temsilcisi: Marc Ferro) Tam da bu noktada tarihçiliğini sinemaya aktarmayı tercih eden Annales ekolünün temsilcisi Marc Ferro (1995, s. 29), “Hiç kimsenin de aklına gelmiyordu ki, bu

4

belgelerin seçimi, bir araya getirilmeleri, bütün o kanıtların yerli yerince kullanılması da aynı şekilde bir kurgudur, bir hiledir, bir film hilesidir. Aynı kaynaklara başvurma olanağına sahip oldukları halde, tarihçilerin hepsi de Devrim’in aynı tarihini mi yazdılar?” demektedir. Tıpkı bir zamanlar yazılı kültürün sözel kültüre meydan okuması gibi günümüzde internetin ve görselliğin hâkim olduğu çağımızda görsel kültür yazılı kültüre meydan okumaktadır. Ama söz konusu meydan okuma, tarihsel film özelinde kimi sorunlu özellikler taşır: Tarihin romantizme veya komediye indirgenmesi, daha geniş bağlamlardan koparak bireylerin hikâyeleri olarak sunulması; yakın çekim, müzik ve ses efektlerinin kullanılarak duygusal boyutun önplana çıkartılması; geçmişi kapalı ve tamamlanmış olarak sunarak karşıt ya da muğlâk açıklamalara izin vermemesi ve zayıf bilgilerle yüklü olması vb (Ferro’dan aktaran Mersin, 2010: s. 10). SLIDE (Popülist Anlayış & Geleneksel Akademik Anlayış) Tarihsel bilginin, dönemin, olayların ya da duyguların sinemaya özel bir dramatik yapıyla film üzerinden tarihi film izleyicisine aktarılmasını herkesin tarihe ulaşabilmesine çalışan popülist anlayışça olumlanırken “tarih kavramının, uzmanların ve işinin ehli tarihçilerin delil teşkil eden yargılarının teknik ve yöntemsel karmaşıklıklarla boğuşması ve bu uzmanlığın diğer tarihçilerle tartışmaya girerek çözümlenmesi üzerine kurulduğunu savunan” geleneksel akademik anlayışça olumsuzlanır. Popülist anlayışa göre, yazılı bir kaynağa göre film çok daha detaylı tarihsel bilgi verebilmekte, duyguların aktarımında izleyenleri çok daha kolay etkileyebilmekte, dönemin kostümleri, tarihsel mekânlar, insanların yaşamları başarılı bir şekilde temsil edilebilirken diğer yandan söz

5

konusu dönemin başlıca sosyal, ekonomik ve askeri olaylarını neden-sonuç parametresiyle vurgulamada eksik kalabilir (Chopra-Gant’tan aktaran Mersin, 2010, s. 11). SLIDE (Filmlerin Doğruluğu Meselesi) Kendine has dil ve temsiliyet özellikleriyle yazı diline nazaran farklı bir ontolojik yapı sergileyebilen filmlerin doğruluğu meselesini çözümlemede eğer tarihçi ve olgular arasındaki öznel işleyiş durumu baz alınırsa, yani “tarihçi nasıl ki tümüyle olgulardan, gerçeklerden yola çıkarak oluşturduğu yapıyı bile kendine göre

düzenlediğinde farklı tarihi anlatılara ulaşabiliyorsa, film de kendi kodlarına uyumlu bir şekilde farklı anlatılara bu özgürlüğü yönetmene vererek ulaşabilir.” (Mersin, 2010, s. 11) SLIDE (Kolektif Temsil & Kolektif Bellek) Tıpkı edebi bir ürün olarak tarihsel romanların tarihle ilişki içerisinde farklı yazım dilleri olması gibi filmler de kurmaca ve belgesel nitelikleriyle geçmişi kültürel bir varlık olarak idame etmekte, kültürel bir temsil biçimi olarak bugünü anlama, anlamlandırma, dün ve bugün arasında bağlantılar kurma yoluyla modern toplumsal gerçekliği inşa etmektedir (Duruel Erkılıç, 2005, s. 75). Bir temsil biçimi ve inşa aracı olarak sinemanın tarihle olan ilişkisi, kolektif temsil ve kolektif bellek gibi kavramlarla ilintilidir. Çünkü sinema, tarihin hatırlamak ve anlatmak gereksinimlerini icra edebileceği bir platformdur (Duruel Erkılıç, 2005, s. 74). İşte tam da bu noktada resmi ideolojinin geçmişte meydana gelen olayları çarpıtmada filmleri nasıl kullanabileceği ve resmi tarih tezleriyle uyumlu bir toplumsal bellek inşa etmedeki etkisi ele alınabilir.

6

Post-modern tarih okumasına göre aynı olgulardan farklı tarihsel yorumlar ve anlatılar çıkabildiğinden tarihin yekpare niteliği tahrip edilmeye elverişlidir. Bu tahribat bireysel, öznel zihin üzerinden başlayarak kurallar, kanunlar ve standartlaşmış usullerle kurumsallaşır. Sosyalleşme ölçüsünde bellek kazanan birey, kendisinin ve kendisini ait hissettiği toplumun belleğini tarihsel süreçlerle ilişkilendirir. Dolayısıyla bireysel bellekten kolektif belleğe doğru gerçekleşen bu iç içelik hali toplumsal olanın çarpıtılmasıyla paralel bir şekilde birey kendi üzerinde koşullandırma hisseder, buna maruz kalır. Artık geçmişi yazmak geleceği yazmaktır (Mersin, 2010, s. 12). George Orwell’ın distopik romanı 1984’te söylenildiği gibi: ''Geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder; bugünü kontrol eden ise geçmişi.'' Bireyselden kolektif belleğe geçişte yaşanan biçimlendirilme sürecinin en önemli araçları unutma ve hatırlamadır. Toplumsal anlamda daha kolay erişilebilen ve paylaşılabilinen filmler bireylere toplumsal bir hatırlama ve bellek yaratım imkanı sağlayarak “kendine özgü dille bellek oluşumunu, yani kolektif yeniden kurum işlemini kısa bir zaman diliminde filtrelendirerek, geçmişin hangi bölümlerinin birey için önem taşıması gerektiğine, neyi, nasıl hatırlaması gerektiğine karar verir.” (Mersin, 2010, s. 13) Dolayısıyla, filmler yeni kuşaklara geçmişin saptırılmış biçimlerini sunmada egemen söyleme uygun ya da aykırı bir tonda uygun bir araçtır. Tam da bu noktada tarih iki nedenden ötürü tartışma alanına çekilir: Ya geçmişin çizgisini devam ettirerek kolektif zihniyeti korumaya devam etmek -ki bu yol, geçmişi överek meydana gelen olayların suçunu kendinden başka güçlere atar- ya da aksi bir istikamette geçmişin egemenliğinden kurtulmak, bu ikinci yolla da toplumsal barış ve uzlaşı sağlanarak aynı kaderin tekrar açığa çıkmasını engelleme niyeti taşınır (Mithat Sancar’dan aktaran Mersin, 2010, s. 27-28).

7

SLIDE (Tarihin Edimcisi Olarak Sinema) Egemen ideolojik söylemlere uygun ya da muhalif bir renkte propaganda aracı olarak faşist İtalya ve Nazi Almanya örneklerindeki gibi toplumsallaşan filmlerin kolektif belleğin inşa sürecinde oynadığı role ilişkin Marc Ferro, filmi resmi tarihin bir edimcisi olarak görür (1995, s. 10-11): Film, “çoğu zaman kurumlarımızın korunmuş belleğinden başka bir şey olmayan o yazılı arşivlerden bir ölçüde kurtulmuş olarak, gayrı resmi bir karşı-tarihin oluşturulmasına hizmet etmektedir. Böylece film, Resmi Tarih’in karşısında etkin bir denge rolü oynayarak, bir bilinçlenme faaliyetine yardımcı olduğu ölçüde Tarih’in de bir edimcisi haline gelmektedir.” İdeolojik altyapısıyla kültürel ve kolektif bellek yaratma potansiyeline sahip tarihsel filmlere bir tarihçi nasıl güvenebilir,sinema hangi gerçeğin görüntüsüdür gibi sorulara yanıt olarak Ferro, görüntünün de tıpkı bir metin gibi okunabileceğini, filmlerin toplumların geçmişinde görünemeyen bölgelerine ulaşma imkanı olduğunu belirtir (aktaran Duruel Erkılıç, 2005, s. 80). Ama söz konusu imkân dramatik bir yapı içerisinde gerçekleşeceğinden eksiksiz bir belgeleme amaçlanamaz. Tarihçi Toplin’e göre, yirminci yüzyılın sonunda tarihçilerin rolünü edinerek geçmişi izleyicilere yorumlayan sinemacıların tıpkı bir tarihçi gibi tarihi datalar içerisinden yaptığı seçimlerle bütünsel bir anlama yönelmeye tercih edeceklerini vurgularken (aktaran Duruel Erkılıç, 2005, s.81) ortaya attığı “sinemacı-tarihçi” kavramını sinema ile tarih yazımı olarak özetlenebilir. Sinemacıların ele aldıkları konu ile tarihe getirdikleri yeni bakış açısıyla belge fetişizmine düşmeden farklı bir tarih yazılabilir. Ama söz konusu geçmiş tarihin bir aynası değil onun yeniden inşasıdır (Duruel Erkılıç, 2005, s. 84). Kendisi de bir sinemacı tarihçi olan Ferro’ya tarihçinin iki görevi vardır (1995, ss. 96-60):

8

SON SLIDE (Tarihçinin İki Görevi) İlki, “kurumsal mekanizmaların toplumu yoksun bıraktığı Tarih’i topluma geri vermektir. (...) Arşivleri kullanmakla yetinecek yerde, onları aynı şekilde yaratabilmek, oluşturulmalarına katkıda bulunmak zorundadır: hiçbir zaman söz hakkı verilmeyenleri, tanıklık edemeyenleri sorgulamak, filme almak zorundadır. Tarihçinin ödevi, tekel aygıtlarını, Tarih’in yegane kaynağı olmak üzere kendilerini yerleştirdikleri konumdan aşağı indirmektir. Bu aygıtlar (hükümetler, siyasal partiler, Kiliseler ya da sendikalar), topluma egemen olmakla yetinmeyip, bir de onun vicdanı olmak iddiasındalar. Tarihçi bu efsunlamanın bilincine varmada topluma yardımcı olmak zorundadır.” Tarihçinin ikinci görevi ise: “Tarih’in farklı söylemlerini karşı karşıya getirmektir; bu karşılaşma sayesinde, görünür olmayan bir gerçekliği keşfetmektir. Bereket versin Annales tarihçileri ve Michel Foucalt bu işe soyundular. (...) Gerçekten de, farklı türden filmler arasında birtakım sınırlar bulunduğuna inanmıyorum, en azından imgeselin de Tarih kadar tarih olduğunu düşünen tarihçinin gözünde.”

9

KAYNAKÇA

   

Mersin, S. (2010). Azınlık Filmleri: Tarihin Yeniden İnşası ve Kolektif Bellek. Sinecine, 1(2), 5-29. Carr, E. (2009). Tarih Nedir?, Çev.: Misket Gizem Öztürk, İletişim Yay., 11. Baskı, İstanbul. Ferro, M. (1995). Sinema ve Tarih. Çev.: Turhan Ilgaz & Hülya Tufan, Kesit Yay., İstanbul. Duruel Erkılıç, S. (2005). Kurmaca Filmler Üzerinden Sinema ve Tarih İlişkisine Bakış. Galatasaray Ü., İletişim F. Hakemli Akademik Yayını, 02, 71-87.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful