You are on page 1of 133

Khaled Hosseini Bin Muhterem Gne

Tm dnyada inanlmaz bir baar yakalayan Uurtma Avcs'nn yazarndan... Khaled Hosseini Afganistan, Kabil'de bir diplomatn olu olarak dodu. Ailesi, 1980'de Amerika Birleik Devletlcri'nden siyasi snma hakk elde etti. Halen Kuzey Cali-fomia'da yaamaktadr ve doktorluk mesleini srdrmektedir. lk roman Upurtma Avcm'nm ardndan Bin Muhterem Gne yazarn ikinci roman. Trkesi: Pren zgren Pren zgren Adana'da dodu. Avusturya Lisesi'ni bitirdikten sonra University of Miami'de dil eitimi ald. 1984'tcn bu yana srdrd eviri almalar arasnda, tannm pek ok yazarn eseri bulunmakta: Roman Polanski, Vanessa Redrgra-ve ve Erje Ayden'in otobiyografileri, Yukio Miima'dan Bereket Denizi drtlemesi, Henry Miller'dan tlgm fl, Lawrence Durrell'dan Kara Defter, George Onvell'dan Birmanya Gnleri, Emest Hemingway'den Cennet Bahfcsi, Truman Capote'den Bukalemunlar pin Mzik, inli ada yazar Cang ian-liyen'den Erkein Tans Kadn ve lmeye Al/mak, Roald Dahl'dan ptm Seni, Nobelli yazar Toni Morrison'dan Cennet ve Sevilen, Bedri Baykam'dan Maymunlarn Resim Tapma Hakk. ada Dnya Edebiyat 98 Kitabn zgn Ad: A Thousand Splendid Suns Yayna hazrlayan: Tlin Er Dizgi: Bahar Kuru 2007 by ATSS Publications LLC 2008; bu kitabn Trke yayn haklan Akal Ajans araclyla Everest Yaynlan'na aittir. 1-4. Baam: Nisan - Temmuz 200S 5. Basm: Austos 2008 ISBN: 978 - 975 - 2R9 - 484 - 6 EVEREST YAYINLARI Ticarethane Sokak No: 53 Caalolu/STANBUL Tel: (212) 513 34 20-21 Faks: (212) 512 33 76 Genel Danm: Alfa, Tel: (212) 511 53 03 Faks: (212) 519 33 00 e-posta: everestalf:Jutap.com www.cverestyayinliri.com Everest, Alfi Ya/uvhn'rjn tescilli markajdr.

Bu kitap, gzmn iki nur'n Harisle Farah'a ve Afganistan'n kadnlarna adand. BRNC BLM X Meryem harami szcn ilk duyduunda, be yandayd. Gnlerden perembeydi. Bundan emindi, nk yerinde duramadn, zihninin hani hani altn ok iyi anmsyordu; bir tek perembeleri byle olurdu; Celil'in onu grmeye, kulbe'ye. geldii gnler. Meryem vakit geirmek, sonunda onun, dizboyu odann arasndan geip akla ktn ve el salladn grecei na kadar oyalanmak iin, bir iskemleye km, annesinin in mal porselen ay takmn indirmiti. Bu takm, annesi Nana'nn elindeki tek aile yadigryd, daha iki yandayken kaybettii annesinden kalmt Nana'ya. Mavili-beyazl porselenlerin her bir paras, zarif, 3 kvrml azyla demlik, elle boyanm ispinozlarla kasmpat-lar, eker ksesindeki, eytan kovalayan ejderha, hepsi de Nana iin aziz, paha biilmez eylerdi. te, Meryem'in elinden kayan, kulbe'nin zeminindeki tahta demelere arpp krlan para, bu sonuncusuydu. Nana ekerlii grnce kpkrmz kesildi, st duda titremeye balad; gzleri, hem bozuk hem de salam olan, dmdz, krpmasz bir bakla Meryem'e dikildi. Nana yle kzgn grnyordu ki, Meryem ona yine cin gireceinden korktu. Ama cin bu kez gelmedi. Onun yerine, Nana Meryem'i bileklerinden yakalad, yanna ekti, skl dilerinin arasndan, "Seni kk, sakar harami seni," dedi. "ektiim onca ilenin dl bu ite. Aile yadigrm kran, sakar bir harami." O srada, Meryem anlayamamt. Harami -pi- szcnn anlamn bilmiyordu. Buradaki hakszl aynmsayacak, asl sulunun, tek gnah domak olan haramfyi dnyaya getirenler olduunu bilecek yata da deildi. Yine de, Na-na'nn szc syleyi biimi, Meryem'i kukulandrd; harami olmak irkin, tiksindirici bir eydi galiba; bir bcek, Na-na'nn srekli lanet okuduu, kulbeden sprp att, u telal karafatmalar gibi bir ey. Daha sonra, biraz bydnde, anlad. Meryem'in asl iine batan, Nana'nn kelimeyi syleme, daha dorusu, tkrme biimiydi. Annesinin ne demek istediini artk kavryordu, haraminin istenmeyen bir ey olduunu yan; kendisi, yani Meryem, bakalarnn sahip olduu eylerde, sevgi, aile, yuva, topluma kabul edilme gibi konularda hibir zaman hak iddia edemeyecek, gayri meru bir varlkt. Celil ona asla bu ekilde hitap etmezdi. Celil ona hep "kk ieim" derdi. Kz kucana oturtmaktan, ona ykler anlatmaktan holanrd; bir keresinde ona Herat', Meryem'in 1959 ylnda doduu kenti anlatt; bir zamanlar Pers 4 kltrnn beii, yazarlarn, ressamlarn ve Sufilerin oca olduunu. "Orada ayan uzatsan bir airin kna deer," diyerek gld. Celil ona Kralie Cevher ah'in hikyesini, on beinci yzylda, Herat'a duyduu sevginin nianesi olarak diktii nl minareleri anlatt. Herat'n yemyeil buday tarlalann, meyve bahelerini, tombul zmlere gebe asma bahelerini, st kemerli, kalabalk arlarn uzun uzun tanmlad. "Bir fitik aac var," dedi bir gn, "onun altnda da, Meryem co, byk ozan Cemi." Eildi, fsldad: "Cemi, be yz yl nce yaam. Gerekten. Seni bir kere oraya gtrmtm, o aaca. ok kktn. Anmsayamazsn." Doruydu. Meryem anmsamyordu. in kts, mrnn ilk on be yln Herat'a olduka yafan, neredeyse yrme mesafesinde geirecek olsa da, yksn dinledii bu aaca bir daha hi gidemeyecekti. nl

minareleri yakndan gremeyecek, Herat'n meyve aalarndan tek bir meyve koparamayacak, buday tarlalarnda dolaamayacakt. Ama Celil ne zaman byle konusa, Meryem bylenmiesine dinlerdi. Celil'in dnyevi bilgisinin enginliine hayrand. Bu tr eyleri bilen bir babas olduu iin gururla, huuyla rpe-riyordu. "Amma byk palavralar!" derdi Nana, Celil gittikten sonra. "Eh, byk adama da byk palavra yarar. Seni hibir zaman alp da bir aaca filan gtrmedi. Seni meftun etmesine, gzn boyamasna izin verme. Bize ihanet etti; senin u biricik baban. Bizi sokaa att. Onun iin be paralk deerimiz yokmu ki, o byk, cafcafl evinden atverdi bizi. Evet, hem de byk bir keyifle." Meryem bunlar uslu uslu dinlerdi. Nana'ya, Celil hakknda byle konumasndan ne kadar nefret ettiini sylemeye 5 cesaret edemezdi. in asl, Cel'in yanndayken kendisini hi de bir harami gibi hissetmiyordu. Her perembe, Celil tebessmlerle, armaanlarla ve sevgi szckleriyle, bir-iki saatliine onu grmeye geldiinde, Meryem yaamn sunabilecei btn gzellikleri, bolluklar hak ettiini hissediyordu. te bu yzden de, Celil'i seviyordu. Onu paylamak zorunda olsa bile. Celil'in kars, dokuz ocuu vard; hepsi de Meryem'e yabanc olan, dokuz meru ocuk. Herat'n en varsl adamlarndan biriydi. Meryem'in hi grmedii bir sinemas vard; ama Celil kzn srarlar zerine, en ince aynnusna kadar tarif etmiti, dolaysyla n cephenin mavi inilerle, ten rengi tulalarla kapl olduunu, kafes ii bir tavan, balkonunda zel koltuklan bulunduunu biliyordu. ift kanatl, iki tarafa da alan giri kaps karo deli bir lobiye alyor, lobideki cameknlar-da Hint filmlerinin afileri sergileniyordu. ahlan, demiti Ce^. l bir gn, ocuklara bfede bedava dondurma datlyor. Nana bunu duyunca anlaml anlaml glmsedi. Erkein kulbemden aynlmasn bekledi, sonra alayla, kmsemeyle gld: "Yabanclann ocuklanna dondurma veriliyor. Sana ne veriliyor, Meryem? Dondurmann hikyesi." Celil'in sinemadan baka, Karoh'la Ferah'da birer arsas, hal maazas, bir giysi dkkn ve 1956 model, siyah bir Roadmaster' vard. Herat'n srt en salam adamlanndan biriydi; belediye bakanyla, eyalet valisiyle dosttu. Evinde bir a, bir ofr, hizmeti alyordu. Bir zamanlar, Nana da hizmetilerden biriydi. Ta ki karn imeye balayncaya kadar. Bunun zerine, diye anlatmt Nana, Celil'in ailesi soluunu hep birden, bir azdan, yle bir tuttu ki, Herat hava6 sz kald. Karlannn ana-babalan ant itiler, bu ii kan temizler, dediler. Kanlan, Nana'yi evden atmasn istedi. Nana'nn babas, yaknlardaki Gl Daman kynde yaayan, yoksul saylabilecek bir ta ustas olan adam, kzn evlatlktan reddetti. Sonra da kimselerin yzne bakamadm, rezil olduunu iddia ederek eyalarn toplad, ran'a giden bir otobse bindi; kendisinden bir daha da haber alnamad. "Bazen," dedi Nana bir sabah erkenden, dandaki tavuk-lan yemlerken, "keke babamda, baklanndan birini bileyip yapmas gereken onurlu eyi yapacak cesaret olsayd, diyorum. ylesi benim iin ok daha hayrl olurdu." Kmese bir avu yem frlatt, durdu, Meryem'e bakt. "Belki senin iin de... Ne olduunu renme acsn tatmazdn hi olmazsa. Ama korkan tekiydi; babam yani. Bunu yapacak Wi, yrei yoktu." Onurlu eyi yapacak dil Celil'de de yoktu, diye ekledi. Ailesine, kanlanna ve kaynlanna kar gelecek, hatasnn sorumluluunu stlenecek yrek. Onun yerine, kapal kaplann ardnda, alelacele, durumu kurtaracak bir pazarlk yaplvermiti. Celil ertesi gn, Nana'ya hizmetkrlar blmndeki odasnda bulunan para eyasm toplatm, evden yollamt. "Kendini savunmak iin kanlanna ne dediini biliyor musun? Bana zorla musallat olduumu. Her eyin benim suum olduunu. Didi? Anlyor musun? Bu dnyada kadn olmak demek, ite bu demek." Nana elindeki yem tasn brakt. Bir parmayla Meryem'in enesini tuttu, kaldrd. "Bana bak, Meryem." Meryem istemeyerek de olsa bakt. "Bunu ren, kafana iyice sok, kzm," dedi Nana. "Pusulann hep kuzeyi gsteren ibresi gibi, bir erkein sulayan parma da daima, mudaka bir kadn gsterir. Her zaman. Bunu hi unutma, Meryem." 7 "CeliPle kanlan iin ben bir dikendim. Bir pelin otu. Sen de yle. Oysa daha domamtn bile." "Pelin otu nedir?" "Zararl, yabani bir ot," dedi Nana. "Hemen kopanp attn bir ey." Meryem iinden kalann att. Celil ona yabani otmu gibi davranmyordu ki. Hibir zaman da davranmamt. Ama aklllk edip itirazn yksek sesle dile getirmedi. "Ancak, yabani otlann aksine, benim yeniden bir yere ekilmem, beslenip sulanmam gerekiyordu. Senin hatnna. te, Celil'in ailesiyle yapt szleme buydu."

Nana, Herat'ta yaamay kabul etmemiti. 8 "Ne diye kalacaktm orada? u kincini kanlann akama kadar arabayla gezdirmesini seyretmek iin mi?" Babasndan boalan evde, Herat'n iki kilometre kuzeyindeki Gl Daman kynde de oturmayacak. Uzak, tarafsz bir yerde yaamak istiyordu; komulann gzlerini dikip karnna bakmayaca, onu gsterip burun bkmeyecei, ya da daha kts, itenlikten uzak, yapmack bir efkatle tebelle olmayaca bir yerde. "Zaten, inan bana, gznn nnde olmamam babana da rahat bir nefes aldrd. Bu durum ok iine geldi." Bu kk araziyi neren, Celil'in ilk kans Hatice'den olma, en byk olu Muhsin olmutu. Gl Daman'n epeyce dndayd. Buraya, Herat'la Gl Daman arasndaki anayoldan aynlan, delik deik, meyilli bir toprak yolla ulalyordu. Patika, her iki yandan dizboyu otlarla, beyaz ve parlak san ieklerin benekledii ayrlarla kuatlmt. Yoku yukan, dne kvnla trmanyor, eitli kavak cinslerinin boy att, yabani al beklerinin byd, dz bir araziye ulayordu. Bu ykseklikten bakldnda, solda, Gl Daman'n yeldeir-menlerinin pasl kanatlan seilebiliyordu; sa yandaysa Herat uzanyordu. Patikann dibinde, Gl Daman' eviren Safid-koh dalanndan doup gelen, geni, alabalk dolu bir nehir akyordu. Irman yukan ksrmda, dalara doru, iki yz metre kadar ileride, salkmstlerden oluan, yuvarlak bir koru vard. te, sz edilen aklk, bunun tam ortasnda, stlerin glgesindeydi. Celil gelip araziye bir bakmt. Geri dndnde, dedi Nana, hapishanesinin temiz duvarlanyla, pnl pml zeminiyle vnen bir gardiyan gibiydi. "Bylece, baban bize bu san deliini yapn." *** 9 Nana on besindeyken, evlenmesine ramak kalm. Talibi, indandl bir delikanlym; gen bir muhabbetkuu sancs. Meryem yky bizzat Nana'dan dinlemiti; annesinin o ksma hi deinmemesine karn, gzlerindeki hlyal, zlem dolu ktan, onun iin ok mutlu bir dnem olduunu arlayabiliyordu. Dn gnne doru akp giden bu gnler, belki de Nana'nn hayatnda tek mutlu olduu, gerek saadeti tatt dnemdi. Nana yky anlatrken, onun kucanda oturan Meryem, annesinin gelinlik provasndaki halini gznde canlandrmaya alt. Onu bir atn srtnda hayal etti; yeil duvann gerisinde mahcup mahcup glmsyor; avular kzl knal; gm tozuyla ortadan aynlan salanna, bir bitki sapna dizili boncuklar ilitirilmi. ennay zurnas fleyen, dohol\z-nn dven algclan, gelin alayn ban an kovalayan ocuklan grr gibiydi. Sonra, dne bir hafta kala, Nana'nn bedenine bir cin girmiti. Bunu Meryem'e uzun uzun anlatmasna gerek yoktu. Ona kendi gzleriyle defalarca tank olmutu zaten. Nana anszn yere devrilir, vcudu kaslr, kaskat kesilir, gzleri kayar, kollar ve bacaklar, bir ey onu ieriden bo-uyormu gibi titremeye, seirmeye balard; aznn iki yannda beyaz, bazen de kan yznden pembe kpkler. Sonra uyuukluk, o rktc bilinsizlik, anlalmaz sayklamalar. Haber indand'a ulanca, muhabbetkuu satcsnn ailesi dn iptal etti. Nana'nn deyiiyle: "Korkuya kapldlar." Gelinlik bir dolaba kaldnld. Ondan sonra da, bakaca bir talip kmad. *** 10 Celil'le oullarndan ikisi, Ferhat ve Muhsin, korunun ortasndaki akla kk bir kulbe yaptlar; Meryem'in yaamnn ilk on be yln geirecei evcii. Gnete kurutulmu tulalar kullandlar, zerini amurla, avu avu samanla svadlar. ine iki yer dei, bir tahta masa, dik srd iki iskemle kondu; bir pencere, bir de duvara ivilenmi, Nana'nn toprak kaplann, biricik porselen takmn dizdii raflar. Ce-lil, k iin dkme demirden bir soba kurdu, kulbe'nin arka tarafna kestii yakacak odunlann dizdi. Danya bir ekmek tandr\yh etrafi telli bir kmes yapa. Birka koyun getirdi, bir yem teknesi yapt. Ferhat'la Muhsin'e, sderin oluturduu dairenin yz metre dna, derin bir ukur kazdrd, stne tahta bir kulbecik kondurup bir helaya dntrd. Usta tutup yaptrabilirdi, ama yapmad, dedi Nana. "Aklnca, gnahnn bedelini demi oldu." Nana, Meryem'i dourduu gn anlatrken, yardmna hi kimsenin gelmediini sylerdi. Dediine gre, onu 1959 bahannda, gri, yamurlu bir gnde dourmutu; Kral Zahir ah'n genellikle olaysz geen, krk yllk saltanatnn yirmi altnc ylnda. Celil bir doktor, hatta bir ebe arma zahmetinde bulunmamt; hem de vcuduna cin girebileceini, doum srasnda malum nbetlerinden birini geirebileceini bile bile. Kulbenin zemininde, tek bana yatmt; yannda bir bakla, tere batm bedeniyle. "Sanclar arttnda, yast snyor, sesim kslncaya kadar banyordum. Yine de, bir Allah kulu gelip yzm silmedi, bir bardak su vermedi. Sana gelince, Meryem co, hi acele etmedin kzm! O souk, ta gibi zeminde tam iki gn yatrdn beni. Ne bir ey yedim, ne de uyudum; srekli knyor, bir an nce gelmen iin Tann'ya yakanyordum."

11 "zr dilerim, Nana." "Gbek bamz kendim kestim. Ba yanma onun iin koymutum." "zr dilerim." Tam burada, her seferinde, Nana'nn yznde ar, dertli bir glmseme belirirdi; bitmek bilmeyen bir yaknmann m, yoksa zoraki bir balaycln m ifadesiydi, Meryem bir trl karamazd. Kendi doum ekli yznden zr dilemenin hakszln, buradaki adaletsizlii deerlendirmek, gen Meryem'in hi aklna gelmedi. Geldii zaman, yani on yana bast sralarda da, zaten bu doum yksne inanmaz olmutu. Celil'in anlatt ekline inanyordu: O srada kendisi uzaklarda olsa da, Nana'nn He-rat'taki bir hastaneye gtrlmesi, doumun bir doktor tarafndan yaptrlmas iin gerekli ayarlamalar yapmt. Nana'y iyi aydnlatlm bir odada, temiz, dzgn bir yataa yatrmlard. Meryem baktan sz edince, Celil ban esefle sallad. Meryem, annesine tam iki gn boyunca ac ektirdiinden de kukuluydu artk. "Bir saate kalmadan olup bittiini sylediler," dedi Celil. "Sen hep iyi bir evlat oldun, Meryem co. Daha doutan iyi bir evlatsn." "Yanmda bile deildi ki!" diye tkrd Nana. "Taht--Sefer'deydi; deerli arkadalaryla at koturuyordu." Dediine gre, yeni bir kz olduunu haber verdiklerinde Celil omuzlann silkmi, atnn yelesini okamay srdrm ve Taht--Sefer'de iki hafta daha kalmt. "in dorusu, seni bir aylk oluncaya kadar kucana bile almad. O zaman da, eilip yzne yle bir bak, surat biraz uzun gibi, dedi; sonra da bana geri verdi." Meryem yknn bu ksmna da inanmyordu arak. Evet, Celil kendisinin de kabullendii gibi, Taht--Sefer'de binek 12 avndayd, ama haberi alnca omuz filan silkmemiti. Eyerine atlad gibi Herat'a dnmt. Kzn kucanda zplatm, baparmayla o kabuklu, pul pul kalarn svazlam, kulana bir ninni sylemiti. Tamam, yznn azck uzun olduu doruydu, ama babasnn bunu byle pat diye sylediine kesinlikle ihtimal vermiyordu. Nana, Meryem adn kendisinin setiini syledi; annesinin adyd nk. Celil ise bu ad setiini, nk smbl teberin ok gzel, nefis bir iek olduunu syledi. "En sevdiin iek mi?" diye sordu Meryem. "Eh, onlardan biri," dedi adam, sonra glmsedi. 13 3 Meryem'in hatrlayabildii ilk anlarndan biri, bir el arabasnn talara srtnen demir tekerleklerinin gcrts. Ayda bir kez. Pirin, un, ay, eker, yemeklik ya, sabun, di ma-cunuyla yklenmi arabay itenler Meryem'in vey aabeyleri, genellikle Muhsin'le Ramin, bazen de Ramin'le Ferhat. Toprak yoldan yukar, kayalarn, akl talarnn zerinden, ukurlarn, allarn etrafndan dolanarak, srayla iterlerdi; rmaa ulancaya kadar. Orada, el arabasnn boaltlmas, mallarn kar kyya elde tanmas gerekirdi. Sonra olanlar bo arabay rmaktan geirir, yeniden yklerlerdi. Bu kez uzun, kesif odann arasndan, sk dikenlerin evresinden, iki yz metrelik bir sr balard. Kurbaalar el arabasnn 14 nnden kard. ki karde, terli yzlerine konan sivrisinekleri kklard. "Hizmetkrlar var," dedi Meryem. "Onlardan birini yollayabilir." "Kendini cezalandryor," dedi Nana. Ana-kz tekerleklerin gcrtsn duyunca, darya kard. Meryem, Nana'nn Erzak Gn'rideki halini her zaman anmsayacakt: kapnm eiinden darya uzanm, uzun boylu, kemikli, yalnayak bir kadn; bozuk gz kslm, incecik bir yara dnm, kollar kstah ve alayc bir edayla kavuturulmu. Gnete parlayan, ksa salar rtlmemi, taranmam. zerinde, boazna kadar ilikledii, bol, gri bir gmlek. Cepleri ceviz iriliinde talarla dolu. Olanlar suyun kysna oturur, Meryem'le Nana'nn erzaklar kulbe'yt tamasn beklerdi. Otuz metreden fazla yaklamamdan gerektiini ok iyi bilirlerdi; her ne kadar Nana nian almay beceremese, talann ou hedefin epey uzana dse de. Nana pirin torbalann ieriye tarken olanlara avaz avaz barr, Meryem'in anlayamad szler sarf ederdi. Annelerine lanet okur, nefretle dolan yzn ekilden sekile sokard. Olanlar hakaretlere asla karlk vermezdi. Meryem onlar adna zlrd. O ar arabay srmekten, kollan, bacaklan kimbilir ne kadar yorulmutur, diye acrd. Keke onlara su ikram etmesine izin olsayd. Ama hibir ey syleyemez, el salladklan zaman karlk veremezdi. Bir keresinde, Nana'ya yaranmak iin, o da Muhsin'e bard, aznn kertenkele kna benzediini syledi - sonra da pimanlktan, utantan ve Celil'e sylerler korkusundan ii iini yedi. Ama

Nana buna, rk n diini gstererek yle ok gld ki, kz onun u krizlerinden birini geireceini sand. i bitince Meryem'e bakt, "Sen hayrl bir evlatsn," dedi. 15 Araba boalnca, olanlar kulpuna yaptlar, itmeye koyuldular. Meryem durdu, uzun ayrlarn, iekli otlarn arasnda gzden yitmelerini seyretti. "Geliyor musun?" "Evet, Nana." "Sana glyorlar. Evet, glyorlar. Kahkahalarn duyabiliyorum." "Geliyorum." "Bana inanmyor musun?" "te geldim." "Ama benim seni sevdiimi biliyorsun, Meryem co.n Sabahlan, uzaktan uzaa gelen koyun melemeleriyle, srlerini imenli yamata otlatmaya gtren Gl Damanl obanlarn kavallannn tiz sesiyle uyanrlard. Sonra keilerini saar, tavuklarn besler, yumurtalar toplarlard. Birlikte ekmek yaparlard. Nana ona hamurun nasl yorulduunu gsterdi; tandr\n nasl tututurulacan, elde yassllan hamurun, tandrn i duvarlarna nasl yaptrlacan. Diki dikmesini, pilav yapmasn, pilava katk edilen deiik sebzeleri piirmeyi retti: algam gveci, spanakl sebze, zencefilli karnabahar. Nana konuklardan -daha dorusu, insanlardan- hi haz etmediini gizlemezdi, ama ayrcalk tand birka semece kii vard. rnein, Gl Daman'n muhtar, kyn erbab\ Habib Han; bu kk kafal, sakall, gbekli adam ayda bir kez, peinde khyasyla kp gelirdi; khyann kucanda Meryem iin bir tavuk, bazen bir tencere kifiri pilav ya da bir sepet boyanm yumurta. Sonra, Nana'nn Bibi co dedii, toparlak, yal kadn; merhum kocas ta ustasyd ve Nana'nn babasnn arkadayd. Bibi co'nun yannda mudaka ala gelininden biriyle, torunla16 nndan bir-ikisi olurdu. Topallayarak, sylenerek akla ular, Nana'nn kard iskemleye, kalasn abartl hareketlerle ovarak, acyla inleyerek, ar ar kerdi. O da eli bo gelmez, her seferinde Meryem'e bir eyler getirirdi; bir kutu dileme ekeri, bir sepet ayva. Nana iinse, nce, giderek bozulan salna ilikin yaknmalar, ardndan da Herat ve Gl Daman'dan derlenmi, uzun uzadya, tadn kararak aktarlan dedikodular. Btn bunlar olup biterken, gelini terbiyeli bir sessizlikle onu dinlerdi. Ama Meryem'in en sevdii konuk -CeliPden sonra elbette- Molla Feyzullah idi; kyn yal Kuran hocas, akhund'u. Hartada bir ya da iki kez, Gl Daman'dan kalkp gelir, Meryem'e gnde be kez klnan namaz dualarn retir, Ku-ran' ezberletirdi; tpk kk bir kzken Nana'ya yapt gibi. Meryem'e okumay reten de Molla Feyzullah'd; kzn dudaklar sessizce kprdar, iaretparma her szcn altnda oyalanrken, omzunun stnden sabrla izlemiti onu; Meryem parman yle bir bastrrd ki, trna bembeyaz kesilirdi; harfleri yeterince skt takdirde, anlamlarn ekip alabilecekmi gibi. Onun elini tutan, kalemi her elifin kuyruuna, her ba'nm kvrmna, ilerin noktalarna doru, tek tek ynlendiren de Molla Feyzullah oldu. Yallktan beli bklm, zayf bir adamd; disiz bir glmsemesi, gbeine kadar inen, ak sakal vard. Genellikle kulbe'ye yalnz gelir, nadiren de, yannda kzl sal olu Hamza'y getirirdi; olan Meryem'den birka ya bykt. Meryem hocasn kapda karlayp elini per (ince bir deri tabakasyla kapl, bir deste ince dal, srgn pmeye benzerdi), o da kz alnndan per, sonra ieriye girip derse balarlard. Dersten sonra, birlikte kulbe,nm nnde oturur, am-ftst yiyip yeil ay ier, aatan aaca uan blblleri seyrederlerdi. Bazen, dklm bronz rengi yapraklarn, aka17 aa allarnn arasnda yrye kar, rman kysnda, dalarn eteklerinde gezinirlerdi. Molla Feyzullah yrrken bir yandan da tespih eker, o titrek sesiyle Meryem'e genlik hikyelerini, grd bir sr eyi anlard; ran'da bulduu iki bal ylan, sfahan'n Otuz Kemerli Kprs'n, bir keresinde Mezar'da, Mavi Cami'nin nnde bir karpuz yardn ve arp kaldn, bir yandaki ekirdeklerin nasl Al-lah, teki yandakilerinse Ekber szckleri oluturduunu. Br gn, Meryem'e Kuran'daki kelimelerin anlamn kavrayamadn itiraf etti. Ama yine de, Arapa szcklerin makam, o byleyici tnlar, dilde yuvarlan biimleri houna gidiyordu. Onu rahadatklann, yreini hafiflettiklerini syledi. "Seni de rahatlatacaklar, Meryem co. htiyacn olduunda onlar arrsn; seni hibir zaman hayal krklna uratmazlar. Tann'nn szleri seni asla yan yolda brakmaz, fazm." Molla Feyzullah yk anlatmay sevdii kadar, dinlemeyi de severdi. Meryem konuurken, kulak kesilirdi. Ban yavaa sallar, minnet dolu bir ifadeyle glmserdi; herkesin gpta ettii bir ayrcalk bahedilmi gibi. Nana'ya kesinlikle sylenemeyecek eyleri Molla Feyzullah'a sylemek kolayd. Bir gn yrrlerken, Meryem okula gitmeyi ok istediini syledi; keke izin verseler, dedi. "Gerek okuldan bahsediyorum, akhund sahip. Derslerin snflarda grld... Babamn teki ocuklarnn gittii okullardan."

Molla Feyzullah durdu. Bir hafta nce Bibi co, Celil'in fazlan Saide'yle Nahit'in, Herat'taki kz okulu Mehri'ye balad haberini getirmiti. O andan beri, Meryem'in kafasnn iinde snflarla, retmenlerle ilgili fikirler nlyor, izgili defterlerin, saylann, koyu, kaln ekiller oluturan kalemlerin imgeleri uuuyordu. Akran fazlarla birlikte bir snfta oturduunu hayal edi18 yordu. Bir cetveli kdn zerine bastrmak, son derece nemli grnen izgiler izmek iin yanp tutuuyordu. "stediin bu mu?" dedi Molla Feyzullah o sevecen, sulu gzlerini kza dikerek; ellerini arkada, bklm belinde kavuturmutu, sangnn glgesi dikenli dnieklerinden oluan, kk bee dyordu. "Evet." "Ve benden, izin vermesi iin annenle konumam istiyorsun?" Meryem glmsedi. Celil saylmazsa, dnyada hi kimse onu yal hocas kadar iyi anlayamazd. "Bu durumda, elimden ne gelir ki? Yce, bilge Tann hepimize baz zaaflar vermi; benim pek ok zaafmdan biri, belki de birincisiyse, sana hayr diyememek, Meryem co," dedi, romatizmal parmayla kzn yanana dokunurken. Ama sonra, konuyu Nana'ya anca, kadn soan dorad ba drverdi. "Ne iin?" "Kz renmek istiyorsa, brak rensin, canm. zin ver de eitim alsn." "renmek mi? Neyi renecekmi, Molla sahip?" dedi Nana serte. "renecek ne var fa?" Ate saan gzlerini Meryem'e dikti. Meryem nne, ellerine bakyordu. "Senin gibi bir faz okula gndermenin mant ne? Tkrk hokkasn parlatmak gibi bir ey. Hem o okullarda deerli hibir ey renemezsin. Seninle benim gibi kadnlara hayatta yalnzca bir, tek bir marifet gereklidir, o da zaten okulda retilmez. Yzme bak." "Ona byle eyler sylememelisin, canm," dedi Molla Feyzullah. "Bana bak." Meryem bakt. 19 "Sadece u.k bir hner. O da: tahamml. Sabretmek. Katlanmak." "Neye katlanmak, Nana?" "Bak, bu konuda hi endien olmasn," dedi Nana. "Katlanlacak ey bulmakta hi zorlanmayacaksn." Sonra, balad sralamaya: Celil'in karlarnn onu nasl basit bir ta iisinin irkin kz diye aaladn. amar nasl darda, buz gibi havada ykattklarn; yznn souktan nasl uyutuunu, parmak ularnn yandn. "Bizim paymza den ite bu, Meryem. Bizim gibi kadnlarn. Biz kadannz. Tahamml ederiz. Sahip olduumuz tek ey, bu yeteneimizdir. Anlyor musun? Hem okulda sana glerler. Alay ederler. Harami derler. Hakknda korkun eyler sylerler. Buna gz yumamam." Meryem bayla dorulad. "Okul konusu burada kapanmtr. Sen sahip olduum tek eysin. Seni de onlara kaptrmaya hi niyetim yok. Bak bana. Okuldan sz etmek yok artk, tamam m?" "Mantkl ol. Hadi ama... madem kz istiyor..." diye balad Molla Feyzullah. "Sana gelince, akhund sahip, saygszlk etmek istemem, ama bu aptalca fikirleri desteklememen gerektiini en iyi senin bilmen lazm. Onu gerekten dnyor, iyiliini istiyorsan, kafasna buraya ait olduunu, yerinin annesinin yan olduunu sokarsn. Oralarda ona gre, ona uygun hibir ey yok. Sadece aay, dlanma ve znt. Bunu ok iyi biliyorum, akhunu sahip, inan biliyorum." 20 Meryem kulbece konuk gelmesine baylyordu. Ky erbab ve armaanlar, Bibi co ve sancyan kalas, bitmek bilmez dedikodular ve tabii Molla Feyzullah. Ama kimse, hi kimse Celil kadar burnunda ttmez, drt gzle beklenmezdi. Heyecan, endie sal akamndan balard. Meryem doru drst uyuyamaz, bir i meselesinin perembe gn CeliPi alkoymasndan korkar, onu grmek iin ya bir hafta daha beklemek zorunda kalrsam, diye d kopard. arambalar darda, kulbe'vim etrafnda volta atar, kmese dalgn dalgn tavuk yemi serperdi. Amasz yrylere kar, ieklerin tayapraklann koparp koluna konan sivrisineklere vururdu. Sonunda, perembe gelip attnda, srtn bir duvara ve21 rip oturmaktan, gzleri rmaa mhlanm, ylece beklemekten baka hibir ey yapamazd. Celil ge kalmsa, iine giderek byyen, korkun bir dehet yaylrd. Dizlerinin ba zlr, bir yere kvrlp yatmas gerekirdi. Sonra, Nana seslenirdi: "te geliyor! Baban! Olanca hametiyle."

Meryem geni glmsemeler, candan el sallamalarla, talara basarak rma geen Celil'i seince, bir srayta kalkard. Nana'nn kendisini gzlediini, tepkisini ltn bilirdi; frlayp komamak, eikte durup beklemek, ar ar yaklaan erkei seyretmek hep bir aba gerektirirdi. Kendini tutar, sabrla beklerdi; karp tek omzuna att ceketiyle, rzgrda uuan krmz kravatyla, uzun odann arasndan geiini. Celil dzle girince, ceketini tandrn zerine frlatr, kollarn iki yana aard. Meryem ona doru yrmeye, sonra komaya balar, babas da onu koltukalanndan yakalayp havaya frlatrd. Meryem ciyak ciyak barrd. Bir an havada kalan Meryem, aaya baknca Celil'in yukar dnk yzn, geni, arpk tebessmn, demelmas-n, gamzeli enesini (tam sereparmann ucuna gre, kusursuz bir cep), rk dilerle dolu bir kentteki en beyaz dileri grrd. Krplm byna, hava nasl olursa olsun, gelirken mudaka takm elbise giymesine (favori rengi olan koyu kahverengi, gs cebindeyse bir mendilin beyaz geni), kol dmelerine, geveke balad, ounluu krmz kra-vadanna baylrd. Meryem byle havadayken, kendisini de grebilirdi, Celil'in kahverengi gzlerindeki yanssn: kabarm salarn, heyecandan ldayan suratn, arkasndaki gkyzn. Nana onu bir gn dreceini sylerdi; elinden kayan Meryem'in yere arpacan, bir yerini kracan. Ama Meryem Celil'in onu dreceine hi inanmad. Her seferinde, 22 babasnn temiz, manikrl ellerinin arasna gvenle konacana inand. Darda, glgede otururlar, Nana onlara ay getirirdi. CeliPle ikisi, tedirgin bir glmseme, bir ba hareketiyle se-lamlard. Celil, Nana'nn olanlara savurduu talara, kfrlerine hi deinmezdi. Arkasndan onca atp tutmasna karn, Nana, erkein yannda sakin, terbiyeli davranrd. Salar mudaka ykanm olurdu. Dilerini fralar, onun onuruna en iyi hicaphm balard. Celil'in karsndaki bir iskemlede, elleri kucanda, sessizce otururdu. Erkee dorudan bakmaz, kaba, irkin szler sarf etmezdi. Gld zaman, rk diini saklamak iin eliyle azn rterdi. Ona ilerini sorard. Kanlarn da. "Bibi ordan, en kk kann Nergis'in nc ocuuna gebe olduunu duydum," deyince, Celil kibarca glmsedi, bayla dorulad. "Eh. Mudusundur herhalde," dedi Nana. "Ka tane oldular imdi? On, deil mi? Maallah. On muydu?" Evet, dedi Celil, on. "Meryem'i de sayarsan, on bir, elbette." Daha sonra, erkek gittikten sonra, Meryem'le Nana bu yzden kavga ettiler. Meryem Celil'i oyuna getirmekle sulad annesini. Nana'yla iilen ayn ardndan, baba-kz balk tutmak iin rmaa inerdi. Celil ona kam nasl savuracan, alabal ekerken misinay makaraya nasl saracan retti. Bir bal temizlemenin en doru yntemini, kl tek bir hareketle syrp almay gsterdi. Oltann vurmasn beklerken kza resimler izer, kalemi kttan hi kaldrmadan, tek seferde nasl fil izileceini gsterirdi. Ona iirler, arklar retti. Birlikte sylerlerdi: 23 Lili lili kuf tasnda yundu, Toprak yola kondu, Mrnav tasn kenarna oturdu, imeye koyuldu, Aya kaynca da suya dpip bouldu. Celil, Herat'ta yaynlanan ttifak- slam gazetesinden kestii kuprleri getirir, kza okurdu. O, Meryem'in d dnyayla arasndaki ba, kulbe,mn, Gl Daman'n, hatta He-rat'n tesinde koskoca bir dnya uzandnn kantyd; darda, telaffuzu olanaksz isimleriyle devlet bakanlarnn, trenlerin, mzelerin, futbolun, gezegenimizin evresinde dnen, sonra da aya konan fzelerin bulunduu bir dnya vard ve Celil her perembe onun bir parasn kendisiyle birlikte kulbeye getiriyordu. 1973 yaznda, on drt yandaki Meryem'e, bakent Kabil'den krk yldr lkeyi yneten Zahir ah'n, kansz bir darbeyle devrildiini syleyen de o oldu. "Kral talya'da tedavi grrken, darbeyi kuzeni Davud Han yapt. Davud Han' anmsyorsun, deil mi? Sana onu anlatmtm. Sen doduunda, Kabil'de babakand. Her neyse, Afganistan artk monariyle ynetilmiyor, Meryem. O bir cumhuriyet artk, Davud Han da cumhurbakan. Ynetime el koymasna, Kabil'deki sosyalistlerin yardm ettiine dair sylentiler var. Yo, kendisi sosyalist deil elbette, yalnzca onu desteklemiler. Neyse, sadece sylenti ite," Meryem sosyalistin ne olduunu sordu, Celil de aklamaya giriti, fakat kz doru drst dinlemiyordu. "Dinliyor musun?" "Evet." Meryem'in, yan cebindeki ikinlie baktn aynmsad. "Ah. Tabii ya. Pekl, o zaman. Devam etmeden nce..." 24

Cebinden kk bir kutu kard, kza uzatt. Byle, arada bir kk hediyeler getirirdi. Bir keresinde akik tokal bir bilezik, bir baka sefer, lacivert boncuklu bir tasma. O gn, Meryem kutuyu anca zincirli, yaprak biiminde bir kolye buldu; ucundan, zerine ay yldzlar oyulmu, minicik sikkeler sarkyordu. "Tak bakalm, Meryem co." Meryem taka: "Nasl oldu?" CeliPin yz yverdi. "Bir kralieye benzedin." O gittikten sonra, Nana kzn boynundaki kolyeyi grd. "Gebe taklar," dedi. "Bunlar yaparlarken grdm. nsanlarn frlatt bozukluktan toplayp eritiyorlar, tak yapyorlar. Deerli babacn bir dahaki sefere sana altnn getirsin de grelim bakalm. O gn bir grelim." Celil'in gitme vakti gelince, Meryem kapnn nnde durur, bir sonraki ziyarede arasnda uzanan, devasa, yerinden oynaolamaz bir nesne gibi duran o koskoca haftann dncesiyle, snm bir balon kadar lgn, onun aklktan kn seyrederdi. Celil'in arkasndan bakarken, her seferinde soluunu tutard. Soluunu tutar, iinden saniyeleri sayard. Nefes almad her saniye iin, Tann'nn ona CeliPle bir gn daha bahedeceine inanrd. Geceleri yer deinde yatar, babasnn Herat'taki evini dnrd. Onunla birlikte, o evde yaamann, onu her gn grmenin nasl bir ey olacan. O tra olurken, kendisinin ona havlu tuttuunu hayal ederdi; bir yerini kestiinde, kza seslendiini. Meryem ona ay demlerdi. Kopmu dmelerini dikerdi. Birlikte Herat'ta yrr, Celil'in her aradn bulursun dedii, st kemerli pazarda dolarlard. Onun arabasyla gezerler, insanlar onlar gsterip, "te, Celil Han'la kz," derdi. Meryem'e, altnda bir ozann yatt u nl aac gsterirdi. 25 Meryem kararn vermiti; bu yaknlarda, bunlar Cetil'e de anlatacakt. Bunlar duyunca, kzn onu ne kadar zlediini anlaynca, hi kukusuz, onu da yannda gtrecekti. Birlikte Herat'a gidecekler, Meryem onunla ayn evde yaayacakt; tpk teki ocuklar gibi. 26 "Ne istediimi biliyorum," dedi Meryem Celil'e. 1974 baharyd, Meryem'in on beine bast yl. birlikte darda, stlerin glgesine gen biiminde yerletirilmi, katlanr iskemlelerde oturmaktaydlar. "Doum gnm iin... ne istediimi biliyorum." "Biliyorsun demek?" dedi Celil, yreklendirircesine glmseyerek. ki hafta nce, Meryem'in lafi oraya getirmesiyle, Celil sinemasnda bir Amerikan filminin oynadn sylemiti. zel bir film tryd; onun deyiiyle "izgi" film. Batan sona bir dizi izimden oluuyor, dedi, binlerce izimden; onlan filme alp bir perdeye yanstyorlar, seyirci de ekillerin hareket ettii yanlsamasna kaplyordu. Film ok yalnzlk eken, deliler 27 gibi bir oul isteyen, yal ve ocuksuz bir oyuncaknn yksn anlatyordu. Adam bir gn tahtadan bir kukla, bir olan ocuu yontar ve oyuncak mucizevi bir biimde canlanr. Meryem biraz daha anlatmasn isteyince, Celil yal adamla kuklann bandan bir sr macera getiini syledi; Elence Adas denen bir yer vard, sonra, eee dnen kt ocuklar. Balarna gelmeyen kalmyordu, sonunda bir balina tarafndan bile yutuluyorlard; kuklayla babas yani. Meryem daha sonra filmi Molla Feyzuliah'a ballandra ballandra anlatmt. "Beni sinemana gtrmeni istiyorum," dedi Meryem imdi. "izgi filmi izlemek istiyorum. Kukla ocuu grmek istiyorum." Ayn anda, havada bir deiim hissetti. Annesiyle babas iskemlelerinde huzursuzca kprdandlar. Meryem onlarn baktn sezdi. "Bu pek iyi bir fikir deil," dedi Nana. Sesi sakindi; Ce-lil'in yannda kulland u kontroll, kibar ses tonu, fakat Meryem onun sert, sulayc baklarn hissedebiliyordu. Celil bacak bacak stne att. ksrd, genzini temizledi. "Biliyor musun," diye balad, "filmin kalitesi, grnt pek iyi deil. Sesi de yle. Son zamanlarda makinede bir bozukluk var. Bence annen hakl. Belki de baka bir armaan dnmelisin, Meryem co.n "Aneh," dedi Nana. "Grdn m? Baban benimle ayn fikirde." Daha sonra^rmak kenarnda, "Beni de gtr," dedi Meryem. "Bak ne diyeceim. Seni almas, sinemaya gtrmesi iin birini gndereyim. Sana iyi bir yer ayrmalarn, istediin kadar eker vermelerini salarm." 28 "Nay, beni oraya senin gtrmeni istiyorum." "Meryem co~n "teki kardelerimi de arman istiyorum. Onlarla tanmak istiyorum. Hep birlikte gitmemizi istiyorum. te dileim bu." Celil iini ekti. Baklar uzaklardayd; dalarda.

Meryem onun anlattklarn ok iyi anmsyordu; insan yznn perdede bir ev kadar byk grndn, orada bir araba kaza yapt zaman, metallerin eziliini, paralann kemiklerinde hissettiini. imdi de kendisini, balkondaki zel koltuklarn birinde, kardelerinin ve CeliPin yannda otururken, dondurmasn yalarken grmek istiyordu. "Tek arzum bu," diye yineledi. Celil yznde aresiz bir anlamla ona bakyordu. "Yarn," dedi Meryem. "len. Tam burada bulualm. Tamam m? Yarn?" "Gel buraya," dedi babas. meldi, kz kendine ekti, uzun, ok uzun bir sre, sk sk tuttu. Nana nce, kulbe'nin etrafnda dnenip durdu; yumruklarn bir skp bir ayordu. "Sahip olabileceim onca kz varken, Tanr neden bana senin gibi bir nankr verdi? Senin uruna katlandm onca eyden sonra! Ne cretle? Beni byle terk etmeye nasl cret edersin, seni kk hain, seni baramir Sonra, alaya balad. "Senin kadar sersemini de grmedim! Seni umursadn, evine kabul edeceini sanyorsun, ha? Seni kz gibi gryor... evine alacak, yle mi? Bak sana ne diyeyim. Bir erkein kalbi fesat, habis bir eydir, Meryem. Bir anann rahmine hi benzemez. Kanamaz, sana yer amak iin genilemez. Seni 29 tek seven, benim. Bu dnyada sahip olduun tek insan, benim; ben ldkten sonra, hi kimsen kalmayacak. Hibir eyin olmayacak. Bir hip olacaksn!" Sonra, duygu smrsn denedi. "Gidersen, lrm. Cin gelir, ben de kriz geiririm. Grrsn bak, dilimi yutup boulurum. Beni brakma, Meryem co. Ltfen gitme. Gidersen yaayamam." Meryem hibir ey demedi. "Seni ne kadar sevdiimi biliyorsun, Meryem co.n Meryem biraz dolaacam syledi. Orada biraz daha kalrsa, ama eyler sylemekten korkuyordu: cin\n bir yalan olduunu, iin asln Celil'den rendiini, Nana'nn bir ad olan, ilalarla iyiletirilebilecek bir hastal olduunu. Nana'ya, neden Celil'in szn dinleyip onun doktorlarna grnmediini, onun getirdii haplar almadn sorabilirdi. Doru szckleri bulabilse, annesine, bir ara, bir silah olmaktan, yalanlarla doldurulmaktan, sulanmaktan, kullanlmaktan bkp usandn sylerdi. Nana'nn gerekleri arptmasndan, onu, yani Meryem'i, dnyaya kar sralad saysz ikyetten, ektii bin bir ileden bir tanesine, bu upuzun listedeki bir baka maddeye dntrmesinden nasl bezdiini. Korkuyorsun, Nana, derdi ona. Hip taramadn mutluluu benim bulmamdan korkuyorsun. Benim mutlu olmam istemiyorsun. yi bir hayatmn olmasn istemiyorsun. Habis, fesat kalpli olan sensin. Akln ucunda, Meryem'in ok sevdii bir seyir yeri vard. imdi de gidip oraya, kuru, lk otlarn zerine oturdu. Herat buradan rahata grlebiliyordu; bir ocuun oyun tahtas gibi almt aaya: kentin kuzeyinde Kadnlar Bah30 esi, ar-suk Pazar; gneyde Byk iskender'den kalma, eski kalenin kalntlar. Uzaktan uzaa, devlerin tozlu parmaklarn andran minareleri, insanlarla, at arabalanyla, katrlarla kaynatn dledii sokaklar seebiliyordu. Ban kaldrp baknca, tepesinde dnp duran, arada bir pike yapan krlanglar grd. Bu kular yle kskanyordu ki. Herat'a gitmilerdi. Kentin camilerinin, pazaryerlerinin stnde umulard. Belki de Celil'in evinin duvarlarna, sinemasnn n basamaklarna konmulard. Yerden on tane akl ta ald, diklemesine, stun halinde dizdi. Arada bir, gizlice oynad bir oyundu bu Nana'nn bakmad zamanlar. lk stuna drt ta koydu, Hatice'nin ocuklar; ikinciye Efsun'unkiler iin , son, yani nc stuna da Nergis'in ocuklar iin tane. Sonra, drdnc stunu ekledi: tek bir ta; on birinci. Ertesi sabah, dizlerine kadar inen, krem rengi elbisesini, pamuklu pantolonunu giydi, bana da yeil bir hicap rtt. Hicap konusu fena halde cann skyordu, nk yeildi, elbisesine uymuyordu, ama baka aresi yoktu - beyaz olan gveler yemiti. Saate bakt. Bu kadran nane yeili, rakamlar siyah, elle kurulan eski saat, Molla Feyzullah'n hediyesiydi. Dokuz. Nana neredeydi acaba? Dan kp bakmay dnd, ama onunla karlamaktan, o incinmi, ihanete uram bakla-nndan d kopuyordu. Nana onu hainlikle sulard. Yersiz, yanl hevesleriyle dalga geerdi. Meryem oturdu. Vakit geirmek iin, Celil'den rendii gibi, tek hamlede fil izmeye koyuldu; tekrar tekrar. Oturmaktan her taraf tutulmutu, fakat yataa uzanamazd, elbisesi buruurdu. 31 Akreple yelkovan nihayet on bir buuu gsterince, on bir akl tan cebine soktu, darya kt. Irmaa doru inerken, Nana'nn glgeye, kubbeli bir salkmsdn altna ektii bir iskemlede oturduunu grd. Nana'nn onu grp grmediini anlayamad.

Irmaa vannca, bir gn nce szletikleri noktada beklemeye balad. Gkyznde birka gri, karnabahar biiminde bulut salnyordu. Celil ona, bulutlarn gri olmasnn nedenini aklamt: bu bulutlar yle kesif, yle youndu ki, st taraflar gne n emiyor, alt tarafa, tabana kendi glgelerini dlyorlard. te, grdn ey bu, Meryem co, demiti, karnlarnn altndaki karanlk blge. Aradan uzun bir sre geti. Meryem kulbece dnd. Bu kez, akln batya bakan cephesinden dolanmt ki, Nana onu gremesin. Saate bakt. Bire gelmek zereydi. O bir iadam, diye dnd. Bir ii kmtr. Yeniden rmaa indi, biraz daha bekledi. Bann stnde birka karatavuk dnp duruyordu; odann arasna bir yere daldlar. Henz olgunlamam bir devedikeninin dibinde milim milim ilerleyen trtl seyretti. Bacaklara uyuuncaya kadar bekledi. Bu kez, kulbece dnmedi. Pantolonunun paalarn dizlerine kadar svad, rma geti ve hayatnda ilk kez, tepeyi inip Herat'a yolland. Nana, Herat hakknda da yanlmt. Kimse parmayla onu gstermedi. Kimse ona glmedi. Meryem grltl, kalabalk, iki yan servili bulvarlarda yrd; bir yaya, bisiklet ve gari selinin, kesintisiz bir akn iinden geti, kimse ona ta frlatmad. Kimse harami demedi. Doru drst bakan bile 32 olmad. Burada, bir anda, mucizevi bir biimde sradan, herhangi biri olup kmt. Bir sre, tal patikalarn aprazlamasna kestii, kocaman bir parkn ortasndaki oval havuzun yannda oyaland. Parmaklarn havuzun kenarnda duran, donuk gzlerini suya dikmi mermer atlarda gezdirdi; hayretle, hayranlkla. Kt gemilerini yzdren olan ocuklarn, belli etmemeye alarak seyretti. Her yanda iekler vard; laleler, zambaklar petunyalar; tayapraklan gnee batmt. nsanlar patikalarda geziniyor, tahta sralara oturuyor, aylarn yu-dumluyordu. Meryem burada olduuna inanamyordu. Yrei heyecandan gmbr gmbrd. Keke Molla Feyzullah u an grebilseydi onu. Ne kadar cesur bulurdu. Ne kadar gzpek! Onu bu ehirde bekleyen yeni yaamn, babasyla, kz ve erkek kardeleriyle paylaaca, insanlar ekincesizce, koulsuz, utanmakszn sevebilecei, karlnda da sevilecei bir hayatn hayaline dalp gitti. Sonra canl, neeli admlarla parkn yaknndaki geni geide yneldi. narlarn glgesinde oturan, tezghlanndaki kiraz piramitlerinin ya da zm tepeciklerinin arkasndan, bkkn gzlerle ona bakan, ksele yzl, yal sanclarn nnden geti. ocuklar yalnayak, arabalann, otobslerin peinden kouyor, ellerindeki ayva torbalarn sallyordu. Meryem bir ke banda durdu, yoldan geenlere bakt; evrelerindeki btn bu harika, olaanst eylere nasl byle kaytsz kalabildiklerini akl almyordu. Bir sre sonra cesaretini toplayp, tek ad garfsindc mteri bekleyen, yalca adama gitti, sinemac Celil'in oturduu yeri bilip bilmediini sordu. Yal adamn tombul yanaklar, rengrenk izgili bir papan'x vard. "Sen Heratl deilsin an33 lalan," dedi, canayakn bir tavrla. "Celil Han'n oturduu yeri herkes bilir." "Bana gsterebilir misin?" Arabac elindeki karamelann yaldzl kdn at, sordu: "Yalnz msn?" "Evet." "Hadi, ada. Seni gtreyim." "Parasn deyemem. Hi param yok." Karamelay kza uzatt. ki saattir tek mteri kmadn, zaten eve dnmeye hazrlandn syledi. Celil'in evi yolunun zerindeydi. Meryem garibe bindi. Yola dtler; yan yana, sessizce. Meryem yol boyunca baharatlar, portakal, armut, kitap, al, hatta atmaca satlan, n ak, tek gz dkkncklar grd. ocuklar topraa izdikleri dairelerin iinde bilye oynuyorlard. ayevlerinin nnde, zeri kilim kapl tahta sedirlerde erkekler ay iiyor, nargile fokurdatyorlard. Yal arabac geni bir sokaa sapt; yolun iki yanna kozalakl aalar diziliydi. Ortalarda bir yerde, atn durdurdu. "te. ansn varm, dohtar co. u onun arabas." Meryem yere atlad. Adam glmsedi, atn dehledi. Meryem bir arabaya daha nce hi dokunmamt. Parmaklarn Celil'in siyah otomobilinin kaygan motor kapanda gezdirdi; l l janardaki yasslm, genilemi yanssna bakt. Koltuklar beyaz deridendi. Direksiyonun arkasnda, iinde ibreler olari, yuvarlak, cam panolar vard. Bir an, kafasnn iinde Nana'nn sesini, Meryem'in umutlanan parlak, sabit alevini souk bir du gibi sndrveren, alayc tslamasn duyar gibi oldu. Titreyen bacaklaryla evin giri kapsna doru ilerledi. Ellerini duvara dayad. yle yk34 sek, yle ask yzlyd ki Celil'in duvarlar. Duvarn arkasndan bu tarafa taan kavaklarn tepesini grebilmek iin ban geriye atmas gerekti. Aalarn ular esintide iki yana sallanyordu; Meryem onlarn

kendisini selamladn, ho geldin dediini hayal etti. inde kabarp duran, gzn korkutan dalgalan zapt etmeye, kendini toplamaya alt. Kapy plak ayakl, gen bir kadn at. Alt dudann hemen altnda dvme vard. "Celil Han' grmeye geldim. Ben Meryem. Kzym." Kzn yznde akn bir ifade belirdi. Sonra, bir kavray lts. imdi dudaklarnda hafif bir glmseme vard, halinde tavnndaysa bir heves, bir evecenlik. "Burada bekle," dedi abucak. Kapy kapad. Birka dakika geti. Bu kez kapy bir erkek at. Uzun boylu, geni omuzluydu; mahmur gzleri, sakin, dingin bir yz vard. "Ben Celil Han'n ofrym," dedi; hi de kaba, ters olmayan bir sesle. "Neyi?" "ofr. Celil Han evde deil." "Arabas burada ama," dedi Meryem. "Acil bir ii kt." "Ne zaman dner?" "Sylemedi." Meryem bekleyeceini syledi. Adam kapy kapad. Meryem yere oturdu, dizlerini gsne ekti. Hava kararmaya balamt bile; karn ackmt. Gari srcsnn verdii karamelay yedi. Az sonra, ofr yeniden grnd. "Arak evine gitmelisin," dedi. "Bir saate kalmaz karanlk ker." 35 "Karanla alm." "Hem hava da sour. Seni arabayla evine gtreyim mi? Uradm kendisine bildiririm." Meryem sadece bakyordu. "yleyse seni bir otele gtreyim. Orada rahat bir uyku ekersin. Sabah olunca duruma bakarz." "Beni eve aln." "Alamam, talimat var. Bak, ne zaman dneceini kimse bilmiyor. Gnler srebilir." Meryem kollarn kavuturdu. Adam iini ekti, sitemle, yumuak bir knamayla ona bak. Sonraki yllarda Meryem'in, teklifini kabul etseydim ve onunla birlikte kulbeye dnseydim, olaylar nasl geliirdi acaba, diye dnecek bolca vakti oldu. Ama kabul etmemiti. Geceyi Celil'in evinin nnde geirdi. Gkyznn kararmasn, glgelerin komu evlerin nn kuatmasn seyretti. Dvmeli kz ona biraz ekmekle bir tabak pilav getirdi, Meryem istemediini syledi. Kz tepsiyi onun yanna brakt. Meryem'in kulana ara ara, sokan aasndan gelen ayak sesleri, alan kaplarn gcrts, bouk selamlamalar arpyordu. Lambalar yand, donuk, sarmtrak klar pencereleri aydnlatt. Kpekler havlad. Ala daha fazla dayanamaynca, pilavla ekmei yedi. Sonra bahelerde ten crcr-bceklerini dinledi. Yukarda, bulutlar soluk bir ayn nnden akp getiler. Sabahleyin, sarslarak uyandrld. Gzlerini anca, gece birinin gelip zerine bir battaniye rtm olduunu grd. Omzunu sarsan, ofrd. "Hadi, ama. Yeterince olay yarattn. Bas. Yeter. Artk gitme vakti." Meryem dorulup oturdu, gzlerini ovuturdu. Srt, boynu tutulmu, anyordu. "Bekleyeceim." 36 "Dinle beni," dedi adam. "Celil Han seni geri gtrmemi istedi. Hemen imdi. Anlyor musun? Bu, Celil Han'n :*-lima." Arabann arka kapsn at. "Bia. Hadi bakalm," dedi tatllkla. "Onu grmek istiyorum," dedi Meryem, yalar gzlerine dolarken. ofr i geirdi. "Brak da seni evine gtreyim. Hadi, dohtar co.n Meryem kalkt, ona doru yrmeye balad. Ama sonra, bir anda yn deitirdi ve kapya doru kotu. Omzunda, ofrn tutmaya, kavramaya alan parmaklarn hissetti. Bir silkelenite ondan kurtuldu, ak kapdan ieriye dald. Birka saniye sonra Celil'in bahesindeydi. Meryem'in gzne ilk, ii bitkilerle dolu, l l, cam bir yap arpt; sonra, ahap kafes ilerine sarlm zm asmalar, gri ta bloklardan yaplma bir balk havuzu, meyve aalan ve drt bir yanda, parlak renkli iek bekleri. Btn bunlan hzla tarayan gzleri, sonunda, yuvarlak bir yze kondu; bahenin kar tarafnda, st kattaki pencerelerin birindeydi. Yalnzca bir anlna, yle bir belirmiti, ama yeterli bir sreydi. Meryem'in gzlerin irileini, azn aldn grmesine yetmiti. Sonra kayboldu. Bir el uzand, bir ipi hzla ekti. Perdeler indi. Sonra bir ift el onu koltuk altlanndan yakalayp havaya kaldrd. Meryem tekmeler savurdu. Cebindeki akl talan frlad, saa sola sald. Arabaya gtrlp arka koltuun souk derisine braklncaya kadar tekme atmay, alamay srdrd. **

37 ofr arabay kullanrken alak sesle, avutucu szler syledi. Meryem onu duymad. Sarslp durduu arka koltukta, yol boyunca alad. Ac, fke, hsran yalaryd bunlar. Ama temelinde derin, ok derin bir utan yatyordu; Celil'e inanmakla ne byk aptallk ettiini, giyecei kyafeti, uyumsuz hicap\ nasl dert ettiini, buralara kadar yrdn, kapdan ayrlmamakta direndiini, bir sokak kpei gibi kaldrmda sabahladn dndke artan bir utan. Annesinin yaral grntsne, alamaktan imi gzlerine bo verdii iin de utanyordu. Onu uyaran, batan beri hakl olan Na-na'y hie sayd iin. Erkein, o st kat penceresindeki yz, hi aklndan kmyordu. Meryem'in sokakta uyumasna gz yummutu. Sokakta. Meryem uzand arka koltukta alad. Dorulup oturmak, grlmek istemiyordu. Bu sabah, kendini nasl kk drdnden btn Herat haberdard sanki. Molla Feyzullah'n u an yannda olmasn, kendini onun kucana, gnl alc szlerine brakabilmeyi yle ok isterdi ki. Bir sre sonra yol tmsekli, engebeli bir hal ald, arabann burnu havaya kalkt. Herat'la Gl Daman arasndaki yokuu trmanmaktaydlar. Meryem, imdi Nana'ya ne diyeceini dnyordu. Nasl zr dileyecekti? Onun yzne nasl bakacakt? Araba durdu, ofr onun inmesine yardm etti. "Seni geireyim," dedi. Meryem onun ne dmesine izin verdi; adam karya geti, patikay trmanmaya balad. Yolun kenarnda hanmeli bekleri boy atmt; tyl itboanlar da. Arlar yer yer parlayan kr ieklerinin stnde vzldayp duruyordu. Adam onun elini tuttu, rma gemesine yardm etti. Sonra brakt; Herat'n nl yz yirmi gnlk rzgnnn yaknda balayacan syledi; len balayp gnbatmna kadar durmak38 szn eseceini, tatarcklarn tam bir beslenme cinnetine gireceini... sonra birden, kzn tam nnde, znk diye duruver-di; yan dnd, eliyle onun gzlerini rtmeye, geldikleri yne gerisin geri itmeye alt: "Geri dn! Hayr. Sakn bakma. Dn arkan! Geri dn!" Ama yeterince hzl davranamamt. Meryem grd. Ani bir esinti, salkmsdn yere sarkan dallarn bir perdeymiesine aralaynca, Meryem de aacn altndaki eyi bir anl na grebildi: yere devrilmi, yksek srtl iskemle. Yksekteki dallarn birinden sarkan ip. Ucunda sallanan Nana. 39 Nana'y Gl Daman mezarlnn bir kesine gmdler. Molla Feyzullah mezarn banda dua okur, erkekler Na-na'nm kefenli bedenini ukura indirirken, Meryem kadnlarn arasnda, Bibi cofaun yannda durdu. Daha sonra Celil onunla birlikte kulbe'ye geldi, onlara elik eden kyllere, taziyecilere abartl bir Meryem'e kol kanat germe gsterisi sundu. Kzn birka para eyasn toplayp bir bavula kyd. Uzand yatan kenarna iliti, yzn yelpazeledi. Alnn okad, yaslara, kederlere batm bir yzle, bir eye ihtiyac olup olmadn sordu; herhangi bir fey? diye tekrarlad, iki kez. "Molla Feyzullah' istiyorum," dedi Meryem. 40 "Elbette. Kendisi darda. Gidip araym." Molla Feyzullah', o bkk belli karaltsn kulbemin kapsnda grnce, o gn ilk kez alad Meryem. "Ah, Meryem co." Gelip kzn yanna oturdu, yzn ellerinin arasna ald. "Durma, ala yavrum. Doyasya ala. Utanlacak bir ey yok bunda. Ama kzm, Kuran'n dediklerini de hi unutma: 'Ne mutlu ki ona, Yaradann ahretine gene; her eye gc yeten, lm ve yaam yaratan, seni onlarla snayan Rabbin yanna.' Kuran gerei syler, kzm. Bize reva grd her imtihann, her zntnn gerisinde, mutlaka bir nedeni vardr Tanr'nn." Ama Meryem Tanr'nn szleriyle avunacak halde deildi. O gn deil. O srada deil. Duyabildii tek ey, Nana'nn, gidersen lrm, gidersen yaayamam, diyen sesiydi. Elinden tek gelense, gzyalarn Molla Feyzullah'n ellerinin benekli, kt inceliindeki derisine aktmakt. ehre dn yolunda Celil arka koltukta, Meryem'in yannda oturdu, elini onun omzuna att. "Benimle kalabilirsin, Meryem co" dedi. "Sana bir oda hazrlamalarn tembihledim bile. st katta. Oray seveceksin. Manzaral; baheye bakyor." Meryem ilk kez, onu Nana'nn kulaklaryla duyuyordu. Hep var olan, altlarda, gerilerde gizlenen yapmackh, kof, sahte gvenceleri ilk kez apak, olanca duruluuyla duyabiliyordu. Bir trl ban kaldrp onun yzne bakamad. Araba CeliPin evinin nnde durunca, ofr inip kaplarn at, Meryem'in bavulunu tad. Celil iki eliyle omuzlarndan kavrad kz ynlendirdi, iki gn nce Meryem'in onu bekledii, nndeki kaldrmda sabahlad ana kapdan ge41 irdi. iki gn nce... Meryem'in dnyadaki tek arzusunun, Celil'le birlikte bu baheye girmek olduu gnn stnden bir mr gemiti sanki. Hayatnn nasl bu kadar abuk, byle bir anda altst olabildiini

Meryem'in akl almyordu. Gzlerini yerden, patikann gri talarn ineyen ayaklarndan kaldrmad. Bahede birileri olduunun farkndayd; fi-sldaan, Celil'le ikisinin yaklatn grnce kenara ekilen birileri. st kattaki camlardan ona dikilmi olan gzlerin arln hissediyordu. Evin iinde de yere bakmay srdrd. Kestane rengi bir halnn zerinde yryorlard, srekli yinelenen, mavili-sanl, sekizgen bir deseni vard; gznn ucuyla, mermer heykel kaidelerini, vazolarn alt ksmlarn, duvarlardaki rengrenk hallarn pskllerini grebiliyordu. Celil'le birlikte trmanmaya koyulduklar merdiven de, her basamaa ivilenmi, benzer bir halyla kaplyd. Sahanlkta, Celil onu sola dndrd, uzun, hal kapl bir koridordan geirdi. Bir kapnn nnde durdu, kzn gemesi iin at. "Kz kardelerin Nilfer'le Atiye bazen burada oynarlar," dedi, "ama genellikle buray konuk odas olarak kullanyoruz. Bence burada rahat edeceksin. Gzel, deil mi?" Odadaki yatan zerinde, bal petei rgsyle, sk dokunmu, yeil bir rt vard. Aadaki bahenin grnmesi iin alm olan perdeler, rtyle birrnekti. Yatan baucunda ekmeceli bir komodin, zerinde de bir vazo. Duvarlardaki raflarda, Meryem'in tanmad birilerinin ereveli resimleri. Raflardan birinde, birbirinin tpatp ei, giderek klen tahta bebeklerden oluan bir koleksiyon vard; boy srasna gre dizilmilerdi. Celil onun baktn grnce, "Matruka bebekleri," dedi. "Moskova'dan almtm. stersen onlarla oynayabilirsin. Mahzuru yok." 42 Meryem yataa oturdu. "stediin bir ey var m?" diye sordu erkek. Meryem yataa uzand. Gzlerini kapad. Biraz sonra, onun kapy yavaa ektiini duydu. Koridorun sonundaki banyoyu kulland zamanlar hari, Meryem odasndan kmad. lk geldiinde kapy aan, dvmeli kz yemeini tepsiyle getiriyordu: kuzu kebap, sebze, af orbas. ou, olduu gibi kalyordu. Celil her gn birka kez uruyor, yataa oturuyor, nasl olduunu soruyordu. "Yemeini aada, bizimle birlikte yiyebilirsin," dedi, pek de inandrc olmayan bir sesle. Meryem odasnda, tek bana yemeyi tercih ettiini syleyince de hi ikilemedi. Meryem mr boyunca merak ettii, grmek iin yanp tututuu sahneyi, penceresinden kaytszca, duygusuzca seyrediyordu: Celil'in gnlk yaantsn, geli gidilerini. n kapdan girip kan, saa sola seirten hizmetkrlar. Sabahtan akama kadar allar krpan, budayan, seradaki iekleri sulayan bahvan. Kaldrmn kenarna yanaan uzun, parlak burunlu arabalar. lerinden papan'l, astragan kalpakl erkekler, hicap'h kadnlar, salar tertemiz taranm ocuklar iniyordu. Celil bu yabanclarla el skyordu; Meryem onun avcunu gsne bastrp bayla kadnlar selamlayn izlerken; Na-na'nn doru sylediini anlyordu. Buraya ait deildi o. yi ama, ben nereye aidim? imdi ne yapacam? Bu dnyada sahip olduun tek sey benim, Meryem; ben gittikten sonra hip kimsen kalmayacak. Hipbir eyin. Sen bir hipsinl Kulbenin evresindeki stleri yalayan rzgr gibi, tanmlanamaz bir kasvetin esintileri de Meryem'in iinden geip duruyordu. 43 'in evindeki ikinci gnnde, odasna kk bir kz geldi. "Bir ey alacam," dedi. Meryem yatakta dorulup oturdu, bada kurdu, rty kucana ekti. Kz aceleyle odann kar kesine seirtti, bir dolab at. Drt ke, gri bir kutu kard. "Bunun ne olduunu biliyor musun?" diye sordu. Kutunun kapan ao. "Buna gramofon deniyor. Gramofon. Plak alyor. Bilirsin, mzik. Bir gramofon." "Sen Nilfer'sin. Sekiz yandasn." Kk kz glmsedi. Ayn Celil'in glmseyii, ayn gamzeli ene. "Nerden anladn?" Meryem omuzlarn silkti. Bir zamanlar bir akl tana onun adn verdiini sylemedi. "Bir ark dinlemek ister misin?" Meryem yine omuz silkti. Nilfer gramofonun fiini prize soktu. Kapan altndaki cebi kartrd, bir plak kard. Yerletirdi, pikabn inesini indirdi. Mzik balad. Kt yerine gl yapraklar kullanacam, Ve sana dnyann en tatl mektubunu yazacam; Sen kalbimin sultansn, kalbimin sultansn. "Biliyor musun bu arky?" "Hayr." "Bir ran filminden. Babamn sinemasnda grmtm. Hey, sana bir ey gstereyim mi?" Meryem'in cevap vermesine kalmadan, Nilfer eildi, avularn, alnn yere dayad. Tabanlanyla yeri itti, bir rpda amuda kalkverdi. 44 "Yapabilir misin?" diye sordu, soluk solua. "Hayr."

Kz bacaklarn indirdi, bluzunu ekip dzeltti. "Sana retebilirim," dedi, kzarm alnna dklen peremi iterek. "Burada ne kadar kalacaksn?" "Bilmiyorum." "Annem senin gerek kardeim olmadn sylyor, yani senin dediin gibi..." "Ben hibir zaman byle sylemedim," diye uydurdu Meryem. "Sylemisin. Ama umurumda deil. Demek istediim, sylemen ya da sylememen umurumda deil. Benim iin fark etmez." Meryem srtst uzand. "ok yoruldum." "Annem, bir cin yznden annenin kendini astn sylyor." "unu keser misin artk," dedi Meryem yatakta yan dnerken. "Mzii, yani." O gn, Bibi co onu grmeye geldi. Geldiinde, yamur yayordu. ri gvdesini yatan yanndaki iskemleye glkle, oflaya puflaya brakt. "u yamur, Meryem co, kemiklerimi mahvediyor. Kemiklerimin katili, inan. Keke... Ah, hadi ama, evladm. Gel bakaym Bibi cofaa. Alama. Geti, bak. Seni zavall ocuk. it. Zavallm benim." O gece Meryem uzunca bir sre uyuyamad. Yatt yerde gkyzne bakt, aadan gelen tkrtlar, duvarlarn boduu sesleri, konumalar, cam dven saana dinledi. Tam dalp gitmiti ki, haykrlarla yerinden srad. Alt kattan geliyordu; tiz, fkeli barlar. Szckleri seemiyordu. Biri bir kapy arparak kapad. 45 Ertesi sabah, Molla Feyzullah kageldi. Meryem dostunu, ak sakaln ve o sevimli, disiz tebessmn kapda grd an, gzlerinin yandn, bir kez daha yalarla dolduunu hissetti. Ayaklarn yatan kenarndan sarktt, kapya kotu. Her zamanki gibi hocasnn elini pt, o da kzn alnn. Konuuna bir iskemle ekti. Molla Feyzullah yannda getirdii Kuran' kard. "Dzenimizi bozmamza gerek yok, deil mi?" "Artk derse ihtiyacm olmadn biliyorsunuz, Molla sahip. Bana Kuran'daki btn sureleri, ayetleri yllar nce rettiniz zaten." Adam glmsedi, ellerini teslim olur gibi kaldrd. "Tamam, itiraf ediyorum. Foyam meydana kt. Ama seni ziyarete gelmek iin, bundan ok daha kt bahaneler bulabilirdim." "Bahaneye ihtiyacnz yok ki. Sizin yok." "Kibarlk ediyorsun, Meryem co." Kuran' kza uzatt. O da, onun rettii gibi, kez pp bana gtrd, sonra geri verdi. "Naslsn, kzm?" "Hi aklmdan..." diye balad Meryem. Sonra, kocaman bir tan boazn tkadn hissedince, susmak zorunda kald. "ekip gitmemden nce bana syledikleri hi aklmdan' kmyor. Dedi ki..." "Ney, ney, ney." Molla Feyzullah elini onun dizine dayad. "Annen, Allah onu affetsin, dertli, mutsuz bir kadnd, Meryem. Kendine korkun bir ey yap. Kendine, sana, ayn zamanda da Allah'a. O balayacaktr, nk her eyi balar, ama yine de, annenin yapt ey Allah'n gcne gitti. Cana kymay, ister kendinin isterse bakasnn cann almay, kesinlikle tasvip etmez. Hayatn kutsal olduunu syler. Biliyor musun..." skemlesini biraz daha yaklatrd, kzn ellerini 46 avularnn arasna ald. "Anneni, sen domadan nce tanrr dim, ocukluunu bilirim; inan bana, o zaman da mutsuzdu. Korkanm, yapo eyin tohumlan yllar nce atlmt. Demek istediim, bu senin suun deil. Senin suun deil, kzm." "Onu brakmamalydm. Yannda kalmalydm..." "Kes unu. Bunlar zararl dnceler, Meryem co. Beni duydun mu, evladm? Zararl. Seni yiyip bitirirler. Hata sende deildi. Senin suun deildi. Hayr!" Meryem ban sallad, ama btn yreiyle, deliler gibi istese de, adama inanmay baaramyordu. x Bir hafta sonra, bir akamst kapsna vuruldu, ieriye uzun boylu bir kadn girdi. Ak tenliydi; kzl salar, uzun parmaklan vard. "Ben Efsun," dedi. "Nilfer'in annesi. Ykanp aaya gelsene, Meryem." Meryem odasnda kalmay yelediini syledi. "Yo, ne fehmidi - anlamyorsun. Aaya inmen gerekiyor. Seninle konuacamz bir ey var. nemli." 47 Karsna dizildiler. Celil'le karlar; uzun, koyu kahverengi masada. Aralarnda, masann ortasnda taze kadife i-ekleriyle dolu, kristal bir vazoyla buulanm bir su srahisi duruyordu. Nilfer'in annesi olduunu syleyen kzl sal kadn, Efsun, Celil'in sanda oturuyordu. Dier ikisi, Hatice'yle Nergis ise solunda. Kadnlarn hepsinde hafif, siyah earplar vard, balarna balamam, son anda akllarna gelmi gibi, boyunlarna geveke dolamlard. Na-na'nn hatrna siyahlara brneceklerine hi ihtimal vermeyen

Meryem, bu fikri ilerinden birinin ya da Celil'in, onu aaya armalarndan hemen nce ortaya attn tahmin etti 48 Efsun bir bardaa srahiden su doldurdu, Meryem'in nne, kareli, kuma bir aldn zerine koydu. "Bahardayz ama hava imdiden snd bile," dedi. Eliyle yelpazelenir gibi yap. "Rahat edebildin mi?" diye sordu Nergis; kk bir enesi, siyah, kvrck salar vard. "nallah rahatn yerindedir. Bana gelen... byk bir felaket. Korkun." Dier ikisi balaryla onayladlar. Meryem onlann alnm kalarn, clz, ltufkr tebessmlerini szd. Kafasnn iinde sinir bozucu, tatsz bir vzlt vard. Boaz yanyordu. Biraz su iti. Celil'in arkasndaki geni pencereden, iee durmu elma aalarn grebiliyordu. Pencerenin yanndaki duvara koyu renk, ahap bir dolap dayalyd. inde bir saat, bir de ereveli fotoraf vard: ellerinde tuttuu bal havaya kaldrm olan Celil ve kk olu. Gnete baln pullan parlyor. Celil'le oullan geni geni glmsyor. "Evet," diye balad Efsun. "Ben... yani biz seni ardk, nk sana vermek istediimiz ok gzel bir haber var." Meryem ban kaldnp bakt. Kadnlarn, iskemlesinde geveke oturan, grmeyen gzlerle masadaki srahiye bakan CeliPi iaret ederek, kendi ara-lannda, abucak baktklann fark etti. Gzlerini Meryem'e diken, dierlerinden daha byk gsteren Hatice oldu; bu grevi kimin stlenecei nceden tartlp karara balanmt belli ki. "Bir talibin var," dedi Hatice. Meryem'in midesi kaslverdi. "Neyim?" dedi, anszn uyuan dudaklannn arasndan. "Bir khastegar. Talip. Ksmet. Ad Rait." Hatice aklamay srdrd. "Babann bir i ahbabnn arkada. Kendisi Petun, aslen Kandeharh ama Kabil'de yayor; Deh-Mazang semtinde, iki katl bir evi var." 49 Efsun sylenenleri bayla dorulamaktayd. "Senin, bizim gibi Farsa konuuyor. Dolaysyla Petun dilini renmek zorunda kalmayacaksn." Meryem'in gs giderek daha ok skyordu. Oda fini fini dnmeye, ayann altndaki zemin kaymaya balamt. "Ayakkabc," diye araya girdi Hatice. "Ama yle sradan bir sokak mupfsi deil. Hayr. Kendi dkkn var, Kabil'in en beenilen ayakkab ustalarndan biri. Diplomadara, cumhurbakannn ailesine ayakkab yapyor st snfa, yani. Ksacas, sana iyi bakacak, rahat ettirecektir." Meryem gzlerini Celil'e dikti; yrei gsnde taklalar atyordu. "Doru mu bu? Syledikleri doru mu?" Fakat Celil ona bakamyordu. Altdudanm kesini diliyor, srahiye bakyordu. "Evet, senden azck yal," diye akd Efsun. "Ama ta atlasn... krknda. Hadi bilemedin, krk be. yle deil mi, Nergis?" "Evet. Ama ondan yirmi ya byk adamlara verilen dokuz yanda kzlar grdm, Meryem. Hepimiz grdk. Sen kasn imdi? On be mi? Eh, bir kz iin gayet uygun, ideal evlilik ya." Bu szler hevesli, cokulu ba sallamalarla onayland. Onunla akran olan vey kardeleri Saide ile Nahit'ten hi sz edilmedii, Meryem'in dikkatinden kamama; her ikisi de Herat'taki Mehri Okul'da renciydi ve Kabil ni-versitesi'ne girmeyi tasarlyorlard. On be, onlar iin uygun, ideal bir evlilik ya deildi anlalan. "Dahas," diye srdrd Nergis szn, "o da sevdiklerini kaybetmenin acsn yaam. Duyduumuza gre, kans on yl nce doum yaparken lm. Sonra, yl nce de olu glde boulmu." "ok zc, gerekten. Son birka yldr kendine bir e aryormu, fakat uygun birini bulamam." 50 "istemiyorum," dedi Meryem. Gzleri hl CeliPdeydi. "Evlenmek istemiyorum. Beni zorlamayn." Sesindeki alamakl, yalvaran tndan nefret ediyor ama engel olamyordu. "Aa, Meryem, mantkl ol ama," dedi, kadnlardan biri. Meryem neyi kimin sylediini izleyemez olmutu artk. Gzlerini Celil'e mhlam, konumasn, btn bunlann yalan olduunu sylemesini bekliyordu. "mrn burada geiremezsin ki." "Kendi ailen olmasn istemez misin?" "Evet ya. Bir yuva kurmak, kendi ocuklann dourmak?" "Hayatna devam etmelisin." "Tamam, bural biriyle, bir Tacik'le evlenmen ok daha iyi olurdu, ama Rait varlkl bir adam, kalkm sana talip olmu. Bir evi, bir ii var. nemli olan da bu zaten, yle deil mi? Hem Kabil ok gzel, capcanl bir ehir. Karna bu kadar iyi ksmet bir daha kmayabilir." Meryem gzlerini Celil'in karlanna evirdi. "Molla Feyzullah'n yannda yaayabilirim," dedi. "Beni evine alr o. Alacan biliyorum."

"Bu hi yakk almaz," dedi Hatice. "yle yal ki, hem ok..." Doru szc arand; Meryem onun aslnda ne demek istediini ok iyi biliyordu: ok yakn. Onlann ne yapmaya altn anlamt. Bu kadar iyi bir frsat bir daha bulamayabilirsin, Onlar da bulamazd. Kzn doumuyla kk dm, rezil olmulard ve imdi karlarna kzdan btnyle kurtulma, kocalanmn yapt yz kzartc hatann son izini de silme ans kmt. Meryem uzaklara gnderiliyordu, nk duyduklan utancn ete kemie brnm haliydi o; yryen, soluk alp veren bir ayp. "ok yal ve gsz," diye tamamlad Hatice sonunda. "O ldkten sonra ne yapacaksn? Ailesinin bana dert olur51 Tpk u an bize olduun gibi. Meryem sylenmemi szcklerin, Hatice'nin dudaklarndan dkln grebiliyordu neredeyse; souk bir gnde azdan kan buhar gibi. Kabil'i dnd; Herat'n alo yz elli kilometre dousunda olduunu CeliPden rendii o byk, yabanc, kalabalk kenti. Alt yz elli kilometre. Bugne kadar kulbemden en ok uzaklat mesafe, buraya, CeliPin evine yapt iki kilometrelik yryt. Kabil'deki halini gznn nne getirmeye alt; bu tahayyl edilemez mesafenin teki ucunda, bir yabancnn evinde, onun keyfine, dayatt taleplere gre yaarken. Rait adndaki bu adam iin temizlik yapacak, yemek piirecek, amar ykayacakt. Baka grevleri de olacakt tabii - kocalarn kanlarna ne yaptn Nana anlatmt. te, onu dehete dren, ter iinde brakan da, zellikle iin bu mahrem yan, gznde ac verici, sapkn eylemler olarak canlandrd ksmyd. Yeniden Celil'e dnd. "Syle onlara. Buna izin vermeyeceini syle." "in asl, baban Rait'e cevabn verdi bile," diye atld Efsun. "Rait burada, Herat'ta; ta Kabil'den kalkp geldi: Nikh yarn sabah kylacak; len Kabil'e kalkan bir otobs var." "Sylesene!" diye haykrd Meryem. Bunun zerine kadnlar sustular. Meryem onlarn da erkei gzlediini sezdi. Bekliyorlard. Odaya derin bir sessizlik kt. Celil yznde ezik, aresiz bir anlam, parmandaki alyans evirip duruyordu. Dolabn iindeki saatin tik taklan hi kesilmiyordu. Sonunda, kadnlardan biri dayanamad: "Celil coT Celil gzlerini ar ar kaldrd, Meryem'inkilere dikti; bir an sonra yeniden indirdi. Azn aa, ama yalnzca tek, acl bir inilti kt. "Bir ey syle," dedi Meryem. 52 O zaman Celil bouk, lgn bir sesle konutu. "Allah kahretsin, Meryem; bana bunu yapma," dedi, bir eyler yaplan kii kendisiymi gibi. Ayn anda Meryem, salondaki gerginliin dalverdiini hissetti. Celil'in karlan yeni -ve ok daha ateli- bir ikna turuna balarken, Meryem gzlerini masadan ayrmad. Baklar masann kaygan, cilal ayaklarnda, kelerdeki ylankavi kvamlarda, bir ayna kadar yanstc, koyu kahve yzeyinde gezindi. Soluunu her brakmda, yzeyin buulandn, kendi yznn babasnn masasndan silinip gittiini aynmsad. Efsun ona yukanya, odasna kadar elik etti. Sonra, kadn kapy ekince, Meryem kilitte dnen anahtann akrtsn duydu. 53 8 Sabah, Meryem'e beyaz, pamuklu pantolonun zerine giymesi iin uzun kollu, koyu yeil bir elbise verdiler. Efsun yeil bir hicapfa, ayn renk sandaletler getirdi. Yine uzun, kahverengi masal odaya gtrld, ama bu kez masann ortasnda badem ekeriyle dolu bir kse, bir Kuran, yeil bir duvak, bir de ayna duruyordu. Meryem'in daha nce hi grmedii (ve nikh ahitleri olduunu tahmin ettii) iki erkekle, tanmad bir molla masadaki yerlerini oktan almlard. Celil oturmas iin bir iskemle ekti. Ak kahverengi bir takm elbise giymi, krmz kravat takmt, Salar ykanmt. skemleyi ekerken, cesaret verircesine glmsemeye al54 ti. Hatice'yle Efsun bugn masann bu tarafnda, Meryem'in yanndaydlar. Molla duva gsterdi, Nergis de yerine oturmadan nce alp Meryem'in bana yerletirdi. Meryem gzlerini nne, ellerine dikti. "eriye arabilirsiniz artk," dedi Celil birine. Meryem onu grmeden nce kokusunu ald. Sigara kokusu, bir de ar, baygn bir ora losyonu; Celil'inki gibi hafif deil. Rayihas duvan kenarndan girip Meryem'in burun deliklerine doldu. Duvan gerisinden, gznn ucuyla, ban emi kapdan gemekte olan, uzun boylu bir erkek grd; koca gbekli, geni omuzluydu. Adamn iri cssesi, soluunu keser gibi oldu; yrei deli gibi atmaya balad, abucak gzlerini indiriverdi. Adam ksack bir an kapnn eiinde oyaland. Sonra, yava ama gl, gmbr gmbr admlarla oday geti. Admlan, masadaki eker ksesini ngrdat-. Bouk bir hrltyla, kendini Meryem'in yanndaki iskemleye brakt. Sesli sesli soluk alp veriyordu.

Molla onlar selamlad. Bunun geleneksel bir nikh olmayacan syledi. "Anladm kadaryla Rait Aa'nn, yaknda hareket edecek olan Kabil otobsne bileti varm. Dolaysyla, vakit darl nedeniyle, baz ananevi usulleri adayacak, treni hzlandracaz." Bir-iki dua okudu, evliliin nemi hakknda birka kelime etti. CeliPe, bu birlemeye bir itiraz olup olmadn sordu, Celil ban yok anlamnda sallad. Molla, Rait'e dnd, Meryem'le nikhlarunay gerekten isteyip istemediini sordu. Rait, "Evet," dedi. Sert, gcrtl sesi Meryem'e kuru gz yapraklarnn ezilirken kard sesi anmsatmt. "Peki sen, Meryem can, bu erkei kocala kabul ediyor musun?" 55 Meryem sesini karmad. Genizler temizlendi. "Ediyor," dedi, masann ucundan bir kadn sesi. "Aslnda," dedi molla, "soruyu kendisi yandamah. Yantlamadan nce de, benim kez sormam beklemeli. nk teklifte bulunan kii, erkek; kz deil." Soruyu iki kere daha yineledi. Meryem'den yant gelmeyince, bir daha sordu; bu kez biraz daha bastrarak. Meryem yannda oturan CeliPin kprdandn, masann altndaki bacaklarn st ste atp sonra yine indirdiini hissedebiliyordu. Birileri yine genzini temizledi. Kk, beyaz bir el uzand, masadaki bir toz zerresine bir fiske vurdu. "Meryem," diye fsldad Celil. "Evet," dedi kz, titrek bir sesle. Duvan altna bir ayna uzatld. Meryem aynada nce kendi yzn grd; kavissiz, biimsiz kalarn, dz salarn, neesiz, yeil gzlerini; gzleri birbirine yle yaknd ki, insan onu a sanabilirdi. Cildi kalnd, donuk, lekeli grnyordu. Alnn ok geni, enesini ok dar, dudaklarn ok ince buldu. Genel olarak, uzun bir yz izlenimi brakyordu; gen bir surat, biraz tazms. te yandan, tuhaft ama, btn bu silik, albenisiz paralarn bir araya gelince gzel olmasa da, gz hi mi hi rahatsz etmeyen bir ehre oluturduunu grebiliyordu. Aynada, Rait'in yzn de ilk kez grd: iri, keli, salkl ve pembe yz; kanca burnu; mahcup bir sevinci davu-ran, kzarm yanaldan; sulu, kanl gzleri; ndeki ikisi, sivri tepeli bir at gibi st ste binmi olan, skk dileri; gr kalarn neredeyse iki parmak stnden balayan, inanlmayacak kadar alak sa izgisini; sk, sert, kr dm salar. Gzleri aynada bir anlna bulutu, sonra abucak svt. Bu kocamn yz, diye dnd Meyem. 56 Rait'in ceket cebinden kard ince, altn halkalar birbirlerinin parmaklarna taktlar. Erkein trnaklan sarms kahveydi, ryen bir elmann ii gibi; bazlannn ular uzam, kvnlmt. Kz alyans onun parmana geirirken, elleri titredi, Rait yardm etmek zorunda kald. Kendi alyansysa azck dard, ama Rait eklemlerden serte iterek yz geirdi. "te," dedi. "ok gzel bir yzk," diye atld, Celil'in elerinden biri. "Harika, Meryem." "Geriye bir tek, nikh akdinin imzalanmas kald," dedi molla. Meryem adn yazd - mim, ra, ya, sonra yine mim - btn gzlerin eline dikildiinin farkndayd. Meryem'in imzalayaca bir sonraki belgeye, yirmi yedi yl sonra, yine bir din adam tanklk edecekti. "Artk kan kocasnz," dedi molla. "-Tebrik ederim." Rait, rengrenk boyanm otobste bekledi. Meryem aadan, durduu yerden onu deil, sigarasnn ak camdan d-anya szlen dumann grebiliyordu - CeiiPle birlikte, arka tamponun yaknndaydlar. evrelerinde insanlar tokalayor, vedalayordu. Kuranlar plyor, elden ele geiriliyordu. iklet, sigara tepsilerinin gerisinde yzleri grnmeyen olan ocuklan, yolcularn arasnda yalnayak koturuyordu. Celil habire Kabil'in ne olaanst bir ehir olduunu anlatmaktayd; Mool imparatoru Babr bile oraya gmlmeyi vasiyet etmiti. Meryem onun aynlk vaktine kadar byle konuup duracan, Kabil'in bahelerini, dkknlann, aala-nn, havasn veceini biliyordu; sonra bir bakacakt kendisi otobste, CeliPse aada, ona neeyle el sallamakta: yarasz beresiz, sapasalam. 57 Meryem buna izin veremezdi. "Sana tapardm," dedi. Celil lafinn ortasnda duru verdi. Kollarn gsnde kavuturdu, sonra zd. Gen bir Hindu ift, kuca bebekli bir kadnla, bir bavulu srkleyen erkek, aralarndan geti. Bu mdahale CeliPin ok iine gelmi gibiydi. ift zr diledi, o da kibarca glmsedi. "Perembeleri saaderce oturup beklerdim seni. Gelmeyeceksin diye lesiye kayglanrdm." "Yolunuz uzun. Bir eyler yemelisin." Sonra, ekmekle kei peyniri alaym m, diye sordu. "Srekli seni dnrdm. Yz yana kadar yaaman iin dua ederdim. Bilmiyordum. Benden utandn bilmiyordum ki." Celil bam edi, vaktinden nce gelimi bir olan ocuu gibi, ayakkabsnn burnuyla topra eeledi.

"Benden utanyordun." "Seni grmeye geleceim," diye mrldand Celil. "Kabil'e gelip seni ziyaret edeceim. Birlikte..." "Hayr. Hayr," dedi kz. "Gelme. Seni grmek istemiyorum. Sakn gelme. Senden haber almak istemiyorum. Asla. Asla.n Celil ona yaral gzlerle bakt. "Seninle ben burada ayrlyoruz," dedi Meryem, "iimiz burada bitiyor. Hoa kal." "Byle gitme," dedi erkek clz bir sesle. "Bana Molla Feyzullah'la vedalaacak zaman bile tanmadn; bu efendilii bile gsteremedin." Dnd, otobsn yan tarafna doru ilerledi. CeliPin peinden geldiini duyabiliyordu. Hidrolik kaplara varnca, hemen arkasndan gelen sesi duydu. "Meryem co." 58 Basamaklar kt, gznn ucuyla Celil'in onunla ayn hizadan yrdn grebiliyor olsa da, camdan danya hi bakmad. Koridorda arkaya, Rait'in bavulu bacaklarnn arasna alm, oturduu koltua doru ilerledi. Avularn cama bastran, parmak boumlanyla vuran, vuran Celil'e bir kez bile dnp bakmad. Otobs hareket edince, yanlan sra koturan adama bakmad. Otobs hzland zaman da, geriye dnp giderek klen, sonra egzoz dumannn, tozun arasnda gzden yiten adama bakmad. Cam kenannda oturan Rait iri, etli elini onunkinin zerine koydu. "Hadi ama, kzm. Hadi bakalm. Hadi," dedi. Bunu sylerken gzlerini ksm camdan danya bakyordu; gzne ok daha ilgin bir ey arpm gibi. 59 Rait'in evine ertesi gn, akama doru vardlar. "Deh-Mazang'dayz," dedi adam. Darda, kaldrmda duruyorlard. Bir elinde kzn valizi vard, tekiyle tahta sokak kapsn amaktayd. "Kentin gneybat kesimi. Hayvanat bahesi yaknda, niversite de yle." Meryem ban sallad. Daha imdiden renmiti: onu gayet iyi anlasa ,da, konuurken dikkat kesilmeliydi. Adamn Farsasndaki Kabil aksanna alk deildi; Kandehar doumlu olduu, iin, alttan alta hissedilen Petun vurgusuna da. Adamnsa kzn Herat Farsasyla herhangi bir sorun yaamad belliydi. Meryem, Rait'in evinin bulunduu dar, asfldanmam soka abucak inceledi. Yolun iki yanna sralanan evler dip 60 dibeydi, tek bir duvarla birbirlerinden ayrlyorlard; nlerindeki kk, duvarl baheler sokakla aralarnda tampon grevi gryordu. Evlerin ou dz damlyd ve pimi tuladan yaplmt, kimisi de, kenti eviren dalarla ayn, pas rengindeki topraktan. Her iki yanda da, kaldrmn kenarn izleyen hendekte, amurlu bir su akyordu. Meryem sokan orasna burasna, kk tepecikler halinde ylm p torbalan grd. Rait'in evi iki katlyd. Renginin bir zamanlar mavi olduu anlalyordu. Rait n kapy anca, Meryem kendini kk, bakmsz bir bahede buldu; gbela boy atmaya alan san odar, clz bekler. Sada, yan avluda bir apteshane, solda da tulum-bal bir kuyuyla bir sra can ekien fidan. Kuyunun yaknnda bir alet-edevat kulbesi, duvara dayal bir bisiklet. "Baban balk tutmaktan holandn syledi," dedi Rait, baheyi geip eve doru giderlerken. Arka bahe yoktu. "Kuzeyde vadiler var. Ve ii balk kaynayan rmaklar. Belki bir gn gideriz." Sokak kapsn a, kza yol verdi. Rait'in evi CeliPinkinden epeyce kkt, ama Nana'yla Meryem'in kulbe'sine kyasla bir malikneydi. Alt katta bir hol, bir oturma odas, bir de mutfak yer alyordu; kz mutfaa gtrp tencereleri, tavalar, ddkl tencereyi, gazya-yla alan itop\ gsterdi. Oturma odasnda fitik yeili, deri bir kanepe vard. Yan tarafi yrtlm, beceriksizce dikilmiti. Duvarlar plakt. Bir masa, iki bambu koltuk, iki katlanr iskemle, bir kede de siyah, dkme demir soba. Meryem salonun ortasnda durdu, etrafna baknd. Kulbemde, parmak ularna kalktnda tavana deebiliyordu. Deinde yatar, pencereden giren gn nn asna bakarak, saati kestirebilirdi. Kapsn, menteeleri gcrdatmadan nereye kadar aabileceini bilirdi. Yerdeki otuz adet 61 parkedeki her bir kym, atla bilirdi. imdi bildii, tand her eyden kopmutu. Nana lmt, kendisiyse yabanc bir ehirde, alt yaamdan ok uzaklardayd; onunla arasnda vadiler, zirvesi karl sradalar, koskoca ller uzanyordu. Farkl odalar, her tarafna sinmi sigara kokusu, yabanc eyalarla dolu yabanc dolaplar, kaln, koyu yeil perdeleri ve asla dokunamayaca tavanyla, bir yabancnn evindeydi. Boluu, Meryem'i bouyordu. Nana'ya, Molla Fey-zullah'a, eski yaamna duyduu zlemin sanclan yreini dalyordu. Sonra, alamaya balad. "Bu da nereden kt imdi?" dedi Rait, ters ters. Pantolonunun cebinden kard mendili kzn avucuna sokuturdu. Bir sigara yakt, srtn duvara yaslad. Mendili gzlerine bastran Meryem'i seyretti. "Bitti mi?"

Meryem ban evet anlamnda sallad. "Emin misin?" "Evet." Kz dirseinden tuttu, oturma odasnn penceresine gtrd. "Bu pencere kuzeye bakar," dedi, iaretparmann kvnk trnayla cama vurarak. "Tam karmzda Asmai Dalan var - gryor musun? Soldakiyse Ali Abad Da. niversite onun eteinde. ir Derveze Da arkamza, douya dyor; buradan gremezsin tabii. Her gn, lenleri oradan bir pare top atarlar. Kes artk alamay. Ciddiyim." Meryem gzlerini kurulad. "En katlanamadn eydir," dedi adam, kalann atarak. "Alayan bir kadnn sesi. Kusura bakma. Kesinlikle tahamml edemem." "Eve gitmek istiyorum," dedi Meryem. 62 Rait sabn tamasna i geirdi. Salverdii dumanl soluu Meryem'in yzne arpt. "Buna alnmayacam. Bu seferlik." Sonra yine dirseini tuttu, kz st kata kard. Yukanda dar, lo bir koridorla iki yatak odas vard. Daha byk olan odann kaps aralkt. Meryem aralktan, bu odann da evin kalan gibi ok az eyayla denmi olduunu grd: kede bir yatak, zerinde kahverengi battaniyeyle tek bir yastk, bir dolap, bir de komodin. Kk ayna saylmazsa, duvarlar plakt. Rait kapy ekti. "Bu benim odam." Meryem konuk odasnda kalacakta. "Kusura bakmazsn umarm. Yalnz uyumaya altm da." Meryem, en azndan bu konuda ne kadar rahatladn sylemedi. Kalaca oda, Celil'in evindeki odasndan bir hayli kkt. inde bir yatak, eski, grimsi kahverengi bir ifoniyer, kk bir dolap vard. Penceresi baheye bakyor, soka da gryordu. Rait onun valizini bir keye brakt. Meryem yataa oturdu. "Fark etmedin," dedi adam. Kapnn eiinde duruyordu, ban arpmamak iin hafif eilmiti. "Pervaza bak. Ne cins olduunu biliyor musun? Herat'a gitmeden nce koymutum." Meryem pencere kntsndaki sepeti ancak o zaman ay-nmsad. Yanlanndan beyaz smbl teberler tayordu. "Beendin mi? Houna gitti mi?" "Evet." "yleyse teekkr edebilirsin." "Teekkr ederim. zr dilerim. Tefekkr" "Titriyorsun. Yoksa seni korkutuyor muyum? Benden korkuyor musun?" 63 Meryem ona bakmyordu, ama bu sorularda hafif haylaz bir akaclk sezdi; bir tr ineleme gibi. Ban hemen hayr anlamnda sallad ve evliliklerinin ilk yalann sylemi oldu. "Hayr m? Gzel. Senin adna sevindim. Eh, senin yuvan buras artk. Bak gr, buray seveceksin. Elektriimizin olduunu sylemi miydim? ou gnler ve her gece." kmaya hazrland. Kapda durdu, sigarasndan derin bir nefes ekti, dumana kar gzlerini ks. Meryem onun bir ey syleyeceini sand. Ama sylemedi. Kapy arkasndan kapad, kz valizi ve iekleriyle yalnz brakt. 64 10 lk birka gn, Meryem odasndan neredeyse hi kmad. Her' sabah, uzaktan uzaa yanklanan ezan sesiyle kalkyor, namaz\m kldktan sonra yeniden yataa szlyordu. Ra-it'in banyoya girdiini, ykandn duyduunda, adam dkkana gitmeden nce gelip ona bir gz attnda, o hl yatakta oluyordu. Sonra camdan, baheye kan erkei seyrediyordu; sefertasn bisikletin arkasndaki sepete yerletiriini, bisikleti iterek baheyi geiini, sokaa kn. Pedallara aslp uzaklaan, geni omuzlu karalt sokan sonundaki keyi dnp gzden kaybolana kadar bakyordu. ou gnler yataktan hi kmyor, kendini yapayalnz, terk edilmi hissediyordu; akntya kaplm srkleniyordu 65 sanki. Bazen aaya, mutfaa iner, parmaklarn yal, yap yap tezghta, yank yemek kokan, muamba, iekli perdelerde gezdirirdi. Yerine oturmayan, kapanmayan ekmecelere, uyumsuz kaklarla baklara, szgece, ucu kopmu rahta kaklara, yeni yaantsnn szde gerelerine bakyor, bakt her

ey, hayatn altst eden, kendini kksz, yersiz yurtsuz, bir bakasnn hayatna zorla dalm, davetsiz misafir gibi hissettiren o byk sarsnty anmsatyordu. Kulbeceyken normal, itahl bir kzd. Burada, karn nadiren ackyordu. Bazen, akamdan kalma pilav bir tabaa koyup bir para ekmekle oturma odasna gtryor, pencerenin nnde yiyordu. Camdan, sokaktaki tek katl evlerin damlarn grebiliyordu. Bahelerin iini de; amar asan, ocuklar kklayan kadnlar, topra eeleyen tavuklar, kovalan, bahvan bellerini, aalara balanm inekleri. Nana'yla birlikte kulbe'rim damnda geirdikleri, Gl Daman'n stnde parlayan mehtab seyrettikleri yaz geceleri burnunda ttyordu; hava yle scak olurdu ki, gecelikleri gslerine yaprd; cama yapan slak bir yaprak gibi. Kulbemde Molla Feyzullah'la kitap okuduklar k ikindilerini zlyordu; aalardan atya damlayan buz saaklarnn pr-tsn, karla ykl dallarda gaklayan kargalar. Bu yalnz saatlerde, evin iinde durmadan geziniyordu; mutfaktan oturma odasna, yukarya, kendi odasna, sonra yine aaya. Gezintiyi odasnda tamamlar, namaz'im. klp yataa otururdu; annesini aryor, sla zleminden midesinin bulandn hissediyordu. Ama Meryem'in asl panii, gne batya doru devrildii zaman balyordu. Geceyi, Rait'in kocalarn kanlarna yaptklar eyi yapmaya nihayet karar verebileceini dndke, dileri takrdyordu. Erkek alt katta, tek bana karnn doyururken, o sinirleri harap bir halde, yatanda yatyordu. 66 Rait her akam onun odasna urar, ban ieri uzatrd. "imdiden uyumu olamazsn. Saat daha yedi. Uyank msn? Cevap ver. Hadi, ama." Karanlkta Meryem'in sesini duyana kadar bastrrd. "Buradaym." melir, kapnn eiine otururdu. Kz yatandan onun iriyar siluetini, uzun bacaklarn, gaga burnundan kvnlarak kan duman, sigarasnn bir alevlenip bir donuklaan amber ucunu grebilirdi. Meryem'e gnn anlatrd. Dileri Bakan'nn yardmcs iin, zel olarak yapt mokasenleri - Rait'in dediine gre, adam ayakkablann sadece ondan alyordu. Polonyal bir diplomatla kansn dan gelen sandalet sipariini. nsanlann ayakkab konusundaki batl inanlanndan sz ederdi: yataa ayakkabyla girmenin aileye lm getireceine, nce sol teki giymeninse bir kavgaya neden olacana inananlar vard. "Cumalan dalgnlkla yaplmas hari," dedi. "Ayrca, bir iftin backlannn dmlenip duvara aslmasnn, uursuzluk getirdiini biliyor muydun?" Rait'in kendisi bunlarn hibirine inanmyordu elbette. Ona gre bu tr bo inanlar, daha ok kadnlara zg meguliyetlerdi. Sokaklarda kulana alnanlan da aktanrd; Amerikan Bakan Richard Nixon'm bir skandal yznden istifa etmek zorunda kald, trnden haberler. Ne Nixon'in adm ne de onu istifaya zorlayan rezaleti duymu olan Meryem, sesini karmadan dinlerdi. Endieyle Rait'in szn bitirmesini, sigarasn sndrp gitmesini beklerdi. Onun koridoru getiini, kapsnn alp kapandn duyduktan sonradr ki, midesini skan elik kelepe geverdi. Sonra, bir gece erkek sigarasn sndrd ve iyi geceler demek yerine, srtn kapnn pervazna dayad. 67 "unu hi amayacak msn?" dedi, bayla kzn bavulunu gstererek. Kollarn gsnde kavuturdu. "Biraz zamana ihtiyacn olacan tahmin ediyordum. Ama bu kadar samalk. Bir hafta oldu... Eh, ey, yarn sabahtan itibaren senden bir e gibi davranman bekliyorum. Fehmidi? Anlald m?" Meryem'in dileri zangrdamaya balad. "Cevap bekliyorum." "Evet." "Gzel," dedi adam. "Ne sanyordun yani? Burann otel olduunu mu? Ben de otel sahibiyim, yle mi? Eh, yleyse... Ah. Ah. La ilahe ilallah. Alama konusunda sana ne demitim ben? Meryem. Kadn zrlts konusunda ne sylemitim, ha?" Ertesi sabah, Rait ie gittikten sonra, Meryem bavulun-daki giysileri kard, ifoniyere yerletirdi. Kuyudan bir kova su ekti, bir bezle odasnn ve aadaki salonun camlarn sildi. Yerleri sprd, tavann kelerinden sarkan rmcek alarn temizledi. Btn pencereleri ap evi havalandrd. Bir tasa kse mercimek slad, bir bak bulup biraz havula birka patates dorad, onlar da suya brakt. Una baknd, dolaplarn birinde, bir dizi pis baharat kavanozunun arkasnda buldu, hamur yourdu; Nana'nn rettii gibi, dtan ie doru katlaya yuvarlaya. zerine un serpti, nemli bir beze sard, bana bir hicap geirip mahalle frnna yolland. Rait tandr'm yerini tarif etmiti, sokan aasnda, nce sola sonra hemen saa; ama Meryem'in yapmas gereken tek ey, ayn yne akan kadn ve ocuk kalabaln izlemek oldu. Annelerinin peinden koan ya da nden seirten ocuklarn srtndaki yamal gmlekler, gznden kamad. 68 pantolonlar ya ok bol ya da ok dard, sandaletlerinin tir-tiklenmi backlar ne arkaya uuuyordu. Ellerindeki deneklerle eski, atlm bisiklet lastiklerini itiyorlard.

Anneleri er-drder kiilik gruplar halinde yrmekteydi; kimileri burkanyd, kimileri deil. Meryem onlarn yksek, tiz seslerini, birbirine kansan kahkahalarn duyabiliyordu. Ba nde yrrken, kulana konumalar, neredeyse btnyle hasta ocuklann ya da tembel, nankr kocalann evresinde dnen gevezelikler alnyordu blk prk. Temekler kendi kendine piiyor sanki. Vallah billah, bir an durup dinlenmek yok! Bir de kalkm bana diyor ki, yemin ederim, hip utanmadan diyor ki... Bu bitmek bilmez sohbet, yaknmal ama ayn zamanda en bir tns olan sesler, havada daireler izerek uuup duruyordu. Hi kesilmedi; sokan sonuna kadar, keyi dndkten sonra, tandrdaki kuyrukta. Kumar oynayan kocalar. Annelerine an dkn olan, kanlanna tek rupiyi ok gren kocalar. Meryem bu kadar ok kadnn nasl olup da ayn bahtszla dtn, hepsinin de nasl bylesine berbat erkeklerle evlenebildiim merak etti. Yoksa bu, evli kadnlara zg, kendisinin bilmedii bir oyun, pirin slamak ya da hamur yourmak gibi, gndelik bir ritel miydi? Tandr1 m nndeki kuyrukta, yan gzle, aktrmadan ona baktklann hissetti, fislalan duydu. Elleri terlemeye balad. Onun bir harami olarak doduunu, babasna ve onun ailesine bir utan kayna olduunu biliyorlard sanki. Hepsi de annesine srt evirdiinden, kendini rezil ettiinden haberdard. Hicap\mn ucuyla dudann stndeki teri kurulad, sakinlemeye alta. Birka dakika, her ey yolunda gitti. 69 Sonra biri omzuna dokundu. Meryem arkasn dnnce, ak tenli, tombul, tpk kendisi gibi hicap\\ bir kadnla karlat. Ksa, siyah salar, gle, neredeyse kusursuz yuvarlaklkta, toparlak bir yz vard. Dudaklar Meryem'inkilerden daha dolgundu, altduda hafif sarkkt - dudak izgisinin hemen altndaki iri, kara ben tarafndan aaya ekilircesine. ri, yeilimsi gzleri Meryem'e cana yakn bir parltyla bakyordu. "Sen Rait can\n yeni karsn, deil mi?" dedi, geni geni glmseyerek. "Herat'tan gelen. Ne kadar gensin! Meryem can, deil mi? Benim adm Fariba. Ayn sokakta oturuyoruz, soldan beinci ev, yeil kapl olan. Bu, olum Nur." Yanndaki olann da tpk annesi gibi yuvarlak, mudu bir yz, dik, siyah salar vard. Sol kulann memesinde de bir tutam kara kl. Gzlerinde yaramaz, cin gibi bir parlt. Elini uzatt. "Selam, Hala can." "Nur on yanda. Bundan byk bir olum daha var, Ahmet." "O, on ," dedi Nur. "Hemen de bymek isterler." Fariba denen kadn gld. "Kocamn ad Hkim. Burada, Deh-Mazang'da retmen. Bir gn bana gelsene, bir fincan..." Sonra, bir anda, dier kadnlar ondan cesaret almasna Fariba'y itekleyip Meryem'in etrafna tler, korkutucu bir srade evresini kuattlar. "Rait can\n gen eisin demek..." "Kabil'i beendin mi?" "Ben Herat'a gittim. Orada bir kuzenim var." "nce kz m istiyorsun olan m?" "Ah, o minareler! O ne gzellik! Muhteem bir ehir!" "Erkek ocuk daha iyidir, Meryem can, onlar soyun devamdr..." 70 "Hadi canm! Olan evlenir gider. Kzlar her zaman kalr, yalandnda sana bakar." "Geleceini duymutuk." "En iyisi ikiz. Her birinden bir tane! Bylece herkesin gnl olur." Meryem geri geri ekildi. Havasz kalmt. Kulaklar uuldamaya balam, arpnts tutmutu; gzleri bir yzden tekine mekik dokuyordu. Bir adm daha ekildi, ama arak gidebilecei yer kalmamt - halkann tam ortasndayd. Gzne Fariba iliti; kzn rahatszln sezmi, yz aslmt. "Rahat brakn!" dedi kadnlara. "Yana ekilin, rahat brakn kz! Korkutuyorsunuz!" Meryem hamuru gsne bastrd, evresini kuatm olan kalabal yarmaya, aralarndan gemeye alt. "Nereye gidiyorsun, hem/ire?" Meryem kendini iyi kt akla atncaya kadar iteklemeyi srdrd, sonra sokan yukarsna doru kotu. Kavaa vardktan sonradr ki, yanl yne kotuunu aynmsad. Dnd, ba nde, teki tarafa doru komaya balad; bir ara tkezleyip dt, dizi syrld, kalkp yeniden komaya balad, kadnlarn yanndan hzla geti. "Neyin var senin?" "Dizin kanyor, hempreF Meryem bir keyi dnd, sonra bir bakasn. Doru soka bulmutu, ama anszn beyni boalmt, Rait'in evini anmsayamyordu. Soka bir utan tekine, telala kat etti; soluk solua, gzyalar boand boanacak, kaplan rasgele denemeye koyuldu. Bazlar kilidiydi, bazlar da hi tanmad bahelere, havlayan kpeklere, rken tavuklara ald. Gznn nnde, eve dnen ve onu hl yolunu ararken,

kanayan diziyle, kendi sokanda kaybolmu bir halde bulan Rait canland. Bunun zerine alamaya balad. Kaplan itiyor, 71 yalar yzn slatrken, panik halinde dualar mrldanyordu - ta ki bir kapy itip de karsnda apteshaneyi, kuyuyu, alet kulbesini buluncaya kadar. Kapy arkasndan arparak kapad, srgy ekti. Sonra duvarn dibine, ellerinin, dizlerinin zerine kt, rmeye balad. i bitince emekleyerek ilerledi, srtn duvara verip oturdu; bacaklar iki yana almt. Hayatnda kendini hi bu kadar yalnz hissetmemiti. O gece Rait eve geldiinde, elinde kahverengi bir kesekd vard. Temiz pencereleri, sprlm yerleri, yok olan rmcek alarn fark etmediini gren Meryem'in can skld. Ama oturma odasndaki temiz yer sofracndan, yemein oktan hazr olmasndan holand belliydi. uDaal yaptm," dedi Meryem. "Gzel. Alktan lyorum." Ellerini ykamas iin erkee oftava'dan su dkt. O havluyla kurulanrken de, nne bir kse duman tten daa?\a bir tabak, tane tane pimi pirin pilav koydu. Onun iin piirdii ilk yemekti; keke yaparken daha iyi durumda olsaydm, diye dnd. Yemei hazrlarken tandr'daki olayn sarsntsn stnden hl atamamt, onun iin de btn gn daaFm kvamn, rengini dert edip durdu; Rait zencefili fzla, zerdeal yetersiz bulursa, diye endielendi. Adam kan altn rengi daal'a daidrd. Meryem hafife salland. Ya umduunu bulamazsa, ya kzarsa? Taban honutsuzlukla iterse? "Dikkatli 61," dedi glkle. "Scak." Rait dudaklarn bzd, fledi, sonra ka azna gtrd. "yi olmu," dedi. "Azck tuzsuz, ama iyi. Hatta iyiden de te." 72 Rahat bir soluk alan Meryem karnn doyuran erkei seyretti. ini yle bir yalayp geen gurura en ok kendisi at. yi bir i karmt demek - hatta iyiden de te. Bu kk vgden ald haz gerekten artcyd. Gn boyunca yaad tatszlklarn acs azalr gibi oldu. "Yarn cuma," dedi Rait. "Sana etrafi gezdireyim mi, ne dersin?" "Kabil'i mi?" "Hayr, Kalkta'y." Meryem gzlerini krptrd. "aka yaptm. Tabii ki Kabil'i. Baka nereyi olacak?" Elini kesekdna soktu. "Ama nce, sylemem gereken bir ey var." Torbadan, gk mavisi bir burka kard. Kaldrnca bol pilili, metrelerce kuma, dizlerine dkld. Burkan katlad, kza bakt. "Mterilerim var, Meryem, karlarn da dkkana getiren, erkek mteriler. rtnmeyen, benimle dorudan konuan, hi ekinmeden gzmn iine bakan kadnlar bunlar. Makyaj yapyor, dizleri grnen etekler giyiyorlar. Bazen ayaklarn kaldrp l almam iin bana uzatyorlar, kocalar da ylece seyrediyor. Buna izin veriyorlar. Bir yabancnn kanlarnn plak ayana dokunmasna aldrmyorlar! Kendilerini modern erkek, entelektel sayyorlar; aldklar eitim yznden herhalde. Kendi nangvz namuslarn, onurlarn kirlettiklerinin farknda deiller." Ban sallad. "ou, Kabil'in zengin blgelerinde yayor. Seni oralara gtrrm. Kendin grrsn. Ama burada, bizim mahallemizde de var onlardan, bu yumuak heriflerden. Sokan aasnda oturan bir retmen var mesela, ad Hkim; kars Fariba'y devaml sokaklarda ba ak, sadece bir earpla do73 larken gryorum. Karsnn dizginlerini elinden karm birini grmek, akas beni utandryor.'" fkeyle parlayan gzlerini Meryem'e dikti. "Ama ben farkl cins bir erkeim, Meryem. Benim geldiim yerde, bir yanl bak, bir uygunsuz sz, kan dklmesine yeter. Geldiim yerde, bir kadnn yz sadece kocasn ilgilendirir. Bunu daima hatrlaman istiyorum. Anlyor musun?" Meryem ban evet anlamnda sallad. Erkein uzatt torbay ald. Yemek iin ltfedilen iltifatn keyfi uup gitmiti. Onun yerini bir bzlme, klme duygusu ald. Bu erkein iradesi, arzusu Meryem'e, Gl Daman'n tepesine heyula gibi dikilen Safid-koh Dalan kadar heybedi, yerinden oynanlamaz grnyordu. Rait torbay verdikten sonra, "yleyse anlatk," dedi. "imdi, bana u daldan biraz daha koy." 74 11

Daha nce hi burka giymemiti. Rait giymesine yardm etti. i takviyeli balk ksm, kafatasnda sk ve ar bir ey tad duygusu uyandnyordu; dnyay kafesli bir perdenin gerisinden seyretmekse, garip bir histd. Odasnda burka'yla. yrme altrmalan yapt, ikide bir etein ucuna basp tkezledi. evresel gr asn yitirmek sinir bozucuydu, pili-li kuman soluk almasn gletirecek bibimde azna yapp durmasndan da hi holanmamt. "Alrsn," dedi Rait. "Hatta zamanla, her bahse vanm, houna bile gidecek." Otobse binip Rait'in ar-e-Nev Park dedii bir yere gittiler; ocuklar salncakta birbirini sallyor, aa gvdelerine 75 balanm, yrtk prtk filelerin stnden voleybol oynuyordu. Parkta dolatlar, uurtma uuran ocuklar seyrettiler; Rait'in yannda yryen Meryem'in aya ara ara burkana. dolanyor, sendeliyordu. le yemeine, Rait onu Hac Ya-kup dedii caminin yaknndaki, kk bir kebapya gtrd. Zemin yal, ierisi dumanlyd. Duvarlardan belli belirsiz bir i et kokusu yaylyordu; alan mziin (logari, demiti Rait) sesi yksekti. Alar, bir elleriyle ileri yelpazeleyen, tekiyle de sinekleri kovalayan, sska delikanllard. Hayatnda ilk kez bir lokantaya ayak basan Meryem, bir sr yabancyla dolu, kalabalk bir salonda oturmay, burka\m peesini kaldrp lokmalar azna sokmay yadrgad. Bir ara, tandr banda yaad paniin benzeri midesini yoklar gibi olsa da, Rait'in varl az ok rahadatcyd; bir sre sonra mzii, duman, hatta insanlar o kadar da dert etmez oldu. Ayrca arafn belli bir rahadk saladn aynmsaynca ard. Salt dary gsteren, tek tarafl bir pencere gibiydi. indeyken, o bir gzlemciydi; yabanclarn aratran, merakl gzlerinden gzelce korunuyordu. Artk insanlar bir bakta, yz kzartc srlarla dolu mazisini anlayverecek diye kayglanmasna gerek kalmamt. Caddelerde, Rait baz binalarn adlarn yetJdn bir sesle sralad; bu Amerikan Elilii, dedi, u Dileri Bakanl. Arabalar gsteriyor, markalarn, nerede yapldklarn sylyordu: Sovyet Volga'lan, Amerikan Chevrolet'leri, Alman OpePleri. "En ok hangisini beendin?" diye sordu. Meryem duraksad, bir Volga'y gsterdi, Rait gld. Kabil, Meryem'in grebildii Herat'tan ok daha kalabalkt. Daha az aa, daha az at garibi vard, ama otomobillerin, yksek binalarn, trafik klarnn ve kaldrml yollarn says ok daha fazlayd. Drt bir yanda, kentin kendine z76 g lehesini duyuyordu: rnein, "sevgili" ye co deil can, "kz karde"e hempra deil hemire diyorlard. Rait ona bir sokak satcsndan dondurma ald. Meryem ilk kez dondurma yiyordu; bir yiyecein insan damana bylesine oyunlar oynayabilecei hi aklna gelmezdi. Btn kseyi itahla silip sprd; zerine serpilmi amfist rendesini, dipteki minicik pirin eritelerini. Dondurmann byleyici dokusuna, st ste binen farkl lezzederin tatllna hayran kald. Koeh-Morgha, Tavuk Soka denen yere doru yrdler. Rait'in, ehrin en zengin semtlerinden biri dedii mahallede yer alan, dar, tklm tk bir sokakt. "Bu semtte oturanlar hep yabanc diplomadar, zengin iadamlar, kraliyet ailesinin yeleri - bu tr insanlar yani. Senin benim gibiler deil." "Hi tavuk grmyorum," dedi Meryem. Adam gld: "te, Tavuk Soka'nda bulamayacan tek ey odur." Sokan iki yanna kuzu derisi apkalar, gkkua renkli papan\ax satan dkknlar, kk tezghlar sralanmt. Rait bir dkknda durup gm kakmal bir hanere bakt, bir bakasnda tuhaf grnml, eski bir tfee; dkkn sahibi. bunun ilk ngiliz savandan kalma bir yadigr olduuna yeminler ediyordu. "Eh, ben de Moe Dayan'm," diye mrldand Rait. Ya-nm az glmsedi; Meryem bu glmsemenin salt kendisine ynelik olduu duygusuna kapld: mahrem, evli bir tebessm. Yava yava yrdler, halclarn, el sanatlar, hamur ileri satlan dkknlarn, iekilerin, erkekler iin takm elbise, kadnlar iin elbise satan maazalarn nnden getiler; ilerinde, dantel perdelerin gerisinde, Meryem dme diken, 77 gmlek tleyen gen azlar grd. Arada bir, Rait tand bir esnafi selamlyordu; bazen Farsa, bazen de Petun dilinde. Onlar tokalar, yanaktan prken Meryem birka adm geride bekliyordu. Rait onu yanna armad, tantrmad. Kza bir dokuma dkknnn nnde beklemesini syledi. "Sahibini tanrm," dedi. "Bir dakikalna girip selam vereyim." Meryem darda, kalabalk kaldrmda bekledi. Tavuk So-ka'nda glkle, seyyar satc ve yaya selini yararak adm adm ilerleyen, yoldan ekilmeyen ocuklara, eeklere korna alan arabalara bak. Minicik dkknlarnda oturmu sigarasn tttren ya da pirin hokkalara tkren, skntdan patlyormu gibi grnen tacirlere bakt; arada bir, yzleri glgelerin arasndan kyor, yoldan geenlere kumalan, krk yakal pustin paltolar beendirmeye alyorlard.

Ama Meryem'in asl ilgisini ekenler, kadnlard. Kabil'in bu kesimindeki kadnlar, daha yoksul semtlerdeki, rnein Rait'le oturduklar, kadnlarn ounluunun tepeden trnaa rtl olduu mahallelerdeki hemcinslerinden ok farklyd - baka bir cinsti bunlar. Bunlar -Rait'in kulland szck neydi?- "modem" kadnlard. Evet, modern Afgan er-kekleriyle evlenen modern Afgan kadnlar; kocalar onlarn makyajl yzleriyle, ak balaryla yabanclann arasnda dolamasna kar kmyordu. Meryem onlarn soka serbeste, zgrce geilerini seyretti; bazen bir erkekle, bazen yalnz, bazen de pembe yanakl ocuklarla birlikte; bu ocuklarn parlak ayakkablar, deri kayl saatleri, yksek gidonlu, yaldz jand bisikletleri yard - Deh-Mazang'daki, eski, patlak lastikleri eviren, yanaldan tatarck banl ocuklara hi benzemiyorlard. Bu kadnlarn hepsinin, ne arkaya sallanan antalar, dalgalanan, hrdayan etekleri vard. Meryem'in gzne, direksiyonda oturmu sigara ien bir tanesi bile arp. Trnaklan 78 uzun, pembe ya da turuncu cilalyd dudaklar laleler kadar krmz. Yksek keleriyle, her an acil bir ileri varmasna, hzl hzl yryorlard. Koyu caml gne gzlkleri takmlard; hzla geip giderlerken, parfmlerinin hafif kokusu Meryem'in burnuna arpyordu. Meryem onlarn niversite mezunu olduunu, irkederde, brolarda altklarn, gn kendilerine ait masalarda daktilo yazarak, sigara ierek, nemli kiilerle nemli telefon grmeleri yaparak geirdiklerini tahayyl etti. Bu kadnlar Meryem'i bylemiti. Yalnzln, basit grntsn, amaszln ve pek ok konudaki cahilliini yzne arpyorlard. Sonra, Rait omzuna dokundu, bir ey uzatt. "Al." Koyu kestane rengi, ipek bir ald; kenarlar srma iiyle evrilmi, boncuklu saaklarla sslenmiti. "Beendin mi?" Meryem ban kaldrp bakt. O zaman, Rait dokunakl bir ey yapt. Gzlerini krptrd, baklarn kard. Meryem CeliPi dnd; kza ald taklan en akrak, gzelce vurgulayarak, nemseyerek veri biimini; insana uysal bir minnettarlk dnda bakaca bir tepki ans tanmayan, takn neesini. Nana, Celil'in armaanlan konusunda da haklyd. Onlar nedamet niyetine, yanm yrekle, stnkr verilen rvetierdi; kz mutlu etmekten ok kendi vicdann rahatlatmak iin yaplan, itenliksiz, hesap jesder. Oysa Meryem bu aln gerek bir hediye olduunu grebiliyordu. "ok gzel," dedi. O gece Rait yine Meryem'in odasna geldi. Ama kapnn eiinde durup sigara imek yerine, oday geti, yataa iliti. Yaylar gcrdad, dek ukurlat. 79 Bir anlk bir duraklama oldu, sonra elini kzn boynuna dolad; kaln parmaklaryla Meryem'in ensesindeki boumlara hafife bastrd. Baparma aaya doru kayd, kpr-ckkemiinin stndeki ukuru, ardndan da evresini svazlamaya balad. Meryem zangr zangr titriyordu. Erkein eli biraz aaya indi, sonra biraz daha aaya; trnaklan kzn pamuklu bluzuna taklyordu. "Yapamam," dedi Meryem, kuru, bouk bir sesle; ay-nn aydnlatt profile, kaln omuzlara, geni gse, ak yakadan fkran krlam kl demetine bakarak. Erkein eli imdi sa gsndeydi, bluzun zerinden serte skmaktayd; kz onun burnundan ald derin solukla-n duyabiliyordu. Battaniyenin altna, kzn yanma kayd. Meryem onun nce kendi kemeriyle, sonra kzn pijamasnn ukuruyla uraan elini hissedebiliyordu. Kendi elleriyse arafi avulam, yumruk olmutu. Adam onun zerine kt; o kvranp debelenerek yerleirken, kzn azndan hafif bir inilti dkld. Sonra gzlerini yumdu, dilerini skt. Ac ani, afallatcyd. Gzleri ardna kadar alverdi. Havay dilerinin arasndan iine ekti, baparmann boumunu srd. Botaki kolunu Rait'in srtna att, parmaklan erkein gmleine gmld. Rait yzn onun yastna brakt, Meryem'in fal ta gibi alm gzleri onun omzunun stnden tavana dikildi; tir-tir titriyor, dudaklann skyordu; erkein azndan kan, ksa, kesik soluklar omzunu yakyordu. Aralarndaki hava ttn, soan ve len yedikleri kuzu i kokuyordu. Zaman zaman, Rait'in kula onun yanana srtnyordu; hissettii hafif trtkl, kandran temastan, adamn kulan ara ettiini anlad. i bitince, Rait yana devrildi, soluk solua yatt. Kolunu alnna atmt. Karanlkta, Meryem onun saatinin mavi akre80 biyle yelkovann grebiliyordu. Bu ekilde bir sre yattlar; srtst, birbirlerine bakmadan. "Bunda utanlacak bir ey yok, Meryem," dedi, hafif pel-teklemi bir dille. "Btn evli insanlann yapt bir ey. Peygamberimiz de kanlanyla yapard. Hibir ayp taraf yok." Birka dakika sonra zerindeki rty att, kalkp odadan kt; Meryem yastn zerindeki ukurla ba baa kald; gkyzndeki donmu yldzlara, ayn ehresini bir gelin duva gibi rten buluta bakt, alt ksmndaki sancnn gemesini bekledi. 81 12

Ramazan o yl, 1974'te, sonbahara denk geldi. Meryem yeni bir hilalin, koskoca bir kenti nasl dntrebildiine, ritmini ve ruh halini nasl deitirebildiine hayatnda ilk kez tank oluyordu. Kabil'e derin, uyuuk bir sessizliin ktn grd. Trafik yavalad, seyreldi, hatta sessizleti. Dkknlar boald. Lokantalar klarn sndrd, kepenklerini indirdi. Meryem sokaklarda ne sigara tiryakileri gryordu, ne de pencere kntlarna braklm, duman tten ay fincanlar. ftar vakti, gne batt ve ir Dervaza Da'ndaki top patlad zaman, btn kent gibi Meryem de ekmek ve hurmayla orucunu ayor, on be yllk mrnde ilk kez ortak, toplumsal bir deneyimi paylamann zevkini tadyordu. 82 Rait -be gn dnda, oru tutmad. Tuttuu gnler de eve ters, hrn bir tavrla geldi. Alk onu huysuz, abuk sinirlenen, sabrsz biri yapyordu. Bir gece, Meryem akam yemeini azck geciktirmi, adam da ekmekle turp yemeye balamt. Kzn getirip nne koyduu pilav, kuzu ve bamya kurma'sna elini bile srmedi. Hibir ey demeden ekmek yemeyi srdrd; sakaldan oynuyordu, alnndaki damar fkeyle kabarmt. Gzleri karda, sessizce iniyordu; bir ey syleyen Meryem'e grmeyen gzlerle bakt, azna bir ekmek paras daha soktu. Ramazan bitince Meryem rahat bir soluk ald. Eskiden kulbe'dc, ramazamn bitiminde kutlanan gnlk Eid-l-Fitr bayramnn ilk gnnde, Celil onlar ziyarete gelirdi. Takm elbise, kravat, elinde bayram armaanlan. Bir yl, Meryem'e yn bir atk vermiti. oturup ay ierler, sonra Celil izin isteyip kalkard. "Bayram gerek ailesiyle kutlamaya gidiyor," derdi Nana, rma geen, el sallayan erkein arkasndan. Molla Feyzullah da gelirdi. Meryem'e yaldzl kada sarl ikolata, bir sepet boyal yumurta, kurabiye getirirdi. O gittikten sonra Meryem leziz armaanlann alr, stlerden birine trmanrd. Ykseke bir dala tner, Molla Feyzullah'n getirdii ikolatalan yer, yaldzl ktlarn aaya atard, ta ki btn aacn evresine gm tomurcuklar gibi salnca-ya kadar. ikolatalar bitince, kurabiyelere balard; sonra bir kalemle yumurtalarn zerine ka- gz izerdi. Ama bundan yle byk bir keyif almazd. Eid, bayramlk giysilerine brnm ailelerin birbirini ziyaret ettii, konukseverliin ve trenselliin dorua kt bu sre Meryem'i korkuturdu. Gznn nnde Herat'ta-ki en, iyimser atmosfer, birbirini sevgi szcklerine, hayr dualanna boan, gzleri l l parlayan insanlar canlanrd. 83 O zaman, bir sahipsizlik, kimsesizlik duygusu zerine bir kefen gibi ker, ancak bayram bittikten sonra kalkard. Bu yl, ocukluunda kurduu Eid hayallerini, daha dorusu ehirde kutlanan bayram fantezilerini ilk kez kendi gzleriyle grd. Rait'le birlikte sokaa ktlar; Meryem byle bir canlln, cmbn ortasna ilk kez dalyordu. Serin havann hi mi hi yldram-'d aileler, cokulu akraba ziyaretleri iin sokaklara dklm, kenti kaplamt. Kendi sokaklarnda, Fariba'yla olu Nur'u grd; olan takm elbise giymiti. Beyaz bir earp balam olan Fariba, ince kemikli, utanga grnl, gzlkl bir erkein yannda yryordu. Byk olu da yanlarndayd - Meryem tantklar gn, tandrda Fariba'nn syledii ad her naslsa anmsyordu: Ahmet. Biraz ukura kam, derin bakl gzleri vard; yz, ocuksuluunu hl koruyan kk kardeininkinden ok daha dnceli, saygl, ciddiydi; erken olgunlam bir yzd bu. Boynundan ALLAH yazan, ltl bir madalyon sarkyordu. Fariba, burka'syh Rait'in yannda yryen Meryem'i tanmt. Elini sallad, seslendi: "Eid mbarekV Meryem peenin gerisinden ban belli belirsiz sallad. "Bu kadn tanyorsun demek, retmenin karsn?" dedi Rait. Meryem tanmadn syledi. "Uzak dursan iyi edersin. Felaket dedikoducudur. Koca-sysa eitimli entelektel filan havalardadr. Oysa farenin teki. Baksana una Tpk bir fareye benzemiyor mu?" ar-e-Nev'e gittiler; ocuklar yeni gmlekleri, boncuklu, parlak renkli yelekleriyle koup oynuyor, aldklar Eid hediyelerini kyaslyordu. Kadnlar tatl tabaklarn dolatryordu. Meryem vitrinlere bayram fenerleri aslm olduunu grd, 84 hoparlrlerden yaylan mzii duydu. Yabanclar, yanndan geerken, "Eid mbarek,'''' diyordu. O akam aman'z gittiler, Rait'in arkasnda duran Meryem gkyzn aydnlatan havai fiekleri, yeil, pembe, sar akmlar seyretti. Molla Feyzullah'la kulbe\in nnde oturup uzaklarda, Herat'n stnde patlayan havai fiekleri seyredilerini anmsad zlemle; hocasnn yumuak, kataraktl gzlerine yansyan ani renk patlamalarn. Ama en ok, Na-na'y zlyordu. Keke annesi hayatta olup bunlar grseydi. Btn bunlann ortasndaki Meryem'i. Honutluun, gzelliin asla ulalamaz eyler olmadn nihayet grebilseydi... ya da ite benzerlerinin, onlar andran eylerin. Eve bayram ziyaretine gelenler oldu. Hepsi de erkekti; Rait'in arkadalar. Kap vurulunca, Meryem yukarya, odasna kma vaktinin geldiini anlyor, kapsn kapatyordu. Erkekler aada Rait'le ay, sigara

ier, sohbet ederken, o odasnda bekliyordu. Rait son konuk da gidinceye kadar aaya inmemesini tembihlemiti. Meryem'in buna bir itiraz yoktu. in dorusu, gururu okanmt. Aralarndaki ba, Rait iin kutsald demek. Kzn onuru, namusa, korunmaya deer bir eydi. Bu himayeci tavr, Meryem'in kendini deerli hissetmesini salyordu. Deerli ve nemi'. Eid'in nc ve son gn Rait baz dostlarn grmeye gitti; btn gece mide bulants eken Meryem de biraz su kaynatp kendine bir fincan yeil ay yapt, iine dvlm kakule att. Oturma odasna gitti, dn geceki Eid konuklarndan kalan dankl toparlad: ters evrilmi fincanlar, minderlerin arasna skm kabak ekirdei kabuklar, dn geceki yemein yal svan tayan, kirli tabaklar. Aylak 85 erkeklerin nasl bu kadar enerjik olabildiine aarak, ortal temizledi. Rait'in odasna girmeye niyeti yoktu. Ama kendini temizlie kaptrnca, salondan merdivenlere, oradan st kattaki hole, erkein kapsna kadar gitti; sonra kendini onun odasnda, yatanda otururken buldu; buraya ilk kez giriyordu; zel bir mlke izinsiz dalm gibiydi. Kaln, yeil perdeleri, duvarn dibine dzgnce dizilmi, cilal ayakkablar, gri boyas yer yer kalkm, alttaki ahabn grnd dolab szd. Yatan baucundaki komodinde bir paket sigara duruyordu. Bir tane alp dudaklarnn arasna yerletirdi, duvardaki kk, oval aynann karsna geti. Aynaya doru hava fledi, kl silkeliyormu gibi yapt. Sigaray yerine koydu. Kabilli kadnlann, sigaralann bir an aksama -yan bir zarafetle tttrme biimini taklit etmesi mmkn deildi. Ayn devinimler Meryem'de gln, baya durmutu. Sululuk duya duya, komodinin en st ekmecesini at. nce silah grd. Siyaht, tahta bir kabzas, ksa namlusu vard. Meryem, uzanp almadan nce, tabancann duru ynn aklna kaydetti. Avucunda evirip evirdi. Grndnden ok daha ard. Kabzas kaygan, przsz, namlu souktu. Rait'in byle, tek amac birini ldrmek olan bir eye sahip olmas, rahatsz ediciydi. Ama onu evde bulundurmasnn nedeni, gvenlikleri iindi elbette. Meryem'in gvenlii iin. Tabancann altnda, keleri kvnlm, bir deste dergi vard. Meryem birini alp at. Birden yrei hop etti. Az iradesi dnda alverdi. Btn sayfalar kadnlarla doluydu; gmleksiz, pantolonsuz, orapsz, hatta klotsuz, birbirinden gzel kadnlar. zerlerinde hibir ey yoktu, yatakta, buruuk araflann arasnda yanyor, yan kapal gzleriyle Meryem'e bakyorlard. 86 Resimlerin ounda bacaklan aynko, Meryem bacaklann arasndaki karanlk blgeleri olduu gibi, apak grebiliyordu. Baz resimlerde, kadnlar yzkoyun uzanm ya da -benzetmeyi Tann affetsin ama- secde eder gibi eilmilerdi. Bkkn bir kmsemeyle omuzlannn stnden geriye bakyorlard. Meryem dergiyi abucak yerine koydu. Donmu kalmt. Kimdi bu kadnlar? Bu ekilde fotoraf ektirmeye nasl raz olabiliyorlard? Meryem irenmiti, midesi bulanyordu. Ra-it, onun odasna gelmedii gnler, bunlarla m oyalanyordu? Meryem bu konuda onu hayal knklna m uratmt? Peki ya, btn o ar namus, yol yordam sylevleri, kadn mterilerini, sonuta ayakkab denerken sadece ayaklann gsteren kadnlan yerden yere vurmalan? Bir kadnn yz, demiti, yalnzca kocasn ilgilendirir. Bu sayfalardaki kadnlann da kocalan vard belki. En azndan, erkek kardeleri, aabeyleri vard. Bu durumda, akl fikri baka erkeklerin kanlannn, kz kardelerinin mahrem blgelerinde olan Rait, onun rtnmesi iin neden bask yapyordu? Meryem utanm, akl kanm bir halde yataa kt. Elleriyle yzn rtt, gzlerini kapad. Sakinleinceye kadar derin soluklar ald. Yava yava, bir aklama belirdi. Sonuta, o bir erkekti ve yllardr yalnz yayordu. htiyalan kznkilerden farklyd. Meryem iin, bunca aydan sonra bile, birlemeleri hl bir vazife, bir 'acya kadanma' deneyimiydi. Oysa erkein vahi bir itah vard, bazen iddetin kylannda gezinen bir azgnl. Kz yataa ivileyii, gslerine serte, hoyrata sald -n, kalalannn hiddetli devinimi. Bir erkekti o. Ve yllarca kadnsz kalmt. Tann byle yaratt iin, Meryem onu sulayabilir miydi? Onunla bu konuyu asla konuamayacan biliyordu. Aza alnamazd. Peki, balanamaz myd? Meryem'in yapma87 s gereken tek ey, hayatndaki teki erkei dnmekti. Ce-lil; kadnn kocas, dokuz ocuun babasyken Nana'yla yasak ilikiye giren, zina yapan Celil* Hangisi daha ktyd; Rait'in dergileri mi yoksa Cel'in yapt m? Ayrca, yarglama yetkisini kim veriyordu ki Meryem'e; bu kyl kzna, bu haramice} Sonra, komodinin en alt ekmecesini at. te, olann resmini orada buldu; Yunus'un. Siyah beyazd. Drt-be yanda gsteriyordu. izgili bir gmlei, boynunda papyonu vard. Gzel, kk bir olan ocuu; ince bir burun, kumral salar, koyu renk, hafif gmk gzler. Akl baka yerde gibiydi; fla patlamadan hemen nce bir ey dikkatini ekmiti sanki.

Onun altnda, bir fotoraf daha buldu; o da siyah beyazd, ama tekinden biraz daha kumlu, damarlyd. Oturan bir kadnla onun arkasnda, ayakta duran, daha gen, daha zayf bir Rait; siyah sal. Kadn ok gzeldi. Dergideki kadnlar kadar deil belki, ama gzel. Kesinlikle Meryem'den daha gzel. nce, narin bir enesi, ortadan ayrlm, uzun, siyah salar vard. kk elmackkemikleri, dzgn bir aln. Meryem kendi yzn, ince dudaklarn, uzun enesini gznn nne getirdi, iini bir kskanlk kvlcm yalad. Fotorafa uzun uzun bakt. Rait'in kadnn tepesinde dikili biiminde, belli belirsiz de olsa, rahatsz edici bir yan vard. Elleri kadnn omuzlarnda. Yznde o kendine zg, az smsk kapal tebessm. Kadnn glmsemeyen, ask yz, hafife ne eilmi bedeni; silkinmek, erkein ellerinden kurtulmak ister gibi. Meryem her eyi eski yerine, bulduu gibi brakt. Daha sonra, amar ykarken, erkein odasn kartrdna piman oldu. Ne demeye yapmt ki bunu? Onun hakknda ie yarar ne renmiti? Bir tabancas olduunu, her erkek 88 gibi baz ihtiyalar olduunu mu? Ayrca, karsyla ikisinin fotorafn da yle uzun uzadya incelememesi gerekirdi. Byle dakikalarca bakarak, zamann tek bir nnda yakalanm, geliigzel bir durua, bir poza bir sr anlam yklemiti. imdi, iyice arlaan, esneyip duran amar ipinin gerisinde dikilirken, Meryem'in hissettii tek ey, Rait'e duyduu acmayd. Onun da etin bir yaam olmutu; kayplarn, talihsizliklerin belirledii bir hayat. Dnceleri Yunus'a kayd; bir zamanlar bu bahede kardan adam yapan, u basamaklar koarak kan ocua. Gl onu Rait'ten koparp almt; tpk Kuran'da, ayn adl peygamberi bir balinann yutmas gibi. Rait'i panik iinde, aresizce gln kysnda kotururken, olunu geri vermesi, topraa tkrmesi iin gle yalvarrken hayal etmek, Meryem'in yreini szlatt - basbaya zd. Ve ilk kez, kocasyla arasnda bir yaknlk hissetti. Her eye karn iyi bir ift olacaz, diye dnd. 89 13 Doktordan eve dnerken, otobste, Meryem'in bana ok ganp bir ey geldi. Nereye baksa canl, parlak renkler gryordu: i karartc, beton apartmanlarda, teneke daml, n ak dkknlarda, hendekte akan amurlu suda. Sanki bir gkkua erimi, gz ukurlarna dolmutu. Rait eldivenli eliyle dizinde tempo tutuyor, bir ark mrldanyordu. Otobs ne zaman bir ukura girip anszn, iddetle sarslsa, elini hemen, korumak istercesine Meryem'in Karnna dayiyordu. "Zalmay'a ne dersin?" dedi. "Sevilen bir Petun addr." "Ya kz olursa?" dedi Meryem. "Bence olan. Evet. Bir erkek." 90 Otobste bir mnl dolat. Baz yolcular parmaklaryla bir ey gsteriyor, kimileri de grmek iin cama doru eiliyordu . "Bak," dedi Rait, parmann eklem yeriyle cama vurarak. Glmsyordu. "urada. Grdn m?" Meryem, sokaktaki insanlarn olduklar yerde kaldn grd. Trafik klarnda bekleyen arabalarn camlarndan uzanan yzler yukarya, yumuack dklen tanelere evrilmiti. Mevsimin ilk karnda bu kadar byleyici olan nedir acaba, diye merak etti; neden bylesine etkiler insan? Henz kirlenmemi, el dememi bir eyi grme ans m? Yeni bir mevsimin, gzel bir balangcn abucak uup gidecek olan zarafetini, ayaklar altnda ezilmeden, kirletilmeden nce yakalama tela m? "Eer kzsa," dedi Rait, "ki deil, ama eer kzsa, istediin ad seebilirsin." Meryem ertesi sabah testere, eki grltlerine uyand. Srtna bir al ald, karlar altndaki baheye kt. Bir gece nceki tipi durmutu. imdi, yalnzca ara ara uuan, hafif kar taneleri yanaklanm gdklamaktayd. Hava rzgrszd, yanan kmr gibi kokuyordu. Kabil korkutucu bir sessizlie, bembeyaz bir rtye brnmt; urada burada, gkyzne doru kvrlan, ince duman filizleri seiliyordu. Rait'i alet-edevat kulbesinde buldu; kaln bir tahta parasna ivi akyordu. Kz grnce, aznn kenarndaki iviyi kard. "Srpriz olacakt. Oluma beik. Bitmeden grmeni istemiyordum." Meryem keke bunu yapmasa, btn umutlarn bir erkek evlada balamasa, diye dnd. Gebeliinden alabildiine 91 mudu olsa da, erkein beklentisini srtnda ar bir yk gibi hissediyordu. Dn Rait darya km, eve olan ocuklarna uygun, ii yumuack kuzu postuyla kapl, set bir gocukla dnmt; kol azlan, krmz ve san ipek ibriimle, ince ince naklanmt. Rait dar, uzun tahtay kaldrd. Testereyle ortadan ikiye keserken, merdivenlerin onu kayglandrdn syledi. "Olan trmanacak kadar bydnde, bir hal aresi bulmak gerekecek," dedi. Ocak yznden de endieliydi. Baklar, atallar eriemeyecei bir yere kaldrlmalyd. "Ne kadar dikkat etsen de yetmez. Erkek ocuklar ok yaramaz, hareketli oluyor." Anszn rperen Meryem, alna biraz daha sarnd.

Ertesi sabah Rait, dostlarna bir kudama yemei vermek istediini syledi. Meryem btn sabah mercimek ayklamakla, pirin slamakla geirdi. Borani iin padcan soydu, avak yapmak iin prasa halad, et kyd. Yerleri sprd, perdeleri dvd, yeniden balayan kara ramen evi havalandrd. Minderleri, dekleri salondaki duvarn dibine dizdi, ekerlemeyle, kavrulmu bademle dolu kseleri sehpann zerine yerletirdi. Akamn erken bir vakti, ilk erkek konuk geldiinde, Meryem odasndayd. Aadaki barmalar, glmeler, akalar giderek ykselirken, yatanda yatt. Ellerinin ikide bir karnna gitmesini engelleyemiyordu. Orada byyen eyi dnd, iini ani bir muduluk dalgas yalad; ardna kadar ak bir kapdan eve dalan, gl bir esinti gibi. Gzleri suland. Rait'le birlikte yapt ala yz elli kilometrelik otobs yolculuunu dnd; batdaki Herat'tan douya, ran snrnn yaknndaki Kabil'e. Kasabalardan, byk ehirlerden, birbirine ilmeklenen, kk ky beklerinden gemilerdi. 92 Dalara trmanm, plak-yank lleri am, bir eyaletten tekine gemilerdi. Sonunda, ite buradayd; sarp kayalklarn, kavrulmu tepelerin bu yannda, kendi evinde, kendi kocasnn yanndayd ve o son, aziz eyalete doru yol almaktayd: annelie. Bu bebei, kendi bebeini, onlarn bebeini dnmek ne byk bir keyifti. Oha duyduu sevginin daha imdiden, hissettii btn insani duygulan, her eyi ccele-tirdiini bilmek, artk akl talanyla oynamaya gerek kalmadn anlamak, ne olaanst bir duyguydu. Aada, biri kk bir orgu akort etmekteydi. Sonra, tablal ayarlayan bir ekicin ngrts duyuldu. Biri genzini temizledi. Ve slklar, el rpmalar, nidalar, arklar balad. Meryem yumuack karnn okad. Bir trnak kadar, demiti doktor. Anne olacam, diye dnd. "Anne olacam," dedi yksek sesle. Sonra glmeye balad; szckleri st ste tekrarlyor, tadn doyasya kanyordu. Meryem ne zaman bu bebei dnse, yrei kabanyor-du. Kabanyor, geniliyordu, ta ki devasa bir dalga gibi hayatnn btn kayplarn, btn aclann, btn yalnzlklarn ve aalk duygulann, zeletirilerini alp gtrnceye kadar. Tanr onu lkenin ta teki ucundan buraya bu amala getirmiti. Bunu artk biliyordu. Molla Feyzullah'dan rendii bir Kuran suresini anmsad: Ve Allah doudadr ve batdadr, onun ipin, ne yana dnersen dn, Allah'n iradesi karndadr... Seccadesini kanp yayd, namaz kld. i bitince, ellerini at, btn bu nimederin elinden kayp gitmemesi iin Tann'ya yakard. Hamam'* gitme fikri, Rait'ten kmt. Meryem'in hayatnda hi hamama gitmediini renince, scaktan kp o 93 serin havay iine ekmekten, teninden ykselen sy hissetmekten daha zevkli bir ey olamaz, dedi. imdi, kadnlar hamamnda, bedenler Meryem'in evresinde, buharn iinde devinip duruyordu; urada bir kala, burada bir omuz. Gen kzlarn barmalar, yal kadnlarn homurtular; srtlar keselenir, salar sabunlanrken, damlayan suyun duvarlann arasndaki yanks. Meryem en uzak keye ekildi, ponza tayla topuklarn ovmaya koyuldu; bir buhar duvaryla nnden geen, gezinen karaltlardan yaltlmt. Sonra kan grd, lk la barmaya balad. Ayak sesleri duyuldu; slak talara arpan ayaklarn aprts. Buharn iinden ona uzanan yzler. Saklayan diller. O gece yatakta, fariba kocasna, l duyup da kounca, Rait'in kansn nasl bir keye bzlm, dizlerini karnna ekmi, bir kan glcnn ortasnda bulduunu anlatt. "Zavall kzn dilerinin takrtsn duyabiliyordun, Hkim. Zangr zangr titriyordu." Meryem onu grnce, tiz, yalvaran bir sesle sormutu: Bu normal, deil mi? Deil mi? Normal, yle deil mi? Rait'le bir baka otobs yolculuu. Yine kar yamakta. Ama bu kez, lapa lapa. Kaldrmlara, atlara bek bek ylyor, seyrek aalarn gvdesinde yamalar halinde birikiyor. Meryem dkknlarnn nndeki kan kreyen tccarlar seyretti. Birtakm olanlar siyah bir kpei kovalyordu. Otobse neeyle el salladlar. Meryem Rait'i inceledi. Gzleri kapalyd. ark mrldanmyordu. Meryem ban geriye yaslad, gzlerini yumdu. Buz kesmi oraplarndan, tenine batan, slak, yn kazaktan bir an nce kurtulmak istiyordu. Bu otobsten inmek istiyordu. 94 Evde, kanepeye uzannca Rait onun zerine bir battaniye rtt, ama bu hareketinde bile kat, batan savma bir hava vard; yalnzca bir formaliteyi yerine getirir gibi. "Ne biim yantt o yle?" dedi, bir kez daha. "Ancak bir mollann syleyebilecei bir ey. nsan dnyann parasn verdii bir doktordan daha doru drst bir cevp bekliyor. 'Allah bilir'mi." Meryem battaniyenin altnda dizlerini karnna ekti, dertop oldu, sen de dinlen biraz, dedi. "Allah bilirmi," diye homurdand adam. Sonra odasna gitti, btn gn sigara ierek geirdi. Meryem elleri dizlerinin arasnda, kanepede yatta, camn nnde girdap gibi dnen, evrilen tipiyi seyretti. Aklna Nana'nn bir keresinde syledii ey geldi; her bir kar tanesinin, dnyann bir yerinde hakszla urayan bir kadmn azndan dklen bir ah olduunu. Btn bu i geirmeler gkyzne ykseliyor, bulutlar halinde

toplanyor, sonra minicik paralara blnp sessizce aaya, insanlarn stne yayordu. Bizim gibi kadnlarn neler ektiinin gstergesi, demiti. Bamza gelen her f eye nasl sessizce katlandmzn. 95 e 14 ektii ac Meryem'i artyordu. Olanca iddetiyle saldrmas iin, kulbedeki yarm kalm beii ya da Rait'in dolabmdaki set gocuu dnmesi yetiyordu. O zaman bebek canlanyor, Meryem onu duyabiliyordu; acktn belirten homurdanmalarn, gurultularn, anlalmaz mrltlarn. Gslerini kokladn hissediyordu. Ac Meryem'i bir dalga gibi kapyor, tutup havaya kaldryor, tepe st yere frlatyordu. Yzn bile grmedii bir varl byle zntden katlp kalacak kadar zleyebilmesi, Meryem'i hayreder iinde brakyordu. Neyse ki kederin Meryem'e o kadar da gaddar davranmad gnler oluyordu. Eski yaam akna, eski dzenine dn96 menin o kadar da ypratc grnmedii, yataktan kmann, namaz klmann, amar ykayp Rait'e yemek piirmenin insanst bir aba gerektirmedii gnler. Meryem'in en nefret ettii ey, darya kmakt. Birdenbire komu kadnlar, sahip olduklar ocuk bolluunu kskanr olmutu. Kimisinin yedi-sekiz ocuu vard, ama ne kadar ansl olduklarnn, rahimlerinde byttkleri bebekleri sa salim dourup kucana almann, emzirmenin ne byk bir ltuf olduunun farknda bile deillerdi. Onlarn bebekleri sabunlu suyla, yabanclarn bedensel kirleriyle birlikte, bir hamamn kanalizasyonuna aknlmamt. Meryem haylaz olanlardan, tembel kzlardan yakndklarn duyduka, nefret ediyordu bu kadnlardan. Kafasnn iindeki bir ses, iyi niyedi ama aldatc tesellilerle onu avutmaya alyordu. Baka pocuklarn olur. nallah. ok gensin. Karna daha bir sr frsat kacaktr. Oysa Meryem'in strabnn bir kayna, belirgin bir hedefi vard. O bu ocuun yasn tutuyordu; onu belli bir sre bylesine mutlu eden, bu bebein. Baz gnler, bebein zaten hak etmedii bir nimet olduuna, Nana'ya yapt ey yznden cezalandrldna inanyordu. O ilmei annesinin boynuna kendi elleriyle geirmi saylmaz myd? Hain, nankr bir kz evlat, anne olmay hak etmezdi, cezasn da te byle bulurdu. Kt ryalarla bouuyor, Nana'nn inin geceleri gizlice odasna szld-n, penelerini onun rahmine geirdiini, bebeini aldn gryordu. Bu ryalarda Nana keyifle, oh oldu dercesine kkrdyordu. Kimi gnler, mthi bir fkeye kaplyordu. Bu dn sulusu, Rait'ti. Bebein cinsiyetine dair o mantksz, delice inanc. Bebein adn imdiden koymas. Tann'nn iradesini 97 elde bir saymas. Evet, su Rait'teydi. Meryem'i hamama gnderen de o deil miydi? Oradaki bir ey, belki buhar, belki kirli su, ya da sabun, bir ey neden olmutu buna. Hayr. Rait deil. Sulanmas gereken, kendisiydi. Yanl pozisyonda yatt, fazla baharatl yemekler yedii, yeterince meyve yemedii, ok fazla ay itii iin. Kendine kzyor, yklendike ykleniyordu. Hayr, Tann'nn suuydu; Meryem'le resmen alay etmiti ite. Bir sr kadna bahettii eyi Meryem'den esirgemiti. nnde sallam, gsterip vermemiti; kza dnyann en byk mutluluunu getirecek olan eyi uzatr gibi yapm, sonra da ekivermiti. Ancak btn bu su bimeler, kafasnn iinde tepinip duran btn bu ithamlar hibir ie yaramad. Byle eyler dnmek kfiir'd, gnaht. Allah kinci deildi, kin gtmezdi. Basit hesaplarla uraan bir Tanr deildi o. Molla Feyzul-lah'n szleri beyninde uuldad: O ki, her /eye kadir olan, her eyi yneten yce Yaradandr; lm ve hayat yaratm/tr ki, seni snayabilsin. Vicdan azabyla kvranan Meryem diz ker, bu dnceler yznden balanmak iin dua ederdi. Bu arada, hamamdaki olaydan sonra Rait'te de byk bir deiiklik oldu. ou akam, eve gelince azn bak amyordu. Karnn doyuruyor, sigara iiyor, gidip yatyordu; baz geceler, ge vakit, ksa, son zamanlarda olduka sertleen bir birleme iin Meryem'in odasna geliyordu. Yz ok daha abuk aslr olmutu; yemeklere kusur buluyor, bahedeki danklktan yaknyor, evde temiz bulmad en ufak yeri hemen gsteriyordu. Arada bir, cuma gnleri, eskiden olduu gibi kz gezmeye gtryor, ama kaldrmda hzlkadm98 larla, ondan mutlaka birka adm nde, hi konumadan yryor, ona yetimek iin bazen komak zorunda kalan Meryem'e hi aldrmyordu. Bu gezmelerde yz hi glmyordu artk. Kza tatl ya da armaan almyor, eskiden olduu gibi durup baz yerlerin adlarn sylemiyordu. Meryem'in so-rulanysa sinirini bozar gibiydi. Bir gece, oturma odasnda radyo dinliyorlard. K sona ermek zereydi. nsann yzne kar yaptran, gzleri sulandran inat rzgrlar dinmiti. Uzun karaaalarn dallarna tutunan, ty hafifliindeki, gms karlar erimeye yz tutmutu, birka haftaya kadar yerlerini tknaz, uuk yeil tomurcuklar alacakt. Rait

radyodan yaylan Hamahang arksndaki tabla ritmine uyarak, dalgn dalgn ayan sallyordu; sigarasnn dumanna kar gzlerini ksmt. "Bana kzgn msn?" diye sordu Meryem. Rait sesini karmad. ark bitti, haberler balad. Bir kadn sesi, Cumhurbakan Davut Han'n, Sovyet danmanlardan oluan bir ekibi daha, Kremlin'in olas honutsuzluunu dikkate almakszn, Moskova'ya geri gnderdiini duyurdu. "Bana kzgn olduunu hissediyor, endieleniyorum." Rait i geirdi. "Kzgn msn?" Gzleri Meryem'e evrildi. "Neden kzgn olaym ki?" "Bilmiyorum, ama bebein..." "Benim yle erkeklerden olduumu mu sanyorsun... senin iin yaptm onca eyden sonra?" "Hayr. Tabii ki deil." "yleyse bamn erini yemeyi kes!" "zr dilerim. Bebaki, Rait. Affedersin." Erkek sigarasn sndrd, yenisini yakt. Radyonun sesini at. 99 "Ama dnyordum da..." dedi Meryem, mzii bastrmak iin sesini biraz ykselterek. Rait bir kez daha, asabice iini ekti, radyonun sesini kst. Bezgin bezgin alnn ovuturdu. "imdi ne var?" "Dnyordum da, belki doru dzgn bir cenaze yapmalyz. Bebek iin, yani. Sadece biz, birka dua, hepsi o kadar." Meryem bunu bir sredir dnmekteydi. Bu bebein unutulup gitmesini istemiyordu. Bu kaybn yle ya da byle kalc bir hatras olmalyd. "Neye yarayacak ki? Aptalca bir fikir." "Kendimi daha iyi hissetmemi salar belki." "yleyse sen yap," diye yaptrd adam. "Ben zaten bir oul gmdm. Bir tane daha gmmeyeceim. imdi, izin verirsen, radyo dinlemeye alyorum." Sesi yeniden a, ban geriye yaslad, gzlerini kapad. O hafta, gneli bir sabah, Meryem bahede bir yer saptad, bir ukur kazd. "Allah adna ve Allah'la birlikte ve Allah'n elisi adna, dualar ve Allah'n rahmeti zerine olsun," diye mrldanarak, krei topraa daldrd. Rait'in bebek iin ald set paltoyu ukura yerletirdi, zerine toprak att. "Gecenin gndze dnmesini, gnn geceye devrilmesini salayan sensin, lmden dirim hasl eden, canldan lm karan sensin; senin her eye gcn yeter; baladn dayanma gcyle kuluna destek olan sensin." Krein tersiyle topra dzeltti. Kk ynn nne diz kt, gzlerini kapad. Dayanma, gc ver, Allahm. Bana sabr ver. 100 15 NSAN, 1978 17 Nisan 1978'de, Meryem'in on dokuzuna bast yl, Mir Ekber Hayber adnda bir adamn cesedi bulundu; ldrlmt. ki gn sonra, Kabil'de byk bir gsteri dzenlendi. Mahalledeki herkes sokaklara dklm, bundan sz ediyordu. Mer/em pencereden baknca, komulannn bir araya toplatn, kulaklarnda transistorlu radyolar, hararetle konutuklarn grd. Fariba evinin duvarna yaslanm, Deh-Mazang'a yeni taman bir kadnla sohbet etmekteydi. Fariba glmsyordu, avularn i, gebe karnna bastrmt. teki, Meryem'in adn unuttuu kadn, Fariba'dan daha byk gsteriyordu; salannn tuhaf, hafif eflatunumsu bir rengi vard. Kk bir olann elinden tutmutu. Meryem 101 ocuun adnn Tank olduunu biliyordu, nk kadnn sokakta ocua seslendiini duymutu. Meryem'le Rait komularna katlmadlar. Radyodan dinlediler; on bin kiilik bir kalabaln sokaklara dkldn, Kabil'in devlet dairelerinin bulunduu blgesinde, bir aa bir yukar yrdn. Rait, Mir Ekber Hayber'in tannm, nemli bir komnist olduunu, yandalarnn bu lmden Cumhurbakan Davut'u sorumlu tuttuunu syledi. Bunlar sylerken kza hi bakmad. Son gnlerde hi bakmyordu zaten; Meryem onun kendisiyle konutuundan bile emin olamyordu. "Komnist nedir?" diye sordu. Rait alayl bir horultu sald, kalarn kaldrd. "Komnistin ne olduunu bilmiyor musun? Bu kadar basit bir eyi. Herkes bilir. Dnya lemin bildii bir ey. Ve senin haberin bile yok... Hh. Neden ardm da anlamyorum ya, neyse." Bacaklarm sehpann zerine uzatt, ayak ayak stne att, aznn iinde, "Kari Marksist'e inanan kii," diye geveledi. "Kari Marksist kim?"

Rait i geirdi. Radyoda bir kadn sesi, Afgan komnist partisi PDPA'nn halk cephesi lideri Taraki'nin de meydanda olduunu, gstericilere ateli, kkrtc konumalar yaptn syledi. "Demek istediim, ne istiyorlar?" dedi Meryem. "Bu ko-mnisder, neye inanyorlar?" Rait kkrdad, ban sallad, ama Meryem onun kollarn kavuturuunda, gzlerini baka yne eviriinde bir tereddt hissetti. "Hibir eyden haberin yok, deil mi? ocuk gibisin. Beynin bombo. inde tek bir bilgi yok." "Soruyorum, nk..." "up ko. Kapa eneni." Meryem kapad. 102 Rait'in onunla bu ekilde konumasna kadanmak kolay deildi; kmseyen, hor gren, alay eden tavrna, hakaretlerine, yalnzca bir ev kedisiymi gibi kzn yanndan geip gitmelerine. Ama drt yllk evliliin ardndan, Meryem korkan bir kadnn neleri sineye ekebileceini ok iyi gryordu. Ve kendisi korkuyordu. Erkein deiken mizacndan, bir anda alevlenen fkesinden, gnlk, sradan konumalar bile bir tartmaya, bir er meydanna dntrme srarndan rkerek yayordu; meseleyi bazen yumruklarla, tekme tokatlarla zmeye kalkp sonra da bulank zrlerle geitirmesinden, bazen buna bile gerek grmemesinden korkuyordu. Hamamdaki kanamadan sonraki drt ylda, umutlan alt kez canlanm, sonra da yerle bir olmutu; her kayp, her k, doktora yaplan her ziyaret, Meryem iin bir ncekinden de ykc oldu. Her hayal krkl Rait'i biraz daha uzaklatrd, biraz daha aclanrd. Artk Meryem ne yapsa honut edemiyordu onu. Evi temizliyor, elinin altnda bolca temiz gmlek bulunmasn salyor, en sevdii yemekleri piiriyor-du. Bir gn, sonu fecaate varan bir ey yapp, makyaj malzemeleri satn ald, erkek iin boyand. Ama adam eve gelince, ona yle bir bakp suratn yle bir tiksintiyle buruturdu ki, Meryem hemen banyoya koup yzn ykad; utan gzyalar sabunlu suya, dudak boyas rimele kan. Artk akamlan erkein eve dnn rkntyle bekler olmutu. Anahtarn akrts, kapnn gcrts yreini gmbr gmbr attrmaya yetiyordu. Yatandan, Rait'in kelerinin takrtsn, daha sonra da orapl ayaklann kard bouk tprty dinliyordu. Kulaklanyla, erkein harekederini izliyordu: zeminde srklenen iskemlenin gcrts, oturunca bambu koltuun salverdii ikyeti inilti, tabaa arpka nn ten kak, evrilen gazete sayfalannn hrts, iilen suyun aprts. Kalbi deli gibi atarken, merak ediyordu: Bu 103 gece saldrmak iin nasl bir bahane bulacakt bakalm? nemsiz de olsa, tepesini attracak bir ey, daima, mudaka kyordu, nk kz onu memnun etmek iin ne yaparsa yapsn, isteklerini, taleplerini ne kadar eksiksizce yerine getirirse getirsin, yetmiyordu. Olunu ona geri veremiyordu. Adamn bu en nemli, en temel ihtiyacn karlayamam, onu yedi kez hsrana uratma, dolaysyla, Rait iin bir ykten, bir klfetten baka bir ey deildi artk. Bunu adamn ona bak biiminden anlayabiliyordu; bakarsa tabii. Meryem yalnzca bir ba belasyd artk. "imdi ne olacak?" diye sordu adama. Rait ona ters ters bak. ekmeyle inleme aras bir ses kard, bacaklarn masadan indirip radyoyu kapad. Radyoyu da alp yukarya, odasna kt. Kapsn kapad. Meryem sorusunun yantn 27 Nisan'da ald: atrtlar, derin, ani kkremelerle. Yalnayak aaya, oturma odasna kotu, Rait'i fanilas, karman orman salaryla pencerenin nnde buldu; ellerinin ayasn cama bastrmt. Meryem pencereye, onun yanna gitti. Gkyznden yldnm hzyla geen, kuzeye ve douya ynelmi askeri uaklar grebiliyordu. Saldklar sar edici cayrt, kulaklarn actt. Uzaklarda, gk grltsn andran grlemeler yanklanyor, bir anda beliren duman sorgular ge ykseliyordu. "Ne oluyor, Rait? Nedir btn bunlar?" "Allah bilir," diye homurdand adam. Radyoyu kartrd, yalnzca parazit buldu. "Ne yapacaz?" "Bekleyeceiz," dedi Rait sabr tamasna, sinirli. 104 O gn, daha sonra, o hl radyoyu kurcalyor, Meryem de mutfakta spanak garnitrl pilav hazrlyordu. Rait iin yemek piirmekten zevk ald, hatta can att gnleri anmsad. imdi yemek yapmak kayglandnc, hatta korkutucu bir ilemdi. Kurma\zx her zaman, adamn az tadna gre ya ok tuzlu ya da ok yavand. Pilav ya ok yal ya da ok kuru olmakla eletiriliyor, ekmek bazen hamur gibi bazen de fazla gevrek bulunuyordu. Rait'in srekli kusur bulmas, Meryem'in mutfakta elini ayana dolatryor, zgvenini yerle bir ediyordu. Tepsiyi gtrdnde, radyoda milli mar alnmaktayd. "Sebze yaptm," dedi. "Koy uraya, eneni de kapa."

Mzik bitince, bir erkek sesi duyuldu. Kendini Hava Kuvvetlerinden Albay Abdl Kadir olarak tantt. Gnn erken saatlerinde, bakaldran Drdnc Zrhl Tmen'in havalimann ve kentin kilit kavaklarn ele geirdiini bildirdi. Kabil Radyosu, Ulatrma ve ileri bakanlklar, Dileri Bakanl binas da zapt edilmiti. Kabil artk halkn elinde, dedi gururla. syanclarn denetimindeki MiG uaklar, Cumhurbakanl Saray'na saldrmt. Tanklar konutun arazisine girmiti, orada iddetli bir atma srmekteydi. Davut'a bal glerin tamamnn yenilgisi yakn, dedi Abdl Kadir, gven veren bir ses tonuyla. Gnler sonra, komnistler Davut Han rejimiyle balantl olanlar alelacele, toplu halde infaza baladnda, Pol-e-arkhi hapishanesinde oyulan gzlerin, elektrik verilen cinsel organlarn sylentileri Kabil'e yayldnda, Cumhurbakanl Saray'nda gerekleen katliam Meryem de duydu. Davut Han ldrlmt, ama komnist isyanclar nce aileden, kadnlarla torunlar dahil, yaklak yirmi kiiyi ldrmt. Dedikodular muhtelifti; Davut Han'n kendi canna kyd, atmann dorua kt an kurunland, sona sakland, ailesinin katlini seyretmeye zorland, ondan sonra vurulduu syleniyordu. Rait radyonun sesini at, ne doru eildi. "Silahl glerden oluan bir devrim konseyi kuruldu; ra-toimz bundan byle Afganistan Demokratik Cumhuriyeti olarak bilinecektir," diyordu Abdl Kadir. "Aristokrasi, akraba kayrmacl ve eitsizlik dnemi sona ermitir, sevgili hemvatan\znmz. Yllardr sren istibdada son verdik. ktidar imdi kitlelerin ve zgrlk- insanlarn elinde. lkemizin tarihinde parlak, anl bir dnem balyor. Yeni bir Afganistan dodu. Sizi temin ederiz ki, hibir eyden korkmanza gerek yoktur, deerli Afgan halk. Yeni rejim yasalara, hem slami hem de demokratik ilkelere sk skya bal kalacaktr. imdi sevin gsterileri, kutlamalar yapma zamandr." Rait radyoyu kapad. "imdi bu iyi mi, kt m?" diye sordu Meryem. "Anladm kadaryla zenginler iin kt," dedi Rait. "Ama bizim iin o kadar da kt olmayabilir." Meryem'in aklna Celil geldi. Bu durumda, komnistler onun peine der miydi acaba? Onu hapse atarlar myd? Ya oullarn? ini, maln mlkn elinden alrlar myd? "Scak m?" dedi Rait, gzlerini pilava dikerek. "Tencereden imdi aldm." Erkek homurdand, kseyi uzatmasn syledi. Sokan aasnda, krmzl sanl, ani k akmlar geceyi aydnlatrken, yorgunluktan bitkin haldeki Fariba dirseklerinin zerinde doruldu. Salar terden srlsklamd, stdu-dann kenarnda ter damlalar titreiyordu. Yatan yannda duran yalca ebe, Vecma, bebei elden ele geiren Hkim'le 106 oullarn seyrediyordu. Bebein ak renk salarna, pembe yanaklarna, bzlm, tomurcuk dudaklarna, i kapaklarn gerisinde kprdayp duran, incecik yarklardan grnen yeim yeili gzlerine hayran hayran bakmaktaydlar. Sesini ilk jcez duyunca, birbirlerine glmsediler; bir kedi miyavlamas gibi balayan alama salkl, grtlak dolusu bir ulumaya dnt. Nur, gzlerinin mcevhere benzediini syledi. Ailenin en dindar olan Ahmet, yeni doan kz kardeinin kulana ezan okudu, yzne kez fledi. "Leyla, yle mi?" diye sordu Hkim, kzn kucanda hafif hafif zplatrken. Fariba yorgun yorgun glmsedi: "Leyla, evet. Gece Gzeli. Tam uydu." Rait parmaklaryla pilavdan bir top yapt. Azna att, bir kez inedi, sonra bir daha; yzn buruturdu, sofraca, t-krd. "Ne oldu?" dedi Meryem, sesindeki rkek, af dileyen tndan nefret ede ede. Nabz atlarnn hzlandn, derisinin ekildiini hissetti. "Ne oldu?" diye mzldand adam, ona yknerek. "Olan u ki, yine ayn eyi yapmsn." "Ama her zamankinden be dakika fazla kaynattm." "Yalann daniskas." "Yemin ederim..." Adam parmaklarndaki pirinleri fkeyle silkeledi, sosu, pilav sofra'yz dke saa, taban itti. Meryem salondan bir hm kan erkein arkasndan bakt, sokak kapsnn grltyle kapandn duydu. Yere diz kt, pirin tanelerini toplayp tabaa koymaya alt, ama elleri ok kt titriyordu, durup titremenin ge107 meini beklemek zorunda kald. Korku gsne km, ezdike eziyordu. Birka derin nefes almaya alt. Salonun karanlk camnda solgun, rengi atm yanssn grd, baklarn hemen kard. Sonra n kap ald, Rait oturma odasna dnd, "Ayaa kalk," dedi. "Buraya gel. Kalk!" Kzn elini yakalad, aa, avucuna bir miktar akl ta koydu. "Sok azna." "Ne?"

"Doldur. Azna." "Kes unu, Rait, ben..." Gl elleri kzn enesine yapa. ki parman Meryem'in azna soktt, dudaklarn zorla aralad, souk, sert talan iine sokuturmaya balad. Meryem direniyor, bir eyler sylemeye alyordu, ama adam stduda tiksintiyle kvrlm bir halde, akl talarn sokmay srdrd. "imdi ine," dedi. Az kumla, tala dolan Meryem yalvarmay denedi, bir eyler geveledi. Gzlerinden yalar yuvarlanyordu. "NE!" diye kkredi adam. Ttn kokulu soluu kzn yzne arpa. Meryem inedi. Aznn gerisinde, bir ey aardad. "Gzel," dedi Rait. Yanaklar seiriyordu. "Pilavnn tadnn neye benzediim imdi rendin ite. Bu evlilikte bana ne verdiini biliyorsun artk. Berbat yemekler dnda hibir ey." Sonra kp gitti; Meryem azndakileri rtikrd: talar, kan ve krlan iki azdiinin paralan. 108 KNC BLM 16 KABL, 1987 BAHARI Dokuz yandaki Leyla yatandan, her sabah olduu gibi, dostu Tark' bir an nce grme alyla frlad. Ama bu sabah Tark' gremeyeceini biliyordu. "Ne kadar kalacaksn?" demiti, ailesiyle birlikte gneye, Gazne'deki amcasn ziyarete gideceini syleyen Tark'a. "On gn." uOn w?" "O kadar da uzun saylmaz canm. u suratnn haline bak, Leyla." "Suratmda bir ey yok." "Alamaya kalkmayacaksn, deil mi?" "Alamayacam! Senin uruna, asla. Bin yl gese de." 111 Olann bacana bir tekme att, ama takma olana deil, gereine; o da kzn ensesine akac bir aplak indirdi. On gn. Neredeyse iki hafta. Daha beinci gn dolmadan, Leyla zaman hakknda son derece nemli bir gerei rendi: Tark'n babasnn arada bir eski Petun sarklan ald akordeon gibi, zaman da Tark'n yokluuna ve varlna bal olarak, uzuyor ve ksalyordu. Alt katta, annesiyle babas kavga etmekteydi. Yine. Leyla sahneyi ok iyi biliyordu: Anne, fkeden gz dnm oday arnlyor, bir an pes etmeden barp aryor; Babi oturduu yerde, sersemlemi ve akn, uysalca ban sallyor, firtnann gemesini bekliyor. Leyla kapsn kapad, giyindi. Ama annesini hl duyabiliyordu. Sonunda, bir kap serte arpld. Basamaklar dven ayak sesleri. Anne'nin somyasnn yksek gcrts. Grne baklrsa, Babi bir gn daha sa salim adatm. "Leyla!" diye seslendi az sonra. "e gecikiyorum!" "Bir dakika!" Leyla ayakkablarn giydi, aynann karsna geip omzuna gelen, sansn buklelerini abucak tarad. Anne Leyla'ya hep, salarnn rengini (gr kirpikli, turkuvaz yeili gzlerini, gamzeli yanaklarn, kk elmackkemiklerini ve -kendisinde de bulunan- sarkk altduda) byk-bykannesinden aldn sylerdi yani Anne'nin anneannesinden. O bir peri, soluk kesici bir gzeldi, derdi Anne. Gzellii btn vadinin dilindeydi. Bu dillere destan gzellik, ailenin kadnlarnda iki kua atlad, ama senden kurtulamad, Leyla. Anne'nin szn ettii vadi, Farsa konuan Tacik yresinde, Kabil'in yz kilometre kuzeydousunda bulunan Penir'di. Birinci dereceden kuzen olan Anne'yle Babi Penir'de doup bymlerdi; Kabil'e, Babi'nin Kabil niversitesi'ne kabul edilmesi zerine, 1960'da umut dolu, l l gzl, iei burnunda bir ift olarak gelmilerdi. 112 Leyla merdiveni bir rpda, Anne'nin odasndan kp yeni bir ma balatmamas iin dualar ederek indi. Babi'yi telli kapnn nne melmi buldu. "Bunu grdn m, Leyla?" Sinek telindeki yrtk haftalardr oradayd. Leyla babasnn yanna kt. "Yo. Yeni olmu galiba." "Ben de Fariba'ya yle dedim," diye mnldand Babi. Anne'nin onunla ii bittikten sonra hep olduu gibi, sarslm, ezilmi grnyordu. "Anlann ieri dolduunu sylyor." Leyla'nn yrei ona duyduu acmayla kabard. Babi ufak tefek bir adamd; dar omuzlu, neredeyse bir kadnnki-ler kadar ince, narin elli. Geceleri, Leyla ne zaman Babi'nin odasna gitse, onu bir kitaba gmlm, gzl burnunun ucuna kaym halde bulurdu. Bazen, kzn orada olduunu bile fark etmezdi; edince, sayfann kesini kvnr, tatl tad glmserdi. Babi, Rumi'nin ve Hafiz'n gazel\cnn\n ou-- nu ezbere bilirdi. ngiltere ile ar Rusyas arasndaki Afganistan mcadelesi hakknda saaderce konuabilirdi. Bir sarktla dikit arasndaki fark da, dnyayla gne arasndaki uzakln, Kabil'den Gazne'ye bir buuk

milyon kez gitmeye edeer olduunu da bilirdi. Ama Leyla bir kavanozun kapan atrmak istediinde, babasna ihanet ediyormu duygusuna kaplsa bile, Anne'ye bavururdu. Sradan eyalar, aletler Babi'nin kafasn kannrd. Ona kalsa, gcrdayan ka-plann menteeleri sonsuza kadar yalanmazd. Tavanlar, o delikleri tkadktan sonra da akmaya devam eder, kfler mutfak dolaplanna kstaha yaylrd. Anne, onun 1980 ylnda Nur'la birlikte Sovyetler'e kar cihat'% gittiinde, bu tr ileri Ahmet'in byk bir sorumluluk ve baanyla hallettiini sylerdi. "Ama derhal okunmas gereken bir kitabn varsa," diye eklerdi, "o zaman doruca Hkim'e gitmelisin." 113 Yine de Leyla bir zamanlar, Ahmet'le Nur'un Sovyetler'le savamaya gitmesinden... Babi'nin onlarn savaa gitmesine izin vermesinden nce, Anne'nin bundan, yani Babi'nin kitap dknlnden holandn gayet iyi anmsyordu; bir zamanlar, kocasnn unutkanln, beceriksizliini ok sevimli bulduunu da. "E, bugn kanc gn?" diye sordu babas, hnzrca glmseyerek. "Beinci mi? Yoksa altnc m?" Leyla omuz silkti. "Umurumda m sanki? Saymyorum ki," diye uydurdu; hatrlad iin babasn bir kez daha severek. Annesinin, Tark'n gittiinden haberi bile yoktu. "Eh, bir de bakmsn el feneri akp duruyor," dedi Babi; Leyla'yla Tark'n geceleri oynad iaredeme oyununu kastediyordu. Bunu yle uzun zamandr yapyorlard ki, her yatma vakti yinelenen bir ritele dnmt; di fralama gibi. Babi parmayla teldeki yrta dokundu. "lk frsatta yamayacam. Hadi, gidelim." Sesini ykseltti, omzunun stnden seslendi, "Biz gidiyoruz, Fariba! Leyla'y okula brakacam. kta onu almay unutma!" Darda, Babi'nin bisikletinin tama sepetine trmanrken, gzne sokan az yukarsna park etmi bir araba arpt; ayakkabc Rait'le mnzevi karsnn oturduu evin tam nndeydi. Benz markayd; bylesi arabalara bu mahallede hi rasdanmazd. Rengi maviydi, kaln, beyaz bir erit motor kapan, tavan ve bagaj ikiye blyordu. Leyla iinde iki erkein oturduunu seti; biri direksiyonda, teki arka koltukta. "Kim bunlar?" diye sordu. "Bizi ilgilendirmez," dedi Babi. "Hadi atla, derse ge kalacaksn." *** 114 O gn snfta Leyla dikkatini derse vermekte epeyce zorland; akl Tark'n yokluuyla ana babasnn kavgasndayd. Romanya ve Kba'nn bakenerini sormu olan retmen, yandamas iin onun adm syleyince, hazrlksz yakaland. retmenin ad anzay'd, ama renciler ona, arkasndan Rengmaal Hala derdi; onlar tokatlama biimine atfen, Ressam Hala: nce avucuyla, sonra elinin tersiyle vurur, eli bir saa bir sola devinirdi; tpk fra kullanan bir ressam gibi. Rengmaal Hala sivri yzl, kaln kal, gen bir kadnd. Okulun ilk gn, snfa byk bir gururla aklad gibi, Khost'lu, yoksul bir kylnn kzyd. Dik durur, simsiyah salarn sk, yuvarlak bir topuz yapard; salarn yle bir gererdi ki, arkasn dnd zaman, Leyla onun ensesindeki kara kl diplerini grebilirdi. Hi makyaj yapmaz, mcevher takmazd. rtnmez, kz rencilerin kapanmasn da yasaklard. Kadnlarla erkeklerin her bakmdan eit olduunu, erkekler rtnmediine gre, kadnlann da rtnmesine gerek olmadn sylerdi. Ona gre, Sovyeder Birlii, Afganistan'n yan sra, dnyann en mkemmel devletiydi. ilerine kar sevecendi, halknn tamam eitti. Sovyetler Birlii'nde herkes mudu, gleryzlyd, ilikiler dostaneydi: ilenen sular yznden insanlarn evden kmaya korkar olduu Amerika'nn aksine. Afganistan'da da herkes mutlu olacak, derdi, tabii gelime kardan, tutucu yobazlar temizlendikten sonra. "te, Sovyet yoldalanmz 1979'da bunun iin geldiler buraya. Komulanna yardm eli uzatmak iin. lkemizi geriye gtrmek, ilkel bir topluma dntrmek isteyen vahileri yenmemize yardm etmek iin. Buna sizler de kendi apnzda destek vermelisiniz, ocuklar. Bu^babozuklarla ilintisi olan herkesi ihbar etmelisiniz. Sizin greviniz bu. Kulakla-nnz ap dinlemeli, sonra da yeolilere bildirmelisiniz. Bu 115 kii ebeveyniniz, amcanz ya da teyzeniz olsa bile. nk onlarn hibiri sizi lkeniz kadar sevemez. nce vatannz gelir, unutmayn! Sizinle gurur duyacam, lkeniz de yle." Rengmaal Hala'nn masasnn arkasndaki duvarda Sov-yeder Birlii'yle Afganistan'n haritalar ve son komnist cumhurbakan Necibullah'n ereveli bir fotoraf vard; Babi, Necibullah'n bir zamanlar ok korkulan KHAD'n, Afgan gizli polisinin ba olduunu sylemiti. Baka fotoraflar da vard; kyllerle el skan, elma fidanlar diken, ev ina eden, srekli glmseyen, gen Sovyet askerleri. "Evet," diyordu Rengmaal Hala imdi, "seni daldn hayallerden mi uyandrdm, nklap Kz?" Devrim Kz. Leyla'ya takt add bu; 1978 Nisan'nda, darbe gecesi doduu iin - ama snfta biri darbe szcn kullandnda kadnn tepesi atard. Israrla belirttiine gre, olanlar bir inklap, bir devrimdi, alan insanlarn eitsizlie kar ayaklanmasyd. Bir baka yasak szck de cihat idi. Ona kalrsa, tarada sava filan yoktu, sadece yabanc "provokatrler" dedii kiilerin kkrtt ba belalaryla bir atma sz konusuydu. Ve onun karsnda hi kimse, hi kimse, giderek yaylan u sylentiye deinmeye cret edemezdi: sekiz yldr sren sava Sovyetler'in kaybetmeye baladna. zellikle de imdi, Amerikan

Bakan Reagan'n, Sovyet helikopterlerini drmeleri iin Mcahitlere Stinger fzeleri gndermeye balad, dnyann her yanndaki Mslmanlarn mcadeleye katld bir dnemde: Msrllar, Pakistanllar, hatta varsl Suudiler, milyonluk servederini brakp cihat uruna Afganistan'a geliyordu. Leyla zar zor toparlayabildi: "Bkre. Havana." "Peki, bu lkeler bize dost mu deil mi?" "Dostumuz, muallim sahip. Dost lkeler." Rengmaal Hala bayla serte onaylad. 116 *** Okul kapannca, Anne'yi gremedi; onu almaya yine gelmemiti. ki snf arkadayla, iti ve Hasena'yla eve doru yrmeye koyuldu. iti fazlasyla asabi, ufak tefek, kemikli bir kzd; salarn iki adcuyruu yapar, lastik banda tuttururdu. imdiden ka atyor, yrrken kitaplarn gsne bastryordu; bir kal-kanmasna. Hasena on ikisindeydi, Leyla'yla Citi'den ya byk, nk nc snfta bir kez, drdnc snfta iki kez kalmt. Derslerdeki baarszln, yetersizliini kurnazlkla ve Citi'nin "diki makinesi gibi" dedii enesiyle kapatrd. Ressam Hala lakabn bulan, Hasena'yd. Bugnk gevezeliinin konusu, irkin, istenmeyen talipleri batan savmann yollanyd. "Kusursuz bir yntem, kesin ie yaryor. Szme gvenin." "Btn bunlar samalk. Ben henz ok km, ksmetim filan kmaz!" dedi iti. "O kadar da kk deilsin." "Eh, henz kimse istemedi beni."" "Nedeni, sakall olman, canm." Citi'nin eli hemen enesine gitti, dehet iinde Leyla'ya dnd. Leyla acyan bir glmsemeyle arkadana bakt (akadan iti kadar anlamayan birini grmemiti), yattnrcas-na ban sallad. "Her neyse, tavsiyeyi duymak istiyor musunuz, istemiyor musunuz, hanmlar?" "Devam et," dedi Leyla. "Kuru fasulye. Ama en az drt tabak. Disiz kertenkelenin seni istemeye geldii gn yenecek. Fakat zamanlama, bayanlar, buradaki en nemli nokta, zamanlama. Kendinizi tutacak, bombardman ona ay ikram edeceiniz na saklayacaksnz." 117 "Bunu unutmayacam," dedi Leyla. "Olan da yle." Leyla szn burasnda, bu tr tlere ihtiyac olmadn, nk Babi'nin onu yle abucak kocaya .vermeye hi niyeti olmadn syleyebilirdi. Her ne kadar Babi Silo'da, Kabil'in devasa ekmek fabrikasnda, scan, uuldayan makinelerin ortasnda alyor, kocaman finnlann ateini beslemekle, tahl tmekle urayor olsa da, niversite okumu adamd. Komnistler tarafndan kovulmadan nce, bir lisede retmendi - 1978 darbesinden hemen sonra, Sovyet igalinden bir buuk yl nce iten atlmt. Babi, daha kklnde Leyla'nn kafasna sokmutu: Hayatnda en nemsedii ey, kznn nce gvenliini salamak, sonra da okutmakt. Daha pok kpksn, biliyorum, ama bunu imdiden anlaman ve iyice renmeni istiyorum, demiti. Evlilik bekleyebilir, eitim beklemez. Sen pok, pok zeki bir kzsn. Gerpekten ylesin, istediin her ey olabilirsin, Leyla. Seni tanyorum. Ayrca, bu sava/ bittikten sonra Afganistan'n erkekler kadar, belki daha da pok, sizlere gereksineceini biliyorum. nk bir toplumun, kadnlar eitimsiz olduu srece baarya ulama ans yoktur, Leyla. Hip yoktur. Ama Leyla, Babi'nin bu szlerini Hasena'ya aktarmd; onun gibi bir babas olduuna ne kadar sevindiini, Leyla'ya ilikin grlerinin, koltuklarn nasl kabarttn, zaten kendisinin de, eitimini sonuna kadar, inatla srdrmeye kararl olduunu da. Leyla son iki yldr eval numre belgesini kazanyordu; her yl snfn en baarl rencisine verilen takdirnameyi. Bunlardan Hasena'ya hi sz etmedi, zira onun babas huysuz, aksi bir taksi ofryd ve kzn yla kalmadan ba gz edecei kesindi. Hasena ok nadir grlen, ciddi anlarndan birinde, Leyla'ya, ondan yirmi ya byk olan ve Lahor'da bir otomobil galerisi bulunan kuzeniyle evlen118 meinin kararlatrldn anlatmt. Onu iki kezgrdm, demiti. Her ikisinde de, azn apa apa yemek yedi. "Evet, kzlar, kuru fasulye," diye yineledi Hasena. "Bunu aklnzda tutun. Tabii eer" -eytanca srtt, dirseiyle Leyla'y drtt- "kapy alan kii gen, yakkl, tek bacakl prensiniz deilse. O zaman..." Leyla onun dirseini itti. Tank hakknda bunlar syleyen bir bakas olsayd, ok bozulurdu. Ama Hasena'nn fesat, kt niyetli olmadn biliyordu. Sadece taklr, alay ederdi, stelik alaylarndan herkes nasibini alrd; en ok da kendisi. "O insanlar hakknda byle konumamalsn!" dedi iti. "Hangi insanlarm bunlar?" "Sava yznden yaralanan insanlar," dedi iti itenlikle, Hasena'nn dalga getiinden habersiz.

"Galiba Molla Citi'miz Tark'a k olmu. Anlamtm! Hah! Ama o szl saylr, kzm, bilmiyor muydun? yle deil mi, Leyla?" "Ak filan deilim. Hi kimseye!" Leyla'dan ayrldlar, hl tartarakj keyi dndler. Leyla son soka tek bana geti. Kendi sokaklarna girince, mavi Benz'in hl orada, Rait'le Meryem'in evinin nnde durduunu grd. Kahverengi takm elbiseli, yalca erkek imdi darda, arabann nndeydi, bastonuna dayanm, eve bakyordu. Tam o srada, arkasndan gelen bir ses, "Hey. San Sal. Buraya bak," dedi. Leyla arkasn dnd ve bir tabancann namlusuyla burun buruna geldi. 119 17 Tabanca krmzyd, horozu parlak yeil. Silahn gerisinde Kadim'in srtan yz. Kadim on bir yandayd; Tark'la yat. Kilolu, uzun boyluydu; gze batacak kadar kk, sivri bir enesi vard. Babas Deh-Mazang'da kasapt; Kadim'in ara ara, yoldan geenlere sakatat, barsak paralan frlatt bilinirdi. Bazen, Tark yaknlarda deilse, Leyla'y okulun avlusunda bir keye kstrr, baygn baygn bakp inlemeyi andran sesler kanrd. Bir keresinde kzn omzuna vurmu, Ne kadar da gzelsin, art Sapl. Seninle evlenmek istiyorum, demiti. Elindeki silah sallad. "Merak etme," dedi. "Belli olmaz. Senin sanda yani." 120 "Sakn yapma! Seni uyaryorum." "Ne yaparsn yani?" dedi olan. "Topaln stme mi salarsn? 'Ah, Tank can. Ah, yanma gel de beni u bedmes\en kurtar!' " Leyla geri geri ekildi, ama Kadim tetii pompalamaya balamt bile. nce, lk su fskiyeleri pe pee, kzn salarna, yzn korumak iin kaldrd avucuna fikrd. Ayn anda, teki olanlar da saklandklan yerden ktlar; glmekten yerlere yatyorlard. Sokakta duyduu bir kfr Leyla'nn dilinin ucuna geldi. Anlamn tam olarak bilmiyor, buradaki uygulamay gznn nne getiremiyordu, fakat szcklerde yle ateli bir g vard ki, savurmann tam srasyd. "Anan k yiyor!" "Hi olmazsa seninki gibi atlak deil," diye yaptrd Kadim, sakince. "Babam da hanm evlad deil! Bu arada, neden ellerini koklamyorsun?" teki olanlar bir azdan nti: "Kokla! Kokla!" Leyla koklad, ama daha koklamadan anlamt; olann, salannda belli olmaz, derken ne kastettiini de. Tiz, canhra bir lk att. Bunu duyan olanlar daha da azttlar, yuhalamaya baladlar. Leyla dnd, avaz avaz bararak eve kotu. Kuyudan su ekti, banyodaki leene doldurdu, giysilerini yrtarcasna kard. Salarn sabunlad; parmaklanyla kafata-sn deli gibi ovuyor, tiksintiyle inliyordu. Bir tastan dkt suyla durulad, sonra bir kez daha sabunlad. Midesi kalkyor, kusacak gibi oluyordu. Sabunlu el bezini yzne defalarca, kazrcasna srterken inildiyor, titriyordu; yzyle boynu kpkrmz kesilinceye kadar silinmeyi srdrd. 121 Tark yanmda olsayd, bu bama gelmezdi, diye dnd, temiz bir gmlekle pantolon giyerken. Kadim asla cret edemezdi. Ama tabii, Anne yapmas gerekeni yapp onu okuldan alsayd, byle bir ey zaten yaanmazd. Bazen Leyla, Anne'nin neden zahmet edip onu dourduunu merak ediyordu. Artk una inanyordu: Btn sevgilerini, zaten sahip olduklar ocuklara verip tketen ana-babalarn, yeni ocuk yapmalarna izin verilmemeliydi. Hakszlkt bu. inde bir fke dalgas kabard. Odasna girdi, kendini yataa att. Az biraz yatr gibi olunca koridora kt, annesinin yatak odasna gidip kapy tklatt. Kkken, bu kapnn nnde saatlerce otururdu. Hafif hafif vurur, annesinin adn defalarca, st ste fsldard; bir byy bozacak, sihirli bir nakarat gibi: Annecim, Annecim, Annecim... Ama Anne kapy hi amamt. imdi de amad. Leyla tokma evirdi, ieriye girdi. Bazen, krk ylda bir, Anne iyi gnnde olurdu. Yataktan parlayan gzlerle, akac bir tavrla frlayp kalkard. Sarkk altduda bir glmsemeyle kvnlrd. Ykanrd. Temiz bir elbise giyer, kirpiklerini rimellerdi. Kzna salarn taratr (Leyla baylrd buna), kulaklarna kpe takard. Birlikte alverie, Manday Pazan'na giderlerdi. Birlikte kzmabirader oynar, kocaman bir stsz ikolata kalbndan kestirdikleri yapraklar yerlerdi - says bir-ikiyi gemeyen ortak zevklerinden biriydi. Anne'nin iyi gnlerinde, Leyla'nn en sevdii ksm, Babi'nin eve dnd and; ana-kz balarn ikolata ksesinden kaldrr, kahverengi dileriyle ona sntrlardi. Oday bir honutluk esintisi yalar, Leyla bir zamanlar, bu ev kalabalkken, grltl ve enken, annesiyle babasn smsk kenedeyen sevdann, sevecenliin tadna bir anlna da olsa bakm olurdu. 122

Anne bazen, iyi gnlerinde, hamur ileri yapar, komu kadnlar aya arrd. Leyla kek, kurabiye hamurundan kalan yalar, kseyi tertemiz ederken, Anne de fincanlar, peeteler ve iyi tabaklarla sofray kurard. Daha sonra, Leyla masada, bara ara konuan, ay ien, Anne'nin hamur ilerini ven kadnlarn arasndaki yerini alr, lafa karmaya alrd. Konuma frsat pek bulamasa da, aralarnda olmaktan, dinlemekten holanrd, nk bu toplantlarda nadiren tatt bir zevki tadard: Anne'yi, Babi hakknda sevgi dolu szler ederken dinlemek. "Birinci snf bir retmendi,' derdi Anne. "rencileri ona baylrd. Nedeniyse salt onlara dier retmenler gibi cetvelle vurmamas deildi. Ona sayg duyarlard, anlyor musunuz; nk o da onlara sayg duyard. Olaanst bir hocayd." Anne evlenme teklifini nasl aldn anlatmaya da baylrd. "Ben on altydm, o on dokuz. Ailelerimiz Penir'de kap komusuydu. Ah, evet, ona ktm, hemireleri Evlerimizi ayran duvara trmanr, onlarn bahesine geerdim; babasnn meyve bahesinde oynardk. Yakalanacaz, babamdan dayak yiyecek diye Hkim'in d kopard. 'Baban beni bir gzel pataklayacak,' derdi. yle sakngan, yle ciddiydi ki; daha o zamandan. Sonra bir gn ona dedim ki, "Evet, kuzen, ne yapyoruz? Bana evlenme teklif edecek misin, yoksa benim sana khastegari gelmem mi gerekiyor?' Aynen byle syledim. Yzn bir grmeliydiniz!" Kadnlarla Leyla kahkahalar koyuverirken, Anne avularn birbirine vururdu. Anne'nin anlatt bu tr ykleri dinlerken, Leyla onun Babi'den hep byle, sevgiyle sz ettii bir dnem olduunu anlard. Annesiyle babasnn ayr odalarda yatmad bir dnem. O gnleri karmam olmay nasl da isterdi. 123 Anne'nin evlilik yks sz, kanlmaz olarak, patanlk hikyelerine, evrilen entrikalara getirirdi. Afganistan Sovyet igalinden kurtulduu, delikanllar eve dnd zaman, onlar ba gz etmek gerekecekti; dolaysyla, kadnlar kollan svam mahallenin kzlarn tek tek elden geiriyor, Ahmet'le Nur'a hangisinin uyup hangisinin uymayacan saptamaya alyorlard. Sohbet ne zaman aabeylerine kaya, Leyla kendini dlanm hissederdi; kadnlar bir tek onun grmedii, harika bir filmden sz ediyorlard sanki. Ahmet'le Nur Kabil'den ayrlp cihat\ Komutan Ahmet ah Mesut'un glerine katlmak zere kuzeye, Penir'e gittiklerinde, Leyla iki yandayd. Onlar hakknda pek az ey anmsyordu. Ahmet'in boynundan sarkan, parlak, ALLAH madalyonu. Nur'un bir kulandan fkran siyah kl demeti. Hepsi bu kadar. "Azita'ya ne dersin?" "Halcnn kz m?" dedi Anne, yapmack bir kzgnlkla yanana vurarak. "O kzn by Hkim'inkinden bile kaln!" "Anahita da var. Duyduumuza gre, Zarguna'da snf birinciymi." "O kzn dilerini hi grdn m? Her biri bir mezar ta. O dudaklarn gerisinde bir mezarlk yatyor." "Pek ya Vahidi kardeler?" "O iki cce mi? Yo, hayr hayr. Oullanma olmaz. Sul-tanlanma olmaz. ok daha iyilerine layk benim oullanm." Gevezelikler srp giderken Leyla'nn zihni kayar, srklenir ve her zamanki gibi Tank'a konard. Anne sanmtrak perdeleri ekmiti. Karanlkta, odann bol katmanl bir kokusu vard: uyku, ykanmam araf, ter, kirli orap, parfm, dn akamki kurma. Leyla gzlerinin ka124 ranla almasn bekledi, sonra ilerledi. Yine de ayaklan, yere salm giysi paralanna doland. Gidip perdeleri at. Yatan ayakucunda madeni, kadanr bir iskemle duruyordu. skemleye oturdu, hi kprdamayan rt ynna bakt; annesine. Anne'nin odasnn duvarlan Ahmet'le Nur'un resimleriy-le kaplyd. Leyla nereye baksa, glmseyen iki yabancyla karlayordu. urada, tekerli bir bisiklete binmi Nur. Bu tarafta, namaz klan ya da on iki yandayken Babi'yle birlikte yaptklar gne saatinin yannda poz veren Ahmet. Sonra, iki karde, bahedeki yal armut aacnn dibinde, srt srta vermi oturuyor. Anne'nin karyolasnn altndan, Ahmet'in ayakkab kutusunun ucu grnyordu. Anne arada bir kanr, iindeki eski, buruuk gazete kesiklerini, el ilanlann gsterirdi Leyla'ya; Ahmet isyanc gruplardan ve Pakistan'da slenmi olan direni rgerinden toplama bunlan. Leyla fotoraflardan birini ok iyi anmsyordu; uzun, beyaz paltolu bir adam, bacaklar olmayan bir ocua lolipop uzatmaktayd. Resmin altnda yle yazyordu: Sovyet kura maynlarnn hedefi ocuklar. Makalede, Sovyeder'in padayclan parlak renkli oyun-caklann iine gizledikleri belirtiliyordu. ocuk eline alnca, oyuncak patlyor, parmaklan hatta elinin tamam kopuyordu. Bu durumda, ocuun babas cihafz kanlamyordu; evde kalmas, sakat ocua bakmas gerekiyordu. Ahmet'in kutusundaki bir baka makalede, gen bir Mcahit, Sovyederin kyne insanlann derisini kavuran, gzlerini kr eden gaz bombalan attn sylyordu. Annesiyle kz kardeinin can havliyle, kan tkrerek dereye kotuklann grmt. "Anne."

Yn belli belirsiz kprdand. Bir inilti sald. "Anne, kalk. Saat oldu." 125 Bir inilti daha. Bir el kalka; denizaltnn suyun yzeyini yaran periskopu gibi; sonra indi. rt yn bu kez biraz daha belirgin bir biimde kmldad. Sonra, birer birer syrlan, kaldrlan, kat kat rtlerin hrts. Anne yavaa, aama aama cisimleti: nce kark salar, ardndan beyaz, buruturulmu, eki yz, a kar acyla kslm gzler; sonra, karyolann baucu tahtasn kavrayan bir el. O inleyerek, homurdanarak dorulurken yere kayan araflar. Anne ban kaldrp kza bakmak iin kendini zorlad, k yznden irkildi, ba gsne dt. "Okul nasld?" diye geveledi. Bylece, gsteri balam oldu. det yerini bulsun diye sorulan sorular, batan savma yandar. Her iki taraf da rol yapyordu. oktan bklm, eskimi bir dansn cokusuz, evksiz ifti. "Okul iyiydi," dedi Leyla. "Yeni bir ey rendin mi?" "Her zamanki eyler." "Yemek yedin mi?" "Yedim." "Gzel." Anne yine elini kaldrd; bu kez pencereye doru. Yz v burutu, gzkapaklar rpnd. Sa yana kzarm, o taraftaki salar kafasna yapmt. "Bam aryor." "Aspirin getireyim mi?" Anne akaklarn ovdu. "Belki daha sonra. Baban geldi mi?" "Saat daha ." "Ah. Doru. Sylemitin." Esnedi. "Rya gryordum," dedi, arafa srtnen geceliinin hrtsn zar zor bastran bir sesle. "Az nce, sen ieri girdiinde. Ama anmsayamyorum. Sana da oluyor mu?" 126 "Herkese olur, Anne." "ok tuhaf." "Sen rya grrken, olann biri su tabancasyla salarma i pskrtt." "Ne pskrtt? Ne dedin? Anlayamadm." "i. Sidik." "Bu... bu korkun bir ey. Tanrm. ok zldm. Zavallck. Sabah ilk i onunla konuurum. Ya da annesiyle. Evet, bylesi daha iyi olur." "Kim olduunu sylemedim ki daha." "ey, evet, kimdi?" "Bo ver." "Kzgnsn." "Hani beni almaya gelecektin?" "Ya," dedi Anne ksk, atlak bir sesle. Leyla bunun bir soru olup olmadn anlayamamt. Anne sandan birka tel kopard. Leyla'nn bir trl zemedii srlardan biriydi bu; Anne byle salann yolup durduu halde, nasl oluyor da cascavlak kel kalmyordu? "eyden ne haber... u arkadandan, hah Tark'tan? Evet, o ne yapyor?" "Bir haftadr burada deil." "Ah." Anne burnundan derin bir soluk ald. "Ykandn m?" "Evet." "Temizlendin, yani?" Yorgun gzlerini pencereye evirdi. "Sen temizsin, her ey yolunda." Leyla doruldu. "Gidip devlerimi yapaym." "Elbette. kmadan u perdeleri kapasana, birtanem," dedi annesi, giderek hafifleyen bir sesle. oktan rtlerin altna gmlmt bile. Leyla perdeye uzanrken, bir arabann,, arkasnda bir toz bulutu brakarak uzaklatn grd. Herat plakal, mavi 127 Benz'di; nihayet gidiyordu. Arka cam gnete panldayan arabay, keyi dnp gzden kaybolana kadar izledi. "Yarn unutmam," diyordu annesi, arkasndan. "Sz veriyorum." "Dn de byle demitin." "Bilmiyorsun, Leyla." "Neyi?" Kz hzla dnd, annesinin karsna geti. "Neyi bilmiyorum?"

Anne'nin eli gsne kondu, oray usulca dvd. "'Buray. Buradakini." Sonra el gevedi, durdu. "Bilemezsin." 128 18 Aradan bir hafta geti, Tark'tan ses kmad. Sonra, bir hafta daha geti. Leyla vakit ldrmek iin, Babi'nin hl el atmad telli kapy onard. Babi'nin kitaplarn indirdi, tozlarn ald, alfabe srasna gre dizdi. Hasena, iti ve Citi'nin annesi Ni-la'yla birlikte Tavuk Soka'na gitti; Nila kadn terzisiydi, bazen Anne'yle birlikte diki dikerlerdi. O hafta Leyla, bir insann ekebilecei btn ilelerin arasnda, eli kolu bal, ylece beklemekten daha an olmad sonucuna vard. Bir hafta daha geti. Leyla kendini korkun dncelerden oluan bir aa kskvrak yakalanm buldu. 129 Tank asla geri dnmeyecekti. Ana babas buradan temelli gmt; Gazne gezisi bir aldatmacayd. Yetikinlerin, iki genci zc bir vedalamadan kurtarmak amacyla dzenledii bir komploydu. Tank yine bir kara maynna arpmt. Tpk 1981'de olduu gibi: be yandayken, ailesi onu yine gneye, Gazne'ye gtrdnde. Leyla'nn nc ya gnnden hemen sonrayd. Tark'n ans o sefer yaver gitmi, yalnzca bir bacan kaybetmiti; cann kurtarabildii iin gerekten talihliydi. Leyla'nn beyni bu tr dncelerle nlyor, nlyordu. Sonra, bir gece yolun aasnda yanp snen, minicik bir k grd. Dudaklarndan iniltiyle soluma aras bir ses dkld. Hemen eildi, yatan altndan kendi el fenerini kard, ama almyordu. Feneri avucuna vurdu, bitmi pillere lanet okudu. Olsun, nemi yoktu. Tank dnmt. Yatann ucuna iliti, duyduu ferahlamadan sarho bir halde, yanp snen, krpan o gzelim san gz seyretti. Ertesi gn Tark'n evine doru giderken, sokan karsnda Kadim'le arkadalann grd. Olan yere melmi, elindeki denekle topraa bir ey iziyordu. Kz grnce denei brakt, parmaklann kprdatt. Bir ey syledi, gruptan kkrtlar ykseldi. Leyla ban ne edi, hzla yryp geti. "Ne yaptn byleV diye rd, kapy aan Tank'a. Ayn anda da, amcasnn berber olduunu anmsad. Tark elini yeni tra edilmi kafatasndan geirdi, beyaz, hafif arpk dilerini gstererek glmsedi. "Beendin mi?" "Askere gidiyor gibisin." "Dokunmak ister misin?" Ban edi. 130 Minicik, sert kllar kzn elinin ayasn tatl tatl gdklad. Tark baz olanlar gibi deildi; hani u, salann sivri, konik kafataslann, irkin yumrulan gizledii olanlardan. Onun kusursuz yuvarlaklkta, yumrusuz, topaksz bir kafas vard. Ban kaldnnca, Leyla yanaklarnn, alnnn gneten yanm olduunu grd. "Neden bu kadar geciktin?" diye sordu. "Amcam hastayd. Hadi gel. eri gir." Kz koridordan geirip oturma odasna gtrd. Leyla bu evin her eyine baylyordu. Oturma odasndaki eski ps-k halya, kanepenin zerindeki yama ii rtye, Tark'n yaamnn bildik danklna: annesinin kuma toplar, makaralara saplanm diki ineleri, eski dergiler, atrdayarak al: may bekleyen akordeon kutusu. "Kim o?" Annesinin, mutfaktan gelen sesiydi. "Leyla!" diye yantlad olan. Kza bir iskemle ekti. Aydnlk bir odayd; baheye alan ift kanatl bir penceresi vard. Pervaza, Tark'n annesinin patlcan turulan kurduu, havu reelleriyle doldurduu bo kavanozlar dizilmiti. "Yani <m*z'umuz, gelinimiz," diye dzeltti babas odaya girerken. Marangozdu; altm yalannda, ince uzun, ak sal bir erkek. n dilerinin arasnda boluklar, yaamnn ounu ak havada geirenler gibi, ksk gzleri vard. Kollann at, Leyla da gidip aralanna sokuldu, tala tozunun ho, tandk kokusunu iine ekti. Yanaktan kez ptler. "Ona byle dersen buraya gelmeyi keser," dedi Tank'n annesi, yanlanndan geerken, iinde geni bir kse, bir servis ka ve daha kk drt kse bulunan bir tepsi tayordu. Tepsiyi masaya brakt. "Sen ihtiyara aldrma." Leyla'nn y131 zn ellerinin arasna ald. "Seni grmek ne gzel, canm. Gel, otur. Size komposto getirdim." Ak renk, ilenmemi aatan yaplma, olduka iri bir masayd - Tark'n babas eliyle yapmt, iskemleleri de yle. zerinde kk, morumsu hilaller ve yldzlar bulunan, yosun yeili, muamba bir rts vard. Oturma odasnn duvarnn byk bir blm, Tank'n farkl yalarda ekilmi re-simleriyle kaplyd. Bazlarnda, olan iki bacaklyd. "Kardeiniz hastalanm," dedi Leyla, Tank'n babasna; kan kuru zml, amfistkl, kaysl hoaf ksesine daldrrken. Adam bir sigara yakt. "Evet, ama imdi iyi; adatt, Hda'ya kr.'"

"Kalp krizi. kinci," dedi Tank'n annesi, kocasna uyaran bir bak frlatarak. Tank'n babas sigarasnn dumann fledi, Leyla'ya gz krpt. Kzn aklna bir kez daha, bilmeyen birinin, Tank' on-lann torunu sanabilecei geldi. Annesi krk ksur yanda dourmutu onu. "Baban nasl, canm?" diye sordu kadn, ksesinin stnden ona bakarak. Tank'n annesi, Leyla onu tand tanyal, peruk takard. Rengi yllar iinde, donuk bir eflatuna dnmt. Peruu bugn kalarna doru indirmiti; Leyla akaklanndaki kr telleri grebiliyordu. Baz gnler alnndan iyice geriye iterdi. Ama Leyla'ya gre, Tank'n annesi bu perukla hi de gln, acnas grnmyordu. Onun grd ey, peruun altndaki dingin, kendinden emin ehre, zeki gzler, zarif, acelesiz tavrlard. "ok iyi," dedi Leyla. "Hl Silo'da, elbette. Gayet iyi." "Peki ya annen?" "Bazen iyi. Bazen kt. Ayn yani." 132 "Evet," dedi kadn dnceli; kan kseye batrd. "Bir anne iin oullanndan ayn olmak ok zor... korkun." Tank sze kant: "le yemeine kalacak msn?" "Kalmalsn," dedi annesi de. "orva yapyorum." "Zahmet vermek istemem." "Zahmet mi?" dedi kadn. "Birka haftalna ayr kaldk diye yabanc m olduk yoksa?" Leyla kzard, glmsedi. "Peki, kalnm." "Tamam, anlatk." in dorusu, Leyla karnn kendi evinde doyurmaktan ne kadar haz etmiyorsa, Tank'lann evinde yiyip imeye de o kadar baylyordu. Burada, kimse tek bana yemezdi, sofraya hep ailece oturulurdu. Kullandklan eflatun, plastik bardaklar, srahide mudaka yzen eyrek limon, yle houna gidiyordu ki. Her ne bir kse taze yourda balamalan, her eye, hatta yourda bile turun skmalan, kk, zararsz akalarla birbirlerine taklmalan harikayd. Yemek srasnda sohbet hi kesilmezdi. Ailece Petun ol-malanna karn, Leyla'nn yannda, onun haonna srekli Farsa konuurlard; her ne kadar kz onlarn zgn dili olan Petuncay az ok anlyor olsa da (okulda renmiti). Babi halklar arasnda gerginlik olduunu sylemiti - aznlk olan Tariklerle, Afganistan'n en geni etnik grubunu oluturan Petunlar arasnda. Tacikler oldu bitti dlandklarn, kpmsendiklerini hissederler, demiti Babi. Bu lkeyi neredeyse iki yz elli yl salt Petun krallar ynetti; Taciklerse topu topu dokuz ay; o da ta 1929'da. Peki ya sen, diye sormutu Leyla, sen kmsendiini hissediyor musun? Babi gmleinin ucuyla gzlnn camlann temizledi. Bence tam bir samalk -hem de pok tehlikeli bir samalk- btn bu ben Taciim, sen Peptunsun, u Hazara, bu zbek laf133 lan. Hepimiz Afyanz, nemli olan tek /ey de bu. Ama bir grup tekine bu kadar uzun sre tahakkm ederse... Hor grmeler, aalamalar balar. Rekabet. Husumet. Daima byle olmutur. Doruydu belki. Ama Leyla bu duyguya Tanklarn bu ko-nulann asla almad evinde, bir kez olsun kaplmamt. Bu aileyle geirdii zaman ona ,son derece doal, zorlamasz geliyordu; soy ya da dil farkllklannn, ya da kendi evindeki gibi kiisel garezlerin, hnlarn bozmad, karmaklatrmad- saaderdi bunlar. "Bir el iskambile ne dersin?" dedi Tank. "Evet, hadi yukan kn," dedi annesi, kocasnn savurduu duman bulutunu honutsuzlukla kklarken. "Ben gidip orvaya. bakaym." Tark'n odasnda yzkoyun yere uzandlar, penpper oynamaya baladlar. Ayan havada ne arkaya sallayan Tank yolculuunu anlatt. Amcasyla birlikte ektikleri eftali fidan-lan. Bahede yakalad ylan. Ev devlerini bu odada yapar, iskambil kardanndan kuleler diker, birbirlerinin karikatrlerini izerlerdi. Yamur yayorsa pencerenin kntsna yaslanr, lk portakall Fanta'lan-n yudumlarken cama vuran tombul damlalan seyrederlerdi. "Pekl, sana bir bilmece," dedi Leyla kardan kantnr-ken. "Dnyay dolaan ama bir kede duran ey nedir?" "Dur." Tank elleriyle yeri iterek yar doruldu, takma bacan teki yana savurdu. Gz krparak yan dnd, dirseine yasland. "u yast uzatsana." Alp bacann altna yerletirdi. "Hah. imdi oldu." Leyla kopuk baca, geride kalan kk ilk kez grd gn ok iyi anmsyordu. Alt yandayd. Bir parmayla, olann sol dizinin hemen altndaki gergin, parlak deriyi drtmt. Orada parmana kk, sert yumrular demi, 134 Tank bunlarn, bazen uzuv kesildikten sonra frlayan sivri kemik mahmuzlan olduunu sylemiti. Kesik yer acyor mu, diye sormu, olan da gnn sonunda, bacak itii ve proteze tam oturmad, yani parmaa geen diki yks gibi yerlemedii zaman hassaslan, andn aklamt. Bazen de proteze srtnyor. zellikle hava scaksa. O zaman k-zarp su topluyor, ama annemde baz kremler var, faydas oluyor. O kadar da kt deil.

Leyla hngr hngr alamaya balamt. Neden alyorsun ki? Takma bacan yeniden yerletirmi, kaylarn skmt. Grmek isteyen sendin, #*'ciryanok, sulugz! Byle breceini bilseydim, gstermezdim. "Pul," dedi Tank. "Ne?" "Bilmecenin cevab. Yemekten sonra hayvanat bahesine gidelim mi?" "Biliyordun. Deil mi?" "Kesinlikle hayr." "Sahteknn tekisin." "Sen de kskansn." "Neyi kskanacam?" "Erkeksi zekm." ""Erkeksi zekan m? Yok canm? Syle bakalm, satranta hep kim kazanyor?" "Kazanmana gz yumuyorum." Olan gld. Bunun doru olmadn', ikisi de biliyordu. "Matematikten kim kald, peki? Bir snf byk olmana karn, matematik devlerine yardm etmem iin bana gelme-din mi?" "Matematik beni bu kadar skmasayd, iki snf yukarda olurdum." "Galiba corafya da skyor seni?" 135 "Nerden anladn? Tamam, kes artk. Hayvanat bahesine gidiyor muyuz gitmiyor muyuz?" Leyla glmsedi. "Gidiyoruz." "Gzel." "Seni zledim." Bir duraklama oldu. Sonra Tark yznde yar srtr yar dudak bker bir anlamla ona dnd. "Neyin var senin?" Hasena, iti ve ben bu iki szc birbirimize kar kim-bilir ka kez kullanmzdr, diye dnd Leyla. ki gn birbirimizi grmesek, kolayca, hi duraksamadan syleriz: Seni zledim, Hasena. Ah, ben de seni pok zledim. Tark'n suratndaki ekimeye baklrsa, olanlar bu adan kzlardan farklyd. Onlar dostluklarn bir gsteriye dntrmyordu. Bu tr szler etme drts, ihtiyac hissetmiyorlard. Leyla aabeylerinin de aynen byle davrandn tahmin etti. Olanlarn, dostluklara da gnee davrandklar gibi davrandn anlamaya balamt: varln tartlmaz, mudak kabul etmek, parlaklnn tadn karmak, ama zerinde kafa yormamak. "Seni kzdrmaya alyordum," dedi kz. Tank ona yan yan bakt. "Eh, basardn." Ama yz yumuamt. Yanaklanndaki bronzluk bir an iin koyular gibi mi olmutu ne? Leyla'nn ona sylemeye niyeti yoktu. in asl, ona sylemenin ok kt olacana karar vermiti. Birinin can yanabilirdi, nk Tark byle bir eye asla bo vermezdi. Ama daha sonra sokakta, otobs durana doru yrrlerken, bir duvara yaslanm duran Kadim'i grd. evresi her zamanki gibi arkadalaryla sanlyd, baparmaklarn kemerinin ilmeklerine sokmutu. Kza meydan okurcasna sntt. 136 Bunun zerine, Tank'a anlatt. Durdurmasna kalmadan, yk azndan dklverdi. "Ne yapt?" Leyla bir kez daha syledi. Tank parmayla Kadim'i gsterdi. "Bu mu? Yapan bu muydu? Emin misin?" "Eminim." Tank dilerini skt, Petun dilinde bir eyler mnldand; Leyla szcklerin anlamn karamamt. "Sen burada bekle," dedi kza, bu kez Farsa. "Tank, hayr..." Olan sokan karsna gemiti bile. Onu ilk, Kadim fark etti. Snt silindi, duvardan uzaklat. Parmaklann ilmeklerden kard, srtn dikletirdi; beceriksizce de olsa, gzda verir bir hava taknd. Dierleri de onun bakt yne dndler. Leyla sylediine bin piman olmutu. Ya birlik olurlarsa? Toplam ka kiiydiler - on? on bir? on iki? Ya Tank'a zarar verirlerse? Tank, Kadim'le avanesine birka adm kala durdu. Bir an, durumu tartar gibi oldu; belki de gz yemedi, diye dnd Leyla; olann eildiini grnce de, ayakkabsnn bac zlm gibi yapacan, sonra da dnp yanna geleceini varsayd. Ama olann elleri harekete geince, Leyla anlad. Tank dorulup tek bacann zerinde dimdik durunca, tekiler de anladlar. Sonra, topallayarak Kadim'e doru ilerledi; kaylar zlm olan takma bacan bir kl gibi havaya kaldrmta. Olanlar hzla yana katlar. Kadim'le ikisinin arasnda yeterli bir boluk braktlar. Sonra tozlar, tekmeler, yumruklar, naralar havada uutu.

Kadim Leyla'y bir daha hi rahatsz etmedi. 137 * ** O akam, ou akam gibi, Leyla sofray iki kiilik kurdu. Anne a olmadn sylemiti. Byle gecelerde, Babi'nin eve gelmesini bile beklemeden bir tabak hazrlar, gstererek, gzelce vurgulayarak odasna karrd. Leyla'yla Babi yemee oturduunda, o -uyur ya da uyank- oktan yatana ekilmi olurdu. Babi banyodan kt; eve geldiinde un serpilmi olan salar imdi temizdi, geriye taranmt. "Ne yemek var, Leyla?" "Dnden kalma /orbas." "Gayet gzel," dedi adam, salarn kurulad havluyu katlarken. "Bu gece ne alyoruz? Ondalk kesirleri mi?" "Tam sayl baya kesirleri." "Ah. Doru." Her gece, yemekten sonra Babi onun ev devlerine yardm eder, birka dev de kendisi verirdi. Bunun nedeni, Leyla'y snftakilerden bir-iki adm ne geirmekti, yoksa okulun verdii devleri onaylamamas deil - her ne kadar eitimin yerini propaganda alm olsa da. in asl, olduka ironik-ti ama, Babi'ye gre komnistlerin yapt (ya da en azndan amalad) tek doru uygulama okullarda, onu kovduklar eitim alanndayd. zellikle de, kadnlarn eitimi konusunda yaplanlar alklyordu. Hkmet her yataki kadnlar iin parasz okuma-yazma snflan amta. Babi'nin dediine gre, Kabil niversitesi'ndeki rencilerin neredeyse te ikisi artk kzd; hukuk, tp, mhendislik okuyan kzlar. Bp lkede kadnlarn ii hep pok zor oldu, Leyla, ama artk, komnistler sayesinde daha zgrler, eskisinden pok daha fazla haklara sahipler, demiti, sesini iyice alaltarak; An-ne'nin komnistler hakknda ok dolayl da olsa olumlu szlere hi tahamml olmadn biliyordu. Ama bu birgerpek, 138 diye ekledi Babi, Afganistan'da kadn olmann tam zaman. Bundan yararlanmalsn, Leyla. te yandan, kadn zgrl -ban esefle sallad- ne yazk ki, oradakilerin silaha sarlmasnn da nedenlerinden biri. "Oradakiler" derken, her zaman grece liberal ve ilerici olan Kabil'i kastetmiyordu. Burada, bakentte kadnlar teden beri niversitede ders vermi, okullar ynetmi, hkmette yer almt. Hayr, Babi airet, kabile topraklarn kastediyordu, zellikle de gneyde ya da doudaki, Pakistan snn yaknndaki Petun blgelerini. Kadnlann sokakta ok ender grld, o da ancak burka'yla ve erkek eliinde kabildii yreleri. Kadim airet yasalanna gre yaayan erkekler, komnistlere ve onlann kadn zgrlnden yana olan, kzlann zorla evlendirilmesini yasaklayan, evlenme yan on altya karan uygulamalanna kar ayaklanmt. Bu erkekler, kzlannn evden ayrlp okula gideceinin, erkeklerle yan yana alacann hkmet tarafndan -stelik Allahsz bir hkmet tarafndan- sylenmesini, hatta dayalmasn, yzlerce yllk geleneklerine bir hakaret sayyor, demiti Babi. Aman Allah korusun! diye ekledi alayla. Sonra iini ekti, ekledi: Leyla, birtanem, bir Afgan'n yenemeyecei tek dman, kendisidir. Babi masadaki yerini ald, ekmeini as ksesine batrd. Leyla, Tank'n Kadim'e yaptn yemek srasnda, derse balamadan anlatmaya karar vermiti. Ama frsat bulamad. nk tam o srada kapya vuruldu; gelen bir yabancyd, bir haber getirmiti. 139 19 "Annenlerle konumam gerekiyor, dohtar can, " dedi adam, kapy aan Leyla'ya. Tknaz bir adamd; yz ak havadan ypranm, hain. zerinde patates rengi bir palto, banda kahverengi, yn pakol. "Kim geldi diyeyim?" Ayn anda Babi'nin eli Leyla'nn omzuna kondu, kz tatllkla kapdan uzaklatrd. "Sen yukar k, Leyla. Hadi, kzm." Leyla merdivene doru giderken, ziyaretinin, Penr'den haber getirdim, dediini duydu. imdi Anne de aada, oturma odasndayd. Bir eliyle azn rtmt, gzlen Babi'yle pakoriu adam arasnda mekik dokuyordu. 140 Leyla merdiven banda durup aaya bakt. U imdi oturma odasndaydlar. Yabanc, Anne'yle Babi'ye doru eildi. Leyla'nn duyamad birka kelime syledi. Babi'nin yz bembeyaz kesildi, giderek daha da beyazlat; ellerine bakyordu, Anne'yse lk la baryor, baryor, salarn yoluyordu. Ertesi sabah, fatiha gn, mahallenin kadnlar eve dolutu, cenazeden sonra verilecek hatim yemeini hazrlamaya koyuldu. Anne salondaki kanepeden btn gn kalkmad; elindeki mendili didikliyordu, yz imiti. Burnunu ekip duran iki kadn onunla ilgileniyor, srayla Anne'nin elini ok-uyorlard, usulca, incitmekten korkarcasna; dnyann en nadir bulunan, en krlgan tabebeiymi gibi. Anne onlarn farknda deil gibiydi. Leyla annesinin nne diz kt, ellerini tuttu. "Anneciim." Anne gzlerini aaya evirdi. Sonra, krptrd.

"Biz onunla ilgileniriz, Leyla can" dedi kadnlardan biri, kendini nemseyen bir edayla. Leyla daha nce de cenazelere katlm, aynen bunlar gibi kadnlar grmt; lme ilikin her eyin hakkn doyasya veren, kendi tayin ettikleri grev sahasna hi kimsenin dalmasna izin vermeyen, resmi avutucular. "Her ey kontrol altnda. Hadi kzm, sen git baka eyle megul ol. Anneni rahat brak." Kklanan Leyla, bir ie yaramadn hissetti. Bir odadan dierine geip durdu. Bir sre mutfakta oyaland. Ondan umulmayacak bir suskunlua gmlm olan Hasena, annesiyle birlikte kageldi. Citi'yle annesi de yle. iti Leyla'y grnce, hemen yanna seirtti, o kemikli kollaryla sarld, 141 artc bir gle, uzun uzun kucaklad. Geri ekildiinde gzleri ya iindeydi. "yle zgnm ki, Leyla," dedi. Leyla teekkr etti. kz darda, bahede oturdular, ta ki kadnlardan biri gelip onlar ie kouncaya kadar - bardaklar ykanacak, tabaklar masaya st ste yjlacakt. Babi de amaszca eve girip kyor, grnd kadaryla, yapacak bir i aryordu. "Onu benden uzak tutun." Anne'nin btn sabah azndan kan tek cmle bu olmutu. Babi sonunda tek bana, holdeki katlanr bir iskemleye oturdu; bitmi, ufalm grnyordu. Sonra bir kadn, ayakal-nnda olduunu syledi. Adam zr diledi, alma odasna kapand. O akamst, erkekler. Karteh-Seh'e, Babi'nin fatiha iin kiralad salona gittiler. Kadnlar evde topland. Leyla annesinin yanndaki iskemleye yerleti; yasl ailenin, oturma odasnn giriine yakn bir yerde oturmas dettendi. Basal dilemeye gelenler kapda ayakkablarn karyor, oday geerken tandklarn balaryla selamlyor, sonra da duvarlar boyunca dizilmi olan iskemlelere oturuyorlard. Leyla Vecma'y grd, onu dnyaya getiren yal ebeyi. Tark'n annesini de grd; peruun zerine siyah bir earp balamt. Leyla'ya bakp ban sallad, kapal dudaklanyla hafife, kederle glmsedi. Kasetalardan, bir erkein genizden gelen sesiyle okuduu Kuran ayetleri yaylyordu. ki dua arasnda, kadnlar i geiriyor, kprdanyor, burunlarn ekiyordu. Bastrlm ksrkler, mrltlar duyuluyordu; zaman zaman, ilerinden biri teatral, yrek paralayan bir hykrt salyordu. Rait'in kars Meryem girdi. Bana siyah bir hicap rtmt. Altndan kurtulan birka tutam sa alnna dklm142 t. Duvarn nne, Leyla'nn karsna den bir iskemleye oturdu. Leyla'nn yannda, Anne uunuyor, ne arkaya sallanyordu. Leyla onun elini tutup kucana ekti, avularnn arasna ald, ama Anne farkna bile varmad. "Su ister misin?" diye fsldad annesinin kulana. "Susamadn m?" Anne karlk vermedi. ne arkaya sallanmaktan, yznde uzak, ruhsuz bir ifadeyle halya bakmaktan baka hibir ey yapmyordu. Onun yannda oturur, salondaki bitik, elemli yzlere bakarken, arada bir, ailenin bana gelen felaketin boyutu Leyla'ya dank ediyordu. Silinen hayaller. Yerle bir olan umudar. Ama bu duygu ok uzun srmyordu. Anne'nin kaybn hissetmek, gerpekten hissetmek gt. Varlklarn Leyla'nn zaten hibir zaman tam anlamyla alglayamad insanlarn acsna gmlmek, lmlerine yanmak zordu. Ahmet'le Nur yalnzca bir bilgiydi Leyla iin. Bir masaldaki kahramanlar gibi. Tarih kitabndaki krallar. Var olan, etiyle kanyla gerek olan, Tark't. Ona Petim dilinde kfrler reten, tuzlu yonca yapraklarna baylan, inerken suratn buruturup inlemeyi andran, alak bir ses karan, sol kprckkemiinin hemen altnda, ters mandolin biiminde, uuk pembe bir doum lekesi olan Tark. Annesinin yannda oturdu, Ahmet'le Nur'un yasn usulnce, hrmetle tuttu, fakat yreinin derinliklerinde, gerek aabeyinin sa ve salkl olduunu biliyordu. 143 20 Bylece, Anne'nin yakasn mrnn sonuna kadar brakmayacak olan hastalklar balam oldu. Gs sanclan, ba anlan, eklem szlan, gece terlemeleri, kulaklardaki sar edici zonklamalar, kimsenin eline gelmeyen yumrular. Babi onu doktora gtrd, kan ve idrar tesderi yapld, rntgenler ekildi, ama fiziksel bir hastalk bulunamad. Anne ou gnleri yatakta geiriyordu. Sadece siyah giyiyordu. Sandan tel kopanyor, dudann altndaki beni diliyordu. Afine uyanksa, Leyla onu evin iinde sendeleyerek dolarken buluyordu. Bu gezintiler mutlaka Leyla'nn odasnda son bulurdu; bir zamanlar uyuduklar, yellendikleri, yastk kavgas yaptktan bu odaya gelmeyi srdrrse, oul144 lanna er ge rastlayacakt sanki. Oysa karsna kan tek ey, boluktu. Ve Leyla. Ki, Leyla'nn inancna gre, bu ikisi Anne iin ayn eydi zaten. Kadnn asla ihmal etmedii tek grev, gnde be kez kld namaz'. Her namaz\n sonunda, ban ne eer, avulann yzne doru kaldnr, Mcahideri zafere ulatrmas iin Tann'ya yakanrd. Leyla ev ilerinin neredeyse tamamn srtlanmu. O ilgilenmeseydi, ev byk bir olaslkla, drt bir yana salm giysilerden, ayakkablardan, az ak pirin torbalan, fasulye konserveleri, da gibi ylm bulaklardan geilmezdi.

Anne'nin elbiselerini ykyor, ar-aflann deitiriyordu. Ykanmas, karnn doyurmas iin diller dkerek, rica minnet yataktan kanyordu. Babi'nin gmleklerini tleyen, pantolonlann katlayan, oydu. Al her gn biraz daha sdenen de. Bazen, evdeki ilerini bitirince yataa, annesinin yanna sokulurdu. Kollanyla beline sanlr, parmaklann onunkilere geirir, yzn onun sana gmerdi. Anne kprdanr, bir eyler mnldanrd. Sonra, kanlmaz olarak, oullanyla ilgili bir yk anlatmaya balard. Bir gn, yine byle yatarlarken, "Ahmet gerek bir nder olacakt," dedi. "Onda lider karizmas vard. Ya onun kat olanlar bile, saygyla dinlerdi onu, Leyla. Grlecek eydi. Ya Nur. Ah, Nur'um benim. Srekli izim yapard; binalar, kprler izerdi. Mimar olacakt, biliyor musun? Yapt tasanmlarla Kabil'i bambaka bir yere dntrecekti. imdi, ikisi de ehit dt; oullanm ehit oldu." Leyla kprdamadan yatar, dinlerdi; keke Anne onun, Leyla'nn ehit olmadn, hl yaadn, yannda olduunu, umutlar, bir gelecei olduunu fark etseydi. Ama Leyla kendi geleceinin, aabeylerinin gemiiyle boy lemeye-ceini biliyordu. Yaarken kz glgede brakmlard. lm145 leriyle de yeryznden tamamen silmilerdi. Anne imdi onlarn hayat mzelerinin mdryd, Leyla ise yalnzca bir ziyareti. Onlara ait efsanelerin doldurulduu bir kap. An-ne'nin mrekkeple, onlann destann yazd bir parmen. "Haberi getiren, oullarm kampa geri getirdikleri zaman, Ahmet ah Mesut'un cenaze trenine bizzat katldn syledi. Mezarlarnn banda durup dua okumu. te, aabeylerin bylesine cesur, yrekli delikanllard, Leyla; cenazelerine Komutan Mesut, Penir Aslan bile kalkp geldi; Allah ondan raz olsun." Anne srtst dnd. Leyla yerini deitirdi, ban onun gsne dayad. "Baz gnler," dedi kadn bouk bir sesle, "holdeki saatin tik taklarn dinliyorum. Ve beni bekleyen btn o saniyeleri, dakikalar, saatleri, gnleri, haftalar, aylan, yllan dnyorum. Onlarsz geecek olan onca zaman. O zaman, nefes alamyorum; sanki biri kalbimin zerinde tepiniyor, Leyla. Elim ayam tutmaz olmuyor. yle bitap dyorum ki, bir yere ylp kalmak istiyorum." "Keke elimden bir ey gelseydi," dedi kz; itendi. Ama kulaa yavan, batan savma gelmiti; kibar bir yabancnn du-daklanndan usulen dklen bir teselli gibi. "Sen iyi, hayrl bir evlatsn," dedi Anne, derin bir ah ektikten sonra. "Bense sana doru drst analk edemedim." "Byle syleme." "Doru ama. Bunu biliyorum ve bunun iin ok zgnm, akm." "Anne?" "Hm." Leyla doruldu, aaya, annesine bakt. Anne'nin salarnda artk yol yol aklar vard. Oldu bitti kilolu, hatta tombul olan kadnn ne kadar zayfladn aynmsamak, Leyla'y afal146 latt. Yanaldan solgun, kkt. zerindeki bluz omuzlann-dan dyordu, boynuyla yaka arasnda boluk vard. Leyla alyansn parmaklarndan kaydn ka kez grmt. "Sana hep sormak istediim bir ey var." "Nedir?" "Sen... yani, sakn ola..." diye balad Leyla. Bu konuyu Hasena'yla konujmutu. Hasena'nn nerisiyr le aspirin iesini su hendeine boaltm, mutfak baklarn, sivri kebap ilerini kanepenin altndaki halnn altna sokmulard. Hasena'nn bahede bulduu ipi sakladlar. Babi tra baklann bulamaynca, Leyla ona korkulann amaya mecbur kald. Babi kendini kanepenin ucuna brakm, ellerini dizlerinin arasna sokmutu. Leyla ondan yatnc bir szck, iyi kt bir gvence bekledi. Ama karsnda yalnzca allak bullak bir yz, bo bakl gzler buldu. "Yani sen... yapmazsn, deil mi? Anne, ok endieleniyorum..." "Haberi aldmz gece bunu dndm," dedi annesi. "Sana yalan sylemeyeceim, ondan sonra da dndm. Ama hayr. Merak etme, Leyla. Oullanmn hayalinin gerekletiini grmek istiyorum. Sovyetler'in rezil olmu bir halde memleketlerine dndklerini, Mcahitlerin zaferle Kabil'e girdikleri gn grmek istiyorum. Bunlar olurken, Afganistan zglne kavuurken, orada bulunmalym ki oullarm da grebilsinler. Benim gzlerim araclyla seyredebilsinler." Az sonra uyudu, Leyla'y birbiriyle atan dncelerle ba baa brakt: Anne'nin yaamaya kararl olmas yreini ferahlatm, nedeninin kendisi olmamas ise, yaralamt. Anne'nin kalbine damgasn asla aabeyleri gibi vuramayacakt, nk bu kalp soluk, s bir kumsald; Leyla'nn ayak izlerinin, kabaran ve sahile vuran, kabaran ve knlan keder dalgalar tarafndan daima, sonsuzcasna silindii bir kumsal. 147 21 Taksi srcs Sovyet ciplerinden, zrhl aralarndan oluan bir baka, uzun konvoya yol vermek zere, arabasn kenara ekti. Tank n koltua, ofrn camna doru eildi, haykrd: "Pajalusta! Pajalustar

Bir cip korna ald, Tank slkla karlk verdi; glyor, neeyle el sallyordu. "Harika silahlar!" diye bard. "Harika cipler! Mkemmel bir ordu! Sapan atan bir avu kylye yenilmeniz ne kt!" Konvoy geip gitti. Taksi yeniden yola koyuldu. "Ne kadar kald?" diye sordu Leyla. "En ok bir saat," dedi ofr. "Tabii baka konvoylara ya da kontrol noktalanna rastlamazsak." 148 Gnbirlik bir geziye kmlard; Leyla, Babi ve Tank. Hasena da gelmek istemi, babasna yalvarm ama izin kopa-ramamt. Yolculuk fikri Babi'den kmt. Maan bir hayli sarsacak olsa da, taksiyi btn gnlne tutmutu. Nereye gittikleri hakknda Leyla'ya hibir bilgi vermemi, yalnzca kzn eitimine katkda bulunduunu belirtmiti. Sabahn beinden beri yoldaydlar. Leyla'nn camndan grnen manzara srekli deimiti: zirveleri karl dalardan llere, vadilerden gnein kavurduu kaya oluumlarna. Yol boyunca saz daml, amur evlerden, biilmi, destelenmi buday balyalannn benekledii tarlalardan getiler. Leyla'nn gzne, Kooi gerlerinin tozlu tarlalara kurduu kara adrlar arpt. Sk sk da, yanm Sovyet tanklannn, dm helikopterlerin enkazlan. Bu, diye dnd, Ahmet'le Nur'un Afganistan'. Sava asl burada, bu krsal yrede sryor. Kabil'de deil. Kabil genellikle sakin. Orada, zaman zaman alan yaylm atei, kaldnm kenarlannda sigara ien Sovyet askerleri, caddelerden hoplaya zplaya geen Sovyet cipleri olmasa, savan yalnzca bir sylenti olduuna inanabilirdiniz. Sabahn ilerleyen saaderinde, iki kontrol noktas daha getikten sonra, bir vadiye girdiler. Babi Leyla'ya koltuun b tarafna doru eilmesini syledi, az uzaktaki, ok eski zamanlardan kalmaym gibi grnen, gnete kurumu, krmz renkli duvarlan gsterdi. "Buras eh,-i-Zohak. Krmz ehir. Eskiden bir hisar-m. Dokuz yz yl kadar nce, vadiyi istilaclardan korumak amacyla yaplm. Cengiz Han'n torunu, on nc yzylda buraya saldrm, ama ldrlm. Sonra Cengiz Han kaleyi yerle bir etmi." "te size lkemizin hikyesi, gen dostlanm, istilaclann biri gitmi teki gelmi," dedi ofr, sigarasnn kln camdan silkelerken. "Makedonyallar. Sasaniler. Araplar. Mool149 lar. imdi de Sovyetler. Ama biz u kardaki surlar gibiyiz. Hrpalanm, dvlm, pek baklacak hali kalmam, fakat hla ayakta. yle deil mi, pederi" "Aynen yle," dedi Babi. Yarm saat sonra, ofr arabay kenara ekti. "Hadi bakalm, siz ikiniz," dedi Babi. "nip bir bakn." Taksiden indiler. Babi parmayla gsterdi. "te orada. Bakn." Tank soluunu tutuverdi. Leyla da yle. Ayn anda, yz yana kadar yaasa da bylesine muhteem bir eyi bir daha asla gremeyeceini anlad. Her iki Buda da devasayd; tahmininden, grd resimlerin zihninde oluturduu tablodan ok daha byktler, ok daha ykseklere uzanyorlard. Gnein aartt, sarp bir kayala oyulmu, keskiyle biimlendirilmi olan heykeller tepeden onlara bakyordu; tpk Leyla'nn, iki bin yl nce vadiden geilerini hayal ettii pek Yolu kervanlarna baktklar gibi. ki yanlarndaki kayalara, kntl niler boyunca, saysz maara oyulmutu. "Kendimi kck hissettim," dedi Tank. Babi sordu: "Trmanmak ister misiniz?" "Heykellere mi?" diye sordu Leyla. "Bunu yapabilir miyiz?" Babi glmsedi, elini uzatt. "Hadi gelin." Trman Tank iin zor oldu; dar, dik, lo merdiveni ar ar karlarken, hem Leyla'ya hem de Babi'ye tutunmak zorunda kald. Trmanrken, karanlk kovuklan, kayal bal petei gibi, her yanndan delen tnelleri grdler. 150 "Bastnz yere dikkat edin," dedi Babi. Sesi gmbr gmbr yankland. "Zemin ok tehlikeli." Baz ksmlarda, merdivenin bir yan Buda'nn oyulmu, ukur ksmlarna alyordu. "Aaya bakmayn, ocuklar. Gzleriniz hep, srekli ileride olsun." Bir yandan da, Bamyan'n gemiini anlatyordu; bir zamanlar canl, refah bir Budizm merkezi olduunu, dokuzuncu yzylda Mslman Araplann eline getiini. Kumta kayalar Budist rahiplerin yuvasyd; hem mesken niyetine, hem de yorgun 'den gezgin haclara snak olarak maaralar, kovuklar oymulard. "Keiler," dedi Babi, "kovuklann du-varlanna, tavanlanna nefis freskler yapmlar." "Bir dnem," diye ekledi, "bu maaralarda, inzivaya ekilmi be bin kei yaarm." Tepeye ulatklannda Tank tkanmt, nefes almakta baya zorlanyordu. Babi de soluk soluayd. Ama gzleri heyecanla parlyordu. "Bann stnde duruyoruz," dedi, bir mendille alnn kurularken. "urada bir girinti var, oradan manzaraya bakabiliriz." Adm adm, sarp kntya doru ilerlediler, yan yana durup (Babi ortadayd) aadaki vadiye baktlar.

"una bakn!" dedi Leyla. Babi glmsedi. Aadaki Bamyan Vadisi gmrah, yemyeil ekili arazilerle kaplyd. Babi bunlann, sonbaharda ekilip yazn biilen budayla kaba yonca olduunu syledi; patates de vard. Birbirinden kavak aalaryla ayrlan tarlalar dereler, sulama kanallar kesiyordu; bunlann kysna melmi amar ykayan kadnlar kck karaltlard. Babi meyilli yzeyleri, bayrlar kaplayan arpa, eltik tarlalarn gsterdi. Sonbahard, 151 Leyla amur tulal evlerin damlarna kurumas iin tahl seren insanlarn parlak renkli gmleklerini seebiliyordu. Kasabadan geen anayolun iki yan kavaklyd. Her iki tarafa da kk dkknlar, ayevleri, sokak berberleri sralanmt. Kyn ilerisinde, rman ve'derelerin tesinde, Leyla da etekleri grd, plak, tozlu kahverengi; onlarn ilerisinde, sanki Afganistan'daki her eyin tesinde, zirveleri karl Hin-duku. Hepsini rten gkyzyse kusursuz, lekesiz bir mavilikteydi. "Ne kadar sessiz," diye soludu Leyla. Minicik koyunlar, atlar gryor ama melemelerini, kinemelerini duyamyordu. "Buradan en ok aklmda kalan da bu," dedi Babi. "Bu sessizlik. Bu huzur. Bunu sizlerin de tatmanz istedim. Ama ayn zamanda da, lkenizin mirasn grmenizi, zengin tarihini renmenizi istedim, ocuklar. Bakn, baz eyleri ben size retebilirim. Bazlarn kitaplardan renirsiniz. Ama baz eyler vardr ki, mutlaka grmeniz ve hissetmeniz gerekir." "Bakn," dedi Tank. Kyn stnde daireler izerek kayan ahini seyrettiler. "Anne'yi buraya hi getirdin mi?" diye sordu Leyla. "Ah, pek ok kez. Olanlarn doumundan nce. Sonra da. Annen o zamanlar gzpek, macerac bir kadnd, yle... canlyd ki. Tandm en hayat dolu, en mutlu insand." Anya glmsedi. "Olaanst bir kahkahas vard. Yemin ederim, onunla evlenmemin nedeni oydu, Leyla, kahkahas. nsan alp gtrrd. Kar koyman mmkn deildi." Leyla'nn ii sevgiyle kabard. Bundan byle, Babi'yi hep byle hatrlayacakt: Anne'yi yad ederken, dirsekleri kayaya dayanm, elleri enesinde; rzgr salann datyor, gzleri gne yznden knm. "u maaralara bir bakacam," dedi Tank. 152 "Dikkatli ol," dedi Babi. Tank'n sesi yankland: "Olurum, Kaka can." Leyla ta aada, ite bal bir inein yannda durmu sohbet eden erkek seti. evrelerindeki aalann rengi dnmeye balamt; koyu san, turuncu, ate krmzs. "Olanlan ben de zlyorum, biliyorsun," dedi Babi. Gzlerinde yalar birikmiti. enesi titriyordu. "Ama gsteremem... Annen... sevinci de znts de yle andr ki. Hi saklayamaz. Hibir zaman da saklayamad. Ben, galiba farklym. Ben daha ok... Ama beni de ykt, oullanmn lm. Burnumda ttyorlar. Tek bir gn gemiyor ki, ben... ok zor, Leyla. ok ok zor." Ba ve iarer parmakla-nyla gzlerinin i kelerini skt. Konumaya altnda, sesi gidiverdi. Dudaklann diledi, bekledi. Uzun, derin bir nefes ald, kza bakt. "yi ki sen varsn. Seni verdii iin, her gn krediyorum Tann'ya. Her gn. Bazen, annen gerekten kt gnlerinden birindeyse, bana dnyada sahip olduum tek ey senmisin gibi geliyor, Leyla." Leyla ona sokuldu, yanan gsne bastrd. Erkek biraz arm gibiydi - Anne'nin aksine, sevgisini fiziksel olarak ok ender davururdu. Kzn bann tepesine candan, ksa bir pck kondurdu, beceriksizce kucaklad. Bir sre byle kaldlar, Bamyan Vadisi'ni seyrettiler. "Bu lkeyi bu kadar ok sevmeme karn, bazen ekip gitmeyi dnyorum," dedi Babi. "Nereye?" "Unutmann kolay olaca bir yere. nce Pakistan'a sannn. Bir ya da iki yllna. Belgelerimiz tamamlanncaya kadar." "Ya sonra?" "Sonras, eh, dnya byk. Belki Amerika. Denize yakn bir yer. California, mesela." 153 Babi, Amerikallarn cmert insanlar olduunu syledi. Bir sre onlara para ve yiyecek yardm yaparlard; kendi ayaklarnn zerinde durana kadar. "Bir i bulurum, birka yl sonra, yeterli paray biriktirince kk bir Afgan lokantas aarm. yle gsterili bir ey deil, mtevaz, kk bir yer; birka masa, birka kilim. Belki duvarlarda Kabil'in bir-iki resmi. Amerikallara Afgan yemeklerini tantrz. Eh, annenin alyla, sokakta kuyruk olacaklar kesin. "Sana gelince, sen de eitimine devam edeceksin elbette. Bu konudaki duygularm biliyorsun. Bu bizim en nemli amacmz, birincil nceliimiz olmal, sana iyi bir eitim vermek; lise, ardndan niversite. Ama bo vakitlerinde, tabii istersen, lokantada yardm edersin, sipari almak, srahileri doldurmak gibi eyler."

Lokantada doum gn kudamalar, nian trenleri, Ylba partileri yapacaklard. Dier Afganlar iin de bir buluma yeri olacakt; onlar gibi savatan kaanlar iin. Sonra, gece ge vakit, herkes gittikten, ortalk temizlendikten sonra, bo masalarn ortasnda, oturup ay ieceklerdi, birlikte; yorgun ama talihlerine mteekkir. Babi szlerini bitirince, suskunlat. Leyla da yle. An-ne'nin hibir yere gitmeyeceini biliyorlard. Ahmet'le Nur yaarken, Afganistan'dan ayrlmak onun iin zaten dnlemez bir eydi. imdi, ehit olmalarndan sonra, toplanp kamak daha da korkun bir hakaret, bir ihanetti; oullarnn yapt fedakrln inkryd. Leyla onun sesini duyar gibi oldu. Byle bir eyi nasl dnebilirsiniz? lmlerinin senin ipin hipbir anlam yok mu, kuzen? Beni avutan tek ey, onlarn kann emen topraklarda yrdm bilmek. Hayr. Asla! 154 Babi de onsuz asla ayrlmazd buradan, Leyla biliyordu - her ne kadar Anne, Leyla'ya analk etmedii gibi, Babi'ye karlk etmeyi de kesmi olsa da. Babi karsnn hatrna, bu hayalini bir yana atverecekti, tpk iten dndnde ceketinden silkeledii unlar gibi. Ve burada kalacaklard. Savan bitmesini bekleyeceklerdi. Savatan sonra balarna gelecek eyi. Leyla, Anne'nin bir keresinde Babi'ye, "nanlar, davas olmayan bir erkekle evlenmiim," dediini duymutu. Anne anlamyordu. Bir aynaya baksa, karsnda erkein asla sarslmayan inancn, en vazgeilmez davasn greceini anlaya-myordu. Daha sonra, altl bir derenin kenarna oturdular, ekmek, halanm yumurta ve patatesle karnlarn doyurdular; Tank bir aacn altnda biraz kestirdi. Ban, katlayp yastk ettii ceketine brakm, ellerini gsnde kavuturmutu. Taksi srcs, badem almak iin kye gitmiti. Babi, geni gvdeli bir akasyann glgesinde, kitap okuyordu. Leyla kitab biliyordu; babas bir keresinde ona da okumutu. Dev bir balk yakalayan, Santiago adndaki yal balknn yksy-d. Ama teknesini sa salim limana ulatrdnda, yakalad grkemli balktan geriye hibir ey kalmama; kpekbalkla-n paralamt. Leyla derenin kysna oturdu, ayaklarn serin suya soktu. Tepesinde sivrisinekler vzldyor, kavak pamukuklan uuuyordu. Yaknlarda bir yusufuk prlad. Leyla ince, uzun otla-nn birinden kalkp tekine konan bcein, gne vurduka parlayan kanatlarn seyretti. Mor, sonra yeil, turuncu panl-tlar. Derenin karsnda, bir grup yerel Hazara ocuk, yerden bek bek kurumu inek pislii topluyor, srtlarna balan155 m uvallara dolduruyordu. Bir yerlerde bir eek anrd. Bir jeneratr hrldayarak alt. Leyla'nn aklna yine babasnn kk d geldi. Denize yakn bir yerde. Buda'nn tepesinde, Babi'ye sylemedii bir ey vard: bir bakma, nemli bir bakma, gidemeyeceklerine seviniyordu. Citi'yi, o kavruk-yzl ciddiyetini zleyecekti; kurnaz glleri, bitmek bilmez aklabanlklanyla Hasena'y da. Ve tabii, Tank. Onun Gazne'de olduu o drt haftann nasl bir trl gemek bilmediini Leyla gayet iyi anmsyordu. Onsuz zamann nasl uzadka uzadn, nasl yolunu, dengesini yi-tirmiesine oradan oraya srklendiini. Onsuz bir yaamla nasl baa kard? Belki de byle, iki aabeyinin birden kurunlarla delik deik edildii bir lkede birine balanmak, hep yannda olmay istemek mantkszlkt. Ama Leyla'nn tek yapmas gereken, takma bacayla Kadim'e saldran Tark'n grntsn gznn nne getirmekti; o zaman, dnyada hibir ey bundan daha mantkl gelmiyordu ona. Alo ay sonra, 1988 Nisan'nda, Babi eve byk haberlerle geldi. "Bir bar antlamas imzalamlar!" dedi. "Cenevre'de. Resmi bir antlama! Gidiyorlar. Dokuz ay iinde Afganistan'da tek bir Sovyet kalmayacak!" Anne yatanda oturuyordu. Omuzlarn silkti. "Ama komnist rejim kalyor," dedi. "Necibullah, Sov-yeder'in kukla bakan. Onun bir yere gittii yok. Hayr, sava srecek. Sonu gelmedi henz." "Necibullah fazla dayanamaz," dedi Babi. "Gidiyorlar, Anne! Gerekten gidiyorlar!" "stiyorsanz, siz ikiniz kutlayn. Fakat ben Mcahiderin tam burada, Kabil'de bir zafer resmi geidi yaptn grnceye kadar huzur bulmayacam." Sonra, yeniden uzand, rty zerine ekti. 156 157 . 22 OCAK 1989 1989 ylnn souk, kapal bir ocak gn, on birinci ya gnne ay kala, Leyla ana babas ve Hasena'yla birlikte, son Sovyet konvoyunun da kentten ayrln izlemeye gitti. Seyirciler, Vezir Ekber Han yaknndaki Orduevi'nin nne, caddenin iki yanma dizilmiti. amurlu karn iinde durup, tek sra halinde geen tanklara, zrhl aralara, ciplere bak-lar; kar hafif hafif attryor, aralarn tepe lambalarnn parltsnda uuuyordu. Yuhalamalar, alayl laf atmalar duyuluyordu. Halk caddeden uzak tutmaya alan Afgan askerler, arada bir, havaya bir uyan atei amak zorunda kalyordu.

Anne, Ahmet'le Nur'un fotorafn havaya, bann stne kaldrmt. Armut aacnn altnda, srt srta oturduklar 158 resimdi. Onun gibi baka kadnlar da vard, ehit kocalarnn, oullarnn, erkek kardelerinin resimlerini tutan kadnlar. Biri Leyla'yla Hasena'nn omuzlarna dokundu. Tark't. "O eyi de nerden buldun?" diye rd Hasena. "Duruma uygun giyineyim dedim." Banda Rus ii, kocaman bir kalpak vard; kulaklklarn indirmiti. "Yakm m?" Leyla gld. "Komik olmu." "Ama da bu zaten." "Annenler bu klkta sana elik mi etti?" "Yo, onlar evde," dedi olan. Geen sonbahar, Tark'n Gazne'deki amcas kalp krizinden lm, birka hafta sonra da babas kalp krizi geirmiti; epeyce sarslan, bitkin den adam, bazen haftalarca sren bunalmlara, moral kntlerine giriyordu. Tark' byle, yine eskisi gibi grmek Leyla'nn houna gitti. Babasnn rahatszln izleyen haftalarda, yznden den bin para, gaml gaml dolanp durmutu. Anne'yle Babi durmu Sovyeder'i seyrederken, gen svt. Tark bir sokak satcsndan herkese bir tabak, zerine bol kinili turu eklenmi, halanm fasulye ald. Kapal bir hal dkknnn tentesinin altnda yediler, sonra Hasena ailesini bulmaya gitti. Otobsle eve dnerlerken, Tank'la ikisi yan yana oturdu; Leyla'nn ebeveyni n koltuktayd. Anne cam kenarndayd, d-anya bakyordu; fotorafi gsne bastrmt. Onun yanndaki Babi sakin, kaytszd; hararede konuan bir adam dinliyordu; adam Sovyetler'in gidiyor olabileceini, ama Kabil'e, Ne-cibullah'a silah gndermeyi srdreceklerini iddia ediyordu. "Adam onlarn kuklas. Savaa onun araclyla devam edecekler, emin olabilirsiniz." Koridorun teki tarafnda oturan biri, ona katldn belirtti. 159 Anne fsl fisl dua okuyordu; mrltlar srdke srd, ta ki nefessiz kalncaya, son birka szc ince, tiz bir fsltyla, zar zor tamamlayncaya kadar. Leyla'yla Tank ayn gn, daha sonra Cinema Park'a gittiler, dublajl bir Sovyet filmi izlediler; konumalarn Farsa olmas istemeyerek de olsa gln bir etki yaratyordu. Film bir ticaret gemisinde geiyordu; ikinci kaptan, kaptann kzna kt. Kzn ad Alyona'yd. Sonra iddedi bir firtna patlad; yldrmlar, saanak, gemiyi havaya kaldran, azgn dalgalar. lgna dnm bir denizci, bir ey haykrd. Absrd denecek kadar sakin bir Afgan ses, "Sayn baym, ltfen u halat uzatabilir misiniz?" dedi. Bunun zerine Tank makaralar koyuverdi. Az sonra, ikisi birden nlenemez bir glme krizine girdiler. Tam biri yorgun dtnde, teki burnundan bir horultu salyor ve yeni bir kahkaha tufan balyordu. ki sra nde oturan adam dnd, onlar susturdu. Sonlara doru bir dn sahnesi vard. Kaptan baba sonunda yumuam, Alyona'nn ikinci kaptanla evlenmesine raz olmutu. Yeni evliler birbirine glmsemekteydi. Herkes votka iiyordu. "Ben asla evlenmeyeceim," diye fsldad Tank. "Ben de," dedi Leyla, ama anlk, gergin bir duraksamann ardndan. Sesinin, duyduu hayal krkln ele vermediini umuyordu. Yrek atlar hzlanrken, daha gl bir sesle ekledi: "Hibir zaman." "Dnler aptalca." "Btn o yaygara." "Harcanan onca para." "Hem de ne uruna?" 160 "Bir daha hi giymeyecein kyafetlere." "Hah!" "Olur a, evlenirsem," dedi Tark, "nikhn kyld sahnede kiilik yer hazrlamalar gerekecek. Ben, gelin, bir de bama tabanca dayayan adam iin." ndeki seyirci bir kez daha dnp uyaran bir bak frlatt. Perdede, Alyona'yla taze kocasnn dudaklar kenetlenmiti. pen ifti seyrederken, Leyla birden, duyularnn garip bir biimde keskinletiini duyumsad. Yreinin gm gm attn, kann kulaklarnda zonkladn, yanndaki bedenin gerildiini, sonra kprtsz kaldn inanlmaz bir younluk, keskinlikle hissediyordu. pme sryordu. Anszn, kprdamamak ya da ses karmamak, Leyla iin byk bir nem kazanm, deta bir zorunluluk olup kmt. Tark'n onu gzlediini sezdi -bir gz perdede, teki gz kzdayd-tpk kendisinin de onu gzledii gibi. Soluk alp verirken Leyla'nn burnundan kan tslamay dinliyor, belli belirsiz bir deiiklik, kzn aklndan geenleri ele verecek bir dzensizlik duymay m bekliyordu?

Peki, Tark' pmek, dudann stndeki seyrek tylerin kendi dudaklarna srtndn, gdkladn hissetmek, nasl bir ey olurdu acaba? Ayn anda Tank yerinde rahatszca kprdand. Gergin, zorlama bir sesle, "Sibirya'da smkrsen, yere yeil bir buz paras olarak deceini biliyor muydun?" dedi. Gltler, ama bu kez ksaca, asabice. Film bitip de darya ktklarnda, havann kararmaya yz tuttuunu gren Leyla rahat bir soluk ald; Tark'la gn nda gz gze gelmek zorunda kalmayacakt. 161 23 NSAN 1992 Aradan yl geti. Bu zaman sresince Tark'n babas birka beyin kanamas geirdi. Bunlardan geriye, doru drst tutmayan bir sol elle, hafif peltek bir konuma kald. Heyecanlandnda, ki sk oluyordu, konumas daha da bozuluyordu. Baca bir kez daha Tark'a kk gelmeye balam, alt ay bekledikten sonra, Kzl Ha'n gnderdii yeni proteze kavumutu. Hasena'nn korktuu bana geldi, ailesi onu u araba galerisi olan kuzenle evlendirmek zere Lahor'a gtrd. Onu gtrdkleri sabah, Leyla'yla iti vedalamak iin Hasena'nn evine gittiler. Hasena'nn dediine gre kuzen, yani mstakbel koca, Almanya'ya g etme hazrlklarna oktan 162 balamt; adamn erkek kardeleri de orada yayordu. Herhalde bir yla kalmaz Frankfurt'ta oluruz, dedi. Birbirlerine sarldlar, alatlar. Citi'yi avutmak olanakszd. Leyla Hase-na'y son kez, babasnn yardmyla, tka basa dolu bir taksiye binerken grd. Sovyetler Birlii inanlmaz bir hzla dald. Leyla'ya yle geliyordu ki, Babi neredeyse her hafta eve, bamszln ilan eden, yeni bir cumhuriyetin haberini getirmekte. Litvanya. Estonya. Ukrayna. Kremlin'in stndeki Sovyet bayra indirildi. Rusya Cumhuriyeti dodu. Kabil'de, Necibullah taktik deitirmi, kendini dindar bir Mslman olarak sunmaya alyordu. "Anlamsz, deersiz bir giriim; ve tabii ok ok ge," dedi Babi. "Bir gn KHAD'n bakanyken ertesi gn camiye gidip ikence ettiin, ldrdn insanlarn akrabalaryla bir arada namaz klamazsn." Kabil'in evresindeki ilmein daraldn hisseden Necibullah, Mcahitlerle bir antlama yapmay denedi, ama Mcahider yanamad. Anne yatandan seslendi: "Aferin onlara!" Mcahider iin dua etmeyi srdryor, geit trenini bekliyordu. Oullarnn dmanlarnn devrilmesini bekliyordu. Sonunda, devrildiler. 1992 Nisan'nda, Leyla'nn on drdne bast yl. Necibullah nihayet pes etti, kentin gneyinde, Darlaman Saray'nn yaknndaki Birlemi Milletler ssne snd. Cihat bitmiti. Leyla'nn doduu geceden bu yana iktidara gelen, eitli komnist rejimlerin tamam yenilmiti. Anne'nin kahramanian, Ahmet'le Nur'un sava kardeleri kazanmt. Ve imdi, on yl akn bir sredir bu uurda her eylerini feda eden, ailelerini brakp dalarda yaamaya 163 giden, Afganistan'n egemenlii iin savaan Mcahitler Kabil'e geliyordu; kanlan, canlan ve sava-yorgunu kemik-leriyle. Anne onlann adJann tek tek biliyordu. Dostum, rnein; alml zbek komutan, taraf deitirmekle nl Cnbi-i-Milli grubunun lideri. Sonra, Hizbi-slami cephesinin ciddi, ask yzl nderi Glbettin Hikmet-yar; Petun kkenli adam mhendislik okumu, bir zamanlar, Maocu bir renciyi ldrmt. Monari dneminde Kabil niversitesi'nde slam dersi veren, Cemiyet-i-slami fraksiyonunun Tacik lideri Rabbani. Pamanl bir Petun olan, Arap balantl Sayyaf; bu sert, tavizsiz Mslman, ttihat-i-slami grubunun nderiydi. Sonra, Hizb-i-Vahdet hizbinin kurucusu, Hazara yandalan arasnda Baba Mezari olarak bilinen, ran'la gl ii balan olan Abdl el Mezari. Ve elbette, Anne'nin gerek kahraman, Rabbani'nin mttefiki, her daim dalgn, dnceli, karizmatik Tacik kumandan Ahmet ah Mesut - Penir Aslan. Anne odasnn duvanna onun bir posterini asmt. Mesut'un yakkl, mtefekkir yz, kalkk ka ve alametifarikas olan, yan yatm pakoFu ksa bir sre sonra Kabil'in drt bir yann saracakt. Anlaml, duygulu kara gzleri ilan tahtalanndan, duvarlardan, maaza vitrinlerinden, taksilerin antenlerindeki kk flamalardan bakacakt. Anne iin bu, hasretle, byk bir zlemle beklenen gnd. Onca yllk bekleyiin ardndan murada ermekti. Oullan artk huzur iinde yatabilir, kendisi de dualara, okuyup flemelere nihayet son verebilirdi. Necibullah'n teslim olduu gnn ertesi sabah, Anne yatandan yepyeni bir kadn olarak kalkt. Be yldr, Ah164 med'le Nur ehit dtnden beri, ilk kez siyah giymedi. Srtna beyaz benekli, kobalt mavisi, keten elbisesini geirdi. Camlan sildi, yerleri sprd, evi havalandrd, uzun uzun ykand. Sesi sevinten nlyordu.

"Bir parti.vereceiz," diye duyurdu. Davet etmesi iin Leyla'y komulara gnderdi. "Yarn len byk bir ziyafet vereceimizi syle!" Mutfakta durdu, elleri kalalannda, etrafna baknd, dert yanarcasna sylendi: "Mutfam ne hale getirmisin, Leyla? Vyy. Her eyin yeri deimi." . Tavalan, tencereleri saa sola oynatmaya, abartl, gsterii hareketlerle dzenlemeye balad; arak geri dndne gre, eyalann yeniden sahipleniyor, arazisinin snrlarn be-lirliyordu sanki. Leyla onun ayann altndan ekildi. En iyisi buydu. Anne byle an zindelik hallerine girdiinde, en az fke krizlerindeki kadar laf dinlemez, inat biri olup kard. Dinmek bilmez bir enerjiyle, yemek piirmeye koyuldu: kuru fasulyeli, dereodu / orbas, kfte, bol yourdu, zerine nane serpilmi, duman tten mant. "Kalann alyorsun," dedi, mutfak tezghna koyduu kocaman, bez pirin torbasn aarken. "Azck." Torbadaki pirinci byk, siyah tenceredeki suya dkt. Kollarn svad, kantrmaya balad. "Tank nas?" "Babas ok hastaland," dedi Leyla. "imdi ka yanda o?" "Bilmiyorum. Altm ksur herhalde." "Tank' kastetmitim." "Ah. On alt." "Tatl bir ocuk. yle deil mi?" Leyla omuz silkti. 165 "Aslnda, artk ocuk da saylmaz tabii... On alt. Neredeyse erkek olmu. yle deil mi?" "Laf nereye getirmeye alyorsun, Anne?" "Hibir yere," dedi Anne masumca glmseyerek. "Hibir yere. Yalnzca sen... Ah, bo ver. Sylemesem daha iyi." "Ama sylemek 4stiyorsun," dedi, bu dolambal, oyunbaz dokundurmalara sinirlenen Leyla. "Pekl." Anne ellerini tencerenin kenarna dayad. Leyla bu "pekl"nn syleni biiminde, ellerin kavuturuluunda doal olmayan, neredeyse prova edilmi bir eda sezdi. Arkasndan bir sylevin gelecei belliydi. "ki kk ocukken dp kalkmanz bakayd. Hibir zarar yoktu. Sevimliydi. Oysa imdi. imdi. Sutyen taktn fark ettim, Leyla." Leyla afallad; hazrlksz yakalanmt. "Bu arada, bana sutyenden bahsedebilirdin." stnl ele geirdiini hisseden Anne, bastrd. "Hi haberim olmad. Sylememene zldm. Neyse, konumuz sutyen deil. Konu senle Tank. O bit delikanl, biliyorsun, dolaysyla itibarn dnmek zorunda deil. Ama sen? Bir kzn, zellikle de senin kadar gzel bir kzn erefi, itibar ok hassas bir eydir, Leyla. Avularnda tuttuun bir srck gibi. Elini azck gevetsen, uup gider." "yi de, senin btn o duvar atlamalarndan, Babi'yle meyve bahelerinde gizlenmelerinden ne haber?" dedi Leyla, kendini byle abucak toparlamaktan gayet honut. "Biz kuzendik. Ve evlendik. Bu olan sana evlenme teklif etti mi, peki?" "O bir arkada. Bir refik. Aramzda yle bir ey yok." Kzn sesi, kendini savunur gibi kyordu; pek inandrc da deildi. "Benim iin bir aabey gibi," diye ekledi, son derece yanl bir taktikle. Der demez de hata yaptn anlad; bunun 166 iin Anne'nin yznden geen bulutu, kararan yz hadann bile grmesine gerek kalmamt. "Kesinlikle deil" dedi Anne, dmdz bir sesle. "O tek bacakl marangoz ocuunu aabeylerinle bir tutamazsn. Aabeylerinle hip kimseyi kyaslayamazsn." "yle demedim... Amacm bu deildi." Anne burnundan derin bir soluk ald, dilerini skt. "Her neyse," diyerek konuya dnd, ama birka dakika nceki cilveli neesinden eser kalmamt, "benim sylemeye altm ey, dikkatli olmazsan milletin azna laf vermi olursun." Leyla bir ey sylemek zere azn at. Aslnda Anne haksz deildi. Tark'la birlikte sokaklarda masumca, gnllerince koturma gnlerinin sona erdiini kendisi de biliyordu. Bir sredir, ikisi ortala, insan iine ktklarnda yeni, tuhaf bir duyguya kaplyordu zaten. Bakldn, incelendiini, fisldanldn alglamak; Leyla'nn daha nce hi hissetmedii bu farkndalk, tedirgin ediciydi. Aslnda, imdi de hissetmezdi belki, eer u nemli olgu olmasayd: Leyla Tark'a k olmutu. Umutsuzca, lgnca. O yaknlardayken, ne yapsa kafasma en rezilce dncelere engel olamyordu. Delikanlnn onunkine dolanm plak, snm gibi bedeni, rnein. Geceleri yatanda yatarken, gznn nnde onu gbeinden pen Tark'n imgesi beliriyordu; olann kalalarnn yumuaklna, boynunda, gsnde, srtnda ve daha aalarda gezinen parmaklarnn uyandrd duygulara ayordu. Onu bu tarzda dnnce, derin bir sululuk duyuyor, ama

ayn zamanda da garip, lk bir heyecanla doluyordu; karnndan balayp yukarya yaylan, yznn pespembe ldadn hissedinceye kadar sren bir heyecanla. Hayr. Anne haklyd. Hem de tahmin edemeyecei kadar. Leyla'nn kukulan doruysa, komu kadnlardan kimi167 si, hatta belki de ou, Tark'la ikisi hakknda dedikoduya balamt bile. Byk altndan glmsemeler kzn gznden kamamt; mahallede onlarn bir "ift" olduuna ilikin fsltlar dolat da. rnein, geen gn, Tark'la ikisi sokakta yrrken Rait'le, u ayakkabcyla ve peindeki burkan kars Meryem'le karlamlard. Yanlarndan geerken, Ra-it akac bir tavrla, "Leyla'yla Mecnun deil mi bunlar?" demiti, Nizami'nin on ikinci yzylda yazd, bahtsz klan anlatan, ok tannm destana gnderme yaparak - Babi, Romeo ile Jlyet\n Farsa bir eidemesi, diye aklamt, ama Nazimi'nin bu kadersiz sevgilileri, Shalcespeare'den drt yz yl nce yazdn da eklemiti. Anne doru bir noktaya parmak basmt. Leyla'nn sinirine dokunan, Anne'nin bunu yapma hakkn kazanmam olmasyd. Konuyu Babi asayd, belki. Ama Anne? Bunca yllk inzivann, odasna kapanmann ardndan, Leyla'nn nereye gittiine, kiminle grtne, ne dndne u kadarck aldrmadan... hakszlkt bu. Leyla kendini u tencerelerden, tavalardan daha stn hissetmiyordu; bir kede unutabilecein, sonra, cann istedii an zerinde hak iddia edebilecein bir eya myd o? Ama bu, byk bir gnd, hepsi iin nemli bir gn. Bu konu yznden byle bir gnn tadn karmak yazk olurdu. Ortamn hatrna, Leyla fazla uzatmad. "Ne demek istediini anladm," dedi. "Gzel!" dedi Anne. "Mesele halloldu, yleyse. imdi, Hkim nerede? Nerede, ah, benim kk, tad kocam nerelerde?" /' Bulutsuz, gz kamatrc bir gnd; parti iin mkemmel bir gn. Erkekler bahedeki ahr-kapany, sarsak iskem168 lelere oturdular. ay iip sigaralarn tttryor, bara ara Mcahiderin tasarsn tartyorlard. Leyla plann genel hatlarn Babi'den renmiti: Afganistan'n ad artk Afganistan slam Devleti idi. Peaver'de, farkl Mcahit hizipler-ce oluturulan slami Cihat Konseyi, Sibgatullah Mucedidi bakanlnda iki ay sreyle ileri idare edecekti. Bunu Rabbani bakanlndaki bir idari konsey izleyecek, onun ynetim sresi de drt ay olacakt. Bu toplam alt aylk srete bir loya jirga, oluturulacakta; liderler ve deneyimli devlet byklerinden oluan bu yce kurul, iki yl iktidarda kalacak, lkeyi demokratik bir seime gtrecek olan geici hkmeti kuracakt. Erkeklerden biri, portatif mangalda czrdayan koyun ilerini yelliyordu. Babi, Tark'n babasyla yal armut aacnn altnda satran oynamaktayd. Pr dikkat, kalar atk. Tank da satran tahtasnn bandayd, bazen oyunu seyrediyor, bazen de bitiik masada srp giden siyasi sohbete kulak veriyordu. Kadnlar oturma odasnda, holde ve mutfakta toplam. Kucaklayp bellerine dayadklar bebekleri, evin iinde kouup duran ocuklardan kalalarnn hafif bir hareketiyle, uzmanca kararak, gevezelik ediyorlard. Kasetalarda, stat Sarahang'n bir gazel\. Leyla mutfaktayd, Citi'yle birlikte srahiler dolusu do yapmakla meguld. iti artk ne eskisi kadar utangat ne de ciddi. ki kann arasndaki o dikey, derin izgi aylardr ortada yoktu. Son gnlerde ok daha uluorta, ok daha sk glyordu; stelik -Leyla'y afallatan- bir cilveyle. O skc adcuy-ruklarndan vazgemi, salann uzatp aralara kzl rfle at-rmt. Leyia bu deiimin itici gcn sonunda rendi: Citi'ye ilgi duyan, on sekiz yanda bir delikanl. Ad Sabr'd, Citi'nin aabeyinin futbol takmnda kaleciydi. 169 "Ah, nefis bir tebessm var; salar da yle gr, yle gr ki!" demiti iti. Birbirlerinden holandklarn hi kimse bilmiyordu elbette. iti onunla iki kez gizlice, kentin ta teki ucunda, Taymani'deki kk bir ayevinde bulumutu; on beer dakikalna. "Gelip beni isteyecek, Leyla! Hem de bu yaz. nanabiliyor musun? Aklmdan bir an bile kmyor, yemin ederim." "Peki, ya okul?" diye sordu Leyla. iti ban yana yatrm, cevab her ikimiz de biliyoruz, diyen bir bak frlatmt. Yirmimize geldiimizde, derdi Hasena, Citi'yle ikimiz, adam ba drder-beer pocuk peydahlam olacaz. Ama sen, Leyla, sen bu iki budalay gururlandracaksn. Sen nemli biri olacaksn. Bir gn elime bir gazete alacam ve n sayfada resmini greceim; ok iyi biliyorum. imdi iti yznde hlyal, dalp gitmi bir anlam, Leyla'yla birlikte salatalk doramaktayd. Anne, srtnda parlak renkli yazlk elbisesi, ebe Vecma ve Tark'n annesiyle birlikte, halanm yumurtalar soyuyordu. "Komutan Mesut'a, Ahmet'le Nur'un bir resmini hediye edeceim," dedi Vecma'ya; beriki ban sallad, ilgili ve candan grnmeye alt.

"Cenazeye bizzat katlm. Mezarlarnn banda dua okumu. Bu nezaketine karlk bir teekkr armaan olacak." Kat yumurtalardan birini daha krd. "Dnceli, asil biri olduunu duydum; houna gidecektir." evrelerinde, kadnlar mutfaa girip kyor, kurma kseleri, masteva tabaklan, ekmek somunlar tayor, hepsini oturma odasnn zeminine serilmi olan sofra'yz yerletiriyorlard. Arada bir, aylak aylak gezinen Tank grnyordu. undan bir para alyor, bunun tadna bakyordu. "Erkekler giremez," dedi iti. 170 "Dar, dar, aar, cyc uagnu v^n.a. Tank kadnlarn onu byle tatllkla kklamasna glmsedi. Burada istenmiyor olmaktan, bu kadns atmosferi yan sntkan, erkeksi bknlyla bozmaktan keyif alr gibiydi. Leyla ona bakmamak iin elinden geleni yapyordu; bu kadnlara daha fazla dedikodu malzemesi vermeye hi niyeti yoktu. Gzlerini yerden kaldrmad, Tank'la hibir ey konumad, ama birka gece nce grd ryay anmsad; ikisinin yzleri, bir aynada, yumuak, yeil bir duvan altnda. Ve pirin taneleri; erkein salanndan dklyor, tpr tpr aynaya arpyor. Tank patatesli tas kebabnn tadna bakmak iin tencereye uzand. iti onun eline vurdu. "Ho bapa!" Tank yine de bir para ard, gld. Artk Leyla'dan neredeyse bir ba uzundu. Tra oluyordu. Yz daha zayf, daha keliydi. Omuzlan genilemiti. Pilili pantolon, siyah parlak mokasen ve son zamanlarda (bahede her gn kaldrd bir ift, eski, pasl halter sayesinde) iyice kaslanan kollann gsteren, ksa kollu gmlekler giyiyordu. Yine son zamanlarda, yzne akac bir kavgaclk, diklenmeye hazr bir ifade yerlemiti. Konuurken, ban sklgan bir edayla hafife yana eiyor, glerken tek kam kal-dnyordu. Salan uzama, alnna den peremleri sk sk, gereksizce geriye atmak gibi bir huy edinmiti. Bu bkn, ya-n-srt da yeniydi. Tank mutfaktan son kez kovalanrken, olann annesi Leyla'y aktrmadan ona bakarken yakalad. Kzn yrei hop etti, gzleri sulu sulu krpn. Hemen nne eildi, doranm salatalklan srahideki sulandnlm, tuzlu yourda katmaya koyuldu. Ama Tank'in annesinin onu izlediini hissedebiliyordu; dudaklannda hafif, bilen, onaylayan bir tebessmle. 171 Erkekler tabaklarn doldurdular, baheye gtrdler. Onlar alacan aldktan sonra, kadnlarla ocuklar yer sof-rJsnn etrafna dizilip, karnlarn doyurdular. Sofra kaldrldktan, bulaklar mutfakta st ste yldktan, kimin yeil kimin siyah istediini anmsamaya alarak ay demleme curcunas baladktan sonra, Tank bayla bir iaret yapt, kapdan darya szld. Leyla be dakika bekledi, sonra onu izledi. Delikanly ev ileride buldu; iki komu evin arasndaki dar-azl geidin banda, duvara yaslanmt. stat Eval Mir'den, eski bir Petun arks mrldanyordu: Da ze ma ziba vatan, Da ze ma dada vatan. Bu bizim gzel vatanmz, Bu bizim sevgili vatanmz. Sigara iiyordu; bu yeni alkanl da Leyla'nn onu son gnlerde birlikte grd olanlardan kapmt. Leyla onlara katlanamyordu; Tark'n bu yeni arkadalarna. Hepsi de birrnek giyiniyordu; pilili pantolonlar, kollarn, gslerini meydana karan, dar tirtler. Hepsi ok fazla tra losyonu sryor, hepsi sigara iiyordu. Mahallede gruplar halinde, alml alml dolanr, akalar, yksek sesle gler, hatta bazen kzlara laf atarlard; suradannda hep o ayn, budala, kendinden honut srtma. Bunlardan biri, Sylvester Stallone'yi yle byle, son derece uzaktan andrmasna dayanarak, kendisine srarla Rambo dedirtiyordu. "Annen sigara itiini bilse, ldrr seni," dedi Leyla; geide girmeden nce sa solu gzelce kolaan ederken. "Ama bilmiyor," dedi olan. Kza yer amak iin yana kayd. 172 "Her an renebilir tabii." "Kim syleyecek? Sen mi?" Leyla ayayla hafif hafif yere vuruyordu. "Srrn rzgra fsldarsan, aalara syledii iin sulayamazsn." Tank glmsedi; tek ka yine havalanmt. "Kim demi bunu?" ' "Halil Cibran." "Hava atmaya da baylrsn." "Bir sigara versene." Delikanl ban hayr anlamnda sallad, kollarn kavuturdu. Bu duru, poz daarcna yeni girmiti: srt duvarda, kollar kavuturulmu, sigara aznn bir kesinden sarkyor, salam baca umursamazca kvrlm. "Neden vermiyorsun?" "Sana dokunur," dedi olan. "Ama sana dokunmaz?" "Ben kzlar iin sigara iiyorum." "Hangi kzlar?"

Ylk ylk srtt. "Seksi buluyorlar." "Deil ki." "Ya?" "Bana gven." "Seksi deil, yani?" "Kbila grnyorsun; geri zekl gibi." "Bak bu canm actt ite." "Hangi kzlarm bunlar?" "Kskandn." "Sadece merak ettim, ylesine... kaytszca yani." "kisi birden olamazsn." Sigarasndan bir nefes daha ekti, dumann arasndan gzlerini kst. "u anda bizden bahsettiklerine her bahse varm." 173 Leyla'nn kafasnda, Anne'nin szleri nlad, Avucunda-ki srck gibi. Azck gevsetsen upar gider. Sululuk duygusu dilerini kza geiriverdi. Sonra, Anne'nin sesini kapatt. Onun yerine, Tark'n biz deyiinin tadn karmaya koyuldu. Onun azndan dkldnde kulaa nasl da heyecan verici, nasl da mahrem geliyordu. Syleyi biimiyse -geliigzel, doallkla- yle rahatlatcyd ki. Biz. Aralarndaki ba tasdik ediyor, cisimletiriyordu. "Ne diyorlar, peki?" "Kreklere aslm Gnah Irma'nn sularnda ilerlediimizi," dedi Tank. "Bir dilim ffetsizlik Pastas'n bltmz." Leyla ona ayak uydurdu: "Gnahkrlk Faytonu'nda doludizgin yol aldmz." "Zndklk Kurtna's piirdiimizi." Kahkahalar koyuverdiler. Sonra Tank, salarnn iyice uzadna deindi. "ok ho," dedi. Leyla kzard iin kendine kzd. "Konuyu deitiriyorsun." "Konumuz neydi ki?" "Seni seksi bulan, bo kafal kzlar." "Biliyorsun." "Neyi biliyorum?" "Gzlerimin sadece seni grdn." Leyla baylacak gibi oldu. Olann yzn okumaya alt, ama zlemez bir ifadeyle karlat: o en, budalaca srtla elien, gzlerdeki ksk, yan-aresiz anlam. Zekice bir parlt; tam da alayclkla itenlik arasndaki snra dmesi amalanm bir lt. Tank salam ayann topuuyla izmariti ezdi. "Ee, ne diyorsun btn bunlara?" "Partiye mi?" 174 "Geri zekllk eden kim imdi? Mcahitleri kastediyorum, Leyla- Kabil'e gelilerini." "Ah." Tam Babi'den duyduu bir eyi, silahla egonun evliliinden hayr gelmez, trnden bir sz aktaryordu ki, evden gelen grlty duydu. Haykrlar. lklar. Komaya balad. Tank topallayarak onu izledi. Bahede bir meydan kavgas vard. Tam ortasnda da birbirine girmi, yerlerde yuvarlanan iki erkek, aralannda bir bak. Leyla bir tanesinin daha nce, masada politika konuan adam olduunu grd. teki, kebap ilerini yelleyen adamd. -be kii onlan ayrmaya alyordu. Babi aralannda deildi. O duvann nnde, iti-kaktan gvenli bir uzaklkta duruyordu; yannda Tank'n babas vard, banyordu. Leyla havada uuan heyecanl seslerden derledii blk prk paracklan birletirdi: Politika konuulan masadaki adam, bir Petun, Ahmet ah Mesut'u 1980'lerde Sovyet-ler'le "bir antiama yapt" iin hainlikle sulamt. Mangaln bandaki, Tacik olansa buna bozulmu, szn geri almasn istemiti. Petun ayak diremiti. Tacik, "Mesut olmasayd, kz kardein hl Sovyeder'e veriyor olurdu," demiti. Ve yumruklama balamt. Sonra ikisinden biri, bak ekmiti; hangisinin ektii konusunda fikir aynl vard. Leyla dehetle, Tank'n kendini ortaya attn grd. Ba-n salamaya alanlardan birka da imdi kendi aralarnda yumruklamaya balamt. Gzne ikinci bir bak arpar gibi oldu. O akam, daha sonra, kavgann nasl giderek trmandn dnd; birbirinin zerine ullanan adamlar, hayknlar, naralar, barmalar, savrulan yumruklar ve btn bunlann ortasnda, atk kalar, diken diken salanyla Tark; baca kaylanndan kurtulmu, emekleyerek uzaklamaya alyor. 175 *** Her eyin bu kadar abuk zlmesi, ba dndrcyd. Liderlik konseyi vaktinden nce kuruldu, Rabbani'yi cumhurbakan seti. Dier gruplar kayrmaclk yapldn haykrdlar. Mesut herkesi bara, sabrl olmaya ard. Dlanan Hikmetyar kzd, kst. ok uzun yllardr ezilen, horlanan Hazaralar padama noktasndayd. Hakaretler havada uuuyordu. Yklenmeler, sulamalar birbirini izliyordu. Toplantlar fkeyle terk ediliyor, kaplar arplyordu. Kent soluunu tutmu bekliyordu. Dalarda, Kalanikoflara fiek srlyordu. Tepeden trnaa silahl olan ama ortak bir dmandan yoksun kalan Mcahider, dman birbirlerinde bulmutu. Kabil'in hesaplama gn sonunda gelmiti.

Ve rokeder Kabil'e yamaya balaymca, insanlar kap sakland. Anne de yle; szcn gerek anlamyla. Yeniden siyahlara brnd, odasna kapand, perdeleri kapatt, battaniyeyi tepesine ekti. 176 24 "u slk sesi," dedi Leyla Tark'a, "kahrolas vnlama; en ok ondan nefret ediyorum." Tank ban sallayarak ona katld. Aslnda sln kendisi deil, diye dnd kz daha sonra, balad anla arpt an arasndaki saniyeler. Muallakta kaldn hissettiin o ksa, bitmek bilmez sre. Bilememek. Beklemek. Hkm duymak zere olan bir daval gibi. Genellikle akam yemeinde oluyordu; Babi'yle ikisi sofradayken. Balaynca, balarn kaldryorlard. atal havada, lokmalar azda, ylece durup slk sesini dinliyorlard. Leyla zifiri karanlk camdaki, yan aydnlk yzlerinin yanssna, duvarlardaki kprtsz glgelerine bakard. Vnlama. Sonra pat177 lama. Neyse ki bir baka yerde. Braklan soluklar; imdilik kurtulduklarn ama bir baka yerde, lklarn ve kesif duman bulutlarnn arasnda bir rpnmann srp gittiini, plak elle, deli gibi topra kazan, enkazn altndan bir kz kardeten, bir aabeyden, bir torundan kalan ekip karmaya abalayan birilerinin olduunu bilmek. Cann kurtarm olmann bedeliyse, kimin kurtaramadn merak etmenin strabyd. Leyla den her roketten, her patlamadan sonra sokaa frlyor, dualar mrldanarak, enkazn, dumann altnda bu kez, bu sefer, kesinlikle Tark' bulacandan emin, kouyordu. Geceleri yatanda yatarken, penceresine yansyan ani, beyaz akmlar seyrediyordu. Makineli tfeklerin takrtsn dinliyor, ev sarslr, tavandan sva paralan dklrken, tepeden vnlayarak geen rokederi sayyordu. Baz geceler, roket atei ylesine parlak olurdu ki, insan istese kitap okuyabilirdi; byle gecelerde uyku bir trl gelmezdi. Gelse bile, Leyla'nn ryalarn hep yangnla, kopan uzuvlarla, yarallarn iniltileriyle doldururdu. Sabahlar, hibir ferahlama getirmiyordu. Ezan sesi yanklannca, Mcahider silahlarn brakyor, yzlerini batya evirip namaz klyorlard. Sonra seccadeler kadanp kaldrlyor, tfekler dolduruluyor ve dalar Kabil'e yaylm ateine balyordu, Kabil de onlara atele karlk veriyordu - Leyla'yla btn ehir eli kolu bal, aresizce bakarken; tpk kpekbalklar gz alc baln paralarken ylece seyreden yal Santiago gibi. Leyla nereye gitse, Mesut'un adamlarn gryordu: caddelerde dolarken, birka yz metrede bir, bir arac durdurup sorgulama yaparken. Tanklarn zerine oturuyor, sigara 178 iiyorlard; srtlarnda asker giysileri, balarnda olmazsa olmaz pakol\ss. Kavaklara ydklar kum torbalarnn ardndan, yoldan geenleri gzediyorlard. te yandan, Leyla'nn darya fazla kt yoktu. kt zaman da, yannda hep Tank oluyordu; olan bu valyece grevden mthi keyif alr gibiydi. "Bir tabanca satn aldm," dedi bir gn. Leyla'lann bahesinde, armut aacnn altnda oturuyorlard. Silah gsterdi. Yan-otomatik Beretta, dedi. Leyla iin yalnzca siyah, lmcl bir aletti. "Holanmadm," dedi. "Silahlar beni rktyor." Tank namluyu havaya kaldrd, arjr dndrd. "Geen hafta Karteh-Seh'de ceset bulmular," dedi. "Duymu muydun? Kz kardeler. ne de tecavz edilmi. Grtlaklan kesilmi. Yzklerini almak iin parmaklann srp koparmlar. Di izlerinden anlalm..." "Bunlan duymak istemiyorum." "Amacm seni zmek deil," dedi Tank. "Ben yalnzca... yanmda bu varken kendimi daha iyi hissediyorum." Delikanl, kzn sokakla arasndaki hayat bayd artk. Ko-nuulanlan, haberleri tayordu ona. rnein, dalarda mev-zilenen milislerin atclklann gelitirmek iin aadaki sivillere, kadn, erkek, ocuk demeden, rasgele ate ettiklerini, dahas, sz konusu nianclklan zerine bahse tututuklarn. Arabalara fze firlattklann, ama her nedense taksilere ilimediklerini - bylece Leyla, insanlann son zamanlarda arabalann neden bir gayret sanya boyadn anlam oldu. Tank ona Kabil iindeki gvenilmez, ska deien snrlan da aklad. Mesela bu yol, soldan ikinci akasya aacna kadar, bir sava lorduna aitti; sonraki drt sokak, yklan eczanenin bitiiindeki finna kadar, bir baka sava lordunun blgesiydi; eer yolun karsna geip batya doru bir kilo179 metre ilerlerse, kendini baka bir sava lordunun arazisinde bulur, dolaysyla bir keskin niancnn hakl hedefi, olurdu. te, Anne'nin kahramanlarnn yeni ad buydu: Sava Lord-lan. Leyla onlara tfengder dendiini de duymutu. Tfekiler. Dierleri kendilerine hl Mcahit diyordu, ama szc duyanlarn surat deiiyor, yzlerine hor gren, eki bir ifade yerleiyordu; szck, derin bir tiksinti ve kmseme kokuyordu buram buram.

Tank arjr yerine yerletirdi. "Bunu yapabilir misin?" dedi Leyla. "Neyi?" "Onu kullanabilir, onunla birini ldrebilir misin?" Tank silah kot pantolonunun kemerine soktu. Sonra, hem ok gzel hem de ok korkun bir ey syledi. "Senin iin evet," dedi. "Senin uruna ldrrm, Leyla." Kza doru kayd, elleri birbirine srtnd; bir kez, sonra bir kez daha. Tank'n parmaklan yoklarcasna parmaklanna dolanrken, Leyla sesini karmad. Sonra olan anszn eildi, dudaklann onunkilere bastrd; kz yine ses karmad. O anda, Anne'nin anla erefle, srck kulanyla ilgili btn szleri Leyla'ya nemsiz grnd. Hatta sama. Btn bu ldrmelerin, yamalann, bunca irkinliin ortasnda, bir aacn altnda oturup Tank'la pmek yle zararsz, yle naifti ki. Kck bir ey. Kolayca balanabilecek bir zaaf m. Bylece erkein onu pmesine gz yumdu; o geri ekilince de uzand, gm gm atan yrei aznda, yz karncalanr, gbek ukuru alev alev yanarken, kendisi onu pt. O yln, 1992'nin Haziran'nda, Bat Kabil'de ok iddetli arpmalar oldu. Sava lordu SayyaPn Petun gleriyle Vahdet fraksiyonundan Hazaralar arasnda. Bombalar elekt180 rik direklerini devirdi, dkknlarn, evlerin sraland koskoca mahalleleri yerle bir etti. Leyla, Petun milislerin Hazara kkenlilerin evlerine daldn, kaplan knp btn aileyi, infaz edercesine kurunladklann duydu; Hazaralann da misilleme olarak Petun sivilleri kard, Petun kzlarn rzna getii, Petun mahallelerini bombalayp insanlan aynm gzetmeksizin ldrdkleri syleniyordu. Gn gemiyordu ki, aalara balanm ya da tannmayacak lde yanm cesetler bulunmasn. ounun da kafasna ate edilmi, gzleri oyulmu, dilleri kesilmi oluyordu. Babi Kabil'den ayrlmalan iin, bir kez daha Anne'yi raz etmeyi denedi. "Bir yolu bulunacak," dedi Anne. "Bu kavga geici. Oturup konuacak, bir hal aresi bulacaklar." "Fariba, bu insanlann tek bildii, savamak," dedi Babi. "Bir elde st iesi, tekinde silahla yrmeyi rendiler." "Bunu sylemek sana m dt?" diye yaptrd Anne. " Cihat'* katldn m sen? Sahip olduun her eyden vazgeip hayatini tehlikeye attn m? Mcahitler olmasayd, biz hl Sovyetler'in uaydk, unutma. imdi de kalkm, onlara ihanet etmemizi istiyorsun!" "Onlara ihanet eden biz deiliz, Fariba." "Sen git o zaman. Al kzn ka. Bana da bir kart atarsnz. Ban yaknda gelecek ve ben, tek bama da kalsam onu bekleyeceim." Sokaklar yle gvenilmez bir hal almt ki, Babi en akla gelmeyecek eyi yapt. Leyla'y okuldan ald. Onu eitme grevini kendisi stlendi. Leyla her gn, gne battktan sonra onun alma odasna gitti; Hikmetyar kentin gneydeki d mahallelerinden Mesut'a bomba yad-nrken, baba-kz oturup Hafiz'n^az^/lerini, ok sevilen, aziz Afgan air stat Halilullah Halili'nin eserlerini tarttlar.'Ba181 bi ona ikinci derece denklemleri tretmeyi retti, polinom-lann arpanlarn bulmay, parametrik erileri birletirmeyi gsterdi. Babi ders verirken dnyor, bambaka biri oluyordu. Kendi plnde, kitaplarnn arasndayken, boyu bile uzuyordu sanki. Sesi daha dingin, daha derin bir yerden ykseliyor, gzleri eskisi kadar krpmyordu. Leyla onun eski halini gznde canlandrabiliyordu;'karatahtay zarif devinimlerle siliini, bir rencisine eilip, omzunun stnden bakm; babaca ve dikkatle. Ama kendini derse vermek kolay deildi. Leyla'nn dikkati sk sk dalyordu. "Bir piramidin alan nedir?" diye sorard Babi; oysa Leyla'nn aklndaki tek ey, Tark'n dudaklarnn dolgunluu, kzn azna deen soluunun scakl, ela gzlerindeki kendi yanssyd. Aacn altndaki o gnden sonra, iki kere daha pmlerdi; daha uzun, daha tutkulu ve kza kalrsa, biraz daha beceriyle. Her ikisinde de, gizlice, o lo aralkta bulumulard - Anne'nin ziyafet verdii gn bulutuklar geitte. kincisinde, olann gslerine dokunmasna izin vermiti. "Leyla?" "Evet, Babi." "Piramit. Alam. Akln nerelerde?" "Affedersin, Babi. Hm, ey... Piramit. Piramit. Tabann te biri arp ykseklik." Babi bayla dorulad, yz dnceliydi, gzleri kzn yzn taryordu; Leyla ise Tark'n ellerini, pme srasnda gslerini skan, srtndan aaya kayan parmaklarn dnyordu. ,, Yine haziran aynda, bir gn, iti iki arkadayla okuldan eve dnmekteydi. Evine sadece sokak kala, bir roket kz182 lara isabet etti. O korkun gnn ilerleyen saadetinde Leyla, Nila'nn (Citi'nin annesinin), kznn ld sokakta bir aa bir yukar kotuunu, delirmiesine haykrarak, tiz lklar atarak, kznn paralarn topladn, nlne doldurduunu duydu. Citi'nin rmeye balam, hl naylon orapl ve mor lastik ayakkabl sa aya, iki hafta sonra bir atnn zerinde bulundu.

Citi'nin, ertesi gn okunan fatihasnda, Leyla bir oda dolusu alayan, hkran kadnn arasnda, ta kesilmiesine oturdu. Tand, yakn olduu, sevdii birini ilk kaybediiydi. Citi'nin artk yaamad gereini bir trl idrak edemiyordu. Snfta gizli pusula alveriinde bulunduu, trnaklarn boyad, cmbzla enesindeki kllar ald iti. Kaleci Sabr'la evlenecek olan iti. iti lmt. lmft. Param.para olmutu. Sonunda, Leyla dostu iin alamaya balad. Aabeylerinin cenazesinde dkemedii btn yalar, bir sel gibi gzlerinden boand. . 183 25 Leyla kprdayamyordu, sanki btn eklemlerine beton dklm, her bir mafsal kilitlenmiti. Bir konuma yaplyordu ve Leyla muhataplardan birinin kendisi olduunu biliyordu, ama kendini yle uzakta, darda hissediyordu ki, sanki sadece kulak misafiri olmaktayd. Tank konuurken, Leyla yaamnn rm bir ip olduunu dnd; kopan, sklen, lif lif ayrlan, dklen bir sicim. 1992 Austosu'nda scak, rutubetli bir le sonrasyd, Leyla'larn oturma odasndaydlar. Anne'nin btn gn karn arm, Babi birka dakika nce, Hikmetyar'n gneyden savurduu fzelere karn, onu doktora gtrmt. imdi Tark'la ikisi yan yana, kanepede oturuyorlar, olan dizlerinin arasndan yere bakyordu. 184 Ve gideceini, terk edeceini sylyordu. Mahalleyi deil. Kabil'i deil. Afganistan'. Gitmek. Leyla beyninden vurulmutu deta. "Nereye? Nereye gideceksin?" "nce Pakistan'a. Peaver'e. Sonrasn bilmiyorum. Belki Hindistan. Ya da ran." "Ne kadar?" "Bilmiyorum." "Demek istediim, karar vereli ne kadar oldu?" "Birka gn. Sana syleyecektim, Leyla, yemin ederim, ama bir trl beceremedim. Seni ne kadar zeceini biliyordum." "Ne zaman, peki?" "Yann." "Yarn m?" "Leyla, bak bana." "Yann..." "Nedeni, babam. Kalbi arak kaldramyor... btn bu kavgay, lmleri." Leyla yzn avularna gmd; bir dehet baloncuu gsn sktryordu. Bunu tahmin etmem gerekirdi, diye dnd. Neredeyse tand herkes eyalann toplam, ekip gitmiti. Mahallede tek bir tandk sima kalmamt; Mcahit hizipler arasnda savan padamasndan yalnzca drt ay sonra, Leyla sokaklarda tek bir tanda rasdamaz olmutu. Hasena'nn ailesi maysta kamt; Tahran'a. Vecma, kalabalk ailesiyle birlikte, yine ayn ay slamabad'a gt. Citi'nin ana babasyla kardeleri haziranda, Citi'nin lmnden ksa bir sre sonra gittiler. Leyla onlann nereye gittiini bilmiyordu - ran'daki Meat'a gittiklerine dair sylentiler vard. nsanlar gidince, evleri 185 be gn bo kalyor, sonra ya milisler ya da yabanclar gelip yerleiyordu. Herkes gidiyordu. imdi de, Tank. "Eh, annem de artk gen saylmaz," diyordu delikanl. "Her an korku iindeler. Yzme bak, Leyla." "Bana sylemeliydin." "Ltfen bak bana." Leyla'nn azndan bir inilti kt. Sonra bir feryat. Ve alamaya balad. Baparmayla onun yanandaki ya silmek isteyen olann elini itiverdi. Bencilce, mantkszca davrandn biliyor ama onu terk ettii, byle brakp gittii iin Tark'a ate pskryordu. Bedeninin bir uzants gibi olan, her ansna bir glgeymiesine elik eden Tark. Nasl brakrd Leyla'y? Olana bir tokat att. Sonra bir tane daha; salarn ekti, Tank onu bileklerinden yakalad, kzn anlayamad bir ey syledi; makul, yattnc bir eyler; sonra, nasl olduysa kendilerini aln alna, burun buruna buldular; olann scak nefesini bir kez daha dudaklannda hissetti. Sonra, anszn, Tank zerine uzannca, Leyla da srtst uzand. leriki gnlerde, haftalarda, Leyla, olanlan derlemek, belleine kazmak iin deliler gibi arand, paralan toplad. Yanan mzeden kaan, kaarken de eline geeni kucaklayan, yanp kl olmaktan kurtarmak iin, yakalayabildii her eye yapan bir,sanat gibi - bir bak, bir fslt, bir inleme. Ama zaman, yangnlann en acmaszdr; sonuta, hepsini kurtaramad elbette. Yine de elinde bir eyler kald: aalarda hissettii o ilk, ani, inanlmaz ac. Halya vuran gne huzmesi. Leyla'nn, aceleyle sklen, yanlannda yatan, souk, sert bacaa srtnen topuu. Elleriyle olann dirsekle-

186 rini kavray. Tank'n kprckkemiinin altndaki, ters dnm mandolin biimindeki, krmz doum lekesi. Tepe-si le, kendi yznn stnde devinen yz. Sallanan, kzn dudaklann, enesini gdklayan, siyah peremleri. Yakalanma korkusu. Kendi cretlerine, gz karalklanna duyduklan inanmazlk. Acyla i ie geen o tuhaf, tanmlanamaz zevk. Ve anlamlar; Tank'n yznden geen, saysz anlam: endie, efkat, zr, mahcubiyet, ama en ok, en ok, alk. Sonras tam bir kemeketi. Telala iliklenen dmeler, taklan kemerler, svazlanan salar. Sonra, kanepede yan yana, birbirlerinin kokusunu ilerine ekerek oturdular; yzler pespembe, az nce yaananlardan donup kalm, dilleri tutulmu. Yapklanndan. Leyla halda damla kan grd, kendi kan; gznn nnde, kzlannn tam da burada iledii gnahtan habersiz, kanepede oturan annesiyle babas canland. Bunun zerine, duyduu utantan, sululuktan yanaklanna al basa; st kattaki saatin tik taklan, Leyla'nn kulaklarnda gm gm tyordu. Bir yargcn krsye inen, tekrar tekrar inen, kz la-nedeyen tokma gibi. Sonra Tark, "Benimle gel," dedi. Bir an iin, bunun mmkn olabileceine, neredeyse inand. O, Tank ve onun ana-babas, hep beraber yola kyorlar. antalarn topluyor, bir otobse biniyor, btn bu deheti arkalarnda brakp mutluluu ya da sknty bulmaya gidiyorlar - artk bahtlanna hangisi karsa, onu hep birlikte, omuz omuza karlayacaklar. Leyla onlann arasnda olacak, kendisini bekleyen kasvetli sszla, o lmcl yalnzla katlanmas gerekmeyecek. Gidebilirdi. Beraber olabilirlerdi. 187 Bunun gibi bir sr ikindi yaayabilirlerdi. "Seninle evlenmek istiyorum, Leyla." Halnn zerine devrilmelerinden beri ilk kez, gzlerini kaldrp erkeinkilere dikti. ehresini aratrd. akaclktan eser yoktu. Tark'n yz kararl, riyasz, sapna kadar itendi. "Tank..." "zin ver de seninle evleneyim, Leyla. Bugn. Bugn evlenebiliriz." Baka eyler de syledi; camiye gitmek, bir mollamla iki tank bulmak, hemen nikh... Fakat Leyla annesini dnyordu, en az Mcahider kadar dik kafal ve uzlamaz olan, evresindeki havay kine, kasvete boan Anne'yi; sonra Babi'yi dnd; teslim bayran uzun zaman nce ekmi olan, Anne'nin hznl, amas kart olan babasn. Bazen... bana dnyada sahip olduum tek ey senmisingibi geliyor, Leyla. Bunlar Leyla'nn yaamnn olgular, kalamaz gerekleriydi. "Kaka Hkim'den seni isterim. Hayr duasn esirgemeyecektir bizden. Biliyorum." Haklyd. Babi kar kmazd. Ama bu olay onu ykar, parampara ederdi. Tank hl konuuyordu, balarda ksk olan sesi giderek tizleti; yalvaryor, ikna etmeye alyordu; yz nce umutlu, sonra yaral. "Yapamam," dedi kz. "Byle syleme. Seni seviyorum." "zgnm..." "Seni seviyorum." Bu szleri onun azndan duymay ne zamandr bekliyordu? Bu szcklerin fsldandn ka kez dlemiti? te sy188 lenmi, nihayet dillendirilmiti; buradaki ironi, acmaszlk kzn yreini ezdi. "Babam brakamam," dedi. "Elinde bir ben kaldm. Kalbi buna dayanamaz." Bunu Tark da biliyordu. Kz ykmllklerini bir kalemde silip atamazd, tpk kendisinin de yapamayaca gibi. Yine de srd gitti: onun yakarlar, kzn reddetme gerekeleri, onun nerileri, kzn zrleri, ikisinin gzyalan. Sonunda, Leyla onu gndermek zorunda kald. Kapda, olandan sz ald: vedalamadan gidecekti. Kapy yzne kapad. Srtn, erkein yumruklanyla sarslan kapya dayad; Tank kapnn arkasndan konuur, geri dneceine, onu almaya geleceine ant ierken, Leyla bir kolunu beline dolam, elini azna bastrm, ylece bekledi. Olan yorgun dnceye, nihayet pes edinceye kadar bekledi, sonra dandan gelen dzensiz, kararsz ayak seslerini dinledi; ta ki sesler hafifleyene, tepelerde atrdayan top ateleri ve karnnda, gzlerinde, kemiklerinde gmbrdeyen yrei saylmazsa, sessizlik kene kadar. 189 26 Yln, u na kadar, en scak gnyd. Dalarn hapsettii, kemik-kavuran scak, kenti bir yangn dumanymasna bouyordu. Elektrikler gnlerdir kesikti. Kabil'in her tarafnda elektrikli vantilatrler, insanla alay edercesine, bo bo duruyordu. Leyla salondaki divanda l gibi yatmaktayd; bluzu terden srlsklamd. Verdii her nefes, burnunun ucunu yakyordu. Ebeveyninin, Anne'nin odasnda konutuklarnn farkndayd. ki gece nce olduu gibi, dn gece de uyanm, alt kattan gelen seslerini duymutu. Amk her gn, ba baa verip konuuyorlard; o kurundan beri, bahe kapsnda alan o yeni delikten beri.

190 Darda, toplarn uzaklardan gelen gmbrts; sonra, daha yakndan, bir makineli tfein ksa, kesik takrts; ardndan bir bakas. Leyla'nn iinde de bir sava srmekteydi: bir yanda, utancn elik ettii sululuk duygusu, te yanda Tark'la yaptklar eyin hi de irkin, ahlakszca olmad inanc. Birbirlerini belki de bir daha hi gremeyecek olmalarnn kkrtt, doal, iyi, gzel, hatta kanlmaz bir ey yaadklarna inanyordu. Kanepede yan dnd, anmsamak iin kendini zorlad: Bir ara, yerde yatarlarken Tark alnn onunkine dayam, soluk solua bir ey demiti: Cann actyor muyum? ya. da Cann acyor mu ? Leyla hangisi olduunu bir trl hatrlayamyordu. Cann actyor muyum? Cann acyor mu? Gideli yalnzca iki hafta olmasna karn, ite balamt bile: Zaman o keskin hatl anlarn kenarlarn kemirmeye koyulmutu. Leyla belleini sktrd. Ne demiti? Hangisini? Bu sorunun yantn bilmek birdenbire canalc, yaamsal bir nem kazanmt. Gzlerini kapad. Younlat. Zaman getike, yava yava, bu ilemden usanacakt. Zihinden bulup karmak, tozunu almak, oktan lm n yeniden diriltmeye almak giderek daha yorucu olacakt. Ve iin dorusu, bir gn, yllar sonra bir gn gelecek, Leyla artk onu kaybettiine ah vah etmeyecekti. En azndan, imdiki kadar sk, daha dorusu, byle kesintisizce deil. Gn gelecek, erkein yznn ayrntlar bellein penesinden svacak, sokakta olu Tark'a seslenen bir annenin sesini duymak, kzn bir anda btn palamarlarn kesip onu rzgra, ak denizlere savurmayacako. Tark' u anki kadar ok z191 lemeyecek, yokluunun sancs imdiki gibi Leyla'ya smsk yapp, ayrlmaz bir yolda olmayacakt - bir uzvunu kaybedenlerin hissettii u hayali ac gibi. Ama tabii, Leyla yetikin bir kadn olduunda, zaman zaman, bir gmlek tler ya da ocuklarn salncakta sallarken, nemsiz, kck bir ey, belki scak bir gnde tabanna deen halnn lkl ya da bir yabancnn kk aln, malum ikindiye ilikin bir ayrnty, bir any fitilleyiverecekti. Ve her ey, btn anlar doludizgin dnecekti. Nasl anszn kendiliinden olu verdii. Akl almaz tedbirsizlikleri. Beceriksizlikleri. Birlemenin acs, zevki, hzn. Sarma dola bedenlerin yayd s. Anlar iini bir sel gibi kaplayacak, soluunu alacakt. Fakat sonra, geip gidecekti. O an bitecekti. Geride, kendini snm bir balon gibi, havas boalm gibi hisseden, belli belirsiz bir huzursuzluk dnda hibir ey hissetmeyen Leyla'y brakarak. Cann actyor muyum? Evet, byle sylemiti. Buydu. Leyla anmsamasna sevindi. Sonra, Babi sahanla kt, merdivenin bandan ona seslendi, hemen yukar gelmesini istedi. "Kabul etti!" dedi, dizginlenmi heyecann titrettii sesiyle. "Gidiyoruz, Leyla! mz birlikte. Kabil'den ayrlyoruz." Anne'nin odasnda, yataa oturdular. Darda, Hikmet-yar'la Mesut'un gleri savayor, savayor, roketler gkyznde vzldyordu. Leyla u an, kentin bir yerinde, birinin ldn biliyordu; kapkara bir kefene benzeyen dumann, bir toz bulutu salarak ken bir binann tepesine heyula gibi ktn. Sabah, evresinden dolanlmas gereken ceseer 192 olacaka. Kimisi toplanacakt. Kimisi olduu yerde braklacakt. Sonra Kabil'in, insan eti yemee alan kpekleri kendilerine ziyafet ekecekti. Yine de, Leyla kendini o sokaklara atmak, deli gibi komak istiyordu. Mutluluunu zapt etmekte zorlanyordu. Oturmak, sevin lklar atmamak aba gerektiriyordu. Babi nce Pakistan'a gideceklerini ve vize bavurusunda bulunacaklarn syledi. Pakistan, Tark'n olduu yer! i kpr kpr, sayd: Tank gideli sadece on yedi gn olmutu. Anne kararn on yedi gn nce vermi olsayd, yola hep birlikte kabilirlerdi. Leyla da u an Tark'n yannda olurdu! Ama bunun hi nemi yoktu imdi. Peaver'e gidiyorlard ( birlikte!); orada Tark'la ailesini naslsa bulurlard. Elbette bulurlard. Evrak ilerini hep birlikte hallederlerdi. Sonra, kimbilir? Kim bilebilir? Avrupa? Amerika? Belki de, Babi'nin hep dedii gibi, denize yakn bir yer... Anne karyolann baucundaki tahtaya dayanm, yan uzanr, yan oturur durumdayd. Gzleri iti. Salanndan tel ko-panyordu. gn nce, Leyla biraz hava almak iin danya kmt. n kapya yaslanm duruyordu ki, birden mthi bir atrt duydu, bir ey sa kulann dibinden vnlayarak geti; gzlerinin nnde srayan kymklar, tahta paracklan uutu. Citi'nin lmnden sonra, Kabil'e yaan binlerce bombadan, saysz roketten sonra, Anne'yi sarsarak uyandran, gzn aan ey de ite kapdaki o delik, Leyla'nn bann durduu yerden ta atlasn parmak ilerideki kurun delii oldu. Bir savan ona zaten iki ocua mal olduu, bu son savan da elinde kalan tek ocua patlayabilecei, kadnn kafasna dank etti. Odann duvarlanndan, Ahmet'le Nur glmseyerek bakyordu. Leyla, annesinin gzlerinin fotoraflarda sulu sulu

193 gezindiini grd. Onaylarn almaya alr gibi. Hayr dualarn. Balanmay diler gibi. "Burada bizim iin hibir ey kalmad," dedi Babi. "Oullarmz kaybettik, ama Leyla'mz var. Biz hl bir aileyiz, Fa-riba. Yeni bir yaam kurabiliriz." Babi ona doru eildi. Ellerini tutmak iin uzannca, Anne kar kmad. Yznde, bir teslimiyet ifadesi. Bir boyun ei. El ele tututular, hafife; sonra birbirlerine sanldar, sessizce ne arkaya sallandlar. Anne yzn erkein boynuna gmd. Bir eliyle gmleini avulad. O gece heyecan Leyla'y uykusundan etti. Yatt yerden, usulca aydnlanan, turuncunun, sannn en cafcafl tonlarna brnen ufku seyretti. Bir ara, ierdeki cokulu zindelie, d-andaki bomba atrtlanna karn, yine de dalp gitti. Ve rya grd. nce, uzun bir kumsaldalar; bir rtnn zerinde oturuyorlar. Serin, bulutlu bir gn, ama Tank'n yan, omuzlanna kadar ektikleri battaniyenin alt lk. Boyas yer yer kalkm, beyaz, alak itin gerisinde, rzgra ak, bir sra palmiyenin altnda duran arabalan grebiliyor. Rzgr gzlerini suland-nyor, ayakkablann kuma gmyor, kuru al demetlerini bir kumulun kavisli srtndan tekine savuruyor. Uzakta, hafif yan yatm, szlen yelkenlileri seyrediyorlar. Etraflannda martlar banyor, rzgrda rperiyorlar. O srada, tekdze bir melodiyi andran bir ses duyuluyor. Leyla Tank'a, Babi'den yllar nce rendii, ark syleyen kumlarla ilgili bilgiyi aktanyor. Erkek gzlerini ovuturuyor, kirpiklerindeki kum taneciklerini silkeliyor. Kzn gzne, onun parmandaki alyansn lts arpyor. Kendi alyansyla ayn - batan sona bir tr kafes deseniyle bezenmi, altn. Ama doru, diyor olana. Kumlarn srtnrken pkar-dg ses bu. Dinle. O da dinliyor. Kalann atyor. Bekliyor194 lar. Ve yine duyuyorlar. Rzgr hafiflediinde, iniltili bir ses; iddedendiinde, alayan, tiz sesli bir bebekler korosu. Babi yanlanna sadece en gerekli eyleri alacaklarn syledi. Gerisini satacaklard. "Bu para, ben i bulana kadar bizi Peaver'de idare eder." Sonraki iki gn, satlacaklan topladlar. Koca koca denkler olutu. Leyla odasnda eski bluzlan, eski ayakkablan, kitaplan, oyuncaklan bir yana ayrd. Yatan altna baknca, Hase-na'nn beinci snfta, teneffste verdii san camdan, kk inei buldu. Ucunda minyatr bir futbol topu sallanan anahtarl da - Citi'nin hediyesi. Tekerli, kk, tahta bir zebra. Tark'la bir gn su hendeinde bulduklan, seramik astronot. Kendisi altsndayd, Tank sekizinde. Onu kimin bulduuna dair, ufak bir kavga kmt aralannda; Leyla anmsyordu. Anne de eyalarn toplad. Devinimlerinde bir tutukluk vard, gzlerindeyse uyuuk, dalm gitmi bir bak. yi cins tabaklann, peetelerini, btn taklann -nikh yz dnda- giysilerinin ounu gzden karmt. "Bunu satmayacaksn, deil mi?" dedi Leyla, Anne'nin gelinliini kaldrarak. Giysi, bir alayan gibi kucana dkld. Dantele, yakay eviren kurdeleye, kol azlanna elle ilenmi, kk incilere dokundu. Anne omuz silkti, gelinlii ald. Giysi destesinin zerine kabaca frlatt. Bir yara bandn tek harekede eker gibi, diye dnd Leyla. En zc grev, Babi'ye dt. Leyla onu alma odasnda buldu; yznde acl bir ifade, ayakta, kitap raflann inceliyordu. Kullanlm giysiler satan dkkndan ald tirt giymiti; tirtn gsnde San 195 Francisco'nun krmz kprsnn resmi vard. Beyaz kpkl sulardan ykselen kaln sis, kprnn ayaklarn sarma-lamt, "u malum klieyi bilirsin," dedi. "Issz bir adaya d-yorsun. Yanna yalnzca be kitap alabilirsin. Hangilerini seerdin? Bir gn buna ciddi ciddi mecbur kalacam hi aklma gelmezdi." "Sana yeni batan bir ktphane olutururuz, Babi." "Hm." Kederle glmsedi. "Kabil'i terk ettiime inanamyorum. Okula burada gittim, ilk iime burada baladm, bu ehirde baba oldum. Yaknda bir baka kentte, bir baka gkyznn alanda uyuyacam dnmek yle garip geliyor ki." "Bana da yle." "Kabil hakkndaki u iir btn gn beynimde nlayp durdu. Saib-i-Tebrizi, yanlmyorsam on yedinci yzylda yazm. Tamamn ezbere bilirdim, ama u an yalnzca iki dizesini hatrlayabiliyorum: Bu kentin ne panlarn ldatan aylar sayabilirsin, Ne de duvarlarnn gerisine gizlenen bin muhteem gnei." Leyla ban kaldrp baknca, babasnn aladn grd. Kolunu onun beline dolad. "Ah, Babi. Geri dneceiz. Sava biter bitmez. Kabil'e dneceiz, inallah. Greceksin."

nc gnn sabah, Leyla denkleri baheye tamaya, n kapnn yanna ymaya balad. Sonra bir taksi aracak, hepsini rehineci dkknna gtreceklerdi. Evle bahe arasnda mekik dokuyor, bir ieri bir dar, giysi torbalarn, tabak ana, Babi'nin kutular dolusu kita196 bini tayordu. leye kalmaz yorgunluktan bitap derdi; kapdaki yn imdiden beline geliyordu. Ama, her gidi gelite, Tark'a bir adm daha yaklatn biliyor, bacaklar her seferinde biraz daha canlanyor, kollan biraz daha gleniyordu. "Byk bir taksi gerekecek." Dnp bakt. Anne'ydi, st kattaki yatak odasndan sesleniyordu. Camdan dar sarkm, dirseklerini pervaza dayamt. Gne, parlak ve lk, krlaan salarna vuruyor, bitkin, zayf yzn aydnlatyordu. Srtnda, drt ay nceki davette giydii kobalt mavisi elbise vard; gen bir kadna yaraan, i ac bir elbiseydi, oysa Anne u an Leyla'ya yal bir kadn gibi grnmekteydi. Etsiz, kavruk kollar, kk akaklar, mor halkalarla evrili, lgn gzleri olan, o kumlu dn resimlerindeki, ltl tebessml, tombul, deirmi yzl kadnla hibir ilgisi olmayan, ihtiyar bir kadn. "ki byk taksi," dedi Leyla. Babi'yi de grebiliyordu; oturma odasnda, kitap dolu kutular st ste ymaktayd. "Onlar bitirince yukar gel," dedi Anne. "le yemeine oturalm. Halanm yumurtayla dnden kalma fasulyemiz var." "En sevdiim." Birden aklna ryas geldi. Tark'la ikisi rtnn zerinde. Okyanus. Rzgar. Kumullar. Sesi nasld, u ark syleyen kumlarn kard ses? Leyla durdu. Gri bir kertenkelenin topraktaki bir atlaktan srnerek ktn grmt. Hayvan ban telala bir o yana, bir bu yana evirdi. Gzlerini krptrd. Hzla bir tan altna seirtti. Kumsal bir kez daha Leyla'nn gznn nnde canland. Ama bu sefer, kumlarn arks her yandayd. Ve ykseli197 yordu. Her an biraz daha, biraz daha gleniyor, tizletike tizleiyordu. Bir sel gibi kulaklarna doldu. Baka her eyi bodu, susturdu. Martlar imdi tyl pantomimciydiler, gagalarn sessizce ap kapyorlard; dalgalar kpklerle, serpintilerle kyya vuruyordu, ama hi kkremeksizin. Kumlar arklarm srdrd. Sonra, bir ses... bir ngrt?.. Yo, ngrt deil. Hayr. Bir vnlama. Islk sesi. Kitaplar yere, ayann dibine brakt. Ban gkyzne evirdi. Bir eliyle gzlerini perdeledi. Sonra, mthi bir kkreme. Leyla'nn arkasnda, bembeyaz bir parlt. Ayann altndaki toprak silkelendi. Scak, gl bir ey srtna var gcyle arpt. Kz ayandaki sandaletlerden koparp ald. Havaya kaldrd. Leyla imdi uuyordu, havada taklalar atarak, fini fini dnerek; gkyzn grd, sonra topra, sonra yine g, yine topra. Yanndan alev alev, iri bir tahta paras geti. Ve binlerce cam paras; Leyla evresinde uuan her paray, her bir cam k-nn tek tek grebildii duygusuna kapld; yavaa, pe pee, gnete ldayarak, dne kvnla uuyorlard. Sonra Leyla duvara arpt. Yere akld. Yzne, kollanna bir toprak ve akl ta ve cam saana indi. Yaknna, topraa saplanm bir ey grr gibi oldu. rice, kanl bir para. zerinde, krmz bir kprnn, kesif pusu delen aya. Leyla'nn anmsad son ey, buydu. Etrafta kprdayan biimler. Tavanda yanan bir floresan lamba. Bir kadn yz belirdi, onun yzne doru eildi. Leyla yeniden karanla gmld. *** 198 Bir baka ehre. Bu kez, bir erkeinki. Yz hatlar geniliyor, sarkyor sanki. Dudaklan oynuyor, ama ses kmyor. Leyla'nn duyduu tek ey, nlama. Adam ona elini sallyor. Kalann atyor. Dudaklan kprdyor. ok actyor. Soluk almak cann actyor. Her yeri an-yor. Bir bardak su. Pembe bir hap. Yeniden karanla dn. Yine ayn kadn. Uzun bir yz, birbirine yakn gzler. Bir ey sylyor. Leyla nlamalardan baka bir ey duyamyor ki. Ama szckleri grebiliyor; kara, adal bir urup gibi kadnn dudaklanndan dkldn. Gs anyor. Kollan, bacaklan szlyor. Etrafnda ekiller deviniyor. Tank nerede? Neden burada deil?

Karanlk. Bir sr yldz. Babi'yle ikisi yksek bir yere tnemiler. Babi parmayla bir arpa tarlasn gsteriyor. Bir jeneratr almaya balyor. Uzun suratl kadn tepesinde, eilmi ona bakyor. Soluk almak cann yakyor. Bir yerde, bir akordeon alyor. Neyse ki, yine o pembe hap. Sonra derin bir sessizlik. Her eyin rten, derin bir sessizlik. 199 __ UUNCU BOLUM 27 MERYEM "Kim olduumu biliyor musun?" Kzn gz kapaklan titreti. "Olanlar hatrlyor musun?" Kzn dudaklan titredi. Gzlerini yumdu. Yutkundu. Eli sol yanana srtnd. Azn oynatt. Meryem ona biraz daha yaklat. "Bu kulak," diye soludu kz. "Duymuyor." lk haftann neredeyse tamamn, Rait'in hastaneden satn ald pembe haplar sayesinde, uykuda geirdi. Uykusunda minldaniyordu. Bazen anlalmaz, karmakank eyler sy203 lyor, haykryor, Meryem'in karamad birilerine sesleniyordu. Uykusunda alad, heyecanland, rtleri tekmeledi, Meryem onu tutmak, yataa bastrmak zorunda kald. Bazen ryor, ryor, Meryem'in zorla yedirdii her eyi karyordu. Sakinken, battaniyenin altndan bakan bir ift hznl gzd; Meryem'le Rait'in sorularna ksk sesle, ksa yantlar veriyordu. Baz gnler ocuk gibiydi; Meryem, ardndan Ra-it bir eyler yedirmeye altnda, ban bir o yana bir bu yana eviriyordu. Meryem'in elindeki ka uzattn grnce, kaskat kesiliyordu. Ama ok abuk yoruluyor, sonunda kadnn srarc tavrna boyun eiyordu. Bu teslimiyeti uzun sren alama krizleri izliyordu. Meryem, Rait'in getirdii antibiyotikli merhemi kzn yzndeki, boynundaki kesiklere, omuzlanndaki uzun, derin diki yerlerine, kollarna, bacaklarna srd. Yaralara sard gazl bezi sk sk deitiriyor, ykayp yeniden sanyordu. Kz rmeye balaynca salanm yznden ekiyor, geriye svazlyordu. "Ne kadar kalacak?" diye sordu Rait'e. "yileene kadar. Baksana una. Gidecek durumda m? Zavallck." Rait, onu bulduunu, topra kazp mlozlann altndan kardn anlatt. "Talihin varm ki evdeydim," dedi. Meryem'in yatanda yatan kzn yannda, portatif bir iskemlede oturuyordu. "Gerekten anslymsn. Demek istediim, seni ellerimle kardm oradan. u byklkte bir metal paras vard..." Kza gstermek iin baparmayla iaretparman iyice ayrd; Meryem'e kalrsa, verdii l parann gerek boyunun en 204 az iki katyd. "Bu kadar bykt ite. Ucu omzundan grnyordu. Oraya tam anlamyla gmlmt. Kerpeten kullanmay bile dndm. Neyse, artk iyisin. Bir de bakmsn, nev sopa, sapasalam olmusun." Hkim'in kitaplanndan ok azn kurtarabilmiti. "ou kl olmutu. Gerisi de yamaland, korkarm." O ilk hafta, Meryem'e yardm etti, kza birlikte baktlar. Bir gn iten yeni bir battaniye ve yastkla dnd. Bir baka gn, bir ila iesiyle. "Vitamin," dedi. Leyla'ya, arkada Tank'n evine el konduu haberini getiren de oydu. "Bir armaan," dedi. "Sayyaf in komutanlarndan biri, adamna armaan olarak vermi. Hah!" adam aslnda, gencecik yzleri gneten yanm olanlard. Meryem oradan geerken gryordu onlan; srtla-nnda hi karmadklan niformalar, Tank'n evinin nne melip iskambil oynar, sigara tttrr, Kalanikoflann duvara yaslarlard. En gl, kasl grnen, kendinden memnun, marur bir havas olan, liderleriydi. En genleri ayn zamanda en sessizleriydi; arkadalannn tepeden bakan, stnlk taslayan tavrlanna ayak uyduramaz gibiydi. nlerinden geen Meryem'e glmser, bayla selam verir olmutu. Byle anlarda, yzeydeki kendini beenmilik az da olsa siliniyor, Meryem onun gen ehresinde henz yozlamam, alakgnll bir lt yakalyordu. Sonra, bir sabah fzeler evi yerle bir etti. Sylentilere gre, saldn Vahdet grubundaki Hazaralardan gelmiti. Komular bir sre sada solda olanlann paralann, knntlann buldular. "Eh, byle olaca belliydi," dedi Rait. 205 *** Meryem, roketin evi nasl duman tten bir ta ynna dntrdn grnce, kzn byle ufak tefek, grece nemsiz yaralarla kurtulmasnn ne byk bir ans olduunu dnd. Zaten, giderek de

dzeliyordu. Daha ok yemeye, salarn taramaya balamt. Kendi bana ykanabiliyordu. Yemeklerini aada, Meryem ve Rait'le yiyordu artk. Ama sonra, durduk yerde bir an canlanyor, ta gibi suskunluklara ya da hrnlk nbetlerine yol ayordu. e kapanmalar ve kler. Bitkin, kl gibi yzler. Karabasanlar, ani keder saldrlar. Kusmalar. Ve bazen de, pimanlklar. "Burada olmamalydm," dedi bir gn. Meryem araflan deitiriyordu. Kz yere oturmu, dizlerini gsne ekmi, onu seyrediyordu. "Kutular babam karmak istemiti. Kitaplar. Benim iin fzla ar olduunu sylemiti. Ama brakmadm. yle hevesliydim ki. Olay olduunda, evin iinde bulunmas gereken kii bendim." Meryem temiz araf silkeleyerek at, yataa yayd. Kza bakt; sar buklelerine, ince, uzun boynuna, yeil gzlerine, kk elmackkemiklerine, dolgun dudaklarna. Onu kkken sokakta grdn anmsyordu; tandr'z giden annesinin peinden yalpalayarak kotururken, ya da aabeyinin -kulanda kl demeti olannomzunda giderken. Marangozun oluyla bilye oynarken. Meryem'den bilgece bir yorum, yreklendirici bir sz duymay bekler gibi bakyordu. yi ama, Meryem'de sunabilecei bir bilgelik var myd? Alayabilecei cesaret? Nana'y gmdkleri gn, Molla Feyzullah'n Kuran'dan yapt alntlarn, teselli asndan ne kadar yetersiz kaldn ok iyi anmsyordu. Ne mutlu ona ki, Taradantn ahretine gene; 206 her /eye gc yeten, lm ve yaam yaratan, seni onlarla snayan Rabbin yanma. Ya da, Meryem'in duyduu vicdan azab iin syledikleri. Bunlar hip iyi dnceler deil, Meryem co. Seni mahvederler. Senin hatan deildi. Senin supun deildi. imdi bu kza, ykn hafifletecek ne syleyebilirdi? Sylemesine de gerek kalmad zaten. Kzn yz burutu, arpld; dizlerinin, ellerinin zerine kt, midem bulan-yor, dedi. "Dur! Bekle. Bir tas getireyim. Yere olmaz. Daha yeni temizledim... Ah. Ah. Hdaya. Tannm." Bir gn, kzn annesiyle babasn ldren patlamadan bir ay kadar sonra, kap alnd. Meryem at. Kapdaki adam geli nedenini belirtti. "Seni grmek isteyen biri var," dedi Meryem. Kz ban yastktan kaldrd. "Ad Abdl erif mi." "Abdl erif diye birini tanmyorum." "Eh, gelmi serii soruyor. Aa inip onunla konumalsn." 207 28 Leyla, Abdl erifin karsna geip oturdu; kk kafal, zayf bir adamd; soan biimindeki, toparlak burnu da tpk yanaklar gibi iek bozuuydu. Ksa, kahverengi salar kafatasnda inedenlie batrlm toplu ineler gibi duruyordu. "Beni bala, hemire," dedi, gevek yakasn dzeltir, alnn mendiliyle kurularken. "Hl tam toparlanamadm da... unlardan be gn daha alacam, ne diyorlard... hah, slfa haplarndan." Leyla oturduu yerde hafife dnd, sa kulan, salam olan adama doru evirdi. "Annemlerin arkada mydnz?" 208 "Yo, hayr," dedi Abdl erif abucak. "Affedersin." Bir parman kaldrd, Meryem'in nne koyduu su bardandan uzun bir yudum ald. "En batan balamam gerekiyor... sanrm." Mendili dudaklarna, sonra yine alnna bastrd. "Ben bir iadamym. Giysi dkknlarm var; daha ok erkek kyafederi. apan, apka, tumban, takm elbise, kravat ne istersen. Burada Kabil'de iki maazam vard, biri Taymani'de teki ar-e-Nev'de; ksa sre nce sattm. ki tane de Pakistan'da, Pea-ver'de var. Toptan sat yerim de orada. Dolaysyla, srekli gidip geliyorum. Buysa son gnlerde," -ban sallad, bezgin bezgin glmsedi- "bir servenden farksz, diyelim. "Geenlerde Peaver'deydim, i nedeniyle... siparileri almak, envanter karmak gibi eyler ite. Ayn zamanda da ailemi grmek iin. kzmz var, elhamdlillah. Mcahitler birbirinin grtlana sarlnca, ailemi Peaver'e tadm. simleri ehit listesine eklensin istemedim. Benimkinin de tabii, drst olmak gerekirse. ok yaknda onlara katlacam, inallah. "Her neyse, evvelki aramba gn Kabil'de olmam gerekiyordu. Ama kader ite, hastalandm. Seni bunlarla skmak istemem, hemire, yalnzca u kadarn syleyeyim; hacet grmeye altmda, ey, kk olan, sanki yoluna krk cam paralar denmi gibi oluyordu. Hikmetyar'n bana bile gelmesini istemem, anla artk. Karm Nadia can, Allah ondan raz olsun, doktora grnmem iin yalvard. Ama ben sorunu aspirinle, bol suyla alt edeceimden emindim. Nadia can bastrd, ben ayak diredim, epeyce ekitik. u deyii bilirsin: Inatft katrn hakkndan inat katrc gelir. Bu kez, korkarm katr kazand. O da ben oluyorum." Suyunu iip bitirdi, barda Meryem'e uzatt. "ok zahmet ol may acaksa..."

209 Meryem barda ald, doldurmaya gitti. "in dorusu, kanm dinlemeliydim elbette. O hep daha mantkl olmutur, Tanr mr versin. Kendimi hastaneye attmda, alev alev yanyor, rzgrdaki beid aac gibi titriyordum. Ayakta glkle durabiliyordum. Doktor, kan zehirlenmesi, dedi. Birka gn daha geseydi karn dul brakrdn, dedi. "Beni zel bir koua yatrdlar, ar hastalara ayrlm olan blme. Ah, teekkr." Barda Meryem'den ald, ceketinin cebinden irice, beyaz bir hap kard. "unlann da boyu yani." Leyla onun ilac yutuunu izledi. Soluklarnn hzlandnn farkndayd. Bacaklar arlamt; ucuna kleler taklm gibi. Kendi kendine anmsatt: henz lafin bitirmedi, henz her eyi anlatmad. Ama bir saniye sonra szn srdreceini biliyor, hemen kalkp gitme, odadan kma drtsyle savayordu - bir an nce, duymak istemedii eyler sylenmeden nce. Abdl erif barda sehpann zerine.brakt. "te, arkadanla orada tantm. Muhammet Tank Vali-zay'la." Leyla'nn yrek atlan hzlanverdi. Tank hastanede? zel bir kouta? Ar hastalara aynlm blmde? Kuru kuru yutkundu. Koltuunda kprdand. Derhal katlamak, eliklemek zorundayd. Aksi halde menteelerinden aynlacak, dalacakt. Zihnini hastanelerden, zel koulardan uzaklatrd, Tank'n byle tam adn duymayal ne kadar olduunu dnd. Yllar nce, ikisi birlikte klk bir Farsa kursuna yazlmlard. retmen zilden sonra yoklama yapar, bu ad aynen byle sylerdi: Muhammet Tark Valizay. smin tamamnn sylenmesi, Leyla'ya gln bir igzarlk gibi gelirdi. 210 "Bana geleni, bir hemireden rendim," diye srdrd Abdl erif, hapn geiini kolaylatrmak istercesine gsne hafif hafif vurarak. "Peaver'de onca zaman geirdikten sonra, Urduca'y epeyce sktm tabii. Her neyse, edindiim bilgiye gre, arkadan snmaclarla dolu bir kamyonday-m, toplam yirmi kii; istikamet Peaver. Snra yakn bir yerde, apraz atete kalmlar. Kamyona bir roket isabet etmi. Muhtemelen serseri bomba, ama bilinmez tabii, bu insanlarla hibir eyden emin olamazsn ki. Sadece alt kii kurtulmu, hepsi de ayn koua yatnlm. , yirmi drt saat iinde lm. ki tanesi yanlmyorsam, iki kz karde- dze-lip taburcu olmu. Dostun, Bay Valizay sonuncuydu. Ben geldiimde, neredeyse haftadr oradayd." Kurtulmutu, yleyse? Peki ama, yaras ok mu ktyd? Leyla meraktan ldracak haldeydi. ok mu fena yaralanmt? Belli ki durumu, zel bir koua yatnlacak kadar ktyd. Leyla terlemeye baladn, yznn kzardn hissetti. Baka bir ey, keyifli bir ey dnmeye alt; Tank ve Ba-bi'yle, Buda heykellerini grmek zere Bamyan'a gidilerini, rnein. Ama onun yerine, karsna bir baka imge dikildi: Tank'n annesi kamyonda skm, ba aa, dumanlann arasndan Tank'a sesleniyor, yardm istiyor, kollan, gs alev alev yanyor, eriyen peruu kafatasna yapyor... st ste, derin soluklar ald. "Yanmdaki yatakta yatyordu. Aramzda duvar yoktu, yalnzca bir perde. Dolaysyla, onu rahata grebiliyordum." Abdl erif birden alyansyla oynama ihtiyac hissetti. imdi ok daha yava konuuyordu. "Dostun... kt, ok kt yaralanmt. Her tarafndan lastik hortumlar kyordu. nce..." Genzini temizledi. "nce, saldnda her iki bacan da kaybettiini sandm, ama hastabakc hayr, yalnz sa, dedi; sol baca daha nce, bir 211 baka kazada kopmu. Dahili yaralar da vard. Ben gelmeden nce, kez ameliyat etmiler. Barsaklarnn bir ksmn almlar; tekileri anmsayamyorum. Yanmt da. Fena halde. Daha fazla aynntya girmeyeceim. Geceleri yeterince kbus gryorsundur, hemire.. Bir de ben katkda bulunmayaym." Tank artk bacakszd, demek? Dizden aas olmayan bir bedendi yalnzca. Bacaksz. Leyla bir an baylacan sand. nsanst bir abayla, zihninin filizlerini bu odadan, bu adamdan uzaklatrd, camdan darya, sokaa, kentin stne yollad; dz daml evlerin, pazaryerlerinin, kumdan kalelere dnm, labirent benzeri, dar sokaklarn tepesine. "Genellikle uyuturuluyordu. Ac yznden... bilirsin. Fakat ilalarn etkisinin getii, zihninin ald anlar da vard. Dayanlmaz aclar iinde, ama zihni ak, berrak. Yatamdan onunla konuurdum. Kim olduumu, nereli olduumu syledim. Bir bemvatanfa yan yana yattna memnundu, sanrm. "Bazen, o da konuurdu. Sylediklerinin yansn anlaya-myordum, ama hakknda yeterince ey rendim. Yaad yeri tarif etti. Gazne'deki amcasndan sz etti. Annesinin yemeklerinden, babasnm marangozluundan, akordeon aldndan. "Ama daha ok, senden sz ederdi, hemire. Senin... nasl demiti... hah, ilk ans olduunu syledi. Byleydi galiba, evet. lk anm. Sana ok deer verdii belliydi. Balay, onu byle grmek insann yreini burkuyordu. Ama senin orada olmamana seviniyordu. Onu byle grmeni istemezmi."

Leyla'nn ayaklan yeniden arlat, zemine demirledi; btn kan anszn oraya birikmiti sanki. Ama akl uzaklardayd, zgr ve evik, son hzla yol alan bir fze gibi Kabil'den kyor, kahverengi, sarp kayalklann, adaay bekleriyle bezeli ln stnden, sivri ulu, krm kayal vadilerden, zirvesi karl dalann stnden geiyor... 212 "Kabil'e dneceimi syleyince, seni bulmam istedi. Seni dndn sylememi. Seni zlediini. Yapacama sz verdim. Ondan ok holanmaya balamtm, anlyor musun? Dzgn, efendi bir delikanlyd." Abdl erif mendille alnn kurulad. "Bir gece uyandm," diye srdrd szn; nikh yzne duyduu ilgi canlanmt. "Galiba geceydi, yle yerlerde zaman kestirmek gtr, bilirsin. Hi pencere yoktu. Gne domu mu batm m, anlayamazsn. Neyse, uyandm ve yan yatan etrafnda bir tela, bir kouturma grdm. Bana da bir sr ila veriliyordu, srekli gidip geliyordum, bazen neyin gerek neyin hayal olduunu karamyordum. Tek anmsadm, doktorlann yatan etrafinda toplat, unu bunu istedii; ten alarmlar, yere salm nngalar... "Sabah, yatak botu. Hemireye sordum. Yiite savatn syledi." Leyla ban salladnn farknda deildi. Anlamt. Tabii ki anlamt. Bu adamn karsna geip oturduu an, neden burada olduunu, hangi haberi getirdiini anlamt. "Balarda, yani nceleri senin var olduuna hi inanmadm," diyordu adam imdi. "Konuann morfin olduunu sandm. Belki de var olmadn umdum; kt haber getirmekten hep dm kopmutur. Ama ona sz verdim. Aynca, dediim gibi, onu sevmitim. Bylece, birka gn nce buraya geldim. Etrafta seni sordum, bir-iki komuyla konutum. Bu evi gsterdiler. Ebeveyninin bana geleni de anlattlar. Bunu duyunca, ey, arkam dnp gittim. Ve sana sylememeye karar verdim. Bu kadann kaldramayacan dndm. Kimse kaldramaz." Abdl erif sehpann stnden uzand, elini kzn dizine koydu. "Fakat geri geldim. nk, son tahlilde, senin bilmeni isterdi. Buna inanyorum. ok zgnm. Keke..." 213 Leyla artk dinlemiyordu. Akl, Penirli adamn, Ahmet'le Nur'un lm haberini getirdii gndeydi. Yz bembeyaz kesilen Babi'nin kanepeye ylsn, duyunca eli azna giden Anne'yi anmsad. Leyla annesinin o gn kahroluunu izlemi, korkmutu, fakat gerek bir strap hissetmemiti. Annesinin kaybnn korkunluunu alglayamamt. imdiyse bir baka yabanc bir baka lm haberi getirmiti. imdi kanepede oturan, kendisiydi. Ona kesilen ceza bu muydu yoksa; z annesinin ektii acya uzak kalmasnn bedeli? Anne'nin nasl yere yldn, nasl lk la haykrdn, salarn yolduunu anmsad. Oysa kendisi bunu bile beceremiyordu. Doru drst kprdayamyordu. Tek bir kasn bile oynatamyordu. Koltukta ylece oturuyordu; cansz elleri kucanda, gzleri bolukta, zihnini zgrce umaya brakm. Arad yeri, o iyi ve gvenli noktay bulana kadar umasna izin verdi; arpa tarlalarnn yemyeil, akan suyun berrak, kavak tohumlarnn binlercesinin havada dans ettii yeri; Babi'nin bir akasyann glgesinde kitap okuduu, Tark'n ellerini gsnde birletirip uyuduu, kendisininse ayan dereye soktuu, gnete aarm kaya-tannlann dikkadi baklar altnda, gzel hayaller kurduu imenlii. 214 29 MERYEM "ok zldm," dedi Rait, Meryem'in uzatt masteva ve kfte taban, kadnn yzne bile bakmadan alrken. "Biliyorum, ok yakn... arkadatnz. Hep beraberdiniz, ocukluktan beri. Fana gelen, korkun bir ey. Byle gencecik Afgan erkeklerini kaybedip duruyoruz." Gzleri hl kzda, eliyle sabrsz bir iaret yapt, Meryem hemen bir peete uzatt. Meryem yllardr onu yemek yerken seyretmiti, akakla-nndaki kaslarn alkalann, bir el pilavdan sk, kk toplar yaparken, tekinin tersiyle akan yan silinip azn kenarlarndaki pirin tanelerinin toparlann. Yllarca, ban hi kaldrmadan, hi konumadan yiyip imiti; sessizlii sulay215 cyd, sanki bir hkm verilmekteydi; sessizlii yalnzca honutsuz bir homurtu, tenkiti bir dil aklatma, tek kelimelik ekmek ya da su buyruklar bozard. imdi yemeini kakla yiyordu. Peete kullanyordu. Su isterken ltfen diyordu. Ve konuuyordu. evkle, durmakszn. "Bana sorarsanz, Amerikallar yanl adam silahlandrdlar. Hikmetyar' yani. CIA'nin seksenli yllarda, Sovyet-ler'e kar kullanmas iin verdii tonla silah kastediyorum. .Sovyetler gitti, ama silahlar hl onda, o da masum insanlara eviriyor, annenle baban gibilere. Bir de buna cihat diyor. Ne komedi! Kadnlarla ocuklar ldrmenin neresi ci-hat'm? CIA, Komutan Mesut'u donatsayd ok daha iyi ederdi." Meryem'in kalar iradesi dnda kalkverdi. Komutan Mesut mu? Rait'in Mesut hakkndaki atp tutmalar, hainlikle, komnistlikle sulamalar hl kulaklarndayd. Sonra, an-layverdi. Mesut, Tacik'ti elbette. Leyla gibi.

"Eh, memlekette akl banda biri kalm anlalan. Saygdeer bir Afgan. Barl bir zm gerekten, itenlikle arayan bir adam." Omuzlarn silkti, i geirdi. "Eh, Amerika'nn da umurundayd yani. Petunlann, Ha-zaralann, Taciklerin, zbeklerin birbirini ldrmesini kim takar ki? Aralarndaki fark ka Amerikal bilir? Onlardan yardm gelecei yok, derim ben. Artk Sovyetler ktne gre, biz hibir ilerine yaramayz.-Amalarna hizmet ettik, bizi kullandlar ve ileri bitti. Afganistan onlar iin bir kenarab, bir kenef. Kullandm szckler iin kusura bakma, ama doru bu. Sen ne diyorsun, Leyla canV Leyla anlalmaz bir eyler mrldand, tabandaki kfteyi oradan oraya itti. 216 "yi de, Rait'in... o sralar..." Vecma bekleyin dercesine bir parman kaldrd, ban sallad, abartl harekederle a-zndakini yuttu. "O zamanlar habire arap itiini, olay gn, alarken bile sarho olduunu biliyor muydunuz? Doru sylyorum. Sarho sarho alyordu, dediler. stelik le vakti. Yemekten sonra bir ezlongda uyuyakalm. Kulann dibinde top atsanz duymayacak haldeymi." Vecma'nn azn kapatp geirii, diliyle, azmda kalan -be diin arasn yoklay bugn gibi gznn nndeydi Leyla'nn. "Gerisini tahrnin edebilirsiniz. Olan kimseye fark ettirmeden suya girmi. Onu epey sonra grmler, yzst srklenirken. Millet yardma komu; yans olan ayltmaya alyormu, teki yans da babay. Biri olann zerine eilmi, u... hani azdan aza eyi yapm. Faydaszm. Bunu herkes grebiliyormu. Olan oktan gitmi." Leyla, Vecma'nn havaya kalkan parmam, acmayla titreyen sesini anmsad. "te, Kutsal Kitabn }arap\ yasaklamasnn nedeni de bu: Sarhoun gnahnn bedelini hep ayk der. Daima." Rait'e bebek haberini verdiinden beri, bu yk Leyla'nn kafasnn iinde dnp duruyordu. Adam hemen bisikletine atlam, bir camiye gidip bebek iin dua etmiti. O akam, btn yemek boyunca, Leyla tabandaki et parasn oradan oraya itip duran Meryem'i izledi. Rait yksek, duygusal bir sesle haberi Meryem'e verirken, kendisi de oradayd - bylesine en akrak bir gaddarla daha nce hi tank olmamt. Duyunca, Meryem'in kirpikleri rpnd. Yzne bir kzanklk yayld. Ask, perian bir yzle, oturdu kald. Daha sonra, Rait radyo dinlemek zere st kata kt, Leyla da Meryem'in sofray kaldrmasna yardm etti. 233 "imdi ne olduunu hayal >:'? edemiyorum," dedi kadn, pirin tanelerini, ekmek krntlarn toplarken. "Yani daha nce Benz olduuna gre..." Leyla ii akaya vurmay denedi. "Tren mi? Belki de kocaman bir jumbo jet?" Meryem doruldu. "Bunu bahane edip iten kaytarmaz-sn umarm." Leyla azm at, sonra kendini tuttu. Bu szlemede masum olan tek tarafin Meryem olduunu anmsatt kendine. Meryem'le bebek. Daha sonra, yatakta gzyalarna bouldu. Neyin var? dedi Rait, enesini tutup kaldrarak. Hasta myd yoksa? Bebek mi... bebekte bir sorun mu vard? Hayr m? Meryem ona kt m davranyordu? "Sorun bu, deil mi?" "Hayr." "Vallab billah, aa iner, dersini veririm onun. Kendini ne sanyor bu harami, sana ne hakla..." "Hayr!" Adam dorulmu, yataktan inmeye hazrlanyordu bile, kz onu kolundan yakalad, yataa ekti. "Sakn! Hayr! Bana kar yle iyi ki. Bana bir dakika izin ver, hepsi bu. imdi geer." Kzn yanna oturdu, mini mini bir eyler syleyerek ensesini okad. Eli yavaa srtna indi, sonra yine yukan kt. Eildi, arpk dilerini gstererek srtt. "Bir grelim bakalm," diye mrlad kedi gibi; "moralini dzeltmeyi baarabilecek miyim?" nce, aalar (yakacak odun niyetine kesilmemi olanlar) benekli, san-baknms yapraklann dktler. Sonra rzgrlar geldi; souk ve taze, kenti bir utan tekine yrtan. Hl tu234 tunabilen son yapraklan da kopanp aldlar, geride, dalann sessiz kahverengisine kar hayaletimsi karaltlar gibi dikilen, plak aalar kald. Mevsimin ilk kan hafifti, taneler konar konmaz eriyordu. Ardndan yollar dondu, kar atlarda bek bek birikti, buzlanan pencere camlarnn yansna kadar yld. Karla birlikte uurtmalar da skn etti; Kabil'in k gklerinin bu eski hkimleri, imdilerde, uuan roketlerin, sava uaklannn el koyduu, cirit att bir sahann rkek sn tlanyd. Rait eve sava haberlerini tamay srdryordu; kurulan, bozulan ittifaklar, adam ne kadar aklamaya alsa da, Leyla'nn akln kartnyordu. Sayyaf Hazaralarla arpyor, dedi. Hazaralar Mesut'la arpyor.

"O da, Pakistan'n destekledii Hikmetyar'la savayor elbette. lesiye dman, bu ikisi. Mesut'la Hikmetyar. Sayyaf, Mesut'un tarafn tutuyor. Hikmetyar ise imdilik Hazaralan destekliyor." Ne yapaca kestirilemeyen, zbek komutan Dostum'a gelince, "Onun nerede saf tutacan kimse bilmiyor," dedi Rait. Dostum 1980'lerde Sovyetler'e kar Mcahitlerle omuz omuza savamt, ama daha sonra onlardan aynlm, Sovyetler'in gidiinden sonra kurulan Necibullah'n komnist kukla rejimine katlmt. Hatta bir madalya bile kazanm, madalyas bizzat Necibullah tarafndan taklmt; ardndan bir kez daha yn deitirip Mcahitler'in yanna gemiti. Dostum imdilik, dedi Rait, Mesut'u destekliyor. Kabil'de, zellikle de Kabil'in batsnda patlamalar oluyor, mantar biimindeki dumanlar karl damlann stne yaylyordu. Elilikler kapanma. Okullar yklmt. Hastanelerin bekleme odalannda, yarallar kan kaybndan lyor, dedi Rait. Ameliyathanelerde, kollar, bacaklar narkoz verilmeden kesiliyor. 235 "Ama endielenme," diye ekledi. "Yanmda gvendesin, ieim, l\im benim. Senin klna zarar vermeye, yeltenenin cierini sker kendisine yediririm." O k, Leyla ne yana dnse, karsna duvarlar dikildi. ocukluunun ak, engin gkleri burnunda ttyordu; Ba-bi'yle buzkapi karlamalarna gittii, Anne'yle Manday'da alverie kt, sokaklarda zgrce koturduu, iti ve Ha-sena'yla birlikte olanlar ekitirdii gnleri zlemle anyordu. Tank'la yan yana, bir akarsuyun kysna, bir yonca iltesinin zerine oturup bulmaca ve ekerleme deitokuu yapaklar, gnein batn seyrettikleri gnleri. Ama Tark' dnmek tehlikeliydi, nk, kendini durdurmasna kalmadan, onu hastane yatanda yatarken gryordu; evinden ok uzaklarda, yanm bedeni tplerle delik deik. Tpk son gnlerde genzini yakp duran balgam gibi, fel eden, elini kolunu balayan bir ac gelip gsne yerleiyordu. Bacaklar pelteleiyordu. Mutlaka bir eye tutunmas gerekiyordu. Leyla 1992 kn evi sprerek, Rait'le paylat yatak odasnn balkaba rengindeki duvarlarn kazrcasna silerek, darda, kocaman, bakr bir legen'dc amar ykayarak geirdi. Bazen sanki havalanyor, kendine yukardan bakyordu: legen\n kenarna melmi, dirseklerini svam, pembe elleriyle Rait'in gmleindeki sabunlu suyu skyor. O zaman kaybolduu, amaszca, babo srklendii duygusuna kaplyordu; batan bir gemiden kurtulmu, en kk bir kara paras gremeyen, drt yan suyla, usuz bucaksz denizle evrili br kazazede gibi. Hava darya klamayacak kadar souksa, evin iinde bo bo dolanyordu. Bir trnan duvara srterek, koridoru bir utan tekine kat ediyor, sonra geri dnyor, basamakla- * n kyor, sonra yine iniyordu; yz ykanmam, salar ta236 ranmam- Meryem'le burun buruna gelinceye kadar yryor, yryordu; kadn ona neesiz gzlerle yle bir bakar, elindeki dolmalk biberi temizlemeye, etin zerindeki yalar sinirleri syrmaya dnerdi. Mutfaa actan, can yakan bir sessizlik ker, Leyla Meryem'den yaylan sessiz, szcksz dmanl neredeyse gzleriyle grrd; asfalttan ykselen, titreen s dalgalan gibi. Gerisin geri odasna dner, yatana oturur, yaan kar seyrederdi. Bir gn Rait onu iyerine, dkkna gtrd. Sokakta kzla yan yana yryor, bir eliyle onun dirseini tutuyordu. Leyla iin darya, sokaa kmak, bir snava, yaralanmama, bir yerini incitmeme msabakasna dnmt. Gzleri hl, burkahm sunduu kafesli, snrl gr alanna almaya alyor, ayaklan habire arafn ucuna dolanyor, tkezliyordu. Her admm taklma, dme korkusuyla, bir ukura girip bileini krma dehetiyle atyordu. te yandan, burkucun salad belirsizlikte, kimliksizlikte belli bir huzur bulmuyor da deildi. Eski tanlanndan birine rastlasa, bu klkta kesinlikle tannmazd. Gzlerindeki aknl grmek, bu kadar dibe vuruu karsnda, o marur hayallerinin byle yerle bir oluu karsnda verdikleri tepkiyi, acma ya da sevinci seyretmek zorunda kalmayacakt. Rait'in dkkn Leyla'nn beklediinden daha byk, daha aydnlkt. Kz zeri kalabalk, eski tabanlarla, artk deri paralanyla dolu i tezghnn gerisine oturttu. ekilerini, zmpara arknn nasl altn gsterdi; sesi yksek, gururluydu. Kzn karnna dokundu, gmlein stnden deil, alandan; gergin tenine deen parmakulan souk, ptrlyd. Leyla Tank'n gl ama yumuak ellerini anmsad; bu elle237 rin zerindeki, nedense hep ekici, erkeksi bulduu, dolgun damarlar. "Nasl da hzla iiyor," dedi Rait. "Kocaman bir olan bu. Olum bir pehlivan olacak! Babas gibi." Leyla gmleini ekip indirdi. Adamn bu tr szleri, iini korkuyla dolduruyordu. "Meryem'le aranz nasl?" Gayet iyi, dedi. "Gzel. Gzel." lk gerek kavgalarn yaptklarn sylemedi.

Dn deil evvelsi gn olmutu. Leyla mutfaa girmi, Meryem'i bir hm ekmeceleri aar, serte kaparken bulmutu. Pilav kartrrken kulland uzun sapl, tahta ka any ordu. "Nereye koydun?" diye sordu, topuklarnn zerinde kza dnp. "Ben mi?" dedi Leyla. "Ben almadm. Buraya girmiyorum bile." "Farkndaym." "Bu bir sulama m imdi? Sen byle istememi miydin? Yemekleri ben yapacam, dedin. Ama deielim dersen..." "Yani kak ayakland, yryp gitti, yle mi? Tp tp tp yrd? Byle mi oldu, degeh?" "Ben sadece..." diye balad Leyla, kendini tutmaya alarak. Genellikle kendini zorlar, Meryem'in alaylarn, ineli, sulayc laflarn sessizce yutard. Ama bugn, ayak bilekleri i, midesindeki ekime felketti; ba atlayacakm gibi aryordu. "Belki baka yere koymusundur?" "Baka yere mi?" Meryem bir ekmeceyi at. indeki kaklar, baklar angrdad. "Ne zamandr buradasn, birka ay m? Ben on dokuz yldr bu evde yayorum, dohtar co. Sen daha altna pislerken, ben o ka bu ekmeceye koyuyordum." 238 "Yine de," dedi Leyla, tepesi atmak zere, diler kenetlenmi, "baka bir yere kaldrm, sonra da unutmu olabilirsin." "Tabii sen de bir yere saklam olabilirsin; srf beni sinirlendirmek iin." "Sen zavall, acnacak bir kadnsn," dedi Leyla. Meryem afallad, sonra toparland, dudaklarn bzd. "Sen de fahiesin. Bir srtk ve bir dozd. Hrsz bir fahie!" Az sonra, avaz avaz baryorlard. Tavalar kaldrld ama frlatlmad. Birbirlerine hakareder ettiler, imdi, anmsadka Leyla'nn yanaklarn kzartan sfadar yaktrdlar. O gnden beri konumuyorlard. O gn nasl abucak, bir anda zvanadan kverdiine Leyla hl inanamyordu, ama doruyu sylemek gerekirse, bir paras bundan holanm, Meryem'e barp armann, biriken, fokurdayan onca fkeyi, acy boaltacak bir hedef bulmann verdii duygu houna gitmiti. Garip bir nseziyle, merak ediyordu: ayn ey Meryem iin de geerli miydi? Daha sonra st kata komu, kendini Rait'in yatana atmt. Aada, Meryem hl barmaktayd. "Topraklara gi-resin! Mezarlara giresin!" Leyla yzn yasta gmd, sesli sesli inledi; anszn ana-babasn iddetle, deliler gibi zledi; ii, saldrdan sonraki o korkun gnlerden beri, ilk kez bu kadar youn, kahredici bir hasrede dolmutu. Ah vah ederek, araf avulayp ekitirerek ylece yatt, ta ki ani bir sanc soluunu kesene kadar. Dorulup oturdu; biri karnna st ste ate ediyordu. Bebek ilk kez tekmelemiti. 239 33 MERYEM O bahar, 1993 baharnn balarnda Meryem oturma odasnn penceresinde durdu, Rait'in kz evden kann seyretti. Kz beli bkk, ne doru yalpalyordu; bir kolunu burkanndan bile belli olan gergin, i karnna dolamt, ko-rurcasna. Endieli, ar ilgili Rait onu dirseinden tutmu, baheden bir trafik polisi gibi, zenle geirmekteydi. Kza burada bekle iareti yapt, n kapya kotu, sonra gelmesi iin el etti; tek ayayla kapy aralk tutuyordu. Yanna gelen kz elinden tuttu, kapdan gemesine yardm etti. Meryem onu duyar gibiydi: ""Bastn yere dikkat et, ieim, glm" Ertesi gn, akam olmadan dndler. 240 Meryem baheye nce Rait'in girdiini grd. Adam kapnn kanadn brakverdi, az kald kzn yzne arpyordu. Birka admda baheyi geti. Yzndeki glge, akam alacasnn rtemedij o karanlk, Meryem'in gznden kamad. Eve girince paltosunu kard, divann zerine frlatt. Meryem'in yanndan geerken, ters, kaba bir sesle, "Ackm," dedi. "Yemei hazrla." Sokak kaps ald. O srada hole km olan Meryem kz grd, sol kolunun kvrmnda, bohams bir kundak vard. Bir aya darda, dieri eikteydi, kapnn kapanmasn engelliyordu. Eilmi, hrldayarak, kapy amak iin yere brakt torbalara uzanmaya alyordu. Yz harcad abadan burumutu. Ban kaldrd, Meryem'i grd. Meryem arkasn dnd, Rait'in yemeini stmak zere mutfaa gitti. "Sanki biri kulama tornavida sokmu, habire eviriyor," dedi Rait, gzlerini ovutururken. Meryem'in kapsnda dikiliyordu; i gzler, srtnda yalnzca geveke dmlenmi bir tumban. Ak salar dankt, her bir teli baka yne bakyordu. "Bu viyaklama! Dayanamyorum artk." Aada, kz bebei tplayarak dolatryor, ninni sylemeye alyordu. "ki aydr, bir gece olsun yle doru drst uyuyamadm," dedi Rait. "Oda dersen, lam gibi kokuyor. Her tarafta boklu bezler. Daha dn gece, bir tanesine bastm." Meryem iinden pis pis srtt. "kar unu dar!" diye brd Rait omzunun stnden. "Bu kadarn akl edemiyor musun?"

Ninni bir anlna kesildi. "Zatrree kapar!" "Yaz ortasndayz!" 241 "Ne?" Rait dilerini skt, sesini ykseltti. "Hava lk, dedim!" "Onu dar karmayacam!" Ninni yeniden balad. "Bazen, yemin ederim, eytan diyor ki unu bir kutuya koy, Kabil Irma'na brak. Bebek Musa gibi." Meryem onun bebee bir kez bile kzn verdii adla seslendiini duymamt. Azize. Aziz tutulan. Hep ya bebek diyordu ya da, gerekten ileden kmsa, /u. Baz geceler Meryem onlarn tarttn duyuyordu. Par-makulanna basarak kaplarna gider, adamn bebekten -daima, hep bebekten- yaknmasn dinlerdi; srekli alamas, kokular, ayana taklan oyuncaklar, bebein bitmek bilmeyen, Leyla'ya el koyan, Rait'ten uzaklatran talepleri: emzirmek, geirtmek, altn deitirmek, gezdirmek, kucakta sallamak. Kz da buna karlk, odada sigara itii, bebei yataa almasna izin vermedii iin halyordu adam. Daha ksk sesle srdrlen tartmalar da vard. "Doktor alt hafta dedi." "Daha deil, Rait, olmaz. Hayr. Brak. Hadi ama, yapma." "ki ay oldu." "it. te. Bebei uyandrdn." Sonra, daha serte: "Hof fodi? Mutlu musun imdi?" Meryem usulca odasna dnerdi. "Yardm edemez misin?" diyordu Rait imdi. "Yapabilecein bir eyler olmal." "Ben bebeklerden ne anlarm ki?" dedi Meryem. "Rait! Biberonu getirebilir misin? Almari'nm zerinde. Emmiyor. Bir de biberonu deneyeyim." Bebein ayaklamas bir ykseliyor, bir alahyordu; ete inen satr gibi. 242 Rait gzlerini kapad. "Bu tam bir sava lordu. Hikmet-yar'n ta kendisi. nan bana, Leyla doura doura Glbeddin Hikmetyar' dourdu." Kz gnlerini emzirme, sallama, pplama, gezdirme dngleriyle tketirken, Meryem ylece izledi. Bebek uyuduu zaman bile, itilenmeyi, (kzn Rait'e zorla aldrd) dezenfektanl suya batrlmay bekleyen, kirli alt bezleri vard. Zmpara kadyla trplenecek rnaklar, ykanp aslacak tulumlar, pijamalar. Bu giysiler de, bebee ilikin pek ok ey gibi, bir baka ekime konusuydu. "Nesi varm kyafetlerin?" dedi Rait. "Bunlar olanlar iin. Bapa iin." "Fark anlar m sence? Onlara iyi para verdim ben. Bir ey daha; ses tonun hi houma gitmedi. Bunu bir uyan say." Kz her hafta, hi aksatmadan, siyah, madeni bir maltz styor, iine bir tutam zerlik otu atyor, kem gzleri kovalamak iin, espandi dumann bebee doru yelliyordu. Onun bu dinmez cokusunu, gayretkeliini seyretmek bile yorucuydu Meryem iin - ve gizlice, salt kendisine itiraf ettii gibi, biraz da hayranlk uyandrc. Kzn gzlerindeki tapnma dolu parltya hayretler iinde kalyordu; sabahlan, yz szlm, btn gece bebei kucanda gezdirip durmaktan balmumuna dnmken bile. Bebek gaz kanrken, kz glmekten yerlere yatyordu. Bebekteki en kk deiimler bile onu zevkten ldrtyor, yapt her eyi seyredilmeye deer buluyordu. "Bak! ngra almaya alyor. Ne kadar zeki." "Gazeteleri arayp haber vereyim," dedi Rait. 243 Her gece bir baka gsteri sunuluyordu. Kz bakmas iin bastrnca, Rait enesini havaya diker, mavi damarl, kanca burnunun stnden sabr tam, ters bir bak frlatrd. "Bak imdi, seyret. Parmaklarm klatnca nasl glyor, bak. Grdn m? Grdn, deil mi?" Rait homurdanr, tabana dnerdi. Meryem eskiden kzn salt varlyla bile onu nasl heyecanlandrdn anmsad. Kzn azndan kan her ey adam memnun eder, ilgisini eker, ban tabandan kaldrmasna, onaylayarak sallamasna neden olurdu. Ancak ortada tuhaf bir durum vard. Kzn gzden dmesine Meryem'in sevinmesi, oh olsun demesi gerekirdi. Oysa durum byle deildi. Hem de hi. Meryem kza acdn anlaynca, en ok kendisi ard. Yine akam yemeklerinde, kz bin bir eit kaygsn tek tek sralard. Listenin banda, her ksrn depretirdii zatrree korkusu vard. Sonra dizanteri geliyor, dkdaki en kk bir cvklk bu korkuyu hortlatyordu. Her isilik ya su-ieiydi ya da kzamk. "Bu kadar balanmasan iyi edersin," dedi Rait bir akam. "Ne demek istiyorsun?"

"Geen gece radyo dinliyordum. Amerika'nn Sesi. lgin bir istatistik duydum. Afganistan'da drt ocuktan biri, be yan bulamadan lyormu. Aynen byle sylediler. Dolaysyla... Dur... Ne var? Nereye gidiyorsun? Buraya gel. Derhal buraya dn!" Meryem'e akn gzlerle bakt. "Nesi var bunun?" O gece, yeni bir tartma baladnda Meryem yatan-dayd. Scak, kuru bir yaz gecesiydi; Kabil'de Saratan ayna zg, tipik gecelerden. Meryem camlar am, esinti yerine sivrisineklerin geldiini grnce de kapamt. Darda, top244 raktan ykselen sca hissedebiliyordu; bahedeki kulbenin buday esmeri, budakl tahtalarn yalayarak, duvarlara trmanarak, odasna szyordu. Genellikle mnakaalar birka dakika sonra hz keser, tav-sard, ama bu seferki yanm saattir srd gibi, giderek kzyordu da. Rait artk baryordu. Kzn sesi tiz ama sakngand. Az sonra bebek de yaygaray bast. Meryem kaplarnn serte aldn duydu. Sabah, kap tokmann yuvarlak izini, koridorun duvarnda bulacakt. Kendi kaps bir hm alp Rait ieri dalnca, dorulup oturdu. Adamn zerinde beyaz klotuyla fanilas vard; koltuk altlarnda sarms ter lekeleri. Ayanda terlikleri. Elinde bir kemer vard, kzla kyd nikh iin ald, kahverengi deri olan; delikli ucunu eline dolamaktayd. "Senin marifetin," diye hrlad, kadna doru seirtirken. "Bal gibi farkndaym." Meryem yataktan yere kayd, geri geri ekildi. Kollan igdsel olarak gsnde, adamn genellikle ilk hedef ald yerde kavumutu. "Sen neden sz ediyorsun?" diye kekeledi. "Beni reddetmesi. Senden reniyor bunlar." Yllar iinde, Meryem onun hakaretlerine, aalama ve alaylarna, azaninna kar kendini kaulatrm. Ama bu korkuyu bir trl denedeyemiyordu. Bunca yldan sonra, adam ne zaman bu ekilde hrlarken, kanl gzleri ldar, kemeri yumruuna sararken grse, zangr zangr titremeye balyordu - hl. Kaplann kafesine salverilen keinin, kaplan ban penelerinden kaldrp baktnda, tslamaya baladnda kapld korkuydu bu. imdi kz da odadayd; gzleri irilemi, yz arplma. 245 "Onu bozacan tahmin etmeliydim," dedi Rait tkrr gibi. Kemeri sallad, kendi baidnnda denedi. Tokas yksek sesle nlad. . "Kes unu, basr diye haykrd kz. "Rait, bunu yapamazsn." "Odaya dn." Meryem birka adm daha ekildi. "Hayr! Sakn yapma!" "Odaya dn. Hemen!" Rait yeniden kemeri kaldrd, Meryem'e doru savurdu. Ayn anda, artc bir ey oldu. Kz ona saldrd. ki eliyle koluna yapt, aa indirmeye alt, ama tek yapabildii, daha da havaya kalkan kolla birlikte havalanmak, kolun ucundan sallanmak oldu. Yine de, adamn hzn kesmi, Meryem'e ynelik hamleyi yavalatmt. "Brak!" diye brd Rait. "Tamam, kazandn! Sen kazandn. Yapma bunu. Ltfen, Rait, dayak yok! Ltfen yapma." Bir sre byle boutular; kz ona aslyor, yalvaryor, gzlerini aknlktan donup kalan Meryem'e dikmi olan Rait, ondan kurtulmaya alyor. Sonunda, Meryem dayak yemeyeceini anlad; bu gece deil. Adam diyeceini demiti. Birka dakika daha bu pozda kald; kolu havada, gs inip kalkyor, alnnda ince bir ter tabakas. Sonra, yava yava kolunu indirdi. Kzn ayaklar yere dedi, ama kolu yine de brakmad, adama gvenmez-mi gibi. Rait kolunu hzla, serte ekip kzdan kurtard. "Gzm stnde," dedi Meryem'e, kemeri omzuna atarken. "kinizin de... Kendi evimde kimse beni ahmak durumuna dremez." Meryem'e son, ldrc bir bak frlatt, yanndan geerken de Leyla'y srtndan itekledi. 246 Meryem kaplarnn kapandn duyunca yeniden yatana ormand, ban yastn altna gmd, titremenin gemesini bekledi. O gece kez uykusundan uyand. lkinde, batya, Kar-teh-ar tarafna den roketlerin gmbrtsne. kincide, bebein aadan gelen adna; kzn onu susturmaya altn, st iesine arpan kan nlamasn duydu. Sonuncuda onu yatandan kaldran, susuzluk oldu.

Aada, camdan szlen ay huzmesi saylmazsa, oturma odas karanlkt. Meryem bir sinein vzldadn duyabiliyor, kedeki demir sobann d izgilerini, dar uzanan, sonra tavann hemen altnda sert bir a yapan borusunu seebiliyordu. Mutfaa girerken, az kald bir eye taklp dyordu. Ayaklarnn dibinde bir kme vard. Gzleri karanla alnca, kzla bebein yerde, bir battaniyenin zerinde yattn grd. Kz yan yatm, horluyordu. Bebek uyankt. Meryem masann zerindeki gaz lambasn yakt, meldj. Ikta bebee ilk kez yakndan, dikkade bakt; yumuack, siyah salarna, gr kirpikli ela gzlerine, olgun nar rengindeki dudaklarna. Bebein de onu inceledii duygusuna kapld. Srtst yatyordu, ba bir yana eikti, pr dikkat Meryem'e bakyordu - keyif, aknlk ve kuku karm bir ifadeyle. Meryem yznn onu korkutup korkutmadn merak etti, ama ayn anda bebek sevinle, mutlulukla guruldad ve Meryem, hakknda olumlu bir yargya varldn anlad. "$#," diye fsldad. "Anneni uyandracaksn, zaten yan l vaziyette." Bebek elini yumruk yapt. Yumruk kalkt, indi, birka spastik titremenin ardndan az buldu. Kendi eliyle doldur247 duu aznn kenarlaryla Meryem'e glmsedi; dudaklann-daki minik tkrk baloncuklar parlad. "u haline bak. Bu olan giysileriyle pek de zavall grnyorsun. Bu scakta amma da sanlp sarmalanm... Hl uyank olmana hi amamal." Meryem bebein stndeki pikeyi ekip de altnda bir tane daha bulunca dehete kapld, k klad, onu da ekip kaldrd. Bebek honutlukla kbrdad. Kollarn bir ku gibi rp. "Daha iyi, ney?" Tam geri ekilmeye hazrlanrken, bebek onun serepar-mana yapt. Minik parmaklar kvrld, skca kenedendi. Ilk, yumuaktlar; salyadan nemli. "Gunub," dedi bebek. "Pekl, bas, brak artk." Bebek brakmad, bacaklarn sallad. Meryem parman ekip kurtard. Bebek glmsedi, pe pee bir sr gurultu sald. Parmak boumlan yeniden aza tkld. "Neden bu kadar mutlusun? Ha? Neye glmsyorsun byle? Annenin syledii kadar zeki deilsin. Baban bir ay, annen bir budala. Buseydin bu kadar ok glmsemezdin. Hayr, hem de hi. Hadi, uyu artk. Hadi bakaym." Meryem doruldu, birka adm atmt ki bebekten u malum eh, eh, eh sesleri geldi; Meryem bunlann, gl bir adn giri nameleri olduunu biliyordu. Geri dnd. "Ne var? Benden ne istiyorsun?" Bebek disiz azyla snt. Meryem iini ekti. Yere oturdu, tutmas iin parman uzatt; cvldayan, tombul bacaklann esneterek havay tekmeleyen bebei seyretti. Ta ki bebek kprdanmay kesip usul usul horlamaya balayncaya kadar. 248 Rait bayla dnceli dnceli onaylad, sanki kz bugne kadar duyduu en zekice lan etmi gibi. Meryem daha fazla bakamad, baklann kard. "Babanla, Allah rahmet eylesin, babanla ikimiz bu tr sohbeder yapardk. Sen domadan nce, elbette. Saatlerce politika konuurduk. Kitaplardan da. yle deil mi, Meryem? Sen hatrlarsn." Meryem hemen bardan ald, suyunu yudumlad. "Her neyse. Umanm btn bu siyasi konumalarla seni skmyorumdur." Daha sonra, Meryem mutfakta bulaklan sabunlu suya banrken, smsk dmlenmi bir ilmein midesini sktka sktn hissetti. nemli olan syledikleri deildi; o apak yalanlar, o dzmece duygudalk, kz tulalann altndan, topra kazarak karan Meryem'e yardm etmek iin kln bile kprdatmam olmas da deildi. Bunlann sahneletti/ biimiydi. Bir gsteri gibi. Hem ekingen hem de acnas bir tavrla, kz etkileme abas. Cez-betme gayreti. Sonra, birden, Meryem kukulannda hakl olduunu an-layverdi. Gerek, kafasnn yan tarafna inen, kr edici bir darbeden farkszd: Gzlerinin nnde sahnelenen ey bir ayartma, kur yapma oyunuydu. Sonunda, gerekli metaneti toplayabildiinde, erkein odasna gitti. Rait bir sigara yakt, "Neden olmasn?" dedi. Meryem hemen o anda, yenildiini anlad. Adamn her eyi yadsyacan, ima edilen eye arm hatta belki de fkelenmi gibi yapacan sanm, daha dorusu ummutu. O 217 zaman, stnl ele geirebilirdi. Onu utandrmay baarabilirdi. Oysa bu sakin kabulleni, bu doal, heyecansz tavr Meryem'in diklenme hakkn elinden alvermiti.

"Otur," dedi Rait. Yatana uzanm, srtn duvara dayamt; kaln, uzun bacaklar ilteye yaylma. "Baylp ban filan yarmadan, otur bir yere." Meryem yatan yanndaki iskemleye ylrcasna kt. "u kl tablasn verir misin," dedi adam. Uysal uysal, verdi. Rait imdi altmnda olmalyd, belki biraz daha fzla -her ne kadar tam yan kendisi de bilmese de. Salar aarmt, ama eskisi kadar gr, sertti. Gzkapaklannda bir sarkma vard; boynunun derisi burumu, knmt. Yanaklan da eskisi kadar gergin saylmazd. Sabahlan, belinde hafif bir bklme gze arpyordu. Ama geni omuzlan, irikym bedeni, gl elleri, odaya kendisinden nce giren, iri gbei yerli yerindeydi. Genel olarak, Meryem onun yllara kendisinden ok daha iyi direndiini grebiliyordu. "Bu durumu merulatrmamz gerek," diyordu adam imdi, kl tablasn gbeine yerletirirken. Dudaklan haylaz bir bzlmeyle uzad. "Yoksa laf kar. Gen, bekr bir kadnn bizimle yaamas yakk almyor. Adm lekelenebilir. Onunki de. Hatta, seninki de." "On sekiz yl," dedi Meryem. "Bugne kadar senden hibir ey istemedim. Hibir ey. imdi istiyorum." Adam duman iine ekti, yava yava sald. "nerdiin ey buysa, burada byle kalamaz. Onu beslemeyi, giydirmeyi, ba-nndrmay srdremem. Ben Kzlha deilim, Meryem." "Ama bu?.." "Ne varm bunda? Ne? ok mu gen buluyorsun? On drdnde. Artk ocuk saylmaz. Sen on betin, unuttun mu? 218 Annem beni dourduunda, on drt yandaym. Evlendiinde, on ." "Ben...ben... bunu istemiyorum," diye kekeledi Meryem, duyduu ierlemeden, aresizlikten dili tutulmuasna. "Karar sana ait deil. Onunla bana ait." "ok yalym." "O ok gen, sen ok yalsn. Samalyorsun." "ok yalym. Bu yatan sonra bana bunu yapamazsn," dedi Meryem; elbisesini avulam, yle bir skyordu ki, elleri titriyordu. "Beni bunca yldan sonra bir emba yapamazsn." "Bu kadar dramatikletirme. Gayet yaygn bir ey, sen de biliyorsun. -drt kanl arkadalanm var. Senin baban da kanlyd. Aynca, benim u anda yaptm eyi, pek ok erkek yllar nce yapard. Doru sylediimi sen de biliyorsun." "zin vermeyeceim." Bunun zerine, Rait ac ac glmsedi. "Bir seenek daha var," dedi, bir topuunu, teki ayann nasrl topuuyla karken. "ekip gidebilir. Yoluna dikilecek deilim. Ama fazla uzaklaabileceini sanmam. A susuz, cebinde tek rupi yok, kurunlar, roketler havada uuuyor. Ka gn dayanabilir dersin... kanlmadan, rzna geilmeden, boaz kesilip bir hendee atlmadan? Ya da birden?" ksrd, arkasndaki yast dzeltti. "Sokaklar ok gaddar, Meryem, inan bana. Her keyi kan emiciler, haydutlar tutmu. Hibir ans olamaz, hem de hi. Ama diyelim ki, bir mucize oldu ve Peaver'e ulao. Ya sonra? O mlteci kamplan ne halde, haberin var m?" Bir duman stununun ardndan kadn szd. "nsanlar karton paralannn altnda yayor. Verem, dizanteri, ahk, su. stelik daha k gelmedi. Hele bir souk, ayaz balasn. Zatrree. Donan, buz kesen insanlar. O kamplar donmu mezarlklara dnecek. 219 "Ama tabii," elini frldak gibi, saa sola evirdi, "u mehur Peaver genelevlerinin birinde gzelce snabilir. Duyduuma gre, en parlak devirlerini yayorlarm. Eh, onun kadar gzel bir kz, insana servet kazandrr, yle deil mi?" Kl tablasn baucu sehpasna brakt, bacaklarn yatan kenarndan artt. "Dinle," dedi, daha uzlamac, gnl alc bir sesle; zaferi kazanm biri olarak, biraz alttan almasnda saknca yoktu sanki. "Bundan holanmayacam biliyordum. Seni sulamyorum, gerekten. Ama en iyi zm, bu. Greceksin. yle dn, Meryem: sana ev ilerinde bir yardmc veriyorum, ona da bir barnak. Bir yuva ve bir koca. Bugnlerde, u ortamda, her kadnn bir kocaya ihtiyac var. Sokaklarda dvnp duran onca dulu fark etmedin mi? Byle bir firsat iin birbirlerini ldrrlerdi. in asl, bu... Her neyse, byk bir iyilik yapam syleyebilirim; gerek bir hayrseverlik." Glmsedi. "Benim bak amdan, bir madalyay bile hak ediyorum." Daha sonra, karanlkta, Meryem kza aktard. Uzun bir sre, kzn sesi kmad.

"Sabaha bir yant bekliyor," dedi Meryem. "Sabah beklemeye gerek yok," dedi kz. "Cevabm evet." 220 30 LEYLA Ertesi gn, Leyla yaraktan kmad. Rait ban uzatp, berbere gidiyorum, dediinde, o rtnn altndayd. Akamst eve dndnde, kz hl yataktayd; gelip yeni kestirdii salarn, yeni ald, krem rengi izgileri olan, lacivert, ikinci el takm elbisesini, kza ald nikh yzn gsterdi. Yatan ucuna iliti, abartl, gsterili hareketlerle kurdeleyi zd, kutuyu at, zarife tuttuu yz kard. Meryem'in eski alyansyla takas ettiini belirtti. "Aldrmaz. nan bana. Fark etmez bile." Leyla yatan teki ucuna ekildi. Meryem'in alt katta t yaptn, buharn tslayn duyabiliyordu. 221 "Zaten hi takmad ki," dedi Rait. "stemiyorum," dedi kz, clz bir sesle. "Bylesini deil. Geri gtrmelisin." "Geri mi?" Adamn yznden bir sabrszlk ifadesi gelip geti. Glmsedi. "stne biraz da nakit vermem gerekti -iin asl, epeyce. Bu ok daha iyi bir yzk, yirmi iki ayar altn. Bak, ne kadar ar. Hadi, al. Hayr m?" Kutuyu kapad. "Peki ya iekler? Gzel olmaz m? iekleri sever misin? En sevdiin hangisi? Papatya? Lale? Leylak? stemiyor musun? Gzel! Ne ie yaradklarn ben de anlayamyorum zaten. Yalnzca dnmtm ki... Neyse, burada, Deh-Mazang'da tandm bir kadn terzisi var. Yarn gidip dzgn bir elbise smarlarz sana." Leyla ban hayr anlamnda sallad. Rait kalarn kaldrd. "Bence bir an nce..." diye balad kz. Adam elini onun boynuna dayad. Leyla elinde olmadan irkildi, geri ekildi. Bu dokunu, insann tenini dalayan, eski, yn bir kaza, gmleksiz, dorudan giymekten farkszd. "Evet?" "Bir an nce yapalm bitsin," dedi Leyla. Rait'in az ald, sonra san, dilek bir srtla yayld. "Ne kadar da hevesliyiz," dedi. Abdl erifin ziyaretinden nce, Leyla Pakistan'a gitmeye karar vermiti. Abdl erifin getirdii haberden sonra da, kararn deitirmemiti. ekip gitmek. Buradan uzaklamak. Her ke bann bir pusuya dnt, her dar geidin, yayl bir kukla gibi karsna firlayveren bir hayaleti gizledii bu ehirden kamak. Tehlikeyi gze almal, ekip gitmeliydi. Ama birden, bu seenek ortadan kalkverdi. 222 Her gn yinelenen bulantlarla, kusmalarla, mmkn deildi. Polgunlaan gsleriyle. Ve btn bu kemekein ortasnda, her naslsa aynmsad-, gibi, geciken aybasyla. Kendini bir snma kampmda tahayyl etti; adr kazklarna balanm binlerce naylon rtnn srgan rzgrda rpnd, plak, buz gibi bir arsada. Bu geici, uyduruk adrlardan birinin alnda, bebei grd, Tark'n bebeini; sakaldan km, bir deri bir kemik, teni lekeli, mavimsi gri. Minicik bedenin yabanclarca ykandn, pis bir paavraya sanldn, rzgra ak, kaskat toprakta kazlan, kk ukura indirildiini grd - umduunu bulamayan akbabalann hsran dolu baklann. Alp ban nasl giderdi imdi? Yaamna giren insanlann bir dkmn kard; i karartc, kapkara bir liste. Ahmet ve Nur, l. Hasena, uzaklarda. iti, l. Anne, l. Babi, l. imdi de Tark... Ama mucizevi bir biimde, eski hayatndan bir para kurtulmutu ite; byle yapayalnz, bir bana kalmadan nceki haliyle, eski Leyla'yla arasndaki son bad o. Tank'n bir paras, kzn iinde hl sad; minicik kollar srgn vererek, saydam eller kararak yayordu. Tank'tan, eski yaamndan geriye kalan tek eyi nasl tehlikeye atard? Karann abucak verdi. Tank'la sevitikleri gnn stnden alt hafta gemiti. Biraz daha geerse, Rait phelenmeye balard. Bunun haysiyetsizlik olduunu biliyordu. Rezilce, fesat, utanlas bir ey. Ve Meryem'e kar, akl almaz bir hakszlk. Ote yandan, iindeki bebek henz bir duttan daha byk olmasa da, bir annenin yapmas gereken fedakrlklan imdiden 223 anlamaya balamt Leyla. Ahlakllk, gzden karlacaklar listesindeki maddelerden biriydi yalnzca. Elini karnna bastrd.Gzlerini yumdu. Leyla sessiz treni blk prk anmsayacakt. Rait'in takm elbisesindeki bej izgiler. Sa spreyinin keskin kokusu. Ademelmasnn hemen stndeki kk jilet kesii. Yz kza takarken, ttnden sararm

parmaklarnn sert derisi. Dolmakalem. Yazmyor. Yeni kalem aray. Nikh akti. mzalar; adamnki sabit, kendininki titrek. Dualar. Aynada, Rait'in kalarn makasla krpp dzelttiini ayrmsamak. Ve odann bir kesinde, seyreden Meryem. Honutsuz-luuyla dolan, boucu hava. Leyla kendini ne kadar zorladysa da, ban kaldrp daha byk olan kadnn gzlerine bakamad. O gece, erkein souk araflarnn arasnda yatarken, onun perdeleri kapatn izledi. Kaln parmaklar daha bluzunun dmelerine uzanmadan, pijamasnn ukurunu ekitirmeden nce, Leyla zangr zangr titremeye balamt bile. Adam heyecanlyd. Parmaklan, kendi gmleinin dmele-riyle, deri kemeriyle bouup duruyordu. Leyla onun sarbk gslerini, frlak gbek deliini, tam ortasndaki mavi daman, gsndeki sk, krlam kl yumaklarn, omuzlann, kollann ak seik grebildi. Adamn gzlerinin de kendi bedeninde gezindiini hissedebiliyordu. "Tann yardmcm olsun, galiba sana k oldum," dedi Rait. Kz takrdayan dilerinin arasndan, sndrmesini istedi. 224 Daha sonra, onun uyuduundan emin olunca, usulca dein altna, nceden gizledii baa uzand. Ban ucunu iaretparmann etli ksmna batrd. Sonra rty kaldrd, parmandaki kan arafa, birlikte yattklan yere srd. 225 31 MERYEM Gndzleri, kz st katta gcrdayan somyadan, ptr ptr ayak seslerinden ibaretti. Banyoda arldayan su, yatak odasnda, bardaa deen kan ngrsyd. Arada bir, yle bir grnd de oluyordu: Meryem'in gz ucuyla seebildii, bulank, dalgalanan bir elbise; kollarn kavuturmu, basamaklar bir rpda trmanan bir leke; topuklara arptka aplayan sandaletler. Yz yze gelmeleri de kanlmazd elbette. Meryem merdivende, dar koridorda, mutfakta, bazen de baheden ieriye girerken rastlyordu ona. Byle karlatklarnda, aralarndaki bolua tedirgin, beceriksiz bir gerginlik doluveriyordu. Kz bir-iki zr mrldanr, eteklerini toplar, aceleyle uzakla226 srd. Meryem onu yandan, aktrmadan szer, yanaklarnn kzardn grrd. Bazen kzdan Rait'in kokusunu alrd. Teninden erkein teri, ttn, cinsel itah yaylrd. Cinsellik, ok kr ki, kendi hayatnda kapanm bir sayfayd. Bi-teli epeyce olmutu, fakat imdi bile, Rait'in altnda geirdii o yorucu, tatsz anlar dndke, midesi kalkar gibi oluyordu. Ancak, her iki tarafn da elbirliiyle sahneledii bu kanma, uzak durma dansn akamlan srdrmek mmkn deildi. Rait bir aile olduklarn sylemiti. Bunu srarla yinelemi, aileler hep birlikte yer, demiti. "Bu da ne byle?" dedi, parmaklan kemikteki eti synr-ken - atal-kakl pantomim, nikhtan bir hafta sonra terk edilmiti. "Bir ift heykelle mi evlendim ben? Hadi, Meryem, gap bezan, konu onunla. Seni grgl, terbiyeli bilirdim." Kemiin iliini emdikten sonra, kza dnd: "Ama onu sulama. Oldu bitti sessizdir. Aslnda Tanr'nn bir ltf, vallahi; kiinin syleyecek fazla sz yoksa, susmas evladr. Biz ehirliyiz, seninle ben, ama o dehati. Ky kz. Hatta kyl bile deil. Hayr. Kyn dnda, amurdan yaplma bir kulbemde bym. Oraya babas yerletirmi bunlan. Leyla'ya syledin mi, Meryem, harami olduunu? Evet, haram bir ocuk. Fakat her eye ramen, meziyetleri olan biridir. Kendin de greceksin, Leyla can. ncelikle, salam bnyeli, gl kuvvetlidir; sk alr, hem de gk demeden. yle syleyeyim: Bir araba olsayd, Volga olurdu." Meryem imdi otuz yandayd, ama u szck, harami, hl cann yakyordu. Onu her duyduunda kendini bir bcek, bir karafatma gibi hissediyordu. Nana'nn bileinden tutup ektii gn anmsad. Seni kpk, sakar harami. Katlandm onca eyin dl bu, iste. Aile yadigrlarn kran, sakar bir harami. 227 "Sen," dedi Rait kza, "sense bir Benz olurdun. Yepyeni, birinci snf, gcr gcr bir Benz. Vay vay. Ama. Ama..." Yal iaretparman kaldrd. "nsan bir Benz'e... baya zen gstermeli. Gzelliine ve iiliine duyduu saygdan, anlyor musun? Gz gibi bakmal. Ah, bu araba laflanna bakp deli olduumu dnyorsundur, divane olduumu. Sizin otomobil olduunuzu sylemiyorum, elbette. Yalnzca bir noktay vurguluyorum." Bir sonraki noktay vurgulamak iinse, yapt pirin topunu gerisin geri tabana brakt. Ciddi, dnceli bir yzle nne bakarken, ellerini taban stne sarktm. "Brakn sehit\en, lnn bile arkasndan konuulmaz, biliyorum. imdi syleyeceim ey... amacm kesinlikle hrmetsizlik deil, bilmeni isterim, ama baz ekincelerim var. Yani ebeveyninin -Allah onlar affetsin, meknlar cennet olsun- sana olan tutumu... sana gsterdikleri hogr konusunda. Kusura bakma." Kzn burada Rait'e frlatt buz gibi, nefret dolu bak Meryem'in gznden kamad, ama adam nne bakyordu, aynmsamamt. "Her neyse. Sylemeye altm u ki, ben artk koanm, salt senin deil, hepimizin onurunu korumak, evet, nanjjvc namussuzumu kollamak benim grevim. Bu sorumluluk, kocaya aittir. Onunla ben ilgilenirim,

sen dert etme. Ltfen. Sana gelince, sen bir kralie, bir melike'sin, bu ev de senin sarayn. Bir ey istediinde Meryem'e sylemen yeter, yerine getirecektir. yle deil mi, Meryem? Cann bir ey ektiinde de, ben alr getiririm sana. te, ben byle bir kocaym. "Karlnda tek istediimse, eh, gayet basit bir ey. Yannda ben olmadan, bu evden darya adm atmaman istiyorum. Hepsi bu. Basit, deil mi? Ben yoksam, sen de acilen bir 228 eye gereksiniyorsan, yani gerpekten ihtiya duyuyorsan ve beni bekleyemeyeceksen, o zaman Meryem'i gnderip aldrrsn, anlald m? Buradaki elikiyi fark ettin, eminim. Eh, insan Volga'yla Benz'i ayn ekilde kullanmaz. Bu aptallk olur, yle deil mi? Ha, bir arzum daha var, o da benimle sokaa karken, burka giymen. Senin iyiliin iin, elbette; korunman iin. En iyisi bu. Bu kenti gz dnm ahlakszlar basta. ylesine rezil herifler ki, evli bir kadna bile satamaktan ekinmezler. Evet. Hepsi bu kadar." ksrd. "yle diyeyim: ben yokken, Meryem gzm kulam olacak." Meryem'e anlk bir bak frlatt; akaa inen, demir keli bir tekme kadar sertti. "Gvenmediim iin deil. Tam tersine. Ak konumak gerekirse, seni yandan katbe-kat olgun, akll buluyorum. Ama yine de, gen bir kadnsn, Leyla can, dohtar e civan; gen kadnlar bazen ok talihsiz seimler yapabilir. Yanl yola sevk edilebilirler. Her neyse, bundan Meryem sorumlu olacak. Ve eer bir hata yaplrsa..." Srdke srd. Rait'in buyruklar, talepleri zerlerine Kabil'i dven roketler gibi yaarken, Meryem gz ucuyla kz izledi. Bir gn, oturma odasnda Rait'in bahedeki amar ipinden toplad gmleklerini katlamaktayd. Kzn ne zamandr orada dikildiini bilemiyordu, bir gmlei alp arkasn dnnce, kapnn eiinde durduunu grd; ellerinin arasnda bir bardak ay. "Seni korkutmak istemedim," dedi kz. "zr dilerim." Meryem ona bakmakla yetindi. Gne kzn yzne vuruyordu, iri, yeil gzlerine, przsz alnna, kk elmackkemiklerine ve Meryem'in clz, an229 lamsz kalarnn yanndan bile geemeyecei, biimli, gr kalarna. Henz taranmam, sar salar ortadan ayrkt. Meryem onun fincan smsk tutuundan, kaslm omuzlarndan, gergin olduunu grebiliyordu. Yatakta uzunca bir sre oturup cesaret topladn tahmin etti. "Yapraklar saranyor," dedi' kz dostane bir tavrla. "Fark ettin mi? Sonbahar en sevdiim mevsimdir. nsanlar bahede yaprak yakarken kan kokuya baylrm. Annem en ok bahar severdi. Annemi tanr miydin?" "Pek saylmaz." Kz bir elini kulann arkasna gtrd. "Efendim?" Meryem sesini ykseltti. "Hayr, dedim. Anneni iyi tanmazdm." "Ya?" "Bir ey mi istiyorsun?" "Meryem can. Ben... yani geen akam syledikleri..." "Ben de bu konuda seninle konumak istiyordum," diye araya girdi Meryem. "Evet, ltfen," dedi kz itenlikle, adeta hevesle. ne doru bir adm att. Rahatlam grnyordu. Darda, bir san asma kuu akyordu. Biri bir el arabas ekiyordu; Meryem menteelerin gcrtsn, yere arptka hoplayan demir tekerlerin takrtsn duyabiliyordu. ok da uzaktan gelmeyen bir silah sesi duyuldu, nce tek bir at, ardndan el daha, sonra sessizlik. "Senin hizmetin olmayacam," dedi Meryem. "Olmayacam." . Kz irkildi. "Hayr. Tabii ki olmayacaksn!" "Sen bir saray melike'si bense bir dehati olabilirim, ama senden emir almayacam. Ona ikyet edebilirsin, o da grtlama yapabilir; yine de yapmayacam. Duyuyor musun? Hizmetin olmayacam." 230 "Hayr! Byle bir eyi zaten..." "Ayrca, gzelliini kullanarak beni bandan atabileceini sanyorsan yanlyorsun. Buraya ilk ben geldim. Kap dar edilmeyeceim. Beni sokaa atmana izin vermeyeceim." "Bunu istemiyorum ki," dedi kz, clz bir sesle. "Hem, grdm kadaryla yaralarn iyileti. Ev ilerine yardm etmeye balayabilirsin..." Kz ban hzl hzl sallyordu. Yere biraz ay dkld, ama o fark etmedi. "Evet, yanna gelmemin bir nedeni de buydu, bana baktn iin teekkr etmek..." "Eh, keke yapmasaymm," diye yaptrd Meryem. "Dnp kocam alacan bilseydim, seni elimle beslemez, ykamaz, iyiletirmezdim." "almak m..."

"Yemei yapar, bulaklar ykarm. Sen de amarlar, silip sprmeyi halledersin. Kalann srayla yaparz. Bir ey daha. Arkadaln istemiyorum. Eksik olsun! Tek isteim, yalnz kalmak. Beni kendi halime brak, ben de seni. Ancak byle geinip gidebiliriz. Kurallar byle." Konumas bittiinde, yrei deli gibi atyordu, az kurumutu. Meryem daha nce hi bu tarzda konumam, arzusunu bylesine gl beyan etmemiti. Sergiledii tavra sevinmesi gerekirdi, fakat kzn gzlerinin yala dolduunu, suratnn dtn grnce, bu patlamann verdii doyumu pek yavan, hatta nedense yanl buldu. Gmlekleri kza uzatt. "Bunian ainmriye koy, dolaba deil. Beyazlar en st ekmecede, gerisini ortada, oraplarn yannda ister." Kz fincan yere brakt, ellerini gmleklere uzam; avular yukar bakacak ekilde. "Btn bunlar iin ok zgnm," dedi, hrltl bir sesle. "yi edersin," dedi Meryem. "zl zaten." 231 32 LEYLA Leyla bir toplanty anmsad; yllar nce, kendi evlerinde, Anne'nin iyi gnlerinden birinde. Kadnlar bahede oturmu, Vecma'nn kendi bahesinden toplayp getirdii duda-n yiyorlard. Tombul dutlar beyaz ve pembeydi; bazlanysa koyu mor, tpk Vecma'nn burnundaki minik, atlak damarlar gibi. "Olunun nasl ldn duydunuz mu?" dedi kadn, bir avu dolusu dutu km azna itahla tktrrken. "Boulmutu, yle deil mi?" dedi Nila, Citi'nin annesi. "Ghara Nehri'ndeydi, galiba?" 232 Darda, blbller neeyle akyordu, arada bir, arkclar hep birlikte havalannca, Meryem bulutlan delip geen ay-nn fosforlu mavisinde balkyan kanadan grebiliyordu. Susuzluktan boaz kurumu olsa, karncalanan ayaklarna ineler batsa da kprdamad; ok sonra, epeyce sonra parman yavaa ekip bebein penesinden kurtard, ayaa kalkt. 249 34 LEYLA Btn dnyevi zevkler iinde, Leyla iin birincisi, Azi-ze'nin yanna yatmak, yzn bebeinkine iyice, iri gz bebeklerinin genileyip kln izleyecek kadar yaklatrmakt. Parman Azize'nin nefis, ipeksi teninde, ellerinin gamzeli boumlarnda, dirseklerindeki tombul kat yerlerinde gezdirmeye baylyordu. Bazen Azize'yi gsne yaslyor, yumuak kafatasna fsl fsl, Tank hakknda, hi tanyamaya-ca, yzn hi gremeyecei babas hakknda bilgiler veriyordu. Tark'n bulmaca zme yeteneini, hilekrln ve haylazln, nasl kolayca glverdiini fsldad. "Dnyann en gzel kirpiklerine sahipti; seninkiler kadar sk. Salam bir ene, dzgn bir burun ve yuvarlak bir aln. 250 Ah, baban ok yakklyd, Azize. Mkemmeldi. Tpk senin gibi, kusursuzdu." Ama erkein adn sylememeye dikkat ediyordu. Bazen Rait'i, yznde son derece tuhaf bir anlamla Azize'ye bakarken yakalyordu. Bir gece nce yatak odasnda, yerde oturmu ayandaki nasr keserken geliigzel bir tavrla, "Ee, ikinizin arasnda ne vard bakalm?" demiti. Leyla ona akn akn bakt; anlamamasna. "Leyla ile Mecnun. Sen ve u yaklenga; topal. Aranzdaki neydi, ha?" "Arkadamd," dedi Leyla, ses tonunu sabit tutmaya zen gstererek. Btn dikkatini, hazrlamakta olduu biberona vermiti. "Bunu sen de biliyorsun." "Ben hibir ey bilmediimi biliyorum." Rait, kestii deri paralarn pencerenin kntsna koydu, kendini yataa att. Yaylar tiz bir gcrtyla isyan etti. Bacaklarn ayrd, kasn kad. "Peki siz... arkada/ olarak hi snn atnz m?" "Snn m?" Adam neeyle glmsedi, fakat Leyla onun dik baklann zerinde hissedebiliyordu; souk, uyank gzlerini. "imdi, bir bakalm... Eh, seni hi pt m? Ya da elini uygunsuz bir yere gtrmtr belki?" Leyla, kzgnlk yansttn umduu bir edayla yzn buruturdu. Boaznn zonkladn duyumsuyordu. "Benim iin bir aabey gibiydi." "yi de, arkada m aabey mi? "kisi de. O..." "Hangisiydi?" "kisi birden." "Ama kz ve erkek kardeler tuhaf yaratklardr. Evet. Bazen bir aabey pipisini kz kardeine gsterebilir, mesela; kz da..." 251 "Midemi bulandnyorsun," dedi Leyla. "Aranzda bir ey yoktu, yani?" "Bu konudan sz etmek istemiyorum artk." Rait ban yan yatrd, dudaklarn bzp ban sallad. "Millet konuup duruyordu, biliyorsun. Gayet iyi anmsyorum. kiniz hakknda olmadk laflar ediyorlard. Sense bir ey olmadn sylyorsun." Leyla kendini zorlad, onun gzlerinin iine bakt. Adam bu baklar, gzn bir kez olsun krpmadan, y le uzun bir sre, yle eziyet edercesine hapsetti ki, Leyla'nn biberonu kuatan eklemleri bembeyaz kesildi; ak vermemek iin olanca iradesini kullanmaktayd.

Ondan para aldn fark ederse adamn neler yapabileceini dnnce, rperdi. Azize'nin doumundan bu yana, her hafta, Rait uyurken ya da bahedeki kulbede alrken, Leyla onun czdann ayor, iinden tek bir banknot ekiyordu. Baz haftalar, czdan hafifte, aynmsar korkusuyla ya hi dokunmuyor ya da yalnzca be Afgan liras alyordu. Czdan dolgun bulduunda, bir onluk ya da yirmilik yrtyordu; bir keresinde her eyi gze alp iki tane yirmilik armt. Paray, kareli klk mantosunun astarna diktii kesede saklyordu. Leyla'nn gelecek baharda kamay tasarladn bilse, ne yapard acaba? Eyct, en ge baharda. O vakte kadar en az bin Afgan liras biriktirmeliydi; yans, Kabil-Peaver aras otobs biletine gidecekti. Kaa birka gn kala, nikh yzn rehine brakacakt; Rait'in geen yl, Leyla hl sarayn meli-Jkr^iyken verdii dier taklar da. "Her neyse," dedi adam sonunda, parmaklaryla gbeinde davul alarken. "Kusur ilemedik ki. Ben bir kocaym. Her koca merak eder bu tr eyleri. Ama ans varm ki lp gitmi. nk u an burada olsayd, onu elime geirseydim..." Dilerinin arasndan havay emdi, ban sallad. 252 "Han llerin arkasndan konuulmazd? "Galiba bazlar bir trl tam anlamyla geberip gidemiyor," dedi Rait. ki gn sonra, Leyla sabah kalknca, kapsnn nnde dzgnce katlanm bir deste bebek kyafeti buldu. Gs ksmna minik, pembe balklar dikilmi, klo bir elbise; mavi iekli, ynl bir elbiseyle ona uygun oraplar ve parmaksz, torba eldivenler; havu rengi benekleri olan san bir pijama ve paalarna puanl firfir geirilmi, yeil, pamuklu bir pantolon. "Ortada bir sylenti dolanyor," dedi Rait o akam yemekte, dudaklarn aprdatarak; ne Azize'nin farkndayd ne de Leyla'nn ona giydirdii yeni pijamann. "Dostum'un taraf deitirecei ve Hikmetyar'a katlaca syleniyor, ite o zaman, Mesut'un hali harap; ikisiyle birden savamas gerekecek. Hem Hazaralan da unutmayalm." Meryem'in yazn kurduu patlcan turusundan bir para ald. "inallah yalnzca bir sylentidir. Aksi halde, u andaki sava," yal ellerinden birini sallad, "Paman'daki cuma piknikleri gibi kalr." Daha sonra, kzn zerine kt, tek kelime etmeden boald; bileklerine indirdii tumban saylmazsa, btnyle giyinikti. iddetli, azgn sallants bitince yana devrildi, birka dakika iinde de uyudu. Leyla yataktan sessizce indi, odadan dar szkt; Meryem'i mutfakta bada kurmu, bir ift alabal temizlerken buldu. Yanndaki tasa pirin slanmt. Mutfak kimyon, duman, pimi soan ve balk kokuyordu. Leyla bir keye kt, eteiyle dizlerini rtt. "Teekkr ederim," dedi. Meryem ona aldrmad. lk alabal temizlemiti, ikinciyi ald. Testere-dili bir bakla yzgeleri kopard, bal evir253 di, karnn, kuyruundan solungalara kadar ustaca yard. Leyla onun baparman baln azna, alt enenin hemen stnden sokusunu, bastnn ve aaya doru, tek bir hamleyle solungalar, i organlar ekip karn izledi. "Giysiler harika." "Benim iime yaramazlar," diye mrldand Meryem. Bal smks, gri suyla slanm bir gazetenin zerine koydu, ban kesti. "Kzn giymezse gveler yiyecek." "Bal byle temizlemeyi nerede rendin?" "Kk bir kzken, bir rman kysnda yaardm. Kendi balm kendim tutardm." "Ben hayatmda hi balk tutmadm." "Zor bir ey deil. in ou, beklemek." Leyla onun temizlenmi balklar e bln seyretti. "Giysileri kendin mi diktin?" Meryem bayla dorulad. "Ne zaman?" Meryem balk paralarn bir tas suda ykad. "lk gebeliimde. Yoksa ikincide miydi? On sekiz, on dokuz yl nce. Her neyse, uzun zaman nce. Dediim gibi, onlar hi kullanmadm." "Sen gerekten iyi bir khayarim. Belki bana da retirsin?" Meryem ykanm balklar temiz bir kseye ald. Parmak ularndan su damlarken, ban kaldrd, Leyla'ya bakt. lk kez, dorudan yzne bakt. "Geen gece, hani o... Daha nce kimse yanmda yer almam, ben savunmamt," dedi. Leyla onun sarkk yanaklarn, kat kat olmu gzkapakla-nn, azn evreleyen derin izgileri inceledi - o da bunlara ilk kez gerekten bakar gibiydi. Ve ilk kez, karsnda bir hasmn suratn deil, dile getirilmemi aclarn, kar klmam 254 eziyetlerin, sessizce katlanlm bir yazgnn yzn grd. Burada kalrsa, yirmi yl sonra, kendi yz de byle mi olacakt? "zin veremezdim," dedi. "Benim bydm evde insanlar byle eyler yapmazd." "Senin evin buras artk. Almalsn." "Hayr, buna olmaz. Buna almam."

"Sra sana da gelecek, biliyorsun," dedi Meryem ellerini bir bezle kurularken. "Hem de yaknda. Ona bir kz verdin nk. Grdn gibi, senin gnahn benimkinden bile byk; daha da balanmaz." Leyla ayaa kalkt. "Dars serin biliyorum, ama biz iki gnahkr baheye kp birer pay ielim mi, ne dersin?" Meryem arm gibiydi. "Yapamam. Daha iim bitmedi; fasulye ayklayacam." "Sabah yardm ederim, beraber yaparz." "Ortal da temizlemeliyim." "Beraber yaparz. Yanlmyorsam, dnden kalma helva olacakt. ayla harika gider." Meryem elbezini tezgaha brakt. Leyla onun svanm yenlerini indiriinde, hicap\m dzeltip bir bukleyi ieri itiinde bir tedirginlik hissetti. "inliler, bir gn aysz kalacana gn a kal, derler." Meryem hafife glmsedi. "Gzel bir deyi." "yle." "Ama uzun kalamam." "Tamam, tek fincan." Dardaki katlanr iskemlelere oturdular, ortak bir kseden parmaklaryla helva yediler. kinci bardaklar itiler; Leyla, ncy ister misin, diye sorduunda, Meryem evet dedi. Dalarda makineli tfekler takrdarken, ayn nnden kayan bulutlan, karanlkta parlak sar kemerler izen, mevsimin 255 son ate bceklerini seyrettiler. Azize uyanp alamaya balaynca, Rait de gelip susturmas iin Leyla'ya bannca, iki kadn baktlar. Zrhsz, anlayan, anlaml bir bakma. Meryem'le arasndaki bu anlk, sessiz iletiim, Leyla'ya artk dman olmadklann anlatt. 2S6 35 MERYEM O geceden sonra, Meryem'le Leyla ev ilerini birlikte yaptlar. Mutfakta hamur yourdular, yeil soan doradlar, sa-nmsak dvdler; yanlannda oturmu kaklan masaya vuran, havularla oynayan Azize'nin azna salatalk paralan verdiler. Bahede, kat kat giydirilmi, boynuna klk bir atk dolanm olan Azize'yi hasr sepetine yatnyorlard. amar ykar, birbirine deen elleriyle gmlekleri, pantolon ve alt bezlerini cinlerken, bir yandan da, gz ucuyla onu kollarlard. Meryem bu yaknla, imdilik deneme kabilinden yaplan ama yine de zevk veren bu arkadala yava yava alt. Leyla'yla bahede itikleri, artk her akam yinelenen bir ayine dnen, fincan pay\ hevesle bekler oldu. Sabahlan, kah257 valt iin aaya inen Leyla'nn terliklerinin prtsn, Azi-ze'nin tiz, ngrakl kahkahasn, sekiz minik diinin grntsn, tenindeki st kokusunu drt gzle beklediini ay-nmsad. Ana-kz uyuyup kalmsa, Meryem iin vakit gemek bilmiyordu. Ykanmas gerekmeyen bulaklar ykyordu. Oturma odasndaki minderleri dzeltiyordu. Tertemiz pervazlarn tozunu alyordu. Leyla'nn, kalasna yerletirdii Azize'yle birlikte mutfaa girdiini grnceye kadar, kendine i yaratyordu. Azize sabahlan Meryem'i ilk grdnde, her seferinde, gzlerini aar, szlanmaya, annesinden kurtulmak iin kvranmaya balard. Kollarn Meryem'e doru uzatr, minik ellerini telala ap kapatarak, onun kucana gitmek istediini belirtirdi; yznde hem hayranlk hem de kpr kpr bir sabrszlk. "Bu ne tela byle," derdi Leyla onu Meryem'in kucana verirken. "Her sabah ayn gsteri! Sakin ol, Meryem Hala 'nn bir yere gittii yok. te burada, bak, halan. Hadi bakalm." Azize Meryem'in kollarnn arasna girer girmez, baparman azna sokar, yzn onun boynuna gmerdi. Meryem acemi, gergin bir tavrla onu kucanda hoplatr-d; dudaklarnda yan-inanmaz, yan minnettar bir glmseme. Daha nce Meryem bylesine iddede hi istenmemiti. Hi kimse ona sevgisini bylesine riyasz, bylesine koulsuz beyan etmemiti. Azize Meryem'de hngr hngr alama istei uyandryordu. "O minicik kalbini neden benim gibi yal, irkin bir kocakarya baladn ki?" diye mrldanrd bebein salarna. "Ha? Ben bir hiim, gremiyor musun? Bir dehati. Sana verecek neyim var ki benim?" 258. Ama Azize byk bir honutlukla guruldar, yzn biraz daha gmerdi. O byle yaptka, Meryem zevkten drt ke olurdu. Gzleri yaanrd. Yrei kanatlanrd. Ve bombo, tam takr geen bunca yldan sonra, sahte, ksr ballklarla dolu yaamndaki ilk gerek ball nasl olup da bu kck yaratkta bulabildiine aard. Ertesi yln banda, Ocak 1994'te, Dostum bir kez daha taraf deitirdi. Glbettin Hikmetyar'a katld ve Bala Hi-sar'da, Koh-e-irdaveza dalarndan kenti gzleyen bu eski kalede mevzilendi. kisi birlikte, Mesut'la Rabbani'nin Savunma Bakanl ile Bakanlk Saray'ndaki glerini atee tuttular. Kabil Irma'nn her iki yakasndan, birbirlerine roket yadryorlard. Cesetler, cam krklar, ezilmi, yamul-mu madeni ktleler

sokaklara sald. Drt bir yanda yamalamalar, cinayetler, hzla artan tecavzler; bu sonuncu, sivilleri korkutup sindirmekte, milisleri dllendirmekte kullanlyordu. Meryem, tecavz korkusuyla kendini ldren kadnlar olduunu duyuyordu; ya da, milislerin saldrsna urayan kanlarn, kzlann onur kurtarma adna ldren erkekler. Azize havan toplarnn gmbrtsne lk la baryordu. Meryem onu oyalamak, dikkatini baka tarafa ekmek iin, pirin taneleriyle yerde baz ekiller yapyor, bir ev, bir horoz, bir yldz oluturuyor, sonra da datmas, bozmas iin Azize'ye brakyordu. CeliPden rendii gibi, tek hamlede, kalemi hi kaldrmadan fil resimleri iziyordu. Rait her gn bir sr, dzinelerce masum insann ld gn syledi. Hastaneler, ecza depolar bombalanyordu. Dediine gre, acil gda malzemesi tayan aralann ehre girileri engelleniyor, srcleri vurulup ileri talan ediliyordu. 259 Meryem, Herat'ta da bylesi arpmalar olup olmadn merak etti; oluyorsa, Molla Feyzullah ne yapyordu acaba * (tabii hl hayattaysa)? Ya da Bibi co, btn o oullan, gelinleri ve torunlaryla? Ve tabii, Celil. Evine kapanm, saklanyor muydu; kendisinin yapt gibi? Yoksa karlarn, ocuklarn alp lkeden kam myd? Cel'in bir yerlerde, gvende olduunu, bu kan glnden oktan uzaklam olduunu I umuyordu. i I Bir hafta boyunca, atmalar Rait'i bile evde kalmaya I zorlad. Bahe kapsn srgledi, bubi tuzaklar kurdu, evin kapsn kilitledi, arkasna kanepeyi dayayp barikat yapt. Evin iinde sigara ierek volta atyor, gidip camdan bakyor, tabancasn temizleyip dolduruyor, bir daha dolduruyordu. ki kez, duvara trmanmaya alan birini grdn ileri srerek sokaa ate etti. "Gen ocuklar zorla askere alyorlar," dedi. "Mcahitler, yani. Gndz gz, silah zoruyla. Delikanllar sokaklardan toplayp gtryorlar. Kar taraf, hasmlar da bu ocuklar ele geirince, ikence yapyor. Elektrik verdiklerini, hayalarn kerpetenle burduklarn duydum. Olanlar, evlerini gstermeye zorluyorlarm. Sonra eve dalp babalarm ldryor, annelerinin, kz kardelerinin rzna geiyorlarm." Tabancasn havaya kaldrp sallad. "Benim evime girmeye hele bir kalksnlar bakalm. Ben onlarn hayalarn bur-| mazsam! Beyinlerini uururum! eytanhn kendisinden bile ! korkmayan bir erkeiniz olduu iin ne kadar ansl olduunuzun farknda msnz?" Yere baka, ayaklarnn dibindeki Azize'yi grd. "Kalk ayamn altndan!" diye hrlad, tabancasyla ate eder gibi yaparak. "Peimde dolanp durmay kes! Bileklerini yle bkmeyi de! Seni kucama almaya hi niyetim yok. Hadi, yallah! zerine basmadan ekil uradan." 260 Azize irkildi. Emekleyerek Meryem'e gitti; incinmi, arm grnyordu. Meryem'in kucanda, parman keyifsizce emmeye, somurtkan, endieli bir yzle Rait'i szmeye koyuldu. Arada bir, ban kaldrp Meryem'e bakyordu; gvence beklercesine. Ama i babalara gelince, Meryem'in verebilecei hibir gvence yoktu. atmalar yeniden hafifleyince, Meryem rahat bir soluk ald; en ok da, Rait'le ayn eve kapanp kalmaktan, evin havasn bozan o eki, huysuz tavrndan kurtulduuna sevindi. Hele dolu tabancay Azize'ye doru sallamas, yreini azna getirmiti. Bir gn, Leyla Meryem'in salarn rmek istedi. Meryem kprdamadan durdu, aynadan Leyla'y seyretti; ince, uzun parmaklaryla rgleri sklyor; kendini yapt ie yle bir kaptrm ki, kalar atlm. Azize yere kvrlm, uyuyordu. Kolunun altnda, Meryem'in diktii bez bebek. Meryem bebein iini kuru fasulyeyle doldurmu, aya bat-np boyad bir elbise dikmi, boynuna da, bir ipe dizdii, bo, kk makaralardan yapt kolyeyi asmt. Azize uykusunda yellenince, Leyla glmeye balad, Meryem de katld. Bu ekilde, birbirlerinin aynadaki yanslanna bakarak, gzleri sulanncaya kadar gldler; yle doal, yle zorlamasz bir and ki, anszn Meryem CeliPi anlatmaya balad; Nana'y, cini. Leyla ellerini onun omuzlanna brakm, gzleri Meryem'in aynadaki gzlerine kilidenmi, dinliyordu. Szckler pe pee dkld; kesilen bir damardan fkran kan gibi. Meryem ona Bibi co^u, Molla Feyzullah', Ce-HPin evine yapt o kk drc yolculuu, Nana'nn intiharn anlatt. Celil'in kanlann, Rait'le alel acele kylan ni261 kh\, Kabil'e geliini, gebeliklerini, o bitmek bilmez umut ve hsran dngsn, Rait'in ondan yz eviriini. Daha sonra, Leyla onun iskemlesinin dibine oturdu. Dalgn dalgn uzand, Azize'nin sana dolanm bir iplik parasn ald. Bir sessizlik kt. "Benim de sana anlatacaklarm var," dedi. Meryem o gece hi uyumad. Yatakta oturdu, usulcack yaan kan seyretti.

Mevsimler gelip gemiti; Kabil'de cumhurbakanlar yemin etmi, ldrlmt; bir imparatorluk kmt; eski savalar sona ermi, yenileri kmt. Ama Meryem doru drst aynmsamam, neredeyse hi umursamam iti. Btn bu yllan, zihninin tenha bir kesinde geirmiti. Kuru, orak bir arazide; arzulamann ve dvnmenin uzanda, hayallerin ve hayal knklklanmn tesinde. Orada, gelecein hibir nemi yoktu. Gemise yalnzca tek bir dersi ieriyordu: Sevgi, insana zarar veren bir hatadr; ibirlikisi, yani umutsa tehlikeli bir yanlsama. Dolaysyla, bu iki zehirli iek Meryem'in zihnindeki o kuru, kavruk arazide ne zaman srgn vermeye yeltense, Meryem onlan koparp att. ekip koparm, topraa tutunmalanna kalmadan, kknden sokmutu. Ama her naslsa, u son aylarda, Leyla ve Azize (tpk kendisi gibi harami olduunu rendii Azize) onun bir paras olup kmt; bunca zamandr tahamml ettii yaam Meryem'e imdi, anszn, onlarsz katlanlmaz, ekilmez grnyordu^ Bu bahar gidiyoruz; Azize'yle ikimiz. Bizimle gel, Meryem. Yllar Meryem'e acmasz davranmt. Ama belki, diye ind, nmde daha mfik yllar vardr. Yeni bir yaam; Sana'nn, onun gibi bir harami'nxn asla gremeyeceini id262 dia ettii hayrlan, nimetleri getirecek bir hayat. Yaamnda hi beklenmedik, iki yeni iek avermiti; Meryem lapa lapa yaan kan seyrederken, gznn nnde Molla Feyzuilah canland; tespihinin tanelerini eviriyor, ne eilip o yumuak, titrek sesiyle fsldyor: Ama o f ipekleri diken, yaratan da Allah, Meryem co. Senden onlara bakmam, bytmeni istiyor. Dilei bu, kzm. 263 36 LEYLA 1994 ylnn baharnda bir sabah, gn karanlk gkyzn usulca, kararllkla aartrken, Leyla emin oldu: Rait biliyordu. Kz sandan sryerek yataktan indirmesi, beni bu kadar, er ge anlamayacak kadar har m, eek mi sandn gerekten, diye barmas an meselesiydi. Ama sonra, ezan sesi duyuldu, sabah gnei dz damlara vurdu, horozlar tmeye balad; sra d hibir ey olmad. Adam banyodayd, tra ban lavabonun kenarna vuruyordu. Sonra Leyla onun aada dolandn, aydanl ocaa koyduunu duydu. Anahtarlar ngrdad. imdi, bisikletiyle birlikte baheyi geiyordu. Leyla oturma odasnn perdesini azck aralayp darya 264 bakt. Tedallara aslp uzaklaan Rait'i seyretti; kk bir bisikletteki iriyar bir adam, gidonda parlayan sabah gnei. "Leyla?" Meryem kapnn eiindeydi. Leyla onun da gzne uyku girmediini anlad. O da tpk kendisi gibi, btn gece coku, yerinde duramama nbetleriyle azn-dilini kurutan korku krizleri arasnda gidip gelmi miydi? "Yarm saat sonra yola kyoruz," dedi Leyla. Taksinin arka koltuunda, hi konumadlar. Azize Meryem'in kucandayd, bebeine yapm, hayretten fal ta gibi alm gzlerle, akp giden kenti seyrediyordu. "OnaV diye bard, ip atlayan birtakm kzlar gstererek. "Meyem! Ona." Leyla nereye baksa, Rait'i gryordu. Camlan kmr tozu rengindeki bir berberden karken; keklik, sln gibi hayvanlarn satld tezghlarn nnde; yerden tavana eski lastiklerin yld, n ak bir dkkana girerken. Koltua biraz daha gmld. Yannda, Meryem fsl fisl dua etmekteydi. Leyla onun yzn grebilmeyi isterdi, ama o da burkanyd kendisi gibi. Tek grebildii, kafesli peenin gerisindeki gzlerin lt-syd. Bu, bir gn nce rehineci dkknna yapt ksa ziyaret saylmazsa, Leyla'nn haftalardr evden ilk kyd; orada alyansn cam tezghn zerinden uzatm, oradan, artk her eyin kesinletiini, geri dnlmez noktaya ulatn bilmenin heyecanyla, rpererek kmt. imdi drt bir yannda, seslerini, gmbrtsn evden dinledii son arpmalarn sonularn gryordu. atsz, bir ta ve tula ynna dnm evler, devrilmi kirileri 265 deliklerden nkran, delik deik binalar, kmrlemi, e araba iskeletleri, ters dnm, bazen birbirinin zerine binmi aralar, akla gelebilecek her kalibrede delikle dolu duvarlar, her yana salm cam krklar. Bir camiye doru, ar ar ilerleyen bir cenaze alay grd; gerilerdeki, siyahlara brnm bir kadn salarn yoluyordu. Taze kazlm mezarlarla, rzgrda uuan ehit bayraklaryla bezeli bir mezarln nnden getiler. Leyla bavulun stnden uzand, parmaklarn kznn yumuack koluna dolad. Dou Kabil'de, Pol Muhammet Han yaknndaki otobs garnda, Lahore Kaps'nda, bo otobsler kaldrmn kenarna dizilmiti. Balar trbanl erkekler hani hani eyalar, denkleri otobslerin zerine yerletiriyor, bavullar sicimlerle balyorlard. Garn iinde, bilet giesinin nnde uzun bir erkek kuyruu olumutu.

Burka\\ kadnlar kk gruplar halinde duruyor, gevezelik ediyordu; eyalar ayaklarnn dibine ylmt. Bebekler pplanyor, ocuklara uzaklamamalar tembihleniyordu. Mcahit milisler garda ve kaldrmda devriye geziyor, saa sola ksa, sert buyruklar yadryordu. Hepsinde de botlar, pakoftar, tozlu, yeil niformalar. Ellerinde Kalanikoflar. Leyla gzlendiini hissetti. Dorudan kimsenin yzne bakmyor, buradaki herkes biliyormu, Meryem'le ikisini knayan baklarla szyormu duygusundan kurtulamyordu. "Gzne kestirdiin biri var m?" diye sordu. Meryem kucandaki Azize'nin yerini deitirdi. "Aryorum." Leyla'nn da tahmin ettii gibi, plann ilk riskli aamas buydu: Onlarla berabermi, ayn ailedenm gibi yapacak, 266 yv-uil ^" vvvv fuultah. l\aUlllialll s/ *J H- J. 7 7 ^j dldMUlld tadn kard zgrlkler, frsadar artk gemite kalmt _ Leyla, Babi'nin o komnist yllara ilikin szlerini hl anmsyordu: Afganistan'da, kadn olmann tam zaman, Leyla. Mcahitlerin 1992'de idareyi ele geirmesiyle, nce Afganistan'n ad deimi, Afganistan slam Devleti olmutu. Rabbani bakanlndaki Yce Divan imdi kat, yobaz mollalarla doldurulmutu; bunlarn ilk ii de, komnist dneme zg, kadnlara zgrlk, eitlik, yetki tanyan kararlar kaldrp yerlerine eriat'* dayanan, sert, sofu islam yasalarn geirmek olmutu; bunlar, kadnlara rtnmeyi emreden, yanlarnda bir erkek akraba olmakszn yolculuk etmeyi yasaklayan, zinay talamayla cezalandran hkmlerdi. Fiilen uygulanmas imdilik seyrek, dzensiz olsa bile. Eer birbirlerini... ve bizi ldrmekle bu kadar megul olmasalard, demiti Leyla Meryem'e, yasalar foktan tepemize pk-mft. Yolculuun ikinci tehlikeli aamas, Pakistan'a ulamay baardklar zaman balayacakt. Neredeyse iki milyon Afgan mlteciden zaten bunalm olan Pakistan, bu yln ocak aynda snrlarn Afganlara kapamt. Leyla sadece vizesi olanlarn kabul edildiini duymutu. Ama snr gzenekliydi -hep yle olmutu- ve Leyla hl binlerce Afgan'n Pakistan'a szdn biliyordu; ya rvet datarak ya da hayatnn tehlike de olduunu kantlayarak. Ayrca, temasa geilebilecek insan kaaklar da mevcuttu. Oraya varnca bir yolunu buluruz, demiti Meryem'e. "una ne dersin?" dedi Meryem, enesiyle birini gstererek. "Gvenilir birine benzemiyor." "Peki ya u?" "Fazla yal. Hem yannda iki erkek daha var." 267 Sonunda, Leyla onu darda, bir tahta srada otururken buldu; yannda peeli bir kadnla dizlerinde hoplatt, Azize yalarnda, ba takkeli bir olan ocuu vard. Adam uzun boylu, zayf, sakallyd; yakas ak bir gmlekle gsterisiz, gri, birka dmesi eksik bir ceket giymiti. Meryem'e, "Burada bekle," dedi Leyla. Uzaklarken, Meryem'in yine mini mrl duaya baladn duydu. Onun yaklatn gren gen adam, ban kaldrp bakt, gnee kar eliyle gzlerini glgeledi. "Bala, karde, Peaver'e mi gidiyorsunuz?" "Evet," dedi adam, gzlerini ksarak. "Bize yardm edebilir miydiniz acaba? Bir iyilikte bulunur muydunuz?" Adam kucandaki olan karsna geirdi. Leyla'yla ikisi az uzaklatlar. "Ne var, hemire?'' Adamn yumuak gzleri, kibar yz, Leyla'y yreklendirdi. Ona, Meryem'le kararlatrdklar yky anlata. Kendisi bir biva idi - dul. Kabil'de, annesiyle kzndan baka kimsesi kalmamt. Peaver'e, daysnn yanna gitmek istiyorlard. "Benim ailemle birlikte gelmek istiyorsunuz," dedi gen adam. "Size zahmet olacak, biliyorum. Ama dzgn bir insana benziyorsunuz, ben de..." "Tamam, dert etme, hemire. Anlyorum. Sorun deil. Gidip biletinizi alaym." "Teekkr ederim, karde. Sevap iliyorsun. Tanr bunu unutmayacaktr." Burkannn altndan, cebindeki zarfi kard, adama verdi. inde bin yz Afgan liras vard; son bir ylda biriktirdikle268 riyle alyansn satndan elde ettii toplam meblan yans. Adam zarfi pantolonunun cebine soktu. "Burada bekle." Leyla gara giren adamn arkasndan bakt. Yanm saat sonra, adam dnd. "En iyisi, biletleriniz bende dursun," dedi. "Otobs bir saat sonra, on birde kalkyor. Hep birlikte bineriz. Benim adm Vekil. Sorarlarsa -ki hi sanmam- kuzenim olduunu syleyeceim." Leyla ona isimlerini verdi, o da aklnda tutacan syledi.

"Yaknlarda durun," diye ekledi. VekiPlerin bitiiindeki tahta sraya oturdular. Gneli, lk bir sabaht; gkyzn yalnzca uzaklarda, tepelerin stnde salnan birka ince bulut iziyordu. Meryem toplanma tela srasnda antasna atmay akl ettii peksimetlerden Azize'ye verdi. Bir tane de Leyla'ya uzatt. Leyla gld. "Kusanm sonra. yle heyecanlym ki." "Ben de yle." "Sa ol, Meryem." "Ne iin?" "Bunun iin. Bizimle geldiin iin," dedi Leyla. "Bunu tek bama yapamazdm... yapamam." "Yapman gerekmeyecek." "Her ey yolunda gidecek, deil mi, Meryem? Gittiimiz yerde?" Meryem'in eli bankta kayd, kznkinin zerine kapand. "Kuran der ki, Allah douda ve batdadr; onun iin de, nereye dnersen dn, Allah'n dedii olur." "Bovr diye rd Azize, bir otobs gstererek. "Me-yem, W!" "Grdm, Azize co," dedi Meryem. "Evet, bov. Biraz sonra hep birlikte bov'z bineceiz. Ah, neler greceksin neler." 269 Leyla glmsedi. Bir sre, yolun karsndaki dkknnda tahta yontan marangozu, havada uuan yongalar izledi. Hzla, paldr kldr geen arabalara bakt; camlar isli, kirli. Kaldrmn kenannda homurdanarak bekleyen otobsleri, her iki yanna izilmi tavus kularn, aslanlar, parlak gneleri, ldayan kllar seyretti. Sabah gneinin lklnda, heyecandan kendini sarho gibi hissediyordu; ayn zamanda da yrekli. i, ar bir zindeliin kvlcmlanyla kpr kprd; sar gzl bir sokak kpei topallayarak yaklanca, Leyla uzand, srtn okad. On bire birka dakika kala, megafonlu bir adam, Peaver yolcularn otobse binmeye ard. Aracn kaplan iddetli, hidrolik bir tslamayla ald. Yolcular hep birlikte otobse doru seirttiler; birbirlerini itekleyerek, aradan gemeye alarak. Vekil olunu kucaklarken, bayla Leyla'ya bir iaret akt. "Gidiyoruz," dedi Leyla. Vekil nden ilerliyordu. Otobse yaklanca, Leyla camlarda beliren yzleri grd; camlara dayanan burunlar, avular. Etraflarnda, veda haykrlar. Gen bir milis otobsn kapsnda durmu, biletleri denetliyordu. "BovF diye bard Azize. Vekil biletleri askere uzatt, o da yarsn yrtp geri verdi. Vekil nce karsn bindirdi. Onunla milis arasnda geen bakma Leyla'nn gznden kamad. Vekil ilk basamakta durdu, eilip askerin kulana bir ey syledi. Asker ban sallad. Leyla'nn yrei arlaverdi. "Siz ikiniz, ocuklular, u yana gein," dedi asker. Leyla duymazdan geldi. Basamaklar trmanmaya yeltendi, ama adam onu omzundan yakalad, serte ekip sradan 270 kard. "Sen de," diye seslendi Meryem'e. "Acele et! Milleti bekletiyorsun!" "Sorun nedir, karde?" diye sordu Leyla, uyumu dudaklarnn arasndan. "Biletimiz var. Kuzenim vermedi mi sana?" Asker parmayla sus iareti yapt, bir baka nbetiyle fi-sldat. teki, sa yananda bir yara izi olan, toparlak delikanl bayla dorulad. Sonra Leyla'ya dnd: "Peimden gelin." "Ama bu otobse binmemiz gerek," diye rd Leyla; sesinin fena halde titrediinin farkndayd. "Biletimiz var. Neden yapyorsunuz bunu?" "Otobse binmiyorsunuz. Bunu kabullenin artk. Beni takip edin. Yoksa kk kznn seni yaka paa srklenirken grmesini mi istiyorsun?" Bir kamyona doru gtrlrlerken, Leyla omzunun stnden bakt ve otobsn arkalarnda Vekil'in olunu seti. Olan da onu grd, sevinle el sallad. Torabaz Han Kava'ndaki karakolda, onlar ayrdlar, uzun, kalabalk bir koridorun iki ayn ucunda oturttular; aralarndaki alma masasnda oturan adam sigarann birini sndrp tekini yakyor, arada bir de nndeki daktiloyu atr-datyordu. Bu ekilde, saat geti. Azize Meryem'le Leyla arasnda badi badi gidip geldi. Masadaki adamn verdii ata-la oynad. Peksimetleri bitirdi. Sonunda, Meryem'in kucanda uyuyakald. Saat e doru, Leyla'y bir sorgu odasna aldlar. Meryem Azize'yle birlikte koridorda bekleyecekti.

Sorgu odasndaki masann gerisinde oturan, otuzlu yalardaki adam sivil giysiliydi - siyah takm elbise, kravat, siyah mokasen. zenle krplm bir sakal, ksa salar, birbirine bi271 tiik kalar vard. Gzlerini Leyla'ya dikti; elindeki kalemin silgili ucunu masaya vuruyordu. "Biliyoruz," diye balad, genzini temizleyip yumruuyla azn kibarca rterek, "bugn, zaten bir yalan sylediini biliyoruz, hemire. Gardaki gen adam senin kuzenin filan deildi. Bunu kendisi syledi. imdi soru, bugn bize baka yalanlar da syleyip sylemeyecein. Bunu yapmaman tavsiye ederim." "Daymn yanna gidiyorduk," dedi Leyla. "Doruyu sylyorum." Polis ban sallad. "Koridordaki hemire, annen mi?" "Evet." "Herat aksan var. Sende yok." "O Herat'ta bym, ben burada, Kabil'de domuum." "Elbette. Ve dul kaldn? yle demisin. Ban sa olsun. Peki u day, kaka, nerede yayor?" "Peaver'de." "Evet, bunu sylemitin." Kaleminin ucunu yalad, bo, beyaz bir sayfaya dayad. "yi de, Peaver'in neresinde? Hangi mahallede? Sokak ad, blge kodu, ltfen." Leyla gsne doru ykselen panik baloncuunu indirmeye, geri itmeye alt. Peaver'de bildii tek caddenin adn verdi; Mcahitlerin Kabil'e ilk giriinde, Anne'nin verdii davette kulana alnmt: "Camrud Yolu." "Ah, evet. Pearl Continental Oteli'nin bulunduu cadde. Dayn otelden bahsetmitir herhalde?" Leyla frsat karmad, dorulad. "Ayn cadde, evet." "yi de, otel Hayber Yolu'nda." Leyla, Azize'nin koridorda aladn duyabiliyordu. "Kzm korktu. Gidip onu alabilir miyim, karde?" "Bana 'Memur Bey' demeni yelerim. Az sonra yanna gideceksin zaten. u daynn telefon numaras var m sende?" 272 "Evet. Vard. Ben..." Aralarndaki burka bile, Leyla'y adamn ie ileyen, delici baklarndan kurtaramyordu. "Kafam yle karkt ki, yanma almay unutmuum." Memur burnundan derin bir soluk ald. Daynn adn, karsnn adn sordu. Ka ocuklar vard? Adlan neydi? Day nerede alyordu? Ka yandayd? Sorular Leyla'y bocalatt. Adam kalemi brakt, ellerini kavuturdu, kk ocuuna t vermeye hazrlanan bir baba edasyla ne eildi. "Bir kadnn evden kamasnn su olduunu biliyorsun, deil mi, hemire*. Tek bana seyahat etmesinin, kocasnn ldn ileri srmesinin? Yakalananlarn arasnda doru syleyenler kabiliyor tabii, ama ounlukla hayr. Katn iin hapse atlabilirsin. Bunun farkndasn, nef."" "Brak gidelim, Memur..." Adamn yaka kartndaki ad okudu. "Rahman Bey. Adnn hakkn ver ve bize merhamet gster. ki zavall kadn salversen, ne kar? Sana ne zarar olur? Biz bir su ilemedik ki." "Yapamam." "Sana yalvaryorum, ltfen." "Kanun byle, hemire; burada yasalar sz konusu," dedi Rahman, sesine vahim, kendini nemseyen bir ton vererek. "Benim vazifemse dzeni salamak." inde bulunduu berbat duruma karn, Leyla az kald kahkahay basyordu. Mcahit fraksiyonlann yapt bunca ey ortadayken, adamn bu szc kullanabilmesi, akl alr gibi deildi - cinayetler, yamalar, tecavzler, ikenceler, infazlar, bombalamalar; apraz atete len btn o masum insanlara u kadarck aldrmakszn, birbirlerine yadrdklan on binlerce roket. Dzen^. Ama kendini tuttu. "Bizi geri gnderirseniz," dedi onun yerine, yavaa, "bize ne yapacan sylememe gerek yok." Adamn gzlerini karmamak iin harcad abay gre273 biliyordu. "Bir erkein evinde ne yapp yapmad bir tek kendisini ilgilendirir." "Peki, o zaman kanun ne olacak, Memur Rahman?" fke yalan gzlerini yakyordu. "Dzeni salamak iin orada olacak msn?" "Prensip olarak, zel aile meselelerine karmyoruz, hemire? "Karmazsnz tabii. Erkein kan sz konusuysa, kan-mazsnz. Bu da, dediiniz gibi 'zel aile meselesi' deil mi? yle deil mi?" Adam iskemlesini geriye itip kalkt, ceketini dzeltti. "Bence bu grme sona erdi. unu belirtmeliyim ki, hemire, kendini hi de iyi savunamadn. Hem de hi. imdi, da-nda beklemeni istiyorum, biraz da eyle konuaym... senin... artk her neyinse." Leyla direndi, kar kt, sonra barmaya balad; Rahman onu odasndan attrmak iin iki adamn armak zorunda kald. Meryem'in sorgusu yalnzca birka dakika srd. Dar ktnda, sarslm grnyordu.

"yle ok soru sordu ki," dedi. "zr dilerim, Leyla co. Ben senin gibi zeki deilim. Sorular pe pee geldi, cevap veremedim. zr dilerim." "Senin suun deil, Meryem," dedi Leyla clz bir sesle. "Su bende. Hepsi benim suum. Btn hata bende." Polis arabas evin nnde durduunda, saat alty gemiti. Leyla'yla Meryem'i arabada, arka koltukta beklettiler, balarna da br Mcahit asker diktiler. Src arabadan indi, kapya vurdu, Rait'le konutu. Sonra onlara dnp gelmelerini iaret etti. 274 "Yuvanza ho geldiniz," dedi, n koltukta oturan adam, bir sigara yakarken. "Sen," dedi Meryem'e. "Burada bekle." Meryem hi sesini karmadan kanepeye oturdu. "Siz ikiniz, yukan!" Leyla'nn dirseini yakalad, merdivene doru srkledi. Ayanda hl, ie giderken giydii ayakkablar vard, kanp terliklerini giymemiti; saatini, hatta ceketini bile karmamt. Leyla onun bir saat, hatta dakikalar nceki halini gznn nne getirebiliyordu; odadan odaya kouyor, kapla-n arpyor, fkeden gz dnm, olanlara inanamaz, mini mini svyor. Merdivenin banda, Leyla ona dnd. "Meryem istemedi," dedi. "Onu zorladm. Gitmek istemedi..." Yumruun geliini gremedi. Bir an konuurken, bir an sonra yerde, dizlerinin, ellerinin zerindeydi; gzleri yuvala-nndan firlayacakmasna alm, yz kpkrmz kesilmi, soluk almaya alyordu. Sanki bir araba son srat arpmt ona; iman tahtasyla gbek delii arasndaki o hassas blgeye. Kucandaki Azize'yi drdn, ocuun avaz avaz aladn aynmsad. Yeniden soluk almaya alt, azndan bouk bir hrltl kt. Dudann kenanndan salya szyordu. Sonra, bir el sana yapt, srklemeye balad. Azize'nin kaldrldn, sandaletlerinin dtn, minik ayaklannn havay tekmelediini grd. Salannn kknden kopanld n, acdan gzlerinin yaardn hissetti. Meryem'in oda kapsnn bir tekmede aldn, Azize'nin yataa doru utuunu grd. Sonra Rait Leyla'nn san brakt, ayakkabsnn burnunu onun sol kalasna gmd. Leyla acyla b275 rrken, kapnn arplarak kapandn duydu. Kilitte dnen anahtar ngrdad. Azize hl alyordu. Leyla yerde iki bklm yatyor, soluk almaya alyordu. Ellerinin zerinde doruldu, Azi-ze'nin yatt yataa doru srnd. Kzna uzand. Aada, dayak balad. Kulana gelenler, bildik, yntem-li bir uygulama srasnda kan tekdze seslerdi. Svp sayma yok, lk yok, yalvarma yok, akn, kesik iniltiler yok; yalnzca sistemli bir dvme ve dvlme ilemi; ete defalarca inen, sert bir eyin tonk tonk\an; duvara gm diye arpan bir ey, biri; yrtlan kuma. Zaman zaman, Leyla koan ayak sesleri, sessiz bir kovalamaca duyuyordu; devrilen eyalar, krlan cam, sonra yine o bouk fonHama. Azize'yi kollarnn arasna ald. Elbisesinin n bsmna bir lklk yaylnca, ocuun mesanesinin boaldn anlad. Aadaki koma-kovalama nihayet kesilmiti. imdi, tahta bir tokacn bir ete st ste, defalarca inerken kard sesi andran bir ses geliyordu. Leyla, grlt kesilinceye kadar Azize'yi sallad; sonra, sokak kapsnn gcrdayarak aldn, knlrcasna kapandn duyunca, kz yere brakt, camdan darya bakt. Rait ensesinden yakalad Meryem'i bahede srklyordu. Meryem yalnayakt, iki bklmd. Adamn ellerinde kan vard; Meryem'in de yznde, sanda, boynunda ve srtnda. Gmleinin n ksm boydan boya yrtlmt. "ok zgnm, Meryem, zr dilerim," diye haykrd Leyla cama. Adamn Meryem'i alet kulbesine iteklediini grd. Kendisi de girdi, ktnda elinde bir ekile bir deste ince uzun, tahta paras vard. Kulbenin iki kanad kapsn ekti, cebinden bir anahtar kard, asma kilidi vurdu. Kapy denedi, sonra kulbenin arkasna doland, bir merdivenle geri dnd. 276 Birka dakika sonra, yz Leyla'nn penceresndeydi; aznn bir kesinde, bir tutam ivi. Salar darmadank. Alnnda, orak biiminde bir kan lekesi. Onu grnce Azize bir lk att, yzn Leyla'nn koltuk altna gmd. Rait tahtalar pencereye akmaya koyuldu. Karanlk mudakt; zifiri, nfuz edilemez; katmansz, doku-suz. Rait tahtalarn arasndaki yarklar bir eyle doldurmu, kapnn nne de geni, kaln bir ey koymutu ki, altndan k szmasn. Anahtar deliine bile bir ey sokulmutu. Leyla zamann geiini gzleriyle izleyemeyeceini anlaynca, kulaklarn, salam kulan kulland. Ezan sesi ve horoz tleri, sabaha iaretti. Alt kattan, mutfaktan gelen ta-bak-anak angrts, alan radyo, akam demekti.

lk gn, karanlkta srnerek, el yordamyla birbirlerini buldular. Leyla Azize'nin aladn, emeklediini gremiyordu. "Mamma," diye mzldand Azize. "Mamma.'"' "Yaknda." Leyla kzn pt; alnn hedeflemi, onun yerine bann tepesini bulmutu. "Yaknda st ieceiz. Azck sabrl ol, yeter. Anneciinin hatrna uslu, sabrl bir kz ol; o da sana mama bulsun." Leyla ona birka ark syledi. Ezan ikinci kez yankland, Rait onlara yine yiyecek bir ey, daha da kts su vermedi. O gn tepelerine kaln, boucu bir scak kt. Oda bir ddkl tencereye dnt. Leyla kuru dilini dudaklarndan geiriyor, bahedeki kuyuyu, souk, taze suyu dnyordu. Azize srekli alyordu; Leyla eliyle onun yanaklarn silip de elinin slanmadn ayrm-saynca, panie kapld. Azize'yi soydu, yelpazeleyecek bir ey arand, bulamaynca da flemeye balad; ta ki nefesi tkenip ba dnnceye kadar. 277 O gn, defalarca duvarlar yumruklad, kalan enerjisini de, komulardan biri duyar umuduyla, haykrarak, imdat isteyerek harcad. Ama kimse gelmedi, tiz lklar Azize'yi korkuttu; kz clz, kurbaa vraklamasn andran bir sesle, yeniden alamaya balad. Leyla kendini yere brakt. Byk bir sululukla Meryem'i dnd; kan revan iinde, bu scakta kck kulbeye hapsolmu olan kadn. Bir ara ii geti; vcudu scaktan alev alev yanyordu. Ryasnda Azize'yle birlikte, Tark'a rastladklarn grd. Kalabalk bir caddede, yolun kar tarafndayd, bir terzinin tentesinin altnda. Yere oturmu, bir sandktan ald incirleri yiyordu. Bu senin baban, dedi Leyla. uradaki adam, gryor musun? O senin ger pek baban. Tark'a seslendi, ama sokaktaki grlt sesini bodu, Tank onu duymad. Evin stnde uuan roketlerin slna uyand. Bir yerlerde, gremedii gkyz patlamalarla, makineli tfeklerin uzun, delicesine takrtsyla deliniyordu. Leyla gzlerini kapad. Sonra, Rait'in koridoru dven, gl ayak seslerine uyand. Srnerek kapya gitti, avularyla vurdu. "Yalnzca tek bir bardak, Rait. Benim iin deil. Kzm iin. Kan ellerine bulasn istemezsin, deil mi?" Adam yryp geti. Leyla yalvarmaya balad. Balanmak iin yakard, szler verdi. Lanet okudu. Rait'in kaps kapand. Radyo ald. Mezzin nc kez ezan okudu. Scak yeniden bastrd. Azize daha da gsz, halsizdi imdi. Alamay kesmiti, hi kprdamyordu. Leyla' kulan onun azna yaptrd, soluklarnn hafif hrtsn duyamama korkusuyla, d koparak dinledi. Bu kadarck bir hareket bile, bann frl fini dnmesine yetmiti. Dalp gitti, anmsayamad ryalar grd. Uyannca, Azi278 ze'yi kontrol etti, atlam dudaklarna, boynunda belli belirsiz atan nabza dokundu. Burada lp gideceklerdi, Leyla arak bundan emindi, ama onu asl dehete dren ey, kzndan, daha gen ve daha narin olan Azize'den sonraya kalma olaslyd. Azize daha ne kadar dayanabilirdi? Azize bu scakta can verecek, Leyla da onun katlaan, kk bedeninin yannda yatmak, kendi lmn beklemek zorunda kalacakt. Bir kez daha, dalp gitti. Uyand. Uyudu. Uykuyla uyanklk arasndaki izgi buland. Bu kez onu uyandran ezan ya da horozlar deil, srklenen ar bir eyin sesiydi. Bir ngrt duydu. Anszn odaya k doldu. Gzleri ac lklar att. Leyla ban kaldrd, ir-kildi, eliyle gzlerini perdeledi. Parmaklarnn arasndan, gen bir kta duran iri, bulank karalty grd. Siluet kprdad. imdi, yanma melen, ona doru eilen bir ktle, kulana fsldayan bir ses vard. "Bunu bir daha denemeye kalkarsan, seni bulurum. Peygamber zerine yemin ederim ki, ne yapar eder seni bulurum. Bulduum zaman da, bu kahrolas lkede, beni yapacam eyden sorumlu tutacak tek bir mahkeme kmaz. nce Meryem'i, sonra onu, en son da seni... Sana izlettiririm. Beni anlyor musun? nce seyrettiririm sanar Doruldu, odadan kt. Ama kmadan nce brne, Leyla'ya gnlerce kan ietecek bir tekme yaptrmay ihmal etmedi. 279 37 MERYEM EYLL 1996 ki buuk yl sonra, 27 Eyll sabah, Meryem byk bir grltye uyand; barlar, slklar, atapatlar ve mzik. Oturma odasna kotu, Leyla'y oktan gelmi, omuzlarna ald Azize'yle birlikte pencereden bakarken buldu. Kz dnd, glmsedi. "Taliban burada," dedi. Meryem Taliban'm adn ilk, iki yl nce, 1994 Ekimi'nde duymutu: Rait, Kandehar'daki sava lordlann alaa ettikleri ve kenti aldklar haberini getirdiinde. Ailelen Sovyet sava srasnda Pakistan'a kaan, gen Perun erkeklerden olu280

an bir gerilla gc, demiti adam. ou Pakistan snrndaki snma kamplarnda yetimi (hatta kimileri orada domu), Pakistan medreselerinde, mollalar tarafindan eriat eitimi almt. Liderleri, Molla mer adnda gizemli, okuma yazma bilmeyen, tek gzl bir mnzeviydi; Rait'in hafif alayl eklediine gre, kendine Amir-l-Mmin dedirtiyordu - Mminlerin, nananlarn nderi. "Bu ocuklarn rifa's, kkleri olmad doru," diye srdrd szn. Ne Meryem'e ne de Leyla'ya hitap ediyordu. Baarsz kama giriiminden beri, iki buuk yldr, Meryem onun Leyla'y da kendisiyle ayn kefeye koyduunun farkndayd: onun gvenini kesinlikle hak etmeyen, aalanmaya, adamdan saylmamaya layk iki alak. Rait konutuunda, Meryem onun kendi kendisiyle sohbet ettii duygusuna kaplyordu; ya da odadaki grnmeyen ama iki kadnn aksine, fikir beyan edilmeye deen birine seslendii duygusuna. "Gemileri olmayabilir," dedi Rait, sigarasnn dumann tavana doru flerken. "Dnya hakknda ya da bu lkenin tarihi hakknda hibir ey bilmiyor olabilirler. Tamam. Onlarla kyaslandnda, bizim Meryem niversite profesr saylr. Hah! Doru sylyorum. Ama etrafnza bir balan. Ne gryorsunuz? Yozlam, agzl, haris, tepeden trnaa silahl, eroin zengini, birbirine cihat aan ve aradaki herkesi, nne geleni ldren Mcahit komutanlar - aynen bunu, ite. Taliban hi olmazsa saf, bozulmam. En azndan, tertemiz Mslman ocuklar. Gelir gelmez, buray bir gzel temizleyecekler, vallah. Ban ve dzen getirecekler. St almaya kan insanlar vurulup ldrlmeyecek. Rokeder susacak! Bir dnsenize." Taliban iki yldr, adm adm Kabil'e yaklayor, ehirleri Mcahitlerin elinden alyor, yerletii yerdeki hizip savalarna son veriyordu. Hazara komutan Abdl Ali Mezari'yi yakalayp 281 kuruna dizmiti. Aylardr, slendikleri yerden, yani Kabil'in gneyindeki d mahallelerinden kenti atee tutuyor, Ahmet ah Mesut'la birbirlerine roket yadnyorlard. 1996 Eyll'-nn balarnda, Celalabad ve Sarobi kentlerini de zapt ettiler. Taliban'da, Mcahitlerin asla sahip olamad bir ey var, dedi Rait. Birlik. "Ho geldiler, sefa geldiler," diye ekledi. "Bakalarn bilmem, ama ben onlan gl yapraklanyla karlayacam." O gn darya ktlar, drd birlikte; Rait yeni dnyalarn, yeni nderlerini selamlamalan iin onlan bir otobsten indirip tekine bindirdi. Yerle bir olmu, harap mahallelerde, Meryem yknlann altndan kp sokaklara akan insanlar grd. Disiz, buruuk azyla devaml glmseyen, yal bir kadn yoldan geenlerin zerine avu avu pirin serpiyordu. Salt iskeleti kalm bir binann yannda kucaklaan iki erkek; gkyznde, olan ocuklann damlardan frlatt fieklerin, atapatlann vnlamas, slamas, patrts. Kasetalarlardan yaylan ulusal mar, hi susmayan araba kornalanyla yanyor. "Bak, Meyem!" Azize, Meyvand Caddesi'ne doru koan birtakm olanlan gsteriyordu. Skl yumruklanyla havay dvyor, iplere baladklar, pasl teneke kutulann srklyorlard peleri sra. Mesut'la Rabbani'nin Kabil'den ekildiini hayknyorlard. Drt bir yandan tekbirler ykselmekteydi: Allah--ekber! Meryem, Meyvand Caddesi'ndeki bir pencereden sarkan irafa bakt. zerine kocaman, siyah harflerle yle yazlma: ZENDA BAAD TALIBAN! ok yaa Taliban! Sokaklarda yrrlerken, Meryem'in gzne, ayn dilei tekrarlayan baka yazlar da arpt - camlara boyanm, kaplara ivilenmiti; araba antenlerinde rpnyordu. 282 *** Meryem ilk Taliban'n da ayn gnn ilerleyen saatlerinde grd; Rait, Leyla ve Azize'yle birlikte girdikleri Petu-nistan Meydan'nda. Byk bir kalabalk toplanmt alana. tiiyor, daha iyi grebilmek iin boyunlann uzatyorlard; alann ortasndaki mavi emenin etrafn saranlar, kuru yatana doluanlar da vard. Alann ucunu grmeye alyorlard, eski Hayber Lokantas'nn bulunduu ksm. Rait cssesini kullanarak kalabal yard, onlan birinin mikrofondan konutuu noktaya gtrd. Azize grnce, bir lk atp yzn Meryem'in hur-ka'smz gmd. Mikrofondaki ses, ince uzun, sakall bir delikanlya aitti; bana siyah bir trban dolamt. Seyyar, derme atma bir ykseltinin zerindeydi. Botaki elinde bir roketatar tutuyordu. Yannda, trafik lambasna balanm urganlann ucunda sallanan, iki kanl ceset vard. Giysileri parampara. imi yzleri morumsumavi. "Onu tanyorum," dedi Meryem. "Soldakini." Meryem'in nnde duran gen kadn dnd, Necibullah olduunu syledi. teki adamsa kardeiydi. Meryem Neci-bullah'n, Sovyet yllarnda ilan tahtalanndan, vitrin camlarndan glmseyen, tombul, bykl yzn anmsad. Daha sonra, Taliban'in Necibullah' snd yerden, Da-rlaman Saray yaknndaki Birlemi Milletler kararghndan yaka paa kardn renecekti. Ona saatlerce ikence yap-tklann; ayaklarn bir kamyona balayp cansz bedenini sokaklarda srdklerini. "ok, pek ok Mslman' ldrd!" diye hayknyordu gen Taliban elindeki mikrofona. nce, Petun aksanl Farsa konuuyordu, sonra Petuncaya dnd. Szcklerini vurgulamak istercesine, elindeki silahla cesederi drtmekteydi.

283 "ledii sulan bilmeyen yok. Bir komnist ve bir kafirdi. tc, slam'a kar : j; ileyen dinsizlere byle yaparz!" Rait pis pis sfttjyordu. Meryem'in kuc-imdal:'. Azize alamaya balad. Ertesi gn Kabil, kamyonlann istilasna urad. Hayr-ha-iie'de, ar-c-Ncv'dc, Kzrt-h-Pcrvan, Vezir Ekber Han ve Taymani'de, krmz Toyota pikaplar sokaklarda kol geziyordu. Kasalarnda silahl, .akall, kara trbanl erkekler. Her kamyonetten, hoparlrler bangr bangr duyuru yapmaktayd; nce Forsa, sonra Petin dilinde. Ayn mesajlar, minarelere taklm ses ykse!ticilefd.. ve artk eriatn Sesi diye bilinen adyodan da yaynlanyordu. Dahas, brorler, el ilanlar halinde sokaklara atlyordu. Meryem bahede bir tane buldu. Vatanmzn ad ivin 'an byle Afganistan slam Emirliindir. Bunlarda l/izim h.jduumuz, sizin uyacanz yasalar: tn vatandala}, gi nde be vakit namaz klacaktr. Namaz vakti baka lir i yakarken yakalanan, krbaplanacaktr. Btn erkekler sakal i "^akacaktr. Meru lp, enenin altnda, en az bir skl yvmruk uzunluundadr. Bu emre uymayanlar, ktrbalanacahtr. Btn erkek pocukiar trban takacaktr. Birinciyle altnc snf arasndakiler siyah, daha yukar snftakiler beyaz trban takacaktr. Btn erkek ocuklar slami klklar giyecektir. Gmlek yakalar d/melenecektir. ark sylemek yasa.';fir. Dans etmek yasaktr. skambil oynamak, satran oynamak, kumarn her tr ve uurtma uurmak yasaktr. Kitap yazmak, film izlemek, resim yapmak yasaktr, 284 Evinizde ku beslerseniz, krbalanacaksnz. Kularnz ldrlecek. alarsanz, eliniz bilekten kesilir. Bir daha alarsanz, ayanz kesilir. Mslman deilseniz, Mslmanlarn grebilecei bir yerde dua etmeyin. Bunu yapanlar krbalanacak ve hapse atlacaktr. Bir Mslman' kendi dinine dndrmeye alan kii, idam edilecektir. Kadnlarn dikkatine: Evinizden darya kmayacaksnz. Kadnlarn sokaklarda amaszca dolamas, caiz deildir. Darya karsanz, yannzda mutlaka bir mahrem, erkek akrabanz bulunacak. Sokakta tek bana yakalanan kadn dvlecek ve evine gnderilecektir. Her ne art altnda olursa olsun, asla yznz gstermeyeceksiniz. Dardayken, burka'y rtneceksiniz. Aksi halde, iddetle krbalanacaksnz. Makyaj malzemeleri yasaktr. Mcevher yasaktr. ekici, gsterili giysiler giymeyeceksiniz. Sizinle konuulmadan, konumayacaksnz. Erkeklerle gz gze gelmeyeceksiniz. Uluorta glmeyeceksiniz. Glenler, krbalanacaktr. Trnaklarnz boyamayacaksntz. Soyarsanz, bir parmanz kesilecektir. Kzlarn okula gitmesi yasaklanmtr. Btn kz okullar derhal kapatlacaktr. Kadnlarn almas yasaklanmtr. Zinadan sulu bulunursanz, talanarak ldrleceksiniz. Dinleyin. yi dinleyin. taat edin. Allah--ekber. *** 285 Rait radyoyu kapad. Oturma odasnda, yer sofrasnda yemek yiyorlard; Necibullah'n ipte sallanan cesedini greli, bir hafta bile olmamt. "Nfusun yarsn evde, bo bo oturmaya zorlayamazlar. Bunu yapamazlar," dedi Leyla. "Neden yapamasnlar?" dedi Rait. lk kez, Meryem ona katld. Rait ayn eyi kendisine ve Leyla'ya yapmam myd; hem de byk bir baaryla? Leyla'nn bunu grmemesi mmkn myd? Leyla bastrd: "Buras ky deil. Buras, Kabil. Kadnlar burada yllardr avukadk, doktorluk yapyor; hkmette yer alyorlar..." Rait srtt. "Tam da niversite mezunu, iir okuyan bir adamn kibirli, kstah kz gibi konuuyor. Ne kadar kentli, ne kadar da Taciksin. Bunu, Taliban'n ortaya att yeni, radikal bir fikir mi sanyorsun? Kabil'deki kk, deerli kabuunun dna kmay hi denedin mi, giiVxam. benim? Gerpek Afganistan', gneyi, douyu, Pakistan snrndaki airetleri grme zahmetine kalktn m? Hayr m? Ben grdm. Ve sana u kadann syleyebilirim ki, bu lkede zaten hep byle ya da buna yakn yaayan bir sr yer var. Ama senin haberin yok tabii."

"Buna inanmay reddediyorum," dedi Leyla. "Ciddi olamazlar." "Taliban'n Necibuiiah'a yapt, bana baya ciddi grnd," dedi Rait. "Sence de yle deil mi?" "O bir komnistti! Gizli Polis'in bayd." Rait gld. Meryem yant bu kahkahadan ald: Taliban'n gznde, o korkun, rktc KHAD'n efi ve bir komnist olmak, Necibullah' bir kadndan azck daha aalk yapyordu, o kadar. 286 38 LEYLA Taliban ie koyulunca, Leyla Babi'nin sa olup da bunlar grmediine sevindi. Kazmal, baltal adamlar, bakmszlktan dklen Kabil Mzesi'ne daldlar, Islam-ncesi heykelleri paraladlar -Mcahitler tarafndan oktan yamalanmam olanlar, elbette. niversite kapatld, renciler evlerine gnderildi. Resimler duvarlardan indirildi, kllarla paraland. Televizyon ekranlar tekmelendi. Kitaplar, Kuran dnda, ynlar halinde yakld, kitap satan dkknlar kapatld. Halili'nin, Pejvak, Ensari, Hac Dehkan, Eraki, Beytab, Hafiz, Nizam, Rumi, Hayyam, Beydel ve daha pek oklarnn yapdan kl oldu. 287 Leyla, namaz vakti sokaklarda olan erkeklerin toplanp zorla camilere sokulduunu duyuyordu. Tavuk Soka yaknndaki Marco Polo lokantasnn bir sorgulama merkezine dntrldn rendi. Bazen, siyaha boyal pencerelerinin arkasndan lklar geliyordu. Sakal Devriyesi kentin drt bir yannda, Toyota kamyonetieriyle sokaklar turluyor, kana susamasna, tra edilmi surat any ordu. Sinemalar da kapattlar. Sinema Park, Ariana, Aryub. Projeksiyon odalar talan edildi, film bobinleri atee verildi. Tark'la birlikte bu sinemalarda oturup film izledikleri gnler, Leyla'nn bugn gibi aklndayd; Hint melodramlar, kaderin trajik bir cilvesiyle ayr den klar, biri uzak diyarlara srklenirken tekinin bir bakasyla evlendirilmes"i, gzyalar, kadife iekleriyle dolu tarlalarda sylenen arklar, kavuma hasretiyle yanan yrekler. Bu tr filmlerde alad zaman Tank gler, onunla dalga geerdi. "Babamn sinemasna ne yaptlar acaba?" dedi Meryem bir gn. "Tabii hl duruyorsa. Ya da hl babamnsa." Kerabat, Kabil'in kadim mzik mahallesi susturuldu. Mzisyenler dvld, hapse atld, rubabzn, tamburdan, armonikalar ayaklar altnda inendi. Taliban, Tark'n en sevdii arkcnn, Ahmet Zahir'in mezarna kurun yadrd. "leli neredeyse yirmi yl oluyor," dedi Leyla Meryem'e. "lmek bile yetmiyor mu?" Rait Tliban'dan fazlaca rahatsz olmad. Yapmas gereken tek ey, sakal brakmakt, brakt; bir de camiye gitmekti, o da gitti. Taliban' balayan, hatta elenen bir sevecenlikle izliyordu; taknlklara, rezaletlere meyilli, dengesiz bir kuzene gsterilen hogryle. 288 Her aramba gecesi, eriat\n Sesi'nde yaynlanan duyuruyu dinliyordu; Taliban'n cezaya arptnlanlar listesini. Sonra, cumalan, Gazi Stadyumu'na gidiyor, bir Pepsi alp infaz gsterisini izliyordu. Yatakta, kesilen elleri, krbalamalar, idamlan, kafa kesmeleri sapka bir cokuyla tanmlarken, Leyla'ya da zorla dinlettiriyordu. "Bugn bir adamn, erkek kardeinin katilinin boazn kesiini seyrettim," dedi bir gece, havaya duman halkalan fleyerek. "Vahi bunlar," dedi Leyla. "yle mi? Neye kyasla, peki? Sovyetler bir milyon insan ldrd. Mcahiderin u son drt ylda srf Kabil'de ka kiiyi ldrdn biliyor musun? Elli bin. Elli bin! Bununla kyasladnda, birka hrszn elini kesmek ok mu hunharca yani? Gze gz, die di, o kadar. Kuran'da yazyor. Aynca, syle bakalm: Biri Azize'yi ldrse, sana intikamn bizzat alma frsat tannsn istemez miydin?" Leyla ona tiksinen bir bak frlatt. "Yalnzca rnek veriyordum," dedi adam. "Onlardan hi farkn yok." "Gzlerinin rengi ilgin, yle deil mi? Azize'nin yani. Rengini ne senden ne de benden alm." Rait onun yzne bakmak iin yan dnd, iaretparma-nn kvnk trnayla kzn baldrn hafife kad. "yle izah edeyim," dedi. "Eer canm isterse -istediini sylemiyorum, yalnzca isteyebilir, olabilir, diyorum-Azize'yi bamdan atabilir, birine verebilirim; buna hakkm var. Buna ne derdin, ha? Ya da kalkp Taliban'a gidebilir, seninle ilgili kukularm olduunu syleyebilirim. Bu kadar basit ite. Kimin szne inanrlar dersin? Sana ne yaparlar dersin?" Leyla bacan ekip kurtard. 289 "Yapacamdan deil," dedi adam. "Yapmam. Ney. Muhtemelen yapmam. Beni bilirsin." "ok aalksn," dedi Leyla.

"Bu ne byk laf byle. Bu huyundan oldu bitti holanmadm zaten, gckken de, o topalla dp kalkarken bile, bir havalardaydn; kendini ok zeki sanrdn, btn o kitaplarnla, iirlerinle filan. Onca zek ne iine yarad, ha? Seni sokaklardan ben mi kurtardm, zekn m? Aalm, demek? Bu ehirdeki kadnlarn yans, benim gibi bir koca iin cinayet iler. Cinayet." Srtst dnd, sigarasndan derin bir nefes ekti. "Byk laflardan holanyorsun, yle mi? te sana bir tane: perspektif. Burada yaptm da aynen bu, Leyla. Perspektifini, gr an yitirmemeni salamak." Leyla'nn o gece, saatlerce midesinin bulanmasna neden olan da, Rait'in syledii her eyin, hepsinin doru olmasyd. Ama sabah ve ondan sonraki ou sabah, midesindeki bulant srd, giderek de ktleti, ok iyi bildii, tatsz bir illete dnt. Souk, bulutlu bir leden sonra, Leyla yatak odasnn zeminine srtst uzand. Meryem kendi odasnca, Azize'yle birlikte le uykusundayd. Leyla'nn elinde, sokaa terk edilmi bir bisikletin tekerleinden kerpetenle kestii, madeni ubuk vard. Bisikleti, Tark'la yllar nce pt geitte bulmutu. Uzun bir sre yerde, ylece yatt; bacaklar ayrk, havay dilerinin arasndan emerek. Varlndan ilk kukuland an sevmiti Azize'yi. Bu gvensizlii, tedirginlii hi yaamamt. Bir annenin, diye d290 nd, kendi ocuuna sevgi duyamayacandan korkmas, korkun bir ey. Doa-d bir ey. Ama ite, burada byle yatar, terli elleriyle teker ubuunu ynlendirmeye hazrlanrken, gerekten de merak ediyordu: Rait'in ocuunu Ta-nk'inki kadar sevebilir miydi? Sonunda, yapamad. ubuu elinden brakmasnn nedeni, ne kan kaybndan lme korkusuydu, ne de bunun menfur, lanetlenesi bir davran olduunu dnmesi (ki yle olduundan emindi). Leyla demir ubuu brakmt, nk Mcahitlerin bir an bile duraksamadan kabullendii dsturu kendisine yaktra-mam: Savata bazen masumlann da lmesi gerekir. Onun sava Rait'e karyd. Bebein hibir suu yoktu. Zaten haddinden ok cinayet ilenmiti. Leyla, iki dmann apraz ateinde kalp, pisi pisine len yeterince masum canl grmt. 291 39 MERYEM EYLL 1997 "Bu hastanede kadnlara baklmyor artk!" diye brd nbeti. Basamaklarn tepesinde duruyor, buz gibi gzlerle, Malalay Hastanesi'nin nnde birikmi olan kalabal szyordu. Kalabalktan mthi bir uultu ykseldi. "Ama buras kadn hastanesi!" diye bard bir kadn, Meryem'in arkasndan. Onaylayan haykrlar duyuldu. Meryem Azize'yi bir kolundan tekine geirdi. Serbest eliyle inleyen, bir kolunu Rait'in boynuna atm olan Leyla'ya destek oluyordu. "Artk deil," dedi Talib. "Karm dourmak zere!" diye haykrd irikym bir erkek. "Burada, sokakta m doursun, kardeim?" 292 Meryem'in duyurudan o yln ocak aynda haberi olmutu; bundan byle kadnlarla erkeklere ayr hastanelerde baklaca, Kabil hastanelerindeki btn kadn personelin iten karlaca, tek bir merkezi binada toplanp altrlaca aklanmt. Buna kimse inanmam, Taliban da zaten karan uygulamaya koymamt. u na kadar. "Peki, ya Ali Abad Hastanesi?" diye seslendi bir baka adam. Nbeti omuz-silkti. "Vezir Ekber Han?" "Sadece erkekler," dedi asker. "Ne yapacaz imdi?" "Rabia Balkhi'ye gidin," dedi nbeti. Gen bir kadn ne ilerledi, oraya zaten gittiini syledi. Temiz sulan yok, dedi; ne oksijen, ne ila, ne de elektrik. "Orada hibir ey yok." nlemeler, itirazlar ykseldi, birka tane de hakaret. Biri bir ta nrlat. Talib Kalanikofunu kaldrd, havaya iki el ate etti. Arkasnda duran bir baka Talib elindeki krbac aklatt. Kalabalk il yavrusu gibi dald. Rabia Balkhi'nin bekleme salonu burka\\ kadnlarla, ocuklarla kaynyordu. Havada ar bir ter, ykanmam beden, ayak, sidik, sigara ve antiseptik kokusu. almayan tavan pervanesinin alanda, ocuklar birbirini kovalyor, uyuklayan babalann ne uzanm ayaklannn stnden atlyordu.

Meryem Leyla'y, svas yer yer kalkm, yabanc lke ha-ritalanna benzer ekiller olumu bir duvann dibine oturttu. Leyla ellerini karnna baarm, ne arkaya uunuyordu. "Sana bir doktor bulacam, Leyla co. Yemin ederim." 293 "Acele et," dedi Rait. Kayt cameknnn nne bir kadn kalabal ylm, itiip kakmaktayd. Kimilerinin kucanda bebekleri vard. Kimisi gruhtan ayrld, tedavi odalarna alan ift kanatl kapy zorlamaya balad. Silahl bir Talib karlarna dikildi, onlar geri pskrtt. Meryem kalabala dald. Topuklarndan g alarak ilerliyor, nn kesen dirsekleri, kalalan, krekkemiklcrini bir matkap gibi yaryordu. Biri kaburgalarna bir dirsek att, o da yine bir dirsek darbesiyle karlk verdi. Bir el umutsuzca yzne uzand. Meryem elinin tersiyle uzaklatrd. Yoluna kan her eyi, enseleri, kol ve dirsekleri, salar aralad, ne doru ilerledi; yaknndaki bir kadn emkirince, o da kadna emkirdi. Bir annenin yapt fedakrlklar, nelerden vazgetiini grmeye balamt. Nezaket bunlardan biriydi. i szlayarak Nana'y, yapt zverileri dnd. Nana onu yetimhaneye verebilir ya da bir hendee atp kaabilirdi. Ama yapmamt. Onun yerine, dnyaya bir harami getirmenin utancn sineye ekmi, yaamn Meryem'i bytmek ve kendince, kendi usulnce sevmek gibi kymeti bilinmeyen, teekkrsz bir greve adamt. Ve sonunda, Meryem Celil'i semi, Celil'i ona tercih etmiti. Edepsiz bir kararllkla ilerler, kalabal yararken, keke Nana'ya daha iyi bir evlat olsaydm, dedi iinden. Keke annelik hakknda imdi rendii eyleri, ta o zaman bilseydi. Kendini bir hemireyle burun buruna buluverdi; tepeden trnaa kirli, gri bir burkana brnmt. Hemire, bur-ifea^nn pee ksm kurumu kanla kapl, gen bir kadnla konumaktayd. "Kzmn su kesesi padad, ama bebek grnmyor," diye haykrd Meryem. 294 "Benimle konuuyor, grmyor musun?" diye bard gen kadn. "Sran bekle!" Kalabalk tek bir kide halinde saa sola sallanyor, dalgalanyordu, tpk bir esinti akl yaladnda, kulbe'mn etrafndaki uzun ayrlar gibi. Meryem'in arkasndaki bir kadn, avaz avaz, kznn aatan dp bileini krdn bildirdi. Bir bakas, dksnda kan grdn haykrd. "Atei var m?" diye sordu hemire. Kendisine hitap edildiini anlamak Meryem'in bir dakikasn ald. "Hayr," dedi. "Kanama?" "Hayr." "Nerede o?" Meryem kapal balann stnden, Leyla'yla Rait'in oturduu yeri gsterdi. "Onunla ilgileneceiz," dedi hemire. "Ne zaman?" diye rd Meryem. Biri omzuna yapm, geriye doru ekiyordu. "Bilmiyorum," dedi hemire. Yalnzca iki doktor var, onlar da u an ameliyatta, diye ekledi. "Ama ac ekiyor," dedi Meryem. "Ben de!" diye haykrd, kafas kanl kadn. "Sran bekleene!" Meryem geriye doru itekleniyordu. Hemireyle arasna imdi omuzlar, enseler girmiti. Burnuna bir bebein stl geirtisi doldu. "Biraz yrt onu," diye seslendi hemire. "Ve bekle." Bir hastabakc nihayet onlar ieriye ardnda, hava oktan kararmt. Doumhanede sekiz yatak vard, hepsinde de inleyen, kvranan kadnlar; balarnda, tamamen rtl ?.9R hemireler. Kadnlardan ikisi dourmak zereydi. Yataklann arasnda perde yoktu. Leyla'ya en utaki, siyaha boyanm pencerenin altndaki yatak verildi. Yaknlarda adak, kuru bir lavabo vard, stndeki ipe lekeli ameliyat eldivenleri aslmt. Meryem, odann ortasnda alminyum bir masa durduunu grd. st ekmeceye is rengi bir battaniye yaylmt, orta ekmece botu. Kadnlardan biri, Meryem'in nereye baktn fark edince, "Canllar ste koyuyorlar," dedi. Lacivert burka\\ doktor, ufak tefek, tez canl bir kadnd; bir ku gibi saa sola sekiyordu. Azndan kan her eyde sabrsz, acil bir tn vard. "lk bebek." Dmdz bir sesle sylemiti, sorar gibi deil de belirtir gibi. "kinci," dedi Meryem. Leyla bir lk att, yan dnd. Parmaklan Meryem'inki-lere kenetlendi. "lk doumda herhangi bir sorun yaand m?" "Hayr." "Annesi misin?" "Evet," dedi Meryem.

Doktor burka'smm alt ksmn kaldrd, koni biiminde, madeni bir alet kard. Leyla'nn arafn syrd, aletin geni ucunu onun karnna, dar ucunu da kendi kulana dayad. Bir dakika kadar dinledi, aletin yerini deitirdi, tekrar dinledi, bir daha deitirdi. "imdi bebei ellemem gerekiyor, hemire." Lavabonun stndeki ipe mandallanm elUivenlerden birini alp eline geirdi. Bir eliyle Leyla'nn karnna bastnr-ken, dierini iine soktu. Leyla inledi. i birince, doktor eldiveni bir hemireye verdi, o da sudan geirip yeniden ipe tutturdu. 296 "Kzna sezaryen gerekiyor. Ne olduunu biliyor musun? Rahmini ap bebei karmak zorundayz, nk ters gelmi" "Anlamyorum," dedi Meryem. Doktor, bebein duru biimi yznden, darya kendiliinden, doal yoldan kamayacan aklad. "Aynca, fazlasyla vakit kaybedilmi zaten. Hemen ameliyathaneye almalyz." Yz acyla kaslm olan Leyla ban onaylarcasna sallad, sonra ba bir yana dt. "Size sylemem gereken bir ey var," dedi doktor. Meryem'e yaklat, eildi, daha alak, daha mahrem bir sesle bir eyler syledi. Sesinde imdi belli belirsiz bir utan vard. "Ne diyor?" diye inledi Leyla. "Bebekte bir sorun mu var?" "yi de, nasl dayanacak?" diye sordu Meryem. Doktor bu sorudaki sulamay duymu olmal ki, savunmaya geti. "Ben byle olmasn ister miyim sanyorsun? Ne yapmam bekliyorsun, peki? htiya duyduum eyleri vermiyorlar. Bir rntgen cihazm bile yok; ne vantuz, ne oksijen, ne de en basit antibiyotikler. Sivil Toplum rgtleri para yardm neriyor, Taliban geri eviriyor. Ya da paray erkek aevlerine aktaryor." Meryem sordu: "Ama Doktor sahip, ona verebileceiniz hibir ey yok mu?" "Neler oluyor?" diye inildedi Leyla. "lac kendiniz satn alabilirsiniz, ancak..." "Adn yazn," dedi Meryem. "Siz yazn, ben bulurum." Doktor burkahnm altndan ban serte sallad. "Vakit yok. Dahas, yaknlardaki eczanelerde bulamazsn. Bu trafikte oradan oraya koturacaksn, hatta belki de kentin teki ucuna; stelik bulma ihtimalin de ok dk. Saat neredeyse 297 sekiz buuk oldu; sokaa kma yasan d'eldiin iin tutuklanabilirsin de. lac bulsan bile, muhtemelen paran yetmeyecektir. Ya da, senin kadar aresiz biriyle kapman gerekecek. Vakit yok. Bu bebein derhal karlmas lazm." "Neler olduunu sylesenize!" dedi Leyla. Dirseklerinin zerinde dorulmutu. Doktor derin bir soluk ald, aklad: Hastanede narkoz yoktu. "Ama gecikirsek, bebei kaybedebilirsin." "yleyse kesin beni," dedi Leyla. Yataa geri devrildi, dizlerini karnna ekti. "Kesin karnm ve bebeimi verin bana." Eski, i karartc ameliyathanede Leyla'y bir yataa yatrdlar, doktor lavaboya gidip ellerini ykamaya koyuldu. Leyla tir tir titriyordu. Hemire onun karnn, sanms-kahverengi bir svya batrd elbeziyle her siliinde, skl dilerinin arasndan havay emdi. Bir baka hemire, kapda bekliyordu. Arada bir aralyor, darya gz atyordu. Doktor imdi burkann karmt; Meryem onun kabark, kr salarn, etli, dolgun gzkapaklarn, aznn iki yanndaki kk yorgunluk keselerini grd. "Ameliyat burkanla, yapmamz istiyorlar," diye aklad kadn, bayla kapdaki hemireyi gstererek. "Nbet tutuyor. Geldiklerini, grecek, ben de rtneceim." Bunlar doal, neredeyse kaytsz bir ses tonuyla sylemiti; Meryem fkeyi, hnc oktan am bir kadnla kar karya olduunu anlad. Bu kadn, diye dnd, salt alabildii iin bile kendini ansl sayyor; nk elinden alabilecekleri bir ey, baka bir ey daha olduunu biliyor. Leyla'nn omuz hizasnda, iki yannda iki dikey, madeni ubuk vard. Onun karnn dezenfekte eden hemire, bir ar298 afi mandallarla bu ubuklara tutturdu. Bylece, Leyla'yla doktor arasnda bir perde olutu. Meryem Leyla'nn bann arka tarafna geti, yzn onunkine yaklatrd; yanaklar dokunacak kadar. Leyla'nn dilerinin takrdadn duyabiliyordu. Elleri bulutu. Perdenin arkasndan, doktorun glgesinin Leyla'nn soluna, hemirenin de saa kaydn grd. Leyla'nn dudaklar son raddeye kadar gerilmiti. Kenetlenmi dilerinin yzeyinde tkrk baloncuklar oluuyor, sonra patlyordu. Azndan tslamay andran ksa, kesik sesler dklyordu. Doktor, "Yrekli ol, kardeim," dedi. Leyla'nn zerine eildi. Kzn gzleri ardna kadar alverdi. Sonra, az ald. Bu ekilde kala kald; titreyerek, rpererek, boyun damarlar gerilmi; yznden terler akyor, parmaklan Meryem'in par-maklann eziyor.

Meryem, lk atmasna kadar geen sre iin, Leyla'ya hep hayranlk duyacakt. 299 40 LEYLA GZ, 1999 ukur kazma fikri, Meryem'den kmt. Bir sabah, alet kulbesinin arkasndaki toprak parasm gsterdi. "Buraya gmebiliriz," dedi. "Buras gayet uygun." Bir bahvan beliyle, srayla kazdlar, kan topra krekle yana attlar. Byk ya da derin bir ukur tasarlamamlard, dolaysyla kazarken bu kadar zorlanmay beklemiyorlard. 1998'de balayan, imdi ikinci yln sren kuraklk, lkeyi harabeye evirmiti. Geen k neredeyse hi kar yamam, baharda da tek damla yamur dmemiti. lkenin her yannda, iftiler kurumu tarlalarn brakp, neleri var neleri yok satp yollara dm, su peinde, ky ky dolayorlard. Pakistan ya da ran'a genler oldu. Kabil'e gelip yerle300 enler de. Ama kentteki su seviyesi de dkt, s kuyular oktan kurumutu. Derin kuyularn bandaki kuyruklar yle uzundu ki, Leyla'yla Meryem saatlerce sra bekliyordu. Eriyen kann her yl salad bahar taknlarndan yoksun kalan Kabil Irma, tamamen kurumutu. nsan atklaryla, molozlarla dolu, umumi bir helayd artk. Beli savurmay, saplamay srdrdler, fakat gneten kavrulmu zemin, kaya kadar sertti; skm, pekimi, adeta talam toprak direniyordu. Meryem imdi farkndayd. Tepede toplad salarnda tek tk de olsa, kr tutamlar. Gzlerinin altnda torbalar; kahverengi, yanmay biiminde. ki n diini kaybetmiti. Bir tanesi kendiliinden dm, tekini de Zalmay' yanllkla drd zaman Rait'ten yedii yumruk halletmiti. Cildi kalnlam, darda, yakc gne altnda geirilen saaderde iyice esmerlemitd. ki kadn bahede oturur, Azize'yle kovalamaca oynayan Zalmay' seyrederlerdi. ukur kazlnca, banda durup iine baktlar. "imizi grr," dedi Meryem. Zalmay imdi iki yandayd. Kvrck sal, toparlak bir oland. Tpk Rait gibi kk, kahverengi gzleri, mevsim ne olursa olsun, pembe yanaklar vard. Kalin, gr salarn, kalarnn hemen stnden balayan, hilal biimindeki sa izgisini de babasndan almt. Leyla'yla ikisi ba baayken, tad, iyi huylu, oyunbaz bir ocuktu. Leyla'nn omzuna trmanmaya, bahede onunla ve Azize'yla saklamba oynamaya baylrd. Bazen, sakin anlarnda, Leyla'nn kucana oturur, syledii arklar dinlerdi. En sevdii ark "Molla Muhammet Can"d. Annesi arky onun kvrck salarna sylerken, tombul, minik ayaklarn 301 sallar, nakarat ksmnda, karabildii szcklere atlak sesiyle elik ederdi: Hadi, Mezar'a gidelim, Molla Muhammet canm, Lale tarlalarn grelim, ey can yoldam. Leyla, Zalmay'n yanaklarna kondurduu slak pcklere, gamzeli dirseklerine, gdk, iko ayak parmaklarna baylyordu. Onu gdklamaya, aralarndan emeklemesi iin yastklardan, minderlerden tnel yapmaya, kollarnda, bir eli mutlaka annesinin kulana yapm bir halde uyuyakalmasna baylyordu. Ne zaman aklna o le sonras, yere yatp bisiklet ubuunu bacaklarnn arasna yerletirdii gn gelse, midesi kaslveriyordu. Ramak kalmt. Byle bir dnceyi aklndan geirmi olmas bile, imdi ona inanlmaz geliyordu. Olu, Tann'nn bir ltfuydu; korkularnn boa ktn, Zalmay' da tpk Azize gibi, her bir zerresiyle, iliklerine kadar sevdiini grmekse, yreini ferahlatmt. Ama Zalmay babasna tapyordu; dolaysyla, babas eve gelip de her zamanki gibi onu martmaya, delicesine stne dmeye balar balamaz, ocuk deiiyordu. Bir anda, kstah gevezelikleri, arsz sntlanyia bambaka bir Zalmay kyordu ortaya. Babasnn yanndayken her eye kser, alnrd. Kin gderdi. Leyla'nn azarlarn duymazdan gelir, haylazlklarn, Rait yokken asla yapmad yaramazlklann srdrrd. Rait btn bunlan onaylyordu. "Zek belirtisi," diyordu. Ayn ey Zalmay'n pervaszl, her trl haanl iin de geerliydi - yuttuu bilyeleri kakasyla kardnda, kib-ride oynad ya da Rait'in sigaralann inediinde. Zalmay dounca, Rait onu bir sre yataa, Leyla'yla arasna ald. Sonra, yan panolanna aslanlar, saldrmaya hazr le302 oparlar resmedilmi, yeni bir beik ald. Eve yeni giysiler, yeni ngraklar, yeni biberonlar, yeni alt bezleri tad; her ne kadar bteleri bu masraf kaldrmasa, Azize'ninkiler hl i grr durumda olsa da. Bir gn eve, pille alan bir tavan ss getirdi, Zalmay'n beiinin stne ast. Bir ayieinden sarkan kk, sanl-siyahl anlar dnyor, sktnzda hrdayp cyaklyordu. Aleti altnnca, bir mzik paras alyordu.

"lerin kesat olduunu sylemitin," dedi Leyla. "Bor alabileceim dostlanm var," diye kestirip att adam. "Nasl deyeceksin borcunu?" "ler dzelecektir. Her zaman dzelir. Bak, ne kadar sevdi. Grdn m?" ou gnler, Leyla olundan mahrum kalyordu. Rait onu dkkana gtryor, i tezghnn altnda emeklemesine, eski, kauuk tabanlarla, deri paralanyla oynamasna izin veriyordu. Fakat ivileri, mhlan ortadan kaldnr, zmpara arkn kullanrken gzn olundan ayrmazd. Zalmay ayakkablarn dizildii raflardan birine arpp devirdiinde, Rait tatllkla paylard onu; sakin, hogrl bir glmsemeyle. Bir daha yaparsa, elindeki ekici brakr, olan tezghn zerine oturtur, yumuak bir sesle nasihat ederdi. Zalmay'a kar sabn ok derine inen, asla kurumayan bir kuyuydu. Akam olunca, birlikte eve dnerlerdi; Zalmay'n ba babasnn omzunda, ikisi de buram buram zamk ve deri kokarak. Bir srn paylaanlar gibi, birbirlerine manidarca, kurnazca glmserlerdi, sanki o lo dkknda btn gn ayakkab yaparak deil de gizli planlar kurarak geirmiesine. Zalmay akam yemeklerinde babasnn yanna oturmaktan holanrd; Leyla, Meryem ve Azize sofraty kurarken, baba-oul aralann-da, zel oyunlar oynard. Birbirlerini gdklar, kkrdar, bir303 birlerine ekmek krntlar atar, dierlerinin duyamayaca biimde fisldarlard. Leyla onlara bir ey sylediinde, Rait'in uran aslr, bu davetsiz mdahaleden ekirdi. Leyla Zalmay' kucana almak -ya da, daha kts, Zalmay onun kucana gelmek- istediinde, Rait'in ate saan gzleriyle karlard. Leyla bir yerine ine batrlmasna, uzaklard. Sonra bir akam, Zalmay'n ikinci ya gnnden birka hafta sonra, Rait eve bir televizyon ve video aygtyla geldi. Gndz lk, nemli olan hava akam serinlemiti, yerini souk, yldzsz bir geceye brakmaya hazrlanyordu. Televizyonu oturma odasna yerletirdi. Karaborsadan aldn aklad. Leyla dayanamad: "Yine bor parayla m?" "Bu bir Magnavox." Azize ieriye girdi. Televizyonu grnce, ona doru kotu. "Dikkatli ol, Azize co," dedi Meryem. "Dokunma." Azize'nin salarnn rengi, annesininkiler kadar almt.. Leyla kendi gamzelerini onun yanaklarnda da gryordu. Azize sakin, dnceli bir kk kz olup kmt; hali tavr, Leyla'nn alt yandaki bir ocuktan beklemeyecei kadar olgun, akl bandayd. Leyla kznn konuma biimine, sesindeki ahenk ve ritme, bilinli duraklamalanna ve vurgulanna hayrand; hepsi de, sesin kt kk, elimsiz bedenle elien, yle yetikin eylerdi ki. Azize olay haline getirmeden, en bir yetkeyle, Zalmay'n bakmn stlenivermiti; her sabah ocuu kaldnyor, giydiriyor, san tarayp kahvaltsn yediriyordu. leden sonra-lan onu uykuya yatran da oydu, ne zaman ne yapaca kestirilemeyen, fevri kardeinin her daim sakin, akl banda arabulucusu roln stlenen de. Olann yaramazlklanna kz304 gn, okbilmi bir ciddiyetle kafa sallamak gibi, yana yaramayan bir alkanlk edinmiti. Azize televizyonun POWER dmesine bast. Rait ka-lann att, kzn bileine yapt, serte ekip sehpann zerine koydu. "Bu televizyon Zalmay'n," dedi. Azize Meryem'in yanna gitti, kucana trmand. kisi artk aynlmaz olmulard. Son zamanlarda, Leyla'nn da onayyla, Meryem ona Kuran'dan sureler retmeye balamt. Azize daha imdiden, Mas suresini, fatiham ezberden syleyebiliyor, sabah namazndaki drt rekat\ klabiliyordu. Ona verebileceim tek sey bu, demiti Meryem Leyla'ya, bu bilgi, bu dualar. Sahip olduum tek ger fek hazine, bunlar. Tam o srada, Zalmay grnd. Rait beklenti dolu gzlerle (sokak sihirbaznn basit numaralann bekleyen seyirciler gibi) onu izlerken, olan kablolar ekti, dmelere bast, avulann bo ekrana yaptrd. Ellerini ekince, camda buulu, minik el izleri belirdi, sonra da silindi. Rait avulann ekrana bastran, sonra geri eken, bunu defalarca tekrarlayan Zalmay' gururla izliyordu. Taliban televizyonu yasaklamt. Toplanan video kaseder halkn nnde knld, ekilip karlan eritler itierin stne frlatld. Sklen uydu antenleri, sokak lambalarndan sarkyordu. Ama Rait'in dedii gibi, bir eyin yasaklanmas onun bulunamayaca anlamna gelmiyordu. "Yann birka izgi film bulurum," dedi. "Zor olmayacaktr. Pazarlarda el altndan satlmayan ey yok." "O zaman bize yeni bir kuyu bul," dedi Leyla; karlnda da nefret dolu baklara hedef oldu. Daha sonra, yine sade pilavdan oluan yemek bitince (aydan, susuzluk nedeniyle bu akam da vazgeilmiti), Rait sigarasn tellendirdi, Leyla'ya karanndan bahsetti. 305 "Olmaz," dedi Leyla. Senden izin almyorum ki, dedi adam.

"Alp almaman umurumda deil." "Btn hikyeyi buseydin, umursardn," dedi Rait. Bildiklerinden ok daha fazla borlandn, dkkndan gelen parann beine birden yetmez olduunu syledi. "Endielenmeyin diye-sizden saklamaya altm." "Ayrca," diye ekledi, "ne kadar kazandklarn bilsen, aarsn." Leyla yine hayr dedi. Oturma odasndaydlar. Meryem'le ocuklar mutfaktayd; Leyla tabak anan ngrtsn, Zal-may'n tiz kahkahalarn duyabiliyordu. Azize o ciddi, mantkl sesiyle Meryem'e bir eyler sylyordu. "Etrafnda onun gibiler, hatta daha kkleri de olacak," dedi Rait. "Kabil'de herkes yapyor bunu." Leyla, bakalarnn ocuklarna neler yaptrd beni ilgilendirmez, dedi. "Ona gz-kulak olurum," dedi Rait, ileden kmak zere olduunu belirten bir tavrla. "Gvenli bir ke. Tam karsnda da cami var." Leyla kestirip ata: "Kzm bir sokak dilencisi yapmana izin vermeyeceim!" Tokadn kard aklama epeyce yksekti; adamn dolma parmakl eli Leyla'nn dolgun yanann tam ortasna inmiti. iddetiyle, kadnn ban yana savurdu. Mutfaktaki sesleri kesti. Bir an iin, eve mutlak bir sessizlik kt. Sonra, koridorda telal ayak sesleri; hemen ardndan oturma odasna dalan Meryem'le ocuklarn, Leyla'yla Rait arasnda mekik dokuyan gzleri. Sonra, Leyla Rait'e bir yumruk att. Tark'la birbirlerine akacktan indirdikleri yumruklar saylmazsa, hayatnda ilk kez birine vuruyordu. Ama onlar sk306 h yumrukla deil, daha ok elin ayasyla indirilen, sakngan, dosta aplaklard; hem akl kartrc hem de heyecan verici arzularn bir boalm, davurumuydu. Tark'n gayet ret-mensi bir tavrla delta kas dedii kas hedef alrlard. Leyla skl yumruunun havay yrtan kavisini izledi; parmak boumlarnn hemen altnda, Rait'in tra uzam, ptrl derisinin krtn hissetti. kan ses, yere den bir pirin uvalndan kana benziyordu. ok sert vurmutu. Darbe, adam geriye doru iki adm sendeletti. Salonun teki yanndan, bir soluma, bir inilti, bir de lk geldi. Leyla hangi sesin kimden ktn anlayamamt. u an bunu ne ayrmsayacak ne de umursayacak haldeydi; hayretten donakalm, zihninin, elinin yapt eye yetimesini, olan alglamasn bekliyordu. Alglaynca, tam emin olamasa da, galiba glmsedi. Rait'in dndn, sakin sakin odadan ktn grnce,gerpekten glmsedi. Anszn, Leyla yaamlarnn -kendisinin, Azize'nin, Meryem'in- ortak ilelerinin, ektikleri btn skntlarn akp gittii, Zalmay'm televizyon ekranndaki avu izleri gibi buharlat duygusuna kapld. Sanki demiti; akl alr gibi deildi, ama sanki her eyi, onca eyi sineye ekmek, katlanmak, srf bu zafer nna, bunca aalanmann acsna son veren bu meydan okumaya demiti. Rait'in odaya geri dndn fark etmedi. Ta ki, bir elin boynuna dolandn hissedinceye kadar. Havaya kaldrlp duvara yaptnlncaya kadar. Byle yakndan baknca, adamn tiksintiyle kaslm yz inanlmayacak kadar byk grnyordu. Leyla ya ilerledike bu suratn nasl daha da itiini, atlayan damarlarn burunda nasl yeni, minik patikalar atn aynmsad. Rait hibir ey sylemedi. Eh, ne syleyebilir, szcklere ne gerek duyabilirdi ki, tabancasnn namlusunu karsnn azna sokmu bir adam? 307 Baheyi kazmalarnn nedeni, ev basknlaryd. Bazen aylk, bazen de haftalk basknlar. Son zamanlarda, neredeyse gnlk. Genellikle, Taliban mallara el koyuyor, birinin kna bir tekme indiriyor, birka enseyi tokatlyordu. Ama bazen de, meydan dayaklan, tabanlara ve avu ilerine uygulanan falakalar oluyordu. "Yava," dedi, ukurun kenarna diz km olan Meryem. Televizyonu sardklar muamba rtnn iki ucuna yaptlar, ar ar ukura indirdiler. "Bu i de halloldu." Delii yeniden doldurup ileri bitince, ayaklaryla topra ezdiler. Topran birazn etrafa serptiler ki doal grnsn. "Tamam," dedi Meryem, ellerini elbisesine silerken. Ortalk yatnca, Taliban bir ya da iki, ya da alta ay, belki daha da uzun bir sre sonra basknlar kesince, ukuru ap televizyonu karmay kararlatrmlard. ^ Ryasnda, Leyla Meryem'le birlikte yine bahedeki kulbenin arkasn kazyor. Ama bu kez, delie Azize'yi indiriyorlar. Azize'nin soluklan, onu sardklan naylon rty buu-landnyor. Leyla onun dehete kaplm gzlerini, rtye vuran, iten avulannn beyazln grebiliyor. Azize yalvanyor. Leyla onun lklann duyamyor. Yalnzca bir sreliine, diye bamyor ukura, yalnzca bir sre. Basknlar yznden, biliyorsun, akm. Basknlar sona erince, annenle Meryem Halan seni pkaracak oradan. Sz veriyorum, birtanem. O zaman oyunlar oynarz. stediin kadar oynarz. Krei dolduruyor. ri taneli ilk toprak topaklan plastie arptnda, Leyla uyand; soluk solua, aznda toprak tad. 308

41 MERYEM I 2000 yaznda, kuraklk nc ve en berbat ylna ulat. Helmand'da, Zabul, Kandehar'da, kyler srekli hareket halindeki, hayvanlan iin su ve otlak arayndaki gebe topluluklara dnt. kisini de bulamaynca, keileri, koyunla-n, inekleri lnce, Kabil'e geldiler. Kareh-Ariana yamacna kondular, uyduruk gecekondular yapp tek gz kulbelere on be-yirmi kii dolutular. Bu ayn zamanda Titanic yazyd; Meryem'le Azize'nin sarma dola olup kkr kkr glerek yerlerde yuvarland, Azize'nin Jack olacam diye tutturduu yaz. "Sessiz ol, Azize co.n "Jack! Bana Jack de, Meryem Hala. Syle. Jack!" 309 "Uyandnrsan baban kzar." "Ben Jack'im! Sen de Rose'sun." Boumalar, Meryem'in srtst yatp teslim olmas, Ro-se'luu bir kez daha kabullenmesiyle son buluyordu. "Tamam, Jack ol bakalm," diye gld. "Gencecik yanda lp git, bense hrika bir ihtiyarlk sreyim." "Evet, ama bir kahraman olarak lyorum," dedi Azize. "Halbuki sen, Rose Hanm, btn mrn, acnas hayatn beni zleyerek tketiyorsun." Sonra, Meryem'in gsne ata biner gibi oturdu, buyurdu: "imdi peceiz!" Meryem ban saa sola atarken, Azize btn bu kepazeliklerden son derece honut, zevkten drt ke, dudaklarn uzatm, pck sesleri karyordu. Bazen Zalmay ieri girer, oyunu izlerdi. Ben kim olacam, diye sordu. "Sen de buzda olabilirsin," dedi Azize. O yaz, Titanic atei btn Kabil'i sard. nsanlar, filmin korsan kopyalarn gizlice Pakistan'dan getiriyordu bazen, donlarnn iinde. Sokaa kma yasa balaynca, herkes kaplarn kilitliyor, klar sndryor, sesi ksyor ve Jack iin, Rose iin, talihsiz geminin yolcular iin gzya dkyordu. Elektrik kesik deilse, Meryem, Leyla ve ocuklar da izliyordu filmi. Belki on kez, gecenin bir vakti televizyonu topraktan kardlar, klan kapatp pencerelere rt gerdiler. Kabil Irma'nn kurumu yatanda seyyar satclar geziniyordu. Ksa bir sre sonra, rman delik deik, gneten atlam ukurlarnda, rulo yaplp el arabalarna ylan Titanic kilimleri, Titanic kumalar satlr oldu. Ya da, Titanic deodoran, Titanic di macunu, Titanic parfm, Titanic pakora's, hatta Titanic burka\zx\. Fazlasyla srarc, yapkan bir dilenci kendine "Titanikli Dilenci" diyordu. 310 Titanic ehri domutu. arknn sayesinde, diyorlard. Hayr, denizin. Lks yaamn. Geminin. Seks yznden, diye fsldadlar. Leo, dedi Azize, mahcup. Btn ilginin nedeni, Leo. "Herkes Jack'i istiyor," dedi Leyla Meryem'e. "te, mesele bu. Herkes Jack'in gelip onlan felketten kurtarmasn istiyor. Ama Jack'ten hayr yok. Jack geri dnmeyecek. Jack ld." Sonra, yazn sonlarna doru, bir kuma taciri elinde sigarayla uyuyakald. Kendisi kurtuldu, ama dkkn kurtulamad. Yangn bitiik kumaya srad; sonra, kullanlm giysiler satan dkkana, kk mobilya maazasna, firma. Rait'e daha sonra dediklerine gre, rzgr batya deil de douya doru esseydi, onunki, sokan sonundaki dkkn kurtulabilirdi. Her eylerini sattlar. nce, Meryem'in eyalar gitti, sonra Leyla'nnkiler. Azi-ze'nin bebeklik giysileri, Leyla'nn Rait'e kavga dv aldrd, -be oyunca. Azize olup biteni sessizce, uysallkla seyretti. Rait'in kol saati de satld; eski, transistorlu radyosu, iki kravat, ayakkablar, nikh yz. Kanepe, masa, hal, iskemleler de gitti. Sra televizyona gelince, Zalmay ortal birbirine katt, ter ter tepindi. Yangndan beri, Rait neredeyse her gn evdeydi. Azize'yi tokatlad. Meryem'i tekmeledi. Eline geeni saa sola frlatt. Srekli Leyla'y suluyor, kokusunu, kyafetlerini, san tarama biimini, sararan dilerini eletiriyordu. I "Ne hale geldin byle?" dedi. "Ben bir perimle evlendim, ama kendimi bir kocakarya zincirlenmi buldum. Hzla Mer-yem'leiyorsun." Bir mteriyle dalat iin garsonluktan, Hac Yakup Meydan'ndaki kebapdan kovuldu. Mteri, Rait'in ekmei masaya kabaca frlattndan yaknd. Hakaretler havada uutu. Rait mteriye, maymun suratl zbek, dedi. Bir tabanca ekildi. Karlnda bir kebap ii salland: Rait'in yksnde, elinde i olan kii kendisiydi. Meryem bundan kukuluydu.

Taymani'deki lokantadan kovulma nedeniyse, beklemekten bunalan mterilerin ikyetleriydi. Rait ay eli ar olmakla, tembellikle sulad. "Muhtemelen arka tarafta uyukluyordun," dedi Leyla. "Damarna basma, Leyla co," dedi Meryem. "Seni uyaryorum, kadn," dedi Rait. "Ya da sigara tttryordun." "Bak, yemin ederim..." "Elinde deil; neysen osun ite." Bir an sonra, Leyla'nn zerindeydi; gsn, ban, karnn yumrukluyor, salarn yoluyor, kolundan tutup tutup duvara alyordu. Azize avaz avaz haykryor, adamn gmleine yapm, ekiyordu; Zalmay da baryor, annesini onun elinden kurtarmaya alyordu. Rait ocuklar bir tarafa savurdu, Leyla'y yere ykt, tekmelemeye balad. Meryem Leyla'nn zerine kapand. Adam tekmelemeyi srdrd, imdi tekmelerin hedefi Meryem'di; azndan tkrkler saarak, gzlerinde lmcl prltlar, yorgun dene kadar tekmeledi. "Yemin ediyorum, bir gn seni ldrmek zorunda kalacam, Leyla," diye hrldad. Sonra evden frtna gibi kp gitti. 312 *** Para tkenince, alk yaamlarna kapkara bir rt gibi indi. Aln, bu kadar abuk bir lm-kalm meselesi haline gelivermesi, Meryem'i afallatm. Etsiz, sossuz pilav, halanm, sade pirin bile ender bulunan bir ziyafetti artk. Giderek artan, korkutan bir sklkla n atlyorlard. Rait bazen eve bir kutu sardalyeyle tad tala tozuna benzeyen, gevrek, kupkuru bir ekmek getiriyordu. Bazen de, hrszlk suuyla elinin kesilmesini bile gze alarak, bir torba alnt elma. Bakkallardan, gzn drt aarak ard ravyoli konservelerini bee bler, aslan payn Zalmay'a ayrrd. Ham algamlara tuz serpip yiyorlard. Akam yemeinde porsumu marul yapraklan, kararm muz. Alktan lmek, anszn yakn bir olaslk olup kmt. Kimileri oturup o gn beklememeyi seiyordu. Meryem komulardan dul bir kadnn, kuru bir ekmei ufalayp fare zeh-riyle kartrdn ve yedi ocuuna yedirdiini duydu. En byk paray da kendisine ayrmt. Azize'nin kaburga kemikleri derisini germeye balam, avurtlar kmt. Baldrlar inceldi, teni ak ay rengine dnd. Meryem onu kucaklayp kaldrdnda, gergin derisinden frlayan kala kemiini hissedebiliyordu. Zalmay donuk ve yan kapal gzleriyle ya bulduu yere kvnlyor ya da kendini bir uval gibi halsiz, babasnn kucana brakyordu. Yeterli enerjiyi toplayabildiinde, alaya alaya uyuyakalyor-du, ama uykular da dzensiz, kesikti. Her ayaa kalknda, Meryem'in gznn nnde beyaz benekler uuuyordu. Ba dnyor, kulaklan srekli nlyordu. Molla Feyzul-lah'n ramazanda syledii bir eyi anmsad: Ylann soktuu adam bile uyuyabilir, ama ap adam, asla. "ocuklanm lp gidecek," dedi Leyla. "Gzlerimin nnde." 313 "Hayr, lmeyecekler," dedi Meryem. "Buna izin vermeyeceim. Her ey dzelecek, Leyla co. Ne yapacam biliyorum." nsann derisini kavuracak kadar scak bir gn, Meryem zerine burkalm geirdi, Rait'le birlikte yryerek Intercontinental Oteli'ne gitti. Otobse binmek artk btelerinin karlayamayaca bir lkst; dik tepeyi trmandklarnda Meryem'de de adm atacak hal kalmamt. Yokuu karken pek ok kez ba dnm, gz kararm, iki kez durup gemesini beklemek zorunda kalmt. Otelin giriinde, Rait bordo giysili, kasketli kapclardan biriyle selamlap kucaklat. Aralarnda dosta grnen bir sohbet geti. Rait konuurken, elini kapcnn dirseine dayamt. Bir ara bayla Meryem'i gsterdi, iki adam dnp bir an ona baktlar. Meryem'in gz kapcy bir yerden srr gibiydi. Kapc ieriye girdi, Meryem'le Rait durup beklediler. Bu ykseklikten baknca, Meryem Politeknik Enstits'n, onun ilerisinde de eski Hayr-hane blgesini ve Mezar'a giden yolu grebiliyordu. Gneyde, ekmek fabrikasn seti. Uzun zaman nce terk edilen silonun soluk san cephesi, hedef olduu onca bombardmandan, delik deikti. Daha da gneyde, Darlaman Saray'nn ykntlar, Rait'in onu yllar nce piknie gtrd, imdi ukurlar iindeki bahe grnyordu. O gnn ans, artk bir bakasna aitmi gibi gelen gemiten, kutsal bir yadigrd. Meryem dikkatini binalarda, gze arpan yaplarda younlatrd. Zihnini zgr brakt an, btn cesaretini yitireceinden korkuyordu. Birka dakikada bir, otelin giriine bir cip ya da taksi yanayordu. Kapclar kouyor, hep^i de erkek, silahl, sakali, 314 trbanl olan, aralardan hep ayn kendinden emin, kibirli ve tehditkr havayla inen yolcular karlyordu. Onlar yanndan hzla geip otele dalarken, Meryem'in kulana blk prk szckler alnyordu. ounlukla Petunca ve Farsa, ara ara da Urduca ve Arapa. "te gerek efendilerimiz," dedi Rait alak bir fsltyla. "Pakistanl ve Arap slamclar. Taliban yalnzca bir kukla. As' byk oyuncular bunlar, Afganistan da oyun baheleri."

Kulana alnanlar doruysa, Taliban bunlara lkenin he-yannda gizli kamplar ama izni vermiti; buralarda eitile gen adamlar intihar komandolarna ve cihat neferlerine d ntrlyordu. "Nerde kald bu?" diye sordu Meryem. Rait yere tkrd, ayakkabsnn burnuyla tkrr. zerine toprak att. Bir saat sonra, kapcnn peinden ieriye girdiler. Nefis serinlikteki lobiden geerken, topuklar mermer zeminde ta-krdad. Meryem deri koltuklarda karlkl oturan iki adam grd; tfeklerini aralarndaki sehpaya brakm, aylarn yu-dumluyor, bir tabaktaki celabrterdcn, zerine pudra ekeri serpilmi halkalardan attryorlard. Aklna celabi*ye baylan Azize geldi, baklarn tabaktan kard. Kapc onlar darya, bir terasa kard. Cebinden kk, siyah, kablosuz bir telefonla zerine bir telefon numaras yazlm bir kt paras kard. efimin uydu telefonu, dedi. "Size be dakika veriyorum," diye ekledi. "Hepsi o kadar." "Teekkr," dedi Rait. "Bu iyiliini unutmayacam." Kapc ban sallad, uzaklat. Rait numaray evirdi. Telefonu Meryem'e verdi. Meryem czrtl zil sesini dinlerken, zihni gezintiye kt. Celil'i son grd gne, on yl geriye gitti; 1987 ylnn 315 baharna. Meryem'in evinin nnde, bastonuna dayanm duruyordu; Herat plakal mavi Benz'in yannda; beyaz bir erit arabann tavann, motor kapan ve bagaj ikiye blyordu. Orada saatlerce dikilmi, Meryem'i beklemiti, arada bir adn seslenerek; tpk kendisinin bir keresinde, onun evinin nnde durup ona seslendii gibi. Meryem perdeyi yalnzca bir kez, azck aralam, erkei yle bir grmt. Yalnzca bir and, ama salarnn apak kesildiini, hafiften kamburunun ktn ayrmsamasna yetmiti. Gzlk takm, her zamanki gibi krmz bir kravat balamt; gs cebindeyse beyaz mendilin bildik geni. En arpcs, Meryem'in anmsadndan daha zayf, ok daha zayf olmasyd; koyu kahve takm elbisesinin ceketi omuzlarndan dklyordu, pantolon paalar bileklerine ylmt. Cel de onu grmt. Gzleri perdedeki ayrktan bulumutu, tpk yllar nce, bir baka perdenin aralndan bulutuu gibi. Sonra, Meryem abucak ekip kapad perdeyi. Yataa oturdu, Celil'in gitmesini bekledi. CeliPin giderken kapya brakt mektubu anmsad. Zarf hi amadan, yllarca yastnn altnda saklam, arada bir karm, elinde evirip evirmiti. Sonunda da yrtp atmta. Ve ite buradayd; bunca yldan sonra onu aryordu. Meryem sergiledii o aptalca, toy gurura imdi pimand. Keke ieriye alsaydm, diyordu. Onu eve almann, karsna oturup dinlemenin, neden geldiini renmenin ne zarar olurdu ki? Babasyd, o. Tamam, iyi bir baba olamamt, ama hatalar imdi nasl da sradan, balanabilir grnyordu -Rait'in ktcllyle, ya da Meryem'in bizzat tank olduu, insann insana reva grd btn o vahiliklerle, gaddarlklarla karlatrldnda. Keke mektubu yok etmeseydi. 316 Tam o srada, kulana derin bir erkek sesi doldu; Herat belediye bakannn brosu, dedi. Meryem boazn temizledi. "Selam, kardeim; ben He-rat'ta yaayan birini aryorum. Ya da eskiden yaard, yllar nce. Ad Celil Han. ar-e-Nev'de otururdu, bir sinemas vard. u an nerede olduu hakknda bir bilgin var m?" Adamn sinirlendii sesinden rahadkla anlalyordu. "Belediye bakannn brosunu bunun iin mi aradn?" Meryem baka kimi arayacan bilemediini syledi. "Kusura bakma, kardeim. ok daha nemli ileriniz olduunu biliyorum, ama bu bir hayat memat meselesi, yoksa aramazdm." "Kendisini tanmyorum. Sinema yllardr kapal." "Belki orada onu tanyan biri vardr, hakknda bir eyler bilen biri..." "Burada kimse yok." Meryem gzlerini yumdu. "Ltfen, kardeim. ocuklarn hayan sz konusu. Kck ocuklann." Uzun bir i eki. "Belki oradaki biri..." "Binada bir beki var. Yanlmyorsam burada doup bym." "Evet, ona sor, ltfen." "Yarn tekrar ara." Meryem yapamayacan syledi. "Bu telefon sadece be dakikalna bende. Ben..." Kar uta bir trt oldu, Meryem adamn telefonu kapadn sand. Ama sonra, ayak sesleri duydu; konumalar, uzaktan uzaa bir araba kornas, trtlarla kesilen, mekanik 317 bir homurtu; belki elektrikli bir vantilatr. Telefonu teki kulana geirdi, gzlerini kapad. Gznn nne glmseyen, elini cebine atan Celil geleli. Ah. Elbette. Pekl. Al bakalm. Daha fazla olay pkarmadan... Yaprak biiminde bir kolye, ucundan, zerine aylar, yldzlar ilenmi, minicik sikkeler sarkyor.

Taksana, Meryem co. Nasl buldun? Bence kralielere benzedin. Birka dakika geti. Sonra adm sesleri, bir srtnme sesi, bir trt. "Evet, tanyor." "yle mi?" "yle diyor." "Neredeymi?" dedi Meryem. "Bu adam Celil Han'n nerede olduunu biliyor mu?" Bir duraklama oldu. "Yllar nce ldn sylyor, 1987'de." Meryem'in midesi kaslverdi. Bu olasl aklna getirmiti elbette. Celil yaasayd, imdi yetmili yalarnn sonunda olurdu, ama... 1987. lyordu, demek? Ta Herat'tan, onca yolu, vedalamak ipin gelmiti. Balkonun kenarna gitti. Buradan, otelin bir zamanlar ok nl olan yzme havuzunu grebiliyordu; imdi bo ve pisti, sada solda kurun delikleri, adam, rm fayanslar. Ve perian haldeki tenis kortu; yrtk pmk a, kortun ortasnda geveke yatyor; bir ylarm soyup att, l derisi gibi. "Artk kapatmalym," dedi kar utaki ses. "Sizi rahatsz ettim, zr dilerim," dedi Meryem, sessizce hknrken. Ona el sallayan Celil'i gryordu; tatan taa 318 sekerek rma geiyor, cepleri getirdii armaanlarla tka basa dolu. Meryem, Allah'tan onunla daha ok vakit geirme izni koparmak iin, soluunu tutuyor, saniyeleri sayyor. "Teekkr ederim," diye balad, fakat adam telefonu oktan kapamt. Rait ona bakyordu. Meryem ban olumsuz anlamda sallad. "Ne haynn grdk ki zaten," diye homurdand Rait, telefonu onun elinden kaparken. "Kzna bak babasn al." Lobiden geerlerken, Rait hzl admlarla artk boalm olan sehpaya seirtti, tabakta kalm olan son celabi halkasn cebine att. Eve gidince de Zalmay'a verdi. 319 42 LEYLA Azize eyalar bir kesekdna doldurdu: iekli gmlei, bir ift orab, her teki farkl yn eldivenleri, balkaba rengi, kuyruklu yldzlarla ssl, eski bir battaniye, atlak, plastik bir fincan, bir muz, bir ift zar. 2001 ylnn serin bir nisan sabahyd; Leyla'nn yirmi nc ya gn yaklayordu. Gkyz saydam griydi, ara ara iddetlenen, nemli, souk bir rzgr telli kapy takrdatp duruyordu. Leyla birka gn nce, Ahmet ah Mesut'un Fransa'ya gidip Avrupa Parlamentosu'nda konuma yaptn duymutu. Mesut imdi memleketine, Kuzey'e dnm ve Taliban'la hl savaan tek muhalif grubun, Kuzey ttifak'nn bana 320 gemiti. Mesut Avrupa'dayken, Bat'y Afganistan'daki terrist kamplara kar uyarm, Taliban'la mcadelesine destek vermesi iin ABD'ye yalvarmt. "Bakan Bush bize yardm etmezse," demiti, "bu terristler ok yaknda Amerika ve Avrupa'ya da zarar verecek." Bundan bir ay nce, Leyla Taliban'n Bamyan'daki dev Buda'larn arasna, oyuklara patlayc madde yerletirdiini, "putperesdiin ve kfirliin simgeleri" dedii heykelleri havaya uurduunu renmiti. Dnyann drt yanndan, Amerika'dan in'e kadar her yerden itiraz lklar ykseldi. Yeryznn her yanndaki hkmetler, tarihiler, arkeologlar mektuplar yollad, Afganistan'n bu en grkemli tarihi eserlerini yok etmemesi iin Taliban'a yalvard. Ama Taliban bildiini okudu ve iki bin yandaki Buda'lan patlatt, parampara etti. Her infilakta Allah--ekber diye baryor, heykellerden kopan her paraya, bir toz bulutu halinde ufalanan her kola, her bacaa sevin lklanyla tezahrat yapyorlard. Leyla ta 1987'de, Babi ve Tark'la iki Buda'dan daha byk olann tepesinde durduklar gn anmsad; tatl bir esinti gnein vurduu yzlerini yalarken, altlarndaki vadide daireler izerek uan atmacay seyretmilerdi. Ama heykellerin havaya uurulduunu renince, Leyla tam anlamyla kaytsz kald. Arak ne nemi vard ki? Kendi hayat tepetakla yuvarlanr, toz duman arasnda yklrken, heykelleri nasl dert ederdi? Rait gitme vaktinin geldiini syleyinceye kadar, Leyla oturma odasnn bir kesinde, tek kelime etmeden, ta gibi bir yzle oturdu; salar yoluk bukleler halinde yzne dklyordu. Ne kadar derin soluklar alp verse de, cierlerini bir trl yeterli havayla dolduramyordu sanki. *** 321

Karteh-Seh yolunda, Zalmay babasnn kucanda hoplaya zplaya yol alrken, Azize yannda hzl hzl yryen Mer yem'in elini tutmutu. Rzgr kzn enesinin altndan ba lanm, kirli earb uuruyor, elbisesinin eteini dalgalandryordu. Azize'nin surat imdi enikonu askt; kandrldn, aldatldn her admda biraz daha seziyordu sanki. Leyla ona gerei syleyecek gc bulamamt. Kza okula gittiini sylemi, ancak bunun, ocuklarn yiyip itii, uyuduu, dersten sonra eve dnmedii, zel bir okul olduunu eklemiti. Azize u anda da annesini, gnlerdir yineledii sorularla yaylm ateine tutmaktayd. renciler ayr odalarda m uyuyordu yoksa tek, kocaman bir odada m? Arkadalar olacak myd? O, yani Leyla, retmenlerin tatl, sevecen davranacandan emin miydi? Birka kez de: Orda ne kadar kalmam gerekiyor? Baraka benzeri, alak binaya iki sokak kala durdular. "Zalmay'la biz burada bekleriz," dedi Rait. "Ah, unutmadan..." Cebinden bir tane iklet kard, gergin bir tavrla ama byk bir ltufta bulunuyormuasna, veda armaan olarak Azize'ye uzatt. Azize ikleti ald, teekkr ederim, diye mrldand. Leyla kznn zarafetine, balama kapasitesinin geniliine bir kez daha hayran kald, gzleri doldu. Yrei eziliyor, bugn Azize'nin onunla birlikte len uykusuna yatmayacan, gsnde Azize'nin kolunun belli belirsiz arln, kaburgalarna bastran bann yuvarlakln, boynunu stan soluunu, karnna deen topuklarn hissedemeyeceini dndke zntden baylacak gibi oluyordu. Azize iki kadn tarafndan uzaklatrlnca, Zalmay yaygaray bast: Ziza! Ziza! Babasnn kollarndan kurtulmak iin kvranyor, tekmeler savuruyordu; ablasna seslenmeyi sr322 drd, ta ki gzne, kar kaldrmdaki laternacnn maymunu arpncaya kadar. Son iki soka yalnz getiler; Meryem, Leyla ve Azize. Binaya yaklanca, Leyla yol yol atlam cepheyi, bel vermi aty, pencerelere cam yerine aklm tahta latalar, ykld yklacak duvarn arkasndaki salncan st ksmn grebildi. Kapda durdular, Leyla Azize'ye bir kez daha tekrarlatt: "Baban sorarlarsa ne diyeceksin?" "Onu Mcahitler ldrd," "Aferin, kzm. Nedenini anlyorsun, deil mi?" "nk buras zel bir okul," dedi Azize. Artk gelip kapya dayandklar, okul bir gereklie dnt iin, bir hayli sarslm grnyordu. Altduda titriyordu, gzleri dolu doluydu; Leyla onun cesur grnmek iin nasl bir mcadele verdiinin farkndayd. "Eer doruyu sylersek," dedi Azize clz, tkand tkanacak bir sesle, "beni almazlar. nk bu zel bir okul. Eve gitmek istiyorum." "Seni grmeye geleceim," diyebildi Leyla. "Sk sk. Sz veriyorum." "Ben de," dedi Meryem. "Seni ziyarete geleceiz, Azize co, birlikte oyunlar oynayacaz, tpk eskisi gibi. Zaten bir sreliine buradasn; baban i buluncaya kadar." "Burada yemek bol," dedi Leyla. Sesi titriyordu. Bur-kafa, nasl darmadan olduunu Azize'den gizleyen arafa minnet duydu. "Burada hi alk ekmeyeceksin. Pilavlar, ekmek ve sulan var; hatta belki meyveleri de." "Ama sen olmayacaksn. Meryem Hala da yanmda olmayacak." "Gelip seni greceim," dedi Leyla. "Srekli. Bak bana, Azize. Seni grmeye geleceim. Ben senin annenim. Bu benim canma mal olsa bile, gelip seni greceim." 323 * ** Yetimhanenin mdr beli bklmeye balam, dar-g-sl bir adamd; yznde derin, sevimli izgiler. Salan dklmt; gr, tiftik tiftik bir sakal, bezelyeye benzeyen, kk gzleri vard. Ad Zaman'd. Bana takke takmt. Gzlnn sol cam atlakt. nlerine dp alma odasna gtrrken, Leyla'yla Meryem'e adlarn sordu, sonra da Azize'nin adn ve yan. Lo koridorlardan getiler; yalnayak ocuklar kenara ekilip yol veriyor, onlar szyordu. Kimisi bakmsz, darmadank salyd, kimisinin kafasysa sfra vurulmutu. zerlerinde kollan ypranm, eprimi kazaklar, dizleri erimi, tel tel olmu kot pantolonlar, koli bandyla yamanm ceketler. Leyla'nn burnuna sabun ve talk pudras, amonyak ve sidik kokusu geldi; Azize'nin burnunu eke eke alamaya baladn grnce de, endieleri iyice artt. Baheyi bir anlna grebilmiti: yabani ot brm zemin, sarsak bir salncak, eski lastikler, snm bir basketbol topu. nlerinden getikleri odalar plakt, pencerelere araf gerilmiti. Odalarn birinden bir olan firlad, Leyla'nn dirseine yapt, kucana trmanmaya alt. Yerdeki, bir i glcne benzeyen eyi temizlemekte olan hademe elindeki paspas brakt, olan kovalad. Zaman yetimlere kar babacan, mfik grnyordu. Yanlarndan geerken birkann ban okad, candan, dosta bir eyler syledi; byklk taslamadan, bir-ikisinin salarn kartrd. ocuklar onun dokunularndan memnun gibiydiler/Yzne hevesle, onayn alma umuduyla bakyorlar, diye dnd Leyla.

Zaman onlar odasna soktu; btn eyas, katlanr iskemleyle, zerine kt desteleri ylm, dank bir yaz masasndan ibaretti. 324 "Siz Herathsnz," dedi adam Meryem'e. "Aksannzdan anladm." skemlesinde geriye yasland, ellerini gbeinde kavuturdu; kaynbiraderinin eskiden orada yaadn syledi. Leyla bu sradan, basit devinimlerde bile adamn zorland, aba harcad duygusuna kapld. Hafife glmsemesine karn, bu adamda alttan alta acl, yaral bir ey seziliyordu; zerine bir kat sevecenlik, gler yzllk cilas vurulmu hayal krkl ve yenilmilik. "Cam ustasyd kendisi," dedi Zaman. "u nefis, yeim yeili kuular o yapt. Gnee tutunca, ileri l l parlyor, sanki camm ii minicik elmaslarla doldurulmu gibi. Sonradan gittiniz mi hi?" Meryem gitmediini syledi. "Ben Kandehar'lym. Kandehar'a yolunuz dt m, hem/ire> Hayr m? ok gzeldir. Hele o baheler! O zmler! Ah, o zmler. nsann akimi bandan alrlar." Kapda -be ocuk birikmi, ieriyi gzlyordu. Zaman onlar tadlkla kklad; Petun dilinde. "Tabii Herat' da ok severim. Sanatlarn, yazarlarn kenti; Sflilerin, mistiklerin. u eski akay bilirsiniz, hani He-rat'ta bacan uzatsan bir airin kna deer, derler." Leyla'nn hemen yanndaki Azize kkrdad. Zaman akacktan soluunu tuttu. "Ah, ite. Sonunda seni gldrdm, hem/ire. En zor ksmn atlatm olduk. Bir sre baya kayglandm ama. Tavuk giN gdaklamak, ya da eek gibi anrmak zorunda kalacamda. ,rktum. Ama ite, yzn glyor. yle de gzelsin ki." Bir grevli ard, birka dakika Azize'yle ilgilenmesini istedi. Azize hemen Meryem'in kucana srad, smsk tutundu. 325 "Sadece konuacaz, birtanem," dedi Leyla. "Hemen buradaym. Tamam m? Buradaym." Meryem araya girdi: "Hadi, biraz dar kalm, Azize co. Annenin Zaman Kakamla konuacaktan var. Yalnzca bir dakika. Hadi, gel." Ba baa kalnca, Zaman Azize'nin doum tarihini, hastalk gemiini, alerjilerini sordu. Sra Azize'nin babasna gelince, Leyla yalan sylerken aslnda gerei sylemek gibi, garip bir deneyim yaad. Zaman sadece dinliyordu; yz hibir ey ele vermiyordu, ne inanmazlk ne de kukuculuk. Yetimhanemizde eref sz geerlidir, dedi. "Bir hem/ire kocasnn ldn ve ocuklarna bakamadn sylyorsa, gerisini kurcalamam." Leyla alamaya balad. Zaman kalemini brakt. "Utanyorum," diye hkrd Leyla, avucunu azna bastrrken. "Yzme bak, hemire." "Hangi anne z ocuunu terk eder?" "Bak bana." Leyla gzlerini ona kaldrd. "Senin hatan deil. Beni duyuyor musun? Su o vahiler-de; asl sulanmas gereken, onlar. Bir Petun olarak utanyorum onlardan. Halkmn adn lekelediler. Yalnz deilsin, hemire. Buraya srekli senin gibi anneler geliyor... devaml. Taliban sokaa kp almalarna izin vermedii iin, ocuklarn besleyemeyen, karnlarn doyuramayan anneler. Dolaysyla, sakn kendini sulama. Buradaki hi kimse seni sulamyor. Seni anlyorum." ne eildi. ""Hemire. Anlyorum." Leyla burka'smm kumayla gzlerini kurulad. Zaman iini ekti. "Buraya gelince," dedi, eliyle gstererek, "grdn gibi, berbat halde. denek yetersizlii, uradan buradan krpmalar, doalama zmler. Taliban'dan 3?6 pek az, neredeyse hi yardm alamyoruz. Ama idare ediyoruz. Senin gibi, biz de elimizden geleni yapyoruz. Allah'a sndk, O iyidir, vericidir; Allah verdike ben de Azize'nin karn tok srt pek olmasn salayacam. Bana gven. Bu kadarna sz verebilirim." Leyla ban sallad. "Tamam m?" Adam dosta glmsedi. "Ama alamak yok, hemire. Seni alarken grmesin." Leyla bir kez daha gzlerini kurulad. "Allah senden raz olsun," dedi, bouk bir sesle. "Allah raz olsun, kardeim." Ama vedalama vakti gelince, Leyla'nn korktuu bana geldi. Azize panie kapld. Azize'nin tiz lklar yol boyunca, Meryem'e yaslanm yryen Leyla'nn kulaklarndan gitmedi. Zihninde, Za-man'n kaln, nasrl elleri Azize'nin kollarna yapyor, ekiyordu; nce tadlkla, sonra serte, sonunda da Azize'yi ondan koparp alacak kadar gl. Kzn Zaman'n kollarnda rpndn, tekmeler savurduunu grd; adam koridorun kesini hzla dnnce, kzn yeryznden silinip gidiyor-muasna att canhra

feryatlar duydu. Sonra Leyla kendisini koridorda koarken grd; ba nde, bir uluma gelip grtlana tkanm. "Burnuma kokusu geliyor," dedi evde Meryem'e. Grmeyen gzleri Meryem'in omzunun stnden kayd, ileriye, bahenin tesine, bir tiryakinin tkr kadar koyu kahverengi dalara doru szld. "Uyurkenki kokusunu alyorum. Ya sen? Sen de alyor musun?" "Ah, Leyla co,'" dedi Meryem. "Yapma byle. Ne yaran var? Ne yaran?" 327 Balarda, Rait Leyla'y neelendirmeye alt, onlara (Leyla, Meryem ve Zalmay'a) yetimhaneye kadar -lik etti; ancak yry boyunca, zorlanmaktan ekilden selde giren suratn iyice grmesini, katland eziyetleri sayp dken, szlanmak sesini gzelce duymasn salad: byle yetimhaneye gidip gelmekten bacaklar, srt, ayaklan perian olmutu, acdan duramyordu, vesaire. Bu yrylerin canna nasl okuduunu, Leyla'nn kafasna kakp durdu. "Artk gen deilim," dedi. "Senin de umurundayd ya... Sana kalsa beni bir an nce gmersin. Ama sana kalmayacak, Leyla. ler senin istediin gibi yrmeyecek." Yetimhaneye iki sokak kala birbirlerinden ayrlyorlar, Rait onlara asla on be dakikadan fazla zaman tanmyordu. "Bir dakika gecikin," diyordu, "ekip giderim. Ciddiyim." Leyla Azize'yle geirdii dakikalar azck uzatabilmek iin yalvarp yakarmak, adamn bann etini yemek zorunda kalyordu. Hem kendisi hem de Meryem adna yapyordu bunu. Azize'nin hasretinden kahrolan Meryem, her zamanki gibi, acsn iine gmyor, bir bana, sessizce ekiyordu. Zalmay adna da; olan her gn ablasn soruyor, bazen de susturulamaz alama krizleriyle son bulan fke nbetlerine giriyordu. Baz gnler, yetimhane yolunda Rait durur, bacaklarnn sancdndan yaknrd. Sonra dnp eve doru ilerlemeye balard; uzun, salam admlarla, hi de topallamakszn. Ya da dilini klatr, "Cierlerim, Leyla... Soluksuz kaldm. Belki yatn, kendimi daha iyi hissedersem... ya da ertesi gn. Bakarz," derdi, hrtl bir sesle, glkle konuuyormu gibi yapma zahmetine bile girmeden. Arkasn dnp eve yollanrken, bir de sigara yakard. Leyla da mecburen dner, are328 sizce, ks ks onu izlerdi; ierlemeden, acizliine duyduu fkeden tirtir titreyerek. Sonra bir gn, Rait daha fazla kadanamayacan bildirdi. " arayacam diye btn gn sokaklarda dolamaktan canm kyor zaten," diye sylendi. "yleyse, ben kendim giderim," dedi Leyla. "Beni engelleyemezsin, Rait. Duydun mu? stediin kadar dvebilirsin, ama oraya yine de gideceim." "Sen bilirsin. Fakat Taliban' aman olanaksz. Uyarmad deme." "Ben de seninle gelirim," dedi Meryem. Leyla buna izin veremezdi. "Evde, Zalmay'la kalmalsn. Durdurulursak... olann buna tank olmasn istemiyorum." Bylece, Leyla'nn yaam anszn bir 'Azize'yi grme' savamna dnt; imdi akl fikri, kzyla grmenin yollarn bulmaktayd. Denemelerin yansnda, yetimhaneye ulamay baaramyordu. Sokan karsna geerken, Taliban tarafndan fark ediliyor, soru yamuruna tutuluyordu -Adn ne? Nereye gidiyorsun? Neden yalnzsn? Mahremi nerede?-sonra da eve gnderiliyordu. ansl gnndeyse, sk bir azar, kalasna inen bir tekme ya da srtna yedii, sert bir yumrukla kurtuluyordu. Deilse, farkl malzemelerle har neir oluyordu: tahta sopalar, taze kesilmi dallar, ksa krbalar; a,-marlar, en ok da yumruklar. Bir gn, gen bir Talib Leyla'y bir radyo anteniyle dvd. i bitince, ensesine son bir darbe indirdi, "Seni bir daha grrsem, yle bir dverim ki, anandan emdiin st burnundan getiririm," dedi. O gn, Leyla eve dnd. Kendini beyinsiz, acnas bir hayvan gibi hissederek yzst yataa brakt; Meryem getirdii slak bezlerle onun kanl srtna, baldrlarna kompres yapt. Ama ounlukla, boyun emiyordu Leyla. Eve gidi329 yormu gibi yapar, sonra yan sokaklara sapp farkl bir rota izlerdi. Arada bir yakalanr, sorgulanr, azarlanrd - kimile-yin, tek bir gnde iki, , drt kez. Sonra krbalar aklar, antenler havay yrtar, Leyla kanlar iinde, ayaklarn sryerek eve dnerdi - Azize'yi bir dakikalna bile gremeden. Bunun zerine, Ixyla kat kat giyinmeye balad; scak havada bile, darbeleri hafifletsin diye, burka'smm altna iki- kazak giyiyordu. Ama Leyla iin dl, eer Taliban' gemeyi baarmsa, her eye deerdi. O zaman, kzyla istedii kadar vakit geirebilirdi - hatta, saatlerce. Avluda, salncan yaknnda, ocuklarn, ziyarete gelmi annelerin arasnda oturur, Azize'nin o hafta neler rendiini konuurlard. Azize, Zaman Kaka'mn onlara her gn mutlaka yeni bir ey rettiini sylyordu; okuma-yazmanm yan sra, bazen corafya, bazen de tarih ya da bilim; bitkiler, hayvanlar hakknda herhangi bir ey.

"Ama nce perdeleri kapatyoruz ki, Taliban bizi greme-sin," dedi. Zaman Kaka, masasmda diki ineleri, iplik makaralar bulunduruyordu; "Taliban teftie geldiinde hemen defterleri kitaplar kaldryor, diki diker gibi yapyoruz." Bir gn, yine Azize'yle sohbet ederken, Leyla'nn gzne orta yal, burka'snm peesini kaldrm bir kadn arpt; olanla bir kz ocuunu ziyarete gelmiti. Bu keskin hatl, sert yz, kaln kalar bir yerden tanyordu, ancak sarkm zla kr salar yabancyd. Ayn anda, allar, siyah etekleri, ters, aksi sesi anmsad; salann nasl smsk toplandn, ensedeki ksa, sert kl diplerini gsterecek kadar gergin topuzu. Bu kadnn bir zamanlar kz rencilerin rtnmesini yasak-lay, kadnlarla erkekler eittir, dolaysyla erkekler rtn-mezken kadnlarn kapanmasna neden yoktur, deyii Leyla'nn bugn gibi aklndayd. 330 Bir ara, Rengmaal Hala ban kaldrd, gz gze geldiler, ama Leyla eski retmeninin gzlerinde bir duraklama, bir tanma lts gremedi. "Yerkabuunda krklar var," dedi Azize. "Bunlara fay deniyor." Ilk bir le sonrasyd; 2001 Haziran'nda bir cuma gn. Drd birlikte, yetimhanenin arka avlusunda oturuyorlard; Leyla, Zalmay, Meryem ve Azize. Rait bu kez -nasl olduysa- insafa gelmi, onlara elik etmiti. Yolun aasnda, otobs duranda beklemekteydi. Yalnayak ocuklar evrelerinde oynuyor, kouuyordu. Patlak bir futbol topu tekmeleniyor, durup dinlenmeksizin kovalanyordu. "Ve faylarn her iki yannda kaya tabakalar var ve bunlar yeryznn kabuunu oluturuyor," diye srdrd Azize. Biri Azize'nin salarn geriye toplayp rm, tokalarla, dzgnce tepesine tutturmutu. Leyla kznn arkasna geip salarn ayran, rahat durmasn tembihleyerek, yava yava ren kiiye, bu artk her kimse, fena halde gpta etti. Azize gstermek iin ellerini, avular yukar bakacak ekilde at, birbirine srtt. Zalmay onu byk bir ilgiyle izlemekteydi. "Kektonik plaka m deniyor?" "Tektonik,1' diye dzeltti Leyla. Konumak ac veriyordu. enesi hl acyor, srt, ensesi zonkluyordu. Duda imiti; diliyse ikide bir, Rait'in iki gn nce dkt, alt kesici diinden kalan bolua kayyordu. Anne'yle Babi'yi kaybetmeden, hayan tersyz olmadan nce, Leyla insan bedeninin bunca dvlmeyi, byle iddetli ve dzenli bir daya kaldrabileceine, dahas, ilevlerini srdrebileceine asla inanmazd. 331 "Aynen. Bunlar birbirinin yanndan kayp geerken, sr-tnyorlar ve kayyorlar -anlyor musun, Anneciim?bylece enerji aa kyor, bu da yeryzne doru hareket ediyor ve sallanmasna neden oluyor... depreme." "Gittike daha da zeki oluyorsun," dedi Meryem. "u budala halan'dan kat kat zekisin." Azize'nin yz d, yayld. "Sen budala deilsin, Meryem Hala. Ayrca, Zaman Kaka\nn dediine gre, bazen kayalarn yer deitirmesi derinlerde, ok ok derinlerde olurmu; aada ok gl, korkutucu eyler olup biterken biz burada, yzeyde yalnzca hafif bir sarsnt hissedermiiz. Sadece belli belirsiz bir titreme." Bir nceki ziyaretin konusu, gneten mavi k yayan eyin, atmosferdeki oksijen atomlar olduuydu. Yeryznde atmosfer olmasayd, demiti Azize soluk solua, gkyz mavi olmaz, zifiri karanlk bir deniz olurdu, gnepe karanlktaki kocaman, parlak bir yldz. "Bu sefer Azize bizle eve geliyor mu?" diye sordu Zal-may. "Yaknda, akm," dedi Leyla. "Yaknda." Leyla uzaklaan olann arkasndan bakt; tpk babas gibi yryordu, beden ne eik, ayak parmaklan ie basyor. Salncaa gitti, bo iskemleyi itti, sonunda yere, betona kt, bir atlaktan fkrm yabani odan yolmaya balad. Leyla bir kez daha merak etti: Taliban Zaman Kaka'nm gizli derslerini rense, ne yapard acaba? Grmelerde, Azize sessizliin kmesine hi frsat vermiyordu. Yksek, nn sesiyle yapt konumalarla, takn gevezeliklerle btn boluklan dolduruyordu. Konudan konuya atlar, elleriyle lgn, hrn jestler yapard; oysa bu asabi uuculuk hi de tarz deildi. Yeni bir gl vard; Azize'nin. Tam bir gl de saylmazd, daha ok, szlerini nok332 talamak iin bavurduu, gergin bir tik gibiydi; ya da, Leyla'nn kukuland gibi, rahatlatma, gven verme amacyla yaplan bir vurgu. Baka deiiklikler de vard. Azize'nin trnaklannn alandaki kir Leyla'nn gznden kamyordu; kz onun fark ettiini aynmsar, ellerini baldrlannn altna saklard. Ne zaman bir ocuk smklerini akta akta alasa, ya da yanlanndan k ak, sa kirden taraz taraz bir ocuk gese, Azize'nin kirpikleri uuur, hemen aklamaya giriirdi. Evinin pislii, o-cuklannn pasakll yznden konuklanna mahcup olmu bir ev hanm gibi. Yetimhaneden memnun olup olmad sorulann, en ama mulak yandarla geitiriyordu.

Gayet iyiyim, Hala. yiyim. ocuklar sana satayor mu? Hayr, Anne. Herkes ok tatl. yi yiyor musun? Rahat uyuyor musun? Yiyorum. Uyuyorum da. Evet. Dn akam kuzu yedik. Yoksa geen hafta myd? Kz byle konutuunda, Leyla onda Meryem'den irice bir para gryordu. Azize imdi kekeliyordu da. lk Meryem fark etmiti. Olduka gizli, silikti, fakat fark edilebiliyordu; zellikle t harfiyle balayan szcklerde belirgindi. Leyla bundan Zaman'a sz etti. Adam kalarn att, "Ben hep byle olduunu sanyordum," dedi. O cuma ikindisi, yetimhaneden aynlrken biraz gezdirmek iin Azize'yi de yanlanna aldlar, otobs duranda beklemekte olan Rait'le bulutular. Zalmay babasn grnce bir sevin l atp debelendi, Leyla'nn kollanndan kurtuldu. Azize'nin Rait'i selamlay ciddi, gergindi, ama dmanca deil. 333 Rait acele etmelerini syledi, iki saat sonra iba yapmas gerekiyordu. IntercontinentaPde kapcla balayal bir hafta olmutu. leden sekize, haftada alt gn, araba kaplarn ayor, bavul tayor, yere bir ey dkldnde siliyor-du. Bazen, gnn sonunda, ak bfe tarz lokantann as, Rait'in artklardan birazn (etrafa aktrmadan) alp eve gtrmesine gz yumuyordu - yeter ki etrafa aktrmasn. Soumu, ya emmi kfteler; kzarm tavuk kanatlan, kabuu kuruyup sertlemi; artk lastik gibi olmu, soslu makarna; kat, akll pilav. Rait Leyla'ya sz vermiti, eli biraz para tutar tutmaz, Azize'yi eve getirecekti. imdi de zerinde niformas vard; bordo rengi, polyester bir takm, beyaz gmlek, klipsli boyunba, ak salarn ezen, siperlikli kasket. niforma Rait'i dntryordu. Srtnda bu varken, incinebilir, neredeyse zararsz grnyordu; yznde zavall bir aknlk. Hayatn ona layk grd rezillikleri itirazsz kabullenen biri gibi. Bu teslimiyetiyle hem acnas hem de hayran olunas biri. Otobsle Titanic ehri'ne gittiler. ki taraftaki derme atma kulbelerin, kuru sedere tutunmu gecekondularn arasndan nehir yatana doru yrdler. Kprnn yaknnda, basamaklar inerlerken bir vinten sarkan, plak ayakl bir erkek cesedi grdler; kulaklar kesilmi, ipin ucundaki boynu bklmt. Irmakta, etrafta dolaan kalabaln arasna kartlar: alveriiler, para takaslan, sivil toplum rgtlerinin skkn yzl yeleri, sigara satclar, gelip geene ellerindeki sahte antibiyotik reetelerini gsterip para dilenen, arafl kadnlar. Eli krbal, nesvar ineyen Talipler Titanic ehri'nde devriye geziyor, yakksz kahkahalar, peesiz yzler aranyordu. Zalmay, koyun postundan yaplma gocuk satan bir satcyla yapay ieklerle dolu bir tezghn arasndaki oyuncakdan, san ve mavi izgili, kauuk bir basketbol topu ald. 334 "Bir ey se," dedi Rait Azize'ye. Kz duraksad; mahcubiyetten kaslp kalmt. "Acele et. Bir saat sonra ite olmalym." Azize bir top-eker makinesi seti; madeni paray delie atp bir eker alyor, sonra alttaki kapa kaldnp paray geri alyordunuz. Satc fiyatn syleyince Rait'in kalan kalkverdi. Sk bir pazarlk balad, sonunda Rait Azize'ye dnp, sanki oyuncak iin tutturan oymu? gibi, "Geri ver," diye homurdand. "kisini birden alamam." Dn yolunda, yetimhaneye yaklatka Azize'nin en akrak n-cephesi her admda biraz daha soldu, buland. Eller uumay kesti. Yz karard. Her seferinde yineleniyordu bu. imdi konuup durma, yerli yersiz, asabice glme, hznl sessizlii soluksuz, amasz gevezeliklerle doldurma sras, Meryem'in de desteiyle, Leyla'dayd. Daha sonra, Rait onlan yetimhaneye brakp otobsle ie yollandnda, Leyla durdu, el sallayan, sonra duvann dibinden ayaklann srye srye arka avluya geen Azize gzden yitinceye kadar bekledi. Azize'nin kekelemesini, fay knlma-lanyla ilgili sylediklerini dnd; derinlerde iddetli arpmalar yaanrken, bizim yzeyde nasl yalnzca hafif bir titreme hissettiimizi. "ek git, hey sen!" diye haykrd Zalmay. "it," dedi Meryem. "Kime banyorsun byle?" Olan parmayla gsterdi. "una. u adama." Leyla parman gsterdii yne bakt. Evin nnde bir adam duruyordu; kapya yaslanmt. Geldiklerini grnce onlara doru dnd. Kollarn zd. Topallayarak bir-iki adm att. 335 Leyla durdu. Boazndan boulur gibi bir hrlt kt. Dizleri gevedi. Anszn, Meryem'in koluna, omzuna, bileine, herhangi bir yerine, bir eye tutunma, yaslanma arzusu, gereksinimi hissetti. Ama yapmad. Bunu gze alamad. Tek bir kasn bile kprdatmaya cesaret edemedi. Nefes almaktan, hatta gzn krpmaktan bile korkuyordu, nk bunun uzakta titreen bir serap olmasndan, en kk bir kprtda kaybolacak, uucu bir yanlsama olmasndan korkuyordu. Bunun iin de, tam anlamyla hareketsiz kald, Tark'a baka; ta ki gs hava ihtiyacyla lklar atana, gzleri krpmak iin yanana kadar. Derin bir soluk aldktan, gzlerini

kapayp atktan sonra, erkein her naslsa, mucizevi bir biimde, hl orada durduunu grd. Tank hl oradayd. Leyla her eyi gze alp ne doru bir adm ata. Ardndan, bir adm daha. Ve bir tane daha. Sonra, komaya balad. 336 43 MERYEM st katta, Meryem'in odasnda, Zalmay'n hrnl stndeydi, nereye saldracan bilemiyordu. Bir sre, yeni basketbol topunu yerde, duvarlarda sektirerek dolaa. Meryem yapmamasn syledi, fakat olann zerinde hibir otoritesi olmadn biliyordu, o da zaten kadnn gzlerinin iine kstaha bakarak topu zplaonay srdrd. Bir ara, Zalmay'n oyuncak arabasn aralarnda srdler; iki yannda gz alc, krmz yazlar bulunan cankurtaran odann iki ucundan birbirlerine yolladlar. Daha nce, Tark' kapda bulduklarnda, Zalmay topunu gsne baarm, baparman azna sokmutu - artk yalnzca endielendii zaman bavurduu bir alkanlk. Ta-"'k' kukuyla szmt. 337 "Kim bu adam?" diye sordu Meryem'e. "Onu sevmedim." Meryem aklamaya, Leyla'nn ocukluk arkada olduunu, birlikte bydklerini sylemeye alt, ama olan onun szn kesip cankurtaran ters, kendine doru evirmesini syledi, kadn syleneni yapnca da, basketbol topumu isterim, diye tutturdu. "Topum nerde? Baba can\n ald top nerde? Nerde? Topumu istiyorum! stiyorum!" Sesi giderek ykseliyor, her szckte biraz daha irretleiyordu. Meryem, "imdi buradayd," deyince, olan haykrd: "Hayr, kayboldu ite! Biliyorum, kayboldu! Nerede, ha? Nerede?" "te," dedi Meryem, topu iine yuvarland dolaptan kararak. Ama Zalmay artk uluyor, yumruklanyla havay dvyordu; ayn top olmadn, olamayacan, nk onun kaybolduunu haykryordu avaz avaz; bu sahtesiydi, gerek topu nereye gitmiti? Nereye? Nereye nereye nereye? lk atmay, Leyla yukarya kncaya kadar srdrd; Leyla onu kucaklad, sallad, parmaklaryla sk, siyah buklelerini svazlad, slak yanaklarn kurulad, diliyle kulan gdklad . Meryem odann dnda bekliyordu. Merdivenin bandan grebildii tek ey, Tark'n oturma odasnn halisiz zeminine uzatt, hki pantolonlu, uzun bacaklaryd - hem salam hem de takma olan. Ayn anda, Rait'le birlikte Ce-lil'e telefon etmek zere gittikleri Intercontinental Ote-li'ndeki kapcy hatrlad ve neden tandk geldiini anlay-verdi. Daha nce karamamasnn nedeni, adamn o gn kasketli, gne gzlkl olmasyd. Ama Meryem artk ok net anmsyordu; dokuz yl nce, aa salonda oturan, mendiliyle alnn kurulayan ve su isteyen adam. Aklna bin tr338 l soru t: Slfa haplar da oyunun bir paras myd? Plan hangisi gelitirmi, inandrc ayrntlarla cilalamt? Rait, Abdl erife (tabii gerek ad buysa) buraya gelip Leyla'y kahretmesi, Tark'n lm haberiyle ykmas iin ka para demiti? I 339 44 LEYIA Tank, ayn hcreyi paylat adamlardan birinin, flamingo resmi yapt iin meydan dayana ekilen bir kuzeni olduunu syledi. Adamn, yani kuzenin, flamingolara kar iflah olmaz bir tutkusu vard. "Koca koca resim defterleri," dedi. "Dzinelerce yalboya; glcklerde, s sularda yryen, bataklklarda gnelenen flamingolar. Gnbatmna doru uanlar da, elbette." ~ "Flamingolar," diye yineledi Leyla. Srtn duvara vermi oturan, salam bacan dizden krm olan Tark'a bakt. Ona yeniden dokunmak iin bastmlamaz bir drt hissediyordu; tpk sokak kapsnda, yanna kotuu zaman yapt 340 gibi. Kollarn erkein boynuna nasl doladn, gsne yaslanp aladn, slak, bouk bir sesle adn st ste, defalarca nasl yinelediini hatrladkla utantan al basyordu yzne. Yoksa ok mu hevesli, ok mu abartl davranmt? Belki de. Ama kendine engel olamamt. imdiyse ona yeniden dokunmak, gerekten burada olduunu, bir d, bir hayal olmadn kendine kandamak iin ii gidiyordu. "Yaa," dedi Tank. "Flamingolar." Taliban resimleri bulunca, diye srdrd anlatmay, ku-lann uzun, plak bacaklarna bozulmu. Kuzenin ayaklann balayp falakaya yatrm, kan revan iinde brakm, sonra da bir seenek sunmular: Ya resimleri yok edeceksin ya da flamingolan edepli bir hale getireceksin. Bunun zerine, kuzen eline frasn alm, kulara, her birine, tek tek pantolon giydirmi. "Al sana Mslman flamingo," dedi Tank.

Kahkahalar ykseldi, fakat Leyla onlan bastrd. Sararan dilerinden, kesici diinden kalma boluktan utanyordu. Bakmsz halinden, i dudandan utanyordu. Keke onunla karlamadan yzn ykayacak, en azndan san tarayacak vakti olsayd. "Ama son glen bizimki, yani kuzen olmu," dedi Tank. "Pantolonlan sulu boyayla yapm. Taliban gidince de, suya tutup aktvermi." Glmsedi - onun da bir dii eksikti. Ban edi, gzlerini ellerine dikti. "Yaa." Banda pakol vard, ayaklannda yry botlan; siyah, yn kazan hki rengi pantolonunun iine sokmutu. Konuurken hafife glmsyor, ban usulca, doruiarcasna sallyordu. Leyla onun bunu, yaa nlemini kullandn hi anmsamyordu; u dnceli duru,*parmaklann kucakta birleip bir adr kuruu, bu ba sallama da yeniydi. Ne kadar yetikin bir szck, ne kadar yetikin bir jest. yi de, neden 341 bu kadar artc geliyordu ki? O artk yeti/kin bir erkekti. Yava devinimli, yorgun tebessml, yirmi be yandaki Tank. Sakall, dlerindeki Tank'tan daha zayf, ama gl kuvvetli ellere, bir iinin boum boum, dolgun damarl ellerine sahip bir erkek. Yz hl etsiz, yakklyd fakat teni artk ak deildi; tpk boynu gibi gneten yanm alnnda da bir ypranmlk seziliyordu; uzun ve ypratc bir yolculuun sonundaki bir gezginin alnyd bu. Pakol\mu geriye itmiti; Leyla salannn dklmeye baladn ayrmsad. Gzlerinin elas, anmsadndan daha donuk, daha soluktu, ama belki de odadaki k yzndendi. Tank'n annesini dnd; o acelesiz tavrlann, zeki tebessmlerini, kasvetli, mor peruunu. Ve babasn; gzlerini ksp bak, ineleyici akalan. Daha nce, kapda, gzyala-nyla slanm sesi, birbirine dolanan kelimeleriyle, Abdl eriften ald haberi aktarm, Tark da ban hayr anlamnda sallamt. Leyla da bunun zerine, onlan, ana-babasnn saln sordu. Fakat Tank ban eip, kederle, "Vefat ettiler," deyince, sorduuna piman oldu. "ok zldm." "ey. Evet. Ben de." Sonra, cebinden kk bir kesekd kard, Leyla'ya uzatt. "Bu senin. Alyona'dan sevgilerle." inden, naylona sanl bir kalp peynir kt. "Alyona. Ne gzel isim." Leyla bir sonraki szc sesi titremeden syleyebilmek iin kendini zorlad. "Karn m?" "Keim." Beklenti dolu bir glmsemeyle kza bakyordu; anmsamasn bekler gibi. Ayn anda, Leyla anmsad. Sovyet filmi. Alyona, kaptann kzyd, ikinci kaptana k olan kz. Tank ve Hasena'yla, Sovyet tanklannn, ciplerinin Kabil'den aynln seyrettikleri, Tank'n o komik Rus kalpan takt gn, daha sonra izledikleri film. 342 "Onu yere aktm bir kaza balyorum," diyordu Tank. "Etrafna da bir it rdm. Kurtlar yznden. Yaadm da eteinin yaknlarnda, yanm kilometre kadar uzakta ormanlk bir alan var, ounlukla am aalan, biraz kknar, biraz da sedir. Genellikle ormandan aynlmyorlar, kurtlar yani, ama meleyen stelik etrafta dolamaktan holanan bir kei, akllann elebilir. iti bu yzden yaptm. Kaz da." Leyla hangi da etei olduunu sordu. "Pir Penjal, Pakistan," dedi Tank. "Yaadm yerin ad Mrree; slamabad'a bir saat uzaklkta bir sayfiye yeri. Dalk, yemyeil bir yer; bol aal, deniz seviyesinden epey yksek. Onun iin de yazlan serin oluyor. Turisder iin mkemmel." Britanyallarn oray Kralie Victoria dneminde, Ravalpindi'deki askeri kararghlanna yakn olduu iin setiklerini, vatandalarnn scaktan kaabilecei bir yayla kurduklan-n aklad. Smrge dneminden kalma birka hatraya hl rasdanyor, dedi; bir-iki ayevi, kr evi dedikleri, teneke-dam-l bungalovlar, filan. Kasabann kendisiyse kk, sevimliydi. "Mail" dedikleri ana caddeye postane, bir kapal ar, birka lokanta, boyal camlan ve el dokumas hallan turisdere fahi fiyatla satan dkknlar sralanmt. Mall'da acayip bir trafik uygulamas vard; tek ynl trafik bir hafta bir yne, teki hafta aksi yne akyordu. "Yerel halk, rlanda'da baz yerlerde ulamn aynen byle olduunu sylyor. Bilemem. Her neyse, ho bir yer. Yaln bir yaam, fakat houma gidiyor. Orada yaamay seviyorum." "Keinle birlikte. Alyona'yla." Leyla'nn amac aka yapmaktan ziyade, erkein azndan aktrmadan, ustaca laf almaya almakt; yannda, keiyi kurtlara kaptrmaktan korkan biri daha olup olmadn renmek, rnein. Ama Tank ban evet anlamnda sallamakla yetindi. 343 "Ben de senin annenle babana zldm," dedi. "Duydun mu?" "Daha nce birka komuyla konutum," dedi erkek. Bir duraklama oldu, Leyla komularn ona baka neler anlattn merak etti. "Hi tandk gremedim. Eski gnlerden, yani." "Hepsi gitti. Tandn hi kimse kalmad." "Kabil'i tanyamyorum." "Ben de yle." "Anneciin yeni bir arkada var," dedi Zalmay, akam yemeinden sonra; Tank gideli epeyce olmutu. "Bir erkek." Rait ban kaldrp bakt. "yle mi?" Tank sigara imek iin izin istedi.

Bir sre, Peaver yaknlarndaki Nasr Ba snma kampnda kaldk, dedi, sigarasnn kln bir tablaya silkerken. "Oraya vardmzda, kampta zaten altm bin Afgan yaa-, maktayd. "Dier baz kamplar, rnein, Allah korusun Cahzay kadar kt deildi. Souk Sava srasnda kurulan u rnek kamplardan biriydi sanrm; hani Bat'nn dnyaya gstermek, Afganistan'a sadece silah ymadklarn kantlamak iin yaptklarndan." Ama bu, Sovyet sava srasndayd, cihat gnlerinde; dnya apnda bir ilginin uyand, para musluklarnn ald, Margaret Thatcher'in kalkp ziyarete geldii gnlerde. "Gerisini biliyorsun, Leyla. Savatan sonra, Sovyeder dald, Bat da ekip gitti. Afganistan'da artk kaybetmekten korktuklar hibir eyleri kalmamt, dolaysyla para da suyunu ekti. Nasr Ba artk adrlardan, tozdan ve ak lam344 lardan ibaret. Oraya gidince, bize bir sopayla bir para da adr bezi verdiler, kendi adrmz kurmamz sylediler." Bir yl kaldklar Nasr Ba'dan en ok anmsad eyin, kahverengilik olduunu ekledi. "Kahverengi adrlar. Kahverengi insanlar. Kahverengi kpekler. Kahverengi lapa." Her gn trmand, yapraksz bir aa vard; bir dala atar biner gibi oturur, gnee serilmi snmaclar seyrederdi; yaralar, kopuk uzuvlar gzler nnde. Bidonlarla su tayan, ate yakmak iin kpek pislii toplayan, kr baklarla tahtadan oyuncak AK-47'ler yontan, kimsenin ekmek yapmay beceremedii, bayat buday unuyla dolu uvallar srkleyen, kck, bir deri bir kemik olanlar seyrederdi. Mlteci kampn dip dibe dolduran adrlar rzgrda rpnrd. Rzgr yabani ot beklerini oradan oraya srkler, amur mezbelelerin atsna dm uurtmalar havalandnrd. "Bir sr ocuk ld. Dizanteri, verem, alk - ne istersen. En ok da, kahrolas dizanteriden. Tannm, Leyla. Ne ok ocuun gmldn grdm. Bir insann tank olabilecei en kt grnt, inan." Bacak bacak stne at. Bir sre ikisi de konumad. "Babam ilk k bile atlatamad," diye srdrd szn. "Uykusunda ld. Ac ektiini sanmyorum." Ayn k, annesi de zatrreeye yakalanmt, az kald lyordu; steyn vagon arabasn seyyar bir klinie dntrm olan kamp doktoru olmasayd, lrd de. Kadn sabaha kadar ateler iinde kvranyor, ksryor, kaim, pas rengi balgam tkryordu. Doktorun nndeki kuyruklar ok uzundu, dedi Tank. Sradaki herkes titriyor, inliyor, ksryordu; alana karan, dks bacaklarndan akanlar da vard, bitkinlikten ya da alktan tek kelime edecek mecali olmayanlar da. "Ama ok dzgn adamd, doktor. Annemi tedavi etti, "i verdi ve o k annemin hayatn kurtard." 345 Ayn k, Tank bir ocuu keye kstrd. "On iki, bilemedin on yandayd," dedi, dmdz bir sesle. "Bir cam parasn grtlana dayadm, elindeki battaniyeyi aldm. Gtrp anneme verdim." Annesinin hastalndan sonra, kendine bir sz vermi, kampta bir k daha geirmemeye yemin etmiti. alacak, para biriktirecek, annesini Peaver'de temiz suyu, sobas olan bir daireye tayacakt. Bahar gelince, i aramaya koyuldu. Arada bir, bir kamyon sabah erkenden kampa gelir, birka dzine delikanly toplayp almaya gtrrd; yaknlardaki bir tarlaya ta ayklamaya, bir bahedeki elmalar toplamaya; karlnda da -be kuru para, bir battaniye, bir ift ayakkab. Ama Tark' aran olmamt. "Bacama yle bir bakar, arkalarn dnverirlerdi," dedi. Baka iler de vard. Kazlacak kanallar, yaplacak kulbeler, tanacak su, helalardan krenecek pislik. Ama bu iler iin sryle gen birbirini yiyordu, Tank'a ans bir kez olsun glmedi. Sonra bir gn, 1993 gznde bir dkkn sahibiyle tant. "Bir deri paltoyu Lahor'a gtrmem iin para teklif etti. ok deil, ama yeterli; tutmak istediim dairenin bir-iki aylk kirasn karlayacak kadar." Dkknc ona bir otobs biletiyle bir adres vermiti; Lahor Tren Gan'nn yaknnda, bir ke banda, paltoyu adamn bir arkadana teslim edecekti. "Anlamtm tabii," dedi Tark. "Yakalanrsam, tek ba-naydm, beni tanmyordu; annenin yaad yeri biliyorum, unutma, dedi. Ama paras, geri evrilemeyecek kadar iyiydi. stelik k bir kez daha bastrmak zereydi." Leyla sordu: "Nereye kadar gidebildin?" Tark gld. "Fazla ilerleyemedim." Gl mahcuptu, af diler gibi. "Otobse bile binemedim. Oysa kendimi doku346 nulmaz sanyordum, bilirsin, erbetli. Sanki yukarlarda bir yerde bir muhasebeci oturmu, kulann arkasnda bir kalem, bu tr eylerin etelesini tutuyor, aaya bakp yle diyordu: 'Evet, tamam, bunu alabilir, izin vereceiz. Bedelini oktan dedi, evet, o.'" Haha astann iindeydi; polis ba paltoya daldrd an sokan ortasna, yerlere salvermiti. Tank yeniden gld, giderek trmanan, titrek bir kahkahayd; Leyla onun kkken de aynen byle gldn anmsad; utancn gizlemek, yapt delice ya da kepazece bir eyi hafife almak istercesine. "Topallyordu," dedi Zalmay.

"Yoksa bu tahmin ettiim kii mi?" "Yalnzca ziyarete geldi," dedi Meryem. "Kapa eneni sen," diye hrlad Rait, bir parman kaldrarak. Yeniden Leyla'ya dnd. "Bak u ie. Leyla'yla Mecnun kavumu. Tpk eski gnlerdeki gibi." Yz talat. "Onu ieri aldn demek. Buraya. Benim evime. Onu evime soktun. Buraya, olumun yanna." "Beni oyuna getirdin. Bana yalan syledin," dedi Leyla, dilerini gcrdatarak. "O adam getirip karma oturttun ve... Onun hayatta olduunu bilseydim, ekip gideceimi biliyordun." "AMA SEN BANA YALAN SYLEMEDN?" diye kk-redi Rait. "Anlamadm m sandn? Senin u harami^p?. Sen beni aptal m sanyorsun, kaltak?" Tank konutuka, Leyla'nn susma nndan duyduu korku da artyordu. Erkein susmasn izleyecek olan, anlatma 347 srasnn kendisine geldiini belirtecek olan sessizlikten d kopuyordu; ite o zaman, nedenleri, niinleri aklamas, erkein zaten bildiinden emin olduu eyi resmiletirmesi gerekecekti. Tank ne zaman duraklasa, Leyla midesinde hafif bir bulant hissediyordu. Erkekle gz gze gelmemeye alyordu. Onun ellerine, bu ellerin zerindeki, araya giren yllarda fkrm, kaln, siyah kllara bakyordu. Tank, orada Urdu dilini rendii dnda, hapishane yllarndan fazlaca sz etmedi. Leyla sorunca da ban sabrszca sallad. Leyla bu jestte pasl demirleri, ykanmam bedenleri, hr karmaya hazr erkekleri, tklm tk koridorlar, kf balam, rmeye yz tutmu tavanlar grd. Bu yzde, orann ne kadar aalayc, onur kinci, i karartc bir yer olduunu okudu. Tank, tutuklanmasndan sonra, annesinin onu grmeye altn syledi. " kez geldi. Ama onunla bir trl gremedim." Annesine bir mektup yazm, daha sonra, eline geeceinden kuku duysa da, birka tane daha yollamt. "Sana da yazdm," dedi. "Yazdn m?" "Ah, ciltlerce. Verimliliim, dostun Rumi'yi kskanlktan adatabilirdi." Bir kahkaha patlatt, sesi bu kez gmbr gmbrd; kendi cretine arm, yapt ifaattan utanm gjbi. st katta, Zalmay kyametleri kopanyordu. "Aynen eski gnlerdeki gibi," diye yineledi Rait. "kiniz. Ba baa. Ona yzn de gstermisindir, herhalde." "Gsterdi," dedi Zalmay. Sonra, Leyla'ya: "Gsterdin, Anne. Seni grdm." 348 *** "Olun benden pek holanmad," dedi Tark, yeniden aaya inen Leyla'ya. "zr dilerim," dedi kz. "Ondan deil. Sadece... Neyse, ona aldrma." Sonra hemen konuyu deitirdi, nk Zal-may'a hakszlk ettiini hissetmi, sululuk duymutu; o babasn ok seven, kk bir ocuktu yalnzca; bu yabancya duyduu igdsel antipati ise olduka anlalabilir, geerli bir tepkiydi. Sana da yazdm. Ciltlerce. Ciltler dolusu. "Ne zamandr Mrree'desin? "Bir yl olmad," dedi Tank. Hapishanede yalca bir adamla dost olduunu anlatt; Salim adndaki bu Pakistanl, eski bir im hokeyi oyuncusuydu, yllardr hapse girip kyordu, o srada da sivil bir polis memurunu baklamaktan on yllk cezasn ekmekteydi. Her hapishanede bir Salim mudaka bulunur, dedi Tank. Uyank, iini bilen, tandklan olan, dier tutuklulann ihtiyalann karlayan; evresindeki hava hem frsatlarla hem de tehlikeyle titreen biri. Tank'n annesi hakknda bilgi edinen, onu karsna oturtup yumuak, babacan bir sesle, annesinin ld haberini veren de Salim'di. Tank, Pakistan'daki hapishanede yedi yl yatmt. "Yine de ucuz kurtuldum," dedi. "anslymm. Davama bakan hkimin erkek kardei bir Afgan kadnla evliymi. Belki de bu yzden bana merhamet gsterdi. Bilemiyorum." Tank'n cezas dolunca, 2000 knn balannda, Salim ona aabeyinin adresini, telefon numarasn verdi. Adamn ad Sayid'di. 349 "Sayid'in Mrree'de kk bir oteli olduunu syledi. Yirmi oda, bir de salon; gezginlerin karnn doyurabilecei, kk bir yer. Beni Salim gnderdi dersin, diye tembihledi." Tank otobsten indii an sevmiti Mrree'yi: karla ykl amlar, souk, gevrek hava, panjurlu, ahap villalar, bacalardan tten duman. Sayid'in kapsn alarken, buras, diye dnd, bildiim, ektiim sefaletten dnyalarca uzak olmakla kalmyor, glk, ile gibi olgular bile her naslsa ayp, akla hayale smaz kavramlar gibi gsteriyor. "Kendime, ite bir erkein uyum salayabilecei, yuvarlanp gidebilecei bir yer, dedim." Tark ie alnd; kapc ve tamirci olarak. Sayid'in koyduu bir aylk, yarm maal deneme srecinde baarl oldu. O konuurken, Leyla'nn gznn nnde Sayid belirdi; ksk gzl, al yanakl bir erkek;

resepsiyondaki camn gerisinden, odun kesen, araba yolundaki kan kreyen Tank' izliyor. Adam eilmi, lavabonun altna yatm, szan bir boruyu tamir etmekte olan Tark' incelerken grd. Muhasebe defterini inceler, hesapta ak olup olmadn kontrol ederken. Tank'n tek odal kulbesi, ann minik bungalovunun arkasndayd. A, Edibe adnda, ana, yal bir duldu. Her iki kulbe de otelden az uzaktayd; ana binayla arasnda dank badem aalan, bir tahta sra ve yazlar suyu btn gn aldayan, piramit biiminde bir eme vard. Leyla kulbe-sindeki Tank' da grd; yatanda oturuyor, penceresinin nndeki bol yaprakl dnyay seyrediyor. Tank'n minnetle kabullendii bu srenin sonunda, Sayid onun maan artrd, le yemeklerinin bedava olduunu belirtti, yn bir palto verdi, bacan da yeniledi. Adamn iyilii, cmertlii karsnda aladm, dedi Tank. 350 lk ayln cebine koyar koymaz kasabaya inmi, Alyo-na'y satn almt. Glmsedi: "Krk bembeyaz, lekesiz. Baz sabahlar, eer gece kar yamsa, camdan bakyorsun ve sadece iki gzyle slak burnunu gryorsun." Leyla ban sallad. Bir sessizlik oldu. st katta, Zalmay yeniden topunu duvarda zplatmaya balamt. "ldn sanyordum," dedi Leyla. "Biliyorum. Sylemitin." Leyla'nn sesi gidiverdi. Durup genzini temizlemeye, kendini toplamaya mecbur kald. "Haberi getiren adam yle itendi ki... Ona inandm, Tank. Keke yapmasaydm, ama inandm. Ve kendimi yle yalnz, yle aresiz hissettim ki... ok da korktum. Aksi halde, Rait'le evlenmeyi asla kabul etmezdim. Asla..." "Aklamak zorunda deilsin," dedi erkek tatllkla, gzlerini kznkilerden kararak. Bunu syleme biiminde st rtk bir sitem de yoktu, gizli bir hayflanma da. Ne de en kk bir sulama. "Evet, zorundaym. nk onunla evlenmemin ok daha nemli bir nedeni vard. Bilmediin bir ey var, Tank. Daha dorusu, biri. Sana anlatmam gerekiyor." Rait Zalmay'a sordu: "Sen de sohbet ettin mi onunla?" Zalmay bir ey demedi. Leyla onun gzlerinde imdi kuku, tereddt gryordu; verdii haberin sandndan ok daha nemli olduunu yeni yeni aynmsyordu sanki. "Sana bir soru sordum, evlat." Zalmay yutkundu. Gzleri oradan oraya uuuyordu. "Ben yukardaydm, Meryem'le oynuyordum." "Peki ya annen?" 351 Olan hemen Leyla'ya bakt; st dkm kedi gibi; alad alayacak. "nemli deil, Zalmay," dedi annesi. "Doruyu syle." "O... o aadayd, o adamla konuuyordu," dedi olan clz bir sesle, neredeyse fsldar gibi. "Anlyorum," dedi Rait. "Tam bir ekip almas." Tark giderken, "Onunla tanmak istiyorum," dedi. "Onu grmek istiyorum." "Ayarlarm," dedi Leyla. "Azize. Azize." Tank glmsedi, szcn tadna bakt. Oysa Rait ne zaman kznn adn sylese, Leyla bu seste hep bozuk, sakat bir tn hissederdi; hatta terbiyesizce. "Azize. Harika bir isim." "Kendisi de yle. Greceksin." "Dakikalar sayacam." Birbirlerini grmeyeli neredeyse on yl olmutu. Leyla'nn zihninde gemi, dar geitte bulutuklar, gizlice ptkleri anlar akp duruyordu. Erkein onu imdi nasr grdn merak etti. Leyla'y hl gzel buluyor muydu? Yoksa ona solmu, ypranm, acnas m grnyordu; rkek, bezgin, yal bir kadn gibi? On yl. Ama orada, gne nda Tark'la karlkl dururken, Leyla bir an, bu yllarn hi yaanmad, aradan bunca zaman gemedii duygusuna kapld. Ana-babasnn lm, Rait'le evlenmesi, lmler, roketler, Taliban, dayaklar, alk, hatta ocuklar bile, hepsi bir ryayd sanki; ya da garip, esrarengiz bir mola, birlikte olduklar o son akamstyle u an arasndaki ksa bir perde aras. Sonra, Tark'n yz deiti, ciddileti. Leyla bu ifadeyi tanyordu. Yllar nce, ikisi de ocukken, takma bacan 352 karp Kadim'e saldrd gn, yznde yine bu anlam vard. Elini uzatt, Leyla'nn altdudann kenarna dokundu. "Bunu sana o yapt," dedi buz gibi bir sesle. Bu temas, Leyla'ya yeniden o ikindiyi, Azize'ye gebe kald anlardaki cinneti anmsatt. Tark'n lk, ensesini yakan soluu, kalalarnn kaslan, esneyen kaslan, gslerini ezen gs, kenetlenen elleri. "Keke seni yanmda gtrseydim," dedi Tank fisldarca-sna. Leyla ban emek zorunda kald; alamamak iin kendini tutuyordu.

"u an evli bir kadn, bir anne olduunu biliyorum. Bense kp geldim; onca yln ardndan, btn olanlardan sonra gelip kapma dikildim. Muhtemelen yakksz, belki de haksz bir davran, ama seni grmek zorundaydm... Ah, Leyla, senden hi aynlmamalydm." Leyla bouk bir sesle inledi: "Yapma." "Daha ok uramam, diretmem gerekirdi. Frsatm varken seninle evlenmeliydim. O zaman her ey ok farkl olurdu." "Byle konuma. Ltfen. Canm yakyor." Erkek ban sallad, ona doru bir adm att, sonra kendini durdurdu. "Hayallere kaplmak istemiyorum. Byle pat diye kp gelmekle, senin hayatn altst etmek de istemiyorum. Gitmemi istersen, Pakistan'a dnmemi istersen sylemen yeterli, Leyla. Ciddiyim. Tek bir szck, dner giderim. Bir daha da rahatsz etmem seni. Ben..." "Hayr!" Leyla'nn sesi amaladndan daha iddedi kmt. Elini uzatm, erkein koluna yapm olduunu ay-nmsad. Elini ekti. "Hayr. Gitme, Tark. Hayr. Ltfen kal." Erkek ban olur anlamnda sallad. "On iki sekiz aras alyor. Yarn leden sonra gel. Seni Azize'ye gtreceim." 353 "O adamdan korkmuyorum, biliyorsun." "Biliyorum. Yarn leden sonra bekliyorum." "Peki sonra?" "Sonra... Bilmiyorum. Dnmem lazm. Bu..." "Biliyorum," dedi Tark. "Anlyorum. zr dilerim. Pek ok ey iin zr dilerim." "Dileme. Geri dneceine sz verdin. Ve dndn." Tark'n gzleri suland. "Seni grmek yle gzel ki, Leyla." Durduu yerde rpererek, erkein arkasndan bakt. Ciltler dolusu, diye dnd, bir kez daha rperdi; bir akm, hznl ve ssz, ama ayn zamanda da hevesli, pervaszcasna umutlu bir titreme btn bedenini yalad. 354 45 MERYEM "Yukardaydm, Meryem'le oynuyorduk," dedi Zalmay. "Peki ya annen?" "O... o aadayd, o adamla konuuyordu." "Anlyorum, dedi Rait. "Ekip almas desene." Meryem onun yznn gevediini, rahatladn grd. Alnndaki knklann aln izledi. Kukunun, gvensizliin gzleri terk ediini. Rait srtn dikletirdi; birka dakikalna dalp gitmi, derin dncelere gmlmt sanki; gemide isyan ktn renen ve bir an durup bir sonraki hamlesini tasarlayan bir kaptan gibi. Sonra, ban kaldrd. Meryem bir ey syleyecek oldu, ama adam elini kaldrd, onun yzne bile bakmadan, "ok ge, Meryem," dedi. 355 Zalmay'a dnd. "Sen yukar kyorsun, evlat," dedi, buz tutmu bir sesle. Meryem Zalmay'n yzndeki tela grd. ocuk asabi bir tavrla onlara, bir ona bir tekine bakyordu. Bu fitnecilik oyununun odada olduka ciddi -yetikin ciddisi bir eye yol atnn farkndayd artk. Meryem'e, sonra da annesine kederli, bin piman bir bak frlatt. Rait buyurgan bir sesle yineledi: "Derhal!" Zalmay' dirseinden yakalad. Olan onun kendisini e-kelemesine, yukar karmasna kuzu kuzu boyun edi. Donmuasna kalakaldlar, Meryem'le Leyla; gzleri yerdeydi, gzleri buluursa sanki Rait'e hak vermi, bak asn onaylam olacaklard: O, suratna bakmaya bile tenezzl etmeyen insanlara kaplan aar, bavullar tarken, arkasndan, kendi evinde, biricik olunun gzlerinin nnde rezilce, ahlakszca dolaplar evriliyordu. Tek kelime etmediler. st kattaki koridordan gelen ayak seslerini dinlediler: biri ar, tok ve kararl, teki rkm, kk bir hayvannki gibi ptr ptr. Kulak kesilmi dinliyorlard; ksk sesler, tiz bir yaL varma, hain bir azar, ekilen kap, kilitte dnen anahtann ngrts. Geri dnen bir ift ayan, imdi kulaa daha da rktc gelen gmbrts. Meryem basamaklar inleten ayaklar grebiliyordu. Anahtarn cebe sokulduunu, kemerin delikli ucunun yumrua skca dolandn. Pirin taklidi tokas yerde srkleniyor, basamaklara arptka zplyor. Durdurmak iin ne atld, ama Rait onu itekledi, yanndan rzgr gibi geti. Tek szck etmeden, kemeri Leyla'ya savurdu. yle hzl hareket etmiti ki, kz geri kaacak ya da ban eecek, hatta yzn korumak iin kolunu kaldracak vakti bile bulamad. Leyla akana dokundu, parmaklannda356 ki kana bakt, sonra da hayree Rait'e. Bu inanmazln yerini nefretin almas bir-iki dakika srd. Rait kemeri bir daha savurdu.

Bu kez, Leyla bir koluyla kendini korurken, bir eliyle kemeri yakalamaya alt. Iskalad, Rait kemeri indirdi. Tam o srada Leyla kemerin tokasn ksa bir sreliine tutabildi, ama adam ekip kurtard, bir kez daha savurdu. Bir an sonra, Leyla odann iinde drt dnyor, Meryem birbirine kansan, anlalmaz szckler hayknyor, Leyla'y kovalayan, nn kesen, kemeri rasgele savuran Rait'e yalvanyordu. Bir ara, Leyla eildi, Rait'in kulana bir yumruk yaptrmay becerdi, buysa adam daha da hrslandrd. Kz yakalad, var gcyle duvara frlatt, kemerle bir daha, bir daha vurdu; tokas Leyla'nn gsne, omzuna, havaya kaldrd kollan-na, parmaklanna indi, indii yerden kan fkrtt. Meryem artk hesab armt; kemerin ka kez sakladn, Rait'e ka zamandr yakardn, diler, yumruklar ve kemerden oluan krdmn etrafnda ka kez dndn anmsamyordu; sonra, bir ift penenin Rait'in yzne yaptn grd; krk rnaklann adamn enesine gmldn, salarn ektiini, alnn trmaladn. Parmaklann kendisine ait olduunu alglayncaya kadar, aradan ne kadar zaman gemiti? Rait Leyla'y brakt, Meryem'e dnd. nce, grmeden bakt, sonra gzleri ksld, Meryem'i ilgiyle szd. Gzlerindeki ifade deiti; aknlk, ok, sonra honutsuzluk; hatta, bir an belirip kaybolan hayal knkl. Meryem bu gzleri ilk grd n hatrlad; nikh duvann altnda, aynada, Cel'in refakatinde; aynann yzeyin357 de kayan, buluan gzleri; erkein kaytsz, kendisinin uysal, boyun emi, neredeyse af dileyen baklar. Af dileyen. Meryem imdi, ayn gzlerde, ne byk bir aptal olduunu gryordu. Bu adama iffetsiz, gz darda bir e mi olmutu? Srf kendini dnen bir e? Ahlaksz? Gvenilmez? Pespaye? Bu ktcll, ard arkas kesilmeyen hakaretleri, zevkini kara kara yap eziyetleri mazur gsterecek ne ktlk yapmt ki Rait'e? Hastalandnda ona bakmam myd? Onun, arkadalarnn karnn doyurmam, pisliini gk karmadan temizlememi miydi? Bu adama genliini vermemi miydi? Bu gaddarl hak edecek hibir ey yapmamt o. Rait ona doru hamle etmeden nce, kemeri brakt; toka gm diye yere arpt. Baz iler, diyordu bujjm, plak elle grlmelidir. Meryem tepesine ullanan adamn arkasnda, Leyla'nn eilip yerden bir ey aldn grd. Leyla'nn ellerinin hava-lann, sonra, tm hzyla adamn yznn yan tarafna iniini izledi. Knlan camn angrts. Bardan yere salan, trtkl, sivri ulu paralan. Leyla'nn ellerinde kan vard; Ra-it'in de boynunda, gmleinde. Adam arkasn dnd; dilerini gstererek hrlyor, gzleri ate sayordu. Yere yuvarlandlar, Rait'e Leyla; bir sre alt alta st ste boutular. Sonunda adam ste kt; elleri oktan kzn boazna kenetlenmiti bile. Meryem onun zerine atld. Gsne vurdu. tmeye, ellerini Leyla'nn boazndan ayrmaya alt. Parmaklann srd. Ama parmaklar kzn soluk borusuna mengene gibi yapmt; Meryem onun bu ii sonuna kadar gtreceini anlad. 358 Leyla'y bomaya kararlyd; iki kadnn bunu engellemeye gc yetmezdi. Meryem geri ekildi, doruldu, odadan kt. st kattan gelen bouk gmbrtnn, kilitli kapy dven minik avu-lann farkndayd. Koridoru koarak geti. n kapdan frlad, bir solukta baheyi geti. Alet kulbesinde, krei kapt. Rait onun odaya dndn fark etmemiti. Ardna kadar alm, deli gzleri, kzn boynuna kenetlenmi elleriyle, hl Leyla'nn zerindeydi. Leyla'nn yz morarmaya balam, gzaklan geriye devrilmiti. Meryem onun debelenmeyi braktn grd. Onu ldrecek, diye dnd. Gerekten ldrecek. Ama Meryem buna izin veremezdi, izin vermeyecekti. Yirmi yedi yllk evlilii boyunca Rait yle ok eyini almt ki. Leyla'y da almasna seyirci kalmayacakt. Ayaklarn yere salamca bast, krein sapn iki eliyle, skca kavrad. Kaldrd. Adama seslendi. Grmesini istiyordu. "Rait!" Adam ban kaldrp bakt. Meryem krei savurdu. Tam akana isabet etti. Darbe onu Leyla'dan kopard. Rait avucuyla akana dokundu. Parmak ularndaki kana, sonra Meryem'e bakt. Meryem bir an, bu yzn yumuadn grr gibi oldu. Aralannda bir duygu alverii olduu duygusuna kapld; bu darbeyle adamn kafasna bir eyler sokmay baarmt belki de? Belki o da benim yzmde bir ey grd, diye dnd, gznn almasn salayan bir ey. Belki de, bunca yldr Meryem'in onunla yaamasn mmkn klan, aralksz aalamalarna, iddetine, eletirilerine, acmaszlna katlanmasn salayan btn vazgeilerden, zverilerden, benliini yok saylardan bir iz, bir zerre grmt. Rait'in gzlerindeki, sayg myd? Pimanlk? 359

Ama sonra, stduda alayla, bildik tiksintiyle kvrld ve Meryem balad ii bitirmemenin nasl bir hata, hatta sorumsuzluk olacan anlad. imdi Rait'in kalkp gitmesine izin verse, adamn cebindeki anahtar karp st kata frlamas, Zalmay' kilitledii odaya dalp tabancasn kapmas ne kadar srerdi? Meryem, onun salt kendisine ate etmekle yetineceinden, artk Leyla'ya dokunmayacandan emin olsayd, belki de elindeki krei brakrd. Ama Rait'in gzlerinde her ikisi iin de lm gryordu. Bylece, krei iyice, elinden geldiince yksee kaldrd; krein ucu, srana deene kadar. Keskin kenar dikey gelecek biimde evirdi ve ayn anda, hayatnda ilk kez, kendi yaamnn akna kendisinin karar verdiini aynmsad. Sonra, krei indirdi. Bu kez, btn gcn kullanmt. 360 46 LEYLA Leyla tepesindeki yzn farkndayd; dilerin, ttn kokusunun, lmcl gzlerin. Hayal meyal de olsa, Meryem'in de farkndayd; zerindeki ktleye saldrdnn, yadrd yumruklarn. Yukardaysa tavan vard; Leyla'nn odakland ey de bu tavand zaten; kumaa yaylan mrekkep gibi saa sola yaylm, kfl, koyu lekeler, svadaki yarklar, odann hangi ucundan baktnza bal olarak, duygusuz bir tebessme ya da ak kalara benzeyen bir atlak. Leyla, kimbilir ka kez bir sprgenin ucuna bez dolayp bu tavandaki rmcek alarn aldn dnd. Onu, Meryem'le birlikte, kez beyaza boyadklarn. atlak amk bir glmseme deil, alayc bir srtt. Ve giderek klyordu. Tavan bz361 lyor, geriliyor, ondan uzaklayor, puslu, lo bir hilie doru ekiliyordu. Ykseldi, uzaklat, ta ki bir posta pulu kadar klnceye dek; beyaz ve parlak bir benek, evresindeki her ey karanla gmlm. Karanlkta, Rait'in yz bir gne lekesini andryordu. imdi gzlerinin nnde anlk, kr edici beyazlkta zerrecikler uumaktayd; infilak eden gm yldzlar gibi. Ik acayip, geometrik ekiller oluturuyordu; solucanlar, yumur-ta-biimli nesneler, aa yukar, saa sola deviniyor, birbirine karp eriyor, ayrlyor, bir baka imgeye dnyor, sonra soluyor, yerini zifiri karanla brakyor. Sesler bouk, uzak. Gzkapaklarnn gerisinde, ocuklarnn yzleri parlyor, kpryor. Azize; dikkatli ve akl banda, olgun, suskun. Zalmay hayranlkla, rpertili bir istekle babasna bakyor. Demek byle bitecek, diye dnd Leyla. Ne zavall bir son. Ama sonra, karanlk dalmaya balad. Leyla bir ukurdan kanlyormu, havaya kaldnlyormu duygusuna kapld. Tavan yava yava geri dnd, geniledi; Leyla imdi atla yeniden grebiliyordu, yine o eski, tatsz glmsemeydi. Biri tutmu, sarsyordu onu. yi misin? Cevap ver, iyi misin? Karsnda, Meryem'in yara bere iinde, endieden, korkudan kararm yz. Leyla soluk almay denedi. Boaz yand. Bir daha denedi. Bu kez daha da ok yakt; srf boazn deil, gsn de. Sonra ksrmeye balad; hinldamaya. Solumaya. Ama soluk alabiliyordu. Salam kulanda bir nlama. Dorulup oturunca ilk grd ey, Rait oldu. Srtst yatm, balk bi alm az, krpmayan gzleriyle bolu362 a bakyordu. Aznn kenarndan szan pembemsi, kpkl salya yanana akmt. Pantolonunun n slakt. Leyla onun alnn grd. Sonra da krei. Azndan bir inilti kt. "Ah," dedi titreyen, zar zor duyulan bir sesle. "Ah, Meryem." Leyla uunarak, ellerini rparak odada dnenirken, Meryem yerde, Rait'in yannda oturdu; elleri kucanda, sakin, kprtsz. Uzunca bir sre, hibir ey sylemedi. Leyla'nn boaz kurumutu; bir eyler kekeliyor, zangr zangr titriyordu. Rait'e bakmamak iin kendini zorluyordu; ku gagas-azna, ak gzlerine, kprckkemiin ukurunda phtlam kana. Darda gn solmaya, glgeler koyulamaya balamt. Meryem'in yz bu kta zayf, klm grnyordu, ama heyecanl ya da korkmu bir hali yoktu, daha ok dalgn, dnceliydi; zihni ylesine meguld ki, enesine konan sinei fark etmedi bile. Orada ylece, derin dncelere daldnda yapt gibi, altdudan prtletmi, oturuyordu. Sonunda, "Gel otur, Leyla co," dedi. Leyla syleneni yapt, oturdu. "Onu tamamz gerek. Zalmay bunu grmemeli." Rait'i bir arafa sarmadan nce, Meryem onun cebini kartrd, yatak odasnn anahtarn buldu. Leyla onu bacaklarndan, dizlerinin arkasndan tuttu, Meryem de koltuk altlarndan kavrad. Kaldrmay denediler, ama ok ard, sonunda srklemeye karar verdiler. n kapdan darya, baheye doru ekerlerken, Rait'in aya kapnn eiine takld,

363 baca yana kvrld. Geri dnp bir daha denemek zorunda kaldlar, sonra yukarda bir ey yere dt, Leyla'nn dizleri boalverdi. Rait'i drd. Yere yld, alamaya, zangr zangr titremeye balad; Meryem onun tepesine dikildi, elleri kalalarnda, kendini toplamasn syledi. Olan oldu, dedi. Bir sre sonra Leyla doruldu, yzn sildi; bakaca bir sorun kmadan, Rait'i kulbeye tadlar. alma tezghnn gerisine, yere yatrdlar; masann zerinde testeresi, biraz ivi, bir keski, bir eki ve yontmaya, Zalmay'a bir oyuncak yapmaya niyedendii ama bir trl balayamad, silindir biimindeki tahta paras duruyordu. Sonra eve dndler. Meryem ellerini ykad, salarndan geirdi, derin bir nefes ald. "Dur u yaralarna bir bakaym, Leyla co. Her tarafn kesik iinde." Meryem bu gece oturup dnmesi gerektiini syledi. Akimi bana toplayacak, bir plan yapacakt. "Bir yol var," dedi, "tek yapmam gereken, onu bulmak." "Hemen gitmeliyiz! Burada kalamayz," diye atld Leyla' krk, bouk bir sesle. Birden aklna, krein Rait'in bana arpt an karm olabilecei ses geldi, yumruk yemiesi-ne sendeledi. Genzine safra doldu. Meryem onun kendine gelmesini sabrla bekledi. Sonra Leyla'y yatrd, ban kucana ekti, bir yandan salarn okarken, bir yandan da kayglanmamasn, her eyin yoluna gireceini syledi. Gidebiliriz, dedi o, Leyla, ocuklar ve Tank. Bu evden, bu balama bilmez kentten ayrlabilirlerdi. Bu umudunu yitirmi lkeyi temelli terk edebiliriz, dedi, Leyla'nn salarn svazlarken; kimsenin onlar bulamayaca, mazilerinden soyunup snabilecekleri, uzak, gvenli bir yere gidebilirlerdi. 364 "Aal bir yere," dedi. "Evet. Bol aal." Adn hi duymadklar bir kasabann kysnda, kk bir evde yaarlard; ya da gzlerden rak, darack, toprak yolunun iki yan binbir eit biriciyle, fundayla sarl bir kyde. Belki orada bir patika olurdu, ocuklarn oynayabilecei bir ayrla ulaan bir patika; ya da onlar alabalklarn yzd, kamlarn boy att, masmavi bir gle gtren, akll bir yol. Koyun, tavuk yetitirir, birlikte ekmek yapar, ocuklara okuma retirlerdi - huzurlu, sakin bir yaam. Orada, ektikleri btn skntlarn arln stlerinden atar, oktan hak ettikleri mutluluun, yaln refahn tadn karrlard. Leyla ona katld, mini mini yreklendirdi. Yeni glklerle dolu bir yaam olacakt, biliyordu, ama bunlar zevkli, doyurucu zorluklar olacakt; hi yksnmeyecekleri, stesinden geldike gururlanacaklan glkler: deerli bir aile yadi-gn gibi deer verilen, sahip klan. Meryem'in yumuak, ana sesi srp gitti, Leyla'y iyi kt rahatlatt. Bir yolu var, demiti; sabah olunca yaplmas gerekeni syleyecek, onlar da hep birlikte yapacaklard; belki de yann, b> saatte, yeni ya-amlanna, olaslklarla, sevinlerle dolup taan, glklere bile kucak aan bir yaama doru yol alyor olacaklard. Meryem'in byle dizginleri ele almasna, ak, dupduru bir zihinle her ikisinin yerine dnebilmesine Leyla minnettard. Kendi zihni diken stnde, bulank, karman ormand. Meryem ayaa kalkt. "imdi olunla ilgilenmelisin." Bu, Leyla'nn bugne kadar bir insanda grd en acl, en yaral yzd. Leyla onu karanlkta, iltenin Rait'in yatt tarafina bzlm buldu. rtnn altna, olunun yanma kayd, battaniyeyi zerlerine ekti. 365 "Uyuyor musun?" Olan arkas dnk yantlad: "Uyuyamadm. Baba can\a Babalu duasn yapmadk." "Belki bu gece benimle yaparsn." "Onun syledii gibi syleyemezsin ki." Olann kk omzunu okad. Ensesini pt. "Bir dene-im. "Baba can nerde?" "Baba can gitti," dedi Leyla, boaz yeniden tkanrken. te sylenmiti; o ilk, byk, kahrolas yalan. Ayn yalan daha ka kez tekrarlayacaz? diye sordu kendi kendine, yrei burkularak. Zalmay'n daha ka kez kandrlmas gerekecek? Gznn nnde, Zalmay'n eve dnen babasn cokuyla, koarak karlay canland; Rait onu dirseklerinden tutup kaldryor, dndryor, dndryor, ta ki olann bacaklar dmdz uzanncaya kadar; daha sonra Zalmay etrafta sarho gibi yalpalaynca, kkr kkr glyorlar. Kuralsz, paldr kldr oyunlarn, yeri g inleten kahkahalann, gizli bakmalarn dnd. ine bir utan, olu adna duyduu bir keder dalgas yayld. "Nereye gitti peki?" "Bilmiyorum, akm." Ne zaman dnecekti? Baba can dnte ona hediye getirecek miydi? Zalmay'la birlikte dua etti. Yirmi bir tane Bismillah-i-rahman--rahim; yedi parman her bir boumu iin bir tane. Olunun ellerini birletirip yzne gtrn, avularna fleyiini izledi; sonra Zalmay iki elinin tersini

alnna gtrd, kovar, defeder gibi bir hareket yapt, fsldad: Babalu, ek git, Zalmay'a ilime, onun seninle bir if i yok, Babalu, git burdan. Duay tamamlamak iin, kez tekbir getir366 diler: Allah--ekber. Daha sonra, gecenin ilerleyen bir vaktinde, Leyla bir fsltyla irkildi: Baba can benim yzmden tni flitti? Seninle... alt kattaki adam ipin sylediklerim yznden mi? Olunun zerine eildi, endielerini gidermek, Seninle hibir ilgisi yok, Zalmay. Hayr. Senin supun deil, demek istedi. Ama ocuk uyumutu bile, kk gs kalkp iniyordu. Leyla yattnda zihni kark, bulankt; mantkl bir fikir retecek durumda deildi. Fakat sabah, mezzinin namaza aran sesine uyandnda, pusun byk blm dalmt. Dorulup oturdu, bir sre, yumruu enesinin altnda uyuyan Zalmay' seyretti. Meryem'in gece yans, onlar uyurken usulca odaya girdiini, onlara bakarken kafasnda bir plan oluturduunu hayal etti. Yataktan indi. Dik durmak aba gerektiriyordu. Her yan anyordu. Boynu, omuzlan, srt, kollan, baldrlan; hepsi de Rait'in kemer tokasnn at yaralarla bezeliydi. Yzn acyla buruturarak, sessizce odadan kt. Meryem'in odasnda, k griden bir ton koyuydu; Leyla'nn hep ten horozlarla, ince uzun otlardan yuvarlanan iy damlalanyla badatrd bir renk. Meryem bir kede, seccadenin zerinde, yz pencereye dnk oturuyordu. Leyla yere, onun karsna kt. "Bu sabah gidip Azize'yi grmelisin," dedi Meryem. "Ne tasarladn biliyorum." "Yrme. Otobse bin, kalabala kan. Taksiler kuku uyandnr. Tek bana taksiye binmi bir kadn kesin durdururlar." "Ama dn gece sz vermitin..." 367 Leyla szn bitiremedi. Aalar, gl, isimsiz ky. Hepsi bir kandrmacayd. Onu yattrmak iin sylenmi, gzelim bir yalan. zgn bir ocuu avutur gibi. "Hepsi doruydu," dedi Meryem. "Hepsi senin iindi, Leyla co." "Sensiz hibirini istemiyorum," diye inledi Leyla. Meryem bitkin bitkin glmsedi. "Aynen senin dediin gibi olmasn istiyorum, Meryem, hep birlikte gitmemizi... sen, ben, ocuklar... Tark'n Pakistan'da bildii bir yer var. Bir sre orada saklanr, ortaln yatmasn bekleriz..." "Bu mmkn deil," dedi Meryem sabrla; iyi niyetli ama yanla dm bir ocua seslenen bir ebeveynden farkszd. "Birbirimize bakar, gz-kulak oluruz," dedi Leyla. Sesi bouldu, gzlerine ya hcum etti. "Tpk anlattn gibi. Yo, dur. Bu sefer ben sana bakanm." "Ah, Leyla co." Leyla telala, kekelercesine konumay srdrd. Pazarlk etti. Szler verdi. Btn temizlik bana ait, dedi, mutfak ii de. "Sen hibir ey yapmayacaksn. Bir daha, asla. Dinlenecek, uyuyacak, bahe yetitireceksin. Cann ne ekerse isteyeceksin, ben de getireceim. Yapma bunu, Meryem. Beni brakma. Azize'nin kalbini krma." "Ekmek alann elini kesiyorlar," dedi Meryem. "Kocay ldrp evden kaan iki karya ne yaparlar dersin?" "Kimse renemez," diye soludu Leyla. "Hem bizi bulamazlar ki." "Bulurlar. Er ya da ge, mutlaka. Safkan av kpekleri onlar." Meryem'in sesi alak, makul, uyarcyd; bu sesin karsnda Leyla'nn vaatleri kulaa gerekd, uyduruk, sersemce geliyordu. "Meryem, ltfen..." 368 "Bizi yakaladklarnda, seni de benim kadar sulu bulacaklar. Tark' da. ikinizin mr boyu kaarak yaamanz istemiyorum; iki kanun kaa gibi. Hem yakalanrsak, ocuklara ne olacak?" Yalar Leyla'nn gzlerini yakyordu." O zaman onlara kim bakar?" dedi Meryem. "Taliban m? Bir anne gibi dn, Leyla co. Bir anne gibi. Ben yle yapyorum." "Yapamam." "Yapmak zorundasn." "Ama bu hakszhk...hi adil deil," diye inledi Leyla. "Tam tersine. Buraya gel. Yat kucama." Leyla ona doru emekledi, ban Meryem'in kucana brakt. Birlikte geirdikleri btn o ikindileri anmsad; birbirlerinin san rmeleri, onun geliigzel dncelerini, sradan yklerini sabrla dinleyen Meryem; yznde minnettar, herkeslerin gpta ettii, benzersiz bir ayrcalk balanm birinin ifadesi. "Gayet adil," dedi Meryem. "Ben kocamz ldrdm. Olunu babasndan mahrum ettim. Kamam doru olmaz. Yapamam. Bizi hibir zaman bulamasalar bile, kaamam..." Dudaklar titredi. "Olunun acsndan asla kaamam. Yzne nasl bakarm? Zalmay'n yzne bakacak cesareti nasl bulurum, Leyla cof Leyla'nn bir tutam san dndrd, inat bir bukleyi at.

"Benim iin, buraya kadarm. imde kalan hibir ey yok. Kk bir kzken dilediim her eyi sen bana zaten verdin. Sen ve ocuklarn beni yle mutlu ettiniz ki. Dorusu bu, Leyla co. Byle olmal. zlme." Leyla onun sylediklerine verilecek mantkl bir karlk bulamyordu. Ama yine de pe pee sralad, tutarsz, ocuka; dikilmeyi bekleyen meyve aalarndan, yetitirilmeyi 369 bekleyen tavuklardan sz etti. isimsiz kasabalardaki kk evlerden, alabalk dolu gllere yaplacak yrylerden. Ve sonunda, kelimeler tkendiinde, gzyalar tkenmediinde, elinden gelen tek ey boyun emek ve bir yetikinin -rtlemez mant altnda ezilen bir ocuk gibi hngr hngr alamak oldu. Yere yzst yuvarlanmaktan ve yzn Meryem'in rahatlatc, lk kucana son kez gmmekten baka bir ey yapamad. O sabah, daha sonra, Meryem Zalmay iin ekmekle birka incirden oluan bir le yemei hazrlad. Azize iin de yine incirle hayvan biiminde birka kurabiye sard. Hepsini bir kesekdna koydu, Leyla'ya verdi. "Azize'yi benim yerime p," dedi. "Ona, gzmn wr\, kalbimin sultan olduunu syle. Yaparsn, deil mi?" Leyla, dudaklar smsk kapal, ban olur anlamnda sallad. "Dediim gibi, otobse bin. Dikkat ekmemeye al." "Seni ne zaman greceim, Meryem? fade vermeden nce seni grmek istiyorum. Neler olduunu anlatacam onlara. Senin suun olmadn aklayacam. Buna mecbur kaldn. Anlayacaklardr, yle deil mi, Meryem'1 Mutlaka anlayacaklardr." Meryem ona yumuack bakt. Gzlerini aaya, Zalmay'n seviyesine indirdi. Olann zerinde krmz bir tirt, hki rengi, eski pantolonu, Ra-it'in Manday'dan ald kovboy izmeleri vard. Yeni basket topuna iki eliyle yapmt. Meryem onu yanaklanndan pt. "Uslu, gl bir ocuk ol," dedi. "Annene iyi davran." Olann yzn avulad. Olan geri ekildi, ama Meryem 370 brakmad. "zr dilerim, Zalmay co, ok zgnm. nan bana, btn aclarn, kederin iin ok zgnm." Leyla Zalmay' elinden tuttu, yola koyuldu. Keyi dnmeden nce, durup geriye bakt, Meryem kapda duruyordu. Banda beyaz earb, zerinde n dmeli, lacivert bir kazak, beyaz, pamuklu pantolon. Bir tutam kr sa, alnna dmt. Gne nlan yol yol, yzne, omuzlanna vuruyordu. ten, sevimli, el sallad. Keyi dndler; Leyla bir daha Meryem'i hi grmedi. 371 47 MERYEM Grnd kadaryla, bunca yldan sonra kendini ye, den bir kulbe'de bulmutu. Velayet kadn hapishanesi, ar-e-Nev'de, Tavuk Soka-'nn yaknlarnda, i karartc, drt ke bir binayd. Erkek mahkmlarn kald daha byk yapnn ortasndayd. Asma kilitli bir kap Meryem'le dier kadnlar, evrelerini kuatan erkeklerden ayrmaktayd. Meryem kullanlr durumda, be hcre sayd. Pis, kabarm duvarlar, avluya bakan kk pencereleri olan, eyasz odalard bunlar. Pencereler demir parmaklyd, ama hcrelerin kaps kilitli deildi, kadnlar avluya girip kmakta zgrd. Pencereler camszd. Perde de yoktu; bylece avluda gezinen Talib gardiyanlar hcrelerin iini 372 gzleyebiliyordu. Kadnlardan bazs, gardiyanlann darda durup sigara tttrrken alev alev yanan gzler, kurdumsu srtmalarla ieriyi dikizlediklerinden, ak sak akalar yaptklarndan yaknyordu. Bu yzden, kadnlarn ou bur-/btlann btn gn giyiyor, ancak gne battktan, ana kap kilitlenip gardiyanlar klaya dndkten sonra karyordu. Geceleri, Meryem'in be kadn, drt ocukla paylat hcre karanlkt. Kentte elektrik olduu geceler, Naime'yi, bu ksa boylu, dz gsl, kara, kvrck sal kz tutup tavana kaldrrlard. Orada, plastik kaplamas soyulmu bir kablo vard. Naime cereyan ykl kabloyu eliyle tutup ampuln dibine sarar, devre yaptrrd. Helalar kckt; beton zeminde adaklar. Yerde kk, dikdrtgen bir delik, dibindeyse hep bir pislik bei. Delie vzldayarak girip kan sinekler. Hapishanenin ortasnda st ak, drt ke bir avlu, onun ortasnda da bir kuyu vard. Kuyunun drenaj yoktu, buysa avlunun sk sk batakla dnmesi, suyun tadnnsa berbat olmas anlamna geliyordu. Elde ykanm oraplarla, ocuk bezleriyle ykl amar ipleri avluda birbirine arpp dururdu. Tutuklularn ziyaretilerle grt, ailelerinin getirdii pirinci haladklar yer de burasyd - hapishanede yiyecek verilmiyordu. Avlu ayn zamanda ocuklarn oyun alanyd - Meryem'in rendiine gre, bu ocuklarn ou Velayet'te domu, bu duvarlarn dndaki dnyay hi grmemiti. Avluda kouup durmalarn!, plak ayaklarnn amurda kaymasn seyrederdi. Bir dakika durmaz, canl, grltl oyunlar uydururlard;

Velayet'in her yanna sinmi bok ve sidik kokusuna da, ilerinden biri aman yaponncaya ka dar, Talib nbetilere de kaytsz. Meryem'in hi ziyaretisi yoktu. Buradaki grevlilerde! ilk ve tek istei bu olmutu: ziyareti yok. 373 *** Meryem'in hcresindeki kadnlarn hibiri, ar sutan yatmyordu - hepsi de, u en yaygn 'evden kama' suundan buradayd. Bunun sonucunda da, Meryem etrafta belli bir nam salm, neredeyse hredi biri olmutu. Kadnlar ona saygl, hatta huu dolu bir ifadeyle bakyordu. Ona battaniyelerini sunuyorlard. Yiyeceklerini onunla paylamak iin yanyorlard. Ona en dkn olansa, Naime'ydi; kollarn kavuturur, Meryem'i her gittii yerde izlerdi. Naime ister kendisinin isterse bakalarnn bana gelen talihsizlikleri, bahtszlklar ballandra ballandra aktarmaktan zevk alan insanlardand. Babasnn onu, kendisinden otuz ya byk bir terziye szle-diihi syledi. "Tpk goh gibi kokuyor; dilerinin saysysa parmaklarndan az," dedi, terzi iin. k olduu gen bir adamla, mahallenin mollasnn oluyla Gardez'e kamaya almt. Kabil'den kmay bile baaramadlar. Yakalanp geri gnderilince, krbac yiyen delikanl hemen nedamet getirdi, sonra da Naime'nin diiliini kullanarak onu batan kardn syledi. Bana by yapt, dedi. Kendini yeniden dine, Kuran'in retilerine vereceine yemin etti. Mollann olu serbest brakld. Naime be yla mahkm oldu. Meryem onu dinlerken, k yldzlarnn donuk ltsn, Safid-koh Dalar'nn stnden kayan, tel tel, pembe bulutlar, o ok gerilerde kalm sabahta Nana'nm sylediklerini anmsad; Hep kuzeyi gsteren bir pusula ibresi gibi, bir erkein suplayan parma da mutlaka bir kadn iaret eder. Her zaman. Bunu aklndan ptkarma, Meryem. *** 374 Meryem'in mahkemesi bir hafta nce grlmt. Ne avukat, ne halka ak bir duruma, ne kandarn incelenmesi, ne de temyiz. Meryem tanklk etme hakkndan feragat etti. Btn olay on be dakikadan az srd. Ortada oturan yarg, salksz grnl Talib, mahkeme bakanyd. Dikkat ekecek kadar sskayd, sar, kselem-si bir teni, kvrck, kzl sakal vard. Gzlerini fazlasyla byten, gzaklannn sanln ortaya karan bir gzlk takmt. Boynu, kafasndaki bol kvnml, dolambal trban tayamayacak kadar zayf grnyordu. "Suunu kabul ediyor musun, hemireV diye sordu bir kez daha, yorgun sesiyle. "Ediyorum," dedi Meryem. Adam ban pekl anlamnda sallad. Belki de sallamamt. Sylemesi gt, nk elleriyle banda, Meryem'e Molla Feyzullah'n titremesini anmsatan, bariz bir sallanma vard. ayn yudumlamak istediinde, fincana uzanmyordu. Solunda duran geni omuzlu adama bayla iaret veriyor, o da fincan alp hrmetle onun dudaklanna gtryordu. Yarg da sessiz ve zarif bir minnet ifadesiyle, gzlerini yavaa yumuyordu. Meryem'e kalrsa, adamda gven veren, insan rahatlatan bir ey vard. Konuurken, sesinde gnl elen, sevecen bir tn seziliyordu. Tebessm sabrl, hogrlyd. Meryem'e tepeden, kmseyerek bakmyordu. Ona kinle ya da sular-casna deil, yumuak, alttan alan bir tonla hitap ediyordu. "Sylediklerinin tam anlamyla bilincinde misin?" diye sordu, yargcn sanda oturan, kemikli-yzl Talib ay iiren deil. Bu, yargcn en genciydi. Hzl hzl, vurgulu ve marur bir zgvenle konuuyordu. Meryem'in Petun dilini konuamadn renince sinirlenmiti. Meryem karsnda, yetkesinin tadn doyasya karan, bakt her yerde kaba375 hat, kusur gren, kavgac bir delikanl gryordu; yarglama yi, hkm vermeyi doutan hakk sayan. "Bilincindeyim," dedi Meryem. "Kukuluyum," dedi gen Talib. "Allah bizi farkl yaratm; siz kadnlarla biz erkekleri. Beyinlerimiz farkl. Sizler bizim gibi dnmeyi beceremezsiniz. Bunu Batl doktorlar bilimsel olarak kantlad. te, tek bir erkein tanklna karlk iki kadn tank istememizin nedeni de bu." "Yaptm eyi kabul ediyorum, kardeim," dedi Meryem. "Bunu yapmasaydm, onu ldrecekti. Boazna sarlm, bouyordu." "Bu senin iddian, elbette. te yandan, kadnlarn her an her ey iin yemin ettii de malum." "Doruyu sylyorum." "Tanklarn var m? Emba\mn dnda, yani?" "Yok," dedi Meryem." "Buyurun ite." Ellerini havaya kaldrd, alayla gld. Sz, hasta grnl yarg ald. "Peaver'de bir doktorum var," dedi. "Gen, dzgn bir Pakistanl. Ona bir ay nce grndm, son olarak da geen hafta. Bana gerei syle, dostum, dedim. O da ay, ta atlasn alt ay, Molla sahip, dedi; her ey Allah'a bal, elbette, diye de ekledi." Solundaki geni omuzlu adama usulca iaret etti, uzatlan aydan bir yudum daha ald. Titreyen elinin tersiyle azn sildi. "Tek olumun be yl nce ayrld bu dnyay terk etmek beni korkutmuyor; bize dert

stne dert veren, artk kaldramayacamz kadar yklenen bu yaam. Hayr, vakti geldiinde byk bir keyifle ekip gideceim, eminim. "Beni korkutan ey, hemire, Allah'n beni karsna dikip, Neden szm dinlemedin, Molla? Neden buyruklarma uymadn? diye soraca gndr. Ona kendimi nasl anlatr, na376 sil aklarm, hemire} Emirlerine itaatsizliimi nasl savunur, kendimi nasl aklarm? Dolaysyla, yapabileceim... hepimizin yapabilecei tek ey, bize tannan bu srede, O'nun bize verdii emirlere uymak, boyun emektir. Sonumu ak seik grdke, hesaplama gnme yaklatka, O'nun szne uyma, yasalarn uygulama kararllm da artyor, gleniyor - ne kadar ac verici olursa olsun." Minderinde kprdand, yzn acyla buruturdu. "Kocann aksi, huysuz biri olduunu sylyorsun, ben de sana inanyorum." Gzlklerinin ardndaki, hem sert hem de efkatli gzlerini Meryem'e dikti. "Ama yine de, yaptn eylemin vahilii beni rahatsz ediyor; sen bunu yaparken st katta, babas iin alayan ocuk beni rahatsz ediyor. "Yorgunum ve lmek zereyim, dolaysyla merhametli davranmak istiyorum. Seni affetmek istiyorum. Ama Allah beni arp, Affetmek sana dmezdi, Motta, dediinde, ne cevap veririm?" Yanndakiler balaryla onayladlar, hayran hayran ona baktlar. "imde, senin kt bir kadn olmadna dair bir his var, hemire. Ama ok kt bir ey yaptn. Ve yaptn eyin bedelini demek zorundasn. eriat bu konuda ok ak, sarih. Seni, yalanda benim de gideceim yere yollamam emrediyor. "Anlyor musun, hemire}'" Meryem nne, ellerine bakyordu. Anladn syledi. "Allah seni affetsin." Darya karmadan nce, Meryem'e bir belge uzattlar, ifadesinin ve molla'nn hkmnn altn imzalamasn sylediler. Talib izlerken, Meryem adn yazd (mim, ra, yeh, sonra yine mim) ve bir belgeyi son imzalayn anmsad: yirmi yedi yl nce, Celil'in masasnda, bir baka molla*nm dikkatli baklar altnda. 377 *** Meryem hapiste on gn kald. Hcredeki pencerenin nne oturdu, avludaki hapishane yaamn izledi. Yaz yeli estiinde, delimsek, fini fini devinimlerle hava akmlann izleyen, bir o yana bir bu yana, hapishane duvarlannn bile stne savrulan kt paralarn seyretti. Rzgnn tozda, toprakta balatt isyan, iddetli sarmallar halinde avlunun bir ucundan tekine savuruunu. Herkes -gardiyanlar, tutuklular, ocuklar, Meryem- yzlerini dirseklerinin kvnmna gmyor ama tozla baa kamyordu. Kulaklara, burun deliklerine, kirpiklere saldnyor, deri kvnmlannm, dilerin arasna doluyordu. Rzgr bir tek gnbatmnda diniyordu. Sonra, o gece esinti ksa bile, yle ekingen, rkek davranyordu ki, kardeinin gndz yapt taknlktan, balatmaya altn sanrdnz. Meryem'in Velayet'teki son gnnde, Naime ona bir mandalina verdi. Meyvay Meryem'in avucuna koydu, par-maklann kvnp etrafna kapad. Sonra da gzyalanna bouldu. "Sen bugne kadar sahip olduum en iyi dosttun," dedi. Meryem gnn kalann parmaklkl pencereden avludaki tutuklulan seyrederek geirdi. Biri yemek piiriyordu, kimyon kokulu buhan, lk havayla kanp camdan ieriye doldu. Meryem ocuklarn krebe oynadn grebiliyordu. ki kk kz bir tekerleme sylyordu; Meryem hatrlad; bir kayann zerine oturmu, balk tutarlarken Celil'in syledii maniydi: Lili lili kuf tasnda yundu, Toprak yola kondu, Mrnav tasn kenarna oturdu, imeye koyuldu, Aya kaynca da suya dp bouldu. 378 O son gece, dank, kopuk ryalar grd. akl talarn grd; on bir tane, yan yana, diklemesine dizilmi. Cclil, yine gen, insann iini eriten glmsemeleri, gamzeli yanaklar, ter lekeleriyle kagelmi; ceketini kanp omzuna atm, sonunda kzn alp siyah, pnl pnl Buick Roadmaster'yla gezmeye gtrecek. Molla Feyzullah tespih ekerek, rman kysnda, Meryem'le birlikte yryor, ikiz glgeleri suda ve ye-illikli kyda kayyor; ayrlann arasnda gvermi, mavimsi-la-vanta rengi yabani ssenler ryada nedense sanmsak kokuyor. Nana'y kulbemin kapsnda dururken grd; bouk, uzak sesiyle, serin, karmak otlarn arasnda oynayan Meryem'i yemee anyor; yeilin her tonunu ieren ayrlkta karncalar geziniyor, anlar uuuyor, ekirgeler hopluyor. Tozlu bir patikay kan el arabasnn gcrts. neklerin boyunlanndaki ngraklar ngrdyor. Bir tepede meleyen koyunlar. Gazi Stadyumu'na giderken, pikabn kasasnda oturan Meryem, ara ukurlara girdike, lastikler talara arptka sarslyordu. Byle hoplayp zplamak, kuyrukkemiini actyordu. Karsnda oturan gen, silahl Talib'in kendisine baktnn farkndayd.

Meryem merak etti; bu muydu, derine gmk, parlak gzl, hafif sivri yzl, kara-rnakl iaretparmayla kamyonun kenannda tempo tutan bu sevimli, gen adam m? "Karnn a m, anne?" dedi delikanl. Meryem ban hayr anlamnda sallad. "Yanmda kurabiye var. Tad gzel. Asan verebilirim. Sorun deil." "stemem. Tefekkr, kardeim." Delikanl ban sallad, merhamede ona baka. "Korkuyor musun, anne?" 379 Meryem'in boazna bir yumru tkand. Titreyen bir sesle, doruyu syledi: "Evet. ok korkuyorum." "Bende babamn bir resmi var," dedi Talib. "Onu hatrlamyorum. Bir zamanlar bisiklet tamircisiymi, tek bildiim bu. Ama nasl yrrd, nasl glerdi... bilirsin ite, sesi nasld, hi anmsamyorum." Baklarn kard, sonra yine Meryem'e evirdi. "Annem hep, tand en yrekli adam olduunu sylerdi. Aslan gibiydi, derdi. Ama komnisderin onu almaya geldii sabah, ocuk gibi alam. Bunu anlattm ki, korkmann normal olduunu bilesin. Utanlacak bir ey deil, anne." O gn ilk kez, Meryem biraz alad. Binlerce gz dikilmiti zerine. Tka basa dolu tribnlerde, boyunlar daha iyi grebilmek iin uzaohyordu. Diller aklatlyordu. Meryem pikaptan indirilirken, stadyumda bir mrlt dolat. Hoparlrden suu aklanrken, balarn sallandn tahmin etti. Ama kafalarn knayarak m acyarak m, esefle mi yoksa merhamede mi sallandn grmek iin ban kaldrp bakmad. Meryem kendini her eye kapamt. Sabahn erken saadetinde korkuya kaplmt; kendini rezil etmekten, yalvarp yakaran bir zavalllk sergilemekten. Son anda, hayvans gdlere ya da bedensel zaaflara kaplp kendine ihanet etmekten. Ya lk atarsam, kusarsam, altm slatrsam diye d kopmutu. Ama kamyondan indirilme vakti gelince, Meryem'in dizleri bklmedi. Kollan rpn-mad. Zorla, srklenerek gtrlmesi gerekmedi. Ve ne zaman tkezleyeceini hissetse, hemen Zalmay' dnd; hayatnn akn elinden ald, bundan sonraki gnleri hep babasnn zlemiyle, ortadan yok oluunun acsyla biimlenecek olan ocuu dnd. Bunun zerine, srtn dikletirdi, direnmeden, kars kmadan yrmeyi baard. 380 Silahl bir adam yanna yaklat, gneydeki kale direine doru yrmesini syledi. Meryem kalabaln beklenti dolu bir heyecanla gerildiini sezebiliyordu. Ban kaldrp bakmad. Gzleri yerde, kendi glgesinde, onu izleyen celladnn glgesindeydi. Her ne kadar gzel anlar sunmu olsa da, yaamn ona ounlukla zalim davrandn biliyordu. Ama son yirmi adm yrrken, keke biraz daha uzasayd, diye dnmekten kendini alamad. Leyla'y yeniden grebilmeyi, ngml kahkahasn duyabilmeyi, yldzl bir gn altnda, bir kez daha, onunla ba baa pay iip dnden kalma helvac atrabilme-yi nasl da isterdi. Azize'nin bydn, gen, gzel bir kadn olup kan gremeyeceini, dnnde ellerine kna yakp nokul ekeri firlatamayacan dnmek, ac vericiydi. Azize'nin ocuklaryla hi oynayamayacakt. Yalanmay ve Azize'nin ocuklaryla oynamay yle ok isterdi ki. Kale direine yaklanca, arkasndaki adam durmasn syledi. Meryem durdu. Burka'smm kafesli peesinden, adamn glgesinin, elindeki Kalanikofun glgesini havaya kaldrdn grd. Meryem bu son dakikalarnda neler hissedeceini ok merak etmiti. Ama gzlerini kapatnca, iini dolduran ey hayflanma, yazklanma deil, engin, geni bir huzur oldu. Bu dnyaya geliini anmsad; yoksul bir kylnn haram ocuu, istenmeyen bir ey, ackl, teessf edilen bir kaza. Yabani bir ot. imdi bu dnyay bir dost, bir yolda, bir koruyucu olarak terk ediyordu. Bir anne olarak. Nihayet nem kazanm bir birey olarak. Hayr. O kadar da kt saylmaz, diye dnd. Bu ekilde lmek. O kadar da fena deil. Gayri meru balam bir hayat, meru bir biimde noktalanyordu. Meryem'in aklndan son geenler, Kuran'dan birka sure oldu; soluunun alandan mrldand: 381 O gkyznn ve yeryznn gerpek yaratcsdr; gecenin gndz rtmesini ve gnn yeniden gecenin yerini almasn salayandr; gnee ve aya boyun edirendir; hepsi, her /ey (ynun takdirine gre iler; O'nun her eye gc yeter; hip kuku yok ki O en kudretlidir, en Tce Balaycdr. "Diz k," dedi Talib. Tce Allahml Beni bala, merhametini esirgeme, pnk sen merhametlilerin en ulususun. "uraya diz k, hemire. Ban da e." Son kez, Meryem ona syleneni yapt. 382 DRDNC BOLUM i 48 Tank ba arlar ekiyor.

Baz geceler, Leyla uyanyor ve onu yatan kenarna oturmu, fanilasn bana ekmi, ne arkaya sallanrken buluyor. Anlann Nasr Ba'da baladn, hapishanede daha da ktlediini syledi. Arlar kimileyin yle iddetleniyor ki, kusmasna neden oluyor, tek gzn kr ediyor. Dediine gre, sanki bir kasap ba bir akandan giriyor, yavaa, dne dne beyninden geip teki akandan kyor. "Baladnda, azmda metalin tadn bile alabiliyorum." Bazen, Leyla bir bezi slatp onun alnna koyuyor; bunun az biraz faydas oluyor. Sayid'in doktorunun verdii kk, beyaz haplar da ie yanyor. Ama baz geceler, Tank ban tutup inlemekten baka hibir ey yapamyor; gzleri kan a385 na, burnu akyor. Byle, arnn penesine dt gnler, Leyla onun yanna oturur, ensesini ovar; ellerini ellerinin arasna alnca, avucunda nikh yznn souk madenini hisseder. Mrree'ye vardklar gn evlendiler. Tank evleneceklerini syleyince, Sayid rahatlad. Otelinde nikhsz bir ifti barndrmak gibi hassas bir konuyu Tark'la konumas gerekmedi. Sayid hi de Leyla'nn hayalinde canlandrd al yanakl, bezelye-gzl adam deil. Sivri ularn gzelce kvrp havaya diktii, kr dm bir by, alnndan geriye tarad, uzunluuyla artan, kr salar var. Alak, yumuak bir sesle, szn tartarak konuan, yol yordam bilen, zarif devinim-li bir erkek. Ayn gn kylan nikh iin mollayla bir dostunu aran, Tark' bir kenara ekip para veren de Sayid. Tank paray almak istemedi, ama Sayid srar etti. Bunun zerine Tank Mall'a gitti, bir ift sade, ince alyansla dnd. O gece, ocuklar yattktan sonra evlendiler. Mollann balanna rtt yeil duvan altnda, aynada, Leyla'yla Tank'n gzleri bulutu. Gzya yoktu, dn-te-bessmleri yoktu, akn mr boyu sreceine dair fsltl yeminler yoktu. Sessizlikte, Leyla yanslanna baka; vaktinden nce yalanm yzlerine, bir zamanlann przsz, taptaze ehrelerine gelip yerleen torbalara, izgilere, sarkmalara bakt. Tank azn at, bir ey sylemeye hazrland, ama ayn anda biri duva ekti, Leyla da onun sylemeye niyetlendii eyi renemedi. O gece,,ocuklar yere serili deklerinde horlarken, yataa kan-koca olarak girdiler. Leyla, ikisi de genken, aralann-daki boluu szcklerle nasl kolayca dolduruverdiklerini anmsad; abuk sabuk konumalarla, canl, kesintisiz gevezeliklerle, laf birbirlerinin azndan kaparak, bir noktay vurgu386 lamak iin birbirlerinin yakasn ekitirerek; keyiflenmeye, kahkahalan koyuvermeye hazr. O ocukluk gnlerinden sonra ne ok ey yaanmt; sylenecek ne ok ey vard. Ama bu ilk gecede, olup bitenlerin korkunluu, Leyla'nn azn dilini balyordu. Bu gece, Tank'n yannda olmak bile bal bana bir ltuftu. Onun burada olduunu bilmek, bedeninden yaylan sy hissetmek, onun yannda, balan birbirine deerek, sa eli onun sol eline kenedenmi yatmak bile bir nimetti. Gece yans, susayan Leyla uyannca hl el ele olduklann grd; parmaklan sk sk, eklem yerleri bembeyaz kesilince-ye kadar yapmt birbirine; ocuklann balon iplerine sanl-ndaki hrsla. Leyla Mrree'nin serin, puslu sabahlann, gz kamatnc gnbatmlann, gece gnn karanlk ltsn seviyor; am-lann yeilini, grbz aa gvdelerinde bir aa bir yukan, ok gibi seirten sincaplarn yumuack kahverengisini; Mall'daki alveriileri il yavrusu gibi datan, tente aldan-na snmaya zorlayan, ani saanaklan. Hediyelik eya dkknlarna, gezginleri arlayan irili ufakl otellere baylyor; her ne kadar yre halk bitmek bilmez inaatlardan, Mrree'nin doal gzelliini kemiriyor, yiyip bitiriyor dedikleri genilemeden yaknyor olsa da. Leyla, insanlann bina yaplyor diye hayflanmalanna anlam veremiyor. Kabil'de olsa, bayram ederlerdi. Kendilerine ait bir banyolannn olmasysa harika; danda-ki bir hela deil, sifonlu bir tuvaleti, duu, bileinin tek hareketiyle ister scak isterse souk su aktabildiin, iki musluklu bir lavabosu olan, gerek bir banyo bu. Sabahlan Alyo-na'nn meleyen sesine, mutfakta mucizeler yaratan, zararsz 387 nuysuzluuyla barp aran a Edibe'nin grltsne uyanmak houna gidiyor. Bazen, ocuklar uykularnda mrldanp, kprdanrken, kendisi uyuyan Tark' seyrederken, kocaman bir minnet yumrusu gelip boazna tkanyor, gzlerini yaartyor. Sabahlan, Tark'n peine taklp oda oda geziyor. Erkein beline tutturduu halkadaki anahtarlar ngrdar, kot pantolonunun kemer deliinden sarkan, spreyli cam temizleyici sallanr. Leyla temizlik kovasn tar; iinde toz bezleri, dezenfektan, bir tuvalet fras ve ekmecelere pskrtt cila var. Azize bir elinde saakl sprge, tekinde Meryem'in yapt fasulyeli bebek, pelerinden seirtmekte. Zalmay gnlsz, somurtuk, onlar izliyor; hep birka adm geriden. Leyla spryor, yata yapyor, toz alyor. Tank banyodaki lavaboyu, kveti ykyor, tuvaleti ovuyor, marley zemini paspaslyor. Raflardaki eksikleri tamamlyor: temiz havlular, minik ampuan ieleri, badem kokulu sabunlar. Azize camlara parlatc svy pskrtme, sonra da silme iine el koydu. Oyuncak bebei hep elinin altnda. Leyla nikh\m birka gn sonra, Azize'ye Tank' anlatt.

ok tuhaf, diye dnyor, neredeyse rahatsz edici; Azize'yle Tank'n arasndaki ey. Daha imdiden, kz onun cmlelerini, o da kznkileri tamamlyor. Azize, o daha istemeden, babasna bir eyler uzatyor. Yemek masasnda, aralarnda manidar glmsemeler geiyor; sanki iki yabanc deil de, uzun bir aynln ardndan kavuan iki eski dost gibiler. Leyla gerei akladnda, Azize dnceli bir yzle nne, ellerine bakt. "Ondan holandm," dedi, uzun bir suskunluun ardndan. 388 "Seni ok seviyor." "yle mi dedi?" "Sylemesine gerek yok, Azize." "Gerisini de anlat, Anne. Anlat ki bileyim." Leyla da anlatt. "Baban iyi bir insan. Tandm en iyi insan." "Ya giderse?" dedi Azize. "Asla gitmeyecek. Bak bana, Azize. Baban seni asla zmeyecek ve asla terk etmeyecek." Azize'nin yzndeki ferahlama, Leyla'nn yreini burkuyor. Tank Zalmay'a tahta, sallanan bir at ald, drt tekerli, oyuncak bir araba yapt. Bir hapishane arkadandan kt hayvan yapmay renmiti; sayfalarca kd katlad, kesti, kvrd ve Zalmay iin aslanlar, kangurular, atlar, rengrenk tyl kular yapt. Ama btn giriimleri Zalmay tarafndan kabaca, bazen de kinle pskrtld. "Eein tekisin!" diye banyor olan. "Senin oyuncakla-nn istemiyorum!" Leyla yerin dibine geiyor. "Zalmay!" "nemli deil," diyor Tank. "Leyla, nemli deil. Rahat brak onu." "Sen Baba can\m deilsin! Gerek Baba can\m seyahatte, dnnce seni dvecek! Sen de kaamayacaksn, nk onun iki baca var, seninse bir tane!" Geceleri, Leyla Zalmay' gsne basnyor, birlikte Ba-balu duasn ediyorlar. Sorduu zaman, ayn yalan yineliyor; Baba can uzaklara gitti, ne zaman dneceini bilmiyorum. Bu klfetten, bir ocuu byle kandrd iin kendinden ireniyor. 389 Bu rezil yalann tekrar tekrar sylenmesi gerekeceini biliyor. Gerekecek, nk Zalmay soracak; bir salncaktan indii, bir le uykusundan uyand zaman; daha sonra, kendi ayakkablarn kendisi balayacak, yryerek okula gidecek kadar byd zaman bile, yalan yeniden, defalarca tekrarlanacak. Ama bir noktada, sorularn arkas kesilecek, Leyla- biliyor. Yava yava, Zalmay babasnn onu neden terk ettiini merak etmeyi brakacak. Babasn trafik klarnda beklerken, ayan sryerek yolun karsna geen yal adamda, n ak bir semaver evinde, ayn yudumlayan ihtiyarda grmez olacak. Ve bir gn, kvrlarak akan bir rman kysnda yrr ya da el dememi karla kapl bir araziye bakarken, dank edecek: Babasnn yok olmas artk ak, kanayan bir yara deil. O artk bambaka bir eye dnm; kenarlar eskisi kadar keskin olmayan, daha mlayim, daha acsz bir eye. Kutsal bir bilgiye, rnein. Hrmet edilen, tam da anlalamayan, gizemli bir bilgiye. Leyla burada, Mrree'de mutlu. Ama kolay bir mutluluk deil bu. Bedelsiz, faturasz bir mutluluk deil. zin gnlerinde, Tank onlar Mail'a gtryor; oyuncaklar, biblolar satan dkknlarn hemen yannda, on dokuzuncu yzyln ortalarnda yaplm bir Anglikan kilisenin ykseldii caddede dolayorlar. Tank onlara sokak satclarndan baharad pepli kebab alyor. Kalabaln, kasaballann, cep telefonlu, dijital kameral Avrupallann, ovalann scandan kap gelmi Pencaphlann arasnda geziniyorlar. Arada bir, otobse binip Kemir Noktas'na gidiyorlar. Orada, Tank Celum Irma vadisini, amla rtl yamalan, gmrah, sk ormanlarla kapl tepeleri gsteriyor, bu orman390 larda hl aatan aaca atlayan maymunlann grlebildiini sylyor. Mrree'den otuz kilometre kadar uzaktaki, silme akaaa dolu Nathia Gali'ye de gidiyorlar; Vali Kona-'na uzanan, aalarn glgeledii yolda yrrken, Tank Leyla'nn elini tutuyor. Eski Britanya mezarlnda duruyor, bazen de bir taksiyle dan zirvesine kp manzaraya, aadaki yemyeil, sise brnm vadiye bakyorlar. Bu gezilerde kimileyin, bir maazann nnden geerlerken, Leyla'nn gzne vitrindeki yanslan arpyor. Erkek, kans, kz, olu. Yabanclara dnyann en normal, en sradan ailesi gibi grndklerini biliyor; srlardan, yalanlardan, pimanlklardan uzak. Azize, lk la uyand kbuslar gryor. Leyla dee, onun yanna uzanyor, yeniyle tazn yanaklann kuruluyor, yatnp yeniden uyutuyor. Leyla'nn da kendi ryalan var. Onlarda, kendini hep Kabil'deki eve dnm gryor; koridoru geiyor, basamaklan trmanyor. Evde tek bana, ama kaplann ardnda bir tnn buhar salarken tsladn, araflann aldn, sonra katlandn duyuyor. Bazen de, bir kadnn alak sesle mnl-dand, eski bir Herat arksn. Fakat ieriye girince, odann bo olduunu gryor. eride kimse yok.

Ryalar Leyla'y silkeliyor, sarsyor. Tere batm bir halde uyanyor; yalar gzlerini yakyor. Kahredici bir ey bu. Her seferinde, kahrediyor. 391 49 O eyll, bir pazar gn Leyla tm olan Zalmay' uykuya yatrrken, Tank kulbeye dalyor. "Duydun mu?" diyor, soluk solua. "ldrmler. Ahmet ah Mesut'u. lm." "Ne?" Tank kap eiinden, bildiklerini aktanyor. "Belikal olduunu syleyen, aslnda Fas kkenli iki gazeteciyle sylei yapyormu. Konuurlarken, video kameraya gizlenmi olan bomba patlam. Mesut'la gazetecilerden biri lm. Dierini de kamaya alrken vurmular. Gazetecilerin byk bir olaslkla El Kaide'den olduu syleniyor." Leyla'nn gznn nne, Ahmet ah Mesut'un, An-ne'nin yatak odasnn duvarna ast posteri geliyor. Mesut 392 hafif ne eilmi, tek ka havada, yz dikkatten, ciddiyetten knm, sanki birini byk bir saygyla dinler gibi. Anne, Mesut'un oullarnn mezan banda dua etmesinden nasl da kvan duymu, herkese, nne gelene tekrarlayp durmutu. Onun grubuyla tekiler arasnda sava kt zaman bile, Anne onu sulamaya yanamamt. yi bir adam o, derdi. Bartf istiyor. Afyanistan' yeniden infa etmek istiyor. Ama brakmyorlar. Brakmyorlar ki, yapsn. Anne iin, iin sonunda, her eyin fena halde ters gitmesinden, Kabil'in yerle bir olmasndan sonra bile, Mesut hl Penir Aslan'yd. Leyla onun kadar balayc deil. Tamam, Mesut'un ac sonuna sevinmiyor, ama o ylece seyrederken, komu mahallelerin nasl yerle bir olduunu, cesetlerin enkazlardan ekip kanldn, ocuklann el ve ayaklannn, cenazelerin kalkmasndan gnler sonra, nasl damlardan, aa tepelerinden toplandn da gayet iyi hatrlyor. Roket dmeden hemen nce, Anne'nin yzndeki anlam da, ne kadar unutmaya alsa da, Babi'nin yerde yatan basz bedeni de, tirtndeki kprnn kaim sisi ve kan delen aya da gznn nnde. "Cenaze treni dzenlenecektir," diyor Tark. "Bundan eminim. Muhtemelen Ravalpindi'de. Grkemli bir tren olacak." Uykuya dalmak zere olan Zalmay imdi dorulup oturmu, skl elleriyle gzlerini ovuturuyor. ki gn sonra, -bir^oday temizlerlerken bir uultu duyuyorlar. Tank elindeki paspas atyor, dan kouyor. Leyla da peinden. Grlt otelin lobisinden geliyor. Resepsiyonun sanda, bir sr koltuun ve bej sede kapl iki kanepenin bulunduu bir oturma blm var. Sayid'le konuklardan bir ksm kedeki kanepelerde, televizyonun karsnda toplanm. Leyla'yla Tank onlara doru ilerliyor. 393 Televizyon BBC'ye ayarlanm. Ekranda bir bina var, bir gkdelen; st katlarndan kapkara bir duman ykseliyor. Tank Sayid'e bir ey sylyor, Sayid tam ona karlk verirken, lafinn ortasnda, ekrann bir kesinde bir uak beliriyor. Bitiik kuleye arpyor, Leyla'nn bugne kadar grd btn patlamalar glgede brakan bir ate topu halinde infilak ediyor. Lobide bulunanlardan ortak bir lk ykseliyor. ki saate kalmadan, iki kule de kyor. Az sonra btn televizyon kanallar Afganistan'dan ve Ta-liban'dan ve Usame Bin Ladin'den sz ediyor. "Taliban'n ne dediini duydun mu?" diye soruyor Tank. "Bin Ladin hakknda?" Azize yatakta, onun karsnda oturuyor, satran tahtasn inceliyor. Tank ona satran oynamay retti. Azize kalann atm, altdudana dokunuyor; babasnn vcut diline, hamle yapmadan nceki mimiklerine yknyor. Zalmay imdi biraz daha iyi, gribi hafifledi. Uyuyor, Ley-, \ la da onun gsne Vicks sryor. "Duydum," diyor. ( Taliban, bin Ladin'i teslim etmeyeceini, nk onun bir mumum, Afganistan'a snm bir konuk olduunu aklad; bir misafiri dmana teslim etmekse Peftunveli geleneklerine, ahlak kurallanna tersti. Tank ac ac glyor; Leyla bu glte, onurlu bir Petun geleneinin arptlmasndan, bir halkn kkl ananelerinin bu ekilde istismar edilmesinden duyduu tiksintiyi iitiyor. ikiz kulelere saldmdan birka gn sonra, Leyla'yla Tank yine otelin lobisindeler. Televizyon ekrannda, George VV Bush konuuyor. Arkasnda kocaman bir Amerikan bayra var. Bir ara sesi titriyor, Lt^a onun alayacan sanyor. 394 ngilizce bilen Sayid, Bush'un u an sava ilan ettiini aklyor. "Kime?" diyor Tar" "ncelikle, senin lkene." "O kadar da kt olmayabilir," diyor Tank.

Az nce sevitiler. Yan yana yatyorlar; erkein ba kadnn gsnde, kolunu onun beline atm. lk birka denemede, zorluk ektiler. Tank zrler diledi, Leyla onu yattrd. Hl da glkler var; artk fiziksel deil de lojistik sorunlar. ocuklarla paylatklan kulbe kk. ocuklar yanlannda, yer deklerinde yatyor, dolaysyla mahremiyet yok gibi bir ey. ounlukla, hi ses karmadan seviiyorlar, kontroll, sessiz bir tutkuyla; ocuklarn basknna kar bir nlem olarak rtnn altnda, tepeden trnaa giyimli. araflarn hrdamamas, yaylann gcrdamamas iin her an tetikteler. Ama Leyla iin, Tark'la beraber olmak, btn bu skntlan gslemeye deer. Sevitikleri zaman, Leyla bir limana sndn, demir attn hissediyor. Kayglan, birlikte srdrdkleri yaamn geici bir ihsan olduu, yaknda yine zlp tel tel dalaca endiesi siliniyor. Aynlk korkulan yok oluyor. "Ne demek istiyorsun?" diye soruyor. "Memlekette olanlan kastediyorum. Sonulan o kadar da kt olmayabilir." Memleketlerine bombalar bir kez daha yayor; bu kez Amerikan bombalan - Leyla sava grntlerini her gn, araflan deitirir, haly sprrken, televizyonda izliyor. Amerikallar sava lordlann bir kez daha silahlandrd; Tali-ban' kovmak ve bin Ladin'i bulmak iin Kuzey ttifak'yla ibirliine girdi. 395 Ama Tark'n syledikleri Leyla'nn cann actyor. Gsndeki ba serte itiyor. "Kt deil mi? nsanlarn lmesi? Kadnlarn, ocuklarn, yallarn? Evlerin yeniden yklmas? O kadar da kt deil, yle mi?" "it. ocuklar uyandracaksn." "Bunu nasl sylersin, Tank?" diye emkiriyor. "Ka-ram'daki szde 'hatadan' sonra? Yz masum insan! Cesetleri kendi gzlerinle grdn!" "Dur," diyor Tank, dirseinin zerinde dorulurken; ban eiyor, Leyla'ya bakyor. "Yanl anladn. Benim sylemeye altm..." "Asla bilemezsin," diyor Leyla. Sesinin giderek ykseldiinin, kan-koca olarak ilk kavgalarn ettiklerinin farknda. "Mcahitler savaa baladnda sen lkeden ayrldn, unuttun mu? Arkada, orada kalan bendim. Ben! Dolaysyla, sava biliyorum. Ailemi savaa kurban verdim. Annemle babam, Tank! Senden bu szleri, savan kt olmadn duymak iin mi?" "zr dilerim, Leyla. zgnm." ki eliyle Leyla'nn yzn avuluyor. "Haklsn. zr dilerim. Affet beni. Demek istediim, belki bu savan teki ucunda bir umut olabilecei... belki uzun zamandr ilk kez..." "Daha fazla konumak istemiyorum," diyor Leyla, Tank'a nasl byle saldrabildiine kendisi de aarak. Ona hakszlk ettiini biliyor - sava onun ana babasn da elinden almad m? inde parlayan ey, artk her neyse, snmeye yz tuttu bile. Tank yumuak bir sesle konumay srdryor, sonra onu tutup kendine ekince, Leyla direnmiyor. Kocasnn byk bir olaslkla hakl olduunu biliyor. O yorumu yaparken neyi amaladn da. Belki bu gerekli. Belki Bush'un bombalan kesilince, bir umut belirebilir. Ama Leyla bunu yksek 396 sesle sylemeyi kendine yediremiyor; Babi'yle Anne'ye olanlarn u an Afganistan'da bakalarna olduunu, az nce lkesinde masum bir kz ya da olan ocuunun bir roket tarafndan, tpk kendisi gibi ksz brakldn bile bile, bunu yapamaz. stese de dile getiremez bunu. Sevinmek, bayram etmek mmkn deil. kiyzllkm, ahlakszlkm gibi geliyor. . O gece, Zalmay bir ksrk nbetiyle uyanyor. Daha Leyla'nn kprdamasna kalmadan, Tank bacaklarn yataktan artyor. Takma bacan bir rpda takp Zalmay'n yanna seirtiyor, kaldnp kollarn alyor. Leyla yataktan, Tank'n karanlkta ne arkaya devinen karaltsn izliyor. Zalmay'n, onun omzuna brakt bann d izgilerini, Tank'n ensesine dolanm ellerini, Tank'n baldrna arptka zplayan, kk ayaklann seiyor. Tank yataa dnnce, ikisi de hibir ey sylemiyor. Leyla uzanyor, onun yzne dokunuyor. Tark'n yanaklan slak. 397 50 Leyla iin Mrree'deki yaam son derece konforlu, dingin. yorucu deil, izin gnlerinde gezip tozuyorlar; ocuklar alp teleferikle Patriata Tepesi'ne kyor ya da Pinti Nok-tas'na gidiyorlar; buradan, hava aksa ta Islamabad ve Ra-valpindi kent merkezi grnyor. imenlerin zerine bir rt yayyor, kfteli sandvile salatalk yiyip buz gibi zencefilli gazoz iiyorlar. Gzel bir hayat bu, diyor Leyla kendine; kredilesi bir hayat. in asl, Rait'le en karanlk gnlerinde hayalini kurduu yaamn ta kendisi. Leyla bunu kendine her gn hatrlatyor. Sonra, 2002 ylnn lk bir temmuz gecesi, Tark'la yatak -talar; alak sesle, lkelerinde olup biteni konuuyorlar. yle 398

ok deiiklik oldu ki. Koalisyon gleri Taliban' btn byk kentlerden pskrtt, Pakistan snrna, Afganistan'n gneyindeki ve dousundaki dalara srd. Uluslararas bans gc SAF, Kabil'e gnderildi. lkenin banda imdi geici bir devlet bakan var: Hamit Karzai. Leyla, Tark'a syleme vaktinin geldiine karar veriyor. Bir yl nce, Kabil'den kurtulabilmek iin bir kolunu seve seve verirdi. Ama u son aylarda, ocukluunun kentini deliler gibi zlediini fark etti. or Pazar'n curcunas, Babr Baheleri, omuzlarndaki srktan kei derisi tulumlar sarkan, seyyar sucularn haykrlar burnunda ttyor. Tavuk Soka-'nda, giysi dkknlanndaki pazarlklar, Karteh-Pervan'da-. ki kavun tezghlarn zlyor. Fakat Leyla'nn son zamanlarda srekli Kabil'i dnmesinin tek nedeni sla hasreti ya da gemie duyduu zlem deil. Sanki kanna bir virs girdi, yerinde duramaz oldu. Kabil'de okullarn yapldn, yollarn asfaltlandn, kadnlarn ie dndn duyduka, buradaki yaam... ne kadar gzel, keyifli olsa da, Leyla yatp kalkp kretse de, gzne... yetersiz gibi grnmeye balad. Amasz. Anlamsz. Daha da kts, boa harcanan. Son gnlerde, kafasnn iinde habire Babi'nin sesini duyuyor. Ne istersen olabilirsin, Leyla, diyor. Bunu biliyorum, pnk seni tanyorum. Bu savaf bittikten sonra, Afganistan'n sana ihtiyap duyacam da biliyorum. Leyla Anne'nin sesini de duyuyor. Babi Afganistan'dan ayrlmay nerdiinde, annesinin verdii yant ok iyi anmsyor: Oullarmn hayalinin gerpekleftiini grmek istiyorum. Bu olduunda, Afganistan zgrlne kavutuunda, burada olmalym ki oullarm da grebilsinler. Benim gzlerimden grebilsinler. te, Leyla'nn bir paras imdi An-ne'yle Babi iin, onlarn hatrna Kabil'e dnmek istiyor; onun, Leyla'nn gzlerinden grebilsinler diye. 399 Sonra, Meryem var; Leyla iin en zorlayc unsur olan Meryem. Meryem bunun iin mi ld? diye soruyor kendine. Srf o, yani Leyla yabanc bir lkede hizmeti olsun diye mi feda etti kendini Meryem? Belki, Leyla ve ocuklar mutlu, gvende olduu srece Meryem iin fark etmez. Ama Leyla iin fark ediyor. Leyla iin nemli. Anszn, fena halde nem kazand. "Geri dnmek istiyorum," diyor. Tank yatakta dikeliyor, ona bakyor. Erkein gzellii, Leyla'y bir kez daha arpyor; alnnn mkemmel kkl, kollanndaki snm gibi kaslar, derin, dnceli, zeki gzleri. Bir yl geti, ama hl, bir an geliyor (tpk imdiki gibi), Leyla birbirlerini yeniden bulduklanna, Tank'n burada, yannda olduuna, kocas olduuna inanamyor. "Geri mi? Kabil'e mi?" diye soruyor Tank. "Tabii sen de istiyorsan." "Burada mutlu" deil misin? Oysa mudu grnyorsun. ocuklar da yle." Leyla dorulup oturuyor. Tank yatakta yana kayyor, ona yer ayor. "ok mutluyum," diyor Leyla. "Elbette mutluyum. Fakat... buradan sonra nereye gideceiz, Tank? Burada ne kadar kalacaz? Buras yuvamz deil. Kabil yuvamz; ve orada yle ok ey yaanyor ki, ou da gzel eyler. Btn bunlann bir paras olmak istiyorum. Bir eyler yapmak istiyorum. Katlmak, katkda bulunmak istiyorum. Anlyor musun?" Tank ban ar ar sallyor. "stediin bu, yle mi? Emin misin?" "Evet, istiyorum, eminim. Ama hepsi bu kadar deil. Kendimi geri dnmek zorunda hissediyorum. Burada kalmak bana artk doru gelmiyor." 400 Tank ellerine bakyor, sonra yine onun yzne. "Ama tek artla - eer sen de dnmek istiyorsan," diyor Leyla. Tank glmsyor. Aln alyor, izgiler dalyor; bir anlna, yine eski Tank oluyor. Ba ans nedir bilmeyen, bir keresinde, Sibirya'da smn yere demeden buza kestiini syleyen Tank. Belki hayal gcnn oyunu, ama Leyla'ya son gnlerde bu eski Tank' ok daha sk gryormu gibi geliyor. "Ben mi?" diyor erkek. "Ben seni dnyann teki ucuna da gitsen izlerim, Leyla." Tank'a sanlyor, kendine ekiyor, dudaklanndan pyor. Onu hi u andaki kadar ok sevmedi. "Teekkr ederim," diyor, alnn onunkine dayayarak. "Hadi evimize dnelim." "Ama nce, Herat'a gitmek istiyorum," diyor Leyla. "Herat m?" Leyla aklyor. ocuklann farkl yntemlerle yatonlmas, ilerinin rahatlatlmas gerekiyor. Leyla kbuslar gren, geen hafta, yaknlardaki bir dnde biri havaya ate ettiinde gzyalan-na boulan, hl huzursuz Azize'yi karsna alp konuuyor. Azize'ye, Kabil'e dndklerinde Taliban'n orada olmayacan, kavgann artk bittiini ve yetimhaneye geri gnderilmeyeceini aklyor. "Hep birlikte yaayacaz. Baban, ben, Zalmay. Ve tabii sen, Azize. Benden bir daha asla, kesinlikle aynlmak zorunda kalmayacaksn. Sz veriyorum."

Glmsyor. "Tabii senin aynlmak isteyecein zamana kadar. Gen bir erkee k olduun, onunla evlenmek isteyecein gne kadar." 401 Mrree'den ayrldklar gn, Zalmay' avutmak mmkn deil. Kollarn Alyona'nn boynuna doluyor, bir trl brakmyor. "Onlar ayramyorum, Anne," diyor Azize. "Zalmay. Keiyi yanmza, otobse alamayz," diyor Leyla bir kez daha. Sonunda, Tank olann yanna diz kp Kabil'de tpatp Alyona'ya benzeyen bir kei alacana sz verince, Zalmay duraksayarak da olsa kollarn zyor. Sayid'le de gz yal bir vedalama yaanyor. Yolculuun hayrl olmas iin, kapnn eiinde durup bir Kuran tutuyor, Tark'a, Leyla ve ocuklara kez ptryor, sonra da altndan gemeleri iin havaya kaldryor. Tark'la birlikte bavullar arabann bagajna koyuyorlar. Sayid onlar gara gtryor, kaldrm kenarnda duruyor, sarslarak hareket eden, uzaklaan otobsn arkasndan el sallyor. Leyla geriye doru uzanp arka camda giderek klen Sayid'e bakarken, kafasnn iinde kukunun fsldayan sesini duyuyor. Gvenli, huzurlu Mrree'den ayrlmakla aptallk m ediyorlar? Ana-babasnn, aabeylerinin ld, bomba dumanlarnn yeni yeni dald lkeye geri dnmekle? Sonra, belleinin karanlk kvrmlarndan bir iirin, Ba-bi'nin Kabil'e veda gazelinin iki dizesi ykseliyor: Bu kentin ne patisini aydnlatan aylar sayabilirsin, Ne de duvarlarnn gerisine gizlenen bin muhteem gnei. Koltuunda geriye yaslanyor, yalan savuturmak iin gzlerini krptnyor. Kabil onlar bekliyor. Onlara gereksiniyor. Bu yuvaya dn yolculuu, yaplacak tek doru hareket. Ama nce, onu son bir vedalama bekliyor. ** * 402 Afganistan'daki savalar Kabil, Herat ve Kandehar' balayan yollan mahvetmi. imdi Herat'a ulamann en kolay yolu, ran'daki Meat'tan gemek; orada yalnzca bir gece kalacaklar. Geceyi bir otelde geiriyorlar, ertesi sabah baka bir otobse biniyorlar. Meat kalabalk, capcanl bir ehir. Leyla camdan, nnden kayan parklar, camileri, pelo kebap lokantalarn seyrediyor. Otobs sekizinci ii imam mam Rza trbesinin nnden geerken, Leyla hepsi de kusursuzca, sevgiyle korunmu l l inilerini, minarelerini, grkemli, gz alc altn kubbesini daha iyi grebilmek iin boynunu uzatyor. Kendi lkesindeki Buda'lar dnyor. Onlar imdi, rzgr estiinde Bamyan Vadisi'nde saa sola uuan bir toz yn. Otobsle ran-Afganistan snnna ulamak, yaklak on saat sryor. Arazi Afganistan'a yaklatka, giderek sszla-yor, oraklayor. Snn geip Herat'a girmelerinin hemen ardndan, bir Afgan mlteci kampna rastlyorlar. Leyla iin bu, san tozdan, kara adrlardan ve oluklu demir levhadan yaplm birka binadan oluan, boz bulank bir leke. Yan koltua uzanyor, Tank'n elini tutuyor. Herat'ta caddelerin ou onanlm, kenanna kokulu amlar dikilmi. Belediye parklan, inaat yan yanya tamamlanm ktphaneler, ekidzen verilmi avlular, yeni boyanm binalar var. Trafik klan alyor; Leyla'y en ok artansa, elektriin srekli olmas. Herat'n feodal sava lordu smail Han'n, Afgan-ran snnnda toplad, hatn saylr gmrk gelirleriyle kentin yeniden yaplanmasna katk saladn duydu; Kabil ise bu parann ona deil, merkezi hkmete ait olduunu ileri srmekte. Onlan Muvaffak Otel'e gtren 403 taksinin ofr, smail Han'dan hem saygl hem de korkulu bir ses tonuyla bahsediyor. Muvaffak'ta iki gece kalmak, birikmi paralarnn neredeyse bete birine mal oluyor, ama Meat'tan buraya uzun, yorucu bir yolculuk yaptlar, ocuklar bitkin dt. Resepsiyondaki yalca grevli, anahtar verirken Tark'a, Muvaffak'n gazeteciler ve sivil toplum rgt alanlaryla dolup tatn sylyor. "Bin Ladin bir keresinde burada kalmt," diye vnyor. Odada iki yatak var, bir de souk suyu akan bir banyo. Yataklarn arasndaki duvarda, air Hac Abdullah Ensari'nin bir resmi asl. Leyla pencereden baknca aadaki ilek, kalabalk caddeyi ve yolun karsndaki park grebiliyor; soluk renkli, tula deli patikalar gr bitki rtsn, iek beklerini yaryor. Televizyona alm olan ocuklar, odada televizyon olmadn grnce hayal krklna uruyor. Ama az sonra uykuya dalyorlar. Onlarn ardndan, Leyla'yla Tank da yataa seriliyor. Leyla erkein kollarnda deliksiz bir uyku ekiyor, yalnzca bir kez, gece yans, anmsayamad bir ryadan uyanyor. Ertesi sabah, ayla taze ekmek, ayva marmelad ve halanm yumurtadan oluan kahvaltdan sonra, Tank ona bir taksi buluyor. "Seninle gelmemi istemediinden emin misin?" diye soruyor. Azize onun elinden tutmu. Zalmay tutmam, ama Tank'n yannda duruyor, omzunu onun baldnna yaslam. "Eminim." "Kayglanyorum."

"Merak etme," diyor Leyla. "Her ey yolunda gidecek. Sz veriyorum. ocuklan pazara gtr. Onlara bir eyler al." 404 Taksi yola knca Zalmay alamaya balyor, Leyla dnp baknca onun Tank'n kucana uzandn grnyor. Ta-nk' kabullenmeye balamas Leyla'nn yreini hem hafifletiyor hem de burkuyor. "Sen Heratl deilsin," diyor taksi srcs. Siyah, omuzlanna kadar inen salan (Leyla bunun, devrik Taliban'a kar bir misilleme, bir 'nanik' olduunu rendi) ve bynn sol yann kesen, yldza benzeyen bir yara izi var. n cama, kendisinin oturduu tarafa bir fotoraf sktrm. Pembe yanakl, kk bir kz; salan ortadan aynlp iki rg yaplm. Leyla ona bir yldr Pakistan'da olduunu, Kabil'e yeni dndn sylyor. "Deh-Mazang." n camdan, ibriklere pirin saplar kaynak eden bakrclar, ham deri paralarn kurumas iin gnee seren semerciler gryor. "Burada uzun zamandr m yayorsun, kardeim?" diye soruyor. "Ah, btn mrmce. Burada dodum. Her eyi grdm. Ayaklanmay anmsar msn?" Leyla anmsadn sylyor, ama ofr yine de anlatyor. "1979 Mart'ndayd, Sovyet igalinden dokuz ay kadar nce. Bir grup fkeli Herad, birka Sovyet danman ldrd, Sovyetler de tanklann, helikopterlerini gnderip buray doduuna piman etti. Tam gn, hemire, kenti atee tuttular. Binalan yerle bir ettiler, minarelerden birini yktlar, binlerce insan ldrdler. Binlerce. O gnde, iki kz kardeimi kaybettim. Biri on iki yandayd." Parmayla camdaki fotorafa vuruyor. "Bu, o." 405 "zldm," diyor Leyla; btn Afgan yklerinin nasl da hep lmle, kayplarla, akl almaz aclarla bezendiine aarak. Ama yine de, insanlarn ayakta kalmann, hayata devam etmenin bir yolunu bulduunu gryor. Kendi yaamn, bana gelen onca eyi dnyor ve kendisinin de nasl sa salim adattna, bu takside oturup bu adamn hikyesini dinlediine ap kalyor. Gl Daman, amurla samandan yaplma, dz daml kul-folerin arasnda seilen, tek tk duvarl evden ibaret bir ky. Kulbelerin nnde, Leyla yemek piiren, yz, seyyar odun mangallanndaki kararm tencerelerden ykselen buhardan terlemi, yank tenli kadnlar gryor. Katrlar yalaktaki yemi yiyor. Tavuklar kovalayan ocuklar, imdi de taksiyi kovalamaya babyor. Leyla, ta ykl el arabalar iten erkekler gryor. Durup otomobilin geiine bakyorlar. ofr bir yere sapyor, ortasnda ak havadan ypranm, byke bir trbenin bulunduu bir mezarln nnden geiyorlar. ofr trbede kyn nemli Sufilerinden birisinin yattn sylyor. Bir yeldeirmeni var. Duran, pasl kanatlarnn glgesine kk olan melmi, amurla oynuyor. ofr arabay durduruyor, camdan dar sarkyor. Olanlarn en byk grneni, onu yantlyor. Yolun st tarafndaki bir evi gsteriyor. ofr ona teekkr ediyor, yeniden arabay altryor. Etraf duvarl, tek katl evin nnde duruyorlar. Leyla duvarn gerisindeki incir aalarnn tepesini grebiliyor, dallarn bazs bu tarafa sarkm. "Gecikmem," diyor taksi srcsne. *** 406 Kapy aan orta yal adam ksa boylu, zayf, koyu kzl sal. Sakalnda paralel, yol yol ak izgiler. Pirhantumban\nm zerine bir papan giymi. Birbirlerine selam-m aleykm diyorlar. Leyla soruyor: "Buras Molla Feyzullah'n evi mi?" "Evet. Ben oluyum. Hamza. Buyur, hemire)" "Buraya babanzm eski bir dostu iin geldim. Meryem." Hamza gzlerini krptryor. Yznde aknlk. "Meryem..." "Celil Han'n kz." Yine gz krpyor. Sonra bir avucunu yanana gtryor, .yz eksik, rk dilerini gzler nne seren bir glmsemeyle aydnlanyor. "Ah!" diyor. Bu nida, braklm, uzun bir soluk gibi kyor: Ahhhhh. "Ah, Meryem! Onun kz msn? Peki, o..." Ban saa sola oynatyor, hevesle, aratrrca-sna Leyla'nn arkasna bakyor. "O da burada m? yle uzun zaman oldu ki! Meryem burada m?" "Ne yazk ki vefat etti." Hamza'nn yzndeki tebessm siliniyor. Bir an orada, kapnn giriinde dikilip kalyorlar. Hamza yere bakyor. Bir yerlerde bir eek anryor. "eri gel," diyor Hamza. Kapy ardna kadar ayor. "Ltfen buyur." ok az eyayla denmi odada yere oturuyorlar. Yerde bir Herat kilimi, zerinde de boncuklu minderler; duvarda Mekke'nin ereveli bir fotoraf. Her iki yanndan dikdrtgen bir k huzmesinin girdii, ak pencerenin nne oturuyorlar. Leyla bir baka odada fisldaan kadn sesleri duyuyor. Kk, yalnayak bir olan bir tepsi getirip nlerine koyuyor, iinde yeil ay ve amfstkl koz helvas va.

407 "Olum," diyor Hamza. Olan sessizce odadan kyor. "Hadi, anlat," diyor Hamza zgn bir sesle. Leyla anlatyor. Her eyi. Tahmin ettiinden daha uzun sryor. Sonlara doru, kendine hkim olmak iin aba harcamas gerekiyor. Bir yl sonra bile, Meryem'den sz etmek hl kolay deil. Sz bitince, Hamza uzunca bir sre hibir ey sylemiyor. Taban iindeki ay fincann eviriyor ar ar; bir o yana, bir bu yana. "Babam, Allah rahmet eylesin, ok severdi onu," diyor sonunda. "Doduunda kulana ezan\ babam okumu. Her hafta grmeye giderdi Meryem'i, hi sektirmeden. Bazen beni de yannda gtrrd. Hocasyd, evet, ama ayn zamanda da dostuydu. yi yrekli, hayrsever adamd, babam. Celil Han kz verince, babam ykld." "Babanzn vefatna zldm. Allah rahmet eylesin." Hamza bayla teekkr ediyor. "mr uzun oldu. Celil Han'dan bile uzun. Onu ky mezarlna gmdk; Mer-, yem'in annesinin yatt yere yakn. Babam ok iyi, ok aziz bir insand; tam cennetlik." Leyla fincann indiriyor. "Sizden bir ey isteyebilir miyim?" "Elbette." "Bana gsterebilir misiniz?" diyor. "Meryem'in yaad yeri. Beni oraya gtrebilir misiniz?" ofr bir sre daha beklemeyi kabul ediyor. Hamza'yla Leyla kyden kyor, Gl Daman' Herat'a balayan meyilli yolu iniyorlar. On be dakika kadar sonra, 408 Hamza yola her iki yandan saldran sk, uzun otlarn arasndaki dar geidi gsteriyor. "Buradan gidiliyor," diyor. "Bir patika var." Biricileri, allar yaran patika bozuk, bol kvrml ve lo. Rzgr uzun otlan, Hamza'yla birlikte yokuu trmanmakta olan Leyla'nn baldrlarna arpyor. ki yanlarnda, esintide dalgalanan yabani ieklerin oluturduu bir kaleydoskop var; kimileri uzun sapl, kvrk tayaprakl, kimileriyse gdk, yelpaze-yaprakl. urada burada, bodur allarn arasndan ba vermi, ular trtkl dniekleri. Leyla tepelerinde cvldaan krlanglar, ayaklarnn altndaki ekirgelerin bcr bcr gevezeliini duyabiliyor. Bu ekilde, yoku yukar, iki yz metre kadar ilerliyorlar. Sonra eim azalyor, patika kk bir dzle alyor. Durup soluklanyorlar. Leyla bluzunun yeniyle alnn kuruluyor, yznn tam nnde kaynaan sivrisinek srsn kklyor. Buradan baknca, ufka alaktan aslm dalar grebiliyor; -be kavak, biraz kayn, adn bilmedii, eidi yaban allar. "Eskiden burada bir rmak vard," diyor Hamza, az biraz soluksuz. "Ama oktan kurudu." Onu burada bekleyeceini ekliyor. Leyla'ya, kuru rmak yatan geip dalara doru yrmesini tembihliyor. "Ben burada beklerim," diyor, bir kavan altndaki taa otururken. "Sen devam et." "ok srmez..." "Dert etme. Acelemiz yok. Hadi git, hem/ira." Leyla teekkr ediyor. Tatan taa atlayarak rmak yatan geiyor. Gzne talarn arasndaki krk gazoz ieleri, pasl tenekeler, inko kapa topraa yan gmlm, yosun kapl, madeni bir kutu arpyor. Dalara doru, artk grebildii, alaktaki dallar her esintide titreyen salkmstlere doru ilerliyor. Kalbi gsn409 den firlayacakmasna arpyor. Sderin aynen Meryem'in syledii gibi dzenlenmi olduunu gryor; bir akln evresinde, halka oluturacak biimde. yice hzlanyor, neredeyse kouyor. Omzunun stnden geriye baknca, Hamza'nn kck kaldn gryor; papan\, koyu aa gvdelerine kar bir renk cmb. Aya bir taa taklyor, dmesine ramak kalyor, ama hemen toparlanyor. Pantolonunun paalarn tutup kaldryor, yolun kalann hzla abyor. Stlere ulatnda, nefes nefese. Meryem'in kulbemi hl burada. Yaklanca, tek pencerenin camsz olduunu gryor, kap da gitmi. Meryem bir tavuk kmesinden sz etmiti, bir tandtria. bir de tahta apteshaneden; fakat hibiri ortada yok. Kulbeyim giriinde duraklyor. eride vzldayan sinekleri duyabiliyor. eriye girmek iin byk, titreen bir rmcek ann yanndan gemesi gerekiyor. erisi lo. Almas iin gzlerine birka dakikalk sre tanyor. Gzler karanla alnca, ierinin beklediinden de kk olduunu gryor. Zemin tahtalarndan yalnzca bir tanesi kalm, o da adam, rmeye yz tutmu. Gerisi, yakacak odun olmak zere sklm olmal. Toprak zemin imdi kuru-kenarh yapraklar-la,'knk ieler, iklet ktiar, yabani mantarlar, eski, sararm izmaritlerle kapl. Ama en ok, yabani odarla; bazs gdk, bazsysa arszca bym, duvarlara trmanmaya koyulmu. On be yl, diye dnyor. Burada tam on be yl. Oturuyor, srtn duvara veriyor. Sderin arasndan szlen rzgr dinliyor. Tavan da rmcek alaryla sanl. Biri, pskrtme boyayla duvara bir eyler yazm, ama boyann ou soyulmu, Leyla szckleri karamyor. Sonra, harflerin Rusa olduunu aynmsyor. Bir kede, bo bir ku yu410

vasi var; bir baka kede, duvarn tavanla kesitii noktaya bir yarasa tutunmu, ba aa sarkyor. Leyla gzlerini kapyor, bir sre byle oturuyor. Pakistan'da bazen Meryem'in yzn anmsamakta zorlanrd. Baz anlar, dilinin ucundaki bir szck gibi, Meryem'in yz ondan kaard. Ama imdi, burada, Meryem'i gzkapaklannm ardna armak ok kolay: baklarndaki yumuak lt, uzun enesi, boynunun kalnlam derisi, smsk kapal dudaklanndaki glmseme. Burada, Leyla yanan Meryem'in yumuak kucana yeniden gmebilir, Ku-ran'dan sureler sylerken, ne arkaya sallanan bedenini, bu bedeni titreerek kat eden szcklerin dizlere indiini, sonra kendi kulaklarna ulatm hissedebilir. Sonra, bir anda, yerdeki yabani odar klmeye, ekilmeye balyorlar; sanki biri, bir ey yerin altndan kklerine yapm, onlar ekiyor. Alalyor, alalyorlar, ta ki kulbe'mn topra son dikenli yaprak da yutuncaya kadar. rmcek alan, mucizevi bir biimde alyor, dalyor. Ku yuvas kendi kendini datyor, incecik srgnler, pler yuvadan teker teker, at diye ayrlp u uca kulbe'den danya uuyorlar. Grnmeyen bir silgi, duvardaki Rusa yazy siliyor. Yer kaplamalan geri geldi. Leyla imdi bir ift yer yata gryor, bir tahta masa, iki iskemle, kede dkme demirden bir soba, duvarlarda raflar, zerlerinde kaplar, tavala, kararm bir aydanlk, fincanlar, kaklar. Danda tavuklann g-dakladm, bir rman uzaktan uzaa aldadn duyuyor. Gencecik bir Meryem masada oturmu, ya lambasnn donuk kzartsnda bir bebek yapyor. Bir ark mnldanyor. Yz przsz, taptaze, salar ykanm, geriye taranm. Btn dileri tamam. Leyla, rg ynlerini tutam tutam alp bebeinin kafasna yaptran Meryem'i seyrediyor. Birka yla kalmadan, bu k411 k kz, hayattan ok kk taleplerde bulunan, hi kimseye yk olmayan, zntlerini, hayal krklklarn, alaya alnan hayallerini hi kimseye, asla yanstmayan bir kadn olacak. Bir rmak yatandaki kaya gibi, hi yaknmadan kadanan, zarafeti, vakan zerinden akp geen alkantlar tarafndan bozulmayan, ekillenen bir kadn. Leyla bu kk kzn gzlerinin gerisinde, ze, ekirdee derinden gmlm bir yerde, daha imdiden, Rait'in de Taliban'm da krmay baaramayaca bir ey gryor. Bir kireta ktlesi kadar sert, dayankl bir ey. Sonunda, onun kendi eliyle, bizzat bozaca, Leyla'ya kurtuluu getirecek bir ey. Kk kz ban kaldrp bakyor. Bebei brakyor. Glmsyor. Leyla co? Leyla'nn gzleri alveriyor. Nefesi kesiliyor, oturduu yerde dikeliveriyor. Yarasay korkuttu, hayvan kulbe\an bir ucundan tekine hzla, kurun gibi uuyor, rpnan kanatia-n bir kitabn hzla evrilen sayfalan gibi; sonunda, pencereden uup gidiyor. Leyla ayaa kalkyor, pantolonuna yapan kuru yaprakl-n silkeliyor. Kulbe'den kyor. Danda, k hafiften deimi. Rzgr otlan dalgalandnyor, st dallarn hrdatyor. Aklktan aynlmadan nce, Leyla son bir kez dnp Meryem'in uyuduu, karnn doyurduu, hayal kurduu, Celil'in uruna nefesini tutup saniyeleri sayd kulbece bakyor. Stler, ypranm duvarlara her esintide yer deitiren, kvnml desenler dryor. Dz dama bir karga kon mu. Bir eyi gagalyor, ac ac gaklyor, uup gidiyor. "Hoa kal, Meryem." Sonra dnyor, koarak otlarn arama dalyor; aladnn farknda deil. 412 Hamza hl ayn tan zerinde. Leyla'y grnce, doruluyor. "Hadi, dnelim," diyor, Sonra, ekliyor: "Sana vermem gereken bir ey var." Leyla onu danda, bahe kapsnda bekliyor. Daha nce onlara ay getiren olan, kucanda bir tavuk, incir aacnn altnda durmu kaytszca onu szyor. Leyla'nn gzne iki surat iliiyor; hicap% yal bir kadnla gen bir kz bir pencereden sakin sakin onu seyretmekte. Evin kaps alyor, Hamza grnyor. Elinde bir kutu var. Kutuyu Leyla'ya veriyor. "Celil Han, lmnden bir ay kadar nce bunu babama verdi," diyor. "Gelip alncaya kadar, Meryem iin saklamasn istedi. Babam kutuyu iki yl saklad. Vefatndan hemen nce de bana verdi, Meryem adna saklamam syledi. Ama o... biliyorsun, o hi gelmedi." Leyla oval biimli, teneke kutuya bakyor. Eski bir ikolata kutusuna benziyor. Zeytin yeili; solmu, yaldzl bir ssleme, menteeli kapa boydan boya kat ediyor. Yanlarda hafif pas lekeleri var, kapan n eperinde de iki kk ukur. Leyla kutuyu amaya alyor, ama kilitli. "Ne var iinde?" diye soruyor. Hamza onun avucuna bir anahtar koyuyor. "Babam hi amad. Ben de yle. Amak sana nasip olacakm; Allah byle istedi demek." Otele dndnde, Tank'la ocuklann henz dnmediini gryor. 413

Yataa oturuyor, kutuyu kucana alyor. Bir paras, hi dokunmamak, CeliPin sr olarak kalmasn istedii ey her neyse, ylece brakmak istiyor. Ama sonunda merakna kar koyamyor. Anahtar kilide sokuyor. Biraz kurcalamas, sallamas gerekiyor, fakat kutuyu ayor. inden ey kyor: bir zarf, bez bir kese ve bir video kaseti. Leyla kaseti alp aaya, resepsiyona iniyor. Dn onlan karlayan yal grevliden, otelde sadece bir tane video oynatcs olduunu reniyor; en byk sitte. Sit u an bo, adam Leyla'y oraya gtrmeyi kabul ediyor. Resepsiyonu cep telefonuyla konumakta olan, takm elbiseli, gen, bykl birine devrediyor. Yal adam Leyla'y ikinci kata karyor, uzun koridorun sonundaki odaya gtryor. Kapy ayor, onu ieri alyor. Leyla'nn gzleri, kedeki televizyonu buluyor. Onun dnda, sitteki hibir eyi alglamyorlar. Televizyonu ayor, video aygtm altryor. Kaseti iine koyuyor, PLAY dmesine basyor. Birka dakika boyunca ekran bo kalyor; Leyla, Celil'in Meryem'e ne diye zahmet edip de bo bir kaset braktn merak ediyor. Ama sonra, mzik balyor, ekranda grntler beliriyor. Leyla kalarn atyor. Bir-iki dakika kadar seyrediyor. Sonra STOP'a basyor, hzl ileri saryor, yeniden PLAY'e basyor. Ayn filmin devam. Resepsiyoncu dalga geercesine ona bakyor. Ekranda oynayan film, Walt Disney'in Pinokyo'su. Leyla anlayamyor. Tark'la ocuklar aky az gee dnyorlar. Azize Leyla'ya kouyor, Tark'n ald kpeleri gsteriyor; gm, zerin414 de mineli kelebekler var. Zalmay, uzun burnu skldnda ten, ime bir yunusu kucaklam. "Naslsn?" eliyor Tank, kolunu Leyla'nn omzuna dolarken. "yiyim," diyor Leyla. "Sonra anlatrm," Karnlarn doyurmak iin, yakndaki kebapya gidiyorlar. Kk bir yer; yal, muamba masa rtleri, duman, grlt. Ama kuzu eti yumuack, sulu; ekmekler scak. Daha sonra, bir sre sokaklarda yryorlar. Tank yolun kenarndaki bir kulbeden ocuklara glsuyu serpilmi dondurma alyor. Bir tahta sraya oturup dondurmalarn yiyorlar; arkalarndaki dalar, kzl akam alacasnda karanlk siluetler. Hava lk, . sedir aalarnn rayihasyla dolu. Leyla videoyu seyrettikten sonra odasna dnnce, zarfi ama. inden bir mektup kt; sar, izgili kda, mavi mrekkeple yazlm. yle diyor: 13 Mays 1987 Sevgili Meryem'im, Dilerim bu mektup eline sa salim geer. Bildiin gibi, gepen ay seninle konumak ipin Kabil'e geldim. Fakat sen benimle grmedin. Hayal ktrtklma uradm, ama seni suplayamam. Terinde olsam, herhalde ben de ayn eyi yapardm. Senin tarafndan sevilme, saylma ayrcaln uzun zaman nce yitirdim; bunun ipin de sadece kendimi suplayabilirim. Ama eer bu mektubu okuyorsan, gepen ay kapma braktm mektubu da okumusun demektir. Onu okudun ve isteime uyup Molla Feyzullah' grmeye geldin, demek. Bunu yaptn ipin sana mteekkirim, Meryem co. Bylece bana birkap sz syleme frsat verdiin ipin, minnettarm. 415 Nereden balasam? Son grmemizden bu yana, baban byk aclar pekti, Meryem co. vey annen Efsun, 1979 Ayaklanmasnn ilk gn ldrld. Ayn gn, serseri bir kursun kardein Nilferdin de canm ald. Hl gzmn nnde; konuklar etkilemek if in perendeler atan, amuda kalkan, kpk Nilferim. Aabeyin Ferhat, 1980'de cihada katld. Sovyetler onu 1982'de, Helmand'n hemen dnda ldrd. Cenazesini gremedim. ocuklarn olup olmadn bilmiyorum, Meryem co, ama varsa, Allah'tan onlar esirgemesini, benim tattm aclar sana tattrmamasn niyaz ederim. Onlar hl ryalarmda gryorum. lm pocuklarm hep ryalarmda. Seni de gryorum, Meryem co. Seni zlyorum. Sesini, kahkahan zlyorum. Sana kitap okumay, seninle balk tutmay zlyorum. Birlikte ne pok balk tuttuumuzu hatrlyor musun? Sen iyi bir evlattn, Meryem co; ve ben seni bir kez olsun, utanp duymadan, pimanlk duymadan anamyorum. Pimanlk... Sen sz konusu olduunda, Meryem co, bende pimanlktan bol bir ey yok. Herat'a geldiin gn seninle grmediim ipin pimanm. Kapy app seni iperi almadma pimanm. Sana kzmm gibi davranmadma, yllarca o kulbede yaamana gz yumduuma pimanm. Ve ne uruna? Etrafa rezil olma korkusundan m? u szde temiz admn lekelenmesinden mi? imdi, bunca kayptan sonra, bu lanetli savata yaadm o korkunp eylerden sonra, bu tr kayglar bana nasl da nemsiz grnyor. Ama artk pokgep tabii. Belki de yreksizlerin asl cezas budur:gerpei, i iten gep-tikten sonra, artk yaplabilecek hipbir ey kalmadnda grmek, anlamak. imdi elimden gelen tek ey, senin pok iyi bir evlat olduunu ve benim seni kesinlikle hak etmediimi tekrarlamak, Meryem co. Tek yapabildiim, senden af dilemek. Bala beni, Meryem co. Affet. Affet beni. Affet.

416 O bildiin varsl adam deilim artk. Komnistler topramn pouna, btn dkknlarma el koydu. Ama yaknmak hakszlk olur, zira Tanr -anlayamadm nedenlerle- beni yine de kollad, bana pou insana nazaran pok daha cmert davrand. Kabil'den dndkten sonra, elimde kalan arazileri satmay baardm. Mirastan payna den, kesenin ipinde. Bir servet saylmaz elbette, ama yine de bir eydir. Bir ie yarayabilir. (Grecein gibi, paray dolara pevirdim. Bence en dorusu bu. Bizim igal altndaki paramzn istikbalini Tanr bilir.) Umarm, affn parayla satn almaya paltm dnmezsin. Umarm hakkmt teslim edersin: seni, balaycl-nm satlk olmadn bilecek kadar tandm yani. Asla da olmad. Sana yalnzca, gep de olsa, batan beri hakkn olan bir eyi veriyorum. Taarken sana iyi bir baba olamadm. Belki lmde olabilirim. Ah, lm. Seni ayrntlarla skmayacak, lmn artk gr alanma girdiini sylemekle yetineceim, kzm. Kalbin zayf diyor doktorlar. Eh, zayf bir adama da byle bir lm ekli yarar. Meryem co. pimde kpk, kpck bir umut var: Bunu okuduktan sonra, benim sana asla gsteremediim merhameti sen bana gsterirsin belki. Yreini raz edip baban grmeye gelirsin. Belki kapm bir kez daha palar, bana bu kez o kapy apma, seni evime buyur etme, kollarma alma ansn verirsin kzm - yllar nce yapmam gerektii gibi. Yreim kadar zayf bir umut bu. Biliyorum. Ama yine de bekleyeceim. Kulam, kapya vuran elinin sesinde olacak. Umut etmeyi srdreceim. Tanr sana uzun ve refah bir mr versin, kzm. Tanr sa-,a bir sr, birbirinden gzel pocuklar balasn. Sana vere417 mediim mutluluu, huzuru, himayeyi bahetsin. Salcakla kal. Seni Allah'n mfik ellerine teslim ediyorum. Sevgini hak etmeyen baban, Celil. O gece otele dndkten sonra, ocuklar biraz oynayp uykuya dalnca, Leyla mektubu Tark'a anlatt. Bez kesedeki paray gsterdi. Alamaya balaynca, Tank onu kucaklad, yzn pt. 418 51 NSAN 2003 Kuraklk sona erdi. Bu k, nihayet, dizboyu kar yad; imdiyse, yamur gnlerdir srmekte. Kabil Irma yine grl grl akyor. Bahar taknlar Titanik ehri'ni silip sprd. Caddeler, sokaklar amur iinde. Ayakkablar kayyor. Arabalar bala saplanyor. Elma ykl eekler ar ar, zahmetle ilerlerken, toynaklar birikintilerden etrafa amurlu su sratyor. Ama amurdan hi kimse ikyet etmiyor; Titanik ehri'nin yasn tutan da yok. Kabil'in yeniden yeermesi lazm, diyor insanlar. Dn, Leyla saanan altnda oyun oynayan, arka bahede, kurun-rengi gn altnda glcklere dalp kan ocuklarn seyretti. Deh-Mazang'da kiraladklar iki yatak odal, 419 kk evin mutfak penceresinden. Bahede bir nar aac ve zeri yaban glleriyle dolu, sk allklar var. Tank duvarlar yamad, ocuklara bir kaydrakla salncak kurdu, kk bir blm de Zalmay'n yeni keisi iin itle evirdi. Leyla yamurun Zalmay'n dazlak kafasndan kayna bakyor - olan, kafasnn Tank gibi tra edilmesini istedi; artk Babalu duala-nn da ikisi birlikte ediyor. Yamur Azize'nin uzun salann dzletirmi, ban saa sola evirdike Zalmay'n yzne su sratan, snlsklam srgnlere dntrm. Zalmay altsna basmak zere. Azize on yanda. Doum gnn geen hafta kutladlar, kz alp TitanirA sonunda Kabil halkna sunan Park Sinemas'na gtrdler. "Hadi ocuklar, ge kalyoruz," diye sesleniyor Leyla, le, yemeklerini bir kesekdna koyarken. Saat sabahn sekizi. Leyla bete uyand. Her zamanki gibi, onu sabah namaz' iin uyandran Azize oldu. Dualar Azize iin, Meryem'le ban srdrmenin, Meryem'i hayatnda tutmann bir yolu: henz zaman, kendi bildiini okuyup Meryem'i onun bellek bahesinden zararl bir ot gibi skp almadan nce. Namaz'dzn sonra Leyla yeniden yataa dnd; Tank evden ktnda, o hl uyuyordu. Kocasnn onu yanandan ptn hayal meyal anmsyor. Tank, kara maynlan kur-banlanna yardm eden, uzuvlann kaybedenlere protez salayan bir Fransz sivil toplum rgtnde i buldu. Zalmay Azize'nin peinden mutfaa dalyor. "Defterleriniz yannzda m? kinizin de? Kalemler? Kitaplar?" "Burada," diyor Azize, srt antasn kaldrarak. Leyla, ki-, zn kekelemesinin ne kadar azaldn bir kez daha aynmsyor. 420 "Gidelim yleyse." Leyla ocuklar evden karyor, kapy kilidiyor. Serin sabaha dalyorlar. Bugn yamur yok. Gkyz mavi; Leyla ufukta bulut kmeleri grmyor. El ele tutuup, hep birlikte otobs durana doru ilerliyorlar. Caddeler imdiden hareketli; ekeklerle, taksilerle, Birlemi Milleder minibsleri, otobsler, SAF* cipleriyle kaynyor.

Mahmur gzl esnaf, gece indirdikleri kepenkleri kaldnyor, dkknlann ayor. Sokak satclan, da gibi iklet ve sigara paketleri ylm tezghlannn arkasnda. Dullar oktan ke balann tutmu, geenlerden sadaka dileniyor. Leyla yeniden Kabil'de olmay yadrgyor. Kent deimi. Artk her gn, fidan diken, eski evlerini boyayan, yenilerine tula tayan insanlar gryor. Su yollan, kuyular kazyorlar. Pencere pervazlannda, Leyla'nn gzne, Mcahitlerden kalma bo roket kovanlarna dikilmi iekler arpyor - roket iei, diyor Kabilliler bunlara. Geenlerde, Tank Leyla'yla ocuklan yenilenmekte olan Babr Baheleri'ne gtrd. Leyla yllardr ilk kez, Kabil sokaklannda, ke balannda mzik duydu; rbap ve kanun, dootar, armonika ve tambur, eski Ahmet Zahir sarklan. Anne'yle Babi'nin sa olup bu deiiklikleri grebilmesini ok isterdi. Ama, tpk Celil Han'n mektubu gibi, Kabil'in kefareti de ok gecikti. Leyla'yla ocuklar otobs durana, yolun karsna gemeye hazrlanrken, son srat zerlerine gelen, camlan siyaha boyanm, kapkara bir Land Cruiser beliriyor. Direksiyon son anda knlyor ve Leyla'y bir kol boyundan da az bir farkla skalyor. ocuklann nlklerine ay rengi, amurlu su sratyor. * Internationa] Security Assistance Force: Uluslararas Gvenlik Destek Gc; Nato'ya bal okuluslu bar gc. (.n.) 421 Leyla ocuklarn bir ekite geriye, kaldrma karyor; yrei aznda taklalar atmakta. Land Cruiser delice bir hzla yolun sonuna ulayor, iki kez korna alp tam gaz sola dnyor. Leyla durup soluklarn dzene sokmaya alyor; parmaklan ocuklarnn bileklerine mengene gibi yapm. te bu, Leyla'y canevinden vuruyor. Sava lordlannn Kabil'e dnmesine izin verilmesi, Leyla'y kahrediyor. Ana-babasnn katillerinin bu dokunulmazl, duvarlarla evrili, baheli, lks evlerde yaamas, bilmem ne bakan, bilmem ne bakan yardmcs olarak atanmas, kurun geirmez, gcr gcr ciplerde, elleriyle mahvettikleri mahallelerde caka satmalar. Bu Leyla'y kahrediyor. Ama Leyla'nn ksp oturmaya hi niyeti yok; duyduu ierlemenin elini kolunu balamasna izin vermeyecek. Meryem de zaten byle yapmasn istemezdi. Ne yarar olacak? derdi, o hem saf hem de bilge tebessmyle. Bunun ne yarat var, Leyla co? Bylece, Leyla harekete gemeye, bir eyler yapmaya karar verdi. Kendi iyilii iin, Tark'n, ocuklarnn iyilii iin. Ve tabii, ryalarnda hl Leyla'y ziyaret eden, bilincinden asla bir, ta atlasn iki adm uzaklamayan Merye'm iin. Leyla hayata sarld. nk sonunda, yapabilecei tek eyin bu olduunu anlad. Bir bu, bir de umut etmek. Zaman serbest at izgisinde duruyor, dizlerini krm, basket topunu yerde zplatyor. Basket sahasnda yarm halka olmu oturan, birrnek jarse formalar giymi, bir grup olan ocuuna talimat veriyor. Leyla'nn baktn fark edince, topu kolunun alana sktryor, el sallyor. Olanlara bir ey sylyor, onlar da el sallayp ryorlar: "-Selam, muallim sahipr 422 Leyla onlara karlk veriyor. Yetimhanenin oyun bahesinde, douya bakan duvanr dibinde imdi bir sra elma fidan var. Leyla, onarm tamam lannca, gney duvarnn nne de birka tane ekmeyi tasarlyor. Yeni bir salncak taklm, yeni barfiksler, bir tane de atlama beygiri konmu. Leyla kafesli kapdan geip ieriye dnyor. Yetimhanenin dn da iini de yeni boyadlar. Tark'la Zaman aty aktard, duvarlar yamad, camlan deitirdi, ocuklann uyuduu ve oynad odalan halyla kapladlar. Leyla yatakhaneye birka yatak, yastklar, doru drst yn battaniyeler ald. K iin demir sobalar koydurttu. Kabil gazetelerinden biri, Enis, geen ay yetimhanenin yenilenmesine ilikin bir haber yaynlad. Bir de fotoraf; Zaman, Tank, Leyla ve hademelerden biri, ocuklann arkasna, yan yana dizilmiler. Leyla makaleyi grnce, ocukluk arka-dalann dnd. Citi'yi, Yirmimize geldiimizde, Citi'yle ben drder, beer tane yavrulami} olacaz. Ama sen, Leyla, sen bu iki budalay gururlandracaksn. nemli biri olacaksn. ok iyi biliyorum, bir gn elime gazeteyi alacam ve n sayfada senin resmini greceim, diyen Hasena'y. Fotoraf ba sayfaya kamamt, ama yine de oradayd ite; tpk Ha-sena'nn ngrd gibi. Leyla dnyor, koridorun sonuna doru ilerliyor; iki yl nce, Azize'y Zaman'a teslim ettikten sonra Meryem'le birlikte, ileri kan alayarak getikleri koridor bu. Azize'nin parmaklann bileinden nasl zo~la ayrd, Leyla'nn bugn gibi aklnda. Bu koridordan kousunu, ulumamak iin kendi ni tutuunu ok iyi anmsyor; arkasndan seslenen Meryem'i, Azize'nin dehet dolu lklarn. Koridorun duvarlan imdi posterlerle kapl; dinozorlar, izgi roman kahramanlan, Bamyan'daki Budalar ve yetimle423 rin yapt resimler. Resimlerin ounda, kulbeleri ezen tanklar, AK-47'lerir dorultmu erkekler, mlteci adrlar, cihat sahneleri betimlenmi.

Leyla bir baka koridora sapyor ve rencilerini gryo snfin nne toplam bekliyorlar. Bartleri, kaznm kafalar, kk, zayf bedenler, gzelim pejmrdeliklerin oluturduu bir karmaa. ocuklar Leyla'y grnce, ona doru kouyorlar. Tabana kuvvet. Leyla'nn evresini saryorlar. Bartl selamlamalardan, tiz seslerden oluan bir yaygara, kucana trmanma telayla bir iti-kakur balyor. Uzanm, ilgi isteyen, kck eller. Kimileri ona Anne diyor. Leyla buna hi itiraz etmiyor. Bu sabah ocuklar sakinletirmesi, dzgn bir sra halinde derslie sokmas biraz vakit alyor. Bu snf Tark'la Zaman, iki bitiik odann arasndaki duvar ykp, elbirliiyle yaptlar. Zemin hl delik deik, karolar eksik. imdilik zerine katranl muamba rttler, fakat Tank en ksa zamanda yeni karo demeye, zerine de hal kaplamaya sz verdi. Kap giriinin stnde, dikdrtgen bir levha asl; Zaman tabelay zmparalad, l l bir beyaza boyad. zerine frayla, be dizelik bir iir yazd; Leyla bunun, Afganistan'a vaat edilen yardm parasnn bir trl gelmediinden, imar almalarnn ok yava ilerlediinden, yolsuzluklardan yaknanlara, Taliban'n daha imdiden, yeniden rgtlendiinden ve almak zere dneceinden, dnyann bir kez daha Afganistan' unutacandan dem vuranlara bir yant olduunu biliyor. Dizeler, Zaman'n en sevdii airin, Hafz'n bir gazelinden: Yusuf, Kenan iline dnecek, brakn matemi, Ahrlar gl bahf esine dnecek, brakn matemi. 424 Bir tufan patlayp tm canllar bomaya kalkpa, En gl kasrgay bile aacak Nuh gibi bir klavuzunuz var, brakn matemi. Leyla levhann altndan geip snfa giriyor. ocuklar sralara yerleiyor, cvl cvl konuarak defterlerini ayor. Azize yan sradaki bir kzla sohbette. Bir kt uak, yksek bir kavis izerek snfin teki ucuna uuyor. Biri ua geri frlatyor. "ocuklar, Farsa kitaplarnz an," diyor Leyla, kendi kitaplarn masasna brakrken. Snf bir sayfa hrtsdr kaplarken, Leyla perdesiz pencereye doru ilerliyor. Camdan, oyun alanna tek sra halinde dizilmi, serbest at altrmas yapan olanlar grebiliyor. Tepelerinde, dalarn stnde sabah gnei ykselmekte. Inlan, basket potasnn madeni emberine, araba lastiinden yaplma salncaklann zincirine, Zaman'n boynundan sarkan dde, yeni, adaksz gzlk camlanna vuruyor. Leyla avulann lk cama bastnyor. Gzlerini yumuyor. Brakyor gne yanaklanna, gzkapaklanna, alnna konsun. Kabil'e dndklerinde, Taliban'n Meryem'i nereye gmdn bilememek, Leyla'nn fena halde cann skyordu. Meryem'in mezann ziyaret etmek, bir sre yannda oturmak, bir-iki iek brakmak isterdi. Ama Leyla artk bunun hibir nemi olmadn biliyor. Meryem zaten hep yaknnda. Burada, hep birlikte boyadklan bu duvarlann arasnda, diktikleri aalarda, ocuklann rtnd battaniyelerde, yastklarda, kitaplarda, kalemlerde. Meryem, ocuklann kah-kahalannda. Azize'nin ezberden syledii ayetlerde, yzn batya dnp mrldand dualarda. Ama en ok da, Leyla'nn kalbinde; bin gnein gz kamatnc lsyla aydnland, pnl pnl parlad yerde. Leyla birinin ona seslendiini aynmsyor. Arkasn dn*25 yor, igdsel bir harekede ban eip salam kulan azck kaldryor. Seslenen, Azize. "Anneciim? yi misin?" Odaya sessizlik km. ocuklar onu seyrediyor. Leyla tam yandamaya hazrlanrken, anszn soluu kesiliyor. Elleri aaya, bir dakika nce, lk bir dalgann yaladn hissettii noktaya iniyor, zerine kapanyor. Leyla bekliyor. Ama bakaca bir kprt olmuyor. "Anne?" Leyla glmsyor. "Evet, akm. yiyim. Evet. Hem de ok iyiyim." rencilerin tam karsndaki masasna ilerlerken, dn akam yemekte bir kez daha oynadklar ad bulma oyununu dnyor. Tark'la ocuklara haberi verdiinden beri, her gece yinelenen bir ritele dnt. Srayla sz alyor, setikleri isimleri savunuyorlar. Tank, Muhammet'i istiyor. Geenlerde, videoda Superman\ izlemi olan Zalmay'n kafas bir trl almyor; bir Afgan ocua neden Clark ad verilemesin ki? Azize, Aman ad iin var gcyle mcadele ediyor. Leyla, mer'den holanyor. Ama oyun sadece erkek isimlerini kapsyor. nk kz olursa, Leyla hangi ad koyacan biliyor.

SONSOZ Neredeyse otuz yldr, Afgan mlteci krizi, yeryzndeki en iddetli zorunlu g krizlerinden biri. Sava, alk, anari ve zulm milyonlarca insan -bu ykdeki Tark'la ailesi gibi-evlerini terk etmeye, Afganistan'dan kap komu Pakistan ve ran'a snmaya zorlad. Bu toplu tca hareketinin dorua kt dnemde, tam sekiz milyon Afgan lkesinden uzakta, snmac olarak yaamaktayd. Bugn Pakistan'da hl, iki milyonun zerinde Afgan mlteci var. Geen yl, Birlemi Milletler bnyesindeki, dnyann en nde gelen insani yardm kurulularndan olan UNHCR'de* * United Nations High Commissioner for Refugees: Birlemi Milletler MLretiler Yksek Komiserlii (.n.) Amerikan delegesi olarak alma ayrcalna eritim. Kuruluun amac, snmaclarn temel insani haklarm korumak, acil yardm salamak ve snmaclarn gvenli bir ortamda yaamlarn yeniden kurmalarna destek olmak. UNHCR, salt Afganistan'da deil, dnyann drt bir yannda, yerinden edilmi, lkesinden ayrlmak zorunda kalm yirmi ksur milyon kiiye yardm ulatrd; Kolombiya, Burundi, Kongo, at ve Sudan'n Darfur blgesi gibi. UNHCR'de grev almak, mltecilere yardmc olmak hayatmn en anlaml ve doyurucu deneyimlerinden biri oldu. Yardmc olmak ya da UNCHR'yi daha iyi tanmak, yapaklar hakknda ya da genel anlamda, snmaclarn iinde bulunduu olumsuz artlar hakknda bilgi almak istiyorsanz, ltfen www.UNrefugees.org sitesini ziyaret ediniz. Khaled Hosseini 31 Ocak 2007 Teekkrlere gemeden nce, bir-iki noktay aydnlatmak istiyorum. Gl Daman Ky, kurgusal bir yer - bildiim kadaryla. Herat kentini bilenler, evresindeki corafyay tanmlarken azck da olsa zgr davrandm aynmsayacaklardr. Son olarak da, bu romann ad, on yedinci yzyl Pers airi Saib-i-Tebrizi'nin bir iirinden alnd. iiri zgn dilinden, Fars-asndan bilenler, hi kuku yok ki, romana adn veren dizenin evirisinin bire bir, szc szcne olmadn fark edecekler. Ama bu, yani Dr. Josephine Davis'inki, genel olarak kabul gren ve benim de ok sevdiim bir eviri. Kendisine mteekkirim. Kayum Server, Hikmet Sedat, Elyse Hathaway, Rosemary Stasek, Lawrence Quill ve Halime Yasmin QuilPe yardmlar, destekleri iin teekkr ederim. Baba'ya, kitabn msveddesini okuduu iin, salad bilgi, malzeme ve elbette sonsuz sevgisiyle destei iin yrekten teekkr. Ve anneme, o sevecen, dierkm ruhu yknn her satrna szan anneme. Sen benim varolu nede-nimsin, Anne co. Karmn ailesine, yce gnlllkleri, snrsz zarafetleri iin teekkr ediyorum. Sahip olduum harika ailenin dier fertleri; hepinize, tek tek, sonsuzcasna minnettarm. Bana her zaman, daima inanan, menajerim Elaine Kos-ter'a, Jody Hotchkiss'e (leri!), David Grossman, Helen Heller ve yorulmak bilmez Chandler Crawford'a binlerce teekkr. Riverhead Books'taki herkese mteekkirim. Susan Petersen Kennedy ve Geoffrey Kloske'ye ykme duyduklar inan iin ayrca teekkr etmek isterim. En iten teekkrlerim, Marilyn Ducksworth, Mih-ho a, Catharine Lynch, Craig D. Burke, Leslie Schwartz, Honi Werner ve Wendy Pearl'e. Gznden hibir ey kamayan, keskin gzl dzeltmenim Tony Davis'e ve yetenekli editrm Sarah McGrath'a sabr, ngrs ve rehberlii iin, yrekten teekkrler. Son olarak: Teekkr ederim, Roya. Bu yky tekrar tekrar okuduun, bir an bile kukuya kaplmadn ve girdiim kk (birka tane de byk) apl zgven krizlerini savuturmam saladn iin. Sensiz, bu kitap var olmazd. Seni seviyorum.

"Muhteem" Joanna Trollope Nereye giderseniz gidin, lkeniz peinizden gelir. Artk siz orada yaamasanz da o iinizde yaar. Afganistan'n Khaled Hosseini'de yaad gibi... Bin Muhteem Gne, ilk roman Uurtma Avcs'yla tm dnyada inanlmaz bir baar yakalayan Hosseini'nin ikinci roman. Yazar bu romannda da yine doduu topraklan anlatyor. Bu kez iki kadnn kesien yaamlar ve dostluklar zeri nden!'.. I Kk,yata evlendiriln kzlar, ocuu olmayan kadnjar, (J*.- * babaya ya d ocukluk arkadana duyulan, gemie gmlm aklar... Khaled Hosseini, hasreti, dostluu, ak ve insanl en iyi anlatan yazarlardan. Baaryla kurduu olay rgsyle, kmaz yollarn nasl dzlklere alabileceini gsteren yaratc bir kalem. Bin Muhteem Gne, kelimenin tam anlamyla "beklenen" bir roman...