You are on page 1of 177

ELF AFAK ARAF Bir hakm dedi ki: Yazda bir kargayla bir leylein beraber utuunu, beraber

yemlendiini grdm. ardm-kaldm; derken aralarndaki birlik nedir, onu bulaym diye hallerine dikkat ettim. akn bir hlde yaklatm. Baktm, grdm ki ikisi de topald. "Bir kuun, kendi cinsinden olmayan bir kula umasnn, yaylmasnn sebebi" MEVLN, Mesnevi, II. cilt, Terceme ve erheden: Abdlbki Glpnarh ikiye Yeniden Balamak Barda sadece iki mteri kalm. Okul taksitleriyle ev kiralan aldklar burslar katbekat aan iki doktora rencisi, ikisi de bu ehirde yabanc, ikisi de Mslman lkelerden. Tm ortak noktalarna ve yakn arkada olmalarna ramen aslnda birbirlerine benzedikleri sylenemez, en azndan u anda. sabaha kar 02:36 itibaryla, birisi krktk sarho, dieri de her zamanki gibi ikinin damlasn dahi koymamken azna. Gittike grnrlk kazanan bir tezat iinde yan yana oturuyorlar saatlerdir. Tam tamna be saattir. Ama artk gitme zaman ve bir-iki dakikaya kadar ikilinin daha ksa boylu, daha esmer ve tartmasz daha geveze olan tuvaletten kacak, yerden toz deil i skntsn sprmeye azmetmiesine sprgeye aslan garsona zr dilercesine mahcup glmseyecek ye ardndan, bar taburesine yapm, orada adeta talam arkadana doru yryecek. O yryedursun arkada uzodan dumanlanm gzlerini bir peetenin zerindeki yazlara odaklam somurtmakta. Tamamen hareketsiz, karsnda dikilen Porto Rikolu barmenin baklarndaki gazaptan bsbtn habersiz. Gn: 16 Mart 2004 Yer: BOSTON Zaman: 02:24 Scaklk: SOUK Konu: MER OZSIPAHOGLU zet: Tekrar imeye baladm... on drt ay yirmi gnlk mutlak aykln ardndan... (14 ay 23 gn = 448 gn - 10752 saat = 645120 dakika = 38707200 saniye = 223946,96 kere Nick 7 Cave'den "As I Sat Sadly By Her Side, Mutsuz Mutsuz Otururken Yannda") "Ne yazyorsun o peeteye?" "Hislerimi," diye mrldand taburenin zerindeki, imdi eskisi kadar talam grnmyordu. "Hislerimi zetliyorum... unutmayaym diye." ri kym barmen ikisini birden yle bir szd, abartl bir edayla gzlerini duvardaki saatten yana devirip, son mterilerini yaka paa dar atmasna ramak kaldn ayan eden asabi bir bakla tekrar onlara dnd. Dorusu son birka saat iinde adamn hali tavr muazzam bir deiime uramt. Bir ara olduka kibar bir barmen olduu sylenebilirdi, zellikle ilk balarda, hatta sonraki drt saat boyunca dahi genellikle nazikti. Ama ardndan nezaketi gzle grlr biimde ve sratle erimeye balamt. Son yirmi dakikadr "nazik" hari her trl sfat kullanmak mmknd hakknda. "Yeterince zetlemedin mi? Be saat oldu yahu. Hadi yr, yaylan," diye homurdand ksa boylu olan. Ad Abed'di. ngilizcesi varla yok arasnda pervaszca savrulan istikrarsz, koyu bir grtlak aksanyla maluld. Kh sura kadem basp tamamen kaybolan, kh her heceden frlayan bir tutarsz aksan. "Hadi artk kapatacaklar buray." Gergin, kaamak baklarla etraf

szen Abed bir yandan arkadan drtklerken bir yandan da garsonla gz gze gelmemeye alsa da pek baarl olamad. Ayyan yannda ayk olmak kadar bezdirici bir ey olmad sonucuna varmt. Ne de olsa ayyalarn sabaha her birini unutacaklar envai eit samal yapmaya hakk vard, halbuki ayklarn, dahil olmadklar halde dnda kalamadklar bu maskaral strapla seyretmekten baka areleri yoktu. Abed dilerinin arasndan nefesini iine ekti, gergin durumlarda deti olduu zre enesindeki gamzeyi kad ve gamzeyi kamak yetmediinde daima yapt zre kvrck salarndan bir tutam alp ekitirdi. Ban tuvalete doru evirdi ama bir kez daha, 8 yerletirildii raftan sabit nazarlarla onlar seyreden o delici, kzl gzlere takld baklar istemeye istemeye. Vaktiyle maviliklerde szlm hayat dolu bir saksaandan ziyade tyler rpertici bir oyuncan donmu, ruhsuz vakanyla bakyordu l ku. nsanlarn nasl olup da ii doldurulmu kular sergilemekten gurur duyabildiine akl sr erdirememenin huzursuzluuyla yeniden arkadana dnd Abed. Dnd ve bu sefer de dolmakalemiyle ayn peetenin zerine byk lekeler kondururken buldu onu. "imdi ne halt yiyorsun?" "smime nokralarn iade ediyorum." diye homurdand teki, harflerin zerinde dnen kobalt mavisi mrekkep lekelerinden alamadan gzlerini. Her bir nokta peetenin zerinde usu! usul dalyor, daldka byUyordu; u hayatta bakalarnn gznde daha grnr olmann yolunun, zden mmkn olduunca uzaklamak anlamna geldiini kamtlarcasna. nsan memleketini geride brakt m kendinden en az bir paray feda etmeye hazr olmaldr, derler. Eer hal byleyse mer neyi feda ettiini biliyordu: noktalarn! Trkiye'de MER ZSPAHOLU idi. Burada, Amerika'da ise OMAR OZS1PAIIlOGLU olmutu. smin sahibi daha iyi dahil olabilsin diye bu lkeye, ieriye, isminin noktalar braklmt harite. Ne de olsa Amerikallar, hemen herkes gibi, ainalk peindeydi - yle ya da byle pek bir manaya geimeseler de. dillerinin daha kolay dnd isimler, telaffuz edebildikleri sesler arasnda daha rahat ediyorlard. Yine de mesele yabanclarn isimlerini ya ela soyadlarn telaffuz etmeye gelince herhalde yeryznde pek az millet Amerikallar kadar kendinden emin davranrd. Mesela bir Trk, Trkiye'deki bir Amerikal'nm adn yanl telaffuz etmi okluunu fark etmeye grsn byk ihtimalle hayli huzursuz olur bundan ve durumun kendi hatas olduuna, en azndan kendisinden kaynaklanan bir ey olduuna hk9 meder o anda. Oysa Birleik Devletler'de bir Amerikal bir Trk'n adn yanl telaffuz ettiini fark ettiinde muhtemelen kendisini deil olsa olsa ismi sorumlu tutacaktr bu hatadan. simlerin yabanc memleketlere ayak uydurma srecinde muhakkak bir .eyler eksilir - bazen bir nokta, bazen bir harf ya da vurgu. Yabancnn isminin bana gelenler pimi tavuun olmasa da pimi spanan bana gelenlere benzer- ana malzemeye yeni bir tat eklenmesine eklenmitir de kalpta gzle grlr bir ekme olmutur bu arada. Yabanc ite ilk bu fireyi vermeyi renir. Yabanc bir lkede yaamann birinci icab insann en aina olduu eye, ismine yabanclamasdr. Telaffuzla oynamak, hailleri atmak, sesleri deitirmek, eer zorsa isim yerine geebilecek en yakn seenei aramak, eer birden fazla

ismin varsa, burallara hitap etmeyecek, uymayacak olan ismi tamamen darda tutmak... Yabanc, isminin bir ya da birok blm glgede kalan insandr. Benzer ekilde mer de ismini grece daha az zorluk kartan Omar ya da mer'le deitirmiti, muhatab hangisini tercih ederse. Orada, o taburenin zerinde kprdamadan otururken, dnya onun, o da peete zerinde dalan mrekkep lekelerinin etrafnda fr dnerken, mer nereden kt belirsiz bir ilham dalgasnn etkisiyle hafiflediini, gnendiini hissetti. Hani biraz daha dursa, bir mrekkep lekesi zerine saatlerce felsefe yapma mertebesine erebilirdi. Ama Abed de ayn hisse kaplm olmalyd ki, koluna asld gibi arkadan tabureden indirdi. Bu itici gle, barmen cinnet getirmeden bardan kmay baarabildiier. Darda serindi gece. Mekn Boston, martn 16's iin fazlasyla serin. Yine de Somerville Bulvar boyunca zar zor ilerlerken hava durumunu umursamyor gibiydiler. Souk deildi byle somurtmalarnn sebebi. Daha baka, daha mulak bir eydi... Hani biri kp sorsa, kahpe, kalle, kskn bir sszlk hissi diye tanmlayabilirlerdi, geri ne bu kelimelerle ne de bu sralamayla. Ne de olsa son be saattir, btn o ak sak espriler ve bolca laf salatas, erkeke vaazlar kardee vaatler boyunca birbirlerine sadakatle elik 10 etmi olsalar dahi. sonunda, boulan bir adamn suyun yzeyine kma paniini andran bir telala barn yayl kaplarndan gecenin slatt sokaa ktklarnda ikisi de hem ayn anda hem ayr ayr kendi som yalnzlklarnn farkna varmt. Temiz, duru havann yan sra ruh halleri arasndaki tezat, bir de alkol testine tabi tutulduklar takdirde alacaklar neticeler arasndaki fark birbirlerinden bylesine aniden uzaklamalarnda rol oynam olsa gerek. Yine de epi topu bir an srd sessizlik. Hemen ardndan konumaya balad ayk olan, kelime ve buu bulutlar koyvererek kolay kolay kapanmayan azndan: "Tam be saattir beni cebren esir tuttuun barn ismine dikkat ettin mi, dostum? Hani belki merak etmisindir o kasvet yuvas batakhanenin adn diye soruyorum. mr hayatmn be kymetli saati gitti ya!" diye sylendi Abed burnunu ekerek. "'Glen Saksaan, amma boktan isim ya! Abi bir kere saksaanlar glmez ki. gevezelik eder! Hatta byle bir tabir bile var, hem de Amerikallarn laf: 'Saksaan gibi gevezelik etmek!' Ne alaka diye geiriyor olabilirsin imdi sen aklndan! Geirmiyorsan da dnemeyecek kadar sarho olduun iindir. Demem o ki, Amerikallar ngilizceyi sonradan renmi birinin nazallah 'u kz saksaan gibi glyor,' dediini duysalar hemen hatay dzeltirler. Deil mi? Peki hata ise madem, afili pirin levhalar zerindeki yazy grdklerinde neden dzeltmiyorlar? Ya da bardak altlklarnda? Hakl olarak ben de soruyorum, oradaki yazy dzeltmiyorlarsa neden bir yabancnn lafn dzeltiyorlar? Ne demek istediimi anlyor musun?" Konu mer zsipahiolu durdu ve bu sayede daha iyi grmeyi umut ediyormasna ksarak gzlerini arkadana bakt. "Tabii bu kk. ehemmiy.etsiz bir rnek," diye sylenmeye ve yrmeye devam etti Abed, mer'in geride kaldn fark etmeden. "Toplum apndaki bir aksakln minyatr boyutu sadece." "Gail diyor ki..." arkadan mer'in titrek sesi duyuldu. Ama hemen durup st ste yutkunmas gerekti, sanki bu gece yznc kez bu ismi tekrarlamak damanda kekremsi bir tat brakmt. "Diyor ki, karga ailesi muhterem ku slalesinin en muhterem fertleri sa11 ylabilirmi. Yeterince yal bir karga bulabilirsen ayet, ninenin

ninesinin gzlerine bakm dahi olabilirmi." "Gail! Gail! Gail!" diye crlad Abed arkasna dnp kollarn mitsizce aarak. "Yahu tam be saattir baka bir ey sayklamadn. Hani yanndaki tabure vard ya, ite orada oturup can kulayla dinleyen adam hatrlyor musun? Bendim ulan!? nsaf! Biraz merhamet et. Gail-siz birka dakika ihsan eyle bana ltfen. Brak konuaym, ne diye Gail serpersin ki saksaan monologumun zerine! Ben seni sa salim evine gtrene kadar Gail mail duymak istemiyorum, tamam m?" Nihayet ona yetimeyi baaran mer mahzun mahzun iini ekti. Bu gece kadeh kadeh diktii onca uzo kanna zm, anason, kini, karanfil, melekotu kk ile beraber biraz da "mbalaal tavr ve mimik" zerk etmiti. "Hem ne var ki bunda! Valla Gail'in kargalarla baktn renmek beni zerre kadar artmad. 'Acayip' bu kzn gbek ad. Bu zamana kadar renemcdiysen bundan sonra hi renemezsin birader. Hayatmza balklama dalan en acayip kadn o ve u evlerde uyuyan u insanlar hanfendiyi tanma frsatn bulabselerdi eminim onlarn hayatndaki en acayip kadn da o olurdu." Ban geri atp nsra uzanan bo. sokaa doru haykrd: "Uyuyun bakalm', ansl insanlar sizi! Ml ml uyuyun!" Tm bu solgun binalardan, cafcafl dkknlardan, tekdze evlerden hi cevap gelmemesine baklrsa gerekten de uyuyorlard. Grnrdeki tek devinim kayna pahal, topaz rengi bir araba idi. Kayarcasna geti yanlarndan, tavada eriyen tereyandan yapl-ncasna: birazdan yok olacakt sanki, geriye svdan bir kalnt brakarak. Araba tam yanlarndan geerken mer arka pencereden dar bakan siyah, kvrck sal bir kz ocuu ^rd, kk, yuvarlak, hastalkl yznn lgn beyazlna ramen irkiltici lde sakin grnyordu. Araba keyi dnmek iin yavalaynca, ocuu bir kez daha grebilmek iin eildi ama artk a ka pencerede kimse yoktu. mer bu hadiseyi nasl yorumlayacan bilemedi. Eer Gail burada olsayd muhakkak bir alamet addederdi bunu. 12 ama acaba iyiye mi yorard ktye mi emin olamad mer. Ba arsnn patlak vermek zere olduunu hissederek skntyla etrafna baknd. Kendisine elik eden ikyet tufann umursad yoktu aslnda. Ne de olsa Abed oldum olas byleydi, hep drdrc, laflaryla dinleyicilerinden ziyade kendisini gaza getiren ateli bir kkrtc. Daha beteri alkoln zerindeki etkisiydi - yan etkiden ziyade, bir nevi yan bakma-etkisiyle alkol Abed'in iindeki hsrana uram hatibi aa karyordu sanki. Zira Abed ne zaman yanndaki birinin ar miktarda iki tkettiine tanklk etse, dmesine ba-slmasna, toplum apndaki aksaklklar eletirme itah ve tutkusuyla geerdi ataa. Byle zamanlarda mer onu resim erevelerinin simetrik olmad bir odada huzursuzluktan oturamayan insanlara benzetirdi. Tpk onlar gibi Abed de asimetrik her eyi annda dzeltme arzusunu dizginlemekte glk ekiyordu. Ancak onlarn aksine Abed'in mdahaleleri fizikselden ziyade safi szeldi. Hatalar dzeltmenin balca yolu konumak ve ikyet etmekti onun iin. Ve ikyetlerinin saptad meseleleri zemediini grdke daha da ok ikyet ederdi. "O Cadlar Bayram felaketinden beri geirdiim en berbat gece bu herhalde." Abed'in sesi bir hrnlk nbetinin sanclaryla tarazlanmt. "Sen samda Gail-yle-Gail-byle bir bir bir, o bariton kz solumda Doris-yle-Doris-byle, bir de stne stlk barmen beyzadenin cmle kadn cinsi hakknda yapt baya akalar... Byle yan yana ne kadar gln grndnzn farknda msn acaba? Bara 'Glen Saksaan' demelerine amamal! Bu muhteem ismin kimin fikri

olduuna gelince, Gail bunu sylediimi duysa dilimi koparmaya kalkar ama ben yine de syleyeceim: Cherchez la femme! Eminim bir kadnn fikridir. Muhtemelen patronun krmz yanakl karsnn. 'Bitanem,' demitir gnn birinde, 'aacamz bara isim buldum! Glen SaksaanV Adamcaz muhtemelen o esnada masraflarn nasl olup da gelirleri atn anlamak iin ciddi bir aritmetik faaliyeti iindedir. Srf bir ey sylemi olmak iin 'Ne gzel isim nonoum,' der, 'ama sence bar iin gerekten de uygun mu?' 'Tabii,' der kadn, 'buraya neeli bir hava ve13 rir!' Adam onun nasl olsa bu fikri ksa srede unutacan umarak sesini kartmaz. Vahim hata! Unutur mu kadn, bar Glen Saksaan olarak vaftiz etmitir bile." Bylesi anlarda Abed'in yan kestirmek zordu. Esasen gen bir adamd, anketlerde "20-30 ya aras" kutusuna karlk gelecek kadar gen. Ne var ki karman orman monologlarn yarm saatten fazla dinleyenlerin gznde bu kategori bulanklamaya balar, "40-45 ya aras" veya "60 ve zeri" ile "reit olmam" arasnda savrulurdu. Kh derisi hibir kkrtma tufannn ileyemeyecei kadar kalnlam inat bir ihtiyara dnrd, kh en kytrk samalk esintisinden atelenen ince derili bir ergene. Yine de konumamay baard nadir durumlarda, konutuu zamanlardakinden ok daha gen grnrd. Tenkide bir balad m dnceleri btn alternatif rotalar ve gizli geitleri bir kenara brakp, dosdoru onun grd ekliyle meselenin zne ynelirdi. Bylesi bir "dosdoru doruculuun" iki etkisi olduu sylenebilir. Birincisi, nice insann aksine Abed daima drstt, ruhunun bodrum katnda sy-lenmese-daha-iyi-olacak szleri riiyp kokmaya balayana kadar depolad memnuniyetsizlik kutular yoktu. Hem kelimenin ikinci anlamyla da dorucuydu; mant dmdz ilerleyip tam hedefe kilitlendiinden yaklamlar fazlasyla izgisel, mantk-merkezci ya da Gail'in ara sra hatrlatt gibi fazla fallagosantrik oluverirdi. Gene Gail'i dnmesiyle mer'in yznn kararp, ayaklarnn dolanmas bir oldu. u anda evde kedilerle yalnz bana ne yapyordu acaba? Yeniden imeye baladn grnce ne tepki verecekti? Onu zlemi miydi, zlemise bile bunu syleyecek miydi, hibir ey sylemezse bu onu hi zlemedii anlamna m gelecekti? Her soru bir yenisine yol aarken mer yksek sesle de ifade edebilmek isterdi aklndan geen kuruntular, tabii eer Abed'in lafn kesmek mmkn olabilseydi. "Derken ta-ta-ta... al gn gelir. Yeni bir bar ya da dkknn ilk olarak halka almasna ngilizcede ne denir?" "Bilmiyorum," dedi mer kzgnlkla. Ne vakit bir yabanc bir baka yabanc ile ikisine de yabanc 14 olan bir ortak dilde sohbet etmeye kalksa, konumalarnn en iyi taraf budur ite. lerinden biri bir keiimeyi bulamadnda, teki de bulamaz nasl olsa. "Bilmesen de anladn ama neden bahsettiimi," diyerek kendinden emin konumay srdrd Abed. Ne vakit bir yabanc bir baka yabanc ile ikisine de yabanc olan bir ortak dilde sohbet etmeye kalksa, konumalarnn ikinci en iyi taraf da budur ite. Ne biri ne de teki bulabilse de belli bir kelimeyi, gene de kabildirler birbirlerini anlamaya. Etiyle kanyla burada olmasa da dnya ilerine mdahale eden bir hayalet gibi o asla-bulunamayan kelime bizzat sahnede boy gstermeden anlamn ifade etmenin bir yolunu bulur. Ortak bir yabanc dilde konuan insanlar arasnda kelimeler, sessizliklerde konumak, yokluklaryla varolmak gibi mulak bir yetenek gelitirirler. Bir nevi

dilsel hayalet uzuv etkisi. Ameliyattan ok sonra bile kesilmi uzuvlarn hisseden insanlar gibi, anadillerinden tmyle koparlm olan ve sonrasnda baka bir dilde hayatlarn srdrmeyi renen insanlar da uzak gemilerindeki kaybettikleri kelimeleri bir ekilde hissetmeye devam ederler ve artk sahip olmadklar o kelimelerle cmleler kurmaya altklarndan eksiklik hissini pe-lerisra srklerler. "Al gn olduundan ilk ikiler cretsizdir. Btn mahallenin orada olmasna amamak lazm. Patron gayet mutlu, gayet megul ve muhtemelen gayet sarhotur. Sonra gr mesafesindeki tek ayk adam yaklar ve sorar: 'Beyefendi, merakm mazur grn, ama barnza niin Glen Saksaan adn verdiniz?' Patron bocalar. Verecek cevab olmadn yeni fark etmitir! Sonra karsnn szlerini hatrlar: 'nk buraya neeli bir hava veriyor.' alanlar da bu aklamay duyup annda taklit ederler nk onlar da bu dangalak ismin kerametini zmeye almaktadrlar. Bu byle zincirleme gider, bulac bir hastalk gibi. Seneler sonra sen beni bu izbeye srklersin, ben ayn soruyu sorarm, sonra bil bakalm barmen ne cevap verir: 'nk buraya neeli bir hava veriyor!' Ouaghauogh!" Abed'in kard son sesi tam olarak yanstmasa da yazl ola15 rak ona en yakn ifade bu olmal. "Oaghauogh" Abed'in holan-rnay reddettii trl trl ey iin toptan kulland bir ses efektiydi. Muhtelif kiisel tepkileri altna yabildii bir emsiye tabirdi, tepkilerle beraber ok sayda sknt ifadesini ve envai eit sesi de (deien desibellerde kahkahalar, naralar, homurtular ve iniltiler). Her ne balamda kullanlrsa kullanlsn "ouaghauogh" aslnda bir nlemden, bir bitiri vurgusundan ziyade bir start tabancasyd. Abed ne vakit aznn bu sesi atelediini duysa bitimsiz konuma maratonunda yeni bir hcuma geerdi. "Neden srekli ikyet ediyorsun," dedi mer boru gibi bir sesle. "Hem bundan sana ne? Sen hi imezsin ki! Aman ya, Abed! Kz arkadann seni Fas'ta hl beklediini rendiin gn imedin. Gzlerinin nnde Gail'e evlenme teklif ettiimde imedin. Sevinli hadiseler senin iin iyi bir vesile deilse ya kederlere ne demeli? Kz arkadann artk seni beklemediini, gidip kuzeninle evleneceini rendiin gn de imedin ki! Bu yata imezsen ihtiyarladnda alkol glnde yzeceksin." "Vaay! Yani sen bu gece gelecein iin iyi bir yatrm yaptn!" diye terslendi Abed, gzlerinde kvlcmlarla. Arna aslan surat hemen yumuad. "Onar, dostum, neden tekrar imeye baladn? Hatrlasana evvelki sene bir Noel aacnn altnda komaya girmi vaziyette hastanede yatyordun, zavall midenden olacaktn. Bir daha azna iki koymamaya yemin ettin. imdi u haline bak!" "On drt ay yirmi gn," mer ban sallad ve sadece kendisinin bildii bir espri yapm gibi azn aklatt. "Ne fark ettim bil bakalm! On drt ay nce kulaklklarm takp Nick Cave'in u arksn tekrar tekrar alm olsaydm..." Peetenin zerindeki malumat bulmak iin duraklad,"... 223946,96 kere dinleseydim ayn arky, kulaklklarm kardmda tastamam on drt ay gemi olurdu. Benim iinse sadece tek bir ark olurdu on drt ay." Abed hafiften afallam vaziyette ona bakarken gzlerini kst: "Omar, bu akam azndan kan en makul laf buydu. Neden unu iki yl yapmyoruz? Bakalm... son iki senede, doktora yapmak iin stanbul'dan Amerika'ya geldin; doktoray brakp kz arkadalarn 16 zerinde uzmanlatn ama hepsinde uvalladn; mideni ldrdn, sonra da

midenin seni ldrmesine ramak kald... tabii sonra ya hastalandn ya da k oldun, kimse fark anlayamad; derken evlendin, stne stlk Gail'le evlendin ve btn hayatn mahvettin! Amerika'ya geldiin anda kulaklklarm takp, u dinlemek istediin ark hangisiyse onu milyar kere dinlesen ok daha iyi olurdu kukusuz. Bunu yapm olsan imdi hepimiz huzur iinde olacaktk." Sustu, cebinden mendilini karp akan burnunu sildi, sonra biraz daha sildi. mer, Abed'in saman nezleli bumu bir akmaya balad m zamann aknn durduunu bildiinden kenarda beklemeye koyuldu. Nihayet burnu devam etmesine izin verdiinde "mememe gelince," dedi Abed genizden gelen bir sesle. "Tmyle ak ve saldrgan olabilirsin. Zaten Gail de bize daima byle davranmyor mu? Yani cennette kendime kk gzel bir yer kapatp, yukardan sana el sallayabilmek iin debelenen eski moda, banaz bir herif olduumu dnyorsan yksek sesle syleyebilirsin. Tenkit edeceksen rahata et!" Sabrszlk ve bulantyla dump birbirlerinin gzlerine baktlar. Sabrsz olan, zerine yaacak sz saanan bekleyen Abed'di. Blantl olansa, azndan daha beter bir ey kaabileceinden korkarak dudaklarn sk sk birbirine yaptran mer. teden beri ne zaman ise dozunu kararak ierdi ve ne vakit dozu karsa, geceyi kusarak noktalard. "Peki, madem duymak istiyorsun," dedi mer sabrszln bulantya galip geleceini teslim ettiinde: "Bazen rmcek kafalnn teki olduunu dnyorum!" "Ne ne ne?" "Senin gibi insanlar iin Trke'de byle denir. Birisi zamannn ok gerisinde, muhafazakr, eski kafal, gelenekiyse... ona rmcek kafal deriz." "Ama neden?" "Neden mi? Nasl neden?" Yapay bir soruydu "neden?", Ana-dili denilen o usuz bucaksz 17 ama tandk dii-vatann dingin vadilerine, dzenli mntkalarna bir kere adm att m insan kimsenin hibir yerde kullanmad bir l ake. Anadilin hudutlar iindeyken insan her trl "neden?" sorusuna verecek cevab olduunu zannederek btn hayatn geirebilirdi ta ki dardan gelen birisi kp da byle bir soru sorana kadar. "Yani, 'beynin rmceinki kadar kk' anlamna m geliyor bu? Yoksa rmcekten ziyade rmcek a m kastediliyor? 'Beynin asrlardr kullanlmaya kullanlmaya tozlanm' der gibi. Ama yle bile olsa, rmcek kafal yerine rncek-a kafal demezsen pek bir anlam ifade etmiyor." Abed'in mantksal itirazn dinlerken mer yeni bir bulant dalgasnn etkisinde usulca inledi. Zaten ak havada olmasa, ak havaya kmak isterdi imdi. "Neyse!" Abed omzunu silkti. "Ne demek istediini anladm. En azndan bu akam ilk... aslnda ikinci olarak makul bir ey sylemeye altn. Ben gerekten de rmcek kafalym. Tarantula filan. Ama bu benim iin bir hakaret deil. Hem de hi deil, nk benim kitabmda tam tamna 'dini btn' manasna geliyor. Ben dini btn bir Mslmanm, halbuki sen yoldan km bir Msl-mansn." "Yoldan km Mslman..." diye evkle tekrar etti mer, gzlerinin nnde bir "yoldan km Mslman animasyonu" be-lirip de ona faniliin ve fanilerin trajedilerini anlatsn diye bekler-miesine huu iinde gzlerini kapad. Hibir ey belirmedii iin gzlerini tekrar amak zorunda kald ve imgenin belirmesini umduu boluu derin bir bkknlk hissinin

dolduruunu izledi. Bkknlk koyulatka dnya zerindeki mtevaz varl iin nce babacan bir efkat, sonra yoldalara tas bir duygu birlii ve nihayet hzla artan bir acma hissetti. "Yoldan km" laf tam da onu anlatyordu, hayatnn son be, on, on be yl byle gemiti... kendini ne siyasetin aknts ne de bilimin adacna konumlandrabilmi bir siyaset bilimi rencisi; evlilik messesesinin flora ve faunas iinde nefes almakta zorlanan iin-ace18 misi bir koca; kendini evinde hissedememekten mustarip ama artk evinin nerede olduunu da bilmeyen bir gmen; ne slamla ne de baka bir dinle ainkas olsun istemeyen bir doutan-Mslman; Tann'nm bilinebilirliine deil Tanr'nn kendisini bilmesine kar kan bir bilinemezci. Buydu ite. Btn bunlar ve daha fazlas... "Hayr ben imiyorum, baym. mediim iin benimle ne kadar dalga geilirse o kadar onurlanyorum. ldm zaman yukarda bildirilecek hibir eyim olmadn syleyeceim. Chardon-nay ya da Scotch'un tadn bilmiyorum. u rak denen nanenin tadn bilmiyorum. Ama insann zerinde nasl koktuunu biliyorum. Senin sayende azlarndan knca nasl koktuunu da rendim! Ouaghauogh!" Mide barsak sisteminin bu hassas vaziyetinde birinin kusmaktan bahsetmesinin zerinde kkrtc bir etki yaratabileceini esefle fark eden mer'in beti benzi att. "Anlamyorum. Sonunda hepsini kartacaksan," diye devam etti Abed mer'in midesini kaldrdnn farkna varmadan, "neden imeye zahmet ediyorsun ki?" "Abed... kes artk... tamam m?" "Nedenmi? Be saattir sabrla seni dinliyorum, temiz hava, souk falan sayesinde lazr biraz aylmken benim de syleyecek bir ift lafm var... En azndan sana unu soraym: Gemite hi alkol almadm ve ileride de hi imeyeceim varsaym gz nne alnrsa acaba rica etsem syler misin, barlarda ne halt ediyorum?" "Bilmem," diye homurdand mer sabrszlkla. Ama bu yanl cevap sadece doru cevab vermesi iin yaplan basky artrmaya yarad. "Elbette bilirsin!" mer'in saduyusu be saattir uzo tarafndan fazlasyla hrpalanm olsa da. bylesine kat'i bir elbette'nin, olas her trl itiraz elbette alaa edeceini grebildiinden itiraza yeltenmedi. "Benim iin geldin," dedi mer iini eker gibi, sanki bir gnah, hatta bir dizi gnah itiraf etmenin eiindeydi. "nk seni arayp bu akam kendimi iyi hissetmediimi syledim..." 19 "Hepsi bu mu? Bir ey daha sylemitin, hatrlamyor musun?" "Dedim ki... kendimi... kuru bir kuyuya atlm gibi hissettiimi syledim." "Doru. Kuyul" Abed kollarn havada rparak zplad. Bu zplama bir nevi zafer gsterisiydi. Srmekte olan bir mnakaada ne zaman arzu ettii onay alsa bu hareketi tekrar ederdi, ksmen daima ar enerji ykl olduu iin ama daha ziyade ruhunun derinliklerinde kendi boyundan memnun olmad iin. Epeyce yakkl saylrd ve elbette grnm iin Tanr'ya minnettard, bir de azck daha uzun olayd. u Leylek mer kadar uzun deil tabii, sadece birazck daha... net olarak sylemek gerekirse on be santim. Abed srf on be santim daha uzun olmad iin kendisine karizma verebilecek her eyin -geni bir aln, kvrck salar, siyah arpc gzler, hafif kemerli burun ve gamzeli ene- onu topu topu, su buhar ve karbon monoksitten hidrojen yapmakta seryum oksit katalizr kullanm zerinde alan bir ikinci snf doktora rencisi gibi gsterdiini dnyordu. Arkadann basit hareketlerinin ardnda yatan aprak itkileri

kefetmek, mer'in aklndan geen son ey olduundan konumaya aynen bildii gibi, kald yerden devam etti: "... Gail bunald iin ben de bunalmtm. Bu epeydir byle, sonunda bugn bir eyler imeden olmayacak bir hale geldim ve seni aradm... Bu arada balanty grebiliyor musun Abed? nce kendini kuru bir kuyuya atlm gibi hissediyorsun, sonra da iecek bir ey iin daman kuruyor, yanp tutuuyorsun..." Gzlerinde alayc parltlarla ona bakakaid Abed, tam olarak ne yapacan bilmez halde, bu .serbest abuklama aksndan sessizce keyif almak ile derhal kar savlarn sralamak arasnda kalmann ikircikliliiyle. "... Yeniden ikiye balamamam iin yalvardn durdun ama her halkrda balayacam biliyordun, herhalde yanmda olursan daha gvende olacam dndn. Bu yzden gelain. Sonra bu civardaki btn barlar dolatk nk damtlm ikinin mideme o kadar zarar vermeyeceine ikna ettim seni, o ikinin de rak olduu20 na karar verdik. Ama bulamadk. Onun yerine uzo satlan bu bar bulduk. Tabii bu durum biraz ironik saylabilir nk Yunanllarla Trklerin ortak noktas olmadn zanneden ok insan var yeryznde. Ama bak bu dediimi bir kenara yaz: bir Trk'n milli ikisinin yerine uzoyu koymas... baka bir milletten baka birinin milli ikisi yerine uzoyu koymasndan ok daha muhtemeldir. Ayn ekilde, utanmadan Trk kahvesine 'Yunan kahvesi' deseler de bir Yunanlnn, dier kahveler yerine Trk kahvesini tercih etmesi... baka bir milletten... baka birinin... Trk kahvesini... tercih... tercih etmesinden daha muhtemeldir... of!" mer ngilizce seviyesinin, demindenberi dikkatsizce saa sola datt kelimeleri gtmesine izin verecek kadar yetkin olmadn fark ederek hsranla inledi. "Ne demek istediimi anlyor musun?" diye szland. Ama Abed'in anlayacan biliyordu. Bir yabancnn bir baka yabancyla ikisine de yabanc olan bir dilde konumasnn nc en byk iyilii buydu. Birisi ngilizce konuurken nasl bir zorlukla karlarsa karlasn dieri "kelime-hazinem-ve-gramerim-ol-sa-kukusuz-bundandaha-akl-banda-eyler-sylerim" eklindeki sessiz iddiay batan kabullenir. "...Sana uzo iebileceimi syledim, tabii sen bana kzmsm-dr nk madem sonunda uzoya raz olacaktm ne demeye rak bulmak iin seni onca yol yrttm..." "Omar, dostum... nemli deil bunlar," diye bou bouna onu yattrmaya urat Abed. "...Hayr efendim, nemli! Artk hibir ey yolunda gitmiyor. Gail'i mutlu edemiyorum. O kadar uzak ki ulaamyorum bile. Mutlu olduunda ylesine an mutlu oluyor ki, korkuyorum. H-znlendiinde ise o kadar arya kayor ki hzn, aresiz kalyorum. Yapabileceim hibir ey yok... midim kalmad..." "Gail dzelecek, biz de birbirimize yardm edeceiz dostum," diye mrldand Abed, baka ne diyeceini bilemeden. Byle skntl zamanlarda hep yapt zre bir vecize arad ve bula bula unu buldu: "yi bir dost stten iyidir." 21 _._______v mj. .am yuuuen nayKira Umer, zil zurna zihinsel srecine son derece anlaml gelen bu vecizeye katlarak. Sonra artc bir biimde, on ksur dakika boyunca tek kelime bile etmediler, Davis Meydan'ndaki tula binann merdivenlerine gelene kadar. Oraya geldiklerinde mer'in yz birden bi:.^-tu, sanki

zahmetli, maceral bir yryten sonra geldikleri yer gecenin son bulduu kendi evi deil de dnyann son bulduu gkkuann altyd. Onun, yalpalayan bedeni ve daha da beter yalpalayan ruhu zerinde giderek arlaan duygusal smrler uygulamaya muktedir olduunu gayet iyi bilen Abed, ayrlrken arkadana sk sk sarlmaktan kendini alamad ama bu sevgi gsterisi mer'i iyice duygusallatrmaktan baka bir eye yaramad. Kucaklamadan kpkrmz ktnda on-dakika-gecikmeli bir yankyla yineledi mer: "Stten bile iyi!" Sonra gitti. Abed arkadann uzun uzuvlu, st gvdesinin devasa kaplar ardnda kayboluunu izleyerek kaldrmda dikilirken Gail'in onun yeniden ikiye baladn grnce ne diyeceini merak edip, bu akam bunu engelleyemedii iin kendini sulu hissetti. Derken, nce mer, sonra Gail ve giderek teker teker hepsi iin endielenmeye baladn hissetti. 22 Gebe Asur-Babil Tanras Binann iinde tuhaf bir koku vard. Ho olduu sylenemezdi belki ama kt de saylmazd. Kendine has buruk bir koku. Gail'e gre kendine has buruk kokusu olan binalarn kendilerine has buruk hikyeleri olmalyd. Severdi byle hikyeleri. K banda tanmlard bu eve. K banda ilk bata planladklarndan ok daha fazla eyayla tanmlard bu eve - ift kiilik yatak, iki mee masa, bir bambu sandk ve dierleri: birka bin CD (mer'in), drt farkl kahve makinesi (mer'in, ama daha ziyade midesinin hl alt eski gzel gnlerden yadigr), envai eit tts (Gail'in), demet demet, tomar tomar bitki-baharat-ot-aylar (Gail'in), dzinelerce Tanra resmi, birisi sakall (belli ki Gail'in), bir gm kak koleksiyonu (besbelli Gail'in), sonra kitaplar (mer'in) ve kitaplar (Gail'in) ve kitaplar... ve 1920'lerin sonlarnda stanbul'daki vapurlarda kullanlan, yolcularn tkrmesini yasaklayan bir ilan. mer bu ilan hafiften aptp, iirselletirmi ve aydnlatc hikmeti mrlk bir dstur mertebesine getirmiti: Ey yolcu, seni tayan vapura asla tkrme! lk balarda mer ile Gail muhteem bir uyumla yanlarna hibir ey, hakikaten hibir ey almamak konusunda fikir birlii etmilerdi. Anlamaya gre yeni evlerine tayacaklar tek ey kendi fani bedenleri ile iki ran kedisi olacakt (her ne kadar son ana kadar mer iten ie onlarn da geride braklacan umsa da). Stoac bir tavrla bombo bir eve tanmaya karar vermilerdi, ty gibi hafif yeni bir balang yapmaya. ddial bir pland bu, basit ama bir o kadar yce. mer cafcafl bir sylev verip, Trklerin oktan unutulmu, Orta Asya steplerine salm atalarnn, gn23 sil da mutlu, amanist bir gebe hayat yaadklarn anlatmt ballandra ballandra. Tarihin bir dnemecinde bu gezgin ruhu kaybedip yerleik hayat semelerinden, hemen akabinde medeniyet denilen lgn yarta nal toplamalarndan ne byk esef duyduunu belirterek laf balamt. Oysa gebeler ne kadar asil ve nasl da devingendiler. Ne kapitalist tketim toplumunun doymak bilmez arzusuyla semiren "daha iyi bir gelecek" doktriniyle ykanmt beyinleri, ne de duygusallktan fersah fersah rak bir gemiin duygusal yadigrlarn istiflemeyi tleyen eski-gzel-gnler-fetiizmi-ne tutsak dmlerdi. Bir gebenin atnn terkisinde oktan miadn doldurmu, insana faniliini hatrlatan tm o nesnelere, aile albmlerine, ocukluk fotoraflarna, ak mektuplarna ya da ergen gnlklerine yer yoktu. Kimin ihtiyac

vard ki o aptalca prangalar oradan oraya tamaya? Sadece zgrlk, btn safl ve sadeliiyle zgrlkt bir gebenin atnn terkisinde yolculuk edebilecek yegne yk. Bu sylevden epi topu birka gn sonra mer tezinin ikinci blmn ekillendirmesi icap eden paragraflar labirenti iinde bir aralar bir kitaptan yapt bir alnty -yapt srada imdikinden ok daha fazla anlam ifade eden bir alnty- koymak iin yer bulmaya debelenirken kap paldr kldr ald ve ieriye nce tekerlekler zerinde biimsiz bir kutu, ardndan Gail, hemen pei sra dii kedi, ardndan erkek kedi dald. "Bu ne byle?" "Sabun filan. Fazla bir ey deil... " Makul, diye dnd mer. Ne de olsa gebeler de yanlarnda bir kalp sabun tarlard herhalde. Ama madem ki sabun tayabiliyorlard, tanabilir olduu mddete yanlarna mesela birka CD almakta da bir saknca olmasa gerekti. Sal gn sona ermeden baka baka kymetli eyalar dahil oldu tanabilir yk listesine -geride braklamayacak kadar sevgili mhim eyalar "stisnalar Kutusuna szverdi. Derken, kutuda yer kalmaynca yeni bir kutu daha ald, o da doldu ksa zamanda. Mstesna eyalar listesi geni24 ecce yepyeni my gm najj nayaarna tayacaklar Kutu says da katland. Cuma gn bir tama irketi aratrmaya balamlard bile. Karlarna kan en kk, en ucuz ilk irketi ayarladlar. Tesadf bu ya, bulduklar irketin ad Drtnala Nakliyat't. Binann kokusunu iine eke eke giriteki posta kutularna doru ilerledi. Orada, etiketlerin zerinde yazl onlarca soyad arasnda kendininkine bakt. Sonunda bulmutu - noktasz olarak. imdi u anda drdnc katta kimbilir ne ile megul olan Gail onun burada, bir iki lemi sonras deerli zamann posta kutular karsnda dikilip soyadnn etiketlere smayacak kadar uzun olmasna ve kaybolan noktalarna hayflanmakla geirdiini bilse acmaszca dalga geer ve tm bu sahneyi erkeklerin idi edilme korkusunun tezahr olarak yorumlard muhtemelen. sim kaybetmek sz konusu olduunda erkeklerin, isimlerin ne denli uucu olduunu daha kkken renen, renmek durumunda kalan kadnlara nazaran ok daha korkak ktm sylerdi o her zamanki hafif, daimi uka-lalyla. Peki ama bu yzden mi istememiti Gail soyadnn bu posta kutusunun zerine yazlmasn? mer zsipahiolu u anda bu mesele zerine kafa yoracak durumda deildi. Posta kutusunu ap iinden bir tomar mektup kard. Her zamanki vr zvr; her yerden yaan indirim kuponlar, duyurular, el ilanlar, kredi kart teklifleri. Tomarn iinde yaknlardaki bir kitapdan gelen bir katalog vard, bir de ila iin tek ortak noktalar olamayacak kadar ayr tellerden alan ama post-punk ats altnda toplanan bir avu kafas-ka-rk-muhalif-muhtelif DJ'iri kartt ultra nihilist ACI EKMYORSAN YAIYOR SAYILMAZSIN dergisinin ikinci says gelmiti mer derginin bir sene dayanabileceine zerre kadar ihtimal vermedii halde yllk abone olmutu. Ama ite hayatta kalma ans bylesine varla yok aras olduu iin belki de, dergi her ay ktnda ilaveten bir sevin bahediyordu okurlarna, her eye ramen bir 25 Derginin altnda daha bir sr ilan ve Zarpandit diye birine gnderilmi bir mektup vard...?! Normalde mer yanllkla kendi posta kutularna atlm btn zarflan dnyann en bezgin Korelisi ve ayn zamanda kapclar olan ksa boylu tknaz bir adama verirdi ama bu zarfn zerinde Gail'in soyad yazyordu. Peki Gail'in baka bir ismi mi vard?

Gn iinde sklkla zihnini igal eden o kahredici soru yeniden dikildi karsna. Ne kadar iyi tanyordu acaba karsn? Aralarnda gml srlarn ortaya kmas sadece bir zaman meselesi miydi yoksa birlikte ok uzun yllar hatta bir mr bile geirseler temelde, hakikatte, epistemolojik olarak imknsz myd? kinci kat. Oflayp puflayarak kmaya koyuldu merdivenleri, bir yandan da Gail'in gemiine acaba ne kadar bal olduunu kafasnda evirip evirerek. mer hi mi hi bal deildi! Sadece ara ara bekrlk gnlerini zlerken yakalyordu kendisini, bilhassa da sabk ev arkadalar Abed ve Piyu'yla birlikte olduu zamanlar. Mesele Gail'in tepkisinden rkmesi filan deildi. Ne de olsa Gail, Piyu ile Abed'in onun iin ne denli nemli olduunu biliyor ve bunu kabulleniyordu. stedii zaman gece yatsna ya da birka gn kalmaya eski evine gidebilirdi mer. Bu deildi derdi. imdi eskisinden daha mutlu ve evli bir adam olmasna ramen eski bekr gnlerini zlemesinin altnda daha mphem ve etrefil bir mesele seziyordu. Belki de sululuk duygusu. nsann daima zlemini duyduu o muhteem, dzenli cinsel hayata kavutuu halde eski tempoda mastrbasyon yapmaya devam etmekten duyduu sululua benzer. Dorusunu sylemek gerekirse daima zlemini duyduu o muhteem, dzenli cinsel hayata kavutuu halde eski tempoda mastrbasyon yapmaya devam ediyordu ama bundan sululuk duyduu olmamt imdiye dein. Ne var ki Pearl Soka 8 numarada yaad bekr doktora rencisi hayatna olan zlemi nksettiinde youn bir sululuk duyuyordu iten ie. Ama i bu kadarla kalmyordu. Zira insann kansna zaman zaman bekrlk hayatnn zlemini ektiini itiraf etmesindeki esas 26 tehlike onun neden bahsettiini anlamamas deil, tam tersine gayet iyi anlamas ihtimaliydi. Acaba Gaii de yegne ev arkada Debt:. Ellen Thompson'la yaad bekr hayatn zlyor olabilir iniydi? "nk eer zlyorsa hu, tekinden ok daha baka anlamlara gelebilirdi! lk bata mer bu konuyu kafaya takmadn dnyordu ve esasnda kafaya taktn anladnda da artk dnmemeye karar vermiti. Bu konulann yakc, dikenli meseleler olmas bir yana Gail'e srlsklam kt ne de olsa. Hem vaktiyle Gail kulana yle fsldamam myd: "Sevgililerimizi elimizden karmaktan lesiye korktuumuz iin onlardan gelecek deiime inatla direniriz, oysa belki de akla beraber gelen deiim tek kurtarcmz olacak hayatta." Dorusu mer akla beraber gelen deiime hazrd, alkanlklarn, ilkelerini, standartlarn hatta inanlarn yeniden ekillendirmeye gnllyd, tabii byle eyleri kalmsa. Ama pheden kurtulmak en meakkatlisi kmt. Bunca zaman sonra iki kadnn bir evden ok daha fazlasn paylatklar iddiasnn doru olup olmadn merak etmekten kendini alamyordu hl. Rivayetlerin ima ettii zre bir nevi "Boston evlilii" miydi onlarnki? Debra Ellen Thompson ile Gail eskiden sevgili miydi, eer yleyse nasl bitmiti ilikileri, sahi bitmi miydi? Bir yars cevaplar bulmak iin yanp tutuurken bir yars da fersah fersah kamak istiyordu olas tm cevaplardan. Bulamamak daha iyiydi, uzak durmak tm bunlardan. Son gnlerde ortaklaa bir gam iine girmi olsalar da gneli bir evlilikleri vard. Kurcalamamak daha iyiydi. Seni tayan vapura tkrme, ey yolcu! Gemite kaldklar mddete karsnn gemi ilikilerine aldrd yoktu aslnda. Gail'in bisekselliini tam da byle grmek istiyordu: uzun zaman nce snm titrek bir mum alevi - ardnda iz brakmayan kzamk ya da su iei trnden bir ocukluk hastal. Benzetme bir

tarafa, en azndan Gail'in Drtnala Nakliyat'm palas pandras evlilik hayatlarna tad kutular arasna koymad eyalardan biri olarak grmek isterdi onun gemiteki ilikilerini. 27 luuiM vat. yju .^euz. numara, umer anahtar destesi iinden bir tanesini seti, bundan sonra ne yapacan bilemiyormu gibi bir-iki saniye ifadesiz bir yzle ylece durdu, sonra daha iyi bir seenek bulamam olmah ki kapy at. "Gail!" diye bard sendeleyerek ieri girerken. k olmak sevgilinin isimlerini kendine mal etmektir, akn bitmesi ise isimlerin iadesi. simler insanlarn varolu kalelerine uzanan kprlerdir. Onlar vastasyla bakalar, hem dostlar hem de dmanlar parmak ucunda ieri girmenin bir yolunu bulurlar. Birinin adn renmek varoluunun yarsn ele geirmektir, gerisi paralar ve ayrntlardan ibarettir. ocuklar bunu ruhlarnn derinliklerinde bilirler. Bir yabanc isimlerini sorduunda igdsel olarak sylemeyi reddetmeleri bundandr. ocuklar isimlerin gcn idrak eder ama bydklerinde unutuverirler. Dinler tarihi, sayg gsterilecek isimler yoklamas olduu kadar isimlerin saygnlnn da kantdr. Yahudilerin tam da lme ramak kala bir hastaya isim vermek detleri bu yzden. lm deinde yatanlarn isimlerini deitirirlerdi, ikinci bir hayat ans verebilmek iin onlara. Mslmanlarn tam da doum sonrasnda isimlendirme gelenekleri bu yzden. Yeni doan bebein henz almam kulaklarna adn fsldarlard, ruhuna iyice ilesin diye ismi kere tekrar ederek. Gnmzde bile "Constantinople" yerine "stanbul" demeyi reddeden Ortodoks Hristiyanlar'n srar bu yzden. Ne de olsa yaanlan ehrin fethedilmesi insann sevgilisini bakasna kaptrmasna benzer. ki durumda da ne kadar zaman geerse gesin kaybn zerinden, insan sevgiliyi kendisinin ona verdii isimle hatrlar, kendisi gittikten sonra edindii isimle deil. "Bakyorum tekrar imeye balamsn, yle mi?" Geceyars elinde bir fincan bitki ay, yannda kedileri, dii kedi ona, erkek kedi de diisine yapm. "Belki balammdr," dedi mer uzo kibiriyle yznde gller aarak, "belki balamammdr. Kendime bir iki ikram edeyim dedim ama yeniden ikiye balayp balamadm konusunda en ufak fikrim yok." 28 Gail dudaklarnda yanp snen tekinsiz bir tebessmle mutfaa yneldi, peinde upuzun tyl duman rengi dii iran kedisi, onun peinde de tekir, daha da uzun tyl, ayn cins erkek kediyle. "Burada bir zarf var..." mer onun kuzguni salarndan sarkan gm kaa bakarak duralad. Aklc anlarnda Gail'in ne demeye salarna gm bir kak taktn merak ederdi. Ama bu yle bir an olmadndan malum soruyu erteleyip baka bir soru sordu yerine: "Zar-pan-dit adnda birini tanyor musun acaba?" "Evet," cevab geldi mutfaktan. "Benim." Doru, isimler mauun varolu kalesine bizi buyur eden asma kprlerdir ama oraya girmenin, ya da oradan firar etmenin tek yolu deil. lk bakta gze arpmayacak kadar derinlere gml baka patikalar da olabilir bir yerlerde. Baka isimler, takma adlar, lakaplar, kesinlikle baka bir zamana, baka bir bilince ait, gayri resmi, kaytsz, tanmlanmam isimler, kimi sonsuza kadar unutulmu, kimi kalc, her biri ak labirentinde sevgilinin elimizden kap gidebilecei gizli birer tnel, hem de daha yokluunu bile fark edemeden. simler byledir ite, bir insana dair ilk ve en kolay renilen, ama aslnda en zor sahip olunabilen. Elinde bir bardak stle mutfaktan kt, geerken zarf ald ve amak iin vakit kaybetmeden dosdoru banyoya yneldi, her zamanki konvoyunu

pei sra srkleyerek. Bu kedilerin yapt akla manta sacak gibi deildi. Hem "kpeklerin-aksine-kediler-z-giirlkterine-dkndr" efsanesine de hi mi hi uymuyordu. "O acayip ey senin adn m yani?" Gail klodunu indirip tuvalete oturmadan nce iini ekerek ban sallad. mer'in gzleri, karsn ierken seyretmenin verdii rahatszlktan kaabilmek iin onu teet geip duvardaki aynaya odakland. Aynann nndeki ie ve srahi gruhuna, raflarciaki havlulara ve du perdesindeki her bir pespembe ahtapota -Gail hari banyoda ne varsa- tek tek bakt. Kedilerin ve kendisinin nnde ayan beyan iemekte neden srar ettiini hi anlamyordu mer. Hani kendisi bundan utandndan deildi tabii ama nasl olup da Gail utanmyordu onu utandrmaktan? 29 Gail ierken eilip dii kedinin gbeini okad usulca. Annda torlamaya balad kedi, onunla beraber erkek kedi de havaya girip sesini yanklayarak. Sanki tek vcuttular ve erkein hazz diinin-kine balyd. mer bask burunlu, bask suratl bu tknaz mahluka kalarn atarak bakt ters ters. Bir trl baaramamt erkek kediyi sevmeyi. Ho dii kediyi sevmeyi de baaramamt ama dii kedinin sevilip sevilmemek gibi taraklarda bezi yok gibiydi zaten. Asla kimseden sevgi talep etmediinden, basit, ksack bir okama bile umduundan byk bir dld. Onun aksine erkek kedi etrafndaki her organizmadan sevgi dilendiinden, bilhassa da dii kediden, daima istediinden az oluyordu edindii. "Kendi kendine mi konuuyorsun? Neden onlara erkek kedi, dii kedi diyorsun? simleri var, malum," dedi Gail ifadesiz bir sesle. mer iki kere gzlerini krpt, her isim iin bir kere. West ile The Rest. Dii kedinin ad West'ti, yani Bat, Gail ona bu ismi Do-u'nun arkiyat sylem tarafndan srekli kadnlatrlmasn eletirmek iin takmt. mer'in buna itiraz yoktu, tabii eer buna mukabil erkek kediye The Rest, yani "kahini", "teki" ismi verilmi olmasayd. mer'in cann en ok skan dii kedinin sevgisi, ilgisi iin duyduu bastrlmaz alkla dolanan bu erkek kediydi. kinci gz kirpisini tamamlad srada fkesi erkek kediden karsna kayd. Madem herkesin iinde ieyecek kadar umarszd ne demeye kocasndan adn ve Tanrbilirdahaneleri saklamt? Hassas ve bir o kadar dikenli ierimleri vard bu sorunun. Bir kez daha, bir yars cevab imdi, hemen imdi almak istiyor, teki yars onu tayan vapura tkrmemeyi ve daha faydal bir ey yapmay, mesela hemen imdi dipsiz, enfes bir uykuya dalmay tercih ediyordu. Hangi yarsnn galip geldiini sktnde "Neden ba.a hi sylemedin?" diye inledi. "Muhtemelen hi sormadn iin." Dii kedi sabit gzlerle mevcut olmayan birini, mer ayn an nndeki leylak rengi tonik iesini, erkek kedi de kendi kuyruunun hareketlerini seyredald, Gail ise belli bir eye bakrryordu. "Ne soracaktm peki? Aklma gelmiken Gail, abuk sabuk bir 30 adn var m acaba benim bilmediim mi deseydim? Yoksa ocuklarna bu acayip ismi verirken annenle babann akllarndan ne getiini mi sorsaydm?" "Sana bir ey diyeyim mi." dedi Gail, "gemite herkes ismimle o kadar ok dalga geti ki bana gna geldi. Eer sen de ismimle alay etmek istiyorsan, buyur keyfine bak. Artk umrumda deil." "Ya Debra Ellen Thompson?" diye barrken buldu mer kendini. "Bu sama sapan yeni ismin onu da oke eder mi benim gibi yoksa o zaten biliyor mu? Siz ikiniz eskiden ok yakndnz, yle deil mi?"

Bu soruyu Gail'in ona hayretle bakarak geirdii skntl bir sessizlik takip etti. "Bir ey mi sormaya alyorsun?" "Ne gibi?" mer sinir bozucu leylak rengi ieye, du perdesindeki sinir bozucu neeli ahtapotlara, sinir bozucu erkek kediye... bir kez daha banyoda Gail'den baka her eye kalarn atarak haykrd. "Bizim bir zamanlar lezbiyen bir ift olup olmadmz gibi?" Gail ayaa kalkt, sifonu ekti ve onu yakndan incelemek iin zerine eilerek gzlerini kst. "nk sorduun buysa belleini tazelemen lazm! Kendim anlatmak istemedike gemiim hakknda hibir ey bilmek istemediini, yeni bir balang yapacamz, yok efendim gebeler gibi yaayacamz, seni sevdiimi bildiin mddete ahsi tarihimin hi nemi olmadn sen syledin bana! u haline bak. Tekrar imeye balyorsun, gidip beynini Abed'le bulandryorsun, dalm vaziyette eve geliyorsun ve aniden strapl fani hayatnda en trajik kederinin karnn bir zamanlar Debra Ellen Thompson diye biriyle lezbiyen bir iliki yaayp yaamad olduu sonucuna varyorsun! Syle bakalm, o efsanevi ilericiliine, ak fikirliliine ne oldu? Bar tezghnda m braktn?" mer ona zorlukla ak tutabildii amas gzlerle bakt. Bir kar sav olduuna emindi emin olmasna da ne olduunu hatrla-yamyordu. Hem ortalk ok aydnlkt. Gzlerini actyordu. Birka dakika sonra gzlerini tekrar atnda banyonun zemininde, 31 cenin eklinde kvrlm vaziyette tek banayd. Buras scak ve rahatt. Tek sorun yaknlardan gelen kt bir kokuydu. Birisi paspasn zerine ksmt. Mutlu mesut-banyo-zemininde-yatma safhasyla, kendini temiz ve pijamalanyla yatakta yatyor bulma safhas arasndaki balant koptu. Gail'in onu nasl ya da ne zaman buraya getirdiine dair en ufak bir fikri yoktu. Karsnn alabildiine gr, lgnca kvrck, kuzg'uni salarndan gm ka karn seyrederken ask yz bir tebessmle aydnland. Neredeyse bir yllk yakn birliktelie ramen onun her sabah sama bir kak ilitirmeyi nasl baard mer'in halen fazlasyla esrarengiz bulduu bir soruydu, hele her gece sann eklini bozmadan ayn ka nasl kard sorusu daha da artc. "Sylesene u isminin... Zarpandit'm," diye mrldand clz bir sesle, uykuya teslim olmann eiinde, "bir anlam var m?" "Evet, var," dedi Gail okuma n yakarken. Teorik olarak bu n yatan sadece ona ait olan yarsn aydnlatmas gerekiyordu ama pratikte teki yary da igal ediyordu arszca. mer bir yandan cazgr ktan korunmaya, bir yandan da kane Gail'e bakmaya alarak, karsnn Birisi Totalitarizm mi Dedi? balkl kitabn zerine eilmi yzn seebildi. El insaf, yine mi Zizek! diye bard yasta dnp sesini boarak. Tez danman esasl bir Zizek-dnan, karsysa esasl bir Zi-zekhayran olunca hi kimse, hatta btn o zihinsel inceliiyle Zi-zek'in kendisi bile, mer'in aylardr ektii ikenceyi anlayamazd herhalde. Ayn gn iinde ayn adamn stelik tam da ayn sebeplerden tr bir yerilip bir vldn, bir vlp bir verildiini duymak insann aklna ve ruhuna ziyand. "Ne zeki adam! Uyumadan sana birka sayfa okuyaym m?" dedi Gail evkle, hakikati grebilmekten kilometrelerce uzakta. "Haymr!" dedi mer - daha dorusu, bu sefer yzn yasta gmmeyi unuttuu iin demekten ziyade crlad. Gail muzip bir glle ona doru dnp efkatle yzn, du32 daklann okad. Sonra ellerini usulca gsnde, ne kadar uykulu

olduunu tartmak istercesine penisinde gezdirdi. Cevap gayet ak olmalyd ki iki saniye iinde hafif hayal krklna uram vaziyette bu teebbsten vazgeti. "Zarpandit antik bir isim," diye aklamaya giriti anlk bir durgunluktan sonra. "Her gece ay doarken tapnlan hamile bir AsurBabil tanras. Gm lts anlamna geliyor." "Ciddi mi? Ne kadar iirsel!" diye mrldand mer uyku ile uyanklk arasnda. Bir an iin de olsa iirsel kelimesi "artk burada bulunmayan" manasna geliyormu gibi sesine gaml bir efkat szmt. te o zaman birden, bu gece yapt olanca tantana yznden kendinden utand. O esriklikte para para her eyin birbirine balandna ve artc biimde her parann kendi iinde bir anlam tadna tanklk etti. Bar tezghndaki uzo kadehleri, peetede dalan mrekkep lekeleri, dingin gecelerde ay doarken tapnlan hamile bir Asur-Babil tanras, glen bir saksaan ve geceyans bir takside tek bana giden kk bir kz ocuunun hayalet yz... her ey tam bir ahenk iinde bir anlam ifade ediyordu. Sknet ve sabrla yeterince beklemeyi baarabilirse kinatn btn srlarnn bir btne tamamlanaca ve ardndan topyekn kendisine sunulaca hissine kapld. "Madem seni bu kadar artt, baka isimlerim olduunu da sylesem iyi olacak." "Ne gibi...?" diye sordu mer otomatik olarak, ama deil Gail'in cevabna daha kendi soru iaretine bile ulaamadan vcudu zlemini ektii ipeksi uykuya gmlverdi. Buras scakt, ok scak. Az kurudu, cam iki ekti. Bir-iki adm tede bir barn l l giriini grd. Ik ok parlakt ama yine de ieri dald. Onun ieri girdiini gren imdi garsona dnm Porto Rikolu barmen ve barmene dnm garson ltfen gldler. 33 Tezghn arkasndaki btn raflar kutularla ve dondurulmu kularla doluydu. "Btn bu kutularda kahve mi var?" diye sordu mer en yakn tabureye iliirken. "simleri ne?" "Hangisini sorduuna bal. Bir sr baka baka isim var..." mer devasa pencerelerden szan gne ndan korunmak iin ban evirdi. Barmen ananas dilimleriyle sslenmi kpkl bir kokteyli tezghn zerine koyarken "Mesela unun ad caffe latte" dedi. "Ama benim size tavsiyem..." arkasna dnd, raflardaki ielere seirtti ve bir kerede -drt kokteyl bardan eline ald, "coffee mocha ya da u teki, spesiyalitemiz, coffee Zanzibar." "Zanzibar... Bu ismi hatrla," diye dnd mer. "Zanzibar... Bu ismi... unutma..." Barmen yegne mterisine arkasndaki raflardan farkl kahveler ikram ederken, ellerinin hareketleri mer'i kandryormuas-na hzland. mer onun hareketlerini takip etmek iin ne kadar urarsa urasn, tezghn zerine konan her kokteyl, srekli deien sihirli aynalar dolabnda epi topu bir grntden ve sylenen her isim havada dalan bir serpintiden ibaret kald. 34 Muzun iindeki Harf ayet ahsi zellikleriniz arasnda obsesif kompulsif bozuklua, panik ataa ya da sosyal fobiye benzer bir eyler varsa, smestrin ilk gn Sosyal Hizmetler Brosundaki ylankavi, renci-kimlii-almak-iinfotoraf-ektirme kuyruu sizin iin bir saatten fazla ksl kalnacak en uygun yer olmayacaktr muhtemelen. Bakalar iin o kadar beter

olmayabilir. Skc ama yine de katlanlabilir bir eziyet. Hatta bazlar bunu yeni insanlarla tanma, gevezelik etme, bilgi alveriinde bulunma, yol yordam renme frsat olarak grp durumdan keyif bile alabilir. Ama o kesinlikle bu tr insanlardan deildi. Tahamml etmesini kolaylatracak dnebildii yegne teselli antasnn derinliklerinde bir ikolatasnn daha olduunu bilmenin verdii rahatlkt. Elindeki ikolatay bitirdiinde tekini yemeye balayacakt. O zamana kadar srann yeterince ilerleyeceini, masann arkasnda oturmu nlayan sesiyle ricadan ok emire benzeyen "sradaki ltfen!" cmlesini tekrar tekrar haykran asabi, grnl kadna ulaabileceini umuyordu. Katran karas bir at kuyruu eklinde toplanm san yoklad. Ona en byk eziyet srada-beklemek deil, bakalaryla-birlikte-sradabeklemekti. Mesele hep insanlard, hep onlar. Konumalar, akalar, tavrlar... hep o eski bildik sorun. ikolata mmkn olduunca uzun dayansn diye olabildiince kk bir srk daha ald. Bu kampse geldiinden beri iki gdayla besleniyordu temelde: ikolata ve muz. bunlarn grndnden fazla ortak noktas vard aslnda. kisi de benzer bir kolaylkla soyulup tketiliyordu. Gn 37 boyu baka hibir ey yemeden durabilirdi. Bazen ikolatay ana yemek, muzu tatl, bazen de muzu ana yemek ikolatay tatl olarak yiyordu. Hemen nnde, salar yeni biilmi imenler gibi ksack, mee yapra gibi kzl ince uzun bir kza ilitirilmi iki devasa kulak vard. Bu adan baknca kzn yznn neye benzediini tahmin etmek zordu ama lekesiz, bembeyaz boynu yenebilecek bir ey izlenimi veriyordu. Havu kafa hararetle etrafn sarm bir grup kzla konuuyordu ve ara sra hep birlikte bir kahkaha koyveriyorlard. Sra bir adm daha ilerlerken dier ikolatay aramaya balad. antasmdaki vr zvr kalabal arasnda ikolata yerine, ii neredeyse tmyle kararm yarm bir muz buldu. Bunun oraya nasl girdiini hatrlyordu. ki gn nce, servise ilk biniinde, ofrn yanma oturmu sakin sakin muzunu yerken gz yukardaki levhaya taklmt. Birinci levha: "Aalayc sylemin su olduunu biliyor muydunuz?" diye soruyordu. Biliyordu. kinci levha bir kadn sal merkezinin ilanyd, zerinde havaya zplam pimi kelle tebessmyle ldayan gen bir kadn resmi vard. Bunu anlamamt ite. Bir kadnn jinekologa gittikten sonra byle zplaya-bileceine pek ihtimal vermiyordu, gidilen yer ne kadar k, alman haber ne denli sevinli olursa olsun. nc levha ise "Otobste yemek imek yasaktr" buyuruyordu. Okur okumaz gz ucuyla onu hi mi hi umursamayan ofrn hareketlerini izleyerek muzu antasna koymutu. imdi ayn muzu antasndan kardnda iini kapkara bulmutu ve onun karasyla, nnde duran boynun saf beyazl arasnda arpc bir tezat vard. Bu tezat iyi bir iaret, hayra alamet olarak grmeye karar verdi. Tam o anda nndeki kz arkasna dnp glmsedi. "ikolatay ok mu seviyorsun?" Esmer kz "Yemek imek yasaktr" levhasnn altnda otobs ofrnden azar iitmi gibi panikle kzard. "Debra Ellen Thompson ben," dedi havu kafa elini uzatarak. Tam alnnn ortasnda salarnn geri kalanna ters ynde uzam ipince bir tutam inek yalam sa vard. 38 Ama esmer kz daha ona cevap veremeden "sradaki ltfen" nakarat yankland. Fotoraf ektirme sras Debra Ellen Thompson'a gelmiti, ondan sonra

da sra kendisindeydi. Aman ne iyi diye dnd, nihayet son ikolatay antasndan bulup karrken. Hemen kdn yrtt ve sra kendisine gelmeden nce mideye yuvarlamak iin aceleyle devasa bir srk ald. Deneyimleri ona ikolatalarn byk ounluunun iki buuk srkta bitirilebildiini gstermiti ama bu sefer her zamanki skorunu bir buuk sra indirmeye alacakt. Bu amala rekor lokmay evirirken aznda bir yandan da masann teki tarafnda aniden beliriveren kei sakall adam kaytsz gzlerle izledi. "Kusura bakma geciktim," diye mrldand adam clz bir sesle. "Valla baka zaman olsa nemli deil ama bugn yapacak bu kadar ok i varken..." diye bard asabi grnl kadn, iyice asabileerek. Bir alay kz rencinin nnde bir alay azar iiten gen adamn yz byyla ayn renge brnd. Bunun verdii hrnlkla kollarn kvrp buz gibi bir sesle bard: "Sradaki ltfen!" Sradaki mi? Ama sradaki-ltfenlenmesine daha en azndan on dakika vard! Esmer kz panikle yanaklarn dolduran devasa lokmay yutmaya aladursun grtlann derinliklerinden iniltiyi andran bir ses koptu. "Sradaki ltfen," diye bard adam dosdoru ona bakarak. te her ey buraya kadar. ahsi zellikleri arasnda obsesif komplsif bozukluk, panik atak ya da sosyal fobi ve benzerleri olan biri iin her eyin bittii, zamann durduu felaket an. "Kmldamayacak msn?!" diye grledi kei sakall adam, ondan bir ar bile ayrmad gzlerini sanki kz nnde klyormu gibi gitgide ksarak. Belki de yleydi, belki de sahiden klyor-du durduu yerde. Zaten imdiden kendini toplu ine boyunda hissediyordu. "le yemeinden ge dnmen ve herkesin nnde u uyuz kadn tarafndan azarlanman benim suum deil," demek istedi gayet 39 serinkanl bir havayla ama dudaklarn araladnda sadece homurtu benzeri bir ses oldu karabildii. Far nda kalm bir tilki gibi talamt. nndeki kzlar dalga geip kkrdamaya baladlar. Ama nemi yoktu hibirinin, hi kimsenin. Donmu haldeyken onlar duyamazd. te tam o anda Debra Ellen Thompson arkasna dnd ve elinde yarm ikolatayla heykele dnm olan siyah sal kza merakla bakt. Anlk bir tereddtten sonra ona dokunmaya, yle bir sarsmaya cesaret ettiyse de faydas olmad, kz kendini donup kald yerden kurtaraniyordu. Debra Ellen Thompson dikkatle kzn omzundan sarkan uvalms antay at. inde ikolata ktlar, mee yapraklar, at kestaneleri, kampus haritalar, talar ve akllara durgunluk veren vr zvr arasnda kzn ktlarn bulup, tamamen ileden kmasna ramak kala kei sakall adama vermeyi baard. Ardndan onu bir tabureye oturtup. Mount Holyoke College renci kimliine yaptrmak iin fotorafn ektiler. Her ey olup bittikten sonra Debra Ellen Thompson halen kkrdamakta olan kz kalabalnn arasndan heykeli zenle geirip darya, temiz havaya kard. En yakn banka yan yana oturduiar. "eride sana ne oldu yle?" "Bask altnda paniklerim ben," dedi heykel, damla damla eriyip, gerginliinden silkinirken. Gergin anlardan sonra ken sknet sisine sarnm vaziyette, yarm saatten fazla oturdular orada. Sradan uygun adm kan kzlar seyrettiler beraber. Fazla konumadlar. Ne de olsa heykel konukan bir tipe benzemiyordu pek. "Ben artk gideyim. yi olduuna emin misin?" "yiyim, teekkrler!"

"Yatakhanene yerletikten sonra beni muhakkak ara," dedi Debra Ellen Thompson dosta glmseyerek. Bir kt parasna kendi yatakhanesinin ve odasnn numarasn iziktirdi. "Bir eye ihtiyacn olursa... yani bir sorunun filan olursa ekinme, istediin zaman ara." 40 "Ararm, teekkrler!" Kzl kafas Abbey Kilisesi'nin arkasnda kaybolana kadar Debra Ellen Thompson'm uzaklamasn seyretti. Tekrar yalnz kalnca rahatlayarak derin derin i ekti. Kt parasn antasnn sol cebine tktrrken, ayn gzden btn bir muz kard. Bu seferki muzun oraya ne zaman nasl girdii konusunda hibir fikri yoktu ama bunu bir iaret olarak almaya karar verdi, muhtemelen hayra alametti ama iine bakmadan bir sev syleyemezdi. Kk bir srk ald ve yumuak, beyazmtrak meyvenin ortasndaki koyu, trtkl lekeyi inceledi. Her zamanki gibi muzun iinde bir harf vard ve bu seferki harf "P"ye benziyordu - tpk "Peri", "Parlak" ya da "Pekmez"de olduu gibi ki bu iyiye iaretti. Ama bir taraftan da "H"ye benziyordu, "Hzn". "Hayal Krkl" ya da "Hsran"da olduu gibi ki bu iyiye iaret deildi. ocukken annesiyle birlikte oynadklar bir oyundu bu. Eskiden cennette Tarn kendine bir alfabe orbas piirmi ve bunu devasa bir kseye koyup mutfak penceresinin yannda soumaya brakmt. Ama sonra kuvvetli, kstah bir rzgr ya da hnzr, yoldan km bir melek ya da belki bizzat eytan, kazara ya da kasten (hikyenin bu blm her anlatldnda deiirdi) kseyi yere. yani gkyzne drm ve orbann iindeki btn harfler kinata salmt, bir daha asla toplanmamak zere. Harfler her yerdeydi, fark edilip bulunmay bekliyorlard. Cennet Ksesi'nde kalsalar oluturabilecekleri kelimelere yerletirilmek, eski manalarna kavuabilmek istiyorlard. Annesine kalsa bu oyun hem elenceli hem de retici idi. Oysa ona gre hadi retici belki ama asla elenceli olmamt. Yine de hayat boyunca bu oyunu "oynamaktan asia vazgememiti; annesini ocukluk cennetinden kovup srgne gnderdikten ve onun yokluunda. Gzden Dm Ana'y bir gn geri. alsa bite ocukluunun asla cennet olmadn kederle idrak ettikten sonra bile vazgememiti oynamaktan. Som sessizlikte, iindeki harfin ne olduuna bir trl karar veremeden muzu bitirdi. Ama harf "P" deil "H" olmalyd ki bu olay takip eden hafta41 lar tek kelimeyle berbat geecekti. Hayal krkl! Mesele derslerin skc olmas deildi nk ne dersler skcyd ne de zaten derslere girdii vard. Mesele kampste kan yemein yavan olmas da deildi ne yemek yavand ne de zaten yedii vard. Mesele kendisini aniden dipsiz, bitimsiz bir yalnzlk iinde bulmas da deildi nk zaten oradayd. Bu artlar altnda daha iyi hissetmesi gerekirdi. Gzel bir yerdi buras, hem aalar da muhteemdi. Kasaba kkt geri ama gene de keyif almak mmknd. Buradaki yegne bakkalda muz satlmyordu ama ilerdeki markete yryebilirdi. Kukusuz ok daha iyi olabilirdi bundan eer insanlar olmasayd, hep ayn sorun. Sorun hep insanlard, bu sefer tesadfen hemen hepsi kzlardan mteekkil u insanlar. Mount Holyoke College kz ve sincap kaynyordu. Sincaplarla kzlar benzer bir uyanklk ve eviklikle kampus nfusunu meydana getiriyordu. Sincaplarn aksine kzlar gruplar halinde dolayor ve srekli glyorlard. Herkese, yz olan her eye tebessm ediyorlard. Rengrenk ktlara salak salak notlar yazyor, defterlerine parlayan gneler izip gsterili cmleler i-ziktiriyor, duvarlarna srtan yzler yaptryor, internetten aforiz-malar indiriyor, sonra samimiyetlerinin ve derinliklerinin gstergesi olarak

bunlar birbirlerine veriyorlard. Herhangi bir sebeple birbirlerini birka gn gnnemilerse, bir sonraki grmelerinde lklar atarak birbirlerine kouyor, orta noktada birbirlerine kavutuklar halde lk atmaya devam ediyorlard. Bol bol baryor, Zarpandit'in anlyormu gibi yapt afallatc bir kodla iletiim kuruyor ve cok zd olduunu iddia ettikleri bir tr mulak arkadalk kavramn fetiletiriyorlard. Duvarlarnda, masalarnda, raflarnda, hatta snav ktlarnda dostluu ycelten bir vecizeler saana gryordu Zarpandit. Anlayamad bu kadar esiz olduu iddia edilen bir eyin bu kadar yaygn olmasyd. Bu kampste en kolay kurulan ey arkadalkt. Bu kzlarn birbirlerine srlarn anlatmak iin nce arkada olmalarna gerek yoklu nk zaten yleydiler. Birbirleriyle ilk karlamalarnda, ayn otobste Hampshire Colle-ge'a on be daicikalk yolu giderken, ayn anda ayn yne yrrken 42 va da yemek setikleri srada yan yana dururken annda ahbap oluyor, dedikodu yapyor, ene alyor, Lopu topu birka dakika nce tantklar birine en byk srlarn amakta hibir zorluk ekmiyorlard. Hemencecik sonulara varyor, sonra da bu vardklar sonulara yle bir emniyet ediyorlard ki Zarpandit kendi bilmek bilmez kararszlklarndan utanyordu. te bu kzlar ve kendisinin apak uvallad her dnemete onlarn bylesine apak baarl oluunu seyretmenin strab i dengesini altst ediyord. Ne ikolata ne muz teselli edebilirdi onu byle anlarda. lerleyen haftalarda, kendini ait hissetmedii baba evinden yeni km, niversite eitiminin iyi geleceini umut eden ayakl endie yuma, anti-sosyal gen kzlktan, buraya da ait olmadna, imdi de bir kampus hayatnn iine hapsolduuna ve arlk hibir eyin kendisine iyi gelmeyeceine kanaat getirmi ayakl endie yuma, anti-sosyal gen kza dnt. Kzl sal kurtarcsn aramay ciddi ciddi dnmeye balamas zaman ald. C gn antasnn sa cebine koyduuna emin olduu kt parasn hibir yerde bulamasa da, hayret, Debra'nn hangi yurtta kaldn unutmamt. 43 Ad Zarpandit O Brigham Hall'n nnde oyalanrken mavinin farkl tonlarnda kazaklar giymi drt kz bir rnek glmseyerek keyi dnd. Onlarn kendisine doru geldiini grnce elini abuk tuttu, en azndan tutmaya teebbs etti. Kimlik kartn karp kapnn yanndaki makineye soktu. Ama kap onu ieri almay reddetti. Neredeyse robot gibi kart tekrar sokmay denedi, sonra zerinde o korkun resmi olan kimlik kartm ters yz ederek, aklna gelen her yne evirerek canhra bir biimde tekrar denedi. Ama kap geit vermedi. Kzlarn da yurda doru geldiini gryordu, besbelli buras onlarn yurduydu. Baka birinin yatakhanesine girmek iin kendi kimlik kartn kullanabileceini dnmekle ne byk enayilik yapm olduunu anlaynca yz yand. Kimse ona inanmazd, hem biri inansa bile o zel kii, onun ieri girme gayretlerine tanklk eden bu kzlardan biri olamazd. Doruyu syleyebilirdi elbet, onlara bir arkadan ziyaret etmeye geldiini anlatabilirdi ama kzlar ziyarete geldiine gre neden kendi kartyla ieri girmeye altn sorarlard muhtemelen. Yurtlar kartrdn! da syleyebilirdi ama kimse bunu yutmazd. Belki de yryp gidebilirdi ama bu suunu kabullenmek olurdu. Birbirinden beter seenekler aranca bir tercih yapamadndan salam durmaya karar verdi. Salam 'e kaskat. Ama ne de olsa kaplar sadece dardan almazlar, bir de darya

almalar mmkndr. Tam da mavili kzlar olay yerine ulat srada birisi Brigham Hall'n kapsn ieride r itti ve kpkrmz bir kafa neredeyse k saarak dar kt. Rasiantlarn kendilerine has bir bys vardr. Yeterince ani ve keyilliyseler bir de her biri fani yapm minyatr boy mucizeler gi44 bi grnebilir inanz kalanlarn gzlerine, zellikle de aresizlerin. "Merhabaaa!" diye bard heyecanla. "Ben de seni aryordum!" Drt kz ton ton maviler iinde glckler saarak getiler, sebep olduklar panikten hi mi hi haberdar gzkmeden. "Merhaba," dedi Debra Ellen Thompson draksayarak, byle heyecanl bir selama nasl karbk verecemi bilememiti. "Kusura bakma, adn unutmuum." "Yok canm!" diye bard Zarpandit. raslantntn verdii cokuyu zerinden atamadan. "Yani unutmu olamazsm. nk sana hi sylemedim." Karsndakinin yz ifadesi ona laf ksa kesmesi, hatla en iyisi batan balamas gerektiini bildirdi. "Adm... Zarpandit!" "Zr-pn-diiit???" Debra Ellen Thompson ismi dilinin zerinde ac bir eker gibi aklatarak evirdi. "Ne kadar ilgin bir isim." Hep byle derlerdi. Ama o artk "ilgin" kelimesinin gndelik iletiim iinde dolamda olan btn sfatlar arasnda en kaln kabuklusu okluunu renmiti, kaim kabuklu demek illa da iinde bir ey olduu anlamna gelmiyordu. "lgin" kelimesinin hibir ilgin taraf yoktu. Debra Ellen Thompson onun gzlerinin nnde yava yava kasvetli bir sessizlie gmldn grnce bir eyler daha sylemesi gerektiini hissederek atld: "Peki bir anlam; var m?" "Evet, bir Asur-Babil tanrasnn ad..." dedi Zarpandit ama daha fazla aklama yapmak gelmedi iinden. "Ya, kardelerinin isimlerini sormaya korkuyorum.'' Proval bir refleksle bam sallad Zarpandit. Belli ki bekliyordu bu laf. "Kardeim yok." Debra Ellen Thompson teselli edercesine glmsed', kardei olmad iin onu baladn gstermek istercesine - sahip olamad ve olmad her ey iin. "Toplantlarmza mutlaka gelelisin, bence sana iyi gelir. nmzdeki aramba saat ikide yapacak bir iin var m?' Beyhude soru.-N. olsa ikisi de ii clnaduu bUiyoriard. Hsran! Hsran! Hsran! "Debra! Merhaba Debra!" Debra Ellen Thompson sivri enesini kaldrp, baklaryla etrafndaki harala greleyi aralayarak en az otuz kiinin bulunduu oday taradktan sonra, ilerde ellerini hararetle sallayan ve kendisini selamlayan o siyah-sal, tuhaf-adl kza odakland. Ona doru yrmeye baladysa da yolda baka kzlarla konumak iin on on be kere durdu. Nihayet ona ulatnda zoraki bir tebessm ilitirdi dudaklarna: "Zarpandit, seni grmek ne gzel! Gelebilmene sevindim. Yalnz bir ricam olacak senden." te bu harika, diye dnd Zarpandit, bu ann ayakl endie yuma, anti-sosyal kariyerinde bir dnm noktas olabileceini umarak. Debra Ellen Thompson besbelli bakanln yapt bu toplantya onu davet etmekle kalmam, onu burada grdne memnun olmakla kalmam, imdi de ondan bir iyilik istiyordu. "Elbette," dedi kvanla, bu kadar ksa zamanda bu kadar ok ilerleme kaydetmekten memnun. "Bana bir daha byle hitap etme, ltfen." "Tabii," dedi Zarpandit otomatik olarak, ona nasl hitap ettiini nerede kusur ettiini anlamadan. "Bana herkes ismimin tamamyla hitap eder, Debra-Ellen-Thompson,

birlikte daha ok houma gidiyor. Umarm senin iin bir sakncas yoktur." Zarpandit derin bir esef ve ardndan daha da derin bir kabulle-nile kzard. Kendi ad da Debra Ellen Thompson gibi albenili, kudretli bir ey olsa, kendisi de adnn tamamyla arlmak isterdi. Toplant btn leden sonra srd ama Zarpandit'in aklnda 46 sadece ksa anlar kalacakt. Yeni gelenlerin kendilerini tantmasnn istendii o kasvetengiz an, srann kendisine geldii daha da kasvetengiz an; Debra Ellen Thompson'm herkesi her kadnn iindeki henzkefedilmemi kadm dar karmaya davet ettii ve bu amaca hizmet edebilecek neriler talep ettii bunaltc an; karamel rengi rgleri olan bir kzn odadaki herkesin imdi hemen iindeki kendinden-nefreteden kadn yksek sesle ifa etmesini teklif ettii akla ziyan an ve herkesin bu teklife atlad daha da akla ziyan an; odadan tek kn nne gittike daha fazla kzn ylmasyla Zarpandit'in strapla ieride hapis kald sonucuna vard dehetengiz an; Debra Ellen Thompson'm araya girip herkesin iindeki kendinden-nefret-eden kadn aa karma frsat bulamayacan nk toplantnn saat bete bitmesi gerektiini syledii o rahatlatc an. Odadan kmadan nce bir sonraki toplantnn hangi gn yaplaca duyuruldu ve herkesin gelecek toplant iin iblmnde bulunmas istendi. blmnde Zarpanclit'e denler ekseriya ayak ileri oldu. Her geen gn daha da kabaran sayda el ilann fotokopi ektiriyor, boyuyor, hazrlyor, sonra bunlar btn kampse datmak iin elinde ineler ve bantlarla oradan oraya koturuyordu. Ama hepsi bu kadar deildi. Yerine getirmesi gereken bir grev daha vard: okumak! Zarpandit'in daimi bir ye olaca anlaldnda Debra Ellen Thompson'm ban ektii grubun nde gelenleri, onun utangaln, asosyalliini ya da topluluk iinde kendini ifade etmesini engelleyen her neyse onu bir yenebilse da vuraca ok ey olduuna ve bu yorucu bilinlendirme srecini ateleyecek en iyi yaktn "kitaplar" olacana oy birliiyle karar vermiti. Bugnden tezi yok Zarpandit daha fazla okumalyd! Birileri bir yerlerde ie kapankl syleyecek sznn olmamasyla, syleyecek sznn olmamasn da cehaletle kartrm olmalyd. Zarpandit'in umursad yoktu bu kavramsal karkl, ne de olsa kitapkolik olduundan canna minnetti daha da ok okumak. Takip eden gnler ve haftalarda herkes ona illa ki okumas gerektiine inandklar kitaplar ve 47 KitapKlar tad. O da okudu: ne bir tereddt ne bir itiraz ederek okuduka okudu, kitaplarla beslendi ama ayn zamanda muz ve ikolatayla da. Alkt ne de olsa. Onu kitaplarla beslemek annesinin en gzde projelerinden biri olmutu, dorusu Zarpandit'in zerinde baarya ulaan tek projesi de buydu. Zarpandit insanlarn nasl olup da ocukluklarna dair o kadar az ey hatrladklarna anlam veremiyordu pek nk kendisi bu gezegen zerindeki ikinci ylndan itibaren ocukluunun izini srebiliyordu geriye doru adm adn. Para pinik bir sr ayrnt vard ama ilk ansnn genel erevesi zihninde daima tazeydi. nk bu hayattaki ilk ans ayn zamanda ilk "intihar" giriimiydi. Mutfa hayal meyal hatrlyordu, masann zerinde duran ksedeki kusmuumsu preyi, enesideki premsi kusmuu ve baka baka detaylar. Annesinin gzalc siyahlkta ve yumuaklktaki salarnn halesini, hznl gll bir adam oian babasn ve o sralarda artk

kim olduunu unutmaya balam olan bykbabasn, derken annesinin ksedeki ne id belirsiz bulamac azna t-kaladn, kendisinin de srekli geri pskrttn hatrlyordu. Annesi oldum olas berbat: bir alcyd. Sonra babas ona yeni bir ey yedirmeyi denemiti, omletin tad, erimi ya ve bir sosis parasnn ar kokusu, baharatl, scak, geri karlamaz, yutulamaz, bebek boaznn bir yerlerine yapmt. "Gsne bastr, gsne bastr." diye bardn hatrlyordu annesinin. Ufack bedeni kafas koparlmadan nce bacaklarndan yakalanan bir tavuk gibi ba aa, iki kocaman el gsne bastrm, d-nenip duran bir lk girdabnn merkezinde yzmekteyken ve oda aniden tavan duvarlardan, duvarlar yerden ayrt edilemeyecek kadar sislenmiken, mthi bir hzla dtn hissetmiti. Dyordu, artk nefes alp almamasnn nemli olmad bir yere doru hzla kayarak. leriki yllarda bu sahneyi defalarca gzden geiren Zarpandit ona hayat boyunca elik edecek sonu karmt edindii tecrbeden: 48 Bir: Gl kuvvetli bir ey seni sk sk tutmakta iken dahi debilirsin. ki: Dme edimi ille de aa doru gitmek deildir; yeterince tepetaklak olmusan yukar doru dmeyi de baarabilirsin. : Aksi yndeki btn yarglara ramen yukar doru lme dmek o kadar da kt bir deneyim olmayabilir. Bir, iki... saniye gemi, annesi lk daha atm, gsne kere daha bastrlm ve sosis paras ampanya mantar gibi Zarpandit'in azndan frlamt. "Bunlar hatrlaman imknsz," diye itiraz ederdi annesi bu konu ne zaman alsa. "O olay tekrar tekrar anlattmz iin hatrladn zannediyorsun." Ama Zarpandit bunun byle olmadna emindi. Zira annesinin hi anlatmad ayrntlar da hatrlyordu - hayali olamayacak kadar hakiki ayrntlar, sonradan ina edilen bir gereklikte rol oynayamayacak kadar ehemmiyetsiz ayrntlar, dedesinin hrkasndaki byk kahverengimsi leke, babasnn yzndeki sitem ya da annesinin tezghn zerindeki msr patlatma makinesinin yannda alay gibi, bebei ona geri dnd iin minnettar ama hayat ayn kalaca iin bedbaht. Dolaysyla, drdnc genel toplantnn bir noktasnda Debra Ellen Thompson K stratejisinden bahsetmeye balaynca bu gezegen zerindeki ilk ansnn evki Zarpandit'in konuya kar bir ilgi duymasna sebep oklu. K. ., Kasti arptma anlamna geliyordu. erkek egemen dilsel kodlan ters yz etme anlamna. "Erkek egemen kltrn erkek egemen sylemi ile karlkl duvar tenisi oynayacaz;" dedi Debra Ellen Thompson. "Ataerkil-liin taakl sylemini talayacaz!" Debra Ellen Thompson, Zarpandit'in mahcubiyetini taklit edince odada bir kahkaha koptu. "Neyin var?" dedi dudak bkerek. "Hi taak dendiini duymadn m daha nce? Tanrm, bazen manastrda filan yetitirildiini dnyorum. Hadi ama asma suratn Zarpandit. kendini kt hissetmemelisin nk btn strateji bundan ibaret." 49 Btn strateji dmana kendi silahyla karlk vermekten ibaretti. Bu durumda silah hakaret olduundan, btn strateji kadn kart terimleri, kartlkla ya da kadnlkla alakalan kalmayana kadar kullanmakt. "Bize ne kadar sert saldnrlarsa o kadar sert karlk vereceiz. Hayli zamandr kadnlar histerik olmakla suland, bu yzden saldrya

urad, hedef gsterildi deil mi? Histeri diiliin dier adyd. Buna karlk baz kadnlar savunmada kald, bu hastalkla alakalar olmadn kantlamaya altlar. Bazlar ise erkeklerin de histerik olduunu kantlamaya urat. Bunlarn hibirinin bize faydas dokunmaz. Ben bunun yerine kadnlara yneltilen her sulamay can- gnlden benimsemeyi neriyorum. Erkek egemen sylemin btn hakaretlerini bile isteye kabul ettiimiz anda bizi aalayacak gc kalmayacak bu sistemin. Ne kadar basit ama ayn zamanda ne denli karmak olduunu grebiliyor musunuz?" Zarpandit, ne kadar byk olduklarn daha yeni fark etmi gibi hayretle bakt Debra Ellen Thompson'm kulaklarna. "Sistemin aletlerini ele geirip kendinize mal edin," diye devam etti Debra Ellen Thompson, "sizi ykmak iin kullandklar zehirli oklar ele geirin. Kamaya, snmaya uramayn, yere salam basn. Size 'orospu' derlerse namusunuzu kantlamaya almayn, asla bakireyi oynamayn. Her bakire sokaklardaki bir orospunun sebebidir. Biri dierinin sonucudur. K stratejisi tmyle farkl bir yol izler. Aalayc kelimeleri erkek egemenliin kll ellerinden alp tam ters ynde kullanmak suretiyle insanl, yani hem kadnlar hem de erkekleri onurlandracaz." Toplant bittiinde Zarpandit doru anladndan emin olabilmek iin ba baa kaldklarnda Debra Ellen Thompson'a usulca sordu: "Yani imdi biz vg niyetine hakaret mi edeceiz?" "Evet. Tersi de geerli elbette. Ayn zamanda erkek egemen iltifatlar da aalayc ekilde kullanacaz. Bundan byle 'kaltak' vg, 'iffetli' hakaret olacak!" diye grledi Debra Ellen Thompson. "Kadnlara kendi topraklar dndan frlatlan terimleri tek tek araklayacaz. Dmann kirli mallarn almak bizimkisi, mubah 50 hrszlk!" Mubah hrszlk! O anda Zarpandit'in aklna sadece Robin Hood gelebildi. "Ee, ey, evet bir bakma Robin Hood gibi. Mahrumiyet ekenler adna imtiyazllardan almak gibi." Debra Ellen Thompson atein bir sesle atld. "Ama ben Robin Hood'dan ziyade saksaanlara benzetirdim. Saksaanlar ne yapar bilir misin? nsanlarn dnyasndaki btn parlak nesneleri alarlar. Biz, kadnlara kar kullanlmasnlar diye erkek egemenliin kelimelerini aran feminist saksaanlarz." Feminist saksaanlnn ilk gnnde Zarpandit saat dokuzda uyand, yataktan kmadan bir muz, evden ktktan sonra bir muz daha yedi, sonra saat 10:30'da Tracy Harley'in dersine girdi; "Adalet, Adaletsizlik ve Akla Gelen Her ey" birinci snf dersi olarak fazlasyla iddial bir isim saylabilirdi ama Harley'in kendisi de zaten fazlasyla iddial bir hoca saylabilirdi. Bir efsaneydi Harley; kzlarn yars onu taklit etmekle meguld, dier yars da taklitileri taklit etmekle. Bugn, Prens'len blmler okurken yle aaal ve lirik, yorumlan yle ilhaml ve k, elektrikli mevcudiyetiyle yle gl bir hatipti ki duysa Machiavelli'nin kendisinin bile tyleri diken diken olurdu. Ders bittiinde Zarpandit ak havada bir masaya oturup gnn dsturunu hatrlad: "Prens iin alaa edilmemenin en iyi yolu nefret toplamaktan kanmaktr." Hakikaten ferasetli bir nasihat diye dnd, gnlk stoundaki son muzu da karrken. Bugn deilse yarn markete gitmesi gerekecekti. Muzun iindeki harf M'ye benziyordu ki iyiye iaretti nk ona hemen "Muz"u hatrlatmt. Ama M'nin kt taraf H olabilme ihtimaliydi, "Hoyrat", "Hain" ya da "Hapis"te olduu gibi. Otunnu bu yumuak

meyveyi incelerken, Harley'in snfndan tand sska bir Hintli kz mesafeli bir glle yaklat ve masaya oturmak iin izin istedi. Elleri, kollan yzk ve bileziklerle bezeliydi. "Ne dersti ama," dedi iinden gaml bir marul yapra sarkan kocaman sand-viini antasndan karrken. "Sence de Harley mthi deil mi?" 51 "Evet, mthi," dedi Zarpandit muzunu hzl hzl ineyerek. "Mthi bir zenci amck!" Dehete dnmekte gecikmeyen bir hayretle ona bakakald Hintli kz. "Hayr, ltfen beni yanl anlama!" diye atld Zarpandit berikinin K stratejisinden tmyle habersiz olduunu fark edip panie kaplarak. "Ben Profesr Harvey'i ok beeniyorum... gerekten... onu gerekten seviyorum... o aalayc szleri kasten kullandm. Yermek deil vmek amacyla. Bence... bence harika!" Hintli kzn yznden belli belirsiz bir glge geti - balama olduunu -umdu Zarpandit ya da en azndan hogr ama kz oktan kalkp bileziklerini sinirli sinirli akrdatarak baka bir masaya oturmutu bile. Demek ki H idi muzun iinde grd harf. HSRAN! HSRAN! HSRAN! Feminist bir saksaan olarak balad ilk gn ovenist bir domuz olarak bitirmiti. Oysa domuzlardan oldum olas holanmazd, ocukken bile. Sekiz yana geldiinde Zarpandit yukar doru lme dme deneyimini tekrar yaamann tam zaman olduuna karar vermiti. O gn gayet iyi hatrlyordu nk doum gnyd. Annesi kadn dergilerinden birine baka baka bir pasta yapm ve adn "Armut-Aacnn-Yanmdaki-DomuzcukPastas" koymutu. Bir domuzun armut aacnn yannda ne halt ettii sorusuna Zarpandit'in verecek cevab yoktu dorusu ama bu seimin el altndaki malzemelerden kaynaklandm tahmin ediyordu. Muhtemelen annesi nce keki kremayla kaplam, ardndan armut aacn renklendirmi ve ilk bata armut aacyla uyumlu bir ku yapmay tasarlad halde hamur iin pembeden baka renk kalmadn fark ederek plandan sapmt. cat edebilecei yegne pespembe hayvan da domuzdu. Zarpandit grr grmez nefret etmiti pastadan; hem pastadan, hem partiden, hem de tm bu doum gn tantanasndan. Hayatta insann elenmeye mecbur tutulmasndan daha bunaltc bir ey olmad sonucuna varmt. O ikindi oturmu pizza yerken dilimin 52 zerindeki sosis paras tandk tandk gz krpt ona. Alt yl nce soluunu tkayan parann tpatp aynsyd. Zarpandit sosisi aznda evirip grtlann yaknlarnda bir yerde durdurmaya alt. Baarl olamad. Bir daha denedi, sonra bir daha. Nafile, yar yolda brakmaya alt btn sosis paralarn eninde sonunda yutuyordu. Sonunda yntemini deitirip nefesini tutarak boulmay denemeye karar verdi. "yle yapmaya devam edersen lrsn," diyemrldand, illerinin renginde kravat takm olan kk bir olan. Bir yandan da o lrse kendi paynn ne kadar artacan kestirmeye alrcasna gzlerini Armut-Aacnn-Yanndaki-Domuzcuk-Pastasna dikmiti. Partide on be civarnda ocuk vard. Biri eksilse geri kalanlarn pasta paynda olsa olsa kk bir art olurdu. Olan bklcn bir edayla Zarpandit'in annesini bulmak iin ieri koturdu. lk seferki gibi deildi. Daha zordu. Her nedense nefes ieride kapal kalma fikrinden holanmyor, ne zaman tutmaya kalksa dar szyordu. Ama kolay kolay vazgemeyecekti. "Sen ne halt ettiini sanyorsun?" Gzlerini atnda karsnda fkeden kprm annesini grd. Annesi

onu kollarndan tutmu, meyvaya durmu bir aa gibi silkeliyordu. Bari armut aac olmasa diye umut etti. Ortalk byle velveleye verilince konsantrasyonu parampara oldu. Tutamad nefesi geri verip alamaya balad. Neden bu kadar zordu lmek? Her cumartesi sabah kampusun yegne kafesi A Zihinler'de toplanp srayla sunumlar yapyer, bir kitab, makaleyi, filmi ya da olaand kiiliiyle iz brakan bir kadnn hayatn tartyorlard. Zarpandit srasn daha fazla savuturamayacan anladnda grup yelerine byleyici bir kadnn, Lou Andreas Salome'nin byleyici hikyesini anlatacan duyurarak herkesi mestetti. Dorusu niyeti byleydi yola karken ama konunun derinliklerine indike, Lou'dan ziyade Rilke zerine bir sunum hazrlam 53 buldu kendini. Lou bir yar-Tann, Nietzsche ise yar-bcekti ama ite Rilke her ikisi birdendi, ifte-mutant, yan-Tanr-yar-bcek. Doru, tuhaf, dnyada yaamamak Artk, yarm yamalak rendiin detlere uymamak. Bir insan geleceinin anlamn vermemek Sunuunun ortasnda Zarpandit acmtrak koca bir fincan kahveden bir yudum alm gibi st ste yutkundu. Tahmin ettiinden daha zor olacakt. Gllere ve vaatlerle dolu baka eylere; Olduun ey olmamak Daima endieli ellerde. Frlatp atmak ismini bile krk bir oyuncak gibi. Ban kaldrmaya cesaret ettiinde, kaytszlkla ona bakan onlarca gz buldu karsnda. Hemen edi ban. Artk istememek isteklerini, tuhaf. Skntl, som bir sessizlik takip etti sunuu. aaal Lou Andreas Salome karakteri zerine bir sunum dinlemeye hazrlanmken, onun yerine duygusal bir iir dinletisine maruz kalan gruptan t kmyordu. Zarpandit hatasn anlam, oktan piman olmutu olmasna da artk yapacak bir ey yoktu. Terlemeye balad ama vcudu donuyordu. "Lou'y ve Rilke'yi gndeme getirmen ok iyi bir katk oldu, teekkr ederiz." Debra Ellen Thompson yardmna komutu. "imdi, bu noktadan hareketle zerinde kafa yormamz gereken bir baka meseleye, Nietzsche'nin naml kadn dmanlna geebiliriz." Hakikaten de kafa yordular. O smestr boyunca kadn dmanl ve antitez imknlar, pornografi sorunu ve antitez imknlar, erkek egosu sorunu ve antitez imknlar, bir de ayrca kk gruplar halinde alttan alta, uzun uzun ve umutsuzca Zarpandit sorunu ve antitez imknlar zerine kafa yordular. kran Gn tatilinden hemen sonra Zarpandit bir kere daha, 54 dnya zerindeki o en eski ansmdaki bitmemi d yeniden tecrbe etme ve belki de noktalama zamannn geldii sonucuna vard. Debra Ellen Thompson ve dier kzlar bahede elenirlerken vcudunun aniden eski bir binann camlarndan frlayaca ve son nefesini dehet hklaryla pimanlk hkrklarnn boaca, Omen-bemeri bir sahne planlamyordu kukusuz. Plan bu deildi. Aslnda plan falan yoktu, sadece zaten orada, ruhunun iinde daima mevcut olan, her gittii yerde ona sadakatle elik eden, bazen ha-fiflese de asla tmyle yok olmayan, ak bir yara gibi szlayp zonklayan lmn o uurumsu cazibesi vard. Bu sefer elinde bir atlama ipiyle yatakhane odasnda yalnzd. "Sen orada ne yapyorsun?" Temizliki kadn ne suratnda bir meymenet, ne sesinde bir efkat, elinde paspas, ak aznda sakz dik dik ona bakyordu. Byle

yukardan baknca her zamankinden de ksa boylu grnyordu. Gnn bu saatinde renci odalarnda bulunmamas gerekirdi ama Zarpandit de bulunmamas gereken bir yerde olduundan ona kacak durumda deildi. "Hi," dedi sakin bir sesle. Yok yere panikleyen btn hiper-kaygllar gibi gerekten paniklenecek bir durum olduunda serinkanlln koruma yeteneine sahipti. "Yeni bir poster asmak iin uygun bir yer aryorum." "Ben bu duvarlarda not kd yaptracak yer bile gremiyorum ekerim, sen iyisi mi aa in!" Temizliki kadn her eye kusur bulan pimpirikli bir tip olsa da haksz saylmazd. Zarpandit'in iki kzla paylat odann duvarlar resimler, posterler ve ayn yans byklnde bir ay takvimiyle tklm tklm doluydu. arnaar fikrinden cayp, bir masann zerine koyduu sandalyenin zerine yd ansiklopedilerin zerinden indi. Elinde neden poster deil de ip tuttuunu sorma zahmetine katlanmad temizliki kadn. Zarpandit bir ekmeceyi ap ipi iine koydu, notlarm kard ve yeni bir sunum yapmak iin hazrlanmaya balad. Bu seferki sunuu Amerika'daki gay hareketinin tarihi zerine olacakt. 55 Amerika'daki gay hareketinin tarihi uzun, meakkatli ve teferruatl olduundan Zarpandit de bu konudaki sunumunun ayn ekli korumasnda bir saknca grmemiti. Uzun, meakkatli, teferruatl elli be dakikalk bir konumann ardndan hl atallanm sesiyle konuuyor, azck sersemlemi olsalar da hl dikkatle dinleyen otuz kz notlarndan taan cnn cc ayrntlarla bombardmana tutuyordu. "Gkkua bayra lezbiyen ve gay gururunun en popler simgelerinden biri olmutur. Bayran ilk bataki sekiz izgisi eitlilii temsil ediyordu. ingene pembesi cinsellii, krmz hayat, turuncu iyilemeyi, sar gnei, yeil doay, turkuaz sanat, ivit mavisi uyumu ve mor ruhu. 1979'da bayran toplu imalatna geilmesine karar verildiinde retimin getirdii kstlamalar nedeniyle pembe karld, ivit mavisinin yerini de denizci mavisi ald. Renkler ilk bata elde boyanyordu tabii. Pembe ticari adan tercih edilen bir renk olmadndan izgiler yediye indirildi. San Francis-co'nun gay olduunu aklayan ilk yerel siyasetisi Harvey Milk suikasta kurban gittikten sonra Gurur Geidi Komitesi ivit mavisi izgiyi iptal etti. Bylece renkler geit rotasnn iki yanna eit olarak blnebilecekti. Yani yolun bir tarafna renk, dier tarafna renk decek ekilde. Bu ekilde gkkua bayra ok gemeden alt renge indi. Benim ahsi fikrimi sorarsanz komitenin yedinci izgiyi neden iptal ettiini anlayamyorum. Yani yediyi ikiye blmenin zor olduunun farkndaym ama bir zm bulunabilirdi, izgilerin bir tarafta, br tarafta, yedinci izgi olarak da bir kii ortada yryebilirdi. Dier itirazm: toplu imalat uruna neden ivit mavisi feda edildi? Ben o rengi severim, bence uyumu gzel temsil ediyor. Bu ayrntlarla daha az ilgilenmem gerektiini biliyorum ama ivit mavisinin kaybna dertlenmekten kendimi alamyorum. Hem denizci mavisi uymuyor. Denizci mavisinin uyumla ne alakas var?" Cevap bir i ekiler korosu halinde geldi. Debra Ellen Thompson kendi ifadesiyle yerleik bir lezbiyen-di. Gezdikleri memleketteki yerlilerin detlerini renmeye heves 56 eden, sonra da mezun olup eve dner dnmez hepsini geride brakan turistlerden deildi. Dnya gemileri"son derece aibeli ama heteroseksellikleri kesin elerle doluydu. Debra Ellen Thompson'a gre lezbiyen olmak esasen bir cinsellik ya da cinsiyet meselesi deil, daha soyut, zihinsel bir eydi: ZHN BERRAKLII. Byle bir berrakla

kavuabilmek iin bir tercih yapmak gerekiyordu, kim olduunu ayrt etmekten ok kim olmadn ayrt etmek. Ama Zarpandit iin bunu sylemek yapmaktan kolayd. Kim olmadndan emin deildi. Heteroseksiiellikle homoseksellik arasnda bir seim yapmak onun iin bir manaya gelmiyordu. Mmknse tercihte bulunmamay tercih ederdi. Mmknse yolun iki tarafndan da dlanan yedinci izgi olmay, ivit mavisinin kaderini izlemeyi. Ne kadnlar ne de erkekler arasndan onu seven kmamt. Ne kadnlar ne de erkekler arasndan bir sevdii kmamt. Seveme-menin btn trleri esasen birbirine balyken bunlar kategorilere ayrmann ne faydas vard ki? "Zarpandit biraz vaktin var m?" diye sordu Miriam Toplantdan sonra. Arkasnda kaskat Debra Ellen Thompson durmu somurtuyordu. Birlikte kendilerini bir endi-keye gark etmie benziyorlard, endieyle fke karm bir eye. "Senin hakknda uzun uzun dndk zira bizim senin hakknda uzun uzun dnmemize ihtiyacn olduuna inanyoruz." Bir aralar Zarpandit'in deitirilebileceini, zgrletirilip bamsz bir kadna dntrlebileceini ummu ve bu inanca sebatla bal kalmlard, Zarpandit deiecek onlar da bu radikal dnmn mimarlan olacakt. Ancak aylar boyunca hibir ilerleme kaydedilmeyince ona olan inanlar kaybolmu gibiydi. Fakat bunu azlarndan kalmadlar. Onun yerine dolambal bir ifadeyle sz ald Miriam: "Bu kartvizit geti elimize, biz de senin ilgini ekebileceini dndk." 57 "Bu kartviziti al," diye araya girdi Debra Ellen Thompson yorgun bir glmsemeyle. "Profesyonel biri. Git onu gr." Zarpandit buna karlk ne sorduunu, o gn baka neler konuulduunu daha sonra harlayamayacakt. Belki hatrlanacak nemde bir ey deildi ya da aksine, derhal unutulacak kadar nemli. Bu bellek muammasnn kkeni ne olursa olsun o gnk konumann sisli szleri silinecek ama kartvizit baki kalacakt. Kann nnde: Ava O'Connel!, Psikiyatr dr. Feminist Jungu psikoterapi Feminizm ilkelerini terapi pratiiyle btnletirmeyi amalayan tecrbeli terapist cret pazarla tabidir Arkasnda: z sayg eksiklii / kendinden nefret / stres / keder / bamllk kayg / depresyon / iradesizlik / iliki sorunlar / gndelik endieler travma tedavisi / cinsel kimlik kayglar toplum iinde konuma korkusu / utangalk / yeme bozukluklar... Bunlardan biri ya da birka sizin iin geerliyse yardm edebiliriz, bize bir ans tanyn. Zaq)andit kart antasna att ve hayrettir, ne zaman zerinde dnmek istese bulmakta hi zorluk ekmedi. ki hafta sonra hl kart ne yapacan bilemez vaziyette bir banka oturmu ikolatasn yer, sincaplara somurturken en yksek dallardan ayaklarnn dibine bir at kestanesi dt. Dikenli kabuu atlayp, bir itirafn eiinde miskin bir gle zorlanm bir az gibi ald. Kestanenin mesajn bir alamet, kafasndaki soruya bir onaylama olarak ald ve aksi ynde bir iaret alana kadar gidip u Ava O'Connell'a bir ans tanmaya karar verdi. 58 Eski Hamam Eski Tas Ava O'Connell kartvizitinin artrd her eyden "daha az" grnyordu, zellikle de imdi yapt gibi rp bacaklarn

birbirinin zerine attnda. Daha az yal, daha az otoriter, daha az kudretli, daha az boylu... dorusu Zarpandit'in beklediinden daha az profesyonel. "Balamadan nce cevap vermeni istediim birka soru var. Rutin icab, olabildiince abuk halledeceiz bu ksm. Ama bu bilgiler senin kiisel gemiini grebilmem iin gerekli. Ne dersin? Kulana nasl geliyor?" "Kulana nasl geliyor?" Ava O'Connell'n nakaratyd. Ama Zarpandit henz bundan haberdar deildi. u anda tek bildii sylenenlerin imdilik kulaa iyi geldiiydi. Bu evkle bir dizi ahsi soruya hzla cevap verdi, ya (19), doum yeri (Massachusetts), dini/etnik kkeni (yan Yahudi ama Yahudi olan annesi deil babas olduundan Zarpandit btn itibariyle bunun kendisini ne yaptn bilmiyordu), kullanm olduu ilalar (iebilmek uruna boaz a-ryormu gibi yapt leziz bir ksrk unbu ama adn hatrlaya-myordu), ocukluk hastalklar (boaz ars), kalp sorunu (yok), aile tarihinde yinelenen genetik hastalklar (eitli kanserler), ailede akl hastal olup olmad {paranoyak izofren rk bir amca vard, hayatnn son on senesinde ne zaman bir bankann nnden geecek olsa yolun kar tarafna geerdi, yzlerinde maske, ellerinde silah tayan kasl zenci hrszlarla karlamaktan mthi korktuu iin - korkudan ziyade bastrlm bir fanteziydi bu Zar-pandit'e gre ya neyse; sonra bir de lokantalarda su iemeyen kuzeni vard nk gnn birinde biri kp da onu zehirlemeye kalksa 59 bu yntemi izleyeceine inanyordu; iten ie her eyin onu boduundan ikyet edip durduu iin psikosomatik hastalk tedavisi gren bir teyze vard ama belki de bu geerli bir rnek saylmazd nk uzun yllar sren yanl tedaviden sonra kadncazn deiik bir tr astm olduu ortaya kmt. Bunlar dnda, tabii, annesinin ruh sal yerinde saylmazd, dedesi de kronik Alzheimer'den lmt ama Zarpandit bu son iki malumat kendine saklad). Sorular bittiinde Ava O'Connell kelimeleri melodik bir biimde aznda yuvarlayarak: "Adn da... Debra Ellen Thompson," diye yazd sayfann zerine byk harflerle. "Evet," dedi yznde gller aan Zarpandit, yeni kimliinin keyfini kararak. O seansn ortalarnda pencerenin kenarna bir karga tnedi ve Zapandit durup bunun iyiye iaret olup olmadn dnd. Bu kadar az veriyle bir karara yaramyordu. Ancak bu arada saplants Ava O'Connell tarafndan fark edilmi ve hemen bir aratrma kayna haline getirilmiti. Dolaysyla bunu takip eden dakikalarda Zapandit kendini bir dizi yeni soruyla bouurken buldu, derken sorular yerini etrafmza salm iaretler ve uyarlar zerine karman orman bir monologa brakt. Bu minval zre devam etmenin pek anlam olmadn hissedince bu sefer kular zerine daha da karman orman bir monologa geti. "Galiba kular kskanyorum, pek ok insan gibi. Ama ben onlar farkl bir biimde kskanyorum. Ben onlarn kanatlarnn peinde deilim. Yani umak ilgin olabilir ama bana esas cazip gelen o deil. Kular isimleri yznden kskanyorum. Bizim sadece tek bir admz var ya da belki iki. Ama kularn yzlerce ad var. Tek bir trn iinde bile bir sr farkl isme rastlamak mmkn." "Peki Debra, sence bir sr farkl isme sahip olmak neden bu kadar iyi!" diye sordu Ava O'Connell tekrar bacak bacak zerine atarak. Zarpandit onun komik bir zelliini fark etmiti. Bacak bacak zerine attnda yz de arplyordu ya da tam tersi yz arpldnda bacak bacak zerine atyordu. Neyse. Bunu asla renemeyecekti.

60 Neden bir sr isme sahip olmak bu kadar iyiydi? yi de bir insana neden mr boyu geerli olacak ekilde tek bir isim veriliyordu baka bir isim de verilebilecekken, hatta isminin harfleri kartrlp ayn isimden yenileri tretilebilecekken? Kendi-miz de dahil etrafmzdaki her eyi yeniden adlandrma ans ne zaman alnmt elimizden? Doutan bana verilen bir isme ilanihaye mhlanp yaptm bilmek nasl skmaz ki canm, hayattaki yegne tesellim kendim olmamay baarabilme ansn iken? simleri sonsuza kadar sabitle-yen bir dnyaya saplanmm, harflerin rndan kmasna izin vermeyen. Ama ne vakit kam alfabe orbasna daldrsam ismimi ve onunla birlikte kaderimi yeniden dzenlemek zere yeni harfler yakalamay umuyorum. Daima endieli ellerde eskiden olduun ey olmama... adn bile krk bir oyuncak gibi frlatp atma olaslnn zlemini ekiyorum. Zarpandit'in uzun zamandr yapt en gzel konumayd bu. Ama Ava O'Connell'n etkilenip etkilenmediini anlamak zordu. "Biraz annen hakknda konumak isterdim," dedi hastasn dald dncelerden kendi gerekliine ekerek. "Bu kulana nasl geliyor?" "Annem..." Zarpandit nefesini hzla brakt ve odadaki her nesneyi tek tek gzden geirerek biraz zaman kazanmaya alt."... berbat bir ahdr." ten ie annesi hakknda baka bir bilgi vermenin onun srlarn ifa etmekle bir olacan ve buna hakk olmadn seziyordu. Annesinin berbat bir ah olmasna gelince, bunu sylemekten zarar gelmezdi. nk sr deildi. Sr demiken, herkes mahremiyete onun kadar duyarl deildi. Hafta sona ermeden Mount Holyoke CoUege'daki btn kzlar ve sincaplar Zarpandit'in "psikoterapi grdn" renmie benzi-yorlard. Dolamakta olan dedikodunun ana hatlar bu olmakla birlikte eldeki malzemenin sslenmesi alcnn zevkine gre deiiyordu. Dolaysyla sylentiler topalandka Zarpandit ocukken istismara uram, babas / aabeyi / amcas / komular tarafndan cinsel 61 taciz grm, vey anne(ler) taralndan hrpalanm, 1-10 aras farkl farkl yalarda evlat edinilmi, 10-20 aras farkl farkl yalarda evlat edinildiini kazara renmi, ad srekli deien ve kiiliindeki kusurlardan sorumlu falanca hayali uyuturucuya baml olarak... bir kurban olarak tekrar tekrar dodu dedikodulardan. Kimse duyduu dedikodu parasna gvenmediinden, herkes hikyenin btnn kefetme arzusuyla yanp tutuuyordu. Henz deifre edilmemi o sakl hakikat her ne ve ne kadar vahim olursa olsun, herkes Zarpandit'in zor bir dnemden getii sonucuna varmt. Yine de ona daha iyi davranmaya balamalarnn tek sebebi bu deildi zira yokluunda grup yeleri... geri kimse bunu nasl ifade edeceini bilemiyordu ama... onu zlemiti! nsan topluluklar zt dinamiklerle iler. Son tahlilde herkes yana yakla poplerlik peinde olsa da popler olmayan, ie kapank birine duyulan genel talep, popler ve da dnk birine ynelik genel talebi geebilir. e kapank insanlar oksijen gibidir, etrafta olduklarnda belli bir deerleri yoktur ama olmadklarnda acilen ihtiya duyulur varlklarna. Hal byle olunca, nce gruptan uzaklatrlp, nezaketle bir terapiste havale edilen Zarpandit rencilik hayatnn bir sonraki safhasnda onu dlayanlarn artk onu barlarna bastklarna tank olacakt. Buna karlk kendisine gsterilen bu beklenmedik hogry gruptakilere yaknlamak yerine onlarla arasna mmkn olduunca mesafe koymak iin kulland. "Hastal" hogr ve kabul grd iin kendi bildii yolda devam edebilir, bu sayede bahedilen zerkliin tadn

karabilirdi. imdilik Ava O'Connell'n hayatna getirdii temel deiiklik buydu. Terapi seanslarnn nasl gittii sorulduunda bu hissiyatm aa vurmuyordu kukusuz. O zel ve daimi soru iin Zarpandit'in haz'rda zel ve daimi bir cevab vard. "lerleme kaydediyoruz," diyordu dnceli dnceli: "Ama biraz zaman alacak." Ycegnll bir edayla balarn sallyorlard kzlar. Bir ekil-de akla yatkn geliyordu bu cevap. "lerleme" her kapy aan altn anahtard sanki. Yeter ki ilerleme kaydedilsin, her eye, herkese cmerte itimat edilebilirdi. Ancak "ilerleme kaydetmen n" sinsi tara62 fi bakalarnn kiiden bekledii eylerden ziyade insann kendisinden bekledii eylerdi. Ne de olsa bu kelimeyi sk sk tekrar ederse sonunda inanmaya balayabiliyordu insan. Belki de bu itkiyle, rzgrl bir gnde Aa Gl'deki bir ift rdee bakmak iin durduklarnda Zarpandit, Debra Ellen Thompson' yksek sesle eletirme konusunda ilk dikkate deer teebbsnde bulunarak ilerleme kaydetti. "Her eye kar kyorsun," dedi pat diye. Aslnda bunu ufak bir taklma olarak tasarlamt ama cmlenin orta yerinde bocalad, sonlarna doru panikledi, "... yani sadece... kar km olmak iin." Ama Debra Ellen Thompson hi de alnm grnmyordu, bir anlk sessizlikten sonra durgun bir sesle: "Bu sylediin hayli nemli," dedi. "Sahi mi?" dedi Zarpandit nefesini brakarak. "Kesinlikle. zeletiri her trl insan topluluunda ina etmesi en zor ey olmutur. Biz grup olarak srekli kendimizi onaylama halinde yaamamaya zen gstermeliyiz, bunun yerine zeletiriyi tevik etmeliyiz, ne kadar dikenli ve yaralayc olsa da. Gruba dair phelerin olduunu biliyorum. Ama senin phelerinin, bakalarnn kr adanmlklanndan ok daha byk katk salayacan da biliyorum." Zarpandit duyduklarndan ziyade bylesi gevrek nezaket st tr yumuaklktan hayrete dmt. "Neden bunu bir sonraki toplantda gndeme getirmiyorsun? Bir sunum daha yap ama bu sefer aratrma yapma hibir konuda. Onun yerine bize kendimizi eletir." Onlar eletirmek mi? Daha neler. Ama Ava O'Connell'n kulana iyi gelecekti kukusuz. Yine de yapt Zapandit. Sonraki hafta, sonraki toplantda grubun nnde onlar eletirecekti. Azndan kmak zere olan her eyden feci ekilde kukulandndan, szlerini olabildiince ok "belki" sosuna batrma ihtiyac duyarak: "Belki de kadnlar zgrletirme fikri dardan dayatlmamal... Her kadnn iindeki bast63 rlm kadn dar karma projesi bazen zararl olabilir... en azndan bazlarmz iin belki. Kendi bana fena fikir deil ama belki fazla stelersek dar kan ey o kadnn iindeki en iyi ey olmayabilir..." Belki melki bir tarafa, o sustuunda mucizevi bir ey oldu. Hepsi ona hak verdiler! Hepsi. Zarpandit'in bilmedii ey grupta onun sunumundan ok ok nce balayan, sunumuyla hi alakas olmayan bir ayrln zaten mevcut olmasyd. Bu safhada onun rol nemsizdi. Bembeyaz, tiril tiril, yeni ykanm bir masa rtsnn kurumas iin asld balkondan kazara dp aadan geen bir bisikletinin kafasna dolanmak suretiyle bisikletin ve bisikletinin kardan gelen tka basa dolu bir otobsn direksiyonu krarak bodosloma bir evcil hayvan dkknna dalp kaza yapmasna sebep olmas gibi. Bylece. Masa-rts-Zarpandit'in minicik

tetiklemesi ardndan grupta uzun sredir st rtlen g atmalarn su yzne karacak zincirleme bir tepkime balad. Yere atlm kocaman, sulu. olgun bir karpuz gibi kolayca iki byk paraya ve bir ince dilime ayrld grup. O gn birleik bir grup olarak toplananlar odadan yeni bek halinde ktlar, her biri kendisini dierlerinden ayracak yeni bir isim alarak. Miriam'n ban ektii birinci grubun ad SUS-SUS HEMRE-LER'di. Doas gerei "adn anmaya cret edemeyen ak"n ne karlmamas gerektiini iddia ediyor, lezbiyenlerin geni hetero-sekse) topluma dahil edilmesini savunuyorlard. Bir bakma bu adan baarl olmu saylabilirlerdi nk srekli lezbiyenlerden bahsedilse de grupta lezbiyen yoktu. kinci hizip Emekt adn almt, EMBRYONUN MUHAFAZA EDLMES KAYGISI TAIYANLAR'm ksaltmas olarak - bir kadnn karakterinin, erkeinkinin aksine tmyle doal ihtiyalarla tanmlandn, embriyonu koruma kaygs tayan kadnlarn karakterlerine korkunun hkim olduunu ve bu yzden de hayatlarnn byk blmnde erkeklerin korumasna muhta olduklarn iddia etme creti gsteren Kant'tan alnm bir terimdi bu. Emekt'iler 64 Kant'a saldrmak yerine, kastl arptma stratejisiyle onun bu nyargl tehisini neeyle benimsiyorlard. Kanlmaz olarak grubun merkezinde Debra Ellen Thompson vard. Tabii Zarpandit de yrngede bir yerlerdeydi. FEMN MUND adn alm olmalarna ramen en kkleri olan nc grup, snfsal, etnik, dini ve milli snrlan aan bir kz-kardelik adna daha geni alanlarda rgtlenme gerekliliini seslendiriyordu. Ancak bu her eyi kapsamaclk grup nfusunun sebebinden ziyade sonucuydu nk burada Debra Ellen Thompson'la Miriam arasndaki iktidar mcadelesinde taraf olmamak dnda fazla ortak noktas olmayan her telden alanlar ile ngrlebilir bir gelecekte iki grupla da pazarlk anslarn kaybetmemek iin imdilik kendilerini kenara ekenler vard. det olduu zre, blnme her hizibi kendince radikalletirdi. Radikalletirdi ve Zarpandit'e kar yeniden hnlandrd. Zira herkes ona kar her zamanki soukluuna geri dnmt, bir nevi ajan provokatr, Byk Yanlmanm arkasndaki ayakl drt olarak alglanyordu. * "lk seansta kendinle ilgili ok ilgin bir ey sylemitin. Nasld... rndan km harfler. Bunu hatrladn m Debra?" Terapinin en kt taraf buydu. nce insan hi saknmadan bol bol gevezelik etmeye tevik ediyorlar, sonra da insann her sylediini not edip ilerde yarglamak iin kullanyorlard. "Geen gn Helen Lehman'la le yemei yedim, Northampton yerel gazetesini karan yakn bir arkadam. Okur mektuplarna cevap veren kadn aniden iten ayrld iin perian olduunu anlatt bana. Acilen onun yerine koyacak birine ihtiyac varm. Onu dinlerken aklma geen gn senin sylediklerin geldi: 'rndan km harfler'. Toplum nnde konuma zorluu eken insanlarn yaz yazma yetenekleri hayli gelimi olabilir, bunu biliyor muydun? Senin bana son be seans iin borcun var, benim Helen'e 65 eskiden kalma bir iyilik borcum var, Helen'in bize hi borcu yok. Vaziyet bu. Gidip onu bir gr, bak bakalm nasl bir imi. Bu kulana nasl geldi Debra?" Zarpandit derin bir nefes ald, neredeyse iini eker gibi.

"Aslnda seninle bugn grebilirmi. leden sonra yapacak nemli bir iin var m?" Hayr, leden sonra yapacak nemli bir ii yoktu, ertesi gn leden sonra da. Ama cevab zaten bildikleri halde bu soruyu sormaya neden zahmet ediyorlard daima? 66 andan km Harfler eleden sonra Zarpandit aylak aylak Northampton'da dolat, uzun uzun sokak pandomimi seyredenleri seyretti, bir muz yedi ama iindeki harfe bakmad, HayMarket'ta ailelerle iftleri izleyerek kakao iti, Ava O'Connell'n hayatna ne getirdii zerine dnd, pek bir cevap bulamad ve bir muz daha yedi. Yerel bir gazetenin spor sayfasnda, 1947-48 ylnda, Sacred Heart, Our Lady of the Rosary ve St. Jerome okullar spor msabakalar iin birletiinde ilk amigo kzlar olan Holyoke Katolik Lisesi kzlaryla ilgili haberi okudu. "Ponpon Kz ncleri"nin bir fotoraf da vard on bir kz, alts ayakta, bei melmi. Fotorafn altna kzlarn isimleri yazlmt, ayaktakiler, melenler, soldan saa. Bu listenin sonunda Zarpandit'in ilgisini ziyadesiyle eken bir cmle yer alyordu. "Gartheride Keith resimde bulunmamaktadr." Zarpandit resimdeki eksik kz gznde canlandrmaya alt. Dierlerinden farkl myd acaba? Neden resimde yoktu? Resminin ekilmesini istememi miydi yoksa istedii halde baka bir ey mi engel olmutu ona? Ama belki de hayatn doas byleydi, hep de byle olmutu. Yokluklar kanunu her btnde bir oyuk, bir kayp, bir gedik olmasn gerektiriyordu. Derin derin dnrken iki muz daha yeyip bir kakao daha iti. O kadar oyalanmasna ramen kendisine verilen adrese gene de zamannda gitti. eride zevksiz bir bro, dnyadan bezmi alanlar ve Helen Lehman' buldu, her ey tam bekledii gibiydi, tek mesele Helen Lehman'n onu bekliyora benzememesiydi. "Tabii, seni bekliyordum," dedi kadn nihayet Ava O'Connell ile aralarnda geen konumay hatrlayarak. Tpk Ava gibi kemik67 li, ksa boyluydu ama onun aksine sertti ehresi. Baklar deliciydi, sesiyse tersine alabildiine yumuak. "smini yanl anladm herhalde, kusura bakma eker. arambalar iki ayamz bir pabuca girer. Her aramba kim olduumu unuturum... ama kocamn kim olduunu asla unutmam!!" Zarpandit kendisinden beklendiini hissettii kahkahay koy-verdi. "Drst olmam gerekirse..." st dudann sol tarafnda kahve-rengimsi bir kakao izi olan bu siyah sal, tombul kza pheyle bakt Helen. "Gartheride," dedi Zarpandit sesi biraz titreyerek. "Drst olmam gerekirse Gartheride, bu ii yle kapdan giren birine asla vermezdim. Hele o kaltan bana yaptklarndan sonra. Bir sabah geldim ki lena'nn nerede olduunu kimseler bilmiyor. Umu! Dnebiliyor musun?" Fazlaca iirilmi bir i ekii genzinden brakarak bu durumu ne kadar knadn ayan etti. "Ama Ava iyi arkadamdr, bunu denemeni istiyor, hem bana sz verdi. Bak canm, biz New York Times deiliz belki ama senelerdir bize srlarn aan okurlarmz var. Bize srlarn aan... sen... ah, ama sen ok gensin." Buraya kadar diye dnd Zarpandit. imdi kibarca kapy gstereceklerdi. Ama Helen Lehman'n gsterdii tarafta bir oda ve onu bekleyen mtevaz bir mektup yn vard. Dergilerdeki btn o okur mektuplarn editrlerin yazdndan phe ettii iin gerek adlan olan gerek insanlardan gelen mektuplar grmek onu artmt.

"Kaltakt maltakt ama zekiydi u lena. Dehet. Yani kiilii be para etmezdi ama iini iyi yapard. Onun yerini doldurabilecek misin bilmem." Zarpandit kendini aalanm hissetmeye altysa da editrnn cin gibi bak, akrak gl buna mani oldu. "stne alnma," dedi Helen ondaki tereddt fark ederek. "yisi mi bir deneyelim. Ama okurlarmzn burada olan biteni bilmesine gerek yok. Okurlar kendilerine muhafazakr muamelesi ya68 pumasn istemeyen muhafazakr insanlardr. Yaztklar kiinin deimesinden holanmazlar. lena alt ksur yldr mektuplarn cevaplyordu. nsanlann emin ol fazlasyla ciddiye aldklar yzlerce cevap mektubu yazd. Bu konumdaki birinin ideal insan olmas lazm, benzersiz. imdi kp da onun aslnda gtn teki olduunu syleyemeyiz millete! Orospu iki aylk avans alp o stbozuk erkek arkadayla ortadan kayboldu. Hayr eker, okurlarmz byle tatsz ayrntlara bomak olmaz. lena'nn ismini muhafaza etmeliyiz. Bilmem anlatabildim mi?" Daha anlamamt. Ama holanmaya balad kesindi. "nsanlardan her ay baka birine mektup yazmalarn beklersek bize srlarn amazlar. 'Kusura bakmayn millet, burada ortalk kart azmza sld' demek olur bu. Bize nasl gvensinler, bir hafta 'Sevgili lena', sonraki hafta 'Sevgili...'?" Zarpandit yardmna kotu: "Gartheride." "Evet Gartheride! Okurlarmza imdiye dein yaztklar kii editrn parasn alp kat iin imdi hayatta hi tecrbesi olmayan gen bir kzla yazacaklarn bildirmek zorunda deiliz. lena hl buradaym gibi yapacaz ama artk yalnz olmayacak. Bir yardmcs olacak: Gartheride! Anladn m?" Anlamt. Neredeyse. "Tabii nce birka dzenleme yapmamz gerekebilir. Mesela siz ikiniz ayn mektuplara iyimser-ktmser kartl gibi iki farkl bak asndan cevap verebilirsiniz. lena orospunun teki olduundan hayatn karanlk tarafn yanstsn. Gartheride de aydnlk yan adna konusun. nsann koruyucu meleinin eytanla tarttn duymak gibi. Brakrz okurlar karar versin! Ay bu fikre baylacaklar!" Konutuka kendi fikrinden cokuya kaplp yznde gller amaya balad. "nan bana eker, ben okurumu avcumun ii gibi bilirim, kadnlar tanrm, ihtiyalarn da o terapistler gruhundan daha iyi anlarm, sevgili Ava da bunlara dahil ama sakn sana sylediklerimi ona yetitirmeye kalkacak kadar densiz kma!" Zarpandit, alabildiine hayat ve belli ki Kastl arptma Stratejisi uyarnca yap bozuma uratlmam kfr dolu bu sska, ufak 69 tefek kadna itenlikle glmsedi. Birdenbire, bylesine alakasz tipler olduklar halde dost olacaklarn sezmiti. "Gartheride eker, neden uraya oturup da almaya balamyorsun... mesela u... unun zerinde," ynn iinden bir okur mektubu seti, Zarpandit'in omzunu svazlad, ardndan bir fincan kahve getirip onu bu lo odada tek bana brakt. * Sevgili lena, hafta nce bir adamla tantm. Hayatm deitirdi. lk bakta k olduk. Geen hafta evine tandm. Nefes kesici, istediim her ey onda var. Kk bir sorun dnda. Evde nc birisi daha kalyor. guanas. Bu iren, irkin, yeil mahluk sandalyelerle hallarn zerinde evin sahibiymi gibi geziyor. Ne zaman grsem kusacak gibi

oluyorum. stne stlk Stephen (erkek arkadam) Edgar Allen Poe' nun (iguana) yemee bizimle oturmasn istiyor. Kendi taba var, bizimle marul yiyor. Sinirimi kaldryor ama hibir ey syleyemiyorum. Ne yapmalym? Kendi evime geri mi dnsem? Ama birlikte harikayz. Burada kalp Edgar Allen Poe'yu sevmeye mi alsam? Annelerimizin bizi inandrmaya alt gibi sevgi zamanla renilir mi? Annie Lee Zarpandit bir dakika kadar ifadesiz bir yzle bakakald mektuba. Ama sonra, neden bu baka gezegenden gelen Annie Lee'yle iletiime gemeyeyim diye dnd. Daha iyi konsantre olmak iin etrafa klar saan bir glen gne resmi izdi sayfaya, Mount Hol-yoke'taki kzlarn kaplarna bantladklar aforizmalar hatrlamaya alt ve balad yazmaya: Sevgili Annie, Hakiki sevgi Tanr'nn kullarna bahettii esiz bir hediyedir. Bu hediyenin sana verildiine inandnda hem ona hem de kendine kar tmyle drst olmalsn. Stephen gerekten dediin kadar larikaysa hislerini anlamaya almal. Onunla konu. Onu ne kadar sevdiini, onunla birlikte yaamay ne kadar sevdiini syle ama Edgar Allen 70 poe'yfa yaamann senin iin zor olduunu da syle ve ondan bir zm yolu gstermesini iste. Ak ol. Sevginin perdelere ihtiyac yokturSakn unutma sen ona daima iten davranrsan, o da sana daima iten davranacaktr. Eminim ikiniz birlikte en iyi zm bulacaksnz. Salcakla kal, Gartheride Bunu bitirdikten sonra bir sonraki aamaya odaklanmasna yardm etsin diye karanlk bir ay izdi Zarpandit ve burada olsa le-na'nn ne yazacan tahmin etmeye alt. Dncelere daldka lena'nn yz kafasnda tandk kadn yzleriyle kart - bir tutam Profesr Harley, bir tutan Miriam, bir tutam annesi ve kak kak Debra Ellen Thompson. Annie tatlm, Son zamanlarda siz gen Amerikal kadnlar anlamakta cidden zorluk ekiyorum. Sadece haftadr tandn bir adamn evine nasl tanrsn? Neyse madem olan olmu imdi neler yapabileceine bakalm. Elbette gz nnde bulundurman gereken seeneklerden biri Step-hen'la konumak. Ama sana batan syleyeyim, ie yaramaz. Alnacaktr. Belli etmemeye de alsa ruhunun derinliklerinde daima bir krgnlk kalacaktr. O kt tohum, tatlm, orada bydke byr, sonra gnn birinde bakarsn tmyle alakasz bir eyi tartrken aslnda oktan unutulduunu dndn iguana vakas yznden kavga ediyorsunuz. Benim tavsiyem u. Bu srr sakla ve iguanayla yaamak senin iin sorun deilmi gibi davran. Yalnz abartmamaya al. Stephen yaknlardayken hayvana pckler filan vereyim deme. Onu kandrmaya alma. Sadece serinkanl ol ve umrunda deilmi gibi davran. Biraz zaman gesin, sabrl ol. artlar olgunlap gn geldiinde nnde iki seenek var: a. Kapy ak brak, Edgar Allen Poe kap gitsin. Stephen zlp seni dikkatsizlikle sulasa da ie yarayabilir. b. Edgar Allen Poe'nun yemeine uyku hap, barbiturat filan at. Bu hareketlerini yavalatr. Yeterince sersemlediinde yarat Stephen'm oturaca bir minderin altna koy ve kendi iguanasn kendi elleriyle 71 imha etmesini sala. Btn su onun zerine kalr, senin roln de teselli edip rahatlatmak olur. Ona baka bir iguana alacana sz ver. Muhtemelen sana ayn ey olmayacan, Poe'nun ok zel olduunu, telafi edilebilir bir meta olmadn syleyecektir. Daha iyi. Ama yine de ii burada brakmaman tavsiye ederim, iyi geinebilecein

bir hayvan al, mesela kedi. Evde yine kii olursunuz ama bu sefer ncy sen belirlemi olursun. Koca kzsn. Akln kullan. Bol ans, llena Hami: guanaya muhterem Edgar Allen Poe'nun adn vermek de neyin nesi? Sen bu adamn doru adam olduuna emin misin? * Sonraki gnler, haftalar ve aylarda feminist saksaan Zarpandit, ovenist domuz Zarpandit, saf masa rts Zarpandit, terapiye giden Debra, atik tetik mektupu Gartheride ve kamuflaj altndaki dier bir sr alakasz ismi, srekli arpan dman benliklerinin hepsi de kalka, hayret verici bir biimde, mucize eseri kendilerine scak ve gvenli bir yuva buldular, birer isimden baka bir ey olmayan insanlarn zel mektuplarna cevap veren bir isimden ibaret olan bu yardmc kadn rolnde. Byle kaak gremek ona ok iyi gelecekti. Gerekle hayalin sknetle birbirine karmasn seyretmenin verdii rahatlk, srekli deien isimlerle evrili olmann verdii rahatlk, daima birbiriyle ztlaan iki farkl sesle ayn anda konumann verdii rahatlk, ismini krk bir oyuncak gibi atmann, daima endieli ellerde eskiden olduun ey olmamann verdii rahatlk... Dolambal kayg dnyasyla baa kmasna yardmc olan ite bu kargaayd. ki kutup arasnda serbeste salnma frsatn ele geirmek iftkutuplu sarkacn durultmutu. Ne de olsa bazen tedavi zde hastalkla ayn olabilir, tpk panzehirin, zehirin ruhkardei olmas gibi. kinci dnemin sonlarna doru Aa Gl yaknlarnda tek bana bir bankta oturmu bir aralar buz tutmu olan sulann akn 72 seyrederken, dnyaya ifte hayali, hayal ifti lena ve Gartheride, Gartheride ve lena'nn gzyle bakarken, elinin altndaki harfleri Cennet Ksesine boca etti ve harfler yeniden mdan kana kadar orbay kartrd. Metaforik zeval ka daireler izerken, bundan byle giysisinin bir yerine, belki de dalgal salarna gerek bir kak ilitirme fikri geti aklndan. O kak ona kendisine yamanan her ismin silinebileceini, yerine baka bir ismin harflerinin konabileceini hatrlatacakt daima. Dncelerinin girdab nihayet durulduunda, kendisine ne getirdiini grmek iin ka dar kard. zerinde yeni bir harf birleimi vard: GAIL. Kulana ho geldi ve bunu yeni ad olarak muhafaza etmeye karar verdi. mer zsipahiolu yedi yl sonra ite bu adla evlenecekti. 73 CD CS Yeni Ktada Yeni Olmak mer zsipahiolu Amerika'ya ilk olarak 2002 Hazirannn ortasnda ayak bast. Kendisinden nce yeni ktaya ayak basm saysz yeni gelen gibi hem yabanc bir lkede yabanc olduunu hem de aslnda geldii yerin o kadar da yabanc olmadn hissetti. Amerika geleneksel yabanc ile yabanc memleket ilikisini ters yz ediyordu belki de. Dnyann baka yerlerinde yeni olmak insann neyini nasln bilmedii yeni bir yere gelmi olmas demektir ama zaman iinde bilinmeyenlerin hepsini olmasa da ounu renme umudu vardr. Halbuki Amerika'ya ilk gelindiinde insan o kadar da yeni olmayan bir yere geldii duygusunu korur nk bu lkeye dair her eyi olmasa da ou eyi bildiini hisseder ve zaman iinde ilk bata bildiklerini unutmaya alrken bulur kendini. Muhtemelen mer zsipahiolu da burada yaamaya balamadan nce lkenin bir vesikaln ve vakayinamesini bu minval zre prl prl zihnine

oturtmutu, tek eksii boluklar doldurmak, karanlk noktalar aydnlatmak, ayrntlar yakalamakt. kinci ay bitmeden geriye sadece o boluklar, karanlklar ve ayrntlar kald, metnin geneli bir ara bir yerlerde uup gitmiti. nceleri Amerika'y geniliine-ve-eitliliine-ramen-zn-de-basit bir lke olarak dnrd, trl trl ielerde olsa da her birinde az ok ayn temel madde bulunan sulandrlm bir zelti gibi. inde yaamaya baladktan sonra ise Amerika basitine-ramen-engineitlilikte bir lkeye dnmt, nasl sulandrdna bal olarak binlerce iki elde edebilecein youn bir toz gibi. Ardndan bunu nc bir aama takip edecekti; ilk gnlerin acemilii ve merak akp gidecek, yerini zlmeyi talep etmeyen bir 77 yabanclk bilmecesi alacakt. Bu safhayla beraber nihayet uyum salam olacakt ama olaylara ve ayrntlara kar eskisi kadar dikkatli kalamadan. "Kltrel intibaka kendi kiisel intibaknn" izledii seyir byleydi. eitli etkenler bu sreci kolaylatrm olmalyd, zellikle Setkenleri. Ne de olsa ateli bir Seinfeld tutkunu, sadk bir Sandman okuru, The Simpsons ve ayn raddede olmasa da Saturday Night Live mptelasyd; Sundance Film Festivalinin neminin gayet iyi farknda, Soutlpark'a merakl, ayrca punk kraliesi Patt Smith'm sadk bir hayranyd. Art Spicgelman'm Maus'una, Tupac Shakur efsanesine, Steppenwolfan "Born to be Wikf'ina hrmeti sonsuz, zellikle de Easy Rider'n ilk sahnesindeki Sean Penn'e ve Stanley Kubrick'in yapt her eye hayrand, geri sekin ynetmenin Spartacus' neden pek sahiplenmediini de anlard, S'ye ramen. Ama oradan doan S kaybn daima Susan Sarandon'a olan dknlyle telafi edebilirdi. Amansz kahvekoliklii sayesinde Star-bucks'm mdavimi olmaya adayd. Mesafeyi korumakla birlikte Steven Spielberg ve Stephen King] gzden karmam, seks skandali ve seri cinayet haberleriyle de ilgilenmiti. Star Wars'm her bir blmyle ilgili ayrntl analizler yapmaktan holand halde tam manasyla tapt ve onu Salem'] merak etmeye sevkeden Guguk Kuu filmi hakknda konumamay tercih ederdi genellikle. Velhasl mer zsipahiolu iten ie, yeni ktada yolunu tkayabilecek, Hemire Ratched-vari otoriter bir ahsla mcadele etmeye hazrd. Liste bu ekilde uzayp gittiinden S-etkenleri konusunda grece donanml grnyordu. ou Amerikalnn zannettiinin aksine bu yabanc onlarn kltrne kendisininkinden daha ainayd. S pek bereketli bir harf kukusuz ama alfabede daha ona benzemez neler var. ok gemeden ne kadar az ey bildiini ve daha ustalamas gereken bir sr harf olduunu anlayacakt. Ayak uydurulmas gereken ok fazla ey, incelenip renilecek epeyce gnlk alkanlk vard. Ama sonuta ona renmek deil de, ayak uydurmak batt. mer zsipahiolu ruhunun en alt kademelerine kadar her katmannda ylgn ve huzursuz, kendisiyle alay edilmesin78 den korkan bir adamd ve "zaman" denen o alacakaranlk hologramn muazzam hz yznden ar ekime indirgenmiti. Sahi, zaman neydi? Aziz Augustine'in ne srd fikri takdir etse de azizin kendisine hi sorulmayan sorunun gerek cevabn bildiinden emin deildi. mer zaten bilmiyordu. Yine de sinirine dokunan ne bu tanm, ne de hatta zamann kendisi idi. Mesele zamann daima yapt eydi: akmak... akmak... akmak... in ite tam da bu ak ksm onu geriyordu, hem yle rik bir szlme gibi deil son srat, drtnala ak. mer'in hafif miyop puslu ksk baknda zaman daima sorunlatrlyor, blmleniyor, zmleniyor, damgalanyor ve llyor, asla anlaml bir btn

oluturacak ekilde birbirine eklenmiyor, zinhar bir yere ulamyordu. Zamandan dar adm atmann yolu yoktu. l bebekler douran ve lenlerin yasn bile tutmadan hemen yenilerine hamile kalan, o her eyi kapsayc, yutucu rahimdi zaman. nsan daha uzun sre boabilmek iin azar azar bouyor, azck soluklanmaya yetecek havay vermeyi ihmal etmiyordu. mer kkken, aabeyi de ocukken, geirdii erken kalp krizinin ardndan babalarna kendine bir megale bulmas tavsiye edilmi, o da areyi oullaryla kendisini her pazar afak skerken denize karacak somurtuk bir balk tutmakta bulmutu. Sessizce Boaz'n karanlk sularna bakarak saatlerce titreyerek oturduklar o gnlerden birinde mer akntda srklenerek gelip aa taklan imi bir kedi ls grmt. l kediyi yakaladktan sonra aabeyi kusmu, mer balk yiyemez olmu, babalar da belki o esnada belki akabinde balklk sevdasn terk etmiti. Bildii kadaryla somurtuk balkya hibir ey olmamt. imdi o olay tekrar dndnde zaman, l vs canl bedenlerin iinde birlikte yzd o azgn akntya benzetiyordu. Zaten zamann kendisi tahamml edilmez olduundan mer zsipahiolu onu zamanla lmeyi iyice tahamml edilmez bulurdu. Dolaysyla saat takmaz, erken kalkmak iin alar saate ihtiya duymaz ve neticede erken kalkamazd. Meziyetleri arasnda dakiklik yoktu. Toplantlar, dersler, programlar, devler... hepsine ge ka79 lirdi. Kamuya ak yerlerdeki saatlerin yanndan geerken tedirgin tedirgin bakar, neden byle her yere serpitirilmi olduklarn, nasl olup da kimsenin kaale alnmay hi kaale almayan bir eyi daima kaale alma zorunluluundan rahatsz olmadn anlayamazd. stanbul'da byle yaamt, Boston'a gelince de eski huyunu elden brakmad. Ama bu deti ayn kalm olsa da uygulama azck deimiti. Trkede zaman renmek iin insanlara "saat" sorulurdu. Halbuki ngilizcede zaman renmek iin insanlara "zaman" soruluyordu. ngilizcede insann zamana sahip olduu ya da olabilecei hissi vard, halbuki Trkede zaman lme aracna sahiptin ama zamann kendisine asla. Bu kltrel-dilsel fark tespit eden mer tespitini neye yoracan bilememiti. Tek bildii, kendilerini en ok kanmak istedikleri eye batm vaziyette bulan pek ok kii gibi kendisinin de zihninin bir kesinde zamann hzn lmekten kendini alamadyd. Geleneksel zaman lme sisteminden hazzetmedii ama bu fikri tmyle de bir kenara brakama-d iin mmkn olduka kulland alternatif bir lm gelitirmiti. Fikir basitti: Dengeyi tesis etmek iin en sevmedii eyi lmekte en sevdii eyi kullanyordu: mzii! Saatler, dakikalar ve saniyeler yerine albmler, arklar ve ritimleri kullanyordu. Birbirini takip eden iki ey arasndaki devrenin uzunluu tekrar tekrar alnan belli bir arknn uzunluuna eitti. Temelde, zamann aksine mziin geriye, ileri alnabileceini, durdurulup tekrar ahnabileceini bilmek gzeldi. Mzik imi bir ceset deildi. Sahte bir ilerleme mefhumuna doru ilerleyen tek ynl zaman akntsna mhlamazd kendini. arklarn dngsel hareketi, izgisel zamann dnszlnn ykn azaltrd. Yani stanbul'dan New York'a uuu 11 saat 15 dakika deil, dzinelerce albm ve tekrarlanan yzlerce ark srmt. Uak on dakikalk gecikmeyle 10:45'te kalkmt. Uu ve saat bilgileri veren devasa ekranlara bakarken mer bunu ister istemez grmt. 10:46'da n sradaki ocuk alamaya balam ve mer kulaklklarn takp ay servisine kadar Roger McGuinn'in It's All Right Ma (Bir ey Yok Anne) arksn on iki kere dinlemiti. Balkanlarn 80

30.000 fit yukarsnda bir yerlerden geerken hayatlarnda fazla bir sey deimemiti, o hl ayn arky dinler, ocuk da ayn viyaklamayla alar vaziyetteydi. lk fazladan kahve talebiyle ikincisi arasnda 4 dakika 10 saniye gemi olmalyd nk Stone Roses'n Made of Stone'u (Tatan Mamul) tam tamna o kadar sryordu. Hostes btn kahvedanl ona verme espirisini yaptktan sonra kzgnln yattrmak iin geen sre iki kere Barry Adamson'un Save Me from My Hanefi (Beni Benden Koru) kadard. Sakinletikten sonra dncelere dald. Ama ktalararas uuta dncelere dalmak sradan bir hadise deildir. Ontolojik bir tetiklemedir. mer ok gemeden kendini bir sr varolusal soru iinde debelenirken buldu; ne yapyordu (uakta deil hayatta), nereye gidiyordu (gene ayn balamda), neden memleketinden ayrlyordu, Amerika'da siyaset bilim doktoras yapmak neyi deitirecekti, bu uakta olmasnn gerek sebebi bu muydu yoksa kendinden mi kayordu, falan femekn. Atlantik Okyanusu'nun zerinde bir yerlerde, dibegmen-sorularn yerini yukar-eken-kararlar alacakt. Ana hatlaryla artk kendisi olmamaya karar vermiti. Teferruata inildiinde, daha tahammll olmaya ki bu daha az gergin daha ok dingin olmas anlamna geliyordu, ii zerinde younlamaya, hedeflerini gerekletirmek iin mcadele etmeye, hedefi yoksa da fazla zaman kaybetmeden eli yz dzgn bir tane bulmaya, gemiiyle bir nevi i bar ilan etmeye, annesiyle babasn deitirmeye almaktan ve deimediklerinde hsrana uramaktan vazgemeye, akmsy akla kartrmay brakmaya, ak bulana kadar yeni ilikilere atlamaktan imtina etmeye, bakalarna kar daha az pheci, kendinden daha emin olmaya... ksacas olabildiince hzl olgunlamaya karar .verdi. Bu kararlardan sonra iinde peydahlanan duygu yle huzurlu ve yattrcyd ki dnmn imdiden baladn, imdiden daha olgun bir insan olduunu hissetti. bin milin geri kalann bu inanla uabilirdi, tabii n sradaki ocuk kahverengi, ikiyzl gzlerinde hibir gzya izi olmad halde hl avaz kt kadar alayarak arkasna dnp, Pixies'in Where's My Mindm (Aklm 81 Ncrde) altnc kez dinlemekte olan mer'in kulaklklarn ekip alana kadar. mer kulaklklar fazlasyla hain bir hareketle geri alm ama ocuun kiisel tarihini gz nnde bulundurarak bunu takip eden viyaklamadan kendini sorumlu tutmamt. Yine de birka dakika sonra, geri dnp ilk olgunluk snavnda ald kt nota baknca kendini kt hissedecekti. O andan sonra ocuk ve feci sklm annesinden gzn ayrmasa da tpk izgisel zaman gibi onlar da daha iyi bir adam olmas iin ona ikinci bir frsat vermeyeceklerdi. Kemerleri balama yand ve Amerika'ya bu ruh hali iinde indi. JFK Havaalannda da notunu artramad zira yepyeni kiilii stanbul'u arar aramaz kendini halefinin brakt karmaann ortasnda buldu. "Benim...!" deyip sustu, sanki o tek kelime sylemek istedii her eyi zetliyordu ve telefonu hemen kapatsa da olurdu. Ama Defne hibir eyi fark edemeyecek kadar heyecanlanmt. ronikti bir bakma. ki yldr kyorlard, ama son alt ayda alttan alta, ar aksak ama istikrarla birbirlerinden kopmaya balamlard. nce miydi sonra myd tam bilemiyordu ama mer'in Boston niversitesi'ne kabul edildiini rendii gn civarlarnda Def-ne'nin ak aniden epistemolojik bir krlmaya uram, sonra bu krlmadan iyice younlap derinleerek km ve veda an geldiinde zntsn ikiye katlamt. "Neden daha nce gitmedin?" diye sormutu tekrar tekrar. Bu "nce" iin belirli bir tarih vermedii halde ikisi de bunun karlkl sadakatsizlikleri, artk alkanlk halini alan ayrlmalar

arasndaki nice dnemeten herhangi biri olabileceini ya da Defne'nin baka birinden hamile olduunu itiraf ettii, mer'in bebein babasn renmek iin ona haftalarca eziyet ettii, onun mer'e sessizliiyle eziyet ettii, mer'in ona biraz daha eziyet ettii, nihayet Defne'nin bebein babasnn ondan baka kimse olmadn, onca zamandr onu kskandrmak iin yalan sylediini itiraf ettii, mer'in ona hi mi hi inanmad, Defne'nin kendisine inanmad iin onu asla affetmedii krtaj sonras dneminde olabileceini biliyordu. O kavaklarn herhangi birinde ayr82 ^bilirlerdi ama imdi deil, besbelli ki Defne imdi ayrlmamalar gerektiini dnyordu. Yaz sonu gidecei kesinletikten sonra kalan zaman sanki o gitmeyecekmi gibi davranarak birlikte geirmiler, bylece mer' in doktorasn yapp geri dnecei pheli bir gelecee dair planlar yapma strabndan kanmlard. Tpk gnete kurumaya braklm biberler ya da bir ocuun sallanan dii gibi, bu ilikiyi uzun zamandr beklenen sonuna erdirme vazifesini mer'in ezeli dmanna brakmlard: zamana! "Biliyorum zlememeliyim ama zledim seni," dedi Defne. mer bu vakay hemen yeni kiiliine havale etti, o da huzursuz, dalgn bir suskunluktan sonra nihayet mrldand: "Orada saat ka?" stanbul'da lendi. "Ben de seni zledim," diye ekledi sonra, sanki orada len olduunu renmek bu ifaatta bulunmasn kolaylatrmt. Sonra evi arad. Aabeyiyle konutu. Annesinin o anda evde olup olmadn sormad, zira evde olsa telefonu baka kimselere atrmazd. Telefon konumalarndan sonra New York-Boston uuu iin yolcularn arlmasna on iki dakika kalmt. Kulaklklarn takp David Bowie'nin I'm Afraid of Americans (Amerikallardan Korkarm) arksn arka arkaya be kere dinledi. Ama uaa biner binmez hemen fark edecei zre korkmas gereken daha acil eyler vard. Kbus ocuk ve annesi de ayn uan yolcularyd ve bu sefer daha da yaknda, yannda oturuyorlard. Ama ocuk hayret verici lde sakin ve uslu grnyordu, insana kimyevi maddelerden baka hibir eyi hatrlatmayan pespembe, devasa bir lolipopu yalarken. Ban ne zaman lolipoptan kaldrsa onun tekrar alamaya balamasn bekledi mer ama ocuk bir kez bile alamad. mer zsipahiolu bu durumu daha da sinir bozucu bularak hayattaki beklenmedik sknetlerle baa kmann, beklenen rahatszlklarla baa kmaktan daha zor olduu sonucuna varacakt. Boston'da onu bir arkadann arkada karlayp, MT yatak83 mer'in birka gnlne kalabilecei bo bir yeri olan baka bir arkadana gtrd. Oraya giderken tasarruf etmek iin nce metroya binip, sonra inip taksi tuttu. mer'in bu uzun yolculuu tekerleksiz bavullarla yapmasnn ne kadar enayice olduu metroya indiinde iyice ortaya kt. Akam yolcularnn acyan baklar altnda tk tk koridorlarda devasa bavulu srklemek iin debelenirlerken, mer bu yeni ehirdeki destursuz ilk faaliyetinin ehrin kirini sprmek olmasn ironik buldu. Nihayet MT yatakhanesine geldiklerinde bavullarn nn de sa solu patlam, birinin taban fena halde almt. Ferah binaya girerlerken mer, bir yandan kapya, ondan yana bakarken, bir yandan da cep telefonuna mkemmel beyazlkta dileriyle byleyici bir gl akan hayli ho bir esmer kz grd. Geri gl besbelli telefonun teki ucundaki, onu gremeyecek olan kiiye ynelikti ama mer yine de stne alp bu gle karlk verdi. O zaman bir saniyeliine de olsa

konumasndan kopan esmer kzn badem gzleri aknlkla parlad; demindenberi bakt ama grmedii, strapla iki devasa bavulu ieri sokmaya almaktayken ayn anda ona glmseyen bu uzun ince, yakkl gen adam yle bir szd. Tank olduu gayret karsnda bu delikanlya mukabele etmeyi bir bor bilmi olmal ki, bir kez daha byleyici bir gl sundu, ama bu sefer dorudan ona. Arkadan arkadann arkada kendisine-pek-dkn, sska bir mstakbel-genetik-mhendisiydi ve mer'i Trk arkadalar ya da Trk dostlarndan oluan aa dahil etmek iin can atyordu. Bu sarsak dayanma anda (memlekete nasl daha ucuza telefon edilecei ya da kahvalt iin nereden kaliteli siyah zeytin bulunabilecei trnden gndelik ayrntlardan, akademik ilgi alanlarn ve kiisel dedikodulan paylamaya kadar) geni bir malumat yelpazesi dolayor, arada bir urada burada zincirleme tepkime halinde kk infilaklara neden oluyordu. Bir kere bu aa dahil oldun mu bir yabanc olarak karlaabilecein her trl sorunda yardmc olup kymetli nasihat verecek bir arkadan arkadann arkada bulabiliyordun, karlnda senin de gnn birinde onlara yardm 84 etmen bekleniyordu. Bunu yapan sadece Trkler deildi. Baka lkelerden gelen btn renciler benzer alara dolanmt, bunlann kimi birbirleriyle rtyor, kesiiyor ya da sadece ibirlii yapyor, bylece daha da sarsak baka dayanma alar oluturuyorlard. Yine de memleketin uzakl artp burada karlalan sorunlar zorlatka bu alar mantar gibi bitiyor, kkleiyor ama fazla dal budak salmyorlard. Gmen kular, ku leminin en tuhaf grubunu tekil ediyordu. nce uzak memleketlere g etmek iin srlerinden ayrlyor, oraya vardklarnda da toplanp srler oluturuyorlard. Birka gnlne kalabilecei bir yer bulmak uruna mer ellerini bu aa dedirmi bulunuyordu. Ama salamay vaat ettii emniyet hissi karlnda onu iine ekmeye, yutmaya yeltenen lk, nemli organizmay hisseder etmez hemen geri kat. Sonu ne olursa olsun, yabanc bir memlekette yalnzlk tehdidine ramen, hem kendi srsnn hem de baka srlerin dnda kalmay tercih ederdi. Ancak bu mstakbel-genetik-mhendisi arkadaa kolay kolay aklanabilecek bir karar olmadndan mer'in tatszlktan kurtulmak iin dnebildii tek are sereserpe bir uu yorgunluu uykusuna snmakt. Bylece Amerika'daki ilk iki gnn temelde uyuyarak -ryasnda Amerika'da olduunu grerek- geirdi. nc gn i gzlerini at ve hemencecik kapamaya alsa da ok gemeden artk daha fazla uyuyamayaca ac gereini kabullenmek zorunda kald. uvala dnm vcudunu yataktan dar srkledi, kulakln takt ve doktorasnn drt yl boyunca ona kucak aacak ehrin neye benzediini grmek iin yrye kt. Patti Smith'in Paths That Cross'wmi {Kesien Yollar) dinleyerek, Harvard Meydan'ndaki bir kafede dalgn dalgn koca bir kupa kahveyi yudumlarken yan sokaklardan, cafcafl dkknlardan, metrodan, her yerden meydana boalan insan kalabaln seyretti. Orada ylece durmu baknrken aniden tuhaf bir ferahlk, hani neredeyse aydnlanma hissine kapld. Sersemletici eitlilikte yzlerce binlerce yzle evrelenmiti ama bunlardan bir teki bile tandk grnmyordu. Bu insanlarn hibirinin onun kim olduuna dair en ufak 85 bir fikri yoktu. Tek birinin bile. Teker teker hepsi iin Hikimsey-di, saf ve mkemmel - tmyle isimsiz, gemisiz ve dolaysyla kusursuz. Hikimse olduu iin Herhangi biri olabilirdi. simsizlik cilas

altnda neredeyse grnmezleecek kadar effaf bir maddeden oluan bu aidiyetsiz boluk ne harikayd; hemen herkesin kiisel tarihlerinin en kk ayrntlarna kadar tannd bu boucu tanklklar dnyasnda o tam ve som bir yabanc olmutu. Kahvesini bitirip kapya yneldi, uzun, ince bacaklarna, leylekvari yryne bir nebze kibir eklenerek, tam tutulma olmann, darda kalmln, burada herkesin nnde olmann ama kimse tarafndan grlmemenin keyfini kararak ilerledi. Bu zgrlk... "mer! Abi n'aber ya, n'aryosun burda?" Hayal leminin iirsel ltsndan hoyrata dar savrulan mer sesin geldii tarafa bakt ks ks. lhamdan puslanm gzlerinin, az kulaklarnda ona baran tknaz, ortlu adam semesi iin fazladan birka saniye gerekti. Hatrlad. Uzun zaman nce stanbul'da on kiilik grlt karmaya muktedir drt kiilik bir aile senelerce komular olmutu. Ergen ocuklar ikizdi ve birbirlerine yle benzerlerdi ki hangisinin hangisi olduu anlalmazd. imdi karsnda artk ince olmayan yznde devasa bir srtla o ocuklardan birinin bym kopyas duruyordu. mer onu grdne sevinmi numaras yapmaya zahmet etmedi ama ayakst petrol mhendisi olarak hayatn, Amerikal karsn, gelecek planlarn anlatan adam dinlerken yar-latif bir ifade taknmay baard. Adam mutlaka aramasn, bir ara yemee gelmesini ve Trk arkadalarndan oluan ala tanmasn tembihleyerek bir tomar telefon numaras yazd. Bu ekilde Hi-Kimse olmann ayrcalkl zevkinden mahrum braklan mer MT yatakhanesine dnerken ev arama zamannn geldiine karar verdi. Ve Boston'da bir doktora rencisi olarak ev bulmak, her eyden evvel birlikte oturabilecei ev arkadalar bulmasn gerektiriyordu. 86 Ev Arkadalar Kendine bir ev ve ev arkada ararken mer'in ilk l^ark ettii ey yine ge kald olacakt. lanlarn ou gemi haftalarda verilmi ve belli ki hemen ayn dnem iinde cevaplanmt. Dolaysyla o ev aramaya baladnda geriye iin tortusu, yani en beter seenekler kalmt, en pahal ya da ucuz ama berbat durumdaki evler yahut da fazlasyla talepkr ev arkadalar ya da ne alrm-ne veririm tarz tipler. Derken u ilan grd: ki Sradan Adam ve Hi Sradan Olmayan Bir Kpek Temiz ve tertipli, evreye zenli, dnceli, aklselim sahibi, psikolojik dengesi yerinde, grgl ve saygl... (en azndan olmaya gayret eden) ama hepsinden ziyade DOST CANLISI BR EV ARKADAI aryor. Daire yatak odal Pearl Soka Somerville Uygun Mevkiide Ahap Zeminli / Yksek Tavanl / Byk Pencereli / Leziz Turtal 750 / art masraflar. Dost canls olup'olmad aibeliydi ama ev arkada olmay renebilirdi. Hem gnlerce dardurak bilmeden aradktan sonra gazetelerdeki ilanlar okumaktan, internette aratrmaktan, ehirde taban tepmekten yorulmutu. Olacaksa bu olmalyd. Numaray arad. Youn aksanl, bir o kadar uykulu bir erkek sesi cevap verdi telefona. Her an yeniden uykuya dalabilimi gibi ksa, kesin, sert cmlelerle konuuyordu. "Adres var," dedi ses aceleyle. "Yarn gelin! Yok yok! Bugn 87 gelin! Yedide!" "Peki ama bana bir ey sormayacak msnz?" diye kekeledi mer imdiye

dein kazand tecrbeyle. "Ne gibi?" diye sabrszca homurdand ses. Telefonda bir hrt duyuldu, bir cips paketi alm gibi. "Bilmem, ismim mesela?" "Gerek yok!" dedi, ineme efektleri eliindeki ses. Kesinlikle patates cipsi diye dnd mer. Biraz daha hatta kalabilse markasn bile bulabilirdi. "Burada o iler iin bir test var, sizin iin sakncas yoksa. Tamam m?" mer isteksizce "Tamam," dedi ama daha testten neyin kastedildiini sormaya frsat bulamadan telefon kapanmt. Kulbeden kmadan ikinci bir telefon kart kard cebinden, uzak mesafe Ortadou konumalar iin olanlardan. Hangi telefon kann satn almas gerektiini deifre etmek iin listeleri incelerken, Trkiye'nin, kartlarnn zerinde Eyfel Kulesi'nin ltl gece resmi parlayan Avrupa lkeleri listesinde deil, onun yerine srtan bir deve resminin bulunduu Ortadou lkelerinin listesinde bulunmas, tam Trklere has bir hayal krklna sevketmiti onu. Yzndeki gle baklrsa mutlu bir deve olmalyd. Hayatnda hi deve grmemi olan mer hayvann gerekten byle glp gle-meyeceini merak etti. stanbul'a balandnda kafasnda tam da bu phe vard. "Merhaba anne! Uyandrdm m?" Uyandrd besbelli olsa da mutlaka inkr edecekti annesi. Ama bylesi daha iyi diye dnd mer, ok daha iyi. Derin uykudan frladna gre daha akn, bylece daha az buyurgan olacakt. "Sen iyi misin? Tayfun nasld?" "Ne tayfunu anne?" Bir gn nce tropik bir frtna bir ehir ya da kasabada atlar uurmu, ekinleri telef etmi, camlar krm, byk hasar yaratmt. Frtnann nereyi vurduunu tam hatrlayamyordu annesi ama Amerika'da bir yer olduuna emindi. 88 "Mhim bir ey olmad," dedi mer iini ekerek. Frtnadan haberi bile olmadn sylemek neyi deitirecekti? "Kendine dikkat et," dedi annesi efkatli bir fsltya dnen sesiyle. "Kendine dikkat edeceine sz ver." Verdi de. Hortumlara, kasrgalara, doal afetlere, terr saldrlarna, seri katillere, ete savalarna ya da sebepsizce herhangi bir yerden kp gelecek kr kuruna kar dikkatli olacana sz verdi. Sonra glen devenin deposundan arta kalanla Defne'nin cep telefonunu arad. Annesinin aksine Defne uyankt. Uyankt ve arkadalarla, ortak arkadalaryla iki iiyordu, stanbul'un en Dionis-yak sokanda, btn sokak bo laf kp zerinde ty gibi szlmeye balayana kadar herkesin yan yana oturup iip gevezelik ettii, iip surat buruturduu, iip ark syledii beyaz rtl, kk masalarn arasnda bir yerlerde. O masalardan birinde iki lemin-deydi. Arka planda o kadar ok grlt vard ki mer amataya barmak zorunda kalyor, bu arada yoldan geenlerin ksmen merakl ksmen knayan ama daima mesafeli baklar altnda, kk kulbede kendi sesinin yanksna sinirleniyordu. Arayann kim olduu renilince masada bir kahkaha koptu. Sonra Defne'nin cep telefonu elden ele gezmeye balad. Anlalan herkesin sigara-atlak-l alkol-buulu sesiyle mer'e bir eyler syleyesi vard. Kimileri imdi uzak gelen yakn arkadalar, kimileri imdi yaknlam oysa eskiden uzak arkadalard. Yine de ounun seslerinde sakl, bastrlm bir sitem hissedebiliyordu; geride kalanlarn gidene kar hissetmeye meyilli olduklar bir sitem. mer'in zihnini bir grntler seli bast. Oturduklar masay en kk ayrntsna kadar grebiliyordu - kark mezeler, kzarm kalamar ve zgara balk kokusu, zeytinyal patlcan, gen gen kesilmi beyaz

peynir, garsonlarn tazeleyip durduu salata, muhabbet koyulatka hzla azalan bir ie rak. Ve buz... masann bir ucunda madeni bir kovann iinde sinsi sinsi eriyen kk buz kpleri. Harvard Meydan'ndaki telefon kulbesinde, her safhasn az ok tahmin edebildii uzun gecenin balangcna gz gezdirebili-yordu. 89 "Hey, Johnny Omer, ilk yudum senin erefine," diye haykrd masada biri ama mer sesinin sahibini karamad. Gecenin sonunu da nceden grebiliyordu. Beyinler fazlaca dumanlandktan, yiyecekler bir vakitler bembeyaz olan tabaklarda ziyan edilip kuruduktan, son rak iesi de boaldktan, ingene mzisyenlere paralar verildikten ve her kahve fincan ienin geleceini grmek iin kullanldktan sonra, masadan kalkp iine daldklar stanbul'un ylankavi yollarnda izlerini srebilirdi tek tek her birinin. "Bu gece bana mail at," diye bard Defne nihayet telefonu mtecavizlerin elinden kapmay baardnda. "Bana her eyi anlat, uyandmda okurum." Yazacan syledi. Defne bekleyeceini syledi. mer onun tam olarak neyi bekleyeceini anlayamad, maili mi yoksa geri dnn m. Tuhaf, ireti bir sessizlik oldu. Arkada tekrar bir kahkaha koptu. Defne ona espriyi anlatmaya balamt ki hat kesildi. mer telefon kulbesinden ktktan sonra Harvard Meyda-n'ndaki kalabala bo bos bakt, zamann sreklilii hissini kaybetmiti. Yatakhaneye dnerken Leftfield'in Open Up'm (Asana) yedi kere dinledi ve arka arkaya sigara iti. Binann giriinde yine o muhteem esmeri grd, tam da onu ilk grd yerde. Orta yal bir kadnla konuuyordu, muhtemelen annesiydi, gzel kznn gzel odasn grmekten memnun bir anne. mer bu sefer gz temasn engellemek iin ban evirerek asansre bindi. Biraz kestirmeyi, sonra du almay ve ilandaki evi grmeye gitmeden nce Defne'ye mail atmay planlamt. Ama uyuyakald iin sadece listedeki birinci faaliyeti yerine getirebildi. Panikle giyinip sokaa frlad, metroya bindi, hamile siyah bir gen kzn yanna oturdu ve kendini yalnz hissetmemeye, hibir ey hissetmemeye alt. Yol on dakika 56 saniye srm olmalyd, drt kere Cypress HiH'in/7/AY From the Bong'xx kadar. Davis Meydan'nda indi, birine saati sordu, 19:38 olduunu rendi, Pearl Soka'n bir utan bir uca yrd, birine adresi sordu, sonra hatasn anlayp btn yolu geri yrd ve nihayet evi buldu: tipik, soluk bir katl Boston evi. 90 "Geciktiniz," dedi kapy aan ocuk, sesindeki tenkit krntsna ramen nezaketle glmseyerek. Ksa boyluydu, siyah, parlak zleri, dalgal koyu kzl salar ve enesinde, alnndaki atkl yumuatan komik bir gamzesi vard. mer onun Arap olabileceini dnd ama emin olamad. Emin olduu tek ey telefonda konutuu kiinin o olmadyd. Kap kk bir sundurmaya alyordu, sundurmadan da son derece temiz ve rengrenk geni bir mutfaa geiliyordu. mer etrafa yle hzla gz gezdirirken mutfaa kadn eli deip demedi-ini merak etti ama bunu kendine saklad. "Hogeldiniz!" diyerek teki kapdan girdi teki ocuk. Dierinden biraz daha uzun ve ok daha csseli, hatta tombuldu. Yuvarlak gzlklerinin ardndaki uysal gzleri elayd ve gamzeli, neredeyse kpkrmz yanaklar ya eker hastalna ya da kronik utangala delaletti. mer onu grd anda sevdi. Baharatl bir kokunun sindii mutfakta dururlarken havadan sudan konuup birbirlerini merakla incelediler. Oturma odasnda ona nereli olduunu sorduklarnda, "Trkiye" cevabn alnca da bir azdan "ya, demek Trkiye?" dediler.

mer artk almt buna. Amerika'da sk sk ona nereli olduunu soruyorlar, cevab aldklarnda da ya talimat formatnda "ha, Trkiye!" ya da soru formatnda "ya, Trkiye?" cevabn yolluyor-lard, duruma gre bu arada nazik bir merakla "aman ne kt!" ya da "o kadar kt m?" dercesine yzn inceliyorlard. "Peki evi grmem mmkn m?" diye sordu mer. "Elbette grebilirsiniz," dedi krmz yanakl ban sallayarak, sesinden telefonda konuann o olduu anlalyordu. mer onun spanyol kkenli olabileceini-dnd ama emin olamad. "Ama her eyin bir zaman var. Kk bir test hazrladk. Fazla vakit almaz." "yi geinebilecek miyiz grmek iin. Aceleye ne lzum var?" diye katld ksa ocuk. "Derler ya, patlcan yemiyoruz, deil mi?" mer kimin byle bir laf ettiini bilemediinden cevab kesti-remedi. Zaten grene kadar "Ev Arkada Testi"nin neye benzediini de kestiremezdi. 91 EV ARKADAI TEST Aadaki sorular kiiliinizi ya da ahlaknz yarglamak iin deil, nasl geineceimizi tartmak iin hazrlanmtr, herkesin yararna. Bu yzden ltfen drst cevaplar verin. 1. Beni iyi tantyanlar hakkmda yle der: a. Hastalk derecesinde olmasa da byk bir temizlik ve dzen saplantm vardr b. Temiz ve tertipliyimdir c. Dzenli olmasam da rahatsz edecek kadar dzensiz deilimdir d. Biraz dankaymdr e. Feci dammdr! 2. "Sopranos" politikam udur, a. Tek blmn karman b. James Gandolfmi mzal Makarna Fotorafm olduunu sylemem yeter c. Hayattaki fuzuli eylere zaman ayrabildike seyrederim d. Gnn birinde DVD'de seyretmek ho olur ama imdi almam lazm e. Opera sevmem. 3. Gnn birinde yatya misafir aracak olsam bu kii muhtemelen, a. Akrabam olur b. Yakn bir arkadam olur c. Nianlm/uzatmal sevgilim olur d. Bir gecelik takldm biri olur e. Herhangi biri olabilir, yeter ki muhabbetini seveyim. mer derin bir nefes ald dilerinin arasndan. Nefret etmiti bu test iinden. Yalnz duruma gre onlardan tam olarak niin nefret edeceini anlayabilmek iin bu samal aka olsun diye mi yoksa ciddi ciddi mi yaptklarn kestirmeye alyordu. Ciddiyseler kstahlklarndan, yok eer aka yapyorlarsa mizah anlaylarndan nefret edecekti. Dnp somurtkan bir edayla baksa da delikanllara, karlnda ikisinin de yznde o sinir bozucu iyicil glmsemeyi grnce gnderdii bak mesajn doa zmlediklerinden phe etti. Bu durumda bu ii olabildiince hzl halletmeye karar verdi. Hepsini sonuna kadar okumaya ne gerek vard? Her sorunun cevab iin ayn kk iaretleyecek ve neticeyi bekleyecekti. 92 gir anlk tereddtten sonra sabit cevap olarak "e" kkn seti ve sorduklar her eyi e-lemeye balad. 4. Dini/etnik/rk/cinsiyeti/milliyeti nyarglaryla nam salm bir program televizyonda karma karsa tavrm u olur: a. Hemen kapatp bakalarnn seyretmesini de engellerim b. Bir mddet seyredip bir ans tanrm, belki houma gider

c. Bu toplumsal olguyu daha iyi analiz edebilmek iin bilimsel tarafszlkla batan sona seyrederim d. Her halkrda seyrederim, fark etmez e. Televizyon seyretmem! 5. Mzik tercihim: i. klasik / ii. blues ve jazz / iii. rock / iv. heavy metal / v. new age / vi. etnik ve bu mzii yle dinlerim: a. Kulaklkla b. Kulaklksz ama olabildiince alak sesle c. Sadece kendi odamda duyulabilecek kadar yksek sesle d. Belki st kattan duyulabilecek kadar yksek sesle e. BANGIR BANGIR! Adan gibi mzik yle dinlenir. 6. Uyku alkanln: a. Tavuk gibi. Erken yatar erken kalkar ok yol alnn b. Bayku gibi. Ge yatar ge kalkarm c. Ge yatarm ama olabildiince erken kalkarm ve hangi hayvann bunu yaptn bilmiyorum d. Minderdeki kediler gibi. Uykuya baylrm e. Ziha-Uyumaz-Arroz nam bir kpek gibi. 7. Bir gece aniden btn akam takldm arkadalarm eve davet etmeye karar versem bir sonraki admm u olur: a. nce evi arayp ev arkadalarmdan izin alrm b. nsanlar davet eder sonra evi arayp ev arkadalarma haber veririm c. nsanlar davet eder, ev arkadalarm onlara aratrm d. nsanlar davet eder, evi arama ksmn atlar, tekilerden nce eve gelip ev arkadalarma grubun yolda olduunu haber veririm e. Konuklarla birlikte kagelir ev arkadalarma srpriz yaparm. 8. Korku filmleri hakknda temel grm: a. Genleri statkoyu bozabilecek eletirel dncelerden uzak tutmak iin egemen gler tarafndan kurnazca yaylan grsel afyondurlar 93 u. amar Kayocirar c. Pek dkn deilimdir ama ara sra seyrederim d. Sadece sinematografik adan iyi iseler seyrederim e. Korku filmlerinin nesi varm, baylrm. 9. Rita Hayworth'm Casablanca'daki performans konusundaki samimi fikrim: a. En iyi performanslarndan biri deildi b. Klasikti sanrm, btn klasik filmlerde olduu gibi c. Rita Hayworth'u hatrlamyorum d. Casablanca'y hatrlamyorum e. Filmin seyri gzeldi ama ayn zamanda ekere bulanm arkiyat nyarglarla doluydu. 10. Sarmsak konusundaki genel yaklamm udur: a. Olumsuz. Yemeklerde kokusuna tahamml edemem, hele hele insanlarda! b. Tarafsz. Yemek lezzetli olduu mddete benim iin fark etmez c. Demokrat. Asla sarmsak yemem ama isteyen yiyebilir d. Olumlu. nsanlarn sarmsak yemesinden rahatsz olmam, kendim de yerim e. Hastasym. Sarmsaa baylrm! B kadard. Aptal eyin ba sonu buydu. mer arkasna yasland, kollarn kavuturdu, kalarn att ve iinden bir sigara yakmak, yannda da koyu. kopkoyu bir kahve imek geti. "Hemen deerlendireceiz," diye neeyle mrldand Arap'a benzeyen ocuk formu alrken ve ekledi: "Derler ki ihtiyar bir amarc kadnn ayaklarnn derisi kadar kat da olsa gerek sen gene de gerei syle!"

Kim Allahakna bunlar diye sormamak iin kendini zor tuttu mer. Dnyada bu laflan geveleyen baka kimse var myd? Ama nne konan kocaman bir brtlenli turta taba sinirlerini abucak yattrd, yannda scak bir iecek bekliyordu, kahve olmasn umdu. "Parmaklarn yalayabilirsin, kz arkadam ok iyi bir alcdr," dedi spanyol-griinl ban sallayarak, "kz arkadam" lafn telaffuz ederken kzanp bozararak. 94 Sonra ortadan kayboldular. Tek bana kalan ve kahve deil scak ikolata ikram edildii iin can sklan mer gzleriyle oday tarad ama dikkatini ekecek fazla bir ey bulamad. Kocaman, rahat bir kanepe, bir bfe, byk ekranl bir televizyon, en stlerinde Texas Testere Katliam ad seilen bir yn video kaseti, sada solda spanyolca dergiler, her yerde karikatr dergileri. mer iini ekip turtadan bir lokma srd, sonra hemen bir lokma daha srd. Lezzetinin bu kadar iyi olacan beklemiyordu. Tam birinci dilim bitmek zereyken kap araland ve ieriye imdiye dein grd en buruuk yze sahip, en iri, en hantal, siyah beyaz New Finland girdi. Tam sol gznn altnda, ona sokak kavgasnda fena dayak yemi havas veren, fndk eklinde siyah bir leke vard. Kavgann sonucu ne olursa olsun onu kurt gibi acktrma benziyordu nk ierideki yabancy tanmak iin isteksizce yle bir kokladktan sonra kpein btn dikkati brtlenli turtaya younlat. Kendisine sunulan paray memnuniyetle kabul edip hemen mideye indirdi ve amas siyah, acnas a gzleriyle daha da imrenerek tekrar mer'e bakt. Neyse ki onu fazla bekletmediler. "Jri kararn verdi mi?" diye sordu mer ocuklarn odaya girdiini grnce, son be dakikadr btn turtay kpee vermekle bu i kyc baka tahamml etmek arasnda kalmann verdii gerilim yznden sesi istemedii kadar aksi kmt. "Tebrikler! Sarmsak testimizde en yksek puan aldn." "Ne sarmsak testi?" diye sordu mer akn akn ama cevab sezmiti. "Btn bu samalk sarmsak uruna myd? Neden sarmsakla aramn nasl olduunu dorudan sormadnz?" "Ama o zaman ok bariz olurdu ne duymak istediimiz," cevabn ald. Kendilerini tantrdlar. spanyol grnl olan spanya'dan gelmiti. Ad Joaquin'di ama nedense kendisine Piyu denmesini tercih ediyordu. Tufts Di Hekimlii Okulu'nda bursluydu. Arap grnl olan Faslyd. Ad Abed'di ve kendisine tam da byle hitap edilmesini istiyordu. O da ayn niversitede, biyoteknoloji mhen95 diliinden diploma almaya alyordu. "Ya kpek?" "Bana sorma," diye somurttu Abed, "Piyu'dan bakasna sorma. u devasa mide onun kpei oluyor." "Testteki Arroz bu ite!" Piyu elinde bir sprgeyle belirmi, gz ap kapayana kadar Arroz'un halya dkt krntlar sprmt. "ZinharUyumaz-Arroz. Sakn seni kandrmasna izin verme, hep atr." Brtlenli turtadan arta kalanlar kendilerine sakladlar. mer iecek bir ey rica etti, mesela kahve, ama Abed ona Vicks gibi kokan koca bir fincan ay getirdi. Daha sonra, o gece yeni evinde uyumaya karar veren mer MT yatakhanesine dnp bir-iki eyasn ald, mstakbel-genetik-mhendisi Trk'e bir not yazd ve gzergh bilince metrodan yeni evine uzanan yolun drt kere System of a Down'in Chop Sey's\ kadar srdn kefetti. Yeni evine dndnde yeni ev arkadan televizyona yapm Sopranos izler vaziyette buldu, test artk daha manal grnyordu gzne, en azndan sorulardan biri. Bfenin zerinde yeni

bir turta vard, yannda iecek bir ey, mesela kahve istediinde, Piyu ona koca bir kupa kakao getirdi. "Testinize eklemeyi unuttuunuz bir ey var," dedi mer turtadan szan kremal sosu incelerken. Bu seferki tarnl elma turtasy-d. "Ben sigara iiyorum ve sizin iin sakncas yoksa kendi odamda imek isterim." "Odalarmzda istediimizi yaparz," dedi Piyu gzlerini ekrandan ayrmadan. Sigara izni ald iin gzle grlr lde rahatlayan mer yznde gller aarak ekledi: "Bu arada Casablanca'a. Rita Hay-worth'in oynadna emin misiniz?" "Haklsn, o deildi." dedi Abed omuzlarn silkerek. "O hileli soruydu." Demek hileyi seviyorlard. * 96 Hileyi hakikaten seviyorlard. Sarmsak konusunda bile tmyle drst olduklarn sylemek zordu. Ama mer kendisine verilen malumattaki eksiklii, onlarla birlikte yaamaya balamadan tam manasyla anlayamayacakt. Geri fazla zaman gemesine de gerek kalmam, durumun netlemesi iin bir hafta yetmiti. Evdeki ilk yedi gnnde mer yeni ev arkadalarnn, iddia ettikleri zre sanmsak-tketen, hatta ima ettikleri zre sarmsak-se-ven insanlar deil, ne dinden olduklarn sylerlerse sylesinler tam manasyla sarmsaa-tapan insanlar olduklarn grd. Sarmsak burada adeta kutsald. Listedeki tek arptlm gerek de bu deildi. Bir kere eve dair sylemeyi unuttuklar eyler vard. Hi kimse mer'e, Dou Somerville'in bu muhitindeki evlerin ou gibi bunun da biraz sorunlu ve hayli eski bir ev olduunu sylememiti. in iyi taraf evde bir sredir tadilat yaplmakta oluuydu. in kt taraf tadilat bir sre daha devam edecekti, bu da demekti ki her sabah iiler ellerinde ekilerle binann cephesine dayanm merdivenlere trmandklarnda kacak tantanaya katlanmas gerekecekti. Gene hi kimse onu ikinci kattaki kveti doldurmamas konusunda uyarmamt nk kvet dolduunda iindeki su mutfak tavanndan aa damlyordu. Bu ve benzeri gerekler mer zsipahiolu iin hl muammayd. Bu safhada baka eyler reniyordu. Abed mesela. mer tabii ki onun tahammlfersa geveze olduunu, deste deste itirazlar, yorumlar ve neredeyse her konuda bulup kard ataszleriyle dolup tatn bilmiyordu. Tuhaftr o kadar konumak gnn sonunda hi de bitkin drmyordu onu. Her gece huzur iinde uyumak iin neredeyse iki korku filmi seyredecek enerjiyi buluyordu kendinde. Genellikle ikinci VHS'nin ortasnda bir yerlerde kanepenin zerinde uykuya dalyor, filmdeki karakterler birbirinden beter lmlerle telef olurken huzur iinde" horluyordu. Gkgrltsn andran horlamasna gelince, Abed'in hafif kemerli burnunun hayatna getirdii bir dier mklatt sanki. Hayat boyunca mzmin saman nezlesinden mustarip olduundan gemii, imdisi ve gelecei bur97 nunun boyunduruu altna alnm gibiydi. Vicks, nane buhar, nefes aclar, burun spreyleri... ve niceleri iin bir ey ifade etmeyecek daha bilumum ila Abed'in kadim dostlaryd. teki ocuk, Piyu hakknda da renecek eyler vard. Mesela temizlik ve hijyen saplants. Bakalarndan oktan umudu kesmi gibi btn temizlii kendisi yapyordu, bu ilk bakta iyi grnse de uzun vadede bezdiriciydi. Bir hav, bir krnt, bir krpk... yere der dmez

Piyu temizlemeye balyor, etraftaki herkesi terrize edip kendilerini pis domuzlar gibi hissetmelerine yol ayordu. Saplantsna ek olarak sivri eylere kar gayet tuhaf bir fobisi vard. Deil dokunmak bak grmeye bile tahamml edemezdi. Mutfakta ok az bak olmasnn, yiyeceklerin ounun ubukla ya da kakla yenmesinin sebebi de oydu. Diilik mesleini nasl icra edecei sorusunu ona soracak kadar yakn hissetmemiti mer ilk bata kendini; nihayet sorduundaysa Piyu'nun bundan rahatsz olduunu hissetti. Piyu temizlik ve dzeni sadece mutfakta deil hayatnn her alannda seviyor, her ne pahasna olursa olsun her eyi kontrol altnda tutmaya abalyordu. mer onun nc katta yatmay tercih etmesinde bunun bir etkisi olup olmadndan emin deildi ama sanki Tann'ya mmkn olduunca yakn olmak istiyordu. Dini btn bir Katolikti, kz arkada ondan da fazla. Harika bir ah- olmasna ramen p gibi ince, derin, kuruni gzleri olan gen bir Meksika kkenli-Amerikal'yd, adna hi benzemeyen: Alegre, yani Nee! Arroz'a dair de kefedilmeyi bekleyen baz gerekler vard. Veciz, ilgin ve kaytsz artsz sessiz gerekler. Zira Arroz sard. Kulaklar kapal, gzleri de o kadar keskin olmayan Arroz hayattaki yegne rehberi olarak burnunu tayin etmiti. Dorusu bu adan iinin ehliydi. Sesleri, hatta lklar duymuyor olabilirdi ama tkrtlarn, ngrtlarn, vzltlarn, hatta en hafif hrtlarn kokusunu alabiliyordu. Geceyle gndzn birbirinden fark yoktu onun iin nk dokuz yandaki bu hlyal grnl New Finland uyumuyordu. Btn gece evde devriye geziyor, dalgn dalgn pencerelerden dar bakyor, ulaabildii yenebilir her eyi yiyor, saatler98 ce durup derin uykudaki ev sakinlerini seyrediyor, bedenleri buraya akl kalmken kendilerinin nereye gittiini koklamaya alyordu. .. Velhasl 2002 Hazirannn son gnnde mer ho bir muhitte ho bir evde, hepsi hayatta kendi iine bakan ev arkadayla birlikte olduu iin kendini ansl hissederek uykuya dald. Ancak gnler ve geceler getike, yava yava baka bir hakikate uyand; fazlasyla geveze bir Fasl, fazlasyla fobili bir spanyol, dahas fazlasyla a bir kpekle beraber, her sabah ekilerle dvlen eski bir Somerville evinde oturduu hakikatine. Btn bunlar ayda 750 dolara, art masraflar! 99 Alegre ve Istrap Pazartesi sabah Doktor Marc Fitzpatrick'in muayenehanesindeki masasnda oturan Alegre haftalk kadn dergilerinin yeni saylarnn hepsini okumay bitirmiti oktan. imdi nnde ak duran sayfada "okumadan duramayan kz!" bal altnda alt yanda bir kz disiz bir gururla ona glmsyordu. Kzn be yanda okumay skt yazlyd ve o gnden rportajn yapld gne kadar 2278 kitap okumutu, yl sonuna kadar bu sayy 4000'e karmay planlyordu, gnde alt kitap okuyarak. "Kzmza yetiemiyoruz!" diyordu annesi ikyetiymi numaras yaparak, babas da kitaplar yerel ktphanelerden ve kitaplardan eve kocaman bir p tenekesi iinde tadklarn ballandra ballandra anlatyordu. Dier sayfada kzn baka bir fotoraf vard; bu sefer zerinde pijamas, iki yannda annesiyle babas yatanda yatm, sanki hasta ama herkes bu hastalktan pek bir memnun. Alegre popler bir kadn dergisi daha alp yle bir kartrd. 600 ksur kadna uygulanan bir anket, bir kadnn en sevdii orbayla, partneriyle ilikisi arasnda sk bir balant olduunu ortaya karmt. Tavuk suyuna ehriye orbas tercihi erkeklerle ilikilerinizde ana bir tavua benzediinizi gsteriyordu; etli

sebzeli talyan orbas tercihi ise her eyin ak olmasn istediinizi; sebze orbas tercihi becerikli ve daima kendi kendine yeten biri olduunuza delaletti; yok tercihiniz domates orbasysa bu sizi faal bir macerac yapyordu. Halbuki Alegre'nin daha baka gzdeleri vard. Arkadalarna ya da ailesine yemek piirdiinde baharatl gaz-pao ya da sosisli mercimek orbas tercih ederdi; orba Evi'nde evsizlere datmak iin etli fasulye orbas yapard; evde tek ba100 naysa sade-suda-halanm-sade-kabak orbas yapard kilo almamak iin, lokantalarda bakalaryla birlikte yemek yerken ise tatl & eki orbay tercih ederdi, iip & kusmak iin. Ankette bu seeneklerden hibiri olmadndan o sayfay es geti. Hem erkeklerle ilikilerini dnmekten kanmay tercih ederdi. Aslna baklrsa imdiye kadar dcru drst tek ilikisi tek bir erkekle, yani Piyu ile olmutu ama onunla da o kadar ok ayrlp barmlard ki bandan bir sr iliki gemi gibi hissediyordu. Sonraki sayfada i hayatnda ne kmann be artc yolu sralanmt. Bir: yava konuun! Bir aratrma yava konuan insanlarn ayn konuda hzl konuanlara nazaran %38 daha bilgili grndn kantlamt. Alegre bunun yanna bir art iareti koydu. Teyzelerinin aksine o hep yava konumutu. ki: nazik olun. Bir art daha. : hayr ileri iin gnll olun. Bir baka aratrma hayr ilerine gnll olanlarn ilerinden %25 daha memnun olduunu ve kendilerine daha fazla sayg duyduunu ortaya koymutu. Bir sr art. Geen yaz Alegre nisanda emeklilerle bowling oynam, mays ay boyunca Somali gmeni bir ailenin ocuklarna ders vermi, haziranda snaklara datlmak zere kuru erzaklar ayrmt, temmuzdan beri de Kate'in orba Evi'nde muhtalar iin yemek yapyordu. Gnlk tutun drdnc neriydi zira baka bir aratrma umutlarn ve ryalarn dzenli olarak bir gnle kaydedenlerin amalarna ulamasnn %32 daha muhtemel olduunu kantlamt. Bir art daha. Be: doru insanlarla grn. "Eer tembellerle le yemeine karsanz," demiti bir psikolog gayet kendinden emin, "patronunuz sizi onlarla ilikilendirir ve ok alsanz bile sizin de tembel olduunuzu dnr." Alegre kalemi elinden brakp psikologun fotorafna kalarn att ve dnceye dald. Haftada kere le saatlerinde yeme bozukluklar olan kadnlara yardm etmek iin kurulmu terapik okuma grubuna katlyordu. Kukusuz doru insanlar deildi bunlar, hatta bu ukala psikologun patronunuzun gznde asla zdelememeniz gerektiini syledii olaan phelilerdi. Yine de durum biraz daha karmakt nk Alegre'yi oraya 101 gitmeye zorlayan patronu Doktor Marc Fitzpatrick'ten bakas deildi. Sayfay geti. "Burada durduumu ne zaman fark edeceksin merak ediyorum." Sandalyesinde srayan Alegre tam arkasnda duran Doktor Marc Fitzpatrick'i grr grmez toparlanp glmsedi. Bunun karlnda doktor gzlerindeki o tandk tenkit olmasa, onu tanmayan birinin hatta belki Alegre'nin bile glmseme zannedecei bir hareketle dudaklarn ince bir izgi haline getirdi. "Son gnlerde seni hayli endieli gryorum, hem daha da zayfladn sanki. Yine kilo mu verdin?" Alegre, ok gizli bir mikroipi dmana vermektense yutmay tercih etmi gibi yzn buruturarak zorla yutkundu. Bir-iki saniye dnceli bir suskunlukla bekledi. nkr etmenin faydas yoktu nk doktor onu hemen tartya karverirdi. Ona aradabir vcuduyla ilgili kayglara kapldn syledii o lanetli ikindiye ziyadesiyle esefleniyordu.

Sadece bunu sylemiti, o kadar. Hemen ertesi gn kendini dnszce terapik okuma grubuna yazlm bulmutu; haftann gn, insan skacak lde delilikten uzak Connie ile birlikte delice sklm kadnlarn oluturduu halkadaki yerini alyor, yeme bozukluklarn yenmi kadnlarn, "anlatacak hikyesi olan" kadnlarn daha da i bayc kitaplarn okuyorlard. Bu kitaplardan seme blmler zerinde yaplan tartmalar dnya edebiyatndan uzun, bezdirici ve ekseriya kasvetli pasajlar takip ediyordu. Bunlar yksek sesle okunurken, bir yandan da gruptan birinin vazife icab piirdii yemei hep birlikte yiyorlard. Bu proje, nropsikoloji kariyerine devam etmeden nce itibarl bir Psikoloji dl almay kafasna koymu psikoloji mezunu Connie tarafndan gelitirilmiti. Yeme bozukluu olan kadnlarn yz yze kald en byk sorunun "yemek" deil "yalnzlk" olduu savndan hareketle. Onlar iin yalnz bir edimdi yemek yemek. ounlukla evrelerinde pek fazla kimse olmuyor, tek balarna yemek yiyorlard. Bundan yola karak bu kadnlar genileyen halka iinde bir araya getirmeyi nermiti Connie. halka: Her 102 yenin dierine yalnz olmadn kantlayaca okuma grubu oluturulacakt. kinci halka: ABD'de benzer koullarda yaayan kadnlarn yazd kitaplar sayesinde yeler uzun zamandr tek balarna ektikleri sorunlarn ulus apnda ne kadar yaygn olduunu grecekti. nc halka: dnya edebiyatndan, zellikle "yiyecek" ve "beden" kltrel mefhumlarna meydan okumak zere seilmi blmler sayesinde halka kresel apta geniletilecekti. Bu amala alk ya da ktlk eken lkeler ya da tombul kadnlarn kymetli olduu kltrlere dair metinler okuyorlard dzenli olarak. Bir keresinde Chiamaka adndaki Afrikal bir ocuu anlatan hikyeyi okumulard, baka bir sefer haremde eyhin gzdesi olmak iin kilo almaya alan bir Arap kadn hakkndaki hikyeyi. Connie'nin hrsla arzulad dl almak iin gelitirdii projenin paras olmak Alegre'nin zerre kadar houna gitmiyordu dorusu. Bu arada Connie'yle ocuk nropsikiyatristi Marc Fitzpatrick arasndaki bu ibirliinin sadece mesleki olmadndan phe ediyordu iten ie. "Eee, Alegre grupta ne vaziyette?" diye sorar doktor otel odasnn k dinginliinde (nk evliydi, Connie de yle) bu arada Connie onun memelerini pmekte, yalamakta, emmekte ve srmakta, tek-gram-fazlaya olmayan vcuduna hayran kalmaktadr. (Doktor dzenli olarak jimnastik salonuna giderdi ve haftann gn le tatilinde saunaya girerdi, Alegre okuma grubundayken.) "Ah sorma, Alegre'yi bilirsin. O mega-mao Latin kltryle sarmalanm vaziyette olduundan pek ans yok. stne stlk byk teyzesi onun iin berbat bir rol modeli. Alegre'nin teyzelerine meydan okumas imknsz. Kendi hayat zerinde hi kontrol yok!" "Biliyorum canim, biliyorum," diye dem eker Doktor Marc Fitzpatrick, Connie'nin ban aa itmeden nce iki elinin arasnda tutmann hazzyla dalgalanr sesi. Bunlar aklndan geer gemez Alegre, patronuyla Connie etrafna kurduu fantezinin gzlerinden okunabileceinden korkmu gibi hemen ban edi. "Bugn okumaya gideceksin, deil mi? stersen erken kabilirsin," dedi doktor, sekreterinin tertibinden dolay sevdii masas103 nn zerindeki ucuz kar kresine dnceli dnceli bakarak. Kar kresinin iinde Nuestra Senora de San Juan de los Lagos, zerinde gl mavisi bir pelerin ve ayann altnda pembe-knnz ieklerle duruyordu. Krenin her sallannda yaldzl bir kar frtnas

sknetle etrafn saryordu Bakire Meryem'in. Alegre kar kresini daima masann zerinde bulundurur ama nadiren sallard. "Yalnz rica ediyorum Alegre, ltfen daha fazla aba gster. Connie ok zekidir, zeldir. Ona gvenebilir, alabilirsin. Gvenini hak etmek iin herkes Katolik rahip olmak zorunda deil ya!" Her zamanki laflarndan biriydi bu da. Doktor Marc Fitzpatrick kendisini asla dogmatik olmayan, her dine ve inanca saygl, ak grl bir Hristiyan olarak grrd. Katolikliin (ve slamn ve Yahudiliin ve Hinduizmin) sorunu onun standartlarna uymamalaryd. Yine de bu mevzular bu inanlara sahip insanlarla tatma-maya zen gsterirdi. Alegre'ye asla dorudan yargda bulunmaz, onun hakikati kendi kendine bulmasna yardm etmeyi tercih ederdi. Son haftalarda Alegre masasnn zerinde defalarca Boston'daki Katolik Kilisesi Skandalini konu edinen dergiler bulmutu. Doktor Marc Fitzpatrick'in tipik bir zellii de bu dolayllkt. Bir dakika sonra, tam da kskn bir sessizlie yuvarlanmann eiine gelmilerken kap zili Alegre'nin imdadna yetiti. Zihinsel zrl alt yandaki olu Manuel'le Bayan Serrano gelmiti. Annesi ieride doktorla onun durumuna dair zel bir konuma yaparken Manuel, iki elinde birer renkli kitap, sessiz ve uysal iliiverdi bekleme odasnda bir koltua. Manuel kitaplara baylrd. Nereye gitse yanna be-alt adet kitap alrd. Kitaplar da onu seviyor olmalydlar ki sayfalarna yanardner girdaplar izmesine, sklana kadar zerlerini karalamasna, sklnca da onlar bin paraya blmesine ses karmyorlard. Her eyden ziyade konfetileri severdi. Alegre yalnzca Manuel'le yalnz kaldklar anlarda onu neelendirmek iin masasnn zerindeki kar kresini sallard. 104 Sabah 10:33'le 10:35 arasnda, mektuplar ve kolilerle dolu bir UPS kamyonu, senenin bu zamannda pek alldk olmayan lk bir esinti, kendisini "hacker" olmakla sulayan retmeninden intikam almak iin adamn bilgisayarna girmek zere yola km bir hacker. Modern Sanatlar Mzesi'ne giderken yolunu kaybetmi Norveli bir turis! ve az nce tanmad iki kii tarafndan aranan -birincisi ekstra mantarl byk bir vejetaryen piza siparii, ikincisi de kz arkadann onu dn gece aldatt haberini vermiti- pizzac ocuk, her biri kendi ayr ritimlerinde ama benzer ekilde dalgn ve usulca Pearl Soka'ndan getiler. Onlar birbiri ardna geerken, tadilat halindeki bir evin nc katna dayanm merdivenin zerindeki adaleli, neeli ii sabahleyin Joe'nun yerinde rendii melodiyi slkla alarak hepsini yle bir seyretti, ekici kemerinden kard ve cephenin gevemi ivilerini dvmeye balad. Tam o anda duvarn teki tarafnda mer suratna tokat yemi gibi uykusundan srad ve ABD'deki ilk evinde gzlerini panikle at. Grltden sonra ona daha byk darbeyi indiren evdeki kokuydu, mutfaa yaklatka her admda younlaan o ar koku. Oradaydlar. birden. Piyu sosis kzartyor, Abed yumurta rpyor, ortalarnda Arroz siyah, mahzun, a gzlerle doyurulmay bekliyordu. "Gnaydn!" diye bard yeni ev arkadalar bir azdan. mer onlara tedirgin bir bak frlatt. Sabahlan daima biraz asabi olduundan insanlarn uyandklarnda nasl byle manaszca neeli ve sonsuz enerjik olabildikleri onun iin bir muammayd. "Yumurtay nasl sevdiini bilmediimizden omlet piiriyo-ruz," dedi Piyu glmseyerek. "Merak etme bu sosis domuz sosisi deil." mer bann armak zere olduunu hissetti: "Domuz eti yerim. Omlet sevmem. Kahve nerde?"

"Omlet sevmez misin?" dedi Piyu hayretle. "Domuz eti yer misin?" dedi Abed hayretle. Sonra birlikte hayretlerini katmerlediler: "Kahve? Kahve mi istiyorsun?" 105 Ama bu vaatkr bir sorudan ziyade meum bir nlemdi. Geri ev arkadalarnn bir kahve makinesi vard (dolaplardan birinde olmalyd) ama evde kahve yoktu (bir yerlerde gzlerine ilimiti sanki). Ama fikrini deitirdiyse nane ay ya da scak ikolata iebilirdi. Bylece yeni evindeki ilk sabahnda mer bir sr keifte bulunmak zorunda kald, bu keifler arasnda kahve satan en yakn dkknn bir blok ileride olduu, evden oraya yrmenin be kere Barry Adamson'n The Vibes Aim notin' But the Vibes (Duygu, Btn Mesele Duygu) arks kadar srd, dolapta gerekten de bir kahve makinesi, hem de hayrettir iyi bir kahve makinesi bulunduu ama kahve deirmeninin bozuk olduu ve kahve ekirdekleriy-le birlikte en azndan acil durumu atlatmasna yarayacak bir fincan kahve almamakla enayilik ettii de vard. Sabahn geri kalan blmn kahve deinilenini onarmakla geirdi ve merdivendeki adaleli, keyif kumkumas ii ilk molasn vermeden nce ekirdekleri iri taneli bir toza dntrmeyi baard. Sonra gururla ve hrmetle bir kahvedanlk dolusu zifiri kara eserini odasna tad. Nihayet birka fincan devirip sakinletiinde kvrlm bir kt parasyla oynamaya balad. MT yatakhanesinden ayrlmadan nce esmer kza kendini takdim etmi, adn sormu, Tracey olduunu renmi, sonra eve ktn ve onunla tanabilmek iin tek ansnn telefon numaralarn hemen dei toku etmek olduunu sylemiti, kendisinin bir telefonu olsa numarasn seve seve verirdi ama olmadna gre Tracey kendisininkini veremez miydi acaba? nanmakta hl glk ekse de Tracey telefonunu vermiti. Dorusu Piyu ve Abed'in kendileri hakknda mer'e eksik bilgi vermeleri gibi o da baz gerekleri saklamt. Hayati sarmsak meselesi ya da baka bir konuda yalan sylememiti geri. Kahvesi, sigaras, otu ve alkol bulunduu mddete genelde... teorik olarak... geimli biriydi. Normal bamllk koullar altnda iyi bir ev arkada olabilirdi kukusuz. Onun batan haber vermeyi ihmal ettii ey sonsuz bir zincir halinde birbiri ardna evi ziyaret edecek muhtemel kadnlar silsilesiydi. Daha dorusu, nceden bildirmedi106 i hatta tlatmad ey hayatnn bu ayan beyan yanllklarla dolu ama asla deimeyen, daima yinelenen ekim ve itimiydi: kz arkadalar! mer'in kar cinse meyli, bir oyuncak arabann kendi yolunda gvenle ilerlerken karsna kan her engelin nnde ackl ackl debelenmesine benzetilebilirdi. Tpk o pilli arabalar gibi, ne zaman engelin zerine kmay baaramayp srtst yuvarlansa, ters dnm bir kaplumbaa gibi debelenir ve nihayet taklasn tamamladnda tekrar trmanp tekrar der, pilleri tmyle bitene ya da bir d g onu bu taklann iinden ekip karana kadar asla yntemini deitirmeyi aklna getirmeden bunu ha bire tekrarlard. leri daha da karmaklatran onu bir kadn taklasndan ekip karann genelde baka bir kadn olmasyd. "Kusura bakmayn," dedi Alegre soluk solua ieri girerken. "Sorun deil Alegre, biz de yeni baladk zaten," dedi Connie, halkadakilerin hepsini glne dahil etmek iin epeevre glmseyerek. "Amy bize Maureen'in gnln nasl yorumladn anlatyordu." Amy Alberts evinde yapt kpek biskvilerini -satarak hem hret hem

de epeyce para kazanm sonra biricik kz tarafndan acmaszca piyasadan silinmi ve sinir krizi geirerek hastaneye kaldrlm bir orta snf, hrsl ev hanmyd. O gn bu gndr buday, kepek, avdar... kendisinin bir zamanlar yapmaktan gurur duyduu kpek biskvilerinin rengine benzeyen ya da malzemesini ieren hibir ey yiyemiyordu. Bu yiyecek-terapisinin iyilemesini saladn sylyordu ama Alegre genelde onun insanlarn hayatlarna burnunu sokmak iin geldii fikrindeydi, tek kz da muhtemelen bu yzden ona srt evirmiti. Yine de kukusuz grubun en cakal yesi, Connie'nin gzbebeiydi. Bu stnln kaybetmemek iin azami gayret sarfediyor, btn grup yelerinin srarla hazrlamaya tevik edildii BU HAFTAK YEMEK GNLM' en ince ayrnt107 sna kadar yorumluyordu. Alegre grup terapisinin en byk sorununun tam da bu noktada yatt kanaatindeydi. Bir mddet sonra baz grup yeleri kendilerini terapist sanmaya balyorlard. "Maureen'in gnln grdmde, bu hafta yediklerini grdmde zldm ve kzdm... zldm ve kzdm," diye yineledi Amy, belki ilk sylediinde anlalmamtr diye. "u cumartesiye bakn. Kzarm patates, soan halkalar, duble hamburger! Rezillik. Pazar gn de ayn. Belli ki hafta sonlan Ken evde olduu ve byle eylerle beslendii iin. Ken yannda olduunda Maureen kendisi olamyor." Hepsinin gayet iyi bildii zre Ken, Maureen'in ikinci kocasy-d. Her seansa onu arabayla Ken getiriyor, sonra gelip alyordu. Alegre, adamcazn kendisine tmyle yabanc olan bunca kadn tarafndan durmadan nasl ktlendiini bilip bilmediini merak ediyordu, acaba rense karsn getirmeye devam eder miydi? "Ya sen Alegre? Gnln getirdin mi?" diye sordu Connie. Alegre kibarca glmseyerek geen haftann gnlnn fotokopilerini grubun yelerine ve son olarak da Connie'ye datt. Pazartesi 21: Enerji ve kararllkla ie geldim. Dr. Marc Fitzpatrick'in yedi randevusu vard, youn bir gnd. len hindili sandvi yedim. Akam yemeini evde yedim. Sal 22: Hastaneye la Tia Piedad' ziyarete gittim. Ona gazpao gtrmemi ve sonraki sefere Piyu'yla gelmemi istedi. aramba 23: Btn gn iteydim. len salaml sandvi yedim. Connie'nin srarl uyanlarna ramen Alegre ,in gnlkleri ksa ve gdkt, i dnyasn pek aa karmyordu, yedii eyler hakknda daha da az bilgi vard, tabii yedikten hemen sonra kustuklarndan hi bahsetmiyordu. Grup yorumlama ilemine nasl balayacaklarn bilemez vaziyette birbirine bakt. Kadnlr ;dan biri konumaya gnll olduysa da Gazpao'yu bir erkek zannedip Aleg-re'nin hayatnda bir ak geni aramaya yelteni ce dierleri tarafndan hemen susturuldu. 108 "Bu aralar grup iin yemek piirmek ister misin?" diye sordu Connie, kimsenin yapacak yorumu olmad anlalnca. Alegre her zamanki gibi nazik, uysalca ban sallad. Ne de olsa hayatnda en iyi yapt ey ve burada bulunmasnn en iyi taraf yemek piirmekti. Gnln brakp NMZDEK HAFTA YAPILACAKLAR LSTES'ni kard, "Sonraki seans iin yemek piirilecek!" yazd. Seansn geri kalannda Connie, kendine iko Pili Hayran diyen bir adamn itiraflarn okudu. Adam hep iman kadnlarla kmt ve gnn birinde btn dnyaya bunun sebebini ilan eden bir manifesto yazmt. Bat kltrn kadnlara bu darack deli gmleini dayatt iin iddetle tenkit ediyor, kzlann arzulanr olmak iin imanlatld kltrleri vyordu. Las chicas gorditas hayran Latin erkeklerini rnek veriyordu, dediine gre Latinler "kemiin kpekler, etin

erkekler iin" olduunu biliyorlard. Alegre okuma devam ederken kimi grup yelerinin dnp dnp onun tahta gibi gslerini kinci bir glle szdklerinin farknda deilmiesine sessizce oturuyordu. 109 Amerikallar!!! Amherst'ten Boston'a dkkn sahipleriyle kontratn yenilemek iin gelen iri yar, kel arcnn suu deildi, mer'le birlikte markette srada beklerlerken stsz ve ekersiz koca bir bardak kahveyi onun pantolonuna dkmek. Kukusuz akl baka yerde olmasa daha dikkatli olabilirdi arc - senelerdir mallarnn alcs olan dkkn sahibi bu sabah ona getirdii baln ve akaaa urubunun kalitesinden memnun olduklarn ama artk kendisinden elmal rek almay keseceklerini sylemiti. Elmal reklerinin nesi vard ki sorusu ile bouuyordu adam belki de biraz dikkatsizce geriye dnp, tam arkasnda duran uzun, ince, ask suratl delikanlnn zerine elindeki koca bir fincan kahveyi dkt esnada. Bu kazann bir sulusu varsa o da mer'di, adam deil, zira kasaya haddinden fazla yakn durmu, nndeki mteriye kprdayacak alan brakmamt. Kukusuz mer de daha dikkatli, stelik daha az somurtkan olabilirdi, ayet iki haftalk vasat muhabbet, vasattesi seks sergzetinin ardndan Amerikal ikinci kz arkada Elaine yarm saat kadar nce aralarndaki bu eyden bir ey kmayacan sylememi olsayd. Bu yzden de her ne kadar ilk bakta arc ile mer arpm gibi grnseler de, esas arpan arcnn sat yapt dkknn sahibi ile Elaine'di. mer elinde (arcnn ald) yeni bir fincan kahve, pantolonunda kocaman kahverengi bir leke ve yznde daha da karanlk bir ifadeyle dkkndan ktnda arka arkaya sigara iip Alabama 3'n Mansion of the Gods {Tanrlarn Maliknesi) arksn tekrar tekrar dinleyerek bir mddet yrd. Biraz neelenmek iin kendine gzel bir yemek smarlamaya niyetlendi, sonra ev arkadalarnn da yiyebilecei gzel bir eyler almakta karar kld. Abed'e 110 hediye olarak bir Fas lokantasndan "kuzu etli kuskus" ve incir tatls ald, yaknlarda bir yerde mensnde paella olan bir yer bula-madysa da "salal biftekli tako"nun Piyu'yu Alegre'nin yaptklar kadar mutlu edebileceini umuyordu. Kendisi iinse ie krmz arap ald. "Eee neyi kutluyoruz?" Piyu o yumuak gamzeli glyle gld. Aslnda daha sekiz gn vard ama yine de birinci ay dnmlerini kutlamaya karar verdiler. Yemek masas sadelii ve atafatszl-yla samimiydi. Piyu'nun hayret dolu baklar altnda, Abed mer' in ikisini, mer ise Abed'in imemesini grmezden geldi. Mslman memleketlerden gelenlerin yurtdnda yan yana dp de o srada, hatta belki asla yzlemek istemeyecekleri kadar keskin ayrlklar olduunu hissettiklerinde birbirlerine kar takndklar o yar hogrl, yar umursamaz sessizlie brnmt ikisi de. Yemek srasnda, her biri bir ncekinden keyifli hikyeleri arka arkaya anlatan mer hi de sabahlan olduu gibi aksi grnmyordu hatta ikinci ieyi de devirdikten sonra iyice alm, galeyana gelmiti. Ama ok gemeden pek o kadar da elenceli olmayan eylerden, gemiteki aclar ve kabahatlerden, gelecektekilerin ona verdii korkudan bahsetmeye balad. Ruh halindeki bu ani deiiklik grnd kadar sebepsiz deildi, sadece arabn marifeti, hatta Elaine'in sebep olduu burukluk da deildi. Bu geiin sebebi ruhunun derinliklerinde baka bir yerde konumlanmt. Her ne kadar zaman zaman kendini Trkiye'den kopuk hissetse de, mer iinde byd kltrel ethosu bilerek ya da bilmeyerek iine sindirmiti. ok glenin ok alayacana inanan,

fazla ya da yksek sesle glmenin iyi olmadn, hatta uursuz olduunu tleyen, zira bu nee saanan bir elem saanann takip edeceinden korkan bir ethos. Gzlerinden yalar gelene kadar glersen sana u basit gerei unutmaman tavsiye eder bu reti: "gz yaarana kadar glmek" glmekten ziyade alamaya yakndr. Ama birinin korkulardan, evhamlardan bahsettiini dinlemek onu esnerken seyretmeye benzer. Daha onunkiler bitmeden bir de 111 bakarsn sen kendininkileri saymaya balamsn. ok gemeden Abed'le Pyu da Kader'in onlara ne oyunlar oynayaca konusunda kafa yormaya balamlard. Yine de masaya boca edilen eit eit endielerin en byk paydas "yabanc memlekette yabanc olmak" olduu iin bir sre sonra konuma ortak ilgi alanlarna yneldi: "Amerikallar!" "Ktphanenin her yerine yaptrdklar u fosforlu sar DKKAT DKKAT bantlarn grdnz m? Birilerini bakladlar filan sandm," dedi Piyu. "Meer neymi, insanlar yamura kar uyar-yorlarm! "MERDVENE DKKAT! yazyor merdivenlerde, DKKAT ALAK TAVAN! levhas var renci leri'nin tek tek btn katlarnn tavanlarnda. Kahve bardaklarnn zerinde DKKAT SICAKTIR! meyvelere yaptrdklar kartmalarda OLGUNLAINCA YUMUAR! yazyor. Arabalarn yan aynalanndaki etiketlerde Aynadaki nesneler grndklerinden daha yakndr uyars var, halk otobslerinin kaplarnda alabilecekleri belirtiliyor! Herhalde sadece Amerika'da KAR KAYGANDIR diye bir uyan ile karlaabilir insan..." "Ben en ok, en ufack kytrk eylere dahi cmn cc isimler vermelerine hastaym," dedi Abed elinde bir tomar renkli eritle odasndan dndkten sonra. Ak tonlardan koyu tonlara doru sralanm her erit deiik bir renge ayrlmt. "unlara bakn. Evlerini dekore etmeyi planlayan insanlar kullanyor bunlar. Bunlar bulduum dkknda yzlercesi var. Her bir tona acayip bir isim takmlar!" Bej rengine l afa Yanks, kahverenginin koyusuna ocukluun Kum Kaleleri, ak maviye Gksel Bulmacalar, toz pembeye Yastk Muhabbeti, beyazn bir tonuna Dnms Gibi, crtlak turuncuya Aron 'un illeri... ismi verilmiti. eritlerin zerindeki tuhaf isimlere bakarken de hayretle balarn sallad: "Amerikallar!" Hi byle bir niyetleri yokken, kendiliinden, sohbetlerini "Amerika'da Amerikal olmamann zorluklar" ismindeki ortak renkle boyamaya balamlard. Ayn rengin biraz daha koyu bir tonuna "Gndelik Hayatn Zorluklar" denebilirdi. Bda'nn temel 112 retileri dnya apnda yabanclarn sorunlar iin de geerli olsa gerek. Zira burada da Bda'nn dedii gibi "en basiti baarmaktr en zor olan". Telefon konumas yaparken, bu sefer doru alan kodunu evirdiine, doru paray doru zamanda attna yzde yz emin olduun halde mekanik hanmn "zr-dileriz-konumanz-tamamla-namamaktadr" mantrasn yinelediini duyunca cinnet getirmemek mesela. Srekli baka zel kartlarla kansan bir zel kartla alan fotokopi makinesini nasl altrmal, satc kadnn delici bakla-n altnda hangi ekmekiin zerine (yirmi ksur eidi var) hangi peyniri (vitrinde on ksur eidi var) istediine nasl hemen karar vermeli, penisindeki kanty eczacya nasl anlatmal... gndelik hayatn ylankavi patikalannda salnrken sabahtan akama, rutinin basit ama bir o kadar alengirli makinesini nasl yrtmeli ve en ufak eyleri yanl yaparken tekrar tekrar budala gibi grnmemeyi nasl baarmal? nsan en fazla kk dren, her eyden ok mahcup eden ite bu basit gndelik hayatt. "Buraya geleli daha bir ay olmamt," diye mmldand Abed bir itirafn

eiinde. "Domates almak iin spermarkete gittim. Sonra domateslerin nnde sohbet eden iki k hanm grdm. Onlan rahatsz etmemek iin markette dolamaya baladm, tabii ihtiyacm olmayan bir sr ey aldm ama dndmde hl oradaydlar. Tekrar yanlarna geldiimi grnce konumay brakp, bir tehdit-miim gibi sabit gzlerle benim hareketlerimi seyretmeye baladlar. Gzlerinden okunuyordu byle dndkleri. Bozuntuya vermeden domates semeye baladm ama hl bana bakyorlard. Sonra korkun bir ey oldu. Tanrm, burnumdan nefret ediyorum! Bir domatesi almak iin ne" eildim, aniden burnumun aktn grdm, kadnlarn da grdnn farkmdaydm, panikledim, kt mendilimi bulamadm, daha beter panikledim, kala gz arasnda smm domateslerin zerine akverdi. Ouaghauogh! ok utan vericiydi. O anda tek grdn seni nasl grdkleri. Arap'a benzeyen pheli bir adam yaklayor, burnu domateslerin zerine akyor, kesin Arap!" 113 Piyu'yla mer, ikisi de onun ne demek istediinin kendince gayet iyi farknda, dostane glmsediler. Onlara bu olay anlattna memnun olan Abed biraz rahatlam grnyordu. Ama anlatmad eyler de vard. k bir kafede otururken ieri bartl Mslman kz girdiinde ne kadar tedirgin olduunu kimseye anlatamazd mesela. Kzlardan birinin kucanda bebek vard, gencecik bir anne. Onlar grd andan itibaren Abed bir gzyle onlarn hareketlerini, teki gzyle dier mterileri takip etmeye balamt. Etraftakilerin kzlara bakp bakmadn, bakyorlarsa ne grdklerini zme merak yznden kendisinin gzlerini kzlara dikmesi ironikti bir bakma. Sonra kzlar hararetle muhabbete devam ederlerken bebek annesinin kucandan inip, teki masalarda ne olduunu kefetme hevesiyle yerde emeklemeye balamt. Kt bir ey olmamt. Olaand bir ey yoktu. Bir sre sonra anne bebei yerden alm, sonunda kzlar aylarn bitirip kalkmlard. Kimse onlara kt ya da dmanca davranmamt. Abed'in kendine aklayamad ey Mslman kzlar kafeden kana kadar hissettii inanlmaz gerginlikti. Amerikallarn gzne nasl grndklerini grebilmek iin Abed kzlara, bilhassa da anneye yarglayan nazarlarla bakm, bebein kirli yerlerde emeklemesine izin verdii iin ona sinir olmutu. Hayr, bu hadiseyi anlatmayacakt ev arkadalarna. Ayakkab ald dkkna gidip her ay muntazaman ikyette bulunan arkada Cemal'den de bahsetmeyecekti keza. Cemal'in bunu yapmasnn tek nedeni her seferinde dkknn ayakkablar geri alp ona yeni bir ift ayakkab vermesiydi. Abed, Cemal'in tketici haklan sistemini -rasyonel kapitalist Bat dnyasnda nice gayri-Batlnn irrasyonel bulduu bu sistemi- smrmek iin duyduu doymak bilmez arzudan ne kadar utandn da karmayacakt azndan. Skntl bir sessizliin ardndan mer mrldand: "nsan yabanc oldu mu kendisi olamyor artk. Bakalarnn gznde bir ulusal kimlikten ibaretim artk. Kendim hari her eyim." Bu hissini onlarla paylamak gzeldi. Ama bir ay nce Tracey' le sevimeye baladklarnda bana gelenleri asla anlatmayacakt onlara. Bir ara mer hl kzn zerindeyken cebinden bir prezer114 vatif karm ve kulana fsldayarak takmasna yardm etmesini istemiti. Ama kz birden geri ekilip suratn asmt: "Trk prezervatifi mi bu? Takmadan nce delii var m kontrol et." aka myd? Ciddi miydi? mer bunun cevabn bilemiyordu. Tek bildii kendisi hi alnmam numaras yapsa da penisinin ondan daha drst davrand ve Trk prezervatifi iinde hzla bztyd. Hayr, bu meum hadiseden ev arkadalarna bahsetmeyecekti. "Latinler iki arada bir derede. Bu lkenin bir paras haline gelmiler

ama bir bakma pek kaynaamamlar. Herkes diyor ki btn gmenler burada tutunuyor, Hispanikler neden baansz? Alegre anlatt, dokuz yandayken mdr annesine bir mektup yollayp okulda hi ilerleme kaydedemedii iin evde ocukla ngilizce konumalarn, spanyolcay askya almalarn rica etmi. La Tia Pie-dad bunu duyduunda meseleyi yle ciddiye alm ki Alegre yanlarndayken ailedeki herkesin ngilizce konumasn buyurmu. Dnebiliyor musunuz? Ahora we speak con la niiia in English1. Dil Amerika'da kudret demektir. Latinler bunu herkesten iyi bilir. itilmek istiyorsan sylediini galibin diliyle sylemelisin!" Piyu bu ksknl iinden att iin rahatlam grnyordu ama kendine saklamay tercih ettii eyler vard. Alegre'yi ve teyzelerden oluan geni ailesini ne kadar severse sevsin zaman zaman detlerine ayak uydurmakta zorlandn ve kendi kltrn kesinlikle Avrupa medeniyetinin bir paras, hatta onun biraz donuk zevkini renklendiren bir unsur olarak gren, gayet yetenekli bir spanyol olarak zaman zaman buradaki Hispanik cemaatlere, bilhassa da Tex -Mex detlerine kendini inanlmaz uzak hissettiini asla itiraf edemezdi. Danslar, doum gnleri, barbekler, evlilik yldnmleri, tombala ekilileri... bir araya gelmek, sosyallemek iin hibir frsat karmyor gibiydiler. Piyu'nun nasl ayak uyduracan kestire-medii, aslnda ayak uydurmak isteyip istemediini dahi bilmedii bir tempoydu bu. Hayr, bunlardan bahsedemezdi ev arkadalanna. "Madem derdimiz ortak birbirimize yardm edebiliriz!" mer, yz manik bir alevle yanarak sandalyesinden kalkt ve arkasndaki kitaplktan tula gibi bir ngilizce-ngilizce szlk alarak kupa115 stn kaldran gururlu bir ampiyon gibi bann zerinde tuttu. Yapmak zere olduu teklifin ehemmiyetini daha iyi verebilmek istercesine derin bir nefes ald. "Gndelik hayatmzda az sayda ngilizce kelime kullanyoruz. Daha fazlasna ihtiyacmz var. Daha fazla kelime, daha fazla g demek!" Piyu'yu dinlerken aklna gelen ey, kiiyle oynanacak bir kelimeler oyunuydu. Srayla birisi bir kelime soracak, dier ikisi de o kelimenin e anlamls ile zt anlamlsn bularak rnek cmlelerde kullanacakt. Bir skor tabelasnn da yardmyla oyunu gayet ekimeli bir hale getirebilirlerdi. "Ya dier iki kii kelimenin anlamn bilmezse?" diye sordu Pi-yumer omuzlarn silkti: "O zaman soruyu soran btn puanlar toplar." Ama zaman getike bu kuraln fazlasyla sorunlu olduu ortaya kacakt. Srf puan toplamak uruna sorular rndan kabili-yordu. Bu yzden de sonraki gnler ve haftalarda kendi istekleri hilafnda baz bitkiler ve bceklerin karncalara cazip gelmesine myrmicophilism; bir boaltma havzasnda balklarn nehirde aa yukar hareket etmelerine potanadromous dendiini; floccinaucini-hilipilification kelimesinin bir eyin deersiz vr zvr olarak kate-gorize edilmesi olduunu; zeri msrlarla kapl harfleri bir tavuun yemesi esasna dayal fal bakma yntemine birilerinin alectryo-mancy adn taktn; copoclephily diye bir kelime olduuna gre bu gezegen zerinde reklam anahtarlklar toplayan insanlar bulunduunu ve oyunu bu ekilde oynamay srdrrlerse hepsinin ses-quipedalianism, yani uzuuun kelime kullanma tutkusundan mustarip olacan kefettiler. Bu durumda iyice zvanadan kmasn diye baz kurallarn deitirilmesi gerekti. Yerine yeni bir kural kondu: el-insaf kural! Yeni dzenleme gayet sarih ve basitti: Soruyu sorann Allah akna biraz insafl olmas bekleniyordu. 116

Ebediyen Piirmek Bir sonraki seans iin yemek piirmesi istenmi olmasayd dahi, Alegre klinie dnerken gene srekli yemek ve yiyecek dnecekti. Yemek onun dnce uulannda daima business-class yokuuydu, hep n sralarda, dier yolculardan daha ayrcalkl, daha itibarl. Ayrca yalnz yolculuk etmeyi sever, kalabalklar arasnda hi rahat edemezdi. Ne de olsa Alegre bakalarnn yannda nadiren yemek yerdi, zellikle de yeterince yabanc deillerse. Arkadalar ve akrabalaryla ayn masaya oturmaya mecbur kaldndaysa yemeini yer ama bu yal yk yemekten hemen sonra vcudundan dar atard. inde yuvarland bir fasit daire ise bu, sregiden tekerrrn gayet iyi farkndayd, ne kadar az yerse o kadar ok yemek dndnn, bunun da onu inanlmaz miktarda dk kalorili yiyecek yemeye sevkettiinin, neticede bu yiyeceklerin byk miktarda karbonhidrat ve bol bol sululuk rettiinin, bu yzden de kusulmalar gerektiinin ama onun ardndan kendini daima temiz ve daha da a hissettiinin ve sil batan yediinin farkndayd elbette. Sorununu biliyordu ve kesinlikle gafil deildi. zerinde alyordu. Ruhunun inaat dur durak bilmeden devam ederken ona gerekten faydas dokunan bir ey vard: bakalann beslemenin zevki. Kate'in orba Evimdeki evsizleri beslemekten memnundu, las tias, yani teyzeler ve halalar iin sk sk yemek yapard, Piyu'yu doyurmay her eyden ok severdi, tabii daima a olan ev arkadalar ve elbette Arroz vard bir de. Alegre hibir yemek yapma arsn geri eviremezdi. te otobs durandaki ilan grd srada ahlk tarihi ksaca byleydi. 117 YARDIM! YARDIM! YARDIM! isteniyor, 12 Ekim Cumartesi akam evimde yaklak 20-30 kiiye vereceim bir partide saat 6 ile 10 arasnda, yaklak drt saatlik yardma ihtiyacm var. Samimi bir toplant olacak! YEMEK konusunda yardm edecek birini aryorum, istediklerim: basit parti yiyecekleri, kokteyl aperitifleri, brekler, in brekleri, peynir kfteleri, sizin nerebileceiniz lezzetli ve gzel (ve fazla pahal olmayan) her ey. Emeklerinize karlk en az 4 saatlik cret deyeceim. 3aat creti dol gundur. lgileniyorsanz ltfen beni arayn. Sadece ciddi ahlar bavurmaldr. Bu ilanda Alegre'nin en ok ilgisini eken byk harfle yazlm kelimelerdi: YARDIM ve YEMEK. Bu iki kelime zaten senelerdir bilinaltnn kefedilmemi derinliklerinde kusursuz bir ikili oluturduundan hi tereddt etmeden ilandaki telefon numarasyla adresi bir kenara not etti. * Abed tam aydanl altrmaya gidiyordu ki panik iinde durup geri kamaya alt. Ama nafile, ge kalmt. Mutfaktaki kz onu grmt bile. Bir dier di-fras-sahibi tarafndan tespit edilmiti. "Gnaydn!" diye ltl bir selam gnderdi kz. ki buuk ay mer'le ayn evde yaayp, onunla ayn banyoyu paylatktan sonra Abed bir di frasnn sradan bir nesne olmadna iyiden iyiye kanaat getirmiti. Bir kere her eyden nce modern bir kz arkadan eyiziydi di fras. mer'in boazna kadar iine batp kt bu duraksz flrtler dolambacnda banyodaki yeni di fras yepyeni bir macerann baladn mjdeleyen bir ulakt. Hep di fralaryla gelirlerdi nk. Hep nden gelirdi di fras. Dier btn eyler, temizleme pamuklar, losyonlar, nemlendiriciler, yulaf ve bilmemne maskelerinden sonra srlen avoka118 do ve yaban ahududu tonikleri ve Dutun o eeraeu ne uugu uc-

lirsiz sv toz ve kremler di frasn takip ederdi. Ancak ne hikmetse ilk gelen en son giden olurdu. Her nedense kz arkadalar ayrldklarnda di fralarm asla almazlard. Bu yzden de ilikilerin baladklarm anlamak kolay ama bittiklerini kavramak daha zordu. Kozmetiklerini yanlarna alr, di fralarn brakrlard. Abed banyoyu mer'le paylamaktan nefret ediyordu. Yine de duruma katlanabilirdi, tabii eer di-frasmn-ardndaki-yzle-karlama safhas olmasa. Ama artk bundan kurtulu olmadn biliyordu. "Selam ben Lynn!" dedi mutfaktaki kz glerek. Ayanda yrtk bir kot vard, alt dudanda bir piercing. "Merhaba Lynn," dedi Abed zoraki glmseyerek. Bana gelecekleri bu kadar iyi bilmese daha iten glebilirdi kukusuz. "Sen de... Halid olmalsn!?" Hadi bakalm, yine ayn ey! Belli ki mer, kz arkadalarn ya da kz arkada olmas muhtemel olanlar eve getirmeden nce onlara ev arkadalanndan bahsetmeyi alkanlk haline getirmiti. Her ne anlatyorsa, kzlar eve gelip de Abed'le karlatklarnda, anlalmaz bir sebepten tr bata ad olmak zere onun hakknda sahip olduklar pheli bilgileri ifa etmekten kendilerini alamyor-lard. Adn doru hatrlasalar ya da hatrlayamadklarnda hi olmazsa sorma zahmetine girseler bu kadar kt olmayacakt netice. Ama sormak yerine tahminde bulunmay tercih ediyorlard. Bir at yapmay. Rasgele bir at. Srf akllarna esen ismin tortusu kulaklarna zaten orijinali kadar yabanc geldii iin serbeste uydurma hakkn kendilerinde buluyorlard. "Dorusu Abed," diye dzeltti, talimli bir nezaketle ve harfleri tek tek sayd. Bu kz arkadalar silsilesinde en beteri ilkiydi. u MT rencisi salk-dkn, uzun boylu, esmer kz. Onun gibi toksik-madde-siz bir kzn nasl olup da sigarac, ikici, kimbilirdahaneci mer'le anlaabildii Abed'in zmeyi basara nad bir bilmeceydi. Uzun srmemesine armamt. Geri mer'le kimsenin ilikisi uzun srmyordu ya neyse. O kzla karlamak sonradan gelenlerle kar119 5.a$maft.uu uam sarsc omutu Abed iin. Muhtemelen zamanla durumu kanksad, evde tanmad kzlarla burun buruna gelmeye, banyoda baka baka di fralar grmeye alt iin. Ama ilk bata Tracey onu gafil avlamt. O sabah Abed mutfakta sknetle nane aynn kaynamasn beklerken, bu kz nefes nefese ieri dalp "Merhaba! Ben Tracey..." diye barmt kesik kesik. Koudan filan dnm gibi bir hali vard. "Sen de... Law-ren-ce olmalsn?!" Abed, surat hayretten arplm vaziyette bakakalmt ona, aydanlk tmeye balamasa daha epeyce yle duracakt. Bir yerlerde bir karklk olduu besbelliydi ama kzn daha neleri birbirine kartrdn merak etmiti. nsan beyninin haritalanmam kylar ona bir oyun oynayp, grd bir Arap' Arabistanl Lawrence'^ ilitirmesine mi neden olmutu? Abed'in bunca zaman sonra dahi bulabildii yegne akla yatkn aklama buydu. Dier kzlarn hibiri bu kadar umamt ismini kafadan atarken. Dorusu Tracey'le kyaslandnda dierleri baya yaklam saylrd. Abed'in onlarla bir alp veremedii yoktu aslnda. Hatta baka bir yerde, bunun dnda bir balamda karlasalar ilerinden bazlaryla iyi arkada bile olabilirdi. Ancak bu zel koullarda, iki tarafn da ilgisi aslsz, hatta sahte olmak durumundayd. nk ne Abed'le Piyu, ne de kz arkadalar gerekten, itenlikle konuuyorlard; sadece rutin bir nezaketin ya da nazik bir rutinin urupsu kelimelerini kullanyorlard. lk bata btn kz arkadalar Abed, Piyu ve hatta Arroz'u sadece yeni erkek arkadalar dolay-myla, yani onun fazladan

uzantlar olarak alglyorlard. mer'le bir iliki yaamaya baladktan sonra onu, arkadalar, akrabalar, hobileri ve dier sahip olduklaryla birlikte bir btn olarak kucaklyorlard. yi pimi bir biftek siparii vermeye benziyordu bu, yanndaki patates presi ve brksel lahanasn da seve seve kabul ediyorlard. Belki de daha ok kaynaabilmek iin hepsinin tek ihtiyac biraz zamand. Ama hibir ilerleme kaydedilemeden, Piyu, Abed ya da Arroz daha iyi bir role terfi edemeden iliki sona eriyor, kozmetikler gidiyor, derken ksa bir durgunluk hasl oluyor, onu da banyodaki yeni bir di fras takip ediyordu. Bu yinelenen tarihi 120 gz nnde bulunduran ve ngrlebilir bir gelecekte herhangi bir iyileme umudu olmayan Abed, Lynn'in sohbet giriimlerini kibarca ama kararllkla savuturdu ve hzl tarafndan demledii bir aydanlk dolusu nane ayyla odasna geri kotu. 121 ikolatal Pastadaki Zehir Boston'da saat 15:30'u, stanbul'da 22:30'u, Madrid'de 21:30'u, Marake'te 20:30'u gsterirken Alegre, alet antasyla ie giden bir musluk tamircisi gibi antas yemek kitaplar ve en sevdii baharatlarla dolu vaziyette parti evine vard. Kapy ald ve bir yabancya glmsemeye hazrland. Ama kapy aan tandk biri olacakt. Te-rapik okuma grubundaki u kzl sal kadn. aknlktan ziyade huzursuzlukla birbirlerine baktlar. Aslnda ayn terapi grubundan olanlarn darda asla karlamamas gerekir. Grup terapilerindeki kiilikler ve olaylar daima, en azndan ksmen, kurgusal kalmaldr; gerek hayatla benzerlikler rastlantsal olsa da rastlanlmamas daha iyidir. Terapist iin de ayn ey geerlidir. Terapistinizi, kar-nbahar alana indirim yaplan bir spermarkette ynn iinde bezgin bezgin nc karn bahar semekteyken ya da bir eczanenin raflarnda heyecanla Vajina Nemlendirici Jel aramaktayken grmemelisiniz asla. Terapistler gndelik hayatn usul usul dnd kamusal alana kesinlikle girmemelidirler, terapi-dalar da. Ama karlamlard ite. Yzlerinde yarm bir somurtmayla tamamlanan yarm bir tebessm, kapda durmu birbirlerine bakyorlard. Hemen ardndan, yine ayn anda, hzl bir bellek yoklamasna giritiler. ki kadn da dieri hakknda bildii eyleri hatrlamak iin belleklerindeki karman orman dosyalar gzden geirdi. Ama ikisi de pek az ey bulabildi. Kapy aan kadnn Alegre hakknda hatrlayabildikleri isimleri birbirine benzeyen bir sr teyzesi ve eitli sorunlar yaad bir erkek arkada olan ar zayf, ufak tefek, gzlerinin alt torbal Katolik bir kz olduu, gnlklerini yenilemeyi ihmal ederek Connie'yi daima hayal krklna uratt ama ayn zamanda yemek piirme sras kendisine her geldi122 inde harika eyler yaparak grup yelerine ziyafet ektiiydi. Onun hakknda btn bilip bildii bundan ibaretti. Alegre'ye gelince karsndaki hakknda tek hatrlad, bembeyaz tenli, kocaman kulakl, kpkzl sal, fazlasyla asabi, Debra diye biri olduu, sann nndeki inek yalam ters tutamn onu olduundan daha cana yakn gsterdii, yakn bir kz arkadayla baz sorunlar yaad, artk onun tarafndan sevilmemeye dayanama-d (ki Alegre bunun neden sorun olduunu anlayamyordu) ve belirsiz bir sebepten dolay muz ya da ikolata yiyemediiydi. Hepsi bu. Alt aydr paylatklar seanslar boyunca Alegre'nin bu kadna gsterdii btn ilgi bu kadard. "Ne ho tesadf," dedi Debra zoraki bir neeyle, "ok sevindim. Ne

kadar iyi bir ah olduunu biliyorum." Deiik bir hali vard, okuma grubundakinden ok daha kendine gvenli grnyordu. "Senin iin bir sakncas yoksa almaya hemen balayalm, zaman geiyor ve hibir ey hazr deil." Alegre'yi soktuu ivit mavisi mutfak duvardan duvara paketler, kutular, konserve kutular ve kavanozlarla doluydu, gda, gda, gda. Misafirlerin yediden sonra gelecekleri ve byk olaslkla sekiz buuk civarnda kurt gibi ackacaklar sylendi. Toplam yirmi iki kii bekleniyordu. "Biz de iki kiiyiz. Doyuracak yirmi drt boaz eder. Ne dersin? Baarabilir miyiz?" Ama ok gemeden onaya kaca zre "biz" diye bir ey yoktu. Sadece Alegre vard. Kendi ahlk tarihinde bu kadar ksa srede, bu kadar ok insan iin bu kadar ok yemek piirdii olmamt hi. Yine de yiyecek konusunda kendisine byle muhta olunmas sinirlerini yattrm olacakt nk kendini bu iin altndan kalkmaya tamamen muktedir hissediyordu. O malzemeleri incelerken Debra Ellen Thompson da onu inceleyecek vakit buldu. Alegre'nin deiik bir hali vard imdi, okuma grubunda olduundan daha az rkekti. Gerekten de kendinden emindi Alegre, hatta Debra nihayet mutfak kapsnn teki tarafndaki srekli mzldanan kadn sesinin yardmna koup onu mutfakta yalnz braktnda kendine gveni 123 iyice artacakt; dardan gelen sese baklrsa biri oturma odasn akam iin derleyip toplamaya alyor ama aslnda bu ii yapmak istemiyordu, hem de hi. Alegre mutfakta tek bana kalnca oturma odasnda olanlar hi merak etmedi, tpk evin geri kalanyla ya da misafirlerin nasl insanlar olduklaryla ilgilenmedii gibi. O olmak istedii yerdeydi: mutfakta. Baka birine ait olsa da onun mutfayd buras artk. Tek bilmek istedii tam olarak ne piirmesinin istendiiydi. Ama kimse bu konuyu akla kavuturmak iin gelmedi. Onun yerine ieri komik, bask burunlu, ar uzun tyl, duman grisi tombul bir kedi girdi ihtiamla, hemen onun arkasndan da ne iler kartrdn anlamak iin yine ayn trden, tekir ve belki daha az marur bir baka kedi geldi. Evsahiplerinin ona nasl bir men istedikleri konusunda ipucu verecek kadar sorumlu davranmasn beklemekten ve kedileri seyretmekten sklan Alegre bu yiyecek gemisinin tek kaptannn kendisi olduuna ve karar vermenin de kendisine dtne kanaat getirdi. Buzdolabnda bulduu kei peynirini pidelerin zerine ufalad. Dolaplarda bir sr ton bal konservesi buldu ve bunlardan bol bol ehriydi ton bal fet-tuccine yapt. Buzluktaki kyma abucak kfteye dnt; tezghn zerindeki lahana barbunyal lahana salatas oldu; artk msrlarn bir ksm puding, geri kalan msrl kabak sotesi halini ald. Patatesler her zamanki gibi fazlasyla ie yarad. Alegre onlar halad, kzartt, frnlad, ezdi, zerlerine eit eit baharatlarla soslar dkt. Geri kalanlar domuz pastrmas ve peynirle doldurdu. Dolaplarda bulduu tako soslarnn hibirini fazla tutmasa da tavuklu burri-tos doldurdu. Fstkl banma sosu ve tavuk cierli brek hazrlad. Bildik aperitifleri sralad - sarmsak soslu karides, s salata ve peynirler. ki koca kse cevizli Sezar salatas ve birilerinin btn bunlara ramen a kalmas ihtimaline kar yirmi drt tane hindili klp sandvii yan yana dizdi. Geri kalan yumurtalarla limon suyunu limon kremal turta yapmakta kulland. Buzdolabnda grd yn yn muzla da muzlu turta yapmay planlyordu ki, yorgunluktan bitkin dt iin oturup biraz dinlenmesi gerekti. Bu yiyeceklerin hibirini deil yemek tatmak dahi istemiyordu. 124

antasn dolduran krmz greyfurtlar kard ve inerken hesaba balad: 11 krmz greyfurt, her biri 70 kalori, toplamda 910 kalori! "u hale bak, inanamyorum!" Debra Ellen Thompson iki ksur saattir admn atmad mutfaa girdiinde barmaktan kendini alamamt. Tezghn zerindeki her yemein karsnda konuk selamlar gibi tek tek saygyla durdu. "Tanrm, ne diyeceimi bilemiyorum. Muhteem bir i karmsn. Bu mthi! Mthi!" Ama kendisi "mthi! mthi!" grnmyordu hatta "mthi!" bile grnmyordu. Daha ziyade saatlerdir alyormu gibi grnyordu. "Sen iyi misin?" diye sordu Alegre kala gz arasnda greyfurt kabuu ynn ortadan kaldrarak. "Evet... aslnda hayr... ev arkadamn can son zamanlarda ok skknd, onu neelendirmek iin mutfa ivit mavisine boya-dm... en sevdii renk... ama pek ie yaramad, sonra bir parti vermenin iyi bir fikir olacan dndm ama ne kadar salaklk ettiimi imdi anlyorum... bu kalabalk ona iyi gelmeyecek." Alegre ona, ev arkadan mutlu etmesinin neden bu kadar nemli olduunu sormak istedi ama birden bu yorumun fazlasyla Connie-vari olacan hissetti. Hem gerekten de ene alacak zaman deildi. Misafirler gelmeye balamlard bile. Btn tepsilerle tabaklar oturma odasna tandktan sonra Alegre mutfakta yine yalnz kald. eri girip insanlarla tanacana ve onlarla birlikte yiyeceine sz vermiti Debra'ya ama son anda yan izeceini gayet iyi biliyordu. Mutfa toplamay, tezgh temizlemeyi, pleri atmay, birka tava ovmay tercil etti. Sonra ierideki seslerin dingin bir mzik eitlemesine, neeli sohbetlere, hafif akalara, en gaflara oalmasn dinleyerek greyfurt daha yedi, 210 kalori daha; giderek deiti sesler, ara sra sinirli alaylar, aksi atmalar da almyordu kulaa. Derken bir yerlerden davul sesleri ykseldi ve fonda alnan mzik aniden hzland. erdeki herkes ayn anda dans etmeyi zplamakla, zplamay da tepinmek ve hoplamakla kartrmaya karar vermiesine zangr zangr sarslmaya balad ev. 125 Saatler Boston'da 23:33, istanbul'da 06:33, Marake'te 04:33 ve'Madrid'de 05:33' gsterdiinde Alegre mutfaktan kp parasn talep etme zamannn geldiine karar verdi. Dikkatle kapy ap ieri bakt. Ama bakt ey alt saat nce orada grd oturma odasyla o kadar alakaszd ki alacakaranlk kuana girdiini ve bu eikten baka, bambaka bir eve, yamalanm bir kye getii hissine kapld. Debra grnrlerde yoktu. Alkole doymu yzler, esrardan bulanm baklar ve bitkinlikten ar ekim sallanan bedenler grd, baz iftler aslnda durup ayrlmak istiyorlarm da grnmez bir el onlar sonsuza kadar birbirlerine yaptrm gibi bezgin, baygn bir. salmmla hl dans ediyorlard; bazlar divanlarda ya da masann etrafnda alak sesle krk dkk muhabbet ediyorlar, bir zamanlar mthi! mthi! olan yiyeceklerden arta kalanlar trtklyorlard. Alegre temkinli admlarla odada dolat ama kimse onu fark edecek kadar uyank grnmyordu. Btn bu insanlarn byk bir ok yaamlar da etkisini zerlerinden atmaya alyor gibi bir halleri vard. Alegre mutfaa dndnde orada karlat sahne, oturma odasnda geride brakt sahneden de hayret vericiydi. Dizlerinin zerine km, ban frnn iine sokmu bir kadn vard mutfakta. Frn yeraltna giden gizli bir geitmi ve kendileri de kadnn peinden o leme gitmeye hazrlanyormu gibi yannda duruyordu kediler. "Af-eder-siniz," diye kekeledi Alegre zar zor duyulan bir sesle. Ama frndaki kadn onu duymu olmalyd ki hemen dar kt, en azndan kmaya alt ve bu arada kafasn da arpt.

"Ay, dm kopardn! Sen kimsin?" dedi atlak bir sesle, nihayet bacaklarnn zerinde dorulmay baardnda. Ama senra buz mavisi gzleri ani bir hatrlamayla parlad. "Ha kim olduu u biliyorum! Debra Ellen Thompson'n koruyucu meleisin. Alegre'ydi deil mi? Parti kurtaran Alegre! Mucizeler Azizesi!" "Sen... orada... ne yapyordun?" demekten kendini alarmd Alegre, pheli pheli tekinin bana bakarken. Gen kadnn zifiri kara salarndan uzun sapl, gm bir kak arkiye du ve tu126 haf, hayli keskin bir kokusu vard, ey... gaz gibi. "lyordum ama grne gre baarsz oldum," dedi beriki srtarak, elindeki bira kutusunu, Alegre'nin de elinde bira olsa to-kuturacakm gibi havaya kaldrd - ama Alegre, elinde bira olsa bile neye itiklerini bilemeyecekti, "lmeye" mi yoksa onun bunu baaramamasna m? "Belki de baarsz olmammdr... sen gerek bir melek olma-yasn sakn?" Alegre gergin bir soluk sald burnundan, duyduklarndan sonra dnebildii yegne tepki bu olabilmiti. "lmediine sevindim," diye mrldand itenlikle. "Debra'nn nerede olduunu biliyor musun?" "Yooo, sakn o hataya deyim deme!" Kz sandaki ka savurarak ban dalgn dalgn iki yana sallad. "Onun ad Deb-ra-El-len-Thompson. Sakn yansn syleyeyim deme! Kzar sonra!" Alegre'nin yz afallamayla mcadele etmeye altysa da hemen kaybetti. Yzndeki ifade kadar akn bir tonlamayla sorma gerei hissetti: "Siz... sen onun arkada msn?" "Arkada mym!?" Kzn tiz kahkahas biraz daha bira imek iin susana kadar devam etti. "Bir dneyim... yleyim herhalde... yok ama, daha fazlasydm... ama artk deilim... demek ki artk arkadaz... herhalde." Alegre konuyu deitirme teebbsnde bulundu. "Kediler ok tatl. simleri ne?" Ayaklarna yapm kedilere bakarken yz yumuad kzn, konutuunda sesi de bir para yumuamt. "Bu gzeller gzeli West," dedi ark syler gibi, hayli tombul, hayli tyl duman grisi kediyi bir an bann zerine'kaldrdktan sonra burnundan aprdatarak pt. Gz hizasna geldiklerinde kzla kedi bir-iki saniye tmyle hareketsiz kalp birbirlerinin gz bebeklerine baktlar. Sonra onu usulca yere brakp teki kedinin ban okad kz. "Bunun ad da The Rest. Bu yzden ona daha kt, hor davranyoruz." "Artk gitsem iyi olacak," dedi Alegre tedirginlikle paltosuna bakarak. "Tantmza memnun oldum." 127 "Hayr olmadn. Laf olsun diye sylyorsun Alegre, ama olsun," diye lafn kesti kz, aniden hkrmaya balamt. "Dur daha gitme. Debra hck Ellen Thompson' bulup hck paran al nce. Bu gece hck harika i kardn. Cann sktm iin gerekten zgnm hck, cidden. Harika bir hck ahsn. En iyisi!" Sesini sr verir gibi alaltt. "Ben de bir pasta yapmtm, hck, muzlu ve ikolatal, en sevdiim hck pasta, kalsa sana da. verirdim. Misafirler bayldlar!" Sadece kendisinin anlad bu akaya ks ks gld. Alegre ona bir bardak su verdi. Kz nefesini tutup sol elindeki sudan bir yudum, sonra sa elindeki biradan daha da byk bir yudum ald. Saygl bir sessizlikle bir hkrk mrnn gemesini beklediler, bu arada birbirlerini szerek. Kz buz mavisi gzlerini Alegre'nin boynundaki altn sa'ya dikmiti ama hl kprdamadan nefesini tuttuu iin bu konuda ne dndn anlamak zordu. Alegre'yse onun salarna

odaklanmt, nasl bu kadar gr ve siyah olabildiklerine ayor, boyayp boyamadn merak ediyordu. ntihara meyilli kz bir hkrk sresini baaryla savuturduuna karar verdikten sonra bu koyu sessizlii bozdu: "Bana zr dileme ans vermelisin. Dkknmza ura ltfen. Yarn ya da ne zaman istersen." ekmecelerin birinden bir kart karp Alegre'ye uzatt. "ikolata yapyoruz. Aslnda ikolatay ben yapyorum, Debra Ellen Thompson pazarlyor. Gelecek misin? Sana fndkl ikolatadan harika bir armha gerilmi sa yaparm." Alegre buna ne cevap vereceini bilemeden ylece dikilirken kz elini yakalayp skt. "Bu arada..." dedi, hl gaz kokuyordu ve yeniden hkrmaya balamt: "benim adm Gail ve seninle tantma hck memnun oldum." Geceyars Alegre hl parti evinden kma mcadelesi vermekteyken Pearl Soka 8 numarann nc katnda Piyu'nun onun nerelerde olduuna dair endieleri tahamml edilmez bir seviyeye ulamt. Alegre'nin dnp dnmediini anlamak iin teyzelerinin evi128 ni tam drt kere aramt, maalesef her seferinde telefonu la Tia Piedad am ve arpk mantyla Piyu'yu azarlayp Alegre'nin ne cehennemde olduunu sormutu. Beinci bir aramaya katlanacak hali yoktu. Bu arada ikinci katta Lynn, son otuz dakikadr srekli elinden kaan, orgazm sonras uykusunu zaptetmeye urayordu. Adaletsizce yannda uyuyan seyrek tyl gse, bir saat nce tutkuyla arzulad ama imdi tam bir yabanc gibi hissettii vcuda bakarken i geirdi. Ardndan onu drtkledi: "Uyank msn? Bana biraz su getirebilir misin?" mer ona dnp gzlerini at, "tabii"ye benzeyen bir ey mrldand ve horlamaya devam etti. Lynn ona sylenerek ayaa kalkt, fkeyle pfrdedi ve odadan karanlk koridora kana kadar da pfrdemeye devam etti. Dmeyi bulmaya alrken ok yaknda bir yerde bir camn krldn duydu, ardndan da canhra bir lk iitti. lk tepkisi korkuydu. Zira Lynn her ne kadar Halidle. karlam ve onun alkanlklar hakknda nceden bilgilendirilmi olsa da, kimse onu korku filmleri konusunda uyarmamt. Karanlkta yz kaslm, vcudu gerilmi, gzleri falta gibi alm vaziyette ylece kalakald, ta ki aadan gelen canavar aprtlarnn sadece film olduuna ikna olup sersemliini zerinden atana kadar. Yine de yrmekte tereddt etmesinin tek nedeni sadece film deildi. Karnnda ani bir kaslma olmutu, bir histen ok bir phe gibi, bu yeni ilikiden memnun olduu ve sevildii halde u anda doru adamla birlikte olmad phesi. Bunu hani o insann iine ileyen sezgi takip etti: Aslnda birlikte olmas gereken adam darda bir yerdeydi ve o burada olmakla ansn, kaderini, onu karyordu. Nihayet dmeyi bulup atnda bu yeni hakikatin aydnlndan gzleri kamat. Tam o anda aada birinci katta, Amerika'da geirdii bir buuk yln ve ondan nce ngilizce renmekle geen bir sr senenin ardndan Abed hayatnda ilk olarak ngilizce rya grmeye balamt. Gerekten de her ryann anlam bir dilein gerekletirilmesi olabilir. Ama Freud, bir gurbeti, gmen ya da kendi dilin129 den uzak kalm Batl-olmayan mtevaz bir doktora rencisinin hayatn yaasayd, bazen ryann sadece konusunun deil tam da biiminin bu dilei gerekletirdiini ekleyebilirdi bu saptamasna. Mesajn ierii deil biimi. Biim kendine ait bir yol tutturup, mesajla aktan aa eliebilir bile. te bu yzden bir lkedeki yabanclar zaman zaman gzel ryalardan, bir eylerini kaybetmiler

gibi skntl bir duyguyla uyanrlar (bu kaybn anadillerinden bir para olduunu kestiremeden) ya da en kasvetli kbuslardan yeni bir kazanm edinmiler gibi aklanamaz bir sevinle uyanrlar (bunun kendilerine ait olmayan dilden koparlm bir para olduunu bilmeden). ngilizce rya grmeye balamak bir eiktir, daha byk bir deiimin, insann artk ayn kii olmasna izin vermeyecek kadar derinden bir deiimin yolda olduunu gsteren bir iaret. Ge-ceyars uyanp ryann temasn deil hikyenin size anlatld kelimeleri hatrlamaya alrsnz. Bu kelimelerin henz bilmediiniz kelimeler olduunu fark etmek sizi artabilir. nk ryalar bizim aksimize, birden fazla zaman kuanda yaamaya muktedirdir ve Morpheus'un topraklarna ayak bastnzda gemi ile gelecek tek ve ayndr. Btn bunlarn farknda olmayan ve muhtemelen ryalar zerine bir speklasyonla pek ilgilenmeyen Lynn temkinle, neredeyse parmak ularnda geti oturma odasndan, bir sallanan sandalyede horlayan Halide, bir ekrandaki marul yeili canavara bakarak. Televizyonu kapatmak istemedi. Televizyona yaklamad bile. Usulca mutfaa szld ve buzdolabn ap iine bakt. Tam o anda yukarda nc katta Arroz, gecenin bu saatinde Pearl Soka 8 numaray rten tandk sesler arasnda pheli madeni bir sesin kokusunu alarak hop diye yataktan atlad. Lynn'i bu sefer elinde bir bardak stle geri dnerken, parmak ucunda Abed'in sandalyesinin arkasndan geerken yakalad. Lynn gzlerini ekrandaki marul yeili canavar baltayla paralayan kadn kahramana dikmi, dncelere dalm olduundan, Arroz'u fark etmedi. Kpein tehditkr gvdesine arptnda refleksle bir lk att ama hayrettir stn tek damlasn bile dkmemeyi baard. Sesle sra130 yan Abed gzlerini ksarak ekrandaki kan kusan canavara bakt bo bo. Arkasnda duran Lynn'in de Arroz'un da farkna varmadan derin derin iini ekip tekrar uyumaya alt. Ama ne kadar gayret ederse etsin eski eie varamyor, o yola alan kapy bulamyordu. lk ngilizce ryas orta yerinden kopmutu. mer'in odasna girene kadar Arroz tarafndan adm adm takip edilen Lynn gergin bedenini tekrar yataa attnda derhal cenin pozisyonu ald. mer'in dzenli nefes al verilerini dinlerken doru-adammillerce-tede-ya-da-u-anda-hemen-alt-sokaktay-ken-yanl-ye-deyanl-adamla olduu hissi her nefeste koyulatka koyulat. Doru dzgn uyuyamad gibi sinirden st imeyi unuttu. "Demek tantnz!" Debra Ellen Thompson yznde burukluk, sesinde katlkla konumutu, kirli bardaklar ve plastik tabaklarla dolu bir tepsiyle nihayet mutfakta boy gsterdiinde. Burnunda ya birka saat nceki alamann kzarkl vard ya da yeniden alamt. "Seni burada bu kadar uzun sre yalnz braktm iin ok zr dilerim Alegre. Ama her ey kontrolden kt. Sarholar banyoya tayp kusmalarna yardm ettim, baylanlar aylttm, aylmayanlar da srkledim. Bu parti tam bir felaket oldu. Tek iyi ey yemekti biliyor musun? Sana ok ey borluyum... ve cretin iki katn deyeceim." "Yok canm, ne lzumu var..." Alegre samimiyetle glmsedi ama adn sylemekte tereddt etti. Debra m yoksa Debra Ellen Thompson m demeliydi, hep neyse, onu yeniden grdne memnundu. "Parti neden kt gitti ki?" "Ona sor," diye aniden crlad Debra, Gail'i iaret ederek. Bu arada Gail iki yannda iki kedi, lotus pozisyonunda yerde oturuyor, bir dakika nce avulannn arasnda eze eze buruuk bir top haline getirdii bira kutusuna ksk gzlerle dalgn dalgn bakyordu.

"Gail masaya kocaman bir ikolatal muzlu pasta getirdi, ah 131 nerden bileyim? Sen yaptn zannettim. Herkes yedi, dnebiliyor musun? Hepimize en az ikier dilim yedirdi. Sadece ben kurtuldum nk muz da ikolata da yemem niversite yllarndan beri. Derken insanlar sama sapan hareketler yapmaya baladlar, ikiyi fazla kardlar zannettim. Yalan da deil hi durmadan iiyorlard ama sebep bu deilmi. Meer bu sonumu. Yedikleri kek yznden o kadar iiyorlarm. Tanrm, Gail, bunu nasl yaparsn..." Belki de "bana?" demek istemiti ama "btn bu insanlara?" diye bitirmeyi tercih etti. Biri yrtc, dieri akn iki ift gzn sorgulayan baklar altnda Gail enesini kaldrp ikisine birden srtt ve madeni eserini incelemeye devam etti. "Onlar zehirledi mi yoksa?" diye sordu gzleri dehetten falta- gibi alan Alegre. Gail azn grltyle aklatt. Debra yzn buruturdu, Alegre kzard. West hepsine himaye eder gibi bakt, The Rest patisini yalad. "Ben artk gideyim, ok geciktim," dedi Alegre panikle. "zin ver seni evine brakaym." Debra Ellen Thompson bir taraftan Gail'i azarlarken bir taraftan da Alegre'yi teskin etmeye alyordu. "Merak etme, herkesin aksine ben ayk ve salamm." Ama Gail artk ne onlarla ne de elindeki buruuk bira kutusuyla ilgileniyordu. Sanki yatt yer souk mutfak zemini deilmi de yumuack, rahat bir dekmi gibi yznde doygun bir glmsemeyle derin uykuya dalmt. Drt kere onu yatana tamaya teebbs ettiler ama her seferinde artan bir gerilimle, nce yalvard, sonra homurdand, sonra azarlad ve nihayet tek bir santim bile k-mldatlmamay emretti. Sonunda zerine bir battaniye rtp iki yannda muhafz kedilerle onu orada uyumaya braktlar. Araba kocaman ivit mavisi bir jipti. Bindiklerinde Alegre rahatlayarak iini ekti, Debra Ellen Thompson alamaya balad. Yolun ilk on dakikasnda tek kelime etmediler. Ama sonra, yaya geidinde yavaladklarnda Debra Ellen Thompson kendi sessizliini bozdu: "O kadar deiti ki bazen onu tandmdan phe 132 ediyorum. Metamorfoz gibi..." Alegre kardan karya geen kadna bakt, nlerinden ar aksak admlarla geen, ellisine merdiven dayam, yardm kurumunda hi grmedii ama belli ki evsiz bir kadnd, farn sarkk yzn i i parlatm, hastalkl bir beyaza boyamt. Gk mavisi kadife bir apka vard banda ve asrlar nce kt bir yolculuu hl srdrmekteymi gibi arkasndan eski psk, lime lime, tekerlekli bir bavulu srklyordu. "Metamorfoz demekle ne kastediyorsun?" "Belki bu durum iin bu kelime bile azdr," diye inledi Debra Ellen Thompson, st ste burnunu ekti. "Dnebiliyor musun, Gail eskiden, biz niversitedeyken mesafeli, ar rkek, iine kapank, komik isimli bir kzd. yle utangat ki bir yabanc ona soru sorduunda kmldayamazd bile. Sonra gizemli bir biimde deiti, bambaka birine dnt. Hoyrat, hrn, huysuz..." Srada H'yle balayan baka bir kelime var m grmek iin duraklad. "pin ucunu kardm ben," diye ekledi zntyle alt dudan srarak. "Manik olduunda ona ayak uyduramyorum. Depresif olduunda da o hayata ayak uyduramyor. ki hafta nce kendini ldrmeyi denedi. Bir kutu Valium yuttu. Tanrm... ok korkuntu..." Alegre'nin iindeki iyi kz olumlu, teselli mahiyetinde bir eyler syleme ihtiyac hissetti: "Yarn doum gnm. Bir-iki arkadala in

lokantasna gidiyoruz. Gelmek ister misin?" ok hevesli olmasa da otomatikman ekledi: "Gail'i de getirebilirsin." Ama doum gn partisinden bahsetmek derhal pasta getirmi olmal ki aklna zmsz kalm bir bilmeceyi sorma gerei duydu birden: "Sahi Gail'in yapt pastann iinde ne vard?" "Esasen muz ve ikolata, bir de bol bol haha..." Debra Ellen Thompson ac ac gld. Evsiz kadn nihayet kar kaldrma kmt ama oraya varr varmaz bir ey, herhangi bir ey drm m diye bakmak iin durup abucak arkasna dnd. Grnmez bir eyasn drmse bile jip onu bulmasn beklemeden ivit mavisi bir ltyla gecenin iinde kayboldu. 133 "Lynn, hadi k artk!" mer ieriden gelecek cevab duymak iin ne eilerek usulca kapy tklatt ama tek duyabildii su sesiydi. Kapy tekrar tklatt, bu sefer daha sert. "Lynn! Hadi k, kahvalt hazr. Kahve yaptm ikimize!" "Ben Abed! u kapy yumruklamay kes," diye bard aksi bir ses. Biriki saniye sonra kap ardna kadar ald ve Abed'in yz hnzr bir glmsemeyle belirdi. "Lynn gitti dostum, sabah erkenden. O ziftin pekini tek bana imek istemiyorsan daha erken kalkmalsn... Ama kahvaltda sana bendeniz elik edebilirim. Dutan sonra!" Kap mer'in yzne kapand ama gz ap kapayana kadar tekrar araland. "Omar dostum! Bu akamki yemei unutmadn ya." mer unutmam numaras yapmaya kalktysa da yzndeki aknlk eleverdi onu. "Alegre'nin doum gn, unutmasan iyi olur. Daha nce hi grmediimiz birilerini arm. Beni o k lokantada yabanclarn arasnda yalnz brakma. Hem in yemeklerini hi sevmem! Zamannda gelsen iyi olur!" Kap tekrar kapand. mer, Lynn'in neden byle aniden gittiine akl erdiremeden aa indi. Orada, mutfak masasnda ku gibi ufak tefek, asrlar kadar yal bir kadn sakin sakin otururken buldu. "Yeni kirac sen misin bakaym?" dedi yal kadn bcr bcr, keskin, sade aksanyla kimi heceleri yuvarlayarak. Tepeden trnaa beyaz ve buru burutu. Salar, teni, giysileri, elleri... glgesi bile beyaz ve buruuk olmalyd. "Ben Oksana Sergiyenko, evsahibini-zim. Byle habersiz gelmemeliydim biliyorum ama bana bir fincan sabah kahvesi ikram edersin belki. Harika kokuyor." "Tabii," dedi mer keyiflenerek. "Nihayet bir kahve arkada bulduuma ok sevindim." Beklenmedik misafir kahvesine kremayla eker koydu, mer her zamanki gibi sade iiyordu. 134 "Syle bakalm annenle baban nerede yayor, ok uzak m?" diye sordu ev sahibesi olduunu syleyen kadn, beyaz-buruuk kolunu mecalsizce kaldrp pencereyi iaret ederek, sanki ok uzak denilen aslnda o denli yaknd. Dakikalar sonra Abed dutan ktnda mer'i, ev sahiplerinin bunak annesine heyecanla stanbul'daki ocukluk gnlerini anlatrken buldu. Kadn pr dikkat onu dinliyor, ikisi de usul usul nc fincanlarn yudumlarken ellerinde sigaralar baca gibi ttyorlard. 135 Las Tias Birbirleriyle alakasz olduu zannedilen kltrler, Talih'i tasvir etmekte hatta onunla dalga gemekte birbirlerine artc lde benzer. Kilise byklerinin metinlerinde olduu kadar Mslmanlarn

halk hikyelerinde de Talih'in iki zellii vurgulanr: krl ve diilii. arkn evirip insanlara tek tek hayattan alacaklar pay datmaya baladnda zerre kadar adil davranmamasn eskiler kr olmasndan ziyade kadn olmasnn doal bir sonucu sayarlard. Kadn dmanl bir yana, bir noktada haksz saylmazlard. Keyfi bir cmertlii olan Talih daima arya kamtr, dn olduu gibi bugn de; kimilerine gani gani ans, yn yn variyet, tepe tepe iktidar, bol bol servet getirir. Alegre'nin durumunda da Talih'in ona bol bulama ihsan ettii bir ey vard: las tias, teyzelerle halalar! nce en bykleri vard. Byk byk teyze, la Tia Piedad. La Tia Piedad hep vard, herkesten ve her eyden nce. Alegre iin la Tia Piedad oldum olas seilmi, gizemli bir varlkt, sonsuzluun, gemiin, imdinin, gelecein numunesi, baka bir boyuttan, besbelli kinatn dndan kazara bu gezegene dm ylmaz bir kadn sava. Yine de la Tia Piedad hep buradayd, bu dnyaya sk sk bal, kazk akmasna. kinci Dnya Sava'ndan ya da Srbistan veliahtna yaplan suikasttan, San Francisco depreminden hatta spanyol-Amerikan savandan ok nce buradayd. lk ananas konservesi yapld zamanlarda, Harley-Davidson motosikletleri piyasaya ktnda, kadnlar iin ideal bel lsnn 45 santim olduu, ilk Ford arabann yolda denendii, Kanndeen Jack'in 136 Londra'da altnc cinayetini iledii zamanlarda buradayd, bu hayatta. Dinlenme zaman olarak "haftasonu" kavramnn yeni yeni yaygnlamaya balad, lke apnda ortalama insan mrnn krk civarnda olduu dnemde, o ellisine merdiven dayamt. te bu kadar yalyd. Ama yann tam olarak hesaplanmas, genci yals btn akrabalar iin daimi bir merak konusuydu. Aile toplantlarnda, dedikodular ve sohbetler arasnda birisi la Tia Piedad'n ya meselesini ortaya atar, sonra artk hepsi bunun imknszlna kanaat getirmi olduklar halde cokulu bir ibirliiyle bilmem kanc defa yan hesaplamaya giriirlerdi. Aile arivlerinde blk prk bilgiler mevcuttu; anlar, kantlar, fotoraflar. Ama kesin tarih yoktu. La Tia Piedad'n ocukluuna, hatta genliine ahit olanlarn hepsi oktan gp gittii iin doum tarihi bilmecesini zmeye yardm edebilecek kimse kalmamt. Aile byklerinin en eski hatralarnda bile la Tia Piedad "olgun" bir kadn olarak resmediliyordu. Mesela spanyolca yayn yapan KDCE radyosunun yaynlad dini hikyeleri dzenli olarak dinledii ve torunlarna da zorla dinlettii gayet iyi biliniyordu; bu bilgi krnts onun 1950'lerde orta yan oktan gemi olduunu gsteriyordu ki bu da en azndan son elli yldr "yal bir kadn" olduunu ima ediyordu. La Tia Piedad'n ya sorusuna cevap verebilecek yegne insan kukusuz la Tia Piedad'n kendisiydi ama artk herkes onun bu bilgiyi vermeyeceini idrak etmiti. Alzheimer ya da onun yasnda birinden beklenebilecek herhangi bir hafza sorunundan mustarip olduundan deil, sadece azn sk sk kapal tutmay tercih ettiinden. Bir srgnler, gler, savalar, soykrmlar, felaketler, toplu katliamlar anda hayatta kalmay, hatta yalandka yalanmay nasl baardn anlatmay reddeden pek ok kii gibi, la Tia Piedad'n kalbi de narin bir sululuk duygusuyla doluydu. Arizona'da bir yerlerde gpegndz, hi yok yere, park edilmi bir karavana arpp, ktklar Gney gezisinden asla geri dnmeyen hayat dolu bir kz evlat ve damadn annesi; kouya ktnda tecavze urayp dve dve ldrlm bir yeenin, tek suu sarho bir ofrle 137 ayn yoaan gtme-c oan sevecen bir gelinin, yeni domu kalp

yetmezlii olan bir bebein ve ADS'e fazla dayanamam iki yeenin byk teyzeleri olmak, sululuk duygusunu alabildiine derinletiriyordu. Bu kadar uzun yaam olmakla ve halen buralarda oyalanmakla hayata erken veda etmi btn akrabalarnn mrlerinden bir ekilde alm gibi kendini tek tek her birine kar kabahatli buluyordu. Yan byle gizli tutarak, aile yelerinin gznde lmle yaamn, mitsizlikle midin, kzgnlkla hrmetin bulutsu bir karmna dnmesinin onlarn zihinsel dengesine nasl zarar verdiini bilmiyordu la Tia Piedad. Bir taraftan uzun hayat timsaliydi kukusuz ve bu vasfyla akrabalarn da benzer uzunlukta bir mrn beklediini mutuluyordu alttan alta. O bu kadar uzun yaamay baa-rabildiine gre dierleri de ayn skoru elde edebilirdi. Bu dnce, bu rtk vaat akrabalarnn kendilerini ona bir para borlu hissetmelerine neden oluyordu, adeta onlara kymetli bir armaan vermiti, genleri mi artk her neyse. Bilhassa bu genlerin dorudan alcs olan drt kznn beklentileri herkesten fazlayd, geri beinci kardelerini bir araba kazasnda kaybetmek onlar hayattan bir ey beklemenin tehlikelerine kar uyarmam da deildi. Yine de ailelerinin tbbi tarihi sorulduunda sakl bir kvan hissediyorlard, hele asrlk annelerinin hl turp gibi olduunu sylediklerinde. phesiz bu bilgiyi sigorta irketleriyle paylatklarnda gnenleri katlanyordu. Ancak bu hakikatin sadece bir parasyd. nk la Tia Piedad ayn zamanda derin bir ierlemenin, hatta fkenin de sebebiydi, sanki yukarda, cennetin dokuzuncu katnda bir nevi gksel karklk, hatta neredeyse adam kayrma cereyan etmekteydi de kendisi bunca zamandr utanmadan bundan sebeplenmekteydi. Neticede la Tia Piedad'n aile yelerinin ou amanszca, inatla ve arnaar seviyordu onu marazi bir sevgiyle. Sonra las otras iias vard, dierleri. Drd (Tia Tuta, Tia Fla-ca, Tia Licha ve Tia Graciela) Alegre'nin lm annesinin kardeleriydi, geri kalan drdyse (Tia Chita, Tia ata, Tia Bertha ve Tia 138 Martha) lm babasnn kardeleriydi; sadece lzumsuz cmertliin deil lzumsuz adaletin de Talih'in saymakla bitmez erdemleri arasnda yer aldn kantlamak istercesine eit olarak iki tarafa dalmlard. Yine de Talih las tias'a bir kyak gemise bile i kocalara geldiinde durum bsbtn deiiyordu zira biri hari hepsi, farkl sebeplerden tr ama benzer biimde apansz lp gitmilerdi. Kocalarn byle abuk, byle beklenmedik biimde kaybetmek las otras tias'm fkelerini bilemiti, sadece asla di geireme-dikleri la Tia Piedad'a kar deil, daima rahata di geirebildikleri hayattaki tek koca el Tio Ramon'a da. Ksacas Alegre, kadnlarn ounluu oluturduu, daha ok ac ektikleri ama hayatta daha salam tutunabildikleri, tia dolu geni bir aileye mensuptu. Asla grlmeyen hesaplarn, atei-snm duman-tten ekimelerin, ngilizce konumay baaramaynca azna badem sabunu srlen, sabun ie yaramaynca konuma terapistlerine gnderilen ocuklarn slalesiydi bu. Kendi ocuklaryla iletiim kurmay baaramayan ama ngilizce kelimeleri yanl telaffuz ettiklerinde onlarn kendileriyle nasl dalga getiini gayet iyi sezebilen krgn annelerin slalesi. Aralarnda sessiz boluklar, krk ifadelerden mrekkep uzaklklar olan annelerle ocuklarn, daha iyi bir gelecek iin klan yolun bir yerlerinde bir vakitler kaybedilmi kelimelere duyulan zlemlerin slalesi. ABD'de domu ve bym beinci kuaa dahil olan Alegre'nin gemii, imdisi ve gelecei bir sreklilik hissi iinde birbiriyle kaynayordu zira o da, kendinden kk kuzenleri de byklerin ektiklerine benzer

zorluklar yaamamlard. Ne var ki iinde fazlaca ac ekmi ok fazla insann bulunduu bir ailede ac ekmemi biri olmak kadar ac bir ey yoktur. Aradaki eitsizlii insann kendi ailesi kapatr. Mdahalelerinde iyi niyetliydiler kukusuz. Ama iyilik yapma niyeti, iyilik yapmakla kartrlmamaldr. Ayn ekilde, birini mutlu etmek iin safa ve samimiyetle alnan zel bir hediye, onu ille de mutlu etmeyebilir. Sebep, sonu deildir, saf mantn temel karmlar asndan niyetiniz ne kadar rafine olursa olsun. 139 Tutkuyla alan bir aileye mensup olduundan ne tutkulu ne de alkan olmas gerekmiti. Doumundan itibaren hep yanndayd las tias, bir fslt mesafesinde. Onu ve kk kuzenlerini koruyucu bir sisle sarmalamt efkatleri - tatl ve aina bir ey olsa da sis sisti ite, teyi grmeye izin vermezdi. Sonra Arizona'daki korkun kazann haberi Boston'a ulatnda o ince sis gz ap kapayana kadar Alegre'nin etrafna kenetlenmi, kaya gibi salam bir sevgi, alaka ve dknlk zrhna dnmt. Hem annesini hem de babasn kaybeden Alegre takip eden senelerde teyzeleriyle halalarnn tek tek ona ana babalk etmeye alacan grecekti, zrhn miferi olarak en bata da la Tia Piedad. Las tias'dan hibiri kendi konumundan feragat etmek islemediinden her biri adanm-lkla, sebatla, durmadan hayatnn en cra kelerine sokulan sekiz anne, sekiz baba, bir de mega-anne-baba sahibi olmutu. Oysa annesi onu hi zorlamazd. Gemite ok ac ekmi ama artk hali vakti ve hreti iyi bir aileye doan Alegre'nin hibir eksii olmadna inanrd. Kznn ok becerikli olmasna, hele hele bir kadna yakandan fazla hrsl olmasna hi gerek yoktu. Yine de Alegre'ye zaman zaman hatrlatmadan edemezdi: "Tienes que hacer concha hija."* Ne gariptir ki annesinin, Alegre'nin edinmesini bu kadar ok istedii concha onun lmyle otomatik olarak belirivermiti. O gnden beri, dardaki hayatn ona bir ihtimal dokunabilecei btn delikleri tkamaya niyetli bir ilgi ve sevgi kalesinin arkasnda yayordu Alegre. Fazla geliyordu bu alaka. Bu ar sevginin onu boduunu asla itiraf edemezdi. Las tias o kadar yce gnllyd ki onlarla mcadele edilemezdi. La Tia Piedad elektrikli mevcudiyetiyle yle esiz ve kudretliydi ki ilgi yrngesinden bir an bile kmann mmkn yoktu. Yer deitirmelerin etkileri tuhaftr. Yarm gn boyunca eitli saat dilimleri zerinden umak "kiinin bedenindeki biyoloji' ritimlerin bozulmasna" (uu yorgunluunun szlk karl) aeden * "Kendine bir kabuk rmen lazm kzm." 140 oluyorsa, insann memleketinden temelli havalanp eitli kltr dilimleri zerinde szlmesinin de "kolektif hafzadaki zihinsel ritimlerin bozulmasna" (hzn iin nerilen karlk) sebep olabilir. Gemii sona erdiren arzulanmayan deiikliklere maruz kalmak gelecekteki deiimlere ta batan son verme arzusunu uyandrabilir. Muhafaza edecek daha az eyi olanlar sonunda herkesten muhafazakr olup karlar. Gemi on yllardaki pek ok gmen gibi la Tia Piedad iin de yer deitirmek her eyden ok yeri doldurulamayacak kayplar demekti. Zaten birbiri ardna gelen be ayr ynetici tarafndan iyice kemekee gmlm Hargill'den Big Apple'a gelirken ahap evini ve ok sevdii sebze bahesini kaybetmiti. Yol zerinde, yanna alabildii eylerin ou bir yerlerde bir ekilde kaybolmutu; ilemeli araflar, tebihler, retablos, dantel masa rtleri gitmiti. New York'a geldiklerinde tapt kocasn ve artk etelesini tutamad bir sr

eyi kaybetmiti. Bir daha hi evlenmemi, alt kere birbirine benzeyen mahallelere tanm, her seferinde bir eyler kaybetmi, nihayet onu bekleyen kayplardan habersiz, be kzn yetitirmek zere Boston'a yerlemiti. Btn bu kayplar ve kederler sergzetinde kaybetmemeyi baard tek bir ey vard, aslnda toplam 87 ey. Kendi elleriyle boyad porselen bir yemek takm. Bilmeden setii desen manidard, ortasnda sar bir gl olan kck mavi bir iek, mehur Myosotis Alpetris, bilinen adyla Unutma Beni. 12 pasta taba, 12 orba Msesi, 12 tatl taba, 3 salata taba, kapakl bir tencere, bir aydanlk, bir kahvedanlk, tabaklar, fincanlar, fincan tabaklar... 87'si birden Talih'in ona saklad deiimler ve yolculuklar boyunca sadakatle, mucize eseri tekinde dahi tek bir izik olmakszn peinden gelmiti. Porselen takmn tarihi bu kadar mthi olunca, istikbali de yle oluyordu. Ve seneler sonra imdi temel soru uydu: "La Tia Piedad lnce porselen takm kim alacak?" Dorusu bu soruyu asla tam manasyla zlmeyen, dikenli, mnakaal bir mesele haline getiren byk byk teyzenin kendisiydi. Arada bir, u ya da bu se141 bepten mirassn ilan eder ama sonra birden baka biri lehine fikrini deitiriverirdi. La Tia Piedad'n gzbebei olduundan porselen takm almaya en yakn grnen kii Alegre'ydi. ten ie bunu ok istiyordu. Porselen takm her parasyla asla sahip olunamayan bir btn, bir tamamlanmhk hissiydi. Sadece gemile gelecek arasnda bir kpr deil, ayn zamanda sevgi barometresiydi de; onun sayesinde la Tia Piedad'n kendisini ne kadar sevdiini lerdi ailenin her ferdi. Porselen takm kime gemise birincilik de ona geerdi. Byle narin porselenler iin ar bir baskyd bu. 142 Kzmz Oldu! nde yryen at kuyruklu sansn adam, kullanlm mobilya satan bir dkkndan kan krk-krk be yalarndaki kadn, bu rzgrl havada gbeini akta brakan bir bluz giymi olan ar makyajl kz, iki ocuklu gen bir anneyle konuan ocuklu gen bir anne, Brookline Booksmith'in giriinde ya henz kavga edip birbirine ksm ya da ayn anda Mao e-Tung'un iirlerine somurtan bir ift. Anlk bir tereddtten sonra mer saatin ka olduunu sormak iin bunlar arasnda krk yalarndaki kadn seti, cevab duyduunda da panikle yine geciktiini anlad. Queensryche'nin Suite Sister Mary'sim almak iin dmeye bast, ark sona ermeden Japon-in Lokantas'na ulamay umarak. Ama ancak ark nc seferini tamamladnda verilen adrese ulaabildi. nemsiz bir gecikme saylmazd, arknn uzunluu dnlrse: 11 dakika 33 saniye. Jamaica Plain'deki plak dkkanndaki o lgn tezghtar Vi-nessa yzndendi hep - harika punk koleksiyonu yznden gn an gittii, her seferinde de daha fazla kald, kt aydnlatlm in gibi bir yerdi. Vinessa, Joe Strummer'n btn ark szlerini bilirdi ve bu alanda ne kadar uzmanlatn kantlamak iin alrken yksek sesle The Clash alar, ayn zamanda Strummer'dan bile daha yksek sesle ark syler, mterilerin tercihlerini ya da olas tepkilerini umursamazd. Tekmil hayalperest arkclar gibi o da kendine ait sk bir grubu olmasn hayal ediyor, bu arada elindekiyle yetiniyordu. Elindeki grubun ad Rock Smear'di. mer bu kzla gevezelik etmekten holanyordu ama bugn onun kocaman, siyah, yldzl gzlerinde flrt parlts fark ettii iin aynca mest olmutu. Ne var ki bu, Alegre'nin doum gn yemeine gecikmek iin pek iyi bir bahane saylmayacandan admlarn

sklatmrken bir 143 aa aana iyi bir bahane dnmeye alt ama nafile. Lokantaya yaklatnda kaldrmdaki sokak lambasna balanm, skkn m skkn Arroz'u grd. Kpek enesini kaldrma koymu, gzleri ardna kadar ak, geen her ayakkabya pheyle bakyordu. "Geri dndmde sz sana in yemei getireceim," dedi mer eilip gbeini kayarak, bunun karlnda fazla cokulu olmasa da bir kuyruk sallama koparmay baard. erisi insan kaynyordu; bir ksmnn yemeye ayracak vakti yoktu sanki, zira durmadan konuuyorlard, bir ksmnn da konumaya ayracak vakti yoktu, onlar da durmadan yiyorlard. Arkada sol kede nce Piyu'nun geni tebessmn seti, sonra yuvarlak masa etrafnda dizilmi, ll ll tartr grnen temkinli, nazik yzleri grd ve nihayet tandk bir nakaratn patladn duydu: "Ama benim kar ktm tam da bu ite!" "Abed bu sefer tam da neye kar kyor?" diye takld mer, yanndaki bo sandalyeye otururken. "Merhaba!!!" diye bardlar hep bir azdan. Doum gn sahibi Alegre soruyu cevapsz brakmamas gerektiini hissetmiti belki ama bu arada mer'i masadaki iki kzla tantrmay unutmutu. "Abed bu lokantann hem Japon hem de in lokantas olduunu iddia etmemesi gerektiini sylyordu, nk..." "nk bunlar iki farkl kltr," diye araya girdi Abed, kendi savunmasn yapabilmek iin avukatn reddeden bir mvekkilin azmiyle. "ki farkl, iki kadim kltr! Bunlar hop diye birbirine kartrp inVietnamBurmaJapon Mutfa yaparsanz, isteseniz de istemeseniz de: Yuvarla gitsin! demi olursunuz. Ne fark eder, nk son tahlilde hepsi ayn. Sar suratlar, ekik gzler! ma edilen bu." mer meny alp yarm yamalak aperitifler sayfasnn arkasna saklanrken birlikte yemek yiyecei yabanclara yle bir gz gezdirdi. Masada ikisi de pek gzel olmayan, daha nce hi grmedii iki kz vard. Alegre'nin yannda oturann neredeyse domates krmzs salar olan ocuklan gibi ksack kesilmiti. nde komik duran bir tutam ters sa vard, devasa kulaklarndaysa, bir ks144 m sonsuza kadar oraya mhlanm izlenimi veren kk kpeler diziliydi. Zmrt yeili kadife gmlei ona vakur olmasa da mesafeli bir hava veriyordu. teki kz siyah bir elbise ve silah yelek giymiti, kafasn onlardan da kara salar evreliyordu. Sa demiken o alln iinden kaa benzer gm bir ey sarkyordu. Ama mer onun zerine daha fazla gzlem yapamadan, kzn onun baklarn yakaladm fark etti ve gzlerini hemen tekrar menye indirip "Pu Pu Taba (iki kiilik)" yazsna denk geldi. Piyu "demek istediini anlyoruz" manasna gelen teskin edici bir tebessmle Abed'e bakt, sonra azarlayc bir bak frlatmak iin mer'e dnd ama onun yerine, yzn kaplayan menyle karlat. "Madem artk herkes geldi," dedi Piyu, malum kii mesaj alsn diye "herkes" kelimesini vurgulayarak, "farkl yemekler sipari edip paylamay neriyorum." Ama ok gemeden bu nerinin imkn dahilinde olmad ortaya kacakt, yemeyi istedikleri eylerden ziyade yemeyi istemedikleri eyler yznden. Masadaki herkesin yemeyi reddettii en azndan bir ey vard ve bunlar birbiriyle akmyordu. Abed iinde domuz eti olan bir ey istemiyordu; Alegre'nin kz arkadalar et, yumurta, tereya, hatta yapay et yemeyi reddeden kat vejetaryenlerdi. Piyu dilerini kaydrd iin bambu filizi yemek istemiyordu nk dileri kaynca

kendini baa dokunmu gibi hissediyordu, mer de ocukluundan beri balk yemezdi. Sadece Alegre yemek semiyor gibiydi. Birisi tarafsz blgede grnen Ayn Etrafnda Dnen Yedi Yldz yemeini nerdi, yldzlar, efin zel kahverengi sosunda piirilmi brokoli, kukonmaz, krmz biber, yeil biber, sarmsak ve patlcand ama garson kz maalesef yedinci yldzn ya rdek ya da domuz eti olmas gerektiini syledi. Garson kz iki kana da piercing yaptrmt ve grne gre hayata tahamml ktt. Ya da belki tahamml edemedii hayat deil, Abed'in sorularyd. Yemek isimlerinin inceden mi evirildi-ini yoksa Amerikan tketicisi iin yeniden mi isimlendirildiini renmek istiyordu Abed, eer ikincisi doruysa bu isimleri kim semiti. Garsonun buna verecek cevab da yoktu, sradaki sorula145 ra sabr da. Bu arada herkes paylamak yerine kendi yemeini sipari etmeye karar vermi grnyordu. Tantana bitip garson hepsinden nefret ettikten sonra Alegre masay kaynatrma vazifesinin kendisine dtne karar verdi. "Gail ve Debra Ellen Thompson'n ikolata dkknlar var," dedi glmseyerek. "Kendi ikolatalarn yapyorlar! nanabiliyor musunuz?" Samimiydi sevincinde. Dkkna gitmi, ikolatalar grp kok-lamt. Hindistan cevizli, fstkl, kremal, badem ezmeli, kavrulmu fndkl... beyaz, stl, siyah envai eit ikolata. Bir bulimiin glgeler atosu. "Siz nasl hem ikolatac dkkn iletip hem de bu kadar zayf olabiliyorsunuz? Sattklarnz mideye indirmiyor musunuz?" diye sordu Abed. "Sanrm jinekolog olmak gibi bir ey." Siyah-sah-siyah-elbiseli kzd konuan. Bu sefer ona daha dikkatli bakan mer salarnn beyaz bir kz iin inanlmaz siyah olduunu fark etti, kulann yanndaki o gmms kaa benzer ey de... gm bir kakt! "Yani heteroseksel erkek, ya da tabii lezbiyen bir jinekolog gibi. kisi de arzu nesnelerini srekli grr ve ona dokunurlar ve artk bir nesneye dnt, arzuyla hi alakas kalmad iin onu arzulamazlar. Bilmem anlatabildim mi?" Anlamam gibiydiler. Zaten hepsi baka yerlere bakyorlard. Abed'le Piyu gzlerini farkl ynlere karmlard. Ama sonra Pi-yu durumun daha da beter olabileceini fark etmi gibi tuhaf bir rahatlamayla tekrar ona bakt, mesela kzn sandaki u kak sivri ulu bir bak olabilirdi. Alegre ban emi, halda, ayann yanndaki krmzms bir lekeyi inceliyordu. Debra Ellen Thompson bktke bkt peetesine bakyordu. mer bu arada glmemek iin kendini zor tutarak lokantay gzleriyle taryordu, zellikle teki utaki masalar. Garson, neyse ki YEMEKLE geri geldiinde onlar bu vaziyette kvranrken buldu. Alegre, Gail'in zumlayamayaca yeni bir konu amak iin 146 Mslmanlarn oru tutma alkanlklarn sordu. Sakngan admlarla usul usul alarak farkl dinlerin yasaklad yemekler ve yasaklarn mant zerine konumaya baladlar. Muhabbetten ziyade gzcl andryordu, herkes vazife bandaki nbeti gibiydi, dlayc olmasa da ekingen ve dikkatli. nk hepsi-farkl-kim-liklere sahip insanlardan oluan gruplarda, ilk kez karlaan ya da birbirlerini iyi tanmayan alakasz insanlar arasnda, bir konuya girmek onun etrafnda dolanarak nceden keif yapmay gerektirir. Karndakilerin senin kltrel arka plann ne kadar bildiinin, ne kadar alc olacaklarnn, nyarglarnn nerede balayacann haritasn karman

gerekir nk bir yerlere yapm bir nyarg daima vardr. Abed bylesi bir ihtiyatla, malumat dinsel deil de kltrel bir seviyede tutarak, Ramazan ayndan bahsetmeye balad. Onlara bu ay boyunca yaplan yemekleri, pidelerin mis gibi kokusunu, gn boyu oru tuttuktan sonra en basit bir zeytin ya da hurmann bile nasl lezzetli geldiini anlatt. Sonunda da btn bu iin temelde yemekten uzak durmak gibi grnebileceini ama aslnda bundan daha soyut olduunu, temel amacn hrs ve arzuyu bastrma, sabretmeyi renme olduunu belirtti. Dierleri onu dikkatle dinlerken, tatl tatl anlatyordu. lerinde en destekleyici ve anlayl olan Piyu'yd. Yine ii dinden ziyade kltr seviyesinde tutarak o da Katoliklikten anlatlanlara yakn olabilecek rnekler verdi. Alt farkl yemek ve alt farkl orbayla donanm olan masay bir nezaket ve hogr esintisi sard. Bu esinti onlar Mslmanlarn sabr kavramndan Ispanyolcann aguantar fiiline tad. Dindar teslimiyetten dnyevi tahammle, ne olursa olsun hayata devam etmenin gerekliliine doru, sabretmenin, kretmenin yceliinden dem vurdular, aguantar la vara como venga*. Arada bir tadna baklan yemekler hakkndaki yorumlar ve vglerle, srekli aprt sesleriyle yaldzlanan dingin, barl bir muhabbet. Her ey lml, mtevaz ve yumuakt, ta ki beklenmedik bir mdahale havada * Boa grelerinde kullanlan bir terim: kl nereden gelirse gelsin dayanmak. 147 asl duran bu tlms nezaket perdesini tutup alaa edene kadar. "Kusura bakmayn ama ben buna kar kyorum. Bana sorarsanz gayet ince bir izgi var ve onu geince konutuklarnzn hepsi saf, basit kadercilikte son buluyor!" Yine siyah-elbiseli siyah-yelekli kzd. euan Usul Tofu'dan sinirli sinirli bir srk alp, inerken malzemeleri arasnda et olabileceinden pheleniyormu gibi kalarn atarak iine bakt. phesinden kurtulmu olmal ki lokmasn yutup herkesin gzlerinin iine bakarak konumaya balad: "Meksika'nn serbest ticaret blgelerinde para ba i yaplan emek youn imalathaneler bu kadar kolay kurulabiliyorsa bunun tek nedeni orada emein ucuz olmas deil, sizin bahsettiiniz aguan-tar ya da sabr. Meksikal, Filipinli, Salvadorlu kadnlarla ocuklar hem daha kolay smriilebildikleri, hem de daha marifetli, minik parmaklara sahip olduklar iin tutuluyorlar. Gnde sadece on dakikalk iki tuvalet molasyla 14 saat altrlyorlar, Avrupa, Japonya ve Ortadou'daki burjuva tketiciler daha byk bir eitlilikte Nike'lar alabilsin diye. Bunun en zc, en kahredici yan ne biliyor musunuz? Bu fabrika iilerinin ou snrldkleri iin minnettar. zc olan bu ite! Minnettarlkla katlanyorlar. Onlara ne olursa olsun minnettar olmay, her hakszla katlanmay reten koca bir dnce ve inan sistemi var. O Nike'lar o kadar dk fiyata o kadar byk straplarla retilebiliyorsa bunun nedeni kltrlerara-s kaderci retiler... aguantar ya da sabr... her ne haltsa!" Derin sessizlik. akn sessizlik. Derin ve akn sessizlik. "Kuzu eti nasl Abed? yi mi?" yiydi iyi olmasna, birinin Mutlu Mutlu Kuzucuk adn verdii bu yemek lezizdi leziz olmasna da onu bahane ederek Alegre'nin doum gn partisini kurtarma teebbs bile yetmedi Abed'i yattrmaya: "Peki sen ne neriyorsun bize?" "Bilmiyorum," dedi beriki. "Balang olarak isimlerimizi deitirmeye ne dersiniz?" Alegre ubuklaryla tombul bir mahun cevizini daha taban bir tarafndan br tarafna tarken iini ekti. Debra Ellen 148

Thompson, Gail'e masadaki kimsenin fark etmedii ters, ifreli bir bak frlatt. Bu esnada iki masa tedeki kahverengi sal, eskidenocuk-yldz olup da imdi-emlaklk-yapan kadn, tam nefret ettii gerdann saklamak iin en iyi ay ararken ban edii srada bu bak grd, duralad, hemen ardndan kendinden emin, yksek sesle: "evet!" dedi. Kadn refleksle az nce yakalad buz gibi bakn hedefine bakm, orada bula bula siyah sal bir kz bulmutu, banda da kaa benzeyen bir... ey... bir kak vard. Kapld aknlk yznden gzlerini bu acayip insanlarla dolu acayip masadan koparmas , belki be ya da sekiz saniye srm, sonra karsnda oturan ve yapt evlenme teklifine cevap vermekte byle beklenmedik bir biimde gecikmesini gizli bir tereddte yoran adamn endieli yzne dnmt. "simlerimizi deitirmemizi mi istiyorsun?" diye sordu Piyu nameli bir sesle. "Evet isimlerimizi, yani metaforik olarak. Doduun kii olmaktan gurur duymak yerine gururlanmamak kimliinden, tutup baka biri olmak." Ani bir emir alm gibi Alegre cevizlerle oynamay brakp nce birini, sonra tekini, sonra hepsini, derken teker teker btn karidesleri yedi ve korkutucu lde hzl deil, yle fazla aheste de deil ama neredeyse robot gibi btn mparatorie Gunne'yi balad mideye indirmeye. "Bu eye benziyor... yani Meksikal olarak domusan bir yl Arap gibi yaamaya al, ertesi sene baka bir ey gibi, 'teki' lerden teki been. Adn, kimliini deitir. Adn, kimliin olmasn. Ancak kendimizi bize verilen kimliklerle zdeletirmeyi brakrsak, ancak bunu baarabilirsek her trl rkl, cinsiyetilii, milliyetilii, kktencilii ve insanlar arasna snrlar koyarak bizi farkl srlere, altsrlere blen her eyi saf d edebiliriz." "Senin iin bunu sylemek kolay," diye homurdand Abed. "Srekli ayrmclkla mcadele etmek zorunda olan sen deilsin. Casablanca'yi seyrettin mi? Humphrey Bogart mthi etkileyici bir aktr! Ama o filmde Fasllar hakknda ne dediklerini biliyor mu149 sun? u yryen araflar.A Smrgecilerin gznde benim atalarm bu ite. Yryen araflar! Ben de ounlua gre hl buyum! Bunu unutup adm deitirmemi nasl beklersin?" Bunu takip eden sessizlikte Alegre izin istedi ve hzl, iini bilir, kaygan admlarla, baka mterilerin neler yediine bakarak masalarn arasndan aprazlama geip aadaki tuvalete yneldi. "Abed hakl," diye bard Piyu tyleri diken diken olmu vaziyette, nk birden dilerinin kamatn hissetmi ve tabanda-ki hem kemiksiz, hem de iinde o irkin sar bambu filizleri bulunmayan Messesenin zel rdei'ni ihtiyatla incelemiti. "Dahas ben insan olarak zaman zaman yaamak zorunda kaldmz btn o strabn bir sebebi olduuna samimiyetle inanyorum. Bazen Tanr byle zorluklarla inancmz snar. Sebepsiz sknt yoktur." "Yapma ya, kim snanmak ister? Ben istemem!" diye gaklad Gail, yz dilinden daha keskin parlayarak. "Bana kalsa, bana ne kadar ihtiyac olduunu O'na hatrlatmay tercih ederim. Tpk Ril-ke'nin yazd gibi: Ben lnce ne yapacaksn Tanrm? Beni kaybetmekle kaybedeceksin anlamn. ster Tanr, ister milliyet, ister falanca din olsun... en nemli bulduun ey her neyse ona yle demelisin: Ben -yani milyonlarca kck karnca arasndaki bu kck karnca- ldmde, bensiz ne yapacaksn?" Tuvalette Alegre, ellerini ykayan kahverengi sal halinden memnun grnl hanma yumurta eklindeki bir ayna zerinden mahcup mahcup glmsedi, bir an onu daha nce grd hissine kapld ama nerede

grdn karamad, havadaki youn, adal hindistancevizi kokusunu iine ekti ve koku kadndan m yoksa tuvalet parfmnden mi geliyor merak etti, en uzak tuvaleti seip kapy kapad, klozetin zerine eilip kadnn ktn duyana kadar o vaziyette bekledi, sonra elini grtlana soktu. Bulant abucak geldi, her zamanki gibi. lk kusmuk dalgas geldiinde sesi bastrmak iin sifonu ekti. Kusarken, yz ondan bamsz alyormu gibi gzleri yaard. Yapt ey yznden en ufak bir endie, bir znt hissetmiyordu. Hissettii bir ey varsa o da dipsiz bir uyumayd. "Ama ben de tam buna kar kyorum," diye nlad Abed'in 150 sesi. "Bak Gail, gemite bir sr mutasavvf buna benzer eyler sylemitir. Kulaa radikal, hatta zndka gelen eyler kmtr azlarndan. Ama onlar ne radikaldiler ne de zndk. Hakiki inan sahibi insanlard." kinci dalga daha gl, birinciden daha kabarkt, midesine arlk yapan, ruhuna eza eden btn yk dar kard. O pembe bulama ktnda, zaman geriye alnm, bir yk atlm, Alegre ferahlamt. mparatorie Grme'nin bedeninden atldktan sonra ald soluk renge bakakald. Tropik adalar gibi kokan o tuvalette kprdamadan, sesini karmadan dururken eline u ev dekorasyonu brorlerinden biri gese, klozetin dibinde bakt bu zel rengin 52-E olduunu grecekti, ad da uydu: Kzmz Oldu! "... o radikal konumalar yapan onlarn azlan deil, sylediklerini yanl iiten kulaklard. Toplumun kulaklar. Batni kelamlar kendi dnce sistemleri iinde anlalmaldr. Szlerini dz anlamlaryla almak byk hata olur. Sadece Kiril alfabesi bildiin halde ince bir metin okumaya benzer. ince metinleri okuyabilmek iin in alfabesi bilmelisin. Her mesajda iki anlam bulabilirsin: bir d anlam, bir de i anlam. Sufiler daima i anlamn dilini konuurlard. O szleri sylediklerinde bambaka bir ruh hali iindeydiler. Tanr'ya duyduklar sevgiyle comu, derin dncelere dalm, kendilerinden gemi, transa girmilerdi." "Sar mantardan olmal!" diye atld mer. "Herhalde halsi-nasyon grdren, LSD ya da meskalin gibi bir ey ekmilerdir!" "Ne ne ne?" Abed bask altnda daima yapt gibi enesindeki gamzeyi kayarak, Mslman biraderine dehetle bakt. Alegre nc bir dalga iin. parman tekrar bastrd ama bu sefer sadece ac su geldi. Tuvalet kdndan bir para koparp klozet kapana salm pembemsi lekeleri dikkatle temizledi ve tekrar sifonu ekti. Su delikten boaldnda her eyi alp gtrm, geride hi iz kalmamt. "LSD," dedi mer ona cevaben. "Lizerjik asit dietilamidin'in ksaltmas, beynin bir blmn fazlasyla uyararak, tepkilerini arptan..." 151 "LSD'nin ne olduunu biliyorum, mankafa! Muhterem Sufileri senin kytrk esrarkelerinle nasl kartrrsn?" "yi de semptomlar ayn," dedi mer omuzlann silkerek. "Ha-lsinasyon grdren madde alanlar nesneleri olaanst parlak, gzel ve farkl boyutta grrler. Algnn kaplar alr. Yeni bir ey deil. Eski bir teknik. Ben bunda bir ktlk grmyorum." "Ama ben gryorum," dedi Abed ters ters. "O derviler bilge adamlard, dnyevi arzularn bastrmak ve batini bilgilere ulamak iin seneler verdiler. Bu dnyayla alakalan yoktu, hele maddi sunu-laryla hi. Sen de karma gemi onlarn hipiler gibi esrar mesrar iip, gnee uzanp hayaller grdn sylyorsun! Madem yle uyuturucuya yetecek paras

olan herkes sufi olabilir!" "Herkes olamaz elbette," dedi mer dnceli dnceli. "Mesele doru insanlarla doru uyuturucular buluturabilmekte." "Ah! Tam zaman..." Alegre'nin geldiini gren Piyu'nun yanaklar kzard, gzleri parlad. Belli ki kz arkadann Gail ile Abed, Abed ile mer arasnda bir tampon blge kurup, bu doum gn yemei ykntsndan hi olmazsa arta kalanlar kurtarmasn umuyordu. "Tam tatl zamannda geldin! Kimse yle gzel bir tatl istemiyor mu?" "Ben isterim," dedi Alegre sevinle. Midesinde pineklemekte olan kalorilerin toplam sfra dtnden yeniden yemeye balayabilir, her istediini, hatta isterse bin kalori olsun listedeki en ar tatllar bile yiyebilirdi. Zira blu-mial, Sfrn bitimsiz zgrlnn hikmetine varan kiidir, hem rakamlar arasnda hi de sradan bir rakam deildir Sfr. Aslnda Sfrn say olup olmad da phelidir, baka bir kreye alan esrarl bir kap, baka bir kre olmasa da baka bir ekosistem, daha yksek bir bilin, her eyin mmkn olduu, hibir eyin dnszce kaybedilmedii, sonlarn, dolaysyla balanglarn da olmad bir te diyar. Blumiallarn gnmzde bildikleri ve tecrbe ettiklerini Eski Babilliler de bilir ve tecrbe etmekten bilgece kanrlard. Yazlarnda ya da hesaplarnda sfr saysn kullanmamalar rastlant deil. Zaten denilebilir ki Birinci Babil Hanedanndan son152 ra dnya yaanmas daha zor bir yer .halini ald. "Burnunu mu pudraladn Alegre? Kzlarn tuvalette nasl bu kadar uzun kalabildiini anlamyorum..." Piyu komik bir eyler sylemenin devam etmekte olan dalatan kestirme bir k salayacan ummu olmalyd ama son szlerinin Debra Ellen Thompson'n yzndeki etkisini grnce lafn hemen yarda kesip mende btn aclklar giderebilecek bir tatl aramaya balad. Ne var ki in lokantas tatl asndan pek zengin bir yer deildir, inJapon lokantas bile olsa. Meny inceledikten, garsona baka bir seenek (pasta?) olup olmadn sorduktan ve mutfaa tecavz edip zel bir ey yapabilir mi diye ahya sorduktan (ama bugn kz arkadamn doum gn!) sonra Piyu sadece top erimek zre Yeil ay Dondurmas bulabilecekti. "Ne kadar gzel," dedi Alegre cvl cvl, Piyu seferinden hsranla dndkten sonra. Sa elinde Abed'le mer'den ald ortak hediyeyi tutuyordu, altn bir zincirin ucunda incili bir ha. Piyu, bir hipnoz buusu iinden sallanan kolyeye bakarken, sululuk, fke ve elem de dahil pek ok duygu hissetti. Erkek arkada olarak Alegre'ye bunu aacak bir hediye almad iin sululuk duymutu. Kendisine bundan hi bahsetmedikleri iin ev arkadalarna fkelenmiti. Elini cebine atp, ne kadar esip yasa da bunun ihtiamn glgeleyemeyecek, paketlenmi karkresini yoklaynca da elem duymutu. Dondurma fena saylmazd ama Piyu artk Alegre'ye doru dzgn bir doum gn tatls temin etmekle ilgilenmiyordu. Dnya zerindeki kalar piercingli tek inli garson hesab istenir istenmez getirerek onlar birbirlerine daha fazla katlanmaktan kurtard. Lokantadan kmadan nce Alegre tekrar tuvalete gitmek iin izin istedi. 153 Zt Anlamls "Normal" "Kelime Gail," dedi Piyu alayla, elinde sprge, kahvalt masasnn altndaki krntlar avlayarak. "Kibirli/kendini beenmi/kaba/kmser... K'yle balayan btn bu

kelimelerle e anlaml," dedi mer iir okur gibi. "Benim rnek cmlem: teki kz iin K'yle balayan daha baka eyler de sylenebilir. Etobur hayat tarznn bir paras olduu iin yapay et bile yemediini syleyerek bbrleniini duydunuz mu?" "Zt anlamlsn sylyorum: normal" dedi Abed. "Benim rnek cmlem u: Alegre gibi normal bir kz bu zirzoplar nereden bulmu?" Hep beraber kkrdayarak yeni puanlarn eklemek iin buzdolabna yneldiler. Say tabelas orada, mor dinozor mknatsnn altnda duruyordu, telefon faturalarnn, Joe'nun telefonla smarlanan menusunun, indirim kuponlarnn, Ananas Soslu Glase Biftek tarifinin (Aiegre'in), arpk, sarho bir suratn (mer'in szp kald zamanlardan birinde ekilmi bir fotoraf alkoln bedeni ve ruhu zerindeki zararl etkilerini kantlamak iin Piyu tarafndan ekilmi), bir L. A. punk grubunun mer'in odasnda Abed tarafndan bulunmu indirimli albm kapann (zerinde plak Polaroid bir fotorafn gnderen herkese %15 indirim yaplaca yazd iin Abed ortal amataya vermiti), bir Starbucks kuponunun (mer in), tepeden trnaa banyo kpklerine bulanm Arroz'un akn bir fotorafnn, paltcan morunun "Kalc" diye adlandrld mor tonlarnda bir renk cetvel inin, "Hispanikler Syledikleri Kadar yi klar m?" balkl bir makalenin (herkesin Piyu'ya, Piyu'nun da Aleg-re'ye ait olduunu dnd makalenin kkeni belirsizdi) yannda. 154 Saylan kaydederlerken Abed yeni bir esprinin eiinde gibiydi ama hemen kendini tuttu. Alegre, rengi her zamankinden solgun ieri girmiti. "ocuklar, dars acayip souk," dedi neredeyse bararak, bir elinde kk bir kutu, br elinde bir zarf vard. Birinciyi Piyu'ya, ikinciyi Abed'e verdi: "Sabah haberleri! Posta kutunuzu daha sk kontrol etmelisiniz." Piyu kutuyu atnda mutfa kuvvetli bir koku kaplad. Sarmsakl ekmek kokusu kahve kokusunu bir hamlede yutarak mer'in keyfini kard. "Sen de kakao i," dedi Alegre kokularn savan fark ederek. "Evet, hakl. u amuru imeyi brak, seni asabiletiriyor," dedi Abed ya da Piyu, onu nane ay ya da scak kakao imeye davet ederek. mer azizlere has bir havayla, bu lmcl gnah iin hepsini affediyormu gibi glmsedi. "Broya yetimem lazm. Dn iin teekkr etmeye geldim." Alegre, Piyu'ya dnmeden nce dnceli dnceli sska, solgun gsnde asl duran incili ha okad. "Onlara partiden sonra aklmza gelen fikri syledin mi?" Piyu, Arroz'un ilgisini kendi zerine, kar tezgha, sarmsakl ekmek dnda herhangi bir eye ekmek iin ellerini rparken bo bo bakt. Yzndeki bak, bu fikir her neyse, onlarn deil Aleg-re'nin aklna geldiini ima ediyordu alttan alta ama mer'le Abed bu ayrnty fark etmemi gibi yaptlar. "Piyu'yla ben evde bir Cadlar Bayram partisi vermenin hepimize iyi geleceini dndk. Ne dersiniz?" mer ban kayarak.omuzlarn silkti, az sarmsakl ekmek dolu olan Abed grtlandan bir homurtu kard. "Gzel!" Alegre bu iki hareketi de onaylama eklinde yorumlayarak, teekkr edercesine glmsedi. "Madem yle ne kyafet giyeceinizi dnmeye balayn!" "Abed, hani geen gn anlatmtn ya, Fasllara 'yryen araf denmesini knayan bir kostm giymeye ne dersin?" dedi mer bir155 aen neelenerek.

"Nasl yani? Yryen yastk m olaym?" diye homurdand Abed, henz okumaya balad mektuptaki bir cmle gzne ta-klmasayd daha da homurdanacakt. Gzlerini o satr zerine sabit-leyip, krk bir sesle mrldand: "Annemden geliyor. Beni grmek istiyormu." "Ay yapma gitmek zorunda msn?" diye sordu Alegre, sanki yryen yastk fikri pek houna gitmiti de bu kadar abuk yryp gitmesine ayordu. "Hayr, o gelecekmi." Abed koyu gzleri endieyle bulutlanm vaziyette ban kaldrd. "Geliyor!" "Ne gzel haber, yle deil mi?" dedi birisi yksek sesle. "Tabii..." dedi Abed ama yz gzle grlr lde bulumutu. "Mesele... nasl gelecei. Hayatnda hi... hi uaa binmedi. Amerika hakknda en ufak bir fikri bile yok." "Olsun, gelince renir, neden endieleniyorsun ki?" dedi Piyu ayn anda hem arkadan teskin etmeye, hem kpeini kontrol etmeye, hem de sarmsakl ekmek yemeye alp her birinde baarsz olarak. Ama Abed artk onu iitmiyordu. Konumuyordu. Nefes almyordu. Gamzesiyle birlikte enesini yukar kaldrarak, dmana esir dt halde gururunu yitirrnemi bir asker gibi ba dik, uygun adm yrmeye balad, sonra yrmeyi brakp kouya geti. Gene burnu akmaya balamt. mer onun nereye gittiinin ve bunun olas sonularnn farkna varamadan Abed oktan yukar kp dosdoru banyoya atlm ancak kilitli kap tarafndan pskrtl-mt bile. O orada akn akn dikilirken kap ardna kadar ald ve grd en parlak kmr karas gzlere ve en geni glmsemeye sahip gen, uzun boylu, siyahi bir kz dar kt. Mahcup mahcup glerek "Kusura bakma, banyoda ben vardm," dedi cerbezeli bir sesle. "Adm Vinessa. Sen de... Abdl olmalsn?" Abed dramatik bir biimde ban evirdi ama banyo kapsnda bakacak yle fazla bir yer olmadndan bir-iki saniye iinde tekrar 156 kza bakmak zorunda kald. "Dorusu Abed," diye dzeltti, burnunu eke eke harfleri tek tek sralad. Nihayet kendini banyoya atan Abed'in burun kaygs-sonras sknetinde zihnini dnce igal etti. Birincisi kzn ad Vinessa myd yoksa Vanessa m? kincisi Lynn'e ne olmutu, daha di fras hurdayd! ncs... Zehra geliyordu! Burnu tekrar akmaya balad. "Zavall Arroz'u tek bana brakmamalydk. Nasl mell mell bakyordu grmedin mi? Pobrecitol" diye mzldand Piyu. "Ama yanmza alsaydk da girite brakmamz gerekecekti," dedi Alegre, neredeyse i eker gibi nefesini brakarak. "Biliyorum, biliyorum!" dedi Piyu ikyeti bir sesle. Syleyemedii bir ey varsa o da kendisine kpekle eit muamele talep ettiiydi. Hastane kapsnda onun ieri girmesini kesinlikle yasaklayan bir yaz hayal etti: Ni perros o piyus!* Byle bir tabela olsa bu bahanenin rahatlatc meruiyetine snp, Alegre'nin hasta ziyareti yapmasn mutlu mutlu darda beklerdi. Ama frsat eitlii gerek hayatta olduu gibi gndz dlerinde de pek akla yatkn deildi. Kendini ne kadar zorlarsa zorlasn gznn nne getirebildii yegne grnt, Arroz'un ieri alnmak iin yalvararak kskn kskn ona bakt, Piyu'nun da darda kalabilmek iin yalvararak kskn kskn Arroz'a bakt, her ikisinin de birbirinin yerinde olmay arzulad bir "hastane sahnesiydi". "nce iekiye gidelim. La Tia Piedad geen seferki arabi gllen ok sevmiti." "Alegre por favor, ileri zorlatrma," diye mzldand Piyu, son

hastane ziyaretinin bezdirici anlarn birden hatrlayarak, bu anlar arabi gllerden ziyade batc dikenlere dairdi - mesela i* Ne kpekler ne Piyular girebilir! 157 eklerin fiyat ve devasa bir buketi tamann verdii utan duygusu vs. "Neden sevimli ve basit bir ey almyoruz? Neden bu kadar... bu kadar...?" Hem fkesini ifade etmesini salayacak hem de kulaa fkeli gelmeyecek o bol-yetenekli kelimeyi, doru kelimeyi bir bulabilseydi. Alegre'yi srtn actmadan yere ykacak kelimeyi. "Gsterili" biraz irkin kaacakt, "zppece" daha da beterdi, "haval" ise yeterince sert deildi. "Ar cmert" kelimesine bir ans tanmaya karar verdi ve bard: "yi de bu kadar an cmert olmak zorunda m?" "Cimrilik etme," dedi Alegre, kk bir ocuu susturur gibi sabrla ban sallayarak. "Tabii ki la Tia Piedad iin be kuru ayrabiliriz! Amma eli sksn!" Piyu baka bir itirazda bulunmad. "An cmert" hedefi skalamt. Kavga etmediler. Aslnda hi kavga etmezlerdi. Ne bugn, ne en kt anlarnda, ne de kmaya baladklarndan beri bir kez olsun kavga etmilerdi. Bunca zamandan sonra Piyu, Alegre'nin ne onunla ne de bir bakasyla asla dorudan atmaya girmeyeceine iyice ikna olmutu. Hayal krkln ya da krgnln ifade etmek iin alternatif yntemler gelitirmi gibiydi. orbay normalden daha scak sunmak, kakaoya gereinden fazla eker koymak, musluu szdrr vaziyette brakmak, yata yapmamak, bir mobilyay yerinden alp baka bir yere koymak... Alegre duygularn dile getirmek iin gayet incelikli bir modus operandi icat etmiti. Las tias'a has bir vekalet lehesi. Alegre'nin todas las tias'la, yani hepsiyle ilikisi, Piyu' un grebildii kadaryla, Yin-Yang eklini andryordu, ama burada siyah yarnn ad Yin deil, "sen bizim gibi deilsin, bizimkinden daha iyi bir gelecein olacak"; beyaz yarnn adysa Yang deil "sen onlar gibi deilsin, bizden biri olduunu, kklerini unutma"yd. Buna karlk Alegre'nin ifte inzivas, dairenin iki yarsn n iindeki farkl renkli noktalara benzetilebilirdi. Bu yzden de zamannn ya158 nsn las tias' onlar gibi olmasnn beklenemeyeceine nk zde farkl olduuna ikna etmekle, zamannn dier yarsnysa onlardan ok farkl olmasnn beklenemeyeceini nk zde onlar gibi olduuna iknaya almakla geiriyordu. Her eyden nce dili farklyd. Meksika'ya gitmemiti - hayatnda bir kere bile. spanyolcas zayf olmasa da kendini ngilizce konuurken daha rahat hissederdi ve hem Arroz hem de Piyu'yla s-pan-gilizcenin otantik bir versiyonunu konuurdu. Yine de Alegre'nin las tias'la ayn dili konutuu ok bariz bir alan vard. Nazar dili onun da anadiliydi. Teyzeler konumuyor deillerdi. Konuurlard elbet. Ama con-versando, charlando, chiflando, platicando, lablando, murmuran-do, turuquiando, chinchorreando yaparken bile nazar dilini brakmazlard. Hayatlar boyunca birbirlerine en alengirli mesajlar bu lehe zerinden gndermilerdi. Yabanclar arasnda hi sesleri duyulmadan, tek kelime etmeden konuabilirdi las tias. Konumalar dillendirmeye gerek yoktu. Titiz cmleler ina etmeye gerek yoktu. Bu gereksiz ayrntlarn arln ekmeye ne lzum vard? Tam anlamlarn, olas gndermelerini akla kavuturmak iin ne kadar urarsan ura daima esas hedeflediinden ok daha azn anlatan bir kelime nn basks altnda zihni fel etmenin ne lemi vard ki? Dolaysyla las tias, hem ngilizce hem de spanyolca kelimelerin yerine, sadece

kelimeler de deil pfrtler, kkrtlar, kahkahalar da dahil seslerin yerine, bir dizi gz hareketi koymulard; gz ekilden ekle giriyor, krplyor, alyor, kslyordu. Verilen mesajn ieriine bal olarak Nazarn, uzatmal baklar ya da kaamak gz gezdirmeler girdabnda tekrar tekrar dnd grsel bir jimnastikti bu. te Piyu'nun fazlasyla kafa kartrc bulduu bu dolayl dil ve onun bitmeyen leheleriydi. Ruhunun derinliklerinde Piyu ok istiyordu Alegre'nin biraz daha... biraz daha kadns olmasn... kadns kadnlarn daima yaptklar gibi alamasn, drdr etmesini, kusur bulmasn, vd vd yapmasn. orbann scaklndan, yatan zerinde ak braklm bir kitabn satrlar arasndan ya da 159 enchiladas'm tuzundan Alegre'nin ifrelerini zmek sinir bozucuydu. Son zamanlarda Piyu her seferinde la Tia Piedad'a aldklar ieklerden phelenmeye balamt; asla takip edemedii bu dolambal dile dahil miydi renkleri (neden arabi?) ya da trleri (neden gl?). Her zamanki gibi bu sefer de ifrata kaan bir debdebesi, gsterili bir nezaketi ve can skc bir yaval vard ieki kadnn. Gllerle dekoratif yapraklar arasnda balerin admlaryla szlyor, sanki bir hafta sonra lecek bir tomar bitki deil de sonsuzlua yeminli antik papirslermi gibi her birinden on ikier taneyi muazzam bir zarafetle seiyordu. Elindeki makas havada daireler izdike Piyu baylacak gibi oldu. Bir iekide bu keskin aletlerin ii neydi? Makaslar, baklar, falatalar, aklar... cephanelik gibi. Dar kap orada bekledi. Tekrar yola koyulduklarnda Alegre mutlu grnyordu, byk blm ar cmert bir buketin ardnda gizlenmi olan Piyu'nun yznden ise pek bir eyanlalmyordu. Buketin zerindeki kartta bir not vard: "A la nejor tia en el mundo!"* La Tia Piedad bir gn nce hastaneye kaldrlmt. "Sabahtan beri srt aryordu, ok fena!" diye bilgilendirmiti Alegre ks ot-ras tias' telefonda. Piyu'nun odasndan her birini teker teker aram, her seferinde tam tamna ayn kelimeleri syledii ve grne gre karlnda ayn yorumlan ald halde hi azalmayan bir cokuyla tekrar tekrar anlatmt hadiseyi. Sylediklerine baklrsa bir gn nce yemek masasnda her ey normal grnyordu. La Tia Piedad yapt yeil bezelye orbas yznden en gen hizmetiyi azarlam, tenceredeki bulamac yenebilir bir eye dntrmek iin mutfaa gitmi, masadaki misafirlerden o dnene kadar yemek yememelerini istemi ama sonra bir trl geri dnmemiti. En gen hizmeti mutlaa tekrar girecek cesareti topladnda, orbay yeil bir esrimeyle ocan zerinde fokurdar, la Tia Piedad' da elinde tahta kak, yerde yatar vaziyette bulmutu. La Tia Piedad * "Dnyann en iyi teyzesine!" 160 hemen hastaneye, dnya zerinde gvendii tek doktora gtrlmt: Ricardo Aguilera'ya. Byk byk teyzenin Ricardo Agu-ilera-chnm sebebi onun lke apnda baarl bir doktor olarak nam salm oluu, yar Meksikahl ("yar man deil! Annesi Chi-cana ise, kendisi de yle," derdi la Tia Piedad her seferinde) hastalarna kar iyi kalplilii... ama Piyu'ya gre. hepsinden ok o ltl porselen glyd. La Tia Piedad ne zaman hastaneye kaldrlsa ufak deiikliklerle ayn sahne tekrarlanrd. Pembemsi (vine rengi, bordo ya da arap rengi) bir gecelikle yatakta otururdu La Tia Piedad, todas las ti-as (dnml olarak) at nah eklinde yatann etrafna dizilirdi, azna kadar ieklerle dolu lks odada, masann zerinde hastalarn koruyucu azizi San Camilo'nun bir tasviri olurdu. La Tia Piedad, Alegre'nin

kapdan girdiini grr grmez "donde esta tu Piyu?"* diye barrd. Bu soruyu bir kez olsun ihmal ettii grlmemiti. Buna mukabil Alegre de tek bir kez Piyu'yu yannda gtrmeyi ihmal etmemiti, hastanelerin sivri eylerle dolu olduunu bile bile. "Merak etme. Uzun srmeyecek, sz." Binaya yaklarlarken Alegre onu yreklendirmek iin gld. "La a'y bilirsin. Hep ayn hengame, daha hepimiz hastaneye ziyarete gidemeden dzeliverir. Bazen kasten yaptn dnyorum, hepimiz onun gcne boyun eelim diye, pimi tavuktan beter edene kadar." Piyu hafiften titreyerek ban sallad. Alegre'nin sz daarcnn byk ksmn, dorudan yemek kitaplan ve tariflerden alnm gastronomik szlerin oluturduunu renmiti artk. nsan ilikilerini baharatlar, tatlar ve piirme usulleri ile anlatp anlamlandrd kendine has bir jargonu vard. Keza ona gre ak da dilimlenip ince ince doranabilir, zlene kadar kartrlp pembeleene kadar kavrulabilir, dk sda frnlanp kemikleri kanlabilir, kremal sosa bulanp terbiye edilebilir, halanp soumaya braklabilir, ii yumuak eylerle doldurulup istee gre fazladan ekerle servis edilebilirdi. * "Senin Piyu nerede?" 161 Park yerinde sakin sakin puro ien el Tio Ramon'u grdler. Uykulu yzyle selam verdi. "yi iyi bir eyi yok. Merak etmeyin," diye geveledi skntl bir sesle. Piyu her zamanki gibi onunla gz gze gelmemeye alt ve her zamanki gibi baarsz oldu. Aralarnda tuhaf bir ey vard; bir ksur yldr sren soyut, mulak bir gerilim. El Tio Ramon'la ne zaman gz gze gelse, orada grd delici lty alaydan baka bir ey olarak yorumlayamyordu Piyu. El Tio Ramon'un onunla ya da onda grd bir eyle, belki de kendi yansmasyla, sessizce, alttan alta, amanszca dalga getiini dnmeden edemiyordu. "Bir zamanlar bambaka bir adamdm, bu lgn aileye girdikten sonra byle mlayim bir el Tio olup ktm," diyordu sanki. Mesaj gerekten buysa, Piyu bunun ima ettii eyleri stne alyordu dorusu. Bu gibi zamanlarda kendini zorlayarak bir kar mesaj dnrd. Asla el Tio Ramon gibi olmayacak, kiiliinden vazgemeyecekti, ne de bamszlndan, sonra... "Hadi Piyu, gidelim, vamonos!" El Tio Ramon'un yorgun ehresini alayc bir tebessm atlatt. Onu orada brakp ieri girdiler. Altnc katta bir boydan bir boya oday ararlarken, Tanrya kr asla topuklu ayakkab giymedii halde ayak sesleri bo koridorda yksek sesle tnlayan Alegre'nin admlarnn yanksn dinledi Piyu. ki tarafta da duvarlar bel hizasnda uuk yeile boyanmt. Piyu'da o renk kataloglarndan biri olsa bakmakta olduu rengin 35-E, Seilmi lke olduunu bilecekti. Seilmi lke'nin koridorlarnda bir yerlerde doru oday buldular. Alegre nden girdi. "Donde esta tu Piyu?" Piyu ban buketin arkasndan karp herkesi selamlad. Todas las tias yatan etrafnda yarm daire eklinde duruyorlard. Koro halinde selamna karlk verdiler ve charlando, chiflando, chinchor-reando faaliyetlerine devam ettiler. Bu tandk ama yine de her zamanki gibi yabanc amatann ortasnda Piyu byk byk teyzenin sesini iitti: "Dn gece ryamda birinin bana seslendiini duydum. Bu odada atm gzlerimi. Sonra ok parlak bir n yatamn ze162 rinde ykseldiini grdm. Anladm ki yaknda leceim. Son nefesimi vermeden nce porselen takmm Alegre'ye brakyorum!"

Bu aklamay herkesi susturan, odadaki her kmlty bastran huzursuz, dipsiz bir sessizlik takip etti. Las otras tias alnm, Alegre de sevinmi grnmemeye altlar. Piyu bu vaziyetten faydalanabileceini gayet iyi bildii iin yavatan dar szld. Dan knca bir dolara scak kakao veren bir makine buldu. Etrafta kimseler yoktu, ne bir hasta, ne bir doktor, ne bir hayat belirtisi. Acildeki herkes acil bir durum iin darya komu gibiydi. Peki bu katta kimse yoksa etrafa yaylm btn o neterleri ve baklar kim kontrol edecekti? Daha fazla nefes alp daha az paniklemeye alt. Daha fazla nefes al, daha az panikle... Neyse ki Alegre tam zamannda geldi, zira sray armaya balamt: daha az nefes al, daha ok panikle. "Vamonos Piyu!" diye cvldad Alegre az kulaklarna vararak. Darda, park yerinden geerlerken neyse ki el Tio Ramon ortalklarda yoktu. 163 Artakalanlar Akam 19:08'de Alegre'yle Piyu metroya binerlerken mer metrodan kt. Caddede yrmeye balar balamaz iine bir hzn kt. Kederinin sebebini aramaya balad, umduundan fazlasn buldu, Lagwagon Coffee and Cigarettes (Kahve ile Sigara) yedi kere kulaklarna sylerken arka arkaya be sigara iti. Prince Soka'na dnerken, stanbul'daki kuzeni Murat'a ok benzeyen bir adama arpacakt neredeyse. "Ah, kusura bakmayn!" dedi adam, kusura baklacak bir ey olmad halde. st dudanda kvrlan o komik, en gl bile Murat'nkinin aynyd. Bu raslantdan ikillenen mer adama dik dik bakt ve ancak o zaman berikinin salarnn kuzeninden daha seyrek olduunu, hatta biriki yla kadar iyice kel kalacan tespit etti. Yaad ehirde ve inallah dnyann baka hibir yerinde kuzeninin bir kopyas olmadna sevinen mer ters bakn tatl bir glle telafi etmeye altysa da maalesef adam bu sefer de bunu yanl yorumlad. imdi eskisinden de beter somurtan mer, Lagwagon'in yerine Lou Reed koyup, Stupid Man (Aptal Adam) eliinde yrmeye devam etti. ki dakika otuz bir saniye. Ama arky ikinci kez dinlemeye balamadan nce grmeyeli belki kuzeninin de salarnn dklm olabilecei geldi aklna. Muhabbet etmeyi brakal bir yldan fazla olmutu, son grmelerinin zerindense en azndan be ay gemiti. Byle uzaklam olmalar ok zcyd. zcyd nk bir zamanlar her ey ok farklyd. Anneleri hem karde hem komu olduklar iin birbirlerinin evinde kendi evlerinden daha fazla vakit geirirdi, kendileri de ayn yata olduklarndan btn ocuk164 Hklarnn birbirine yapk gemesi kanlmazd. O zamanlar ok ortak eyleri vard ya da belki ikisi de sadece dierinin dile getirdiklerini yanklyordu. Ayn eyleri biriktirirlerdi: pul, yabanc paralar ve kz tokalar. Prensip olarak tokalarn satn alnmamas, tandklar kzlarn salarndan araklanmas gerekirdi. Koleksiyonun her parasnn ardnda bir kimlik ve bir hikye olmasnn nedeni buydu. Hazinelerini kefeden annelerinin ayn anda ve abartyla olay karp, koleksiyona kar kmalar bu projeyi sona erdirse de ortak ilgi alanlarnn uzun listesinden bir ey eksiltmemiti. Ayn meslekleri hayal etmi (nce meyhaneci, sonra ocuk doktoru, ardndan kadn doktoru, tekrar meyhaneci), ayn kitaplar okumu (Pal Soka ocuklar, Seksen Gnde Devrilem, Tom Sawyer'in Maceralar), ayn takm tutmulard (Fenerbahe); her sylediklerinde kendilerini tutamayp gldkleri o salak kfiire (eil de karpuz gtn ye!) baylrlard, armlar zihinlerinde biraz bulank olsa da. Yedikleri itikleri ayr gitmez,

ilgilendikleri eyler, baarlar hatta baarszlklar birbirine benzerdi, stne stlk birbiriyle yakn arkada olan kzlarla kmaya balam, hatta bir keresinde ayn kza k olmu, aylar sonra ikisinin de onunla yatt ve onun tarafndan aldatld ortaya km... her neyse, tatsz bir hikyeydi bu ama o zaman bile bozumamlard. Dostluklar bu kadar salamd ite. Ne var ki ilk belirgin ayrlk bundan ksa bir sre sonra, mer' in yatann altndaki pomo koleksiyonu annesi tarafndan bulunup, ele geirilip, ortadan kaldrldnda ortaya kacakt. Dergiler aslnda kuzeni Murat'a aitti. mer bunu annesine sylememiti tabii. Bir aklama yapmasna da gerek kalmamt zaten. Annesi nce btn dergileri imha etmi, sonra da hi byle bir ey olmam, dolaysyla konuacak bir ey de yokmu gibi davranmt. Anlamazlklar zmek konusunda taknd tutum hep bu olmutu zaten, azimle inanrsan ortada mesele olmadna, inanc geree dntrebilirsin dncesi. Annesinin her trl pislii kiri byle iekli yamal rtlerle kaplayp rtmesi, bu ahenkli ikiyzll mer'in cann skard. "Sen akln m kardn? Hibir ey sylemediine memnun ol165 man lazm. Benim annem olsa canma okurdu. ok anslsn!" diye kmt kuzen Murat. Dostluklarnn yzeyindeki ilk gedik byle alm olmalyd. Kendi bana pek bir anlam olmayan, nemsiz, clz bir atlak ama onlar bekleyen krklarn, krgnlklarn habercisi. O kopukluk genileyip derinletike mer, kuzeni Murat'la ancak geerken istasyonda yan yana gelmi iki tren kadar yakn olduklarn, yola k an geldiinde zt ynlere hareket edeceklerini fark etmiti. kisi de niversite snavlarnda ok yksek puan alarak en ok istedikleri blme (ODT Endstri Mhendislii) girdikleri haberini aldklarna, anneleri sevinten alamt. Ankara'da olanlar iin kk ama rahat bir ev tutulmu, birbirlerine gz kulak olacaklar dnlmt. ocuklar yola kmadan, aileleri drt sene sonra mezuniyetlerinde ortak mthi bir kutlama yapmaya sz vermiti. Ancak bunun imknszl ok gemeden kendini gsterecekti. Mstakbel endstri mhendisleri olarak ilk iki dnemlerinde mer anarko-sosyalist bir kza k oldu, derslere girmeyi brakt, Marx okumaya balad, Mara okumaya devam etti, Marx'm iirselliini kuramclndan daha ok sevdi ama bu saptamasn kendine saklad; yeni kz arkadayla, gekapitalist toplumlardaki sosyalist gelenein sefaletini, sosyalist lkelerdeki muhalefet hareketlerinin sefaletini, Felsefenin Sefaletini ama ayn zamanda kzn aniden, tek tarafl olarak, akllara durgunluk verecek ekilde ilikilerinin platonik kalmas gerektiini ilan etmesiyle sona eren cinsel hayatlarnn sefaletini konuup durdular o dnem boyunca. Sonraki safhada mer akn bir k, ondan da akn bir Marksist oldu, renci demeine katld, kz arkadandan ayrld, renci derneinin liderleriyle kavga etti, gsterilere katld, tutukland, biri dnda tm derslerden kald... bu arada kuzeni Murat doru yoldan sapmadan, gzn bile krpmadan, sadece ve sadece alt... alt... alt. mer gzaltndan ktktan sonra herkesi evde buldu, sofrada da ynla yemek vard, en sevdikleri, sanki iki gn gzaltnda deil de yllarca a ana hapiste kalm gibi gani gani devasa tepsilerde... 166 "Kt arkadalar edinmisin! Bu solculuk ilerinin bu lkede hl devam ettiini bilmiyordum," dedi teyzesi dudan bkerek, bir yandan mer'e yourt orbas koyuyordu. Konunun aldn duyan annesinin sandalyesinde tedirgin

kmldandn grd mer; annesi farkl bir konu arayacak, bulamaynca da sosu kartrmak, tatllar donatmak iin mutfaa kaacakt. "Bu solcular sadece artakalanlar anne," dedi Murat, hem annesinin hem de masadakilerin kendisinin bunlar tasvip etmediini anlamas iin yzn abartyla buruturarak. mer itiraz etmemiti. Kuzen Murat haklyd aslnda. Tam da yleydiler: "artakalanlar", on yl nceki darbenin ldrc de-politizasyonundan sonra kendilerini toparlamay baaramam, gen, orta yal, yal, teker topal politize insanlar. mer'in ocukluunda 1970'ler boyunca, 1980 darbesine kadar esip grleyen o gl, youn, canl muhalefetin kalntlarndan, artklarndan baka bir ey deildi bugnk direni. Artakalanlarn bazlar geleneksel ailelerden geliyordu. Kimileri eski solcu anababalarn ocuklaryd; bu ailelerin byk blm ocuklarna "Devrim" (kz erkek ayrm yoktu zira devrimin !ndrogen olduu dnlyordu) adn koymular, askerler ynetime el koyar koymaz bu kararlarndan piman olmular ve sonraki yllarda dengeyi kurmak iin bilerek ya da bilmeyerek bu ocuklar olabildiince depolitize yetitirmilerdi. te bu yzden, ne komiktir ki Trkiye'deki ayakl D%vrimlerin ou statkonun en hararetli savunucular arasndadr. Bu arada, bu Devrimlerin aileleri bir daha ayn hatay tekrar etmeyeceklerdi. Kimi anababalar ikinci ocuklar iin daha iyi bir isim buldular: "Evrim". Birka yl daha geip nc ya da drdnc ocuk beklenmeye baladnda hibir geni kapsaml arm olmayan baka isimler setiler, bir iek ya da yldz ismi, yeter ki sevimli ve parlak olsun, phe uyandrmasn. mer, Trkiye'den baka bir yerde, ayn aile iinde isimleri "Devrim"den "Evrim"e, oradan da "Lale" ya da "Meltem"e uzanan kardeler var mdr merak ediyordu. 167 n.1 Mineli arasnaaKi yabanclamaya gelince, mer'in sahn-caklanp durduu somaki yllar boyunca bu kopukluk gemeyecekti; bu arada mer endstri mhendisi olmak istemediine karar vermi, tekrar niversite snavna girip Boazii niversitesi Kamu Ynetimi Blmii'n yazm ve kendisi de dahil herkesi artarak yksek bir puan alp kuzenini arkada brakarak stanbul'a geri dnm, bir kez daha eski ehrin kaosuna k olmu, baka kzlar ve gruplarla tanm, yine kendisi dahil herkesi daha da hayrete drerek derslerinde son derece baarl ama kar cinsle btn ilikilerinde baarsz olmutu. Ayn zamanda Marksizmden situasyoniz-me, Marx'tan Guy Debord'a kaym, oradan da hazclk, karamsarlk ve sinizme doru tatl tatl atn srm, derken drtnala dipsiz nihilizme dalm, ok imi, ok kusmu, ok flrt etmi, ok dii-zm, ok kahrolmu ve gayet istikrarl olarak hayatta bir inip bir km, tkezleyip dorulmutu. Tm bu zaman zarfnda kuzen Murat alm... alm... alm... mezun olmu, iyi bir i bulmu, evlenmiti. imdi dndke Murat'n salarnn dklm olmas ihtimali mer'in daha ok aklna yatyordu, o halde bir kopyasnn Boston sokaklarn arnlyor olmas ihtimali sandndan daha yksekti. Pearl Soka o numarann nnde kulakln karp, eve girerken, daha dorusu giremezken Lou Reed'i susturdu, zira kap cokulu bir karlamayla ablukaya alnmt: "Hogeldin! Hogel-din! Hogeldin!" Sofa kapsnn arkasnda, kuyruu drum'n base temposunda sallanan, had safhada sklm, had safhada ackm Arroz devasa cssesiyle hoplayp zplyordu. Sofaya girip, slak kaygan kucaklamalardan kendini kurtardktan sonra be sandvi yapt mer. n Arroz, ikisini kendi yedi. Sonra birlikte divana gmlp Su-garcult'n Stuck in America'sm (Amerika'da Kslp Kalmak) dinlediler. dakika yirmi saniye. Telefon aldnda arky nc kere dinliyorlard.

mer, Vinessa'ya i knda onu almaya gideceini sylemiti ama iinden tekrar dar kmak gelmiyordu. Geerli bir bahane 168 arad, ama bula bula unu buldu: "Evde kimse yok. Ben de kar-sam Arroz tek bana kalr! Can sklr." Doruydu, en azndan ksmen. Bahanesine gvenerek telefonu at. Ama arayan uzak bir yerden uzak bir sevgiliydi. "Orada saat ka?" diye sordu mer ilk i, sanki konumaya devam edebilmesi iin bunun akla kavumas gerekiyordu. "Burada m orada m?" dedi Defne, sesinde hafif bir asabiyet vard. mer sustu. nsann derin dncelere kapld anlarda sustuu gibi deil. Beklenmedik bir itki karsnda, mesela yolda annda yanndan geen arabann renkli camnda kendi tkenmi imgesini grp kendi gereiyle yzlemesi gibi hem irkiltici ama hem de tandk bir ey karsnda nasl susulursa yle susmutu. Soru nasl sorulursa sorulsun cevabn yanl kalmaya mahkm olacan fark etmesini salayan da benzer bir rpertiydi. Liman ya da istikamet ne olursa olsun, Defne'nin "burada"s mer'in "orada"s olacak, ke-siemeyeceklerdi. TEDRGN RUH KOLATA DKKNI'nn vitrini arkasnda Gail, bir tepsi Gazaba-Gelen-iva ikolatasnn boyunlarndaki ylanlarn gzlerine karamel benekler damlatmakla meguld ki, o kadnn yine dkknn nnden getiini grd. Her gn tam ll:45'te dkknn nnden geiyor, yarm saat sonra elinde kesekdyla geri dnyordu. Yaknlardaki bir orba evine gittiine emindi Gail, ke-sekdnn iinde de orba olmalyd, tavuklu ehriye muhtemelen. Ne zaman getiini grse gzlerini kadndan alamyordu. Aslnda Gail her gn bu saatlerde, bu evsiz kadnn tekerlekli eski ps-k bir bavulu arkasndan ekerek ve kt kokular yayarak sokakta belirmesini bekler olmutu. Kadn bazen yoldan geenleri, ama sadece kendi setiklerini durduruyor ve her zaman ayn cmleyi sar-fediyordu: "sa bana fazladan bir dolarnz olduunu syledi..." Bunun dnda hemen hemen hi konumazd kimseyle. 169 ;erken, Ual gzlerini tekinsiz bir korku ve hayranlk karmyla onun ellerine dikti - parmak ular vine rengiydi, trnaklar bir kir tortusu iinde, byk, buruuk, nasrl ellerinde hi yara izi olmad halde katlam kan phtlar vard. Gail bu ellerde onun ilgisini neyin bu kadar ektiini, bu evsiz kadnda onu ayn anda hem coturan hem de hznlendiren eyin ne olduunu tam olarak adlandramasa da sezebiliyordu. te yandan Gail, sabanafazladanbirdolarmzolduunusyledi Kadn'n da kendisinin farknda olduundan pheleniyor ve bunu hem rktc buluyor, hem de iten ie umuyordu. Evsiz kadn bir kez bile bam evirip dkknn iine bakmad halde, onun her gn buradan geerken aktrmadan kendisine, ruhunun ta derinliklerine baktn dnmekten kendini alamyordu Gail. sabanafaz-ladanbirdolannzolduunsyledi Kadn, belki de Gail'in onun varlyla neden hipnotize olduunu, neden yrngesine ekildiini gayet iyi biliyordu. Geri bunu Gail de biliyordu ya. Sonuta, aslnda ikisi ok da farkl deillerdi birbirlerinden. Vitrinin arkasndan onu seyrederken, onlar ayran snrn bu cam kadar ince ve krlgan olduunu dnyordu Gail elinde olmadan. Isabanafazladanbirdolarmzoldunusyledi Kadm' seyrederken, bu evsiz dlanmn bakalar tarafndan nasl grldn de seyrediyordu. Onun defaaten kiinsenerek uzaklatrldn, merhamet dalgas eliinde zaman zaman yardm grdn, ama en ok, sistematik olarak grmezden gelindiini gzlemlemiti. Ondan hastalklym gibi kaanlarn bir yerde hakl olduklarn dnyordu Gail nk gerekten

de bulacyd ama onlarn zannettii gibi deil. Bu hastalk, bu uyumsuzluk, bu gam her neyse sadece ve sadece bunu zaten kapm olanlar etkileyen bir eydi. Tmyle farkl sebeplerle bu virs zaten tamakta olanlar etkileyen bir salgn - onlar toplumda yaamaktan, hatta baarl bir biimde toplumun paras olmaktan alkoymayan, ancak baarlarnn zirvesin-deyken dahi her .eyi birden brakvermenin, reddetmenin ve reddedilmenin, delirmenin eiinde tutan o nadide hastalk. Gail korkmak iin artk ok ge olduundan korkuyordu, zira muhtemelen 170 kendisi de vcudunda ayn virs barndyor, kendi tylerini kendi gagalaryla yola yola mevcudiyetlerini didikleyenlerin, kendilerini bitirenlerin damgasn tayordu. Noel'de, karamela Noel Babalar, pralin geyikler, kozhelva ziller, ball-tarnl melekler, ngattan bebekler ve Noel-Baba'ya-na-nyorum ekerlemeleri arasnda, Isabanafazladanbirdolarnzoldu-unusyledi Kadn bonbonlar yapmay tasarlyordu Gail. Bunlar mutlu ailelere ya da mutlu aile kurma hrs olanlara satacakt. Bylece farknda olmadan bu evsiz kadnn glgesini, her gece istisnasz an aydnln darnn karanln rtt, boduu o k ve zarif evlerine tayacaklard. Bonbonlar ok lezzetli, tr tr yapacakt. Her Isahanafazladanbirdolannzolduunusyledi Kadn'n d bitter ikolata kapl olacak, bu sert. koyu renkli zrh stldnda, iinden orada kefedilmeyi bekleyen yumuak ve tatl fondan akacakt. 171 Delik Evi Zehra iin hazrlamaya kalktklarnda onun hakknda ne kadar az ey bildiklerini fark etmeleri uzun srmedi. Geleneki miydi? Mesela alkol, domuz eti ya da imdi akllarna bile gelmeyecek herhangi bir yiyecei tketmelerinden rahatsz olur muydu? Gerek hayatlarn ona nereye kadar gstermeli, ne kadarn saklama-lydlar? Zehra ne severdi? Kendisi nasld? "Ona ne piireyim?" diye sordu Alegre, st dolaplardan birine koyduundan emin olduu fondu takmm bulmak iin zerine kt sandalyenin tepesinden. Ama Abed herkesin ona Zehra'nn alkanlklarn sormasndan bkmt. Bkm ve biraz da gerilmi: "Srekli yemek piirmek zorunda msn? Biraz dinlensem'" Ama bu szler azndan kar kmaz sylediine piman oldu. "Kusura bakma Alegre, yle demek istemedim. Sadece ey, bana yemek piirmek annemin houna gider. O buradayken sen piirme-sen de o piirse olmaz m?" diye laflan aznda geveledi Abed, ondan istedii fedakarl fark ettiinden sesini iyice alaltarak. "Topu topu iki haftalna..." Alegre uysalca ban sallad ama dikkatini faciaca vermediinden bu teklifin kendisi iin karmak sakncalar olabileceini idrak edememiti. O anda tek istei fondu takmn bulmann yan sra Abed'in endiesini yattrmakt. Zehra'nn gelii Pearl Soka 8 numarada salam ve kusursuz bir yoldalk ruhu yaratn iti: hazrdlar karlamaya farkl boyutlara ve ambalajlara da burnse, dnyann baka baka yerlerinden de gelse, iinden ne kacan gayet iyi bildikleri, znde hep birbirine benzeyen o mahrem, esiz, ege172 men figr: Anne! Esiz bir dayanma iinde birlemilerdi. "Alegre aa in ltfen," diye inledi Abed, sandalyeye sk sk yapmt; Alegre aadan o kadar zayf ve krlgan grnyordu ki aa dse parampara olacakt sanki. Son zamanlarda daha da m zayflad diye merak etti. Ama onun yerine baka bir ey sordu: "Fondu

takm ne iimize yarayacak? Zehra byle eyler kullanmaz!" "Hah, burada," dedi Alegre sevinle fondu takmn karrken, sonra paralar teker teker Abed'e vermeye balad. "Her eyin mkemmel olmas lazm. Memnun etmemiz gereken ok fazla insan olacak. Zehra geliyor. Partiye davet ettiimiz onlarca insan geliyor. Cuma byk gn!" "Perembe demek istedin," diye dzeltti Abed hain bir sesle. "Cadlar Bayram perembe gn!" "Hi hi, ama parti cuma gn," diyerek emaye tencereyi uzatt ama Abed artk aada deildi. Onunla tartmak yerine mutfaktan koarak dar km, Piyu' yu mer'in odasnda bulana kadar komaya devam etmiti. eri girdiinde Piyu ile mer'i bilgisayar ekranna yapm, yeni yaplm bir Kanada web sayfasnn panltl animasyonlarn incelerken buldu. "Piyu, amigo, Alegre'yle konuman lazm. Bir eyler yap!" Abed ellerinde fondu atal laryla ieri dald. "Alegre partinin cuma gn olduunu sylyor. Zehra da o gn gelecek. Zehra'nn uuunu erteleyemeyeceimize gre partiyi baka zaman yapalm!" Baklarn kl animasyonlardan Abed'in fazlasyla donuk yzne evirmekte zorlanan Piyu'nun bu konumann manasn skmesi her zamankinden birka saniye fazla srd. Mesaj znce nce gmleinin manetini srd, sonra brakp szland: "Yapamam, o kadar ok kiiyi davet etti ki!" "Madem Cadlar Bayram perembe gn ne demeye Cadlar Bayram partisini cuma gn yapyor?" Abed ellerini ve halen tutmakta olduu fondu atallann asabi asabi savurdu. Gzlerinin nnde daireler izip stne stne gelen sivri ulu atallara hipnotize olmu gibi bakakalan Piyu'nun zihninin devre d kalmas iin 173 bi-iki hareket daha yetecekti, yz sararp solmu, yanaklar kl gibi olmutu. mer sandalyede kendini geriye atp ifte aknlkla ev arkadalarna bakt: "Neden sakinlemiyorsunuz? Ben burada bir sorun grmyorum. Parti cuma gn. Zehra cuma gn geliyor. N'olmu yani? Bunda ne acayiplik var?" "Ne acayiplik mi var?" Abed ona dorulttuu atalla balestra yapan bir eskrimci gibi ne hamle etti. "Bu kadn hayat boyunca herkesin birbirini en kk gnahna kadar tand kck bir kasabada yaad. Amerikan kltr hakknda hibir fikri yok. Burada nasl bir hayat yaadm merak ediyor ve benim iin ok endieleniyor, tamam m? Yegne olunun ne vaziyette olduunu grmek iin bu yolculuu gze alyor. Bu lkedeki hayatma dair ilk izlenimi Iggy Kihkutuk kurabiyeleri ve zerine yklan bir yn sarho canavar olmamal!" Bunu takip eden dakikalarda Piyu, Alegre'ye partinin gnn deitirtmek iin iki teebbste bulundu ama ikisinde de onu telefonda cuma gn iin yeni yeni insanlar davet ederken yakalad; Abed nette Fas'tan alternatif uular aramaya balad ama ok gemeden artakalan saduyusu onu durdurdu, mer ise ikisinin de hi yol alamayn seyredip, kendi kendine kafa bularak sandalyesinde oturdu. "Bu cuma ne yiyeceinizi bilmek ister misiniz ocuklar?" diyerek ieri dald Alegre, yanl zamanda yanl ruh haliyle. Mezar topra ezmesi, c-Gz-kanepe, beyin ameliyat salatas, kopmu parmak kurabiyesi, yeil-hayalet-jlesi, kanrevan makarna, iinde gzler yzen orba... eklinde uzayp gidiyordu CADILAR BAYRAMI ZEL MENS, listenin her maddesiyle Abed'in sinirlerini daha da gererek. te tam o srada Piyu'nun aklna arabulucu bir zm geldi: odalar deitirmek!

Cuma akam 20:30 sularnda Abed Zehra'yla havaalanndan dnecekti. Parti o srada daha yeni balyor olacakt. Pek fazla kii gelmemi olacandan, herkesi oturma odasna tkp kaplar sk sk kapamak mmknd, bylece Abed Zehra'yla birlikte geldiin174 de onu arka kapdan hemen st kata karacak ve annesinin istenmeyen canavarlar grmesini engelleyecekti. Gecenin geri kalannda Zehra nc kattaki yatakodasnda kalp ml ml uyuyabilir, orada emniyette olurdu. Bu plan ok sayda dzenleme gerektirdiinden akama kadar o ilerle uratlar. Baz eyalar nc kattan Abed'in yatakodas-na tand (Yeni Kuds ncil'i, Hristiyanlk Tarihinin nde Gelen Azizleri zel Say, han srtlam porselen bir sa, Mavi Madonna gece lambas, 16x20'lik Koruyucu Melek resmi, Piyu'nun araf-laryla pijamas, Alegre'nin ona yazd zel notlar ve ak mektuplar ve Arroz'un eyalaryla, havada srayp yakalamas iin alnm ama bir kez olsun tutmaya zahmet etmedii fosforlu frizbi). Tabii birinci kattan Abed'in yeni odasna tanmas gereken bir dolu ey de vard (Kuran- Kerim, Abed'in babasnn resmi, nazara kar Zehra'nn verdii ve her gittii yere gtrmesini syledii deri bir muska, Safye'nin mektuplarn saklad bir mzik kutusu, giysiler, araflar, kitaplar ve engelli ineler de dahil odadaki btn sivri eyler). Gizlemekte gittike zorland artan bir keyifle evdeki bu karlkl dini nesne tahliyesini seyreden mer de kar cinsle gndelik libidinal rutinine ara vererek bu feragatlere katkda bulunmaya hazrd. Ama en byk feragat Alegre'den geliyordu. Mutfam Zehra'ya teslim edecekti. Hazrlklar bitip, feragatler yapldktan, eyalar geici olarak srgne gnderildikten sonra, Abed akamn ilerleyen saatlerinde nihayet rahatlad. Sofada sigaralarn birini sndrp birini yakan mer'e elik etti, sonra artc bir biimde ondan bir sigara dn ald. Abed sise dumana boularak komik komik iiyordu sigaray; imeye alk olmayanlarn her denemelerinde yaptklar gibi. mer glmemek iin kendini zor tuttu. Gzleri evin nndeki ak-aaata, sokaa bakarak sessizce, kmldamadan oturdular. "Geen sene baban ldnde... burada miydin?" "Babam ben gelmeden hemen nce vefat etti," dedi Abed bir al-tokmls daha pfrdeterek. "Tufts niversitesi'nden kabul gel175 misti, hazirana kadar her eyi hazrlamtm. Yola kmadan iki hafta nce babam ld. Uyurken kalbi durmu. Huzur iinde ld, dediler. Cenazeden sonra planlarm deitirmeye karar verdim, Zehra'y yalnz brakmak istemedim. Taziyeye gelenler Zehra'ya kocas arkada bir erkek evlat brakt iin memnun olmas gerektiini sylyorlard. Oradakilerin zihniyeti bu yani. Baba yoksa anneyle ilgilenmek oulun vazifesidir. Ama Zehra kabul etmedi. Sana annem hakknda bir ey syleyeyim Omar dostum. Kafasna bir eyi koymusa dnya zerinde onu aksine ikna edebilecek HBR EY yoktur. Beni buraya gnderdi ve diplomam almadan dnmememi tembihledi." Adal, karamelimsi bir koku doldurdu sessizlii. "Harika kokuyor Alegre," diye bard Abed omzunun zerinden, leden sonra ona aksilendii iin kendini hl kt hissediyordu. "Gulyabani rei" diye bard Alegre'nin en sesi mutfaktan, onu oktan atfetmiti. "yice piince daha da gzel kokacaklar." Bir araba, akaaala birlikte veranday da bir-iki saniyeliine aydnlatarak geti. Son gnlerde aacn yapraklar harika bir kzla dnmt, tam zamannda, diye dnd Abed memnuniyetle, Zehra da grecek. O anda elinde u renk kataloglarndan biri olsa bu renge Kiniz

Bayram dendiini grecekti. "Okumam kadnlarn eitime duyduklar bu ball ilgin bulmuyor musun?" diye fsldad Abed. "Yani benim annem pek okumam malum, ama btn kalbiyle, btn benliiyle daha telaffuz bile edemedii bir dalda doktora yapmam istiyor. Katalizr hidrojenlerin ona ne faydas olacak? Yine de mesleime benden daha ok inanyor." kisi de dnceli dnceli dardaki aa siluetine bakarak bir mddet sessiz kaldlar. "Kayp gzn yeri bo kalr." "Ne?" "Taziyeye gelenlere byle demiti Zehra." Abed sigaray sndrd. "Gzn kaybettin mi yerini bo tutman gerekir, dedi. Bolua kil doldurmaya kalkarsan, sadece ukur eklinde bir kil topa176 tn geer eline. Olum Amerika'ya gidecek nk bir oulun varl babasnn yokluunun yerini dolduramaz. Kayp gzn yeri bo ka-l,r. ukur ukur kalmaldr." 177 Zehra ve Iggy Kllkurtuk Perembeyi cumaya balayan gece Abed nc kattaki yeni odasnda kan ter iinde uyand. Tam bir yl boyunca ortalarda grnmedikten sonra geri dnmt: kbuslarnn kadn. Her zamanki gibi uursuz ve rktcyd ama bu sefer daha da tehditkrd sanki. Abed tekrar uyuyamayacan zannetse de vcudu onu yalanc kard. Sabahleyin ryay hatrlamak iin ne kadar urarsa urasn sadece bir sahnesini karabildi; mutfakta toplanmlard ama bu mutfak yerdeki devasa bir oyuktu. Kedeki tek ocan zerinde bir kazan kaynyordu. Alegre sakin sakin kazana fondu atallarn batryordu. Abed sonra korkuyla iinde bulunduklar ukurun aslnda yzme havuzu olduunu ve birazdan burada yzme yarmas yaplacan reniyordu. ukurun her an suyla dolaca korkusuyla herkesi toparlanp gitmeleri iin uyaryordu ama Alegre kazan almadan gitmemekte direnecekti. Bu arada Piyu ve dierleri havuzun teki ucundaki devasa, tahta masada alyorlard, olup bitenlerden bihaber. Sonra aniden birisi musluklarn aldn, suyun geldiini haykryordu. Ama Abed o tarafa dndnde dehetle, gelenin su deil ryalarndaki kadn olduunu gryordu. Rengi atm, uzun, kirli elbiseli kadn ona yle bir baktktan sonra kaynayan kazann etrafnda bir dolanp ortadan kayboluver-miti. Hibir ey dememi, yapmam, hibir eyi deitirmemiti; belli ki senaryoda belli bir rol yoktu. Abed ertesi sabah bunun zerine dnrken tuhaf bir duyguya kapld. Sanki o tmyle zerk bir rya grrken bu kadn her nereden kmsa km, rya snrlarna tecavz etmi, ryay bir utan bir uca katedip yryp gitmiti. 178 Ama cuma gn bir rya zerinde uzun boylu durulacak gn deildi. Abed'in gn boyu kafa yormas gereken baka eyler, yapmas gereken dzenlemeler vard. Nihayet akam 17:05'te evden kt, acilen ykanmas gereken klstr Volkswagen'e yrd, n camdaki biimsiz leke alnd gzne, nemli bir ey olmadn anlaynca arabaya bindi, gayri ihtiyari dar bakt ve donakald. Akaaa yokolmutu. Onun yerinde o gzalc aa ihtiamnn kt bir sureti gibi kuru, irkin, rp gibi bir ey dikiliyordu dalga geercesine. Kiraz Bayram sona ermiti maalesef, o byleyici kzl yapraklarn dallarn terk etmeleriyle snp gitmiti, lmekte olan bir hayvann damarlarndan umarszca akp giden kan gibi. Abed zerine bir gerginliin ktn hissetti. Bu ruh halinden bir an nce kaabilmek iin motoru altrd. Zehra'nn geldii gn byle ani bir hzne kaplmas

tuhaft. Bu rtk keder havaalanna kadar ona elik etse de Zehra'y grr grmez unutacakt. Sanki on saattir uakta hi kprdamadan oturan, bir mddet sonra dunmu kanksayp sonsuza kadar usalar dahi yadrgamayacak kvama gelen kendileri deilmiesine gmrk kuyruunda on dakika ayakta durmaktan aciz ve mzmz yolcular arasndayd annesi. Ama onlarn aksine gzalc bir dinginlii vard Zehra'nn, krem rengi earb ve ipeksi, uzun, gri mantosu ya onu olduundan daha ksa ve iman gsteriyordu ya da aradan geen sre zarfnda biraz kilo alm biraz da ksalmt. Ama o gizli kokusunun hep ayn olduunu abucak teyit etti Abed. Annesi ona sarlp alarken, sorular sorup alarken, pp alarken, barna basp alarken ve sadece alarken, incecik ipek bir earp gibi onu sarmalayan o erbetsi kokuyu iine ekti Abed ve o biricik, sevgili snan iine iyice gmldkten sonra kendisi de alamakl oldu. Ama bunu havaalanlarnn bildik telaesi takip etti, bagaj band etrafndaki iti kak, biri hari btn bavullar al, kayp bavulu beklemeye balay, kayp bavulu merak etmeye balay, kim bilir hangi yolcu uuafndan alnp konduu arkalarda bir yerde uysal uysal durduunu grene kadar meraka devam edi. Sonra trafik. Herhalde kaza filan oldu, dedi Abed Zehra'ya nk havaalan yolunun 179 _____.. ^,., U,uugu ujauu n. tn azndan Abed'in bildii kadaryla. Dolaysyla esasen metalik-kahverengi olduu halde imdi rae-taliklii gitmi kahverengisi kalm Volkswagen nihayet Pearl Soka 8 numarann nnde park ettiinde, Abed'in akam g altndaki akaaacn plaklna esefle bakarak donakalmasnn zerinden dn saat on dakika gemiti. Drt saat on dakika birtakm mhim deiikliklerin ba gstermesine yeter de artard bile. Mesela Ephcmeroptera ya da Dolanla Americana diye gzel bir ismi olan mayssineinin diisi son kozasn attktan sonra be dakikadan daha az yaar. te bu sre zarfnda iftleir, yumurtlar ve lr. Drt saat on dakika dnya sathnda gayet uzun bir zamandr. Parti evi sath da istisna deildir. "Hey Abdl, yihuuu..." Arabadan indikten sonra Abed'le Zehra gzlerini ksarak sesin geldii tarafa baktlar, nce evin karanlk siluetini (evi ssleyen ama ierideki kalabal glgelere gmen balkabandan alt fener ve titrek mumlarn lo nda Pearl Soka 8 numara byle grnyordu), sonra o siluetin iinde bir yerlerde hareket eden bir ey setiler (kendini henz icat ettii bir dansn hezeyal rpnmasna kaptrm gibi ellerini kollarn sallayarak ak bir pencerenin nnde duran, ayn zamanda elinde bir, bann zerinde de iki bo arap kadehi tutan bir kz. Vinessa'ya benziyordu. Gerekten Vines-sa'yd. Tabii Vanessa deilse). "Onlar nasl drmyor yle?" dedi Zehra hayranlkla, ak pencereye doru yrrken. Olduu yerde sallanan bu siyahi kzn banda ve vcudunda ayn salamlkta duran baka nesneleri yeni yeni semeye balamt, bir alar saat, bir kltablas, bir musluk - belki daha baka eyler de grecekti, tabii Abed bir eyler homurdanarak koluna yapp onu evin etrafndan dolatrp, hi durmadan arka kapya s-rkiemeseydi. Ama arka kap diye bir ey de kalmamt. Onun yerinde yzleri hi tandk olmayan, biradan maym, bezgin grnl adam, bir maara kadn duruyordu; ya eza verici lde 180 dallanp budaklanm zorlu bir konunun dibini bulmak iin szlerini drtnala kaldrmlard ya da sadece, basite spanyolca ene

alyorlard. Susmaya, hatta anlk da olsa mola vermeye yeltenmedi-ler ama efendice ayaa kalkp Abed'le Zehra'nn gemesine izin verdiler. Bir taraftan da ksa, tombul kadnn kostmn inceliyorlard merakla. Abed skntyla nne, ayakkablarnn balarna, kapnn kulbna, bu zvanadan km dnyadaki mtevaz fani varlna bakt... ve btn ontolojik meseleleri paspasn zerinde brakarak Zehra'y itekleyerek lo koridora soktu. eride ayn anda hem nazik hem de buyurgan olmaya alarak Zehra'nn elini tuttu ve onu artk koridor olmaktan kp sallanan ve terleyen bedenlerle dolu boucu bir cendereye dnm tnelden geirdi. ok gemeden nezaketi brakp buyurganl seti, annesinin elini brakp kolunu tuttu ve kadncazn csseli bedenini merdivenlerden yukar iteleye iteleye dorudan nc kattaki yatak odasna karp kapy arkalarndan kapatt. eri girdikten sonra Zehra'nn nefesinin dzelmesi iin dakikalar gemesi gerekti, her saniyesi Abed'in vicdann szlatan dakikalar. Utanarak makul bir aklama getirmeye alt ama ancak: "Hepsi de iyi ocuklar anne!" diyebildi. Hepsinin iyi dostlar olduunu ve kk bir kutlama iin toplandklarn syledi, abartacak bir ey yoktu. Bir-iki saat iinde bitecek tipik bir Amerikan partisiydi ite. Zehra halen soluk almakta zorlanarak merakla etrafna bakt. irin, derli toplu bir odayd biricik olunun odas ve neyse ki pencereleri sabahn ilk klarn alacak ekilde douya bakyordu. Kble'nin ne tarafta olduunu rrerak etti ama tam sormak iin dndnde Abed'in gzlerinde dnen glgeleri fark etti ve onun yerine: "Nasl iyi uyabiliyor musun olum? Kbus gryor musun gene?" diye sordu. "Hayr, anne kbus... yani onu grmyorum," dedi Abed durak-sayarak, son kbusunu kendine saklamaya karar vermiti. Bavullar birer birer ald, gzelce sarlp sarmalanm kutular ve hediye paketleri etrafa yayld, nce yata sonra da haly igal 181 etti. Anlalan Zehra kendisi iin hibir ey almam, her eyi Abed'e getirmiti. "Burnun nasl?" "Burnum! Burnum felaket!" diye kprd Abed birden gvenini kaybederek. "Buraya geldiimden beri bir an durmad. Canma okuyor!" Ama sonra sesine cvlth, neredeyse ocuksu bir nee doldu. "Burnum senden uzak olmay sevmiyor annecim." Zehra, yzn yumuak, nemli avularnn arasna ald ve yakkl ama ok da mzmz oluna glmsedi. Abed yeniden azn ancaya kadar lk, sakngan bir efkate gmldler: "Eee Safiye nasl anne? Bana... hibir ey gndermedi mi, selam filan?" Bir anda ruh hali cetvelinin bir ucundan dierine savrulan Zehra'nn yz kasld. Bir mddet Abed'den uzaklap kprdamadan, konumadan durdu ama sonra memnuniyetsizliinin bykln btn hareketlerine yansta yansta bir paket kard. Abed annesinin mesajn anlamazdan gelerek paketi ald ve uzun uzun esnedi, artan gerilimi azaltmak iin bildii tek yntem buydu, en azndan kendi gerilimini. "Ackmsndr. Ben aa inip sana yiyecek bir eyler getireyim. Bir sr yiyecek var, seveceksin." Ama mutfaa inmeden nce ikinci katta durdu, banyo doluydu, mer'in kapsn ald ama ieriden gelen sesleri beenmedi, ardiye olarak kullandklar kk odaya girdi, yere melip Safiye'nin gnderdii paketi at. inde bir mektup, byk ablasnn oluyla bir fotoraf ve kk, kokulu, ssl bir kutu vard. Abed mektubu bitirdiinde yeniden balamak zorunda kald, daha ayrntl bir deerlendirme yapmak ya da satr aralarn okumak iin deil, ilk seferde satrlar an

hzl geip mektuptan hibir ey anlamad iin. kinci okumadan sonra biraz dnmek iin yalnz kalmaya ve sessizlie ihtiya duydu ama aa indiinde parti ekibi ona byle bir ey iin doru zaman ve doru yerde olmadn hatrlatt abucak. Envai eit akla hayale smaz kyafet giymi insanlara arpa arpa koridordan geerken kederini brakmak zorunda kald Abed 182 _ biraz hrpalanm, biraz yorulmutu ve bu partide kimin kim ya da ne olduunu anlamak iin merak kabarmt. Kna eker eklinde devasa bir yastk yaptrlm olan pespembe mayolu, uzun boylu, iri yar bir kz tam da byle bir bilmeceydi. "Bil bakalm ben neyim!" diye bard kz Abed'e, yanl cevaplarsa ona verecek uygun bir ceza aryormu gibi kst fettan gzlerini. "eker-gtl!" diye bard arkadan biri, bir dier parti budalasn daha malumatyla aydnlatm olmann memnuniyetiyle. Bu hadiseden sonra Abed'in iinden kimin kim ya da ne olduunu merak etmek gelmedi. Ama herkes onu bu konuda bilgilendirmek iin yaryordu. Nereye dnse, ya korsan ya da korsan kpei kyafeti giydirilmi olan Arroz'u grp duruyordu. Piyu'ya bakt ama ortalkta gremedi. Neyse ki etrafta ayakl araf ya da yastk yoktu. Debra Ellen Thompson bezelye yeili uzun bir elbise giymi, eline plastik meyvelerle dolu bir sepet alm, bana da salarn daha da krmz, kulaklarn daha da byk gsteren bir zeytin dal takmt.. "Ben Tabiat Anaym," dedi. Ama Abed'in ona olan ilgisi dalmt; imdi gzleri bu akam annesini pencerede karlayan kza evrilmi, kostmnde kard ayrntlar yakalamaya alyordu. O arap kadehleri dnda daha bir sr ey aslyd Vinessa'nn kostmne, lekeli bir arafa sarlm beyaz bir kutu, onun zerinde kltablas, alar saat, kimi aibeli bir maddeyle dolu rengrenk prezervatifler. O Vinessa'ya bakarken mer de bitiverdi yannda. zerinde tekerlek ve kan izli yrtk prtk bir kedi kostmyle kz arkadann omzuna kolunu atp srtt: "Ben otobandan geerken can veren kedi klndaym, Vines-sa da 'Tek Gecelik Ak' klnda," dedi mer tekila gururuyla. Abed nce iinden sonra dndan mer'e bir avu kfr sallad. mer arkasn dnp / Kissed A Drunk Girl' (Sarho Bir Kz ptm) almaya gitti ve para bitene kadar Vinessa'y pt. dakika yirmi saniye. ark bittiinde bir kere daha, bir kere daha ald, sonra... herkes mer'e bir avu kfr sallad. Bu bir bakma her e183 _____v.__B.Vv... Vv/iv gc^mcucn nemen herkes aztp, gm gm gmleyen mzii kontrol altna alabilmek uruna CD alar ele geirmek iin kavga etmeye balad. Abed herkese bir avu kfr sallad. Nihayet mutfan yolunu bulduunda, "Merhabaaa Abed, parti harika gidiyor deil mi?" diye neeyle selamlad onu dnyann en sska korkuluu. "Annen nasl? Bak ona gtrmen iin bir tepsi hazrladm." Gerekten de hazrlamt. Kmk-di-ezilc-kemik-peynir-toplar, solucan eklinde pateler, mezarndan kan hayalet presi, kadavra sosisler, prtlek gz biiminde alm domates dolmalar... hepsi yukar gtrlmeye hazrd. Abed cad parma kurabiyelerine, trnaklarnn altndan nasl olup da kan szabildiini anlayabilmek iin aval aval bakt. Alegre'nin mutfaktaki becerisine saygda kusur etmek istemese de bu meum meny nazike bir kenara kaldrp yerlerine dnyann en sade, en nadide yiyecei olan birka dilim peynir ekmek koydu, bir bardak da st ilave etti. Ne var ki elinde tepsi geri dnerken, daima a bir gruhun arasndan yiyeceklerle gemenin nasl da belal bir i olduu ortaya kt. Ama zaten fazla ilerlemesine gerek kalmayacakt. Tam nnde, divann

zerinde, Blade Runner'daki Zhora'nn camlardan geerek kotuu sahneyi Zhora khndaki bir kza ballandra ballandra anlatan Gail'i grd. Zaten gr ve dehetengiz olan salar imdi tutam tutam jlelenip dik dik yukar kaldrlm, giysileri yanp yrtlmt. Abed, orada kanepede, Yolda-Yrrken-Yldnm-arp-m-Masum-Yolcu khndaki Gail ile ikolata bir rmcei tutkuyla birbirlerinin dillerinde dolatran bir iftin arasnda afallam, tedirgin, yine de glmseyen yzn grd annesinin. "Anne! Zehra!" diye haykrd bu ikisi ayr insanlarm gibi. "Senin burada ne iin var?" Zehra omuzlarn silkti. "Susadm. Sana seslendim seslendim duymadn. Ben de aa indim." "Anne ltfen hemen bu tepsiyi alp odana k, ben sana su getiririm, yorgunsundur," dedi Abed yutkunarak; terliyor, kprdan184 yor, bir bahane aryordu. "Yarn ehri gezeriz. imdi dinlenmen lazm." "Senin kostmn nerede?" diye sordu Zehra. "Neden arkadalarn gibi kostm giymedin?" "Benim de kostmm var ya. Bu-odadaki-tek-akh-bando-insan klndaym!" dedi Abed srtarak. "Btn bu amatay aptalca bulmuyor musun anne?" "Her memleketin detleri baka," diye mrldand Zehra. "nsanlar eit eit. Madem onlarn memleketindesin uyum salayacaksn. Misafir umduunu deil bulduunu yer." Abed ona hayretle bakt. Bakt ve bakakald. Abed btn gece ona bakadursun tek-keli-mengilizce-bilmeyen annesi: balkaba fenerlerin tkenen mumlarn yenileyip yakt / mutfaktaki sska korkulua yardm etti / herkese kurukafa ekerlemeler ve kurtadam peneleri ikram etti / Tabiat Ana'nn uzun elbisesinin eteklerindeki naks inceledi /kafas-kesilmi-bedene fazladan biftek ve sarmsak aromah patates cipsi, siyah bandanal ve bir gz bantl bir kpee tabak tabak yiyecek tad / bir kse yal baharatl orbay zerine dkt pespembe mayolu kzdan zr dilemek iin tekrar tekrar hararetle hareketler yapt / hoplayp zplarken kaybettii alar saatini bulabilmek iin yerlerde emekleyen 'Tek Gecelik Ak'a yardmc olmak zere onunla beraber yerlerde alar saat arad / zeri tekerlerlek izleriyle kapl, imdi de banyoda grltyle kusmakta olan hrpalanm bir kediye nane limon kaynatt / nane limonu gerisin geri getirip, halen banyoda grltyle kusmakta olan tekerlek izli hrpalanm kedi iin koyu, zehir gibi kahveler piirdi... * Ertesi sabah... aslnda ertesi sabah yoktu. Her biri farkl sebeplerden, mer (ba ars), Piyu (mide ars) ve Abed (kbuslar) ertesi sabah gne esintisiz gkyzn yar-layana kadar uyanamadlar. Uyandklarnda da yataktan kalkamad185 lar, geri bunun nedeni bitkinlikten ziyade parti-sonras enkaz-temizliini savuturma abalaryd. leden sonra 15:00'te, artk yataklarnda oturup parmaklaryla oynayamaz hale geldiklerinde birer birer mutfakta boy gsterdiler. nsann eziyetli bir lem gecesinden sonra girmeyi istedii son yerdir mutfak ama sabah her naslsa ilk i oraya gider. Ama hayrettir, ne tezghn zerinde kirli tabak dalar, ne lavaboda le kokulu terkibi mehul maddeler, ne oktan kokumaya balam artklar vard... mutfak her zamanki gibi prl prld (Piyu'nun da kabul edecei gibi), stelik ya genilemi ya da gzellemiti. Ancak mutfak sahasnn sadece balang olduu anlalacakt ok

gemeden. Nihai istikametin belirsizliine ramen kendince iddial bir denizar kefe kmadan nceki ilk liman. Sonraki saatlerde Zehra'nn hijyen saana, bir BBC belgeselindeki dnya haritasnda Tang Hanedannn deniz ve ipek yollarn gsteren krmz, mavi oklarn hz ve kararllyla akla gelecek her yne doru, evin gze grnen her oyuuna yayld. Oklar aa yukar ilerlerken hijyen evin her kesine bodoslama dald ve bu esnada Zehra da grmemesi gereken eyleri grm oldu. Bylelikle mutfakta bir plastik torba dolusu zar gibi soyulmu, kabuuna kadar kemirilmi greyfurt kabuu; mer'in odasnda karanlkta parlayan prezervatifler ve sahte leopar krkyle astarlanm, partneri eitli ekillerde balamay mmkn klmak iin zerlerine birer halka taklm deri manetler buldu; Piyu'nun yatann yanndaki ekmecelerde grd Kuran- Kerim onu iten ie sevindirdi ama Abed'in odasndaki Hristiyan azizi kolyesi eni konu endielendirdi ve nihayet Arroz'un pirelerini kefedip gnn geri kalann onu sabunlayp ykamakla, tekrar sabunlayp tekrar ykamakla, ampuanlayp durulamakla, pudralayp fralamakla, tmar edip zerine kokular skmakla geirdi. Yapmas gereken baka keifler de vard Zehra'nn zira ertesi gn karlat insanlardan hibirini, Cadlar Bayram partisinde vakit geirdii ucubeler ve mahluklarla zdeletiremiyordu. Bu yzden de baz insanlarn onunla ikinci kez tantrlmas gerekti. 186 Geri Zehra'nn ok sevdii Vinessa bu insanlar arasnda yoktu nk partiden iki gn sonra Vinessa ile mer, kimseyi pek de artmayan bir ivedilikle ayrlmlard. Zehra Alegre'yle tantnda ondan genel itibariyle holand. ok sska ve mutfana burnunu sokmaya meyilli olduu halde kzcaz hayli sevimliydi ve pekl Abed iin iyi bir e olabilirdi. Zehra, Debra Ellen Thompson'la tantnda onu da sevdi. Geri salar cehennem gibi krmz ve ancak ile karan bir derviinki kadar ksa, kollarndaki iller de Sleyman Peygamber'in ordusunda-ki kularla balklarn saysn aratmayacak kadar ok olsa da ho birine benziyordu ve -pekl- Abed iin iyi bir e olabilirdi. Zehra Gail'le tantnda ondan hi holanmad. Geri bu kz ne sskayd ne illi, gece karas salar her yeri kaplayacak kadar grd ve belli ki mutfak ileriyle hi alakas yoktu ama gzlerinde Zehra'y rahatsz eden bir ey vard: maviydiler! "L terezevvec bi mraetin aynha zerka' velev knet temlk sandukan melyen bizzeheb."* "Ne diyor?" diye sordu Gail. "Senin ok gzel olduunu syledi," dedi Abed nazik nazik glmseyerek. arptmt ama dorusunu sylemek gerekirse bu ilk sefer deildi. Arada bir tercme ettii kelimelerin kusurlarn biraz makyaj-lyor ya da bsbtn atlyordu Abed. Ne var ki bunu yapan srf Abed deildi. Zira her evirmen ister basit ister klliyatl bir metni eviriyor olsun, yle ya da byle bir hrszln su ortadr. Tpk kervanlarla bir yerden bir yere taman kymetli mallar gibi kelimeler de yolda yamalanrlar, tepeden trnaa karalara brnm sinematografik haydutlar tarafndan deil, yazar, air, yaync ve zellikle evirmen klna girmi kltrl ahslar tarafndan. Ama Abed'in dzenli yalanlarna, arptmalarna ramen, ileri-ki gnlerde Gail'le Zehra arasnda beklenmedik bir yaknlk, kendi yolunu takip edip kendi sz daarcn douran bir dostluk gelie* "Bir sandk altn da olsa sakn mavi gzl bir kadnla evlenme." 187 ekti. Giderek Gaii daha sk boy gstermeye balad Peari Soka 8

numarada, Zehra'nn hayatn, kltrn, bilhassa da "baraka" mefhumunu merak ederek. "Annene bir sorsana Abed, yiyeceklerin de kendilerine ait bir barakas var m?" Ekmekle suyun vard tabii, incirin de. "Annene bir sorsana Abed, meknlarn da kendilerine has bir barakas var m?" Camilerle, evliya trbelerinin vard tabii, kuyularn da. Bu byle srp gidiyordu. lk bata Abed, Gail'le ahbaplk etmenin annesine ilgin gelebileceini tahmin etmi ama tahmininde hakl ktktan sonra bu sefer de bundan rahatsz olmaya balamt. Gerginliinin bir sebebi son zamanlarda doru dzgn yuya-mamasyd. Ryaiarmdaki kz tpk eskiden olduu gibi her gece her gece grnmeye balamt. Son bir haftay onunla bouarak geilmiti. Uykusuz, gergin, tetikte. Kzn ziyaretleri her gece bir blmn seyretmeye mecbur tutulduu bir diziye dnmt, daha sonra kan ter iinde uyanyor, bir daha gn aarana kadar uyu-yum/yordu. "Abed gelsene, annene bir sorar msn u yara izleri nedir, bir tr tedavi filan m?" Gene uykusuz bir gecenin sabahnda Abed, Gail'le Zehra'y, yzlerinde artc lde birbirine benzeyen ltl bir dinginlik ifadesiyle, Benetton reklamlar gibi mutfak masasnda yar yana parldar vaziyette bulmutu. Abed bu sefer soruyu sormak yerine kendisi cevap vermeyi tercih etti. "Bir tr kan aktma," diyerek elini havay keser gibi sallad. Eskiden kadnlar serratalarla kan aktma toplantlar dzenlerlerdi, evliyalarla akraba olan muhterem kadnlar. Serratalar el ve ayak bilekleri etrafna izik atar sonra bunlar ykanp zerlerine safran, kna ya da akr srlrd. "Uzun zaman nce," diye ekledi Abed otoriter bir edayla, "artk Fas'ta byle eyler gremezsin." Modernlemek ve dolaysyla Batllamak iin kkl dnmler geilmi yal toplumlarn genleri, fazla malumat sahibi 188 olmayan bir Batl kalkp da onlara kltrleri hakknda sorular ynelttiinde ve bu sorular aslnda kendilerinin hi mi hi ilgilenmedii, hatta esasen kestirip atmak istedii, hatta yekten reddettii tek bir cephesiyle balantl olduunda daima bu mantray tekrar ederler: "Ha o mu?" derler. "Vard yle eyler ama eskiden, o ak eskidendi. lkemde artk byle eyler gremezsiniz." Zihninde dnmekte olan bir sonraki soruya geti Gail: "Annene bir sorar msn Abed, ya u kna nedir, knay sorar msn?" "Eline srdn koduumun knas ite! Soracak bir ey yok." diye patlad Abed. "Neden sorup duruyorsun bunlar? Neden onunla gerekten ilgileniyormu gibi yapyorsun?" Gail ona ters ters bakt: "Belki gerekten ilgilendiim iindir!" "Ya ne demezsin," dedi Abed alayla glerek. "Ne heyecan verici bir kltr! Egzotik! Deiik! cra! Ezilmi! nc Dnyal hemireni kucaklyorsun!" "Yuh, ne fesat zihnin var! Neden merakm seni bu kadar rahatsz ediyor? Belki de sen kendi geleneklerinden utandn iindir!" Zt kutuplara konmu iki farkl mknats tarafndan ayn anda ekilmi gibi birbirlerinden hzla uzaklatlar. Zehra'ya da iini ekerek, pfieyerek. neler olduunu merak ederek tek bana mutfakta kara kara dnmek kald. Kmltsz bir endie iinde bir mddet bekledikten sonra Abed'in ne yaptn grmek iin yukar kt ve onu tepesinden parmak ucuna kadar kaln bir battaniyenin altna gmlm, ya kendini bomaya ya da biraz uyumaya alr vaziyette buldu.

Bir mddet konumaya ekinse de iindeki sknty artk bastramayan Zehra diken stnde yataa oturdu ve zihnindeki soruyu sald: "Safiye ne diyor? Paketin iinden mektup kt m?" "Pek bir ey dememi," diye cevap verdi battaniye bouk bir sesle. "Babasnn hastal, havalarn deikenlii, kz kardeinin dn... yle eyler..." Ama yormbilgisi gelenei her metnin birden fazla seviyede okunabileceini syler bize. Eski fal tariheleri, hayli sradan grnen metinlerin bile irek mesajlar saklamaya muktedir olduklarna 189 atuc cuc. oaye nn metUDunaa da boaltlm metinlerde ska rastlanan o ibare vard: Bilenler bilenlere anlatsn, bilmeyenler de grmesin zaten! Doru, Safiye'nin mektubu havadan sudan bahsediyordu, u d tabakadan, zahiriden bakarsan o metne. Yine de hatminin i katmanlarna inildiinde farkl bir mesaj tayordu, buna gre Safiye' nin babas yaknda leceinden korktuu iin onun evlenmesini istiyordu, sra kendisinde olduu halde kk kardei bile evlendii iin kendisi de artk zamannn geldiini hissediyordu. Mektup ayrca kafasnn kark, ruh hallerinin deiken olduunu sezdiriyordu. Zahiri katman havadan sudan sz ederken, batini katman, Safiye'nin Abed'i fazla uzun beklemeyeceini fsldyordu. Zehra enesini kaldrd, syleyecei eyin iddetini hissettirme gayretiyle alnn krtrd ama yegne izleyicisi battaniyenin altndan bu hazrlklar gremiyordu. "Safiye sana yaramaz, brak kendi yoluna gitsin." Zehra bu meseleye dair memnuniyetsizliini imdiye kadar eitli ekillerde ifade etmi olsa da ilk defa itirazn bu kadar dorudan dile getiriyordu. Odann atmosferi aniden aralarnda kabaran gerginlikle arlat. Ta ki Zehra bir sonraki szn syleyene kadar: "Sen en iyisi mavi gzlyle evlen!" Abed'in kafas battaniyenin altndan frlad, gzleri falta gibi almt: "Cad Gail'le mi evlenmemi istiyorsun?" "Evet, neden olmasn?" "enesinden geilmiyor hanfendinin!" "Olsun, konukan olmas iyidir." dedi Zehra glerek. "Hfmin ben dem es-skit."" Abed burnundan hava pskrterek bir kahkaha sald, sonra birka kahkaha daha att. "Belki fark etmemisindir, boyu jenden uzun," dedi dilerinin arasndan, ne kadar uzun olduunu gstermek ister gibi gzlerini tavana kaldrd. Bu konumay hemen bunda sonlandrmak amacyla gklerden szlecek bir kurtarcnn tr.van* "Skt eden demoluntlan kork." 190 dan aa dmesini bekliyormu gibi. "O uzun deil," dedi Zehra omuzlarn silkerek. "Sen birazck daha ksasn. Deve kendi hrgcn grmezmi." Bunun zerine Abed daha byk bir kozu kullanmaya karar verdi: "Anne. o Yahudi!" Zehra'nn yznden, Abed'in ilk bata "hayret" sand ama ayn zamanda "kabullenme"ye yormaktan da kendini alamad uysal bir sorgulama ifadesi geti: "Ya yle mi? Evdeki rmcekleri ldrmemesini rica et ondan! rmceklerin peygamberin hayatn kurtardn anlat." diye mrldand sknetle, odadan karken. "Sen iyisi mi uyu biraz." Maalesef uyudu. Gecelerdir sren ikenceli uyuklamalarn ardndan uykuya dalmas uzun srmeyecekti. Ama kbus kadm bu sefer elini daha da abuk tutmutu. lgn beyaz yznde kmr gibi iki kocaman gz

parlyordu, bir kardanadamn donuk bak gibi, gzleri iki karanlk, dipsiz delie gmlmt. Abed panikle uyand. Ne var ki bu sefer ryasndaki kadn gsnde oturur buldu, daha yaknd, daha amansz. Ryadan, ne menem bir gereklik -se bu gereklie nlanrken mthi klm, oyuncak bebek boyutuna inmiti. Korkutucu, uursuz bir Barbie, sktrlm dehet. Abed igdsel olarak kadnn ona izin vermeyeceini bildii halde hareket etmeye alt. Annesini, birini, herhangi birini armak iin azn at ama sadece bir soluk kabildi azndan. Kadn onu hareketsiz, sessiz, neredeyse baygn tutuyordu, gsn eziyordu. Abed bir daha barmaya alt... bir daha... her seferinde daha ok gayret gsteriyordu... ki odasnn kaps kt diye ald: "Hobibi... Abed!.. Abed!" Titreyen bir kucakta uyand, Zehra panikle sarlmt ona. Arkasnda Gail, Piyu ve mer yzlerinde ayn tedirgin ifadeyle dizilmilerdi. "Ne oldu Abed?" diye sordu birisi hepsi adna ya da hepsi ayn anda. "Kt bir rya grdm." Bir an durakladktan sonra geri kalann da anlatmaya karar verdi. "Her zamanki kbus, ocukluumdan beri byle gelip gider. Galiba yine mevsimi geldi. Ama bu se191 fer fazlasyla sahici grnyordu. Gsme oturdu ve kprdamama izin vermedi. Ouaghauogh... dm kopartt." Abed konumalarn annesine tercme etmek iin dnd ama Zehra'nn yzn kaplayan elem neden bahsettiklerini zaten bildiini gsteriyordu. "Bit kbus kadn neye benziyor anlatsana...?" diye sordu mer. "Gen, uzun, kapkara salar var... aslna bakarsan Gail'e benziyor." "Teekkrler!" dedi Gail srtarak. Kkrdadlar, aslnda daha da gleceklerdi ama Zehra'nn suratnn asldn fark ettiler. Bunu takip eden sessizlikte Zehra onlara yar hazin yan hain bir bak frlattktan sonra, olu daha onu teselli etmeye frsat bulamadan odadan kt. 192 Dumansz Ate ncelikle onlar dierlerinden, alacakaranlk kuandaki dier mahluklardan ayralm. Uzayllardan, elflerden, gulyabanilerden, perilerden, hatta vampirlerden... tm bu mahlukata siz ister inann ister inanmayn gnn birinde yolunuza kabilirler. Hayatnza szmak iin hibirini nceden tanmanza gerek yoktur, hem de hi. Ama dumansz ateten yaratlanlar, adl adnca "cin" diye bilinenler iin durum byle deildir, onlarn sizinle kuraca mnasebet nceden tannmalarna baldr. Diplomasinin temel kurallar in-san-cin ilikileri iin de geerlidir aslnda: burada da tekinin varlnn ayr bir mevcudiyet olarak tannmas iki taraf arasndaki ilikilerin gelimesi asndan elzemdir. "Bazlar adildir" der Kuran, "bazdan baka trl." Kemlik de buradan kar zaten. in adil ksmndan deil, ama ille de baka trl ksmndan da deil. Mesele bu ikisi arasnda durmadan gidip gelen sarkatan, hani u mini minnack "ya da" taksnn ierebilecei ya da iermeyebilccei olaslklardan. ahsi rotalarnn bir noktasnda btn cinlerin iyi ile kt arasnda bir seim yapmalar gerekir. ou yapmtr bu seimi ama daha saflarn sememi niceleri de vardr. Yine de ktle karar klm olan cinleri dahi sgn tahlilde bu kadar rktc klan ktlkleri deil, ktym gibi grnmemekteki esiz yetenekleridir. Aslnda iinde kem olsa da erdemli izlenimi vermeye muktedirdir her cin. Daha da beteri zamanla taraf deitirebilmeleridir. Bata erdemliyken

sonradan kem olabilirler ya da tam aksi. stne stlk tpk insanlarn dnyasnda olduu gibi cinlerin dnyasnda da belirleyici etken cinsiyettir. 193 Dii cinlerin erkeklerden daha kaprisli, dolaysyla da daha deiken olduu sylenir. Hayran olunmak, iltifat grmek, el stnde tutulmak isterler. Bunu gerektii gibi adabyla yapmay baaramayanlar dii cinlerin fkesini eker stlerine, te yandan bunu gerektii gibi, adabyla yapanlar da dii cinlerin aklarnn nesnesi olabilir ki uzun vadede hangisinin daha kt olacan kestirmek zordur. eytan bile cinler kadar sinir bozucu deildir. Malum ktdr eytan ve tutarldr ktlnde. nsan eytandan hep en ktsn bekler, muhtemelen daha beterini alr geri ama en azndan bir belirsizlik yoktur ortada. te yandan cin hem dost hem dman veya dostken dman, dmanken dost olabilir. te onlarla her karlamay asla anlaml bir btne ulaamayacak bir nevi zihin yamalayan bilmeceye dntren de bu olabilir-de-olmayabilir-de sarkacdr. Cinler belirsizlikle maluldr. nsanlar da belirsizlikten duyduklar korkuyla. Nihayet Zehra'y verandada oturmu dalgn dalgn dardaki akaaaca, daha dorusu onun yerine konmu amatr taklidine bakarken bulan Abed, "Cann skma anne," dedi kelimeleri usulca aznda yuvarlayarak. "Nedenini biliyorum. Son zamanlarda korku filmi seyretmiyorum, eskisi gibi aada, televizyonun banda uyursam her ey yoluna girer." Ayn anda hem boazn temizleyip hem de buna inanmadn belli eden Zehra hh diye gld - bu ses etrefil bir konumann pereviydi sadece. Konutu, konutu, konutu. O konumasn bitirdiinde Abed biraz sarslm vaziyette sendeleyerek verandadan ieri girdi. Zehra ise ylece oturuyordu. Hi hareket etmeden. ki saat sonra pek fazla bir ey deimemiti. Zehra hl verandada, hl kmltsz ve sessizdi, Gail'le Arroz ara sra ne vaziyette olduunu grmek iin gelip yklyorlard. "Ne oldu?" diye sordu mer'le Piyu bir azdan. "Ne mi oldu?" dedi Abed homurdanarak. "Amerika'ya geldiinin nc gn akln kard. Olan bu!" Nihayet homurdanmaktan bkp hikyeyi anlatt. Dura dura, yorgun argn, kendine ait olmayan szler ve ayrntlarla, Zehra'nn ok 194 gen ve yeni evliyken bir cinle nasl karlatn ve bu karlamann nasl hl karlarna kmaya devam ettiini nakletti onlara. Yirmi be ksur yl nceymi, ubat ortas. Buz gibi, rzgrl bir gnde Zehra mutfakta tek bana brtlen reeli yapyormu. Hayat boyunca hep iyi bir ah olsa da o sralarda hl tecrbesiz olmalym ki kazana gereinden fazla eker koymu, kaynattka bozuyor, adalyormu reeli. aresizlikle uzun, biimli parmaklarn rahminin zerinde kavuturmu ve zntyle iini ekmi. O anda ne elleri ne de yrei bunu bilse de Zehra hamile imi. Abed'e hamile. Zehra'nn bu konudaki bilgi eksiklii ilk bata grndnden daha nemli saylabilir zira hamileliinin bu kadar erken bir dneminde olmasa evde yalnz braklmazd. Ne de olsa gebe kadnlar cinlerin, zellikle de dii cinlerin en gzde avlar arasndadr ve asla yalnz braklmamaldr. Ama o souk ubat sabah yn bir hrka ve gafletin rehavetine sarlm olan taze gelin Zehra'nn cinlerden korkmak iin hibir sebebi yokmu. Korkamayacak kadar hareketli, gen ve gailesizmi. Tek derdi ite o kara kazanda kaynatlp durduka buruk bir renk alan ve adalandka adalanan reelmi. Bir sre sonra

kapnn alndn duymu ve yabanclara kar hep dikkatli olduu halde nedense hi tereddt etmeden gidip kapy am. Kapda yrtk prtk giysili ama grd en gzel siyah gzlere sahip bir kadn duruyormu. Elindeki anak dilenci olduunu gsterse de hi yle durmuyormu. "yi gnler," demi kadn mrl mrl. "ok am ve ok susuzum. uzun gn uzun gecedir azma bir lokma girmedi." Zehra kendisinden isteneni gayet iyi duymu olmakla beraber mhlanp kalm olduu y^erde, o siyah mcevher gzlerdeki gececi girdaplardan hipnotize olmuasna. O zaman dilenci, talebini tekrarlamak iin belki de iki elini birden azna -ya da bir az olsa bulunaca yerekaldrm. Zalimce mkemmel bir burun ve sivri bir enenin arasnda ne az varm ne de aza benzer bir ey. Ne st dudak ne alt dudak, ne hi olmazsa pembemsi bir izgi, sadece koyu kzl bir boluk 195 yutmaya hazr haris bir oyuk. Bunca sene soma dnp kadn dndnde Abed onun ya korkun bir kaza ya da czzam gibi lmcl bir hastalk geirdiini tahmin ediyordu. Sebep her neyse kadnn azn koparp atmt. "u biareye bir dilim ekmek verirsen hayr duam alrsn," diye yanklanm kzl boluk. Sonra mutfaktan szlen urupsu kokuyu yakalamak ister gibi ban kaldrm. "O ekmein zerine tatl bir ey, mesela u kaynattn brtlen reelinden srersen, gebe olduun erkek evladn hayr duam alr." eri girmeye alr gibi eie hamle etmi. te tam o anda gen, toy bir kz olan Zehra panikleyerek refleksle kapy tutmu, serte kadnn yzne arpm. Korku ve pimanlk iinde donmu vaziyette, dardan gelen en kk sesleri bile dinleyerek kim bilir ne kadar durmu orada. Nihayet kapy tekrar aacak cesareti bulduunda, artk darda kimse yokmu, dar, amurlu yolda yava yava eriyen buz dnda. Mutfaa dndnde brtlen reelinin tap atei sndrdn grm. Yine de bu hadiseyi aklndan savm abucak ve Abed doana kadar da bir daha dnmemi. Ne var ki Abed gbeinde, irkiltici bir biimde aza benzeyen koyu kzl bir lekeyle domu. "Vay, ne acayip. Karnnda hl duruyor mu o dvme, seni seksi ey seni," diye kkrdad Gail alayla, siyah yelesini bir yandan bir yana savurarak. "Bahsettiimiz bir dvme deil," dedi Abed ters ters, ama bugn Gail'e sinirlenmemeye karar vererek derin bir nefes ald. "Zehra o dilencinin aslnda cin olduuna inanyor. Ama esas mesele bu deil. Mesele cin olsa da olmasa da yapt eyin yanl olmas. Zira Tanr'nn yaratt hibir mahluktan bir dilim ekmekle bir bardak suyu esirgememelisin. Ahlak dersi bir yana cin bizi lanetlemi, zellikle beni. Doacak erkek evlad. Zehra benim tehlikede olduumu dnyor." "Haa! u kbuslarndaki kadn da o mu?" diye sordu mer yz merakla aydnlanarak. "Afet-i devran cin hanm! FemmefataleV "Bana bak oturup fantezi kurasn diye anlatmadm bunlar, sa196 pik ey! Trkiye'de cin yok mu? Bu tr inanlarn ne manaya geldiini biliyor olman lazm!" Neyse ki Gail'le Piyu'nun korktuklar balarna gelmedi de bir nevi cin milliyetiliine kaptrmadlar kendilerini. Onun yerine Abed huzursuz sesi sonlara doru iyice alalarak, Zehra'nn cinin imdiye kadar Abed'e gnlnden geen zarar verememi olmasnn gemite verdikleri sadakalardan ve kestikleri kurbanlardan kaynaklandna inandm anlatt. Bunlar cinin gcn gzle grlr lde azaltm, yalanmasn engellemi (ne de olsa yal cinler genlerden daha

glyd; dii cinler erkek cinlerden; yani en beteri yal dii bir cindi) ve onu zaman zaman Abed'i ziyaret eden u gen kza dntrmt. Sadakalarla kurbanlar onu disiz brakmt. Ama bu sene. Abed bursu ald gn Zehra bir ko adad halde nce eitli sebeplerle erteleyip durmutu bu ada, sonra da kocasnn lmyle bsbtn unutmutu. Borcunu geciktirdike dii cin anbean birazck daha yalanp glenmi, her geen gn Abed'in gecelerini ve kbuslarn daha ok ele geirmeye balamt. "Vay!" Gail nihai bir zm bulmaya alyormu gibi dalgn dalgn ban sallad ama o dalgnlktan syrldnda yeniden "Vay!" demekten baka bir ey yapmad. Zihninden cin eklinde stl ikolatalar yapmak gemise de bu fikri basiretle kendisine saklayp, dkknn yolunu tuttu. Gail odadan kar kmaz mer'le Piyu uzaktan kumandalarnn dmelerine baslm gibi Abed'e saldrp kazan syrdlar ve gbeine baktlar. Haklyd. Leke oradayd! Tam karnnn zerinde heavy metal albm kapaklarndaki Gotik kabartmalara benzeyen kzl bir az duruyordu, bu benzetme Abed'in houna gitse de gitmese de. Grmek iin can attklar eyi grdkten sonra, hl yerde homurdanmakta olan Abed'in ayaa kalkmasna yardm ettiler, sonra Sopranos seyretmek iin hep birlikte oturma odasna yneldiler. Blm bittiinde hepsi birer birer dar gz attlar. Zehra hep ayn konumda, inatla verandada oturmakta, Arroz da kendi kendine buyurduu bir vazifeye mutlak sadakatle onun ayaklarnn dibinde durmaktayd. 197 Veranda alann gzetleme nbeti kendine geldiinde "Uyumayacak m?" diye fsldad Alegre huzursuzca. "Nereden bileyim?" diye umutsuzca mrldand iki mutfak kaps arasnda mekik dokuyup durmadan volta atan Abed. Akamleyin kere verandaya kp annesini ieri girmeye iknaya teebbs edecek ama her seferinde tek bana ve kpkrmz geri dnecekti. nc teebbsten sonra artk kendini tutamad: "Akln karm! Ko kurban etmek istiyor, hem de hemen!" "Nasl hemen!" diye sordu Piyu, aklna hemen bak ve satr getiren kurban lafnn verdii dehetle. "Hemcn-u anda deil apal, hernen-yalanda..." Abed gzlerini mutfan tavanna, arada bir yukardaki kvetin sularnn szp damlad atlaa kaldrd. "Tanrm..." diye inledi, "... Boston'dayz!" Sanki Tanr onun yerini kaybetmiti de koordinatlar yeniden veriyordu. Ama koordinatlar, artk sahte akaaaca ve bir de Arroz'a evdeki herkesten fazla gveniyormu gibi grnen Zehra'y geri getirmeye pek yardmc olmad. Aniden hayata kar korkular nksetmi, her an bir kaza olacak diye beklemeye balam. Dnya bir felaketler piyangosu olmu, ona da sonraki ekilite olunun ne kazanacan tahmin etme eziyeti dmt. Aniden bastran uu korkusu bu genel korkunun kk bir parasyd sadece. Hayatnda ilk olarak uaa binmek Zehra iin hi sorun olmamt ama imdi o uaa tekrar binme fikri bile elinin ayann kesilmesine yetiyordu. Eve dnmek, Abed'i bu yabanc lkede tek bana brakmak, hibir aksilik olmayacan, her eyin yolunda gideceini ummak, arnaar ummak... sonraki hamlesi ne olursa olsun, karlnda bir ey vermeden, bir bedel demeden o hamleyi yapmak istemiyordu. Sadaka aritmetii. Akln, salt akln klavuzluunu tanyanlar bu ra-kamsz matematii anlamakta zorluk ekseler de tednyayla uzlamada artlarla eksilerin hesaplanp denklemesi elzemdir. Hayattan olumlu bir geliine bekleyebilmek iin denklemi dengelemek, karlnda bir eyler vermek gerekir. 19b"

Reggae Sadakas Ertesi sabah Alegre'nin hazrlad muhteem kahvalty ve koca bir bardak taze sklm portakal suyunu tepsiyle verandaya tad Abed. Yarm saat sonra son krntsna kadar yenmi kahvaltnn bulaklarn bir de portakal suyunu geri getirdi. Ne de olsa Arroz bir tek portakal suyu ile ilgilenmemiti. Zehra bu arada hibir eye elini srmemiti. mer onu bir sabah kahvesine ikna etmeye altysa da ie yaramad. Koca srahi kendisine kald. "Madem bu kadar kahveyi tek bana imeye niyetlisin neden en azndan cafe con leche yapmyorsun?" Kalarn atm, kollarn kavuturmu Alegre'nin sesi yannda durduu buzdolabnn uultusunu bastryordu. mer'in yz aydnland. "Cafe con leche!" dedi srtarak. "Bana spanyolca birka gzel kelime retir misin?" "Rezalet!" diye araya girdi Abed, verandaya yapt bir baka beyhude ziyaretin dnnde. "u herife spanyolca rezalet nasl denir onu ret, Alegre. Bahse girerim srada Hispanik bir kz vardr. yle deil mi dostum Omar?" mer omuzlarn silkti. "ftira, hep spanyolca renmek istemiimdir." "Abed, Zehra'ya sylesene madem bir hayr yapmak istiyor ba yapsn," dedi Alegre, bu teklifiyle onu biraz olsun teskin etmeyi umarak. "Zavall koa verecei paray bizim hayr kurumuna balayabilir. Demek Katolik Kilisesi'ne bal ama inan gzetmeden herkese yemek yardm yapyoruz." "Muchas gracias ama senin tavuk suyuna ehriye orban annemin kurban standartlarna uygun deil," diye homurdand Abed 199 mutfak penceresinden bakp iini ekerek. Geri seyredecek fazla bir ey yoktu. Zehra hl ayn sandalyede, ayn konumda, gzleri hl ayn aacn yapraksz iskeletine dikili oturuyordu. Yegne canllk iareti Arroz'da gzleniyordu; yasemin ve alacakaranlk kokan bu tombul kadn koruma vazifesine sadk kalmak ile eve girip baka kahvalt kalm m bakmak arasnda kararsz, iki saniyede bir saa sola dnyordu. Ne var ki iki kutup arasnda savrulan sadece Arroz deildi. Akama doru bir ieri bir dar mekik dokumaktan bkar Abed nihayet bu sorunu kknden zmek iin harekete gemeye karar vermiti. Bu kararllkla Mslman biraderinin kapsn ald. "Omar kardeim. Bana yardm et. Ne olursa olsun Mslnan-sr deil mi?" Bu sorduu soruya annda piman olduundan cevab beklemeden konumaya devam etti. "En azndan Mslman bir lkeden geliyorsun. Bu evde bana yardm edebilecek bir tek sen varsn. Yarm saat sonra Jamal'le buluacam, akl danmak iin imama gideceiz. Bu arada sen de..." parman mer'e dorulttu, "sen de git bir kasap ara." "Neden teki trl yapmyoruz? Sen kasap ara, ben gerisini halledeyim." "Olmaz. Muhterem imamla konumak iin doru kiinin sen olduuna emin deilim," dedi Abed. "Halta dorusunu istersen yollarnzn kesiebileceini dahi zannetmiyorum." Bu aklama yeterince ikna edici olduundan ikisi de stlerine deni yaptlar. O gn hibir ilerleme salayamadlar. Doru, Boston'da helal et satan Mslman kasaplar vard. Ama i kou para para almak yerine kurban etmeye gelince durum deiiyordu. ki kasap en erken bir ay sonraya randevu verebileceklerini sylemilerdi. Pearl Soka 8 numarada kimse Zehra'nn verandada o kadar uzun zaman hayatta kalabileceini tahmin etmiyordu. Bir haftada Boston'un gbeinde Mslman bir kadnn nasl ko kurban edebilecei zerine kafa patlatmaktan daha beteri bunun getirdii mahcubiyet, asabiyet ve Amerikal arkadalarn hadi-

200 sevi duymalar halinde gelebilecek tepkiden ya da yadrgamadan duyulan rahatszlkt. Tuhaftr, Abed bu konuyu Alegre ya da Piyu' ya amakla hi zorluk ekmemiti. Tam olarak sebebini bilmese de Hispaniklerin. zellikle Meksikallarn kendisiyle ayn saftan olduunu hissediyordu. Ama o ikisi hari Mslman olmayan arkadalarna b hadiseyi anlatmamay tercih ederdi. Bilhassa bir ianesi yapay ete bile kar olan u nebatoburlara. Hayr bu cinayetten ne Gail'in ne de Debra Ellen Thompson'n haberi olmalyd. ki gn daha geti. Daha pek ok kereler ayn cevaplar duydular: Hem Amerikan standartlar hem de slam'n gereklerine uygun ekilde mezbahada ko ve koyun kesen bir sr Mslman kasap vard ama bu i biraz zaman alacakt, tabii ev ahalisinden biri kesimi kendisi yapmaya gnll deilse. mr billah en byk dman zaman olan mer ite bu noktada, bu senaryodaki roln oynamaya balamas gerektiini hissetti. Abed'in onu bu ie kartrmasnn bir sebebi olmalyd -Abed'in dahi bilmedii ama muhtemelen bilindnn kuytularnn zmledii bir sebep. Dini trelere kar sarslmaz bir inanc, annesine kar da ona asla yalan syleyemeyecek kadar derin bir sevgisi olduundan Abed'in, mer gibi birine havale ermeden baaramayaca tek bir ey vard: kt! mer gidip ko kesemeyeceini biliyordu ama daha baka bir yardmda bulunabilirdi. Neticede bir hayvan ldrmek kitabnda yazmasa da insanlar kandrmak yazard phesiz. Dolaysyla drdnc gn, Mslman bir kasabn btn tamamlayacak ekilde ona para para satt, bir zamanlar bir... hatta iki... belki koa ait olan taze etle dolu bir kazanla mutfaa daldnda, kendisine ok ok zararsz grnen bir yalan Zehra'ya sylemekten zerrece utan duymad mer. "Gzel kotu." dedi pikin pikin ban sallayarak. "Dini btn bir Mslman kasap mezbahada kesti. Sizi gtremezdim nk Amerikallarn kurallarna gre yetkili olmayanlar ieri alnmyor." Abed, mer'in szlerini Zehra'ya tercme ederken annesinin ikna olmayacandan korktu nk kendisi ikna olmamt. Ama 201 mayasnda kitabnda byle sahtekrlklara yer uhnayan Zehra'nn yz ferahtan ldamt bile. Son dori gnn byk blmn yapk geirdii sandalyeden kalkp hemen ie koyuldu. Hayvann ban, paalarn, ikembesini ve barsaklarn arad nce, bulamad. Ama bunlarn nereye gittiini tekrar tekrar sorsa da Abed sorular dierlerine tercme etmedi. Kendilerine etin ok az bir ksmn aynan Zehra geri kalan yedi farkl haneye datlmak zere yedi tabaa bld. "Maddi durumu iyi olmayan yedi komuya datn," buyurdu. "Ne yedi komusu anne?" diye sormak geldi Abed'in iinden, kalasndan East Sommerville'de ikamet eden vejetaryen bohemleri geirirken. Alegre yedi paradan birini en kk hizmetileri Marta'ya gtrmeye karar verdi. Marta istemezse, marketten alm gibi yaparak la Tia Piedad'a piirebilirdi. Geri kalan alt parann n Abed, Tufts'da doktora yapan ikisi Msrl, biri Pakistanl Mslman arkadana datt, hibiri fakr deildi belki ama kt gelirleriyle epey zorlukekiyorlard. Geri kalanlardan birini Jamal'e ayrd. Son olarak Piyu bir paray, gzel ve taze olduu mddete her trl eti seve seve kabul edeceklerini bildii iki eski arkadana gtrd. Bylece geriye bir para kald. "Mutlaka fakir birine verin," diye buyruunu tekrarlad Zehra. Hayr ileri iin kouturmaktan yorulan Abed bu grevi Piyu' ya, Piyu Abed'e, nihayet ikisi birlikte ittifakla mer'e havale ettiler.

mer bir sadakann sadaka olabilmesi iin boazna dkn arkadalardan ziyade yabanclara verilmesi gerektii kanaatindeydi. Dolaysyla mahalledeki dilenciler, keler ve evsizlerle ie balad ama krk y dnse beklemeyecei bir ilgisizlikle karlat o cephede. Isabanafazladanbirdolarnzolduunsyledi Kadn vejetaryen kmt, Bay Birfincankahveiinbirpenny bu teklife pheyle yaklamt nk belediye bakannn sokaklardaki evsizleri zehirlemek iin emir verdiinden kukulanyordu. Birka teebbste daha bulunup birka kere daha reddedilince mer eski bir sevgiliden vardm istemek iin yeterli bahanesi olduuna karar verdi. 202 Hem hayatnda bir kez olsun, evet neden olmasn, ak ve nefretin karmakl hibir ekilde inkr edilmemek kaydyla eski klarn temel dmanlklarn halledip, zor anlarda birbirlerine yardm edebilecek kadar olgun davranacaklarn, zaman iinde gerekten iyi arkada olabileceklerini kantlamak istiyordu! Plak dkknnda Vinessa'y tezghn arkasnda yine bir The Clash arks sylerken buldu; meknda-yeni mterilerin ou bundan yarholamp. yar-dalga geerek aktrmadan ona bakyorlard. mer'in geldiini grnce sesi ykseldi: "ldrld biri I Bilinmiyor ismi I Kk bir leke oldu kaldrmda i karacaklar kazya kazya." ark bittiinde sesini alaitmaya zahmet etmeden ierideki btn mterilere bir iliki gayet iyi giderken bir gnde bitiriliverme-sinin ve mer adndaki bu adamn aniden "aralarndaki bu eyin yrmediini" ilan etmesinin tuhaf olup olmadn sordu. Geri dnp utanmazca gayriromantik ak maceralarna baktnda mer'in onu hi sevmemi olduu sonucuna varyordu ve madem onu H sevmemiti, diye haykrd Vinessa, kendine punk ve post-punk CD'leri alacak baka bir dkkn bulsa iyi olacakt. mer buna cevaben yutkundu, ancak fslt halinde kan sesiyle punk ya da post-punk CD'leri iin gelmediini syledi ve ona ko meselesini anlatt. Hikyesini bitirdiinde Vinessa bir an dnceye dald. mer iin parman bile kprdatmazd. hem ne sebeple olursa olsun, hayvanlarn ldrlmesine karyd ama te taraftan AbdTc ve Cadlar Bayram partisinde ok sevdii tatl, tombul annesine yardm etmeyi gerekten ok isterdi. Vinessa'nn her gn Huntington Bulvar'nn farkl bir kesinde ark syleyen birka "Jamaikal arkada vard, taze eti seve seve kabul edeceklerine emindi. Bylelikle Zehra'nn kurban edilmemi kurbanlk kounun yedinci paras bir avu meteliksiz reggae-mzisyeni tarafndan hin-distan cevizi stnde piirildi. Mzisyenler daha sonra Vinessa'ya etin gayet leziz olduunu, yeni balan drt gzle beklediklerini syleyeceklerdi. 203 gn sonra Zehra her biriyle farkl farkl vedalatktan sonra uana bindi. Piyu'ya: "Taze s dostlar iin, eki ayran .ifal ot merakllar iindir." mer'e: "Talanl seni tand memleket, insanlarn seni tand memleketten iyidir." Alegre'ye: "Kem gzl biriyle karlarsan, hemen dilini karp, 'Uzun gecenin karn ars' de." Debra Ellen Thompson'a: "Arkadasn bal bile olsa hepsini yeme." Gail'e: "Gecenin iinde fenerle yrmek, bulutlu gnden iyidir." Arroz'a: "nsanlar seninle yemek yerse sana ihanet ederler ama bir kpek seninle yemek yerse bil ki seni sevdii iindir." Nihaye Abed'e: "Burada arkadalarn olduu iin anslsn. L'numa

yakndaki arkadan uzaktaki kardeten iyidir." Sonra da kendine El-jarah seb'ale eyyam vel hz tll mf dive hatrlatt. * Sevin yedi gn srer, hzn bir mr boyu. 204 K Sabah saat ll:30'da, krk iki yldr olduundan ok daha yal gsteren ve son alt yldr Sultanahmet Camii nnde gvercinler iin dar satan, bir deri bir kemik, srt kambur, dileri eksik bir kadn, aniden havalanan bir gvercin srsnn kaplad semaya bakmak iin kemikli, knk elini kaldrp gzlerine siper etti. Art arda "ck!", "ck!", "ck!" benzeri knama sesleri kararak honutsuzlukla ban sallad. Krk yz hibir ipucu vermediinden bu sesin muhtemel hedeften hangisine yneltildiini kestirmek zordu. Belki gneti knad, ltsnn bu kadar kolay paralanmasna izin verdii iin. Belki gvercinlerdi, yok yere ortal velveleye verdikleri iin. Belki de asrlk caminin kapsndan fkeye bulanm sloganlarla dar dklp gvercinleri bulutsuz gkyzne kovalayan, bylece dingin k gneini huzursuz nlara blmelerine neden olan gen protestoculard knad. Dunma gre her birinde baka bir manaya brnebilirdi "ck!" Ve buna binaen kadnn hangi merepten bir gvercin yemcisi olduu anlalabilirdi. Ck-cklad ey yukardaki gnese semavi bir ricada bulunuyor, belki Tanr'dan atsz gkyznden aa bakp, onu iinde brakt kaosu grmesini rica ediyor olabilirdi. Yok eer knad ey gvercinlerse belki dnyevi ilerle, mesela bu sene ka gvercinin lecei, dan fiyatnn artp atmayaca ya da bu kt gelirle nasl yaayaca trnden meselelerle daha megul olabilirdi. te yandan o "ck!" sesini ate pskren kitleye yneltmise, belki slamc protestoculan kendince protesto eden laik bir yem sa-tcsyd kadn. 205 Belki de ank bunlar dnmek iin ok geti. nk saat oktan 11:35 olmu ve "ck! ck!"lar boulmutu, bar ar ve sloganlarn tantanas, yaklaan polis kuvvetlerinin dzenli ayak sesleri, polis otobslerinin arkasnda skan trafikte kalm arabalarn kornalar, gstericilere, gelip geenlere, turistlere, polislere ya da kimi bulurlarsa ona su, sahlep, nohutlu pilav, kehribar tebih satan seyyar satclarn ksk sesleri arasnda. Bir deri bir kemik, kambur srtl, eksik dili gvercin yemcisinin nc "ck!"n bastran hengame buydu ite. O tarrakada ister semavi ister dnyevi hibir kulak, hatta kendi kulaklar bile iitemezdi bu sesi. ll:36'da siyah miferinin altnda gzleri kpr kpr, fkelendiinde yanaklar kzaran, ok fkelendiinde ok kzaran adaleli bir polis elindeki copla havada bir daire izdi ve bu daire sahneye girmesini salayacak bir kapym gibi iinden geip kalabala doru yrmeye balad. te tam o anda kitlenin nnde, birbirlerine alas raddede benzeyen, iki farkl adamdan ziyade ayn adamn kopyalarn andran iki sarmtrak sakall gsterici yeni bir slogan balatarak arkadakileri de ikinci turda kendilerine katlmaya tevik ettiler. Gene ayn anda nihayet elde ettii aydnlk ve netlik ayarndan memnun olan cevval bir Reuters fotomuhabiri makinesini odaklayp fotoraf ekmeye balad. Bunu takip eden on be karede yakaladklar unlard: Siyah miferli, siyah kalkanl, gzleri kpr kpr, adaleli bir polis iki gstericiye arkadan yaklayor / polisin copu havada bir daire iziyor / arkadaki polisin hi mi hi farknda olmayan iki gsterici sloganlar atyor /

cop bir ileri bir geri giderek en yakndaki gstericinin alnna birka kere iniyor / kalabaln nndeki iki sarmtrak sakall gsterici, artk birinin yznden oluk oluk kan boald iin artk birbirlerine benzemiyor... eski camiin dingin ihtiam var btn fotoraflarn fonunda, ndey-se arbede iindeki kalabaln zerinden uzak bir ufka somurtan sska gvercin yemcisi. Reuters fotomuhabiri resimlerin gzelliinden memnun ruloyu karp yerine yenisini takt. Hepsi hepsi sekiz saniye srmt. O sekiz saniye zarfnda Marake'teki evine dnm olan Zehra 206 gzbebeini kem gzlerden korumak iin bir tencere souk suyun iine erimi kurun dkt. Dertli dertli czrdad kurun. Ayn anda, Arizona'nn bo dzlklerinde bir akal, sekiz yl nce tam bu srada bir Buick'in yol kenarna park etmi bir karavana arpt yerde bitmi olan garip bir bitkiyi koklad. Bitki palverde kadar lezzetli deildi ama akal yine de yedi. stanbul'daki fotoraf makinesinin krtlar ve Marake'teki kurunun czrtlar kesildiinde ve akal Arizona'daki bitkiyi mideye indirdiinde Harvard Meydan'ndaki saat 03:37'den 03:38'e geti. te tam o anda geldi Boston'a k. Akla ziyan bir sratle kt geldi k Boston'a, gz ap kapayana kadar. Bir dakika nce yoktu, bir dakika sonra her yerdeydi. Zira drt mevsim arasnda nceden elilerini gnderdii, ikazlar ayan beyan ortada olduu halde insan gafil avlamay baaran bir tek k vardr. Polisler stanbul'daki kalabal datmaya balad. Zehra'nn kurunu suyun zerinde yzen bir gz eklini ald ve yol kenarndaki bitkiden geriye sadece kkleri kald srada k btn ehri fethetmiti bile. ehirdeki her eyi ve herkesi kontrol altna aldnda muazzam arlnn altnda gcrdayan tahtna kt. stanbul'daki ck'n, Marake'teki czrtnn, Arizona'daki akaln yutkunmalarnn aksine Boston'daki "gcrt" arada kaynayp gitmedi. Arroz o kendine has gcrty hissettii anda, yannda derin uykuda olan bir ift aya ezerek yataktan atlad, kapy ap, daha iyi iitmenin bir yolu da buymu gibi havay koklad, sonra hedefe ynelmi bir ok gibi hzl ve kararl alt kata inip ieriden gelen iniltileri kaale almadan ikinci kattaki yatakodasnn yanndan geti, birinci kata kotu, oturma odasndaki korku filminden gelen lklar hi umursamadan mutfaa yneldi ve verandann kapsn ap oraya ktktan sonra kocaman at gzleriyle dar bakmaya koyuldu. Darda her yer kt, lgnca raks eden k. Mevsimler panteonundaki yegne gerek panteist olan k en ufa en bye, paray btne balamaya muktedirdi kendine has emberinde, tek ve 207 saf bir kisvenin altnda birletirerek birlemez sanlanlar. Bir anda Boston, Alege'nin karkresi iindeki bir oyuncak ehre dnmt. Ve o kreyi birileri durmakszn sallyor olmalyd ki aralksz yayordu kar. Kn geldiini kefeden ikinci kii Abed oldu. Ama o Arroz gibi sknetini muhafaza edemedi. Zira sabal kalkar kalkmaz btn dnyann karla kaplandn grmenin insanlar zerinde sosyalle-tirici bir etkisi vardr. Abed annda merdiveni kmaya balad, mer'in odasndan ve neme lazm banyodan uzak durup nc kata trmand ve Piyu'yu yatandan dar srkledi. mer bile odasndan kp iki ev arkadann neden usulca ama srarla kapsn alp durduklarn anladnda her zamanki gibi sabah huysuzluuna gmlmeyip cokuya kapld. Odaya dndnde Marisol' aprtyla perek kulana fsldad: "Uyan kahve ekirdeim, dar

bir bak!" Bu en akrak, ele avuca smaz Porto Rikolu kz uzun boylu, sakar m sakar yeni sevgilisi iin kahvenin ne manaya geldiini, mer'in kitabnda bu sevgi szcnn en yce iltifat olduunu gayet iyi bilse de phesiz daha ho komplimanlar almay tercih ederdi. Zaten kahveydi tanmalarna vesile olan. Marisol bir yandan sosyolojide okurken, bo zamanlannda da Rao'nun Kahvehanesinde garsonluk yapyordu zira. Kahve benzetmesi yetmediinde mer'in onu mutlu etmek iin iltifatna eklediini fazladan tatlar vard: "Mi morea cafe con Icche y nucha cre-ma."* Marisol bu iltifatn salaklna kkrdayp, yollar kapanmadan evine kotu. Uzun bir kahvaltdan sonra, ilk cokulan azalsa da hl keyifli olan ev arkada, ellerinde en sevdikleri ieceklerle odalarnn pencerelerinde durup dary, bu ilk Amerikan knn hayatlarnn ortasnda dnenip durmasn seyrettiler. Ama evkleri uzun sremeyecekti. ok gemeden kasvetengiz dinamizmiyle hepsinin enerjisini sfrlad k. lk gn hi durmadan yad kar; ikinci gn ksa srelerle kesildi ama nc gn kaybet* "Stl bol kremal esmer kahvem." 208 tii zaman telafi etti ve drdnc gn ii iyice aztt. amarhane, bakkal, video dkkn, eczane, ttnc... gereklikleri phe gtren uzak adalara dnmt, o her eyi sarmalayan boluun iinde bir yerlerde olsalar bile onlara giden yollar tehlikelerle doluydu. Birinci gn leden sonra bir ara radyoda tipide dan kmann tavsiye edilmediini duydular, ondan sonra da her ihtimale kar olduklar yere demir attlar. Hava doutan New Englandl olanlar iin bile souksa, bu Akdenizlilere kim bilir nasl souk gelirdi. Bylesi miskinliklerin kt bir taraf varsa o da balanglar deil sonlardr, daha dorusu sonlanamamalar. Atalet Ayyalkla akrabadr. ine bir daldn m nerede duracan bilmeden, neden durman gerektiine de akl erdiremeden gmldke gmlrsn ritmine. Darda kar durmadan yadka ev arkada sa salim ve kprtsz evlerinde oturdular, bu gnll mapuslk boyunca birbirlerinden ama daha ok da kendilerinden bktlar. lk bata kendi kendilerine yarattklan sonra da fazlasyla abarttklar tembellii trplemek iin her biri kendi bildik keyiflerine sarld. Piyu evi sprp sildi, toz ald, krnt avlad, Aleg-re'yle ard arkas kesilmeyen telefon konumalan yapt, Arroz'la oynad, Arroz iin Tanr'ya kretti, Tanr'ya kretti, patates cipsi attrd. Yeni Kuds ncil'inden Azizlerin Hayat Hikyelerim okudu, yatakta yorgann altna girip ders alt, krntlar sprd, nette Alegre'yle chat yapt, alt ve bol bol bunald. Abed daha fazla stoklamadna dertlenerek evdeki her filmi tekrar seyretti, nane ay yapt, Zehra'ya bir sr mektup yazd, pek ok kereler Safi-ye'ye tek bir mektup yazmay denedi, televizyonun nnde ders alt, bir web sayfas tasarlad, okuduu pek ok makalede ve rastlad televizyon programlarnda Araplar ve Mslmanlara kar taknlan aynmc tavrdan incindi, nane ay yapt, alt ve bol bol bunald. mer'e gelince, enerji ve zamandan azami verimlilik alabilmek iin her eyi asgari seviyede tutmaya karar vermiti. Birilerinin bir kyak geip ona kahve getirmesini umarak David Bo-wie'nin I'm Derangedini (Altst Oldum) tekrar tekrar dinledi, nihayet kalkp kendi kahvesini yapt ve sigaray brakmak iin yeni se209 bepler dnerek odasnda zincirleme sigara iti. Zaman zaman telefonla konutuu da oldu. "AIDS Janice ne oldu? Yakaladlar m?"

"AIDS Janice de kim?" Sabah olmad halde, tam sigara mptelalarna has bir sabah ksryle gmledi. "Hl sigara iiyorsun deil mi?" dedi annesi sitemle. "Evet ama eskisi kadar ok deil." Kendi yalanndan kendi de tiksinmi gibi yutkundu, geri bunun sebebi yalan sylemi olmann ahlaki yknden ziyade, daha iyi yalan syleyememeni zihinsel hsranyd. Daha sonra Birleik Devletler sokaklarnda gezip, hastaln yaymak iin olabildiince ok erkekle yatan, adn da bundan alan u kadn konusunda daha dikkatli olacana sz verdi. Ancak eksik gedik bir efkatle sevebildii bir anneye hi umurunda olmayan konularda sz verip durduu iin vicdanen rahatszlk duysa da artk bu szlerin says o kadar kabarmt ki, bir yenisi neyi deitirecekti? Telefonu kapatp gn boyunca I'm Deranged' dinleyerek kahve imeye devam etti. Bunu takip eden saatler ve gnlerde de bu kalpta bir deiiklik olmad, ta ki ac bir okla evde kahve kalmadn fark edene kadar. "Dar m kyorsun?" Abed peinden gelmeye alt ama gnlk hareketsizlikten sonra fel olmu bacaklarn amakta bira/1 zorland. "Dar, evet, elbette!" dedi keyifsiz mi keyifsiz bir ses. "Bktm bu ataletten! Biraz temiz havaya ihtiyacm var." Piyu, Abed'den daha byk bir baaryla yanna yanat. "Temiz hava da nesi? Temiz havaya filan ihtiyacmz yok. Daha acil eyler var. Bekle biraz, tamam m? Bir yere gitme, bekle!" mer eline tututurulan listeyi cebine atp, yanna CD ald: Anita Lane'in Sex O'clock arksyla balamaya karar verdi, kulakln ve apkasn takp, play tuuna bast, acilen temiz havaya ihtiyac vard Like Caesar Needs A Brutus (Sczar Brts'c Nasl Muhtasa). Drt dakika otuz drt saniye. ark dnp durduka kendini her admda daha iyi hissediyor, dkknlarnn nndeki ka210 r kreyen insanlar seyrediyordu. Hayrettir darda hayat ::rd. Her zamankinden daha uyuuk ve hantal da olsa gene de hayatn srdryordu ehir. Kar btn faaliyeti -hareketlen, hrslar, tutkular- yavalatmt, herkesin zerine bir phe perdah yam gibi. mer. burunlar kk, krmz dmelere dnt halde souu umursamayan bebeklerle ocuklar hayretle gzlemledi; New England ocuklar soua kar dayankllklarnn yabanclar nasl da dumura urattnn hi farknda deillerdi. mer listedeki btn siparileri aldktan sonra, elinde torba dolusu sama sapan nesneyle nereye gideceini bilemeden Cam-bridgc'in orta yerinde durdu. Bir mzik dkknna yrd ama kapalyd, Marisol'ii arad ama telesekreter kt; kafasnda belli bir gzergh olmadan, eve dnmek istemeden biraz daha oyaland. Derken Gail'in dkknnn bu yaknlarda olmas gerektiini hatrlad. Piy'ya biraz ikolata alabilirdi oradan, hem de yrm olurdu. Banco de Gaia'y koyup How Much Reality Can You Take? (Geree Ne Kadar Tahammln Var?) eliinde yrmeye balad. nsra ar aksak tempoyla sryen, paavralar iinde iriyar bir kadn vard. Gk mavisi kadife bir apka giymiti ve arkasndan tekerlekli, yrtk prtk, kirli bir bavulu ekiyordu. "sa bana fazla sigaranz olduunu syledi...?" mer ban sallayarak paketten bir sigara karrken kadn dikkatle onu seyrediyordu. "Hava pek gzel deil mi?" "Hi hi, ama benim iin biraz fazla souk galiba." dedi mer kadnn sigarasn yakarken. ki nefes arasnda "Bu aksan nereden getirdin?" diye sordu kadn mer'in ondan hi mi hi beklemedii canl, cvl cvl, neredeyse genkz sesiyle. Sesi yznden daha genti ve kukusuz daha az

ypranmt. mer onun soruyu sorma tarzndan holanmt. Sanki biz deil de aksanlarmz aitti milliyetlere. "stanbul," diye cevap verdi, karlnda gerek bir yorum beklemeden. Dkknda Gail, modern cadlkla itigal eden iki sadk mterisi iin yasz siyah ikolatadan baykular paketliyordu ki hayret211 le duraklayp dar bakt. Isabanafazladanbirdolarmzolduunu-syledi Kadm'n biriyle muhabbet ettiini grmek onu artmt, hele bunun mer olmas iyice acayipti. "stanbul... stanbul..." dedi kadn kelimeyi uzattka uzatarak. mer her ey anlaml bir sonuca balanm da diyecek bir eyi kalmam gibi dalgn dalgn ban sallad. zmariti frlatrken bu evsiz kadnla birlikte itii sigaray son sigara tayin etmenin sigaray brakmak iin iyi bir frsat olabileceini dnd, tam kafasnda bu cesur kararla ona hoakal demek zereyken kadnn mrldandn duydu: "lkene gitmitim." "Cidden mi?" diye sordu mer otomatik olarak. "Evet, gitmitik," diyerek uzak bir glle gld. "Kos'tan Atina'ya getik, sonra senin lkene. stanbul'da gn kaldk. Latif anlar var bende. Bir kasabada kaybolduumuzda bize yolu gsteren ocuu hatrlyorum. Gzel gzleri vard olann. Ona ne oldu merak ederini. Sence mutlu bir yetikin midir imdi? Yoksa ac m ekiyordur? Ya da oktan lm mdr acaba?" Dkknda Gail'in bu ikisinin ne konutuuna dair merak doruk noktasna ulamt ki mer'in nihayet sabanafazladanbirdolarmzolduuusylcdi Kadn'la vedalap dkkna yneldiini grd. Kapnn ngraklar neeyle ngrdarken Gail'le Debra Ellen Thompson onu glmseyerek karladlar, geri ikincinin gzlerinde hafif bir honutsuzluk parlts vard. Bir ey yer mi diye sordular ama o bir eyler imeyi tercih ediyordu - kahve mesela? Btn bu nugatlarn, pralinlerin, bonbonlarn iine koyacak kahveleri vard ama iecek kahve yoktu hi. mer artan bir merakla vitrindeki ikolatalar tarad. Horoskoplar, Kelt Ak Dmleri, Gotik Ejderler, Be Keli Rn Yldzlar, Msr Halar, Kzlderili Totemleri, aman simgelerinden envai eit ikolata, bar gvercini eklinde beyaz ikolatalar vard. Oturan Buda stl ikolatalar, Ay Tanras ekerlemeleri, tavuskuu ty eklinde gevrekler. Bo bir kap olma sanatyla ilgilenen Taocular iin yaplm bo kap eklinde karamelalar bile vard da bu ikolata galerisinde ona ikram edebilecekleri tek damla kahve yoktu. 212 "nsanlar bunlar alyor mu hakikaten?" diye sordu mer. Gail bir kahkaha patlatt. Geenlerde Doann ve Kltrn Bilgelik Bekisi olduunu iddia eden Kzlderili bir medyum, en iyi mterilerine gndermek iin elli tepsi Bufalo Gz karamelas smarlamt. lm akrabalarnn ikolatadan heykellerini yaptrmak isteyen mteriler bile vard ama, hemen eklemiti Gail, onlarn o tr ruhani taraklarda bezi yoktu. O leden sonra Gail'i Sekiz Direkli Pagan Tekerlei lokumlarnn zerine pudra ekeri serperken seyreden mer beklenmedik bir huzur duydu iinde. Bu sakin, kk dkknn grn ve kokusu onu duygusallatrmt; imdiki zaman, imdinin gerginliini brakp tandk bir anya, ocukluktaki ho bir bolua kamt. Bu hissi hatrlyordu yada bu his ona eski gnleri hatrlatyordu; kuzeni Murat'la birlikte evde kalp annelerinin, iki haftada bir toplanan (hepsi evli, ocuk sahibi, bakalarnn hayatlarndan konumaya can

atan, kendi hayatlarndan bkm) kadnlardan ibaret misafirlerine piirdikleri hamur ilerini trtkladklar zamanlar. mer, oturma odasndaki o yanar dner, kavisli kadn halesine aktrmadan hayran hayran bakmay, o fazlaca tiz, fazlaca rtkan ama ummadk lde uh kahkahalarn dinlemeyi ne kadar sevdiini hatrlad. Evde kapal kalmay sevdii gnlerdi bunlar, imdi dnp geriye baknca kendisine verilen anne ve ailenin yannda kendini en son o zaman rahat hissettiini anlyordu. Hl bu uzak anya glmseyerek Gail'in yapt ifal Zen bitki ayndan dalgn dalgn bir yudum ald... ve derhal elinden brakt. Yzndeki huzurlu ifade buruuk bir kt gibi arplrken, bu tattan kurtulmak iin aceleyle nndeki ii ikolata dolu ay reinden bir lokma srd. Bu daha iyiydi. "Ayrei!" diye srtt mer, ayn eki tadndan kurtulmaktan memnun. "Rivayet o ki tarihin akn deitirmi. On yedinci yzylda Osmanl ordular Viyana'y kuatm ama ehri alamamlar. Bunun zerine yer altndan gitmeye karar vermiler. Onlar dosdoru ehrin merkezine karacak tneller kazmaya balamlar. Bu i aa kmasn diye sadece geceleri kazyorlarm. Ama Viyana213 l frnclar da geceleri alrm. Frnlarnda krek seslerini duyup alarm vermiler. Yani, hangi taraftan olduuna bal olarak baz insanlar ayreine di bilerken, bazlar da minnettar olmallar." "Th yleyse, sana ayrei vermeseydik keke, gemiinde bu hadise olduka tabandaki bu rek seni pek memnun etmese gerek," dedi Debra Ellen Thompson sesinde amaz bir katlkla. "Bu sadece... eski bir hikye..." mer bu lafa alndn saklamad. "Viyana'y fethetme emelleri besliyor gibi bir halim var m?" kisi arasnda dikensi, mphem bir gerilimin kabardn fark eden Gail dudam srd, femina eklinde bir pralin kemirdi. tekrar dudan srd, sonra yz gizemli bir biimde, adeta yanar dner bir canllkla aydnland ve aniden mer'e dnp: "Gidip sana bir kahve alalm m? Benim le tatilimin zaman geldi," dedi. Dar ktklarnda ikisi de ilk i, dierinin de ayn eyi yaptn fark etmeden Isabanafazladanbirdolarmzolduunusyledi Kadn'n oralarda olup olmadn anlamak iin etraf yoklad. Yoktu. Yarm saat nce sigara ierken durduu yerde bir bek yeni k-renmi kar vard, dipleri eriyip gri tonlarnda bir bulamaca dnmt. Konumadan yrrlerken rzgr yzlerinde kuru kuru oynat ve Gail'in banda tad kan aly saa sola savurdu. Bu sefer kehribar tal bir gm kak takmt bana. Onunla birlikte olmaktan bu kadar memnun olmasna biraz aan mer, i kyafetinin bir paras olmal, diye dnd. "Ben am," dedi Gail. "Ya sen?" "Kurtlar gibi am!" dedi mer. Demek Trkler kurtlar gibi ackyorlarm, diye dnd Gail. Amerikallarn bir ay, bir domuz ya da belki bir kurt kadar acktn ama genelde kurtlar gibi ackmadn ona sylemedi tabii. eytan ayrntda sakldr, derler. Belki dorudur, belki yanl. Ama yabancln kant kesinlikle ayrntda sakl. Gail onun ngilizcey-le boumasn dinlerken hibir hatasn dzeltmeyecekti. Ne de olsa bir dilin yerlileri, yabanclarn rettii mini minnack yanllar duymaktan holanr. Nadiren mdahale ederler, ettiklerinde de ocuklarnn yaptklar hatalardan zevk alan anababalarn efkatli ih214 tiyat vardr hallerinde. Yaknlardaki bir kafeye daldlar. erde mer seeneklerinin okluunu, Gail de azln fark etti. "Gzler yznden," diye mrldand

spanakl tavuk, somon carpaccio, ton balkl spagetti, bif-tekli pilav ve her trl etli eye dalgn dalgn bakarak. Gzleri olan hibir eyi yemiyordu nk tm bu hayvanlarn kendi katledililerini, insan elinden gelen lmlerinin adaletsizliini o gzlerle grdklerini dnmeden edemiyordu. mer sinirli sinirli ksrd. Btn hayatn meleyen, mleyen, gdaklayan mahluklarla beslenerek geirdiinden ve bundan gayet memnun olduundan ne diyeceini bilememiti. Sadk etoburlarn ou gibi et yemeyi sevmesinin temel sebebi et yemeyi sevmesiy-di, o kadar! Basit ve ilkel. Az nce ifade edilen airane duyarllkla kyaslandnda ne kaba, nasl da yz kzartc lde barbarca! Ama ite vejetaryenler hayvanlarn ldrlmesine kar ulu orta nutuklar atarken aslnda bakalarnn sinirini bozmak suretiyle kendi hayatlarn ne kadar riske attklarnn hi farkna varmazlar. Salkl beslenen insanlar ille de salkl konuan insanlar deillerdir. Ama o gn, birlikte kuyrukta beklerlerken mer, hayrettir, Ga-il'i grtlaklamak istemedi pek. "Senin iin zor olmal," diye mrldand uzayan bir sessizliin ardndan. "Bilmem," dedi Gail, bir tutam sa kulann arkasna atarak. "Belki de zaman zaman biraz melankolikleiyorum, bir ara birilerinin bana syledii gibi." Gemiten konutular, daha ok da tavuklu tel makarnasn mutlu mutlu mideye indiren mer konutu. Gail tavuksuz tel makarnasn didikleyip, psikolojik, felsefi, retorik ve ahsi sorular boca ederken zerine, ar alr yryp hzl hzl anlatt mer. Baka zaman olsa sinirine dokunabilecek sorulard bunlar ama artc bir biimde rahatsz olmamt. Normalde onu ileden karabilecek yorumlard ama nedense batmamt. mer o anda farkna varmasa da Gail'Ie konumann bylesi bir zevke dnmesinin nedeni ksmen, bunun esasen ve sadece "Gail'Ie konumak" olmasyd, hepsi bu. Ucu ak bir fltleme deil, bir cilveleme beklenti215 si deil. Yarm saatten fazla sohbet ettikleri btn kadnlarla flrt etmeye balayan ya da sadece flrt etmek istedikleri kadnlarla yarm saatten fazla sohbet eden ou erkek gibi, mer de kendini ilk defa hem kadn olan ama hem de kadn gibi olmayan bir kadnla muhabbet ederken yakaladnda zerinden bir ykn eksildiini, hafiflediini hissetmiti. Geri dkknda bir tepsi halka ikolatay almak iin eildiinde memelerine bakmam deildi, onu pmenin nasl olacan hi dnmemi deildi, onunla yatmay istemiyor deildi -belki, muhtemelen, gereki olarak, neden olmasn- ama bunlarn hibirinin o anki muhabbetleriyle alakas yoktu. Temel itki flrt deildi burada. Aslnda... bir itki var m onu da bilmiyordu. Muhabbetlerinin ardnda sadece muhabbet vard. Ona hikyelerini anlatt - gemite ve imdi olanlar, sk sk bir sr kiiye (daha ziyade kadnlara) anlatt eylerdi bunlarn ou. Ama ara sra yeni bilgiler, hl kukulandn bilmedii kukular, hl bu kadar korktuunu bilmedii korkular da kt azndan. O zincirleme konuurken ince bir duman halkalanyordu arkalarndan. Kendini unutarak, kaybederek, sahip olmad kelimelerle, hayat boyunca en ok cann skan eyden bahsetti: m gibi yapmaktan. "ok tuhaf," dedi mer. "Bu lkeye gelmeden nce, neden yurtdna ktm kendime sormaktan kandm. Cevap tabii 'doktora yapmak't. yi de 'neden'? Ancak buraya geldikten sonra kendime ok uzun zaman nce sormam gereken soruyu sormaya baladm. Soru arkadan gelen gecikmeli bir yank gibi titreiyor." Gail baklarn mer'in yznden, birinin bir bankta unuttuu zeytin

yeili eldivenlere evirdi. Sa eldiven sol eldivenin zerinde, parmaklar dileniyormu ya da birinin eline uzanyormu gibi hafif kvrk duruyordu. Bunun hayrl bir iaret olduuna karar verip mer'e itenlikle glmsedi. "Bazen Piyu'yla Abed'i kskanyorum. Onlar iin hayatta ne yapmak istedikleri, ABD'ye neden geldikleri, mezun olunca ne yapacaklar, nereye nelere bal olduklar sorusunun cevab gayet ak. Ama benim iin byle deil. Ben sadece bunlar biliyormu gibi yapyorum." 216 Gail'in tebessm neden bahsedildiini anladn gsteriyordu ama onaylamak yerine, yeni sorular dkld dudaklarndan. Onun hayat ve gemii hakknda sorduu her soruya artan bir evkle cevap verdi mer: Gail'in kendisi hakknda daha fazla ey renmek iin sorular soracak kadar yakn ama akl cevaplardan rahatsz olmayacak kadar uzak olmasnn tadna vararak bu yryn her dakikasndan keyif almt. "Ruhunun durulmaya ve sknete ihtiya duyduunu dnmeden edemiyorum," dedi Gail, gzlerini mer'in elindeki naylon torbalara indirerek; torbada biftekli-sanmsakl cipsler ve zerinde 1000 CESET EV yazan bir VHS gzne iliti. Bunlarn dncelerini etkileyip etkilemediini anlamak zordu ama keyi dnerlerken: "Belki benimle birlikte Tai i'ye gelsen iyi olur. Denemek istersen ara," dedi. Durulma ve sknet ihtiyac! mer sadece kendisinin bildii bir akaya glyormu gibi kkrdad ama itiraz etmedi. O konumadan sonra, TEDRGN RUH KOLATA DKKNJ'mn nne vardklarnda zerlerine ken huzursuz sessizlik tuhaft biraz. Bir anda yabanclamlar, yryleri geici bir kaamaa, hayatlarnn srekliliinde anlk bir atlamaya dnmt. Belki de konumalarn olas ve bylesi zengin klan tam da bu geicilikti, "irendeki yabanc" etkisi - ayrl annda hibir beklenti, hibir ballk olmayacan bilmenin rahatl. Birbirlerine mahcup mahcup gldler, botlaryla karlar ezdiler, ilgiden ziyade nezaketle bir-iki kelime daha ettiler, uyumu parmaklarla el sktlar, tekrar glmsediler, botlaryla biraz daha kar ezdiler. "Hey!" Dkknn zerinde sallanan tabelaya bakakal an mer' in yz ocuka bir glle aydnland: "Noktalarnz var!" Yan yana durup TEDRGN RUH KOLATA DKKNI'nn noktalarna baktlar, ieride Debra Ellen Thompson da gzn onlara dikmi, byle merakla neye baktklarn merak etmiti. "Adm Trke yaznca noktalar koyuyorum. ngilizcede noktalar kaybediyorum. Kulaa salaka geliyor farkndaym ama bazen noktalarm kaybetmek beni zyor. Oradaki noktalar benimki217 ler herhalde, onlara iyi bak." Gail tereddtsz ban sallad, dkknn ngilizce ismi olan SQUIRMY SPIRIT CHOCOLATES yazsndaki nokta zannettii eylerin aslnda kahve ekirdei resimleri olduunu, en aaal zamanlarnda bile amatr ii grndklerini, imdi de rzgr, gnei ve kan yiye yiye pas rengi lekelere dntklerini mer'e sylemeye gerek duymad. mer tabeladan ban evirirken vitrinin arkasnda Debra Ellen Thompson'n glgesini yakalad. "Beni pek sevmiyor galiba," dedi bouk bir sesle. "Hakl olabilirsin," dedi Gai! gzlerinin iine bakarak. "Ama onun seni sevmemesinin sebebi benim seni seviyor olmam." Bu laf otobsn kalkp kalkmadn ya da ehir meydanna nasl gidileceini soran birinin ses tonuyla syledii iin mer'in bu szlerdeki muhtemel vaatleri zebilmesi birka saniye srd -ok az. belki iki ya da saniye ama bu bile yetmiti, alg eylemin gerisinde

kalmt. Daha farknda deildi ama algyla eylem arasndaki bu senkronizasyon eksiklii bundan sonraki ilikilerinin z olacakt. Byle geri dnl, alabildiine Kierkegaardc kalacakt ilikileri, daima ileri doru yaanacak ama ancak geri baknca anlalacakt. * "Paan el polio a Alegre."* buyurdu la Tia Piedad masann br ucundan. Hastaneden eve daha bu leden sonra km, ev yemeklerini zlemiti. Yine de todas las tias masann etrafna topland andan itibaren kendi yediklerinden ziyade Alegre'nin yemedikleriyle ilgilenmeye balamt. Tavuk bir yarm elips izerek Alegre'nin tabana ulaana kadar elden ele geti. * "Alegre'ye tavuk verin." 218 Annesiyle babas hayattayken durum farklyd. O zaman daha Fazla deil daha az yemeye tevik edilirdi. Annesi onun imanlamasn, grgl, hali vakti yerinde bir koca bulma ansn kaybetmesini istemezdi. Alegre hep annesinin ondan biraz ulandndan phe etmiti. Balangta deil kukusuz. ocukken deil, daha sonra. Ergenlikte yakaland tombulluktan kurtulamad onaya ktnda, o kklk sevimlilii artk kalmadnda. Alegre kilo kayglarnn tam olarak ne zaman baladn tespit edemesc de rejim yapnav a aa hes yukar "ergenlikte" baladn hatrlyordu. O zamanlar da gn boyu hibir ey yemez ama sonra bir balad m durmak bilmezdi. Dzenli olarak ar dozda paracetamol alyordu ve kilo verdike annesiyle babasna kar szl saldrlarn artrmt. O uysal kz gitmi yerine az ieri bir ey almay reddeden, dar da fke pskrten celalli bir genkz gelmiti. Sonra kaza olmutu. Son iki yldr ok sevdii halde yzlerine kar nice krc laf ettii annesiyle babas, kendisiyle gurur duymasn lesiye istedii ama yalnzca utandrd annesi birden yokol-mutu. "Hija coge mas frijoles de olla!"* Annesiyle babasnn lmnden sonra, bakalarna iinden klmaz, kendineyse gayet ak ve mkul gelen bir sistem dahilinde, kafay sala takmt. Kaloriler, karbonhidratlar, rejim lifleri, zlebilen lifler, zlmeyen lifler... hepsini biliyordu. Bir paket kk havu sadece 70 kaloriydi. Baka hibir ey yemeden bunlardan gnde on. on be, yirmi paket yiyebilirdi. Avular, ayaklan, bak turuncu kesilmiti. Narin ve krlgan bir heykele dnmt. nce. narin ve turuncu. Kzlkla kadnlk arasndaki o hissiz eiin, arafta kalmln rengiydi turuncu. "Hija torna flan de coco!"** Sonra detleri aksamaya balamt. ay det grmez, sonra * "Biraz daha yahni ye kzm." ** "Krem karamel ye kzm." 219 ,u utaugu, ucuenn onu Kontrol ettiini ve kadnlnn kendi keyfince gelip gidebildiini ona gstermek istercesine kanamalar tekrar balard. Domuz pirzolas/ei rosto/kymal brekiklcr/hamur ileri/ikolatal tatl... ye ve tkn/i ve kus/i ve oru tut/kus ve tkn/kus ve... domuz pirzolas/et rosto/kymal brekikler. Yarm saat sonra la Tia Piedad'm banyo kapsndan ona seslendiini duydu: "Alegre ay ister misin evladm?" "Si por favor!"* le yemeinin klozette binken artklarna, bir zamanlar flan de coco olan kusmua bakt. Sifonu ekti. Tai i uan sonraki gnlerde mer'in kafasn megul eden en son ey

olsa gerek. O hafta iinde kendisine dair iki ilintili ama ille de birbirini tamamlamayan hakikati hatrlamt. Bir, doktora rencisiydi. ki, nicedir almyordu. "KAN, BEYN ve ADYET: Otadouda Milliyetilik ve Entelekteller" bal sabrla dizst bilgisayarnda beklemekteydi tezini yazmaya balayaca gn. Aralk aynn sonunda mer bu kadar zamanda ne kadar az i yaptn teslim etmek durumunda kald. Danmanyla randevusu yaklayordu. Spivack ona fazladan hafta vermi ve ilk blmdeki fiyaskoyu dzeltmek iinden elinden geleni yapmasn istemiti. mer almadan geirdii aylar telafi edebilmek iin sratle kar kutba savruldu ve sinirleriyle, vcut fonsiyonlarn harap etmek pahasna muazzam bir hz ve enerjiyle almaya balad. Az yedi, az uyudu, ar kahve iti, ona bir seri katilin akbetini soran annesine bard, kendini Marisol'den uzaklatrd, ar kahve imeyi srdrd. "Nasl bu kadar kolay aynlabiliyorsun?" diye mrldand Marisol alamamay baararak. mer kolay olmadn syledi. "Sorun * "Evci, ltfen." 220 her neyse zmeyi deneyebilirdik." dedi Marisol hl alamadan ban evirerek. mer kolay olmadn syledi. "Beni hi sevmedin," dedi Marisol hkrklara boularak, mer hibir ey sylemedi. "Umarm hayatn cennet olur," diye ekledi Marisol. "Umarm hayatn cennet olur" bir sevgilinin aynaya yazlm lanetidir. Btn aynalarda olduu gibi burada da sa solda, sol sadadr, yani cennet aslnda cehennemdir. O haftann sonunda mer nihayet Spivack'a tmyle gzden geirilmi blm teslim etti: o da okuduktan sonra metni bir sr yorum ve tashihle ama grne baklrsa tatmin olmu vaziyette mer'e geri verdi. 221 akra'da Sanc "Peki siz Trkiye'de dini kutlamalarda ne yemekler yersiniz?" abat mumlarnn titrek ardnda kibar kibar glmsedi mer bir para tavuu inerken. Trk mutfandan bahsetmek gelmiyordu iinden, hele bu balamda. Yine de PeaTn annesi ona kar hep cok iyi davrandndan kabalk etmek islemezdi. Birka yemek ad verip birka acu-i genel hatlaryla anlatarak btn sorularn cevaplad ve ar!; uzmanlat dalkavuk turs rehberi rolnden iyice usanarak sanbul hakknda dikkatle .u-ilnu birka bilgi verdi. Tpk o turist rehberleri gibi dinleyicilerini sadece belli bir gzerghtan geiriyor, ehrin yan sokaklarna, hakiki, ieyii, kokumu hayaln zonklad yerlere gtrmeye teebbs etmiyordu. Artk Amerika'da kt kzlarn annelerinin ikiye ayrldna iyiden iyiye kanaat getirmiti: a. an beni! Anneler b. Ben-licbir-cy-artanaz! Anneler. ar-bc::' Anneler kzlarnn bir Trkle kmasndan iten ie memnun olmavan ama belli b;, -^ kadar, i ciddiye binmedike bunu nensemiyorm gibi davranan annelerdi. mer'e kt davrandklar filan da yoktu. Aksine, mesafeli olsalar da daima fazlasyla kibardlar, onu neredeyse aristokratik bir terbiye ve tenezzlle karlar, gnllerini fethetmesi, onlar artmas iin bn" ans bahetmi gibi davranrlard. te yandan Beni-hibir-ey-arta-naz! Anneler her tr kltrel eitlilii ayn ekilde ve ayn ilgi ie barna basmaya kararl liberal Mader Kozmopolitlerdi. Mslman da olsan Zerdt de. Byk Kali'ye de tapsan, bir dzine tanrya da. hatta kendini tanr bile ilan etsen onlar iin fark eden bir ey olmaz-

222 di, seni yaknlarnda yrelerinde grmekten ayn derecede memnun olurlard, tabii sana baktklarnda seni deil, byle kaytsz artsz bir ak fikirliliin sisli aynalarndan yansyan bir yabancnn cansz siluetini ve kendi yce gnlllklerini grrlerdi yalnzca. mer bu iki anne tipinin gznde de kendi kiilii hakknda varlan yarglar en az etkileyenin kiilii olduunu tahmin ediyordu. Pearl'n annesi ikinci gruptan olduu iin onunla anlamak kolayd. Ama mer'le Pearl arasnda iler hi de yle gllk glistanlk gitmiyordu. Pearl, Vinessa gibi lgn bir hazc deildi. Pnkla-n tavaf ettii khne bir mzik dkkanndaki tezghn arkasnda Joe Strummer' yanklayarak zamann harcayacak insanlardan deildi. Vinessa ne kadar gamsz ve keyif odakiysa. Pearl de o kadar azimli ve baarya kilitlenmi idi. Arzulad parlak gelecee giden yolda her para ilevsel yerine oturmalyd, erkek arkadalar dahil. "Annem doktoran yaptktan sonra ne planladn sordu," diye mrldand Pear!, yemekten sonra birlikte bulak ykarlarken. "Tatminkr bir cevap veremedim." O tatminkr cevab arayann annesi deil Pearl olduunu gayet iyi biliyordu mer. likileri fazla uzun snnese bile. bugn kendini onunla rahat hissedebilmek iin geleceklerinin nasl olacan duymaya ihtiyac vard. Oysa mer'in yapmay istedii son ey gelecekten bahsetmekti. Bu ilikiye gvenmediinden deil sadece, remelde ngrlemez olduunu dnd hayan; ;:m'enmediiT den. Gelecei ekillendirmek iin ok uraabilir v. .liiv.ve: bunu baarabilirdi insan, hatta iyi bir hayal srebilirdi ama iayrn: '/,(.. den planlanabilecei yanlsamasna asla kaplmamalyd, i sals-nasyona eyvallah, haliisinasyon grdren maddelere de ama gelecek planlarna geit yoktn hayalnda. Yine de bunun Pearl'n hatas olmadn biliyordu. Esasen kendi hatasyd. Pearl'le de. Vinessa'yla da, Marisol'Ie de bir ev deimiyordu, hep o eski ablon: sevmeden sevilme isteiydi son tahlilde mer'inki. Pearl'le ilikisiyle birlikte aralk ay da sona ererken mer yeni yln geliini bu uzatmal sorununu zmek iin bir frsat olarak 223 deerlendirmeye karar verdi. Noel, ne de olsa insann hayatnda yinelenen eylere son vermesi iin yinelenen bir balang frsatdr. mer bundan byle kzlarla kmaya bir son vermeye and iti ve ne kadar kararl olduunu kantlamak iin Noel Arifesini tek bana geirmeye karar verdi. Yani, Piyu'ya la Tia Piedad'm evinde akam yemei yerken endielenmemesini nk kendisinin evde kalp Ar-roz'la ilgileneceini sylediinde gayet samimiydi. Noel akam I7:00'de imeye balad, nce birka kutu bira, Piyu evden ktktan sonra rak. Abed Mslman kardeleriyle bulumak iin gidince de bir cigaralk sard. Bu zel akam ne dinleyeceine gelince, birka denemeden sonra onu da seti. Cypress Hiil'den / Want to Get High (Kafay Bulmak stiyorum). O kafayla, btn eski kz arkadalarna teker teker bir veda notu yazmak geldi aniden aklna. Ama internet mesaj kutusunu aar amaz beklenmedik bir e-mail duraklamasna sebep oldu. Gail'den geliyordu. mer'in adn byk harflerle yazm ve zerine nokta olarak iki hiyeroglif gz kondurmutu. Sevgili MER, Naslsn merak ediyorum. Bu aralar saln iin endie etmekten kendimi alamyorum nk bu hafta iki kere, nce aramba gecesi, sonra da bugn leden sonra translarm esnasnda seninle balant kurduumu hissettim. lk nce seninle tepe akramla balant kurdum ve bann

aryor olabileceini dndm. Bugn de gbekba akrasmda bir ate kvlcm ve sz hissettim, midenle bir sorunun olabileceini dndm. Miden ktyse kahveden uzak dur. Bu gece iki de ime. Evde varsa rahatlatc ot ay dene, lk sudan baka bir ey ime. Gbekba akrasndaki basn vahim. Alkol imeden duramyorsun fazla arya kama. Ruhuna, bedenine, noktalarna iyi bak. Mutlu Noeller. Gail... 224 mer "ilgin-iin-teekkr-ederim-ama-iyiyim" mesaj, altna da "beniyiyim-ama-sen-atlaksn" notu yazmay dnd. Ama vazgeti. Eski kz arkadalarna da yazmad. Onun yerine vveb'de geen senenin Trk gazetelerini okudu, uzun sre nce unutulmu olaylar, zamanda ve meknda rak den haberleri dikkatle okudu ve kendini ok perian, ok yalnz hissetti. Aylmak iin kendine koca bir srahi Sumatra kahvesi yapt ama yannda rak imeye de devam etti. Gecenin geri kalannda Cypress Hill'in arklarn Arroz zerinde denemeye, sigara ve ot imeye, surat asmaya, elinin altndaki iki iecei uursuzca birbirine kartrmaya devam etti, ta ki her yudum rakyla aylmaya, her yudum kahveyle sarho olmaya muvaffak oluncaya dek. 23:59'da dardan gelen havai fiek seslerini duydular, Bostonlular Noel'i kutluyorlard. mer Arroz'u pt. Arroz mer'i yalad. Oda ikisini birden sarmalad. Telefon ald. Babas, kardei ve annesi, seslerinde onu bu gece evde bulmann aknl, Noel tatilini kutladlar. "Arkadalarnla elenmeye gideceksen keskin niancya dikkat et!" "Keskin nianc Washington'da anne, ben Boston'daym..." "Hayr, artk orada deil. zini kaybettiler," dedi annesi yumuak ama ihtiyatl bir sesle. "Seni ok seviyorum, hepimiz seni seviyoruz ama seni sevmek zor nk sen ok zorsun, seni sevgimizle skmadan nasl seveceimizi bilemiyoruz..." mer tek kelime edemeden ylece kalakald. Daha iyi bir evlat olamad iin biraz utand. Biraz deil ok utanmas gerektiini biliyordu. Daha fazla utanamad, daha iyi bir evlat olmadna ite ancak bu kadar utanabildii iin derin bir utan duydu. Telefonu kapatr kapatmaz midesinde kabarcklar dans etmeye balad. Byle sarho olmak komik, diye dnd. nsan daima yeni eyler reniyor. Bir-iki saniye sonra kabarcklarn yerini bulant, bulantnn yerini sanc ald. Sabaha kar 03:15'te Piyu, ondan biraz sonra da Abed eve dndklerinde mer'i iki bklm midesiyle bouur vaziyette buldu225 lar. Halinin her zamanki gibi ikiyi karmaktan kaynaklandn zannederek koyu bir kahve getirdiler. mer kahveyi iti ve hemen ardndan kahve ekirdeine benzeyen kan phtlar kusarak dizlerinin zerine kt. 03:45'te gle yzl Noel Baba ve klar yanp snen ren geyikleriyle sslenmi bir hastaneye kaldrld, mide kanamas tehisiyle. 226 Durulma ve Sknet ihtiyac Azndan midesine bir hortum indirdiler, koluna bir bant baladlar, ateini, tansiyonunu, nabzn lp, nefes al veriini dinlediler, yzne bir maske takp oksijen verdiler, ayak baparmana bir nabz oksimetresi taktlar, vcudunu makinelere baladlar, damarna bir tp yerletirdiler, isimleri ve yan etkileri tam bir muamma olan ilalar

yutturdular, bunun kendi hatas olduunu hatrlatmak iin knayan gzlerle baktlar ve sonunda daha beter vaziyete dmedii iin ne kadar ansl olduunu sylediler. Geri mer "ansl" hari her trl sfat yaktrabilirdi kendine, bilhassa da ABD'de salk sigortas olmadan hastalanmaya kalkmann ne manaya geldiini kavradka. Doktorlardan sadece biri ona bir tutamck hogryle yaklamt ama mer bunun efkatten ziyade, midesi en beter durumdaki en gen hasta vakasna duyulan teknik bir ilgi olduundan pheleniyordu. ki gn sonra mer Gail'i arad. "Naslsn?" Hastane-bezgini sesinin neeli olmasa da her zamankinden daha neesiz kmamas iin ince ayar yapmaya altysa da ayar eline yzne bulatrd. "Kusura bakma ziyaretine gelemedim. Sana orada iyi bakyorlar m?" Her eyden haberdar olmas mer'i hi artmad. Zaten artk Gail'in her naslsa kendisi hakknda bilmeye deer her eyi bilen olaanst bir yaratk olduuna kanaat getirmiti. "Evet, imdi daha iyiyim, teekkr ederim. Baksana... senin u geen gn teklif ettiin eyi dnyordum... durulma, sknet, huzur her neyse ihtiyacm bulmam salayacak olan teknii..." 227 "Tai i'yi mi kastediyorsun?" "Evet, Tai i!" dedi mer canl bir sesle. "Acaba hl davetli miyim?" "Hayr... maalesef... yani ok memnun olurdum ama geen ay braktm. Bu arada Reiki'ye baladm. kinci seviyeye getim bile. Bana katlrsan ok sevinirim... tabii Reiki'yle ilgileniyorsan." Evet... tabii... Reiki... her neyse... elbette! Tplerden ve makinelerden azat edildii gn Abed'le Piyu onu eve gtrmek iin geldiler. Kendileri aktan aa sylemeseler de mer gzlerinde hmzr bir parlt sezmiti, sanki memnuniyetlerinin %99'u onun dzeldiini, ok daha iyi olduunu grmekten kaynaklanrken, %1'i de alttan alta byle bir talihsizlik yaamasnn iyi olduu, en azndan kendisine eki dzen vermesi iin bir vesile olaca umudunu tayordu. Darya knca bahede elinde koca bir buket krmz gl tutan Alegre'yle karlatlar. Tknaz, eki suratl bir adamla konuuyordu. "Vay, koltuklarm kabard," diye bard mer. "Ama zaten bana papatya getirmitin." "Bunlar senin iin deil," dedi Alegre zr dilercesine glmseyerek. "La Tia Piedad iin. Yine hastaneye yatrld." "Ama merak edecek bir ey yok," diye homurdand "el tio" diye takdim edilen adam, youn, kokulu bir duman bulutunu azndan brakrken. "Benimle geliyor musun," dedi Alegre, Piyu'ya iaret ederek. Dierleri kibarca el tio'y\& vedalarken, mer saygyla onun elinde tuttuu el puroyla vedalat, kesinlikle uzak durmas tembihlenen eski bir dosta buruk bir veda. Hastaneden karken sigara, alkol, kahve ve doktorlar bu konuda bir ey sylememi olsalar da ot' yasaklar koyup, hepsini hayali kutular iinde havaya asl brakt ve bu Epikrc hazine sandklarndan nce hangisini krmak zorunda kalacan merak etti. Ama o gne kadar salkl bir hayat srdrmeyi deneyebilirdi. 228 mer, Gail'in hararetle tavsiye ettii Durulmavehuzurlkesinde tatil yapmaya karar verdiinde bu lkenin uzak ve ssz olacan sanmt. Ama brorler, dergiler, reklamlar ve makaleleri okumakla geen birka gnn ardndan hayretle durumun hi de byle olmadn kefetti. Bu alternatif diyar iin sylenebilecek tek ey fazlasyla "revata" ve "kalabalk" olduuydu. Belli ki Amerika durulma ve huzur arayan insanlarla doluydu. Gail haklyd. Reiki diye bir ey vard hakikaten ve onu yapanlar daha

dingin grnyorlard. Ama iatsu, amballa, Feng ui, Tibet tedavisi, Yin-Yang 8 enerji ve 5 element terapisi, en terapisi, beden-merkezli Getalt terapisi, aura temizlii, akra balans, Nuji i Gong, enerjik yeniden balanma terapisi, titreim tedavisi, ruh geii terapisi, aromaterapi, hipnoterapi. k terapisi, gemi hayatlara dn terapisi, sezgisel tinsel psikoterapi, somato doru nefes alp verme teknikleri. Qigong, Ayurveda nabz dengesi, Rasa-yana terapisi, danskinetik atlyeler, Vedik mzik terapisi ve yamur damlalaryla bedensel svlar dengeleme taktikleri de vard. Zihinleriyle birlikte vcutlarn da gezdirmekle ilgilenenler iin Sibirya, Hindistan, Moolistan'a turlar, daha az paras olanlar iinse ABD apnda saysz yaz kamp vard. nsan dnya tarihinde belli bir yere ve dneme gtren zaman gezileri bile vard. Mterilerini Hindistan'n Vedik gemiine gtren bir acente vard mesela, geri dndklerinde kendilerim tekmil kadim srlara ermi gibi hissedeceklerini, aksi takdirde paralarn geri vermeyi vaat ediyordu. Para laf almken, mer tinsellik kulvarlarnda biraz fazla parann dnmekte olduunu ok gemeden fark edecekti. Bir de liderler vard. Btn bu tekniklerin kendini-iyiletirme-ye, kendini-dourmaya, kenclini-dntrmeye, kendini-glendir-meye yaradklar iddia edildii halde insann kendini baka birine, ruhani retmene teslim etmesiyle son bulmalar ironikti. Bunlar arasnda, soruya cevap aramak iin Dou'ya gitmesinden dolay brornde gklere karlan krk yalarnda bir Bostonlu da vard; sorular unlard: "Ben kimim?". "Evrendeki yerim ne?" ve "Bana ne olacak?" Bu sorularn cevaplarn bulmak iin gitmi, aradndan 229 da fazlasn bularak geri dnmt. mer bu adamn tam olarak nereye gittiini ve orada ne kadar kaldn merak etti ama ne yer ne de yolculuun uzunluu brorlerde belirtilmiti. "Dou" demekle yetinmilerdi. "Dou" denilen corafya "Vergi Dairesi" gibi bir eydi, oraya cevab olmadndan emin olduunuz sorularla gidip, sorularnz anlamszlatran cevaplarla geri dnyordunuz. Rzgrn Efendisi Marla diye bir kadn vard, bir de Arkesici Betty, Gecelerin Prensesi, Siyah Gl ve Gizemkuyusu Abby. mer bu ruhani retmenlerin kendilerine setikleri isimlerin heavy metal ark adlarna benzediini fark etmi ama bunu neye yoracan bilememiti. Bir baka kadn, kendi deyimiyle ruh cerrah, iyiletirdii mehurlarn bir listesini vermiti. Bahsettii cerrahi mdahale, hipnoz altnda hastann kalbini ap, bir saadet arks sylemekten ve kalbi tekrar kapamaktan ibaretti. Ondan sonra hasta ne zaman kendini gerilim altnda hissetse bu arky syleyerek gndelik hayatna devam ediyordu. mer alan kalbine sylenecek arky kendisi setii mddete bu teknii deneyebileceini dnd. Patt Smith'in Citizen Ship arksnn gmlmesini istiyordu hcrelerine gzeneklerine. Ama bu arknn ruh cerrahnn repertuarnda olduunu sanmyordu. Gail'in onu iine ektii bu yeni topraklarda dolarken. ABD' de sistematik olarak ve kendi zgr iradeleriyle, mandalalar oluturmak, talardan kutsal halkalar dikmek, meleklerle iletiime gemek, kayp akrabalarn aramak, hipnoz altnda eski hayatlarn ziyaret etmek, meditasyon sepetleri rmek, parklarda transa gemek, kutsal kanallardan gelen mesajlar almak, brolarn hayaletlerden temizlemek, dolunayda dans etmek, evcil hayvanlaryla konumak iin ders almak, yunuslarla plak yzmek, ineklerin doumunu birlikte seyretmek iin yolculuklar tertip etmek zere bir araya gelen insanlar olduunu kefedecekti mer. Bunlarn hepsini asl benliklerini uyandrmak ve bedenlerinin meridyenlerini amak iin yapyorlard. Kahvaltda Amazon bitkileri

yiyip, adaay sabunla-ryla ykanan insanlard bunlar. lk Reiki seanslar iin bulutuklarnda "Sen durulmak ve hu230 zur bulmak diye buna m diyorsun!" dedi mer kalarn atarak Gail'e. Bir saat sonra hl ayn soruyu tekrar ediyor ama her seferinde susturulup ikolata dkknnn arkasndaki kuytu oday sarmalayan tiitsl youn sessizlie geri ekiliyordu. Reiki'ye uyum salama srecinin bu kadar uzun srmemesi gerekiyordu ama mer'in yksek sesli mdahaleleri yznden Gail onun iinde uyuyan yetenei uyandrmakta glk ekiyordu. "Ellerini birletir, srtn dikletir," buyurdu, bu seter biraz daha sert bir sesle. "Hayatn yklerini brak aktp gitsinler." mer srtm dikletirdi, bir anlna zd parmaklarn birbirine kenetledi ve abartl bir pofurtu daha brakt ki akp gitsin. Oda ho kokuyordu, sandal aac ve duvarlara oynak glgeler saan karamel renkli mumlarn eit eit aramalar. "Gail, bunun bir halta yarayacandan emin misin?" diye sordu inanszca, geri bir hafta nce olsa bu sorunun zerine bir de fazladan kinizm sosu koyard. Midesi kanl bir isyanla ba kaldrp dn koparmasa imdi burada deil bambaka bir yerde olacan ikisi de biliyordu. "Konumamaya al!" mer dilerinin arasndan tslarcasna bir nefes verdi, k gnei altnda eriyen karn sylediklerine kulak kabartt, her zamanki gibi eriyordu kar, her zamanki gibi parlyordu gne, her ey neyse oydu. kendisi hari, sadece kendisi kendi olamyordu. Tek bir sigaraya, tek bir fincan kahveye, tmyle kaybettii o nemsiz gndelik mutluluklara yle byk bir zlem duyuyordu ki. Gemite bu keyifleri keyifsizce tkettiine pimand. O kadar fazla sigara, ondan da fazla iki itii iin dertliydi. An tketimle geen btn o yllar silmek, skoru sfrlamak ne mthi olurdu. Sigara ya da iki imemi olsa imdi bunlar bol bol tketebilirdi. Sonra o arpk ne-dametiyle bu odada bulunduuna piman oldu. Belli ki bu Reiki denen ey bir ie yaramayacakt. "Piman olmamaya al!" En azndan kulaklklarn takp Better Things' (Ehven eyler) u-u Kere anese, Delia Kendini daha iyi hissederdi. "Burada bulunmaya direnmemeye al!" Bu talimat beenmemiti. Btn bunlarn ne faydas vard, burada olmaya direnmeden Dasein'n ne anlam olurdu. "... korkmamaya al," dedi Gail. "Tm bunlar hep korkudan..." Korku? mer duralad, korktuu filan yoktu. Sklm ya da kendince strap ekiyor olabilirdi, ama korktuu yoktu. Bu Reiki tam bir hatayd. "Belki baka bir gn denemeliyiz Gail. Daha sonra..." diye kekeledi. "..." dedi Gail. O akam ge vakit eve giren mer'i gren Piyu, "Kelime Karna," diye bard. "E anlamls Zaman-kayb" diye cevap verdi Abed ocan bandan; bir elinde kitap, dierinde kepe bir taraftan lahana orbas kartryor, bir taraftan Photoshop 5.0'a benzeyen bir eye bakyordu. "Dnya ironilerle dolu," dedi yksek sesle, ayn anda hem orbay kartrp hem sayfay evirmeyi kotararak. "ark dnyasndan gelen biraderimiz Bat dnyasnda tinsellii kefediyor! Ne gnlere kaldk. Tam tersi olmas lazmd, zndk, her eyi yanl yapyorsun!" mer bu saldrlara tam bir evliya sabryla katlandktan sonra ieri CD alara kotu ve bir anda mutfa Nico'nun These Days'i {Bugnler)

syleyen esrarl sesiyle doldurdu. "Evet, Omar, anlat bakalm bu gnlerde neler yapyorsun," diye homurdand Abed. "Gail bu aralar sana bir eylere dm attrd m?" "Ne gibi?" "Ne gibi mi? Gibisini sen syleyeceksin! u trans ileri hayra alamet deil." "Reiki!" diye dzeltti mer saygda kusur etmeyerek. 232 "Reiki!" diye kelimeyi dilinin zerinde yayd Abed, Alegre'nin fazladan kaar koyduu quesadilla'lardan yemi gibi. "Bak, dostum, hatrlamaya al, tamam m? Senden bir ipi filan dmlemeni istedi mi? imdiye kadar istemediyse bundan sonra dikkatli ol, eer senden bir ey balaman, dmlemeni filan isterse sakn yapma!" O akam, ev arkadalarnn alay ve latife bombardman altnda, mutfakta sessiz ve kprtsz oturup, devasa KAHVE SEKSTEN BLE Y kupasndan safra yeili nane ayn yudumlad mer. Gelgitte Ringa Bal Gibi Gail, le yemeine koturan olaan in yemei mptelas iadamlaryla ikadnlar arasnda ilerledi Huntington Bulvarnda. Hepsinin balarnn tepesinde nasl olup da ayn emsiyeyi tadklarn merak etti -kocaman, fme rengi, ahap sapl emsiyeler-sanki u keyi dnnce birisi bunlar bror gibi datyordu. emsiyesi ve acelesi olmadndan, yamurun gm kann zerindeki tprtsnn, aylak aylak yrmenin, bu ksa kaaman, yalnz kalmann, ikolata dkknndan uzaklamann ve Debra Ellen Thompson'n sevgi ykl ama bir o kadar bunaltc bakndan kurtulmann keyfini srerek ar ar yryordu. Aralarnda ykl bir gemi vard, ksmen tek tarafl bir arkadaln altsyla ok sular akmt kprnn altndan, sonra sular karlkl bir akla bir mddet alam ve en nihayetinde aralarnda ne ak ne de dostluk, sadece huzursuz bir ortak-yaam olan bu bulank birikinti kalmt. Ortak mazileri birbirleriyle asla cenk etmemi iki ordunun sava meydanyd. Cenk olmam ama sonuta bir galip ilan edilmiti. Debra Ellen Thompson'n gznde galip olan Gail'di. Gail'e greyse bu savalmam savata kimse kazanmam, iki tarafta da fazla zaiyat olmasa bile fazlaca krgnlk birikmiti. Gemilerinin yeniden balamalarn imknsz klacak kadar ykl olduunu, bazs tamamlanan, ou yarm kalan onlarca sohbet esnasnda anlatmaya almt ona. Birden fazla hayat yaamt ortak mazileri ve imdi saplanp kaldklar kmaz, bu miras tm katmanlar ve karmaasyla aklayp anlatacak bir dile sahip deildi. Uzun zaman nce atlm bir ln azalarak yokolan yanks gibi geen her gn tkeniyordu aralarndaki iliki. 234 Sadece bir sreliine ayn gz seviyesinde karlam, sonra ayr ynlere doru harekete gemi iki asansr gibiydiler. lk bata, niversite gnlerinde, kimin kime uzaktan ve ok aalardan bakt gayet aikrd. Ama o koza paralanp, her ikisi de hareket etmeye baladnda, artc biimde aadakinin yukar kmaya, yukardakinin de aa inmeye programlanm olduu ortaya kmt. Ancak ok sonra, Zarpandit Gail olduunda, bu paralel ama zt ynl hareketin iinde yan yana durmular, birbirlerinin gzlerinin iine bakmlar, orada daha nce grmeyi baaramadklar eylere hayret etmilerdi. Bunu ak takip etmiti - keskin, ksa. amansz, yaralayc, pek abuk bitmesinden ziyade sadece biri iin bitmi olmasndan kaynaklanan bir yara. Sonra naslsa, bir yerlerde ilikileri bir yeniden yaplanma tnelinden gemi ve nihayet biraz hrpalanm, biraz sersemlemi vaziyette

tnelin br ucundan ktnda ikisinin rolleri, tabii kendileri de deimiti. imdi eskiden Gail in durduu yerde Debra Ellen Thompson durmu, ona ta aalardan bakyordu. stn olan, stnlk kurduu kii karsnda muktedir ve ayrcalkl grnebilir ama ona bamldr da. Kendisine ihtiyac olan Gail'i kaybetmek Debra Ellen Thompson' Gail'e gitgide daha muhta hale getirmiti. ocukken annesi ve babasyla Cape Cod'a yaptklar bir yolculukta Gail gelgit esnasnda nehrin azndaki ringalar seyrelmiti. inde yzecekleri su kalmaynca yzlerce balk panikle nefes alan byk tek bir aza dnm, kendi lmlerini alklar gibi rpnmaya balamlard. Gail son zamanlarda o kasvetli sahneyi pek sk hatrlyordu. O eski zayf Zarpandit'in ilk balardaki uysall uzun mddet Debra Ellen Thompson'n iinde serbeste yzd su olmutu. Sonra gelgit balam, deniz santim santim ekilmi, Debra Ellen Thompson' ac eker, rpnr, umutsuzca gemi performansn alklar vaziyette brakmt. taatkr saksaan Zarpandit'ten geriye grnrde hibir iz kalmam, Gail kendisinin bile tahamml etmekte zorland daimi bir meydan kavgas iindeki fevri gen kadna dnmt. Bir bakma ayakl bir mucizeydi, ezilmilerin ryas. nsanlarn imdiki ki23? iKlernn penceresinden bakp, ya kmseyerek, ya acyarak ama mutlaka araya bir mesafe koyarak gemiteki hallerini aktardklar u "baar hikyelerinden" birinde boy gsterip yabileceini dnerek kendiyle dalga geerdi Gail. Meme kanserini yenmi kadnlar, hrpalanm halde boandktan sonra kendi iini kuran ev hanmlar, okulda harikalar yaratan zihinsel zrl ocuklar... kendi hikyesi de ortalama Amerikalnn byk takdirle karlad hikyelerden olabilirdi. "rkek'ten Cevval'e" bal atlabilirdi onun hikyesine. Byle bir bal gren hi kimse onun imdi korkusuz olmasnn artk rkek olmamasndan deil, ha rkek ha cevval olmu, ikisinin de onun iin zerrece nem tamyor olmasndan kaynaklandn anlayamazd. Ayn ekilde iki kutup arasnda gidip gelmeye devam ediyordu, ar bir bedbinlikle, takn bir enerji arasnda. Sarka birinciden tarafa savrulduunda gz intiharn cazibesinden baka bir ey grmezdi. Bu gezegen zerindeki ilk ans daima canl, zihninin bir kesinde demir atmt. Bugn de herkesin nasl olup da balarnn tepesinde ayn emsiyeyi tadm dnerek yolda yrrken lm bir denemenin zaman geldiine hkmetti bir kez daha. Yarm saat sonra hzl admlarla tren yolunun yannda, sonra raylarn zerinde yryordu. Yrmekten yorulunca durup yere uzand. Raylar souk ve nemliydi ama olsun. Tren lnn gittike yaknlamasn dinlerken, yamurun gzeneklerine ilediini hissederek, gzleri sk sk kapal sabrla bekledi... Ama trenler lk atmaz aslnda. "Hey, beni duymuyor musun? Sar msn?" Gail suratnn ortasna parlayan ithamkr bir gne na kar istemeye istemeye aralad gzkapaklarn. Elini gzlerine siper etti ve koyu bir Boston aksanyla kendisine baran devasa glgeye bakt. "Ayamn altnda ne iin var, kk solucan? Kalk!" Szlerinin etkisini artrmak iin emsiyesiyle gbeine vurdu. "Kalk! Kalk! Aptal kz!" Onunki tekilerinkinden deiik bir emsiyeydi. Kukusuz iyiye iaret, diye dnd Gail, kendisine uzanar. eli tutarak ayaa 236 kalkt ve yzndeki flccnin yerini efkat alan sokak serserisine mahcubiyetle teekkr etti. "yi misin?" diyerek kalarn att adam, "iyi olsan iyi edersin. Bir daha da bu tren yoluna yataym deme, baka tren yollarna da! Duydun

mu?" Gail, kendisini Joe diye takdim eden ve ters baklarnn ardnda grd en kurnaz gzlere sahip olan bu evsiz adama glmsedi mahcup mahcup. ikolatac dkknna geri dnerken, mor tonlarnda giysiler giymi Mellow Mood'u syleyen bir grup keyif ehli, kalenderane reggae arkcs kt yoluna. Mzisyenlerin nlerindeki eflatun bereye bir dolar atmak iin eilmiken, berenin iine kurumu bir yaprak dt. Nereden geldiini grmek iin etrafna baknd merakla ama yaknlarda aa yoktu. Kukusuz bir iaret, diye dnd kendi kendine. Hayra alamet... Birden seviniverdi lmeyi baaramam olmasna. 237 Kefedilmemi Bir Yetenein Uyan Ne zamandr mentoll sakz ineyerek bo bo nndeki kda baktn syleyemezdi izgisel zamann lmleriyle. Ama mzik zamanyla Primal Scream'in Out of the Void {Boluktan k) arks arp on altyd. Sakz zamanyla yaklak 4 paket, her birinde on ikier taneden, toplamda 48. Her sakza yaklak on saniye tanyor, daha tad az biraz kamken azna yenisini atyordu. Bu kadar ok sakz inemenin bir sre sonra insann dilini uyuturduunu kefetmiti ama hayrettir paketlerin zerinde bu yollu bir uyar yoktu. Dilinin aksine nndeki kt her trl dnm reddediyordu. Bata botu, hl da botu. "Sigaray brakmak iin en nemli sebebinizi yazn ve o cmleye sk sk bakn," diyordu ona hastaneden verdikleri denizci mavisi brorde. imdilik iin birinci blm konusunda fazla ilerleme kaydedememiti ama "sk-sk-bakn" blmnde hibir zorluk ekmiyordu. "Kararl olmalsnz," diye devam ediyordu denizci mavisi pf noktalar, "sigaray brakmak iin bir gn tespit edip arkadalarnza, ailenize ve i arkadalarnza sylemek daima ie yarar." Mesele deil. Bunu zaten yapmt. Ne zaman sigaray braksa daima kararl olurdu, kararn ev arkadalarna bildirmeyi bir kez olsun ihmal etmemiti ama ona inanlar varm gibi grnmezlerdi pek. Zaten brakmak mer iin asla mhim bir mesele olmamt. ylesine pat diye brakverirdi... bir sre sonra yeniden imeye balar, derken yeniden brakrd. Ama bu sefer sre bambaka ve daha eziyetliydi. O Noel Arifesi ikencesini yaamak kendini u anda iinde bulduu amazda byk rol oynamt. nk bu sefer 238 tam manasyla brakmas gerektiini biliyordu. lmn soluu, diye dnd. lmn yaknl, sezgisi, korkusu bile deil, soluu. Zaten bildiin bir eyin, er ge lecein gereinin kafana dank etmesi deildi. Hastane yatanda. Yabani Mantar Risottolu stakoz'dan zehirlenmi otel servis efi Ken'in yan yataktaki sayklamalarn dinlerken, zihninde duyduu mrlt dnsel olmaktan ziyade bedenseldi. Sanki soyut bir mefhum deil lmn ta kendisi, sv, yakc, deici, yaylmac lm kimyas damarlarndan akm, bedeninde dolam, sonra da yaamasna izin vermiti, henz gen olduundan ya da midesi o kadar vahim bir durumda olmadndan deil, sadece onunla oynamaktan skld ve vcudunu krk bir oyuncak gibi bir kenara att iin. Sonra tabii sigaray brakmann bu kadar strapl bir hale gelmesinin bir nedeni de sigarann yan sra hayat onun iin yaanmaya deer klan hemen her eyi brakmasnn beklenmesiydi. Btn hazlar krplp katlanp tek bir pakete tktrlm, hepsine kokumu p muamelesi yaplmt. Sigara yok. Kahve yok. Alkol yok. Her biri iin ayr bir pf noktalar bror tututurulmutu eline. Sigara iin denizci mavisi, kahve iin taba rengi ve alkol iin, Allah bilir neden, leylak

rengi. Her brorn sonunda 24 saat, ngilizce ve spanyolca motivasyon mesajlar veren bir telefon numaras vard. mer denizci mavisi brordeki telefon numarasn iki kere aramt. ngilizce versiyonu da bir sre sonra spanyolcas kadar yabanc gelmeye balyordu. kisinde de hayat boyunca sigara imemi ve neden bahsettiinin hi farknda olmayan mekanik bir kadn sesiyle motive olmas bekleniyordu insann. Mekanik kadnn amac insan ttnden soutmakt ama birka kere dinledin mi kadn cinsine kar bir dmanlk beslemeye balamak daha muhtemeldi. Btn kt alkanlklarn ayn anda brakmas beklendii mddete kt bir alkanl nasl brakacakt? imdiye kadar mer sigaray brakma dizisinin her yeni blmnde kazand geici baarlar, telafi kabilinden dier bamllklarnn verdii avuntuya borluydu. Vardiyayla almak gibiydi, baz bamllk239 larn tatil gnlerinde yerlerine dierleri bakard. Sigara el altnda olmad m kahve fazladan alrd. Alkol bazen ie yarar, bazen ie yaramazd seks her trl arzunun en iyi alternatifiydi ama onun sonrasnda da sigara imeden duramazd. En iyisi cigaralk sarmakt, on dokuzundan itibaren ahsi tarihinin hibir safhasnda esrar brakmay dnmemiti. imdi yaslanacak hibir koltuk denei olmakszn btn bamllklarn reddettii iin admn nasl atacan bilemiyordu. Benzer durumda kalan baka insanlarn kendilerini baka megalelerle avuttuklarn talimin ediyordu. Ama mer'in bongo dersi almak, allar bonzai aalarna dntrmek, polimer kilden testiler yapmak ya da kordela dzenleme sanatn renmek gibi bir niyeti yoktu. Bylelikle bamllklardan kurtulma serencamnn beinci gnnde. Yeni Yln beinci gnnde, mer ruhsal destek arayna girdi. Bu bir inan meselesiydi madem inanmay renmeliydi! klar kapad, Arroz'u dar kard, Gail'in ona verdii ttsy yakt ve bu sre boyunca dinlemesini syledii Tabiat Ana Mzik sitesini at. Web sayfasnn altnda iki nilfer iei vard, biri kirli beyaz, dieri pembemtrak. Beyaz tklaynca bir dizi ses efekti duyuyordun, hepsi doal. Dier nilfere gelince, ya derin bir medi-tasyon sessizlii yaratmak zere tasarlanmt ya da hl yapm halindeydi. Beyaz tklad. lk nce su krtlar, ku akmalar, ardndan bir dzine cam kavanoz bir yokutan aa yuvarlanyormu gibi bir tangrt duydu. Bunu bir bebein crlak alaynn yrtt sinir bozucu bir sessizlik takip etti. mer bada kurup ellerini bileklerine aprazla-m, gzlerini kapam, ylece bekliyordu. Gail gerisini fazla kafaya takmamasn sylemiti nk "Reiki'nin muhteem enerjisinin kendine has bir zeks, igdleri vardr ve nereye gideceini, ne yapacan bilir." yl eski saaltm tekniklerini aratrdktan sonra ruhsal yolculuunun onu gtrd Kutsal Kurama Yama Danda oru tutan Mikao Usui'nin bana gelen tam da buydu. Gail'in el yazsn okumaya balad. "Sa elimi kalbimin zerine koyuyorum..." Sa elini kalbinin zerine koydu, '"vcudumu 240 gevetiyorum. Nefes alrken bedenimden ieri giriyorum... dncelerimin ve lilerimin dnyasna..." Bir gvercin dem ekti. "Kendime, seni seviyorum diyorum..." dedi mer arlar vzldarken. "Kendime diyorum ki: sen iyi birisin, en iyi bildiin eyi yapyorsun..." Sustu. "Sevgiye dayal bir iliki kurmak istediim birini dnyorum." Fonda kurtlar uludu. Gemi senelerin yllklarndan kadn yzleri belirdi, en yeniler eskilerden daha. yakn. mer bu blm hepten atlamaya karar verdi. "O insan bir ayna gibi dnyorum..." Dnecek kimse olmadndan

ayna da yoktu. "Bu insann bana vermedii ey benim kendime vermediim eyin bir yansmas." Tersten gidip, bu gizemli sevgiliden alamad eyleri dnmektense kendisine vermeyi baaramad eyleri bulmaya alt. Aklna ilk "kahve" geldi, sonra "sabr", "dinginlik" ve "i huzuru". "Yaptm her eyde kendime sayg duyuyorum..." Durdu. Zihni bu ekilde devam etmeyi reddediyordu. Bir kr kurbaas vraklad. Yataktan kp Tabiat Ana Mzik sitesini kapad. Mzikse mzik. CD alara t takes Blood & Guts to be this Cool but I'm Still Just a Cliche'yi (Byle Cool Olmak Sk Ama Sadece Bir Klieyim Ben) koydu ve bu ahenk iine be doz Skunk Anansie vermeye niyetlendi. Bunun sonunda hibir ey olmazsa btn projeden vazgeecekti. Orman orkestrasnn zararl etkilerini kulaklarndan silmek iin sadece be seferliine CD alarn sesini sonuna kadar amakta bir saknca grmedi. "Bundan byle beni onurlandran ilikilerimi srdrp, onurlandrmayanlar bitireceim." Gzlerini kapad ve kendisini imdilik pek de onurlandrmadn bildii bir gemiin rzgrna brakt dertlerini. "Bir ilikide ne zaman kalmam gerektiini... onu ne zaman brakacam bileceim." Evet, korktuunu kabul ediyordu. Birini gerekten sevmekten, sonra onu kaybetmekten, yerleip ister aile, ister lke, ister evlilik olsun bir yerlere ait olmaktan, hayatn dnszlnden, geriye sardrlamazlmdan ve ebedi dman zamann izgisel akndan korkuyordu. "Ya basta" diye patlad Alegre, yukanda Piyu'nun odasnda. 241 "Artk dayanamayacam. Git syle kapatsn!" "Neden sen kendin gidip sylemiyorsun, ikyeti olan sensin." Bu doru deildi. Kendisi de ikyetiydi. Ama Piyu'yu bu kadar geren sadece aadan gelen ses deildi. kindiden beri odaya kapanm spanyolca Scrabble oynamlard. Sonra birden Alegre oyunu bir kenara itip bir pck, sonra bir tane daha, sonra dil, sonra srmak iin bir kulak memesi istemiti. Sonra Piyu'nun zerine kp buluzunu karmt... orada duraca da yoktu. "Un besito" diyordu her seferinde, derken tahta gslerini aa karmt... sonra da krk kalbini. "yi yleyse, madem sen inmiyorsun, ben inerim!" Alegre dmelerini ilikleyerek aa inerken bir yandan da alt dudan sryordu, efkat ve sevgiyle plen ama asla tutku ve ehvetle plmeyen dudan. Alegre, Piyu'nun kendisiyle yatmak istememesinin vcudundan kaynaklandna emindi. ok dolgundu, iman deildi belki ama kesinlikle balk etiydi ite. Piyu'ya itici geliyor olmalyd vcudu. Alegre alamamak iin urat halde muhtemelen birazdan alamaya balayacakt, tabii eer aada karlat manzara dncelerini parampara etmeseydi. Kap ardna kadar akt. eride yatan zerinde mer, kollar Aitoz'uii boynunda, uzun bacaklar lotus duruunda, omuzlar tit-reye titreye alyordu. Alegre usulca kapy kapad ve tekrar dnp yanna kvrldnda Piyu'ya hibir ey sylemedi. Tuhaftr Piyu da bir ey sormamt. Tek kelime etmeden, Skunk Anansie'yi tekrar tekrar dinlemeye devam ettiler. "Trans" dedikleri buysa, ertesi sabah oradan geri dnmek pek berbat bir eydi mer iin. Kendini bir tr arlk, nemli, kokulu, etin bir yerekimi altnda ezilmi gibi uyuuk hissederek uyand. Gzleri halen kapal, zihni halen durgun, nasl olup da yle iinde baka bir eye yer kalmam gibi derin derin hkrarak sebepsiz yere aladn kestirmeye alyordu. Nasl baladn hatrlaya242 myordu. Pis, karanlk bir sokakta zerine ullanan bir serseri gibi saldran ani hzn hatrlyordu sadece. Saldrgann kendisinden ne

istediine dair en ufak bir fikri yoktu. Ama kendisinden neyi ald gayet akt: enerjisini! Mecalsiz kalm, bu nemli, kokulu, etin yerekimi altnda ezilmiti. Nefes almak iin azn atnda keskin bir koku, hatta tat... kpek tad geldi azna. "Arroz, ekil stmden." Kpekle Trke konumutu. Garip ama gerek. Yabanclar hayvanlarla kendi dillerinde konuurlar, o hayvan dillerini hi duymam olsa bile. Bitkiler ve bebekler iin de ayn ey geerlidir. Etrafta kimse olmadnda hayvanlar, bitkiler ve bebeklerle kendi dillerinde konuur yabanclar. Arroz Trke mesaj alm olacak ki yataktan atlad. Ama gsnn zerindeki kokulu arlk kalktktan sonra bile kendini daha iyi hissetmedi mer. Ayaklarn sryerek banyoya girdi, duu at ama suyla mcadele edemeyecek kadar yorgun olduundan brakt vcudunun zerinden akp gitsin birka dakika... belki biraz daha fazla... "Omaar! Orada ne yapyorsun, k hadi, geciktim." Kap ald ve sandan damlayan sular kurulayamayacak kadar takatsiz haldeki mer havlulara sarnm vaziyette dar kt. Mumya yryyle odasna doru ilerlerken Abed'in dudaklar bir ey syleyecekmi, belki biraz homurdanacakm gibi kvrld ama mer'in yznde her ne grdyse vazgeip, huzursuz bir sessizlie gmld. 243 Neolitik Tanra "Hayr Gail, maalesef telefona gelemeyecek... Hasta! ok hasta! Yz limon gibi sarard. Evet, ay yaptk. Hayr, yemiyor. Hayr, pek iyi uyumuyor da...V Abed'in sesi monotonlukla yuvarlanmaktayken birden canllk kazand: "Tanr akna ne yaptn dostum Omar'a?" Gail sinirli sinirli glerek, mer'in hastalnn niin kendisiyle bir alakas olduunu dndn sordu. Ama Sopranos zaman geldii iin Abed az dalan ksa kesti. "Midesinden mi sence?" diye sordu Piyu, jenerik mzii bitmeden hzl hzl kanepenin altn silerken. "Bilmiyorum, ya gizli gizli kahve mahve iip midesini benzetiyor ya da..." Abed gzleri ekrana kenetlenerek sustu. "Baka bir ey. Bir an nce bulsak iyi olacak. Bilge, sel gelmeden hendek kazar! " Blm bittikten sonra Piyu, mer'in odasna dald, onu hl yatanda tavana bakarak yatmaktayken buldu, azna bir krek vitamin tkalad, istedii Primal Scream arks ald, Don't Fight It, Feel It (Savama, Hisset). Yarm saat sonra Abed bir kse biftekli soan orbasyla ieri girdi. mer ikisine de tekrar tekrar teekkr etti ama i yemeye geldiinde kendisine artk yemek gibi deil, lm insan elinden olmu bir inein masum gzleri gibi gelen orba ksesine bakakald. "Bir sonraki Reiki seansn karacam," diye mzldand. "Re-i-ki!" Abed parlad. "Neden bunun yerine doktoran iin endie etmiyorsun? Yazman gereken bir tez var hatrladn m? Spi-vack'la bir sonraki randevun ne olacak? Belki de ona konu baln deitirip Rei-ki zerine tez yazmaya karar verdiini sylersin." 244 Ama Spivack randevusundan nce Gail randevusu, daha dorusu Gail'in kendisi geldi. Sal gn siyah pantolon, siyah ceket, siyah her eyle, sahneden yeni inmi bir punk arkcs gibi, bir elinde kitaplar ve defterler, dierinde koca bir kutu beyaz bar gvercini ikolatas kageldi, ikolatay dostluk iareti olarak Abed'e getirmiti. "Eee, bana iecek bir ey vermeyecek misiniz? u sizin mehur nc Dnya Misafirperverliine ne oldu?" dedi srtarak. Mutfak masasnn banda nane ay iip gvercinleri yiyerek mer'in durumu zerine kafa yordular. Ama Abed'in konuya tam odaklanabilmesi

iin gzlerini Gail'in kitaplarndan birinin kapandan uzaklatrmas gerekiyordu. "Bu ne byle?" "Ne? Ha ul" dedi Gail itenlikle. "Tanra tar." Abed dalgn dalgn ban sallayarak bir Gail'e bir resme bakt. "Kusura bakma ama," diye fsldad hayli temkinli, "senin u tanrann sakal km!" "H h!" dedi Gail glerek. "nk o Sakall tar." Piyu'yla Arroz da masann zerine eildiler, biri Abed'in aknln dieri beyaz gvercin ikolatalarn paylamak iin. "nk hennafrodit. Eskiler onu yle resmetmi, hem memesi hem fallusu var. Biseksel rahibeler ve kendi kendilerini hadm eden rahipler hizmet edermi tanraya. Hadm etme ilemi iin rahiplerin nce..." "Tamam! Tamam! Anladk," dedi Piyu kzararak. Beyaz ikolata kutusunu Arroz'dan uzaklatrd. Ama Gail'i susturmak imknsz gibiydi. Manik ruh hallerinden birine girmi olmalyd ki ha bire konuuyor, ucube terimlerini masaya sayordu. "Maderahi", "Fallosantrik", "Logos Baba'ya kar Tabiat Ana"... nane ay bardaklar ve yars yenmi ikolatalar zerine yayordu birbirinden sindirimi-zor kavramlar. "Bedenlerini ap yaratln srrna erebilmek iin ilerindeki kadn aryorlard. Dinler temelde kadnlarn etrafnda rldr." Onlar ikna etmek istercesine hararetle ban sallad Gail. Buna 245 karlk Piyu'yla Abed onu teselli etmek istercesine balann sallad. "te bu yzden Sibirya'da erkek amanlar kaftanlarnn zerine simgesel memeler takar. O kadar uzaa gitmeye de gerek yok. Resmi rahip giysilerinin kadn elbisesine benzediini fark etmediniz mi? Rahipler inananlar iin anne ilevi grr. Rahipler de kadndr." Piyu sinirli sinirli ksrd, Abed iini ekti. "Farkl kltrlerden yle ok rnek var ki. Mesela sizce Tao rahipleri neden oturarak ierlerdi? Kadna dnmek istedikleri iin!" Ama bu savn tamamlamak iin aniden patlak veren kahkahalarn dinmesini beklemesi gerekti. Piyu'yla Abed glerken Gail aynn zerinde yzen bir nane pn seyrediyordu sknetle. Nane dne dne, saat ynnn tersine yzyordu. Bunu iyi bir iaret olarak almaya karar verdi. "nsanda tarih bilinci olmas lazm," dedi Gail gzleri hazla parlayarak. "Boston yerine Neolitik bir ehirde yaamann nasl bir ey olacan hayal edin. Tanra kltnn tren merkezi olan bir ehirde. Arkeologlar bu ehri bulmular. Katman katman kazmlar. Biliyor musunuz, bu ehrin hibir yerinde en ufak bir sava iaretine ya da cinayet izine rastlamamlar. Hi silah yokmu! Kimse baka bir insan ldrmyormu. Kimse hayvan da ldrmyor-mu. Hayvan kesildiine dair hi iz yokmu..." Abed sinirli sinirli ksrd, Piyu iini ekti. "Muhtemelen hepsi vejetaryenmi. Uzun zamandr militarizm ve milliyetilikle dumanlanm olan zihinlerimizin bunu idrak edebilmesi zor ama bu insanlar bar iinde yayorlarm. lkel' kelimesi yanltc bir kelime. Onlar uygard! Biz ilkeliz!" Piyu'yla Abed "tabii-ne-demezsin" edasyla talam ses karmadan oturuyorlard. "Kadnlarla ocuklar evlerindeki uyku platformlarnn altna gmlmler. Muskalar ve ikonlaryla birlikte. ehrin her yerinde kadnlar resmeden ve ana tanray ycelten duvar resimleri varm. Neolitik tanray..." te o tuhaf sesi tam o srada duydular, yle bouk ve alakt ki bir an vcutsuzmu, duvara asl tavalarn saplarndan, karabiber 246

deirmeninden, frn kaplarndan... insan hari herhangi bir eyden geliyor sandlar. "o. . ir. . r. . iy. . de!" Mutfak masasnn etrafndaki drt ift gzden ayn anda koridora dnd. Drdnc ift gz ikolata kutusuna mhlanm vaziyette kald. "O e... hr... Trki... ye... de!" mer koridordan hortlad. Trasz, belli ki uzun zamandr ykanmam vaziyette mutfak kapsna dayanp imi, torbalanm gzlerinde tuhaf bir ltyla Gail'e bakyordu, az nce bir itirafta bulunmu ya da birazdan bulunacakm gibi patavatsz bir gln eiinde titremekteydi dudaklar. "Szn ettiin yer Trkiye'de," dedi kelimeleri aznda yuvarlayarak, sonra davasn desteklemek iin ban sallad. "Biliyorum!" Trklerin ezici ounluu gibi Ana Tanna'nm Neolitik ehri atalhyk'e hi gitmemi, mzesini hi grmemi ve hakknda hibir ey okumamt. Ama olsun, atalhyk hakknda emin olduu bir ey vard: Trkiye'deydi! Bylece onu tekrar yatana yatrdlar, Arroz'u bana beki dikip, The Ramones'dan Somebody Put Something in My Drink'i (Biri ikime Bir ey Atm) koydular ve nane aylaryla beyaz ikolatalar bitirmek ama mmknse o elektrikli konumay srdrmemek zre mutfaa geri dndler. Yarm saat sonra Gail, Sakall -tar'n da alarak gitti. Verandann kaps onun arkasndan kapanr kapanmaz Abed'le Piyu, mer' in ne halde olduunu grmek... ayn zamanda ne halt ettiini sormak iin yukar kotular. "Bir milyon yl nce-Trkiye'de Amazonlar varm. Bu arada ben Trkm, malum. Acaba couche avec moi?" diye kkrdad Piyu, bir taraftan da ne arkaya sallanyor, her sallanmada dalga geen deil de geilenmi gibi kpkrmz kesiliyordu. "Sen kepazenin tekisin Omar," dedi Abed srtarak. "Kadnlarla yatmak iin yapmayacan ey yok. Gznn dedii btn kadnlarla!" 247 v/am scMcnu rersan rersah uzaklardan geyormuasna dinleyen mer kahkahalarn dinmesini bekledi. Ama erkek latifelerinin cokun sarayna giren Abed'le Piyu'nun btn odalar tek tek dolamadan oradan kmaya niyetleri yoktu. Dalga geip inelediler, ineleyip dalga getiler, bu arada mer iini ektike ekiyor, her i ekile saydamlayor, ayak parmaklan Gerein sert halsna neredeyse hi dokunmadan hava akmlar zerinde szlen bir glgeye dnyordu. Ban rkeke beliren ilk sessizlik atlana sokarak "Anlamyorsunuz ocuklar," dedi fsltyla. "Gail'e kma teklif edeceim..." "Biliyordum!" diye bard Abed, mer'in korumaya alt narin sessizlik boluu zerine bir kazan hoyrat ses boca ederek. "Lanet olsun biliyordum!" Abed sandalyesinden kalkp yle kararl admlarla zerine geldi ki mer bir an suratna bir tokat indireceini zannetti. Ama Abed burnunu burnuna dayayp znk diye durdu ve gzlerinin iine bakarak ban endieyle iki yana sallad. "Sana bir ey balatt deil mi? Ayakkab ba... sa tutam... bir ip... ne olduunu hatrlayabiliyor musun? Sana by yapm, dostum. in bitik! Ayvay yedin! Ouaghaogh!" Abed'le Piyu, ho bir orman gezintisinde toplayp eve getirdikleri ama imdi zehirli olduundan phe ettikleri benekli bir mantar inceler gibi artan bir merakla mer'i szyorlard. "Ama Gail lezbiyen," diye mdahalede bulundu Piyu, uzun zamandr zlememi bir matematik formln zmeye uraan ve nihayet bunun kesinlikle zlemeyecei sonucuna ulaan birinin zntl ama kendinden emin ses tonuyla. "Erkeklerden holanmyor!"

Aslnda bu konuda elinde kant yoktu. Byle bir saptamay daha nce hi konumamlar, ne Gail'den ne de bir bakasndan bu yollu bir ima duymulard. Ama byle bir sonuca ulamak iin ille de bilgiye ihtiya yoktu. Aksine Gail'in ecinselliini "biliyor" olmalar onun hakknda bir ey bilmiyor olmalarndan kaynaklam248 yordu, bu belirsizlikten. Doa boluklardan nefret eder, derler. Erkekler de boluklardan nefret eder, kadnlar snflandrrken yani kar cinsle olan ilikilerinde karlatklar herhangi bir belirsizlikte hemen onlar bir yerlere yerletirmeye alr, kategoriler ire tutarlar. "Bizim kadnlar gibi iememizi istediini biliyor muydun?" diyerek mer'in bulanm bak asn netletirmekte Piyu'nun yardmna kotu Abed. "Anla... iniyorsunuz..." diye kekeledi mer, "anlamyorsunuz" mantrasna sadk kalarak. "Ben... dnsz bir noktaya geldim. Bundan sonra ister cad, ister lezbiyen, ister uzayl olsun... hi umurumda deil." Sol gzn asabiyetle arka arkaya yedi sekiz kere krpt, yle ki ya gizliden gizliye ev arkadalarna endielenmemelerini, GEREN zannettikleri gibi olmadn ama bunu u anda yksek sesle syleyemeyeceini nk odada, konumalarn dardaki arabada park etmi kt adamlara ileten mikrofonlar olduunu sezdirmeye alyordu... ya da bir gecede gznde bir tik peydahlanl t. Bunu takip eden hayret dakikalarnda mer onlara tekrar gz krparak valyevari bir edayla ekledi: "Kadn gibi iememi isterse bence hi sakncas yok. Hayatm boyunca seve seve yle ierim!" "Omar, dostum, sen bu aralar pek iyi deilsin," dedi Abed sesindeki tedirginlii bastrmaya alarak. "Bak, sen grdn bt-n kadnlar istersin. Bu evde yaamaya baladndan beri gelip giden di fralarnn haddi hesab yok. Geen ay Marisol'd, bugn Gail, Pearl'Ie ne zaman ayrldn anlayamadk bile. Ya, haftaya baka biriyle ilgilenmeye balayacaksn." "Doru," dedi Piyu ban sallayarak, mer'in hislerini incitmemek iin kelimelerini dikkatli seiyordu. "Sen hep kadnlarla il-gilenmisindir. Bir sr kz arkadan..." mer gzlerini indirip insan ikillendirecek kadar uzun sre yerdeki camgbei bir oraba bakt, sonra orabn dier tekini bulursa sorununun zmn de bulacakm gibi mitle odaya gz gezdirdi. "Anlamyorsunuz... bu bambaka. imdiye kadar sevme249 diimi bildiim kadnlarla kyordum. Ama Gail'le durum bunun tam aksi. Onunla kmaya almadm nk onu sevdiimi bilmiyordum." Abed'le Piyu koro halinde pofladlar. "Bu sefer farkl," dedi mer yeni bir evkle. "Anlamyorsunuz... k oluyorum." "Hibir ey olduun yok!" diye homurdand Abed. "Senin bellein bir akvaryum balmnki kadar! Birileri sana bu kzla bugn karlamadn hatrlatmal. Hep buralardayd, burnunun dibinde. Onunla ilk tantmzda ne dediini hatrla. Kibirli, kstah, kak olduunu sylemitin... K'li kelimeler... hatrlamyor musun? Ondan holanmamtn hi. Bu sadece bir anlk hafza kayb o kadar. Belki sana hastanede verdikleri u sar haplarn yan etkisidir, h?" "Anlamyorsunuz," diye uludu, ilk bata ksk, sona doru ahlanan bir ses. "Ben IIM..." Bunu Piyu ve Abed'in ortaklaa uyanmas takip etti, bata yksek sesle kahkaha, orta yerde tavsayan bir kkrdama, sona doru btn iddetini kaybedip safi hayrete dnen bir sessizlik. Ev arkadalarn susturan

kelimenin kendisi deil syleni tarzyd. mer "ak" kelimesini epi topu bir kelime gibi sylememiti, Tanr akna, Cambridge Szlnde bunlardan 170.000 tane vard. Adaletsizliiyle nam salm bir yarg karsnda, kanunlar kendisine yabanc olan bir mahkemede tek bana yapmak zorunda kald, kaybetmeye mahkm bir savunma yaparcasna, kendi masumiyetinden emin de olsa bunu kantlamasnn hi yolu olmadn teslim edercesine konumutu. te yle bir perianlkla kmt kelime azndan, bahsederken yargland sutan. Ak deil, hatta AK bile deil AK! 250 Kuantum Mekanii ve Ak Perisi Alegre gzlerini ksarak nnde ak duran sayfaya bakt, alay olmasn amalad ama sadece memnuniyetsizlik hissi veren bir hh sesi kard. HAMLE OLDUUNUZU RENDNZDE ALADINIZ MI? Gncel bir aratrmaya gre kadnlarn %61 gibi bir ounluu o zel gnde mutluluk gzyalar dkm. Tam karsnda oturan Manuel ban kaldrp ona pheyle bakt. Bekleme odasndaki ift de kard sesi duymu olmalyd ama duymamazla geldiler. Kzlarnda Dikkat Eksiklii Bozukluu olduunu renmiler ve bunun ne olduuna dair hibir fikirleri olmadndan bilgi edinmek iin buraya gelmilerdi ama Alegre doktoru grdkten sonra kafalarnn iyice karacan tahmin ediyordu. Manuel'e bir herey-yolunda gl frlatt o da ona ma-dem-yle-diyorsun bakyla cevap verdi. Koup kimin omzunda aladnz? Kadnlarn %48'i yakn bir arkadalar, %34' kocalar, %28'i annelerinin yannda mutluluk gzyalar dkmler. Sekiz yl nce kendisi de hamile olduunu anladnda gzya dkmt. imdiye kadar hi kimseye, hatta kilisede gnah karrken papaza bile bahsetmemiti bundan. Ailesi okulun karsnda manav dkkn ileten Ukraynal delikanlyla sadece iki kere beraber olmutu. Krtaj sadece la Tia Tuta biliyordu, todas las tias iinde en ak fikirli ve ketum olan. Klinikten dnerlerken Aleg251 re'ye sarlp sormutu: "Dersini aldn m?" Alegre hkrmt, bu hadise iin ilk ve son alay. "Aferin," demiti la Tia Tuta elini iyice skarak, "madem dersini aldn, imdi dersini unut. Sil gitsin. Byle bir ey hi olmad. Lo compredes corazon?*" Byle bir ey hi olmamt. Onun bana gelmemiti. Bunca yl sonra hl iinin derinliklerinde gmlyd. Birka kere benzer durumdaki kadnlarn yapt gibi Katolik Aile Radyosu ovu'nda canl yayna katlmaya niyet etmiti. tiraf edip nedamet getirmek. Ama bunu yapsa bile olayn bir ynn asla anlatamayacan biliyordu. Sk sk dokunmu ahlak kumanda, gayet dnyevi bir ilmiin kak olduunu bilmiyordu kimse. nk hamile olduunu rendiinde ilk aklna gelen, bebek deil, kilo alma, ime, iko bir bedene dnme korkusuydu. Hamile olduunuzu rendiinde kocanz ne yapt? Ayn aratrmaya gre kadnlarn %61 'inin %34'nn kocalarnn %52'si onlara sarlm, %36's ampanya patlatm, %18'i annelerini aram. O gnden sonra soumutu olanlardan ve Piyu'yla karlaana kadar her trl ilikiden uzak durmutu. imdi Piyu onunla yatmay her reddettiinde Alegre onun bir ekilde bu olay bildiini hissetmekten kendini alamyordu, bilmekten ziyade sezmek, sanki zihninin bilmediini bedeni biliyordu da hem yeterince dii olmayan, detleri aksayan, hem de iyi bir anne olamayacak, kaybettii bebekten ok kendi bedeninin grnmyle ilgilenen bu kadnla sevimeyi reddediyordu.

Tandk bir yz grene kadar sayfalan hzl hzl evirdi. Okumadan duramayan kzd bu. Ailesi 4000. kitabn kutlamak iin byk bir parti vermiti. Kitap eklinde devasa bir pastann yannda btn misafirlerle birlikte yznde gller aarak durduu renkli bir fotoraf vard. Alegre haberi okumadan Piyu'nun numarasn evirdi. cap ettiinden daha az piirilmi, bu yzden de olmas gerekti* "Anladn m canm?" 252 inden daha katur kutur olmu kabak tatlsyla verdii mesaj okuyup okumadn merak ediyordu. "Merhaba canm, kabak tatln yedin mi?" "Hayr! Yemedim." dedi sinirli bir ses. "Ama birisi yemi." Piyu ahizenin zerinden fkeyle ona bakarken mer arkada pikin pikin gld. Gnlerce a durduktan sonra itah zgrln ilan etmiti. O andan beri mer hi durmadan yiyordu. "Evet, tabii, am. Yok, merak etme. Abed'le bir eyler ayarlarz imdi. Bilmiyorum, daha karar vermedik. Belki spagetti. Yok, gve de bitmi!" diye haykrd Piyu. "Onu da yemi. Nereden bileyim? Peki... sorarm... seni sonra ararm." Piyu, mer'e dnd. "Alegre kabak tatlsnda olaand bir ey fark edip etmediini soruyor." mer sabahn erken saatlerinden beri mideye indirdii yiyeceklerin kabark kaytlarm kartrd ve nihayet ynn altnda bir yerde gerekli bilgiye ulat: "Ha, kabak tatls harikayd, teekkr ederim, ila gibi geldi." Piyu'yla Abed aprazdan gzetlemeye baladlar mer'in hallerini. Gnlerce sren donuk apallktan sonra aniden fazlasyla canlanm, oburlamt. nceki halinin mi yoksa sonraki halinin mi daha sinir bozucu olduunu sylemek zordu ama bu ani deiikliin bir gn nceki konumalarndan kaynaklandn sezebiliyorlard. Ne de olsa uzun zamandr bastrlan ak itiraf etmek bir zincirleme tepkime balatmaya muktedirdir. 1. Ak ilan etmenin ak znesi zerindeki etkisi. 2. Ak ilan etmenin akn tanklar zerindeki etkisi. 3. Ak ilan etmenin ak nesnesi zerindeki etkisi. Bu genel ereve dahilinde her bir etki eldeki duruma gre eitli ekiller alabilirdi. 1. Ak ilan etmenin zne mer zsipahiolu zerindeki etkisi: Olumlu. Omuzlarndan bir yk kalkm gibi hafiflemiti. 2. Ak ilan etmenin tanklar Abed ve Piyu zerindeki etkisi: Olumsuz. Eskiden olmayan bir yk omuzlarna konmu gibi boucu, ezici bir duygu. 253 3. Ak ilan etmenin nesne Gail zerindeki etkisi: Sfr. Ne olup bittiini bilmediinden nesne zerinde hibir etki gzlenemedi. Bu manzaraya dnp baktklarnda belki de grdkleri dengesizlik yznden, belki de ykn yarsn paylama isteiyle ev arkadalar mer'e Gail'e akn ilan etmesi iin bask yapmaya baladlar. Srece karmalar kanlmazd bir bakma. Kuantum Mekaniin Ak Perisi Yorumu. "Bilinli gzlem," demiti Bohr, "hadiselerin meydana gelmesinin sebebidir." Birinin gizli akn renen tanklar, o noktadan itibaren kendilerini mdahaleye odakl daimi ve bilinli bir gzlem hali iinde bulabilirler, tpk atomik sreleri izleme teebbsnn bunlarn rotasyla etkileimi iermesi gibi. Dolaysyla 1 numaral Gzlemci (Piyu) ve 2 numaral Gzlemci (Abed) tm akam mer'i gzlemleyerek geirdiler. Gecenin ge saatlerinde Piyu olan biteni anlatmak iin Alegre'yi arad. Ama 3 numaral Gzlemci'yi srece dahil etmek biraz zaman ald nk Alegre herhangi

birinin, hatta mer'in dahi, Gail gibi birine k olabileceine inanmay reddediyordu. Yine de yardmc olmaya alt: "iek! Ona kocaman bir buket iek alsn. Beyaz zambaklar ve tek bir krmz gl." Alegre'yle Abed ieklerin romantik bir ak ilan olacana emindi, biraz drtklemeyle Piyu da ikna oldu. Ancak iki ev arkada kendilerinden emin aa inip mer'e projelerini bildirdiklerinde, aprtlar arasnda teklifi geri evirdi. "Bence byle eylerden holanmaz," dedi mer son ganimeti humusu syrrken. "Muhtemelen tuzu kuru burjuva sevgilileri memnun etmek iin gllerin katledilmesine kardr. O sizin bildiiniz kadnlardan deil!" Abed'le Piyu'nun onu orackta grtlaklamamalarmn tek sebebi sorumluluk sahibi bilimadamlar olarak gzlem altndaki nesneyi yok etmemeleri gerektiinin bilincinde olmalaryd. O akam birlikte yrye kp South Sokanda bildiiniz kadnlardan olmayan birinin houna gidebilecek her eyi barndryormu gibi grnen bir dkkna girdiler. Mzikli Tibet toplar, vcu': enerjisini dzenleyen yastklar, yerli Amerikal taklar, kurutulrru bitkiler, 254 koloit talan, tlsmlar, rzgr canlan, ya zleri, muska kaplar, bitkisel mumlar, cad malzemeleri ve bildiimiz ota benzeyen yeil bir ey. Bu sonuncusunun organik imen olduunu rendiler. "nsanlar bir torba ota dokuz dolar m veriyor?" Kuzey Avrupab'ya benzeyen satc kz kmseyen bir nazarla bakt Abed'e. "Neyse, zaten Gail'in ota ihtiyac yok," dedi Abed genizden, aniden bastran bir alerjik rinit nbetine tutulmutu. "Daha ziyade bir tr sakinletiriciye ihtiyac var, onu daha az saldrgan, daha... normal yapacak bir eye. Normalleme salayan ifal bir bitki var m?" "Madem yle size ginseng vereyim," dedi satc kz, buday rengi buklelerini savurarak. "Anemiye, halsizlie, asabiyete, nevrasteniye iyi gelir... Her derde devadr. Bir ad da bu zaten: Her-der-de-deva!" Bunun zerine koca bir ie Ginseng Vejetaryen Kapsl, Ginseng Poet aylar ve Ginseng & Astralagus z Ampulleri aldlar. Yirmi dakika sonra da btn bunlarla donanm vaziyette TEDRGN RUH KOLATA DKKN'na damlayp Debra Ellen Thomp-son'n dnyasn kararttlar. Halbuki Gail onlar grdne memnun gibiydi. Bir anlna ev arkada sandan sarkan kaa bakakald-lar. "Ne garip!" diye dnd Piyu, "ne sama!" diye dnd Abed, mer ise "ne tatl!" diye geirdi iinden. Gail onlara tombul Ana Tanra bademli ikolatalarndan ikram ettiinde de bu ablonda byk bir deiiklik olmad. Kibarca devasa bir memeyi srrken Piyu "ne garip!" diye dnd, tanrann ban dileyen Abed "ne sama!" diye dnd, mer'in ise her zamankinden. "Biraz ginseng almaya kmtk da geri dnerken urayp ne yapyorsunuz bir bakalm dedik," dedi zar zor, uzun, hantal bedenini oul eklerinin barikat arkasna saklayarak. "Ginseng... mucizevi ifa!" GaiL'in yz hafif burumutu. "Her derde deva grnen hibir derde deva deildir derler. Umarm bu kapsllerden fazla bir beklentin yoktur. zel bir amala m aldn?" 255 Ginseng iin bir ama m...? mer yaamak iin bile bir amac yokmu gibi sarslarak bakt ona. Eer Gail bu kadar ulalmaz olacaksa hep, nasl ulaacakt ki ona? Besbelli yapt hibir eyi beenmezken onun kendisini sevmesini nasl salayacakt? O andan itibaren konumad ve ziyaretin geri kalannda azn megul etmek iin dnya zerinden olabildiince ok Ana Tanray silip spr-mek istiyormu gibi isterik

bir itahla yedike yedi. Ortada bir eyler dndn hisseden Debra Ellen Thompson'n, Gail'in ve tepsi-lerdeki dizi dizi Glen Buda ikolatasnn baklar altnda onu yeniden sohbete ekmek iin taklalar atan Piyu'yla Abed'in btn giriimlerine kulaklarn tkad. 256 ilan Ak Teebbs - II Kzlderili Kltrnde Boncuk i / Meiji Dnemi Basklarnda Gelenek ve Yenilik / Dijital Teknolojileri Kullanarak Antik Mezarlarn Yeniden Yaplmas / Amerika'daki Tehlikeli Mesleklerin Fotoraflarla Kayd / in Kaligrafi Sanat / Gerekst Ik Enstelasyonla-n / Pasifik Adalarndan Tapa Dokumalar Sergisi / mza gn: Antik Msr'n Gizemleri / Norve Dans... Piyu, Boston'daki kltrel faaliyetlere yetimenin imknsz olduu sonucuna oktan varmt. "Belki iyi bir lokanta bulsak daha iyi olacak," dedi Boston ehir Rehberi'ne bakp iini ekerek. "Bir yerde gzel bir akam yemei yiyebilirler." "Devam et Piyu, umudunu kaybetme!" Abed'in sesi Boston Globe Sanat Takvimi'nin arkasndan ykselmiti. "Yemek ok tehlikeli, cascavlak ortada kalr. Kltrel faaliyet daha az riskli. Gail'in holanaca bir ey bulmamz lazm." "Blnm Benlik" diye gayet ilgin bir fotoraf sergisi vard ama biraz fazla enerji gerektiriyordu nk ehrin farkl yerindeki farkl galeriye blnmt. Mzik de bir baka olaslkt tabii, mer bu sahada uzmanln gsterebilirdi. Ne var ki ev arkadalar onun mzik zevkinin Qail'e fazla hain gelmesinden ve her eyi mahvetmesinden korkuyorlard. Kadn plaklnn Tezahrleri zerine Video Enstelasyonu / Afrika Maskeleri Sergisi / "arkn Yzlerindeki Maskeleri Drmek arkiyatln Yeni Yz m?" balkl bir konferans / Video Enstelasyonlannda Kadn plaklnn Tezahrlerini sorunsalla-tran bir panel... Telefon aldnda Piyu bir anlk mola vermenin sevinciyle uzand. 257 "Hl banyoda m?" Piyu ahizenin zerinden Abed'e bakt. "Alegre aryor. Hl banyoda m diye soruyor...!" "Syle banyo artk onun yeni yuvas." ikolatay fazla karmt mer. Glen Budalarn laneti. ikolata dkknndan dnte kendini banyoda bulmutu. "Alegre'ye syle, devreye girip yardm etmemiz lazm," dedi Abed birden ciddileerek. Mesaj aracsz, daha iyi iletebilmek iin telefonu Piyu'nun elinden kapt. "Bence bu ishal meselesi fiziksel olmaktan ziyade simgesel. Akn itiraf edemedii iin. Ruh kendini ak edemeyince beden boaltma balyor." Alegre'nin baka nerileri vard, ounluu doa faaliyetleriydi. Mesela balina seyri, belki ak itiraf etmek iin pek iyi bir yntem deildi ama kim bilir. Civarda bir sr turlar ve geziler dzenleniyordu. New England Akvaryumu'ndaki deniz aslanlarn seyretmek, Kyaslamal Zooloji Mzesi'nde doldurulmu kular hakknda bilgi edinmek, Harvard Doa Tarihi Mzesi'nde bebek dinozorlar grmek... Gail bunlardan holanrd kukusuz. Arboretumda romantik bir yry kulaa daha da iyi geliyordu... mer'in mecali olsa hepsi mmknd. shal moralini bozmakla kalmam onu tuvalet merkezli bir epere hapsetmiti. Darda uzun zaman geirmesi imknszd. "imdi kapatmam lazm, doktor geliyor," diye fsldad Alegre. "yi anslar!" 18. Yzyl Venedik'inde Grafik Sanatlar / Kore Yarmadas Krizi zerine Konferans / Amerikan Bakanlk Seimlerinde Kullanlan Mendil ve

Bandanalar Sergisi /Smrge Hindistanndan mgeler / Bizans Kadnlar ve Dnyalar... "Dur! Dur!" diye bard Abed. "Bak bu kulaa iyi geliyor! Hem kadn hem Bizans... Bizans ve Kadn..." diye tekrar etti tam bir evkle kelimelerin zerine basa basa. "Bu ortak bir nokta olabilir, ne dersin? Bir ekilde ikisiyle de ilintili." Sergi 4. yzyldan 15. yzyla kadar bir dnemi kapsyor, fl-dileri, tuvalet malzemeleri, paralar, mhrler, muskalar... toplam 258 200 nesne sergileniyordu. Herhalde bir noktada ilan ak etmek iin yeter de artard. Piyu artk aratrmaktan o kadar bezmiti ki ne teklif etseler zerine atlayacak vaziyetteydi. Aa inip banyo kapsnn nnde, gzlem nesnesine bir sonraki hamlesini koro halinde ilan ettiler. "Bizans Kadnlar m?" diye homurdand kap. Ama neyse ki baka bir itirazda bulunmad. mer ertesi gn yatanda dinlenerek geirdi. Grnrde tezi zerinde alyor ama aslnda Gail'e kma teklif edecek cesareti kendinde bulabilmek iin gndemdeki bu yeni konuyu inceliyordu. lk bata "Bizans Kadnlan" zerine ksa bir keif gezisi yapma niyetindeydi ama artan bir ilgiyle kendini konuya kaptrnca keif gezisi yolculua dnt. Saatler sren aratrmann ardndan, insan st snftan bir erkekse Bizans'ta yaamann gayet keyifli olabilecei ama zellikle aa snftan bir kadnsa bu konuyu bir kere daha dnmesi gerektii sonucuna vard. Ama ite srad bir rnek vard; ay terbiyecisinin byleyici kz Theodora, Bizans'n kenar mahallelerinde yetimi, nce mthi bir oyuncu, ardndan impara-torie ve dnya tarihinin en gl kadnlarndan biri olmutu. Onunla evlenebilmek uruna Justinian kanunlar nnde kategorik olarak fahie saylan- oyuncularn senatrlerle evlenmesini yasaklayan btn dzenlemeleri iptal etmiti. Theodora'nn onun zerindeki etkisi ite bu kadar glyd. mparatorie olduktan sonra kadn haklarnda byk ilerlemeler salam, fahielere yardmc olan, kerhaneleri yasaklayan, talihsiz kadnlar koruyan kanunlar karmt... Asla gemiini unutmam, kz kardelerinin aclarna gzlerini kapamamt. mer, Theodora'nn hayatn okuduka onu bsbtn benzetti Gail'e. Akama doru, Boston'da ikolatac olmak yerine Bizans tahtna geme frsat verilse Gail'in de tpatp Theodora'nn yaptklarn yapacana ikna olmutu. Bu doldurula TEDRGN RUH KOLATA DKKNI'n arad ve biraz ho beten sonra kulana alman bu sergi konusunda Gail'in ne dndn temkinle sordu. "Bizans Kadnlar ve Dnyalar sergisi mi?" dedi Gail neeyle 259 ya da en azndan mer'e yle gelmiti. "Evet, harika bir sergi!" "Yarn gitmeyi dnyorum. Belki sen de gelmek istersin." "Ha..." sesi durulmutu. "Ben zaten gittim. Ama sen de mutlaka git." mer telefonu kapattktan sonra internetten ahp bytt Theodora'nn kocaman, kahverengi, mozaik gzlerine bakt ks ks. Artk o kadar da byleyici grnmyordu bu gzler. 260 ilan Ak Teebbs - III imdilik Yeni Yl Arifesinden beri ocak aynn her gn mer z-, sipahiolu iin zorlu gemiti ama bu cumartesi geri kalan gnlerin hepsini glgede brakacaa benziyordu. Bu etkiyi daha da artrmak istercesine gn ok erken balam, ok ge bitmiti. Sabahn erken saatlerinde, btn gece kesintisiz sren tuvalete tanma dizisinin ne ilki ne de sonuncusunda aynann tandk olduunu syledii bir

grntye bakakald. Kendisine yorgun bir tebessm koyverdi. Karlnda aynsndan ald. Gl grntsyle kendisi arasnda, her sekiinde daha da yorgunlaarak gidip gelirken kendini sezdirmeyen, belli belirsiz ama dnsz bir kaytszlk kt zerine. Belirsiz bir an iin zamanda bir atlak bulduunu ve o atla kullanarak iinde debelendii durumdan katn hissetti. Bu his midesinde kabard, abucak gs kafesi ve cierlerinden geip grtlana yrd ve bastrlm bir i eki olarak dar braklana kadar durmad. Her ey anlamsz grnyordu. Her eyin "daha fazlasn" alabilmek iin bu bitmez mcadele, Gail'i kendine k etmek iin duyduu bu arzu, hatta Gail'in kendisi bile... zerine gelen bu cokunluk iinde birer birer solarak- halelerini kaybettiler. Onu ank sevmiyor deildi. Tam aksine daha da fazla sevdiini hissediyordu. Daha fazla ama daha farkl bir biimde. Bu sevgi hem tmyle maua ynelik hem de onun dndayd. Gail kendisine duygusal, fiziksel, hatta cinsel bir karlk vermese bile bu hisle onu sevmeye devam edebilecei sonucuna vard mer. Kendini yle hafiflemi hissediyordu. Bu ferahln nereden geldiine dair en ufak bir fikri yoktu. Sadece mthi bir duygu olduunu biliyordu! Ginseng gibi! Tam bu an261 da ev arkadalarndan biri banyoya dalp ondan bu mstesna hissine bir ad koymasn istese, hi tereddt etmeden: "Ginseng!" derdi. Ginseng duygusu! kesinlikle Ginseng'di! Ama bir duygu olup olmad dahi pheliydi. nsann hibir ey hissetmemesini salyordu. Hibir ey. nsann bir glgesinin olmas ama ona "sahip" olmamas gibiydi, yle bir holuk, adeta scakkanl. Yzn ykad, enesini kprtmeye balad ama yanda durdu. Ginseng duygusu! ona bunu neden yaptn sordu. Sakallar srekli uzad halde, sen de uzayacan, ertesi sabah yeniden tra olman gerekeceini bildiin halde, ayn mecburiyet ve azimle her gn tra olmann anlam neydi? Madem sakaln byle istiyor brak uzasn. Hayatn akna mdahale etmek iin duyulan bu srarc ihtiya da niye? mer ev arkadalarna, artk kendisi iin mcadele etmeyi, ak konusunda bu kadar aceleci davranmay brakmalarn, her eyi oluruna brakmalarn sylemek iin aa indi. Palas pandras mutfaa gitti. Abed, Arroz'u yrye kartt, Piyu da oturma odasnda yerleri sildii iin mutlaktan gelen o daimi tkrt ancak bir manaya geliyor olabilirdi: Alegre i bandayd. "Gnaydn! Bugn byk gn, hazr msn? Ama daha tra bile olmamsn!" Alegre ayn anda hem kalarn atm hem glmt. "Syle bakalm bu Kabakl Strudeli nasl piireyim? Cevizli mi yoksa kuru zml m? Sence Gail hangisini daha ok sever?" "Kabakl Strudel..." Kulaa ifre gibi geliyordu. "Ceviz mi... yoksa zm m... yoksa ikisi birden mi... yoksa hibiri mi..." Ne fark ederdi? Bu sadece d grnmd, sathtaki glgeler; oysa o teye gemek, ze inmek istiyordu. "Neden hepiniz akm itiraf etmemi istiyorsunuz? Sevgililerimizi onlara duyduumuz hisler konusunda ille de bilgilendirmeli miyiz? Bunu ilan etmek, karlnda bir ey istediim manasna gelmiyor mu? Her ak ilan bir bencillik bildirgesi deil midir?" "Ah garibim benim, merak etme, harika bir akam yemei olacak. Gven bana, ok beenecek," diye onu teselli etti Alegre, felsefesini tmyle gz ard ederek. Ama bu tela neden? Grntler, arkalarndaki gerei grme262 mizi engellemekten baka ne ie yarar? Den kendimden o kadar da emin olmadm halde neden hepiniz benim iin urayorsunuz? Ben kimim, ne istiyorum, illa ki istemek zorunda mym... birini, bir eyi... illa ki

olmak zorunda mym... birisi, bir ey? Belki ak sevgiliyi kazanmay deil, kendini onda kaybetmeyi gerektirir. Kendini kaybettiinde ve ego kuleni yktnda karlnda sevilmisin sevilmemisin ne fark eder. Karlnda bir ey almay beklemeden vermeye baladn anda btn evren Ginseng olacak! Ginseng! Ginseng! "Ginseng deil! Bu TO-FU," dedi Alegre mer'in nndeki taba iaret ederek. "Ama-sen-endie-etme," diye ekledi, balta girmemi ormanlarda bulduu Mowgli'yle konuan Beyaz Smrge-ci'yi andran eitici ses tonuyla. "Yemek-yle-nefis-olacak-ki-her-gn-burada-yemek-isteyecek." mer teslim bayran ekip, kvranarak son zamanlardaki tek sna banyoya yneldi. Yanna walkman'ini de almt, The Smiths'in What Difference Does It Make? (Ne Fark Eder?) arksn dinlemek iin. dakika on bir saniye. Aslnda Alegre bu sabah biraz skntlyd nk bu zel gn iin yemek piirmek beklenmedik lde sinir bozucu olmutu. Harika bir men hazrlayabilmek iin nebatobur mutfa zerine bir n aratrma yapm ve dehetle grmt ki sadece etten deil, ya, yumurta, st, peynirden... ve bir yemee lezzet katan, piirmeyi keyifli klan her eyden uzak durmas gerekiyordu. Hayatnda ilk olarak kendini mutfakta rahatsz hissetmiti Alegre. Bu yzden de dinletirici bir yryn ardndan neler yaptn grmek iin mutfaa dalan Abed'le Arroz'un, byk eziyetlerle derlenen men-ye bu kadar ters tepki .vermeleri ok aypt. MEN orba: mantarl kambaharh prasal patatesli msr orbas Ana yemekler: lahanal bezelye presi, patlcan gveci, kabak strudel 263 Yan Yemekler: patates doldurulmu mantarl krep, tahll sebzeli tofu Tatllar: havulu kek, kabakl turta, havu ve kabakl kurabiye "Bu ne? Manav bayram filan m kutluyoruz?" diye diklendi Abed. Alegre Abed'den nefret etti. Ama belki ne yenecei sorununu zmeden nce, nasl yenecei sorununu zmeleri gerekiyordu nk ok gemeden mer'in banyodan kamayaca anlald. kindinin byk blmn orada demir atm geirdi, sadece aynadaki kararsz yzn seyretmek onu yeni bir dizi ontolojik ginseng! soruya sevkettiinden deil, halen fiziksel adan pek zinde olmadndan. Hastalklar sralamasnda ishal en alt kademededir. Hem bu kadar sradan hem de bylesine dlanm tek hastalk. mer'i bu utantan kurtarmak iin gzlemci, yemekten nceki birka saat iinde mucizeler yaratacak bir tedavi dnmeye altlar. Byle bir tedavi bilmedikleri ama o kadar da mucizevi olmayan baka tedavilerden haberdar olduklar iin (nk i ishale geldi mi herkesin ya birinden duyduu ya da ocukluundan hatrlad abuk sabuk bir tedavi vardr mutlaka) hepsini ayn anda denemeye karar verdiler. Dolaysyla bunu takip eden saat zarfnda mer ne orbaya benzeyen ne de patates tad olan hindistancevizi stl patates presi (Alegre'nin tedavisi), brtlen suyu (la Tia Piedad'n nerisi), elma (alverie kmadan bir "merhaba" demek iin urayan Oksana Sergiyenko'nun nerisi), bir kse scak yulaf ezmesi (Pi-yu'nun anneannesinin tedavisi), bir kse pirin lapas (Zehra'nn telefonda syledii tedavi), muz (herkesin nerisi), yourt ve eftali (Zehra'nn telefonda syledii tedavi), brtlen suyuna kartrlm arap (la Tia Piedad'n sonradan hatrlad tedavi), tekrar elma (Oksana Sergiyenko alveriten bir torba Granny elmasyla dnmt), aile boyu kola (herkesin tedavisi) ve antibiyotik niyetine bol bol sarmsak (Abed ve Piyu'nun tavsiyesi) tketti. Her eyi yalayp yuttuunda karn f gibi imi, ayaklarn

sryerek yukar 264 kt; ama bu sefer banyoya deil, biraz kestirmek ve btn Reiki glerini toparlayp Gail'e gelmemesini rica eden telepatik bir mesaj yollamaya. Heyhat, mesaj yolda kaybolmu olmalyd. Akam 19:15'te Gail ve Debra Ellen Thompson herkesle birlikte masada oturmu, bunca alakadan biraz akn ama belli ki memnun meny vyorlard. Alegre, Gail'i mer'in karsna oturtmutu ama mer baklarn orbasnda yzen prasadan ayrmad iin bunun farknda olup olmadn anlamak zordu. Ara sra midesinden yksek bir gurultu sesi ksa da gzlemcinin de i fe-rahlyla mahade ettikleri zre artk banyoya koma ihtiyac kalmamt. Tedaviler ie yaramt, en azndan bir tanesi. Stten az yanan yourdu fleyerek yer. Masadaki!erin hibiri son yemekteki gerilimi unutmu grnmyordu. Benzer bir srtme yaamamak iin temkinli temkinli olas konuma kanallann aratryor, kimseye batmayacak konular aryorlard. Kimseyi gcendirmemek konusunda duyarl, incitmeden elenme hevesinde byle okkltrl gruplar iinde iyi bir yemek konusu "ehir efsaneleri" olduundan bir saat boyunca bunlardan bahsettiler. Farkl lkelerden olsalar da hepsi yer yer kk deiikliklerle ayn hikyeleri duymulard. Evinin yaknlarndaki bir spermar-ketten ald turu kavanozunun iinde kesik parmak bulan adam hem Fasl hem spanyol hem Amerikalyd. Yeni domu bebeklerini yeni dadya brakan ve ge vakit eve dndklerinde onu kocaman bir taban iinde patateslerle birlikte nar gibi kzarm bulan gen ift de. Sonra arabalar San Francisco depreminin olduu gece alnan, haftalar sonra iinde hrszn tannmaz hale gelmi cesediyle bir binann enka'z altnda bulunan u dier ift vard. Tabii nerede bir orman yangn olsa orada durmadan len u dalg hikyesi vard. Kocaman koval helikopterlerden tekrar tekrar alevlere atyordu onu dnya apnda ehir efsaneleri. ehir efsaneleri dnyann zgr yurttalardr. Seyahat etmek iin pasaporta, bir yerde kalmak iin vizeye ihtiya duymazlar. Temasa getikleri kltrn rengini alan dilsel bukalemunlardr onlar. 265 Hangi kyya ulasalar hemen yerlisi olurlar. ehir efsaneleri kimseye ait olmayan ama herkesin mal olan zgr ruhlardr. "stanbul'da da benzer ehir efsaneleriniz var m?" diye sordu Alegre mer'e dnerek ve sorar sormaz zr dilercesine glmsedi nk sorunun byle yz kzartc lde naif olmasn ve niyetini bu kadar belli etmesini istememiti. Bizde .ehir efsanesi var m? Ne fark eder? San Francisco depreminde ald arabann iinde ezilen hrszn hikyesi istanbul depreminden sonra da anlatld, sanki insanlarn ne hak ne hukuk gzeten felaketlere tahamml edebilmek iin ilahi adalet tesellisine ihtiyac var. Ama bunlarn hibirini sylemedi mer. Ban hi kaldrmadan, "hi hi," dedi, bir-iki saniye bekledikten sonra kendisiyle fikir birliine varm gibi ekledi: "Hi hi." lk "h h"yla ikinci arasnda Gail gzlerini mer'in yzne dikti ve orada sevdii bir eyi daha grd: sistem arzas! mer varoluunun iinde sistem arzasnn sadece olasln, hatta eilimini deil, kanlmazln barndryor, hatta neredeyse simgeliyordu. Herkesin ne istediini, nereye gittiini, neyi amaladn tastamam bildii baar odakl bir dnyada, bu kafas daima kark ayakl z-ykm

dierlerinden farklyd. Onu derinlere eken strabn amurlu sularyla kendisinin de tank olduunu nasl anlatabilirdi ona? Gail bir ey demek istiyormu da nasl ifade edeceini bilemiyormu gibi glmsedi mer'e. "Yapma canm," diye fsldamak isterdi ona. "Hep korkudan, sana her bakmda gzlerinde grdm bu hzn, biz tanmadan ve sen beni sevmeye balamadan ok nce orada olan hzn hep korkudan." Ama korkma artk nk sen istediin mddete yannda olacam. Bunlarn hibirini yksek sesle syleyemezdi. Btn szlerini bir atal patlcanl gvele yutup dierlerinin konumalarn dinledi. Felsefe/fizik/kamu ynetimi/genetik mhendislii... snavnda "NEDEN?" sorusunu soran ve "NEDEN OLMASN?" cevabn veren renci dnda herkese sfr yadran u ehir efsanesi profes266 r konuuyorlard. Sonra lke lke gezip yumurtalarn tatilcilerin derilerinin altna brakan efsanevi rmcek vard. Bir lkede kaybolup dierinde beliren ve her gittikleri yerde panik ve kargaa yaratan tonlarca eytan hikyesi vard. Yerkreyi dolaan btn bu sylenti ve efsaneleri dinleyen Gail de bir-iki ey sylemesi gerektiini hissetti. "Benim en sevdiim eski bir ehir efsanesi," dedi patavatszca, "... cra bir ky kilisesinde kanl gzyalar dken Meryem Ana efsanesi... Alayan Meryemler, Gz krpan Meryemler, Fsldayan Meryemler... bunlardan tonla var!" fi it O konumaya balad anda grup yar felce uramt. Braksnlar konusun, ondan sonra m bozulsunlar, yoksa basiretle davranp peinen bozulsunlar da btn syleyeceklerini dinleme yknden kendilerini mi kurtarsnlar bilememilerdi. Biri hari hepsinin gzlerinde farkl tonlarda bir ierleme lts vard. mer'in gzleri tabandaki lahana bezelye presine mhlanm olsa da dudaklar efkatli bir glle araland. Katoliklerin ounluu oluturduu, besbelli dindar insanlarn nnde bu gaf yapmas ne naif, ne tatl, ne hotu. "Bu mucize iinde iyi para var, bence," diye crlad Gail, harekete geirmeye balad tedirginlik girdaplarnn farkna bile varmadan. "Yani alayan Meryem ikolatas satsaydk para iinde yzerdik, deil mi Debra Ellen Thompson?" Debra Ellen Thompson bezgin bezgin glmsedi; Gail aynen devam etti. "Bu alayan Meryem turizmi btn zamanlarn en krl ehir efsanesi olmal." "Hah! Yine baladk!" Abed masann bana oturduklar andan itibaren ksmen yemeye mecbur brakld bu bitkisel men, ksmen de herkesin gerilim yaratmamak iin gsterdii fazladan dikkatin bal bana bir gerilim olmas sebebiyle sinir sisteminde biriken btn basnc pskrterek sandalyesinde dikilmiti. "Frna sormular 'bu kadar ate iine nereden girer?' diye. Ne cevap vermi biliyor musun Gail? 'Azmdan,' demi." 267 "Aaa bunu daha nce de sylemitin!" dedi Piyu refleksle, Abed'in dudaklarndan nihayet tandk bir atasz duymann cokusunu denetleyememiti, tandk olmas anlalr olmas anlamna gelmese de. Ama sonra krgnln gizlemeyi baaramayarak Gail'e dnd: "Hakl olabilirsin Gail, belki baz insanlar bakalarnn inanlaryla para kazanmaya alyor olabilirler. Ama bu bahsettiin mucizelerin sahte olduu anlamna gelmez." Bu sessiz gerilim, anlk kopukluk... uzun ve yanklanan bir karn gurultusuyla blnd. "Bakire Meryem Virgen de Guadalupe'nin bize tezahrnn kant olarak

imgesini brakmas bal bana bir mucizedir, bunun yan sra baz nemli mesajlar da brakmtr," diye mrldand Piyu, yanaklar kzardka gzlnn ardndaki gzleri de buulanyordu. "Bu mesajn bir ehir efsanesiyle kartrlabileceini zannetmiyoruz." Gail enesine yerleen bir srt, gzlerinde tekinsiz bir parltyla o kadar kolay geri adm atmayacan kantlamaya hazr azn at. Tam o anda mer ban kaldrp iki saattir ilk olarak yzne bakmay baarabildi. Ak aznn glgelerinde nceden gelen bir akis gibi syleyeceklerinin hrtsn duydu. nsanlarn yrekle-rindeki en kk umudu bile smren bir sistemden uzaklamak gerekliliinden bahsettiini duydu. Bu hayat deniz zerinde bir insan-tekne gibi, ayann altnda asla kat bir ey bulundurmadan, her an herhangi bir yere yelken amaya hazr yaamay vdn. Her gece, ertesi sabah asla geri dnmek istemeyecein yabanc bir lkede uyanma korkusuyla uyuduundan bahsettiini duydu. lmden ve lmszln tek yolunun ismini, yerini deitirmek, kendini terk etmek, lmeden lmek olduundan sz ettiini. "Dur canm," diye fsldamak isterdi ona. "Hep korkudan, seni ne zaman dinlesem dilinden dklen bu fke, biz tanmadan, ben seni sevmeye balamadan ok nce orada olan fken aslnda hep korkudan." Ama korkma artk nk sen istediin mddete yannda olacam. Bunlarn hibirini yksek sesle syleyemedi. Btin szlerini 268 bir atal preyle yutmaya alt. Yine de kendi iindeki sesleri duymamak iin bakalarnn konumalarn kafi derece dinlemiti. Aniden kendisinin de birka kelime etmesi gerektiini hissetti. "Sanrm hepimiz bir mucize bekleriz, ama farkl ekillerde. Bunu tek yapan Katolikler deil. Hepimiz benzer beklentiler tarz. simleri baka baka olsa da altnda yatan ayn temel zlemdir: tekdze hayatlanmz aydnlatacak bir mucize. Bir mucize... bir kurtarc... ya da bir sevgili... hepsi bir. Ben bu beklentiyi paylaabileceimi hi dnmemitim ama..." Bu gecenin yegne sebebi ve bunlar da saatlerdir syledii ilk kelimeler olduundan mer bir anda tm masann ilgi oda olmutu. te bu prdikkat dinleyicilere yneltti konumasn: "Kendimdeki deiimi seyrediyorum. Ak olmann bir mucizeye inanmaya benzediini dnmeye baladm. Ak da beklentiler ve inanlarla ilgili. nsan kendisi iin hl kurtulu midi olduuna ve gnn birinde zel birinin bunu mmkn klacana inanyor. Bir mucize zlemi deil mi bu? Bu dnyadan fazla bir ey beklememen gerektiini bilsen de iindeki bir ey diretiyor... umut etmeyi srdryor... sevdiin kiinin seni seveceini umut etmeyi." Derin sessizlik. yle derindi ki Anoz'u gerginletirmiti. Tap tap. Anoz kuyruunu iki kere yere vurdu. Kimse umursamad. "Tpk benim senin iin nicedir hissettiim gibi... Gail!" Tap tap. Anonim bir i eki. Belki de Abed'in tabanda el dememi vaziyette duran tofudan kmt. "Belki birlikte olmal, hatta birlikte yaamal, hatta ve hatta evlenmeye cesaret etmeliyiz, bu mucizenin ne olduunu beraber grmek iin..." diye devam etti mer ya da masada mer'e benzeyen biri. Bu noktada kaybedecek bir eyi olmadndan ekledi: "tpk btn klann yapt gibi..." Az patates harl mantar krepiyle dolu olduu ve son birka dakikadr inemeyi unuttuu iin Gail ilk bata ancak anlalmaz bir ses karabildi. "klann yapt gibi mi dedin...?!" Herkes bundan sonra gelecek olan lafn korkusuyla, Gail'in merhametsizce souk bir tepki vererek mer'in billur kalbini bin

269 paraya blecei endiesiyle duraklad. Ne var ki patates harl mantar krepini nihayet yuttuunda Gail'in frn azndan sadece u szler kt: "Ben de seni seviyorum." Derin, derin sessizlik. Sonra bir i eki. Ama bu sefer kesinlikle tofudan deil. Merebi bir kular 270 p Sfr Numara Gz ap kapayana kadar k bir ift olmulard. Ve gz ap kapayana kadar k bir ifte dnen herkes gibi, aadan ne kadar sinir bozucu grndklerinin farkna bile varmadan son srat semann yedinci katna kanat rpmakla meguldler. Kendi kozalarnda durmadan dokunuyor, pyor, mrldanyor, daha yeni gelitirdikleri ama sanki hep bildikleri bir tuhaf dille cilveleiyorlard. Onlarnki vecdle imi bir balondu. Dnyadan pheyle izlenen, srekli gz altnda tutulan ancak kendisi etrafn grmekten aciz bir ikin balon: velhasl akn kr olduu zann. Dokunakl bir byleri vardr klarn ve tmyle kendileriyle doludurlar, daha dorusu kendisiyle nk k iftler, iki bamsz benlik olarak bulutuklar halde, son tahlilde "iki" deil (bir art bir) "sfr" olurlar (bir eksi bir). te tam da byle teklie filizlenivermiti Gail'le mer, kimseler anlayamadan. Artk "mer art Gail" deillerdi, mkemmel bir sfr, bir Gailmer ya da mergail mutantydlar. Aka diyecek yok, ho bile saylr ama IKLAR i baylaydlar. Bu bir yana evlilik tam bir ifratt. Belki de herkesten ok Alegre'nin sinirleri bozulmutu. Ne de olsa tren tariflerinde olduu gibi evliliklerde de insan yola nce kann hedefe nce ulamasn bekler haliyle. Alegre'yle Piyu kmaya balayal iki buuk yl olmutu; evlendiklerinde ne yapacaklarn, nerede oturacaklarn, hatta ne yemekler piireceklerini dahi konumulard defaaten. Doru zaman bekliyorlard. "Her gn bir erkein kadnna 'hayr' diyemeyecei bir an vardr. Akll kadn punduna getirip o n bulur," nasihatinde bulun273 mutu byk byk teyzesi. Nedense Alegre bu zel n kardn hissediyordu. Bazen Pi-yu'nun kendisiyle gerekten evlenmek istediinden phe ediyordu ama la Tia Piedad endielenecek bir ey olmadna ikna etmiti onu. "Con los hombres, u erkeklerle, hep ayn bilmece. Balangta evlenirlerse hayatlarnn biteceini kuruntu ederler, bir kere evlenince bu sefer de boanrlarsa yaayamayacaklarn zannederler." Bir tarafta iki ksur yldr her eyi inceden inceye dnen, doru nn gelmesini bekleyen, bir aile kurabilmek iin ince eleyip sk dokunmas gereken her ayar istisnasz ince eleyip sk dokuyan Alegre vard. Derken yaam evrenindeki en gevek, en olmadk iki karakter onlardan evvel evlenme fikriyle ortaya kveriyordu. Nasl bu kadar sratle, bu kadar umursamazca evlenebilirlerdi? Hem ahlaken de doru deildi. Gail de mer de (hele birincisi) her frsatta toplumu topa tutmakla, ounluun her hareketini ulu orta knamakla nam salmt. Btn bunlarn ardndan imdi nasl byle edepsizce normal davranacaklard? Alegre fkesini Piyu'dan ka-radursun, Piyu'nun asap bozukluu Arroz'la Abed'in sinirlerini tel tel gerdi. ok gemeden btn ev ahalisi buluttan nem kapmaya hazr vaziyette yay gibi

gerilmiti, Debra Ellen Thompson'n kederi de cabas. Sadece o tuhaf mahluk, u Gailmer organizmas mutlu mesut kendi yrngesinde dnmeye devam etti. Bu yzden de mer'e durumun ciddiyetini hatrlatma ii ev arkadalarna decekti. Ertesi akam Abed, mer'i akrkeyif yatana uzanm, Portishead'in Only You (Bir Tek Sen) arks eliinde Gail'i dnr vaziyette buldu, bir saadet ve biraz da ttn duman altnda. "Ah! Demek yeniden sigaraya baladn," dedi Abed kalann atarak, ama kan attracak daha meum kayglar olduu iin, bu duruma dilediince atamad kalarn, olunu savaa gitmeden bir gn nce odasnda sigara ierken yakalayp bundan dolay ona kzmasnn anlamszln bilen, bildii halde gene de kzmaktan kendini alamayan bir babann ikilemiyle. "Baladm m?" mer'in gzleri baygn ryalardan syrld ni274 UMTv. iy111iuu" *^V .jtA* j uvuv ,^<v.l* uma lguaja UtlKl^lU Utllamadm bilmiyorum. Hi gelecek plan yapmyorum, dostum," dedi yeni Ginseng! felsefesini hamasi bir edayla seslendirerek. "Valla ben ahsen gelecek plan yapmamana hi amadm. Ga-il'e evlenme teklif ettin. Bir gelecein kald m ki?" dedi Abed atlak bir sesle. Ama sonra Safiye beklese, onun yzn takaca parmana takld gzleri, allmadk bir sessizlie gmld. e-nesindeki gamzeyi karken gzleri buuland. mer bu hareketin "ciddi konuma zaman" anlamna geldiini bilecek kadar iyi tanyordu artk onu. "Omar dostum, beni bilirsin, belki biraz fazla konuuyorum ama arkadam olduun iin. Hem senin mahremiyetine daima sayg duydum. Yani sarho olduunu ya da domuz eti yediini ka kere grmmdr. Sonra u gelip giden kz arkadalann. Mslmanla yakacak eyler deil ama seni hi sorgulamadm. Bu senin hayatn, karmak bana dmez. Ama bu sefer durum baka, izmeyi atn. Bu... evlilikl" Abed bu kelimenin anlamn gerekten bilip bilmediini anlamak istercesine mer'in yzne bakt. "Ltfen yanl anlama. Gail'e bir itirazm yok. Onunla ilgili bir ey deil. ey... tabii... aslnda ilgili... o ok..." Abed ayaa frlayp, uygun kelimeyi arayarak yatan etrafnda sinirli sinirli bir yarm daire izdi ve nihayet aradn bulup durdu: "Zor!" "Gail ok zor biri... Bak sana kar drst davranacam. Ga-il'le tantmzdan beri 'valla bu kz gnn birinde evlenirse Allah kocasna sabr versin.' diye dnr dururdum. imdi o koca sen-sin\ u hale bak!" Abed sahnede az evvel bir izleyiciyi soktuu dolab ap iinin bo olduunu gstermeden nce kollarn sallayan bir sihirbaz gibi abartyla mer'i iaret etti. "Evlilik ciddi itir." Abed tekrar yatan kenarna oturdu, sesi samimi, mahrem bir fsltya dnmt. "Ne demek istediimi anlyorsun." mer yrekten ban sallad. Evet anlyordu. Only You bir kere daha almaya baladnda kap tekrar alnd. "Giriiiin!" diye neeyle bard mer, olacaklar bilmenin rahat275 ..0.j__--^. *.// uyuui w jyi^n nuui guu, anvasmuan ua i'iyu. "Beni bilirsin, belki fazla konumuyorum ama seni dnyorum hep. Benim arkadamsn." Piyu boazn temizledi, gzlklerini geri itti, burnunun ucunu krtrd ve havu tonlarnda kzard. mer bu rengin "ciddi konuma zaman" anlamna geldiini bilebilecek kadar iyi tanyordu onu artk. "Ak harika bir ey kukusuz, ama (es) sence bir aile (es) bir mrlk

bir iliki (es) kurmaya yeter mi tek bana? nsan bylesi bir istikran (es) ancak (es) kendi trnden biriyle yakalayabilir. Kendi trnden biri..." diye yineledi Piyu, bu akam kelime bulmakta zorlanarak. "Bilmez miyim," dedi mer derinden gelen bir sesle. "Hi denemedim mi zannediyorsun? Kendi trmden birini az m aradm! Ama hibir yerde, 'KAN, BEYN VE ADYET: Ortadouda Milliyetilik ve Entelekteller' zerine doktora tezi yazan, dnyann en matrak spanyolu ve en matrak Faslsyla Boston'da yaayan, ekimin son gn domu, 26 yandaki bir Trk erkeiyle karlamadm. O adam bulduum gn, size sz, hemen Gail'i brakp kendim gibi biriyle evleneceim." "Ben aka yapmyorum, ciddi bir ey bu," dedi Piyu bir ton daha havulaarak. "Ne demek istediimi anlyorsun." mer yrekten ban sallad. Evet, anlyordu. kisinin de ne demek istediini gayet iyi anlyordu. Tanm gerei ak, sezgisel, akl d bir ey, bir nevi katlanlr delilik olduundan, ille de benzer gemiten gelen birine k olmak gerekmiyordu. Ama mesele evlenmeye gelince deiiyordu ltler. Evlilik bann yazl olmayan kurallar, her kuun kendi srsnden biriyle elemesini art kouyordu. Nedense farkl trlerden iki kii arasnda evlilik insanlarda bir trajedi korkusu, ilkel, arkaik ve neredeyse dinsel bir korku douruyordu, sanki ift gl gibi geinip gitse de her gece onlar derin uykuya daldklarnda tanrlar sabaha kadar cenk edecekti. 276 Demden Firar Dn mziinizi ve renginizi sein. Niannz yerel gazetelerde ilan edin. Dnnzde hounuza gidecek atmosferi planlayn. Birka ay nceden dans kursuna yazln. Yzkleri smarlayn. Annelerin elbise seimine yardmc olun. Bir konuk defteri aln ve btn konuklarn iine yazmasn salayn. Aldnz btn hediyelerin ayrntl bir listesini yapn. Teekkr notlarn asla bilgisayar ya da daktiloyla yazmayn. Hepsi elde yazlmaldr. Gzel bir not kart seerek stilinizi gsterin. Gelen hediyeyi ismen belirtip, nasl kullanmay dndnz belirtin: "Gzel havlu takm iin teekkr ederiz, banyomuzda ok iyi durdu." Dn gn iin, iinde diki kutusu, naylon orap, engelli ine ve kt mendil bulunan bir acil durum antas hazrlayn. "Ne yapyorsun?" diye sordu Piyu, mer'in odasndan dnte Abed'i nnde Amerikan Dn Gn Elkitab mutfakta oturur grnce. "Sosyolojik gzlemlerde bulunuyorum," dedi Abed, ban geri atp burun deliklerini aarak bir hapr tam zamannda ketle-miti. Bu baarsndan memnun ekledi: "Evlendii gn yanna naylon orapl acil durum antas alan kadn ne menem eydir? Byle bir kadnla kim evlenmek ister ki?" kisi birlikte evlilik elkitabn nce merakla, sonra da artan bir hayretle inceleyerek mutfakta bir saat geirdiler. Bir saat sonra Amerikan gelinlerinin biraz denetim dkn olduu sonucuna varm277 lard. En kk ayrntya kadar her eyi denetim altnda tutma istekleri ABD dndaki kadnlarn gayet iyi bildii bir eye yer brakmyordu hayatlarnda: tesadflere. Ama Gail dn gn leden sonra civarlarnda tepeden trnaa mor tonlar iinde mutfaa girdiinde Amerikan gelinleriy-le ilgili genellemeleri rtt. Odadaki birinde u renk kataloglarndan olsa

elbisesinin renginin numarasnn 57-A, isminin Yabani zmler olduunu grecekti; alnn numaras 60-D'ydi, ismi Marur Gelenek. Sanda leylak rengi tyler vard ve bu gnn erefine kk kak yerine daha byk bir gm kak takmt. "Vay!!" dedi Piyu, sesi hayretle dalgalanarak, "erguvan aacna benziyorsun!" Gail iltifat edilmi gibi mahcup mahcup gld. "Damat nerede?" diye sordu. Damat yukarda Sex Pistols'un Something Else'im {Bir Baka ey) dinliyordu. Sa ve esendi ama akln karmak zereydi. Sabahtan beri dolabndaki btn giysileri giyip karm, aynadaki palyaodan gna gelmiti. Heyecanlyd. Ama bunu belli etmemek iin her zamankinden farkl giyinmemeye karar vermiti. Ama hesapl resmiyetsizliin zorluu temelde bir oksimoron oluuydu. nsan sradan olmaya ne kadar urarsa, o kadar uzaklayordu sra-danhktan. te telefon aldnda damat bu haldeydi. "Bana burada saatin ka olduunu sormayacak msn?" Def-ne'nin sesi, mteriyle dolup taan bir dkknn kapsndaki ngraklar gibi neeyle nlyordu. "Orada saat ka?" dedi mer ama onun sesi dier dkknla rekabeti oktan brakm metelie kurun atan komu dkknn kaps gibi olgundu. "Burada, imdi saat tam 15:33." "Ya? Ne var yok?" "Salak!" dedi Defne. "ok salaksn." mer buna ne cevap vereceini bilemedi. Onun yerinde aznda bir eyler geveledi: "Aramana sevindim. Hayatmda ok byk 278 deiiklikler oldu. Seninle konumak isterim." "Konuuruz merak etme," dedi, gizemli gizemli kkrdayarak Defne. "Benim imdi kapatmam lazm. Sen bir yere kprdama. Konuacak bol bol zamanmz olacak!" Telefon kapanmadan nce yle tuhaf, yle Defne'ye yakmayan bir kalkaha duydu ki baka birinin onun sesini taklit ederek kendisini kandrdndan phelendi mer. Manic Street Preachers' in Suicide is Painless {intihar Acszdr) arksn koydu ve kendini yatan zerine yl kazaklarla pantolonlarn arasna att. dakika yirmi alt saniye. "Bu mzik de ne imdi? Yukarda ne yapyor? Benim bildiim saatlerce hazrlanan gelinlerdir," dedi Piyu kalarn atarak. Tam ka atmay brakrken televizyonun altnda birka krnt tespit etti. "O sprgeyi brak, gel bir ikolata ye," diye onu teselli etti Gail. "Bizimki yle bildik dnlerden deil." Onlarnki bildik dnlerden olmad iin otorite, tren ve brokrasi istememilerdi. Akrabalar da. Abed'le Piyu memnuniyetsizliklerini saklamamlard, zellikle "akraba" davet edilmemesi konusunda. Yine de Boston'da ve muhtemelen btn dnyada ei benzeri olmayan, zira kalbinde kimseye kar en ufak bir nyarg barndrmayan srad bir hahamn kyd nikh neelerini yerine getirdi. Haham Mark baka baka dinden insanlar, gayler, lezbiyen-ler, ateistler, agnostikler, okinanllar dahil, kapsna gelen her trl insann nikhn yarglamadan kyard, yeter ki birbirlerini sevsinler. Eve dnnce yeni gelinin ilk yapt ey bir kutu bira amak oldu. "Newtoncu bir evlilik kuram gelitirdik," dedi mer nameli bir sesle, kolunu tepeden trnaa mor tonlarna brnm karsnn omzuna atarak. "Btn evlilikler farkl farkl balayp ayn ekilde bittiine gre bunun bir sebebi iin iine kansan insanlar olmal. Bu balamda bilgi

kesinlikle g demek. Ne kadar ok insan tanyorsan, o kadar ses karyor, evliliin zerinde o kadar ok etkileri oluyor. Baka bir deyile evliliinizin baarszla uramasn is279 temiyorsanz, evli olduunuzu saklayn." Yine de, yeni evliler ne derse desin, dn dndr ve kutlama sebebidir. Doru pek fazla konuk yoktu (tam olarak on iki kii) ama mevcut olanlar kutlama arzusundayd. Yemekleri Alegre, dn pastasn Debra Ellen Thompson temin etti. Bu sefer Gail'i pastadan uzak tutacak kadar basiretli davranmt. Ama onunki tek tatl deildi. Nedense herkes bu dnn normal bir dne benzemesini engelleyen eksikliin tatlyla telafi edilebileceini dnm gibiydi. Oksana Sergiyenko ilekli Romanoff getirmiti, Jamal baklava, Siyaset Bilimi Blm'nden birka arkada da ahududulu turta. Spivack da elinde bir kutu kremal tatl ile uram, hatta bunu kepaze rencisine verirken glmsemiti! Kzn biri pembe bir pasta getirmiti. Bu renk Abed'e uzak bir hatray hatrlatt; kza tekrar dikkatle baknca onun Cadlar Bayram partisindeki eker-gt olduunu fark etti ve Alegre'nin orba Evi'nden arkada olduunu rendi. Bolca tatl, yeterince insan, yiyecek, alkol ve iyi bir kutlama sebebi oldu mu gerisi kendiliinden gelir. Partinin gittike artan amatasnda Debra Ellen Thompson'la Gail bir ara yan yana dtler, gzleri birinin yarm brakt acbadem kurabiyesine dikili. Konumaya baladklarnda szlerinin altnda sarsak bir sessizlik titriyordu. "Ona k msn?" "Hayr," dedi Gail, "ama aka bundan fazla yaklamamtm." "Onu tanmyorsun bile," diye mrldand Debra Ellen Thompson g duyulur bir sesle. "O bir yabanc Gail! Seni anlayabilir mi dersin? Seni benden iyi anlayabilir mi sence...?" Bu soru aznda kt bir tat brakm gibi burutu yz. Gail sululuk ve efkat karm bir duyguyla Debra Ellen Thompson'a bakarken yznn yandn hissetti. Arkadann inek yalam ters sa tutamna bakarken, vaktiyle onu kei sakall, sinirli bir adamdan ve bir yn kkrdayan kzdan kurtaran gen kz bulmaya alt. Her jestini ok iyi bildii bir yzd bu. Geen on ylda ka kere sevin, gurur ve evkle parladn grmt bu gzlerin, ama bedbinlik ve elemle krtklarn da grd olmutu. 280 lk bata eriemeyecei kadar uzakta duran, sonra artc bir biimde kendisine baml olan bir yz. "Seni ok incittiimi biliyorum," dedi Gail kadifemsi bir zenle. "zr dilerim." "yle deme," diye kar kt Debra Ellen Thompson kararl ama yumuak bir sesle, "Gayet iyi anlyorum. Eskiden, yani balarda sana kar ok hain davrandm sanrm. Ama benim sana kar hainliim ve sonrasnda senin bana kar hainliin arasnda birbirimizi gerekten sevdiimiz bir dnem oldu. Deil mi?" Gail zerine ken aresizlikle ba etmeye alt ama bouna. Tekrar konumaya baladnda sesi seyrelmi, gzleri bulutlan-mt. Debra Ellen Thompson'n elini tutup efkatle skt. "Doru," diye mrldand. "Haklsn sevgili Debra." Debra Ellen Thompson'n yz sakin, hatta dingindi artk ama sonraki cmlesini sylerken ban evirdi. "Umarm onunla ok mutlu olursun." kisi de refleksle mer'e baktlar, byle bir ey iin zerrece umut var m diye. Bu arada mer Chumbawamba'nm Amnesiasm her seferinde sesini ykselterek altnc kere alyordu. Kafas oktan dumanlanm olduu iin aadaki en akrak eteyi ynetmek amacyla divana kmt;

mtevaz bir dn treninde adaplary-la elenmekten, avazlar kt kadar barmaya doru seyrediyordu misafirler. mer ark szlerini haykinrken korosu da neeyle elik ediyordu: Do you suffer from longterm memory loss? I don't remember.* * Abed birazdan gerekeceini bildii iin mutfakta nane ay hazrlyordu ki arkasnda cvl cvl bir ses duydu. "Merhaba, ieri girebilir miyim?" diye sordu kapda nefes nefese duran gen ve zarif hanm. Tekerlekli bavulunu ieri ekti, derin bir nefes ald, sonra b* Uzun sreli bellek kaybndan m mustaripsin? Hatrlamyorum. 281 yk bir dikkatle Abed'e bakt. Yz aydnland. "Kim olduunu biliyorum... Adn syleme... Sen...sen..." Abed afallam bir yzle bakakald. "Abed!" Neredeyse yerinde zplayacakt. "Sen Abed'sin deil mi?" "Evet," dedi Abed tereddtle, vcudu gerilmi, yz aknlkla kaslmt. Keke kz adn yanl hatrlasa, onu, evi, ehri kartrm olsa, tahmin ettii kii olmasayd. ekinerek sordu: "Peki sen kimsin?" "Ben Defne, stanbul'dan. mer benden bahsetmitir," diye ekledi sesi evkle dalgalanarak. "Amerika'ya geldiimi bilmiyor. Ona srpriz yapacam. Evde mi?" Abed bir dolu yalan uydurmaya alarak yutkundu, sonra tek bir yalan bile bulamayarak tekrar yutkundu. te o srada kzn elindeki hediye kutusunu fark etti. stanbul'dan ekerleme gibi bir ey getirmiti. Bunun tandk bir tatl olup olmadn dnmekten alamad kendini. O ter dkerek ylece dururken Defne havadaki uursuzluu sezerek tedirgin bir bak att, sonra bavulu mutfan ortasnda brakp ar, sendeleyen adnnlarla oturma odasna doru ilerledi ve ieride gmbrdeyen kalabal grp donakald. "Uzun sreli bellek kaybndan m mustaripsin?" mer divann zerinde sallanmaya devam ederek orkestrasna bard: Hatrlamyorum! Sarsak, uzun vcudu divann zerinde bir o yana bir bu yana savrulurken baklar da savruldu ve derken mutfak kapsnda bir kutu kestane ekerine akld. Tatlya hi dkn deildi ama severek yedii tek tatl buydu stanbul'dayken. Biraz zorlanarak baklarn kutudan alp kutuyu tutan kadna evirdi. Hatrlad. Bundan sonra olanlar her izleyicinin belleinde biraz farkl kalacakt. Alegre sonradan Gail'in dar ktn hatrlayacakt mesela, ama Piyu'nun kaytlarnda koarak kaan kii Defne'ydi. Hem Abed'e hem de Piyu'ya gre, bu vakann ardndan mer panik halinde divandan inmi, Defne'ye doru sendelemi ama sonra Gail'e hamle etmi, iki kadn tmyle farkl eylere ikna etmeye alm 282 ama baarl olamamt. Abed, mer'in iine dt amurda rpnrken bir noktada Gail'le Trke, Defne'yle ngilizce konutuunu iddia edecekti. mer kendi asndan bu iddialarn hibirine itiraz edecek halde deildi nk bu talihsiz deneyimden aklnda sadece tek bir grnt kalmt: kestane ekeri kutusu ve zerine ssl harflerle yazlm messese ismi: Demdenkaaroullar. "Yazklar olsun Arroz!" diye azarlad Abed. "Sana da yazklar olsun Sefior Piyu. Zavall kzn kestanelerini nasl yersiniz?" Parti bitmi, insanlar gitmilerdi. Alegre artanlar hayr kurumuna gtrm, Debra Ellen Thompson dkkna dnm, Gail ortalktan kaybolmutu. mer ba baa konumak iin Defne'yle birlikte dar

km ama ksa sre sonra tek bana ve skkn geri dnmt. "Neden bana yazklar olacakm?" diye itiraz etti Piyu. "Esas ona yazklar olsun!" "Bak bunda haklsn!" diye atld Abed. "Sana yazklar olsun Omar, evimizin uzun bacakl yryen yz karas! Rezil leylek!" mer onlara krgn krgn bakarken dudaklar izgi haline gelmiti. "stanbullu kz arkadan ne dedi?" diye merakla sordu Piyu, kestane ekerlerini masann br tarafna, Arroz'dan uzaa koyarak. "Eski kz arkadam," diye dzeltti mer huzursuzca. "Ya tabii! Tek mesele kendisi bunu bilmiyordu," diye takld Abed. "Bana iyi dileklerini sundu, hayatta mutluluklar diledi," diye homurdand mer. "Bir kadn tarafndan lanetlenmek felakettir," dedi batini mesaj abucak kavrayan Abed. "Bir erkek seni mahvetmeye yemin ettiyse, merak etme, gece vur kafay uyu ama bir kadn seni mahvet283 meye yemin ettiyse sakn gzn krpma." "Gail ne dedi?" diye sordu Piyu, Arroz'un pei sra gittii kestane ekerlerinin yerini tekrar deitirerek. "Fazla bir ey sylemedi. Kzacandan ya da incineceinden korktum. Ama onun hisleri iin endie etmememi, anlayabildiini syledi. Hepimizin gemii var, dedi." mer bir aklama beklentisiyle arkadalarna dnd. "Biraz tuhaf bir tepki deil mi sizce?" "Tuhaf mV diye gaklad Abed, parlak siyah gzlerini havaya kaldrp, mutfaktaki bir dinleyici kitlesine hitap eder gibi sesini ykselterek. "Dostumuz mer demin Gail'in tuhaf olduunu mu syledi?" Gltler, mer kalarn att. Bunu takip eden bolukta Ar-roz nihayet kutudan bir kestane ekeri almay baard. 284 Gsterileni Olmayan Gsteren Yeni evlilerin nerede oturaca konusu hi mesele edilmemiti. Bu evlilii artk hayatn bir gerei olarak kabul etmi bulunan Abed' le Piyu, Gail'in de buraya tanacan peinen kabul etmilerdi. Dolaysyla iftin clz gelirleriyle bir ev aradklarn renince itirazlar samimiydi. En azndan bir mddet ayn evde oturmay teklif ettiler. kinci kattaki dier oda o kadar geni deildi belki ama Gail'in kullanabilecei ekstra bir yerdi. Davis Meydan'ndaki ok sevdii tula ev kadar cazip deildi ama baharda ya da yazn oraya tanmaya hazr olana kadar hi de fena bir mekn saylmazd buras. Perembe sabah Debra Ellen Thompson, Gail'i Pearl Soka 8 numaraya getirdi, ikisi tslayan, drd son derece sessiz alt kutuyla beraber. Btn kutular ieri tanp mutfaa yldktan sonra Cherokee jip ivit mavisi bir telala vnlayp gitti. Gail kk oday grmek iin yukar ktnda, ev arkadalar kutularn, zellikle de tslayanlarn iindekilerden endie duyarak mutfakta beklediler. Bu iten en ok rahatsz olmas beklenen drdnc ev arkadaysa etrafta kaytszca dolanyor, kutular koklamaya bile zahmet etmiyordu. ki kutu nihayet alp West ile The Rest sarslm, korkudan kaslm, tyleri dik dik yabanilemi vaziyette dar ktnda da Arroz'un kaytszlnda bir deime olmad. ki ty topu dar karken Piyu, belki saldrmaya filan kalkr diye Arroz'un tasmasn sk sk tutmutu. On saniye sonra Arroz'u brakm, iki kediyi zaptetmeye urayordu. Gail'le mer kaba kuvvet kullanarak West ile The Rest'i tekrar kutularna tkp yukar tadlar; bu arada Piyu, Arroz'un kanayan burnuyla urayordu. 285 lar ve ierii ya da ilevi aibeli dzinelerce eya dar

karldnda Gail'in varl, Abed'i dehete garkederek banyodan balayarak btn eve yayld. ki saat sonra, alveriten dnerken yolda kapld yeni bir alerji nbetiyle banyoya kounca Abed'in karlat dnm yle bykt ki neredeyse burnunu bile unutacakt. Aromaterapi esanslar, yalar, banyo tuzlar, bitki sabunlar... Abed banyoda yabanc maddeler grmeye alkt ama mer'in kz arkadalarnn hibiri koca bir dkkn yannda getirmeye cret etmemiti daha nce. Klozetin yannda kocaman bir sepet konmu, iine kitaplar, dergiler ve fotokopi makaleler doldurulmutu. Ynn iinde Dada Manifestosu'nu, Kadn Jouissance'nn Sessizlii balkl bir fotokopi makaleyi, Dorothy Parker'n iirlerini, Parya Olarak Yahudi: Modern ada Yahudi Kimlii ve Siyaseti'n ve hemen altnda "nk Ne Yaptklarn Bilmiyorlar / Zizek" balkl bir kitap grd Abed. Kitabn ieriinin balndan daha anlalr olacan umarak birka sayfasn kartrd: "Klasik Efendinin otoritesi belli bir S fin, gsterilensizgsterenin. szn edimsel ileyiini cisimle-tiren zgndergesel gsterenin otoritesidir." Abed oflayarak bir baka blme gz att. "...saf biimin yzeyinde yeterince ilerlersek, biimi kirleten biimsel-olrnayan bir keyif 'lekesi' ile karlarz; tam da 'patolojik' keyfin reddi, belli bir art-keyif yaratr." Abed kitab kapad. ok gemeden banyonun sadece bir balang olduu ortaya kacakt. Bir solukta... bir frtnayla... btn ev topyekn istilaya uramt, Gail her yerdeydi. stilas eyalardan ziyade kokularla kendini belli ediyordu. Gnn farkl saatlerinde farkl tts er yakyordu. Peari Soka 8 numara sabahlan yasemin, akamlan sandal aac, geceleri hanmeli kokuyordu. Dolunayda selvi kabusu, aysz gecelerde biberiye yakyordu. Hafta sonlan da ev kri k oku-yordu ama bunun sebebi Alegre'yi sinir ederek piirmekte direttii nebatobur yiyeceklerdi. Temelde tahl ve sebzeyle besler en West'le 286 The Rest en ok bu yemekleri seviyorlard. Bu yzden bu iki kedinin, hem bireysel hem de toplumsal seviyede saldrganln yeme alkanlmzn dorudan bir sonucu olduu ve et yemeyi brakrsak hepimizin barl varlklar olaca yolundaki nebatobur imannn canl kar-kantlar olduunu dnyorlard Abed'le Piyu. Ama geriye dnp bakldnda, Gail'in varln iyice arpc klan kitaplan, deniz kabuklar, hatta kokularndan ziyade etrafa sat kelimelerdi. Bu szler vastasyla ineliyor, drtklyor, talyor, durmadan armha geriyordu yeni ev arkadalann, ftursuzca atyordu szel kurunlarn, zerre dikkat gzetmeden, sanki Siyaseten Doruculuk akm ABD'de hz kazand sralarda o bir yerlerde uyuyakalm da bu akmdan hi haberdar olmamt. Abed'le Piyu bu konuyu aralannda hi konumamlard ama arkadalklarnn balangcnda, dini arkaplanlarna gndennede bulunan ypratc bir soruya ya da nyargl bir yoruma kar ikisinin de tetikte bekledii dnemler olmutu. Bir Katolik'in slam'a yneltebilecei olas itirazlar ya da sorular defalarca gemiti Abed'in kafasndan ve Piyu bunlardan birini dile getirirse diye hazrda beklettii cevaplar vard. Ayn ekilde Piyu da bir Mslman'n Hristiyanlk aleyhine syleyebilecei eylere kafa yorup cevaplarn hazrlamt. Zamanla bu cevaplarn hibirine gerek olmad ortaya kmt nk Abed de Piyu da bibirlerinin dinine son derece sayglyd. Ne var ki son zamanlarda bu uyumlu beraberlik fena sarslmt, bata sandklar gibi komu tek tanrl dinden gelen bezdirici sorular ve dikenli yorumlarla deil, iki tarafa da ayn anda talar yadran Gail adndaki bu kafir mancnn att talarla.

Sadece syledii eyler deil syleme tarz da sorunluydu. Bazen Gail evi paylat kiiden hibirinin anadilinin ngilizce olmadn unutmu grnyordu. "Tavrlarn deitirmeyi hi dndn m Gail?" "a felein ykn srtmdan atana kadar deil." Her geen gn Abed, Piyu ve mer onun jargonunu kuru bir sngerin suyu emmesi gibi emiyordu. Ondan kaptklar argoyu, deyimleri, ilk kez duyduklar ifadeleri ceplerine tktryor, evden d2S7 .^. y.vu> Y.-vLiUi. uu j'^jii ^alemci^c K.aymuya neves eaen Dir ocuk gibi bu yeni kelimeleri hemen kullanmaya alyorlard. te Gail'in evdeki varl ana hatlaryla byleydi. kinci kattaki iki odadaki varlnn neye benzediiniyse ne Abed ne de Piyu biliyordu nk ieri girmekten kanyorlard. Evlendikten sonra mer'in odas tecavz etmek istemedikleri mahrem bir alan haline gelmiti. Oraya girmeleri iin haftalar gemesi gerekecekti. Nihayet girdiklerinde de oda o kadar deimiti ki eskiden neye benzediini hatrlayamamlard. Duvara posterler, resimler ve izimlerin arasna boydan boya devasa harflerle u yazlmt: Rahat Yerinde Olanlar Rahatsz Et, Rahatszlar Rahatlat. Abed'le Piyu zaten bu odada kendilerini yle ya da byle rahatsz hissediyorlard. Buras artk evin geri kalanyla balantl deildi; sadece Gail'in eyalar yznden deil, evli bir iftin yatak odas olduu iin. Yataa veya mahremiyeti olan herhangi bir eye bakmamak iin prdikkat duvarlara younlamlard. "Bu bir ak tlsm," dedi mer onlarn ilgisini grnce. Odada yalnz bana tezinin ikinci blm zerinde alyordu. "Yan duran bir Tanra iareti ve tepetaklak duran bir Tanr iareti var." Tanr'nn nerede Tanra'nn ne cehennemde olduunu grmeye almaktan ilk Abed vazgeti. Sonraki simgeye geti. "Oradaki poster de lham Perilerinin Yldz. Dii ruhlar hep dokuzlu gruplar oluturmu. Klasik Yunanllarn ilham perileri, skandinav tanrlarn yaratan dokuz ay bakiresi," dedi mer en akrak, Gail'den rendii ve ne yapacan pek bilemedii bu malumat onlarla paylamaktan memnun. "Ortaa batl inanlarnda bunlara basan denirmi, ormanlarda yaar uyuyan adamlarn zerine abanp nefeslerini boar, konuma glerini ellerinden alrlar-m. Kara-basan laf da oradan geliyor!" "Evlendiin kadnn iar bu ite! Erkeklerin nefeslerini bomak, konuma glerini ellerinden almak!" "Bu gamal han burada ne ii var?" diye araya girdi Piyu. "Piyu ok lo-go-santrik-sin," diye atld Abed. "Bu kadar iflah olmaz bir lo-go-santrik, stne stlk defal-lo-santrik olmasaydn 288 bu gamal haa bambaka gzlerle bakabilirdin. Bahse girerim bir yerlerinde gizli bir Tanna vardr." Piyu gld. Btn leden sonra uyuyormu numaras yaparak yatt pufun zerinden aktrmadan onlar seyreden West ayaa kalkp bu espiriyi paylamak ister gibi yanlarna geldi. The Rest de hemen peine takld. nsan kendi vcut kokularndan pheye dren o ikillendirici tavrla, ikisi birlikte Piyu'nun oraplarn kokladlar. "Aslnda bu bir gamal ha," diye itenlikle aklad mer. "Ama Roma Gamal Ha. Gail bunu yere diz km kollarn da ibadet ederken havaya kaldrm bir adama benzettii iin seviyor..." "Ya, demedim mi?" diye gaklad Abed. West onlara olan ilgisini kaybetti, The Rest zaten batan beri ilgilenmemiti. kili usulca geri dnd. Son zamanlarda Arroz'u etrafta

grmek zordu. Zamannn ounu nc katta, Piyu'nun yata altnda kprdamadan geirme huyunu gelitirmiti. "Evet, ama Gail bu eklin M.. 10.000'den beri dini bir simge olarak kullanldn sylyor. Hindistan'daki en eski paralarda, Japon, in, Kk Asya, ran, Yunanistan, Britanya, skandinavya hatta zlanda resimlerinde grlyormu. Naziler gamal han sahibi deil yani. Hitler bunu saf bir Aryan iareti olduu zannyla alm. Gail bu sembol onlardan geri almamz gerektiine inanyor," dedi mer cokuyla, belli ki kendi konumas ona ilham vermiti. te Piyu tam o anda dnceli dnceli mrldand: "Hadi dostum, gidelim!" Bizim de seni ondan geri almamz gerekiyor der-cesine. "Hadi dostum, gidelim!" sradan bir ifade deildir. Bir nevi erkeke kkenlere dn ars - br kadna kendini fazlaca kaptrm evli biraderlerine bekr erkeklerin verdii bir sr alarm iaretinden biri. * 289 "ok zr dilerim geciktim," dedi Alegre soluk solua. "nemli deil Alegre, yeni balamtk zaten." Connie dairedeki herkesi glne dahil ederek epeevre glmsedi. Gzleri Debra Ellen Thompson'nkilerle karlatnda bir dikenli bak yakalad ama grmezden gelmeyi tercih etti. "Amy bize, Debra'nm geen haftaki gnln grdnde ne hissettiini anlatyordu." "Debra'nn gnln grdmde, bu hafta sonu yedii eyleri grdmde zldm ve kzdm..." dedi Amy evkle. "Sah gnne bakn. En iyi arkada Gail evleniyor, bu zel gnde ne yemesi beklenir? Hamur ileri, tatllar, gzel yiyecekler, en azndan dn pastasndan bir dilim. Yemi mi? Yememi. ikolata ve muz yemediini biliyorduk, buna bir de dn pastas eklendi. Neden? Bence protesto. Zihninde btn bu yemekler u mehur en iyi arkadayla ilintili, hem ben onun sadece arkada olduundan da pheliyim. Maureen'in kocasnn Maureen'in kendisi olmasn engelledii gibi bu Gail de Debra'nn kendisi olmasn engelliyor." "Ya sen Alegre?" diye sordu Connie arkasna yaslanp kollarn kavuturarak. "Sence yemek yememek bir eyleri protesto etmenin gstergesi olabilir mi?" Alegre'nin yz baklarn arl altnda soldu. Kimseye bakmamak iin gzlerini odaklayacak bir ey arad ve Connie'nin kolyesinde karar kld. Baklar kolye ucuna sabitlenmi, sesi alak, neredeyse fslt halinde: "Olabilir belki, emin deilim," dedi. Connie ona acyan bir bak frlatt, Amy ileden karak ellerini havaya kaldrd. "Ama bildiim bir ey var," diye kolyeyle konumaya devam etti Alegre, "sa'nn rettii gibi, gnah ileten azmza giren eyler deil oradan kan eylerdir. Sylediimiz eyler yani. Szlerimiz." Connie'nin st duda kasld, Amy'nin gzleri ksld. "Dncelerini bizimle paylatn iin teekkrler. Gnln de grup yeleriyle paylamak ister misin?" Alegre, Debra Ellen Thompson'a bakarak ayaa kalkt. O da Alegre'yi tevik edercesine ban sallad usulca. Alegre bir daire izerek BU HAFTANIN YEMEK GNL'n en son Connie olmak 290 zere grubun btn yelerine datt. Pazartesi 21: e geldiimde kararl ve enerjiktim. Dr. Marc Victor Fitzpatrick'in yedi randevusu vard. Doktor btn gn akl bir eye taklm gibi tuhaf davrand. leyin hindili sandvi yedim. Akam evde yedim. Sal 22: Doktorun gizli bir ilikisi olduundan pheleniyorum. Kars

aradnda ona ok iyi davranyor ama sonra btn gn sinirli oluyor. Bu koullar altnda ben de sinirleniyorum, itahm kapanyor. Debra Ellen Thompson, Connie'nin himayeci cephesinde bir dehet atlann aldn tespit edince glmemek iin kendini zor tuttu. Perembe 24: Nihayet doktorun gizli akn rendim. Bu sabah broya geldi. ok gen, daha on dokuzunda. perek dar ktlar. Yarm saat sonra doktorun kars araynca yalan sylemek zo-. runda kaldm. Btn gn bir ey yiyemedim zntden. "Yorumlamaya balayaym m," diye hevesle bard Amy. "Balayaym m?" diye tekrar etmek zorunda kald nk Connie' den uzun bir dakika boyunca cevap gelmemiti. "Ha evet, ltfen." Connie abuk toparlanmt ama Amy'nin syledii herhangi bir ey zerinde dikkatini toplayamayacak kadar dankt zihni. Debra Ellen Thompson ve Alegre ruhlarnn nicedir fazlasyla ihtiya duyduu intikam nihayet Connie'den alm olmann keyfiyle muzipe birbirlerini-szdler. 291 Bir Cehennem Tasviri "Abed, sana bir ey sorabilir miyim?" Gail onu mutfakta, czrdayan tavaya odaklanm, cuma olduu halde aile boyu gzel-pazar kahvaltlarndan birini hazrlarken yakalamt. "Bana slam'daki cehennem tasvirlerini anlatabilir misin?" "Buyrun! Gitti cehennemi sordu! Yahu neden hep solucanlar, alevleri, ezay renmek istiyorsun Gail? Tuzu uzatsana!" Abed honutsuzlukla ban iki yana sallad ve bu hareketi biraz uzun tuttuundan yumurtaya fazla tuz koymu oldu. "Cennetin nesi var, yeterince ilgin gelmiyor mu sana cennet?" diye kt bouk bir sesle, bir yandan da iki kk bardaa dikkatle nane ay dkyordu. Bu evde bir tek o ayn anda hem sesini sert, hem hareketlerini candan klmaya muktedirdi. stelik sabahlan en iyi nane-ay-arkada- olmas sebebiyle Gail'i takdir etmiyor da deildi. Onun ay bardan dnyann en kymetli eyi gibi iki avucunun arasnda tuttuunu grnce yumuad. Tekrar konumaya baladnda sesi gibi baklar da yumuamt. "Nasl olur da Tanr'ya inanmazsn? Zndk Omar'n inanla mi-nanla alakas olmamas anlalr bir ey. Ama sen yle deilsin. Yaradln gizemiyle, te dnyayla ilgilisin..." Gail tembel tembel esnedi. Esnemesi bittiinde "Ama ben Tanr'ya inanyoruml" dedi neredeyse bararak. "Tanr'nn merkezi her yerde, eperi hibir yerde olan bir ember tekil ettiine inanyorum, ok ok eskiden bir simyac filozofun dedii gibi." "O filozofu bilmem ben..." diye homurdanmaya balamt ki Abed, mer'in zerinde pijama, her zamanki sabah sersemliiyle 292 ieri girdiini grd ve bo kacan bildii bir dayanma umuduyla ona dnd. "Omar dostum, u atlak karna Tanr'nn onun snrl, fani beyniyle lebilecei geometrik bir ekil olmadn syle ltfen." "eper... geometri... Siz nasl olup da yataktan kalkar kalkmaz bu kelimeleri sarfedecek enerjiyi buluyorsunuz da ben bulamyorum?" diye sordu mer'in mayk gzleri. Ama Gail srarlyd. Tavada czrdayan drt yumurtann zerine glgesini drerek Abed'i mutfakta yeni sorularla takip etti. O drdnc yumurtay oraya krd iin Gail'in yumurta yemediini unutmu olmakla sulanamazd Abed nk ilk andan itibaren buna inanmay reddetmiti. Bir insann kendi zgr iradesiyle, kahvaltda iyi pimi yumurta yemeyi reddedebilecei ihtimalini akl almazd. "En azndan u kitaplarla ilgili eyi tekrar anlat," diye yalvard

Gail. "Peki, tamam! Sana kitaplarla ilgili eyi anlataym," dedi Abed teslim olarak. "Kuran- Kerim'e gre kitab sa eline verilen Cennette yksek bir bahede, meyveler ve nimetler arasnda saadet yaayacak. Ama kitab sol eline verilen Cehennem ateinde yanacak. Sabahlar benden 'Gnaydn' yerine duymak istediin bu mu yani?" Gail onun szlerini tekrarlarken mer'in dirseini tuttu: "Kitab sol eline verilen. Sence de lirik deil mi?" "Lirik... iirsel... Siz nasl olup da yataktan kalkar kalkmaz bu kelimeleri sarfedecek enerjiyi buluyorsunuz da ben bulamyorum?" standart bak geldi cevaben. te mer en ok byle zamanlarda zlem duyuyordu eskilerde kalm o koyu renklij scak sevgilisine. Neredeyse bir yl olmutu, ara sra bir-iki... belki biraz daha fazla sigara tttrse de kahve ve alkolsz geen bu sre tam bir cehennem olmutu. Onlar nane ay muhabbetlerini yudumlar vaziyette brakp her admda bir fincan kahve arzulayarak merdivenleri kt. Odasna dnnce ilk i denizci mavisi brordeki numaray arad, otomatik kadnn sigaray brakmak iin verdii on ipucunu dinlemeye balad ama ancak 293 drdncye kadar tahamml edebildi. Telefonu kapatt. Sonra annesini arad. "Hl yamur yayor mu?" diye sordu annesi. "Yldrm arpmasndan alt kii lm, bir sr de yaral varm." "Son gnlerde biraz fazla yad." mer aniden nasl olup da hi saat takmadn merak etmi gibi sol bileine bakt ks ks. "Ama ben iyiyim, merak etme, ev scak... ve... kuru... bir de anne, ben evlendim." II ti Annesi alad. Kapatr kapatmaz mer bir sigara yakt. Walk-maninde Elvis Costello'nun arks alyordu: "Home isn't where it used to be. Home is anywhere you hang your head." (Evin braktn yer deil, ipini sallandrmak iin setiin yerdir ev.) Annesi mesele deildi. Kahve ya da imeden edemedii u sigara, hatta Elvis Costello da deildi. Mesele Gail'di. Gemite pek ok kereler, son zamanlarda da gittike artan bir sklkla gzlerinin nnde hzne kapldn grmt Gail'in. Bylesi zamanlarda ar hassaslayordu. Dangalak bir siyasetinin dangalak bir laf, dnyann bir yerinde sivillerin ldrlmesi, pencerenin nndeki l bir sere... kalbini burkuyor, onu derin bir eleme sevkediyordu. lk balarda mer, hznn kontrol ettii mddete endielenecek bir ey olmadn dnmt. Ama zamanla bunu kontrol edemediini fark etti. Ne zaman onu neelendirmeye alsa bir duvara tosluyordu, arkasnda bir oyuk, bir in, kendini kt hissettiinde ekildii bir penah vard bu duvarn ve oradan ktnda daha da beter oluyordu. te mer'i her eyden ok korkutan o sakl yerdi nk Gail bir kere oraya yuvarland m peinden ieri girmenin ya da onu dar ekmenin bir yolu olmadn renmiti artk. Onu daha da endielendiren o mehul meknn kapal oimamas, baka bir alana, varolusal bir yeralt dnyasna alan bir kap olmas korkusuydu. Gemiin zehiriyle ykl ve esrik, dipsiz bir azapla dyordu Hades'in derinliklerine Gail. Oradan geri geldiinde ise tam tersine yle enerjik ve cretkr oluyordu ki, son birka gndr ne halde olduunu kimseler tahmin edemezdi. 294 Gail'in yeralt dnyasna ziyaretleri oaldka mer ona belli etmeden onu korumann yollarn bulmaya abalyordu. Davis Meydam'ndaki kendine

ait bir avlusu olan ve Gail'in kalbini ilk bakta kazanan u tula evlerden birine tanrlarsa ona iyi geleceini umuyordu. Evin kirasn karlayamayacaklarn biliyordu ama annesi artk evlendiini rendii iin, ilk okun ardndan ailesinin ona para gndereceinden emindi. Annesi, evlendii iin hayal krklna uram olabilirdi ama i iten getiine gre onun mahcup duruma decek kadar parasz kalmasn istemezdi. Onlara evlendiini sylemek mer'e daha fazla para getirecekti ama New-toncu evlilik kuramna aktan aa ihanet anlamna geliyordu. Bu yaz ailesi stanbul'da Gail'le tanmak isteyecekti kukusuz. Yastk Sohbeti Numaras 12-G, ad Yastk Solbeti'ydi Piyu'nun yanaklarn kaplayan rengin, bu evde sadece Abed'e anlatabilecei bir srr amak iin onun odasna damladnda. "Mesele Alegre'yle ben. Biliyorsun uzun zamandr birlikteyiz..." dedi Piyu gzlerini nlerinde ak duran kitaba dikerek: Molekler Bioinfornatikte Geliimler. "Onu ok seviyorum. Ama onunla..." Piyu gzlerini kapad ve cmlesini bitirene kadar amad: "...yatamyorum." "Hi mi?" "Hi." "Ya, ya ya," diye tekrarlad Abed, ayn heceyi her seferinde baka telaffuz ederek. "Bu konuda bir Fas atasz yok mu?" Piyu bu zorlu konumay daha rahat bir mecraya sokmaya alyordu. "Aklma bir tane geliyor. Kabaca yle tercme edilebilir, 'kadnlarla ok yatmak insan kr eder'. Ama bir tane daha var: 'kadnlarla hi yatmazsan gzn hi grmez.'" Piyu laf olsun diye ban sallad. "Ataszleri ferasetlidir," dedi Abed kendi kendine destek karak. "Onlar kk gryoruz nk hayatlarmzn ok karmak, ataszlerinin ise ok basit olduunu zannediyoruz. Gnmz modern dnyasnda her eyi olabildiince karmaklatrmak moda. Ama ataszleri saf bilgeliktir. Saf ve sarih. Senin meselene gelince..." Abed metanetle gmleinin kollarn kvrd ve kararlln katmerleyerek enesindeki gamzeyi kad. "... mesaj ok ak. Arya kamak iyi deildir. Bir orta yol olmal. Hi yatmamak arlk." 296 "Belki de haklsn," dedi Piyu aresizlikle omuzlann drerek. "Belki sonularndan korkuyorum. Ama kendim iin deil. Alegre iin endieleniyorum. Onunla evlenmek istiyorum ama onun iin en uygun erkek ben deilsem ne olacak?" "Bu konuya kafay takma. Kadnlar kendilerine en uygun erkekle evlenmez." Abed ar ve ciddi bir edayla ban kaldrd. "En uygun erkee k olur, sradaki ikinci erkekle evlenirler." Ama bu saptama Piyu'nun kayglarn dindirmedi. Akl karm ve sinirleri bozulmu bir halde gzln geri itti: "Sence akla... cinsellik arasnda dorudan bir balant var mdr?" "Tabii. Bunu anlatan bir ataszmz daha var Fas'ta. Biraz muzr ama. Bir kadn bir erkee ksa ona kapnn deliinden bile verir, derler." "Peki ya sen? Nasl hem bu orta yolu savunuyorsun hem de Amerika'da hi kz arkadan yok hl?" "Kz arkada m?" diye yineledi Abed dnceli dnceli. Bir an hem Piyu'ya hem de kendine amarhanede grd bir kadna duyduu ilgiyi itiraf etmeyi dnd - anas yanda bir kadn. Kadnn gzlerine baktnda onu irkilten arzusunun aikrlyd. Arzusunu szler ya da gllerin erbetine bulamaya uramyordu. Saf ve apakt arzusu. Saf, apak ve rktc. Her karlatklarnda Abed onun baklarndan

gzlerini karmak ile ona karlk vermek arasnda bocalyordu. "Biliyorsun, imdiye kadar benim iin tek bir kadn vard. Safye'yi beklemeyi tercih ediyordum. Onun da ayn eyi yapacan dnyordum..." "Neden gemi zamanda konuuyorsun?" "Dn annem arad. Safiye evleniyormu. Bil bakalm damat kim: kuzenim! nmzdeki yaz muhtemelen evlerine gidip onlar tebrik edeceim. Atasznn dedii gibi: 'gz grmeyince gnl katlanlm'." "Ama o zaman bu atasz yanl..." "Evet..." Abed'in sesi alald. "Bazen yanlyorlar..." 297 Kendi tylerini yolmak Ebedi Kak Salaycs "Neden tandnz hl anlamyorum," diye szland Piyu, azami sratle alan mavi niformal iki Lbnanl hamala, bu iin sorumlusu onlarm gibi aksi aksi bakarak. "ocuk filan yapmay dnmyorsunuz deil mi?" diye sordu Abed pheyle. "ocuk mu? Daha neler," dedi mer yksek sesle, belki gerektiinden yksek sesle glerek. Ne de olsa yalan sylyordu, sadece onlara deil kendine de, bu yzden sesi iki kat yksek kmt. Son birka haftadr ocuk sahibi olmann nasl bir ey olacan dnrken yakalamt kendini defalarca. stemiyordu da, sadece merak ediyordu. Bir ocuun, sevgi, ballk ve ihtiya ipleriyle Gail'i hayata balayp balayamayacan merak ediyordu; baka balamda bu karmdan holanmazd muhtemelen ama ocuundan gelirse pekl houna gidebilirdi. Huzurlu anlarnda hokka burunlu, minicik elli, sevimli kafasnda devasa bir siyah sa als olan bir kz bebek getiriyordu mer gzlerinin nne. O bebek kendisinin yapmay baaramad eyi yapabilir, Gail'in iindeki lm drtsne hayat fleyebilirdi. indeki nihilist, kendini birden kalbna brndrd gz ykseklerdeki burjuva babayla inceden inceye dalga geerken, mer bu yz krzartc lde evrensel ve sradan zlemi kendine saklyor, hi kimseyle konumuyordu, zellikle de Gail'le. "Eee, sarmsak testi yapmaya baladnz m?" diye sordu mer konuyu deitirmek iin ama daha sorar sormaz cevaptan korktu. CD'lerini paketlememi olsayd, aslnda bir arky: Don Allison'n You Can Be Replaced {Yerin Doldurulabilir) arksn dinlemek isterdi. 301 "Evet, bu sefer internete de bavuru formu koyduk," dedi Piyu. "Cevaplar gelmeye balad bile." "Ya?" mer'in sesi neesizlemiti. "yi bir aday var m bari?" "Sadece manyaklar," dedi Abed. "Trlatmlarn bizimle ev arkada olmak iin yarmas raslant m acaba yoksa Boston'da doktora yapan btn renciler delilik snrnda m dolayor?" "lerinden biri houma gitti ama. Bir kadn, ok gzel. Yoga retmeni ve bacaklarn bkerek kendini rek ekline sokabiliyor." Piyu bu son kelimeyi sylerken somon rengi olduundan, herkes "rek" kelimesinin bilmedikleri mstehcen bir anlam olup olmadn merak etmiti. le yemeinde sarmsakl tavuk ve kuskus yediler. Alegre son zamanlarda gittike daha az yemek piirir olmutu. Zamannn ounu Debra Ellen Thompson'la geiriyordu. Piyu onun da nebato-bur olmasndan korkmaya balamt, imdi de bu korkusunu hatrlaynca inlemekten kendini alamad. Arroz hemen yannda bitip ban Piyu'nun dizine dayad, insanolunu teselli etmenin en iyi yolu buydu: onlara hem sevildiklerini hem de patron olduklarn hissettirmek. Hem ne de olsa Arroz bugn gani gani sevgi temin edebilirdi. Harika bir gn deil

miydi! Evdeki hayhuyu bayla bayla seyrediyordu, zellikle de o burnu byk ty yumaklarnn kutularna konmas safhasn. Kediler gitmiti nihayet! Gail iki saat nce onlarla birlikte yeni eve gitmiti, oradaki hareketlilik balamadan nce etraf koklayp kendilerini yuvalarnda hissetsinler diye. Konutuklarndan da hzl alan Lbnanl hamallar sayesinde her ey bir saat iinde toparlanp tanmaya hazr hale gelmiti. leden sonra 15:08'de ev arkadalar arabaya binmi, Drtnala Nakliyat kamyonunu takip ediyorlard. Davis Meydan'ndaki bir apartmann merdivenlerine gelene kadar mer kulakln takp Dead Kennedys'in Bleed for Me {Benim in Kana) arksn dinlerken Abed'le Piyu pek konumadlar. Dardan baknca binann eski olduu anlalyordu, iinde de ar bir koku vard, ho deildi belki ama kt de deildi. Binann kendine has eki kokusunu, kendine has ekimsi bir hikyesi olmasna yormutu Gail. 302 Gail de bu arada evdeydi. Tam olarak belirtmek gerekirse pencere pervaznda. Dierlerinin gelmesini beklerken, West ile The Rest'i seyredip yeni evi sevip sevmediklerini anlamaya alarak geirmiti vaktini biraz; bir ileri bir geri yryerek kendisinin evi sevip sevmediini anlamaya almt; bir muz, stne de sabanafazladanbirdolarnzolduunusyledi Kadn nugat yemiti - baarl koleksiyonlarndan biri olmadn teslim etmeliydi zira Noel'den beri pek az mteri ilgi gstermiti. Belki de valizli evsiz hanm stl ikolata yerine pralinden yapmalyd. Sonraki Noel'de pralini deneyecekti. Ama imdi dardaki sulusepken kar seyretmekten ziyade, souun keskinliini alnnda hissedebilmek iin cama yaslandnda baka, bambaka bir ey yapmaya karar verdi: lmeye. Arka taraftaki nc odann pencereleri, komu binalarn evreledii kuytu, lo bir avluya bakyordu. Avlunun ortasnda yapraklarnn ounu serin yele teslim etmi bir bodur aa vard. Ama belki de hain d koullarla pek alakas yoktu kurumasnn, iinden, kendisinden kaynaklanan bir eydi. Bitki onu hznlendirdi. Pencereyi ap vcudunu dar ekerken kimi bitkilerin de tpk kimi insanlar gibi iten ie kuruduuna emindi Gail. "Hanmefendi! Hanmefendi! Ltfen aa iner misiniz! Hayr, ay ay durun! teki taraftan, yani merdivenlerden, ltfen merdivenlerden iner misiniz?" Aada avluda sska m sska yal bir ift duruyordu, ikisinin de salar ksa ak, yanaklar al, burunlar sivri ve kzarm. Aslnda birbirlerine o kadar benziyorlard ki ayn kyafetleri giymi olsalar ilk bakta hangisinin kar hangisinin koca olduunu anlamak zorlard. "Merhaba! Biz yeni komulannzz da," diye bard Gail, meraklarnn at menzilinden kaamayacan anladnda. "yi misiniz?" diye bard adam. "Barmasana kza," diye bard kars. "yi olmadn grmyor musun?" Zil tam zamannda alp, Gail'i byle hayat yoksunu bir ift ta303 rafndan hayata geri dndrlmenin azabndan kurtard. Rahatlayarak nce sa, sonra sol bacan geri att, iki bklm vaziyette kendini pervazdan ieri ekti. Ayaklan plak, sanda yamur damlalar kapy ap, Abed, Piyu ve mer'le arkalarndaki Drtnala Nakliyat hamallarna tatl tatl gld. * "Arkadaki kk oda senin gm kak odan olur," dedi mer, herkes onlan kutularn arasnda brakp gittikten sonra. "Sana binlerce gm

kak alnz." Gail'in sesi gizli bir bilgi verir gibi mahrem bir fsltya dnt: "Bunun iin ok para lazm, malum." "Bulurum. Olmazsa k lokantalardan alarm. Senin ebedi kak salaycn olurum." Ebedi Kak Salaycs. Gail bu ifadeyi sevmiti. Ama beendiini belirtmek yerine nedense itiraz tercih etti: "Ebedi biraz bat-talbeden bir kelime. Beni yarn da seveceinden nasl bu kadar emin olabilirsin?" mer kahverengi gzlerinde kederli bir ltyla bakt. "Bunu anlayabileceini sanmyorum nk benim seni sevdiim gibi sevmiyorsun beni," dedi bu sefer ona itiraz etme ans tanmadan. "nkr etme ltfen. Doru bu. Vaziyet byle. Umarm... gnn birinde beni imdikinden daha fazla seversin. Ama sevmesen bile benim sana olan akm seninkinden bamsz, egemen bir devlet, biliyorsun!" dedi iyi bir siyaset bilimci olarak. "Varolmak iin d yardma ihtiyac yok!" Sesindeki belli belirsiz titremeyi yakalayan Gail gzlerini kapad, kendini ayn anda hem iyi hem kt, hem sulu hem rahatlam hissetti. mer'i kendisine ekip efkatle pt, efkat arzuya, arzu tutkuya dnt. mer brakt kendini, brakt ki sarlsn, kucaklasn, barna bassn... yok edip yaratsn... yaratp yok etsin..Kutularn arasnda, yerde, kedilerin, zellikle de The Rest'in srarl baklar altnda sevimeye baladlar. The Rest nce onlann, sonra 304 West'in etrafnda halkalar izmeye balad, her seferinde reddedildike asabiyeti ve miyavlar artt. Bir yandan ona kkr kkr glerken, bir yandan da bir daha birbirlerinin iine asla byle nfuz edemeyeceklermi gibi kederle rl izoid bir sevimeyle tutundular birbirlerine. "Kediler zil sesi karabilir mi yoksa zil mi alyor?" diye fsldad mer, Gail'in kulana. Kap alyordu, hem de srarla. The Rest'in ldrmas, kapnn bangrdamas ve Gail'in srekli kkrdamas... bu koullar altnda artk sertliini koruyamayaca gereini kabul etmek zorunda kalan mer ayaa kalkt, o karmaa iinde pantolonunu bulamad, beline bir havlu sarmaya, o da olmad Gail'in pantolonunu giymeye, o da olmad nihayet kendi pantolonunu bulup kedilerle birlikte kapy amaya kotu. Gail bu arada rlplak yerde yatm kkrdyordu. "Kimmi?" diye sordu birka dakika sonra. "Manyak bir ift!" mer geri gelirken ban kayordu. "Bay ve Bayan Jones. Bana senin iyi olup olmadn sordular. Onlar tanyor musun?" "Ben mi? Hayr!" dedi Gail hl etrafnda dolaan kedilere gz krpp, mer'i tekrar yere ekerken. * Evdeki ilk iki hafta harikayd. Ksmen her yeni evdeki ilk iki hafta harika olduundan, ksmen de bir sre ev arkadalaryla yaadktan sonra kendilerini iinde bulduklar bu kan kocalk kapslnn ne kadar rahat ve utanmazca seksi olduunu kefettiklerinden. On ay boyunca Abed ve Piyu'yla yaamann mutluluk ve keyif veren ynleri olmutu kukusuz ama arln ve apn daha yeni fark ettikleri bir dizi kstlama da getirmiti onlara. stediini piirmenin, daha az kuskus yemenin, geceleri korku filmi lklar duymamann, giysilerden hem kedi hem kpek ty yerine sadece kedi ty temizlemenin ve evde, en azndan teoride, nlplak dolama zgr305 lne kavuunca... tipik bir burjuva iftine dnmenin dardan grnd kadar kt olmad sonucuna varmak zereydiler. Kendilerine

ait bir eve tanmak ncelikle desibel zgrl getirmiti onlara yksek sesle, bangr bangr, kulaklar sar edercesine seslenme, inleme, kur yapma ve kavga etme zgrl. "Bayan Basu ikyeti," dedi Koreli kapc bir akam kapya dikilip; bezgin bir sesi vard ve "Bu syleyeceim ey hi derdim deil ama yine de syleyeceim" diye yorumlanabilecek skntl bir bak. Kendisine yneltilecek soruyu hemen tahmin edip, eklemiti: "Bayan Basu yan kap komunuz." Hal byle olunca kimi zgrlklerin bastrlmas gerekmiti. Binann giriinde her ev iin kk bir posta kutusu vard ve her kutunun zerindeki minicik ktlara daire sakinlerinin soyadlar yazlmt. Eitliki bir uygulamaya benziyordu ama eitliki bir uygulamaya benzeyen ou ey gibi sadece yzeyde yleydi. Bu sistemin ksa soyadl insanlar kayrp, uzun soyadl insanlar madur ettiini savunuyordu mer. Komu Bayan Basu mesela, farknda olmasa da imtiyazllardan biriydi. Nerden bilsin ayrcaln? Bilgi sahibi olmakla elindekini bilmek arasnda tersine bir iliki vard. nsann ne kadar imtiyazl olduunu bilebilmesi iin ncelikle imtiyazsz olmas gerekiyordu ama o zaman da paradoksal bir biimde artk bilinecek bir imtiyaz kalmyordu. 306 Porselenlerle Akam Yemei Oturma odasndaki geni divanda yan yana oturan, merakla ldayan todas las tias inciye benzeyen yuvarlak talardan yapma bir gerdanlk gibi sraya dizilmi, ayn yne bakyorlard. Hem glleri hem de baklar Alegre'nin yemee getirdii kzl sal misafire ynelmiti; kz hepsinin gllerine teker teker karlk vermeye alarak, bu arada sray ararak pufun zerinde kprdanyordu. Srann sonunda la Tia Piedad oturuyordu. En az o konuuyor, daha az glyor, daha az bakyordu. Her eyin azn yapsa da iktidarn fazlas ondayd. "Yemek hazr!" Alegre'nin sesi yemek odasndan duyuldu, biraz sonra kendisi de terif edip eref konuuna fsldad: "Skldn m?" "Hi sklmadm," dedi Debra Ellen Thompson tatl bir mrltyla. Yalan da deildi. Bu aile yemeine davet edildiine yle mutluydu ki sknt aklnn ucundan bile gememiti. Herkes ayn anda ayaa kalkp ar bir konvoy halinde yemek odasna yrd. Ama biraz sonra bu yry beklenmedik bir biimde sekteye urad ve n sralardan fsltlar ykseldi. Sonra la Tia Piedad'n sesi duyuldu: "Dios Mio!" Alegre'nin yznde hi aknlk yoktu. Debra Ellen Thomp-son' elinden tutup yemek odasna gtrd ve durup, herkesin bakt eye baktlar: yemek masasna. Sar mumlarla aydnlatlm, kristal bardaklar, ili peetelerle ve iki bata iki vazo beyaz zambakla sslenmi yemek masasnn zerinde porselen takm duruyordu - 12 pasta taba, 12 orba ksesi, 12 tatl ksesi, 3 salata kab, kapakl bir gve, bir aydanlk. 307 un ruiHvc suraus, iaDaKlar, rncaniar, tncan tabaklar... hepsi, toplam 87 para bunca seneden sonra kefenlerinden karlp muntazaman masaya yerletirilmiti. Dzinelerce harika Myosotis Alpetris, imdi caldo de queso, avokado salatas, peynirli enchiladas, kara fasulye ve domuz guisadosu doluydu. "Alegre hu da ne demek oluyor?" sorusunu sormaktan kendini alamad la Tia Chuta. "O kadar uzun zamandr kutularnda duruyorlar ki," dedi Alegre gzleri heyecanla parlayarak. "Dar karp kullanmann bundan daha iyi olacam dndm. Hem..." la Tia Piedad'a bakmamaya alarak

yutkundu, "btn takm birimizin almasndansa byle daha adil, bylece hepimiz kullanabiliriz... diye dndm..." "Ama be gnde krlp giderler, hepsi telef olur," dedi la Tia Tuta kalann atarak. Byk byk teyzenin buna ne tepki vereceine duyulan merak btn kayglarn zerinde olduundan ortala tedirgin bir sessizlik kt. Neyse ki fazla beklemek zorunda kalmadlar. Usul ama emin admlarla masann bandaki sandalyesine yrd la Tia Piedad, peetesini ap, ksedeki orbaya dudak bkt. "Bu grdm caldo de queso mu? Bu sefer iyi yaptn m bari?" Gen hizmeti zr dilercesine gld. Todas las tias birer birer iskemlelerine oturdular ve gzle grlr lde huzursuz olsalar da ailenin tek bir izik bile almadan upuzun yollardan gelmi en eski hatras zerinde hep beraber yan yana yemek yemeye baladlar. Mazinin ta kendisiydi bu, ilikilerinin her vehesinde kendini gsteren mazi. Baka bir mevzudan bahseder grndklerinde bile hep maziden bahsederlerdi, gelecek zaman bir kenarda beklerken spanyol dilinin bol bol sunduu gemi zaman fiil ekimleriyle. Las tias'm szleri ve sesleri porselen takm zerinde tngrdar-ken Debra Ellen Thompson bu geleneksel, teyzelerle dolu ortamn scakln hissetti, kendini ayn anda hem kk bir kz hem de yetikin hissediyor, kadnlar arasnda olduuna, kadn olduuna seviniyordu. 308 Gramer Yanllar Ryalard son gnlerde mer'in cann skan. Ryalarnda Gail'le birlikte, yabanc ehirlerin sokaklarn arnlyor, emeli meydanlardan, sala evlerin kuytuluklarndan, talam yzlerin yanndan geiyor, ba kopmu mermer heykeller, sakat bedenler gryordu. Bazen ryann bir yerlerinde nasl olduunu anlayamadan Gail'i kaybediyor, korkuyla onu aramaya, aradka korkmaya balyor, daha az evvel beraber getikleri sokaklardan imdi yalnz ve dehet iinde geri dnyordu. Mart aynn son on gn boyunca ruhunu daraltan bu tr ryalard, yazmas gereken makalelerden, hatta Spi-vack' her hsrana urattnda iittii azarlardan daha fazla asabn bozan. Bu arada Gail, mer'in gece skntlarnn pek farknda deil gibiydi. Son zamanlarda fazlasyla faal ve giriken, nee ve enerji dolu, mer'in baa kamad kadar cokundu gene. Hindu panteonundan yepyeni bitter ikolata figrckler tasarlamt. Bir de yaklaan stanbul seyahatinin ayrntlar ve hazrlklarna kaptrmt kendini. Byle zamanlarda yorulmazl yorucu oluyordu. Yolculua hafta kala, hi durmadan yamur yaan bir perembe gn, mer Pearl Soka 8 numaraya gitti. Bir mddet Abed' in drdrlarn, yeni ev. arkadalarnn yavanlndan ikyet ediini dinleyerek avundu - letme Blmnde okuyan biriydi mer'in eski odasn kiralayan. Hrsl bir doktora rencisiydi, Dijital ada Krlarn Artrlmas zerine tez yazan. Yeni ev arkadann onun yerini tutmadn duymak mer'e bir nevi teselli olmutu. Ama bu akam onun ihtiyac daha byk bir teselliydi; o da olmazsa biraz iki. "Abed bugn kendimi iyi hissetmiyorum... bir kuyuya atlm gibiyim..." 309 ikisi Davis Meydan'na ktklarnda Abed, mer'in yry yapmaktan ziyade imeye niyetlendiini anlamt. Oysa ara ara sigara ve aibeli baz maddeler itii sr olmasa da hastanedeki o cehennemi geceden sonra alkolden ve hayrettir kahveden tmyle uzak durmay baarmt. Yrrlerken mer, Abed'i raknn dier ikilerin aksine mideye kt gelmediine, Abed de mer'i yeniden ikiye balamamaya ikna etmeye alt. kisi de baarsz oldu. Martn on akyd, Glen Saksaan gecesi. Bunun ne denli uursuz bir

eik olduunu ok sonra fark edecekti mer, o araftan sonra Gail ondan adm adm uzaklamt. O gecenin pek ok ksm zihninde bulank kalacakt, tmyle silinip gidenler de cabas. Bardan geri dnerken hatrlad yegne sahneler Abed'in saksaanlardan, kendisinin Gail'den, Abed'in yoldan km Mslmanlardan, kendisinin Gail'den, Abed'in rmceklerden, kendisinin Gail'den bahsetmesiydi... Abed onu kazasz belasz apartmanna soktuktan sonra posta kutularnn nnde ne kadar zaman geirdiini de hatrlayamayacakt. On sekiz nolu posta kutusu. Bir zamanlar onca tandk olan soyad oradayd ite, dar ereveye smas iin harfleri sona doru sktrlmt: OZSIPA-HIOGLU. Ani kopularla dolu hayatndaki clz, yegne sreklilik hissiydi, hayat boyunca her gittii yere gtrmeye, gurur duymaya, hatta oluna aktarrken daha gururlanmaya mecbur olduu, doumunda zerine yaptrlm derme atma bir kimlikten ibaretti soyad, srf byk byk dedelerinden biri ya da brokrasi arklarnn tp tkrd miskin bir memur, uzak bir gemite, imdi hi mi hi bilinmeyen bir sebeple baka bir harf kombinasyonu yerine bunu setii iin. alkan O gzln takt m olur O; hnzr I yrye kp bana bir apka geirdi mi I; afili G salarn rzgra sald m olur ... Bu salaka en akrak melodiyi en son mrldandnda yedi yalarnda olmalyd, stanbul'da bir ilkokulda eitimin elence olduuna inanan, ne yazk ki zerre kadar mizah duygusuna sahip olmayan bir retmenin elinde strap ekmekteydi. Alfabeyi renir310 lerken, tek tek her harfi kiiletiren arklar sylemeye zorlanmt ocuklar. Alfabenin 29 harften olutuunu renmek mer iin fazlasyla acl bir keif olmutu. Yine de yirmi yl sonra o gece, stanbul'dan kilometrelerce uzakta zil zuma sarho ve bitkin vaziyette eve geldiinde, uzoyla bulanm zihninin bir kesinden, bu gezegendeki ilk snf retmeninin gamzeli kollarn, etli burnunu, sarkk azn geirirken bulmutu kendini. retmenler, zellikle ilk retmenler, Tanrsal iler kotaran lmllerdir. Daha henz yaratlmam olan sadece onlar yok edebilir. Dolmakalemini Glen Saksaan'da unuttuunun farknda olmad iin ceplerini yoklamt, bulsa isminin noktalarn yerine koyabilecekti. Ama artk ne fark ederdi. Noktas olsa da olmasa da byle bir soyad ayaklarna vurulmu bir prangadan, bir gezgin iin ar ar bir ykten baka bir ey deildi. nsan bir yere ait olmaya, yerlemeye, takip edilebilir bir gemi, bir aile ve adna layk bir gelecek sahibi olmaya zorluyordu. Tercih ans olsa, daha hafif, narin, esnek ve portatif, her gittii yere kolayca tanabilen bir so-yadna sahip olmak isterdi mer, Mr. ve Mrs. Brown gibi. stanbul'da lise yllarnda ngilizce dersinde okuduu ilk kitabn ad ingilizce O'reniyorum-I'di. Birinci yln ilk dneminde okutulan ders kitabyd bu. kinci dnem baka bir kitaba gemilerdi, ngilizce reniyorum-H ve byle srp gitmiti. Fazla bir ilerleme kaydettikleri izlenimi vermiyordu kitaplar; drdnc ya da beinci dnemlerde renciler ders kitaplarnn kapaklann izikti-rerek dalga gemeyebalamlard, Hl ngilizce reniyorum-XIV, Umutsuzca ingilizce renmeye Devam Ediyorum-XXXV. retmenleri btn dnyada ngilizce eitiminde temelde ayn sistemin kullanldn, yine de farkl lkelere uyarlarken her kitapta ufak tefek deiiklikler yapldn belirtmiti. Diziyi planlayanlarn niyeti ne olursa olsun, kitaplarn balk ve ierikleri pek baarl deildi. ngilizceyi insann asla tam manasyla kefedemeyecei, sadece iinde debelenebilecei bir kaygan zemin gibi gsteriyorlard; insann dokunabilecei ama asla elinde

tutamayaca sabunum311 su bir yap. Ne kadar urasan da tutamayacan senden hzl bir tavan-dil, ne ulaabildiin, ne de ulap ulamamay umursamama hakkn koruyabildiin. Yine de, balklarnn moral bozucu bir biimde uzayp gitmesine ramen, bakahramanlar Mr. ve Mrs. Brown'dan baka birileri olsa ngilizce reniyorum dizisi ok daha elenceli olabilirdi. Eer Trkiye'de nice lise rencisi gramere azami dikkat gsterip, asgari kelime hazinesiyle geinen, iretilii kemiklemi bir ngilizce konuuyorlarsa bunun suu ksmen de olsa Mr. ve Mrs. Brown'a aitti. ngilizce reniyorum-I-H-III-IV... dizisi boyunca en basit faaliyetleri dahi en alengirli ekillerde yaparak sayfalarda kol gezerler, bu arada gen okurlarnn yaratclk ve hayal yeteneklerine nasl zarar verdiklerini bilmezlerdi. ift ngilizce reniyorum-fin ilk sayfalarnda, evlerinin mutfanda azlan kulaklarnda glmser vaziyette zuhur etmilerdi. Bu ilk karlamada Mrs. Brown "tabak", "fincan" ve "elma" kelimelerini retme vazifesiyle tezghn yannda duruyor, Mr. Brown ise masada oturmu, amaszca kahvesini yudumluyordu. Sonraki hafta Mrs. Brown "koltuk", "perde" ve herkesi hayrete drerek "televizyon" kelimelerini retmek zere yine ayn elbise ve ayn tebessmle oturma odasnda hazr ve nazrd. Mr. Brown grnrlerde yoktu. Sonraki haftalarda iftin retme teknikleri de glleri ve giysileri gibi, nadiren deimiti. Her farkl sahnede Mr. ve Mrs. Brown etraflarndaki her eyi temel lte gre tanmlayp retiyorlard: renk, byklk ve ya. Bylelikle, Mr. Brown bahede kk bir kpek grdnde Mrs. Brown yeil haly spr-yor ya da Mr. Brown eski koltuunda otururken Mrs. Brown beyaz bir doum gn pastas yapyor, ileri karmaklatrma zamannn geldiine kani olduklarndaysa kk yeil yeni hallar spryor ya da byk yal siyah kpeklere rastlyorlard. Ancak ok gemeden bu i mekn sahnelerinin geici bir safha, iftin hayatnda bir nevi ara dnem olduu ortaya kmt. Kitabn ortalarnda bir yerlerde o dnem sona erdiinde, Mr. ve Mrs. Brown bir dizi d mekn faaliyetine kendilerini vurup bir daha da 312 dur durak bilmediler. Kafeslerdeki hayvanlarn isimlerini saymak iin hayvanat bahesine gittiler, otlar, aalar ve iekleri retmek iin dalara trmandlar, "gzlk" semek, "dondurma" yemek ve sorf yapanlar seyretmek iin kumsalda bir gn geirdiler; "marul", "lahana", almak iin yaknlardaki iftliklere, "eldiven", "kemer" ve "kpe" satn almak iin maazalara gittiler, her ne kadar bunlar hi giymeseler de takip eden blmlerde. Ara sra tekrarladklan bir baka faaliyet de uzun, mayk "gney/j-bir-pazar-gn-idi" pikniklerine kmakt. Orada "kurbaa", "uurtma", "ekirge" kelimelerini rettiler, "tepeler" arasndan akan bir "rmak" kysnda dinlenirken. Her ne kadar Mr. ve Mrs. Brown dnyann baka memleketlerinde olup bitenlerle zenece ilgili grnmeseler de bir keresinde "havaalan", "gmrk", "bavul" ve "sombrero" kelimelerini retmek iin Meksika'ya gitmilerdi. Pek ok renciyi hsrana uratan bir abuklukla geri dnp, tekrar evlerinde grldler; arka-dalanna ve akrabalarna (her biri sombrerolu) tatil fotoraflarn gstermek, bir yandan da the past perfect tense'i retmek iin atafatl bir parti vererek. Durdurak bilmeden hareket halinde olsalar da, Mr. ve Mrs. Brown'in asla adm atmadklar meknlar da vard. Asla mezarlklara gitmezlerdi mesela; snftaki olanlarn ounun kapsna kadar gidip, iine

girmeye cesaret edemedikleri kerhaneler yle dursun, yaam evrenlerinin hibir yerinde sanatoryumlara, rehabilitasyon kliniklerine, aki hastanelerine de rastlanmazd. Mr. Brown'in bir garsoniyerde az kulaklarnda, btn olanlarn renmeye can att ngilizce aypc kelimeleri retmesini ya da Mrs. Brown'in bedeniyle, rdekleri gstermek ve doum gn pastalan-n sslemek dnda eyler de yapabileceini hatrlamasn bekledikleri yoktu. Ama en azndan yryebilir, sokaklara kabilirlerdi. Resmettikleri dnya bunca gerekd ve steril olduundan, rettikleri dil de gerekd ve steril bir hal alm, teorik -yani grama-tik- olarak ne sylemek gerektii bilindii halde ngilizce konumak bir nebze olsun kolaylamamt. Ardndan ngilizce reniyorum-I-II-HI... dizisinde retilen 313 mutlu hayat taklidinin, gerekten mutsuz insanlarla dolu mutsuzca gerek hayat tarafndan amanszca snanaca o lanetli an kagelirdi. ocuklarnn ngilizce konutuunu duymak orta snf Trk anababalar iin mthi bir gururdu. Hibir frsat karmazlard. Pat diye. akrabalarnn ve arkadalarnn nnde ocuklarn ngilizce konumaya, bir ey sylemeye zorlarlard, yeter ki kulaa yeterince ngilizce gelsin. Anababalarn, hibir ierik ya da maksat olmakszn ocuklarnn ngilizce konutuunu duyma istekleri yeterince kahrediciydi ama beterin beteri olduu, bu anababalar birka turistle karlanca ortaya kard. "Neden konumuyorsun," diye drtelerlerdi ocuklarn, "git konu turistlerle, sor bakalm bir eye ihtiyalar var m. ki dnemdir ngilizce dersi alyorsun. Konuabilirsin!" Konuabilirlerdi elbette. Sahne biraz daha farkl olsa turistlerle konuabilir hatta muhabbet bile edebilirlerdi. Kornalar, ambulans sirenleri, sokak satclar, stanbul kemekei iinde eri br kaldrmlar arnlayan hayat gailesinde endieli insanlar arasnda olmak yerine, bir dere kysnda gzel-ve-gneli-pazar pikniinde, aan zambaklar, ten kurbaalan seyrederek balalar ve nlemlerle besleniyor olsalar ve tyler rpertici basitlikteki "Kapal ar-'ya nasl gidebilirim?" sorusu yerine, iki ayr cmlecii zarf balalaryla birbirine balamalar istenseydi. Konuabilirlerdi kukusuz ama bu koullar altnda deil. Yaz gelene kadar ngilizce retmenlerinden, en ok da Mr. ve Mrs. Brown'dan nefret etmi olurdu renciler. lk dnem duyduklar okkal tepkiselliin titrek temelleri zerine, ingilizce Oreniyorum-UTe, devam etmek iin pek motivasyonlar olmazd. Bu kitaplar kemikletiren, retmeyi hedefledikleri kurallardan ziyade kabul etmeyi reddettikleri kuralszlkt: belletilen her eyin kt zerinde doru olsa da, hayat tarafndan yanllanabilir olmasyd unuttuklar. Bu kitaplarn hasadan yle bykt ki zihninde, sinema ve mzii bu kadar ok sevmese yan etkileriyle hl bouuyor olurdu mer. Sinema, yani dk bteli, bamsz, iddiasz Amerikan/ngiliz/Avustralya filmleri ve punk /rock/ post314 punk ark szleri, ezberlemeye mecbur brakld btn advanced English kitaplarndan daha ok ey retmiti ona. Hayat, etiyle kanyla gerek hayat gramer kurallarnn iinde ikamet etse de srekli, sistematik olarak bu kurallarn dna kmak iin patikalar ayordu kendine. Hayat, gramer kurallarnn gereklerine gre cmleler kuruyor ama hemen ardndan orda burda delikler aarak dilin znn szmasna, kendi yolunu bulmasna da imkn tanyordu. ngilizce reniyorum kitaplarnn retmeyi unuttuu nokta tam da bu "sapma" ve sapmann benzersiz hazzyd.

315 Nammkn Mkemmellik Nicedir birlikte taklyorlard. Debra Ellen Thompson, Connie'nin hareketlerini taklit ettiinde Alegre durmadan kkrdyor ya da Alegre teker teker las tias taklidi yapmaya baladnda Debra Ellen Thompson iten, en kahkahalar atyordu. Birlikte iyi zaman geiriyorlard, tpk imdi olduu gibi. Auburn Soka'nda yaratc sandvileriyle nam salm bir kafe-ye girmilerdi. erisi allmadk lde sakindi, sadece birka mteri vard. Pencerenin nne oturmu aylann yudumlayarak okuma grubundakilerin dedikodusunu yapyor, gelip geenleri seyrediyorlard ki giderek kendilerinden bahsetmeye baladlar. "Ofisteyken u haftalk kadn dergilerini kartryorum," dedi Alegre. "Btn o mkemmel kadnlar ok can skc. Dergilerde, reklamlarda, televizyonda... her yerdeler. La Tia Piedad btn gzel kadnlarn beyaz olduu u pembe dizileri seyretmekten holanyor. Esmer kadnlar ya hizmeti ya dad. te bu sebepten. Bakire Meryem Virgen de Guadalupe'nin beyaz, zengin bir adama deil de yoksul, kara derili bir yerliye grnm olduunu bilmek mthi. Hem Meryem de benim kadar esmer grnm o yoksula. Kimse bunu deitiremez. Kimse Meryem Anay beyaza boyaya-maz nk o la Virgen Morena, esmer Meryem!" "La-Veer-gen-Mou-ree-na" diye yineledi Debra Ellen Thompson, kimi Kuzey Amerikalya has o korkun aksanla - yle abartl ve kahredici bir aksand ki bu, spanyol diline kar bilinaltlan-mn kefedilmemi derinliklerinde kendilerinin bile farknda olmad bir tepki beslediklerini dnmeden edemiyordu insan. Bunu takip eden sessizlikte aylarn yudumladlar - iki konu 316 arasnda yzen u skc duraklamalardan deil, ayn anda ve tam bir ahenkle ortak bir melodiyi mrldanyorlarm gibi akc, kadife bir sessizlik. Bu ezgi her neyse, sona erdiinde Debra Ellen Thompson antasndan iki kk hediye paketi karp birini Aleg-re'ye uzatt. "Bu ne?" diye sordu Alegre. "Asana." Kutularn iinde birer ikolata kadm vard. "Gail'den bize ikolatadan Connie yapmasn istedim, o da yapt! Geri itiraf etmeliyim ona pek benzemiyor..." Debra Ellen Thompson gld. "Ondan biri senin, biri benim iin iki Connie istedim ama sebebini sylemedim." "Neden?" diye sordu Alegre merakla. "Yani sebep ne?" "kimiz iin de ikolatann bir bakma... hayatmzn 'yasak meyvesi' olduunu fark ettim." Debra Ellen Thompson, Alegre'nin bu metafordan holanmayacandan endie ederek bocalad. "Yani ikolata bizim zayf noktamz. Sebep ne olursa olsun ikolata yiye-miyoruz. Bir bakma 'imknsz' simgeliyor. Connie'ye gelince, o da 'mkemmeli' simgeliyor, asla olmay baaramadmz o mkemmel kadn. Bu yzden de ikolatadan bir Connie 'nammkn mkemmellik' manasna geliyor." "Nammkn mkemmellik!" Alegre bu ifadeyi beenerek ocuk gibi gld. "Aynen yle," dedi Debra Ellen Thompson evkle. "Bu kk salam ey," ikolata heykeli gz hizasna kaldrp kalarn att ve hrlad: "utanmazca yanll Bedenlerimiz zerinde korkun bir yk... ruhlarmz iin de. Bizleri gerek kendimiz olmaktan alkoyan bu dayatma ite." Alegre bu mim gsterisini aynen taklit ederek, ikolata Con-nie'yi gz hizasna kaldrp kalarn att. "Bunu ne yapacaz biliyor musun?" Alegre nefesini tuttu. "Yiyeceiz!"

"Yiyecek miyiz?" 317 rtyucii uye. uma getragmz Du imkansz mkemmellii mideye indireceiz. Yeyip, yutacak, sindirecek ve bedenlerimizden atacaz tpk..." "Bok gibi mi?" diye sordu Alegre kibarca. "Bok gibil" diye tekrarlad Debra Ellen Thompson avaz kt kadar. Bana bir MT apkas takm, JFK Mzesine gitme maksad tayan sska m sska bir Japon turist yanl yne gittiinin farkna varmadan geerken oradan, kafede oturan iki kadna merakla bakt. kisi de ellerinde tuttuklar heykelciklere somurtuyorlard. Camn nnden, her zamankinden yava yryerek geerken gzn onlardan ayrmad. "Hepsini mi?" diye sordu Alegre. "Hepsini yemesen de olur," dedi Debra Ellen Thompson dura-layarak. "Bandan balayalm. Yarn vcudunu yeriz. Ama..." diye ekledi yumuak bir sesle, "... kusmak yok, tamam m? Connie'yi elimizden karmayalm." Alegre karman orman hislerle akn akn bakt ona, bu hisler iinde basknd: hayret, tela ve rahatlama. Hepsi de ayn sebepten: birisi bir ekilde mdiye kadar gizliden gizliye ne yaptn kefetmiti. O kii hem bir dosttu hem de yabanc, hem bir kadnd hem de mkemmel olmayanlarndan. Dolaysyla Debra Ellen Thompson'n srrn yakalam olmas hem yreini hoplatm, hem de bir ekilde korktuu kadar hoplatmamt. Gznde bir parlt, solgun yznde metanetle Alegre dilerini ikolataya batrp dikkatle bir para kopard ve Debra Ellen Thompson'n da ayn eyi yapn seyrederken almad bu lezzetin aznda eriyiinin tadna vard. Alegre'nin bundan sonra yapt beklenmedik bir hamleydi. Debra Ellen Thompson'a scack bir glle dnd ve aniden onu yanandan pt. Debra Ellen Thompson'n bunun ardndan yaj t da beklenmedik bir hamleydi. O da scack bir glle bir-ik saniye Alegre'ye bakt ve aniden onu dudaklarndan pt. Mzenin yerini nihayet renen sska m sska Japor turist gel318 dii yoldan geri dnyordu ki o iki kadnn ne yaptklarn grmek iin kafeye bir gz att. Orada gzlerini onlardan ayramadan ylece kalakald. Boston'da lezbiyenlerin sayca okluundan ve serbest davranlarndan bahsedildiini duymutu ama onlarn kamuya ak yerlerde byle ftursuzca hareket ettiklerini grmeye hazr deildi. Yine de grgl, sevecen bir adam olduu iin o ilk okun ardndan bakn derhal pen kadnlardan koparp yrmeye koyuldu, her zamankinden hzl admlarla. Kafenin iinde kendini derin bir panik ve ondan da derin bir utanla geri eken Alegre, Debra Ellen Thompson'n gzlerine bakmaktan kanarak ayaa frlad. Ne diyeceini bilemediinden antasn alp koarak dar kt. Sama bir biimde ilk aklna gelen Connie'nin kafasn kusabilecei bir tuvalet bulmak oldu. Ama bunu yapmad. Admlarn iyice hzlandrd, yle ki neredeyse nnde yryen Japon'a yetiecekti; her admda Debra Ellen Thomp-son'dan daha fazla nefret ediyordu. Aslnda nefret sadece yzeydeydi. Bunun altnda ne dndn, ne hissettiini tam olarak bilemiyordu. Arkada olduklarna inanmakla ne byk aptallk etmiti. Bunca zaman arkadamlar gibi davranmt Debra Ellen Thompson, halbuki aslnda o... onun istedii... Alegre gerisini sylemek istemiyordu. Gittike artan bir telala cadde boyunca yrd, trafik lambasnn yeile dnmesini bekleyemedi ve o kafa kar-klyla kendini caddeye att. Krmz kta durulmas gerektiini dnmedikleri halde srf baka

herkes durduu iin kavakta beklemekte olan iki Trk turist hemen onu takip ederek kendilerine bo caddeye attlar. Bu arada kafede, imdiye kadar Alegre'yle birlikte sknetle, huzurla, mutlulukla syr sefer etmekte olduu dostluk gemisinden yaka paa suya atlan Debra Ellen Thompson sersemleten bir atalete demir atm vaziyette oturuyordu. Bu sersemlii zerinden atmas biraz zaman ald, hatta zerinden attnda bile titremekten kendini alamad. Bir bakma alkt bu acya ama hi bu kadar iddetlisini yaamamt. Heteroseksel bir kadn k olup da reddedilirse kendini kt hissederdi ama sadece ediminin sonucu, yani "red319 Ksm yznden. Ote yandan ecinsel bir kadn, "normal" bir kadna k olup onun tarafndan reddedildiinde, sadece ediminin sonucundan deil, byle bir eyi talep etme creti yznden de, yani akndan dolay da katmerli kt hissederdi kendini. Sevme ve karlnda sevilme arzusu, baka balamlarda toplumca onaylanp hogrlen bu arzu, utan kaynana dnrd. Debra Ellen Thompson bu hissin yabancss deildi. Hislerini aklamas halinde Alegre'nin ondan nefret edebileceini gayet iyi biliyordu. Yine de bu dingin ikindi vakti, onun gzlerindeki lty seyrederken, onu bir sredir gizliden gizliye, anlalmaz ve su gtrmez bir biimde sevdiini artk daha fazla gizleyememi, belki gizlemek istememiti. lk bata Gail'in de alayla syledii gibi Alegre'ye olan ilgisinin yumuak bal bir kadn, bir dier Zarpandit aray olduundan phelenerek hislerine gvenmemiti. Ama Alegre'yle daha fazla vakit geirdike hem onun grnd kadar yumuak bal olmadn hem de kendisinin artk yumuak bal birini aramadn fark etmiti. Alegre, yeni bir Zarpandit olarak deil, kendisi, biricik kendisi olmay srdrerek Debra Ellen Thompson'n ruhunun iyilemesine, Gail'i kaybetmenin verdii acy yenmesine yardmc olmutu. Caddeye knca Debra Ellen Thompson'n ilk aklna gelen kutuyu karp ikolatay atmak oldu. Ama bunu yapmad. Kafas kopuk Connie'yi kutusunda brakt ve dnebildii yegne gvenli smak olan TEDRGN RUH KOLATA DKKNI'na yneldi metanetle. Ama yar yolda, su ilemi gibi komay brakp kt, alamaya balad. 320 Delphi Khini'nin Bildii "Oda pek lks olmayabilir ama esiz bir manzaras olduunu sylediler. Yine de beenmezsek baka bir yere gidebiliriz. Ailem onlarn yannda kalmamz istediler tabii ama bunun bizim iin bir nevi balay olduuna ikna ettim onlar. yle de aslnda. Yarn istersen btn gn odamzda kalabiliriz ya da Kapal ar'ya gideriz, br gn Yerebatan Sarnc'n grrz, seveceine eminim... sonra Aya-sofya var..." mer asansrde, aralarnda dikilen ve bu Amerikal iftin konumalarn gzlerinde cin gibi bir parltyla dinleyen kominin krpk salan zerinden Gail'e sralyordu bu laflar. mer komiyle birka kere Trke konutuu halde, hl inatla onun Trk olduuna inanmakta gl ekiyor gibiydi ocuk. Bu uzun boylu, az biraz sinirli, dkml bol giysileri iinde durmadan terleyen ve srekli eliyle koluyla hareketler yapan sarsak adam ve tepeden trnaa karalar giyinmi, daha da kara salarna bir kak takm sakin mi sakin kadn son zamanlarda grd en ilgin turist ift olduundan prdikkat onlar seyrediyordu. ittikleri onu elendiriyor-mu gibi ikide bir srtp, uzun kirpiklerini krptryordu. "Bir gnmz adalara ayrrz... Belki ondan nce Boaz'da bir vapur gezintisi yaparz. Meyhaneleri de grmeni istiyorum. Bu ehirde muazzam bir kafa ekme gelenei var. Mutlaka rak ime-lisin. Mutlaka mezeleri

yemelisin. Sonra Galata Kulesi'ne de karz..." mer, sanki kendisi de bir-iki neride bulunmak istercesine kafasn sallayan komiye bakt dik dik. Ama altnc kata gelmilerdi bile. 606 numaral oda, tipik bir yldzl otel odasyd - yle tipik ki ne sevmek mmkn ne sevmemek. Duvarlarda yar-fantezi ha321 rem hayat resimleri vard, kafesli pencereler ardnda kadifemsi yastklara abanp uzanm kadnlar, geitirmeci turist gz iin geitirmeci toplu imalat izimler. Kapy kominin suratna kapatan, daha dorusu arpan mer'e, "Canm sakin ol ltfen," dedi Gail alayl bir sesle. "Endielenmeyi brak. Eminim ikimiz gayet iyi anlaacaz." "Kiminle?" "Anne ehrinle..." diye srdrd Gail nameli bir sesle, sonra bir bavulu ap iinden siyah bir tirt ve kararm, neredeyse gri-lemi bir kak kard. "Ne tuhaf adamsn. Annenle tanmam seni hi heyecanlandrmyor. Ama anne ehrinle tanmam akln bandan alyor..." mer bu saptamaya itiraz etse iyi olacan hissetti ama ne diyeceini bilemedi. Onun yerine iini ekti. Neden durup dururken birdenbire basmakalp bir turist rehberine dntn kendisi de kelimelere dkemiyordu. Sevdii kadna sunmadan nce parlattka parlatt sulu, kutsal, krmz bir elmaya dnmt stanbul. Parlattka parlatmak istiyordu. Gribe yakalanr gibi, bedeninin ve ruhunun imdiye kadar hi karlamad bir virse maruz kalmt, farkl milliyetten iftlerde, hele birisi daha az gelimi bir lkeden geliyorsa, hayli yaygn olan u isimsiz hastalk. Bunu kendi kendine itiraf etmemi olsa da, Gail'in memleketini, o da olmad ehrini sevmesini delicesine istiyordu mer ruhunun derinliklerinde. Yine de bu arzunun ardnda stanbul'u beendirmekten ziyade kendini daha iyi hissetme aray yatyordu. Elinde bir brorle yatakta oturan Gail, Trkiye hakknda yeni eyler renirken, bildii baz eski eyleri de unutmaya alyordu Geceyars Ekspresi, insan haklar ihlalleri, Krt sorunu, Trklerin hatrlatlmaktan holanmayacan hissettii malumat krntlar. Bylesi bir i sansr hi de Gail'e gre deildi. Ne var ki virsler bulac olduundan, o da farkl milliyetten iftlerde, hele birisi gelimi bir lkeden geliyorsa, yaygn olan isimsiz hastala yakalanmt. Kendi kendine itiraf etmese de, Bat dndan erkeklerle evli nice Batl gelin gibi Gail de kocasnn memleketini, o da ol322 mad ehrini sevmeye can atyordu. Yine de bu arzunun ardnda istanbul'u kefetmekten ziyade kendini daha iyi hissetme aray yatyordu. Dolaysyla, vasat bir otel odasnn ift kiilik baya yatana ellerinde birer brorle oturmular, birisi stanbul'un en iyi ynlerini nasl gstereceine dair planlar yaparken dieri de stanbul'un en iyi ynlerini grmeye hazrlanyordu. Bu arada balkonun hafif aralk ifte kapsnn arkasnda, gzlerinin erguvani uurumunda manidar bir kvlcm ve ipeksi gly-le bu ifti dikkatle izliyordu stanbul. Zira insann cilalayp parlatabilecei, kenarlarndaki fazlalklar atp, sivriliklerini trpleyip, sevgilisini sevindirmek iin hediye paketiyle ona sunabilecei ehirlerden deildi o. Tkezleyen ak maceralarna romantik bir lezzet katmak iin parlak tabaklarda beamel sosla servis edebilecei kdm ehirlerden deil. stanbul bu fuzuli kayglarn tesindedir, hem ok yal, hem yasz. Hem miadn oktan doldurmu, hem sonsuz. Bir ucube melike, kaprisli bir ece: her yeni gelenin tohumlarn iine eken ama

tarihi boyunca kimse tarafndan dllenmemi olan bir rahim, hem sahiplerin penah, hem kimse tarafndan sahiplenilemeyen. Bunlar fark etmesi ok srmeyecekti Gail'in... aslnda birka dakika sonra, mer du almak iin onu i odada yalnz braktnda balayacakt kefi. O banyoya gidince ayaa kalkm, kasvetli perdelerden szlen oynak a doru yrmt. Dalgn, neredeyse hlyal amt ifte kapy, balkona kp elini gzlerine siper etmiti, sonra tek bildii ylece donakald, akna dndyd. Buradan byle bakar bakmaz ehir alabildiine cezbedici grnmt Gail'e. Gail ne kadar zaman bu olmadk ehir kompozisyonunu seyretti bilinmez ama mer dutan ktnda onu bu halde buldu. O da elini gzlerine siper edip dalgn dalgn bakt ama onun grd ol-' duka farkl bir sahneydi. Dudaklar iniltiyle kabarrken yz burutu. Ya resepsiyonda bir hata yaplmt ya da alene resepsiyon-cu onu kandrmt. Oday tutarken kendisine vaat edilen panorama 323 bu deildi kesinlikle. Geri mer bu malumattan mahrumdu ama dorusu 606 yerine 607 numaral odann anahtar verilmi olsayd, balkondan grecekleri manzara istedii o gzel ve uzak ehir olacakt - dipsiz ivit mavisi bir deniz, resimlik camiler ve arkadaki tepelerin yosun yeili nnde, uzaklara sralanm evlerin sevimli, krmz atlar. 606 numaral odadan ise, karman orman atlarn zerinden ve martlarn kanatlar altndan ve fazlasyla yakndan grd ehrin en pis sureti, kemekeiydi, yle tehditkr bir yaknl vard ki insan neredeyse nabznn atn duyabiliyordu. Kirli, dar, ylankavi sokaklar, pencereleri ardna kadar darda zonkla-yan hayata alm st ste, i ie, sala evler, kimileri hayli bakml ve tknaz, kimileri sefil sr sepet kediler; sadece uzun zaman nce snp gitmi hayatlarn izleriyle deil, daha domamlarn iaretleriyle de kapl tarih bulamac. Buradan byle bakar bakmaz ehir pek irkin grnmt mer'e. Aslnda ikisinin de hakl olduu sylenebilirdi. 606 numaral odann balkonundan eit lde cebzedici ve irkin grnyordu stanbul. Ne de olsa binbir surettir; yle ki iki bitiik evin hatta ayn odann iki farkl duvarndan bambaka grnebilir. Burada rakipsiz bir ihtiamla, ackl bir rme yan yana varolabilir, alml ile yaral, grkemli ile pejmrde asrlarn basncyla yksek-oktan-l bir hayhuyda kaynaabilir. Kelime "stanbul" olunca, ne hikmettir ki eanlamls da ztanlamls da ayndr. mer'in bilmedii ve turist rehberi ruh haliyle kavrayamad nokta, Gail'i hipnotize eden eyin tam da bu karm olduuydu. Gnln kaptrmt stanbul'a - ama mer'in ona gstermeyi planlad deil, aksine ondan saklamaya alt stanbul'a. "Hadi!" diye bard Gail aniden transtan karak. "Gidelim. Kefedilmeyi bekleyen bir ehir var." Kefedilmeyi bekleyen bir ehir...? stanbul alayla dudak bkt. Sence ben kefedilmeyi istiyor muyum? Ama Gail bu diil sesi duymad. Baka sesleri duymakla meguld. En bata martlar! Her darlklnn stanbul'daki ilk kefi atlarn lk attdr. Martlar artc lde karmak kulardr 324 - ya da fazlasyla basit. elikilerle doludurlar. Tek balarna szlrler ama daima bir topluluk olutururlar; kaba bir hantallklar ve irkinlikleri vardr ama ayn zamanda kendilerine has asil bir zarafete sahiptirler; plerin arasnda mideye indirebilecekleri bir ey aramak iin p kutularnn yanna indiklerinde ok aptal

grnrler; ama atlarn ya da kayalarn zerinde, hi kprtsz, kendi tefekkrlerinin arl altnda donmu gibi dalgn dalgn denize baktklarnda o tumturakl bilgeliklerinin zerine yoktur. Bu beyaz, grltc kular stanbul'un her atsnn zerine tnerler - ister fakir, ister varlkl muhit olsun, ister ev ister otel fark etmez, zira konaklayanlarla kk salm olanlar arasnda ayrm gzetmez martlar. lk bata lklar yle irkilticidir ki insan asla alamayaca-n zanneder. gn sonra ses yle olaanlam, hayatn ve yayor olmann ylesine kesin bir kant haline gelmitir ki on dakikadan fazla duymadnz m endielenmeye balarsnz. Martlarn sessizliinde bir uursuzluk, kyamet ars olduunu zihnen olmasa da sezgilerle kavrayacak kadar bilgeletirir stanbul insan. Burada atlar lk atsa da konuan sokaklardr. fkesi bilenmi, hsrana bulanm, tortu tortu keder ve katman katman neeli seslerin karmyla sokaklarda zonklar hayat; ehrin zerinde asl duran uultuya elik eder denizin daimi hrts, bu cehennemi tar-rakay nne katp gtrmek istermi gibi. Bitimsiz dalalarn ehridir stanbul - erkeklerle erkekler, kadnlarla erkekler, hayatla lm arasnda. Velvele yle kesiftir ki en hafif bir trt bile uzaklardaki bir lkla btnleerek ana ezginin dokusunu emiverir. Dikkatle kulak kabartrsanz alttan alta bir ritim fark edersiniz. stanbul'da sokaklarn nabz, zerlerinden akp giden hayatnkinden daha ahenkli atar. " Girift sokaklarn ehridir bu ehir. Sanki btn bu abideler, asrlk malikaneler, genileyen banliyler hatta denizin kendisi dahi bulunduklar yere srf sokaklar onlara alsn diye konmulardr. Buna mukabil her sokak bir te diyara uzanan geitten ziyade imdi tmyle, dnszce kaybolmu bir yoldan doan sapaktr. stanbul'da nemli olan sokaklarn sizi gtrd yer deil kendile325 ridir. Belki de bu yzden btn ehir orta yerde kesiliveren kmaz sokaklarla doludur. Bu kentsel eriyiin altnda yatan temel bir ablon olup olmadn merak ediyorsanz Delphi Khini'ne sormalsnz. Ne de olsa onun fikriydi ehri tam da buraya. Krler lkesi'nin karsna yapmak. Bir zamanlar denizin ayrd iki ky uzanrd, hafi bir husu-met'e yz yze duran. Kylardan birinde eski bir yerleim vard ama teki botu. Sonra gnn birinde bir khin geldi. "Bu kyda oturanlar kr olmal,", dedi, "kar kynn gzelliini gremediklerine gre." Onun nasihati zerine, Krler Kabilesi'nin kymetini bilmedii kyya ina edildi ehir. stanbul'un nice ironisinden biri zamanla genilemi ve sadece ilk bata zerine kurulmu olduu kyy deil, kar kydaki Krler lkesi'ni de yutmu olmasdr. O zamandan beri stanbul bir olumsuzlamann olumsuzlanmasdr. Burada her ses, itirazn iinde barndran bir yankyla karlanr. Gail akn grnyor ama neyin onu daha fazla hayrete drdn anlamak zor, ehir mi yoksa kendini burada grmek mi? mer'e gelince ne akn ne de seslere kar duyarl grnyor. Hatta bir para sar. Zihninin onu ha bire drteleyen sesinden baka bir ey duyduu sylenemez; nerede yemek yiyeceklerini, Ga-il'in yiyecekleri sevip sevmeyeceini, nce nereleri grmeye gideceklerini, saatlerce trafikte skmalarn ve sonunda Gail'in onu boamasn engellemek iin hangi yolu semesinin daha iyi olacan geirip duruyor kafasndan. mer pratik turistik meselelere kendini yle kaptrm ki, felsefi ya da iirsel bir soyutlama tecrbe edecek halde deil. O gn ve sonraki gnlerde ehirde dolarlarken ruh halleri az ok byle olacakt; ehre nfuz ettike mer'in yaplacaklar listesinden de

uzaklaacaklard. Yine de mer'in dikkati pratik meselelere ve izelgelere sabiflenmiti, halbuki Gail bunlar dnda her eyle ilgiliydi. mer'i turist zannedenin bir tek komi olmadn hayretle kefetmiti. Bir ekilde Gail'in varl ikisini de Amerikal yapmaya yetiyordu. Yine de Gail, btn allmadk huylarla yzlerin ayn lde "yabanc" kabul edildii bu grnmler karmaas326 nn ardnda daha ziyade yapsal bir bilmece yattn seziyordu, Trk insann iki gruba ayran bir tr ikilik. Bir tarafta su gtrmeyecek ekilde Batl ve modern olan daha eitimli, daha zengin, daha szlm kesim vard; te taraftaysa saylar daha fazla ama iktidarlar daha kstl, grnmleri daha az Batl ikinci bir kesim. Aradaki kopukluk birinci grubun yelerini ikincilerin gznde "tu-risf'e dntrebiliyordu. Bir Trk bir baka Trk'e rahatlkla yabanc gzyle bakabilirdi. lgintir istanbul'da ngilizce konumayan yoktu, bilmeyenler dahil. lk kez ABD dna kan Gail iten ie hazrlkl olduu sorulara maruz kalmadna aracakt: bilhassa da Amerikan kart soru ve tepki bombardmanlarna. mer'e sylememiti ama provalar yapmt nceden, Amerika'nn Ortadou'daki d politikasna dair bir dizi siyasal, uluslararas, dini ve tarihi soruyu cevaplamaya hazrd, keza uygarlklar atmas, Balkanlardaki etnik anlamazlklar, Bat'nn Bosnal Mslmanlarn ldrlmesini nlemekte gecikmesi, "slam ve kadn" meselesine yaklamlar, rak sava, dnya petrol pazarndaki istikrarszlk vs. konularnda da almt dersini. Oysa anlalan sunbi'' sakin1'...mu keuli:. gibilere ynelttii alternatif bir dizi soru vard: 1. Amerika'nn neresindensiniz? 2. stanbul'u sevdiniz mi? 3. Yemekleri beendiniz mi? Bu kadar basitti. Ne dini, ne de sosyopolitik tartmalardayd ncelik. nsanlarn bir yabancdan ilk renmek istedikleri daha temel bir meseleydi: "Dardan baknca nasl grnyorum?" Ayrca, kimsenin bir Amerikaldan, Amerika dndaki hayatn nasl olabileceine dair en ufak bir fikir sahibi olmasn beklen \ed-ini kefetmek de garibine gidecekti. Hl yerlilerle dnya siyaseti tartmak istiyorsan bir eii aman gerekiyordu nk konuann Amerikal olduunu anladklar anda tekinsiz bir lt geiyordu yzlerinden: "Ya, o zaman muhtemelen dnyann bu ksm lak327 knda pek bir ey bilmiyorsunuzdur." Soru lemesini takiben bir baka ortak tepki, "yabanc" demek "ktlktan km" demekmi gibi azna krek krek yemek tktrmalaryd. Gail nereye gitse kendisine yiyecek ya da iecek, genelde ikisi birden ikram ediliyordu. Bilhassa mer'in ailesini ziyarete gittiklerinde tam anlamyla beslenecekti! * Akla ziyan miktar ve eitlilikteki yemeklerden doldurulmas iin taban drdnc kez mer'in annesine uzattnda Gail'in azndan kan inilti masadaki amatada kaynayp gitmiti. Gail'in solunda mer'e hi benzemeyen babas vard, onun yannda ne babasna ne de mer'e benzeyen erkek kardei. Sanda, haval sa kesimi, bronz teni ve ince, zinde vcuduyla yann ok altnda gsteren gayet ekici ve zarif bir kadn olan annesi vard. Ev, st snf bir muhitte, yepyeni apartmanlarla dolu nezih bir sokaktayd. Pencerelerden gz kamatrc mavisiyle neredeyse jleyi andran ke-siflikle rpnan deniz grnyordu; Gail otelin balkonundan seyrettii denizle bunun ayn

deniz olmadna yemin edebilirdi. Oturma odas gayet k denmiti, sekin, zarif ve iddial ama a la mode olmayacak kadar hesapl. Etrafta birka fotoraf gze arpyordu; onlardan birinde mer'in, gzleri insann iine ileyen o sevimli, sakin ocukluunu grd Gail. Duvarlar zevkli ereveler iindeki zevkli tablolarla sslenmiti, Gail hepsinin orijinal olduuna emindi. Yaprak dolmas, patlcan salatas, zeytinyal enginar, humus, parpullanm krmz biber turusu, incir tatls ve bir sr hamur ii... Osmanh-Trk mutfann en sekin rnekleri ki bir vejetaryeni meftun, bir nebatoburu da mest edebilirdi pekl. ay kk bardaklarda limon dilimleriyle sunuldu. Kendisine ikram edilen hibir eyi reddetmemesi gerektiini karsamak gibi hayati bir hata yapan Gail on iki bardak imiti bile. Bu arada mer, onun strapla itiinin farkna varmadan masann br ucunda oturuyordu. Zih328 ni bunu alglayamayacak kadar dankt. Masadaki herkesle hem ayr ayr, hem ayn anda muhabbet ediyor, gergin grnmemek iin byk gayret sarfediyordu, bilhassa da ar, adal bir nezaketle Gail'le konuan annesine suratn asmamak iin. Otele dnerlerken kar kyya gemek iin vapura bindiler. Kadky Meydan'ndaki kalabalk arasndan szldler mer nde leylek admlaryla, Gail arlam vcudunu srkleyerek arkasndan. Nihayet vapurun st katnda bir sraya oturduklarnda rahatlayarak iini ekti Gail, yznde kprdanan rzgrn keyfine vararak uzun zamandr dncelerini igal eden soruyu sordu: "Bence annenle baban ho. Kardein ise harika. Neden onlara kar bu kadar sertsin? Sana ne ktlk yaptlar ki?" Bana ne ktlk yaptlar ki? mer'in buna cevab yoktu, yine de bir sr cevab varm gibi hissediyordu. Annesiyle babas kt insanlar deildi. Onu ellerinden gelen en iyi ekilde yetitirmi, iyi bir eitim vermi, rahat ettirmek iin bolca para harcam, hi dvmemilerdi. mer ne Gail'e ne de kendine hncnn nereden kaynaklandn aklayamyordu. Ailesi ona ne ktlk yapmt ki? Hibir ey. Ama belki soru yanl dillendirilmiti. Belki bunun ktlkle alakas yoktu. Hem ailesi kt olamayacak kadar imtiyazl, grgl ve moderndi. te gene mi hakszlk ediyordu onlara? iyi insanlar iin kt eyler dnmenin vicdani ykn tamak istemiyordu. Kulakln takp kark punk-rock CD'lerinde acilen dinlemeye ihtiya duyduu arky arad: Overcoming Learned Behavior (Terbiyeden Kurtulmak). "imde sadece aileme kar deil kendim dahil bir sr eye kar tortulanm bir fke var, biliyorsun... ama birisi bana neden byle fkeli olduumu sorduunda nasl cevap vereceimi bilemiyorum... Sence bir cevabm olmal m?" "Hayr tatlm," dedi Gail. Sylemedii, mer'in aklanamaz fkesinin kendi aklanamaz kederine ok benzediiydi. inde keder vard, hep vard ama birisi sebebini sorsa hemen cevap veremezdi. Mount Holyoke College'daki kzlarn onu daha az tuhaf bulabilmek iin zerine ilitirmeye alt cevaplar gibi ikna edici 329 ve somut aklamalarda bulunmas art myd? ocukken taciz edilmi, dvlm ya da bir sr korkun eye maruz kalm olsa daha m anlalr olacakt daimi hzn? Ya byle somut sebeplerle balantl olmad halde kederin peine taklmasndan kurtulam-yorsa ne olacakt? Gail, mer'in yzn efkatli bir tebessmle okad. Aslnda mer'i kendi snfndan ayran bu neredeyse ocuksu, hiddetli, ylmaz acl

takdir ediyordu. Yanandan pt, ban omzuna koydu ve etraflarndan geen vapur yolcularn seyretmeye balad. mer ona k olmaya k, sann kokusunu iine ekti ve azna souk, gm bir kak girdii halde o ann esiz romantizmini bozmak istemedi. Oturduklar yerde birbirlerine sarlarak vapurun iskeleden ayrln seyrettiler. Kar kynn tepeleri zerinde camiler krk cam paralar gibi parldyordu. Kabarcklanan beyaz kpkleriyle su, yaklaan ehir ve hayatn kendisi prl prld. Vapur kayp giderken dalgalar yarrcasna onu takip ediyor, deniz kendinden emin kabaryor, zamk gibi koyu, neredeyse yenebilir bir maddeye dnyordu. "Bavlar bayanlar! Bir dakikalk dikkatinizi istirham ediyorum. Karlnda size hayatla ihtiyacnz olan her eyi sunacam, belki bir sevgili hari!" Srtna dev bir anta vurmu, ondan da byk gbei vcuduna bir ekilde yapm ayr bir organizma gibi grnen, iriyan, kara yaz, kahverengi gzleri velfecri bir ingeneydi bu. ki kolu da tam manasyla vecde gelmi bir orkestra efi gibi havada, mayk vapur yolcularndan oluan bu sessiz orkestray ynetmeye hazla-nyordu sanki. Birka kii hafiften gld ama ounluk ondan tarafa bakmayp put gibi oturmaya devam etti. Bezmilerdi ondan. Aslnda btn seyyar satclardan. Her sabah ie, her akam eve giderlerken stanbullu vapur yolcular kendilerini mzmin bir farsn izleyicisi konumunda bulurlard; her seferinde ksmen tenezzl, ksmen can sknts, nadiren de bu pek olaand, pek yetenekli, pek bktrc aktrlerin yzer gezerliinc. ftursuzluuna, cretine duyduklar kskanlkla seyrederlerdi. 330 ingene seyyar satc devasa deri antasn yere koydu ve yumurta gibi parlak ve crtlak sar bir plastik alet kard, sivri kenarlar ve tepesinde tuhaf bir kapa vard. Herkes bu mucizeyi grebilsin diye eyi havaya kaldrd. Bunu takip eden dakika iinde bir patates soydu, havu ve salatalk dilimledi, bir limon bir portakal skt, sularn dinleyiciler arasndaki birka talihliye ikram etti, bir kurunkalem ap sivriltti, yaprak dolmas sard, bir turu kavanozu at, hepsi "bu inanlmaz Japon icadyla". Kimse ciddiye almad. "Bu mucizeyi sattrmak iin fazladan bir eye gerek yok ama," diye bard satc, sigaradan ve gn boyu barmaktan atlam sesiyle, "ilk alcya baz hediyelerim olacak, bir limonluk (limonluu havaya kaldrd), alr kapanr bir nihale (nihaleyi aarak savurdu) ve... fndkkran (havada bir fndk krd) ve iyi balklar iin zpkn (sivri ulu aleti havada sallad)... hepsi messesenin ikram." Bu sefer kimse glmedi. Hatta pek ok kii ilgilenmeye balamt. lk alan hasr apkal tombul bir kadn oldu. Onu abucak iki yolcu takip etti. " ansl yolcuyu tebrik ediyorum. Kampanya bitti, artk byle bir ansnz olmayacak," diye bard satc daha da yksek sesle. "Ama bundan daha az cazip olmayan bir kampanya daha var. Bu Japon icatlarndan bir yerine iki tane alrsanz bir renkli kaleni takm (takm havaya kaldrd), lastik eldiven (eldivenleri sallad) ve herkesin yaz boyu ihtiya duyduu elektrikli bir vantilatr (yumruk kadar bir vantilatr n tarafta durmadan terleyen adamn yzne tuttu) kazanacaksnz... bir yumurta teli de cabas!!!" Birka yolcu satcya iaret etti, sonra Jbirka kii daha. dakika iinde antadaki btn mucizevi Japon icatlar satlmt. Yapt sattan memnun antasn toplarken satcnn kahverengi gzleri, kapkara bir sa als altndaki turist kadna takld. Gz ap kapayana kadar Gail'in yannda bitti. "Kaklar sevenler iin,"

diye bard avaz kt kadar ve nce ucuz bakr, sonra paslanmaz elik, en son da plastik kak takmlar kard antasndan. Her takm bir ncekinden daha gln ve uyduruk olduundan Ga331 il kendini adama somurturken yakalad, bunun aka olduunu sylesin de birlikte glsnler istiyordu sanki. Ama tam o anda adam baka bir kak kard, geri kalanlanyla hi alakas olmayan trden - ukurunda bir Osmanl turas, uzun, narin, burmal sapnda kehribar ta olan otantik bir gm kak. Kymetli ve eski grnyordu. "Bu kak setini alan ansl mteri iin," diye bard satc, "bu paha biilmez antika kak bedava!" Sonra hep birlikte vapurdan indiler - Gail kaklarndan memnun, mer onun hepsini birden almasndan akn, bir sonraki vapurdaki bir sonraki tiradna hazrlanan ingene satc ikisini de oktan unutmu. * Bir kere adalara, iki kere Kapal ar'ya gitmiler, Ayasofya'y ziyaret edip, uzak bir annn scaklyla mer'e gerekten muhteem grnen Theodora'nn gzlerinin iine bakmlard. Birbirine paralel sokaklarda artc lde birbiriyle alakasz dnyalara rastlamlar, ehrin hem en kozmopolit hem en tutucu yerlerini dolamlar, yer yer bu ikisini ayn noktada bulmulard. Her gezintide yeni bir ikolata serisi geliyordu Gail'in aklna. TEDRGN RUH KOLATA DKKNI'na dner dnmez yeni koleksiyonlar imal edecekti - bir adet semazen serisi tasarlamt beyaz ikolatadan, bir de bitter ikolatadan arafl kadn serisi ve neden olmasn, gbeklerinde brandy olan bir vapur seyyar satclar serisi. Sultanahmet Camii'nin nnde gvercinlere dar satan, bir deri bir kemik, srt kambur bir kadncazdan dar alp gvercinleri beslediler. Kirli renkli bir kedi etraflarnda daire iziyor, son derece temkinli ama bir o kadar gln admlarla gittike kulara yaklayordu. Kedi hi gvercin yakalayamad. Gail bunu iyi bir iaret olarak kabul etti. Son zamanlarda manik ruh halinin doruklarm ayd ki bir bakma dmenin eiinde olduu anlamna geliyordu bu. Yaklamakta olan meczupluk. Her bardan ayn lde yksek sesli baka baka mziklerin 332 tat Beyolu'nun ara sokaklarn arnladlar, binalar arasna skm bir trbenin nnde durdular. Binalar arasnda tesadfen varln korumu ou trbe gibi bu da bir evliyaya aitti. Gail artk btn ehrin zaman belirsiz saysz trbeyle dolu olduunu ve hepsinin belli bir konuda uzmanlatn kefetmiti. Kimi evliyalar koca bulmaya, kimisi bulunan kaybetmemeye yaryordu. Baz trbeleri hasta ve dknler ziyaret ediyordu, bazlarn da gnl yaras ekenler. Bebek sahibi olamayan kadnlarn ziyaret ettii trbeler vard. Evliyalar arasndaki fark ne olursa olsun ziyaretileri hemen her daim kadnd. Gail bu evliyann hangi koruda uzmanlatn anlamak iin mezar tana bakt. Ama hi ipucu yoktu, sadece kendisine tercme edildiinde pek anlam ifade etmeyen bir ibare vard: Trbenin etrafnda mum yakmayn. Evliyann sizin nza ihtiyac yok. "Sylesene canm," diye usulca mrldand otele dnerlerken. "Sence ben de kitab sol eline verilenlerden miyim?" Zndk mer'in onun neden bahsettiini anlamas biraz zaman ald, ciddi olduunu anlamas daha da uzun srd: "Yapma, byle eylere inanyor olamazsn...!" "Evet ama yine de bana cevap verebilirsin. Yani sen Tanr olsan

kitabm sol elime mi verirdin yoksa sa elime mi?" "Tanr olsaydm," dedi mer glerek, "kitabn kafana atardm." "Ama sence de iirsel bir metafor deil mi bu?" diye sordu Gail, insafsz inadyla. "Hayr, deil," dedi mer onu avuturcasna kolunu uzatarak, "ama sen kesinlikle ylesin. Hayatmdaki en iirsel eysin sen." Bu kelimeler azndan kar kmaz beklenmedik bir kasvet kt mer'in iine, sanki iirsel artk mevcut olmayan demekti. Daha nce de byle hissettiini hatrlyordu, ama ne zaman ve nerede olduunu hatrlayamyordu. 333 iimdeki A Az Gece. Alegre kendini tam anlamyla kendisi hissedebildii tek yerde, mutfakta yalnz. Mutfak onun memleketi. ou srgne gnderilmi, snrd edilmi, gnll de olsa zorlanarak ABD'de yabanc kalbna sokulmu bir akrabalar ve dostlar halkasyla evriliyken mutfan da onun anavatan olduuna kimse inanmaz, bu yzden de kimseye syleyemez. Aslnda Alegre mutfakta bulunmann onu mutlu edip etmediini bilmez. Ama belki de mesele bu deildir. Ne de olsa vatan denilen illa da mutluluk salamaz insana. Her halkrda emin olduu bir ey varsa o da mutfaa ait olduu. Buraya bakalar iin yemek piirmeye gelir ama ara sra kendisi, sadece kendisi iin gelir, tte o anlardan biri bu. Bu gece Alegre piirmek iin burada deil. Bu sefer iindeki a az doyurmak iin gelmi mutfaa. Vakit ge. Ama fark etmez. A az yeme alkanlklarnn zamanlamas dndadr. Normal yeme alkanlklar olan insanlar, yeme bozukluu olanlarn yemei saplant haline getirdiini dnmekle hata ederler. Tketilecek yemein miktar ve kalitesinden ziyade, yeme dzenini srdrmektir Alegre'nin beceremedii. O amaz yemek dzeni, her sabah, len ve akam tam ayn saatte yemek... sonra tekrar sabah, len ve akam... tekrar, tekrar, her gn. nsanlar ayn dzen dorultusunda tam ayn anda ackabildikleri iin birlikte yemek yiyebilirler. Alegre yiyemez. Az zaman zaman ackr; ayda bir, bilmem ne kadarda bir, yzylda bir. Baka insanlarn azlan yzlerindedir, ocuk resmi gibi bariz bir izgi, ilk bakta hemen seilir, vcutlarndan dar alan bir giritir. Alegre'nin az ise yznden silinmitir; vcudundadr, rahminde 334 bir yara, derinlerde alkalanan bir boluk. Hep geridedir, karanlkta pusuya yatp bekler, sadece kendi istediinde kar. Zamann dnda olduundan gemi kayd yoktur. Bu yzden de a az ne zaman yemeye balasa daha nce hi yememi gibi nne geleni yutar. Zamann dnda olduundan gelecek algs da yoktur. Bu yzden de ne zaman yemeye balasa bir daha asla yiyemeyecekmi gibi nne geleni yutar. La Tia Piedad'n porselenlerinin aksine Alegre'nin vcudundaki dii-az tam bir sfrlanmann, kastl bir bellek kaybnn zlemini eker. Alk. Kseler dolusu gevrek, nce Piyu'nun cevizli, zml gevreklerini, sonra Abed'in bayld ball gevrekleri yedikten sonra kendini daha a hissederek buzdolabna yneldi. Abed'le Piyu bu gevrekleri her sabah kahvaltda yerdi. Alegre hi yemezdi. O kadar kaloriliydiler ki. Ama sonra byle bir gece gelir ve btn o sabahlar boyunca kaybettiklerini telafi etmek istercesine bir oturuta bir kutuyu mideye indirirdi. Stle birlikte bir kulu gevrek 1880 kaloriydi, toplamda 75 gr. eker kadar. Durmak iin ok geti. indeki a az tmyle uyanmt. Buzdolabn ap grmeyen gzlerle iine bakt, bir dilim mo-zarella ald, bir dilim daha, dolab kapad, dolab at, devasa bir dilim

edar ki yedi, dolab kapad, yine bir saniye nceki gibi grmeyen gzlerle beyaz kapya bakar vaziyette ylece durdu. Orada, telefon faturalar, evlere servis menler, indirim kuponlar, Ar-roz'un banyo kpkl fotoraf, ev dekorasyonu renk kartlar, mer evden ayrldktan sonra Piyu ile Abed'in ilimedii ngilizce Kelime Daarc oyununun eski bir skor izelgesi arasnda sabahleyin gelmi bir kartpostal grd. Sevgili dostlar, Kapal ardayz (tekrar!) Onu nc kere buraya srklediim iin mzmzlanyor mer. Bu kartpostal bir hediyelik eya dkknndan yazyoruz (utan verici lde arkiyat, dansz kyafeti giymi develer bile satyorlar). mer son gnlerde anlalmaz bir biimde Abed gibi konuma335 ya balad. Neyse, bu kartpostal aldmz grnce dkkn sahibi nezaketle bizi ieri buyur etti, yazalm diye (alveri edelim diye) ve ayla lokum ikram etti. (Gail ne verseler yiyor.) Adam demin bana iki antika gm kak gsterdi, haremdeki bir odala aitmiler. (Said'in ark'n kendini arkllatrmas dedii ey deil mi bu?) Hayrettir, mer burada tezi iin byk ilham bulmua benziyor. Keke bizimle birlikte olsaydnz. stanbul'dan selamlar... Alegre kartn arkasn evirip atk kalarla zerindeki resme bakt. Tepe zerindeki bir caminin gnbatmndaki zarif siluetiydi... renkler gzeldi, turuncu ve sar tonlar, scak ve ho, bir kak eftali marmelad gibi. Marmelat demiken, Alegre dolab at, ne yesem diye bakt, bir sosis kapt, sonra bir tane daha, kapy hzla kapad, sonra hemen yeniden at. Dolabn iinde tarifini bu haftaki kadn dergisinden ald iki yemek vard: Baharatl Beyaz Peynirli Makarna ve Et Sote. Piir-mi ama tadna bile bakmam, yesinler diye Piyu, Abed ve yeni ev arkadalarna brakmt. imdi hepsi uyuyordu. Sadece Arroz uyankt, gzlerinin karanlk girdabnda dnen huysuz, huzursuz bir kla yannda duruyordu. Ama bu ite bir gariplik olduunun yle iyi farkndayd ki Alegre'nin gznn nnde mideye indirdii onca yemei paylamak iin en ufak bir giriimde bulunmamt. Arroz bunun yemek yemek olmadn biliyordu. Bu baka bir eydi, korkutucu bir ey. Bu ayin her eyi tepetaklak etmekle ilgiliydi; d-andakini ieri almak sonra ieri alnan dar karmak. Yemek ve kusmak, tamah ve perhiz, gnah ve nedamet... bu, nfuz edilemez snrlar amakla ilgiliydi. Alegre yere oturup, raflara dizilmi yiyecek kaplarna bakt. Bir gn nceden kalma tavann iindeki kzartmalar ve krem peyniri ve sosisler ve mantar sote ve kavanozlardaki bebek msrlar ve turular ve dondurucudaki koca bir kap vanilyal dondurma... Hepsini bitirdi, baharatl, tatl, eki, ac karm. Alegre usul masala. En kk krntsna kadar bitirdi. Bu taknln sonularna kafa yormad. Artk hibir ey endielendirmiyordu onu. Yutma edimi btn 336 endielerin tesindeydi. Talimli bir nezaketle minik minik trtklamasna ve her zamanki uysal, kibar kz olmasna gerek yoktu. Bir sosis daha yedi, zerine edar kiin geri kalann. Gzleri kabaday bir edayla bir sonraki yiyecei ararken az biteviye aprdyordu. Tam fndk ezmesine uzanmt ki bir ses havay yrtt. "Alegre sen ne yapyorsun Tanr akna?" Piyu dehete alan bir uyuuklukla yz talam, ayaklan plak, kollarn kavuturmu mutfak kapsnda duruyordu. Ne syleyeceini bilemeyen az ak kalm, bir aklama bekliyordu. Ne kadar zamandr burada durmu onun yedike yemesini seyrediyordu acaba? Alegre hi

tanmad bir sr kiinin nnde rlplak kalm gibi titredi. Panikle ayaa kalkarken dengesini kaybetti. Uykulu baknn ardnda Piyu yle akn, mantkl bir aklamaya yle muhta grnyordu ki Alegre'nin yzndeki panii fark etmesi birka saniye alacakt. Gzl yoktu, yukanda yatan yannda braktn hatrlad sonra okunu sindirmeye alrken kpkrmz kesildi - az nce ahit olduu itici itaha duyduu tiksintiden ziyade, kz arkadann blumial olduunu bunca zamandr fark etmemenin sarsntsyd bunun sebebi. O daha soru sormaya balayamadan Alegre verandaya km, kapya hamle etmiti. Tam zamannda uzanp onu bileinden yakalad Piyu. "Brak beni," diye bard Alegre kendine ait olmayan bir sesle. "Sana ne? Benimle yatmyorsun bile..." Bu infial yle beklenmedik, konuyla yle alakaszd ki nasl karlk vereceini dnmek iin duralayan Piyu'nun elleri gevedi. Tam o tereddt annda Alegre pijamasnn zerine paltosunu geirip kendini dar atma frsatn buldu ve cierlerinde hava kalmayana kadar kotu. Piyu aknln zerinden atp, yukardan gzlklerini alana, ayakkablarn giyip peinden koana kadar Alegre, Davis Meydan'na ulamt bile. * 337 Gece. Onlar hari bir kii var amarhanede, bir sarho arks mrldanan bir sarho. Abed'Ie kadn karlkl sandalyelerde oturmu amar makinelerinin giysilerini temiz ve kuru geri vermesini bekliyorlar. Kadnn giysiye ihtiyac olduu muhakkak nk bu gece darack bir pantolonla incecik bir bluz var sadece zerinde ve iri, beyaz, kabark memeleri Abed'in gznn nnde. Abed memelere, kadna bakmyor sadece elindeki adi dergiyle ilgileniyor gibi yapyor. Bir-iki sayfa geince, bir tarafnda serum, br tarafnda bir yn kitap, hastane yatanda glmseyen yar baygn bir kzn resmiyle karlayor. ocuun snfta retmenin anlattklarn dinlemek yerine 6667. kitabn bitirmeye alrken bayld yazlm. Derginin zerinden kadna kaamak bir bak atan Abed, onun o ayartc glyle hl dik dik kendisine baktn gryor, hi rol yok, ak ve cesur, utanszca utanmaz. Ik bu adan vurduunda gzlerinin ve dudaklarnn etrafndaki krklar iyice ortaya kyor. Annesi olacak yata ama bak ve elleri Zehra'yla kyaslandnda ne kadar gen. Huzursuzlukla ayaa kalkyor Abed ve nereye, neden katn bilmeden sokaa frlyor, onun bysnden kurtulma telayla giysilerini amar makinesinde brakp komaya balyor. 338 Kpr Ayrl gn. Gail'le mer on gnlk ziyaretlerinin ardndan ehirden ayrlyorlard. Uaklar leden sonra 15:30'da kalkacakt. Bir gn nce mer'in ailesiyle vedalamak iin ehrin Asya yakasna gemilerdi. Her zamanki gibi o gn neler yaplacan mer planlam ve gnlk plana uyulmamt, her zamanki gibi. lk bata niyet aileyle birlikte ge bir brunch, ardndan otele dnp bavullar toplamak, ertesi sabah erken uyanmak iin erkenden yatmakt. Ama eve gittiklerinde brunch akam yemeine, akam yemei ziyafete, Gail de balona dnecekti. mer'in annesi geceyi orada geirmelerinde ve ertesi sabah erkenden yola koyulmalarnda srar etmiti. Uyandklarnda kendilerini bir kez daha ziyafet masasnda bulmulard. Evden ge ktklan iin Avrupa yakasna taksiyle gemeye karar verdiler ve stanbul'da ilenebilecek en byk kusurlardan birini ilediler: Boaz Kprs'n sabah trafiinde gemek!

Nitekim olduklar yerde duruyorlard, kpr eritlerine muntazaman sralanm sonsuz araba konvoylarndan birinde skm, Brezilya'dan naklen verilen man heyecanl saana ve ofrn daha beter heyecanl nidalar altnda taksinin arka koltuunda oturuyorlar. ofr ufak tefek biri, o csse iin hayli gr bir sesi var. Sabah 08:18. Darda tatl bir esinti, gzel bir sis, hatta sis bile deil, ince bir hava kirlilii tl ve yine de gzel nk hava kirliliinden ok sise benziyor. Futbolla hi alakas olmayan ve hemcinslerinin neden buna deli olduunu anlamayan mer kulakln takp sesi ayor ve PJ Harvey'nin This Mess We Are In (Battmz Batak) arksn dinlemeye balyor. Saat kullanmad iin kendine kzarak, ara sra a339 tk kalarla bileine bakyor. Saati olsa ya da en azndan baka birinin saatine bakmay akl etse zamannda yola kabilir ve bu tkanmaya mhlanmak yerine imdi daha ho bir yerde daha anlaml bir ey yapyor olabilirlerdi. "Demek imdi iki aradayz..." "Ne dedin?" mer kulakln kard. "Demek imdi iki aradayz, dedim..." diye mrldand Gail karya bakarak. Nihayet anlad mer onun ne demek istediini: Bir tarafnda ASYA KITASINA HOGELDNZ, teki tarafnda AVRUPA KITASINA HOGELDNZ yazan kpr aradayd, arafta. . ocukluunun ehrinin iki kta zerine kurulu olmas onun iin yeni bir havadis olmadndan kaytszca ban sallayp kulakln tekrar takt mer. Ama nce yeni bir CD koydu, Iggy Pop & Stooges, Gimme Danger {Tehlike Getir Hayatma). Tekrar. Drdnc kere alarken ark Gail'in dudaklarnn yeniden oynadn grd ama bu sefer taksi ofryle konuur gibiydi. Ne konutuklarn duymak iin kulaklklardan birini kard. Futbol spikerinin ykselip alalan sesi zerinden, dnyadaki safran snflarna, hangisinin nerede kullanldnda dair bir nutuk atyordu Gail, tuhaftr ofr de onu dikkatli dikkatli dinliyordu. "Pilav iin en iyisi Hint safrandr ama tatllar iin ran safran zerine yoktur." "Ya Trk safran?" diye sordu ofr yarm yamalak ngilizcey-le, mr hayatnda bir kez olsun bir kap piirmek iin mutfaa girmemi biri olarak belli ki yemekten ziyade Trklkle ilgilenerek. Ama Gail bu soruya hazr grnyordu. Bir saniye iinde safranla yaplan Osmanh-Trk yemeklerini saymaya balad; bozuk Trkesiyle syledii her isimde ofrn yzndeki gl geniliyordu. Onlarn her eye ramen iletiim kurabilmesinin acayipliine aan mer sesi daha da aarak tekrar mziine gmld. Gimme Danger. Dorusu stanbul'da geirdikleri on gnn ardndan kendini bitkin hissediyordu - ehrin feryat figanndan ziyade Gail'in hummal enerjisinden yorulmutu. Tekrar. Gimme Danger. Bir dakika sonra, sa eritte, topaz rengi bir arabann ilerledii340 ni grd Gail, arka koltukta kapkara sal bir kz oturmu fazlasyla sakin, insan irkiltecek kadar solgun bir yzle dar bakyordu. Mutlu grnmyordu kz. Hatta kederliydi. Dosdoru Gail'e bakyordu ama nedense onun kendisini grmedii izlenimine kaplmt Gail. ocuk, ndeki yetikinlere, arabay temkinle sren, temkinli grnl kadna ve penceresinden dalgn dalgn darya bakan dalgn grnl adama bir ey sylemek ister gibi eildi ama sylemedi. Topaz rengi arabann iinde olanlar kendi penceresinden seyreden Gail bir-iki saniye tekinsiz bir hisle, bakt kzn aslnda kendisi olduu

ve tam u anda gemiiyle imdisinin birbirine paralel hareket ettii ama benzer ekilde tkank bir yolda taklp kald hissiyle rperdi. Zihni hemen kapanverdi kendi stne. Hayatnda bir kez daha kendisini derken seyretmeye balamt ve bu d sersemletici bir tempoyla hzlanarak yaama arzusunu azar azar andryordu, ierideki bir yaradan szan kan gibi, grnrde kesik olmadan. Derin derin nefes alarak ve biraz da zorlanarak baklarn kzdan, kpry rten tl gibi sise evirmeyi baard. Aniden geliverdi aklna ve bir saniye sonra kesinkes karar verdi bu iki aradahgn tam da doru yer, bu dakikann tam da doru dakika olduuna lmek iin. * Saatler Boston'da 01:22, Marake'te 06:22, Madrid'de 07:22, stanbul'da 08:22'yi gsterdiinde Boaz Kprs'nde trafie taklm bir taksinin arka. kaps esner gibi ald. Iggy Pop & The Stooges'la yar transa gemi mer ve en sevdii oyuncuya krmz kart gsteren orospu ocuu hakem yznden ifte-transa gemi taksi ofrnn hi mi hi fark etmedikleri alack bir ses kard kap. "Klak!" gibi bir ey. ^ stanbul'daki o "klak!"la ayn anda, Boston'da o saatte ak bulduu ilk yerin kapsn aan Alegre iini ekti. Hzl hzl soluduu 341 halde sakin grnmeye alarak, bir eli boynunda asl incili hata, bir eli para aramak iin cebinde ieri girdi ve her biri elinde bir iki bardayla glen, sallanan, konuan insanlarn arasnda zikzak izmeye balad. Arkalara gittiinde vahi bir bakla donakalm, delici bir ift krmz gze bakar buldu kendini, biraz rperdi, oyuncak deil l bir ku olduunu anlad, tekrar rperdi ve midesindeki arlktan kurtulma ihtiyacn daha fazla bastramayarak tuvalete koturdu. Az sonra iinde hl bir miktar yiyecek kaldndan phelen-se de daha fazla kusamayaca gereini kabullenmek zorunda kald. Tuvaletten kp st kata yneldi. Tam kapnn tokmana uzanmken barn hemen nnde Piyu'y grd, belli ki onu aryordu. Neyse ki ieri bakmak aklna gelmemiti. Kukusuz Alegre'yi arayaca yerler arasnda barlar yoktu. Geri ekildi ve tezghn nnde ayakta duran orta yal bir adamn a gzlerinden gzlerini kararak birka dakika orada beklemeye karar verdi. Adamn yz neredeyse griydi ve alkolden kzarm gzlerle dik dik Alegre'ye bakyordu. Alegre'nin kan buz gibi btn vcudunu doland. Bu yabanc adamn karanlk sokaklarda peinden gelecei korkusuyla dar frlayp, son treni yakalamak iin metroya kotu. Bu gece la Tia Piedad'n evine gitmek istemiyordu, Pearl Soka'na da dnemezdi ama Debra Ellen Thompson' m kapsn alabileceim hissediyordu. Souk rzgrda bardan ald peetenin zerindeki isme bakt. Glen Saksaan. Bir bar iin komik bir isim diye dnd ve trene binerken bu ismi kimin bulduunu merak etti. Walnut Soka'mn kesinde, yanndan son srat geen glgeye bakakald Abed. Bir an iin grdnn Alegre olduuna yemin edebilirdi. Mant bu izlenimi dzeltmekte gecikmedi. Yok hayr, gecenin bu saatinde Glen Saksaan'dan kan Alegre olamazd. Yavalayp, az evvel neden byle panie kapldn, amarhaneden neden yle katn anlamak iin kafasn toplamaya alt. Bulduu cevap pek ak olmasa da bir dakika sonra geri dnd ve grnmez bir ala sulardan ekilir gibi yava ama kararl admlar342 la amarhaneye doru ilerlemeye balad. Safye'ye sadakatinin mulak bir biimde sadece ortak mazilerine deil lkelerine olan ballyla

da i ie getiini sezse de hi kimseye aklayamazd bunu, hele kendine hi. Safiye'ye olan balln yava yava kaybetmenin etkisi onu vatanna balayan halatlarn da belli belirsiz gevemesi olmutu. Kendini Fas'a daha az bal hissediyor deildi katiyyen. Ama bir ekilde ABD'deki hayatna eskisinden daha bal hissediyordu. amarhaneye yaklarken nce kapanm olmasndan, kapanmadn grnce de kadnn gitmi olmasndan korktu. Ama oradayd, amar makinelerinden birinin yannda durmu temiz ve kuru amarlar iki sepete dolduruyordu - kendininkine ve Abed'in-kine. Sepeti Abed'e uzatrken insan utandracak kadar muzafferdi gl ve zaferi yle cokuluydu ki Abed gzlerini karmak zorunda kald. "Gidiyor," dedi taksi ofr, grdne inanamad iin adeta fel olan sesi zar zor duyuldu. Bu yzden bu sefer bararak tekrar etti: "Gidiyor!" ofrn szlerini gayet net duyduktan sonra bile sylenene bir anlam veremeyen mer, adamn baklarn takip edince trafikte skm arabalarn arasndan, siyah, uzun, gr salarn savurarak kprnn korkuluklarna doru koan Gail'i grd. yle afallam-t ki ancak taksi ofrnn dar kp Gail'in arkasndan komaya baladn grnce kmldatabildi vcudunu. Nabz panikle ahland, Iggy Pop'un boynundan sarkan kulaklklardan halen yaylan Gimme Danger Little Stranger {Tehlike Getir Hayatma Kk Yabanc) arks eliinde arabadan frlad. Piyu artan bir evhamla telefonu kapad. Alegre bulunamyordu, Abed de eve dnmemiti. Bu gece ahit olduu isyankr tamahtan ziyade Alegre'nin yz donduruyordu Piyu'nun kann, olay her dndnde. Alegre'nin vcudu elini dediremeyecei keskin bir baa dnmt sanki. Her asabi admnn hem kendisinin hem de Arroz'un endiesini derinletirdiini fark etmeden mutfakta bir aa bir yukar gidip geliyordu; hayvan bu kargaada kendine tu343 tunacak salam bir dal arar gibi mutfak masasnn altnda adeta yere yapmt. Alegre'ye kar ne kusur ilediini bilemeyen Piyu, kalbi mitsizlikle szlayarak odasna dua etmeye kt. Ruega por nosotros, Santa Madre de Dios, para que seamos dignos de laspro-mesas de Cristo. El Salve'nin ortasnda birden ii titredi. Korku dolu bir kalp at ve "Ko seni terk ediyor," diye bir ses duyduuna yemin edebilirdi. "Ko, seni terk ediyor." mer hayatnda bir kere daha zamann hznn gerisinde kalna tank oluyor, hayatn kadansn yakalayamayn seyrediyor, ne var ki bu sefer peinden kotuu lmn kadans. Tehlike getir hayatma kk yabanc. Gail, taksi ofr ve mer kpr zerinde dizili arabalarn arasnda zikzak iziyorlar. Sada solda birka ofr onlar akn baklarla seyrediyor. Senin yannda huzur bulaym. Bazlar olaand bir ey olduunu daha yeni anlamaya balyor. Bakalarna gsteriyorlar. Bana tehlike ver kk yabanc. Gz ap kapayana kadar arabalardaki btn insanlar kprden canl bir intihar giriimini seyretmenin heyecanyla mest. Ve hastaln hissedeyim... mer kouyor. Onun nnde taksi ofr kouyor. Onun nnde Gail kouyor. Onun nnde sadece boluk var. imdi korkuluklarn teki tarafnda, sadece tek eliyle hayata tutunmu vaziyette duran Gail seyircilerinden habersiz. Kprye ve karmaasna arkasn, yukardan olaanst dingin grnen ehre de yzn dnm. Tuhaftr u anda buradan grd manzara, 607 numaral odann manzarasndan bile daha gzel. Nefesini sa-bitlemek ister gibi derin bir nefes alyor. Bir kez daha teki uta ama bu sefer kendini sona daha yakn hissediyor. Bu sefer hayatndaki her dakika, tand her

insan, iinde barndrd her benlik alfabe orbasndaki harfler misali. Zihninde kartryor hepsini, btn o birbirine uymaz anlar, anlan, bir girdapta dne dne eriyinceye kadar. Bir ksedeki kusmuumsu pre, annesinin kuzguni salar, omletin tad, bir para sosis, baharatl ve scak, geri karlamaz, yutulamaz, bebek boazna taklm... ay ktnda tapnlan bir Asur-Babil tanras... daimi hudutlar... tepsilerde donmu iko344 lata figrler... srlerinde kalamayp tek balarna uan topal kular... Aniden her ey znebilir izlenimi veriyor, alfabe orbasnda andan km harfler gibi bitimsiz btnlerin krk dkk paralar. Aniden muazzam bir hzla dtn hissediyor ve bir sonraki isminin ne olacann artk nem tamad ivit rengi bir bolua ekildiini. Geride, zamann ok gerisinde, clz bir avuntu geiyor mer' in zihninden. lmeyecek. Hayr, lmeyecek. nsanlar bakalarnn lkelerinde intihar etmez, buras onun vatan deil. Peki hi vatan oldu mu onun? Kim gerek yabanc - bir lkede yaayp baka bir yere ait olduunu bilen mi yoksa kendi lkesinde bir yabanc hayat srp, ait olacak baka bir yeri de olmayan m? Kpr denizden 64 metre ykseklikte. mer'in walkman'inde bir ark alyor. ark dakika yirmi saniye ama tekrar tekrar a-lnrsa sonsuza kadar srebilir. Gail'in d sadece 2,7 saniye sryor. 345