You are on page 1of 153

BİR YERDE

BİR YERDE roman Jerzy Kosinski Birinci baskı

E yayınları : 75

JERZY KOSİNSKİ, 1933 yılında Polonya’da doğdu; 1957 yılında Amerika’ya gitti; BOYALI KUġ / The Painted Bird adlı kitabıyla büyük bir üne kavuĢtu. Hemen bütün dünya dillerine çevrilen BOYALI KUġ’u (e yayınları 1) ADIMLAR (e yayınları 18) izledi. Ġlk romanıyla Fransa’da 1966 En Ġyi Yabancı Roman armağanını ADIMLAR’la da Amerikanın en önemli edebiyat armağanı olan National Book Award’ı kazandı.

BĠR YERDE / Being thore jerzy kosinski'nin romanı e yayınları: 75 yayın hakları : jerzy kosinski 1970/onk copyright ajansı, e yayınları 1972 kapak: a. lehmden dizgi- baskı : melek sile matbaası, cilt: alibaba ciltevi e yayınları idare : ankara caddesi 13/2 tel 26 81 42 dağıtım : narlıbahçe sokak 19/3 telefon 27 87 20 kısa yazıĢma ve istekler için adres : e yayınları p. k. 12 Ġstanbul birinci baskı : eylül 1972

türkçesi : aydil balta

jerzy kosinski BİR YERDE

roman

e yayınları

F için .AĢkın birlikte olma isteğinden de öte bir Ģey olduğunu bana öğreten Katherina v.

Bu eser tümüyle hayal ürünüdür. YaĢayan ya da yaĢamıĢ olan kiĢilerle. kiĢileri ve olayları da öyle. YAZAR . olmuĢ ya da olmaktaki olaylarla her türlü benzerlik bir raslantıdır ve yazarın sorumluluğuna yol açamaz.

BİR .

Yine de. fıĢkıran suyun her bitki sapını.BİR Pazar günüydü. . her dalı iyice ıslatmasını bekliyordu. suyun akıĢını dikkatle gözleyip yeĢil bahçe hortumunu ağaçlıklı yolların birinden diğerine sürükleyerek ağır ağır yer değiĢtiriyordu. kendini düĢünmek yeteneğine sahip değildir. Chance. her çiçeği. yaĢamak için. Bitkiler de insanlar gibiydi. yüzünü tanıyabilmesini sağlayacak ayna yoktur. YavaĢça. bitkilerle insanlar birbirlerinden ayrılıyorlardı. Hiç bir bitki kendisi hakkında yargıya varmak. ve huzur içinde ölmek için bakıma ihtiyaçları vardı. hastalıklarını yenmek için. büyümesine engel olamaz ve bir bitki düĢünüp düĢ göremiyecegine göre büyümesinin de anlamı yoktur.

ara ara çalılıklarla ağaçları sallardı. insan kendini güvenli. her çalılığın altında kurt- .SarmaĢık kaplı kırmızı tuğladan yüksek bir duvarla sokaktan ayrılan bu bahçede. önceki adımlarının önünde mi yoksa arkasında mı olduğunu kestiremeden. Yine de. Bahçede özellikle hoĢ olan. kendi uyumuna göre hareket etmekti. Chance için burada birinin yaĢayıp yaĢamadığını söylemek imkânsız olurdu. büyüyen bitkiler gibi. Chance’ın ilerleyip ilerlemediğini asla bilmeksizin. canlılığın doruğuna vardığı sıralar bile bahçe kendi kendinin mezarıydı. duvarın ya da sokağın bir baĢka bölümü de olabilirdi. bahçeye bakan ilk katta hizmetçi oturuyordu. Evin ve bahçenin sınırlarını hiç aĢmadığı halde. duvarın öbür yanında sürüp giden hayata karĢı en ufak bir merak duymuyordu. Yönünü umursamayan rüzgâr. Önemli olan. banyosu ve bahçeye giden koridoru vardı. sabırla yağmurda yıkanmayı ve güneĢte kurumayı bekleyen çiçekleri donuklaĢtırırdı. korunmuĢ hissediyordu. Arkada. Her ağacın. ġehrin tozu bitkilerin üstüne konar. trafik gürültüsü bile huzurunu bozmuyordu. içinde kapalı kalan tüm hayata rağmen. otlara oturur ve düĢünürdü. Chance’in odası. Chance sokaklar hakkında birĢey bilmezdi. giriĢin öbür yanında. daracık yollarda ve çalılıklarla ağaçlar arasında dolaĢmaya baĢlayabilmesiydi. YaĢlı Adam’ın oturduğu evin cephesi. Bazan Chance suyu keser.

ekrana yayılabilirdi. Düğmeyi oynatmakla Chance baĢkalarını gözkapaklarının altına çekebilirdi. Chance eve girdi ve televizyonu açtı. karıĢmıĢtı. Araç kendi ıĢığını. televizyondaki kiĢilerin yaptığı gibi. diğer bitkileri hiçe sayarak yükselen bazı bitkiler vardı. duvarın dibinde. varlığını baĢka hiç kimseye değil sadece kendine. küçük çiçekleri eziyor ve daha cılız çalılıkların alanına taĢıyordu. kendine özgü rengini. ama düğmeyi sağa ya da sola çevirmekle dilediği kadar çabuk değiĢmesi de mümkündü. Neyin daha önemli olduğunu anlamak güçtü: Yüzeydeki bahçenin mi. Durmaksızın bitkileri toprağa doğru çeken yerçekimi yasalarını çiğniyordu. yoksa özünü aldığı ve eninde sonunda koynuna döndüğü mezarlığın mı? Özellikle. kendi zamanını yarattı.lanmıĢ gövdeler. uzak ve yakın. o da çeĢitli dönemlerden geçebilirdi. Ekrana düĢen gölge. bahçıvanlık körün beyaz değneğiydi. Böylece. büyük ve küçük. dağılmıĢ kökler yatardı. sıcak ve soğuk. çürümekte olan. Bazı kereler. kendi de değiĢebilirdi. Ġstasyon değiĢtirirken. Bu renkli dünyada. ve yine de birleĢikti: Gece ve gündüz. bunlar doyumsuzca geliĢiyor. Bahçedeki bitkilerin çeĢitli dönemlerden geçmesi gibi. bir aynada seçilen kendi görüntüsünün yansıması gibi geliyordu. Televizyonda her Ģey birbirine geçmiĢti. . Chance’a borçlu olduğuna inanmaya varıyordu.

bir televizyon görüntüsü gibi. ġimdi de. yağmur çisentisi gibi. yüzünde yüzüyordu. Kara Louise’in hastalanıp Jamaika’ya dönmek zorunda kalıĢından kısa süre sonra gelmiĢti. ġiĢkoydu. Pencereden sarkan hizmetçi kollarını sallıyordu. Chance iki katı tırmanmaya koyuldu. televizyonu dikkatle kapadı ve çıktı. ancak yiyeceğini getirdiği ve ihtiyar Adamın yedikleriyle iĢittiğini sandığı sözlerini anlattığında dikkat ederdi. kadın hemen yukarı gelmesini istiyordu. Chance onu sevmezdi. görmediği ve adlandıramıyacağı bir güçle sürüklenerek. Ekranda kayboluyordu. sesleri aynıydı. ayrılmaktan çok benziyordu. Odasında seyrettiği televizyonda söylenenleri anlamadığını itiraf ediyordu. . Yabancı bir ülkeden geliyordu ve konuĢurken garip bir Ģekilde dili çalıyordu. Ġstemiyerek yerinden kalktı. Örneğin. televizyondaki adama. Kara Louise saatler boyu içine hapsolalı beri asansöre güveni yoktu. GüneĢ. bahçeye yabancı olan dıĢ dünya da Chance’ın içine doluyordu ve Chance. Genellikle Chance kadının çabuk çabuk konuĢmasına. Evin ön tarafına varana dek uzun koridoru izledi.Chance okuma yazma bilmediği halde. Birden üst katta açılan pencerenin gıcırtısını ve kendisini çağıran ĢiĢman hizmetçinin sesini iĢitti. temiz hava.

Chance asla bunu baĢaracak yetenekte değildi. Ġlk gördüğünde Ġhtiyar Adam’ın söylediği sözler sağlam kökler gibi girmiĢti belleğine. sık sık duralamak zorunda kalıyordu. Chance yetimdi ve çok küçük yaĢından beri Ġhtiyar Adam onu evinde barındırmıĢtı. O sıralar daha televizyon yoktu. Chance’m annesi. BaĢkalarının kendisine söyleyeceklerini ya da çevresinde konuĢulacakları anlayacak yetenekte olmadığı gibi. Chance. güneĢ ıĢınlarında geliĢ- . KonuĢurken gürültüyle soluk alıyor. onu dünyaya getirirken ölmüĢtü. ihtiyar Adam’ın saçları kır. anlamsızdı. elleri buruĢuk ve kırıĢ kırıĢtı. otlara ve ağaçlara bakacağı bahçede çalıĢmalıydı. Chance bomboĢ görünen odaları geçti.Evin bu bölümüne son geliĢinde. kalın perdelerle kaplı pencereler gün ıĢığını belli belirsiz sızdırıyordu. Ġhtiyar Adam bile babasının kim olduğunu söyleyemezdi. YavaĢça eski kılıflarla kaplı ağır eĢyalara. Hiç kimse. Ģimdi yüksek ve görkemli olan bahçedeki ağaçların bazıları çok küçüktü. GiriĢteki büyük aynada kendi görüntüsünü keĢfettiğinde. küçücük bir çocuk olduğu sıralardaki hali ve sonra kocaman bir koltukta oturan Ġhtiyar Adam’ın görüntüsüyle yeniden karĢılaĢtı. sakin sakin büyüyen bitkilere. örtülü aynalara baktı. Onlar gibi olmalıydı: Sakin. Bazıları okuma yazma öğrenebildiği halde.

kimsenin odasına girmesine izin verilmiyecekti. Chance. (*) İngilizce Chance bir anlamda rastlantıdır. Adı Chance’tı (*) çünkü raslantı sonucu doğmuĢtu. Yalnız Ġhtiyar Adam gelip ara sıra bahçede dolaĢacak ve oturacaktı. Chance kendisine söyleneni yaptı. evin diğer bölümlerine giremiyecek ve sokağa çıkamıyacaktı. orada bir hücreye kapatılıp unutulacaktı. Ailesi yoktu. *** Chance elini ağır kapının tokmağına koyduğu an. hayatını bulunduğu yerle. Kara Louise de. kitaplarla dolu raflar duvarlar boyunca gidiyordu. ama aklı oğlununki gibi geliĢmemiĢti. beyninin kolayca iĢlenebilecek toprağı bir daha düzelmemek üzere bozulmuĢtu. hizmetçinin tiz sesini iĢitti. Ġhtiyar Adam’ın dediğine göre. bütün düĢüncelerinin yeĢerdiği alan. Annesi çok güzeldi. insanların evin dıĢında ve bahçe kapısının ötesinde sürdükleri hayatta bir yeri olamazdı. Onu tek görecek ve konuĢacak kiĢi olan Louise tarafından yemeği hep odasına getirilecekti. aksi halde deliler evine gönderilecek ve. Dolayısıyla.miĢ ve yağmurda ağırlaĢmıĢ. Chance kendisine söyleneni aynen yapmak zorundaydı. bahçeyle sınırlamak zorundaydı. Ġçeri girdi ve kendini bütün diğerlerinden iki kat yüksek bir odada buldu. Duvarda gömülü. . Louise’in dıĢında.

Çöken omuzları dik açılar meydana getiriyor ve baĢı. oluğa akan incecik bir suyun hafif mırıltısını dinlercesine. Sırtı bir dizi sert yastıkla desteklenen Ġhtiyar Adam. Odasına döndü ve televizyonu açtı. çıktı. Chance son bir kere baktı Ġhtiyar Adam’a. Bembeyazdı. üst çenesi alt dudağından taĢıyor. Chance yaklaĢtı. Hizmetçi. Hizmetçi telefonda haykırıyordu. mırıldanarak veda etti. doktoru çağırdığını ve adamın hemen geleceğini söyleyerek ahizeyi yerine koydu. 1 7 / 2 . gözlerinden yalnız biri açık duruyordu.Büyük masanın üzerine ince deri dosyalar yayılmıĢtı. Döndü ve onu görünce yatağı iĢaret etti. büyük bir dikkat içinde donup kalmıĢ gibiydi. tıpkı Chance’ın ara sıra bahçede bulduğu ölü bir kuĢun gözü gibi. Chance’ın bakıĢı Ġhtiyar Adam’ın yüzüne dikildi. dalın ucundaki ağır bir meyva gibi yana sarkıyordu.

İKİ 19 19 .

ĠKĠ Daha sonra. bankacıların.ölünün ailesinin. erken kalktı. Televizyonda. televizyon seyrederken. bir televizyon programı seyretti ve yattı. Ġhtiyar Adam’ın ölüsünü taĢıyan adamları gözledi. Ama gün geçti ve kimse gelmedi. Chance evin üst katlarından gelen gürültüler duydu. yeni hizmetçinin ve kendisinin ne olacağına birinin karar vermesi gerekiyordu. Her zamanki gibi. avukatların ve iĢ adamlarının yaptığı değiĢiklikler. hizmetçi- *** . Odasından çıktı ve giriĢteki büyük heykelin ardına gizlenerek. evin. biri öldü mü sürüyle değiĢiklik olurdu . Chance hafif bir yemek yedi. Ġhtiyar Adam gittiğine göre.

saçını özenle dü- . Televizyondaki gibi. çiçekleri gözden geçirdi. Bir erkek sesi kütüphaneye gelmesini istedi. içeri daldı. ancak o zaman. Aynı Ģey kendisi için de gerçekti. Ġhtiyar Adam’ın ölümünden sonra. HerĢey düzenliydi. Belki baĢkaları tarafından görülmeksizin televizyonda onlara bakmakla yetindiği için çok Ģey yitiriyordu. kuru yaprakları temizledi ve yeĢillikleri makasla düzeltti. görülmemek bulanıklıkta erimekle. yaĢamazlardı. onu açabilir ve yayabilirlerdi. gözünüzü onlara diktiniz miydi baĢlarlardı yaĢamaya. tıpkı televizyondaki gibi yeni görüntülerle kenara itilene dek gelip adamın kafasına çakılabilirlerdi. Gece yağmur yağmıĢtı ve bir sürü yeni tomurcuk beliriyordu. Ġnsanlara bakılmadığı sürece. Chance iĢ giysilerini en güzel elbiselerinden biriyle değiĢtirdi. Bitkilerin altındaki toprağı inceledi. Tarandı. Oturdu ve güneĢte uyukladı. *** Odasında telefonun çaldığını iĢitince. Ona bakarken. kaybolmakla eĢ anlamdaydı.nin kapısının önüne bıraktığı kahvaltıyı yedi ve bahçeye çıktı. O zaman. o güne dek varlığından habersiz kiĢiler tarafından görüleceğini düĢündükçe mutlu oluyordu Ģimdi. baĢkaları onu açık seçik belirleyebilir.

Ġhtiyar Adam’ın kalçasını kırıp çoğu zaman yataktan çıkamaz oluĢun- . bir adamla bir kadın onu süzdüler. «Oysa. Adam yerinden kalktı. Ölünün vasiyetini yerine getirmekle biz görevlendirildik. Duvarları kitaplarla kaplı daracık odanın alacakaranlığında. «Ben Hancock. odanın ortasında durdu. «yardımcım Miss Hayer. bahçe de yer almıyordu bu belgelerde. elini uzatıp birkaç adım ilerledi. ikisi de.kim olursa olsun herhangi bir zamanda ölen tarafından çalıĢtırıldığını ya da bu evde oturduğunu gösteren en ufak belge yok elimizde.» Franklin baĢını Chance’a doğru eğmiĢti. üstü bir sürü kâğıtla kaplı büyük çalıĢma masasının ardında oturmuĢtu. Çok küçüktüm. sonra bahçede çalıĢırken kullandığı geniĢ güneĢ gözlüklerini taktı ve yukarı çıktı. hep bu evde yaĢadım. Adams ve Colby’den Thomas Franklin. Duraladı. Kadın gülümsedi. son kırk yıl içinde herhangi bir adamın . Bu da» dedi kadına dönerek. «Kendimi bildim bileli. Kaç gündür burada olduğunuzu bana söyleyebilir misiniz?» Masanın üzerine yayılan bunca kâğıttan hiç birinde adının geçmediğini iĢitmek Chance’ı ĢaĢırtmıĢtı.zeltti. Hem belki. Ne yapacağını kestiremeyen Chance.» Chance adamın elini sıktı ve kadına baktı. «Hizmetçi bana bu evde bir adamın yaĢadığını ve bahçıvan olarak çalıĢtığını söyledi.

kendini rahatsız hissediyordu. Chance çalıĢma masasına bir sandalye yaklaĢtırdı ve oturdu. Franklin. otomatik sulayıcılar çıkmadan önce buradaydım. «Burada -bu evde. MüĢterimizin bir vasiyetname bıraktığını sanıyorduk. Çalılıklar büyümeden. Bir adamın adının hayatıyla yakın iliĢkisi bulunduğunu biliyordu. Franklin alnını eline dayadı. Chance baĢını salladı : «Dosyalarımıza bakacağız». Önünde yığılı duran kâğıtlardan bir kaçını aldı.» «Ne diyorsunuz?» diye sordu Franklin. «Benim adım Chance». herhangi bir zamanda malikânesinde çalıĢtırdığı kiĢilerin eksiksiz listesi var burada. Chance mı?» diye sordu adam. «Mr. dedi Mr. Mr. Chance bekledi. pek az kiĢisel belge bıraktı. dedi kadın. Mr.» dedi ba- . Mr. Yine de. Bu nedenle televizyonda. «Ölünün. herkesin iki adı vardı: Televizyon dıĢındaki adları ve rol yaparken benimsedikleri. «Çok garibime gitti. diye üsteledi gözlerini yeniden elinde tuttuğu kâğıda çevirerek.mi oturuyorsunuz çocukluğunuzdan beri? Adınızın ne olduğunu sorabilir miyim?» Chance. Chance». bütün yanında çalıĢanların bir listesi elimizde». Televizyondan önce. Üstelik.dan epey önceydi. Chance. «Oturun lütfen. dedi. ama bunu bulmamız mümkün olmadı.

Emin olun». Bütün resmi defterler elimizde. Çocukluğumdan beri.ölünün malını yönetmekle görevlendirdi. yolları- . Benden önce baĢka biri vardı . «burada çalıĢtığınızı gösteren en ufak bir kayıt yok. dedi. Chance -gerçekten emin misiniz. Ağaçlar küçüktü.kıĢlarını incelediği kâğıttan kaldırmıyarak. ĠĢ yerimiz bizi -Miss Hayes’i ve beni.» Mr. kendinden emin cevap verdi : «Her zaman burada bahçıvanlık yaptım.. Hayatım boyunca. «adınız dosyalarımızda görülmüyor. ĠĢe baĢladığımda küçücük bir çocuktum. Ağaçlardan bazılarını ben diktim». ne yapmam gerektiğini söyleyecek ve bunları nasıl yapacağımı gösterecek kadar kaldı. Emin misiniz. Bahçıvanlık sizin mesleğiniz mi?» «Bahçıvanım». Bakın Ģimdi bahçeye?. evin arkasındaki bahçede çalıĢtım.çok uzun boylu bir zenci. gidiĢinden beri hep yalnızım. diye ekledi gövdesini bahçeye doğru yönelterek. dedi Chance. Kendimi bildim bileli. «Kimse bahçeyi benden iyi bilmez. «çiçekleri de. bu bahçede çalıĢan tek kiĢi benim. neredeyse çit diye bir Ģey yoktu. Chance adlı bir kiĢinin asla ölüyle iliĢkisi olmamıĢ. Son kırk yıl içinde.bu evde çalıĢmıĢ olduğunuzdan?» Chance. Mr. hiç bir adamın bu evde çalıĢtırılmadığı açık. Franklin telâĢla sözünü kesti : «Ama bu evde bir bahçıvanın yaĢadığını ve çalıĢtığını gösteren en ufak belirti yok.

«Evet ama. diye mırıldandı yardımcısına doğru.» «Louise öldü Mr. kalçasındaki kırık onu hareketsiz bıraktıktan sonra. Franklin pencereden çalıĢma masasına döndü. diye açıkladı Miss Hayes. dedi. Ölen firmamızdan yetmiĢ iki yaĢındayken ayrıldı. hastalandı ve kısa süre önce öldü».da temizledim. Her gün yemeğimi odama getirir. vazgeçti bundan. Chance». gerektiği gibi firmamızın defterlerine geçirildi. dedi Chance.b. kitap okur ve dinlenirdi. o kadar. «ama gördüğünüz gibi.» «YaĢlı Louise’i tanırım.» Mr. Miss Louise’in gidiĢinden sonra. yirmi beĢ yıldan fazla oluyor. bu evdeki varlığınız. dedi. «ileri yaĢına rağmen her zaman iĢlerini denetledi. . «bu evde pek az kiĢi çalıĢtırılmıĢ. Franklin. iĢiniz elimizdeki belgelerin hiç birinde belirtilmemiĢ. çok küçük yaĢımdan beri hep buradaydı. diye sözünü kesti Mr. Chance». v. Ġhtiyar Adam sık sık gelir bahçede oturur. burada yaĢadığımı ve çalıĢtığımı size söyleyebilir. Sonra. bütün çalıĢtırdıkları ücretleriyle. «Size inanmak isterdim Mr. kayıtlarımızda bir ‘yabancı’ hizmetçinin alındığı görülüyor. söylediğiniz gerçekse. bitkileri suladım. Hatırladığım kadarıyla. o zaman anlaĢılması güç bir nedenle. Yine de». «Jamaika’ya dönmüĢtü». zaman zaman da bahçede benimle otururdu. Doğrusu». sigorta numaralarıyla.

«Ölü firmamız ortakları arasındayken. efendim. Hep odamda oturur ve bahçede çalıĢırdım. «Size inanmaktan baĢka bir Ģey istemiyorum.» «Evde çalıĢan diğer kiĢileri tanımazdım. Firmamız hep bu tür iĢlemleri üstlenirdi. ya da çok çok gençtiler. Chance. «Yine de». diye üsteledi Mr.«Öldüğünü bilmiyordum». «ölünün yanında çalıĢanlar her zaman düzenli olarak bizden paralarını aldılar. Son elli yıl içinde yapılan bütün kanuni sözleĢmeler.» «Öyleyse. banka hesap özetleri. hiç değilse ne zamandan beri burada çalıĢtığınız hakkında hiç bilgisi olmayan yeni hizmetçinin geliĢinden önce. Yemek verirler- . Franklin. Ama herhangi bir zamanda bu evde bulunduğunuzu gösteren en ufak bir iz yok. Chance neden güldüğünü anlıyamadı. sigorta makbuzları firmamızın elinde bulunuyor. Franklin yeniden elindeki belgelere döndü: «Burada çalıĢtığınız ve yaĢadığınız sürece. dedi Chance alçak sesle.» Miss Hayes güldü. herhangi bir kâğıt imzaladığınız oldu mu?» «Hayır. Mr. Mr. Bu nedenle ölünün malikânesiyle ilgili eksiksiz kayıtlar var elimizde. nasıl para alırdınız?» «Bana hiç para verilmedi.» Gülümsedi. içimizden bazıları daha doğmamıĢlardı.

Sabah beni uyandıran bir de zili var. kravatlarını ve. yakaları biraz sıkıyor ama.» «Anlıyorum». «Demek çalıĢmanız herhangi bir iĢ anlaĢmasına konu olmadı?» «Sanmıyorum. uzaktan yönetilen ve istasyon değiĢtirilebilen büyük bir renkli televizyon. «Giysileriniz ĢaĢırtıcı bir zarafette». dedi Mr. «Hele. gömleklerini de.» Chance sırtındaki giysiyi gösterdi. Bana bir radyo. Hepsi de üstüme tıpatıp oturur. dedi Mr. «Günümüz erkek modasının ne denli yirmilerin modasına döndüğünü görmek hayret verici». Franklin Ģakacı bir ses tonuyla. hele». Franklin. «Bir parça dar geldiği halde pardesülerini ve pabuçlarını da alabilirim. ve de dilediğim kadar. herhangi bir ücret ya da baĢka bir .di. sonra da bir televizyon verdiler. «benim giysilerimin modasının geçtiğini mi ima etmek istiyorsunuz?» Chance’a döndü. çok iyi yemekler. dedi Miss Hayes birden. diye ekledi Miss Hayet. Bakın. Franklin.. dedi Mr.» «Sözünü ettiğiniz televizyonları biliyorum».. «Tavanarasına çıkabilir ve Ġhtiyar Adam’ın giysilerinden herhangi birini seçebilirim. banyosu ve bahçeye bakan penceresiyle odam var ve bir de bahçeye açılan yeni bir kapı yaptılar.» «Ölü. Chance ona gülümsedi.

diye araya girdi Miss Hayes tatlılıkla. bir Ģöför ehliyeti. dedi Chance. Chance. . «Mr.. Ġhtiyar Adam’ın uyuduğunu söylemiĢti. dedi Mr. Sol yandaki yeĢillikler dikileli beri bahçeye inmedi. Üstelik. Ġhtiyar Adam’ı pek görmüyordum diyebilirim. bunları diktiğim zaman televizyon da yoktu. adresinizi ve yaĢınızı gösteren herhangi bir belge?» Chance susuyordu.. Hiç kimse bana herhangi bir söz vermedi.. «Hayır. Anlıyor musunuz. Ģimdi bu bitkiler omuza kadar geliyor.» «Bu söylediklerinizin hiç biri bende yok». «Hiç bir belgem yok. Daha o zamanlar çok yaĢlı ve hastaydı. Franklin az kaldı koltuğundan fırlayacaktı. «Adınızı. Bahçede çalıĢırken radyoyu dinlediğimi hatırlıyorum.. adresinizin de belirtildiği bir kimlik belgesi gösterecek durumda olsaydınız sanırım herĢey çok basitleĢirdi.» Mr. Franklin. anlıyor musunuz?. «Belki bir doğum ilmühaberi». sadece radyo vardı. bir çek defteri.ödeme biçimi bulacağına söz vermedi mi hiç?» diye üsteledi Mr. Louise de aĢağı inip sesi kısmamı. Bir baĢlama noktası olurdu. sosyal sigorta kartı.» «Burada yaĢadığınızı saptamamızı sağlayacak bir kanıta ihtiyacımız olacak». Franklin kesin bir sesle.

Franklin.» «Sakın.» Mr. «Elimizdeki belgelerde burada yaĢadığınızı.» «Söylediklerinizin doğru olduğunu kabul edersek» dedi Franklin heyecansız bir sesle. dedi Mr. «ben varım ya karĢısınızda. Daha baĢka ne kanıt istersiniz?» «Hiç hastalandınız mı. «Hiç. ölünün akrabası olmayasınız?» «Hayır. kimsenin de gelip beni görmesine izin verilmezdi. «Sizinle açık konuĢacağım». ama ben çıkamazdım. Louise ara sıra dıĢarı çıkardı. değilim.» «Hiç diĢçiye ya da doktora gitmedim. Buradayım.» dedi Chance. «Askerlik yaptınız mı?» «Hayır. Franklin güçsüz bir sesle. Miss Hayes’in bahçıvana yönelttiği hayranlık dolu bakıĢı yakaladı. demek istediğim hiç hastaneye ya da doktora gittiniz mi? Lütfen beni anlamaya çalıĢın». dedi Mr. . Franklin bezgin bir sesle. «Bana diĢçinizin adını verin.» «Hiç hastalanmadım. dedi.» Bir an sustu. «Peki». «Vergi öder misiniz?» «Hayır». Askeri birlikleri televizyonda gördüm. size herhangi bir ödeme yapıldığını ya da sosyal sigortalardan faydalandığınızı gösteren en ufak Ģey yok. «tek istediğimiz gerçekten bu evde çalıĢtığınızı ve oturduğunuzu ispatlamaya yarayacak herhangi bir Ģey.«Evet ama» dedi Chance. Bu evden hiç çıkmadım. dedi Chance.

dedi sadelikle. Televizyonda insanların resmi belgeleri okuma süresi değiĢiyordu. dedi ihtiyatla. kaĢla- .«ölünün malları üzerinde hak iddia etmek niyetinde misiniz?» Chance anlamadı. «Basit bir iĢlem sözkonusu». dedi kâğıdı Chance’a uzatarak. Televizyon yayınlarında. Franklin masanın üstüne yayılmıĢ olan kâğıtları karıĢtırdı ve incecik yazıyla kaplı bir kâğıt aldı. okuma yazma bilmeyenlerle sık sık alay ediliyor ve gülünç duruma düĢürülüyordu böyleleri. Alnı kırıĢıklarla kaplı. «Çok iyiyim efendim». Mr. Bahçe iyi bir bahçe. diye sözünü kesti baĢını arkaya atarak doğrulan Miss Hayes. gösterilen yerini imzalamak zahmetine katlanır mısınız?» Chance kâğıdı aldı. Bir sayfanın okunması için gerekli zamanı hesaplamaya çalıĢıyordu. «Kendimi iyi hissediyorum. Ġki eliyle tutup inceledi. Chance okuma yazma bilmediğini açığa vurmaması gerektiğini biliyordu. Ne diyeceğini bilmiyordu. «ġunu okumak ve kabul ediyorsanız. Su lama araçları henüz bir kaç yıllık.» «Söyler misiniz». Niçin bahçeden ayrılmak zorundaydı? «Burada kalmak ve bahçede çalıĢmak isterim». «niyetiniz nedir? BaĢka birinin hesabına çalıĢmayı düĢünüyor musunuz?» Chance güneĢ gözlüklerini düzeltti.

» Elini cebine attı ve küçük bir kartvizit çıkardı.rı çatık.» «Bunu imzalayamam. «Gerçekten yapamam bunu. Yerinden kalktı. «Nasıl isterseniz». «Adım ve firmamızın adresiyle telefon numarası burada yazılı. o kadar». «Size haber vermek zorundayım Mr. «YanlıĢ anlamadıysam. bunu kaçırmak istemiyordu. O andan sonra kapı ve bahçe kapısı kilitlenecek.» «Anlıyorum». Her öğleden sonra seyrettiği televizyon programı baĢlayacaktı. veda etti ve çıktı. Chance. Gerçekten burada oturuyorsanız. dedi kâğıdı avukata geri vererek. dedi Franklin kâğıtlarını toplayarak. kabul ettirebileceğiniz veraset haklarından vazgeçmek istemiyorsunuz. dedi Chance. çenesini baĢ parmağıyla iĢaret parmağının arasına alıp dikkatini toplar gibi yaptı.» Chance kartı aldı ve yeleğinin cebine koydu. Franklin. «Bunu imzalayamam». diye mırıldandı Mr. bütün kiĢisel eĢyalarınızı alarak evden ayrılmanız gerekecek. . ġimdi kütüphaneden çıkıp odasına dönmesi gerektiğini biliyordu. Merdivende kartı attı. bu ev yarın öğlende kapatılıyor.

ÜÇ 33/3 .

geçerken de duvarlar boyunca sıralanmıĢ portrelere son bir kez göz attı. odadan çıktı. halinde incecik bir sis püskürtüyordu.ÜÇ Chance salı sabahı erkenden tavanarasından büyük ve ağır bir deri bavul indirdi. belli belirsiz bir bulut. Bahçede her Ģey sakindi. Bavulunu yere koydu ve geri döndü. Çiçekler incecik ve dimdik yükseliyordu. elini bahçe kapısının tokmağına koyduğunda. birden gidiĢini erteleyebileceğini ve bir süre kolayca saklanacağı bahçeye dönebileceğini düĢündü. Bunlar kendisine doğru uzanır gibiydi. Elektrikli döner sulayıcı yeĢilliklerin üzerine. EĢyalarını bavula yerleĢtirdi. Chance parmaklarını keskin çam pürçekleri üzerinde ve çitten taĢan sürgünlerde gezdirdi. .

belki . sadece küçük bir mavi nokta ekranın ortasında asılı kaldı. Bahçe kapısının öbür yanındaydı. kapıya doğru giderken. kiliseler hızla ekrandan geçti. GüneĢ gözlerini kamaĢtırıyordu.Uzun bir süre. Bahçe kapısına doğru yürüdü ve anahtarı kilide soktu. belirsiz gürültüler daha önceden belleğine kazınmıĢ görüntülere karıĢıyordu. yatağın üzerine oturdu. sanki bağlı olduğu yeryüzünün geri kalan bölümü tarafından unutulmuĢ gibi. Kaldırımlar yayaları alıp götürüyor. Sonra sulayıcıyı kapadı ve odasına döndü. istasyon değiĢtirmeyi sağlayan düğmeyi birkaç kere çevirdi. gökdelenler. Televizyonu kapadı. bir daha bahçeye dönemezdi. O ana kadar. duran arabaların tepeleri sıcakta parıldıyordu. sonra o da kayboldu. yeni yapılan kiralık apartmanlar. Televizyonu açtı. arabalar. binalar. Change yerinden kalktı ve bu kez. eĢiği geçti ve anahtarı kilitte bırakarak kapıyı ardından kapadı. insanlar. Görüntü kayboldu. sabah güneĢinin altında tembel tembel çevresine bakınarak ayakta durdu. Ekran kül rengine büründü. yıllardan beri odasının yanındaki koridorda bir tahtaya asılı duran ve kimsenin dokunmadığı eski anahtarı almayı düĢündü. Artık. ġaĢırmıĢtı: Sokak. Kır evleri. bir parke taĢıydı sanki. sonra bir kanadını açtı. bahçe kapısının öbür yanındaki her Ģey televizyonda gördüklerine benziyordu.

Sıçradı. sonra Chance’ın bacağının sıkıĢmıĢ olduğunu gördü. kasketini elinde tutuyordu. Hendek boyunca arka arkaya duran iki araba arasında daracık bir geçit keĢfetmiĢti ve geçmeye hazırlandı. ama geç kalmıĢtı. sağ bacağı tamponun üzerine kalkmıĢ. Yürümeye baĢladı. Araba çarptı ve Chance. olduğu yerde hareketsiz kaldı. Yere basmaya çalıĢtı ama kaldırımın kıyısına yıkıldı. bavulunun ağırlığının ve sıcağın bilincine vardı: GüneĢin altında yürümüĢtü. solu hâlâ sıkıĢık. . ama öbür bacağını oynatamadı. Güçlükle bir dizini kaldırabildi. Bir Ģeyler mırıldanmaya baĢladı. Keskin bir acı duydu ve geri geri giden arabanın ön kapağını yumruklayarak bağırdı. ġöför arabadan fırladı. derken birden arabaların biri onun yönünde hızla geri geri geldi. Arka tampondan kurtulmak için sıçramaya çalıĢtı. Büyük araba birden durdu. daha ağır gibiydi. ama ağır bavulu hızını kesti. arabanın arka kapısı açıldı ve ince yapılı bir kadın dıĢarı çıktı. Aynı anda. Chance’ın baldırı da kurtuldu. Bina blokunun yarısına geldiğinde. Üniformalı bir zenciydi bu.eĢyalar ve insanlar daha büyük. arkada duran arabanın farları arasına sıkıĢtı. daha basit. Vücudu ter içindeydi. Chance. daha yavaĢ. Önceden bütün bunları gördüğü izlenimine kapıldı. Chance’ın üzerine eğildi. Ürküp gerisin geri arabaya daldı ve birkaç santim ilerledi.

» «Kocam çok hastaydı. «Sadece bacağım». Sanırım en iyisi sizi doğrudan eve götürmem. dedi kadın. bir göz atabilmem için. dedi.» «Bir Ģeyim yok». Bu nedenle doktoru ve bir sürü hemĢire evimizde kalıyor. dedi Chance. dedi Chance.» «Ne yapacağımı bilmiyorum» dedi Chance. ġimdiden baldırın tombul yerini morumsu ve kırmızı bir ĢiĢ kaplıyordu. kadının . dedi kadın. Büyük arabanın arkasına. pantolonunuzun paçasını kaldırmanızı rica edebilir miyim?» Chance pantolonunun sol paçasını sıvadı. «Doktor hastanede bakım görmenizi yeğ tutarsa. ġoförüm Ģimdiye kadar hiç kaza yapmadı. «Umarım kırık yoktur». «Öyleyse. «Gidelim». «ġimdi kendimi biraz daha iyi hissediyorum. sizi hemen oraya götürürüz. ama sesi titriyordu. «Sanırım biraz ezildi. tabii her zamanki doktorunuza görünmeyi yeğlemezseniz?. «Ne kadar üzgün olduğumu bilemezsiniz. doktorumuzun görüĢünü almakta bir sakınca bulur musunuz?» «Hiç bir sakınca bulmam».«Ağır yaralanmamıĢsınızdır umarım?» Chance bakıĢlarını kadına yönetti. «Bir bakabilmem.» Chance kadının kendisine uzattığı koluna yaslandı. Televizyonda onun gibi pek çok kadın görmüĢtü.» «Ulu Tanrım!» dedi kadın boğuk bir sesle.

«Benim adım da Chance». «bahçıvan. diye tekrarladı Chance ciddi ciddi. Chance benzer durumlarda.yanına oturdu. the Gardener. sonra bunu yeterli görmeyip ekledi. ġöför Chance’ın bavulunu yerleĢtirdi ve araba yavaĢça sabah trafiğine karıĢtı. Chance kadının adını değiĢtirdiğini farketti. Televizyondaki gibi.E. «Biraz viski.». Mr. bahçıvan» sözleriyle Chauncey Gardiner sözleri birbirine karıştığından. E.Gardiner anlayıp yanılgıya düşüyor.E. diye devam etti kadın. «Sakın onların bir yakını olmayasınız.Chauncey Gardener’i . Benjamin Rand’ım. bundan böyle yeni adını kullanması gerektiğine karar verdi. «E. dedi kadın eğlenmiĢcesine. cevabını verdi Chance. Şans. diye kekeledi. Şans karşılığı kullanılan Chance’i .» «Chauncey Gardiner (1)».E.E. diye tekrarladı kadın. «Kocam ve ben Basil ve Perdita Gardiner’ in çok eski dostlarıyız». . Gardiner?» «Hayır. Kadın kendini tanıttı: «Ben Mrs. «E. derler. değilim». televizyondaki adamların da kendilerini tanıttıklarını hatırladı. ya da ufak bir kadeh konyak içmek ister miydiniz?» ( * ) Ses uyumu yönünden İngilizce «Chance.». Dostlarım bana E. Elisabeth Eve olan adımın baĢ harfleridir bunlar.

» «Açabilir miydiniz. için Ģunu». hizmetindekilere de alkolü yasak etmiĢti. «Evet. BakıĢı.» Chance küçük yudumlarla içkisini içti. orada size özenle bakılacak. Size acınızı unutturur. «Ġyi gelecek. dedi. Neredeyse eve varacağız. Kadın gülümsedi. önlerindeki bir girintiye yerleĢtirilmiĢ olan küçük barı açtı. birkaç kere üstelediğinden Chance de alkolün tadına bakmıĢtı. barın üstüne ustaca yerleĢtirilmiĢ. küçük boy bir televizyon aygıtına takıldı.. Yine de. Bunu açma eğilimi duydu.» Chance içkinin tadına baktı ve soluğu kesildi. Kara Louise ara sıra mutfakta gizlice içerdi ve. araba yolların tıkanıklığında yavaĢ yavaĢ manevra yaparken. Yeniden içki içti.Chance ne yapacağını ĢaĢırmıĢtı. dedi kadın. gümüĢ bir içki ĢiĢesi alıp üzerinde adıyla soyadının baĢ harfleri bulunan bir bardağa koyu renk bir sıvı boĢalttı. Ġhtiyar Adam içki içmezdi. Alkol sertti. «ġimdi daha iyi. «Televizyon çalıĢıyor mu?» diye sordu. Biraz daha sabredin. cevabını verdi birden bacağındaki ağrıyı hissederek. Belki biraz konyak». «TeĢekkür ederim. «Lütfen. Tabii çalıĢıyor.. açar mısınız lütfen?» «Tabii. Hemen.» . «Acı çektiğinizi görüyorum».

Ani sarsıntıda Chance kaskatı kesilirken. Gardiner olmalısınız. baĢındaydı. «Kurbanınız çok yakıĢıklı». doktor Mr. Çevresinde herĢey döndü. kafası boĢaldı. Bu arada da biz eve vardık. Ģöför hemen frene bastı. dedi. E.Kadın eğildi ve bir düğmeye bastı: Ekranı görüntüler kapladı. diye Ģaka etti doktor. «Bayıldınız. beyaz gömlekli.» Chance baĢını salladı. açıldı ve geniĢ kara çerçeveli gözlüklü. *** GüneĢ ıĢığıyla kaplı bir oda. «Mr. Rand’ . birden söndürülüveren televizyon aygıtı gibi. «Ġzlemek istediğiniz bir istasyon. özel bir yayın var mı?» «Hayır. «siz de sevimli ev sahibemiz tarafından ezilen ve sonra da kaçırılan Mr. diyordu ağır ağır. odadan çıkmadan.» Küçük ekran ve televizyonun sesi onları yolun gürültülerinden uzaklaĢtırıyordu.» E. kocaman bir yatakta gözlerini açtı. Birden bir araba yollarım kesti.E. elinde büyükçe bir deri çanta taĢıyan bir adam göründü.E. Gardiner».» Kapı vuruldu. bacağını bir acı kapladı. «Sizin doktorunuzum». «Ama kendisini muayene etmemin zamanıdır ve bizi baĢbaĢa bırakmayı yeğ tutacağınızdan eminim. Bu seyrettiğimiz iyi.

Bunu doldururken. «Bütün derdiniz hafif bir ezilme. Birkaç dakika sonra da doktor kemiğe hiç bir Ģey olmadığını bildirdi. Chance’ın bacağı acıyordu. Kendinizi iyi hissederseniz. her yemekte de bir hap alacaksınız. efendim. Yine de pek sanmıyorum ya.in uyuduğunu ve akĢamüstü olmadan rahatsız edilmemesi gerektiğini ona bildirdi. aĢağı yukarı bütün baldırı bir morluk kaplamıĢtı. «bu akĢama kadar dinlenmek. «Bütün yapacağınız». ama korktuğunu nasıl göstereceğini bilmiyordu.» Ġğnenin çabucak yapılması en ufak bir acı duymayan Chance’ı ĢaĢırttı. Gerekirse. «Korkarım». ġimdi rahat rahat dinlenin efendim. «size iğne yapmak zorundayım. hadi». Sadece yaralı bacağınıza ağırlık vermemeye çalıĢın. dedi. Yoksa. ben yaranıza bakarken siz bayılabilirsiniz. «Hadi. Ġğneleriniz konusunda hemĢireye talimat vereceğim. üç saatte bir size iğne yapacak.» Çantasından bir enjektör çıkardı. akĢam yemeği için aĢağı inebilirsiniz. kemiğin hafifçe etkilenmiĢ olması mümkün. dedi doktor. yarın bacağın bir de filmini alırız. Doktor onun kuĢkusunu farketti. dedi.» . Chance’da Ģimdiye kadar iğne yapıldığını izlediği bütün televizyon programlarını gözünün önüne getiriyordu. Ġğnenin acıtmasından korkuyordu.

diye mırıldandı Chance. «Yardımlarınızdan ötürü size minnettarım.» .» «Bu yaptıklarımız bizim için bir Ģey değil..E. O zaman ne yapılırsa diğerleri bunu kendi davranıĢlarının herhangi biri nasıl yorumlanıyorsa öyle yorumlarlar. Ama E.Doktor odadan çıktı.. dedi Chance. uykusu vardı. «Size karĢı ne büyük bir suçluluk duygusu içinde olduğumu bilmenizi isterim. bu kazanın sorumlusu benim. Umarım baĢınıza fazla dert açmaz. istemezdim. Birileri kendisiyle konuĢtuğu ve kendisini gördüğü zaman. Ben. «ġimdi doktorla konuĢtum. Rand».. durumunuzun dinlenmekten baĢka bir Ģey gerektirmediğini söyledi bana. odaya girdiğinde gözlerini açtı. insan güvenlik içindedir.» «Rica ederim üzülmeyin». Söyler misiniz bana.» «Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim». Mr. haber vermek istediğiniz biri var mı? Karınız? Aileniz?» «Ne karım var. Kendileri hakkında bilinenden fazlasını asla sizin hakkınızda da öğrenemezler. ne ailem. dedi kadın. «Mrs. Chance kendini yorgun hissediyordu. «Neredeyse uyuyordum.. Gardiner» Yatağın yakınındaki bir iskemleye oturdu. ġimdi.

ve lütfen bunu adet yerini bulsun diye söylediğimi düĢünmeyin . Neredeyse akĢam oluyordu.» «Hiç kimse yok. eğer telgraf çekmeyi yeğ tutmuyorsanız. acıyan bacağının bilincindeydi.sizi bekleyen acele bir iĢ yoksa. teĢekkür ederim. kuĢkusuz. Sonra kazayı. Hiç bir Ģeye ihtiyacım yok. Bu durumda. Bir sekreter ister misiniz? Kocam o kadar uzun süreden beri hasta ki. arabayı.» «Bağlantı kurmak istediğiniz biri vardır.. kadını ve doktoru hatırladı. Umarım reddetmezsiniz. Burada ihtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazla oda var.» «Öyleyse Mr. Gardiner . Yatağın yakı- . E. telefonumuzu ya da teleksimizi kullanmaktan çekinmeyin.. *** Ağır perdelerin arasından sızan bir güneĢ ıĢını yüzünü okĢarken Chance uyandı.» Chance çağrıyı kabul etti. BaĢı dönmekteydi.» «Hayır. yaranız iyileĢene kadar burada kalmanızı istiyorum. sonra da Chance bavulunu açmaları için hizmetçilere emir verdiğini iĢitti.. ona teĢekkür etti.«Belki iĢ ortaklarınız vardır? Rica ederim. ama nerede olduğunu pek iyi bilmiyordu. yanında çalıĢanların iĢi pek az.E. kendi kendinize bakmak zorunda kalmanız kadar korkunç Ģey olamaz.. tıbbi yönden de en iyi bakım sağlanabilir. Umarım ki izleniminiz.

Chance televizyonu kapamak zorunda kaldı.E. eliyle eriĢebileceği yerde bir televizyon duruyordu. Mr. dinlenirken E. Yataktan kalkıp perdeleri açmaya hazırlanırken. bir çocuk sahibi olmadığı için piĢmanlık duyduğunu söylüyordu. Bacağının durumunu sordu. Bunu açtı ve iç rahatlatıcı görüntüleri seyretti.E. bir de kendisini ziyaret etmesinde bir sakınca bulunup bulunmadığını öğrenmek istedi. Chance seçkin yemeğini yedi.. bunu yatağın üzerine koydu.E. Ağır ağır ve dikkatle. gözleri televizyon ekranında. E. Bir koltuğu yatağın iyice yakınına getirdiğinden. Rand’in kendisinden çok daha yaĢlı olduğunu Chance’a anlattı. telefon çaldı. Bir oda hizmetçisi elinde tepsiyle içeri girdi. yaĢına ve acılarına rağmen. Kadın bacağının durumunu sordu. Chance biraz ağrıdığını itiraf etti. Chance evet dedi. babayla . Özellikle Rand ilk karısı ve bu evliliğinden doğan yetiĢkin oğluyla iliĢkilerini keseli beri. iĢleriyle yakından ilgilenmeye devam ediyordu. adam yetmiĢin üstündeydi. odasına sandviçle çay getirilip getirilemiyeceğini. Sırtını yastıklara dayamıĢ. Son hastalığına kadar güçlü bir adamdı ve Ģimdi bile. E. televizyonda gördüğü bu tür yiyecekleri hatırlayarak.nında. onu arıyordu.. hastanın kendini daha iyi hisseder gibi olduğunu bildirdi. Kadın onun yanından doktora telefon etti. odasına girdi.

Rand ve kendisiyle birlikte akĢam yemeğine çağırdı. kadına devam etmesi ve ayrıntılara inmesi için cesaret vermiĢ oluyordu. Giderek. Kapının vurulması cümlenin ortasında sözünü kesti. kendinden daha emin görünüyor ve yüzü aydınlanıyordu. sırtını koltuğun arkalığına iyice yaslamıĢtı. çünkü Benjamin Rand onunla evlenebilmek için çocuğun annesinden boĢanmıĢtı. ya da koluna dokunmakla noktalamaya baĢladı. nin sözlerine büyük bir ilgi göstermesi gerektiğini düĢünen Chance. dıĢarı çıkmadan Chance’ı. Rand’ın evden çıkmasını isteyip istemiyeceğini düĢündü. yeni programın oyuncularının henüz anlaĢılmadığını biliyordu. Ġğne yapmak için gelen hemĢireydi bu. biraz daha düzelen Mr.E. Böylece. Bu sözler Chance’m kafasında yüzüyordu sanki. Korkacak bir yan yoktu. kadını televizyonda görüyormuĢçasına seyrediyordu. eninde sonunda gitmek zorunda kalacağını.E. E. Chance Mr. televizyonda farkettiği bir uygulamaya baĢvurdu ve söylediği cümlelerden bazılarını tekrarladı. Chance’ın sözlerini her tekrarlayıĢında. Buradan ayrılmak zorunda kalacağı düĢüncesi onu rahatsız etmiyordu. . öyle rahatladı ki sözlerini ya Chance’ın omuzuna. E. E.E. E.E. bundan sonrasının Ģimdilik gizli olduğunu biliyordu. ama tıpkı televizyondaki gibi.oğlu arasındaki iliĢkinin kopmasından kendini sorumlu tuttuğunu da itiraf etti.

Chance kadehine yeni dokunmuĢtu ki. neredeyse Ġhtiyar Adam kadar yaĢlı. ile yaĢlı bir adamın beklediği salona kadar götürdü. Rand’in kendisine uzattığı eli tuttu. bir uĢak .bir zenci temizlenip ütülenmiĢ olan giysileriyle odaya girdi. «Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? E.E. E. *** E. Adam Chance’ın bacağına bakıyordu. «Bacağınıza fazla yüklenmeyin».’nin ardından. Artık kendimi çok iyi hissediyorum. Televizyonu açtığı sıra.E. gerçekten. kazadan bana söz etti. Adamın gülümsemesi. Chance Mr. «Önemli değil efendim. güçsüzdü.» Bir uĢak Ģampanyaları doldurdu.E. yemeğin hazır olduğu bildirildi. Büyük bir rezalet! BağıĢlanacak yanı yok!» Chance bir an duraladı. Erkekler E.E.’nin kocası yaĢlıydı. bu el kuru ve sıcaktı. yemekten önce bir kadeh içmek için aĢağı inip kendisiyle kocasına katılmasını istedi. ihtiyar Louise’ in kaygısız gülümsemesini hatırlatıyordu. dedi ölçülü ve rahat duyulur bir sesle. Hayatımda ilk kez baĢıma bir kaza geldi. çok yakın olan oyuna giriĢ anını beklemekti. yeniden telefon edip. Bir uĢak Chance’ı merdivenin dibinde karĢıladı ve E.çünkü herĢey zincirleme birbirini izleyecekti ve onun yapabileceğinin en iyisi sabırla.E. .

. Bir an ne yapacağına karar veremeyen Chance. dedi. BaĢını kaldırdı ve E.» Duraladı ve birden. dedi Rand. içinde huzurla çalıĢabileceği ve mevsimlerle birlikte ilerliyebileceği bir bahçe bulması. «insanın kendine uygun düĢen bir yer.E. Televizyonda.. genç iĢ adamının sık sık patronu ve patronunun kızıyla yemek yediği televizyon programını seçti. Artık pek fazla fırsat çıkmıyor. «Çok güçlü bir görünüĢünüz var Mr. Rand gözlüğünü çıkardı. sonra yeniden taktı ve bekliyormuĢ gibi Chance’ı süzdü. Rand’a söylediğim gibi». dedi Chance ağır ağır söze baĢlıyarak..üç kiĢilik bir sofranın kurulmuĢ olduğu yemek salonuna yürüdüler. «Kolay değil efendim». Chance cevabının tatmin edici olmadığını anladı. «Sizin için büyük bir talih bu. Ama geçirdiğiniz kaza iĢlerinizle uğraĢmanıza engel olmuyor mu?» «Daha önce de Mrs.» Önündeki yiyeceği kesti ve özenle yedi. camları hohladıktan sonra mendiliyle sildi. Ardından sözüne devam etti : «Tam kazaya uğradığımda baĢıma bir Ģey gelmesini bekliyordum. Chance yemek salonunun köĢelerindeki pırıl pırıl gümüĢleri ve buz gibi heykelleri farketti. Gardiner».» Mr.’nin bakıĢlarıyla karĢılaĢtı. «evim kapandı ve acele yapmam gereken bir iĢ de yok.

Evet Chauncey. Umarım. «Çok iyi anlattınız. Mr.. Mr. diye tekrarladı Chance baĢını sallıyarak. size Chauncey dememde bir sakınca görmezsiniz? Bir bahçıvan! Gerçek bir iĢ adamının ne olduğunun mükemmel anlatılıĢı değil mi bu? Kayalık bir toprağı alan ve bunu elleriyle verimli kılan. Rand masanın üzerinden ona doğru eğildi. bunun kadar eĢsizini bir daha bulabileceğimi sanmıyorum. bana Ben deyin.» Parmağıyla tavanı iĢaret etti..» «Ben». Rand’in cevap vermekte gösterdiği çabukluk Chance’ı rahatlattı. bunları suluyordum.bütün açıklığıyla durumu gördü. verimli bir iĢ adamı kendi topraklarını iĢleyen bir emekçidir!» Mr. . Ormanlar ve cangıllar gördüm. «Ayrıldığım bahçe böyle bir yerdi. geriye kalan yukardaki oda. iĢler yolundaydı. «Rica ederim. alın teriyle sulayan. ne eĢsiz bir benzetme! Gerçekten.» Üzüntü duyuyordu. Ama içinde çalıĢabileceğim Ģeylerin geliĢmesini görebileceğim bir bahçe. Orada biten herĢey benim eserimdi: Tohumları ekiyordum. Ama Ģimdi hepsi bitti. «Hiç bahçe görmedim. ara sıra da bir iki ağaç. diye mırıldandı. geliĢmelerini izliyordum. böylece gerek ailesi gerekse toplum için değerli bir yer yaratan adam. «TeĢekkür ederim efendim». Gardiner.

Etkilenen Rand baĢını salladı : «ĠĢiniz bu kadar zaman mı alıyordu?» «Ben. «yakın gelecekte uygun bir fırsat çıkmazsa. dedi Rand. ama benim için tek kalan Ģey..E.E. gerçekten yukardaki oda.» diye araya girdi E. Ģarap içenler öyle durumlara düĢüyorlardı ki kendi kendilerini denetleyemez hale geliyorlardı.E. Siz ve E.» Chance. «Peki». «Gençsiniz Chauncey.Rand ona dostlukla baktı. ailenize nasıl bakacaksınız?» «Ailem yok. Neredeyse benim oğlum olabilirsiniz. «yaĢlarımıza değinmemden hoĢlanmazsın. Sizin gibi yakıĢıklı bir genç adamın nasıl ailesi olmaz? Mümkün mü bu?» «Vaktim olmadı».. «Biliyorum. Televizyonda. yukardaki oda’dan söz etmek için fazla gençsiniz.: Ġkiniz de o kadar gençsiniz ki!. o kadar gençsiniz.» diye söze baĢladı E. «Anlamıyorum.. dedi Chance. diyerek onun sözünü kesti yaĢlı adam..» «Ben. sevgilim. Rand’ın yakında yukardaki odada olacağını söylerken ne demek istediğini düĢünüyordu.» Rand’ın yüzü asıldı. Yakında ben oraya gideceğim. biliyorum». . Kendisi henüz evdeyken nasıl olur da oraya yerleĢirdi? Sessizce yemeklerini yediler. siz değil. rica ederim. Chance yavaĢ yavaĢ çiğniyor ve Ģaraba el sürmüyordu.

aĢırı vergilemenin. Bunu daha uzun tartıĢmamız gerekecek. temel özgürlüklerimizi ve orta sınıfın rahatını tehdit eden ayaktakımına ve serserilere karĢı onlar bizim en sağlam savunmamızı meydana getiriyorlar. dertlerin zor durumda bıraktığı Amerikan iĢ yerlerinin yardımına koĢmak için harekete geçmek üzereyiz. uĢaklar baĢka bir yemek getirdiler. Belki de biliyorsunuz». Değil mi. Enflâsyonun. gerçekten yalnızsınız.» Rand mırıldandı : «Öyleyse. BaĢka bir deyiĢle. karıĢıklıkların. dedi.«Eminim ki Chauncey sorularıma cevap vermekte bir sakınca görmüyor. değil mi?» Ortalığa bir sessizlik çöktü. YaĢlı bir adamım ve sizinle açık yüreklilikle konuĢabilirim. Rand Chance’a döndü: «Biliyor musunuz?». «sizde hoĢuma giden bir yan var. iyice düzeldiğinizde sizi tasarılarımız ve hedeflerimiz konusunda aydınlatacak olan yönetim kurulu üyelerimizden bazılarıyla burada karĢılaĢabilirsiniz. «First American Financial Corporation’ın genel müdürüyüm... Chauncey?» Chance baĢını salladı : «Peki. iĢ dünyasının namuslu «bahçıvanlarına» kurtarıcı bir el uzatmak istiyoruz. hiç aile kurmayı dilemediniz mi?» «Aile kurmanın ne olduğunu bilmiyorum. HerĢey bir yana.» . Gizliniz saklınız yok: HerĢeyi çok çabuk anlıyor ve yalın olarak açıklıyorsunuz. diye devam etti Rand. belki.

. Bahçesinin özlemini çekiyordu. Rand’in hemen ardından söylediklerini duyunca sevindi : «Biliyorum.. daha ne kadar yaĢıyacağımı bilmediğimi unutmayın.» Chance dinlemekten vazgeçti. Ġhtiyar Adam’ın bahçesinde hiç bir kök asla topraktan dıĢarı çıkmaz ve kurumazdı.. biliyorum.» E. Acele etmeyin Chauncey. Orada bütün ağaçlar gençti ve bakımlıydı. Kökleri topraktan dıĢarı çıkan bir ağaç gibiyim.. itiraz etmek istedi. Çevresinde geniĢlediğini hissettiği sessizlikte çabucak konuĢtu : «Bana söylediklerinizi düĢüneceğim.» Rand eğildi ve Chance’ın omuzunu okĢadı.E. bir anlık etkiyle hareket edecek adam değilsiniz.» «Güzel. ama Rand devam etti : «Hastayım ve yılların ağırlığını hissediyorum.Chance.. Bacağım hâlâ ağrıyor ve bir karar vermek güç. Kalktılar ve kütüphaneye geçtiler. Ama size söylediklerim üzerinde düĢünün ve çok hasta olduğumu.

DÖRT 53 .

Chance giyinirken telefon çaldı. Maliye Enstitüsünün yıllık toplantısında bir söylev verecek. BaĢkan bugün. «Günaydın Chauncey. Ama sizi aramamın baĢka bir nedeni daha var. kendi adına da size iyi günler dilemekle görevlendirdi beni. New York’a doğru uçarken bana uçağından telefon etti. Rand’ın sesini tanıdı. Ama bu sabah kendimi biraz daha iyi hissettiğimden.DÖRT ÇarĢamba günü. Uçakla Denver’e gitmesi gerekti. değil mi? Kennedy Hava Alanına . BaĢkan öğle yemeğinden önce beni görmek için evimizi Ģereflendirecek. Hasta olduğumu ve önceden kararlaĢtırıldığı gibi toplantıya baĢkanlık edemiyeceğimi biliyor. Onun yönünden çok kibar bir davranıĢ. Rand bugün evde olmayacak. Mrs.

büyük bir adam. teĢekkür ederim.inecek ve Manhattan’dan helikopterle gelecek. Chauncey.» «Peki Benjamin. bir Ģey daha var Chauncey.» Sustu.» «Ha. Kendisini aĢağı yukarı bir saat sonra burada bekleyebiliriz. sekreterim onlar gelir gelmez size haber verecek. dinleyin : Gizli Servis’te görevli ajanlar evi gözden geçirmek için az sonra burada olacaklar. dostum!» Telefonu kapadı. sizden hoĢlanacağını ve değerinizi kabul edeceğini biliyorum. «Sizi BaĢkana tanıtmak istiyorum.. Çok hoĢlanacaksınız. dolayısıyla onlara zekânızın keskinliğini göstermeyin Chauncey... taze bir ağaç . Gördüğü hoĢuna gitti: Parlak saçlar. ġimdi. Ama Rand «zekânızın keskinliği» sözleriyle ne demek istiyordu? Chance aynada kendine baktı. Kesici bir araç bulundurma izni verilmiyor. BaĢkan’ın yakın çevresinden hiç kimseye üzerinde kesici bir araç bulundurma izni verilmiyor. BaĢkan büyük bir adam. Alınmayacağınızı umarım.. yoksa bunu elinizden almaya kalkabilirler! Az sonra görüĢmek üzere. Chance soluğunu duyabiliyordu. ġu sıra. Her koĢulda ve her yerde baĢvurmak zorunda kaldıkları bir iĢ ziyareti bu sadece. izin verirseniz. ama sizin de üstünüzü aramak zorunda kalacaklar. Chance hemen kravat iğnesini çıkardı ve tarağını masanın üzerine koydu.

Central Park’taki çimenlerin üzerine konan koca bir helikopter gördü. Ġstasyon değiĢtirdi ve birden. dedi. HoĢnutlukla televizyonu açtı. «TeĢekkür ederim». tam o sıra Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanının New York kentinin göbeğine indiğini bildirdi. «Hemen aĢağı inersem daha iyi olacak herhalde. efendim. Gizli Servis ajanları küçük ekrana bir göz atmak için iĢlerini yarıda kestiler. giriĢte ve asansör boĢluğunun yakınında dolaĢıyorlardı. «Elimizi çabuk tutalım ve diğer odaları da arayalım. bir sürü karıĢık aracın yardımıyla içeriyi aramaya koyuldular. Rand’ın sekreteri BaĢkan’ın adamlarının yukarı çıkmaya hazırlandıklarını bildirmek üzere onu aradı. Rahat konuĢan. «Eh. patron geldi.» Rand’in sekreteri BaĢkan’ın neredeyse geleceğini bildirmek üzere kendisini aradığında Chance yalnızdı. tatlı tatlı gülümseyen dört ajan odaya girdiler. Bir süre sonra.» dedi içlerinden biri. Bazıları kü- . Gizli Servis ajanları sessizce koridorlarda.kabuğu gibi vücudunu saran yeni ütülenmiĢ koyu renk giysisi. «Sanırım tam zamanıdır. ÇalıĢma masasının ardında oturan Chance televizyon seyrediyordu. değil mi?» Biraz kekeliyordu. KonuĢmacı.» Chance aĢağı indi.

«Biliyordunuz ve kendisiyle konuĢmadınız.» dedi Rand. Beni ziyarete gelmesi onun yönünden gerçekten çok sevimli bir davranıĢ. hem de seçmen yığının nabzını hesaba katmayı bilen çok iyi bir adam. geri kalanlar da yemek salonunda.’nin burada bulunmayıĢı çok yazık. Kendinizi daha iyi hissetti- . mırıldanarak özür dileyen ve kendisine kütüphanenin kapısını açan bir ajan tarafından arandı. telefonda kendisiyle konuĢmak ve görüĢmemizle ilgili ayrıntıları vermek konusunda size güveniyorum.’nin telefon ettiğinden haberi olduğunu söyledi. salonda ve kütüphanenin giriĢindeydiler.» «Çok sevinirim.. E. çok çekici bulduğu BaĢkan’ın büyük bir hayranıdır.tüphane pencerelerinde duruyordu. «Yürütme Organının ġefini görme fırsatını bulduğunuz için gerçekten mutluyum.E. tekrar arayacak.E. «E. Rand yanına geldi ve omuzunu okĢadı. Adalet duygusu yasalara eksiksiz bağlı kalmasıyla kendini gösteren. «Kendisi. Denver’den telefon ettiğini biliyor muydunuz?» Chance. eĢsiz yargıları bulunan ve hem borsanın. BaĢkan hakkındaki izlenimlerinizi ve görüĢmenin nasıl geçtiğini öğrenmek isteyecektir. Sizce de öyle değil mi?» Chance onayladı. Eğer uyuyacak olursam Chauncey. öyle mi? Neyse. Chance’ın üzeri..

HemĢire geceyi ve bütün sabahı yanımda geçirdi. babanız olacak kadar yaĢlıyım.ğinizi umarım. Ölüm hakkında bütün bildiğimiz bizde uyandırdığı dehĢettir. Chauncey. Siz bir istisnasınız. . hiç bir muhasebecinin hayat terazisini bizden yana eğecek yetenekte olmadığını unutan küçük adamlarla çevriliydim. BaĢkanı kütüphaneye alın.» Rand sapsarıydı.’nin ve benim hayranlık duyduğumuz yanınız bu: EĢsiz dengeniz. gerçekten sakin bir adamsınız! Bana itiraz etmeyin.» Telefonu kapadı. çünkü pek az kiĢi ölümün ne olduğunu bilir.» Rand koltuğunda rahatsızca kıvrandı. efendim. yuttu ve bir kaç yudum su içti. dünyaya çıplak geldiğimizi ve buradan çıplak gittiğimizi. BaĢkan’ın görüĢme sırasında öleceğim izlenimine kapılmaması için bana iyi bir görünüĢ vermesini istedim kendisinden. Kimse ölmekte olan bir adamı sevmez Chauncey. Korkmadığınızı biliyorum. Bir hap aldı. «Hepsi yaldız Chauncey. Yüzünüz daha düzgün. Bunu anlıyorum. Telefonu açtı ve canlı bir sesle konuĢtu : «Mr. çok yaĢadım. Bir telefon çaldı. E. çok titredim. Gardiner ve ben hazırız. sadece yaldız. sonra su dolu bardağı çalıĢma masasının üzerinden kaldırıp arkasındaki raflardan birine koydu. Ürküntü ve umut arasında gidip gelmiyorsunuz.E.

hafif bir gülümseme yüz çizgilerini yumuĢatıyordu. «Ölmek üzere olan bir adamı ziyaret etmek . ġeref tribünündeki askeri ve sivil gözlemciler. sıraya dizilmiĢ binlerce insanı seyrediyordu. BaĢkanım». Geliyor. BaĢkan’ın yüzü ekranı kapladı. pırıl pırıl madalyalarla süslü ve üniformalı subaylarla. Birden. törenin yapıldığı alanda. Bir kere daha. yaklaĢık düzende mükemmel bir iniĢe geçtiler. *** «Sizi görmek ne mutluluk. yüksekçe bir yerde duruyordu. Bulutsuz bir günün güneĢinde geçit töreni yapılıyordu. gökyüzünden fırlayıveren jet uçakları.«BaĢkan burada. ġimdi kaybolan uçakların gittiği yöne dikiliydi gözleri.» Chance kısa süre önce izlediği bir televizyon yayınında BaĢkan’ı gördüğünü hatırlıyordu. BaĢkan. kara güzlüklü sivillerle çevrili. Televizyon ekranının uçuĢan ve rüzgârın savurmasıyla ilerliyen kuru yapraklara indirgediği. Chauncey. baĢlarını kaldıracak zamanı ancak bulabildiler. AĢağıda. uçaklar gök gürültüsünü andıran bir gümbürtü ve ĢimĢek hızıyla geçiyordu. Uzak düĢüncelerle buğulanmıĢtı BaĢkan’ın gözleri. dedi Rand gülümseyerek odaya giren orta boylu bir adamı selâmlamak için yerinden kalkıp. baĢları elini sallayan Ģeflerine çevrili sonu gelmez asker dizileri ilerliyordu.

BaĢkan’ın gözlerinin içine baktı. «BaĢkanım. Rica ederim. Yürütme Organının baĢı olarak emekliye ayrılmanıza izin vermedim. sonra Chance’a doğru döndü.için rahatsız olmanız sizin yönünüzden ne kadar cömertçe bir davranıĢ.. ve ben.» BaĢkan bir kanapeye yerleĢti. «Birlikte.» Chance BaĢkan’ın kendisinden söz edildiğini nasıl duyduğunu merak etti.Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı. evine kapanmasından ötürü dostumuz Benjamin’i paylayacağız. dedi BaĢkan. dedi BaĢkan kanapede arkasına yaslanarak.» BaĢkan onu kucakladı ve bir koltuğa doğru götürdü. «Rica ederim.» «Unutulmaya hazırım. oturun Mr. Ben. de- . Gardiner . sayın BaĢkan».» BaĢkan ağzını kulaklarına yayan bir gülümsemeyle elini uzatırken Rand koltuğuna gömüldü. «Sizden pek çok söz edildiğini duydum. Gardiner». «Saçmalamayın Benjamin.» dedi Rand «izin verirseniz size çok sevgili dostum Chauncey Gardiner’i tanıtayım. «bu ülkenin size ihtiyacı var. Mr.. oturun ve bırakın size bir bakayım. Gardiner». «Sizinle tanıĢtığıma çok sevindim. Basın toplantıları sırasında BaĢkan’ın hep doğrudan seyircilere baktığını hatırlayan Chance.» diye devam etti ihtiyar adama doğru eğilerek. Mr.

. değil mi? Güvenlik. bütün yaptıkları sizin kiĢiliğinizle damgalı. rahatlık.Hem. Bundan da öte». Rand dünyadan ayrılıyor: Hakçasına bir değiĢ-tokuĢ. herĢeyden önce sağlam. diye devam etti. tartıĢmaya katılması için kendisine doğru döndükleri halde. . Chanc söylenenlerden aĢağı yukarı hiç bir Ģey anlamıyordu. Orada bizzat bulunmasanız bile. Dünya Rand’dan ayrılıyor. «acıya bo yun eğmek zorundayım. Enstitü sizin eseriniz.» «Hadi. «üstelik yakınmıyorum da. Konuyu gizli tutmak için. çalıĢkan bir iĢ adamısınız! Hayattan söz edelim!» Sigarasını yakmak için bir an sustu. ciddi olalım Ben!» BaĢkan elini salladı. birden BaĢkan ona döndü. cevabını verdi Rand. Sayın BaĢkan». «Hep biliyordum filozof olduğunuzu ama.di Rand hafif bir sesle.» Ġki adam uzun bir konuĢmaya girdiler.. «Doktorların emri böyle. Bir kaç kere. hadi. doğru mu?» «KonuĢacak halim yok. hak edilmiĢ bir dinlenme: Bütün yöneldiğim hedeflere yakında ulaĢılacak.. «Maliye Enstitüsünün bugün yapılacak yıllık toplantısında söz alamayacağınızı duyduk.. diğerlerinden farksız bir toplantı bu. Anlıyorum . isteyerek baĢka bir dilde konuĢtuklarını düĢünüyordu ki. düĢünceniz hazır olacak.» «Tabii.

uzun. Rand onaylarcasına kendisine bakıyordu. Doğa gibi ekonomik sistemimiz de uzun vadede dengeli ve mantıklıdır. dimdik durdu. kendimizi doğadan koparmaya çalıĢtığımız halde. çok uzun zamandan beri iĢittiğim en iç rahatlatıcı ve iyimser açıklamalardan biri. Gardiner? Borsada havaların kötü gitmesi hakkında ne düĢünüyorsunuz?» Chance büzüldü. Ardından ilkbaharla yaz geri gelir.«Ya siz Mr. herĢey yolundadır. Ġlkbahar ve yaz vardır. «bu söyledikleriniz. Gardiner». «Ġtiraf etmeliyim ki Mr. Sanki düĢücelerinin kökleri aniden nemli toprağından sökülmüĢ ve. «Pek çoğumuz. Gözlerini halıdan ayırmıyordu. «bitkilerin filizlendiği bir mevsim vardır. doğayla toplumun bir bütün olduğunu unutuyoruz! Evet.» Bir an duraladı. karmakarıĢık. Sonunda konuĢtu : «Bir bahçede». «Doğanın emrettiği mevsimlerin kaçınıl- . bu nedenle de onun kölesi olmaktan korkmamamız gerekir. sonra Rand’a döndü. dedi BaĢkan.» BaĢını kaldırdı. iyi olacak demektir. dostça olmayan bir havaya atılıvermiĢ gibi geldi. ama sonbaharla kıĢ da vardır. dedi.» Yerinden kalktı ve sırtını Ģömineye vererek. Kökler koparılmadığı sürece. hâlâ onun tamamlayıcı bir parçasıyız. BaĢkan da çok hoĢnut kalmıĢ gibiydi.

tabii!» diye bağırdı Rand.. Rand hemen bardağına yapıĢtı. hayır Ben. BaĢkan.maz geçiĢini isteyerek kabul ediyoruz. «Sağlam sağduyusundan ötürü Mr. sonra bir el hareketiyle Rand’in yerinden kalkmasına engel oldu. BaĢkana açıkladığım Ģekliyle krediler ve para . Gardiner’e gıpta ediyorum. baĢka bir hap yuttu ve koltuğuna gömüldü. dinlenin.E. «Ama dirayetle ve diplomatlıkla. telâĢla Chance’ın elini sıktı ve sağlam adımlarla kapıdan çıktı. yolunun üstünde bulduğu bütün bitkileri iyi niyetiyle sulayan bir siyaset adamı olduğunu unutmamak gerekir. Yakında sizi yeniden göreceğimi umuyorum.» Saatine baktı. «Evet». «Hayır. Gardiner. «Ġyi bir adam. Siz de. dedi Chance.. Daha da düzeldiğinizde. Onu gerçekten çok seviyorum! Bu arada... E. «yalnız televizyonda daha uzun boylu görünüyor.» Rand’i kucakladı. ama ekonomimizdeki mevsimler düzenimizi bozuyor! Bizim yönümüzden ne büyük çılgınlık!» Chance’a gülümsedi.» «Oooo. gerçekte ne düĢünürse düĢünsün. değil mi?» diye sordu Chance’a. ile birlikte VaĢington’a bizi ziyarete gelmelisiniz. Chauncey. Ziyaretinizle beni ve ailemi Ģereflendireceksiniz değil mi? Hepimiz sizi ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız. Capitol tepesinde yoksun olduğumuz Ģey tam bu iĢte. Mr.

Rand açtı.» «Çok Ģey söylediniz sevgili Chauncey.kısıtlamaları konusundaki görüĢlerimi benimsiyor musunuz?» «Anladığımdan emin değilim. Ġktisadi durgunlukla mücadele etmek için BaĢkanın öngördüğü çözüm yollarıyla ilgili hiç bir haber sızmamıĢtı. sonra Chance’a BaĢkanın ve Gizli Servis ajanlarının gittiklerini. Chance bir süre önce bu eli gerçekten sıkıp sıkmadığını düĢünüyordu. Benimki gibi kendisine açıklanan çözümlemeleri herkesten iĢitmiĢtir. Bü- . *** Maliye Enstitüsünün yıllık toplantısı.» Telefon çaldı. Televizyonu açtığında. hemĢirenin de iğne yapmak için kendisini beklediğini bildirdi. ama sizinki gibi bir görüĢü hiç değilse bile pek ender olarak iĢitme fırsatını bulmuĢtur. Bunun için birĢey söylemedim. görülmemiĢ bir düzeye varan iĢsizliğin geliĢimiyle ilgili o sabahki açıklamalardan ötürü bir sabırsızlık ve gerilim havası içinde açıldı. Yetkili çevrelerden. Chance tekrar odasına döndü. Özellikle de söyledikleriniz ve bunları söyleyiĢ Ģekliniz BaĢkanın çok hoĢuna gitti. BeĢinci Caddede ilerleyen BaĢkanın motosikletli kafilesini gördü. BaĢkan arabanın penceresinden elini sallayarak selâm veriyordu. çok. Kaldırımlarda gruplar toplanıyordu. Chance’ı kucakladı ve çıktı.

Chauncey Gardiner’la enflâsyonun faydalı etkileri konusunda özellikle verimli bir görüĢme yaptığını da ekledi. BaĢkan ‘kendi kabinesinin üyeleri.» Böylece BaĢkan söylevi aracılığıyla Chance’ın adı . kendisi ve Mr. Rand’ın evinde. Mr. BaĢkan söylevinde üretimdeki yeni ve büyük düĢüĢe rağmen hükümetin sert tedbirler almayı düĢünmediğini açıklayarak kamuoyunu rahatlattı. ama ne yazık ki yeryüzünün herhangi bir bahçesi için olduğu gibi. «Enflâsyon ekonominin kuru dallarını budayacak. böylece sanayinin güçlü gövdesini canlandıracaktır. «Ġlkbaharın bir zamanı vardı». Bununla ilgili olarak da.» BaĢkan. Senato temsilcileri ve de iĢ dünyasının önde gelenleri arasından seçtiği çeĢitli katlardan kiĢilere baĢvurduğunu’ açıkladı. «yazın da. sonbahar ve kıĢ fırtınaları çağı gelir.tün haberalma olanakları harekete geçirilmiĢti. Kısa süren soru .cevap döneminde. sanayi tohumları ülke hayatının derinliklerine gömülü kaldığı sürece. dedi. sağlık nedenleriyle toplantıda bulunamayan Enstitü baĢkanı Benjamin Turnbull Rand’ı saygıyla andı. Ġktisadi durumun nasılsa yeniden yeĢereceği üzerinde durdu. kaçınılmaz kırağı.

Bu konuda bir açıklama yapmak istiyor musunuz?» «Hayır». Rand’in sekreteri Chance’ı aradı.. Gardiner..» Sözlerine ağırlık vermek için bir an sustu. «ġimdilik istemiyorum. «Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim. dedi Chance. dedi Chance. ileri görüĢlülüğünüzden söz etti. önce Mr. Tom Courtney var efendim. First American Financial Corporation’ın yönetim kuruluna girmeyi düĢündüğünüzü bildirdi. «NEW YORK TIMES BaĢkanın söylevini verdiğine ve New York gezisinden söz ettiğine göre. haberimizin elden geldiğince doğru ol- . Rand’la konuĢmamıĢ olsaydım buna kalkıĢmazdım. Bir kaç dakika da olsa.» «Kendisiyle konuĢacağım». evet. Bu arada bana kiĢiliğinizden. «Tamam. *** Öğleden sonra. çeĢitli yayın organlarının dikkatini çekti.ilk kez. «Mr. Mr. Sekreter Courtney’i ona bağladı. sonra Courtney devam etti .» Bir sessizlik daha oldu. dedi Chance. Rand çok hasta». kendisiyle görüĢebilir miydiniz? Sanırım sizinle ilgili bir takım bilgiler edinmek istiyor. «Telefonda NEW YORK TIMES gazetesinden Mr.

örneğin kendi iĢlerinizle First American Financial Corporation arasındaki iliĢkiler konusunda beni aydınlatabilir misiniz?» «Sanırım.» Sinirli sinirli güldü. Ama kendisi hasta. Gardiner». koltuğunda arkaya yaslandı. içeri girdiklerinde de. «Evet. dedi Chance. ben de size baĢvurma gözüpekliğini gösteriyorum. efendim.» Chance susuyordu. BaĢkanın adından söz ettiği Chauncey Gardiner. kaĢları çatık. Courtney. «sizinle ilgili bilgilerimizi tamamlamak için büyük bir istek duyuyoruz. Rand’le konuĢtum. diye cevap verdi Chance. BaĢkan için de öyle olduğu anlaĢılıyor. Yardımcılarını çağırttı. Rand ve BaĢkan arasında geçen görüĢmeyle ilgili birkaç yorumda bulunur musunuz lütfen bize?» «Bu görüĢmeden büyük kıvanç duydum. Ne demek istediğimi anlıyorsanız. baylar. «Evet. Courtney bir cevap bekliyordu. Sizinle Mr. tabii. görünürde bir iĢ adamı. bu soruyu Mr. «BaĢlangıç olarak. her zamanki kayıtsızlığına büründü. diye devam etti Courtney sahte bir kayıtsızlıkla. bir bankacı .masına çalıĢıyoruz.» «Güzel. BaĢkan’ın ziyareti ve söyleviyle toplantıya baĢlıyacağız. Zaman geçiyordu.. Ve telefonu kapadı.. «Ekleyecek bir Ģeyim yok». Rand’e sormanız gerekir». Ama Mr.

First American Financial Corporation yönetim kuruluna giriĢine. geri kalan tek tük programlarda da sadece aile oyunları ve çocukları eğlendirecek serüvenler veriliyordu. «Pek az konuĢuyor ve konu dıĢına çıkmıyor. v.» Courtney durdu.b. «BU GECE adlı programın düzenleyicileri az önce telefon ettiler. uyumak üzereyken Rand’in sekreteri kendisini aradı. vereceğiz. BaĢkanın kendisinden alacağı öğütlere. ama BaĢkan Yardımcısının gelip BaĢ- .ve Rand’e bakılırsa First American Financial Corporation’ın yönetim kurulundaki boĢ koltuklardan birinin en yakın adayı.» dedi heyecanla. «Gardiner’le de görüĢtüm. Eh.» Daha fazla ayrıntı bekleyen yardımcılarına baktı. Chance televizyon seyretmeye devam ederek yemeğini odasında yedi. Gardiner’le ilgili bütün bilgileri toplayacak kadar zamanımız yok.» *** Chance odasında televizyon seyrediyordu. Biz de ağırlığı yakın gelecekte Rand’le gerçekleĢecek ortaklığına. «bu akĢam programlarına katılmanızı istiyorlar Size bu kadar geç baĢvurdukları için özür diliyorlar... Maliye Enstitüsünün yemeğinde BaĢkanın yaptığı konuĢma çeĢitli istasyonlar tarafından aynı zamanda yayınlanmaktaydı.

» Chance televizyon programına katılmanın neleri içerdiğini bilemezdi. Bir insanın ekranda görünmesinden önce mi yoksa sonra mı değiĢtiğini düĢünüyordu. kabul ettiğinize sevinecekler. «Kabul». Hepten mi değiĢecekti. görüntü olmak. «Ne yapmam gerekiyor?» «Hiç bir Ģey yapmanız gerekmiyor». BaĢlamadan yarım saat önce orada bulunmanız yeterli. BU GECE’nin yıldızı sizsiniz. dedi sekreter rahatlatıcı bir sesle. Tabii. Program düzenleyicilerini hemen arayacağım. ama BaĢkan üzerinde olumlu etki yapmıĢ bir iĢ adamı olarak kendi yerine sizin bulunmanızı teklif etti. Doğrudan bir program bu.kanın konuĢmasını yorumlayacak durumda olmadığını yeni öğrenmiĢler. televizyon aygıtının içine yerleĢmekti dileği. Rand de onun yerini alamaz. sağlık durumu nedeniyle Mr. düzenleyici gelip sizi buradan alacak.» Chance yine televizyon baĢına döndü. dedi Chance. «Program saatine yakın. yoksa görüntü ekrana yansıdığı sürece mi? Program sona erdiğinde varlığının hangi bölümünü terkedecekti? Program sonrasında iki Chance’mı olacaktı: Biri tele- . Kendini ekran büyüklüğüne indirgenmiĢ görmeyi diliyordu. Sekreter telefonun öbür ucunda bekliyordu.

BaĢkan Yardımcısı da bu geceki programa katılamadığına göre». «Peki. Bu hareket size yeni bir soru sormak ya da söylediklerinizin altını çizmek istediği anlamına gelecek.. Takdimci konuĢtuğunuz sürece sözünüzü kesmeyecek. «. «Bu arada. hazırsanız gidebiliriz.» Programın hazırlanmasını sağlayan Ģirketin gönderdiği arabada iki küçük televizyon .vizyon seyreden ve diğeri televizyonda görünen. diye devam etti. AkĢama doğru Chance.» Gülümsedi. BaĢkana olan yakınlığınız sizi ulusa açıklamalarda bulunabilecek ideal kiĢi haline getiriyor.. ama araya girmek isterse sol elinin iĢaret parmağını sol kaĢına götürerek bunu size bildirecek. Program süresince.» «Anlıyorum». sadece makyajcımızın yüzünüzü hafifçe boyaması gerekiyor. BU GECE adlı programın düzenleyicisi tarafından ziyaret edildi ufak tefek ve koyu giysili bir adamdı bu. dedi Chance. Program düzenleyicisi BaĢkanın konuĢmasının ülkede ekonomik duruma gösterilen ilgiyi arttırdığını anlattı. takdimcimiz program baĢlamadan sizinle tanıĢmaktan kıvanç duyacak. dilediğiniz kadar açık konuĢabilirsiniz. «seyircilerimize ülkenin ekonomik durumunu bütün açıklığıyla anlatmak zahmetine katlanırsanız size minnettar kalırız. efendim.

» Makyajcı ve program düzenleyicisi kibarca kıkırdadırlar. BU GECE’yi seyrettiği sıralar adamı sık sık görmüĢtü. Adam sonunda sustu. Chance onu hemen tanıdı. Chance bunlardan birinin açılıp açılmayacağını sordu. bir fincan kahve içti. Takdimci durmadan kendisiyle konuĢurken. Chance olayların devamının nasıl geleceğini ve ne zaman gerçekten televizyonda görüneceğini düĢünüyordu. Stüdyonun içi Chance’ın televizyonda gördüğü benzerlerini andırıyordu. Araba Park Avenue’de ilerlerken. buna karĢılık. program düzenleyicisi de bir makyajcıyla birlikte dönmekte gecikmedi. «Hayır». «Sık sık televizyona çıktınız mı?» diye sordu makyajcı. «Hazır».vardı. çok konuĢulan programları pek sevmediği halde. dedi Chance. «ama devamlı seyrederim. Hemen stüdyonun yanındaki geniĢ bir çalıĢma odasına götürüldü ve orada kendisine sunulan bir kadeh içkiyi geri çevirdi. Program düzenleyicisiyle birlikte sessizce televizyon seyrettiler. Program takdimcisi içeri girdi. dedi makyajcı baĢını sallayıp . Chance bir aynanın önüne oturdu ve adam yüzünü kahverengimsi ince bir pudra tabakasıyla kapladı.

Chance’ı kendisini izlemeye çağırdı. kalabalığı meydana getiren yüzleri teker teker seçemiyordu. Bir köĢede geniĢ ve büyük bir televizyon duruyordu. Chance televizyonun kendi kendini çekebilmesine ĢaĢırmıĢtı. otlar.çantasını kaparken. çiçekler. Bu ‘otoportre’ sahnenin tam karĢısına gelen ve seyircilerin rahatça seçebileceği ekranlarda görünüyordu. Ekranda. Sonra program düzenleyicisi çekildi ve Chance kendini ıĢıkların altında buldu. radyolar. «BaĢarılar dilerim efendim. Müzik de vardı. orkestra Ģefi ağzı kulaklarına yayılarak birden ekranda belirdi. Seyircilerin alkıĢlarına karĢılık güldü. Chance takdimcinin kendi adını söylediğini iĢitti. alıcılar karĢılıklı birbirlerini kolluyor. birbirlerini gözlerken de programı yayınlıyorlardı.» Döndü ve çıktı. Sivri suratlı koca koca alıcılar sahnenin çevresinde yavaĢça dönüyordu. ne kalıcı ne de değiĢken olan kendi yüzüne devamlı bir ayna tutuyordu. Yeryüzünde varolan sayısız Ģeyler . asansörler . EĢiği geçtiler ve ağır bir perdeyi kaldırdılar.ağaçlar. Birden program düzenleyicisi göründü ve. . kendi televizyonundan gördüğünün tersine.içinde yalnız televizyon. telefonlar. Chance yandaki odada bekledi. programı haber veren takdimci göründü. bir iĢaretle. Tam karĢısında seyircileri gördü.

halk çılgınca alkıĢladı. sağda. gemilerde. kendisine asla rastlayamıyacak sayıda insan tarafından görülecekti. ona hiç rastlamadıklarına göre nasıl bilebilirlerdi? Televizyon sadece kiĢinin yüzeyini yansıtıyordu. Takdimci konuğuna doğru eğildi. bıkıp usanmadan kiĢinin vücudunun görüntülerini yolluyordu. artık stüdyonun dibinde belli belirsiz seçilen Chance kendini olayların akıĢına bıraktı. yatak odalarında yansıtıyordu. Alıcılar gelip vücudunun görüntüsünü yalıyor. Televizyonlarında onu seyredenler. Kafası bomboĢtu. Hayatı boyunca asla göremiyeceği kadar kiĢi.Üç büyük alıcı dört köĢe küçük sahnede duruyordu. 0turdu. televizyonda sık sık gördüğünü taklit ederek masanın yanındaki boĢ iskemleye yaklaĢtı. Alıcılara ve seyircilere karĢı. oturma odalarında. takdimci deri kaplı bir masanın ardına oturmuĢtu. uçaklarda. Chance’a pırıl pırıl bir gülümseme yöneltti ve kibarca yerinden kalkıp onu tanıttı. karĢılarındaki adamın gerçekte kim olduğunu bilmiyorlardı. Chance. Domuz burnunu a- . arabalarda. Televizyon seyircilerinin gözleri tarafından yutularak bir daha görünmemek üzere yitip kaybolana dek. kendini çarka kapılmıĢ ve yine de uzak hissediyordu. yeryüzüne dağılmıĢ milyonlarca televizyon ekranına .evlerde. takdimci de onun ardından aynı Ģeyi yaptı. Alıcılar çevrelerinde sessizce dönüyordu. en ufak hareketlerini kaydediyor ve bunları sessizce.

eminim ki her gece programımızı izleyen kırk milyondan fazla Amerikalı da aynı görüĢte. bu gece aramızda bulunmasını engellediği BaĢkan Yardımcısının yerini son dakikada almayı kabul ettiğiniz için size özellikle minnettarız!» Bir an durdu. ne demek istediğini anlamıĢ gibi bir gülümseme belirdi. görüntü olarak vardı. onun ne denli gerçek olduğunu asla öğrenemiyeceklerdi.nımsatarak üzerine yönelen üç duygusuz objektifli alıcılara karĢı. Gardiner. diğer . Chance için de televizyon seyircileri kendi düĢüncesinin ekrana yansıması olarak. «BaĢkanın bugün öğleden sonra. Onlara hiç rastlamadığı ve düĢüncelerini bilmediği için ne denli gerçek olduklarını asla öğrenemiyecekti. KonuĢmasından önce BaĢkan. Chauncey Gardiner’i karĢılamaktan büyük kıvanç duyuyoruz. Chance milyonlarca elle tutulur kiĢi için sadece bir görüntü oldu. Maliye Enstitüsünde verdiği söylevde açıkladığı görüĢler. Takdimcinin yüzünde. «Hemen konuya gireceğim. Çok acele yapılması gereken iĢlerin. DüĢüncesinin filmi çekilemediğinden. Chance takdimcinin söylediklerini iĢitti: «Bu akĢam stüdyomuzda Mr. Mr. BaĢkanın ekonomimizle ilgili görüĢlerini paylaĢıyor musunuz?» «Hangi görüĢleri?» diye sordu Chance. stüdyoda mutlak bir sessizlik hüküm sürüyordu.

sonra birkaç seyirci onun yerini aldı. Ġçlerinden bazılarının sözlerini onayladığı açıkça görülüyordu.» Takdimci duraladı ve notlarına göz attı. dedi Chance kesinlikle. BaĢkanın görüĢünü paylaĢıyorum: Bahçede bulunan herĢey zamanı geldiğinde güçlenecektir ve her türden yeni ağaçlarla yeni çiçekler için bol bol yeri vardır. «Evet. dedi takdimci. Takdimcinin yüzü yeniden ekranda belirdi ve Chance baĢını tekrar çevirip onunla yüzyüze geldi. Bahçe çok bakım ister.... «Demek istediğim..» «Evet.. «Hayatım boyunca orada çalıĢtım. önce yakın plânda kendi yüzünü gördü... budanması ve gereken zamanlarda sulanması Ģartıyla.» «Bahçeyi çok iyi bilirim».?» dedi Chance. Gardiner».maliye uzmanlarına danıĢtığı gibi size de danıĢtı. Mr. yeĢillikleri ve çiçekleri gibi ağaçları da sağlıklıdır. içimizdeki . iyi bir bahçedir ve sağlıklıdır. «Güzel. «çok iyi konuĢtunuz.» Seyircilerin bir bölümünden alkıĢlar yükselirken diğer bölüm bu görüĢlere karĢı çıktığını belirtiyordu. bazıları da öfkeli gibiydi. doğal olarak yeni bir yükseliĢin geleceğini savundu. Size bir örnek vereyim: BaĢkan ülke ekonomisini bir bahçeyle karĢılaĢtırdı ve bir düĢüĢ döneminden sonra. Bu açıklama.. Chance sağına yerleĢtirilen denetim aygıtına göz attı.

YavaĢça yerinden kalktı ve iĢaretle Chance’ı sahnenin ortasına çağırdı. Gürültü biraz yatıĢtığında.... bazıları yaĢa diye bağırıyordu. ama önce hepsi solar.yakınmaktan hoĢlanmakta ayak direyenler ve korkunç kehanetlerde bulunanlar üzerinde kırbaç etkisi yapacak! Kesin konuĢalım Mr. bir mevsim mi sadece?.. Dolayısıyla da mevsimi geldiğinde gereğinden emin olursunuz. herĢey büyür. ağaçlar yeniden yaprak vermek. iĢsizliğin artması.. daha yüksek olmak için eski yapraklarını dökmek zorundadır. Demek. Bazı ağaçlar kurur ama yeni sürgünler onların yerini alır. AlkıĢlar gürültüye dönüĢtü. orkestra üyeleri araçlarına vuruyorlardı. daha güçlü. bütün bunlar deyim yerindeyse sizce bahçenin geliĢmesinde bir dönem.. daha kalın. Chance denetim aygıtına döndü. takdimci elini sıkarak : . Ama bahçenizi sevdiniz mi ne üzerinde çalıĢmaktan ne de beklemekten yakınırsınız.» «Bir bahçede. ama tek tük protesto seslerinin karıĢtığı alkıĢ devam ediyordu. Gardiner.» Seyircilerden yükselen uğultu Chance’ın son sözlerinin duyulamamasına yol açtı. Arkasında. Borsa’daki düĢme eğilimi. Takdimci susulmasını istemek için elini kaldırdı. orada gösteriĢli bir hareketle kucakladı. yan bakan kendi yüzünü gördü. Chance kararsızlık içinde duruyordu. Bahçe çok bakım ister. ekonominin yavaĢlaması.

Ekonomimize ilkbaharın gelmesinde yardımcı olacağını dileyelim. *** Karısı ve çocuklarıyla yemek yedikten sonra. sonra yatak odasına geçti.iĢ adamı.«TeĢekkürler. Thomas Franklin küçük çalıĢma odasına çekildi. bazıları da o geçerken baĢlarını çevirdiler. efendim. Patronun gerçekten çok memnun kaldığını söyleyebilirim. Büyüktü. Karısı yatmıĢtı bile. BaĢkanın danıĢmanı ve gerçek politikacı!» Chance’ı perdeye kadar götürdü. Chauncey Gardiner . dedi. teĢekkürler. üstelik o sıra yardımcısı Miss Hayes de izin yapıyordu. gerçekten büyük!» Konuğunu stüdyonun dibine kadar götürdü. «Gerçekten büyüktünüz. Tekrar teĢekkürler Mr. «Neredeyse üç yıldır aynı programı düzenliyorum ve buna benzer bir olaya rastlamadım. çok büyük!» diye bağırdı. Kendini iĢe veremiyecek hale gelene kadar dosyalarını inceledi. Mr. Bir çok görevli Chance’ı heyecanla selâmladılar. Franklin de soyunurken televizyona . ĠĢlerini yazıhanesinde bitirecek zamanı hiç bulamazdı. «Sizin düĢünceleriniz ülkenin çok ihtiyaç duyduğu düĢünceler. Gardiner». BaĢkanın konuĢmasını yorumlayan televizyon programını seyrediyordu. orada program düzenleyicisi onu kibarca devraldı.

yeni baĢlayan BU GECE’ yi seyretmek üzere yatağa oturdu. Ekranda konuğu yakın plânda göstermelerinden önce. Franklin bu adamı daha önce bir yerlerde gördüğü izlenimine kapıldı. BaĢkan Yardımcısının ya da. Ģu Gardiner’in karanlık durumuna bir umut ıĢığı düĢürmesini diliyordu. Görüntü açık seçik. onun yokluğunda. Konuk öne doğru yürüdü. Alıcıların durmadan hareket halinde olup adamı her açıdan ve yakından gösterdiği.bir göz attı. «Ah!» diye bağırdı kadın. «Böyle bir Ģeyi . elinde tuttuğu hisse senetleri değerinin üçte ikisini yitirmiĢti. BaĢkanın konuĢması içini rahatlatmamıĢtı. Takdimci Chauncey Gardiner’i tanıttı. renk aslına uygundu. özellikle de giyiminde. çok ileri götürülen televizyon konuĢmalarından birinde miydi? Belki bu Gardiner’le bizzat tanıĢmıĢtı? Bu adamda ona bildik gelen bir yan vardı. Karısının doğum gününde armağan ettiği büyük giysiyi askısına asmayı boĢ verip pantalonunu rasgele fırlattı. Son iki yıl içinde. «Ne dedi sevgilim?» diye sordu karısına. rastladıysa ne zaman rastladığını hatırlamak için harcadığı çabalar onun öylesine dalıp gitmesine yol açmıĢtı ki Gardiner’in ne söylediğini. seyircilerde böyle bir heyecan uyandıran sözlerinin neler olduğunu iĢitmedi. Bu adama daha önce raslayıp rastlamadığını. biriktirdiği paralar uçup gitmiĢ ve avukatlık firmasının kârından payına düĢen kısa süre önce azaltılmıĢtı.

kendine gü .. iĢler.. bir takım Ģeylerin yeĢerdiği ve bir takımlarının solduğu bir bahçe sözkonusu. üstüne baĢına özenen. Ama kırkına gelmiĢti. «Erkeksi. Gardiner iĢlerin yeniden yola gireceğine inanıyor...» Franklin bir uyku ilâcı almak için elini uzattı. bir çeĢit Ted Kennedy ve Cary Grant karıĢımı. baĢarısını. ya da elektronik beyin gibi düĢünen teknik adamlarla ilgisi yok. yeni tehlikeleri göze alamıyacak kadar yaĢlıydı. kendini yorgun hissediyordu. Geç olmuĢtu. Franklin’e piĢmanlıkla bakıyordu.. herhalde ona daha uygun düĢerdi. ġu sahte idealistlerle. Gardiner’in dıĢ görünüĢünü.» Kadın yatağında oturmuĢ. «Vermont’daki ev üzerinde bulunan öncelik hakkımızı geri çekmeye ne de yapacağımız gemi yolculuğundan vazgeçmeye gerek olmadığını sana söylemiĢtim. ne zaman ve nerede görmüĢtü bu herifi? «Bu Gardiner’in güçlü bir kiĢiliği var». dedi karısı dalgınlıkla. Allah cezasını versin. Ona göre. herkesten önce paniğe kapılırsın hep! Ah! SöylemiĢtim sana! Bütün bunlar bahçeyi kaplayan beyaz bir kırağı tabakasından baĢka Ģey değil!» Franklin bir kere daha dalgın ekrana baktı. Belki noter olmakla hata etmiĢti. harika sesli. Borsa.nasıl kaçırdın? Az önce ülke ekonomisinin iyi olduğunu söyledi. mali konular. Hiç değiĢmezsin.

» iç geçirdi. BU GECE programı devam ediyordu. ġimdi. sakallı bir Ģarkıcıyla konuĢuyordu. Bir baĢka uĢak asansör kapısını açtı. neredeyse saydam bir elbise giymiĢ dolgun vücutlu bir sinema oyuncusuyla birlikte göründü. Mr. Ama bir inanabilseydi.» Asansörde Chance. dedi. «Ne harika bir konuĢma yaptınız. *** Arabayla tek baĢına stüdyodan dönerken. kadın bol bol güldü. takdimci yeni bir konukla. tahta duvardaki küçük gömme televizyona bir göz attı. Gardiner!» diye bağırdı. «TeĢekkürler Mr. takdimci baĢka bir konukla. «Bir bahçe gibi. Kendi adının gerek takdimci ve gerekse sinema oyuncusu tarafından söylendiğini duydu. Araba Rand’lerin evinin önünde durur durmaz bir uĢak kapıyı açmak için ileri atıldı. bir kere daha adının söylendiğini iĢitti. Gar- . KuĢkusuz. Gardiner». Yukarda Rand’in sekreteri tarafından karĢılandı.venini kıskanıyordu. Chance televizyonu açtı. Chance’ı yakıĢıklı ve çok erkeksi bulduğunu açıkladı. «Gerçekten büyük bir baĢarıydı Mr. Chance’ı asansöre kadar götürdü. «Her türden kiĢiyi tanımıĢ basit bir adamdan sadece ‘teĢekkürler’. ve Chance.

. kendini pek iyi hissetmediği halde. sevgili dostum olağanüstü bir yetenektir.E. «Chauncey. sizi yürekten kutlayayım! KonuĢmanız çok baĢarılıydı.’nin BirleĢmiĢ Milletler Yardım Kurulunda baĢkan olduğunu öğrenmek belki sizi ilgilendirir. «Paha biçilmez bir Tanrı vergisi var sizde. «Chauncey!» dedi kocaman yatağında doğrulmaya çalıĢan Rand. Umarım bütün ülke sizi seyretmiĢtir. tabii olabilme. Rand de televizyonda sizi seyretti. yarın yapılacak olan BirleĢmiĢ Milletler’in kabul resminde bulunması gerekiyor. Tanrıya Ģükür. «Bırakın da. aynı zamanda da ahlâk hocalığına kalkıĢmadınız. diye devam etti Rand ciddi. neredeyse saygılı bir sesle. benim yerime sizin gitmenizi istiyorum. Açıkça ve yürekli konuĢtunuz.diner!» dedi kadın. ülkemizde sizin gibi adamlar var. sevgili dostum». eve döner dönmez odasına uğramanızda diretti. çok iyiydi. KonuĢmanız henüz bütün zihinlerde canlı olacak ve pek çok kiĢinin sizinle tanıĢmaktan sevinç . Mr. «Hiç bu kadar rahat ve tabii birini görmedim. Ona refakat edecek durumda olmadığıma göre. E..» Yorganını düzeltti. Tabii.» Chance ev sahibinin odasına girdi. ve bu.» Sessizce bakıĢtılar. Bütün o söyledikleriniz tam hedefe varıyordu. gerçek bir lider damgası.

uĢaklar mutfakta ye- .. tabii. Sonra dönüp Chance’ın üzerine dikildi. Rand’in yüzü seçilmez oldu. Sizin gibi birine ihtiyacı var. duruĢu sakin ve kayıtsızdı.. Onunla gideceksiniz. onu ilk kez gördüğünde hiç de ĢaĢırmıĢa benzemediğini hatırlıyordu. Aradan iki gün geçmiĢti. Kaza anında. Chauncey. hatta kendisinin ortaya çıkıĢını beklercesine davranmıĢtı. Önceki gün. *** Denver’den New York’a dönen uçakta. «baĢına bir felâket gelirse onu koruyun. bu arada».» Birbirlerine iyi geceler dileyerek el sıkıĢtılar.E.. Sanki kazayı.. Dudaklarını ıslattı. Chance kendi odasına döndü.E. diye devam etti sakin bir sesle. yüzü her türlü anlamdan yoksundu.duyacağına eminim. Ġki gündür sürüp giden olaylar içinde bir ipucu keĢfetmeye çalıĢıyordu. sizden rica ediyorum. E.’ye refakat etmekten mutluluk duyacağım. Ve. soğuk için için her yanını kaplıyormuĢ gibi. Kendi kendisiyle ilgili herhangi bir sözden dikkatle kaçmaktaydı. acıyı. büyük ihtiyacı. hâlâ kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmiyordu.» Bir an. E. gözleri odanın içinde gezindi. «TeĢekkür ederim. değil mi?» «Evet. düĢüncesini Gardiner’den ayıramıyordu.

bu denli kendi kendine kalmıĢ bir baĢka kiĢiye rasladığını hatırlamıyordu.mek yerken ve Chance uyurken. E.günümüzde çok olağandı bu . Belki kafası kızıp bir kadından ayrılmaya karar vermiĢti de.E. ne para. En iyi kumaĢtan yapılma giysileri terzide diktirilmiĢti. Ģimdi yeniden ona dönmesinin gerekip gerekmediğini düĢünüyordu. Çünkü varlıklıca olduğu açıkça anlaĢılıyordu. Adam televizyon ya da doğadan alınma. Bu ülkenin bir köĢesinde onun yaĢadığı bir çevre. eski bir tiyatro bileti bile bulamamıĢtı. iĢ hayatında aksiliklerle. ama ne en ufak bir belge. aile yuvasının. iĢlerinin. hatta bir iflâsla . dikkatle bütün eĢyalarını teker teker incelemiĢ. Ġncecik ipekliden gömlekleri de yumuĢacık deriden pabuçları gibi elde yapılmıĢtı. hiç bir Ģey. Ağzından hiç bir ad kaçırmamıĢtı. geçmiĢinin bulunduğu bir yer vardı. ne de kredi kartı bulabilmiĢti. Biçimi ve kilitleriyle pek modası geçmiĢ olan bavulu. yeniceydi. kiĢisel eĢyaları her an uğrayabileceği bir iĢ yerine ya da bankaya bırakılmıĢtı. ya da baĢından talihsiz bir aĢk geçtiğini tahmin ediyordu.karĢılaĢtığını. çok sevdiği benzetmelerden herhangi birinin ardına sığınmıĢtı. ne çek karnesi. Her fırsatta Gardiner’i geçmiĢi konusunda sorguya çekmeye çalıĢmıĢtı. bir takım yerlerden ya da olaylardan da söz etmemiĢti. Herhalde. Böylesine hiç bir Ģeysiz yolculuğa çıkması garibine gidiyordu. Gar- .

O akĢam eve geç döndü ve Chance’ı odasın . kendisi.diner’in davranıĢları sadece toplum hayatında bir kendine güven ve para yönünden rahatlık ortaya koyuyordu. E. Gardiner’i tanımak ve kendini buna bırakmak istiyordu. Gardiner’i baĢtan çıkarmak. Onunla seviĢtiğini görüyordu .gevĢemiĢ. Gardiner onda bir yığın değiĢik kiĢilikler canlandırıyordu. uyandırdığı isteği farketmesini. Ama çok yakından tanıdığı diğer adamların tersine. kaçamak olarak. karĢısında boyun eğmiĢ bir metres bulunduğunu anlamasını istiyordu. düĢüncelerindeki varlığının. ondan korkuyordu. kendisine bakmasını. Gardiner’in içinde uyandırdığı duyguları tanımlamayı da beceremiyordu bir türlü. BaĢtan beri kendisine ya da baĢkalarına söylediklerinden hiç birinin. baĢkaları ya da herhangi bir Ģey için yeterince açık olmamasını sağlamak amacıyla büyük özen gösterdiğinin farkındaydı. hiç bir Ģeye gem vurmadan ve kendini tutmadan. Gardiner onu itmediği gibi cesaret de vermiyordu. soğukkanlılığını kaybettirmek düĢüncesi onu kıĢkırtıyordu. coĢmuĢ.E. Yine de davranıĢlarını açıklayabilecek bir tek neden keĢfedebilmekten yoksundu ve. Onu gördüğünde yüreğinin deli gibi attığının. içine kapandığı ölçüde. onunla sakin ve kayıtsız konuĢmakta çektiği güçlüğün bilincindeydi.

benden kaçmayın! Ne olur!» Hareketsiz oturuyordu. Genellikle. dedi utangaç bir sesle. alnına düĢen perçemi itti. Yatağın kenarına oturdu. öpüĢürlerdi. kadınla adamın kucaklaĢması da unutulur giderdi. baĢını Chance’in omuzuna dayamıĢtı. Ama televizyonda. Oysa Chance biliyordu. E. Kafasını kurcaladı ve televizyonda bir kadının bir adama divan ya da yatak üzerinde.. çoğu kere de yarı çıplak oldukları görülebilirdi. O zaman da kucaklaĢır.E. birbirlerine çok yakınlaĢırlardı. Chance ĢaĢkındı: Kaçabileceği herhangi bir yer yoktu. «Ne olur. Chance isteğini kabul etti..dan arayarak yanına gelip gelemiyeceğini öğrenmek istedi. bir süre sonra. Televizyona çıkıĢınızı kaçırdım sizi de çok özledim». «Evden ayrılmak zorunda kaldığım için çok çok özür dilerim. sakin sakin Chance’i süzerken elini onun koluna koydu. Chance ona daha geniĢ yer açmak için uzaklaĢtı. böyle bir sokulmanın ardından baĢka hareketler ve baĢka türden yakınlaĢmalar olması mümkündü. bitkin görünüyordu. daha sonra olup bitenler hep kaybolurdu: Ekranda yepyeni bir görüntü ortaya çıkar.E. yıllar önce kuru yaprakların yakıldığı ocağa bakmak için Ġhtiyar Adam’ın evine gelen bir iĢçiyi belli belirsiz . ya da bir arabanın içinde yaklaĢtığı benzer durumları hatırlamaya çalıĢtı. Chance. E.

Bir baĢkasında alet. Chance aletini dilediği kadar elleyip ovalasın. bunlardan birinde kadın. ĠĢçi resimlerden ve bunların canlandırdığı Ģeyden söz ederken. sabahın ilk saatlerinde.hatırlıyordu. Birgün Chance’a bir adamla bir kadını çırılçıplak gösteren küçük fotoğraflar vermiĢti. hastaneler ve ameliyatlara ayrılan bazı televizyon yayınlarında sık sık. uyandığı sıra. Chance dikkatle fotoğrafları inceliyordu. birĢey hissetmiyordu. Doktorlar. Adam gittikten sonra Chance. kendi vücudunu incelemek için eğildi. Televizyonda kadınla erkeğin gizli yerlerini çok çok büyütülmüĢ olarak görmemiĢti. aleti çoğu kere ona daha büyük geliyordu ama. sertleĢmiyor ve bir zevk vermiyordu. Bazan. ne de bu garip kucaklaĢmaları. Chance kadının gizli yerleriyle bir çocuğun doğumu arasında ne gibi bir iliĢki bulunduğunu -bir iliĢki bulunduğunu kabul ederekkeĢfetmeye çalıĢtı. insan zevkini alınca fıĢkıran tohumlar yetiĢtiğini belirtmiĢti. doğumun gizli yanını ortaya koyan görüntüleri izleme fırsatını bulmuĢtu: Annenin acısını ve korkusunu. iĢini bitirdikten sonra bira içmek için bahçeye çıkardı. Adam bu sapta. Kâğıt üzerindeki görüntülerin ĢaĢırtıcı bir yanı vardı. yeni doğan bebeğin pembe ve nemli göv- . bacakları arasında kaybolmuĢtu. babanın sevincini. Sonraları. adamın olağanüstü uzunluk ve irilikteki aletini elinde tutuyordu. Küçük ve pörsük aleti hiç de dikilmiyordu.

E. Chance parmakların iki bacağının arasına kaydığını hissetti.’nin eli beline ulaĢmıĢtı.desini... bütün ağırlığıyla ona yaslandı ve birlikte arkaüstü yatağa devrildiler. bu acının sorumlusu olduğunu sezdi. ama nedenini anlamıyordu. hafiften ağlamaya baĢladı.E. Boynunu ve alnını öptü... Chance bu konuda bir kaç kere Louise’i sorguya çekme eğilimi duymuĢ. Kadın kendisine dokunmasını bekliyormuĢ gibi. Bir süreden beri E. gözlerini ve kulaklarını öptü.» diye mırıldandı E..’ye sarıldı. ama vazgeçmeyi yeğlemiĢti..E. «Eminim. televizyona daha dikkatli bakmakla yetindi. ağlamayı kesmeden mendilini gözlerinde gezdirdi. daha yakın olmamızı istiyorum.. Chance hiç kımıldamadı. GözyaĢları derisini ıslatıyor ve Chance. «biliyorsunuz. Bir süre. Chance Ģu ya da bu nedenle. E. Sıcacık eliyle çenesine dokundu. ne yapmasının uygun düĢeceğini düĢünmeyi elden bırakmadan kadının kokusunu duyuyordu. burnunu sildi. Sonunda unuttu. Saçlarını yüzüne değdirerek göğsüne eğildi E.E. Bilmelisiniz ki. Ama neden bazı kadınların çocuğunun olduğunu ve bazılarının olmadığını açıklayan bir program görmemiĢti hiç. ġimdi de E..» Birden çocuk gibi. Chance’ın gömleğini okĢuyordu... Hıçkırdı.E. Bir süre sonra .

«Kendini tutmayı bilen bir adamsınız. gerçekte Amerikalı değilsiniz. bir kadın kendi yaradılıĢının etkisiyle elde edilir. onda ihtiyaç ve arzu uyandırmak istiyorsunuz. Neden E. «Çok akıllı olduğunuzu biliyor musunuz Chauncey. durulmuĢ ve sakin.» Bir an durdu. ama bu durumdan faydalanmak istemiyorsunuz. E. diye mırıldandı. müthiĢ akılcı olduğunuzu? Sizce. rahat rahat yanında yatıyordu. Daha çok bir Avrupalı gibi davranıyorsunuz. kıĢkırtmaları. Elinizin ufacık bir değiĢiyle. «Bazı yanlarınızla. artık ağlamıyordu. uzun saçlı ve gürültücü adamlarla kadınlar ve de kendi- .el geri çekildi. yurttaĢlarımızda pek sık raslanan küçük kurnazlıklara kulak asmıyorsunuz. «Demek istediğim.E. «Size minnettarım Chauncey».» DüĢündü. gerçekte Amerikalı olmadığını kadından iĢitince ĢaĢırdı. kucaklamaları: Hepsi hem ürküntü uyandıran hem de istenen hedefe yönelmiĢ birer manevra. Amerikalı aĢıkların bütün o dokunmaları.» Chance. bir tek değiĢiyle sizin olacağımdan haberiniz var. aĢkınıza susamıĢ olması gerekiyor. tanıdığım erkeklerin tersine. öpüĢleri. okĢamaları.E. bunu söylüyordu? Televizyonda sık sık açık olarak Amerikaya karĢı olduklarını söyleyen ya da polis tarafından böyle nitelenen pis. bunu biliyor musunuz?» Gülümsedi.

. Chance yerinden kalktı ve saçlarını düzeltti. «Sizi seviyorum. «En iyisi size itiraf etmek Chauncey». televizyonun düğmesini çevirdi. dedi. iyi giyimli memurlar görmüĢtü.lerini Amerikalı olarak açıklayan temiz insanlar. Bunun farkında olduğunuzu da biliyorum. ġeye kadar beklemeye karar verdiğiniz için de size minnettarım. Sizi seviyor ve istiyorum. Görüntü hemen belirdi. gözlerinde düĢmanlık yoktu. Chance’a baktı. ama aradığı sözcüğü bulamadı. iĢ adamları.. kan dökülmesi ve ölümle sona ererdi.. yerinden kalktı ve üstüne baĢına çeki düzen verdi... Odadan çıktı.» DüĢündü. Televizyonda bu karĢılaĢmalar çoğu kere Ģiddet.E. ÇalıĢma masasının ardına oturdu. Ģeye kadar. E.

BEŞ 91 .

BEŞ PerĢembe günüydü. Kahvaltısını bitirmek üzereyken E.E. aradı. sonra kahvaltısı için mutfağa haber verdi. Chance gözlerini açar açmaz televizyona koĢtu. notumu aldınız mı? Bu sabahki gazeteleri okudunuz mu?» diye sordu. Chance bu notun kimden geldiğini bilmiyordu. «Herkes sizde BaĢkanın baĢlıca yardımcılarından birini. Rand’ın yeni bir kriz geçirdiğini. iki yeni doktorun çağrıldığını ve gece yarısından beri baĢucundan ayrılmadıklarını anlattı. dünkü siyasi söylevinin esin . Ona bir deste gazete ve daktiloyla yazılmıĢ bir not uzattı. hayatım. Chance’a Mr. Oda hizmetçisi özenle hazırlanan tepsiyi getirdi. «Chauncey.

diye bağırdı E. dedi Chance.E. hiç değilse . Ah. «Bizimle oturmayı düĢünüp düĢünmeyeceğinizi öğrenmek istiyorum.» «Sizinle oraya gitmek beni çok sevindirecek. dedi soluğu kesilerek ve söyleyeceklerini bulup çıkarmaya çalıĢarak. Chauncey.» Yanakları kıpkırmızı. odaya girdi E. Chauncey. BU GECE programında söyledikleriniz de onun söylevinin yanında yer alıyor.» «Evet. Davetten sonra isterseniz çıkabilir ve büyük bir yemek veren dostlarımın evine gidebiliriz. «Televizyonda müthiĢ olduğunuzu söylüyorlar! Bütün arkadaĢlarım sizinle tanıĢmak istiyor. ne kadar mutluyum». Ardından sesini alçalttı: «Sizi görebilir miyim? O kadar özledim ki.. Uzun süre kalmamız gerekmiyecek. «Benim için çok önemli olan bir Ģeyi size söylemem gerekiyor ve sizinle yüzyüze konuĢmak istiyorum». Umarım bütün o itiĢ kakıĢı can sıkıcı bulmazsınız. harikaydınız! BaĢkan bile kiĢiliğinizle etkilenmiĢ!» «BaĢkanı seviyorum». öğleden sonra benimle BirleĢmiĢ Milletler’in davetine geliyorsunuz değil mi?» «Sizinle oraya gitmek beni çok sevindirecek. tabii..E.» «Ah.» «Çok tatlısınız. Chauncey.kaynağını görmek için ağız birliği ediyor.

«Chauncey. kabul etmelisiniz».E. Ama belki düĢündüğünüz biri vardır? Daha önce sizinle çalıĢmıĢ olan biri?» «Hayır». ziyaretçilerinizi seçecek.» «Öyleyse hemen birini aramaya koyulacağım». dedi. sizin çatısı altında olduğunuzu bildiği sürece kendini çok daha güvenli hissettiğini söylüyor.bir süre için. Chance kabul etti. . bunu kabul etmelisiniz. «Kimse yok. «Biliyorum! Bir sekretere ihtiyacınız var.» Kollarını boynuna doladı ve vücudunu onunkine yasladı. cevabını verdi Chance. sonra geri çekildi ve odanın içinde dolaĢmaya koyuldu. E. yalvarırım hayır demeyin! Benjamin çok hasta.E. boğuk bir sesle.» Cevap beklemeden devam etti : «DüĢünün! Burada bizimle yaĢıyabilirsiniz! Chauncey. ona sarıldı ve yanağından öptü. sevgilim. sizi rahatsız etmesi mümkün kiĢilere karĢı koruyacak tecrübeli birinin yanınızda bulunması gerekiyor. Benim kadar kocamın da isteği. Sesinde gizlemeye çalıĢmadığı bir heyecan seziliyordu. E. Bütün dikkatleri üzerinize topladığınız Ģu sıra. diye mırıldandı. iĢlerinizde size yardımcı olacak.

E. Aubrey soran bakıĢlarla kendisini incelerken.E. «Anlıyorum. E. onu aradı. kütüphanede benimle olan Mrs. Aubrey’e sizi tanıtmak isterim. «Eğer istiyorsanız. «Chauncey. BaĢ parmağının ucuyla yanağını oğuĢturdu. Hemen gelip kendisini görebilir misiniz?» «Evet». Mrs. E. Mr. dedi E. kır saçlı bir kadın gördü.» Chance’ın söyleyecek hiç bir Ģeyi yoktu. dedi Chance. Chance odasında televizyon seyrederken E. Aubrey emekliye ayrılmak istemiyor böyle bir Ģeyi düĢünecek yaradılıĢta değil kuĢkusuz. «burada.’nin yanıbaĢında divana oturmuĢ.E. geçici olarak size sekreterlik yapmaktan büyük mutluluk duyacak. Chance parmaklarının ucuyla çalıĢma masasında trampet çaldı.» «Mrs.E. diye de- . Kütüphaneye girdiğinde. Rand’ın First American Financial Corporation da en yakın sekreteriydi». umarım sizi rahatsız etmedim» dedi kayıtsız bir sesle. Chauncey». onları birbirlerine tanıĢtırdı. bileğinden eline kayan kol saatini düzeltti.Öğle yemeğinden önce. E. «Mrs. Aubrey yıllar boyu.E. Chance kadının elini sıktı ve oturdu. Devamlı çalıĢacak birini bulana kadar.

. Yardım Kurulu ü- . dedi Chance sonunda.. Aubrey burada çalıĢmaktan mutluluk duyar. «Öyleyse» dedi. Ne diyeceğini bilmediğinden.. Ev çok güzel. Mr. Sizinle daha sonra görüĢürüz.» «Tekrar teĢekkür ederim». Aubrey hemen iĢe baĢlıyabilir. Aubrey tatlı bir sesle : «Belki iĢe baĢlıyabiliriz».» E.» Chance Mrs. «tamam. Mrs. Mrs.E. «Anlıyorum».» «Ġyi».vam etti. Aubrey’nin söze baĢlamasını bekledi. dedi. ġimdi gitmem gerekiyor. çalıĢma masasının üzerinden Chance’ın bakıĢını aradı. Aubrey de hemen ayağa fırlamıĢtı. dedi. Rand’le konuĢun». bunu Mrs. Sonunda kadının bakıĢları kendininkilerle karĢılaĢtı ve Mrs. Hüzünlü ve yalnız bir çiçeği andırıyordu. «ĠĢlerinizin ve toplumsal hayatınızın özelliklerini bana bir kaç sözle özetlerseniz.. *** BirleĢmiĢ Milletler’de.» «Lütfen. Davet için giyinmek zorundayım. Kadın baĢını yana çevirmiĢti ve düĢünceli görünüyordu. dedi Chance odadan çıkarken. Rand’in özel sekreterinin yanındaki odada bulunuyorum. HoĢuna gitmiĢti. «Umarım Mrs. «Her zaman emrinizdeyim efendim. Aubrey’i süzdü. «Mrs. dedi Chance yerinden kalkarak. Chauncey.

E. ye döndü. garsonlar havyarlı kanape.’ye koĢup onları en gözde masalardan birine kadar getirdiler. Genel Sekreter’e.E. «Ġki yıl önce VaĢington’da. kırmızı yanaklı bir adam masaya yaklaĢtı. Burada bulunmakla bize Ģeref veriyorsunuz.E.» Ġki adam el sıkıĢtılar. Chance bu adamı televizyonda gördüğünü hatırlamıyordu. Gardiner’i hayranlıkla seyrettim. Genel Sekreter yanlarına yaklaĢtı. «Kendilerini tanıyorum». Genel Sekreter telâĢla yerinden fırladı.yeleri Chance ve E. Benjamin’in çok yakın dostu.E. Uzun boylu.E.» Oturdular. dedi. dedi E.» «Sayın Büyükelçiyle daha önce karĢılaĢmıĢtık». «Sayın Büyükelçi». «Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Büyükelçisi Ekselans Vladimir Skrapinov’u size tanıĢtırmakla Ģeref duyuyorum. yayın balığı. Rand’in sağlık durumunu sordu. Chauncey Gardiner. Onu görünce.» E. Mr. «gelmekle bizi çok sevindirdiniz. «Mr. dedi Genel Sekreter hep gülümsüyerek «Dün gece televizyonda Mr. «Bu gördüğünüz». gülümsiyerek. E. Rand’le Büyükelçi Skrapi- . dedi E. efendim. fotoğrafçılar çevrede dolaĢıyor ve resim çekiyorlardı.’yi selâmlayarak elini öptü ve Mr. yumurta ve Ģampanya bardaklarıyla dolu tepsileri getirdiler.

Sovyet Büyükelçisi iskemlesini Chance’ın iskemlesine yaklaĢtırdı.» .» Ġskemlesini daha da yaklaĢtırdı. Chance konuĢmuyor. «Sizi televizyonda. BaĢkanınızın bunu çabucak benimsemesinde ĢaĢılacak bir yan yok. Rand’i üzmek istemedim. dedi. Fotoğrafçıların flâĢları parladı. Venezüella Büyükelçisini gördü. Gardiner. vedalaĢmadan önce Chance’la tanıĢmaktan duyduğu sevinci tekrarladı ve uzaklaĢtı. BU GECE programında gördüm ve itiraf etmeliyim ki yere çok sağlam basan felsefenizin açıklanmasını büyük ilgiyle dinledim.» «Hasta». dolayısıyla da bugün sizinle karĢılaĢmak zevkine eriĢemedi. «Hiç iyi değil.E. «Ne yazık ki Mr.nov arasında oldukça heyecanlı bir tartıĢma geçtiğini hatırlıyorum. E.» Bir an durdu. Bir süre sonra Genel Sekreter kalktı. E. ortak dostumuz Benjamin Rand nasıl? Hastalığının çok ciddi olduğunu iĢittim. oturdu. ve Genel Sekreterle hararetli bir konuĢmaya daldı. Ayrıntılarını sorarak Mrs. Özür dileyip onun yanına gitti. dedi Chance. «Daha önce karĢılaĢma fırsatını bulamadığımız için üzgünüm». yanlarından geçen eski dostu. «Söyler misiniz Mr.E.» Büyükelçi kibarca eğildi. Rand hasta. bakıĢlarını kalabalıkta gezdiriyordu.

» Büyükelçi kahkahalarla güldü. bazı noktaları üstü kapalı geçtiğinizi sezer gibi oldum. «Bravo.. «Ülkeniz ekonomisinin ciddi durumu göz önüne alınarak. herĢey bir yana. hiç uzak değiliz-» Chance elini alnında gezdirdi.«DolaĢan söylentilerden benim de çıkardığım bu».. Ama Mr. biz diplomatlarla siz iĢ adamlarının daha sık bir araya gelmemiz gerekmez mi? Birbirimizden hiç de o kadar uzak değiliz. diye onayladı Büyükelçi ısrarla Chance’a bakarak. değil mi? Ne siz ne ben iskemlemizin aniden altımızdan çekilmesini istemiyoruz Doğru mu? Haklı değil miyim? Güzel! Çok iyi! Çünkü birimiz düĢerse diğeri de yuvarlanır -güüüm!. . hükümette önemli bir rol almaya çağrılmanız kaçınılmaz bir Ģey.. Politik yönden sizin. Birden Skrapinov eğildi. «Ġskemlelerimiz neredeyse birbirine değecek. Fotoğrafçılar düğmelere bastılar. «Tabii değiliz». öyle mi?» Chance gülümsedi.ikimiz birden kendimizi yerde buluruz. hiç kimse de vakitsiz yeri öpmek istemiyor. «Gerçekten de iskemlelerimiz neredeyse birbirine değecek! Ve -nasıl demeli.. Büyükelçi bir kere daha kahkahalarla güldü. çok iyi!» diye bağırdı Büyükelçi. dedi.ikimiz de bunların üzerinde oturmak istiyoruz. Gardiner.

» Chance bu sözleri yalanlama fırsatını bulamadan.«Söyler misiniz Mr. «Sıkı ağızlılığınızı takdir ediyorum.» (*) ivan Krylov (1769—1844) ünlü Rus fabl yazarı. «Demek. Gardiner. Krylov’u tanıyorsunuz?» Büyükelçi sustu. kaĢlarını kaldırdı ve güldü. hele! Demek yanılmamıĢım? Krylov’u hem de rusça aslından biliyorsunuz öyle mi? Mr. Gardiner. Kültürlü bir adamı gözünden anlarım. «Krylov’u andıran bir hava mı? Gerçekten mi?» diye sordu. «Hele.. Krylov’un (*) fabl’larını sever misiniz? Bu soruyu sormamın nedeni sizde Krylov’u andıran bir hava sezmemdir. Büyükelçi göz kırptı. dostum. Bunların bir çoğu halk dilinde atalar sözü halini almıştır.» Chance çevresine bakındı ve televizyon alıcılarının bu sahneyi filme aldıklarını farketti.. Ağzından çıkan sesler yumuĢaktı ve Skrapinov’un yüz çizgilerinde ilkel bir yan belirdi. «Bundan emindim! Bundan emindim!» diye bağırdı Skrapinov. Büyükelçi ĢaĢırmıĢ gibiydi. sonra hızla baĢka bir dilde konuĢtu. . baĢtan beri bundan Ģüphelendiğimi size itiraf etmeliyim. Kimse Chance’la o zamana kadar yabancı bir dilde konuĢmamıĢtı.

Ģimdi edebiyat bilginizin ne kadar geniĢ olduğunu görünce. Gardiner ve ben».» Alman iskemlesini Chance’ın yanına yaklaĢtırdı. yanında iki diplomatla masaya döndü ve bunları Paris Milletvekili Gaufridi ve Batı Almanya’dan Ekselâns Kont von Brockburg .Schulendorff olarak tanıttı. «Mr. Gülümseyen von Brockburg . Gardiner. üstelik de aslından okuyor. izin verirseniz televizyonda büyük bir tabiilikle ekonomi ve politikaya değin görüĢlerinizi açıklamanız karĢısında ne büyük bir hayranlık duyduğumu söyleyeyim.E. ve Chance arasında gidip geliyordu. sözlerinizi daha iyi anlayabildiğimi sanıyorum. Tam o sıra. Anladığım kadarıyla Mr. «Rus fabl’larına aynı büyük ilgiyi duyuyoruz. bu kez Chance tepki göstermedi. Gaufridi’nin bakıĢı E. Tabii. Gardiner Ģiirimizin hararetli bir okuyucusu ve hayranı. . diye söze baĢladı Skrapinov. dedi eski anıları tazeleyerek «Kont’u Münih yakınındaki eski Ģatosunda ziyaret etme zevkini tattık.. «Mr.» Büyükelçiye baktı ve bakıĢlarını tavana yöneltti.. Skrapinov da ona gülümseyerek karĢılık verdi. «Benjamin ve ben». E.» Yeni gelenler oturdular.E. yanındakine yabancı bir dilde hitap etti.Schulendorff Rusun konuĢmasını bekliyordu. fotoğrafçılar da flâĢ parlatmaya devam ettiler.Yeniden.

Tolstoy’la Dostoyevski’nin Schiller’e duydukları sevgiden de söz etmiyorum üstelik. Nietzsche ve Thomas Mann üzerindeki büyük etkileri gerçek anlamıyla değerlendirilebilir mi? Ya Rilke: Kendisi kaç kere Ġngiltere’yle ilgili herĢeye yabancılık duyduğunu.Schulendorff baĢını salladı. aynı düĢmana. «ikimiz de üniformalıydık. dedi.» Skrapinov hafiften gülümsedi. Edebiyatta etkileri paylaĢmak baĢka Ģey. masanın üzerinden Skrapinov’a doğru eğildi. Goethe kendisine mürekkepli kalemini armağan etti. «Evet ama. ülkelerimizin tarih boyunca rastladığı en amansız düĢmana karĢı savaĢıyorduk.» «Ya Alman edebiyatı!» diye bağırdı Skrapinov. «Ġkinci Dünya SavaĢı sırasında ilk kez karĢılaĢtığımızda». PuĢkin FAUST’u rusçaya çevirdikten sonra. Almanya’ya yerleĢen Turgenyef’den de. dedi. buna karĢılık Rusya’yı atalarının vatanı saydığını açıklamadı mı?.» Gaufridi birden bardağını boĢalttı.«Rus edebiyatı»..» Von Brockburg . «çağımızın en büyük kafalarından bazılarına esin kaynağı olmuĢtur. PuĢkin’in hayatı boyunca ülkeniz edebiyatına duyduğu hayranlığı size hatırlatabilir miyim? Bu nedenle. . Rus ustaların Hauptmann. «Sevgili Kont. Yüzü kıpkırmızı kesilmiĢti. dökülen kanı paylaĢmak baĢka Ģey..

» Özenle bir ağızlığa yerleĢtirdiği uzun sigarasını yaktı.. ancak.’nin elini öptü. Skrapinov’un ve Chance’ın elini sıktı. Fransıza doğru eğildikten sonra uzaklaĢtı. barıĢın askerleriyiz. Fransız devam etti : «Sanayicilerimizden. birden ayağa kalktı.» Chance kadehini kaldırdı. yıllar öncesinden. «Sevgili Mr.» Dikkatle Chance’ı süzdü. hikâyeleri gerçek olarak kabul etmekle bazan iktidar ve barıĢ yolunda biraz ilerleyebiliriz.E. E. Gaufridi’nin Chance’a yaklaĢabilmesi için. E. Fotoğrafçılar dağıldılar.E. «Mr. sizi televizyonda seyretmek zevkine de eriĢtim.«Ama Mr. Gardiner. Gardiner». sayısız yeteneklerinizin yanı sıra kültürlü bir adam olduğunuzu da bana açıkladı. diye söze baĢladı milletvekili sanki hiç bir olay geçmemiĢ gibi. iĢ adamlarımızdan . Gaufridi». Bugün üniformalarımızla niĢanlarımıza ancak müzelerde yer var. «Büyükelçi Skrapinov’un sözleri.» Cümlesini bitirir bitirmez von Brockenburg Schulendorff özür dileyerek gitmesi gerektiğini açıkladı. bizler.. geçmiĢ bir çağ bu. Sizinle ilgili çok Ģey okudum.. adamla yer değiĢtirdi.. dedi. «BaĢkanın sizinle yaptığı görüĢmeye değindiği söylevini dinledim. ġimdi bizler. «siz savaĢ döneminden söz ediyorsunuz.

ve hükümetimiz üyelerinden bir çoğunun First American Financial Corporation’ın geliĢimini ilgiyle izlediklerini söylemekle sizi ĢaĢırtmıyacağımı sanıyorum. Ortak dostumuz Benjamin’in hastalığından bu yana, Corporation’ın seçeceği yol onlara biraz... diyelim ki... anlaĢılması güç geldi.» Sustu, ama Chance’ın bir Ģey söylediği yoktu. «Benjamin’in iyileĢememesi halinde, onun yerini alabileceğinizi iĢitmek bizi mutlu etti...» «Benjamin düzelecek», dedi Chance. «BaĢkan öyle söyledi.» «Düzeleceğini dileyelim», diye cevap verdi Fransız. «Dileyelim. Yine de, hiç birimiz, hatta BaĢkan bile bundan emin olamaz. Ölüm hep birinin üstüne çökmeye hazır, çevrede dolaĢıp duruyor...» Gaufridi’nin sözleri Sovyet Büyükelçisinin gidiĢiyle kesildi. Herkes yerinden kalktı. Skrapinov Chance’a doğru yöneldi. «Çok ilginç bir karĢılaĢma, Mr. Gardiner», dedi alçak sesle. «Çok faydalı. Ülkemizi ziyaret etmek isterseniz, hükümetim sizi kabul etmekten Ģeref duyacaktır.» Alıcılar bu sahneyi çeker, fotoğrafçılar resim alırken Chance’ın elini uzun uzun sıktı. Gaufridi Chance ve E.E.’yle masaya oturdu. «Chance», dedi E.E. «Nüfuz edilemeyen Rus dostumuz üzerinde gerçekten büyük bir

etki yaptınız! Ne yazık ki Benjamin gelemedi politikadan söz etmeyi o kadar çok sever ki!» BaĢını Chance’a doğru eğdi. «Skrapinov’la rusça konuĢtuğunuzu saklamanın gereği yok. Bu dili konuĢtuğunu bilmiyordum! Ġnanılır gibi değil!» Gaufridi lâfları çiğneyerek konuĢtu : «Günümüzde rusça konuĢmak çok, ama çok yararlı. BaĢka diller de konuĢur musunuz, Mr. Gardiner?» «Mr. Gardiner çok alçak gönüllüdür,» diye atıldı E.E. Bildiklerini sergilemiyor. Bilgisini kendine saklıyor!» Uzun boylu bir adam saygılarını sunmak için E.E.’ye yaklaĢtı. Lord Beauclerk, British Broadcasting Corporation (*) genel müdürü. Chance’a döndü. «Televizyondaki açıklamanızda tuttuğunuz açık seçik yol çok hoĢuma gitti. Gerçekten sizin yönünüzden çok ustaca, çok ustaca! Fazlaca kurnazlığa sapmak da gereksiz, değil mi? Demek istediğim, videot (**) lar yönünden. Ġstedikleri de Ģu:
Cezalandırılacak bir Tanrı, onların sakatlıklarını edinmiş bir insan değil! Ne dersiniz?»

(*) B.B.C İngiliz Ulusal Radyo ve Televizyon Kurumu (**)Video [televizyon görüntüsü] ve idiot [budala., ahmak] sözcüklerinin birleştirilmesinden meydana gelen kelime.

Gitmeye hazırlanırlarken, ses alma aygıtları, sinema ve televizyon alıcıları taĢıyan bir sürü adamla çevrildiler. E.E. onları teker teker Chance’a tanıĢtırdı. En genç gazetecilerden biri öne çıktı : «Birkaç soruya cevap verme lütfunda bulunur musunuz, Mr. Gardiner?» E.E. söze karıĢtı. «Durumu açıkça konuĢalım. Mr. Gardiner baĢka yerde bekleniyor; onu fazla tutmamanız gerekir. Kabul mü?» Bir muhabir bağırdı : «NEW YORK TIMES’ın baĢ yazısına ne dersiniz?» Chance E.E. ye döndü ama kadın soran bakıĢını ona çevirdi. BirĢey söylemesi gerekiyordu. «Yazıyı okumadım», dedi. «BaĢkan’ın söyleviyle ilgili NEW YORK TIMES’ın baĢ yazısını okumadınız mı?» «Okumadım», cevabını verdi Chance. Gazetecilerin çoğu birbirlerine göz attılar. E.E. ĢaĢkınlıkla, sonra da artan bir hayranlıkla Chance’ı süzdü. «Ama efendim», diye üsteledi gazetecilerin biri soğukça, «yazıya hiç olmazsa bir göz gezdirmiĢ olmalısınız.» «TIMES’ı okumadım», diye tekrarladı Chance. «POST ‘çok özel biçimdeki iyimserliğiniz-

«televizyon seyrederim. E. diye diretti muhabir. «Mr.den’ söz ediyor».» «Hiç bir gazete okumam».E.» YaĢlı gazeteci hafifçe döndü.. Mr. Rand’in hastalığından bu yana. «televizyon yayınlarının basına oranla daha tarafsız olduğu mu?» «Size söylediğim gibi». diye konuĢtu sonunda biri. Gardiner.. «TeĢekkürler. «Televizyon seyrederim.» «Her neyse». Mr. «yıllardan beri ünlü bir kiĢinin yapmıĢ olduğu. «Bununla demek istediğiniz». dedi bir baĢka gazeteci. dedi.» Gazeteciler tedirginlikle sustular.» Daha yaĢlı bir gazeteci kalabalıktan sıyrıldı. belki . «çok özel biçimdeki iyimserlik’ cümlesiyle ilgili yorumunuz ne?» «Bunun ne demek istediğini bilmiyorum». diye açıkladı Chance. Basını ancak yardımcılarının aldığı notlardan izliyor. «Bu bölümü okudunuz mu?» «Hayır. gururla öne çıktı. dedi. hiç değilse yardımcılarınızın notları aracılığıyla okuduğunuz gazetelerin. «Üstelediğim için özür dilerim. dedi Chance. Gardiner’in pek çok sorumluluğu var». Gardiner». cevabını verdi Chance. «özellikle de Mr. Onu da okumadım. ama ‘okuduğunuz’ gazetelerin adlarını öğrenmeyi çok isterdik.

E. Benjamin Rand ve Chauncey Gardiner’le ilgili sözlerine yer veriyorlardı. Ama Ģimdiye kadar hiç biri bunu kabul etmek yürekliliğini göstermedi!» E. Bütün baĢlıca gazeteler Maliye Enstitüsündeki söylevini yayınlıyor.E. Gazeteleri okumamak gözüpekliğini gösteren tanınmıĢ kiĢiler pek azdır. BaĢkan. E. Daha sonra. Rand’la ilgili eksiksiz bir rapor buldu. Neden canının sıkıldığını anlayamıyordu. «ama son bir resminizi çekebilir miyim . bunu hemen ayırdı.de bu en açık itiraftan ötürü teĢekkürler. onu odasına çağırttı. «Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm Mr. Gardiner hakkında daha çok Ģey öğrenmenin iyi olacağını düĢündü. ve Chance dıĢarı çıkarken. Onun öfkesi Chance’ı ĢaĢırttı.çok iyi resim verdiğinizi biliyor musunuz?» Chance genç kıza kibarca gülümsedi. iĢ adamının Ģö- . Özel sekreterini çağırdı ve Gardiner’le ilgili el altındaki bütün bilgileri toplamasını söyledi. Açtı. ** * BaĢkan. önceki gün basında yer alan yazıların özetine dalgın dalgın göz gezdirdi. iki görüĢme arasında. BaĢkan sekreterin kendisine uzattığı dosyayı aldı. somurttu. Gardiner». genç bir kadın fotoğrafçı önlerine geçti. dedi soluk soluğa.

bir takım yerlerde yetiĢtirildi. Mr. Size söylediğim gibi. Chauncey Gardiner bir anababadan dünyaya geldi. dedi sekreter duralayarak. o kadar. eminim ki gerek kendisi ve gerek ailesi verdikleri vergilerle ulusun zenginliğine katkıda bulundular. «Çok üzgünüm BaĢkanım. Siz bana temel bilgileri vermekle yetinin.» Sekreter rahatsız olmuĢ göründü.» . «Her zamanki kaynaklarımıza baĢvurdum BaĢkanım. Chauncey Gardiner hakkında bir bilgi vermiyor gibi. BaĢkanım».» Sekreter tedirginlikle kımıldandı. sayın BaĢkanım.förünün Gardiner’in geçirdiği kazayla ilgili kısaca anlattıkları ve BU GECE programında Gardiner’in söyledikleri de dosyadaydı. ama bunlar Mr. lütfen. hepimiz gibi. bazı iliĢkiler kurdu.» BaĢkan kaĢlarını çattı.» BaĢkan ısrarla dosyayı gösterdi ve ciddi bir sesle sordu : «Onun hakkında sahip olduğumuz bütün bilgiler bu kadar mı demek istiyorsunuz?» «Öyle. «BaĢka bir bilgi yok gibi. bütün her zamanki kaynaklarımıza baĢvurdum. buz gibi bir sesle karĢılık verdi : «Sanırım. Ama size verdiklerim dıĢında bilgi edinmem mümkün olmadı. birini Beyaz Saray’a çağırmadan topladıklarımız. «Sizden istediğim her zamanki bilgiler.

söylevimde adıyla sözlerine değindiğim bir adam hakkında haberalma örgütlerimizden hiç birinin en ufak bilgi sahibi olmadığını mı çıkarmam gerekiyor bundan? ‘KĠM KĠMDĠR’e bakmayı düĢündünüz mü? Tanrı aĢkına. çok zeki ve kültürlü Gardiner’in Rus dili ve edebiyatını bilmekle öğünebileceği üzerinde de durdu ve onda gitgide artan kötüye gidiĢ ve toplumsal karıĢıklık karĢısında. Chauncey Gardiner. «AraĢtırmalarıma devam edeceğim. Sekreter sinirli sinirli güldü. efendim.» «Çok sevinirim. diyordu raporunda.» Sekreter odadan çıktı ve BaĢkan not defterini yakalayıp kenarına GARDĠNER yazdı. ** * BirleĢmiĢ Milletler’deki kabul resminden çıkar çıkmaz. Skrapinov VaĢington’daki Büyükelçiliği . BirleĢmiĢ Milletler’deki Sovyet Misyonundan. Sovyet blokuna yönelik siyasi ve ekonomik tavizler pahasına tehlikeye düĢen durumlarını korumaya çalıĢan Amerikan iĢ çevrelerinin sözcüsü’nü gördüğünü de belirtti.«KarĢılıklı yarım saat geçirdiğim. Büyükelçi Skrapinov Gardiner’le ilgili gizli bir rapor hazırladı. bu da boĢa çıktıysa Manhattan abonelerini gösteren telefon rehberini açın.

Bu cilt. ortakları. karĢıt siyasal sistem Ģeflerinin ani toplumsal ve politik değiĢimler sonucu birden iskemlelerinin altlarından çekilme . öğrenimi. Özel Bölüm Ģefi ertesi sabah ona eksiksiz bir dosya hazırlayacağına söz verdi.aradı ve Özel Bölüm Ģefiyle görüĢtü. Moskova’daki üstleri tarafından onaylanmıĢ bulunan söyleve kattığı paragrafta. Krylov’un fabllarının çok az bulunan. Chauncey Gardiner’in temsil ettiği . Gardiner’in paketine. Gardiner’ le ilgili bilgiler için mutlak öncelik istedi. Ailesi. Sonra. kısa süre önce tutuklanan Leningrad Bilimler Akademisinin yahudi üyelerinden birinin özel koleksiyonuna el konması sonucu sağlanmıĢtı. yazarın el yazısıyla düzeltilmiĢ eski bir baskısını da ekledi. Bu adamlar. Rand’la iliĢkileri hakkında ayrıntılar istiyor.ortaya çıkıĢını selâmlıyordu. Gardiner ve Rand’a yollanacak armağanların seçimiyle Büyükelçi bizzat uğraĢtı. traĢ olurken Büyükelçi bir kumar oynamaya karar verdi : O akĢam Filadelfiya’da toplanacak Uluslararası Ticaret odaları Kongresinde yapması gereken konuĢmada Gardiner’in adından da söz edecekti. Amerika BirleĢik Devletlerinde «Sağduyu sahibi devlet adamlarının -özellikle Mr. Daha sonra. dostları. Her pakette bir kaç kilo Beluga havyarı ve özel olarak damıtılmıĢ rus votkası vardı. BaĢkanın Gardiner’i bütün ekonomik danıĢmanlarına yeğ tutarak seçmesinin gerçek nedenini keĢfetmeye çalıĢıyordu.

bir galerinin çok ince iĢlenmiĢ korkuluğu duvar boyunca ilerliyordu. SKRAPĠNOV. üzerinde oturdukları iskemleleri birbirine yaklaĢtırmaları gerektiğinin kesinlikle bilincindeydiler. Salon heykellerle. YAKINDA TEKRAR GÖRÜġME UMUDU VE DOSTLUKLA. Büyükelçi Ģunları yazmıĢtı: «BU FABL’I DAHA AÇIK HALE GETĠRMEK MÜMKÜNDÜ. Gardiner’le ilgili bölüm baĢlıca yayın organlarında belirtildi. televizyon seyrederken. . AMA KAZLARI KIZDIRMAYALIM» (Krylov).konuĢmacıya göre «kırk sekiz saat içinde Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Büyükelçisi tarafından adından söz edilen adam .ön plâna alındığını gördü. Salonun yarı yüksekliğinde.E. Krylov’un eserinin baĢ sayfasına. parlak eĢyaların doldurduğu vitrinlerle .» Skrapinov’un söylevi büyük baĢarı kazandı. En az iki kat yüksekliğindeki bir salona girdiler. *** BirleĢmiĢ Milletler’deki kabul resminden çıkınca. söylevinden alınan bölümleri dinledi ve Gardiner’in .Mr. Skrapinov geceyarısı. CHAUNCEY GARDINER’E HAYRANLIĞIM.si ve kendilerini yerde bulma tehlikesiyle karĢılaĢmak istemiyorlarsa. Chance ve E. doğru kadının dostlarının evine gittiler.

nin kendisi!» «Sophie. E.. «ünlü Chauncey Gardiner! E. yanındakini tanıĢtırdı. Sağda solda konuk grupları toplaĢmaktaydı. sonra E.E. ve ben bir araya geldik mi hep böyle ĢakalaĢırız. «Ama Ģimdi. «Biliyorum.E.E. Ģekerim. Gardiner. Ev sahibesi yeĢil elbiseli çok açık göğsünde mücevherler parıldayan ĢiĢko bir kadın .» diye fısıldadı E.kaplıydı. Mr.E. Birden tedirgin oldunuz! Ama insanın özel hayatını korumasında hiç bir kötülük yok. «Nihayet. garsonlar kadeh dolu tepsilerle bir gruptan diğerine gidiyorlardı. Kadın elini uzattı ve bir an Chance’ın elini tuttu.» Daha ince bir düĢünce kafasından geçmiĢ gibi sustu. her Ģeyden çok özel hayatınızı gizli tutmaya çalıĢtığınızı bana söyledi.» Güldü ve elini Chance’ın koluna koyarak ‘ neĢeyle devam etti : «Lütfen beni bağıĢlayın. biliyorum. sonra vücudunun belden yukarısını geri atıp onu tepeden tırnağa süzdü. iki kadın sarmaĢ dolaĢ oldular ve öpüĢtüler.. Ģekerim. ne yakıĢıklı bir adam olduğunuzu görünce. nihayet. Resimlerinizde görüldüğünden de iyi- . altın kordonunun ucundaki avize çiçeklerinin yerine ıĢıl ıĢıl mumlar takılmıĢ bir ağaca benziyordu. yakınlığını gizli tutmaya çalıĢan E.» diye bağırdı sevinçle.kollarını açıp onlara doğru geldi. korkarım sizinle.E.

az önce de arabayla buraya gelirken radyoda.» «Radyoda mı? Arabanızda televizyon yok mu?» diye sordu Chance. Ġtiraf etmeliyim ki WOMEN’s WEAR DAILY (*) nin görüĢünü paylaĢıyorum . Sovyet Büyükelçisinin Filadelfiya’da sizin adınızdan söz ettiğini iĢittim. «Sizinle tanıĢtığıma çok memnunum.. Tabii. kadınlarla erkeklerin meraklı bakıĢlarını yakaladı ve adlarını belli belirsiz anlayarak kendi adını söyledi. «Televizyondaki konuĢmanızı büyük ilgiyle izledik. El sıktı. Ġkiniz peĢimden gelin. Amerika’nın başlıca günlük moda gazetelerinden. diye tanıttı kendini.. Gardiner’le konuĢmak için o kadar sabırsızlanıyor ki!» Chance davetlilerin bir çoğuyla tanıĢtırıldı. efendim.. «Bundan sonra baĢka Ģey söylemiyeceğim. dar kalçalarınız.bu görünüĢünüzle günümüzün en iyi giyimli iĢ adamlarından birisiniz. geniĢ omuzlarınız. (*) B. rica ederim. uzun bacaklarınız ve. Ufak tefek ve çıplak baĢlı bir adam onu yüksek.» diye araya girdi E. sivri köĢeli bir eĢyaya kadar geriletmeyi baĢardı... uzun boyunuz. «EĠDOLON yayınlarından Ronald Stiegler». Size bir kaç ilginç kiĢi tanıĢtıracağım.siniz..» Elini uzattı. . Herkes Mr.» «Sophie.E. söz veriyorum.

ġimdiden. Bu trafik sıkıĢıklığında. insanın devamlı tetikte olması gerekiyor. Duvara dayanarak konuĢmasına devam etti : «Yardımcılarım ve ben. Özel konunuzla ilgili bir kitap. yeni bir kadeh aldı. AnlaĢma bir iki gün içinde imzalanabilir. Ġçki içmiyorum. diyelim ki bir ya da iki yıl içinde teslim edersiniz. Ne dersiniz?» Bir kaç yudumda kadehini boĢalttı ve. bizim için bir kitap yazmayı düĢünüp düĢünmeyeceğinizi tartıĢtık.Stiegler çok eğlenmiĢ göründü. teĢekkür ederim. dedi Chance. Beyaz Saray’ın görüĢünü aydının ya da emekçinin görüĢünden ayrıldığı açık. kitabı da bize. «Hayır. . ayrıca satıĢ üzerinden önemli bir yüzde ve ikinci baskı garantisi sağlayabileceğimi söyleyebilirim.» «DüĢünüyorum da: Felsefeniz daha geniĢ yığınlara ulaĢtırılırsa çok yerinde ve ülkenin yararına olur diyorum. içinde buz ve incecik portakal kabuğu bulunan bir votka martini istedi. Eidolon yayınları size bu hizmette bulunmaktan büyük mutluluk duyacak.» Garsonlardan birini durdurdu.» «Yazmak bilmem». «Siz de bir içki alır mısınız?» diye sordu. «Radyo dinleyecek zamanı zor buluyorum. oldukça yüklü ve altı haneli bir sayıya eriĢilecek yazar hakları üzerinden size bir avans verebileceğimi. garson bir tepsi içkiyle tekrar geçtiğinide.

Tabii. yayıncı olarak sizinle böyle konuĢacak kiĢilerin en sonuncusu olmam gerektiğini itiraf ediyorum ama. kitaplar artık fazla bir Ģey vermiyor... günümüzde yayıncılık bir çiçek bahçesi olmaktan çok uzak. sanırım biliyorsunuz. geliĢmeye. «Tabii . Ama. BaĢka?» «Okumayı bile bilmiyorum». artık eski halinde değil. «Önceleri neyse neymiĢ ama. ĠĢ hayatındaki gerileme. her zaman sizin boyutlarınızda bir ağaca ayrılmıĢ önemsenecek büyüklükte bir toprak parçası bulunur. «Kimin okuyacak zamanı var? Ġnsan herĢeye yüzeyde kalan bir göz atmakla. Evet. En iyi yazarlarımızı ve araĢtırmacılarımızı emrinize verebiliriz.Stiegler tepeden bakarcasına. az önce de dediğim gibi. bir Chauncey Gardiner’in Eidolon yayınları arasında yeĢerdiğini görüyorum! Tasarımızın ana hatlarıyla ilgili olarak size ufak bir Ģey söyleye- . Ama çok kitap yayınlanıyor. dinlemekle. dedi Chance. bakmakla yetiniyor. konuĢmakla. yayılmaya devam ediyoruz.. çocuklarıma basit bir kart yazacak yetenekte bile değilim. ġahsen. yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle konuĢtu. Gardiner. Mr. «Tabii bilmiyorsunuz!» diye bağırdı Stiegler.» «Ne tür bir bahçe bu?» diye sordu Chance ilgiyle. Her neyse..ama günümüzde kim biliyor yazı yazmayı? Mesele değil bu. yerinde sayma ve iĢsizlik.

T. rahatsız olan Chance kaskatı kesildi. Chance’ın karĢısında oturan yaĢlı bir adam ona hitap etti. hükümet ne zaman sanayi kalıntılarını zehir olarak tanımlamaktan vazgeçecek? D. KonuĢma çabucak politikaya kaydı. kerosen kalıntılarının sağlığa zarar verdiği gerekçesiyle.D. «Tanrı aĢkına. örneğin yakıt üretimini yasaklamak sözkonusu olduğunda durum çok değiĢiyor!» Chance ses çıkarmadan yaĢlı adamı süzdü.» «Aferin!» diye bağırdı Chance’ın sağında oturan kadın. «Çok harika bu adam».bilir ve bir takım sayılar verebilir miyim? Yine Rand’lerde mi oturuyorsunuz?» «Evet.D. dedi Chance. Gardiner. fabrikalardan çıkan isle zararlı böcekleri öldürmeye yarayan toz arasında dünya kadar fark olduğunu iddia ediyorum! Herhangi bir salak bunu anlar!» «Ġs de gördüm toz halinde ilâç da». bir zehir ve yeni kimyevi maddelerin keĢfedilmesi bir sorun yaratmıyor. On konuk iki kadın arasına oturmuĢ bulunan Chance’ın masasını çevreliyordu.T. Ama. diye fı- . «Söyler misiniz Mr.» Yemeğin hazır olduğu bildirildi. nin yasaklanmasını kabul ettim çünkü D. Konuklar yemek salonunda birbirine uygun olarak yerleĢtirilmiĢ masaların çevresinde yer aldılar. «Ġkisinin de bahçedeki bitkilere zararlı olduğunu biliyorum.

Gardiner’de en çapraĢık konuları çok basite indirgemek gibi ĢaĢırtıcı bir yetenek var». «Kabul Mr. Yine de eldeki verileri hesaba katmak gerek: ĠĢsizlik tarihimizde benzeri bulunmayan. Seçkin görünüĢlü. dedi Chance ağır ağır. BaĢkanın ne yaptığını bildiğini söylüyor». BaĢkanın bu çöküĢü durduracak yetenekte olduğuna inanıyor musunuz?» «Mr. Borsa’daki düĢüĢ devam ediyor ve 1929 yılındaki büyük mali kriz sırasında eriĢilen düzeye yaklaĢıyor. iğreti gözlüklü bir adam Chance’a doğru eğildi. önde gelen kiĢilerin soruna verdikleri önem ve önceliği bana anlatmıĢ oluyor. «KonuĢtular. Bu önde gelen kiĢiler arasında Mr. Diğer konuklara da : «Mr. dedi. en önemli ve en güvenilir firmalardan bazıları iflâs bayrağını çektiler. felâket sayılabilecek boyutlara varıyor. Açıkça söyler misiniz efendim. «BaĢkanın söylevi rahatlatıcıydı. Gardiner ve ünlü masa komĢumuzun adını sık sık anan BaĢkanımız da var.sıldadı diğer komĢusuna herkesin iĢitebilmesi için yüksek sesle. Rand BaĢkan gittikten sonra bana böyle dedi. Gardiner». bu konuĢma sırasında yanlarındaydım ve Mr. «Ama bunları alıĢılmıĢ günlük düzeye getirmekle. dedi. Rand.» .» Konukların bir çoğu gülümsedi.

Chance adamın sözlerini de. Chance kahvesini yavaĢ yavaĢ yudumlarken. evet diyordu.» Yemek salonuna bitiĢik odalardan birinde. niçin güldüğünü de anlamıyordu. keskin bir kahkaha koy veriyordu. «Televizyonda çok savaĢ gördüm. Kendini tanıttı. iyice arkaya taranmıĢ uzun saçları alnını açıkta bırakıyor ve ensesine dökülüyordu. Chance yine sorduğunu anlamıyarak. Birden. . Chance’dan yaĢlıydı ve sık sık televizyona çıkan bazı adamları andırıyordu. adam eğildi ve açık cevap gerektiren bir soru fısıldadı. konuklardan biri sessizce yanına geldi.«Ya savaĢ?» diye sordu Chance’ın solundaki oturan genç kadın ona doğru eğilerek. Adam sorusunu tekrarladı. sadece gülümsemek ve baĢını sallamakla yetiniyordu. Çoğu kere. «gerçeğin düĢünü gördüğümüz zaman televizyon bizi uyandırıyor. kısa. ġaĢırtıcı uzunluktaki kirpikler geniĢ ve anlamlı gözlerini gölgeliyordu. bir Ģey söylemedi. Kır ve ipeksi.» «Ne yazık ki öyle». Tatlı sesle konuĢuyor ve ara sıra. sanırım savaĢ sadece bir televizyon yayını. Adamın bir cevap beklediğini her farkediĢinde. gerçek insanlar hayatlarını veriyorlar. Milyonlarca kiĢi için. onu dikkatle süzmekten bir an bile vazgeçmeden yanına oturdu. cephede. «SavaĢ mı? Hangi savaĢ?» dedi Chance. dedi kadın. Ama orada.

adam Mr. «Yukarı çıkalım. «E.» Chance adamın kendisinden ne beklediğini bilmiyordu. anlaĢılan. Chance’ı ısrarla süzdü. ye bir sözünü edeyim». Elinden gelmeyecek bir Ģey yapmasını isterse ne olacaktı? Sonunda : «Görmek isterim». sonra yeniden Chance’a döndü.» Chance gittiği yeri E. Likörler dağıtılır dağıtılmaz.» Adam bakıĢlarını çevirdi. «Görmek mi? Beni mi görmek. adam soğuk ve anlamsız bir sesle Ģu soruyu sormaya itti : «Bunu Ģimdi yapmak ister misiniz? Yukarı çıkabiliriz. «Tam sırası». Adam iyice sokuldu ve onu ateĢli bakıĢlarla süzdü. bence de kabul». Beklenmedik güçte bir çekiĢle onu yanına yaklaĢtırdı. sabırsızlığını gizlemiyerek koluna girdi. ye bildirmesinin gerekip gerekmediğini düĢünüyordu. «Evet». dedi Chance. görmeyi çok severim. dedi. Adam onu dehĢetle süzdü. diye fısıldadı. dedi kararlı bir sesle. Chance’ın yüzünde farkettiği bir Ģey.E. Chance ağzını açmadı. demek istiyorsunuz? Bu iĢi tek baĢıma yaparken mi?» Adam ĢaĢkınlığını gizlemeye çalıĢmıyordu. «Ġstediğiniz buysa peki.E. . dedi.Bir kere daha. «Seyretmeyi.

«Bu kargaĢalıkta sizin yokluğunuzu farkedemez. bir Ģey farketmez aslında: Daha sonra söylersiniz. Asansör dar. Chance ne yapacağını bilmiyordu.E.E.«E. Adam Chance’a oturmasını söyledi. ama E.’nin arabasında olduğu gibi bayılmaktan korkuyordu Chance. E. En iyisinin hiç tepki göstermemek olduğunu düĢündü. Dipteki asansöre kadar bir Ģey olmamıĢ gibi yürüyüp doğru yukarı çıkacağız. Eli Chance’ın pantolonunu karıĢtırmaya devam ediyordu. Chance çevresine göz attı. duvarları yumuĢacık ve kırmızı bir kumaĢla kaplıydı. Adam ani bir hareketle elini Chance’ın bacak arasına götürdü. yi göremedi. bir telâĢ okunuyordu bu yüzde. dolayısıyla bu teklifi geri çevirdi. Sonra . çıkalım».» Konuk kalabalığı arasından kendilerine bir yol açtılar. Duvarda gizli küçük barı açtı ve Chance’a bir kadeh içki teklif etti. Adamın sunduğu garip kokulu pipoyu da geri çevirdi. «Anlıyorum.» «ġimdi olmaz mı?» «Rica ederim. Adam önden çıktı ve Chance’ın kolunu tuttu. ye sözünü etmek mi?» Durdu.E. dedi adam. Adamın yüzünde dostça bir anlam vardı. ardımdan gelin. Ortalık sessizdi. Hadi. Yatak odasına girdiler. Adam kendine koca bir bardak içki doldurdu ve neredeyse bir dikiĢte içti. Asansör durdu. Peki.

Chance’ın yanına yaklaĢıp onu kucakladı, bacaklarını onunkilere yapıĢtırdı. Chance hareketsiz durdu. Bunun üzerine adam Chance’ın boynunu ve yanaklarını öptü, sonra saçlarını kokladı, karıĢtırdı. Chance böyle bir sevgi uyandırmak için ne dediğini ya da ne yapmıĢ olduğunu düĢündü. Televizyonda buna benzer birĢey hatırlamak için büyük çabalar harcadı, ama bir adamın baĢka bir adamı öptüğü film sahnesini hatırlayabildi sadece. Üstelik o sıra olup bitenler ona pek açık seçik gelmemiĢti. Hareketsiz durmaya devam etti. Adamın bunda hiç sakınca görmediği belliydi; gözleri kapalı, dudakları aralanmıĢtı. Elini Chance’ın ceketinin altına götürdü, ısrarla karıĢtırdı; sonra, geri çekildi, Chance’a baktı ve telâĢla soyunmaya baĢladı. Pabuçlarını çıkardı ve, çırılçıplak, yatağa uzandı. Chance’a iĢaret etti: Chance yatağın yanında durmuĢ, gözlerini yatakta yatan adama dikmiĢti. ġaĢkınlıkla, adamın kendi etini tuttuğunu gördü, vücudu hopluyor, titriyor ve inliyordu. Adam kuĢkusuz hastaydı. Chance televizyonda nöbet geçiren adamlar görmüĢtü. Eğildi ve birden adam onu yakaladı. Dengesini yitirdi, az kaldı çıplak gövdenin üzerine düĢüyordu. Adam bacağına yapıĢtı, bir Ģey söylemeden Chance’in pabucunun tabanını sertleĢen aletine bastırdı. Pabucunun altından et parçasının aldığı boyutları, adamın karnından yukarı dikiliĢini,

artan sertliğini görünce, Chance ihtiyar Adamın bahçesinde iĢçinin gösterdiği resimleri hatırladı. Kendini rahatsız hissediyordu. Yine de ayağını adamın eti üzerinde bıraktı, titreyen vücudu seyretti ve çıplak bacakların iyice gerildiğini gördü, bir iç ürküntüden gelen yakınmaları iĢitti. Sonra adam, Chance’ın pabucunu daha da büyük bir güçle etine bastırdı. Pabucun altından, kısa atımlarla beyazımsı bir madde fıĢkırdı. Adamın yüzü sarardı; baĢı bir yandan öbürüne devrildi. Son bir çırpınmadan sonra titremeler ve ürpertiler azaldı, Chance’ın pabucunun altında gerilen kaslar gevĢedi ve birden güç kaynağından yoksun kalmıĢcasına çöktü. Adam gözlerini kapadı. Chance ayağını kurtardı ve sakin sakin çıktı gitti. Asansöre kadar yolunu buldu, alt kata vardığında seslerin geldiği yöne doğru uzun bir koridoru izledi. Az sonra konukların arasına dönmüĢtü. E.E. yi ararken biri omuzuna dokundu. O’ydu. «Canınızın sıkıldığını ve gittiğinizi sandım da korktum», dedi. «Ya da sizi kaçırdıklarını düĢündüm. Biliyor musunuz, burada sizi kaçırmaktan baĢka Ģey istemeyen pek çok kadın var.» Chance neden birinin kendisini kaçırmak istediğini anlamıyordu. Bir süre sustu, sonra : «Bir kadınla değildim», dedi. «Bir erkekleydim. Yukarı çıktık, ama kendisi rahatsızlandı ve ben aĢağı indim.»

«Yukarda mı- Chauncey, hep tartıĢmalara sürükleniyorsunuz. Bu partide sizi rahatlamıĢ ve mutlu görmeyi o kadar istiyorum ki.» «Adam rahatsızlandı», dedi Chance. «Bir süre onun yanında kaldım!» «Pek az adam sizin kadar güçlüdür; bunca alkol ve gevezeliğe dayanamazlar», dedi E.E. «Siz bir meleksiniz, Ģekerim. Tanrıya Ģükür, insana yardım edip rahatlatacak sizin gibi adamlar var Ģimdilik.» *** Davetten dönünce Chance odasına çıktı, yattı ve televizyon seyretti. Oda karanlıktı; ekrandan duvarlara hafif bir ıĢık yansıyordu. Chance kapının açıldığım duydu. E.E. sabahlıkla içeri girdi ve yatağa yaklaĢtı. «Uyuyamıyordum Chauncey», dedi. Omuzuna dokundu. Chance televizyonu kapayıp ıĢığı yakmak istedi. «Hayır, rica ederim bırakın», dedi E.E. «Böyle oturalım.» Yatağın üzerine, yakınına oturdu, kollarıyla dizlerini sardı. «Sizi görmem gerekiyordu», dedi, «biliyorum biliyorum», diye fısıldadı kesik kesik, «buraya, odanıza geldiğim için bana kızmadığınızı biliyorum. Kızmadınız, değil mi?» «Kızmadım», dedi Chance.

Ona elleriyle gözleriyle olduğu kadar iyi ya da eksiksiz dokunamıyacağını anlatacak söz bulamıyordu. Chance göğsünde ve kalçalarında dolaĢan elini hissetti. baĢı aĢağıdan yukarı oynarken birleĢtirdiği bacakları havada çırpınıyordu. de . Ona bakmak aynı anda her olanağı sağlıyordu. Debelendi ve Chance uyluklarının nemini hissetti. elini çekti. OkĢuyor. bacaklarının açıldığını hissetti. kendisini yiyip yutmasını dilercesine.Kadın yavaĢça yaklaĢtı. Durmadan vücudunu öperek. baĢını nemli etine bastırıp titremeye. Ona bakmayı ne denli yeğ tuttuğunu. tutarsız cümleler söyleyerek hayvan solumasını andıran gürültüler koyverdi. boğuk sesler çıkardı. kesik. Kadın. ancak onu seyrederken belleğine kazıyıp elde edebileceğini söylemek isterdi çok. Vücudunu onunkine yapıĢtırdı. dili Chance’ın pörsük etine doğru uzandı. Ani bir hareketle sabahlığını çıkardı ve yorganın altına süzüldü. aĢağı iniyor. Dokunulmayı istemeyen televizyon ekranı gibi. saçları Chance’ın yüzüne değdi. O da elini uzattı ve kadının boynunda. yokluyor. AnlaĢılmaz çığlıklar attı. parmakları derisini sinirli sinirli mıncıklıyordu. E. oysa dokunmak sınırlıydı. hem inlemeye hem de gülmeye koyuldu. ürpermeye devam etti. Ne yapacağını kestiremiyerek. karnında dolaĢtırdı. Kadının titrediğini hissetti.E. göğsünde.

Bütün istediğin bu mu. Bakmayı seviyorum. bana bakmak mı?» «Evet.Chance’dan kendisine dokunmasını istememeliydi.». Chance kıpırdanmadı. Yeniden. «Bunun için mi.» Kadın ĢaĢkınlıkla seyretti onu. «Anladım anladım». «Bana bakmayı mı?» «Evet.. Size bakmayı seviyorum. diĢleriyle ısırdı. parmakları kadının içinde kımıldadı. baĢını ona çevirdi ve ateĢli bir saldırıyla ağzı pörsük etine yapıĢtı. «Anladım! Seni tahrik etmiyorum! Doğru. nefes alıĢını düzenlemeye çalıĢarak doğruldu. «Beni istemiyorsun». Hiç bir Ģey. umutsuzca ona . diliyle yaladı. E.» Chance onu tatlılıkla itti ve bütün ağırlığıyla yatağın kenarına çöktü. ürperdi. «Bana karĢı hiç bir Ģey hissetmiyorsun. dedi.E.E. direnmedi. Birden E. hareketsiz kaldı ve baĢını erkeğin göğsüne bıraktı. değil mi Chancey?» Chance döndü ve kadını süzdü.» Kadın soluk soluğa. «seni tahrik etmiyorum!» Chance ne demek istediğini anlamıyordu. Bu kez Chance da ona dokundu. emdi.. diye bağırdı kadın.» «Ama bu seni tahrik etmiyor mu?» Elini aĢağı götürüp etini yakaladı ve avucunda tuttu. «Size bakmayı seviyorum.

«Sanırım Ģimdi anlıyorum. daha sonra benimle seviĢir misin?» Chance anlamadı. «Sen bana bakarken mi zevk almamı istiyorsun?» Chance cevap vermedi.. «Beni sevmiyorsun». olduğum zaman mı demek istiyorsun?» «Evet. E. «Kendi kendimi okĢarsam bu seni tahrik eder. «Ne yapsam seni heyecanlandıramıyorum. diye bağırdı.» Televizyondan gelen mavimsi ıĢıkta. Ve bana bakmayı sevdiğini söylemeye devam ediyorsun. E. size bakmayı seviyorum. «Size bakmak isterim». soluğundan biraz daha güçlü bir sözcük. Sırtüstü uzandı ve parmaklarını vücudunda gezdirdi. diye yakındı kadın.E.. hızlı adımlarla odada gidip gelmeye. acı acı ağladı.E. «Ne demek istediğini anlamıyorum». Chance kadın durana dek sabırla bekledi..hayat vermeye çalıĢtı. yerinden kalktı.. diye tekrarladı. Yatağın yanına döndü.E. yalnız. yavaĢ yavaĢ bacaklarını açtı ve ellerini karnında tırtıl- .» E. Bana bakmayı! Yalnız.. onu buğulu gözlerle süzdü. dedi Chance. «Sana dokunmama bile dayanamıyorsun!» «Size bakmayı seviyorum».. ara sıra dudaklarından bir sözcük fırlıyordu. televizyonun önünden geçerek geri dönmeye koyuldu.

Kollarında tutabilecekleri. Vücudu dalgalandı. uykuya dalmıĢ gibiydi. : «Seninle o kadar özgürüm ki». sana söyleyecek bir . Kendi kendimi keĢfediyor ve yıkanıyor. «Chancey. kımıldanmaktan çekinerek televizyon seyrediyordu. Hızlı bir hareketle. Daha sonra E. Zorlu titremeler vücudunu sarstı. uyluklarını okĢadı. ses tonunu iyice alçak tutarak bir kaç kere istasyon değiĢtirdi. Sonunda kımıldamaz oldu. Ne istediğimi anlıyor musun?» Chance ona baktı. ve bana baktığında. ihtirasım bunu eritiyor. bana yaklaĢan erkekler beni tanıyamadılar diyebilirim. Sonra. ama bir Ģey söylemedi. Onların değiĢik seviĢme yollarına hizmet ediyordum sadece.lar gibi süründü. ardından hafif ürpertiler geldi geçti. Göğüslerini. istek içimde yükseliyor. pisletebilecekleri tulumdum ben. bacakları sürüngen dallar gibi Chance’ın çevresine dolandı. E. arınıyorum.» Chance sesini çıkarmadı. Yanyana yatakta yatıyorlardı ve Chance. «Sevgilim. dikenli otların üzerine uzanmıĢ gibi debelendi. delebilecekleri. sevgilim.E.E. gerindi ve gülümsedi.. Beni özgürlüğe kavuĢturuyorsun.. dedi. Ġçgüdülerimi özgür kılıyorsun. Chance yorganı kadının üzerine çekti. kaba etlerini. «Seninle tanıĢana dek.

değil mi? «Sizinle gelmeyi çok isterim». Geleceksin.Ģeyim var: Benjamin yarın benimle VaĢington’a uçmayı ve Capitol balosunda bulunmanı istiyor. dedi Chance. . göğsünde büzüldü ve. E. Yardım Kurulu baĢkanıyım. yeniden uyukladı. Benim gitmem gerekli. Chance da.E. uykuya dalana dek televizyon seyretti.

ALTI .

. «Sabah gazetelerini okudum efendim. SUNDAY TELEGRAPH . bir baĢka resimde de.. adını hatırlamadığım bir Alman kontuyla birliktesiniz. DAILY NEWS bütün bir sayfada Mrs. VILLAGE VOICE bile..ALTI Mrs. Aubrey sabah Chance’ı aradı.. programları için öncelikle sizi istiyorlar.. «BaĢlıca televizyon istasyonları da. Hepsinde adınız var. dedi Chance. Ayrıca FORTUNE. bir de Genel Sekreter’le birlikte resminiz çıkmıĢ.. SPECTATOR. VOGUE. HOUSE AND GARDEN dergileri görüĢme yapmak dileğindeler. IRISH TIMES telefon etti. Rand’le çekilen resminizi veriyor. NEWSWEEK.» «Gazeteleri okumuyorum»... LIFE LOOK. fotoğraflar da harika! Büyük elçi Skrapinov’la.

Fransa’da L’EXPRESS dergisi düzenleyeceği açık oturumda bulunup Amerika’daki durgunlukla ilgili tartıĢmaya katılmanızı diliyor. «Bütün bu insanlarla karĢılaĢmak istemiyorum. verileri geri alan yeni Japon elektronik beynini incelemenizi istiyorlar. Dergi bütün yol masraflarınızı üzerine alıyor.B. konuğu olmayı kabul edeceğinizi umuyor ve evini emrinize veriyor.. Lord Beauclerk adlı biri özel bir televizyon programına katılabilmeniz için B.» «Anlıyorum efendim. nin özel uçak tutmaya hazır olduğunu size bildirmemi rica etti. JOURS DE FRANCE’ın. Fransa’da bulunduğunuz sürece kendisinde kalmanızı teklif etmek için. Gaufridi sizi iki kere aradı. Mr.Schulendorff Batı Almanya’da STERN dergisinin kapağını size ayırdığını bildirmek için telefon etti. Kont Brockburg . STERN televizyon konuĢmalarınızın dünya haklarını satın almayı istiyor ve Ģartlarınızı bekliyor. Tokyo Borsası yöneticileri.. Çözümlenmesi gerekli iki nokta daha var: WALL STREET JOURNAL First American Financial Corporation yönetim kuruluna seçilmenizin gün me- .C. DER SPIEGEL’in. size bir basın toplantısı yaptırma isteğindeler.» Chance kadının sözünü kesti.ve GUARDIAN da. OSSERVATORE ROMANO’nun PRAVDA’nın. NEUE ZURICHER ZEITUNG’un Newyork muhabirleri sizden randevu almak için aradılar.

» «Onlara hiç bir Ģey veremem. Ya gazeteler konusunda?» «Gazeteleri sevmiyorum. Orada. sizden de bir açıklama istiyor.» «Yabancı muhabirleri görmek istiyor musunuz?» «Onları televizyonda sık sık görüyorum nasılsa.» «Peki efendim. piyasaya büyük ölçüde desteği olur. Rand özel uçağın saat dörtte VaĢington’a gitmek üzere havalanacağını size haber vermemi söyledi. «Yöneticilerle konuĢmak ister misiniz?» «Hayır. Ģimdiden onlara bir tahminde bulunursanız. bu ders yılı baĢlangıcında sizi «Ģeref doktoru» yapmak istiyorlar. Son bir tekliften daha size söz etmek zorundayım..» «Anlıyorum. ev sahibenizin yanında olacağınızı hatırlatmamı da istedi.» «Peki efendim. ama daha önce bunu kabul edeceğinizden emin olmayı arzuluyorlar..» ** * Özel Bölüm Ģefi Karpatov Büyükelçi Skrapinov’la görüĢmek üzere cuma günü geldi. . Az kaldı unutuyordum. Eastshore Üniversitesi yöneticileri.selesi olduğunu bildirdi. Mrs. Bence. Hemen Büyükelçinin yanına alındı. dedi Chance.» «Doktora ihtiyacım yok».

dedi. «sadece bir tek Ģey: Gardiner’le ilgili elle tutulur bilgiler.» Skrapinov ona öfkeli bir bakıĢ yöneltti. Daha önce yaĢamamıĢ olduğu bile söylenebilir neredeyse. Karpatov. sonra yerinden kalktı ve masasının ardında gidip gelmeye koyuldu. Bu da adamın önde gelen bir siyasi önemi bulunduğunu gösterir. elle tutulur bilgiler istiyorum. «Sizin bölümden istediğim». «Büyükelçi YoldaĢ». «Büyükelçi YoldaĢ. somurtuk bir yüzle dimdik duruyordu.» Karpatov kararsızlıkla konuĢtu. «bu adam hakkında en ufak bilgi edinemediğimizi size bildirmek görevimdir. «Geri kalanlar nerede?» diye sordu sert bir sesle. diye bağırdı Büyükelçi. diye karĢılık verdi. «Sanmayın ki».» Büyükelçinin eli masasına indi ve küçük bir heykelcik yere yuvarlandı. «ArĢivlerde onunla ilgili hiç bir Ģey yok. YoldaĢ Skrapinov.«Gardiner dosyasında hiç bir ek bilgi yok». .» Karpatov. Skrapinov dosyayı kenara itti.» «Karpatov. titreyerek eğildi ve heykeli dikkatle masanın üzerine koydu. Gardiner hakkında bütün bildiklerimizi Beyaz Saray’ın da keĢfetmeye çalıĢtığını gördüm. dedi incecik dosyayı Büyükelçinin masasına bırakırken.

Amerikan televizyonunda sık sık gösterdikleri. Resmi olarak Büyükelçiliğin küçük bir memuru bilinen. ama aslında DıĢ(*) Gogol’un aynı adı taşıyan eserini anarak. «Özel Bölümünüzdeki görevlilerin tersine. Büyükelçi ona bir ders vermeyi kararlaĢtırdı. yirminci yüzyılda ‘ölü canlar’ın (*) varlığına inanmıyorum. gelip baĢımıza dert olan diğer gezegenlerde yaĢayan insanlara inanmadığım gibi. Gardiner gibi adamlar! ‘Daha önce yaĢamamıĢ olduğu bile söylenebilir neredeyse!’ Deli misiniz? Söylevimde bu adamın adından bahsettiğimi anlıyor musunuz?» Sustu ve Karpatov’a doğru eğildi. Amerika BirleĢik Devletleri.«bana böyle saçma sapan Ģeyler söylemenize göz yumacağım! Bunları kabul etmiyorum! ‘Daha önce yaĢamamıĢ olduğu bile söylenebilir. Chauncey Gardiner’le ilgili bütün bilgilerin dört saat içinde bana getirilmesini istiyorum!» BaĢını eğen Karpatov odadan çıktı. neredeyse’ Gardiner’in bu ülkenin en önemli kiĢilerinden biri olduğunu farkediyor musunuz? Ve bu ülke Gürcistan değil. Beni iyi dinleyin. ** * Dört saat geçip Karpatov’dan söz edildiğini duymayınca. dünyanın en büyük emperyalist ülkesi! Her gün milyonlarca kiĢinin geleceği hakkında karar verenler. .

«Anlamıyorum YoldaĢ Sulkin». dinleme araçlarına karĢı özel olarak korunmuĢ bir odasına geçtiler. Ġki adam elçiliğin ‘Mahzen’ diye anılan. diye homurdandı Sulkin. Bu. Sulkin evrak çantasını açtı ve görkemli bir hareketle kara bir dosya içinden bir tek beyaz yaprak çıkardı. Sulkin’e öfkeli bir bakıĢ yönelterek. kibriti sallayarak söndürdü. Skrapinov acı acı Karpatov’un beceriksizliğinden yakındı Sulkin’e. «ĠĢte. Skrapinov kâğıda bir göz attı. sevgili dostum.iĢlerinin en önemli kiĢilerinden sayılan Sulkin’i çağırttı. «Sevgili Büyükelçi YoldaĢ. «BomboĢ bir kâğıt. Öğle yemeğinden sonra. vakit geçirmeden bilgi edinmenin gerekliliği üzerinde durdu ve Sulkin’den Gardiner’in geçmiĢiyle ilgili gerçeğe uygun bir görünüm çizmesini istedi. bir sigara yaktı. Gardiner’in geçmiĢiyle ilgili araĢtırmalarımız öylesine zorluklar çıkardı ki. sonuçta Gardiner’in geçmiĢi hak- . Özel Bölüm ajanlarının yürüttüğü Mr. Skrapinov sabırsızlıkla bekliyordu. Sulkin Skrapinov’ la özel bir görüĢme yapmak istedi. dedi. bomboĢ olduğunu görünce elinden bıraktı. Gardiner’le ilgili bilgilerin bana açıklanmak istenmediği anlamına mı geliyor?» Sulkin oturdu. Gardiner’in geçmiĢinin gerçeğe uygun bir görünümü».

» Skrapinov ĢaĢkınlıkla Sulkin’i süzüyordu. «sizin Chancey Gardiner her yönüyle.» Sulkin sigarasından bir nefes almak için sustu. Sonuçlar. ekiplerimiz Gardiner’in kullandığı sözcükleri. hareketlerini.» Kâğıdı bir ucundan tuttu. En son model elektronik beyinlerimizin yardımıyla. ġu ya da bu Ģekilde hangi etnik gruba bağlı olduğunu anlamak ya da Ģivesini Amerika’daki gruplardan herhangi birine bağlamak mümkün olmadı..» «BomboĢ bir kâğıt parçası mı?» «BomboĢ bir kâğıt parçası». «BomboĢ bir kâğıt parçası. «Tam da Gardiner’in Ģifreli adı. çarĢamba akĢamı. Gardiner’in BU GECE programına katıldığı bölümün kaydını Moskova’ya yollamakla iyi etmiĢim. sizi ĢaĢırtabilir. diye devam etti Sulkin. söz dizimini. Bu kaydın hemen psikiatri.. «Yine de. Sulkin soluk bir gülümsemeyle devam etti : «Öte yandan. nöroloji ve dil bilimi yönünden inceleme konusu edildiğini öğrenmek belki sizi ilgilendirir. heyecan yönünden Gardiner son yıllarda Amerika’da görülen ünlü kiĢilerin en dengelisi gibi. Ģunu da öğrenmek belki sizi ilgilendirir. diye tekrarladı Sulkin.kında en ufak bir ayrıntı keĢfedemedikten baĢka içlerinden biri de saf dıĢı kaldı.» . sevgili Skrapinov. Ģivesini. yüz anlamlarını ve diğer özelliklerini incelediler. Yine de».

Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı da adından söz etti. doğal olarak Wall Street’in kaymak tabakasının tanınmıĢ bir üyesine çattığımı sanıyordum.» «Hükümet darbesi mi dediniz?» diye sordu Skrapinov.. «Eğer göründüğü gibi mi? Chancey Gardiner’in tarifini yaptığınız adam olmadığını düĢünmeniz için ne gibi nedenleriniz var?» Skrapinov lâfı ağzında geveledi. Öyle ya. «Büyükelçi YoldaĢ». yıllardan beri bir hükümet darbesi hazırlayan BirleĢik Amerika’daki bir grup seçkin kiĢinin baĢta gelenlerinden olduğu konusunda kesin inanca vardığımızı size bildirmem gerekli. . göründüğü gibi. Bu grup için kendisi öyle büyük bir önem taĢımalı ki salı günü öğleden sonra kamuoyu karĢısında görünene kadar kimliğinin en ufak ayrıntılarını gizli tutmayı baĢardılar. Filadelfiya’da vereceğim söylevde Gardiner’e değinmeyi üzerime aldığım sıra.Skrapinov telâĢla elini su bardağına uzattı ve bir dikiĢte içti.. «Ama perĢembe akĢamı. Gardiner’in aslında. «BomboĢ bir kâğıt parçası.» Sulkin yeniden sözünü kesti... «Özür dilerim YoldaĢ». «sizi anlayıĢınızdan ötürü kutlamak için burada bulunuyorum. her türlü bilgiden yoksunluk. Ama eğer. dedi. dedi..» Sulkin elini kaldırdı..

hayır. Belki diplomatlığı seçmekle yanlıĢ iĢ yapmıĢ- . soğukkanlılığını. kültür alıĢveriĢlerine.bunların hepsi de. bakımı ve gizlenmesine.«Evet». Gardiner’e oynamak yönündeki ilk kararınız doğrulanıyor. memurla dolup taĢan elçiliklere. «Kısa süre sonra. Skrapinov düĢündü: Ġnanılır gibi değil! Her yıl milyonlarca ruble Japonların Ģeytanca buluĢlarına. dedi Sulkin.Ģifreli ad ona Ġkinci Dünya SavaĢı anılarını. eninde sonunda iyi bir Marksist içgüdü sahibi olmak için! Gardiner’i düĢündü ve gençliğini.» Sulkin’in gidiĢinden sonra. liderlik geleceğini kıskandı BOMBOġ BĠR KÂĞIT . sayısız zaferlere koĢturduğu partizanları hatırlattı. «Bu olanaktan Ģüphe mi edeceksiniz?» «Doğrusu. Skrapinov YoldaĢ .gerçek bir Marksist içgüdüsü!» Yerinden kalktı ve kapıya doğru yürüdü. Gardiner’e karĢı nasıl davranacağınız konusunda özel talimat alacaksınız. olağanüstü casusların yıllar boyu yetiĢtirilmesi.» «Güzel. «Sezginizde haklı olduğunuz ortaya çıktı. çok güzel». ticaret ataĢeliklerine. armağanlara harcanıyor . rüĢvete. Lenin bile bunu öngörmüĢ gibidir. keĢif için uzaya atılan gezegenlere. dedi Sulkin evrak çantasının kilidini Ģaklatarak. Çok sağlam bir içgüdünüz var. Herhalde hayır.

Rand’ın durumu yeniden kötüleĢmiĢ. ama dünden beri Gardiner’le ilgili olarak sadece fazladan bir kaç gazete kupürü toplayabildim». Gardiner’in çok daha fazla çalıĢacağı izleniminde olduğunu . Cevap verecek halde değil. dedi. Gardiner’le belirli bir iĢ. Gardiner’in BirleĢmiĢ Milletler’de gazetecilerle yaptığı konuĢma sözkonusu. Ama yaĢlanmıĢtı artık. Gardiner’in özel hayatı konusunda çok dikkatli davrandığını. kendisinin de konuğunun kiĢiliğindeki bu yöne saygı gösterdiğini bana söylemekle yetindi.tı.belirtiyor.» BaĢkan öfkesini gizlemedi. Mrs. ya- .» «Peki. Ne yazık ki Mr. ġimdi Mr. «Onun adından söz eden Sovyet Büyükelçisinin söyleviyle. Rand’le konuĢtunuz mu?» «Evet efendim. Kocasının baĢucundaydı.ama kendi yönünden bir izlenim bu sadece .. Ancak Mr. Rand yatağa mıhlandığına göre Mr. Mr.. ** * Cuma günü öğleden sonra. BaĢkan’ın sekreteri : «Özür dilerim sayın BaĢkanım. «Bu kadarı yeter! Benjamin Rand’dan Gardiner konusunda bilgi aldınız mı?» «Evine telefon ettim efendim. herhalde ordu ona daha uygun düĢerdi. kendisi ağrı dindirici ilâçların etkisinde.

» Az sonra. peki. Bildiklerinizi kendisine anlatın. daha doğrusu bilmediklerinizi. Grunmann’a telefon edin. hiç bir Ģey. üç gün önce Rand’lerin evine yerleĢene kadar yaĢamamıĢ sanki.» «Peki. «Biraz daha araĢtırmanızı istiyorum. anlaĢıldı mı? Hem söyler misiniz bana Walter.» «Ġnanılır gibi değil. Adam.da herhangi bir aile durumu arasında iliĢki kuramadı. gerçekten inanılır gibi değil». Gardiner’in fotoğrafı parmak izleri sizin Rand’ın evine geliĢinizden önce incelendi tabii ve arĢivlerimizden hiç birinde bulunmadığından ayrıca da kendisi Rand’ın konuğu olduğu için gizli servislerimizin kuĢkusunu uyandırmadı. Bu iĢin üzerinde çalıĢmanızı istiyorum. size bütün söyleyebileceğim bu kadar. hiç birinde de servislerimiz ona yardımcı olamadı. sıradan Amerikalıların baĢka bir gezegenden gelen iĢgalciler olduklarının orta- . Grunmann telefon etti. dedi BaĢkan. iki kere denedi. Gerçekten.» «TIMES da okuyabileceğimden daha da yetersiz bu! Ya haberalma kaynaklarımız? Steven’le konuĢtunuz mu?» «Evet. sayın BaĢkan. Ama bir Ģey yok. «Sayın BaĢkanım. bir Ģey bulmak için umutsuzca çırpındık. Hiç bir Ģey bulamadı. Gardiner hakkında bir Ģey öğrenince beni aramasını söyleyin.

sizi Ģimdiden uyarıyorum. New York’taki bu iĢgalcilerden biriyle konuĢtuğuma inanmayı reddediyorum! Sizden. Bu adamın doğumu. Yine de kuĢkusuz .üçüncü kiĢi olarak hiç böyle bir olaya karıĢmamıĢ. çek defteri. annesiyle babası ve ailesi hakkında en ufak bir iz yok elimizde. Sayın BaĢ- . uçak yönetmiyor. güvenliğimize karĢı bu kadar açık ihmal gösteren sorumlular hakkında hemen ve bizzat soruĢturma açtıracağım!» Grunmann tekrar aradı.ve bu sorumluluğu ben üstlenirim. Kredi kartı. bir Ģirket ya da herhangi bir örgütle baĢının hiç derde girmediğini biliyoruz.. Ülkede taĢınmaz mallara sahip değil. hiç bir yerde sigortalı değil.. En ufak bir kaza ya da zarara yol açmamıĢ ve Rand kazası dıĢında. Hiç hastaneye yatmamıĢ. Gardiner hakkında yüklü bir dosya hazırlamanızı bekliyorum. . kendisine herhangi bir araç kullanma belgesi verilmemiĢ. dedi alçak sesle. özel ya da resmi bir kuruluĢ.hukuki yönden her hangi bir kiĢi.ya konduğu bir televizyon programı var değil mi? Yine de Walter. «baĢlangıçtaki kuĢkularımızın Ģimdi doğrulanmasından korkuyorum. hattâ kartviziti bile yok. hem herhangi bir kiĢisel belge ve hattâ kimlik kâğıtlarına sahip olması imkânsız görünüyor. Bunu baĢaramazsanız. Araba kullanmıyor. «Sayın BaĢkanım».

» BaĢkan sert bir sesle adamın sözünü kesti : «Walter. ama her Ģeyi denememiz gerekti. Vaktini televizyon seyretmekle geçiriyor. bu nedenle devamlı gürültü var. yatak odasında kendisiyle bulunduğu sıralar bile. efendim.. ve Ģeytan çarpsın ki istemiyorum böyle dedikoduları! Gardiner’in odasında yaptıklarıyla kim ilgilenebilir?» «Özür dilerim..kanım... sayın BaĢkanım. odasındaki televizyon durmadan iĢliyor.» Gırtlağını temizledi. Rand. Mrs. Açıkçası efendim. müdürümüzün sık sık söylediği gibi. . bu tür soruĢturmayı hiç bir Ģey bağıĢlatamaz. onun New York’taki özel hayatına da biraz burnumuzu soktuk: Telefonda ya da evde iĢten ya da politikadan konuĢmuyor. «Ne dediniz Walter?» «Televizyon seyrettiğini söyledim .neredeyse hiç durmadan. «Bu Gardiner konusunda gerçekten kuĢkulanmaya baĢladık efendim.. bu tür kiĢiler. Onlarda yüzde yüz Amerikan olmayan hiç bir Ģey yoktur. Amerikan olduklarını ispatlayacak gereğinden çok belgeye sahiptirler.» «Ne dediniz?» diyerek sözünü kesti BaĢkan.. Ama aslında.bütün istasyonları . yabancı bir gücün ajanı olabileceğini de düĢündük. ama aĢağı yukarı hiç bir Ģey söylemedi. BirleĢmiĢ Milletler’deki kabul resminde yaptığı konuĢmaları kaydettik.

içlerinden birinin ülkedeki en önemli görevlerden birine seçilmemiĢ olması mucize.» Grunmann kendini topladı, ama dilini tutması için artık çok geçti. «Bu çok tatsız bir Ģaka, Walter», dedi BaĢkan sert bir sesle. «Özür dilerim efendim. Ġstemezdim... Beni bağıĢlamanızı dilerim.» «Raporunuza devam edin.» «Kanımıza göre Mr. Gardiner bu kaçaklardan hiç biriyle karĢılaĢtırılamaz efendim. Kesinlikle hayır, üstelik öte yandan Sovyetler geçmiĢi hakkında bilgi edinmek için bir soruĢturma baĢlattılar. Sayın BaĢkanım, Ģimdiye kadar eĢine raslanmayan bu merak belirtisinin hiç bir sonuç vermediğini size bildirmekle mutluluk duyuyorum; basınımızda çıkan yazılardan baĢka Ģey keĢfedemedikleri gibi - ve Ģaka etmiyorum sayın BaĢkanım - öylesine bir gayretkeĢlik gösterdiler ki en usta ajanlarından birinin gerçek kimliği açığa çıktı, artık kendisini tanıyoruz! Öte yandan, sekiz baĢka yabancı güç öncelikle araĢtırma yapma emri vererek Gardiner’i casusluk örgütlerindeki listelerin en baĢına geçirdiler. Ayrıca, sayın BaĢkanım, dikkatimizi bu iĢin üzerinden ayırmadığımıza emin olabilirsiniz... Yirmi dört saatin yirmi dördü soruĢturmaya devam edeceğiz herhangi bir Ģey bulur bulmaz da size bildireceğim.»

BaĢkan dairesinde dinlenmeye çıktı. Ġnanılır Ģey değil, diye düĢünüyordu, inanılır Ģey değil. Yılda bu servislerin her birine milyonlarca dolar ayrılıyor ve New York’un en görkemli evlerinden birinde ülkenin en büyük iĢ adamlarından birinin konuğu olarak yaĢayan adam hakkında bana en ufak bilgiyi getirecek yetenekten yoksunlar. Federal Hükümet içten içe mi baltalanıyor? Kimin tarafından? Ġçini çekti, televizyonu açtı ve uykuya daldı.

YEDİ

149

Duncan kadar yetenekli birinin adını.» Schneider söz aldı. «kendimizi aldatmanın gereği yok. Duncan için bile». «içinizden bazıları Duncan’ın adaylığını koymamaya karar verdiğini Ģimdiden biliyorlar.. dedi. diye söze baĢladı ağır ağır. kısa sürede bir ad vermemiz gerekecek.. Üniversite yönetim kurulu baĢkanı olarak gösterdiği bereriksizce dav- . «ĠĢ çok güçtü. Bu durumda adaysız kaldık. «Baylar». Dostlarım. ve bu sözleri ne yazık ki geçmiĢiyle ilgili olarak keĢfedilen feci olaylara rağmen söylüyorum. Son anda nereden bir aday bulmalı? Schellman Ģirketini bırakmak istemiyor.YEDİ Divanda oturan adam dairesinde toplanmıĢ bulunan küçük topluluğa bakıyordu.

diye araya girdi O’Flaherty.üç ay içinde Ġkincisi. «George yeni bir ameliyat geçirdi . «bu Gardiner’in durumunu daha da güç lendiriyor. Ayrıca herhangi bir yardımı da dokunmaz bize: Rand’lerin evine yerleĢeli dört gün oluyor. «Chancey Gardiner’e ne dersiniz?» Bütün gözler.» Odaya bir sessizlik çöktü. O’Flaherty rahatlıkla açıkladı : «Duncan’da aksayan yan neydi? Frank’ta ve Scherman’da. Frank’ın dikkate alınacağını bile sanmıyorum.. «Chancey Gardiner mi? Onun hakkında gerçekten bir Ģey bilmiyoruz değil mi? SoruĢturmacılarımız Gardiner konusunda hiç bir Ģey bulamadılar..» «Bana kalırsa». kendisiyle ilgili en ufak bilgi vermekten kaçındı. Sağlık durumu bizi çok büyük tehlikelerle baĢbaĢa bırakabilir. «Gardiner mi?» dedi ev sahibi.ranıĢlar gözönünde tutulursa. dedi sakin sakin. divanda oturmuĢ kahvesini içen adama yöneldi.» «Neden?» diye sordu bir sürü adam aynı anda. adaylığını incelediğimiz ve vazgeçmek zorunda kaldığımız diğer nicelerin- .» «Ya George’a ne diyorsunuz?» diye sordu biri. Sonra O’Flaherty konuĢtu : «Size birini teklif edebileceğimi sanıyorum».

Gardiner bizim tek Ģansımız. «Ama bir de Gardiner’in durumuna bakın. hepsinin yüklü geçmiĢleri olduğuydu. dedi. masanın üzerine sıra sıra dizili pırıltılı bardakların biraz bulanık görüntüsünü taĢıyordu E. Sevimli bir dıĢ görünüĢü var. Bu kadar. Gözleri hâlâ büyük balo salonunun. televizyonda da çok iyi! DüĢünüĢ Ģekline gelince de. elinde dumanı tüten kahve fincanlarıyla içeri girdi ve tartıĢma sürdü gitti.de? Aksayan. büfedeki soğuk içki dolu tepsilerin. fazlaca yüklü geçmiĢleri! Bir adamın geçmiĢi onu felce uğratır: GeçmiĢindeki olaylar kısa sürede balçığa dönüĢür. Hımmm. bu da insanı eleĢtirici gözle inceleme yapmaya iter!» O telâĢla kollarını kaldırdı.E. «Çok ilginç bir Ģeye. parlak ĢiĢelerin. rengârenk çiçeklerin.» «O’Flaherty ilginç bir Ģeye parmak bastı». ** * Chance çıkıĢa varmak için danseden kalabalığın arasında kendine bir yol açtı. Az önce iĢittiğiniz otorite sayılan bir sesin söylediklerinin altını çizmeme izin verir misiniz: Gardiner’in geçmiĢi yok! Dolayısıyla da adaylığına karĢı hiç kimseden bir itiraz gelemez. Ne olmadığı açık. bizden biri gibi görünüyor.» Bir uĢak. sözü sohbeti yerinde.... Gardiner. Gardiner.. yi bir an çok uzun boylu ve .

Bahçe sakin. Bulut parçaları geçiyor. minik tomurcuklar taĢıyan cılız saplar gökyüzüne yükseliyordu. Holü geçti. . Yeni sürgünlerle yüklü dallar dikiliyor. Bahçenin dıĢında bütün gördükleri silindi. Hiç bir düĢünce geçmiyordu Chance’ın kafasından. Açık bir pencereden temiz hava geliyordu. Huzur dolduruyordu içini. Chance. Chance ağır camlı kapıyı itti ve bahçeye çıktı. bir sopayla karıĢtırılınca bulunan çamurlu su birikintisinin yüzeyi gibi silindiğini gördü. ĢaĢkınlıkla bir geriye dönüĢ yaptı ve Chancey Gardiner’in soluk yansımasının. parıltısı canlanan bir ay bırakıyordu geriye. Kendi görüntüsü de kaybolmuĢtu. hâlâ dinlenmeye çekilmiĢ uzanıyordu.göğsü niĢanla dolu bir general beline sarılırken gördü. Bir meltem sık ağaçları kavradı ve nemli yaprak örtüsünün altına kaydı. Zaman zaman ince dallar hıĢırdıyor ve su damlacıklarını hafifçe sallıyordu. Bir bulutun içinden geçer gibi flâĢların ıĢığı arasından geçti.

Roman Milan Kundera / 10 lira 11 ORTALIK NEDEN KARIġTI Vedat Saygel / 10 lira 12 GÜNEġĠ GÖRÜYORUM / roman Nodar Dumbadze / 10 lira 13 BEYGĠRNAME Nehar Tüblek / 5 lira 14 SÜLÜNAME Tonguç / 5 lira . Jurgen Kuszinski / 10 lira 04 MAO’NUN KÜLTÜR ĠHTĠLALĠ Alberto Moravia / 10 lira 05 USTA ĠLE MARGARĠTA / roman Mihail Bulgakof / 2 cilt / 20 lira 06 ĠLK ÇEMBER / roman Aleksandr Solzenitsin (Nobel 1970) 3. Baskı 03 ĠġÇĠ SINIFI TARĠHĠ Prof. baskı / 25lira 07 PRAG 1968 Derleme / 10 lira 08 BOLġEVĠZM TARĠHĠ Arthur Rosenberg / 10 lira 09 ĠNSAN ASKER DOĞMAZ K. Baskı 10 ġAKA . Baskı 02 KARA ÇOCUK / roman Richard Wright / 10 lira / 3. Simonof / 3 cilt / 30 lira / 2.E YAYINLARI SUNAR 01 BOYALI KUġ / roman Jerzy Kosinski / 10 lira / 4.

Baskı / 15 lira 19 KELEBEK / roman Henri Charriere / 20 lira / 6. baskı 18 KARDEġ KAVGASI / roman Nikos Kazancakis / 2. Baskı / 15 lira 16 PAġANAME Nehar Tüblek / 5 lira 17 ADIMLAR / roman Jerzy Kosinski / 10 lira / 2. Ladislav Mnacko / 15 lira 25 ÖNCE EKMEKLER BOZULDU Oktay Akbal / 12. Baskı 20 TRENLER / roman Bohumil Hrabal / 5 lira 21 TARZAN ÖLDÜ Oktay Akbal / 5 lira 22 KEġKÜLÜ FUKARA / karikatür Zeki Beyner / 5 lira 23 HAVA ALANI / roman Arthur Hailey / 15 lira / 3.50 lira 26 AMERĠKAN RÜYASI / roman Norman Mailer / 13 lira 27 FAKĠR AġIKLAR / roman Vasco Pratolini / 20 lira 28 ĠTALYAN KIZI / roman Irıs Murdoch / 10 lira . Baskı 24 ÖLÜMÜN ADI / roman.15 ÖLÜMSÜZ / Roman Vassili Vassilikos / 3.

29 ATEġ HIRSIZLARI / roman Vuk Vuço / 10 lira 30 BĠZE TOPRAK VERDĠLER Juan Rulfo / 5 lira 31 HACĠZLĠ TOPRAK / roman Cengiz Tuncer / 10 lira / 2. Bask] 35 ÇIPLAK VE ÖLÜ / roman Norman Mailer / iki cilt / 40 lira 36 SĠLAH ARKADAġLARI / roman Konstantin Simonof / 20 lira / 2. Baskı 39 AĞACA TÜNEYEN BARON / roman Ġtalo Calvino / 10 lira 40 KERKENEZ / roman Cengiz Tuncer / 20 lira 41 FĠL / roman Elio Vittorini / 5 lira 42 ĠDAMLIKLAR / roman Kerim Korcan / 10 lira .50 lira 38 GENÇ KIZ / roman Carlo Cassola / 10 lira / 2. Baskı 37 BĠR OLAYIN BAġLANGICI / roman Muzaffer Buyrukçu / 12. Baskı 34 BABA / roman Mario Puzo / 20'lira / 8. Baskı 32 MEKTEPLĠ / roman Charles Webb / 10 lira 33 YILKI ATI / roman Abbas Sayar / 5 lira / 2.

43 ĠġTE HAYAT / belgesel roman Oscar Lewis / 25 lira 44 OTEL / roman Arthur Hailey / 20 lira 45 ATLARI DA VURURLAR / roman Horace Mac Coy / 7. Baskı 52 SANÇEZ’ĠN ÇOCUKLARI / Roman Oscar Lewis / 20 lira 53 ACI YUDUM / roman Johannes Mario Simmel / 25 lira 54 HEPĠMĠZ KARDEġ OLACAĞIZ / roman Johannes Mario Simmel / 25 lira 55 ġEYTANIN DANSI / roman Fred Mustard Stewart / 10 lira 56 SĠCĠLYA KONUġMALARI / roman Elio Vittorini / 10 lira . Mario Simmel / 20 lira / 2. Baskı 48 FOTOĞRAFLAR / roman Vassili Vassilikos / 10 lira 49 ĠKĠ SEVGĠLĠ / roman Marvyn Jones / 10 lira 50 SEVDALILAR / roman Jaroslaw Ġwaszkiewicz / 10 lira 51 PAPAZ HERZAMAN PĠLAV YEMEZ J.50 lira 46 ÇORAK YÜREK / roman Carlo Cassola / 10 lira 47 TANRI SEVENLERĠ KORUR / roman Johannes Mario Simmel / 15 lira / 2.

Baskı 59 DEHġETENGĠZ / roman Voldemar Lestienne / 25 lira 60 KIÇÜSTÜNDE TOPLANTI Zeyyat Selimoğlu / 10 lira 61 MAĞARA Muzaffer Buyrukçu / 20 lira 62 LĠNÇ / roman Kerim Kor can / 10 lira / 2.57 ÖLESĠYE SEVMEK / roman Pierre Duchesne / 10 lira 58 YAġAYANLAR VE ÖLÜLER / roman Konstantin Simonof / 25 lira / 2. Baskı 63 GARĠPLER SOKAĞI / roman Oktay Akbal / 10 lira / 3. Baskı 64 JACK LONDON / Denizler Serüveni Irving Stone / 20 lira 65 AġK DEDĠĞĠN LAFTIR / roman Johannes Mario Simmel / iki cilt / 40 lira 66 SEVGĠLERLE / roman Charles Webb / 10 lira 67 BAĞIġLANMIġ KÜHEYLAN / roman Hildegard Knef / 25 lira 68 GÖRÜLMEYEN ADAM / roman Ralph Ellison / 25 lira 69 ÇAKAL / roman Frederic Forsyth / 20 lira 70 EKABĠR / roman Arthur Hailey / 25 lira .

Baskı 73 YAVRU CEYLAN / roman Magda Szabo / 15 lira 74 BĠR YERDE / roman Jerzy Kosiııski / 10 lira 75 MAHALLE / roman Vasco Pratolini / 10 lira 76ODESSA / roman Frederic Forsyth / 20 lira 77 UZLAġMA / roman Elia Kazan / iki cilt / 40 lira 78 ÇELO / roman Abbas Sayar / 10 lira 79 DALAVERE / roman G.71 ÇETE KARAVANA ATIYOR / roman Jimmy Breslin / 15 lira 72 HASTANE / roman Arthur Hailey 20 lira / 2. William Marshall / 25 lira .

07 KĠN TUZAĞI John D. 08 SON GECE . Macdonald / 750 KrĢ.GENÇLİK DİZİSİ 01 ÜÇ SĠLAHġÖRLER D’ARTAGNAN Alexandre Dumas / 15 lira 02 ÜÇ SĠLAIIġÖRLER MĠLADY Alexandre Dumas / 15 lira 03 ÜÇ SĠLAHġÖRLER AYRILIġ Alexandre Dumas / 15 lira 04 ÜÇ SĠLAHġÖRLER YĠRMĠ YIL SONRA Alexandre Dumas / 25 lira 05 ÜÇ SĠLAHġÖRLER YĠRMĠ YIL SONRA Alexandre Dumas / 25 lira EVİN KİTAPLARI DİZİSİ : 01 BĠR ÇOCUK BEKLĠYORUM Laurence Pernoud / 20 lira 02 ÇOCUĞUMU BÜYÜTÜYORUM Laurence Pernoud / 30 lira POLİS ROMANLARI DİZİSİ 01 DĠġĠ KURTLAR Boileau Narcejac / 750 KrĢ. MÜHENDĠS 05 SAYILARI SEVĠYORDU Boileau Narcejac / 750 KrĢ. 03 ġEYTAN ĠġĠ Boileau Narcejac / 750 KrĢ. 04 ÖLÜM ÇEMBERĠ Lindsay Hardy / 750 KrĢ. 06 KARA YĠĞĠT Peter Cheyney / 750 KrĢ. 02 LASTĠK PABUÇLAR Verner Dikson / 750 KrĢ.

Ferguson Findley .