You are on page 1of 187

M ircea Eliade

EBED DN MTOSU

eviren mit Altu

im ge kitaben

Mircea Eliade'nin balca yaptlar:

Yoga. Essai sur les origines de la mystique indienne (Paris/Bkre, 1936; doktora tezi, 1933). Techniques du Yoga (Paris, 1948). Traite d'histoire aes religions (Paris, 1949). Le Chamanisme et les techniaues archaques de l'extase (Paris, 1951). Images et symboles (Paris, 1952). Le Yoga: Immortalite et liberte (Paris, 1954). Le Sacre et le profane (Paris, 1956). Naissances mysticjues (Paris, 1959). Mephistophles et VAndrogyne (Paris, 1962). De Zalmoxis Gengis Khat (Paris, 1970). La nostalgie des origines (1971). Mvthes, rives et mysttres (1972). Religions australiennes (1972). Histoire des croyances et des idees religieuses. 3 cilt (Paris, 1976-). Mircea Eliade'nin daha nce dilimize evrilen yaptlar: Matmazel Oristina (ev. Roza Hakmen, Metis Yaynlan, stanbul, 1991). Kutsal ve Dind (ev. M. A. Klbay, Gece Yaynlan, Ankara, 1991). imgeler Simgeler (ev. M. A. Klbay, Gece Yaynlar, Ankara, 1992). Mitlerin zellikleri (ev. Sema Rifat, Simavi Yaynlan, stanbul, 1993).

Le Mythe de l'temel retour: archetypes et repetition, 1949. 1994. Bu evirinin tm yayn haklan mge Kitabevi Yaynlan Ltd. ti.ne aittir.

imge Kitabevi Yaynlan: 97 1. Bask: Eyll 1994 Bask: 3000 Adet Dizgi: imge Ajans Bask ve Cilt: Zirve Ofset 229 66 84 ISBN 975-533-059-3

Kapak resmi: Marc Chagali Apollinaire'e Sayg (1911-1912).

<

tmge Kitabevi Yaynclk Paz. San. ve Tic. Ltd. ti. Konur Sok. No: 3 Kzlay 06650 / ANKARA Tel: 419 46 10 - 419 46 11 - 425 52 02 Faks: 425 65 32

>

NDEKLER
nsz Sunu BRNC BLM 7 11

ARKETPLER VE TEKERRR
Sorun Blgelerin, Tapmaklarn ve Kentlerin Gksel Arketipleri Merkez Simgecilii Kozmogoninin Tekerrr Ritellerin lahi Modelleri Dind Eylemlerin Arketipleri Mitoslar ve Tarih KNCI BLM 17 21 26 31 35 41 47

ZAMANIN YENDEN DOUU


Yl, Yeni Yl, Kozmogoni Yaratln Periyoiklii Zamann Srekli Yeniden Douu NC BLM 61 70 79

TALHSZLK VE TARH
Ac ekmenin Normallii Kutsaln Tezahr Olarak Grlen Tarih Kozmik Devreler ve Tarih Yazg ve Tarih DRDNC BLM 97 104 112 127

TARHN TERR
Ebedi Dn Mitosunun Srmesi Tarihselciliin Glkleri zgrlk ve Tarih Umutsuzluk ya da man Notlar Bibliyografya 135 141 147 152 157 179

Tantzi ile Brutus Coste'ye


Chaet Chaimite'de geirdiim iz akamlarn ansna

NSZ
Ar iddial olmaktan ekinmeseydik bu kitaba T a rih Felsefesine Giri altbaln verirdik. Ne de olsa bu eliniz deki denemenin asl amac budur; u farkla ki tarihsel feno menin speklatif analizi yerine arkaik toplumlarn -belirli bir "tarih" biiminin bilincinde olmakla birlikte onu hesaba katmamak iin her trl abay sarfeden toplumlarn temel kavramlarn incelemektedir. Bu geleneksel toplumlar ince lerken bir karakteristik bizi zellikle etkiledi: somut, tarih sel zamana kar bakaldrmalar, eylerin balangcnn mit sel zamanna, "Byk Zaman"a periyodik dn iin duyduk lar zlem. "Arketipler ve tekerrr" adn verdiimiz eyin anlam ve ilevi, ancak bu toplumlarn somut zaman yadsma istemlerini, zerk, yani arketipler tarafndan dzenlenmeyen bir tarih ynnde her giriime duyduklar husumeti kavrayabildiimizde anlalabilirdi. Bu reddedi, bu karlk, bu ki tabn da kantlad gibi sadece ilkel toplumlarn tutucu ei limlerinin bir sonucu deildir. Kanmzca, tarihin (yani, tarihst modelden yoksun olaylarn) bu ekilde deersizletirilmesinde ve dind, srekli zamann bu ekilde reddediliinde insan varoluunun metafizik bir "deerlendirilmesini"
7

okumak mmkndr. Ama bu deerlendirme hi de baz hegelsonras felsefi akmlarn -zellikle Marksizm, tarihselcilik ve varoluuluun "tarihsel insannn, tarih iinde kendini yaparak insan olan insann kefinden beri amaladklaryla ayn deildir. Ne var ki, tarih olarak tarih sorunu bu denemede dorudan ele alnmayacaktr. Balca amacmz arkaik toplumlarn speklasyon alannda belirleyici olan baz izgileri sergile mektir. Bu alann basit bir ekilde sunuluunun zellikle, kla sik felsefenin metinlerinde ya da Bat'nn tinsel tarihindeki belli durumlarda kendi sorunlarn ve zm aralarn bul maya alm felsefeci iin ilgin olacan dndk. Bat felsefesinin kendisini (deyim yerindeyse) "tarallatrma" eiliminde olduuna dair eski bir kan var: bunu nce kendisini kendi gelenei iinde yaltarak ve szgelim i Dou dncesinin sorunlarn ve zmlerini grmezden gelerek yapyor; ikinci olarak da "ilkel" insann, geleneksel toplum lara mensup insann deneyimini hesaba katmama pahasna tarihsel medeniyetlerin insan dnda herhangi bir "durum"u tanmay inatla reddederek yapyor. Biz, felsefi antropoloji nin Sokrates-ncesi insann (baka bir deyile geleneksel in sann) evrendeki yerine ilikin deerlendirmesinden renecek bir eyleri olduu inancndayz. Dahas: metafiziin temel so runlar arkaik ontolojinin renilmesiyle yepyeni bir biimde ele alnabilir. Daha nceki bir ka almamzda, zellikle Karlatrm al Din Kalplar adl kitabmzda bu arkaik ontolojinin ilkelerini, kukusuz tutarl ve her eyi kapsayan bir sunu yapma iddiasna olm akszn, ele alm aya almtk. Bu alma da, ayn ekilde, her eyi kapsama abasnda deildir. Hem felsefeciye hem etnolog ve doubilimciye, ama hepsinden ok kltrl insana, uzman olmayana seslenmeye alarak gereince incelenip ayrdedildiinde bal bana kapsaml birer kitap oluturacak konular ksa nermeler ha linde zetledik. Daha ayrntl bir tartma kaynaklarn
8

sralanmasn ve teknik bir dili gerektirecekti ki, bu da ou okurun cesaretini krard. Ama, uzmanlara kendi zel ve tikel sorunlar zerine bir dizi marjinal yorum sunmak yerine felse fecinin ve genel olarak kltrl insann ilgisini yerkrenin eitli blgelerinde alm olsa da insana ve insann tarihine dair bilgim izi arttracak baz tinsel konum lara ekmeyi am aladk.
w * w

Bu deneme ilk olarak 1949'da Franszca olarak, Le Mythe de L etem el retour: archetypes et repetition (Paris, Librairie Gallimard) adyla yaymland. Bu ngilizce eviri iin metni gzden geirip genilettik ve son bir ka yl iinde yaymlan m baz incelemeleri dipnotlara dahil ettik. Paris, Ekim 1952 * * * kinci basmda, metindeki kk dzeltmeler yannda bib liyografya ve dipnotlar da gzden geirilerek benim ve baka larnn yapt almalar eklenmitir. Chicago, Haziran 1985. M.E.

SUNU
1945 Mays'nda baladm elyazmas Kozmos ve Tarih baln tayordu. Ancak daha sonra bu bal A r k e tip le r ve Tekerrr olarak deitirdim. Ama, sonunda, Fransz ya ymcnn nerisiyle Arketipler ve Tekerrr' altbalk yaptm ve kitap 1949'da Ebedi Dn Mitosu adyla basld. Bu, za man zaman baz yanl anlamalar dourdu. Her eyden nce, benim almamn aria konusunu oluturan tekerrr ile ilgili ideoloji her zaman "ebedi dn mitosu"nu iermez. Ayrca, okuyucu da bu kitabn esas olarak nl Grek mitosuyla ya da onun Nietzsche tarafndan yaplan modern yorumuyla ilgili olduu gibi bir izlenim doabilir ki gerek bu deildir. Aratrmamn esas konusu arkaik toplum insannn kendi sine ilikin kurduu imge ve Kozmos'da sahip olduuna inan d yer hakkndadr. Arkaik ve geleneksel toplumlann insa nyla Musevi-Hristiyanlm gl etkilerini tayan modern toplum insan arasndaki balca fark ncekinin kendisini Kozmos'la ve kozmik ritmlerle ayrlmaz biimde balantl olarak grrken tekinin sadece Tarih ile balantl olduunu iddia etmesinde yatar. Elbette, arkaik toplum insan iin de Kozmosun bir "tarihi" vardr, bunun nedeni sadece tanrlar

11

tarafndan yaratlm ve doast varlklar ya da mitsel kahramanlar tarafndan dzenlenmi olmas olsa bile. Ama Kozmos'un ve insan toplumunun bu "tarihi" mitoslarla korunan ve aktarlan bir "kutsal tarih"tir. Dahas, mitoslarn za mann balangcnda gerekleen byk olaylar periyodik olarak yeniden gncelletiren trenler iin bir model olutur mas anlamnda sonsuza kadar tekrarlanabilen bir tarihtir. Mitoslar insann yrtt tm sorumlu etkinlikler iin geerli paradigmalar, rnek modelleri korur ve aktarrlar. Mitsel zamanlarda insanlara vahyedilmi bu paradigmatik model ler sayesinde Kozmos ve toplum periyodik olarak yeniden do ar. Bu kitapta, ileride, paradigmalarn sadk bir ekilde ye niden retiminin ve mitsel olaylarn bu ekilde tekrar edi liinin arkaik insanlarn dinsel ideolojisi zerinde ne gibi et kileri olduunu tartyorum. Byle bir ideolojinin, bugn "tarih bilinci" adn verdiimiz eyin gelimesine neden im kan vermediini anlamak g deildir. Kitabn ak ierisinde "rnek modeller", "paradigmalar" ve "arketipler" gibi terimleri belirli bir olguyu -geleneksel ve arkaik toplumlarn insannn onun eitli davran kategori lerinin kurum ve kurallarnn zamann balangcnda "vahyedildiine" inandn ve dolaysyla insanst ve "akn" bir kkene sahip olduklarnn dnldn- vurgulamak iin kullandm. "Arketip" terimini kullanrken Profesr C.G. Jung tarafndan betimlenen arketiplere gnderme yapmadm be lirlemeyi ihmal ettim. Bu zc bir hata. Zira, Jung'un psiko lojisinde birincil rol oynayan bir terimi tamamen farkl bir an lamda kullanmak yanl anlamalara yol aabilirdi. Profesr Jung'a gre arketiplerin kollektif bilindnn yaplar oldu unu belirtmeme bile gerek yok. Ama, ben kitabmda derinlik psikolojisinin sorunlarna deinmediim gibi kollektif bilind kavramn da kullanmadm. Dediim gibi, ben "arketip" terimini, Tpk Eugenio d'Ors gibi, "rnek model" ya da "paradigma"ya eanlaml olarak, yani, son tahlilde Augistinvri bir ekilde kullanyorum. Ama, gnmzde bu szce,
12

ona yeni bir anlam veren Profesr Jung tarafndan yeniden iti bar kazandrld; dolaysyla artk "arketip" terim inin, zellikle belirtilm edii srece Jung-ncesi anlamda kul lanlmas doru olmaz. Bir yazarn yaptn tamamladktan on yl sonra bile on dan tatmin olmas pek nadirdir. Kukusuz, bu kk kitab imdi yazyor olsaydm ok farkl olurdu. Yine de olduu bi imiyle, tm hatalar, ihmalleri ve eksikleriyle onu en nem li kitaplarmdan biri olarak gryorum ve bana kitaplarmn hangi srayla okunmas gerektii sorulduunda bu almayla balanmasn salk veriyorum.

MRCEA ELADE Chicago niversitesi Kasm, 1958

13

Birinci Blm

ARKETPLER VE TARH

SORUN
Bu kitap arkaik ontolojinin belirli vehelerini, daha kesin bir ifadeyle modern-ncesi toplumlardaki insann davranla^ rnda okunabilecek varlk ve gereklik anlaylarn incele meyi amalyor. Modern-ncesi ya da "geleneksel" toplumlarn kapsamna hem "ilkel" denilen dnya hem de Asya, Av rupa ve Amerika'nn antik kltrleri girmektedir. Elbette, ar kaik dnyann metafizik kavramlar her zaman teorik dilde forml edilmi deildir; ama simge, mitos, ayin - bunlarn her biri farkl dzlemlerde ve kendilerine zg anlamlarla eyle rin nihai gerekliine ilikin tutarl nermelerden oluan kar mak bir sistemi, bir metafizik oluturduu sylenebilecek bir sistemi ifade etmektedir. Ancak, btn bu simge, mitos ve ayinleri kendi gndelik dilimize evirmek iin nce onlarn derin anlamlarn kavramak gerekmektedir. Arkaik bir mitos veya simgenin otantik anlamna ulama abasna giriildiinde bu anlamn, kozmos iinde belirli bir durumun tannmas ol duu, dolaysyla metafizik bir konum ima ettii grlecektir. Byk felsefi geleneklerin byk abalarla yaratt terimle rin arkaik dillerdeki karlklarn aramak faydaszdr: "varlk", "varlk-olm ayan", "gerek", "gerek-olmayan",
f

17

"olu", "yanlsama rn" gibi kelimelerin Avustralya ya da antik M ezopotam yllarn dillerinde bulunaca sanlmamaldr. Ama kelimesi olmasa da kendisi mevcuttur; ne var ki, simgeler ve mitoslar araclyla "sylenmekte", yani tutarl bir tarzda aa vurulmaktadr Arkaik insann genel davrann gzlemlediimizde u olgu bizleri ok artacaktr: ne dsal dnyann nesneleri ne de insani eylemler, kelimenin tam anlamyla, zerk, kendine ait herhangi bir deere sahip deillerdir. Nesneler ya da ey lemler onlar aan bir gereklie u veya bu tarzda catlmak suretiye deer kazanr ve bylece gerek olurlar. Saysz ta arasnda bir tan kutsal olmasnn -v e dolaysyla varlk iermesinin- nedeni bir kutsaln tezahr [hierophanie ] olu turmas veya mana iermesi, ya da bir mitsel eylemi anm satmasdr. Nesne onu kendi ortamndan farkllatran ve ona anlm ve deer veren bir dsal gcn zarf olarak grnr. Bu g nesnenin tznde ya da biiminde bulunabilir; bir kaya kutsal olarak grnr nk bizzat varoluu kutsaln bir teza hrdr: yokedilemez ve dayankldr, yani insann olmad bir eydir. Zamana kar direnir; gereklii kalclyla pe kitirilir. Talarn en yaygnn alalm: simgesel ekli ya da kkeni sayesinde "deerli ta" mertebesine ykselecek, yani ona bysel ya da dinsel bir g atfedilecektir: yldrmta* gkten dmtr; ya da inci denizlerin dibinden gelir. Dier talar da ya atalarn ruhlarnn bulunduu yerlerde olduklar (Hindistan, Endonezya), ya bir zamanlar bir tanr tezahrne [ teophanie] sahne olduklar (Yakubun yatak olarak kullan d bethel gibi) ya da bir adak veya ant tarafndan kutsallatrldklar iin kutsal olacaklardr.1 imdi insani eylemlere dnelim - salt otomatizm sonucu ol mayan eylemlere tabii. Bunlarn anlamlar, deerleri kaba fiziksel verileriyle deil bir ilk eylemi yeniden retme, bir mitsel rnei tekrarlama zellikleriyle balantldr. Beslen
* Yldrmla gkten dtne inanlan bir ta (.n.J.

18

me salt fizyolojik bir ilem deildir; ayn zamanda bir komnyonu yenilemektir. Evlilik ve kollektif orji mitsel pro totipleri yanstr; bunlar tekrar edilirler, nk balangta ("o gnlerde, "in illo tempore, ab origine) tanrlar, atalar veya kahram anlar tarafndan dinsel amala ifa edil milerdir. ' "lkel", arkaik insan bilinli davrannda daha nce ba ka birisi tarafndan, insan olmayan bir varlk tarafndan ya plmam ve yaanmam herhangi bir eylemi yaptn ileri srmez. Onun yapt hereydaha nce yaplmtr. Yaam bakalarnca balatlm hareketlerin bitmek bilmez te kerrrdr. * Belli paradigmatik jestlerin bu bilinli tekrarlan zgn bir ontolojiyi gstermektedir. Doann kaba rnleri, insann almasyla biimlenmi nesneler akn bir gereklie katl malar lsnde gereklik, zdelik kazanrlar. Her jest bir ilk eylemi tekrarlad lde anlam ve gereklik kazanr. Farkl kltrlerden toplanm eitli olgu gruplar bu ar kaik ontolojinin yapsn tanmamza yardmc olacak.lk olarak geleneksel dncenin mekanizmasn olabildiince ak biimde gsterebilecek rnekleri, baka bir deyile, mo dern-ncesi toplumlarn insan iin belirli eylerin nasl ve ne den gerek olduunu anlamamza yardm edecek olgular ara trdk. Arkaik tinselliin ufku iinde insann varolu ve tarih so runlann inceleyebilmek iin nce bu mekanizmann tam ola rak anlalmas gerekmektedir. Topladmz olgular bir ka ana balk altnda srala dk: 1. Arkaik insan iin gerekliin, bir gksel arketipin tak lidinin trevi olduunu gsteren olgular. 2. Gerekliin "merkez sim geciliin e katlma yoluyla edinildiini gsteren olgular: kentler, tapnaklar, ev ler "dnyann merkezi"ne olan benzerlikleriyle gerek olmaktadr.
19

3. Son olarak, ab origine tanrlar, kahramanlar veya ata lar tarafndan ortaya konmu bir takm eylemleri bi linli olarak tekrarlama suretiyle kendilerine atfedi len anlam kazanan ve bu anlam cismaniletiren ayinler ve nemli dind jestler. Bu olgularn sunuluu onlarn temelinde yatan ontolojik an layn incelenmesi ve yorumlanmas iin bir zemin olutur maya yetecektir.

20

BLGELERN, TAPINAKLARIN VE KENTLERN GKSEL ARKETPLER


Mezopotamya inanlarna gre Diclenin bir modeli Anunit yldznda ve Frat'n bir modeli Krlang yldznda bulu nur.2 Bir Smer metni "srler ve tahllarn [tanrsnn]" yaa d "tanrlarn yaratl yeri"nden sz etmektedir.3 UralAltay halklarna gre ayn ekilde, dalarn ideal prototip leri gktedir.4 Msr'da yerlerin ve yeryznn belli bal bl gelerinin adlar gksel "tarlalar"dan gelir: nce gksel tarla lar bilinir sonra da yersel corafyada bunlann karlklar bulunur.5 . ran Zarvani geleneinin kozmolojisinde gerek soyut gerek se somut her yersel fenomen bir gksel, akn grnmez var la, Platon tarz bir "idea"ya tekabl eder. Her nesnenin, her kavramn iki vehesi vardr: menok ve getik. Bir grnr gk varsa bir de grnmez menok g vardr ( Bundahin I. b lm). Yaadmz dnya bir gksel dnyaya tekabl eder. Aada uygulanan her edimin bir de yukarda, asl gereklii temsil eden gksel bir karl bulunmaktadr... Yln, duann ... ksacas getan 'da tezahr eden ber eyin ayn zamanda m enok -da bir karl vardr. Yaratl her zaman
21

ifttir. Kozmogonik bak asndan; merok denilen kozmik aama getik aamasndan nce gelir.6 zellikle de tapnan -h er eyin ncesinde kutsal olan m ekann- gksel bir prototipi vardr. Sina Da'nda Yehova Musa'ya kendisi iin ina etmesini istedii mihrabn "biimini gsterir: "Meskenin rneine ve btn takmlarnn r neine, sana gstermekte olduum her eye gre, yle yapa caksnz. ... Bak, ve dada sana gsterilen rneklerine gre yap." (k 25:9, 40). Ve Davud, olu Sleyman'a tapmak bi nalarnn, byk adrn, tm takmlarnn plann verirken srarla belirtir ki: "Bunun hepsi, bu rnein btn ileri Rab tarafndan bana yaz ile anlatld" (Tarihler 28:19). Demek ki o gksel modeli grmtr.7 Bir mihrap arketipine gnderme yapan ilk b elg e Gudeann Laga'da ina ettii tapnaa ilikin yazldr. Kral rya snda, zerinde hayra alam et yldzlarn adlar yazl bir tableti kendisine gsteren tanra Nidaba'y ve tapman plan larn aklayan bir tanry grr.8 Kentlerin de ilahi proto tipleri vardr. Tm Babil kentlerinin arketipleri burlarda gsterilmi bulunmaktadr: Sippara'runki Yenge'de, Mineveh'inki Bykay iinde, Assur'unki Arkturus'da, vb.dir.9 Sennacherib Ninevehi "yldzlar semasnn yazsyla uzak alardan bugne gelen ... biim "e gre ina ettirmitir. Bir model yersel mimariden nce gelmekle kalmaz, ayn zamanda sonsuzluun ideal (gksel) blgesinde yer alr. Sleymann bildirdii de budur: "Kutsal danda bir tapmak kurulmasn buyurdun ve ikamet ettiin ehirde bir sunak, balangta hazrladn kutsal adrn bir taklidi."10 Semavi bir Kuds, Tanr'tarafndan, kent insan eliyle ku rulmadan nce yaratlmtr; Baruch II nin Sryanice Vahiy Kitab, 4:2-7de peygamberin szn ettii kent bu ilkidir: "Sanyor musun ki Kendi avucuma kazdm seni derken szn ettiim bu ehirdir? Sizlerin kurduu bu bina Benimle vahyedilen, Cennet kurmadan ve Adem gnah ilemeden nce, ona gstermeden nce hazrlanm olan bina d eild ir..."11

22

Gklerdeki Yerualim tm brani peygamberlerin esin kay na olmutur: Tobias 13:16; aya 59:11 ve devam; Hezekiel 60, vb. Tanr Hezekiel'e Yerualim kentini gstermek iin onu vecd haline sokup ok yksek bir daa gtrr. Sibil Kehanet leri Kitab'nda da ortasnda "bulutlara deen ve her yeri g rebilen yksek kuleli ... bir tapnakn bulunduu Yeni Kuds'n ans srdrlr.12 Ancak, gksel Yerualemin en g zel tasviri Vahiy kitabnda bulunur (21:2 ve devam): "Ve kutsal kenti, Tanrnn gkten gnderdii, kocas iin sslenmi bir geline benzeyen Yeni Kuds' grdm." Hindistan'da da ayn teoriyi grrz: tm Hint kraliyet kentleri, hatta modern kentleri altn ada (in illo tempore) Evrenin hakimi'nin ikamet ettii mitsel semavi kent mode line gre kurulmutur. Ve, kral da tpk Evrenin hakimi gibi, altn a yeniden canlandrmaya, mkemmel ynetimi o ann gereklii klmaya abalar - bu alma iinde ileride tekrar karlaacamz bir fikirdir bu. Bundan tr, sz gelimi Sey lan'daki Sigiriya saray-kalesi, gksel kent Alakamanda mo del alnarak kurulmutur ve "insanlar iin trmarulmas zor"dur (M ahavastu , 39, 2). Platonun ideal kentinin de ayn e kilde bir gksel arketipi vardr ( D evlet , 592). Platon'un "formlar" astral deildir; ama yine de mitse blgeleri yer st dzlemlerde bulunur (Phaedrus, 247,250). Demek ki bizleri evreleyen dnyann, insann mevcudiyet ve etkisinin hissedildii dnyann - trmanlan dalarn, meskun ve ilenmi blgelerin, zerinde yolculuk yaplan ne hirlerin, kentlerin, tapnaklarn - btn bunlarn ister bir plan, ister biim ya da isterse salt ve yaln daha yksek bir kozmik dzeyde varolan bir "ikiz" olarak kavransn, birer dnya d arketipi vardr. Ama bizleri evreleyen dnyada ki her eyin arketipi bu trden deildir^ rnein, canavarla rn yaad l blgeleri, ilenmemi topraklar, hi bir deniz cinin zerinde yelken amaya cesaret edemedii bilinmeyen denizler Babil kenti ya da Msr'n yeryz blmleri ile ay n, farkllamam prototip imtiyazn paylamazlar. Bunlar
23

bir mitsel modele tekabl ederler ama farkl bir niteliktedir bu: tm bu yabanl, ilenmemi blgeler ve benzerleri kaosla bir tutulur; hala Yaratl-ncesinin farkllamam, biimsiz tarzn srdrmektedirler. Bu yzden bir blge ele geirildi inde -yani ondan yararlanlmaya balandnda- Yaratl eylemini simgesel olarak tekrarlayan ayinler dzenlenir: i lenmemi toprak nce "kozmoslatrlr",. sonra oraya yerlei lir. Yeni kefedilmi lkelerin bu trensel sahipleniliine bi razdan yine dnecei^. imdilik, vurgulamak istediimiz bizi evreleyen, insan eliyle medeniletirilmi dnyann ona mo del tekil eden dnyast prototip dnda hi bir geerlilie sahip olmad olgusudur.tnsan bir arketipe gre inaya gi riir. Gksel modelleri olan sadece kent ve tapnak deildir; yerletii btn blge, oray sulayan rmaklar, ona yiyecek veren topraklar, vb. iin de ayn ey geerlidir. Babilonya'nn haritas kenti bir rmak tarafndan snrlanm muazzam bir dairesel alann merkezinde gstermektedir, yani tam da Smerlilerin Cennet'i tasavvur ettikleri gibi. Kentsel kltr lerin bu ekilde bir arketipik modele katlm alar onlara gereklik ve geerlilik kazandrr. Yeni, bilinmeyen, ilenmemi bir lkeye yerlemek Yara tl eylemine edeerdir.lskandinav koloniciler zlanda'y, Landnam a 'y ele geirip topraklar ilemeye baladklarnda bu eylemi ilk kez giriilen bir aba ya da insani, dind bir i olarak grmemilerdi. Bu giriim onlar iin bir ilk eylemin, ilahi yaratl edimiyle kaosun kozmosa dntrmesinin tek rarndan baka bir ey deildi. Bos topra ileyerek aslnda, kaosa biim verip kurallar koyarak onu dzenleyen tanrlarn eylemini tekrarlyorlard.13 Dahas, bir toprak fethi ancak ilk bataki Dnyann yaratl eyleminin taklidinden ibaret olan sahiplenme ayininden sonra -daha sarih bir ifadeyle, bu ritel araclyla-gerek olur. Vedalar dneminde Hindis tan'da Agni'ye adanm bir sunan dikilii o blgenin hukuk sal olarak sahiplenilmesini olutururdu.14 " G a r h a p a ty a 'y ina eden yerleir (avasyab) ve ate sunaklarn ina edenler
24

'y e r le m i ' (a v a sila h ) olurlar", der S atapatha Brahm ana (VII, 1, 1,1-4). Ama, Agniye adanm bir sunan dikilii Yaratl'n mikrokozmosdaki taklidinden baka bir ey de ildir. Dahas, her kurban edi de, Hint metinlerinin aka, ifade ettii gibi, Yaratl eyleminin tekrardr. 15spanyol ve Portekizli fatihler keif ve fethettikleri topraklara sa Me sih'in adna el koyuyorlard. Ha'n dikilii bir hakllatrmaya, yeni lkenin kutsallamasna, "yeni bi doum"a e deerdi ve bu ekilde vaftizi (yaratl eylemini) tek rarlyordu. ngiliz denizciler de fethedilen lkeleri ngiltere Kral, yeni Kozm ocrator (Evren-dzen yaratcs) adna sa hipleniyorlard. . Yaratl eyleminin, her eyin ncesinde tanrya ait olan bir eylemin tekrar ediliinin anlamn tek bana ele alp in celediimizde Veda, skandinavya ve Roma metinlerinin ne mi daha ak bir ekilde grlecektir. imdilik, bir olguyu gz nnde tutalm: yerleim ya da Lebensraum olarak kullanm amacyla igal edilen her blge ilk olarak kaostan kozmosa dntrlr; yani, ayinin etkisiyle onu gerek klan bir "biim"e kavuturulur. Aktr ki, arkaik zihniyete gre ger eklik, bir g, etkenlik ve sre olarak tezahr etmektedir. Dolaysyla asl gereklik kutsal olandr; zira, yalnzca kut sal olan m utlaktr, etkindir, eyleri yaratr ve onlar srdrr. Saysz kutsallatrma jestleri -yollarn, toprak paralarnn, nesnelerin, insanlarn, vb., kutsallatrlmasilkel insann gereklik takntsn, varlk arayn aa vur maktadr.

25

MERKEZ SMGECL
Kentlerin ve tapmaklarn gksel arketiplerine duyulan ar kaik inanca paralel olarak ve daha iyi belgelenmi bir biim de bunlarn varlna Merkez olma itibarn atfeden bir dizi baka inan daha gryoruz. Bu sorunu daha nceki bir al mamzda incelem itik16; burada varglarmz sralamakla yetineceiz. Merkezin mimari simgesellii u ekilde formle ed ilebilir: 1. Kutsal da - burada yer ve gk birleir - dnyann mer kezindedir. 2. Her tapmak ve saray -ve bunun sonucunda her kutsal kent ve kraliyet merkezi- bir Kutsal Da'dr, dolaysyla Merkez'dir. 3. Kutsal kent ya da tapmak axis mundi olduundan gk, yer ve yeraltnn karlama noktas olarak grlr. Bir ka rnek bu simgeleri daha iyi gz nnde can landracaktr: 1. Hint inanlarna gre Meru Da dnyann merkezinde dir ve onun stnde kutup yldz bulunmaktadr. Ural-altay halklarna gre de byle bir merkezdeki da, Sumeru Da vardr ve bu da kutup yldzyla sabitlenm itir. ran
26

inanlarna gre kutsal Haraberazaiti Da (El-burz) dn yann merkezindedir ve gk ile balantldr.17 Laosda, Siyamn kuzeyinde yaayan Budistler Zinnalo Da'nm dn yann m erkezinde olduuna inanm aktadrlar. E d d a da Himinjborg, adnn da gsterdii gibi bir 'gksel dadr; bura da gkkua (Bifrost) gn kubbesine ular. Finliler, Japonlar ve dier halklar arasnda da benzer inanlar grlmek tedir. Malaya Yarnmadas'nda yaayan Semaglara gre dn yann merkezinde Batu-Ribn adl bir dev kaya bulunmakta dr; bunun zerinde cehennem yer alr. Gemi zamanlarda aatan bir tekne Batu-Ribn zerinde ge varmtr.18 Cehen nem, dnyann merkezi ve gn "kaps" ayn eksen zerin dedir ve bu eksen boyunca bir kozmik blgeden tekine geilir. Semang pigmeleri arasnda yaygm bu kozmolojik teorinin gerek olduundan kuku duyabilirdik ama ayn teorinin yaz l tarih ncesi dnemde de varolduuna dair kantlar bulun m aktadr.19 Mezopotamya inanlarna gre merkezde yerle g birletiren bir da vardr; lkeler Da20 adl bu da snrlar aras balantdr. Ziggurat da bir kozmik dadr, ya ni kozmosun simgesel bir tasviridir, onun yedi kat (Borsippada olduu gibi) yedi gezegeni ya da (Ur'de olduu gibi) dnyann yedi rengini temsil etmektedir. Filistindeki Tabor Da'nm ad t a b b u r yani gbek, omphalos anlamna geliyor olabilir. Filistin'in merkezindeki Gerizim Da da phesiz ayn merkez olma itibarm ta maktadr, zira ona "yeryznn gbei" (tabbur eres) denmi- _ tir. Peter Comestor^ tarafndan nakledilen bir gelenee gre yaz dnmnde (Gerizim yaknndaki) "Yakub emesi"ne hi glge dmez. Peter yle devam etmektedir: "sunt qui dicunt locum illum esse umbilicum terrae nostrae habitabilis." Filis tin dnyann en yksek lkesi olduundan -kozmik dan zir vesine yakn bir yerdedir- Tufan srasnda sular altnda kal mamtr. Bir brani dinsel metninde yle sylenmektedir: "sra il lk esi tu fann su la r altn d a k a lm a d ."21 Hristiyanlara gre Golgotha dnyann merkezindedir, nk
27

hem kozmik dan zirvesi hem de adem'in yaratld ve g mld yerdir. Dolaysyla Mesih'in kan tam da Ha'n ay aklar dibinde gml olan Adem'in kafatasma akar ve onu gnahlarndan arndrr. Golgotha'nm dnyann merkezinde olduu inanc Dou Hristiyanlarn inanlarnda da sr mtr.22 2. Babil tapmaklarnn ve kutsal kulelerinin adlar koz mik dala aralarnda balant kurulduunun gstermektedir: "Tann'nn Evi Da," Tm lkeler Da," Gkle Yerin Birle m esi."23 Kral Gudea devrinden kalma bir metinde unlar sylenmektedir: "(tanrnn) kozmik da gibi ina edilmi ya tak odas..."24 Her Dou kenti dnyann merkezindedir. Babilonya ad "tanrlarn kaps" demek olan B ab-ilani den gel mektedir. nk tanrlar yeryzne buradan inmilerdir. in hkmdarnn yaad bakentte yaz dnmnde le vakti glge dmez. Bu kent evrenin merkezinde, mucizeler aacnn ( kien-mu) yaknnda, kozmik blgenin, yani yer gk ve yeraltrun birletii noktadadr.25 Cavallarn Borobodur tap na kozmosun bir tasviridir ve (tpk ziguratlar gibi) b irda biiminde ina edilmitir! Bunatii'MaTrarrblr hac dnya nn merkezine yaklar ve en yksek terasta bir dzlemden tekine srar, dind, heterojen uzam dan ayrlp "ar blge"ye girer. Kentler ve kutsal yerler kozmik dalarn zir veleriyle bir tutulmaktadr. Bu nedenle Yerualem ve Siyon Tufandan etkilenmemitir. slam geleneine gre dnyann en yksek yeri Kabe'dir, nk "kutup yldz gsterir ki Kabe gn merkezine uzanr.26 3. Son olarak, tapmak ya da kutsal kent kozmosun merke zinde bulunduundan daima kozmik blgenin, yani yer, gk ve yeraltnn birletii noktadr. Nippur ve Larsa kutsal ant larna ve kukusuz Sippara'nmkilere de Dur-ar-ki . yani "Gk ve Yer'in Ba ad veriliyordu.27 Ama yeryz ile aadaki blgelerin asl balant yri Babilonya'dr, nk bu kent bab apsi, "Apsu'nun Kaps" zerinde kurulmutur; apsu Yaratl'dan nceki kaos sularnn addr. Ayn gelenei brani28

ler arasnda da gryoruz. Yerualem kayas derinleri, ye ralt sularna (tehom) dek uzanr. Minah'a gre'Tapnak tam tehom'un (apsu'nun branilerdeki karl) zerinde bulun maktadr. Ve tpk Babilonyada "apsu kaps" gibi Yerualim Tapna'nm kayas "tehom'un az"dir.28 HintAvrupa dnyasnda da ben2er kavramlar gryoruz. megin, Romallara gre mundus, yani bir kentin kurulaca yerin ev resini saran it yeryz ve yeralt blgelerinin buluma nok tasdr. "Mundus aldnda korkun cehennem tanrlarnn kaplan alm olur," der Varro (zikreden Macrobius, Saturn alia ', I, 16, 18). talik tapnak yukar (ilahi) ve yeralt dnyalarnn kesitii blgedir. Kozmik dan zirvesi yalnzca dnyann en yksek nok tas olmakla kalmaz; ayn zamanda dnyann gbei, Yaratl'n balad yerdir. Kozmolojik geleneklerde kimi za man Merkez simgesellii embriyolojiden alnma benzer terimlerle anlatlr. "Kutsal Varlk dnyay bir embriyo gibi yaratt, embriyonun gbekten balayarak gelimesi gibi Tanr da dnyay gbeinden balayarak yaratt ve bu deiik yn lere doru yayld." Bunu Yoma da onaylar: "Dnya Siyondan balayarak yaratld."29 Rg-Veda'da (rnein X, 149) evrenin bir merkez noktasndan balayp yayld sylenmektedir.30 nsann yaratl da benzer biimde bir merkez noktasnda, dnyann merkezinde gereklemitir. Mezopotamya gele neine gre insan "dnyann gbei"nde, uzu (ten)'da, sar (ba)'de, ki (yer, yeryz)'de, D ur-an-ki, yani "Gkle Yerin Ba"nn bulunduu yerde yaratlmtr. Hrmz ilk kz Evagdath ile ilk insan Gajomard' yeryznn merkezinde ya ratmtr.31 Adem'in amurdan yaratld yer olan. Cennet de elbette kozmosun merkezindedir. Cennet Yeryz'nn gbei dir ve bir Suriye inanna gre tm dier dalardan yksek bir da zerindedir. Suriye H azineler M aaras Kitab" na gre Adem dnyann merkezinde, dana sonra sa'nn Hann dikildii yerde yaratlmtr, ayn gelenek Yahudilikte de vardr. Yahudi kyamet kitab ve bir m id ra Adem'in
29

Yerualem'de yaratldn sylem ektedir.32 Adem'in yara tld noktada, yani Golgothada gmlmtr ve burada akan Mesih'in kan -grm olduumuz gibi- onu da kurtara caktr. Merkez simgecilii aslnda ok daha karmaktr ama zikrettiimiz bir ka rnek bizim amacmz iin yeterli. Ayn simgeciliin modern alarn eiine kadar Bat dnyasnda da srdn ekleyebiliriz. Tapna imago mundi olarak g ren antik anlay, kutsal yerin evreni z olarak yeniden ret tii inan H ristiyan Avrupa'nn dinsel m im arisine de gemitir: amzn ilk yzyllarnn bazilikas, tpk Orta a katedralleri gibi Gksel Yerualemi simgesel olarak ye niden retmektedir.33 Da, "Merkez Aray," Trman sim geciliine gelince bunlar da Orta a yaznnda aka grlmekte ve srf ima yoluyla bile olsa son yzyllarn yaznnda baz eserlerde gemektedir.34

30
4

KOZMOGONNN TEKERRR
Merkez, o halde, her eyin ncesinde kutsal olann, mutlak gerekliin blgesidir. Benzer biimde, teki tm mutlak ger eklik simgeleri de (yaam ve lmszlk aalan, Genlik emesi, vb.) merkezde bulunmaktadr. Merkeze giden yol "zorlu bir yoldur" (durohana ) ve bu gereklik dzeyinde dorulanmaktadr: tapnan zorlukla klan katlar (szgelimi Borobudur); kutsal mekanlara (Mekke, Hardvvar, Yerualim) hac seferi; Altn Post, Altn Elmalar, Hayat Otu'nu bulmak iin giriilmi kahramanca ve tehlike dolu yolculuklar; labir entlerd ek i gezintiler, kendi benliine, varlnn "merkezi"ne giden yolu arayan kiinin karlat zorluklar ve dier bir oklar. Yol zahmetlidir, tehlikelerle doludur, nk din d olandan kutsal olana, geici ve yanltc olandan gerek lik ve ebediyete, lmden yaama, insandan tanrya gei ay inidir. Merkeze ulamak kutsallamaya, erginlemeye [irisiyasyon] hak kazanmaya eittir; dnn dind ve yanltc varoluunun yerini yeni bir varolu, gerek, kalc ve etkin olan yeni bir yaam almaktadr. Yaratl eylemi tezahr etmemi olandan zahire, ya da, kozmolojik terimlerle kaostan kozmosa geii gerekleti
31

riyorsa; Yaratl bir merkezde oluyorsa ve dolaysyla can szdan canlya tm varlk eitleri ancak esas olarak kutsal bir alanda varolua kavuabiliyorsa - btn bunlar kutsal kentlerin (dnyann merkezlerinin) simgeciliini, beldelerin kuruluunu belirleyen jeomantik teorileri, inaya elik eden ayinlerin gerekelerini aka gzler nne sermektedir. Bu ina ayinlerini ve temelinde yatan teorileri daha nceki bir almamzda incelem itik35 ve okuyucuya o almaya ba vurmasn salk veriyoruz. Burada yalnzca iki nemli ner meyi vurgulayacaz: , 1. Her yaratl her eyin ncesindeki kozmolojik eylemi, Dnyann Yaratl'n tekrarlar^ 2. Dolaysyla, ina edilen her eyin temeli dnyann merkezindedir (zira, bildiimiz gibi, Yaratl eylemi bir merkezde olmutur). Eldeki bir ok rnek arasndan sadece birini, baka a lardan da ilgin olduu iin sunuumuz iinde gene karlaa camz bir rnei seeceiz. Hindistan'da, ta stne bir ta bile koymadan nce, "Astrolog temeldeki hangi noktann dn yay tayan ylann kafasna denk dtn bulur. Duvarc ustas Khadira aacnn tahtasndan kk bir kazk oyar ve bir hindistan ceviziyle kaz bu noktaya, ylann kafasn o noktada sabitleyecek ekilde akar. ... Eer bu ylan kafasn iddetle sallayacak olursa dnya unufak olacak biimde sar slacak tr."36 ^Bir temelta kazn stne yerletirilir. Temelta bylece "dnyann tam merkezine yerletirilmi olur. Ama temel atma eylemi ayn zamanda kozmogonik eylemi tekrarlamaktadr. Zira ylann ban "sabitlem ek, kaz ona saplamak Soma'nn ilksel jestini (Rg-Veda , II, 12, 1) ya da "Ylan ininde ldren" (VI, 17, 9 ),^"yldrmla kafasn koparan" (I, 52, 10) Indra'nn ilksel jestini teklit etmektir. Ylan kaosu, biimsizi, tezahr etmemi olan simgeler. Indra blnmemi (aparvan)^ j^yanm am (a b u d h y a m ), uyku halind ^(abudhyamanam), derin uykuya gmlm (susuparam ), boylu boyuncu uzanp yatm (asay an am ) olan Vrtra'nn
32

zerine yrr (IV, 19, 3). Yldrmn dmesi ve kafasnn ko parlmas tezahr etmemi olandan zahire, biimsizden bi imlenmie gei olan Yaratl eyleminin edeeridir. Vrtra sulara el koymutu ve onlar dalardaki oyuklarda tutmak tayd jB u , ya Vrtra'nn yaratltan nceki tm kaosun mutlak efendisi -Tiamant ve dier ilahi ylanlar gibi- olduu, ya da yce ylann sular yalnzca kendine saklayarak btn dnyay susuzluktan kasp kavurduu anlamna gelir. Bu el " koyma ister Yaratldan nce gereklesin isterse dnyann kuruluunun ertesine denk gelsin anlam ayndr: Vrtra dnya nn yaplmasn ya da sregitmesini "engellemektedir."37 Te zahr etmemi olann, gizilin, ya da biimsizin simgesi Vrtra, Yaratldan nce varolan kaosu temsil eder. Efendi Manole destanna ilikin yorumlarmzda (bkz. yu karda, not 35) ina ayinlerini kozmogonik jestin bir taklidi olarak aklamay denedik. Bu ayinlerin altnda yatan teori una denk gelmektedir: "canlandrlmad, bir kurban veril erek ona "can" bahedilmedii takdirde hi bir ey sremez; ina ayininin prototipi dnyann kuruluu srasnda gerek leen kurban verme eylemidir. yle ki, kimi arkaik kozmo gonilerde dnya, kaosu simgeleyen bir ilk canavarn (Tiamat) veya bir kozmik devin (Ymir, Pan-Ku, Purua) kurban edilme siyle varolu kazanmtr. Bir inann gerekliini ve ka lcln salama almak iin ilahi, mkemmel ina ediminin tekrar sz konusudur: yani, dnyalarn ve insann Yarat l.lk adm olarak, zeminin kutsallatrlmas, yani bir merkeze dntrlmesiyle alann "gereklii" salama al nr; sonra, ilahi kurban ediliin tekraryla ina eylemi onay lanr. Doal olarak, merkezin kutsallatrlmas dind me kandan nitelike farkl bir mekanda gerekleir. Ayin para doksu araclyla kutsallatrlm her mekan dnyann mer kezine, her ritelin zaman da mitsel "balang" zamanna denk der. Kozmogonik eylemin tekraryla inaatn yapl d som ut zaman in illo tempore dnyann kuruluunun gerekletii mitsel zamana aktarlr. Bylece, bir inann
33

gereklii ve kalcl, sadece dind mekann akn bir me kana (merkeze) dntrlmesiyle deil, ayn zamanda somut zamann da mitsel zamana dntrlmesiyle salama almr. Her ayin, ne trden olursa olsun, ileride greceimiz gibi, sa dece kutsallatrlm bir mekanla (yani, dind mekandan z olarak farkl bir mekanda) deil ayn zamanda da bir "kutsal zaman"da, "evvel zaman iinde" (in illo tempore, ab origine), yani ayinin bir tanr, ata veya kahraman tarafndan ilk olarak icra edildii zamanda yaplmaktadr.

34

RTELLERN LAH MODELLER


Her ritelin bir ilahi modeli, arketipi vardr; bu olgu ok iyi bilindiinden bir ka rnei hatrlatmamz yeterli olacak. "Tanrlar balangta ne yaptysa onu yapmalyz" ( S a t a p a tha Brahmana, VII, 2, 1, 4). "Tanrlar byle yaptlar; insan lar da byle yapacak" ('Taitiriya Brahmana, 1, 5, 9, 4). Bu Hint deyii btn lkelerdeki ritellerin temelinde yatan teo riyi zetlemektedir. Bu teoriyi gelimi kltrlerde olduu kadar ilkel denilen halklar arasmda grrz. rnein, gney dou Avustralya yerlileri bir tala snnet edilirler, nk ata lar onlara byle retmitir; Ama Zulu zencileri de ayn ey yapar, nk Unkulunkulu (medeniletiren kahraman) in illo tempore yle buyurmutur: "insanlar snnet olsunlar ki yeniyetmelikten kabilsinler."38^Pawnee Kzlderililerinin h a k treni, zamann balangcnda en byk tanr Tikawa tarafn dan rahiplere vahyedilmitir Madagaskar'daki Sakalavalar arasmda "tm ailevi, toplumsal, ulusal ve dinsel ananele rin lilin-draza' ya, yani atalardan tevars edilmi anane ve yazl olmayan yasalara uygun olarak yrtlmesi gerekmek tedir...^)39 rnekleri oaltmaya gerek yok; tm dinsel eylem lerin temelinin tanrlar, medeniletirici kahramanlar ya da
35

mitsel atalar tarafndan atlm oldu; u ynnde bir inan vardr.40 Geerken unu da belirtelim, ilkeller arasnda mitsel modelleri olan sadece riteller deildir, her trden insani ey lem zamann balangcnda bir tanr, bir kahraman ya da bir ata tarafndan icra edilen bir eylemi tam tamna tekrarla d lde geerlilik kazanr.nsanlarn tekrar edip durduk lar bu model eylemlere bu blmn sonunda yeniden dnece iz. Ancak, sylediimiz gibi, byle bir "teori sadece ilkel kltrlerdeki ritelleri aklamaz. rnein, sonraki yzyl-larda, Msr'da ayinin ve. rahiplerce kullanlan szn gc, sz gcyle dnyay yaratan tanr Toth'un ilk jestinin takli dinden kaynaklaruyordu.ran geleneine gre dini bayramlar Hrmz tarafndan bir yl boyunca sren kozmik Yaratl'm aamalarn anmak etmek iin balatlmt. Srasyla gk yznn, sularn, yeryznn, bitkilerin, hayvanlarn ve in sanlarn yaratln temsil eden her dnemin sonunda Hrmz be gn dinlenmi ve belli bal Mazda bayramlar bu dinlen me dnemleri zerine kurulmutu (bkz. Bundahin, I, A, 18 ve devam). nsann yapt sadece Yaratl eylemini tekrarla maktr; dinsel takvim ab origine vuku bulan tm kozmogonik evreleri bir yllk bir zaman yar iinde srayla anar. Kut sal yl hi durmakszn Yaratl tekrarlar; insan kozmogoni ve antropogoni ile adatr, nk ritel onu balangtaki mitoslar ana atmaktadr. Bir Bacchus izleyicisi,iret ayin ler yoluyla Dionisos'un ektii acy taklit eder; Bir Orpheus izleyici toplulua katlma treniyle Orpheus'un ilk jestlerini tekrarlar. Musevi-Hristiyan Sebt'i de bir imitatio dei'dir. Sebt gn istirahati, Rabb'in ilk jestini yeniden retmektedir, nk Tanr Yaratl'm yedinci gnnde "... yaratp yapt btn ilerden ... istirahat etti" (Tekvin 2:2). Mesihin ars her eyden nce taklit gerektiren bir rnektir.sa havarilerinin ayaklarn ykadktan sonra onlara yle demitir: "nk be nim size ettiim gibi, siz de edersiniz diye size bir rnek ver36

dim" (Yohanna 13:15). Alakgnlllk bir erdemdir sadece, fakat Mesih'i rnek alarak yaplan alakgnlllk bir din sel eylem ve bir selamet aracdr: .... sizi sevdiim gibi siz de birbirinizi seviniz" (Yohanna 13:34; 15:12). Bu Hristiyan sev gisi sa rneiyle kutsallatnlmtr. Gncel uygulan insan durumunda varolan gnah ortadan kaldrr ve insan kutsal latrr. Isaya inanan kii onun her yaptn yapabilir; snrllk ve yetersizlikleri yok olmutur." ... Bana iman eden, ettiim ileri kendisi de edecektir..." (Yohanna 14:12). Ce maatle birlikte dua, tam tamna Mesihin hayat ve ilesi nin anldr. Bu-anmann, aslnda o gnlerin yeniden gncel letirilmesi olduunu ileride greceiz. Evlilik ayinlerinin de bir ilahi modeli vardr ve insan larn evlilii kutsal evlilii [hierogam ie], zellikle gk ve yer arasndaki birlemeyi yeniden retmektedir. "Ben Gkyzym", der koca, "sen de Yeryz" (dyaur aham, pritivi tvam Brhadaran yaka Upaniad, VI, 4, 20). Vedalar dneminde bile kan-koca gkyz ve yeryzne benzetilmektedir (A t harva Veda, XIV, 2, 71), bir baka ilahide ise (Atharva Ve da, XIV, 1) her nikah jesti mitsel zamanlardaki bir prototiple hakllatrlmaktadr. "Agni bu yeryzn sa elinden tuttu, ben de senin sa elini tutuyorum... Tanr Savitar senin elinden tutsun... Tvatar giysiler sundu airlerin gzellii iin, Brhaspatinin, airlerin buyruuyla; Savitar ve Bhaga da bu kadn sarsnlar. Surya gibi, zrriyet iin '8, 49, 52)."41 B rh adaranyaka Upaniad tarafndan aktarlan reme ritelinde oalma eylemi kozmik boyutlarda, tanrlar tmyle hare kete geiren bir kutsal evlilik halini alr: "Vinu rahmi ha zrlasn! Tvatar eitli biimler biimlendirsin! Prajapati dolsun iine! Dhatri tohumu senin iin yerletirsin!" (VI, 4, 21)42. Dido Aeneas ile yapt evlilii iddetli bir frtnann ortasnda kutlar (Vergilius, Aeneas, VI, 160); birlemeleri el ementlerin birlemesine denk dmektedir; gkyz gelinini kucaklar, topra dlleyen yamurunu yadrr. Yunan istan'da evlilik ayinleri Hera ile gizlice birleen Zeus r
37

neini taklit etmitir (Pausanias, II, 36, 2). Diodorus Siculus, Girit kutsal evliliinin bu ada sakinleri tarafndan taklit edildiini sylemektedir; baka bir deyile, trensel birleme in illo tempore vuku bulmu bir ilk olayla hakllatrlmaktadr. Burada vurgulanmas gereken tm bu evlilik ayinlerinin kozmogonik yapsdr: bu sadece bir rnek modeli, gkyz ile yeryz arasndaki kutsal elemeyi taklitten ibaret deil dir; esas olan bu kutsal evliliin sonucu, yani kozmik Yaratl'dr. Bunun iin Polinezya'da ksr bir kadn dllenmek is tediinde illo tempore byk Tann lo tarafndan topraa ya trlan ilk Annenin davrann taklit eder. Ve ayru durumda kozmogonik mitos tekrarlanr. Boanma srasndaysa, tam tersine, "gkyz ile yeryznn ayrlmas"n canlandran bir dua okunur.43 Evlilik durumunda kozmogonik mitosun ritel tekrar bir ok halk arasmda yaygndr ve ileride buna dne ceiz. imdilik, kozmik mitosun sadece evlilik iin deil, b tnln restorasyonunu amalayan her trden tren iin rnek model olduunu belirtelim; Dnyann Yaratl mitosunun saaltm, doarganlk, doum, tarmsal etkinlikler, vb. ile balantl olarak tekrarlanmasnn nedeni budur. Demeter ilkbaharn balangcnda yeni srlm toprak zerinde Iasion ile birlikte yatar (dysseus , V, 125). Bu bir lemenin anlam aktr: topran verimliine, tellrik ya ratl glerinin ahlanna katkda bulunur. Bu uygulama kuzey ve orta Avrupa'da geen yzyla kadar grece yaygnd - iftler arasnda tarlalarda simgesel birlemeye ilikin e itli ananelerin srdne tank oluyoruz.44 in'de ilkbahar da gen iftler ak havaya kar ve "kozmik yeniden doum" ve "evrensel filizlenme"yi hzlandrmak iin otlar zerinde birleirlerdi. Aslnda her insani birlemenin modeli ve hakllatrl, kutsal elemede, elementlerin kozmik birliinde bulunmaktadr. Li Chi, "Yeh Ling (Aylk ler Dzenleme-ler Kitab) in IV. Kitab, imparator elerinin ilkbaharn ilk aynda, gk grlemesi duyulduunda imparatorla birlikte ol38
\

m alan gerektiini yazmaktadr. Bylece kozmik rnek lkenin hakimi ve btn halk tarafndan izlenmi olmak tadr. Evlilik birlii kozmik ritm ile btnleen ve bu btnlemeyle geerlilik kazanan bir. ayindir. Evlilie ilikin tm bu Eski Dou simgecilii gksel mo dellerle aklanabilir. Smerler Yeni Yl gnnde elementle rin birlemesini kutlarlard; o gn, Antik Dounun her yerin de aaasn sadece kutsal evlilik mitosundan deil ayn za manda kraln tanra ile birleme ayinlerinden almaktadr.45 Yeni Yl gnnde Itar, Tammuz ile yatar ve kral dai tanra nn zifaf yatann bulunduu tapnan gizli bir odasnda tanrayla (yani onu yeryznde temsil eden nedimesiyle) ritel birleme gerekletirerek bu mitsel kutsal evlilii yeni den retir. lahi birleme yeryznn dourganlm salar, Ninlil ile Enlil birlikte yattklarnda yamur balar.46 Bu dourganlk kraln, yeryzndeki iftlerin, vb. trensel birle mesiyle de salama balanr. Kutsal evliliin her taklit edi liinde, yani her nikah birlemesinde dnya yeniden doar. Almanlarn H och zeit 'i H och g ezitden, yani Yeni Yl bayra mndan gelmektedir. Evlilik "yl" yeniden dourur ve bunun sonucunda dourganlk, servet ve mutluluk elde edilir. Cinsel edimin tarm ileriyle bir tutulmasna bir ok kl trde rastlanmaktadr.47 Satapatha Brahm ata da (VII, 2, 2, 5) yeryz dii reme organ (yont) tohum da semen virile ile benzetirilir. "Kadnlarnz sizin tarlanzdr, nasl isterseniz yle girin tarlanza", (Kur'an, II, 223).48 Kollektif orjilerin o unluunun ritel gerekesi bitkisel byme glerinin canlan drlmasdr: bunlar yln belli kritik dnemlerinde, sz gelimi tohum filizlendii veya hasat olgunlatnda dzenlenir ve mitsel modelleri daima kutsal'evliliktir^ rnein, Ewe ka bilesi (Bat Afrika) mensuplarnn arpa bymeye balad nda dzenledikleri orji byledir; orji kutsal eleme ile merulatrlmaktadr (genlczlar piton tanrya sunulur). Ayn merulatrmay Oaollar arasnda da gryoruz; bunlarn orjileri Mays aynda, gne tanrsnn yeryz tanras ile
39

birleme zamannda olutf)Qum bu orjiastik ifrat u veya bu e kilde, bir kozmik ya da biyo-kozmik eylemle hakllk ka zanr: yln yeniden doumu, hasadn kritik dnemi, vs. Floria (28 Nisan)'da Roma sokaklarnda plak geit yapan veya Lupercalia'da ksrlklarn tedavi etmek iin kadnlara do kunan gen erkekler; Holi bayram nedeniyle Hindistan'da tannan serbestlik; orta ve kuzey Avrupa'da hasat enlii s rasnda ortal saran ve kilise yetkililerinin bou bouna en gellem eye altklar sefahat49 - tm bu tezahrlerin in sanst prototipleri vard ve evrensel verimlilik ve bolluu kurmay hedefliyorlard.50> Bu incelemenin amac asndan evlilik ayinleri ve orjileri hakl karan m itoslarn ne dereceye kadar bunlar tara fndan yaratlm olduklarn bilmek nem tamyor. nemli olan gerek orji gerekse evliliin, kozmosun kutsal dramasnn belirli blmlerine zg ilahi jestleri taklit eden riteller oluturmalardr - yani, insan eylemlerinin insand bir mo del araclyla merulatrlmasdr. Kimi zaman mitos ayin den sonra gelse de - rnein, evlilik ncesi trensel birlemeler Hera ile Zeus'un evlilik ncesi ilikilerine dair mitostan, on lar hakl karan mitosdan nce ortaya kmtr - bu durum ritelin kutsalln azaltmaz. Mitosun formle edilmesi "ge" olmutur sadece; ama ierii arkaiktir ve dinsel edimlere yani, mutlak bir gereklik, insand bir gereklik varsayan eylemlere gnderme yapar.

40

DNDII EYLEMLERN ARKETPLER


zetle diyebiliriz ki arkaik dnya "dind" eylem diye bir ey bilmez; belirli bir anlam olan her eylem - avlanma, balklk, tarm; oyunlar, atmalar, cinsellik-, u veya bu ekilde kutsal olana katlmaktadr. leride daha ak biim de greceimiz gibi, dind olan tek eylem mitsel anlam ol mayan, yani, rnek modellerden yoksun eylemlerdir. O halde diyebiliriz ki belirli bir amaca ynelik her sorumlu eylem ar kaik dnya iin bir riteldir. Ama bu eylemlerin ounluu uzun bir kutsallktan arnma srecinden getii ve modem toplumlarda dind nitelik kazand iin bunlar ayr bir grup ta toplamann uygun olacan dndk. 40m e in , dans ele alalm. Her trl dans baslanta kut sald; baka bir deyile, insand bir modeli vard. Bu model kimi zaman by yoluyla onun somut mevcudiyetini salamak, saysn arttrmak, insan asndan o hayvanla btnlemeyi salamak iin devinimleri yeniden retilen totemik ya da amblemsel bir hayvan olabilir} Kimi durumlardaysa bu model bir tanr (rnein Athena tarafndan yaratlan sava dans pyrrhic) ya da bir kahraman (rn., Theseusn Labirentteki

41

dans) tarafndan vahyedilmi olabilir. Dans, yiyecek elde etmek, lleri anmak ya da kozmosta iyi bir dzen temin et mek iin icra edilebilir. Toplulua katlma, bysel-dinsel t renler, evlilikler, vb. vesilelerle gerekleebilir. Ama tm bu ayrntlar burada tartmaya gerek yok. Bizi ilgilendiren onun varsaymsal insand kkenidir (zira her dans in illo tempore, mitsel dnemde bir ata, totemik hayvan, tanr veya kahraman tarafndan yaratlm tr). Koreografik ritm lerin modeli insann dind hayatnn tesindedir; ister bir tote mik veya amblemsel hayvann veya yldzlarn devinimleri ni yeniden retsinler; ister bizzat kendileri bir ritel olutu ruyor olsunlar (labirentvri admlar, sram alar, trensel aralarla icra edilen jestler) - dans her zaman ya bir arketipik jesti taklit eder ya da bir mitsel an hatrlatr. Ksacas, illud tempus'un, "o gnler"in tekerrr ve dolaysyla yeniden canlandrmdr. Mcadeleler, almalar ve savalar ounlukla bir ritel nedene ye ileve sahiptir. Bunlar bir klann iki yars arasn daki kkrtc bir kar karya geli veya iki tanrnn tem silcileri arasndaki bir mcadeledir (rnein, Msr'da Osiris ile Set'i temsil eden iki grup arasndaki muharebe); ama bu her seferinde ilahi ve kozmik dramanm bir blmn anmay amalamaktadr. Sava ya da dello hi bir durumda rasyo nalist gdlerle aklanamaz. Hocart, husumetlerin ritel ro ln belirtmekte hakldr.51 atmann her tekrarlanrnda arketipik modelin taklidi sz konusudur. Nordik gelenee gre ilk dello Hrungnir adl dev tarafndan kkrtlan Thor'un onunla "snr"da karlamas ve tek bir kavgada yenme siyle gereklemitir. Bu motif Hint-Avrupa mitolojisinde de grlmektedir ve Georges Dumezil52 hakl olarak bunu ok es ki askeri toplulua katlma senaryosunun ge fakat otantik bir versiyonu olarak grmektedir. Gen sava, Thor ile Hrungnir arasndaki muharebeyi yeniden retmelidir; askeri toplulua katlma da mitsel prototipi -bal canavarn ldrlmesi olan bir gozpeklik eylemirn taklidinden ibarettir. Kzgn,
42

bersekir, lgna dnm, fkeli savalar tam da ilksel dn yann kutsal hiddet ( wut, menos, furor) halini gerekletir mekteydiler. Hintlilerin kraln kutsallatrlmas treni, rajasuya " Brahm ana'd a tekrar tekrar anlatld gibi- ilk Hkmdar Varuna'nm kendisi iin icra ettii antik kutsalatrmann yer yznde yeniden retiminden baka bir ey deildir ... Btn ayin boyunca, kraln u veya u jesti, zamann afanda, kut sallatrlma gnnde Varuna tarafndan yaplm olduu iin yapt uzun uzadya ama retici biimde tekrar tekrar be lirtilir.^3 Eldeki belgeler olanak verdii lde, ayn meka nizmann dier tm geleneklerde de varolduu gsterilebilir.54lna ayinleri ilk kozmogonik ina eylemini tekrarlarlar. Bir evin, kilisenin, kprnn inas srasnda verilen kurban dnyann doumu iin in illo tempore verilen kurbann, insani dzlemde taklidinden ibarettir. Kimi bitkilerin bysel ve saaltmsal deerlerine gelince, bu da bitkinin gksel prototipinden ya da ilk olarak bir tanr tarafndan toplanm olmasndan kaynaklanmaktadr. Hi bir bitki kendi bana deerli deildir, ancak bir arketipe ka tlmla ya da onu dind ( mekandan tecrit ederek kutsal latran belirli davran ve szlerin tekraryla deer kazanr. Onaltmc Yzyl'dalngiltere'de baz otlar toplarken kul lanlan iki tlsm forml bu bitkilerin saalltmsal deer lerinin nereden kaynaklandn gstermektedir: bunlar ilk olarak (yani, ab origine) kutsal Calvary* tepesinde, Yery z'nn "merkezi"nde yetimilerdir: / an olsun sana toprakta biten kutsal ot; ilk Caluarie da nda buldular seni, /ok sayrya iyi gelirsin, jok yaray iyi letirirsin;/ iyisa adna topraktan alyorum seni [1584] an olsun sana, toprakta biten bitki, / ilk Calvary danda buldular seni. / Kurtarcmzsa Mesih'i iyi ettin, kanayan * Golgota tepesi, Isa'nn armha gerildii tepe (.n.)
43

yarasn iyiletirdi; / [Baba, Oul, Kutsal Ruh] adna toprak tan alyorum seni [1608], Bu bitkilerin gc, prototiplerinin belirleyici kozmik anda (m illo tempore ) Calvary Tepesinde kefedilmi olmalarna atfedilir. Mesih'in yaralarn iyiletirerek kutsallk kazan mlardr. Toplanan bitkilerin gc ancak onlar toplayan kii bu ilk tedavi jestini tekrarlarsa geerlidir. Bu nedenle eski bir tlsm forml unlar sylemektedir: "otlar toplayp sa'nn yaralarna sreceiz... "55 Popler Hristiyan bysne zg bu formller eski bir ge lenei srdrm ektedir. rnein, H indistanda Kapithaka (Feronia elephantum ) bitkisi cinsel iktidarszl tedavi eder, nk ab origine Gandharva onu Varuna'ya erkekliini kazandrm ak iin kullanm tr. Dolaysyla, bu bitkinin ayinsel olarak toplanmas, aslnda, Gandharvann eylemi nin bir tekrardr. "Seni Gandharva kazp kard erkeklii lm Varuna iin, burada seni biz kazp kartyoruz, penisi kaldran bitki (A th arv a-V ed a , IV, 4, l ) . 56 Papyrus magicjue de Paris' deki uzun bir duada toplanan bitkinin olaand stats belirtilm ektedir: "Seni Kronos ekti, Hera toplad, Ammon saklad, tsis bakp bytt, Zeus yamurlarla besledi; sen Gne ve iin rahm etiyle b yd n..." bitkilerle . urarken okunmas nerilen bir duada byle denmektedir.57 Tm insani eylemlerin mitsel prototiplerini zikretmek hem ok uzun hem de bu deneme iin gereksiz olacaktr. rnein, "yasa" ideas zerine kurulu insani adaletin kozmik normlar da gksel ve akn bir modeli olduu ( tao, artha, rta, tzedek, themis, vb) o kadar iyi bilinmektedir ki bunu vurgulamaya hi gerek yok. "tnsan sanatnn yaptlarnn ilahi sanat ya ptlarnn taklidi" olmas ( A itareya Brahm ana, VI, 2 7)59 da. Ananda K. Coomarasvvamy'nin almalarnn baaryla gs terdii gibi59, arkaik estetiin ana temalarnda biridir. Biz zat gzellik durumunun, eudaim on ia'nn ilahi durumun bir taklidi olduunu gzlemlemek de ilgin olacaktr. Tabii, tan rlar tarafndan in illo tempore gerekletirilen belirli eylem44

lerin (Diyonisos orjileri, vb.) tekrarnn insan ruhunda ya ratt eitli erthousiasmos trleri de var: "Tanrlarn Ettik leri arasnda, aka kutsanm olan Tefekkr'e uygun olandr: ve insanlarn tm ettikleri iinde buna en yakn olan en byk mutluluk kapasitesine sahiptir (Aristoteles, N ikom akhe_ us'a Etik, 1178b, 21)60. "Tanr'ya olabildiince benzemek" (Platon, Theaetetus, 176 e); "haec hominis est perfedio, simil itudo Dei" (St. Thomas Aquinas). unu da eklememiz gerekiyor: geleneksel toplumlara gre yaamn tm nemli eylemleri ab origine tanrlar ya da kah ramanlar tarafndan vahyedilmitir. nsann yapt bu rnek ve paradigmatik jestleri ad infinitum tekrarlamaktan ibaret tir. Avustralyann Yuin kabilesi bugne dek kullanageldikleri tm ara gere ve silahlan, zellikle onlarn yararlanmas iin Daramuln'un, "Hereyin Babas"nn icat ettiini bil mektedirler. Ayn ekilde, Kumai kabilesi de bilir ki Mungan-ngaua, Yce Varlk onlara ara gereler, tekneler, silah ' 1ar yapmasn, "bildikleri tm zanaatleri" renmek iin za mann balangcnda, onlarn arasnda, yeryznde yaam t r 61 Yeni Ginede bir ok mitosta uzun deniz yolculuklar an latlmaktadr, "ve bylece hem modern yolcular" hem de "ak, sava, yamur yadrma, balk avlama, ya da her tr den" dier etkinlik iin "rnek olutururlar. ... [Mitos] inaat ncesi yaplacaklar, cinsel iliki tabusunu, vb. verir". Denize kan bir kaptan mitsel kahraman Aorinin kiiliine brnr. "Aorinin giydii varsaylan giysiyi giyer, yz siyaha bo yanr ve (bir bakma prematr bir ekilde) sanda Aorinin virinin bamdan kopard ayn ak tar. Bir platformun stnde danseder ve kollarn Aorinin kanatlar gibi aar ... Bir adam, (ok ve yayla) balk avlamaya gittii zamanlarda Kivavianm ta kendisi olduunu dndn sylemiti ba- / na."62 Kivaviann rahmet ve yardmn istemiyordu; kendi sini bu mitsel kahramanla zdeletiriyordu. Ayn mitsel ncller simgecilii dier ilkel kltrlerde de bulunmaktadr. J. P. Harrington Californiann Karuk Kzl45

derilileri hakknda unlar yazyor: "Karuklarm y ap t herey daha nce yaplmt, nk lkxareyav'larn nasl zaman larnda rnekleri oluturduuna inanyorlard. Ikxareyavlar Kzlderililer gelmeden nce Amerikada yaayan kavimdi. Gnmz Karuklar bu kelimeyi imdi biraz tereddtle 'pren sle r', 're isle r', 'm elek ler' g ib i terim lerle k arlam a eilimindeler ... [Bu Ikxareyavlar...] Kanklarla birlikte ya adklar srede tm adetleri gstermi ve balatm , her frsatta 'insanlar byle yapacak demilerdir. Bu yaplanlar ve deyiler hakan Karuk'un ila formllerine zikredilmekte d ir."63 Amerika'nn Kuzeybatsnda grlen ve Marcel Mauss'un bir alm asn ayrd64 garip ayinsel ticaret sistem i p o tla- mitsel zamanlarda atalar tarafndan balatlan bir uygulam ann tekrarndan ibarettir. Bu rnekleri daha oaltmak mmkn.65

46

MTOSLAR VE TARH
Bu blmde zikredilen rneklerin her biri ayn "ilkel" ontolojik anlay ortaya sermektedir: bir nesne ya da bir eylem, ancak bir arketipi taklit veya tekrar ettii lde gerek olur. Demek ki, gereklik yalnzca tekerrr veya katlma foluyla kazanlmaktadr; rnek modeli olmayan her ey "anlamsz", yani, gereklikten yoksundur. Bylece insan, arketipik ve paradigmatik olma eilimi gstermektedir. Bu eilim paradok sal gzkebilir, u anlamda ki geleneksel kltr insan (mo dem bir gzlemciye gre) kendisi olmaktan kt lde ger ek olduunu dnmekte ve bakalarnn tavrlarn taklit ve tekrar etmekle yetinmektedir. Baka bir deyile, ancak "ken disi olmaktan" kt lde gerek olduunu, yani "hakika ten kendisi" olduunu dnmektedir. Dolaysyla denebilir ki ilkel ontolojinin Platonik bir yaps vardr; bu durumda, Platon "ilkel zihniyet" in en nde gelen filozofu, yani arkaik insanln hayat ve davran tarzlarna felsefi bir geerlilik ve anlam vermi dnr olarak grlebilir. Elbette, bu durum onun felsefi dehasnn zgnln yoketmez; zira, bizim en byk takdirimizi kazanan yn arkaik insanln bu tasav vurunu teorik olarak, kendi amn tinsel olarak ona sunduu
47

diyalektik aralarla hakllatrm a abasdr. Ancak burada bizi ilgilendiren Platon felsefesinin bu ve hesi deil, arkaik ontolojidir. Bu ontolojinin Platonik yapda olduunu sylemek bizi fazla ileri gtrmez. nceki sayfalar da zikredilen olgularn analizinden karlacak ikinci sonu da en az onun kadar nemlidir -yani, arketiplerin taklit edil mesi ve paradigmatik tavrlarn tekrar yoluyla zamann il ga edilmesi. rnein bir kurban verme ab origine bir tanr ta rafndan gsterilmi ilk kurban verme trenini tam tamna yeniden retmekle kalmaz, ayn zamanda o ilk mitsel an iin de vuku bulur; baka bir deyile, her kurban ilk kurban tek rarlar ve ona denk der. Tm kurban trenleri balangcn ay n mitsel kertesinde icra edilir; ayin paradoksuyla dind za man ve srem askya alnr. Ayn ey tm tekrarlar, yani ar ketiplerin tm taklit edilileri iin de geerlidir; bu taklitle insan arketiplerin ilk ortaya kt mitsel aa aktarlr. Bylece, ilkel ontolojinin ikinci bir vehesini grm oluyoruz: bir eylem (veya bir nesne) belirli paradigmatik jestlerin tek rar edilmesiyle belirli bir gereklik kazandka dind za man, srem, "tarih" de rtl biimde yokedilmektedir; ve rnek jesti yeniden reten kii bylece o jestin vahyedildii mitsel aa aktarlm olur. Dind zamann ilgas ve bireyin mitsel zamana yans tlmas, kukusuz, ancak zsel dnemlerde -yani, bireyin hakikaten kendisi olduu dnemlerde olur: ayinler ve nemli eylemler (beslenme, doum, trenler, avlanma, balk avlama, sava, alma) srasnda yaamnn geri kalan ksm anlam olmayan, "olu" halindeki dind zamanda geer. Brahman metinleri bu iki zamann, kutsal ve dind zamann, lm szlk vasfn tayan tanrlarn varlk tarzya, lmllkle nitelenen insann varlk tarznn heterojenliini aka gs termektedir. Kurban veren kii arketipik kurban verii tek rarlad srece tam bir trensel eylem iinde lmllerin dind dnyasn terkeder ve lmszlerin ilahi dnyasna girer. Kendisi de bunu u ekilde ilan etmektedir: "cennet'e,
48

tanrlara eritim; lmsz oldum!" (Taitliriya Samhita, I, 7, 9). Ayin srasnda terkettii dind dnyaya geri dnecek olursa lecektir; bu nedenle kurban verme eylemini gerek letiren kiinin dind zamana dnebilmesi iin eitli kut sallktan arndrma ayinleri gereklidir. Ayn ey trensel cin sel birleme durumunda da geerlidir; birey ilahi bir arketipi ("Ben Gkyzym, sen Yeryzsn", vb.) tekrarladndan artk 1dind ve anlamsz zaman iinde yaamamaktadr. Malenezyal balk denize ktnda, Aori'nin kimliine b rnr ve mitsel zamana, paradigmatik seferin yapld ana aktarlr. Her tapmak, saray veya binay mitsel mekann ayn merkezi noktasna aktaran Merkez simgeciliinin din d mekan ilga edii gibi, arkaik insan tarafndan yaplan her anlaml eylem yani, arketipik jestin her tekrar sremi askya alr, dind zaman ilga eder ve mitsel zamana dahil olur. Dind zamann askya alnmas ilkel insan asndan te mel bir ihtiyaca yant verir ki bunu bir sonraki blmde, za mann yenilenii ve Yeni Yl simgeciliiyle ilikili bir dizi kout anlay incelerken gzlemleme frsat bulacaz. Bu ih tiyacn nemini o zaman anlayacak ve arkaik insann "tarihe glkle katlandn ve dnem dnem onu yoketmeye altn greceiz. Bu blmde incelediimiz olgular o za man baka anlamlar da kazanacaklardr. Ama zamann sfr dan balayarak yenilenmesi sorununa girmeden nce insann tekerrr yoluyla arketipe dnme mekanizmasna baka bir adan bakmamz gerekiyor. Belirli bir durumu inceleyeceiz: kollektif bellek tarihsel olayn anlarn ne lde korumak tadr? Her savann bir kahraman taklit ettiini ve bu ar ketip ik m odele o labild iin ce yaklam aya altn grmtk. imdi, popler bellein iyi belgelenmi bir tarih sel kiilik hakknda ne gibi anlar srdrdn grelim. Soru nun stne bu adan giderek bir adm daha ilerlemi oluyoruz, nk, bu kertede "popler" olsa da ilkel olduu syleneme yecek bir toplumu ele almaktayz.
49

yleyse, tek bir rnek verelim, bilinen bir paradigmatik mitos, bir kahramanla ounlukla bal dev bir ylan, ya da kimi zaman bir deniz canavar arasndaki d anlatmak tadr (Indra, Herakles ve tekiler; Marduk). Gelenein az ok yaamakta olduu yerlerde byk hkmdarlar kendilerini bir ilk kahramann taklitileri olarak grrler: Dara kendini yeni bir Thraetona, bal canavar ldrd sylenen mit sel ran kahraman olarak gryordu; onun iin -v e onun dolaym yla- tarih yemlenmekteydi, zira, bir ilk kahramanlk mitosunun yeniden canlandrlmas, yeniden gncelletirilmesiydi aslnda bu. Firavunun hasmlan "ykntnn, kurtlarn, kpeklerin oullan", vb. diye nitelendiriliyordu. A p o p h is Kitab'nda Firavunun savat dmanlar, ejder Apophis ile zdeletirilirken Firavun da ejderi alteden tanr Ra ile zde grlyordu.66 Benzer bir biimde, fakat farkl bir bak asndan Tarihin mitosa dntrlmesi Ibrahi airlerinin vizyonlarnda da grlmektedir. braniler "tarihe katlana bilmek", yani, askeri yenilgi ve siyasi aalanmalara daya nabilmek iin ada olaylar, ejderin o anlk zaferini kabul etse de sonunda bir Kral-Mesih tarafndan yok edileceini ima eden ok eski kozmogonik-kahramanlk mitosuyla yorum lamlard. Bylece imgelemleri, Gentile krallarna (Z a d o k Y azm alar, IX: 19-20) da ejderin zelliklerini atfetm iti: Pompey Sleyman'n Mesellerinde (IX:29) byle tasvir edil mekte, Yeremya (51:34) Nabukadnezar' byle sunmaktadr. Ve Aerin Ahdinde (VII:3) Mesih ejderi suyun altnda l drmektedir (bkz. Mezmurlar 74:13). Darius ile Firavun vakasnda, brani mesihi gelenekte ol duu gibi, ann tarihi bir mitos araclyla yoru m layan bir "sekin kesimin anlay ile kar karyayz. Bir dizi a da olay kahramanlk mitosunun zamand modeline uyacak ekilde eklemlenmekte ve yorumlanmaktadr. Ar eletirel bir modele gre Dariusun bu iddias bbrlenme veya siyasi propaganda gibi grnebilir; Gentile Krallarnn mitsel ola rak ejderlere dntrlmeleri "tarihsel gereklike katlana
50

mayan ve mitoslar ve dler alemine snarak her ne paha sna olursa olsun kendilerini avutmak isteyen brani aznln zoraki yaktrmasn temsil edebilir. Byle bir yorumun, ar kaik zihniyetin yapsn hesaba katmamasndan tr yanl olduu her eyden nce, popler bellein tarihsel olay ve ki ilikleri benzer bir eklemleme ve yorumlama srecine tabi tut masyla grlmektedir. Byk skenderin biyografisinin mi tosa dntrlmesinin edebiyattan kaynakland iin ku kuyla karlansa ve dolaysyla yapaylkla sulansa da bu itiraz imdi bavuracamz belgeler karsnda etkisiz kal m aktadr. * Rodos St. John valyelerinin nc Byk stad Dieudonn& de Gozon, Malpasso ejderini ldrmesiyle mehurdu. Ef sane, doal olarak, ona canavar altetm esiyle nl St. Georgeun zelliklerini atfetmiti. Sylemeye bile gerek yok, Gozonun dnemine ait belgeler byle bir kavgadan bahset mezler ve ancak kahramann doumundan iki yzyl sonra bundan sz edilmeye balanr. Baka bir deyile, de Gozon srf bir kahraman olarak nitelendii iin onun gerekte yaptk larn hesaba katmayarak ona mitsel bir biyografi sunan bir kategoriyle, bir arkeiiple zdeletirilmiti ki bir canavar ylanla yaplan d artk bu biyografiden karmak im kanszd. Petro Caraman tarihsel baladn ortaya kyla ilgili, tam olarak belgelenmi bir incelemede kesin olarak kaydedil mi bir tarihsel olayn -1499da, iddetli bir kta Malko Paanm Polonya'ya dzenledii ve Moldavya'da Trk ordu . sunun tamamen yokolmasyla sonulanan, Leunclavius'un ka ytlarnda ve dier Polonya kaynaklarnda sz edilen seferi n in - Romanya baladnda tamamen deitirildiini, olaym tmyle bir mitsel eyleme dntrldn gstermektedir (Malko Paa'nm K Kralyla Sava, vb.)6 Tarihsel kiiliklerin bu "mitselletirilmesi" Yugoslavya kahramanlk iirlerinde de ayn ekide grlmektedir. Yugos lavya destan kahraman Marko Kraljevi ondrdnc yzy
51

ln ikinci yansnda cesaretiyle imrenmiti. Tarihse] varl kesindir ve hatta lm tarihini bile biliyoruz (1394). Ama lmnden ksa sre sonra Marko'nun kiilii popler bellekte yer etmi ve biyografisi mitos normlarna uyacak ekilde ye niden oluturulmutur. Annesi bir V ila, bir peridir, tpk nykph veya n aiad 'larm oullan olan Grek kahramanlan gibi. Kars da bir Viladr; onu elde eder ve uup giderek onu terketmemesi iin byk bir dikkatle kanatlarn saklar -n i tekim, baladm baz versiyonlarna gre ilk ocuklarnn dou munun ardndan byle yapmtr.69 Marko, Indra, Thraetona, Herakles ve dier arketipik modellere uygun olarak bal bir ejderle dr ve ldrr.70. Dman kardeler mitosuna uygun olarak kendi kardei Andrija ile de dp ldrr. Dier arkaik epik devrelerde olduu gibi Marko 1450'li yl larda Trklerle yaplan savalarda adn duyuran Hnyadi Yano ile kah dost, kah dmandr. Bu iki kahramann onyedinci yzyl epik baladlannn elyazmaiarnda, yani, Hnyadinin lmnden iki yzyl sonra bir araya getirilmeleri ilgintir. Modern epik iirlerde anakronizmalara daha az rastlanmaktadr.71 Bunlarda anlan ki ilikler henz mitsel kahramanlara dnecek zaman bula mamlardr. Ayn mitsel itibar Yugoslav epik iirinin teki kahraman larn da kutsamaktadr. Vukain ve Novak Vila ile evle nirler. Vuk, ("Ejder Despot") Jastrebac ejderi ile dr ve kendisi de bir ejdere dnebilir. 1471 ile 1485 yllar arasnda Syrmia'da hkm srm olan Vuk bir yzyl nce lm olan Lazar ile Mili'in yardmna koar. Birinci KosovaMuharebesi (1389)'ni konu alan rlerde yirmi yl nce lm (rnein Vukain) ya da yz yl sonra lecek olan (Erceg Stjepan) kiiler boy gsterir. Kahraman koruyan ve yardm eden dii varlk mitosunda olduu gibi periler (Vila) yaralanm kah ramanlar iyile'tirir, onlar teskin eder, onlara gelecei syler, yakn tehlikelere kar uyanrlar. Kahramanlara zg "atele snama" da unutulmu deildir: bir okla elmay vur
52

mak, bir ka atn zerinden atlamak, birbirine benzer giysi lere brnp bir grup gen arasndan bir kz tanmak, ve ben zerleri.72 Rus byliny 'sinin kimi kahramanlar da muhtemelen tarih sel prototiplerle bantldr. Bu destann Kiev versiyonlar emberinin baz kahramanlar kaytlarda anlmaktadr. Ama tarihsellikleri bununla sona erer. Kiev emberinin mer kezinde yer alan Prens Vladimir'in 1015'de len I. Vladimir mi, yoksa 1113-1125 yllar arasnda hkm sren EL Vladi mir mi olduunu bilemeyiz. Kiev emberi byliny 'sinin byk kahramanlar Svyatogor, Mikula ve Volga'ya gelince kiilik ve maceralarnda tarihsel olan hemen hemen hi bir ey kal mamtr. Mitos ve halk masallarnn kahramanlarndan ayrdedilemez olmulardr. Kiev emberinin kahraman larnda biri, zaman zaman byliny' de Vladimir'in yeeni ola rak grnen Dobrinya Nikiti hretini esas olarak tamamen mitsel bir olaya borludur: oniki bal bir ejderi ldrr. B y liny' nin bir dier kahraman Potukal St. Mihail, kendisine sunulmu bir gen kz yutmak zere olan bir ejderi ldrr. Bir lde, tarihsel bir kahramann mitsel bir kahramana bakalamna tank olmaktayz. Sadece efsaneleri glen dirmek iin onlara atfedilen doast zellikler deil szn ettiimiz: szgelimi, Kiev emberinden kahraman Volga tp k bir aman ya da antik bir efsane kahraman gibi bir kurt veya kua dnebilir; Egori, gmten ayaklar altn kollar ve incilerle sarl bir kafayla domutur; Muromlu Ilya bir folk lor devine benzer, gkle yeri birletirebilmekle vnmek tedir. Ama hepsi bu kadar deil: epik halk arklarna kah ramanlarn veren tarihsel prototiplerin mitselletirilmesi rnek standarta uygun olarak gerekleir; antik mitos kahra manlarnn "suretine gre biimlendirilmilerdir." Mucizevi doumlaryla hepsi birbirine benzer; ve, tpk M ahabharata ile Homeros iirlerinde olduu gibi ana babalarndan en azndan biri tanr ya da tanrsal varlktr. Tatarlar ve Polinezyallarn epik iirlerinde olduu gibi bu kahramanlar ge
53

bir yolculuk yapar ya da cehenneme in rler. Tekrarlayacak olursak, epik iirlerde kutsanan kiilerin tarihsel kiilikler olduklar noktasnda sorun yoktur. Ama tarihsellikleri mitselletirmenin andrc eylemi karsn da fazla dayanmaz. Bizzat tarihsel olay, ne kadar nemli olursa olsun, halkn belleinde kalmaz, ya da o tekil tarihsel olay mitsel bir modele ok yakn olmad srece anlan iir sel imgelemi harekete geirmez. 1812 Napoleon igalinin dourduu felaketi konu alan bylina 'da ar I. Aleksandrn ordunun ba olarak stlendii rol de, Borodino'nun ad ve ne mi de unutulmutur; geride kalan sadece bir halk kahraman klna brnm Kutusov figrdr. 1912'de tm bir Srp tu gay Marko Kraljevi'in, yzyllar nce kendi fiyefi olan Prilep Kalesine dzenlenen bir saldry ynettiini grmt: kahramanca bir giriim popler imgeleme, stne atlayp, Marko'nun servenlerinin geleneksel arketipine ekleyebile cei bir frsat sunmutu, onun kendi kalesinin sz konusu olmas bu ans daha da arttryordu. , "Mitos bir kahramann douunda son deil ilk aama dr."73 Ama, bu gr bir ok aratrmamn (Caraman ve dier leri) vard u sonucu onaylamaktadr sadece: tarihsel bir olay ya da gerek bir kiiliin ans halkn belleinde en faz la iki ya da yzyl varln srdrr. Bunun nedeni popler bellein bireysel olay ve gerek kiilikleri srdrmekte g lk ekmesidir. Onun ileyiine arac olan yaplar farkldr, olaylar deil kategoriler, tarihsel kiilikler deil arketip ler. Tarihsel kiilik bu mitsel modelle (kahraman, vb.) birle tirilir, olay ise mitsel eylemler (bir canavarla sava, dman kardeler, vb.) kategorisiyle zdeletirilir. Baz epik iirler "tarihsel hakikat" denilen eyi srdrebilmise de bu haki kat belirli kiiler ve olaylarla deil, kurumlar, grenekler ve yerlerle ilgilidir. Szgelimi Murko'nun gzlemledii gibi, Srp epik iirleri 1699'daki Karlofa Antlamas ncesi Avusturya-Trk ve Trk-Venedik snrndaki yaam uygun biimde tasvir etmektir.74 Ama bylesi "tarihsel hakikatler"
54

kiiler ve olaylarla deil ("oluan" bireyin "olu"undan daha yava giden) toplumsal ve siyasal yaamn geleneksel biimleri ile -ksacas, arketiplerle- ilgili hakikatlerdir. Kollektivitenin bellei tarih ddr. Bu nerme folklorun kkeninin popler olduu ya da epik iirin kollektif olarak yaratld anlamna gelmez. Murko, Chadvvick ve dier aratrmaclar epik iirin ortaya k ve geliiminde yara tc kiiliin, "sanat"nn roln gstermilerdir. Bizim sy lemek istediimiz -folklor temalarnn kkeni veya epik iirin yaratclarnda yetenein rolnden te- tarihsel olay larn anlar iki ya da yzyl sonra bireysel olan kabul edemeyen ve sadece mekel olan saklayan arkaik zihniye tin kalbna girecek ekilde deitirilmektedir. Avrupa'da halk katmanlarnn bilinci tarafndan gnmze dek sr drlen, tarihsel olaylarn kategorilere, bireylerin arketiplere indirgenme sreci arkaik ontolojiye uygun olarak gerekletirilmektedir. Popler bellein modern alarn tarih sel kiiliine bir arketipin taklitisi ve arketipik bir jestin yeniden -reticisi olarak anlamn- arkaik toplamlarn men suplarnn gemite ve imdi (bu blmde zikredilen rnek lerinde gsterdii gibi) daima bilincinde olduklar, ama Dieudonne de Gozon veya Marko Kraljevi gibi kiiliklerce unutulmu anlam - yeniden kazandrd sylenebilir. Kimi zaman, pek nadiren de olsa, bir aratrmac bir ola yn gncel olarak mitosa dntrlmesine rastlayabilir. Son savatan hemen nce, Romanyal folklor aratrmacs Constantin Brailoiu, Maramures kjnnde takdire deer bir ba lad kaydetme frsat bulmutu- Konusu bir ak trajedisiydi: gen ak, bir da perisi tarafndan bylenir ve evlenmeden bir ka gn nce kskanlk iindeki peri onu bir uurumdan aa atar. Ertesi gn obanlar cesedini ve birvaaca takl kalm apkasn bulurlar ve kye gtrrler; szls onlar karlar; sevgilisinin lm olduunu grnce mitolojik ima larla dolu bir at, rustik gzellikte bir liturjik metin okur. Baladn ierii buydu. Folklor aratrmacs bunun versiyon
55

larn toplarken trajedinin vuku bulduu dnemi renmeye alt; bunun ok eski bir hikaye olduu, "ok eskiden" olduu sylendi ona. Ancak aratrmalarn srdrdke bu olayn krk yldan az bir zaman nce gerekletiini rendi. Sonunda kadn kahramann da hala hayatta olduunu kefetti. Onu ziyarete gitti ve hikayeyi onun azmdan dinledi. ok bilinen bir trajediydi: bir akam sevgilisi bir uurumun kenarndayken aya kayp dmt; hemen lmemi, lklar dallar ta rafndan duyulmu, kye gtrlm ve ksa sre sonra lmt. Cenazede nianls kyn teki kadnlaryla birlikte geleneksel ayin atlarn tekrarlam, da perisinin sz bile edilmemiti. Bylece, balca tann hayatta olmasna ramen olayn tm otantikliinden arndrlmas, bir efsaneye dntrl mesi iin bir ka yl yetmiti: kskan peri, gen adamn kat ledilii, cesedin bulunuu, szls tarafndan yaklan mitolo jik temalarla ykl at. Kyde yaayanlarn hemen hemen hepsi otantik tarihsel olay grmt; ama bu olay bu ekliyle onlar tatmin etmiyordu: evlilik arifesinde bir gen adamn trajik lm kaza sonucu basit bir lmden farklyd; ancak mitos kategorileriyle zdeletirilerek aklanabilecek oklt bir anlam vard. Kazann mitselletirilmesi baladn yara tlmasyla da durmamt; insanlar arada bir, "laf arasnda" gen adamn lmnden bahsederken bile kskan peri yk sn anlatyorlard. Folklor aratrmacs kyllerin dikka tini otantik versiyona ektiinde yal kadnm bunlar unut tuunu, zntden akln kaybettiini syleyerek yantlad lar. Hakikati anlatan mitostu: gerek yk bir tahrifattan baka bir ey deildi. stelik mitos gerek ykye daha derin ve zengin bir anlam kazandrdna, trajik~bir yazgy aa kardna gre daha doru deil miydi? Popler bellein tarih-d karakteri, kollektif bellein tarihsel olay ve bireyleri ancak arketiplere dntrerek -

56

yani, tm tarihsel ve kiisel zelliklerini yokederek- srd rebilmesi, u an iin bir kenara brakmak zorunda olduumuz bir dizi yeni sorun dourmaktadr. Ancak bu. nokfada kendi mize unu sormaya hakkmz var: arketiplerin arkaik insann bilinci iin tad nem ve popler bellein arketipler dn da hibir eyi srdrememesi geleneksel tinselliin sergile dii tarihe direnten daha fazla bir eyi ortaya karmyor mu? Bu bellek boluu insan bireyselliinin - yaratc kendiliindenlii son tahlilde tarihin otantikliini ve geri evrilemezliini oluturan bireyselliin - geiciliini, ya da en azn dan ikincil niteliini ortaya karmyor mu? Her hal- karda bir yanda, popler bellein bir kahramann biyografisindeki tarihsel kiisel unsurlar korumay reddederken te yandan daha yksek mistik deneyimlerin kiisel Tanr'nm kiiseltesi Tanr'ya nihai ykseltiliini ima etmesi dikkate deer dir. eitli geleneklerce gelitirilmi, lmden sonra hayat anlaylarnn da bu bak asndan karlatrlmas re tici olacaktr. len birinin bir "ata"ya dntrlmesi bireyin bir arketipik kategoriyle kaynatrlmasna tekabl etmek tedir. Bir ok gelenekte (rnein, Yunanistan'da) sradan llerin ruhlar artk "bellek" sahibi deildirler; yani, ta rihsel bireysellik denilebilecek eyi yitirmilerdir, llerin hayaletlere, vb. dnmesi bir anlamda atann kiisel olma yan arketipiyle yeniden - zdelemelerini ifade etmektedir. Grek geleneinde sadece kahramanlarn lmden sonra kiiliklerini (yan belleklerini) muhafaza etmeleri durumunu anlamak g deil: yeryzndeki hayatnda yalnzca rnek eylemlerde bulunmu olan kahraman bunlarn anlarn muha faza etmektedir, zira, belirli bir bak asndan bu eylemler kiisel olmayan eylemlerdir. * llerin "atalar"a dnmesi anlaylarn bir kenara b rakp lm olgusunu bireyin "tarihi"nin son bulmas olarak grdmzdede bu tarihin post-mortem belleinin snrl ol mas, baka bir deyile tutkularn, olaylarn kesin bir ifa deyle bireyle balantl her eyin belleinin, lm sonras va
57

roluun belirli bir noktasnda sona ermesi ok doal gzkmektedir^Varlm kiisel olmayan bir ekilde srnn ger ek bir lme edeer olduu (zira ancak srem ve tarihle ba lantl bir kiilik ve bellein, varl srdrme olarak nitele nebilecei) itirazna gelince, bu ancak bir "tarihsel bilin"in, baka bir deyile modern insann bak asnda geerlidir, zi ra, arkaik bilin kiisel anlara hi bir nem atfetmez. "Ki isel olmayan bilincin varln srdrmesi "nin ne anlama ge lebileceini tanmlamak, kimi tinsel deneyimler ipulan sun sa da, kolay deil. Bach'm mziini dinlerken kapldmz duyguda, bir matematiksel problemin zm iin gerekli dik katte, herhangi bir felsefi sorunu incelerken gereken youn zi hin aklnda kiisel ve tarihsel olan ey nedir? Modern in san kendisini tarihin etkisine brakt lde bu kiisel ol mayan varl srdrme imkanyla klm hissetmektedir kendini. Ama tarihte "geri evrilemez" olana, "yeni"ye duyu lan ilgi insanln yaammda yeni bir keiftir. Arkaik insan lk ise, birazdan greceimiz gibi, tam tersine elindeki tm gle tarihin getirdii geri evrilemezlie ve yenilie kar kendini savurmutur.

58

kinci Blm

ZAMANIN YENDEN DOUU

YIL, YEN YIL, KOZMOGON


Burada "Zaman'n yeniden douu" bal altnda grup landrlan ayin ve inanlar sonsuz eitlilik arzetmektedir ve bunlar tutarl, btnlkl bir sisteme uyarlama imkan konusunda hi de hayale kaplmyoruz. Her hal- karda eli nizdeki denemenin ne bu yeniden douun ald tm biimleri ortaya koymak ne de bunlarn morfolojik ve tarihsel analizini yapmak gibi bir amac var. Bizim amacmz takvimin nasl oluturulduunu ya da eitli halklarn "yl anlaylarn kavrayabilecek bir sistem oluturmann mmkn olup olma dn kefetmek deil. lkel toplumlarda Yeni Yl tm toplu luk iin yeni hasat zerindeki tabunun kaldrlmasna e deerdir. Bylece hasat tm topluluk iin yenilebilir ve kul lanlabilir, hale gelir. Farkl mevsimlerde, ayr zamanlarda olgunlaan birden fazla tr tahl veya meyva ekimi yaplan yerlerde kimi zaman birden fazla Yeni Yl bayram olduunu gryoruz1. Bu, zaman blmlerinin yiyecek rezervlerinin ye nilenmesini dzenleyen riteller, yani bir btn olarak toplu luun hayatnn srekliliini salama balayan riteller ta ralndan belirlendii anlamna geliyor. (Bu, szkonusu ritel lerin ekonomik ve toplumsal hayatn yaln refleksleri olduu
61

gibi bir sonucu hakl karmaz: geleneksel toplumlarda "eko nomik" ve "toplumsal" kavramlar, modern Avrupal'nm on lara verme eiliminde olduundan ok farkl anlamlar ta maktadr.) Zaman birimi olarak gne ylnn kabul edilmesi Msr kaynakldr. Dier tarihsel kltrlerin ounluunda ve belli bir dneme kadar M sr'da- yl, ayn zamanda hem gne hem ay takvimine dayal, 360 gnlk (yani, her biri 30 gn olan 12 aylk) ve be artk gnn eklendii bir yld.2Zuni Krlderilileri aylara "yln admlar", yla ise "zamann ge ii" adn veriyorlard. Yln balangc gerek lkeden lke ye gerekse dnemden dneme deiiyor, bayramlarn ritel an lamlarnn tekabl ettii varsaylan mevsimlere uymas iin srekli takvim reformlar yaplyordu. Ancak, ne Yeni Yl'n balangcndaki istikrarszlk ve es neklik (Mart-Nisan, 19 Temmuz - eski Msr'da olduu gibi Eyll, Ekim, Kasm-Aralk), ne de bir yla farkl halklarca atfedilen farkl uzunluklar tm lkelerde zamann bir dne minin sonu ve yeni bir dneminin balangcna verilen nemi azaltabiliyordu. D olaysyla, kolaylkla anlalaca gibi, szgelimi Afrika'daki Yorubalarm yl, kuru ve yal mev sim diye ikiye blmeleri ve bir haftay sekiz gn sayan Bakololara kar be gnlk hafta hesab yapmalar; veya, Barundilerin bir yl ay takvimine gre hesaplayp sonunda on aylk bir yl elde etmeleri, ya da, Ashantilerin her ay on (ya da dokuz buuk) gnlk iki dneme blmeleri bizim iin fazla nem tamyor. Bizim iin asl nemli olan her yerde biyokozmik ritmlere dayal ve daha byk bir sistemin -periyo dik arnmalar (rnein temizlenme, oru, gnah karma vb.) sistem inin- bir parasn oluturan bir zamansal periyodun balangcyla bitii ve yaamn periyodik yenilenii kavra mnn bulunmasdr. Periyodik yenilenmeye duyulan bu ih tiya bize, kendi bana dikkate deer grlmektedir. Yine de birazdan sunacamz rnekler bize daha da nemli bireyi, yani, zamann periyodik yenilenmesinin az veya ok ak bir ekilde ve zellikle yazl tarih dnemi medeniyetlerinde 62

yeni bir Yaratl', yani, kozmogonik eylemin tekrarlanrn varsaydn gsterecektir.Ve bu periyodik yaratl, yani zamann devreyi yenilenmesi anlay "ta rih in ilga edilii sorununu, bu denemede asl konumuz olan sorunu ortaya koy m aktadr. _ Etnografi ve dinler tarihine aina olan okurlar periyodik trenlerden oluan tm bir dizinin neminin farkndadrlar, bu trenleri iki ana balk altnda toplayabiliriz: (1) ifritlerin, hastalklarn ve gnahlarn yllk olarak kovulmas, (2) Ye ni Yl'dan nceki ve sonraki gnlerin ayinleri. Sir James George Frazer Altn D al 'm Gnah Keisi balkl blmnde, kendi tarzyla, iki kategoride de yeterince rnek sunmak tadr. Bu belgeleri aadaki sayfalarda tekrarlamamz mmkn deil. Kaba hatlaryla, cin, hastalk ve gnah kov ma trenleri u unsurlara indirgenebilir: oru, adak ve arndrmalar, atei sndrme ve trenin ikinci ksmnda dik katle yeniden yakma; grlt, haykrlar, dumanlar (kapali mekanlarda) ve ardndan grlt patrt kararak kyde dolama yntemiyle ifritleri kovma; bu kovma, tm toplu luun hatalarnn yklendii dnlen bir hayvan ("gnah keisi" diye okuyun) veya bir insann. (Mamurius Venturius diye okuyunuz) yaad blge snrlarnn dna ayinsel ola rak gnderilmesi eklinde olabilir (braniler ve Babilliler gnah keisini "le" srerlerdi). ou zaman iki grup arasnda trensel kavgalar, kollektif orjiler veya (atalarn, tanrlarn, vb. ruhlarn temsil eden) maskeli adamlarn geit alaylar da dzenlenmektedir. Bir ok yerde hala sren inan ca gre bu tezahrler slasnda llerin ruhlar yaayanlarn evlerine doru gelir, yaayanlar tarafndan saygyla karla np birka gn onurlandrldktan sonra geit alayyla kyn snrna gtrlr veya dar karlrlar. Gen erkeklerin to plulua katlma trenleri de bu zamanlarda yaplr (Japonlar, Hopi Kzlderilileri, baz Hint-Avrupa kkenli halklar ve dierleri arasmda byle olduuna dair kesin kantlara sa hibiz; bkz. aadaki sayfalar). Hemen hemen her yerde
63

ifritlerin, hastalklarn ve gnahlarn kovulmas Yeni Yl. bayram ile akr ya da ayn dneme denk gelir. Doal olarak, btn bu unsurlar aka bir arada bulduu muz pek nadirdir; baz toplumlarda atein sndrlmesi Ve yeniden yaklmas treni arlk tar, bazlarnda ifrit ve hastalklarn maddeten (grlt ve iddetli jestlerle) kovul mas; bazlarndaysa insan veya hayvan biimindeki gnah keisinin srlmesi. Ama tm trenin anlam, tpk onu olu turan unsurlarn her birinin anlam gibi, yeterince aktr: za mann bamsz birimlere, "yllara" blnmesi srasnda be lirli bir zaman aralnn sona ermesi ve bakasnn balamas yannda gemi yln ve gemi zamann da yokediliine tank oluruz. Ayinsel arnmalarn anlam da budur: bireyin ve tm topluluun gnah ve hatalarnn silinmesi, yokedilm esi sadece bir "saflatrma" deildir bu. Yenidendou adndan anlald gibi yeniden domaktr. Bir nceki blmde zikre dilen rneklerle imdi inceleyeceklerimiz gnah, hastalk ve ifritlerin bu yllk kovuluu, temelde mitsel ve ilksel zaman, "an" zaman, Yaratl kertesinin zamann -b ir anlk bile olsa- yeniden kurma abasdr. Her Yeni Yl zametnin batan balamas, yani kozmogoninin bir tekerrrdr. ki grup ara sndaki ayinsel kavgalar, llerin ziyareti, Saturnalia ve orjiler -birazdan aklayacamz nedenlerden tr- yln sonu ve Yeni Yl beklentisinde kaostan kozmosa geiin mitsel an nn tekerrrnn bulunduunu gstermektedirler. Babillilerin Yeni Yl treni, akitu bu itibarla yeterince aklaycdr. Akitu ilkyaz dnmnde, Nisan aynda olduu kadar gz dneminde, Tisrit (surru, "balamak kelimesinden gelmektedir) de kutlanabiliyordu. Kutlama tarihleri deise de bu trenin eskilii kuku gtrmez. deolojisi ve ayinsel yaps Smer dnemine dek uzanmaktadr ve akitu sistem inin Akadlar dneminden beri varolduu ortaya konmutur.3 Bu kronolojik ayrntlar nemsiz deil; bir hkmdarn nemli bir rol stlendii ve dolaysyla tanrnn yeryzndeki olu ve vekili sayld, bu ekilde doann ritmlerinin dzenlilii ve
HA

tm toplumun refahndan sorumlu olduu "tarihsel" medeniy etlerin en eskisine ilikin belgelerdir sz konusu olan. Do laysyla, Yeni Yl treninde de nemli bir rol oynadn renmek artn olamayacaktr; zamann yenidendouunu salama grevi onun stne dmektedir. Oniki gn sren bu akitu treni srasnda Yaratl destan olarak niteleyebilceimiz Enuma ei Marduk tapnanda, ardarda bir ka kez trenle okunurdu. Bylece Marduk ile de niz canavar Tiamat arasndaki d yeniden canlandrlrd -d in illo tempore olmu ve tanrnn nihai zaferiyle kaosa son vermiti.4 Marduk Tiamat'n paralanm bedeninden koz mosu, ve Tiamat'n Yazg tabletlerini emanet ettii ifrit Kingu'nun kanndan insan yaratr ( Enuma eli, VI, 33)s. Yaratl'n bu anlnn aslnda kozmogonik eylemin yeniden gn celletirilmesi olduu, tren srasnda okunan formller ve ya plan ayinlerden anlalmaktadr. Tiamat ile Marduk ara sndaki kavgann iki grup oyuncu tarafndan canlandnld bir tren de vardr ki bu Hititler'de (gene bir dramatik, Yeni Yl senaryosu erevesinde), Msrllar'da ve Ras Samrada da grlmektedir.7 iki grup oyuncu arasndaki mcadele sadece Marduk ile Tiamat arasndaki ilk almay anmakla kalmaz; kozmogo niyi, kaostan kozmosa geii tekrarlar, gncelletirir. Mitsel olay o andadr: "Tiamat' yenmeyi srdr-sn ve gnlerini ksaltsn!" diye barr kutlayanlar. Kavga, zafer ve Ya ratl tam o anda olmaktadr. "Yazglar enlii" denilen, ve gelecek oniki ay yarat maya edeer bir ekilde (az veya ok aka dier geleneklerce de korunmu bir ayinle, bkz. aada) yln oniki aynn her birinin nasl geeceini gsteren belirtilerin saptand ve kehanetlerin yapld Zagmuk adl bayram da ayn akitu trenleri erevesindedir. Marduk'un cehenneme iniine (tanr "dan" ayni cehennem blgelerinin tutsa olmutu) tm top luluun katld bir at ve oru dnemiyle, burada giremeye ceimiz byk bir karnaval sisteminin bir parasn oluturan
65

bir ayin olan kraln "aalanmas" vard. Bir gnah keisi araclyla ktlk ve gnahlarn kovulmas da ayru dnem de oluyordu. Devre, tanrnn Sarpanitu ile yapt kutsal ev lilikle, kral ve bir kutsal nedime tarafndan tanrann oda snda yeniden retilen kutsal evlilikle son buluyor ve buna da bir kollektif orji dnemi denk dyordu. Grdmz gibi, akitu bayram gemi zamann yokedilmesini, ilk kaosun yeniden kurulmasn ve kozmogonik eyle min tekrar edilmesini amalayan bir dizi dramatik unsurdan olumaktayd: ' 1. Trenin ilk safhas Tiamat'n egemenliini temsil et mekte ve dolaysyla Yaratl ncesi dneme geri gidii ifade etmektedir; tm biimlerin, balangcn denizsi uuru munda, ap su d a iie gemi olduu varsaylmaktadr. Bir "karnaval" kralnn tahta karlmas, g erek . hkmdarn "aalanmas", tm toplumsal dzenin baaa evrilmesi (Berossus'a gre kleler efendi oluyordu, vb.) - her bir zellik evrensel bir kargaay, dzen ve hiyerarinin ilgasn, orji"yi, kaosu ifade etmektedir. Yeni ve yeniden domu bir insan trne yol amak iin tm insanl yokeden bir "tufan"a tank olduumuz sylenebilir. Buna ek olarak, Glgam Destan'nn XI. tabletinde srdrlen Tufan gelenei, Utnapitim'in Tufan'dan korunmak iin ina ettii gemiyi suya in dirmeden nce "Yeni Yl gnnde" (akitu ) bir bayram dzenlediini sylemiyor mu? Bu tufan esini - kimi zaman sadece su esini - baka baz geleneklerde de greceiz. 2. In illo tempore, yln balangcnda gerekleen dn yann y aratl bylece her yl yeniden gerekletirilm ektedir. 3. insan bu kozmogonik uraa, kltlm lekle de ol sa, dorudan katlmaktadr (Maruk ile Tiamat' temsil eden iki grup oyuncu arasndaki m cadele; Zimmeman ve Reitzenstein'm yorumuna gre, belirli durumlarda kullanan "gizemler); bu katlma, bir nceki blmde grdmz gibi,
66

onu mitsel zamana aklamakta, kozmonogiyle ada klmak tadr. 4. "Yazglar enlii"nde her ayn ve gnn "yazgsnn" belirlendii bir yaratl formldr. . 5. Kutsal evlilik dnya ve insann "yeniden doumu"nun somut gereklemesidir. _ Babil Yeni Ylnm ayin ve anlamnn muadilleri Eski Do u dnyasnda da bulunmaktadr. Bunlardan bir kan geer ken belirttik, ancak bu liste rneklerin ttimn iermekten uzaktr. H o llan d alI aratrmac A.J. VVensinck hakettii il giyi ekemeyen dikkate deer bir incelemesinde Sami dnya sndaki eitli mitsel-trensel sistemler arasndaki simetriyi gstermitir; bu sistemlerin hepsinde, her yl kaosa, ve ardn dan gelen yeni yaratla dn fikrinin merkezi bir yer tut tuunu gryoruz.9 Wensinck Yeni Yl ayinlerinin kozmik ka rakterlerini doru biimde ortaya koymutur (bu ritel-kozmik anlayn "kkeni"ni bitkilerin yeermesinin ortaya k ve sona erii eklindeki periyodik seyirlik iine yerletir meye alan teorisine ilikin tm itirazlarmz sakldr, ger ekte, "ilkellere gre doa bir tanr tezahr", "doa yasa lar" ise tanrnn varolu tarznn grndr). Tufan ve genel olarak su unsurunun u veya bu ekilde, Yeni Yl ayininde var olduu, bu vesileyle yaplan tanrlar onuruna sv adaklar [libatwn]uyguam as v e bu ayla yamur arasndaki iliki ta rafndan yeterince kantlanmaktadr. "Dnya Tirit'de ya ratld", der Haham Eliezer, "Nisan'da" diye yazar Haham Josua. Bu iki ay da yal aylardr.10 Haymeler Bayram srasnda gelecek yln ya miktar, yani, gelecek aylarn "yazgs" belirlenir.11 sa Epifani'de sular kutsar, Paskalya ile Ylba da ilkel Hristiyanlkta ananevi vaftiz tarihleri dir (vaftiz yal adamn lm ve ardndan yeni doumun gelii ayinine edeerdir. Kozmik dzeyde, tufana, yani, s nrlarn yokoluuna, tm biimlerin kaynamasna, biimsize dne edeerdir.) Ephraem Syrus Yaratl'm bu ekilde y67

Ik tekerrr gizemini doru biimde o: taya koymu ve ak lamaya almtr: "Gkleri batan yaratt, nk gnah karlar gksel varlklara tapyordu; Adem tarafndan bozul mu olan dr\yay batan yaratt, salyasndan yeni bir Yara tl dodu."12 Tanrnn, kaosun bedene brnmesi olan deniz canavar ile savap zafer kazanmasna dair eski senaryonun baz izleri Yerualim kltnde srgelen biimiyle Yahudilerin Yeni Yl treninde de grlebilir. Son zamanlarda yaplan incelemeler (rnein Miwinckel, Pedersen, Hans Schmidt, A. R. Johnson) M ezmurlarn ayinsel unsurlaryla kozmolojik-eskatolojik uzantlarn tanmlam ve k glerinin lideri Yehova'mn karanlk gleri (denizin kaosu, ilksel canavar Rahab) kar sndaki zaferini kutlayan Yeni Yl bayramnda kral tarafn dan stlenen rol gstermitir. Bu zaferin ardndan Yehova' nn kral olarak tahta kmas ve kozmogonik eylemin tekrar gelmektedir. Canavar Rahab'n ldrlmesi ve sulara kar zafer kazanlmas (bu, dnyann rgtlenii anlamna gelmek tedir) kozmosun yaratlna ve ayn zamanda insann "selamef'e ermesine ("lm karsnda zafer, gelecek yln be sininin salama alnmas, vb.) edeerdi. Arkaik kltlerin bu eitli kalntlar arasnda, imdilik sadece Yaratl'n periyodik tekrarn ("senenin sonunda", k 34:22, "yln sonunda" 23:16) aklda tutalm; zira, Ra hab ile d ilk kaosun yeniden gncelletirilmesini varsa yarken sular karsnda kazanlan zafer ancak "istikrarl biimler"in kuruluu, yani Yaratl anlamna gelir. brani kavminin bilincinde bu kozmogonik zaferin o andaki ve gele cekteki yabanc krallara kar kazanlan zafer halini al dn ileride greceiz; kozmogoni Mesihilii ve Kyameti hakl karmakta ve bylece bir tarih felsefesinin temelini atm aktadr. nsann dnemsel "selameti"nin dolaysz muadilinin gele cek yln besininin salama alnmas (yeni hasadn kutsalla trlmas) olmas bu trenin ilkel birtarm bayramnn kaln
68

tsndan ibaret olduu gibi bir izlenime kaplmamza yol a mamaldr. Beslenme, gerekten, tm arkaik toplumlarda ay insel bir anlam tamtr; bizim "hayati deerler" dedii miz ey aslnda biyolojik terimlerle ifade edilmi bir ontoloji dir; arkaik insan iin hayat mudak bir gerekliktir ve bu ekliyle kutsaldr. te yandan, Yeni Yl, Haymeler Bayram denilen bayram (hag hasuk-kol), Yehova bayram (Hakimler 21:19, Levililer 23:39 vb.) yedinci ayn onbeinci g-nnde (Tesniye 18:13; Zekerya 14:16), yani, yom ha-kippurim (Levi liler 16:29) ve gnah keisi treninden be gn sonra ya plyordu. mdi, bu iki dinsel ura, topluluun gnahlarnn ayklanmas ve Yeni Yl bayramn bibirinden ayrmak g tr, zellikle de Babil takviminin benimsenmesinden nce ye dinci ayn Yahudi takvimindeki ilk ay olduunu aklda tu tarsak, Yom ha-kippurim zamannda kzlarn dans etmek ve elenmek iin ky ya da kasaba snrlar dna gitmeleri adet olmutu ve evlilikler bu srada yaplyordu. Ama ar llerde, hatta kimi zaman orjiye varan zgrlkler de bu gnde tannyordu ki bu bize hem (ayn ekilde kasaba d nda kullanan) akitu'nn son evresini hem de Yeni Yl tren leri erevesinde "Kemen hemen her yerde uygulanan eitli serbestlik biimlerini hatrlatmaktadr. Evlenmeler, cinsel serbestlik, gnah keisinin srlmesi yo luyla kollektif arnma, yeni hasadn kutsallatrlmas, Yehovann tahta k ve "lm" karsnda kazand zaferin kullanmas da kapsaml bir trensel sistemin deiik urak laryd. Bu episodlarn ikircimi ve kutupsall (oru ve tef rit, keder ve sevin, umutsuzluk ve orji) ayn sistem iinde bir birlerini tamamlayc ilevlerini gstermektedir sadece. Ama ba urak, kukusuz, gnah keisi yoluyla arnma ve Yehova'nn kozmogonik eyleminin tekrardr; geri kalanlar ayn arketipik jestin farkl dzlemlerde, farkl ihtiyalara yant veren uygulamalarndan ibarettir: yani, dnya ve hayatn kozmogorinin tekrar yoluyla yeniden douu.

69

YARATILIIN PERYODKL
Dnyann Yaratl her yl tekrarlanm aktadr. Yaratl'a sebep olan Allahdr ve onu tekrarlar* (Kuran, X, 4). Kozmogonik eylemin ebediyen tekrarlan her Yeni Yl' bir an balangcna dntrerek llerin hayata dnmesini ve mminlerin dirilie inanlarnn srmesini salamaktadr. Yeni Yl trenleriyle ller klt arasndaki ilikiye biraz dan dneceiz. Bu noktada, llerin Yeni Yl mevsiminde (No el ile Epifani arasndaki oniki gn iinde) ailelerine dne ceklerine (ve ou kez "yaayan ller" olarak dneceklerine) dair, hemen hemen her yerde varolan inancn dnyann yokedildii ve yeniden yaratld bu mitsel anda zamann ilga edilmesinin mmkn olduu umuduna iaret ettiini belirte lim. Artk ller geri gelebilir, zira yaayan larla l ler ara s n d a k i tm en g eller kalkm tr (ilk kaos yeniden gncelletirilmiyor mu?) ve geri geleceklerdir, nk bu para doksal kertede zaman askya alnacak, dolaysyla onlar da yeniden yaayanlarla ada olabileceklerdir. Dahas, yeni bir Yaratl hazrlanmakta olduundan kalc ve somut bir hayata dnmeyi umabilirler.
* Kur'an, Yunus Suresi, 4. ayet: "Hepimizin dn Onadr." (. n.)

70

te bu nedenle, bedenin dirilii inancnn yaygn olduu yerlerde bu diriliin yln balangcnda, yani yeni bir an alnda gerekleeceine inanlr. Lehmann ve Pedersen, Sami halklarda byle olduunu gstermilerdir, Wensick15 ise Hristiyan gelenekte bu inann varlna dair ok sayda kant toplamtr. rnein: "Kadir-i Mutlak (Epifani'de) be denleri ve ruhlar uyandrr."16 Darmesteter tarafndan ak tarlan bir Pehlevi metninde yle denmektedir: "Fravardin aynda, Xurdath gnnde Tanr Hrmz dirilii ve "ikinci be deni" balatacak ve dnya ifritler, ilalar, vb. karsnda aresizlikten kurtulacak. Ve her yerde bolluk olacak, yiyece e ihtiya kalmayacak; dnya saf olacak, insan [ktln] husumet[in]den kurtulacak ve ilelebet lmsz olacak."17 Gazwini ise Newroz'da Tanrnn llerini dirilttiini sylemekte ve "onlara ruhlarn geri verdi, ve ge emir verip yamur yadrd, bylece insanlar o gn topra sulama adetini balattlar."18 demektedir. Sudan Yaratl (aquatik kozmo goni, tarihsel yaam periyodik olarak yeniden douran tu fan, yamur), doum ve dirili dnceleri arasndaki ok yakn balant Talmud'daki u deyile de onaylanmaktadr: "Tanr'nn anahtar vardr, yamur anahtar, doum anah tar ve lleri ayaa kaldran anahtar."19 Yeni Yl bayramnda Yaratlm simgesel tekrarlan Irak ve ran'da yaayan Mandaelar arasnda gnmze dek srmtr. Bugn bile ran Tatarlar yln banda toprak dolu bir kaba tohum dikerler; bunu Yaratl' anmak iin yap tklarn sylemektedirler. lkyaz dnmnde (Mart aynn bir ok medeniyette yln balangcn belirtiini hatrla yalm) topraa tohum atma adeti ok geni bir alanda grlm ek-tedir ve daima tarm sal trenlerle balantl olmutur.20 Ama, bitkilerin yeermesi dramas doa ve insann periyodik yeniden douu simgeciliine de girmektedir. Tarm, periyodik yeniden dou simgeciliinin uyguland bir ok dzlemden yalnzca biridir. ,Ve bu simgeciliin "tarmsal versiyonu" popler ve emperyal karakteri sayesinde ar bir
71

yaygnlk kazanabilmise de bu versiyon periyodik yeniden douun karmak simgeciliinin ilke ve amac olarak gr lemez. Bu sim geciliin temeli ay gizem ciliindedir; do laysyla, etnografik bak asndan bunu tarm-ncesi toplumlarda bile grebiliyoruz. lk ve esas olan yenidendou dncesi, yani Yaratl'n tekerrrdr. yleyse, ran -tatarlarnn adeti, onun nkoulu olan ve onu aklayan ran kozmo-eskatolojik sistemi iine oturtulmal dr. Nevvroz, ran Yeni Yl hem Ahuramazda bayram (ilk ayn "Hrmz" gn kutlanrd) hem de dnyann ve insann Yaratlnn gerekletii gndr.21 "Yaratln yenilenme si" Nevvroz gn olmutur.22 Dimasqi23 tarafndan aktarlan gelenee gre kral yle demekteydi: "te yeni* yln yeni ay nn yeni gn; harcanm zaman yenilenmelidir." nsann btn bir yllk yazgs da bu gn belirlenir.24 Nevvroz gecesi saysz ate ve k grlr25 ve gelecek yl yamurun bolluunu sa lama balamak iin suyla arndrma ve topra sulama tren leri yaplr.26 Dahas, "Byk Nevvroz" zaman herkesin bir kaba yedi eit tohum dikmesi adet olmutur, "bunlarn by mesinden o yln hasadna ilikin sonular karlr."27 Bu adet Babil Yeni Yl'ndaki "yazglarn belirlenmesi" adetine, Mandea ve Yezidilerin Yeni Yl trenlerinde gnmze dek sren bir adete benzerlik gstermektedir.28 Yeni Yln koz mogonik eylemi tekrarlamasndan tr de Noel ve Epifani arasndaki oniki gn hala yln oniki aynn n-biimlenii olarak grlmektedir. Avrupal kyllerin evrensel olarak uyguladklar, bu oniki gnn meteorolojik iaretlerine gre her bir ayn hava durumunu ve ya miktarn belirleme ge leneinin de kayna budur.29 Her aya den ya miktarnn Tapnaklar Bayramnda belirlendiini hatrlamamz yeter li. Veda a Hintlileri de k ortasnn oniki gnn yln bir imgesi ve benzeri olarak grrler (Rg-Veda, IV, 33, 7). Ancak, belli yer ve dnemlerde, zellikle Darius takvi minde Iranllar bir baka Yeni Yl Gn daha belirlemi-lerdir: yaz ortasna denk gelen Mihragan, Mithra bayram. Al72

Biruni'nin. dediine gre ran teolojisi "Mihragan' dirili ve dnyann sonunun bir iareti olarak grr, nk Mihraganda byme tamamlanr, daha fazla byme imkan kalmaz ve hayvanlar artk cinsel birlemede bulunmazlar. Ayn ekilde, Newroz'u da dnyann balangcnn iareti olarak grrler, nk Nevvrozda bunlarn tersi olmaktadr."30 Gemi yln sonu ve yeni yln balangc, el-Biruni'nin naklettii gele nekte tm kozmik dzlemlerde biyolojik kaynaklarn tke nii, dnyann kesin sonu olarak yorumlanmaktadr. ("Dn yann sonu", yani belirli bir tarihsel devrenin sonu her zaman bir tufanla olmaz, ate, scak, vb. nedeniyle de olabilir. Yaz mevsimini ve yakc sca kaosa dn olarak grn grkemli bir maher gr aya'da bulunabilir (34:4, 9-11). Benzer im geler iin bkz. Bahm an-Yat, n , 41; ve Lactantius, Divinae Institutiones, VII, 16, 6)31 Profesr Georges Dumezil Le Probleme des centaures adl yaptnda Hint-Avrupa dnyasnn nemli bir blmnde (Slavlar, tranllar, Hintliler, Grek-Romallar'da) dnyann sonu ve balangc senaryosunu incelemi ve erginleme tren lerinden kaynaklanan ve az veya ok bozulmu bir ekilde, mitoloji ve folklor tarafndan muhafaza edilen unsurlar be lirlemitir. Otto Hfler Cermen gizli cemiyetlerinin ve M aennerbunde'nin mitos ve ayinlerini inceleyerek oniki ara gn ve zellikle Ylbann nemine ilikin benzer sonulara var mtr. Waldemar Liungman da yln balangcndaki ate ay inleri ve bu oniki gnden nce gelen karnaval senaryosunu, y netim ve sonularnn tmne katlmasak da, kapsaml bir in celemeye tabi tutmutur. Roma ve Veda verilerini ele alarak k dnmnde atein yeniden yaklmas yoluyla yenilenme, yeni bir yaratla edeer olan yenilenme motifleri zerinde duran Otto Hunth ve J. Hertel'in aratrmalarn da zikrede biliriz.32 Bu denemenin amalar asndan sadece bir ka ka rakteristik olguyu hatrlatmakla yetineceiz: (1) oniki ara gn, yln onikiyi aynn n-biimleniidir (ayrca yukarda sz edilen ayinlere de baknz); bunlara tekabl eden oniki
73

gece boyunca ller ailelerini ziyarete gelir (at, yani cenaze hayvannn yln son gecesi grnmesi; lm-cenaze tanrlar nn gelii, rnein Holda, Perchta, "Vahi Heer") ve bu ziya ret, genellikle (Cermenik halklar ve Japonlarda) erkek gizli cemiyetlerinin trenleri erevesinde olur;33 (3) atein snd rlmesi ve yeniden yaklmas bu dnemdedir;34 ve son olarak, (4) atein sndrlmesi ve yeniden yaklmas eyleminin zsel unsurlarndan birini tekil ettii, erginleme trenleri bu esna da yaplr.35 Gemi yln sonu ve Yeni Yln balangcyla il gili bu mitsel-trensel karmaaya u olgular da eklemeliyiz: (5) iki kart grup arasndaki ayinsel kavgalar(bkz. yukarda s. 58 ve devam); ve (6) erotik unsurun mevcudiyeti (kz larn ardnda koma, "Gandharvik" evlilikler, orjiler, bkz. yukarda s. 66 ve devam). . Aylarn n-biimlenii ve atein sndrlp yeniden yakl mas ayinleri dnda Yeni Yl'n eskatolojik ilevi (gemi zamann ilgas ve Yaratl'n tekrar) aka belirtilm e mekle birlikte bu mitsel-ayinsel motiflerin her biri yln ilk gnnden nce ve sonra gelen gnlerin tamamen olaand ni teliini gstermektedir. Yine de, bu mitsel-ayinsel motiflerin geri kalanlarnn tmnde eskatolojik ilevin aka belirtil mi olduu gsterilebilir. rnein, llerin ruhlarnn gelii dind zamann askya alnnn, "gemi" ve "gelecek"in birlikte varoluunun paradoksal gereklemesinin iaretinden baka ne olabilir? Bu birarada varolu hi bir zaman tm var lk tarzlarnn akt kaos dnemindeki kadar tam deil dir. Gemi yln son gnleri gerek - zaman yasasn ortadan kaldran- llerin dn gerekse ou kez bu vesileyle ortaya kan cinsel ifrat yoluyla Yaratl-ncesi kaosla zdeleti rilebilir. Ardarda yaplan takvim reformlar sonucunda Saturnalia yln sonu ve balangcyla akmaz hale gelse bile bunlar yine de tm kurallarn ortadan kaldrldn gster meyi ve ierdikleri iddetle deerlerin alt st ediliini (rne in, efendilerle kleler arasndaki ilikinin tersine dnmesi, kadnlara cariyeler gibi davranlmas) ve genel bir serbesti74

yeti, toplumdaki orji uygulamalarn, ksacas tm kurallarn belirsiz bir birlik iinde tersyz ediliini sergilemeyi srdr mlerdir. lkel halklar arasnda orjilere verilen yer, terci hen hasadn en nemli zamanlar (tohumun topraa dt anlar), "biim"in (burada tohum) toprakta dalyla orji kaosundaki "toplumsal kurallar"m dal arasndaki si metriyi gstermektedir.36 insani dzlemde olduu gibi bitkisel dzlemde de ilksel birlie, snrlarn, ayrmlarn, mesafelerin dikkate alnmad bir "noktmel" rejimin balangcna d nn sz konusu olduunu gryoruz. Atein ayinsel olarak sndrlmesi de yeni biimin doma sna yer amak, yeni Yaratl' balatmak iin (kendi varo lular sonucu ypranm) varolan biimleri sona erdirme ei limine balanmaldr. ki oyuncu grubu arasndaki ayinsel kavgalar, tanr ile ilksel ejder (hemen hemen her yerde ikin, biim-ncesi, farkllamam olan simgeleyen ylan) arasn daki kozmogonik d ann yeniden gncelletirmektedir. Son olarak "yeni ate"in yaklnn zellikle nemli bir rol oynad toplulua katlma trenlerinin Yeni Yl dnemiyle akmas da hem llerin dnyle (katlman gizli cemiyet ler ayn zamanda atalarn da temsilcisidir) hem de daima bir "lm" ve bir "dirili", "yenidoum", "yeni insan varsayan bu trenlerin yapsyla aklanr. Toplulua katlma ayinleri iin gemi yln yok olarak yeni bir yla, baka bir aa, yani Yaratlm yeniden gncelletirilmesiyle dnyann fiilen balad dneme geildii zaman olan oniki gnden daha iyi bir ereve bulunamaz. . Hemen hemen tm Hint-Avrupa halklar arasnda varol duu belgelenmi olan bu mitsel-ayinsel Yeni Yl senaryolar karnaval maskeleri, lm simgeleyen hayvanlar, gizli ce miyetler gibi tm uzantlaryla birlikte- esas izgileriyle, kukusuz, HinJ-Avrupa topluluunun ilk zamanlarndan beri rgtlenmi bulunmaktadr. Ama bu senaryolar, ya da en azn dan bu denemede vurguladmz veheleri sadece Hint-Avrupaya zg bir yarat olarak grlmemelidir. Kk As
75

ya'da, Hint-Avrupallarn ilk ortaya kndan yzyllar nce Yaratl'm tekerrr olarak grlen mitsel-ayinsel Yeni Yl trenleri karmaas Smer-Akadllar tarafndan bilini yordu ve bunun nemli unsurlar Msrllar ve tbraniler'de de grlmektedir. Mitsel-ayinsel biimlerin ilk ortaya k bu rada bizi ilgilendirmediinden bu iki etnik grubun (Yakn Dou halklar ve Hint-Avrupallar) tarih-ncesi gelenekle rinde bunlara sahip olmalarna ilikin geerli bir hipotezle yetinebiliriz. Bu hipotez, benzer bir sistemin eksantrik bir kltrde, Japon kltrnde kefedilmesiyle daha da geerli olmutur. Dr. Slawik Japon ve Cermen gizli cemiyetleri ara sndaki benzerlikleri incelemi ve ok sayda paralel olgu or taya karmtr.37 Japonya'da, Cermenlerde (ve dier HintAvrupa halklarnda olduu gibi) yln son gecesi lm sim geleyen hayvanlar (atlar, vb.) ve yeralh-lm tanrlar ve tanralar grnr; gizli cemiyetlerin maskeli geit alaylar o gece yaplr, ller yaayanlar ziyaret eder ve erginleme trenleri gerekletirilir. Japonyada bu tip gizli cemiyetler ok eskilere uzanmaktadr38 ve Sami, Dou ya da HintAvrupa kkenli herhangi bir etki, en azndan mevcut bilgimi ze gre, ihtimal ddr. Btn sylenebilecek olan, Slavvik'in dikkatle belirttii gibi, Avrasya'nn dousunda olduu kadar batda da "ziyareti" (llerin rhlar, tanrlar ve benzerle ri) klt karmaasnn tarihsel dnem ncesinde gelitirilmi olduudur. Yeni Yl trenlerinin arkaik karakterinin bir ka nt da budur. Ayn zamanda, Japon gelenei yl sonu trenleriyle ba lantl ve belki de mistik psiko-fizyoloji bal altmda snflandrabileceimiz bir anlayn ansn muhafaza etmitir. Slavvik, Japon etnograf Dr. Masao Okann bulgularn39 kul lanarak gizli cemiyet trenlerini tama karmaas dedii e yin iine yerletirmektedir. Bu tama insanda, llerin ruh larnda ve "kutsal insanlarda bulunan ve k ilkyaza dnd nde harekete geip bedeni terketmeye alan, bu arada da lleri canllarn yaad yerlere srkleyen (ziyareti klt76

karmaas) bir tinsel tzdr. Slavvik'in yorumuna gre40 ta mann bedeni brakmasn nlemek iin bu tinsel tz yerinde tutmay veya sabitlemeyi amalayan bayramlar kutlanmak tadr. Muhtemeldir ki yl sonu ve yln balangc trenlerinin amalarmdan biri de benzer bir ekilde tamann "sabitlenmesidir". Ancak, bu Japon mistik psiko-fizyolojisi iinde zel likle yllk kriz duygusu zerinde duracaz: k ilkyaza dn dnde (yani, biten yln son gnleri ve balayan yln ilk gnlerinde) tamann harekete geip normal durumunu terketme eilimi, ayrmsz olana geri dnn, kaosun yeniden gn celletirilmesinin elementer bir psikolojik formlasyonundan ibarettir. lkel insann deneyimi tama'nn bu yllk krizinde yenilenme ve yeniden douu salamak, yani tarihi batan balatmak iin belirli bir tarihsel aa son veren kanlmaz kargaann iaretini grmektedir. California'nn Karuk, Yurok ve Hpa kahilelori tarafn dan uygulanan dnemsel trenler grubunu, "Yeni Yl", "dnya nn yeniden kuruluu", veya "tamir" gibi adlarla arularn t renleri de zikredeceiz. Ayinlerin tesis edilii, insanlardan nce dnyada yaam mitsel ve lmsz varlklara atfedil mektedir; "dnyann yenilenmesi" trenlerini ve tam da bugn lmllerin trenleri icra ettii yerlerde ilk icra etmi olan bu lmsz varlklardr. "Sistemin odandaki trenlerin batini bys ve aka sylenen amac", diye yazyor Kroeber, "yer yznn yeniden tesisini ve salamlatrlmasn, ilk meyvalarm grlmesini, yeni atei, bir yl veya bin yl daha has talk ve afetlerin nlenmesini ierir". Dolaysyla, burada in illo tempore lmsz varlklarca balatlm kozmogonik t renin yllk tekrarlanyla kar kryayz; zira, icra edi len simgesel jestler arasmda en nemlisi kabile mensuplarnn "payandalar dnyann altna koymak" dedikleri jesttir ve bu tren dnyann yeniden yaratln ima eden, son aysz ge ceyle yeni ayn belirmesine denk dmektedir. Yeni Yl ayini nin, yeni hasat zerindeki yasan kalkmasn da iermesi hayatn tmyle yeniden balamasnn szkonusu olduunu
77

gstermektedir. Bu "dnyann yeniden kuruluu" ile balantl olarak ha yalet dans dini denilen eyin temelinde yatan ideolojiyi ha trlamak retici olacaktr; ondokuzuncu yzyln sonlarna doru Kuzey Amerika kabileleri arasmda yaylan bu mistik hareket evrenin yeniden douunun yaklamakta olduu, yani dnyann sonu ve hemen ardndan cennetsi bir dnyann kuru luunun ok yakn olduu kehanetinde bulunuyordu. Hayaletdans dini bir ka satrda zetlenemeyecek denli karmaktr, ancak kesintisiz drt, be gn sren danslar araclyla l lerle kitlesel ve kollektif bir iletiim kurarak dnyann sonu nu hzlandrmay amaladn sylemek bizim konumuz a sndan yeterlidir. ller dnyay istila etmekte, yaayanlar la iletiim kurmakta ve bylece mevcut kozmik devrenin ka pann ilan eden bir "kargaa yaratmaktadrlar. Ama, za mann "balang" ve "son"una ilikin mitsel tasavvurlar ilevde olduundan -eskatoloji, en azndan belli vehelerden, kozmogoniyle bir olmaktr -hayalet-dans dininin esch aton 'u Cennet'in, ilk bolluun mitsel illud tempus'unu yeniden gn celletirm ektedir.42

78

ZAMANIN SREKL YENDEN DOUU


.
\

Bundan nceki sayfalarda gzden geirilen malzemenin heterojenlii okuru korkutmamaldr. Bu alelacele sunutan her hangi bir etnografik sonu karmak gibi bir niyetimiz yok. Tek amacmz bu dnemsel arnma ayinlerinin (ifritlerin, has talklarn ve gnahlarn kovulmas) ve yln sonu ve balan gc trenlerinin zet bir fenomenolojik analizini yapmaktr. Her benzer inan grubunda eitlemelerin, farkllklarn, uy umsuzluklarn olduunu, bu trenlerin ortaya k ve yayl malarnn baka incelemeleri gerektiren bir sr sorun dour duunu kesinlikle kabul ediyoruz. te bu nedenle herhangi bir sosyolojik ya da antropolojik yorumlamadan kandk ve a lmamz tm bu trenlerden kan genel anlamn yaln bir sunuuyla snrladk. Ksacas, amacmz bunlarn anlamla rn anlamak, bize gsterdikleri eyi grmeye almaktr her bir mitsel-ayinsel karmaann (genetik ya da tarihsel) ayrntl incelemesini geletekteki almalara brakyoruz. Dnemsel trenlerin eitli gruplar arasmda nemli fark llklar olduunu -hatta rahatlkla diyebiliriz ki olmas ge rektiini- sylemeye bile gerek yok; genellikle "medenilemi insan" ve "ilkel insan denilen hem tarihsel hem de "tarihsel
79

olmayan" halklar veya katmanlarn szkonusu olmas bile bal bana bir neden bunun iin. Yaratl'm tekrarland Yeni Yl senaryolarnn tarihsel halklar, tam tabiriyle tari hin kendileriyle balad haklar, yani Babilliler, M srl lar, braniler, ranllar arasnda zellikle belirgin olduunu da belirtmeye deer. Adeta bu halklar, "tarih"i ilk kendile rinin kurmakta olduunu bilerek kendi eylemlerini kadar ge irmi ve sonrakileri kullanma sunmulardr (ancak; bundan nceki blmde grdmz gibi kategori ve arketiplerde ka nlmaz deiimler de olmutur). Ayrca, bu halklar gemi zaman yoketme ve kozmogoniyi gncelletirme yoluyla ken dilerini de periyodik olarak yeniden dourma ihtiyacn de rinden hissetmilerdir. . Hala arketipler cennetinde yaayan ve zaman sadece bi yolojik olarak kaydederek "tarih" olmasna -y an i olaylarn geri evrilemezliini gstererek kendi andrc eylemini on larn bilincine dayatm asna- frsat vermeyen ilkel toplumla ra gelince, bu halklar "ktlkler"in kovulmas ve gnahlarn itiraf yoluyla kendilerini periyodik olarak yeniden dour maktadrlar. Bu toplumlarnda bir periyodik yenidendoua ihtiya duymalar biraz nce arketipler cenneti dediimiz du rumlarm srekli koruyamamalarnn ve belleklerinin (kuku suz modem insannkinden ok daha az youn olsa da) olayla rn geri evrilmezliini gsterme, yani tarihi kaydetme yeti sine sahip olduunun kantdr. Dolaysyla, bu ilkel halklar da insann kozmos iindeki varoluunu bir d olarak gr mektedirler. R.Pettazzoni'nin La confessiona dei peccati adl yaptnda yetkin biimde inceledii gnah karmann yaygn ve tekdze morfolojisi gstermektedir ki en basit insan toplumlarnda bile "Tarihsel" bellek, yani, hi bir arketipten t retilmemi olaylarn, kiisel olaylarn (ou durumda "g nahlar" m) anmsan katlanlmaz bireydir. Gnahlarn iti raf edilmesinin balangcnn baz fiziksel aralarla (kan, ko numa, vb.) bir hatann ortadan kaldrlmas olduunu biliyo ruz. Ama, gene bizi ilgilendiren itirafta bulunma prosedr
80

deil -b u yap olarak byseldir---- ilkel insann gnahtan, yani hep birlikte tarih oluturan ardk kiisel olaylardan kurtulma ihtiyacn hissetmi olmasdr. Bu nedenle kozmogonik eylemin tekrar yoluyla gerekle tirilen kollektif yeniden douun, tarihi yaratan halklar ara snda muazzam bir nem kazandn gzlemliyoruz. Burada una iaret edebiliriz: elbette ok eitli bir ok neden yann da Hint tinselliinin metafizik ve tarihsel-olmayan yap sndan tr Hintliler antik Yakn Douda grld kadar kapsaml bir kozmolojik Yeni Yl senaryosu gelitirmemiler dir. Ayrca unu da belirtebiliriz: nde gelen tarihsel halk lardan olan Romallar "Roma'nn sonu"nu srekli bir saplant haline getirmi ve saysz renovatio sistemleri pp.indp ko mulard. Ama imdilik okuru bu yola yneltmek istemiyoruz. Dolaysyla, dnem dnem yinelenen bu tarihi yoketme t renleri haricinde geleneksel toplumlarn (yani, modern dn yay oluturanlara kadar tm toplumlarn) zamann yeniden douunu salayacak daha baka yntemler bildiini ve uygu ladn belirtmekle yetineceiz. na ayinlerinin de benzer biimde, kozmogonik eylemin az ya da ok belirgin bir taklidini varsaydn baka bir yerde gstermitik.7 Geleneksel insana gre bir arketipik modelin taklit edil mesi o arketipin ilk kez gsterildii mitsel ann yeniden can landrlmasdr. Dolasysyla, ne periyodik ne de kollektif olan bu trenler de dind zamann, sremin akn durdurur ve kutlamay yapan mitsel zamana in illo tempore aktarr. Grm olduumuz gibi, tm ayinler bir tanrsal arketipi tak lit eder ve bu arketiplerin srekli yeniden canlandrmlar tek ve ayn zamand mitsel kertede gerekleir. Ancak, ina ayinleri bunun da tesinde bir ey gstermektedir: kozmogoni nin taklidi, dolaysyla yeniden gncelletirilmesi. Her evin inasyla "yeni a" alr. H er inaat bir mutlak balangtr; yani, balang kertesini, tarihin izini ta-mayan bir imdinin okluunu yeniden kurma eilimindedir. El81

bette, gnmzdeki ina ayinleri byk lde kalntlardan ibarettir ve bunlara uyan insann bilincinde ne lde bir de neyimin yaandn anlamak gtr. Ama bu rasyonalist iti razn dikkate alnmas gerekmez. nemli olan insann inaat larnda kozmogoniyi yeniden retme ihtiyacn hissetmi, bu yeniden retimle dnyann mitsel balang an ile ada olmu ve kendini yeniden dourabilmek iin, olabildiince sk, bu ana dnme ihtiyacn hissetmi olmasdr. Modem dnya da hala inaat ayinlerini srdrenlerin bu anlam ve gizemi ne derecede paylatklarn syleyebilmek iin olaanst bir kavray gerekmektedir. Kukusuz deneyimleri, btn olarak, dinddr: bir inaatla belirtilen Yeni Yl, o evde yaayacak olanlarn hayatnda yeni bir aamaya evrilmitir. Ama, mi tos ve ayinin yaplan, gncelletirilmelerinin dourduu de neyim artk tmyle dind olsa bile gene de deimez: bir inaat dnya ve yaamm yeni bir rgtleniidir. Gerekli olan tek ey duyarl yaamn mucizesine daha az kapal bir modern insandr; ve bir ev ina edip de ilk kez iine girdiinde onun iin yenilenme deneyimi yeniden doacaktr(tpk, mo dem dnyada bile Yeni Yl'n hala gemiin sonu ve yeni bir hayatn taze balangc olma itibarn srdrmesi gibi). Bir ok durumda elde bulunan belgeler yeterince aktr: bir mihrap veya kurban, sunann inaat kozmogoniyi tekrarlar, bunun nedeni sadece mihrabn dnyay temsil etmesi deil ay n zamanda eitli dnyevi dngleri cisimletirmesidir. rnein, ite Flavius Josephusun^Yerualim Tapma'nm ge- . leneksel simgecilii ile balantl olarak bu konuda bize syleyecekleri; tapman blm kozmik blgeye tekabl eder (bahe denizi -yani aa blgeleri- Kutsal Saray yery zn, Sanctum Sanctorum da g temsil eder); masadaki oniki somun yln oniki aydr; yedi dall amdan da zodyakn blmlerini temsil eder. Tapma ina edenler sadece dnyay deil kozmik zaman da ina etmilerdir. Kozmik zamann kozmogoninin tekrar yoluyla inas Brahman kurban treninin simgeciliinde daha da aka g 8 2'

rlmektedir. Brahmanlarda her kurban veri dnyann yeni bir Yaratlna denktir (rnein, bkz. Satapatha Brahmana, VI, 5, 1 ve devam). yle ki, kurban sunann inas "dnya nn yaratl" olarak kavranmaktadr. Kilin kartrld su ilk sudur, sunan temelini oluturan kil yeryzdr; yan du varlar atmosferi temsil eder. Dahas, sunan inasnda her aamada o srada yaratlm olan kozmik blgenin ad sylenen dualar okunur (Satapatha Brahmana, I, 9, 2, 29; VI, 5 ,1 ve devam; 7, 2 ,1 2 ; 7, 3 ,1 ; 7, 3, 9). Ama sunan dikiliinin kozmogonik eylemi taklit etmesine karlk, kurban veriin bir baka amac vardr. Yaratltan nce varolan ilk birlii yeniden kurma. Zira, Prajapati kozmosu kendi tznden ya ratm ve onu ortaya kardktan sonra "lmden {Y 4, 2, 2) ve'~tanrlar onu canlandrmak iin armaanlar sun mulardr. Ayn ekilde, bugn kurban kutlayan kii Prajapati'nin bu ilk yaama dndrln yeniden retmektedir. "Bylece, her kim bunu bilerek bu kutsal ii yerine getirir veya [hi bir ayin yapmadan] bunu bilirse Prajapatiyi btn ve tam klar." (X, 4, 3, 25, vb.)45 Kurban verenin ilksel birlii yeniden tesis etmeye, yeni Yaratldan nce gelen biltn' ye niden kurmaya ynelik bilinli abas ilksel birlie susam Hint tininin ok nemli bir zelliidir, fakat bunun zerinde durmayacaz. Brahmann her kurban verite arketipik koz mogonik eylemi tekrarladn ve "mitsel kerte" ile "imdiki an" arasndaki bu akmann hem dind zamann ilgas hem de dnyann srekli yeniden douu demek olduunu sylemekle yetinelim.. Eer "Prajati Yl" ise (Aiteraya Brahm ana, VII, 1, 2 vb.) "Yl lm ile ayndr; ve her kim bu Yln lm olduunu bi lirse [yl] onun hayatn yoketmez..." (Satapatha Brahmana, X, 4, 3, l)46 Vedalarm suna, Paul Muun yetkin formlyle, maddesellemi zamandr. "Ate suna ayn zamanda Yl olduundan geceler de onun kenettalardr ve bunlar yz atm tanedir, nk bir ylda yz atm gece vardr; ve gn dzler de yagumati tulalardr, nk bunlar yz atm

tanedir ve bir ylda yz atm gn vardr" (X, 5, 4, 10)47 Sunan inas srasnda belirli bir anda"mevsimler" ( r t a v y a ) ad verilen iki tula yerletirilir, bu konuda metinde u yorum yaplmaktadr: "Bu ikisini neden yerletirdiine gelince: -bu Agni (ate suna) yldr... Gene ... bu ate suna Prajapatidir ve Parajapati yldr" (VIII, 2, 1, 17-18)48. Bir Veda suna araclyla Prajapati'yi yeniden ina etmek ayn zamanda kozmik zaman yeniden ina etmektir. "Ate suna be kattan oluur (her kat bir yldr), be mevsim bir yldr ve yl Agni'dir (sunak) ... Ve rahatlam olan Prajapati yldr; ve bedeninin rahatlam olan be paras mevsimlerdir; be mev sim vardr ve bu katlar be tanedir: be kat ina ettiinde mevsimlerle birlikte ina eder ... Ve bedeninin rahatlam olan be paras, mevsimler blgelerdir (ya da ynler; yani, pusulann drt ana yn ve ban stndeki blgeler); blgelerin says betir ve katlar da betir: be kat ina ettiinde blgelerle birlikte ina eder" (VI, 8, 1, 15; 1, 2, 18 ve devam). Dolaysyla, her yeni Veda sunann inasyla sadece kozm ogoni tekrarlanm akta ve Prajapati canlandrlm akla kalmayp ayni zamanda oluturulmakta, yani, zaman batan "yaratlarak" yeniden douu salanmak-tadr. ngiliz antropologu A.M. Hocart Kingship adl parlak ve tartmal kitabnda birok medeni ve ilkel kavimde kraln ta giyme trenini incelemi ve bunlar (krallk riteli senar yosundan tretildiin s y le d i i) erginlem e trenleriyle karlatrmtr. Erginleme, toplulua katlmann ayinsel bir lm ve dirilii de ieren "yenidoum" olduu uzun sredir bi linmektedir. Ama ta giyme trenlerinde erginleme trenine zg unsurlarn varln gsteren ve bylece eitli ritel gruplar arasnda akla yakn paralellikler kuran Hocart'dr. Dahas, dalk V iti Levu blgesinde yaayan Fijililer arasnda ef seim inin "dnyann Y aratl olarak ad landrldn, doudaki Vanua Levu kabileleri arasndaysa buna mbuli vanua veya tuli vanua, Hocartm tercmesiyle "l
84

keye biim verilmesi" ya da "yeryznn yaratlmas" den diini belirtmek ilgin olacaktr.50 skandinavyalIlara gre de, bir nceki blmde gsterildii gibi, bir blgeyi ele ge irmek yaratl'm tekrarna edeerdi. Fiji yerlilerine gre yaratl her yeni efin baa geiinde tekrarlanmaktadr. Bu dnce az ya da ok ak biimlerde baka yerlerde de sr mtr. Hemen hemen her yerde yeni bir ynetim o halkn ta rihinin, hatta evrensel tarihin yeniden douu olarak grl mtr. Her yeni hkmranla birlikte, kendisi ne kadar nem siz de olsa, "yeni bir a" balamaktadr. Byle formller imdiye kadar ou kez pohpohlama ya da ssl uydurmaca lar olarak nitelendi. Oysa, bize olaand gelmelerinin nede ni bize belirli bir abartyla aktarlm olmalardr. Ama il kel anlayta, sadece yeni bir ynetimde deil her evlilikte, her doumda, vb. yeni bir a balar. Zira kozmos ve insan durmakszn ve her trl arala yeniden dourulmakta, gemi yokedilmekte, ktlk ve gnahlar ortadan kaldrlmak tadr, vb. Formlleri deise de bu yenidendoum aralarnn tm ayn hedefe ynelir: gemi zaman ilga etmek, in illo tempore srekli bir dnle, kozmogonik eylemin tekraryla tarihi yoketmek. .. Ama, Fijililere dnecek olursak, bu adallar Yaratl' sa dece her ta giyme annda deil,her kt hasatta tekrarlar lar. Hocart'n, kozmogonik mitosun "ritel kkeni"ne ilikin hipotezini onaylamad iin zerinde durmad bu ayrnt bize olduka nemli grnmektedir. Ne zaman yaam tehdit edilse ve kozmos, onlara tkenmi ve bo gzkse Fijililer in principio geri dn ihtiyacn duyarlar; baka bir deyile, kozm ik yaam n yeniden doum unu onun yaam dndrlnden deil yeniden yaratlndan umarlar. Ritel ve mitoslarda balang", orijinali, ilk olan ifade edebilen hereyin tad byk nem buradan kaynaklanmaktadr (popler by ve hekimlikteki yeni kaplar ve "gne doma dan nce kuyudan ekilmi su", ocuk motifi, yetim ve benzer le ri).51
\

85

Yaamn restore edilemeyip ancal kozmogoninin tekrar yoluyla yeniden yaratlabilecei d i ncesi iyiletirme ritellerinde aka grlebilmektedir. Bir ok ilkel halkta herhangi bir tedavinin en nemli unsuru kozmogonik mitosun szle anldr; szgelimi Hindistan'n bir ok arkaik kabile sinde, Bhillerde^. Santallarda, Baigalarda bu durumun var l belgelenmitir.52 Kozmik ^arathm, tm yaamn rnek modelinin gncelletirilmesi yoluyla hastann fiziksel sal ve tinsel btnlnn yeniden kazanlabilecei umulmak tadr. Bu ka-bileler araismda, kozmogonik mitos doum, evli lik ve lm durumlarnda da tekrarlanr; zira, daima ilk bol luun zaman-d kertesine simgesel bir dnle bu durumlarn tam olarak gerekletirilebilecei umulmaktadr. Polinezya'llarda kozmogonik mitosun anld "durumlar"n says daha da oktur. Mitosa gre balangta sadece kozmik karanla gml ilk sular vard. o, yce tanr "yo unluun nefes boluu iinde" ortaya kma arzusunu aa vurdu. Birden k belirdi. Ve, o devam etti: "Tai-Kamann sular, ayrln. Gkler, olun!" Ve bylece, o'nun kozmogonik szleriyle dnya varoldu. Bu "eski ve orijinal deyiler ... bo luktan bymeyi salayan eski ve orijinal hikmet (tvananga)" ile ilgili olarak ada bir Polinezyal Hare Hongi, doku nakl bir tereddtle unlar eklemektedir: Ve imdi dostlarm, bu orijinal deyilerin kutsal ritellerimizde ok nemli uygulamas var. Birincisi ksr bir rahmin dHenmesi ritelinde geer. kincisi zihnin ve bedenin aydnlan ritelinde geer. nc ve sonuncusu da lm, sa va, vaftiz, soyaac belirlemeleri gibi, rahiplerin zellikle ilgilendii nemli ve yce konularda geer. o'nun Evreni oluturmakta -yani ktan bir dnya yarat m akta- kulland szler, ksr bir rahmin dllenmesinde de kullanlr. o nun n karanl aydnlatmasn salamak iin kulland szler kararm ve dertli bir yrei, ihtiyarlk aczini, tkenmilii iyi etmek; gizli yer ve konular aa karmak, ark bestelerken ilham bulmak ve kt giden b sa
86

vata insanlarn umutsuzluunu yoketmek iin kullanlr. Btn bu ritellerde (o'nun) karanl altetmek ve datmak iin syledii szler kullanlr. nc olarak da, evrendeki birbirini izleyen oluumlar ve bizzat insann soyaac tarihi ni ele alan hazrlk ritelleri vardr."53 Dolaysyla, kozmogonik mitos Polinezyal'larda, biyolo jik, psikolojik ya da tinsel tm dzlemlerde "Yaratllar"n arketipik modeli olarak i grmektedir. Dnyann doumunun anlatldn dlemek par excellence yaratc eylemle, koz mogoniyle ada olmaktr. Navajo Kzlderililerinde koz mogonik mitosun esas olarak tedavi amacyla anlatlmas nemlidir. "Tm trenler bir hasta, Hatrali (ona ark sylenen) etrafnda toplanr. O hasta, ya da sadece zihninde hasta, yani, grd bir ryadan korkmu veya bu arky res men syleyebilme yetkisini kazanmak iin dinlemek istiyor olabilir - zira bir Hekim kendisi iin bir tren yaplmadan bu treni dzenleme hakkna sahip deildir."54 Tren kuma (kumdan resimler zerine) Yaratl'm farkl aamalarn ve tanrlarn, atalar, insanln mitsel tarihini simgeleyen kar mak ekillerin izilmesini de ierir. Hind-Tibet manda la'lalarna garip bir benzerlik gsteren bu ekiller, tek tek, in illo tempore vuku bulmu olaylar yeniden gncelletirirler. Hasta, kozmogonik mitosu (ve ardndan kken mitoslarn) dinleyerek ve kumdaki izimler zerinde dnceye dalarak dind zamandan kp ilksel zamann bolluuna aktarlm olur: dnyann kkenine dnm ve bylece kozmogoniye tank olmutur. ounlukla hsta mitosun sylendii veya kuma ekillerin izilmeye baland gn ykanr; o da, kelimenin tam anlamyla, hayatna yeniden balamaktadr. Navajolarda, Polinezyallarda olduu gibi, kozmogonik mitosun ardndan tm "balanglarn mitsel tarihini ieren kken mitoslar sylenir:'insann, hayvanlarn ve bitkilerin yaratl, kabilenin geleneksel kurumlan ve kltrnn k keni, vb. Bu ekilde, hasta dnyann, Yaratlm mitsel tari hine, anlatlan yknn ilk vahyedildii ana geri dner. Bu
87

ilkel ve geleneksel hekim liin anlalmas iin son derece nemlidir. Antik Dou'da, Avrupa veya dier yerlerdeki her "popler" hekimlik geleneinde olduu gibi, bir tedavi ancak onun kkeni bilinirse ve dolaysyla uygulan onun kefinin mitsel anyla ada olursa etkili olabilir. Bu nedenle, bir ok dua ve tlsmda hastaln veya o hastala yolaan ifritin tarihi nakledilirken bir tanr veya azizin onu altetmeyi ba ard an da canlandrlr. Bu nedenle, szgelimi di arsna kar okunan bir Asur tlsmnda "Anu gkleri yaratktan son ra gkler de yeryzn yaratt, yeryz nehirleri yaratt, ne hirler kanallar yaratt, kanallar glleri yaratt, gller Kurtuk'u yaratt" diye anlatlm aktadr. Sonra Kurtuk "alayarak" ama ile Ea'ya gider ve yemek, "yoketmek" iin kendisine bir ey verilmesini ister. Tanrlar meyvalar ve rirler ona, ama Kurtuk insan dii ister. "Madem byle dedin, ey Kurtuk, Ea gl elleriyle paralasn seni!"55 Burada, sa dece hastaln tedavi edilm esini salayan paradigm atik iyiletirici jestin (Solucanm Ea tarafndan yokedilii) basit bir tekrarn deil, he-kimin hastaln mitsel tarihini de naklederek hastay in illo tempore ana aktarn gryoruz. Verdiim iz rnekler kolaylkla oaltlabilir, fakat bu denemede ele aldmz temalar eksiksiz olarak ilemek gibi bir amacmz yok; sadece bunlar ortak bir perspektif iine yerletirmek istiyoruz: arkaik toplumlarn zamann ilgas yo luyla kendilerini periyodik olarak yeniden dourma ihtiyac. Yeniden doum ayinleri, ister kollektif veya bireysel, ister periyodik ya da anlk olsun, daima, yap ve anlam olarak bir arketipik eylemin, genelikle kozmogonik eylemin tekerrr yoluyla yenidendoum unsurunu ierirler. Bu arkaik sistem lerde bizim iin en nemli olan somut zamanm ilgas ve do laysyla tarih-kart eilimdir. Gemiin, hatta yakn ge miin ansn saklamann reddedilii, bize zel bir antropolo jinin belirtisi gibi grnyor. Burada, arkaik insann kendisini tarihsel bir varlk olarak benimsemeyi reddediinden, belle e, dolaysyla olaand olaylara (yani, arketipik bir mo88

delden yoksun olaylara) deer atfetmeyi reddediinden sz ediyoruz. Son tahlilde, btn bu ayin ve tavrlarda bulduu muz zaman deersizletirme istemidir. Uca kadar gtrl dnde imdiye kadar szn ettiimiz tm ayin ve davran kalplar u nermede zetlenebilir: "Zamana hi nem ver mezsek varolmayacaktr; dahas, zaman alglanabildiinde de -insann "gnahlar" deney ile alglanabildiinde, yani, insan arketipten uzaklap sremin iine dtnde- ilga edilmesi mmkndr." Arkaik insann hayat (arketipik ey lemlerin tekerrrne, yani olaylara deil kategorilere, ayn ilksel mitosun bitmek bilmez tekrarna indirgenmi bir hayat) uygun perspektiften bakldnda, zaman iinde yer-almasma - karn, temel olarak zamann klfetini tamaz, zamann geri evrilemezliini ayrdetmez; baka bir deyile, bir zaman bi lincinde karakteristik ve belirleyici olan eyi tamamen grmezden gelir.^lkel insan, tpk bir mistik ya da genelde dinsel insan gibi kesintisiz bir imdiki zaman iinde yaar. (Ve, bu anlam da dindar insann bir "ilkel" olduu sylenebilir; baka bir insann jestlerini tekrarlar ve bu tek rarlama araclyla daima zamand bir imdiki zaman iinde yaar.) ^ . Bir ilkel, zamann yeniden doumunun srekli olarak yani, "yln aralklar iinde d e - gerekletirildii aya . ilikin baz inanlarn eskilii ve evrensellii tarafndan kamtlan-maktadr. Ay, lecek olan yaratklarn ilkidir, ama yeniden yaayacaklarn da ilkidir. lm ve dirilie, dourganla ve yenidendouma, erginlemeye, ve benzerlerine ilikin ilk tutarl teorilerin oluturulmasnda ay mitoslarnn tad nemi baka bir yerde gstermitik.56 Burada, ayn zam an "lm ee"57 yaradn, ayn evrelerinin -gne ylndan ok nce ve daha somut biimde- bir zaman birimini (ay) gs-termesi gibi ayn da "ebedi dn" gsterdiini hatrlatmak yeterli olacaktr. Ayn evreleri -ilk aym grn, bymesi, dolunay, grn mez olmaya balamas, karanlk gecenin ardndan yeniden
89

grnmesi- dng kavramlarnn gelitirilmesinde byk rol oynamtr. zellikle, arkaik kyamet ve insann oluu d ncelerinde benzer kavramlar gryoruz; tufan veya sel t kenmi ve gnaha gmlm insanl sona erdirir ve genel likle bu felaketten kurtulan bir mitsel "ata"dan veya bir ay yaratndan yeni bir insanlk doar. Bu mitos gruplarnn katmanlama durumlarnn analizi aya ilikin olduklarm gstermektedir.58 Bunun anlam udur: ayn ritmi sadece ksa aralklar (hafta, ay) gsterm ekle kalmaz, daha geni sremlerin de arketipidir; insanln doum"u, bymesi, ge rilemesi ("ypranmas") ve yokoluu ay devrelerine benzetil mektedir. Ve bu benzetme sadece bize evrensel oluun "lunar" yapsn gsterdii iin deil, ayn zamanda iyim ser varglarndan tr de nem tamaktadr: ayn yokoluunun bir son olmamas, ardndan yeni bir ayn domas gibi insann yokoluu da son olmayacaktr; zellikle, tm insanln yoko luu (tufan, sel, bir ktann denize gmlmesi, vb.) bile hi bir zaman toptan deildir, zira hayatta, kalan bir iftten yeni bir insanlk domaktadr. nsanln yokoluu ve yeniden ortaya kma ilikin bu dngsel anlay tarihsel kltrlerde de srmtr. M.. nc yzylda Berossus, Kildani "Byk Yl" retisini tm Helen dnyasna yaylacak bir biimde poplerletir-miti (bu reti daha sonra Roma ve BizanslIlara da geti). Bu retiye gre, evren ebedidir, ama her Byk Yl'da periyodik olarak yokedilip yeniden kurulur (buna tekabl eden bin yllarn says okuldan okula deimektedir); yedi gezegen Yenge'de birletiinde ("Byk K") bir tufan olacaktr; Olak'ta (yani, Byk Yl'm yaz dnmnde) birletiklerinde tm evren bir atele yokedilecektir. Bu periyodik evrensel yanma retisinin Heraklitus tarafndan da savunumu olmas muhtemedir (rnein, Fragman 26 B = 66 D). Her durumda, Zeno'nun dncesine e tm Stoac kozmlojiye egemen olmutur. Evrensel yanma (ekyprsis) mitosu M.. birinci yzyldan M.S. nc yzyla kadar Roma-Dou dnyasnda kesin bi
90 '

imde revata kalmtr; daha sonra Grek-lran-Musevi senk retizminden tretilen ok sayda gnostik sistemde yer al mtr. Benzer dnceler (phesiz -en azndan astronomik formlleri bakmndan- Babil'den etkilenmilerdir) Hindis tan ve tran'da grld gibi Yucatan Mayalar ve Meksika Aztekleri arasnda da bulunmaktadr. Bu sorunlara yeniden dnmemiz gerekecek; ancak, u anda bile yukarda bu dn celerin iyimser zellii dediimiz eyi vurgulayabiliriz. Bu iyimserlik dngsel felaketin normal bir sre olduunun bi lincine ermeye, onun kesinlikle bir anlam olduu ve hepsinin tesinde, son olmad inancna indirgenebilir. "Lunar perspektifte bireyin lm ve insanln periyodik lm ge reklidir, ayn "yeniden doumu" ncesindeki karanlk gece nin gerekli olmas gibi. Bireyin lm ve insanln lm, benzer bir ekilde, yeniden doumlar iin zorunludur. Hangi biim olursa olsun, bu ekilde varolmas ve srmesinden tr zorunlu olarak canlln yitirir ve anr; canlln yeniden^ kazanmas iin, bir an iin bile olsa, biimsizle yeniden birlem elidir; kaynakland ilksel birlie kavumaldr; baka bir deyile, (kozmik dzlemde) "kaos"a, (toplumsal dzlemde) orjiye, (tohumlar iin) "karanlk"a, "suya (in sani dzlemde vaftiz, tarih dzleminde Atlantis, vb.) dnme lid ir. Tm bu kozmik-mitolojik ay kavramlarnda daha nce ola nn dngsel yineleniinin, ksacas ebedi dnn egemen olduunu belirtebiliriz: Burada, gene bir arketipik jestin, tm dzlemlere -kozmik, biyolojik, tarihsel, insani dzlemlereyanstlarak tekrarin motifini gryorz. Ama ayn za manda, hangi dzlemde olursa olsun her yl doum"da yeni lenen zamann devresel yapsn da buluyoruz. Bu ebedi dn zaman ve olula snrlanmayan bir ontolojiyi gstermektedir. Greklerin, ebedi dn mitoslarnda ontik ve "statik" olana duyduklanan al tatmin etmeye almalar gibi (zira, son suz asndan srekli ayr duruma dnen eylerin olular, rtk olarak ilga edilir ve hatta "dnyann durduu" sylene
91

bilir). lkeller de, zamana devresel bir yneli atfederek onun geri evrilemezliini ilga ederler. Her ey, her an kendi ba langcnda batan balar. Gemi gelecein bir n-biimleniinden ibarettir. Hi bir olay geri evrilemez deildir hi bir dnm nihai deildir. Bir anlamda, dnyada yeni hibir eyin olmadn sylemek mmkndr, zira her ey ayn ilk prototipin tekrarndan ibarettir; bu tekrar, arketipik jestin ilk gsterildii mitsel an gncelletirerek dnyay srekli balanglarn ayn gndoumu annda tutar. Zamann btn yapt eylerin ortaya k ve varoluunu mmkn kl maktr. Onlarn varolular zerinde hi bir nihai etkisi yok tur, nk kendisi de srekli yeniden domaktadr. Hegel, doada eylerin kendilerini ebediyen tekrarladm ve "gne altnda yeni bir ey olmadn" ileri srmt. imdiye kadar gsterdiklerimiz arkaik toplum insannda da benzer bir yaklamn olduunu kantlyor: ona gre eyler ebediyen kendilerini tekrar ederler ve gne altmda yeni bir ey yoktur. Ama, bir nceki blmde grdmz gibi bu te kerrrn bir anlam vardr: sadece bu olaylara bir gereklik kazandrr; olaylar kendilerini tekrarlarlar, nk bir arketi. pi -rnek olay- taklit etmektedirler^ Dahas, bu tekerrr yo luyla zaman askya alnr, ya da en azndan etkisi azaltlr. Ama Hegel'in gzlemi bir baka nedenden tr de nemlidir: Hegel, tarihsel olayn geri evrilemez ve zerk olmakla bir likte yine ak kalan bir diyalektik iine yerletirilebilecei bir tarih felsefesi kurmaya almaktadr^Hegel'e gre tarih "zgr" ve daima "yeni"dir, kendisini tekrarlamaz; ne var ki yce takdir planlarna uyar, dolaysyla bizzat tinin diya lektiinde bir modeli (ideal, ama gene de bir model) vardr. Hegel, kendisini tekrarlamayan bu tarihin karsna, iinde eylerin ad infinitum tekrarlad doay koyar. Ama, uzun bir dnem boyunca, insanln mmkn olan tm aralarla tari he kar koyduunu gstermitik>jBtn bunlardan, bu dnem boyunca insanln hala doa iinde olduunu, kendisini henz
92

doadan koparmad sonucuna varabilir miyiz? "Sadece hayvanlar hakikaten masumdur", diye yazyordu Hegel Ta rih Felsefesi zerine Dersler yaptnn banda. lkeller ken dilerini her zaman masum hissetmemiler, fakat hatalarn periyodik olarak itiraf ederek masumiyet haline dnmeye a lmlardr. Bu arnma eiliminde hayvansln yitik cen netine ynelik bir nostalji grebilir miyiz? Ya da, ilkelin "bel lek sahibi olmama, zaman kaydetmeme ye ona kendi varo luunun bir boyutu olarak katlanmakla yetinip "iselle tirmeme", bilince dntrmeme arzusunda "ontik olana du yulan al, olma, jestlerini srekli tekrarlad arketipik varlklar tarzmda olma arzusunu grebilir miyiz? Bu problem birincil nemdedir ve bir ka satrda tart mamz kesinlikle mmkn deil. Ama, ilkeller arasnda yitik cennet nostaljisinin "hayvanlk cenneti"ni yeniden kurma gibi bir arzuya yer vermediine inanmak iin yeterince sebep var. Bilakis, "cennet"in mitsel anlarna ilikin bildiimiz her ey "dm insan"m imdiki halinde gereklemesi ebediyen mmkn olmayan bir bolluk ve gzellii yaayan ideal bir in sanlk imgesi kyor karmza. Gerekten, bir ok halkn mi toslar insanlarn lm, klfeti, acy bilmedii, bol miktar da yiyecee kolayca sahip olduu ok eski bir aa imada bulunmaktadr. In illo tempore, tanrlar yeryzne iniyor ve insanlarn arasna karyorlard; insanlar da kolaylkla g e kabiliyordu. Bir ritel hatann soncunda gkle yer ara sndaki iletiim kesilmi ve tanrlar gn en yksek yerle rine ekilmilerdir. O zamandan beri insanlar yiyecek bulmak iin almak zorunda kalm ve lmszl yitirmilerdir. Dolaysyla, geleneksel toplum insann tarihi reddetme ve kendisini arketiplerin says belirsiz tekraryla snrlama ar zusu geree duyduu alk ve kendisini dind varoluun an lamszl altnda ezilmeye terkederek kendini "yitirmek ten" korkmasna balanabilir. lkelin "gereklik"i ifade etmekte kulland forml ve imgelerin bizlere ocuka ve sama grnmesi pek nemli de
93

il. Aklayc olan ilkel davrann derin anlamdr; bu dav ran belirleyen "gerek dlklar"m dind dnyasna kar bir mutlak gereklie duyulan inantr; son tahlilde, bu "gerek dlklar" bir "dnya" oluturmaz, kelimenin tam an lamyla par excellence "gerek d" yaratlmam, varolm a yandr bu: boluktur. O halde, bir arkaik ontolojiden sz etmekte haklyz ve ancak bu ontolojiyi dikkate alarak ilkel dnyadaki en ar davran bile nlayabiliriz -v e dolaysylya kmseyip bir kenara atmayz; gerekte, bu davran varlk ile balanty , kaybetmemek iin srdrlen umutsuzca bir abaya tekabl et mektedir.

94

nc Blm

TALHSZLK VE TARH

ACI EKMENN NORMALL

Bu blmde insan hayatna ve tarihsel varoluuna yeni bir bak asndan yaklamay umuyoruz. Arkaik insan, gster mi olduumuz gibi, kendini geri evrilemez, nceden grle mez, kendi bana deer sahibi olaylarn sralan olarak g rlen tarihte kartlk iine yerletirme eilimindedir. Onu kabullenmeyi ve ona bylece, tarih olarak bir deer atfetmeyi reddeder -ancak her zaman bundan kanmas da mmkn ol maz; rnein, kozmik afetler, askeri felaketler, toplumun ya psyla balantl toplum sal adaletsizlikler, kiisel talih sizlikler ve benzerleri karsnda gszdr. O halde, arkaik insann bu "tarih"e nasl katlanabildiini, yani, felaketlere, ktlklere ve her bireyin ve her topluluun ektii "aclar"a nasl dayanabildiim bilm ek ilgin olacaktr. Geleneksel bir kltre mensup bir insan iin yaamann an lam nedir? Her eyin stnde, insan-tesi modellerle uyum iinde, arketiplere uygun yaamak demektir bu. Dolaysyla, gerein barnda yaam ak anlamna gelir bu, zira -I. Blm'de yeterince vurguladm g ib i- arketipler dnda tam anlamyla gerek olan hibir ey yoktur. Arketiplere uygun yaamak "yasa"ya uymak sonucunu dourmutur, zira, yasa
97

ilk kutsaln tezahrnden, varolu normlarnn in illo tempore vahyedilmesinden, bir tanr ya da mistik varln aklama larndan baka bir ey deildir. Ve paradgmatik jestlerin tekrar ve periyodik trenler araclyla arkaik insan, gr m olduumuz gibi, zaman yok etmede baarl olduysa, koz mik ritmlerle de uyum iinde yaamtr hatta diyebiliriz ki bu ritmlere dahil olmutur (gece ve gndzn, mevsimlerin, ay devrelerinin ve mevsim dnmlerinin onun iin ne kadar "gerek olduunu hatrlamamz yeter). Byle bir varolu erevesi iinde ac ekme ve strabn an lam ne olabilir? nsann, kanlmaz olduu iin, szgelimi iklim zorluklarna katlanr gibi "katlanmas" gereken an lamsz bir deneyim olmad kesindir. Nitelii ve grnr deki nedeni ne olursa olsun ac ekmenin bir anlam vard; her zaman bir prototipe olmasa bile deeri tartma gtrmeyen bir dzene tekabl ediyordu bu ac. Eski Akdeniz etiine k yasla Hristiyanln en byk stnlklerinden- birinin ac ekmeye byk deer vermesi, acy olumsuz bir durumdan olumlu bir ruhsal ierii olan bir deneyime dntrmesi ol duu sylenmitir. Bu iddia, acya bir deer verme ve hatta selamete erdirici niteliklerinden tr acnn peinde koma sz konusu olduunda geerlidir. Ama, Hristiyanlk-ncesi insanlk ac ekmeyi zlememi ve (bir ka snrl istisna d nda) bir arnma ve ruhsal ykseli arac olarak deer ver memi olmakla birlikte acy tmden anlamsz olarak grm deildir. Elbette, burada bir olay, tarihsel olgu olarak ac dan, bir kozmik felaket (susuzluk, takn, frtna), bir igal (kargaa, esaret, aalanma), toplumsal adaletsizlikler, vb. sonucunda ekilen acdan sz ediyoruz. Byle aclara katlanlabildilerse, aclarn gereksiz ve keyfi birey olarak grlmemeleri sonucu mmkn olmutur bu. rnekler zikretmeye gerek yok; her yerde bulunabilir. Tar lasnn susuzluktan mahvolduunu, hayvanlarn hastalktan krldn, ocuunun hastalanda kendisinin atelendiini ya da avda srekli olarak ansnn yaver gitmediini gren
98

bir ilkel bilir, ki bu olaylar rastlant sonucu deil, aresi rahip ve bycnn elinde bulunan belirli bysel veya eytani et kilerin sonucudur. Dolaysyla bir felaket durumunda toplu- luun yaptn yapar o da: bysel etkileri gidermesi iin b ycye ya da tanrlarn ona iyi davranmasn salamas iin rahibe bavurur. Rahip veya bycnn mdahalesi sou ver mezse taraflar baka durularda ounluklu unutulan Yce Varlk' hatrlar ve ona adaklar sunarlar. "Sen ki yukar-dasn, benim ocuumu alma; ok kk o", diye dua eder Tierra del Fuegonun gebe Selknam i. "Ey, Tsuni-Goam!" diye ses lenir Hotantolar. "Bir tek sen bilirsin ki ben susuzum!" Bir frtna srasnda, Seman^ pjgmeleri bacaklarn bambu bak laryla izer, her yana kan saaralc Barrlar: "l i Pedn! Pimanm, htani dyorum! Kabul et, odyorum!"1 K arlfm l Din K alplan adl alnp'mTzHa-ayrntlaryla ele aldmz bir noktay da geerken belirtelim: ilkel denilen halklarn kltlerinde semavi Yce Varlk ancak son are ola rak, bir acnn (susuzluk, ar yamur, afetler, hastalk, vb.) son bulmas iin tanrlara, eytanlara ve byclere yaplan tm arlar sonusuz kaldnda araya irer. Byle bir durum da Semang pigmeleri ilediklerine inandklar bir hatay iti ' raf ederler, dier halklar arasnda da, daima acdan kan aresi olan ok yaygn bir adettir bu. Ac karsndaki bysel-dinsel yaklamn her an an lamn ok berrak biimde gsterir: ac ekme bir dmann b y eyleminin, bir tabunun inenmesinin, yasak bir blgeye gi rilmesinin, bir tanrmn fkesinin ya da -dier tm hipotezler yetersiz kaldnda- Batanrnm irade veya gazabnn sonu cudur. ilkeller, ve birazdan greceimiz gibi ilkellerden bakalar da bir kkrtma sonucu olmayan bir acy tasavvur edemezler2, ac bir kiisel hatadan (bunun bir dinsel hata ol duuna kaniyse) veya komusunun kem niyetinden (byc iin iinde bir by eylemi olduunu kefetmise eer) kaynaklan maktadr; ama daima bunun en dibinde insann en sonunda ses lenmek zorunda kald unutulmu Batanr'nn iradesinde
99

grlen bir hata, veya en azmdan bir neden vardr. Her du rumda, ac anlalabilir, dolaysyte katlanlabilir bir hal alr, ilkel insan bu acya kar elindeki tm bysel-dinsel aralarla mcadele eder, ama ahlaken katlanr ona, nk sama deildir. Acnn kritik an ortaya kt andr; ac an cak nedeni kefedilemedii srece rahatsz edicidir. Byc veya rahip ocuklarn ya da hayvanlarn lmne, susuzluun srmesine, yamurun artmasna, av hayvanlarnn ortadan yokolmasma neyin yol atn kefettiinde ac katlanlr olmaya balar; bir anlam ve nedeni vardr, o halde bir sis teme uydurulabilir ve aklanabilir. ilkel insan hakknda bu sylediklerimiz byk lde ar kaik kltrlerin insanna da uymaktadr. Doal olarak, ac nn hakl grlmesini salayan drtler halklara gre dei ir, ama bu hakllatrma her yerde vardr. Genelde, acnn "norm"dan sapmann bir sonucu olarak grld sylenebilir. Bu normun kavimden kavime, medeniyetten medeniyete dei tiini sylemeye bile gerek yok. Ancak, bizler iin nemli olan nokta u ki hi bir yerde -arkaik medeniyetlerin er evesi iinde- ac ve strap "kr krne" ve anlamsz bir ey olarak grlmez. Dolaysyla, Hintliler ok erken tarihlerde bir evrensel nedensellik anlay, bireyin yaam ndaki o la y la r v e aclarn dkmn yaparken ayn zamanda ruhun beden deitirmesinin zorunluluunu da aldayan karma kavramn gelitirmilerdir. Karma yasasnn nda aclar bir anlam bulduklar gibi pozitif bir deer de elde ederler. Bir insann o anlk yaamnn aclar -daha nceki yaamlarda ilenmi hata ve sularn yazgsal sonucu olduundan- hakedilmi olduu gibi, stelik iyi karlanmaktadr, zira bireyin srtna yklan ve gelecek yaam emberini belirleyen karma borcunu ortadan kaldrmann tek yolu budur, Hint anlayna gre, her insan srtnda bir borla doar, ama yeni borlara girmek iinzgrle de sahiptir.Varoluu uzun deme ve borlanma dizileri oluturur ve bunun dkm her zaman aka grlmez.
100

Zekadan tmyle yoksun olmayan bir insan maruz kald ac, znt ve darbelere, adaletsizliklere maruz kalna meta netle katlanabilir. nk bunlarn her biri daha nceki varo lularndan birinde zlmemi bir karma denklemini zmek tedir. Doal olarak, Hint dnn ok nceden, insan, kar ma tarafndan belirlenmi sonsuz neden-sonu-neden zincirin den kurtarma yollarn aram ve kefetmitir. Ama bylesi zmler hi bir ekilde ac ekmenin anlamn geersiz klmaz; tam tersine, glendirirler^Yoga gibi Budizm de her varolun strap olduu ilkesinden yola kar ve son tahlilde her insan hayatnn indirgenebilecei bu kesintisiz aclar di zisinden kamak iin somut ve nihai bir yol nerir. Ama Bu dizm de. Yoga ve hatta dier tm Hint kurtulua erime yn temleri gibi bir an olsun acnn "normallii" zerine kuku d rmez. Tm evren "yanlsama" olduu iin ac ekmeyi de "yanlsama" olarak gren Vedanta'ya gre, ne insani ac cekrife^deneyfira ne de evrgh kelimenin ontolojik anlamyla gerek deildir. "Kuh' un ya da "Tanr"nn varolmadn syleyen VTTacdah kanmann, hazz aramann insan iin tek rasyonal ama olduunu ileri sren materyalist eilimli Lokayata ve arvaka okullar haricinde Hint inanlarnn tm aclara, doalar ne olursa olsun (kozmik, psikolojik veya tarihsel), aka tanmlanm bir anlam ve ilev atfetmilerdir. Karma dnyada olup biten her eyin deimez neden ve sonu ya sasna uygun olduunu gsterir,? Arkaik dnya, hi bir zaman ac ekmenin normalliini aklamak iin karma forml kadar ak bir forml sunmasa da her yerde acya ve tarihsel olaylara "normal bir anlam" verme ynnde bir eilimin olduunu grrz. Bu eilimin tm davurumlarn burada ele almamz imkansz. Hemen hemen her yerde acy, gerek dorudan mdahale ederek onu yaratan gerekse, eytani veya ilahi dier glerin bunu dourmasna izin veren ilahi iradeye atfeden (ilkeller arasnda yaygn) arkaik kavramla karlayoruz. Bir hasadn mahvolmas, susuzluk, bir ehrin dman tarafndan yamalanmas, zgr101
t

ln veya yaamn yitirilmesi, her tr felaket (salgn, dep rem, vb.) - her ey u veya bu ekilde akn olanda, ilahi eko nomide bir anlam ve hakllk bulmaktadr. ster fethedilen ehrin tanrs muzaffer ordunun tanrsndan daha gsz; ister tm topluluk veya tek bir aile tarafndan u veya bu tanrya kar bir ayinsel hata ilenmi; isterse tlsmlar, eytanlar, ihmaller, lanetler iin iine girmi olsun, bireysel veya kollektif acnn her zaman bir aklamas vardr. Ve dolaysyla bu ac katlanlr olur,, olabilir. Hepsi bu kadar deil. Akdeniz-Mezopotamya blgesinde insann aclan eskiden de bir tanrnn aclar ile balantlandrlyordu. Bylece, bu aclara gereklik ve normallik sa_ layan bir arketip bulunuyordu. Tammuz'un ektii ac, lm ve dirilii hakkmdaki ok eski mitosun uyarlama ve taklitle ri tm Eski Dou aleminde grlr ve bu senaryonun izleri Hristiyan sonras gnostizme dek srebilm itin Tammuz'un kozmolojik-tarmsal kkenlerine ve eskatolojik yapma u rada girmemiz mmkn deil. Sadece unu hatrlatmakla ye tineceiz: Tam m uz'un aclar ve dirilii dier tanrlarn (rnein Marduk'un) aclar iin de bir model oluturmu ve hi kukusuz her yl kral tarafndan taklit (dolaysyla tekrar) edilmitir. Tammuz ya da dier bir kozmik-tarmsal tanrnn ac, lm ve diriliini anan at ve ilahiler Dou'nun bilin cinde, kapsam vahim derecede km seni etkiler ya . ratmtr. Zira, bu sadece lm izleyecek diriliin n-duyumu sorunu deil en az onun kadar, her birey iin Tammuz'un aclarn n y attrlm as sorunudur. Tam m uz dram as hatrlanrsa her acya katlanlabilir. Bu mitsel drama insanlara acnn asla nihai olmadn, lmn ardndan daima diriliin geldiini, her yenilginin ni hai bir zaferle giderildiini ve aldn hatrlatmaktadr. Bu mitoslarla bir nceki blmde zetlenen ay dramas arasndaki benzerlik aka grlebilir. Bu noktada vurgula mak istediimiz Tammuz ya da ayni arketipin dier bir var yantnn "hakl" olanlarn aclarn m erulatrd -baka
102

bir deyile katlanlabilir klddr. Tanr -v e ounlukla "hakl", "masum" olan- susuz olduu halde ac ekmitir. Aalanm, ikence grm, bir "kuyu"ya, yani cehenneme hapsedilmitir. Burada Byk Tanra (ya da sonraki gnostik versiyonlarda bir "haberci") onu ziyaret etmi, yreklendir mi ve canlandrmtr. Tanr'nm ektii aclara dair bu ya ttrc mitos Dou halklarnn bilincinden asla kmam tr. Sz gelinii Profesr VVidengren Maniheizm ve Mandaeaizmin prototipleri3 arasmda, kukusuz, Grek-Dou senkretizmi dneminde geirdii kanlmaz deiimler ve kazand yeni ortak deerlere ramen, varolduuna inanmaktadr. Her hal karda, bir olgu gzmze arpyor: bu tip mitolojik senaryo lar -"tarihsel"'bakm dan olmasa da en aznda morfolojik bakm dan- eskilii sorgulanam ayacak ay mitoslarndan treyen son derece arkaik bir yap sergilemektedir. Ay mitos larnn genelde, hayata iyimser bir bak asndan baktk larm gzlemlemitik; her ey devresel olarak olup bitmekte, lmn ardndan kanlmaz biimde dirili, ykmn ardn dan yeni Yaratl gelmektedir. Tammuzun (dier Mezopo tamya tanrlarna da uzanan) paradigmatik mitosu bize bu iyimserliin yeni bir yorumunu sunar: bireyin "kurtulduu" ey sadece lm deildir; ayn ey onun aclar iin de geerlidi-r. En azndan Tammuz'un gnostik, Mandaeci ve Maniheist yanklar bu sonuca varmaktadr. Bu tarikatlara gre, insan daha nce Tammuz'un bana gelenleri ekmek zorundadr; kuyuya den, Karanlklar Prensi'ne tutsak olan insan, ona selamate ereceini, "kurtulacan" mjdeleyen bir haberci ta rafndan uyandrlr. Ayn sonulan Tammuz'a da uygulama mz salayacak belgelerden yoksun olsak da bu dramann in sanlk dramasmdan ok ayr grlmemi olduunu d nyoruz. Bitkiler dnyas tanrlar denilen tanrlarla balan tl ayinlerin byk yaygnlk kazanmasnn nedeni budur.

103

KUTSALIN TEZAHR OLARAK GRLEN TARH


braniler her yeni tarihsel felaketi seilmi insanlarn iine dtkleri gnah ojisine kzan Yehova'nm verdii bir ceza olarak grnyorlard. Uranlan hi bir askeri yenilgi sama deildi, hi bir ac bouna deildi. Zira "olay"n geri sinde daima Yehova'nm iradesini grmek mmknd. Dahas da var: bu felaketler, diyebiliriz ki, gerekliydiler, Yahudi halknn Musa'dan kalan dinsel mirasa yabanclaarak haki ki yazglarna kar gelmemeleri iin Tanr tarafmdan ng rlmlerdi. Nitekim, ibraniler tarihin onlara sunduu her frsatta ne zaman greli bir bar ve ekonomik refah dnemi yaarlarsa Yehova'y terkedip kom ularnn tanrlar Baal ve Astarte'lere yanayorlard. Sadece tarihsel felaketler on lar hakiki tanr'ya dnmeye zorlayarak doru yola getiriy ordu. "Ve, Rabbe feryat edip dediler: Su ettik, nk Rabbi brakp Baallara ve A startelere kulluk ettik; fakat bizi imdi d-m anlarm zn elinden kurtar ve sana kulluk edeceiz" (Sam uel, I, 12:10). Felaket annda bu hakiki Tanr'ya dnmeleri, Yce Varlk' kefetm eleri iin byk tehlikeler yaamas ve dier tm ilahi varlklara (tanrlar,
104

atalar, ifritler) yapt arlarn karlksz kalmas gerek en ilkelin umutsuz hareketini hatrlatyor bize. Ancak, braniler de byk askeri Asur-Babil imparatorluklarnn ta rih ufkunda belirdii andan itibaren srekli Yehovann teh didi altnda yaamlard: "Fakat Rabbin szn dinlemeye cekseniz ve Rabbin emrine isyan edecekseniz, o zaman Rabbin eli atalarnza kar olduu gibi size de kar olacaktr" (Samuel 12:15). Peygamberler de korkutucu vizyonlaryla, Yehova'nn imandan sapan halkna uygulad kanlmaz cezay tasdik ettiler ve iddetlendirdiler. Ve bu kehanetler felaketlerce onayland lde (Eliya'dan Yeremya'ya dek olduu gibi) tarihsel olaylar dinsel anlam kazand; yani, Israiloullar'nm gnahlar karl Tanr tarafndan verilmi cezalar olarak grndler. ada olaylara kat bir imann nda mdahale eden peygamberler sayesinde bu olaylar "Tanr'nn olumsuz tezahrlerime, Yehova'nm "gazab"na dntrld ler. Bylece, sadece anlam kazanmakla kalmayp (nk, gr m olduumuz gibi, tm Dou dnyas iin her tarihsel olayn kendi anlam vard) ayn, tek ilahi iradenin somut davu rumlar olduklarn gstererek gizli tutarllklarn da aa kardlar. Bylece, ilk kez peygamberler tarihe bir deer at fettiler, dngnn geleneksel tasavvurunu (her eyin ebediyen tekrarlanaca dncesini) amay baardlar ve tek ynl bir tarih kefettiler. Bu keif tm Yahudi halknn bilincinde hemen ve tamamen yerlemedi ve eski anlaylar uzun sre varlklarn srdrebildiler. . Ama, ilk kez, tarihsel olaylarn Tanr'nn iradesince belir lendikleri iin kendi balarna deer sahibi olduklar dn cesinin onaylandn ve giderek artan lde kabul edildiini gryoruz. Yahudi halknn bu Tanrs artk bir Dou tanrs, arketipik jestlerin yaratcs deil durmakszn tarihe mda hale eden, iradesini olaylarla (igaller, kuatmalar, muhare beler, vb.) aa vuran bir kiiliktir. Tarihsel olgular bylece insann Tanr karsndaki "durumlan" olmakta ve daha nce
105

hi bir ekilde onlara atfedilememi bir dinsel deer kazan maktadrlar. O halde, T anrnn tezahr olarak tarihin an lamn ilk kefedenlerin ibraniler olduu sylenebilir ve bu yaklam, beklenecei gibi, Hristiyanlk tarafndan devra lnm ve geniletilmitir. Tanrnn dorudan ve kiisel vahyine dayal tektanrcln, zorunlu olarak zamann "selametini", "tarih erevesi iinde deerin tamasn gerektirip gerektirmediini sorabi liriz kendimize. Kukusuz vahiy fikri, az ya da ok ak bi imde tm dinlerde, hatta diyebiliriz ki tm kltrlerde bu lunmaktadr. Gerekte (okur I. Blme bavurabilir), insanlar tarafndan ardarda, sonsuz sayda yeniden retilen arketipik jestler ayn zamanda kutsaln ya da tanrnn tezahrleriydi, ilk dans, ilk dello, ilk balklk seferi, tpk ilk evlenme treni veya ilk ayin gibi insanlk iin rnek oldularsa bunun nedeni tanrnn, ilk insanm, Medeniletiren Kahramanm var olu tarzn aa vuruyor olmalaryd. Ama bu vahiyler mit sel zaman iinde, balangcn zaman-tesi kertesinde vuku bulmutu; dolaysyla, 1. Blm'de grm olduumuz gibi, her ey bir anlamda dnyann balangcyla, kozmogoniyle ak yordu. Her ey o anda, illo tempore olmu ve vahyedilmiti: dnyanm yaratl, insann yaratl ve insanm kozmosta ona verilen yer iinde kuruluu, bunlarn tm ayrntlar (fiz yoloji, sosyoloji, kltr vb.). Tektanrc vahiyde durum olduka farkldr. Bu, zaman iinde, tarihsel srem iinde yer almaktadr: Yasa Musa'ya belirli bir yerde ve belirli bir tarihte verilir. Elbette, burada da arketipler sz konusudur, yani birer rnek mertebesine yk seltilmi bu olaylar tekrarlanacaktr; ama belirli bir zaman sonra, yani yeni bir illud tempus iinde tekrarlanacaklardr. rnein, tayann (11:15-16) kehanet ettii gibi Kzl Deniz ve rdn'n mucizevi al "gnnde tekrarlanacaktr. Yine de, Tanr tarafndan Musa'ya gnderilen vahiy an snrl, za man iinde belirlenmi bir andr hala. Ve, ayn zamanda bir tanr tezahrn de temsil ettiinden yeni bir boyut kazan
106

maktadr: artk geri evrilemez olduundan, bir tarihsel olay olduundan kesinlik kazanmtr. Yine de, Mesihilik tarihin eskatolojik deerlendiriliini tam olarak gerekletiren-emitir: gelecek zaman yeniden douracaktr. Yani, onun ilk safln ve btnln yeniden kuracaktr. Bylece, in illo tempore sadece zam ann balangcnda deil sonunda da yerletirilmi olmaktadr.4 Bu geni ufuklu mesihi tasavvurlarda Yaratlm tekrar edilmesi ve ac eken kraln dramas ile kozmosun yeniden douu eklindeki ok eski senaryonun izlerini bulmak mm kn. Mesih -kukusuz, daha yksek bir dzlemde- daha nce kraln stlendii kraln tanr olarak veya esas grevi doann periyodik yeniden douunu salamak olan yeryzndeki ila hi varlk roln stlenir. ektii aclar kraln ekmi olduu aclar andrr, ancak eski senaryolarda sonunda zafer kaza nan kral olurdu. Burada tek fark karanlk ve kaos gleri karsnda kazanlan zaferin her yl dzenli biimde tekrarlanmayp, bir gelecee, M esihvari illud tempus'a ak tarlm asdr. "Tarihin basks" altnda ve peygamber ve mesih deneyi minin desteiyle srailoullar arasnda tarihsel olaylara ilikin yeni bir yorum doar. srail, geleneksel arketipler ve tekerrr anlayn kesin olarak reddetmeksizin, tarihsel olaylar Yehova'nn aktif mevcudiyetleri olarak grerek, "kurtarmaya" alr. Szgelimi Mezopotamya halklarnn bireysel veya kollektif aclara katlanabilmesinin nedeni bu aclarn tanrsal ve eytani gler arasndaki atmadan kaynaklanmas, yani kozmik dramann bir parasn oluturmasyken (Yaratl, bilinemeyen zamandan ad infnitum, kaostan sonra geldii ve onun yeniden iinde massedilme ei limi tad; yeni bir doum, bilinemeyen zamandan ad infinitum, ac ve ileyi ierdii, vb. iin), Mesihi peygamberlerin srail'inde tarihsel olaylara, bir yandan Yehova'nn iradesi sonucu olduklar iin, te yandan da seilmi halkn nihai kurtuluu iin gerekli olmalar nedeniyle katlanlabilmitir.
107

Mesihilik bir tanrnn (Tammuz diye okuyunuz) "ilesi"ne ilikin eski senaryolar yeniden ele alp ad infinitum tekerrr olanan yokederek onlara yeni bir deer vermitir. Mesih geldiinde dnya bir kez ve tmyle kurtulacak ve artk tarih varolmayacaktr. Bu anlamda, sadece gelecee eskatolojik bir deer veriliinden deil ayn zamanda tarihsel oluun "selameti"nden de sz edebiliriz. Tarih, ilkel halklarn temsil et tii (kozmosun yaratl, tkeni, ykm*ve yllk yeniden-yaratl) ve -birazdan greceimiz zere- Babil kkenli teori lerde (yaratl, ykm, nemli bir zaman dnemine, binyllara, Byk Yllara, aeonlara yaylan yaratl) formle edildii gibi kendini ad infinitum tekrarlayan bir devre ola rak grlmemektedir artk^Dorudan Yehova'nm iradesince buyurulmu olan tarih bir dizi, olumlu ya da olumsuz, her biri kendine ait deer sahibi tanr-tezahrleri olarak grlmek tedir. Elbette, tm askeri yenilgiler bir arketipe atfedilebilir: Yehova'nm gazab. Ama bu yenilgilerin her biri, temelde ayn arketipin tekrarlar olsa da, bir geri evrilemezlik kat says kazanr: yani, Yehova'nm kiisel m dahales^ rnein Samiriye'nin d Kuds'n dne benzer olsa da Yehova'-nn yeni bir jestin d en , Tanr'nn tarihe yeni bir mdahalesinden kaynakland iin farkldr.^ Ama bu Mesihi anlaylarn sadece bir dinsel sekin kesi min yarats olarak kald da unutulmamaldr. Bu sekin kesim yzyllar boyu srail halknn dinsel eitimi stlenmi, ama tarih ve hayata bir deer atfederek geleneksel Eski Dou yaklamn ortadan kaldrmakta her zaman baarl olama mtr. branilerin dnem dnem Baal ve Astartelere dn byk lde tarihe bir deer vermeyi, yani tanrnn tezahr olarak grm eyi reddetm eleriyle de aklanm aldr. Halk katmanlar, zellikle de tarmsal topluluklar iin eski dinsel kavram (Baallerin ve Astartelerinki) tercihe ayand; "hayaf'a daha yakn olmalarn salyor ve tarihi grmezden gelmelerine olmasa da katlanabilmelerine yardmc oluyor du. Mesihi peygamberlerin tarihle yzleme ve Yehova'yla
108

korkutucu bir diyalog olarak kabullenme ynndeki kararl istemleri, askeri yenilgilere ahlaki ve dinsel sonu verdirme ve srail halknn Yehova tarafndan balanmas ve nihai selameti iin zorunlu olarak grp katlanma istemleri -gene, her an belirleyici bir an olarak grme ve dolaysyla ona din sel deer verme istemleri - ar fazla bir dinsel gerilim ge rektiriyordu ve tpk Hristiyanlarn ounluunun, zellikle halk kesimlerinin, Hristiyanln hakiki hayatn yaama y reddetmeleri gibi Israiloullannm ounluu buna boyun e meyi reddetti.5 Talihsizliklerde ve snanma zamanlarnda bir kurban vererek (bu bebeklerin Moloh'a kurban edilii olsa bile) kolayca iyiletirilebilecek bir "kaza" (rnein bir tl sm) veya bir "ihmal"i (rnein ayinsel bir hata) sulamak daha yattrc ve daha kolayd. Bu itibarla, brahim'in kurbanna ilikin klasik rnek ge leneksel arketipik jestin tekerrr anlayyla dinsel deney im sonucu kazanlan yeni boyut, iman arasndaki fark belir gin bir biimde sergilemektedir6. Morfolojik adan bakl dnda brahim'in olunu kurban edii Eski-Dou dnyasnda ska uygulanan ve branilerin Peygamberler dnemine kadar srdrdkleri, ilk ocuun kurban edilii pratiinden baka bir ey deildir, ilk ocuk, ounlukla bir tanrnn ocuu olarak grlrd; hatta, arkaik Dou'da evlenmemi .kzlarn tapnakta bir gece geirmeleri ve tanr (onun temsilcisi, rahip ya da elisi, "yabanc") tarafndan hamile braklmalar adet olmutu. Bu ilk ocuun kurban edilmesi tanrya ait ola nn ona geri verilmesi demekti. Bylece gen kan, tanrnn t kenmi enerjisini arttryordu (zira dourganlk tanrlar dn yay srdrme ve bolluk salama abasnda kendi tzlerini tketiyorlard; dolaysyla onlarn da periyodik olarak yeni lenmeleri gerekiyordu) ve bir anlamda, Ishak, Tanr'mn oluydu, zira Sara dourganlk an getikten ok sonra brahim ve Sara'ya verilmiti. Ama Ishak inanlar yoluyla verilmiti onlara; vaat ve inancn ocuuydu. brahim ta rafndan kurban edilii, biim olarak Eski-Sami dnyasmda
109

yeni domu bebeklerin kurban ediliine benzese de ierik ba kmndan bunlardan farkldr. Eski Sami dnyasnn tmnde byle bir kurban, dinsel ilevine ramen, sadece bir anane, an lam tmyle kavranlabilir bir ayinken brahim'in durumun da bir inan eylemidir. Bu kurbann neden istendiini anla maz; yine de bunu yerine getirir, nk Tanr byle istemitir. Grnrde sama olan bu eylemle brahim yeni bir dinsel de neyim i, im an balatm aktadr. Dier hepsi (tm Dou dnyas) brahim ve izleyicileri tarafndan alacak olan bir kutsallk ekonom isi iinde davranmay srdrm lerdir. Kierkegaard'n terminolojisini kullanacak olursak, bu kurban ediler "genel olan"a aitti; yani, sadece kozmostaki kutsal enerjinin dolam (tanrdan doaya ve insana, sonra insandan -kurban araclyla- tanrya, vb.) ile ilgilenen arkaik tanntezahrleri zerine kuruluydular. Bunlar, hakll kendi iinde yatan eylemlerdi; mantksal ve tutarl bir sisteme gir mekteydiler: Tanr'ya ait olan ona dnmelidir. brahim iin Ishak dorudan ve maddi bir gebeliin rn deil Tanr'dan gelen bir armaand. Tanr ile brahim arasnda bir uurum uzanyordu; sreklilikte temel bir kopu vard. brahim 'in dinsel eylemi yeni bir dinsel boyutu amaktadr: Tanr hi bir rasyonal (yani genel ve ngrlebilir) bir hakllatrm a ol makszn belirleyen, emreden, isteyen ve onun iin her eyin mmkn olduu kiisel, "tmyle ayrk" bir varolu olarak gsterm ektedir kendini. Bu yeni dinsel boyut M useviHristiyan anlamda "iman mmkn klmaktadr. Yahudi dininin geleneksel yaplara kyasla ne kadar yeni olduunu gstermek iin bu rnei zikrettik. brahimin dene yiminin insann kozmos iindeki yeni dinsel konumu olarak grlebilmesi gibi, peygamberlik makam ve M esihilik yo luyla tarihsel olaylar da Israilolu sekinlerinin bilincinde daha nce bilinmeyen bir boyutta grnmektedirler: tarihsel olaylar sadece Yehovann iradesini deil, onunla halk ara sndaki kiisel ilikileri de gsteren tanrnn tezahrleri ol maktadr. Hristolojinin irdelemeleriyle zenginlemi olan bu
110

anlay Hristiyanln St. Augustinus'dan balayarak kur maya alt tarih felsefesinin de temeli olacaktr. Ama u nu tekrar edelim: ne Hristiyanlk ne de Musevilikte, dinsel deneyimdeki bu yeni boyutun, imann kefi geleneksel anla ylarn temelden deimesi sonucunu dourmaz. man her Hristiyan birey iin mmkn klnmtr sadece. Hristiyan denilen halklarn byk ounluu gnmze kadar tarihten, ona bir olumsuz ya da olumlu tanr tezahr anlamm vererek deil, grmezden gelerek veya katlanarak korunmulardr.7 Ancak, tarihin Musevi sekinler tarafmdan kabul ve kut sallatrlm as nceki blmde incelediimiz geleneksel tavrn almas anlamna gelmez. Dnyanm. nihai yeniden doumuna ilikin Mesihi inanlar da tarih-kart bir tavr gstermektedir. Tarihi artk grmezden gelemeyen veya peri yodik olarak yok edemeyen brani, az veya ok uzak bir gele cekte son bulaca umuduyla katlanr ona. Tarihsel olaylarn ve zamann geri evrilemezlii tarihin zamanla snrlanmas yoluyla telafi edilir. Mesihiliin tinsel ufkunda tarihe kar direni, hala arketip ve tekerrrlerin geleneksel ufkunda ol duundan daha kararldr; burada tarih Yaratlm periyo dik yeniden dou yoluyla reddedilir, grmezden gelinir ve yokedilirken Mesihi anlayla tarihe, eskatolojik bir ileve sahip olduu iin katlanlmaldr, ama ancak bir gn yokolaca bilinerek katlanlabilir tarihe. Bylece tarih ebedi bir imdide yaama bilinci (arketiplerin vahyedildii zamand kerteyle akma) veya periyodik olarak tekrarlanan bir ayin (rnein, yln balangc ayinleri) yoluyla yokedilmezgelecek iinde yokedilir. Yaratl'm periyodik yeniden do uunun yerini gelecek illo tempore iinde gerekleecek tek bir yenidendoum alr. Ama tarihe nihai ve kesin bir son ver me istemi hala tarih-kart bir tavrdr, tpk dier gelenek sel anlaylar gibi.

111

KOZMK DEVRELER VE TARH


Tarihin eitli arkaik medeniyetler erevesinde kazan d anlam, hi bir yerde, bir nceki blmde geerken sz etti imiz byk kozmik devreler teorilerinde olduu kadar belir gin deildir. Bu teorilere dnmemiz gerekiyor, zira iki ayn yneli, ilk olarak burada tanmlanmaktadr: birisi gelenek sel, tm ilkel kltrlerde (berrak biimde formle edilmese bile) bulunan, periyodik olarak ad infinitum yeniden doan devresel zaman anlay; dieriyse, modem, (kendisi devresel olmakla birlikte) iki zaman-d kendilik arasndaki bir par a olan sonlu zaman anlay. Hemen hemen tm "Byk Zaman" teorileri ardk alar mitosu ile balantldr, burada "altn a" daima devrenin balangcnda, paradigmatik illud tempus'un yaknnda yer almaktadr. ki retide -devresel zaman ve snrl devresel zaman retileri- bu altn a yeniden canlandrlabilir; baka bir deyile, ilk retide sonsuz kez, ikinci retide ise sadece bir kere tekrarlanabilir. Bu olgular, ne kadar nemli olsalar da, sadece kendi balarna ilgimizi ektii iin deil her iki reti asndan tarihin anlamm aklamak iin zik rediyoruz. Hint gelenei ile balayacaz, zira ebedi dn
112

mitosu en cretli formlasyona burada kavumutur. Evrenin periyodik ykm ve yaratl inanc A tharva-V eda (X, 3040)'da grlmektedir. Benzer fikirlerin (evrensel yanma, Ragnarok, ardndan yeni bir yaratl) Cermen geleneinde de sr mesi mitosun Hind-Aryan yapsn dorulamaktadr ki bu bir nceki blmde incelenen arketipin ok sayda varyan-tndan biri olarak grlebilir. (Cermen mitolojisi zerindeki olas Dou etkileri Ragnarok mitosunun otantikliini ve yerliliini ortadan kaldrmaz. stelik, Hind-Aryanlarn, ortak tarihncelerinden itibaren tm ilkellerce benimsenen zaman anla yn neden paylamadklar da. aklanamaz bu durumda). Hint speklasyonu ise kozmik yaratl ve ykmlarn pe riyodikliini belirleyen ritmleri bytmekte ve dzene koy maktadr. Devrenin en kk l birimi yuga, "a"dr. Bir yugadan nce afak "sonra" da "alacakaranlk" gelir ve bun lar alar birbirine balar. Tam bir devre, ya da' M ahayuga eit olmayan uzunlukta, en uzunu devrenin balangcnda, en ksasysa sonunda beliren drt adan olumutur. Bylece ilk a, Krta Yuga 4.000 yl srer, buna 4.000 yl afak ve bir o ka dar da alacakaranlk yllar eklenir, ardndan 3.000 yllk Treta^Yuga, 2.000 yllk Dvapara Yuga ve 1.000 yllk K ali Yuga gelir (elbette, her birine tecabl eden afak ve alacaka ranlk sreleri de vardr). Dolaysyla, bir Mahayuga 12.000 yl srer (M am , I, 69 ve devam; M ahabharata, III, 12, 926). Her yeni yugamn sresindeki azala insani dzlemde yaam sresindeki bir azalma ve bununla birlikte ahlaki yozlama ve zeka d tekabl eder. Her dzlemdeki -biyolojik, zi hinsel, etik, toplumsal, v b .- bu srekli dekadans Purana me tinlerinde zellikle vurgulanmaktadr (bkz. rnein Vayu Pu ran a, I, 8; Vinu Purana, VI, 3). Bir yuga dan dierine gei, grm olduumuz gibi, bir alacakaranlk dneminde olur ve her yuga bir karanlk evreyle son bulduundan bu yugann ken disinde bir de iaret eder. Devrenin sonu, yani drdnc ve son yuga yaklatka karanlk derinleir. Bugn iinde bulun duumuz Kali Yuga "karanlk a" olarak grlmektedir.
113

Tm devre bir "zlme", Pralaya ile son bulur ve bu ikinci devrenin sonunda daha youn oTarak tekrarlanr (Mahaprci laya, "byk zlme"). H. Jacobi8 hakl olarak, orijinal retide yugavnn evrenin doumu, "yorulmas" ve ykmndan oluan tam bir devreye edeer olduunu dnmektedir. Nitekim, byle bir reti Traite d'histoire des religions 'da incelediimiz arketipik mi tosa (yap olarak lunar olan mitosa) daha yakndr. Daha sonraki speklasyon l birimi, yugay daha kapsaml dev relere uzatarak ilksel ritmi, yarath-ykm-yaratl b ytm ve ad infinitum yeniden retmitir sadece. Bir Mahayga'mn 12.000 yl "ilahi yl" olarak grlyordu. Bunlarn her biri 360 yl sryor ve tek bir kozmik yl toplam 4.320.000 yla eit oluyordu. Byle bir Mahayuga bir Kalpa oluturur; ondrt Kalpa bir M an van tara eder. Bir Kalpa ,B ra h m a 'n n hayatnda bir gne, bir dier Kalpa geceye edeerdir. Brah ma'nn yz"yl" onun hayatn oluturur. Ama Brahma'nn bu yaam sresi de zaman tketmeyi baaramaz, zira tanrlarda ebedi deildir ve kozmik yaratl ve ykmlar birbirini ad infinitum izler. (teki hesaplama sistemleri, tekabl eden sreleri daha da uzatmtr.) Bu saylar nda9 belirtilmesi gereken kozmik zamann devreselliidir. Her yu g ad a (afak ve alacakaranlk) ieri len ama bir M ahayuga tarafndan tmyle gerekletirilen ayn fenomenin (yaratl-ykm-yeni yaratl)- sonsuz te kerrryle kar karyayz. Brahma'nn hayat her biri an evreleri tekrarlayan ( Krta, Treta, Dvapara, Kali) bu M a h a yugalann 2.500'nden olumakta ve bir Pralaya, bir R agn arok (tm biimlerin ekilsiz bir ktleye geri dnmesi anlamnda, her Kalpa mn sonunda M ahapralaya zamannda gerekleen "nihai" ykm) ile son bulmaktadr. Bu saylar karmaasnda tarihin -kendi sresine oranla ve srf bu yzden tm biimlerin ontolojik tzlerini tketerek ortadan kaldran- metafizik deersizlemesine ek olarak ve burada da bir kez daha grd mz balanglarn mkemmellii mitosuna ek olarak dik
114

katimizi ekmesi gereken kozmosun temel ritminin ebedi tererrr: periyodik ykm ve yeniden yaratldr. nsan ba langc ve sonu olmayan bu devreden ancak bir tinsel zgrlk eylemiyle kurtulabilir (tm Hint selamet retilerinin zmleri kozmik yanlsamadan kurtulu ve tinsel zgrlemeye indirgenebilir). ki byk heterodoksi, Budizm ve Jainizm ayn pan-Hint devresel zaman retisini, en azndan ana hatlaryla kabul etmekte ve onu iinde oniki parmakl olan bir tekerlee ben zetmektedir (bu imge Veda metinlerinde kullanlmtr; bkz. A tharva-Veda, X, 8, 4; Rg-Veda, I, 164, 115, vb). ^Budizm kozmik devrelerin l birimi olarak ok sayda "hesaplanamaz"a ( asam khyeya, Pali: asan kheyya) blnen Kalpa (Pali: kapjmj'y kabul eder. PaTT kaynaklar genel ol arak drt asankheyycj, ve yz bin kappa'dan sz etmektedir (rnein bkz. Jataka, I, 2); Mahayana yaznnda hesaplanamazlarn says 3, 7 ve 33 arasnda deiir ve bunlar Bodhisativa'nn deiik kozmoslardaki kariyeri ile balantlandrlr.10 Budist gelenekte insann giderek yozlamas, insan mrndeki srekli azalta belirtilir. Dolaysyla, Dghanikaya, II, 2-7'ye gre 91 kappa nce beliren ilk BuddhafVipassinin zamannda insan mr 80.000 yldr; ikinci Buddha, Sikhi'nin zamannda (31 kappa nce) 70.000 yldr ve bu byle devam eder. Yedinci Buddha, Guatama ortaya ktnda in san mr yalnzca 100 yla, yani en alt yzeye inmitir (Ayn motifi ran ve Hristiyan maherinde de greceiz). Yine de Budizme gre, tm Hint inanlarnda olduu gibi zaman s nrszdr ve Bodhisattva in aeternum tm varlklarn sela metini mjdelemek iin bedene brnecektir^Zamandan ka mann, varolularn tun emberini krmann tek yolu insanlk durumunu ortadan kaldrmak ve Nirvana'ya erimektir.11 Ayrca, tm bu "hesaplanmazlar"n ve tm bu saysz aeonlarm selamet retileri asndan da bir ilevi de vardr; sa dece bunlar zerine tefekkre dalmak bile insan korkutur ve ayn geici varoluu batan balamak ayn bitmez bilmez ac
115

lan tekrar tekrar, milyonlarca kez yaamak zorunda olduunu kavramaya zorlar; bu da sonuta kama istemini youn latrr, yani onu, "canl varlk" durumunu tam ve kesin ola rak amaya zorlar. Dngsel zaman zerine Hint dn yeterince belirgin bir "tarihe reddiye" sergilemektedir. Ama arkaik anlay lardan temelde ayrldklar bir yn vurgulamamz gereki yor; geleneksel kltrlerin insan tarihi Yaratln periyo dik ilgas yoluyla reddeder ve bylece tekrar tekrar balan glarn zamansz kertesinde yaarken Hint ruhu, yce gerilimleriyle artk ac ekme sorununa etkin bir zm olarak grmedii bu afak zamannn yeniden gncelletirilmesinden kanr, hatta bunu reddeder.Vedac (dolaysyla arkaik ve ilkel) kozmik devre tasavvuruyla Mahayana tasavvuru ara sndaki fark sonuta, arketipik (geleneksel) antropolojik ko numu varoluu (tarihsel) konumdan ayrdeden farktr. n sanlk durumunu hakllatrarak ve tarihsel deneyimin d kmn tutarak Budizm-ncesi Hint bilinci iin bir avunma kayna olabilecek evrensel nedensellik yasas Karma, za man iinde insanln "esareti"nin simgesi haline gelir. Do laysyla, insann kurtuluunu neren her Hint metafizii ve teknii karmay yoketmeyi hedeflemektedir. Ancak, kozmik devreler retileri evrensel nedensellik teorisinin aklan masndan ibaret olsayd bu balam iinde yer vermemiz ge rekmezdi onlara. Drt yuga anlay aslnda yeni bir unsura katkda bulunmaktadr: tarihsel felaketlerin, insanln bi yolojik, sosyolojik, etik ve tinsel gerileyiinin aklamas (ve dolaysyla hakllatrlmas). Zaman, srem oluundan t r kozmosun durumu ve bunun sonucunda insann durumunu daha da iddetlendirir. Srf u anda kali Yuga'da, yani da lm a iareti altnda ilerleyen ve bir felaketle son bulacak olan "karanlk ag"nda yaadmz iin daha nceki alarda yaam insanlardan daha fazla ac ekmek yazgmzdr. u anda, bizim tarihsel uramzda baka bir ey umamayz; en fazla (ve Kali Yuga'nn selamet retisine ilikin ileviyle
116

karanlk ve felaket dolu tarihin bize tand ayrcalklar burada grebiliriz) kozmik esaretten kurtulmaya abalayabi liriz. Hint drt a teorisi, dolaysyla tarihin terr altn daki insan teselli etmekte ve avutmaktadr. yle ki: (1) bir yandan, karanlklaan zlmeyle ada olduu iin ektii aclar insann, durumunun geiciliini anlamasna yardm et mekte ve bylece esaretten kurtulmasn kolaylatrmakta dr; (2) te yanda, bu teori zgrl semeyip kendini varo luuna teslim eden ve bu sayede yaamas iin (daha dorusu yeniden yaamas iin) ona verilen an dramatik ve fela kete ak yapsnn bilincine varan insann ektii aclan ge erli klmakta ve hakllatrmaktadr. nsann "karanlk a"nda, bir devrenin kapannda yeri ni bulmasnn ikinci yolu bizi zellikle ilgilendiriyor. Bu dier kltrlerde ve tarihsel anlarda da grlmektedir. Koz mik devrenin d yolunda bulunduu konumun bilincine vara rak bir felaket anda yaamann glne katlanmak Greko-Dou medeniyetinin alacakaranlnda etkin olmu bir tavrdr. Burada Dou-Helenistik medeniyetlerin ortaya koyduu bir ok soruna girmemiz gerekmiyor. Bizi ilgilendiren tek yan insann bu medeniyetlerde tarih karsnda ve zellikle de ada tarihle karlarken kendine bulduu yerdir. Bu ne denle antik kozmik devreler mitosunun gelitirildii ve ara trld eitli kozmolojik sistemlerin kken, yap ve evrim leri ya da felsefi varglar zerinde durmayacaz. Sokratesncesi dnrlerden Yeni-Pitagoraslara dek bu kozmolojik sistemleri sadece u soruya verdikleri yant balamnda ince leyeceiz: Tarihin, yani kanlmaz corafi koullar, toplum sal yaplar, politik konjonktrler ve benzerlerinin yolat insani deneyimler btnlnn anlam nedir? unu hemen be lirtelim ki bu soru Dou-Helenistik medeniyetler dneminde sadece ok kk bir aznlk iin - sadece antik tinselliin uf kundan ayrlm olanlar iin anlam tamtr. adalannm byk ounluu, zellikle dnemin banda, arketiplerin ege
117

menlii altnda yaamay srdrmle 'dir; ancak ok sonra lar, skender'in yol at ve Roma'mu kyle bile tama men son bulmayan gl tarihsel gerilimler srasnda bunun d na kmlardr (hatta belki de, szgelimi tarm toplumlar sz konusu olduunda, bunu da tam olarak yapamamlardr). Ama bu aznlk tarafndan, Sokrates-ncesi dnrlerle balayarak gelitirilen felsefi mitoslar ve az ya da ok bilim sel kozmolojiler zaman iinde yaygnlk kazanmtr. M.. beinci yzylda ancak hi de yaygn olmayan bir gnosis drt yzyl sonra yz binlerce insan avutan bir reti olmutur (rnein Roma dnyasndaki yeni-Pitagoraslk ve yeniStoaclk). Kozmik devreler mitosuna dayal tm bu Grek ve Greko-Dou retilerinin bizi ilgilendirmesinin nedeni kendi ikin deerleri deil daha sonra kazandklar "baan"dr el bette. _ Bu mitosun izleri en balarda, Sokrates-ncesi dnte grlebilmektedir. Anaksimander her eyin doduunu ve apeirori a dndn bilir. Empedokles iki kart ilke, p h i l i a ve neikos'ur deiken/stnlnn kozmosun ebedi yaratl ve ykmlarn akladn dnmektedir (bir lde Budist retinin "hesaplamazlar"na benzer, drt evrenin aydedilebildii bir devre12). Evrensel yanma, grm olduumuz gibi, Heraklitos tarafmdan da kabul edilir. Ebedi dne -t m var lklarn daha nceki yaamlarna yeniden balam alarnagelince ilkel Pitagorasln bir blmn oluturduunu kesin olarak bildiimiz bir ka dogmadan biridir.13 Son olarak, son zamanlarda yaplan ve Joseph Bidez'in14 takdir edilecek bi imde yararland ve sentezledii aratrmalara gre Plato nik sistemin en azndan baz unsurlarnn ran-Babil kkenli olduu gittike akla yakn grnmektedir. Bu olas Dou etkilerine yeniden dneceiz. imdilik Platon'un ebedi dn mitosunu yorumlay zerinde duralm, zellikle de Politikos, s. 298 c ve devamnda geen temel metin zerinde. Platon kozmik gerileme ve kozmik felaketlerin ne denini evrenin ikili deviniminde grmektedir." ... Bu Evreni
118

mizde Tanr kimi zaman onun dngsn tmyle ynlendirir, kimi zaman dngler evrene uygun sreye ulatnda kendisi ni ona brakr; sonra kendi deviniminin ters ynnde dndr meye balar...." Bu yn deiiklii dev felaketlerde birlikte gider: "genel olarak canllar ve insan soyu arasnda, sadece bir ka temsilcinin sa kalabildii en byk ykm." (270c). Ama bu felaketin ardndan paradoksal bir "yeniden dou" gelir. nsanlar yeniden genlemeye balar: "yallarn ak salar koyular", yetikinler ise gn be gn ufalmaya balar ve sonunda yeni domu bir bebein llerine inerler; sonra "ufalmay srdrerek tmyle ortadan kalkarlar." Bu zaman da lenlerin bedenleri "bir ka gn iinde hibir iz brakma dan, tmyle yokolur" (270e). Anlan atalanmzca korunan "Topran Oullar" soyu ( gegeneis ) o zaman domutur (271a). Bu Kronos anda ne vahi hayvanlar ne de hayvan lar arasnda dmanlk vardr (271e). O zamann insanlarnn karlar ve ocuklar yoktur: "Topraktan kp hayata dnm, daha nceki yaam hallerinin anlarn srdreme milerdir." Aalar onlara bol bol meyva vermi ve toprakta plak uzanp uyumulardr, mevsim lman olduundan yataa ihtiya duymamlardr (272a). Platon tarafndan tekrarlanan, Hint inanlarna dek izi srlen ilk cennet mitosu hem Ibraniler (rnein aya 11:6, 8; 65:25'deki mesihi illud tempus) hem de ran ( Denkart, VII, 9, 3-5) ve Greko-Latin gelenekleri tarafmdan bilinmektedir.15 Dahas, ilk illud tempus'un tm deerlendirmelerinde grd mz arkaik (ve muhtemelen evrensel) "cennetsi balang" anlayna da tam tamna uymaktadr. Platon'un yallk dnemi diyaloglarnda bylesi geleneksel tasavvurlar yeni den retmesi hi de artc deildir; felsefi dncesinin ev rimi, onu mitoloik kategorileri yeniden kefetmeye zorla mtr. Kronos dnemi altn an ansm Grek geleneinden elde edebilmitir (rnein bkz. Hesiodus tarafndan tasvir edilen drt a, Erga, 110 ve devam). Ne var ki bu olgu P olitikos 'da Babil etkileri de olduunu grmemize engel tekil et
119

mez; rnein, Platon periyodik felaketleri gezegen dngle riyle akladnda bu, son zamanlardaki baz aratrmalarn gsterdii gibi16 Helen dnyasna Berossus'un Babyloniaca'sndan gelmitir. Timaeus'a gre ksmi felaketleri douran ge zegenlerin sapmalardr (bkz. Timaeus, 22 d ve 23e, Sais rahi binin sz ettii tufan), tm gezegenlerin buluma an ise "m kemmel zaman" (Timaeus, 39d), yani Byk Vl'dr. Joseph Bildez'in belirttii gibi: "tm gezegenlerin bir araya geliinin evrensel bir alt st olu dourmaya yetecei fikri kesin olarak Kaide kkenlidir."17 te yandan, Platon da bu felaketlerin amacn insan soyunu arndrmak olarak gren ran anla yyla aina grnmektedir (Timaeus , 22d). Stoaclar da, kendi amalar iin, ya ebedi dn18 ya da kozmik devreleri sona erdiren felaketi, ekpyrosisi19 vurgu layarak kozmik devrelerle ilgili speklasyonlar canlandr mlardr. Stoaclk, Heraklites veya dorudan Dou gnostizminden ald Byk Yl ve periyodik olarak evrene son vere rek yenileyen kozmik ate (ekpyrosis). dncelerini yaymak tadr. Zaman iinde bu ebedi dn ve dnyann sonuna dn motifleri tm Greko-Roma kltrne egemen olmutur. Da has, dnyann periyodik yenilenii ( m etacosm esis ) Yeni-Pitagoraslk'm, Jerome Carcopinonun gsterdii gibi, Stoaclk'ta birlikte M.. ikinci ile beinci yzyllarda Roma toplumuna yaym olan felsefenin de en nde gelen retisidir. Ama gerek "ebedi dn" gerekse apokatastasis (bu terim Hellen dnyasna Byk skenderden sonra girmitir) mitoslarna ballk feslefi konumlar olup ok kararl bir tarih-kart tavr ve kendini tarihten koruma isteminin varln algla y abiliriz. ^ Bir nceki blmde ebedi dn mitosunun, Grek dn tarafndan yeniden yorumland biimiyle oluun "statiklemesi"ne, zamann geri evrilemezliini yoketmeye ynelik yce bir giriim olduunu gzlemledik. Kozmosun tm anlar ve durumlar ad infinitum tekrarlanyorsa bunlarn ortaya klar son tahlilde, apaktr; sub specie infinitatis, tm an
120

lar ve durumlar istikrarl kalr ve bylece arketipin ontolojik dzenini elde ederler. Dolaysyla, tm olu biimleri arasn da tarihsel olu da varlk, iermektedir. Ebedi dn asn dan tarihsel olaylar kategorilere dntrlr ve bylece ar kaik tinselliin ufkunda sahip olduklar ontolojik dzeni ye niden kazanrlar. Bir anlamda denilebilir ki Grek ebedi dn teorisi bir arketipik jestin tekerrr mitosunun geirdii son deiimdir, tpk Platon'un dealar retisinin arketip kavra mnn son ve en gelimi versiyonu olmas gibi. Ve unu da be lirtmeye deer, bu iki reti en mkemmel ifadelerini. Grek felsefi dncesinin doruunda bulmutur. Ancak Grek-Dou dnyasnda, zellikle dikkat ekici bir baar kazanan evrensel yanma mitosudur, iyilerin zarar gr meden kurtulaca bir atele dnyann son bulmas mitosunun, en azndan Cumont'un gsterdii gibi20 bunu Bat'da yayan "batl bilgeler" tarafndan bilinen biimiyle ran kkenli ol duu (rnein bkz. Bundahin, XXX, 18) gitgide daha muhte mel grnmektedir. Stoaclk, Sibyll Kehanetleri (rnein II, 253) ve Musevi-Hristiyan yazn bu mitosu kendi maher kavram ve eskatolojilerinin temeli yapmaktadr. Garip g rnse de bu mitos avutucuydu. Aslnda ate dnyay yenile mektedir, bunun sonucunda "ihtiyarln, lmn, rme ve yozlamann olmad, ebediyen canl, ebediyen byyen, llerin ayaa kalkt, canllarn lmszle kavuturduu, dnyanm batan aa yenilendii yeni bir dnya" kurula caktr (Yal, XIX, 14, 89)21. O halde bu iyilerin korkmamas gereken bir apokatastasisdir. Nihai felaket tarihe son vere cek ve insana yeniden ebediyet ve gzellik salayacaktr. Hem Cumont hem de H.S. Nyberg tarafndan yaplan dik kate deer almalar22 Iran eskatolojinini evreleyen mu lakl aydnlatmak ve Musevi-Hristiyan maher kavra mn oluturan etkileri tanmlamakta baarl olmutur. Hin distan (ve bir anlamda Yunanistan) gibi Iran da drt kozmik a mitosunu biliyordu. Kayp bir Mazdek metni, Sudkar-nask (ierei Denkarl, IX, 8'de korunmutur) drt adan sz etmek
121

tedir: altn, gm, elik ve "demirle kark" a. Ayn me taller Bahm an-Yat (1, 3)n balangcnda da zikredilmekte ve ileride (II, 14) bir de perslilerin yedili mitsel tarihine23 denk den yedi dall (altn, gm, bronz, bakr, teneke, elik ve bir "demir karm") kozmik aac tasvir etmektedir* Bu kozmik aa, phesiz, her gezegenin bir binyl "ynettii) Kaide astroloji retisiyle balantl olarak gelitiril-m itir. Ama Mazdaclk ok daha nce evrenin mrn 9.000 (3 x 3.000) yl olarak ngrm, Zarvanclk ise, M yberg'in gs terdii gibi24 bu evrenin azami sresini 12.000 yla kar mt. iki ran sistemine -hatta tm kozmik devre retile rine- gre dnya ate ve suyla, Firmicus Materrus'un (, 1) daha sonra yazaca gibi per pyrosim et cataclysmuni son bu lacaktr. Zarvan sisteminde "snrsz zaman"n, Zarvan akarana'nn Hrmz tarafndan yaratlm 12.000 yllk "snrl zaman"dan nce ve sonra gelmesi; bu sistemde "Zamann iki Yaratl'dan daha gl"25 yani, Hrmz ve Ahriman'n ya ratlarndan daha gl olmas; dolaysyla, Zarvan akarana'nn Hrmz tarafndan yaratlmam oluu ve bu yzden ona tabi olmamas -btn bu konulara burada girmemiz gerek miyor) Vurgulamak istediimiz ran anlaynda tarihin (ar dndan sonsuz zaman gelsin veya gelmesin) ebedi olmaddr; kendini tekrarlamaz, bilakis bir gn eskatolojik bir e k p y ro sis ve kozmik felaketle son bulacaktr. Tarihe son verecek olan nihai felaket ayn zamanda tarihin hkm de olacaktr. O zaman - in illo tempore - , bize sylendiine gre, herkes "ta rihte" yapp ettiinin bir dkmn alacak ve sadece susuz olanlar gzellik ve ebediyeti tanyacaktr.26 VVindisch bu M azdeki fikirlerin H ristiyan apolojisti Lactantius iin tad nemi gstermitir.27 Tanr dnyay alt gnde yaratt ve yedinci gnde dinlendi; o halde dnya alt aeon srecek ve bu srada yeryznde "ktlk galip ve muzaffer olacaktr". Yedinci binylda eytanlarn prensi zin cire vurulacak ve insanlk bin vl huzur ve gerek adaleti grecektir. Bundan sonra eytan zincirlerinden kurtulacak ve
122

iyilere sava aacaktr; ama sonunda yenilecek ve sekizinci binyln sonunda dnya ebediyen yeniden yaratlacaktr. Aktr ki tarihin bu ekilde sahneye ve sekizbin yla blnmesi Hristiyan kiliastlarmca da bilinmektedir28, ama benzer bir eskatolojik tarih tasavvuru Grek-Dou gnostizmi tarafndan Dou Akdeniz ve Roma mparatorluu'na yaylm olmakla birlikte bunun yap bakmndan ran kkenli olduu kuku gtrmez. ^ Bir dizi afet dnyann sonunun yaklatn bildirecektir, ve bunlarn ilki Roma'nnk ve Roma mparatorluunun ykl olacaktr. Bu, M usevi-Hristiyan kyamet anlay nda ska gemekle birlikte, r anllar tarafndan da bilin mektedir.29 Kyamet alameti de tm bu gelenekten ^ nrt-aVHr Hem Lactantius hem de B ahm an-Y at 'n bildirdiine gre "yl ksalacak, ay klecek gn ufacakhr"?0. B kozmik ve insani gerileme tasavvuru Hindistan'da (insan mrnn 80.000 yldan 100 yla inmesi) ve Grek-Dou dnyasnda yaygn lam astrolojik retilerde de karmza kmaktadr. O za man dalar paralanacak, yer dmdz olacak, insanlar lm arzulayp llere imrenecek, ama sadece onda biri sa kala caktr. "yle bir zaman olacak ki", diye yazar Lactantius, "adalet reddedilecek ve masumiyetten nefret edilecek, lanet lenmiler iyilere saldracak, ne yasaya ne de askeri disipline boyun eilecek, kimse ak salara sayg ve makamlara itaat gstermeyecek, kadnlara ve ocuklara merhamet etmeyecek; doa ve tanr yasalarna karn her ey birbirine karacak, iie geecek...y31 Ama bu gei evresinden sonra armdrc ate gelip ktleri yok edecek ve bunu ardndan Hristiyan kiliastlarnm bekledii ve aya ile Sibil Kehanetlerinin daha nceden ngrdkleri kutsanm binyl gelecektir. nsanlar yedinci binyln sonuna dek srecek yeni bir altn aa gireceklerdir; bu son atmadan sonra evrensel bir ekpyrosis tm evreni atee boacak bylece yeni bir dnyann, yldzlarn etkilerine tabi olmayan ve zamann hkm ranlndan kurtulmu ebedi adalet ve mutluluk dnyasnn
123

dogmasna meydan verecektir. braniler de benzer biimde dnyann mrn yedi binylla snrlamlard ama din adamlar dnyann sonunun ne zaman geleceini belirlem ek iin yaplan m atem atik hesapla malar asla tevik etmemilerdir. Bir dizi kozmik ve tarihsel felaketin (ktlklar, kuraklklar, savalar ve benzerleri) dn yann sonunu bildireceini belirtmekle yetimilerdir. Mesih gelecek; ller yeniden ayaa kalkacak (aya 26:19); Tanr lm fethedecek ve ardndan dnyann yenilenii gelecektir (aya 65:17; Yubiller Kitab I: 29 yeni bir yarattan da sz etm ektedir).33 < Burada da, yukarda gnderme yaplan kyamet reti lerinin hepsinde olduu gibi deiim aeonu ve kozmosun yeni lenmesinden nce an bir yozlama, ktlk ve karanln za feri eklindeki geleneksel motifi gryoruz. A. Jeremias ta rafndan tercme edilen bir Babil m etni34 kyameti yle ngrmektedir: "Gkte byle eyler olduunda berrak olan ka raracak, ar olan kirlenecek, lkeler karacak, dualar iitil meyecek, kahinler kt iaretler verecekler ... Onun [yani tan rlarn emirlerine kar gelen prensin] ynetimi altnda her kes birbirini yiyecek, insanlar altn uruna ocuklarn sata cak, kocalar karlarn, karlar kocalarn terkedecek, anne kznn yzne kapy kapatacak." Baka bir ilahi ise o gn lerde artk gnein domayacam, ayn grnmeyeceini, vb. sylemektedir. Babil anlayndaysa bu karanlk dnemin ardndan dai ma yeni bir cennetin afa gelir. ou kez, tahmin edilebi lecei gibi, cennet dnemi yeni bir hkmdarn tahta kma syla alr. Asurbanipal kendisini kozmosu yeniden dou racak kii olarak grmektedir, zira. "Tanrlar bize dost ol duklar zaman beni babalarmn tahtna kardlar, Ramman yamurlarn yadrd... hasat verimliydi, tahl boldu ... s rler hep oalyordu." Nabukadnezar kendinden yle sz eder: "Ben lkemde bir bolluk a, refah yllar balata cam." Bir Hitit metninde Murili babasnn devrini yle
124

betimler: "... onun zamannda tm Hatti lkesi refaha kavu tu, onun zamannda halk, srler, koyunlar oald.35 bu an lay arkaik ve evrenseldir: bunu Homeros'ta, Hesiodus'da, Eski Ahit'de, inde ve daha bir ok yerde grebiliriz.36 Basitletirerek diyebiliriz ki Yahudiler ve Hristiyanlar'da olduu gibi ranllar'da da evrene tahsisi edilmi "ta rih snrldr ve dnyann sonu gnahkarlarn yokedilii, llerin dirilii ve ebediyetin zamana galip gelmesiyle a kmaktadr. Ama bu reti M.. birinci yzylda ve am zn ilk yzyllarnda giderek yaygnlamakla birlikte dn yann Yaratlm yllk tekrar yoluyla yeniden douu eklindeki geleneksel reti karsnda kesin bir baar ka zanamamtr. Bundan nceki blmde bu ikinci retinin iz lerinin ranllar arasnda Orta aa dek srdrldn grmtk. Benzer biimde Mesihilik ncesi Musevilik'te de egemen olmu ve hi bir zaman tmyle tasfiye edilememitir, zira dini evreler Tanrnn kozmos iin belirledii srenin uzunluu konusunda kesin olmaktan kanm ve illud tempus'un bir gn mutlaka geleceini bildirmekle yetinmilerdir. Hristiyanlk'da ise ncil gelenei Basileia ton Theonun ina nanlar "arasnda" (entos ) zaten mevcut olduunu ve dolay syla illud tempus 'un ebediyen imdide ve her anda, m elan oia yoluyla herkese ulalabilir olduunu ima etmektedir. Szkonusu olan geleneksel deneyimden tmyle farkl bir dinsel deneyim, bir iman olduundan Hristiyanlk dnyann periyo dik yeniden douunu insan bireyin yeniden douuna evir mektedir. Ama Tanr'nn hkmnn bu ebedi nunc'una katlan kii iin tarih, onu periyodik olarak yokeden arkaik kltr insannda olduu gibi tmyle ortadan kalkar. Dolaysyla Hristiyan iin de tarih, her bir mmin tarafndan ve onun araclyla, Mesihin ikinci geliinden ve tm Yaratl iin nihai olarak son bulmasndan nce de ortadan kaldrlabilir. Hristiyanln tarihin ilgas ve zamann stnlnden kama diyalektiine soktuu devrimin yeterli bir tartma sn yapmaya bu denemenin snrlar elvermiyor. unu belirt
125

mekle yetinelim ki kozmosun sresini belirli sayda binylla snrlam ve tarihin in illo tempore nihai olarak ortadan kalkacan ileri srm olan byk dinin -ran , Musevi ve Hristiyan dinleri- erevesi iinde bile tarihin periyodik ye niden douuna ilikin antik retinin izleri hala srmekte dir. Baka bir deyile, tarih nihai eschaton g ereklem eden nce, tekrar tekrar yok edilebilir ve yenilenebilir. Hatta, Hristiyanlkta liturjik yl sann Doumu, ilesi, lm ve Diriliinin, bu mistik dramn bir Hristiyan iin iade ettii her eyle birlikte, yani Mesih'in doum, lm ve diriliinin in concreto yeniden gncelletirilmesi yoluyla kiisel ve kozmik yeniden doumla birlikte periyodik ve gerek tekrar zerine kuruludur.

126

YAZGI VE TARH
Kozm ik devrelerle ilgili tm bu H elenistik-Dou retilerine tek bir amala gnderme yaptk -bu blmn banda ortaya koyduumuz sorunun yantn bulabilmek iin: nsan tarihe nasl katlanmtr? Yant her tekil sistemde g rlebilir: Kozmik devre iindeki - bu devre tekerrr yetisine sahip olsun veya olmasn - belirli bir tarihsel yazg zerine kuruludur. Burada sait bir kadercilik grmemeliyiz, bu terime ne anlam atfedersek edelim bu ayr ayr ele alman her bireyin iyi ya da kt talihini hesaba katar. Bu retilerse bireysel yazg deil btn olarak ada tarihin yazgs tarafndan or taya konulmu sorular yantlamaktadr. nsanlk (ki "in sanlk" kelimesiyle her kii kendisince bilinen insan kitlesini kasteder) iin ekilecek aclar varsa bunun tek nedeni in sanln belirli bir tarihsel anda, yani d evresinde olan veya sonuna yaklaan bir kozmik devrede bulunmasdr. Bi reysel olarak herkes bu tarihsel andan ekilmekte ve acl sornulara kar kendisini felsefe veya gizemcilikle avutmak ta zgrdr. (Tarihsel gerilim yzyllarnda Akdeniz-Dou dnyasna yaylan gnostizm, tarikatlar, gizemcilik ve felsefi akmlar dalgasn sadece zikretmek bile tarihten ekilmeye
127

abalayanlarn saysnn ne derece artt konusunda bir fikir vermeye yetecektir.) Btnsellii iindeki tarihsel an ise ait olduu devrenin d evresindeki konumunun kanlmaz so nularn uzak tutamaz. Hint grnde Kali Yuga'daki her insann zgrlk ve tinsel gzellii aramaya ynelmesi, alma bir yandan da bu karanlk dnyann tmyle yokolmasmdan kaamamas gibi gnderme yaptmz eitli sistem lerin grlerinde de tarihsel an, adalarna sunduu ka ola naklarna ramen btn olarak, nihai felaketi haberleyen her an gibi trajik, patetik, adaletsiz, kaotik olmak zorundadr. Helenistik-Dou dnyasna yaylm tm devresel sistem leri birbirine balayan ortak bir zellik var: herbirinin grnde ada tarihsel an (kronolojik konumu ne olursa ol sun) kendinden nceki tarihsel anlara kyasla bir yol amay temsil eder. Sadece ada aeon dier alardan (altn, gm, vb. alar) aa olmakla kalmaz, srmekte olan an (yani devrenin) erevesi iinde bile insann yaad "kerte" zaman getike daha da ktye gitm ektedir. ada anlarn deersizletirilmesi ynndeki bu eilim bir ktmserlik be lirtisi olarak yorumlanmamal. Tam tersine, ar bir iyimser lii gsterir bu, zira insanln, hi olmazsa bir blm ada durumun ktlemesinde bunun ardndan gelmesi gereken yenidendoumun belirtilerini grmektedir. ayanm zamanndan beri bir ok askeri yenilgi ve siyasal k dnyay yeniden douracak Mesihi illud tempus'un belirtileri olarak heye canla beklenmitir. Ancak, insann olas konumlar farkl olsalar da ortak bir zellik sergilemilerdir: tarihe, sadece anlam olduu iin ayn zamanda, son tahlilde, zorunlu olduu iin katlanla bilir. Tm bir kozmik devrenin tekerrrne inananlar iin, sa dece sonuna yaklaan tek bir devreye inananlar gibi, ada tarih dramas zorunlu ve kanlmazd. Platon kendi za mannda bile, ve Kaide astrolojisinin baz emalarn kabul etmesine ramen astrolojik kadercilie kaplanlar veya teri min kat (Stoac) anlamnda ebedi tererrre inananlar hicve-

128

diyordu (rnein bkz. Devlet, VIII, 546 ve devam). H ristiyan filozoflarna gelince, onlar da Roma mparatorluu nun son yzyllarnda artan ayn astrolojik kadercilie kar iddetle mcadele ettiler.37. Birazdan greceimiz gibi, Saint Augustinus bir ebedi Roma fikrini srf devresel teorilerce be lirlenmi bir fatum'u kabul etmemi olmak iin savunacaktr. Ne var ki astrolojik kaderciliin de tarihsel olaylarn akn hesaba katt ve dolaysyla, tpk eitli Grek-Dou gnostizmlerinin ve Yeni-Pitagorasln baaryla yapt gibi adalarn bunlar anlamalar ve katlanmalarna yardm ettii dorudur. rnein, tarih ister gksel cisimlerin devi nim leri veya saf ve yaln biim de, ilk btnlemeyle balantl bir dalmay zorunlu klan kozmik sreler ta rafndan belirlensin, ister Tanr'nn iradesine, kahinlerin se zebildii iradeye tabi olsun sonu aynyd: tarihte tezahr eden felaketlerin hi biri keyfi deildi. mparatorluklar yk seliyor ve kyor, savalar saysz aclar douruyor, lmszlk yitiriliyor, toplumsal adaletsizlik durmadan artyorduysa bunlar zorunlu olduklar, kozmik ritm, demiurge, yldzlarn hareketleri veya Tanr'nn iradesi tarafndan is tedikleri iin oluyordu. Bu grte Roma tarihi ar basmaktadr. Romallar, ta rihlerinin ak iinde bir ka kez kentlerinin yokolma teh likesiyle karlamlard ve bunun sresi inanlarna greRomulus tarafndan kurulduu anda belirlenmiti. Jean Hubaux Les Grands Mythes de Rome adl eserinde Roma'nn "m rne" ilikin hesaplamalardaki belirsizliklerin dourduu kritik anlar yetkin biimde incelemi, Jdrome Carcopino ise kentin felakete uramadan bir dirili yaamasna dair umut beslemesini hakllatran tinsel gerilimi ve tarihsel olaylar kaydetm itir.38 Her tarihsel krizde iki karanlk a mitosu Roma halknn saplants haline geliyordu: (1) kentin yaam sresi belirli sayda ylla snrlandndan (Romulusun grd oniki kartal tarafndan aa vurulan "gizemli say") mr bitmitir; ve (2) Byk Yl evrensel bir ekpyrosis ile tm
129

tarih, dolaysyla Roma tarihine de son verecektir. Bizzat Roma tarihi son dnemlere dek bu korkularn temelsiz olduunu gstermeye almtr. Roma'nn kuruluundan 120 yl getikten sonra Romulusun grd oniki kartaln, ou ki inin korktuunun tersine 120 yl anlamna gelmedii anla lmtr. 365 yln sonunda kentin her ylnn bir gnne eit olduu bir Byk Yln sz konusu olmad grlm ve yazgmn Roma iin yzer yllk oniki aydan oluan bir Byk Yl belirledii dnlmtr. Sibyl kahinleri tarafndan ile ri srlen ve filozoflarca kozmik devre teorilerinde yorumla nan geriye dn "alar" ve ebedi dn mitosuna gelince, bir adan tekine geiin evrensel bir ekyprosis olmakszn gerekleebilecei zaman zaman umulmutur. Ama bu umut her zaman endieyle iie gemitir. Ne zaman tarihsel olaylar felaket ritmlerini hzlandrsa Romallar Byk Ylm bitmek zere ve Roma'nn da kn eiinde olduuna inanm lardr. Caesar Rubicon.u getiinde Nigidius Figilus Roma'y ve insan soyunu sona erdirecek kozmik-tarihsel dramann balayacan ngrmtr.39 Ama ayn Nigidius Figulus bir ekpyrosis 'in kanlmaz olmadna ve yenilenmenin, YeniPitagoras m etacosm esis 'in bir kozmik felaket olmakszn gerekleebileceine de inanm40 bu dnce Virgilius ta rafndan alnp gelitirilmitir. Horatius Epode XVTda Romann gelecekteki yazgsna dair korkusunu saklayamamtr. Stoaclar, astrologlar ve Dou gnostizmi alarnn sava ve afetlerinde nihai felake tin yaklamakta olduuna ilikin belirtiler gryorlard. Ro mallar da Romann yaam sresine ilikin hesaplamalar veya kozmik-tarihsel devreler retisinden yola kan akl yrtmelerle, eninde sonunda kentin yeni bir aeon balan gcndan nce yokolacam biliyorlard. Ama bir dizi uzun ve kanl i savan ardndan gelen Augustus'un ynetimi bir pax aeterna balatm gibi grnd. ki mitosun -Roma'nn "a" ve Byk Y l- esinledii korkularn temelsiz olduu kant lanmt artk: "Augustus Roma'y yeniden kurdu artk onun
130

yaamndan korkmamz gerekmiyor, Romulus'un oniki kar talnn gizemi zerine kafa yoranlar buna inanyorlard. "Demir andan altn ana gei bir ekpyrosis olmadan gerekleti", devreler teorisine bal olanlar ise byle syl yorlard. Bu nedenle Vergilius evreni patlatacak olan gnee ait son saeculum'un yerine ekpyrosis'i atlayarak Apollo'nun saeculum'unu koydu ve son savalarn demir andan altn ana geiin belirtileri olduunu ileri srd.41 Daha sonra, Augustus'un ynetimi gerekten bir altm a balatm gibi grnmeye baladnda Vergilius Romallara kentin sresi konusunda yeniden gven vermeye alt. Aeneas (I, 255 ve devam)de Jpiter Vens'e seslenerek Romallar' zaman ve mekanla snrlamayacan sylemektedir: "sonu olmayan bir im p a ra to rlu k v e rd im o n la r a ." 42 V e A eneas'n yaymlanmasndan sonra da Augustus kentin ikinci kurucusu olarak ilan edildi. Doum gn olan 23 Eyll "varoluu Augus tus tarafndan kurtarlan ve yz onun tarafndan deitirilen Evren'in hareket noktas" olarak grld. O zaman Roma'nn periyodik olarak ad infinitum yeniden doabilecei umudu or taya kt. Bylece oniki kartal ve ekpyrosis mitoslarndan kurtulmu olan Roma, Virgilius'un deyiiyle, "gnein ve yn yollarnn tesine uzanan" (" extra anni solisque vias") blgeleri kaplayana dek byyebilecekti. Btn bunlarda, grdmz gibi, tarihi yldzlara bal yazgdan veya kozmik devreler yasasndan kurtarma ve Roma'nm ebedi yenilenmesi mitosuyla kozmosun hkmdar veya rahip tarafndan ebediyen yeniden yaratlarak yllk (ve zellikle de felaket olmakszn!) yeniden douuna ilikin arkaik mitosa dn ynnde grkemli bir aba yatmaktadr. Her eyin stnde tarihe kozmik dzlemde deer verme, yani tarihsel olay ve felaketleri evrene, yeniden douu mmkn klmak iin son vermesi gereken hakiki kozmik patlama ve dalmalar olarak grme abasdr bu. Savalar, ykmlar tarihin aclar artk bir adan tesine geiin alametleri deildir, bilakis kendileri gei oluturmaktadrlar. Bylece,
131

her bar dneminde tarih kendisini ye: ler ve bunun sonucun da yeni bir dnya balar; son tahlilde (Augustus etrafnda oluturulan mitosta grdmz gibi) hkmdar kozmosun Yaratln tekrarlamaktadr. Roma rneini, tarihsel olaylara bu blmde incelenen mi toslarn unsurlaryla deer verilebileceini gstermek iin or taya koyduk. zel bir mitos teorisine (Roma a, Byk Yl) uyarlanan felaketler sadece adalarnca katlanlabilir ol makla kalmaz ayn zamanda ortaya ktklarnn hemen ertesinde olumlu bir deer de kazanrlar. Elbette, Augustus ta rafndan balatlan altn a ancak Latin kltrndeki etkile riyle srebilmitir. Daha Augustus lmeden tarih altn a yalanlam ve halk yeniden yakm bir felaket beklentisiyle yaamaya balamtr. Roma, Alaric tarafndan igal edil diinde Romulusun oniki kartalnn belirtisi doru km gibi grnd: kent varoluunun onikinci ve son yzylna girmek teydi. Ancak Saint Augustine Tanr'nn tarihe ne zaman son vermeye karar vereceini kimsenin bilemeyeceini ve her du rumda, kentler doalar gerei snrl bir yaam sresine sa hip olsalar da tek "ebedi kent" Tanrnn kenti olduundan hi bir yldzl yazgsnn bir ulusun hayat veya lmn karar latram ayacan! gsterm eye alm tr. Bylece H ris tiyan dncesi, dinsel iman deneyiminin nemini ve insan kiiliinin deerini gstererek dier tm arkaik bak ala rn amaya abalamas gibi eski ebedi tekerrr temalarm da kesin olarak ama eilimi gstermitir.

132

Drdnc Blm

TARHN TERR

EBED DN MTOSUNUN SRMES


Bu son blmde ortaya konulan sorun bu deneme iin belirle^ diimiz snrlar amaktadr. Bu nedenle ancak ana hatlarn . izeceiz. zetle, bilinli ve istekli olarak tarihi yaratan "tarihsel insan"m (modem insann) aksine geleneksel medeni yetlerin insan tarihe kar olumsuz bir tavr almtr. Gele neksel m edeniyetlerin insan tarihi ister periyodik olarak yok etsin, ister durmakszn tarih-tesi modeller ve arke tipler bularak deersizletirsin, isterse o ana tarihd bir an lam versin (devresel teori, eskatolojik anlam landrmalar, vb.) hi bir durumdatarihsel olaya kendi bana bir deer ver memitir; baka bir deyile, onu kendisine zg bir varolu, tarz olan zgl bir kategori olarak grmemitir. imdi, bu iki insanlk tipinin karlatrlm as tm modern "tarihselcilikler"in de analizini gerektirmektedir, oysa byle bir analiz, ne kadar yararl olsa da, bizi bu almamn balca amacndan uzaklatracaktr. Yine de insann bilinli ve istemli tarihsellii sorununa deinmek zorundayz, nk modem dnya, u anda, tmyle tarihselcilie dnm deildir; hatta iki gr arasndaki bir arpmaya tank oluyoruz: arketipik ve tarihd diye nitelediim iz arkaik anlay ile tarihsel olma135

ya alan modem, Hegel-sonras anlay. Sorunun sadece bir, ama nemli bir vehesini incelemekle yetineceiz: modem in sann ada tarihin giderek glenen basksna katlanma sn salamak iin tarihselci grn nerdii zmler. nceki blmler geleneksel toplum insannn tarihe kat lanma yollarn geni biimde gsterdi. Okurun hatrlayaca gibi ya kozmogoninin tekrar edilmesi ve zamann periyodik yenidendouu yoluyla tarihi periyodik olarak yok ederek ya da tarihsel olaylara tarih-tesi bir anlam, sadece avutucu ol makla kalmayp hepsinin stnde tutarl, yani kozmos ve in sann varoluuna raisor^djetre salayan olduka salam bir sisteme uyabilen bir anlam vererek ona kar savunmaya al lyordu. unu da eklemeliyiz ki, bu geleneksel tarihe kar savunma anlay, tarihsel olaylara katlanmann bu yolu ok yakm zamana dek dnyada etkili olmay srdrd; ve hala da Avrupa'nn tarihd bir konuma sk skya bal ve tm devrimci ideolojilerin iddetli saldrsna maruz tarmsal (yani geleneksel) toplumlarn avutmay srdrmektedir. Av rupa halk tabakalarnn Hristiyanl ne arketip teorisini (tarihsel bir kiilii rnek bir kahramana, tarihsel bir olay bir mitsel kategoriye dntren) ne de (tarihi hakllatran ve onun dourduu aclara eskatolojik bir anlam veren) devre sel ve yldzsal teorileri tmyle ortadan kaldrmay asla baaramad. Dolaysyla -sadece bir ka rnek verelim Yksek Orta ada Barbar istilaclar Kutsal Kitap arketipi Yecc ve Mecc ile zdeletirildi ve bylece ontolojik bir stat ve eskatolojik bir anlam kazandlar. Bir ka yzyl sonra, Hristiyanlar Cengiz Han Hezekyel'in kehanetlerini yerine getirecek yeni bir Davud olarak grdler. Orta a'n tarih sel ufkunda beliren barbarlarn dourduu ac ve felaketler bu e-kilde yorumlanarak bir ka bin yl nce antik Douda tari hin terrne "katlanlabilmesini" salayan ayn srele kat lanlabilir hale getirildi. Hala olaylarn acmasz basksn da ilahi bir iradenin veya yldzsal yazgsalln iaretleri ni grmeye devam eden on milyonlarca nsan iin yaam, ta
136

rihsel felaketlerin bu ekilde hakllatrlmasyla mmkn olmaktadr. teki geleneksel anlaya -ebedi tekerrr mitosuyla ili kili olsun veya olmasn, devresel zaman ve. tarihin periyodik yeniden douu anlayna- dnecek olursak ilk Hristiyan yazarlarn balangta iddetle kar km olmalarna ra men sonunda Hristiyan felsefesine girebildiini grrz. H' ristiyanlka gre zamann gerek olduunu nk bir anlam Balanma- olduunu hatrlayalm. "nsanln yolunda lk Dten nihai Balanmaya kadar dz bir izgi uzanmak tadr. Ve bu tarihin anlam yeganedir, nk Bedene Brnme yegane bir olgudur. Yeni Ahitin "branilere Mektup" kit abnn 9. babyla "Petrus'un Birinci Mektubunun 3. babnda da vurgulanr ki sa bizim gnahlarmz iin bir kere ve son kere ( hapax, ephapax, semel) ld; bu tekrar edilebilecek, birden fazla sefer yeniden retilecek, (pollakis) bir olay deildir. Dolaysyla tarihin gelii biricikbr"olgu, tek bana bir olgu tarafndan belirlenmekte ve ynlendirilmektedir. Dolay syla, tm insanln yazgs ve onunla birlikte her birimizin bireysel yazgs tarihin ve hayatn zaman olan somut ve yeri deitirilemez bir zaman iinde benzer bir ekilde bir kerelik tir."kinci Yzylda Lyonlu St. Irennaeus tarafndan anahatlar oluturulmu olan bu izgisel zaman ve tarih anlay St. Basil, St. Gregory tarafndan benimsenecek ve St. Augistinus tarafndan gelitirilecektir. Ancak ortodoks Babalarn tepkisine karn dngler ve in san yazgsyla tarihsel olaylar zerindeki yldzsal etkiler teorisi, skenderiyeli Clement, Minucius Felix, Arnobius ve Theodoret gibi Babalar ve kilise yazarlar tarafndan, ksmen de olsa, kabul edilmitir. Bu iki temel zaman ve tarih anlay arasndaki atm a onyedinci yzyla kadar srmtr. Pierre Duhem ile Lynn Thorndike tarafndan ya plan ve Pitirim Sorokin tarafndan zetlenip tamamlanan harika analizin hesaba katlmamas im kanszdr.2 Okura unu hatrlatmalyz ki Orta an doruunda dngsel ve
137

yldzsal teoriler tarih bilgisel ve eskatolojik speklasyona egemen olmaya balad. Daha onikinci yzylda yaygnlaan bu teoriler3 bir sonraki yzylda, zellikle Arab yazarlardan yaplan evirilerin ortaya kmasndan sonra sistematik ola rak gelitirilmilerdir. Kozmik ve corafi etkenlerle bunlara bal dnemsellikler arasnda (Ptolemy'nin daha ikinci yz ylda Tetrabiblos da iaret ettii dorultuda) korelasyonlar kurulmaya allmtr. Bir Albertus Magnus, bir St. Thomas, bir Roger Bacon, bir Dante ( Convivio , II, Bl. 14) ve daha bir oklar dnya tarihindeki devreler ve dnem selliklerin yldzlarn etkisine bal olduuna inanmaktadrlar, bu etki ister Tanr'nn iradesine itaat etsin ve onun tarih iindeki arac olsun isterse -giderek, kabul eden bir hipoteze gre- kozmosda ikin bir g olarak grlsn.^K sacas, Sorokin'iri formln kullanacak olursak, olaylar periyodik geri dn n aklayan devresel teori ile desteklenmi eskatolojik an lay (iki esas urayla: yaratl ve dnyann sonu) Orta a'a egemen olmutur. Bu ikili dogma onyedinci yzyla dek speklasyona hkmetmitir, ne var ki ayn srada tarihin izgisel ilerlem esine ilikin bir teori de belirmeye bala mtr. Orta a'da bu teorinin tohumlar Albertus Magnus ve St. Thomasn yazlarnda grlebilir, ama en tutarl biimde, St. Augistinusdan beri Hristiyanln bu alanda yapt en nemli katk olan muhteem bir tarih eskatolojisinin ayrl maz bir paras olarak ortaya k Florisli Joachim 'in Etemal Gospel'i ile olmutur^ Florisli Joachim dnya tarihini srasyla Teslis'in farkl bir kiiliinin, Baba, Oul ve Kutsal Ruh'un esinledii ve egemen olduu byk aa ayr maktadr. Bu Calabrial keie gre bu alarn her biri ta rihte tanrnn yeni bir boyutunu gstermekte ve bu ekilde in sanln kendisini adm adm ilerleyerek, sonunda, Kutsal Ruh'un esinledii son evrede - mutlak tinsel zgrle varana dek mkemmelletirmesini salamaktadr.6 Ama, dediimiz gibi, giderek daha ok kabul gren eilim dngsel teorinin ikinletirilmesidir. Hacimli astroloji ince138

lemelerinin yan sra bilimsel astronomiyle ilgili dn celerde de ortaya kmaya balamtr. yle ki, Tycho Brahe, Kepler, Cardano, Giordano Bruno veya Campanella'nn teo rilerinde bir Francis Bacon ya da bir Pascal tarafndan savu nulan yeni izgisel ilerleme anlaynn yannda dngsel ide oloji hala varln srdrmektedir. Onyedinci yzyldan iti baren izgiseleilik ve ilerlemeci tarih anlay iderek daha belirginleir ve sonsuz bir ilerleme inancn, Leibniz tarafn dan savunulan, "aydnlanma ama egemen olan ve ondokuzuncu yzylda evrimci teorilerin zaferiyle poplerleen in anc balatrlar. Bu tarihsel izgiselcilie kar yeni tepkile rin ortaya kmas ve dngler teorisine olan ilginin can lanmas iin bu yzyla kadar beklememiz gerekecektir;7 on dan sonra politik ekonomide devre, dalgalarna, periyodik gidi geli kavramlarnn yeniden itibar kazanmasna, felse. fede ebedi dn mitosunun Nietzsche tarafndan canland rlmasna, felsefesinde bir Spengler veya bir Toynbeenin dnemsellik sorunuyla ilgilenmelerine tank oluruz.8 Dngsel anlaylarn yeniden itibar kazanmasyla ilgili olarak, Sorokin'in doru gzlemledii gibi9 evrenin lmne ilikin imdiki teoriler bir bakma Grek-Dou speklasyonu veya Hint dncesindeki Yuga devresindeki (bkz. yuk ardaki sayfalar) Yeni Ylda benzer bir yeni evrenin ya ratl hipotezini dlamamaktadr. Temelde denilebilir ki arkaik ebedi tekerrr mitosunun anlam ancak modern alarn dngsel teorilerinde tam varglarna erimektedir. Zira Orta a'n dngsel teorileri olaylara kozmosun ritmi ve yldzlarn yazgsall iinde bir anlam vererek dnemselliklerini hakllatrmayla snrlamlardr kendil, erini. Bunu yaparak tarih olaylarnn dngsel tekrarn, bu . tekrarn ad infinitum srmekte olduunu dnmeseler bile, rtl olarak onaylamlardr. Dahas da var: tarihsel olay lar devrelere ve yldzlarn durumlarna baml olduklarn dan anlalabilir, hatta ngrlebilir olmutu, nk bylece bir akn model elde ediyorlard; savalar, ktlklar ve a
139

da tarihin dourduu straplar ilahi iradenin tmyle d nda olmayan gksel normlar ve yldzlar tarafndan belirle nen bir arketipin tekrarydlar. Antikitenin sonlarnda ebedi dn mitosunun bu yeni ifadeleri her eyden nce entelektel sekinler arasnda ilgi gryor ve zellikle tarihin basksn dan dorudan muzdarip olanlar avutuyordu. Kyl kitleleri m odem alarda olduu gibi antik ada da dngsel ye yldzsal biimlere fazla ilgi duymadlar; onlar arketipler ve tekerrr kavramnda,, kozmos ve yldzlar dzleminden ok mitsel-tarihsel dzlemde "yaadklar" kavramda destek ve teselli buluyorlard (yani yukarda tasvir ettiimiz diyalektie uygun olarak tarihsel kiilikleri rnek kahramanlara, tarihsel olayn mitsel kategorilere, vb. dntrerek).

140

TARHSELCLN GLKLER
Dngsel teorilerin ada dncede yeniden ortaya k bir ok anlama gebedir. Bunlarn geerlilikleri zerinde yar gda bulunmaya yetkimiz olmadndan bir arkaik mitosun modern terimlerle formle ediliinin en azndan tarihsel olaylar iin bir anlam ve tarih-tesi bir hakllk bulma ar . zusunu ortaya serdiini belirtmekle yetineceiz. Bylece, Hegel'den Marx'a "tarihselci" zmlerin geerlilii rtl biimde sorgulandnda bir kez daha kendimizi Hegel-ncesi konumda buluyoruz. Hegelden itibaren her aba tarihsel olaya, kendinde ve kendi iin tarihsel olay kurtarma ve ona bir anlam atfetme hedefine ynelmitir. Hegel, Alman Devle ti zerine incelemesinde eylerin olduklar biimiyle zorunlu olduklarm, yani keyfi ve rastlant sonucu olmadklarn ka bul ettiimizde byle olmalar gerektiini de kabul edecei mizi yazyordu>jBir yzyl sonra tarihsel zorunluluk kavram ok daha muzaffer bir pratik uygulamaya kavuacaktr: tari hin tm acmaszlklar, aksaklklar ve trajedileri "tarihsel anm zorunluluklar ile hakllatrlmtr ve hala da yle olmaktadr. htimaldir ki Hegel bu kadarn amalamamt. Ama kendi tarihsel an ile uzlamaya karar verdikten sonra
141

her olayda Evrensel Tin'in srekliliini grmek zorundayd. Bu nedenle sabah gazetelerini okumak bir tr gereki sabah duasdr demiti. Ona gre, olaylarla tek bir gnlk temas in sanm dnya ve Tanryla ilikilerini ynlendirebilirdi. Hegel tarihte neyin zorunlu olduunu, olup biten eylerin o ekilde olmas gerektiini nasl bilebiliyordu? Hegel Evren sel Tin'in ne istediini bildiine inanmaktayd. Sonunda tam da Hegel'in tarihte kurtarmak istedii eyi -in san zgrl n- yokeden bu tezin cretlilii zerinde srar etmeyeceiz. Ama Hegel'in tarih felsefesinin bir vehesi var ki hala Musevi-H ristiyan anlayndan bir eyler muhafaza ettii iin bizleri ilgilendirmektedir: Hegel'e gre tarihsel olay Evren sel Tin'in tezahryd. mdi, Hegelin tarih felsefesiyle b rani peygamberlerin tarih teolojisi arasnda bir koutluk iz mek mmkn: Hegel gibi bu peygamberlere gre de bir olay Tanr'nn iradesinin tezahr olduundan geri evrilemez ve kendi bana geerlidir -bunun, arketiplerin ebedi tekerrr tarafndan belirlenen geleneksel bak asndan gerekten devrimci bir nerme olduunu akldan karmamalyz. Do laysyla, Hegelin grne gre bir halkn yazgsnn hala tarih-st anlam vard, nk tm tarih Evrensel Tin'in yeni ve daha mkemmel bir tezahrn sergiliyordu. Ama Marx'la birlikte tarih her tr akn anlamdan syrld; artk snf m cadelesinin kutsal-tezahrnden baka bir ey deildi. Byle bir teori tarihsel aclar ne lde hakllatrabilir? Bunun yant iin evrensel tarihi dolduran tm basklarn, kollektif aclarn, s rg nlerin, aalanm alarn ve katliam larn Hegelci ve Marks diyalektik asndan nasl kabullenilebileceini kendilerine sorup duran bir Belinsky ya da bir Dostoyevski'nin patetik direnilerine dnmemiz gerekiyor. Yine de M arksizm tarihte bir anlam grm ektedir hala. Marksizme gre olaylar keyfi rastlantlarn ardarda gelii deildir; tutarl bir yap sergiler ve hepsinin stnde belirli bir sona doru ilerlerler -tarihin terrnn nihai olarak orta dan kaldrlmas, "selamet" dolaysyla, marksist felsefe ta
142

rihinin sonunda arkaik eskatolojilerin altn a uzanmakta dr. Bu anlamda Marxn "Hegel felsefesini yeryzne geri ge tirmekle" kalmayp, yalnzca insana zg bir dzeyde ilkel altn a mitosunun deerini de onaylad sylenebilir; u farkla ki altn a sadece tarihin sonuna yerletirmektedir, hem balang hem de sona deil. Militan marksist iin tari hin terrnn telafi edili srr burada yatmaktadr: "karan lk a"da yaayanlarn ktln artnn nihai kurtuluu hzlandrd dncesiyle artan aclarn yattrmalar gibi gnmzn militan Marksisti de tarihin basksnn dourduu dramada zorunlu bir ktlk, tm tarihsel "ktl" ebedi yen sona erdirecek yaklamakta olan zaferin ngrsel belir tisini okumaktadr. Tarihin terr eitli tarihselci felsefeler tarafndan sunu lan bak alarnda daha da katlanlmaz olmaktadr. Bun lara gre/her tarihsel olay, elbette tm ve tek anlamn yal nzca gereklemesinde bulur. Rickerl, Troellsch, Dilthey ve Simmel'i yeterince uratrm ve son zamanlarda Croce, Kari Mannheim ya da Ortega y Gasset'nin abalaryla ksmen stesinden gelinmi olan tarihselciliin glklerine burada girmemize gerek yok.10 Bu nedenle de tarihselciliin felsefi deerini ya da grecilii kesin olarak aabilecek bir "tarih felsefesinin kurulup kurulamayacan tartmamz gerekmi yor. Dilthey, yetmi yanda, "tm insani kavramlarn gre lilii tarihsel dnya grnn son szdr" demiti. Bu gre lilii bir allgetneine Lebenserfahrung ile aabilmek iin na file urat. Meinecke bou bouna bir znellik-st deneyim olarak "bilincin incelenmesi"nin tarihsel yaamn greliliini aabileceinden medet umdu. Heidegger insan varoluunun tarihselliinin zaman ve tarihi ama ynnde her trl umudu engellediini gsterme klfetine katland. Bizim amacmz iin bizi ilgilendiren tek bir soru var: ta rihselciliin bak asndan "tarihin terr"ne nasl katlan labilir? Bir tarihsel olayn srf tarihsel olay oluuyla, baka bir deyile, "byle olmu" olmasyla hakllatrlmas, in
143

sanl olayn dourduu dehetten kurtarmakta pek etkili ol mayacaktr. Burada, hangi adan ele alnrsa alnsn felsefi ve dinsel bir sorun olarak kalan ktlk sorunuyla ilgilenme diimiz aka anlalm aldr; biz tarih olarak tarih soru nuyla, insann durumuyla deil dier insanlara kar davra nyla bantl "ktlk" sorunuyla ilgileniyoruz. rnein, srf corafi konumlar onlar tarihin yoluna kard iin, s rekli yaylma halindeki imparatorluklara komu olduklar iin ac eken ve yokedilen bir sr insann ac ve yokedililerinin nasl katlanlabilir ve hakl klnabileceini bilmek istiyoruz. rnein, gneydou Avrupann, srf Asyal isti laclarn yolunda ve daha sonra Osmanl mparatorluunun komusu olduu iin yzyllar boyu ac ekmi -v e dolaysyla daha yksek bir tarihsel varolua, evrensel dzlemde tinsel yarata ynelik her trl itkiden yoksun kalm - olmas nasl hakllatrlabilir? Ve gnmzde, tarihsel bask hi bir ka yolu brakmazken insan tarihin dehet ve felaketle rine - kollektif srgnden katliamlara ve atom saldrlarna kadar- onlarn ardnda hibir iaret, hibir tarih-st anlam grmeden nasl katlanabilir; btn bunlar ekonomik, toplum sal ve siyasal glerin kr oyunundan baka bir ey deilse, hatta daha beteri, yalnzca bir aznln sahip olduu ve ev rensel tarih sahnesinde icra ettii "hrriyetler"in sonucuysa? / >Gemite insanln belirttiimiz aclara nasl dayanabil diim biliyoruz: bu aclar Tanr tarafndan verilmi cezalar, "an bitiinin sendromu, vb. olarak grlyordu. Ve tarihtesi anlamlar olduu, hala geleneksel bak asna sahip olan insanln byk blm iin tarihin kendi iinde bir de eri olmad ve olamad iin bunlan kabullenmek mmkn d^ Her kahraman ilk arketipik jesti tekrarlyordu, her sava iyi ile kt arasndaki mcadelenin bir provasyd, her yeni toplumsal adaletsizlik M esihin aclar (ya da Hristiyanlk ncesi dnyada ilahi bir haberci veya verim tanrsnn ile siyle) zdeletiriliyordu, her yeni katliam ehitlerin muzaf fer sonunu tekrarlyordu. Bylesi motiflerin ocuksu olup ol
144

madna, ya da tarihin bu ekilde reddinin her zaman etkili olup olmadna karar vermek bize dmez. Kanmzca tek bir olgu nem tamaktadr: bu gr sayesinde on milyonlarca in san yzyllar boyu, umutsuzlua kaplmadan, intihar etmeden veya daima greci ya da nihiliste bir tarih grne yol aan o ruhsal ksrla dmeden byk tarihsel basklara dayana bildiler. Dahas, evvelce de belirttiimiz gibi, dier ktalar bir yana Avrupa'nn da dikkate deer bir blm hala gelenek sel, anti-"tarihselci" gr asnn nda yaamaktadr. Dolaysyla, bu sorunla kar karya olan her eyden nce "sekinler"dir, nk sadece onlar tarihsel durumlarn, artan bir evkle tanmaya zorlanmaktadr. Hristiyanlk ve eska tolojik tarih felsefesinin bu sekinlerin nemli bir blmn tatmin etmekten geri kalmad dorudur. Bir noktaya kadar ve baz bireyler iin Marksizm'in -zellikle popler biimle rinin- tarihin terrne kar bir savunmay temsil ettii sy lenebilir. Sadece tarihselci konum tm eit ve tonlaryla Nietzsche'nin "yazgsmdan Heideggerin "zamansall"na -savunmasz kalmaktadr.11 Bu felsefede umutsuzluun, amor tali'nin ve ktmserliin kahramanca bir erdem ve bilisel bir ara mertebesine ykseltilmi olmalar rastlant deildir. Yine de bu konum, en modern ve insan "tarihsel varlk" olarak tanmlayan btn dnrler iin, bir anlamda, nere deyse kanlmaz olmasma karn ada dnceyi tamamen fethedemedi. Bir ka sayfa nce dngsel dngsellik mitosu na, hatta ebedi dn mitosuna yeniden deer verme eilimin deki baz yeni ynelimleri belirtmitik. Bu ynelimler sadece tarihselcilii deil tarihi de reddetmektedirler. Bunlar da tarihe kar bir direni, tarihsel zamana kar bir bakaldr, insan deneyimiyle ykl olan tarihsel zaman kozmik, dng sel ve sonsuz zaman iinde bir yere yeniden yerletirme olarak grmekte hakl olduumuzu sanyoruz. Her hal- karda, gn mzn en nemli yazarlarndan ikisinin -T.S. Eliot ve James , Joyce- yaptlarnn ebedi dn mitosu, ve son tahlilde zama
145

nn ilgasna ynelik bir nostaljiyle dolu olduunu belirtmeye deer. Ayrca, tarihin terr arttka, varolu tarih karsn da giderek daha dayanksz olduka tarihselci konumlarn gitgide itibar kaybedeceini ngrmek iin nedenler var. Ve, tarihin ne kozmos, ne insan ne de talih tarafndan henz baarlamam bireyi yapabildii -yani insan soyunu tmyle or tadan kaldrm ak- bir anda insan toplumunun arketip ve te kerrrlerinin (yapay, nk kararlatrlm) ufku iinde btnletirm e yoluyla "tarihin olaylan"nm engellem esi ynnde umutsuzca bir abaya tank oluyoruz belki de. Baka bir deyile, insanln varln srdrebilmesi iin ilk impa ratorluklarn yaratlndan beri yapmaya balad anlam da tarih"yapmakM tan artk vazgeip nceden belirlenmi ar ketipik jestleri tekrarlam akla yetinecei ve "tarihsel" uzants olan her trl kendiliinden jesti anlamsz ve teh likeli grerek unutmak iin abalayaca bir a, hem de pek uzak olmayan bir a dnmek mmkn. Hatta gelecekteki toplumlarn tarih-d zmn dnyann balangc veya so nundaki altn aa ilikin cennetsi veya eskatolojik mitoslar la karlatrmak ilgin bile olabilir. Ama bu speklasyonlar baka bir yerde aratrma niyetinde olduumuzdan imdilik konumuza dnelim: arkaik insana kyasla tarihsel insann ko numu. Ve arkaik insana kar getirilen itirazlar tarihselci grn nda anlamaya alalm.

146

ZGRLK VE TARH
Modern insann dnemsellik kavramlarn ve dolaysyla, son tahlilde arkaik arketipler ve tekerrr kavramlarn red dediinde doaya kar bir direniin "tarihsel insan"n kendi zerkliini gsterme isteminin yattn dnmekte hakl olduumuza inanyoruz. Hegel'in vakur bir zgvenle belirt tii gibi doada yeni hi bir ey olmaz. Ve arkaik medeniyet lerin insanyla modem, tarihsel insan arasndaki en hayati fark bu kincisinin tarihsel olaylara, yani geleneksel insan iin anlamsz konjonktrler veya kuraldan sapmalar (dola ysyla "hatalar, "gnahlar, vb.) dnda bir ey ifade et meyen ve bu yzden periyodik olarak ilga edilmesi gereken "yenilikler"e giderek artan bir .nem vermesinde yatmakta dr. Tarihsel bak asn benimseyen insan geleneksel arke tipler ve tekerrr anlayn tarihin (yani "zgrlk" ve "yenilik"in) doayla (her eyin iinde kendini tekrarlad doayla) yeniden zdeletirilmesi ynnde zorlama bir aba olarak grmekte hakl olacaktr. Zira, modern insanm gzle dii kadaryla arketiplerin kendileri bir "tarih" olutur m aktadrlar, zira in illo tempore tezahr edecei varsa ylmakla birlikte dier herhangi bir tarihsel olay gibi zaman
147

iinde domu,"yer alm" jestler, eylemler ve kararlardan olumaktadr bunlar. lkel mitoslar ou kez "medeniletirici'1 jestleri ad infinitum tekrarlanan bir kahramann doum, et kinlik ve yokoluundan sz ederler. Bu arkaik insann da tari hi, bu mitsel zaman iin yerletirilmi ilksel tarih olsa bile, bildii anlamna gelir. Arkaik insann tarihe reddiyesi, ken disini somut, tarihsel zaman iine yerletirmeyi reddetmesi o halde bir zayfln belirtisi, kendiliindenlik ve harekete kar duyulan korku olacaktr; ksacas bir yanda tarihsel du rumu ve onun risklerini te yanda doanm tarzlar ile yeni den zdeletirmeyi seme durumunda kaldnda yeniden z delemeyi seecektir. , Modern insan, arkaik insann arketip ve tekerrre olan top tan ballnda sadece ilkellerin ilk kendiliinden ve ya ratc zgr jestleri ve sayglarn deil ayn zamanda hay vanln cennetinden (yani doadan) zorlukla kabilmi insa nn sululuk duygusunu, onu doann ebedi tekerrr ve zgr ln ortaya kn iaret eden bir ka ilksel, yaratc ve kendiliinden jestle zdelemeye zorlayan bir duygunun varln grmekte hakl olacaktr. Modern insan eletirisini srdrerek bu korkuda, arketipi olmayan her jeste kar duyu lan bu ekingenlik ve rkeklikte doann denge ve huzur ei limini de okuyacaktr ve bu eilimi her trl yaam jestini yazgsal biimde izleyen dnm noktasnda da okuyacak ve kimileri insan aklnn duyduu gerei bilgiyle btnletirme ihtiyacnda grmeye kadar vardracaktr bunu. Son tahlilde, tarihi kabullenen veya kabullendiini iddia eden modem in san arkaik insan arketipler ve tekerrrn mitsel ufku iine hapsolmakla, yaratc gten yoksunlukla, veya ayn kapya kmak zere, her yaratc eylemin ierdii riskleri kabullenememekle sulayabilir. Zira, modern insan ancak tarihsel olduu srece yaratc olabilmektedir; baka bir deyile, onun iin kendi zgrlnden kaynaklanmayan her yarat ya saktr, ve dolaysyla kendini yaparak tarih yapmak dn da hibir zgrle sahip deildir.
148

Modem insan tarafndan ynetilen bu eletirilere gelenek sel medeniyetlerin insan ayn zamanda arkaik varolu tipi nin bir savunmas olan bir kar eletiriyle yant verecektir. Modern insann tarih yapp yapmad, diyecektir, gitgide phe gtrr bir hal almaktadr. Bilakis, modem olduu12 yani, tarihin terr karsnda savunmasz kald- lde tarih yapma ans azalmaktadr. Tarih ya kendi kendini yapmaktadr (gemite, bir ka yzyl ya da bir ka binyl nce atlan tohumlarn sonucu olarak; tarm ve metalrjinin kefinin, onsekizinci yzyldaki Sanayi Devrimi'nin, vb. so nularn zikredeceiz) ya da ada kitleleri yaptklar (ya da bir aznln yapt) tarihe mdahale etmekten dorudan veya dolayl biimde alkoymakla kalmayp stelik her bi reyi bu .tarihin sonularn ekmeye, yani, dolaysz ve srekli biimde tarihin basks iinde yaamaya zorlayacak aralar elinde tutan gitgide daha kk bir aznlk tarafndan yapl maktadr. Modern insann bbrlendii tarih yapma zgrl neredeyse insan soyunun tm iin bir yanlsamadr. nsan, en fazla, iki konum arasndan seim yapmakta zgrdr. (1) ok kk aznlk tarafndan yaplmakta olan tarihe kar koy mak (ve bu durumda intihar ile srlme arasnda seim yap makta zgrdr); (2) insan-alt bir varolu ya da kaa sn mak. Tarihsel varoluun ima ettii "zgrlk" modem d nemin balangcnda mmknd -o da belirli snrlar iinde, cim a dnem tarihselletike ve bizi her tarih-st modele ya banclatrdka bu imkan giderek elden kamaktadr. Szge limi, Marksizm ve Faizm'in u iki tip tarihsel varolua' g trmesi son derece doaldr: liderin (gerekten "zgr" tek in sann) varoluu ile liderin tarihsel varoluunda kendi varo lularnn bir arketipini deil geici olarak izin verilen jestle rin yasa yapcsn bulan takipilerin varoluu. Bu nedenle, geleneksel insan asndan modern insan hi de zgr bir varlk veya tarihin yaratcs tipini sergilememek tedir. Tam tersine, arkaik medeniyetlerin insan zgr ol masn ve yaratmasn salayan kendi varolu tipiyle gurur
149

duyabilir. Eskiden olduu ey olmam kta zgrdr, zamann periyodik ilgas ve kollektif yeniden doum yoluyla kendi tarihini yoketmekte zgrdr. Modernler iin geri evrilemez olmakla kalmayp, insan varoluunu oluturan kendi tarihi karsndaki bu zgrlk tarihsel olmay isteyen insann sa hip olamad bir eydir. Arkaik ve geleneksel toplumlarn her yl bakir olanaklarla dolu yeni, "saf" bir varolu bala tarak zgrl saladm biliyoruz. Ve burada ayn ekilde periyodik bir yeniden domu yaayan, her bahar "yeniden balayan", her baharla birlikte tm gcn batan kazanan doamn taklit edildii doamn taklidi aktr. Doa kendini tekrarlarken her bahar ayn ebedi bahar (yani, Yaratl'm tekrar) olduundan zamann periyodik ilgasnn ardndan ar kaik insann "safl ve glerini batan kazanmas her "yeni hayatn eiinde ebediyet iinde srekli varoluunu ve dolaysyla dind zamann hic et nunc kesin olarak ilgasn salar. O halde doann her bahar dokunulmam "olanak-lar ile arkaik insann her yln eiindeki "olanaklar" ilevde deildir. Doa sadece kendisini yenilerken arkaik insan zaman kesin olarak ama ve ebediyet iinde yaama olana n yeniler. Bunu yapamadnda, "gnah ilediinde , yani, tarihsel varolua, zamann iine dtnde, yllk olarak bu olana elden kanr. Ama, en azndan hatalarm yoketme, "tarihin iine d "n anlarn silip atma ve zamandan ke sin olarak kaabilmek iin yeni bir giriimde bulunma zgr ln elden brakmaz.13 Dahas, arkaik insan, kendini sadece tarih karsmda ya ratc olarak grebilen modern insana kyasla ok daha ya ratc olduunu dnme hakkna sahiptir. Her yl, arkaik in san kozmogoninin tekrarnda, yaratc eylemde par exceUence yer alr. Hatta, insann belli bir dnem (hayatn dier dz lemlerinde de tekrarlad) periyodik kozmogoniyi taklit ederek ve ona katlarak kozmik dzlemde yaratc olmu tur.14 Dou (zellikle Hint) felsefe ve tekniklerinin ayn gele neksel ufuk iinde yer bulan "yaratl" uzantlarn da
150

akldan karmamalyz. Dou, kendisi de bir tr "varoluuluk"dan(yani, ac ekmenin olas her kozmik kokun hali olduunu kabullenmekteyken) yola ksa da varolann ontolo jik indirgenemezlii fikrini istisnasz reddeder. Sadece, insa nn yazgsn nihai ve indirgenemez olarak kabullenmez. Dou teknikleri her eyin stnde, insanlk durumunu ortadan kaldrmay veya amay hedeflerler. Bu itibarla, sadece z grlk (olumlu anlamda) veya kurtulutan (olumsuz anlamda) deil gerek-ten yarattan da sz edilebilir; zira sz konusu olan yeni bir insan yaratmak ve onu insan-st bir dzlemde, tarihsel insann imgeleminin asla dleyemedii biimde bir insan-tanr olarak yaratmaktr.

151

UMUTSUZLUK YA DA MAN
) Arkaik insanla modem insan arasndaki diyalog, ne ekilalrsa olsun, bizim sorunumuzu fazla etkilemiyor. Tarihsel in sann zgrlne ve yaratc glerine ilikin hakikat ne olursa olsun, uras kesindir ki tarihselci felsefelerin hi biri onu tarihin terrnden koruyamaz. Nihai bir abay bile ta hayyl edebiliriz: tarihi kurtarmak ve bir tarih ontolojisi kurmak iin, olaylar insan tininin baka trl eriemedii gereklik dzeylerine ilikin bilgiyi elde etmesini salayan bir dizi "durum" olarak grlebilir. Tarihi hakl karmak iin giriilen bu aba ilgi ekici15,yle ki bu konuya baka bir yerde yeniden dnmeyi dnyoruz. Ancak imdi ve burada gzlemleyebileceimiz olgu, byle bir konumun ancak, hi ol mazsa bir Evrensel Tinin varolduunu varsayarak tarihin terrne kar bir snak oluturabilmesidir. Milyonlarca in sann ektii aclarn insanlk halinin snrlayc bir durumu nu aa vurduunu bilmek, bu snrlayc durumun tesinde hilikten baka bir ey yoksa, nasl bir teselli olabilir? Yine, burada sz konusu olan tarihselci bir felsefenin geerliliini yarglaftnak deil, sadece byle bir felsefenin tarihin ter rnden ne derece kanabildiim belirlemektir. Eer tarihsel
152

'

trajedilerin mazur grlebilmesi iin insann direni snrla rn bilmesini salayan aralar olarak grlmeleri yetecekse de byle bir zr insan hi bir ekilde tarihin terrne kar daha korunakl klmaz. Temel olarak, arketipler ve tekerrrn ufku, Tanry d lamayan bir zgrlk felsefesi kabul edilmedike zarar gr meden alamaz. Arketipler ve tekerrrn ufku ilk kez, dinsel deneyime yeni bir kategoriyi, imar kategorisini dahil eden M usevilik-H ristiyanlk tarafndan aldnda kantlan mtr bu. Unutulmamaldr ki brahim'in iman "Tanr iin her ey mmkndr", diye tanmlandnda Hristiyanln iman insan iin de her eyin mmkn olduu sonucunu dou rur." ... Allaha imannz olsun. Dorusu size derim: Kim bu daa: Kalk denize atl, diyecek olur, ve yreinde phe bu lunmaz, ancak her dediinin olacana iman ederse, kendisine olacaktr. Bunun iin size derim: Dua edip dilediiniz her eyi alm olduunuza iman edin, ve size olacaktr." (Markos 11:22-24)16 man bu balamda, dier bir oklarnda olduu gibi, her tr doa "y asasnd an mutlak kurtulu ve do laysyla insann tahayyl edebilecei en yksek zgrlk an lamna gelir: evrenin ontolojik kuruluuna dahi mdahale etme zgrl. Bu, sonuta, yaratc bir zgrlktr. Baka bir deyile, insann yaratlla ibirlii iin yeni bir forml olu turmaktadr -ilk , ama ayn zamanda arketipler ve tekerrrn geleneksel ufku aldndan beri ona denk tek forml. Ancak byle bir zgrlk (selamet retisine ilikin, dolaysyla dar anlamda dinsle deeri bir yana) modern insan tarihin terrnden koruyabilir - yani, kayna, teminat ve destei Tanrda olan bir zgrlk.Bunun dndaki modern zgrlk, ona sahip olana salad tatmin ne olursa olsun, tarihi hakllatrmakta yetersiz ve bu, kendisine kar iten olan her in san iin, tarihin terrne edeerdir. Dahas, Hristiyanln, modern insann ve tarihsel in sann, kiisel zgrl ve (dngsel zamann yerine) srekli zaman ayn anda kefetmi olan insann "dini" olduu syle
153

nebilir. Hatta, ilgintir, Tanr'nn tarihin tekerrr olarak deil tarih olarak varolduunu dnen modern insana, tari hin terrnden korunmak iin bu kitapta sz edilen her trl mitos, ayin ve ananeyi elinin altnda bulunduran arkaik ve geleneksel kltrlerin insanna kyasla ok dahap iddetli biimde dayatlmtr. Dahas, Tanr fikri ve onun ima ettii dinsel deneyim ok eski alardan beri varolsa da deiik za manlarda ilkel insanln dinsel ihtiyalarna daha acilen yant veren dier dinsel "biimler" (totemizm, ata klt, dourganln Ba Tanras, vb.) bunlarn yerini almtr. Arketipler ve tekerrrn ufku iinde tarihin terrnden ne za man ortaya ksa stesinden gelinebilmitir. Kelimenin Musevi-Hristiyan anlamyla (yani, tanr iin her ey mmkndr) imann "icadrndan itibaren arketipler ve tekerrrn ufkunu ' terkeden insan artk tarihin terrne kar sadece Tanr fik riyle korunabilir. Ancak Tanr'nn varolduunu farzederek bir yandan (yasalarla ynetilen bir evrende ona zerklik, baka bir deyile evrende yeni ve biricik olan bir varlk tarznn "balamas''m salayan) zgrl, te yandan da tarihsel trajedilerin her zaman insanlk iin o durumda grlmese bile tarihst anlamlar bulunduuna dair bir kesinlik kazanr. Modem insann dier her durumu sonuta umutsuzlua gtrr. Bu, kendi insani varolusallmdan deil insanln neredeyse tmnn (her zaman bilincine varmamakla birlikte) srekli bir dehete maruz kald bir tarihsel evrendeki mevcudiye tinden kaynaklanmaktadr. Bu itibarla, Hristiyanln "dm insan"n dini olduu kesin olarak kantlanmaktadr: modern insann geri dnlmez biimde tarih ve ilerlemeyle zdeletii ve tarih ve ilerle menin bir d olduu lde arketipler ve tekerrr cennetinin nihai olarak terkedilmesi anlamna gelmektedir bu.

154

NOTLAR

>

Birinci Blm
1. Bkz. Patterns in Comparative Religion (Ing. evirisi Londra ve New York, 1958), adl kitabmz, s. 216 ve devam. 2. Comologie i alchimie babiloniana (Bkre, 1937) ki tabmz, s. 21. 3. Edward Chiera, Sumerian Religious Texis, I (Upland, 1924), s. 29. 4. Uno Harva (eski adyla Holmberg), Der Baum des Lebens (Annales Accademiae Scientiarum Fennicae, Helsinki, 1923), s. 39. 5. Raymond VVeill, Le Champs des roseaux et le champs des offrandes Idans la religion funeaire et la religion generale (Paris, 1936), s. 62. 6. H. S. Nyberg, "Questions de cosmogonie et de comologie mazd^ennes'*, Journal Asialique (Paris), CCXIX (TemmuzEyll 1931), s. 35-36{Ama, Hery Corbin'in hakl olarak belirt tii gibi, "bunlarn [menok ve getik] ifade ettikleri kartl saf ve yaln bir Platonik emaya indirgememeliyiz. Burada grdmz dnceyle madde arasnda, ya da evrensel ile alglanan arasndaki bir karlk deildir. Menok'un gksel, grnmez, tinsel ama tamamyla somut bir durumla karlanmas gerekir. Getik dnyevi, grnr, maddi bir durus

157

mu anlatr, ama bizim bildiim iz maddeye gre maddeddr bu". Corbin, "Cyclical Time in Mazdaism and Ismailism") Man and Time (New York ve Londra, 1957), s. 118. 7. Bkz. Rabbi gelenekler, Raph'ael Patai, Man and Temple (Londra, 1947), s. 130. 8. E. Burrovvs, "Some Cosmological Patterns in Babylonian Religion", The Lahyninth, ed. S.H. Hooke (Londra, 1935), s. 55. ' 9. Bkz. Cosmologie adl kitabmz, s. 22; Burrovvs, s. 60. 10. Wisdom of Solomon 9:8; ev. R.H. Charles, The Apocrypha and Pseud-epigrapha o f the Old Testament in English (Oxford, 1913), I, s. 549. 11. Charles, II, s. 482. 12. Charles, II, s. 405; Alberto Pincherle, Gli Oracli Sibilini gludaici (Roma, 1922), s. 95-96. 13. Bkz. van Hamel, zikreden Gerardus van der Leeuvv, L'homme prim itif et la religion (Franszca basm , Paris, 1940), s. 110. 14. Ananda K. Coomaraswamy, The Rg Veda as Landnama-bok (Londra, 1935),s. 16. 15. rnein, Satapatha Brahmana, XIV, 1, 2, 26, vb.; bkz. aada, Blm II. 16. Bkz. Cosmologie, s. 26-50; ayrca bkz. Images and Symbols: Studies in Religious Symbolism (Londra ve Nevv York, 1961) Blm I. [Trkesi iin bkz. mgeler ve Simgeler, ev. M.A. Klbay, Ankara, Gece Yaynlar, 1992, .n.] 17. VVillibald Kirfel, Les Types du premier homme et du premier roi dans l'histoire legendaire des Iraniens, II (Nevv York ve Londra, 1964), s. 259. 18. Bkz. Paul Schebasta, Les Pygmees (Paris, 1940), s. 156; dier rnekler iin Shamanism adl kitabmz, s. 280. 19. Bkz. rnein W. Gaerte, "Kosmische Vprstellungen m Bilde prahistorischer Zeit: Erdberg, Himmelsberg, Erdnabel und VVeltstrme", Anthropos (Salzburg) IX (1914), s. 856-79. ' 20. A lfred Jerem ias, Handbuch der attorientalischan
158

Geisteskultur (2. basm, Berlin ve Leipzig, 1929), s. 130. 21. Bkz. Burrows, s. 51, 54, 62, not 1; A.J. VVensick, The Ideas o f the Western S'emites Concerning the Navel o f the Earth (Amsterdam, 1916), s. 15; Patai, s. 85. Ayn simgeciliin Msr'da varlna ilikin bkz. Patai, s. 101, not 100. 22. rnein, Kk Ruslar arasnda; Mansikka, zikreden Harva s. 72. 23. Theodor D om bart, der Sakraiturm, I: Zikkurrat (Mnih, 1920), s. 34; bkz. A. Parrot, Ziggurats et Tour de Babel (Paris, 1949). Hint tapinaklar da dalara benzetilir. Bkz. W illy Foy, "Ind ische K ultbauten als Sym bols des Gtterbergs", Festscrift Ernst Windisch zum siebzigsten Geburtstag dargebracht (Leipzing, 1914), s. 213-16. Azteklerde ayn simgecilik hakknda bkz. VValter Krickeberg, "Bauform und YVeltbild im atten Mexico", Paideuma (Bam berg), IV, (1950), 295-333. 24. W.F. Albright, "The Mouth of the Rivers", The Ameri can Journal of Semitic Languages and Literatures (C hicago), XXXV (1919), s. 173. ' 25. Marcle Granet, La Pensee chinoise (Paris, 1934) s. 324, Le Cahamanisme adl kitabmz, s.. 243. 26. Kisa'l, 15; zikreden VVensick, s. 15. 27. Jeremias, s. 113; Burrovvs, s. 46,50. 28. Metinler iin Burrovvs, s. 49, ayrca bkz. Patai, s. 55. 29. Zikreden Wensick,s. 19, 16; ayrca bkz. W.H. Roscher, "Neue Omphalosstudien" Abhandlungen der Kniglich Sachsischen Gesellschaft der VVissenschaft (Leipzig), P h il.-h ist. Klasse, XXXI, I (1916),s. 16, 73; Burrovvs, s. 57, Patai, s. 85. 30. Bkz. Kirfel'in yorumu, s. 8. 31. Burrovvs, s. 49; Christensen, I, s. 22. 32. VVensick, s. 14; Sir E.A. VVallis Budge, The Book of the Cave o f Treasures (London, 1927), s. 53; Oskar Daenhanrdt, Naturgadsen, I (Leipzig, 1909), s. 112, Burrovvs s. 57. 33. Antik Dou'da tapnaklarn kozmik sim gecilii hakknda bkz. A.M. Hocart, Kings and Councillors (Kahire,
159

1936), s. 220; Patai, s. 106. Bazilika ve katedrallerin kozmik simgecilii hakknda bk z. Hans Seldmayr, "Architectur als abbildende Kunst", sterreichische Akademie der Wissenschaften, Zilzungberichle (Viyana), Phil.-hist. Klasse, 225/3 (1948) ve Die Kathedrale (Zrih, 1950). 34. Bkz. mgeler ve Simgeler. 35. Commentarii la leende Meterului Manole, (Bkre, 1943). 36. Mrs. (Margaret) Sinclair Stevenson, The Rites f the Tvice-Born (Londra, 1920), s. 354 ve not. 37. Mephistopheles de Vater aller Hindernisse, "tm en gellerin babas" idi. (Faust, dize 6209). 38. A.W. Howitt, TheNative Tribes o f South-East Australia (Londra, 1904), s. 645; Henry Callaway, The Religious System of the Amazulu (Londra, 1869), s. 58. 39. Amold van Gennep, Tabou et totemisme a Madagascar (Paris, 1904), s. 27. 40. Bkz. Gerardus van der Leeuvv, Phaenomenologie der Religion (Tbingen, 1935),s. 349, 360. 41. W.D. VVhitney ve C.R.Lanman (ev.), Atharva-Veda (Harvard Oriental Series, VIII, Cambridge, Mass., 1905), s. 750-51. 42. R.E. Hume (ev.), The Thirteen Principal Upanishads (Oxford, 1931). 43. Bkz. E.S.C. Handy, Polynesian Religion (H onolu lu , 1927), s. 10, Raffaele Pettazzoni, "o and Rangi", Pro regno pro sanctuari (Nijkerk, 1950), s. 359-60. 44. J.W.E. Mannhardt, Wald-und Feldkutle, I, (2. basm, Berlin, 1904-1905), s. 169, 180. 45. Bkz. S.H. Hooke, ed., Myth and Ritual (Londra, 1935), s. 9,19,34. 46. Ren Labat, Le Caractere religieux de la royaute assyro-babylonienna (Paris, 1939), s. 247; srail'de benzer bir mitsel-ritel karmaann kalntlar iin bkz. Patai, s. 90. 47. Pattems in Comparative Religion adl kitabmzdaki
160

tarmsal gizemcilik konusundaki blme bkz., s. 354. 48. ev. E.H. Palmer, Sacred Books of East, VI, s. 33. 49. rnein bkz. 590 Auxerre Konseyi. 50. Ojinin kozmolojik anlam iin bkz. Blm IL 51. A.M. Hocart, Le Progres de Vhomme (Franszca ev., Pa-ris, 1935), s. 188, 319; ayrca bkz. W.C. MacLeod, The Origin and History o f Politics (New York, 1931), s. 217. 52. Bkz. Mythes et dieux des Germains (Paris, 1939),s. 99 ve Horace et les Curiaces (Paris, 1942), s. 126. 53. Demezil, Ouranos-Varuna (Paris, 1934), s. 42, 62. 54. Bkz. M oret'nin. Msr'da kraliyetin kutsal niteliine ilikin almalar ve Labat'nn Asur-Babil kraliyeti zerine incelemeleri. 55. Ferdinand Ohrt, "Herba, gratia plena", FF Communi cations (Helsinki), No: 82 (1929), 17, 18; "La mandragore et le mythe de la "naissance miraculause", adl almamz, Zalmoxis (Paris ve Bkre), (1945), 1-52, zellikle s. 23, ye Patterns in Comparative Religion, s. 296. 56. ev. Whitney and Ianman, VII, s. 149. 57. Armand Delatte, Herbarius (2. basm, Liege, 1938), s.

100, 102 .

58. Bkz. Platon, Yasalar, 667-69; Devlet Adam, 306 d, vb. 59. zellikle bkz. Coomaraswamy, "The Philosophy of Me-dieval and Oriental Art", Zalmoxis (Paris ve Bkre), I, (1938), 20-49, ve Figures o f Speech or Figures o f Thought (Lon dra, 1946), s. 29-96. 60. ev. D.P. Chase, The Ethics o f Aristotle, (Londra, 1934). 61. Howitt, s. 563, 630. 62. F.E. VYilliams, zikreden Lucien Levy-Bruhl, La Mytho logie primitive (Paris, 1935), s. 162-64. 63. J.P. Harrington, zikreden Levy-Bruhl, s. 165. 64. Marcel Mauss, "Essai sur le don, forme archaique de rechange", Annes Sociologique, (Paris), I, 2. seri (1923-24). 65. Bkz. d i erleri y an n d a, Coom arasv/am ynin
161

alm alar, "Vedic Exem plarism , Harvard Journal o f Asiatic Stdies, I (1936), 44-46 ve The Rg Veda as land-nama-bok (Londra, 1935). 66. Gnther Roeder (ed.), Urkunden zur Religion des ailen Agypten (Jena, 1915), s. 98. 67. Bkz. F.W. Hasluk'un sunduu belgeler, C h ristian ity and slam under the Sultans, II (Oxford, 1929), s. 649. 68. Petru-Caraman, "Geneza baladel istorice", Anuarul Arhivei de Folklor (Bkre), I-II (1933-34). 69. Bkz. kars bir peri olan ve gkten inip ona bir ocuk verdikten sonra giden Maori kahraman Tavvhaki hakkndaki mitos. 70. Canavar ile kahraman arasndaki d sorununu bu rada ele almamz imkansz (bkz. Bernard Schvveitzer, H erakles, Tbingen, 1922; A. Lods, Comptes rendus de l'Academie des Inscriptions, Paris, 1943, s. 283). Dumezilin d e(Horace et les Curiaces, Paris, 1942, zellikle s. 126) ileri srd gibi kah ramann bal canavarla yapt d arkaik bir toplulua katlan ritelinin mitosa dntrlm hali olabilir. Bu kah ram ann her zaman "kahraman" tipine zg olmamas, dierleri yannda amanik katlmayla ilgili Britanya Kolombiyas rneklerinde grlmektedir. Dumezil bu rnekleri zikretmektedir (s. 1229-30). Eer, Hristiyan mitolojisinde St. George ejderle "kahramanca" dyor ve onu ldryors da dier azizler bu sonuca dmeden ularlar (bkz. St. Samson, St. M arguerile, St. Bie, vb. hakkndaki Fransz efsaneleri; Paul Sebillot, Le Folk-lore de France, I (Paris, 1904), s. 468; III (Paris, 1906), 298, 299. te yandan unu da unutmamalyz ki ejder, kahramanla gei ayinlerinde ve mitoslarda oynad rol dnda bir ok gelenekte (Dou Asya, Hint, Afrika ve dierleri) kozmolojik bir simgecilie de konudur: evrenin biim-ncesi tarzn, Yaratl ncesinin blnmemi Bir"ini simgeler (bkz. Ananda K. Coomarasvvamy, The Darker Side o f Dawn, Washington, 1935; "Sir Gawain and the Green Knight Indra and Namuci", Speculum (Cambridge, Mass.), Ocak, 1944,
162

ss.1-23). Bu nedenle ylanlar ve ejderler hemen hemen her yerde "topran efendileri" ile yeni gelenlerin "fatihler"in, igal edilmi blgeleri biimlendirmesi (yani yaratmas) ge rekenlerin dmek zorunda olduu otoklonlarla zdele tirilirler. (Ylan ve yerlilerin bir tutulmas hakknda bkz. Charles Autran, I. Epopee indoue, Paris, 1946, s. 66). 71. H. Monro ve N. (Kershaw) Chadvvick, The Growth of Literatre, II (Cambridge, 1932-40), s. 375. 72. Bkz. Chadvvick'teki metinler ve eletiriler bibliyo grafya, II, s. 309-374-89, vb. 73. Chadwick, III, s. 762. 74. Mathias Murko, Le Poesie populaire epique en Yougoslavie au debut du XXe siecle (Paris, 1929),s. 29. Cermen, Kelt, skandinav ve dier epik yaznlardaki tarihsel ve mitsel elerin incelenmesi bu almann kapsam dnda kalyor. Bu konuda Chadwick'in ciltlik yaptna bavurulabilir.

kinci Blm
1. Martin P. Nilsson, Primitive Time Reckoning (Ata Societatis Humaniorum Litterarum Lundensis, I, Lund> 1920), s. 270. 2. Bkz. F. Rock, "Das Jahr von 360 tagen un seine Gliederung", Wiener Beitrage zur Kuturgeschihte und Linguistik, I (1930), 253-88. 3. C.F. Jean, La religion aumerienne (Paris, 1931), s. 168; Henri Frankfort, "Gods and Myths in Sargonid Seals", Iraq (Londra), I (1934), s. 21. 4. Ayn ey Hititlerde de grlr. Burada kasrga tanrs Tesup ile ylan Illuyankas arasndaki rnek d Yeni Yl bayram erevesinde anlr ve yeniden gncelletirilir. Bkz. Albrecht Gtze, Kleinasien (Leipzig, 1933), s. 130; Giuseppe Frtani, La Religione degli Hittiti (Bologna, 1936), s. 89.
163

5. Bir ilksel varln bedeninden yaratl motifi in, Hindistan, ran ve Cermen kabileleri j ibi dier kltrlerde de grlmektedir. 6. Rene Labat, Le Caractere religieux de la royaute assyro-babylotienne (Paris, 1939), s. 99; Gtze, s. 130; Ivan Engnell, Studies in Divine Kingship in the Ancient Near East (Uppsala, 1943) s. 11, 101. Kuds'de de ritel dn izleri vardr; bkz. aada. Benzer bir d Bizans mparatorluunun son yzylna kadar Konstantinapolis'in Hipodromunda srm tr, Johannes Malats Chronographia (Bonn, 1831, s. 173-76) yaptnda bundan bahsetmekte ayrca Tudela da szn et m ektedir; bkz. Raphael Patai, Man and Temple. (Londra, 1947), s. 77. . 7. Belgesel materyal, yorum ve bibliyografya iin Heinrich Zimmern, "Zum babylonische Neujahrfest", I-II, B erich te berdie Verhandlungen der Kniglich Sachsichen Gesellsachaft der Wissenschaften (Leipzig), Phil.-hist Klassa, LVIII (1906); LXX (1918); S.A. Pallis, The Babylonian Akitu Festi val (Kopenhag, 1926); ayrca bkz. H.S. Nyberg'in eletirileri, Monda Oriental (Uppsala), XXIII(1929), 204-11; Raffaele Pettazzoni, "Der babylonische Ritus des Akitu und das Gedicht derW eltschpfu ng", Eranos-Jahrbuch, XIX (Zrih, 1950), s. 403-30. Zagmuk ve Babil Satumalia's hakknda bz. Sir James George Frazer, The Scapegoat (The Golden Bough, IV. Ksm, Londra, 1907-5), s. 356; labat, s. 95; Babil treninde Akdeniz, Asya, Kuzey ve Orta Avrupa yresindeki dier tm benzer ritellerin kkenini grmek iin aceleci bir aba Waldemr Liungm an'm Traditins vanderungen, Euphat-Rhein, I-II (Helsinki, 1937-38) adl yaptnda, s. 290 ve devamnda grlmektedir. Ayrca bkz. S.H. Hooke, The Origins o f Early Semitic Ritel (Londra, 1938), s. 57. Tibet'teki ayn Yeni Yl riteli iin bkz. Robert Bleichsteiner L'Eglise jane (Franszca ev., Paris, 1937), s. 231. 8. Ancak, ayrca bkz. Efraim Briem, Les Societis secretes des mysteres (Isveeden ev. E.Guerre, Paris, 1941), s. 131.
164

9. A.J. VVensick, "The Semitic Nevv Year and the Origin of Eschatology", Ata Oriertalia (Lund), I (1923), s. 158-99. 10. Ay., s. 168. Dier metinler iin bkz. Patai, s. 68. 11. Rosh Hashshana, I, 2; VVensick, s. 183; Patai, s. 24. Rabbi Ishmael ile Akiba bu noktada fikir birlii iindedir. Haymeler Bayram gelecek yln ya miktarnn belirlen dii zamandr; bkz. Patai, s. 41. 12. Hymns on Epiphany, VIII, 16; VVensick, s. 169. 13. Bkz. A.R. Johnson, "The Role of he King in the Jerusa. lem Cultus, "The Labyrinth ed. S.H. Hooke (Londra, 1935), s. 79; ayrca bkz. Patai, s. 73. 14. Bkz. Tamlud'da orji ifratna yaplan gndermeler, Raffaele Pettazzoni, Ld confessione dei peccati, II, (Bologna, 1935), s. 229. Hierapolis'de ayn durum iin bkz. Lucian, De dea Syra, 20; Patai, s. 71. 15. Agy., s. 171. . 16. Ephraem Srus, 1 ,1. 17. James Darmesteter, Le Zend-Avesta, II (Paris, 1892), s. 640, not 138. 18. Cosmography, zikreden Arthur Christensen, Les Types du premier homme et du premier rol dans l'histoire legendaire des Iraniens, II (Stockholm, 1917), s. 147. 19. Ta'anit, 2a, VVensick, s. 173. 20. E.S. Drower (E.S. Stevens), The Mandaeats o f Iracj and Iran (Oxford, 1937), s. 86; H. Lassy, Muharram Mysteries (Helsinki, 1918), s. 219, 228. Bkz. Sir James George Frazer, Adonis, Attis, Osiris: Studies inthe History o f Oriental Religion (2.Basm, Londra, 1914), s. 252; ve daha yalanlarda, Liungman, I, s. 103. Liungman bu ananenin Osiris ritellerinden trediini ileri srmektedir. 21. Bkz. Josef Marquart tarafndan derlenen metinler, ' "The NawOZ, its History and Its Significance, Journal o f the Cama Oriental Institute (Bombay), XXXI (1937), 1-51, zellikle s. 16. Bu makalenin Almanca orijinali iin Dr. Modi Memoriel Volme: Papers on Indo,Iranien and Other Subjects
165

(Bombay, 1930), s. 709-65. 22. Muhammad ibn Ahmad al-Biruni, The Chronology of Ancient Nations (ev. C. Edward Sachau, Londra, 1879), s. 199. 23. Christensen, II, s. 148. 24. al-Biruni, s. 201; Qazvvini, ev. Christensen, s. 148. 25. al-Biruni, s. 200. 26. Ay., s. 202-203. 27. Ay., s. 202. Ondokuzuncu yzylda Nevvroz trenleri hakknda bkz. Jakob EduardPolak, Persien Das Land und seine Bewohner, I (Leipzig, 1865), s. 367. Benzer dncelere Yahudilerde de rastlanmaktadr, Talmud dneminde u szler Yeni Yl duasnda gemekteydi: "Bugn yln ilerinin balama gn, ilk gnn hatrlan" (Posh Hashshana, 27a; zikreden Patai, s. 69). . 28. Bkz. Drovver, s. 87; Giusepe Furlani, Religione dei Ye zidi (Bologna, 1930), s. 59. 29. Bkz. Frazer, The Scapegoat, s. 215; Georges Dumezil, Le probleme des centaurs (Paris, 1929), s. 39; EmileNourry (P. Saintyves, pseud), L'Astrologie populaire (Paris, 1937), s. 61. Ayrca bkz. Marcel Granet, La Petsee chinoisa (Paris, 1934), s. 107. 30. al-Biruni, s. 208. 31. Franz Cumont tarafndan yorumlanan metinler, "La Fin du monde selonles images occidentaux", Revue de l'Histoire des Religions (Paris), Ocak-Haziran 1931, s. 76. Ayrca bkz. VVilhelm Bousset, der Antichrist in der berlieferurg des fdentums, des Neuen Testaments und der aften Kirche (Gttingen, 1895), s. 129. 32. Otto Hfler, Kultische Geheimbndeder Germanen, I (Frankfurt am Main, 1934); Liungman, II, s.. 426 passim ; Otto Huth, janus (Bonn, 1932); Johannes Hertel, Des indogermanische Maujahrsopter in Veda (Leipzig, 1938). 33. Hfler agy., Alexander Slavvik, "Kltische Geheimbnde der Japaner und Germanen", VJiener Beitrage zur Kulturgeschichte und Linguistik (Salzburg v Leipzig), IV (1936), 675166

764. Antik Yakn Dou'da llerin mevsim bayramlar sra snda yeryzne dndne dair benzer bir inan vard; bkz. T.H. Gaster, Thespis; Ritual, Myth and Drama inthe Ancient Near East (Nevv York, 1950), s. 28. 34. Emile Nourry (P. Saintyves, preud) Essais de folklore biblique (Paris,1923), s. 30; Hertel, s. 52; Dumezil, Le Probleme des centaurs, s. 146; Huth, s. 146, Marcle Granet, Danses et legendes de la Chine ancienne, I-II (Paris, 1926), s. 155; Luigi Vannicelli, La religione dei Lola (Milano, 1944), s. 80, Liungman, s. 473. 35. Bkz. Dumezil, s. 148. Hopilerde erginleme treni dai ma Yeni Yi'da olur; bkz. Lewis Hasting'in Encyclopaedia o f Religion and Ethics, li, s. 87. 36. Tarm toplumlarnda orjinin rol, kukusuz, ok daha karmaktr. Cinsel ifrat gelecek hasat zerinde bysel bir etkide bulunurdu. Ama, her zaman tm biimlerin kay namasna, baka bir deyile Yaratl ncesi kaosun yeniden g n celletirilm esin e ynelik bir eilim in de izleri grlebilir.Patterns in Comparative Religion (Londra ve New York, 1958), s. 331 ve devam, verimlilik kltleri zerine olan blm. 37. Stavvik, agy. 38. Ay., s. 762. 39. "Kulturschichten in Altjapan", Almanca evirisi (yaynlanmam) Dr. Masao Oka'nn Japonca elyazmasndan. 40. Slawik, s. 679. 41. P.E. Goddard, Life and Culture f the Hupa (California niversitesi Amerikan Arkeolojisi ve Etnolojisi ya ynlar, Berkeley, 1903,1, no: 1), s. 82; A.L. Kroeber, Handbook o f the ndians of California (Washington, 1926), s. 53; A. L. Kroeber ve E.W. Gilford, World Reneval, a Cult System o f native Northvest California , (Anthropological Records, XIII, no: 1, University of California, 1949), s. 1, 105. Amerika'da baka yerlerde de tufan her yl anlr, yani mitsel alan dn da tm insanl yok eden byk felaket yeniden gncelle
167

tirilir, bkz. Sir George. James Frazer, Folklore in the Old Testament, I,(Londra, 1918), s. 293. Arkaik kltrlerde dnyann yok oluu ve yeniden yaratl mitosuna ilikin bkz. F.R. Lehmann, "Weltuntergang und Weltemeuerung in Glauben schriftloser Vlker", Zeitschnit for Eihnologie (Berlin), LXXI (1939). 42. Bkz. Shamanism Archaic Techniques o f Ecstasy (Nevv York ve Londra, 1964) adl kitabmz, s. 320. 43. Comentarii la legenda Meterului Manole (Bkre, 1943); ayrca bir nceki blme bkz. 44. Antiquities o f the Jevs, III, 7, 7. 45. ev. Julius Eggeling, The Sacred Books o f East, XLI (Oxford, 1897), s. 361. * 46. ev. ay., s. 358. 47. ev. ay., s. 386. 48. ev. ay., 29-30. 49. ev., XLI (Oxford, 1864), s. 162. Paul Mus, Barabudur, I(Hanoi, 1935), s. 384, "kurulu zaman" hakknda bkz. n , s. 733 89. v 50. A.M. Hocart, Kingship (Londra, 1927), s. 189-90. 51. Bkz. Com entarii la legenda M aterului M anole, zellikle s. 56. . 52. W ilhelm Koppers, Die Bhil in Zentralindien (Horn, 1948), s. 241. 53. E.S.C. Handy, Polynesian Religion (Honolulu, 1927), s.

10- 11.
54. Hasteen Klah, Navajo Creation Myth; The Story o f the Emergence (Mary C. VVheelvvright, rec., Navajo religion Series, I, Museum of Navajo Ceremonial Art, Santa Fe, 1942), s. 19, ayrca bkz. s. 25,32. 55. Campbell Thompson, Assyrian Medical Texts (Londra, 1923), s. 59. 56. Patterns in Comparative Religion, s. 154. 7. H int-A vrupa d illerin d e [zam an birim i] ay ve [dnyann uydusu] ay belirten terimlerin ounluu Latince'de mensis yannda "lmek" anlamm da veren metior kknden
168

tremitir. 58. Bkz. Patterrs, Blm IV. 59. Bkz. Henri-Charles Puech'in gzel sunuu, "Gnosis and Tim e ,Man and Time,(New York ve Londra, 1957), zellikle s. 40-41: "Grekler, otantik ve eksiksiz varl sadece kendinde olan ve kendisiyle zde kalan eyde, ebedi ve deimez olan da bulan bir anlalabilirlik idealine bal kalarak devinim ve deiimi gerekliin daha aa dereceleri olarak grm lerdir. zdelik ancak sreklilik ve kalclk biiminde, do laysyla tekerrr olarak anlalabilir. Ayn eyleri tekrar layarak, srekli geri getirerek onlarn srmesini salayan dngsel hareket hiyerarinin doruundaki mutlak hareket sizliin en dolaysz ifadesidir (dolaysyla kutsal olana en yakndr). Mehur Platoncu tanma gre gksel krelerin dngsyle belirlenen ve llen zaman hareketsiz ebediyetin hareketli bir imgesidir ve bir daire iinde hareket ederek onu taklit eder. Dolaysyla, hem tm kozmik sre hem de bizim doum ve k dnyamzn zaman bir daire iinde ya da bir birini izleyen belirsiz sayda dairelere gre geliir. Bu sre iinde ayn gereklik, deimez bir yasa ve belirlenmi deiimlere uygun olarak oluturulur, ortadan kaldrlr ve yeniden oluturulur. Varlk sonuta hep ayn kalr, hi bir ey yaratlmaz ve yitmez; dahas, artiketin ykl dneminin baz dnrleri -Pitagoraslar, Stoaclar, Platoncular- bu zaman devrelerinin her birinde, bu azonlarda, bu aeva'da ayn durumlarn hep ortaya ktn ve kacan savunmaya dek vardrmlardr. Hibir olay biricik deildir; her ey birden fazla tekrarlanr (rnein Sokratesin mahkumiyeti); her olay daha nce olmu ve srekli tekrarlanacaktr, ayn birey ler daha nce ortaya km ve devrenin her dnmnde tekrar ortaya kacaklardr. Kozmik zaman tekerrr ve anakuklosis, ebedi dntr."

169

nc Blm
1. Dier rnekler iin bkz. Patterns o f Comparative Religion (Londra ve-Nevv York, 1958) Blm II, s. 46. 2. Bir kere daha vurgulayalm ki tarihsel olmayan halklar ve snflar asndan "ac ekme", "tarih"e edeerdir. Bu edeerlik bugn bile Avrupann kyl medeniyetlerinde gzlemlenebilir. 3. Geo VVidengreb, King and Saviour, II (Uppsala, 1947). 4. Bkz. G. van der Leeuw, "Primordial Time and FinalTime", Man and Time (New York ve Londra, 1957), s. 324-50. 5. Dinsel sekinler, zellikle de peygamberler olmakszn Musevilik dnyasnda grlen popler Filistin dinsel inanlarn M.. beinci yzyla dek srdrenYahudi di ninden farkl bir ey olamazd, bkz. Albert Vincent la re ligion des Judeo-Arameens d'Elephantin'e (Paris, 1937). Tarih bu Diaspora branilerinin Yehova (Jaho) yannda dier tanrlara (Bethel, Harambetheri, Ashumbetheri) hatta Anath'a olan inanc srdrmelerini mmkn kl mtr. Bu, Musevi dinsel deneyimin gelimesinde ve b yk basklar altnda srdrlmesinde tarihin nemini onaylamaktadr. Zira, unutmamalyz ki, peygamberlik ve Mesih kurumlan her eyden nce ada tarihin bas ksyla geerlilik kazanmtr. 6. Musevi-Hristiyan anlamda "iman denilen eyin yap sal adan dier arkaik dinsel deneyimlerden farkl ol duu belirtilmelidir. Bu arkaik dinsel deneyimlerin olanakll ve dinsel geerlilii kuku gtrmez, nk kut saln evrensel olarak dorulanm bir diyalektii zerine kuruludurlar. Ama iman deneyimi yeni bir tanrsal te zahre, yeni bir vahye dayanmaktadr ki bu ilgili se kinler asndan dier kutsal tezahrlerin geerliliini ortadan kaldrmaktadr. Bu konuda bkz. Patterns in Com parative Religion, Blm I.
170

7. Bu, szkonusu halklarn (ki bunlar ounlukla tarmsal yapdadr) dinsel olmad anlamna gelmez; sadece H ristiyan deneyime "geleneksel" (arketipik) bir "yeniden deerlendirme" uyguladklarn belirtir. 8. Hastings, Encyclopaedia o f Religion and Ethics, I, s. 200. 9. Kukusuz, oluumunda Babil astronomisinden de etkilenen yugann astrolojik vehesinin etkisiyle; bkz. Aifred Jeremias, Handbuch der altorientalischen Geisteskultur (2. basm, Berlin-Leipzig, 1929), s. 303. Ayrca bkz. Emil Abegg, Der Messiasglaube in Indien und Iran (B erlin , 1928), s. 8; Isidor Scheftelovvitz, Die Zeit als Schicksalsgottheit in der indischen und iranischen Religion (Stuttgart, 1929); D.R. Mankad, "Manvanlara-Caturyuga Method", Annals o f Bhandarkar Orental Research Institute, XXIII, Silver Jubilee Volme (Poona, 1942), s. 271-9 ve "Time and Eternity in Indian Thought" adl incelememiz, Man and Time iinde, s. 173-200 ve mgeler ve Simgeler (ev. M. A. Klbay, Ankara, 1992) Blm II. 10. Bkz. Asanga, Mahayana-samparighara, V, 6; Louis de La Vallee-Poussin, Vijnaptim adralasiddhi (Paris, 1929), s. 731-33, vb. Asankheyye 'nin hesaplanmas hakknda bkz. La Vallee-Poussin'in notlar, VAbhidharmakosa (Paris, 1923-1926), IH, Etienne Lamotte'un ince versiyonundan, Le Traite de la Grande Verlu de Sagesse de Nagarjiuna, I (Louvain, 1944),. s. 247. Felsefi zaman kavramlar hak knda bkz. La Vallee-Poussin, "Documents d'Abhidharma: la controverse du temps", Melanges chinois et bouddhiques, V, (Brksel, 1937) s. 1-158 ve Stanislavv Schayer, Contributions to the Problem o f Time in Indian Philosophy (Cracow, 1938). Ayrca bkz. Mrs. Sinclair Stevenson, The Heart of Jainism (Londra, 1915), s. 272. 11. Bk. bizim almalarmz, Yoga Essai sur les origines de la mystique indienne (Paris ve Bkre\ 1936), s. 166 ve Yoga Immortality and Freedom (Nevv York ve Londra, 1958), Blm IV.
171

12. Bkz. Ettore Bignone, Empedocle (Torino, 1916), s. 548. 13. Dicaearchos, zikreden Porphyry, Vita Pythagorae, 19. 14. Eos, ou Platon et l'Oreint (Brksel, 1945), bu kitap zel likle Boil, Bezold, W. Gundel, W. Jaeger, A. Gtze, J. Stenzell'in almalarn ve hatta Ritzenstein'in yorum larn, bunlardan bazlarnn ne srd itirazlara ra men dikkate almaktadr. 15. Bkz. Jerom e Carcopino, Virgile et le mystere de la Ve eglogue (gzden geirlimi ve geniletilmi basm, Paris, 1945), s. 72; Franz Cumont, "La Fin du monde selon les mages occidentaux", ravue de l'Histoire des religions (P a ris), Ocak-Haziran, 1931, s. 89. 16. Bidez, s. 76. 17. Ay., s. 83. 18. rnein, Chyrsippus, Fragments 623-27. 19. Zenon dnemine kadar gider; bkz. Fragments 98 ve 109 (H.F.A. von Arnim, Stoicorum veterum fragmenta, I, Leipzig, 1921). 20. Agy, s. 39. 21. James Dermesteter'in evirisi. Le Zend-Avesta (Paris, 1892). . 22. Bkz. Nyberg'in "Questions de cosmogonie et de cosmologie mazdeennes, Journal Asiatique (Paris), CCXIV, CCXIX (1929, 1931). Ayrca bkz. Scheftelovvitz, op. cit; R.C. Zaehner, 'Zurvanica", Bulletin f the School and African Studies (Londra), IX (1937-39), 303, 573; H.H. Schaeder, "Der iranische Zeitgott und sein Mythos", Zeitschrift der Deutschen M orgenlandischen G esellschaft (Leipzig), XCV (1941), 268; Henry Corbin, "Cyclical Time in Mazdaism and Ismailism, Man and Time, zellikle, s. 121. 23. Bkz. Cumont, agy., s. 71. 24. Agy., s. 235. 25. Bundhaisn, Blm 1 (Nyberg, s. 214-15). 26. Ateten geile ilgili Dou ve Musevi-Hristiyan simgeci lii yakn zamanda C.M. Edsman tarafndan incelendi,
172

Le Bapteme de feu (Uppsala, 1940). 27. Bkz. Cumont, s. 68. 28. Ay., s. 70, not 5. ' 29. Ay., s. 72. 30. Metinler iin ay., s. 78, not 1. 31. Divinae nstitutiones, VII, 17, 9; Cumont, s. 81. 32. Bkz. rnein Testamentum Abrahami, Ethica Enochi, vb. 33. Rabbi yaznnda Mesih'in geliini haber veren kozmik iaretler iin bkz. Raphael Patai, Man and Temple (Lond ra, 1947), s. 203. 34. Hastings, I, s. 187. 35. Ivan Engnell, Studies in Divine Kingshipi n the AncientNear East (Uppsala, 1943), s. 43, 44, 68; Jeremias, Handbuch, s. 32. 36. Odyssey, XIX, 108; Hesiod, Erga, 225-27; Patterns in Comparative Religion, s. 255; Patai, s. 180 (rabbi yazn); \ Len VVieger, Histoira des croyances religieuses et des opinions philosophiques ib Chine (Hsien-hsien, 1922), s. 64. 37. Dier kurtulular arasnda, H ristiyanlk yldzlarn . yazgsndan da kurtulu salamtr: "Biz yazgnn stndeyiz", diye yazyor Tatian (Oratio ad Graecos, 9) Hristiyan retisini zetleyerek. "Gne ve ay bizim iin yapld; bana hizmet edecek olanlara neden tapaym" (ibid., 4). Ayrca bkz. St. Augustine, Di civilate Dei, XII, Blm X-XIII; St. Basil, Origen, St. Gregory, St. Augustinin dnceleri ve devresel teorilere kar klar hakknda bkz. Pierre Duhem, Le Systeme du monde (Pa ris, 1913-17), II, s. 446. Ayrca bkz. Henri-Charles Puech, "Gnosis and Time", Man and Time, s. 38. 38. Jean Hubaux, Les Grands Mythes de Rome (Paris, 1945); Carcopine agy. 39. Lucan, Pharsatia, 639-45; Carcopino, s. 147. 40. Ay., s. 52. 41. Bkz. ay., s. 45 vb.
173

42. "His ego nec metas rerum nec tempora pono: imperium sine fide dedi"; bkz. Hubaux, s. 128. 43. Carcopino, s.200.

Drdnc Blm

1. Henri-Charles Puech, "Gnosis and Time, Man and Time (Nevv York ve Londra, 1957), s. 48. Ayrca bkz. ayn ya zar, "Temps, histoire et mythe drans le christianisme des premier siecles", Proceedngs o f the Vilth Congress fo r the History o f Religion (Amsterdam, 1961), s. 33-52. 2. Pierre Duhem, Le Systeme du monde (Paris, 1913-17); Lynn Thorndike, A History o f Magic and Experimental Science (Nevv York, 1929-41); Pitirim A. Sorokin, Social and Cultural Dynamics, II (Nevv York, 1937-41). 3. Thorndike, I, s. 455; Sorokin, s. 371. 4. Duhem, V, s. 223. . 5. Ay., s. 225; Thorndike, E, s.267,416, vb. Sorokin, s. 371. 6. Joachim Floris'in kehaneti-eskatolojik speklasyonlarn, Assisili St. Francis, Dante ve Savanorola'nn dnce lerini esinlemi ve zenginletirmi olmasna karn by lesine hzla unutulmas Bat dnyas iin gerek bir tra jedidir. Calabrial keiin bugn sadece ad kalmtr. Sadece dogma asndan deil toplum asndan da tinsel zgrln (Joachim'in hem kutsal hem de tarihsel diya lektik iin bir zorunluluk olarak grd zgrln) ikinlii daha reformasyon ve rnesans ideolojileri ta rafndan, ancak tamamen farkl terimlerle ve farkl tin sel grlere uygun olarak tekrar ele alnmtr. 7. Sorokin, s. 379. 8. Bkz. A. Rey, le Retour etemel et la philosophie de la physique (Paris, 1927); Pitirim A Sorokin, Contemporary Sociological Thought (Nevv York, 1928), s. 728-41; Arnold
174

9. 10.

11.

12.

J. Toynbee A Study of History, III (Nevv York, 1934); Ellsvvorth Huntington, Mainsprings o f Civilisation (Nevv York, 1945), zellikle s. 453; Jean Claude Antoine, "LEternel Retour de lhistorie deviendra-t-il objet de S c i ence?" Critique (Paris), XXVII, (Austos 1948), s. 723. Sorokin, s. 383, not 80. ncelikle, "tarihilik " ve "tarihselcilik" terimlerinin birok farkl ve kart felsefi akm ve ynelimi ifade ettiini belirtelim . Dilthey'in dirimselci greciliini, Croce'nin storicismo'sunu, Gentilenin attualismosunu ve Ortega'nn "tarihsel akl"n hatrlamak yirminci yz yln ilk yarsnda tarihe ynelik felsefi deerlendir melerin okluunu grmek iin yeterli olacaktr. Croce'nin imdiki konumu iin bkz. La storia corne petsiero e come azione (Bari, 1938; 7. gzden geirilmi basm, 1965). Ayrca, Ortega y Gasset, Historia como sistema (M adrid, 1941); Kari Mannheim, deology and Utopia (ev. Louis VVirth ve Edvvard Shils, Nevv York, 1936) tarih sorunu hakknda ayrca bkz. Pedro Lain Entralgo, Medicina e historia (Madrid, 1941) ve Kari Lovvith, Meaning in His tory (Chicago, 1949). "Tarihselciliin her eyden nce tarihi srekli bir terr olarak yaamam uluslara mensup dnrlerce ya ratlp savunulduunu vurgulamak istiyoruz. Bu dnr ler "tarihin lmclln" yaam uluslardan olsalard baka grler savunurlard belki de. Her durumda, olup biten her eyin srf olduu iin "iyi" olduunu ne sren te orinin Baltk lkeleri ya da smrge lkelerin dnr lerince kabul edilip edilmeyeceini bilmek ilgin olurdu. unu belirtmek gerekir ki bu balamda "modern insan" hereyin tesinde tarihsel olmay vurgulayarak modern olmaktadr; yani, her eyin tesinde, tarihselciliin, Marksizmin ve varoluuluun insandr. adalarm zn tmnn kendilerini bu ekilde tamtlamadm be lirtmeye bile gerek yok.
175

13. Bu konuda bkz. Patterns in Comparative Religion (Londra ve Nevv York,1958), s. 398. 14. Geleneksel toplumlarda varolan ve gerek olan "bysel yararl" olanaklar da ayr. 15. Ancak byle bir uslamlama ile gredlie ve phecilie yol amayacak bir bilgi sosyolojisinin temeli atlabilir. "deolojiler" (Kari Mannheim'm terime verdii anlam da) zerindeki -ekonom ik, toplumsal, ulusal, kltrel"etkiler" onlarn nesnel deerlerini yoketmez; tpk bir airin iirsel yaratsna yardmc olan yksek ate veya sarholuun bu yaratnn deerini azaltm am as gibi. Btn bu toplumsal, ekonomik ve dier etkiler, tam ter sine, bir tinsel evreni yeni alardan tasavvur etmek iin frsattr. Ama, unu da sylemeye bile gerek yok ki, bir bilgi sosyolojisi, yani ideolojilerin toplumsal koullarnn incelenm esi ancak tin in zerk li in i olum layarak grecilikten korunabilir ve eer onu doru anladysak, Kari Mannheim bunu olumlamay gze alamamtr. 16. Bylesi nermeler hesaba katlmamal, nk bir mucize olasln ima ediyorlar. Hristiyanln ortaya kn dan beri mucizeler bylesine azaldysa bunun suu Hris tiyanlkta deil H ristiyanlardadr.

176

BBLYOGRAFYA

NOT: Satapatha Brahmana, U paniadlaf, vs. ile ilgili gndermeler iin bkz. The Sacred Books of the East (F. Max Mller, ed., Oxford, 1879-1910). Kitab- Mukaddes iin bkz. The Apocrypha and Pseudepigrapha o f the Od Testament in English (R.H. Charles, ed., Oxford, 1913).

ABEGG, EML. Der Messiasglaube in Indien und Iran. Berlin, 1928. AL- BRUN. Bkz. BRUN, MUHAMMAD IBN AHMAD AL-. ALBRIGHT, WILLIAM FOXWELL. "The Mouth of the Rivers, The American Journal o f Semitic Languages and Literatures (Chicago), XXXV (1919), 161-95. ANTOINE, JEAN CLAUDE. "L'Eterriel Retour de l'histoire deviendra-t-il objet de Science?" Critique (Paris), XXVII (Austos, 1948), 732 ve devam. ARNIM, H. F. A. vory. Stoicorum vetereum fragmenta. Leipzig, 1903-24. 4 cilt. AUTRAN, CHARLES. L Epopee indoue. Paris, 1946. BIDEZ, JOSEPH. Eos, ou .Platon et l'Orient. Brksel, 1945. BIGNONE, ETTORE. Empedocle. Turin, 1916. , BRUN, MUHAMMAD IBN AHMAD AL-. The Chronology of Ancient Nations. ev. C. Edward Sachau. Londra, 1879. BLEICHSTEINER, ROBERT. LEglise jaune. Paris, 1937. BOUSSET, WTLHELM. Der Antichrist in der berlieferung des Judentums, des Neuen Testaments und der alten Kirche. Gttingen> 1895. ' BRIEM, EFRAIM. Les Societes secretes sveeden ev. E. Guerre. Paris, 1941. !

des

mysteres. -

179

BUDGE, SIR E. A. YVALLIS (ev.). Thi Book o f the Cave o f Treasures. Londra, 1927. BURROVVS, E, "Some Cosmological Patterns in Babylonian Religion, The Labyrinth, e d. S. H. Hooke (Londra, 1935), s. 45-70. CALLAVVAY, HENRY. The Religious System o f the Amazulu. Londra, 1869. CARAMAN, PETRU. "Geneza baladei istorice," A nuarul Arhievi de Folklor (Bkre), I-II (1933-34). CARCO PIN O , JERO M E. Virgile et le mystere de la IVe eglogue. Gzden geirilmi ve geniletilmi- basm,, Paris, 1943. CHADVVICK, H. MUNRO ve N. K. Literatre. Cambridge, 1932-40. 3 cilt. f

The Grozath o f

CHARLES, ROBERT HENRY (ed.). The Apocrypha and Pseudepigrapha o f the Old Testament in English. Oxford, 1913.2 c. CHASE, DRUMMOND PERCY. Londra, 1934.

The Ethics o f Aristotle.

CHIERA, EDWARD. Summerian Religiou Texts. Upland, 1934. CHRSTENSEN, ARTHUR. Les Types du premier homme et du premier roi dans l'histoire legendaire des Iraniens. Stockholm, 1917. 2 cilt. COOM ARASW AM Y, ANANDA K. Land-nama-bok. Londra, 1935.

The

Rg

Veda

as

________ . The Darker Side o f Dawn. Washington, 1935. ________ . "Vedic Exemplarism," Harvard Journal o f Asiatic Studies, I (1936), 44-64. ________ . "The Philosophy of Medieval and Oriental Art," Zalmoxis (Paris ve Bkre), I (1938), 20-49. _______ . "Sir Gavvain and the Green Knight: Indra and
180

'

Namuci," Speculum (Cambridge, Mass.), Ocak, 1944, s. 1-23. _______ . Figures o f Speech or Figures o f Thought. Londra, 1946. CORBIN, HENRY. "Le Temps cyclique dans le mazdeisme et dans lismaelisme." Eranos-Jahrbuch, XX (Zrih, 1951), s. 149-217. CROCE, BENEDETTO. La Storia come pensiero e come azione. Bari, 1938; gzden geirilmi yeni basm, Bari, 1965. CUMONT, FRANZ. "La fin du monde selon les mages, occidentaux," Revue de l'Histoire des Religions (Paris), Ocak-Hazuran, 1931. DAEHNHARDT, OSKAR. Natursagen. Leipzig, 1907-12. 4 cilt. DARMESTETER, JAMES (ev.). Le 1892-93, 3 cilt.

Zend-Avesta. Paris,

DELATTE, ARMAND. Herbarius. 2. basm, Liege, 1938.DOMBART, THEODOR. Der Sakralturm. I: Z ik k u r r a t. Mnih, 1920. ^ DROYVER, E. S. (E. S. Stevens). The Mandaeans o f raq and ' Iran. Oxford, 1937. DUHEM, PIERRE. Le Systeme du monde. Paris, 1913-17. 5 cilt. DUMEZL, GEORGES. Le Probleme des centaures. Paris, 1929. ________ . Ouranos-Varura. Paris, 1939. ________ . Mythes et dieux des Germains. Paris, 1939. ________ . Horace et les Curiaces. Paris, 1942. EDSMAN, C. M. Le Bapteme de feu. Uppsala, 1940. ELADE, MRCEA. Yoga. Essai sur les origines de la mysticjue indienne. Paris ve Bkre, 1936. ________. Cosmologie i alchimie babiloniana. Bkre, 1937. _______ . Comentarii la legenda Meterului Manole. Bkre,
181

. .

1943. _______ . "La M andragore et le mythe de la naissance miraculeuse,'" Zalmoxis (Paris ve Bkre), III (1943), 1-52. _______ . Technicfues du Yoga. Paris, 1949. ______ .Traite d'histoire des religions. Paris, 1949. . "Le Temps et l'eternite dans la pensee indienne," Eranos-Jahrbuch, XX (Zrih, 1951), s. 219-52. ______ . Le Chamanisme et les technicfues archaiques de Vextase. Paris, 1951. ______ . mages et symboles. Paris, 1952. (Trkes mgeler ve Simgeler, ev. M.A. Klbay, Ankara, 1992.) ENGNELL, IVAN. Studies in Divitte Kingship in the Ancient Near East. Uppsala, 1943. FOY, VVILLY. "Indische Kultbauten als Sym bole des Gtterbergs," Festschrift Ernst Windisch zum siebzigsten Geburstag... dargebracht (Leipzig, 1914), s. 213-16. FRANKFORT, HENRI. "Gods and Myths ir\ Sargonid eals," lraq (Londra), I (1934), 2-29. FRAZER, SIR JAM ES GEORGE. Folklore Testament. Lohdra, 1918. 3 cilt.

in

the

Old

_______ . The Golden Bough. 3. basm. Lohdra, 1907-15. 12 cilt, zellikle IV.Blm: Adonis, attis, Osiris ve VI. Blm: The Scapegoat. FURLANI, GIUSEPPE. Religione dei Yezidi. Bologna, 1930. _______ . La religione degli Hittiti. Bologna, 1936. GA ERTE, W. "K osm ische V o rstellu n g en im Bilde prahistorischer Zeit: Erdberg, Himmelsberg, Erdnabel und VVeltsrme," Anthropos (Salzburg), IX (1914), 956-79. GASTER, THEODOR HARZL. Thespis; Ritual, Myth and Drama in the ancient Near East. New York, 1950. GENNEP, ARNOLD VAN. Tabou et totemisme a Madagascar.

182

Paris, 1904. GODDARD, PLINY EARLE. Life and Culture o f the Hupa. (University of California Publications in American Archaeology and Ethnology, 1 ,1, s. 1-88.) Berkeley, 1903. GTZE, ALBRECHT. Kleinasien. Leipzig, 1933. GRANET, MARCEL. Danses et legendes de la Chine ancienne. Paris, 1926. 2 cilt. . _______ . La Pensee chinoise. Paris, 1934. H AN DY, EDWARD SM ITH Religion. Honolulu, 1927. CRAIGHILL.

Polynesian

HARVA, UNO (daha nce Uno Holmberg). Der Baum des Lebens. (Annales Accademiae Scientiarum Fennicae.) Helsinki, 1923. ; HASLUCK, F. W. Christianity and slam under the Sultans. Oxford, 1929. 2 cilt.

HASTEEN, KLAR. Navajo Creation Myth; the Story of the emergence. (Mary C. Wheelwright Navajo Religion Series, . . I, Museum of Navajo Ceremonial Art.) Santa Fe, 1942. HASTINGS, JAMES (ed.). Encyclopaedia o f Religion and ethics. Nevv York, 1951. 12 cilt. HERTEL, JOHANNES. Das indogermanische Neujahrsopfer im Veda. Leipzig, 1938. HOCART, ARTHUR MAURICE. Kingship. Londra, 1927. _______ *. Le Progres de lhomme. Paris, 1935. ________. Kings and Councillors. Kahire, 1936. HFLER, OTTO. Kultische Geheimbiinde der Germanen. Frankfurt am Main, 1934. , HOLMBERG, UNO. Bkz. HARVA, UNO. HOOKE, S. H. (ed.). The Labyrinth. Londra, 1935. _______ . (ed.). Myth and Ritual. Londra, 1935. _______ . The Origins of Early Semitic Ritual. Londra, 1938.
183

HOVVITT, A. W. The Native Tribes o f South-East Australia. Londra, 1904. HUBAUX, JEAN. Les Grands Mythes de Rome. Paris, 1945. HUME, R. E. The Thirteer Principal Upanishads. Oxford, 1931. . HUNTINGTON, ELLSVVORTH. Mainsprings o f Civilization. New York, 1945. HUTH, OTTO. Janus. 1932. JEAN, CHARLES FRANOIS. La Religion sumerienne. Paris, 1931. JEREM IA S, ALFRED. H andbuch der altorientalischen Geisteskultur. 2. basm, Berlin ve Leipzig, 1929. JOHNSON, A. R. "The Role of the King in the Jerusalem Cultus," The Labyrinth, ed. S.H. Hooke (Lohdra, 1935), s. 73-111. _ KIRFEL, YVILIBALD. Die Kosmographie der Inder. Bonn, 1920. ,*
i *

KOPPERS, WILHELM. Die Bhil in Zentralindien. Horn, 1948. KRICKEBERG, WALTER. "Bauform und Weltbild im alten Mexico, Paideuma (Bamberg), IV (1950), 295-333. KROEBER, A.- L ..'Haridbook o f the Indians o f Calfornia. Washington, 1925. ' ________ ve GRIFFORD, E. W. World Renewal, a Cult System o f Native Northvest California. (Anthropological Records, XIII, 1, University of Califomia.) Berkeley, 1949. LA BA T, RENE. Le Caractere religieux de assyro-babylonienne. Paris, 1939.

la royaute

LAIN ENTRALGO, PEDRO. Medicina y historia. Madrid, 1941. LA M O T T E, E T IE N N E . Le Traite de la Grande Vertu de Sagesse de Nagarjuna. (Bibliotheque du Museon, XVIII,

184

Louvain niversitesi.) Louvain, 1944. LASSV, H. Muharram Mysteries. Helsinki, 1916. LA VALLEE-POUSSIN, LOUIS " DE L'Abhidharmakosa. Paris, 1923-26. ______ (ev.). Vijnaptimatratasiddhi. Paris, 1929. ________ , "Documents d'Abhidharma: la controverse du temps, Melarges chinois et bouddhiques (Brksel), V (1937), 1-158. LEEUVV, GERARDUS VAN DER. Phanomenologie Religion. Tbingen, 1933. ________ . LHomme primitif et la religion. Paris, 1940. ________ . "Urzeit und Endzeit," Eranos-Jahrbuch, XVII (Zrih, 1950), s. 11-51. . LEHMANN, F. R. "VVeltuntergang und VVelterneuerung im Glauben schriftloser *Vlker," Zeitschrift fr Ethnologie (Berlin), LXXI (1950). ________ ve PEDERSEN. "Der Bevveis fr die Auferstehung im Koran," Der slam (Strasburg), V, s. 54-61. LEVY-BRUHL, LUCEN. La mythologie primitive. Paris, 1935. LIUN GM AN , W ALDEM AR. T raditionsoan derungen, Euphrat-Rhein. Helsinki, 1937-38. 2 cilt. LODS, A. Comptes rendus de l'Academie des Inscriptions. Paris, 1943. LVVITH, KARL. Meahing in History. Chicago, 1949. MACLEOD, WILLIAM CHRISTIE. The Origin and History o f Politics. New York, 1931. MALALAS, JOANNES. Chronographia. (Corpus scriptorum historiae byzantinae, XV.) Bonn, 1831. MANKAD, D. R. "Manvntara-Caturyuga Method," Annals o f the Bhandarkar Oriental Research Institute (Poona), . ( e v .).

der

185

XXIII, Silver Jubilee Volme (1942), 271-90. MANNHARDT, J. W. E. Wald- und Feldkulte. 2. basm, Berlin, 1904-1905. 2 cilt. MANNHEM, KARL. Ideology and Utopia. ev. Louis VVirth ve Edvvard Shils. New York, 1936. MARQART, JOSEF. "The Nawroz, Its H istory and Its Sig n ifican ce," Journal o f the Cama Oriental nstitute (Bombay), XXXI (1937), 1-51. MAUSS, MARCEL. "Essai sur le don, forme archauque de l'echange," Annee Sociologicjue (Paris), 2. seri, I (1923-24). MAX MLLER, F. (ed.) The Sacred Books o f the East. Oxford, . 1879-1910. 50 cilt. . M U RK O , M A T H IA S. La Poesie populaire * epicjue en Yougoslavie au debut de XXe siecle. Paris, 1929. MUS, PAUL. Barabudur. (2. cilt, tamamlanmam.) Hanoi, 1935. 2 cilt. NILSSON, MARTIN P. Primitive Time Reckoning. (Ata Societatis Humaniorum Litterarum Lundensis, I) Lund, 1920. ' NOURRY, EMLE (P. Saintyves). Essais de folklore biblique. Paris, 1923. ________ . L'Astrologie populaire. Paris, 1937. * NYBERG, H. S. "Questions de cosmogonie et d ecosmologie m azd eennes, Jo u rn a l A siatiq u e (P a ris), C C XIV (Nisan-Haziran, 1929), s. 193-310; CCXIX (Temmuz-eyll, 1931), s. 1-134. . _________. "Questions de cosm ogonie et de com ologie mazdeennes," Journal Asiatique (Paris), 1929, 1931. _________ . M onde O riental 204-11'deki eletiriler. (U ppsala) , XXIII (1929),

O H RT, FER D N A N D . "H erba, g r atia Communications (Helsinki), 82 (19297.


186

p le n a , '

FF

OKA, MASAO. "Kulturschichten in Altjapan." Japonca elyazmasnn yaymlanmam almanca evirisi. ORTEGA Y GASSET, JOSE. Historia como sistema. Mardir, 1941. PALLIS, SVEND AAGE. The Babylonian Akitu Festival. Kopenhag, 1926. . PARROT, A. Ziggurats et Tour de Babel. Paris, 1949.. PATA, RAPHAEL. Man and Temple. Lohdra, 1947. PETTA ZZON I, RAFFAELE. Bologna, 1929-36. 3 cilt. ' *

La Confessione dei peccati.

________ . "Der Babylonische Ritus des akitu und das Gedicht der Weltschpfung," Eranos-Jahrbuch, XIX (Zrih, 1950), s. 403-30. _______ "Io and Rang," Pro Pegno pro sanctuario, hommage a G. van der Leeuv (Nijkerk, 1950), s. 359-64. PINCHERLE, ALBERTO. Gli oracoli Sibillini giudaici. Roma, 1922. ' POLAK, JAKOB EDUARD. Persien. Das Land und seine Bewohner._ Leipzig, 1865. 2 cilt. PUECH, HENRI-CHARLES. "La Gnose et le temps," Eranos-Jahrbuch, XX (Zrih, 1951), s. 57-113. ________ . "Temps, histoire et mythe dans le chistianisme des premiers siecles," Proceedings o f the Vllth Congress for the History of Religion (Amsterdam, 1951), s. 33-52. REY, A. Le Retour eternel et la philosophie de la physique. Paris, 1927. ^ ROCK, F. "Das Jahr von 360 Tagen und seine gliederung," Wiener Beitrage zur Kulturgeschichte und Linguitik, I (1930), 253-88. ROEDER, GNTHER (ed.). Urkunden zur Religion des alten Agypten. Jena, 1915.

187

ROSCHER, VVI LHELM HEINRICH. "Neue O m p halosstu dien," A bhandlungen der K n ig lich Sachsischen Gesellschaft der Wissenschaft ( L e i p z i g ) , Phil-hist. klasse, XXXI, 1 (1915).

Sacred Books o f the East, The. Bkz. MAX MLLER, F.


SAINTYVES, P. Bkz. Nourry, Emile. SCHAEDER, HANS HEINRICH. "Der iranische Zeitgott und sein mythos," Z eitschrift der Deutschen Morgenladischen Gesellschaft (Leipzig), XCV (1941), 268 ve devam. SCHAYER, STANISLAVV. Contributions to the Problem o f Time in ndian Philosophy. Krakow, 1938. SCHEBESTA, PAUL. Les Pygmees. Paris, 1940. SCHEFTELOW ITZ, ISIDOR. Die Zeit als Schicksalgottheit in der indischen und iranischen Religion. Stuttgart, 1929. SCHVVETZER, BERNHARD. Herakles. Tbingen, 1922. SEBILLOT, PAUL. Le Folk-lore de France. Paris, 1904-1906. 4 cilt. SEDLMAYR, HANS. "Architektur als abbildende Kunst," sterreische Akademie der VVissenschaften (Viyana), Phil-hist Klasse, Sitzungsberichte, 225/3, (1948). SEDLMAYER, HANS. Die Kathedrale. Zrih, 1950; SLAWIK, ALEXANDER. "Kulturgeschicte Geheimbnde der Ja p a n e r und G erm anen," Wiener~ Beitrage zur Kulturgescichte und Linguistik (Salzburg ve Leipzig), IV (1936), 675-764. SOROKIN, PITIRIM A. Contemporary Sociological Theories. New York, 1928. _______ . Social and Cultural Dynamics. Nevv York, 1928. STEVENS, E. S. Bkz. DROVVER, E. S. STEVENSON, (Margaret), MRS. SINCLAIR. The Heart of Jainism. Londra, 1915.

188

_________. The Rites o f the Twice-Bom. Londra, 1920. THOMPSON, CAMPBELL. Assyrian Medical Texts. Londra, 1923. THORNDKE, LYNN. A History o f Magic and Experimental Science. New York, 1929-41. 6 cilt. TOYNBEE, ARNOLD J. A Study o f History. Londra, 1934-39. 6 cilt. YALLEE, POUSSIN. Bkz. LA VALLEE POUSSIN, LOUIS DE. VANNICELLI, LUIGI. La Religione dei Lolo. Milano, 1944. VINCENT, ALBERT. La Religion d'Elephantine. Paris, 1937.

des Judeo-Arameens

WEILL, RAYMOND. Le Champ des roseaux et le champs des offrandes dans la religion funirarire et la religion generale. Paris, 1936. VVENSINCK, A. J. The Ideas o f the Western Semites Concerning the Navel o f the Earth. Amsterdam, 1916. _______ . "The Sem itic Nevv Year and the origin of Eschatology, Ata Orientalia (Lund), I (1923), 158-99. VVHEELWRGHT, MARY C. Bkz. HASTEEN KLAH. WHITNEY, W. D., ve LANMAN, C. R. (evirenler). A th arv a-V ed a. (Harvard Oriental Series, VII, VIII) Cambridge, Mass., 1905. WIDENGREN, GEO. King and Saviour. uppsala, 1947. 2 cilt. WIEGER, LEON. Histoire des croyances religieuses et des opinions philosophicjues en Chine. Hsien-hsien, 1922. ZAEHNER, R. C. "Zurvanica," Bulletin o f the School of oriental and African Studies, IX (1937-39), 303, 573, 871. ZIMMERN, HEINRICH. "Zum Babylonischen Neujahrfest," B erichte ber die Verhandlungen der Kniglich Sachsischen Gesellschaft der Wissenschaften (Leipzig), Phil-hist klasse, LVIII (1906), s. 126-56 ve LXX (1918), s. 1-52.
189