You are on page 1of 52

KÖKSAL TOPTAN LİSESİ ORHAN EREN

ANLATIMDA TEMEL NİTELİKLER

Duygu, düşünce, hayal ve isteklerin sözle ve yazıyla başkalarına iletilmesine "anlatım" diyoruz. Anlatımda, amaca tam
ulaşılabilmesi için bazı niteliklerin bulunması gerekir. Belli başlılarını aşağıda saydığımız bu özelliklerden uzaklaşılması,
anlatımda bozukluklara yol açar.

Duruluk: Duygu, düşünce ve hayallerin; ne bir eksik, ne bir fazla; gerektiği kadar sözcük kullanılarak anlatılmasıdır.

Pabucu dama atılmak demek, itibarını kaybetmek demektir. (Altı çizili sözcük gereksizdir.]

Doğalgazda oynanan son oyunlar gelecekle başınıza geleceklerin habercisidir. (Cümle bu haliyle duru değildir. "Başımıza
geleceklerin" sözü varken "gelecekte" sözcüğünü kullanmak gereksizdir.)

Sadelik (Yalınlık):Anlatımda süse gösterişe kapılmamak, doğallıktan ayrılmamaktır. Karşıtı "süslülük" tür. Anlaşılması zor,
ağır sözcükler kullanmak; mecazlara, sanatlara çokça yer vermek sadeliği zedeler.

Doğallık (Tabiilik): Anlatıcının içinden geldiği gibi bir yol izlemesi; çoğunluğun bildiği, anladığı, benimsediği sözcükleri ve
ifadeleri kullanması, yapmacıklığa kaçmamasıdır. Karşıtı "yapmacıklık” tır.

Açıklık; Cümlelerin kolay anlaşılır, tek ve kesin yargı bildirmesidir. Karşıtı "kapalılık"tır.

O insanlar, böcek yemiş ekinler gibi serilip kaldılar. (Ekin mi böceği, böcek mi ekini yiyor, anlaşılmıyor. Doğrusu:... böceklerin
yediği ekinler gibi serilip kaldılar.
Müberra Yetişin en Önemli özelliği, Türkiye'nin ilk kadın paraşütçülerinden Mücella Olgun'un ablası olmasıdır. (Kim kimin
ablasıdır, belli değil.)
İspanyol kadın bakan erkekleri kızdırdı (Noktalama eksikliğinden doğmuş bir kapalılık söz konusudur, "İspanyol kadın bakan,
erkekleri kızdırdı." şeklinde yazıldığında anlatım açık duruma geliyor.)

Akıcılık: Sözcüklerin ve cümlelerin rahat ve kolay seslendirilebilmesidir, Söylenişi zor sözcüklerin kullanılması, benzer
seslerin ve eklerin, özellikle sert sessizlerin tekrarı gibi durumlar akıcılığı zedeler. Karşıtı "tutukluk, pürüzlülüktür.

Enstitü öğrencileri, enstrümanlarını çelik konstrüksiyon atölyesine bırakarak; peynir alarak, ekmek alarak karınlarını
doyurmaya koyuldular, (Cümle, söylenişi zor sözcükler, ses, ek ve sözcük tekrarları yüzünden akıcılıktan uzaklaşmıştır.)

Sağlamlık: Cümlelerin ve sözcüklerin dilbilgisi kurallarına uygun kullanılmasıdır. Basit mantık kurallarının çiğnenmesi de
sağlamlığı zedeler.

ÖRNEK
Akyaka'da Bakkal manav karışımı bir marketten alışveriş yapıyoruz. "Karpuz iyi mi?" sorusunu; gözlüklü, zarif hanım satıcı,
şöyle cevaplıyor: "Dün koptu geldi, gecik değil. Belki biraz pembedir." Dilin yerel tadı; içten kopup geldiği gibi kurulan, ama
bozuk olmayan cümleler; ne bir eksik, ne bir fazla sözcük; birbirini takip eden sözcüklerin yumuşak uyumu... Sözün kısası,
pek çok kalem sahibinin yıllarca uğraşıp ulaşamadığı, bir güzellik vardı o hanımın dilinde. Bu, beni öylesine zevklendirdi ki,
karpuz Kabak çıksa da ne gam!
Aşağı da kilerden hangisi yazarın, satıcı kadının anlatımında gördüğünü söylediği özelliklerden değildir?
A] Doğallık B) Sağlamlık C) Akıcılık
D) Duruluk E) Sanatlılık

ÖRNEK
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A)Bu çarşının en eski, en tanınmış esnafı benim.
B)Bu kitabında yazar, başkalarından duyduklarını değil, yalnızca gördüklerini anlatıyor.
C)Yetersiz kalan ilgi yoksunluğundan bu sanat unutulmuş.
D)Bu aileden birçok çalışkan ve başarılı insan çıkmış.
E) Bu kitabı okursan, bilmediklerini öğrenir, unuttuklarını anımsarsın.

BİRİNCİ BÖLÜM
Anlatım bozuklukları cümle düzeyindeki dil yanlışlarıdır. Dilin, kurallarına uygun kullanılmaması anlaşmayı güçleştirir, yanlış
anlaşılmalara neden olur.

Anlatım bozuklukları ya da dil yanlışları gereksiz sözcük kullanımından, sözcüklerin yanlış yerde ve anlamına uygun olmayan
biçimde kullanılmasından, dilbilgisi kurallarına aykırılıktan kaynaklanır.

Anlatım bozukluğu olan cümlelerde doğallık yoktur. Bozuk bir kullanım anadili Türkçe olan, Türkçe konuşup yazan bir insanın
kulağını tırmalayacaktır.

Titiz çalışması işinde başarılı olmasına neden oldu.
Böyle bir cümle kulağa hoş gelmez. "Neden olma"nın kullanıldığı yerde bir suç, kötü bir durum vardır. "Titiz çalıştığı için
işinde başarılı oldu." denilmesi yeterlidir.

Anlatım bozuklukları dilin kurallarını bilmemekten ve dilin kullanımına özen göstermemekten kaynaklanmaktadır. Basın-yayın
organlarının dil konusunda iyi örnek olmaması, özellikle çeviri kitaplardaki dil yanlışları insanları, özellikle de gençleri yanlışa
yöneltiyor. Giderek, yanlışlar kanıksanıyor ve onların doğru olduğu zannediliyor.

Doğru kullanımı bilmeden neyin yanlış olduğunu anlayamazsınız. Anlatım bozukluğu konusunu iyi anlamanız ve bu konuda
başarılı olmanız için dilbilgisi kurallarını bilmeniz, ayrıca geniş bir söz dağarcığına sahip olmanız şarttır.

Anlatım bozukluğu sorularını dilbilgisi konularından ayrı düşünemezsiniz. Bu sorularda başarılı olmanız için dilbilgisi konularını
çok iyi bilmeniz gerekir.

ÖSS'de anlatım bozuklukları ile ilgili hemen her yıl beş soru sorulmaktadır. Bu sorulardan bir ya da ikisi, gerçekten ölçücü
sorular olmaktadır.
Anlatım bozukluklarının birçok nedeni vardır. Ancak sınav sorularındaki soru kalıplarında bu nedenlerden pek söz edilmez.
Sorularda

"Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?" cümlesi sık sık karşınıza çıkacaktır. Bozukluğun ne ile ilgili
olduğunu bulmak size kalacak. Sayıları çok olmasa da, zaman zaman bazı sorularda bozukluğun ne ile ilgili olduğu
belirtilmektedir.

Bir cümlede, birçok nedene bağlı olarak anlatım bozukluğu olabilir. Anlatım bozukluğuna yol açan nedenleri örneklerle
anlatacağız. Konunun anlatım bölümünü hallettikten sonra konu ile ilgili bol bol test çözmelisiniz.
Anlatım bozukluklarının bir bölümü anlamla, bir bölümü de yapıyla ve dilbilgisiyle ilgilidir.

Anlatım bozukluklarının nedenlerini sırasıyla ele alalım.

GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANIMI
Cümleye bir anlam katmayan, çıkarılması cümlenin anlamında eksikliğe yol açmayan bir sözcük, o cümlede gereksizdir.
Bir cümlede gereksiz sözcük kullanımı, genellikle iki şekilde ortaya çıkmaktadır.

a) EŞANLAMLI SÖZCÜKLERİN BİR ARADA KULLANIMI
Bir cümlede aynı anlamı karşılayan iki sözcük kullanılması doğru değildir. Aynı anlamı veren iki sözcükten birinin cümleden
atılması gerekir.
Bir cümlede aynı anlamı karşılayan sözcüklerden, genellikle biri Türkçe, biri yabancı bir dilden gelmiştir.
acı=keder güç=zor
neden=sebep çıkar=menfaat
aptal=ahmak akıllı=uslu
eksik=noksan yoksul=fakir

*** “Ortaöğretim puanının hesaplanması konusunu, önümüzdeki programda bir daha yeniden ele alacağız.”
Bu cümlede geçen "bir daha" sözü ile "yeniden" aynı anlamı karşılayan sözcüklerdir; bunlardan biri atılmalıdır.

*** “Ayhan Bey çok içli ve duygulu bir insandı; ağlayan bir çocuk görmeye bile dayanamazdı.*
"İçli" sözcüğünün anlamı "duygulu" ve "hassas"tır; "içli" ile "duygulu"nun aynı cümlede kullanılması doğru değildir.

*** “Bugüne kadar hiçbir görevini, vazifesini aksattığını görmedim.”
"Görev" ve "vazife"; birincisi Türkçe, ikincisi Türkçe asıllı olmayan eşanlamı iki sözcüktür. Bu iki sözcükten biri atılsa,
cümlenin anlamında bir daralma ya da eksilme olmaz.

*** “Kafesteki hayvanların ikisi de hem gösterişli hem görkemliydi.”
"Görkemli" sözcüğünün anlamı "göz alıcı" ve "gösterişli"dir. Eşanlamlı bu iki sözcüğün yan yana kullanılması gereksizdir.

*** “Adam, bir anda, aniden bağırmaya başlayınca hepimiz çok şaşırdık.”
"Aniden" sözcüğü ile "bir anda" aynı anlamı karşılar. Bu ikisinden biri gereksiz kullanılmıştır.

*** "Böyle bir uygulamanın kimseye yarar ya da fayda sağlamayacağını düşünüyorum."
"Yarar" ile "fayda" eşanlamlı sözcüklerdir; bir arada kullanılmaları gereksizdir.

*** "Bu köylerde yaşayanlara zenginler, varlıklı insanlar yardım etmeli."
"Zengin" ile "varlıklı" eşanlamlı sözcüklerdir; "zenginler" sözcüğü cümleden atılabilir.

*** "Burhan'ın bu kadar bencil ve egoist olabileceğini düşünemezdim."
Bu cümlede geçen "bencil" ile "egoist" birbirinin anlamını karşılayan biri Türkçe, biri Fransızca asıllı iki sözcüktür. Bu iki
sözcüğün aynı cümlede kullanılması doğru değildir.

*** "Hangi amaç ve gaye için çalışırsanız çalışın doğruluktan ayrılmayın."
"Amaç" ile "gaye" eşanlamlı sözcüklerdir; ikisinin bir arada kullanımı, gereksiz sözcük kullanımına yol açmıştır.

*** "Birtakım ilke ve prensiplerinin olması bir yayın kuruluşunun ayırıcı özelliğidir."
Bu cümlede "ilke" ve "prensip" sözcükleri eşanlamlıdır iki sözcükten biri gereksizdir, cümleden atılmalıdır.

*** "Her mağlubiyet ya da yenilgiden sonra, yönetimin istifası isteniyor."
Bu cümlede "mağlubiyet" ile "yenilgi" farklı iki kavram gibi kullanılmıştır. Aynı anlama gelen bu iki sözcükten biri gereksizdir.

ÖRNEK SORU:
Yineleme dediğimiz anlatım kusuru, aynı anlama gelen birden çok sözcüğün gereksiz yere bir arada kullanılmasıdır. Bir
kavramın Türkçesiyle yabancısının birlikte kullanılması bu tür kusurlardandır.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamada belirtilen türde bir anlatım kusuru vardır?
A) Bunlar, belgesel özellikler taşıyan, birbirinden ilginç yazılardır.
B) Bugün işyerinde tebrik ve kutlama ziyaretlerinde bulunduk.
C) Eskiden, musikiyle uğraşan kişilere musikişinas denirdi.
D) Dil, varlığımızın en güçlü dayanağı, kimliğimizin en anlamlı kanıtıdır.
E) Günümüz insanının vazgeçemediği araçların başında televizyonla bilgisayar gelmektedir.
(2 Mayıs 1999)
ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) İşe geç geleceğini hiç olmazsa bana haber verseydin bari.
B) O anda, dertleşebileceği bir dosta ihtiyacı vardı; ama yanında kimse yoktu.
C) Bu karara varmadan önce, onların da görüş ve önerilerini dikkate alman gerekirdi.
D) Yazıda onun resimlerinden pek söz edilmiyor; oysa o, çok yetenekli bir sanatçı.
E) Beğendiğimiz o evi satın aldık; ancak oraya önümüzdeki yıl taşınabileceğiz.
(2006/OSS)
* Bir cümlede deyimin anlamı ile birlikte yer alması da gereksiz sözcük kullanımıdır. Bir yerde deyim kullanılmışsa,
ayrıca anlamının verilmesine gerek yoktur.

*** “Başınız daralır, para yönünden bir sıkıntıya düşerseniz hemen bizi arayın.”
Cümlenin başında geçen "başı daralmak" deyiminin anlamı "sıkıntıya, darlığa düşmek"tir. Cümle "Başınız da-ralırsa hemen
bizi arayın." biçiminde olsaydı da aynı anlamı karşılardı.

*** “Bu çocuğa bir şey demeye dilim varmıyor, gönlüm razı olmuyor.”
"Dili varmamak" deyiminin anlamı "bir sözü söylemeye gönlü razı olmamak"tır.

*** “İşlediği konuları beğenmeyebilirsin, ancak üslubuna dil uzatman, o konuda kötü söz söylemen büyük hata olur.*
"Dil uzatmak" deyiminin anlamı "bir kimse ya da bir şey için kötü söylemek"tir. Hem deyimin, hem de anlamının bir arada
kullanılması doğru değildir.

*** "Bu bekçiler, sözüm ona burada yaşayanların güvenliğini sağlıyorlar güya."
Cümlenin baş tarafında geçen "sözüm ona" deyiminin anlamı "sözde, güya, sanki"dir. Bu deyimin kullanıldığı cümlede sıralanan
sözcüklerden birinin daha kullanılması gereksiz sözcük kullanımını doğurur. Cümlede "güya" sözcüğü gereksiz kullanılmıştır.

*** "Babamın aniden tayini çıkınca hiç hazırlanmadan, apar topar yola çıktık."
"Apar topar" sözü bir deyimdir, bu deyimin anlamı "hazırlanmadan, ivedilik ve telaşla"dır. "Hiç hazırlanmadan" sözü cümleden
atılsa da cümlenin anlamında değişiklik, eksiklik olmaz.

** "İnşaat için izin alana kadar akla karayı seçtik, hepimiz çok sıkıntı çektik."
"Akla karayı seçmek" deyiminin anlamı "çok yorulmak, çok sıkıntı çekmek"tir.

*** "Kendisiyle ilgili suçlamalara karşı ağzını açmadı, hiçbir şey söylemedi."
"Hiçbir şey söylememek" "ağzını açmamak" deyimi ile ifade edilir. Cümlenin sonunda geçen "hiçbir şey söylemedi" sözü atılsa
cümlenin anlamı değişmez.

ÖRNEK SORU:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır?
A) Sabah akşam yapılan bu yürüyüşlerin insanı dinlendirdiğine inanıyorum.
B) Her gün, öğle ve akşam aynı yemeği yemenin insanı bıktırdığını kimse inkâr edemez.
C) Onu, yaz kış, her sabah durakta otobüs beklerken görürdüm.
D) Onun ikide birde, yerli yersiz bu konuyu açmasından rahatsız oluyoruz.
E) Doktor ona, iki günde bir günaşırı, bir aspirin almasını söylemiş.
(1990/ÖYS)
b) SÖZCÜĞÜN ANLAMININ, CÜMLEDEKİ DİĞER SÖZCÜK YA DA EKLERDE BULUNMASI
Bir sözün ya da sözcüğün anlamı cümledeki başka sözcüklerde ya da eklerde varsa, o sözcük o cümlede gereksizdir.

*** “Kış gelmeden önce herkes odununu, kömürünü alır.”
"Kış gelmeden önce" ile "kış gelmeden" arasında bir fark yoktur. Bu cümlede "önce" sözcüğü gereksizdir.

*** “Sabahın kör karanlığında, gün doğmadan yola çıkmıştık.”
"Sabahın kör karanlığından" söz ediliyorsa ortalık karanlıktır, güneş doğmamıştır. "Gün doğmadan" sözü bu cümlede
gereksizdir.

*** “Bir ara, kendisiyle konuşup bu durumu ona anlat.”
Birine bir şeyler anlatmanın doğal yolu konuşmaktır, konuşmadan bir şey anlatılmaz. Bir şeyler anlatılıyorsa konuşuluyordur.
Bu cümledeki "kendisiyle konuşup" sözü gereksizdir.

*** “Her gün işe geç gelmeyi adeta huy edinmişti.”
"Huy edinilen" bir eylem her gün yapılır. Bu cümlede "her gün" sözünün kullanılmasına gerek yoktur.
*** "Bu mevsimde bazı yerlerde hava sıcaklığı, sıfırın altında eksi 30 dereceye kadar düşebiliyor."
"Eksi 30 derece" sıfırın altında olan bir sıcaklık değeridir; sıcaklık eksi değerlerde ise sıfırın altındadır. Bu cümlede "sıfırın
altında" sözü gereksiz kullanılmıştır.

*** "Sınıf öğretmeniyle görüşmeye seninle birlikte gitsek daha iyi olur."
"Seninle" sözcüğündeki ile (-le) edatı "birlikte" anlamı taşır, "birlikte" sözcüğünün kullanılmasına gerek yoktur.

*** "Dün gece uykusunda gördüğü rüyayı bize heyecanla anlattı."
Kulağı tırmalayan bir pürüz yok mu bu cümlede? -Var. Rüya uyurken, uykuda görülür; "uykusunda" sözcüğünün kullanılmasına
gerek yoktur.

*** "Pencereyi açıp beyaz kar tanelerinin nazlı nazlı yere inişlerini izledi."
Kar tanesinin siyah olacak hali yok; "beyaz" sözcüğünün gereksizliği apaçıktır.

*** "Bursa-Manisa arasındaki yol çalışmaları aşağı yukarı, üç dört yıldır devam ediyor."
"Aşağı yukarı" sözü kesin olmayan ölçülerde kullanılır; "yaklaşık olarak" anlamı taşır. Bu cümledeki "üç dört yıl" sözü "aşağı
yukarı"nın anlamını taşımaktadır; dolayısıyla bu sözün kullanılmasına gerek yoktur.

*** "Geçmişe ait hatıraların anımsanması, kimi zaman insanı duygulandırır."
"Hatıra" insanın yaşadığı olaylarla ilgili hafızasında kalan izlerdir. Hatıra, geçmişe ait olmak zorundadır; gelecekle ya da şu
anla ilgili olamaz. Bu cümlede "geçmişe ait" sözü gereksizdir. Geçmiş yerine bir dönemi bildiren başka bir söz kullanılsaydı o
söz gereksiz olmazdı; "çocukluğa ait" gibi.

*** “Hastaneden geldiğinden beri ilaçlarını düzenli olarak kullanıyor.”
Bu cümledeki "olarak" sözcüğü, gereksiz olarak -buradaki de- kullanılmıştır.

* "Olarak" sözcüğünden önceki sözcük durum bildirdiğinde, o cümlede "olarak" sözcüğü gereksizdir:

*** “3000 metre yarışını birinci olarak bitirdi.”

*** “Sürekli olarak, aynı konuları gündeme getiriyordu.”

* "Olarak" sözcüğü, yardımcı eylem durumunda kullanılmışsa cümleden atılamaz.

*** “Bir arkadaşın olarak sana bunları söylemeliyim.”

*** “Adam, haklı olarak parasını istiyor.”

ÖRNEK SORU
Osmanlı süsleme sanatı alanında temel eser olarak savılan kitap bir milyar liraya satıldı.
I II III IV V
Bu cümlede anlatım bozukluğu, hangi sözcüğün atılması ile giderilebilir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(1988/ÖYS)

*** “Günde sekiz saat süreyle araba kullanıyormuş.”
"Süreyle" sözcüğü gereksizdir.

*** “Yarın sabah ilk önce Aslı'yı arayalım.”
Bu cümledeki "ilk" sözcüğü gereksizdir; "önce" sözcüğünde "ilk" anlamı vardır.

* "İlk önce" doğru bir kullanım değildir, "ilk önce" "en birinci" demek gibidir. "İlk"in öncesi ya da "önce"nin ilki
olmaz.
"Önce siz geldiniz." ile "İlk önce siz geldiniz." cümlesi arasında anlamca bir fark yoktur.

Aynı şekilde "son"un da "en"i olmaz.
*** “En son olarak çok sevdiğimiz bir şarkıyı söyledi.”
*** “Bu sabah sınıfa en son gelen Ahmet'ti”.
Her iki cümlede de "en" sözcüğü gereksizdir.

*** "Cankız’la ilk tanıştığımızda, ben lise sonda okuyordum."
Bazı eylemler bir kez olur; doğmak, ölmek, tanışmak... gibi. "ilk tanıştığımızda" kullanımı doğru değildir; insan biriyle bir defa
tanışır, ikinci, üçüncü tanışma olmaz, "ilk doğduğunda çok kiloluydu." denmeyeceği gibi.

*** “İlk önce yemek yiyelim, yarın ne yapacağımızı daha sonra düşünürüz.
"İlk önce yemek yiyelim" yerine "Önce yemek yiyelim" desek ne değişir? Hiçbir şey. O halde israf-ı kelam etmeyelim.
"Önce"nin ilki ya da "ilk"in öncesi olmaz. Birinci birincidir; nasıl en birinci olmazsa ilk önce de olmaz.
Önce siz buyurun = ilk önce siz buyurun.

* "İlk önce" sözcüğünün yazımına takılmayın; ayrı da yazılıyor, bitişik de. Kılavuzlar ve sınav soruları kılavuzluk
etmiyor.

Basit bir kural:
Başlangıç ve son anlamı taşıyan sözcükler derecelendirilmez.
Yalnız dikkat edin; Türkçede "en" sözcüğüne gerek yoktur filan demedik. "En" sözcüğü derece bildirdiğinde cümleden
kesinlikle atılamaz.
En tehlikeli hayvan
En güzel şiir
En iyi dost

* Derece bildiren sözcükler cümleden atılmaz. Adların niteliğini bildiren sıfatlar da cümleden atılmaz:
Akıllı, çalışkan bir öğrenciydi.
Uzun boylu olanını çağırın.

* Sıfatın anlamı yanındaki isimde varsa, sıfat gereksiz sözcük durumuna gelir.
*** “Küçücük bebekler gibi huysuzluk ediyordu.”
"Küçücük" sözcüğüne gerek yok.

*** “İki yaşlı ihtiyar parkta oturuyordu.”
Bir kişi "ihtiyar"sa "yaşlı"dır; "yaşlı ihtiyar" kullanımı doğru değildir.

*** “Yaya yürüyerek geldim,” cümlesinde "yaya"ya gerek var mı?

*** “Bu cümlede gereksiz yere sıfat kullanılmıştır. “
Evet, bu cümledeki "yere" "boş yere" kullanılmıştır.

* "ile" edatından sonra "birlikte" sözcüğünün kullanımına gerek yoktur.
*** “Buraya kardeşiyle birlikte gelmiş.”
*** “Zil sesiyle birlikte ortalık hareketlendi.”

*** “Yazı ilk kez ne zaman kullanılmaya başlandı?”
Bir şeyin kullanılmaya başlanması o işin ilk olduğunu gösterir. Yukarıdaki cümlede "ilk kez" sözü gereksizdir.

*** “Devam eden grev sona erdi.”
"Devam eden" sözü gereksizdir.

*** “Yürürlükte olan yasalara göre bu uygulamaların hepsi yanlış.”
"Yasa"dan söz ediliyorsa yürürlüktedir; "yürürlükte olan" sözü gereksizdir.

ÖRNEK SORU
Arkadaşım gördüklerini, duyduklarını gizli bir sırmış gibi yavaşça kulağıma fısıldadı.
Bu cümlede gereksiz kullanılmış iki sözcük aşağıdakilerden hangisinde bir arada verilmiştir?
A) Arkadaşım - bir B) Bir - yavaşça
C) Arkadaşım - gibi D) Gizli - yavaşça
E) Gizli - sırmış
(1988/OSS)
ÖRNEK SORU
"Yazar, bu özü, birtakım ilkelerden, hazır formüllerden yola çıkarak değil, somut gerçeklerden, yaşanmış deneyimlerden yola
çıkarak yeniden buluyor."
Bu cümlede geçen kelimelerden hangileri atıldığında cümlenin anlamında hiçbir daralma olmaz?
A) bu - yeniden B) ilkelerden - somut
C) birtakım - değil D) yazar - gerçeklerden
E) hazır - yaşanmış
(1983/OSS)

YANLIŞ KULLANILAN SÖZCÜKLER
Sözcüklerin cümlede yanlış kullanımı farklı biçimlerde ortaya çıkar. Anlamları yakın sözcükler birbiriyle karıştırılır, söz-
cüklere yanlış anlamlar yüklenir; bazen de olumlu anlam taşıyan sözcükler olumsuz durumlarda ya da olumsuz anlam taşıyan
sözcükler olumlu durumlarda kullanılır.

Yanlış sözcük kullanımı ile ilgili anlatım bozukluklarını üç başlıkta ele alacağız.

BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER
Söylenişleri ya da anlamları birbirine yakın olan sözcükler kimi zaman yanlışlıkla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Bu durum
anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.

Birbiriyle karıştırılan sözcüklere birkaç örnek sıralayalım.
Yoksul-yoksun, ayrı-ayrım, son-sonuç, bağlı-bağımlı, yakın-yaklaşık, deyim-terim-deyiş, indirmek-indirgemek, ilgili-
ilişkin, özel-özgü, öğretim-öğrenim, çekim-ser-çekingen, etkin-etken, karşın-karşılık, azımsamak-küçümsemek,
ücret-para, Uyum – uygunluk, ayrım – ayrıntı…

*** “Bütün iyi niyetimize ve çabalarımıza karşılık bazı kusurlarımız olmuş olabilir.”
"Karşılık" yerine "karşın" kullanılmalıydı.

*** “Düzenli çalışmasına karşın istediği bölümü kazandı.”
Bu cümlede de "karşın" sözcüğü yanlış kullanılmıştır.

*** “Avni Bey çok özverili bir insan, başka bir deyimle yorulmak nedir bilmeyen biri.”
"Deyimle" sözcüğünün yerine "deyişle" kullanılmalıydı.

"Etkin" ve "etken" birbiriyle sıkça karıştırılan iki sözcüktür.
*** “Dünyanın bazı bölgelerinde hâlâ etken durumda olan yanardağlar var.”
"Etken" yanlış kullanılmıştır, doğrusu "etkin"dir.

*** “Bu iki bölgenin konuşmaları arasında hiçbir ayrılık yok”.
Bu cümledeki "ayrılık"ın yerine "ayrım" ya da "fark" kullanılmalıydı.

*** “Topraklar verimli olmadığı için bu bölgede yaşayan insanlar oldukça yoksundur.”
Bu cümlede "yoksul" kullanılması gerekirken "yoksun" kullanılmıştır.
"Yoksun", "mahrum" sözcüğünün anlamını karşılar.

*** “Matbaadan yeni çıkmış kitabın kendine özel bir kokusu vardır.”
Bu cümledeki "kendine özel" kullanımı doğru değildir; "özel" yerine, "özgü" kullanılmalıdır.

*** “Geçen hafta aldığı kitabın ücretini hâlâ ödemedi.”
"Ücret" bir emeğe karşılık olarak verilen paradır. Bu cümlede "ücret" sözcüğü yanlış kullanılmıştır. "Ücret" yerine para
kullanılmalıydı.

*** "Bu büyük insan, yaşantısının son yıllarında çok sıkıntı çekti."
"Yaşantı"; "yaşamın bir bölümü, yaşanılan bir an"dır, "yaşantı"nın bu cümlede kullanılması doğru değildir. Bu cümlede
"yaşantı" yerine "hayat" sözcüğünün anlamını karşılayan "yaşam" kullanılmalıydı.

*** "Bu tarihi kentin dört tarafı surlarla kaplı."
Bu cümlede "kaplı" sözcüğü kullanılmamalıdır. "Kaplı" yerine "çevrili" dense anlatım düzelir.

*** "Türkçede "iğneyle kuyu kazmak" biçiminde bir deyiş vardır."
"iğneyle kuyu kazmak" deyiş değil, bir deyimdir. "Deyiş" sözcüğünün anlamı "üslup, ifade"dir. "Deyim" yerine "deyiş"
kullanılması yanlıştır.
Günlük konuşmalarda sık sık "başka bir deyimle" sözü kullanılmaktadır. Bu kullanım da yanlıştır; "başka bir deyişle (ifadeyle)"
biçimi kullanılmalıdır.

*** "Bu yıl sınav sorularının geçmiş yıllara göre kolay olacağını öngörüyorum."
Bu cümlede "öngörmek" fiili kullanılmaz. "Öngörmek" ilerisi için kararlaştırmak, göz önünde tutmaktır. Soruları hazırlamayan
birinin, görmediği sorularla ilgili öngörüsü olamaz; bu kişi ancak "tahmin ediyorum, bekliyorum." diyebilir.

*** "Konutlarımız havaalanına 20 kilometre yakınlıktadır."
"Yakınlık" sözcüğünün "mesafe, uzaklık" yerine kullanılması yanlıştır. "Uzaklık" sözcüğünün "uzak"ı çağrıştıracağı endişesiyle
böyle bir kullanım benimsenmektedir.

*** "Aldığı gömleğin ücretini ödemeden mağazadan çıktı."
"Gömleğin ücreti" değil, "gömleğin parası" ödenir. "Ücret" bir emeğe karşılık verilen paradır. Eşya taşıyan birine ücret
ödenir.

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu çarşının en eski, en tanınmış esnafı benim.
B) Bu kitabında yazar, başkalarından duyduklarını değil, yalnızca gördüklerini anlatıyor.
C) Yetersiz kalan ilgi yoksunluğundan bu sanat unutulmuş,
D) Bu aileden birçok çalışkan ve başarılı insan çıkmış.
E) Bu kitabı okursan, bilmediklerini öğrenir, unuttuklarını anımsarsın.
(2004)
ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Hava kirliliğine karşı çeşitli önlemler alınabilir.
B) Çevre sorunlarıyla ilgili toplantılar yapılmalıdır.
C) Bu gaz, havada yoğun oranda bulunur.
D) Akarsularımız sanayi atıklarıyla kirleniyor.
E) Gençler, doğanın korunması konusunda bilinçleniyor. (1999/ÖSS)

OLUMLU – OLUMSUZ DURUMLAR
Olumlu anlam taşıyan bir sözcük olumsuz bir durumda ya da olumsuzluk içeren bir sözcük olumlu bir durumda kullanılmaz.

Olumsuz anlam içeren bir sözcük olumlu durumda ya da olumlu anlam içeren sözcük olumsuz durumda kullanılacak olursa
anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

"Sağlamak" fiili olumlu bir anlam, sahip olma anlamı taşır.
"Başarı sağlamak" kullanımı doğrudur.

*** “Böyle davranırsan, sadece babanın para kaybetmesini sağlarsın.”
Bu cümlede "sağlamak" fiilinin kullanılması doğru değildir.

*** “Grip aşısı olması yüzünden kışı çok rahat geçirdi.”
"Olması yüzünden" sözündeki "yüzünden" yanlış kullanılmıştır, "olduğu için" denilmeli.

*** “Bu sonucun ortaya çıkmasında herkesin katkısı var; hepiniz suçlusunuz.”
* "Katkı" sözcüğü olumlu durumlarda kullanılır.

"Sağlamak, elde etmek, katkıda bulunmak, kazanmak, almak, şans, sayesinde..." gibi sözcükler olumlu durumlarda kullanılır.
"Yol açmak, neden olmak, yüzünden..." gibi sözcükler ise olumsuz durumlarda kullanılır.

*** “Bu şekilde düzenli çalışmanız, netlerinizin artmasına neden olur.”

*** “Takımımız, turnuvanın son gününde bir yenilgi daha aldı.”
"Yenilgi" alınmaz, "yenilgiye uğranılır, mağlup olunur."

*** "Bu adam, sizin başınıza daha çok işler sağlar."
Bu cümlede "sağlamak" fiilinin kullanılması doğru değildir.

*** "Her konuda dürüst davranması yüzünden işyerindeki herkes Bülent'i seviyordu."
"Davranması yüzünden" sözündeki "yüzünden" yanlış kullanılmıştır, "davrandığı için" denilmeli.

*** "Onun çabaları işi kısa sürede bitirmemize yol açtı."

*** "Bu hastalıkların tümü, sağlığına dikkat etmemesi sayesinde ortaya çıktı."

*** "Bugün iyi para kazanıyorsa, bu, sadece kişisel becerisi yüzünden."

SÖZCÜKLERİN ANLAMINA UYGUN KULLANILMAMASI
Her sözcüğün kullanılabileceği bir anlam alanı vardır, insan için kullanılan bir fiili hayvanlar için kullanmak, soyut anlam
taşıyan bir sözcüğü somut durumlar için kullanmak sözcüklere taşıyamayacakları anlamlar yüklenmesidir.

"Gerçekleşmek" fiili hayallerinin gerçekleşmesi için kullanılırsa doğrudur.

*** “Sabaha karşı bir patlama gerçekleşti.”
*** “Deprem gece yarısı gerçekleşti.”
*** “Soygunu gerçekleştirdiler.” cümlelerinde geçen "gerçekleşmek" fiili yanlış kullanılmıştır.

*** "Boğaziçi'ni kazanarak önemli hedeflerinden birini gerçekleştirdi." cümlesindeki kullanımı doğrudur. Ancak;

*** "Lojmandaki patlama sabah 7.30'da gerçekleşti."

*** "Bu kaza ne zaman gerçekleşmiş?"

*** "Soygunu güpegündüz gerçekleştirdiler." cümlelerinde geçen "gerçekleşmek" fiili yanlış kullanılmıştır.

*** “Kendisinin bir suçu olmadığını savunuyor.”
Bu cümlede "savunmak" fiilinin kullanılması yanlıştır, "iddia etmek" ya da "ileri sürmek" kullanılmalıydı.

*** “Çocuğun çizdiği resim kesinlikle çok güzel olmuş.”
"Kesinlikle" sözcüğünün anlamı "mutlaka, katiyen"dir. Bu cümlede kesinlikle yerine gerçekten kullanılmalıdır.

*** “Gerçekten keyifli bir program hazırlamışlar.”
Bu cümlede "keyifli" yerine "zevkli" sözcüğü kullanılmalıydı.

Aşağıdaki cümlelerde anlamına uygun kullanılmayan sözcükler vardır:
*** “Tırnakları bir haftada büyüyor.”
*** “Bıçağı adamın karnına batırmış.”
*** “Bahçeye çam fidanları ektik.”
*** “Bu bölgeye yakında telefon hattı döşenecek.”
*** “Bu küçük kasaba İstanbul’a 10 dakika yakınlıktadır.”
*** "Bu sudan ne kadar içseniz doyamıyorsunuz."
"Doymak" fiili yenilen şeyler için kullanılır; su için "kanmak" fiili kullanılır.

*** "Moda olayı beni pek ilgilendirmez."
"Olay" sözcüğü yanlış kullanılmıştır; yerine, "konusu" sözcüğü kullanılabilirdi.

*** "Küçüğün saçları çok büyümüş."
Saç için "büyümek" fiili kullanılmaz.

*** "Seçtiğimiz şarkıları sizin beğeninize sunuyoruz."
"Beğeni" sözcüğünün karşılığı "zevk"tir; bu cümlede "beğeni" yerine "zevk" kullanılamaz. "Beğeni" yerine "takdir",
"takdirinize" kullanılmalıydı.

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Sanayide gelişmiş ülkelerde, bu tür sorunlar hızla çözülüyor.
B) Düzenlenen toplantı ve törenlerde bütün öğrenciler görev alıyor.
C) Bu konuda yapılan açıklamaların anlaşılmayacak bir yanı bulunmuyor.
D) Kurumda çalışanların başarısının, bu koşullara bağlı olduğu düşünülüyor.
E) Teknoloji ne kadar artarsa da el emeğinin önemi azalmıyor.

(2002)
ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Zarftan bir mektup, bir de fotoğraf çıktı.
B) Ondan böyle bir yalanlama olayı beklemiyordum.
C) Kendimi bildim bileli bu mahallede, bu evde oturuyoruz.
D) Toplantımıza katılarak bizlere destek olan dostlarımıza yürekten teşekkür ederiz.
E) Evimize taşındık, yavaş yavaş yerleşmeye çalışıyoruz.
(2004)

ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZLER
Anlamları arasında çelişki, birbirine aykırılık bulunan sözler aynı cümlede kullanılmamalıdır. Çelişen sözlerin aynı cümlede
kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

* Aynı cümlenin içerisinde "sık sık" ve "arada bir" sözlerinin kullanılması doğrudur.

*** “Kimi zaman karşıya geçerken ben de başkaları gibi genellikle vapurla geçmeyi seviyorum.”
"Kimi zaman" ile "genellikle"nin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

*** “Sizin verdiğiniz listedeki kitapları mutlaka almış olmalı.”
"Mutlaka" sözcüğü kesinlik bildirir, "almış olmalı" sözünde ise tahmin söz konusudur. Bu ikisinin aynı cümlede yer alması
yanlıştır.

*** “Hiç şüphesiz erken saatlerde de Ankara'ya uçak olabilir.”
"Hiç şüphesiz" ile "olabilir"in aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

* "Mutlaka, eminim, hiç şüphesiz, elbette, kuşkusuz, tam..." gibi sözler "kesinlik" bildirir. "Sanırım, -ebilmek, -sa
gerek, olmalı, galiba, belki, -mış olmalı..." gibi kullanımlarda ise "olasılık, tahmin" anlamı vardır. Bu iki gruptaki söz-
lerin bir arada kullanılmaları doğru değildir.

*** “Bir sorun olmasaydı, eminim belki de bugün gelirdi.”

*** “Aşağı yukarı, Marmara depreminden tam 20 gün sonra idi.”
Cümlede hem "tam" hem de "aşağı yukarı"nın yer alması doğru değildir.

*** “ÖSS'ye aşağı yukarı 93 gün kaldı.”
93 gün net bir bilgidir; bu cümlede "aşağı yukarı" sözü kullanılmaz.

*** “Balıkesir'den sonra İzmir tam üç saat kadardır.”
"Tam" ile "kadar"ın aynı cümlede kullanımı anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

*** "Genellikle karşıya geçerken mutlaka deniz yolunu seçerim."
"Genellikle" ile "mutlaka"nın aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır; "mutlaka" atılırsa anlatım bozukluğu
giderilir.

*** "Kesinlikle daha önce, bu kitapları okumuş olabilir."
"Kesinlikle" ile ihtimal bildiren "olabilir"in aynı cümlede kullanılması yanlıştır.

*** "Hiç şüphesiz akşam sekizden sonra da Kadıköy'e deniz otobüsü olabilir."

*** "Eminim hasta olmasaydı, belki bizimle geziye katılırdı."
"Eminim" ile "belki"nin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

*** "Elbette bize anlattıklarının tümü doğru olabilir."

*** "Aşağı yukarı, okulların açılışından tam 15 gün sonra idi."
Cümlede hem "tam" hem de "aşağı yukarı"nın yer alması doğru değildir.

*** "Bandırma'dan İstanbul, feribotla tam iki saat kadardır."
"Tam" ile "kadar"ın aynı cümlede kullanımı anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, anlamca çelişen iki sözün bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır?
A) Bu aşamaya gelene kadar çok çalışmış ve yorulmuş olmalısınız.
B) Yabancı bir dil öğrenmek, her şeyden önce çaba, biraz da yetenek ister.
C) Sizinle görüşmeyeli aşağı yukarı on beş yıl oluyor.
D) Hiç kuşkusuz, bu yasaları siz de bilirsiniz.
E) Gönderdiğimiz paketi, eminim bugüne kadar almış olmalısınız.
(1988/ÖYS)

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Belki de olay çıkarmak için değil, kendini savunmak için böyle davrandı.
B) Eminim ki adam güç durumda olmasaydı belki de o parayı almazdı.
C) Kim bilir, belki önemli bir işi çıkmıştır.
D) Belli olmaz ki belki sizinle birlikte gitmek ister.
E) Bilmiyorum, belki akşama doğru gelir.
(1995/OYS)

SIRALAMA YANLIŞLARI
Bazı durumlar, yapılacak işler önemliden önemsize ya da önemsizden önemliye doğru sıralanır. Bu sıralamada önemli ile
önemsizin yeri değiştirilirse sıralama yanlışlığı ortaya çıkar.

Bu sıralamalarda "bırakın, değil, şöyle dursun, hatta bir yana..." gibi bazı sözlerden yararlanılır.

*** “Pikniğe gitmek şöyle dursun, tatile bile çıkamıyoruz.”
Tatile çıkmak, pikniğe gitmeye göre daha külfetli, daha çok zaman alan bir iştir. Bu iki sözün birbiriyle yerleri değiştiril-
melidir.
"Tatile çıkmak şöyle dursun, pikniğe bile gidemiyoruz." olmalıdır.

Aşağıdaki örnek cümlelerde sıralama yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır:
*** Telefon etmesinden geçtim, ziyaretime bile gelmiyor.
*** Değil ders kitaplarını okumak edebiyat dergilerini bile okumuyor.
*** Bırakın nefes almayı yemek yiyecek vaktim olmadı.
*** Hazır çorba pişirmek bir yana, köfte yapmayı bile bilmez.
*** Böyle giyinirsen hastalanırsın, hatta üşütürsün.
*** "Dinlenmekten geçtim, tatile dahi çıkamadık."
*** "Bırakın ders kitaplarını okumayı, roman bile okumuyor."
*** "Değil şarkı söylemek, beste yapmayı da bilmez."
*** "Geçen pazar sokağa çıkmak bir yana maça bile gidemedim."
*** "Ayakta durmak şöyle dursun, top oynayacak halim yok."
Zor olan ayakta durmak değil top oynamaktır. Bu iki sözün yerleri değiştirilmelidir.
Top oynamak şöyle dursun, ayakta duracak halim yok.

ÖRNEK SORU
Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse, ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?
A) "sara nöbetlerine" sözü ile "ölüme" sözcüğü yer değiştirilerek
B) "yol açabilir" yerine "neden olabilir" sözü getirilerek
C) "sara" sözcüğü kaldırılarak
D) "zarı" yerine "zarının" sözcüğü getirilerek
E) "edilmezse" yerine "edilmediğinde" sözcüğü getirilerek
(1990/ÖSS)

SÖZCÜKLERİN YANLIŞ YERDE KULLANIMI
Sözcükler, cümlede olmaları gereken yerde değilse, anlam karışıklığı ve anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

Sözcüklerin cümledeki sözdizimine uygun kullanılmaması anlatım bozukluğu nedenidir.

Fiilin başında zarf olarak kullanılması gereken bir sözcük isimden önce yer almışsa anlatım bozukluğu doğar.

*** Tatil günlerinde benim bomboş evde oturduğumu sanmayın.
Bu cümlede "bomboş" sözcüğü evin sıfatı olmuştur; söylenmek istenen ise "bomboş oturmak"tır.

*** En az halkın desteğini alan grup iktidara gelmiş.
*** Her kapıdan girene dikkatle bakıyordu.
*** İzinsiz dersten çıkanlara çok kızardı.
Ders izinsiz olmaz, çıkmak izinsiz olabilir.
*** Bu konular, sizin çok başınızı ağrıtacağa benziyor.

*** "Bütün gün izlediğim filmin etkisinden kurtulamadım."
Bu cümleye göre, konuşan kişi gün boyunca film izlemiştir. Fakat anlatmak istediği "izlediği filmin etkisinden bütün gün (gün
boyunca) kurtulamadığadır.
"Bütün gün" sözü yüklemden (kurtulamadım) önce gelirse, anlatım bozukluğu giderilir.

*** "İlk aklıma gelen ismi söyleyiverdim."
"ilk" sözcüğü, "akıl" sözcüğünün sıfatı olmuş; "ismi" sözcüğünün sıfatı olarak kullanılması gerekirdi.
"Aklıma gelen ilk ismi söyleyiverdim."

*** “A'dan Z'ye konunun uzmanları tarafından hazırlanan sınavlar, ücretsiz öğrencilere dağıtılacak.”
Oldukça sorunlu bir cümle. "A'dan Z'ye konunun uzmanları" sözünden ne anlaşılacak? Herhalde şöyle söylenmek isteniyor:
"Konunun uzmanları tarafından A'dan Z'ye hazırlanan sınavlar..."
Bir de "ücretsiz öğrenci" var; herhalde burslu öğrencilerden söz edilmiyor. Sınavlar ücretsiz dağıtılacak.
"... sınavlar öğrencilere ücretsiz dağıtılacak." olmalı. Peki bu oldu mu? Hayır olmadı; bu cümlede "ücretsiz" yerine "parasız"
sözcüğü kullanılmalıydı.

Aşağıdaki cümlelerde de sözcüklerin yanlış yerde kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır.

*** Bütün uyarılara rağmen bazıları alkollü araba kullanmayı sürdürüyor.
Alkolle çalışan araba varmış (!)
*** Uykusuz yola çıkmak hiç de akıllıca değil.

*** Biz yeni eve gelmiştik ki misafirler de arkamızdan içeri girdi.

*** Gazetemiz, her pazar vereceği eklerle, herkesi ücretsiz üniversite sınavına hazırlayacak.
Üniversite sınavı ücretsiz değil, sınav ücretini ödeyeceksiniz.

*** "Bu küçük, bir hafta yapayalnız evde kalmış."

*** "Her ÖSS'ye giren öğrenci bu sıkıntıları yaşar."

*** "İzinsiz çalışma salonlarına girmeyin."

*** "Eğitimsiz personel, sizin çok işinizi yavaşlatacak."

* Belirtisiz ad tamlaması durumundaki makam ve unvanların başına getirilen "eski, yeni" gibi sıfatlarla oluşturulan
tamlamalarda bu yanlışlık yoktur.

"Devlet bakanı" sözü bir belirtisiz ad tamlamasıdır. Belirtisiz ad tamlamaları aralarına sözcük alamayacak yapılardır, bu
tamlamalar bir kavramı karşılar.
Eski devlet bakanı

Bu tamlamada eski olan "devlet" değil, "devlet bakanı"dır.

Nasıl "taze köy ekmeği" yerine "köy taze ekmeği" denmezse "yeni belediye başkanı" yerine "belediye yeni başkanı" da
denmez.

"Eski sınıf başkanı, yüksek makine mühendisi, fıstıklı ev baklavası, taze Trabzon ekmeği..." gibi kullanımlar doğrudur.

ÖRNEK SORU
Alınan bu karar, savaşta askerin daha çok ölmesine yol açtı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerin hangisiyle giderilebilir?
A) "bu" sözcüğü atılarak
B) "daha çok" sözü "askerin" sözcüğünden önce kullanılarak
C) "yol açtı" sözü yerine "neden oldu" sözü getirilerek
D) "alınan" sözcüğü atılarak
E) "savaşta" sözcüğü "askerin" sözcüğünden sonra kullanılarak
(2 Mayıs 1999)
KARŞILAŞTIRMA YANLIŞLARI
Karşılaştırma yanlışları anlamla ilgili bir başka anlatım bozukluğu çeşididir. Bu durum, cümledeki anlam karışıklığından, iki
kavram ya da durumdan hangisinin öne çıkarıldığının belli olmamasından kaynaklanır.

*** “Kitap okumayı babamdan çok severim.”
Cümlenin öznesi olan kişi, kitap okumayı çok, babasını az seviyormuş.
Söylenmek istenen bu olmamalı.
Babası da kitap okumayı seviyormuş, ama bizim öznemiz daha çok seviyormuş.

*** “Türkiye Rusya'dan çok para kazandı. “
Bu cümleden iki anlam çıkar:
1) Türkiye, bir iş kolunda Rusya'ya göre daha çok para kazanmıştır.
2) Türkiye Rusya'ya yaptığı ihracattan çok para kazanmıştır.

*** “Aykut'u senden çok düşünüyorum.”
Bu cümlede de aynı karışıklık söz konusudur.
*** "50 yaşına geldi; politikayla çocuklarından çok ilgileniyor."
50 yaşındaki bu kişi çocuklarıyla ilgilenmeyip daha çok politikayla mı ilgileniyor yoksa politikayla, çocuklarının politikayla
ilgilenmesinden daha çok mu ilgileniyor?

*** "Bu matbaacı, bizden çok para kazandı."
Bu cümleden şu anlamlar çıkar:
- İşlerimizi yaptırdığımız matbaacı bu işler sayesinde bir hayli para kazandı.
- Biz de para kazandık, ama matbaacı bizim kazandığımızdan daha çok para kazandı.

BAĞLAÇ YANLIŞLARI
Bazı bağlaçların birbirinin yerine kullanılması mümkün değildir.

Yanlış ya da gereksiz bağlaç kullanımı anlatım bozukluğuna yol açar.

*** “Geçen ay merdivenden düşüp ayağını kırmış, üstelik üç hafta işe gidememiş.”
Bu cümlede "üstelik" bağlacının kullanımı yanlıştır; ya bu bağlaç atılmalı ya da yerine "bu yüzden" getirilmelidir.

*** “Buradaki her işi o yapıyor, ne yazık ki çok yoruluyor.”
Bu cümledeki "ne yazık ki" yerine "fakat, ama, ancak" gibi bağlaçlar kullanılmalıydı.

*** “Ben yarın dışarı çıkamam, ama evde yapılacak bir sürü işim var.”
Bu cümlede "ama" kullanılması doğru değildir. "Ama" cümleden atılmalı ya da yerine "çünkü" getirilmeli.

*** “Resim öğretmeni bütün öğrencilerden resim defterlerini ya da suluboyalarını getirmelerini istedi.”
Öğretmen sadece resim deflerini ya da sadece suluboyaları istememiştir, her ikisini de istemiştir. Demek ki ya da bağlacı
yanlış kullanılmıştır, yerine "ve" bağlacı getirilmelidir.

*** “Öğretmeninin verdiği kitabı bir günde okuyup bitirdi, ama özetini de çıkardı.”
Bu cümlede "ama" bağlacı yanlış kullanılmıştır; atılmalı ya da yerine "ayrıca" getirilmelidir.

*** “Bugün uğramam gereken yedi firma var, kaldı ki çok az zamanım var.”
Bu cümlede kaldı ki bağlacının kullanılması yanlıştır. "Kaldı ki" yerine, "ne var ki" ya da "ama, ancak" gibi bağlaçlar kullanılsa
olurdu.

*** "Dün yapacağım hiçbir iş yoktu, üstelik balkonda oturup saatlerce gazete okudum."
Bu cümlede "üstelik" bağlacının kullanımı yanlıştır; ya bu bağlaç atılmalı ya da yerine "bu yüzden" getirilmelidir.

*** "Arabanın işi iki günde bitermiş, kaldı ki bizim hiç vaktimiz yok."
Bu cümledeki "kaldı ki" yerine "fakat, ama, ancak" gibi bağlaçlar kullanılmalıydı.

*** "Bu akşam hiçbir yere gidemem, ama çok yorgunum."
Bu cümlede "ama" kullanılması doğru değildir. "Ama" cümleden atılmalı ya da yerine "çünkü" getirilmeli.

*** "Takım seçmelerine katılacak öğrencilerin eşofmanlarını ya da spor ayakkabılarını getirmeleri istendi."
Bir spor dalı ile ilgili seçme yapılacağı anlaşılıyor. Böyle bir seçmede yalnız eşofman ya da yalnız spor ayakkabısı değil, her
ikisi de gereklidir. Bu cümlede "ya da" bağlacı yanlış kullanılmıştır; "ya da" atılabileceği gibi yerine "ve" de getirilebilir.

*** “Yaz tatilinde çok güzel yerleri gezdim, ama kitap da okudum.”
Bu cümlede "ama" bağlacı yanlış kullanılmıştır; atılmalı ya da yerine "ayrıca" getirilmelidir.

*** "İzmir ve İstanbul arasındaki yol pek iyi değil."
Bu cümlede "ve" bağlacı yanlış kullanılmıştır; bağlaç atılıp yerine kısa çizgi konmalıdır.

ÖRNEK SORU
Yanlış bir şey yapsam da kızmaz; ama inanılmayacak kadar anlayışlıdır.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Yüklemin geniş zamanlı olmasından
B) Cümleciklerin ortak özneli olmasından
C) Yanlış ilgeç kullanılmasından
D) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından
E) "bile" yerine "da" bağlacı kullanılmasından
(1998/ÖSS)
ÖRNEK SORU
Oraya gidersen, Etnografya ya da Kurtuluş Savaşı müzelerini gezmelisin.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Yanlış bağlaç kullanılmasından
B) Koşul cümlesi olmasından
C) Nesnenin yanlış yerde bulunmasından
D) Yüklemin gereklilik kipinde olmasından
E) Ad tamlamasının gereksiz kullanılmasından
(1999/ÖSS)

EKLERLE İLGİLİ YANLIŞLIKLAR
Eklerle ilgili yanlışlıklar daha çok isimlerin sonunda yer alan iyelik, hal, çoğul ekleri ile ilgili olmaktadır. Tamlayan ekinin
eksikliği ya da gereksizliği, yanlış hal eki kullanımı, iyelik ekinin yanlış kullanımı anlatım bozukluklarına yol açmaktadır.

Tamlayan eki "-in, -in"le ilgili yanlışlıklar sık sık gündeme gelir.

*** “Derslerine düzenli çalışan bir öğrenci, doğal olarak dönem sonu sınavlarında başarılı olması beklenir.”
Bu cümlede geçen "öğrenci" sözcüğünün tamlayan eki alarak "öğrencinin" biçiminde kullanılması gerekir.

Şu cümleye de bakalım:
*** “Ankara'ya giderken bindiğimiz otobüs şoförü Alper'in hemşehrisi çıktı.”
"Otobüs şoförü" yerine "otobüsün şoförü" denmelidir.

Aşağıdaki cümlede de aynı yanlış vardır:
*** “Masanın üstünde duran kül tablası adamın üst üste yaktığı sigara izmaritleriyle doluydu.”
Adam sigara izmaritlerini yakmış. Cümle "...üst üste yaktığı sigaraların izmaritleri..." biçiminde olmalı.

*** “Sorumluluğunu bilen bir insan, yalnız kendini değil, başkalarının haklarını da gözetmesi gerekir.”
Bu cümlede de "insan" sözcüğünden sonra bir tamlayan eki olmalıdır. Cümle "...bir insanın... gözetmesi" biçimiyle düzelir.

Bazı cümlelerde ise tamlayan ekinin gereksiz kullanımı anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.
*** “Bu sınıfın, birkaç öğrenci dışında bu yıl oldukça iyi durumda.”

*** “Sağlıkla ilgili sorunların hiç vakit kaybetmeksizin çözüme kavuşturulmalıdır.”
"Sorunların" sözcüğündeki tamlayan eki atılmalıdır.

*** "Sağlığına dikkat eden bir insan, ne tür yiyeceklerin zararlı olduğunu biliyor olması gerekir."
Bu cümlede geçen "insan" sözcüğünün tamlayan eki alarak "insanın" biçiminde kullanılması gerekir.
Şu cümleye de bakalım:

*** "Herkesin içtiği çay parasını vermesini istedi."
Bu cümleye göre insanlar "çay" değil, "çay parası" içmiştir. "Çay" sözcüğü tamlayan eki alarak "çayın" biçiminde kullanılmalı.
Aşağıdaki cümlelerde de tamlayan eki (-in, -in) eksikliğin¬den kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır:

*** "Türk edebiyatında yaşamını yazdıkları ile kazanan tek yazar Peyami Safa olduğunu çok az kişi bilir."
"... tek yazar", "tek yazar-ın" olmalı.

*** "Evden çıkmadan önce içtiği kola şişesini masasında bırakmış."
Kola sözcüğü tamlayan eki alarak "kolanın" olmalı.

*** "Benim içeceğim çay berrak demli ve cam bardakta olması gerekir."
"Çay" sözcüğü "çayın" olmalı.
Bazı cümlelerde ise tamlayan ekinin gereksiz kullanımı anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.

*** "Bu yıl sınava girecek öğrencilerin yalnız ÖSS hazırlığına değil, okul derslerine de aynı ölçüde önem vermeliler."

*** "Tanzimat dönemi sanatçılarının birkaçı dışında, devlet adamı olarak çalışmışlardır."
"Sanatçılarının" sözcüğü, tamlayan eki atılarak "sanatçıları" biçiminde kullanılmalı.

ÖRNEK SORU
(I) Dil insanların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayan bir araçtır. (II) Toplumsal yapıya bağlı olarak sürekli gelişir ve
değişir. (III) Bunun doğal bir sonucu olarak da dilde durmadan yeni kavramlar ortaya çıkar. (IV) Bu kavramları karşılamak
için yeni sözcükler yaratılır. (V) Yeni sözcükler yaratmak için her ulus, dilinin sunduğu olanaklardan yararlanma yoluna
gitmesi gerekir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(1992/ÖSS)
ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Peribacalarının oluşmasında, toprağın yumuşaklığının yanı sıra rüzgârın da rolü vardır.
B) Bu yöre, tarihi değerler ve doğal güzellikler açısından yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çekiyor.
C) Tarihi eserlerin bir bölümü, zamanında iyi korunmadığı için özelliklerini yitirmiş.
D) Dünyada, tamamı mermerden yapılmış olan ilk anıtsal tapınak Ege'nin Efes kentinde olduğu biliniyor.
E) Buranın bütünüyle bir yeraltı kenti olduğu, ancak kentin bir bölümünün ortaya çıkarıldığı söyleniyor.
(1995/ÖYS)

* Kimi cümlelerde de hal eklerinden kaynaklanan yanlışlıklar olabilir:
*** “Kardeşini bize tanıştırmayacak mısın?”
Tanıştırmak "biriyle" olur, "bize tanıştırmak" kullanımı yanlıştır. "Bize" yerine "bizimle" olmalı.

*** “Öyle içine kapanık biri ki ihtiyaçlarını söylemeye çekiniyor”.
Çekinmek fiili "-den" halindeki sözcüklerle kullanılır; "söylemekten çekiniyor" olmalı.

*** “Bu elektronik eşyaların tümünü gümrük bölgesinde almıştık.*
"Bölgesinde" sözcüğü "bölgesinden" olmalı.

*** “Oturduğu yerde dışarıda oynayan çocukları seyrediyor. “
Oturduğu yerden olması iyi olur.

*** “Bu konudan, nerede bilgi bulabiliriz?”
"Konu" sözcüğünün "-den" halini alması yanlıştır; "konuda" olmalı.

* İyelik eklerinin yanlış ve gereksiz kullanımı da anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.

*** “Bizim isteğimiz o sıkıcı yerden kurtulup bir an önce evlerimize kavuşmamızdı.”
"isteğimiz, evlerimiz, kavuşmamız sözcüklerinde birinci çoğul iyelik eki yer almış.
"Kavuşmamızdı" yerine "kavuşmaktı" denilmesi yeterlidir; böyle denirse cümle düzelir.

*** “Hiçbirimizin o derste bir kitabımız yoktu.”
"Hiçbirimizin... kitabı" olması gerekir.
Hepimizin o sırada ortak arzumuz sıcak bir odaya kavuşmaktı.
"Hepimizin... arzumuz" kullanımı yanlıştır; "hepimizin...ortak arzusu" olması gerekir.

Şu cümleye bakalım:
*** “Kırtasiyeden aldığı malzemelerin paralarını ödedi.”
"Para" sözcüğünün iyelik 3. çoğul eki alması yanlıştır; "parasını" denmesi yeterlidir.

*** “Ortak arzumuz bir an önce izin almamız ve evlerimize gitmekti.”
"Arzumuz, almamız" sözcüklerinde birinci çoğul iyelik eki var.
"Almamız" yerine "almak" denilmesi yeterlidir; böyle denirse cümle düzelir.
*** "Hepimizin o gün son derste bir mazeretimiz vardı."
"Hepimizin...mazeretimiz" kullanımı yanlıştır; "hepimizin...bir mazereti" olması gerekir.

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Güzel sanatlar, insanın duygu dünyasını zenginleştirir.
B) Çarşıya çıkarken para çantamı yanıma almamışım.
C) Son aldığım kitabı bir türlü okuma fırsatı bulamadım.
D) Okul öncesi döneminde, çocuk tiyatrosunun önemli bir yeri vardır.
E) Sergideki resimlerimin hepsi kendi eserimdir.
(1987/ÖYS)

* Aynı anlamı karşılayabilen bir ekle bir sözcüğün aynı cümlede birlikte yer alması anlatım bozukluğuna neden olur.

*** “Tarımdaki verimsizliğin nedeni zamanında sulama ve ilaçlama yapılamamasından kaynaklanıyor.”
"nedeni ...-den kaynaklanıyor" kullanımı yanlıştır.
Cümlenin sonundaki "yapılmamasından kaynaklanıyor" yerine "yapılmamasıdır" getirilmeli.

* Sıfat yapım eki "-ki"nin gereksiz kullanımı anlatım bozukluğuna yol açar.

*** “Bu okuldaki ortaya çıkan sorunların temel nedeni disiplinsizliktir.”
"Okuldaki" sözcüğünde yer alan "-ki" eki anlatım bozukluğuna yol açmıştır; bu ek atılmalıdır. "Ortaya çıkan" sözü atılarak da
cümle düzeltilebilir.

*** "Testteki yer alan tüm soruları bu derste çözeceksiniz." denmez. "Testte yer alan" olmalı.

*** "Yaz aylarında bu köydeki yaşayan herkes yaylaya çıkar." "köydeki" sözcüğünde yer alan "-ki" eki anlatım bozukluğuna yol
açmıştır; bu ek atılmalıdır.

* -me, -ma isim fiil ekini almış sözcüklere kimi zaman gereksiz bir iyelik eki "-sı, -si" getirilmektedir.

*** “"Piyano çalmasını öğrendi." cümlesi kulağı tırmalar. "Piyano çalmayı" olmalı.”

*** “Hafta sonu ben sana araba kullanmasını öğreteyim. " Araba kullanmayı" dense yeterli olur.

*** “İlkokula gitmiyor, ama gazete okumasını öğrenmiş." cümlesi kulağı tırmalar. "gazete okumayı" olmalıdır.

*** "Doğru dürüst konuşmasını bilmiyor." "Doğru dürüst konuşmayı" dense yeterli olur.

* Bazı fiillerin sonunda gereksiz ya da yanlış çatı eklerinin kullanımı anlatım bozukluğuna yol açar.
"Biraz düzenli çalışsa gelirini arttıracak."
"Arttırmak" diye bir fiil, Türkçede yoktur. Son bir iki yıldır sık sık duyar olduk. Sık kullanılması doğru olduğunu göstermez.
"Artırmak" demek yetmiyor mu? "Attırmak" olur, "arttırmak" olmaz.

*** “Emeklilerin aylıkları bankalardan ödenmeye başladı.”
Aylıklar başlayamaz, aylıklar ödenmeye başlanır.

*** “Bu çocuk için yaramaz da denilebilinir.”
Nasıl yüklem ama! Biraz daha uzatabilir miydik? "...denebilir" dense yetmez mi? Niye yetmesin!

*** Çocuk bu yeni yuvasında oldukça mutlu görülüyordu.”
Bu cümlenin yükleminin edilgen değil, dönüşlü çatılı olması gerekir; "görünüyordu" olmalı.

*** “Bu kitap üç yıl önce yayınlanmış.”
"Yayınlanmak" doğru değildir, "yayımlanmış" olması gerekir.

*** "Dişinden tırnağından arttırdı."
"Arttırmak" diye bir fiil, Türkçede yoktur. Bu söz bir deyimdir ve "dişinden tırnağından artırmak" biçimindedir. Kendi
yanlışımıza kılıf bulmak için "Atalarımız deyimi yanlış kullanmışlar." mı diyeceğiz. Günümüzde birçok insanın kendini
zorlayarak "arttırmak" diye kullandığı fiil bir yanlışlık ürünüdür. "Attırmak" olur, ama "arttırmak" olmaz.

*** "Vergi iadeleri, çalışanların banka hesaplarına yatırılmaya başladı."
"Vergi iadeleri" bir şeye başlayamaz, vergi iadeleri yatırılmaya başlanır.

*** "Her konuda, sürekli kendini öne çıkaran insanlara da bencil denilebilinir."
Böyle bir yüklem olmaz.
"... bencil denebilir" demek yeterlidir.

*** "Günlerdir beklediğimiz gemi, ufukta görüldü." "Görüldü" yanlıştır, "göründü" olmalıdır.

*** "İlk kitabı yirmi yaşındayken yayınlanmış." Fiil "yayınlanmak" değil, "yayımlanmak"tır.

* "-den, -dan" eki kimi sözcüklerde gereksiz kullanılmaktadır.

*** "Geçmişteki yanlışlar tekrardan gündeme geliyor." "tekrardan"daki "-dan" eki fazlalıktır.

*** "En eski üye olaraktan yenilere yol göstermelisiniz." "olaraktan", "olarak" biçiminde kullanılmalı.

*** "Dün çok yorgundum, ayrıyeten hastaydım." "Ayrı", Türkçe bir sözcüktür. Türkçe bir sözcüğe Arapçanın eklerini
getirmek doğru değildir. "Ayrıyeten" yerine "ayrıca" kullanılmalıdır.

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Köy konuları ile ilgilenmemin nedeni, köylüyü yakından tanımak, onlarla bir arada yaşama fırsatını bulmuş olmamdandır.
B) Edebiyata şiir yazmakla başlamış, daha sonra hikâye ve roman alanındaki çalışmalarıyla dikkati çekmiştir.
C) Bu roman, olay örgüsü, ayrıntıların seçimi ve inandırıcılığı açısından yazarın en başarılı eseridir.
D) Benim amacım, toplumu, toplumla kişiler arasındaki ilişkileri güzel bir dille, en iyi biçimde anlatabilmektir.
E) Romanlarımdaki kahramanların kimileri günlük yaşamımda tanıdığım, kimileri de düşümde yarattığım kişilerdir.
(1991/ÖYS)
ÖRNEK SORU
Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de...
Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse cümle anlatım bakımından bozuk olur?
A) yeşil alanların azlığındandır.
B) motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazlarıdır.
C) sanayi kuruluşlarının kent içinde bulunmasıdır.
D) ısınmada kükürt oranı yüksek olan kömür kullanılmasıdır.
E) çarpık yapılaşmanın, hava dolaşımını engellemesidir.
(1992/ÖSS)

TAMLAMA YANLIŞLARI
Tamlayan ile tamlanan arasındaki uyumsuzluktan ya da aynı tamlayana bağlanamayacak tamlananların ortak tamlayana
bağlanması durumu anlatım bozukluğuna yol açar.

Tamlama yanlışlarında "ve" bağlacı etkili olmaktadır. Bu bağlaç yalın haldeki bir isim ile bir belirtisiz ad tamlamasının
arasında olduğunda tamlanan baştaki isimle de tamlama durumuna girer.

*** “Masanın üstünde bal ve üzüm pekmezi vardı.”
Bal ve üzüm pekmezi * Belirtisiz isim tam. "Bal pekmezi" gibi bir anlam ortaya çıkıyor.

*** “Yemeklerin yanında salata ve meyve suyu vardı.” Salata ve meyve suyu ???
Bunların doğrusu nasıl olur?
Önce isim tamlaması, sonra yalın haldeki isim yer alırsa herhangi bir karışıklık olmaz.
Masada üzüm pekmezi ve bal vardı.
Yemeklerin yanında meyve suyu ve salata vardı.
Aşağıdaki cümlelerde de aynı karışıklık vardır.
*** “Öğleden sonra resim ve beden eğitimi var.”
*** “Bu mağazada sadece fayans ve yer döşemesi satılıyormuş.”

* Tamlama yanlışları daha çok "ve" bağlacının bir sıfatla bir belirtisiz ad tamlamasının arasında bulunması
durumunda ortaya çıkar. Bu tür yanlışlıklarla ilgili sınavda sık sık soru sorulmaktadır.

*** “Bir hafta sürecek festival boyunca izleyicilere, yalnız çizgi ve çocuk filmleri izlettirilecek.”
"Çocuk filmleri" denir, ancak "çizgi filmleri" olmaz, "çizgi filmler" olur.

Çizgi ve çocuk filmleri
Sıfat Belirtisiz ad tam.

Çizgi sözcüğünün sıfat tamlaması oluşturması gerekir, bu sözcük belirtisiz ad tamlamasının tamlananına bağlanamaz.

Aşağıdaki örnekleri de inceleyelim:
*** “Klasik ve macera romanları okutuluyor.”
"Klasik romanlar ve macera romanları" olmalı.
Sıfat isim isim isim
Sıfat tamlaması Belirtisiz ad tamlaması

*** “O ülkelere teknik ve gıda yardımı yapılacak.”
"Teknik" sözcüğü sıfat olduğu için belirtisiz ad tamlamasının tamlananına "teknik yardımı" biçiminde bağlanamaz.
"...teknik yardım ve gıda yardımı" olmalı.

*** “Devrik ve fiil cümlesi örnekleri yazdık. "Devrik cümle ve fiil cümlesi" olmalı.”

*** "Yemeğin yanında kola ve meyve suyu getirdiler."
Kola ve meyve suyu
belirtisiz isim tam.
"Kola suyu" gibi bir anlam ortaya çıkıyor.

*** "Yemeğin sonunda herkese isteğine göre baklava ve kemalpaşa tatlısı verildi."
Baklava ve kemalpaşa tatlısı
Bunların doğrusu nasıl olur?
* Önce isim tamlaması, sonra yalın haldeki isim yer alırsa herhangi bir karışıklık olmaz.
Meyve suyu ve kola getirdiler.
Herkese kemalpaşa tatlısı ve baklava verildi.

*** "Özel ve kamu arazisi ayrımı yapılmaksızın yeni bir imar planı yapıldı,"
"Kamu arazisi" denir, ancak "özel arazisi" olmaz, "özel arazi" olur.
Özel ve kamu arazisi
sıfat belirtisiz ad tam.
"Özel" sözcüğünün sıfat tamlaması oluşturması gerekir, bu sözcük belirtisiz ad tamlamasının tamlananına bağlanamaz.

Aşağıdaki örnekleri de inceleyelim:

*** "Bu dönemde çok sayıda polisiye ve köy romanı yazıldı."
"Polisiye roman ve köy romanı" olmalı,
sıfat isim isim isim
sıfat tamlaması belirtisiz ad tamlaması

*** "Savaş bölgesine uçakla askeri ve sağlık ekibi gönderildi."

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Yetkililer, bu konuda uluslararası işbirliği yapılmasına karar verdiler.
B) Siyasi, askeri ve ekonomi alanlarında görüştüler.
C) Üye olan ülkelere toplantı konusunda bilgi verilmesini gerekli gördüler.
D) Toplantıda herkesin tartışmalara katılması gerektiğini söylediler.
E) Gelecek toplantıda ele alınacak konuyu belirlediler.
(1998/ÖSS)

ÖRNEK SORU
Güvenlik ve askeri makamlarca görevlendirilen personel başarılı oldu.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Özneyle yüklem arasında kişi yönünden uyuşmazlık bulunmasından
B) Yüklemin "olmak" yardımcı fiili ile kurulmuş bir bileşik fiil olmasından
C) Tamlamadaki iki tamlayandan birinin tamlananla olan uyumsuzluğundan
D) Bağlacın yanlış yerde kullanılmasından
E) Gerekli noktalama işaretlerinin kullanılmamasından
(1998/ÖYS)
* Tamlamalarla ilgili anlatım bozukluğu sorularında, tamlayan eksikliğinden kaynaklanan bozukluklar sık sık gündeme
getirilmektedir.

*** “Çocukluğum kuşların, ağaçların, çiçeklerin arasında geçti; şimdi kokusunu bile özlüyorum.”
Bu cümlede tamlanan durumundaki kokusunu sözcüğünün tamlayanı belirtilmemiş.

Aşağıdaki cümlede de aynı durum söz konusu:
*** “O kitabı geçen hafta aldı, ama hâlâ parasını getirmedi.”
Bu cümlede de "parasını" sözcüğünün tamlayanı belirtilmemiş.
"...hâlâ kitabın parasını getirmedi." olmalı.

ÖRNEK SORU
Sözünü ettiğiniz binayı ne gördüm ne de yerini bilirim.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Nesne eksikliğinden
B) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından
C) Tamlayan eksikliğinden
D) Yüklemin olumlu olmasından
E) Tümleç eksikliğinden
(2005)

* Kimi zaman farklı kişi zamirlerinin aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna neden olmaktadır:

*** “Yarın senin ve onun işlerine bakalım.”
:
'Onun işleri" olur. "Senin işleri" olmaz.

*** “Bu konu sadece senin ve benim sorunum değil. "Benim sorunum" olur. "Senin sorunum" olmaz.
ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Sorunlara, onun daha nesnel bir tavırla yaklaşacağını ve çözüm getireceğini umuyordum.
B) Son günlerde tanık olduğum bazı olaylar, onunla ilgili görüşlerimin değişmesine yol açtı.
C) Amaçlarına ulaşabilmek için her türlü engeli aşmaya A çalışan bu gençlere imreniyorum.
D) Araştırmamı istediğim yönde sürdürebilmem için öncelikle, yararlanacağım kaynakları saptamalıyım.
E) Bu soru ben ve benim gibi sınava girmiş olan birçok kişinin kafasını karıştırdı.
(1997/ÖSS)
* Belgisiz sıfatlarla oluşturulan sıfat tamlamalarında ismin başındaki sıfat ölçü, miktar, çokluk bildiriyorsa, isim
çoğul eki almaz:

*** “Anlatım bozukluklarının pek çok ve değişik nedenleri olabilir.” "pek çok... nedeni" olmalı.

*** “Nice büyük kahramanlar geçti bu topraklardan.” "Nice büyük kahraman" olmalı.

*** “Birçok seneler geçti dönen yok seferinden. “ dizesinde geçen "birçok seneler" kullanımı da doğru değildir.

ÖRNEK SORU
"Onun için zevkine ve keyfine düşkün ne kadar memurlar varsa, hep burasını ister, buraya yerleşirdi."
Bu cümlenin anlatımındaki bozukluk, nasıl giderilebilir?
A) "ne kadar" dan sonra, "çok" getirilerek
B) "ister" ve "yerleşirdi" yüklemleri çoğullaştırılarak
C) "zevk" ve "keyif" kelimeleri çoğullaştırılarak
D) "memurlar"dan çoğul eki atılarak
E) "hep" kelimesi, "hepsi" biçimine getirilerek
(1984/ÖYS)
TEST 1 5. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu
vardır?
1. Aşağıdakilerden hangisinde altı çizili sözcüğün A) Kore’nin başkenti Seul belediyesinin başkanı geçen
çıkarılması cümlenin anlamında daralmaya yol açmaz? hafta İstanbul’a geldi.
A) Ağaçtan düşen çocuğun başına da bir anda 10 kişi B) İstanbul yalnız Türkiye için değil, tüm dünya için
toplandı. önemli bir şehir.
B) Burada yapılması gereken işleri size kısaca anlata- C) Bu güzel şehrin güzelliklerini ellerimizle yok ediyoruz.
cağım. D) Denizin içinde denizden habersiz yaşayan balıklar
C) Bazı çalışanların işe sürekli geç gelmesi vatandaşları gibi, İstanbul’dan habersiz yaşıyoruz.
kızdırıyordu. E) İstanbul’u gezmeyi ve keşfetmeyi bilmek bir uzmanlık
D) Önceden yer ayırtmazsanız boş oda bulamaya- işidir.
bilirsiniz. 6. (I) Şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslerde sigara
E) Annesinin hastaneye kaldırıldığını duyunca telaşla içme yasağı başlatıldı. (II) Bu yasağın yerleşmesi pek
evden çıktı. kolay olmayacağa benziyor. (III) Otobüs sürücüleri
yasağın kendileriyle değil, yolcularla ilgili olduğunu iddia
2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz sözcük ediyorlar. (IV) Bir otobüste yapılan kontrol sırasında iki
ya da sözcükler kullanılmıştır? sigara içen yolcu tespit edildi. (V) Otobüslerde sigara
A) Ağacın altındaki masada oturan adam dikkatimizi içilmesinin sakıncalarının halka anlatılması gerekiyor.
çekmişti. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde bir
B) Sabahtan beri burada bir başına yalnız oturuyordu. sözcüğün yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan
C) Öğleden sonra poyraz çıkınca hava serinlemişti. anlatım bozukluğu vardır?
D) Bahçelerde ve balkonlarda oturanlar evlerine girdiler. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
E) Rüzgâr, bahçeye dökülen ağaç yapraklarını oradan
oraya savuruyordu.
7. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yanlış ek kul-
lanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcük A) Ödemeler, iki hafta boyunca bütün bankaların
yanlış kullanılmıştır? merkez şubelerinden yapılacak.
A) İyi bir yönetici yanında çalışanların sorunlarına B) Merkez şubelerin dışındaki şubeler kendi işlerini
kayıtsız kalamaz. sürdürecek.
B) Sinan'ın böyle bir bölümü kazanmasında ailesinin C) Yaşlıların emekli maaşlarının ödenmesinde öncelik
önemi büyüktür. tanınacak.
C) Adamın bütün cabası çocuklarına iyi bir gelecek D) Ödeme günleri emeklilik numarasının son rakamına
sağlamak içindi. göre tespit edilecek.
D) İşinde çok başarılı olmuş birini görünce, hemen onun E) Herkesin kendi gününde bankaya gitmesiyle, kalabalık
üstün niteliklere sahip olduğunu düşünürüz. önlenecek.
E) Başarıların kalıcı olması çalışmaların sürekliliğine
bağlıdır.
8. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili söz ya
da sözcük yanlış kullanılmıştır?
4. Ağabey; bir kimsenin, kendinden yaşça büyük olan A) Elektrik kesilince zorunlu olarak çekimler öğleden
I II III IV sonraya kaldı.
erkek kardeşidir. B) Her işin kendine göre birtakım güçlükleri vardır.
V C) Sette çalışanların bütün amacı iyi bir filmin ortaya
Numaralanmış sözcüklerden hangilerinin atılması çıkmasıydı.
cümlenin anlamında ve anlatımında bozukluğa yol D) Hepimiz, bu kapalı yerdeki çalışmaların bir an önce
açmaz? bitmesini istiyorduk.
A) I. ve II. B) III. ve V. C) I. ve III. E) Bu yıl, öncelikle konuları çok iyi kavramalısınız.
D) II. ve IV. E) IV. ve V.

9. Dün, sabahtan akşama kadar kar yağdı; fakat biz hep
evde oturduk.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin
hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) İkinci yüklemin bileşik zaman çekimli olmasından 14. İşadamlarından oluşan bu heyet, bir hafta içerisinde
B) Cümlelerin aynı özneye bağlanmamasından otomobil üreten üç Uzakdoğu ülkesini gezecek.
C) Yanlış ilgeç kullanılmasından Bu cümledeki anlam karışıklığı nasıl giderilir?
D) Birinci yüklemin basit çekimli olmasından A) "İşadamlarından oluşan" sözü cümleden atılmalı.
E) Gereksiz bağlaç kullanılmasından B) "bu heyet" yerine "bu heyettekiler" getirilmeli.
C) "üç Uzakdoğu ülkesini" sözü, "bu heyet'ten sonra
getirilmeli.
10. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk- D) Yüklem öğrenilen geçmiş zamanla çekimlenmeli.
luğu vardır? E) "bir hafta içerisinde" sözü yüklemden önce olmalı.
A) Son zamanlarda yabancı dillerden, Türkçeye pek çok
sözcük girdi. 15. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
B) Türkçe karşılığı olan yabancı sözcüklerin, konuşma ve bozukluğu vardır?
yazılarda kullanılması doğru değil. A) Gençlerin şiire ilgi duyması herkes gibi beni de
C) insan, anlamını bilmediği sözcükleri kullanmaktan sevindiriyor.
kaçınmalıdır. B) Çağdaş ve ikinci Yeni şairlerinden seçilmiş şiirler
D) Sosyal sözcüğünün Türkçesi toplumsal demektir. vardı.
E) Yazılarında yabancı sözcükler kullanması, bir kişinin C) Yaşam ve ölüm sözcükleri onun şiirlerinden eksik
kültürlü olduğunu mu gösterir? olmaz.
D) insana ve doğaya karşı hep sevgiyle yaklaşır.
11. Aşağıdakilerden hangisinde altı çizili sözün atılması E) Şiirlerinde ölçü ve biçimin hatasız olmasına özen
cümlenin anlamında eksiklik ya da daralmaya yol açar? gösterirdi.
A) Sizinle görüşmeye yarın mı, yoksa salı günü mü
gelelim? 16. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir sözcüğün
B) Yarınki maç için kaç kişilik bilet aldınız? anlamına uygun kullanılmamasından kaynaklanan anlatım
C) Gün içinde uygun fırsat bulursam gelen yazıları bozukluğu vardır?
okuyacağım. A) Genel kurul toplantısında ateşli tartışmalar yaşandı.
D) Deprem bölgesiyle ilgili son gelen haber herkesi B) Geçen yılın bütçesi oylama sonunda kabul edildi.
rahatlattı. C) Bazı üyeler oylamada usulsüzlük yapıldığını
E) Okuduğu kitabı bütün arkadaşlarına tavsiye etti. savundular.
D) Pek geniş sayılamayacak bir salonda yaklaşık iki yüz
kişi vardı.
12. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk- E) Genel kurul toplantısı bittiğinde, saat yedi olmuştu.
luğu vardır?
A) Eylül ayının sonunda buralar iyiden iyiye tenhalaşır.
B) Bizim, "yazlıkçılar" dediğimiz kişiler, işlerinin başına 17. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili söz
dönerler. gereksiz kullanılmıştır?
C) Sonbaharı göçmen kuşlar ve ağaçlar karşılar. A) Çocukluğunu ve okul yaşamını, bize geçen hafta
D) Dökülen ağaçların yaprakları parkın her yanını anlatmıştı.
doldurur. B) Beni bekleyecek arkadaşı terminalde göremeyince ilk
E) Yapraklar, kızıl bir halı gibi çimenlerin üstünü kaplar. anda çok korktum.
C) Onun istediği kitapları okumamız konusunda sürekli
ısrar ediyor.
13. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde sıralama ya da D) Çocuğun çığlığını duyan kadın telaşla bahçeye çıktı.
mantık yanlışlığından kaynaklanan anlatım bozukluğu E) Hepimiz bu güzel, güneşli günün tadını çıkarmak
vardır? istiyorduk.
A) Bu saatte yola çıkarsan Kadıköy'e saat onda hatta
öğleye doğru ancak varırsın.
B) Tatile çıkmak şöyle dursun, anne-babamın yanına 18. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz sözcük
gidemedim. kullanımı yoktur?
C) Değil şiir yazmak iki cümle kurmayı bile bilmez. A) Akşamları evde tek başına, yalnız kalmaktan
D) Kaynak suyundan vazgeçtim, Terkos suyu da yoktu. korkuyordu.
E) Yemek yemek bir yana televizyon izlemek için bile B) Barbaros, okulun ilk günü annesiyle birlikte okula
vakit bulamıyorum. gitmişti.
*Bütün cümlelerde bir sıralama yapılmış. E seçeneğindeki C) Söylediklerinin duyulmadığını zannederek, yüksek
cümlede sıralama yanlışlığı var. Cümle "Televizyon izlemek sesle bağırarak konuşuyordu.
bir yana, yemek yemek için bile vakit bulamıyorum." D) Bir kitap yeni yayımlandığı anda, mutlaka onu almak
biçiminde olmalı.(Cevap E) ister.
E) Küçük kızı görünce, kızına verdiği sözü hatırladı. C) Yurtdışına işçi olarak giden pek çok yurttaşımız,
gittiği yerde kendi işini kurdu.
D) Gittikleri ülkeye uyum sağlayamayan pek çok kişi, kısa
19. (I) Dün gece başlayan sağanak yağmur bugün öğleye süre sonra ülkesine döndü.
kadar sürdü. (II) Yağmur kesileli henüz bir saat olmuştu. E) Almanya, Fransa ve Belçika çok sayıda vatandaşımızın
(III) Kasabanın ardındaki dağdan, önce korkunç bir uğultu yaşadığı ülkelerdir.
duyuldu. (IV) Ne oluyor demeye kalmadan her şeyi önüne
katıp götüren bir sel başladı. (V) Sel suları beş on dakika 24. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz ek kul-
içinde bütün sokakları kapsadı. lanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir A) Adamın doğru söylemediğini, huzursuzluğundan
anlatım bozukluğu vardır? anladık.
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V. B) İki lider arasındaki görüşmeden, basının haberi
yokmuş.
20. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım C) İş yaşamında babasının izinden yürüyeceğini söylüyor.
bozukluğu vardır? D) Bu kadın devamlı olaraktan çevresindekilerden dert
A) Akşam saatlerinde, yol çalışmaları yüzünden trafik yanıyor.
aksıyor. E) Yanından hiç ayırmadığı çantasında ne olduğunu çok
B) Bazı semtlerde araç kullanmak yerine yürümek, zaman merak ediyorduk.
açısından daha avantajlı oluyor.
C) Buradan sonra 800 ya da bir kilometre yürüyünce
Taksim'e varırsınız. 25. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
D) Her gün yarım saat ya da 45 dakika yürümek sağlık bozukluğu vardır?
için çok yararlıymış. A) Bekir Bey, tam otuz yıldır bu semtte oturuyordu.
E) Büyük kentlerde yürüyerek işe gidip gelmek bulunmaz B) Tanıştığı insanlara ilk sorusu nereli olduğu olurdu.
bir fırsattır. C) Çok yardımsever biriydi; zor durumda olan herkese
yardım ederdi.
21. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir sözcüğün D) Mahallenin bütün çocukları onu tanır ve ondan
yanlış yerde kullanımından kaynaklanan bir anlatım çekinirdi.
bozukluğu vardır? E) Sıcak havalarda parkta oturur, çocukların oyunlarını
A) İnsan, günlük yaşamda her an bir sürprizle izlerdi.
karşılaşabilir. 26. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
B) Hazırlıksız bir toplantıda konuşmak olumsuz sonuçlara bozukluğu vardır?
yol açabilir. A) Gıda ve hizmet sektöründe çalışanların sağlıklı olması
C) Bir konuda düşünceleri sorulan kişi, lafı eğip gerekir.
bükmeden konuşmalıdır. B) Resmi ve iş mektuplarında öznel ifadelerden kaçınmak
D) Kimi zaman küçük sorunlara yol açsa da, açık sözlülük gerekir.
iyidir. C) Baki Bey, geçmişte hem turizm hem orman bakanlığı
E) Sözlerine duygularını karıştırmayan insan yoktur. yapmış.
D) Şarkı ve türkü sözlerinin toplandığı bir kitap
22. Bu sözü iki İngilizce bilen kişiye sorsanız, sözün arıyordu,
anlamını öğrenirdiniz. E) Bu kitapta kalıcılığa ulaşmış şair ve yazarların
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun benzeri ürünleri var.
aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A) Okuduğu kitaplarda kendince önemli gördüğü 27. Evleri çam ağaçlarının arasındaydı, fakat çok güzeldi.
cümlelerin altını çizerdi. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun benzeri
B) Sizinle anlaşamayacağız; çok fiyatı yükselttiniz. aşağıdakilerin hangisinde vardır?
C) Çok dalgındı, yağmuru fark etmeden yürüyüşünü A) Havaalanında beni kimsenin karşılamadığını görünce
sürdürdü. çok şaşırdım.
D) Bu saatte Maltepe'ye nasıl gideceğini düşünüyordu. B) Müdür beyin velilerle görüşmesi devam ettiğini
E) Sel felaketine uğrayan yörelerdeki insanları görünce öğrendik.
çok üzüldü. C) Cankız dün buraya gelmiş, üstelik biz burada yoktuk.
D) Her geç kaldığınız zaman bir belge getireceksiniz.
23. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz sözcük E) Tarihi romanları yalnız bu kitapçıdan bulabilirsiniz.
ya da sözcükler kullanılmıştır?
A) Ülkemizden Avrupa'ya ilk kez ne zaman işçi gitmeye 28. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yanlış sözcük
başladı? kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
B) Kişinin doğup büyüdüğü toprakları bırakıp başka bir A) On beş yaşındaki İrem bir doksanlık boyuyla
ülkede yeni bir hayata başlaması kolay değildir. arkadaşlarının yanında dağ gibi kalıyordu.
B) İlkokulu sekiz yılda bitirdiğini kimsenin öğren-
memesini istiyordu.
C) Akşamları, evde televizyon izlemekten başka bir şey
yapmıyordu.
D) Yeni yerler görüp, değişik insanlarla tanışmaktan çok
mutlu olurdu.
E) Çok küçük şehirlerle ilgili, o kentin yerlilerinin bile
bilmediği ayrıntıları bilirdi.

29. Hastaneden Serap, Halil ve eşiyle birlikte çıkan Fatih
oldukça bitkin durumdaydı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağı-
dakilerden hangisidir?
A) Bir sözcüğün anlamına ve işlevine uygun kullanıl-
maması
B) Öznenin yanlış yerde kullanılması
C) Tamlayan ekinin eksikliği
D) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanımından kaynaklanan
anlam karışıklığı
E) Aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılması

30. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
bozukluğu vardır?
A) Boğaz sırtlarındaki bu çay bahçesi bana göre
İstanbul'un en güzel yerlerinden biridir.
B) Çoğu zaman buraya geldiğimde, mutlaka havuzun
yanında bir masaya otururum.
C) Öğleye kadar çok sıcak olan hava, genellikle ikindi
vakti serinlemeye başlar.
D) Daha çok emeklilerin geldiği bu park, özellikle sabah
saatlerinde çok sakindir.
E) iki yıl önce küçük bir fidan olan salkımsöğüt şimdi
kocaman bir ağaç oldu.

31. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde tamlama ile ilgili
bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Dün okulda Burcu'nun cüzdanı ve cep telefonu
kaybolmuş.
B) Caddelerin aydınlatılması ve sokakların temizlenmesi
TEST 2
belediyelerin görevidir.
C) Senin ve belediyede çalışan bir mühendisin projesi 1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde altı çizili sözcük
jüri tarafından beğenildi. gereksiz kullanılmıştır?
D) Her yıl temmuz ve ağustos aylarında Anadolu'yu A) Hiçbir ayrıntıyı atlamayan, sabırlı, titiz bir insandı.
dolaşıyor. B) O gün, bize ne kadar güzel yemekler, tatlılar hazır-
E) Konuşmacı, anlatacakları bitince dinleyenlerin lamıştı.
sorularını yanıtladı. C) Bugün nasıl çalıştığını siz de görmeliydiniz.
D) Çok sıra var; buradaki işimiz, galiba uzun sürecek.
32. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım E) Bu adamı sanki daha önce başka bir yerde görmüştüm.
bozukluğu vardır?
A) Kimsenin uğramadığı bu yerde bırakın kitabı gazete
bile yok. 2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz sözcük
B) Bu kıyafetle dolaşırsan üşütür, hatta hastalanırsın. ya da sözcükler kullanılmıştır?
C) Pazar günü değil Ankara'ya gitmek Beşiktaş'a bile A) Ağaçlar, insanlara göre kentlerin daha eski kiracıları
gitmem. gibidir.
D) Öğle yemeğine çıkmak şöyle dursun, beş dakika B) Bu ağaç Uludağ'daki çınardan sonra dünyanın en yaşlı
oturamadım bile. ikinci ağacıymış.
E) Bu kasabada büyükler bir yana çocuklar bile C) Bir bölgede yetişen ağaçlara bakılarak, o bölgenin
çalışmıyor. iklimi hakkında fikir edinilebilir.
D) Doğan her çocuk için bir ağaç dikilmesi ne anlamlı bir A) Geçen hafta ülkenin birçok yerinde protesto gös-
gelenekmiş. terileri vardı.
E) Ağaçsız yerlerde yaşayan insanların, mutlaka eksik B) Bu olayların benzerinin, belki hatırlarsınız, başka
bir yanı vardır. yerlerde de yaşandı.
C) Yayımlanmış bütün eserlerinde toplumu ilgilendiren
konuları işledi.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcüğün D) Yazılarıyla hem toplum yaşamına ayna tuttu, hem de
yerinde kullanamamasından kaynaklanan anlatım topluma yol gösterdi.
bozukluğu vardır? E) Her dönemde, yazılarının oldukça geniş bir okuyucusu
A) Adamın anlattıkları hiç kulağa hoş gelmeyen şeylerdi. kitlesi oldu.
B) Kalabalık ortamlardan sıkıldığımı size söylemiştim.
C) Şehirde ne zaman bunalsa, bu küçük kasabaya 8. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde, altı çizili sözcük
kaçıyordu. yanlış kullanılmıştır?
D) Bahçeyle, kafeslerdeki kuşlarla ilgilenmek onu A) O, hak etmediği hiçbir şeyi kesinlikle kabul etmezdi.
rahatlatıyordu. B) Bu iki toplumun birçok ortak yönü var.
E) Kırlarda dolaşırken vaktin nasıl geçtiğini fark C) Gözleme önem veren bir yazar, çevresindeki olayları
etmiyordu. iyi gözetler.
D) Bu görüşmelerden bir sonuç çıkabileceğine hiçbirimiz
inanmıyorduk.
4. Sanatçı, yazdığını ilkin topluma değil, kendisine E) Her bölgenin kendine özgü yemek kültürü vardır.
I II III
beğendirmek ister; beğendirmedikçe de onu elinden 9. Program boyunca bir sorun yaşanmamasında gerek
IV V senin, gerek görevli arkadaşların büyük çabaları oldu.
bırakmaz. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni
Numaralanmış sözcüklerden hangisi gereksiz kul- aşağıdakilerden hangisidir?
lanılmıştır? A) Yanlış hal eki kullanımı
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V. B) Nesne eksikliği
C) Yan cümleciğin isim fiille oluşturulmuş olması
D) Tamlayan-tamlanan uyuşmazlığı
5. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde eklerle ilgili bir E) Dolaylı tümleç eksikliği
yanlışlık vardır?
A) Hemen her gün, akşamları eve yorgun dönerdi. 10. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk-
B) Akşam yemeğinden önce mutlaka gazete okurdu. luğu vardır?
C) Gazetesini, her gün aynı koltuğa oturup okurdu. A) Yaz aylarında pek çok yerde festival ve panayır
D) Gazeteden tat almak için ayaklarını uzatıp okuması düzenleniyor.
şarttı. B) Bir yıl boyunca, yüze yakın okulda sınavla ilgili
E) Bazı yazarların yazıları, ona günün yorgunluğunu konuşma yaptı.
unutturuyordu. C) Hafta sonu yapılacak toplantıya ne kadar katılma
olmasını bekliyorsunuz.
D) Toplantının geçerli sayılması için, tüm üyelerin en az
yarısının toplantıya katılması gerekiyor.
E) Bütün üyeler, toplantıda alınan kararları kabul etmek
6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir sözcüğün zorunda.
yanlış yerde kullanımından kaynaklanan anlatım 11. Aşağıdakilerden hangisinde altı çizili bölümün atıl-
bozukluğu vardır? ması cümlenin anlamında eksiklik ya da daralmaya yol
A) Televizyonlarda toplumun eğitimine katkı sağlayacak açar?
programlara ağırlık verilmeli. A) Geçen ay işlerimiz çok yoğundu; sadece bir gün tatil
B) Gençleri içki ve sigara içmeye özendiren görüntülere yapabildik.
yer verilmemeli. B) O adamın, az önce size ne verdiğini bana gösterir
C) Yasalar, insanların güvenli ve huzurlu bir ortamda misiniz?
yaşayabilmesi içindir. C) Çalışma programı hazırlama konusunu sizinle karşılıklı
D) Sorumluluğunu bilen yurttaşlar kendi hakları kadar oturup görüşelim.
başkalarının haklarını da gözetirler. D) Bu insanlara yardım edecek biri gelir diye
E) Her türlü yasadışı eylemi, güvenlik güçleri engel- düşünüyorum.
leyecek. E) Elektrik kesildi; ne zaman, saat kaçta geleceğini
kimse bilmiyor.
7. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde eklerle ilgili bir
anlatım bozukluğu vardır? 12. Bütün Uzakdoğu ülkelerini dolaşma fırsatı bir turist
rehberinin başına gelebilecek en güzel şey.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağı- 17. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz sözcük
dakilerden hangisidir? ya da sözcükler kullanılmıştır?
A) Gereksiz tamlayan eki kullanılması A) Son zamanlarda, odasının darlığından yakınıyordu.
B) Yanlış sözcük kullanılması B) Odasındaki lüzumsuz, bir işe yaramayan eşyaları
C) Gereksiz sözcük kullanılması eskiciye verdi.
D) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanılması C) Küçük, ama oldukça kullanışlı bir çalışma masası aldı.
E) Tamlama yanlışlığı D) Kalın kadife perdeleri, açık renk tüllerle değiştirdi.
13. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yanlış deyim kul- E) Okul yıllarından kalma kitaplarını iki rafta topladı.
lanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu var?
A) Yolculuğa çıkarken elinizin altına bir kitap sıkıştır-
mayı unutmayın.
B) Geçen haftaki yazısında sınav konusunu ele almıştı. 18. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde "gelecek"
C) Zor dönemlerde ayakta kalabilmek için daha çok sözcüğünün atılması, anlatım bozukluğuna yol açmaz?
çalışmak zorundaydık. A) Konaktaki bazı odalar, yurtdışından gelecek
D) Bir an önce çalışmaya başlamazsanız ipin ucunu konuklara ayrılmıştı.
kaçıracaksınız. B) Buraya gelen tatilci sayısı gelecek yıl çok fazla olur.
E) Karşıdan karşıya geçmeye çalışan küçük çocuk C) Bu konuya gelecek programda da devam edelim, dedi.
herkesin yüreğini ağzına getirdi. D) Bugün ele alınamayan konuların görüşülmesi, gelecek
haftaya kaldı. '
14. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz sözcük E) Bundan sonra gelecek otobüs Taksim'e gidiyor.
ya da sözcükler kullanılmıştır?
A) Sorunların açık seçik bir biçimde ele alınması,
insanlara çarpıcı gelmektedir.
B) Sabahları kahvaltıdan önce aç karnına bir elma yemek 19. (I) İzmir’e, feribotla Bandırma'ya geçerek gitmeye
çok yararlıymış. karar verdik. (II) Yenikapı'dan çıktıktan yaklaşık iki saat
C) Bu ay çok açılmasak iyi olur; ay sonunda yüklü sonra feribot Bandırma'ya ulaştı. (III) Feribottan çıktık-
miktarda ödememiz var. tan sonra Balıkesir'e uğramadan Akhisar'a kadar gittik.
D) Yaşlı kadın evimden çıkmayacağım diye ayak (IV) Genellikle İzmir’e giderken sık sık Akhisar'a
diriyordu. uğrardık. (V) Akhisar'daki bu köfteci bizim için bir aile
E) Tören için seçilecek öğrencilerin uzun boylu olması dostu gibiydi.
gerekiyor. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde bir
anlatım bozukluğu vardır?
15. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk- A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
luğu vardır?
A) Bu tesisler, hem turizm hem de sağlık açısından bölge
için çok önemli.
B) Yazılı ve görsel medyada turizm konusu sürekli 20. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde gereksiz sözcük
gündemde tutuluyor. kullanımı yoktur?
C) Siyasal ve ekonomi alanında birtakım reformlar A) İlk fırsatta sizinle oturup bu konuyu karşılıklı
gerekiyor. görüşelim.
D) Her yıl temmuz ayında, bu kentimizde ticaret ve B) Gözümle görmedikçe konuşan kişinin Berkan olduğuna
sanayi fuarı açılıyor. inanmam.
E) Bu mağazalarda hem çocuk, hem büyük giysileri C) Neredeyse aralığın sonuna geldik; havalar hâlâ
satılıyor. soğutmadı.
D) Üç gün boyunca evde dinlenip istirahat edeceğim.
16. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ek eksikliğinden E) Geçmişte yaşadığımız her olay bizi, az ya da çok
kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır? etkilemiştir.
A) Kendisine yeni bir çalar saat alınmasını istedi.
B) Alışveriş için girdiği her yerde mutlaka birisiyle 21. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
tanışırdı. bozukluğu vardır?
C) Pikniğe giderken ekmek aldığımız fırın sahibi de A) Ağaçların arasında uzayıp giden bir yolda yolculuk
Trabzonluymuş. insana keyif veriyor.
D) Geçen yaz bir mola yerinde çocukluk arkadaşlarından B) Yol dikleşmeye başlayınca, arabanın hızı yavaşladı.
biriyle karşılaşınca nasıl sevinmişti? C) Yeni açılan yoldan giderseniz zaman kazanırsınız.
E) İnsan fırsat buldukça yeni yerler, yeni insanlar D) Adlarını kitaplardan okuduğu kentleri görmek, onu
tanımalı derdi. heyecanlandırmıştı.
E) Uzun yolculuklarda insanın yanında sohbet edebileceği
birinin olması, yolculuğu kolaylaştırır.
D) Fabrikaya alınan yeni makinelerin düzenli çalış-
22. Bilgisayara bağladığımız yazıcı benden çok işyerinde- madıklarını söyledi.
ki arkadaşların daha fazla işine yaradı. E) Bu çalışmanın sonucunda, bakalım nelere ulaşacağız.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağı-
dakilerden hangisidir?
A) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanılması
B) Anlamca çelişen sözlerin bir arada kullanılması
C) Bir sözcüğün yanlış anlamda kullanılması
D) Gereksiz sözcük kullanılması 27. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
E) Yanlış durum eki kullanılması bozukluğu vardır?
A) Yarın çarşıya çıkıp çocukların ihtiyaçlarını alacağız.
B) Eşyaların yerlerine yerleştirilmediklerini sen de
23. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde sözcük ya da biliyorsun.
sözcüklerin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan C) Okulun giriş katındaki sınıfların kapıları tamir edildi.
anlatım bozukluğu vardır? D) Gezdiği şehirlerin ilgi çekici özelliklerini, küçük bir
A) Trafik ışıklarının olduğu yerlerde mendil satan ya da deftere not ediyordu.
dilenen çocukları görmek moralimi bozuyor. E) Havaların soğumasıyla şehrin caddeleri iyiden iyiye
B) Bütün gece insanın yüreğini yakan bu haberlerin tenhalaştı.
etkisinden kurtulamadım.
C) Söylediği saatte gelmeyen insanların sözüne
güvenmem.
D) işinden memnun olmayan insan, sıkıntısını çevresine
yansıtır.
E) Duyguları olan hiçbir insan, karşılaştığı olumsuz 28. Son zamanlarda hem Batı'da, hem ülkemizde macera
durumlara ilgisiz kalamaz. ve psikolojik romanlar çok ilgi görüyor.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağı-
dakilerden hangisidir?
24. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ek eksikliğinden A) Sıfat tamlamasında tamlayanlardan birinin tamlanan
kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır? ile uyumsuzluğu
A) İnsan, yaşadığı ortamın temizliğine özen göster- B) Aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılması
melidir. C) Bulunma hali eki olan "-de"nin gereksiz kullanımı
B) Okul döneminde, öğrencilerin zamanının büyük bölümü D) Bir sözcüğün anlamına ve işlevine uygun kullanıl-
okulda geçmektedir. maması
C) Okul bir öğrencinin evi, sınıfı da evdeki odası gibidir. E) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanılması
D) İyi bir öğrenci hem kendi eşyalarını, hem de
arkadaşlarının eşyalarını korur.
E) Kitaplarımız kaybolmaması için onları, mutlaka
çantaya koymalıyız.

29. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
25. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
bozukluğu vardır? A) Bu okuldaki her öğrenci tiyatro, müzik ya da
A) Konuşması bitince, hiçbir gazetecinin sorusunu halkoyunlarıyla ilgileniyordu.
cevaplamadan kalktı. B) Okul derslerinde başarılı olan her öğrencinin hayatta
B) Okulun son günlerinde, öğrencilerin çoğu derse da başarılı olacağı iddia edilemez.
gelmiyordu. C) Jimnastikçi, son gösterisini sıfır hata ile tamamladı.
C) O gün çoğumuzun önünde ne defter, ne kitabımız D) Her başarılı sporcu, çevresindekiler için örnek insan
vardı. durumundadır.
D) Bazı arkadaşlar roman ya da dergi okuyorlardı. E) İnsanın sevdiği işi yapması başarılı olmasını kolay-
E) Caner dışında iki öğrenci daha test çözüyordu. laştırır.

26. İlk sıraya boyu en kısa öğrenciler oturdu.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun örneği aşağı-
dakilerden hangisinde vardır? 30. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış ek kul-
A) Bu mağazadaki her şey çok pahalı, yok pahasına lanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
satıyorlar. A) Onun kadar fedakâr biriyle her zaman
B) Fakülteye başladığım ilk gün, hiç olmadığım kadar karşılaşamazsınız.
heyecanlıydım. B) Sanki kendisi için değil dostları için yaşıyordu.
C) Her girdiği sınavdan mutlaka iyi sonuçlar alıyor. C) Bugüne kadar hiçbir zaman bize yardımını esirgemedi.
D) insanlara yardım etmekten ve yardımcı olmaktan A) Hazırlanan raporlar bir kez daha gözden geçirilecek.
mutlu oluyordu. B) Bu çocukların durumu pek iç açıcı görülmüyor.
E) Hiçbir zaman yalnız kalmazdı, yanında mutlaka birkaç C) Önce müzeler, daha sonra kentin tarihi yerleri
kişi olurdu. gezilecek.
D) Köprü inşaatı, üç ay gibi kısa bir sürede bitirildi.
E) Toplantının günü ve saati herkese haber verilecek.

31. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
bozukluğu vardır?
A) Türkiye’nin birçok bölgesine, aylardır yağmur
yağmıyor.
B) Kış geldiği halde yüksek kesimlerde bile henüz kar
yağışı yok.
C) Su sıkıntısı ihtimaline karşı, vatandaşlardan suyu
israf etmemeleri istendi.
D) Büyük şehirlere, şehrin çok uzağındaki kaynaklardan
su getirilmesi düşünülüyor.
E) Suyu şehre aktarmak için 80 ya da bir metre çapında
borular gerekiyormuş.

32. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde çatı ekleriyle
ilgili bir anlatım bozukluğu vardır?

İKİNCİ BÖLÜM

Bu bölümde, daha çok cümle yapısıyla, dilbilgisi kurallarıyla ilgili anlatım bozuklukları üzerinde durulacak.

YARDIMCI FİİL YANLIŞLARI
*** “Zayıf ve güçlü olmayanları buraya getirmeyin.”
Bu cümlede "zayıflardan" ve "güçsüzlerden" söz edilmeye çalışılmıştır. "Güçlü olmayanlar" güçsüzlerdir, peki zayıf
olmayanlar kimlerdir?
Bu örnekte olduğu gibi aynı yardımcı eyleme bağlanamayacak isim durumundaki sözcüklerin ortak yardımcı eylemle
kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Bu yanlışlıkta da "ve" bağlacından dolayı "dağılma" özelliği ortaya çıkmaktadır.

*** “Tembel ve becerikli olmayan insanlarla çalışmak istemiyorum.”
Becerikli olmayanlarla ve tembellerle çalışmayı tabii ki kimse istemez. Ama yukarıdaki cümle böyle demiyor, "Tembel
olmayan ve becerikli olmayan" diyor. "Olmayan" yardımcı eylemi hem "tembel"e hem de "becerikli"ye bağlanıyor.

*** “Bu konuda bugüne kadar herhangi bir itiraz ve sorun çıkaran olmadı.”
"Sorun çıkarmak" kullanımında bir sorun yok, ancak "itiraz" sözcüğü de "çıkarmak" fiiline bağlanmış gibi. "itiraz çıkarmak"
olmaz.
"...itiraz eden ve sorun çıkaran" biçiminde olmalı.

*** “Cumhurbaşkanı, havaalanında halkoyunları ve kurbanlar kesilerek karşılandı.”
"Kurbanlar kesilebilir; ancak "kesilmek" halkoyunlarını da etkiliyor. "Halkoyunları" sözcüğünün, "kesilme"den kurtarılması
gerekir.
"Halkoyunları oynanarak"
"Halkoyunları ile" biçimlerinden biriyle bozukluk düzeltilebilir.

*** “Sınav konusunda bu kadar kaygı ve endişe etmenize gerek yok”.
"Endişe etmek" kullanımı doğrudur, ancak "kaygı edilmez", "kaygı duyulur, kaygılanılır."

*** “Bu raporu bugüne kadar çoktan bitirmiş olmanız gerekirdi.”
"bitirmiş olmanız gerekirdi" kötü bir kullanım.
"Bu raporu bugüne kadar çoktan bitirmeliydiniz." desek hem yer kazanırız, hem laf kalabalığı olmaz.

*** “Benim böyle bir şey söylemiş olabileceğimi nasıl düşünürsün?”
"söylemiş olabilmek"
Kulağa hoş gelmiyor. Bunun yerine "söyleyebileceğimi" desek yeterli olur. Gereksiz yardımcı eylem kullanılmış.

*** "Önce, basit ve karmaşık olmayan soruları çözmelisiniz."
Bu cümlede "basit sorulardan" ve karmaşık olmayan sorulardan söz edilmeye çalışılmıştır; ancak cümlede "basit olmayan" ve
"karmaşık olmayan" anlamı vardır.
Bu örnekte olduğu gibi aynı yardımcı eyleme bağlanamayacak isim durumundaki sözcüklerin ortak yardımcı eylemle
kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Bu yanlışlıkta da "ve" bağlacından dolayı "dağılma" özelliği ortaya çıkmaktadır.

*** "Korodaki öğrenciler, sessiz ve yaramaz olmayan çocuklardan seçilmişti."
Yaramaz olmayan ve sessiz öğrencilerle oluşturulan bir korodan söz ediliyor. Fakat yukarıdaki cümleye göre bu öğrenciler
hem sessiz olmayanlar hem de yaramaz olmayanlardır. "Olmayan" yardımcı eylemi hem "sessiz"e hem de "yaramaz"a
bağlanıyor.

*** “Sınavdan önce bu kadar tedirginlik ve telaş etmenize gerek yok.”
"Telaşlanmak" yerine "telaş etmek" kullanımı doğrudur; ancak "tedirginlik" sözcüğü "etmek" yardımcı eylemine bağlanamaz,
tedirginlik edilmez. "Tedirginlik duyulur." Cümle "... bu kadar tedirginlik duymanıza ve telaş etmenize..." biçiminde
düzeltilebilir.

*** "Sadece televizyon, sinema ve dergi karıştırılarak kültür edinilmez."
Okumak anlamında kullanılan "karıştırılmak" sözcüğü dergi için kullanılabilir; fakat "televizyon" ve "sinema" karıştırılmak ile
birlikte kullanılmaz. "Televizyon" ve "sinema" için "izlenerek" fiilimsisinin kullanılması gerekir.

*** "Verdiğimiz listedeki kitapların, hiç değilse yarısını şimdiye kadar çoktan okumuş olmanız gerekirdi."
Gereksiz yardımcı fiil kullanımı var. "okumuş olmanız gerekirdi" sözüyle laf kalabalığı yapılmıştır. Bu, kötü bir kullanımdır. Bu
üç sözcüğün yerine "okumalıydınız"! getirmek yeterli olur.
*** "Sizin balık tutmaya gitmiş olabileceğiniz aklıma hiç gelmezdi."
Söz konusu kişi demek ki balık tutmaya gitmiş; bu durumda "-ebilmek" kullanımı yanlıştır; ayrıca bu cümlede, yardımcı eylem
de gereksiz kullanılmıştır.
"Sizin balık tutmaya gideceğiniz aklıma hiç gelmezdi." dense yeterli olur.

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Düşüncelerini yazıyla değil, sözle anlatmayı seviyordu.
B) Önerilerimizi dinliyor ne var ki onların hiçbirini uygulamıyordu.
C) Sağlık durumlarının iyi ancak çok yorgun oldukları görülüyordu.
D) Gazetesini sürekli yanında taşıyor ama bir türlü okumaya fırsat bulamıyordu.
E) Bu konuda bilgi sahibi olmasına karşın, görüşlerini belirtmekten kaçınıyordu.
(1992/ÖSS)
ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.
B) Bugün gelip gelmeyeceği konusunda kesin bir şey söylemedi.
C) Bu işi kendisinin mi yoksa arkadaşının mı yaptığını bilmiyoruz.
D) Çevresindekilere sürekli, kimlerle tanıştığını, neleri gördüğünü anlatır.
E) Hem özlediğini söylüyor, hem de gidip görmek istemiyor.
(1989/ÖYS)

YÜKLEMLE İLGİLİ YANLIŞLAR
Yüklem yanlışları değişik şekillerde karşımıza çıkabilir. Yüklem eksikliği, yüklemler arasında kip ya da kişi uyumsuzluğu, farklı
iki işin aynı yüklemle ifade edilmesi, ekeylem eksikliği, yan cümleciklerde yüklem eksikliği yüklemle ilgili yanlışlıkların belli
başlı çeşitleridir.

* Farklı yüklemlere bağlanması gereken durumlar yüklemlerden biri olmadan tek yükleme bağlıymış gibi görünecek
olursa, yüklem eksikliği söz konusu olur.

*** “Kimsenin ona saygı göstermediğini, yıllar boyu büyük zorluklar çektiğini anlattı.”
Cümlenin ilk bölümünde yer alan "saygı göstermediğini" sözü "anlattı" yüklemine bağlanamaz, bu sözden sonra bir yüklem
olmalıdır.
"Kimsenin ona saygı göstermediğini söyledi/belirtti, yıllar boyu büyük zorluklar çektiğini anlattı." biçiminde olmalı.

*** “Ayhan Bey dün buraya gelip öğrencilerin bu yıl hangi kitapları okuyacağını ve kendisinin bu yılki ders programını istedi.”
Cümlede iki ayrı durum söz konusu.
"...hangi kitapları okuyacağını" sözü cümlenin sonunda yer alan "istedi" yüklemine bağlanamaz. Bu bölümün sonunda ayrı bir
yüklem olması gerekir.
"...hangi kitapları okuyacağını sordu." biçiminde olmalı.

*** “Fabrikada uygulanan çalışma düzenini doğru bulmadığını, bu sistemle üretimin artmayacağını iddia etti.”
Bu cümlede de aynı fiile (yükleme) bağlanamayacak iki ayrı durum cümlenin sonundaki "iddia etti"ye bağlanmış; halbuki
"çalışma düzenini doğru bulmadığını" sözü "iddia etti" yüklemine bağlanamaz.
Cümle,
"...çalışma düzenini doğru bulmadığını belirtti/söyledi..." biçiminde olmalı.

*** "Yol çalışmalarının iki yıllık bir çalışmayla tamamlandığını, ancak bu yolların bölgenin gereksinimlerini karşılamayacağını
ileri sürdü."
Cümlenin ilk bölümünde yer alan "yol çalışmalarının... tamamlandığını" sözü "ileri sürdü" yüklemine bağlanamaz, bu sözden
sonra bir yüklem olmalıdır.
"Yol çalışmalarının iki yıllık bir çalışmayla tamamlandığını belirtti/söyledi, ancak bu yolların bölgenin gereksinimini
karşılamayacağını ileri sürdü." biçiminde olmalı.

*** "Geçenlerde bir sohbet sırasında Bahri Bey çocukluğunda yaşadıklarını ve bunları kitap haline getireceğini söyledi."
Cümlede iki ayrı durum söz konusu.
"... çocukluğunda yaşadıklarını" sözü cümlenin sonunda yer alan "söyledi" yüklemine bağlanamaz. Bu bölümün sonunda ayrı bir
yüklem olması gerekir.
"... çocukluğunda yaşadıklarını anlattı ve" biçiminde olmalı.

*** "Kendisine haksızlık edildiğini, çalışma koşullarının bir an önce iyileştirilmesini istedi."
Bu cümlede de aynı fiile (yükleme) bağlanamayacak iki ayrı durum cümlenin sonundaki "istedi" yüklemine bağlanmış; halbuki
"kendisine haksızlık edildiğini" sözü "istedi" yüklemine bağlanamaz.
Cümle,
"Kendisine haksızlık edildiğini söyledi..." biçiminde olmalı.

ÖRNEK SORU
(I) Ankara'da bahar, kırkikindi yağmurlarıyla başlar. (II) Öğleden sonra birdenbire gökyüzü kararır, şimşekler çakar,
yağmur boşanır birden. (III) Sonra gökyüzü aydınlanır; ağaçlar daha yeşil, sokaklar daha temiz görünür. (IV) Havada taze
bir esinti ve toprak kokusu kaplar ortalığı. (V) Çiçeğe duran tomurcuklar patlar, tepeden tırnağa baharı yaşamaya başlar
ağaçlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(1991/ÖSS)

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu konuda nasıl bir çalışma yapılması gerektiği, uzmanlarca tartışılacak.
B) Olaydan büyük bir üzüntü duyduğunu, suçluların cezalandırılmasını istedi.
C) Yeni binaların ne zaman hizmete açılacağını, basın aracılığıyla duyuracaklarını belirtti.
D) Sorunlara sağduyuyla yaklaşmanın, onların çözümünü kolaylaştıracağı sonucuna varıldı.
E) Bölgede, kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle alınması gerekli önlemler yetkililere bildirildi.
(2000)

* İki ayrı yüklemi olması gereken isim cümlelerinde birinci yüklemden sonra ekfiilin kullanılmaması karışıklığa ve
anlatım bozukluğuna neden olur. Böyle cümlelerde de yüklemle ilgili anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

*** “Yanımda çalışan çocuk oldukça zeki, fakat pek dikkatli değildi.”
Söylenen ile söylenmek istenen arasında çelişki vardır. Çocuğun zeki olduğu söylenmek istenmiş, ama zeki değil denmiş.
Bu cümlede
"...zeki değil, dikkatli değil" anlamı vardır.
"Zeki" sözcüğünden sonra ekfiil getirilirse anlatım bozukluğu giderilir.
"...çocuk oldukça zekiydi, fakat pek dikkatli değildi."

*** “Üçüncü sınıfta ben sınıf başkanı, Aydın başkan yardımcısıydı.”
Bu cümledeki anlatım bozukluğu da ekfiil eksikliğinden kaynaklanmıştır.
Cümle, "Üçüncü sınıfta ben sınıf başkanıydım..." biçiminde olmalıdır.

*** "Evrak işlerine bakan memur çok pratik, ama pek düzenli değildi."
Söylenen ile söylenmek istenen arasında çelişki vardır. Memurun pratik biri olduğu söylenmek istenmiş, ama pratik olmadığı
söylenmiş.
Bu cümlede "... pratik değil, düzenli değil" anlamı vardır.
"Pratik" sözcüğünden sonra ekfiil getirilirse anlatım bozukluğu giderilir.
"... memur çok pratikti (idi), ama pek düzenli değildi."

*** "1988'de ben İzmir’de asker, sen daha üniversitede öğrenciydin."
Bu cümledeki anlatım bozukluğu da ekfiil eksikliğinden kaynaklanmıştır.
Cümle, "1988'de ben İzmir’de askerdim (idim)..." biçiminde olmalıdır.

ÖRNEK SORU:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) İlkbaharda, sabahları bülbül sesleriyle uyanırdım.
B) Sokağa bakan, küçük ama şirin bir evimiz vardı.
C) Mahallenin çocukları çoğunlukla bizim bahçede oynarlardı.
D) O yıllarda ben otuz, o ise otuz beş yaşlarındaydı.
E) Komşularımızla sık sık birbirimize gider gelirdik.
(1992/ÖSS)

ÖRNEK SORU
Yoksul görünümlü biriydi bu. Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.
Yukarıdaki ikinci cümlede bir anlatım bozukluğu vardır. Bu bozukluk, aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?
A) "kısa" yerine "kısaydı" getirilerek
B) "kısa"dan sonra "ve" ekleyerek
C) "kısa" yerine "ve" koyarak
D) "kısa"dan sonra "değil" ekleyerek
E) "boyu"dan sonra "da" ekleyerek
(1986/ÖYS)

* Farklı iki kavramın aynı fiile bağlanması da anlatım bozukluğuna yol açar.
*** “Sabah kahvaltısında bir bardak çayla bir simit yedim.”
Simitin yanında çay da yenmiş oluyor, "...bir bardak çay içtim ve bir simit yedim."

*** “Geçen yıl, iki belgesel program ve bir televizyon filmi çekti.*
"Çekti" fiili film için kullanılır; ancak "belgesel program çekti" kullanımı doğru olmaz.
"Geçen yıl, iki belgesel programı hazırladı..." olmalı.
Bu cümlede de yüklem eksikliği vardır.

*** “Yarın bütün görevliler, koyu renk takım elbise ve fular takacak.”
"Takım elbise"ye uygun bir fiil kullanılmamış. "Takım elbise", "takacak" fiiline bağlanamaz. "Takım elbise"den sonra "giyip" ya
da "giyecek" getirilirse anlatım bozukluğu giderilir.

*** "Bu küçücük çocuk iki bardak meyve suyu ve iki tost yedi."
Tostun yanında meyve suyu da yenmiş oluyor.
"... iki bardak meyve suyu içti ve iki tost yedi." olmalı.

*** "Her konuyu çok iyi bildiğini zanneden bu adamın önce yazdıklarını sonra söylediklerini dinle."
"Dinle" fiili "söyledikleri" için kullanılır, ancak bu fiil "yazdıklarını" nesnesi için kullanılmaz.
"... bu adamın önce yazdıklarını oku..." olmalı.
Bu cümlede de yüklem eksikliği vardır.

*** "Önce gömleğini, sonra kravatını, daha sonra da ceketini giydi."
Gömlek ve ceket giyilir. Bu cümlede ikisinin arasında kalan kravat da giyilmiş. Cümle "... gömleğini giydi, sonra kravatını
bağladı..." biçiminde düzelir.

ÖRNEK SORU:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Bu kadar yorgunluktan sonra iyi bir tatili hak etmişti.
B) Memur, dostça ve yumuşak başlılıkla cevap veriyordu.
C) Fotoğrafçılıkla ilgili incelikleri ve teknik bilgileri bu kitapta bulabilirsiniz.
D) Ayrıca, ara sıra gözüme çarpan yanlışlıkları da belirttim.
E) Durmadan gazoz ve çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaştım.
(1986/ÖSS)

* Yan cümleciklerdeki yüklem eksikliği de anlatım bozukluğuna yol açar.

*** “Böyle güzel şarkılar, kaliteli filmler izlemek her zaman mümkün olmuyor.”

*** “Benim anlatmak istediklerimi tam olarak ne Ayhan, ne sen anladın.”
"Anladın" yüklemi "Ayhan" için kullanılmaz. Cümle,
"...ne Ayhan anladı, ne sen anladın." biçimine getirilmeli.

*** “Bu raporu hazırlayacak sen ya da Alper olsun bizim için fark etmez.”
"...sen ya da Alper olsun" kullanımında yanlışlık var; "sen", "olsun" ile kullanılamaz.
"...sen ol ya da Alper olsun..." biçiminde olması gerekir.

*** “Benim söylediğim saatte ne sen, ne de arkadaşın geldi. “
"Sen" öznesi "geldi" yüklemi ile kullanılmaz, "...ne sen geldin, ne de arkadaşın geldi." olmalı.

*** "Her yerde, böyle temiz hava, iç açıcı manzaralar görmek mümkün değildir."
"Görmek" fiilimsisi manzara için kullanılır, ama temiz hava görülmez.
"Her yerde böyle temiz hava bulmak..." biçimiyle cümle düzelir.

*** "Elindeki dosyaları, çok az, belki de hiç incelemeden toplantıya katıldı."
Söz konusu kişinin elindeki dosyaları çok az incelediği anlatılmak istenmiş, ama anlatılamamış.
"Çok az"dan sonra bir yüklem getirilirse cümle düzelir.
"Elindeki dosyaları çok az inceledi..."

*** "Bu olayla ilgili, araştırdığı kaynaklardan ve insanlardan önemli bir delil bulamamıştı."
"... araştırdığı kaynaklar" kullanımı doğrudur, ancak "araştırdığı" fiilimsisi "insanlar" için kullanılmaz.
"Bu olayla ilgili araştırdığı kaynaklardan, konuştuğu insanlardan..." biçiminde olmalıdır.

*** "Bu sistemin öğrencilere kazandıracağı yararı da, zararı da yıl sonunda fark ederiz."
"Yarar kazandırılır", ancak "kazandıracağı" sözcüğü "zarar" için kullanılmaz. "Zarar" için "vereceği" fiilimsisi kullanılır.
"Bu sistemin öğrencilere kazandıracağı yararı da, vereceği zararı da..."

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.
B) Onun bu durumda nasıl davranacağını sen benden iyi bilirsin.
C) Görüşlerinizi sözle değil, yazıyla belirtmelisiniz.
D) Yazılarında ayrıntılara girmeyip konunun özetini vurgular.
E) Söylediği sözün doğruluğuna inanıyorsa onu asla geri almaz.
(1994/ÖSS)
* "Vermek" fiilinin yanlış kullanımı ile ilgili sık sık soru sorulmaktadır. En son 2005 ÖSS'de soruldu:

Şu cümleler "vermek" fiilinin yanlış kullanımıyla ilgili sorulardan alındı:
*** "Bir ailenin verdiği insanüstü bir çabanın öyküsüdür bu."
*** "Bu girişim sağlığa verdiğiniz önem ve kararlılığın bir göstergesidir."
*** "Bu, sizlere verebileceğimiz en önemli ödül ve en önemli hedeftir."
*** "Bu tutumuyla ailesine zarar mı veriyor yarar mı anlayamadık."

Bu cümlelerde anlatım bozukluklarının nasıl düzeltileceğine bakalım.
"Bir ailenin ortaya koyduğu/sergilediği insanüstü çabanın bir öyküsüdür bu."
"Bu girişim sağlığa verdiğiniz önem ve gösterdiğiniz kararlılığın bir göstergesidir."
"Bu sizlere verebileceğimiz en önemli ödül ve gösterebileceğimiz en önemli hedeftir."
"Bu tutumuyla ailesine zarar mı veriyor, yarar mı sağlıyor, anlayamadık."

* Bir cümlede biri geçmiş, biri şimdiki zaman gibi farklı zamanlan bildiren zarflar olduğunda tek yüklem kullanılması
anlatım bozukluğuna yol açar.

*** “İlkin raporları, sonra projeleri, şimdi de ihtiyaç listesini inceliyor.”
Cümlenin "ilkin raporları, sonra projeleri" bölümü "inceliyor" yüklemine bağlanamaz.
"İlkin raporları, sonra projeleri inceledi..." biçiminde olmalı.

*** “Üniversiteye hazırlanan öğrencilerin kitap okumalarının çok önemli olduğunu geçen yıl da, şimdi de söylüyorum.”
Bu cümlenin sonunda yer alan yüklem "geçen yıl" zarfı ile kullanılmaz. Bu cümleye, "geçen yıl"a uygun bir yüklem daha
getirilmelidir.
"...çok önemli olduğunu geçen yıl da söylüyordum, şimdi de söylüyorum." biçiminde olmalı.

*** "İlk hafta çocukları, geçen hafta yaşlıları, bugün de geriye kalanları sağlık taramasından geçiriyorlar."
"ilk hafta çocukları, geçen hafta yaşlıları" sözleri "sağlık taramasından geçiriyorlar"a bağlanamaz. Bu bölüm şöyle
düzeltilebilir:
"İlk hafta çocukları, geçen hafta yaşlıları sağlık taramasından geçirdiler..."

* Sıralı ve bağlı cümleleri oluşturan cümlelerin yüklemlerinin kip ve kişi yönünden birbiriyle uyumlu olmaması anlatım
bozukluğuna yol açar.

*** “Sen her zaman düzenli olarak ders çalışıyor, biz ise sabahtan akşama gezip dolaşıyorduk.”
Cümlede bir anlam kayması var; "her zaman" sözü geçmiş zamanı belirtecek biçimde kullanılmıştır. Ancak ilk cümlenin
yükleminde bir yanlışlık var.
"Sen... ders çalışıyor" yanlış bir yapıdır.
II. yüklemin sonundaki bileşik zaman eki (-du) I. yüklem için de düşünülebilir; ancak kişi yönünden uyum yoktur.
Cümle
"Sen... ders çalışıyordun, biz..." biçimiyle düzeltilebilir.

*** "Gece gündüz aralıksız çalışmaktan yorgun düşmüş, sağlığım bozulmuştu."
İki yüklem, yani iki cümle var. İkinci cümlenin yüklemi "bozulmuştu" fiilidir, bu cümlenin öznesi "sağlığım’dır. “Sağlığım
bozulmuştu” kullanımında bir yanlışlık yoktur.
Birinci yüklem ise “yorgun düşmüş” fiilidir. Bu cümlenin öznesi gizli özne “ben”dir. “(Ben) … yorgun düşmüş” olmaz. Bu yükleme
bileşik zaman eki ve I. Tekil kişi eki eklenmelidir.
“… yorgun düşmüş-tü-m”
Sıralı cümlelerde son yüklemdeki kişi ve zaman ekleri daha önceki yüklemleri de etkiler.

*** "Pazar günleri arkadaşlarla meydanda buluşur, önce bir güzel karnımızı doyurur, sonra maça giderdik."
Bu cümlenin son yüklemi olan "giderdikteki bileşik zaman "-di" ve kişi eki (-k) I. ve II. yüklem için de geçerlidir. Bu cümle
"... meydanda buluşurduk, önce bir güzel karnımızı doyururduk, sonra maça giderdik." demektir. Bu cümlede anlatım
bozukluğu yoktur.

*** "Bizim planımıza göre Bilge buraya gelecek, siz de onu buradan alacaktınız."
"Alacak-tı-nız" yükleminde yer alan bileşik zaman (hikâye) ve kişi eki (II. çoğul kişi) birinci yüklem olan "gelecek" için de
geçerlidir. Bu cümlede,
"... Bilge buraya gelecektiniz." anlamı vardır. Bozukluğun giderilmesi için cümlenin,
"... Bilge buraya gelecekti..." biçiminde olması gerekir.

* Sıralı cümlelerde son yüklemdeki kişi ve zaman ekleri daha önceki yüklemleri de etkiler.

*** “Yaz tatili başlayınca önce Yalova'daki amcamlara gider, orada bir hafta kalır, daha sonra İzmir'e giderdik.”
Bu cümlenin son yüklemi olan "giderdik”teki bileşik zaman "-di" ve kişi eki (-k) I. ve II. yüklem için de geçerlidir. Bu cümle
"...önce Yalova'ya giderdik, orada bir hafta kalırdık, sonra İzmir’e giderdik." demektir.

*** “Pazar günü Aslı bize gelecek, birlikte sizin yanınıza uğrayacaktık.”
"Uğrayacak-tı-k" yükleminde yer alan bileşik zaman (hikâye) ve kişi eki (I. çoğul kişi) birinci yüklem olan gelecek için de
geçerlidir. Bu cümlede,
"...Aslı bize gelecektik." anlamı vardır. Bozukluğun giderilmesi için
"...Aslı bize gelecekti..." olması gerekir.

ÇATI UYUMSUZLUĞU
Bileşik cümlelerde temel cümlenin yüklemi ile yan cümlecik ya da yan cümleciklerin yüklem ve yüklemlerinin etkenlik-
edilgenlik yönüyle uyum içinde olması gerekir.

Temel cümlenin yüklemi etken çatılı ise yan cümleciğin yüklemi de etken; temel cümlenin yüklemi edilgen çatılı ise yan
cümleciğin yüklemi de edilgen olmalıdır.

* Çatı uyumsuzluğu, daha çok temel cümlenin yükleminin edilgen olduğu cümlelerde ortaya çıkmaktadır.

*** “İşlemler sırasında bir sorunla karşılaşılırsa buradaki herkesten yardım isteyebilirsiniz.”
Edilgen Etken
"isteyebilirsiniz" etken, "karşılaşılırsa" edilgen çatılıdır. "Karşılaşılırsa" yerine "karşılaşırsanız" getirilmelidir.

*** “Diline ve anlatımına dikkat edince hangi çağın sanatçısı Etken olduğu hemen anlaşılır.”
Etken Edilgen
Yan cümleciğin yüklemi "dikkat edilince" biçimine getirilmelidir.

*** "Söz konusu iddialar araştırılarak sonuçları en kısa sürede açıklanacak."
Edilgen Edilgen

*** "İlaçlar düzenli biçimde kullanılırsa, hasta bir iki hafta içinde iyileşecektir."
Edilgen Etken
"iyileşecektir" etken, "kullanılırsa" edilgen çatılıdır.
"Kullanılırsa" yerine "kullanırsa" getirilmelidir:
"İlaçları düzenli biçimde kullanırsa, hasta bir iki hafta içinde iyileşecektir."

*** "Kolay sözcüğü ekfiil alıp yüklem durumuna getirilmelidir."
etken edilgen
Bu cümlede de çatı uyumsuzluğu vardır; çatı ekleri ekleyerek ya da bu ekleri çıkararak bu cümleyi düzeltemeyiz.
- "getirilmelidir" yerine "gelmelidir" getirilmeli ya da
"Kolay sözcüğü ekfiil alıp" sözü "Kolay sözcüğüne ekfiil eklenerek" biçimine getirilmeli; ayrıca cümleye "bu sözcük" sözü özne
olarak eklenmelidir.
"Kolay sözcüğüne ekfiil eklenerek bu sözcük yüklem durumuna getirilmelidir."

ÖRNEK SORU
Bahçedeki zararlı otlar yolarak bir yere yığılmalıdır.
I II III IV V
Bu cümledeki anlatım bozukluğu, hangi sözcük değiştirilerek düzeltilebilir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
(1988/ÖYS)

ÖZNE-YÜKLEM UYUMSUZLUĞU İLE İLGİLİ YANLIŞLAR
Türkçede özne ile yüklemin farklı yönlerden birbiriyle uyum/uygunluk içinde olması gerekir. Özne-yüklem uyumsuzluğuna
dayanan anlatım bozuklukları sınavlarda sık sık sorulmaktadır. Türkçedeki özne-yüklem uyumlarının bilinmesi gerekir.
Dilimizde özne ile yüklem arasında üç farklı yönden uyum vardır.

a) TEKİLLİK-ÇOĞULLUK UYUMU
Öznenin tekil olması durumunda yüklem de tekil, özne çoğul olduğunda yüklem de çoğul olur. Bu genel kuraldır.
Özne Yüklem
Tekil Tekil

*** “O, her sabah bizi burada bekler.”
*** “Çocuk, annesini göremediği için ağlıyordu.”

Çoğul Çoğul
*** “Öğrenciler testlerini çözdüler.”
*** “Ayla ve Ayda, balkonda oturuyorlar.”

* Öznenin çoğul olduğu bazı durumlarda yüklem tekil olabilir:

- Özne; cansız varlıklar, soyut kavramlar, organlar, bitkiler, hayvanlar, eylem ve zaman adları olduğunda yüklem
tekil olur:

Bulutlar yükseliyor.
Tekil Çoğul
*** “Sıfatlar çekim eklerini almaz.”
*** “İki gündür dizlerim ağrıyor.”
*** “Konu testleri, geçen hafta geldi.”
*** “Çalışmalar, iki yıl önce başlamış.”
*** “Ağaçlar, şubat başında çiçek açmıştı.”
*** “Bazen saniyeler bile geçmez olur.”
*** “Kirazlar, henüz olgunlaşmamış.”

- Sayılarla belirtilmiş öznelerin bulunduğu cümlelerde yüklemler, genellikle, tekil olur:
*** “Toplantıya üç kişi katılmadı.”
*** “Kapının önünde iki adam bekliyor.”

- Yüklemin çoğul kullanıldığı da olur. Eylem daha iyi belirtilmek istenir:
*** “İki asker gün boyu nöbet tuttular.”
*** “İki arkadaş uzun süre tartıştılar.”

- Öznenin insan cinsinden çoğul olduğu cümlelerde;
Özneyi oluşturan bireyler, yüklemde belirtilen işi teker teker yapmışsa yüklem çoğul olur:
*** “Dizgide çalışanlar işlerinin başına geçtiler.”
*** “Kampa gidecek öğrenciler, eşyalarını otobüse taşıdılar.”

- Öznenin bireyleri teker teker değil de özne toplu olarak düşünülürse yüklem tekil olur.
Bir kişi ile gerçekleştirilemeyecek eylemlerde özne çoğul, yüklem tekil olur:
*** “İşçiler greve gitti.”
*** “Askerler bölüğün önünde toplandı.”
*** “Lise son sınıf öğrencileri Kapadokya'ya gitti.”
- Öznenin bitki, hayvan cinsinden çoğul olduğu bazı cümlelerde kişileştirme sanatı varsa yüklem çoğul olarak kul-
lanılır:
*** “Erik ağaçları baharın geldiğini müjdeliyorlar.
*** “Ağaçların üstündeki serçeler şarkı söylüyorlar.

- Özne "herkes, hepsi, hiçbiri, bazısı, bazıları, hiçbiri, kimse, pek çoğu, birazı..." gibi belgisiz zamirlerden
oluşuyorsa yüklem tekil olur:
*** “Yarın herkes erken gelsin.”
*** “Bazıları ayakta bekliyordu.”
*** “Pek çoğu, daha önce de Türkiye'ye gelmişti.”
*** “Çoğu, bugün hasta olduğu için gelmemiş.”

- Öznenin III. tekil kişi olduğu cümlelerde, anlatıma saygı katmak amacıyla yüklem çoğul (III. çoğul kişi) olabilir:
*** “Biraz sonra bakan bey buraya gelecekler.”
Tekil Çoğul
*** “Cumhurbaşkanımız bu törenlere bizzat katılacaklar.”

Başında belgisiz sıfat olan çoğul isimlerin özne olduğu cümlelerde, yüklem tekil olur:
*** “Kar yüzünden uzakta oturan bazı öğrenciler o gün okula gelememişti.”
*** “Kimi yazarlar yapıtlarında kendi yaşamlarından hiç söz etmez.”

ÖRNEK SORU
O kurumda eğitim görmüş herkes, saygılı, hoşgörülü ve esnek olmak gibi çok önemli erdemler kazanmışlardır.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Gereksiz yere sıfat kullanılmasından
B) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından
C) Yükleme ekfiil getirilmesinden
D) Öznenin sözcük öbeği olmasından
E) Özne-yüklem uyuşmazlığından
(2000)

b) KİŞİ UYUMU
Öznenin tekil kişilerden (ben, sen, o) oluştuğu cümlelerde özne ile yüklem arasında kesin bir uygunluk söz konusudur.

Ben söyledim, o dinledi.
Sen orada bekle, ben geliyorum.

Öznenin birden çok kişiden oluştuğu cümlelerde bazı farklı durumlar vardır.
Özne Yüklem
I. tekil ve II. tekil (ben ve sen) —> I. çoğul
I. tekil ve III. tekil (ben ve o) —> I. çoğul
I. II. ve III. tekil (ben, sen ve o) —> I. çoğul
II. tekil ve III. tekil (sen ve o) —> II. çoğul

I. tekil ve ötekiler özne olduğunda yüklem I. çoğul,
I. tekil olmadan II. tekil ve ötekiler özne olduğunda yüklem II. çoğul,
I. çoğul olmadan II. çoğul ve ötekiler özne olduğunda da yüklem yine II. çoğul olur.

Bu kurallarla ilgili örnekler:
*** “Aslı'yla ben seni burada bekleyeceğiz.”
III. ve I. tekil I. çoğul

*** “Oradaki işleri sen ve ben birlikte halledelim.”
II. ve I. tekil I. çoğul

*** “Yarın sen, ben ve Ahmet'in kardeşi birlikte gidelim.”
II. tekil, I. tekil, III. tekil I. çoğul
*** “Aydın’la sen bu kapıda bekleyin.”
III. tekil ve II. tekil II. çoğul

*** “Siz, su küçükler ve biz son otobüse binelim.”
II. çoğul, III. çoğul ve I. çoğul I. çoğul

ÖRNEK SORU
Türkçede, bir cümlenin öznesi, birinci ve üçüncü tekil kişiden oluşuyorsa, yüklemi birinci çoğul kişi olur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan bir bozukluk vardır?
A) Ben onunla ilk kez sizin evde karşılaştım.
B) O filmi seninle birlikte izlemiştik sanırım.
C) Son durağa geldiğimizde, otobüste bir ben bir de o yaşlı adam kalmıştı.
D) O, ağabeyinle aynı lisede okumuştu.
E) Hatırlarsan, geçen sene bugünlerde sen, ben ve kardeşim denize giriyorduk.
(1993/ÖSS)

ÖRNEK SORU
Türkçede bir cümlenin öznesi, birinci ve üçüncü tekil kişiden oluşuyorsa, yüklemi birinci çoğul kişi olur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
A) O akşam ben kendi odama, Fatma da kendi odasına çekilmişti.
B) Teyzemlerin yeni evlerine taşınmasından sonra siz bu eve yerleştiniz.
C) Havalar böyle giderse bir süre daha kahvaltımızı balkonda yapabileceğiz.
D) Ben de bir tabak alıp sofraya oturayım.
E) Babasıyla annesi, bu evi üç yılda zar zor yaptırabildiler.
(1998/ÖSS)

c) OLUMLULUK-OLUMSUZLUK UYUMU
Özne ile yüklem arasında olumluluk-olumsuzluk yönünden de bir uyum olmalıdır. Basit ve bileşik cümlelerde özne-yüklem
uyumsuzluğu hemen göze çarpar.

Özellikle iki ya da daha çok yüklemli cümlelerde (sıralı ve bağlı cümleler), bu uyumla ilgili yanlışlıklar ortaya çıkmaktadır.

ÖNCE KURAL

ÖZNE YÜKLEM
OLUMLU OLUMLU hepsi, herkes …………………….anladı.

Öznenin "herkes, hepsi, tümü" gibi sözcüklerden oluştuğu cümlelerde yüklem olumsuz olursa, anlamda karışıklık ortaya
çıkar.
*** "Yarın hepsi gelmez."
Bu cümleyle "yarın kimsenin gelmeyeceği" mi anlatılıyor, yoksa "yarın gelmeyenlerin olabileceği" mi? Bana göre ikincisi, belki
de birincisi...

*** “Böyle bir teklifi herkes kabul etmez.”
Bu cümlede de aynı karışıklık vardır.

ÖZNE YÜKLEM
OLUMSUZ OLUMSUZ kimse. hiçbiri, hiç kimse ……………………….. görmemiş

Öznede olumsuz anlam taşıyan bir söz varsa, yüklem doğal olarak olumsuz olacaktır.
Aynı özneye bağlanmaları mümkün olmayan cümlelerin ortak özne ile kullanılmaları durumunda olumluluk-olumsuzlukla ilgili
özne-yüklem uyumsuzluğu söz konusu olur.

*** “Kimse, karşısındakine anlayış göstermiyor; bir an önce işini bitirmek istiyor.”
"Kimse ... anlayış göstermiyor." (Doğru)
"Kimse ... işini bitirmek istiyor." (Yanlış)
Cümledeki ikinci yüklem (istiyor), "kimse" öznesiyle kullanılamaz, bu yüklem için başka bir özne gerekiyor:
"...herkes bir an önce işini bitirmek istiyor."
*** “Hepsi, çocuğun yardıma muhtaç olduğunu biliyor; ancak hiçbir şey yapmıyor.”
"Hepsi ... biliyor." (Doğru)
"Hepsi ... hiçbir şey yapmıyor." (Yanlış)
İkinci cümlenin yüklemi olan "yapmıyor", "hepsi" öznesine bağlanamaz.
"...ancak kimse hiçbir şey yapmıyor." olmalı.

ÖRNEK SORU
Hiç kimse ona gerçeği anlatmamış; onu yalan yanlış sözlerle oyalamıştı.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?
A) "gerçeği" yerine "doğruyu" sözcüğü getirilerek
B) "anlatmamış"tan sonra "herkes" sözcüğü getirilerek
C) "anlatmamış" yerine "söylememiş" sözcüğü getirilerek
D) "onu" sözcüğü atılarak
E) "oyalamıştı" yerine "kandırmıştı" sözcüğü getirilerek
(2002)

ÖZNE İLE İLGİLİ YANLIŞLAR
Özne ile ilgili yanlışlar, özne-yüklem uyumlarının dışında kimi zaman özne eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Aynı özneye
bağlanmaları mümkün olmayan yüklemlerin ortak özneye bağlanmaları durumunda, özne eksikliğinden kaynaklanan bozukluk
ortaya çıkar.

*** “Kaza geçiren çocuğun durumu pek iyi değil; en az iki ay hastanede kalır.”
Burada iki yüklem, doğal olarak iki cümle var.
Birinci yüklem "iyi değil"; bu yüklem, "Kaza geçiren çocuğun durumu" öznesine bağlanır.
"Kaza geçiren çocuğun durumu pek iyi değil."
Özne Yüklem
"...en az iki ay hastanede kalır."
Yüklem
İkinci cümlenin yüklemi olan "kalır" da aynı özneye (kaza geçiren çocuğun durumu) bağlı. Bu yüklem için başka bir özne olması
gerekir. Cümlede özne eksikliği var.
"Çocuk en az iki ay hastanede kalır." olmalı.

*** “Olaya karışanların ifadeleri alındıktan sonra savcılığa sevk edildi.”
Bu cümlede tek yüklem var. Ancak bu yüklemin bağlanabileceği bir özne yok. Cümle "...suçlular savcılığa sevk edildi."
biçiminde tamamlanmalı.

*** “Bu sarayın inşaatında tam bin işçi çalışmış ve beş yılda tamamlanmış.”
Bu örnekte de iki ayrı yüklem, dolayısıyla iki ayrı cümle var. Birinci cümlenin öznesi "tam bin işçi" söz öbeğidir. Sorun ikinci
cümlede
"ve beş yılda tamamlanmış."
Yüklem
Tamamlananın ne olduğu bu cümlede verilmemiş. Cümle "ve inşaat beş yılda tamamlanmış" biçiminde düzeltilmelidir.

*** “Ülkenin bütçesi denetim altına alındı, artık geleceğe umutla bakabiliyor.”
İki yüklem, iki cümle, ama tek özne var.
Ülkenin bütçesi denetim altına alındı, artık geleceğe umutla bakabiliyor. ;
Özne Yüklem Yüklem
İkinci cümlenin başına "ülke" sözcüğünün özne olarak getirilmesi gerekir.

*** "Sergideki tabloların fiyatları çok yüksek; böyle devam ederse alıcı bulamaz."
Burada iki yüklem, doğal olarak iki cümle var.
Birinci yüklem "yüksek"; bu yüklem, "Sergideki tabloların fiyatları" öznesine bağlanır.
"Sergideki tabloların fiyatları çok yüksek."
özne yüklem
"... alıcı bulamaz." yüklem
İkinci cümlenin yüklemi olan "bulamaz" da aynı özneye (sergideki tabloların fiyatları) bağlı. Bu yüklem için başka bir özne
olması gerekir. Cümlede özne eksikliği var.
"... böyle devam ederse tablolar alıcı bulamaz."

*** "Bazı sorunları hiç vakit geçirmeden çözmek gerekir, aksi takdirde işin içinden çıkılmaz hale gelir."
İki ayrı yüklem, iki ayrı cümle var. Cümlelerin yüklem ve öznelerini bulalım.
Bazı sorunları hiç vakit geçirmeden çözmek gerekir,
özne yüklem
... işin içinden çıkılmaz hale gelir,
yüklem
Görüldüğü gibi ilk cümlenin öznesi var, bu cümlede bir sorun yok. İkinci cümlenin yükleminin bağlanabileceği bir özne yok. "Ne
işin içinden çıkılmaz hale gelir?" sorusunun yanıtı yok. Cümle,
"... bu sorunlar işin içinden çıkılmaz hale gelir." biçiminde düzeltilebilir.

*** "Şiir kitabının kapağı hazırlandıktan sonra hemen baskıya gönderilecek."
Bu cümlede tek yüklem var. Ancak bu yüklemin öznesi yok ya da belirsiz.
Şiir kitabından söz edildiğine göre "baskıya gönderilecek" olan şiir kitabı olmalı. Olmaz, ama belki "şiir kitabının kapağı"
baskıya gönderilecektir.
Birinci duruma göre cümleyi düzeltelim.
"... kitap, hemen baskıya gönderilecek."

*** "Ödeme planı ile ilgili bir takvim hazırlandı, bu ayın başından itibaren yürürlüğe girecek." cümlesinde de anlatım
bozukluğu vardır.
"Ödeme planı ile ilgili bir takvim" sözü ilk cümlenin öznesidir. İkinci cümlenin yüklemi olan "yürürlüğe girecek" ilk cümlenin
öznesi olan bu söze bağlanamaz.

ÖRNEK SORU
Öğrencilerin en çok yaptıkları yanlışlardan biri de aynı özneyi almayan yüklemleri, bir arada kullanmalarıdır.
Aşağıdakilerden hangisi bu açıklamaya örnek olabilir?
A) Onlar gene beni yerer, kendilerini överler.
B) Televizyonun karşısına oturmuştum; haberleri izliyordum.
C) Bu olaylar onu yorgun düşürmüş, sağlığını bozmuştu.
D) Bu tür dergilerin sayısı azalıyor, okunmaz oluyor.
E) Avcılık tek başına yapılmıyor; tanıdıklarla yapılıyor.
(1988/ÖYS)

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Şiirlerinde bol bol abartılmış sözcükler seçmesi yüzünden hitabet havası taşımaktadır.
B) Günümüzde dergiler ve gazeteler, deneme türünün gelişip yaygınlaşmasına uygun bir ortam hazırlamaktadır.
C) Osmanlı imparatorluğu'nda Lale Devri'nde çeviri çalışmaları yapıldığı biliniyor.
D) Bence edebiyat eleştirisinin edebiyat incelemesiyle bir arada, iç içe düşünülmesi gerekir.
E) Sanatın başlıca amacının güzellik olduğunu savunan yazarın, bu konuda söylediklerine bir göz atalım.
(1996/ÖSS)

NESNE İLE İLGİLİ YANLIŞLAR
ÖSS'de nesne yanlışları ile ilgili sık sık soru sorulur. Nesne ile ilgili yanlışlıklar kimi zaman nesne eksikliğinden, kimi zaman
da ortak nesneye bağlanamayacak yüklemler kullanılmasından kaynaklanır.

Nesne yanlışları fiil (eylem) cümlelerinde görülür; isim cümlelerinde nesne bulunmaz.

NESNE EKSİKLİĞİ
Nesne eksikliği ile ilgili yanlışlıklar, daha çok çift yüklemli cümlelerde ortaya çıkar. Bu cümlelerde birinci yüklem ya bir isim
ya da geçişsiz fiil olur; ikinci yüklem geçişli fiil (nesne alabilen fiil) olduğu halde nesne kullanılmamışsa cümlede nesne
eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu olur.

"...(I.) yüklem ………….... (II.) yüklem
İsim ya da Geçişli fiil, ama
geçişsiz fiil nesnesi yok

*** “Adamın yüzüne dikkatle baktı, ama tanıyamadı. “
Yüklem Yüklem

"Baktı" fiili geçişsizdir, bu fiil için nesne gerekmez.
"Tanıyamadı" fiili geçişlidir, bu fiilin nesne alması gerekir.
"Tanıyamadı"dan önce "adamı" ya da "onu" sözcüğü nesne olarak yer almalıdır.

*** “Bu iki resim arasında yedi fark var; 30 saniyede bulmalısınız.”
İlk cümlenin yüklemi (var) bir isim; bu cümlenin nesneyle işi olmaz.
İkinci yüklem (bulmalısınız) bir geçişli fiil olduğu halde nesne kullanılmamış ve anlatım bozukluğu ortaya çıkmış. Cümle
"...bu farkları/onları 30 saniyede bulmalısınız." biçimine getirilmeli.

*** “Bu adam her konuda çok inatçı; bu yüzden kimse sevmiyor.”
Bu cümlede de birinci yüklem (inatçı) isim; bu cümlede nesne olmaz. İkinci yüklem durumundaki "sevmiyor" geçişli bir fiildir,
bu fiil için bir nesnenin olması gerekir. Cümle
"...bu yüzden, kimse onu sevmiyor." biçimine getirilmeli.

Aşağıdaki cümlelerde de nesne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır.

*** “Pul biriktirmeye nasıl başladınız, kaç yıldır sürdürüyorsunuz?” "...bu işi kaç yıldır sürdürüyorsunuz." olmalı.

*** “Adamın getirdiği yazıya bir göz attı ve hemen imzalayıp geri verdi.” "ve yazıyı hemen imzalayıp geri verdi" olmalı.

*** “Sizin işinize biraz sonra başlayacaklar, yarım saatte bitirirler.* "işinizi yarım saatte bitirirler." olmalı.

*** “Derste anlatılan konu çok karışıktı, bu yüzden kimse anlamadı.”
Yüklem yüklem
I. yüklem ad soyludur, nesne alamaz. II. yüklem durumundaki "anlamadı" fiili geçişlidir, bu fiilin nesne alması gerekirdi, nesne
almadığı için cümlede anlatım bozukluğu vardır.
Cümleye nesne getirilmeli, cümle şöyle olmalıdır:
"... bu yüzden konuyu/anlatılanları kimse anlamadı."

*** "Raftan aldığı kitaba önce bir göz attı, sonra oturup uzun uzun inceledi."
İlk cümlenin yüklemi olan "göz attı" bir geçişsiz fiildir; bu cümlede nesne olmaz.
İkinci cümlenin yüklemi olan "inceledi" fiili geçişlidir; ancak cümlede nesne yoktur. Bu durum anlatım bozukluğuna yol
açmıştır. Cümle,
"... sonra oturup kitabı uzun uzun inceledi." biçimine getirilmelidir.

*** "Bu su çok soğuk: ben içemem."
yüklem yüklem
İki yüklemli bir cümle. Yüklemlerden birincisi isim; dolayısıyla bu yüklemin olduğu cümlede nesne olmaz. İkinci yüklem bir fiil.
"İçemem" fiili "neyi, kimi" sorularına cevap verir; yani nesne alabilir. Yüklemden önce bir nesne olması gerekirdi. Cümle,
"... ben bunu/bu suyu içemem." biçimine getirilmeli.

*** "Dün, yeni bir yazısı geldi; ama henüz okuyamadım."
Birinci yüklem geçişsiz (nesne almayan) bir fiil, ikinci yüklem geçişli olduğu halde cümlede nesne yok. İlk cümlede geçen "yeni
bir yazısı" sözü, ikinci cümlenin nesnesi gibi düşünülmüş; hâlbuki bu söz ilk cümlede özne görevindedir.

*** “Az önce burada bir kitap vardı; nereye kaldırdınız? “ "... onu nereye kaldırdınız?" olmalı.

*** “Bu kaban belki çok kaliteli; ama ben beğenmedim.” "... ama ben onu/kabanı beğenmedim." olmalı.

*** “Önüne gelen belgedeki fotoğrafa bir baktı ve hemen imzaladı.” "... ve hemen belgeyi imzaladı." olmalı.
ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinden "onu" kelimesi çıkarılırsa cümlenin anlatımı bozulur?
A) Çoğu zaman biçimsel özellikler üzerinde durur, az da olsa onu geliştirmeye çalışırız.
B) Bulunduğu çevreyi inceliyor, onu yazılarında gereç olarak kullanıyor.
C) Fıkranın geleneksel anlamını değiştirmiş, onu daha da zenginleştirmiştir.
D) Yazma sözünden ne anladığımı açıklamak, onu tanımlamak istiyorum.
E) Çevremizi duyu organlarımız yardımıyla tanır, onu bu organlarımızla öğreniriz.
(1985/OSS)

ÖRNEK SORU
Aşağıdakilerden hangisinde, "Sana asla kızmıyor, çok seviyoruz." cümlesindekine benzer bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Ağaçları suluyor, ilaçlıyor.
B) Arkadaşlarıyla buluşmuyor, haberleşmiyor.
C) Kitaplarını yerlerine yerleştirmiyor, üst üste yığıyor.
D) Derslerine çalışmıyor, ihmal ediyor.
E) Tarlayı gübreliyor, ekime hazırlıyor.
(1989/ÖYS)

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Burada en çok eski arkadaşlarımı arıyor, özlüyorum.
B) Konunun az bilinen bir yönüne ışık tutuyor, aydınlatıyor.
C) Yeni çıkan kitapları alıyor, hemen okuyorum.
D) Gezilerinde yeni yerler görüyor, değişik insanlar tanıyor.
E) Yaptıklarını yeterli bulmuyor, eleştiriyor.
(1990/ÖSS)

NESNE UYUMSUZLUĞU
İki geçişli fiilin ortak nesneye bağlanamaması durumudur, iki yüklemi olan bazı cümlelerde her iki yüklem de geçişli (nesne
alabilen) fiil olabilir. Cümledeki tek nesneye iki fiil bağlanamıyorsa nesne uyumsuzluğu ortaya çıkar.

*** “Bu sabah, kitap listesini bana vermişti; fakat vakit bulup alamadım.”
"vermişti" ve "alamadım" nesne alabilen fiillerdir.
"kitap listesini" sözü "vermişti"nin nesnesidir. Ancak bu söz, "alamadım" fiilinin nesnesi olamaz.
"kitap listesini... alamadım."
Alamadığı "kitap listesi" değil, "listedeki kitaplar"dır. Cümle,
"...listedeki kitapları alamadım." biçiminde düzeltilebilir.

*** “Yaşadığı ilginç olayları küçük öyküler biçimine getirir, sonra çevresindekilere okurdu.”
"Yaşadığı ilginç olayları" sözü ilk cümlenin nesnesidir. Ama bu söz ikinci cümleye nesne olamaz.
"Yaşadığı ilginç olayları... okurdu." olmaz.
İkinci cümle için "yazdıklarını/bu öyküleri" gibi bir nesne gereklidir.

*** “Yanına gelen öğrenciye adını sordu ve hemen yandaki masaya gönderdi.”
İki yüklem (fiil), ama tek nesne var.
"...adını sordu." (Doğru)
"...adını... gönderdi." (Yanlış)
İkinci cümle "...ve öğrenciyi/onu yandaki masaya gönderdi" biçiminde olmalı.

*** “İstediğiniz kitapların adlarını bir listeye yazın, ben sonra incelerim.”
Nesne yüklem yüklem
Geçişli eylem geçişli eylem
İki yüklem de geçişli fiildir. Birinci yüklem (yazın) nesneye bağlanabilir. Fakat "istediğiniz kitapların adlarını" nesnesi
"incelerim" yüklemine bağlanamaz, ikinci yüklem için başka bir nesne gereklidir. Cümle,
"... ben listeyi sonra incelerim." olmalı.

*** “Bu adamı daha önce bir yerde gördüm, ama hatırlayamadım.”
"Bu adamı" sözü nesne durumundadır, bu söz ilk cümlenin nesnesidir.
"Bu adamı... gördüm."
Ancak bu nesne ikinci yükleme bağlanamaz. "Hatırlanamayan" bu adam değildir; ikinci cümle için başka nesne gerekir:
"... ama nerede gördüğümü hatırlayamadım."

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Olağanüstü kişiliği ve sıra dışı dostluğuyla, tanıdık tanımadık herkesi bir sevgi çemberinin içine alırdı.
B) Tek başına gerçekleştirebileceği birçok tasarıya gençleri de katarak bilgisini onlarla paylaşmak isterdi.
C) Gerek özgün çalışmaları, gerekse yetkin çeviri ve derlemeleriyle, bu alandaki araştırmacılara ışık tutmuştur.
D) Onun düşünceleri, bilimle ilgilenen, yapıtlarını okuyan, anlayan ya da anlamaya çalışanlar aracılığıyla yaşıyor.
E) Gençlerin deneyimsizlikten, bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorularını yanıtlayarak yönlendirirdi.
(2 Mayıs 1999)
TÜMLEÇ YANLIŞLARI
Tümleç yanlışları -daha çok- dolaylı tümleçle ilgili olmaktadır. Zarf tümlecinin olup olmaması cümlenin yapısını etkilemeyeceği
için, zarf tümleci eksikliği anlatım bozukluğuna yol açmaz. Zarf tümleci durumundaki sözcük ya da sözcükler genellikle çekim
eklerini almaz.

* Tümleç yanlışları da genellikle çift yüklemli cümlelerde ortaya çıkar. Bu yanlışlar nesne ile ilgili yanlışların ters
çevrilmiş biçimi gibidir. Birinci yüklem bir nesneye bağlanır ya da tümleç gerektirmez; ikinci yüklem için tümleç
gerekli olduğu halde cümlede tümleç olmaz.

*** “Kardeşinin yardıma ihtiyacı olduğunu biliyordu, ama yardım edemiyordu.”
Yüklem Yüklem
Birinci yüklem bir geçişli fiil; kendinden önceki sözcüklerin tümü bu fiilin nesnesidir, ikinci yüklemin (yardım edemiyordu)
nesneye bağlanma şansı yok, bu yüklem için bir dolaylı tümleç gerekli.
"...ama ona yardım edemiyordu." olmalı.
*** “Çevremizde olup bitenleri izliyor, ama bir anlam veremiyorduk.”
Bu örnekte de ikinci cümlede dolaylı tümleç eksikliği var. İkinci yüklem için "olanlara" gibi bir dolaylı tümleç gerekli.
"...ama olanlara bir anlam veremiyorduk." olmalı.

*** “Bu odayı da ilaçlayalım; çok sivrisinek var.”
Bu cümlede anlatım bozukluğu yok diye düşünmeyin. "Sivrisinekler nerede? İkinci cümle için bir dolaylı tümleç -ancak bu
sefer ismin "-de" halinde- gerekli.
"...odada/burada çok sivrisinek var." olmalı.

*** “Ben öyle dizileri hiç izlemem, nefret ederim.”
Bu cümlede de dolaylı tümleç eksikliği var; ancak bu cümleye ismin "-den" halinde bir dolaylı tümleç gerekli.
"onlardan/öyle dizilerden nefret ederim." olmalı.

*** “Böyle hareketli bir yaşama hem alıştık, hem usandık.”
Bu cümlede iki yüklem aynı tümlece bağlanamıyor. "Alıştık" yüklemi "böyle hareketli bir yaşama" tümlecine bağlanmış; bu
tümlece "usandık" fiili bağlanamaz, ikinci fiil için ayrı bir dolaylı tümleç gerekiyor.
"...hem de böyle yaşamaktan usandık." olmalı.

*** “Yanında çalışan işçileri koruyup gözetir, her zaman yardımcı olurdu.”
yüklem yüklem
Birinci yüklem bir geçişli fiil; kendinden önceki sözcüklerin tümü bu fiilin nesnesidir, ikinci yüklemin (yardımcı olurdu)
nesneye bağlanma şansı yok, bu yüklem için bir dolaylı tümleç gerekli.
"... her zaman onlara yardımcı olurdu." olmalı.

*** “Sen zannediyor musun u insanlar söylediklerinizi dinler ve inanır.”
Yüklemlerin birbirine yakın olduğu cümlelerde daha dikkatli olmak gerekir. Böyle cümleler ilk anda kulak tırmalamayabilir.
Bu cümlede de iki yüklem var. Birinci yüklem (dinler) bir geçişli fiildir; bu yüklem bir nesneye (söylediklerinizi) bağlanmıştır,
ikinci yüklem (inanır) geçişsiz fiildir; bu fiil için bir dolaylı tümleç gereklidir, bu fiil nesneye bağlanamaz.
"... ve size/söylediklerinize inanır."

*** “Hazırladığım dosyayı danışmaya bırakacağım, sen yarın alırsın.”
Bu cümlede ilk yüklem (bırakacağım) bir dolaylı tümlece (danışmaya) bağlanmaktadır. Ancak ikinci yüklem (alırsın) aynı
tümlece bağlanamaz, bu yüklem için başka bir dolaylı tümleç gereklidir.
"... sen yarın danışmadan/oradan alırsın."

*** “Pop müzik konusunu tartışmayalım; ben hoşlanmıyorum.”
Bu cümlede de dolaylı tümleç eksikliği var. İlk yüklem (tartışmayalım) bir nesne (pop müzik konusunu) almış; ikinci yüklem
(hoşlanmıyorum) bu nesneye bağlanamaz.
"Pop müzik konusunu... hoşlanmıyorum." olmaz.
"... ben bu konunun tartışılmasından/pop müzikten hoşlanmıyorum." olmalı.

*** “Sizi daha önce gördüğümü hatırlıyorum, sanırım bir toplantıda karşılaşmıştık.”
Bu cümlede de tümleç eksikliği var, ancak dolaylı tümleç eksikliği değil, edat tümleci eksikliği.
"Karşılaşmak" "biriyle" olur; "seninle karşılaşmak, öğret¬meniyle karşılaşmak... gibi.

Yukarıdaki cümlede de karşılaşmak fiili için "-le, -la" almış bir tümleç gereklidir:
"... sanırım sizinle bir toplantıda karşılaştık." olmalı.

*** “Söylediklerinize karşı çıkanlara sakın bir şey demeyin, boş yere uğraşmayın.”
Birinci cümlenin yüklemi (demeyin) dolaylı tümlece (söylediklerinize karşı çıkanlara) bağlanır, ikinci cümlenin yüklemi
(uğraşmayın) bir dolaylı tümlece bağlanamaz, bu yüklem için "-le, -la" eki almış bir tümleç, yani edat tümleci gerekmektedir.
"... onlarla boş yere uğraşmayın" olmalı.

*** “Ben yarın Akın'ı göreceğim, bu konuyu da görüşürüz.”
Cümlenin ilk bölümünde bir yanlışlık yok. İkinci bölümde tümleç eksikliği var, ancak dolaylı tümleç eksikliği değil. Cümle
"...onunla bu konuyu da görüşürüz." biçiminde bitmeli.

*** “Huysuzluk ettiğinde çocuğu kendi başına bırakın, bir süre ilgilenmeyin.”
Bu sıralı cümlenin ikinci cümlesinde tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır. Cümleye, "-le, -la" eki almış
bir edat tümleci getirilmeli.
"...bir süre onunla ilgilenmeyin." olmalı.

ÖRNEK SORU
I. 0nun da görüşlerini öğrenmek, yararlanmak istediler.
II. Herkes birbirine zarar vermeden yaşamayı başarabiliyorlar.
III. Onun aramızdan ayrılması yalnız bizim için değil, tüm toplum adına büyük bir kayıptır.
IV. Arkadaşının sıkıntı çektiğini biliyor, sezdirmeden yardım ediyordu.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde anlatım bozukluğu tümleç eksikliğinden kaynaklanmaktadır?
A) I. ve II. B) I. ve III. C) I. ve IV.
D) II. ve IV. E) III. ve IV.
(2 Mayıs 1999)

ÖRNEK SORU
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu, cümlenin uygun bir yerine "ona" sözcüğü eklenerek giderilebilir?
A) Elbiseler dolaplara özenle yerleştirilir, güve yemesin diye elbise aralarına naftalin konurdu.
B) Çocuk bir yandan yaralı kuşa korkuyla bakıyor; bir yandan da onu sevmek istiyor.
C) Annesi çocuğunun aç olmadığını biliyor; ama yine de pastadan yemesini istiyordu.
D) Ali, arkadaşı Mustafa'yı hem çok seviyor, hem de kimi davranışlarından dolayı kızıyordu.
E) Otobüs buraya gelince duruyor, bekleyen yolcular bindikten sonra yeniden yola koyuluyordu.
(1996/ÖSS)
TEST 1

1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve
vardır? III.
A) Her yıl bu mevsimde, gezdiği şehirleri ve ülkeleri D) III. ve V. E) IV. ve V.
köşe yazılarında anlatır.
B) Bu yaştaki çocuklar, okuduğu kitap ve filmlerden çok
etkilenir, 4. (I) Anlatım bozuklukları değişik nedenlerden kaynak-
C) Geçen hafta katıldığı toplantı ve programlarda sınav lanabilir. (II) Bu bozuklukların asıl nedeni dilin doğru
konusu üzerinde durdu. kullanımına ve dilbilgisi kurallarına dikkat edilmemesidir.
D) Uyguladığı sistem ve programın özelliklerini anlattı. (III) Kullanılan sözcüklerin anlamının iyi bilinmemesi de
E) Her insan gibi onun da kızdığı kişi ve durumlar olurdu. bu yanlışlarda etkili olmaktadır. (IV) Birçok yanlış da
sözcüklerin yanlış yerde ve anlamına uygun
kullanılmamasından kaynaklanıyor. (V) Düşüncelerini
yazıyla aktaran herkesin dil kurallarına uyması bir
2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk- zorunluluktur.
luğu vardır? Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde bir
A) Sınav sistemindeki değişiklikler yüzünden pek çok anlatım bozukluğu vardır?
öğrenci ne yapacağını bilmiyor. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
B) Benim ve benim durumumdaki pek çok insanın tek
isteği yeni bir sınavdı.
C) Lise öğretiminin dört yıla çıkarılması, pek çok
sıkıntıyı getirdi. 5. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yanlış fiil kul-
D) Daha önceki yıllarda hazırlık sınıfı olan liselerde, bu lanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
yıl iki farklı birinci sınıf var. A) İki ihtiyar deniz kıyısına oturmuş, denizi seyredi-
E) Eski öğrenciler, üçüncü sınıfın sonunda liseden mezun yorlardı.
olacaklar. B) Kardeşim sınavı kazandığını söyleyince, evdeki herkes
çok sevindi.
C) Her akşam bu çay bahçesinde çay içmeyi alışkanlık
haline getirmiştik.
3. Tek amacı halka güzellikler yaşatmak olan bir D) Babam başına gelenleri anlatınca hepimiz çok
sanatçının görevi bir fikre destek ya da inkâr etmek gülmüştük.
değildir. E) Durumundan yakındığını, bugüne kadar hiç görmedim.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu
I. Bir sözcüğün yanlış yerde kullanımı
II. Gereksiz sözcük kullanımı 6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu
III. Yardımcı eylem eksikliği vardır?
IV. Özne-yüklem uyumsuzluğu A) Çalışmalarının gerçeğe uygun olmasına dikkat eder,
V. Yan cümlecikte nesne eksikliği her konuda çok titiz çalışırdı.
gibi nedenlerin hangi ikisinden kaynaklanmıştır?
B) Bu desenleri geçen gün bir evin duvarında gördüm, E) Tamlayan eksikliğinden
çok beğendim.
C) Geçen yıl ciddi bir rahatsızlık geçirdi, çalışmalarına
altı ay ara verdi. 11. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk-
D) Çocuklar için bir film çekmek istiyor, ancak vakit luğu vardır?
bulamıyordu. A) Birine kaba sözler söylemekten çekinmeyen insanın,
E) Onun, haftanın her günü bir yerde programı var; aslında kendine saygısı yoktur.
böyle ziyaretlere vakti yok. B) Böyle bir sözü sokakta duyduğumuzda utanmakta,
yüzümüz kızarmaktadır.
C) Konuşması insanın kişiliğinin aynası durumundadır.
7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne eksikliğinden D) Ahlaklı bir insan duymaktan hoşlanmayacağı bir sözü
kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır? başkalarına kesinlikle söylemez.
A) Tek başına bitirebileceği işlerde bile çevresinde- E) "Kötü söz sahibinindir." sözü, kötü konuşan insanın
kilerden yardım isterdi. kendine zarar vereceğinin kanıtıdır.
B) Henüz güneş doğmamıştı, ama herkes işinin
başındaydı.
C) Hastanın durumu her geçen gün düzeliyor, iki haftaya 12. Kimse işini tam olarak yapmıyor, bin türlü bahane
kadar hastaneden çıkar. uyduruyor.
D) Herkes çok yorulmuştu, kimsenin ayakta duracak hali Aşağıdakilerin hangisinde bu cümledeki gibi bir anlatım
kalmamıştı. bozukluğu vardır?
E) Yarın yine çok işimiz var; erken kalkmak zorundayız. A) Siz kendi işinizi yapmazsanız başkası niye yardım
etsin?
B) ilgi görmeyen sanatçı, kendini yaşadığı topluma uzak
ve yabancı duymaya başlar.
C) Herkes kendi işini bir an önce bitirsin, başkasının
işine karışmasın.
8. Ayhan'la son olarak geçen hafta görüştük, bir daha D) Çocuğun durumu iyi değil, bir doktora göstermeliyiz.
görmedim. E) Adamın getirdiği belgeyi üstünkörü inceledi ve hemen
Aşağıdakilerin hangisinde bu cümledekine benzer bir imzasını attı.
anlatım bozukluğu vardır?
A) Babasını karşısında görünce çok şaşırdı, hiçbir şey 13. I. Anlattıklarını sonuna kadar dinledik, ama
söyleyemedi. inanmadık.
B) Bu insanları ihmal etmeyin, sık sık bir araya gelin. II. Öğretmen şiiri ezberleyip ezberlemediğimizi
C) Sana gıpta ediyor ve her konuda takdir ediyoruz. sorunca hepimizin yüzümüz kızardı.
D) Okulun inşaatı bu yıl bitecek olursa, gelecek yıl III. Bu kitaptaki şiirler çok güzel, ezberlemek istiyo-
öğretime açılacak. rum.
E) Bu kitabı çok beğendim, senin de okumanı isterim. IV. Bu tatil köyünü beğenmedim; çok fazla gürültü var.
V. Yarın hiçbiri kesinlikle evden dışarı çıkmayacaklar.
Numaralanmış cümlelerin hangilerinde anlatım bozukluğu
aynı nedenden kaynaklanmaktadır?
9. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde özne-yüklem A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III.
uyumsuzluğu vardır? D) III. ve V. E) IV. ve V.
A) Halkımız, her nedense romantik kitapları ve filmleri
seviyorlar. 14. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk-
B) Hiçbiri daha önce böyle bir programa katılmamış. luğu yoktur?
C) Yarın hepsi saat beşten önce buraya uğrayacak. A) Tembel ve başarılı olmayanlar gruptan çıkarılacak.
D) Sizin anlattığınız olayı burada kimse bilmiyor. B) Bu program öğretmenler tarafından hazırlanıyor,
E) Bazıları, yaz tatilinde sizin verdiğiniz kitapları oku- uzmanlarca son şekli veriliyor.
muş. C) Böyle yerlerde pek dolaşmayın, güvenilir değildir.
D) Bir insanın her konuda fikrinin olması doğru değildir.
E) Bu üniversite 10 Eylül 1948 yılında açılmış.
10. Mendil satan çocuğun ayaklarının çıplak olduğunu fark
edince cebindeki paranın hepsini çıkarıp verdi.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin
hangisinden kaynaklanmaktadır? 15. (I) Arif Usta işini çok iyi yapan, ama biraz huysuz
A) Özne-yüklem uyuşmazlığından biriydi. (II) Bir gün olsun işe geç geldiğini ve işini baştan
B) Dolaylı tümleç eksikliğinden savma yaptığını gören yoktur. (III) Artık çok yorul-
C) Gereksiz sözcük kullanılmasından duğunu, kendinden başka kimsenin bu işi yapamayacağını
D) Nesne eksikliğinden iddia ediyor. (IV) Maaşı artırılırsa, Arif Usta belki
çalışmaya ikna edilebilirdi. (V) Belki inanmayacaksınız, 20. I. Bu yörenin insanlarına çok güveniyor, çok
ama maaşının artırılmasını da istemiyordu. seviyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde II. Çocuğu rahat bırakın, sakın siz, bir şey
anlatım bozukluğu vardır? söylemeyin.
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V. III. Hepsi dağıtılan kitapları okuyacaklar.
IV. Son yazısını ben de beğendim; çok ilginç
benzetmeler var.
V. Biraz erken çıksak iyi olur, ne var ki törene
16. Yedi yaşına giren hiçbir çocuk eğitim-öğretim yetişemeyeceğiz.
dışında kalmamalı, mutlaka ilkokula başlamalıdır. Numaralanmış cümlelerden hangi ikisinde tümleçle ilgili
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdaki- anlatım bozukluğu vardır?
lerden hangisidir? A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve IV. D)
A) Gereksiz sözcük kullanımı III. ve V. E) IV. ve V.
B) Öznenin belirtilmemiş olması
C) Tamlayan eksikliği
D) Tümleç eksikliği 21. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
E) Özne-yüklem uyumsuzluğu bozukluğu vardır?
A) İnşaat işinin başlamasını ve yaza kadar bitmesini
istiyoruz.
B) Dün akşamki programda çocukluk anılarını ve okul
17. Aşağıdaki dizelerden hangisinde anlatım bozuk- günlerini anlattı.
luğu vardır? C) Gün boyunca ayakta durup satış yapmak, bu yaşta biri
A) Belli bir yaştan sonra zaman çok hızlı akıyor. için kolay değil.
B) Bizler mi bilmem ki yoksa zaman mı değişti? D) Sınıfların temiz tutulmasını, yerlere bir şey atıl-
C) Yaşamdan tat almayan biri için, her yeni gün yeni bir masını istemiyorum.
dert oluyor. E) Ders bitmiş, ama henüz öğrenciler sınıftan çık-
D) Dostlarıyla, sevdikleriyle birlikte olan insan, zamanın mamıştı.
nasıl geçtiğini fark etmez.
E) Çevresindekilere ayak uyduramayan insan, kendini
yapayalnız hisseder. 22. Konu eksiklerini bir an önce gidermesi gerekir,
yoksa bir süre sonra büyük sorun olur.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni
aşağıdakilerden hangisidir?
18. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım A) Yanlış bağlaç kullanılması
bozukluğu vardır? B) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanılması
A) Hazırladığı yazıları, hiç kontrol etmeden dizgi C) Yan cümlecikte nesne eksikliği
servisine gönderiyordu. D) Gereksiz zarf tümleci kullanılması
B) Gazete yazılarını, iki yılda bir düzenleyerek kitap E) Özne eksikliği
halinde yayımlıyordu.
C) Güncel konularla ilgilenmez, her yazısında sanat ya da 23. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozuk-
edebiyattan söz açardı. luğu yoktur?
D) Okurlarından gelen her mektubu, satır satır okurdu. A) Bir görevli programa katılacaklara, nasıl davran-
E) Yazılarında elyazısı kullandığı için çok zor okunu- î malarını anlattı.
yordu. B) Bir işte başarılı olabilmek için öncelikle sevmek
gerekir.
C) Kardeşi koluna çarpınca, çay bardağını üzerine döktü.
19. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım D) Siz kendinizi düşünmezseniz başkası niye düşünsün?
bozukluğu vardır? E) Bayramın ilk günü yağış olmayacağını öğrenince çok
A) Bu çocukların çok zeki ve başarılı olduklarını hepimiz sevindik.
biliyoruz. 24. İki yüklemli bazı cümlelerde, her iki yüklem de geçişli
B) Bu insanlara yardımcı ve destek olmaya devam fiil olabilir. Ancak yüklemlerden birinin nesnesine ikinci
etmeliyiz. yüklem bağlanamıyorsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
C) Başarılı olmak için inatçı ve hırslı olmanız gerekir. Aşağıdakilerden hangisinde belirtilen durumdan kay-
D) Çocuklarla ilgili bu kadar kaygı ve endişe etmenize naklanan anlatım bozukluğu vardır?
gerek yok. A) Senin kitabını masanın üstüne bırakmıştım, biri almış.
E) Bizim belgelerimizi bir kez daha incelemenizi hem B) Bu arkadaşını çok seviyor, başkalarından üstün
rica, hem de arzu ediyoruz. tutuyordu.
C) Dün akşam telefonunu kaybetmiş, hâlâ bulamamış.
D) Güzel bir program hazırlamış, hepimiz çok beğendik.
Aşağıdakilerin hangisinde bu cümledekine benzer bir
anlatım bozukluğu vardır?
25. Ödeme planı ile ilgili takvime kimse karşı çıkmadı, A) Sınıftaki herkes yanındaki ile konuşmadan kendi
sunulan planı kabul etti. ödeviyle ilgilenecek.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun benzeri aşağıdaki- B) Bu çocukların kitap okumaları gerektiğini bundan on
lerin hangisinde vardır? yıl önce de, şimdi de söylüyorum.
A) Dün okula giderken Bilgin’le karşılaştık, çok üzgündü, C) Bülent'i en son iki hafta önce gördüm, bir daha
B) Ödevini geç saatlerde bitirdi, sonra CD'ye aktardı. karşılaşmadık.
C) Sınavdaki bazı sorular çok zordu, onlarla vakit D) O gün soğuktan ellerim morarmış, ben de çok
kaybetmedim. üşümüştüm.
D) Hiçbiri kurallara uymak istemiyor, yalnız kendini E) Ön sırada oturan çocuklar çok sessizdi, fakat çok
düşünüyor. çalışkandı.
E) Okul müdürüyle görüşmeye ben ve Buğra birlikte
gittik.
30. Bizim hesabımıza göre, Berk bu sabah buraya gele-
26. Bu kasabanın insanları son derece zeki ve çalışkandır, cek, biz de saat 12'de onu buradan alacaktık.
okuryazar oranı da çok yüksektir. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişiklikler- aşağıdakilerden hangisidir?
den hangisi ile giderilir? A) Bir sözcüğün anlamına ve işlevine uygun kullanıl-
A) "insanları" sözcüğünün yerine "halkı" getirilerek maması
B) "çalışkandır" sözcüğüne III. çoğul kişi eklenerek B) Özne-yüklem uyumsuzluğu
C) Virgülden sonra "kasabada" sözcüğü getirilerek C) Yanlış edat (ilgeç) kullanılması
D) "son derece" sözü "ve" bağlacından sonra getirilerek D) Birinci yüklemin bileşik zaman eki almamış olması
E) Virgülden sonra "ayrıca" sözcüğü getirilerek E) Gereksiz tümleç kullanılması

27. O ansiklopedi bizde var, yarın buradan alabilirsin.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun benzeri
aşağıdakilerin hangisinde vardır? 31. Kütüphanedeki görevli söylediklerinin anlaşılmadığını
A) Programdaki konuşması çok kısaydı, bu yüzden herkes fark edince bir daha tekrarladı.
beğendi. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağı-
B) Hazırladığı savunmayı beğenmedim, birçok zayıf dakilerden hangisidir?
nokta var. A) Gereksiz sözcük kullanımı
C) Şiirlerinin dili çok ağır, bence bu nedenle başarılı B) Özne-yüklem uyumsuzluğu
olamıyor. C) Nesne eksikliği
D) Zil çalınca herkes yerine oturdu, yanındakiyle bile D) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanımı
konuşmadı. E) Dolaylı tümleç eksikliği
E) Söylenen hiçbir şeye karşı çıkmaz, hemen destek
verirdi.

28. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde özne-yüklem
uyumsuzluğu vardır? 32. I. Güzel balık varsa, bize de ayırın.
A) Herkes, bayramdan sonraki iki günün tatil olmasını II. Behçet Necatigil'i, Kabataş Lisesinde
istiyordu. öğretmenlik yaparken tanıdım.
B) Dün hiçbiri söyledikleri saatte buraya gelmediler. III. Bu akşam televizyon izleyeceğim, sürekli
C) Turizmle ilgili nitelikli ilk kitaplar, birkaç yıl önce izlediğim bir belgesel var.
basıldı. IV. İlk konudan başlayarak, bütün konular ayrıntılı
D) Toplantıya katılan öğretmenler yeni not sistemiyle biçimde anlatılacak.
ilgili görüşlerini açıkladılar. V. Olayları şaşkınlıkla izliyor, fakat bir anlam veremi-
E) Görüşmelerden bir sonuç çıkacağını, kimse tahmin yorduk.
etmiyordu. Numaralanmış cümlelerden hangi ikisinde aynı nedenden
kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?
A) I. ve II. B) I. ve IV. C) II. ve III.
29. Bilgisayarın ekranına sürekli bakmaktan ben çok D) III. ve V. E) IV. ve V
yorulmuş, gözlerim ağrımıştı.
TEST 2 fiili geçişlidir, nesne olması gerekir. (IV) Bazı cümlelerde
birden çok nesne bulunabilir. (V) Yüklemin edilgen fiil
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yanlış sözcük olduğu cümlelerde de nesne bulunmaz.
kullanımı anlatım bozukluğuna yol açmıştır? Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisinde
A) Okumaya başladığı kitabı bitirmeden yerine koy- anlatım bozukluğu vardır?
mazdı. A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.
B) Bu yanlışların çoğu bilgi yoksunluğundan kay-
naklanıyor.
C) Sınavla ilgili son açıklamalardan, öğrenciler pek bir
şey anlamadılar.
D) Dikkatini toplayamama bazı öğrencilerin başarı- 6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu
sızlığında önemli bir etken. yoktur?
E) Her insan, okuduğu kitapta kendinden bir şeyler A) Bu konulara, ancak düzenli not tutarak çalışılır.
bulmak ister. B) Verdiğiniz karar ve düşünceleriniz sağduyulu olmalı.
C) Sahibi belli olmayan bir konu hakkında herkes yorum
yapar, ama sorumluluk almaz.
2. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu D) Dün yanında bir adam vardı, adını sormadım.
vardır? E) Gün boyunca ayakta kaldığım için çok yoruldum.
A) Hava çok soğuk, üstelik yağmur da yağıyor.
B) Böyle bir havada, maçta çok az ya da hiç seyirci
yoktur.
C) Bir hafta boyunca hava güzeldi, ama dün yeniden 7. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde anlatım bozukluğu
soğudu. vardır?
D) Hafta sonu Sakarya’ya gitmeyi planlamıştık, sanırım A) Dün akşam çocuklar parkta oynuyor, biz de onları
gidemeyeceğiz. izliyorduk.
E) Siz yola çıkın, on dakika sonra sizi yoldan alalım. B) Her sabah güneş doğmadan evinden çıkar, dükkânını
açardı.
3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım C) Yarın sabah ilaçları eve bırakır, sonra okula gidersin.
bozukluğu vardır? D) Geçen ay üç film izledim, filmlerden sadece birini
A) Türkçe ve edebiyat derslerinin öğrencinin ilgisini beğendim.
çekebilmesi gerekir. E) Ali dün buraya gelmiş, seni göremeyince geri dönmüş.
B) Duygularını yitirmemiş her insan, edebiyata ve şiire
ilgi duyar.
C) Başarılı şairlerin şiirlerinden örnekler okumak,
öğrencilerde şiire karşı ilgi uyandırır. 8. Aşağıdaki cümlelerden hangisine "onu" sözcüğü
D) Bu derslerde Divan edebiyatından başlayarak Türk eklenerek cümledeki anlatım bozukluğu giderilir?
şiiri anlatılacak. A) Bu şiiri herkes çok sever, son derece akıcı ve coşkulu
E) Gerçek sanat eserleri, okurlarına yaşama sevinci bir dili var.
aşılar. B) Bu programı çok beğeniyorum, her hafta mutlaka
izliyorum.
C) Bahçede kocaman bir köpek var, hemen dışarı çıkarın.
D) Beş dakika önce buradaydı, şimdi yok.
E) Yoksulları ve kimsesizleri korur, her zaman yardım
4. Televizyondaki programlarıyla hem izleyicileri bilgilen- ederdi.
diriyor, hem de ufkunu açıyor.
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin
hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Öznenin belirtilmemiş olmasından 9. "Fazla" sözcüğünün anlamı "gereğinden çok, aşırı olan"
B) Tümleç eksikliğinden olduğuna göre, aşağıdaki cümlelerden hangisinde bu
C) Özne-yüklem uyumsuzluğundan sözcük yanlış kullanılmıştır?
D) Nesne eksikliğinden A) Hepimizin evinde kullanmadığımız, fazla giysiler,
E) Tamlayan eksikliğinden eşyalar vardır.
B) Akşam yemeğini fazla yiyince rahatsız oluyor.
5. (I) Bir cümlede nesne gerektiği halde nesnenin olma- C) Bu sınavda başarılı olmak için fazla soru çözmeniz
ması anlatım bozukluğuna yol açar. (II) Geçişsiz fiillerin şart.
kullanıldığı cümlelerde nesne yer almaz. (III) "Okumak" D) Bu aylarda yağmur fazla yağarsa ekili alanlar zarar
görür.
E) Bu çocuğa, biraz fazla soru sormadık mı? D) Her insanın yaşamında pişmanlık duyacağı olaylar
olabilir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu E) Şiiri çok severdi, ancak son yıllarda yayımlanan
ötekilerden farklı bir öğeyle ilgilidir? şiirleri pek beğenmiyordu.
A) Adamı rahat bırakın, bir süre uzak durun.
B) Onu yarın buraya çağırın ve bu dosyayı verin. 15. Verdiğin kitaba dün akşam başladım, üç günde
C) iki günde kasayı boşalttık, para kalmadı. bitiririm.
D) Bu odayı düzenleyince üç kişi kalabiliriz. Aşağıdakilerin hangisinde bu cümledekine benzer bir
E) Dün sabah kimseye haber vermeden, vedalaşmadan anlatım bozukluğu vardır?
kamptan ayrılmış. A) İnsan, samimi olmadığı biriyle alışverişe çıkmamalı.
B) Satıcı, bir sürü ayakkabı gösterdi; fakat Alper
beğenmedi.
11. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde tümleç eksikli- C) Zor beğenen biri olduğunu duymuştum, ama bu
ğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır? kadarını beklemiyordum.
A) Elindeki listeden üç kişinin ismini daha okudu. D) Saatlerce dolaştıktan sonra bir şey alamayan
B) Boş zamanlarında gazete okumak için bu kütüphaneye insanlara hayret ediyorum.
gelirdi. E) Bazı insanlar, alışverişi bir eğlence ya da yaşamın
C) Gruptaki arkadaşlarımın yardımlarından dolayı önemli bir parçası olarak görüyorlar.
teşekkür ederim.
D) Onun çalışkan bir öğrenci olduğunu size daha önce de
söylemiştim.
E) Kitaptaki şiirlere bir göz attı, içlerinden en kısasını
okudu. 16. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
bozukluğu vardır?
A) Okuduğu kitapları, eğer beğenmişse çevresindekilere
12. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım de okuturdu.
bozukluğu vardır? B) Dinlediği insanlara ve sorunlara çözüm bulmada çok
A) İnsanın karşısına, her zaman iyi insanlar çıkmıyor. becerikliydi.
B) insan doğal olmayan tavırlarla karşılaşınca, gerçek C) Yanında çalışanlara anlayışlı davranır, her konuda
dostluğun önemini daha iyi anlıyor. yardımcı olurdu.
C) Ayakta kalma konusunda dostların birbirine yardımcı D) Pazar günleri, kahvaltıdan önce iki gazeteyi baştan
olması gerekiyor. sona okurdu.
D) Yaşadığımız kötü olaylar, insanlara güvenimizi E) Günlük yazılarıyla okurların ufkunu açıyordu.
sarsıyor.
E) Sizin gibi bir insanı tanımakla çok mutlu oldum.

13. Bazı filmler gösterimden kalkar kalkmaz unutulur, ne 17. (I) Çocuklarının İstanbul’a dönmesiyle iyice yalnız
var ki olayları farklı bakış açılarıyla yansıtanlar ise yıllar kalmıştı. (II) Yalnız yaşadığı bu konak, ona özellikle
sonra bile hatırlanır. geceleri ürperti veriyordu. (III) Son günlerde, kar-
Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin şılaştığı herkesten kuşku etmeye başlamıştı. (IV) Havalar
hangisinden kaynaklanmaktadır? soğuyup yağmurlar başladığı için dışarı da çıkamıyordu.
A) Tekillik-çoğulluk yönüyle özne-yüklem uyuşmaz- (V) Bazı günler sabahtan akşama kadar televizyon
lığından izliyordu.
B) İki cümle arasında gereksiz yere bağlaç kullanıl- Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir
masından anlatım bozukluğu vardır?
C) Dolaylı tümleç eksikliğinden A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V,
D) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanılmasından
E) Nesne eksikliğinden

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özneyle ilgili bir 18. Su için "içmek" kıyafet için "giymek" film için
anlatım bozukluğu vardır? "izlemek" ya da "seyretmek" fiilleri kullanılır.
A) Okuduğu kitaplarda ilginç bulduğu yerlerin altını Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yukarıda açıklanan
çizerdi. duruma uymamaktan kaynaklanan bir anlatım bozukluğu
B) Toplantıya katılan tüm üyelerin başkanlık için aday vardır?
gösterme hakkı vardı. A) Bugüne kadar hiçbir radyo istasyonunda böyle bir
C) Yazılarında sık sık yabancı sözcükler kullanması şarkıyla karşılaşmadım.
yüzünden pek ilgi görmüyor.
B) Çok içine kapanık biriydi, çektiği sıkıntılardan kim- 23. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
seye söz etmezdi. bozukluğu vardır?
C) Çocuklar, ninelerinin anlattığı masalı can kulağı ile A) Buradaki işimiz bitince, alışverişe birlikte çıkarız.
dinliyorlardı. B) Tören hazırlıkları, iki haftadır devam ediyor, hâlâ
D) Çocuklarla oynayan küçük kedi, halinden çok bitmedi.
memnundu. C) Gelenleri karşılamak için hem sen, hem de birinci
E) Okuduğu kitabı sehpanın üstüne bırakıp televizyonun katın sorumlusu burada beklesin.
sesini açtı. D) Tören başladığı anda elektriklerin kesilebileceğini
kimse tahmin edememişti.
19. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde özne-yüklem E) Salona giren konuklara, iki görevli oturacakları
uyumsuzluğu vardır? yerleri gösteriyordu.
A) Hepsi, iki gün boyunca kampa gitmek için hazır-
landılar. 24. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
B) Çocukların hiçbiri, daha önce bir çağlayan görmemiş. bozukluğu vardır?
C) Yarın herkes, evindeki fazla eşyaları buraya getire- A) Bu kitabında, gezdiği yerlerle ilgili izlenimlerini
cek. anlatıyor.
D) Kar yüzünden okulların tatil edildiğini çoğu bilmi- B) Bize, yetmiş yaşındaki bu adamın sergilediği başarıyı
yormuş. alkışlamak düşer.
E) Toplantının ne zaman biteceğinden çalışanların haberi C) Buraya gelmeden önce nerede çalıştığından hiç söz
yoktu. etmezdi.
D) Görüştüğü, konuştuğu kişiler ya hemşehrileri ya da
okul arkadaşlarıydı.
20. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım E) Urfa'ya 1980'den sonra ilk kez gideceği için çok
bozukluğu vardır? heyecanlıydı.
A) Baraj inşaatının iki yılda tamamlanacağı söyleniyor.
B) Her türlü zorlama, çalışmalarını sürdürmelerini
engelleyemedi.
C) Her insan, yaptığı işten, önce keyif almak; sonra para 25. Bazı insanlar bir yere geldiğinde aydınlatır.
kazanmak ister. Aşağıdakilerden hangisinde bu cümledekine benzer bir
D) Yaptığı işin inceliklerini bilmeyen insan, herkesin anlatım bozukluğu vardır?
beğeneceği bir iş yapamaz. A) Okuduğu romanlardaki olayların etkisinden uzun süre
E) Kendisiyle barışık olmayan bir insanın, çevresinde- kurtulamıyordu.
kilerle anlaşması mümkün değildir. B) Okulu bitirdikten sonra her yıl mayıs ayının ilk pazar
günü sınıf arkadaşlarıyla bir araya geliyorlardı.
C) Öykü yazmayı sürdürecek olursa biz de zevkle
21 Aşağıdaki cümlelerden hangisinde yanlış edat (ilgeç) okuruz.
kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır? D) Aradığı kitabı bulabilmek ümidiyle sabahtan öğleye
A) Bahri Bey, çocukluğundan beri bu semtte yaşıyormuş. kadar sahafları dolaştı.
B) Bu gecikmeden ötürü size bir ceza verirler mi? E) Öykülerinde her şeyi açıklamak yerine bazı yerleri
C) Üç aydır, geçirdiği hastalık yüzünden çalışamıyormuş. okuyucunun tamamlamasını istiyordu.
D) Pazar akşamından itibaren havalar ciddi biçimde
soğudu.
E) Başarınızdan dolayı sizi bir kez daha kutluyorum.
26. İki yüklemli bazı cümlelerde ikinci cümlenin yüklemi
ilk cümlenin nesnesine bağlanamaz.
22. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde nesne ile ilgili Aşağıdakilerin hangisinde sözü edilen durumdan
bir anlatım bozukluğu vardır? kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
A) Okuduğu kitapları ne kadar istedikse de vermedi. A) Dünkü olayı Yiğit de görmüş, ama bize anlatmadı.
B) Herkes sorduğum sorunun cevabını bir kâğıda yazsın, B) Doktor reçeteyi yazsın da bir nöbetçi eczaneden
biraz sonra toplayacağım. alalım.
C) Dün bize çok ilginç bir olay anlattı, ama hiçbirimiz C) Bana gönderdiği kitabı aldım, ama henüz okuyamadım.
inanmadık. D) Paltosunu, ceketini çıkardı ve askıya astı.
D) Herkes, yanındaki ile konuşmadan sessizce dersin E) Kalkınca odasının penceresini açtı, dışarı çıkarken
bitmesini beklesin. kapatmayı unuttu.
E) Bu bölgede yaşayan insanların hepsi, oldukça zor
durumdalar.

27. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım
bozukluğu vardır?
A) Kazanın nasıl olduğu tam olarak anlaşılamadı. Aşağıdakilerden hangisinde bu cümledekine benzer bir
B) Savcılık, olayı görenlerin kendilerine başvurmasını anlatım bozukluğu vardır?
istemişti. A) Buradaki herkes yalnız kendilerinin haklı olduklarını
C) Suçlu olarak tutuklanan kişinin, böyle bir suçu iddia ediyorlar.
işleyebileceğine kimse inanmıyordu. B) Bekir'i yarın buraya çağır ve bu parayı ver.
D) Mahkemede verdiği ifade ve savunmasında yanın- C) Şu kanepeye sen de bak; beğenirsen alalım.
dakileri suçladı. D) Sizin toplantının gününü ve yerini biliyor olmanız
E) Yeni tanıklar ortaya çıkmazsa, olayın aydınlatılması gerekirdi.
çok zor olacak. E) Yaşlı kadın elindeki anahtarıyla kapıyı açmak suretiyle
içeri girdi.
28. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde özne-yüklem
uyumsuzluğu vardır? 31. Doksan yaşındaki ustanın tek amacı bu geleneksel
A) Okullar kapalı olduğu için, yollar iki gündür açıktı. sanatı topluma tanıtmak ve yeni bir bakış açısı
B) Çağrılanların çoğu, o salona neden geldiğini kazandırmaktı.
bilmiyordu. Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağı-
C) Doğal ilaçlar, bazı hastalıkların tedavisinde daha dakilerden hangisidir?
etkilidirler. A) Özne-yüklem uyumsuzluğu
D) Bazıları, üç günden beri sizin gelmenizi bekliyormuş. B) Nesne eksikliği
E) Bu iki çocuk, buraya daha önce de gelmişlerdi. C) Yanlış bağlaç kullanımı
D) Bir sözcüğün yanlış yerde kullanımı
29. Birlikte çalıştığı kişilerle yakından ilgilenir, başarılı E) Dolaylı tümleç eksikliği
olacakları alanlara yönlendirirdi.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun benzeri 32. Biraz sonra dağıtacağım formlara tatilde okuduğunuz
aşağıdakilerin hangisinde vardır? romanları yazmanızı istiyorum.
A) Hazırladıkları raporu incele ve görüşlerini yaz. Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişiklikler-
B) Dün yeni bir rapor geldi, henüz okuyamadım. den hangisi ile düzeltilebilir?
C) Son derece sakin biridir; bugüne kadar sinirlendiğini A) "dağıtacağım" yerine "dağıtılacak" getirilerek
hiç görmedim. B) "romanları yazmanızı" yerine, "romanların yazılmasını"
D) Aradığım roman Basri’de varmış, yarın isteyeceğim. sözü getirilerek
E) Burada çalışan herkes hangi konularda başarılı C) "tatilde" sözcüğü cümleden atılarak
olduklarını çok iyi bilir. D) Yüklem I. çoğul kişiyle çekimlenerek
E) "romanları" sözcüğünün yerine "romanların adlarını"
30. Kendisine anlattıklarımızı dikkatle dinledi, ama getirilerek
inanmadı.

SONUÇ
Anlatım bozuklukları ile ilgili ayrıntıları böylece bitirmiş olduk. Bu konuyu sakın hafife alıp göz ardı etmeyin. Konu ile
ilgili ayrıntıları öğrendikten sonra, önceki yılların ÖSS sorularını inceleyerek, anlayarak çözün. Farklı yılların soruları
arasında ilişkiler kurmaya çalışın. Daha sonra konu ile ilgili çok test çözmelisiniz.

"Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?" biçiminde sorulan bir soruda ne ile ilgili bozukluğun
sorulduğunu bulmak size kalıyor. Seçeneklerdeki cümlelerin yapısı size ipucu verecektir.

Gereksiz, yanlış kullanılan sözcüklerin sorulması için sıralı ya da bağlı cümlelere gerek yoktur. Bu sorular basit ve
bileşik cümlelerde sorulabilir.

"Ve" bağlacının ısrarla kullanıldığı cümlelerde tamlama ya da yardımcı fiille ilgili yanlışlık vardır.

Ek yanlışları sorularda sık sık öne çıkar. Özellikle tamlayan eki (-in, -in) ile ilgili bugüne kadar çok soru soruldu.

Sıralı ve bağlı cümlelerin verildiği cümlelerde daha çok öğelerle (özne, nesne, tümleç) ilgili bozukluklar sorulur.

Bozuk bir cümle verilip nasıl düzeltileceği sorulduğunda, seçeneklere bakmadan yanlışlığı görmeniz önemlidir. Yanlışlığı
göremezseniz seçeneklerden yardım bekleyin.
Anlatım bozukluğu olan cümlenin kulağı tırmalayacağını unutmayın. Bir cümlede anlatım bozukluğu olup olmadığından
şüphelendiğinizde kendinize "Böyle denir mi?" sorusunu sorun. "Böyle denmez." dediğiniz yerde bozukluk var demektir