“Kendiliğinden; milyonda bir”

Sanatçılar: Uygar Özel, Nur Muşkara Küratör: Borga Kantürk Tarihler: 11.02.2009 - 28.02 2009 Açılış: 11.02.2009 , 18.00 Yer:Fransız Kültür Merkezi Galerisi Sergi saatleri: 09.30 – 13.00 ve 14.00 - 18.30 Cumartesi: sabah 09.30 – 13.30 Adres: Fransız Kültür Merkezi, İzmir, Cumhuriyet Blv. No: 152 Alsancak/Izmir

“Kendiliğinden; milyonda bir” : ? Bir an : Muhteşem bir zamanlama. Üzerine çalışılmış ve sınırlanmış bir durum olmaksızın, gerçekleşebilen. kıymeti bilinmesi gereken. Oluşabilsin diye belirli bir odak tarafından enformatik, bilgiç bir tacize uğramayan, planlanmayan. Zaten süregelen ve sıklıkla karşılaşılabilecek ya da fark edilemeyecek.. Kendi ekseninde dönen, ve diğer bir eksenle aniden çakışıp etki-tepki refleksini gösteren harikulade bir uyum yakalayan bir karşılaşma -buluşma süreci...

Aslında, tek taraftan bakıldığında, değişikliğe uğrayan bir durum meydana gelmez.. Sadece mesafe(izleyici,tanık ve olayın aktörü arasındaki ) bir anlığına değişmiş, iletişim (ilişki) için ideal aralığa gelmiştir. Bu süreçte sanat pratiği, etkitepki adına kendiliğinden gerçekleşebilen bir etkileşimin sonucundan beslenir. Genellikle de fark edilmez. Bu biraz mucizevi, biraz da rastlantısaldır. Spekülatif değildir, olası reaksiyonların eş zamanlı birbirini tamamlamasından oluşan önemli “bir an” süreçtir. Yapmamız gerekense sadece paranteze alma ya da genel dizge içerisinde parlak bir kalemle altını çizmek. Fazlası o sürecin büyüsünü bozabilir ve üzerine kuracağı ilgi-baskıyla her şeyi paramparça edebilir.

Borga Kantürk, Şubat, 2009

“Kendiliğinden; Milyonda Bir” başlıklı sergi: Çalışmalarını fotoğraf ve video sanatı üzerine odaklanmış iki sanatçıya yer veriyor. Belge üretimi ile uğraşan sanatçıyı, mucize anların kayıtçısı rolüyle karşımıza çıkarıyor. Uygar Özel'in Amsterdam' da futbol sahasının aksine, sokakta gezerken karşılaştığı bir top cambazının, reklam yıldızı olmuş futbolculara taş çıkartırcasına performansı, garipsediğimiz, göze absürt gelen, ancak baş roldeki figür için “bir günlük rutini kendi içerisinde barından bir an” üzerine odaklanan video çalışmasına dönüşmekte. Serginin diğer sanatçısı Nur Muşkara ise her gün İzmir merkezinden şehir dışına doğru yaptığı rutin yolculuğu boyunca, fotoğraf makinasının objektifine takılan gündelik yaşamın aktörlerine odaklanmakta. Sergi, iki belgeselci çalışma disipliniyle, kendiliğinden oluşmuş günlük yaşam pratikleri içerisindeki mucizevi anlara tanıklık etmemizi sağlamayı hedeflerken, sanatçıları da bu anların, ara bulucusu rolüyle karşımıza çıkarıyor.

Fransız Kültür Merkezi, İzmir İçin Hazırlanan Sergi Programı Hakkında: Bu program “-1 Güncel Sanat için Şebeke” isimli çalışma grubunun yürüttüğü İzmir Güncel Sanat Arşivi projesi kapsamında yürütülecek bir dizi sergiden oluşmaktadır. Sergi dizisi kapsamında Günümüz sanatı anlamında, İzmir'den uluslar arası platformlara açılan sanatçılara ait dinamik bir vizyonu, sanatseverlere yalın ve nitelikli argümanlar eşliğinde öncelikle sunacak, sonrasında da kayda geçirecektir. İzmir'in güncel sanat alanında oldukça güçlü üretimlere ve sanatçı potansiyellerine sahip olmasına karşın bu türde çabalara dair bir bellek çalışması gerçekleştirilmemiştir. Bu dizi deki amaç: fark edemediğimiz, üzerine fikir ve belge üretemediğimiz, bu sebeple birbirinden kopuk ve iletişimini yitirmiş güncel sanat hayatını, sanatçıların bu alandaki işleri üzerinden tekrar canlandırmaktır. Sergiler ve gündeme getirilen sanatçılara ait tüm bilgiler dijital ortamda arşivlenecek, konuşmalardan alınacak ses kayıtları ve görsel kayıtlar çözülerek, okunabilir belgelere dönüştürülecektir. Elde edilen malzeme, internet ve basılı malzeme ile izleyiciye ulaştırılacaktır.

“Kendiliğinden; milyonda bir” -Sergi Öncesi Günlüğü:
Borga Kantürk, Şubat 2009

Kısım 1: Ya da Giriş İnternetin belirlediği, reddetme ve bağışlama ağında kendini dışardan, sorumlu ve dahil olma zorunluluğunda hissetmek. Karşılaştığımız gerçek Maalesef bu. Zemin kontrolu yapamadığımız bir çoktan zeminlilik belki de. Uçak biletlerimizi internetten sipariş ediyoruz. Bilet çıktısı bile almıyoruz. Filmleri arşivlemek yerine online izleyip atıyoruz. Sokağa çıkmadan sokağa müdahale eden, sokak hakkında bilen bir yaşam tarzı. Peki bu konformist-monotonluk dışında ne kadar az küçük yolculukları ne kadar tercih ediyoruz? Yaşadığımız Pişmanlık hissiyatının, sınırsız bir masaüstü gezinmek adına sürüklendiğimiz bir şey yapmalı isteği. Bu yabancılaşmışlığın farkındalığından kaynaklanan sahiplenmesi zor pişmanlık duygusu. Proje Kimlikler, Bunların dışında yolculuk ve sanatın kendiliğinden bazı anlarda ortaya çıkışı o anı yaşamak için yolda olmak, karşılaştığın kendi doğallığında ve tarifsizliğini kabul ederek içine dalmak.

Nur Muşkara

“Kendiliğinden; milyonda bir” -Sergi Öncesi Günlüğü:

Nur Muşkara

Kısım 2 : İçim içimi kemiriyor, sayıklamalar Arayıp bulmak bu kadar kolay mı? Kuşbakışı Görme mesafesinden. ,Görünen bu kadar gerçek mi? Arama sürecinin, somutlaşmaktan uzaklaştığı bir sabitlik üzerinden dijital referansların hayatımızda yarattığı kesintiler ve devamlılık zaafı. Video ve fotograf bu alanın en çok haşır neşir olduğu direk etki alanında kalan medyumlar. Bu disiplinler üzerinden – hareketi tekrar vurgulamak – gerek. Alternatif olarak, Küçük nefes yolculukları, kültür fizikler- kaçınılmaz. Mesafeler uzadıkça – iletisim online tabanlı haraket gösteriyor. Adım alanları ise son derece kısıtlanıyor. Büyük yolculuklar keşifler artık yalan, Bir yer ne kadar yakınına gelirse o kadar çabuk sahip olursan o alana olan inancın ve verdiğin değer o kadar kayba uğrar. Bu büyük ve kuşbakısı tematik yolculuklar yapıyormuş gibi davranıp, oturduğun sokağına yabancılaşmaksa büyük sıkıntıya yol açmakta. Ama kısa yolculuklara ihtiyaç her zaman var. Eski kitapçıdan kitap bulma ve hayata karşı “bildim, farkındayım” vurgusundansa “yaşadım” vurgusunu tercih etme. Bilgi alanlarını, trendlerin belirlediği kısır döngüleşen bir alanda, tarifsiz kalıp kendi yaşama anını bulan milyonda bir anlardan birini bulma uğraşı.

“Kendiliğinden; milyonda bir” -Sergi Öncesi Günlüğü:

Mesafeli ayrıştırıcı bir kulvardan bilgiyle donanımlanıp, diğer alana pike yapmak ve o alanlar arası mesafenin bilinciyle hareket etmek. Bu size kuş bakışı ve genel kapsayıcı bilgiyi ve sunumu gözler önüne sermeniz için önemli bir avantaj sağlayabilir. Ancak çıkış noktanızdaki dışarının uzaklığın verdiği kapsayıcı olma hakkı, sizi içine düştüğünüz alanda yabancı ve bilirkişi pozisyonuyla dışarı atabilir, içerisine tam da çözümlediğiniz planladığınız haliyle almayabilr.. Bu bakımdan alternatif bir pedagojik sosyal düşünür sanatçı pozisyonu yerine arabulucu, bazende tanıklığının izlerini bırakan, sanatçı rolüne vurgu yapmak gerekir.. Bu sorun akademikleşen, bu sorun küratoryal üst okumalar cephesinde, bu sorun devamlılık kaygısı ile kendilerini projeleştiren sanatçı modellerinde, hayatı politik doğrular içerisinde stratejik kurgular olarak duyumsamaya çalışmanın başarısı, ama ya duyumsamadaki arıza?. Bu hikayeyi en anlaşılır, en dolanır ve en meşrulaştırır halde, ana akıma, güncel sanat ağına veya en yakın havuza ulaştırır. Her zamanda ulaştıracaktır. Ya geriye kalan hikaye de ki yaşanmışlık? Kendiliğinden milyonda bir sergisi bu yaşama şansını bulan alana tanık- ve sahip olma vurgusunu veriyor. Değerli ve umutlandırıcı tarifsiz bir şey bu. Mahallenin delisi olmak ya da parasız aylak bunlar bile günümüzde merşulaştı.. Artık Bu sanatın kahramansallaştırdığı bir durum. Ancak bu son derece vasat ve “e peki ne varki bunda?” eleştirisi ile karşılaşılabilen– kendi içinde anlamlanamayan türde çıkışların da şansı olabilir. Olmalı...

Uygar Özel

Sergiden Görünüm, Nur Muşkara – Uygar Özel

“Kendiliğinden; milyonda bir” -Sergi Öncesi Günlüğü:

Kısım 3: Empati - Jan Verwoert etkisi Cuma, 30 Ocak 2009, 18:30 Nasıl önem vermeli?: Jan Verwoert Osmanlı Bankası Müzesi, Konferans Salonu, Bankalar Caddesi, 11, Karaköy Konuşma sırasında düşündüklerime ilişkin kişisel notlar: - umut ver, en iyi dileklerinle - bir an ile karşılaşmak adına, el haritası ver! - bilinmeyen bir alan - tanımlanmamış mekan - bir anlığına dahil olma pratiğinin anlamı nedir? - deneyim bu önemli: kendiğinden – kesin ve net olmadan tanımlanmamış, belirlenmemiş - belirlenmemiş, sınırlandırılmamış ekonomiler - kendi alanında yaşadığını sır gibi sakla Bir şeyleri değiştirme şansını, temiz ve net argumanlar hale getirerek, kuramsallaştırmak, pratiğini dışlayıp boşa harcamaktansa, yaşanılan sürece işaret etmek! ilgi ve kritik: tanımlanamayan durumlarda ilginin önemi. Odaklanma ve emprovize bilgi kazanımı -Hayattan bir adım sonra teori, yaşarak öğrenme - empati ve şans raslantı sonucu açıklama deneyimi karşılaşma - merkeze yerleşiyor-odak noktası - potentiality- potensiyel - unconditionalty – kayıtsız -şartsız

Nur Muşkara

“Kendiliğinden; milyonda bir” -Sergi Öncesi Günlüğü:

-Jan V. nin sunumunda “temiz ve net enformasyona sahip olması beklenen güncel sanat örnekleri”nden gostermemesi ilgincti. Bence neden ilginçti? Çunku guncel sanatın sosyolojı ve demokrasisi-ekonomisi içinde bu tür deneyimlerin netlik ve keskinlik yönünde sonuç gösteren bir talep ile sıklıkla karşılaşıyor olması, hızlı ve paket okumalar yaratmakta. Bu durum, bulanık olan, kesin donelere dayanmayan üretimler üzerinden bir paylaşım ilişkisi kurmaya kalkınca epey sorun çıkarmakta. Jan V. bunun yerine örneklerini, klasik, modern sanatdan ve özellikle edebiyattan vermeye dikkat etti. -Asıl dert -sokağın kuralı ve kendi estetiği

Kısım 3.5: Ara notlar Mona Souag'ın Acı Çay isimli romanından hareketle, Atmane Bissani, Souag'ın çalışmalarını değerlendirirken şu özelliğin üzerinde duruyor: “Tıpkı kafka gibi, Mona Souag da kahramanlarını günlük yaşamın en sıradan sahnelerinden seçer, yeniden yorumlamanın önündeki engelleri kaldırmak adına, kararlı bir tutumla onları, hesapları allak bullak eden durumlara yerleştirir, böylece dünyayı yeniden kavramaya yeni bir yorum getirir.” bkz: syf: 5 – cevirmenin notu- Acı Çay “Souag'a göre “bir faslının çektiği aşk acısı, bir rus'un Ya da bir togo'lunun
çektiği aşk acısından daha farklı değildir.”

“Kendiliğinden; milyonda bir” -Sergi Öncesi Günlüğü:
Kısım 4: Belki sonuç Sokak ve sokağa odaklanmayı bazen yanlış anlıyoruz. Burada bu iki sanatçıyla kastedilen şey: sokakta oluşumuzun geçiciliği. Dışarıda olduğumuz, ait olmadığımız yere çöreklenip o bölgenin sonsuz müdavimleri (ötelenmişleri, dışarda tutulmuşları, kolonileşmişleri) üzerinden sınıfsal pozisyonlar belirleyip araştırma kulvarları açmanın uğraşının dışında bir sanatçı rolü. (Sözü geçen İki sanatçı “Kendiliğinden: Milyonda Bir” başlıklı serginin katılımcıları olan Uygar Özel ve Nur Muşkara) Sokağı aidiyetsiz bir an olarak da görebiliriz. Geçicilik ve çarpışma, gard alma, korunaklı hareket etme, sallanma, rastlantılara açık olma gibi refleksler üzerinden, aylak -gezgin tipolojisini küçük triplerle şehir içine uyarlamak. ( Kastettiğim sanırım bunun gibi bir şey.) Hareket halindeyken güzergah anınızda, bir moment(burada “an” dışında bir başka çizgiyi de kastetmeye çalışıyorum, an yatay giden bir şeyse buna dahil dikey çıkan diğer bir eğri de söz konusu.) çizgisinde sokak Gidiş-Geliş çizgisini sonsuz bilgi, spekülatif üretim odakları olarak kullanmayı elbette kastetmiyorum. Bunun tam tersi bir pozisyon peşindeyim.. Bilinçli kadrajlı bir güzergah dışına taşma cesaretini göstermek, gard alırken sınıf-direnç mesafelerini zorla yakınlaştırmaya çalışmadan . Kısaca zorlamadan, bilgiçlik taslamadan, belirleyip net bir haritaya boğmadan. Şehir o kadar hızlı değişiyor ki, bizim batılı gelenekten taksilerimize ithal ettiğimiz navigatorlarin o enformatik duzenlilik reçetesiyle, her gün değişen çatlak yollarımızda doğru ve kesin bir yolu bulması mümkün değil. Çarparak öğrenip, doğaçlama refleks geliştireceğiz. Balans pratiğimiz olmalı. Çözüm farkına varıp paylaşmak, bu baştan planlı bir kurgu ya da taraflı ve bilinçli stratejik vurgu ile bir müzakere arayarak birbirini ötelemeden. Daha kendiliğinden ve samimi bir buluşma zor, zahmetli, milyonda bir olsa bile gerçekleşebilir. Kısacası bekle, rahat bırak ve yaşasın. Paylaştığın anın, buluştuğu noktanın tadını çıkar.

Uygar Özel

Nur Muşkara

-1 Güncel Sanat için Şebeke, İzmir:
Lokale odaklanan,güncel sanatın bu cografya içerisinde hareketler için ortak zemin oluşturmaya ve bu sürecin kaydının tutulmasına öncülük etme hedefinde bir oluşumdur. Bir çeşit şebeke modeli,genişletilebilir ağ. İzmir kentindeki güncel sanat üretimlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla,bir grup sanatçı,tasarımcı tarafından kurulmuş bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir oluşumdur. Aynı zamanda bu bir acık çağrıdır,bu şehir için yeni yazılmaya başlamış güncel sanat tarihine katkıda bulunmak isteyen Konuk,Misafir küratör, yazar, kolleksiyoner ve düşünürlere acele ve son derece sıcak bir davet içermektedir. “-1 güncel sanat şebeke”nin amacı daha önce söz konusu edilmemiş olan,İzmir şehrinin güncel sanat için genişletilebilir bir haritasını çıkartma çabasına girişmektedir. Bu kanalda üretim gösteren,sanatçı,yazar,tasarımcı, küratörleri ortak bir çatıda toplamak ve bu aktörler üzerinden gerçekleştirilen aktivitelerin yapılabileceği alanları işaretlemektedir. Bu pratik bu güne odaklanmaz,geleceğe yönelik bir kayda geçirme sürecine de dair dir. Bir sonraki kuşak sanatçıların ve olası faaliyetlerinin gerçekleştirilebilmesi için zemini kazmak,ve alt yapı çalışmasına girişmek önemli bir misyondur. Onlara hareket kolaylığını ve güven sağlayacak bir geliştirilebilir esnek bir sistem önerisi sunmak seslerini duyurabilecekleri ana kaynağı oluşturmak,şehrin bu anlamdaki hareketliliğini daha fazla nefes alır duruma getirecektir. Bu kayda geçirme süreci ile bu şehirde yasayan profesyonel/ yarı profesyonel,kariyerinin ortasında,yeni başlamış pek çok kişi için faaliyetlerinin sürdürebilirliği adına dışarısı ile bağlantıları için bir açık referans,bir açık kaynak oluşturacaktır. Bu haliyle de her türlü kurumsal ve bireysel geliştirilen güncel sanat için bir İzmir Altın rehberi olma iddiasını barındırmakta. Merkez üretim alanı, web sitesi olan bu şebeke,haritalandırma ve arşivleme çalışmaları haricinde,mekansız sanat pratikleri üzerine odaklanır. Kitap,sergi projeleri,sanat tartışmalarını ve fikirlerin dolaşımını sağlayan aracı alanlar,protokoller Bağımsız,Taşınabilir yer değiştirilebilir eklektik bir yapı içerisinde değerlendirmeye çalışacaktır. Bir şehirde sanat uygulayıcıları varsa,onlara bir alan- zemin gereklidir. Bu alanın elde edilmesi veya sınırların baştan çizilmesi eğer birileri bu işlemi on’lar için yapmıyorsa,maalesef kendilerine kalmıştır. Bu bölge sakinleri tarafından bir dezavantaj olarak görülecektir. Elbette konu üzerindeki deneyimsizlik,tarih yazımı konusunda ne yapacağım ben kuşkusunun yarattığı erteleyişler,sorumluluktan kaçma ve olduğu gibi kabul etme hissi süre gelecektir. Ancak bunun yanı sıra da yüksek bir özveri iş başa düştü diyerek,söz konusu haritanın yeniden çizilmesini,bizzat bu alanın temsilcilerinin kendileri tarafından ortaklaşa yapmalarını sağlamak,açıkçası gelecek için ütopist ve heyecan verici bir adım olarak görülmektedir. Bu ortak Yola çıkmayı göze alan herkese şimdiden teşekkürler.