You are on page 1of 67

STANBUL -1431 /2010

NUZUL-I ISA
(aleyhi's-selm)

Bir tirazn Tahlli

Dr. Ebubekir Sifii

Kapak Mizanpaj

: Altnoluk Grafik / : Altnoluk Grafik / Mustafa Erguvan

Bask - Cilt : Erkam Matbaas Tel: (0212) 671 07 00 (Pbx)

... J j U

^>!>LJ! AJLP

<^>j (_5^; (j ^^J^ . y ' J ^ t_j*

(TJ-*j

*JJl ^J^ ^r^ \

j o J l JLP ^

_^y~i

jL?-jJl ^Jl <JLU-JJ_J

Nebi (s.a.v.) yle buyurmutur: "Benimle onun (sa'nn) arasnda peygamber yoktur ve o mutlaka inecektir... Mesih Deccl'i ldrecek ve yeryznde krk sene kalacaktr. Sonra vefat edecek ve mslmanlar namazn klacaklardr".
"Ahmed b. Hanbel, Msned, II, 406,437, Eb Dvud, Snen, II, 520"

j^*J
L

' ( T J ^ ^ J j O ^ T ^ J J ^ - ^ l ( 7 J J U fj^r J-P J cyj &~ }.?*-^^ J^~J


<uLJL)l jj O U ! > I P J J I ^ J ' * U j>*>\~Jl AJLP ^ - T J J _ ) J J ' L^j-*-* jy> ^

6i

"Mi'rac haberi haktr, onu reddeden bid'atcidirve dallettedir. Keza Deccl'in, Ye'cc ve Me'cc'n k, Gnein batt yerden douu, Isa aleyhi's-selm'n semdan nzul ve sahih haberlerde varid olduu ekilde dier Kyamet alametleri de haktr ve bir gn mutlaka gerekleecektir".
mam Azam Eb Hanfe (80-150/699-767), "el-Fkhu'l-Ekber"

"Deccl'in k, Meryem olu sa aleyhi's-selm'n semdan nzul gibi Kyamet alametlerine inanrz. Gnein batt yerden doacana, Dbbet'l-Arz'n bulunduu yerden kacana da inanrz".
mam Eb Cafer et-Tahv (239-321/853-933), "el-Akde"

"Deccl'in, Dbbet'l-Arz'n, Ye'cc ve Me'cc'n k, sa aleyhi's-selm'n semdan nzul, Gnein batt yerden douu gibi Nebi (sallallhu aleyhi ve sellem)in Kyamet alametleri arasnda haber verdii eyler haktr".
mer b. Muhammed en-Nesef (461-537/1068-1142), "el-Akid"

"Hz. sa'nn yeryzne dnecei iddias, Kur'an'da anlatlmayan vehme dayal bir senaryodur".
Hulusi Hatibolu, "Fidan"

Ebubekir Sifil Kimdir?


25.12.1960 tarihinde Kars'n Sankam ilesinde dnyaya geldi. lk ve Ortaokulu Sarkam'ta, Liseyi Kars mam-Hatip Lisesinde okudu. 1978 ylnda Erzurum Atatrk niversitesi Kzm Karabekir Eitim Enstitsne (imdiki adyla Eitim Fakltesi'ne) girdi. 1980 ylnda bu okuldan aynld ve ayn yl Ankara Gazi niversitesi Basn Yayn Yksekokulu 'na (imdiki adyla letiim Fakltesi'ne) kay doldu. 1984-85 retim ylnda bu okulun Gazetecilik ve Halkla likiler Blm'nden mezun oldu. 1986 ylna kadar serbest alt. Bu arada ksa bir sre bir zel irkette Arapa mtercimlik yapt. Aralk 1986 - Nisan 1987 tarihlerini kapsayan askerlik dneminin ardndan bir sre yine serbest altktan sonra, 1989 ylndan 1993 yl sonuna kadar Trkiye Diyanet Vakf'nda yayn editrl yapt. 1993-1996 yllar arasnda Yznc Yl niversitesi lahiyat Fakltesi'nde (Van), 1998-1999 yllan arasnda Osmangazi niversitesi lahiyat Fakltesi'nde (Eskiehir) Aratrma Grevlisi olarak alt; her iki grevinden de kendi isteiyle ayrld. Hadis Bilim Dal'nda, Seluk niversitesi lahiyat Fakltesi'nde (Konya) yapt Yksek Lisansn 1996, Doktorasn ise 2006 ylnda bitirdi. Ankara Keiren'de ikamet eden Ebubekir Sifil, evli ve 3 ocuk baba sdr. Arapa ve ngilizce bilmektedir.
7

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

lm ve Edeb almalar
1989 ylndan itibaren Giriim, Kitap Dergisi, lim ve Sanat, Bilgi ve Hikmet, slam Aratrmalar, slam Edebiyat, Eitim Bilim, Beyan, Altno luk, Semerkand, rad, nkiaf, Vuslat, Burhan gibi dergilerde yazlar ya ymland. Bu dergilerden bazlarnda halen yazmaya devam etmektedir. Ad geen dergilerde yaymlanm bulunan yazlarnn bir ksm ile ne redilmemi baz makaleleri, "ada Dnyada slam Duru" adl kitapta (Rhle Yaynlar, 1999) bir araya getirildi. "Modem slam Dncesinin Tenkidi" adyla balatt bir seri alma nn ilk rn (Yaar Nuri Oztrk'n grlerinin ele alnd cilt) Mays 1997 tarihinde (4. bask Nisan 1999), Fazlur Rahman'n grlerinin ele alnd cildin 1. ksm Ocak 1998 tarihinde (2. bask Ocak 1999) ve 2. ksm Aralk 1999 tarihinde Kayhan Yaynevi tarafndan neredildi. Arapa'dan yapt bir eviri, Risale Yaynlan arasnda "htilaftan Rah mete" adyla 1989 ylnda neredildi. Bu almann ikinci basks, "Mezhep Meselesi ve Fkh htilaflar" adyla yapld (stanbul 1997). "Modern Fetvalar ada Hurafeler" adyla Yaar Nuri Oztrk'n grlerinin eletirisine tahsis ettii bir seri almann ilk rn Alperen yaynlar arasnda (Ankara 2001) yaymland. 2001 ylndan itibaren Milli Gazete'de yazd ke yazlar, "slam ve Modern a 1-2-3" adl ciltlik seride bir araya getirildi (stanbul 20042005). Trkiye Diyanet Vakf tarafndan neredilmekte olan slam Ansiklo pedisi iin te'lif ettii 15'in zerinde madde, ansiklopedinin XIV. cildinden itibaren neredildi. 1980-1993 yllar arasnda kaleme ald iirleri; Mavera, Dergh, Yedi klim, slam Edebiyat, Kaytlar ve Gneysu dergilerinde yaymland. Arapa'dan evirdii "Maklt'l-Kevser" adl eserin, Dzce'li allme Muhammed Zhid el-Kevser'nin btn eserlerinin evirisini hedefleyen "Kevser Klliyat" projesinin ilk kitab olarak baslmas planlanmaktadr.
8

zgemii

ekirdeini "Dru'l-Hikme" (Bilgi ve Hikmet Evi lim Aratrma Kl tr Dernei, www.darulhikme.org.tr) kadrosunun oluturduu ve 2008'de yayn hayatna giren "Rhle Dergisfnin (www.rihledergisi.com.tr) Edi trln yrten Ebubekir Sifil tarafndan, her ayn ilk Cumartesi gn stanbul-Fatih'te "slam Bilincin hyas" bal altnda halka ak seminerler tertip edilmektedir. "Sz Mstakim Klmak" (stanbul 2007), "Hazreti mer ve Nebev Snnet" (stanbul 2007) adl iki kitabndan sonra son olarak; makalelerini ieren "slam Bilincin hyas", "drak ve Tasdik" adl sekiler ile "Sana Din den Sorarlar" adl kitabnn ilk cildi, Rhle Kitap yayn olarak baslmtr.

www.cbubekirsifil.com

Nzul-i sa (aleyh's-selm) Konusundaki phe ve tirazlarn Tahlili

GR
Gerek fikir, gerekse fizik plannda insanln kar kaya bulunduu modern meydan okuyu, kanlmaz olarak Mslmanlarn din algsna da nfuz etmi durumda. Zaman, tarihi, alg ve deerler dnyasn "geleneksel olan" ve "modern olan" eklinde bir ayrma tabi tutarak, ilkinin miadn doldurduunu ve yerini kanlmaz olarak ikincisine braktn telkin eden modern zihin yaps, Mslmanlarn kendi kaynaklarn, deerlerini ve tarihlerini okuyularn belli bir istikamette dntrrken ortaya "yeni" ve "farkl" bir tasavvur karyor. Trnak iinde verdiim bu iki kelime tek balarna alndnda belki ntr saylabilecek bir anlatm zelliine sahipken, bir araya getirildiinde ilgi ekici bir ekim gcne kavuuyor. yle ki, bir eyin (fikir, yaklam, tasavvur...) hem "yeni" hem de "farkl" olmas, "doru", hatta yerine gre "mutlak doru" olduunu kabule fazlasyla yetiyor. lm ve metodolojik bakmdan ne kadar zayf ve tutarsz temeller zerine bina edilmi olursa olsun, "yeni ve farkl" olmas geerliliini ilana kifayet ediyor!
11

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

Bu iki kelime yan yana geldiinde oluan tasavvur dnm, iddet-i zuhurundan dolay ou zihinlere hafi kalyor ve iin en vahim yann da bu nokta oluturuyor. Din ve onun temel kaynaklar adna son derece "ma sum" gerekelerle izhar edilen kimi "yeni ve farkl" yaklamlarn, aslnda alma ilkelerini modernitenin belirledii zihin yapsndan kaynaklanan arzalarn rn olduunun sahiplerine bile gizli kalabiliyor olmas gerek ten de "yeni" ve "farkl" bir durum! Mslmanlarn kendi kaynaklaryla ilikilerinin sistematiini oluturan ve yzyllar iinde "eyann tabiat gerei" belli bir istikamette teesss et mi bulunan "edille-i er'iyye" konsepti, Kur'an ve Snnet anlay, bu iki delilin birbiriyle ilikisi ve bunlardan teferri eden dier deliller, Usul ve Kavaid ... "yeni ve farkl" yaklamlarn cazibesiyle yerini "ada deerler" etrafnda ekillenmi alglara brakabiliyor. Bu da kanlmaz olarak "yeni ve farkl" bir mslmanla uzanan bir sreci inta ediyor. in banda niyet ve maksat bu olmasa da, varlan nokta ou zaman bundan bakas olmuyor. Hz. sa (aleyhi's-selm)'m ref'i ve nzul meselesi, bu hususun kristalletii noktalardan birisi. Kur'an-Snnet ilikisine ve Tefsir Usul ilminin ilkelerine kar ok da duyarl olmayan "ada" bir yaklamla, ilgili Kur'an ayetleri zerine serd edilen "yeni ve farkl" mlahazalar, "ilm hrriyet" grnts altnda sahibini getirip btn mmet ulemasnn karsna ko numlandryor. Evet, nzul-i sa (aleyhi's-selm) konusunda Sahabe dneminden itiba ren mmet'in zerinde ittifak ettii bir kabul, modern zamanlarda Kur'an ve Snnet'i "yeni ve farkl" bir okumann nesnesi klma faaliyetinin sonucu olarak, yerini "yeni ve farkl" bir deerlendirmeye brakyorsa, bunun "ilm zgrlk"ten daha te bir anlam olmaldr. Bu tarz yaklamlarn, -ayrca ima veya tasrihe ihtiya bulunmakszn- "kar taraf oluturan sahabsi, mfessiri, muhaddisi, kelam alimi ve tarihisiyle btn bir mmet ulema sn itham anlamna geldii aktr. Szn sahibinin yaklamna gre bu itham "yanlg"dan "cehalefe, "anlay ktlna", hatta "tahrife kadar uzanr.
12

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

Bu iki kelime yan yana geldiinde oluan tasavvur dnm, iddet-i zuhurundan dolay ou zihinlere hafi kalyor ve iin en vahim yann da bu nokta oluturuyor. Din ve onun temel kaynaklar adna son derece "ma sum" gerekelerle izhar edilen kimi "yeni ve farkl" yaklamlarn, aslnda alma ilkelerini modernitenin belirledii zihin yapsndan kaynaklanan arzalarn rn olduunun sahiplerine bile gizli kalabiliyor olmas gerek ten de "yeni" ve "farkl" bir durum! Mslmanlarn kendi kaynaklaryla ilikilerinin sistematiini oluturan ve yzyllar iinde "eyann tabiat gerei" belli bir istikamette teesss et mi bulunan "edille-i er'iyye" konsepti, Kur'an ve Snnet anlay, bu iki delilin birbiriyle ilikisi ve bunlardan teferri eden dier deliller, Usul ve Kavaid ... "yeni ve farkl" yaklamlarn cazibesiyle yerini "ada deerler" etrafnda ekillenmi alglara brakabiliyor. Bu da kanlmaz olarak "yeni ve farkl" bir mslmanla uzanan bir sreci inta ediyor. in banda niyet ve maksat bu olmasa da, varlan nokta ou zaman bundan bakas olmuyor. Hz. sa (aleyhi's-selm)'n ref'i ve nzul meselesi, bu hususun kristalletii noktalardan birisi. Kur'an-Snnet ilikisine ve Tefsir Usul ilminin ilkelerine kar ok da duyarl olmayan "ada" bir yaklamla, ilgili Kur'an ayetleri zerine serd edilen "yeni ve farkl" mlahazalar, "ilm hrriyet" grnts altnda sahibini getirip btn mmet ulemasnn karsna ko numlandryor. Evet, nzul-i sa (aleyhi's-selm) konusunda Sahabe dneminden itiba ren mmet'in zerinde ittifak ettii bir kabul, modern zamanlarda Kur'an ve Snnet'i "yeni ve farkl" bir okumann nesnesi klma faaliyetinin sonucu olarak, yerini "yeni ve farkl" bir deerlendirmeye brakyorsa, bunun "ilm zgrlk"ten daha te bir anlam olmaldr. Bu tarz yaklamlarn, -ayrca ima veya tasrihe ihtiya bulunmakszn- "kar taraf oluturan sahabsi, mfessiri, muhaddisi, kelam alimi ve tarihisiyle btn bir mmet ulema sn itham anlamna geldii aktr. Szn sahibinin yaklamna gre bu itham "yanlg"dan "cehalet" e, "anlay ktlna", hatta "tahrife kadar uzanr.
12

phe ve tirazlarn Tahlili

Hulusi Hatibolu hocann, Fidan dergisinin 63, 64 ve 65. saylarnda yer alan "Hz. sa'nn Nzul Meselesi" balkl seri yazs da bu erevede benzerlerinden yeni ve farkl bir mahiyet arz ediyor deil. Hocann, yazsna, nzul-i sa (aleyhi's-selm) meselesinin "Temel inan esaslarndan olmad halde erken devirlerde slam'n inan esaslar arasna girmi" olduunu syleyerek balamas, vehametin ilk basaman oluturuyor. lk bakta hayli "masum" gibi duran bu hkm cmlesi, her hangi bir gayri slam inan unsurunun slam'n inan esaslar arasna -hem de "erken devirlerde"!- girebileceini ifade etmesi bakmndan sadece "b yk bir iddia" ileri srmekle kalmyor, ayn zamanda o "erken devirler"den itibaren modem zamanlara kadar yaayan btn slam ulemasn, gayri sla m bir hususun slam'n inan esaslar arasna girmesine msaade etmekle, gz yummakla, hatta belki "anak tutmakla" itham ediyor! Hatibolu hoca istedii kadar "ben kimseyi itham etmiyorum" desin; bu ifade tarznn dorudan yol at sonu budur.

A) Nzul-i sa (aleyhi's-selm) Meselesi ve Temel nan Esaslar


Konuyla ilgili olarak modern zamanlarda yazp izenlerin genellikle yapt gibi nce bu meselenin "temel inan esaslarndan" olmadn vur gulayan hoca, bu cmleden olarak unlar sylyor: "Bu meselelerin iman edilmesi zorunlu olan slam'n temel inan esaslar cmlesinden olmadn sylemitik. Zira bir bilginin slam'n temel inan esaslar cmlesinden saylabilmesi, sz konusu meselede delaleti ve sbutu kat' delil olmasna ve Kur'an- Kerim'in muhkem ayetleriyle belirtilmi olmasna baldr. Temel inan esaslar denildiinde; Allah'a, meleklerine, kitaplarna, peygamber lerine ve ahiret gnne iman konularnn z anlalmaldr. slam'daki bu inan esaslarn Tevhid, Nbvvet ve Med olarak ana balkta topla yabiliriz. Ayn ekilde, farkl yorumlamaya msait olan bir Kur'an ayetiyle ya da farkl yorumlanabilen bir hadisle aklanm olan bir bilgi zerine de temel inan esas kurulamaz. Bu yzden Hz. sa'nn nzul, Mehdi'nin ve Deccl'in ortaya kaca gibi meseleler inan esaslarndan saylmazlar".
13

iVzul-i sa (aleyhi's-selam)

Hatibolu hoca burada "temel inan esaslan" ad altnda kaydettii hususlarn mcmel olarak zikriyle yetindii ve almlarna girmedii iin, bu takdim tarznn davasna temel tekil ettiini dnmekle dorusu derin bir yanlg iindedir. Zira mesela Tevhid esasna iman etmekle birlikte bir kimse Allah Teala'y' -haa- erkeklik veya diilikle vasfetse, iman iddias kendisine hibir fayda salamaz. Zira Tevhid inancnn "olmazsa olmazlan" vardr ve "yaratklara mahsus zellikler/nakisalar tamaktan mnezzeh olmak" bunlarn banda gelir. Ayn ekilde bir kimse Nbvvet kurumuna iman ettiini sylemekle birlikte, Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)in gerekleeceini haber verdii herhangi bir hususu imknsz olarak grse, bu O'nu yalanlamak anlamna gelecei iin son derece tehlikeli bir neticeye mncer olur. Dolaysyla bahse konu "temel inan esaslar"nn esasa dorudan taalluku bulunan her bir fer'i konusunda esas kadar hassas olmak, onlarn tartma konusu yaplmasnn u veya bu ekilde esasa dokunacan, onu tartma gndemine sokacan hatrdan karmamak zorundayz. Bu sebeple slam tarihi boyunca sadece Ehl-i Snnet deil, bid'at fr kalar dahi hadislerle sabit olmu muayyebata inandklarn ifade etmekten ekinmemilerdir. Sadece Haricler bunun istisnasn oluturur. Aada yeri geldiinde bu hususun detayna gireceim. Nzul-i sa (aleyhi's-selm) inancnn Kur'an ayetleri ve onlarn delale tini destekleyen tevatr seviyesindeki hadislerle sabit olduu aktr. Byle olduu iin hemen btn slam frkalarnn ortak inan ilkesi olarak kayda gemi ve mdafaa edilmitir. Bu meselenin temel inan ilkelerinden ol madn sylemek ahir zamana mahsus bir tavrdr.

B) Kur'an ve Sahih Snnet Sylemi


Hatibolu Hoca yazsnn balarnda; "... bu konudaki grlerimiz Kur'an'a ve sahih snnete aykr bulunduu takdirde nazar itibara aln mayp onlarn duvara alnmasdr. Ancak Kur'an ve sahih snnet dnda ahslarn grlerine aykr grlrse (...) grmzn arkasnda srarla
14

phe ve tirazlarn Tahlili

durmakta olduumuzdur..." demek suretiyle, meselenin hail zemininin Kur'an ve sahih Snnet" olduunu peinen kabullendiini deklare et mektedir. Yine aada ilgili rivayetler zerinde dururken bu noktaya dneceim. Ama burada hocann bir elikisini okuyucunun dikkatine arz etmek istiyo rum: Yukardaki satrlardan hemen nce yle demi hoca: "Bu konular iyice aratranlar, bunlarla ilgili ileri srlen rivayetlerin delil olabilecek yeterlilikte olmadn greceklerdir. Hepsi ahad olan bu rivayetleri baz alimler 'mtevatir seviyesindedir' diyerek kuvvetli gstermeye almlarsa da bu rivayetlerin ahad olduklar erbabnca tesbit edildii gibi birok kii tarafndan da bilinmektedir". mdi; eer herhangi bir davann ispat iin "Kur'an ve sahih snnet" yeterliyse, konu hakkndaki hadisler balamnda "tevatr" aramak niye? Yoksa hoca "tevatr" de "shhat artlarndan" m saymaktadr? Aktr ki, nzul-i sa (aleyhi's-selm) konusundaki merviyyatn ezici ounluunu shhat kriterlerini tayan rivayetler oluturmaktadr. Modern zamanlarda baz kimseler tarafndan ortaya atlan "hd" (her tabakadaki ravi says kiiyi gemeyen ve tevatr saysna ulamayan hadislerden ibaret) olduklar iddias bu rivayetlerin shhatine tesir etmez. hd da olsalar onlar yine "sahih" rivayetlerdir. Kald ki bu rivayetlerin mtevatir olmad iddias modern zamanlara gelene kadar hibir slam aliminden sadr olmu deildir. Bunu bu kadar kesin bir ifadeyle dile getirmekte bir saknca grmyorum. Zira bugne kadar ne Hulusi Hatibolu, ne de nzul-i sa (aleyhi's-selm) konusunda daha evvel kalem oynatp kendisine seleflik etmi kimseler Hadis ilimleri konusunda otoritesi msellem bir tek alimden bu rivayetlerin haber-i vahid olduu konusunda muteber bir nakil yapabilmilerdir! Evet bu rivayetlerin mtevatir olmad iddias, "kerameti kendinden menkul" zevatn iddiasdr ve ciddiye alnr bir yan da yoktur. Dolaysyla hoca tutarl olabilmek iin, ya "Kur'an ve sahih snnet" syleminden ya da "hd" syleminden rcu etmek durumundadr! Burada sz konusu edilmesi gereken bir dier husus, Kur'an-Snnet ilikisidir. Hatibolu hocann, yazsnn btnnde Snnet'in Kur'an' beyan
15

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

ve tefsir etme fonksiyonunu hi gndeme getirmemesi, mktesebat sahibi bir insan oluuyla tenakuz arzedecek biimde, "Kur'an ve sahih Snnet" syleminin neye tekabl ettii konusunda sahici bir fikre sahip olmad izlenimini vermektedir. Nitekim Fidan dergisinin 57. saysnda "Arlanma" balkl bir yazs bulunan hoca; "slam'n ahlak literatrnde 'Allah Ahlk' diye bir sylem vardr. Hadis-i erifte Rasulullah (as) Efendimiz: 'Allah'n ahlk ile ahlaklann' buyurur..." diyerek, aslsz/senedsiz (l asle leh) bir sz Hz. Peygamber (sallallhu aleyhi ve sellem)e isnad etmekte beis grmemitir. Sz fazla uzatmadan nzul-i sa (aleyhi 's-selm) meselesinde dermeyan edilen ayetlerin delalet durumuna ve Hatibolu hocann deerlendir melerine geelim.

C) lgili Ayetler
1. Nisa Sresi 1 5 6 - 1 5 8 . ayetler y* iJ>\ iS r>-i],yj -U-iip Uli^j r^i'y
T 1

p-flj*j ^y&iJ

Lj>- ijjji^ <Ui j l S j

4li | 4! 4 * j

J j -tLi e jilS

"Bir de inkr etmeleri ve (babasz ocuk dourmas zerine) Meryem'e kar byk bir iftirada bulunmalar ve "dorusu biz Allah'n elisi Meryem olu sa Mesih'i ldrdk" demeleri sebebiyle onlara (Yahudilere) lanet ettik. Halbuki onu ne ldrdler ne de onu astlar; fakat ldrdkleri kii kendilerine, ona (sa'ya) benzer gsterildi. phe yok ki onun hakknda ihtilafa denler bundan dolay gerekten bir phe iindedirler. Bu hu susta hibir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak ldrmediler. Bilakis Allah onu kendi katna ykseltti. Dorusu Allah
16

phe ve tirazlarn Tahlili

Azizdir, yani kudreti daima galip gelendir. Hakimdir, her ii hikmetli olandr". (Nisa, 4 / 1 5 6 - 1 5 8 ) Yahudilerin bir iddias vardr: Hz. sa (aleyhi's-selm) -Yahdlere g re- Hz. Musa (aleyhi's-selm)n eriatn bozmay amalayan bir anaristtir. Dnemin Yahudileri Hz. sa (aleyhi's-selm) byle tasvir ediyor. Ve bildi imiz gibi dnemin Roma valisi, askerler ve Yahudilerden bir grup fedaiyle birlikte Havarilerden olup da bilahare hyanet eden ve Hz. sa (aleyhi'sselm)] ihbar eden Yahuda Iskariot'un delaletiyle Hz. sa (aleyhi's-selm)'n bulunduu eve gidiyorlar. Bundan sonrasn Kur'an ve Hristiyan kaynaklar iki farkl ekilde veriyor. Resm Hristiyanlk kaynaklar diyor ki: "sa'y aldlar, gtrdler, yarg ladlar, bu sre ierisinde ona ok hakaretler ettiler. Ve sonunda armha gerdiler. armhta bir sre kalp can verdikten sonra indirdiler. nceden hazrlanm olan mezara gmdler. gn sonra Hz. sa dirilip kalkt".
(Matta, 2 7 / 4 5 - 5 0 , 57-66; Markos, 1 5 / 2 5 , 42-47, 1 6 / 1 9 ; Luka, 2 3 / 4 6 , 50-56; Yuhanna, 1 9 / 1 7 - 1 8 , 38-42; I. Korintos, 15/3-4).

Bu dirili esnasndan itibaren Hz. sa (aleyhi's-selm)n kimlii hak kndaki Hristiyan telakkisi farkl bir srece giriyor. Bundan sonra tarih sel olarak, bir beer olarak yaam "beer sa" devri kapanyor; "Mesih" devri balyor. Bu, yeniden bedenlenen, "babann kelimesi", "babann bedenlenmi kelimesi": Mesih. Bundan sonra, bildiimiz "Pavlus Kristolojisi" ya da "Mesih Kristolojisi" denilen teolojinin argmanlar sahneye kyor. "Peki Kur'an bu ie ne diyor?" diye sorduumuzda yukandaki ayet-i kerimelerle karlayoruz. Yani "Hz. sa (aleyhi's-selm) ldrmediler. armha da asmadlar. Fakat astklar kii ona benzetildi. Baka birini ona benzettiler". Bu noktada Barnaba ncili diyor ki; Yahuda Iskariot Hz. sa (aleyhi's-selm)n bulunduu eve doru Romal askerlere dellet etti ve ieri girdiler. Hz. sa'nn bulunduu odaya nce kendisi girdi. Hz. sa o esnada pencereden ekilip alnd. Yahuda Iskariot Hz. sa'ya benzetildi. Romal askerler onun peinden ieri girdiler ve Hz. sa (aleyhi's-selm)a benzetilmi olan Yahuda skariot'u alp dve dve, hakaret ede ede gtrdler.Yahuda
17

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

Iskariot her ne kadar; "Yapmayn ben sa deilim. Ben Yahuda Iskariot'um, beni tanmyor musunuz?" dediyse de, kimseye derdini anlatamad. Burada, Kur'an yetiyle yaklak olarak bir paralellik bulunduu g rlyor. (1981'de Hakkri'de bir maarada bulunan ve 1983'ten bu yana Genelkurmay'n kasalarnda muhafaza edildii ne srlen Havariler d neminden kalma en eski tarihli Aramca Barnaba ncili'nin gnn birinde deifre edilmesiyle, konuyla ilgili daha fazla ayrntya kavuabileceimizi mid ediyoruz). O halde Hz. sa (aleyhi's-selm)'a ne oldu? Kur'an bu soruya, "Onu yaknen, kesinlikle ldrmediler. Aksine, Allah onu kendisine ykseltti" diye cevap veriyor. Ortada bir Yahudi iddi as var. Yahudiler "biz sa'y armha gerdik" diyor. Hristiyanlar da bunu kabul ediyor. Kur'ansa bu iddia karsnda " J J " diye bir ifade kullanyor; "tam aksine" diyor. Buradan anlalmas gereken udur: "Siz onu ldrdk diyorsunuz ama, tam aksine siz onu ldrmediniz". Peki siz onu ldrme diniz de onun akbeti ne oldu? " A J I Jl isj" (Allah onu kendi katna, kendi nezdine ykseltti)". Buradaki vurguyu yle anlayabilir miyiz: "Siz onu ldrmediniz; onu Allah ldrd ve katna ykseltti". Byle anlamamz mmkn klacak bir ifade var mdr yette? Hz. sa (aleyhi's-selm)n ldrlmesinden sz edilmiyor. Sadece "kaldrld/ref edildi" deniliyor. O halde bu yet-i kerimeye Hz. sa'nn ld rld anlamn ykleyemeyiz. Buradaki "kaldrma/ykseltme" zerinde hassaten durmamz lazm. Bu ifade Yahudilerin iddialarna bir cevap olmak zere sevk edildiine gre, bunu biz Hz. sa (aleyhi's-selm)n Allah Tel nezdine diri olarak kaldrld tarznda anlamak zorundayz. Neden? Eer "evet onu siz ldrmediniz, ama Allah Tel armh hadisesinde, ncesinde veya sonrasnda onu tabii bir lmle ldrd ve katna ykseltti" tarznda anlayacaksak, burada gzden kardmz bir ey var demektir. O da udur: Zaten her leni Allah Tel ldrr. Yani uurumdan yuvarlanan da O ldrr; kalp krizi geireni de
18

phe ve tirazlarn Tahlili

O ldrr; kaza geireni de O ldrr. Dolaysyla Yahudilerin ldrdn de aslnda Allah Tel ldrmtr. Gerek anlamda ruhu kabzeden O'dur. Biz "ldrme" fiilini ikinci derecedeki faillere mecazen atfediyoruz. "O ldrd", "bu ldrd" diyoruz; ama esas msebbib Allah Tel'dr. Dolaysyla burada "hayr siz ldrmediniz ben ldrdm" dendiini ileri srmenin bir anlam yoktur. Allah Tel herhangi bir mahlk ile h- byle bir diyaloga girmez. "Sen ldrmedin ben ldrdm" demez. Yahudiler buna zaten inanyordun "Yani ister Allah ldrsn, ister bakalar ldrsn. ldrdk m; mesele yok!". O halde oradaki ldrme iddiasna burada bir cevap var: "Hayr onu ldrmediniz. Onu Allah kendi katna ykseltti!". yet-i kerimeden anlalmas gereken budur. Burada bir soru daha kyor karmza: Allah Tel'nn onu kendi katna ykseltmesinden ne anlayacaz? Hulusi Hatibolu hoca bu noktada unlar sylyor: "Buradaki 'bel rafeahullah ileyhi' ifadesini 'katna ykseltti' olarak anlamann Cenab hak kn sft- zatiyyesi balamnda doru olmayaca kanaatindeyiz. Bu ekilde anladmz takdirde gayenin mugayyaya dhil olmas iktiza edeceinden h, muayyen bir katta (meknda) bulunan Allah'n yanna ykseltildii anlalacaktr. Oysa 'ileyhi' ifadesinden anlalan, Hz. isa'nn da dier pey gamberler gibi; nst leminden melekt lemine urc ettirildiidir. Yce Mevl, kendi yandalarnca da terk edilip savunmasz kalm olan nebisini dmanlarnn elinden kurtararak baka bir yerde cann alarak ruhunu yceltmitir". Hz. sa (aleyhi's-selm)n ref'ini kabul etmeyenlerin yaygn olarak ileri srd bir iddiadr bu. Oysa Kur'an- Kerim'de hocann ifadelerinde yer alan "gaye-mugayya" ilikisini ve mantn boa kartan birok ayet mevcuttur. Sz gelimi;

19

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

"Siz cansz (henz yok) iken sizi dirilten (dnyaya getiren) Allah' nasl inkr ediyorsunuz? Sonra sizleri ldrecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O'na dndrleceksiniz". (Bakara, 2 / 2 8 ) Kur'an'da insanlarn sonunda Allah Teala'ya dndrleceini ifade eden bunun gibi onlarca ayet mevcuttur ve hepsinde de -hocann "gaye-mugayya" ilikisi kurulmasna gereke olarak grd- "il" harfi mevcuttur. Aadaki ayetlerde de "ileyhi" veya "ilallhi" eklindeki "cr-mecrur"dan "gaye-mugayya"ya varmann zorunlu olmad aka grlmektedir:

"Gkten yere kadar btn ileri Allah yrtr. Sonra bu iler, s resi sizin hesabnzla bin yl olan bir gnde O'na ykselir". (Secde, 3 2 / 5 )

"Melekler ve Ruh (Cebrail) O'na, sresi ellibin yl olan bir gnde ykselir". (Meric, 7 0 / 4 )

"Kim Allah'a ve Rasulne hicret etmek amacyla evinden kar da...". (Nisa, 4 / 1 0 0 )

"(ibrahim) dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum...". (Sfft,

37/99)

Daha fazla rnek zikretmek mmkn ise de, zikredilenlerin maksad hasl etmeye yetecei aktr. Dolaysyla "bel refe'ahu'llhu ileyhi" (Allah
20

phe ve tirazlarn Tahlili

onu kendi katna ykseltti) ayetini, Hz. sa (aleyhi's-selm)n diri olarak ykseltildii eklinde anlamann, Allah Teala'nn -haa- bir meknda bulun duu, Hz. sa (aleyhi's-selm)n da o mekna ykseltildii gibi bir neticeye yol aacan sylemek hem tekellftr, hem de Kur'an'dan bir temele sahip deildir. O halde bu ayeti nasl anlamak gerekir? Mezkr ayeti, "Allah onu (sa aleyhi's-selm) zat- uluhiyyetinden ba kasnn hkmnn yrmedii bir yere kaldrd" eklinde anlarsak hibir mesele kalmaz. Onun ref edildii yer, dnya dndadr. Dnyada isyankr larn da mriklerin de hkm geer. Gc eline geiren hkmn yrtr. Hz. sa (aleyhi's-selm)n ref edildii yer ise Allah Teala'dan bakasnn hkmnn yrmedii bir yerdir. Ayetin byle anlalmas durumunda, aada gelecek olan l-i mrn ayetindeki "inkr edenlerden kurtarma ve temizleme" anlam da yerli yerine oturmaktadr.

Ca) Bir kl ve Cevab


Bu noktada, "problem" olarak ileri srlen bir yaklamla karlayo ruz: Diyorlar ki: Eer Hz. sa ruhuyla-bedeniyle ge kaldrldysa, kald rld yerde bir beer olarak yayor demektir. Bir beerin yaama artlan ise bellidir. Yemek yiyecek, su iecek, scaktan-souktan korunacak... vs. Btn bunlar hesaba katldnda Hz. sa'nn dnya dnda bir yerde yaamas mmkn deildir. Nitekim Hatibolu hoca da bu balamda kendisinden nce yazp i zenlerin iddialarn tekrar ederek, akln slam esaslar dahilinde kullanan insanlardan sadr olmamas gereken "rasyonel" sorular sormay ihmal etmiyor ve mesela yle diyor: "Bu meyanda akla baka bir soru daha gelmektedir: ddia edildiine gre (nast lemine) insanlar lemine mensup olan Hz. Isa fizik yaps ile yani bedeni ile beraber (lht leme) kaldrld ise, u anda kendi mld takvimine gre 2009 yanda olmal. imdiye kadar lht lemde insan olarak yaamn srdrm ve el'an da srdrmekte ise, fizik her trl
21

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

ihtiyacn nasl gidermi ve gidermektedir? Bu problemin cevabn Yce Mevl'nn (c.c.) kudretine havale ederek zemeyiz. O'nun snnetullah olarak ifade buyurduu btn semavi dinler ve doa varlklar iin geerli olan bir kanunu (nams-u ilhsi) vardr. Bu kanunda deiiklik olmaya ca gibi Yce Mevl da kendi koyduu bu kanuna aykr hareket etmez.
(Fetih 23)".

imdi Hatibolu hocaya sormayalm mi; Siz Ashab- Kehf 'in maarada yz ksur yl uyutulduuna ve uyan drldktan sonra kendilerini, az bir zaman uyumu gibi hissettiklerine inan myor musunuz? Siz, Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)in gecenin bir vaktinde Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya gtrldne inanmyor musunuz? Siz sa (aleyhi's-selm)n babasz doduuna inanmyor musu nuz? nanyorsanz btn bunlar fizik kanunlaryla, "btn semavi dinler ve doa varlklar iin geerli olan (nams-u ilh) kanunu"yla nasl bada tryorsunuz? Diyanet Vakf slm Ansiklopedisi'nde "sa" maddesinin yazarlarn dan olan Prof. Dr. lyas elebi'nin iddias da Hatibolu'nun vehimleriyle yumurta ikizi. "slm'da nan Esaslar" adl kollektif almann (amlca Yaynlar, stanbul 2002-7, s. 287) kendisine ayrlan blmnde yle diyor: "... Ayrca hala yaayan bir sa dncesi 'Snnetullah'a da aykrdr. nk Allah'n koyduu 'hayat kanunlarna' gre beerin yemeden imeden bu kadar uzun sre yaamas imknszdr". Dorusu u ki, bu tarz akl yrtmelerin ortaya koyaca yegne sonu "eliki" olacaktr. Bu nasl bir akldr ki, peygamberlerden sadr olan ve tabiat kanunlarn alt-st eden mucizelere inanr, burada rasyonaliteye iltifat etmez; ama i ge ekilie gelince, rasyonel gerekelere snarak inkr yoluna sapar? Bu akln slam esaslar erevesinde alan bir akl olduunu sylemek mmkn mdr? Bu akla ilevselliini veren, almasn temin eden sistem hangi sis temdir, yasa hangi yasadr? Bu Hristiyan akl m, bu Mslman akl m, bu modern akl m, bu felsef akl m?... Hangi akl?
22

phe ve tirazlarn Tahlili

Biz diyoruz ki Hz. sa (aleyhi's-selm)n ge ekilmesi "mmkin"dir. Niye mmkin'dir? Allah Tel Kur an'da bize yukarda zikrettiim trden, rasyonaliteyle asla badamayan olaylarn/mucizelerin haberini verdiine gre bunlar, (Allah Tel iin, zaten O'nun iradesi bakmndan, kudreti bakmndan asla tartma konusu yaplamaz, ama) kat'iyyet ifade eden bir haberle bize geldiyse mmkint'tandr. O halde yaratl kanununu, tabiat kanununu paralayan, ona istisna tekil eden byle bir olay varsa bunu bize ayn dzeyde bilgi veren nakl unsurlar iin bu ekilde bir muttarid kaide olarak kabul etmemiz lzmdr. Dahas bu da Snnetullah'n bir paras, bir muktezas olarak grlmelidir. Hz. sa (aleyhi's-selm)n diri olarak ge ekilmesi "mmkin" midir, deil midir? slm akl bize diyor ki eer bu bana sahh, sarh ve yakni bilgi ifade eden bir haber kayna tarafndan iletilmise, haber verilmise ben bu na inanrm. slam akl temelinde biz byle bir ey rasyonel olarak mmkn mdr, olabilir mi, diye sormayz. Ama Allah Tel nezdinde ne yer, ne ier; r m, yatar m, uyur mu, kalkar m ... "Bunlar akla aykr olduu iin kabul etmeyiz" demeyiz. nk bu tarz sorular, "babasz doum" iin de pekala gndeme getirilebilir. Mslman bilincine musallat olan virs tam bu noktada kendisini ele veriyor. Nedir o? "Snnet/hadis konusunda istirak kaynakl vehimler!". Biz snnetle/hadisle sabit olmu hususlar hakknda dnrken, ou zaman -farknda olarak veya olmayarak- msteriklerin retip bilincimize zerk ettii virslerin etkisiyle hareket ediyoruz ne yazk ki. Tabiat kanunlar denen eyle, rasyonel aklla badamayan olaylar Kur'an ayetiyle haber verildiinde kabulde tereddt gstermezken (esasen bunlarn da "mitik an latmlar" olduunu syleyenler tredi, ama imdilik bunu konu d tutmak durumundayz), hadisle haber verildiinde ayaklarmzn geri geri gitmesi bundandr. Ve dikkat edelim; bu tavr bize modern zamanlarda musallat olmutur! Bu mmetin selefinin, muhaddisinin, mfessirinin, aliminin akl modern zamanlarda yaayanlar kadar almyor muydu da, 1300 ksur yldr bu meseleleri "medar- itiraz" grmediler?!..
23

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

Bu ikl ve itiraz, insann dnyada yaamasn mmkn klan fizik art larn, biyolojik ve sair ihtiyalarn mutlakl mantna dayaldr. Bir baka ifadeyle; "insan, bu dnya hayatnn artlarna mahkumdur, bu dnyada insan zerine hakim olan yasalar (tabiat kanunlar), ayn zamanda onun ya amasn da mmkn klmaktadr. Bu yasalarn cari olmad yerde insann yaamas da mmkn deildir"... Oysa yukarda da sylediim gibi Hz. sa (aleyhi's-selm)n babasz olarak dnyaya geldiini haber vermek suretiyle bizzat Kur'an- Kerim ta biat yasalarn alt-st etmektedir. Hz. sa (aleyhi's-selm)n babasz olarak dnyaya geldiini zorunlu olarak kabul eden Mslman akl, onun, tabiat kanunlarnn hkmnn gemedii bir boyutta ve yerde yaayabileceini de pekala kabul eder. Bu akl, Cenab- Hakk'n, koyduu bir yasay, irade ettiinde devre d brakmasn da bir Snnetullah olarak telakki eder. Mesele, konuya hangi akln alma ilkeleri temelinde yaklaldyla alakaldr.

Cb) Makamn Ykseltmek?


Bu noktayla balantl bir baka problemli yaklam da, ilgili ayetlerdeki "ref" kelimesinin, "Hz. sa (aleyhi's-selm)n manevi mevki ve makamnn ykseltilmesi" olarak tevil edilmesiyle kendisini ortaya koyuyor. Yeryzne tekrar nzul ile sonulanacak bir ref'i ifade etmediini ispat gayretiyle, bu kelimenin "ref'-i menzile" anlamna geldiini syleyenlerin gzden kard nemli bir gerek var oysa: Hz. sa zaten an ve makam yce bir peygamberdir. Btn peygam berlerin an ve makam ycedir. Onlar bir ekilde ldrp, yani herhangi bir insann lm gibi normal bir ekilde ldrp, arkasndan da onun derecesinin ykseltildiini sylemek anlamszdr. Zaten Kur'an- Kerim'de hakknda byle bir ifade kullanlmayan her peygamber iin de durum by ledir. Her peygamberin an ycedir. ster birileri tarafndan katledilmi, ehid edilmi olsunlar, ister normal bir lmle lm olsunlar, btn pey gamberler manevi mevkii ve kadri yce insanlardr. Onlar iin ayrca bu kelimenin kullanlmam olmas bu mantk iin bir problemdir.
24

phe ve tirazlarn Tahlili

Meryem sresinin 57. ayetinde Hz. dris (aleyhi's-selm)la ilgili olarak zikri geen; "Biz onu yksek bir mekna ref ettik" cmlesi bunun bir is tisnas olabilir. Ne var ki tefsirlerin hemen hepsinde, "mekn" kelimesiyle birlikte kullanlan bu ref'in "drdnc veya altnc kat semaya ykseltme" anlamna geldiini ifade eden sahabe ve tabiun szlerine yer verilmi olma s nemlidir. Hatta srf bu ayete dayanarak, dris (aleyhi's-selm)n halen semada yaadn ne srenler olmutur. Ancak sa (aleyhi's-selm)n nzulne dair sahih rivayetlerin aksine konuya dair tek bir "merf hadis" bulunmamas, kesin bir hkme varmay gletirmektedir. kinci olarak, ref kelimesinin buradaki anlamnn mecazi olduunu sylemek iin ayr bir delile ihtiya vardr. Kur'an'da bu kelime her yerde mecaz anlamyla yer almamaktadr. Sz gelimi, Hz. Yusuf (aleyhi's-selm)n Msr'n ikinci adam olduktan sonra ebeveyni ve kardeleri yanna ^geldi inde onlar tahtn bulunduu yere ykselttiini anlatan " ^- tj>) fjj J*j*&" yetinde de (Ysuf, 12/100) ayn kelime kullanlyor. imdi Hz. Yusuf (aleyhi's-selm) onlann meknn, ann, hretini, makam ve mevkiini mi yceltti?
L

Bu ayet, ayn zamanda Trkiye Diyanet Vakf slam Ansiklopedisi'ndeki "sa" maddesinin yazarn da yalanlamaktadr. lyas elebi orada yle di yor: "... ref kavram ise cansz varlklarla ilgili olarak zikredilince madd, insanlar hakknda kullanlnca manev ykseltmeyi ifade eder". (DIA, XXII,
472)

Oysa yukardaki ayette bu kelime insanlar hakknda kullanlmtr ve ok ak biimde madd ykseltmeyi ifade etmektedir! te yandan Hatibolu hocann ve onunla ayn tavr benimseyenlerin yaklam doru kabul edildiinde ortaya bir takm problemlerin kmas da kanlmazdr. Bunlar ksaca yle ifade edebiliriz: 1. Siyak-sibak btnl iinde mecazi anlam -ayetin lafzndaki vurgu da dikkate alndnda- bolukta kalmaktadr. Yahudilere hitaben "Onu siz ldrmediniz; bilakis Allah onu kendi nezdine ykseltti" ayeti, mecazla badamayacak byk bir vurgu tamaktadr.
25

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

2. nkarclar tarafndan ldrlen -Hz. Zekeriyya (aleyhi's-selm), Hz. Yahya (aleyhi's-selm) gibi- peygamberleri Allah Teala kendisine ykselt memi midir ve onlarn makam ve mevkileri yksek deil midir? 3. Hz. sa gibi "l'l-azm" bir peygamber, Yahudiler tarafndan ld rlmek isteninceye kadar kadri ve makam yce bir eli deil miydi? 4. Buradaki "ykseltme", Hz. sa (aleyhi's-selm) ldkten sonra "ruhu nun" ykseltilmesini anlatyorsa, lmden sonra ruhun Allah Teala katna ykseltilmesi Hz. sa (aleyhi's-selm)a mahsus olmad halde "ykseltme" bu ayette niin byle vurgulu olarak zikredilmi olabilir?...

2. Al-i mrn Sresi 5 5 . ayet

"Hani Allah yle buyurmutu: "Ey sa! phesiz, seni vefat ettire ceim. Seni kendime ykselteceim. Seni inkr edenlerden kurtararak temizleyeceim ve sana uyanlar kyamete kadar kfre sapanlarn stnde tutacam. Sonra dnnz yalnzca banadr. Ayrla dtnz eyler hakknda aranzda ben hkmedeceim". (i-i mrn, 3/55) Hatibolu hoca bu ayet hakknda yle diyor: "Bu ayetlerde Hz. sa'nn vefat (teveff) ettii aka vurgulanmaktadr. Tevefff kelimesi kk itibar ile Arapa'da 'cann alnmas, ruhu bedenden ayrp ldrmek' anlamna geldii halde, baz mfessirlerce buna 'yeryznden ekip almak, ge ykseltmek' manas verilir. Bazlarnca da 'teveff'nin gerek lm deil 'uykuda ruhu alkoyma' anlamna geldii kabul edilir. Dier bir ksm mfessirler ise 'tevefff kelimesi 'ldrmek' anlamna geldiinden bunun Hz. sa'nn ruhunun kabzedildiini aka ifade ettii grndedirler".
26

phe ve tirazlarn Tahlili

Hatibolu Hoca, "teveffi" kelimesinin Kur'an'da getii yerlerin bir dkmn verdikten sonra unlar sylyor: "Bu ayetlerden de anlalaca gibi 'teveff' kelimesinin anlam, 'cann alnmas'dr. Bunlar dnda 'teveff' kelimesinin getii iki ayet daha var dr. Bunlarda da yine 'teveff' kelimesi cann alnmas anlamnda kullanlr. Ancak bu ayetlerde istisna bir durum sz konusudur ve ayetlerde de bu durum belirtilir. Teveff'nin 'uyku' anlamna kullanlp istisnai durumun beyan edildii ayetler: "Allah, lenin lm zaman gelince, lmeyenin de uykusunda iken canlarn alr da lmne hkmettii can kabzeder, te kini muayyen bir vakte kadar brakr. phe yok ki, bunda iyi dnecek bir kavim iin ibretler vardr". (Zmer, 39/42). "O'dur geceleyin sizi ldren (ldrr gibi uyutan), gndzn ne ilediinizi bilen, belli yaam sresi dolsun diye gndzleyin sizi dirilten (uyandran). Sonra dnnz yine O'nadr. Sonunda O, yaptklarnz size haber verecektir". (En'm, 6/60). Bu ayetlerde geen ifade de 'teveff'dir. nsanlarn uykusunda da canlarnn alnd bildirilir. Uykuda olanlarn canlar uyannca tekrar verilmektedir. Ayette uykudaki lmn istisnas belirtilmi ve cann daha sonra verildii aklanmtr. Buradaki istisnai duruma dayanarak tm (teveff) kelimeleri nin uyku anlamnda olduunu iddia etmek son derece yanltr. nk dier teveff geen ayetlerde uyku halinde olduu gibi, cann geri verildiinden, -sandklarnn aksine- kesinlikle sz edilmez". Hocann burada zikrettii hususun "istisna" olarak deerlendirilmesi mmkn mdr? Bunun delili nedir? Kald ki, eer Kur'an'n "teveffi" ke limesini istisna olarak "lm" dnda baka bir anlamda kullandn kabul etmek doruysa, ayn istisna Hz. sa (aleyhi's-selm) hakknda neden sz konusu olmasn? u bir gerek ki, "vefat" ya da "teveff" kelimesini "mevt" anlamnda ilk defa Kur'an kullanmtr. Endlsl dil alimi bn Sde (. 458/1066)'nin "el-Muhassas" isimli lgati aka ortaya koyuyor ki chiliyye Araplar "mevt" karl pek ok kelime kullanmlardr. Bunlarn arasnda vefat, teveff yoktur. (el-Muhassas, v, 119 vd.). Teveff kelimesini "lm" yerine, "mevt" yerine mecazen ilk defa Kur'an kullandna ve bu kelimenin ha kiki anlamnda "mevt/imte" (lm/ldrme) olmadna gre, Kur an
27

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

bu kelimeyi nerede asl anlamda nerede mecaz anlamda kullanmtr, buna ok iyi bakmamz lzm. nk bu kelime Kur an'da her yerde ayn anlamda kullanlmyor. Ezcmle " l ^ J ^ cs*J^ yet-i kerimesinde (Zmer, 39/42) hem "mevt" hem "teveff" birlikte kullanlyor. Demek ki bu iki kelime arasnda motamot bir benzerlik, aynlik, mtereklik yok. Biri hakk anlam: mevt; dieri mecaz anlam: vefat. "Teveff/veft" keli mesi, hocann syledii gibi "kk itibar ile Arapa'da 'cann alnmas, ruhu bedenden ayrp ldrmek' anlamna" deil, "almak, kabzetmek" hatta "sona erdirmek" anlamna gelir. Kelimenin hakiki anlam budur. (Lisn'l-Arab, xv, 398). Bu kelimenin "mevt/lm" anlamnda kullanlmas da, "uyku" anlamnda kullanlmas da mecazidir. el-Mfredt'tan Tcu'lArs'a kadar pek ok kaynak bu noktay tasrih eder. Yani eceli gelen ruhu Allah Tel teveff ettirir, alr ve beden lr (mevt). Burada teveff sonucu lme var. Alma, kabzetme sonucu lme var. Ama eer vefat ettirilen kiinin eceli gelmemise (rnein uyumusa) onun ruhu tekrar iade edilir. "Teveffi'n-nim" (uyuyann teveffsi) tabiriyle kastedilen, insann uykuya dald ana kadar sahip olduu akletme sresinin sona erdirilmesidir. Dolaysyla eer vefat kelimesinin karl, gerek anlamda, bizim Trke'de kullandmz gibi "lm" olsayd, hocann zikrettii ve "istisna" kabilinden olduunu syledii yet-i kermelerde eceli gelmemi insanlara ruhun yeniden iadesi sz konusu olmazd. Oysa her iki ayette de grlyor ki, eceli gelmemiler iin "vefat" var, ama "lm" yok. Bu itibarla "inn mteveffke"deki "tevefff'nin "ldrme" anlamna geldiini syleyebilmek iin ayr bir delil gerekir. Bu noktada Hatibolu hocann, "Buradaki istisnai duruma dayana rak tm (teveff) kelimelerinin uyku anlamnda olduunu iddia etmek son derece yanltr. nk dier teveff geen ayetlerde uyku halinde olduu gibi, cann geri verildiinden, -sandklarnn aksine- kesinlikle sz edilmez" demesi, szn yersiz sarfndan baka bir anlama gelmez. Zira byle bir iddiada bulunan kimse yoktur!
28

phe ve tirazlarn Tahlili

Cc) Sradan Bir lm in mi?


Hz. sa (aleyhi's-selm)n akbeti ile ilgili ayetlerde, dier herhangi bir peygamber hakknda varid olmayan ifadeler buluyor olmamz sradan bir durum mudur? Yahudiler O'na tuzak kuruyor, Allah Teala da onlara kartuzak kurduunu ifade ediyor. Ve ayn balam iinde; "Ey sa seni ben vefat ettireceim; seni nezdime ykseltecek ve seni inkr edenlerden kurtararak temizleyeceim ..." buyuruyor. Hz. sa (aleyhi's-selm) armh hadisesinin ncesinde veya sonrasnda sradan bir lmle lmse, buradaki "ykseltme", "kurtarma", "temizleme" ifadeleri ne maksatla sevk olunmu olabilir? Yahudilerin "sa'y ldrdk" iddias karsnda, "Bilakis Allah O'nu nezdine ykseltti" buyurulmasnda bir incelik bulunmal deil midir? Eer Hz. sa (aleyhi's-selm)n akbetinde bir "olaan diilik" yoksa btn bu vurgularn anlam nedir? Kur'an- Kerim'de baka herhangi bir peygamberin akbeti hakknda bu tarz ifadelerin yer almam olmasnn elbette bir anlam vardr. nkarc kavimleri tarafndan ldrlmek istenen -Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem) dahil- pek ok peygamber olduu halde, hi birisi hakknda "kur tarmak", "temizlemek", "ykseltmek" gibi ifadelere rastlamyoruz. Bu, zerinde dnmeye deer bir nokta deil midir? Bir davay desteklemek ya da bir iddiay reddetmek amacyla deil, ntr bir tavrla yaklaldnda bu sylediim husus dikkate deer deil midir? Hocaya arm udur: Kur'an- Kerim'in, kelam- ilahi olarak anlamsz, fuzuli, gereksiz ifadeler ihtiva etmekten mnezzeh olduu tarafnzdan da phesiz kabul edildii ne gre; gelin kendinize bu nokta zerinde bir kere daha dnme ans tanyn!..

Cd) Vehme dayal senaryo?


Hatibolu Hoca, zerinde durduumuz Al-i mrn sresinin 55. ayet-i kerimesinin delaleti hakknda sz bir hayli uzatyor ve unlar sylyor: "Hz. sa ile ilgili ayetlere tekrar bakldnda, O'nun cannn alndn bildirdii ve daha sonra geri verilecei ynnde hibir ifade hatta ma bile
29

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

bulunmad grlecektir. Onun uyku halindeki gibi olduunu iddia etmek sadece konuyu arptmaktan teye gitmeyen bir iddiadr. Hz. sa'nn tekrar yeryzne dnecei iddiasnda bulunanlarn buna delil gstermeye al tklar ayetlerin nde geleni, yukarda da zikrettiimiz ve konuya daha da aklk getirmek iin tekrar dneceimiz u ayet-i kerimedir: 'Hani Allah, sa'ya demiti ki: Ey sa! Ben seni vefat ettireceim ve seni nezdime ycel teceim, seni inkr edenlerden arndracam ve sana uyanlar kyamete kadar kfirlerden stn klacam. Sonra dnnz bana olacak. te o zaman ayrla dtnz eyler hakknda aranzda ben hkmedeceim, sapanlarn stne geireceim. Sonra dnnz yalnzca banadr'. Bu ayette geen 'sana uyanlar kyamete kadar kfirlerden stn klacam' ifadesinden yola karak, szde Hz. sa'nn tekrar geleceinin Kur'an'da bil dirildii iddiasnda bulunulmaktadr. Bu senaryoya gre Hz. sa yeryzne dnecek ve dnya hkimiyetini kendisine inananlarla beraber kuracaktr. Oysa byle bir iddia tamamen Kuran'da anlatlmayan, vehme dayal bir se naryodur. Bu ayetin hibir yerinde Hz. sa'nn yeryzne tekrar geliinden sz edilmemektedir. Hz. sa'ya uyanlar kyamete kadar insanlarn stne geecektir. Bu ayette vaat edilen budur. Yoksa Hz. sa gelecek, sonra tm insanlar birletirecek ve insanlarn stne nder olacak gibi bir mantk ayet te kesinlikle yoktur. Burada ayetin anlam kaydrlarak Kur'an'da bildirilme yen bir eyi sylemek ve byle bir sonu kartmak yanl bir yaklamdr. Burada kastedilen; Hz. sa'ya iman edenler, Mslmanlardr. Mslmanlar ona bir peygamber olarak iman ederler. Burada Mslmanlarn dnyada bir dzen kuracaklar aklanmaktadr. Bunun iin Hz. sa'nn tekrar gelii gibi bir n art belirtilmemitir". Hz. sa (aleyhi's-selm)n r e f edildiini ve kyamete yakn yeryzne ineceini syleyenler -ki hocann da iinde bulunduu bir "irzime" dnda mmet-i Muhammed'in tamamnn itikad budur!- bunu "vehme dayal bir senaryo" olarak kendi kafalarndan dzmemiler, bir ksmn grdmz, bir ksmn da greceimiz ayetlerle, yine yeri geldiinde durumlarn gre ceimiz hadislere dayanmlardr. Dolaysyla manzaray doru tesbit etmek durumundayz: Bir tarafta 1400 ksur sene boyunca bir ksm ayet-i kerimelerin ve onlarn tefsiri
30

phe ve tirazlarn Tahlili

sadedinde varid olmu mtevatir hadislerin bildirdii itikad benimseyen Seleften halefe btn bir mmet-i Muhammed; br tarafta ise, "bana bu meseleyi tarttran nedir?" sorusunu aklna bile getirmeden ilgili ayetlerin delaleti, hadislerin ise sbutu zerinde tartma bulunduu vehmini itikad haline getirmi "selefsiz"ler. Bir an iin farz edelim ki -hocann ve onun gibi dnenlerin iddia ettii gibi- ilgili ayetlerin delaleti tartmaldr ve ilgili hadisler de mtevatir deildir. Byle bir durumda ilgili ayetleri, tevatr seviyesine ulamam olsa bile shhatinde tartma bulunmayan hadisler dorultusunda anlama hassasiyeti gsterenler mi, yoksa onlarn karsnda yer alanlar m "vehme dayal senaryo" yazmakla itham edilmeyi hak etmektedir? Kur'an' sahih hadislere dayanarak anlama zorunluluunu "vehim", bunun ortaya koy duu neticeyi "senaryo" olarak nitelendirmek Hulusi Hatibolu hocaya kimlerden mirastr? Yazsna "Kur'an ve Sahih Snnet" sylemiyle giren hoca, yaznn ortalarnda bu sylemi ne abuk terk etmitir? Hz. sa (aleyhi's-selm)n ldn ve kyamete yakn yeryzne gelmeyeceini ifade eden bir tek hadis gsteremedii srece, syleminin hakkn verememi saylacaktr. Byle iddial-ithaml bir yaklama bir tek hadis-i erifle istidlal edememi olmak da hocann zerinde derin derin teemmlde bulunmas gereken bir talihsizliktir. Hz. sa (aleyhi's-selm)a ittiba edenlerin kyamete kadar kfirlerden stn klnacan ifade eden Al-i mrn sresinin 55. ayetinden ne anla mamz gerekir? "Hz. sa (aleyhi's-selm)a ittiba edenler" ifadesi mmet-i Muhammed'i anlatyorsa, bu delaletin vakayla mutabakat halinde olmad n sylememiz gerekiyor. Zira u anda mmet-i Muhammed'in madde plannda kfirlere galip ve stn olmad ak! Hatibolu hocann, bu ifadenin delaletini; "Burada Mslmanlarn dnyada bir dzen kuracaklar aklanmaktadr" diyerek bir cmleyle ge itirmesi dorusu hi de ikna edici deildir. Ayetin bu mutlak ifadesini bu ekilde "gelecek zamanda bir kesifle takyid etmek iin ayr bir delile ihtiya bulunduu aktr. Kur'an ayetlerini bu ekilde keyfemye te'vile
31

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

kalkmas, sahip olmas gereken ilm formasyonla gayr- mtenasip bir manzara arz ediyor. Bir an iin hocann bu tevilinin dikkate alnmaya deer olduunu kabul edelim. O zaman bize de unu sorma hakk doar: Sizin, ayeti, herhangi bir delile dayanmadan bu ekilde te'vil etmeniz dorudur da, nzul-i sa (aleyhi's-selm)a inananlarn, ilgili rivayetlerin delaletine dayanarak ayeti, Hz. sa (aleyhi's-selm)n nzulnden sonra m'minlerin tesis edecei hakimiyete hamletmesi niin yanltr? Bunun mantkl, tutarl bir yan olabilir mi?... te yandan hocann, yine bu ayet hakknda; "Burada kastedilen Hz. sa'ya iman edenler, Mslmanlardr. Mslmanlar ona bir peygamber olarak iman ederler" tarzndaki tesbiti de son derece tartmaldr. Zira her eyden nce ayette Hz. sa (aleyhi's-selm)a "inanmak"tan deil, "ittiba etmek"ten bahsolunmaktadr. Rasul-i Ekrem (sallallhu aleyhi ve sellem) efendimizin bi'setinden sonra insanlann, O'ndan bakasna ittiba etme muhayyerlii yoktur! Evet Mslmanlar dier peygamberlerin tamamna "iman" ederler. Ancak onlarn bize kadar tahrife uramadan intikal etmi kitap ve eriatleri bulunmad, farz- muhal bulunmu olsa bile Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)den bakasna ittiba etmemiz yasakland iin onlara "ittiba"mz sz konusu deildir. Hatta Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)in bildirdiine gre gemi peygamberlerin herhangi birisi Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)in peygamberliini idrak etmi olsayd, O'na ittiba etmekten baka bir ey yapmayacakt. (Ahmed b. Hanbel, Msned, m, 387;
Abdrrezzk, Musannef, VI, 112-3; bn Eb eybe, Musannef, VI, 228; bn Ebsm, Kitbu's-Snne, 27; el-Heysem, Mecma'u'z-Zevid, I, 174).

stelik Mslmanlar herhangi bir Kur'an ayetinde ve herhangi bir sahih hadiste "sa'ya ittiba edenler" eklinde nitelendirilmi deildir. Ms lmanlarn ayrt edici vasf Hz. Muhammed Mustafa (sallallhu aleyhi ve sellem)e ittiba etmeleridir. O halde -hocann ifadesiyle- gelecekte dnyada bir dzen kuraca haber verilen Mslmanlarn "Hz. sa (aleyhi's-selm)a ittiba edenler" eklinde nitelendirildiinin sylenmesinin bir gerekesi, mant ve delili olmas gerekir.
32

phe ve tirazlarn Tahlili

Bir iddiay sahipleneceim derken bu trl arzalarla malul bir yaklam benimsemenin ad "tekellf" deilse nedir? Btn bunlardan sonra mezkur ayetin, kyamet ncesinde nzul edecek olan Hz. sa (aleyhi's-selm)a ittiba edenlerin etmeyenlere galip geleceini anlattn sylemek elbette daha makul ve ikna edicidir. zellikle de ilgili hadislerin aklayclna bavurularak anlalmaya alldnda, ayetin bu noktaya delalet ettii daha rahat anlalacaktr. Bir sonraki ayet zerinde dururken greceimiz gibi, Hatibolu hoca orada muhataplann "ayette olmayan bir art ortaya atmakla ve ayetin anlamn arptmakla", "bu olsa olsa byle olur mantyla sonu kartmaya almakla" sulamaktadr. Oysa burada bu fiili ileyen bizzat kendisidir. 3 . Nisa Sresi 1 5 9 . ayet

"Ehl-i Kitap'tan hi kimse yoktur ki, lmnden nce ona iman etmi olmasn. Kyamet gnnde de o, onlarn aleyhinde ahitlik ede cektir". (Nisa, 4 / 1 5 9 ) Hatibolu hoca bu ayetin delaleti hakknda unlar sylyor: "Bu ayette de dikkat edilirse, yine Hz. sa gelecek diye bir anlam ya da ima yoktur. Sadece Kitap ehlinden olanlarn lmeden nce ona ina nacaklarn bizlere bildirmektedir. Bu ayetten yola karak Kitap ehlinin lmeden nce Hz. sa'ya inanmas ancak onun gelmesiyle olur, yle ise Hz. sa gelecektir gibi yorumlar yapmak yanltr. Burada ayette olmayan bir art ortaya atlmakta ve aka ayetin anlam arptlmaktadr. Bir kere ayette Kitap Ehli'nden olanlarn kyamete yakn bir zamanda Hz. sa'ya iman edeceklerine dair bir ifade yoktur. Bu ayette tm Kitap Ehli
33

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

kastedilmektedir. Ayrca lmlerinden nce Kitap Ehli'nin iman etmeleri iin Hz. sa'y grmeleri gibi bir art da ayete gre sz konusu deildir. Hz. sa'nn salnda bile onu grp kitap ehlinden iman etmeyen bir ok kii olmu ve hatta onu ldrmeye bile kalkmlardr. 'Bu olsa olsa byle olur'mantyla bu sonu kartlm, Kur'an'da bildirilenin dnda bir n yargyla bir iddiada bulunulmutur. Ayrca ayetin devam dikkatle okunduunda ok nemli bir gerek ortaya kacaktr. Hz. sa lmle rinden nce kendisine iman edenlerin hakknda kyamet gn aleyhle rinde ahitlik yapacaktr. Bu ayetin Arapa metninde "aleyhim" ifadesi gemektedir. "Aleyhim" kelimesinin "onlarn zerine" veya "aleyhleri ne" anlamlar vardr. Bu kelime ahitlik yapmak fiiliyle kullanldnda bu ahitliin olumsuz olduu yani aleyhlerine olduu anlalmaktadr. Kur'an'da bu iki kelimenin getii ayetlere bakldnda bu anlalacaktr (...) Ayetin devamyla dnldnde kitap ehlinden lmlerinden nce Hz. sa'ya iman edenlerin imannn makbul bir iman olmad anlald gibi, aksine Hz. sa (as) onlarn aleyhlerine ahitlik yapacaktr. Bu iman Firavun'un iman gibi kabul edilmeyen bir imandr. stelik burada sz edilen kitap ehli, kyamet gnne yakn olanlar deil, Hz. sa'dan sonra yaayan tm kitap ehlini kapsar. Bunlarn hepsi lmlerinden nce Hz. sa'nn Allah'n elisi olduuna iman etmektedirler. Fakat lm anndan nce olan bu iman makbul bir iman deildir. Hesap gn Hz. sa onlar dan ikyeti olacaktr. Yukardaki ayetin nce ve sonras okunduunda burada kitap ehlinden Yahudilerin eletirildii grlecektir. imdi ayetin bana dnersek; bu ayetin neresinde Hz. sa tekrar yeryzne gelecek eklinde bir anlatm yahut da ima vardr? Neye dayanarak byle bir sonu karlmaktadr? Grlecei gibi bu iddia sadece bir vehimdir ve bu yanl yorumlar Kur'an'a ait deildir". Evet hocann yaklam byle. Bu ayeti, "Ehl-i Kitaptan her bir fert lm kendisine geldii zaman sa'ya iman edecek" eklinde anlasak, bu, przsz ve problemsiz bir anlama ekli olur mu? "Ehl-i Kitaptan her bir fert kendisine lm gelmeden nce sa'ya iman edilmesi gerektii gibi iman edecek". Bu neyi gsteriyor? Yani Ehl-i Ki taptan her bir fert Hz. sa'ya bihakkn, gerei gibi iman edip lse ne olur?
34

phe ve tirazlarn Tahlili

man etmi, m'min olarak m lm olur? Hayr. Ehl-i Kitap, Efendimiz (aleyhi's-saltu ve's-selm)a iman etmeden, sadece Hz. sa'ya iman etse bunun bir anlam, geerlilii olmaz. Buradaki "iman"n muteber olmayan bir iman olduu syleniyor; hoca ve onun gibi dnenler tarafndan. Madem bu iman fayda vermeyecek, o halde niin Rasul-i Ekrem (sallallhu aleyhi ve sellem)e deil de Hz. sa (aleyhi 's-selm)a iman? Bir an iin Hz. sa'ya gerei gibi iman etmenin Efendimiz'e iman da getireceini syleyelim. nk Hz. sa, Efendimiz'in geleceini sylyor. Kur'n'n bu husustaki beyan malum (Saff, 61/6). O zaman burada Hz. sa'ya imann zikredilmesinin manas nedir? Diyelim ki Ehl-i Kitap'tan her biri lmeden nce Hz. sa'ya iman etti; ve bylece Hz. sa'nn mjdeledii Peygambere (sallallhu aleyhi ve sellem) iman etmi oldu. Ama o zaman Ehl-i Kitaptan her bir ferdin dorudan Efendimiz'e iman etmesi Hz. sa'ya ve dier btn peygamberlere iman da tazammun edece inden; daha garantili, daha kestirme, daha Kur'n bir ifade olmaz m?... Olur. O halde bunu biz, "Ehl-i Kitaptan her bir fert Hz. sa (aleyhi's-selm)a bihakkn iman edecek" tarznda anlayamayz. Bu zorlama bir yorum olur. Ehl-i Kitap'dan her bir ferde lm gelmeden nce onlarn Hz. sa'ya iman etmesinin bir hkm, bir neticesi, bir mteallak yok. nk ortada Efendimiz var. Byle bir vaka var. Son Peygamber var. Ehl-i Kitap iin de, dier insanlar iin de ona iman etmek bir zorunluluktur. Burada bir noktay daha dikkatlere sunalm: Bu, Hz. sa (aleyhi'sselm) hakknda "mevt" kelimesinin kullanld iki ayetten biridir. (Dieri, Hz. sa (aleyhi's-selm)n akbetiyle ilgili olmayan Meryem sresinin 33. ayetidir). Fakat Hz. sa (aleyhi's-selm)n armh hadisesi etrafnda, o tarihsel durumun ncesinde veya sonrasnda ldne delalet etmiyor bu yet. Dorudan, ak "mevt" kelimesi var burada. Ancak Hz. sa'nn lm zamanyla ilgili, o armh hadisesine bir atf yok. Mutlak bir ifade var. Biz buradan (vefat, teveff kelimeleri hakknda yukarda yaptmz izahat da hesaba katarak dnrsek) unu anlyoruz: "Hz. sa (aleyhi's-selm)n ne zaman ki gerek anlamda lm/mevt vakti gelecek, ite o lm/mevti
35

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

tatmadan nce, o hadiseyi yaamadan nce mevcut Ehl-i Kitab'n hepsi ona iman edecek". Anlam bu ekilde kabul edersek salamasn nasl yapabiliriz? Hz. sa (aleyhi's-selm) kyamete yakn yeryzne nzul edecek, ken disini kabul edenlerle zaten mesele yok, anlaacak; onlar kendisine gerek anlamda iman edip tabi olacaklar. Dierleriyle savaacak ve bu sava ne ticesinde hayatta kalan Ehl-i Kitab'n her bir ferdi Hz. sa (aleyhi's-selm)a iman edecek. te bu, Hz. sa (aleyhi's-selm)a bu zaman diliminde getirilen iman ve inkyad, Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)e iman ve inkyad da dorudan tazammun eder. Hem zamansal olarak, hem mefhum olarak. nk Hz. sa (aleyhi's-selm) kyamete yakn geldiinde Efendimiz (sallal lhu aleyhi ve sellem)in getirdii eriatla amel edecek. Ona tbi bir insan olacak. Dolaysyla Hz. sa (aleyhi's-selm) etrafndaki tartmalar, ondan sonra Ehl-i Kitab'n Mslmanlarla olan mnakaa ve ihtilaflar, onlarn Hz. sa (aleyhi's-selm)n o konumuna iman etmeleriyle son bulacak. Her iki peygambere de iman iine alan bir ey bu. Dolaysyla biz bu ayet-i keri menin Hz. sa (aleyhi's-selm)n kyamete yakn yeryzne tekrar gelecei ve kendisine iman etmeyenlerle savamasndan, Deccal ile mcadelesinden sonra hayatta kalan Ehl-i Kitap'tan her bir ferdin ona iman edecei eklinde de anlalmasnn yanl olmayacan sylyoruz. Rivayet tefsirlerinde g rlecei zere bu, ayn zamanda bn Abbs, el-Hasenu'l-Basr, Eb Mlik, Katde, bn Zeyd, et-Tabern... tarafndan da benimsenmi olan bir tefsir tarzdr. Burada Hatibolu hocann, ayetin bu ekilde anlalmasna mani tekil ettiini syledii bir noktaya deinelim: Ayetin sonunda, Hz. sa (aleyhi'sselm)n, Ehl-i Kitap aleyhine ahitlik edecei vurgulanyor. Buna gre eer buradaki iman muteber bir iman olsayd, Hz. sa (aleyhi's-selm)n onlar aleyhinde ahitlik etmesi sz konusu olmamalyd. Tarih bilgiler, Hristiyanlk ortaya kp hakimiyet tesis edene kadar Hz. sa (aleyhi's-selm)n ballar olan muvahhid/m'min sev topluluk lar bulunduunu ortaya koymaktadr. Roma mparatorluu'nun gcyle mild 325'te znik Konsili'nde devre d braklan Ariys ve takipileri
36

phe ve tirazlarn Tahlili

bu izginin gzde temsilcileridir. Efendimiz (sallalhu aleyhi ve sellem) dneminde Habeistan necaisi olan Ashame de ayn izginin takipisiydi. (Hatta bugn dahi Avrupa'da kendilerine "Hr Hristiyanlar" diyen ve Hz. sa'nn ilah deil, kul-peygamber olduuna inanan bir topluluk bulunduu bilinmektedir). Kur'an'n "Hepsi bir deildir..." buyurarak (i-i imrn, 3/113) dierlerinden ayr tuttuu kesime, -Allahu a'lem- ite o fetret devrinde bu izgiyi srdrenler de dahildir. te bu kesim zorunlu olarak ayetin istisnasn tekil eder. Zira onlar sadece lmleri ncesinde deil, btn hayatlar boyunca Hz. sa (aleyhi'sselm)a iman ve inkyad iinde yaam olmalar hasebiyle, Hz. sa (aleyhi'sselam) tarafndan aleyhlerinde ahitlik edilecek olanlardan deildirler. Al-i mrn sresinin 110. ayetinde; "Onlardan m'min olanlar vardr..." buyurulmak suretiyle dierlerinden ayr tutulan Ehl-i Kitap iine, -Allahu a'lem- bunlar da dahildir. Nisa, 159. ayetinin umum bildirmediini, yani "Ehl-i Kitap" kavramnn iine giren kim varsa hepsine amil olmadn l-i mrn 110. ayeti tasrih ettii (yani bu ayet brn tahsis ettii) gibi, burada bir tahsis bulunduunu Hatibolu hoca da itiraf etmektedir: "stelik burada sz edilen kitap ehli, kyamet gnne yakn olanlar deil, Hz. sa'dan sonra yaayan tm kitap ehlini kapsar. Bunlarn hepsi lmlerinden nce Hz. sa'nn Allah'n elisi olduuna iman etmektedirler. Fakat lm anndan nce olan bu iman makbul bir iman deildir. Hesap gn Hz. sa onlardan ikayeti olacaktr. Yukardaki ayetin ncesi ve sonras okunduunda burada kitap ehlinden Yahudilerin eletirildii grlecektir". Bu pasajn bayla sonu arasndaki eliki zerinde durmayacam. Burada nemli olan, ilgili ayetin Hatibolu hoca tarafndan da tahsis edildi idir. Dolaysyla onun, burada benim zikrettiim tahsisin isabetli olmad gibi bir iddiada bulunma ans yoktur. stelik, yukardaki pasajn banda yer alan, ilgili ayetin "Hz. sa'dan sonra yaayan tm kitap ehlini kapsad" tesbiti de tartmaya aktr. Zi ra Ehl-i Kitap kategorisi iinde yer aldklan halde yukarda zikrettiim kii ve zmreler zorunlu olarak bu genel hkmn dnda tutulmaldr. Hz. sa
37

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

(aleyhi's-selm), tebli ettii hak izgi zerinde yrmekten baka bir vasf bulunmayan bu kii ve zmreler aleyhine niin ahitlik etsin ki!... Hasl Ehl-i Kitap iinde bir kesimin, bu ayetin hkmnden istisna edil mesinin bir zorunluluk olduu ortaya ktna gre; aleyhlerinde ahitlik edilecek olan Ehl-i Kitab'n, Hz. sa (aleyhi's-selm) terk-i dnya etmeden nce ve ettikten sonra kendisini inkar eden Yahudi ve Hristiyanlardan mteekkil olduu da kendiliinden taayyn etmi olur.

4. Al-i mrn Sresi 4 6 . ayet

"O, beikte de, yetikinlik anda da insanlarla konuacak, sahil lerden olacaktr". (H mrn, 3 / 4 6 )
Hatibolu hocann bu ayet hakkndaki deerlendirmeleri yle: "Buna gre Hz. sa'nn Meryem suresinin 30. ayetinde, henz be ikte bir bebek iken; 'ocuk yle dedi: Ben Allah'n kuluyum, O bana kitab verdi ve beni peygamber yapt' diye konutuu haber verilmekte dir. yle ise yetikinlik halindeki konumasn ahir zamanda, tekrar gel diinde yapacaktr, diye bir sonu karlmaktadr. Zira ayetteki 'kehlen' kelimesinin anlam iddiaya gre, 'yallkta' olarak ifade edilmektedir. Buna gre, 'sa (as) kaldrldnda veya ortadan kaybolduunda otuz yalarnda yani ihtiyar saylmayacak bir yata idi' denilmektedir. Bura da 'kehlen' kelimesinin yalnzca ihtiyarlk hali anlamna geldiini ne srerek, bunun da ancak ikinci sefer geldiinde mmkn olacan iddia etmek ayetin anlamn maksada uydurmak iin arptmaktan baka bir ey deildir. Oysa birok mfessir 'kehlen' kelimesini, 'kendisine vahiy geldikten sonraki olgunluk yanda' olarak tefsir etmilerdir. Bu ekilde tefsir eden mfessirlerden birisi de Allame bn-i Kesr'dir. Hz. sa (as) bu olgunluk a konumasn hayatta iken, vahiy kendisine geldikten sonra zaten yapmtr".
38

phe ve tirazlarn Tahlili

Hocann buradaki tavr, "kehlen" kelimesinin "birok mfessir" tara fndan anlalma biimi zerine bina edilmi grnyor. Bu demektir ki, bu kelimeyi onlar gibi anlamayan mfessirler de vardr ve onlarn anlay esas alndnda ayet farkl anlalabilecektir. Nitekim Rb- Isfehn< . 502/1108), "k-h-1" kelimesini "sa sakal aar maya balayan kii" olarak aklamtr. Arap dili konusunda Zemaher (v. 538/1143) gibi bir zirveyle dahi rahatlkla yaran mfessir Eb Hayyn (v. 745/1344), "kuhlet" dneminin 60 yanda biteceini, bundan sonra "eyhhet" dneminin balayacan syler. "Kuhlet" dneminin 50 veya 52 yanda biteceini syleyenler bulunduunu da belirtir. Mfessir el-ls de (v. 1270/1854) erkekle kadnn hangi yalarda/dnemlerde hangi sfatlarla anldn sralam, bu cmleden olarak "kuhlef'i 50-60 yalar aras dnem olarak zikretmitir. Dirayet ehli mfessirlerden naklen zikrettiim bu rnekler, "kuhlet" meselesinde bn Kesr'den veya daha baka birka mfessirden yaplan nakille yetinmenin doru olmayacan gstermek iin yeterlidir.
v

Hatibolu hocann "kehlen" kelimesinin izah sadedinde "Allame" diyerek szn senet kabul ettii bn Kesr'e, Nzul-i sa (aleyhi's-selm)a dair rivayetleri "mtevatir" kabul etmesi noktasnda arkasn dnmesi ve Reid Rza ile Abdlkerim el-Hatib'e tabi olmas dndrcdr. "Aye tin anlamn maksada uydurmak iin arptmak" cmlesi iinde geen "maksad"dan murad, bn Kesr'in de ilerinde bulunduu kahir ekseriyetin mtevatir kabul ettii "hadisler"dir!

5. Zuhruf Sresi 6 1 . ayet

"Ve phesiz o, kyamet iin bir bilgidir. Artk ondan asla phe etmeyin ve bana uyun..". (Zuhruf, 43/61)
39

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

Hatibolu hoca bu ayet hakknda unlar sylyor: "Bu ayette 'O' zamirinin Hz. sa olduunu syleyip, onun kyamet sa ati iin bir ilim olmasnn ancak kyametten nce tekrar geliiyle mmkn olabilecei iddia edilmektedir. Oysaki bu ayette geen 'O' zamiri hakknda iki farkl gr vardr: Biri 'O' zamirinin Kur'an' iaret ettii; dieri ise Hz. sa'y iaret ettiidir. 'O' zamirinin Hz. sa'y iaret ettiini kabul etsek bile, ayetin dorudan anlamndan Hz. sa'nn yeniden yeryzne geliini syleyen veya iaret eden bir ifade bulunmad grlecektir. Bu ayette de dierlerinde olduu gibi bir n kabul yaplmakta ve Hz. sa'nn kyamet iin bir ilim olmas ancak kyametten nce geliiyle olabilir denilmektedir. rnein bir baka Kur'an ayetinde 'kyamet yaklat' eklinde bir ifade bulunmaktadr (Kamer, 54/1). Gnmzden 14 asr nce de Kur'an' okuyan bir kii bu ayetle karlatnda kyametin yaklatn okumaktayd. Fakat aradan 1450 yla yakn bir zaman gemitir ve hl kyamet kopmamtr, fakat kyamet bize yakndr. nsanlk tarihine gre yaanan zaman ayetin ifadesiyle kyamete yakn bir zamandr. Ama kyametin kopmas daha asrlarca srebilir veya yarn da kopabilir. te bunun gibi; ayetin ifadesiyle Hz. sa kyamet iin bir ilimdir. Yani Hz. sa'nn gelii kyamet saatinin bil gisini verecektir. Fakat ayette Hz. sa'nn geliinden hemen sonra kyamet kopacak gibi bir anlatm da yoktur". Bu ifadelerin, "Nzul-i sa (aleyhi's-selm) inancna ne pahasna olursa olsun kar kmalym" tarzndaki tekellfn eseri olarak kaleme alnd ne kadar ak! Bizzat kendisi, ayetteki "o" zamirinin Hz. sa (aleyhi's-selm) anlatt grn benimseyenler bulunduunu syledii halde, yine de bir takm bahanelerle itiraz gelitirmek iin abalamas gerekten dndr cdr. Aktr ki burada balam Kur'an'dan deil, Hz. sa (aleyhi'sselm)dan bahsediyor ve bata bn Abbs ve Eb Hureyre (r.anhuma) olmak zere, Ebu'l-liye, Eb Mlik, krime, el-Hasenu'l-Basr, Katde, ed-Dahhk, es-Sdd ve daha bakalar zamirin Hz. sa (aleyhi's-selm)a gittiini tasrih ediyor! (bnu'l-Cevz, Zdu'l-Mesr, Vll, 3 2 5 ; bn Kesr, Tefsru'l-Kur'ni'lAzm, IV/167).

40

phe ve tirazlarn Tahlili

kinci bir nokta da udur: Sz konusu zamirin Hz. sa (aleyhi's-selm) anlatt grn benimseyen Sahabe ve Tabiun'a mensup bu isimlerin hemen tamam, ayetin, Hz. sa (aleyhi's-selm)n kyamet ncesi nzulne delalet ettiini sylemitir. Makul olan da budur. Zira Hz. sa (aleyhi's-selm)n peygamber olarak gnderildii tarihin zerinden 600 ksur yl getikten ve ahir zaman nebisi Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem) peygamber olarak gnderildikten sonra Hz. sa (aleyhi's-selm)n "kyamet iin bir bilgi" olduunun sylen mesinin nasl bir anlam olabilir? Eer bu ayette kyamete zamansal olarak yaknlktan sz ediliyorsa, elbette en mnasibi, Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)in zikredilmesidir. te yandan; "ayette Hz. sa (aleyhi's-selm)n geliinden hemen sonra kyamet kopacak gibi bir anlatm yoktur" tesbiti, Usul-i Fkh'tan, Usul-i Tefsir'den, delalet vecihlerinden hi haberi olmayan birisinden sadr olsa armazdk. Ama Hulusi Hatibolu gibi st dzey tahsil grm bir hoca dan byle bir cmlenin sadr olmas gerekten aknlk vericidir! Evet, bu ayet "dl bil iktiz" tarikiyle Hz. sa (aleyhi's-selm)n kyamete yakn nzul edeceini anlatmaktadr. Bir dier kraatte de " P L J J ^AJ" eklinde geliyor. Sahih bir rivayettir bu. Bu takdirde anlam daha ak oluyor. Hz. sa kyamete almet, iaret oluyor. Daha ak ve daha dorudan bir anlam ortaya kyor bu durumda. Baz mfessirler bunu Hz. sa (aleyhi's-selm)n babasz domasnn ve gs terdii birtakm mucizelerin bir kyamet alameti olduu eklinde anlyorlar. Ancak bunun, -Allahu a'lem- Hz. sa (aleyhi's-selm)n doumu esnasnda, l-i mrn sresinde Hz. Meryem etrafnda gelien tartmalar balamnda zikredilmesi gerekir gibi geliyor insana. Tabii ki Allah Tel diledii yeti diledii yerde zikreder. Efendimiz bunlar tevkif olarak tesbit etmi. Ama burada bu yorum, balama uymuyor. Yani Hz. sa (aleyhi's-selm)n kya met iin "bilgi" olmas ne demek? Babasz domas demek? Nasl bir bilgi olabilir bu? Hz. sa (aleyhi's-selm) "babasz doduum iin ben bir kyamet alametiyim" demitir eklinde bir bilgi var m elimizde? Veya o zaman, doduu dnemde, o tarihsel evreyi dnelim. Hz. sa (aleyhi's-selm) babasz dodu diye "kyamet yaklayor" diyenler oldu mu? Hz. sa'y ky41

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

mete almet sayanlar oldu mu? Tarihsel olarak byle bir zemin de yok. Dolaysyla Hz. Isa (aleyhi's-selm)n kyamet iin bir bilgi veya alamet tekil etmesi, onun nzulyle sz konusu olacaktr. Byle kabul ettiimizde, ayet-i kerimenin anlam daha bir yerli yerine oturmaktadr.

Ce) Hz. sa (aleyhi's-selm)n Nzulne nanmak Kur'an'la elimek midir?


Hatibolu hoca Hz. sa (aleyhi's-selm)n ref i ve nzul konusundaki azz tavrn ylesine mutlaklatrm ki, bu tavrla rtmeyen kabul ve inanlarn aka Kur'an'la elimek anlamna geleceini sylyor. yle diyor hoca: "Hz. sa'nn tekrar yeryzne dneceini bir an iin kabul edelim. Bu durumda yaptmz kabul aka Kur'an'daki ayetlerle eliecektir. Hz. sa kendisine kitap verilmi bir nebidir. Eer ikinci sefer gelecekse yine nebi olacaktr. O'nun ikinci geliinde nebi olmayacan iddia etmek dayana olmayan ak bir saptrmadr. Kuran'da Hz. sa'nn nebiliini ortadan kaldran hibir ayet olmad gibi sahih bir hadis de yoktur. Bununla beraber Kur'an'da Hz. Muhammed'in nebilerin sonuncusu olduu bildirilmektedir: 'Muhammed, sizin erkeklerinizden hi birinin babas deildir; ancak o, Allah'n Rasl ve peygamberlerin sonuncu sudur. Allah, her eyi bilendir' (Ahzb, 33/40). Bu durumda Hz. sa'nn tekrar geleceini iddia etmek bu ayetle aka eliir. nk son nebi Hz. Muhammed'dir ve ondan sonra bir daha nebi gelmeyecektir. Kald ki Kur'an- Kerim'de dier konulara nazaran, sradan saylabilecek; mesela Nr suresi 27. ayette; 'Ey iman edenler! Kendi evinizden baka evlere, geldiinizi fark ettirip (izin alp) ev halkna selam vermedike girmeyin, bu sizin iin daha iyidir, herhalde (bunu) dnp anlarsnz' gibi daha birok nemine binaen, sradan konudan detayl olarak sz edilirken, llazm bir resul olarak gelmi bir peygamberin risaletinden soyutlanarak tekrar gnderilecei gibi bir konunun Kur'an'da aka zikredilmemesi hikmet-i ilhi ynnden nasl izah edilebilir. Sonu olarak Hz. sa'nn tekrar yeryzne dnne delil olarak gsterilmeye allan ayetler bun42

phe ve tirazlarn Tahlili

lardr. Grld gibi ayetlerde bildirilen Hz. sa'nn lddr. Bunun tesinde hibir ayette tekrar yeryzne dneceine dair sarih bir ifade bulunmamaktadr. Ayrca Kur'an'da Hz. Peygamber'den nce gelen hi bir beere lmszlk verilmedii ifade edilmektedir: 'Biz senden nce hibir beere ebedlik vermedik. imdi sen lrsen, sanki onlar ebed mi kalacaklar? (Enbiy, 21/34)". Hatibolu hocann burada ne srd tezlerin, "Kur'an'la elime" iddiasn hakl karacak kuvvette olmad ak olmasna ramen, ben yine de -ksa da olsa- maddeler halinde mukabelede bulunacam. Ancak daha nce bir noktay tasrih edelim: Nzul-i sa meselesi, rivayetlerin aka ortaya koyduu gibi, Sahabe dneminden beri btn mmet-i Muhammed'in zerinde ittifak ettii bir inan olarak tevars edilmitir. M'min hassasiyetine sahip bir insann, modern zamanlarda ortaya km nev-zuhur bir yaklam Kur'an'la bu kadar aynletirmesi ve aksinin Kur'an'la elimek anlamna geleceini sylemesi gerekten zerinde ciddiyetle durulmas gereken bir savrulmay iaret etmektedir. Hangi akl banda m'min, Sahabe tabakasndan itiba ren btn mmet-i Muhammed'i "Kur'an'la elikiye dmek"le itham etmeyi bylesine bir aymazlkla gze alabilir? man hassasiyeti insan bu noktada bir para teemmle ve ihtiyata sevk etmeli deil midir? Bu salkl bir durum mudur? Hoca kendisini, "Ben Sahabeyi ve mmet-i Muhammed'i Kur'an'la elimekle itham etmiyorum" diyerek savunamaz. Yukardaki ifadeler son derece net. Modern zamanlara gelene kadar Sahabe nesli de dahil olmak zere nzul-i sa (aleyhi's-selm) meselesinde kendisi gibi dnen ve n zul-i sa (aleyhi's-selm)a inanmann Kur'an'la elimek demek olacan syleyen bir tek mfessir, muhaddis, Akaid/Kelam alimi gsteremeyece ine gre ortada yle bir durum var demektir: Ya btn mmet asl esas olmayan bir sriliyyt' slam inancna ve kaynaklarna sokmak suretiyle crmlerin en byn ilemitir; ya da mmet'e byle bir itham ynel tenlerin Kur'an, Snnet algsnda bir problem vardr! Yukardaki iddialarn cevabna gelince;
43

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

1. Kendisine kitap verilmi bir nebi olan Hz. sa (aleyhi's-selm)n, "Nebilerin Sonuncusu" olan Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)den sonra geleceini sylemek Kur'an'a aykr deildir. Zira Hz. sa (aleyhi'sselm)n, nebilik vasfnn gereini yapmak zere nzul edeceini syleyen yoktur. O, nzul ettii zaman Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)in eriatyla amel edecektir. Bu durum "nebilik" vasfnn kendisinden selb edilmesi anlamna gelmez. Nzul ettiinde O, Kur'an'la ve slam ahkmyla amel edecektir. Nitekim Hz. Davud (aleyhi's-selm) da kendisine kitap verilmi bir nebiydi. Ne var ki bu durum onun, Hz. Musa (aleyhi's-selm)n eriatyla amel etmesine engel tekil etmedi. Hz. Davud, Hz. Musa (aleyhi's-selm)n eriatyla amel eden bir nebiydi. Dolaysyla Hatibolu hocann iddias ancak, "Hz. sa (aleyhi's-selm)n nebilik vasfnn gereini yerine getirmek zere nzul edecei"nin sylenmesi halinde geerli olabilir. Burada bir an iin Hz. sa (aleyhi's-selm)n ikinci sefer geldiinde yi ne nebilik vasfyla gelmesinin zorunlu olduu iddiasn kabul etsek bile, bu durum nzul inancnn aleyhine delil tekil etmez. Zira biliyoruz ki O, Hz. Musa (aleyhi's-selm) eriatyla amel eden bir peygamberdi. Kur'an'da, Hz. sa (aleyhi's-selm)n, Hz. Musa (aleyhi's-selm) eriatnda cz' bir ta'dilat yapt haber verilmektedir. Al-i mrn suresinin 49 ve 50. ayetle rinde O'nun esasen bir srailoullar peygamberi olduu ve srailoullar'na haram klnm baz eyleri helal kld (baz hkmleri nesh ettii) ak bir ekilde anlatlmaktadr. Bunu, kendine mahsus bir eriatla amel ettii eklinde anlasak bile, Hz. sa (aleyhi's-selm)n, Tevrat ahkmn tamamiyle nesh edip yrrlkten kaldrd eklinde anlamak mmkn deildir. Olsa olsa, "sadece ta'dil ettii o cz' ahkmda" kendi eriatyla amel ettii sylenebilir. Dolaysyla nzul ettiinde slam ahkmyla amel etmesi O'nun nebilik vasfna aykrlk tekil eden bir durum olmaz. 2. Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)den sonra nebi gelmeyecek olmasnn anlam udur: Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)in teblii kyamete kadar dimdik ayakta duracak, Kur'an ve Snnet -nceki peygam44

phe ve tirazlarn Tahlili

herlerin kitap ve eriatlar terk edildii gibi- yeni bir peygamberin geliine ihtiya gsterecek tarzda terk edilip unutulmayacak. Bu sebeple kyamete kadar bir daha, peygamberlik grevini yerine getirmek zere herhangi bir insan grevlendirilmeyecektir. Aktr ki Hz. sa (aleyhi's-selm) nzul ettiinde dorudan peygam berlik vasfyla balantl, bu vasfn gerektirdii herhangi bir ilevi yerine getirecek deildir. O, slam ahkmna tabi bir kul olarak gelecek ve yapa ca ileri bu vasfla yapacaktr. Tekrar en syleyelim, bu durum nebilik ve rasullk vasfnn O'ndan kaldrlmasn gerektirmez. 3. Kur'an'n, nisbeten "nemsiz" meseleleri anlatmasna ramen Hz. sa (aleyhi's-selm) gibi l'l-azm bir peygamberin risalet grevinden so yutlanarak tekrar gnderileceinden bahsetmemesi hikmet-i ilhiyye'ye aykr bir durum deildir. Her eyden nce unu belirtelim ki, Kur'an'da aka zikredilen konularla zikredilmeyen konular arasnda muttarit (sabit ve srekli) bir hikmet ilikisi aramak salkl bir durum deildir. Sz gelimi "namaz" temel bir ibadet olduu halde, Kur'an'da namazn nasl klnacana dair neredeyse hibir detay verilmemitir. Buna mukabil mstakil bir ibadet olmayan ve namaz klmak iin bir n hazrlk mahiye tinde bulunan abdest ok detayl biimde anlatlmtr. Bu tesbiti, temel ibadetlerin hemen tamamna temil edebiliriz. Oru, Zekt, Hacc gibi ibadetlerin hi birisinin artlar, rknleri vs. zikredilmez ken, nisbeten daha az neme sahip kimi konularn detayl biimde yer almas gerekten calib-i dikkattir. Daha tesi, Efendimiz (sallalhu aleyhi ve sellem)in sretine dair Kur'an'da ne kadar sarahat bulabiliyoruz? Hz. Musa (aleyhi's-selm)la yaadklar hayli detayl bir ekilde anlatlan kiinin (ind-i ilahiden kendisine ilim verilmi kulun) kimliinin Kur'an'da be lirtilmemi olmasnn hikmeti ne olabilir? Ya da Hz. Lokman'm peygamber olup olmadnn belirtilmemesi nasl izah edilmelidir? Ya Kur'an'da ismi zikredilmeyen peygamberler hakknda ne dnmeliyiz?... Dolaysyla unu bilmemiz lazm: Kur'an- Mbin'de hangi meselenin ne ekilde yer alacann tayini biz insanlara braklm deildir. Herhangi
45

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

bir meseleyi konuurken onun Kur'an'da yer alm veya almam olmas nn, yer almsa yer alma biimi, says, skl... gibi hususlarn, bizim bilgi ve kapasite snrlarmz aan meseleler olduunu hatrdan karmamakta fayda var. 4. Kur'an'da hibir beere lmszlk verilmediinin belirtildii do rudur da; bu meselenin nzul-i sa (aleyhi's-selm) meselesiyle ilikilendirilmesi doru deildir. Zira slam mmeti arasnda Hz. sa (aleyhi's-selm)n lmsz olduunu syleyecek kadar akln tatile gndermi kimse bugne kadar olmamtr, bundan sonra da olmayacaktr. Dolaysyla Hatibolu hocann burada byle bir itirazla ortaya kmas; ya kar tarafn meramn doru anlama konusunda problem yaadn ya da nzul-i sa (aleyhi'sselm)a inananlar O'nun lmszln ileri srmekle itham etmek gibi bir bhtana yeltendiini gstermekten te bir anlam tamamaktadr. Bu noktada belki tek tesellisi, ayn ayeti (Enbiya, 21/34) gereke gstererek ithama kalkmakta yanllZ Omadlldir. (Bk. M. Cemal Sofuolu, slam Dini Esaslar, zmir 1996,
s. 143)

D) lgili Hadisler
Buraya kadar yaptmz izahat aslnda, insaf ehline, Kur'an'da Hz. sa (aleyhi's-selm)n ref edildiine ya da kyamete yakn nzul edeceine dair hibir iaret; delalet ve ima tarznda bile olsa hibir anlatm olmadn syleyenlerin ok da isabetli olmadklarn gstermeye kafidir. Ancak biz, ale't-tenezzl yle diyelim: "stnde durduumuz bu ayet-i kerimelerde Hz. sa (aleyhi's-selm)n yeryzne nzul ve sa olarak ref i ok ak deil, ok net deil. Bir ihti malden teye gitmiyor"... Diyelim ki byledir. Peki bu durumda ne yapmamz lazm? Bu meseleyi netletirmenin yolu nedir? htimale ak bir durum var ortada: yle anlamak da mmkn, byle anlamak da mmkn. Bir m'min ne yapmaldr bu durumda? Kur'an'n birincil, en yetkili, en kudretli mfessiri ve mbeyyini olan bir merciye, Snnet'e bavurmak lazm deil midir? Bunun iin ayrca ve yeni bir metodoloji kefine lzum da yok zaten. En basit bir usl-i fkh
46

phe ve tirazlarn Tahlili

veya usul-i tefsir kitabnda bile karmza kacak ilk yntem budur. Bir m'minin normal ileyen bilin durumunda bavuraca ilk yol da budur. Yani, Kur'an bu ayette ne diyor? Buradaki hkm-i rabbani ve murad- ilahi nedir? diye tereddte dsek, ncelikle mracaat edeceimiz kaynak Snnet'tir. Hazret-i Peygamber (aleyhi's-saltu ve's-selm)dr. Diyelim ki iin iinden kamadk ve Hz. sa (aleyhi's-selm)n lp lmedii, nzul edip etmeyecei noktasnda tereddtte kaldk. Acaba Efendimiz (aleyhi'ssaltu ve's-selm) bu konuda ne buyurmu, ayetleri o nasl anlam ve anlatm diye dnp bir de hadis-i eriflere bakmamz lazm. Hatibolu hoca burada birka iddiada bulunuyor ki, yazy uzatmamak iin zetle zikretmeyi tercih edeceim: 1. Bu konudaki hadisler mtevatir deil, hddr. 2. Bunlarn senedlerinin sahih olmas, metinlerinin shhatini gster mez. 3. Bu rivayetler Kur'an'a aykrdr. 4. Bu rivayetler bask ve zulm altnda yaayan insanlarn, zlemini ektikleri refah ortamnn ve kurtarc beklentisinin hadis kalbna sokulmu ifadelerinden ibarettir. 5. Bunlardan bir ksm Ehl-i Kitab'n etkisinde kalnarak uydurulmu ve slam akaidine sokulmutur. 6. Hz. sa (aleyhi's-selm)n am'a ineceini bildiren rivayetler gibi dier bir ksm, am'n Irak ve Hicaz'a kar siyasi bir g olarak ortaya kt siyasi rekabet dnemlerinin rndr. 7. Hz. sa (aleyhi's-selm)n Mehdi'nin arkasnda namaz klacan bildiren rivayetler gibi bir baka grup da ia tarafndan uydurulmutur. Bu iddialar teker teker ele alacam. Ama ncelikle unu belirtmek istiyorum: Nzul-i sa (aleyhi's-selm) inancnn Kur'an'a ve slam'n genel ilkelerine aykr olduu, Hristiyan inancndan slam'a intikal ettii, ilgili rivayetlerin uydurulmuluu... gibi iddialar, Seleften halefe mmetin btn alimlerine yneltilmitir. Bu noktada "mmetin hirinin, evvelini ktle47

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

yeceini" haber veren hadisleri hatrlamamak elde deil. Dalalet zerinde ittifak etmeyecek olan bu mmete ne oldu?? in bu yn bir yana, tarihen biliyoruz ki gerek Efendimiz (sallall hu aleyhi ve sellem), gerekse Sahabe-i kiram hem Yahudilerle hem de Hristiyanlarla eitli ilikiler kurdular. imdi dnn, bir tarihsel durum var: Efendimiz (aleyhi's-saltu ve's-selm) dnemi... Bu dnemde Hristi yanlarla, zellikle de Yahudilerle mnasebetler var, ilikiler var. Ardndan Sahabe dnemi... Ftuhat... Hristiyan kltryle, Hristiyan din adamla ryla, keileriyle, rahipleriyle bilfiil mnasebetler var. Bu mnasebetlerden doan mnazaralar, mnakaalar, tartmalar var. imdi btn bunlar olup biterken Hz. sa (aleyhi's-selm)n ldne dair bir tek hadis rivayeti, bir tek sahabi sz varid olmu mudur? Hristiyanlar srarla diyorlar ki: -bu bizzat elimizdeki ncil'de de geen bir ifadedir-: "sa dnecek!". Efendimiz (aleyhi's-saltu ve'sselm)den; "Hayr siz yalan sylyorsunuz sa dnmeyecek!" eklinde nakledilmi bir ifade yok. Sahabe'den de yok. Bu fiili durum bile bize bir ey anlatmal... Yani tarihsel durum odur ki, realite onu icab ettirir ki, Ehl-i Kitap'la, Hristiyanlar'la temaslar srasnda slam'n bu konudaki tavr, Kur'n'n bu konudaki iktizas veya Snnet'in bu husustaki beyan mutlak surette litera tre aksetmi olmal, bize bir veri olarak gelmi olmal... Oysa bu balamda Hz. sa (aleyhi's-selm)rn ldn ve bir daha geri dnmeyeceini ifade eden hi bir ey grmyoruz. Tam aksini ise net bir ekilde gryoruz. Bu durumun, akl sahiplerine hitap eden bir yn olmal...

Da) ddialara Cevaplar


ddialara gelice, ayn srayla gidelim: 1. Herhangi bir hadisin mtevatir mi, hd m olduunu belirleyecek olan, hi phesiz Hadis ilminin otoriteleridir. Onlar nzul-i sa (aleyhi'sselm) meselesinde elde ettikleri metin ve senedleri dikkate alarak ortada
48

phe ve tirazlarn Tahlili

tevatr olduunu sylyorlarsa, ahir zamanda birilerinin "Yok efendim, onlar bu ii bilmiyor; bu hadisler mtevatir deil, hddr" demesinin cid diye alnr hibir taraf yoktur. Hatibolu hoca ve onun gibi dnenlerin yapmas gereken udur: lgili rivayetlerin mtevatir olmadn syleyen ve bunu delilleriyle ispat eden bir Hadis alimi gstermek! Aksi takdirde bu meselede taknlan tavr, kuru bir inattan ve ii bo bir iddiadan teye gidemeyecektir. Aralarnda bn Cerr et-Taber (v. 310/922), bn Atyye el-Endels (v. 542/1148), Ebu'l-Veld bn Rd (v. 595/1129), bn Kesr (v. 774/1372), bn Hacer el-Askaln (v. 852/1448), emsddn es-Seffrn (v. 1188/1774), e-evkn (v. 1250/1834), el-ls(v. 1270/1854), Muhammed Enverh el-Kemr (v. 1907), Muhammed b. Ca'fer el-Kettn (v. 1927), Muhammed Zhid el-Kevser (v. 1952), Abdullah b. Muhammed b. es-Sddk el-umr (v. 1993), Abdlfetth Eb Gudde (v. 1997) gibi isimlerin bulunduu ulema, nzul-i sa (aleyhi's-selm) konusundaki rivayetlerin mtevatir olduunu aka belirtmilerdir. Ad geen muhakkik alimler arasnda, konu hakknda mstakil eser kaleme alanlar da vardr. Ezcmle el-Kemr, "et-Tasrh bim Tevtera f Nuzli'l-Mesh" adn verdii eserinde -ki konuyla ilgili almalarndan sadece birisidir-, 66's "merf" (bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.)'in azndan menkul rivayet) olmak zere toplam 103 hadis zikretmitir. el-Kemr'nin zikrettii hadislerden 4'nn sened itibariyle "mevzu" (uydurma) olduunu tesbit eden mezkur eserin muhakkiki (Kevser'nin talebesi Suriyeli alim) Ebu Gudde, onun zikrettii rivayetlere 10 hadis daha eklemitir ki, bylece konu ile ilgili merf hadislerin says -mevzu olan 4 rivayeti ayrarak sylersek- 72'yi bulmaktadr. Keza yine Ebu Gudde, el-Kemr'nin zikrettii 37 "eser"e (senedi Hz. Peygamber (s.a.v)'e ulamayp Sahabe'de biten 'mevkuf veya Tabiun'da biten 'maktu' rivayete) 10 eser daha eklemitir. Bylece konu hakknda Sahabe'den ve daha sonraki nesillerden nakledilenlerin says da 47'ye km olmaktadr.
49

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

Sahabeden otuz civarnda insan Efendimiz (aleyhi's-saltu ve's-selm)a ref ederek, ona dayandrarak sa (aleyhi's-selm)n kyamete yakn yery zne ineceini eitli balamlarda nakletmiler. Kimi uzun, kimi ksa. Kimi olayn urasn anlatm, kimi burasn... Ama btn hepsinin mterek noktas odur ki sa (aleyhi's-selm) kyamete yakn yeryzne inecek. Bunun dndaki detaylarda, ayrntlarda, anlatlarda yer yer elikiler olmas bile -aslnda eliki de yok, ama olsa bile- bu ortak/mterek noktann shhatine ve kuvvetine zarar vermez. Ki "tevatr"den maksat da zaten, ibu mterek noktadr. Otuz ksur sahabi ve yetmi ksur merf hadis, elliye yakn da sahabi sz olarak nakledilmi metin. Yz yirmiyi akn rivayet bugn elimizde salam olarak mevcut ki, Hz. sa (aleyhi's-selm) yeryzne kyamete yakn inecek diyor. ndiinde yle yapacak, byle yapacak, u olacak, bu ola cak... in bu detay ksmyla u anda, u aamada ilgili deiliz. Otuz ksur sahabi ravi... Bu, Sahabe'den bize doru gelirken her tabakada artarak, kabararak gelen bir silsile. Yani Sahabe tabakasnda otuz ise bu rakam, onlardan nakleden Tabiun saysnda biraz daha artacak. Onlardan nakleden Tebe-i tabiin says daha da artacak; derken bize kadar phenin glgesinin bile dmedii bir "tevatr" haline gelecek. Tevatr biz, deten yalan sylemesi, yalan zerine birlemesi d nlemeyecek saydaki kalabalklarn birbirine nakli suretiyle bize kadar gelmi rivayet eklinde tanmlyoruz. Hemen bir parantez aaym. Biz burada "lafz" bir tevatrden bahsetmiyoruz nzul-i sa (aleyhi's-selm) balamnda. Bu, yukarda arz ettiim mterek nokta dolaysyla "manev" bir tevatrdr. Akl bize unu syler mi: Otuz tane sahabi bir araya gelip yalan uydurabilir? Akl bunu syler mi bize? Belki bir sahabi, iki sahabi, sahabi olsa, bunlarn yanlma ihtimalinden sz edebiliriz. Hata yapma ihtimalinden sz edebiliriz; ama ortada otuz kii olunca ve bu otuzu da farkl balamlarda "nzul-i sa" diye bir olaydan bahsedince, en azndan bu mterek noktada bir yanlmadan, bir yalandan, bir unutmadan, bir hatadan sz edilemeye ceini sylemek zorundayz.
50

phe ve tirazlarn Tahlili

deten de Sahabe'den otuz kiinin, hatta 20, 10 veya daha az sayda kiinin yalan, ya da hata zerinde sz birlii ettii grlm mdr? Bunun bir rnei var mdr? Hem akl, hem de adet merkezli bu izah tarzn aln, Tabiun halkasna uygulayn. Bu halkada say daha da artt iin, daha byk bir "hayr" cevabyla karlarsnz. Derken Tebe-i tabin ve dier halkalar... Tevatrn hasl ettii itmi'nan ve yakn byyor, yalan/hata zerinde birleme, sz birlii etme ihtimali ise sfrn da altna dp, adeta eksilerde seyrediyor... stelik bunun yannda aksini gsteren bir tek rivayet yok. htimalli, tearuz eklinde bile aykr bir rivayet yok!.. Tablodaki bu berrakla, bu netlie ramen Hatibolu hocann grle rine seleflik eden Mezhepler Tarihi alanndaki duayen akademisyenlerden birinin, meseleyi istismara ak, karmak ve mulak gstermek maksadyla sarf ettii u cmle ne kadar da manidar: "stelik ie hadis de karnca, durum bsbtn inden lkllmaZ oluyor...". (Ethem Ruhi Flal, amzda tikadi
slm Mezhepleri, stanbul 1990, s. 264).

Oysa tam tersine, iin iine hadis girince her ey yerli yerine oturuyor, ayetlerin yanl ynde te'vilinin nne geilmi oluyor! 2. Senedin sahih olmasnn, metnin shhatini gerektirmedii do rudur ve bu bir Usul-i Hadis ilkesidir. Ama bu ilke, nzul-i sa (aleyhi'sselm) rivayetlerine uygulandnda o rivayetlerin gayr-i sahih olduu sonucunu mu verir? Burada dikkate alnacak olan; Modernite cininin arpt insanlarn shhat anlay m, yoksa Seleften halefe bu masum mmetin pak ulemasnn shhat anlay m olacak? Ehl-i Snnet'iyle, ehl-i bid'atyla bu mmetin hemen tamamnn "sahihtir" deyip itibar ettii ve hatta akaide konu olacak kuvvet ve balayclkta grd rivayetlere ahir zamanda birilerinin itiraz etmesi ne anlam ifade ede bilir ki! 3. Bu rivayetlerin Kur'an'a aykr olduu iddias da modern zaman larn fesada uratt akllarn rndr. Bu mmetin tefsir, akaid, hadis, fkh... imamlarnn Kur'an'a aykr grmedii bir olguyu ahir zamanda birileri Kur'an'a aykr gryorsa, yaplmas gereken, onlarn bu sakat
51

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

anlaynn mmet-i Muhammed'in zerinde yrd cadde-i kbraya ekilmesi olmaldr. lgili Kur'an ayetlerinin konuya delalet vecihlerini yukarda grdk. lim, iz'an ve insaf sahibi bir insann normal olarak taknaca tavr udur: Madem ki ilgili ayetlerin nasl anlalmas gerektii konusunda bir ihtilaf var. (Esasen buna "ihtilaf" demek de doru deil. Zira bir tarafta mmet-i Muhammed'in hemen tamamnn 1400 ksur yldr zerinde bulunduu izgi, dier tarafta modern zamanlarda zuhur et mi, ilimde ve fehimde 1400 yllk birikimin yanna bile yaklaamayacak yzeysellikteki kk bir aznlk!! Buna olsa olsa "sapma" denir!) Byle bir durumda yaplacak i, normal olarak Snnet'e mracaat etmektir. Snnet'e mracaat ettiimiz zaman greceimiz manzaray 1. maddede zetlemitim... 4. Nzul-i sa (aleyhi's-selm) rivayetlerinin bask ve zulm psikolojisiyle ne ilgisi olabilir? Diyelim ki slam dnyasnda yneticiler ynetilenleri eziyor. Bu durumda ezilenlere umut pompalamak iin, "Sabredin, nasl sa kyamete yakn sa (aleyhi's-selm) gelecek, Ehl-i Kitap'la savaacak, Deccal'i ldrecek..." demenin nasl bir mant olabilir? Ezenler Emeviler veya Abbasiler; ezilenler ise o dnemde yaayan mmet-i Muhammed iken, kyamete yakn bir zamanda Ehl-i Kitap'la savaacak olan Hz. sa (aleyhi's-selm)n onlann hangi derdine deva olmas dnlmtr?! O dnemdeki zulm ve baskya, kyamete yakn kurulacak bir dil idarenin ne faydas ola ki! Hadis uydurup, uydurduklarn slam akaidine sokacak kadar mahir ve yetenekli olan bu insanlar (her kim iseler!) bu kadarck mantk hatasn hesap edememiler midir? 5. lgili rivayetlerin "Ehl-i Kitab'n etkisinde" uydurulduu sylemi, ahir zamanda Mslmanlara msteriklerin hediyesidir. Ancak bu iddi ann, yaygnlyla hi de mtenasip olmayan bir naiflie sahip olduu aikar. Zira malumdur ki, hakim kltr, egemen kltr, belirleyen kltr, baskn kltr... her frsatta kendi deerlerini "teki" durumundakine u veya bu biimde dayatr. Bu her yerde ve her zaman byledir. G52

phe ve tirazlarn Tahlili

nmzde de byledir. Tarihte de byle olmutur. u veya bu biimde dayatr derken unu kastediyorum: Malubiyet psikolojisi iinde olan lar, malubiyeti kabul etmi, iine sindirmi olanlar, malup milletler, kltrler, kavimler, daima dierlerine aadan bakarlar. Empoze eden galiplerdir. Etkileme konumunda olan, ansnda olan, avantajnda olan daima galiplerdir. imdi slm'n ilk asrlarna bakyoruz. Tedvin dnemi ve daha sonra sna; ama bizim iin nemli olan tedvin dnemidir. slam'n ilk asrlarn dan tedvin dnemine kadar yukardan bakan kltr kim? Mslmanlar. Fetheden, cizyeye balayan kim? Mslmanlar. Belirleyen kim? Msl manlar. Byle bir durumda slam kltrne bu kadar sayda rivayetin Ehl-i Kitap tarafndan veya onlarn etkisiyle sokuturuluverdiini dnmek akl midir? Mslmanlar o galip ve hametli devirlerde, hogrlerine snarak yaayan gayrimslimlere ait bir inanc kendi inan umdeleri arasna hangi mlahazalarla ithal etmi olabilirler? Buna niin ihtiya duymu olabilirler? Bu sorunun cevab yok. ddia var, ama ortada ispat yok! srailiyyat demek kolay, Ehl-i Kitap'tan devirilmi demek kolay, ama bunu tarihsel olarak, sosyolojik olarak, din olarak ispat etmek nmmkn! Bu iddiay ortaya atanlar, ispat cihetine gidemedikleri srece btn mmet'in vebalini srtlanmann hesabn nasl vereceklerini de dnmelidirler! te yandan bu iddiann sahipleri, Ehl-i Kitab'n etkisiyle uydurulduu sylenen bu rivayetlerin ne dediine bakmlar mdr? Ne diyor rivayetler? sa (aleyhi's-selm) inecek ve Ehl-i Kitap'la savaacak diyor. Bunun bir mant var mdr? Ehl-i Kitap etkisiyle oluturulmu rivayetlerin, Ehl-i Kitap lehine birtakm hususlar ihtiva ediyor olmas gerekmez mi? Ehl-i Kitab'n slam itikadna smayan, tevhide aykr bir ok inanc olduu bilinen bir gerek. Hristiyanlarn sa Mesih'i Allah veya O'nun olu, Yahudilerin ise Hz. Uzeyr'i Allah'n olu kabul etmeleri gibi batl inanlarn, gerek Kur'an- Kerim'in ve gerekse Efendimiz (aleyhi's-saltu ve's-selm)'n dilinden iddetle reddedildiini biliyoruz. Sadece itikad konularda deil; amel konularda da Hz. Peygamber (aleyhi's-saltu ve's-selm) mmkn
53

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

mertebe Ehl-i Kitab'a muhalefet tarzn benimsemitir. Hal byleyken, Ehl-i Kitab'n da itirak ettii, sa (aleyhi's-selm)n kyamete yakn dnecei (ve yeryznde tevhid, hak ve hakikatin otoritesini tesis edecei) itikad yanl olsayd, Peygamber suskun kalr myd? Bu batl akide, ayetlerle reddedil mez miydi? Evet, ortada bir etkileme-etkilenme ilikisi vardr. Ama bu iliki, ahir zamanda msteriklerle, onlarn zebnu durumundaki modernlemi Ms lmanlar arasndadr. 6. Hz. sa (aleyhi's-selm)n am'a ineceini bildiren rivayetlerin, am'n Irak ve Hicaz'a kar siyasi bir g olarak ortaya kt siyasi reka bet dnemiyle ilikilendirilmesi de msteriklerin ifrazatdr. Her eyden nce Hz. sa (aleyhi's-selm)n yaad, doup byd blge am blgesidir. Kadim kaynaklarda o blge am blgesi olarak geer. Hadislerdeki btn anlatmlar, "Ecndu'-m" blgesini iaret etmektedir. Bal yerleim birimleriyle birlikte Dmek, Hms/Humus, rdn, Filistin ve Knnesrn'den oluan "Ecndu'-m" (Mu'cemu'l-Buldn, i, 103) Hz. sa (aleyhi's-selm)'n inecei blgedir. Burada unu belirtelim ki, yukardaki isimlerin, bu corafyada bugn bildiimiz snrlar iindeki lke ve blgeleri anlattn dnmek doru deildir. Bu isimlerin eski devirlerdeki msemmasyla bugnkler arasnda nemli farklar vardr. Yakut el-Hamev'nin (Mu'cemu'l-Buldn, III, 312) ), Beyt-i Makdis'in am blgesi snrlar iinde bir "yerleim birimi" olduunu sylemesinin izah budur. Bu yaklamn, hadislerde haber verilen birtakm olay ve gelimelerin, ilgili bulunduklar corafi blgelerde daha sonra meydana gelen olaylardan kalklarak geriye doru kurgulandn iddia eden ve bunu hadis aratrma larnn temel bir unsuru olarak her daim ileten msteriklere ait olduunu erbab bilir. Hatibolu hocann, nasl bir tuzaa dtn fark etmeksizin, msteriklerin hareket tarzna paralel bir yaklam sergilemesi ne kadar da zc! 7. Hz. sa (aleyhi's-selm)n Mehdi'nin arkasnda namaz klacan haber veren rivayetleri ia ile irtibatlandrmak, meseleye yabancl or54

phe ve itirazlarn Tahlili

taya koymaktan baka bir ie yaramaz. Zira Snni kaynaklarda Mehdi'nin zuhuru ile ilgili rivayetlerle ia'nn Mehdi anlay ve rivayetleri arasnda herhangi bir irtibat yoktur. Mehdi ile ilgili rivayetler, iilerin Mehdi ola rak kabul ettii kii (Muhammed b. el-Hasen)in doumundan uzun yllar nce kaleme alnm kaynaklarda nakledilmitir. ia, 12. mam olarak kabul ettii kiinin, 2 6 0 / 8 7 3 ylnda 5 yandayken gaybete girdiini ve kyamete yakn geri geleceini sylerken; Mehdi ile ilgili rivayetlerin, Muhammed b. el-Hasan el-Asker daha dnyaya gelmeden nce kaleme alnm -Abdrrezzk'n Musannef'i, Ahmed b. Hanbel'in Msned'i gi bi- Snni Hadis kaynaklarnda yer alm olmas, konunun ia ile irtibatlandrlmasnn demagojiden baka bir anlam ifade etmeyeceini ortaya koymaktadr.

Db) lgili Hadislerin Gvenilirlii Meselesi


Nzul-i sa (aleyhi's-selm) inkarclarnn klasiklemi taktii, Hatibolu hocann satrlarna da aynyla yansm durumda. nce bu hadislerin teva trne itiraz eder, "mtevatir deil hd" olduklarn sylerler. kinci olarak da, hd seviyesine indirdikleri rivayetlerin sahih olmadn ileri srerler. Gereke de tandktr: "nk bunlar Kur'an'a aykr!". Bu iki nokta, hadislerle sabit olmu ve fakat modern insann alglarn ve zihin alkanlklarn zorlayan her meselede adeta maymuncuk gibi devrededir. lgin olan u ki, ne tevatr meselesinde, ne de shhat-zaaf kriterlerinde bu maymuncuu kullananlarn ortaya koyabildii tutarl ve btncl bir metodolojik yaklam vardr. Dolaysyla yeri gelmiken nzul-i sa (aleyhi's-selm) balamnda bu iki noktann tahlil edilmesinde de fayda mlahaza ediyorum. 1. Tevatr meselesi: Yukarda da zikrettiim gibi nzul-i sa (aleyhi'sselm) konusunda 30'un zerinde sahabiden gelmi, 70 ksuru merf, dierleri gayri merf olmak zere 100'n zerinde rivayet sz konusudur. Eer "mtevatir hadis" diye bir olgunun mevcut bulunduuna inanyorsak, ite o, budur. Ve eer bu rivayetlerin mtevatir olduunu kabul etmiyorsak, yeryznde mtevatir hadis yok demektir!
55

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

2. Shhat meselesi: nce ilgili Kur'an ayetlerini belli bir istikamette yo rumlayp, arkasndan da ilgili rivayetlerin Kur'an'a aykr olduunu iddia et menin ilm bir yan bulunmad gibi inandrcl da yoktur. mmetin hemen tamamnn Kur'an'a aykr bulmad ve shhatinde ittifak ettii bu hadisler konusunda ahir zamanda tremi bir aznln ileri srd rmcek andan bile daha zayf ve tutarsz gerekeler elbette inandrclktan uzaktr. Bu mmetin alimlerinin tarih boyunca kabul ve itikad ve amele konu ettii hadislerin gayri sahih olmas sz konusu olamaz. Hatta tam tersine, shhat kriterlerinden birisini bu nokta tekil eder. Yani eer bu mmetin alimleri herhangi bir hadisi kabul ve gereince amel etmilerse, bu, o hadi sin sahih olduunu gsterir. Bu bir Usul-i Hadis ilkesidir. Hoca unu itiraf etmelidir: mmetin hemen tamamnn Kur'an'a ay kr bulmad bu rivayetlerin Kur'an'a aykr olduunu sylemek, aslnda "sbjektif bir Kur'an anlayna sahip olduunu" sylemektir. Evet, iin dorusu budur. Bu rivayetler Kur'an'a deil, Hulusi Hatibolu hoca ve onun beslendii kaynaktan beslenenlerin Kur'an anlayna aykrdr! lm seviyenin dibe vurduu ve Msteriklerin bulank kaynandan beslenme nin "bilimsellik!" zannedildii ahir zamanda birilerinin ortaya kp; "Ben Kur'an' Sahabe'den ve Seleften daha iyi anlyorum" tavryla arz- endam etmesi, olsa olsa bir "kyamet alameti" olarak itibara alnabilir!

E) Bid'at Frkalarn Konuya Yaklam


Burada konuyu btn boyutlaryla aktarm olmak iin nzul-i sa (aleyhi's-selm) meselesine bid'at frka mensuplarnn yaklamn aksettir mekte fayda mlahaza ediyorum. Bylece bu konunun, zerinde kolayca sarf- kelam edilebilecek kadar basit olmad anlalm olacaktr. Ehl-i bid'at'in konuya bak yledir: 1. Mu'tezile ve Cehmiyye: Kad Iyd (v. 544/1149), Mu'tezile'den ve Cehmiyye'den bazlarnn Hz. sa (aleyhi's-selm)n nzulne inanmadklarn sylemitir. (erhu'l-bb
ve's-Sens al Sahhi Mslim, K , 4 0 8 ) .

56

phe ve tirazlarn Tahlili

Bu ifadenin mefhm-u muhalifi gstermektedir ki, gerek Mu'tezile'nin gerekse Cehmiyye'nin ekseriyeti, Hz. sa (aleyhi's-selm)'n kyamete yakn yeryzne inecei konusunda Ehl-i Snnet ile ayn akidede bulumutur. Nitekim mehur Mu'tezil mfessir ez-Zemaher (v. 538/1143), Zuhruf suresinin 61. ayeti zerinde dururken, Hz. sa (aleyhi's-selm)n kyamete yakn yeryzne ineceini haber veren hadislerden birisini -herhangi bir itiraz serdetmeden- zikreder. (ei-Kef, rv, 254). Yine ez-Zemaher, konuyla ilgili ayetler zerinde dururken, bunlarn Hz. sa (aleyhi's-selm)n nzulne delalet ettiini syleyenlerin grlerini de aktarr ve bunlara da herhangi bir itiraz getirmez, ( m e k olarak H imrn, 3/55 (i, 3 6 0 ) ve Nisa, 4/159 (i, 576) ayetlerinin tefsirine baklabilir). Hatta Nisa suresinin 159. ayetinin tefsiri esnasnda yle der: "Burada Ehl-i Kitap'tan, Hz. sa'ya inanmayan hi kimsenin kalma yacann murad edilmi olmas da mmkndr. yle ki; Allah Teala o zaman (Hz. sa aleyhi's-selm'n nzul zaman, E.S.) onlar kabirlerinde diriltir ve kendilerine, Hz. sa'nn nzuln ve ona indirileni retir, bildirir; onlar da imann kendilerine fayda vermeyecei o zamanda Hz. sa'ya iman ederler". (el-Kef, I, 576-7). Yine Mu'tezile'nin ileri gelenlerinden Kad Abdlcebbr (v. 415/1025), "Tenzh'l-Kur'n aniTMet'm" adl eserinde (s. 380) yle der: "Birisi, 'Muhakkak ki o, kyamet iin bir bilgidir. Artk ondan asla phe etmeyin' ayetinden muradn ne olduunu sorabilir. Ona cevabmz udur: Haberler de, sa (aleyhi's-selm)n kyametin kopaca zaman nzul edecei aka yer almtr. Allah Teala O'nu kyamet iin bir delalet klmtr. Bu sebeple 'Ondan (kyametten) asla phe etmeyin' buyurmutur. Zira ilim ve delalet, phe ve tereddde mani olur". 2. ia: Mehdi konusundaki inanlarnn nakli dayanan tekil eden rivayet lerin pek ounda Hz. sa (aleyhi's-selm)'n nzul konusu da yer ald iin ia da Hz. sa (aleyhi's-selm)'n kyamete yakn yeryzne inecei inancnda Ehl-i Snnet ile birliktedir.
57

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

ii mfessirlerden Eb Ali et-Tabers (v. 548/1153) ve Muhammed Hseyn et-Tabtab (v. i98i )'nin, ilgili ayetler zerinde dururken sergiledikleri tavr
burada rnek olarak Zikredebiliriz.
el-Mzn, V, 134). (et-Tabers, Mecma'u'l-Beyn, V, 54; et-Tabatab,

F) slam Ansiklopedisi'ndeki fadeler


Yukardan beri ortaya koyduumuz gerekler, Hatibolu hocann, yaz snn son blmnde kendisinden alntda bulunduu, Trkiye Diyanet Vak f slam Ansiklopedisi'nde "sa" maddesinin yazarlarndan lyas elebi'nin yaklamna da cevap tekil etmektedir. Herhangi bir hususun slam itikad sistemine dardan girmesi ne akln ne de vakann teyid edecei kuru bir iddiadr! Byle bir eyi mmkn grenlerin nasl bir zihin durumuyla hare ket ettiini mutlaka ciddi olarak tahlil etmek gerekir. una eminiz ki, bu zihin yaps, Kur'an'da zikredilen pek ok mucize ayet hadisler yoluyla nakledilmi olsayd, mutlaka onlar da benzer gerek elerle reddedecekti. nk bu zihin, vakay olduu gibi anlama deil, modern deerler ekseninde kritik etme amacyla; yani "nartl" olarak almaktadr. "Tedvin dneminde Hristiyan kltryle karlamann bir sonucu olarak nzul-i sa inancnn slam akaidine girmi olmas kuvvetle muh temeldir" diyerek (XXII, 472) nihai hkmn veren lyas elebi'nin, drt madde halinde zetledii grlerden ikincisini benimseyerek yazsn sonlandrmak yerine; "Yirminci yzylda Bat hegemonyas ve doubilimcilerin kltrel istilasyla karlamann bir sonucu olarak nzul-i sa inancnn slam akaidinden karlm olmas kuvvetle muhtemeldir" gibi bir cmleyle noktay koymas ok daha anlaml olurdu. Zira itirak ettii fikirler, 1900'l yllarn Msr'nda sivrilen ve eserleri tartma karan isimlere aittir. Hele sahabenin byklerine svgler dzmek ve hadislere saldrmakla mehur gazeteci Mahmud Ebu Rayye (1889-1970)'nin adn "Snn alim" olarak anmas, slam Ansiklopedisi adna tam bir talihsizliktir. Tbi olann deeri, tbi olunan kadardr.
58

phe ve tirazlarn Tahlili

Konu hakknda yukarda ksaca dkmn verdiim rivayetler m'min bir zihni, en azndan daha ihtiyatl ekilde konumaya zorlar. Daha nce ayn konuda ayrntl bir tez hazrlam olan Fidan Dergisi yazarlarndan Zeki nal bey ile gen lahiyatlardan Ali Altay, ite bu hassasiyeti gs terenlerdendir ve normal olan da budur. (Zeki nal, Nzul-i sa Meselesi, baslmam Yksek slm Enstits retim yelii tezi, zmir 1982; Ali Altay, Kur'an'a Gre Hz. sa ve Nzul Problemi, Yzncyl niversitesi Sosyal Bilimler Enstits, baslmam Yksek Lisans Tezi, Van 2005; online okumak ve indirmek iin: www.docstoc.com).

59

Sonu
Nzul-i sa (aleyhi's-selm) inancnn Hristiyan kltrnn etkisiyle slam akaidine girmi olduunu iddia eden bir insan, ayn konuda 100'den fazla uydurma szn slam'n en gvenilir kaynaklar arasna girmesinin mmkn olduunu sylyor demektir. Byle bir zihni tutumla hareket edenlere unu sylemeliyiz: tiraf et melisiniz ki, bu durumda drstlk, sadece elimizde mevcut hadis klliya tnn tamamndan deil, Kur'an'dan da phe etmeyi gerektirir. Zira tpk hadisleri olduu gibi, Kur'an' da bize nakleden, o nesillerdir. Hadislerin arasna bu kadar uydurmay sokacak ya da sokulmasna nza gsterecek kadar "gaflet" ve hatta "hyanet" iinde olabilmi o nesillerin bize "Kur'an" diye naklettikleri metnin, gerekten Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)e indirilmi Kur'an olduundan phe etmek gerektiini sylemek zorunda deil misiniz? Bu noktada "Muhakkak ki Zikr'i (Kur'an') biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz" (Hicr, 15/9) ayetini zikretmenin ve bu ayetin, Kur'an'n ilahi koruma altnda olduunu gsterdiini sylemenin -sizin mantalitenizlehibir ilm deeri yoktur. Zira bu kadar uydurmay "hadis" diye kabullenip Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)e isnad etme crmn ileyenlerin (!!) byle bir cmleyi de "ayet" diye -haa- uydurup Kur'an'a sokuturuvermesi hi de akla uzak deildir! lk nesilleri, Ehl-i Kitap kkenli bir sr uydurmay "hadis" diye kabul lenebilecek, o da yetmez, bunlar slam akaidine sokabilecek kadar ileri giden ve "onlardan byle eyler beklenir" dedirten bir alg ve takdim tar zyla fotoraflayan bu arpk zihin, aslnda dolayl da olsa bir ksm iilerin "Kur'an'n tahrifi" iddialarna da zemin hazrlamakta, anak tutmaktadr. Bilindii gibi ia'nn baz alimleri, Sahabe'nin Kur'an'da eitli ekiller61

Nzul-i sa (aleyhi's-selam)

de tahrifat yaptn ve bu cmleden olarak Kur'an'da mevcut iki sureyi (sret'l-velye ve sret'n-nreyn) Kur'an'dan kardn iddia ederler. Bu isnad ve iftirann tad vehamet, nzul-i sa (aleyhi's-selm) riva yetlerinin ilk nesiller tarafndan Hristiyan kltrnn etkisiyle uydurulup Hadis klliyatna ve slam itikadna sokulduu ynndeki iddiann vehametinden fazla deildir. Gerek iddia ve itirazlarn sahibine, gerekse ayn izgide dnenlere, nceki arlarmz bu vesileyle yinelemek isteriz: "Nev-zuhur bir bid'ati Kur'an'la aynletirerek aksinin 'Kur'an'la eli mek' anlamna geleceini sylemeyi; sahabe tabakasndan itibaren m met-i Muhammed'in btn alimlerini 'Kur'an'la elikiye dmek'le ve asl esas olmayan bir hurafeyi slam kaynaklarna sokmakla sulamay brak nz! mmetin zerinde ittifak ettii bir inan esasn "vehim, senaryo, n yarg, n kabul, saptrma ve arptma"dan ibaret sanp reddetmek yerine, kendinize Kur'an ve Snnet algnz zerinde bir kez daha dnme ans tanynz!". Biz, Ehl-i slam, Ehl-i Kitap adalarmzn aksine, akidemizi konjonktrel gelimelere bal olarak tespit etmeyiz, deitirmeyiz. Akide bizde beer mdahalesiyle, inisiyatifiyle konmaz ve deitirilmez. Akide tamamen nasslar erevesinde oluur ve "Kelam ilmi" de bu akideyi; nasslar ere vesinde olumu akideyi savunmak iin oluturulmu olan sistemin addr. Beer inisiyatif, olsa olsa bu sistemi savunmak noktasnda devreye girer. Ona bir madde eklemeye, ondan bir madde karmaya veya bir maddeyi ta'dil edip deitirmeye ya da zerinde oynamaya ne hakkmz vardr ne de haddimiz. Nzul-i sa (aleyhi's-selm) meselesi de byledir; bunu biz ne Ehl-i Kitap'tan aldk, ne de onlarn etkisinde oluturduk. Bu bandan beri var olan bir ilkedir, var olan bir inan umdesidir. Dolaysyla bize den, ge mite olduu gibi bugn de her trl konjonktre ramen, olumlu-olumsuz her trl artn ramna, bu itikadi ilkeyi, umdeyi muhafaza etmek, mdafaa etmektir. Yce Mevl, doru tarafta olanlarn yardmcsdr.

62

NDEKLER

GR A) Nzul-i sa (aleyhi's-selm) Meselesi veTemel nan Esaslar B) Kur'an ve Sahih Snnet Sylemi C) lgili Ayetler 1. Nisa Sresi 156-158. ayetler Ca) Bir kl ve Cevab Cb) Makamn Ykseltmek? 2. l-i mrn Sresi 55. ayet Cc) Sradan Bir lm in mi? Cd) Vehme dayal senaryo? 3. Nisa Sresi 159. ayet 4. l-i mrn Sresi 46. ayet 5. Zuhruf Sresi 61. ayet Ce) Hz. sa (aleyhi's-selm)n Nzulne nanmak Kur'an'la elimek midir? D) lgili Hadisler Da) ddialara Cevaplar Db) lgili Hadislerin Gvenilirlii Meselesi E) Bidat Frkalarn Konuya Yaklam F) slam Ansiklopedisi'ndeki fadeler Sonu
63

11 13 14 16 16 21 24 26 29 29 33 38 39 42 46 48 ?. 55 56 58 61