You are on page 1of 393

www. caferili k.

com

Ese rin A d ı : E hl-i B e yt Yo l u A l e v i İ l mi h ali H az ı rl ay a n: K e m al K I L I Ç O Ğ L U Y ay ı ne v i: O nik i İ m a m Y a y ı nl a r ı Te lif H ak k ı S ak l ı d ı r. İ çin de k ile r( i n de x) d o s ya n ı n s o nu n d ad ı r.

EHL-İ BEYT YOLU Alevi İlmihali

Hazırlayan: Kemal KILIÇOĞLU

1

Ehl-i Beyt yolu

ÖNSÖZ
Bismillâhirrahmânirrahîm Hamd, âlemlerin Rabbi Allâh’adır. Allâh’ın selâmı, rahmeti, bereketi ve tüm güzellikler, O’nun habîbi; başımızın tâcı, gönlümüzün ilâcı, gözümüzün nûru, insanlığın surûru, nebî ve resullerin sonuncusu olan Hazreti Muhammed’e, O’nun pâk, temiz Ehl-i Beyt’ine, seçkin ashâbına, tüm enbiyâ ve mürselîn ile evliyâ, esfiyâ, evsıyâ, şühedâ, sâlihîn ve müminlerin üzerlerine olsun. Ebedî lanet ve azâp da, Allâh’a ve Allâh taraftarlarına düşman olanlara, şeytâna ve şeytân taraftarlarına olsun. Bizler, yeryüzünde bağlıları milyonlarla-milyarlarla ifâde edilen bir dînin mensuplarıyız. Bu dînin mensupları, târihte olduğu gibi, günümüzde de, târîhin getirdiği, fıtratın tabîi bir sonucu ve bir kısım insanlardan ve cinlerden şeytanlaşmışların saptırması neticesinde, çeşitli görüş ve düşüncelere ayrılmışlar, fırka fırka olmuşlardır. Dîn; İnsanları Tevhîd’e ve Vahdet’e çağırırken bu ayrılık ve fırkalaşmayı elbette ki tamâmıyla mazûr göstermeye çalışacak değiliz. Hedeflenenler ile içerisinde bulunulan durumlar çoğuzaman birbiriyle uyum içerisinde olmamaktadır. Ancak, bizler gerçekçi davranarak, hedefe giden yolda, mevcûdu en iyi şekilde değerlendirmek ve bu dînin bağlıları olarak; Tek olan Hz. Allâh’a kul, Hz. Muhammed’e ümmet, Ehl-i Beyt’e ziynet olmaya gayret etmek zorundayız. Bu vesîle ile, Dünyâ gezegeninin Türkiye coğrafyasında yaşayan ve sayıları oldukça kabarık olan ve kendilerine her bölgede farklı farklı isimler vermekle beraber; Allâh’a ve Resûl’e îmân, Kur’ân’ı tasdîk, Ehl-i Beyt’e muhabbet ve Oniki İmâm’ların İmâmet ve Velâyetine bağlılıkta ortak paydaları bulunan canlara, yaşamları-hayatları boyunca faydalanabilecekleri, mekteplerine ve yollarına uygun bir dînî bilgiler “İLMİHÂL” kitâbı hazırlamayı uygun bulduk. İnşâallâh, can dostlar kendi yol ve erkânlarını emîn ve güvenilir bir kaynaktan öğrenmiş olmakla bizlere duâcı olacaklar ve hep birlikte Rabb’imizin geniş rahmetine, rızâsına ve şefâatine nâil olacağız.

2

Alevî İslâm İlmihâli

Kitâbımızı hazırlarken “hikmet müminin yitiğidir.” düstûrunu kendimize kılavuz edindik. Bir çok kaynağa mürâcaât ettik ve alıntılarda bulunduk. İlmihâlimiz; sahasında tek ve eksiksiz bir eser olmayıp, ulaşabildiğimiz doğruları ve hakîkatleri okyanustan bir damla misâli ortaya koymaktadır.1 Ümidimiz odur ki bundan böyle, daha etraflıca yazılmış ve güzel insanlarımızın anlayışına uygun bir “Ehli Beyt yolu - Alevî İslâm İlmihâli” değerli âlim kardeşlerimiz tarafından kaleme alınır ve hizmete sunulur. İlmihâlimizin hacminin fazla kabarık olmaması için, konuların öz ve özet olmasına, kaynakların da sınırlı olarak verilmesine gayret ettik. Şunu özellikle belirtmeliyiz ki, biz; Ehl-i Beyt mektebinin bağlıları olan Alevî-Caferîİmâmî-Şîi2 Müslüman’larca, Kur’ân-ı Kerîm hâriç, hiç bir kitâp bütünüyle kabul edilebilir özellikte değildir. Ve yine Peygamberler @ ile Ehl-i Beyt’in diğer masûm zatları3 olan Hz. Fâtıma (a.s.)4 ve Oniki İmâm’lar (a.s.) hâriç, kendisine saygı duyup değer verdiğimiz hiç bir “Ehl-i Beyt yolu” âlimi ya da “Ehl-i Sünnet yolu” âlimi de tartışmasız mutlak otorite değildirler. O zâtların hak olan kelamlarını tasdîk eder, varsa yanlışlarını reddederiz. Yeni baskıda eseri tekrâr gözden geçirerek bazı eksik kaldığını düşündüğümüz konuları ilâve ettik. Bu arada, gözden kaçan yazım hatalarını
Ayrıntılarına girmediğimiz fıkhî hükümler için bakınız: Seyyid Rûhullâh: Tam ilmihâl, Tahrîru’l Vesîle, Seyyid Hoî: Tam ilmihâl, Minhâcü’s Sâlihîn, Cevâd Tebrizî: Tam ilmihâl, Allâme Hıllî: Şerâiu’l İslâm, Muhtasaru’n nâfi fî fıkhı’l İmâmiyye...vb. 2 Bazı çok bilmişler Alevîlik ile Şîiligin birbirinden farklı şeyler olduğunu, Alevîlerin mezhep olarak Caferî olmadıklarını iddia etmektedirler. Bunlar ya hakîkaten câhildirler, hiç bir klasik Alevî eseri okumamışlar, kendi kendilerine ahkâm kesiyorlar, ya da bile bile insanları saptırmaya, Alevîliği evrensel olmaktan çıkararak Anadolu sınırlarına hapsetmeye ve böylelikle alçakça emellerine ulaşmaya çalışmaktadırlar. Bu kimselere diyoruz ki; “okuyun da adam olun! Adam olmaya niyetiniz yoksa adam olma yolunda olanlara gölge etmeyin.” 3 Masûmiyet ve delilleri ile ilgili bakınız: Kadri Çelik: Bir devrimin anatomisi: sh: 643652, Muhammed Ticâni: Doğrularla birlikte: sh: 288-298 4 (a.s.):“Selâm O’nun üzerine olsun” manasına gelir ki, bu ifâde şekli yalnızca peygamberler için kullanılmayıp, ilâveten peygamberimizin (s.a.a.) Ehl-i Beyt’ine de salavât getirilirken, hem topluca ve hem de ferd ferd kullanılabilir. Bu selâm tabiri Ehl-i Beyt kaynaklarında Ehl-i Beyt’in fertleri için sürekli kullanıldığı gibi, Ehl-i Sünnet (Sünnî) kardeşlerimizin de bazı kaynaklarında aynı şekilde geçmektedir. Bakınız: Sahîh-i Buhârî c: 6 sh: 101, 124 c: 4 sh: 208, 209 c: 8 sh: 155, 190, Sünen-i Tirmizi: Hd. no: 3769, Sünen-i Ebî Dâvûd: Hd. no: 4630, 4646... vb.
1

3

Ehl-i Beyt yolu
da düzeltme imkânı bulduk. Bu vesîle ile de yüce yaratanımıza sonsuz hamd ve şükürler ederiz. Sınırlarını belirttiğimiz ölçüler içerisinde hakkı hak bilip uyan, bâtılı kimin kaleminden ve kelâmından dökülürse dökülsün bâtıl bilip, reddeden kardeşlere selâm olsun. Çalışmak bizden, başarı Allâh’tandır. Ehl-i Beyt’e râbıta lillâhi’l Fâtiha.

Kur’ân ve Ehl-i Beyt, ayrılmaz bir bütündür.

ALEVÎLİK NEDİR? ALEVÎ KİMDİR?
Alevîlik; Hz. Ali’nin velâyetiyle başlayarak, günümüze kadar gelmiş olan bir inanç sistemidir. Bu sistem çeşitli zamanlarda ve yerlerde mitolojik anlamlar yüklenerek îzâh edilmeye çalışılmıştır. Kimileri bu inancı mistik bir geleneğe, kimileri mitolojik bir inanca, kimileri İslâm öncesi Şamanizm ve eski

4

Alevî İslâm İlmihâli

Türk yaşantılarına, kimileri de günün siyâsî anlayışına uygun gelecek tarzda sosyalizme, ateizme, hümanizme, demokrasiye, laisizme... vs. dayandırdılar. Buradan yola çıkılarak ortaya konulan; Anadolu alevîliği(!), Anadolu müslümanlığı(!), Türk alevîliği(!), Türk müslümanlığı(!) vs. (her ne demekse) deyimleri ise insanın tüylerini diken diken eden ve buram buram ırkçılık-faşizm kokan bir anlayışı sergilemektedir. Aklı başında hiç bir insanın, ne Alevîlik ve ne de Sünnîlik adına bu tür yaklaşımlara onay vermesi düşünülemez. Bu zihniyeti benimseyenlerin de (kusura bakmasınlar ama) Allâh’ın dîni olan İslâm ile bir ilişkileri yoktur. Bunlar ne gerçek Alevîdirler, ne de gerçek Sünnî’dirler. Olsa olsa kendini bilmez, ilimden yoksun, ırkperest şovenist kimselerdirler. Herkesçe bilinmektedir ki; Alevîlik, kendi orijinalliği ile gerçek ve arıduru olarak “İmâm Ali’nin İmâmet ve Velâyetine inanmaya” dayanmaktadır. Ve Alevîlik asırlar boyu bu Velâyet anlayışına yönelik baskı ve saldırılara karşı direnmiş, mücâdele etmiştir. Evet... Alevîlik siyâsî atmosferde şekillenen hiç bir “izm” le îzâh edilemeyecek kadar açık, net ve köklü bir inançtır. Bu inancın temelinde Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in ayrılmazlığına inanç ile, İmâm Ali’nin @ tüm şer-şeytânî düzenlere karşı verdiği kutsal mücâdele ve bu mücâdelenin devâmını sağlayan İmâmet anlayışı yatmaktadır. Alevîlik, târih boyunca tüm değerlerini Kur’ân’dan, Hz. Peygamberden (s.a.a.) ve Oniki İmâm’ların (a.s.) öğretilerinden aldığı içindir ki İslâm ile özdeşleşmiş, “ÖZ İSLÂMÎ YOL” olmuştur. Zaman zaman bu kutsal inanç üzerinde İslâm’ın açık ve gizli düşmanları büyük ve saptırıcı hesaplar yapmaktadırlar. İmâm Ali’nin (a.s.) tüm şîarlarını ve misyonunu içeren Alevîlik, siyasal kavramlara, geleneksel ve yöresel anlayışlara hapsedilerek, kültürel bir olay izlenimi verilip, evrensellik anlayışından uzaklaştırılmak istenmektedir. Bu tür saptırmalara gerek görsel basında, gerekse yazılı basında rastlamak mümkündür. Özellikle İslâm düşmanlarının bu konuda yoğunlaşmalarının sebebi, Alevîliği öz membaı olan “Muhammedî İslâm anlayışı” ndan uzak tutmak, Kur’ân’a ve Ehl-i Beyt’e yönelmeyi engellemektir. Çünkü şeytânın yandaşları iyi biliyorlar ki Alevîliğin rehberleri olan Oniki İmâm’lar @ her türlü beşerî nizâm ve şer düzenlerinden uzaktırlar ve hayatları da bu tür sistemlerle mücâdele içinde geçmiştir. Yine şeytânın askerleri biliyorlar ki, Ondört Masûmlar (a.s.), ilahî inancı hayatlarının tüm zerrelerinde yaşadılar ve bunu yaşatma mücâdelesi verdiler.

5

Ehl-i Beyt yolu
Alevîler, yüzyıllardır toplumsal olarak sosyal, ekonomik ve psikolojik baskı altında ezildiler. Artık Alevîler gerçek kimliklerini sorgulamaya başlamışlardır. Bu sorgulama esnâsında yıllarca kendilerini çeşitli baskılar altında tutan tüm siyâsî, örfî ve idârî mekanizmaları aşarak, bugün kimliklerini ve inançlarını muhâfaza etmeyi ve yaşamayı amaç edinen Alevîler, bu dönemlerde serbest düşünme güzelce araştırma ve öz inançlarına yönelme kulvarına girmişlerdir. Alevî kimdir?; Bu bilgiler ışığında diyoruz ki; ALEVÎ; Yüce Allâh’ın (c.c.) son Peygamberi Hazreti Muhammed’in (s.a.a.), ümmetine emânet olarak bıraktığı Kur’ân ve Ehl-i Beyt yolunda en derin aşk ve sarsılmaz bağlılıkla yürüyen yol ehlidir. ALEVÎ; Hz. Peygamberimizin @, kendisi için; “...dünyâ ve âhirette kardeşimsin...” buyurduğu İmâm Ali’ye @ candan bağlı olan ve O’na benzemeye çalışan kimsedir. ALEVÎ; İmâmet ve Velâyet mayasıyla yoğrulan kâmil bir mümindir. ALEVÎ; İmânını, ahlâkını, düşüncesini, iyiyi-kötüyü, doğruyu-yanlışı, helâlı-harâmı, kini-sevgiyi, yaşamı, ibâdeti, namâzı, niyâzı, cemi, cemâati, aşkı, muhabbeti... kısaca her şeyini, Hazreti Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Zeynelâbidîn, Hz. Muhammed Bâkır, Hz. Cafer Sâdık, Hz. Mûsâ Kâzım, Hz. Ali Rızâ, Hz. Muhammed Takî, Hz. Ali Nakî, Hz. Hasan Askerî ve Hz. İmâm Muhammed Mehdî’ den (Allâh’ın selamı ve rahmeti onlara, laneti de düşmanlarının üzerine olsun.) öğrenen, kabullenen ve yaşamına aktarandır. ALEVÎ; “Hablullâh” (Allâh’ın ipi) olan Kur’ân-ı Kerîm ve Ondört Masûm’a kalben, kavlen ve amelen sımsıkı sarılandır. ALEVÎ; Muhammed (s.a.a.), Ali’nin (a.s.) nûrundan nasiplenendir. ALEVÎ; Halk içinde Hakk’ı, yol içinde Yol’u, can içinde Cân’ı bulandır. Ve’l-hâsıl... ALEVÎ; “Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün Resûlullâh, Aliyyün Veliyyullâh” ı kalben ve kavlen tasdîk edip, bunun gereklerini amel ile de tatbîk edendir.5

5

Alemdâr (Ehl-i Beyt) takvimi 1997, Ali İrfan: Alevî ve namaz.

Bunun böyle olduğunu. onların temel kaynakları olan Kitâb-ı Mukaddes ve değerli ilim adamlarının konuyla ilgili yazdıkları eserleri okuyan aklı başındaki herkes rahatlıkla anlayabilir. Zîra kutsal kabûl ettikleri kitaplarındaki çelişkili ve tutarsız bilgiler gizlenemeyecek kadar açık ve çoktur. Muhammed @’dir. gönderildikleri dönemin İslâm dîni olan bugünün Yahûdîlik ve Hrıstiyanlığı. 1-İlâhî dinler. Yüce Allâh’ın bir lütfu ve nimeti olarak bu din günümüze kadar gelmiş ve kıyâmete kadar da tertemiz olarak ulaşacaktır.. İlâhî din nedir? 6 Bakınız: Maurice Bucaille: Kitâb-ı Mukaddes Kur’ân ve bilim. Hz. Şu açık bir şekilde bilinmektedir ki. Peki.. inanmakta ve uygulamakta gördüğü bir yaşam şeklidir ve genel olarak iki kısımda ele alınabilir. İnsanoğlunun kendi saâdet ve selâmetini.. DİNLER VE MEZHEPLER HAKKINDA GENEL BİLGİLER Dîn.. tahrîf edilmiş ilâhî dinler ve değiştirilmeden günümüze kadar ulaşmış olan ilâhî din olarak ikiye ayrılır. günümüzde hâlâ varlığını sürdüren aslını sâfiyetini ve berraklığını koruyan kendisiyle övünç duyduğumuz hakîkat yolu olan İslâmiyet kalmıştır. .6 Tahrîf edilmeyen din olarak da. 2-Beşerî dinler. peygamberlerinin vefâtından sonra aslını yitirmiş ve tahrîfe marûz kalmıştır.6 Alevî İslâm İlmihâli Ehl-i Beyt’in pîri. İlâhî dinler de inancımıza göre.

küçüğü. Sosyalizm. Animizm. Ali Ünal: Kur’ân’da temel kavramlar. 7 Din hakkında geniş bilgi için bakınız: Sâlih Gürdal: Din nedir?.. Brahmanizm. Yusuf Kerimoğlu: Kelimeler kavramlar. Şamanizm. Diğer bütün “izm” ler şeytânizm ağacının dallarıdır. Şintoizm. düşmanı velhâsıl herkes ve her şey ile olan ilişkisini ilâhî öğreti ve kanunlara göre şekillendiren bir yoldur. vb.. insana yön veren ilâhî kânûn ve kurallar bütünüdür. hemşehrisi. İnsanın doğumundan. İnsan-İnsan.. ilâhî din-tevhîd dîni olan İslâmiyet’e sımsıkı sarılmaktan geçer. işi. Beşerî din ise. Mehmet Alagaş: Din gerçeği ve İslâm. onları kendi öz değerleri imiş gibi insanlığa sunmuşlardır. Maoizm. Hâşimî Rafsancanî: İslâm öncesi câhiliye ve din gerçeği. Mevdûdi: Gelin Müslüman olalım. âmiri. Marksizm-Leninizm. âilesi. binâsı ise sevgili peygamberimiz (s. Ali Şerîatî: Dinler târihi. Faşizm.izm. hayatın kurallarını ilâhî vahiyden almayan. Hinduizm. gibi. Dîne karşı din. Yaşar Nûri Öztürk: Din ve fıtrat. uzantılarıdır... İlâhî din.. yalnızca insan zekâsının ürünü olan yasalarkanunlar ve hayat düstûru kabul edilen emir ve yasaklar bütünüdür. Komünizm. Budizm. Çünkü hiç bir bâtıl yüzde-yüz bâtıl olmayıp. bir yaşamdır. insanlara özellikle hak yüzlerini göstermiş. Materyalizm. hattâ ana rahmine düştüğünden. Şüphesiz ki beşerî dinlerin de bazıları ilâhî hakîkatlerden bir takım güzellikleri târih içerisinde kendilerine mâl etmişler. memuru. . Murtazâ Mutahharî: Hak ve bâtıl.a. ölümüne.. Taoizm. Konfüçyanizm. Ateizm. kavmi. Nihilizm. bâtıl yüz ve yönlerini ise gizlemişlerdir.7 Ehl-i Beyt yolu İlâhî din. . Bu dinler isim olarak çok çeşitli olmakla birlikte kısaca “ŞEYTÂNİZM=SATANİZM” olarak kabul edilebilir. büyüğü. Kapitalizm.a.) ve vârislerinin @ emir ve tavsiyeleri ile yükseltilmiştir. vahiyden uzak bir şekilde tanzîm edilen.7 Öyle ise. İnsan-Allâh. bütün beşerî dinleri reddedip. Tevhît ve şirk. Nasyonalizm. eşi. vs. kabîlesi. komşusu. İnsanlığın mutluluk ve saâdeti. bilakis içerisindeki hak ve doğrular üzerine binâ edilmiş. İnsan-Tabîât ve insanın. Bu yaşamın temelleri Kur’ânî vahiy üzerine atılmış olup. Seyyid Kutub: Din bu. ölüm ötesi yaşamına kadar insanı ve insan hayâtını konu alarak. Yani. dostu..

inanmalarını zorunlu kıldığı inanç sistemi olduğu gibi. yapmalarını da farz kıldığı ibâdet ve ameller manzûmesi vardır. tapınmalar da ilâhî tevhîd dîninin tahrîfinden sonra ortaya çıkmış sapma ve sapkınlıklardır. c-Ateşe.a. Kur’ân ve Ehl-i Beyt taraftarları olarak din hakkındaki inanç ve görüşlerimizden bazıları şöyledir: a-İnsanlığın ilk dîni TEVHÎD DÎNİ olup. 3-Kitaplara. . gerekçelerden. puta. dînin özünü tahrîf etmişler.. tüm inananlarına. bu ilâhî din bağlıları. ruhlara. Güneş’e.) ile insanlara ulaştırılmış. Alevî İslâm İlmihâli Bizim. öz olarak hepsi İslâm dînidir ve Allâh’a teslîm olmayı ifâde eder.) teblîğ ettikleri dîne. beşerî zaaf ve sapmalardan. yıldızlara. en son olarak da İslâm. siyâsî. vb. Ay’a. Îmânın esasları. neslimizin ilk insanı ve ilk peygamberi olan Hazreti Âdem @ ile başlamıştır. sosyal ve şeytânî sebeplerden ötürü. Allâh’ın inâyeti ve kudreti ile kıyâmet gününe kadar koruma altına alınmıştır. b-Çeşitli coğrafi. yeryüzünün değişik alanlarına dağılmış. Hz. vb.a..) ve ümmetin gayretli çalışmaları ile gelecek nesillere aktarılmış. d-Hak yoldan sapan insanlar. f-Şartlar gayet müsâit ve insanlık da tekâmüle doğru gittiği içindir ki.a. tekrar tekrar nebîler ve resuller gönderilerek. zamanın diline ve dînin gönderildiği kavme göre değişik isimler verilmiş olsa da. 4-Peygamberlere. güzide Sahabîlerin (Allâh onlardan râzı olsun. Allâh’ın rahmet ve merhametinin bir gereği olarak. muhtelif dînî ekoller ve bâtıl dinler ortaya çıkarmışlardır. Muhammed (s. 1-Allâh’a. cinlere. e-Bütün peygamberlerin (s.. Vârislerinin @. Bu inançlar ve ameller ekseriyetle bütün Müslüman’ların üzerinde ittifâk ettikleri hakîkatlerdir. ilâhî dîne davet edilmişler ve din de aslına döndürülmüştür.a. Son ve Allâh katında tek geçerli din olan İSLÂM’ın. peygamberin sonsuzluğa kanat açmasından sonra da.. Bu cümleden olmak üzere Kur’ân-ı Mübîn’de belirtildiği gibi.8 Din hakkındaki görüşlerimiz. atalara. 2-Meleklere. dinleri hakkında da yeterli ve kalıcı bilgileri-dokümanları yanlarında bulunmadığından.

Ancak Allâh’ın lütfu ve ihsânı olarak kargaşa ve fitneler bir bir atlatılmış. fırka fırka olmak elbette tedâvî edilmesi gereken bir hastalıktır. 1-Cebriye 2-Ehl-i Sünnet vel Cemâat (Sünnîler) 3-Ehl-i Şîa (Ehl-i Beyt yolu taraftarları. Kur’ân’ın. Resûlullâh’ın @ Hakk’a yürümesinden sonra. 8 9 Bakara sûresi (2): 177 Ra’d (13): 8. Yine. gerekse kasıtlı saptırıcıların çabaları neticesinde ümmet arasına bir takım fitne ve fesatlar girmiş. Bu farklılaşmada mazûr görülebilecek haller olduğu gibi. İşte bu ahvâl içerisinde onlarca sebeplerin etkisi ile bir takım mezhep ve mektepler zuhûr etmiştir.. Müslüman’ın hüsnü yaklaşımının bir gereğidir. Ahzâb (33): 38. herkes ettiğinin karşılığını almak üzere yüce ilâhî dîvâna götüren eceline kavuşmuş. îmânın temel esaslarındandır. Sahîh Sünnet’in ve Allâh dostlarının. İtikâdî mezhepler ana hatlarıyla. îmân etmek8. çerçevesini belirttiği tarzda KADERE ÎMÂN da şüphe götürmeyecek îmânî bir zorunluluktur.9 Mezhepler hakkında. son ve tek din olan dînimizin özüne ilişilememiş. dallara ayrılmışsa da bunlar yine kendi aralarında da itikâdî (inançla ilgili) ve fıkhî ekoller denilen kollara. bir ümmet olmayı. ancak bunlardan bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Furkân (25): 2.vs. gerek yanlış ve eksik anlama. Târih içerisinde oluşmuş mezheplerin bazıları her ne sebeple olursa olsun..) 4-Hariciler 5-Kaderiye 6-Mutezile.9 Ehl-i Beyt yolu 5-Âhiret gününe. Zîra din. Herkesin kendi niyetine göre amellerinin karşılığını göreceği güne itikâd ederek amellerini O güne havâle etmek. Müslüman’lar bir dağınıklık ve parçalanmaya uğramışlardır. Alevîler. varlığını koruyamamış. mezhep. şeytânî komploların tesîrinin de olduğu gün gibi âşikardır. İslâm günümüze kadar gelmiştir. kısa bir zaman zarfında. dallara. vahdeti. Vâkıa (56): 60 . gerek cehâlet. tefrikaya düşmemeyi emrederken. meşrep ve tarîkatlara bölünmüşlerdir. tevhîdi.

Caferîlik. Bu ümmet de Peygamber’den (s... İmâmîlik.. Bugün.a. dört Sünnî mezhep denildiğinde akla ilk gelen mezhepler.) sonra yetmişüç fırkaya ayrıldı.vb. Abdulbâki Gölpınarlı: Tarih boyunca İslâm mezhepleri ve Şîilik. Bu yetmişüç fırkadan onüç fırka biz Ehl-i Beyt’in Velâyet ve meveddetine (sevgisine) intisâp ettiklerini 10 11 1990-2000 yılları itibâriyle Mezheplerle ilgili bakınız: M.a. Onlardan bir fırka cennetlik. baştaki dört mezheptir. bunlardan yalnızca ilk dördü günümüze kadar ulaşmış. “Ehl-i Beyt yolu” olarak bilinen.10 Ehl-i Sünnet ve’l Cemâat mezhebi de itikâdî olarak üçe. Zübeyir Yetik: İslâm düşünce târihinde mezhepler. mezheplere ayrılmış olup.11 Oniki İmâm’ın beşincisi olan İmâm Muhammed Bâkır @ efendimiz buyurdular. Yaşadığımız coğrafyada basılan dînî içerikli kitaplarda.s. 1-Hanefî 2-Şâfiî 3-Mâlikî 4-Hanbelî 5-Evzâî 6-Sevrî 7-Taberî 8-Zâhirî. a-Selefîler b-Maturidîler c-Eşarîler Alevî İslâm İlmihâli fıkhî olarak da.) sonra yetmişiki fırkaya ayrıldılar. yetmiş fırka ise cehennemlik oldular. Onlardan da bir fırka cennetlik. Şîilik hâriç. Alevîlik. .) vefâtından sonra yetmişbir fırkaya ayrıldılar.vb. Ebû Zehrâ: Mezhepler Tarihi. bütün diğer mezhepler hakkında yeterli malûmât mevcuttur. Hıristiyanlar da Îsâ’dan (a.10 Biz ise özel ilgi ve çalışma alanımız olmasından dolayı Ehl-i Beyt yolu hakkında doğru ve sağlam bilgiler vermeye çalışıyoruz.. Suphi Sâlih: İslâm mezhepleri ve müesseseleri. “Yahûdîler Mûsâ’nın (a. yetmişbir fırka ise cehennemlik oldular.s. diğerleri ise yalnızca kitaplarda ve târihte kalmışlardır.

dünyânın bir çok bölgelerinde -husûsen Ortadoğu bölgesinde. her yolun yolcusu. Kavram sömürüsü de bir anarşidir.) vasiyeti gereğince Ehl-i Beyt yolu’nun kurtuluşa erdireceğini kabûl ediyor ve bu yolda bulunmaktan şeref duyuyoruz. Biz de.a. Ehl-i Beyt yolu mensubu Müslüman’ların en önemli özelliklerinden birisi de her türlü sömürüden uzak durmalarıdır. Kimliğimiz. soyca Ademî’yiz. Bunlardan ülkemizde kullanılan bazılarına değinecek olursak. EHL-İ BEYT’e @ muhib. Ve inanıyoruz ki adâletsiz yapılan her işin sonucu anarşidir.”12 Şurası bir gerçektir ki. farklı bölgelerde yaşamlarını sürdürdüklerinden ve birbirlerinden haberdâr olamadıklarından. ONİKİ İMÂM’lara @ bağlı birer nefer bilmektedirler. 12 Şeyh Kuleynî: Ravzatu’l-Kâfî: c: 8 sh: 224 had. kin sömürüsü de bir anarşidir. Ehl-i Beyt katârında yer alan canlar. aynı idealleri paylaşan. bu. no: 283 . kavram anarşisi çıkartmışlardır. Bu bakımdan din sömürüsü de.. yön sömürüsü de. kendisinin mensûbu bulunduğu yolu. Türkmen..a. Müslüman’ız. Yörük. Sıraç. bir gerçeği ifâde etmektedir. Adını saydığımız ve sayamadığımız her kesim. PEYGAMBER’e @ tâbi. Târih boyunca uzun zaman dilimlerinde Müslüman’lara hükûmet eden dikta yönetimler. vs. Öyle ki insanlar birbirlerini anlayamaz olmuşlardır. (Hz. ümmetin birbirinden kopma nedeni olduğu gibi.vs.11 Ehl-i Beyt yolu iddia ettiler. şeytânî desîseleriyle farklı farklı isim. Kur’ân’ın işâreti ve Peygamberler şâhı Hz. aynı değerlere sâhip çıkan insanları. Rızâî. KUR’ÂN’a bende. Bundan en çok çekenlerden birileri de şüphesiz ki Ehl-i Beyt şîaları (Alevîler ) olmuştur. . Onlardan da Oniki fırka cehennemlik. Muhammed Mustafâ’nın (s. bir fırka cennetlik oldu. Öyle ise bütün bu verilen isimler öz olarak tanımlanacak olursa. Adem’deniz) Dînimiz. Şîi. İslâm. Fırka-i Nâciye (kurtuluşa eren fırka) bilecektir. kendilerini. Bugün şunu müşâhede etmekteyiz ki. Altmış fırka da diğer insanlardan olup cehennemliktirler. Caferî. Mânâ sömürüsü de bir anarşidir. Tahtacı. Öyleyse. ünvân ve nâm ile damgalamışlar. Irk ayrımı yapmayız.değişik isimleri kendilerine izâfe etmişlerdir. Kızılbaş. Alevî. İmâmî. İşin aslına ve özüne bakacak olursak.

Oniki İmâm’lara bağlıyız. EHL-İ BEYT MEKTEBİNDE DÎNÎ HÜKÜMLERİN KAYNAĞI Ehl-i Beyt mektebinde dînî hükümlerin kaynağı dörttür: 1-Kitâb (Kur’ân-ı Kerîm) 2-Sünnet .) ile ulaşmışız. Alevî..a. İlk İmâmımız. Caferî’yiz.a. Kur’ân’a ve Ehl-i Beyt’e @ taraftarız. İttibâmız. Buyruklara özellikle İmâm Cafer (s. Muhammedî’yiz. Sünnî’yiz. İmâm Ali (a). Muhammed Mustafâ (s.a). Şîa’yız. Şîi’yiz. Alevî’yiz.. Hz.12 Alevî İslâm İlmihâli Peygam berimiz. Sünnetedir. ve’sselâm. İmâmî’yiz. Ali @ gibi yaşayandır.

gerekse Ehl-i Beyt’in kudsî İmâmlarının (a. “hem bir kitâb-ı şeriat. Peygamberimize (s. Bunun böyle olduğunun binlerce aklî ve naklî delîli vardır. Allâh’ın mûcize beyânı ve eşsiz Kelâmullâhtır. Kur’ân’a ve sağlam rivâyetlere muhâlif olarak nakledilmiş bütün nakiller ya zayıf. her hükmün temelinin O Kitab’da bulunduğuna itikât ederiz. Bizler.) şerefli sözleri (hadisleri) yeterli kanıttır. gerek peygamberimizin @ o tatlı. mübârek kelâmları. 13 Saîd-i Nursî: Sözler. ya uydurma ya da bir tevîl ve tefsîri olan nakil ve rivâyetlerdir ki. tahrîf ve tağyîr edilmeden. (Hikmet kitâbı) hem bir kitâb-ı ubûdiyet.13 Kur’ân değiştirildi mi?. Bu konuda gerek Kur’ân-ı Kerîm âyetleri. câmi bir kitâb-ı mukaddestir. Kur’ân-ı Hakîm hakkında hem câhil dostların cehâleti.) her ne şekilde nâzil oldu ise günümüze değin değiştirilmeden. (Emir ve davet kitâbı) hem bir kitâb-ı zikir. Allâh’ın kitâbı olan Kur’ân-ı Kerîm. Hangi fırkanın kaynaklarında bulunursa bulunsun. itibâr edilmemesi gerekir. İşârâtü’l-Îcâz: sh: 11 . 25.13 Ehl-i Beyt yolu 3-İcmâ 4-Akıl KİTÂB (KUR’ÂN-I KERÎM) Bütün İslâm ümmetinin şeksiz ve şüphesiz üzerinde ittifâk ettikleri bir hakîkattir ki. bunlara da kısaca değinmemiz iktizâ etmektedir. (Fikir kitâbı) hem bütün insanın. (Kulluk kitâbı) hem bir kitâb-ı emir ve davet.a. Kur’ân. yüce kitâbımız Kur’ân-ı Mecîd.s. bütün manevî ihtiyaçlarına merci olacak çok kitapları tazammun eden (içeren) tek. (Duâ kitâbı) hem bir kitâb-ı hikmet. (Şerîat kitâbı) hem bir kitâb-ı duâ. âlim ve ârif bir zâtın beyânıyla. (Zikir kitâbı) hem bir kitâb-ı fikir. söz. hem de şeytânî akıllı düşmanların menfi çalışmaları netîcesinde bazı spekülasyonlar ve yanlış görüşler ortaya çıkmıştır ki.a. arttırılmadan ve eksiltilmeden gelmiştir. Hz.

iki cihân güneşi.”14 Müslim: Sahih-i Müslim: c:2 sh: 362. Şeyh Kuleyni: Usûl-u Kâfî: c: 2 sh: 41. 59. Asrı saadetin büyük kadınları: sh: 143. İbn-i İshâk ve İbn-i Hişâm: Sîre. Ali: sh: 215-217.. İbnül Esîr: Üsdül Ğâbe: c: 2 sh: 12. Gümüşhanevî: Râmuzul Ehâdis: sh: 362. 517. Salih Suruç: Peygamberimizin hayâtı: c: 2 sh: 682. 59.a. 1400 (Nazmi Nizâmi Sakallıoğlu): Ehl-i Beyt ilmihâli: sh: 53. 59. Âsım Köksal: İslâm Târihi: c: 17 sh: 313. 306. M. Abdulbâki Gölpınarlı: Mesnevi Şerhi: c: 2 sh: 144. 157. 183. 135. “O’na (Kur’ân’a) ne önünden. Beyhaki: Sünen-i Beyhaki. 17. M. Yaşar Nuri Öztürk: Ehl-i Beyt’in annesi Hz. 15. M. Suyûti: Câmius Sağîr: c: 1 sh: 353.. Muttakî el Hindî: Kenzul Ummâl: c: 13 sh: 104. Mucemüs Sağîr: c: 1 sh: 131. Ticâni: Nasıl hidâyete erdim?: sh: 211.” [Fussilet (41): 42] Canlar cânı. Z. Saîd-i Nursî (r.” [Hıcr (14): 9] Ve yine Allâh buyuruyor.14 Alevî İslâm İlmihâli Yüce Allâh buyuruyor. Konyalı Mehmet Vehbi: Hülâsâtül Beyân: c: 13-14 sh: 5139. Yusuf Kandehlevî: Hayâtüs Sahâbe: c: 2 sh: 651. Suyuti: Dürrul Mensur: c: 2 sh: 60. Şemseddin Sivâsî: Dört halîfenin menkıbeleri: sh: 538. El-İlahiyat: c:2 sh: 585-586. Hanbel: Müsned: c: 2 sh: 14. Bu ikisi.. Mehmed Kırkıncı: Alevîlik nedir?: sh: 14. Burhan Bozgeyik: Oniki İmam ve Alevîlik: sh: 15. Taberâni: Mucemül Kebîr: sh: 137. gönüller sultânı. 24. El Hâkim: Müstedrek: c: 3 sh: 109. Rûdânî: Büyük Hadis Külliyâtı (Cemul Fevâid): c: 1 sh: 43. 380. İbrahim Canan: Hadis Ansp: c: 12 sh: 414-420. Ziya Şâkir: Mezhepler tarihi: sh: 157. Ali: sh: 182. M. Murat Sarıcık: Kavram ve misyon olarak Ehl-i Beyt: sh: 45-47.h. Lütfullâh Ahmed: Hz. 26. Tevfik Ebu İlm: Hz. Necati Bursalı: Hz: Ebû Bekir: sh: 140. 118. 181. Ali’ye neler yaptılar?: sh: 122.Ey insanlar! Size iki ağır (önemli) emânet bırakıyorum. Seyyid Eyyüb b. c: 5 sh: 171. Tirmizi: Sünen-i Tirmizi: c: 5 sh: 328. efendimiz Hazreti Muhammed de (s. Fâtıma: sh: 184. Cemal Öğüt: Fâtımatüz Zehrâ: sh: 121. c: 2 sh: 34. Bunlardan birisi Allâh’ın Kitâbı Kur’ân.. Fâtıma: sh: 70.. Ehl-i Beyt Mesajı dergileri: sayı: 1. c: 3 sh: 366.. Ahmed b.. Fâtıma: sh: 49-53. peygamberimiz. 20. Fâtıma: sh: 117. Hz. Kevser havzu başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden asla ayrılmazlar. 961. Yaşar Kaplan: Hz. 212.. diğeri ise itret’im. Prof. 148. Cafer Sübhâni: Hz. 141. M. Dârimi: Sünen-i Dârimi: c: 2 sh: 431. 158. Nesâi: Hasâis-i Nesâi tercm: sh: 21.. Enis Emir: Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Resûlillâh. Muhammed’in hayâtı: c: 1-2 sh: 573-574. A. 2. Cihan Aktaş: Hz. 63.): Lem’alar: sh: 22. Kıtay: Hakîki İslâm târihi ve Ehl-i Beyt: sh: 161. Sıddık: Peygamberimiz ve dört büyük halîfe: sh: 433.160. c: 6 sh: 7.a. 28.) buyurdular. Tefsir-i Hazin: c: 1 sh: 4. Şeyh Müfid: İrşâd (Oniki İmâm’ın hayâtı) tercm: sh: 126. “O’nu (Kur’ân’ı) biz indirdik ve O’nun koruyucusu yine biziz. “. 371. Muhyiddin Nevevî: Riyâzüs Sâlihîn tercm: c: 1 sh: 379. Tefsir-i İbn-i Kesîr: c: 4 sh: 113. 14 . Ehl-i Beyt’imdir. Fuzûli: Hadikatüs Süadâ tercm: sh: 123. 329. El-Harrâni: Tuhaful Ukûl tercm: sh: 65. Ehl-i Beyt davası: c: 1 sh: 311-314. Abdulbâki Gölpınarlı: Sosyal açıdan İslâm târihi: sh: 156. Altı parmak peygamberler tarihi: sh: 554. Kadı İyâz: Şifâ-i Şerîf: sh: 443. ne de arkasından bâtıl gelemez (karıştırılamaz). Hz.

incelesinler. mütecâvizler o mübârek kitâba el uzatabilsinler. Peygamberimiz @. Birincisi. kasıt. hâinler. ya da öğretiyor olarak ölmek yaraşır. Allâh (c.h. Allâme Emînî: El-Ğadîr. Muhammed Bâkır Meclîsî: Bıhâru’l-Envâr: c: 46 sh: 107 16 Kuleynî: Usûl-u Kâfî: c: 4 sh: 409 17 Kur’ân’ın her türlü tahrîf ve değiştirilmeden korunduğuna dâir bakınız: Cafer Sübhânî: El-İlâhîyât: c:2 sh: 945-949.15 Ehl-i Beyt yolu Oniki İmâm’ın dördüncüsü olan Hazreti İmâm Zeynelâbidîn @ buyurdular.. konuşan birer Kur’ân hükmünde oluyorlar.. no: 13.c.): İlâhî siyâsî vasiyetnâme tercm: sh: 23. 15 Kuleynî: Usûl-u Kâfî: c: 4 sh: 403 Kitâb-u fazli’l Kur’ân. Peki. İslâm’a ve hakîki Alevîliğe düşmanlık.. inat.. nasıl mümkün olabilir ki. dünyâya meydân okuyorlar. hd.. Seyyid Ali Milânî: Risâleler..”15 Oniki İmâm'ın altıncısı olan İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. . İkincisi ise.17 Kur’ân’ın değiştirildiği yolundaki görüşleri iki gurupta ele almak mümkündür. bilen ve ehliyetli olan canlara danışsınlar ve her öne Âyetullâh Humeynî (r. ve bir sonraki dipnotta verilen kaynaklar. araştırsınlar. Kur’ân hakkında yeterli bilgi ve araştırması olmadığı halde duyduklarını ve zanlarını birer gerçekmiş gibi câhilce ortaya atanların görüşleri. koruyanı Allâh ise ona kim zarar verebilir? Ya da kötü niyetle yanaşabilir!? Güneşi söndürmeye çalışan ancak nefesini zâyi eder ve üzüntüsüyle cehenneme yuvarlanır gider. Kur’ân’ı ve Ehl-i Beyt’ini birbirinden kopmaz ve ayrılmaz bir bütün olarak ümmetine emânet ve vasiyet ediyor. bütün gerçekler ve Ehl-i Beyt’in ışık saçan beyânları orta yerde durduğu halde. ya Kur’ân’ı öğreniyor.”16 Şimdi insaflıca düşünmek lazımdır ki. bu Kitâp sâhipsiz mi? Bir şeyin sâhibi. Kitâbını koruyacağını vaad ediyor. Muhammed Hâdî: Sıyânetü’l Kur’âni mine’t tahrîf (Kur’ân’ın tahriften korunmuşluğu). Birinci görüşte olan kimselere kardeşâne tavsiyemiz odur ki.). Allâh’ın kelâmına ufacık bir leke getirmeye güçleri yetsin!!! Hiç mümkün mü? Bu dîn. Seyyid Şerafeddîn: El-Müracaat. insanları Kur’ân’dan uzaklaştırma ve dolayısıyla sapık görüş ve ideolojilerin oyuncağı hâline getirme gayretleri güdenlerin görüşleridir.“Mümin olan kimseye. Meydan Larousse: Ehl-i Beyt maddesi. canlarını başlarını bu yolda fedâ ediyorlar. Yeni rehber ansp: c: 6 sh: 209. zâlimler. âdetâ yürüyen. Ehl-i Beyt’in İmamlarının her biri de zamanlarının birer manevi güneşi gibi ortalığı aydınlatıyor. “Doğu ve batı arasındaki tüm insanlar ölseler de bu ıssız kalan yerlerde Kur’ân yanımda olduktan sonra yalnız sayılmam.

“Bunlar birbirinden ayrılmaz” dendi. Ali’yi kâtibi eylemedi mi? Kâtip mi şaşırdı. biz mi şaşırdık? Oniki İmâm’lar canlı Kur’ân’dı. Diğerlerini ise. biz mi şaşırdık? Kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm hakkındaki inancımız odur ki. Ehl-i Beyt bu yolda can vermedi mi? Kılavuz mu şaşkın. Kendisini bilen. biz mi şaşırdık? Birkaç şaşkın “Kur’ân değişmiş(!)” dedi. Allâh Kitâbını inzâl eyledi. Cebrâîl okudu. Yalnız. biz mi şaşırdık? Kur’ân ve Ehl-i Beyt emânet idi. Haddini bilmeden herzeler yedi. Böylece ümit edilir ki hak ile tanıştıkları anda hakka uyarlar. Rabb’ini bildi. biz mi şaşırdık? Kılıçoğlu söyler sözün hak oldu. Emânete sâhip çıkmadılar mı? Onlar mı şaşkındı. Allâh ıslah etsin! Ya da Kahhâr ism-i celîli ile mücâzâtını versin!. Bu yola canın.16 Alevî İslâm İlmihâli sürülen akıma kapılmasınlar.. kurtuluşa ererler. hatırda kolay kalması amacıyla bir kısım zâtlar âyet sayısının yuvarlak bir rakam olarak “altıbin altıyüz . Ahmed söyledi. Takrîben yirmiüç yıllık bir risâlet döneminde vahyolmuş. Masûmlar Kur’ân’ı öğretmedi mi? Öğretmen mi şaşkın. tüm sorunların çözümünün temel kaynağı O’dur. içerisinde yer alması gereken tüm vahiyleri kapsayan bir kitaptır. Allâh kitâbını korumadı mı? Koruyan mı âciz. Âyetleri arasındaki durak işâretlerinin yeri ve konumuna bağlı olarak altıbinyedibin arasında âyetleri içermektedir.. başın verendi.

Şîaİmâmiyye inançları: sh: 14. . Mehmet Alagaş: Kur’âna yönelirken. Cafer Sübhani: El-İlâhiyât: c:2 sh: 206-416.. Murtazâ Mutahhari (r. İslâm’da ışıklı yol (Ehl-i Beyt yolu). Ali Şeriati (r.h.): Sözler: 25.h.h. İsmail Karaçam: Sonsuz mucize Kur’ân. Dr. Ehl-i Sünnetten Müslüman kardeşlerimizin tefsîrlerden de.): Nehcül Belâğa (Hz.vb. Fethullâh Gülen: İnancın gölgesinde 2. Allâme Tabatabâî (r. Ali Kirazlı: Ben bir Alevîyim.h. söz. Said-i Nursî (r. Şaban Karataş: Şîa’da ve Sünnî kaynaklarda Kur’ân târihi. 1 . Usûl-ü Kâfî: c: 4. Kur’ân’ın fazileti bâbı. Muhammed Kutub: Kur’ânı nasıl okuyalım?.): Kur’ânî araştırmalar. Seyyid Hüseyin Nasr: İslâm idealler ve gerçekler.Hadislerle Kur’ân-ı Kerîm tefsîri: İbn-i Kesîr 6 . M. Şirali Bayat: Sûrelerin fazileti. Ali’nin söz ve hutbeleri) sh: 53..Hak dini Kur’ân dili: Elmalılı Hamdi Yazır 4 . Seyyid Radıyy (r.18 Ehl-i Beyt Mektebi’nden bir Müslüman’ın. Ehl-i Beyt Mesajı dergisi: sayı: 2. Muhammed Hüseyin Fazlullâh: Min vahyil Kur’ân.Tefhîmü’l Kur’ân: Allâme Mevdûdi 3 . Mevdudi: Kur’ânı nasıl anlayalım?.): Kur’ân’a bakış.h.h.Yüce Kur’ân’ın çağdaş tefsîri: Süleyman Ateş 5 .Tefsîr-i Kurtubî: Müfessir Kurtubî 18 yazmış oldukları Kur’ân hakkında geniş bilgi için bakınız: A.vb.): Kur’ân okulu. Sabri Hamedani: İmâm Cafer Sadık buyrukları: sh: 134.Fî zilâli’l Kur’ân: Seyyid Kutub 2 . Dr. Hâşimi Rafsancâni: Kur’ân çerçevesinde. Ve Kur’ân’da yüzondört (114) sûre bulunur...): Kur’ânı anlama metodu.17 Ehl-i Beyt yolu altmışaltı” (6666) olduğunu ifade etmişlerdir. Muhammed Bâkır Sadr (r. Mehdi Pur: Dînî makâleler. Abdullâh Yıldız: Kur’ânı anlamak farzdır. Beheşti (r.. Kur’ân’dan gereği gibi istifâde edebilmesi amacıyla başvurabileceği bazı tefsîrler (Kur’ân’ın geniş açıklamaları) şunlardır: 1 -Mecmau’l Beyân: Şeyh Tabersî 2 -Et-Tıbyân: Şeyh Ebû Cafer Tûsî 3 -El-Mîzân: Allâme Muhammed Hüseyin Tabatabâî 4 -Tefsîr-i Numûne: Allâme Mekârim Şîrâzî 5 -Tefsîr-i Kummî: Şeyh Kummî 6 -El-Burhân: Seyyid Bahrânî 7 -Tefsîr-i Ayâşi: Allâme Ayâşî 8 -Tefsîr-i Sâfî: Allâme Feyzül Kâşânî 9 -Min vahyi’l Kur’ân: Muhammed Hüseyin Fazlullâh.h.): İslâm’da Kur’ân.

Bismillâh! Kur’ân nedir? Kur’ân’ın muhâtabı kimlerdir? Kur’ân’ın gönderiliş amacı nedir? Kur’ân ölülere mi. kendini tanıyan da cihânı tanımış olur.” sözünün bir hakîkat olduğu anlaşılsın! Öyleyse. Böylece. neyin. tarafsız ve nötr kalmaktır. Ne olduğumuzu.vb tefsîrler de okunmaya değer ve biz Ehl-i Beyt yolu mensuplarına da faydalı olacak eserlerden bazılarıdır. ne de toplumumuzu kandırma durumunda kalmayalım. Ne kendimizi.Hülâsâtü’l Beyân: Konyalı Vehbi Efendi 9 .Tefsîr-i Taberî: Allâme Taberî 8 . ana dilimizle mi okumalı? Kur’ân’ı nasıl anlayabiliriz? Kur’ân’ı anlamadan. Tanınmayan bir şeye yakın veya uzak. bizim. dost veya düşman olunduğu söylenemez. Allâh’ı tanıyan kendini tanımış.Dürru’l Mensur: Celâleddin Suyûtî..” demek yeterli mi? Kur’ân’ı anlamak için Arapça bilmek zorunlu mudur? Kur’ân’ı yalnızca mealden-tercümeden anlamaya çalışmak yeterli midir? . Tanımak.) olsun! Neden “Kur’ân’ı tanıma üzerine” dedik? Çünkü.a. “Kitâbı tanıyan dîni tanımış. Kitab’ımız ile tanışıklığımızın seviyesi ortaya çıksın. Neysek onu görelim ve bilelim.18 Alevî İslâm İlmihâli 7 . “Kitâb’a imân ettim. tanış olmaktır.. dirilere mi okunmalı? Kur’ân’ı Arapça mı yoksa. Biz de istedik ki. Tanımamak da. dost ya da düşman bilmektir. Bütün övgüler yüce Allâh’a. hangi konumda bulunduğumuzu anlayalım. Bismillâhirrahmânirrahîm // Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın adıyla.a. yakın veya uzak durmaktır. kimin safında olduğumuzu. dîni tanıyan Allâh’ı tanımış.. Âl-i Beyt’ine (s.) ve seçkin ashâbına (r. kim olduğumuzu... Allâh’ın selâm ve rahmeti şanlı Peygamberimize @. karşı ya da taraf. KUR’ÂN’I TANIMA ÜZERİNE..

Kur’ân.Şeytân’a ve tâğût’a kul olmamayı emreden bir bildiri. Kur’ân. Kur’ân.Cennet ve Cehennem’in gidiş yolları üzerindeki trafik yol işareti. yalnızca Allâh’a kul olmayı öğütleyen bir uyarıcı.Dünyâ’da insana yakışır bir şekilde yaşamayı. âyetler var mıdır? Kur’ân’ı hayâtın dışında tutmanın kaç yöntemi vardır? Bunlardan hangisi daha tehlikelidir? Kur’ân okunması yönünden diğer kitaplara benzer mi? Kur’ân’a şirk koşmak ne demektir? Kur’ân’a şirk koşanların İslâm nazarındaki konumları nedir? Kur’ân’ı anlamada nasıl bir metot takip etmeliyiz? Kurân nedir? Kur’ân. Kur’ân.Okuyanın anlaması. Kur’ân.Yüce yaratıcının kullarına gönderdiği bir mektup. geçerliliğini yitirmiş hükümler.Ölülerden çok dirilere hitap eden ve hayat proğramı sunan bir mesaj. Kur’ân.Kâinâtın Tabîb’inin âlemlere indirdiği bir reçete. Kur’ân.Kula kulluğu reddeden.İnsanlara dünyâ hayatlarını tanzîm etmeyi öğreten bir rehber. Kur’ân. Kur’ân. .Gönüllerin kışını sona erdiren bir bahar rüzgarı.Allâh’a kul olmanın genel prensiplerini veren bir yol gösterici.19 Ehl-i Beyt yolu Kur’ân meallerinin farklılığı durumunda nasıl bir yaklaşım sergilenmelidir? Kur’ân’ın anlaşılmayan âyetleri olursa ne yapmalı? Kur’ân’ı anladıktan sonra. anlayanın eyleme dönüştürmesi gereken bir ilâhî buyruk. âhirette de bunun sonucunda elde edilecek olan mükâfâtı açıklayan bir tebliğci. “îmân ettim. Kur’ân. Kur’ân.Ruhlardaki ve nefislerdeki hastalıkları tedâvi eden bir şifâ kaynağı.Ağızları ballandıran ilâhî şerbet.” demek yeter mi? Kur’ân abdestsiz okunabilir mi? Kur’ân’a karşı görevlerimiz nelerdir? Kur’ân’da hangi konular yer almaktadır? Kur’ân’da yeralıp da zamanını doldurmuş. Kur’ân.

Ne yin iyi-neyin kötü. Kur’ân sadece saydığımız kimseleri mi muhâtap alıyor? Ve diğer insanlara ise körü körüne îmân ve tasdik mi düşüyor? Bunun cevâbını inandırıcı bir şekilde verebilmek için Kur’ân’a müracaat etmek ve aydınlanmak gerekiyor. irfânı. Kur’ân’da. Çünkü Kur’ân’ı en iyi bilen. Acaba gerçek böyle midir? Gerçekten Kur’ân.” gibi ifâdelerle sıkça karşılaşır... ey müminler!. ey akıl sahipleri!. Kur’ân. .” diyerek aklının estiği gibi Kur’ân’ı anlamaya çalışamaz. aklı.. Peygamberimiz Hz. Ehl-i Beyt’in (a. “nasıl olsa ben de Kur’ân’ın muhâtabıyım. Kur’ân’ı anlamaya çalışmanın insanı saptırabileceğini bile söylemektedirler.s. kavramaya çalışırlar ve güvenilir sünnetin (Peygamberimizin açıklamaları) de yol göstericiliği ışığında İslâm’ı yaşarlar.. Kur’ân’ın yalnızca âlimler tarafından anlaşılabileceğine.. halkın ise âlimlerin görüşleri ve anlattıklarıyla yetinmeleri gerektiğine inanmaktadırlar. Nasıl ki her hangi bir şeye bakan farklı sınıf ve bilgi seviyesindeki insanlar bilgileri oranında o şey hakkında fikir sâhibi olurlar ve gerekli açıklamalarda bulunurlarsa. Muhammed’e @ yaklaşık 23 yıl içerisinde Cebrâil vasıtasıyla indirilmiş Kutsal Kitap. Kur’ân’ın muhâtabı kimlerdir? İnsanlarımızın bir kısmı. koyu bir cehâlettir.20 Alevî İslâm İlmihâli Kur’ân. sahabenin (r. Kur’ân okuyan herkes. Kur’ân okyanusuna bakanlar da aynı şekilde farklı pencerelerden konuları anlar. neyin güzel-neyin çirkin. Hatta daha da ileri giderek. Hiç kimse. O’nun Ehl-i Beyt’ini ve Kur’ân’ı kendisinden daha iyi anlayabilecek ehil–yetkin kimseleri tamâmıyla kapı dışında bırakamaz. anlayışı.vs. Peygamberi @.. Ve hiçbir âyette de sadece belli bir gurup din âlimlerine seslenen ifâdelerle karşılaşmaz... Bu âlem içerisindeki her fertte. neyin yapılması-neyin yapılmaması gerektiğini öğreten bir kılavuz. tanıyan ve anlatan ilk öğretmen Peygamberimizdir. genel kültürü. Bu neyi ortaya koyuyor? Demek ki Kur’ân’ın muhâtabı tüm insanlık âlemidir.a).Allâh’tan. “Ey insanlar!. kabiliyeti ve bilgi kepçesinin büyüklüğü oranında Kur’ân okyanusundan faydalanır ve İslâm’ı yaşamaya çalışır.) ve âlimlerin-dînî önderlerin mi anlayabileceğini bildiriyor? Yani.. O’ndan ve ehlinden faydalanmamak ilime ve insanlığa ihânettir. kendisini sadece Peygamberimizin @.. Şu gerçekte hiçbir zaman gözardı edilmemelidir.

insana hem kendisini hem de bütün yeryüzünü nasıl yöneteceği. Kur’ân ölülere mi okunmalı? İnsana bir hayat programı sunan kitabın ölüler diyârına okunmasının ne önemi vardır? Kitap ölüler için ise. Kur’ân’la tanıştığımızda karşılaştığımız bir gerçekte şudur. Öyleyse bu kitabın insana her konuda yol gösterici olması. nasıl ve hangi yolda kullanacağı konusunda bir “insanı ve evreni kullanım kılavuzu” vermesi gerekmez mi? Tabii ki gerekir! İşte bunun içindir ki Allâh ilk insandan bugüne kadar insanoğlunu başı boş bırakmayarak onlara rehberlik edecek Peygamberler ve Kılavuz Kitaplar göndermiştir. Bu kullanım kılavuzu ile işler daha bir kolaylaşmakta. neden ölülere yine ölülerden olan bir Peygamber ve sadece onlara hitap eden bir kitap indirilmedi? Bugün “İslâm toplumu” denilen kalabalıklara bir göz attığımızda genel olarak şu manzara ile karşılaşırız. İnsanoğlu ürettiği bir ürünün boş yere heder edilmemesi. Ama insanlar-Müslüman’lar (Alevîsiyle-Sünnîsiyle) kitaplarıyla yeteri kadar tanış olmadıklarından sürekli yan çizmekte. .. zaman kaybı olmaması için bu şekilde bir yol takip ediyor da. Kur’ân’da bunların en sonuncusu ve kalıcısıdır. peki. onu doğruya yönlendirmesi gerekir. îcat ettiği hemen her makine ve ürünün bir kullanım kılavuzu vardır. Peygamberimizin yaşadığı zaman dilimi hâriç. Yüce yaratıcının. ne târih boyunca ve ne de bugün maalesef Kur’ân’ın gönderiliş amacına tamâmıyla uygun bir uygulama (devlet ve toplum düzeyinde) olmamıştır. Bu. Allâh’ın bir vaadidir ve gerçekleşecektir.. Ancak Müslüman’ım diyenlerin samîmi olmaları ve Kur’ân’ın gönderiliş amacını tam olarak kavramaları hâlinde bu amaç bir hayal değil gerçek olacaktır. Bu Kitap insanlara hemen her alanda uyması gereken temel prensipleri ve programları vermektedir. Kur’ân’ın gönderiliş amacı nedir? İnsanlık âlemi bu amaca uygun hareket etmiş midir? Ya da bugün Kur’ân’ın gönderiliş amacına uygun mu davranılıyor? İnsanoğlunun ürettiği. olur olmaz yönlere gitmektedirler. yapılacak veya yapılması muhtemel olan hataların önüne geçilmektedir. Peki.21 Ehl-i Beyt yolu Kur’ân’ın gönderiliş amacı nedir? Madem ki Kur’ân bütün insanlığa hitap ediyor.

(şu andaki uygulama maalesef budur. her harfine bilmem ne kadar sevap almak amacıyla. yerlerde namazda. bir kitap görünümünde! İyi güzel de Kur’ân’ın gönderiliş amacı ile yukarıdaki okuma çeşitleri ve şekilleri arasında bir bağlantı var mıdır? Doktorun yazdığı bir reçeteyi bilmem ne zaman. evine asarak babasının seveceği bir evlat olmayı uman kimse ne derece umduğuna kavuşur? Verilen iki örnekte olduğu gibi. Peygamberimizin @ ve Ehliyetli İslâm büyüklerinin uygun gördüğü ölçüde Kur’ân her zaman ve mekanda (özellikle de belli gün ve gecelerde daha ağırlıklı olacak şekilde) okunacaktır. koynunda taşıyarak. evlatlık görevini yapmayan.) bunun hesâbının altından hiç kimse kalkamaz. bir ölüler kitabı. mübârek gün ve gecelerde. fakat mektubu sürekli okuyarak.22 Alevî İslâm İlmihâli Kur’ân. bir mezarlıklar kitabı. bazı rûhî ve psikolojik hastalık ve depresyonların tedavisi için. verilen ilaçlara bakarak. kağıdı. Yoksa gelenek. evde duvara asılacak bir aksesuar. ruhsal olarak rahatlama ve Cennet’ten bir köşe kapmak niyetiyle okunan vs. kişisel akademik çalışmalarda bulunmak amacıyla.” diyoruz gibi bir mana da çıkartılmamalıdır. Bu. Aksi halde Kur’ân. nerede okuyarak şifa bulmayı hedefleyen. ya da reçeteyi evinin en güzel yerine çerçevelettirip asarak tedâvî olacağını düşünen bir kimse avanak değilse nedir? Babasının gönderdiği bir mektubun içeriğine uygun hareket etmeyen. Bu yazdıklarımızdan “Müslüman ölülerimizin ruhlarına Kur’ân okunmamalı. Ancak bütün bu uygulamalar yapılırken Kur’ân’ın ana gayesinin ne olduğu öncelikle öğrenilecek ve hayata aktarılacak. Arap dilinin kutsal oluşunu mu ortaya koyar? Yoksa sosyolojik bir gerçeklik midir? . Müslüman da kendisine gönderilen ilâhî mektubun ve reçetenin içeriğine uygun hareket etmekle yaratıcısına karşı kulluk borcunu yerine getirmiş olur. cildi ve altın yaldızları çok kaliteli büfelik bir tarihi eşya konumunda görülmüş olur ki. görenek ve câhil kalabalıkların yaptıklarına uymakla doğruyu yakalamış olmaz. Camilerde vs. Kur’ân’ı Arapça mı okumak gerekir? Şurası bir gerçektir ki Kur’ân’ın dili Arapça’dır. bir kutsal gün ve geceler kitabı. ondan sonra gerekenler yapılacaktır. ölülerimizin arkasından belli zaman ve mekanlarda. âhirete gözlerini açtığı zaman umutlarının boşa çıktığına da şâhit olur.

Yalnız bunların Arapça okunması başta belirttiğimiz gibi dilin kutsallığından değil. o da genelde namazdır.. düşünmez misiniz.23 Ehl-i Beyt yolu Allâh bir Peygamber seçiyor ve bu seçim kendi dilediği gibi oluyor. Bir şeyi anlamak için ya dilini bilmek. Dolayısıyla Kur’ân’ı her insanın kendi anlayabileceği dilde okuyarak anlamaya çalışması en doğru ve en güzel olan davranıştır. Ve yine ortak evrensel bir çağrı olan ezânın da Arapça lisanıyla okunması gerekir. belge. ne adına okumak olursa olsun en anlamlısı ve ilâhî buyrukların hedefine en uygun olanı anlaşılan bir dilden okumaktır. Zaten diğer zamanlarda kitabını ana diliyle okuyan bir kimse. . insanlara nasıl yaşayacaklarını öğretmek ve hayatlarını tanzim edecek plan ve programı vermek ise. sevap almak amacıyla okumak vs. anlamaz mısınız. kitap vs. ümmet arasında dil bazında bir takım ortak değerlerin olması gerektiği anlamındadır. neden O Kitâb’ı ille de indirildiği dil ile okumak en üstün fazilet olsun ki? Nerede görülmüş amacın araca fedâ edildiği. aracın amaçtan üstün kabul edildiği? Kur’ân’ın bir çok âyetinde geçen. ibret almaz mısınız. Hatim indirmek. “akletmez misiniz. aklı ve anlayışı nispetinde anlayarak yaşayacak! Hangisi insan fıtratı ve dünya gerçeğine uygun? Şüphesiz ki ikincisi. bahsettiğimiz sebebin geçerliliğini ve önemini hiçbir zaman iptal etmez. Bundan gayrı bir takım hikmetleri var olsa da bu. Kur’ân’ın Arapça okunması gereken bir alan varsa. filanın rûhu için.. Bu seçilen Peygamberin de doğal olarak içinde yaşamış olduğu bir toplumu var. Bu topluluğa anlamadıkları dilden bir kitabın indirilmesi hiç olması gereken iş midir? Siz isteklerinizi kendisine ulaştırmak istediğiniz bir kişiye ya da topluluğa anlamadıkları dille hitap eder misiniz? Onlara bilmedikleri dille yazılmış her hangi bir mektup. Gelelim Kur’ân’ın Arapça okunmasının faziletli olup olmadığına? Eğer Kitab’ın indirilmesindeki ana gâye. namazda ve ezanda okunanları da aşağı yukarı mana olarak anlayacak seviyeye gelmiş olur. ya da bildiğin dilde okumak lazım! Şimdi kalkıp ta dünyâdaki bütün insanlara ya Arapça’yı mükemmel bir şekilde öğreteceksiniz! Ya da her topluluk kendi ana dillerinde ilâhî mektubu okuyacak. İnsanlara ulaştırılması amaçlanan ilâhî mesajın da ilk muhâtapları Peygamberin içinde yaşadığı topluluktur.?” ifâdeleri kitâbın nasıl okunması gerektiği yönünde ipuçları vermiyor mu? Öyle ya.. Ve ihtiyata uygun bir uygulamadır.. gönderir misiniz? Elbette ki hayır! Yüce Allâh’ın da Kur’ân’ı Arapça olarak göndermesinin ilk ve en önemli sebebi tabii ki budur.

Bu şekilde bakacağımız âyet mealleri de belki Kur’ân’ın % 10-15’ini bile bulmaz. inandığını iddia ettiğin ölçülere uygun bir şekilde yaşamaktır. Ve okuduğunuzu da anlıyor. yine de içinden çıkılmazsa bizden daha iyi bildiğine şâhit olduğumuz ehliyetli. Biz de en güvenilir olarak bildiğimiz bir zâtın mealini elde etmeli ve anlamaya çalışmalıyız. O zaman ne yapacağız? O durumda da başka meallere bakarak bir karşılaştırma yapmalı. Kimsenin yakınmaya hakkı olmasa gerek! Kitâb’ı anlayarak îmân etmek yeterli mi? Kur’ân’ın gönderilmesinin amacı insanların kendisine îmân etmesini sağlamak mıdır? Varsayalım Kur’ân’ı ana dilinizle baştan başa birçok kez okudunuz ve okumaya devam ediyorsunuz. anlamaya çalışıyorsunuz. En sonunda “Ben bu Kitâba bütün varlığımla ve samimiyetimle îmân ediyorum. çevirmenin yazdığını anlayacak ve yanlış bir yola yönlendirileceğiz. Bu sefer de Kur’ân ile aramıza meal-tercüme denilen çeviriler girecektir. Bazı âyet mealleri anlam itibâriyle aklımıza takılır.” dediniz. Ne yapalım öyleyse? Piyasada var olan onlarca Kur’ân çevirisi-mealine güzelce bir dikkat edilecek olursa hemen hepsinin birbirine çok yakın ifâdeler kullandıkları görülür. .24 Kur’ân’ı yalnızca mealden anlamaya çalışmak yeterli mi? Alevî İslâm İlmihâli Demek ki her Müslüman Kur’ân’ı anlayabileceği bir dilde okumalıdır. Yeterli mi? Allâh insanlardan Kitâba yalnızca îmân etmelerini mi istiyor? Kur’ân’ı anlamaya çalışmak. yetkin kimselerden konunun hakîkati hakkında açıklama istemeli. bu da anladığını hayata geçirmek. Belki de Allâh’ın buyruğu diye. Yani mealler arasında çok ciddî farklılıkların olmadığı göze çarpar. Yanlış anlamış olabileceğimizi düşünürüz. ya da güvenli bir veya birkaç tefsîr (Kur’ân’ın geniş açıklamasının yapıldığı eserler) den doğrusunu etraflıca öğrenmeliyiz. Bir de bu kapıdan içeri girmek var ki. Mealden evrensel ilke ve kabullere aykırı sonuçlar çıkarabiliriz. Bu kadarcık zorluk da her Müslüman’ın Kitâb’ını anlama yolunda katlanmayı göze alması gereken bir zorluktur. kapıya yönelmek demektir. Anlamak ise. açılacak kapının anahtarını elde etmektir. Öyle olur ki.

kuru kuruya. kağıdına bile abdestsiz dokunulmaması vs. “inandım. hattâ daha da ağır bir suçtur ve kişiye ağır sorumluluklar yükler. yazılmaktadır. sevgilisinin hiçbir dediğini yerine getirmeyen ancak. okumak.” diyeceksiniz. Hele bir Kitab’ı tanısın. hayatınızın akışında hiçbir şey değişmeyecek! Buna.” deyip de Kitab’ın dediklerine uymayan bir insan. Bunların gerçeklik payı nedir? Kur’ân’ı okurken nelere dikkat etmeliyiz? Şunu bilmek gerekir ki. Mümkün olduğu kadar da abdestli olmaya . bir şey. inanmak. îmân etmek denir mi? Her iddia bir ispat istemez mi? Allâh’ın Kitâb’ına îmân ediyorsanız bunu neyinizle ispat edeceksiniz? “Îmân ettim. elde etmek amacıyla okunur.” diyen bir âşığa ne kadar da benziyor! Kitâb’ı anladıktan sonra “inandım-îmân ettim. incelemek. Şayet bir kimse yalnızca birinci amaçla Kur’ân’ı okuyorsa ondan fazlaca bir şey beklemenin. gibi bazı şartların gerekli olduğu söylenmekte. seni çok seviyorum(!).25 Ehl-i Beyt yolu Sizden bir takım görevler isteyen bir üst makamdan gelen yazıyı anlamadan okumak ne derece anlamsız ise. Kur’ân-ı Kerîm’in kapağına. anlamayanların ise aslının yanında bir de mealinden ya da yalnızca mealinden okuyarak anlamaya çalışması gerektiği aklı başında hiçbir kimsenin îtirâz etmeyeceği bir husustur. isterse mealinden olsun) kimse ise. sonra âdâbına uygun bir şekilde okusun! Tamamıyla ibâdet kastı ile Kur’ân okuma niyeti olan (ister aslından. Kitab’ı hiç okumadan. 2. Ancak. Kur’ân abdestsiz okunabilir mi? Kur’ân’ı anlayan kimselerin aslından. elbette ki temiz bir elle Kitab’ı tutmalı ve temiz bir dille Kur’ân’ı okumalıdır. anlamak ve hayata aktarmak sûretiyle sevap vs.” demek de tamamıyla gülünç ve samimiyetsiz bir kimliğin göstergesidir. Siz de Kâinâtın Rabbi tarafından gönderilmiş bir fermânı okuyacak ve anlayacaksınız. hakkında bilgi sâhibi olunmak için okunur. iman ettim. okunanı yalnızca anlama aşamasında kalmak ve istenilenleri yerine getirmemekte bir o kadar.” diyerek uygulamada hiç bir değişim göstermemek ne kadar ciddiyetsiz bir yaklaşım ise. “kurbanın olayım. O’na gerektiği gibi îmân etsin. saygı anlamına gelecek yaklaşımlar sergilemeyi ummanın bir anlamı yoktur.Ya da içeriğinden haberli olunup. okuyup da anlamadan “inandım-îmân ettim. Abdestli olmak. sonra da.Ya araştırmak. 1. Kur’ân-ı Kerîm’in okunabilmesi için.

26

Alevî İslâm İlmihâli

çalışmalıdır. Kur’ân’ın kapağına, kağıdına vs. abdestsiz dokunmanın, tutmanın ise hiçbir şekilde sakıncası yoktur. Mevcut uygulama sadece bir âdet, gelenek ve âdaptan ibârettir. Kur’ân ve Sünnet’ten ciddî anlamda bir dayanağı bulunmamaktadır. Hakâret olsun diye Kur’ân’a abdestsiz dokunmak, okumak ise elbette haram ve yanlış bir davranıştır. Böyle bir hareketi yapan kimse ise zâten ta baştan kaybetmiştir ki, ona “Allâh seni ıslah etsin” demek düşer!

Kur’ân’a karşı görevlerimiz nelerdir? 1- Kur’ân’ı; Okunması gerektiği şekilde; sade, gösterişsiz ve harflere hakkını vererek okumak. 2- Kitâb’ı sanki kendimize yeni indiriliyormuşçasına okumak. 3- Kur’ân’ı, Kâinâtın Rabb’i ile konuştuğunun, O’nu dinlemekte bulunduğunun farkına vararak okumak. 4- Okunulan Kitab’ı anlamaya çalışmak. 5- Anladığımız kadarıyla hayatımıza yön vermek, emir ve yasaklarına uymak. 6- Herşeyimizde O’nu kendimize rehber ve ölçü almak. 7- Kitab’a saygısızlık olarak değerlendirdiğimiz tavırlardan kaçınmak. 8- Kabuktan çok öze, dıştan çok içe, görüntüden çok rûha önem vermek. 9- O’na hiçbir kitabı şirk (ortak) koşmamak... vs. Bütün bunları bir tarafa bırakarak şekilde boğulmak, kağıt perestlik, harf perestlik ve gelenek perestlik olur. Kur’ân’da yer alan konular nelerdir? Kur’ân’da yer alan konuları bilmenin ne önemi var dememeli. Bunu bilmek Kur’ân’la tanışıklığımızın ölçüsünü, boyutlarını ortaya koyar. Samimi bir Müslüman’ın Kur’ân’ın içeriğinden haberli olması, onun daha uyanık olacağı ve daha az yanlışa düşebileceği anlamına gelir. Her kim ki, Kur’ân’daki konulardan habersiz ise, O kimsenin; ▓ Yanlış yollara gitmesi..., ▓ Bâtıl yollarda kullanılması...,

27

Ehl-i Beyt yolu
▓ İslâm’a aykırı görüş, ideoloji, siyâsi akım ve düşüncelere takılıp kalması..., ▓ İnsanlık dışı hal ve hareketlerde bulunması..., ▓ Bazı çıkarcıların ve menfaatçi tiplerin oyuncağı haline gelmesi..., ▓ Şeytan’ın taraftarlığını yapması..., ▓ İyi niyetle “doğru yapıyorum.” diyerek yanlışlar içerisinde yüzmesi..., ▓ Hakkı bâtıl, bâtılı hak bilmesi..., ▓ Müslüman’ım diyerek Cennet’e gitmeyi ümit ederken, kafir bir halde Cehennem yolcusu olması..., ▓ Kendisine, âile efradına, toplumuna ve bütün insanlık âlemine zulmetmesi...vs. kuvvetle muhtemeldir. Neden? Çünkü; Kitâb’ını bilmiyor ki inancını, hal ve hareketlerini ona göre ölçüp-biçsin, kendisine bir yön tayin etsin, doğruya ulaşsın! Yanlış işaretlenmiş cetvelle doğru ölçüm yapılır mı? Bozuk terâzi ile doğru tartım olur mu? Çarpım tablosunu yanlış ezberlemiş olan bir kimse problemleri doğru çözebilir mi? Yanlış bilgi ile doğru adrese varılır mı? Kitâb’ını tanıyarak, Cennet yönünü gösteren pusulaya kavuşamamış bir kişi de bocalamalar içerisinde sağa sola koşuşturup durur da, bir türlü rotasını doğrultamaz! Kur’ân’ı Allâh’ın istediği gibi tanımayan, içindekilerden genel hatlarıyla haberli olmayanlar; İlâh’larını, Rab’lerini bilmez, Dinlerini bilmez, Îmânı bilmez, İnkârı bilmez, Tevhîdi bilmez, Şirki bilmez, İnsanı tanımaz, Kendilerini tanımaz, Toplumlarını tanımaz, Dünyâyı tanımaz, Devleti tanımaz, Hukûku tanımaz, Evreni tanımaz, Ahlâkı tanımaz,

28 Adâleti bilmez,

Alevî İslâm İlmihâli

Zulmü bilmez, Özgürlüğü bilmez, Köleliği bilmez, Geçmişi bilmez, Geleceği görmez, Hiçbir siyasal, sosyal, ekonomik ve psikolojik vs. olayları da gerektiği şekilde değerlendiremez, kavrayamaz, sürekli yanlışa düşer, serseri mayın misâli dolaşır, birilerinin kuyruğu ve kör bir takipçisi olur, bir ömür hebâ ederek hak ettiklerine kavuşurlar, sonra da; Ver elini haydi ateşe! Kur’ân’ın içerdiği konular; 1.İnanılması gereken îmân esaslarını bildirir. 2.İbâdetlerin niçin ve nasıl yapılması gerektiğinin temel prensiplerini verir. 3.Dünyâ işleri ve âhiretle ilgili hükümler, yasalar ihtivâ eder. 4.Ahlâk ile ilgili ilkeleri açıklar. 5.İlme önem vermeyi, her şeyi Rahmânî akıl, mantık ve sağ duyu çerçevesinde değerlendirmeyi öğütleyen âyetleri içerir. 6.Geçmiş toplumlarla ilgili açıklamalarda bulunarak geleceğe nasıl yön verilmesi gerektiğinin ip uçlarını verir. 7.Ferdî, ailevî ve devlet-toplum düzeninin maddî ve manevî yönden sağlıklı yürümesi için genel plan ve programları içerir. Ayrıntılarına girmediğimiz bu konuların içeriğinde, acaba zamanımıza hitap etmeyen hükümler, devrini doldurmuş, geçerliliği bugün için sözkonusu olmayacak kurallar var mıdır? Varsa nelerdir? Müslüman-Alevî; Kur’ân’a bir bütün olarak îmân eden insandır. Müslüman-Alevî; Kur’ân’ı evrensel bir kitap olarak kabul eden kimsedir. Müslüman-Alevî; Kur’ân’ı târihe hapsetmeyendir. Müslüman-Alevî; Kur’ân-ı Kerîm’i zaman ve mekan üstü bilendir. Müslüman-Alevî; Kur’ân’ı çağa değil, çağı Kur’ân’a uyarlamaya çalışandır.

29

Ehl-i Beyt yolu
Müslüman-Alevî; Kur’ân’ı sadece geçmişin değil, her dönemin yegâne başvuru kaynağı olarak görendir. Müslüman-Alevî; Kur’ân-ı Kerîm hükümlerini insanlar tarafından yazılmış-yapılmış yasalar, kanunlar gibi zaman geçtikçe eskiyen yasalarhükümler toplamı olarak değerlendirmeyendir. Müslüman-Alevî; Allâh’ın, geçmişi bildiği gibi geleceği de hakkıyla bildiğine inanan, kullarına da ölümsüz ve kalıcı hükümler indirdiğine îmân eden ve Kur’ân’ı buna göre kabul edendir. Bu tanımlara göre; Müslüman-Alevî olmakla şeref duyan bir kimsenin Kur’ân-ı Kerîm’e yaklaşımı ne şekilde olmalıdır? “Kur’ân’daki filan hüküm bugün geçersizdir.” diyebilir mi? Biz bugün görüyoruz ki niceleri; “Müslüman’ım-Alevî’yim.” dedikleri halde, Kur’ân’ın bir çok emir ve yasaklarını çağdışı bulmakta, MüslümanlığıAlevîliği kimseye kaptırmamakta ve mangalda kül bırakmamaktadırlar! Bunlara ne demeli? Biz mi Müslümanlığı-Alevîliği yanlış biliyoruz? Onlar mı yanlış biliyorlar? Ya da doğru biliyorlar da halkı kandırmaya çalışarak iki yüzlülük, münâfıklık mı yapıyorlar? Veyahut Allâh mı indirdiği Kitâb’ın Kıyâmete kadar geçerli olacağını bildirmek suretiyle (hâşâ) yanlış yapmıştır, çağdışı hükümleri insanlara yüklemiştir? -Sözüm onlara- Kimi ilerici ve çağdaş geçinen, duruma göre hem Müslüman-Alevî, ya da Müslüman -Sünnî olduğunu iddia eden ve de Kur’ân’ın birçok emir ve yasaklarını çağdışı, uygulanamaz, ilkel, gereksiz ...vs. bulanların gözünde, Kur’ân’ın hangi emir ve yasağı zamanını doldurmuştur? Allâh’ı ve Peygamberini sevme emri mi? Vakit namazlarını kılma emri mi? Farz orucu tutma emri mi? Abdest alma emri mi? Zekat verme emri mi? Hacca gitme emri mi? Ümmet olma emri mi? Nikahlanarak evlenme emri mi? Boşanma durumunda Allâh ve Peygamberin buyruklarına uyma emri mi? Miras dağıtım emri mi? Sözünde durma emri mi? Haram şeyleri yememe emri mi? Ölçü ve tartıda hile yapmama emri mi?

30

Alevî İslâm İlmihâli

Zâlimlere karşı olma emri mi? Emânetleri ehline verme emri mi? Alacak verecekleri yazma emri mi? Hırsıza Kur’ân’daki cezâyı uygulama emri mi? Zinâ edene verilmesi gereken cezâ emri mi? Haksız yere adam öldürene, ya da yaralayana takdir edilen kısas emri mi? Bayanların ve erkeklerin Kur’ân’a uygun giyinme emri mi? Kul hakkı yememe emri mi? Sabırlı olma emri mi? Allâh yolunda savaş emri mi? vs. Yalan ve yalan yere yemin yasağı mı? İnsanlara iftirâ etme yasağı mı? Kur’ân’da belirtilen kişilerle evlenme yasağı mı? Rüşvet yasağı mı? İçki yasağın mı? Fâiz yasağı mı? Kumar yasağı mı? Puta tapma yasağı mı? Gıybet, dedi kodu, gösteriş yapma, kendini beğenme, israf yasağı mı? vs. Evet, bunların hangisi zamanını doldurmuştur ve bugün için bir anlam ifâde etmez? Allâh ya da Peygamber; “Ey Müslüman’lar! Kurân’daki şu âyetlerin hükmüne filan yüzyılda uymayabilir, onları yürürlükten kaldırabilirsiniz(!)” mi buyurmuşlar? Bir kısım kimseler bu saydıklarımız içerisinden bazı emir ve yasakların bağlayıcılığının kalmadığını savunmakta, bunları çağdaş değil, ilkel bulmaktalar. Onlara soruyoruz? Çağdaş bulmadığınız hükümlerin yerine uyulmasını istediğiniz hükümler neler? Ve onlar kime göre çağdaş? Çağdaşlığın ölçüsü olarak neyi alıyorsunuz? Niçin sizin ölçü olarak aldığınız şeyi diğer insanlar da kabul etsinler? Bu zorunluluk nereden geliyor? Siz Kâinâtı yaratandan daha mı iyi biliyorsunuz, insanlığa neyin fayda neyin zarar getireceğini? Yoksa sizler, insanları kendi emir ve yasaklarınıza uymaya ve Allâh’ın yasalarından uzaklaşmaya çağıran zamanımızın Firavunları, Nemrutları, Ebû Lehebleri, Yezitleri... olmayasınız?

31

Ehl-i Beyt yolu
Sahi, bizlerin ürettiği bir çok ürünün son kullanım tarihi var. Ve o tarih dolmadığı müddetçe o ürünün kullanılması bir sakınca doğurmuyor ve hattâ israf olmaması için kullanılması gerekiyor. Kur’ân’ın da bir bütün olarak “son kullanım tarihi” kıyâmet günü olduğuna göre, nasıl olur da bir Müslüman son kullanım tarihi geçmemiş bir Kitab’ın bazı hükümlerinin devrini doldurduğunu savunabilir? “Şu şu hükümler, âyetler eski dönemler içindi, bize hitap etmiyor(!)” diyebilir? Eğer bu bir cehâlet ise uyarıyoruz. Çünkü Müslüman, Müslüman’ı uyarır. Cehâlet değilse ihânettir, bunu da cümle âlem bilsin istiyoruz. Öyle ki bu görüşte olanların ne İslâm dîni ile, ne Müslüman’lıkla ne de Alevî’likle-Sünnî’likle bir yakınlıkları-ilişkileri yoktur. En iyisi yüzlerindeki maskeyi indirsinler ve gerçek kimliklerini ve yeni dinlerini ortaya koysunlar! Kendilerinin “Şeytânizm” isimli ilâhî olmayan bir dînin mensubu olduklarını îtirâf etsinler! Ne kendilerini kandırsınlar, ne de başkalarını! Kur’ân-ı hayâtın dışında tutma yöntemleri nelerdir? Kur’ân’ı hayâtın dışında tutma çabaları her zaman olagelmiştir. Bu çabalar; Kur’ân’ın bazen açık, bazen gizli düşmanları, bazen de câhil dostları tarafından ortaya konulmuştur. Kur’ân’ın açık düşmanları; Allâh’ın “kâfir” adını verdiği kimselerdir. Onlar Kur’ân’ın toplum yaşamından uzakta tutulmasını avazlarının çıktığı kadar bağırarak dile getirirler ve derler ki; “İnsanoğlu için bu çağda dînin, kitâbın, peygamberin vs. ne önemi var? Akıl tek başına yeterlidir! Biz gelişmeyi, ilerlemeyi, topluma düzen vermeyi, hukuk anlayışını, ahlakı vs. vahyin öğretileriyle değil, pozitif bilimin ve aklın öncülüğüyle öğrenir ve uygularız! vs.” Bunlara söyleyecek pek fazla sözümüz yok. Onlardan açık sözlü olanlar zaten kendilerinin Müslüman olduklarını iddia etmiyorlar. Biz de diyoruz ki; “sizin yolunuz size, bizim yolumuz bize. Allâh sizi hak yola döndürsün, ya da sizleri hak ettiğinize kavuştursun!” Kur’ân’ın gizli düşmanları da; Allâh’ın “Münâfık” adını verdiği guruptur. Bunlar pirincin içindeki beyaz taş gibidirler. Farkına varmazsanız en büyük zarar bunlardan gelir. Bunlar koyun postuna bürünmüş kurtlardır. Sürüye daldılar mı bir daha baş edemezsiniz. Bunlar ne derler?; “Efendim biz de Müslüman’ız elhamdülillâh, Kur’ân’a da sonsuz saygımız var(!), bizim de babamız, dedemiz hacı, hoca, şeyh, dede, ocakzâde... Kur’ân’ın ahlâk ile ilgili hükümlerine bir diyeceğimiz de yok. İnsanlar namazlarını kılsınlar, oruçlarını tutsunlar, ferdî ibâdetlerini yapsınlar, onlara karışmak kimin neyine(!) Fakat...

32

Alevî İslâm İlmihâli

Kur’ân’da yer alan toplum düzeni ile ilgili emir ve yasaklar, giyim kuşamla ilgili hükümler, miras, ceza, evlenme-boşanma düzenlemeleri, kısacası şerîat-hukûk denilen uygulamalara gelince... bunlar biraz çağdışı(!). Bunlara yeniden bir çeki düzen vermek gerekir. Herkes giyim-kuşamını, ticâretini, yeme içmesini, eğlencesini, eğitimini, kamu işlerini vs. ilgililerin düzenlediği gibi yapmalı(!). Cezâ sistemi de hukukçularımızın(!) belirlediği gibi olmalı(!). Kimse bunların Kur’ân’a uygun olmasını istememeli(!). Çünkü, dînin bu ve benzeri konulardaki emir ve yasakları zamanımız insanının kabul edemeyeceği tarzda kabadır, eski zamanlar için geçerlidir. Dileyen bu konulardaki âyetleri istediği kadar okusun, sevâbını alsın, ama topluma uygulamaya gelince...hop dediiiiiik... vs.” Bunlara ne diyelim? Düşünce, inanç ve yaşantılarının hayırlarını(!) görsünler. Ancak, samîmi olarak “Müslüman’ım-Alevî’yim.” diyenlere söyleyeceklerimiz var; Yukarıdaki inanç ve görüşte olanları iyi tanısınlar, aldanmasınlar, onların takipçileri olmasınlar, bunları da Müslüman-Alevî kimliği içerisinde görmesinler. Bu tiplerin camiye, cumaya, ceme, cemaate gitmelerine, oruç tutmalarına, dindar görüntüsü altında bulunmalarına bakarak yanılgıya düşmesinler. Dostlarını, düşmanlarını tanısınlar ve gaflet uykusundan uyansınlar. Kur’ân’ın câhil dostları; Bir de Kur’ân’ın dostu oldukları halde, câhilliklerinden Kur’ân düşmanları ile aynı sonuçları getiren uygulamalar peşinde olanlar var. Bunlar; Kur’ân’ın yazısını, kağıdını, okunmasını, yazılmasını vs. kutsallaştıran, ancak O’nu toplum hayatına yön veren bir yasalar manzûmesi olarak bilmeyenlerdir. Verin bunların eline Kur’ân’ı; Mübârek günlerde ve gecelerde okusunlar, bol bol hatim indirsinler, açılışlarda okusunlar, yarışmalarda okusunlar, Kitab’ı yükseklerde tutsun, öpsün, evlerinde bulundursunlar, camide ve benzeri bir yerde yanık sesli birinden dinleyip kendilerinden geçsinler, ölülerinin ruhlarına, hastalarının üzerine okuyarak üflesinler... hepsi bu! Senden iyi Müslüman yok. Yeryüzünde Müslümanlığı senden iyi yaşayan da yoktur vallâhi(!) Evet... Kur’ân bunlardan şikayetçi! Kur’ân bunlardan davacı! Bunlar Müslüman’ların yüz karası! Bunlar her ne kadar kötü niyetli değillerse de, sonuç itibâriyle Kur’ân’a yaklaşımları diğer iki guruba çok yakın! Bunlar Peygamberinin, Ehl-i Beyt’in yüzlerine nasıl bakacaklar? “Kitab’ın nedir?” sorusuna ne cevap verecekler? İnsan Kitâb’ını tanımaz mı? Müslüman, Kitab’ının gönderiliş amacını öğrenerek o amaca uygun hareket etmez mi?

Kur’ân’a ve Müslümanlığa gölge düşürmeyin. Her kitabın da kendine has bir okunma tekniği vardır. sonuç vs. Peki. nasıl anlamalı? Kur’ân’a. Şiir kitabı da kendine uygun bir tarzda okunur. dostlarınızı gücendirip. bilerek veya bilmeyerek. Hiç kitap okumayanlarsa konumuzun dışında. Allâh’ın Velîlerini. Ancak bu teknik yaklaşım birkaç türü geçmez. Bir fikir kitabı da aşağı yukarı aynı şekildedir. Konular tek tek ele alınarak işlenir.“Kur’ân’ı anlamada nasıl bir metot takip etmeliyiz?” bölümünü dikkatlice okuyunuz! .” Görüldüğü üzere çok gurup insan. bir roman giriş.33 Ehl-i Beyt yolu Onlara da diyoruz ki. diğer kitaplara benzer mi? Günümüzde hemen her insan hayatında bir çok kitap okur. Bu yöntemler bazen kabaca. Ne aralardan birkaç âyet okursanız tam doğru bir sonuca ulaşırsınız! Ne de baştan başa bir roman gibi okursanız doğru bir şey yapmış olursunuz! O zaman ne yapmalı? Lütfen ileri sayfalardaki. gibi bölümlerden oluşur. iyi niyetle ya da kötü niyetle Kur’ân’ı rafa kaldırma durumunda. Efendim. câhil kalmayın. Peki bu yöntemlerin en tehlikelisi hangisi? Cevap. sonuca varılır. Bir ders kitabının ise durumu biraz daha farklıdır. Kur’ân-ı Kerîm. kendinizi ve gelecek nesillerinizi tehlikeye atmayın. Psikolojik ve felsefî bir kitap belki biraz daha farklı ele alınıp okunur. Peygamberinizi. Peygamber aşkına. şeytanı ve düşmanlarınızı sevindirmeyin. Ehl-i Beyt aşkına Kur’ân aşkına. gelişme. üç günlük dünya menfaatine kapılmayın. Dolayısıyla okunulan kitaplar insanlara kitap okuma ve anlama noktasında da yardımcı olurlar. bazen de kibarca ve tereyağından kıl çekercesine uygulanmakta. bir roman gibi mi yaklaşmalı? Kur’ân’ı bir felsefî kitap gibi mi okumalı? Kur’ân’ı bir fikir kitabı gibi mi görmeli? Kur’ân’a şiir kitabı gibi mi bakmalı? Kur’ân’ı bir hukuk kitabı gibi mi değerlendirmeli? Kur’ân’ı okumada bir baştan girip sondan mı çıkmalı? Ya da Kur’ân’ın kendisine has bir okunma şekli mi olmalı? Kur’ân’ı az çok tanımaya çalışan bir kimse şunu hemencecik fark eder. Allâh’ınızı. Hangi yöntem diğerinden daha az tehlikeli ki? Hepsi birbirinden bayağı! Okuma yönünden. “Kitâb’ınızı tanıyın. Kur’ân okunması ve anlaşılması yönünden hiçbir kitaba benzemez. Kur’ân’ı nasıl okumalı. Allâh aşkına.

Bir tarîkata. dedemizin. mensup olan insanların sevip bağlandıkları liderleri. Bu kitapların hiç birisi ne Allâh’tan. için Kur’ân’ın dediklerini bir tarafa kibarca itivermekte. bitir bitir tekrar oku.. İnsanlar Allâh’a şirk koştukları gibi. dedeleri. âlimlere saygısızlık(!) etmiş bulunmamak. gündüz oku. Sabah oku. Peygamberin güvenilir sünnetlerine aykırı düşenler olabilir. üstâdımızın yanlışını bulabiliyorsunuz? Bir kimseyi tenkit etmek için en azından onun seviyesinde olmak lazım(!). akşam oku. doğrulukları tasdik edilmiş eserler değiller. yat oku. liderlerinin. dedelerinin kitaplarını. kalk oku. âlimleri. efendileri var.34 Alevî İslâm İlmihâli Kur’ân’a şirk koşmak ne demektir? “Allâh’a şirk koşmak ne demektir?” sorusunu anladık da. el üstünde tuttukları. Bir zâtın kitabından bir görüşü beğenmediniz ve eleştirmeye mi kalktınız? Kur’ân’a uymayan yerlerini mi söylediniz! Allâh etmesin! Hemen ağzınızın payını alır. Kur’ân’a da şirk koşmakta ve hem de bunu bazen dindarlık adına yapmaktadırlar.. cehennemlik ilan edilirsiniz! Cevap hazır. şeyhlerinin manevî yardımlarından(!) uzak kalmamak. be’yi bilmiyorsunuz kalkmış bir de . şeyhimizin. Bizim insanlarımızın birçoğu ne yapmakta? Efendilerini gücendirmemek. efendilerinin. hattâ saatini. Allâh’ın kitâb’ından yana tavır koymaktır. Belki böyle bir soruyla ilk defa karşılaşmakta ve şaşırmaktasınız. gece oku. şeyhleri. Bir cemâate. Fakat bilin ki. liderimizin.. “Kur’ân’a şirk koşmak da ne demekmiş?” demeyin. Bunların yazarları da yanılma ihtimalleri bulunan birer beşerdirler. Müslüman’a bu durumda düşen görev sevip saydığı kişinin Kur’ân’a ve Sünnet’e aykırı görüşlerini reddetmek. “Siz kim oluyorsunuz da bizim hocamızın. Değil mi? Peki. Siz daha elif’i. Bir de onların başucu kaynağı bildikleri. olmazsa ezberle. sevdiklerinin dediklerine bağlanmaktalar! Kur’ân-ı Kerîm’i anlama yolunda ömürlerinin bir yılı-ayı-haftası-günü. ne de Peygamberden bizzat onay almış. siyâsî yapıda aşağılarda kalmamak ve dışlanmamak vs. bile ayırmayanlar. Bir siyâsî topluluğa vs. Kur’ân’la uyuşmayanlar. eserlerini ise ellerinden bırakmamaktadırlar. önderleri. şeyhlerinin. üstatlarının. sürekli okudukları kitapları var. Dolayısıyla yazılanlar içerisinde hatalı olanlar. mezheplerinin görüşüne aykırı düşmüş olmamak.. Nasıl mı? Bir mezhebe.

Alım-satımı. Hem kolaycılık. vs”. uygulayanlar da “Müslüman” olduklarını iddia etmekteler. Onlar Kur’ân’ı okurlar. Ve görünen o ki bu yasalar . önce kendisinden hesaba çekileceğine inandığı Kitâb’ını iyi tanımalı. Kurân’ı anlamak kim? Bizler Kur’ân’ı Arapça’sından belli zamanlarda okuruz. Kur’ân’dan daha üstün gibi değerlendirmekte ve tehlikeli bir konuma gelmektedirler. eğitimi-öğretimi. Bir de. hem “armut piş ağzıma düş. hem körü körüne taklitçilik. Bir beşer tarafından yazılmış kitabı tartışmasız bilmek. öğrenmeli. her şeyden de önemlisi Kur’ân’la tanışmaktan korkma hastalığıdır. yeme-içmeyi. anlarlar bize kitaplarında anlatırlar. kısacası hayatın hemen her alanını tanzim eden ilkeler var.. üstatçılık. kanunlar. cezaları vs. Yani. Biz kim. bir belaya uğrarsınız(!). Bizim neyimize Kur’ân’ı anlamaya çalışmak?. âlimlerin kitaplarından faydalanırız. okuyacaksa en fazla O’nu okumalıdır. onu Kur’ân’a eş koşmak değil midir? Her hangi bir eserin Kur’ân’a aykırı görüşünü savunmak. bilmeli. Kur’ân’a aykırı gibi gördüğünüz yerler aslında aykırı değildir. bu adamlarda var olan.” anlayışı. Hayatımıza yön vermek içinse büyük zâtların. hem kendilerine güvensizlik. Bu ilkeler de belli kitaplar. genelgeler vs. dergiler. mirası. Eğer böyle yapmaya devam ederseniz çarpılır. bilmem kimlerin kitabını dönüp dolaşıp okumak. Oysa bir Müslüman. Bunlar bir çok “Müslüman’ım. Bunlara uyanlar da. evlenmeyi-boşanmayı. görülür ki bir çok kimse bilerek ya da bilmeyerek bazı kimselerin eserlerini Kur’ân’a eş gibi görmekte. Yukarıda sözünü ettiğimiz yaklaşımlar hayal mahsulü olarak yazdığımız şeyler değil. vardır onun bir hikmeti(!) de siz bilemezsiniz. eleştirilmez kabul etmek.. başucu kitabı edinmek o eserleri Kur’ân’a şirk koşmak sayılmaz mı? Şirkte ne demek? Şirkte biraz olsun denklik vardır! Şirkten de öte Kur’ân’dan üstün görmek olmaz mı? Demek ki biraz dikkat edilecek olursa. onda hikmetler aramak ve o görüşü reddetmemek o eseri Kur’ân’a şirk koşmak olmaz mı? Allâh’ın Kitab’ını hayatında bir kez olsun anlayarak baştan başa okumayıp da.” diyenin söyledikleri sözler ve uydukları pratiklerdir! (Maalesef) Şimdi soruyoruz. okutmak. yönetmelikler var.35 Ehl-i Beyt yolu âlimlerin hatasından söz ediyorsunuz(!). yöneticiler tarafından diğer insanlara uymaları emredilen bir takım yasalar. hem efendicilik. Aklınızı başınıza toplayın.de yazılmış ve uygulanmakta.

Bütün bunlar da Kur’ân’la iyice bir tanış olmaktan. Hayır. Adres. Yürürlükteki hukuk mu Kur’ân hukûku? Uyulmakta olan giyim-kuşamla ilgili emirler ve yasaklar mı Kur’ân’a uygun? Suçlulara verilen cezâlar mı Kur’ân’ın bildirdiği cezâlar? Evlenme boşanma sistemi mi Kur’ân’a göre mi düzenlenmiş? Eğitim mi Kur’ân’ın hedefleri doğrultusunda? Yasaklar ve serbestler Kur’ân-ı Kerîm ölçülerine göre mi belirlenmiş? vs. Yüz binlerce hayır! Milyonlarca hayır! O halde. “C?H?N?E?. hayır. Biz neyiz? Kimiz? Yoksa birileri yazdıkları. çıkardıkları yasaları bizlere kabul ettirmekle. Kur’ân’a ve Sünnet’e aykırılıkları apaçık olan hükümleri kabul ederek uymak. sevip saydıklarının kendilerini Allâh’ın azâbından kurtaramayacağını bilmeleri gerekir.36 Alevî İslâm İlmihâli hazırlanırken Kur’ân hükümleri. Bu durumda. Kur’ân’la yakınlıklarını tekrar gözden geçirmeleri. hayır. hissettirmeden bizleri Allâh’a-Kur’ân’a şirk koşturmuşlar da haberimiz mi yok? Kim bilir? Belki de! Bu şirk hastalığına yakalanmış olanların acilen tedâvi görmeleri. kimlere. hem Allâh’a ve hem de Kur’ân’a şirk koşmak olmaz mı? Önce kendimizden başlamak üzere çevremize bir bakalım! Kimler. kendilerini ve amellerini sorgulamaktan ve Kur’ân tartısıyla tartmaktan geçer.” Kur’ân’ı anlamada nasıl bir metot takip etmeliyiz? .. Kur’ân’a şirk koşanların İslâm nazarındaki durumları nedir? Kur’ân’a şirk koşma hastalığı tedavi edilmez ise ebedî ölüm ve yıkım getirir. ne adına ve ne zamandan beri uymakta ve buna ne mazeretler bulmaktalar? Şerîat’e aykırı olarak şekillenmiş bir devlet düzeninde. vs. nelere.. insanı bilinen adrese ulaştırır. Peygamberimizin @ güvenilir sünnetleri ve Ehl-i Beyt’in temiz sîreti ölçü alınmamakta.

● Sûrede tanıtılan. ● Sûre veya âyetin sonunda. ● Sûredeki emir. ● Kur’ân’ı kendi bütünlüğü içerisinde okumalıyız. îmân. velî.. verilen tipleri iyi anlamaya çalışmalı. verilmesi istenen ana fikri özet başlıklar halinde çıkarmalıyız. onların günümüzdeki uzantılarını ve benzerlerini görmeliyiz. ● Kur’ân’ın belkemiği sayılabilecek temel kavramlar üzerinde araştırmalar yapmalı ve onların içeriğini öğrenmeliyiz.) ● Kur’ân’ı manasını düşünerek okumalıyız. ibâdet. ● Kur’ân’ı zaman zaman cemaat halinde ders yaparak okumalı ve anlamaya çalışmalıyız.. gereken mesajları almaya çalışmalıyız. ● Kur’ân’dan anladığımızı uygulamaya geçirme niyetinde olmalıyız. ● Kur’ân’ı tekrar tekrar okumalı ve O’nunla irtibâtı kesmemeliyiz. ● Kur’ân’da anlatılan olayları. her insan kendi içinde bulunduğu psikolojik hali ve durumuna göre belirler. zulüm. ● Kur’ân’ı. ● Kur’ân’ı okumak için en uygun zaman ve mekanı seçmeli. Medîne’de mi indirildiğini göz önüne alarak değerlendirmeliyiz. anlamaya çalışmalıyız. ● Anlamaya çalıştığımız âyet veya sûreyi.37 Ehl-i Beyt yolu Kur’ân’ın kendine has bir okunma ve anlaşılma metodu vardır ki. din. ● Fert veya cemaatla yapılan derslerimizde. Olur olmaz yerlerde ve zamanlarda okumamalıyız. (Tevhid. ● Sûre veya âyette yalnızca Peygamberimizi @ bağlayıcı hükümler olup olmadığına dikkat etmeliyiz. ilâh. şirk. ana hatlarıyla aşağıdaki maddeler halinde sıralanabilir. küfür. hakkını vererek okumalı. İslâm. onlardan bütün zamanlara yönelik mesajları almalıyız. okumada çok yavaş ya da çok hızlı olmamalıyız. Rab. vb. . takvâ. sâlih amel. sûreleri indiriliş sırasına göre veya tertip sırasına göre ya da bir konu ile ilgili tüm âyetleri ele alarak okumaya. yasak ve dualara dikkat etmeli. tâğût. müminlikte ve kâfirlikte önde gelen şahsiyetlerin özelliklerini kavramalı. Mekke’de mi. ● Kur’ân’ı anlamak niyetiyle okumalıyız. Bu zamanı ve mekanı ise. Çünkü rasgele okumak insanı istediği sonuca ulaştırmaz. adâlet. Âyetleri tamamıyla birbirinden bağımsız ve kopuk olarak ele almamalıyız. ● Kur’ân’ı Allâh ile sohbet ediyormuşçasına okumalıyız.

Ve kendilerini Kur’ân aynasında seyrederek ne olup olmadıklarını öğrenirler. vs.“Kur’ân’ı tanıma ve yaşama çalışması” yapma zamanı gelmedi mi? Haydi. Bu kadar yoğun ve yorucu olacağını düşündüğümüz uğraşı ile Kur’ân’ı anlayacaksak bu iş bize göre değil dememeli. Bu kimseler. Kur’ân’ı anlamaya çalışırlarsa. ● Kur’ân’ı anlama çalışmasında aslâ sabırsız olmamalı. ● Kur’ân’ı anlamaya çalışırken her türlü önyargı. Belki her insan yukarıdaki açıklamalarımıza göre “Kur’ân’ı anlama ve yaşama çalışması” yapamayabilir. anlaşılması güç olan âyetler olursa.) ● Kur’ân’da yer alan namaz. oruç. mezhep. inanıyoruz ki bulunduğu durumu daha iyi kavramaya başlar. akla. hac.. ● Kur’ân-ı Kerîm’i en iyi şekilde anlayabilmek için Peygamberimizin @ de hayâtını okuyup bilgi sâhibi olmalıyız.. yavaş fakat emin adımlarla çalışmamızı devam ettirilmeliyiz. bağnaz anlayış. Bir işe başlamak onu bitirmek. Kur’ân’ı tanımanın formüllerini aldık. tarîkat ve cemaat taassubundan uzak kalmalıyız.38 Alevî İslâm İlmihâli ● Kur’ân’daki misaller ve benzetmelerin vermek istediğinin ne olduğu düşünmeliyiz. samimiyeti oranında çok faydalı sonuçlar elde ederler. bilimsel verilere ve evrensel ilkelere en uygun açıklamalar yapılmış tefsirin açıklamalarını tercih etmeliyiz. abdest. daha neyi bekliyoruz? Hâlâ. güvenilir birkaç tefsîre başvurmalı. yoksa güvenilir Ehl-i Beyt yolunun fıkıhilmihâl kitaplarına başvurarak yerine getirmeliyiz.. ● Kur’ân’ı ilk okuduğumuzda anlayamadığımız yerler için başka meallere de bakmalıyız. Evet. “Bismillâh!” . anadilimizdeki mecaz kelimeleri de dikkate alarak doğru anlamaya gayret etmeliyiz. mantığa.vs. ● Kur’ân’da geçen mecâzî ifâdeleri. ya da yarılamak demektir. (Allâh’ın eli deyimini-Devletin eli ifâdesi ışığında anlamak gibi.. hiç olmazsa bir mealden faydalanır. ● Farklı meallere baktığımız halde içinden çıkamadığımız. gibi ibâdetlerin uygulamalarını mümkünse Peygamberimizin Sünneti ve Ehl-i Beyt’in açıklamaları aracılığı ile öğrenmeli..

. Ehl-i Şîa’dır denilse. Tehzîb: c: 8 sh: 55. Yüce Allâh Kur’ân-ı Kerîm’inde. “Ulul emr”e itâatı da mutlak olarak zikretmektedir. İstibsâr: c: 3 sh: 288 20 Kuleynî: Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 89 İlmin fazileti kitabı 19 . kendilerinden sâdır oldukları sâbit olmak şartıyla her söz ve davranışları sünnettir ve biz Ehl-i Beyt taraftarı Müslüman’lar için hüccettir ve kabûle şâyandır. Kur’ân’ın. o.”19 Altıncı hak İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Nasıl ki Kur’ân’sız bir İslâm düşünülemezse.. “. 60. Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 58. İmâmet semâsının yıldızlarından İmâm Mûsâ Kâzım @ buyurdular. gerçek ve tartışılmaz muallimleri olan Ehl-i Beyt @ ve Oniki İmâm efendilerimizin @. “Her şey Kur’ân’a ve Sünnet’e döndürülür. Kur’ân ve Sünnet’in önemi ile ilgili olarak.. mübâlağa edilmiş olmaz.) da bu zâtların kimler olduklarını beyân etmiş ve bizlere kendisinden sonra Oniki Emîr’in (Halîfe-İmâm) Kuleynî: Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 80 İlmin fazileti kitâbı. Resûle itâat ediniz ve sizden olan Ulu’l-Emre de.” [Nisâ (4): 59] buyurmakla.a.Her şey Allâh’ın Kitâbı’nda ve Nebî’nin sünnetinde mevcuttur. ıstılâh olarak değilse bile kelime anlamı itibâriyle “Ehl-i Sünnet” de denilebilir ve hattâ gerçek Ehl-i Sünnet. O Kitâb’ın asıl öğretmenleri olan zâtlar (ki başında peygamberimiz @ gelir) tarafından söz ve pratik ile açıklanmış ve bunlar sünneti oluşturmuşlardır. “Allâh’a itâat ediniz. Her hangi bir hadîs(!) de Allâh’ın kitâbına uygun değilse.. Resûlullâh (s. uydurma bir sözdür. Kur’ân-ı Kerîm’de yer alıp da herkesin anlayabileceği şekilde açık olmayan hükümler. Şerîat’ın temel dayanaklarından ve Müslüman’lar için bağlayıcılığı olan kuvvetli esaslardandır. “Ehl-i Şîa” da denilen Ehl-i Beyt mektebi mensuplarına. Sünnetsiz de bir Kur’ân-İslâm elbette düşünülemez. (hadistir)”20 Ehl-i Beyt İmâmları olan Oniki İmâm’ların söz ve uygulamalarının sünnet kapsamında görülmesinin sebebi de şudur ki.a.39 Ehl-i Beyt yolu SÜNNET Ehl-i Beyt yoluna göre sünnet.

Hz. nasıl yapar. Sahîh-i Müslim: had.”23 hadîs-i şerîfi gereğince O yüce Resûl’e (a. Ali’nin (a) sözü. 4280. Zîrâ Onlar @. 94-101. Resûlullâh’ın (a.) uymak. Resûlullâh’ın hadîsi (sözü) de Allâh’ın kavli (sözü) dür. c:5 sh: 86-89. no: 2223. dolayısıyla. “Benim sözüm. bu sızıntı kaynaktan sızıyor.) vârisleri.a.) onların zamanında yaşasa idi. O güzeller güzeli Efendimiz’in (a. babamın sözü. 406. Resûlullâh’ın sözüdür. ne de namaz kıldılar.) ve O’nun nûrundan feyizlenen Ehl-i Beyt İmâmlarına (a) yalan isnât edilmesine şiddetle karşı olmuşuz ve böylesi hallerden de şânı yüce Allâh’a sığınırız. onlar da öyle yapıyorlar ve yaptıkları da sünnet hükmüne geçiyor.”22 Demek oluyor ki. onlar da din 21 Sahîh-i Buhârî: Kitâbul Ahkâm: 51.) Nûr-u Nebî’yi. 22 Kuleynî: Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 68. babamın sözüdür. Hasan’ın @ sözü.). “Kim benim adıma yalan konuşursa cehennemdeki yerine hazırlansın.s.” 24 Ve yine..s. Lisân-ı Mustafâ (a) ile kelâm ediyorlar. no: 4279. İmâmlarımızın (a) her birisi. Kendiliğinden. Onlar din adamlarına ibâdet etmediler. din adamları için ne oruç tuttular. Emîrü’l müminîn Ali @’ nin sözüdür.. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 372. Peygamber efendimizin (a. bu ışık kaynaktan yayılıyor. Nûr-u Ahmed (a) ile nurlanmış. İlm-i Nebî’yi ilâhî bir inâm ve ikrâm olarak membaından ve müteâkiben birbirlerinden almakla kemâl-i ilim ve ahlâka sâhip oluyorlar. Resûlullâh’a (s.s. Müsned-i Ahmed bin Hanbel: c: 1 sh: 398.40 Alevî İslâm İlmihâli geleceğini haber vermiştir.) “Râşid halîfeler”idirler. Bâb c:8.a.” [Tevbe (9): 31] âyeti sorulduğunda İmâm Cafer Sâdık’ın @. Şeyh Müfid: El-İrşâd tercm: sh: 327 23 Usûl-u Kâfi: c: 1 sh: 80. nasıl konuşur. dedemin sözü. Hasan’ın @ sözüdür. “Onlar ki ahbâr ve ruhbânı (din adamlarını) Allâh’tan gayrı Rabler edindiler.). bu nehrin suyu saf olarak kaynaktan coşup akıyor. O’nun sözü. Sünen-i Ebî Dâvûd: had. .“Vallâhi onlar. her dalâlet de cehenneme götürür. din adamları onlara helâli harâm. Peygamberimiz (s. no: 1821.. nasıl davranır. 90. Nebî’nin (a. nasıl bir mücâdele metodu seçer. 106-108. din adamlarına ibâdete çağrılmadılar.. Ve yine. “Her bidat dalâlettir. Öyle ki. harâmı da helâl kıldılar. Oniki İmâm’lara @ uymanın. Vâris-i Enbiyâ olan Oniki İmâm’larımız (a. Allâh’a da itâat etmek olduğuna inanmaktayız. c: 4 sh: 264 24 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 88. dedemin sözüdür. sorunları nasıl çözer idi ise. Sünen-i Tirmizi: had.s.a. c: 3 sh: 374. nefsânî ve hevâî söylemiyorlar.a.21 Biz de bu ve benzeri rivâyetlere dayanarak. Biz Ehl-i Beyt yolu yolcuları. Hüseyin’in @ sözüdür.s.s. İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. 92.. Ancak.

bunu biliniz ki ben Kur’ân’a aykırı söz söylemem. Tuhafu’l Ukûl: Hasan b. İstibsâr: Ebû Cafer Muhammed b. 89 28 Bu dört kaynak için “Kütüb-ü Erbea” (temel dört kaynak eser) denilir.a. Zîrâ. ne Resûlullâh (s. Adı geçen kaynaklar ve daha niceleri sünneti anlama ve yaşamada başvurulacak kaynaklar olmakla birlikte. bazı anlaşılması müşkil olan rivâyetler hadis usûlü ilmi öğrenmek sûretiyle kavranabilir. Canlar cânı Resûlullâh @.“Bütün rivâyetleri Kur’ân mihengine vurunuz. Vesâilü’ş Şîa: Allâme Hurru’l Âmûlî 7. 69 Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 89 27 Usûl-u Kâfî: c:1 sh: 9. Ali Harrânî 9.) ne de biz Ehl-i Beyt. Hüseyin Tûsî 4. Tehzîb: Ebû Cafer Muhammed b. O’na uygun olanlara sarılınız. 25 26 . Kur’ân mihengine vurup. farkına varmadan. anlaşılabilir. İmâm Cafer Sâdık @ da. işin ehlinden sorularak ilgili konularda bilgi edinilebilir. Kur’ân’a ters düşenleri ise reddediniz. hadîs-i şerîf kitaplarından bazıları şunlardır: 1. elbette ki Kur’ân-ı Kerîm gibi ilâhî koruma altında olan eserler olmayıp. Ali’nin hutbeleri): Seyyid Radıyy 8. Müstedrekü’l Vesâil: Şeyh Abbas Nûri . Kur’ân’a aykırı sözler söylemeyiz. Hüseyin Tûsî28 5.. Kur’ân süzgecinden geçirerek rehber ediniriz. bizlere ulaşan rivâyetleri. Ve kabûl ederiz ki. Sefînetü’l Bihâr: Şeyh Abbas Kummî 10. Nehcü’l Belâğa (Hz.29 Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 68.” 25 şeklindeki açıklamasının farkında olarak.“Ey insanlar! Benden size ulaştırılan hadîsler Kur’ân’a uygun ise onu ben söylemişimdir. 88.. Şayet Kur’ân’a aykırı sözler benim ağzımdan nakledilirse. Usûl ve Furû-u Kâfî: Ebû Cafer Muhammed Kuleynî 2. Bihâru’l Envâr: Muhammed Bâkır Meclisî 6.”26 buyurmuş.41 Ehl-i Beyt yolu adamlarına bu hükümlerinde tâbî olmak sûretiyle. Ehl-i Beyt mektebinde sünnetin kendisinden alınacağı. Men lâ yahduruhu’l Fakîh: Ebû Cafer Sadûk Kummî 3.vb.v. 29 Hüseyin Hâtemî: Temel kaynaklardan yararlanmada yöntem. şuursuzca ibâdet etmiş ve onları Allâh’tan gayrı Rabler edinmiş oldular.”27 buyurmuşlardır.a.

Ebû Zehrâ: İmâm Cafer Sâdık: sh:399. Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansp: c:7 sh:8.vb. Sünen-i Nesâî: Nesâî 6. Bu şekilde. Ancak.42 Alevî İslâm İlmihâli Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin de temel hadîs kaynakları olarak kabul ettikleri ve zaman zaman biz Ehl-i Beyt yolu bağlılarınca da başvurulan eserlerden bazıları ise şunlardır: 1. gün kadar açık ve nettir. Enes 11. Ehl-i Beyt mektebinin temel kaynaklarında yer alan rivâyetlerin bir konu üzerindeki ittifâk ve görüş birliğidir. Sahîh-i Müslim: Müslim 3.31 AKIL Akıl. Sahîh-i Buhârî: Buhârî 2. hüküm çıkartmaya yarayan delillerden birisidir. İslâmî bir çok meselenin teferruatında değilse bile. Kur’ân’dan. İCMÂ İcmâ.vb. aklın bilgi elde etmesi ve bir takım hükümler çıkarabilmesi. asıllarda tüm Müslüman’lar arasında görüş birliği (icmâ) vardır.. Sünen-i Ebî Dâvûd: Ebû Dâvud 5. sünnetten ve icmâdan bir delîl olmadığı zaman kendisine baş vurularak. Hanbel 9. Ve bu. 30 31 . Müstedrek: Hâkim Nîşâburî 12. Bu altı kaynak için “Kütüb-ü Sitte” (temel altı kaynak eser) denilir. Muvatta: Mâlik b. bâzı sonuçlara varabilmesi için de nakil ve rivâyetlere ihtiyaç vardır. Sünen-i Ahmed: Ahmed b. Kenzul Ummâl: Muttakî El Hindî . Sünen-i Tirmizî: Tirmizî 4. Gerçek anlamda. Sünen-i İbni Mâce: İbni Mâce30 7.. üzerinde Ehl-i Beyt’in önderlerinin ittifâk ettikleri bir konu elbette ki genel olarak İslâm’ın diğer mekteplerinin de bir çok görüşleri ile uyum içerisinde olmaktadır. Sünen-i Beyhakî: Beyhakî 10. Sünen-i Dârimî: Dârimî 8.. Geniş bilgi için bak: M.

”34 Bütün ilimlerin kaynağı. Rahmân olan Allâh’a ibâdet edilen ve cennet kazanılan şeydir. “Kendisiyle. Sünnet’in de kaynağı.43 Ehl-i Beyt yolu Esâsen akıl.“Ey Ali! Cehâletten daha şiddetli fakirlik. Ve bunlara. 1. bu yola mensûp her Müslüman itikâd etmelidir. Kur’ân.Nübüvvet 3. Ehl-i Beyt’tir. akıldan da daha dâimî zenginlik yoktur.”32 Ehl-i Beyt mektebinde. bâtıl yol ve amaçlarla yapılan bir kıyas(!) geçersizdir ve bunun adı da “şeytâniyet” dir. fesâda uğramış bir akıl(!) ve sorumsuzca. dînin beş temel prensibi vardır. İmâm Cafer Sâdık’ın @ buyurduğu gibi.Tevhîd 2. EHL-İ BEYT MEKTEBİNDE İNANÇ VE AMELLERLE İLGİLİ TEMEL PRENSİPLER DÎNİN ESASLARI (USÛL-Ü DÎN) HAKKINDAKİ İNANÇ Ehl-i Beyt mektebine göre.Mead Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 11 Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 11 34 Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 30 32 33 . şeytânın egemenliğine girmiş bir kalbe komşu olan ve kötü niyeti kendine kılavuz edinmiş.33 Allâh’ın Resûlü Muhammed @ buyurdular.

her neye bakılsa. bir yaratıcının varlığını. nâmûsu. fıtrat itibâriyle Allâh’ın varlığına inanmaya meyyâldir. Esâsen insanoğlu. 35 Usûl-ü dîn hakkında bakınız: Kâşiful Ğıta: Caferî mezhebi ve esasları: sh: 42-44. Genel olarak dört delîl vardır ki. Mustafa Kalaycı: Ehl-i Beyt ışıkları ve âşıkları: sh: 130-131..onlara hiç bir sûretle kin ve garaz beslenemez.. Mekârim Şîrâzî: Ehl-i Beyt mektebinde temel inançlar.35 Bu beş temel prensibi kısa ve öz olarak açıklayacak olursak. harâmdır. Bedri Noyan: Bektâşîlik Alevîlik nedir? Sh: 60. Zîrâ. Ehl-i Beyt yolu bağlıları olarak inanırız ki. anlayışı bağlanmamışlara .. Şu görünen ve adına “tabîât” denilen âlemi de insan düşündüğünde. Haydar Kaya: Bektâşî İlmihâli: sh: 39. Allâh’ın varlığını ve birliğini lisân-ı hâl ve kâl ile beyân eden delillerden bâzıları şunlardır: 1.Âfâkî deliller. canı. Huzurlarında veya ğıyâblarında hürmetlerinin korunması vâcibtir. Der Râh-ı Hakk: Ehl-i Beyt mektebine göre İslâm’da usûl-ü dîn. Onların. “Lâ ilâhe illallâh” gerçeğini tasdîk ve îlân etmektedirler. Allâh’a havâle edilir.İmâmet Biz. mukaddestir. haklarında kötü söz söylenemez. bu delillerin her biri. bu beş temel prensipten ilk üçüne inanan ve îmân eden herkes umûmî mânâda Müslüman’dır. TEVHÎD: “Lâ ilâhe illallâh” cümlesi ile formüle edilen bu inanç. bu soruları sormadan edemiyor ve yaratanı arıyor. bir ustanın. ırzı. birliğini haykırmakta. bir gücün. . o şey için. kardeşimizdir.. bir kudretin.44 Alevî İslâm İlmihâli 4. Tevfik Oytan: Bektâşiliğin iç yüzü: c: 2 sh: 52.Adâlet 5. İmâmete inanmadıklarından dolayı -Allâh korusun. malı.vb. tüm Müslüman’ların itikatlarının belkemiği ve cennetin anahtarıdır. Bu nedir? Niçin yapıldı? O’nu kim yaptı? gibi sorular insanın aklına gelmektedir. Allâh katındaki dereceleri ve durumları ancak Allâh’ın bileceği bir husus olup.

! Her şey O’nun varlığını haber veriyor. ayaklarımız yürüyor. ve “ALLÂH BİR. kudretin var olduğuna inanacak. ALLÂH BİR. Şimdi...) 4. elimiz tutuyor. Bitkiler. ALLÂH BİR.Süflî deliller. çiçekleri. Güneş ve Ay doğup batıyor. sebzeleri meyveleri. ağaçları. böcekleri kısacası yer altında ve yer üstünde hâlâ adlarını bilmediğimiz.Tenzîlî deliller. Hele bir eldeki baş parmağın veriliş hikmetini ve yerini düşünelim. kurtları. biliyor ve öğreniyoruz.Enfüsî deliller. hepsi yerli yerinde bir çok âzâlar verilmiş. güzellikler ve hizmetler.! Her şey O’nun varlığını haykırıyor. Enfüsî deliller: Bedenimizdir. îmân edeceğiz. bu işi bilerek mi yapıyorlar? Daha sayamayacağımız binlerce. Ay’ı. bizlere zarar verecek gazı soluyup oksijen üretirlerken.. Gözümüz görüyor. idrâk verilmiş. Güneş’i. bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşünelim. tekvînî-yaratılışsal deliller de denilir. Ne kadar mükemmel yaratılmışız. Bütün bunlar şüphesiz ki görünmez bir mutlak Hâkim’in varlığını belgelemektedir. geceler gündüz. kuşları.. Evet.. Âfâkî deliller: Gökyüzüdür.45 Ehl-i Beyt yolu 2. denizleri. nice nimetlerle süslenmiş olan şu güzelim dünyâmıza bakalım. mevsimler değişiyor ve bütün bu olup bitenler. ancak yeterli bilgiye ulaşamamıştır.. ALLÂH BİR” diyor. insanları. Aylar. şaşmadan. gündüzler gece oluyor. ALLÂH BİR” diyor. yeryüzünü gözlerimizin önüne getirip şöyle bir düşünelim. vahşî ve ehil hayvanları. (Bu üçüne. koyunlar ve bir çok hayvanlar sütlerini yalnızca yavruları için mi veriyorlar? Arılar ballarını sırf kendileri için mi yapıyorlar? Tavuklar bunca yumurtayı yalnızca soyumuz tükenmesin diye mi yumurtluyorlar? Bitkiler. kokularını duymadığımız. gülleri. ya bu gökyüzündeki varlıkların her birini görevlerinin şuurunda olan üstün akıllı birer varlıklar olarak kabul edeceğiz(!) veya hepsini bir düzen ve intizâm ile çekip çeviren üstün bir gücün. ve “ALLÂH BİR. bucaksız bir gökyüzünde hareketlilik devam ediyor. ikrâm. Süflî deliller: Yeryüzüdür. 3. ihsân. Buna karşılık neredeyse uçsuz. renklerini. şaşırmadan düzen ve intizâm içerisinde milyarlarca yıldır devam edip geliyor. Düşünelim ki insanoğlu en yakın olan gök cisimlerine dâhi henüz varabilmiş. yıldızları ve daha göremediğimiz. çölleri. Akıl. canlı ve cansız her şeyin insanoğlunun hizmetine verildiğini görelim. gölleri. Dağları. Kendimizi bir yoklayalım. . milyonlarca nimet. Dünyâmızı. meyve ağaçları meyvelerini yalnızca soylarının sürmesi için mi veriyorlar? Sığırlar. kulağımız işitiyor. Bütün bunları görüyor. Evet. Nasıl her türlü mahlûkâtın.

midemiz ve sâir organlarımız çalışmalarını sürdürüyorlar. O’na dâvet etmişlerdir. ALLÂH BİR. Resûl ve Nebîler göndermiş ve insanoğluna hüccetini tamamlamıştır. ALLÂH BİR” diyor. bir kitap. şeytânın vesvese ve saptırıcılığına. ALLÂH BİR. O’nun zâtı ve sıfatlarını tevhîd noktasında gereği gibi bilip kabul etmediklerinden yanılgıya düşmekte. Son kitap Kur’ân-ı Kerim’in hakkıyla okunup anlaşılması ve O yüce Resûl’ün (a.. dönemlerinde bir çok mûcize ve beyanlarıyla insanlara O’nu (c.) gönüller açıcı kelâmına kulak verilmesi ile anlaşılmaktadır ki. yerleştirilmişler.” [Ankebût (29): 61]. Hayat güneşimizin batması ânına kadar görevlerini bir sâniye bile sû-i istimâl etmiyorlar.. ALLÂH BİR” diyor. Her şey O’nun varlığını bildiriyor.. tevhîd akîdesinde olmak mânâsına gelmemektedir.” [Ankebût (29): 63] Demek ki. ve aralarında iş bölümü yapılmak sûretiyle görevlerini icrâ ediyorlar. Muzaffer Ozak: İrşad: c: 1. O Resuller ve Nebîlerin her biri. ve “ALLÂH BİR.. Şurası iyice bilinmelidir ki.. sanatkârını hatırlatmaz mı? Evet. Allâh ki o kimseler hakkında şöyle buyuruyor: “And olsun ki onlara: “gökleri ve yeri kim yarattı? Güneş’i ve Ay’ı kim istifâdenize boyun eğdirdi?” diye sorsan. Uyuyoruz. Söz. “Onlara “kim gökten suyu indirip de. ve “ALLÂH BİR. Der Râh-ı Hakk: Ehl-i Beyt mektebine göre İslâm’da usûl-ü dîn: sh: 11-73. kâtibi hatırlatır da.. nefsinin isyankârlığına kanarak.) anlatmış. 36 Allâh’ın varlığı hakkında delilli geniş bilgi için bakınız: Saîd-i Nursî: Sözler: 22. Allâh’ı hakkıyla var ve bir bilmeyenler için. bir resim. basit bir heykel.vb. irâdemiz dışında. kaş ve kirpiklerimiz neden belli bir uzunlukta sâbit kalıyor? Organların tamamı yerli yerinde. Mekârim Şîrâzî: Ehl-i Beyt mektebinde temel inançlar: sh: 13-68. bu insan denilen muhteşem sanat eseri.46 Alevî İslâm İlmihâli Saçlarımız sürekli uzarken..36 Şu kadar var ki. heykeltıraşı... Nice aklî ve kevnî delîl ve burhanlardan sonra yine de dünyânın aldatıcılığına. İslâm’ın ve tevhîd inancının hâricinde kalmaktadırlar. .! Her şey O’nun varlığını bildiriyor. BİR SIRR-I HAKÎKATI. “elbette ki Allâh” derler. yeryüzündeki dinlerin bağlılarının ekseriyeti Allâh’ı kabul etmekle beraber. ressâmı. Tenzîlî deliller: Kitaplar ve peygamberlerdir. Abdurrezzak Nevfel: Allâh ve modern ilim: c: 1-2. Öyleyse. “elbette ki Allâh” derler. kalbimiz. ölmüş olan yeri onunla diriltiyor?” diye sorsan. Allâh’ın varlığını kabul etmek. TEVHÎDİN. Çünkü. Allâh’ın varlığını kabul etmek önemli olmakla birlikte asıl mesele değildir. kemâl-i nizâm ve intizâm ile.s.c. yüce Allâh kitaplar indirmiş.

ibâdetlerinde kalben Allâh’a yönelmeyip.vb. Ali Ünal: . birlemenin zıddıdır. Ali Şerîatî: Dinler tarihi (1). Bu tür bir şirk. egoyu tatmin. kavramak ve îmân etmektir. ya da şer ve kötü olarak görülen bir takım şeylerin yaratılmasını Allâh’a uygun bulmamaktan. ezelî ve ebedî olma..37 37 Tevhîd ve şirk hakkında geniş bilgi için bak: Murtazâ Mutahhari: Kur’ân’da insan. acziyetinden ötürü yaratırken yardımcılar tuttuğuna inanmak. Allâh’a âit olanı.) Allâh’tan başkalarına vererek. Kur’ân’ı ve Sünnet’i. yoktan var etme. 4-Tapınmada şirk: Bu da insanın gizli yada açık. mülk. 3-Sıfatlarda şirk: Yalnızca Allâh’a mahsus olan bâzı sıfatları (yaratma.. şirkin ve tevhîdin ne olduğunu gerektiği gibi öğrenmek. İslâm. bulunduğuna. itikâd ve amellerde ihlâs üzere olmak.47 Ehl-i Beyt yolu ALLÂH’A ŞİRK KOŞMAMAKTIR. îmân ve ahlak. vs. yoktan var edicinin. Şirkten uzak kalmanın en kolay ve en kestirme yolu. bilerek yada bilmeyerek. İslâm nedir?. mal. Şirk nedir? Şirkin çeşitleri var mıdır? Şirkten nasıl uzak durulur? Şirk. hiç bir şeye ihtiyaç duymama. O’nunla birlikte başkalarına da âit bilmek. O’na ortak koşmaktır. o şeyleri. hüküm ve kanun koyma. desinler. O’nun. genellikle azınlıkta kalan az bir insan gurubunun içine düştüğü bir çeşit şirktir. anlamak. para. mevki. Medeniyet tarihi (1). ortak koşmaktır. kendi kendine var olma. Yarının tarihine bakış. makâm. Sâlih Gürdal: Tevhîd ve şirk. Şirkin bir kaç şekli vardır ki onların her birisi îmâna zarar verir. O’nu ve sıfatlarını güzelce bilmek. Mustafa Çelik: Müşrik toplumun âmentüsü. Allâh-u Teâlâ’dan hidâyet ve yardım niyâz etmektir. Şirk. şan. başka bir varlığın yarattığına inanmaktır.. 2-Yaratıcılıkta şirk: Allâh’ı tek yaratıcı kabul etmekle birlikte. Abdulbâki Gölpınarlı: Târih boyunca İslâm mezhepleri ve Şîilik: sh: 234258. riyâ. tevhîdin.. 1-Zâtî şirk: Allâh ile birlikte başka bir yaratıcının. kişiyi mümin olmaktan ya da hakîki müminlikten uzaklaştırır. Ehl-i Beyt’in sîretini okuyup. gibi çıkarlara yönelerek amel işlemekle ortaya çıkan örtülü bir şirktir. maddenin bizâtihi kendi kendine var olduğuna ve ezelî ve ebedî olduğuna inanmaktır. şöhret. mutlak ğaybı bilme. Peki. şirkin her türlüsünü reddeder ve onunla amansız bir şekilde savaşır.

ona başvurulmamasını emretmiş ve buyurmuştur: Kur’ân’da temel kavramlar. onu ağır ve çekilmez bulan.. emîr. idârecilere yaranmak.... insanlara hoş görünmek. halîfe(!). muhakkak ki tâğûta muhâkeme olmayı istemiş olur.vb.. 60.vs. tâğûtun inkâr edilmesini. tâğûttur. hakkına tâğûtun hükmü ile kavuşmuştur. nefis. kim onlara muhâkeme olmayı isterse. Buyurdular ki. “Hz. başkan. Nahl (16): 36.38 Tâğût nedir? Tâğût. Mâide (5): 60. İmâm Cafer Sâdık’a @ arkadaşlarımızdan iki kişi arasındaki mîras veya borç ile ilgili bir anlaşmazlığı sultâna veya onun tayîn ettiği bir hâkime götürerek karar vermesini talep etmenin hükmünü sordum.. Ehl-i Beyt yoluna bağlılığını bildiren bir Müslüman tâğûtu ve tâğûtî sistemleri reddederek. Allâh’a ve O’nun hükümlerine karşı olan. tâğûtu ve tâğût düzenlerini kökten reddeden insandır. Nisâ (4): 51. Zümer (39): 17. kral. Yusuf Kerimoğlu: Kelimeler kavramlar. yasamanın bütünüyle seçen ve seçilenlere verildiği her sistem tâğûttur.. Râvi diyor ki. onlardan teberrî etmelidir.76. 257. . Mehmet Alagaş: Tevhîd ve şirk. Allâh’ın dîninden olan bir hükmü. kopmayacak sağlam bir kulpa yapışmış olur.48 Alevî İslâm İlmihâli TEVHÎD’İN BİR SIRR-I HAKÎKATI DA TÂĞÛTU REDDETMEKTİR. hakkı olan bir şeye dâhi kavuşulmuş olsa yine de haram işlenmiş olur. kişi. Halbûki Allâh. Alevî Müslüman. şâh. yasa ve sistemlerdir. “Haklı yada haksız olduğu bir konuda. Onların verdiği bir hüküm ile. Zîrâ yüce Rabb’imiz Kur’ân’da “. ve bu yolla şeytâna tâbî olan her nefis tâğûttur. reîs-i cumhûr.” [Bakara (2): 256] buyurmaktadır.Kim tâğûtu reddederek. kurum. Allâh’a îmân ederse. Allâh’ın şerîatından her hangi bir hükmü çağdışı bulan ve onu uygulamamakla şeytâna uymuş olan her yönetici. 38 Tâğûtla ilgili âyetlere bakınız: Bakara (2): 256. Allâh’ın her hangi bir emrini beğenmeyen. Allâh’ın emrine ilk karşı koyan varlık olarak şeytân tâğûtların elebaşısıdır. İnsanların Kur’ân ve Sünnet hükümlerine göre yönetilmediği. Çünkü. Tâğûtu ve tâğût sistemlerinin yasa ve hükümlerini reddetmenin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu beyân eden şu rivâyet oldukça dikkat çekmekte ve insanı ciddî bir şekilde derinden düşünmeye dâvet etmektedir. bağlı olduğu gurubu haklı göstermek için gizleyen. Ve. pâdişah. tahrîf ederek anlatan her din adamı(!) tâğûttur.

onlar tâğûta muhakeme olmak istiyorlar. Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 86. ya İslâm’a. yönetimler. topluma. Hüseyin Beheştî-Cevad Bahoner: İnsan ve tarih. Tehzîb: c: 6 sh: 218. yobazlık. 2. emir ve yasakları insanlara ulaştırmakla sınırlı olmayıp. Oysa kendilerine (Allâh tarafından) onu inkâr etmeleri emredilmiştir. 41 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 5. hükûmetler.. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 3. hikmet ve marifet sahibi kılmak için içlerinden bâzılarını seçer ve görevlendirir.. o kimse Allâh’ı inkâr etmiş olur.”41 NÜBÜVVET: İlâhî bir vazîfe ve rabbânî bir elçiliktir. bozguncu gelenek ve göreneklerden arıtmak. kullarına doğru yolu göstermek. Allâh. dünyâda ve âhirette faydalarına olacak. Yusuf El-Kardâvi: Tevhîdin hakîkati. gericilik.Tehzîb: c: 6 sh: 221. devlet başkanlığı görevi îfâ etmemişlerdir.49 Ehl-i Beyt yolu “. mutluluklarını temin edecek hükümleri bildirmek. yalnızca elçilik. peygamberlik görev alanı içerisinde bulunan bölgelerde. dönemlerinin şartlarına en uygun bir tarzda. gelecek nesillere de birer numûne olmuşlardır. Ehl-i Beyt’e bağlı olmak nerede? Alevî-Caferî-Bektâşî olmak nerede?40 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. idâreler. onları kötülüklerden.. Ali Ünal: Kur’ân’da temel kavramlar.) hak olan kelâmları ile reddediliyor ve onlar tâğût kapsamında değerlendiriliyorsa. “Kim ki iki kuruşluk bir konuda bile Allâh’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse. Ahmet El-Kattan-Muhammed Ez-Zeyn: Tâğût. vb. 39 . çağdışılık. 301. Yaşar Nuri Öztürk: Kur’ân’ın temel kavramları. Allâh adına yeryüzünde hilâfet ve imâmet görevini de üslenmek. Ehl-i Beyt Îmamlarının (a. Mustafa İslamoğlu: Îman Risâlesi. Mustafa Çelik: Lâ 1.s. Muhammed Kutub: Tevhîd. kavimlerine en ideal örnek önderler. Elbette bütün peygamberler günümüzdeki anlaşıldığı mânâda bir önderlik. onu hor. Bu görev.. olarak gören sistemler. düzenler. alkış tutanlara ne demeli? Bunlar nerede? Müslümanlık nerede? Ehl-i Sünnet olmak nerede?. her yönden beşer için güzel örnekler sergilemeye de şâmildir. Ancak. 6... hakîr.” [Nisâ (4): 60]39 O dönemde zâhiren de olsa “İslâm hukûkuna göre insanları yönetiyoruz(!)” iddiâsında bulunan zâlim idârecilere ve onların görevlilerine başvurmak ve itâat etmek. nasıl değerlendirilmeli? Onlardan medet bekleyenlere ve onlara destek verenlere. İslâm hukûkuna alenen cephe açmış. Vesâilü’ş-Şîa: c: 18 sh: 99 40 Tevhîd ve tâğûtun reddi ile ilgili bakınız: M.

en üstün olanı da şüphesiz Hâtemü’l Enbiyâ Hz. Kur’ân-ı Kerîm’de ve sahîh rivâyetlerde bildirilen bütün peygamberler haktır. ya da son peygamber Hz. en emîni.)’dir. Mûsâ. Peygamberler. Îsâ ve Hz. onları reddetmiş ve amansız bir mücâdeleye girişmişlerdir. kitaplar gönderilmiş olması. elçisinin hak olup.a.. Muhammed (s. yalnız. Muhammed @’dir. Hz. Hz. en zâhidi ve soyca da en temiz olanıdır.a. Peygamberimizi @ ve teblîğ ettiği hakîkatleri ötelerin ötesinden her asırda tasdîk etmekte “MUHAMMEDÜN RESÛLULLÂH” nûrunu tüm dünyaya yaymaktadır. tahrîf edilmiş haldedirler. kir. son peygambere verilen ve ebedî mucize olan Kur’ân-ı 42 Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 245. Peygamberlerin bâzılarına suhuf. Zebur. bir de bunlar arasında Ulu’l azm denilen peygamberler mevcuttur ki. o günün en gözde olan ilmî-edebî ve aklî gelişmelerinin üstünde tezâhür etmiştir. zâhirî ve bâtınî her türlü ayıp. kendi aralarında Nebî ve Resûl olarak iki ayrı makamda bilinmekle beraber. Her birisi. Kur’ân’da adı geçen her hangi bir peygamberi kabûl etmemek. en cesûru. Hz. puta tapan. Bu mucizeler. en güzel ahlaklısı. . son peygamberde Hz. Âdem @ olup. peygamberliklerini izhârdan önce de sonra da ma’sûm olup. insanlığa örnek olmuşlardır. günümüzdekiler aslına uygun olmayıp. Bu peygamberlerin her birisine ayrı ayrı birer şerîat verilerek. Bunlar. günah ve çirkinliklerden uzaktırlar. onların “Ulu’l azm” peygamberlerden kabul edilmesine vesîle olmuştur. İbrâhîm. en cömerdi.a. kıyâmete kadar kalıcı olmak üzere Kur’ân-ı Kerîm gibi ebedî bir mucize de verilmiştir. bâzılarına da Tevrat. Nuh. kendisi tarafından seçilerek atandığının isbâtı için onlara bâzı mucizeler vermiştir. Allâh’ın özel koruması altında tertemiz kılınmakla. iknâ edecek. zinâ eden bir soyda karar kılmaz. en takvâlısı. en sabırlısı.50 Alevî İslâm İlmihâli Neslimizin ilk insanı ve ilk peygamberi Hz. Kâinâtın efendisi olan Zât’a da (s. Muhammed @’den sonra peygamber geldiğini veya geleceğini iddia etmek. Bu peygamberlerden kimisi. asıl olarak haktırlar.42 Yüce Allâh. Muhammed (Allâh’ın selâmı cümlesinin üzerine olsun. kusur. Öyle bir mucize ki.) yüzlerce mucize verilmiş olmakla beraber. genellikle peygamberlerin dönemlerindeki îmânsız insanları susturacak. Hz. kimisinden derece bakımından üstün olmakla birlikte. bunlar. Peygamberler mesûliyetlerinin ağırlığının gereği olarak. Allâh-u Teâlâ’da. üzerinden zaman geçmekle âdetâ daha da gençleşmekte. insanların en akıllısı. peygamberlerini risâlet ve teblîğ ile görevlendirdiğinde bir kısım kimseler.)’dir.a. İncil olarak bildiğimiz ilâhî kitaplar verilmiştir. en olgunu. Bu nûr öyle bir nurdur ki.

Her canlı.. Kâşiful Ğıtâ: Caferî mezhebi ve esasları: sh: 48-49. . densizlikler göstermektedir. her hastalığı tedâvi eden tatlı bir ilâhî ses şöylece akla ve kalbe hitâp etmektedir: “Sizi boş yere yarattığımızı ve bize dönmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?” [Müminûn (23): 115] “Sonra siz. her insan vazîfesinin şuurunda olarak bir hayat sürmemektedir. Gerek kendini yoktan var edene. peygamberlerle yol gösterilen. büyür. . insanı da kendisine kullukta bulunması için yaratmıştır. olgunlaşır. doğar.51 Ehl-i Beyt yolu Kerîm’in tahrîf edildiğini.. gerek diğer canlı-cansız varlıklara.vb.. İnsanoğlunun yaşamı ise diğer canlılardan mâhiyet îtibâriyle farklılık arzetmektedir.43 MEAD (ÂHİRETE VE YENİDEN DİRİLMEYE ÎMÂN): Yüce Allâh bütün kâinâtı nasıl ki insana hizmet için yaratmışsa. A. aslı gibi olmadığını ileri sürmek kişiyi dindenİslâm’dan çıkarıp kâfir yapar ki. Kendisine akıl verilmiş olan. böylesi bâtıl itikâd ve iddialardan Allâh’a sığınırız. o zaman. yaşlanır ve nihâyet ölür. hem de evrendeki canlı cansız tüm varlıklara karşı sorumluluk ve vazîfe yüklenmiştir. İşte. Fakat görünen odur ki.” Evet! Bu esnâda. Abdulbâki Gölpınarlı: İslâm mezhepleri ve Şîilik: sh: 272.. yeryüzündeki bu zulüm ve haksızlıkları esef ve üzüntü ile gören ve izleyen akıl sâhibi insanlar.“Bu dünyada herkesin yaptığı kendine kalacak. Muhammed Muzaffer: Şîa inançları: sh: 38.” [Müminûn (23): 15-16] 43 Nübüvvete îmân hakkında geniş bilgi için bak: Muhammed Tebrizî: İmâmiyye inançları: sh: 13.. kitaplar gönderilerek yolları aydınlatılan bu varlık. gerekse hem nefsine hem de hem cinslerine karşı sorumsuzluk örnekleri sergilemekte. bir misâfirhâne dediğimiz şu dünyâya geldiğinde bir takım merhalelerden geçer. şu âlemde ne büyük bir adâletsizlik ve başı boşluk vardır(!) Hayat nasıl bu kadar anlamsız ve zâlimden yana olabilir!?. Sabri Hamedânî: Cafer Sâdık buyrukları: sh: 68. hem kendini yaratana. Ve sonra da kıyâmet günü muhakkak diriltileceksiniz.. Mekârim Şirâzî: Ehl-i Beyt mektebinde temel inançlar: sh: 131-196.. bunun ardından (dünya yaşamının sonunda) öleceksiniz.. bir ân için şunu akıllarından geçirmekte ve demektedirler.. Bu şekilde bir inanca sâhip olan kimselerin de ne İslâm ile ve ne de Alevîlik ile bir bağ ve iilişkileri yoktur... Der Râh-ı Hakk: Ehl-i Beyt mektebine göre İslâm’da usûl-ü dîn: sh: 83-175. zulme varan taşkınlıklar. kimse yaptığının karşılığını görmeyecekse.

yok etmekte. Peygamberin ve Ehl-i Beyt’inin (s.” [Enbiyâ (21): 47] Yeniden dirilmeyle ilgili olarak..) nûr yüzlerine alnı açık. çürüyüp.45 ADÂLET: Yüce Allâh’ın. Der Râh-ı Hakk: Ehl-i Beyt mektebine göre İslâm’da usûl-ü dîn: sh: 238-255. cennet ve cemâli ile müşerref olanlardan eylesin!. terör estiren idâreler ve onların yardakçıları. O. körü körüne teslimiyetçi olmak demek değildir.” gibi şek. güzel. toztoprak. hem aklen. yandaşları öyle zamanlar olmuş ki.onları ilk defâ (yoktan var ederek) yaratan diriltecektir.. o yüce Allâh’a hamd ve şükreder. zayıf inançlı kimselerin aklına ve kalbine ektiği. işledikleri Âhirete îmân ile ilgili daha geniş bilgi için bak: Mekârim Şirâzî: Ehl-i Beyt mektebinde temel inançlar: sh:277-336. haksızlıklara karşı elinden geleni yapan. hem de kendi haklarının haksızlardan alınıp kendisine verileceği..44 Evet. yapılanları hesâba çekeriz. bütün zulüm ve haksızlıkların hesabının görüleceği günü iştiyakla bekler.a. şüphe ve vesveseleri de şânı yüce Rabbimiz olan Allâh. şeytânlaşmış kişilerin. gücü yettiğince hakları savunandır.” [Yasin (36): 79] buyurarak. “. kemâl-i îmâna ermesine hidâyet etmektedir. Abdulbâki Gölpınarlı: Tarih boyunca İslâm mezhepleri ve Şiilik: sh: 556-560. insan bu îmân ile birlikte.52 Alevî İslâm İlmihâli “Kıyâmet günü adâlet terâzileri kurarız. insanlardan ve cinlerden. kâmil bir mümin. Murtazâ Mutahhari: Kur’ân’da insan-îmân-âhiret: sh: 221. hiç kimseye zulmetmeyeceğine ve akl-ı selîmin. söz.. Müslüman. hayırlarla süslenmiş bir yaşam sürmeye çaba sarfeder.. boyun eğmek. Bedîuzzaman Saîd-i Nursî: Sözler: 10. yüzü ak. Rabbimiz. bizleri hesabı kolay görülenlerden.. temiz. her türlü yaratmayı bilendir. bu dünyadaki zulüm ve haksızlıklar karşısında sessiz kalmak..biz. 45 Herkesin hakkının hesap günü eksiksiz verileceğine îmân etmek. insanın îmânının sağlam ve sarsılmaz bir temele oturmasına... Bir hardal tanesi kadar da olsa. hem kalben mutmain olarak. bu. vb. 44 . Târih içerisinde insanlar üzerinde zulüm düzenleri kuran. un-ufak olmuş kemikler olduktan sonra mı tekrar diriltileceğiz?. lekesiz bir sîmâ ile çıkabilmek ve onlara utanç vesilesi olmamak için.. kötü ve şer olarak gördüğü şeyden Allâh’ın münezzeh olduğuna inanmak ve îtikâd etmektir. Ayrıca.“. gerçekleşmeyecek bir hayaldir. Allâh’ın huzûruna zâlim olarak çıkmamak... başı dik. hiç kimseye en ufak bir şekilde zulmedilmez.

yanlışlıkları kendileri yapmışlar. Ve yine yeryüzünde şer gibi görünen bâzı hâdiseler cereyan etmektedir ki. aklında konu ile ilgili sorunları olanlar. Tâbiri câiz ise. cebr. Bu dünyâda da âhiret yurdunda da kullarına zerre miktârı zulmetmez. kalbinde vesvese. bunların yerini zulüm ve küfür karanlığı kaplamış. ihtiyâr. hayır yanları baskındır ve hayır amaçlıdır. ümmete yol göstermek. peygamberler tarafından vasî olarak tayin edilen kimsedir. âhirette mutlak olarak karşılıkları verilecektir. şerler. Dünya âleminde görülen zulüm ve haksızlıklar. bir çok fesat akımları ortalığı sarmıştır. faturayı ise Allâh adına kesmişlerdir. izâfî-nisbî-göreceli bir şer olup. Ehl-i Beyt yoluna göre Allâh. hem toplumun îmânı. Peygamberimizin sonsuzluğa kanat açmasından sonra ümmetin işlerini çekip çevirecek. kubuh gibi kelâmî meselelere dâir olup üzerinde fazlaca durmaya imkânımız müsâit değildir. hem de Allâh’ın zâtı ve sıfatları hakkında yersiz ve yakışıksız inançlar oluşarak. Kur’ân’a ve sahîh sünnete uygun olmayan bâtıl itikâdların düzeltilmesi için Ehl-i Beyt İmâmları (a) Adâletin. hüsün. Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadîs-i şeriflerin zâhirî-bâtınî hakîki manalarını 46 Adâlet ile ilgili geniş bilgi için bak: Nübüvvete ve âhirete îmân konusunda verilen kaynakların belirtildiği dipnottaki kaynak eserler. ilgili mûteber eserlere başvurabilirler. ehil olan kimselerden bu sorunları için tatmîn edici bilgiler talep edebilir. Ehl-i Beyt mektebine göre. Bu durumda ise. Ancak. bu dînin korunup gelecek nesillere saf ve tertemiz iletilmesi görevi Allâh’ın irâdesi ve peygamberimizin aracılığı ile vasîlerine verilmiş ve onlar ümmetin İmâmlığına tayîn edilmişlerdir. hem de toplumsal yapıdaki yeri ve önemini öncelikli olarak gündeme getirmişler.46 İMÂMET: İmâm. . insanların amellerinin sonucu olup. hem de îmâna dayanan adâlet anlayışı sarsılmış. onları hidayete irşat etmek amacıyla Allâh’ın emri ile. Özellikle de son peygamber Hz. Bu. İslâm’ın nurlu yüzünü karartma çabalarını boşa çıkartmışlardır. zâlimlerin. bunlar. peygamberlerden sonra. kader. Kur’ân’ın apaçık naslarıyla sâbittir ki mutlak âdildir. Bunların her biri kazâ. Muhammed @’in aramızdan ayrılmasından sonra nübüvvet ve risâletle görevlendirme son bulduğundan. hem Allâh’ın sıfatları içerisindeki yerini ve önemini.53 Ehl-i Beyt yolu her cürüm ve cinâyetleri Allâh’a nisbet etmişlerdir.

îmândan sonra ikinci sıradaki farzlardan olduğunu ifâde eden bâzı Ehl-i Sünnet (Sünnî) âlimi kardeşlerimizin görüşleri şöyledir: “Hilâfet veya İmâmet şerî bir farzdır. bu bilgilerin temel kaynak eserlerde günümüze kadar ulaştığını savunuyoruz. işâretlerin olduğuna inanıyor. Kur’ân-ı Kerîm’i ve Sünnet’i en iyi anlayıp koruduklarına. Biz. biz Ehl-i Beyt mektebi mensupları (Alevî..a. mazlumları zalimlerin elinden kurtarıp haklarını alacak bir İmâm. bu konuda yeteri kadar nasların. İmâmetin farz olduğu üzerinde ittifâk etmişlerdir. bu makamı Kur’ân ve Sünnetin tatbîk edildiği dünyevî yöneticilik ve hilâfetten öte görmüyorlar. bütün Müslüman’lar için gereklidir. bu makâmın sâhiplerinin. Şîi..... İmâmî. 47 48 Said Havva: İslâm: sh: 309 Seyyid Abdullâh Cemâleddîn: İslâm’da idâri siyâset: sh: 107 . tüm Müslüman’ları-sahabîleri (r. Ehl-i Sünnet kardeşlerimizle. bu makâma belli şahısları değil. Müslüman’lar üzerinde genel tasarrufa sahip olan makama verilen isimdir.. Peygamber (a. Nûr-u Nebîyi taşıdıklarına. Binâenaleyh. Biz. Kardeşlerimiz. Bu itibarla devlet başkanının tayîni en önemli farzlardandır. bütün Müslüman’lar sorumludur. Allâh katında zamanlarının en üstün Velâyet mertebelerinde olduklarına inanıyoruz. var olan ve inandığımız naslar gereği. Kardeşlerimiz. şartları tuttuğu takdirde.”47 “İmâmet-i Kübrâ. Şerîat onu her Müslüman’a vâcip kılar. Elbette ki en doğrusunu Allâh bilir. Hz. İmâmlığa kimin geçeceği ile ilgili Kur’ân’da ve Resûlullâh’ın @ hadislerinde açık bir hüküm olmadığını söylüyorlar. Biz. Oniki İmâm @ olarak bilinen zâtları lâyık biliyoruz. Bu farz yerine getirilinceye kadar. Şu kadar farkla ki. Kardeşlerimiz. dünyevî hilâfete ilâveten.) lâyık görüyorlar.) arasında ortak bir inançtır. Caferî. hattâ.”48 “Bütün (mezhep) İmâmları. İmâmetin gerekliliğini kabul etmek.) tarafından bize hilâfet yoluyla intikal eden reislik ve başkanlık demektir. bu makama sayıları belli olan.54 Alevî İslâm İlmihâli beyân edecek ve onlardan çıkarılan hükümleri tatbîk edecek bir liderin ve liderliğin (İmâmetin) gerekli olduğunu kabul etmek farzdır ve aklen de elzemdir. Dînin emirlerini uygulayan. Bu. İmâmetin en önemli İslâmî farzlardan.s.

. 49 50 ... Muhammed @’in ilâhî emirler çerçevesindeki beyân. İMÂMETİN HAK OLDUĞUNU KABUL ETMEYEN KİMSE KÂFİR OLUR. temizlik ve zerâfette. inancımıza göre ONİKİ İMÂM’lar olarak bilinen kişilerdir.. İmâmet makâmı.”52 Ehl-i Beyt mektebi. Ahmed b. Allâme Emîni: El-Ğadîr: c: 10 sh: 359. Cuma namazı. İmâm Ebû Muîn En Nesefî: “Üzerimizde İslâm devlet başkanı olan İmâmı (Ulu’l Emr’i) görmeden bir günün (bile) geçmesi câiz değildir. Farzları inkâr eden de kâfir olur... İmâm. âdetâ Resûl-ü Ekrem’in (Salât ve selâm O’na ve Âli’ne olsun) birer aynasıdırlar.Her kim boynunda bîat (beyat) olmadığı halde ölürse. İmâmla peygamber arasında vahiyden başka bir fark yoktur.” (Yusuf Kerimoğlu: Kelimeler kavramlar: c:1 sh: 87)51 Hz.” hükmünü zikreder. cesârette. Oniki İmâm yoluna göre ise. risâlet ağacının solmaz gülü olan Hz. takvâda...”49 “Din usûlünün dördüncüsü İmâmettir. celâl ve cemâlde.İslâmî eserlerde halîfe.. farzları inkâr etmiş olur. ilimde. temiz. İmâmın kötülüklerden münezzeh. mâhiyeti beyân için kullanılmıştır. peygamber (a) yerine. “. İmâmet genel bir riyâsettir..... İmâm şerîatın bekçisi.vb. Ehl-i Beyt mesajı dergileri.. sultân.. Çünkü dînî hükümlerden bir kısmının farz olması İmâmın varlığına bağlıdır. cahiliye ölümü ile ölmüş olur. İmâmı inkâr eden kimse. Muttaki Hindî: Kenzul Ummâl. vahiy hâriç olmak üzere. El-Cezerî: Dört mezhebin fıkıh kitâbı: c: 5 sh: 416 Muhyiddîn Arabî: Futuhât-ı Mekkiyye: sh: 38 51 İmâm Ebû Muîn En-Nesefî: Bahrul kelam fî akâidi ehl-i İslâm: sh: 179. masûm olması îcâp eder. muhâfızıdır.55 Ehl-i Beyt yolu tüm dünyâda aynı zamanda iki İmâmın Müslüman’ları idâreye kalkışmaları hiç bir zaman câiz değildir. Peygamberimiz @ buyuruyorlar. Yusuf Kerimoğlu: Emânet ve Ehliyet (İslâm İlmihâli): c: 1 sh: 108 52 Sahîh-i Müslim: Had no: 1851. bayram namazı ve yetimleri evlendirmek gibi. Bu makâmın vârisleri olan Ehl-i Beyt İmâmları (Allâh’ın selamı üzerlerine olsun). şirk-tuğyân-zulüm ve her türlü günahlardan berî ve uzak olmakla masûmlukta. Ulul Emr ve İmâm kavramları hep aynı mânâları.. Bu sebeple. Dünyâda din işlerini. Ve bu zâtlar.50 “.. güzel ahlakta. Muhammed Bâkır Meclisî: Bıhârul Envâr. Kur’ân âyetlerinin işâretiyle. Hiç bir eksikliğinin olmaması gerekir. çekip çeviren kimsenin makâmıdır. Hanbel: Müsned. devlet başkanı olan halîfedir. tavsiye ve tayîni ile ilâhî bir makâm olarak tanıtılmış ve bu makâma lâyık olanların kimler olduğu açıklanmıştır. Muhammed Reyşehri: İmâmet ve Rehberiyet Felsefesi. Ebû Cafer Kuleynî: Usûl-u Kâfî.

onlar. bir çok Alevî (şîi) ve Sünnî rivâyetlerde ifâde edildiği üzere İmâm Ali (a)’dir... İmâm Ali (a). Asım Köksal: İslâm Târihi: c: 10 sh: 312. sen de düşman ol! O’na yardım edene sen de yardımcı ol! O’nu aşağılamaya çalışanı da zelîl et!. Ğadîr-i Hum ile ilgili geniş ayrıntılar için bakınız: Allâme Emînî: El-Ğadîr. Şeyh Müfid: El-İrşâd (tercm): sh: 123-128. Hz. O’nun elçiliğini yapmamış olursun. bu âyet Ğadîr-i Hum’da53 nâzil olmuş görevi gereği peygamberimiz @.” buyruğunda. M. Ahzâb sûresi (33): 33... günah ve her türlü maddî ve manevî pislikten mutahhar olmalarını.Ben kimin velîsi isem..ayetindeki:“Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni teblîğ et.” buyruğunda yer alan “Ulul Emr” in kimler olduğu Ehl-i Beyt kanalıyla gelen rivâyetlerde ve bir çok Ehl-i Sünnet âlimlerinin beyânıyla da açıklanmıştır ki. İmâm Ali’nin Velâyetini bütün ashâbına (r.Ey Ehl-i Beyt! Muhakkak ki Allâh sizden her türlü kiri.. Ey Allâh’ım Ali’yi velî edineni sen de velî edin! O’na düşman olana. Hz.vb. “Hamse-i Âl-i Âbâ” tabîr edilen.) îlân etmiş ve “. Nisâ sûresi (4): 59. İmâm Hasan (a) ve Hz. Resûle ve sizden olan Ulu’l. altın soy olan Ehl-i Beyt İmâmlarıdır ve Oniki muhterem zâttırlar. Mâide sûresi (5): 55. günâhı (ricsi) uzak tutup. Ali’de onun velîsidir.).a. İmâm Hüseyin (a) efendilerimiz olduğu açıklanmıştır. ayetindeki: “Ey îmân edenler! Allâh’a itaat edin.a. İmâm Ali’nin İmâmet ve Velâyeti olup. O’nun elçisi ve namazlarını kılan ve rüku halinde zekâtını (sadakasını) veren müminlerdir. âyetindeki: “. sizleri tertemiz kılmayı murâd ediyor. Muhammed (s.a. Fâtıma (a). 313.” buyruğunda insanlara duyurulması istenen mesaj.... Hz. Allâme Şerâfeddîn: El-Müracaat. 53 .” buyurarak Velâyet ve İmâmet tezkeresini o mübârek kelamları ile mühürlemişlerdir. Prof 1400 (Nazmi Nizami Sakallıoğlu): Ehl-i Beyt davası: c: 1 sh: 176-194.Emre’ de itaat edin!. Allâh seni insanlardan korur. Allâh’ın kendi üzerine aldığı. Âyet-i Kerîmelerden bâzıları..” buyruğunda peygamberimizden sonra müminlerin velîsi olduğu belirtilen ve bâzı özellikleri bildirilen zât. ayetindeki: “Sizin velîniz ancak Allâh.. Mâide sûresi (5): 67. Ehl-i Beyt’in fertlerinin kimler olduğu sahîh ve güvenilir yollarla günümüze kadar ulaştırılmış ve bu zâtların. eğer bunu yapmazsan. Hz.56 Alevî İslâm İlmihâli Bu konudaki inanç ve itikâdımızın temelleri olarak kabul ettiğimiz bâzı âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler şunlardır: Ehl-i Beyt yoluna göre İmâmete inanç ile ilgili bazı temel deliller.

)’nın yanındaki konumu gibi olduğunu bildiren “MENZİLET” hadisi. Muhammed Ticânî: Nasıl hidâyete erdim?. Abdulkâdir Çuhacıoğlu: ElHasâis (Hadislerle Hazreti Ali) tercüme ve şerhi.” buyruğunda. yapmış olduğum tebliğe karşılık.)’un Hz. âyeti. bu zâtların da Ehl-i Beyt’in fertleri olduğu sübût bulmuştur.. Hüseyin Ali Muntazarî: Velâyeti Fakîh.(Ey Resûlüm) De ki. Hz. Ehl-i Beyt’imdir.. Hazreti Ali’nin. Abdulbâki Gölpınarlı: Târih boyunca İslâm mezhepleri ve Şîilik: sh: 302-338. Muhammed Reyşehrî: İmâmet ve rehberiyet felsefesi. Resûlullâh’tan sonra. Birisi. vedâ haccında ve muhtelif zamanlarda ümmete emânet olarak bırakıldığı bildirilen. Bunlar... Allâme Emînî: El-Ğadîr. Mübâhale âyeti ve daha nice âyet-i kerîmeler. Âl-i İmrân (3): 61. hepsi de kureyştendir.. hadîs-i şerîflere gelince. iki emânetten bahseden “KUR’ÂN VE EHL-İ BEYT EMÂNETİ” (SEKALEYN-HALÎFETEYN) hadîsi. Resûlullâh’ın yanındaki konumunun. Sünnet’e.) ile ilgili onlarca hadîs ve daha nice hadîs-i şerîfler. Mûsâ (a. Mâide (5): 3. Gerçek Ehl-i Sünnet. “Benden sonra Oniki halîfe (İmâm-emir) gelecektir. sizden. Şîa’dır. Allâh’ın gökten yere uzanan bir ipi olan Kur’ân.. ayrılanların ise helâk olacaklarını inzâr eden “SEFÎNE-İ NÛH” hadîsi. İmâm Mehdî (a. binenlerin kurtulacağı müjdesini veren. ilk inen âyetlerden olan Şuarâ (26): 214. M.f. farz kılınan “yakınların” kimler oldukları sağlam rivayetlerle ortaya konulmuş. Hazreti Hârun (a. Ehl-i Zikre sorunuz. kıyâmette Kevser havuzunun başında 54 Ehl-i Beyt’in İmâmet ve velâyetinin delilleri ile ilgili geniş bilgi için bakınız: Allâme Şerâfeddîn: El-Müracaat..vb.s. Murtazâ Mutahhari: İmâmet ve rehberiyet. vezîr ve halîfe olarak tanıtıldığı “YEVMÜ’D-DÂR” hadîsi.s. sevilmeleri Allâh tarafından emredilen. Ali’nin vasî. Ehl-i Beyt’i Nûh (a..” nâzil olduğunda teblîğ amaçlı yapılan yakın akrabâ toplantısında..” buyrularak.. Ali Şeriatî: Ümmet ve İmâmet. İkmâlüddîn âyeti.57 Ehl-i Beyt yolu Şûrâ sûresi (42): 23. diğeri ise itret’im. bütün müminlerin velîsi olduğunu beyân eden “ĞADÎR-İ HUM” hadîsi. “Ey İnsanlar! Aranızda iki ağır (önemli) emânet bırakıyorum. Doğrularla birlikte..s.54 Hazreti Peygamber @ buyurdular.)’un gemisine teşbîh ederek. Mekârim Şîrâzî: Ehl-i Beyt mektebinde temel inançlar. Hazreti Ali’nin. . Kuleynî: Usûl-ü Kâfî. yakınlarımı sevmenizden başka bir ücret istemiyorum. Cafer Sübhâni: El-İlâhiyât c:2 sh: 509-632. “(önce) en yakın akrabânı uyar. Tuhaful Ukûl (tercm): sh: 885-921. Ali Derman: Evliyâlar şâhı: c:1-4.. âyetindeki: “. Oniki İmâm’ların geleceğini bildiren “ONİKİ HALİFE” hadîsi..

Hanbel: c: 1 sh: 398. Ali. 406. Onların hepsi de Kureyş’tendir. “Arşın sağ tarafına bak. Ben Mahmûd’um. “Evet ey Rabb’im.a.”55 Canlar cânı (s. Benim zikrolunduğum her yerde sen de benimle zikrolundun. Cafer. Ali. Ebû Nuaym İsfehânî: Hılyetül Evliyâ: c: 4 sh: 323. Ey Muhammed! Eğer kullarımdan bir kul nefesi kesilinceye kadar ve derisi kemiğe yapışıncaya kadar bana ibâdet etse dâhi eğer sizin velâyetinize karşı çıkarsa onu affetmem. sizlerin velâyetinizi göklerin ve yerin ehline sundum. Taberânî: Mucemül Kebîr: sh: 94. Sonra bir nazar daha kıldım. Resûlullah @ efendimiz şöyle buyurdular.... c:5 sh: 86-101. diğerlerinin içinden de (velî) olarak Ali’yi seçtim. Ey Muhammed! Onları görmek ister misin?” Dedim ki. Ali. Rabb’inden kendisine nâzil olanlara îman etti.” [Bakara (2): 285] dedim ki: “müminler de”. Muhammed.” bakınca. O (Mehdî) onların içinde 55 56 Bakınız: Sekaleyn hadîsinin kaynaklarının belirtildiği dipnot. Ali ve Muhammed Mehdî b. Müsned-i Ahmed b. . Cafer b. Hasan’ı gördüm. Hüseyin’i ve Hüseyin’in soyundan olan İmâmları kendi nûrumdan yarattım. Bu ikisine sarılırsanız aslâ dalâlete düşmezsiniz. No: 4279. Hz. kendi isimlerimden birinden senin için bir isim seçtim.. “Mîrac gecesi göğe yükseldiğimde yüce Rabb’im bana şöyle buyurdu: “Peygamber. Ali b. Ali b. Ey Muhammed! Seni. Fâtıma’yı. Hasan’ı. Hüseyin. İlki. Ebî Tâlib.” Yine Nebîler başbuğundan @ nakledildiğine göre şöyle buyurdular.vb. Sünen-i Ebî Dâvûd: Mehdî kitâbı: had. Sünen-i Tirmizi: Fiten kitâbı: had. Ebû Tâlibin oğlu Ali’de vasîlerin efendisidir. O’nu da kendi adlarımdan birisi ile adlandırdım. Ali b. Benden sonra Oniki vasîm vardır. Hasan b. Ali’yi.. no: 1821.. Sahîh-i Müslim: İmâret kitâbı: had. sonuncusu ise Mehdî’dir. sen de Muhammed’sin.”56 Oniki halîfenin kimler olduğunu beyân eden ve Ehl-i Sünnet âlimlerinden bâzı kimselerin nakletmiş oldukları aşağıdaki rivâyette oldukça dikkat çekicidir.) buyurdular. Hüseyin. “Ben peygamberlerin efendisiyim. “doğru söyledin ey Muhammed! Ben yeryüzü ehline şöyle bir nazar kıldım ve içlerinden seni seçtim. No:2224. Buhârî: Târîh-i Kebîr: c: 1 sh: 446. Hasan.58 Alevî İslâm İlmihâli bana ulaşıncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Sonra. İbn-i Kesir: El-Bidâye ve’n-Nihâye: c:6 sh: 248. 106-108. Muhammed. Ali b. Mûsâ b. “Oniki halîfe olduğu müddetçe İslâm azîz olacaktır. Sahîh-i Buhârî: Ahkam kitâbı: had.” Bana buyurdu ki. no: 51. Muhammed b. Mûsâ..a. buyurdu ki. 4280. Muhammed b. Fâtıma.

Müsned-i Ahmed b. senin vasilerindir... 321. . 52. Harezmî: Maktelül Hüseyin: sh:94.. “Ey Muhammed! Onlar. benim kullarıma hüccetimdir. Allâh. No: 4283.58” “Aleviyim” demekle. c: 3 sh: 28.” “Mehdî. No: 4082-4086.. 377.vb... Hanbel: c: 1 sh: 99. Ali @ gibi yaşamakla olunur. Alevî. ömründen bir gün bile kalmış olsa. 4284. c: 5 sh: 277. Şeyh Müfid: El-İrşâd: Takdim yazısından: sh: 9-11. 37. Sünen-i İbni Mâce: Fiten Kitâbı: 34. 70. “Dünya. 57 Daha başka rivâyetler ve geniş bilgi için bak: Süleyman Kundûzî Hanefî: Yenâbiul Meveddet: c: 3 sh: 160. Onlar.59 Ehl-i Beyt yolu inci misâli parlayan bir yıldız gibiydi. Şeyh İbrâhîm Cüveynî Hameveynî: Ferâidus Sımtayn: c: 2 sh: 312. Fâtıma’nın evlatlarından olan soyumdandır. Sünen-i Tirmizi: had. Ehl-i Beyt’imden ismi ismime uygun Arap birini zulüm ile dolmuş olan dünyâyı adâletle doldurması için göndermedikçe yok olmayacaktır. Bâb had.. Alevî olunmaz.vb. Buyurdu ki. 313. 58 Sünen-i Ebî Dâvûd: Mehdî kitâbı: had.”57 Gönüller Sultânı @ buyurdular. No: 2230-2232. Ehl-i Beyt Mesajı dergisi: sayı: 15 sh: 48-51.

öğretilerinin yayılması engellenemedi ve dînin ebedî hakîkatleri. zulme baş kaldıran. nâhoş.. gelecek nesillere devredilmiş. İmâmlar. Her neyse. insanları İslâm’dan haberdâr kılan Müslüman’lar. bir yüzünde. hatasıyla. insanların mutlu ve huzur içerisinde bir hayat sürdükleri cennet misâli bir diyâra dönüşecekti.. dünyevî hilâfet makâmından uzak tutuldukları halde. konumuzun başında da belirttiğimiz üzere. kıyâmete kadar bâki kalmak üzere ebedî rehberler olan Kur’ân ve Mutahhar Ehl-i Beyt’in ve İmâmların (a) tertemiz sîret ve sünneti korunmuş ve bizlere ulaştırılmıştır. Kur’ân’ın birer müfessiri olan zâtlarca açıklandı ve bizlere sahîh ve güvenilir yollarla ulaştırıldı. Müslüman’ların târihine baktığımızda.60 Alevî İslâm İlmihâli İMÂMET İNANCININ GÜNÜMÜZE BAKAN YÖNÜ İmâmet inancı. hem de dîne dayalı dünyevî hilâfet ve yönetimi içerisine almaktadır. İslâm dışı uygulamalar. kıymetli İslâmî ve ilmî eserler. adâlet ve özgürlük âşığı zâtların mücâdeleleri. Diğer yüzünde ise. Ancak. sevâbıyla İslâm gerçeğini dünyanın dört bir yanına ulaştıran. Allâh’a sonsuz hamd ve şükürler olsun ki. yönetimler ve zulüm düzenleri görmekteyiz. dünyevî hilâfet noktasında da kesintisiz olarak İmâmet-Hilâfet makâmına geçirilse. gayr-i müslimlerin egemen olduğu toplumlardaki fâhiş sapma ve çöküntülere göre nisbî de olsa hakka ve adâlete uygunluk arzeden kısmî yönetim ve idâreleri görmekteyiz. târihî bâzı hata ve sapmalar. hem dînî liderlik. sebepler ve sonuçlar çerçevesinde bu durumun olumsuz bir şekilde neticelenmesine yol açtı. aydınlık bir çehre. İnancımız odur ki. Ehl-i Beyt anlayışına göre. Ehl-i Beyt İmâmları @. dünyâ. Bunlardan da önemlisi Resûlullâh’ın (a) rıhletinden sonra. Kur’ân’ın beyân ve tefsîri. hakları gasb edilmese ve ümmet gereği gibi onlara itaat etse idi. insanlığın bilim ve medeniyette gelişme ve ilerlemelerine ışık tutmuş İslâmî-ilmî çalışmalar. sünnetin teblîğ ve teşvîki noktasında Müslüman’lara İmâmlık yaptıkları gibi. adâletin egemen olduğu. yüz kızartıcı. bütün kir ve rezâletlerden uzak bir hayat geçirmiş bir çok İslâm büyüğünün ömür sayfaları. .

gerek şahsî planda. rehberlik vazîfesini îfâ etmeye çalışacak ve bu İslâm . Kur’ân’ın eskimez. Peki. parça-bölük. hep gözleri yaşlı. perişan. âdil. mazlûm. tabii bir sevgi. Suya atılan ve halka halka genişleyen dalgalar gibi İslâmın yaşanarak yayılmasına vesîle olacak. şu anda zâhir olmadığına ve bu sır oluşun yıllarca sürdüğüne ve kim bilir daha nice yıllar devâm edeceğine inandığımıza göre. ezilmiş. mağdûr.. masûmların hakka kavuşması ve aramızdan ayrılması ile kitapların tozlu sayfalarında mı kalacaktır? Yalnızca. Alevîsiyle. namaz. sürülmüş. hangi ırktan gelirlerse gelsinler “Lâ ilâhe illallâh. zekât ve benzeri şahsî konularda ve bâzı ahlâkî noktalarda mı bize yol gösterecektir? Sorun sadece ferdî uygulamada İmâmlara uymak idiyse.onlara alkış tutacak. bölgeler ve ülkeler oluşturacak. şehirler. kasabalar. gerekse toplumsal alanda karşılaştığı bütün soru. bir insanın doğumundan ölümüne kadar. hakları ellerinden alınmış. peygamber efendimizin sünnetine aykırı ve masûmların sîretine (gidişâtlarına) muhâliftir. ihlaslı bir önder.61 Ehl-i Beyt yolu Bu. bu dönemde Müslüman’lar ne yapacaklar? Dîni tamamen rafa mı kaldıracaklar? Ferdî ibâdetlerini yerine getirip. mustazaf. gönülleri gamlı. itaat ederek destek mi verecekler? Böyle bir anlayış ne kadar da Kur’ân’a zıt. bağrı yanık ve çilekeş mi kalacaklar? Şüphesiz ki hayır!. sorun ve çözümleri ile. Binlerce hayır! Bu zaman diliminde. hâl-i hazırda ne yapılacaktır? Dünyânın her neresinde olursa olsunlar. Sünnîsiyle bütün Müslüman’lar. fâkih. bu cevherler. Muhammedün Resûlullâh” kelime-i tevhîdine bağlı Müslüman’lar neye ve kime tâbî olacaklar? Başı boş. sorumluluklarını ihtivâ eden cevherler doludur. Allâh’ın kudreti ile hayatta olduğuna ve bir gün gelerek İslam ümmetine komuta ve önderlik edeceğine. Öyleyse. Ailelerinden başlamak üzere İslâm’ın tüm güzelliklerini öğrenerek yaşayacak. köyler. onların zâlim iktidarlar ile mücâdeleleri ne mânaya geliyordu? Hele. hangi İslâm mezhebine ve tarîkatına mensûp bulunursa bulunsunlar. ferdî ibâdetleri ile ruhsal kemâle ermeye ve toplumsal güzellikler oluşturmaya çalışacak. Vakit tamamlandığında. abdest. kardeşlik ve îmân atmosferinde. İmâm Mehdî’nin gelişine zemin hazırlayan ortamın devâmı için İslâm ümmetinin rehberini seçecek ve İmâm’ın vekili konumunda olan seçilmiş. dağınık. İslâm âlimleri. İslâm ahlâk ve fazîletinin yerleşmiş olduğu mahalleler. adâlet düzenini kuracağına inandığımız İmâm Mehdî @. yıllar geçtikçe tâzelenen gerçekleri ile sünnet ve masûmların sîretinde. dünyâdaki mevcut sistemlere ve zulüm çarklarının dönüşüne seyirci kalacak “amân bana ne” diyecek ya da -Allâh etmesin.

hendeğin orta yerine yuvarlanmış.62 Alevî İslâm İlmihâli bayrağını İmâm Mehdî (a.Ey Ehl-i Hak olan Sünnet ve’l cemâat! Ve ey Âl-i Beyt’in muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler! Çabuk bu manasız ve hakikatsız. insanlıklarından uzaklaşırlar ve beşeriyeti cezbeden vasıflardan uzak kalırlar. birliğinin ve dirliğinin gerekliliği hususunda bâzı ârif zâtlar şöyle buyuruyorlar: Alevî-Sünnî kardeşliği hakkında. Bunu mağlûb ettikten sonra. İmâmın vekili konumundaki âdil bir liderin. Önlerine derin ve geniş bir hendek çıkmış. izzet ihyâ edilir. hem Ümmet-i Muhammed arasındaki ayrılığın ve yanlış anlamalardan kaynaklanan kin... birlikte oldukları. bu hendeği atlarım” demiş. ezmesinde istimâl edecek (kullanacak). O günlerin gelmesi ise.”59 “.25. şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyânı birinizi diğeri aleyhinde âlet edip. “.. zararlı olan nizâı aranızda kaldırınız. ve dediği gibi de yapmış. iftirâkı (ayrılmayı) iktizâ eden (gerektiren) cüzî meseleleri bırakmak elzemdir.. Böylece. İslâm ve yüce Kur’ân’ın emri gereği uzlaşacakları bir gündür. zillet imhâ. Alevî ve Sünnî kardeşliğinin. Peygamber @’e ümmet. Eğer Müslüman’lar birbirlerine düşerlerse güçlerinden olurlar. aynı ülküyü paylaştıkları..Müslüman’lar birleştikleri. birlik ve dirlik oluşur. Şîisiyle (Alevisiyle) bütün Müslüman’ların dövüşerek değil. Ki. Alevî: “Ben yâ Ali der. buğz. İmâm’a itaatkâr bir cemaat olacak fertleri yetiştirme çalışmasını tanzîm edecek.. . 59 60 Saîd-i Nursî (rh): Lem’alar: Dördüncü lem’a: sh: 27 Seyyid Rûhullâh (rh): Müslümanların birliği ile ilgili mesajlar: sh: 9.. amma. hem de Allâh’ın izni ile Rehber’in..s. Siz Ehl-i Tevhîd olduğunuzdan uhuvveti (kardeşliği). özelde İslâm ağacının iki büyük dalı olan ve her biri farklı bölge ve iklimlerde güzel meyveler veren Ehl-i Beyt yolu bağlısı Şîa’lar-Alevîler ile Ehl-i Sünnet mektebi bağlısı Sünnîler arasında ve genelde de tüm Müslüman’lar arasında vahdet. kutlu bir gün olacaktır. Sünnîsiyle. Yoksa. o âleti de kıracak. ümmetin ortak reyi ile seçilmesine bağlıdır..) ’ye sunmak üzere Allâh’a kul.. Kur’ân-ı Kerîm her ne sûrette olursa olsun (haksız yere) çekişmeyi yasaklamıştır. yönlendirecektir. ve ittihâdı (bir olmayı) emreden yüzer esaslı râbıta-i kudsiye (kutsal bağlar) varken. düşmanlık ve fitnelerin yok edilmesine. haksız. İslâm’ı her yerde canlandırdıkları ve Müslüman’lara kâfirlerin müdâhelesini önlemek üzere ittifâka vardıkları gün.”60 “Bir Sünnî ile bir Alevî-Şîi birlikte yolculuk ediyorlarmış..Bugün.” “.

senin elinden ve dilinden güvende olsun. İmâmet makâmı ve İmâm @ hakkında.Allâh’ın ve Resûlü’nün hilâfetidir. İmâmet. yine de Habl-ı İlâhî (Allâh’ın ipi) olan Kur’ân-ı Kerîm’den ve Nebîler serverinden ayrılma. sâlihlere katılmayı. Ali’yi ve Ömer’i çağırarak atlamaya kalkanlardadır. yollarına devam etmişler.”61 Sözümüzü yüce Rabb’imizin ruhlara hayat veren bir kelâmı ile noktalayalım: “Muhakkak ki müminler kardeştirler. Ey Îmân ehli! Dünyada tek başına dâhi kalsan. İkilik yapma! Tevhîd üzere ol! Îmânda sebat kıl! Kendi kendine (bilgisizce) hüküm vermeye kalkma! Hüküm versen bile. Allâh ve Resûl’ü senden yüz çevirirse iki cihanda zelîl olur. Buyurdular ki. Oniki İmâm’ın sekizincisi olan. Nefsini azîz görme! İzzeti nefsinde değil. Kabahat olsa olsa hendeği bu derece geniş kazanlarda ve etrafından dolaşarak yola devam etmek varken. verdiğin hükme kendin uy. dîninde ara! İzzet Allâh ve Resûlü’nün katındadır.. belini ovalayan Alevînin yanına düşmüş. gece gündüz Allâh’tan dile. kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve Allâh’tan gereği gibi korkunuz ki size rahmet edilsin. 705 . şerîata riâyet edersen iki cihanda da azîz olursun. Allâh ve Resûlü’ne îmânda dâim olursan.. başkalarını da kendi görüşlerine çağırma! Diğer mezheplerde bulunan Kıble ehlini kâfirlikle suçlama! Cenâzelerinde hazır ol! Yalnız Müslüman’lara değil. ebedî olarak zillette kalırsın. Hak İmâm Ali Rızâ (a)’ya kulak verelim. peygamberlerin makâmı ve vasîlerin mîrâsıdır. Öyle ise.” Ve. Mümin ve Müslüman olarak ölmeyi.. “.63 Ehl-i Beyt yolu Dar görüşlü Sünnî de: “Ben yâ Ömer der.” [Hucurât (49): 10] Şimdi de. 61 Muzaffer Ozak: İrşâd: c:3 sh: 704. bütün mahlûkâta karşı şefkatli ve merhametli ol! Bütün Müslüman’ları kardeş bil! Halk. bu hendeği atlarım” demiş ve o da dediği gibi yaparak hendeğin ortasında hâlâ yanını. İki kafadar düştükleri hendek içinde bir yandan incinen yerlerini ovuştururlarken.İmâmet makamı. bu iki arkadaş birbirlerine omuz vererek hendekten çıkmışlar. bir yandan da baş başa verip düşünmüşler ve şu hükme varmışlar: “Bu işte ne Ali’nin ne de Ömer’in kabahatleri yoktur..

İmâm. emin. ısınmak isteyene sıcaklık bahşeder. Şerîatın cezâlarını uygular ve uygulatır. ancak üstün insandır ve lâyık olduğu için bir çok ilâhî ikrâm ve in’ama mazhar olmuş. insanların sığınağıdır. İmâm. yücelen dalıdır. İmâm. Küçücük yavrusuna iyilik yapan şefkatli bir anne gibidir.Gözlerin göremeyeceği ve ellerin ulaşamayacağı bir ufukta doğan ve ışınlarını âleme saçan bir güneşe benzer.Yumuşak huylu. İmâm. münâfıkların öfkesi ve kâfirlerin yok edicisidir. Allâh’ın dînini savunur. Onun. İmâmla namaz. Müslüman’ların nizâmı. insan üstü bir varlık değil. güzel öğüt ve açık delillerle Allâh’ın yoluna dâvet eder. zekât. ayıplardan arındırılmış. İmâm. Müslüman’ların izzeti. doğan nur. hadler (şerîatın öngördüğü cezâlar) ve hükümler uygulanır. İmâm. Tehlikeli yollarda kılavuzdur. İmâm. İmâm.Allâh’ın helâlini helâl. ilm-i ledün’den nasiplenmiştir. selin oluşturduğu bir göl ve yerden biten yeşilliktir. hac ve cihâd kâmil olur.Işık saçan dolunay. zihinler şaşkınlığa düşmüş. parlak kandil. . insanlar arasında bedeli. hudut ve sınırlar korunur.Allâh’ın yeryüzündeki ve yaratılmışlar arasındaki emîni. harâmını da harâm kılar.İslâm’ın gelişen kökü. Halkı hikmet. ondan ayrılan helak olur. kapsayıcı gölgesi olan gök. bol suyu olan bir pınar. özelliklerinin künhüne vâkıf olabilir? Heyhât! Heyhât! İmâmın makamlarından veya fazîletlerinden birini bile tarif etmekte akıllar yitmiş. dinin düzeni. Halkı Allâh’a çağıran ve O’nun belirlediği sınırları savunandır. İmâmı gerçek mânâda kim tanıyıp. Hiç bir âlim onun dengi olamaz. karanlıklar ortasındaki hidâyet yıldızı. Hiç kimse onun makamına ulaşamaz. Bağışlayıcı olan Allâh’ın ikramı ile isteme ve özel çalışmaya (kesbe) dayanmaksızın bütün faziletleri üzerinde taşır. 62 Yâni İmâm.Zamânın yegânesidir. beyinler hayran kalmış. doğru yolu gösteren kılavuz ve (Allâh’ın izni ve yardımıyla) helâk olmaktan kurtarıcıdır. nişânesi hilim.Günahlardan tertemiz kılınmış. ganîmet ve sadakalar çoğalır.64 Alevî İslâm İlmihâli İmâmet.Dînin ipi.Âdetâ yağmur yağdıran bir bulut. misli ve eşi bulunmaz.62Durum böyle iken. İmâm. İmâm. oruç.Yüksek tepede yanan bir ateştir. kullarına hücceti ve şehirlerdeki halîfesidir. İmâm. dünyânın salâhı ve müminlerin izzetidir. özelliği ilim.M üminlerin emîri Ali’nin makâmı ve Hasan ile Hüseyin’in (a) hilâfetidir. şefkatli baba ve ikiz kardeştir. bol sağanak bir yağmur.

riyâsete lâyık. Nesebiyle ayıplanmamalı. Elbet varır menzile. nefisleri onları aldatmış ve onları yanlış arzulara sevk etmiştir. fasihler yorulup güçsüzleşmiş. O’nu bütünüyle anlatmak. edipler çaresiz kalmış. yıldızlar gibi. şâirler yorulmuş. Kendi reyleriyle bir İmâm(!) seçmek istemişler. bilginler susmuş. İnsanlar sarp ve kaygan olan yüksek bir yere çıkmak istemişler de. cehaletten uzak. hepsi acziyet ve güçsüzlüğünü îtirâf etmiştir. Coşkun ve kâmil bir ilme sâhip. Abdumenaf neslinden gelmelidir. kendisine ulaşmaya çalışanların elinden ve onu tanıtanların tanıtmalarından daha üstün ve uzaktır. Kureyş kabilesinden. doğru yola hidâyet edilmedikçe kendisi hidâyete ulaşamayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?” [Yûnus (10):35] 63 Alevî-Sünnî el ele. âlim. Oysa İmâm seçmek nasıl onların işi olabilir? İmâm. Resûlullâh’ın rıhletinden sonra Ehl-i Beyt’inden başkasında bulunacağını mı sanıyorlar? And olsun Allâh’a ki. onları sebatlı kılar. Nitekim Allâh buyurmuştur ki. itaat edilmesi farz olan. işleri yürütebilen. ayakları kayarak uçuruma yuvarlanmışlardır. Şu halde. Hâşimî soyundan ve Peyğamber âilesinden olmalı. “.Hakka ulaştıran mı uyulmaya daha lâyıktır? Yoksa. İlimleri zamanlarındaki bilginlerin ilimlerinin üstünde olur. Allâh’ın emrini ayakta tutan ve Allâh’ın kullarının hayrını isteyen biri olmalıdır. 63 Tuhaful Ukûl tercm: sh: 915-919 .. başkalarına vermediği gizli ilim ve hikmetlerinden onlara verir.. hile yapmayan bir yönetici ve Nübüvvet madeninden olmalıdır. bu makâmın. siyâset bilen. Allâh peygamberlerini ve onların vasîlerini muvaffak eder. olduğu gibi nitelemek nasıl mümkün olabilir? Kim (halkın câhilâne seçimiyle) onun yerine geçebilir? O’na duyulan ihtiyacı doldurabilir? Bu nasıl mümkün olur? Oysa İmâm.65 Ehl-i Beyt yolu hatipler âciz olmuş. İnsanlar. soy sop sahibi hiç bir kimse onunla boy ölçüşememeli. şereflilere şeref vermelidir.

h.) anne karnındayken babasını. Kur’ân’dan.). ateşperestlerin sönmez zannedilen ateşleri sönüyor. Babasının adı Abdullâh (r. Kâbe’yi işgal etmiş putlar bir bir devriliyordu. İlk vahiyle birlikte insanlığa Allâh’ın elçisi olarak gönderilen Hâtemü’l Enbiyâ Hazreti Muhammed Mustafâ (s. müminlerin annesi Hz. Hz. Peygamberin doğumu bütün insanlık âlemini saran. özü. yine bir gün Hıra mağarasındayken vahiy meleği Cebrâîl (a. karanlık câhiliyye gecesinin ufkunda. altı yaşına geldiğinde de annesini kaybetti. Bu şafağın doğuşuyla. İslâm güneşinin yakında doğacağını müjdeleyen bir şafak misâliydi.a. cehâlet ve zulmet karanlığının üzerine hiç batmamak üzere doğmuştu. güvenilir birisi olmasından dolayı “Muhammedü’l. Alak sûresinin ilk âyetlerini getirmiş ve beklenen ilâhî güneş. Nûr dağındaki Hıra mağarasına çekilirdi. bazen ibâdet için halktan uzaklaşarak. Bu dönemde nice mümin.) 23 yıl sürecek olan teblîğ ve cihâd hareketini başlattı. Daha sonra dedesi Abdulmuttalib’in himâyesine girdi. annesinin adı Âmine (r. O yüce insan. Muhammed @ mîlâdî 571 yılında Mekke’de dünyâya geldi. şirk ve put düzenlerinin bekçileri dehşete düşüyor. Hayâtının çocukluk dönemleri ilâhî gözetim ve ğaybî denetim altında geçen gönüller Sultânı (s)’nın. Öyle ki.Emîn” lakâbını almıştı. Kırk yaşlarına ulaştığı sıralarda. Hatîce (s) idi.a.). Bu kutlu dâvâda.a.v. Dedesinin vefâtından sonra da sekiz yaşından itibâren amcası Ebû Tâlib ®’in yanında kaldı. ilk ve yılmaz savunucusu ve destekçisi ise sevgili eşi. duâ ve ibâdete ayırmıştı. Ebû Tâlib (r.)’dir. . Kisrâ’nın sarayındaki direkler yıkılıyor. peygamber efendimizi müşriklerden gelen baskı ve saldırılara karşı yiğitçe himaye eden bir kimse olmuştur.).s. gençlik dönemi de herkese örnek olacak bir vefâlılık.h.66 Alevî İslâm İlmihâli ONDÖRT MA’SÛM’U @ KISACA TANIYALIM HAZRETİ MUHAMMED’İN @ HAYÂTI Hz. Hayâtının ilk yıllarını Mekke dışında ve süt annesi Hâlime’nin yanında geçirdi. peygamberliğini henüz izhâr etmemiş olduğu olgunluk ve gençlik yıllarını yaratıcısına niyâz.a. sözüne uygun. Sultân @ gençlik dönemlerinde bile. Ulu Önderimiz (s. nezâfet ve sadâkâtle noktalanmıştır.

Muhammed’in (a) Peygamberlik dönemi. en büyük teblîğ görevini üslenmiştir.a. kâfirlerin. Mekke döneminde.. ilk baştan müşriklerin inançlarının temelini oluşturan PUT ve TÂĞÛT’ları reddetmek ve onların bâtıl düzen ve sistemlerine karşı düşman olduğunu îlan etmek esâsına dayalıydı. zâlimlerin. NÜBÜVVET ve MEAD’e (âhirete) îmânı.. mustazafların.c. iktisâdî. Ali Şeriati: Muhammed’i tanıyalım.64 Salât-ü Selâm üzerinize olsun . Mehmet Kıtay: Hakîki İslâm târîhi ve Ehl-i Beyt. mazlûmların. .a. kimsesizlerin umut güneşi.) teblîğ yöntemi diğer bütün peygamberlerde olduğu gibi.a. Ey Resûl ve Ehl-i Beyt’i! 64 Peygamberimizin hayâtı hakkında geniş bilgi için bakınız: Abdulbâki Gölpınarlı: Sosyal açıdan İslâm Târihi. Bu teblîğ görevi. hakka âşıkların. Cafer Sübhanî: Ebediyet nûru: c:1.)’ye kavuşmuştur.).) 632 yılında bedenen aramızdan ayrılarak Sevgili (c. Allâh tarafından yaratılmış ilk ve en kâmil nûr olan peygamberlerin sonuncusu. Tevhîd akîdesinin yılmaz savunucusu Hz. müşriklerin ve tüm bâtıl yolun yolcularının çeşitli işkence ve eziyetlerine marûz kalmışlardır. yerine getirilmesi veya uzak durulması gereken emir ve yasakları (farzlar ve haramları) ve toplumsal hayatın İslâm’a göre şekillendirilmesi için de lâzım gelen siyâsî. fertlerin rûhen olgunlaşması için. Hicretin akabinde. İslâm’ı ve İslâm toplumunu koruma ve kollama yolunda bir çok savaşlara katılmış. LÂ İLÂHE İLLALLÂH’ı kalplere. Hz. yüce mesâjın sâhibi Hazreti Muhammed Mustafâ (s. Yaşar Nuri Öztürk: Kendi dilinden Hazreti Muhammed. Elbette ki Şanlı Rehberin (s. Muhammed Kimdir?. hukûkî ve cezâî esasları açıklamıştır.vb. bütün insanlığa kurtuluş yolunu gösterdi. öncelikle TEVHÎD. O başkomutan @ İslâm’ın müdâfaası için bir çok savaşta hazır bulunmanın yanı sıra. müstekbirlerin ve münâfıkların da korkulu rüyâsı olmuştur.a. Yani.67 Ehl-i Beyt yolu mücâhit ve fedâkar insanlar yetiştirdi. MEDÎNE İSLÂM DEVLETİ’nin tesîsinden sonra ve o devletin bilfiil devlet başkanının Resûlullâh olduğu dönemde ise. müjdeleyici ve korkutucu âyetleri açıklamak noktasında ağırlık kazanıyordu. Bir mesajı ulaştırmak anlamına geldiğinden. gönüllere ve nihâyet toplumun her bir köşesine hâkim kılmak teblîğin ana gayesiydi. Resûlullâh ve güzîde ashâbı (r.2. en büyük mesaj olan Kur’ân-ı Mecîd’in ulaştırıcısı ve açıklayıcısı olan ebedî liderimiz @. Ahmed Muhammed Mustafâ @. söz ve fiiliyâtla.a. hak dava uğrunda nice çilelere katlanmış. İnsanları her türlü esâret ve kölelik zincirlerinin boyunduruğundan kurtaran. Bu yüzden. Teblîğ. insanlara benimsetmek amacına yönelik olarak.

Müminler safâsı. Âşığın tartısı. Muhammed’im gel.”65 MUHAMMED’İM GEL Rehberim. Hak nûr-u Nübüvvet. Sen ki dû cihânın Mustafâ’sısın. canım. Nefsimin törpüsü. Muhammed’im gel. Muhammed’im gel. Muhammed’im gel. Nice. 65 Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 32. Can Ahmed’im gel. 34 . Bütün insanlığın şefaatkânısın. Muhammed’im gel. Ey Hatîce ana! Şefâatınız cümlemizin üzerine olsun! Nebîler Şâhı @ buyurdular. Ehl-i Beyt atası. Muhammed’im gel. Ciğerciğim kebap oldu dağlandım. Muhammed’im gel. Kâfirin korkusu. “İmâmını bilmeden (tanımadan) ölen kimse. Ol nûr-u Rahmân’ım. Sâki-i âb-ı Kevser. candan sana bağlandım. Muhammed’im gel. câhiliyye ölümü ile ölmüş olur. Can Ahmed’im gel.68 Alevî İslâm İlmihâli Selâm sizlere. Hak habîbi. yâranları! Selâm sana. mürşîdim. Can Ahmed’im gel. hayâlimde seyrangâhımsın. Can Ahmed’im gel. Cümle Enbiyâ’nın pâdişâhısın. Resûlü Kibriyâ’m. Kul Kanmışım. Hakîkat binâsı. Ey Resûl’ün yoldaşları.

O. haykıran yüreği. tarih yazan bir mektebin konuşan dili. Babalarının yanına girdikleri vakit. Nübüvvet semâsının nur saçan parlak yıldızıdır. çevresinde dönen gezegenlerdir. Peygamberimiz onun yanına 66 Birgül Aru: Amasya. Aşkın yaktı bizi. yüce Allâh’ın.a. yaşayan bedeniydi. Peygamberimizin. ona hürmeten ayağa kalkarlar. bazen uslandım. Söz ve söyleyiş bakımından Resûl-ü Ekrem’e @ çok benzerlerdi. Gönül hangi duygularla anlatabilir O’nu! Dil hangi kelimelerle ifâde edebilir O’nu! O ki.) HAYÂTI Hazreti Fâtıma @. hal-hatırını sorarlar.)66 İmâm’lar @. Muhammedî Güneş’in. Hazreti Hatîce’den @ olma kızı ve peygamber neslinin devam ettiricisi. oturturlardı. Muhammed’im gel (s.a. Habîbine dünyâda iken ikrâm ettiği “Kevser” i idi.s. Resûlullâh. HAZRETİ FÂTIMA’NIN ( a. onu öperler. 16-12-1996 .69 Ehl-i Beyt yolu Bazen Mecnûn oldum.

insanlar arasında sade ve gösterişsiz. onların yolunda ve onlara komşu eyle! Hz. Tevfik Ebû İlm: Hz.) sonsuzluğa yelken açmasından çok kısa bir süre sonra sevdiğine kavuşmuş. Fâtıma.s. Seyyid Cafer Şehidî: Fâtımatü’z Zehrâ. Mehdî Pur: Dînî makaleler. O’nun mübârek sırtlarını temizlemişlerdi. Nûr’un (a) Nûr’la (a) cem olma vakti geldiğinde. Resûlullâh bu yüzden ona “ümmü ebîha” (babasının annesi) lakâbını vermişlerdi. Allâme Şerâfeddîn: Kur’ân ve hadisler ışığında Hz. Fâtıma hakkında geniş bilgi için bak: İbrâhîm Emînî: Hz. O. âdeta babasının annesi idi ki. Fâtıma. Mekke’de Hz. Seyyid Murtazâ Hüseynî: Hz. Fâtıma’nın faziletleri. Hz. Fâtıma. Fâtıma ayağa kalkar.. Bir defasında Kureyş’in ileri gelen bazı kafirleri Resûlullâh namaz kılarken secdede mübârek sırtlarına pislik atmışlar. Yaşar Nuri Öztürk: Hz. Ehl-i Beyt İmâmlarının başlarının tâcı. Allâh’ın izni. Resûlullâh’ın (s) onayı ve ilâhî takdîr ile eşine kavuşmuş. Fâtıma @ buyurdu.70 Alevî İslâm İlmihâli vardıkları zaman da. melekler âleminde ise. Hatîce (a) annemizin vefâtlarından sonra. bunu duyan Fâtıma (a). Ehl-i Beyt âşığının nişânesidir. babasına komşu olmuştur. Fâtıma. koşarak babalarının yardımına gelmiş.” 68 Din kardeşinin ayıbını örtmek. Kâinattaki en güzel babaya-anaya. müminlerin annesi. efendimizin (a.67 Peygamberimizin. ellerini öperler oturturlardı. Peygamberin göz bebeği olan O güzel insan @. Fâtıma @. Fâtıma. henüz çocuk yaşta oldukları halde babalarını her hususta korumaya başlamışlardı. “Allâh ana-babaya iyilik yapmayı ilâhî gazaptan korunma vesîlesi kıldı. Hz.. mümin kadınlar ve kızlara en güzel örnek olmuştur. Fâtıma-ı Zehrâ’nın ve tüm Ehl-i Beyt-i Mustafâ’nın üzerine sonsuz salât ve selâm olsun! İlâhî! bizleri. 68 Seyyid Muhsin Emin: Âyanü’ş Şîa: c:1 sh: 316 (Muhammed Ali: Ondört Masûm’dan kırkar hadis: sh: 73) . büyük bir sevinç ve ilâhî bir nikâh ile gelin olmuştur. en güzel kız evlat. babalarına karşı aynı hürmette bulunurlar. 67 Hz. Cihan Aktaş: Hz. İmâmlar İmâmı Ali’ye en güzel yardımcı ve eş. Fâtıma.vb. O. güzeller güzeli cennetlik gençlerin efendileri olan Hasan ve Hüseyin’e (a) en güzel anne.

peygamberimiz onu kendi evine alarak.71 Ehl-i Beyt yolu 1. İMÂM HZ. Hz Peygamber’in @.” kelâm-ı şerîflerine mazhâr olan. terbiye ve himâyesini bizzat kendisi üslendi. annesi Esed kızı Fâtıma ®’dır.” buyrulan. dillere destan kılıç darbesi ile cehenneme yuvarlayarak. Peygamberimizin biricik kızı Fâtıma (s). canını ortaya koyarak Resûlullâh’ın yatağına yatan. ALİ’NİN (a) HAYÂTI İmâm Ali @ hicretten 23 yıl önce Mekke’de dünyaya geldi. Peygambere kardeş olan. O’nun eşi idi. kimsenin karşısına çıkmaya cesâret edemediği elebaşı bir müşrîki. Putperestlerin. Resûlullâh’ın @ hayatta olduğu dönemde yapılan savaşların çoğunda Allâh’ın izni ile Müslüman’ların muzaffer olmalarında olağanüstü emekleri geçen ve hakkında kudsî hadîs ile. .. Babası Ebû Tâlib ®. kimsedir. hem Mekke’de ve hem de Medîne’ye hicret gerçekleştikten sonra ashâb ® arasındaki kardeşlik (musâhiplik) eşleşmesinde Hz. Lâ seyfe illâ zülfikâr-Ali’den yiğit er Zülfikâr’dan üstün kılıç yoktur. O. Küçük yaşlardan itibaren. peygamberimize ilk îmân getiren kimseydi ve her zaman O’nunla beraberdi. “Ali’nin bu kılıç darbesi diğer bütün insanlar ve cinlerin ibâdetlerinden daha üstündür/faziletlidir.. peygamber efendimizi öldürmek istedikleri o hicret gecesinde. “Lâ fetâ illâ Ali. hendek savaşında Müslüman’larda korku ve gevşekliğin hâkim olduğu bir sırada. O.

Tirmizi: Sünen: c: 5 sh: 301. adâlet timsâli bir zât idi. 984. Ali’nin bu derin ilmini beyân etmişlerdir. 72.a. Bu dönemde. “Ben ilmin şehriyim.a. mücâdelesi hakkında bilgiler verilir. Allâh’a ibâdette. Ali’de onun kapısıdır. İmâm (a). 183. O. örnek bir “İnsan-ı Kâmil” tanıtılmaya çalışılır. Sami Ramazanoğlu: Hz. Müstedrek-i Hâkim: c: 3 sh: 126.a). ilimde ashâbın ® arasında en bilgini idi.72 Alevî İslâm İlmihâli Ehl-i Beyt’in anlayışı ve yoluna göre. c: 2 sh: 251.997. kendisinden önceki halîfelerin atamış oldukları bir çok vâli ve devlet görevlilerini bulundukları makâma layık görmediğinden. çeşitli nedenlerden ötürü oluşan iç muhâlefet netîcesinde. Suyûti: Câmius Sağir: c: 1 sh: 93.) hak halifeleri olan Oniki masum İmâm’ın ilkidir. Hz. bu günde. takvâda. 127. Taberânî: Mucemül Kebir vel Evsat. yiğitlikte. Ali’nin bu ilâhî hilâfet makâmının sâhibi olduğunu açıklamıştır. Allâh’ın şerîatını icrâ ediyor. çeşitli münâsebetlerle. El-Kunduzî: Yenâbîul Meveddet: sh: 65. sahâbeden bir çok ileri gelenler de orada Hz. Ali. hiç kimse için bir ayrıcalık söz konusu olmayıp. Ehl-i Beyt mektebinde bu münâsebetle “Ğadir-i Hum” olayının cereyân ettiği 18 Zilhicce günü “Ğadîr-i Hum bayramı” olarak kutlanır ki. İbn-i Asâkir: Tarih-i Dımeşk: c: 2 sh: 464. Suyûti: Tarihul Hülefâ: sh: 170. Sıffin ve Nehrevan savaşlarını yapmak zorunda kaldı. İmâm Ali (a).69 Ancak. Cemel. Şevkânî: Feyzül Kadir: c: 3 sh: 46. Hakk’a âşık. Resûlullâh’tan (s. Y. günün önemini belirten konuşmalar yapılır. Ali’yi bu makâma atanmalarından dolayı tebrîk etmiş. Resûlullâh’ın vefâtından sonra bazı sebeplerden ötürü ilk üç halîfe ® döneminde İmâm-ı Ali’nin zâhirî hilâfeti gerçekleşmemiştir.a. hayâtı. Hz. Üçüncü Halîfe’den sonra Müslüman’larca halîfelik makâmına getirilen İmâm (s).a. M. kutlamışlardır. ilâhî emir gereği Hazreti Resûlullâh’ın (s. O’nun adâlet anlayışında. zâlimlere ise düşmân idi. M. dost. Ali ®. Zehebî: El-Mîzân: c: 1 sh: 415. 179. Muzaffer Ozak: El-İrşâd. Hz. c:3 sh: 182. onları azledip. Resûlullâh (s. adâleti. Özellikle de “Ğadir-i Hum” denilen mevkide vedâ haccı dönüşünde Hazreti Ali’yi hilâfetİmâmet-Velâyet makâmına ilâhî bir emirle atamışlar. 69 70 .”70 buyurarak. cesârette. İmâm’ın @ kişiliği. ümmete. Asım Köksal: İslâm Tarihi. Mustafa Necati Bursalı: Hz Ali. emînlikte. Resûlullâh. her zaman hakkı. yerlerine lâyık gördüğü kimseleri tayîn etti. Hz. 210. İslâm davetini teblîğe başladığı günden itibaren. şehre girmek isteyen kapıdan gelsin. Bakınız : İlgili dipnottaki kaynaklar. mazlûmlara yardımcı. Nuri Öztürk: Kendi dilinden Hz. İmâm Ali.) sonra gelen ilk insandı..

Ey hakkında. M. bâsafâ.. öğüt ve nasîhatlerinden bir kısmını içeren kıymetli bir eserdir. Çünkü. M. Yanına aldı Ali’yi. Esad Coşan: Hz. Ali ile ilgili geniş bilgi için bak: Şeyh Müfid: El-İrşâd.vb.. Seyyid Şerafeddîn: El-Mürâcaat. Onsekizinci günü Zilhicce’nin. Allâme Emînî: El-Ğadîr. Ey müminlerin velîsi Selâm sana. Ali. Ali. Çıktı yüksek bir yere ol Mustafâ. İmâm Ali. Ali’ye neler yaptılar?..) tarafından bir kılıç-hançer darbesi ile vurulmuş ve aldığı yaralar neticesinde şehâdet şerbetini içmiştir..73 Ehl-i Beyt yolu “NEHCÜ’L BELÂĞA” kitâbı da. Ali efendimizden vecizeler.a. bana söven de Allâh’a sövmüş olur. mektûp.. Ey Resûlullâh’ın kardeşi! Selâm sana.vb. Hasan Selim Sâlih: Hz. Mustafa Yağmurlu: Hz. bu iyileri iyilik yapmaktan soğutur. sakın. Aranızdan ayrılığım çok yakın.. Prof 1400: Ehl-i Beyt Davası: c: 2 sh: 107-109.71 Selâm sana. Anlatayım size vasiyetlerim. Ali’nin hayâtı. Muhammed. 72 Seyyid Radıyy: Nehcül Belâğa (terc): sh: 371 . O’na buğzetmek ise münâfıklıktandır. Ey Ali! Ben Kur’ân’ın tenzîli için savaştım. aman. hutbe. Nesâî: Hadislerle Hz.”. benimle savaşan da Allâh ile savaşmış gibi olur.”72 “Son veda haccı idi peygamberin. ilim deryâsı olan İmâm’ın (a). Ey Hizbullâh’ın İmâmı! Hz. “Ali’yi sevmek îmândan.” buyrulan İslâm Askeri! Selâm sana. Abdulbâki Gölpınarlı: Müminlerin Emîri Hz. Sami Ramazanoğlu: Hz. Hak yoldan çıkmayın. Ali.. Coşkun Bilgin-Davut Duman: İmâm-ı Ümmet Hz. Ey ilim şehrinin kapısı! Selâm sana.”. İmâm Ali (a) buyuruyor. Cafer Sübhâni: Hz. sen de te’vîli için savaşacaksın. Ali. “İyilerle kötüler senin yanında aynı değerde olmasın. bir sabah namâzı esnâsında dâhilî hâinlerden İbn-i Mülcem (l. Ali. kötüleri de kötülük yapmak da cüretli kılar. 71 Hz.”. Davut Duman: Hz. “Ali’ye söven bana sövmüştür. Dinleyiniz ey garib ümmetlerim. Ali. “Ali ile savaşan benimle savaşmıştır.

78. benim de düşmanımdır her zaman. Haşr’e dek rehber olur bunlar size. Kim hakâret eylese bu Ali’ye. Ehl-i Beyt’in irfânıdır. Canla.. Her kim Ali’den kaçarsa ey Hüdâ!. ol Muhammed Mustafâ.. Ali: sh: 219. Bak: İhsan Süreyyâ Sırma: Emevîler dönemi hilâfetten saltanâta: sh: 104. Yardım eyle! Ali’nin yârânına. Ali’de mevlâsıdır. Kim beni severse.74 Alevî İslâm İlmihâli Bana îmânı olanlar. İki muhkem şey bırakırım size.. Prof 1400: Ehl-i Beyt . dinleyin. onun her zaman. velîyi. Böylelikle Hak yoluna doğrulun. Ali Akın: Taassubtan tahkîka: sh: 19. Sonra kaldırdı elini Fahr-ı Cihân. Mevdudi: Hilâfet ve saltanat: sh: 218-220. Peygamberle. Abdulaziz tarafından kaldırılıncaya kadar) devâm etmiştir. Ben. Ya. Ebî Süfyan: sh: 244. Ali’ye düşman olursa heman. Sadi Baba: Emir Muâviye sahâbe mi?: sh: 147. O’nu benden dâima eyle cüdâ. 178. husûmet eylese ol velîye. Ey ashâbım eyleyin ahde vefâ. Ahmed Hilmi-Ziyâ Nur: İslâm Tarihi: sh: 259. başla siz Ali’ye sarılın. kimin mevlâsı olduysam heman. İşte aldım ben Ali’yi yanıma. Ayrı bilmez. İrfan Aycan: Muâviye b.. Kim. Birisi. Düşman ol! sen de Ali’nin düşmanına. Allâh’ın fermânını siz belleyin. O. Allâh’ım sen de sev Ali’yi seveni. Diğeri. 234. Sen de sevme Ali’yi sevmeyeni.. Yaşar Kaplan: Hz. Allâh’ın Kur’ân’ıdır. Mustafa İslamoğlu: İmâmlar ve sultanlar: sh: 77.. Dedi: Yâ Rab! Şâhit ol sen de hemân. sever Ali’yi. Sonra dedi..73 73 Minberde hutbelerde İmâm Ali’ye (hâşâ) lanet etme adetini ilk olarak Muâviye başlatmış ve bu uygulama yıllarca (Ömer b. Son sözü tekrarlarım ihvânıma.

Allâme Emîni: ElĞadîr: c: 10.vb. HASAN’IN @ HAYÂTI Davası: c: 3 sh: 348.. Bu duâmı müstecâb et yâ Kadîr! İşitince hep sahâbe bu sözü.11. 74 Mehmet Ali Derman: Evliyâlar şâhı: c: 1 sh: 76. 88..”74 İmâm Ali @ İslâm’ın onurudur. Vecde geldi. İMÂM HZ. Mehmet Ali Derman: Evliyâlar şâhı: c: 1 87. 77 .. 2...75 Ehl-i Beyt yolu Sen iki cihânda onu kıl hakir. güldü hepsinin yüzü.

peygamberimizin göz bebeği idi. İmâm Hasan. Babası. Nuri Öztürk: Kendi dilinden Hz. münâfıklarla ilgili özelliklerle de Muâviye’nin yaşamının ne boyutta örtüştüğü her aklı başındaki müminin malûmudur. münâfıkların alâmeti ile ilgili buyurmuş oldukları üç bâriz özelliği bütün çıplaklığıyla hal ve uygulamalarında tecellî ettirmiş oldu. zât-ı şerîflerine en ufak bir acı-zarar bile gelmesine. selîm. Hz. Muâviye. savaşa müsâit olmamasından dolayı. Ebi Süfyan: sh: 248. “Söz verdi sözünde durmadı. kudsî halleri ve rabbânî kemâlâtı ile ümmeti zâhiren ve bâtınen hakka ulaştırma yolunda cehd etmiştir. Ahmet Hilmi-Ziya Nur: İslâm Tarihi: sh: 259. “. Şeyh Müfîd: El-İrşâd.s.. Peygamber efendimizin. Y. Emevî soyunun Müslüman’larca henüz tam olarak tanınamaması. bir çok menfaat şebekelerinin de Muâviye’nin safında yer almış olmaları. Ali @. Muhammed. İmâm (a). Sonunda.75 75 Ahmet Cevdet Paşa: Kısas-ı Enbiyâ: sh: 303. Ehl-i Beyt’in annesi Hz.) vasıflarını câmi.cennetlik gençlerin efendileridir.) ve Velîler başbuğunun (a. belli şartlar dâhilinde O’nunla barış antlaşması imzaladı.” (Kur’ân’da bahsedilen.. Allâme Emînî: El-Ğadîr. Fâtıma: sh: 133.) Zamanla Ümeyye oğullarının içyüzü yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.. Hasan’ın (a) varlığına bile tahammül edemeyerek İmâm’ı zehirlettirerek şehît etti. Ve Resûlullâh’ın @. Resûlullâh @ gibi bir dede ile. peygamberimizin @. ortam ve Müslüman’ların maslahatının. Ali Derman: Evliyâlar şâhı: c: 1 sh: 80. Sadi Baba: Emir Muâviye sahâbe mi?: sh:163. bizzat Hz. Müslüman’ların ve İslâm’ın faydasına olması amacıyla zâhirî hilâfetten ferâğat etti. İmâmın (a) taraftarlarının vefâsızlığı.” buyurduğu iki kardeşten birisidir. İmâma baş kaldırarak önceki hîle ve desîselerine devam etti. 89. annesi Hz. İrfan Aycan: Muâviye b. Fâtıma @’dır. Hz. Hz.76 Alevî İslâm İlmihâli İmâm Hasan (a).. zâhirî hilâfet makâmına geçmesinden sonra uzun bir süre dolmadan Muâviye. Kendisi gayet halîm.vb.a. . tahammül gösteremediği biricik torunlarından idi. Prof 1400: Ehl-i Beyt Davası: c: 3 sh: 331. Resul Caferiyan: Masum İmâmların fikrî ve siyâsî hayâtı: sh: 103. İmâmın.” O’nun mübârek isimleri. Yalanlarında sınır tanımadı.. İmâm-ı Ali’nin bir çok sırlarına mahrem bir zât olup.a. Fakat. O. Medîne’de dünyâya geldi. Ehl-i Beyt emânetine ihânet etti. Fâtıma ve Ali gibi bir anne ve babanın eli altında. İmâm Hasan @.. onların terbiyeleri ile yetişti.. haklarında. Resûlullâh tarafından kendilerine verilmiş olup. M. Muâviye... yaptığı antlaşmanın hiç bir şartına riâyet etmedi. Resûlullâh’ın (s.. 134. babaları Şâh-ı Velâyet’in şehâdetleri esnâsında vasiyet üzerine ümmetin İmâmı olmuş.

alelâde. Fâtıma Betûl (s)’dür. kardeşin Hüseyin’e ve Ceddin Resûlullâh’a. Hüseyin Medîne-i Münevvere’de dünyâyı şereflendirdi... Hasan ile Hüseyin’dir. Yunus der ki dünya fâni. Arşın çifte küpeleri.. Hazreti Hüseyin efendimize bizzat ilgi gösteriyordu. babası. İmâm Ali @... sıkıntı ve darlıkta vefâlı olmaktır. Hasan ile Hüseyin’dir@.. Sekiz cennetin sultanı... Ey Peygamberin torunu! Selâm sana ve senden yana olan Şîalarına. Fahr-i Kâinât (a. babana. Bizden evvel gelen hani.77 Ehl-i Beyt yolu Selâm sana.. annesi ise. Muhammed’dir dedeleri. kasîdeler:sh: 181 . 3. dedenin toruna gösterdiği bir (a) 76 77 Allâme Meclisî: Bıhârul Envâr: c: 78 sh: 114 Mustafa Varlı: İlâhîler..). İmâm Ali babaları. annene. Resûlullâh tarafından ism-i şerîfleri verilen Hüseyin’in @..s. . “Kardeşlik. İMÂM HZ. Kardeşi Hasan ile birlikte Resûlullâh’ın özel ilgi ve iltifâtına mazhâr olan şehitler efendisine gösterilen bu yakınlık.”76 . İslâm yoluna baş koymaktır.77 Alevîlik... Ey İmâm! İmâm Hasan @ buyurdu. HÜSEYİN’İN @ HAYÂTI Hz.

Kerbelâ’da hunharca şehîd edilinceye kadar bu görevi hakkıyla îfâ etmiştir. O. tertemiz kılınmış İmâmlarına verdiği değeri ifâde ediyordu. Allâh yolunda olmak nedir?.a. kâfir kim?. takvâ nedir?. Müslüman kimdir?. Şeref nedir?. . tarihteki Yezîd’i (l. Allâh’a ibâdet ve itaat nedir?. Kerbelâ’nın ak yüzlerinden birini göstermekte.) şehâdet şerbeti içtikleri acı ve hüzün dolu gün olan. Resûlullâh’ın. sîneler dövülmekte. zillet ne?.a. İslâm uğrunda Şehît olmaya.. şerefsizlik ne?. yetmişiki yârânıyla birlikte. Hatîce’lerin. Kerbelâ’nın acı ve ibretli sahnesini günümüze taşıyan ve Asiye’lerin. Emevî sünnet ne? Hakk’a kul olmak nedir?.. O. zulüm bulutlarını dağıtan bir Güneş idi. Sümeyye’lerin. Meryem’lerin.78 Alevî İslâm İlmihâli ilgi olmaktan öte. tüm çağların Müslüman kadınlarına “Üsve-i Hasene” olmaktadır. o günde Şehîdler Serveri’nin ve ashâbının ® muazzez ruhlarına Kur’ân okunmakta. kardeşi İmâm Hasan’ın vefâtı ile vasiyet üzere. Nebevî sünnet nedir?. İmâm’ın şehâdeti münâsebetiyle yüzlerce yıldır dünyânın dört bir yanında anılmakta. ve Fâtıma’ların zalimlerce susturulamayacağını. devlete. İzzet nedir?. 10 Muharrem Âşûrâ günü. İslâm maskesi takılmış zulüm düzeni ne?. asâsı ile denizler yaran Mûsâ’sı. sultâna ibâdet ve itaat ne. duâlar edilmekte. O’nun mücâdelesi ve tavizsiz yolu sürdürülmekte. geride Zeynep’ler. Müslüman’ların başına halîfe(!) sıfatıyla zulüm ve belâ getiren Muâviye’nin oğlu Yezit’e (l. bâtıla satılmak ne?. dalâlet İmâmı kim?. Zeynelâbidin’ler bırakarak şehâdete ulaşmış ve sevdiklerine kavuşmuştur. Hüseyin (a). ümmetin İmâmetine atanmış. gözler ve gönüller onun aşkı ile yanıp tutuşmakta ve ıslanmakta. nûru ile kâinâtı tenvîr eden ceddi Muhammed’i (a) gibi idi. baltası ile putları kıran bir İbrâhîm’i.) şanlı kıyâmıyla karşı koymuş ve Kerbelâ’da zâlimlerin eliyle. O yüce insan. İslâm’ın âdil düzeni nedir?. İslâm nedir?. küfür-şirk ne?. İmâm Hüseyin ve dostlarının (r.) tanıyan ve çağdaş Yezitlere karşı Muhammedî İslâm’ı savunan. zamanının. Hüseyin’in şahsında İslâm’a. şeytân yolunda olmak ne?. Zeynep. Ehl-i Beyt soyuna ve o soyun. yaşayışı ve haykırışlarıyla ortaya koyan İslâm’ın onurlu örnek kadınlarından Zeyneb’in (a) hayâtı ise. doğruyu insanlara öğreten bir Muallim.a. her şeyin birbirine karıştırıldığı bir dünyâda. hidâyet İmâmı kimdir?. nefesiyle hayat veren Îsâ’sı.??? bilinmediği. hakkı bâtıldan ayıran bir Fâruk. fücur ne?. bir destan olup.

Medîne’de dikilen. Hayber. en büyük haberi. 79 Allâme Meclisî: Bıhârul Envâr: c: 78 sh: 127 78 . evlâdına. Muhammed Âyetî: Âşûrâ günü ne oldu?. O’ndan aldık biz. Ey Tûr-u Sînâ’sı Kerbelâ olan Hüseyin! Selâm sana. Hz. O’nun izinden gider mertçe Hüseyin. Hüseyin. Uhut’ta açılmış sancak. “Bir kardeşin senden ayrıldığında arkandan söylemesini istemediğin şeyi. Mekke. İslâm târihi: c:11 sh: 160-212. Parlayan İslâm’ın nûrudur ancak. ashâbına. M. Mevdudi-Mutahhari: Bir uyarı bir sembol. Ali Şeriati: Şehâdet. Ey Şehâdet âsâsı ile Tâğût Yezîd’in sihirlerini boşa çıkaran. etbâına. Hüseyin ve Kerbelâ fâciâsı. Muhammed Abdurrahim: İmâm Hüseyin’in hayâtı ve dîvânı. Ey aşk ikliminin güneşi! Selâm sana. yâranına. yükselen bayrak. Şehid Destğayb: Kerbelâ katliamı ve Zeyneb’in mesajı. Ey Zeyneb-i Kübrâ! Selam. Ey zamânın zübde-i âlemi! Selâm sana. Bedir’de. zamânın Mûsâ’sı Hüseyin! Selâm sana.78 Selâm sana. sana. Müjdeler. sen de onun arkasından söyleme!”79 HÜSEYİN Âlemlere rahmet ceddin son Nebî. Hüseyin. Muhammed Sadık Necmi: Hicretten şehâdete İmâm Hüseyin. Kerbelâ hadisesi ve İmâm Hüseyin’in hayâtı hakkında geniş bilgi için bak: Allâme ibni Tavus: Kerbelâ şehitlerinin ardından. Musa Güneş-Cafer Bendiderya: Kerbelâ şehitlerine ağlamak. Hâdi Müderrisi: İmâm Hüseyin’in şehâdet zamânı.79 Ehl-i Beyt yolu yaşayan ve yaşatmaya çalışan bilinçli şahsiyetler oluşturulmaya çalışılmaktadır. Mazlumları zâlimlerden kurtulur. Murtazâ Mutahhari: Kerbelâ ve İmâm Hüseyin. Murat Sertoğlu: Kerbelâ. ecdâdına Yâ Hüseyin! Ehl-i Hakk’ın İmâmı Hüseyin @ buyurdu. Seyyid Cafer Şehidî: Hüseyin’in kıyâmı. Asil ceddin Muhammetçe. Şeyh Müfîd: El-İrşâd: sh: 231-297. Seyyid Rûhullâh Mûsevî (rh): Kerbelâ mesajı. Yemen bir bir fetholur. uyarır bütün beşeri. Asım Köksal: Hz. Ey Resûlullâh’ın göz bebeği! Selâm sana.

Binlerce vahşiye karşı durarak. Hâinler açıkça suç işler olur. netçe. Dînini dünyâya satmış dönek halk. sonra da katletmeye kalk. Alevî İslâm İlmihâli Zulmün her türlüsü meydanı alır. Hilâfet yezitler eline kalır. Aslında kendileri oldular helak. Reddeder. Azgın tâğût olup. Hüseyin. Fitne kanat açar Resul’den sonra. Fısk işlenir çok hoyratça. Yetmiş yiğit ile şehît olarak. Hem çağır.80 M edîne’de âdil düzen kurulur. Ayak. Terk edilmez ehl-i beytçe. Echel zâlimlere kılıç çalarak. baş olmuş nâmertçe. Hakka çatana. Dînini yağmalar münâfık zorba. susmak zillet gelmiş de O’na. Zorbadan korkanlar baş eğmiş. Hüseyin. Hüseyin. Hüseyin. Dertleriyle dertli dertçe. Hüseyin. Hüseyin. Hakkı haykırmıştır. Görüp. Yoksul için olur bütçe. . Müslüman’a iner her alçak darbe. kime? Melûn sultan Yezit kalkışmış zulme. Ümmet şaşkın. bîat etmez öyle sultana. bezgindir ama. mahzûn.

Allâh dostu. Velâyetçe Hüseyin. Sevilmekte hep ümmetçe. fertçe Hüseyin.80 Her yer Kerbelâ. En büyük emânet Kur’ân. O. Hak-bâtıl savaşı. Kalpleri fethetti. hak yolda. Mümin olan. “Müslüman’ım” der. İmâmetçe Hüseyin @. Muhammed’in neslidir. başın koyar bu yola. bir de binlerce nâmert. Nasıl da kıymışlar. kahpece heyhât! Katledilmiş ol mutahhar ehl-i beyt. Hak İmâmdır. İsbat etti bak. Tâğûtlara. yiğitçe Hüseyin. Hüseyin. Allâh Ehl-i Beyt’i böyle arıttı. 1998 . Gel kardeşim Hüseyin’i örnek al. Direnişi insanlığa şan verdi. Hüseyin. Tevhîdi kurtarmak için kan verdi.81 Ehl-i Beyt yolu Emsalsizdir şehâdetçe. İslâm için can verdi. bel’amlara korku sal. Tüm tâgûtlar sultasını yürüttü. 80 Kâmil Büyükbayraktar: Amasya. ehlidir. Sandı. işin aslıdır. her gün Âşûrâ. Allâh için cihad meydanına dal. hakkın köklerini kuruttu. Allâh için.

hikmet-i ilâhî. . zîneti manasına gelen “Zeynü’lâbidîn” dir. nasıl olsa bu genç. babasının şehâdetinden sonra şehirlerde esîr olarak dolaştırıldığı zamanlarda. Hz. hâinler de. Emevist diktatörlüğün zirvede olduğu. İMÂM HZ. kan içici Tâğûtların. İmâm @. lakapları ibâdet edenlerin süsü. Kerbelâ’da hunharca zâlimlerin eliyle şehîd edildiğinde. İmâm Hüseyin’in Kerbelâ’daki kıyâmının esas ideal ve hedefinin ne olduğunu halka açıklamıştır. Zeynelâbidîn (a) babasının vefâtını müteâkip. Ehl-i Beyt’e ve Ehl-i Beyt taraftarlarına dünyâda eşi-benzeri görülmemiş düşmanlık ve işkenceleri revâ gördükleri bir döneme rastlar. ağır hastalık geçiren İmâm. ZEYNELÂBİDÎN’İN @ HAYÂTI İmâm Zeynelâbidîn @ Medîne-i Münevvere’de dünyâya geldi. İsm-i şerîfleri Ali. Bu sâyede. savaşa katılamamış. Yezît ve Yezîdîlerin Ehl-i Beyt’e yaptıkları zulmü ve cinâyetleri anlatarak bir bir ifşâ etmiş. Hazret’in İmâmlık dönemi. siyâsî arenada ve savaş ortamında zâhiren gâlibiyet elde etmiş. Ümeyye oğullarının en şiddetli zulümlerini icra ettikleri.82 Alevî İslâm İlmihâli 4. ağır hasta. İmâm Hüseyin’in vasiyeti üzere ümmete İmâm oldular. Hz. zaten ölümle burun buruna diyerek kendilerine dokunmamışlardır. Babası İmâm Hüseyin.

pâk âbâ ve ecdâdına olsun Ey aşk yolunun serveri! Nûr Güneşinin ışığı İmâm Zeynelâbidîn’den @ inci misâli bir buyruk. en zor şartlar altında bile olsa zâlimler karşısında susmamanın gerekliliği herkese öğretilmiş olmaktadır. kendisine inanmış olduğun Din’den.”81 Göz. yaptığı iyi ve kötü amellerini karşısında hazır bulacaktır. Âhirette herkes kötü amelinin kendisinden uzaklaştırılmasını istediği halde. ölüm meleği Azrâîl canını alır. Biliniz ki. onların ilk sorguları. Ölümün hızla sana yönelmiş ve süratle sana doğru ilerliyor. içtimâî ve ferdî nizamlar ile ilgili öğretmek istediği hakîkatleri duâ kalıbı şeklinde sunduğu görülmektedir. Biliniz ki. yol.. İmâm Zeynelâbidîn (a)’de ataları gibi içteki İslâm düşmanı münâfıkların elleri ile zehirlenmiş ve şehît edilmiştir. velâyetini ikrar edip itaat ettiğin İmâm’dan.83 Ehl-i Beyt yolu Müslüman’ların inanç ve itikadlarını istedikleri doğrultuda yönlendirerek. seni yakalamasına bir şey kalmamıştır. okumuş olduğun Kitâbın Kur’ân’dan.. rahmeti sana. Bu duâlarda. Şefâati üzerimize olsun! Allâh’ın selâmı. İmâm’ın. Rûhun tekrar sana döner. ömrünü nerede geçirdiğinden. yalnız olarak kabre girersin. düzenlerini oturtmalarının önüne geçilmiş. ümmete her zaman diliminde ve her insana lazım olan siyâsî. Seni arıyor. Allâh senden gâfil değil. O ki Hak’ka vara! 81 Tuhaful Ukûl (tercm): 503-505 . ibâdet etmiş olduğun Rabb’inden. Ömrün tükenir tükenmez. habersiz olarak yanına gelirler. O’na döneceksiniz. daha bir çok duânın da içerisinde bulunduğu “Sahîfe-i Seccâdiye” kitabında. İslâm’ın iç düşmanı münâfıkların gerçek çehreleri tüm çıplaklığı ile ortaya serilmiştir. malını nerede ele geçirip nerede harcadığından olacaktır. Allâh sizleri kendisinin azâbıyla korkutuyor. sana gönderilmiş olan Peygamber’den. Münker ve Nekir adlı iki melek seni sorguya çekmek ve sıkı imtihan etmek için âniden. Allâh’a yakarışın en güzel örnekleri gösterilmekle birlikte. Eyy gaflete dalan Âdemoğlu! Yazıklar olsun sana. “Ey İnsanlar! Allâh’tan korkun. O ki Hak’kı göre. İmâm Zeynelâbidîn tarafından rivâyet edilen “Cevşenü’l Kebîr” ve “Cevşenü’s Sağîr” duâlarının yanı sıra.

” İmâm buyurdu. Onlar (Alevîler). onlara kötülük yapmamalarıyla tanınırlar. Babası İmâm Seccâd’ın @82 vefâtı ile birlikte vasiyeti üzere Ümmet-i Muhammed’e İmâm olmuşlar. cefâkâr insanlar yetiştirmiştir. biraz olsun açıklama ve yayma fırsatı bulmuş. “Eyy Câbir!83 Teşeyyü-Alevîlik dâvâsı güdüp biz Ehl-i Beyt’i sevdiğini söylemek insana yeter mi? Allâh’a yemîn olsun ki. çok secde ederek Allâh’a kullukta bulunduğundan. 82 . ilminin derinliğinden dolayı. 83 Hz. “Ey Câbir! Çeşit çeşit yollara gitme! Bu yollar öyle İmâm. orucu tutmaları. emîn.” Câbir dedi: “Ey Resûlullâh’ın oğlu-torunu! Biz bugün saydığınız sıfatlara sâhip kimseyi göremiyoruz. ümmeti zâhiren ve bâtınen. Zâhir ve bâtın’ın kutbu İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. İmâm Muhammed Bâkır’a gönderdiği selamı. Allâh’ı çok anmalarıyla. gerçek Alevî (Şîi-taraftarlarımız) ancak Allâh’tan çekinen ve O’na itâat edenlerdir. çok secde edici manasına gelen “seccâd” lakâbı kendisine verilmiştir. ilim ve irfânını. anababaya saygı gösterip yardım etmeleriyle. bir çok keşf-i kerâmeti bulunan İmâm (a). mutahhar ve yüce mertebelere sâhip ataları gibi. Temiz. Bu. namâzı kılmalarıyla. güvenilir olmalarıyla. komşularından yoksul borçlu ve yetîm olanları görüp gözetmeleriyle. Ona ve pâk soyuna olsun!. kendisine “Bâkıru’l Ulûm” (İlimlerin hakikatini ortaya koyan. alçak gönüllü olmalarıyla.84 Alevî İslâm İlmihâli 5. İmâm Muhammed Bâkır da (a) Ümeyyeoğulları tarafından zehirletilerek şehâdet makâmına erişmişlerdir. Kur’ân (çok) okumalarıyla. MUHAMMED BÂKIR’IN @ HAYÂTI İmâm Muhammed Bâkır da Medîne’de dünyâya geldi. Kur’ân ve Ehl-i Beyt âşığı fedâkar. İslâm mektebine gönülden bağlı yüzlerce ilim adamı. Câbir ® Resûlullâh’ın. peygamberimizin kutlu sahabelerindendir. O’na itâat etmeleriyle. öze vâkıf olan) lakâbı verilmiştir. hakka ve güzele irşât eylemişlerdir. İMÂM HZ. Allâh’tan hakkıyla korkmalarıyla. zamanın sosyal ve siyasal zemini müsâit olması münâsebetiyle. İmâm’a ulaştırmış olan. insanların ancak hayırlarında bulunup. bizzat kendisi Hz. Allâh’ın sonsuz Rahmet ve Selâmı. Onlar toplum içerisinde en emîn kimselerdir. doğruyu söylemeleri.

o. O’nu sevmesi de kendisine hiç bir fayda vermez. şefâatımız. der. Allâh ile hiç kimse arasında bir akrabalık yoktur. isyân ediyorsa. O ki yola gele. Allâh neyi emretmişse onu yerine getirin. Ey Câbir! Allâh’tan korkun. 119 .ne O’nun yoluna uyar. babaları İmâm Muhammed Bâkır’ın vefâtı ile vasiyet üzere ümmete İmâm olmuşlardır. ne de sünneti ile amel eder. Bizim dostluğumuz. O’nu velî ediniyorum. Allâh katında kulların en sevimlisi. Eyy Câbir! Allâh’a ancak itâatle yaklaşılır. itâat ile ve Allâh’tan hakkıyla çekinmekle (takvayla) elde edilir. ben Resûlullâh’ı seviyorum der Resûlullâh ki Ali’den daha hayırladır.”84 Kul. O’ndan en fazla çekinen ve O’na en fazla itâat edendir. Rabb’ini bilip. Kim de Allâh’a düşmânımızdır. Bizim yanımızda ne cehennemden kurtuluşa dâir bir berâat vardır.85 Ehl-i Beyt yolu yollardır ki. Kim Allâh’a itâat ediyorsa. ancak ibâdet ile. ondan sonra da hiç bir amel etmez. nefsini yene! 6. ne de bir kimseye Allâh’a karşı sunabileceği bir delîl. o da bizim dostumuz (şîamız) dur. bir kimse ben Ali’yi seviyorum. 84 Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 118. CAFER SÂDIK’IN @ HAYÂTI Medîne-i Münevvere’de dünyâya gelen İmâm Cafer Sâdık. Yine o kimse. İMÂM HZ.

biliyordu ki. Kur’ân ve Ehl-i Beyt öğretileri daha fazla rivâyet edilmiştir. İmâm Cafer Sâdık @ da cedleri gibi zehirlettirilmiş ve “her nefis ölümü tadacaktır” emr-i ilâhîsine teslim olmuşlardır. bu yönde oluşturduğu ders halkalarında dörtbin civârında seçkin talebeler yetiştirmiştir.86 Alevî İslâm İlmihâli İmâm’ın Ehl-i Beyt kaynaklarında en fazla kullanılan künyesi “Ebû Abdullâh” tır. Abbasoğulları’nın da amaçları.”85 @. nefsini yenip. Hz. İmâm bu geçiş dönemindeki otorite zayıflığından istifâde ederek İslâm ümmetine. rivâyet ve nakillerin daha çok bu İmâm’dan bizlere ulaşması nedeniyle “Caferî Mezhebi” de denmiştir. bollukta şükreden. Allâh’ın verdiği rızka kanaat eden. saltanat makâmınca kendisine yöneltilen bütün görev alma tekliflerini reddetmiştir. İmâm Cafer Sâdık @. Çünkü O. İşte. Kur’ân ve Ehl-i Beyt öğretilerini yaymaya çalışmış. kemâle ere! 85 Tuhaful Ukûl (terc): sh: 741 . Ey Mürşîd-i Kâmil! Erenler rehberi İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. dolayısıyla da kendilerinden. Kul O ki. diğer İmâmlara nazaran İslâmî ilimlerin daha rahat ve düzenli yayılmasında önemli rol oynamış. ve haksız yere insanları incitmeyen olmalıdır. târîhin en hassas dönemlerinin birinde. yâni Emevizmin çöküşü ve Abbasoğulları’nın iktidâra geçişi döneminde yaşamış bir İmâm’dır. dost ve arkadaşlarına yük olmayan. belâda sabırlı. Ehl-i Beyt yoluna. zulüm çarklarının dönüşünü devam ettirmekti. çalışarak zorluğa katlanan. düşmanlarına bile zulmetmeyen. İmâm (a). Yine bu dönemin bazı avantajlı taraflarını iyi bir şekilde kullanmasını bilen İmâm Cafer @. rahmeti üzerinize olsun Ey evlâd-ı Resûl! Selâm sana. “Bir mümin şu sekiz sıfatla muttasıf bulunmalıdır: Fitne ve kargaşada ağır başlı. Allâh’ın selâmı. Ümeyyeoğulları gibi İslâm’ı ve Müslüman’ları kendi saltanat ve menfaatları uğrunda kullanmak.

87 Ehl-i Beyt yolu 7. İmâm’ın Müslüman’lar arasındaki etkilerinden dehşete kapılarak. gerçekte ise kendi diktasını. saltanâtını . Babasının vefâtıyla vasiyeti üzere Müslüman’ların İmâmı oldular. Müslüman’lara her konuda önderlik ediyor. İMÂM HZ. Ümmet-i Muhammed’e zâlimlerden ve özellikle de zâlim yöneticilerden uzak durmalarını öğütlüyordu. MÛSÂ KÂZIM’IN @ HAYÂTI İmâm Mûsâ Kâzım (a) Mekke ile Medîne arasında yer alan Ebva bölgesinde dünyâya geldi. İmâm Mûsâ Kâzım @. devletin birlik ve dirliğini korumak adıyla. O dönemde Abbâsî Sultanlarından Hârun Reşîd. İslâm’ın hakîkatlerini teblîğ ve irşâd ile meşgul oluyor. İmâmetleri süresince.

hilâfeti İmâm’a @ teklîf etti. 86 Tuhaful Ukûl (terc): sh: 853 . 3. Ancak. Babasının vefâtıyla birlikte. İmâm’ı @ yakalatıp gizlice Medîne’den Bağdat’a getirterek zindana attı. 8.”86 Ehl-i Beyt’in yolu. Geçiminizi sağlamak için çalışmaya. Görünüşte İmâm’a karşı gayet saygılı ve bağlı olan Me’mun. 2. zulüm dolu uygulamaların devâmında katkısının olmaması için.88 Alevî İslâm İlmihâli devâm ettirmek amacıyla. Diğer Ehl-i Beyt İmâmları gibi. İMÂM HZ. İmâm’a başka seçenek bırakmayarak veliahtlık görevini verdi. İmâm da bunu belli şartlar dâhilinde kabûl etti. Bu sonuncusunu yapmakla. halinizin düzelmesine yardımcı olan kardeşlerinizi ziyâret etmeye. 4. “Sırâtu’l Müstekîm” dir. Allâh’a niyaz ve ibâdete. Size ayıplarınızı hatırlatarak. “Zamanınızı dörde ayırmaya çalışınız: 1. Me’mun zorlama yoluyla. ümmeti zâhirde ve bâtında irşât ile meşgul oldu. Ey İmâm! Gönül ehlinin başbuğu İmâm Mûsâ Kâzım @ buyurdu. diğer üçünü de yapmaya güç yetirebilirsiniz. Zulüm düzenlerinin devamından yana olanların eliyle. İmâm zindanda iken zehirlettirildi ve Hakk’ın rahmetine kavuştular. çeşitli sebeplerden dolayı İmâm’ı Medîne’den Horasan’a davet etti. Salât-ü selâm üzerine olsun! Size ve size dost olanları dostuz. Abbâsî sultanlarından olan Me’mun. bu teklîfi reddettiler. ALİ RIZÂ’NIN @ HAYÂTI Sekizinci Hak İmâm Ali Rızâ’da @ Medîne’de dünyâya geldi. O’da zamanının en âlim ve muttakî şahsiyeti olup. vasiyyet ve emir üzere İmâmet makâmına geçtiler. İmâm ise o günün şartlarını uygun bulmayarak. Harâm olmayan zevk ve eğlenceye. düşmanlarınıza da düşmanız.

Tanınmamayı. “Urvetü’l Vüskâ” dır. İmâm’a karşı gösterilen bu sevgi ve bağlılıktan son derece rahatsızlık duyan Me’mun. Ondan iyilik umulmalı. nihâyet İmâm’ı zehirlettirerek şehît etti. büyük ilim sâhibi bir şahsiyet olmasından ötürü. Ömür boyu ilim peşinde koşmaktan usanmamalı. endişelendirmiş ve korkutmuştu. Kendi yaptığı çok iyilikleri ise az görmeli. meşhur olmaya yeğlemeli. Bu üstünlük zamanla halkın gönlünde İmâm’a karşı daha derinden bir muhabbet ve sevgi hâlesi oluşturmuş.”87 Ehl-i Beyt. İmâm (a) hepsinde de devrinin en âlimi olduğunu ortaya koyuyordu. gariplerin İmâm’ı Ali Rızâ @ buyurdu. O dönemde Horasan’da bir çok ilmî ve irfânî münâzara meclisleri düzenleniyor. on sıfata sahip olmayan Müslüman’ın aklı olgunluğa erişmez.“Şu. devrinde “Âl-i Muhammed’in âlimi” diye anılıyordu. İhtiyaç sahiplerinin ondan istemelerinden bıkmamalı. Onuncusu ve en önemlisi de karşılaştığı mümin kardeşini. Allâh’ın düşmanlarının safında olup üstün tutulmaya tercîh etmeli. Allâh yolunda (icap ederse) fakîr olmayı zengin olmaya tercih etmeli. Allâh’ın sonsuz selâm ve rahmeti üzerinize olsun Ey İmâm! Mustazafların. bu da zamanın sultânını kıskandırmış. kendisinden daha hayırlı ve daha takvâlı saymalıdır. Allâh yolunda (gerekirse) aşağılanmayı.89 Ehl-i Beyt yolu İmâm Rızâ @. Başkalarının az iyiliğini çok görmeli. 87 Allâme Meclisi: Bıhârul Envâr: c: 78 sh: 336 . Kötülük yapmayacağına güvenilmeli.

ancak Ehl-i Beyt’in mümtâz şahsiyetlerinden ve nübüvvet madenine mensûp Velâyet ehlinden zâhir olabilirdi. çok cömert olduğundan da “Cevâd” lakaplarını aldı. “Eğer câhil susarsa.” 88 88 İhkâku’l Hak: c: 12 sh: 432. karmaşık konuları bile kolayca çözebiliyordu. içinden çıkılmaz gibi görünen en zor. halkın dînî sorunlarının hepsini sonuçlandırıyor. İmâm Muhammed Takî @. Şefâatları da üzerimize olsun! Velâyet göğünün Dolunay’ı İmâm Muhammed Takî @ buyurdu. insanlar ihtilâfa düşmezler. İmâm (a) çok takvâlı olduğundan “Takî”. İMÂM HZ. Abbâsî Sultanlarından Mu’tasım tarafından zehirlettirilerek şehît edildi. Muhammed Ali: Ondört Masûm’dan kırkar hadis: sh: 249 . Selâm ve salât O’na ve ceddine. İmâm Muhammed Takî hazretleri de ataları gibi bir çok kerâmetlerin kendisinden sâdır olduğu bir zât idi. İmâmet makâmına geçtiğinde yaşı küçüktü. Öyle kerâmetler ki. fakat ilimde öyle bir mevkiye gelmişti ki. babasının vasiyeti ile ümmetin İmâmlığına tayîn edildi.90 Alevî İslâm İlmihâli 9. MUHAMMED TAKÎ’NİN @ HAYÂTI Medîne’de dünyâya gelen İmâm (a).

“Can vereceğin ânı düşün! Ne dostunun sana bir faydası olur. Sen ona (şeriate) uy. Bu zulümlerden İmâm Ali Nâkî’ de payına düşeni almış ve nihâyet zehirlettirilerek şehît edilmiştir.91 Ehl-i Beyt yolu Oniki İmâm’lar @. sürekli düzenin adamları tarafından tâkîbata alınmıştır. Bilgisizlerin keyiflerine uyma. hukuklarını ve adâleti savunan Ehl-i Beyt İmâmlarına acımasız davranıyor. Ey şehitler oğlu şehît! Marifet ehlinin İmâm’ı Ali Nakî @ buyurdu. Muhammed Ali: Ondört Masûm’dan kırkar hadis: sh: 271 Yüce Allâh Kur’ân’da. Muhammed-Ali’nin yoludur. öyle ki. Müslüman’ların haklarını. Bir çok Abbâsî sultanının sultasına şâhit olan İmâm (a). ALİ NAKÎ’NİN @ HAYÂTI Medîne’de dünyâyı teşrîf eden İmâm. Allâh’ın ve . 10. Müslüman’ların malı olan hazîneyi de sorumsuzca harcayan Abbâsî hânedânı.” [Câsiye: (45). Ecdâdının ve babasının vasiyetleri üzere İmâm oldu. genç yaşında iken babasını kaybetti. ne de doktorlar seni ölümden kurtarabilir!”89 Şerîat. oldukça güç şartlar altında çileler çekmiş. O’nu. kendilerine karşı mücâdele eden. peygamberlerin @ vârisleridir. onlara her türlü zulmü revâ görüyordu. İMÂM HZ. soytarılarına taklît ettirirlerdi.90 89 90 A’yânü’ş Şîa: c: 2 sh: 39. 18] buyurarak şeriatin. Ey şehît! Selâm sana. Selâm sana. “Sonra seni bu iş üzere bir şerîate koyduk. zaman zaman meclislerinde İmâm Ali El-Murtâzâ’ ya küfreder. Ehl-i Beyt soyuna düşmanlıklarında Emevîleri aratmayan Abbâsîler.

Gerçek şeriat ile şeriat(!) cilası atılmış zulüm düzenlerinin farkını bilmeyenler şeriate karışıyız demekle hem hakk’a. Peygamberin yolu olduğunu bildirmektedir. Hayatları boyunca Ümmet-i Muhammed’in irşâdına çalışmış. kralların. sürekli olarak Ehl-i Beyt soyuna düşman olan düzenin. sana edep olarak yeter. Babasının vefâtı ile birlikte vasiyet üzere ümmetin İmâmı oldu. rahmeti O’na ve pâk soyuna olsun! Hakkın yılmaz savunucusu İmâm Hasan Askerî @ buyurdu. İmâm @. hakk’ın ve halkın yolu. “Başkalarında gördüğün kötü sıfatlardan kaçınman. Oysa bilmemektedirler ki şerîat. adâletin yolu. manevî feyizlerle dört bir yanı tenvîr etmişlerdir. Peygamberin yolu. İMÂM HZ. Allâh’ın selamı. anlaşılmıştır. Peygamberin takipçileri olan Oniki İmâm’ların da yoludur.92 Alevî İslâm İlmihâli 11. Bunun vebâli ve sorumluluğu anlatılamayacak kadar büyüktür. Muhammed-Âli’nin yolu. halife(!)-sultanların. Allâh’ın yolu. Dolayısıyla. hem halka. Hakkın izhâr ve ikâmesi yolunda kendisinden yüzlerce kerâmet sâdır olmuş ve her alanda. padişahların kendi yönetimlerine şeriat(!) adını vermelerine bakarak şeriate karşı olduklarını ifade etmektedirler. HASAN ASKERÎ’NİN @ HAYÂTI İmâm Hasan Askerî (a) Medîne’de dünyâya geldi.”91 İmâmet’e inanç. Ümmet oluşturan devrimci bir düzene inanmaktır. hem de kendilerine zulmetmektedirler. temiz ecdâdı gibi. 91 Bıhârul Envâr: c: 78 sh: 377 . insanlık ve sevgi yoludur. şeriat. uzun bir müddet göz altında ve zindanda ömür sürmüştür. İmâm Hasan Askerî’de @ ataları gibi zehirlettirilerek şehît edildiler. Âl-i Muhammed’in seçkin bir şahsiyeti olduğu görülmüş. Bazı bilgisizler. aşağılık taraftarlarınca takîp edilmiş.

O.). Zîrâ Onikinci İmâm’ın kıyâmı Peygamberimiz (s. vakti geldiğinde ise. ilâhî takdîrin uygun gördüğü güne kadar sır âleminde bulunacağına. Yılda Şaban ayı’nın onbeşinde Samarra’da bir sabah vakti dünyâya geldi. Ancak. bu sırr-ı ilâhîyi kavrayıp. Zira. âdil. Yaklaşık olarak yetmiş yıl süren bu devrede İmâm. İMÂM MUHAMMED MEHDÎ’NİN @ HAYÂTI Onbirinci İmâm Hasan Askerî’nin oğlu olan İmâm Mehdî (a.93 Ehl-i Beyt yolu 12. vasiyet üzere İmâm oldu ve ilâhî bir hikmet gereği de “Ğaybet-i Suğrâ” denilen küçük gizlilik devresi geçirdi. tedbîr olarak doğum olayı gizleniyordu. Ehl-i Beyt bağlısı Alevî-Şîi Müslüman’lar olarak . Mehdî (Allâh zuhûrunu çabuklaştırsın. İmâm Mehdî’ye @ âit özelliklerden bazıları. Bu yüzden. hakkın bir zerresinden bile geçmez.) hicrî 255. bâtılı yok edecek. Allâh’ın izni ve inâyetiyle İslâm’ı tüm dünyâya egemen kılacak zâttır. İmâm’ın doğumu. O’na bir zarar vermelerinden endişe ediliyor. özellikle de saltanat taraftarlarından gizli tutuluyordu. henüz çocuk yaşlarında iken babasını yitirdi. mütevâzi ve vakar sâhibi bir zâttır. halkın çoğundan.f. İmâm. halk ile irtibâtını sefirleri aracılığı ile sürdürüyordu. bütün inananları tek bayrak altında toplayacak.v.) tarafından haber verilmişti. O.a. Kur’ân ve Ehl-i Beyt emânetine gereği gibi bağlı olan ŞîaAlevîler ise. İmâm’ın kıyâmını kendi saltanatları için tehlike olarak gören zâlimlerin. evlâdı olmadan âhirete irtihâl ettiklerini iddia ettiler. güvenilir rivâyetler bu hakîkati bizlere ulaştırmaktadır. Onbirinci İmâm’ın. Daha sonra da “Ğaybet-i Kübrâ” denilen büyük gizlilik dönemi başladı ve bu dönem İmâm Mehdî (a)’ nin zuhûruna kadar devam edecektir. zuhûr edip cihânı adâletle dolduracağına inanmaktayız. halkın ekserîsi ve sonraları da İlimlerini Ehl-i Beyt kaynaklarından almayan kimseler. İmâm’ın. . O’nun emir ve yasaklarına hakkıyla riâyet eden. hakkı hâkim kılıp. Bizler. O İmâm’ın doğduğunu kabûl ettiler. Allâh’tan gereği üzere korkan.

”93 GELMESİ GEREK Oniki İmâm katarına girenin. dostluktan düşmanlığa kadar her şey. insanların gönlündeki ikilik ve kin giderilecek. Yeni gelmiş idi ömrün baharı.. zâlimleri. muztaz’af ve mahrumlara karşı özellikle şefkatli davranacaktır. Onun gibi sâde ve temiz giyinir. Allâh râzı oluncaya kadar cezalandıracak. Mehdî Pur: Dînî makâleler. Ey Hak İmâm! Selâm sana. İbrâhîm Emînî: Adâlet Güneşi. kimsesizlere. O’nun hükümetinde.94 Alevî İslâm İlmihâli O. O.vb. zuhûr ettiğinde adâleti tesîs edecek. eğitimden dağıtıma. O. savaştan barışa. Rızâ göstermeli gelen doluya. sâde ve temiz şeyleri yer.94 Adın çıkartmalı hepten deliye. gerekirse öldürecek ve kimsenin kınamasından korkmayacaktır. güçsüzlere. O. Ahlâkı da ceddi Muhammed’in (s. Nur yolunun ışığı İmâm Muhammed Mehdî @ buyurdular. Kur’ân-ı Kerîm’e. fakirlere.. Aşkın denizine dalması gerek. Saîd-i Nursî: Mektûbât: sh: 422-424. Resûlullâh’ın sünnetine ve Ehl-i Beyt’in sîretine-sünnetine uygun olacaktır. “Ben kıyâm ettiğimde. Murtazâ Mutahhari: Mehdî kıyâmı. Ey Sâhibü’z Zamân! Selâm sana.a. 92 .) ahlâkıdır. 93 Bıhârul Envâr: c:78 sh: 380 94 Hak’tan gelen rızık ve ilâhî nimetler. Er eteği tutup ikrar verenin. miskinlere. Cafer Sübhani: El-İlahiyât: c:2 sh: 633-653. yoluna fedâ olduğumuz Cân! Gayrı bekletme bizi...92 Selâm sana. Muhabbet sazını çalması gerek. tâğûtlardan hiç birinin bîatı boynumda olmayacaktır. yetti bu hicrân. hakka karşı olanları ve haksızlığa taraf tutanları. Peygamberin @ mübârek isimlerini taşır.a. siyâsetten ibâdete.. Mehdî ile ilgili bakınız: Ehl-i Beyt dergisi (İmâm Mehdî özel sayısı) sayı: 15. Dört kapıda selâm verip Ali’ye. Ölene dek orda kalması gerek.

Muhammed Bâkır’ın adın ananın. bâtını bütün ilimi. Sırların sırrını perdesiz görüp. Buyruk verip aydınlattı yolumu. . Murtazâ boylu. Zâhiri. İmâm’ların âlimi. Düşmanına bile gülmesi gerek. Dost yoluna canın veren cânanın. Erenler cemine duran zâhidin. Olup da meydana gelmesi gerek. İlim kapısından içeri girip. bir yanı edep. ne diyor İmâm Zeynelâbidîn. Bak. Muhammed soylu. O’nun gibi İmâm var mıdır? acep. Soyunu sorarsan. Dumanı çıkar mı? aşkla yananın. İrfânında kâmil olması gerek. Rehberi Ali’dir gerçek âbidin. İnsan sevgisiyle dolması gerek. İmâm Hüseyin’ ce başını verip. İmâm Cafer gibi bilmesi gerek. Mûsâ Kâzım gibi yumuşak huylu.95 Ehl-i Beyt yolu Civan mert çağında gördü kahırı. Boyunu sorarsan. Kerbelâ’ dan ibret alması gerek. Sîneye çekerek türlü ezâyı. Münkirler elinden görüp cezâyı. Bir yanı kerâmet. Ol İmâm’dır. Aklına getiren İmâm Rızâ’yı. Mazlûmun göz yaşın silmesi gerek. İmâm Hasan gibi içip zehiri.

vb. Burhan Bozgeyik: Oniki İmam ve Alevîlik. . cenneti. cemâli ile mükerrem. yakın zamanda. Abdulbâki Gölpınarlı: Oniki İmâm. Muharrem Hilmi Efendi: Kâdirî yolu sâliklerinin zikir makamları. Alımız. cümle mümin canları. Olup. Mekârim Şîrâzî: Ehl-i Beyt mektebinde temel inançlar. Mehdî’nin elbette gelmesi gerek. Ehl-i Beyt Mesajı dergileri. Oniki İmâm’lar ve masumluk ile ilgili bakınız: Şeyh Müfîd: El-İrşâd. Kaynağı hatırlanamadı. Kadri Çelik: Bir devrimin anatomisi. Mehdi Pişvaî: İmâmların hayatı (tercm: Davut Duman). Nakî’nin yoluna ölmesi gerek. Medet eyle. Alevî İslâm İlmihâli Rahmân’ın sırları gizli insanda.96 İ mâm Takî gibi hakîkat meşrep. Onların yolu diyenin. peygamberlerine ve velîlerine komşu olmakla müşerref eylesin!96 Ehl-i Beyt“Nuh’un gemisi” gibidir. Yolumuz. Muhammed Ali: Ondört Masûm’dan kırkar hadis. hakîkati bulması gerek. Sefil pervâneyim. gül benzinin solması gerek. Murat Sertoğlu: Oniki İmâm. ey Hasanü’l Askerî! Deyip. 95 96 Bir dergiden alınmıştır. Düşmanı pek çoktur öteden beri. Onların alı diyenin. Huccet’i sakladı Rabb’im mekanda. Dilimiz.95 Rabb’imiz Allâh. İmâm’ları unutmuştur ekseri. Onların dili diyenin... Resul Caferiyan: Masum İmâm’ların fikrî ve siyâsî hayatı: c:1-2.

. Nehy-i anil Münker (kötülükten sakındırmak).vb.. Hac. târîh boyunca genel olarak iki tür ibâdette bulunmuşlardır: 1.. gibi manalara gelir. Bedri Noyan: Bektâşîlik Alevîlik nedir?: sh: 60. Emr-i bil Marûf (iyiliği emretmek).. kayıtsız. Tevellâ (Ehl-i Beyt’e ve dostlarına dost olmak). Bâtıl ibâdet. Zekât.. şartsız emir ve yasaklara itâat etmek. Namâz. Bayat: Caferî fıkhında namaz ve oruç: sh: 16. 97Şirali . Tevfik Oytan: Bektâşîliğin içyüzü: c: 2. Kur’ân-ı Mecîd’in ve Ehl-i Beyt’in (a) beyânıyla sâbittir ki insanlar. teslîm olmak ve sevgi beslemek. Humus. dînin ayrıntılı hükümleri şunlardır: İslâm’ın şartları. Oruç.. sh: 52. A. Cihâd.97 İBÂDET NEDİR? NİÇİN YAPILIR? İbâdet. Sabri Hamedânî: İslâm da ışıklı yol (Ehl-i Beyt yolu). kullukta bulunmak..97 Ehl-i Beyt yolu FURÛ-U DİN DÎNİN AYRINTILI HÜKÜMLERİ Ehl-i Beyt yoluna göre İslâm’ın şartları da diyebileceğimiz. İmâm Cafer Sâdık buyrukları. Teberrâ (Ehl-i Beyt’in düşmanlarından uzak durmak ve onları sevmemek).. tazîm ve saygı göstermek.

netice itibâriyle şeytânî olup. ama. İbâdetleri bir emir. Kur’ân da sözü edilen bâtıl ibâdetlerden bazıları şunlardır. Abdulbâki Gölpınarlı: Nehcül Belâğa (tercm): sh: 391 98 .] Hak ibâdet ise. yalnız ve yalnız Allâh aşkı. 3. [Âl-i İmrân (3): 80 vb. Hak ibâdet. hepsinden de öte. [Saffât (37): 95 vb. İslâm’a göre kişi sorumluluktan kurtulmakla birlikte.] Din adamlarına ibâdet. [Sebe (34): 41 vb. 2. 1.Tevbe(9): 31 vb. anlamsız ve cezâyı gerektiren ibâdetler olarak kabul edilebilir.] Cinlere ibâdet.] Şeytân’a ibâdet. boş.] Peygamberlere ibâdet. [Zümer (39): 17 vb. Rabb’imiz Allâh.] Nefise ibâdet. Bu tür bir ibâdet de kişiyi kurtarabilir.] Allâh’a ibâdet üç amaçla yapılabilir. ne görevimdir anlayışı ile değil. [Tevbe(9): 31. ne cennet sevgisi. Bu şekildeki bir ibâdette. “Cennet cennet dedikleri. [Yâsîn (36): 60 vb. Yine İmâm Ali’nin (a) deyimiyle. Allâh dostlarının. mümin-i kâmillerin ibâdeti olarak kabul edilemez. yalnızca kendisine ibâdet edilmesini. Allâh’ın emir ve rızâsına uygun olarak işlenen amelleri içeren ibâdetlerdir. görev ve vazîfe olduğu için yapmak. “köle anlayışıyla” ibâdet yapmış olur. [Nisâ (4): 36 vb. Muhabbetullâh ve Rızây-ı İlâhî için gönülden bağlılıkla yapılan ibâdetlerdir ki. “hür-özgür insanların” ibâdetidir. Kendi içerisinde.] Putlara ibâdet. [Furkân (25): 43 vb.98 Âşık Yûnus’umuzun dediği gibi. İmâm Ali’nin @ ifâdesiyle.Âl-i İmrân(3): 80 vb. Tâğût’a ibâdet. Emirü’l Müminîn Ali (a)’nin deyişiyle.98 Alevî İslâm İlmihâli 2. diğer her türlü varlığa ibâdetten kaçınılmasını emretmiştir. azaptan emîn kılabilir. Ne cehennem korkusu. “tüccâr zihniyetiyle” yapılan bir ibâdet olur. [Âl-i imrân:(3): 64. Cennet ümidi ya da cehennem korkusu ile yapılan ibâdetler. kâmil bir ibâdet îfâ etmiş olmayıp. Bâtıl ibâdet. tam olarak İlâhî Rızâya müteveccih olmadığından.] Meleklere ibâdet. bir çok varlıklara ibâdet edilmesi şeklinde tezâhür etmekle birlikte.

99 İbâdet hakkında daha geniş bilgi için bak: Muhsin Kıraatî: Namazın hikmeti: sh: 9. inanan erkek ve kadınlara.. rûhun gıdâsıdır.. altlarından ırmaklar akan. Yusuf Kerimoğlu: Kelimeler-kavramlar . içinde ebedî kalacakları cennetler ve Adn Cennetlerinde güzel meskenler vaad etmiştir. İşte büyük kurtuluş budur.. İsteyene ver onları. Bana.” [Tevbe (9): 72]99 İbâdet..99 Ehl-i Beyt yolu Bir kaç köşkle bir kaç hûri.” Yüce Allâh buyuruyor: “Allâh. SEN’i. ALLÂH’IN RÂZI OLMASI İSE HEPSİNDEN BÜYÜKTÜR. Ali Ünal: Kur’ân’da temel kavramlar. SEN’i gerek.

bunların hepsi ondan sorumludur. “Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin ardına düşme.. Kur’ân’da ve Ondört Masûm-u Pâk’ın buyruklarında ilim öğrenmenin gerekliliği ile ilgili olarak var olan gerçekler. görülen veya akıldan geçen her şeyi düşünmeden kabul etmemeyi emreder ve sorumlu olacaklarını haber verir. birinci derecede kendi elde ettiği bilgilere göre amel etmelidir... duyulan. her insanın dînini öğrenme. araştırmalar sonucu elde edilmiş olan hak temele dayanılsın. ata ve ecdat körü körüne taklît edilmesin. İslâm’da insan. imkâna sâhip ise kendisi içtihât makamına ulaşmaya çalışmalıdır.”101 Kur’ân-ı Hakîm açıkça insanlara ilim çerçevesinden dışarı çıkmamayı. 36 . bir fikir ve irâdeyi empoze etmeksizin. Tâ ki din alimleri.Dîni hakkıyla anlamaya çalışınız.. ehliyeti varsa. şüpheye uymamayı.”100 Velâyet bağının bülbülü İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. MÜÇTEHİT VE TAKLÎT İnsan.Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?. düşünme ve seçme gücüne sahip bir varlıktır. İslâm’ın her konuda bilinçli olmaya verdiği önemi göstermektedir. “. 36 Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 35. “İlim talep etmek her Müslüman’a farzdır..” [Zümer (39): 9] Ehl-i Beyt gemisinin kaptanı Peygamberimiz @ buyurdular. serbest olarak düşünme ve bilinçli bir şekilde tercîh yapma ve inancını yaşama hakkının var olduğudur.100 Alevî İslâm İlmihâli EHL-İ BEYT YOLUNDA İÇTİHÂT. Ehl-i Beyt’in İslâm anlayışında birinci ilke. bilginin nûruna çıkarmak istiyorlar.. Yâni. baskı yapmaksızın. doğru düşünce ve sağlam anlayıştan uzak kalınmasın. göz ve gönül-kalp. insanı cehâlet karanlıklarından kurtararak. fertler için özgürce düşünme imkânı hazırlayan toplumdur. Çünkü kulak..“.” [İsrâ (17): 36] Bu ve benzeri onlarca diğer âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler.. Sağlıklı bir toplum. 100 101 Usûl-u Kâfî: c: 1 sh: 35.

Adâletli olmak. 8. 2.”102 İçtihât. 7. Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler ışığında sorunlara. Oniki İmâm’ın İmâmet ve Velâyetini kabul eden olmak. rahmet ve azâp meleklerinin laneti ile o fetvayla amel edenlerin günahları fetvâ veren kimseyedir. kesinlikle bilinçsiz bir şekilde bir kimseye uymak değildir. Dînî konularda taklitten maksat. 5. 3. bu makâma ulaşmış bir âlim zâta uyması. Herkes îmânla ilgili temel konuları iyice araştırarak aklen ve kalben tatmîn olmalı. İslâm’ın evrensel idealleri ve ilmî rûhuyla asla bağdaşmaz. Erkek olmak. 11. her Müslüman.101 Ehl-i Beyt yolu Hacı Bektâş Velî (k. “İlim. Bu makâm. 9. Ehl-i Beyt erkânına göre. Helalzâde (soyu-sopu belli) olmak. 10. onun içtihatlarına göre amel etmesi farzdır. kişi. Dünyâya bağlı. problemlere çözüm bulma çalışmasıdır. 4. Akıllı olmak. Ancak her insanın imkân ve şartları bu makâma ulaşmaya elverişli olmadığından.s. İmâm Muhammed Bâkır (a) buyuruyor. hakîkate giden yolları aydınlatan ışıktır. mümin ve tevhît ehlinin. 6. “Kim ehil olmadığı halde insanlara fetva verirse. İçtihât mertebesinde olmak. içtihât makâmına ulaşmış bir kimseye uyar ve onu taklît eder. Îmânlı olmak.104 102 103 Ali Rıza Köseoğlu: Hacı Bektâş-ı Velî’den değiş ve nefesler: sh: 6 Tehzîb: c: 6 sh: 223 . Fetvâ bulunmalıdır: ve görüşlerine uyulacak bir müçtehitte şu özellikler 1. Çünkü bu. Hayatta olmak. kesinlikle taklît geçerli değildir.”103 Ehl-i Beyt anlayışında dînin asılları (îmânın şartları) dediğimiz îmânla ilgili meselelerde. Zamânının en bilgili âlimlerinden olmak. zirvesine ulaşması gereken yüce bir makâmdır.) hazretleri buyuruyor. meyilli olmamak. Bulûğ (ergenlik) çağına ulaşmış olmak. sağlam bir inanca kavuşmalıdır. içtihât makâmına hâiz olmayan kimsenin.

Büyük günahlar ise genel olarak şunlardır. Yalan yere şâhitlik yapmak.Allâh’a isyandan. 16.102 Alevî İslâm İlmihâli Müçtehit ve en âlim olan kimse üç yolla tanınabilir: 1. haksız olarak itaatsizlik etmek. Müçtehidi tanıma gücü ve ilmine sâhip iki âdil ve âlim şahıslar aracılığı ile tanıyabilir. c. Bir müçtehidin adâletli olduğu aşağıdaki hususlara riâyet etmesiyle anlaşılabilir: a. 5. Zulümle yetimin malını yemek. Namuslu kimselere iftirâda bulunmak. Bile bile farz namazları terk etmek. 15. şâhitliği gizlemek. İslâm uğrundaki bir savaştan kaçınmak. 6. büyük ve küçük günahlardan sakınmalıdır. Yalan yere yemîn etmek. 104 Seyyid Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn: sh: 6. vermek). Fâiz-Ribâ yemek (almak. ahdini bozmak. Seyyid Rûhullâh: Tam İlmihâl. sevicilik (kadın kadına cinsel yakınlık) yapmak.Mutlak sûrette İslâm’ın hükümlerine uygun yaşamalıdır. Allâh’ın rahmetinden ümit kesmek. 3. 10.Harâm olan her türlü işleri terk etmiş olmalıdır. 1. Bir kimse dînî bilgilerine dayanarak ve ilmî yeterliliği ile müçtehidi tanıyabilir. Sözünde durmamak. Bir gurup güvenilir topluluğun ya da toplumun tamamına yakın kısmının bir kimseyi müçtehit kabul etmiş olmasıyla tanıyabilir. Sihir yapmak. 2. 3. içirmek. 14. Muhammed Rızâ Gulpayganî: Özet ilmihâl . Livâta (erkek erkeğe ilişki). Allâh’a şirk koşmak. Her çeşit alkollü içki içmek. yaptırmak. 13. b. Müçtehit makâmında olmayan kimselerin fetvâ vermeleri harâmdır. 17. 4. Zinâ etmek. 11. 12. 8. azâbından emîn olmak. 2. Haksız yere cana kıymak. 9. ettirmek. 7. Ana babaya karşı gelip. Zekât vermemek.

24. 43. 25. Zulmetmek. 29. kan. Vasiyet ederken zâlimâne davranmak. İçki. 20. . 39. 33. Peygamber’e. Gıybet etmek. Her türlü yalanı haksız olarak konuşmak. gıybete kulak vermek. 36. oynatmak. 37. 35. 34..vb. İslâm ölçülerine uygun yaşanmayan bölge ya da ülkelere giderek yerleşmek. vasiyette zulmetmek. Kibirli olmak. küçük günahlarda ısrâr etmek. Riyâ ve gösterişte bulunmak. falcılık yapmak. vermek. 38. falcıya başvurmak ve inanmak. 23.. Rüşvet almak. Allâh’ın farz kıldığı Ramazân orucunu sebepsiz yere tutmamak. gücü yettiği halde hacca gitmemek. yada Vasî’lerine (Oniki İmâm’lara) yalan isnât etmek. 40. kumar. Müminlere ve Allâh’ın kullarına sövmek. yemek. 26. büyüklük taslamak. mîrâs dağıtımı ile ilgili Kur’ân ve sünnetteki muhkem hükümleri.. ölü eti. 27. hırsızlık ve benzeri suçlarla ilgili sâbit ilâhî cezâları. zinâ kazancı gibi harâm kazançlar peşinde olmak. Haccı küçümsemek. nehy-i ani’l münkeri terk etmek. Fıska götüren işler yapmak. zinâ. 28. Dînin emir ve sorumluluklarından kurtulmak amacıyla. güvensizlik yaymak. 41. kâhine. Allâh’ın velîleri hakkında ileri geri konuşmak.103 Ehl-i Beyt yolu 18. Akraba ile ilişkilerini haksız yere kesmek. 19. Allâh’a. o tür kazançlardan istifâde etmek. Boş şeylerle vakit öldürmek. onlar adına yalan uydurmak. domuz eti ve Allâh’ dan ğayrısı adına kesilmiş hayvanın etinden vs. Murdar olarak ölmüş hayvanın eti. Koğuculuk yapmak. 31.. zâlimlere yardımcı olmak. 32. Allâh’ın indirdiklerinden her hangi bir hükmü (meselâ. Müsrif ya da haddinden fazla eli sıkı olmak. Hırsızlık yapmak. Kâhinlik. onlarla dost olmak. 30. başörtüsü takmanın farz olduğunu. 42. söz götürüp getirmek. onlara çatmak. 22. Kumar oynamak. insanlara hıyânet ederek aldatmak. 21. Ölçü ve tartıda hile yapmak.) kabûl etmemek. Ehil olduğu halde emr-i bi’l ma’rûfu.

104

Alevî İslâm İlmihâli

Yüce Allâh cümlemizi büyük ve küçük günahlardan muhâfaza buyursun! Kalbimize ihlâs ile îmân, amellerimize istikâmet, dilimize ve gönlümüze de hakkıyla tevbe etmeyi nasip eylesin!105 MÜÇTEHİDİN GÖREVLERİ; A-Fetvâ vermek. B-Karşılaşılan meseleler hakkında, İslâm hukûkuna dayanan içtihatlar yapmak, hüküm vermek. İslâm hukûkuna uymayan, Kur’ân ve Sünnet’ten dayanağı olmayan hükümleri kabul etmek ve bu tür hüküm veren hâkimlerin hükmüne müracaat etmek câiz değildir, bu, tâğûta başvurmak olur. C-Müçtehit, malını kullanmaktan âciz kimselerin mallarının muhâfazası, vakıflarla benzeri iş ve yerlerin idâresini üzerine alır. D-Onikinci İmâm’ın hissesini, humustan kendilerine pay verilmesi farz olan ihtiyaç sâhiplerinin haklarını ve zekâtı alıp gerekli yerlere verir. E-Ramazân Ay’ının ilk gününün tesbîti, bayramlar ve buna benzer konular hakkında hüküm vererek açıklamalar yapmak. F-Topluma âit işlerin mesûliyetini kabul etmek; savaş, barış, uluslar arası antlaşmalar,..vb. işler müçtehidin emrine uygun olarak yerine getirilir. Kısacası; Müçtehit, bütün işlerde Onikinci İmâm Muhammed Mehdî (a.f)’nin temsilcisidir, onun adına toplumu hayır ve salâha yönlendirir.106 Gönül ne durursun, elden geldikçe, Yine bir mürşîde varmadan olmaz. Aman mürüvvet deyü sen de yüzünü, Yine bir mürşîde varmadan olmaz. ............... ................ ................ Pir Sultân’ım bu durakta dur dedi. Hazreti Muhammed, Ali, er dedi. Bunu bilmeyenin işi zor dedi.
Seyyid Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn: sh: 11, Şeyh Ebû Cafer Kummî: Men lâ yahduruhu’l fakîh: c: 3 sh: 366... 106 İçtihat ve taklit ile ilgili bak: Seyyid Rûhullâh: Tam İlmihâl (Tevzîhu’l Mesâil), Tahrîru’l Vesîle, Seyyid Ali Hameneî: Fıkhî sorulara cevaplar, Seyyid Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn,...vb.
105

105

Ehl-i Beyt yolu
Yine bir mürşîde varmadan olmaz.107 (Elbet müçtehide sormadan olmaz.)

Ehl-i Beyt“Hablullâh” tır.

TAHÂRET (TEMİZLİK) KİTÂBI
Yüce Allâh buyuruyor: “..ve gökten tertemiz bir su indirdik.” [Furkan (25): “..Allâh tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.” [Bakara (2): 222] Tahâret; temizlik demek olup, her türlü maddî ve manevî kir ve günahlardan arınmayı ve uzak durmayı ve temiz olmayı ifâde eder. Sâlim bir akıl; bedendeki, giyim-kuşamdaki ve çevredeki bütün pislik ve kirlerin giderilmesinin gerekli olduğuna hükmeder. Kur’ân-ı Kerîm ve Masûmların @ hadisleri de mutlak sûrette temiz olmayı emrederek, temizliğin nelerle ve ne şekilde yapılabileceğini açıklar, beyân eder. Dînimiz temizlik dînidir. Her türlü noksan sıfatlardan uzak olan Allâh’ın, insanların hayatlarını tanzîm etmesi, iki cihânın da mutluluğunun temîn edilmesi amacıyla gönderdiği dîn, elbette göndereni gibi temiz ve pâk olacak, kendisine bağlı olanlardan da temiz olmalarını isteyecektir. İnsan; insan ve Müslüman olmasının bir gereği olarak, temiz olmayı görev ve vazîfe bilecek, iç ve dış âlemini temiz tutmaya çalışacaktır. Bedenimizdeki, elbiselerimizdeki ve çevremizdeki kirliliğin giderilmesi ve temizliğin sağlanması için bazı temizlik malzemeleri kullanmaktayız. Bu tür bir temizliğin gerçekleştirilmesi nisbeten kolay bir iştir ve fazla yorucu olmayan bir çalışmayla yapılabilir. Ancak, öyle bir kirlilik de vardır ki, insanımız çoğu zaman bunun farkına varamamakta, farkına varanlar da giderilmesinde âciz kalmakta ya da bu tür bir kirliliği yanlış metotlarla gidermeye çalışmaktadırlar.
48],
107

Selami Münir Yurdatap: Pir Sultan Abdâl’ın hayâtı ve şiirleri: sh: 18

106

Alevî İslâm İlmihâli

Bizler, Ehl-i Beyt yolu bağlısı Müslüman’lar olarak, şu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak zorundayız. Zâhirî ve bâtînî pisliğin temizlenmesinde, kendi alanlarına has malzemeler kullanılmalıdır. Maddî kirliliği, yine maddî olan temizlik malzemeleriyle gideririz. Manevî, zihnî, kalbî günah ve kirliliği de, Allâh’ın emirlerine, Güzel Peygamberimizin @ sünnetine ve diğer Masûm zâtların @ buyrukları ile onlara uyan Ehil Mürşitlerin (k.s.) irşât ve öğretilerine uymakla giderir, iç âlemimizi pâk ve mutahhar kılabiliriz. Mürşidimiz olacak kişi, Hakkıyla Allâh’a kul, Peygambere @ tâbî, Oniki İmâm’a (a) bağlı sözü, özü, ameli bir, âlim bir kimse olmalıdır. Yâ Rabbi..! Bizleri tertemiz kıldığın kullarından eyle! TEMİZLİKTE KULLANILAN SULAR VE HÜKÜMLERİ Başta abdest ve gusül olmak üzere bütün maddî temizlikler su ile yapılır. Onun için, maddî temizlikte ne çeşit suların kullanılabileceğini ve bunlarla ilgili hükümleri bilmek gerekir. Sular üç kısımdır: 1 - Mutlak sular. 2 - Muzaf (mutlak olmayıp karışık olan) sular. 3 - Artık sular. Mutlak sular: a - Kür suyu.(çok su) b - Az su. c - Yağmur, dolu ve kar suyu. d - Akan su. e - Kuyu suyu’dur. Bu beş çeşit su, tabiattaki doğal hâli ile bulunurlar, renk, koku ve tat gibi özelliklerinde herhangi bir değişiklik de yok ise temizdir ve temizleyicidir. Bunlarla her türlü temizlik olur, içilir ve yemek yapılır. Kendilerine herhangi bir necâsetin (kan, idrâr...vb. gibi) bulaşması durumunda ise farklı hükümleri bulunmaktadır. a - Kür suyu (çok su): Uzunluğu, genişliği ve derinliğinden her birisi üç buçuk karış olan bir kabı dolduracak miktardaki sudur. Yaklaşık olarak 380420 kg civârındadır.

107

Ehl-i Beyt yolu
Çok suya necâset bulaştığında kokusu, rengi ya da tadı değişmiş ise, su necis (pis- kirli-kullanılamayacak durumda) olur. Musluktan veya duştan akan sular, çok suya bağlı iseler, çok su hükmündedirler. Bir suyun çok su olup olmadığı iki yolla anlaşılır: „ İnsanın kendisi tesbit eder. „ İki âdil kimse bildirir. b - Az su: Yerden çıkmayan, çok su miktarından az olan suya, az su denir. Az suya necâset değdiğinde, su necis olur. c - Yağmur, dolu, kar suyu: Bu tür sular aslen temizdir. Necaset bulaşmış halı, kilim, elbise ve benzeri şeylerin üzerine yağmur yağarsa, yağmurun değdiği yerler temizlenmiş olur, onları sıkmak da gerekmez. Yalnız yağmurun; “yağmur yağdı” denilecek miktarda olması lâzımdır. Necis olan toprağa yağmur yağar, su onu kaplar, toprak da çamur haline gelirse, temiz olur. Ama toprak sadece nemlenmiş olursa temizlenmiş olmaz. d - Akan su: Yerden kaynayan ve akmaya devâm eden sudur. Kanal suyu, çeşme suyu gibi. Akan suya necâset bulaştığında, kokusu, rengi ya da tadı değişen su miktârı necis olur. Kaynağa bağlı olan kısmı çok sudan az bile olsa temizdir. Nehir kenarlarında birikmiş, akar suya bağlı olan durgun su, akan su hükmündedir. e - Kuyu suyu: Yerden kaynayan kuyu suyu, akan su hükmündedir. Necâset kendine bulaştığında rengi, kokusu veya tadı değişmezse necis olmaz. Ancak bunlardan her hangi birisi değişmiş ise, Ehl-i Beyt anlayışına göre kaleme alınmış, geniş hacimli fıkıh kitaplarında belirtildiği üzere belirli miktarda suyun boşaltılması gerekir.108 Değişikliğe uğrayan kısım kendiliğinden akıp giderse geri kalan kısmı temizlenmiş kabul edilir. Muzaf (katışık) sular: Mutlak ve arı suların dışında, gül suyu, üzüm suyu, meyve suyu gibi bir şeylerden elde edilen ya da kendisine “su” denilemeyecek şekilde içerisine çamur ve benzeri şeyler karışmış sulardır. Necâset bulaşmamış olan bu tür sular, temizdir, ama necâseti temizlemez ve onunla abdest, gusül alınmaz. Muzaf suya az bir necâset değse necis olur.
108

Bak: Allâme Hıllî: El-Muhtasaru’n Nafî fî fıkhi’l İmâmiyye: sh: 2, Kütüb-ü Erbea’da ilgili bölümler.

108

Alevî İslâm İlmihâli

Önceden temiz olan bir suyun, bir zaman sonra, temiz veya necis olduğu hatırlanmazsa, temiz kabul edilir. Önceden necis olan bir suyun da daha sonra necis mi, temiz mi olduğu bilinmezse necis kabul edilir. Artık sular: İnsan veya hayvanların kullanarak, içerek artık ettikleri sulardır. Köpek, domuz, kâfir ve Nâsıbî (Ehl-i Beyt’e, Oniki İmâm’a düşman olanlar)’lerin artıkları necistir. O artıklar yenilmez, içilmez, ve onlarla abdest, gusül ve benzeri temizlikler yapılmaz. Eti yenen hayvanlarla, kedi, katır, ayı, eşek, şâhin, doğan, kartal, gibi eti yenmeyen hayvanların artıkları ile abdest alınabilir, gusledilebilir, gerekirse içilebilir. Ancak, hayvanların ayakları, gagaları ve benzeri azaları ile suya necâset bulaştırmamış olmaları şarttır.109 TUVALETE GİTMEK VE İLGİLİ HÜKÜMLER Tuvalette büyük ve küçük ihtiyaç giderildikten sonraki yapılan temizliğe “istincâ” denir. Bu temizlik, dînî ibâdetlerimizden namazın edâ edilebilmesi için gerekli olduğu gibi, beden sağlığımız için de önemlidir. Zîra hastalıkların bir çoğu pislik ve mikroplardan bulaşmakta ve yayılmaktadır. Nakledilir ki; Efendimizin döneminde; insanlar önceleri taş ile istincâ ediyorlardı. Günün birinde, Ensâr’dan (r.a.) birisi yemek yedikten sonra, tuvaletini yapıp, su ile istincâ ettiğinde, Allâh; “...Muhakkak ki Allâh tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.” [Bakara (2): 222] âyetini nâzil etti. Resûlullâh efendimiz o adamı çağırdı. Adam, yaptığı şeyin kötü olduğunu beyân eden bir âyet inmiş olabileceğini zannederek korktu. Resûlullâh’ın yanına girdiğinde, Allâh’ın Elçisi @ ona: “Sen bu gün farklı bir amel işledin mi?” dedi. O da: “Evet yâ Resûlallâh. Yemek yedikten sonra karnım ağrıdı, gittim tuvaletimi yaptım ve suyla temizlendim (istincâ ettim).” dedi. Bunun üzerine, Efendimiz (a) ona yönelerek; “seni müjdelerim. ‘..Allâh tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.’ âyeti senin hakkında nâzil oldu.” buyurdular.110

Bakınız: Ehl-i Beyt yolu hadis kaynaklarının tahâret bölümleri, Allâme Hıllî: Şerâiu’l İslâm, Muhtasaru’n Nâfî, Seyyid Rûhullâh (r.h.): Tahrîru’l Vesîle, Tam ilmihâl, Zübdetü’l Ahkâm, Ebû Cafer Tûsî: Kitabul hilaf, Allâme Fazıl El-Âbî: Keşfu’r Rumûz, Şehid-i Sânî: Ravzatu’l Behiyye,.. vb. 110 Şeyh Ebû Cafer Kummî: Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 20
109

109

Ehl-i Beyt yolu
Tuvalet yaparken farz olan şeyler; a-Tuvalette ve diğer zamanlarda, kişinin; eşi, iyiyi-kötüyü ayırt edemeyen çocuk ve deli hâriç kendi avret mahallini mümkün mertebe herkesten gizlemesi. b-Tuvalet yapma esnasında önünü ve arkasını kıbleye getirmemesi. c-Çocuğun tuvaletini yaptırırken ön ve arkasını kıbleye getirmemesi. d-Büyük abdest mahallini, asla pislik (necâset) kalmayacak şekilde yıkaması, temizlemesi... vb. Tuvalet yaparken haram olan şeyler; a-Mecbûr kalmadığı halde ön ve arkayı kıbleye getirmek. b-Kemik, hayvan pisliği veya üzerinde mukaddes şeyler yazan her hangi bir nesne ile temizlenmek. c-İzin verilmeyen bir mülke, vakıfa, insanlara zarar verecek yerlere ihtiyâcını gidermek. d-Kabirler üzerine pislemek... vb. Tuvalet yaparken sünnet olan şeylerden bazıları; a-Girerken besmele çekerek, şeytândan Allâh’a sığınmak. b-Kimsenin göremeyeceği bir yerde ihtiyacını gidermek. c-Girerken sol ayakla girmek, çıkarken sağ ayakla çıkmak. d-Başı örtülü olmak. e-Namazdan önce, uykudan önce, cimâdan (eşi ile cinsel ilişki) önce ve meni geldikten sonra bevletmek (işemek). f-Çıktıktan sonra duâ etmek ve Allâh’a şükretmek... vb.

Tuvalet yaparken mekrûh olan bazı şeyler; a-Cadde ve yol kenarlarında, evlerin kapıları önünde, meyve veren ağaçların altında, dinlenilen ve gölgelenilen yerlerde, ihtiyâcını gidermek. b-Ay’a ve Güneş’e karşı oturmak, rüzgara karşı işemek. c-Sert zeminlere, yukarıya doğru, yüksekten aşağıya doğru işemek. d-Hayvanların, böceklerin yuvalarına işemek. e-Akan ve durgun suya işemek.

110

Alevî İslâm İlmihâli

f-İhtiyâcını giderirken; yemek, içmek ya da misvaklanmak (dişlerini fırçalamak). g-Sağ elle istincâ (büyük temizlik) ya da istibrâ (küçük temizlik) yapmak. ğ-Gereksiz yere konuşmak. h-Mazeretsiz uzun süre içerde kalmak. ı-Ayakta işemek. i-Tuvaleti geldiğinde yapmayıp, geciktirmek... vb. Dışkının çıkış mahalli şu üç durumda mutlaka su ile temizlenmelidir; 1-Dışkı ile birlikte kan gibi bir necâset gelirse. 2-Dışarıdan bir necâset dışkı mahalline değerse. 3-Dışkı çıkış mahallinin etrafına normalin üzerinde bulaşmış ise. Diğer hallerde, bez, taş ve benzeri şeylerle yapılan temizlik kâfîdir. Ancak, su ile temizlemek hem dînen daha faziletli hem de sağlık açısından daha faydalı ve iyidir. Dışkı mahallindeki pislik, mümkün olduğu kadar temizlenmeli, ama istemeyerek dışkının rengi ya da kokusu kalırsa sakıncası yoktur. İSTİBRÂ NEDİR? NASIL YAPILIR? İstibrâ; Erkeklerin, idrâr yaptıktan sonra geriye kalan akıntı ve sızıntılardan temizlenmesidir. Bu idrâr sızıntısı, her insanda farklı miktarlarda olabilir. Bazılarında hemen kesilir, bazılarında ise bir müddet devam eder. Onun için, herkes idrâr akıntısının kesildiğine kesin kanaat getirinceye kadar istibrâ yapar. İstibrâ en güzel şekilde şöyle yapılır: İdrâr kesildikten sonra eğer dışkı mahalli necis olmuş ise önce o temizlenir. Sonra, üç defa sol elin orta parmağıyla dışkı mahallinden zekere (erkeklik organı) kadar çekilir. Sonra baş parmak zekerin üzerine ve şahâdet parmağı da zekerin altına konularak üç defa sünnet yerine kadar çekilir, son olarak da zekerin ucu üç defa sıkılır. Kadın için, işedikten sonra istibrâ yapmak gerekmez. Kişinin hanımıyla oynaşmasından dolayı gelen sıvıya “mezy” denir ve pâktır. Ve yine meniden sonra gelen ve “vezy” denilen ve bazen de işemeden sonra gelen ve “vedy” denilen sıvı da sidik bulaşmamışsa pâktır. İnsan işedikten sonra istibrâ yapar ve ondan sonra da bir sıvı gelir, sıvının sidik mi, yukarıdaki sayılanlardan birisi mi olduğu konusunda şüphelenirse pâk kabul edilir.

5-Kan. isterse dînî usullere göre kesilmemiş olsun. ●Meni: İnsanın ve kesilirken kanı fışkıran hayvanların menisi necistir. . Zekat. ama yenilmesi haramdır. ●Köpek ve domuz: Karada yaşayan köpek ve domuz ve onların kılı. ancak yenilmesi harâmdır. 4-Murdar-Leş.111 Ehl-i Beyt yolu NECİS OLAN ŞEYLER NELERDİR? Necâsetler on tanedir: 1-Bevl (idrâr-sidik). kemiği. Kur’ân’da sâbit olan açık bir hükmü inkar eden (Namaz. Ramazân orucu. 7-Domuz. Sinek ve sivrisinek gibi küçük hayvanların pislikleri ise pâktır. Başörtüsünün farz olduğu.. Tavuk yumurtasında bulunan kan necis değildir. normal miktarda kanı aktıktan sonra bedeninde kalan kan temizdir.) kimse necistir. vs. ●Kâfir-Müşrik-Nâsıbî: Allâh’ı veya Peygamberi inkâr eden ya da Allâh’a şirk-ortak koşan kimse necistir. pençesi. Sinek ve balığın kanı necis değildir. Dişlerin arasından gelen kan necistir ve onu yutmak da harâmdır. 10-Necâset yiyen devenin teri. 2-Ğâit (dışkı-büyük pislik). ●Kan: İnsanın ve fışkıran kanı olan her hayvanın kanı necistir. sütü de necis yapar.. harâmlığı gibi. Mîrâs hükümleri. Dînî usullere göre kesilmiş eti helâl olan hayvanların. 9-Şarap-içki-bira. Tükürükle karışır. 8-Kafir-Müşrik-Ehl-i Beyt’e düşmanlık yapan (Nâsıbî). necistir. İçkinin-fâizin-kumarın-zinânın. 6-Köpek. 3-Meni. Deniz domuzu ve köpeği ise temizdir. kaybolursa pâk olur ve yutulursa sakıncası yoktur. Süt sağılırken bazen görülen kan. eti yenilmesi haram olan hayvanların ve damarı kesildiğinde kanı fışkıran (sıçrayan) hayvanların idrar ve dışkısı necistir. Eti helâl olan balık suyun içinde ölmüşse temizdir. tırnağı ve rutûbetleri-terleri necistir. ●İdrâr ve Ğâit: İnsanın. Hac. fışkıran kanı olan hayvanların ölüsü necistir. ●Murdar-Leş: İster kendiliğinden ölmüş olsun.

günahları faydalarından büyüktür. . Yazmaktan el. içki ve kumar (yolu) ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak. söylemekten dil yorulsa. Ehl-i Beyt yolunun diğer temel kaynak eserlerinin ilgili böl. Kâfirin.. ‘O ikisinde de büyük günah vardır. Bu tür sarhoş edici maddeler içlerine bir şey katılarak akıcı hale getirilseler bile pâktırlar.. okumaktan göz. biz önemine binâen tekrâr etmekten bıkmayacak.112 Alevî İslâm İlmihâli Ehl-i Beyt’e veya Oniki İmâm’lardan her hangi birine söven veya düşmanlık besleyen kimse de necistir.. İçkinin haramlığı konusunda bakınız: A. müşrikin bütün bedeni hattâ tırnak. nasıl davrandıkları mühim değil. Afyon. Bu mektebe bağlı olmanın tabîi bir sonucu olarakta. (Her ne kadar) İnsanlara bazı faydaları varsa da. Konuyu fazlaca dallandırıp budaklandırmadan.” [Bakara (2): 219] “Ey îmân edenler! İçki.. kıl ve teri dâhi necistir. filanın bilmem hangi konuda ne dedikleri. “Sana içkiden ve kumardan soruyorlar.e.g. Yolunun en sağlam ve hedefe götürücü olduğuna inandığımız Alevî-Şîi Müslüman’ların da doğal olarak temel kaynakları Yüce Ku’rân’dır. Yüce Kur’ân’dan mevzû üzerine birkaç âyet ile Resûl ve Âl-i Beyt’inden hadîs-i şerîfler nakledelim. bizler için felanın.) efendimiz şöyle buyurdular. şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Artık vazgeçtiniz değil mi?” [Mâide (5): 90-91] İmam Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre Resûlullâh (s. De ki. sizi Allâh’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.. Şeytan. Alkollü içki kullanma üzerine.” Ölçü açık ve net olarak belli olduğuna göre.a. esrar gibi akıcı olmayan içkiler ise necis değillerdir ancak içilmeleri harâmdır. dinlemekten kulak bıksa da. usanmayacağız.a. bağlayıcıdır. “Bütün Müslüman’ların ortak değer ölçüsü Kur’ân-ı Kerîm’dir.. kumar. Resûlün @ emir ve vasiyetleri gereği biz Alevî Müslüman’lar için güvenilir ikinci bir temel kaynak Ondört Masûm-u Pâk’ın(Peygamberimiz+Hz. sh: 393-423.”111 111 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 403. ●Şarap-İçki-Bira: İnsanı sarhoş eden ve akıcı olan bütün içkiler necistir. “İçki her günâhın başıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in buyrukları ve Masûmların sözleri-uygulamaları önemlidir. pistir.Fâtıma+Oniki İmamlar) yüce buyruklarıdır.

bu terle ıslanmış bir elbise ile namaz kılınmamalıdır. Zan ve şekşüphe ile bir şeyin necisliğine hükmedilemez.”112 Rahmet Peygamberi @ buyurdular. 112 113 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 403. o şeyin necis olduğuna. “Leküm e’mâlüküm ve lenâ e’malünâ” ●Ter: Necâset yiyen devenin teri necistir. İçki her günâhın başıdır. “Her sarhoş edici şey harâmdır. ancak.. Buna rağmen bildiğinden şaşmayanlara ise söylenecek söz yoktur... ya da giyilen iki elbiseden birinin necis olduğu bilinir. 114 Furû-u Kâfî c: 6 sh: 422. 2-Bir kimse kendi elinde olan şeyin necis olduğunu haber verebilir. Harâm yoldan cünüp olan kimsenin teri necis değildir. Necâset nasıl tesbît edilir? Bir şeyin necis olduğu üç şekilde tesbît edilir: 1-O şeyin necis olduğuna insanın kendisi kanaat getirebilir. 3-İki âdil kimse bir şeyin necis olduğunu haber verebilir. necâset yeseler bile terleri necis olmayıp temizdir. İnsan. (Helâl kabûl ederek) İçki içen kimse Allâh’ın Kitâbını yalanlamış olur. “O da diğer içkiler gibidir ve harâmdır.. Diğer hayvanlar ise.. .113 Ehl-i Beyt yolu İmam Cafer Sâdık @ buyurdular.” diyen bir kişinin herhalde söyleyecek fazla sözü. Kullanılan iki kaptan.”113 İmam Ali Rızâ’ya @ “Biranın haram olan içkilerden olup olmadığı sorulduğunda” buyurdular ki. İçkiye devâm eden puta tapan gibidir. önceden pâk olan bir şeyin de.. önceden necis olan bir şeyin. “İçki her şerrin anahtarıdır. Her çoğu sarhoş eden şeyin azı da harâmdır... pâk olup olmadığından şüphe ederse. Bir âdil kişi haber verdiğinde yine de o şeyden necis olma ihtimâlinden dolayı uzak durulmalıdır. takınacak farklı tavrı olmaması gerektir. o şeyin de pâk olduğuna hükmeder. Herkesin ameli kendinedir. ancak hangisinin necis olduğu anlaşılamazsa her ikisinden de sakınılmalıdır.”114 Birkaç numûne ortaya koyduğumuz bu hak sözlerden sonra “Alevî Müslüman’ım. Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 409. necis olup olmadığından şüphelenirse.

Kur’ân-ı Kerîm’i necâsetten uzak tutmak farzdır.Güneş. 3 .İstihâle.İslâm. Resûl-ü Ekrem’in @ ve diğer Masum-u Pâk’ların türbelerinden alınan toprakları da (türbet-mühür) necis etmek harâm. Kur’ân yaprağı ya da üzerinde Allâh lafzı. imkân var ise çıkartılmalıdır. Aksi halde kesin çürüdüğüne veya su akıtılarak giderildiğine kanaat getirilinceye kadar o tuvalete çıkılmamalıdır. 2 . Kur’ân-ı Kerîm’i kâfirlere vermekten mümkün mertebe sakınmak gerekir. necâsetin ne şekilde giderilebileceğini görelim. yaprağını. Peygamberlerin veya diğer Masûmların isimlerinin yazılı olduğu bir kağıt tuvalete düşse.Tebeiyyet.İntikâl. 10 .114 Necâset ile ilgili bazı hükümler: Alevî İslâm İlmihâli Kur’ân-ı Kerîm’i. . 11 .Su. 4 . 6 . 8 . üzerine Kur’ân’dan bir şey yazılı (bir harf bile olsa) kağıdı necis etmek. 9 .Yer-Zemin. NECÂSETİN TEMİZLEYİCİLERİ Ey Hakk’a tâlip olan can dost! Şimdi de Ehl-i Beyt yoluna göre necis olan bir şeyin nasıl temizlenebileceğini. Hz.Necâsetin giderilmiş olması. 7 . necâset bulaşmış ise temizlemek farzdır. cildini. Kur’ân’a saygısızlık ve hakâret amacı olmayan ve O’nu okuyup hakkında doğru bilgi sâhibi olmak isteyen kâfirlere vermekte bir sakınca yoktur. Ancak. Necâset temizleyicileri şunlardır: 1 . şayet necis olmuşlarsa temizlemek farzdır.İnkılâb. necâset üzerine koymak harâmdır. Mescitlerin ve Allâh’ın Velî kullarının türbelerini necis etmek harâm.İstibrâ. 5 .İstincâ.

Müslüman’ın kaybolması. Necis olmuş bir kabın temizlenmesi için onun üç defa az su ile yıkanması gerekir. Necis yerleri temizlemek için dökülen su. domuz sütü de içmemiş süt emen bir çocuğun çişi ile necis olan bir şey. ancak. Ancak. necis yerin temizlenmiş olmasıyla çevresi de temizlenmiş olur. muzaf suya dönüşmemeli. 13 . Domuzun. mutlak. Henüz yemek yemeye başlamamış. Şarap veya sarhoş edici bir içki ile necis olan kab da az su ile üç defa. ●Necis şeyi yıkarken su. 14 . içinden bir şey içtiği ya da yaladığı kabı ise yedi defa yıkamak gerekir. YER-ZEMİN . tuğla ve benzeri bir şeyle döşeli olan yerler necis olursa. Kabı köpek yalamış ya da ondan bir şey içmişse. o şeyleri sıkmakta gerekmez. Necis bir şeyden. oraya bitişik olan çevresi de genellikle necis olur.115 Ehl-i Beyt yolu 12 . sonra bir defa daha su dökülerek o şeyler sıkılır suyu dışarı çıkarılarak temizlenmiş olur. yaygı ve benzeri bir şey bevl (sidik) ile ya da başka bir şey ile necis olmuşsa. arı su olmalı. az su dökmekle temizlenmiş olur. suyun akıncaya kadar dökülmesi gerekir. az su ile yıkandığında. Eğer elbise. üzerine bir defa su dökülerek necâset giderilir. etrafa yayılırsa. daha da iyisi yedi defa yıkamak gerekir. ●Pâk ve temiz olmalı. SU Temizlenebilecek her şeyi su temizler. Elbise yahut bedenden bir yer. Taş. o kabı önce temiz bir toprakla sürtmeli sonra da iki defa yıkamalıdır.Üzüm suyunun kaynayarak üçte ikisinin azalması. necâsetin kendisi giderilmedikçe pâk olmaz.Kan akması. İstenmediği halde necasetin kokusu veya rengi kalırsa sakıncası yoktur. suyun bir şeyi temizlemesi için bazı şartların yerine gelmesi ve suda şu özelliklerin bulunması gerekir: ●Su. ●Necis şey yıkandıktan sonra onda necâset kalmış olmamalıdır. üzerine bir defa su dökmekle temiz olur.

kapı. necis buğdayın. bulutun çok ince olmasında bir sakınca yoktur. ●Necis şey yalnızca Güneş’in etkisi ile kurumuş olmalıdır. duvar gibi benzeri gayrı menkulleri (taşınmaz mallar) ve onlara ait tahta. çakılan çiviler. Mesela. Yürüme sonunda da necâset gitmiş olmalıdır. hasır vs. yerden koparılmamış bitki ve ağaçlar kendilerine necâset bulaşmış ise. taş-toprak ve benzeri bir şeyle döşeli olması gerekir. Mesela. İSTİHÂLE Necis bir şeyin özünün değişip yeni bir şey olması ile o şey temiz olur. ayakkabı yoksa ayağın altı. cinsi. Ancak. Halı. boya ve benzeri şeyler damın üzerine veya yere konulan kaplar. ●Necâsetin kendisi Güneş vurmadan önce giderilmiş olmalıdır. pencere. en az on-on beş adım yürünülmüş olmalı. GÜNEŞ Yeryüzünü ve yeryüzünde sâbit olan ağaç. kuru olması. üzerinde yürünülen yerin temiz olması. Ancak necis bir şeyin özü. kilim. Kurumaya yardımcı oldu denilecek kadar rüzgar var idiyse necaset temizlenmiş olmaz. ağacın yanıp kül olması. ayakta var olan ayakkabının altı. binâ. üzerinde yürümekle sayılan şeyler temizlenmiş olmaz.116 Alevî İslâm İlmihâli Toprağın üzerinde yürümekle. Ancak. un. değişmeyip de bazı vasıfları değişirse istihâle gerçekleşmiş olmadığından o şey temizlenmiş olmaz. Temizliğin Güneş’le gerçekleşmesi şu şartlara bağlıdır: ●Necis olan şey diğer bir şeye değdiğinde ona sirâyet edecek kadar ıslak olmalı ve o ıslaklık da Güneş ile kurumalıdır. ot. ●Güneş’in vurmasını bulut ve perde benzeri bir şey engellememelidir. Adı geçen yerlere necâset yürüme yoluyla bulaşmış olmalı. binâda kullanılan alçı. ●Güneş necis olan bir şeyin içi ve dışını bir seferde kurutmuş olmalıdır. unun da ekmek olması gibi. Necâsetin belirtilen yerler üzerinde yürümekle temizlenmiş olması için. özün değişmesi olayına da “istihâle” denir. İNKILÂB . ayak kesikse koltuk değneğinin ve benzeri gibi şeylerin yere değen kısımları temiz olur. Güneş tarafından temizlenebilirler. necis su veya idrârın buhar olması gibi. Bu.

teri vs. kanı fışkırmayan bir hayvanın vücuduna girse ve o hayvanın kanı sayılacak kadar bir zaman onda kalsa temiz olur. Necis üzümden yapılmış olan şarap sirkeye dönüşse ya da necis üzüm. İSTİBRÂ İstibrâ. İnsan pisliği yiyen bir hayvanın idrârı ve dışkısı necistir. su ve benzeri şeylerle temizlenmesidir. onu idrar yahut ter olarak çıkarsa onlar temizdir. koyunu on gün. Necâset yiyen bir deveyi kırk gün. istibrâ yapıldı denilecek kadar bir süre necâset yemekten uzaklaştırılmasıdır. eti yenen bir hayvan idrâr içse. TEBEİYYET . bez. İNTİKÂL Necis bir şeyin temiz bir hale geçmesine “intikâl” denir. Mesela. Mesela. ördeği yedi veya beş gün. sülüğün insandan emdiği kan. hurma ve benzerlerinden sirke yapılsa. İSLÂM Bir kâfirin bedeni. Mesela. tükürüğü. Kelime-i Şehâdet getirip Müslüman olmasıyla temiz olur. Bu dönüşüme uğrayan necis şey temizlenmiş olur. İSTİNCÂ Dışkı mahallinin en az üç taş. şarap kendi kendine veya içine bir şey katılarak sirke haline dönüşürse temiz olur. İnsanın veya fışkıran kana sahip bir hayvanın kanı. temiz yiyecekler verilmelidir. necâset yemeyi alışkanlık yapmış bir hayvanın. o sirkeler de necistir.117 Ehl-i Beyt yolu Her hangi bir şeyin bazı özelliklerini değiştirerek eski adıyla anılmayacak bir biçimde başka şeye dönüşmesine “inkılâb” denir. tavuğu da üç gün istibrâ ettirmeli. sığırı yirmi gün.

KAN AKMASI Kesilen hayvandan normal miktarda kan akması. Kaplarla ilgili genel hükümler. Eliyle bir şeyi yıkayan kimse. Köpek. üçte biri kalırsa geriye kalanı temiz ve helaldir. o şeyi ve elini birlikte yıkarsa. üzerine örtülen kapak. her hangi bir nedenle de o necâset giderilir ve rutûbeti de kurursa pâk olur. domuz ve murdar hayvan derisinden yapılan kaplarda yemek. sirke olursa. gusletmek haramdır. Meselâ. hem de içilmesi harâmdır. Mesela. o şeyin temizlenmiş olmasıyla eli de temizlenmiş olur. Kâfir.118 Alevî İslâm İlmihâli Necis bir şeyin temizlenmesiyle ona bağlı. ÜZÜM SUYUNUN KAYNAMAKLA AZALMASI Üzüm suyunun kaynamakla üçte ikisi gider. o kişi yanımızdan uzaklaşıp gitse. şarap. Müslüman olunca küfür necisliğinden temiz olduğu gibi. o hayvanın helâl bölümlerindeki geriye kalan kanı temizler. ona tâbî olan necis şeylerin de temizlenmesine “tebeiyyet” denir. küçük çocukları da onunla birlikte temiz olur. . şeylerde temiz olur. içmek. kan ve benzeri bir şey bulaşırsa. Bu tür derilerin hiç bir şekilde kullanılmaması gerekir. kabı da. bez vs. MÜSLÜMAN’IN KAYBOLMASI Müslüman birisinin necis olmuş bir şeyi olsa. sonra gelip o necis olan şeyi temiz gibi kullansa. kaybolsa. yanımızdan gittiği zaman o şeyi temizlemiş olduğuna hükmedilir. NECÂSETİN GİDERİLMİŞ OLMASI Bir hayvanın bedenine. abdest almak. Ancak yine sarhoş edici bir halde ise o takdirde hem necis. o necaset her ne sebeple olursa olsun o bedenden uzaklaştığında hayvanın bedeni temiz olur. kedinin ağzına veya tavuğun gagasına necâset bulaşır.

yıllık bakım-onarım ve temizliği gerekiyorsa. dâirede velhâsıl her nerede ise. rûh ve beden sağlığının düzgün ve istikrârlı olmasına yardımcı olur. İnsan. anahtarı konumunda olan. Ancak şurasını unutmamak gerekir ki. bir çok mikrobun zararlarından ve sebep oldukları hastalıklardan korunulmuş olur. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 222. “Altın ve gümüş kaplarda yemek yemeyiniz. dışı temiz olanlara ne mutlu! ABDEST Abdest. rûhunda bir ferahlık ve rahatlama duyar. içmek harâmdır. Allâh’ın rızâsını kazanmaya yönelik olarak yerine getirilmesi gereken bazı ibâdetlerin. Günde birkaç kez abdest alan bir Müslüman.”115 İçi. Allâh’ın emrini yerine getirmiş olmanın insana verdiği haz ve sevinç insanı her yönden rahatlatır. Yine. çarşıda. ağız. 91 . dinç tutar. abdest almaktaki ana gaye maddî temizlik 115 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 267. bağda.119 Ehl-i Beyt yolu Altın veya gümüş kaptan bir şey yemek. çeşitli nedenlerden dolayı kirlenmekte ve manen de yorulmakta ve yıpranmaktadır. gibi organlar dışarıyla teması olması münâsebetiyle en çok kullanılan ve kirlenen organlardır. evde. fabrikada. haftalık. madden ve manen kirlenen ve yıpranan insanın da temizlik ve bakıma ihtiyâcı vardır. işyerinde. bahçede. İşte abdest. tarlada. yüz. maddî ve manevî bir temizliktir. aylık. bir nevî günlük temizlik ve bakımdır. okulda. her abdest alındıktan sonra insan. Bu kapların evde süs eşyası olarak da kullanılmaması iyidir. Üzerine altın veya gümüş suyu verilmiş kabın kullanılmasında ise bir sakınca yoktur. üzerinde bir hafifleme. burun vs. Kutbu’l ârifîn İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Tehzîb: c: 9 sh: 90. Bunların yıkanması ile. Çünkü abdest esnasında yıkanan eller. her insanın yapması lazım gelen temizliği bir çok yönden en mükemmel şekilde yerine getirmiş olmaktadır. İnsan elinin ürünü olan araç ve gereçlerin nasıl ki günlük.

Zaman O’nu yıpratamaz. Fâtıma: sh: 43 118 Furû-u Kâfî: c:3 sh: 24. Kur’ân Kitâbının baş öğretmeni olan Hazreti Muhammed (s. Hiç bir şekilde bâtıl O’na karışamaz. Çünkü O.. sadece abdest alma neticesinde ulaşılan dünyevî bazı güzel sonuçlardır. onunla yüzünün üst tarafından aşağıya doğru çekerek yüzünü yıkadı. Sonra. Bıhârul Envâr: c: 92 sh: 14 Yaşar Nuri Öztürk. meshediniz başınızın bir kısmını ve kaab kemiklerine kadar ayaklarınızı.. Süleyman Ateş: İslâm İlmihâli: c: 1 sh: 93. Diğer ayrıntılı hükümleri ise. Resûlullâh efendimizin abdest alışını fiilî olarak şöyle tarîf ettiler.a.. Ağızlarda dolaşması O’nu bayağılaştıramaz. Cennete götüren.. Cehennemden kurtaran en güzel yoludur. O. İstibsâr: c:1 sh: 57. İsmail Hakkı İzmirli. Zîrâ. Sol kolunu da aynı şekilde yıkadı. Önce ellerini yıkadı. Y. Müminler! Canlar! Abdestin nasıl alınacağını yüce kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’e bakarak öğreneceğiz. “ İmâm. Abdulbâki Gölpınarlı: Kur’ân-ı Kerîm meâli. yine ellerinin ıslaklığı ile parmak uçlarından kaab kemiklerine (bilek hizasına) kadar ayaklarını meshetti. su dolu bir kap istedi. önce en doğruyu söyleyen.vb.” [Maide (5): 6]117 Peygamberimizin @ soyundan ve Nûr sîmâlardan Muhammed Bâkır (a) hazretleri. Bakınız.. Allâh’ın emrettiği ve peygamberimizin de almış olduğu abdest böyle idi. Çünkü.a. Süleyman Ateş. Allâh’ın sağlam ipi. ilâhî emre uymak ve Allâh’a yakınlaşmaktır. yaş-kuru ne varsa öz olarak O Kitap da mevcûttur. dirsekten parmak uçlarına kadar sağ kolunu yıkadı. O. sonra kabdan bir avuç su aldı. “Ey îmân edenler! Namaz için kalktığınızda (abdestsiz iseniz) yıkayınız yüzlerinizi ve dirseklerle birlikte ellerinizi.) ve O’nun hak vârisleri olan Masûm İmâmlardan @ öğrenmeye gayret edeceğiz. “Kur’ân-ı Kerîm. Nuri Öztürk: Hz. abdestimizi.”118 İşte. belli bir süre için indirilmedi. Allâh’ın kelâmı olan Kitâbımız Kur’ân’dan öğrenelim: Allâh buyuruyor. Sonra bir avuç su alıp. Diğer faydalar bir amaç değil... aşk iksirinin sunucularından olan İmâm Ali Rızâ @ Kur’ân hakkında ne buyurmaktadırlar. elindeki kalan ıslaklık ile başının ön tarafından bir kısmını meshetti. 116 117 . her şeye hâkim olan yüce Allâh tarafından indirilmiş bir kitâptır. apaçık delilleri gösteren ve insanlara hüccet olan bir kitâptır.120 Alevî İslâm İlmihâli olmayıp.. sağlam kulpu.”116 Öyle ise.

. yüzümü yıkıyorum. işlerimizi âsân. kalbinde ve özünde de abdestin hakîkatine ulaşmaya niyet etmelisin. kollarımı. bir dış abdesttir. Ellerimin ve bedenimin kiri. güzellikleri ihsân eyle! Kendi günahlarımız boyumuzu aşmış iken... aciz. Ellerimi harâm işlemekten.. Allâh. Bedenimdeki kir ve pislikleri tertemiz su ile giderdiğin gibi. mücrim. günahı. demelisin ki.. dış abdestini alırken rûhunun derinliklerinde.. Rabbinin dîvânına böyle hazırlanmalısın. Bilmelisin ki bu. manası vardır ki.. gözümü.. kibirden. Niyetimi hâlis eyle! Beni riyâdan. .. bizlere beyân ettiğin şekilde abdest almaya niyet ettim. zayıf kulum. emrine uymuş olmak için..ve sâir diğer âzalarımı da yıkamak ve meshetmekle maddî olarak temiz kıldığın gibi her türlü günâh ve kötülüklerden de temizle! Ey kâinâtın Rabbi! İki cihanda da yüzümüzü ak. Ve.. harâm tutmaktan... başkalarının günah ve açıklarını arayan ve gaflete düşenlerden eyleme!.. gözlerimin yaşı ile senin dergâhına gelmek üzere ellerimi.. zâhiren abdestini böyle almalı. Ey Rabbim! Sana yakın bir kul olabilmek.. harâm alıp-vermekten. cümlemize. . Bir de bunun rûhu. hakîkat incilerine ulaşmamızı nasîp etsin! .... Muhammed’e @ ümmet. kalbimin pası... senin rızâna kavuşmak. âsî. rûhumdaki günâh ve kirleri de îmân ve tevbem ile gidermeni diliyorum. özü. ağzımı.. harâma uzanmaktan muhâfaza eyle! Bu elleri cennetine ve cemâline ulaşmaya vesîle olacak hayırlı işlerde kullanmamı nasîp eyle! Yüzümü. şerîat kapısından girip... tarîkat yolundan ilerleyerek...121 Ehl-i Beyt yolu Abdestin bâtınî yönü. Ehl-i Beyt’e muhip isen. marifet denizine dalmakla. ... kalbimizi pâk... günahkar.. kendini beğenmiş olmaktan uzak eyle! Ey her şeyden haberdar olan Allâh’ım! Ben. Ey Hakk’a âşık can! Allâh’a kul.

5 . 6 . sünnet ve benzeri ibâdetler yapılabilir. uzunluğuna. yüzün belirtilen miktardan biraz taşacak şekilde yıkanması daha iyi görülmüştür.Muvâlât. Sakal seyrek ise veya az olur da yüzün derisi görünürse. abdest geçersiz olur. 7 . 119 Şafî. Allâh’a yakınlaşma kastı ile alınan abdest ile farz. Eller yıkanmaya veya yüz yıkanmaya başlandığında niyet etmek gerekir. orta parmakla baş parmak arası kadar yıkamak gerekir.Niyet. 4 .Ayakları meshetmek. 3 . Yüz bu miktardan az yıkanmamalıdır. Vehbe Zuhaylî İslâm fıkhı anskp: c: 1 sh: 157 . enine ise. Malikî ve Hanbelîlere göre de abdest de niyet farzdır. Niyetin dil ile ifâdesi şart olmamakla birlikte hem kalben niyetlenip hem de dil ile söylenmesi en iyi olanıdır. 2 .122 ABDESTİN FARZLARI Abdestin farzları yedidir: 1 . Aşağıdan yukarı doğru yıkanırsa.119 YÜZÜ YIKAMAK Yüzü.Tertîp. Yüzü yıkama yukarıdan aşağıya (alından çeneye) doğru olmalıdır. yukarıdan aşağıya doğru saçların çıktığı yerden çenenin sonuna kadar.Dirseklerle birlikte elleri yıkamak. Kalben mutmain olmak için. Abdest tamamlanıncaya kadar aynı niyet üzere kalınmalıdır. abdest almaya kalb ile yönelmektir.Yüzü yıkamak. NİYET Alevî İslâm İlmihâli Allâh’a yakınlaşmaya.Başı meshetmek. suyu deriye ulaştırmak gerekir.

Kolunun. takke ve benzeri şeyler üzerine mesh yapılmaz. mesh ederken ayaklar sabit. ayakkabı ve benzeri şeyler üzerine mesh edilmez. Sarık. el. abdest yeni baştan alınır. Eller. kollar yıkanırken. şiddetli soğuk. yüz ve dirseklerle birlikte eller yıkandıktan sonra. Dirseğe kadar olmayandan ise. Daha da iyisi bilekteki eklem yerlerine kadar mesh etmektir. AYAKLARI MESH ETMEK Baş meshedildikten sonra. ondan sonra abdeste başlanmalıdır. sağ eldeki kalan ıslaklık ile sağ ayak. mest. eldeki geriye kalan ıslaklık ile yapılmalıdır. abdeste başlamadan önce yıkamak suretiyle bir güzel temizlenmeli. kollarla birlikte tekrar yıkanmalıdır.” denilerek kolları bileklere kadar yıkamak abdesti bâtıl kılar.123 Ehl-i Beyt yolu ELLERİ DİRSEKLERLE BİRLİKTE YIKAMAK Eller dirseklerden aşağıya doğru parmak uçlarına kadar yıkanmalıdır. Şayet eldeki su kurumuş. Ayaklar kirli ise. alın hizasına düşen kısmından bir bölümü meshedilmelidir. BAŞI MESH ETMEK Başın. kurulanmalı. Ancak. “Nasıl olsa ellerim yıkanmış idi. yırtıcı hayvan tehlikesi ve bazı zaruri hallerde bu şeyler üzerine mesh vermekte bir sakınca yoktur. Elden dirseklere doğru yıkanırsa abdest geçersizdir. Diğer azalar da kurumuş ise. kolunu yıkama farzı kalkmış olur. diğer âzâlardan ıslatılarak mesh yapılır. Mesh. parmak uçlarından ayağın üstündeki şişkinliğe (kaab kemiği-bilek hizasına) kadar mesh edilmelidir. Meshin en güzeli en az üç parmakla yapılanı olup. eller ayak üzerinde hareket ettirilmelidir. sol eldeki ıslaklık ile de sol ayak. yüzü yıkarken yıkanmış iseler de. Çorap. elinden dirseğe kadar olan kısmından bir bölümü kesik olan bir kimse geriye kalan kısmını yıkar. Başa mesh ederken saça veya deriye mesh verilir. mesh yapacak miktarda bir ıslaklık kalmamış ise. 120 120 Ehl-i sünnete mensup müslüman kardeşlerimizin rivâyet ettikleri ve abdestte ayağın meshedilmesi gerektiğine dair hadislerle ilgili olarak bakınız: Abdulbâki Gölpınarlı: Tarih .

Kur’ân-ı Kerîm’de her kelime birbiriyle son derece uyumlu ve mütenâsibtir.. Enes’in . Yine Hz.” dediğini nakleder. yıkanacak yerler sıvazlanır.. İbni Ömer... ikincisi ise iki uzvu (yani ayakları) göstermektedir. İbn-i Mace: had no: 458. “Baksana teyemmüm sırasında. Şimdi “... onları ovuşturdu..124 Alevî İslâm İlmihâli Abdest alırken ayakların meshedilmesi gerektiği ile ilgili olarak Ehl-i Sünnet cemâatı arasında yetişmiş değerli ilim adamı Prof. İkrime.. sünnet yıkamayı getirdi” dediği rivayet edilir.” “Hz. Bunlar da baş ile ayaklardır.. Hanin de şöyle demiş. Cemal sofuoğlu-Salih Aydemir: Hadîs-i Şerîf külliyâtı: c:2 sh: 177.” fiilinden sonra iki tümleç getirmiştir... “abdest iki yıkama. İbni Abbas’ın. “Allâh’ın Resûlü @ ayakkabı içinde bulunan ayaklarına su serpti. bu manayı vermek Arapça dil bilgisi kuralları açısından tutarlı görünmemektedir.. ayaklarını meshettiği zaman onları ıslatırdı. Âyette bu manayı son derece güçlendiren ince bir nokta vardır.. Buhârî: Kitâbul İlim: bab:3. Bunlar. Süleyman Ateş: İslâm İlmihâli: c: 1 sh: 95 122 Taberî: Tefsir-i Taberî: c: 6 sh: sh: 80-82.” fiilinden sonra gelen iki tümleçten de birincisi bir tek uzvu (yani başı).. Demek ki yüz ve eller (dirseklerle birlikte) yıkanacaktır. Cabir. Alkame. . Kitâbul Vudû: bab: 27. 121 Prof.yıkayınız.vb.. bir adamın abdest alırken ayaklarını meshettiğini gördü.. “ercül” (ayaklarınız) tümleci “vücûh” (yüzleriniz)’a atfedilmiş (bağlanmış) olsa. Hz.. Yüce Allâh. bunlar yüz ve kollardır. Ali. Hasan Basrî.. Süleyman Ateş şunları söylüyor.121. İki uç uzvun da meshedilmesini emretmiştir ki bunlar da baş ve ayaklardır... Müslim: Kitâbut tahâret: had no: 27. El-Muğire b. ikincisi ise iki uzvu (yani iki eli-kolu) gösteriyorsa.Süleyman Ateş: İslâm ilmihâli: c: 1 sh: 9395.” demiştir.. “Peygamber. Süleyman Ateş: İslâm İlmihâli: c: 1 sh: 95. “meshediniz..meshediniz.. bu ahenk ve tenâsüb (uygunluk) bozulur ki bu.Bazıları Kur’ân’ın âyetlerinde ayakların yıkanmasının farz olduğunu söylerler ki..yıkayınız. Demek ki bunlar da meshedilecek uzuvlardır. Kur’ân’ın bilinen mucizevî ahenk ve üslubuna aykırı olur. Enes. Ali de. abdestte vücudun iki temel uzvunun yıkanmasını emretmiştir ki. meshedilecek yerler bırakılır... bana böyle emredildi dedi. vb.” demiştir. Yine Şa’bi. “. yüz ve ellerdir. İbni Zeyd ve Mücâhidin de böyle dediği rivâyet edilir. Ebu Cafer Muhammed b.”122 boyunca İslâm mezhepleri ve şîilik: sh: 595. Eğer. “. Müsned-i Ahmed: c:6 sh: 358..” fiilinden sonra da iki tümleç getirmiştir. Âyette. Prof.. iki meshtir.” fiilinden sonra gelen iki tümleçten ilki nasıl bir tek uzvu. “. “Kur’ân meshi indirdi.

İstibsâr. Ayağa mesh hakkında ayrıca bakınız: Şeyh Muhammed b. Elin parmağında yüzük var ise su yüzüğün altına ulaştırılmalıdır. sonra dirseklerle birlikte sağ kol. meshedilmesidir. var ise. Bıhârul Envâr.. sargının etrâfı yıkanmalı. abdest alırken organların kurumadan birbiri ardınca yıkanıp. A.. Vehbe Zuhayli: İslâm fıkhı ansklp: c:1 sh: 161 125 Malikî ve Hanbelîlere göre de muvâlat farzdır. Ehl-i Beyt’in Nurlu Şahsiyetlerinin (Allâh’ın selâm ve rahmeti üzerlerine olsun) yolunda bu konu gün kadar parlak ve açıktır ki abdest alırken ayakları meshetmek farzdır. Bu da göstermektedir ki.g.124 MUVÂLÂT Muvâlât. Kur’ân-ı Kerîm’de beyân edildiği ve Resûlullâh’ın @ tatbîk ettiği sırayla yerine getirilmelidir. kardeşlerimiz bir çok konuda olduğu gibi. sonra sol kol yıkanır. Unutma veya kasıtlı olarak bu sıraya uyulmadığı taktirde abdest geçersiz olur. Sünnî kardeşlerimizin âlimleri arasında ayakların abdestte yıkanmasının farz olduğu konusunda tam bir ittifak yoktur. Men lâ yahduruhul fakîh. 124 Şafii ve Hanbelilere göre de abdestte tertib farzdır. yüz. temiz değil ve Bakınız: Furû-u Kâfî. c:1 sh: 163 123 . Oysa. Abdest alırken yıkanması gereken organları bir kez yıkamak farz. Ehli Beyt’in ilmini müracaat kaynağı kabul etmemenin bir sonucu olarak görüş ayrılıklarına düşmüşlerdir. sargının üzeri temiz ise sargıya mesh edilmeli. Mesh ise bir sefer yapılır. Bu farz hem âyet ile sâbit ve hem de Ehl-i Beyt nazarında kesin ve apaçık bir hakîkattir.e. ikiden fazla yıkamak ise bidattır. Önce. yıkama ve meshetme. ve yeniden alınmalıdır. bu konuda da.125 Ehl-i Beyt yolu Görülmektedir ki.123 TERTÎB Abdestte. Ve bu şekilde abdest almak farzdır. sonra başın meshi ve son olarak da ayakların meshi yapılır. Ali El-Kerâcikî (ölümü: H:449): Ayağa meshin vücûbu üzerine.vb.125 Abdest ile ilgili bazı hükümler. ikişer kere yıkamak sünnet. Tehzîb.. Abdest azalarının üzerinde yara veya sargı vb.

suyun dökülmesi vb. her farz namazın kılınması için ayrı bir abdest alınması daha iyi görülmüştür. misvaklanmak (dişleri fırçalamak).a. suyla ilişiğimizi keser.) buyurdular. Men lâ yahduruhul fakîh: c:1: sh: 34 . mümkün ise dişlerimizi fırçalarız. Peygamber efendimizin @ ve O’nun bahçesinin gülleri olan Oniki İmâm efendilerimizin @ tarîf ve 126 Furû-u Kâfî c:3 sh: 22. ellerimizi yıkamaya başlarız. “Bismillâhirrahmânirrahîm. sağ elle sağ ayağı. Allâh’ın kabul edeceği. Kalben abdest almaya niyetlenir.” der. Abdest almaya başlarken besmele çekmek. dil ile de. Yara ve benzeri şeyler.”126 Âdâbına uygun olarak nasıl abdest alırız? Evvela. Üç kere burnumuza su verir. “Ümmetime zor geleceğinden endişe etmeseydim namaz için her abdest aldıklarında misvak kullanmalarını (dişlerini fırçalamalarını) emrederdim. elimizin ıslaklığı ile başımızın alına doğru olan kısmını bir kez mesh ederiz. Kur’ân okunabilir.” deriz. Güzeller güzeli Hazreti Peygamberimiz (s. Yüzümüzü yukarıdan aşağıya doğru en az bir.a. Abdestli kalındığı müddetçe. büyük abdest yapılmışsa en az iki kere elleri yıkamak. üç kere ağıza su vermek (mazmaza). Abdest alırken gereksiz yere. yıkama ve mesh esnâsında dualar okumak. sol elle de sol ayağı parmak uçlarından ayak üzerindeki üst şişkinliğe yahut bileklere kadar meshederiz. Üç kere ağzımıza su verir. Sağ kolumuzu dirsekten aşağıya doğru ellerimizle birlikte parmak uçlarına kadar bir ya da iki kere yıkarız. Sol kolumuzu da aynı şekilde yıkadıktan sonra. uykudan uyanılmış ya da küçük abdestten gelinmişse en az bir kere. Yine elimizdeki mevcut ıslaklık ile. mecbur kalınmadıkça. hususlarda başkasından yardım almak câiz (uygun) değildir.126 Alevî İslâm İlmihâli temizlenmesi de meşakkatli ise sargı üzerine temiz bir bez örtülerek üzerine mesh verilmelidir. “Yâ Rabbi! Sana yakın olmak ve rızâna ulaşmak amacıyla abdest alıyorum. yıkamak veya mesh vermekle zarar görecekse üzerlerine temiz bir bez konularak mesh edilmelidir. gerekirse sümkürür ve pisliği gideririz. İnşâallâh bu şekilde. Ancak. bir abdestle birden fazla farz ve nafile namazlar kılınabilir. üç kere burma su vermek (istinşâk). abdestin sünnetlerinden bazılarıdır. en fazla iki kere yıkarız.

Abdest ve namaz için yeterli vakit olmalıdır.”128 Abdest ile ilgili İmâm Cafer Sâdık’dan (a.vb. 10. Abdest suyunun kabı altın veya gümüş olmamalıdır. kıyâmette bizlere nûr olacak.. Abdest alırken yıkanacak veya meshedilecek olan uzuvlar temiz olmalıdır. Abdest suyunun kabı da mübah olup.. suyun bedene ulaşmasına engel olacak her hangi bir şey bulunmamalıdır.) bir buyruk. Şirali Bayat: Caferi fıkhında namaz ve oruç: sh: 36. Haydar Kaya: Bektaşî İlmihâli: sh: 41-42. namaz ve niyazımızın anahtarı olan abdesti almış oluruz. gasbedilmiş olmamalıdır. 6. 2. 4.. 128 Tehzîb: c:1 sh: 357 129 İstibsâr: c:1 sh:67. 7... serinlemek ve benzeri amaçlarla alınmış olmamalıdır. 8. Su kullanmanın abdest alana bir zararı dokunmamalıdır. Yağ sürercesine ovarak yıkayınız. o zaman da yalnızca suyun değdiği yerleri temizlemiş olursun. Bedri Noyan: Bektaşilik. Tevfik Oytan: Bektaşiliğin içyüzü: c: 1 sh: 191. Su. 9. Ali İrfan: Alevi ve namaz: sh: 66.. bütün bedenini temizlemiş gibi olursun.s. Abdest suyu temiz olmalıdır. Alevîlik nedir?: sh: 237. Vücut üzerinde.. “Abdest almaya başladığında besmele çekersen. Tehzîb: c:1 sh: 358-359 127 . mutlak su olmalıdır. Abdest... Allâh rızâsı için alınmalı. gasbedilmiş olmamalıdır.127 Resûlullâh buyurdular. “Abdest alırken suyu yüzünüze çarpmayınız. 11.”129 ABDESTİN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI Ehl-i Beyt yoluna göre. abdestin sahîh ve geçerli olabilmesi için onbir şartın yerine getirilmesi gereklidir: 1. 3. Abdest alırken özürsüz-mazeretsiz başkalarından yardım alınmamalıdır.127 Ehl-i Beyt yolu öğretilerine uygun. Besmele çekmez isen. 5. Abdest suyu mübah olup.

çırpmak. kulağın duymayacağı bir şekilde uyumak. ●Kadınların kendilerine has halleri. çalmak. sarhoşluk ve baygınlık gibi aklın yitirildiği durumlar. sünnet ve güzel bir davranıştır. Yalan söylemek.a. vurmak. ●Delilik. ğıybet etmek. adanmış veya abdest almaya yemîn edilmiş ise. (haksız Ehl-i Beyt öğretilerinde cenâze namazı ölü için bir duâdır. îmân abdestidir. İkinci abdest ise. 3-Farz olan Kabe tavafını yapmak için. 130 . bozulursa yine almak mümkündür. Peygamberlerin @ ve diğer Masûm zâtların @ isimlerine dokundurabilmek için. Dolayısıyla. Abdesti bozan hallerle ilgili birkaç öğüt. Bir zât der ki. göz görmez ama kulak duyarsa abdest bozulmaz.) ve Ehl-i Beyt’in @ diğer kutlu sîmâlarından nakledilen hadîs-i şerîfler ve rivâyetlere göre abdesti bozan şeyler şunlardır: ●Bevl-idrar. 5-Bedeninden bir kısmını Kur’ân yazısına. ●Gusül abdesti almayı gerektiren haller. ●Yellenmek. 131 Ehl-i Sünnet mezheplerinden biri olan Şafi mezhebine göre nâmahreme dokunmak abdesti bozar. elin nâmahrem bir kadına dokunduğu zaman abdestin bozuluyor. bu namaz görüntülü duâda. ABDESTİ BOZAN ŞEYLER Enbiyâlar şâhından (s. ●Gözün görmeyeceği.131 tekrar abdest alıyorsun da.130 2-Abdest bozulmuşsa.128 HANGİ HALLERDE ABDEST ALMAK FARZDIR? Alevî İslâm İlmihâli 1-Cenâze namazı dışındaki namazlar için. unutulmuş olan secde ve teşehhütleri yerine getirmek için. ●Ğait-dışkı.a. “Ey kardeşim! Ne vakit uyanacaksın? Ey Şâfî mezhebine tâbî olan arkadaşım. Bilindiği anlamda bir namaz gibi değerlendirilmemektedir. 4-Abdest almak nezredilmiş. abdest almak farz değil. Hakk’ın rızâsı olmayan bir harama elini uzattığında neden abdestin bozulmuyor? Halbuki birinci abdest namaz abdestidir. Ancak.

Hanbelî mezhebine tâbî olan hak arkadaşlarım!. bâtını. Ya sen ve ben nebi değilken ve o kadar seneden beri yaptığımız binlerce on binlerce fenalıklarla îmân abdestimizi bozduğumuz halde. Fakat gider kan döker. nasıl abdestini tazeliyor ve yüce dîvâna varıyorsan.”133 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. 87. bir çok abdesti bozan şeyler ile namaz abdestimiz bozulduğunda onu tazeliyor ve fakat.e. Tekrar almak zorcadır. Mâlikî. Hanefi mezhebine tâbî olan bir kimsenin. yalnızca sıralanan bir kaç maddeden ibâret olduğunu mu sanmaktasın? Bir de bunun içi. bir yeri kanadığı veyahut iki yol denilen yerlerden su (idrar) ve gaz çıktığında gider abdestini tazeler.. zedeleyen haramlar ve kötülüklere düştüğünde de. denizlerin. nehirlerin suları kâfî gelmez. Nebî olduğu halde. abdesti bozan hallerin. af dilemez. kesin bir dönüşle yanlışlarına veda ederek tevbeye yönel ki. îmân abdestini bozan türlü hastalıklardan zerrece kaçınmıyoruz. kalb ve îmân abdestini bozan. Hakka bir kere rücû etmez. yıkamak kolaydır. 132 133 . Bizlerde mezhebimizce. yalvarmak aklımızdan geçti mi? Ey Hanefî mezhebine. 95 134 A. kalb yönü vardır. nâmûsumuz kirlendi mi temizlemek için dünyanın sabunları. katleder de zedelenen îmân abdestini tazelemeye lüzum görmez. “Burun kanaması. Yani nice yıllarda îmân abdestini tazeleyebildi.g. Zâhiren abdestin bozulduğunda.”134 El-Hâc Muzaffer Ozak: İrşâd: c:1 sh:99 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 37. bir defa olsun bu abdestimizi tazelemek için âh ederek ağlamak. Bir parça sabun ve bir miktar su ile bu yapılabilir. ona dokunması veya avret mahallini ellemesi ile abdesti bozulmaz.132” Sen! Ey Ehl-i Beyt’e uydum iddiasında olan arkadaş! Öğrenmiş bulunduğun. sâdıklar ve evliyâullâh ile birlikte olasın. Halbuki iffetimiz.129 Ehl-i Beyt yolu yere) öldürmek gibi Allâh’ın men ettiği şeylere yanaştınmı îman abdestin bozuldu demektir. îmânı kâmil olanlar. kan aldırmak ve benzeri bir şekilde kan akması ile abdest bozulmaz. “Bir kimsenin eşini öpmesi. Aynı sayfalar. necât bulasın! EHL-İ BEYT’İN HADÎS DERYÂSINDAN DAMLALAR İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. Vücudumuz kirlendiğinde onu temizlemek. Hazreti Adem @ elini bir kere Hak rızâsı olmayan bir yere uzattı diye nice yıllar tevbe ederek ağladı. İstibsâr: c:1 sh: 84. 86.

bozulmaz. GUSÜL-BOY ABDESTİ A. “Abdestli bir kimse tırnaklarını kesse veya saç-sakal tıraşı olsa yeniden abdest alması gerekir mi?” Buyurdular: “Hayır gerekmez. Furû-u Kâfî: c:3 sh: 36.”136 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. “Kusmakla abdest bozulur mu?” Buyurdular: “Hayır.g. “Abdest îmânın yarısıdır.”138 Özünü hakka dönenin abdesti kâmil olur. tükürük ve balgam mesâbesindedirler. Onlar. İstibsâr: c:1 sh: 83 137 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 39 138 Ebû Cafer Kuleynî: Furû-u Kâfî: c:3 sh: 72 135 136 . “Meziy veya vediy gelmesi ile abdest bozulmaz.e.130 Alevî İslâm İlmihâli İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. Aynı sayfalar.”135 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu.”137 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu.

herkesin kendi aklının sınırları içerisine hapsedebileceği kadar sığ bir din de değildir. Muhammed (s. “. Yüce Allâh kullarına zorluk ve meşakkat yüklememek için bu hallerde yalnızca abdest almalarını emretmiştir. Allâh sizin için kolaylık ister. İslâm’ın ilke ve prensipleri öncelikle Allâh’ın Kitâbı Kur’ân-ı Kerîm’den ve Kur’ân’ın yanılmaz öğreticileri olan Hz.cünüp iseniz temizlenin.. cünüplükte bütün beden bu halden etkilenmektedir. Sekizinci Râşid Halîfe İmâm Ali Rızâ @ boy abdesti ile ilgili bir sözünde şöyle buyuruyorlar. İslâm ümmetinin fertlerine bu konunun ehemmiyetini îzâh etmişlerdir.” [Maide (5): 6] buyurması ve bu temizliğin nasıl yapılacağının da Kâinâtın efendisi Hz. Bu. “. onları yaptıktan sonra gusletmek gerekmez. insanın dünyâ ve âhiret sâadetine bir vesîle olan bu temizlik de İslâm’ın emrettiği şekilde yerine getirilmelidir. bir tür bedenî temizliktir. iyi görüldüğü haller de vardır. bedeninde ve ruhsal durumu üzerinde oluşan kirlilik ve ağırlığın giderilmesi ve bedenen temiz. bedenin sadece cünüplüğe vesîle olan organının değil. Çünkü. İslâm.a. tamâmının yıkanması gerekir. Başta güzel Peygamberimiz @ olmak üzere.. Boy abdesti ile ilgili gerçekler de bu çerçevede anlaşılmalı. “İnsanın cünüp olduktan sonra gusletmesinin sebebi... İdrar ve dışkı. Allâh’ın Kitâbında. Dolayısıyla. rûhen de rahat ve huzur içerisinde olunmasının sağlanmasıdır. Allâh’ın. net ve doyurucu hükümler beyan ederek..a. meniden daha şiddetli necis oldukları halde. O’nun hak vârisleri olan Ehl-i Beyt İmâmları da @ gusül abdesti ile ilgili açık. akla aykırı bir din olmadığı gibi.. hem de bu iki halin insanda istek dışında ve çok sık olarak ortaya çıkmasından ötürüdür. Gusül abdesti almanın farz olduğu yerler olduğu gibi.” [Bakara (2): 185]”139 Ehl-i Beyt’in seçkin İmâmlarından İmâm Ali Rızâ @’nın da beyân ettikleri gibi. sünnet olduğu. 139 Men lâ yahduruhul fakîh: c:1 sh: 44 .. güçlük istemez. cünüplük ve benzeri hallerde boy abdesti almak Allâh’ın bir emri ve insanoğlunun faydasına bir uygulamadır.. Ki Allâh şöyle buyuruyor. kullarına hem rahmeti ve merhametinin bir gereği.) tarafından açıklanması ile emredilmiş.131 Ehl-i Beyt yolu Vücûdun tamamını bir güzel yıkayıp temizlemek manasına gelen gusül. Peygamber ile O’nun Oniki râşid halîfelerinden öğrenilir.

her konuda olduğu gibi. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in öğretilerinden habersiz câhil-cühelânın söz ve davranışlarına tâbî olmamalıdır. GUSLETMEYİ FARZ KILAN HALLER Farz olan gusüller yedidir: 1 .Ölü guslü. Maliki ve Hanbelilere göre de ölüyü yıkayan kimsenin gusletmesi müstehabtır. taharetleniniz. 3 . az veya çok olsun meni gelmesi ile o kimse cünüp olur. kim oldukları.. CENÂBET GUSLÜ İnsan iki şekilde cünüp olur: ●Meni gelmesi ile: Bir kimseden ister uyanık. önce Kur’ân-ı Kerim’i ve Peygamber efendimizin @ uygulamalarını kendine örnek almalı. 5 .. Ehl-i Beyt İmâmlarının (Oniki İmâm’lar) buyruklarına boyun eğmelidir.Hayız guslü. ister uykuda.Ölüye değme guslü. hakîkatten uzak düşmüş ve ne oldukları.” [Maide (5): 6] âyetinde sözü edilen “taharetleniniz” ifâdesi bütün Müslüman’ların ortak görüşüne (icmâsına) göre gusüldür. 4 . isterse istemeyerek. ister isteyerek. Tehzîb: c: 1 sh: 103 Şafi.Eğer cünüp iseniz. bu konuda da.Nezîr.. nasıl ve hangi ölçülere göre yaşadıkları belli olmayan.İstihâze guslü. Ehl-i Beyt erkânına bağlı bir Müslüman. boy abdestidir.Nifâs (lohusalık) guslü.140 Öyle ise.. 2 .Cenâbet guslü. Haktan.132 Alevî İslâm İlmihâli “. 7 .141 6 . yemîn ve benzeri sebeplerle farz olan gusüller. Vehbe Zuhaylı: İslâm fıkhı anskp: c:1 sh: 292 140 141 .

Hasta ve kadınlarda ise meninin fışkırması. Diğer mescitlerde sebepsiz ve mazeretsiz olarak oturması. sünnet yeri kadar veya daha fazlası dâhil olmak şartıyla cinsî münâsebette bulunursa meni gelmemiş bile olsa cünüp olur ve her iki tarafında boy abdesti alması farzdır. ●Necm Sûresi. Mescidü’l Harâm’a ve Peygamberimizin @ mescidine (bir kapıdan girip diğerinden çıkılsa bile) girmesi. ancak uyandığında bedeninde veya elbisesinde meni lekesini andırır bir lekenin varlığını müşahede etmiş ise. CÜNÜP OLAN BİR KİMSEYE YAPILMASI HARÂM OLAN ŞEYLER: 1. içmek. Bir kimse uykuda iken kendisinden bir sıvı geldiğini hissetmemiş. Bu sûreler şunlardır: ●Secde Sûresi. Yalnızca şehvetle gelmesi veya bedenin gevşemesi yeterlidir. ●Alak Sûresi. farz olan tilâvet secdesi bulunan bir sûreyi okuması. Cünüp olan kimsenin bu surelerden bir harf bile okuması harâmdır. 3. cünüp olduğuna hükmeder ve boy abdesti alması gerekir. ●Fussilet Sûresi. şehvetle gelmesi ve bedenin gevşemesi gibi üç şart aranmaz. Peygamberlerin @ ve diğer Masumların @ isimlerine değdirmesi. o sıvı bedenden fışkırarak gelmeli. en azından mazmaza ve istinşâk yapmadan yiyip. ●Farz secdeleri olmayan sûrelerden yedi âyetten fazla okumak. İçerisinde. 2.133 Ehl-i Beyt yolu İnsandan gelen sıvının meni olarak kabul edilmesi için. ●Cinsî münâsebet ile: Bir kimse. Bedeninden her hangi bir yerini Kur’ân’ın yazısına (velev ki bir harfine bile olsa). mescide bir şey bırakması. sıvı geldikten sonra bedende bir gevşeme hissedilmelidir. şehvetle gelmeli. . CÜNÜP OLAN KİMSEYE MEKRÛH OLAN ŞEYLERDEN BAZILARI: ●Abdest almadan ya da. 4. Allâh’ın ismine.

havuz ve benzeri bir yerde yavaşyavaş veya bir anda suya girmesidir.134 Alevî İslâm İlmihâli ●Bedenin her hangi bir yerini Kur’ân’ın cildine veya sayfalarına. 2-Kuru bir yer kalmayacak şekilde bütün bedeni yıkamak. 1. CÜNÜB OLAN BİR KİMSE. sonra da sol tarafını yıkamak suretiyle bütün bedeni yıkamak. ya da hac ve umre için ihrâma giren kimse irtimâsî gusül alamaz. irtimâsî gusül niyetiyle bedeninin tamamının suyun içine gireceği bir şekilde. TERTÎBÎ GUSLÜN FARZLARI. ●Kına ve benzeri bir şeyle boyanmak. ●Uykuda cünüp olduktan sonra. İrtimâsî gusül: Bir kimsenin. ●Üzerinde Kur’ân bulundurmak. GUSLÜN BAZI SÜNNETLERİ: . ●Ramazân orucu ve onun kaza olan orucunu tutabilmek için. GUSÜL İKİ ŞEKİLDE ALINABİLİR. Bu şekilde alınan irtimâsî gusülde de bedenden her hangi bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilmelidir. yazılarının arasına değdirmek. sonra vücudun sağ tarafını. tertîp ve sıraya uygun bir şekilde yıkanılarak boy abdesti almaktır. ●Namaz kılabilmek için. Farz bir orucu tutma durumunda olan. Guslün farzları üçtür. ●Kabe’yi farz olan tavafı yapabilmek için. ●Abdest almadan uyumak. 3-Tertîbe riâyet etmek: Yani önce baş ve boyunu. mutlak surette gusül abdestini almış olmalıdır. 1-Niyet etmek. 2. gusletmeden cinsel ilişkide bulunmak. Tertîbî Gusül: Banyo ve benzeri bir yerde bedenin kuru bir yeri kalmamak üzere.

5. Tehzîb: c1 sh: 138 . idrârını yapmadan boy abdesti alır. “Abdest ve gusülde mazmaza ve istinşâk farz değil sünnet bir ameldir. (yani fercinde meni-ıslaklık gelirse) gusletmesi gerekir. “Kadın boy abdestini yenilemez. yağ sürer gibi dökünüz. erkekler gibi rüyâ görerek ihtilâm olursa.” (İsraf etmeyiniz. “Bir erkek cünüp olduktan sonra. erkeğe âit bir sıvıdır.Gusüle başlamadan önce elleri yıkamak. “Boy abdestini yeniler.Suyu isrâf etmeden kullanmak. kimin de kendine isyân ettiğini zâhir eder. boy abdesti aldıktan sonra ondan meni gelirse ne yapmalıdır?” Buyurdular.” Soruldu ki: “Kadın. Şayet ıslaklık gelmezse gusletmesi gerekmez.”142 Hak erenlerinin önderi İmâm Cafer Sâdık @’a soruldu. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 47. kadından gelen.135 Ehl-i Beyt yolu 1. yani bu amellerinizi sırf bedenî bir temizlikmiş gibi algılama durumuna düşmeyiniz.İstinşâk (buruna su vermek).”143 İmâm Hasan Askerî @ buyurdular.)145 142 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 48. İstibsâr: c: 1 sh: 118 145 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 21. Dolayısıyla. abdest ve gusülde suyu. İstibsâr: c: 1 sh: 108 143 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 49. Şunu biliniz ki. mümini hiç bir şey necis etmez. “Bir kadın. Tehzîb: c: 1 sh: 143. Gusletmeden önce idrar yapmak. Çünkü. GUSÜL İLE İLGİLİ. harcayınız. Allâh onlarla kimin kendisine itaat ettiğini. “Abdest ve gusül. Men lâ yahduruhul fakîh: c. İstibsâr: c: 1 sh: 118 144 Tehzîb: c: 1 sh: 131. 6. 3. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 48.1 sh: 25. EHL-İ BEYT İMÂMLARINDAN BİR SÖZ DEMETİ Aşk yolunun serveri İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.”144 Nûr güneşinin Işığı İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdu. Tehzîb: c: 1 sh: 124. daha sonra da kendisinden meni gelirse ne yapması gerekir?” İmâm buyurdular. 148. 2. kendine âit olan bir sıvı değil. İdrardan sonra istibrâ yapmak. sınırlarını Allâh’ın belirlediği bir ameldir ki.Mazmaza yapmak (ağıza su verip çalkamak). 4.

Vücudumuzun hiç bir yerinde kuru alan kalmadığında. pislik varsa onu yıkar. siyaha çalan veya koyu kırmızımsı bir renkte olur ve baskıyla-hızlı bir akıntıyla dışarı çıkar. başımızın her hangi bir yerinde kuru yer kalmadığına kanaat getirdiğimizde. genellikle her ay. daha sonra başımızı ve boynumuzu bir güzel yıkamaya başlarız. kadınları bedenen ve bir kısmını da psikolojik olarak etkileyen bu geçici hallerde bir takım ibâdetleri yerine getirmekten muaf tutmuşlar ve onlara merhamet ile muâmele etmişlerdir. gerek yüce Allâh. Ancak. de denilir. Âdet görmek.” der. Aksi halde boy abdesti geçersiz olur. Daha önce de belirttiğimiz gibi. Âdet gören bir kadın bu halinden dolayı. Boy abdesti alınırken herkes Allâh’a bağlılığı ve sevgisi nisbetinde içinden geldiği şekilde (Özellikle Ehl-i Beyt’ten nakledilen duâlar olması daha uygundur. Allâh’ın yaratılış fıtratına uygun yapıda bir kul olarak görülür. bir hanım için tabîi ve normal bir durumdur. sırasıyla vücûdumuzun sağ tarafını. Ellerimizin temizliğinden sonra. Allâh’ın adını anar. önce boy abdesti alacağımız mekan yahut vücûdumuzun her hangi bir yerinde necaset. omuzlardan ayaklara kadar güzelce yıkarız.136 Âdâbına uygun olarak nasıl boy abdesti alırız? Alevî İslâm İlmihâli “Bismillâhirrahmânirrahîm. bir kaç günlüğüne. Bu durumda olan kadına. sünnet olarak ağzımıza ve burnumuza su verir. aybaşı olmak. HAYIZ GUSLÜ Hayız. Bu arada “Yâ Rabbi! Senin rızân için boy abdesti alarak kalben ve bedenen temizlenmeyi istiyorum. gerekse O’nun sevgili Elçisi Peygamberimiz (s. Bu hâl Allâhu Teâlâ’nın insanlığın bir yarısını oluşturan kadınlar için Havvâ annemizden @ beri takdir ettiği bir yazgı ve tekvîni bir kaderdir. âdet görmek.) Rabbine hamd ve duâlar edebilir. kan gelmesidir.). Bu durum. belli bir yaşa kadar.” diyerek. Kadınların rahminden. Kadınlar boy abdesti alırken saçları toplu bir halde ise. niyet ederiz. Sonra.a. suyun deriye ulaşması gerekir. “hayızlı kadın” denir. Sol tarafı da aynı şekilde yıkarız.a. Hayız kanı. dil ile de ifâde edilmesi en güzel olanıdır. çoğunlukla koyu kıvamda bir sıvı. niyetin kalb ile yapılması yeterli olmakla birlikte. sıcak. saçlarını açmak mecbûriyetinde değildirler. regl olmak vs. Ancak. gideririz. kadınların Allâh ve Resûlü @ katındaki . Hayız olmaya. yıkandığımız yerden ayrılmak üzere ayaklarımızı tertemiz kılar ve böylece boy abdestimizi tamamlamış oluruz. dînen ayıplanıp kınanmadığı veya pis kabul edilip dışlanmadığı gibi.

Bir kadın üç günden az kan görür ve pâk olur. Hamile bir kadının veya çocuğuna süt veren bir kadının hayız olması mümkündür. menopoza girebilirler. lohusalık kanı mı olduğundan şüphe edilirse.137 Ehl-i Beyt yolu değerlerinin düşüklüğüne değil. evvelki gördüğü kan hayızdan sayılmaz. sonra da üç gün veya daha fazla kan görürse ikinci kan hayız kanıdır. kan hayız kanı şartlarını taşıyorsa hayız kanı kabûl edilir. peş peşe üç gün hayız kanı görür sonra kan kesilirse. Âdet müddetinin en azı 3 (üç) gün. o halleriyle Allâh’a itaat içerisinde olduklarından. hayız kanı mı. Bir kan görülürde. O kanın bir hastalıktan dolayı geldiği kabûl edilir. Kadınların bir kısmı belirtilen yaşlara gelmeden de âdet kanları kesilebilir. Bu yaştan önce kanama olduğu takdirde o hayız kanı kabûl edilmez. sonra tekrar kan görür ve kan gördüğü günlerle aradaki temiz olduğu günlerin toplamı on günden fazla olmazsa. iki gün kan görülür. bilakis onlara ne kadar yüksek derece ve mertebelerin verildiğinin delîlidir. hayız kanı (âdet kanı) denilmez. Genç kızın âdet görmesi ile birlikte “ergenlik çağı” başlamış olur. diğer kadınlar da 50 (elli) yaşlarına kadar hayız görebilirler. Zîrâ aybaşı denilen hallerde kadınlar bir takım ibâdetlerini yapmamakla günaha girmiş olmadıkları gibi. . aradaki pâk olduğu günler de hayız günlerinden sayılır. bir gün temiz olunur ve yine bir gün kan görülürse o kanlar hayız kanı değildir. Üç günden az. kendilerine verilen sevap ve mükâfâtı eksiksiz olarak almaya devam etmektedirler.. ÂDETİN BAŞLANGICI VE MÜDDETİ Bir genç kızda âdet hâli en erken 9 (dokuz) yaşında başlar. Meselâ. Kureyş soyundan olan kadınlar 60 (altmış) yaşına kadar. Bu yaştan sonra görülen kana. on günden de fazla görülen kan hayız kanı kabûl edilmez. Hayızın ilk üç günü peş peşe olmalıdır. Bir kadın. en çoğu 10 (on) gündür.

Kadının hayızlı olduğu zamanlar kılmadığı günlük namazların kazâsı yapılmaz. en iyisi gusül yaptıktan sonra ilişkiye girmektir. Bir kadın. 146 Hanefiler de bu görüştedirler: Vehbe Zuhayli: İslâm fıkhı ansklp: c:1 sh: 312 . Kadın. Kadın hayız kanından kurtulduktan sonra gusül etmemiş bile olsa onunla cinsel ilişkiye girilebilir.Meni gelmese dâhî sünnet mahalli yada daha azının dâhil olacağı şekilde eşiyle ilişkiye girmesi. Bu fiil erkeğe de harâmdır. kadının sözüne itibâr edilir. hayızlı olduğunu veya hayızdan temizlendiğini beyân ettiğinde sözü geçerlidir. duâ ve Peygamberle @ Ehl-i Beyt’e @ salavât ile meşgul olması müstehâb-iyi bir davranıştır. Hayızlı bir kadını boşamak geçersizdir. hiç olmazsa Allâh’tan af ve bağışlanma dilemelidir. Buna karşılık. kefâret olarak fakirlere sadaka vermeli. namaz vakti girer girmez namazını geciktirmeden kılmalıdır. gusül veya teyemmümle yerine getirilmesi gereken ibâdetler. Tutamamış olduğu farz orucun ise kazâsı gerekir. Şayet üç gün görmez ise.138 Alevî İslâm İlmihâli HAYIZLI BİR BAYANIN YAPMASI HARÂM OLAN ŞEYLER: 1. 2.146 Ancak.Abdest. namaz vaktinde kendini kandan temizlemesi. hayız kanı özelliği taşıyan kan görür ve onun üç gün süreceğini kuvvetle tahmin ederse o zaman zarfındaki yapması gereken ibâdetlerini terk etmelidir. o takdirde yerine getiremediği ibâdetlerin kazasını yapmalıdır. Farz ve sünnet namazlarının kılınması. Erkek. hayız bezini değiştirmesi. hayızlı olan eşiyle cimâ yaparsa (cinsel ilişkiye girerse). Hayızlı hanımın. gibi. ayrıca araştırma yapılmaz.Cünüp olan bir kimsenin yapması harâm olan şeylerin tümü. abdest alarak kıbleye yönelip zikir. Yakın vakitte hayız olacağını bilen bir hanım. Ramazân-ı Şerîf orucunun tutulması vs. Hayız ile ilgili bazı hükümler. 3. Bile bile geciktirir de o arada hayız olursa kılamadığı namazı kazâ etmelidir. harâm işlenmiş olur.

Tehzîb :c:1 sh: 110. “Orucu bozulmuş olur ki yiyip. Muhammed buyurdular. “Bir kadın Ramazan ayında oruçlu iken güneş batmadan önce adet görürse ne yapmalıdır?” Buyurdular. hamileliğinde de önceki aylarda gördüğü gibi hayız olursa namazlarını terk eder mi? İmâm @ buyurdular. hayızlı hanımıyla cinsel ilişkide bulunur da cüzzam vb. Ancak. Nifas hâli kanın görülmesiyle belli olur. Hayız guslü. İstibsâr: c: 1 sh: 138 149 Tehzîb: c: 1 sh: 153. “Evet.”150 NİFÂS-LOHUSALIK GUSLÜ Nifâs. “Bir sakıncası yoktur.139 Ehl-i Beyt yolu Hayız guslü nasıl alınır? Hayızlı bir kadının kandan temizlendikten sonra ibâdetlerini yerine getirebilmesi için gusletmesi farzdır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 52 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 97.”149 İmâm Mûsâ Kâzım @’a soruldu. bir hastalığa yakalanmış çocuğu olursa. Doğumdan sonra rahimden kan gelmesine denir. “Bir kadın hamile kalır. Ancak. cünüplükten temizlenme guslü gibi alınır. namaz kılınabilmesi için gusülden önce veya sonra ayrıca namaz abdesti de alınmalıdır. “Hayızlı bir kadın. Eğer kadın doğumdan sonra kan görmezse lohusa sayılmaz. gusül yaptıktan sonra cimâ etmek bana daha sevimli geliyor. içebilir. gusül abdesti almadan kocası ile ilişkiye girebilir mi?” İmâm @ buyurdular. İstibsâr: c:1 sh: 136 147 148 . kandan temizlendikten sonra.”148 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. o kişi kendinden başka kimseyi kınamasın!”147 Sâdıkların imâmı İmâm Cafer Sâdık @’a soruldu. HAYIZ VE HAYIZ HÜKÜMLERİ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER Ehl-i Beyt’in atası Hz. “Kim. İstibsâr: c:1 sh: 145 150 Tehzîb: c: 1 sh: 167. Böyle bir durumda namaz kılmaz.

kadından kadına farklı lohusalık hâli ortaya çıkabilmektedir. Ancak lohusalık kanı 10 (on) günden fazla olamaz. bir müddet temiz kalınır. Karı-koca arasındaki yakınlıkta bu çerçevede değerlendirilmelidir. kadından çıkan her türlü kan istihâze kanıdır. İSTİHÂZE GUSLÜ Hayız ve lohusalık kanı hâricinde. Tehzîb: c: 1. 151 Ehl-i Beyt yolu hadis kaynaklarında lohusalık halinin on gün. Doğum veya düşükte çocuğun yaratılışının tamamlanmış olması gerekmez. Doğumdan hemen sonra kan görülür. sonra doğumdan itibâren ilk on gün içerisinde yine kan görürse iki kan görme zamanı ve arasındaki günler lohusalıktan sayılır. bir gün vs. Bir kadın hiç kan görmediği zaman lohusa kabûl edilmediği gibi. de kan görebilir. içerde kalsaydı “insan olurdu” denilecek durumda idiyse. sh: 174-177. Şayet on günü geçerse. Lohusalık halinden temizlenen bir kadın. on (10) günden fazla gelen kan ve lohusa bir kadından on (10) günden sonra görülen kan istihâze kanıdır. bu halde de gelen kan nifâs-lohusalık kanı sayılır. Alevî İslâm İlmihâli Lohusalık müddetinde alt sınır yoktur. Ehl-i Beyt yoluna bağlı kadınlar bu rivâyetleri de gözönünde bulundurarak kendi hal ve hareketlerine yön verirler. fakat. . Durumları uygun olanlar on günü ölçü alır. Rahimden gelen düşük. Hayızlı bir kadına neler farz ve neler harâm ise lohusa için de aynı hükümler geçerlidir. Yani. hayızdan temizlenen kadın gibi. kanama devâm ederse istihâze hükümlerine göre amel ederler. kanı gördüğü andan itibâren lohusa sayılır. hatta kırk güne kadar olabileceğine dâir rivâyetler de mevcuttur. onsekiz-yirmi gün. durumu uygun düşmeyenler ise diğer belirtilen süreleri ölçü alarak davranırlar. Anlaşılan odur ki. buluğ çağına ermiş bir bayandan üç (3) günden az. 151 Kadın doğumdan hemen sonra kan görmez. boy abdestini ve namaz abdestini alarak ibâdetlerini yerine getirmeye başlar. gelen kanın başka sebep ve hastalıklardan geldiği (istihâze kanı olduğu) kabûl edilir.153 vb. İstibsâr: c: 1 sh: 152. Bakınız: Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 98.140 Lohusalık müddeti ve hükümleri. bölgeden bölgeye. bir an. iklimden iklime. Hâli. ilk on gün içerisinde kan görürse. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 55. Bulûğ çağına ermemiş bir kızın fercinden gelen kan.

Bayanlarda hayız ve istihâze kanının dışında fercde oluşan bir takım akıntılar olur ise. kılacağı namaz için de abdest alması gerekir. dokunma vs. Orta veya çok istihâze kanı gelen bir kadın ise. öbür tarafından da görülen. fercinin dâhiline koyduğu pamuğa iyice işlemeyen ve pamuğun diğer tarafından görülmeyen kandır. Şehvet. dışa konulan beze. Mümkün ise kullanılan bez değiştirilerek temiz bir bez konulmalı abdest alınarak namaza durulmalıdır. gerekli temizlikleri yaptıktan sonra kılacağı namazlar için gusletmeli ve ayrıca da abdest almalıdır. sıcak.141 Ehl-i Beyt yolu İstihâze kanı genellikle sarı renkli ve soğuk olur. öylesi durumlar vâkî olduğun da takvâ gereği yeniden abdest alınması faziletlidir. gusül etmediği müddetçe kocası ile cinsel ilişkiye girmesi helâl değildir. mendile ve benzeri şeylere kadar işleyen-akan kandır. abdesti ve guslü bozmaz. basınçlı ve yakıcı da olabilir. Mekke ve Medine mescitlerine girmenin. Ancak. Az istihâze kanı gelen bir kadının. İstihâze kanı kesilen bir kadın da derhal temizlenir. farz secdesi olan sûreleri okumanın istihâzeli kadın için bir sakıncası yoktur. . Boy abdestini gerektirmediği gibi namaz abdestini de bozmaz. hayal kuşunun daldan dala konması. İstihâzesi orta veya çok olan bir kadının. ● Orta istihâze kanı: Ferce konulan pamuğa işleyen. pamuğunu değiştirmesi veya yıkaması. Ancak. Kadının fercinin içinde kalan ve dışarı akmayan istihâze kanı. ● Çok istihâze kanı: Pamuktan geçerek. İstihâzesi ile ilgili abdestini veya gusül ile birlikte abdestini alarak namazlarını kılmalıdır. Kendiliğinden ve yakıcılığı olmaksızın çıkar ve koyu da olmaz. İstihâze üç kısma ayrılır: ● Az istihâze kanı: Kadının. ancak kanı önlemek için fercin dışına konulan mendile akmayan kandır. diğer mescitlerde durmanın. bazen siyaha çalan koyu kırmızı renkte. İstihâzeli kadın ile ilgili bazı hükümler. bu akıntılardan bez kullanarak korunulmaya çalışılmalıdır. gibi sebeplerden oluşan akıntılar ise meni hükmünde değildir.

cenâzenin kefenlenmesi.Kâfur ile karışık suyla. Ölüye dokunma guslünü. Bu guslü alan kimse.Sidr ile karışık suyla.142 ÖLÜYE DEĞME GUSLÜ Alevî İslâm İlmihâli Bir insan. ÖLÜYE VERİLEN GUSÜL Ölüm döşeğinde olan bir Müslüman’a karşı vazîfelerimiz olduğu gibi. . Bir kaç ölüye dokunulduğunda veya bir ölüye birden çok dokunulduğunda bir gusül yeterlidir.Hâlis-saf su ile. Öyle ki bir kimsenin tırnağı bile. namaz kılabilmek için ayrıca da abdest almalıdır. ölüye gusül verilmesi. Bu görevlerimizden en başta gelenleri ise. Bu vazîfeleri yerine getirmek farz-ı kifâye olup.ölüye dokunma guslü alması gerekir. ölü için bir nevi dua olan cenâze namazının kılınması ve ölünün defnidir. Çocuğun cenâzesine. Ölüye değdikten sonra gusletmemiş olan bir kimsenin. değse yine ölüye değme guslü almalıdır. Cenâzeye üç gusül verilmesi farzdır: 1 . 3 . bir kısım Müslüman’ların bunları yapması ile sorumluluk diğer Müslüman’ların üzerinden kalkar. Ancak namaz ve benzeri ibâdetler için gusledip ayrıca da abdest almalıdır. 2 . soğumuş yada gusül verilmemiş bir ölünün tırnağına veya kemiğine vs. mescitte durmasında. dört ayını doldurmuş ve düşük olmuş bir çocuğa dâhi dokunulduğunda Ehl-i Beyt yoluna göre ölüye dokunma guslü alınmalıdır. ölmüş bir kimsenin soğumuş veya gusül verilmemiş bedenine dokunursa -ister uykuda. ister uyanık. ölmüş olan bir Müslüman kardeşimize karşı da yerine getirmemiz gereken bir takım görevlerimiz vardır. eşi ile cinsel ilişkiye girmesinde. cünüplükten temizlenme guslü gibi yerine getirmek gerekir. içinde farz secde bulunan sûreleri okumasında sakınca yoktur. hattâ. isteyerek veya istemeyerek dokunmuş olsun.

Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 94 154 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 164. çalınmış vs. Allâh (c. bir beze sarılarak defnedilir. c: 4 sh: 292 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 160. sıkıntı ve zorluktur.”153 İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdu. koca da karısına gusül verebilir. Dört aylıktan küçük ise gusledilmesi farz değildir. Düşük yapılmış çocuk dört aylık veya daha büyükse gusledilmelidir. kaç yaşına kadar olan erkek çocuğunu yıkayabilirler?” İmâm @ buyurdular.) buyurdular. gasbedilmiş.”154 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 112.”152 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. Cenâzeyi yıkayan kimsenin mümkün mertebe Müslüman olması. mümin için bir rahmet ve rahatlık. gusül meselelerini bilmesi ve buluğ çağına ermiş olması gerekir. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 80. o ölünün küçük günahlarını bağışlar. kâfir içinse bir üzüntü. Ölü guslü ile ilgili bazı hükümler. olursa o durumlarda yalnızca temiz su ile üç guslün verilmesi farzdır. cünüplükten temizlenme guslü gibidir. Bir çocuğa karşı bu vazîfelerin yerine getirilmesi için anababasının ikisininde yada en azından birisinin Müslüman olması gerekir.a. kefenlenme ve İslâm usullerine göre defni câiz (dine uygun) değildir. “Âni ölüm. akıllı olması. Kâfirin ve kâfir çocuğunun gusül. Cenâze guslü. erkek de kadını guslettiremez.a. Kadın erkeği. “Üç yaşına kadar yıkayabilirler. Müslüman çocuğun guslü zinâdan doğmuş bile olsa farzdır. Oniki İmâm’ın Velâyet ve İmâmetine inanması yada en azından onlara düşman olmayan biri olması. Cenâze yıkamak için su bulunmaz veya suyu kullanmanın sakıncası olursa cenâzeye gusül yerine teyemmüm verilmelidir ÖLÜM VE ÖLÜ GUSLÜ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER İmâmlar İmâmı Resûlullâh (s.c. Ancak. kadın kocasına.). mümin kardeşini öldükten sonra yıkar ve yıkarken de Allâh’tan kardeşi için af-bağışlanma dilerse. “Kadınlar. kâfur bulunmaz ya da bulunur ancak. “Bir mümin.143 Ehl-i Beyt yolu Suya karıştırılmak için sidr. Cenâzeyi yıkayan kimse Allâh rızâsı için yıkamalıdır. talep etmek harâmdır. El-Fakîh: c: 1 sh: 85 152 153 . Yaptırılan gusle karşılık ücret almak.

”155 NEZİR VE YEMÎN GİBİ SEBEBLERLE FARZ OLAN GUSÜL Bir kimse.Zilhicce ayının sekizinci ve dokuzuncu günlerinin guslü. gecenin tamamıdır.7. “Ölü guslü olarak bir gusül verilmesi yeterlidir.Resûlullâh’ın peygamberlik görevi ile görevlendirildiği gün olan. arefe gününün güneş batmasından. “Cünüp olarak ölen bir kimse nasıl yıkanır?”İmâm buyurdular.Mübarek Ramazân-ı Şerîf ayının ilk gecesi ve yirmibirinci gecesine kadar ki tek geceler (3.5. 4.Cuma guslü: Cuma günü sabah ezanından. Hıristiyanlarla lanetleşmeye çağrıldığı gün olan (Mübâhele günü) Zilhicce ayının yirmidördüncü gününün guslü. bayram gününün sabah ezânına kadar ki zamandır. ahdederse. kendi kendine boy abdesti almayı nezreder. Bunlardan en önemlileri ve çokça tavsiye edilenleri ise şunlardır: 1. 5. Receb ayının yirmiyedinci gününün guslü. SÜNNET OLAN GUSÜLLERDEN BAZILARI Peygamber efendimizden @ ve Ehl-i Beyt İmâmlarından @ nakledilen güvenilir rivâyetlere göre bir çok sünnet gusül vardır.vs. on beşinci ve son gününün guslü.İmâm Ali’nin Peygamber efendimiz @ tarafından müminlere Velî olarak atandığı gün olan “Ğadîr-i Hum Bayramı” gününün guslü. 2.Receb ayının birinci.Ehl-i Beyt-i Mustafâ’nın. 6. o kimsenin verdiği sözü yerine getirerek boy abdestini alması farzdır. 155 İstibsâr: c: 1 sh: 194 . 7. 8. öğle ezânına kadar ki zaman içerisinde yerine getirilmesi iyidir. (Onsekiz zilhicce) 9.Ramazan ve Kurban bayramı guslü: Bu guslün yapılma zamanı ise.144 Alevî İslâm İlmihâli @ İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. 3. geceleri gibi. sabah ezanından güneş batıncaya kadar ki zamandır.) ve yirmibirinci geceden sonraki bütün gecelerdeki gusül: Bu guslün yapılma zamanı ise.Ramazan bayramı gecesinin guslü: Bu guslün vakti.

Hakk’a uyandır. 12. atalara uyan değil. namaz ve benzeri. sünnet ve müstehâb olarak almış olduğu bir gusül ile.İdam edilmiş bir kimseyi.Bedeninden bir yeri. 16. Bunlardan başka daha bir çok sünnet ve müstehâb olan gusüller vardır ki. Mescidül Harâm’a. Rebîulevvel ayının dokuzuncu gününün guslü. mecbûren ya da tesâdüfen değil de özellikle görmeye giden ve gören kimsenin guslü.f. 14. Alevî.Efendiler efendisi Hazreti Peygamberin @ doğum günü olan onyedi Rebîulevvel gününün guslü. 13. kıymetli eserlerinde beyan edilmiştir. gusül verilmiş bir ölünün bedenine değen kimsenin guslü. farz olan bir ibâdeti yerine getiremez.Mekke ve Medîne şehirlerine.145 Ehl-i Beyt yolu 10. Mescid-i Nebî’ye ve bütün Ehl-i Beyt’in pâk kabirlerini.Nevruz bayramı gününün guslü. TEYEMMÜM . onlar ayrıntılı olarak Ehl-i Beyt yoluna bağlı âlimlerin daha geniş ve hacimli. Ayrıca abdest alması gerekir. 11.İmâm Mehdî (a. 15. Bir kimse.Yeni doğmuş bir çocuğa verilen gusül. Zilkade ayının yirmibeşinci gününün gusülleri.)’nin doğum günü olan Şaban ayının onbeşinci günü guslü. haremlerini uzaktan ya da yakından ziyâret etmek amacıyla yola çıkıldığında da gusletmek müstehâb (iyi bir davranış olarak) görülmüştür.

Yüzlerinize ve ellerinize ondan (topraktan) sürünüz. Allâh’ın rızâsına ulaşmaktır. Bir kimsenin teyemmüm edebilmesi için bir takım şartlar vardır. hırsızlık.. 5-Beden ve elbisesi necis olan bir kimsenin az miktarda suyu olur ve onunla abdest veya gusül aldığı takdirde. bir Müslüman’ın bazı hal ve durumlarda. bunlara uymaktaki asıl gâye. Teyemmüm olayı da bu açıdan ele alınmalı. canavar korkusu ve benzeri sebeplerden dolayı suya ulaşılamadığında teyemmüm yapılır. su ile beden ve elbisesini yıkar. Çöl. yapılan amel temizlikten daha ziyâde.) . 6-Kullanacak su veya su kabının harâm olması halinde teyemmüm edilir. Ancak. toprak ile yapmış olduğu temizlik ve almış olduğu abdeste “teyemmüm abdesti ” adı verilir. Şimdi bunları açıklamaya çalışalım. dört tarafa iki ok atımı mesâfede suyu aramalı.. Namaz vaktinin dar olması durumunda ise vakit geçirilmemeli. hasta ise hastalığın şiddetlenip tedavinin güçleşeceği ve benzeri endişe ve korkuların bulunması halinde teyemmüm yapılır. Nisa (4): 43] âyeti gereğince. 2-Su bulunur. 4-Su kullanıldığı takdirde.. ümidini kesinceye kadar suyu aramalıdır. Yerleşim alanında ise. Allâh’ın emirlerine bağlı kalmış olmak şeklinde anlaşılmalıdır. susuzluktan dolayı bir insanın ya da bir hayvanın ölümüne sebep olunacaksa teyemmüm edilir. beden ve elbisesini yıkamaya suyu kalmayacak ise. 3-Su kullanıldığı takdirde hasta olunacağından. bulunulan yer engebeli. İslâm’daki emir ve yasakların maddî ve manevî bir çok faydalarının olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. fakat ihtiyarlık.su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm ediniz. veya suyu kullanacağı kap altın ise vb.” [Maide (5): 6. derhal teyemmüm edilmelidir. kendisi teyemmüm eder. dağ ve benzeri yerlerde. (Meselâ. Bir kimse bulunduğu yer itibâriyle önce suyu arayıp bulmaya çalışmalıdır. bulunulan yer düz ve engebesiz ise.146 Alevî İslâm İlmihâli “. HANGİ HALLERDE TEYEMMÜM YAPILMALIDIR? Aşağıda sayılan yedi yer ve halde teyemmüm yapılır: 1-Abdest veya gusüle yetecek miktarda su bulunamadığında. su veya kap ğasbedilmiş olsa.. ormanlık veya meşakkatli bir alan ise dört tarafa bir ok atımı mesâfede su aramalıdır.

Adı geçen şeylerin bulunmaması halinde elbise veya yaygı-halı-kilim üzerindeki toz ile de teyemmüm yapılabilir. teyemmümün abdest yerine mi. abdest karşılığı alınan teyemmümü. taş. Bileklerden parmak uçlarına doğru mesh verilirken. 2-İki elinin içini. TEYEMMÜM NELERLE YAPILIR? Toprak. Teyemmüm yapmayı gerekli kılan haller ortadan kalktığı anda derhal abdest veya gerekiyorsa gusül yerine getirilmelidir. 3-İki elinin içini. 4-Sol elin içini. kireç taşı. çakıl. sağ elin üzerine bileklere kadar çekmek. Bu da mümkün olmadığı takdirde çamura teyemmüm yapılabilir. .147 Ehl-i Beyt yolu 7-Abdest veya gusül alındığında. TEYEMMÜM NASIL YAPILIR VE FARZLARI NELERDİR? Teyemmümün farzları dörttür: 1-Niyet. guslü bozan şeyler de gusül karşılığı yapılan teyemmümü bozar. üzerine teyemmüm yapılması uygun olan bir şeye vurmak. alnı ve ellerinin içini yukarıdan aşağıya doğru meshetmek gerekir. testi. Teyemmüm yapılırken bütün ameller birbiri peşi sıra yapılmalıdır. Mesh verirken. Arada teyemmüm yapılmadığına inanılacak kadar bir fasıla-zaman aralığı bırakılmamalıdır. Teyemmüm ile ilgili bazı hükümler. mermer taşı ve benzerleri üzerine temiz oldukları takdirde teyemmüm yapılabilir. farz olan namazın tamâmı veya bir kısmının vakti geçirilecekse teyemmüm edilmelidir. sonra da sağ elin içini aynı şekilde sol elin üzerine (avuç içine değil) bileklere kadar çekmek. Niyet edilirken. gusül yerine mi ya da hangi tür bir gusül yerine yapıldığı belirtilmelidir. parmak aralarına da mesh vermek gerekmez. tuğla. alçı taşı. Abdesti bozan şeyler. alnın üst tarafından kaşların ve burnun üzerine kadar çekmek.

bir vuruşla ellerimizi vurduktan sonra saçın bitim yerinden itibaren alına. Meselâ. Yalnız akılla yetinmeye çalışan. sol elin üzerini de sağ elin içi ile meshederiz. Sonra da sağ elin üzerini sol elin içi ile. namaz mıdır? Her namaz kılan da Müslüman mıdır? Gerçek namaz nasıl kılınır? Namazı ikâme . ellerimizi toprak ve benzeri bir şeye vururuz. NAMAZ NAMAZIN MÂNÂ VE HİKMETLERİ Namaz ne demektir? Kur’ân-ı Kerîm’de. Müslüman. Peygamberimizin @ ve O’nun tertemiz soyu olan Ehl-i Beyt Önderlerinin @ öğretilerinde namaz ne şekilde yer almaktadır? Namâz-Niyâz ilişkisi nedir? Namazın yerini başka bir ibâdet tutabilir mi? Namaz kılmadan. özellikle de Ehl-i Beyt’e bağlı bir Müslüman olunabilir mi? Ya da namaz kılmayan herkes kâfir midir? İslâm’da kaç vakit namaz vardır? Namaz. Elde yüzük ve meshe engel olacak bir şey varsa çıkarır. vahiy. Bu şekilde teyemmüm almış oluruz. göz. kaşların üzerine ve burun üzerine kadar meshederiz. “Niyet ettim namaz abdesti yerine teyemmüm etmeye” gibi. gideririz. Abdest yerine teyemmüm yapılacaksa. ışık gibidir. Besmele çekerek. Boy abdesti yerine teyemmüm yapılacaksa yüz meshi için bir vuruş. Alevî İslâm İlmihâli Teyemmüm yapılacağı zaman önce üzerinde teyemmüm yapılması uygun düşen bir madde buluruz. Akıl. ellerin meshi için de bir vuruş olmak üzere en az iki kez ellerimizi toprağa vurmamız gerekir. Karanlıkta yol alan kimseye benzer. Ne yerine teyemmüm edilecekse ona niyet ederiz. herkesin kendi gönlünün istediği şekilde yerine getirebileceği bir ibâdet midir? Her kılınan namaz.148 Âdâbına uygun olarak nasıl teyemmüm yaparız?.

esâsını.” [Ahzab (33): 56] Burada “salât” duâ etmek ve salavât getirmek mânâsında kullanılmaktadır. içerisinde yer aldığı bazı âyet meallerine bir göz atalım: “Allâh ve melekleri Peygambere Salât etmektedirler.. “İşte Rablerinden Salavât ve rahmet hep onlaradır.. Salât kelimesi.. Şurası bir hakîkattir ki.149 Ehl-i Beyt yolu etmenin mânâsı nedir?.. ve insanda nasıl bir etki bırakır? Bütün bunlara.. duâ ve niyaz.. elimizden geldiğince ve dilimizin döndüğünce Ehl-i Beyt @’in berrak kaynakları ışığında cevap vermeye çalışacağız. belli kural ve kâideler çerçevesinde yerine getirilen bedenî bir ibâdete verilen isimdir... Öyleyse. bazılarında da anladığımız ve gelenekselleşmiş manayı ifade eden namaz ibâdeti kast edilmektedir. Bu âyetlerin bazılarında.. niyaz ve canlıların kendi âlemlerine has bir ibâdeti mânâsında kullanılmaktadır.” [Nisâ (4): 102] Bu âyette “Salât” ile. niyaz ve câhiliyye anlayışına âit bir ibâdet şekli anlamında kullanılmaktadır.a.. onları sükûn ve huzura erdirir. savaş ânında kılınacak olan namaz açıklanmakta ve bugün kılmakta olduğumuz namaz mânâsında kullanılmaktadır. Ey îmân edenler! Siz de O’na Salât ediniz. Muhakkak ki (ey Peygamber) senin salâtın onları yatıştırır.. Farsça bir kelime olan namâz. “.. temel prensiplerini ortaya koymakta. onlardan bir bölük seninle beraber Salâta dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar.. “Onların (müşrik-kafirlerin) Beytullâh (Kabe) yanındaki salâtları da ıslık çalma ve el çırpmadan başka bir şey değildi. dilimizde..” [Tevbe (9): 103] Yine burada “salât” duâ ve af dileme (istiğfâr) mânâsında kullanılmaktadır.a. Kur’ân. ayrıntılarını ve genişçe îzâhını ise kendisiyle hayat bulduğumuz Efendimize (s.Onlara (müminlere) Salât et. Namaz. Kur’ân-ı Kerîm’de birbirine yakın ifâdelerle yüzü aşkın âyette geçmektedir. .” [Bakara (2): 157] Bu âyette de “salavât” af. defalarca belirttiğimiz gibi her şeyin özünü.. “. “Sen de içlerinde bulunup onlarla Salâtı ikâme ettiğin vakit. Arapça “Salât” kelimesinin bir karşılığı olarak kullanılmaktadır.” [Nûr (24): 41] Burada da “salât” duâ. Ehl-i Beyt İmâmlarına @ bırakmaktadır.” [Enfâl (8): 35] “salât” bu âyette de duâ. önce Kur’ân-ı Mübîn’de geçen salât kelimelerinin.) ve O’nun hak vârisleri olan ilim ve zikir ehli. mağfiret ve bağışlama mânâlarında geçmektedir..Her bir canlı kendi Salât ve tesbîhini bilmiştir.

Öyle ki.. Direk sağlam ise çadır bezi ve ipinin bir faydası olur. Ebû Cafer Tûsî: Tehzîb: c: 2 sh: 238 158 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 266 156 157 . ayakta. Güvene kavuştuğunuzda Salâtı ikâme ediniz. Resûlü Ekrem efendimiz @ buyurdular ki. zekâtı veriniz.” [Nisâ (4): 103] Yine burada da “salât” bilinen namaz mânâsında kullanılmaktadır. salâtı yalnızca duâ ve niyaz-yakarış olarak açıklayamayacağı gibi. Zirâ her birinin kendine mahsûs zamanı ve şekli vardır.” [Bakara (2): 110] Burada da “salât” bugün kullanmakta olduğumuz namaz mânâsındadır. Çünkü. namazı bitirdiğinde bütün günahları affedilmiş olur. Kur’ân-ı Kerîm’ de onlarca âyette geçen “salâtı ikâme ediniz” cümlesi ne anlama gelmekte?. içerisinde neler okuduğunu anlayarak ve ihlâs (samimiyet-tevhîd itikâdı) ile iki rekat namaz kılsa. oturarak ve yanlarınız üzerinde uzanarak Allâh’ı anın. Direk kırıldıktan sonra ne ipin.” (Büyük günahlar ve Kul hakkı hariç)158 Muhammedî İslâm’ın bülbülü İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. Salât müminlere vakitli olarak farz kılınmıştır. Hiç kimse bu mânâların bir kısmını göz ardı ederek. salâtın tamamının namazdan ibâret olduğunu da iddia edemez. “Mümin bir kul namazı kılmaya başladığında. o. ebedî olarak bulunduğun hâl ve mevkîden ayrılmazsın. “Namaz çadırın direği gibidir.150 Alevî İslâm İlmihâli “Salâtı ikâme ediniz.” 156 İmâm Cafer Sâdık @’dan nakledildiğine göre. “Namazı gevşek tutmayınız. “Salâtı bitirdiğiniz zaman.”157 İmâmet güneşinin parlak ışığı İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. senin kimle konuştuğunu bir bilsen. Ebû Cafer Kummî: Men lâ yahduruhul fakîh: c:1 sh: 136. Resûlullâh şöyle buyurdular. “Kim ki. Görülmektedir ki Kur’ân-ı Mecîd’ de “salât” farklı anlamlarda geçmektedir. Allâh’ın Resûlü @ ölüm ânında şöyle Ebû Cafer Kuleynî: Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 265 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 266. başta Peygamberimiz @ olmak üzere.. o kuluna nazar eder ve onu başının üzerinden göğün en üst ucuna kadar rahmeti ile kuşatır. namazdan ayrılıncaya kadar Allâh. Ehl-i Beyt ve İtret @ bu cümlelere ne mânâ vermekte nasıl açıklamaktalar? Şimdi de onlara bir göz atalım: İmâm Muhammed Bâkır’dan @ nakledildiğine göre. ne de örtünün bir faydası yoktur. Melekler yerden göğe kadar onun etrâfını çevirirler ve görevli bir melek başının üzerinde durarak şöyle der: Ey namaz kılan kul! Sana kimin nazar ettiğini.

Men lâ yahduruhul fakîh: c:1 sh: 132. Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 271. Cuma sûresi (62): 9. Asır sûresi (103): 1. Buyurdular ki @.. “. Sarhoş edici içki içen benden değildir. 159 160 .. “.” [Hûd (11): 114] bu da yatsı namazıdır.” [Meâric (70): 23] âyetindeki salât hangisidir? denildiğinde ise. “Gündüzün iki tarafında (tarafeyi’n nehâr) namaz kıl..Fecrin Kur’ân’ını da (unutma)!.. “Buradaki salavât farz olan namazlardır. Vallâhi bu kimseler Kevser havuzunda bana ulaşamazlar. Men lâ yahduruhul fakîh: c:1 sh: 124. Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 269 161 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 270 162 Bazı rivâyetlerde “Orta namazın” ikindi namazı olduğu da ifâde edilmiştir.” buyurdular..” Soruldu ki: “Yüce Allâh bu beş vakit namazı isimlendirerek kitâbında (Kur’ân’da) açıklamış mıdır?” Buyurdular @.. “Evet açıklamıştır. Gönülden ve saygı ile Allâh’ın huzuruna durunuz!” [Bakara (2): 238] Orta namazdan kastedilen de öğle namazıdır.” “Onlar ki salâta devam ederler.” [İsrâ (17): 78] “dulûk”. “Nâfile namazlardır. gece yarısıdır. Resûlullâh @ şöyle buyurdular. Vakit namazlar ile ilgili bakınız: Rûm sûresi (30): 17-18. öğle vaktidir. şeytân da bundan cesâret alır ve o kişiyi büyük günahlara daldırır.vb.. “Onlar ki salâtlarını muhafaza ederler..“Gece ve gündüzde toplam beş vakit namaz farz kılmıştır.” Buyurdular.” Yüce Allâh Nebîsine emreder ki. Yine Allâh buyuruyor..” [Hûd (11): 114]“tarafeyi’n nehâr” akşam ve sabahtır.”162 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 268. Yine Yüce Allâh buyurdu ki. gecenin ğasakına kadar namaz kıl.”160 Râşid halîfelerden İmâm Muhammed Bâkır’a @. Ne zaman ki namazlarında bir gevşeklik gösterir de bazı vakitlerini kılmamaya başlarsa. “Allâh kaç vakit namaz farz kılmıştır. “Namazları ve orta namazı koruyunuz.”159 Sözünde ve fiilinde sâdık İmâm Cafer Sâdık @’ın naklettiğine göre... Namazı hafîfe alan benden değildir. “(Ey Resûlüm!) Güneşin dulûkundan. güneşin zevâli.ve gecenin yakın saatlerinde (zülefen minelleyli) de namaz kıl.” [Müminûn (23): 9] âyetindeki salâtlar hangileridir? diye sorulduğunda. Yine Allâh buyurur ki.. Gecenin “ğasak”ı ise. Nûr Sûresi (24): 58. “Mümin beş vakit namazı hakkıyla yerine getirdiği müddetçe şeytân ondan ümidini keser.” [İsrâ (17): 78] İşte bu da beşinci farz namazdır. Bu dulûk ile ğasak arasında dört vakit namaz vardır ki Allâh onları isimlendirmiş ve vakitlerini belirtmiştir. İstibsâr: c: 1 sh: 261.161 Beşinci Hak İmâm Muhammed Bâkır @’a soruldu. Muhakkak ki Fecrin Kur’ân’ına (Sabah namazında okunan Kur’ân’a)(hem gece hem de gündüzün melekleri ) şâhit olurlar.151 Ehl-i Beyt yolu buyurdular.

bu ibâdet nasıl ve ne şekilde yapılacaktır? Herkes kendi aklının estiği şekilde ve ölçülerde mi yapacaktır? Şüphesiz ki hayır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 139 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 270. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. ana hatlarını Kur’ân’ın belirlediği. kendisini Allâh’ın rahmetinden ve Ehl-i Beyt’in şefaatinden mahrûm bırakacağını bilecektir. Allâh’ı en büyük kabul ederek günde beş kez yere yüz sürmek manasına gelen namaz. namazı bütün ibâdetlerinin bir başlangıcı kabul edecek.”165 Anlaşıldı ki namaz ibâdeti mutlak sûrette yerine getirilecektir. Rab olan Allâh’ın ortağı olmadığını îtirâf ve her şeyden güçlü olan Allâh’ın huzurunda kendini küçük görme ve tam haşyet.152 Alevî İslâm İlmihâli Mustaz’afl arın önderi İmâm Ali Rızâ @ buyurdular. insanın.”164 Ehl-i Beyt’e ve Kur’ân’a bağlı olduğunu iddia eden bir Müslüman nasıl namazını terk eder? İmâm Cafer Sâdık’ın @ şu sözünden hiç mi öğüt almaz? İmâm @ buyurdular. Rabbini hatırlayarak O’nun dîvânında baş eğmek elbette ki günahların ve fesatların önünü alır. yaratıcısını unutmamasına da vesîle olmaktadır. Vahiy evinin öğrencilerinden İmâm Cafer Sâdık @’ın şu sözü kulaklara küpe olmalıdır. Mevlâsını. Allâh’ı devamlı hatırda tutup unutmamak. İtret’inin @ tarîf ettiği şekilde yerine Bıhârul Envâr: c: 82 sh: 261. Gece gündüz Allâh’ı hatırlatarak. din ve dünyâ alanında verdiği nimetleri arttırmasını istemektir. “Bir kulun ilk hesaba çekileceği amel namazdır. insanın azmasını ve haddi aşmasını önleyen namaz. “Biz Ehl-i Beyt’in şefaati namazı hafîfe alana ulaşmayacaktır. yöneticisini. namazı terk etmenin ya da önemsememenin.. c: 1 sh: 134 163 164 . İmâm @ buyurmaktadır. korku içinde olarak O’nun önünde kendini küçük saymak. “Namazın farz kılınışının sebebi. aklı başında bir Ehl-i Beyt dostunun namaz konusunda farklı bir yaklaşım sergilemesi ve namazı önemsememesi mümkün müdür? Kalbi Kur’ân ve Ehl-i Beyt sevgisi ile çarpan bir Müslüman elbette ki. namaza gereken önemi verecek. Namazı kabul edilen kimsenin diğer amelleri de kabul edilecek. namazı kabul edilmeyenin de bütün amelleri reddedilecektir. saygı ve teslîmiyet ile.”163 Buraya kadar bir kaçını ancak verebildiğimiz bu açıklama ve beyândan sonra akıllı bir Müslüman’ın. Ancak. Namaz ibâdeti. ayrıntılarını ise Resûlü Ekrem’in @ ve O’nun pâk Ehl-i Beyt’inin @. geçmiş günahlarını itirâf edip af dilemeyi sağlamak içindir. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 133 165 Men lâ yahduruhul fakîh..

Nasıl ki o nehirde beş kez yıkanmakla kir ve pislikten eser kalmaz ise. (insanı) fahşâ ve münkerden (her türlü kötülük ve iğrenç hal-hareketlerden) uzak tutar. her şeyin namazla bitmediğini bilmeli. Muhammed Mustafâ buyuruyorlar. namazın hedeflediği güzel ahlak.a.. Saîd-i Nursî (r.. Kabe’yi haccetmek. Hz.. biz. “. Hak İmâmlarından da @ bir rivâyet ile noktalıyoruz. Abdullâh Yıldız: Namaz. Mevdûdi: Gelin Müslüman olalım. kapınızın önünde akan ve kendisiyle günde beş kez yıkanarak temizlendiğiniz nehire benzer.153 Ehl-i Beyt yolu getirilecektir.h): Sözler (21. Müslüman.” Namaz ile ilgili söylenecek çok söz olmasına rağmen. yüce Allâh’ın kullarına farz kıldığı amellerin en başında hangilerinin geldiği sorulduğunda. 167 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 136. İhsan Kebir: Namaz bilinci. Yüce Allâh şöyle buyuruyor.. Elin. istenen güzel sonuca ulaşamadıkları belirtilmektedir. buyurdular. beş vakit namazı (hakkıyla) edâ eden kimsede de (büyük günahlar ve kul hakkı hariç) günahtan eser kalmaz. bâtını ve önemi ile ilgili bakınız: Muhsin Kıraatî: Namazın hikmeti. “Beş vakit namaz. Ehl-i Beyt muhibbi ve Alevî olmakla gurur duyan kimse. Hasan Turâbi: Namaz. Peygamberimizin @ bir hadîs-i şerîfleri. Mirza Cevad Tebrizî: Esrâru’sSalât (namazın sırları). Seyyid Rûhullâh (r.): Sırr-ı Salât (Namazın sırrı-esrârı).166 Nitekim Pîrimiz de bu gerçeği ne güzel ifade buyurmuşlar: “Bir kez gönül yıktın ise. Nitekim bir çok rivâyetlerde nice namaz kılanların.. zekatı vermek. İnşâallâh bu konudaki rivâyetleri yeri geldikçe vermeye çalışacak ve gereken açıklamaları yapacağız.” [Ankebût (29): 45] Canımız yoluna fedâ olsun! Peygamberimiz Hz. yüzün yumaz değil. sözümüzü Şanı yüce Rabbimiz olan Allâh’ın bir âyeti ve Nebîler serveri Hz. Bu kıldığın namaz değil. Söz). Muhammed’in @ Allâh’ın Resûlü olduğuna şehâdet etmek. Ramazan ayında oruç @ Namazın zâhiri.vb. beş vakit namazı kılmak.Muhakkak ki (gerçek) namaz. aksine namazın her ibâdetin anahtarı olduğunun şuuruna ermelidir. “Allâh’tan başka ilâh olmadığına.. insanlarla insanca ilişkiler ve dürüstlükten uzak olmasından ötürü. Yetmiş iki millet dâhi.”167 İmâm Cafer Sâdık’a @. Tehzîb: c: 2 sh: 237 166 .

3-Cenâze namazı: Ölü için bir duâ ve Allâh’tan af dilemektir. 4-Kabe’yi tavaftaki farz namaz. Sakın bu dünyâda kalırım deme. zelzele. ne zaman ve ne şekilde kılınacakları bizlere güvenilir rivâyetlerle ulaştırılmıştır. Tenim teneşirde özüm sağdadır.”169 Din gemisi namâz ile yol alır. ölmüş anne ve babasının. kazâya kalmış farz namazları. yemîn. ahd ve benzeri sebeplerden dolayı farz olan namaz. korkutucu gök gürlemesi ve şimşek çakması durumunda kılınan namaz.”168 “Pir Sultan Abdal’ım. GÜNLÜK FARZ NAMAZLAR Günlük farz namazlar beş vakittir. Bu vakit namazlarının. 6-Nezir. 168 169 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 131 Selâmi Münir Yurdatap: Pir Sultan Abdal’ın hayâtı ve şiirleri: sh: 150 . 2-Âyât namazı: Ay ve güneş tutulması. Kim bunları hakkıyla yerine getirir ve her türlü kötülüklerden uzak durursa cennete girer. ölürüm deme. Şimdi beş vakit namazın vakitlerini açıklayalım.154 Alevî İslâm İlmihâli tutmak ve biz Ehl-i Beyt’in Velâyetini kabûl etmek. Kıl beş vakit namazın kazâya koma. 5-Büyük oğul üzerine farz olan. FARZ OLAN NAMAZLAR Altı çeşit farz namaz vardır: 1-Günlük beş vakit namazlar.

Yine aynı şekilde akşam ve yatsı namazlarını da güneş batıp akşam namazı vakti girdikten sonra birbiri peşisıra kılmışlardır. Ebû Dâvûd: Kitâbu’s salât: c:2 sh: 7. İbn-i Mace: Kitâbu İkâmeti’s salât: had no: 1069. akşam namazının ve hemen arkasından da yatsı namazının vakti girmiş olur. Cebel’den (r. Öğle namazının husûsi vakti. Bu şekilde iki namazı ortak vakitlerinde kılmaya “cem-i salâteyn” “iki namazı cem etme” denir ki. “Güneşin gölgenin en kısa olduğu an olan tepe noktasına ulaşıp. İkindi namazının husûsi vakti ise.a. aşırı sıcak ya da soğuk. Tehzîb: c: 2 sh: 263. Muvatta: Kitâbu’s sefer: had no: 1. NAMAZLARIN CEMİ İLE İLGİLİ BAZI RİVÂYETLER İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre. Muaz diyor ki. ve hemen arkasından da ikindi namazının vakti girmiş olur. öğle ve ikindi namazlarını birbiri peşinden öğle namazı vakti girdiğinde cemaatle îfâ etmişlerdir. Hz. korku. Güneş batıp akşam olduğunda ise.155 Ehl-i Beyt yolu ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARININ VAKTİ Öğle ve ikindi namazlarının her birinin husûsi ve müşterek vakitleri vardır. iki namazın. İstibsâr: c: 1 sh: 246 172 Seferde namazların cemi ile ilgili bakınız: Buhârî: Kitâbu taksîri’s salât: c: 2 sh: 38. Peygamberimiz Efendimiz böyle namaz kılmakla ümmetine vaktin geniş olduğuna dâir bir kolaylık öğretiyorlardı.”170 İmâm Muhammed Bâkır @ da buyurdular. yolculuk. Bu iki vakit arasındaki geniş zaman dilimi ise. Nesâî: Kitâbu’l mevâkıt: had no: 42. Müslim: Kitâbu Salâti’l müsâfirîn: had no: 703.) nakledilmiştir. yağmur ve benzeri hiç bir sebep de yoktu. akşam namazı kılma vaktinin girmesine bir ikindi namazı kılacak kadar kalan vakittir. İstibsâr: c: 1 sh: 247 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 140. 6.”172 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 286. Bu şekilde namaz kılmaları için. 45. 1070. 46. kıldırıyordu. 43.”171 Sahâbeden Muaz b. hem Peygamber efendimiz @ ve hem de Ehl-i Beyt İmâmları @ tarafından tatbîk edilmiştir. öğle namazını kılma vakti girdikten itibâren. bir öğle namazı kılınacak kadar vaktin geçmesi kadardır. “Hz. Tirmizi: Kitâbu’s salât: 24. bu uygulama. 170 171 . Peygamberimiz @ yolculuk esnâsında öğle ile ikindiyi. ayrı-ayrı kametler getirilerek bir biri peşinden kılınabileceği vakittir. Peygamber ile @ Tebük’e gitmek için yola çıkmıştık. “Resûlullâh @. batıya meylettiği ve gölgenin uzamaya başladığı anda öğle. Tehzîb: c: 2 sh: 243. akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek (cem ederek) kılıyor. 3. 2.

‘Hz. O halde hangi sebeple olursa olsun Hz. 351. akşam ile yatsı namazlarını cem etmiştir. c: 3 sh: 138. Müslim: Kitâbu salâti’l müsâfirîn: had no: 705. İbn-i Abbas (r. 354. Hazreti Peygamberin @ biz ümmetine tanımış olduğu bir ruhsattır.174 AKŞAM VE YATSI NAMAZLARININ VAKTİ Akşam güneşin batmasından sonra. Sünen-i Beyhaki. “Peygamberimiz Medîne’de korkulacak bir durum olmadığı.a. Dârimi: Kitâbu’s salât: had no: 182. Sünen-i Beyhaki. 244. 131-135 . 236. Muvatta: Kitâbu’s sefer: had no: 4. 125. doğu tarafında görülen kızıllığın kaybolduğu andan itibaren akşam ve yatsı namazlarının vakti girmiş olur. 124. İbn-i Abbas’a. Musannef-i Abdurrezzak. Akşam ve yatsı namazlarının da özel ve ortak vakitleri vardır.).. O der ki.156 Alevî İslâm İlmihâli İbn-i Abbas’dan (r. 297. O diyor ki. 295. ihtiyâç duyulduğu zamanlar namazlar cem edilerek kılınabilecektir. Yatsı namazının özel vakti de gecenin yarısına dört rekatlık bir namaz kılınacak kadar bir zamanın kaldığı süredir. 368. 294. ‘Ümmetini güçlüğe-zorluğa sokmamak için’ diye cevap verdi. Süleyman Ateş: İslâm İlmihâli: c: 1 sh: 123.a. 360. 47. 251. Akşam namazının özel vakti akşam namazı girdiği andan itibâren üç rekatlık bir namaz kılacak bir zaman geçinceye kadardır. Müsned-i Ahmed: c: 1 sh: 223.) rivâyet edilmiştir. 140 173 Hazarda (sefer durumu bulunmadığı normal hallerde) namazların cemi ile ilgili bakınız: Buhârî: Kitâbu mevâkiti’s salât: c: 1 sh: 137. yağmur da yağmadığı halde öğle ile ikindiyi. 283. Müsned-i Ahmed: c: 1 sh: 217. Peygamber niçin böyle yaptı?’ diye sordum. seferde olduğu gibi yolculuk ve herhangi bir durumun olmadığı normal hallerde de. 5. akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek kıldırmıştır. Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 275-287 174 Cemal Sofuoğlu-Salih Akdemir: Hadis-i Şerif külliyâtı: c: 2 sh: 347-360.. Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 431. 360.)’dan nakledilmiştir. Dârimi: Kitâbu’l vudû: had no: 84.” “Râvi diyor ki. 237. c: 5 sh: 229. 230. Bu.” Yine İbn-i Abbas (r. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 139. “Hazreti Peygamber @ korkulacak bir durum olmadığı ve seferde de (yolculukta) bulunmadığı halde öğle ile ikindi. 346. Bu iki özel (husûsi) vakit arasında kalan geniş zaman dilimleri ise. Nesâî: Kitâbu mevâkiti’s salât: had no: 44. Ebû Dâvûd: had no: 287. Tirmizi: had no: 187..a. Peygamber tarafından tanınmış olan bu ruhsatı kimsenin kaldırmaya hakkı yoktur. akşam ile yatsı namazlarının müşterek kılınabilecekleri vakitlerdir.”173 Netice itibâriyle.

Sabah namazı vakti. İstibsâr: c: 1 sh: 274 175 . vaktin evvelidir. Müslim. Tehzîb: c: 2 sh: 40 177 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 274. diğer bir namazın husûsi vaktine bırakılmamalı.157 Ehl-i Beyt yolu Peygamber efendimizin @ ve pâk Ehl-i Beyt İmâmlarının @ uygulamaları göz önüne alınarak namazlar belirtilen vakitler içerisinde kılınmalı. “Her namaz için en fazîletli vakit vaktin evveli midir? Vaktin ortası mıdır? Yoksa vaktin sonu mudur?” Buyurdular @. yatay olarak yayılmaya başladığı ikinci fecir ile güneşin doğmaya başladığı vakit arasıdır. “Yatsı namazının son vakti gecenin yarısıdır. Peygamber efendimizden @ nakledilmiştir.”175 Hak Ehlinin İmâmı Muhammed Bâkır’a @ soruldu ki.” Resûlullâh @ . yatsı namazı da gece yarısını geçecek bir şekilde ertelenmemelidir. Bu aydınlığın yayılıp tamamlanmasından sonra. ikinci fecir ve sabah namazının vakti girmiş olur. Müsned-i Ahmed. “Muhakkak ki Allâh hayırda acele edilmesini sever. Nesâî. İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular.”177 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Bu konularla ile ilgili olarak.”179 GÜNLÜK FARZ NAMAZLAR KAÇ REKATTIR? Buhâri. Neylü’l Evtâr: c: 1 sh: 306. aydınlığın dikey değil. Tehzîb: c: 2 sh: 40-41 178 Tehzîb: c: 2 sh: 262 179 Tehzîb: c: 2 sh: 36. “Vaktin evvelinin. “Sabah namazının vakti. Ebû Dâvûd.”178 SABAH NAMAZININ VAKTİ Sabaha yakın doğu tarafından bir aydınlanma başlar ki buna “fecr-i evvel” (birinci fecir) denir.” buyurmuşlardır. Vehbe Zuhayli: İslâm fıkhı anskp: c: 1 sh: 395-396 176 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 274. vaktin sonuna üstünlüğü. “En faziletli vakit.”176 Velâyet bahçesinin gülü İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. hiç bir namaz. âhiretin dünyâya üstünlüğü gibidir. Bilinmelidir ki en faziletli namaz vaktin evvelinde kılınan namazdır. “Yatsı namazının vakti gece yarısına kadardır. güneş doğmaya başladığı âna kadar devam eder.

Onun içi.158 Alevî İslâm İlmihâli Bir gündeki beş vakit farz namaz. Dört rekat Akşam namazının farzı. Akşam namazını kıldığım zaman. Sağ yanıma iki melek dikildi. Firdevs-i âlâ’da salınıp gezer. Gökten yere indirdiler Burağı. Sabah namazının farzı.180 Bu rekatların vakit namazlara göre dağılımı ise şöyledir. Dört rekat Türlü günahlarım yere döküldü. Kirâmen Kâtibin hayrını yazar. Mümin olan canlar beş vaktin kılar. Öğle namazını kıldığım zaman. 8. Üç rekat Yatsı namazının farzı. Kalbi pâk olan Hak sırrını sezer. dışı nûr ile dolar. Hû deyince yakın eder ırağı. İki rekat Öğle namazının farzı. toplam onyedi (17) rekattır. Yatsı namazını kıldığım zaman. El kaldırın kabul olsun dilekler. Bize nazar eyler çarh-ı felekler. Hak için abdest aldığım zaman. İkindi namazını kıldığım zaman. Tehzîb: c: 2 sh: 4. Sabah namazını kıldığım zaman. Yerden göğe saf-saf olmuş melekler. İstibsâr: c: 1 sh: 218 . 180 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 127. Dünyâda âhirette yanar çerağı. Dört rekat İkindi namazının farzı. Muhammed Mustafâ şefaat kılar.

Öğle namazının sünneti. İkişer rekat hâlinde kılınırlar. Gönül ne yatarsın gaflet içinde. enbiyâlar vârisi. Hak nasip eyleye öldüğüm zaman. sekiz rekattır. Çığrışır ötüşür arşın horozu. oturarak kılınır.159 Ehl-i Beyt yolu Hatayi’yim. Yezitler bağrına kara bağlasın. iki rekattır.181 SÜNNET NAMAZLAR Sünnet namazlar pek çoktur ve onlara nâfile namazlar da denir. Özünü zulümden kurtaram dersin. farzından önce kılınır. Yedi Yâ-sîn ile üç kere ihlâs. iki rekattır. Doğdu seher vakti kalk. Dâimâ ederiz biz Hakka niyaz. sekiz rekattır. Doğdu seher vakti kalk. bir rekatı ayrı olarak vitir namazı niyetiyle kılınmalıdır. bu namazın. Akşam namazının sünneti. hâcet dile Pîr Sultânım sevdiğine ağlasın. farzından önce kılınır. Bu namaza “seher vakti ibâdeti” yada “teheccüd namazı ibâdeti” de denilebilir. farzından sonra kılınır. Evliyâlar. farzından önce kılınır. 181 Bektâşîliğin iç yüzü: c: 1 sh: 250 . İkindi namazının sünneti. dört rekattır. Kalkar hacet diler gece yarısı. Ve bir rekat olarak kabul edilir. Bunlardan başka “gece namazı” olarak tabîr edilen ve gecenin yarısı geçtikten sonra kılınabilen onbir rekatlık nâfile namaz da vardır ki. Doğdu seher vakti kalk. hâcet dile. Günlük farz namazlarla beraber kılınması özellikle tavsiye edilen sünnet namazlar şunlardan ibârettir. Sabah namazının sünneti. Hakkı dilinden komaz. farzından sonra kılınır. Yatsı namazının sünneti. hâcet dile. Mümin kulları dergâhında eğlesin.

Alevî İslâm İlmihâli Farz olan namazlar bir özür bulunmadıkça mutlak sûrette ayakta kılınırken.”183 Ruhlara nüfûz eden sözün sâhibi İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.182 (Doğdu seher vakti kalk necât dile). Bunlardan onyedi rekatı farz olanı. Selami Münir Yurdatap: Pir Sultan Abdal’ın hayâtı ve şiirleri: sh: 86. hâcet dile. Ve sünnet namazlarını gücün yettiğince yerine getirirsin. Peygambere @ iyi bir ümmet. 87 Tehzîb: c: 2 sh: 4. Ehl-i Beyt’ten bizlere ulaşan rivâyetlerde sünnet namazlar üzerinde önemle durulmuş. Erenlerin Serdârı İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.”184 NAMAZIN DIŞINDAKİ ŞARTLAR 1-Hadesten tahâret:Abdestsizlik veya gusülsüzlük hâlinin giderilmesi ve namaza durmak için gereken abdest yada guslün alınmasıdır. Ehl-i Beyt @ yoluna layık bir fert olmak istenirse. 2-Necâsetten tahâret:Bedende.160 D oğdu seher vakti kalk. nâfile namazlar her hâl-u kârda oturarak da kılınabilir. otuzdört rekatı ise sünnet namazların rekatlarıdır. sünnet namazlar da “şu kadar rekat kılacaksın” sınırlarına şartlanmadan yerine getirilmelidir. “Farz ve nâfilelerin toplamı ellibir rekattır. Dilediğin zaman takdim edersin. “Sünnet namazlar hediye mesâbesindedir. farzlar aksatılmadan edâ edilmeli. Yatsıdan sonra kılınan iki rekat sünnet namaz oturarak edâ edildiği için bir rekat olarak kabul edilir. İstibsâr: c: 1 sh: 218 184 İstibsâr: c: 1 sh: 278 182 183 . inşâallâh kabul edilir. mâzeretsiz mümkün olduğunca terk edilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. elbisede veya namaz kılınacak mekandaki necâset ve pisliğin giderilmesidir. Oturarak kılındığı taktirde de her iki rekat bir rekat olarak kabul edilir. özürsüz. O halde. Allâh’a güzel bir kulluk yapmak.

kolye. Madem yaratılışın sırrı imtihân. yüzük saat ve benzeri ziynet eşyaları kullanmak namaz içinde ve dışında erkeğe harâmdır.. Aksi halde namaz bâtıl (geçersiz) olur.. namazda ve namaz dışında erkeğin ipek giymesi harâmdır. yarattığı kullarına bir takım görevler yükleyerek.. Zîrâ. eti yenmeyen bütün hayvanların derilerinden îmâl edilmiş elbiseler ile namaz kılınmaz. Ve madem ki kısacık bir imtihânın netîcesinde ebedî nimetler ve Allâh’ın 185 Maliki mezhebinde de erkeğin avret mahalli aynı ölçülerdedir. Bunlarla kılınan namaz geçersiz-bâtıl olur. Madem bizler başı boş yaratılmadık. Erkek ve bayanlarda tesettür-örtünme (İslâm’a=Ehl_i Beyt yoluna uygun giyim). namazda veya namaz dışında altın ziynet eşyası kullanmasında. Kâinâtı ve evrenin özü olan insanı yaratan Rabbül âlemîn onu sonsuz ikramlarla da nimetlendirmiştir. Bu durumda yüce yaratıcının. altın zincir. Kadınlarda ise setr-i avret. Altın dokumalı elbise giymek.(Bu tesettür ölçüsü kadınlar için namaz hâricinde de nâmahremler yanında geçerli olan bir ölçüdür.185 Göbek ile diz kapağı arasının örtülü olması ise daha faziletlidir. saf ipek elbiseler giymesinde hiç bir sakınca yoktur. Kadının ise. ön ve arka avret mahallerinin örtülmüş olmasıdır.. yüz ve ayaklar hariç bedenin tümünün örtülü olmasıdır. Yine. Bu yasalar hem özel hayâtı ve hem de genel toplumsal hayâtı tanzîm eder.. Setr-i avret ile ilgili bazı hükümler: Erkeklerde setr-i avretin en aşağısı. Giyilen elbise gasb edilmiş olmamalıdır. Din (İslâm)..161 Ehl-i Beyt yolu 3-Setr-i avret:Namaz kılacak bir kimsenin vücûdunu gerektiği şekilde örtmesidir. insanların bu dünyâdaki yaşamlarını düzenlemek ve rızay-ı ilâhîyi kazanmak üzere Cenâb-ı Allâh’ın göndermiş olduğu kanun ve yasalar bütünüdür. onların hal ve hareketleri üzerinde söz sâhibi olmasından daha tabîi bir sonuçta olamaz. erkeğin elbisesi saf ipekten olmamalıdır..) Eti yenen hayvanlardan murdar olarak ölmüş olanlarla. Vehbe Zuhayli: İslâm fıkhı anskp: c: 1 sh: 459 . el. En mükemmeli de normal giyimkıyafet ile temiz bir halde namaza durmaktır.

Ama her şeye karışıyorlar. Akıllı insan. Ehl-i Beyt yoluna bağlı Müslüman-Alevî yaşamının her alanını düzenleyen temel emir ve yasakların.. doğumdan-ölüme. bugün kime ne kazandıracaktır?” iyice bunun muhâsebesini yapar... Müslümân-Alevî bir kadının giyimde de örneği Hz. “Fâni hayatta Allâh’a ve emirlerine karşı gelmek geçmişte kime ne kazandırmış. ilke ve kuralların Kurân ve Ehl-i Beyt’in öğretilerinde yer aldığını bilir. evlenme-boşanmaya. Erkeklerimizin de İslâm’ın ahlâk . eğlenmeden. her nimetin esas sâhibinin Allâh olduğunun farkına varan insandır. Bu genel ilkeler çerçevesinde kadınlarımızın giyim ölçüleri Nûr sûresi (24): 31. Peki bizlerin herşeylerine karışan bu güçlerin bizlere verdikleri ne?. gezme-tozma ve daha bir çok hal ve hareketlerine müdâhele etme hakkını kendilerinde görüyorlar ve çoğu zaman da (doğal olarak) anlayışla karşılanıyorlar. verdiklerinin sürekliliği Allâh’ın verdiklerinin yanında nedir? Daha doğrusu Allâh vermese kim kime ne verebilir? Öyleyse. Aile reisleri emri altındakilerinin giyim-kuşam. Âyetinde açıklanmıştır... teşekkür ve karşılık bekliyorlar da biz de çoğu zaman onları anlayışla karşılıyoruz. Âyeti ile Ahzâb sûresi (33): 59.. kem gözlü.162 Alevî İslâm İlmihâli râzılığı var. Fâtıma ve Hz. Bu nimet ve ikramlara karşılıkta bizim yaşamımızın her alanına karışma hakkının yalnızca Allâh’ın hakkı olduğunu bilmekte îmân etmiş olmanın doğal sonucudur.. yeme-içmeye.. örtünmedeki temel gâye. Şu dünyâda birileri bizlere sağladıkları bir takım kısır imkanlar ve iyiliklerine karşılık bizden bir çok görev. ard niyetli. bizler üzerinde egemen olabilecekleri süre ne kadar?. kanun ve yasaların. Hükûmetler halkların hemen her şeylerine karışma hakkını kendilerinde görüyorlar ve pratikte. giyim-kuşamdan. Hatîce analarımızdır.. Öyleyse mümin bunun farkında olarak yaşamını sürdürmek durumundadır. düşünceyi ifâde etmeye kadar her şeye karışıyorlar. Dînin emirleri ve yasakları hayâtın her alanını kuşattığından giyim kuşamımızla ilgili düzenlemeler de (genel olarak) Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in buyruklarıyla ortaya konmuştur.. Şeytanca yaklaşımlar sergileyerek ilâhî emirleri çiğnemeye çalışmaz. nefis ve şeytanın oyununa gelmemedir.. Herkes de bu durumu kabullenmiş ve neredeyse kimsecikler yadırgamıyor bu hâli. İffeti-nâmûsu korumak. fesat düşünceli insanlara kapı aralamama. giyim-kuşamını da ona göre düzenler. alım-satımdan.. Şunu iyi bilmek lâzımdır ki.

Ali Şeriatî: Fâtıma Fâtımadır. tesettür. Yüce Allâh’tan dileğimiz bizleri kendi yolunda kâim eylemesidir. Vakti geçtikten sonra kılınan namaz ise edâ niyetiyle değil kazâ niyetiyle kılınır. nefsin peşinde koşmak almış başını gitmekte. vakit tamâmıyla geçmeden yeni baştan düşünsel ve eylemsel alanda yenilenme çalışmalarına başlamalı. için bakınız. İki âdil şâhidin sözüne ve ilmî verilere göre belirlenmiş olan kıbleye yönelinebilir. Vaktinden önce kılınan namaz geçersizdir. (Hazırlayan) Ö.163 Ehl-i Beyt yolu ölçülerine uygun. Cevâd Âmulî: Celâl ve cemâl aynasında kadın. EHL-İ BEYT YÖNÜNDEN ESEN SEHER YELLERİ Ehl-i Beyt yoluna göre giyim. kadın erkek ilişkileri. (erkek ve kadın olarak) kendileri. rahatsız olmayan bir kimsenin bırakalım Alevî ya da Sünnî bir Müslüman olmasını. Hüseyin Hatemî: Kadının çıkış yolu... Murtazâ Mutahhari: İslâm’da ve batıda cinsel ahlak. yakınmanın bir faydası olmayacaktır. Muhammed Vâhidî: Kadınlar için ilmihâl. kadınların izzet-i nefislerini rencide etmeyecek ve nefislerdeki vesvâs kötü düşünceleri harekete geçirmeyecek şekilde sade giyinmeleri. belli olmayacak bir şekilde setretmeleri-örtmeleri gerekmektedir. Hüseyin Mezâhirî: İslâm’da âile. utanmayan. başı boşluk. Zeyneb Burucerdi: Kadının adı. Şehît Bintü’l Hüdâ: Peygamber ve kadın. 5-Vakit:Kılınacak olan her namazın vaktinin Şerîat ölçülerine göre girmiş olması lâzımdır. âile eğitimi vs.. Kıblenin ne tarafta olduğunu iyice araştırmalı ve öylece namaza durmalıdır. Ehl-i Beyt yolu hadis kaynaklarının ilgili bölümleri vs. Henüz ar ve namus kavramlarının zihninde bir ağırlığı olan insanlarımız tez elden. Açık-saçıklık. kadın. Muhammed Hüseyin Fadlullâh: Kadın sorunu. Zehrâ Karakaş: Emperyalizm ve kadın. 186 . Ehl-i Beyt yoluna bağlı Müslüman’ların.186 4-İstikbâl-i Kıble:Her nerede olunursa olunsun imkan bulunduğu müddetçe Kabe’ye yönelmektir. Mehdi Aksu: İslâm’da evlilik ve cinsel sorunlar. Ali Haddadadil: Çıplaklık kültürü ve kültürel çıplaklık.. insan olduğunu bile tartışmaya açmak abartı sayılamaz. Namaz kılacak kimse. avret mahallerini ince ve dar olmayan elbiselerle. hicâb. âile ferdleri. Aksi halde dövünmenin. Bu manzara karşısında yüzü kızarmayan. İbrâhîm Emînî: İslâm’da âile. âh-vâh etmenin. oğul ve kızlarının giyimlerine Kur’ân’a uygun bir şekilde çeki-düzen vermeleri samimiyetlerinin tezâhürü olacaktır. Hakkın rızâsına ulaşma gayreti içinde olmalıdırlar. gençlerin dünyâsı.

uçak. Mülkiyeti ya da kullanımı birine âit olan bir yerde izin alınmaksızın namaz kılınamaz. kıbleye doğru çevrilmesi gerekir.” [Bakara (2): 144] âyetlerindeki. şeylerin içerisinde mecbûr kalınmadıkça namaz kılınmaz.. Humus ve zekat borcu olan ölünün mülkünden istifâde etmek harâmdır.her secde mahallinde yüzlerinizi O’na doğrultunuz. Kıblede ise.”190 NAMAZ KILINAN YERİN BAZI ÖZELLİKLERİ ● Namaz kılınan yer mübah olup. “Namaz kılan bir kimsenin ayakları altındaki yaygıda görebileceği bir yerde bulunan resim. Ve orada kılınan namaz geçersizdir. “Bir erkek ipek elbise ile namaz kılabilir mi?” Buyurdular @. tren. Humusu ve zekâtı verilmemiş bir para ile alınan mülkte namaz kılınamaz. Hareket halindeki. otomobil..“. rükû ve secdelerin rahat ve uygun bir şekilde yapılamayacağı yerlerde namaz kılınmaz. Kıble olan Kabe’dir. namaz geçersizdir. namaza engel midir?” Buyurdular @. sol veya arka tarafında. 189 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 158. Mecbûri hallerde de aracın her hareketinde mümkün olduğu kadar yönün. namaz kılınan mekânın sağ. “ Şayet resim.. “Hayır kılamaz. Zarûret halinde ise.”188 Şemsü’l Eimme İmâm Muhammed Bâkır @’a soruldu. dabağlanmış-işlenmiş derisinden yapılmış elbise ile namaz kılınır mı?” Buyurdular @.” [Arâf (7): 29]... İstibsâr: c: 1 sh: 385. “O yön. Her nerede olursanız olunuz. yüzlerinizi o yöne çeviriniz. “. Kılınan namaz ise bâtıl-geçersizdir. “Hayır! Yetmiş kez de dabağlanmış olsa yine de kılınmaz.”189 Nûr denizinin incisi İmâm Cafer Sâdık’a @..yüzünü Mescid-i Harâm’a çevir. bu ameller mümkün olduğu kadar yerine getirilmelidir.164 Alevî İslâm İlmihâli İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. “Murdar olarak ölmüş olan bir hayvanın.. gasp edilmiş olmamalıdır. İstibsâr: c: 1 sh: 395..vs. yada namaz kılanın başı üzerinde veya ayakları altında ise sakıncası yoktur. ● Namaz kılanın mekânı hareketsiz olmalıdır. gemi... ● Çatısı alçak olup altında düzgünce durulamayan. Tehzîb: c: 2 sh: 203 Tehzîb: c: 2 sh: 208.”187 Sekizinci Hak İmâmımız Ali Rızâ’ya @ soruldu. 396 190 Tehzîb: c: 2 sh: 43 187 188 . üzeri bir şeyle örtülür ve orada namaz kılınabilir. “yön”ün neresi olduğu sorulduğunda” Buyurdular ki @... Tehzîb: c: 2 sh: 363. Kılınırsa.

iyilik ve takvânın yaygınlaşmasına hizmet ve gerçek ibadetle. Ehl-i Beyt’in kanına girenlerin de hazret(!) ve benzeri saygı sıfatları ile anıldığı. Durum her ne olursa olsun mescit (câmi) adı verilen ve büyük olan mescide gitmek. tarihteki tâğûtlarla günümüzdeki çağdaş tâğûtlara ve onların ilke. içlerinde Allâh’ın. “mutlak sûrette daha faziletlidir” demek değildir. necis ise kuru bile olsa. kendilerini nâmahremden muhâfaza edebilirlerse Cuma ve cemaat namazlarına katılmak üzere mescitlere gitmeleri daha iyi ve daha efdaldir. Allâh’ın dînine. Peygamberimiz @ ve Ehl-i Beyt İmâmları tarafından çokça tavsiye edilmiştir. ● Kadın ve erkek aralarında perde ve benzeri bir şey olmadığı takdirde yan yana. Mescid-i Nebî. vaaz ve hutbelerde. Allâh düşmanlarına da övgü ve methiyeler düzülen. Bunlardan başka şehrin en büyük mescidinde. Allâh’ın dostları ile birlikte. Hz. Tek veya cemaat olarak namaz kılıyor olmakta fark etmez. aynı hizâda yada kadın önde olmamalıdır. dizlerin yere geldiği mekandan dört kapalı parmak aşağıda veya dört kapalı parmak yüksekte olmamalıdır. Mescidü’l Harâm. İçerisinde namaz kılmanın en fazîletli olduğu mescitler de sırasıyla. Peygamberin @ ve Allâh dostlarının @ anıldığı yerlerdir. görüş. Yine bu amellerin yapıldığı her yer de mescit hükmündedir. ideoloji ve öğretilerine uygun beyânât ve dînî sohbetlerin(!) yapıldığı mescitlere(!) @ .165 Ehl-i Beyt yolu ● Namaz kılanın mekanı necis olur da orada namaz kılmak durumunda kalınırsa. hayır. Bütün bu bilgilerin yanında şu husus asla hatırdan çıkarılmamalı: Mescitler. Kadınlar için evde namaz kılmaları iyi olmakla beraber. Hak’kın zikredileceği mekanların hazır hale getirilmesidir. oturulan mahallenin mescidinde namaz kılmakta evde namaz kılmaktan daha fazîletlidir. mescidin bina edilmesinin gayesi. Kûfe Mescidi ve Beytü’l Makdis mescitleridir. Peygamber efendimizin @ berrak ve güvenilir sünnetlerine aykırı konuşmalar yapılan. Bu konuda mahrem veya nâmahrem arasında bir fark yoktur. ● Namaz kılanın alnını yere koyduğu yer (secde mahalli). bu necâset beden ve elbiseye bulaşacak kadar ıslak olmamalıdır En azından. namaz bâtıl-geçersizdir. alnın yere geldiği secde mahalli necis olmamalı. Verilen. NERELERDE NAMAZ KILMAK DAHA FAZÎLETLİDİR? Namazları mescitte kılmak. Çünkü.

”192 Yine İmâm Cafer Sâdık @ buyuruyorlar. Hak âşıklarının dilinden mescidin önemi. Muhammed Mustafâ @ buyurdular. “Kadınlarınızın en hayırlı mescitleri. Mescid-i Harâm hâriç diğer yerlerde kılınan bin namaza denktir. içerisinde geceleyin namaz kılınan evin de nûru gök ehline aydınlık saçar. Allâh’ın dîninin. günlük namazların kılındığı yerlerde namazdan önce ezan okumaları. İrfan membaı İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Allâh da o kimse için cennette bir ev (köşk) binâ eder. farz namaza başlamadan önce de kâmet getirmeleri sünnettir. “Yıldızlar nasıl ki ışığıyla dünya ehli için aydınlık saçıyorlarsa. Ehl-i Beyt’in erkân ve öğretilerinin açıkça anlatıldığı mescitlerin bulunmaması durumunda. Hz. Mescid-i Harâmda kılınan bir namaz da mescidimde kılınan bin namaza denktir. “Kim ki Hakkın rızâsına uygun bir mescit bina ederse. Kâinâtın Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 368.”191 Sâdık dost İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Peygamberin @ sîret ve sünnetinin.”193 Âşıkların sertâcı Hz. şeytândan kaçar gibi bu tür yer ve mekanlardan uzak durulmalıdır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 152 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 154 193 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 155 194 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 147 191 192 . “Mescidimde kılınan bir namaz.166 Alevî İslâm İlmihâli gitmenin her hangi bir fazileti olmadığı gibi. Ancak zarûri hallerde ferdî ibadetler. evleridir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’e gönülden bağlı olan Alevî Müslüman’ın yapması gereken en önemli işlerden birisi de.”194 EZÂN VE KÂMET Müslüman’ların. müminleri bu vesile ile namaza davet etmeleri.. bu tür mekanlarda îfâ edilebilir.. Bu sünnet. en kısa zamanda bu fonksiyonları icra edecek bir mescidin inşâ edilmesine gayret etmektir.

Hayya ale’l-felâh (2 defa): Haydin kurtuluşa. yaşadığımız coğrafyada pek bilinmeyen ancak Ehl-i Beyt anlayışında ezanın bir parçası olduğuna inanılan “Hayya alâ hayri’l amel” cümlesi. Allâme Şerafeddin: En-Nassu ve’l İctihâd: sh: 206. Ehl-i Beyt’e duyulan sevgi ve muhabbetin ve Onların Velâyetine bağlanmış olmanın bir nişânesi olarak söylenir. Farz olan namazı kılmak için getirilen kâmet ise. Peygamberimizden @ itibaren günümüze kadar uygulana gelmiştir. Allâhu Ekber (2 defa): Allâh en büyüktür. Eşhedü enlâ ilâhe illallâh (2 defa): Şehadet ederim ki Allâh’tan gayrı ilah yoktur.) Yine. Ancak. Hayya alâ hayri’l amel (2 defa): Haydin en hayırlı amele. Ezan.A. İstibsâr: c: 1 sh: 305. Hattâb tarafından bazı maslahatlar gözetilerek ezandan çıkartılmış olan bir cümledir. Okunuşu ve manası şöyledir: Allâhu Ekber (4 defa): Allâh en büyüktür..167 Ehl-i Beyt yolu efendisi Hz.* Hayya ale’s-salâh (2 defa): Haydin namaza. Peygamber efendimiz @ zamanında Ezân-ı Muhammediye de okunan ancak.) cümlesi ilave edilir. Kâmet getirilirken. Sabri Hamedani: İmâm Cafer Sâdık buyrukları: sh: 108. ezânın ve kâmetin bir parçası olmayıp. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 188.196 Ehl-i Beyt mektebinde Resûlullâh’ın @ uygulamaları ve öğretileri her şeyden önde ve uyulmaya daha 195 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 302. Eşhedü enne Aliyyen Veliyyullâh (2 defa): Şehâdet ederim ki Ali Allâh’ın Velî’sidir. Abdulbâki Gölpınarlı: İslâm Tarihi: sh: 325. ezandaki ilk okunan “Allâhu Ekber” cümlesinin iki defa okunuşu ve ezanın sonundaki “Lâ ilâhe illallâh” cümlesinin bir defa okunuşu azaltılır. Bektâşîliğin içyüzü: sh: 254. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh (2 defa): Şehadet ederim ki Muhammed Allâh’ın Resûl’üdür.. Tehzîb: c: 2 sh: 5960. onyedi cümledir. . Ali Kuşçu’nun Tecrid şerhinin İmâmet bahsinin sonu. Lâ ilâhe illallâh (2 defa): Allâh’tan gayrı ilâh yoktur. İkinci Halîfe Ömer b.195 *(Ezan ve kâmette “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh” cümlesinden sonra okunan “Eşhedü enne Aliyyen Veliyyullâh” cümlesi. Bektâşî ilmihâli: sh: 40 196 Muzaffer Ozak: El-İrşâd: c: 3 sh: 509. onsekiz cümleden ibarettir. “Hayya alâ hayri’l amel” cümlesinden sonra iki defa da “Kad kâmeti’s-Salâh” (Namaza başlanmaktadır.

O ezan ve kâmetin namazı da musallâ taşına konulduğumuzda kılınır. Çocuğun dünyâya geldiği gün veya göbeği düşmeden önce. İnsanın ezan okurken kıbleye yönelik olması. ÖĞÜT Ariflerden birine sormuşlar: “Her ezan ve kâmetin bir namazı vardır. sağ kulağına ezân. ezanın cümleleri arasında az bir zaman duraklayarak okuması ve cümleler arasında konuşmaması sünnettir. oyun ve eğlence meclislerinde okunan şarkı-türkü misâli okunmamalı. bedenin hareketsiz durması. orada. ellerini kulağına koyması. Kâmet getirilirken de kıbleye yönelik olunması. Ezan yavaş ve teenni ile okunurken. ezandan biraz daha seri ve daha düşük bir ses tonuyla okunması sünnettir. anlayana. Ne durursun? hakkı yaşa! 197 Muzaffer Ozak: El-İrşâd: c: 3 sh: 11 . anlamayana ne mânâ! İşte ömür bu kadar kısa. Ezan yada kâmet namaz vakti girdikten sonra okunmalıdır.168 Alevî İslâm İlmihâli layık örnekler olarak bilindiğinden. ne bu gam. Vaktinden önce okunan ezan ve kâmet geçersiz olup. cemaatle namaz kılınmış ise. tek olarak kılınacak namaza ayrıca kâmet getirmeye gerek yoktur. Bir mekanda ezan okunmuş ve kâmet getirilmiş olarak. Öyle ise. sesini yükseltmesi. Ezân ve kâmetle ilgili bazı hükümler. Doğduğumuzda kulağımıza okunan ezan ve kâmetin namazı yok mudur?” O zât hafifçe gülümseyerek buyurmuşlar: “Olmaz olur mu?. kâmet biraz daha seri okunmalıdır. bu cümle bugün de Ezân-ı Muhammediye’ de hâlâ okunmaya devam etmektedir.. yenilenmelidir.”197 Anlayana. ne bu tasa! Hak’ka gerçek âşık isen. Ezan ve kâmet.. sol kulağına da kâmet okunması sünnettir. tane-tane anlaşılır bir Arapça ile düzgünce okunmalıdır. abdestli bulunması.

gerekmez.” Melekler.”201 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu ki. Arapça Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 307.”200 Dînin Nûru İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. farz olan namaza girişin bir başlangıcıdır. okunulan belde de Müslüman’ların varlığının bir nişânesi olarak bilindiğinden. Namazda duruyormuşçasına hareketsiz bir halde kamet getiriniz. evrensel bir müşterek dilin oluşması amacıyla Arapça okunur. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 186. Buyurdular @. bütün bir Muhammed Ümmetini birbirine bağlayan.”199 İmâm Cafer Sâdık’dan @ nakledildiğine göre. akşam ve yatsı namazını da yine bir ezân ve iki kâmet getirerek cem etmişlerdir. “Peygamberimiz @ müezzinin ezanını işittiğinde aynı cümleleri tekrarlardı.169 Ehl-i Beyt yolu KONU İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN NURDAN DAMLALAR Peygamberimizden @ nakledilmiştir. kâmet getirmek. Bundan dolayıdır ki. Ezanın ya da Namaz sûrelerinin vs. ezân. “Sizden her hangi bir kimse hasta olmadığı müddetçe. Muhammed Bâkır @’ın naklettiğine göre. Ümmet tâ ki namazdan ayrılıncaya kadar. Yalnızca tekbîr ve kelime-i şehâdet getirirlerse kâfîdir. “Resûlullâh hiç bir sebep olmaksızın hazarda (yani sefer-yolculuk hali olmadığı durumda) öğle ile ikindi namazını bir ezan ve iki kâmet ile. “Yeryüzünde ezan okunduğunda melekler bunu işitirler ve derler ki. tüm dünyâda Ümmetin birlik ve beraberliğinin bir simgesi olarak. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 187 200 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 186 201 Tehzîb: c: 2 sh: 56-57 202 Tehzîb: c: 2 sh: 58 198 199 .”198 Hz. ortak değerlerdendir ve çok ehemmiyete hâizdir. Tehzîb: c: 2 sh: 58-59 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 307. bir yere yaslanarak yada binit üzerinde kâmet getirmesin. Onlar Allâh’ı birliyorlar.”202 HAK ÂŞIKLARINA! (Bazı ibâdetlerin Arapçayla îfâ edilmesi üzerine) Ezân okumak her ne kadar sünnet ise de. bu ümmet için Allâh’tan af ve mağfiret dilerler. “Bu ses Ümmet-i Muhammed’in sesidir. yürüyerek. Çünkü. “Kadınların ezan okumaları ve kâmet getirmeleri gerekir mi?” İmâm @ buyurdular: “Hayır.

Geneli bağlamaz ve genele yönelik değildir. Ancak. Bu konuya böyle yaklaşanlar. Muhammed’e @ ve hem de O’nun tertemiz Ehl-i Beyt soyuna leke sürmeye çalışmakta. âdeta onları bir Arap ırkçısı imişler gibi takdim etmektedirler. bazılarının sandığı gibi Arap kültür emperyalizminin(!) bir sonucu da değildir. Allâh diye bile olsa ibâdet eder. Ancak çok özel durumlarda (Mesela. Bazılarının. dua vs. Arap ırkçılığına hayır! Fars ırkçılığına evet mi? Arap ırkçılığına hayır! Türk ırkçılığına evet mi? . ana dilinde bile olsa ibâdetler icrâ edilmeye çalışılır. Ehl-i Beyt taraftarı görünerek bunu savunması ise. Düşünmemektedirler ki böyle yapmakla asıl kendileri bir ırkın. tüm Ehl-i Beyt Önderlerinin @ yaşadıkları çağlarda ve yüzlerce yıllık İslâm tarihinde bu şekilde okunmuş olması ve böyle okunmasının tavsiye ile emredilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. bağnazca üstünlüğünü kabul etmekte ve yıkıcı bir Milliyetçilik cereyanını hortlatmaktadırlar. onların ıslâh olmaları ve hak ettiklerine kavuşmaları için duâcı oluyoruz. diğer kavimlerin de ırkçılığının (Milliyetçiliğinin) yeri yoktur... Allâh’a havâle ediyor. bütün Müslüman’ların ibâdet dilinde ortak bir payda oluşturmalarının gerekliliğinden ve başta saâdet asrı olan Peygamberimizin @ aramızda bulunduğu dönem ile.170 Alevî İslâm İlmihâli okunması. bu hüküm de böyle bir şeydir. Yanılarak bu görüşe kapılanları uyarmak insanlığımızın bir gereğidir. kolaylaştırma” prensibi vardır ya. ezberleyemeyen kimseler olursa) ise elbette. ya farkına vararak veya farkında olmadan bir ırkı aşağılamak sûretiyle hem Şanlı Liderimiz Hz. kasıtlı olarak Sünnî ve Alevî Müslüman’ları.. ümmet bilincini yok etmeye çalışmak. Hani İslâm’da herkesin de bildiği “zorlaştırmayıp. Ya da hiç bir şekilde ezber yapamayacak durumda olan kimse ise yalnızca Allâh.” İbâdet dilinin Arapça olması. Bunu ideolojik amaçlar uğrunda istismar etmek. Arap ırkının veya Arapça’nın üstünlüğünden ve faziletinden değil. Bu hükümler çok özel ve kişiseldir. “. “yapamıyorum” diyerek namazlar terk edilmez. Alevî ve Sünnî İslâm anlayışında Arap ırkçılığının (Milliyetçiliğinin) yeri olmadığı gibi. saptırmaya çalışanları ise. Arapça olarak sure. Şu gerçek iyice bilinmelidir ki.. Ey güzel insan @ târih ötesinden ne de güzel buyurmuşsun!. iyi niyet gösterisi ile bâtıl amaçlarını gerçekleştirmeye çalışanlara alet olmak aklı başında hiç bir Müslüman’a yakışmaz. tamâmıyla üzüntü vericidir.Kelimetü hakkin yurâdu bihal bâtıl.

ırkçılığına evet mi? Hayır! Binlerce Hayır! İslâm her türlü ırkçılığa kökten lâ çekmiştir.) rûhâniyetine yapılan bunca eziyetler? Hem de Alevî Müslüman(!)-Sünnî Müslüman(!) kimliği altında! Alevî Müslüman. Ehl-i Beyt’in @ ve Güzide Ashâbın (r.171 Ehl-i Beyt yolu Arap. Fars.a. her türlü ırkçılığa karşı olandır. Çerkez. Laz. Gürcü vs. Peygamberin @. “Lâ ilâhe illallâh” gerçeğini tasdik ettim diyenler bu hakikati neden bir türlü anlamak istemezler? Nedir bu câhiliyyeden kalma asabiyet? Nedir bu. Türk ırkçılığına hayır! Kürt. . Zaza.

1. 8. 5. malikiler ve şafîlere göre de farzdır. Niyet.172 Alevî İslâm İlmihâli NAMAZIN FARZLARI NAMAZIN İÇİNDEKİ FARZLAR Namazın içindeki farzlar ondur. 6. riyâ. 4. mümkün ise dil ile de ikrâr ederek niyet etmelidir. namaz bütünüyle bâtıldır. O’na yakın olmak. Yalnız kalben niyet etmek de yeterli olmakla beraber. Namaz kılacak olan kimse. 7. için kılınırsa. “desinler” vs. namaza başlarken. 2. anlamsızdır. hem de gösteriş. O’nun huzuruna çıkarak şereflenmek. 9. Vehbe Zuhayli: İslâm Fıkhı Anskp: c: 1 sh: 496-497 203 . 10. dil ile de ifâde etmek daha faziletlidir. başlamak üzere olduğu namazın hangi namaz olduğunu kalbinden geçirmeli. Niyet İftitâh (başlangıç) tekbiri Kıyâm Kıraat Rükû Sücûd Teşehhüd Selâm Tertib Müvâlât203 NİYET Namaz. 3. şafîler ve hanbelilere göre de tertibe riâyet etmek namazın farzlarındandır. geçersizdir. Yine malikiler. namazını yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allâh için kılmalıdır. Allâh’ı razı etmek. İnsan. Namazın tamâmı yada bir kısmı hem Allâh için. O’nun emirlerini yerine getirmek niyetiyle edâ edilmelidir.

Allâh’ın huzuruna-dîvânına çıktığının bilincinde olarak. bedenin kasten hareket ettirilmesi namazı geçersiz kılar. Kıyamda duran kimsenin. vücûdu rahat ve sâkin bir halde. İFTİTÂH (BAŞLANGIÇ) TEKBİRİ İftitâh tekbîri. namaza giriş için.173 Ehl-i Beyt yolu Bu şekildeki bir namaz. Allâh ile olan bağı ve sevgiyi de tümden yok etmeye başlar ki. Kıyâm hâlinde namaza hazır olan kimsenin. omuzlarını serbest bir şekilde aşağıya bırakması. kadın ise. ciddiyet. ayaklarının arasında üç açık parmakla bir karış arası açıklık bırakması. Allâh’a tam bir bağlılık ve sevgi ile kalbden yönelmesi. Bu da mümkün değilse ayakta durmaya en yakın bir halde tekbîr almalı sonra uygun vaziyette namazına devâm etmelidir. niyetini yaptıktan sonra. saygı ve Allâh’a duyduğu sevgi ile “ALLÂH-U EKBER”204 demesidir. ellerini bağlamayıp bacaklarının yan tarafına doğru sarkıtması. . insanı şirke doğru yuvarlar. daha sonra kendisine en uygun gelen bir şekilde oturmalıdır. KIYÂM (AYAKTA DURMAK) Namaza başlama tekbîri getirilirken ve bu tekbîrden ilk rükû ânına kadar geçen süre içerisinde ayakta durmaktır. Gerek tekbîr ve gerekse namazda okunan sûreler. kıyamda iken vücûdunu dik ve düzgün tutması. Kıyamda iken ayakları normal duruş denilmeyecek şekilde birbirinden ayrı-uzak tutmak namazı bozar. Namazın başlangıç tekbîrinde ve namaz esnâsında getirilen bütün tekbirlerde. zikirler ve duâlar kişinin kendisinin duyabileceği şekilde okunmalıdır. ellerin kulak hizâsına kadar kaldırılması sünnettir. kişiyi Allâh’a yaklaştırmak şöyle dursun. Bir mazeret olmadığı müddetçe namaza mutlak sûrette kıyâm halinde başlanılır. ayaklarını bir hizada tutması. KIRÂAT (OKUMA) 204 Allâh en büyüktür. erkekse. ayaklarını birbirine bitiştirmesi sünnettir. Ayakta duramayacak kadar hasta olan bir kimse dâhi imkânı nisbetinde başlama tekbîrini kıyâm hâlinde getirmeli. İftitah tekbîrinde.

) okumaktır. akşam ve yatsı namazlarının farzlarının ilk iki rekatında kıraatı (Fâtiha ve zamm-ı sûreyi) açıktan. . âlemlerin Rabbi Allâh’adır. Nâs. akşam namazının üçüncü. yalnızca Fâtiha veya en az bir kez “tesbîhât-ı erbea” (dört tesbîh) denilen “sübhânallâhi. Felak.205 Okunan Fâtiha sûresinden sonra “Âmin” denilmeyip “Elhamdu lillâhi Rabbil âlemîn”206 denilmesi sünnettir. Namaza giriş için başlangıç tekbîri getirdikten sonra. Tesbîhâtı öğrenemeyen veya doğru okuyamayan bir kimse. velhamdu lillâhi.. Tesbîhât-ı erbea’yı üç kez okumak iyi olmakla beraber. İhlâs. namazda Fâtihayı ve zamm-ı sûreyi birinci ve ikinci rekatlarda okumak farzdır. Allâh’dan gayrı ilâh yoktur. namazın üçüncü ve dördüncü rekatlarında da Fâtiha’yı okumalıdır. yalnızca Fâtiha sûresinin okunması yeterlidir. sesli olarak okumaları. diğer bütün vakit namazların farzlarında ve bütün nâfilelerde ise sessiz okumaları farzdır. 206 Hamd.”207 zikri okunur. Erkeklerin. Diğer rekatlarda ise. Ehl-i Beyt yoluna göre. yatsı namazının üç ve dördüncü rekatları ile.. Sesli kırâat yapılması gereken namazlarda kasten sessiz. 207 Allâh her türlü noksanlıktan münezzehtir. RÜKÛ 205 Namazda okunan Fâtiha ve kısa sûrelerin okunuşu ve mealleri için bakınız: Her hangi bir namaz hocası. hamd Allâh’adır. Âcil durumlarda veya şiddetli hastalık hallerinde namazlarda okunan Fâtiha ve zamm-ı sûreden. bir kez yada tek olmak kaydıyla daha fazla da okunabilir.174 Alevî İslâm İlmihâli Kırâat. sessiz kırâat yapılması gereken namazlarda da kasten sesli kırâat (okuma) yapılırsa. namazın ilk iki rekatında “Hamd sûresi (Fâtiha)” ile peşinden zammı sûre tabîr edilen bir tam sûreyi (Kevser. en büyük Allâh’tır.vb. Ehl-i Beyt erkânına göre namazda Fâtihanın arkasından “âmin” sözünün söylenmesi namazı bozar. velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Kadınlar ise bütün namazlarda kırâatı sessiz olarak yerine getirirler. Tebbet. sabah namazının farzında. Bu konularda bütün İslâm mezhepleri arasında ittifâk olduğundan sûrelerin okunuşu ve mealleri konusunda bütün ilgili kitaplardan istifâde edilebilir. namaz bâtıl-bozulmuş olur.

Rükûdaki zikirden önce ve sonra Peygamber efendimize @ ve Ehl-i Beyt’ine @ salavât getirilmesi. . bu da mümkün olmazsa. Her türlü noksanlıktan münezzeh olan yüce Rabbime hamd olsun. alnın. Secdelerde zikir olarak en az üç kere “Sübhanallâh” veya bir kez “Sübhane Rabbiyel a’lâ ve bihamdih”212 denilmesi farzdır. Rükûyu hastalık ve benzeri sebeplerden dolayı kâmil mânâda yerine getiremeyen bir kimse. yapabildiği ölçüde rükûya eğilmeli. Hamd. her iki diz kapağının ve iki ayağın baş parmak uçlarının yere konmasıdır. her iki elin içinin. Allâh kendisine hamd edeni duyar. Sonra da “Elhamdu lillâhi Rabbil âlemîn”211 zikri söylenir. rükûdan doğrulup dik durduktan sonra beden sakinleşince “Semiallâhu limen hamideh”210 denilmesi sünnettir. diz kapakları mümkün olduğunca bükülmemiş. kırâattan sonra “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr getirilir ve eller diz kapaklarına gelecek şekilde eğilinir ki.175 Ehl-i Beyt yolu Her rekatta. Rükûda üç kez “Sübhanallâh”208 veya en az bir kez “Sübhane Rabbiyel azîm ve bihamdih”209 zikrinin okunması farzdır. Rükû halinde okunan zikir ânında beden sâkin ve hareketsiz olmalıdır. gözler secde mahalline bakar vaziyette olmalıdır. Rükû zikri tamamlandıktan sonra tam doğrulmalı ve vücut sakinleştikten sonra secdeye gidilmelidir. SÜCÛD (SECDELER) Secde. baş hareketi. Birinci secdenin zikri tamamlandıktan sonra oturulmalı ve beden sakinleştikten sonra ikinci secdeye gidilmelidir. Her türlü noksanlıktan münezzeh olan yüce Rabbime hamd olsun. Secdede de farz olan zikirler okunurken beden sakin olmalıdır. Namaz kılan bir kimsenin farz ve sünnet namazların her rekatında rükûdan sonra iki secde yapması farzdır. âlemlerin Rabbi Allâh’adır. Kadınlar rükû halinde ellerini dizlerinin biraz yukarısına koyar ve dizlerini de gergin olacak bir şekilde geriye doğru çekmezler. gergin. 208 209 210 211 212 Allâh her türlü noksanlıktan münezzehtir. Rükûya eğilindiğinde sırt düz. hattâ göz îmâsı ile de olsa rükû yapmaya çalışmalıdır. bu amele rükû denir.

secde ânında başparmakların ucu yere değecek şekilde yere konmuş olmalıdır.a. hasır. biz Ehl-i Beyt yolu sâliklerine kılavuzluk yapmışlardır. Secdede elin içi yere konmalıdır. Ayaklar ise.a. kağıt. Ancak elin içinde yere konulmaya engel olacak durumda yara ve benzeri bir durumun olması halinde elin üstü yere konur. o olmazsa çene ile. o da olmazsa yüzün her hangi bir yanıyla. ancak ve ancak Allâh’a ve Allâh için yapılır. Muhammed’e @ uyuyor isek. toprak olmadığı durumlarda da topraktan biten. o da mümkün olmazsa kol yere konulmalıdır. Âlemlere rahmet olan Ulu Önderimizin @ ve O’nun yolunun sarsılmaz bekçileri Oniki İmâm’larımızın @ yaşamlarına bir göz attığımızda. sırasıyla diğer parmaklar. HANGİ ŞEYLER ÜZERİNE SECDE YAPILABİLİR? İslâm’ın bütün mezheplerinde olduğu gibi Ehl-i Beyt yolu olan Alevîlikte. o da olmazsa. Alında secdeye engel olacak bir durum var ise. Bu mümkün olmadığı hallerde. secdeyi özellikle toprağa yaptıklarını. alnın sağlam olan diğer kısımları. vb.176 Alevî İslâm İlmihâli Namaz kılanın alnını koyduğu yer. dizlerini yahut ayak parmaklarını koymuş olduğu yerden dört bitişik parmaktan daha aşağı veya daha yukarı olmamalıdır. önlerinde secde eder vaziyette durulmaz. şeyler üzerinde secde kılarak Allâh’a yöneldiklerini görmekteyiz. Peygamberimizin @ ilminin gerçek vârisleri olan Ehl-i Beyt’in @ nurlu sîmâları Oniki İmâm efendilerimiz @ de. insanların ve cinlerin Sultânı. biz de O’nun gibi secdemizi yerine getirmekten mutluluk ve şeref duyarız. O yüce cedlerinin (s. İbâdet kastı ile Allâh’tan gayrı hiç bir varlığa secde edilmez. başın ön tarafı ile secde edilmelidir. biricik Liderimiz Hz. O kudsî zâtların @ hem eylemleri. yenilmeyen. Diğer bütün amellerimizde Allâh’ın rızâsına nâil olmak amacıyla Kâinâtın efendisi. ya da ayağın diğer kısımlarından her ne kadarı var ise o kısmı yere konulmalıdır. o da mümkün değilse. onların. her konuda yılmaz takipçileri olmuşlar. tahta. giyilmeyen.). Oniki İmâm @ anlayışında da şüphesiz ki secde. dirseğe kadar olan bir kısım. her ne şekilde ve ne gibi şeyler üzerinde secdesini gerçekleştirmiş ise. İmâm Cafer Sâdık @ erkânında. secde etme konusunda da O’na uyar. O. O da mümkün olmazsa. bilek. .

vb. ... namaz kılarken secde mahalline koyduğu şeye çok dikkat etmeli. mermer ve tahta parçası veya temiz bir kağıt üzerine secde kılınması daha uygun bir davranıştır. Müslümanların kardeşliğini bozmaya çalışan münâfık tabiatlı kişilerin şerlerinden ve fitnelerinden emîn olunmayan bölge ve yerlerde.177 Ehl-i Beyt yolu hem de nûr saçan sözleri bu gerçeği vurgulamakta. alçı taşı. tahta ve benzeri şeyler üzerine de secde edilebilir..) mekânı olan diğer yerlerin toprağı da değerli olan topraklardandır. Mermer. secde için öncelikle makbûl şey. firuze gibi madenî şeylere de secde edilmez. kireç. yalnız ve yalnız Allâh’ı secdeye layık 213 Toprağa secde etmek ile ilgili bakınız: A. Seyyid Rızâ Hüseynî: Sünnete uygun secde.... yanlış anlamaların önüne geçmek. İmâm Hüseyin’in @ şehâdet şerbeti içtiği. testi. Ondört Masûm’ların @ buyruk ve beyanları ile amellerinden ortaya çıkan gerçeğe göre secde aşağıda belirtilen şeyler üzerine yapılabilir: Yere ve yenilecek şeyler dışında yerden biten ağaç yaprağı gibi şeylere secde yapılabilir.. Yine Mekke ile Medîne toprağı. müminin toprağa secde etmesindeki fazilet ile ilgili şunları söylüyor. Yine altın. alçakgönüllü. akik. her ne kadar makbûl olan topraklar yukarıda belirtildiği gibi ise de. birbirlerini iyice dinleyip anlamaya çalışmak. tuğla. ot. Müslüman’ların en başta gelen vazifelerinden birisi İslam düşmanlarının oyununa gelmemek. kağıt. İslâm’ın bekâsı için kanıyla suladığı Kerbelâ toprağıdır. Kadri Çelik: Bir devrimin anatomisi: sh: 333. O. biz Ehl-i Beyt takipçilerine aydınlık yolu göstermektedir.213 Câhil insanların. gümüş. birbirine karşı mütevâzi. Kâşiful Ğıtâ: Caferî mezhebi esasları: sh: 128.“Mümin Allâh’ın yarattığı basit varlıklar karşısında eğilip yere kapanmak gibi bir zillete katlanamaz. Sabri Hamedani: İmâm Cafer Sâdık buyrukları: sh: 112. Tevfik Oytan: Bektâşîliğin iç yüzü: sh: 248. Bir güzel insan. Yenilen ve giyilen şeyler üzerine secde edilmez. Ali İrfan: Alevi ve namaz: sh: 56. saman... Zîra. yanlış anlaşılacak hal-hareketlerden titizlikle kaçınmalıdır.. siyah taş. Ehl-i Beyt İmâmlarından @ gelen rivâyetlere göre. Allâh’ın velî kullarının (k. Abdulbâki Gölpınarlı: Tarih boyunca İslâm mezhepleri ve şîilik: sh: 607..s. kötü niyetli bazı kimselerin. Böylesi yer ve durumlarda yanında bulundurulan düzgün bir taş. hoşgörülü ve saygılı olmaktır. Ehl-i Beyt yoluna uygun olarak amellerini yerine getirmeye çalışan Müslüman.

. Muhammed (s.. bazen de hasıra secde ederdi... her aynaya baktığında gururla ve beğenerek seyrettiği şerefli başını. Necm..........a.........) çoğu kez kuru ve sert toprağa.”214 KUR’ÂN’DAKİ FARZ OLAN SECDELER (TİLÂVET SECDESİ) Kur’ân-ı Kerîm’in......... Bir tevhîd eylemi: sh: 118-119 ile ilgili ............. namaz kılan kimse.................... toprak...... secde ânında toprağa koymakla........... Bu arada hatırlatmalıyız ki....v... tahta veya basit ve sâde bir bez üzerine secde etmelidir..... kendisini Allâh’ın huzurunda daha zelil ve hakir hissetmek için.......... kıymetli...... Bunların dışındaki sûrelerde yer alan secde âyetleri okunur ya da dinlenirse tilâvet secdesi farz değil sünnet olur...... Şu halde..178 Alevî İslâm İlmihâli bilir ve o sadece yüce Rabbinin huzurunda kendini hor ve hakîr kılmak için secdeye kapanır.... Böylece topraktan yaratıldığını ve yine toprak olacağını.............. süslü-püslü halı veya seccâdeler yerine taş....... menşeini hatırlayıp kendine dönmekte ve şu değer verdiği vücûdunu değersiz bir nesneden yaratarak ona şekil ve biçim veren yüce yaratıcıya yönelmektedir............. 214 Ehl-i Sünnet mektebinden bir Müslüman kardeşimizin secde açıklamalarından: Abdullâh Yıldız: Namaz. secde yapılması üzerine uygun düşen bir şey üzerine konularak her hangi bir zikrin (Sübhânallâh.. Tilâvet secdesi........ Kul.... kendisini işte şu topraktan yaratan Yaratıcının karşısında ne kadar basit ve âciz olduğunu hatırlar......... İşte bu noktada..... cihânın efendisi olan Hz.. gibi) okunması ile yerine getirilir.. alın. .... Allâh’tan geldiğini ve yine Allâh’a döneceğini hatırlayarak Rabbine daha yakın hissetmektedir kendisini.... Bir keresinde çamurlu ve ıslak olan zemine secde ettiği ve mübarek başını secdeden kaldırdığında alnından çamurlu sular damladığı görülmüştü.. Secde ve Fussilet sûrelerinde yer alan secde âyetleri okunduğunda veya bir okuyandan dinlenildiğinde Allâh rızâsı için tilâvet (okuma) secdesi yapılması farzdır...... vs.. Sübhâne Rabbiyel â’lâ..... insanın alnını toprağa sürmesi ile secdenin derin anlamı arasındaki sıkı bir bağ karşımıza çıkar. ... En şerefli azâsı olan yüzünü insanların üzerinde gezip tepindikleri toprağa sürerek.......... hasır.... Alak...

Bilerek ve kasten. secdeyi rükûdan önce yapmak gibi bir amel unutularak veya kasten yapılırsa namaz bozulmuş olur. Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh. rahmet ve berekâtı üzerine olsun ey Nebî! 217 Allâh’ın selamı. bizlerin ve bütün sâlih kulların da üzerine olsun! Allâh’ın selam. “Esselamu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh” selâmını okurken baş sağ ve sol omuzlara doğru çevrilebilir. ikindi ve yatsı namazlarının dördüncü rekatlarında. öğle. namazda yerine getirilmesi gereken farz amelleri öne almak veya geriye bırakmak sûretiyle yer değiştirtmek namazı bâtıl (geçersiz ) kılar. Son selâmı bu şekilde vermenin müstehab (iyi) bir amel olduğu da bazı rivâyetlerde belirtilmiştir. bir olan Allâh’tan gayrı ilâh olmadığına. Muhammed’in ve Âl-i Muhammed’in üzerine olsun. Ey Allâh’ım! Salâtın. Namazı anlatılan sıraya (tertîbe) uyarak kılmak farzdır. 216 Allâh’ın selâm. şartlarına ve öncelik sırasına riâyet edilerek yerine getirilen bir ibâdettir. sûreyi Fâtihadan önce okumak.”217 selamlarının okunması da sünnettir.”215 SELÂM Namazın son rekatındaki teşehhüdden sonra oturulmuş vaziyette ve beden sâkin olarak kıbleye doğru selâm verilmesi farzdır. TERTÎB Namaz ibâdeti.179 Ehl-i Beyt yolu TEŞEHHÜD Bütün farz namazların ikinci rekatlarında. rahmet ve berekâtı sizlerin de üzerine olsun! 215 . “Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn. Meselâ. Muhammed’in de O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederim.”216 Farz olan bu selamdan sonra. akşam namazının üçüncü rekatında. Okunması farz olan teşehhüd şöyledir: “Eşhedü enlâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Allâhümme salli alâ Muhammedin ve Âl-i Muhammed. Verilmesi farz olan selâm şöyledir: “Esselâmu aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh. Ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûlüh. ikinci secdeden sonra beden sakin olduğu halde teşehhüd okunulması farzdır. Ortağı bulunmayan.

Âdâbına uygun olarak namaz nasıl kılınır? Namaz öncesi âlemlerin Rabbi olan Allâh’a yakınlık kastı ile güzel bir şekilde abdest alınır. dilediği lisanla (Arapça. “Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve filâhireti haseneten ve kınâ azâbennâr birahmetike yâ erhamerrâhımîn”218 ve benzeri duâlar okunabilir. Türkçe. secde edilmesi câiz olmayan kumaş ve benzeri şeylerden îmâl edilmiş bir seccâde veya halı ve benzeri bir şey ise. Lazca. kıraatta uzun sûre okumak muvâlâtı engellemez. birbiri ardından ve aralarında “namaz kılmıyor” denilecek bir miktarda boşluk verilmeksizin yapılması demektir. Zazaca. Sonra. Gürcüce. Her Müslüman. temiz ve üzerinde namaz kılınması münâsip olan bir şeyin üstünde. Arapça okunabildiği gibi. kılınacak namaz vakti girdiğinde. namazda ikinci rekatta rükûya varmadan önce tekbîr getirilerek elleri yüz hizasında dua eder bir vaziyette kaldırıp bitiştirerek belli zikir ve duâları okumakla yerine getirilen bir ameldir.) meşrû olan dilek ve isteklerini samimiyet ve ihlâs ile dile getirerek Rabbine niyazda bulunabilir. Farz ve sünnet namazların hepsinde ikinci rekatın rükûsundan önce kunût okumak sünnettir. Ancak rükû ve secdeleri uzun yapmak. namaza başlamak üzere kıbleye yönelinir. Farsça. Çerkezce.180 Alevî İslâm İlmihâli MUVÂLÂT Muvâlât. kunûtunda. Namaz kılınırken hata ile yahut kasten namazdaki ameller arasında veya okunulan sûre ve zikirler arasında “namaz kılmıyor” denilecek miktarda ara verilirse namaz bozulur. içinde bulunduğu hale göre. Üzerinde durulan yaygı. NAMAZIN SÜNNETLERİNDEN KUNÛT Kunût. Kürtçe. İngilizce vs. Kunûtta. secde mahalline. alnımıza gelecek şekilde topraktan yapılmış bir 218 Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz! Bizlere bu dünyada da âhirette de güzellik ver ve bizi rahmetinle ateşin azâbından koru! . Namazın farzlarının. “Elhamdülillah” ve benzeri gibi zikirlerle. diğer dillerle de okunabilir. “Sübhanallâh”. Bütün namazlardaki kunûtlarda duâ ve zikirler.

“Bugünün öğle namazının dört rekatlık farzını Allâh rızâsı için kılmaya niyet ettim. düz taş. tahta. Gereken duâ.” şeklinde. elhamdu lillâhi Rabbil âlemîn. Ve eller. rükûda. Beden sâkinleştikten sonra hareketsiz halde tekbîr getirilerek secdeye gidilir. Tekrar tekbîr getirilerek ikinci secdeye varılır. İlk rekatta yapıldığı gibi ameller yerine getirilir ve ikinci secdeden sonra “teşehhüde” oturulur. ayakta durularak. 219 . zikir ve salavâttan sonra doğrulunarak hafifçe oturulur. avuç içi yukarı gelecek şekilde yüz hizâsına kadar kaldırılır ve kunût tutulur. zikir ve salavâtlar istenilen lisanla okunduktan sonra tekbîr getirilerek rükûya gidilir. Beden sakin bir durumda iken teşehhüd okunur. secdede her tekbir getirildiğinde ellerin kulak-yüz hizasına kadar kaldırılması sünnettir. Mümkün ise dil ile de örneğin. Sûre. düzgün ve açık ifadelerle ve arada her hangi bir söz konuşulmadan hareketsiz bir halde kâmet getirilir. Namazın farzı kılınacaksa. âyetin sonuna gelindiğini belirtecek bir süre miktarı durularak tane-tane ve düzgün bir şekilde okunmalıdır. niyet ifade edilir. Rükûda gereken zikir ve salavât okunduktan sonra yavaşça doğrulunarak “Semiallâhu limen hamideh. her âyetin sonunda. yani “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Sûrenin sonunda “Elhamdu lillâhi Rabbil âlemîn” denilir ve besmele çekilerek tam bir sûre okumak üzere zamm-ı sûreye başlanır.”219 çekilerek Fâtiha sûresi (Hamd sûresi) okunur. Sâkin ve hareketsiz bir vaziyette kıyamda (ayakta) durulur. Namaza giriş tekbîri olan “Allâhu Ekber” cümlesini söylemek üzere eller yüz hizâsına kadar kaldırılarak tekbîr getirilir. Hangi vaktin namazı kılınacaksa o namaz için Allâh’a yakınlık amacıyla kalben niyet edilir. Eûzübesmele. Secdede zikirler ve salavât okunduktan sonra. eller yüz-kulak hizâsına kaldırılarak220 tekbîr getirilir ve rükûya gidilir. esas duruştaki bir askerin duruşu gibi hazır ol vaziyetinde olacak şekilde yanlara salınır. Rükûya gitmeden evvel tekbîr getirilerek eller bitişik vaziyette. Rahmân ve Rahîm Allâh’ın adıyla (başlıyorum)! 220 Kıyamda. hasır ve kağıt parçası gibi temiz bir şey konulur.” denilir. Bu sûre de düzgün bir kırâat ile ve sükûnetle okunduktan sonra. Bismillâhirrahmânirrahîm.181 Ehl-i Beyt yolu mühür (secde toprağı). doğrulunarak “Allâhu Ekber” denilir. İkinci rekatta da eûzübesmele ile Fâtiha ve zamm-ı sûre okunur. Namaz Kovulmuş olan şeytândan Allâh’a sığınırım. Ve sâkin bir halde iken tekbîr getirilerek ikinci rekatı kılmak üzere ayağa kalkılır.

otuz üç (33) kez de Sübhânallâh)222 ve mümkün olduğu kadar Kur’ân-ı Kerîm ve meâlini.”223 İmâm Cafer Sâdık’a @. Duâ. ve her namazın arkasından okunulması özellikle tavsiye edilen duâları okumalı..182 Alevî İslâm İlmihâli iki rekatlık bir namaz ise (Sabah namazı ve sünnet namazları gibi). müminin silâhı ve belalara karşı bir kalkanıdır. selâm verilmez. insanların önünden geçme ihtimâli olduğu zamanlar önlerine bir sütre (âsa. namaza öyle başlarlardı. üçüncü rekattan sonra tekrar doğrulunarak hafifçe oturulur ve sâkin bir halde tekbîr getirilerek son rekata kalkılır. “Resûlullâh @ namaz kılacakları vakit. Peygamberin @ Hz. Hz. “Önünde sütre bulunmayan bir kimsenin namaz hâlindeyken önünden geçilmesi namazını bozar mı? diye soruldu. NAMAZ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN IŞIKLAR İmâm Cafer Sâdık @’ın naklettiğine göre. Namaz kılanın önünden ne geçerse geçsin namazı bozulmaz. Üçüncü rekattaki gibi gereken ameller yerine getirilir. İkinci rekatın sonunda ifade edildiği şekilde namaza son verilir. zikir ve şükür mümin olmanın nişânesidir. Ehl-i Beyt’e @ bağlı bir Müslüman kılmış olduğu namazların akabinde. Sahîh-i Buhârî: c: 4 sh: 208. çubuk. Müsned-i Ahmed: c: 5 sh: 196 223 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 296-297 221 222 . şükür ve niyazlarını ifâde eden yakarışlarını yapmalıdır.. (Otuz dört (34) kez Allâhu Ekber. Fikir.vs. hâcet ve ihtiyaçlarını. “Hayır. Ve nihâyet. Tekbîr getirilerek veya “Bihavlillâhi ve kuvvetihi ekûmu ve ekudu”221 denilerek üçüncü rekata kalkılır.” İmâm @ buyurdular. Üç rekatlı bir namazda ise.) koyar. Fâtıma @ anamıza tavsiye ettiği ve Sünnî Müslüman kardeşlerimizin de titizlikle yerine getirmeye çalıştıkları “Tesbîhâtı”. Dört rekatlı namazda da. teşehhüdün peşinden baş hafifçe doğrultularak kıbleye doğru “selâm” verilir. selâm ve üç tekbîr ile namazdan çıkılmış olur. ikinci rekatın teşehhüdünden sonra. Çünkü kulluğun özü duâdır. Ancak siz yine de imkanınız var ise böyle bir ihtimâlin olduğu Allâh’ın verdiği güç ve kuvvetle kalkıyor ve oturuyorum. otuz üç (33) kez Elhamdu lillâh. Rükû ve secdeden sonra teşehhüd. Kıyamda ya bir kez“Fâtiha” veya “Tesbîhâtı erbea”denilen zikir üç kez okunarak rükû ve secdeler yerine getirilir. eller sünnet olduğu üzere üç kez tekbîr getirilerek yüz hizâsına kadar kaldırılır ve namazdan çıkılmış olur.

” İmâm. Öyle oldu. Mûsâ Kâzım çağırıldı. “Ey oğulcuğum! Ebû Hanîfe.”226 Altın soyun altın halkalarından İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.”224 (Zîrâ namaz kılanın önünden geçmemek.) onlara mâni olmuyordu. Bir an bile olsa. babam sana feda olsun ey sırların koruyucusu (hazinesi)!.”228 Sâdıkların İmâmı İmâm Cafer Sâdık @’dan rivâyet edilmiştir.) Bir gün Ebû Hanîfe (r. “Zeynelâbidîn @ namaza durduğunda bir ağacın gövdesi gibi hareketsiz olurlardı. Hz. sütre ile Mûsâ Kâzım arasında geçiyorlardı. yere ve yerden biten. “Anam. doğrudur babacığım. “Biz ona (insana) şah damarından daha yakınız. namaz kılanın da birilerinin önünden geçme ihtimâli bulunduğu hallerde bir engel koymaları namazın âdaplarındandır. yenilmeyen.h. oğluna hitâben buyurdular. “Her şey bir ölçüye vurulur. bana önümden geçenlerden daha yakın idi. o kimse Allâh’ın misâfiridir. Bir damla göz yaşı ateş denizlerini söndürür. Öyle ki.) Yüce Allâh buyurmuyor mu ki. Buyurdular ki.” dedi. giyilmeyen şeyler üzerine yapılır.183 Ehl-i Beyt yolu zamanlar önünüze sütre ve benzeri bir şey koyarak buna mâni olun. İmâm Hüseyin’in @ kabrinin (Kerbelâ’nın) toprağı üzerinde secde yapmak ise yedi kat yeri nurlandırır. Kıyamet günü şu üç göz hariç bütün Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 297 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 297 226 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 300 227 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 341 228 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 174 224 225 . Zira benim kendisine ibadette bulunduğum zat. fakat senin onlara mâni olmadığını söylüyor.).” [Kâf: (50): 16] Bunun üzerine İmâm @ oğlunu bağrına bastı ve dedi.”225 İmâmet gemisinin devrindeki kaptanı İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre. “Secde. Muhammed Bâkır @ buyurdular.”227 Hak kılavuzlardan İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Ancak Allâh korkusundan ağlamanın bir ölçüsü-tartısı yoktur. “sen namaz halindeyken insanların senin önünden geçtiğini. Kur’ân okuma. tesbîhler. Misâfirine ikramda bulunmak da Allâh üzerine bir haktır. O’nun üzerindekiler ancak rüzgar ile hareket ederdi. ağlayan kimseye merhamet olunur. duâ ve benzeri şeyleri yerine getirirse. “Evet. “Oğlun Mûsâ Kâzım’ı namaz kılarken gördüm.” ne dersin?” Mûsâ Kâzım @ buyurdular. İmâm Cafer Sâdık’ın @ yanına gelerek şöyle dedi. Önünden insanlar geçtiği halde (sütre var olduğu halde. “Oğlum Mûsâ’yı çağırın. “Kim farz olan namazını kılar ve arkasından da zikirler. İmâm @. (Yani Allâh ile arama kimse giremedi.

İdrârını. 2-Namazda iken kasıtlı veya kasıtsız abdest yada guslü bozan her hangi bir durumun ortaya çıkması.”229 İmâm Ali Es-Sıddîk’ın @ naklettiğine göre. “. namazları reddedilirse geri kalan amellerine (fazla) değer verilmeyecektir. göğüs vs. göbek.184 Alevî İslâm İlmihâli gözler ağlayacaktır. nin gasp edilmiş olduğunun anlaşılması..”230 İmâm Muhammed Bâkır @ buyuruyorlar. Peygamberimiz @ şöyle buyurdu. @ yoluna göre namazı bozan şeyler Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 208 Tehzîb: c: 2 sh: 237 231 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 182 229 230 . namazda iken namaza durulan mekan. 4-Namazda iken okunan “Fâtiha sûresi” nden sonra “Âmin” demek. Âdemoğullarının amellerinden Allâh’ın ilk hesâba çekeceği amel namazdır. esas duruş vaziyetinde yanlara salınır. Herkes kendi fıtratına etmelidir. Dokuz yaşından itibâren abdest almaları ve namaz kılmaları usûlüne uygun bir tarzda emredilir.) ve çocuğun durumuna göre uygun metotları tercîh NAMAZI BOZAN ŞEYLER Ehl-i Beyt mektebi ve Oniki İmâm onikidir: 1-Namaz hâlindeyken namazın şartlarından birinin yok olması: Meselâ. Namazlar kabul edilirse. Allâh’ın harâm kıldığı şeylere karşı yumulan göz. sağ yada sol tarafını kıbleye çevirmek veya yüzünü “Kıbleye dönük değildir. Allâh yolunda seher vakitlerini uyanık geçiren göz.. üzerindeki elbise vs. (Dünyâda iken) Allâh korkusundan ağlayan göz. üzerinde bağlamak. büyük abdestini vs. tutamamak gibi özel hallerde ise konu ile ilgili fıkıh hükümlerine göre amel edilir. Çocuklar dokuz yaşına kadar eğitilerek yavaş-yavaş abdest almaya namaz kılmaya alıştırılırlar. 3-Namazda elleri birbiri üzerine koymak. Bilindiği üzere Ehl-i Beyt fıkhında.231 (Her dönemde çocuk eğitimi farklı metotlarla olabilir. abdestsiz olduğunun hatırlanması vb. diğer amellerine bakılacak.“Namaz dînin direğidir. gerektiğinde zorlanırlar.” denilecek miktarda kıbleden başka yöne çevirmek. üst üste koymak. namazda iken eller hiç bir surette bağlanmaz. gibi. 5-Namaz halindeyken kasten veya unutkanlıkla arkasını kıbleye dönmek.

Ve onlar bizlere en güzel örnektirler. Ancak Allâh korkusundan. 12-Namazın rükun denilen kısımlarından her hangi birini kasten veya unutkanlıkla. Allâh aşkından. içmek. namaz halinde iken alacaklının alacağını istemesi halinde ve borcunu vs. rükun olmayan kısımlarından da her hangi birini kasten eksik veya fazla yapmak. zıplamak gibi namazın şeklini bozan hal ve hareketler. Bu. canı korumak ve önemli olan her hangi bir şeye zarar gelmesini önlemek amacıyla namaz bozulabilir. Yalnız. hiç bir sebep yokken zevk için bozulamaz. ödemek gibi durumlarda namaz . namazın vaktinin geniş olduğu bir durumda. 11-İki veya üç rekatlı namazların rekatlarında. Zîrâ Resûlullâh’ın @ ve Oniki İmâm’ların @ namazda özellikle de secde hâlinde iken ilâhî aşk ile nasıl göz yaşları döktükleri hepimizin malûmudur. dört rekatlı namazların ilk iki rekatlarında şüpheye düşmek. hoplamak. 7-Namazda sesli olarak veya kahkahayla gülmek. anlamı olsun veya olmasın bir yada daha fazla kelime söylemek. Yine. Namazın farzları olarak saydığımız amellerden aşağıdaki beşi rükun olan kısmıdır. harâm olan bir davranıştır. Sessiz bir şekilde ağlamak namazı bozmaz ise de güzel bir davranış değildir. 10-Namazda iken yemek. malı korumak. 8-Namazda iken dünyâ işleri için sesli olarak ağlamak. 9-Namazda iken el vurmak.185 Ehl-i Beyt yolu 6-Namazda kasten konuşmak. âhiretteki halini düşünmekten dolayı sesli veya sessiz ağlamak namazı bozmadığı gibi en üstün amellerdendir. ● Niyet ● İftitâh tekbîri ● İftitah tekbîri alındığı andaki kıyâm ile ilk rükûdan önceki kıyâm ● Rükûlar ● İki secde (Her rekatta) NAMAZDAN HANGİ HALLERDE ÇIKILABİLİR? Başlanmış bir namaz. Gülümsemek her ne kadar namazı bozmaz ise de namaz âdâbına uygun değildir.

nisyan ile malûldur. O kudsî zâtlar @ ibâdetlerin yapılması noktasında insanlığa örnektirler. o kişisel küçük mirâca çıkmanın heyecânı tüm benliklerini sarıyor ve dünyadan kopuyorlardı. NAMAZ KILARKEN OLUŞAN ŞÜPHELER “İnsan. şartlara göre mutlaka bozulması da gerekebilir. sakal. namaz ibâdetinin öncülü durumunda olan abdesti alırken bile. bütün vücuduna ve hislerine gaflet perdesi çekilmiş. nasıl olur da Onlar @ bizim gibi kalbi manen ölme noktasına gelmiş. Bu etkenlerden bazıları. günahlar ile yoğrulmuş kimselerin unutkanlığı ve şüphesi gibi bir şüphe ve tereddüde düşebilirler. Onlar ki ibâdete koyulurken aşk-ı ilâhîden kendilerinden geçiyorlardı.” sözü ne kadar da mânidâr. vs. elbise. ile oynamak-ilgilenmek namazdaki dikkati ve samimiyeti giderecek hareketlerde bulunmak uygun bir davranış değildir. Dolayısıyla.. Peygamber efendimiz @ ve bütün Peygamberlerle @ Ehl-i Beyt’in diğer Masûm zâtları @. bizlerin karşılaşacağı unutkanlık ve şüphe hallerinde. anladığımız mânâda bir unutkanlık ve şüphelerden berîdirler. Namaz da iken sebepsiz yere saç. Hattâ. ibâdetlerimizde de ortaya çıkmaktadır. günahlarımızın yoğunluğu. dir. Özel ilâhî koruma altında olmayan biz insanların en belirgin özelliklerinden birisi de. Bu unutkanlık ve tereddütlerin oluşmasında bir çok etkenler söz konusudur. Unutkanlık veya bir konudaki tereddütlerimiz. Daha sonra yeni baştan. günlük yaşamımızdaki olağan işlerde vâki olduğu gibi. o gül benizleri bir sonbahar yaprağı misâli sararıyor.. neler . şevk ve istekle sarılamamamız. hiç şüphesiz ki unutkanlıktır. deriz ki. vaktin namazı kılınır. secde mahalli vs. o yüce dîvâna. ilgi alanlarımızın çokluğu. Namazda kalpten-gönülden Allâh’a râbıta... yapmakta olduğumuz işlere ve ibadetlerimize gereken aşk. bağlılık gerektiği gibi. Hal böyle iken. Onların @. bıyık. zâhirî hal ve davranışların da Allâh’ın ve O’nun sevgili Resûlü Hz. namazda dûçâr oldukları şüpheler ve yanılmalar ile ilgili bize ulaşan rivâyetlere gelince. Muhammed Mustafâ’mızın @ belirttiği şekillerde olması gerekir. Başta Ulu önderimiz.186 Alevî İslâm İlmihâli bozulabilir.

3.Dört rekatlı bir namazda ikinci rekatın ikinci secdesini tamamlamadan önce.Dört rekatlı namazlarda bir rekat mı yoksa daha fazlamı kılındığı hakkında şüphe etmek. 4.Sabah namazı ve seferdeki namazlar gibi iki rekatlı namazların rekat sayısında şüphe etmek. iki rekatlı sünnet namazlarındaki şüpheler namazı bozmaz. bizler hatalarımızı telâfî etme yol ve erkânını öğrenmiş olalım.. Bu mümkün olmaz da şüphe giderilemez ise. Bunlardan namazı bozan şüpheler şunlardır: 1.187 Ehl-i Beyt yolu yapmamız gerektiğini uygulamaları ile bize öğretmişlerdir. Ey Rabbimiz! Unutur.. 232 Peygamberimizin @ namazdaki unutkanlığı ile bakınız: Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 234 . Öyle ki. namazın bütün rekatlarında şüphe etmek. “. hemen namazını bozmamalıdır. Meselâ. 2. hangi durumda olunursa olunsun namazdan çıkış selâmı verilerek namaz bozulur ve yeni baştan namaza başlanır. Ancak. rükûya vardıktan sonra Fâtiha’yı okuyup okumadığından şüphe etmek gibi. iki rekat mı yoksa daha fazla mı kılındığı konusunda şüphe etmek.Kaç rekat kıldığını bilmeyip. Namazını fesâda uğratmayacak bir şekilde şüphesini gidermeye ve kıldığı rekatları hatırlamaya çalışmalıdır.. ve O’ndan yardım diliyoruz.” [Bakara (2): 286] Namaz kılarken oluşan şüphelerin bir çok kısımları vardır.Üç rekatlı namazların rekat sayısında şüphe etmek. yüce Rabbimizin bizlere öğrettiği bir duâ ve niyaz ile noktalıyor.. yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma! . Yerine getirilme zamanı ve mahalli geçmiş amellerdeki şüpheler.232 Sözümüzü. Yukarıdaki belirtilen hallerde namaz da iken şüpheye düşen bir kimse. NAMAZDA DİKKATE ALINMAMASI GEREKEN ŞÜPHELER 1. 5.

188 Alevî İslâm İlmihâli 2. Meselâ. fazilet ve sevâbında eksiklik ve bizde kusur sayılacak bir takım ameller sergileyebiliyor.) şüphe ederek “çok şüphe eden” ismi kendisine uygun görülen bir kimsenin şüpheleri. Bir namazda üç defa veya peş peşe gelen üç namazda (Sabah. ● Teşehhüdün tümünü veya bir kısmını unutmak veya secdeyi unutmak. SEHİV SECDESİ NASIL YAPILIR? . öğle. beş rekat mı kıldığı konusunda şek ve şüphe etmek. Namaz vakti çıktıktan sonra. namaz kılıp kılmadığı ile ilgili ortaya çıkan şüphe. 3. SEHİV (YANILMA) SECDESİ VE BU SECDEYİ GEREKTİREN HALLER Namazda iken insan bazen öyle dalgın bir halde oluyor ki. ● Zamansız namazın selâmını vermek. 4. ilk teşehhüdden sonra selâm cümlesini okumak. yada tersini yapmak. ● Oturulması gereken zamanda yanlışlıkla kıyâma kalkmak. Ve bu sehvin (yanılgının) giderilerek. ikindi namazları gibi. İşte bu hallere hem Resûl-ü Ekrem @ dilinde ve hem de Ehl-i Beyt’in @ diğer Zât-ı Muhteremleri @ dilinde “Sehiv hâli” denilir. Kılınan namazlarda dikkate alınacak şüpheler ve bunlarla ilgili geniş hükümler. Sehiv secdesinin yapılmasını gerekli kılan haller şunlardır ve belirtilen durumlarda sehiv secdesi yapmak farzdır: ● Namazda dalgınlıkla konuşmak. 5. Sünnet namazlarındaki şüpheler. son rekatı kıldığını ve son teşehhüde oturduğunu sanıp. ● Namazın dört rekat mı. namazın tamamlanması için “sehiv secdesi=Yanılgı secdesi” denilen bir amel yapılır. o hallerde namazın tamâmına zarar vermeyen ancak. daha ayrıntılı bir şekilde kaleme alınmış Ehl-i Beyt yolu İlmihallerinde mevcuttur. O kıymetli eserlere baş vurularak konular hakkında daha geniş bilgiler edinilebilir. Selâm verdikten sonra namazda her hangi bir ameli yapıp yapmadığı konusunda oluşan şüpheler.

189

Ehl-i Beyt yolu
Namazın selâmı verildikten sonra beden Kıbleden her hangi bir tarafa çevrilmeden veya namaz kılmaya engel olacak bir durum ortaya çıkmadan, kalbden sehiv secdesine niyet edilir. Alın, üzerine secde edilmesi uygun olan bir şey üstüne konulur ve şu zikir okunur: “Bismillâhi ve billâhi esselâmu aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh.”233 Sonra, secdeden kalkılarak oturulur. İkinci defa secdeye gidilir. Ve yine bu zikir okunur. Secdeden kalkılır oturarak teşehhüd okunur ve selâm verilerek iki secdeden ibâret olan sehiv secdesi yerine getirilmiş olur. Namazdan her hangi bir secdeyi veya bir kaç secdeyi terk ettiğini ya da teşehhüdü okumadığını namazdan çıktıktan sonra hatırlayan bir kimse, henüz yönünü kıbleden çevirmemiş veya namaza mâni bir hal ile -Meselâ; abdestinin kaçması gibi- hallenmemiş ise, önce unutmuş olduğu secde ve teşehhüdüne kalbden niyet ederek onların kazasını yapar. Sonra da sehiv secdesini yerine getirir. SEFER (YOLCU) NAMAZI İlâhî bir kolaylık ve hediye olarak, Peygamber efendimiz tarafından ümmetine beyân edilen, yolculukta namazların kısaltılması belli şartlar dâhilinde mümkündür. Günlük beş vakit olarak kılınan farz namazlardan, sabah ve akşam namazlarında her hangi bir kısaltma yapılmazken, yalnızca; öğle, ikindi ve yatsı namazlarının farzları şartlar uygun ise kısaltılarak ikişer rekat olarak kılınırlar. Ehl-i Beyt erkânına göre, şartları uygun düşen yolculuk durumlarında belirtilen namazların kısaltılması ruhsat (kısaltılsa da olur, kısaltılmasa da olur şeklinde.) değil mutlaka gereklidir. Öylesi durumlarda namazı tam kılmak ibâdeti geçersiz kılar ki, “seferde bile-bile namazları kısaltmadan kılmak, hazarda (yolcu olunmayan normal hallerde) namazı kısaltmak gibidir.” buyrulmuştur.234 Bir kimsenin namazlarını ikişer rekat olarak kılabilmesi için gerekli olan şartlar şunlardır:

Allâh ile, Allâh’ın adıyla başlarım. Allâh’ın selamı rahmeti ve bereketleri üzerine olsun Ey Nebî! 234 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 278-279, Müsned-i Ahmed: c: 1 sh: 251
233

190

Alevî İslâm İlmihâli

BİRİNCİ ŞART: İkâmet edilen yerin (şehir, köy vs.) çevresindeki surlardan ya da en son evinden başlamak üzere, gidiş-geliş toplam yaklaşık olarak (48) kırksekiz kilometre olacak bir yolculuğa çıkılmış olmalıdır. İKİNCİ ŞART: Yolculuğun başlangıcından itibâren niyet (kasıt) belirtilen mesâfe için olmalıdır. ÜÇÜNCÜ ŞART: Yolda, gidilecek mesâfe ile ilgili niyetten dönülmemeli, şüphe ve tereddüde düşülmemelidir. DÖRDÜNCÜ ŞART: Belirtilen mesâfeye ulaşmadan, ikâmet ettiği vatanından geçmek yada on gün veya daha fazla bir yerde kalmak niyeti olmamalıdır. BEŞİNCİ ŞART: Yolculuk harâm bir iş için olmamalıdır. ALTINCI ŞART: Yolculuğa çıkan kimse, sürekli yer değiştiren veya göçebe hayatı yaşayanlardan olmamalıdır. YEDİNCİ ŞART: Şoför, sürekli zamanı yollarda geçen, işi yollarda olan bir kimse olmamalıdır. Bu durumda olan kimseler yalnızca ilk yolculuklarında namazlarını diğer şartlar uygun ise seferi olarak kılarlar. SEKİZİNCİ ŞART: Ruhsat haddine ulaşmış olmalıdır. Yani; İkâmet edilen vatandan, şehrin duvarlarının görülemeyeceği veya ezan seslerinin işitilemeyeceği bir mesâfe uzaklaşılmış olunmalıdır. Kişinin kendi ikâmeti ve yaşaması için seçtiği yer onun vatanıdır. İster orda dünyâya gelmiş ve anne-babasının vatanı olsun, isterse kendisi orayı ikâmet etmek veya yaşamak için seçmiş olsun fark etmez. Bir kimse iki yerde yaşamını sürdürüyorsa (Mesela; altı ay bir şehirde ve altı ay da başka bir yerde kalıyorsa) her iki yer de onun vatanı sayılır. Bir kimse belirtilen mesâfe miktarı ikamet ettiği bir yerden uzaklaştığında, gitmiş olduğu yerde on günden az kalacağı taktirde namazlarını kısaltır ve seferî olarak kılar. Ancak on gün veya daha fazla kalacak ise o taktirde namazlarını tam kılar. Yalnız, gittiği yerden on günden az kalacağını zanneden kimse bugün-yarın dönerim zannı ile otuz gün de kalmış olsa o zaman zarfında namazlarını seferî olarak kılmaya devam eder. Otuzuncu günden itibâren de namazlarını tam kılmaya başlar. Yolcu olan bir kimse belirtilen şartlarla farz olan namazlarda kısaltmaya gitmekle birlikte, dilerse vakit namazlarının sünnetlerini tam olarak kılar, dilerse terk eder. Herkes bu konudaki tutumunu içinde bulunmuş olduğu hâl ve gidişâta göre ayarlar.

191

Ehl-i Beyt yolu
KAZA NAMAZI İçinde bulunduğumuz şartların olumsuzluğundan, şahsî zaaf ve gevşekliğimizden, îmânımızın yakîn mertebesinde olmayışından, uzun emel ile yaşayıp zamanımızı hakkıyla kulluk şuurunda geçiremeyişimizden, hevâ, heves ve arzularımıza bazı yönlerden teslim olmamızdan, îmân ve ibâdet noktasında yeterli eğitim ve öğretimi alamayışımızdan vb. onlarca sebeplerden ötürü zaman olur ki üzerimize farz olan günlük namazlarımızı yıllarca kılamamış, kimi zaman kılmış, kimi zaman ara vermiş, sürekli kıldığımızda da uyku, gaflet, unutkanlık gibi sebeplerle bazen kaçırmış olabilmekteyiz. Bütün bu durumlarda ne yapacağız? “Nasıl olsa şu kadar zaman namazlarımızı, farz olan bir takım ibadetlerimizi terk ettik, artık bizim için kurtuluş mümkün değil, battı balık yan gider” diyerek hepten ümitsiz olup boş mu vereceğiz? Yanlışlarımızı ve eksikliklerimizi telâfî etme yoluna gitmeyecek miyiz? İslâm; umutsuzluk aşılayan bir din değildir. Nasıl ki hiç bir amel ve güzel taatta bulunmadan Allâh’ın azâbından emîn olmak mümine yakışmıyor ise, günahlara bir zaman ısrar etmiş olmakla da tamâmen umutsuzluğa kapılınmaz. İmâm Ali’nin @ deyimiyle “Amelsiz olarak cenneti-Allâh rızâsını dileyen, yaysız ok atmak isteyen kimseye benzer.”235 Mümin o kimsedir ki; hatasında ısrar etmez, bütün bir ömrü gaflet ve dalâlette geçirmez, yanlıştan her ne zaman olursa olsun dönmeyi fazilet bilir. Hakka tâbî olup dönüş yaptıktan sonra geçmiş günahlarına karşılık olmak üzere iyiliklerini ve ibâdetlerini bir o kadar daha dikkat ve itina ile yapar, Allâh’ın rahmetinden ümidini kesmez. Zîrâ bilir ki, gerçekten ve eski günahlarına yeniden dönmemek şartıyla yaptığı tevbe ile günahlardan uzaklaşır ve inşâallâh affa ulaşır. Ve yine bilir ki; Allâh’ın rahmeti yerleri ve gökleri kaplamıştır. Yeter ki biz O’na dönmesini bilelim, tekrar-tekrar aynı hatalara gitmeyelim, tevbeyi oyuncak hâline getirip de şeytânın oyuncağı olmayalım. Sebep her ne olursa olsun, vaktinde yerine getirilemeyen bir ibâdet kazâya kalmış olur. Müslüman, kazaya da kalsa ibâdetlerini yerine getirmeli Allâh ile olan bağını asla koparmamalıdır.
Nehcül Belâğa (tercm): sh: 393

235

192

Alevî İslâm İlmihâli

Bir kimse uyku ve benzeri bir sebeple kılamadığı namazlarını kaza etmelidir. Bir kadın hayız (âdet) ve nifas (lohusa) halinde iken kılmamış olduğu namazları kazâ etmez. Ramazân-ı Şerîf orucunu ise kazâ eder. Üzerinde kazâ namazı olan bir kimse, onu yerine getirmede gevşek davranmamalı, ama hemencecik yerine getirmesi de farz değildir. Ehl-i Beyt’in dosdoğru yoluna göre, üzerinde kazâ namazı bulunan bir kimse nâfile-sünnet namaz kılabilir. Ancak kazâya kalmış namazlarını da kılması daha faziletlidir. Ve kazâ namazları cemaat ile de kılınabilir. CEMAAT NAMAZI Namazların cemaatle kılınması hem Peygamber efendimiz @ ve hem de diğer Masumlar @ tarafından kuvvetle tavsiye edilmiş bir sünnettir. Güvenilir rivâyetlerde bize ulaştığına göre yalnız başına namaz kılmaya karşın cemaatle namaz kılmanın kat-kat sevabı ve hikmeti vardır. Namazın cemaatle kılınması ferdî olarak sevâbın arttırılmasına vesîle olduğu gibi, Müslüman’lar arasındaki birlik, beraberlik, dostluk ve muhabbetin, dayanışmanın artmasını da temîn eder. Cemaata katılan fertler birbirlerinin hal-hatırını sorarak mümin kardeşinin derdi ile dertlenir, hal çareleri ararlar. Böylece toplumsal barış ve sevginin oluşmasında ve kökleşmesinde cemaat olmanın büyük etkileri görülür. Günümüzde, geleneksel olarak namaz kılan, camiye, cemaate(!) niçin gittiğinin şuurunda olmayan ve safa durduğunda kiminle omuz omuza verdiğini fark etmeyen, İmâmdan habersiz, cemaattan habersiz, hepsinden de önemlisi kendinden habersiz kimselere bakarak cemaat olmanın, cemaatle namaz kılmanın etkisiz bir amel olduğu sanılmamalı ve cemaat olayı yanlış değerlendirilmemelidir. Çünkü, Saâdet Asrında cemaat olmanın ne tür bir fonksiyonunun olduğu herkesçe malûm ve târîhen sâbittir. Ehl-i Beyt @ anlayışına, İmâm Cafer Sâdık @ erkânına göre ancak farz namazlar ile yağmur yağmadığı dönemlerde kılınan “istiskâ namazı” (Yağmur dileme namazı) cemaatle kılınabilir. Diğer her hangi bir sünnet namaz cemaatle kılınamaz. Cemaat namazı ile ilgili bazı hükümler; Cemaatle kılınan namazda, İmâmın durduğu yer cemaatın bulunduğu yerden yüksek olmamalıdır.

193

Ehl-i Beyt yolu
Cemaat İmâmdan önde olmamalıdır. Namazda İmâm ile İmâma uyan arasında perde gibi arka tarafı göstermeyen bir engel bulunmamalıdır. İmâma uyan bayan ise bu durumda sakıncası yoktur. Cemaat İmâmı, bâliğ (erginlik çağına gelmiş), âdil, helalzâde (anası-babası belli, soyu-sopu temiz), namazı sahîh ve düzgün bir kırâat (okuma) ile kıldırabilen, Oniki İmâm’lara @ düşmanlığı olmayan birisi ve erkek olmalıdır. Ayakta namaz kılan bir kimse, oturarak veya yatarak namaz kılana, oturarak namaz kılanda yatarak namaz kılana uyamaz. Namaza başlamış olan bir cemaata sonradan yetişen bir kimse, İmâm ve cemaat rükûya varmış ancak henüz rükûdan doğrulmamışlarsa namaza giriş tekbîri alır ve rükûya varır. Bu takdirde kılınan rekata yetişilmiş olur. Rükûdan kalkıldıktan sonra cemaata dâhil olmuş ise, kılamamış olduğu rekatları İmâm selâm verdikten sonra ayağa kalkarak kılar ve namazını tamamlar. İmâma uyan kimse Fâtiha ve sure dışında bütün zikir ve tesbihleri kendisi okumalıdır. İmâma uyan kimse, namaza giriş tekbîrini İmâmın tekbirinden sonra almalıdır. Aksi halde namazı geçersiz-bâtıl olur. İmâma uyan bir kimse, her hangi bir sebeple son teşehhüdde İmâmdan önce selâm verir ve namazdan çıkarsa namazı sahîhtir-geçerlidir. İmâma uymuş olan bir kimse, yanlışlıkla İmâmdan önce başını rükudan kaldırırsa, İmâm hâlâ rükûda ise hemen rükuya dönüp İmâmla birlikte doğrulmalıdır. Yanlışlıkla, İmâmdan önce başını secdeden kaldırmış olan bir kimse, İmâmın secdede olduğunu anlarsa secdesine geri dönmeli, İmâmla birlikte secdeden doğrulmalıdır. Cemaatın, namaz kılmak için kâmet getirilirken “Kad kâmetis salâh” cümlesinin okunması ile ayağa kalkarak safa geçmesi, İmâmın safın ortasında yer alması, ilim, irfan ve takvâ sâhibi olan kimselerin cemaatın birinci safında bulunması, safların sık ve düzgün tutulması, İmâmın, zammı sure ve zikirleri cemaatın durumuna göre ölçülü uzunlukta ve uygun bir ses tonuyla okuması cemaat namazının müstehâb (iyi görülmüş) amellerindendir. Bayan İmâma erkekler uyamazlar, ancak bayanların cemaat olarak namaz kılmaları ve bayanın bayana İmâm olmasının sakıncası yoktur.

194 ÂYÂT NAMAZI

Alevî İslâm İlmihâli

1-Güneş tutulması, 2-Ay tutulması, 3-Zelzele-deprem, (kimse korkmasa dâhi) 4-Bir çoklarını korkuya düşürecek şekilde gök gürlemesi,, şimşek çakması, şiddetli rüzgar esmesi, yer yarılması ve benzeri korkunç hâdiseler meydana geldiğinde kılınan namaza “âyât namazı” denir. Bu namazın kılınması farzdır. Âyât namazını farz kılan hadiseler birden fazla olursa -mesela; güneş tutulmuş iken aynı anda deprem de olsa- her birisi için bir âyât namazı kılınmalıdır. Âyât namazı mümkün ise hâdisenin meydana geldiği anda kılınmalıdır. O anda kılınmadığı takdirde günahkâr olunur. En uygun bir zamanda kazâ niyetiyle kılınmalıdır. Kadın hayız ve nifas halindeyken güneş veya ay tutulması yada âyât namazının kılınmasını gerektiren bir olay olursa âyât namazı ona farz olmaz, kazâsı da yoktur. ÂYÂT NAMAZININ KILINIŞI Âyât namazı iki rekattır ve her rekatta beş rükû vardır. Kılınışı ise şöyledir: Namazı kılacak olan kimse niyet ettikten sonra tekbîr alır, bir Fatiha ve tam olarak bir sûre okur. Rükûya gider, rükûdaki zikirleri okuduktan sonra rükûdan doğrulur, yine bir Fatiha ve tam bir sûre okur, tekrara rükûya gider. Bu şekilde beşinci rükûyu da yaptıktan sonra doğrulur ve tekbîr getirerek secdeye gider. Her hangi bir namazın secdeleri gibi zikirleri ile birlikte iki secdeyi yerine getirir ve ayağa kalkar. İkinci rekatı da birinci rekat gibi kılarak oturur, teşehhüdü okur ve selâm vererek namazını tamamlamış olur. Âyât namazının rükûlarından her biri bir rükun olduğundan kasden veya yanlışlıkla eksik veya fazla yapıldığı takdirde namaz batıl-geçersiz olur. ÖLÜM ÂNINDA YAPILMASI GEREKENLER Can vermek üzere olan Müslüman bir kimse ayaklarının altı kıbleye gelecek şekilde yatırılır. Yani eğer doğrulup kalkacak olsa yüzü kıbleye gelmelidir. Can vermek üzere olan kimsenin sırt üstü yatırılması mümkün değil ise yüzü kıbleye gelecek şekilde oturtulmalıdır.

195

Ehl-i Beyt yolu
Can vermek üzere olan kimse ölüm ânına kadar yalnız bırakılmamalı, ona, Allâh ve Resûlüne @ şehâdet getirmesi, Oniki İmâm’ı @ ikrâr etmesi, dînin temel esaslarını tasdîk etmesi telkîn edilmeli, baş ucunda Yâsîn, Âyetel Kürsî vs. gibi Kur’ân’dan sûre ve âyetler okunmalı, yanında cünüp ve hayızlı bulunulmamalı, karın üzerine ağır bir şey konulmamalı, gece ise ışık yakılmalıdır. Ölen bir kimsenin ağzı, açık kalmaması için kapatılmalı, gözleri ve çenesi bağlanmalı, elleri ve ayakları uzatılarak temiz bir bez ile örtülmelidir. Ölüm haberi tanıdıklara ve Müslüman dost ve ahbablara duyurulmalı, defin işlerinde mümkün olduğu ölçüde çabuk davranılmalıdır. CENÂZEYİ KEFENLEME, CENÂZE NAMAZI Müslüman’ın cenâzesini “îzâr” ,”kamîs” ve “lifâfe” denilen üç parça bez ile kefenlemek gerekir. Îzâr; Göbekten dize kadar bedeni saran bir parça bezdir. Göğüsten ayak üzerine kadar olması ise daha iyidir. Kamîs; Omuzdan baldırın yarısına kadar olan kısmı örten bezdir. Lifâfe; Uzunluğu cenâzenin uzunluğundan daha fazla olan ve eni de bir tarafı diğer tarafının üzerine sarılacak kadar olan bezdir. Îzârın göbekten dize kadar olan kısmı, kamisin omuzdan baldırın yarısına kadar örtecek miktarı kefenin farz olanıdır. Ölüye sarılacak olan kefenden hiç bir kısmı bedeni gösterecek kadar ince, saf ipek veya altın işlemeli olmamalıdır. CENÂZEYİ HANUTLAMA Gusülden sonra cenâzenin hanutlanması farzdır. Hanutlama; secdede yere gelen yedi organa yani; alna, ellerin içine, diz kapaklarına, ve ayak baş parmaklarının ucuna kâfur sürmektir. Bahsedilen yerlere sürülecek kâfur taze ve ezilmiş olup kokusu gitmemiş olmalıdır. Hac için ihram giymiş bir kimse, Say’ı tamamlamadan önce Safâ ve Merve arasında ölürse, hanutlanması câiz (uygun) değildir. Eğer umre ihrâmında iken saçlarını kesmeden önce ölürse yine hanutlanmamalıdır.

İmâm. kıbleye yönelinir. Bu birinci tekbîrden sonra eller yana sarkıtılarak “Kelime-i Şehâdet” dediğimiz “Eşhedü enlâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resûlüh”236 okunur. ayakları da soluna gelecek şekilde ön tarafa koymak farzdır.196 Cenâze namazı hükümleri. Alevî İslâm İlmihâli Müslüman bir ölünün. baş tarafı namaz kılanların sağına. af dileme ve salâtın duâ-niyaz anlamı içerisinde değerlendirilmekte ve diğer farz namazlar için gerekli olan abdest. bu şartlara riâyet ederek cenâze namazını kılmak hem sünnet ve hem de âdâba daha uygundur. . Eller tekrar aynı şekilde kaldırılarak ikinci tekbîr getirilir ve yanlara salınır. Cenâze namazı mescit içerisinde kılınmaz. Cenâze namazı için niyet edildikten sonra eller yüz hizâsına kaldırılarak “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr getirilir. Diri olarak doğmuş ancak belirtilen yaşa ulaşmamış bir çocuğun ise cenâze namazını kılmak farz olmamakla birlikte. cenâze erkek ise beli hizâsına. teyemmüm vs. Cenâze namazı kılan kimsenin yüzü kıbleye doğru olmalıdır. “Bu ölünün namazını Allâh’a yakınlık amacıyla (kurbeten ilallâh) kılıyorum. Peygamberimize @ ve Ehl-i Beyt’ine @ salavât okunur. şeyler bulunmamalıdır. Cenâze namazı. “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve Âl-i 236 Tanıklık ederim ki Allâh’tan gayrı ilâh yoktur. secdesiz bir şekilde îfâ edildiğinden. Ancak. Cenâze namazı ayakta ve Allâh’a yakınlık kastıyla kılınır. bu ibâdet rükûsuz.cenâze namazını kılmak farzdır. gibi ön hazırlıklar şart olmamaktadır.” diye niyet edilir. yine tanıklık ederim ki Muhammed @ Allâh’ın kulu ve Resûlüdür. CENÂZE NAMAZININ KILINIŞI Cenâze namazı beş tekbîr ile kılınır. cemaatta arkada saf olur. Cenâze namazı cenâzeyle ilgili bütün işler bittikten sonra kılınır. Ancak çocuğun babası veya annesi veya ikisinden biri Müslüman olmalıdır ve çocuk altı yaşını tamamlamış olmalıdır. -çocuk bile olsa. gusül. her ne kadar “namaz” kelimesi ile ifâde ediliyorsa da. kadın ise göğüs hizâsına gelir. cenâze için bir duâ. Cenâzeyi de sırt üstü yatırmak. müstehâb (iyi bir amel) dır. Cenâze ile namaz kılanın arasında tabut ve benzeri bir şey hariç perde duvar vb.

237 238 . Cenâze namazından sonra cemaat ölü kardeşlerinin ruhu için Fâtiha okur. Ehl-i Beyt’ten rivâyet edilen ve daha kapsamlı duâlar vardır ki dileyen onları da öğrenerek okuyabilir. ● Başının altına topraktan yastık yapılması. ● Cenâzenin erkenden çürümemesi ve ezilmemesi için cenâzeyi üstten toprakla temas ettirmeyip tuğla ve benzeri şeylerle toprak temasının engellenmesi. müminler için duâ olan “Allâhümmağfir lil müminîne ve’l müminât”238 duâsı okunur. Cenâze kabirde bedenin ön tarafı kıbleye gelecek şekilde sağ tarafı üzerine yatırılmalıdır. Cenâzeyi defnetme hükümleri. ● Mezarın toprak seviyesinden dört parmak kadar yüksek yapılması. Üçüncü tekbîrden sonra.197 Ehl-i Beyt yolu Muhammed”237 gibi. ● Cenâzeye zahmet vermeden usulca kabre indirilmesi. Cenâzeyi defnetmekle ilgili onlarca sünnet ve müstehab ameller vardır ki bunlardan bazıları. toprağa kokusu dışarı çıkmayacak ve yırtıcı hayvanların cesedi çıkaramayacakları şekilde defnetmek farzdır. Cenâzeyi. “Allâhümmağfir li hâzihil meyyit”240 duâsı ölü için yapılır. Cenâzeye karşı son görevlerini yapmaya çalışırlar. cemaat ise sessiz bir şekilde içinden okur. Sonrada beşinci tekbîr ile cenâze namazı sona erer ve namazdan çıkılmış olur. Peygambere @ ve Ehl-i Beyt’ine salavât getirirler. Müslüman’ın kâfir mezarlığına. Allâhım Muhammed’e ve Al-i Muhammed’e salât et! Allâhım mümin erkek ve bayanları bağışla-affet! 239 Allâhım bu ölüyü bağışla! 240 Allâhım bu ölüyü bağışla! 241 Bu okunulan duâlar birer örnektir. ● Cenâze kabre konulduktan sonra cenâzenin kulağına eğilinerek veya mezar örtüldükten sonra dışarıdan cenâzeye telkîn verilmesi. Dördüncü tekbîrden sonra ölü erkek ise.241 Cemaat İmâmı tekbîr ve duâları sesli olarak okur. “Allâhümmağfir li hâzal meyyit”239 bayan ise. kâfirin de Müslüman mezarlığına defnedilmesi câiz değildir.

gibi amellerdir. ● Cenâze gömülme işlemleri sırasında orada hazır bulunanların içlerinden duâ ve istiğfarda bulunmaları. Nasıl ki bunları evinde de abdestsiz olarak yapabiliyorsan. yıkama esnasında çıkabilecek kötü koku. “Kim bir mümini yıkar ve ona olan emânetini edâ ederse Allâh o kimseyi (yıkayanı) bağışlar. tekbîr. cenâze namazını da kılarsın. geçmiş olsun ziyâreti) kardeşinin mükâfâtından hiç bir eksiklik olmadan ona da aynı mükâfât verilir. cenâze namazını kılan cemaatin içerisine katılmaz. Çünkü o Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 164 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 178 244 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 179 245 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 205 242 243 .”242 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. “Ölüyü yıkarken onda ortaya çıkan ve hoş olmayan bazı haller (azalarında eksiklik.) olursa halktan onu gizlemesidir. Ancak. Resûlullâh’ı @ hatırlayınız. Kur’ân’dan uygun düşen bazı sûre ve duâları okumaları. tek olarak bir kenarda namazını kılar.a. tahmîd.”244 Resûlullâh (s.”243 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. bedeninde ölüm ile ortaya çıkacak çirkinlikler vs. Zîrâ. çocuğunuza bir belâ ve musîbet uğrarsa. CENÂZE İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. “Hayızlı olan bir kadın cenâze namazı kılabilir mi?” İmâm @ buyurdular.198 Alevî İslâm İlmihâli ● Yanlışlık olmaması ve ziyârete gelen kimselerin yerini bulmada güçlük çekmemeleri için kabrin üzerine tanınmasını sağlayacak bir işaretin konulması.” Soruldu ki: “Ona olan emânetini nasıl edâ eder?” İmâm @ buyurdular.”245 İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular.) buyurdular. “Abdestsiz olarak cenâze namazı kılınır mı?” Buyurdular @.v. ● Kabir üzerine su serpilmesi vs. malınıza. “Kim bir kardeşini taziye ederse (baş sağlığı. “Sizin canınıza. Bir kefen aldık döndük mezara. “Evet kılabilir. Ana rahminden geldik pazara. cenâze namazı. “Evet kılınabilir. tesbîh ve tehlîlden ibarettir.

belletmek manalarına gelir.! Hayatta iken kendilerine verilen telkîne vurdum duymaz olurlar. kelime olarak anlatmak. gözlerini hakka karşı yummuş. Bu kimse. öğretmek. kendilerini sağırlığa verirler. îmânsızlara da lâyık olduklarını verecek olandır. Öyleyse siz de O’nun @ gibi sabrediniz ki ecre nâil olasınız. Müminlere hak ettiklerini. kendi istediği doğrultuda tertemiz bir hayat sürmüş kulunu o alemde rezil-rüsvay etmez ve en güzel bağış ve râzılıkla karşılar. kalbini nûra kapayıp karanlıklara açmış. acaba şanı yüce Rabbimiz. Öyleyse. ne mutlu o kimseye ki. ölmüş olan bir kimseye bazı hakikatlerin yeniden hatırlatılması ve bir takım gerçeklerin ölü yanında tekrarlanması olayından ibârettir. Hakka gönül vermezler de... Yerleşik anlamda ise. (Buna rağmen sabrederek ecrini almıştır. onlara öldükleri zaman. yani tevbe kapısının kapandığı. binlerce hâşâ! Rabbimiz vaadinden caymayandır. Şurası inkâr edilemez bir hakîkattir ki. Evet. telkînini diri iken almış. ömür güneşlerinin batıdan doğduğu ve bir daha doğmamacasına battığı demde bizlerin yaptığı telkîni! duyurur mu? Duyursa da kabul etmeye. gönül Kabesini Allâh’a tahsîs etmeyip orada şeytânı ağırlamış. Îmân ve İslâm prensiplerine uygun bir hayat sürmüş olan bir kimse Allâh’ın inâyeti ile dünyâ âleminde iken gerçek telkîni almış ve Yüce Rabbisine hoşnut olarak kavuşmuştur. günümüze kadar uygulana gelmiş ve nerede ise farz gibi telakki edilerek yapılmakta olan telkîn de neyin nesidir? 246 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 220 . O Allâh öyle bir Allâh’tır ki kullarına zerre miktarı zulmetmez. Kur’ân’ın apaçık işâretleriyle cennet ile muştulanmış ve kurtuluşa ermiştir.199 Ehl-i Beyt yolu yaratılmışlar içerisinde en çok musîbete uğrayandır. nasıl ölünür ise öyle de karşılık görülür. Öyle ise.)246 CENÂZEYE TELKÎN Telkîn. kavramaya tâkât ve kudreti verir mi onlara? Hâşâ. bir ömrü hebâ etmiş kimselere gelince. Dünyâda iken kulaklarını hak kelâmına tıkamış. kulaklarını hak çağrıya tıkamamış ve sâlihlerden olmuştur. nasıl yaşanırsa öyle ölünür.

genellikle ölmek üzere olan bir kimseye.) mesajını ulaştırmak.” (Ben kızıma diyorum. Ölü dediğimiz varlıklar hakîkatte bizi duymakta. Mezarın başında olan kimselere de en hassas bir noktada ve anda:“Ey İnsanlar! Siz ölümün bir yok oluş. yalnız biz onları duymamaktayız.200 Alevî İslâm İlmihâli Rivâyetler e bir göz gezdirdiğimizde şu gerçekle karşılaşmaktayız.248 Bunları elbette kaldırıp atacak ve tümden reddecek değiliz.. bu âlemden ayrılış. sırlar âlemidir. sizlerde bir gün bu hale gelecek aynı telkîni alacaksınız. Öyle ise bu âlemde iken de verilen telkîni iyice belleyin. müstehâb (iyi bir amel) olduğunu beyân Ölmek üzere olan bir kimseye yapılan telkîn ile ilgili bakınız: Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 121125 248 Ölmüş olan bir kimseye yapılan telkin ile ilgili bakınız: Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 195-196 247 . bu söz ile çene kapama. ruhun ebedî bir âleme göçüdür. Ölüye de verilen telkîn ile ilgili kimi rivâyetlere ve değerli İslâm âlimlerinin bu amele onay vermelerine. hal ve hareketlerinizi buna göre ayarlayınız. telkîn. Yeni doğan ve henüz kavrayış ve şuuru olmadığı halde bir bebeğin sağ kulağına ezân. sorgu-suâl meleklerinin mâhiyeti ve ölü ile ilgileri nasıldır. bizce oldukça meçhûl ve gizlilikler âlemi. Allâh’ın ona vermiş olduğu izin ile işitme ve bellemesi nisbetinde son kez bir hatırlatmadır. onları da îkâz etmektir. dağlar kadar günâhı da olsa îmân üzere âhiret âlemine intikâl etmiş olan kimseye. Şunu sizde iyice biliniz ki. Konuyu ancak nakiller ışığında biraz olsun kavramaya çalışıyoruz ve diyoruz ki. Ölüye verilen telkîn.. sol kulağına da kâmet okunulmasına benzer bir ameldir. son nefesinde kurtuluşuna vesîle olacak Kelime-i Şehâdeti ve benzeri hak sözleri kabûle yönelik hatırlatma. kabir hayatı. henüz hiç birimizin tamâmıyla künhüne varamadığımız bir olaydır. Hal böyle olunca. gelinim sen de işit. hangi boyuttadır. Şurası muhakkak ki ölüm. o durumda yapılan telkînin sayısız faydalarının olacağı akl-ı selim sâhiplerine gizli değildir.247 Bir kısım rivâyetlerde ve ilim-irfan ehli âlimlerin eserlerinde de ölünün kabre konulduktan sonra verilecek telkîn ile ilgili bilgiler mevcuttur. îmânda sâbit kalma ve Rabbine mutmain bir kalb ile kavuşması amacıyla yapılır. küfür ve şirk üzere olmayıp. O âleme giriş. bir son olduğunu mu zannediyorsunuz? Ölüm bir doğuştur. Peygamberler @ ve diğer Masumlar @ hâriç. dediklerimizi algılamakta. Hem Resûlullâh @ zamanında ve hem de diğer Masum zâtların @ yaşadığı dönemlerde. Ve o anda kişinin henüz hâfızası yerinde olduğundan tevbe etme ve îmâna gelme imkânı mevcuttur.

.. sonra sırasıyla. İmâm Ali. İmâm Ali Nakî. Dînim.. Anladın mı ey .. Kitâbının hangi kitap... ölüm anında da îmân ve İslâm öğretilerinin son bir kez yine hatırlatılması ve kalb-ruh huzurunun sağlanması.. İmâmının kim olduğunu soracak. En makbûl telkîn. sağlıklı. Dîninin hangi din.201 Ehl-i Beyt yolu etmelerine binâen biz de bu konuda verilmesi gereken telkîne âit sözleri naklediyor ve şunu da özellikle vurguluyoruz: En makbûl telkîn. Kıblenin neresi. hal-i vakti yerinde iken şuurluca Hakkı onaylamasıdır. sonuncusu ve zamanımın da İmâmı. En güzel hareket..... Yâsin. dövünmek uygun bir davranış değildir.. Kim olursa olsun İslâm’a göre ölünün peşinden saçını başını yolarcasına. Muhammed @. İmâm Ali Rızâ.. İmâm Muhammed Bâkır. Onlara de ki. insanlara. teblîğin tekrârıdır. anla! Sana Allâh’ın iki görevli meleği gelerek. . Müslüman ölüye duâlar etmek.. Kur’ân-ı Kerîm. gibi duâlar edilerek cenâze ameli ile baş başa bırakılır ve mezarlıktan ayrılınır. kişinin.. Kabe. gerekse mezara konulmuş olan kimseye yapılan bir telkîn şöyledir: Ey . Kıblem. sabırlı olmak. Gerek ölmek üzere olsun. sıhhatli.... Oniki İmâm @ ki. Âyetel Kürsî ve 249 Boş bulunan yerin ilkinde ölünün babasının ve diğerinde de kendisinin ismi okunur.. İslâm. yaşarlarken Hakkın onaylattırılması ve öğretilmesidir.? Allâh seni bu sözler üzere sâbit kılsın ve seni rızâsı ile mükâfatlandırsın.. ölünün ruhu için Fâtiha.. İmâm Muhammed Mehdî’dir. İmâm Hasan... teblîğdir...... îmânın ikrârıdır. onların ilki. Allâh. îmânın sâbit kalması için yapılan telkîndir. İmâm Zeynelâbidîn.. En makbûl telkîn. İmâm Mûsâ Kâzım. henüz aklı başında.. Peygamberinin kim. Rabbim.. Kitâbım. kendini kaybedercesine ağlamak. İmâm Muhammed Takî. İmâm Hasan Askerî. Peygamberim (Nebim).oğlu/kızı... Ölü bay ise oğlu. rahmet ve bağışlanma dilemek. İmâm Hüseyin.. bayan ise kızı denilir... Yani. Rabbinin kim . vs.. İmâmım.249 kulak ver ve iyi dinle. İmâm Cafer Sâdık.

Can cesette uçtu gitti. Cenâzenin kabre konulduğu ilk gece. Allâh’tan gelip Allâh’a gideceğimizin idrâki içerisinde olmaktır. İşte geldim işte gittim. . Bu namazın birinci rekatında Fâtiha’dan sonra bir defa Âyetel Kürsî ve ikinci rekatta da Fâtiha’dan sonra on defa Kadir sûresi okunur. İmâm telkine başladı. Ömürcüğüm geçti gitti. Gözüm yaşım taştı gitti. İlettiler mezarıma. Kerîm’e Toprak attılar serime. Tenime su koyucular. ölünün rûhu için “Vahşet namazı” (Yalnızlık namazı) adı verilen iki rekatlık bir namaz kılmak müstehâb (iyi) görülmüştür. Şu dünyâda ne iş ettim. Sığındım Ğanî. Her biri bir işe geldi. Ayırdılar ilimizden. Azrâil pençesin saldı. Kefenim elinde hoca. İşte geldi yuyucular. Pek tuttular kolumuzdan. Can kafesten uçtu gitti.202 Alevî İslâm İlmihâli benzeri sûre ve âyetler okumak. Kefenciğim biçti gitti. İp attılar belimizden. Yağ çiçeği gibi bittim. Rükû ve secdeleri diğer namazlar gibi yerine getirilir ve selâmdan sonra da kılınan namazın sevâbı ölüye bağışlanır. Çağırdılar imâm geldi.

Tebdilciğim şaştı gitti. anlaşılırsa. Bana bir sualcik sordu. Geri dönüp kaçtı gitti.250 Mezarı açmak ile ilgili bazı hükümler. Müslüman bir kimsenin kabrini -deli veya çocuk bile olsa. 5. endişe edilirse. 4. İşte geldi âhir zaman. 3. Öyle olur ki duruma göre mezarın açılması mutlak sûrette gerekli de olabilir. Hışmedip bir topuz vurdu.Bir hakkın isbatlanması için ölünün bedeninin görülmesi istenirse. selin vs. 2. düşmanın çıkaracağından korkulur.henüz bedeni tamamıyla çürüyüp toprak olmamışsa sebepsiz yere açmak harâmdır. Yardımcımız Oniki İmâm. Kabrime bir melek geldi.Müslüman ölü kâfir mezarlığına veya çöplük gibi ölüye saygısızlık olacak bir mekâna gömülmüş ise. Teslim Abdal oldu ferman. Komşular bizi boşladı.Kefen yada ölü ile gömülmüş başka bir şey gasbedilmiş olur ve onun kabirde kalmasına sahibi râzı olmazsa.Cenâze gasb edilmiş bir yerde gömülmüş ise ve yerin sahibi de cenâzenin orda kalmasına râzı olmazsa. 250 Ali İrfan: Alevî ve namaz: sh: 105 .Ölünün bedeninin.Karnında canlı bebek olduğu halde hâmile kadın defnedilmiş ve çocuğun alınması gerekiyorsa.Ölünün gusülsüz veya kefensiz defnedilmiş olduğu veya guslünün bâtıl-geçersiz olduğu yada şerîat kurallarına göre defnedilmediği yahut ölünün yüzünün Kıbleye taraf konulmadığı bilinir.203 Ehl-i Beyt yolu Bir sevapcık iş işledi. Ancak aşağıdaki belirtilen özel durumlarda mezarı açmakta bir sakınca yoktur. 6. yırtıcı hayvan tarafından parçalanacağından. gömüldüğü yerden. 1. Ten turâba karıştı gitti. götüreceğinden. 7.

oruç gibi bazı ibâdetlerin kazâsını yerine getirmenin. ne kadar namaz kılacağını belirtmemiş ise. diğer çocukları içinde en büyük erkek çocuğa bu görev düşmektedir. Âilenin en büyük çocuğu kız ise.” gibi yada benzeri bir söz verir. “neden büyük oğula düşen bir görev olduğu” gibi sorular aklımıza takılmaktadır. Müslüman olarak ölen ana-babanın kazâya kalmış namazları ve orucu var ise. o namazların ve orucun kazâ olarak yerine getirilmesi âilenin en büyük oğluna düşen bir görevdir. en az iki yada dört rekatlık bir namaz kılarak vermiş olduğu söze uymuş olmalıdır. ahidler makûl (akla yatkın-olabilir) olmalı. îmân ve ihlaslı olan anne-baba vefât etmekle onların yerlerini manen doldurma şerefi ve görevi büyük oğula verilmekte. SEBEPLERLE FARZ OLAN NAMAZ Bir kimse her hangi bir sebeple kendi kendine “Allâh rızâsı için şu kadar rekat namaz kılacağım. ahd ederse. Çocukların tamâmı kız olur yada hiç çocuk olmaz ise hiç bir kimseye bu konuda bir görev ve sorumluluk düşmez. kişi üstesinden gelemeyeceği vaadlerde bulunmamalıdır. dolayısıyla da ana-babalarına karşı bir duâ ve bağış talebi türünden onların eksikliklerini telâfi edecek ibâdetleri yerine getirmektedir. En doğruyu şüphesiz ki Allâh bilir. Bu konuda. “Filan işim olduğu takdirde Allâh rızâsı için şu kadar rekat namaz kılacağım. Yine aynı şekilde. ADAK VB. Ancak şu kadarını deriz ki. Verilen sözler. Şayet büyük oğul anne-babasının namaz ve orucunun kazâsını yerini getirmez ise diğer çocuklara bir sorumluluk yoktur. NEZİR. CUMA NAMAZI . Ehl-i Beyt İmâmlarından @ konu ile ilgili bir çok rivâyetin olması bizlerin konuya farklı ve olumsuz bakmamızı engellemektedir. büyük oğul âilenin manevî bir büyüğü olmakta.” gibi bir söz veren kimsenin de belirttiği kadar namazı kılması üzerine farzdır. ana-babanın yerine getiremedikleri namaz. Eğer vaad eden kimse.204 BÜYÜK OĞULUN KILACAĞI FARZ KAZA NAMAZLARI Alevî İslâm İlmihâli Ehl-i Beyt fıkhına göre. o kimsenin verdiği sözü yerine getirmesi farzdır.

fakîh. haramlardan kaçınan. hiç olmazsa Oniki İmâm’lara @ düşmanlık yapmayan. tasada bir. Onları seven. Allâh’tan başkasına kulluk yapmayacak bir şuurda olan. cesur. Cuma.” görüşünde olan bazı âlimler de vardır. kıvançta bir. ülküde bir. topluluk oluşturmak gibi manalara gelir. Bir kısım kardeşlerimiz bu içtihâda bağlı olarak amel etmektedirler. Görkemli haftalık bir toplantıdır. İslâm hükümlerinin. veya O’nun bizzat görevlendirdiği zâtların İmâmetinde ya da Ehl-i Beyt yolu takipçisi liderlerin İmâmetinde kılınması farzdır. şartlar yerine geldiği takdirde Müslüman’lar için âdetâ bir bayram günüdür. Masum bir İmâmın @ İmâmetinde. Yaşadığımız bölgede her ne kadar hâl-i hazırda İmâm Mehdînin @ veya görevlendirdiği zâtların İmâmetinde Cuma namazları yerine getirilmiyorsa da. Kur’ân’ın berrak öğretileri ile Ondört Masûmun nûrlu sözlerinin ve sünnetlerinin açıklandığı. Hakkın. Kalpleri AllâhAllâh diye çarpan. toplanmak. o günün öğle namazını kılar. Kişi dilerse uygun bir zâtın geçici İmâmetinde Allâh’ın rızâsına muvâfık olur ümidiyle cumayı îfâ eder. dilerse. Ehl-i Beyt yoluna bağlı bir önderin liderliğinde âdetâ haftalık kongre olan Cuma namazı ibâdetini kılmaya çalışmalı. inançta bir. âlim. ilmi ile âmil. cumayı kıldıran İmâma ve cumaya katılan cemaata dikkat etmek gerekir. adâletin. takvânın. anlatıldığı bir mekân olmalıdır. farzlara hakkıyla riâyet eden. bundan gaflet etmemelidir. Resûlullâh’ın @ sünnetlerine kalben ve hâlen bağlı. Cemaat rûhunun tecellî ettiği muhteşem bir ibâdettir. bilindiği üzere bir yerde cem olmak. gerçekler uğrunda gerekirse başını ortaya koyabilecek îmân ve teslîmiyete sâhip. Ancak Cuma namazının kılınması daha faziletlidir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’e tâbî olma şerefine ermiş AlevîŞiî-Caferî bir Müslüman. Cuma namazını kılmak kişinin kendi irâde ve isteğine kalmış farzlardan olur. Allâh için bir araya gelmiş. hakkı gizlemeyen. Oniki İmâm’ın @ Velayet-İmâmetine sarılmış. Cumayı kıldıran İmâm. Cumaya katılan cemaat da. Cuma namazından yeteri kadar maddî ve manevî hazzı tadabilmek için Cuma kılınan mekâna. Cuma. bâtıla-zulme destek vermeyen. Cuma kıldırılan mekân. gönülleri bir. “Ancak. cumada cem olmanın önemini kavramış.205 Ehl-i Beyt yolu Cuma namazının. Allâh’ın hükümlerine. masum İmâmın olmaması (İmâm Mehdî’nin @ bilfiil hükûmet etmediği dönemde) durumunda ise. özü-sözü bir olan kimse olmalıdır. îmân ve İslâm kardeşliğini her . yukarıdaki özelliklere sâhip olan İmâmlarına candan bağlı. emîrleri bir.

6. mesâfe bulunmalıdır. yolcu ve deli gibi kimseler. İmâmı ve cemaatı bulamıyor ise. hasta vs. Sağlıklı olan. çocuk. 7. Üzerlerine Cuma namazı farz olmayan. hasta. olanlar da isterlerse Cuma namazlarına katılabilirler. yolcular. Akıllı. bir şeyin gölgesinin iki normal adım uzamasına kadar devam eder. çocuk bulunsa hepsi bir araya gelerek Cuma namazını kılamazlar. Bundan daha az sayıda olunduğunda Cuma farz olmaz. Cuma İmâmı hutbeleri fazla uzatarak Cuma namazını geciktirmemelidir. Yolcu olmayan. Kadınlar. Cuma namazının kılınabilmesi için gerekli olan en az fert sayısı biri İmâm olmak üzere beş kişidir. 4. Tâğûtu red cephesinde her biri gönüllü bir fedâi ve İslâm askeri olan kimselerden olmalıdır. . mekânı. Ergenliğe ulaşmış. Cuma yerine öğle namazı kılınmalıdır. cumaya katılabildikleri halde. Ehl-i Beyt âşığı Müslüman. 5. 2. Cuma namazı. kadın. bu özelliklere en yakın yerlerde Cumasını edâ etmeye çalışmalıdır. yolcu. uzaklıkta ise o kimseye Cuma namazı farz olmaz. Erkeklere farzdır. Cuma kılınacak mekanlar arasında en az 6 (altı) km. 3. belirtilen özelliklere sâhip. Hür. (Meselâ. ya da birkaç hasta. Bu takdirde Cumaları geçerli olup üzerlerinden o günün öğle namazı kalkmış olur. Dört erkek ile birkaç kadın. kendileri bir araya gelerek Cuma namazı kılamazlar ve Cuma namazında gerekli olan (beş kişiyi) fert sayısını da tamamlayamazlar. Sağlam. öğle namazı vaktinde başlar. 1.) CUMA NAMAZININ VAKTİ Cuma namazının vakti.206 Alevî İslâm İlmihâli türlü menfaat ve çıkar ilişkisinin üzerinde gören. Bir şehirde birden fazla mekanda Cuma namazı kılınacak ise. Hutbe fazla uzun olurda namaz vakti çıkarsa. Bir kimse Cuma kılınan bir mekandan yaklaşık olarak 12 (oniki) km.

Cuma gününde “iç ezan denilen” ve Ehl-i Sünnet (Sünnî) kardeşlerimizin okumakta oldukları ikinci bir ezânın okunması Ehl-i Beyt erkânına göre bidat (dîne sonradan sokuşturulmuş) ve harâmdır. Resûlullâh’a @ salât-ü selâm getirmesi farzdır. Ve yine bu hutbede de ihtiyâtî farz olarak müminler takvâya davet edilmeli. İkinci hutbede de birinci hutbedeki gibi Allâh’a hamd ve senâ edilerek. Seyyid Rûhullâh: Tevzîhul Mesâil (Tam ilmihâl): sh: 197 . Cuma namazının sünnet olan iki kunûtu vardır.o cuma geçerli. diğeri ise geçersiz olur. ilk kunût birinci rekatın rükusundan önce. 5872.8 metredir. Cuma namazında namazın kendisi gibi farz olan iki de hutbe vardır. Halka yapılacak irşâd ve teblîğin ise. ikinci kunût ise ikinci rekatın rükusundan doğrulduktan sonra okunur. ikinci rekatta da Münâfikûn sûresinin okunması özellikle tavsiye edilmiştir. İmâmın. Bu iki hutbe de Cuma namazından önce okunmalıdır. Ayrıca ihtiyatî farz olarak halk takvâlı olmaya davet edilmeli ve hutbenin sonunda kısa bir sûre okunmalıdır. Bu mesâfeden az bir alan içerisinde iki yerde Cuma namazı kılınırsa ikisi de bâtıl-geçersizdir.207 Ehl-i Beyt yolu CUMA NAMAZININ KILINIŞI Cuma namazı iki rekattır. Ancak kılınan namazlardan hangisine önce başlanmış ise velev ki iftitâh tekbîrini söyleme önceliği bile olsa. Resûlullâh’a @ ve Ehl-i Beyt’e @ salât-ü selâm okunması farzdır. birinci rekatta Fâtiha’dan sonra Cuma sûresinin. Cuma namazının kılındığı yer ile başka bir Cuma namazının kılındığı yer arasındaki mesâfe (bir fersah)251 yaklaşık olarak 6 km’den az olmamalıdır. dinleyenlerin anladığı dilden olması daha iyidir. 251 Bir fersah. hutbenin sonunda kısa bir sûre okunmalıdır. Her iki rekatta da Fâtiha ve zammı sûrenin sesli okunması sünnettir. Bu hutbelerin Cuma İmâmı tarafından okunması gerekir. birinci hutbe ile ikinci hutbe arasında birazcık oturarak ara vermesi farzdır. Hutbelerde. Rivâyetlerde. Cuma İmâmının birinci hutbede Allâh’a hamd etmesi. cemaat Arap olmasa dahi Allâh’a yapılan hamd-u senâ ve Resûlullâh @ ve Ehl-i Beyt’ine @ getirilen salât-ü selâmlar Arapça okunmalıdır.

Tehzîb: c: 3 sh: 236 254 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 428 255 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 1 sh: 266. yolcu olanlar..”252 Hünkârı Evliyâ İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. Allâh.”253 Zâhir ve Bâtın’ın kutbu İmâm Cafer Sâdık @’ın naklettiğine göre. o kimseyi cehennem ateşinden kurtarmak Allâh’ın üzerine bir haktır. Küçük çocuklar (bulûğa ermemiş olanlar). Kâinâtın efendisi Peygamberimiz şöyle buyurdular. Peygamber efendimiz @ buyurdular. hastalar. Bunlardan birisini cemaatla kılmalarını emretmiştir.”254 Soyu necîp İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. köle olanlar. Kim de o günün hakkını. “Kim Cuma günü bıyıklarını sünnete uygun bir şekilde kısaltır. çok yaşlı olanlar. Cuma günü ve gecesinde ölen kimse (gerçekten îmânlı. O da Cuma namazıdır. körler ve Cuma kılınan yere (yaklaşık olarak) Oniki kilometre mesâfeden daha uzakta olanlar. Şu dokuz gurup insana da Cuma namazına katılmama izni vermiştir. belâ ve musîbetler giderilir. insanlara cumadan cumaya otuzbeş vakit namaz farz kılmıştır. O günde dereceler yükseltilir. İstibsâr: c: 3 sh: 21 252 253 . başını yıkar yahut. Bunlar. “. Kötülükleri ve günahları siler. “Cuma günü günlerin efendisidir. Allâh. tevbe etmediği takdirde Allâh’ın onu cehenneme atması Allâh’ın üzerine bir haktır. o günü boşa geçirirse. Fazlası ise daha faziletlidir. o güne gereken hürmeti göstererek Allâh’a ihlasla duâ ederse. yâ Resûlallâh?” Buyurdular. ihlaslı ve Allâh’ın kullarının haklarına gereken önemi veriyor idiyse) şehîd olarak ölmüş olur ve güven içerisinde dirilir. sünnet olduğu veçhile boy abdesti alırsa. (İki fersahtan daha uzak olanlara)”255 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 414. Kim o günün hakkını gözeterek. kadınlar.. “Allâh. duâlar kabûl edilir.Cuma günü ve gecesi bana salavât getirmeyi arttırınız.” Soruldu ki: “Ne kadar arttıralım. hürmetini muhâfaza etmez. deli olanlar. tırnaklarını keser. büyük ihtiyaçlar karşılanır. “(En az) Yüz kere salavât getiriniz. o günün hürmetine bir çoklarını cehennem ateşinden uzaklaştırır.bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmuş gibi sevab-mükâfât alır. o günde iyiliklerin sevâbını kat-kat verir. Tehzîb: c: 3 sh: 2-3 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 418.208 Alevî İslâm İlmihâli CUMA GÜNÜ VE NAMAZI İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER İmâm Rızâ’dan @ nakledildiğine göre.

”257 KURBAN VE RAMAZAN BAYRAMI NAMAZI Kurbân ve Ramazân bayramı namazı Masum İmâmın @ önderliği veya görevlendirdiği bir zâtın önderliğinde farzdır ve cemaatla kılınmalıdır.209 Ehl-i Beyt yolu Gönül ehlinin İmâmı Cafer Sâdık @ buyurdular. Her tekbîrden sonra kunût tutulur. Tehzîb: c: 1 sh: 322. İki secde yapıldıktan sonra ikinci rekatı kılınmak üzere ayağa kalkılır. c: 3 sh: 239 Tehzîb: c: 3 sh: 238 . İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. Allâh’ın emir ve rızâsına uygun düşeceği ümidiyle cemaatla kılınabilir. müstehâb (iyi görülmüş) bir ameldir. Rükudan doğrulduktan sonra tekbîr ile secdeye gidilir. İkinci rekatta da Fâtiha ve sûre okunduktan sonra dört tekbîr alınır. Masum İmâmın @ zâhir olmadığı günümüzde ise. İstibsâr: c: 1 sh: 419. Beşinci kunuttan sonra bir tekbîr daha alınarak rükuya gidilir. bu namazların da âdil. Her tekbîrden sonra bir kunut okunur. “Kim peşi peşine üç cumayı (sebepsiz. mazeretsiz. bayram günü güneşin doğuşundan öğleye kadardır. Kurban ve Ramazan bayramı namazlarının vakti. Dördüncü kunuttan sonra bir tekbîr daha alınarak rükuya gidilir.”256 Hz. müminlerin birbirleri ile kaynaşması. 256 257 Furû-u Kâfî: c: 1 sh: 116. cemaat rûhunun oluşması. fakîh. toplumsal dayanışma ve güzelliklerin yansıması noktasında sayısız faydaları vardır. KURBAN VE RAMAZAN BAYRAMI NAMAZLARININ ÂDABINA UYGUN OLARAK KILINIŞI Bayram namazları iki rekattır. “Cemaat en az beş kişi olunmadığında Cuma namazı farz olmaz. Cuma namazı konusunda anlatıldığı üzere. Teşehhüd okunur ve selâm verilerek namaz tamamlanır. Birinci rekatta Fâtiha ve sûreyi okuduktan sonra beş defa tekbîr alınır. şartlar yerine geldiği halde) terkederse Allâh onun kalbini mühürler. ehliyetli. Rükudan doğrulduktan sonra yine tekbîr alınarak secdeye gidilir. iki secde yapılır. takvâlı. sâlih bir kimsenin İmâmetinde cemaatla kılınmasında.

6.Ramazan bayramı gecesinin akşam ve yatsı namazlarından. haftanın her gününe özel nâfile 258 Allâh en büyüktür. Cafer-i Tayyâr namazı. ğufeyle namazı. Ramazân-ı Şerîfin gecelerinin sünnet namazları. İstiskâ (yağmur dileme) namazı. Ve lillâhil hamd. NÂFİLE-SÜNNET NAMAZLAR Beş vakit namazların sünnet namazlarından ayrı olarak. Allâhu Ekber.) kılınan namaz. 2.210 Alevî İslâm İlmihâli Bayram namazlarının kunutlarında istenilen her hangi bir duâ veya zikirler okunabilir. valideyn için kılınan namaz. Resûlullâhın @ peygamberlikle görevlendirildiği günün namazı. Fâtıma-ı Zehrâ namazı. (onikinci) gününün sabah namazıyla biten on namazın her birinde yukarıdaki belirtilen tekbîri okumak. BAYRAM NAMAZLARINDAKİ BAZI MÜSTEHÂB (İYİ) AMELLER 1.Namazlardaki tekbîrlerin her birinde elleri omuz hizasında kaldırmak.Kurban bayramı namazı ve bayram gününün öğle namazıyla başlayıp Zilhicce ay’ının 12. 3. Allâhu Ekber. Allâh en büyüktür ve hamd yalnızca Allâh’adır. Allâh en büyüktür. Allâh’tan gayrı ilâh yoktur. duâ kitaplarında Peygamberimizden @ ve Ehl-i Beyt’ten @ nakledilen duâ ve zikirleri namazdan önce okumak. Allâh en büyüktür.Bayram namazlarından önce gusletmek.”258 7. 4. bayram günü sabah. 5. istihâre namazı. İmâm Ali’nin @ İmâmete atandığı gün olan Ğadîr günü namazı. .Her iki bayram namazında da kırâatı sesli yapmak. öğle ve ikindi namazlarında ve Ramazan bayramı namazından sonra şu tekbîrleri okumak: “Allâhu Ekber. Lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Şaban ayının onbeşinci gecesi (İmâm Mehdî’nin @ doğum günüdür.Bayram namazlarını üstü açık alanlarda kılmak.Bayram namazlarında secdeyi bizzat yerin üzerinde yapmak. Rivâyetlerle nakledilen duâ ve zikirlerin okunması ise daha iyidir. Nevruz günü namazı. bayram namazları.

Tehzîb. belirtilen gün ve gecelerdeki nâfilelerin kılınışını bilmeyen kardeşler.. gibi bir çok nâfile-müstehâb namazlar vardır. toplanmak.259 Alevîlik. vs. tarîkatı. Allâme Hıllî: Şerâiul İslâm. Konu ile ilgili ayrıntılı hükümler için bakınız: İlmihallerden. Men lâ yahduruhul fakîh. iyi Müslüman olmaktır. şükür namazı. Şeyh Şirali Bayat: Caferî fıkhında namaz ve oruç 260 Ahmet Köklügiller: Pir sultan Abdal’ın yaşam ve şiirleri: sh: 120 259 . Arapça köken itibâriyle. ayrıca.. Kur’ân’dan âyetler okunur. Şerîatı. kelime anlamının yanında bir de terim anlamı kazanmıştır ki. belli kurallar ve kâideler içerisinde Hakkın zikredildiği özel bir toplantı anlamında kullanılır. bir araya gelmek.211 Ehl-i Beyt yolu namazlar. ceme’a fiilinden türemiş ve dilimize geçmiştir. Muhtasarun nâfî. Seyyid Rûhullâh: Tahrîrul vesîle. Hakîkati bilen gelsin. Şimdi bizim aramıza. Furû-u Kâfî. topluluk oluşturmak gibi manalara gelir. Peygamberimize @ ve Ehl-i Beyt’ine @ salât-u selâm getirilir. Cem evi de. Cevâd Tebrizî: Tam ilmihâl. İstibsâr. kelime anlamı olarak. Dolayısıyla. Allâme Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn. açıklanır. hâcet namazı. Cem. Kısaca şu kadarını deriz ki. Aslına uygun olarak gerçekleştirilen cemlerde neler yapılır?. Kitâbımızın hacminin kabarmaması için bu sünnet namazların ayrıntılarına girmedik. Yola boyun veren gelsin.260 CEM VE CEM EVİ GERÇEĞİ Cem. cem toplantısının yapıldığı yer demektir. hadis kaynaklarından. Allâh rızâsı için ikişer rekatlık sünnet namaz olarak diledikleri kadar nâfile namaz edâ edebilirler. İstiskâ namazı hariç diğer hiç bir nâfile namaz cemaat ile kılınamaz.

Haktan uzak tâğûtî zulüm mahkemelerine baş vurulmaması için.a. devran döner. ikramlar yapılır. Ahlâkî öğüt ve tavsiyelerde bulunulur.) ve Muhacir (r.. Sünnet ve Ehl-i Beyt @ öğretilerinin neresinde yer alır? İslâm’daki ağırlığı nedir? Cemdeki güzellikler ceme katılanlardan namaz ve diğer dînî görevleri düşürür mü? Ya da diğer bir ifâdeyle. semâha kalkar.212 Alevî İslâm İlmihâli Saz eşliğinde kalbden gelen bir coşku ile. içerisinde Oniki İmâm’ların @ adlarının zikredildiği “Duvâz-ı İmâm” denilen deyişler söylenir.a. candan kardeş.) anmak için mersiye ve ağıtlar okunur. Ceme katılan canlara gerekli görülen konularda dînî ve dünyevî bilgiler verilir.vs. duâlar edilir. Her birisi Kur’ân’ın bir çok hakîkatlerinin tefsîri ve meâli sayılabilecek ve insanımızın dinleyiş ve anlayış zevkine uygun tarzda yazılmış deme-deyişler okunur. Ân olur ki cezbe ve aşk-ı ilâhî ile bazı canlar vecde gelir. cemdeki uygulamalar. Cemdeki bütün bu uygulamaların belli bir düzen ve intizâm içerisinde yapılması nereden kaynaklanıyor? Bu tür bir toplantı ilk defa kim tarafından ve ne zaman başlatılmıştır? Bu yapılanlar Kur’ân. Canlar. Ensâr (r. Kardeşlikler pekiştirilir. İmâm Hüseyin @ ve yarenlerini (r. namaza karşılık gelen türden bir uygulama mıdır? . dinlenir. bazen de kendilerinden geçerler. yol kardeşi) kılınırlar. Aralarında anlaşmazlıklar bulunan müminlerin araları bulunarak ihtilaflar giderilmeye çalışılır. Kurbanlar kesilerek lokmalar dağıtılır.. Âlemlerdeki semâhı görmezler mi? Peki. Semahtaki devrânı Türk’e özgü sananlar. Ehl-i Beyt’in düşmanları ve pis amellerinden berî olunduğu îlân edilir. bir âlimin liderliğinde ve halkın gözetiminde Hakka uygun bir şekilde davalar görülür ve çözümlenir.a. Küskünler barıştırılır.) misâli birbirleriyle musâhip-ihvân (manevi kardeş.

Kimsesizlerin. rivâyet var mıdır? Cemi namazın. dinlendirildiği barınaklar. Hak önderlerinin @ de yol göstericiliği sayesinde. Ve yine o dönemlerde mescitler asıl fonksiyonlarını icrâ etmiş. soruların yanıtlarını Kur’ân’ın ve Ehl-i Beyt’in @ buyruklarının aydınlık ışığı altında vermeye çalışalım: Güvenilir İslâm Tarihleri ve Ehl-i Beyt yolunun hadis kaynaklarından araştırdığımız kadarıyla şunu samimiyetimizle söyleyebiliriz. ümmetin sorunları oralarda çözüme kavuşturulmuştu. yapılmamıştır. mescit eksenli olmayan hiç bir oluşuma da imkan verilmemişti. Öyle ki. Âilevî sorunların konuşularak karara bağlandığı barış diyârı. cem evini de caminin yerinde veya karşısında görmek doğru mudur? Cemdeki yapılanlar tamamıyla İslâm’a uygun mudur? Ya da İslâm’la hiç ilgisi olmayan boş şeyler midir?.. tedâvî edildiği hastahâne. İslâm’ın ilk devirleri olan Resûlullâh’ın @ hayatta olduğu dönem ile O’nun hak vârisleri olan İmâmların @ aramızda bulunduğu dönemlerde tamamıyla bugünkü manada îfâ edilen bir cem anlayışı-uygulaması olmamış. Müminlerin nikahlarının kıyıldığı nikâh salonu. Bazı sportif faaliyetlerin yapıldığı spor salonu. Savaş kararlarının alındığı karargâh... O zamanlarda dînî yaşantının ana üsleri ve merkezleri Kur’ân’ın “mescid” adını verdiği mekanlar olmuştu. . Kalplerin nurlandığı. Halkın kaynaşma ve dayanışmasının zirveye ulaştığı mabet.vb. yolda kalmış gariplerin ağırlandığı. gönüllerin aydınlandığı. Mescitler. Namaz ibâdetinin yerine getirildiği namazgâh. Çünkü..213 Ehl-i Beyt yolu Oniki İmâm’lardan @ her hangi birisinin cem benzeri bir toplantı yaparak namazlarını terk ettikleri ya da namazı gereksiz kuru bir amelden ibâret gördükleri yolunda zayıf dahi olsa bir nakil. Hasta ve yaralıların yatırıldığı. Yabancı elçilerin karşılandığı elçilik merkezi. idiler. Cezâî hükümlerin takdîr edildiği âdil mahkemeler.vs. his ve duyguların zikir ile diriltildiği ilâhî dergâh. İnsanların muhabbet ile olgunlaştığı meydân-ı muhabbet.

. İşte böylesi bir ortamda Alevi Müslüman’lar hem mescitlerden... Muhammed. Hele gel. Oralara devletin resmî mezhep anlayışı dışında kendi mezhep ve mekteplerine uygun bir tarzda namazlarını kılmak üzere gidenler. gel bu dergâha. kimileri “hangâh” kimileri “hizmet evi” kimileri “cem evi” vs..” denilerek dışlanıyor. Hele gel. ehl-i bidat mezhebin mensuplarıdırlar..... Bir de buna resmî din anlayışının sınırlarını çizdiği bir İslâmî(!) eğitim. tuttuğun eli.dört mezhepten birine bağlı değiller.. Devletin resmî mezhep anlayışı herkese zorla kabul ettirilmeye çalışılmış.. ya resmi görevlilerce -tabîri câiz ise.. ilme giden yollar kısmen kapatılmış.. vaaz. Bunlara ilâveten. Buradadır. . .fişleniyor. ya da “. bir kısmı da uzun vadede yok edilmişlerdi.. diline. gel bu dergâha. . psikolojik ve politik baskılarla susturulmuş. Muhkem tut. kimileri “vekâle”. Müslüman’ların yaşadığı bazı bölgelerde bunlardan başka da bir takım sorunlar yaşanıyordu. bel. el. Ehl-i Beyt ilminden az-çok haberdâr olanlar sosyal. kimileri “tekke”. hutbe ve ısmarlama fetvâlar eklendi mi hepten dökülme ve yıkım başladı. dediler? Günahları al eline.. Sâhip ol. hem kitâbî bilgiden ve hem de Ehl-i Beyt yolu âlimlerinden uzak düşmüşler. işte o zaman işler sarpasardı.. gel bu dergâha... mescitler bu işe aracı kılınmış. sindirilmeye çalışılmış.. hoşgörüyle karşılanmıyordu.. Ne zaman ki mescitler temel fonksiyonlarından soyutlandı ve insanların yalnızca namaz kıldıkları namazgâh ve birbirlerinin yüzlerine anlamsızca baktıkları buluşma yeri olarak algılanmaya başlandı. esâsen Allâh evi olması gereken mescitler devletin-sultânın-pâdişâhın buyruklarının halka din adına dikte edildiği merkezlere dönüşmüştü. Yıkma mukaddes temeli. kimileri “zâviye”.. Ali. . var olan sorunlara yeni sorunlar eklendi ve yukarıdaki sonuçlar ortaya çıktı.. Hele gel.214 Alevî İslâm İlmihâli Ne oldu da müminler mescitlerden ayrı mekanlar edindiler? Kimileri yeni yerlerine “dergâh”. sapık.

“Ey îmân edenler!.. Cem olayının başlangıcı.” [İsrâ (17): 37. ve orada yapılan her amelin ibâdet aşkı ve anlayışıyla yapıldığına şâhit oluruz.] âyetine. “... Yolda mütevâzi ve kibirlenmeden yürümesi. Gele gele.. Bunları geçerek.] âyetine.] âyetine.(eşlerinize) iyi davranır.] âyetine.. biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Gerçekte kâmil bir Müslüman’ın.yiyiniz..” [Nisâ (4): 129. bugünkü şekle gelişinin sebeplerini tümüyle ve genişçe anlatmaya kalkarsak söz uzar da uzar. Eşine insânî yaklaşımda bulunması.. bilin ki Allâh yaptıklarınızdan haberdardır..” [Arâf (7): 31. de ölçülü olması. takvâlı olursanız..] âyetine.. içiniz fakat isrâf etmeyiniz. sosyo-politik sebepler ve sonuçlarını görmezlikten gelmişler. içme vs. Her türlü konuşma ve dinlemelerde dedi-kodudan kaçınması ve nefse uymaması. “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.. “.Evlere kapılarından girin.215 Ehl-i Beyt yolu Bildiklerini sözlü olarak kulaktan kulağa cem toplantılarında ve o günkü şartların sağladığı bir takım araçlarla gelecek nesillere aktarmaya çalışmışlardır. Yeme.. Halk bazında Alevi ve Sünnî Müslüman’ların ihtilaflarını arttırmaya çalışmış. Bu arada uzun zaman diliminde câhil kalan insanların arasına sızan bazı kötü niyetli kimselerde boş durmamışlar. Evlere ve her yere münâsip yer ve yollardan girip çıkması..... insanların mallarını yemek için onları hâkimlere peşkeş çekmeyin.” [Bakara (2): 188.] âyetine.” [Bakara(2): 189. bütün hal ve hareketleri. Rüşvet alıp-vermemesi.” [Hucurât (49): 12. yapılması gereken asıl görevler de. “Mallarınızı aranızda bâtıl yollarla yemeyin. “. şartların getirdiği geçici uygulamalar sanki olmazsa olmaz şeylermiş gibi kabul edilmeye başlanmış. Meselâ. başlama sebepleri.. muhâlif taraf sâhiplendiği için tümden terk edilmiştir. namaz ibâdetinin yerine geçerli olacak bir davranışlar sistemi olarak kabul edilip edilemeyeceğini açıklayalım: Genel anlamda cemde yapılan ameller Kur’ân ve Sünnet perspektifinde ele alınarak değerlendirildiğinde hemen her bir amelin Kur’ân’dan bir kısım âyetlerin ve bir çok hadis-i şerîflerin yorum ve tevîlinin bir sonucu ve yansıması olduğunu görür. bugün gelinen noktada gerçek cemdeki amellerin Kur’ân ve Ehl-i Beyt anlayışına uygun olup olmadığını.” diyerek işin aslını. .. “Fırsat bu fırsattır. birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın.

iyiliği emret... dolaşın ve suçluların sonunun nasıl olduğunu görün. kulak ve tüm organlarını hak yolda kullanması. Yapılan haksız.Evlere girdiğiniz zaman Allâh tarafından kutlu ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (ev halkına) selâm verin. her konuda adâletli davranması.. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin..] âyetine. “Ey îmân edenler! Belli bir süreye kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın. “Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. “.” [İsrâ (17): 35.kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. “.] âyetine...Kardeşlerinizin arasını düzeltiniz.. Âile fertlerini doğruya ve hakka davet etmesi. “Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın...] âyetine. “.” [İsrâ(17): 36.] âyetine. kötülükten vazgeçir ve başına gelenlere sabret.. iyileri evlendirin..” [Zümer (39): 18...] âyetine. çünkü göz.” [Mâide (5): 8.” [Ahzâb (33): 56.” [Tâhâ (20): 130.] âyetine.” [Nûr (24): 61. namazını kıl...” [Lokman (31): 17.] âyetine. Kendi aleyhine bile olsa herkese.” [Enâm (6): 151. “.. “.” [Neml (27): 69. Ölçü ve tartıda doğruluktan ayrılmaması.. Kâinâta bakarak tefekküre dalması. “İçinizdeki bekarlardan.. kulak ve gönül.. Borçlanmada şâhitler edinerek yazması-yazdırması.onlarla en güzel şekilde mücadele et.] âyetine.. “.] âyetine. .. Açık ve gizli tüm günahlardan uzak durmaya çalışması. “onlar. Evlenmeye gücü yetmeyen kimseye yardımcı olması. Yeryüzünde gezip.. doğru terazi ile tartın.] âyetine... “Onların dediklerine sabret.] âyetine.. bunların hepsi işlediklerinden sorumludurlar..” [Âl-i İmrân (3): 191. “Onlar ki sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar.” [Bakara (2): 282.... sizi adâletsizliğe sevk etmesin.. “Ey îmân edenler! Allâh için adâletle şâhitlik edenler olun.Ey îmân edenler! Siz de O’na salât ve selâm getiriniz. göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler... Göz.. Her şeyde iyiye tâlip olması.] âyetine......yeryüzünde gezin.216 Alevî İslâm İlmihâli Eve ve sâir yerlere girerken selamlaşması. insafsız eleştiri ve karalamalara sabretmesi...” [Hucurât (49): 10.” [Nahl (16): 125. Tartışma ve mücâdelede taşkınlık yapmaması. Kavgalı insanları barıştırarak aralarını adâletle bulması. Resûl’e ve Ehl-i Beyt’e salavât okuması.] âyetine. “Oğlum.] âyetine.] âyetine.” [Nûr (24): 32. dolaşırken ibret nazarıyla bakması.

bizim namazımız. Allâh-u Teâlâ Kutlu Peygamberine @ hitâben.. onlara güzel söz söyle. Bu cümleden olmak üzere.” [Nûr (24): 31. İnsanlarla ilişkilerinde onları alaya almaması. elbette ki her şeyi ibâdet olur. “..] âyetine. hepsi âlemlerin Rabbi Allâh içindir.... onları azarlama.vs. Nitekim.” Hucurât (49): 11. cemdeki niyazımızdır.217 Ehl-i Beyt yolu Ana-babaya (büyüklerine) iyi davranması. cemdeki içilen içki değil demdir. Hak bir İmâmın takipçisi olmayı isteyerek bu yolda gayretli olması. Eşine helâl olan bir şekilde yaklaşması. bu demden sır ederek içersen helâldir.sakın onlara “öf” bile deme.. “Bile bile hakkı batılla bulayıp. Kabe sembol olmaktan öte bir anlam taşımaz. Hiç bir bâtınî anlayış da zâhire aykırı olamaz. . ibâdetim. çok derin anlamı olan bazı hakîkatlerin bâtıl amaçlar yolunda kullanılması için ortaya saçılmakta ve bir kısmı da sorumsuzca ne denildiği düşünülmeden söylenmektedir. kıble insanın cemâlidir. zır ederek içersen harâm olur. “. Doğru ile yanlışı birbirine karıştırmadan olduğu gibi ortaya koyması. “Her topluluğu İmâmlarıyla çağırdığımız gün.” [Enâm (6): 162] derken Müslüman’ın bütün yaşamının niyetine göre ibâdet boyutunda şekilleneceğine işâret etmiştir. kimlerin kitapları sağından verilirse. Bayanların giyim kuşamlarında ölçüyü kaçırmaması. vs.” gibi sözlerin bir kısmı.Baş örtülerini yakalarının üzerine koyup.” [Bakara (2): 222. “Ey inananlar! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin.] âyetine. Cemdeki yapılanlar hakkındaki sözümüze şunları da eklemeden geçemeyeceğiz. Alevînin namazıdır... Başta Sevgili Peygamberimiz @ olmak üzere. dayanıyor.” [İsrâ (17): 23.] âyetine.Allâh’ın emrettiği yerden onlara varın. onlardan ilhâm alıyorsa. işte onlar kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmazlar. hakkı gizlemeyin. “Cem. benim namazım. (boyunlarını da kapsayacak şekilde) örtsünler... bizde cem toplantılarında îfâ edilen halka namazı. asıl Kabe mürşîd-i kâmilin kalbidir.” [Bakara (2): 42.. “De ki. Bazı bâtıl ve zorlama yorumların târih içerisinde zamanla cem toplantılarına girdirildiğine ve Alevî Müslüman halkın zihinlerini bulandırdığına tanık olmaktayız. hayâtım ve ölümüm.] âyetine. Ve o kimse baştan ayağa ibâdet timsâli bir “Allâh adamı” oluverir. “.” [İsrâ (17): 71. orta namazı vardır ki bütün ibâdetlerin özüdür.. Halbuki Ehl-i Beyt yoluna göre İslâm’da hiç bir zaman zâhir terk edilerek bâtına ulaşılamaz.] âyetine. Âdeme secde Hakka secdedir.... Her ameli Hak katında ibâdet olarak hesap edilir.] âyetine..

nâkıslıktır. Nasıl ki bedensiz ruh veya ruhsuz beden dünyâ âleminde bir anlam ifâde etmiyorsa. zâhirsiz bâtın ya da bâtınsız zâhir de eksikliktir. Ehl-i Beyt yoluna uygun tarzda yapılanmış bir mescidin bitişiğinde müminler eksikliğini hisseder ve dilerlerse sıcak bir muhabbet ortamı olması ve bazı sosyal faaliyetlerin yerine getirilmesi amacıyla bir cem evi\\sohbet evi\\ders evi kurabilir. Aslına ermektir hüner. işin özünü ve hakîkatini ortaya koymaya yöneliktir. onlar kıldıkları namazdan (namazın içerik ve ruhundan) gâfildirler.” Cemi. bâtın ruh gibi ise. cem evini. Alevî Müslüman’lar bilirler ve inanırlar ki. belki Sünnî tasavvuf anlayışındaki tekke ve zâviye örgütlenmesinin bazı yönlerden bir benzeridir. Zîrâ onlar @ biliyorlardı ki. zâhir de bedene benzer. Sözün özü. Bugün “cem” adı altında yapılanların çoğunun. ancak şerîatın bir tek zâhirî hükmünü bile mânâya fedâ etmemişlerdir. “Bütün evren semah döner. “. cem evi caminin alternatifi değil. Aşkından güneşler yanar. Semâhı folklöre dönüştürenler. Onlar ki manâ âlemine kanat açmış erlerdir...218 Alevî İslâm İlmihâli bütün Ehl-i Beyt önderlerinin @ hayatları da zâhir-bâtın dengesinin binlerce örnekleriyle doludur. oluşturabilirler. câmiye alternatif görenlerle. . 261 Cem hakkında verdiğimiz bilgiler. İhtiyaç duymayanlar ise bütün ferdî ve sosyal kulluk vazifelerini mescitte yerine getirirler.261 Sözümüzü Cenâb-ı Allâh’ın.” [Mâûn (107): 45] âyetinin bir vecihten meâl ve tefsîri sayılabilecek bir dörtlükle noktalıyoruz.O namaz kılanlara yazıklar olsun ki. Hak’tan sapmış gâfillerdir. namaza... gerçek cem ile maalesef isim benzerliğinden başka bir ilgi ve alakası yoktur. Bu yaklaşımda bizim yanıldığımızı düşünen kardeşlerimiz eskilerde cemin nasıl yapıldığını biraz olsun ortaya koyan “Buyruk” ve benzeri eserlere bakarlarsa haklılığımızı kabûl ederler. Beş vakitle avunmayın.

Demeyenler bu meydana gelmesin. Hasan Müctebâ’dan haberin yoksa. Evlâd-ı Resûlü tanımaz isen. Hak için meydana dökülmez isen. Dökülmeyen bu meydana gelmesin. Gücün bu âlemi yakıpta yıksa.262 262 Yaşar Mırık: Amasya 1998 . Vermeyenler bu meydana gelmesin. Bağırınca avazın göklere çıksa. Kur’ân âyetini okumaz isen. Veliyullâh demez isen Murtazâ’ya.219 Ehl-i Beyt yolu Salavât ver Muhammed Mustafâ’ya. Hak demeyen bu meydana gelmesin.

220 Alevî İslâm İlmihâli ORUÇ NEDİR? Oruç. Bu Kitap.” [Bakara (2): 185] Bir çok defada ifâde ettiğimiz gibi. . cinsel münâsebette bulunma ve orucu bozacak şeylerden uzak durmaktır. zâhiren.lerle ve farklı kalıplarda Kur’ân’ı Kerîm’de onüç yerde geçmekte.. O Ay’da indirilmiştir. İnsanlara yol gösterici.a.a. Oruç. Resûlullâh’ın @ ve O’nun tertemiz nesli olan Oniki İmâm’larımızın @ sözlerinde ise sayısız ifâdelerle beyân edilmektedir. doğruyu-yanlışı birbirinden ayırt edip açıklayan Kur’ân. Oruç manasına gelen “savm” kelimesi değişik münâsebet. Sizden her kim. Allâh sizin için kolaylık diler. İSLÂM adındaki mektepte okutulmakta olup. hidâyete götürücü. Orucun zâhirde ve bâtında gerçek manada nasıl tutulması gerektiğine değinmeden önce. Kur’ân. temel kaynağımız olan Kur’ân-ı Mübîn’de ve Peygamber @ ile Ehl-i Beyt’inin @ öğretilerinde nasıl yer aldığına. güçlük dilemez. O Ay’a erişirse oruç tutsun. KUR’ÂN-I KERÎM’DE ORUÇ Yüce Kitâbımız Kur’ân’da meâlen Allâh şöyle buyuruyor.. içme. Kim de hasta olur. hangi orucun farz kılınmış olduğuna bakmamız gerekmektedir. bir ders kitabıdır. Bu tanım ana hatları ile ilmihâlimizin konusunu oluşturduğundan ileriki bölümlerde Ehl-i Beyt fıkhının konu ile ilgili hükümlerini açıklamaya çalışacağız. “Ramazân ayı ki.) olmak üzere O’nun pâk Ehl-i Beyt’i @ ve geleceklerini ümmetine müjdelediği Oniki halîfesi (Oniki emîr-İmâm) dir. O mektebin en yetkili öğretim ve eğitim görevlileri başta Sevgili Mustafâ’mız (s. yahut seferde bulunursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç(unu) tutsun (kaza etsin). imsak vaktinden (sabah ezânından) iftar vaktine (akşam ezânına) kadar yeme. bilinen manası ile. Arapça “savm” kelimesi ile ifâde edilen bedenî bir ibâdettir.

Kur’ân’ı anlama noktasında kendilerini Ehl-i Beyt İmâmlarından @ daha mı yetkin sanıyorlar? Ya da. içinde bulunduğumuz toplumun değer yargılarıdır. Atalarımın yolu ne ise onu uyarım. Peygamberin @ ve O’nun hak vârislerinin Allâh’ın Kitâbına ilişkin açıklamaları. Kur’ân’ın nâzil olduğu zaman diliminden yüzlerce yıl.Ben bildiğimden şaşmam.. Cebrâil’in @ eğittiği..” buyurduğu Haydâr-ı Kerrâr @ bizden birisi mi? Kitâbullâh’ı yüzünden dâhi okumaktan âciz nicelerimiz. Gerekirse Oniki İmâm’ları @ da çiğner geçerim. gelenekleridir. “Ben ilmin şehriyim Ali de onun kapısıdır. bizim dînimiz/yolumuz bizedir.. Bizler.. onlarca asır sonra yeryüzüne gelmiş ve İslâm dînini kabul etmekle şereflenmişiz. onlara kolaylık dileyendir. yeni oluşan her görüş ve ideoloji ile uyumlu oldukları için. adetleridir. onbeşinci..”.. yine de “. 3-O Ay’da çeşitli sebeplerden ötürü orucunu tutamayan sonra mutlaka onu tutmalıdır.Allâh size selâmet versin. kavrayıp. bilmem kaçıncı İmâmlar(!) olarak mı kabul ediyoruz? Sorularımızı doğru bir şekilde anlayıp. biz câhillerle (sohbet etmeyi) bir olmayı istemeyiz. Şehre girmek isteyen kapıdan gelsin. devrini doldurmuş açıklamalar mıdır? Bunlar çağımız insanını bağlayıcı deliller değil midir? Yoksa biz kendi kendimizi veya bazı büyüklerimizi(!) nefsimize hoş gelen açıklamalar yaptıkları. Şimdi insaflıca bir düşünelim... Bizce net anlaşılamayan konuları ancak Kur’ân’ın “zikir ehli” tabîr ettiği ehil kimselere danışmakla kavrayabileceğimiz apaçık bir gerçek iken dört maddede özetlediğimiz âyetin meâlini Allâh’ın murâdına tamı tamına uygun bir şekilde kendi başımıza nasıl anlayacağız? Hâşâ... ondördüncü. 4-Allâh insanları zora koşan değil.. Kur’ân Arapça’sına vâkıf olamamış durumdayız.” diyenlere bir sözümüz yoktur. 2-O Ay’a ulaşan oruç tutmalıdır. sizin amelleriniz ise sizedir.. Aslen çoklarımız. görenekleridir.221 Ehl-i Beyt yolu Yukarıda meâlini verdiğimiz âyet-i kerîmede bir kaç husus vardır ki bunlar ilk bakışta dikkat çekmektedir: 1-Kur’ân’ın nâzil olduğu ay Ramazân Ay’ıdır. Onlara sadece şunu deriz:“Sizin dîniniz/yolunuz size. Kur’ân’ın kalbine nâzil olduğu Muhammed Mustafâ @ biz miyiz? Muhammed Mustafâ’nın @ yetiştirdiği ve hakkında. “.” [Kasas (28): 55] . “. onüçüncü.” [Bakara (2): 139]. vs. Benim için ölçü.Bizim amellerimiz bize.

Evet. Kim her hangi bir konuda bizi yalanlarsa bilsin ki Peygamberi @ de yalanlamış olur. 263 . El-Kunduzi El-Hanefî: Yenâbîul Meveddet: sh: 30. vb.a. Binen kurtulur. “. Bu ve benzeri sorularımızın yanıtını. “Ehl-i Beyt’imin aranızdaki misâli Nûh’un @ gemisi gibidir..) ve Ehl-i Beyt’in @ önderlerini dışlayarak kendi görüş ve aklımıza göre vermeye kalkarsak. Yine Peygamberimiz @ buyuruyorlardı ki. Suyûti: Tarihul Hulefâ. Binmeyen helâk olur.” sözü yüce bir hakîkatin ifâdesiydi. şu sorularında cevaplarını doğru ve tatmin edici olarak vermemiz gerekir: 1-Ramazân Ayı’na eriştiğimiz nasıl bilinir? 2-Kur’ân’da ifâde edilen oruç Ramazân Ayı’nın kaç günüdür? 3-Oruç ne vakit başlar.” buyruğuna istinâden Oniki İmâm’ı @ Peygamberin halîfesi zâtlar ve Kur’ân’ın gerçek açıklayıcıları olarak kabul ediyorduk? Muhammedî Nûrun devrindeki ışığı İmâm Muhammed Bâkır @ buyurmuşlardır. Taberânî: Mu’cemüs Sağîr. “Benden sonra Oniki emîr (halîfe) geldiği müddetçe İslâm azîz olacaktır. Cennet gülü Efendimiz (s. Oysa bizler inanıyorduk ki. İbn-i Hacer: Savâikul Muhrika: sh: 184.. Müstedrekül Hâkim: c: 2 sh: 343. Bunlar Kur’ân ve Ehl-i Beyt idiler.. her halde yer yüzünde kafa adedince din zuhûr eder ve herkes de kendi anlayışının islâm(!) olduğunu savunur. Peygamberimiz @ bizlere vedâ hutbesinde iki emânet bırakmış idi.a.”263 Hani..... Yine bizler şu gerçeğe inanmıştık ki. Allâme Şerafeddin: El-Müracaat: sh: 23-25. ne zaman sona erer? 4-Oruçlu iken nelere dikkat edilir? Orucu bozan şeyler nelerdir? 5-Âyetteki hastalıktan kasıt nedir? Hastalığın ve seferî olmanın ölçüleri neye göre belirlenir? 6-Buradaki oruç emri bir tavsiye niteliğinde midir? Yoksa farz olan bir emir midir? 7-Hiç bir sebep ve mazeret yok iken bu ay da orucunu tutamayan kimselerin durumu nedir? Bu şekilde tutulmayan oruçlar ve bu orucu tutamayanlar hakkında ne hüküm verilir? vs.Hadislerimize kulak veriniz ve bizi yalanlamayınız. c: 3 sh: 150.. onun dışındaki görüşleri ise bağnazca ve bir zulüm ile din dışı bilir. 234. 370. Ve bunlar kıyamete kadar birbirlerinden ayrılmayacak emânetlerdi. Nûr yolunun ışığı Peygamberimizin @.222 Alevî İslâm İlmihâli Yüce Kur’ân’ın âyet meallerine kabaca bakar ve kendi kendimize bahsi geçen âyeti anlamaya çalışırsak. “Kim Kur’ân’ı kendi görüşüne uydurmaya kalkarsa cehennemdeki yerine hazırlansın.

belirlensin saflar. Allâh’ı yalanlayana da Allâh şüphesiz ki azâb edecektir. kim şeytânla ayar??? İslâm’da. vs. kim de yalana? Kim Muhammed’e @ tâbî. açılsın çehreler. bir müminin hata ile öldürülmesi hâlinde de tevbenin kabulü için âyette belirtilen duruma göre iki ay aralıksız oruç tutulması da. âyetlerinin beyânıyla Ramazân Ay’ı orucunun farz olduğu açıklandığı gibi.223 Ehl-i Beyt yolu Peygamberi yalanlayan da Allâh’ı yalanlamış olur. her Müslüman’a tutması farz kılınmış bir oruçtur. Kâşiful Ğıtâ: Caferî mezhebi ve esasları: sh: 69 266 Orucun çeşitleri ile ilgili bakınız: Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 83.265 orucun bir çok çeşitleri vardır. âyetlerinde belirtildiği üzere duruma göre aralıksız iki ay oruç tutmaları. Bakara sûresi(2) 183-184-185. farz olan oruçlardan bir kaçıdır. kim Ebû Leheb’e? Kim Ali’ye @ bağlı. Ancak Ramazan Ay’ı orucu ise Bakara 184-185.. âyetlerde belirtilen yolculuk.266 Rivâyete göre yaklaşık on çeşit farz oruç belirtilmişken bu farzlardan bir kısmı herkesi bağlayıcı farzlar olmayıp yalnızca ilgili kimselerle alakalıdır... Şirali Bayat: Caferî fıkhında namaz ve oruç: sh: 103-113. hastalık ve benzeri özel durumlar dışında. Bedri Noyan: Bektaşilik. gerekse Resûlullâh’ın @ ve Oniki İmâm’ların @ beyânları ile açıklanmıştır. 86.”264 Yeter artık düşsün maskeler. kim deliye? Kim Hüseyin’e @ yoldaş. Kim Kur’ân’a taraf. Oruçların çeşitleri gerek Kur’ân âyetlerinin işâretleri ile. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 46-47 264 265 .! Çıksın artık ortaya. farz oruç dendiği zaman öncelikle Ramazân Ay’ı orucu akla geliyorsa da. Haydar Kaya: Bektâşî ilmihâli: sh: 49-50.. kim Yezîd’e gardaş? Kim Oniki İmâm’a @ uyar. A. Nazmi Nizami Sakallıoğlu (prof 1400): Ehl-i Beyt ilmihâli: sh: 184-190. Alevîlik nedir?: sh: 131... hanımlarına zıhâr edenlerin de Mücâdele sûresi (58) 3-4. Sabri Hamedani: İmâm Cafer Sâdık buyrukları: sh: 114-115. Genelde oruç ve özelde Ramazân Ay’ı orucu ile ilgili: HAL EHLİNİN MÜRŞİDLERİNDEN BAZI HADÎS-İ ŞERÎFLER Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 187 Ramazan orucunun farz olduğu ili ilgili bakınız: Ehl-i Beyt yolu hadis kaynaklarının oruç bölümleri.

siz de bu ayı Kur’ân okumakla (anlamakla-Kur’ân’a uygun yaşamakla) karşılayınız. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 61 269 Furû-u Kâfî: c:4 sh: 78-79.. sonunda ise duâların kabulü ve cehennemden âzâd olmak vardır. Otuz günden az olmazdan maksat. rahatlık. Kim O ayda emri altında olanların işini hafifletirse Allâh da o kimsenin hesâbını kolaylaştırır. “Ey İnsanlar! İçerisinde bin aydan daha hayırlı bir gecenin bulunduğu Ramazan Ay’ı yanaşmıştır. Yani 29 gün de olsa eksik sevap verilmez. Kim o ayda oruçluya iftar ettirirse. Öyle ise. Yine her kim O Ay’da farzı yerine getirirse diğer aylarda yerine getirdiği yetmiş farza denk olur.”269 267 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 66. O ay da Ramazan Ay’ıdır. Bu sabrın karşılığı da cennettir.. “Allâh’ın kitâbına göre gökler ve yer yaratıldığından beri Allâh katında ayların sayısı onikidir.” Resûlullâh @ buyurdular. “Muhakkak ki Allâh Kerîm’dir. “Ramazan Ay’ı otuz gündür. . “Ey Allâhı’ın elçisi! Bizlerin hepimiz oruçluya iftar ettirecek kadar varlıklı değiliz. başında rahmet. bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmuş gibi Allâh katında sevâp alır.”268 Ramazân Ay’ı orucunun kaç gün olduğu konusunda. Allâh katında otuz gün olarak kabul edilir. Kur’ân. Sâdık-ı Ekber İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Oniki ayın efendisi de Allâh’ın Ay’ıdır (Şehrullâhtır). Gücü yetmeyen bir kimse oruçluya bir süt ikrâm etse veya bir içim su ya da bir hurma ikrâm etse yine de Allâh ona o sevâbı verir. Allâh müminlere rızkını o ayda ziyâdesiyle arttırır. Ramazan Ay’ının kalbi de Kadîr gecesidir.224 Alevî İslâm İlmihâli İmâm Muhammed Bâkır’ın @ naklettiğine göre. O Ay’ın gecelerinde kılınan bir rekat namazı diğer ayların gecelerinde kılınan yetmiş rekat namaza denk saymıştır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 58-59. Vallâhi asla bundan az olmaz. Ramazân Ay’ı yaklaştığında Şaban Ay’ının son Cuma namazı hutbesinde Resûlullâh @ Allâh’a hamd ve övgüden sonra halka şöyle buyurdular. Öyle ki O Ay’da Allâh oruç tutmayı farz kılmış. ortasında Allâh’ın affı ve bağışı. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 110-111. Bu ay sabır ayıdır. O öyle bir aydır ki. İstibsâr: c: 2 sh: 65-72. Vesâilü’ş Şîa: c: 7 sh: 226 268 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 65-66. Bu ay genişlik. Geçmiş günahları af edilir. Ramazan Ay’ının ilk gecesinde nâzil oldu. Bu ay öyle bir aydır ki. insanlar arasında yardımlaşma ve birbirini daha güzel anlayabilme ayıdır.”267 Hak erlerinden İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.” Denildi ki.

”272 Aşk ehlinin İmâmı Cafer Sâdık @ buyurdular. Gönüller Sultânı Peygamberimiz @ buyurdular. Müslüman’ların gıybetini yapmadığı müddetçe yatağında bile olsa ibâdet hâlindedir.”274 Şemsül eimme İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 44 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 64 273 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 65. “Kim Ramazan Ay’ından bir günün orucunu özürsüz olarak tutmaz ise. hac. O’nun mükâfâtını da ancak ben veririm”. “Eğer kul Ramazan ay’ında ne yücelikler olduğunu bilseydi. Bıhârul Envâr: c: 96: sh: 251 274 Bıhârul Envâr: c: 96: sh: 386 275 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 78. Vesâilüş Şîa: c: 7 sh: 290. oruç ve Kelime-i Şehâdet ile Velâyet. “Oruç benim içindir.271 (Yani orucun sevabının derecesini benden başka kimse bilmez) Yine İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre. Ramazan orucu bilmem kimlere Allâh’ın bir cezâsıdır. Bizim orucumuz 270 Usûl-u Kâfî:c: 3 sh: 29. “ramazan orucu diye bir oruç yoktur. Hadîs-i Kudsî’de Allâh (c. Kur’ân’ın baharı da Ramazan Ay’ıdır.c. “Her şeyin bir baharı vardır. yılın tamâmının Ramazan Ay’ı olmasını isterdi. zekât. Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 62. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 44-45.”270 Senedi İmâm Cafer Sâdık’a @ ulaşan bir hadiste şöyle buyrulmaktadır. Bıhârul Envâr: c: 96: sh: 372. “Oruçlu kimse.” Resûlullâh @ da oruç hakkında şöyle buyurmuşlardır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 44 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 63.”275 Ehl-i Beyt’in pîri Resûlullâh @ efendimiz buyurdular.”273 İmâm-ı Azam Muhammed Bâkır @ buyurdular.225 Ehl-i Beyt yolu İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular.”276 Eyy gönül dostları! Eyy Ehl-i Beyt yolu yolcuları canlar! Kaynakları ile verdiğimiz bunca güvenilir nakillere göre Ramazan Ay’ı orucunun farz olduğu gün kadar âşikâr iken. hâlâ. Vesâilüş Şîa: c: 7 sh: 181 276 Bıhârul Envâr: c: 96: sh: 346 271 272 . “Oruç cehennem ateşine karşı bir kalkandır. diğeri de Allâh’a kavuştuğu andır. îmânın rûhu (hakîkati) ondan ayrılır. “Oruçlu için iki sevinçli an vardır. Namaz. Birisi iftar vaktidir.) buyuruyor ki. “İslâm beş şey üzerine binâ edilmiştir. kalbinde zerre miktarı Kur’ân ve Ehl-i Beyt sevgisi bulunan bir kimsenin. 51.

277 insanımızın Ehl-i Beyt’in pâk ve aydınlık yoluna âşina olmalarına imkan tanımıyordu. Ancak bugün. Şîî. Cemal Şener: Alevîlik olayı. Geçmişteki baskıcı ve totaliter yönetimlerin basın-yayına akıl almaz sansürler uygulaması. vb kaynakların ilgili bölümlerine bakınız. Öz kaynaklarına göre Alevîlik. Sadık Eral: Anadolu’da Alevî katliamları. Onların. Doğan Avcıoğlu: Türklerin tarihi: c: 1. “Ehl-i Beyt’e gönülden bağlı bir Müslüman’ım..” gibi tertemiz manalar yüklü kavramları kendileri için kullanmaları doğru değildir. bu aydınlık yolun temel kaynakları bir bir halkımızın istifâdesine sunulmakta. isbatsız ve Ehl-i Beyt İmâmlarına @ apaçık iftirâ olan sözleri söylemeleri mümkün müdür? Yaşadığımız coğrafyada son yıllara değin Ehl-i Beyt yolu kaynakları henüz elimize ulaşmış değildi. hem kendisi sapmış. mesnetsiz. Rızâ Zelyut: Osmanlı’da karşı düşünce ve idam edilenler. İnat ederek yanlış görüşleri savunmanın bir manası olmadığı gibi insanı büyük bir sorumluluk altına da sokmaktadır. Bundan böyle. 2. basiretleri kapanmış.” gibi delilsiz. Oniki İmâm bendesi bir Müslüman” adını kullanmayı hak etmiş olur. kavrayışları olmayan. duyan ve öğrenen insanlarımıza artık hüccet tamam olmuştur..Ya yanlışlarına elveda diyerek doğruyu tasdîk edecek ve çevresini bu doğrultuda aydınlatmaya çalışacak ki bu takdirde gerçekten. Caferî. okuyan. Ehl-i Beyt bağlısı. Oniki İmâm bağlısı. Onlar.Veya “dediğim dedik.” diyen kimse için iki ihtimal söz konusudur: Kendisine gerçekler ulaştığında. hem de insanları saptırmış konumda olacak ki. emin ellerle tercümeler yapılmakta ve geçmiştekiler için belki mazeret olabilecek sebepler yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.226 Alevî İslâm İlmihâli Muharrem ayında tutulur. Alevîyim.. vs.. bildiğim bildik” tavrından vazgeçmeyerek yanlışları üzerinde yol almaya devâm edecek. Ehl-i Beyt Muhibbi.vs. Osmanlı’da Alevî ayaklanmaları. 1.. kalb gözleri kör. İslâm’ın diğer mezheplerine bağlı kardeşlerimize bu yolun bağlılarını yanlış tanıtmaya ve bu güzel kavramları lekelemeye hakları yoktur. bu da yetmezmiş gibi Alevî insanlarımızı kıyıma uğratması. ya anlayışları.. “Alevî Müslüman. Bektaşî. . hattâ var olan kimi Alevî kaynaklarını bile yok etmeye çalışması. o takdirde de bu kimselerin “Alevî. 277 Baki Öz: Alevîlikle ilgili Osmanlı belgeleri. Kur’ân’daki hakîkatlerin Peygamberimizin @ ve Ehl-i Beyt İmâmlarının @ tefsîr ve açıklamalarıyla nasıl idraklere sunulduğunu gören.

oruç tutmak. Ehl-i Beyt dostları) ancak Allâh’tan çekinen ve O’na itaat eden kimselerdir. namaz kılmak. İmâm Muhammed Bâkır @ ne buyuruyorlar. hesâba çekilmenin. zulme karşı durma vs. gibi tüm ibâdetlerin asıl gayesi Allâh’a kulluktur. yardımlaşma. Kur’ân okumak ve insanlar hakkında iyilikten başka bir şey söylememekle tanınır ve kendi kavimlerinin en emîn insanlarıdırlar. borçlu ve yetimlere. cihad. varsıllıkyoksulluk yönünden eşit değildirler. Allâh. doğru konuşmak. dünyânın bir imtihân alanı olmasının bir 278 Tuhaful Ukûl (tercm): sh: 603 . hac. zekat.”278 ORUCUN FARZ OLMASININ BAZI HİKMETLERİ Yüce Allâh Kur’ân’da meâlen “Ben insanları ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım. Müminler. Ancak bu takdirde varlığına inandığımız cennet ve cehennemin. İnsanlar arası bir müsâvât bulunsun. zikir. münafık tabiatlı. Veya bu yolun iç düşmanları olan menfaatperest. ibâdetlerimizi yerine getirmede gevşeklik göstermeyeceğiz. Bakınız Hz. Âşıklar. Taraftarlarımız (Şialarımız) ancak tevazu. sağlık-beden. zerre kadar âhiret gününün hesabını düşünmeyen. Allâh’ı çok anmak. fakir. Canlar! Âlemlerin Rabbi olan Allâh’ın bir takdîri netîcesinde dünyâ denilen şu misâfirhâneye uğramış bulunmaktayız. mâlî ve hem bedenî hem mâlî olan ibâdetlerin kulluk boyutundan başka ferdî ve toplumsal alanda da sayısız faydaları ve hikmetleri vardır. Bizler güvenilir rivâyetler ve bilimin aydınlık ışığı altında bu ibâdetlerin bir kısım fayda ve hikmetlerini anlamaya gayret edecek. Namaz.” [Zâriyât (51): 56] buyurarak yaratılış gayemizi açık ve net olarak ortaya koymaktadır. bu eşitsizlikler olmasın. soy-sop. anneye. oruç. Kimi zaman gönül gerçekten ister ki. Kur’ân ve Ehl-i Beyt gerçeklerinden habersiz.227 Ehl-i Beyt yolu kulakları hakka karşı sağır kimselerdir. “Bizim taraftarlarımız (gerçek Aleviler. Ancak bunun yanı sıra bedenî. mal-mülk. babaya iyilikte bulunmak. huşû ve emanete riayet etmek. emr-i bil marûf ve nehyi anil münker. Bu ziyâretimiz kimimiz için kısa. çıkarcı. Ve yine burası öyle bir misafirhâne ki misâfirlerin kimi kiminden akıl. humus. ziyâretler. alçak kimselerdir. komşularına karşı kendilerini sorumlu bilmek. kimimiz için de uzun olmaktadır.

herkesin birim değeri. Yığdıkça yığar. Bencil. Yine. neyi kavrayabilir? Renkler nasıl tarîf edilir bu insana? Sağıra nasıl anlatabilirsiniz? Bülbülün sesini. İyiler kötülerden.. Doğuştan âmâ olan bir insan denizin maviliğini. Aliler @ Muâviyelerden. İnsan’ın cemalinin güzelliğini mi. ayrılığın acısını ne bilir? Evet. dünyâya tapan bir beşer oluverir. tasdîk edenler yalanlayanlardan. acıyı. doğrular yalancılardan. ama aslında iki ayaklı gelişmiş bir canavar halini alır. görünüşte insan. Habiller (r.” atasözünde ifâde edilen bir çok doğrular bizlere kısmen de olsa ilâhî bir ferman ile tattırılmak isteniyor. gök gürültüsünü.) Kabillerden.vs. ormanın-ağacın hışırtısını. yağmurlu bir günde çakan şimşeğin göz kamaştırıcı çekiciliğini nasıl bilebilir? Ormanın güzelliğini mi? Rengarenk güllerle bezenmiş bağ-bahçenin güzelliğini mi? Tabiata serpilmiş yüzlerce canlının o güzelim görüntüleri ve yaşayışlarını mı. Öyle ya. İbrâhîmler @ Nemrutlardan.228 Alevî İslâm İlmihâli anlamı kalmıyor.. berrak bir gecede yıldızların oluşturduğu o muhteşem tabloyu. ekşiyi. Kimselerin hâliyle hallenmez. rüzgarın uğultusunu. hiç aç kalmamış bir insanda açın. Kendini dünyânın merkezi sayar... ayrışmıyor. Allâh ise kullarının. . her şeyden önemlisi Allâh’ın yaratıcı kudretinin en güzel bir tarzda tecelli ettiği Hz. Öyle ki hayatını yemekhâne-abdesthâne-yatakhâne üçgeni arasında geçiren. hiç elini ateşe yaklaştırmamış bir insan ateşin yakıcılığını ne bilir? Âşık olmamış bir kalb. boğulmanın telaşı nedir bilir mi? Yakının kaybetmemiş bir kimse.! Tat alma duyusu olmayan bir insana tatlıyı. güzel sesin rûha etkisini. hastanın halini nasıl anlayabilir? Suya düşmemiş bir insan. hayatında hiç acı çekmemiş. egoist. İstedikçe ister. Hüseyinler @ Yezitlerden. Çaldıkça çalar. aşktan ne anlar? Derde düşüp inlememiş biri.a.. acı çekenin halini anlamaz ve ona yardım elini uzatmaz. oruç ibâdeti ile. Dâvûd’un @ neyinin mûsikisini. âşığın sazının melodisini. birbirlerinin hallerini biraz olsun kavramaları ve kendilerine verilmiş nimetlerin kadr-i kıymetlerini bilmeleri için “oruç tutunuz” ilâhî fermanını vermiş ki kendimize gelelim. bir akşam üzeri deniz ufkunda batan Güneş’in. tuzluyu ve bunlar arasındaki şeffaf farklılık ve incelikleri nasıl îzâh edersiniz? İşte bunun gibi. itikat ve amelinin özgül ağırlığı itiraz edilemeyecek bir şekilde ortaya çıkmıyor. “Tatmayan bilmez. sabırsız. Mûsâlar @ Firavunlardan. Yedikçe yer. dolunay halindeki Ay’ın doğu ufkunda yükselişinin insana verdiği hazzı nasıl kavrayabilir? Yine bu insan. Muhammedler @ Ebû Cehillerden..

“Allâh orucu zengin ile fakîrin eşit olması (birbirini anlamaları) için farz kılmıştır. Çünkü normal durumlarda zengin adam açlığı hiç bir zaman tatmıyor ki fakirlerin ne çektiğini anlasın da fakîre acısın. Nasıl ki gece yatarken gözlerimiz. kas ve adalelerimiz biraz da iç organlarımız dinleniyorlar. Zîrâ o her istediği şeyi rahatça elde edebiliyor. hele de günümüz insanı -ki bilim ve teknolojinin oldukça geliştiği bir çağda.229 Ehl-i Beyt yolu Nitekim İmâm Cafer Sâdık @ orucun farz kılınışının hikmetlerinden birini işâret ederken şöyle buyuruyorlar. açlık ve susuzluğun acılığını-etkisini anlamaları ve bu vesîleyle de âhiretteki fakîrliğin (sevap ve ilâhî nimetlerden mahrum kalmanın) nasıl olacağını idrâk etmeleri için oruç tutmakla emr olunmuşlardır. böbreklerimizin vs. kullarını (Ramazan Ay’ında oruç vesilesi ile) eşit bir seviyeye getirmek ve zengine açlık ve acının zorluğunu tattırmak istemiştir.” [Bakara (2): 184] buyruğunda kısmen de bu gerçek belirtilmiş değil midir? 279 280 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 43 Bıhârul Envâr: c: 96 sh: 370.. kollasın! Nitekim yüce Allâh’ın. karaciğerimizin. Yılın on bir ayında nefsinin arzu ve isteklerini kayıtsız-şartsız yerine getiren insanoğlunun. Vesâilüş Şîa: c: 4 sh: 4 .”279 Bu konuda Hz. bakım ve onarıma ihtiyacı vardır. “İnsanlar. Aynen öyle de midemizin ve ona bağlı olarak da bağırsaklarımızın..”280 Oruç tutmanın hikmetlerinden biri de şüphesiz ki sağlığın korunmasıdır. yıllık dinlenme ve bakımı oruç tutmak suretiyle gerçekleşmektedir. kulaklarımız. İmâm Ali Rızâ’da @ şöyle buyurmuşlardır. şayet bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. üzerinde bütün vücut organlarının hakları vardır. Ömür boyu bizlerin emrine amâde kılınmış vaziyette dur-durak bilmeden çalışan organlarımızın elbette dinlenmeye. İnsan. “.kendi îmâl ettiği bütün araç ve gereçlerin haftalık. aylık ve yıllık bakımlarının yapılması gerektiğini görmüyor mu? Öğüt alsın da kendi bedenini de ibâdetler vasıtası ile korusun. Allâh. Hattâ öyle ki sünnet oruçlar bahsinde de anlatılacağı üzere âdeta haftalık bir bakım ve istirahat olarak da bir çok organımız Pazartesi ve Perşembe oruçları ile dinlendirilir. yardımcı olsun. zenginin fakîre acıması (ona şefkat ve merhamet kanadını gererek her hususta yardımcı olması) ve aç olana merhamet etmesi için.

Kanaat. İnsanın kanaatkâr bir varlık olmasında da orucun köklü etkisi vardır. ülkemiz. Oruç tutmanın. hatta tüm insanlık âlemi üzerinde nasıl tesirleri. Buna rağmen şu aciz kişiliğimizle tutmaya çalıştığımız oruçların dâhi kendi nefsimiz üzerinde ne derecede etkili olduğunu müşâhede etmekteyiz. 281 282 Bıhârul Envâr: c: 96 sh: 225 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 63. tezâhürleri olur? Bir aylık bir alıştırma ve sabır ile nefsimizin isteklerini istenildiği şekilde dizginleyebilsek izn-i ilâhî ve inâyet-i Rabbânî ile ne derecelere vâsıl oluruz ki dil bunları ifâdeden. belâ ve musîbetlere karşı dayanma gücünü geliştirmesi ve sabır zırhını kullanmayı öğrenmesidir.. Bizler Kur’ân’ın. Yüce Allâh kitabında bir çok yerde sabrı emir ve tavsiye etmekle.” [Bakara (2): 45] âyetindeki “sabır” ı Ehl-i Beyt İmâmları @ “oruç” olarak tefsîr etmişler282 ve oruç ile sabrın derin ilişkisine dikkat çekmişlerdir. Bir hazinedir. Bir de rivâyetlerdeki emir ve tavsiyelere uygun bir hâl ile hallenip. Bulanın çok şeyi elde ettiği. Kanaat nedir ki oruç ile biraz olsun kavranılsın. “Oruç tutun ki sağlıklı olasınız. gökten rahmet kapıları yüzümüze sonsuza kadar açılır. kaybedenin de her şeyini kaybedebileceği bir hazine! Kanaat. Öyle ki. gerekse sahurda ölçüyü kaçırmamalı. tadılsın? Kanaat. oruç ibâdetimizi yerine getirsek kim bilir orucun şahsımız. Kanaat. yeryüzünün tamamı yılın Oniki ayında gülşene çevrilir. yerden de hayırlı bereketler fışkırır. insanın günahlardan uzaklaşması ve hayırlı işlere yönelmesinde de mutlak bir etkisi vardır. Oruç tutmanın bir diğer hikmeti de insanın hayatı boyunca karşılaşacağı her türlü güçlüklere. Oruç tutarak sıhhate kavuşma nimetine ermek isteyen kimse. Rızâdır. Teslîmiyettir. Öyle ya. o durumda. bu konunun önemini bizlere arz etmiştir. İslam Peygamberi Hz. gerek iftarda. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 45 . “sabır ve namazla (Allâh’tan) yardım dileyin. gündüz yiyemediğini gece fazlasıyla yiyerek bedenine eziyet etmemelidir. Şükürdür. el de yazmaktan âcizdir.230 Alevî İslâm İlmihâli Alemlere Rahmet olan Kâinâtın Sultânı da @ buyuruyorlar. Muhammed Mustafâ’nın @ ve Oniki İmâm’ların @ talîm ettirdiği tarzda oruç tutamamaktayız..”281 Yalnız şu husus gözden ırak tutulmamalıdır. Aksi halde istenilen sağlık nimeti bir kuş misâli elden kaçar. ailemiz.

kanaat rütbesi takmamış olmalarından idi? Değil mi ki. kardeşi Hâbil’i katlederken Hakkın rızâsına kanaat etmediğinden kaybetti? Değil mi ki. şiddetle arzu ve iştiyak duymaktadırlar. hakkı teslîm ede! . kasaya. hattâ hemen-hemen bütün zamanların insanlarının ekserîsi.231 Ehl-i Beyt yolu Görmekteyiz ki günümüz insanı. makama. O’nun. kanaat mektebinden ders almamış olmaları. keseye. halkı. eksiksiz ve kemâlinde yaratmış olduğu vücûdumuzun her bir zerresine karşılık O’na sonsuz şükür ve hamd borcumuz vardır. kanaat nimetine ermeyen dünyâperest çıkarcılar idi? Değil mi ki. dünyaya aşırı bir rağbet. işe. Sunî ihtiyaçları kabullenerek kapitalistlerin her dediğine teslîm olan reklam bağımlısı biz insanların iki yakasının bir araya gelmemesi kanaatsizlikten idi? Değil mi? Değil mi? Hakkı ile tutulan bir oruç ise. mazlûm ve mustazafları ezerek. O’na isyan bayrağı açmışlar idi? Değil mi ki. kanaat kelimesinin lügatlarında hiç yeri olmayan namussuzlardı? Değil mi ki. yemeye. Firavunu cehenneme yuvarlayan makam ve saltanat hırsı olup. aynı zamanda tüm organların da bir şükrüdür. Değindiğimiz veya değinemediğimiz bir çok olumsuzlukların kanaat nimeti sayesinde giderilmesini sağlar. helâli tuta. Kâbil.) Kerbelâ’da hunharca katledenler. emekleri gasbedenlerin. Değil mi ki. içmeye. Güzel Allâh’ımızın. İbrâhîm’i @ ateşe atan zihniyet. ve Mûsâ’nın @ irâdesine teslîm olmayışı hakkına kanaat etmemesinden idi? Değil mi ki. Harâma uzanmaya. Muhammed’e @ âsi olanlar. kapitalist maddeci zihniyette olanların. Oruç. âdeta hiç ölmeyecekmiş gibi mala. eşe.a. tozmaya vs. mülke. İnsan ve insanlık düşmanı materyalist. rütbeye. Her organın da kendine has bir şükrü vardır. gezmeye. ferdi kanaat mektebinde eğiterek olgunlaşmasına yardımcı olur. Sömürgeci-emperyalist güçlerin tarihteki ve günümüzdeki egemenlik kurma savaşları kanaatsız olmanın bir neticesi idi? Değil mi ki. Elin şükrü odur ki. Can Hüseyni @ ve yârenlerini (r. Hakkın verdikleri ile kanaat etmeyenler Emîrü’l Müminîn Ali’nin @ makâmına göz dikmiş. Allâh. kanaattan nasîbini almamış idi? Değil mi ki. ilgi ve yöneliş ile bağlanmakta. sermayelerini Kârun misâli arttırmaya çalışarak zulümlerine zulüm eklemeleri.

Tutana lezzet veren. nimetlerin kadr-i kıymetinin bilinmesini sağlayan bir ibâdettir. Oruç. harâma açılmaya. Oruç.Bedenin zekâtıdır. Oruç.Yalnızca aç. tüm benliğine sâhip olmaktır. Oruç. Oruç. Oruç. Hak’tan ğayrıya eğilmeye. izzetle yaşamanın nişânesidir. hayâtın tadının.Kişiyi menzile ulaştıran bir Burak’tır. ibâdetin özü. intizam ve disiplinle yönlendirmektir. hakkı göre! Kulağın şükrü odur ki.Hayırların kapılarını açan bir anahtardır.Ötelerin ötesine seyahattir. adâleti. kötü söylemeye. Oruç. insanı ve tüm varlıkları anlamasının bir sırrıdır. hakka açıla! Ağzın şükrü odur ki. harâm dinlemeye.Kendini bilmektir.İnsanın. susuz kalmak değil. güzellikleri söyleye. yanlış. Oruç. Oruç. Oruç.Zulüm perdelerini yırtmaktır. Oruç. Oruç. Oruç.İnsanı yücelere erdiren bir Refref’tir.Zillete boyun eğmeyip. yalnız O’nun huzurunda secdeye vara. beline. Allâh’ın rızâsına uygun bir yaşayış sergilemektir. Kısacası. hakkı. Harâma bakmaya. Oruç.Rûhu aydınlatan bir Nûr’dur. İslâm’ın temelleri olan namaz ve oruç görevini yerine getirmek. güzele. Bâtıla değil. tümünün birlik ve beraberlikle îfâ ettikleri şükürleri de vardır ki O da kulluğun zirvesi.Sırları âyân kılmak.Şeytânla ateşkessiz bir savaştır. Oruç. iyiye.Nefsin terbiye edilmesine bir vesîledir. hicapları açmaktır.Paylaşmayı öğrenmektir. Oruç. eline. baş koya! Ve’lhâsıl tüm organların kendilerine has şükürleri olmakla beraber. haykıra! Başın şükrü odur ki.Sırattan geçiren bir binektir. diline. hak yola vara! Gözün şükrü odur ki. Oruç. Yalan. Oruç.232 Alevî İslâm İlmihâli Ayağın şükrü odur ki. MUHARREM AY’I ORUCU .Hayatı düzen.

Hak dîni Kur’ân dili.283 Muharrem ayının ve diğer bütün ayların ay yılına göre bilinen şekilde her yıl belli günler geri giderek başladıkları bilinen bir gerçektir.vb. üçü peş peşe gelen Zilkade. Bakınız: El-Mîzân. Arâbî aylardan olup. Bazı çok bilmişlerin. Zilhicce. Muharrem ile tek olarak bulunan Receb Ay’ıdır. savunma amaçlı savaşlar hâriç. Et-Tıbyân. Bölücülük yapmayın. Buhârî: c: 8 sh: 185.) ve bu coğrafyalarda yaşayan cümle erenlerin dönemlerinde de böyle kabul edilmiş. Âyetinin tefsîrinde belirtilmektedir. Ramazan da farklı zamanda olur. kendilerini Hz. ibâdet ve matem günlerini faşizan hedefleri ve ümmeti bölmek amacıyla sâbitleştirmeye ve kendilerince birtakım haklı gibi görünen mantıki görüşlerle güneş takvimine göre belli bir ayda yerine getirmeye çalıştıklarını görmekteyiz. iç yüzünüzü anlasınlar. Peygamberimizin @ ifâdeleri ile sâbittir ki. Kur’ân’ın ve Hz. Böyle bir zaman ayarlamasını yapmayan Ehl-i Beyt İmâmlarından ve İslâm coğrafyasının yetiştirdiği bunca evliyâdan siz daha mı üstün ve akıllısınız? İnsanlarımızdan bir kısmı da Muharrem ayında oruç tutmayı farz olarak görmekte olup. Mecmaul Beyân. Peygamber efendimizden @. İslâmiyet’te böyle bir oruç yoktur(!) İslâm’daki oruç. 283 . Ramazan ayı orucu için. o zaman bu kutsal isimlerin arkasına sığınarak Alevî-Bektâşî Müslüman’ların kafalarını karıştırmayın. bu sürek böylece gelmiştir. Bu uygulama hem Peygamber efendimizin @ zamanında ve hem de Oniki İmâm @ efendilerimizin zamanında bu şekilde devâm etmiştir. “Sünnîlerin orucudur. Tevbe Sûresinin 6. Muharrem de farklı zamanda olur. Ondört Masûm’u @ tanımıyor ve kabul etmiyorsanız. Tefhîmül Kur’ân.. Bu dört aya harâm aylar denilme sebebi de bundandır. Hattâ Hacı Bektâş-ı Velî (k. Bu sivri zekalara sadece şunu diyoruz: Siz nesiniz? Kimsiniz? Müslüman mısınız? Yol ve erkân olarak kime tâbisiniz? Peygamber efendimiz ve Oniki İmâm’larımızı kendinize rehber ediniyor iseniz onlara uyun. Olduğunuz gibi görünün ki insanlar sizi tanısınlar. Tefsîr-i Numûne. Oniki İmâm’larımızdan @ ve gelmiş-geçmiş bütün erlerden-erenlerden akıllı(!) sananların ise. Harâm aylar. Harâm ayların bu dört ay olduğu hem Ehl-i Sünnet (Sünnî) Müslüman’ların.. dört harâm aydan birisidir.233 Ehl-i Beyt yolu Muharrem Ay’ı. hem de Ehl-i Şîa (Alevî) Müslüman’ların ortak olarak ittifakla kabul ettikleri bir husustur. Yok.s. daha da ileri giderek. Harâm aylar ise. sebep ne olursa olsun her türlü savaş ve kıtâlın yasak olduğu aylardır. Bundan dolayıdır ki kurban da her yıl farklı zamanda olur.

Bu oruç gerçek Müslüman’lar olan biz Alevîlerin orucudur(!) vs. kulaklarını doğruya açmalarını tavsiye ederiz. özgürlükçü. sesleri kesilmeye çalışılmış. (Târihimizin aydınlık çehresi ise buradaki konumuzun mevzuu değildir. Sünnî Müslüman kardeşlerle.) Peygamberimizin @ henüz bedeni soğumamış. aradaki uçurumu kapatmak yerine daha da derinleştirmeyi amaç edinen. taraftarı.a. zulme uğramadı? Şahlar şâhı mı O mübârek günde (19 Ramazan-ı Şerîfte) oruçlu iken hem de Allâh’ın evinde mazlûmen şehît edilmedi? Fâtımatü’z-Zehrâ mı @ nice gam. Peygamberimizin @ tertemiz ashabı (r. kasıp kavurmaya başlamış idi.234 Alevî İslâm İlmihâli Muharrem ayı orucudur. İtlerin en çok ısırmaya çalıştığı. Ancak. hürriyetçi. Kötü niyetle böylesi görüşleri savunan ve yaymaya çalışan şeytânın taraftarlarını ise Allâh’a şikâyet eder. Buna da kısaca değinelim: Biz Müslüman’lar târihimize baktığımızda esefle karşılayacağımız bir çok hatalar ve zulümler olduğunu görürüz. Müslüman’ları bölmeye çalışanlar. bu görüşlerin sâhipleri arasında.) gönüllü yardımcıları konumundaki Hizbu’ş Şeytân’ın (Şeytânın partisi.a. adam kayırmacılığa. kasıtlı olarak düşmanlıklar körükleyenler. İslâm beldelerini sarmış. Ehl-i Beyt’in sîmâları bir bir karartılmaya. böyle bir sakat bir anlayışın oluşmasında târihteki bazı cinâyetlerin etkisi de olmuştur. Bakalım hele. karşı duran ŞîalarAlevîler idi. İblis’in (l. dillere zincirler vurulmuş.” derler. Bütün bu sözler cehâletten kaynaklanabildiği gibi. her türlü despotizme. Bu ideoloji Müslüman’ları tahakkümü altına almaya başlamış. saldırdığı kimseler ise târihen sâbittir ki Ehli Beyt’in taraftarları olan adâletçi.) katliamdan geçirilmiş. keder ve üzüntüyü o gencecik yaşında tertemiz kalbine gömüp Sevgilisi Allâh’ın elçisine kavuşmadı? . kendilerine hidâyet dileriz. Hidâyete gelmeyecek olanların da şerrinden Allâh’a sığınır ve onlara hak ettiklerini vermesi için Allâh’ımıza duâcı oluruz. Fârûk-u Ekber İmâm Ali mi @ savaşlarda haksızlığa. tabir-i câiz ise taşlar bağlanmış itler ise sokağa salıverilmiş idi. sömürüye. Alevî Müslüman’ların ortak paydalarını mümkün olduğunca yok etmeye çalışan. O’nun gönülleri okşayan tatlı sesi kulaklardan daha gitmemişti ki bir irticâ tûfânı. Câhilliğinden dolayı bu tür sözleri söyleyenlere okumak sûretiyle ilimlerini arttırmalarını ve gözlerini. gurubu) askerleri de vardır. Alevî-İslâm anlayışını olabildiğince Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in nurlu yolundan uzaklaştırmaya gayret edenler. Haktan yana olan. ırkçılığa. Bu tûfân Emevizm ideolojisi idi.

(Tartış. kaburgaları kırılmadı? Yine nice yiğitler.. Madem ki filanlar benim düşmanım. Öyle ya.. bana hayat hakkı tanımıyor.” buyurmuyor mu idi? İşte size târihin akışı içerisinde cehâletin..235 Ehl-i Beyt yolu Adâlet yanlısı. ocaklar söndürmedi mi.. Görüntü şu.) sürgün edilmedi. Kur’ân’ın tavizsiz savunucuları olan bir çok sahabî mi (r.. zulmetmiş olan iktidar sâhipleri ile onların yardakçıları durumunda ki satılmış saray mollaları din! âlimleridir. bu temiz kavramları kendi siyâsî çıkarları uğrunda kullanarak düşmanlıkları körüklemiş.” [Fussilet (41): 34] fermânının sırrına eremedi. öyleyse ben de öyle biri olmalıyım ki. târih boyunca baskı altında tutulmuş. “Kim bir topluluğa benzerse o da onlardandır.. “İyilikle kötülük bir olmaz. tanımadı. Hasan Hulk-i Rızâ mı @ sinsice bir iç düşman ile zehirlenmedi? İmâm Hüseyin @ ve Şîaları mı kıyımdan geçirilmedi? Evet.doğrulardan iseniz delilinizi getiriniz. Birbirleri ile Kur’ân buyruğuna uygun bir tarzda konuşup.. iç ve dış düşmanlar tarafından saptırılmaya çalışılmış bir topluluğun içinde bulunacağı psikolojik hal-tavır ve inançların tahlîlini yapmaktayız. Peygamberimiz de @. Sürekli onlara her şeyimizle muhâlefet etmeliyiz. . buğzun. konuş. Adî’ler ve dostları gibi... “. kinin getirdiği bir yaşam tarzı: Düşmanım ne yaparsa tersini yapmalıyım! 284 Buradaki kastımız yalnızca sözlerin muhatabı olan zalimler ve onların yaptıklarını onaylayanlardır. Mesele Sünnî-Alevî kavgaları değil. İnsanlar birbirlerini dinlemedi.a. biz de öyle birileri olmalıyız ki onlarla benim-bizim aramızda hiç bir benzerlik olmamalı..” [Bakara (2): 111] emrindeki inceliği kavrayamadı. anlamadı. hoş görmedi.. İşte bu zulümler ve anlaşmazlıklar atmosferi içerisinde.)” [Nahl (16): 125] ilâhî emrine uygun hareket etmedi ve’s-selâm. tartışmadı. “Sen hikmet ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel bir şekilde mücâdele et!. dövülmedi. yuvalar yıkmadı mı? Baskı ve zulüm yapmadı mı? Bu gün de sıcak ve soğuk savaş şeklinde dünyânın bir çok yerinde benzeri şeyler olmuyor mu?284 Uzun sözün kısası. erler mi haksız yere katledilmedi? Hıcr b. (Sen kötülüğü) en güzel şekilde sav! O zaman (görürsün ki) seninle arasında düşmanlık bulunan kimse âdetâ sıcacık bir dost oluvermiştir. Zulümler Emevîlerle sınırlı mı? Abbâsîlerde benzer zulümleri sergilemediler mi? Kimi Osmanlı padişahları da ciğerler parelemedi mi.

el hakka ulaşma vaktidir. Ehl-i Beyt’in denizine açılarak bakalım. bâtılı tekzîb vaktidir. yanlışı düzeltme vaktidir. biz ağlarız. deriz! Onlar içki haram derlerse.(!). şeyh. bu denizde Muharrem ayı ve Âşûrâ orucu ile ilgili ne inciler var? . öyleyse biz namaza alternatif olarak niyâzı kabul ederiz.Târihe. yarasın” deriz.Hakkı tasdîk. hele de Alevî bir Müslüman olmak demek değildi. vs. biz de “dolu” ve “dem” adı verir içeceğimizi içeriz! Onlar ağlarsa. Bugün. biz güleriz. biz de dede. bu. Marifet’le dalgıç olup. vs. derlerse. Bugün. biz de cem evi deriz! Onlar sakal bırakır. Muharrem ayı orucunu. bizim de niyâzımız olmalı! Onların cemaatı varsa.El ele. biz de “helâl olsun. biz de Muharrem de tutarız! Onlar din önderlerine hoca.Yanlışları tekrâr etme değil. ocak vs. atalara tapma değil.Şerîat gemisiyle. Onlar Ramazan’da oruç tutarsa. biz de ikisini birlikte bırakırız. Bu namaz kavramını dışlar mümkün olduğunca ondan uzak dururuz! Onların namazı var ise. baba. Oysa. Müslüman olmak. Hakîkat incilerini çıkarma vaktidir. Bugün. onlar gülerse. Allâh’a kul olma vaktidir. Bugün.236 Alevî İslâm İlmihâli Onlar ki madem namaz kılıyorlar. Onlar sağdan giderse. Ramazan ayı orucuna karşılık sâhiplenme ve kabul etme olayı da bu tezatlığın tabii bir sonucu ve acı bir meyvesidir. Tarîkat denizine açılıp. biz soldan gideriz.. kardeşinle bir olma vaktidir. Zîrâ âfiyet filankesin yakınının adıdır. Zîrâ bıyıkları toplamak bilmem kimden kaldı! Onlar yemekte birbirlerine “âfiyet olsun” derlerse. Bugün. bıyığı toplarlarsa.Bu tatsız zıtlığın ve kör dövüşünün peşini bırakıp doğruya kucak açma vaktidir.vs. Bugün.. Biz de Akıl gemisiyle. âlim. Bugün. bizim de cemimiz olmalı! Onlar ibâdet yerlerine câmi diyorlarsa. onlar soldan giderlerse biz de sağdan gideriz!.Kör olma değil.

”288 İmâm Seccâd Zeynü’lâbidîn @ buyurdular. Vesâilüş Şîa: c: 7 sh: 337 288 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 146. İmâm Hasan ile İmâm Hüseyin @’dir.”290 Ehl-i Beyt İmâmlarından @ Âşûrâ orucunu tutmamak gerektiğine dâir bazı rivâyetler de vardır.. Âşûrâ orucunu tutmak kişinin kendine kalmıştır. İstibsâr: c: 2 sh: 134 289 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 86. Şöyle ki. “Âşûrâ günü İmâm Cafer Sâdık’ın @ yanına gittiğimde. Sinan adlı râvi diyor ki. bir yıllık günaha keffâret olur. “O gün oruçlu ol..”287 İmâm Muhammed Bâkır’a @ soruldu. “Sen gaflet içinde misin? Hüseynimin @ böyle bir günde musîbete uğradığını bilmiyor musun?” Dedim: “Bugün (Âşûrâ gününde) tutulan oruç hakkında ne dersiniz?” Buyurdular @. Yalnız gün boyu oruçlu olma. dilerse tutmaz sevâbından mahrûm kalır.. “Bana ibn-i Mercâne’nin (Ehl-i Beyt düşmanı bir kimse) orucunu mu soruyorsun? Bu günün orucu Hüseyin’i @ öldürmelerinden dolayı duydukları Zü’n Nûreyn: İki nûr sahibi demektir ki. Dilerse tutar sevâbını alır. İmâm Hüseyin @ ve taraftarlarının şehâdet şerbetini içtikleri saatler olan ikindi saatleri civarında bir yudum suyla iftar et. Râvi diyor ki. “Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günü oruç tutunuz. “Âşûrâ günü tutulan oruç hakkında ne dersiniz?” İmâm @ buyurdular.”286 Ehl-i Beyt İmâmlarından @ nakledilmektedir ki.237 Ehl-i Beyt yolu İmâm Ali Zü’n-Nûreyn285 @ buyurdular ki.. Orucunu aç. Zîrâ o günün bu saatlerinde Ehl-i Beyt’in @ şehâdeti tecelli etti. İmâm Ali Rızâ’ya @ Âşûrâ orucunu sorduğumda.. bu nurlar.. Tehzîb: c: 1 sh: 435 290 Vesâilüş Şîa: c: 4 sh: 320 285 . Sordum: “Niçin ağlıyorsun ey İmâm? Buyurdular @. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 48. Zira o iki günün orucu. “Âşûrâ gününün orucu Ramazan ayı orucunun farz kılınması ile terkedilen bir oruçtur. “Resûlullâh @ Âşûrâ günü oruç tuttular. “. 286 İstibsâr: c: 2 sh: 134 287 İstibsâr: c: 2 sh: 134.”289 Abdullâh b. göz yaşlarının yanaklarından aşağıya inci gibi süzüldüğünü gördüm.

O şehitler ile hemhâl olmak amacıyla on-oniki gün. İmâmların @ yaşadıkları günlerde insanlar Âşûrâ orucu hakkında farklı inanç ve uygulamalar sergiliyorlardı. yer ve gök ehli ile bütün müminlere hüzün ve musîbetin çöktüğü.. yahut da güçleri yettiği miktarda Allâh Rızâsı için oruçlu olurlar. O günde Şam ehli hâriç yeryüzünün tamâmı ağladı. Allâh bizleri ateşten ve ateşe (cehenneme) yaklaştıracak amellerden muhâfaza buyursun. Bu günde oruç mu olur? Kabe’nin Rabbine and olsun ki o günler oruç günü olmayıp.)) elde ettiğinin bir benzeridir.” Soruldu ki: “Onların bu günde elde ettikleri nedir?” Buyurdular @.. Tehzîb: c: 1 sh: 437. o zâlimler hemen herkesçe lânetle anılıyor olduğuna göre bir Ehl-i Beyt muhibbi ne tür bir tavır ve amel sergileyecektir? Mümin canlar. Muharrem ayı Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 146. Kim ki o günde oruç tutar ve o orucu ile Allâh’a yakınlaşma amacı güderse. İstibsâr: c: 2 sh: 135 293 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 147 291 292 . dilerse o musîbetleri biraz olsun tatmak.) kimsesiz. ferahladıkları günlerdir. garib ve musîbette oldukları günlerdir. “Ateştir. Tehzîb: c: 1 sh: 437.”293 Rivâyetlerin iki gurubundan şunu anlamaktayız. Allâh onu Hüseyin’in @ kâtilleri ile berâber haşreder. İmâmlar da @ kişinin durumuna ve anlayış seviyesine-kapasitesine göre zâhirde farklı gerçekte ise aynı hedefe yönelik açıklamalar yapmışlardır.”292 Hakkın dili İmâm Cafer Sâdık’a @. gözyaşı dökmek. oruç tutarlar . İstibsâr: c: 2 sh: 135 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 147. “Bugünde oruç tutanın elde ettiği sevap(!) Emevî zâlimlerinin (İbn-i Mercâne ve Âl-i Ziyâd’ın (l.291 İmâm-ı Âzâm Cafer Sâdık’a @ Âşûrâ günü orucu sorulduğunda buyurdular.. Hâkim olan zihniyet ve yaygın olan bu uygulama ile ne yapacağını bilemeyen bazı samîmi ve saf dostlar ise İmâmlardan @ bu orucun iç yüzünü öğrenmeye çalışıyorlardı.. buyurdular.” buyurdular.238 Alevî İslâm İlmihâli sevinçten ötürü Emevî zâlimlerinin insanları şükür amacıyla davet ettikleri bir oruçtur. üzerlerine farz olan oruçlarını tuttuktan sonra.a. Ramâzan orucu imiş gibi görmeden. Emevî cânîlerinin ve Şam ehlinin ise sevinip. “O günler İmâm Hüseyin @ ve Ashâbının (r. O günkü resmi ideoloji taraftarları Âşûrâ orucunu düzenin telkîn ve daveti sonucunda Ehl-i Beyt’in katledilmesine ve esîr edilmesine karşılık bir şükrün nişânesi olarak tutuyorlar ve bu hareket ile de Emevizmin savunuculuğunu ve taraftarlığını yapıyorlardı.a. Muharrem ayının dokuzuncu günü ve Âşûrâ günü (onuncu günü) orucu hakkında sorulduğunda. Muharrem ayı orucunu ise farz gibi itikât etmeyip. Günümüzde ise adı geçen anlayış târihin çöplüğüne atılmış.

Kalbinde bu aşkın ateşini yakan bir kimse. bir gönül ve aşk işidir. Yusuf’unu kaybetmiş Yakûb misali yıllarca ağlayan yüreği yaralı bir er? Nerede bulacaksın. Rahmeten lil âlemîn’in @ âhirete hicretinden sonra gözleri kurumamış vefâlı dost Fâtıma misâli bir Kevser? Nerede bulacaksın. sadece edep. Bu şartlar ise şunlardır: . RAMAZAN ORUCUNUN FARZ OLMASININ ŞARTLARI Ramazan ayının orucu bir insana ancak bazı şartlar dâhilinde farzdır. tıraş olmamak gibi ameller ise orucun şartlarından değildir. Nerede bulacaksın. saygı ve ogünkü musîbete duyulan ilgi ve üzüntünün bir ifâdesidir. yumurta. O’nu bir ömür boyu göz yaşı ile sulamış ve gelecekte binlerce Hüseyin yetişmesine emek vermiş kanadı kırık kuş misâli Zeynelâbidîn gibi bir yâr? Ne mutlu onlar gibi gözleri yaşlı.239 Ehl-i Beyt yolu orucu tutulduğunda iftâr vaktinden sonra su içmemek. zevk verici şeyler yememek. Bizleri Kur’ân’ın ve Ehl-i Beyt’in aydınlık yolundan ayırmasın! Hak ehli. Bu. belki bir ömür hüzünlü olmalı. kalbi yanık. bir fidanı Kerbelâ’ya dikmiş. gönülleri uyanık olanlara! Allâh cemî cümlemizi anlayışlı kullarından eylesin. keder ve üzüntülü olmak. değil on-oniki gün gam. vb. gülmeyi unutmalıdır. Hakkın Mustafâ’sı. soğan. Bu. et. Hakka uyandır. biricik babası. Dedik ya bu bir gönül işidir.

hasta veya oruca dayanamayacak kadar yaşlı olmamak: Orucun tutulması hâlinde bedenen hastalığa dûçar olan. bu yaşa henüz erişmemiş çocuklara alıştırmak ve teşvîk amacıyla ara ara bir kaç orucun tutturulması iyidir. 4-Sağlıklı olup.240 Alevî İslâm İlmihâli 1-Akıllı olmak: Ramazan ayı orucu aklı başında. mukîm olmak: Ehl-i Beyt yolu’na göre. ileride belirtileceği üzere amel ederler. ● Ramazan ayının başladığı veya bittiğinin Kur’ân ve Ehl-i Beyt bağlısı takvâlı İslâm hâkimi. Hâmile olan. RAMAZAN AYI NASIL TESBÎT EDİLİR? Ramazan ayının girdiği bir kaç şekilde tesbît edilir: ● İnsanın kendisi Ramazan hilâlini görürse.) ile birlikte oruç tutmak farz olur. deli olmayan iyi ile kötüyü birbirinden ayırabilen. ● Halk arasında Ramazan ayı hilâlinin görüldüğünün apaçık bir şekilde yayılması ile.” emrine muhâtap olan bir hastaya oruç farz değildir. 3-Yolcu olmayıp. Bu yapılan yolculuğun meslek icâbı veyahut harâm amaçlarla olmaması gerekir. çocuk emziren kadınlara ise oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zararlı olacak ise oruç tutmak farz değildir. hemen hemen bütün Sünnî mezheplerle Ehl-i Beyt’in seçkin şahsiyetlerinin ortak yaklaşımıdır. (Hatalı açıklama yapıldığı bilinirse uyulmaz. 2-Bulûğ çağına ulaşmış olmak: Namaz bahsinde açıklandığı üzere. Yalnız. kızlarda hayız görme. ● Ramazan ayı hilâlinin görüldüğüne Müslüman iki âdil kişi tanıklık ederse. halîfesi tarafından açıklanması ile. âdet günleri ve lohusalık zamanlarına denk gelen Ramazan ayının orucunu tutmazlar. hayız ve lohusa halinde olmamak: Bayanlar. 5-Bayanlar da. Aşırı şekilde meşakkate uğrayan yaşlı insanlara da oruç tutmak farz olmayıp.) . mesâfe olan yolculukta oruç tutulmaz. Bu. gidiş-dönüşü toplam 48 (kırk sekiz ) km. bu oruçlarını temizlendikten sonra kaza ederler. Sonra tutamadıkları oruçları kazâ etmeleri gerekir. erkeklerde ise ihtilâm olma yaşı (bölgelere göre bu yaşlar farklı olabilir. inançlı ve sâlih amelli bir doktorun “oruç tutmamalısın. örfen (halkın genel anlayışına ve İslâmî ölçülere göre) “akıllıdır” denilen her Müslüman’a farzdır.

Ramazan ayı olduğu bilindiği halde Ramazandan başka bir oruca niyetlenilirse. Bir kimsenin kalben Allâh rızâsı için oruç tutmaya niyet ederek orucu bozan davranışlardan kaçınması yeterlidir. Kalb hangi uygulamaya yönelmiş ve mutmain olmuş ise diğer Müslüman kardeşlerinin amel ve niyetlerini zedelemeden. bir şeye yönelmektir. sun î ve ayrıntı konularda karışıklığa meydan verilmemelidir. halk ile gereksiz çatışma ve ihtilâfa girmeden ameller icrâ edilmeli. Ramazan ayının orucuna sabah ezânı vaktine kadar niyetlenmiş olmak gerekmektedir. ne Ramazan orucu sayılır. ayın ilk gününde bir ay boyunca tutulacak oruç için de niyetlenilebilir. ne de niyetlenilen oruç sayılır. Dil ile de niyeti ifâde etmek sünnet ve güzel bir davranıştır. geçersiz bir amel olur. ortalığı yaygaraya vermeden. 294 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 81. Ramazan ayı orucunda her gece yarınki oruç için niyetlenilebileceği gibi. gecenin evvelinden güneşin batışına niyet edecek bir zaman kalıncaya kadardır. Oruç da yalnız ve yalnız Allâh’a yakınlaşmak amacıyla tutulur. ihtilaflar ve farklı uygulamalar görülmektedir. Niyetsiz yapılan hiç bir amelin değeri yoktur. Zira. Bu amel kalbde gerçekleşerek amele yansıdığı gibi. o. Sünnet oruçlarda ise niyet etme vakti.241 Ehl-i Beyt yolu ● Bir önceki aydan otuz günün geçmesi ile. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 79. Bâtıl . Ancak bir kimse sabah ezânından oruca niyet etmeden uyur da öğleden önce uyanırsa niyetini yapabilir. 80 . Ayın girdiği tesbît edilemez ve bu konuda bir şüphe vâki olursa Ramazan ayı niyetiyle oruç tutulmamalıdır. toplumda yanlış anlaşılabilecek hal ve hareketlerden kaçınmak. 82. kamerî aylar otuz günden fazla olmaz. dil ile de ifâde edilir. ORUÇTA NİYET Niyet. Şaban ayının sonu niyetiyle sünnet oruca niyet edilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında yapılacak olan. Öğleden sonra uyanırsa farz oruca niyet edemez. ihlâs ve samîmiyet ile Allâh’a yönelmektir. Bir şey için karar vermek. Daha sonra Ramazan ayının o gün girdiği öğrenilirse tutulan oruç Ramazan’dan hesâp edilir. 294 Kimi zamanlar Müslüman’lar arasında hilâlin görülmesi Ramazan orucunun başlaması ve bayram yapılması hususunda bir takım anlaşmazlıklar.

Senin bana sövdüğün gibi ben de sana sövmeyeceğim. Siz de oruç tuttuğunuz zaman dillerinize sahip olun.Ben Rahman’a bir savm (oruç) adadım. nasıl oruçlu olabilirsin? Oruç yalnız yemek ve içmekle mi ilgilidir?” Devamla. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 76-77 297 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 88-89.a. İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Allâh’ın selâmeti üzerine olsun.242 Alevî İslâm İlmihâli ORUÇ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BUYRUKLAR Hakkın yılmaz savunucusu İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.. Hz. Ben de onu ateşten uzak kıldım. “Oruç.a. küfür edilir de. “(Ramazan ayı için) Hilâli gördünüz mü oruca başlayın.. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 85 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 77. “Sen ki hizmetçine sövüyorsun.) buyurdular. “Bir sâlih kul. “.” 298 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 68. O kadını çağırarak yemek yemesini istedi.de!” [Meryem (19): 26] Buradaki oruç susmaktır. Bir gün Resûlullâh @ oruçlu bir kadının hizmetçisine sövdüğünü duydu. Gösterişi ve elinizin altındakilere eziyet etmeyi terkedin.. Gözlerinizi haramdan koruyun. “Kim bir oruçluya iftar ettirirse.” Resûlullâh da @ bunun üzerine buyurdular. Meryem’e denildi ki. Susma orucudur. Allâh da. kendisine hakâret. On kişilik bir topluluktan birisi işte hilâl der de diğer dokuzu da hilâli göremezlerse bu görmek değildir. zan ve tahmin ile olmaz. Birinin gördüğünü bin de görmeli ki hilâl görülmüş olsun. oruçlu gibi sevâp alır.. yalnızca yemekten.”295 İlmin membaı İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. o kimse oruçlu olduğu halde ‘Ben oruçluyum. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 68 295 296 . (Şevvâl’in) hilâlini gördüğünüzde de bayram yapın. “Oruç tuttuğunda kulağın ve gözün de haramlara ve diğer kötü şeylere karşı oruçlu olsun.”296 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.”297 Ehl-i Beyt İmâmlarının @ Cedleri Resûlullâh’tan @ naklettiklerine göre.’ dese. içmekten uzak kalmak demek değildir. vakârı görünsün. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 67-68 298 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 88. Birbirinizle çekişmeyin. Birbirinize haset etmeyin. Orucun izi. ‘Kulum oruç ile bir kimsenin şerrinden kendisini uzak kıldı. O (s. Hilâli görmek ise.’ der. Kadın dedi: “Ben oruçluyum. Oruçlu günün oruçsuz günün gibi olmasın.

buyurdular @. gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığının birbirinden ayırt edilme vaktidir. Sonra bâtıl kıyaslar yaparak helâk olursun.. “.”300 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu.243 Ehl-i Beyt yolu Fârûk-u Ekber Ali el-Murtazâ @ buyurdular. Zîrâ. ve yüz hariç bütün bedenini örtmesi) da farz olur. Kafana göre akıl yürütme. “Sahur yemeği berekettir. sonra iftar ettirilir. “İlk defa kıyas yapan İblis’tir.. bu peygamberimizin @ uygulamasıdır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 86 301 Furû-u Kâfî: c:4 sh: 135 302 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh 76.”305 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 88. sonra tâ gece oluncaya kadar orucu tamamlayın..”301 (Yani. İstibsâr: c: 2 sh: 114 305 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 153 299 300 . “Alıştırmak amacıyla öğleye kadar oruç tutturulur. Kendi kendinin gözetmenidir. Fahr-i Kâinât @ buyurdular. “. Nebîler ve Resuller serdârı....”303 Yine İmâm Cafer Sâdık’a @. “Ramazan ayında istiğfâr.“Kız ve erkek çocukları kaç yaşından itibâren oruç tutmalıdırlar?” diye sorulduğunda. kızın da âdet görmesiyle başlar.”302 Kutbu’l evliyâ İmâm Cafer Sâdık’a @. Ayrıca kız çocuğunun âdet görmesiyle birlikte baş örtüsü takması (El. istiğfâr ile de günahlarınız silinir. yoksa su ile iftar ederdi. Üzerlerine orucun farz olması ise.Şafağın siyah ipliği beyaz ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 67-68 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 95.” Soruldu: “Bu neden böyledir?” İmâm @ arz ettiler. ayak. “Her insan kendi nefsinin neye gücü yetip.” [Bakara (2): 187] âyetindeki siyah iplikle beyaz ipliğin ne olduğu sorulduğunda.. af dileme ve duâyı arttırın. Ümmetim bir hurma yemekle bile olsa sahuru terketmesin. “Hayır.. erkeğin ihtilâmı (hamamcı olması). duâ ile belâlar sizden uzaklaşır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 83.”304 “Oruç Ehl-i Beyt İmâmlarından @ nakledildiğine göre Resûlullâh tuttuğunda iftarını bulabilirse hurma veya tatlı bir şey ile yapar.Oruç tutmamayı gerektiren hastalığın sınırı nedir?” diye sorulduğunda. İstibsâr: c: 2 sh: 123 303 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 82 304 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 118. için. yetmeyeceğini bilir. “Bundan maksat.) Ehl-i Beyt İmâmlarına @. Şerîatın bir hükmüdür.”299 İmâmlar İmâmı. “Hayızlı iken orucunu tutmayan bir bayan daha sonra kazâsını yapar mı? Buyurdular @. Oruca dayanabilirlerse tutarlar. buyurdular @. buyurdular @.

Boğaza yoğun katı toz kaçırmak. İstimnâ. Cimâ. 7 . hem de orucun sıhhatine daha uygundur. Sıvı şeylerle tenkiye yapmak. O durumda oruçlu olunduğu hatırlandığı anda ağız boşluğunda olan yutulmayıp. boşalmak) 4 .244 ORUCUN VAKTİ Alevî İslâm İlmihâli Orucun vakti. nifaslı veya cünüp olarak kalmak. Oruçlunun yanlışlıkla bir şey yiyip içmesi ise orucu bozmaz. Allâh’a. takvim gibi vâsıtalar aracılığıyla öğrenilebilir. Ancak. Kasıtlı olarak kusmak. yenilmesi adet olsun-olmasın her hangi bir şeyi az veya çok yerse orucu bozulur. 5 . (imsak-sabah namazının giriş vaktinden) güneşin batmasına kadar olan müddettir. Tan yeri ağarmasından. Bu şekildeki bir uygulama hem ihtiyâta. Bu vasıtalara ulaşamayan kimseler ise kalblerinin güvende olması için. 8 . YEMEK VE İÇMEK Oruçlu bir kimse kasden. sahuru doğu ufkundaki aydınlık henüz net olarak belirmeye başlamadan evvel bitirmeli. Sabah ezanına kadar hayızlı. 6 . Yemek ve içmek. sahur yemeğinden sonra henüz imsak olmadan mümkün ise dişlerini fırçalamalı. Kafanın tamamını suyun içine sokmak. ORUCU BOZAN ŞEYLER Dokuz şey orucu bozar: 1 . Peygambere @ veya Ehl-i Beyt İmâmlarına bir yalanı nisbet etmek. Oruca niyetlenen bir kimse. 9 . 2 . dişlerinin arasında yemek kırıntıları bırakarak orucunu tehlikeye atmamalıdır. (Cinsel ilişki) 3 . Her hangi bir sebeple ağız içinde toplanmış olan tükürüğün yutulmasının sakıncası yoktur. Bu süre. dökülür ve oruca devâm edilir. (Kendi kendine oynayarak vs. iftar vaktini de güneşin batmasından tam emîn olmak amacıyla biraz geciktirmelidirler. zamanımızda genellikle imsâkiye. boğazdan veya benzeri bir yerden .

Hatırlanıldığı anda yada zorunluluk ortadan kalktığı anda cimâya son verilmelidir. bu durumlarda olabildiğince dikkatli davranmak gerekir. Fâtıma’ya @ veya diğer Peygamberlerden @ birine âit olduğu bilinen bir söz ve uygulamanın bile bile yalanlanması. kasıtlı olarak “onlara ait değildir” denilmesi de orucu bozar. Fâtıma’ya @ bilerek yalan isnât ederse orucu bozulur. meni gelmese bile oruç bozulur. gündüz uyuduğunda ihtilâm olması durumlarında ise orucu bozulmaz. Peygambere @ ve Oniki İmâm’lara @ veya Hz. CİMÂ (CİNSEL İLİŞKİ) Yalnızca sünnet mahallinin dâhil olması durumunda olsa. Ancak. Oruçlunun kendi isteği dışında. BOĞAZA YOĞUN TOZ KAÇIRMAK . Hz. Aksi halde oruç bozulmuş olur. yazıyla. sözle. Bebek veya kuş için yiyecek çiğnemek. İSTİMNÂ (OYNAMA İLE BOŞALMA) Oruçlu bir kimse her ne şekilde olursa olsun kendi kendine meni getirecek bir iş yaparsa orucu bozulur. cîma yapılırsa veya zor kullanılarak cimâ yapmak zorunda kalınırsa oruç bozulmaz.245 Ehl-i Beyt yolu gelerek ağız boşluğuna ulaşmış olan balgam orucun sıhhati açısından yutulmamalıdır. ALLÂH’A. Ancak. işaretle veya diğer her hangi bir şekilde Allâh’a. Peygamber efendimize @ ve Oniki İmâm’lara @. boğazdan aşağıya geçmemek şartıyla yemeğin tadına bakmak gibi bir işi yapma anında kazâra yiyecek boğaza ulaşırsa oruç bozulmaz. Diğer peygamberlere @ de bilerek yalan isnât etmek orucu bozar. kendiliğinden meni gelmesi hâlinde. Yine aynı şekilde. Allâh’a. Oruçlu olduğu unutulur. Oruçlu iken bedene gıda yerine geçecek iğneler vurulmamalıdır. Hz. tedâvî amaçlı bir bölgeyi uyuşturucu iğne veya ilaç yerine kullanılan iğnenin vurulması oruca zarar vermez. PEYGAMBERE VE İMÂMLARA YALAN İSNÂT ETMEK Oruçlu bir kimse.

Uyuduğunda sabah ezanından önce uyanabileceğine ihtimâl verirse uyuyabilir. KAFAYI SUYA SOKMAK Baş da dâhil olmak üzere tüm vücûdun bilerek suya sokulması ile oruç bozulur. SABAH EZÂNINA KADAR HAYIZLI. dikkat etmemekten dolayı boğaza rüzgar ve benzeri bir şey vasıtası ile yoğun toz. kaçarsa oruç bozulur. Boğulmakta olan bir kimseyi kurtarmak farz ise de. bir gün sonra veya daha sonraki günlerde hatırlarsa cünüp olarak tuttuğunu bildiği oruçları kazâ etmelidir. Cünüp olan bir kimse Ramazan ayında gusletmeyi unutur. o halde uyurda sabah ezanına kadar uykuda kalırsa orucu bâtıl (geçersiz) olur. Ramazan ayında sabah ezanından sonra uyanılır ve ihtilâm olunduğu görülürse. Bu durumda uyanamaz da ezan vaktine kadar uykuda kalsa da orucu geçerlidir. Yalnız kafanın tamâmının suya sokulması da orucu bozar. ezandan önce ihtilâm olduğu anlaşılsa bile oruç geçerlidir. Ramazan ayının gecesinde cünüp olan bir kimse mümkün ise erinmeden derhal gusül etmelidir. Ramazan orucu ve onun kazâsı dışında farz bir oruç tutmak isteyen bir kimse kasten bile sabah ezanına kadar cünüp olarak kalsa orucu geçerlidir. buhar. NİFASLI VEYA CÜNÜB KALMAK Cünüp olan bir kimse sabah ezânı vaktine kadar kasıtlı olarak gusletmez yahut zaman dar olur da gusül yerine teyemmüm etmez ise orucu geçersizdir.246 Alevî İslâm İlmihâli Korunmamak. . Sabah ezanından önce uyanabileceğine ihtimâl vermeyen kimse. bile bile önem vermemek. sigara içilen yerde sebepsiz yere girip eğleşmek ve yoğun olarak duman teneffüs etmekle de oruç bozulur. bu sebeple suya girerek başının tamâmını suya daldıran kimsenin orucu bozulur. Sigara dumanı da içildiği taktirde orucu bozduğu gibi. Kazâra suya düşme neticesinde veya zor kullanılarak cebren kafa suya sokulursa oruç bozulmaz. duman vs.

sıvı bir maddeyi tedâvî veya benzeri bir amaçla makattan vücûda dâhil etmeye denilir ki bu amel orucu bozar. Ölüye dokunmakla gusletmesi farz olan bir kimse ölüye değme guslü almadan orucunu tutabilir. ● Sabah oldu diyen bir kimseye inanmayıp. Kasten ezan vaktine kadar gusletmez veya duruma göre teyemmüm etmezse orucu geçersizdir. . Oruçlu iken ölüye dokunarak kendisine ölüye dokunma guslü farz olan kimsenin orucu bozulmaz.247 Ehl-i Beyt yolu Kadınlar sabah ezanından önce âdet (hayız) ve lohusalıktan (nifas) kurtulurlarsa derhal gusül etmelidirler. Tedâvî amaçlı olarak kullanılan fitillerin ise sakıncası yoktur ve orucu bozmaz. ● Ramazan ayında cünüp iken gusletmeyi unutup da bir veya bir kaç gün orucunu cenâbet haliyle tutarsa. ● Sabah olmadı diyen birinin sözü üzerine orucu bozan bir şey yaptıktan sonra sabah olduğunu anlarsa. ● Ramazan ayında sabah olup olmadığını araştırmadan orucu bozacak bir iş yapar da sonradan sabah olduğu anlaşılırsa. KUSMAK Oruçlu bir kimse tedâvî amaçlı bile olsa az veya çok kasten kusarsa orucu bozulur. TENKİYE-LAVMAN YAPMAK Tenkiye. şaka yaptığını zannederek orucu bozan bir şey yapıp sonradan da sabah olduğunu anlarsa. ● Oruca hiç niyetlenmez veya riyâ (gösteriş) için oruç tutmuşsa. Farkına varmadan ve elinde olmadan meydana gelen kusma ise orucu bozmaz. bir veya bir kaç gün sonra hatırlarsa tuttuğu oruçlar geçerlidir. ORUÇ BOZULDUĞUNDA YALNIZCA KAZASININ FARZ OLDUĞU HALLER Bir Müslüman’ın üzerine yalnızca kazâ tutması farz olan haller. Şayet kadın hayız ve nifas guslünü unutur. ● Oruçlu bir kimse Ramazan ayının gündüzünde kasten kusarsa.

ya altmış fakiri günde bir öğün olacak şekilde orta bir halde doyurmalı veya altmış fakirden her birine yaklaşık olarak 750 (yedi yüz elli) gr. 306 . Otuzbir gün içerisine böyle bir gün denk gelirse oruca yeni baştan başlanmalıdır. sonra da iftar vaktinin girmemiş olduğunu anlarsa. Rabbine karşı olan borcunu geciktirmemeye çalışmalıdır. en güzeli kendisiyle bir öğün yemek yenilecek tutarda buğday ve benzeri şeyleri ya da tutarını fakire vermektir. hiç olmazsa Allâh’tan hulûs-u kalb ile aff-ı mağfiret dilemelidir. Bu süre içerisine. ● Abdest için değil de. orucu bozan diğer bütün hallerde kasıt olması durumunda hem kazâ hem de keffâretin yerine getirilmesi farzdır. köle âzâd etme hükmünün genelde pratiği yoktur. sadece serinlemek ve benzeri sebeplerle ağzını çalkalarken elinde olmadan su yutarsa. Diğer kısmının peş peşe olmamasının bir sakıncası yoktur. gücü yettiğince bunları yapmaya çalışmalı. ORUCUN KEFFÂRETİ Ramazan orucunun keffâreti üzerine farz olan kimse. (bir mudd) buğday. KAZÂ VE KEFFÂRET GEREKTİREN HALLER Ramazan ayı orucunda kasten kusma ile. uyanabilirim zannı ile cünüp olarak uyuyup sabah ezanına kadar uyuya kalma hâli hâriç. orucuna aralıksız otuzbir gün tutabileceği şekilde başlamalıdır. 307 Geleneksel fıkıhta bu miktarda bir ölçü konulmuşsa da. ya bir köle âzâd etmeli. Üzerinde kaza orucu bulanan bir Müslüman imkan bulduğu an gerektiği şekilde bunu yerine getirmeli.248 Alevî İslâm İlmihâli ● Birilerinin sözü üzerine zamanından önce iftar yapıp. Ehl-i Beyt’in @ erkânına göre keffâret orucunun en az otuz bir günü peşi peşine olmalıdır. Bütün bu durumlarda güne gün kaza yapılması farzdır.306 ya iki ay oruç tutmalı.307 Keffâret orucunu tutamayan veya belirtilen keffâreti yerine getiremeyen kimse ise. Günümüzde fıkhî anlamda bir kölelik bulunmadığından. İki ay Ramazan ayı orucunun keffâretini tutmak isteyen bir kimse. arpa ve benzeri bir şeyi veya tutarını vermelidir. Kurban bayramı gibi oruç tutmanın harâm olduğu bir zaman denk gelmemelidir.

kendisinin ve hanımının birlikte keffâretini vermelidir. kâfirlik zamanlarına denk gelen oruçlarının kazâsını yapması farz değildir. yolculuk. Şayet kadın da ilişkiye gönüllü râzı olmuşsa o taktirde her birisine ayrı ayrı bir keffâret farz olur. Cemî keffâret: Bir köle âzâd etmek. Belirli bir günde oruç tutmayı nezretmiş olan bir kimse. hastalık. Peygambere @ ve İmâmlara @ yalan isnât ederek) cemî keffâret o kimse üzerine farz olur. hayız. ya peşpeşe iki ay oruç tutmalı ya da altmış fakiri doyurmalıdır. Allâh’a. Oruçlu bir kimse Ramazan ayının bir gününde orucu bozan şeyleri bir kaç kez de yapsa bir keffâret veya bir cemî keffâret gerekir.) iki ay oruç tutmak ve altmış fakiri doyurmaktır. (Bu hüküm genel olarak günümüzde sâkıt olmuştur. CEMÎ (TOPLU) KEFFÂRET Bir kimse orucunu harâm olan bir şeyle bozarsa (Meselâ. KAZÂ ORUCU Müslüman. Bir kadın oruçlu olan kocasını cimâ yapmaya veya orucunu bozacak bir iş yapmaya zorlamışsa her birine ayrı ayrı keffâret farz olur. İçki içerek. Deli olan birisinin akıllandığında. haram olduğunu bildiği her hangi bir şeyi yiyerek. beşerî zaaflarından dolayı orucunu tutamamış olmak gibi. Ramazan orucunu da bu anlayış içerisinde yerine getirir. . Oruçlu bir kimse Ramazan ayında oruçlu olan hanımını mecbûr kılarak onunla cimâ ederse. Bunların tamâmına güç yetiremeyen kimse gücünün yettiği kadarını yapmalıdır. o günün orucunu kasten bozarsa. zina ederek. Ancak geçerli bazı mazeretlerden dolayı -Meselâ. lohusalık ve mecbûri yolculuk gibi bir özür çıkarsa bu özürler yok olduktan sonra oruca baştan başlanması gerekmeyip. Allâh’a kul olduğunun şuuruyla kendine yön veren kimsedir.249 Ehl-i Beyt yolu Peşpeşe oruç tutulması gereken günlerin arasında âdet. nifas halleri. hanımı ile hayızlı olduğu halde cimâ ederek. kâfir olan birinin de Müslüman olduğunda.oruç tutamamış olan kimse en uygun zamanda tutamadığı oruçlarının kazâsını yerine getirmelidir. kalan kısmı tamamlanır. delilik günlerine denk gelen oruçlarını.

“Oruç tutmayan kimseye sorulur. buğday. kendisini bu ameliyle cennetten bir köşe kapmış kimse gibi görerek diğer insanları küçümsememelidir. nefsin heva ve hevesine kapılarak. Karşılıklı hoşgörü. okşamaları ve benzeri durumlarda oruçları bozulur mu? Kazâ gerekir mi?” İmâm @ buyurdular. ORUCUN BOZULMASI VE KAZÂSI İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER Velâyet semâsının parlak yıldızı İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. “Bir kimse Ramazan ayının orucunda oruçlu iken unutarak bir şey yese. “Sen oruç tutmamakla günah işlemiş olmuyor musun?” O kimse de “hayır” derse.”308 Güneşler güneşi İmâm Muhammed Bâkır’a @ soruldu. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 73 . “Genç kimselerin bunları yapması 308 309 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 101. mazeretsiz üç gün oruç tutmadıklarına şâhit olsalar oruç tutmayana ne yapılması gerekir?” İmâm @ buyurdular. “evet” derse o zaman (âdil halîfenin takdîrine göre) uslanması amacıyla dövülür. (Zira o kimse bir farzı inkâr etmiş.250 Alevî İslâm İlmihâli Hastalık ve ihtiyarlıktan dolayı güç yetirememe sebebiyle Ramazan orucunu tutamayan ve tutamayacak durumda olan bir kimsenin [Bakara (2): 184] âyetinin hükmü gereğince her bir gün için bir fakiri doyurması veya bir fakire 750 gr. Orucunu kazâ etmesi de gerekmez. Her ne sebeple olursa olsun oruç tutmamış olanlar. “Eşlerin birbirlerine dokunmaları. şeytânın iğvâsı ile gururlanmamalı. içmeyi veya ilişkiyi bırakır ve orucuna devâm eder. onların izzet-i nefislerine dokunmamak ve toplumsal barışı ve yaratılıştaki kardeşliği zedelememek için açıktan yiyip içmemeli. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 74 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 103. diğer dindaşlarını rencide etmemek. “Oruçlu olduğunu hatırladığı anda yemeyi. öpmeleri. Allâh’ın o kuluna (unutturma yoluyla verdiği) bir ikrâmıdır. oruç tutan kardeşlerine saygıda kusur etmemelidirler. Muhammedî yolun şîarıdır. O kimsenin cezâsı ölümdür. arpa ve benzeri bir şeyi ya da tutarını fidye olarak vermesi gerekmektedir. saygı ve yanlış bilinen mevzuları tatlı dil ve gönül genişliği ile îzâh ederek düzeltmeye çalışmak mümin-i kâmilin sıfatıdır. Oruç tutan kimseler de. “İnsanlardan bir gurup birilerinin Ramazan orucunu sebepsiz. sonra da oruçlu olduğunu hatırlasa ne lazım gelir?” Buyurdular @. Müslüman’ların önderine (halîfesine-liderine) durum bildirilir. Çünkü bu yeme içme vs.) Yok. işlemiş olduğu bir harâmı helâl kabul etmiş olur... içse yada eşiyle ilişkiye girse. sevgi.”309 Altıncı hak İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. eğer.

311(Hamamda başın tamâmıyla suya sokulmaması şarttır.) 315 ORUÇLU KİMSEYE MEKRÛH OLAN AMELLER ● ● ● 310 Göze ilaç dökmek. ihtiyarların bu amellerinden dolayı belirtilen tehlike yoksa bir sakıncası da yoktur. oruçlarını tutabilirler. buyurdular @. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 71. “Bu kazâlar ayrı ayrı da birbiri peşi sıra da tutulabilirler. kan aldırmak. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 84-85 314 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 120-121. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 87 . İstibsâr: c: 2 sh: 82-83 311 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 109. tutamaz.) İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Çünkü ellerinde olmadan boşalma vâki olabilir. “Kan aldırmanın veya hamama gitmenin orucu bozup bozmadığı sorulduğunda” Buyurdular @. dilerlerse daha sonra güne gün kazâsını yaparlar. yasak getirme değil.”310 İmâm Muhammed Bâkır @ ve İmâm Cafer Sâdık’a @. “Şayet bedenî bir zayıflık ve dayanıksızlık hâli ortaya çıkmayacaksa sakıncası yoktur. “Hayır. İstibsâr: c: 2 sh: 117 315 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 123. daha efdal olanını tavsiye niteliğindedir. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 67-67. İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular.” (Buradaki nehiy. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 95.251 Ehl-i Beyt yolu uygun bir davranış değildir. “Üzerinde Ramazan ayı orucunun farzı olan bir kimse nâfile oruç tutabilir mi?” diye sorulduğunda.70. Ancak.”314 İmâm Cafer Sâdık’a @.”313 İmâm Cafer Sâdık’a @. Tehzîb: c: 1 sh: 428. hamama gitmek vs. İstibsâr: c: 2 sh: 90-91 312 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 114. İstibsâr: c: 2 sh: 95 313 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 117. Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 104.yemeğin tadına. Güçsüzlük oluşturacaksa. buyurdular @. Öncelikle üzerine farz olan kazâ orucunu tutmalıdır.”312 Hz. “Ramazan ayında bir özürden dolayı tutulamamış bir kaç orucun kazâsı nasıl tutulmalıdır?” diye sorulduğunda. sütü az olan emzikli bir kadın dilerlerse oruç tutmayıp güne gün olacak şekilde bir fakiri doyururlar. Göze sürme çekmek. tuzuna bakmasında (boğazına kaçırmamak şartıyla) bir sakınca yoktur. İlla da nâfile oruç tutmak isteyen kimseler. “Doğumu yaklaşmış hâmile bir kadın ile. Tehzîb: c: 1 sh: 429. “Yemek yapan erkek veya kadının.

Ne de zâhir ile yetinilip özünden gâfil olunur. iftirâ etmek. gıybet etmek. Güzel kokulu bitkiler. ● Kasıtlı olmasa dahi. kumar oynamak. HAK ÂŞIKLARINA (Orucun mânen zedelenmesi) Ey Allâh yolunun yolcusu! Fıkıh kurallarına göre orucu bozan haller bunlardan ibârettir. hırsızlık yapmak. ŞERÎÂT. hem de yalanın daniskasının konuşabilir miyiz? . Yalnız. İslâm’a aykırı giyinmek. kolonya gibi şeyler koklamak. İslâm’ın kuralları sadece zâhire bakan dış görüntü ile ilgilenen kurallardan ibâret değildir. Ne özü elde etmek için zâhir terk edilir. ● Fitil kullanmak. diş çektirmek. HAKÎKAT ANDAN İÇERU. gerek oruçlu iken. ● Üzerindeki elbiseyi serinlemek ve benzeri sebeplerle ıslatmak. nasıl olsa oruç. okşama gibi şehvet uyandırıcı şeyler yapmak. ● Kadının suda oturması. Bütün bu zâhirî hükümlerin bir de bâtınî yönü ve özü vardır. TARÎKAT YOLDUR VARANA. gerek sâir zamanlarda bu davranışları sergilememizde pek büyük sakıncalar yok mu demektir? Veya. yerine göre diş fırçalamak. dedi kodu yapmak. yalan konuşmak. fâiz almakvermek. insanın boşalmasına sebep olacak öpme. MARİFET. İçtihat bahsinde değindiğimiz büyük günahlardan bir çoğu gördüğümüz gibi orucu bozan hallerden biri değildir.252 Alevî İslâm İlmihâli ● Enfiye çekmek. rüşvet almak-vermek ve benzeri daha bir çok harâm ve büyük günah olan davranışlar vardır ki orucu bozan haller de değildir. dizginleri nefis ve şeytâna kaptırmamaktır. esans. bu ve benzeri şeylerle bozulmuyorsa oruçlu iken bunları yapmamızda bir mahzûr yok mudur? Hem oruç tutar. Öyleyse. Meselâ. misvak kullanmak. hem de malımızı karaborsada satabilir miyiz? Hem oruç tutar. Meni gelirse oruç bozulur. Oruç tutmanın hikmetlerinden en önemlisi her halde nefsine hâkim olmayı öğrenmek. ● Ağzın kanamasına sebep olmak.

Rabbü’l âlemîn cümlemize hakîkatin sırrına vâkıf olmak. günah fareleri de. Hak’ka vara! Kul ola. hem de diğer farzları terk edebilir miyiz? Hem oruç tutar. onlara sâhip olduğunu iddia etmek divânelik değil midir? İçerisi farelerle dolu bir ambara buğday yığıp. Yol’a gele! Rabb’ini bilen nefsini bile! Nefsini bilen Kemâl’e ere! . hem de soygun-vurgunumuza devam edebilir miyiz? Hem oruç tutar. Altı delik bir tencereye su koyarak onu doldurmaya çalışmak akıl kârı mıdır? Yırtık bir cebe para koyup. hiç bir günah da Rabbimize eksiklik ve zarar veremez.253 Ehl-i Beyt yolu Hem oruç tutar. onları küçümseyebilir miyiz? Şayet böyle bir uygulama vâki olursa. Göz ola. o paraların dökülmesine aldırış etmeden. kulluk. ibâdet ve taatlerimizin künhüne-özüne varmak şuurunu nasîp eylesin! Bir güzel insanın (r. elde avuçta hiç bir şeyimizin kalmamış olduğunu ancak diğer aleme gözlerimizi açtığımızda âyân beyân anlayabiliriz. Bütün ibâdetlerdeki ana gaye. oruç görevimizi yerine getirmiş olur. ihtiyaç anında gereken buğdayın ambardan alınarak kullanılabileceğini kabul etmek mümkün müdür? İşte böyle. Hak’kı göre! Yol ola. amel ederek biriktirdiğimizi umduğumuz sevapları ve güzel mükafatları öyle bir kemirir ve tüketirler ki. hem de insanlara tepeden bakarak. Böyle bir sonla karşılaşmaktan Allâh’a sığınırız. Rızây-ı ilâhî ve rûhun kemâle ermesi ile Cemâlullâh’a vâsıl olmaktır. sonra da. diğer günahlarımızdan ayrıca hesâba mı çekiliriz? Canlar! Kardeşler! Müminler! Ferdî ve toplu olarak yerine getirmiş olduğumuz hiç bir ibâdete Yüce Rabbimizin ihtiyâcı olmadığı gibi.h) buyurduğu gibi.

Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 93 316 317 .316 SEFER İLE İLGİLİ BAZI RİVÂYETLER Dinin gözbebeği İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. “Bu benim için kolay bir iştir yâ Resûlallâh.”318 Dostlar! Canlar! Ehl-i Beyt yolunda. Öğleden sonra yola çıkarsa. Alevî İslâm İlmihâli Namaz bahsinde seferîlik ile ilgili hükümlerde belirtildiği şartlar dâhilinde yolculukta dört rekatlık namazlarını iki rekat olarak kılan bir kimse oruç tutmamalıdır. Yok eğer bu bilgi kendin ulaşmamış da cehâletinden tutuyorsa orucu oruçtur. Efendimiz @ şöyle buyurdular. “Resûlullâh’ın @ seferde iken oruç tutmayı men ettiği kendisine ulaştığı halde (konu ile ilgili hükmü bile bile) tutuyorsa o kimsenin tuttuğu orucu daha sonra kazâ etmesi gerekir. “Yolculukta oruç tutanın durumu sorulduğunda” buyurdular @ ki. kazâsı da gerekmez. Daha ayrıntılı fıkhî hükümler için Ehl-i Beyt yolu alimleri tarafından kaleme alınmış eserlere baş vurulabilir. bulunduğu şehrin görülemeyeceği. farz olan oruçlardan ayrı olarak bir de harâm. “Ramazan ayında seferde iken oruç tutan kimse mukîm iken oruç tutmayan kimse gibidir. Ramazan ayında yolculuğa çıkmakta bir sakınca yoktur. Yola çıkan bir kimse oruçlu ise ve yolculuğa da öğleden önce çıkıyorsa.254 Yolculukt a oruç tutma hükümleri. Resûlullâh @. “Hayır” dediler. Ancak on gün ve on günden fazla kalmaya niyetlenirse orucunu tutar.” deyince. Bunun üzerine adam. orucunu tamamlamalıdır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 90-91 318 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 128. ezanın duyulamayacağı bir mesâfeye ulaştığında orucunu bozar. Seferîlik halinde. Sizden birisi verdiği hediyenin reddedilmesinden hoşlanır mı?”317 Mürşid-i Kâmil İmâm Cafer Sâdık’a @. bir kimse gittiği yerde on günden az kalacaksa o günler boyunca oruç tutamaz. “Muhakkak ki Allâh ümmetimden hasta ve yolculara Ramazan ayında oruç tutmamayı hediye (ikram) etmiştir. Geniş bilgi için namaz bahsindeki seferilik ile ilgili bölüme bakınız. mekrûh ve sünnet oruçlar vardır ki bunlara da kısaca değinelim. Bir gün Resûlullâh’a @ bir adam gelerek “Yâ Resûlallâh! Ramazan orucu yolculukta tutulur mu?” diye sordu. Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 127.

Şaban ayının sonu mu. ondört ve onbeşinci günleri (Eyyâmu’l. duruma ve kişiye göre hüzün ve üzüntünün sebebi olarak Allâh Rızâsı için Muharremin onuncu günü orucu ya da Muharremin ilk on günü veya oniki günü tutulan oruçlar. 2. 3. her ayın onüç. bir Müslüman kardeşi tarafından davet edildiği yemeğe giderek orucunu bozması sünnettir. İmâm Ali’nin @ İmâmet ve Velâyetinin îlân edildiği gün olan. Ramazan ve Kurban bayramının birinci günlerinde oruç tutmak. Efendimizin (s. 4. Sünnet oruçlar aşırı meşakkat ve zorluğa uğranılacak ise. 9. 1. . yaz günlerinde kışın tutulmak üzere ertelenebilir. 6. Peygamberimizin @ ve O’nun Velâyet Güneşinin şuaları olan İmâmlarımızın @ kutlu emir ve buyruklarıyla özellikle tavsiye edilen oruçlar vardır ki. Sünnet orucu tutan kimsenin.v. Arabî aylara göre.(Onsekiz Zilhicce) 7. Ğadîr-i Hum bayramı gününün orucu. Arefe günü orucu. Bunlar. her ayın ilk ve son perşembesi ve ayın onuncu gününden sonraki ilk çarşambası tutulan oruçlar. Arabî aylara göre. efendimiz Muhammed Mustafâ’mızın @ mübârek doğum günü olan 17 (onyedi) Rebîulevvel’de tutulan oruç. Receb ve Şaban aylarının tamamı veya bir gün bile olsa bir kısmında tutulan oruçlar. 3.) Peygamberliğe atandığı gün olan 27 (yirmi yedi) Receb’de tutulan oruç. Haram bir nezir üzerine oruç tutmak. Ramazan ayının ilk günümü belli olmayan bir günde Ramazan orucu niyetiyle oruç tutmak.(1 Şevvâl ile 10 Zilhicce günleri) 2. Ancak. HARÂM OLAN ORUÇLAR 1.a. bu oruçlara sünnet oruçlar denilmektedir.255 Ehl-i Beyt yolu SÜNNET ORUÇLAR Ehl-i Beyt erkânına göre oruç tutulması harâm ve mekrûh olan günler ve haller dışında. Sevgilimiz.Beyz günleri) tutulan oruçlar. Nevruz bayramı günü orucu. 5. yılın bütün günlerinde oruç tutulabilir. 8. Muharrem ayının birinci ve üçüncü günleri.

. Suskunluk orucu tutmak. “. 7. Misâfirin.256 Alevî İslâm İlmihâli 4. gecelerde. hiç bir ânı Allâh’a isyan üzere olmayıp. okumaktan âciz kalınacak ise arefe günü oruç tutmak. Bizleri râzı olacağı kullarına ilhâk edeceğine. her gecemiz de Ramazân-ı Şerîfin geceleri gibi ve dâhi Kadîr günü ve gecesi gibi ola! Öyle ki. 8. 3. Ancak Mevlâ’mız Allâh’tan tamâmıyla ümitsiz de değiliz. ev sâhibinin izni olmadan oruç tutması. mümin-i kâmil ola! Hakkı rızâsına tâlip. en doğru olan o ki.” [Kadir (97): 3] Ehl-i Beyt yolu âlimlerinin Ondört Masûm-u pâk’lardan @ naklettiklerine göre. Arefe gününde okunacak duâları. Şartlara uygun bur yolculuk hâlinde oruç tutmak. kocasının izni olmadan sünnet bir orucu tutması. Kadir gecesi (içerisinde o gecenin bulunmadığı) bin aydan daha hayırlıdır. Kadının.. Evlâdın anne. (İftar etmeden iki günün orucunu sahur ile birbirine ekleyerek oruç tutmak. “Kadir gecesi. mübârek Ramazan ayının son on gecesindeki tek gecelerde aranmalıdır. Ânımız ânımıza uymuyor. Evlâdın. Cemâlullâh’a âşık ola! İbâdet ve taatlarını bir an bile terk eylemeye! Her dem halk ile iç içe. 21.) 6. MEKRÛH OLAN ORUÇLAR 1. baba veya cedde (dedeye-nineye) eziyete sebep olacak sünnet orucu tutması. Rabbimiz Kadir gecesi hakkında şöyle buyuruyor. anne. .. Hak olan.) 5.. Ne geçmişte ne de günümüzde çok azı hâriç olmak üzere dört başı mamûr kemale ermiş bir insan bulmak mümkün olmamıştır. Visâl orucu tutmak. onların râh-ı müstakîmine ulaştıracağına inancımız tamdır. Seferde iken sünnet oruç tutmak. 2. ikrâma davet edilen kimsenin sünnet orucu tutması. Hak’la beraber ola! Ancak. 4.” Bu geceler. mümkün ise. Yemeğe.. Özellikle de 19. nefs-i emmârenin eline ipleri salmış bir vadiden bir diğer vadiye yuvarlanıp durmaktayız.. 5. (Gün boyu konuşmama ya da orucun şartı imiş gibi gün boyu konuşmamaya niyet ederek oruç tutmak. ve 23. Bizler nefsimizin esiri olmuş. babasının izni olmadan nâfile oruç tutması. O kimsedir ki. her günümüz Ramazân-ı Şerîfin günleri. RAMAZAN AYINA ÖZEL BAZI İBÂDET VE TÂATLER Müslüman.

Ayrıca bakınız: Şeyh Abbas Kummî: Mübârek üç aylar(tercm). Ehl-i Beyt’in kudsî şahsiyetleri bizdeki zafiyeti ve nefis düşkünlüğünün boyutlarına erenler nazarı ile nazar kıldıklarından. kimsesiz. onlarla güzellikleri paylaşarak hemhâl olmak. ibâdetler. kılabildiğince nâfileleri arttırmak. Ramazân-ı Şerîfin bütün gecelerinde Hakkın rızâsı için gusletmek. Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 153 320 Bütün o duâlar Ehl-i Beyt-i Resûlillâh’tan @ nakledilmiştir. yetim. namazlar ve Kur’ân okuma daha da arttırılarak güzel hasletlere ve ahlaka sâhip olmaya çalışmak. kabir kapısında ziyâretçi. Tarîkat-ı Muhammediye’de bir arpa boyu dahi olsa yola girmiş olmamız için Ramazan ayında özellikle yapmamızı uygun gördükleri bazı özel emir ve tavsiyelerde bulunmuşlardır.321 Ehl-i Beyt yolunda bilindiği anlamda bir terâvîh namazı yoktur. zikirler. mazlûmen ve mağdûren hapsedilmişleri. Ramazân-ı Şerîfin her gününde ve gecesinde diğer zamanlarda kılınan sünnet namazlarına ilâveten. duâlardaki hakîkatlere uygun yaşamak ve gözyaşı dökmek. o zikir ve duâlardaki hakîkatlerin esrârına vâkıf olmak ve nefsini hesâba çekmek. duâcı bekleyen mümin din kardeşlerini ziyâret etmek. özellikle de İmâm Ali’nin @ hançerlendiği gece olan ondokuzuncu gecesi ve şehâdet şerbetini içerek Sevgilisi Can Muhammed’e @ kavuştuğu yirmibirinci günün gecesi gusletmek. bizim kâmil insan olma yolunda hareket etmemiz. dertlerine dermân olmaya çalışmak. Bu cümleden olmak üzere. garip. komşu. sünnet namazlara ve Kur’ân okuyup anlamaya daha bir gayret etmek. duâlar ve hayırlı amellerle ihyâ edilmelidir. esrârına izn-i ilâhî ile vâkıf olduklarından. Bu mübârek gün ve gecelerde akraba.320 Mübârek üç aylarda her ayın günlerinin kendine mahsus zikir ve evrâdı ile meşgul olmak. Bu duâlar için. anlamaya çalışmak. Ramazan ayının her gününün ve gecesinin özel duâlarını okumak. Mefâtîhu’lCinân isimli gayet hacimli duâ kitâbından istifâde edilebilir. bizlerin hâl-i ahvâline. 319 . Herkes ferdî olarak Ramazan gecelerinde dilediği kadar nâfile ibâdet ederek gecelerini ihyâ etmeye çalışır.257 Ehl-i Beyt yolu sabaha kadar bedenen ve zihnen uyanık kalınarak nâfile ibâdetler. hasta.319 Ramazân-ı Şerîfin son on gecesi ve gündüzünde. zikirler.

bulut. her zaman hakkı ve haklıyı savunmak. Kalpteki pişmanlık.. Bu amellerin bir kısmı ise her anki yaşamımızın bir parçası olmalı. dildeki istiğfar. Yoksa. gücü yettiğince onlara ferdî ve toplumsal planda destek vermek. bülbülü gül dalından uzaklaştırarak gülü kargaya yâr etmeye çalışanlarla mücâdeleye hız vermek. İslâmî çerçevede adâlet ve özgürlük sancağını sürekli yükseklerde tutmaya çalışmak. kimsesiz mustaz’af ve mahrumların haklarına sâhip çıkmak. yağmur olup yağmadıkça.”322 Îsâ Güneş: Ehl-i Beyt mektebi ve mübârek üç aylar.258 Alevî İslâm İlmihâli Her zaman olduğu gibi. 322 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 119. “Namazın tam ve kâmil olması nasıl ki Peygamber ve Ehl-i Beyt’ine salavât getirmeye bağlı ise. zalimi görmemek için gözünü yummak. emeği gasbedilen insanların. Tehzîb: c: 1 sh: 181. tevbe gürlemesi. gerekmektedir. onları haklarına kavuşturmanın mücâdelesini vermek. İstibsâr: c: 1 sh: 343. eylemlerine meşru ölçüler içerisinde destek ve öncü olmak. işlenen günahlar yıkanmış olmaz. Vesâilüş Şîa: c: 6 sh: 221 321 . nemelazımcı olmak.c. Şeyh Abbas Kummî: Mübârek üç aylar (tercm). etliden. “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.. sütlüden bana ne!” anlayışını benimsemek Kur’ânî bir davranış ve Ehl-i Beyt’in nezîh yoluna uygun bir tavır değildir. gariplerin. diğer aylarda feryad-ı figanlara kulak tıkamak.vs. fukarânın. bu ayda özellikle fakir. bu mübârek aylarda ise hak davanın savunulmasına hız verilmelidir. FITRA ZEKÂTI (FİTRE SADAKASI) İmâm Cafer Sâdık @ buyurmuşlardır ki. 379.) rızâsı için yapılmalıdır. orucun da tam ve kâmil olması fıtra zekâtını vermeye bağlıdır. Dedik ya bütün bunlar Bir olan Hakkın (c. mazlumların. gözyaşı da.

bayramın birinci günü öğle namazı vaktine kadar da kalsa verilebilir. 4. uygun kimseyi bulamama ve benzeri özel durumlarda ise. Ehl-i Beyt yoluna göre Ramazan orucunun Allâh katında kâmilen kabul edilmesinin şartı olup. “arefe günü” tabîr edilen günün -yani. arefe günü güneş batışından önce evine gelen ve misâfiri olan kimseler dahi olsalar) için bir sa’ (yaklaşık üç kg.259 Ehl-i Beyt yolu Fıtra zekâtı (halk diliyle. büyük günahlardan kaçınan. bayram namazı kılınıncaya kadar ki zaman içerisinde fıtrasını vermelidir. fitre sadakası). ahlâkı düzgün. kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler (ki bunlar. FITRA NELERDEN VERİLİR? Şartları tutan bir kimse. Allâh rızâsı ümit edilerek fıtranın hak sahiplerine verilmesi tavsiye edilmiştir. hurma. pirinç. Fakîr olmamak. Belirtilen şartlara hali uygun düşen kimse. (Deli. Ramazan bayramı akşamı.akşamı güneş batmadan önce belli şartları taşıdığı taktirde fıtra zekâtını vermesi üzerine farz olur. malını harâma harcamayan kimselerden olması tercîh edilmelidir. Hür olmak. müminlerin bu mübârek ayın sonunda yardımlaşmalarının bir tezâhürüdür. Kendisinin ve âilesinin yıllık masraflarını karşılayacak miktarda ne malı. komşulardan. dînine bağlı. Kendilerine fıtra verilecek olan kimselerin. FITRA KİMLERE VERİLMELİDİR? Fıtra zekâtı (sadakası) zekat bahsinde belirtilen sekiz gurup kimseden birine verilebilir. Fıtranın en yakın akrabalardan. kazancını. Yine.) buğday. ne de bir kazancı olmayan kimsedir. unutma. Fıtra zekatı. Fakir. Ramazan bayramı gününün akşamından (güneş batımı) itibâren. . 3. baygın olmamak. arpa.) 2. Bulûğ çağında olmak. şu şartları üzerinde taşıyan kimselere farzdır: 1. Bununla birlikte. kuru üzüm.dır. ilim ehli insanlardan başlayarak verilmeye çalışılması İslam öğretisinin bir gereğidir. fıtra. Bu ayın son gününün orucunu tutan bir Müslüman’ın. Aklı başında olmak.

Can. Ve verdiği şeylerin kendisinden olduğunu düşünmez. kendisinin bir görevi ve bazılarının da kendi malı üzerindeki haklarının hak sahibine tevdiidir.. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 118. Allâh da onun malındaki eksikliği tamamlar. dilenenlere para verdiğin zamanlarda içinde bir gururlanma veya fakirlere karşı bir minnet duygusu seziyor musun?” Cevap olarak buyurdular: “Ne uzak bir ihtimal! Benim bu bağıştaki rolüm. fıtra vermek.”325 323 324 Molla Câmi: Baharistan: sh: 64 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 170-171.(Fıtra zekâtı sevâbı verilmez. Bakmakla yükümlü olunan kimselerin. cânı sevindirir ki. gururlanacak bir iş yapmış olmadığı gibi. hür. Evet. Bayram namazından sonra verilirse sıradan bir sadaka gibi sayılır. fıtrasını verirken kaçamak yolları ve kolaylığı tercih etmeyip. aşçının elindeki bir kepçenin rolüne benzer. Fıtra verecek olan bir mümin. Yine gerçek mümin can. çocuk. misâfir veya ev halkından biri olması fark etmez. Müslüman.”323 EHL-İ BEYT’E KULAK VERELİM İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. insanları minnet altında bırakmamalıdır. köle.260 Alevî İslâm İlmihâli mısır ve benzerinden müstehak olana verir. Veya bunların tutarını hesap ederek parasını verir. “En faziletli fıtra.)324 Fârûk-u Ekber İmâm Ali @ buyurdular. bu görevi yerine getirdiğinde kendisinde bir gurur ve kibir oluşmamalı. hâline-durumuna göre münâsip olan şeyin cinsinden hesap ederek verir. Aşçı kepçeye ne korsa kepçe de onu verir. “O” da cânı sevsin ve iki cihanda sevindirsin. üzerine düşeni îfâ etmiş olur. Bilmelidir ki. İstibsâr: c: 2 sh: Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 119 45 325 . ÖĞÜT Bir cömerde sordular: “Yoksullara yardım ettiğin. Bu şekilde verilen fıtra “fıtra zekâtı” olur. “Kim fıtra zekâtını eksiksiz olarak verirse. her şeyden önce Rabbinin rızâsını gözetmeli. bayram namazından önce verilenidir. Öyleyse. Allâh’ın kulları ile kardeş olmanın mutluluk ve hazzını yaşar. hak sâhibine vermiş olmakla. insan bir hakkı. kâfir.. büyük. onu en uygun bir şekilde.

“Bir kimsenin Ramazanın son günü güneş battıktan sonra evine misâfir gelse ve onların bakımı ev sâhibine âit olsa.”326 Altıncı hak İmâm. İstibsâr: c: 2 sh: 40-41 . erkek. küçük. o gün kadın. hür. zekât vermesi farz olmayan kimseye fıtra zekâtı vermek de farz değildir. köle. “Muhtaç durumda olan. büyük. “Hayır gerekmez. Cennet diyârına yol alamazlar.261 Ehl-i Beyt yolu İmâmet semâsının parlak güneşi İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu ki.”327 Îmân ve sâlih amel kanatlarını kullanmayanlar. Tehzîb: c: 1 sh: 369 Tehzîb: c: 1 sh: 369. o misâfirin fıtrasını vermek ev sâhibinin üzerine farz mıdır?” İmâm @ buyurdular. “Evet. kendisinin zekât vermesi farz olmayan kimseye fıtra zekâtı vermesi gerekir mi?” İmâm buyurdular. her kim evde ise onun fıtrasını vermek ev sâhibine düşen bir farzdır. İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu. 326 327 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 116-118.

arzu ve isteklerden azâde bir şekilde. İtikâf. 2 -Sünnet (mendûb) itikâf: Kişinin gönlünden gelerek yapmaya niyetlendiği ve yılın her zaman diliminde yerine getirebileceği itikâftır. Allâh yolunun sâliki. sâkin. nefsini hesaba çekerek tezkiye etmelidir. Ümmet-i Muhammed’e bu amel ısrarla tavsiye edilmiştir. Resûlullâh @ efendimiz de bir nevî itikâf sayılacak ameli henüz nübüvvet görevi ile görevlendirilmediği dönemde dahi. Hak âşığı kimseler bir nevi mikro itikâf denilebilecek şekilde her günün belli bir zamanını sessiz. bir mescitte belli şartlar dahilinde Allâh’a yakınlık kastı ve ibâdet amacıyla kişinin kendini alıkoyması demektir. Dînî bir kavram olarak da. bir şeye devâm etmek manalarına gelir.c. İtikâf. yıllık olarak da bu amelleri daha geniş manada Ramazân-ı Şerîf içerisinde icrâ etmeli. Evliyâullâhın @ Ramazân-ı Şerîfin son on gününde sıkça yaptıkları bir amel olup. beklemek. Bu . kişinin gözden ve dünyevî meşgalelerden uzakta. kelime anlamı itibâriyle. Nûr dağındaki Hıra mağarasına giderek orada îfâ ediyordu. Peygamberler Sultanı sevgili Ahmed’imizin @ ve O’ nun hak vârislerinin @. Rızây-ı ilâhînin tâlibi. Rabb’i ile baş başa kaldığı kendi nefsini ve yaptıklarını hesâba çekmek için yalnızlığı ve tefekkür edecek ortamı seçtiği bir yoldur. yalnız O (c. İ’TİKÂFIN KISIMLARI İ’tikâf iki kısma ayrılır: 1 -Vâcip olan itikâf: Nezir (adama) ve benzeri şekillerle kişinin kendi kendine belli zaman ve şartlar dâhilinde gerekli kıldığı itikâf.262 Alevî İslâm İlmihâli İ’TİKÂF İ’tikâf. her şeyden uzak. geçici olan hırs.)’nunla beraber olduğu tefekkür ve tezekkür ile tenvîr edildiği Tarîkat-ı Muhammediye’ye uyduğu gibi.

● İtikâfa giren kimsenin aklı başında ve cünüplük gibi hallerden uzak olması gerekir. İTİKÂFTA BULUNANA HARÂM OLAN AMELLER 1. ● İtikâf süresince oruçlu olunmalıdır. güzel kokular vs.263 Ehl-i Beyt yolu itikâfın özellikle Ramazan ayının son on günü içerisinde olması önemle tavsiye edilmiştir. Ticârî amaçlı her türlü alış-veriş yapmak. masturbasyon.. sünnet itikâf ise sünnet itikâf yaptığına niyet edilmelidir. (İstimnâ.Mescitlerde ibâdete çekilmiş iken (itikâf halinde) kadınlara yaklaşmayın. köy ve çarşıdaki sıradan mescitlerde itikâf geçersizdir. ● İtikâf mahallinden dışarı zorunlu haller dışında çıkılmamalıdır. koklamak.h): Tahrîrul Vesîle: c: 2 sh: 304-310.. 5. “.) 3. Mahalle. Seyyid Allâme Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn. Allâme Hıllî: Şerâiul İslâm c: 1 sh: 192-196. bunlar. kadın kocasından. 4. Kendi kendine oynamak sûretiyle meni getirmek. çocuklar da anababalarından izinsiz itikâfa giremezler. 328 . ● Eğer hakları çiğnenecekse.” [Bakara (2): 187] 2. en azından şehrin âdil bir İmâmın İmâmetinde cemaat-Cuma namazı kılınan büyük câmisinde yapılmalıdır.. ● İtikâf. ● Vâcip itikâf ise vâcibe. şehvetle öpme ve dokunma gibi yollarla birbirlerinden faydalanmaları... Karı-kocanın cimâ. (Gece ve gündüz) Ki Allâh bu konuda şöyle buyuruyor. Dînî veya dünyevî hususlarda çekişmek ve mücâdele etmek328 İ’TİKÂF İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN NURDAN DAMLALAR Daha geniş bilgi için bakınız: Seyyid Rûhullâh (r. Muhtasarun Nâfî: sh: 83-84. İ’TİKÂFIN ŞARTLARI İtikâfın geçerli olabilmesi için bazı şartlar gerekir ki. Lezzet almak amacıyla çiçek. vb.

”329 Kutbu’l Azam İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. “Ramazân-ı Şerîfin gecesinde ise bir keffâret. Ali olasın! Ali gibi yaşa ki. Kur’ân-ı Kerîm’ de otuz küsür yerde geçmekte. “Oruçsuz itikâf olmaz. İmâm Sâdık’ın @ naklettiğine göre. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 119 331 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 122-123 329 330 . çoğalmak. Kelime olarak. artmak. Zekattan Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 175.”330 Yine Hz. ve ayrıca bazı âyetlerde de zekat manasında “Sadaka” lafzı kullanılmaktadır. sonra da Ramazân-ı Şerîfin son on gününde itikâfa girdi.. gündüzünde ise iki keffâret gerekir. Alevî kalasın! ZEKÂT NEDİR? ZEKÂT VERMENİN BAZI HİKMETLERİ Zekât.. Âyetlerin ekserinde de zekat kelimesi salât (namaz) ile birlikte zikredilmektedir. kişinin kendi malından belli bir miktarı Allâh için belirtilen yerlere vermesidir.264 Alevî İslâm İlmihâli Hz.”331 Muhammed’e uy. fazlalaşmak. “Bir kimse itikâfta iken eşi ile ilişkiye girse ne lazım gelir?” İmâm @ buyurdular. temizlenmek. vs. “Resûlullâh @ efendimiz önce Ramazan ayının ilk onunda itikâfa girdi. Dinî bir kavram olarak da. bereketlenmek. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 113 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 176. Ve en sonunda bu şekilde Ramazân-ı Şerîfin son on gününde itikâf yapmaya devâm etti. gibi manalara gelmektedir. Cafer Sâdık’ a @ soruldu. Zekat. sonra Ramazanın ikinci onunda itikâf yaptı.

. zekat vermek Müslüman’lara farz kılındığında Resûlullâh efendimiz şöyle buyurdular. aldatıcı birer görüntü olduğu çoğu zaman tecrübelerle sâbittir.. bereketin bolluğu anlamına gelmeyip. Yakın geleceğinin iyi olduğunu düşünüyorsa “Her şey mükemmeldir. Müslüman.. zekat da farz kılındı. ebedî rahatlık diğer alemdedir. musîbetler. asıl bekâ yurdu. nice belâlar.. dünyâya haddinden fazla ilgi duyan bir varlıktır. Bilinmeyen ve hesap edilmeyen yönlerden bu eksiklikler ilâhî rahmet ve bereket ile telâfi edilir. Mâide (5): 55. Nûr (24): 56. Nisâ (4): 77. Oysa. kişiyi ve malını çepeçevre kuşatır.. vs.. bereketlenmek ve temizlenmek gibi kelimelere bakalım. bazı hususları gözden ırak tutmamanın gerekliliği ortaya çıkar. mülkün çokluğu. Zekatın verilmesi ile malın artma ve bereketlenmesinin ilişkisi nedir? İnsan yaratılış itibâriyle mala ve menfaatine düşkün.Ey Müslüman’lar! Üzerimize namaz farz kılındığı gibi. (zekatı vererek) mallarınızı temizleyiniz ki namazlarınız da ilâhî dergahta kabul olunsun!. 333 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 497 332 . Peygamberlerin @ ve Evliyâullâhın @ hayatları ortaya koymuştur ki.. Ve bu dünyânın geçici menfaatleri saâdet değil.. Öte yandan insan çoğu şeyleri zâhiren değerlendirir ve bir çok konuda görebildiği miktarda düşünür ve tarafgir hükümler verir.. Artmak.namazı kılınız. Bu ibâdetin Hak rızâsı için yapılmasıyla.. zekatını vermekle her ne kadar zâhiren malından eksilme gibi bir durumla karşılaşıyorsa da bu aldatıcı bir görüntü ve geçici bir haldir. Malın. “Muhakkak ki sadaka-zekat dünya belâlarından yetmiş belâyı def eder. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in @ öğretileri. “.”333 Zekatın kelime manalarına dikkat edecek olursak.265 Ehl-i Beyt yolu bahseden âyetlerin çoğunda “.. Doymak bilmeyen bir hırs insanın(!) benliğine hâkimdir.. Öyle ki sadaka Meselâ bakınız: Bakara (2): 43.. manasından ve âhiret âlemindeki sûretinden habersizdir. şekâvet getirir..”332 diye iki emrin peşi peşine gelmesi zekat vermenin İslam’daki yerini ve önemini göstermeye kâfidir... Bir çok şeyin özünden. 83. Muhammed Bâkır @ buyurmuşlardır. Bu konuda İmâmet semâsının parlak yıldızlarından Hz.. zekâtı veriniz.. Ki kötü bir şekilde ölmek de bunlardan birisidir. Müzzemmil (73): 20. dertler ve hastalıklar savılır ve Rahmân’ın rahmeti. 110.” zanneder. Öyle ise şöyle inanılacaktır ki... İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre.

temiz rızıkla beslenen nesiller temizlenir. İşte bu ahvalde insanoğlunun ekserisinde var olan olumsuz sıfat ve yönelişler. vb. haset. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 37 .. adâlet hâkim kılınır. aşağıların aşağısına düşerek hayvandan da beter olan bir yaratık. bencil. zâlim. Allâh ise istiyor ki. her şeyinin kararmasına sebep oluyor. İnsan. esas bereket ve ilâhî feyizlere kavuşulmuş olur. hem de malını kirletiyor. Zekatta bu vesîlelerden biridir ki. duyguları temizlenir. beşer. unutkan. geleceğinin. ameller temizlenir. Zekat ile dünyâ temizlenir... Uzun söze ne hacet! Fâtıma @ anamız ne buyurmuşlar. Hz. Temizlik konusuna gelince. hem aklını. bâkî âlemde bâkî kılınarak. gerçek Beytullâh olan kalbini Allâh’a ayırmalıyken orada İblisi ağırlayan. Diğer taraftan. çekememezlik. Zekat ile rızıklar temizlenir.. kâinâtın emrine musahhar kılındığı kutlu bir varlık. yasakları belirtmiş.”334 Her şeyden de önemlisi. kulları temiz olsunlar. insanın hem kalbini. kendisini. orayı kötüye ve kötülere mesken kılan. İlâhî buyruk ile yeryüzünde “Halîfe” kılınmış. “Allâh zekatı nefsin temizlenmesi ve rızkın artması için farz kıldı. aceleci. Dünyâda bir verip Cennette bin almayı kim artış kabul etmez ki? Fâniyi bâkiye tebdîl etmeyi kim hakîki bereket bilmez ki? ahmaklardan gayrı!. Huzuruna..266 Alevî İslâm İlmihâli veren kimse. maddeye gönlünü kaptırarak ednâyı âlâya tercîh edebilen zavallı. acılığı azâbı vs. Cennetine lâyık olsunlar. varlığında âlemlerin dürüldüğü.”335 334 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 6. Bunun için de kullarının madden ve manen temizlenmelerine vesîle olacak bir takım emir ve tavsiyelerle. ipin ucunu şeytâna bir teslîm etti mi şeytânı bile şaşırtacak derecede şeytânlaşan. Zekat ile kalpler haksız yönelişlerden uzak tutularak temizlenir. kötü bir ölümle (ölümün zahmeti. önünde meleklerin secdeye kapandığı. azgın.. Zekat ile toplumdaki zulümler temizlenir. bunları bizlere Kitâbında Peygamberi aracılığı ile iletmiştir.. gibi) ölmediği gibi âhiretten de güzel bir pay devşirmiş olur. Zekat ile mallar temizlenir.. zekat ibâdetinin îfâsı ile fâni olan ve eninde sonunda kişinin elinden çıkması kaçınılmaz olan mal-mülk.. Gönüllerindeki bâtıl yönelişleri ve kirlilikleri gidersinler.. Zekat ile mala aşırı düşkünlük ve hırs kiri kalpten giderilir. Zekat ile insanların birbirlerine besleyebilecekleri kin. malını ve her şeyini haramlarla kirleten. insanın ufkunun. dîvanına.

doruğu ise cihattır. müminlerin îmânlarını ve dünyâlarını dosdoğru koruyup kollayabilecekleri bir ortamı oluşturmak hepimizin boynunun borcudur.. Müslüman’lar arasında hiç olmaması gereken ezen-ezilen. hâkim-mahkûm.”337 Kur’ân ve Ehl-i Beyt @ öğretilerinde mâlî yönden insanlara farz kılındığı bildirilen elbette yalnızca zekat değildir. “Muhakkak ki Allâh zenginlerin mallarından fakirler için farz olarak bir pay ayırmıştır. Ki zenginler ancak onu layık olan yerlere vermekle görevlerini yapmış olurlar. Bahsimizin sonunda altına nazaran teneke ayarındaki sözlerimize son vererek sayfalarımızı altın soyun altın halkalarından @ zekat ve bazı insanî ve İslamî konularla ilgili bir kaç rivâyet aktaralım: Altın silsilenin altıncı altın halkası İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.”336 İmâm Ali Rızâ @ efendimiz de buyurdular. “.İslâm’ın kökü namaz. Bugün de gözlerimiz yolda İmâm Mehdî’nin @ kuracağı âdil düzeni beklemekteyiz. Esefle belirtmeliyiz ki âdil İmâmlar’a @ tarihteki hükûmet etme haklarının gâsıplarca verilmemesi bugün dahi insanlığın hem maddeten hem de manen içinde bulunduğu çirkefliklerden bir türlü kurtulamamasına sebep olmuştur. Uyûn-u Ahbâru’r-Rızâ: c: 1 sh: 258 335 336 . Zekatla birlikte. onun namazı da kabul olmaz. Humus... O zenginler zekatı vermek sûretiyle kanlarının akıtılmasını önlemiş olurlar ve Müslüman olarak isimlendirilebilirler. “Allâh Kur’ân’da üç şeyi üç şeyle birlikte istemiştir. lüks.. O da zekattır. çok varlıklılaryoksulluktan karınlarına taş bağlayanlar.267 Ehl-i Beyt yolu İmâm Muhammed Bâkır’da buyuruyorlar. dalı zekat. şatafat ve debdebeden varlıklı olmalarıyla şımarmış mütrefîn sınıfı ile mahrûm ve mustazaflar sınıfı oluşturmuştur. hükûmetlerin Kur’ân ve Ehl-i Beyt yolundan uzaklarda insanlara doğrular(!) empoze etmesi toplum arasında korkunç sosyal uçurumlar vücûda getirmiş. Bununla A’yânü’ş-Şîa: c: 1 sh: 316 Usûl-u Kâfî: c: 2 sh: 23 337 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 506. Geçmişte ve günümüzde ekserî zulüm düzenlerinin hâkim olması. Ancak bu arada O’nun adil hükümetine en yakın adâlet düzeninin tanzîmine çalışmak. diğer sadakalar ve toplumsal sınıflaşmanın yok edilmesinde ve sosyal adâletin tesîsinde çok büyük öneme hâiz infâk-yardımlaşma ve gönülden yapılan fedâkarlıkların da payları vardır... Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 6. kim namaz kıldığı halde (vermesi gerekirken) zekatını vermezse. Namazı zekatla birlikte istemiş.

ve âşikâr (Allâh yolunda) verirler. Yine Allâh buyurur.. Men lâ yanduruhul fakîh: c: 2 sh: 25 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 50 340 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 61. gizli. ister her Cuma verir...” [Rad (13): 21] âyetindeki “Sıla-akrabaya yardım-infak” da zekat dışındaki haklar ve hisselerdendir..”(Yani fakirlerin hakları olan farz infaklarını hakkıyla vermemeleridir.” [Meâric (70): 24-24)] Buradaki “belli hisse” zekattan ayrıdır. isterse her ay verir. “Mallarında belli bir hisse vardır.. Yine Allâh buyuruyor.. yetîme ve esîre O’nun sevgisi için yedirirler.Şayet insanlar mallarının zekatlarını (ve diğer farz olan infaklarını) hakkı ile verselerdi kimse muhtaç durumda kalmazdı..)342 ZEKATIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 498..”339 İmâm Mûsâ Kâzım @ buyurdular. “Onlar ki mallarını gece.. “Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Eğer onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu sizin için daha da iyidir. “. aç ve çıplak kalmalarının müsebbibi zenginlerin günahlarıdır. muhtaç olmalarının.gösterişsiz) namaza duranlardır.. “Mallarınızı zekatlarını vermek sûretiyle koruyunuz. Ve yine. “Onlar ki mâûnu esirgerler. selâmı yayanlar ve insanlar uykuda iken (Rableri ile baş başa kalarak-riyâsız. “Sizin en hayırlınız. “Ve onlar ki Allâh’ın bitiştirilmesini istediği şeyi bitiştirirler.”341 “..İnsanların fakirliğinin.. ihtiyacı olanları doyuranlar.268 Alevî İslâm İlmihâli birlikte Allâh zenginlerin malında zekattan başka da haklar belirlemiştir...” [İnsan (76): 8] âyetindeki “yedirme-itâm”. gündüz..” [Bakara (2): 271] âyetindeki “gizleyerek verilen sadakalar”.. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 2 341 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 507 342 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 4 338 339 . Kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infâk etsinler..” [Bakara (2): 274] âyetindeki “infâk-harcama”.ve Allâh’a güzel borç verenler.”340 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. “.”338 Gönüller Sultanı Gül Muhammed’imiz @ buyurdular. “İnanan kullarıma söyle.” [Mâûn (107): 7] âyetindeki “mâûn”.” [Hadid (57): 18] Buradaki “güzel borç” da zekattan ayrı bir haktır. “(Onlar ki) yoksula. Meselâ. sâile (isteyene) ve mahrûma.” [İbrahim (14): 31] Buradaki “infâk” da zekatın dışında bir haktır. O öyle bir haktır ki kişi gücünün yettiği ve malının durumuna göre yoksullara vermek üzere kendi kendine bir pay takdir eder ve bu payı ister her gün verir..

kendisine zekat verilen kimsenin . 3. kibir. 5. Geçici delilik durumunda ve halkın yıl boyu “akıllı idi. zekat olduğunu belirtmeden hak sâhiplerine ulaştırır. mesleğine göre iş yeri ve oraya âit âlet ve makineleri. Her ne kadar açıktan verilmesi ve zekat olduğunun belirtilmesi günah değilse de kişi. Aklı başında olmak: Zengin de olsalar delilere zekat farz değildir.269 Ehl-i Beyt yolu Bir kimseye zekatın farz olması için o kimsede aşağıda belirtilen şartların bulunması lazımdır: 1. bunu dil ile de ifâde etmek teşvik ve hatırlatma amacına yönelik olursa iyi olur. 2. Ve yine. yapan şerî velîsine bu tür malların zekatını vermesi müstehâb (iyi) görülmüştür.. silah ve kendisinden istifâde ettiği kitaplarıyla kendisinin ve geçimleri üzerine kalan kimselerin bir senelik masrafları aslî ihtiyaçlardır. Hür olmak: Köle ve cariyelere zekat farz değildir.” diyeceği bir halde ise zekat vermesi farzdır.. Zekat verenin. kendine âit bir evi. Bulûğa ermiş olmak: Zengin olsalar da zekat vermek çocuk olanlara farz değildir. Zekat vermek için malından tasarruf edebilme durumunda olmak: Kaybolmuş bir malın. gibi kötü sıfatların galip geleceği ihtimâlini verirse yalnızca kalben zekat vermeye niyet eder. İnsanların zekat ibadetine gereken önemi vermedikleri bir ortamda. borç olarak verilmiş bir malın zekatı verilmez. zekat verme ânı geldiğinde elinde olmayan. çocuk adına alış-veriş. Her insan içinde bulunduğu duruma göre bunu ifâde edebilir de etmeyebilir de. ZEKATTA NİYET Zekat verecek olan bir kimse sâhip olduğu malların nisab miktârını ve verecek olduğu zekatı bildikten sonra. orta halde ev eşyası. zekat verdiği kişiye zekatını verdiğini ifâde etmesi gerekmez. kalben Allâh rızâsı için zekat vermeye niyet ederek zekatını gereken yerlere verir. vs. Zekat vermek için kişinin aslî ihtiyaç ve borcunun dışındaki mallarının nisab miktârına ulaşmış olması: Aslî ihtiyaçlar nelerdir? İnsanoğlunun hayatta olduğu müddetçe tabîi ihtiyâcı olan. binek. enâniyet. zekatı. Bu ihtiyaçlarını gidermiş olanlar zengin sayılır ve diğer şartlara sahip olurlarsa zekatlarını verirler. ticaret vs. Ancak. 4. duruma göre kalbine en ufak bir gurur.

ARPA. onlara buğday ve arpa denildiği anda farz olur ve harmanlandıklarında da zekatları verilir.270 Alevî İslâm İlmihâli utanacağına. BUĞDAY. Onların zekatı. Kuru üzüm ve hurmanın zekatı içinde bir yıl beklenmez. HURMA VE KURU ÜZÜMÜN ZEKÂTI Adı geçen hubûbat yaklaşık olarak 850 kg. Arpa 3. diğer yarısının da yirmide birdir. Şayet kova. Yani kırkta üçü zekat olarak verilir. Elde edilen mahsûlün yarısı yağmur veya nehirle sulanır. Üzüm ve hurma kuruduğu ve kuru üzüm. Buğday 2. Buna “öşür” de denilir. Buğday ve arpanın ise üzerinden bir yıl geçmesi gerekmez. ZEKATA TÂBÎ OLAN ŞEYLER Dokuz şeyin zekatının verilmesi farzdır: 1. diğer yarısı da kova ve benzeri yollarla sulanmış ise yarısının zekatı onda bir. dolap ve benzeri sistem ve yollarla (meşakkatli ve masraflı) sulanarak yetişirse zekatı yirmide birdir. bunlara oniki ay (bir yıl) sâhip olunduğunda onikinci ayın sonunda nisab miktarında ise farz olur. hediye ve benzeri adlarla vermesi daha iyidir. Kuru üzüm 5. Zekatları verilecek olan bu hububat. Gümüş 7. Ancak kalben zekata niyetlenmek şarttır.’a (Sekiz yüz elli kilo) ulaştığında bunların zekatı verilir. sığır. altın ve gümüşün zekatı. . yağmur veya nehir suyu ile sulanarak yetişir ise zekatı onda birdir. kendi kendine şeref ve haysiyet meselesi yapacağına ihtimal veriliyorsa zekatı veren kişinin bunu zekat diyerek değil. deve. Hurma 4. hurma denilecek duruma geldiğinde zekatları farz olur. Altın 6. Sığır 9. Deve Koyun. Koyun (Küçük baş hayvanlar) 8.

Bu taban miktar her ne kadar farklılaşsa da netice itibarı ile altında 10-20 gram gibi. 344 İslâm’ın ilk devirlerinde miskal. İkinci nisâb: Nisab miktarı hesaplanarak zekatı verilen altından (üç miskal) 14.tane ağırlığı esas alınmıştır.4 gr.271 Ehl-i Beyt yolu Zekat verecek kimse. ALTININ NİSÂBI VE ZEKATI Altının iki nisabı (zekat verilmesi için belirlenen ölçü) vardır. gibi) ürünün gelirinden düşebilir ve geri kalanın zekatını verir. gümüşte da yaklaşık 100 gram gibi bir oynama (yukarıya doğru) göstermektedir. elde ettiği mahsûlün yetiştirilmesinde yaptığı masrafları (Tohum masrafı. Anlaşılır bir örnek verelim: Bir kimsenin 365 gram altını bulunsun. Birinci nisâb: Altın 72 grama343 (15 miskâl)344 ulaşırsa bunun zekatı olarak kırkta biri verilir.8 gram üzerinden yaparak bu sonuca ulaştık. 343 . dirhem ve benzeri ağırlıkların gramajları da farklılık arz etmiştir. ilaçlama. Arpaların bölgelere göre büyüklüğü farklı olduğundan neticede miskâl. Bu da çok önemli bir hesap kayması sayılmaz. yöreye bağlı olarak alimlerce farklı farklı verilmiştir ve 96 grama kadar değişir. Bu miktâra ulaşmayan altına zekat düşmez. Bu ölçü. Bu da 1. hurma ve kuru üzüm gibi hububat daha sonra insanın yanında yıllarca da kalsa onlardan ayrıca zekat verilmesi gerekmez.8 gram altındır. 14. işçi ve sulama ücretleri vs. Zekatı verilmiş olan buğday. devânik. dînar. arpa. dinar. Hesâbımızı bir miskal 4. dirhem ve benzeri ağırlık ölçüsü birimleri kullanılırdı. Biz de burada ortalama olarak belirttiğimiz miktarı taban aldık.4 gramdan az artan altın için bu şekilde bir hesaplama ve zekat yoktur. 365 gramda kaç 72 gram olduğunu bulur. altın artarsa bölme işlemine devam edilerek artan miktarın da zekatı hesaplanılarak verilir. Zekat vermekle ilgili diğer şartlara da hâiz olan bu kimse altınının zekatını nasıl hesap ederek verir? Bu kişi 72 gram üzerinden zekat vermeyi ölçü olarak almış ise. Bunlar için de temel ağırlık olarak genelde hubûbât cinsinin -özellikle de arpanın. 365:72=5 sonucunu bulur. 5 gramda artar. kırat.

) GÜMÜŞÜN NİSÂBI VE ZEKÂTI Gümüşün de iki nisâbı vardır: Birinci nisab: 504 gram (105 miskal) gümüş elde olur ve diğer şartlarda bulunursa bunun kırkta biri (ki 12.8 gr. 380:72=5.6 gram eder. Varsayalım altının tamamı 380 gram idi. (14. altın veya tutarı olur. geriye 20 gram arttığından ve bu da ikinci nisabda belirtilen 14.8 gram veya daha fazla gümüş artarsa bu da 504 grama ilâve edilerek tamamının zekatı verilir.345 Bir kimsenin nisab miktarına ulaşan altın ve gümüşü olursa. O taktirde 360 gramın zekatı olan 9 gram veya tutarı zekat olarak verildikten sonra.4 gramın altında bir miktar olduğundan ona ayrıca zekat düşmez. zekatını birinci nisâba göre verir.2 eder. 345 Hesaplama şekli altının nisâbı bölümünde örneklendirilmiştir.8 gramdan aşağı ise bu artan kısma zekat düşmez.8=9.36 gram zekat verilir. Yani. Artan gümüş 100.4 gramı dikkate almamış olsaydık bölme işlemimiz. zekat birinci nisâba göre hesaplanılarak verilir. İkinci nisab ise: Nisab miktarı hesaplanarak zekatı verilen gümüşten (yirmibir miskal) 100. altın 14.8 gr. Oradaki bilgilere bakılarak hesaplanılabilir.4 gramın üzerinde olduğundan bu durumda altının tamâmı olan 380 gramın zekatı hesaplanır ve tamâmının zekatı verilir. 365 gram altının toplam zekatı 9 gr.8x5=9 gr. 72 gramdan 1. zekat verildiğine göre 72 gramın 5. zekat verildiğine göre 72 gramın 5 katı olan 360 gramda 1.) zekat olarak verilir.4 gramdan fazla artmış olan altının da zekatı verilmiş olur. Böylece ikinci nisâba göre 14.2x1. Bu miktara ulaşmayan gümüşe zekat düşmez. artan 20 kaldığında sona erecek 20 gram 72 grama ulaşmadığı için zekattan muaf kabul etmiş olacaktık.2 katı olan 380 gramdan ise 5. altını veya gümüşünden hiç birisi nisab miktarına ulaşmamışsa onlara zekat farz olmaz. Geriye artan 5 gr. . İkinci bir örnek. bunların zekatı verilmişte olsa ilk nisabından aşağıya düşmediği müddetçe şartlar uygun ise her yıl onların zekatını vermek farzdır.272 Alevî İslâm İlmihâli 72 gramda 1. Altın ve gümüşü olan birisinin. Dolayısıyla.

. Üçyüzbir koyunun zekatı. üç koyundur. Ancak kişi dilerse Allâh’ın rızâsını talep amacıyla bütün bunlardan tasadduk ve infakta bulunabilir. süs olarak evde bulundurulan altın ve gümüşle kaplanmış kap. SIĞIR VE DEVENİN NİSÂBI VE ZEKÂTI Hayvanlardan sadece koyun. ya malın kendinden veya tutarı miktarınca paradan verilebilir. Orta halli olanının verilmesi uygun olanıdır. her yüz koyuna bir koyun zekat verilmelidir. Yüzyirmibir koyunun zekatı. Buna rağmen kişi durumuna. Bunların zekatının farz olması için zekat ile ilgili şartlara ilâve olarak iki şart daha vardır. keçi. Yıl boyunca ya da en az yılın altı ayı ve daha fazlasında kır otundan otlanmış olmalıdır. Çift sürmek. İkiyüzbir koyunun zekatı. Bir iki gün çalışması dikkate alınmaz. Kırk koyunun zekatı.. Kırka ulaşmayan koyunlara zekat düşmez. kadının normalde kendi şahsına kullandığı ticaret amaçlı olmayan ziynet eşyasına. kaşık ve benzeri şeylerdeki altın ve gümüşe de zekat düşmez. yük taşımak. Bu hayvanlar yılın tamamında çalışmamış olmalıdır. binmek. iki koyundur. boğazlamak. en semizini veya tutarını da vermek gerekmez. takvâsına. silah ve benzeri özel eşyasındaki altın ve gümüşe. yüz hesap edilerek. erkeğin kılıç. DAVAR. 1. dört koyundur.273 Ehl-i Beyt yolu Kullanım durumunda olmayan külçe altın ve gümüşe. Bu nisaba ulaşan koyunlar için yüz. 2. . sığır ve devenin zekatının verilmesi farzdır. KOYUN-KEÇİNİN NİSÂBI VE ZEKÂTI Koyunun beş nisâbı vardır: 1. 2. bir koyundur. sütünden ve etinden istifâde etmek amacıyla yetiştirilen ve yılın tamâmına yakın bölümü yemlemek suretiyle beslenen hayvanlar zekata tâbî olmazlar. Dörtyüz ve bundan yukarısı koyunlar. Ziynet eşyalarından zekat verilmesi de farz olmamakla birlikte Ehl-i Beyt’in @ öğretilerinde müstehab (sünnet-iyi bir amel) olarak görülmüştür. 4. Verilecek olan zekat. 5. 3. Allâh rızâsına duyduğu aşk ve muhabbetine bağlı olarak en iyisini de verebilir. Zekat verilecek koyunun en zayıfını veya tutarını vermek uygun olmadığı gibi.

Gerisine zekat gerekmez. iki koyundur. 9. Mesela. beş koyundur. keçi ise. her kırk tanesi için üçüncü yılına girmiş bir dişi deve. Örnek. ikinci yılına girmiş dişi bir devedir. üçüncü yılına girmiş dişi bir devedir. elli hesap edilerek her elli tanesi için dördüncü yılına girmiş bir dişi deve verilmelidir. 11. üçüncü yılına girmiş olmalıdır. Kırkaltı devenin zekatı. Beşin aşağısına zekat düşmez. beşinci yılına girmiş dişi bir devedir. üçüncü yılına girmiş iki dişi devedir. Bunların zekatı ya kırk. Otuz sığırın zekatı. otuz hesap ederek zekatını verir. üç koyundur. 12. Otuzsekiz tane sığırı olan bir kimse bunlardan otuzunun zekatını belirtilen ölçüye göre verir. SIĞIRIN NİSÂBI VE ZEKÂTI Sığırın iki nisabı vardır: 1. Kırktan fazla ancak altmıştan az ise. On devenin zekatı. Otuzaltı devenin zekatı. Kırk sığırın zekatı. Otuz ile kırk arasının zekatı farz değildir. 5. 3. Yüzyirmibir ve yukarısıdır. Yirmibeş devenin zekatı. 8. Yetmişaltı devenin zekatı. Gerisine zekat yoktur. 4. 10. 7. 2. Doksanbir devenin zekatı. Sığırlar ne kadar çoğalırsa çoğalsın böylece hesap edilir ve uygun nisaba göre zekatı verilir. en az ikinci yılına girmiş. 2. üç yaşına girmiş dişi bir buzağıdır. DEVENİN NİSÂBI VE ZEKÂTI Devenin Oniki nisabı vardır: 1. Beş devenin zekatı. Yirmi devenin zekatı. bir de kırk nisabına göre hesap etmeli ve ona göre zekatını vermelidir. Altmışbir devenin zekatı. veya elli. kırk hesap edilerek. kırkın zekatını verir. Tamâmının zekatının uygun olarak verilmesi . bir koyundur. Yirmialtı devenin zekatı. Yetmiş sığırı olan bir kimse zekatı bir otuz. dördüncü yılına girmiş iki dişi devedir. dört koyundur.274 Alevî İslâm İlmihâli Zekat olarak verilecek koyun ise. otuz. iki yaşına girmiş bir buzağıdır. dördüncü yılına girmiş dişi bir devedir. Kırktan fazla sığırı olan kimse de mevcut altmışa ulaşmış ise. 6. Onbeş devenin zekatı.

Her ne şekilde hesap edilirse edilsin artan miktar nisabın altında olmalıdır. 40 hesap ederek zekatını verir Kalan dört deveye zekat düşmez. 40. sayılar nisab miktarından aşağıya düşmedikçe her yıl onların zekatını vermelidir. şeklinde hesap ederek zekatını verir. 20 vs. candan nasıl geçer? ZEKAT KİMLERE VERİLİR? Zekatın kimlere. sığır ve devenin zekatını verecek olan kimse. kalpleri (İslâm’a) ısındırılacak . sığır veya deve için belirtilen nisabların arasında ayrıca bir zekat yoktur. fakirlere. 40. İsterse. Mesela. develerini isterse 50. Bunlar hangi nisaba ulaşmışlarsa ona göre zekatları verilir. miskinlere (düşkünlere). Maldan geçemeyen. Bir üst nisaba ulaşmadığı müddetçe önceki nisabtan artanlara zekat düşmez. 50. nerelere verilebileceğini şanı yüce Allâh’ımız Kur’ân-ı Kerîm’in Tevbe sûresi (9): 60. Bir kimsenin 144 devesi olsa: Bu kimse. Davar. âyetinde şöyle beyân etmektedir: “Sadakalar (zekatlar) Allâh’tan bir farz olarak. onların zekatını başka bir maldan tutarı miktarında verirse.275 Ehl-i Beyt yolu için duruma göre kırk-elli olarak da hesap edilmek suretiyle zekat verilebilir. onlar üzerinde çalışan (zekat toplayan görevli) memurlara. 40. Davar.

Müellefe-i Kulûb: Zekat verildiği taktirde İslâm’a meyledecek.” Şimdi yukarıda sayılan sekiz sınıf insanın hangi durumlarda zekatı hak edebileceklerini. 2. Aldıkları zekatın bir miktarı memlekete döndükten sonra artarsa. mescit. Meselâ. Bu kimseler kendi memleketlerinde zengin de olsalar yolcu oldukları hallerde o durumlara düştüklerinde ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda zekat alabilirler. fakihlerince belirlenir ve görevlendirilirler. 5. 1. Öyle ki. Köleler: Bir bedel karşılığında özgürlüklerine kavuşmak üzere efendileri ile antlaşma yapmış köle ve câriyelerdir. Köprü. borçlulara. 3. ticâret. hastahâne. Fakir: Kendisinin ve âilesinin bir yıllık masrafına malik olmayan kimseye fakir denir. vs. Zekat toplayan görevli: Onikinci İmâm Mehdî @ adına zekatları toplamak. dilinden ve fiilî düşmanlığından selâmette kalabileceği kimselerdir... Bu kimseler. Allâh yoluna ve yolcuya mahsustur (verilir). ve hesabını yaparak gerekli yerlere ulaştırmakla. Miskin: Fakirden daha güç bir durumda bulunan bir kimseye miskin denir. Borçlular: Allâh’a isyân olmayan amaçlar uğrunda borçlanmış ve borçlarını ödeyememiş. Yolda kalan kimse fakir ise alınan zekatın tamamı kendisine âittir. İslâmî eğitim veren okul. artan miktar ya zekatı verene veya vekiline ya da zekat verilmeye ehil olan bir kimseye verilmelidir. harcamakla görevli kimselerdir. ilim tahsîli gibi meşru sebeplerle memleketinden ayrılan ve gurbette bazı sebeplerden ötürü muhtaç hale gelen kimselerdir. darda kalmış kimselerdir. 4. 8. ilim tahsîl etmek üzere yola çıkacaklara yardımcı olmak. Peygamber efendimiz @ ve Ehl-i Beyt İmâmlarının @ nurlu sözleri ışığında kısaca açıklayalım. Müslüman’lar arasında İslâmî ve ilmî öğretileri yaymak ve bu yolda faydalı kitaplar. eserler. ya da en azından böylece Müslümanların elinden. yayınlamak gibi. İmâmın @ vekilleri konumunda olan Ehl-i Beyt yolu bağlısı müçtehitlerince. cihât. mülkü veya sermâyesi olup onlarla bir yıllık masraflarını karşılayabilecek durumda olan bir kimse fakir değildir. . zekatın bu payını kişiyi Allâh rızâsına ulaştıracak bütün işlerde kullanmak uygun/câizdir. Yolcu: Seyahat. yol. 6. öksüzler yurdu. cihâda. hacca. İmâm’ın @ gizli (ğaybette) olduğu dönemde. 7. İslâm’ın yapılmasını teşvîk ettiği hayırlı işleri yapmak için. Allâh yolunda harcamak: Yani. Sanatı.276 Alevî İslâm İlmihâli olanlara (müellefe-i kulûb). müminleri zâlimlerin elinden kurtarmak. kölelere. saklamak.

çocuklar ve aşağısına (torunlarına vs. müellefe-i kulûb hâriç olmak üzere. büyük günahlardan kaçınan. onda olan alacağını zekatının karşılığı olarak hesap edebilir. bir kimse ilmî ve dînî kitaplar alması. Hâşimî (seyyid) olmayanlar Hâşimî olanlara zekat veremezler. Allâme Hıllî: Şerâiu’l İslâm. eşine ve kendi kölesine normal şartlar altında zekat veremez. Ancak. Yine bir kadın da fakir olan kocasına zekat verebilir. fakir olmasa bile. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 7 346 . vb. Oniki İmâm’ın @ İmâmet ve Velâyetine bağlı. Seyyid Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn. 505. pay edebilir. çocuğunun evlenmesi. kalk ey filan diyerek beş kişiye seslendi ve onlara dedi: “Mescidimizden dışarı çıkın. Zekat verilen kimselerin. durumları uygunsa zekat verilebilir. (çocuğunun ihtiyacı varsa). Bir evlat da babasına evlenmesi için zekat verebilir. Kişi. en azından onlara düşman olan Nâsıbîlerden olmaması. Borcu olup borcunu ödeyemeyen bir kimse. 347 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 503.277 Ehl-i Beyt yolu Bir kimse zekatını bu sekiz sınıftan birisine verebileceği gibi ikisine. Tahrîru’l Vesîle.“Bir gün Resûlullâh @ mescitte iken kalk ey filan. zekatı günah olmayan yollarda ve yerlerde harcayacak. Allâme Cevâd Tebrizî: Tam ilmihâl. vs. burda namaz kılmayın. Zekat ile ilgili bazı hükümler. üçüne ve hattâ hepsine de verebilir. almış olduğu humus karşılamaz ise o zaman seyyid olmayanlardan da yeteri miktarda zekat alabilir. Kardeş ve amca gibi yakın akrabalar ise. bakımları üzerine farz olan ana-baba ve daha yukarısına (dede-nine gibi).. Muhtasaru’n Nâfî. Zekat vermesi gereken bir kimse bir fakirden alacaklı ise. Ancak seyyid olanın ihtiyâcını. insan ondaki alacağını zekata sayabilir. dürüst.. ihtiyaç sahibi kişiler olması gerekir.). için çocuğuna zekat verebilir. Müslüman.346 ZEKATLA İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN FEYİZLER İmâm Muhammed Bâkır’ın @ ceddinden naklettiğine göre.”347 Zekat ile ilgili geniş bilgiler için bakınız: Seyyid Rûhullâh: Tam ilmihâl. Çünkü siz zekatlarınızı vermiyorsunuz.

Onların boyunlarına kıyâmet günü zehirli yılanlar dolanacak. “. Men lâ yahduruhul fakîh: c:2 sh: 6 Furu-u Kafi: c: 3 sh: 506. uymaktır. Dünyâ Müslüman’larının bir araya gelerek birbirlerinin dertleriyle Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 504.”348 Âriflerin kutbu altıncı hak İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.” [Âl-i İmrân (3): 180] âyeti hakkında sorulduğunda buyurdular.) buyuruyorlar ki. 505.. lanetlidir.cimrilik ettikleri şeyler kıyâmet gününde boyunlarına dolanacaktır. batıl yolda iki katını verir. (Gelsinler) ki kendileri için bir takım faydalara tanık olsunlar. insana İslâmî-insânî bilgiler öğreten çok büyük ve geniş bir üniversitedir.. yoluna gitmeye gücü yeten herkesin O Ev’e (Kabe’ye) gidip haccetmesi.278 Alevî İslâm İlmihâli İnsanlığın iftihârı (s. “Haccı ve umreyi Allâh için tamamlayınız.” [Hac (22): 27-28] ilâhî emriyle yaptığı davete. Onlar zekatlarını hakkıyla vermeyenlerdir. “birlik”.. “yaratılış”. 546.. Hac. “Zekatı verilmeyen mal. lanetlidir. yanıt vermektir.. İslâm’ın büyük farzlarındandır. Hac.... onu şeytânın eline kaptıran iflah olmaz! HAC VE HACCIN HÜKÜMLERİ Hac nedir? Hac. buyrulan. Hac. İslâm’ın bir çok ibâdetinin birlikte yerine getirildiği. “İslâmî düzen” ve “bir ümmet olmanın” sergilendiği kutsal bir gösteridir. Hac. İbrâhîm’in @ Allâh’tan almış olduğu “insanlar içinde haccı îlân et. Hz.. Allâh için üzerine farz olan bir hakkı (zekatı) vermez ise. onların etlerini ve beyinlerini yiyecektir. hakkında.a.” [Bakara (2): 196].. “târih”.. çağlar ötesinden “Lebbeyk” demektir. “Kim.. insanlar üzerinde Allâh’ın bir hakkıdır..”350 Nefis öyle bir yulardır ki. Men la yahduruhul fakih: c: 2 sh: 6 350 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 504.. İslâm’ın şartlarından birisi ve önemli bir kulluk vazîfesidir.a. “. gerek yaya. Hac. gerek uzak yollardan gelen yorgun develer (binitler) üzerinde sana gelsinler. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 6 348 349 . Kişinin Allâh’a doğru yolculuğu ve yükselişidir.”349 İmâm Muhammed Bâkır @ ve İmâm Cafer Sâdık’a @.” [Âl-i İmrân (3): 97]...

fert olarak sevap devşirmek amacıyla. zamanımızda bir fantazi olarak mı görülecektir? Haccın. bütün olumsuzluklara gözlerini kapatıp. hacca engel bir hastalık. Müslüman Alevînin takınması gereken tavır nasıl olmalıdır? Haccın önemsiz bir ayrıntı olduğuna mı inanılacaktır? Hac. her şeye rağmen etliye. Ancak bu ibâdet zamanla.”351 Sâdıkların İmâmı Cafer Sâdık @ da buyurdular. Kur’ân’a ve Ehl-i Beyt’e bağlı Müslüman’lar olarak haccın ana gâyesini hiç bir zaman unutmamak zorundayız. Haccın önemi ile ilgili olarak. ruhsuz. Bu yanlış anlayış maalesef bugün de bir çok Müslüman’ın zihninde yer almaya devâm etmektedir.a. gibi sebeplerden ötürü 351 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 253 . amaçsız. hedefsiz kuru bir toplantıya dönüştürüldü. zâlim iktidarların engellemesi vs. biraz da turistik amaçlı bir Mekke-Medîne ziyâreti yapmak şeklinde mi algılanacaktır? Elbette ki hayır! Bizler. Bu görevi. umre ise (kul hakkı hâriç) bütün günahlara keffârettir. üzerinde çokça durduğu ve önemini ısrarla vurguladığı bu mühim ibâdetin. İki cihân Serveri sevgili Peygamberimiz Hz. “Asr-ı Saâdet” dediğimiz Peygamberimizin @ dönemindeki Müslüman’ların yıllık toplantısı niteliğinde idi. Hazreti Peygamber efendimizin (s. Kur’ân’ın. sütlüye karışmadan.a. Bilindiği gibi hac merâsimi. ırkçı bir bakış açısıyla değerlendirilip. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in. mânâ ve içeriğinden uzaklaştırılması karşısında. Muhammed (s) şöyle buyuruyorlar. düşmana karşı ortak bir tavır takınmak üzere birlikte karar vermeye çalıştıkları ibâdî-siyâsî yıllık bir kongredir. zâlimler ve çıkarcıların eliyle amacından saptırıldı. “Hakkıyla haccetmenin karşılığı Cennet. “Kim ki fakirlik.279 Ehl-i Beyt yolu ilgilendikleri ve ortak çözüm yolları aradıkları.) ve Oniki İmâm’ların @ öğrettiği tarzda yerine getirmek boynumuzun borcudur. Arapların diğer insanları sömürdüğü(!) bir sömürü aracı olarak mı kabul edilecektir? Hac. menfaat şebekelerinin elinde bir oyuncak gibi değerlendirilmesine göz mü yumulacaktır? Hac. kulaklarını tıkayıp onları düzeltmeye çaba sarf etmeden.

sınıfsal ayrıcalıkları yok eden çok muhteşem sosyal bir ibâdettir. siyasal ve sosyal tabaka ayrımcılığı vs. mağfiret ve sevaptır. kendi ürettikleri ürünleri piyasaya sürerek. Mecmauu’l-Beyân: c: 7 sh: 129. Hac.280 Alevî İslâm İlmihâli değil de. Ayrıca hac.. “(Gelsinler de) kendilerine âit olan bir takım menfaatler elde etsinler.. aralarındaki nifak ve bölücülük etkenlerini. iktisâdî işlerini.. sanâyî ve ticârî faaliyetlerini güçlendirmeye çalışırlar. her beşer. âhirette ise. Orada her türlü millîlik. bir kenara itilerek ruhlar bir. Hac ibâdeti bittikten sonra ise. 269 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 422..”352 HACCIN SOSYAL YÖNÜ Hac çok büyük bir sosyal muhtevâya sâhiptir. Müslüman’lar Kabe etrafında toplantılar oluşturarak sorunlarını gündeme getirir ve bunların çözümleri için görüş alışverişinde bulunurlar. İnsanlar için çok önemli menfaatleri berâberinde getirmektedir.. hac zamanı dışında da Kur’ân’a ve Ehl-i Beyt yoluna uygun bir şekilde yetiştirilmeleri ve Müslüman’lara hükmeden siyasal yönetimlerin “Veliyy-i Emr” makam ve liyâkatine sâhip olmaları ile sağlanabilir. ayrı ırklara ve mezheplere mensup Müslüman’ların. İslâm âleminin batı ve doğusundan Mekke’ye doğru akın etmelerine ve Allâh’ın evi etrâfında bir araya gelerek birbirlerini daha iyi tanımalarına vesîle olmaktadır. gönüller bir. sebepsiz olarak (şartlar uygun olduğu halde) haccetmeden ölürse Yahûdî ve Hıristiyan gibi ölmüş olur.”353 buyurmuşlardır.” [Hac (22): 28] âyetindeki “menfaatlerin” neler oldukları Hak âşıklarının İmâmlarına @ sorulduğunda.dünyâda ticâret ve kazanç. Müslüman’ların birlik ve dayanışmalarını takviye eden. tek hedefe sâhip.. Ancak bütün bu sayılanlar. hedefler bir olur. Öyle ki. insanların. “. beşer yönünü terk ederek “Bir Âdem olmaya” koyulur. 352 353 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 268. kabîlecilik. El-Mîzân: c: 14 sh: 377 . af.

Hac ibâdeti. birbirleriyle kardeştir ve eşittirler. yorucu yolculuk ve şiddetli sıcaklar altında zahmetlere katlanmak. köylü-şehirli. haccın amellerinden biri olan ihram giymek. nefsin şehvetlerden.. maddî ayrıcalıklardan. Dikilmemiş iki parça temiz ve beyaz kumaş ile örtünürler. âlemlere hidâyet ve bereket kaynağı olan Mekke’deki evdir. İnsan. fakir-zengin. her türlü pislik ve çirkinliklerden arınmasını.” [Zâriyât (51): 50] âyeti gereğince O’na doğru koşarken. Ve yine. haksız yere niza etmekten. HACCIN RÛHÂNÎ VE MANEVÎ YÖNÜ İnsanın yaratılışının asıl hedefi. Bu ise. malı Allâh yolunda sarf etmek. giydiği elbiseleri çıkarır ve insanlar arasında ayrılık ve sınıflaşmanın meydana gelmesine neden olabilecek her türlü şeyden kendilerini arındırırlar. . Hep birlikte. âmirmemur. “Şüphe yok ki insanlar için ilk kurulan ev. yöneten-yönetilen vs. dünyevî lezzet ve yönelişleri terk etmek. Mekke ve bir çok yerlerdeki ilâhî nişânelere tanık olmakla da sayısız ferdî ve toplumsal faydalar sağlamaktadır. Allâh’ın rahmet ve sevgisine muhâtap olmak. “Allâh’a doğru koşunuz. bedenen yorulmak. Allâh’ı tanımak. hedefin sırf Allâh için olmasını ve nihâyet gerçek Kabe olan kalbin Allâh’a yöneltilmesini gerektirir. ilâhî güzel ahlak ve sıfatlara sâhip olmak ve ilâhî hilâfet makâmına erişmektir. yalan söylemekten ve başkalarına karşı üstünlük taslamaktan uzak tutacaklarına dair kesin bir karar alırlar. ızdırap ve çilelere katlanma yolunda çaba harcanmasını. ayrıca. Arafat dağına gitmek ve mahşerî kalabalığa (âdeta kefenlere bürünmüş bir topluluk içinde) katılmakla insan kıyâmet gününün manzarasını ve âhiretin durumunu hatırlar ve kendine çeki-düzen vermeye çalışır. gönül temizliğini. halkın evidir de.281 Ehl-i Beyt yolu HACCIN İNSÂNÎ YÖNÜ Kabe Allâh’ın evi olmasına rağmen. Bu aynı zamanda temizliğin ve takvânın da alâmetidir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur. nefislerini her zaman için gurur. yaşanılan yerden göç etmek (hicret).. hac ibâdeti ile Allâh’a kulluğunda olgunluğa erişir ve kâmil insan olma yolunda çaba sarf eder. siyah-beyaz.” [Âl-i imrân (3): 96] Bu evde bütün insanlar. Allâh’a olan ahdini yenilemek. Bu bakımdan Hacca giden herkes maddî varlıklarından uzaklaşarak. kibir ve bencillikten arındırarak.

Selmanların. Yâsirlerin. haccın bütün sır ve hikmetlerinden habersiz gerçekleştirilen hac(!) amelidir. bütün kötü hallerden kurtulup en güzel sıfatlarla bezenmeye gayret etme isteğinden uzak olarak gerçekleştirilen bir hac(!) elbette ki turistik bir seyahatten farklı değildir. yaşadığı.) yetiştiği Nûr bahçesi. ruhtan. Öyle ya. Allâh’a doğru bir yolculuktur. özden. Kudüs’te. bir iyilik yazılır. kâfirler de evleri Kabe’nin yanı başında bulunduğu. 354 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 240. Bilallerin. Aşk ikliminin batmayan Güneşi Hazreti Muhammed’in @ doğduğu. ihlassız bir şekilde. ayak bastığı. yaşamını sürdürdüğü beldeleri hangi dil hakkıyla anlatabilir? Meleklerin indiği. “Niyet ile anlam kazanır. taçta değildir. nice zâlimler. ameller ancak Allâh Resûlü’nün @ buyurduğu gibi. bencillik ve kibirle yoğrulmuş. İsrâ-Mirâcın gerçekleştiği topraklar nasıl anlatmakla kavratılabilir? Ammârların.”354 Hac.” İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Hamzaların. “Kabe’ye bakan bir kimseye.h) atfedilen. Ehl-i Beyt’in nurlu sîmâlarından bir çoğunun @. Allâh rızâsına yöneliş amacından. Ne arar isen kendinde ara. Rabbi ile mülâkatta bulunduğu bölgelerde bulunmanın tadını. havasını teneffüs ettiği. bir günah da silinir. Mekke’de Hac da değildir.” sözünden murad da. Mekke’nin yerlisi oldukları. seçkin sahâbîlerin (r. riyâ ile karışık. ümmeti uğrunda bunca çilelere katlandığı. “ Harâret nardadır. bakışını ondan ayırmadığı müddetçe. zevkini hangi kalem kağıda dökebilir? Putkıran İbrâhîm @ ve daha nice Peygamberlerin @ konakladığı. Abdullahların (Allâh cümlesinden râzı olsun. görmek ve gezmekten başka hangi yolla tanınabilir? Hedeften. vahyin nâzil olduğu. Sümeyyelerin. sacda değildir. her an Kabe ile yüz yüze geldikleri halde Îmân ve İslâm nimetinden mahrûm kalarak Cehenneme yuvarlanmamışlar mıdır? Demek ki. Nitekim Hacı Bektâş-ı Velî’ye (r.).a.282 Alevî İslâm İlmihâli O kutsal beldelere yapılan ziyâretlerin hazzı ve faydaları elbette yazmakla tükenmez. Kerâmet baştadır. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 132 .

Bulûğ çağına ermiş olmak: Henüz erginlik çağına gelmemiş olan çocuklar. 4. hasta. 5. hacca gidecek kimse.283 Ehl-i Beyt yolu HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI Erkek ve kadına şartları uygun düştüğü taktirde ömürlerinde bir defa haccetmeleri farzdır. Bu yaşta iken hacca gidecek olsalar bu hacları nâfile sayılır. Yol emniyeti bulunmak: Kişinin canına. Hac görevini yapabilecek kadar vakti olmak: Hac ibâdetinin yapıldığı aylarda hac amellerini yapabilecek kadar vakti müsâit olmayanlara hac farz değildir. Haccın farz olmasının yedi şartı vardır: 1. 3. Akıllı olmak: Akıl hastalarına. Bulûğ çağına erdikten sonra durumları müsâit ise yeniden hacca gitmeleri gerekir. delilere hac farz değildir. Vücutça sağlıklı olmak: Hac görevini yapamayacak derecede sakat. malına. yatalak. zengin kimselere farzdır. görme özürlü. 2. Onun için. çok yaşlı vs. . Masraflarını karşılayacak nafakaya sahip olmak:Hac. hem kendisinin binek ve yol masraflarını. Hacca giden kimsenin. Hür olmak: Köle ve esir olanlara hac farz değildir. 6. Bu durumda olanlar. 7. hem de geride bıraktığı ve bakmakla yükümlü olduğu aile efradının ve evinin ihtiyâcını karşılayacak durumda olmalıdır. olan kimseler zengin de olsalar kendilerine hac farz değildir. hacdan döndükten sonra da geçimini sıkıntıya düşürmeyecek mâlî imkâna sâhip olması gerekir. zengin de olsalar kendilerine hac farz değildir. Birden fazla yapılacak haccın ise hükmü duruma göre farklılık arz eder. hastalıklarını atlatırlar ve şartları da tutarsa haccetmeleri farz olur. nâmus ve haysiyetine zarar gelecek şekilde hacca gidiş yolunda kesin bir tehlike var ise hac farz olmaz.

)355 TEMETTU HACCI VE FARZLARI Temettu haccı yapacak olan kimse önce temettu umresi yapar. Kabe’yi tavaf. Taksîr. Alevî İslâm İlmihâli Üzerine farz olan hac görevini yerine getirmek için bir kadının kocasından izin alması şart değildir. Ancak. Böylesi hallerde bir bayan kendi hemcinsleri ile birlikte hac görevini yapabilir. . Bu umredeki görevler yerine getirildikten sonra da temettu haccına başlanır. İfrad haccı (Mekke’li olanlara farzdır. 1. hacca gitmesi için yanında mahrem birisinin (koca. Âdâb-ı muâşeret ve karı-koca arasındaki sevgi ve muhabbete binâen izin almak istenmesi durumunda da kocanın. Tavaf namazı. üzerine hac farz olan bir bayanın. 2. Nâfile hac görevinde ise. kadının kendi nefsinden. Safa ve Merve arasında Sa’y. İzinsiz olarak bu tür bir hac görevini îfâ edemez. hanımının haccına mâni olması dîne uygun (câiz) görülmemiştir. 3.) 355 Kıran haccı ve ifrad haccı yalnızca Mekkeli olanlara farz olduğundan ayrıntılarına girme gereği görmedik.) 3 . oğul.284 Hac ile ilgili bazı hükümler. kadın kocasından izin almak zorundadır. HACCIN ÇEŞİTLERİ 1 . Evli veya bekar. Temettu umresinin farz amelleri şunlardır. Kıran haccı (Mekke’li olanlara farzdır. Mikat’ta ihrâma girmek. ve yol güvenliğinden yana emîn olması gerekir. 5. (Saç ve tırnaklardan bir miktar kısaltmak. baba.) 2 . kardeş vs. Temettu haccı (Mekke dışından gelenlere farzdır. 4. ) bulunması şart değildir.

Yelemlem 5 . bir gün kefen giyeceğini düşünmelidir. şu zikrin okunması farzdır: “Lebbeyk. kadınlar da normal giysilerini giyerler. Şüphesiz ki hamd. Ve yine insan. rûhî. İnne’l Hamde ve’n-ni’mete leke. Mîkat’a girdiği ve iki beyaz parçadan oluşan ihrâmı üzerine örttüğünde.Şam ve Mısır yoluyla Mekke’ye gidenler için. Kadınların giyinecekleri elbiselerin de sâde ve beyaz olması iyi görülmüştür. ölümü. bedenini pisliklerden arındırması ve gusül etmesi sünnettir. Allâhümme Lebbeyk. vücudunu yıkaması. İhram giyildiğinde ise. Mîkat’a gitmeye hazırlandığında.Medîne’den Mekke’ye gidenler için. Hacılar bu noktalara vardıkları zaman. kıyâmet gününü ve âhiretteki hesâbı hatırlamalıdır. Zat-ı Arak veya Vâdiy-i Akîk 3 . Lâ şerîke leke Lebbeyk. . Senin bir ortağın yoktur. erkekler üzerlerindeki elbiseleri çıkarırlar ve farz olarak iki parçadan ibâret sâde ve beyaz kumaşı. Zîrâ ister istemez 356 Emrine itaat etmeye hazırım. Lebbeyk.Yemen yoluyla Mekke’ye gidenler için. İhram giymeden önce insanın. lâ şerîke leke Lebbeyk. Allâh’ım emrine itaat etmeye hazırım.Irak ve Necd yoluyla Mekke’ye gidenler için. Emrine itaate hazırım ey ortağı olmayan (Allâh’ım) emrine itaate hazırım. Allâh’a yakınlık amacıyla yapılan bu iş. bulunduğu bölgeyi terk edip. Mescid-i Şecere 2 . nimet ve mülk sana aittir.”356 Bu ifâdeler. Karnü’l-Menâzil İnsan. Cuhfe 4 . ve’l mülke leke.285 Ehl-i Beyt yolu TEMETTU UMRESİ Kabe’yi ziyaret edecek olan hacı adaylarının temettu umresi yapabilmesi için bu umreye ve hacca niyetlenerek bu beş ameli yerine getirmeleri gerekir: İHRAM Mekke’nin çevresinde ve çeşitli yönlerinde “Mikat” adında bazı merkezler vardır. Temettu umresi için beş Mîkat belirlenmiştir: 1 . ahlâkî ve sosyal bir değişiklik meydana getirdiği ve iç-dış temizliğini sağladığı için “ihrâm” adını almaktadır.Taif yoluyla Mekke’ye gidenler için. insanları kendine itaat etmeye çağıran ilâhî çağrıya müsbet bir cevaptır.

●●Yalan söylemek. ●●Erkeklerin dikişli elbise giymeleri. çorap vb. ●●Göze sürme çekmek. Allâh’ın çağrısına olumlu cevap verdiği anda korku ve ümit arasında olmalıdır. ●●Başa veya vücuda yağ sürmek. ayakların tamamını kapatacak ayakkabı. ●●Kendi bedeninden veya bir başkasının bedeninden kıl koparmak veya tıraş etmek. bir gün ölüm ânı gelecek ve ayrılık saati gelip çatacaktır.286 Alevî İslâm İlmihâli bugün veya yarın. gururlanmak. ●●Erkeklerin hareket hâlinde iken başları üzerine gölgelik götürmeleri. . ●●Erkeklerin. ●●Kendiyle oynayarak meni getirmek. üstünlük taslamak. öpmek. ●●Kaşımakla veya misvaklanmakla da olsa bedeninden kan çıkarmak. reddedileceğinden de korku duymalıdır. diş çektirmek. ●●Tabî olmayan kokuyu koklamak. Bu cevabının Allâh katında kabul edileceğini ümit etmeli. ●●Erkeklerin başlarını örtmesi. ●●Kendisi veya başkası için nikah yapmak veya nikaha şâhit olmak. ●●Aynaya bakmak. veya şehvetle bakmak. ihram elbisesini giyerek lebbeyk demekle. ihram ile kefen ne kadar da birbirlerine benziyorlar. ●●Koku kullanmak. ●●Ziynet olsun diyerek yüzük takmak. ●●Avlanmak veya av etinden yemek. ikisi de beyaz ve sâde. ●●Harem’de biten her hangi bir bitki veya ağacı yerinden sökmek. ikisi de dikişsizdir. pire gibi haşaratı öldürmek veya uzağa atmak. ●●Tırnak kesmek. Şu hatırdan uzak tutulmamalıdır ki hem Peygamberimiz @ ve hem de bütün İmâmlar @ ümit ve korku arası bir halde olmuşlardır. Evet. ●●Kocası için bile olsa kadının süslenmesi ve ziynet takması. ●●Kadınların yüzlerini örtmesi. ●●Eşi ile birleşmek. sövmek. ●●Silah taşımak. İhramlı iken hacılara haram olan ameller. ●●Bedende bulunan bit. dokunmak. Hacı. şeyler giymeleri.

Avret mahalli örtülü olmalıdır. Kabe’ye doğru yollarına devâm ederler. İbrâhîm @ ve Hz. gezegenlerin Güneş etrafında yörüngelerinde hareket etmeleri misali. ya deve ya inek ya da koyun kurban etmektir. . gibi. Hacılar Mîkat’ta ihram giydikten sonra “lebbeyk” diyerek Îmân merkezi olan Mekke’ye doğru hareket ederler. Bu keffâretler. Kabe görüldüğünde.. bu amele tavaf denir. Tavaf amelini yerine getirmek için aranan bazı şartlar vardır ki. elektronların çekirdek çevresindeki dönüşleri. 3. işlenen amele göre.287 Ehl-i Beyt yolu ●●Mücâdele etmek. Yani abdestli olunmalıdır. 2.. hayız. Tavafa Hacerül Esved hizâsından başlanmalı ve yine oradan bitirilmelidir. lebbeyk demeyi) bırakırlar. kelebeğin mumun etrafındaki. Peygamberlere @ ve Ehl-i Beyt’e @ salavât ile tekbîr (Allâhu Ekber) ve tehlîl (Lâ ilâhe illlallâh) getirilir. O Ev’e ev sahibine bakarcasına bakılır. Evet. telbiye getirmeyi (yani. Erkekler sünnetli olmalıdır.. Allâh’ın büyüklük ve azameti düşünülerek Allâh’ın evine nazar edilir. Hacer @ gibi Allâh’a teslîm ederler. Allâh’a duâlar ve şükürler edilir. kendilerini ve kendilerine ait olan her şeyi Hz.Hacılar Kabe’nin çevresine ulaştıklarında.. Cünüplük. 6. gibi. büyük abdestsizlik ve küçük abdestsizlik hâlinden uzak bulunulmalıdır. İhramlı iken yapılması haram olan davranışların. yani. dönerler. TAVAF Mekke’ye ihramlı ve temiz bir şekilde gelindiğinde tam bir huşû ile. 5. bilerek veya bilmeyerek işleyen kimse. müminler için af ve bağışlanma dilenilir. Beden ve elbise necâsetten temiz olmalıdır. Kabe-i Muazzam’a solda kalacak şekilde tavaf yapılmalıdır. Mekke’nin evlerini gördükleri zaman. bir şeyin kabul ettirilmesi veya reddedilmesi için Allâh adına yemîn ederek çekişmek. Tavafın bütün dönüşleri aralıksız olarak tamamlanmalıdır. davranışına göre değişik kefaretler öder. 4. Mescidü’l-Harâm’a ulaşılır. bir kısmını da olsa. bu Kutsal Ev’in etrafında tavâf eder. 7. nifas. 1. Hacerü’l-Esved’in yanında durularak sol omuz Kabe’den taraf olmak üzere yedi kez Kabe’nin etrafında dönülür ki. bunlar.

Tavafın bazı sır ve hikmetleri. Hakkı’ın çevresinde uydu olmasında yatmaktadır. Uydum kalabalığa misâli. Kabe’nin yanında bulunan ve “Hıcr-i İsmâîl” denilen makam da tavaf alanına dâhil edilmelidir. TAVAF NAMAZI Kabe’yi tavaftan sonra Hz. câhilce hareketlerde bulunmak. ve değirmeni döndüren bir beygirden farksız olunur. İnsanın. itişerekkakışarak bu ameli yapmak haramdır. zikretmek. (Yani. Allâh’ı gereği gibi tanımak. tesbîh. Bu bakımdan tavafın sırrı. yaklaşık olarak 14 metredir. Tavaf ânında ziyâretçinin kalbi. yeni baştan yapılması gerekir. Beytullâh (Kabe) ile İbrâhîm makâmı arasında kalan mesâfe kadardır. haşyet ve huşû ile dolu olmalı. bedenin bütün yaşamı boyunca Allâh’ın razı olacağı emir ve yasalar çevresinde dönmesi. hamd ve şükretmekle olur. muhabbet. kendini tamâmen irâdesi dışında tavaf yapan insan seline kaptırarak yapılan tavaf geçersiz olup. Tavaf alanı. Aksi halde dönmeye ayarlanmış bir robot. Yaptığı o tavaf ile.288 Alevî İslâm İlmihâli Tavaf sırasında vesveseye kapılmak. İbrâhîm’in @ makâmında aynen sabah namazı gibi iki rekat namaz kılınması farzdır. Kalbin tavafı ise. Tavafta amacın. Allâh’a saygı. sadece bedenin tavaf etmesi olmadığının bilinmesi gerekir. SA’Y . Bu namaz görevi yerine getirilirken. sevgi. Bu makamın içerisinden yapılacak tavaf geçersizdir.) Tavaf yapan kimse bu makâmın dışına çıkmamalıdır. kalbin ve zihnin Allâh’ı tavaf etmesi. onun ruh ve hakîkati. Arş’ın etrafında devamlı hareket halinde olan Allâh’a yakın meleklerin rolünde olduğunu bilmelidir. diğer namaz kılan ve hac görevlerini yerine getirmeye çalışan Müslüman’lar zahmete düşürülmekten sakınılmalıdır.

TEMETTU HACCI . son olarak saç veya tırnaklardan bir kısmının kesilmesiyle son bulur. Sekiz Zilhicce hacıların toplu olarak Hac görevlerine başlayacakları gündür. görüşmeli. haccın farzlarındandır. gıybet ve benzeri her türlü haramlardan uzak durmalı. saçı veya tırnağı kısaltmak demektir. Temettu umresi. oğlu Hz.289 Ehl-i Beyt yolu Tavaf namazından sonra. 8 Zilhicce’ye kadar serbesttirler. İbrâhîm’in @ eşi Hz. Hacılar umreyi yerine getirdikten sonra. Merve’ye doğru Sa’y’a niyet edilerek gidip. gelinilir. UMRENİN VAKTİ Umrenin vakti. Dünyâ İslâm kardeşliğinin pekişmesi için gayret göstermelidirler. dileyen kimse ihram elbisesini çıkararak normal giysilerini giyebilir. dertleşmeli. Alevî. Şevvâl ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk sekiz günüdür. yedi kez Mescidü’l Harâm’ın yanında bulunan Safa dağının eteğinden. Merve’de bitirilmelidir. Hacılar yapmaya çalıştıkları hac ve umre görevlerinin hem dünya hem de âhirette kâmilen faydalarını görmek isterlerse. Bu amel Safa’dan başlayıp. Temettu haccının görevlerine başlayıncaya kadar ki zaman içerisinde. boş kalan bütün zamanlarında dünyânın dört bir yanından Kabe’ye akın etmiş din kardeşleri ile tanışmalı. İsmâîl’e @ su bulmak için Safa ile Merve arasında yedi defa gidip-gelen Hz. Hacer @ annemizin rolünde. TAKSÎR Taksîr. Hakk merkezli yörüngede dönendir. Zîrâ bu mübârek günler ve mekanlar bu tür bir tanışma ve birlikteliğin ortaya konulacağı en müsait zamanlar ve en uygun yerlerdir. fikir alış-verişinde bulunmalı. Safa ile Merve arasındaki bu gidiş gelişlere “Sa’y” denir ki.

Hasta ve çok yaşlı olan kimselerin de tavaf ve say’ını vakfeden öne almaları câizdir. temettu haclarını yapmak üzere Zilhicce ayının sekizinci günü bir kez daha Mekke’de ihramlarını giyerler ve bu temettu haccını îfâ etmek niyetiyle “Lebbeyk” diyerek Mekke’nin yaklaşık 24 km. Safâ ile Merve arasında sa’y etmek. 8. ARAFAT’TA VAKFE 357 Hac görevini yerine getiren bir kadının tavaf ve sa’y’ının âdet günlerine denk gelme korkusu olduğu durumda. 13. 12. Şayet bu ibâdetleri yapma esnâsında âdet hâli vâki olursa. . 4. üzerine farz olan temettu umresini yaptıktan sonra. gerekli açıklamaların. 2. 1. 5. temizlendikten sonra yapar. Zilhicce’nin 11. Temettu haccının da farz olan amelleri şunlardır. Mekke’de ihrâm giymek. Gecelerinde Mina’da kalmak. İki rekat tavâf namazı kılmak. 7.290 Alevî İslâm İlmihâli Hac görevini yerine getirmek üzere Mekke dışından Mekke’ye gelen hacı. 9. Hacları ilk olmayanlar için taksîr yeterlidir. 11. yakınlarında bulunan Arafat dağına giderler. Meşaru’l Harâm’da vakfe yapmak. 3. bu ibadetlerini vakfelerden önce yapması câizdir. İki rekat nisâ tavafı namazı kılmak. Hac ibâdeti. MEKKE’DE İHRÂM GİYMEK Umre amellerini yerine getiren hacılar. yerine getiremediği ibadetlerinin kazâsını. Arafat’ta vakfe yapmak. Nisâ (kadınlar) tavafını yapmak. Kabe’yi tavâf etmek. 10. Mina’da kurban kesmek. 6. haccının tamamlanması için temettu haccına başlar357. ayrıntıların Ehl-i Beyt yolunun değerli âlimlerinden öğrenilmesi her Müslüman-Alevi hacının görevidir. Mina’da Cemrey-i Ukbâ’yı taşlamak. tıraş olmak. cemaatle birlikte icrâ edilen bir ibâdet olduğundan. ve 12. Cemreleri taşlamak. İlk kez hacca gidenler için.

şeytânlarla mücadele etmek için hacılar Mina’ya doğru akmaya başlarlar. Bu mekanda. duâ. Yaklaşık olarak 6 km. Âdem rolünde bir kişi olarak. Hz. Allâh’ı sürekli anmalı. kıyâmeti ve haşri hatırlatmak üzere çokça Kur’ân okumalı. Allâh’ı anma.291 Ehl-i Beyt yolu Zilhicce ayının dokuzuncu günü öğleden akşama kadar Arafat dağında beklenir. gibi amellerini Meşaru’l Haram’daki ve Müzdelife’deki vakfelerinde de yaparlar ve o gecenin sessizliğinde Rabbi ile baş başa kalmaya ve O’na gözyaşı sunma. MEŞARU’L HARÂM’DA VAKFE Güneşin batışından önce bütün hacılar Arafat dağından Müzdelife’ye doğru hareket ederler. Fecir doğduktan sonra da Meşaru’l Haram’da farz olan vakfeyi yaparlar. Allâh katından uzaklaşmış bir kimsenin rûhî ve manevî hâli ile o mekanda bulunur. Arafat”ta vakfe yapan hacı. tüm günahlarından. Gece Müzdelife’de kalmak sünnet bir amel olup dileyenler orada kalırlar. zikir. Hacılar. yol aldıktan sonra Müzdelife’ye varırlar. Kişi böylece Arafat’ta durmanın manevî hazzını. Kendisine Allâh’ı ve emirlerini. Peygamber efendimize @ ve Ehl-i Beyt’ine @ salavât-ı şerîfeler getirmeli ve Allâh’a yakarış içerisinde bulunmalıdır. zikretmeli. tevbenin yanı sıra. şeytânlarla genel bir savaş günü olan ertesi gün için yetmiş adet ufak taşlardan toplayıp yanlarında bulundururlar. Orada istirahat ederler. Arafat’taki vakfelerinde yerine getirdikleri Kur’ân okuma. Bu gecede hacılar. kalpten yönelme mutluluğu ve imkanını elde ederler. sonra akşam ve yatsı namazlarını kılarlar. yaratılış sırlarını. tüm varlığıyla O’nun varlığını ve azametini hissetmeli. yakarış. geçmiş ümmetlerin hayat hikâyelerini. Bu bekleme esnasında insan. Şafağın atması ve Güneşin doğması ile birlikte hacılar bir sel gibi Mina’ya doğru akmaya başlarlar. CEMRE-İ UKBÂYI (BÜYÜK ŞEYTÂNI) TAŞLAMAK Zilhicce’nin onuncu günü güneşin doğmasıyla birlikte. Şeytânın . insan kıyâmet gününün manzarasını bir ân olsun hatırlayarak o dehşetli zamana kendini hazırlamanın lüzûmunu hisseder ve Hakkın dergahından uzak kalmamanın gerekliliğini kavrar. bâtıl anlayış ve itikatlarından bir daha geriye dönmemek üzere tevbe eder ve Hakka ilticâ ederek duâ ve niyazda bulunur. lezzetini ve meyvesini elde etmiş olur. salavât vs.

onlara karşı olacağına atmış olduğu yedi taş ile remzen. ayak. dıştaki şeytânlaşmış kişi. kulak. deve. İsmail @ ve onların kutlu takipçilerinden mîras kalmıştır. kör. onları her yeni başlayan haftanın bütün günleri boyunca reddedeceğine. ağız ve tenâsül organı) taşkınlıklarına ve sapkınlıklarına dur diyecek. Bu mesaj. canımızı versek de ayrılmayacağımızın bir ifadesidir. Evet. kendisini şeytâna ve bâtıl yollara sürüklemede temel uzuvları olan yedi uzvun (el. Şöyle ki. Şimdi ise. İşte kurban. Bu hayvanlarda da bulunması gereken bazı özellikler vardır. Ey aşk ehli! Bu yedi taşı atmanın elbette ki sayısız hikmetleri vardır.. göz. bu davada kanımızı. topal veya kuyruksuz vb. Her taş atıldığında da günahlarından af edilmeleri ve Allâh’ın amellerini kabul etmesi için duâda bulunurlar.292 Alevî İslâm İlmihâli sembolü olan Cemre-i Akabe’nin hizâsına gelenler yedi ufak taşla onu taşlarlar. . sembolik olarak işâret eder. koyun ise ikinci yılını doldurmuş olmalıdır. insan. öyle anlar gelir ki o kutsal mekanlarda muhtelif ortamlarda. insanoğlu gerek nefsinin şeytânlıklarına. Mina’da Allâh için kurban edilecek hayvan. kurum ve otoritelerin karşısında olarak onlarla dâimî bir savaş halinde olduğunu hatırlar. dil. bu amellerini yerine getirirken Allâh yolunda elbette ki çok ter dökerler. Buradaki taşlamanın bir sırrı odur ki. olmamalıdır. KURBAN KESMEK Memleketinden uzak diyarlara giderek hac farîzasını yerine getirmeye çalışan hacılar. Allâh yoluna gerektiğinde kan vereceğimizin. îmân davası için kan-can vermenin zamanıdır. b-Hayvanlar sağlıklı olmalıdır. onları nefs-i emmârenin hizmetine vermeyecektir. sığır veya koyun olmalıdır. a-Deve altıncı yılını. Allâh için ter döken bu kimseler. Îmân hamurlarını ter ve gözyaşı mayası ile mayalandırarak yoğururlar. Yine hikmetlerinden birisi de odur ki. c-Bedeninin her hangi bir uzvu eksik. d-Fazla yaşlı olmamalıdır. inek ve keçi üçüncü yılını. İbrahim Halîlullâh @ ile Hz. gece ve gündüz göz yaşı da akıtırlar. bize yüce İslam peygamberleri Hz..

başlarını tamamıyla tıraş etmez. Kadınlar ise. Bunların haricindeki tüm hacılar tıraş veya taksir amelinden dilediklerini yerine getirirler. hacdan döndükten sonra da yine peşi peşine yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutmalıdır. Temettu haccındaki diğer farz amellerden. duâlar edilir. saçlarından veya tırnaklarından bir miktarını keserler. ise. O esnâda tekbîr getirilir. Daha sonra sünnet bir uygulama olarak.) ve öpülür. yedirmesi ve dağıtması önemle tavsiye edilen sünnetlerdendir. Hacerül Esved’in yanına gidilerek O’na el sürülür (isti’lam edilir. Şayet Hacerül Esved’e el sürme imkanı olmaz ise karşısına geçilerek tekbîr getirilir. KABE’Yİ TAVAF ETMEK İKİ REKAT TAVAF NAMAZI KILMAK SAFÂ İLE MERVE ARASINDA SA’Y ETMEK NİSÂ TAVAFI YAPMAK İKİ REKAT NİSÂ TAVÂFI NAMAZI KILMAK. Kurbanın kesilme âdâb ve erkânı diğer zamanlarda hayvan boğazlamak gibidir. salavât-ı şerîfeler okunur. Hayvanı kesende ve hayvan kesiminde uyulması gereken kurallara riâyet etmek gerekir. Haccın haricinde kurban kesmek Ehl-i Beyt yoluna göre müstehab (sünnet) bir ameldir. yemesi. duâlar edilir. hac ibâdeti döneminde peşi peşine üç gün. kesilen hayvanı üç kısma ayırarak. Hâli-vakti yerinde olanların Allâh için bu ibâdeti yerine getirmeleri gerekir. . f-Yumurtaları çıkarılmış. Kurbanını kesen kişinin. burkulmuş olmamalıdır. Kurban kesmeye gücü yetmeyen kimse ise.358 SAÇ TIRAŞI VEYA TAKSÎR Mina’da yerine getirilen Cemre-i Ukbâ’yı taşlama ve kurban kesme farzlarından sonra üçüncü farz amelde saç tıraşı veya taksîrdir. Temettu umresinde yapıldığı şekilde yerine getirilirler. Ve nihâyet yüce 358 İlmihâlimizin hayvan kesimi ve hükümleri kısmına bakınız.293 Ehl-i Beyt yolu e-Aşırı derecede zayıf olmamalıdır. İlk defa hac görevini yerine getiren kimsenin saçını tamamıyla tıraş etmesi gerekir.

Bu nikah ile eşler karı-koca vazîfelerinde ve âilevî sorunlarında Kur’ân’ın emirlerine uyacaklarına dâir Allâh önünde söz verirler. Allâh’a itaat için hâlis ve temiz niyetlerle yerine getirilmelidir. Allâh’ın emirlerine itaat edeceklerini belirtmekle de birbirlerine helâl olmuş olurlar. Mekke’de hacılara su verme vazifesini üstlenen kişiler ve Mekke’de gece sabaha kadar ibâdet etmek isteyen kimseler Mina’da kalmak mecbûriyetinde değildirler. MİNA’DA 11. ihrâma girmekle eşlerine harâm olan hacılar da kadınlar tavafı ve namazını yapmakla bir kez daha ahitlerini ve akitlerini yenilemiş. VE 12. kadına verilmesi gereken önemi ısrarla belirtmiş. GECE İKÂMETİ Hacılar. Evlilikte. Nisâ (kadınlar) tavafının bazı hikmetleri. Öyle ki toplumun yarısını oluşturan kadın tâifesi (analar) “ayakları altında Cennet bulunan” bir makâma oturtulmuş ve azîz kılınmıştır. Kabe’yi ziyâret eden hacılar da Nisâ tavafı ve namazı ile. Mina’da kalmaları halinde müşkül duruma düşebilecek kusurları olanlar. Her ibâdet ve eylemin kendi içerisinde bir takım hikmetlerinin olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. ahdimi yerine getirdim. Nisâ tavafının yapılmasında da bir çok hikmetler vardır. Kadın ve erkek arasında nikah bağı ile oluşan ilâhî antlaşma. Hastalar. Şu kadarını belirtelim ki yüce İslam dîni. Şâhit ol!” denilerek ilticâda bulunulur. gece çadırlarda kalmak üzere Mina’ya geri dönerler. hasta bakıcıları. Mina’daki bu konaklama da bir ibâdet olup. . büyük bir ordu gibi çadırlarda konaklamak ve şeytânlar aleyhine genel bir savaş başlatmak için 11. aynı zamanda insan ile Allâh arasında da gerçekleşen bir antlaşma ve ahittir. mallarının çalınacağından korkan kimseler. eşlerinin ve âilelerinin hukûkuna sâdık kalacaklarını belirtmiş olurlar. Mekke’de yapılması gereken beş ameli yerine getirdikten sonra. kadın ve erkek evlilik akdinin okunması (nikah) ile birbirlerine helâl oldukları gibi.294 Alevî İslâm İlmihâli Allâh’a “Yâ Rabbi! Emânetimi edâ ettim. şanlı Peygamberimiz de @ kadınlar hakkında bir çok tavsiyelerde bulunmuşlardır. ve 12.

Mina’da bulunan şu üç sütun. Tahrîru’l Vesîle. duâlar eder. Kur’ân okur. 359 Biz. Bütün işlerini yaratana havâle et. 4. B. İlâhî kazâ ve kadere boyun eğ. Ali Şeriatî: Hac. Hacca gidecek olan Ehl-i Beyt dostu Müslümanların istifâde edebilecekleri tarzda bir hac ibâdeti rehberini edinmeleri ve bu yolun kıymetli âlimlerinin de hacimli hac rehberi hazırlamaları zarûrî bir ihtiyaçtır. hareketten önce kalbini Allâh için her türlü dünyevî iş. Mekke’de sünnet olan bazı amelleri icrâ ederler. Hacılar. Daha önce Medîne’ye uğramamış olanlar da Resûlullâh’ın @ ve kutlu sîmâların (r. Ziyaretçilerin çoğu Mekke’ye dönerler. 6.) ve Ehl-i Beyt’in @ mezarlarını ziyâret ederler. . Seyyid Hoî: Tam ilmihâl.359 İMÂM CAFER SÂDIK @ AÇISINDAN HACCIN BAZI SIRLARI İmâm Cafer Sâdık @ bir rivâyete göre Haccın sır ve inceliklerini şöyle beyân etmektedir. Muhtasaru’n Nâfî fî fıkhı’l İmâmiyye. İnsanların senin boynunda olan haklarını edâ et.) kabirlerini ziyâret amacıyla Medîne’ye giderler.295 Ehl-i Beyt yolu CEMRELERİN TAŞLANMASI Zilhicce’nin onbir ve onikinci günleri şeytânlarla savaş günleridir. 3. hac ile ilgili genel hükümleri ve özellikle de farz konumundaki hükümleri ayrıntılarına girmeden vermeye çalıştık. Cemrelerin taşlanmasıyla hac amelleri sona ermiş olur. Haccın ayrıntılı hükümleri ve hikmetleri ile ilgili geniş bilgi için bakınız: Seyyid Rûhullâh ®:Tam ilmihâl. Azar Şîrâzî: İslâm’ın büyük ibâdî-siyâsî kongresi Hac. Birinci Cemre. perde ve engelden temizle. salât ve selâm gönderirler. Dünyâyı ve rahatlığı bırak. Bütün işlerinde hareket ve sükûnet ile Allâh’a tevekkül et. Hacca gitmeye niyet ettiğin zaman. güzîde Sahabîlerin (r. şeytândan ve her türlü günahlardan. vs. her sütuna yedişer taş atarlar. 2. bu sembolik savaşta (savaş tatbikâtında) nişan alarak. 5.a.a. Orta Cemre ve Son Cemre üç putu temsil eder. 1. nefsin azgınlığından Allâh’a sığındıklarını duâ ve niyazları-yakarışlarıyla ifâde ederek. Allâme Hıllî: Şerâiu’l İslâm.

Bunların.Allâh katında Allâh’ın birliğine dâir ahdini yenile.Temiz. hevâ ve heveslere kapılmaktan sakın ve kendini onlardan uzak tut. 26.Sıdk. 8. 19. Çünkü bir kimse Allâh’ın rızâsını iddia edip de Allâh’tan başka bir şeye güvenirse. 24. 11. . 27.Başını tıraş etmekle bâtınî ve zâhirî ayıpları. Beyt’in sahibine saygı ve O’nun ma’rifet ve celâli hakkı için ziyâret et.Allâh’ı hatırlamaktan. Allâh’ın emânına ve ilâhî gölgeye girdiğini düşün. kardeşlerine muhabbet ve sevgi göstermek. kötü sıfatları terket. heves ve tamah boğazını kes. 17. Resûlullâh’ın @ sünnetlerine riâyet et. Kuvvetli ilâhî ipe sımsıkı sarıl. şehvetleri. 21. 15. 25. o şey onun düşmanı ve azâbı oluverir. 23.Cemreleri taşladığında. Arş’ın etrafını tavaf eden meleklere de kalbinle katıl. 16.Müzdelife’de takva kazanmaya bak. Bir daha geri dönmeyecekmiş gibi kendini o yolculuğa hazırla. yani edepli olmak. 9. cömertlik ve mal ihsânında bulunmak gibi. safâ.Nefsânîlikten.Daha sonra tevbe suyu ile gusül et ve kendini bütün günahlardan temizle.Harem’e girmekle. gençliğe ve gücüne güvenme.Arafat dağının tepesine gittiğinde rûhunla Allâh’ın huzûruna yüksel. hevâ. 10.Beytullâh’ın etrâfını tavaf eden Müslüman’lara bedeninle katıldığın gibi. alçaklığı. 13. tahammül etmek. hâlis ve tezkiye olmuş bir cevapla ilâhî çağrıya “Lebbeyk” de. 12. İlâhî yardım olmaksızın Allâh’tan başka hiç bir şeyin güç ve kudretinin olmadığını bil.Sana farz olan her şeye riayet et.Mina’ya doğru hareket etmekle gafletten ve haktan ayrılmaktan sakınmış ol. Allâh’a ibâdet etmekten seni uzaklaştıran her şeyi kendine haram kıl.Hacerü’l Esved’e el sürdüğünde Allâh’ın azameti karşısında huşû içinde ol. huzu ve huşû elbiselerini giy. sabırlı olmak. Yol arkadaşlarının yanlarında getirdikleri azığa. arındır. 20. şükretmek.İlâhî farzlara ve Hz.Kalbinle Allâh’a yaklaş. senin düşmanın ve azâbın olmasından kork. kötü ve çirkin işleri kendinden uzaklaştır.Kurban kestiğin zaman. kendi malına. 22. 28.296 Alevî İslâm İlmihâli 7.Beytullâhü’l Harâm’ı. Yol arkadaşlarınla iyi geçin. 14. 18.

360 İMÂM ZEYNELÂBİDÎN’E @ GÖRE HACCIN HAKÎKATİ İmâm Zeynelâbidîn @ hacdan geri döndükleri zaman Şiblî.Acaba vücudunu temizleyip. . ihram giydin ve haccetmeye karar verdin mi? Şibli. dedi Şibli.297 Ehl-i Beyt yolu 29. . . evet ey Allâh’ın Resulü’nün evladı! (torunu) dedi. ne dikili elbiselerini çıkarmışsın ve ne de gusül etmişsin demektir. nifak ve günah olması muhtemel işlerden arınmaya niyet ettin mi? Hayır. 31. sen ne Mikat’a girmişsin.Mikat’a girdiğin zaman günah elbisesini bir kenara atarak. 30.Acaba Mikat’a giderek. hayır dedi.Vedâ tavafı ile Allâh’tan gayrı her şeye vedâ et. İmâm @.Safâ ve Merve’de kendi benlik ve vasıflarından geçerek kendini Allâh’ın karşısında geçenlerden eyle. İmâmı @ karşıladı ve aralarında şöyle bir konuşma geçti.Dikili elbiselerini çıkarırken riyâkarlık. İmâm @ buyurdular. Ey Allâh’ın Resûlünün evlâdı (torunu) dedi. “Hz. mezara. dedi Şibli. başlangıcından sonuna kadar akıllılar ve düşünebilenler için. Allâh’a itaat elbisesini giymeye niyet ettin mi? Şibli. hac merâsimlerini yerine getirdin mi? Şibli. İmâm @ yeniden sormaya başladı. mezardan kalkmaya ve kıyâmete-haşr’e işârettir. İmâm Seccâd (Zeynelâbidîn) O’na sordu: .Temizlik anında ihram giydiğinde ve hac etmeye karar verdiğinde acaba tevbe ilacı ile kendini günahlardan arındırmaya da niyet ettin mi? 360 Mesabihü’ş Şeria: Bab: 21. . B. . İmâm @ tekrar sordu. Bunun üzerine. dedi. Eğer durum böyle ise.Ey Şibli. ölüme. Evet.Hac amelleri. dikilmiş elbiseleri üzerinden çıkardın ve guslettin mi? Evet. Azar Şirazi: İslâm’ın büyük ibâdî-siyâsî kongresi: sh: 54- 57 .

Öyleyse sen ne Mikat’a girmişsin. . dedi. iki rekat ihram namazı kıldın ve Lebbeyk dedin mi? Evet. .Harem’e girdiğin zaman. Kabe’yi görüp namaz kıldın mı? Evet. . . dedi Şibli. ne Mekke’yi görmüşsün ve ne de namaz kılmışsın. Allâh’a itaat etmeye dâir taahhüdün sebebiyle her işte bunu söyleyeceğine. .Öyleyse. .Öyle ise. İmâm @ yeniden sordu. sen ne temizlik yapmışsın. sen ne Harem’e girmişsin.Mikat’a girdiğin zaman ziyâret amacıyla oraya girdiğine niyet ettin mi? Hayır.Acaba. ne namaz kılmışsın ve ne de Lebbeyk demişsin. . İmâm @ yeniden sordu. . her türlü günah olan sözleri söylemeyeceğine niyet ettin mi? Hayır. dedi Şibli.Lebbeyk dediğin zaman.İki rekat namaz kıldığın zaman amellerin en iyisi olan namaz sâyesinde yüce Allâh’a daha yakın olmaya niyet ettin mi? Hayır. Müslüman’ların gıybetini etmeyi her zaman ve mekanda kendine haram kılacağına niyet ettin mi? Hayır.Acaba Mikat’a girdin. İmâm @ tekrar sordu.Mekke’ye ulaştığın zaman bu yolculuktan hedefinin yalnızca Allâh olduğunu hiç düşündün mü? Hayır. . . Harem’e girip.298 Alevî İslâm İlmihâli İhram giydiğin zaman Allâh’ın haram kıldığı her şeyi kendine haram etmeye niyet ettin mi? Şibli. hayır.Haccetmeye karar verdiğin zaman ilâhî olmayan bütün karar ve antlaşmaları ayaklarının altına alacağına niyet ettin mi? Hayır. ne ihram giymişsin ve ne de hac etmeye karar vermişsin. . .

.Acaba Zemzem kuyusunun yanına giderek ondan su içtin mi? Evet.O halde. şeytânın ve nefs-i emmârenin şerrinden Allâh’a sığındığına niyet edip ve her şeyi bilen Allâh’ın bu içinde bulunduğun durumları da bildiğini düşündün mü? Hayır.Acaba Kabe’yi tavaf ettin. Safâ ve Merve’ye gittin ve o iki yer arasında sa’y ettin. İmâm @ tekrar sordu. Daha sonra. .Sa’y ettiğin zaman. .Öyleyse.Hz. . dedi Şibli. . ne İbrâhîm’in @ makamında vakfeye durmuşsun ve ne de iki rekat namaz kılmışsın. .Peki. İbrâhîm’in @ makâmında durdun ve orada iki rekat namaz kıldın mı? Evet. . . ah! Hacerü’l Esved’e el süren aslında Allâh ile musâfaha yapmış olur.O halde Hakka itaat etmekte kendini gözetleyip ve gözünü günahlardan sakındıracağına niyet ettin mi? Hayır. gidip geldin mi? . Öyleyse ey zavallı! Çok büyük bir saygınlığı olan bu işin değerini düşürmemeye ve ilâhî emirlere aykırılık yüzünden günahkar kimseler gibi kulluk sözünün (musâfahanın) anlamını harap etmemeye dikkat et. erkanını yaptın ve Sa’y da bulundun mu? Evet. .İbrâhîm’in @ makâmında iki rekat namaz kıldığın zaman. ne Zemzem kuyusunun yanına gitmişsin ne de ondan su içmişsin.O halde ne tavaf etmişsin.299 Ehl-i Beyt yolu . Hz. İbrâhîm’in @ makâmına girdiğin zaman. ne erkânı yerine getirmişsin ve ne de sa’y etmişsin. gerçekte İbrâhîm’in @ namazını kıldığına ve böyle bir namazla şeytânın burnunu yere sürttüğüne niyet ettin mi? Hayır. . tam bir itaat kararıyla ve Allâh’a her türlü isyâna karşı koyarak bu mukaddes mekanda vakfe ettiğine niyet ettin mi? Hayır.Acaba Hacerü’l Esved’e el sürüp. ne Hacerü’l Esved’e el sürmüşsün. . İmâm @ soru sormaya devam ederek.Ah. yine buyurdu @.

Safâ ve Merve arasında ne Sa’y etmişsin. . sağa-sola sapmamaya çalıştığın zaman. çıktım.Arafat’a gittiğin zaman Allâh’ı tanıma hakkına riâyet edip.Acaba. ne Rahmet dağına çıkmışsın ve ne de Allâh’a yalvarmışsın. . . Rahmet dağına çıktığın zaman Allâh’ın her inanan erkek ve kadına rahmette bulunacağını ve her Müslüman kadın ve erkeğe doğru yolu göstereceğini düşündün mü? Hayır. hak dinden de sağa-sola sapmamaya da niyet ettin mi? Hayır.300 Alevî İslâm İlmihâli Evet. .Sa’y ederken korku ile ümit arasında bir hal aldın mı? Hayır. . Daha sonra. . .. Rahmet dağının tepesine çıktın. . ilmini ve amelini sağlamlaştıracağına niyet ettin mi? Hayır. elinle ve düşüncenle halkı rahatsız etmemen gerektiğini hiç düşündün mü? Hayır. .Acaba. Arafat’ta vakfeye durdun. ne yol yürümüşsün ve ne de gidip gelmişsin. .. İmâm @ daha sonra şöyle buyurdu. Arafat ve Meşar arasında geçtin. Allâh’ın senin içinde ve dışında olanlardan haberi olduğunu bildin mi? Hayır.O halde sen ne Arafat’a gitmişsin. . Hz.Öyleyse. . . Müzdelife topraklarında yol yürüdün ve orada çakıl taşları topladın mı? Acaba Meşaru’l Harâm’a uğradın mı? Evet.Arafat ve Meşar arasında yol yürüdüğün.Öyleyse Mina’ya gitmek için Mekke’den yola çıkmamışsın. bütün günah ve câhiliyyeleri kendinden uzaklaştıracağına. ilâhî ilimleri kavrayarak bütün varlığınla Allâh’ın kudret ve egemenliği altında olduğunu.Acaba.Çıktığın zaman dilinle. İmâm Zeynelabidin @ şöyle buyurdu. orada Allâh’a yalvardın mı?(Lebbeyk dedin mi?) Evet.. dedi Şibli.Acaba Mina’ya gitmek için Mekke’den çıktın mı? Evet.Müzdelife’de yürüdüğün ve orada çakıl taşlarını topladığında.

ne şeytân taşlamışsın. kendi câhilliğinden ve hac merâsimini gerektiği gibi tam olarak yerine getiremediğinden dolayı üzüntüye kapıldı. halkın derdini öğreniniz. ne Meşar’da yol yürümüşsün. Şibli.Acaba. ne de Meşaru’l Harâm’a varmışsın. .Acaba. başkalarına karşı zulmetmekten arındığını ve dünyâya ilk geldiğin gibi günahlardan kurtulduğunu düşündün mü? Hayır. Cemre’yi taşladın. kurban kestiğin zaman zühd hakîkatine sarılarak. Sen gerçekte hac yapmamışsın. ağlamaya başladı. İmâm @ sonra buyurdu.a.. düşmanın İblise karşı çıktığına ve önemli hac merâsimlerini sona erdirmekle şeytânın yoluna gitmeyeceğine niyet ettin mi? Hayır. ne kurban kesmişsin ve ne de Allâh’a yakınlaşmışsın. Azar Şirazi: İslâm’ın büyük ibâdî-siyâsî kongresi Hac: sh: 58-64 .O halde sen ne Mina’ya gitmişsin. . geri dön.Haccın hakîkati şudur.Acaba. başını tıraş ettiğinde. Gidiniz. İbrâhîm’in @ sünnetine uyduğuna niyet ettin mi? Hayır. . Eğer 361 B. .Şeytânı taşladığın zaman.Mina’ya varıp şeytân taşladığında. her türlü tamahın boğazını kesmenin ve gönlünün meyvesi -oğul İsmail’in. yoksulların nasıl bir durumda olduğunu görünüz ve onların dertleriyle ilgileniniz. O günden sonra. bütün çirkin davranışlardan. . gelecek yıl daha üstün bir marifet ve sağlam bilgi ile hac ibâdetinin amellerini yerine getirebilmek için haccın sırlarını öğrenmeye koyuldu. Mina’ya vardın.) GÖRE HACCIN BAZI HAKÎKATLERİ VE TAVSİYELER “. ne Müzdelife’de çakıl toplamışsın. ne başını tıraş etmişsin.O halde.”361 SEYYİD RÛHULLÂH’A (r. ..başını kesmekle kendinden sonra gelecekler için Allâh’a kulluk etmek ve O’na yaklaşmanın temelini atan Hz. murâdına erdiğini ve Allâh’ın senin isteklerini karşılayacağını düşündün mü? Hayır. başını tıraş ettin ve kurban kestin mi? Evet.301 Ehl-i Beyt yolu .

302

Alevî İslâm İlmihâli

insanlar hacca gitmekle daha önce sâhip olamadıkları bir refah içerisinde olmaları gerektiğini düşünürlerse bu hac olmaz... ...Ey Kabe’nin ziyâretçileri! Kendi amellerinize dikkat edip, kendinizi korumalısınız. Bu yolculuğunuzu Allâh’a doğru bir yolculuk olarak değerlendiriniz. Bu yolculuğunuz ile belki de Allâh katında çok üstün bir derece kazanacağınızı biliniz. Allâh göstermesin, zilletin en aşağı mertebesine düşme ihtimâli de vardır. ...Dikkat ediniz ki hac yolculuğu maddî kazanç ve alış-veriş yolculuğu değildir. Dünyâ malı elde etme yolculuğu da değildir. Bu yolculukta yapılan bütün işler Allâh’ın rızâsını kazanmak için olmalıdır... ...Sizler şeytânı, içinizdeki şeytânları taşlamaya gidiyorsunuz. Siz, Rahmânî olunuz ki taşlamanız da Rahman ordusunun şeytânı taşlaması olsun. Siz, kutsal vakfeler yapıyorsunuz, bu vakfelerinize günah bulaştırmayınız ve yasak olan amelleri işlemeyiniz... Hac farzı, diğer farzlar arasında farklı bazı özelliklere sahiptir. Denebilir ki onun siyâsî ve sosyal yönü diğer yönlerinden üstündür. Bununla birlikte ibâdet yönü de apayrı bir özelliğe sâhiptir... ...Hacda bulunan bu muhteşem topluluk, Müslüman’ların karşı karşıya bulunduğu sorunları incelemeli ve bu sorunların giderilmesi yolunda ortak çareler aramalı, kararlar almalıdır... ...Hacca giden Alevî-Şîi Müslüman’lar orada fitneye sebep olacak hal ve hareketlerden şiddetle kaçınmalı, Ehl-i Sünnet Müslüman kardeşlerinin cemaat namazlarına iştirak etmeli, bölücülük ve fitne olarak algılanabilecek davranışlar sergilememelidirler...”362 Hac yolculuğu âdâbı; 1.Yola çıkılacağı zaman besmele çekilmeli. 2.Sadaka verilerek ve Âyete’l Kürsi okunarak yolculuğa başlanmalı. 3.Yol arkadaşlarına yardım edip onların ihtiyaçlarının giderilmesine çalışılmalı. 4.Harcama hususunda kendisi gibi olan bir yol arkadaşı seçmeli. 5.Herkese iyi ahlakla muâmele etmeli. 6.Beraberinde yeteri miktarda azık alınmalı.

362

B. Azar Şirazi: İslâm’ın büyük siyâsî-ibâdî kongresi Hac: sh: 66-68

303

Ehl-i Beyt yolu
7.Yol arkadaşlarıyla şerîat dairesinde şakalaşarak yolculuk stresini azaltmaya çalışmalı. 8.Namaza ehemmiyet vermeli ve vaktin evvelinde kılmalı. 9.Ziyâret yolculuklarına çıkmadan önce, mümkün ise gusletmeli. 10.Yolda yersiz konuşmayı, kavgayı ve husumeti terk etmeli. 11.Dâima abdestli olmaya çalışılmalı. 12.Ziyâretçinin elbisesi temiz, yeni, güzel ve beyaz olmalı. 13.Güzel kokular sürünülmeli. 14.Mukaddes mekanlara girilirken, sükûnet ve vakar ile adım atmalı, huşû içerisinde baş öne eğilmeli. 15.Özellikle hac seferinde âileye hediyeler getirilmeli. Bir kaç sağlık tavsiyesi; Hacı adaylarının, fazla sıcaklık yüzünden meydana gelen hastalıkları önlemek için aşağıdaki konulara dikkat etmeleri ve onları yerinde uygulamaları gerekmektedir; 1. Yeterince su içiniz. 2. Vücuttaki tuz miktarı, terleme yoluyla normalin altına iner. Bu tuz düşüklüğünü günlük yemeklere, sebze ve salatalara tuz eklemekle gidermeye çalışınız. Doktor tavsiyelerine önemle uyunuz. 3. Beyaz, açık renkli, ince ve zarif elbiselerden yararlanınız. Su geçirmeyen, naylon veya benzeri elbiseleri giymekten sakınınız. 4. Sağlıkça durumunuz elverişli ise, soğuk suyla duş alınız. 5. Vücudunuzun Arabistan sıcağına alışabilmesi için Arabistan’a hareketten bir kaç hafta önce, günde bir kaç saat güneşleniniz. Yürüyüşler yaparak vücudunuzu alıştırınız. 6. Mümkün olursa dînî amellerinizi havaların soğuduğu ve rüzgar esintilerinin bulunduğu gecelerde yapınız. Gündüzün sıcaklığı altında, bedensel faaliyetlerden ve yol yürümekten sakınınız. 7. Daha önce yapılmış ve bozulmaya yüz tutmuş yemeklerden yararlanmayınız. 8. Her zaman ve her yerde temiz ve kontrollü suları içiniz, şüpheli sulardan uzak durunuz. 9. Baş dönmesi, kusma ve diğer rahatsızlıklarınızda vakit geçirmeden doktora baş vurunuz.

304

Alevî İslâm İlmihâli

10.Tuvalet e gidince elinizi sabunla yıkayınız. Kağıt mendiller ya da temiz havlularla kurulanınız. 11.Her gün bedeninizi ve ayaklarınızı yıkayınız. 12.Tırnaklarınızın uzamamasına dikkat ediniz. Devamlı hamama gidiniz ve kendinize ait temiz havlularla kurulanınız. Her yerde ve her zaman Resûlullâh’ın @ şu hadîsini hatırınızdan çıkarmayınız.

Ki, @ buyurmuştur; “Temizlik îmandandır.”

HAC, UMRE, KURBAN VE ZİYÂRET İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT KELÂMINDAN NURDAN DAMLALAR Resûlullâh (s.a.a.) buyurdular; “Hac, zayıfların cihâdıdır.”363 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular; “Bir hac, içerisi altın dolu bir evin altınlarının, tükeninceye kadar sadaka olarak verilmesinden daha hayırlıdır.”364 İmâm Cafer Sâdık @ ve İmâm Ali @ buyurdular; “Yılın her ayında bir umre yapılabilir. En faziletli umre ise, Receb ayında yapılanıdır.”365 Yine İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular; “Hacılar üç kısımdır: Bir kısmı; Cehennemden âzad olanlardır. Bir kısmı; analarından doğdukları gün ki gibi günahlarından arınanlardır. Bir kısmı da; âile efrâdını ve malını Allâh’ın koruması altına almış olanlardır. Bu sonuncusu; en düşük karşılıkla (mükâfatla) geri dönen hacılardır.”366 İmâm Zeynelâbidîn @ buyurdular; “Ey hacca gitmeyen-gidemeyenler! Hacıları karşılayınız, onlarla musâfaha (tokalaşma, kucaklaşma vs.) yapınız.

Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 259, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 146, c: 4 sh: 298 Kâfî: c: 4 sh: 260 365 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 534-536, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 142, 276, 278, İstibsâr: c: 2 sh: 326 366 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 262, Tehzîb: c: 5 sh: 21
363 364 Furû-u

305

Ehl-i Beyt yolu
Onlara hürmet gösteriniz. Onlarla mükâfatlarında ortak olmak istiyorsanız bu şekilde davranınız...”367 Dînin Güneşi İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular; “Hac görevini yerine getirenler olduğu müddetçe bu din ayakta kalacaktır.”368 İmâm Cafer Sâdık’a @ soruldu; “Bir kadın yanında mahremi olmadan hacca gidebilir mi?” İmâm @ buyurdular; “Nefsini, ırzını koruyabilecek ise (her yönden emniyette olacaksa), evet gidebilir.”369 Hz. İmâm Muhammed Bâkır @ “Hac bilinen aylardadır...” [Bakara (2): 197] âyeti hakkında, bu aylar; “Şevvâl, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır. Bunların dışındaki aylarda hiç kimse hac yapamaz.” buyurdular.370 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu; “Zemzem suyu, içen kimseye şifâdır.”371 Ehl-i Beyt İmâmlarından @ nakledilmiştir ki; “...Kurban kesmenin en faziletli olduğu gün bayramın birinci günüdür.”372 İmâm Cafer Sâdık’a @; “Kurban kesmek hakkında” sorulduğunda, şöyle buyurdular; “Gücü yeten her Müslüman’a kurban kesmek gereklidir.”373 İmâm Cafer Sâdık’tan @ nakledildiğine göre; “Deve, sığır gibi büyük baş hayvanlar kurban edilirken yedi kişiye kadar ortak olunabilir.”374 İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdu; “Hiç kimsenin Mekke’de Kabe binâsından daha yüksek binâ yapması uygun değildir.”375 İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre, Resûlullâh (s.a.a) şöyle buyurdular; “Kim beni diri iken ya da ölümümden sonra ziyâret ederse, kıyâmet günü o kimseye şefaatçi olurum.”376

Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 264, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 147 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 271 369 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 282, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 268 370 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 289, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 278 371 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 135 372 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 292, Tehzîb: c: 1 sh: 504, İstibsâr: c: 2 sh: 264 373 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 292 374 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 294, Tehzîb: c: 5 sh: 208, İstibsâr: c: 2 sh: 266 375 Tehzîb: c: 5 sh: 420, 448 376 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 548, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 345, Tehzîb: c: 6 sh: 3-4
367 368

306

Alevî İslâm İlmihâli

Kurbanın hakikatine erenler, rûz-i mahşerde yalnız kalmazlar.

HUMUS

307

Ehl-i Beyt yolu
Ehl-i Beyt yoluna göre; İslâm’ın farzlarından birisi de, Âl-i Beyt’in hakkı olan humusun verilmesidir. Humus; Kelime anlamı olarak beşte bir demektir. Dînî literatürdeki anlamı ise; belli mallardan belirtilen ölçüler içerisinde beşte bir kısmının hak sâhiplerine verilmesidir. Humus; Kur’ân-ı Kerim’de [Enfâl sûresi (8): 41.] âyette belirtildiği üzere farz kılınmıştır. Bu konuda Yüce Allâh buyuruyor: “...bilin ki; ganimetlerin humusu (beşte biri); Allâh’a, Resûlüne, Zilkurbâ’ya (Resûle akrabalığı olanlara), yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir...” Bu âyette ganîmetlerin humusunun verilmesi emredilmektedir. Şanlı Peygamberimiz @ ve Oniki İmâm efendilerimiz de @ bahsedilen ganîmetlerin nelerden ibâret olduğunu ve hangi hallerde humusunun verilmesi gerektiğini bizlere açıklamışlardır. Biz de Ehl-i Beyt yolunun bağlıları olan Müslüman’lar olarak bütün kazanç çeşitlerinin ganîmet kapsamına girdiğine itikât ediyor, bu farzın bugün de geçerli olduğuna inanıyoruz. Ehl-i Sünnet’in hadîs kaynaklarından Sahîh-i Buhârî’de nakledildiğine “Ben size dört şeyi göre, Resûlullâh @ efendimiz şöyle buyurdular: emrediyorum. Allâh’a îmân ettikten sonra namaz kılmayı, zekat vermeyi, Ramazan orucunu tutmayı ve ganîmetlerinizin (kazancınızın) beşte birini (humusunu) Allâh yolunda vermeyi.”377 Târihin bazı dönemlerinde Âl-i Beyt’in @ hakkı olan humus, hak sâhiplerine maalesef verilmemiştir. Ehl-i Beyt’in ve Âl-i Muhammed’in @ İslâm’daki yerine ve önemini hakkıyla bilen biz Ehl-i Beyt yolunun bağlıları Alevî-Şiî Müslüman’larda ise, humusun verilmesi bugüne kadar devâm edegelmiş ve Allâh’ın izni ve inâyeti ile kıyâmet gününe kadar da devâm edecektir. Zekat konusunda değindiğimiz gibi, Ehl-i Beyt soyundan olan kimselerin, çok zarûri haller dışında zekattan-sadakadan pay almaları ilâhî bir emirle yasak kılınmıştır. İşte bundan dolayıdır ki, Cenâb-ı Allâh onlara humus denilen payın verilmesini emretmiş, bu mektebin maddî ihtiyaçlarının bu vesîle ile karşılanarak güçlenmesini murâd etmiştir. Bu konuda İmâm Cafer Sâdık @ şöyle buyuruyorlar: “Kendisinden başka ilâh olmayan Allâh, bize sadaka-zekat almayı haram kıldı. Buna karşılık,
Sahîh-i Buhârî: c: 4 sh: 44, Ehl-i Sünnet kaynaklarına göre de humusu verilmesi farz olan malların yalnızca savaşta elde edilen ganîmetlerden ibâret olmadığının bazı naklî delilleri için bakınız: Sahîh-i Buhârî: c: 2 sh: 136-137
377

308

Alevî İslâm İlmihâli

humus hakkını bizim için takdîr etti. Sadaka-zekat almak bize haramdır. Humusun ise bize verilmesi farzdır.”378 Anadolu topraklarında da yüzyıllarca Ocakzâdelere (dede, baba, seyyidlere) çeşitli münâsebetlerle verilmiş olan ve adına “Hakkullâh” diyebileceğimiz pay da, esâsen bir nevî humustur. Ancak, halkımızın konunun teferruatı hakkındaki cehâleti, bunun biraz da gelişi güzel sürmesine ve zaman zaman da aksamasına sebep olmuştur.379 NELERDEN HUMUS VERİLİR? Yedi şeyin humusunun verilmesi farzdır: 1. Kazancın kârı. 2. Maden. 3. Defîne. 4. Denize dalmakla çıkarılan mücevherler. 5. Helalle karışmış ve ayırt edilmesi mümkün olmayan haram mal. 6. Savaşta elde edilen ganimetler. 7. Zımmî kâfirin Müslüman’dan satın aldığı yerler. Kazancın kârı Bir kimse; ticâret, sanat, ziraat ve diğer kazanç yollarından bir çok mal elde eder. Bu kazancından kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin yıllık masraflarını karşılar. Geriye de ne artarsa bu artan miktarın humusunu vermelidir. Kazançlardan, yıl ortasında yemek, elbise, ev eşyası, ev alımı, düğün masrafları, kız için çeyiz, ziynet ve benzeri işler için yapılan masraflar toplumun ortalama yaşam standartlarından daha lüks değilse bu yapılan harcamalara humus gerekmez. Bir malın humusu verilmedikçe, o maldan hiç bir sûrette istifâde etmek dînen uygun değildir.

378 379

Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 21 Humus hakkında geniş bilgi için bakınız: Ehl-i Beyt Mesajı dergisi: sayı: 13 sh: 74-80, Kâşifu’l Ğıtâ: Caferî mezhebi ve esasları: sh: 72-73, Prof. Dr. Muhammed Ticani Semavî: Doğrularla birlikte: sh: 261-267, Ahmed Sabri Hamedâni: İmâm Cafer Sâdık buyrukları: sh: 118, İslam’da ışıklı yol; Ehl-i Beyt yolu...

Defîne Defînenin nisab miktarı da 504 gram gümüş veya 72 gram altın değeridir. tuz. diğer bütün madenler. defîne. bütün masraflar düştükten sonra nisab miktarına ulaşırsa humusunun verilmesi farzdır. Yine. Ancak. Ancak. Bütün bunlar.. . Maden Altın. bakır. gelen hediyenin humusu verilmemiş maldan olduğu bilinirse. o mîrâsın humusu verilmelidir. demir.309 Ehl-i Beyt yolu Hediye olarak gelen maldan humus vermek farz değildir. petrol. denizden çıkarılan mücevherler başkaları ile ortaklaşa olarak elde edilirse masraflar düştükten sonra kişi başına düşen miktar belirtilen gramajda ise humusu verilmelidir. bir kimsenin elde ettiği mîrastan da humus verilmesi farz değildir. 105 miskal (yani. o taktirde diğer kazançlarla birlikte hesap edilir. 504 gram civârı) gümüş veya 15 miskal (72 gram civârı) altın değerindeki madene sahip olmaktır. Madenlerin nisab miktarı. Kâfirden veya humusun farz olduğuna inancı olmayan bir kimseden. kurşun. mercan ve diğer mücevherler yapılan masraflar çıktıktan sonra 4. akik. Defînenin ele geçirilmesi için yapılan tüm masraflar düşüldükten sonra elde kalan defînenin değeri belirtilen miktara ulaşırsa humusunun verilmesi farzdır. Yıllık bütün masraflar çıktıktan sonra arta kalan olursa “kazancın humusu” bölümünde anlatıldığı tarzda humus verilir. Helâl ile karışmış haram mal Haram mal ile helal mal birbirlerinden ayırt edilemeyecek şekilde karışmış ise. vb.8 grama ulaşırsa onun humusu verilmelidir.. o hediyenin de humusu verilmelidir. humusu verilmemiş bir mal ele geçerse onun humusunu vermek farz değildir. belirtilen miktarlara ulaşmazsa. Maden. Kadının aldığı mehirin de humusu yoktur. malın temizlenerek helâl hale getirilmesi için bütün malın humusu verilmelidir. gümüş. ele geçen mîrâsın humusunun verilmediği bilinirse. taşkömürü. Denizden çıkarılan mücevherler Denizden çıkarılan inci.

Savaşta elde edilen Ganîmetler Müslüman’ların. Müslüman. Müslüman’lardan satın almış oldukları toprakların. bu iki hisseyi de Ehl-i Beyt yoluna candan bağlı. Bunlarla ilgili geniş hükümler için humus konusu sonunda vereceğimiz kaynak eserlere müracaat edilebilir. Ve ganîmetin humusu (beşte biri de) gereken yerlere ayrılır ve sarfedilir. nesil. namus. seyyidlerden-ocakzâdelerden yetim..) zâhir olmadığı zamanda mutlaka belirtilen vasıflara sâhip bir müctehide verilmelidir. Özellikle birinci hisse Onikinci İmâmın (a. yoksul veya yolda kalmış olanlarının hakkıdır. Bu kâfirlerin. mal.. savaşta elde edilen ganîmetler denir. Kendileri vermedikleri zaman. İslâm devletinin Müslüman’larla birlikte kâfirlere de götürmüş olduğu hizmetlerinin bir bedeli olarak zımmî kâfirin İslâm devletine verdiği bir tür vergi olarak da değerlendirilebilir. ticâret eşyası vs.” hükmü gereğince Onikinci İmâm’ın @ hissesidir. ev. âlim bir müctehide vermelidir. Sâhibi belli değilse o zaman da sâhibine sevap olur ümidi ve niyetiyle. can. âdil. Allâh’a.. Cizye. güvenilir. İslâm devleti onlardan bu hakkı mutlaka alır.f. Bu uygulama. malların. dil ve din emniyetinin İslâm Devleti tarafından güvence atına alınarak korunmuş olan kafire “Zımmî kâfir” denir.310 Alevî İslâm İlmihâli Eğer kişi malı içerisindeki haram olan miktârı ve sâhibini bilirse derhal onu sâhibine vermelidir. Veya müçtehidin izni ile kullanılması uygun olan alanlarda İslâm’da humustan başka Enfâl. Peygambere ve Zilkurbâ’ya âittir. âyette geçen “. Diğer kısmı ise. ihtiyaç sâhiplerine o malı vermelidir. Bu ganîmetler. 380 . küffâr ile yaptığı savaşlarda elde ettiklerinin tümüne. Ulu’l Emr veya görevlendirdiği kimseler tarafından Kur’ân ve Sünnet ölçülerine göre uygun görülen tarzda Müslüman’lara pay edilir. Harac vb. Zımmî kâfirin Müslüman’dan satın aldığı arâzî İslâm’ın hükümlerinin uygulandığı bir devletin sınırları dâhilinde yaşayan. humusunu ya yer olarak veya o şeyin parasal değeri olarak vermeleri gerekir. başka alınması-verilmesi gereken şeyler-vergiler de vardır.380 HUMUS KİMLERE VERİLİR? Verilecek humus iki kısma bölünür: Bir kısmı.. Öşür.

Bu müçtehit. Herkes yaşadığı bölgede şartları tutan seyyidlere humusunu verebilir. Memleketinde fakir olmamakla birlikte. 381 İlgili kaynaklara ilâveten Humus hakkında daha geniş bilgi için bakınız: Seyyid Rûhullâh (r. Tevzîhu’l Mesâil: sh:255-267 Allâme Hıllî: Şerâiu’l-İslâm: c:1 sh: 162-166. mutlaka bir müctehide veya müçtehidin izniyle seyyidlere verilmesi zorunlu değildir. Oniki İmâm’ı @ kabul etmeyen seyyidlere humus verilmemelidir. humusun payını ayırmalı.381 Hak sahiplerine haklarını vermemek en büyük zulümlerdendir. farzları îfâ etmeyen. Bir kimse.): Tahrîru’l-Vesîle: c: 1 sh: 351-367. İslâm’ın ve Müslüman’ların genel maslahatlarına uygun düşecek bir şekilde gerekli yerlere sarfeder. Buna da imkan bulamazsa. imkânı olduğu kadar çevresindeki bölgelerde şartlara hâiz seyyidleri araştırmalıdır. yaşadığı bölgede şartları uygun düşen humus verilecek seyyid bulamazsa. humusu. Seyyid Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn: sh: 331-356. gurbette-yolda muhtaç duruma düşen seyyide de humus verilebilir. Muhtasaru’n-Nâfî: sh: 63-64. Seyyid Muhammed Rızâ Gulpaygani: Özet ilmihâl: sh: 97-100 vb. Seyyidlerin hakkı olan humusun ise. Kur’ân ve Sünnette büyük günah olarak bildirilen günahları alenen işleyen. saklamalı ve en müsâit bir zamanda hak sâhibine ulaştırmaya çalışmalıdır.a. Seyyid Ali Hameney: Fıkhî sorulara cevaplar: 291-366. .311 Ehl-i Beyt yolu harcanmalıdır.

kimi zaman. can ile yapılır.. haksız yere karşı duran İslâm düşmanlarıyla Allâh yolunda savaşmak. Önce cihât ile ilgili bir kaç âyet-i kerîmeye bakalım: Yüce Allâh buyurur ki. “İnananlar. kimi zaman da olur ki bütün hepsi ile birlikte bu farz yerine getirilir. Biz de buna binaen cihâdın bu yönüne kısaca ağırlık vereceğiz. mücâdele etmektir. mal ile yapılır. çaba sarfetmek vb..” [Tevbe (9): 41] “Ey îmân edenler!. canlarınızla cihât ediniz. gayret etmek. Allâh yolunda cihât edenler.. Kimi zaman olur ki. çalışmak. cihâd. Kur’ân’î bir kavram olan cihâd. hicret edenler ve Allâh yolunda cihât edenler Allâh’ın rahmetini umarlar. cehd etmek. Kur’ân ile farz olduğu sâbit olan İslâm’ın en önemli farzlarındandır..” [Enfâl (8): 74] “. zemine ve şartlara göre farklılıklar arzedebilir. kalem ile yapılır...” [Bakara (2): 218] “İnanıp hicret eden....Allâh yolunda mallarınızla. kimi zaman.” [Mâide (5): 35] “Allâh yolunda gereği gibi cihât ediniz. Dînî literatürdeki anlamı ise... Ancak şunu belirtmeden geçmemek gerekir..312 Alevî İslâm İlmihâli CİHÂD Cihâd. gerçek îmân edenler onlardır. var ya.. gibi manalara gelir.O’nun yolunda cihât edin ki kurtuluşa erişesiniz.” [Hac (22): 78] . Allâh’ın dînine ve Allâh’ın taraftarı olan Müslüman’lara. Bu mücâdele şekli zamana. Kelime anlamı olarak.. Kur’ân-ı Kerîm’de ve Peygamberimiz @ ile İmâmlarımızın @ buyruklarında genellikle can ve mal ile yapılan kıtal-savaş manası ağırlıklı olarak kullanılmıştır.

dur-durak bilmeden hem açık düşman olan kâfirlerle-müşriklerle. ard niyetli insanlık düşmanı güçlere karşı yapılan meşru bir savunma ve saldırıdır. her yol denendikten sonra hâlâ uslanmayana meşrû sınırlar dâhilinde ve ilâhî izin ile haddini bildirmektir.” [Tevbe (9): 73] “Îmân eden.” İşte Cihad da. O şanlı Peygamberin @ hayatını azıcık okuyan en âmâ bir kimse bile. Resûlullâh’ın nasıl cihâd ettiğini. haksız yere birilerine saldırmak. Hendekler.. Cihâd.” [Tevbe (9): 20] “Yoksa siz.. hicret eden ve Allâh yolunda mallarıyla. Nûr’un insanların kalplerini aydınlatmasını engellemeye çalışan.313 Ehl-i Beyt yolu “Ey Nebî! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihât et ve onlara sert davran. Bedirler. cihâdın önemini gözler önüne sermektedir. Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir. Hayberler. ashâbını bu yolda nasıl eğittiğini görür. Elbette ki cihâd. Bu ilâhî emirler orta yerde dururken Resuller ve Nebîler başbuğu @ ve O’nun yılmaz takipçileri olan Ehl-i Beyt’in önderleri @ bu görevi savsaklayabilirler mi? Elbette hayır. denilmiştir ya. İşte. kısacası. toprakları genişletmek vs. canlarıyla cihât eden kimselere Allâh katında en büyük dereceler vardır. onların mallarını yağmalamak.. İmâm Ali’nin @.. bazılarının sandığı gibi. Onun içindir ki. mümine kıvanç veren dillere destan Zülfikârı da cihâdın Müslüman’ların nazarındaki yerini ortaya koymakta. kâfire korku. amaçlı yapılan bir savaş değildir. . Hakkın yayılması önünde eylemsel olarak duran. Allâh’ın içinizden cihât edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarmadan Cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?” [Âl-i İmrân (3): 142] Görülmektedir ki şanı yüce Rabbimiz cihâd etmeyi başta Resûlü olmak üzere bütün Müslüman’lara emrediyor ve bunda sabırlı olunmasının da önemini belirtiyor. daha nice seriyye ve gazveler cihat emrine ittibâ etmenin bir sonucudur. Onlar @. Uhudlar. Hani. küffâra göz açtırmamacasına hayatını nasıl ortaya koyduğunu. Ve Şehitler serdârı İmâm Hüseyin’in @ Kerbelâ’daki cihâdı da. mallarını canlarını bu uğurda fedâ etmekten bir an bile geri durmamışlardır. hem de dâhili düşman olan münâfıklarla bu kutsal dava uğrunda yılmadan cihâd etmişler. “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdîr.

olmamalıdır. savaş yapılan çağın tekniğine göre cihâda katılmak üzere görev alabilirler ve bu farz böylesi durumlarda onlar için de bağlayıcı bir emir olabilir.. kişi. ●Erkek olmalıdır. ●Hür olmalıdır. İslâm vatanı her Müslüman’dan yardım görmeyi gerektirecek kadar büyük bir tehlike altında ise. zâlimin zulmünün yayılması yolunda çalışmazlar. ●Akıllı olmalıdır. bilmem kimin yolunda.” hakîkatini beynimizin bir yerine. Hak İmâma karşı savaş veren bedbahtlar-bâğîler bunun en bâriz örnekleri değil midirler? Bugün de İmâm Mehdî’nin @ yolunun takipçileri olan Ehl-i Beyt yolu müçtehitlerinin fetvâ ve teşvikleriyle değil de. İnsan. kadınlar. cihâd. gereken ince ayarı yapamaz ise. yaşlılar. bilmem ne uğrunda. kutsallık taşımaz ve Allâh katında da bir değer ifâde etmez. hasta vs.Allâh yolunda. O yollarda ölen insanlar da İslâm’daki Şehîd kavramına layık olmazlar. yağmaya ve zulme dönüşebilir.pisi pisine de gidebilir. Nitekim bunun örnekleri hem târihte ve hem de günümüzde sayılamayacak kadar çoktur. âyetin bir parçası olan “. Onun için..314 Alevî İslâm İlmihâli Yalnız. çok yaşlı olmamalıdır. ●Bulûğ çağına ermiş olmalıdır. bilmem hangi beşerî nizâm ve düzenlerin bekâsı ve yayılması uğrunda sözüm onlara şehîd olma(!) hayalleriyle cephelere gidenler cihâd kavramının şeytânca tahrîf edilmiş olmasının gâfil kurbanlarıdırlar. ●Kör olmamalıdır. Müslüman’lar. hasta olanlar vs. hak gösterilen bâtıl bir dava uğrunda savaşa koyulur.. şehîdler gibi ağırlansalar da şehîd olamazlar. köleler. hak önderin veya görevlendirdiği ehil kimselerin komutasında yerine getirilmez ise çapulculuğa. milyonlar onlar için gözyaşı dökse. ●Cihâda katılamayacak kadar kötürüm. çocuklar. cihâd olmadığı gibi. ●Pîr-i fâni. bilmem neyin için yapılacak bir savaş. zâlim önderlerin emri ile cihâda katılmazlar. İslâm’a göre bir kimsenin cihâda katılmasının farz olması için bir takım şartlar gerekir: Öyle ki. de duruma. Onun için bu ilâhî emrin hakkıyla yerine getirilmesi. Şehîd olmayı umut ederken -Allâh etmesin. . silinmez bir yazı ile nakşetmemiz gerekir.. Yoksa. Böyle bir savaşa zorlanacak olurlarsa savaş cephesinde nefsi müdâfaa yaparlar. hem çok titiz olmayı ve hem de uyanık olmayı gerektirir.

Çünkü insanın yapmış olduğu bütün ibâdetlerin nihâî hedefi. zekat değildir. “Cihâd. Allâh ona zillet ve fakirlik elbisesini giydirir. “İçsel olgunluk” da diyebileceğimiz Cihâd-ı Ekber. Bu hedefi gütmeyen namaz. Muhtasaru’n Nâfi: sh: 109-114. Ancak. Alevî-Sünnî tek safta. Şehîd.”383 Âriflerin İmâmı Cafer Sâdık @ buyurdular. İslâm buna “Cihâd-ı Ekber” (Büyük Cihâd) adını vermektedir. oruç. böylesi sistemlerin yapacağı hiç bir savaş cihâd olarak isimlendirilemez.382 Barışta ve cihâdda.315 Ehl-i Beyt yolu Ancak. Erkeklerin cihâdı.Kim. o zaman zâlimin emri ile de olsa bu savaşa katılmak her Müslüman’ın boynuna borçtur. namaz değildir. İslâm düşmanı kâfirlere karşı yapılması farz olan diğer cihaddan aşağı değil. “Allâh cihâdı erkeklere ve kadınlara farz kıldı. cihâdı terkederse. EHL-İ BEYT KELÂMINDAN CİHÂDIN FAZİLETİ İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre.. nefse hâkim olma. mallarını. canlarını Allâh 382 Cihâd ile ilgili geniş fıkhî ayrıntılar. İmâm Ali el-Murtazâ @ buyurdular. şeytânın egemenliği altına girmeme ve Allâh’a hakkıyla kul olmaya yöneliktir. beş vakit namazdan sonra en fazîletli ameldir. Ali Şerîatî: Şehâdet. Murtazâ Mutahharî: Cihâd. Resûlullâh @ buyurdular. şehîd ve şehâdet ile ilgili bilgiler için bakınız: Allâme Hılli: Şerâiu’l İslâm: c:1 sh: 278-308. kişinin kendi iç dünyâsında yapması gereken bir cihâd var ki. Mevdudi: Gelin Müslüman olalım: sh: 259-277 vs. Kâşifu’l Ğıtâ: Caferî Mezhebi ve esasları: sh: 75..”384 Sıddîk-ı Ekber Hz. Kâfirin. belki onun da fevkinde bir farîzadır. Seyyid Rûhullâh Humeynî: Cihâd-ı Ekber.. cihâd da cihâd değildir. cihâd. oruç değildir. İslâm’ın hayâtiyeti söz konusu ve Müslüman’ların malı. 383 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 2 384 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 4. namusu ve benzeri değerleri kâfirlerin ayakları altında çiğnenme tehlikesi geçirirse. Ve kutsallık çehresine-görüntüsüne büründürülemez. Bir de bunlardan ayrı olarak. küfür ve nifak sistemlerinin emri ve icbârı durumunda da yapılacak şey aynıdır. zekat. “.. Tehzîb: c: 6 sh: 121 .

“Allâh katında hiç bir şey. ona meşrû sınırlar içerisinde itaat etmektir. Muhammed Mustafâ buyurdular. Bir kimsenin. Peygamber efendimiz @ Hendek savaşı günlerinde şöyle buyurmuşlardır.”386 İmâm Ali’nin @ naklettiğine göre.. 163 388 Tehzîb: c: 6 sh: 175 389 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 53 390 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 60. “En fazîletli cihâd.)”385 Yine İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre.”387 Sâdıkların İmâmı Cafer Sâdık’ın @ ceddinden naklettiğine göre. (iyi bir eş olmaktır. senin elinle hidâyete erişmesi. “Harp.. c: 4 sh: 298. Ehl-i Beyt’in Pîri. Tehzîb: c: 6 sh: 126. 385 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 9. Vesâilü’ş Şîa: c: 11 sh: 15 386 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 28. Tehzîb: c: 6 sh: 162. Resûlullâh @ şöyle buyurdular. Allâh’ın yolunda dökülen bir damla kandan daha üstün değildir. üzerine Güneşin doğup battığı her şeyin senin olmasından daha hayırlıdır. “Resûlullâh @ beni savaşa gönderdiğinde şöyle buyurdular. Ey Ali! Hiç kimseyi Allâh’ın dînine davet etmeden -Hakkıyla teblîğ görevini yerine getirmeden. (kâmil) Müslüman sayılmazlar.”389 Kâinâtın Sultânı Peygamberimiz @ buyurdular. Sultanlar Sultânı. hîledir.”390 Şehîdin kanı. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 277.”388 Seyyidü’s Sâcidîn İmâm Zeynü’lâbidîn’in @ nakline göre. Fârûk-u Âzam İmâm Ali @ şöyle dedi.. kadınların cihâdı ise.öldürme. Tehzîb: c: 6 sh: 141 387 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 4 sh: 272. Tehzîb: c: 6 sh: 178 . Peygamberimiz Hz. “Darda kalmış bir Müslüman kardeşinin yardım çağrısına imkânı olduğu halde kulak vermeyenler. Kâinâtın efendisi.316 Alevî İslâm İlmihâli yolunda fedâ etmek. zâlim bir öndere karşı hakkı söylemektir.. eşinden gördüğü eziyete sabırlı olmak. İslâm ağacını canlı tutan bir Rahmet-i İlâhîdir.

Bir yanlışlık. hayır. onu da güzel metotlarla gidermeye. İslâm ümmetinin ayakta kalmasının yegâne sebeplerindendir. “. Onların yaşamları boyunca bu ilâhî emri aksatmadan yerine getirdiklerine şâhit oluruz.. Peygamberlerin @. çirkinlik ve kötülükle karşılaştıklarında ise. güzellik. Kur’ân’ın ve Ehl-i Beyt’in öğretilerinin belkemiğidir. evrensel müsbet değerler.. iyilik. Kur’ân-ı Mecîd’de bir çok âyetlerde geçtiği üzere.. Bu sorumluluğun yerine getirilmesi. engellemeye.317 Ehl-i Beyt yolu EMR-İ BİL MARÛF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER “İyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak” diye tercüme edebileceğimiz bu esas. İslâm’ın hoş görmediği şeylerdir. Onlar öyle insanlardı ki. İslâm’ı kabul etmekle iyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma görevini de kabul ettiğinin sözünü vermiş olur. nehyetmeye çalışırlardı. Müslüman. insânî-İslâmî oluşum ve güzel geleceğe vesîle olabilecek her şeydir. özellikle Hâtemül Enbiyâ’nın @ hayatlarına baktığımızda. Münker nedir? Münker de. Marûf nedir? Marûf.” [Arâf (7): 157] . bu güzellikleri ve nimetleri paylaşmak için usûlüne uygun bir tarzda onu herkese emir ve tavsiye ederlerdi. kendilerine münâsip gördüklerini başkalarına da lâyık görürler..O (peygamber) kendilerine iyiliği emreder ve kendilerini kötülükten men eder. Nitekim Allâh-u Teâlâ Peygamberimizin @ bu görevine değinerek şöyle buyurmaktadır. yüce Rabbimiz bu ümmeti de marufu emretmek ve münkerden nehyetmekle yükümlü kılmıştır.

. İyiliği emreder. İşledikleri haramlara son vermeleri çağrısı yapılır. Bu. Sevgili Peygamberimiz @ ve Ehl-i Beyt’in kudsî zâtlarının @ beyanlarına göre.. duruma. kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar.. İnsanları “Hakka davet etme. müminleri müjdele!” [Tevbe (9): 112] “Onlar ki kendilerini yeryüzünde yerleştirdiğimizde. bâtıl yol ve davranışlardan uzak tutma” emrinin yerine getirilmesinin suç sayıldığı küfür-zulüm düzenlerinde ise. “Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin velîleridirler. iyiliği emrederler. Varsa. yüz ifâdesi ile memnuniyetsizliğin ortaya konulmasından tutunuz da. Kişiliğini kaybetmiş. terk ettikleri farzlar uygun bir lisanla hatırlatılır. gereken hadler ve cezâlar Ümmetin Önderi tarafından veya görevlendirdiği âdil görevliler tarafından icrâ edilir. vb.İyiliği emreden.” [Nahl (16): 125] Denenen bütün yol ve yordamlar kâr etmezse. eğer Kur’ân ve Ehl-i Beyt buyruklarına uygun olarak şekillenmiş bir İslâm düzeni hakim ise. eylemler sergilemelerine kadar varır... kötülükten nehyederler. Ki Allâh bu konuda şöyle buyurur. Emr-i bil Marûf ve Nehy-i anil Münker görevi her hâl-u kârda yerine getirilecektir.” [Tevbe (9): 71] “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. kötülükten de nehyetmekle görevlendirilmişlerdir. Yüce Allâh Kitâbında Emr-i bil marûf ve nehy-i anil münker görevini hakkıyla kimlerin edâ ettiğini ve bu kimseleri ne tür bir mükâfâtın beklediğini bazı âyetlerinde şöylece beyân etmektedir.. Bu farzın îfâsında bazı merhaleler vardır. müminler iyiliği emretmek. Şöyle ki...” [Hac (22): 41] Yukarıda birkaçının meâlini vermiş bulunduğumuz âyetlerden de anlaşılmaktadır ki. Ancak bu vazîfe zamana. kötülükten men eder ve Allâh’a îmân edersiniz. örnek davranışlardan nasiplenemeyecek kadar kalbi kararmış kişilere ise dil ile nasihat edilir. Ve müminler.. her Müslüman öncelikle örnek olmak sûretiyle iyilikleri yayacak. . müminlerin sosyal ve psikolojik olarak yanlış yolda olan kişiyi hakka davet etme tavırları. kişiye. o zaman da fiilîeylemsel olarak bazı yaptırımlar uygulanmaya çalışılır. îmânlarının bir gereği olarak bu görevi fıtraten ve içtenlikle yerine getirirler.318 Alevî İslâm İlmihâli Yine. zemine... kötülüklerin önüne geçecektir. “Sen hikmet ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Allâh onları rahmeti ile bağışlayacaktır. ilişkileri dondurma. İyiliği emrederler. emredilen ve nehyedilen şeyin ne olduğuna göre bazı farklı uygulamalarla yapılır. bazı toplumsal dışlama. kötülükten men eden.” [Âl-i İmrân (3): 110] “... Hattâ..

derman arayan zavallıya. aç. İşte. gerekirse ameliyat etmek-ettirmek insanî bir görev değil midir? Hangi insan. onları kötülüklerden uzak tutmaya çalışmak boynumuzun borcudur. bu konuda yardımcı olmaz ki? Böylesi hallere seyirci olanlara insan demek mümkün mü? Kendinin sâhip olduğu güzel şeylere. eğitimöğretiminde. iki cihânı azîz kılmanın. ebedî mutluluğu elde etmek. ile öğretmektir. “yaşanmayan gerçekler etkili olmaz”. Kim. yardımcı olmaya gayret ediyorsak. bu vazîfe Müslüman olmanın. Cennet ve Cemâlullâh’a kavuşmak için de. Aslına bakılırsa. insan olmanın getirdiği doğal bir sorumluluktur. yazı. bu da bilindiği üzere îmânın en zayıf hâlidir. başarılı olma yollarını öğretmeye çalışıyor. iğne yapmak. iki âlemde de mutlu ve mesut olmanın prensiplerini söz. herkese. . ilaç içirmek. imkanı olduğu halde yardımcı olmamak mümkün mü? Hastalıktan bîtâb düşmüş.319 Ehl-i Beyt yolu Müslüman bir yolunu bulup görevini yapacak. yapılması lâzım gelen şeyleri öğreterek tavsiye etmek. başkalarının sâhip olmasını istememek hiç yakışık alır mı? Okuma yazma öğrenmek isteyen bir kimseye. yatarken üzeri açılmış bir kimsenin üzerini örtmek insanlık görevi değil midir? Üzerinde zarar verici bir böcek dolaşan. bir mektebe mensup bulunmanın kişiye yüklediği bir görev değil. Emr-i bil Marûf ve Nehy-i anil Münker. bilinen tedâvî yollarını göstermemek. kendinden habersiz bir kişiye yardımcı olmak ve ondan zararı uzaklaştırmak gerekmez mi? Sevdiğimiz insanlara. Öyle ya. gerekirse tedâvî etmemek insafsızlık değil mi? Hastanın hoşuna gitmemesi. canının yanması pahasına bile olsa. Şunu unutmamak lazımdır ki. ve açıkta kalmış bir kimseye insanca yaşamanın yolunu öğretmez. üç günlük dünyanın iş hayatında. bir kimsenin evinde ve malında yangın ve benzeri zarar verecek bir hal görür de seyirci kalır? Bir kış gününde. aile yaşantısında vs. yaşantı vs. hiç bir şey yapamaz ise kalben kötülüklere ve kötülere buğz edecek ki.

3. ancak. Kur’ân ve Sünnet ölçülerine göre iyice bilinmeli. Ehl-i Kur’ân’ın İmâmı Cafer Sâdık’ın @. zannî olarak başına buyruk hareket edilmemelidir. arzu ve istekleri tatmîn etmek olmamalıdır.” kimselerden olunmamalıdır. İnsanların onurunu kıracak. dernek vs. bu görev örgütlü olarak yapılmalı. 2. 6. Marûf (iyi) ve Münker (kötü). muhataplar dîne ve dînin emirlerine alenen düşman olacakları ya da münâfıkça davranacakları konumlara getirilmemelidirler. 5. 8. bu halde de temel esaslar ve espriler çiğnenmemelidir. vs. eziyet ve zorluklara göğüs gerilmeli. komşularına. şahsiyet ve gururlarını incitecek. toplum içerisinde enâniyetini harekete geçirecek tarzda hareket edilmemelidir.320 Emir ve nehiyde gözönünde bulundurulması gereken bazı esaslar. sonra sırasıyla ehli-ayâline. Niyet. kesinlikle Allâh’ın rızâsını talep ve insanların hayrını istemek olmalı. câhilâne bir şekilde. Muhtasaru’n Nâfî. Bazı emir ve nehiylerin ferdî olarak yerine getirilememesi halinde. Allâme Hıllî: Şerâiu’l İslâm. 391 392 . nefsi. Gerektiğinde ısrarla hareket edilmeli. Alevî İslâm İlmihâli 1. 9. buyruğu aslâ ihmâl yaşantınızla hakka çağırınız.”391 edilmemelidir. Bu görev yerine getirilirken. “İnsanları dilinizle değil.392 Emr-i bil Marûf ve Nehy-i anil Münker’i yapmak Hüseynî olmaktır. 7. Seyyid Hoî: Minhâcü’s Sâlihîn. tanıdıklarına ve nihayet tüm insanlara hitâp etmelidir. “Kaş yaparken göz çıkaran. yakın akrabalarına. haksız yere yapılan kınama ve saldırılara aldırış edilmemeli. oluşturularak. Usûl-u Kâfî: c: 2 sh: 105 Konu ile ilgili geniş açıklama ve hükümler için bakınız: Seyyid Rûhullâh: Tahrîru’l Vesîle. cemiyet. kınama. şahsına gelebilecek her türlü yıldırma. hevâyı. kimseye yaranmaya çalışılmamalıdır. gönüllü olarak cemaat. 4. Kişi önce kendi nefsinden başlamalı.

“Evet. İmâm @ buyurdular. kötülükten de nehyederek onları ateşten koruyabilirsiniz. sâlihlerin minhâcı ve kendisi ile ilâhî emir ve yasakların uygulandığı.. “ Ehlinize iyiliği emrederek. emr-i bil marûf ve nehy-i anil münkeri yaptıkları müddetçe hayır üzere olurlar. onlara ne yerden ne de gökten yardımcı bulunmaz. Nebîlerin yolu.. Kötüyü iyi.. “Buda mı olacak ya Resûlallâh?” Resûlullâh @ buyurdular. onları kötülükten alıkoymadığınızda hâliniz nice olur?” Soruldu ki: “Böyle bir şey olacak mı ey Allâh’ın Resûlü?” Peygamberimiz @ buyurdular. iyiyi de kötü olarak bilip kabul etti mi hâliniz nice olur?”398 Tehzîb: c: 6 sh: 181 Tehzîb: c: 6 sh: 181 395 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 56... “. bir kısmı bir kısmına musallat olur. “Kadınlarınız fesâda düşer. Bundan daha kötüsü de olacak.” [Tahrim (66): 6] âyeti hakkında sorulduğunda.”394 İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdu. İmâm Ali @ buyurdular.. “Kim. eli ve dili ile inkâr etmezse (gücü yettiğince önlemeye çalışmazsa).kendinizi ve ehlinizi ateşten koruyunuz.”397 İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre. Hattâ bundan da kötüsü olacak. o kimse. Ne zaman ki bunları terkederler.”393 Velâyet ehlinin Hünkârı. “İnsanlar iyilik ve takvâda yardımlaştıkları. “Evet. “. “Emr-i bil marûf ve nehy-i anil münkeri yaparak Allâh’ın dînini gereği gibi uygulamayan topluma yazıklar olsun!”396 Yine İmâm Cafer Sâdık’a @. Resûlullâh efendimiz @ ashâbına şöyle buyurdular. gençleriniz de hak yoldan saparlar ve siz de onlara iyiliği emretmeyip.321 Ehl-i Beyt yolu HAK ÖNDERLERİNDEN @ ÖZDEYİŞLER Yoluna canlar fedâ olsun! Resûlullâh @ buyurdular. diriler arasındaki bir ölüdür. O zamanda. Sizler kötülüğü emrettiğiniz ve iyilikten de nehyettiğinizde hâliniz nice olur?” Denildi ki. Muhakkak ki emr-i bil marûf ve nehy-i anil münker.. kötülüğü kalbi. Tehzîb: c: 6 sh: 176 397 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 62 398 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 59. Tehzîb: c: 6 sh: 177 393 394 .. onlardan bereket giderilir. Tehzîb: c: 6 sh: 180-181 396 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 57.”395 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. din ve dünyâ işlerinin yoluna girdiği büyük bir farzdır.

Allâh adına yalan uydurmanın ne tür bir cürüm olduğuna dikkat çeken onlarca âyetten birisinde meâlen Yüce Allâh buyurur ki. bütün dinlerin. yazmak. Kur’ân’ın mutahhar âyetlerinde ve Ehl-i Beyt’in @ sahih hadislerinde ifade edilmiştir ki. Hak için de çalışır.. YALAN-NİFÂK VE TAKIYYE Yalan. nakletmek ve beyânda bulunmaktır. kutlu Peygamberin @ lisânıyla da “imân ile bir arada bulunamayacağının” belirtildiği günah bir davranıştır. özellikle de İslam’ın şiddetle yasakladığı. 399 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 372. îmâna taban tabana zıt ve kâfirlikten doğabilecek bir haldir.” [Nahl (16): 116] Nûr yolunun sönmez kandili Hz. c: 4 sh: 264 . Hakîkate muhâlif olarak konuşmak.322 Alevî İslâm İlmihâli Hakkı yaşayan. Muhammed de @ “Kim benim adıma yalan konuşursa Cehennemdeki yerine hazırlansın. Özü itibariyle yalan.” 399 îkâzını ümmetine fermân eylemişlerdir.. Resûlullâh @ ve diğer Masûmlar @ adına yalan uydurmak.Allâh adına yalan uyduranlar iflâh olmazlar. “. Allâh adına yalan düzmek.

emânete hıyânet eder. gizlenmek. ●Âile arasındaki sorunları vs.. gidermeye yönelik zararsız yalanlar.” [Nisâ (4): 145] Peygamber efendimiz @ de bir hadîs-i şeriflerinde. kalben bir değişiklik olmadığı halde zâhiren inandığına aykırı bir görüntü sergilemektir. “Doğrusu münâfıklar ateşin (Cehennemin) en aşağı tabakasındadırlar. ●Fiilî bir savaşta düşmana karşı konuşulan yalanlar. c: 4 sh: 39-42.. inancın vs. gibi manalara gelir. hem insanlar arasındaki güveni yok edici bir belâ ve hem de dostluk ve kardeşliği zedeleyen bir iç düşmandır. namusun. 199. Kelime anlamı olarak.”401 buyurmuşlardır.. malın. korunması ve muhâfazası için gerektiğinde.400 Nifak. Hem toplumu felâkete götüren bir hastalık.vs. korumak. TAKIYYE Takıyye. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 4 sh: 259 Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 397.. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 4 sh: 261 . Kur’ân’da takıyye var mıdır? Takıyye İslâmî bir olgu mudur? Yoksa fıtrî bir davranış mıdır? Takıyye bir mezhebe özgü müdür? Bazılarının iddia ettiği gibi. ●İki kişi arasını bulmak ve bu arada kimseye zarar vermeyecek şekilde uydurulan yalanlar. îmansızlığı zâhirde îmânlılık gibi arz etmek. Mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in bir çok âyetlerinde nifak içerisinde olanların kötü akîbetlerine dikkat çekilmiş.323 Ehl-i Beyt yolu Yalan. Yalanın bu kötü yanlarının yanında.. îmân giysisi içinde arz-ı endâm etmesidir. vs. içi-dışı farklı olmaktır. söz verdiğinde yerine getirmez. çekinmek. canın.. “. İçinin negatif halini dıştan pozitif olarak göstermek. korunmak. bir parça da olsa. bunlardan bazıları. Kâfirliğin. Kur’ân ve Ehl-i Beyt öğretilerinde ise. bu manadaki ilâhî bir kelamda şöyle buyurulmuştur. hadîs-i şerifler ve akl-ı selîme göre konuşulmasında mahzûr bulunmayan ve hatta gerekli olan bir kaç yalan(!) türleri de vardır ki. takıyye sadece Şîi inancında mı vardır? Takıyyeyi yalnızca Şîa-Alevî inancıyla ilişkilendirmek gerçekçi bir yaklaşım mıdır? Neden tarih boyunca Şîi 400 401 Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 198.Münâfığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler.

onlardan (gelebilecek bir tehlikeye karşı) korunmanız (takıyye yapmanız) müstesnâdır. mana itibariyle takıyye ile örtüşen bir çok âyet vardır ki ilgilenenler konu ile ilgili olarak kaleme alınmış eserlere müracaat edebilirler. görünüşte îmân ve inancından döndüğünü ifâde etmesi üzerine nâzil olmuştur.a) ve benzerlerinin. Ancak. oruç vb. inananları bırakıp kâfirleri dostlar (velîler) edinmesinler. hangi ölçülerde ne tür bir meyve verdiğini pratikleriyle ortaya koymuşlardır. takıyyeye de 402 Takıyyeye inkârı mümkün olmayacak bir şekilde değinen iki âyeti aldık. ayrıntıları ise Peygamberimiz tarafından ortaya konulmuş. Yüce Allâh âyetten de anlaşıldığı üzere. Peygamber @ ve O’nun hak vârisleri olan İmâmlarımız da @ bu çekirdek mesâjın farklı ortamlarda nasıl filizlendiğini. . Takıyye Kur’ân’da açık ve sarih olarak şu iki âyette vücûd bulmaktadır: Meâlen yüce Allâh buyurur ki. tevellâ-teberrâ... îmânsızlardan gördüğü baskı neticesinde kalpten değil ama. Yâsir’in (r.” [Âl-i İmrân (3): 28] “İnandıktan sonra. Bunlardan başka değişik açılardan takıyye olarak yorumlanan. insanları takıyye yapmak zorunda bırakanlar mı yanlış yapmaktadırlar? İnanç ve inandığın şekilde yaşama özgürlüğünün dört dörtlük sağlandığı bir dünyâda takıyye ne anlam ifâde eder? Kısaca bunları cevaplamaya çalışalım. bu ayetler Ammâr b.324 Alevî İslâm İlmihâli Müslüman’lar Takıyyeyle bu denli içli-dışlı olmuşlardır? Anadolu’daki Alevîler yüzyıllardır “sır” kavramını takıyyeye karşılık olarak mı kullanmışlardır? Takıyyeye baş vurmak ayıp ve günah mıdır? Takıyye yapan kimse mi yanlış yapmaktadır.” [Nahl (16): 106]402 Bütün Sünnî ve Alevî inananların ittifâkıyla sâbittir ki. (Bunlar kınanmaz ve ilâhî cezâyı hak etmezler. o kimselere Allâh’tan bir gazap iner ve onlar için büyük bir azâp vardır. cihâd. zorlama-baskı sebebiyle Allâh’ı inkâr eden değil. kalbi îmânla dopdolu olduğu halde. zaman ve mekan farklılığından kaynaklanan bazı yeni görüşler de zamanla Peygamberin @ vârisleri tarafından açıklanmışsa. “Müminler.) ancak. böylesi durumlarda nasıl bir tavır takınılacağının “çekirdek mesajını” vermiş. (îmân ettikten sonra) isteyerek kâfirliği geri benimseyenler var ya. Kim böyle yaparsa Allâh ile bir bağı kalmaz. abdest. bazı ibâdetlerle ilgili ayrıntılı hükümlerin temeli genel olarak Kur’ân’da zikredilmiş. Nasıl ki. namaz. emri bil marûf-nehyi anil münker.

Tedrîci bir tebliğdir. Emniyettir. Îmân ve inançtır.. Islahtır. Zırhtır. Savaşta hîledir. Takıyye. Metotdur. Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 211 Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 314 405 Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 314 403 404 . Korunmadır. Mevcûdu değil.”404 İmâm Cafer Sâdık @ da. Böyle bir anlayış esasında İslâm’ın hakîkatlerinin doğru anlaşılmadığını da ortaya koyar. zaman ve mekanüstü anlayışıyla bağdaşmaz. Takıyyeli olmak. İslâm’ın evrensel. Takıyye.325 Ehl-i Beyt yolu Kur’ân’da böylece deyinilmiş. Tedrîci bir emir ve nehiydir. Takıyyesi olmayan îmânını koruyamaz. Îmânlı kalmaya çalışmaktır.. Takıyye. Hakkı onaylamaktır.. “Takıyye benim yolumdur. Savunmadır. takıyye müminin sığınağıdır. Takıyye.a) hazretlerinin davranış ölçüleri içerisine hapsetmek. İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. Taktikdir. Takıyye. Mazlûmu zâlime yem etmemektir. Kısaca. “Takıyye müminin kalkanı. Takıyye. Nerede. Takıyye. Takıyye. Takıyye. Takıyyeyle ilgili olarak Ehl-i Beyt İmâmlarından @ nakledilen nurlu sözlerden bir kaçı şöyledir. kendilerinden yalan sadır olmayan güvenilir Önderlerimiz de @ konuyu zaman içerisinde sistemleştirerek yaşatmışlardır. Takıyyeli olmak. Takıyyeli olmak. “ Zarûret hâsıl oldukça takıyye yapılır. Takvâdır. Takıyyesi olmayanın îmânı da olmaz. Takıyye.Takıyyeyi.” buyurmuşlardır. ne zaman. Kalkandır. Barıştır. Takıyye. takıyye âyetlerinin iniş sebebi olan Ammâr (r. Takıyye. Takıyye. Takıyye.405 Evet..”403 Yine Muhammed Bâkır @ hazretlerinden nakledilmiştir. ceddimin yoludur. Buyurdular ki. ne ölçüde takıyye yapılması gerektiğini her insanın kendisi en iyi bilir.

. Takıyyeli olmak. Ülkülü ve ilkeli olmaktır. Takıyyeli olmak. Eğer. dava erleri takıyye silâhını kuşanarak yoluna-yordamına uygun bir şekilde yanlış kabul ettiklerini düzeltmeye çalışacaklardır. insan olayıyla bağlantılı ise. Gerektiğinde sipere girmektir. insanlar söylem ve eylemlerini net ve doğru kabul ettikleri şekilde mertçe ortaya koyma emniyetinden mahrumsa. Takıyyeli olmak. Takıyyeli olmak. takıyye mana ve mâhiyet olarak her toplumda vardır.. Takıyye.. Takıyyeli olmak. İdealist olmaktır. Zulüm ve baskı zirvede olduğu müddetçe. Takıyyeli olmak. ve’s selâm. “Köprüyü geçene kadar . insanlar hâkim güçler tarafından bir tornadan çıkmışçasına yetiştirilmek isteniyorsa. bir düzen zulüm ve haksızlık üzerine kurulmuşsa. zulüm sıfır noktaya çekildiğinde. takıyye de sıfırlanmış olacaktır. Takıyyeli olmak. takıyye Müslüman olmanın bir sonucu mu. baskı ve kanun gücüyle yapmaya zorlanıyorlarsa. Bilinmelidir ki takıyye olmaya devam edecek. dayı diyeceksin!” gibi bir ifâde ne .. akıllı olmaktır. neden konu özellikle Şîî-Alevî yol ve anlayışıyla ilintilendiriliyor? Apaçık bir gerçektir ki. Eğer. Uyanık kalmaktır. Adam olmaktır. insan olmaktır. Eğer.326 Alevî İslâm İlmihâli Takıyyeli olmak. Zulme set çekmektir. Yüce maslahatları korumaktır. Meselâ.. “ Ülküsü olanın takıyye lehine. Sabrı kuşanmaktır. insanlar bir şeyleri zor. Gelecekten ümitli olmaktır. Ülküsü olmayanın takıyye neyine!” Peki. Mücâdeleden vazgeçmemektir... insan olmanın bir sonucu mudur? Her insan gerekli gördüğünde adını koymadığı ama uygulamada takıyye olan tavırlar sergiler mi? Eğer. Eğer. Takıyyeli olmak. takıyye de zirvede olacak.. farklı düşünce ve davranışlar hoşgörüyle karşılanmıyorsa. Takıyyeli olmak.

Şunu da söyleyelim ki. yapılması farz olan takıyye. Kur’ân’la içli-dışlı olan kimseler. Muhammed Hüseyin Fadlullâh: Kuram ve Eylem. ya hiç haksızlığa karşı olmadıkları. mazlumların yanında takıyye silâhını da kuşanarak mücâdeleye devam etmeleridir. böyle bir ortam ne geçmişte. Kur’ân’ın kavramlarıyla ifâde etmişlerdir. diktatör yönetimlerle hak uğrunda. Ehl-i Beyt’in ak yolunu. herkesin yapa geldikleri ama Kur’ân içerikli bir kavram kullanmadıkları şeyleri. ya da sürekli olarak haksızlardan yana oldukları. mekruh ve haram takıyye gibi bölümlerde ele alınır.406 406 Takıyye ile ilgili geniş bilgi için bakınız: Abdulbâki Gölpınarlı: Târih boyunca İslâm mezhepleri ve Şîilik: sh: 561-572. Alevî-Şîa erlerinin haklı başkaldırıları gözler önündedir. gereksiz tabuları olmayan kimseler olsunlar ki kimse kimseye karşı takıyye yapmasın. Kadri Çelik: Bir devrimin anatomisi: sh: 364-383. Elbette Ehl-i Beyt yolunun târihi takıyyeler târihi değildir. ne günümüzde olmuş ne de gelecekte olacağa benziyor. Gönül her zaman şundan yanadır. Fakat. Her Müslüman içinde bulunduğu ortamın gidişâtına göre bu takıyye uygulamalarından münâsip olanını davranış hâlinde sergileyebilir. Cafer Sübhâni: El. zâlimleri çatlatırcasına Kur’ân eksenli düşünme ve yaşamaları. fıkıhsız. O da. Her İmâm @. döneminde ihtiyaç duyulduğu ölçüde takıyyeye sarılmış. hoş görülü. farkına varmadan bazı şeyleri itirâf etmiş olmaktadırlar. Ehl-i Beyt’in kutlu önderlerinin şanlı kıyamları. Bu da insan gerçeğinin ayrı bir boyutudur. gerçekçi olmakta da fayda var. adâlet uğrunda. Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 307-321. Şîa-Alevî canlar takıyyeye baş vururlarken zaman zaman ölçüyü kaçırmışlar. Mekârim Şirazi: Takıyye. İnsanlar her görüş ve düşünceye karşı açık.. özgürlük uğrunda.İlâhiyât: c: 2 sh: 925-933.327 Ehl-i Beyt yolu anlama geliyor? Üstelik de argoca.vs. dolayısıyla takıyyeye ihtiyaç duymadıklarıdır. Zaten ifrat ve tefrit hangi konuda olmamış ki? Ehl-i Beyt yolunda takıyye duruma göre.. sınırsız. gerektiğinde de varını-yoğunu ortaya koymaktan çekinmemiştir. başına buyruk bir uygulama ile ortaya seriliyor.. olmadık zaman ve mekanda da bunu kullanmışlardır. vâcip takıyye. sh: 221-234. yalnızca takıyye yolu olarak lanse edenler ve bu konuda Hak yolun yolcularını kınayanlar. câiz takıyye. . Hamid İnâyet: Çağdaş İslâmî siyâsî düşünce sh: 316-326. birbirlerini dinleyen ve anlayan. Ali Tahrânî: Takıyye. İşte Şîî-Alevî Müslüman’ların kabahati(!) Kur’ânsal bir gerçeği örtbas etmemeleri.

dost olmak. Kelime anlamı olarak. müsbet manada. anlamlara gelir. Kur’ân’da bu kelime yukarıda belirttiğimiz anlamlarda kullanıldığı gibi. Temelini Kur’ân’ın ve Peygamber’in @ attığı. ancak adı konulmamış gerçeklerden biri de tevellâ ve teberrâ’dır. yalnız Allâh’ın taraftarlarıdır. . ya ilim öğrenip cehâletlerini gidersinler. yüz çevirmek. “Kim Allâh’ı O’nun elçisini ve müminleri velî edinirse (bilsin ki) gâlip gelecek olanlar. sevmek. nifak ve ikiyüzlülükle karıştıranlar. vb. sevgiyi izhâr etmek. velî edinmek. muhabbet duymak. (Hizbullâhtır. geri durmak. ayrıca menfi bir manada olmak üzere.328 Alevî İslâm İlmihâli Son olarak diyoruz ki. Önce gereksiz tabularına “L” çeksinler.)” [Mâide (5): 56] vb. gibi. TEVELL VE TEBERR Bütün din ve mezheplerde var olan. Tevellâ. Takıyyesiz bir dünya arzu edenler. binasını da Ehl-i Beyt İmâmlarının @ yükselttiği takıyyeyi. ya da sussunlar da kimse onların câhilliğini fark etmesin. kabul etmemek. uzak kalmak gibi anlamlarda da kullanılmaktadır. yasaklanmış yalan.

Kâfir olan. gibi. 196. hiç bir şeyinden hoşnutsuzluk duymazsın. 409 Ebû Hanîfe: El-âlim ve’l Müteallim (tercm: Doç. 54. Enâm (6): 19.. işlediği kötü şeylerden dolayı da ona muhâlefet eder.”409 Velâyet ve berâet İslâm’ın ulvî hakîkatlerindendir. İyi ve kötü işler işleyen bir mümine yaptığı iyi işlerde muvâfakat eder ve onu seversin.407 Ehl-i Beyt yolunun diğer yollardan ayrılan en bâriz özelliklerinden birisi hiç şüphesiz ki Kur’ân ile içli-dışlı olması. Tevbe (9): 23. Dr. Enfâl (8): 20. reddetmek. 78. ayrılır ve sevmezsin. Yûnus (10): 41. Şuarâ (26): 216. Ebû Hanîfe (r. Hûd (11): 35. uzak durmak. kabullenmemek. kendisinde iyi bir durum bulunmayan kimseye de buğzeder ve bütün kötülüklerinde kendisinden ayrılırsın. Bu. “Velâyet. Fakat onun (İbrâhîm @’in babalığının) Allâh düşmanı olduğu belli olunca (İbrâhîm @) ondan uzak durdu (teberrâ etti). Sen onun her husûsiyetini sever. Teberrâ. Bazı mezhebî kaygılar ve bağnazlıklarla bir hakîkatin reddedilmesi ne insanlığa sığar ve ne de İslâmlığa sığar.. Kamer (54): 6 vb. Dâima sevdiğin ve hiç bir davranışından hoşnutsuzluk duymadığın kimse ise bütün iyi şeyleri işleyen ve kötü şeylerden sakınan mümin kimsedir. Nahl (16): 100. işte onlar fâsık olanlardır.” [Âl-i İmrân (3): 82] vb. Enfâl (8): 48. 178. gibi manalara gelir. vs. Her ikisi de bazen bir insanda birleşebilir.. Mustafa Öz): sh: 31 407 . vs. Saffat (37): 174. berî olmak. Arâf (7): 79. Bu kelime de Kur’ân’da bir çok âyette geçmekte ve müminlere bazı ölçüler vermektedir.408 Kur’ân’da açık ve seçik olarak yer alan bu gerçeğe her halde aklı başındaki hiç bir Müslüman itiraz etmez.” [Tevbe (9): 114] vb. sorduğun Velâyet ve berâetin bir kimsede birleşmesinin misâlidir. kalbî ilişkiyi kesmek. “. iyi amelden dolayı hoşnutluk. kabullerini ve redlerini Kur’ân ölçüsü içerisinde yapması ve bu konuda da hiç kimsenin kınamasından çekinmemesidir.329 Ehl-i Beyt yolu “Bunun ardından yüz çeviren var ya. Haşr (59): 16. Olumlu ve olumsuz anlamlardaki kullanımı için bakınız: Nisâ (4): 80. Tevbe (9): 3. Kelime anlamı olarak. Mâide (5): 51. kötü amelden dolayı hoşnutsuzluk demektir. gibi. bazen de birleşmezler. berâet de.h)’ye talebelerinden birisi velâyet (tevellâ) ve berâetin (teberrâ) açıklamasını sorduklarında buyurdular ki. 408 Bu konuda bakınız: Bakara (2): 166-167.. 93.

Allâh için sevmek. Allâh’ın düşmanlarından da teberrâdır. Allâh için buğzetmek. Resûlullâh’ın @ Ehl-i Beyt’inin @ düşmanlarından teberrâ. Seçkin Sahâbîlere ® tevellâ etmek. İslâm’a tevellâ etmek. Ehl-i Beyt öğretilerindeki tevellâ ve teberrânın içeriği bazılarının sandığı gibi mezhebî değil.”410 İmâm Ali @ buyurdular. sevmek. dost olmak.. Sevgili Peygamberimiz @ buyurdular.. Küfürden. Allâh için buğz etmek îmânın erkânındandır. Hak olan her şeye tevellâ etmek. Kur’ân’a tevellâ etmek.. o kimse ya bir delidir. “. sevgi ve buğzdan ibarettir.Allâh için sevmek. “.330 Alevî İslâm İlmihâli İşin dînî ve mektebî boyutunu bir kenara bırakalım: Yeryüzünde bir fert gösterilebilir mi ki.. Ehl-i Beyt-i Mustafâ’ya @ tevellâ etmek.) Velâyetine bağlanmak. “Îmân..Îmânın en sağlam esası. insanî ve İslâmîdir. ya da günübirlik yaşamı kendine yol seçmiş menfaatperest bir kimsedir. bâtıla da muhabbet beslesin? Ya da hakka gönül vermiş olup da bâtıldan nefret etmesin? Eğer böyle bir kimsenin var olduğu müşâhede edilirse.”411 Muhammedî yolun kılavuzlarından İmâm Muhammed Bâkır @ buyurdular. ya hak-bâtıl ölçüm terâzisinin dingilinde bir ayarsızlık vardır. hakka da. Kur’ân karşıtı her şeyden teberrâ. bilinsin ki. şeklinde tecellî etmektedir ve etmelidir de. Peygamber efendimize @ tevellâ etmek. Ve yine teberrâ da.”412 (Hakka ve taraftarlarına sevgi. 191 Tuhaful Ukûl (tercm): sh: 377 412 Tuhaful Ukûl (tercm): sh: 603 410 411 . kalben bir kişiye aynı anda hem dost olsun ve hem de düşman olsun? Yine bir kimse gösterilebilir mi ki. Usûl-u Kâfî: c: 3 sh: 190. şirkten teberrâ.. Peygamberlerin ve peygamberimizin @ düşmanlarından teberrâ. bâtıla ve taraftarlarına da buğz-nefret. bağlı kalmak gibi manalarda tevellâ. Allâh’ın velilerine tevellâ. Adâlete tevellâ etmek.

darağaçlarında işkenceye tâbî tutanlardan teberrî etmiyor musunuz? Bugün de Hak yola baş koymuş âşıklara tevellâ ederken. bir nevi teberrâ eylemini başlatmış. Kâbil’den teberrî etmiyor musunuz? İbrâhîm’e @ tevellâ ederken. oradaki “La” kılıcı ile. şeytândan teberrî etmiyor musunuz? Hâbil’e ® tevellâ ederken.331 Ehl-i Beyt yolu Hakperest sahabîlerin ® düşmanlarından teberrâ. küfür-şirk. bölgesel ve evrensel kan içici İslâm düşmanı güçlerden teberrî etmiyor musunuz? İmâm Mehdî’ye @ tevellâ ederken. Ey hak ve adâlet ehli kardeşim! Esâsen bizler Kelime-i Tevhîd’i getirdiğimizde. Ebû Leheb’ten teberrî etmiyor musunuz? Ali’ye @ tevellâ ederken. yerli ve yabancı. Zulümden teberrâ. onlara dünyada yaşamı zindana çeviren. ona sebb edenlerden-lanet edenlerden teberrî etmiyor musunuz? Hasan’a @ tevellâ ederken. ve yine “illâ” ile de tevellânın temelini atmış bulunmaktayız. Îmân ile küfrün ayrışmasını sağlamış. . hak ile bâtılın tanınamaz bir şekilde birbiriyle kaynaşmasını önlemiştir. düşmanlarından teberrî etmiyor musunuz? Muhammed’e @ tevellâ ederken. Yoksa siz. Kur’ân’ın ahkâmına tevellâ ederken. kâtillerinden teberrî etmiyor musunuz? Bütün Ehl-i Beyt’in seçkin sîmâlarına tevellâ ederken. Firavun’dan teberrî etmiyor musunuz? Îsâ’ya @ tevellâ ederken. Bâtıl ve bâtıl taraftarlarından teberrâ etmek şeklinde olmuş ve olmalıdır da. onu şehît edenlerden teberrî etmiyor musunuz? İmâm Hüseyin’e @ tevellâ ederken. Nemrut’tan teberrî etmiyor musunuz? Mûsa’ya @ tevellâ ederken. onları zindanlarda. Deccâl’den ve Süfyânîlerden teberrâ-teberrî etmiyor musunuz? Ehl-i Beyt’in parlak yolu biz bağlılarına işte bu tür bir tevellâ ve teberrâyı öğretmiş. Süfyân’dan. beşerî ahkamlardan teberrî etmiyor musunuz? Allâh’a tevella ederken. zulüm-cevr ve ilâhî olmayan her şeye “hayır” demekle.

Mekrûh alış-verişler. İslâm.. insanın yalnızca Allâh ile ilişkisini düzenleyen bir din değildir. ğâit (büyük pislik). İslâm. Bu temel hükümler esas olmak şartıyla.413 Ehl-i Beyt’in öğretilerine göre. fâizli alış-veriş vs. olmak üzere üç kısma ayrılırlar. yalnızca öte dünya ile ilgilenen mistik bir inanç manzûmesi değildir. Günümüzde bir kısım insanlarca alış-veriş tamamıyla dînin dışındaki bir konu imiş gibi değerlendirilmektedir. İlmihâlimizin baş taraflarında da belirttiğimiz üzere. ve Ehl-i Beyt yolu hadis kaynakları. Yüce dînimizin insanlar arası ilişkileri. bevl (sidik). tedâvî amaçlı kullanılmayacak kan. 2. 1. Sarhoş edici her çeşit içki. leş. Haram alış-verişler.332 Alevî İslâm İlmihâli Lâ ilâhe İlla Allâh. teferruatta ufak-tefek farklı yaklaşımlar ve değişken içtihatlar yapılabilir. Lâ ilâhe İllallâh ALIŞ VERİŞ HÜKÜMLERİ Müslüman’ın alış-veriş hükümlerini ihtiyaç duyduğu kadar öğrenmesi lâzımdır. gasb edilmiş mal. Muhtasaru’n Nâfî fî fıkhı’l İmâmiyye. domuz. ölümsüz hükümleri de vardır. 3. 413 Ayrıntılar için bakınız: Seyyid Ruhullah: Tevzîhu’l Mesâil (Tam ilmihal). Tahrîru’l Vesîle c: 1-2. Biz de Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in-İtret’in @ buyrukları ışığında alış-veriş ile ilgili konularda özet bilgiler vermeye çalışacağız. . alış-verişler ana hatlarıyla. hattâ devletler arası ilişkileri düzenleyen eskimez. Mübah alış-verişler. Allâme Hıllî: Şerâiu’l İslâm. bölgeden bölgeye ve devirden devire de değişebilir.. gibi. av ve benzeri amaçlar için kullanılmayacak olan köpek. HARAM ALIŞ-VERİŞLER Kullanılması bizzat harâm olan her şeyin alış-verişi de haramdır. Bu içtihatlar.

yapılmakta olan bir alış-verişe haksız ve menfî müdâhalede bulunmak gibi. normal olarak âfet görme zamanını atlatmış olacak şekilde tanelenmiş meyvelerin. Başkasına kiraya verilmiş bir mülkü satmanın sakıncası yoktur. Veresiye satışlarda. Çiçeğini döküp. Alış-verişini yapmakta oldukları mala sâhip-mâlik olmalıdırlar. Harman zamanı gibi muğlak ifadelerle alış-veriş geçersizdir. yalan. bazı özel durumlarda mekrûh olabilmektedir. tapınılmak amaçlı olarak kullanılan heykel. Sabah ezânı ile güneşin doğması arasındaki zaman diliminde zorunlu olmadıkça alışveriş yapmak. fiyatı. Ancak. Bu tür alış-verişlerin dışında kalan alış-verişler genel anlamda mübahtır. 4. zorlanmış olmamalıdırlar.333 Ehl-i Beyt yolu Haram amaçlar uğrunda kullanılan her şeyin alış-verişi de haramdır. satılması câiz olan her hangi bir şeyin zâlime veya bâtıl amaçlar uğrunda kullanılması yolunda kiraya verilmesi vb. durumun alıcıya bildirilmesi gerekir. Veresiye alış-verişlerde zamanın tam olarak belirtilmesi gerekir. Akıllı olmalıdırlar. 5. SATICI VE ALICIDA BULUNMASI GEREKEN ŞARTLAR Satıcı ve alıcıda şu beş şart bulunmalıdır: 1. Meselâ. aşağılık kimselerle alış-verişte bulunmak. Alıcının sonradan malı almak üzere para vermesine “selef muâmelesi” denir. alıcının ya da satıcının aldatılması gibi durumlar da harâm olan davranışlardandır. Bulûğa ermiş olmalıdırlar. toplanmadan satılmasının sakıncası yoktur. özellikleri. Kıymeti düşük olan şeylerin alış-verişinde bu şart aranmaz. haç vb. Alış-verişle ilgili bazı hükümler: Vakfedilmiş bir şeyin alım-satım muâmelesi geçersizdir. ödenme ve teslim alma . peşin fiyatının üzerine bir miktar daha fiyat konularak yapılan alış-verişler karşılıklı rızâ ile uygundur. olgunlaşmamış üzümün vs. şeyler. 3. Alınan-satılan malın ne olduğu. Ancak. ciddi yapmış olmalıdırlar. Bir kimse tarafından mecbûr edilmiş. hîle. Alış-verişte. 2. İslâm düşmanlarına silah satışı. Kumar araç-gereçleri. Alış-verişi şaka olarak değil.

zamin olma. çok uyuyan ve boş duran kulunu sevmez. Borç.414 EHL-İ BEYT’TEN FEYİZLER Resûlullâh @ buyurdular.”415 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. ariyet vs. rızık kazanmış olur. cuala. “Borçlanmaktan uzak durunuz. 415 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 78. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 111. 15 421 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 153 422 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 165.”423 414 Kira. İstibsâr: c: 3 sh: 114 . kefâlet. Onların en faziletlisi de helâlinden kazanmaktır. havâle. “Şu dört özellik kendisinde bulunan kimsenin alış-verişi iyidir.) buyurdular. Resûlullâh @ buyurdular.”421 Resûlullâh @ buyurdular. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 173 420 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 144.. ile konularla ilgili hükümler için bakınız: Ehl-i Beyt yolu âlimlerinin genişçe hazırladıkları ilmihaller ve hadîs kaynaklarının ilgili bölümleri.”422 İmâm Ali’nin @ naklettiğine göre. gece de derttir. musâkat. “Muhakkak ki Allâh. 3-Satışında alıcıya hîle yapmaz. Tehzîb: c: 7 sh: 14.”417 Allâh’ın aslanı İmâm Ali @ buyurdular. 1-Bir şey satın alırken alacağı şeyi kötülemez. birbirlerini aldatan bizden değildir. Stok yapan ise lanetlenmiştir.334 Alevî İslâm İlmihâli zamanı net olarak belirtilmişse. “Rızkın onda dokuzu ticârettedir. bir kimsenin hala-teyze gibi mahremlerinden yetmiş kişi ile zinâ yapmasından daha günahtır. “En küçük fâiz. emânet.”419 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. Tehzîb: c: 6 sh: 324 416 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 84 417 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 88..a. 4-Alış-veriş yaparken yemin etmez. gündüz zillet. rehin. Tehzîb: c: 6 sh: 183 419 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 133. Allâh yolunda çarpışan mücâhit gibidir. vekâlet..a. borçlar.”418 Resûlullâh (s.. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 103. “Emânete hıyânet eden. “İbâdet yetmiş kısımdır. “Malı piyasaya süren kimse. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 174. “Helâlinden âilesinin geçimini sağlamaya çalışan kimse.”420 Resûlullâh @ buyurdular. muzâraa.”416 Hak yolun bülbülü İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. 2-Bir şey satarken onu övmez. bu şekildeki “selef alış-verişi” nin sakıncası yoktur. Vesâilüş Şîa: c: 12 sh: 23 418 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 95.

”426 İmâm Ali Rızâ’ya @ soruldu. NİKÂH Nikâh. ve yanında sarhoş edici içki ve domuz bulunsa. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 94. alıcının ve satıcının zarar etmeyeceği bir fiyatla olmalıdır. Alış-veriş.. sâlihlerin yoluna uymuş olmanın mükâfâtını görür.”424 Resûlullâh @ buyurdular. “Hayır satamaz. o kimse borcunu ödemek için elindekileri satabilir mi?” İmâm @ buyurdular.. Borcunu helal şeyler satarak ödemelidir. bağlı bulundukları inanca mensup bireylerin çoğalmasına vesîle olurlar. “Yüzünü güldürmek. birbirlerine karşı hak ve sorumluluk yüklenirler. 147 Tuhaful Ukûl (tercm): sh: 267 425 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 72. birbirlerine mirasçı olur.”425 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. milletler meydana getiren ve toplumun en küçük numûnesini ortaya koyan âileyi oluştururlar. Tehzîb: c: 6 sh: 327 426 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 72 427 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 231-232. Tehzîb: c: 6 sh: 195 423 424 . sözleşmedir. Bir yönüyle dünyâya bakar: Bununla iki insan birbirlerine helal olur.. adâletli. Nesillerini.335 Ehl-i Beyt yolu İmâm Ali @ buyurdu. Diğer yönüyle âhirete bakar: Nikâh ile birbirlerine helâl olan eşler. evlilik tarlasından Cennet meyvesi çocuklar devşirir. “ . “Müslüman olmayan borçlu bir kimse İslâm’a girse. soylarını devâm ettirir.”427 (Yeni İslâm’a girmiş bir kimsenin bile haram olan bir şeyi satması uygun değilken. güzel sûrette. bugünün “Müslümanım” diyen ve bu haramları bir ömür boyu satan insanlarına ne demeli?) Kardeşini aldatan kendini aldatmış olur. meşrû olan her ilişkilerinde niyetlerine göre sevâp alır. “İnsanlara yük olan kimse lanetlidir. İki karşı cins arasında teklîf ve kabûl ile gerçekleşen bir akittir. toplumlar.. borçlarını ödemek ve yakınlarına yardımcı olmak amacıyla helâlinden mal-mülk edinmeyi sevmeyende hayır yoktur. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 130.

Allâh onu istediğine kavuşturur. târihin hiç bir döneminde Peygamberlerden @. Zirâ.. Toplumsal barıştan yana olmaktır. birbirlerine tinsel ve ruhsal yakınlık hissetmişlerdir. Nikah. Nikah. vs. siz de onların giysilerisiniz. İnsan olduğunu bilmektir. 333. bir kadınla malı için evlenirse. “İslâm’da.. Yarım iken tam olmaktır. 400. yuva kurmuş. (Dîni. Nikah. “.a. Nikah. Cenab-ı Hakk’ın bütün canlı varlıkların doğasına yerleştirdiği bir yöneliştir.” [Rûm (30): 21].” [Bakara (2): 187] Peygamberler ulusu Hz.): Tahrîru’l Vesîle: c: 2 sh: 236-237.. Sünnetullâh’a ve Sünnet-i Nebî’ye uymaktır.. Nikah. Onlar @ dâimâ fıtrata. sevdiği şeyleri onda bulamaz. Hayat bulmaktır. kevnî ve teşrî sünnet-emirlere uygun hareket eden kimselerdir.. “Sizden kim ki bir kadınla sırf güzelliği için evlenirse. nikah denilen bu bağı örnek yaşamlarıyla pratize etmişlerdir. Çok özel ve istisnâî durumlar hâriç. Tehzîb: c: 7 sh: 399. Muhammed @ de şöyle buyuruyorlar. Siz kadınları dinleri için alınız. ahlâkı. 403 . Allâh’a evlilikten daha sevimli gelen bir binâ kurulmuş değildir.. Yüce Rabbimiz Allâh da yaratılıştaki fıtrîlik ve meyile mutahhar âyetlerinde şöyle değinmektedir. huy güzelliği vs.)”428 Öyleyse. Nikah. Nikah. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 248.. İnsanlık târihi boyunca erkek ve kadın cinsi yaratılışının tabii bir sonucu olarak birbirlerine ilgi göstermiş. namusluluğu. için alınız. iffeti. kendileriyle sükûna ermeniz için size kendi nefislerinizden olan eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koymasıdır.“O’nun (varlığının) delillerinden biri de.Onlar (kadınlar) sizin giysiniz. Gönül yoldaşıyla birlik olmaktır. Sâlih zatlardan @ evlenmeyen çıkmamıştır. Nikah. Nikah. Furû-u Kâfî: 5 sh: 328. İnsan dışındaki diğer varlıklar her hangi bir dış müdâhale ve yönlendirmeye gerek kalmaksızın zamanı geldiğinde eşini bulur ve çeşitli münâsebetlerle hayatlarının kışına son vererek bahara kavuşurlar. Fuhşa set çekmektir. 428 Seyyid Rûhullâh (r.. Bu. Nikah. Nesli korumaktır. Eşine kavuşmaktır. Kim. Fıtratın gereğini yapmaktır. Evliyâullâhdan @.” Sultanu’l Enbiyâ @ buyurdular.336 Alevî İslâm İlmihâli İlâhî kaynaklarda ve târihî belgelerde belirtildiği üzere Peygamberlerin @ ekserîsi evlenmiş.

Nikah. kendisine her alanda sorumluluklar yüklenmiş. insanlar kendilerini nikah ve sorumluluklarından tamamıyla azâde bilmemektedirler.”429 NİKAHIN ÇEŞİTLERİ 429 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 328. Ve bu ilâhî emir ve yasaklar bozulmuş olarak da olsa. İnsan ise. bu nikah akdinin sulandırılarak. gerekmez. Hiç bir alanda başı boş bırakılmamış olan insanoğlu. bundan öncelikle kadın tarafı ve çocuklar zarar görmüş. Çünkü bu sayede hem kadının ve hem erkeğin ve hem de çocukların hak-hukukları korunur. diğer canlılardan farklı olarak akıl nimeti ile donatılmış. yeryüzünün en şereflisi kılınmış bir varlıktır. kurdun kuzu postuna büründüğü. Her şey içgüdüsel (fıtrî-doğal) bir şekilde mecrâsında akıverir. biz âciz kullarına yol göstermiştir. hukûkî yaptırım gücü göz ardı edilmiş ve sadece işin fetvâ yanı ile yetinilmiş ise. adâletten ve dînin temel hedef ve esprilerinden sapmadır. bugüne kadar ilkel kabilelerden tutunuz da en gelişmiş topluma kadar yer yer kendisinin varlığını hissettirmekte. Onun içindir ki.337 Ehl-i Beyt yolu Bunun için aralarında özel bir akit. Âdem @ zamanından beri gerekli emir ve yasakları bildirmiş. bir açıdan toplumsal bir sorumluluk üstlenmektir de. evlilik konusunda da yaratıcısı tarafından başına buyruk terk edilmemiştir. sebepsiz yere boşanarak İslâm’a göre kurulmuş olan bir yuvayı yıkmaktır. İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre. Her ne zaman ki nikahın toplumsal boyutu. c: 6 sh: 54 . Resûlullâh @ efendimiz şöyle buyurdular. Allâh’ın hiç sevmediği de. nikah her ne kadar zâhirî fetvâ olarak iki kişi arasındaki teklîf ve kabûl ile olabiliyor ise de İslâm’a uygun olarak yönetilen düzenlerde ve hattâ gayr-i şerî yönetimlerde bile devletin de ilgilendiği kanûnî bir veçhe kazanmıştır. Yüce Allâh bu konuda neslimizin ilk insanı ve ilk peygamberi olan Hz. Hele de insanların alabildiğine bozulduğu. yazılı metin ve kanûnî bağlayıcılığından uzak bir şekilde yapılması-yaptırılması insaftan. günümüze kadar Kur’ân ve Sünnet’e uygun bir şekilde yapılagelmiştir. İslâm’a uygun bir nikah ile yuva kurmaktır. “Allâh’a en sevimli gelen şey. antlaşma vs. İslâm da ise tahrîfat olmadığından nikah konusu da sıkı tutulmuş. itimadın kötüye kullanıldığı bir zaman ve mekanda. mağdur olmuşlardır. kimsenin kimseye güveninin kalmadığı.

şartlara riâyet edilerek gerçekleşen ve doğal olarak ömür boyu birlikte olmayı hedefleyen nikahtır. İslâm’da var olan gerçekleri elimizden geldiğince ortaya koymaya çalışıyoruz. 2.” diye duâlar ederek kast ettikleri nikahtır. Nikah bir yönüyle sözleşme mâhiyetinde olduğu için. iki tarafın birbirlerini eş olarak kabul ettiklerini açık bir ifâde ile belirtmeleri gerekir. . söylenmezleri söylenir. halkımızın “Allâh bir yastıkta kocatsın. ●Nikah akdinin okunması: Bu icab (teklif) ve kabul ile gerçekleşir. bilinmezleri bilinir. kabul ettim.” [Bakara (2): 42] Biz de bu ahde sâdık kalanlardanız. 1. yolunda gitmekte şeref duyduğumuz zâtlar da @ bu ahde en sâdık kalmış kimselerdir.Dâimî-sürekli-ömürlük nikah. Çünkü Rabb’imiz Allâh bizden Hakkın gizlenmemesinin gerektiği yönünde ahit almış ve buyurmuştur. Meselâ. Nikah iki çeşittir. “Filan erkeği veya filan kadını kendine eş olarak kabul ettin mi?” sorusuna. Bu şartlar şunlardır. örtbas edilemez. “Hakkı bâtıla karıştırıp. vb. Bundan dolayıdır ki dost-düşman kim ne derse desin. anlaşılmazları anlaşılır. insanlar anlamazlar. gizlenenleri açıklanır kılmak üzere yola çıktık. ●Nikah her hangi bir şekilde zorlama ve baskı altında yapılmamalıdır. Yani. ya da yanlış anlarlar diye gizlenemez.” bir cevap verilmelidir. “evet. Bizler. hakîkatleri her türlü kabul ve değerlendirmelerin. ●Eş olacak kimselerin veya onlar orada hazır değillerse yerlerine vekil olan kimselerin nikah anında hazır bulunmaları. bazı şartları vardır. “Nikahın çeşitleri de ne demekmiş? Nikah bir çeşit değil mi? Eski köye yeni âdet mi?” gibi söylentiler içerisinde olabiliriz. Nikahın sahih olması içinde bu şartların yerine getirilmesi gerekir. Yani. Hakkı ortaya koymak. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in zerre hakîkati. çıkarların üzerindedir.Muvakkat-geçici-süreli nikah.338 Alevî İslâm İlmihâli İçinde yaşadığımız toplumda “nikahın çeşitleri” başlığı bir çoğumuza ürkütücü ve anlaşılmaz gelebilir. (Mut’a nikâhı) DÂİMÎ NİKAH İki karşı cins arasında meşrû sınırlar dâhilinde. Müminler! Canlar! Kardeşler! Dînin öğretileri. bile bile hakkı gizlemeyin.

müstehâb (iyi) davranışlar olarak görülmüştür. saçına bakması tavsiye edilmiştir. şeytâna pirim verecek bir şekilde tenha. nikahta iki şâhidin bulunması. her hal-u karda velînin. Peygamber’e @ ve Ehl-i Beyt’ine @ salât-u selâm getirmek. tiyatro oyunlarında vs. kadınlar dünyadaki lezzetim. evlenecek kişilere İslâmî-insanî öğüt ve tavsiyelerde bulunmak. ıssız köşe-bucaklarda baş başa kalmamalıdırlar. nikâhı ve düğünü İslâm kurallarına uygun bir tarzda haramlardan uzak bir şekilde yapmak vs. reşit (kendi fayda ve zararını bilecek yaşta) ve dul ise velînin izni gerekmez.339 Ehl-i Beyt yolu ●Nikahı kıyılan ve kıyan kimseler akıllı olmalı. kıyılan nikahlar gibi. Bu amaçlarla kıyılan nikah geçersizdir. sarhoş vs.”431 430 431 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 321 Furû-u Kafi: c: 5 sh: 320 . ancak bâkire olan bayanların velîlerinin izni gerekmeyebilir. Özel durumlarda ise. eşlerden her hangi birisi deli. ●Nikahı kıyılan bayan şayet erginliğe ulaşmış. bir halde olmamalıdır. Meselâ. rol icâbı filmlerde. EHL-İ BEYT’E KULAK VERELİM Peygamberimiz @ buyurdular. Ancak reşit değil. duâlar etmek. besmele ile başlamak. Evlenecek kimselerin birbirlerini şerîat ölçüleri içerisinde görmeleri. “Kadınları sevmek peygamberlerin @ ahlâkındandır. Allâh’a hamd etmek. Kâfir olan bir baba veya dedenin Müslüman bayan üzerinde velâyet hakkı yoktur. büyüklerinin izninin alınması. nikâhın çevreye meşru vesîlelerle duyurularak îlân edilmesi vs. bayanın ellerine. Hasan ve Hüseyin de reyhanlarım kılındılar. hiç bir hükmü yoktur. ●Yapılan nikah şaka ve benzeri amaçlarla kıyılmamalıdır. veya reşit ancak bâkire ise veli olarak babanın veya baba tarafından dedenin ya da üzerinde velâyet hakkı olan bir büyüğünün izni gerekir. Birbirlerine eş olacak kimseler bütün bunları meşru sınırlar içerisinde yapmalı. “Namaz gözümün nûru. önemle vurgulanan âdâplardandır. yüzüne. Yine nikah akdi kıyılırken. nikah kıyılırken kadının hakkı olan mehirin çevrenin genel kabulüne uygun bir miktarda belirlenmesi. Bunlardan başka. tanımaları. reşit. Çünkü bu hüküm nikâhın olmazsa olmaz şartlarından değildir.”430 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.

)438 MEHİR Kur’ân’ın. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 243 437 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 365 438 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 387. (Yani.. buyurdular @.”435 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.” haktır. Kim benim sünnetime uymayı seviyorsa evlensin. Allâh hakkında kötü zanda bulunmuş olur..”434 İmâm Ali Rızâ @ buyurdular.”437 İmâm Cafer Sâdık’a @.“Evleniniz. mîrâsın dağıtımında ihtilâfın olmaması ve İslâm’ın cezâî müeyyidelerinin (hadlerin) uygulanması gerektiğinde sorunların yaşanmaması için gerekir.) veya daha sonra kadına verilmek Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 327 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 329.”436 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular.340 Alevî İslâm İlmihâli Resûlullâ h @ buyurdular. Ancak. “Kim fakirlik korkusuyla evlenmezse. “Kadınlara mehirlerini bir hak olarak (gönül hoşluğu ile) [Nisâ (4): 4] emri gereği Müslüman erkek tarafından kadına verilen bir verin.“Evli kişilerin kıldığı bir rekat namaz. Tehzîb: c: 7 sh: 409 436 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 330. Muhakkak ki Resûlullâh @ şöyle buyurmuştur.”432 Allâh’ın aslanı @ buyurdular. Bıhârul Envâr: c: 103 sh: 219 435 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 367. Nikâhın geçerli olmasının şartlarından değildir. ya peşin olarak kadına verilir. nikahta şâhitlerin bulunması. bekarların kıldığı yetmiş rekat namazdan daha faziletlidir. anlaşmazlık hâlinde nesebin belli olması. “Evet olur. (Buna mehr-i muaccel denir. bileklerine kadar ellerine. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 242. “. Tehzîb: c: 7 sh: 329. kişinin mutluluğundandır. saçına ve güzelliğine bakmasında bir sakınca yoktur. “Sâliha bir eş. Tehzîb: c: 7 sh: 349 432 433 . “Şâhitsiz nikah olur mu?” denildiğinde..”433 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Mehir. şehvetle olmamak şartıyla eşi olacak bayanın yüzüne. Vesâilü’ş Şîa: c: 14 sh: 4 434 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 328. evlenecek kişiler arasında ve Allâh huzurunda gerçekleşen bir ahitleşme ve sözleşmedir. Çünkü evlenmek benim sünnetimdendir. nikah kıyılırken miktar olarak takdîr edilerek. Nikah.Evlilikte yemek vermek peygamberlerin sünnetlerindendir.. 496. “Evlenecek bir kimsenin.

o zaman da kızın anne-babası kızının hakkı olan şeyi hak sâhibine vermelidirler. daha sonra “mehr-i misil” tabîr edilen bir mehir verilir. Kadın ve erkek aralarında anlaştıkları takdirde kadın mehir alma hakkından vazgeçerek bunu erkeğe bağışlayabilir de. Verilecek mehir. erkeği ve erkek tarafını zora koşmamalıdır. ne ana-babası ve nede her hangi bir kimse bu hakkı kadından gasp edemez. Mehir vermek Allâh’ın Kur’ân da kadınlara verilmek üzere erkeğe yüklediği bir sorumluluk olmasına rağmen nikâhın geçerli olmasının bir şartı değildir. mutluluk ve yüce ülkünün gerçekleşmesine temel olacak âileler oluşturmaktır. Ancak maddi değeri olan bir mehirin takdiri. Ancak. mehri az olanlardır. belirlenen mehrin yarısı verilmelidir. kızın emsallerinin aldığı ve yaşanılan bölgenin halkının alıpverdikleri mehir miktarıdır. Kızın zifaftan önce ölmesi durumunda da mehrin yarısı kızın velîsine-vârisine verilir. .341 Ehl-i Beyt yolu üzere karara bağlanır. Bu. kadının rızâsı alınmadığı müddetçe hiç bir surette ne kocası. Nikah anında alınacak olan mehir belirtilmemiş ise. altın. “Ümmetimin kadınlarının en faziletlisi. Şayet bu para mehir niyetiyle alınırsa. Evlenenler arasında cinsel ilişki henüz gerçekleşmeden ayrılmaboşanma vâkî olursa.. (Buna da mehr-i müeccel tabir edilir. sünnete ve bu zamana kadar ki uygulamalara daha uygundur. bayanın erkekten talep edebileceği manevi bir görev ve sorumlulukta olabilir. Ulu önderimiz Resûlullâh @ şöyle buyurdular. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 243. zifaftan önce iki taraftan birinin vefâtı halinde gerideki kalanların aralarında antlaşma yaparak mehri ibtâl etmeleri en güzel olanıdır. Bugün “başlık parası” adı altında alınan maddî hiç bir değerin mehir ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. İnançlı bayanlar alacakları mehri mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışmalı. gibi her şey olabildiği gibi.) Mehirin bir kısmını hemen bir kısmını da daha sonra vermek de mümkündür. Çünkü dînin temel hedefi maddî değerler değil. Tehzîb: c: 7 sh: 404 . para. EHL-İ BEYT’TEN NURLU SÖZLER İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre. tamâmıyla kadının hakkı olup.. Mehir.mal-mülk vs.”439 439 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 325. gönüllerin birliği.

342 Alevî İslâm İlmihâli İmâm Muhammed Bâkır @ ve İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. Çocuğa kalmasını mutlak olarak imkansız kılan bir hastalık. rahimin olmaması. Kadın da. Evliliği de zinâ gibidir. Erkek. 354 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 383 442 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 380. Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 378.vs. Baras. durumlarından her hangi birinin varlığını anladığında nikah akdini-anlaşmasını bozabilir. 6. Resûlullâh @.”440 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdular. kemik vb. 3.. 5. cinsel ilişkiye mani olacak bir şeyin bulunması. Delilik.”442 NİKAH AKDİNİ BOZMA HAKKI VEREN KUSURLAR Erkek veya kadın nikah akdinden sonra birbirlerinde aşağıda belirtilen kusur ve hastalıkların bulunduğunu anlarlarsa nikâhı bozabilirler. Fercinde et.. kadında. mutlak kısırlık. Tehzîb: c: 7 sh: 353. sakatlık veya tedâvisi imkansız müzmin hastalık. (Günah üzerine binâ edilmiş olur. “Kim evlenirken kararlaştırılan mehiri (Mehri müecceli) daha sonra vermezse. Tehzîb: c: 7 sh: 354. çok olsun insanların râzı oldukları miktardadır. (Bir çeşit deri hastalığı) Körlük.) 1. 4. 355 440 441 . Cüzzam ve benzeri bir hastalık. 2. Hayız yolu ile idrar yolunun veya hayız yolu ile dışkı yolunun bir olması hali. “Mehir. az olsun. (Yumurtalığının olmaması. sahabeden mehir olarak verecek hiç bir şeyi olmayan birini Kur’ân’dan bir miktar öğretme karşılığında bir kadınla evlendirdi. erkekte. o kimse hırsızlık yapmış gibidir.)441 İmâm Muhammed Bâkır’ın @ naklettiğine göre. 7. 8. Belli olacak derecede felç.

bu durumda erkeğin mehir vermesi gerekmez. Diğer şartlardan dolayı erkek veya kadın nikah akdini bozarlarsa ve cinsel ilişki de henüz gerçekleşmemişse. Delilik. süt bacılarınız. sizi emziren analarınız (süt analarınız). İlişki gerçekleşmiş ise belirlenen mehirin tamâmının kadına verilmesi gerekir. Çocuğunun olamayacağı bir hâlinin.” Âyet-i Kerîmede belirtilenlerden başka da değişik sebeplerle evlenilmesi haram kılınmış olan kimseler vardır. Şimdi bunlarla ilgili kısa. evlerinizde bulunan ve kendileriyle ilişkiye girmiş olduğunuz karılarınızdan olma üvey kızlarınız. Süt emme yolu ile haram olanlar. -henüz kendileriyle ilişkiye girmemişseniz (kızlarını almaktan dolayı) üzerinize bir günah yoktur. kızlarınız.. Musâhere ile haram olanlar. 4. 5. karılarınızın anaları.kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız. erkeğin kendisine vermiş olduğu mehirin yarısını geri vermesi gerekir. KENDİLERİ İLE EVLENİLMESİ HARAM OLANLAR Evlenilmesi haram olan kimseler genel olarak Nisâ sûresi 23. erkeğin iktidarsız olup cinsel temasta bulunamaması dolayısıyla nikah akdini bozarsa. Ehl-i Beyt’in @ nurlu yoluna göre aşağıda belirtilen sebeplerle bir kimseyle evlenme haramlığı gerçekleşir: 1. âyetinde meâlen şöylece bildirilir. Nesep yolu ile haram olanlar. öz ve gerekli bilgileri vermeye çalışalım. Küfür (kâfirlik) sebebi ile haram olanlar. 2. erkek kardeşin kızları. 3. “Size (şunlarla evlenmeniz) harâm kılındı: Analarınız. İddet hâlinde bir kimse ile evlenme ve Kur’ân’ın izin verdiği sayıdaki evlilikten başka evliliklerin haram olma hâli. NESEP YOLU İLE HARAM OLANLAR . cinsel ilişkiye girme gücünün olmadığını. teyzeleriniz. Eğer kadın. halalarınız. kız kardeşin kızları. Liân boşanmanın gerçekleşmesi ile haram olma hâli. kız kardeşleriniz. 6. 4. İlişkiye girecek kadar erkeklik organının olmadığını.. İktidarsız olduğunu. 3.343 Ehl-i Beyt yolu 1. 2. mutlak kısırlık hastalığının bulunduğu gibi durumlardan birinin var olduğunu anlarsa nikah anlaşmasını bozabilir.

4. Onbeş kez emme de peşi peşine olmalı. arada bir kez bile olsa başka bir şekilde çocuğun karnı doyurulmuş olmamalıdır. 3. gerekse yalnız ana veya yalnız baba bir olan kız kardeşinin kızları ve aşağıya doğru bütün yeğenleridir. Sütü emilen kadın diri olmalıdır. Şayet süt değişik vâsıtalarla (biberon vs. Meselâ. ●Kız kardeşin kızları: Kişinin gerek ana-baba bir. 2. Emilen süt. o kadının çocuğu kendisinden süt emen hiç bir kimseye haram olmaz. ●Erkek kardeşin kızları: Kişinin gerek ana-baba bir. 6. o gece ve gündüz zarfında çocuk bir defa bile olsa başka yollarla doyurulmuş olmamalıdır. İki yaşından sonra emilen süt ile süt kardeşliği ve haramlık gerçekleşmez. Çocuk sütü kadının bizzat göğsünden emmelidir. Sütü olan bir kadın. ya da başka şeylerle (başkasının sütü. ●Kız kardeşler: Gerek ana bir. anasının ve babasının anası ve yukarısı. gibi) karıştırılarak çocuğa verilirse haramlık gerçekleşmez.kadın bir koca ile evli olduğu durumda haram olmaya sebep olur. Beşinci şartta belirtilen süt emme olayı -diğer şartlarda tutarsa. emilen süt belirtilen miktarlara öldükten sonra ulaşırsa haramlık gerçekleşmez.” denilecek kadar doyasıya emmiş olmalıdır. 5. gerek yalnız ana veya yalnız baba bir kız kardeşler. ●Halalar: Kişinin babasının ve dedesinin kız kardeşleri. veya bir gün vs. gerekse yalnız ana veya yalnız baba bir olan erkek kardeşinin kızları ve aşağıya doğru bütün yeğenleri. Çocuk sütü onbeş kez veya bir gece bir gündüz ya da “vücuduna et-kemik oldu. süt emzirse. başka bir kadından süt emme veya her hangi bir yiyecekle doyurmak gibi. Süt emilme esnasında kadın ölse. Bir kadın zinâ sebebi ile çocuk doğurur da sütlenirse. (Meselâ. SÜT VERME SEBEBİ İLE HARAM OLANLAR Süt verme sebebi ile haramlığın gerçekleşmesi için altı şart vardır. oğlunun ve kızının kızları ve aşağıya doğru bütün torunları. süt emzirmekte olduğu çocuğa . meyve suyu vs. ●Teyzeler: Kişinin anasının ve ninesinin kız kardeşleri. ●Kızlar: Kişinin kendi kızları. sonra da kadın kocasından boşansa ve başka bir kocaya varsa. bir çocuğa sekiz kez vs. Çocuk Ay yılına göre iki yaşını doldurmamış olmalıdır. gibi) çocuğa içirilir. nikahlı olarak çocuk doğurmuş olan bir kadının sütü olmalıdır. hayvan sütü.) Bir gece ve gündüz emme de aynı şekilde gerçekleşmeli. 1.344 Alevî İslâm İlmihâli ●Analar: Kişinin kendi anası.

Süt babının oğlan ve kız kardeşleri. Bunlar yeğen hükmünde olurlar. 10. 8. (diğer şartlar uygun olsa bile) ŞARTLARA UYGUN OLARAK SÜT EMEN BİR ÇOCUK KİMLERE HARAM OLUR? Süt emdiği kadının kendisine: Bu kadına “süt anne” denir. 3. O kadının dayı ve teyzelerine. 9. 1. 7. dayı ve daha yukarısı. O kadının oğlan ve kız kardeşlerine. . çocuklarının çocukları ve daha aşağısı. Süt babanın anne.345 Ehl-i Beyt yolu geriye kalan miktarı da emzirse (yedi kez vs. Cenâb-ı Hak bir çocuk için en güzel gıdayı adeta Cennetin sütten ırmağı gibi olan annesinin memesinde halk eylemiştir. Bütün bu mahremiyetler ve haramlıklar yalnızca süt emen çocuk ile belirtilen kimseler arasında gerçekleşir. Dede vs. nine ve daha yukarısı. Süt annenin kocasına: Bu erkeğe de “süt baba”denir. veya bir gece vs gibi. 6. Süt babanın bütün çocukları. Cennet meyvesi çocuklarını bu lezîz gıda ve ikrâm-ı ilâhîden mahrum bırakmamalıdırlar. Bunlara da “süt kardeşler”denir. Süt emen çocuğun diğer büyük veya küçük kardeşleri ile sayılan kimseler arasında her hangi bir şekilde süt emme haramlığı-mahremiyeti gerçekleşmez. O kadından dünyaya gelmiş veya gelecek olan çocuklarına. Amca. Süt emme yolu ile amca ve hala olsalar dâhi.) o çocuk hiç kimseye haram olmaz. Onun için kadınlar mümkün ise çocuklarını en azından iki yıl emzirmeli. baba. Süt kardeşi bile olsalar. 11. Süt emziren kadının anne. dede. O kadının amca ve halalarına. Süt annenin çocuklarının çocuklarına ve aşağıya doğru bütün çocuklara. teyze. 5. baba ve daha yukarılarına. SÜT VERME ÂDÂBI Çocuk için en uygunu öz annenin süt vermesidir. Velev ki kadının süt kardeşleri bile olsalar. 2. Süt babanın hala. Süt emme yoluyla olsa bile. 12. 4. Süt emme yolu ile dayı ve teyze olsalar bile.

ancak zifaf gerçekleşmeden boşanma olursa. ne zaman. 2. aşağıya doğru bütün torunları ve babası o kadının annesiyle. bütün çocuklarının kızları ve aşağısı. 4. Böyle bir durumda kadının kızı erkeğe haram olamaz. dedesi ve yukarısı. İki âdil erkek veya âdil dört kadının. Haram olmaya neden olan süt verme iki yolla bilinebilir. MUSÂHERE İLE HARAM OLANLAR Evlilik. içirmeli. Bir erkek bir bayanla -Allâh korusun. zinâ vs. 3. Kadının kızları. 2. süt emme sebebi ile birbirlerine haram olan kimselerin evlenmesine meydan verilebilir. ninesi ve yukarısı . Erkeğin babası. kadının kız kardeşi. şâhitliği ile. âilelerde çok zorunlu olmadıkça çocuklarını başka kadınlardan emzirmemelidirler. Ancak. Ancak erkeğin kendisi o zinâ yaptığı kimse ile evlenebilir. kadın nikahlandığı erkeğin babasına ve oğullarına haram olur. kızlarıyla ve torunlarıyla evlenemezler. bütün çocuklarının oğulları ve aşağısı. Bir kadın ile nikahlanılır. Nikah ile musâhere haramlığı olan kimseler şunlardır: 1. Kadının annesi ise erkeğe haramdır. artık o erkek.zinâ etse.346 Alevî İslâm İlmihâli Süt emziren anneler imkanları nisbetinde abdestli olarak çocuk emzirmeli. 1. Kadının annesi. İnsanın sözlerine güven duyduğu bir topluluğun durumu haber vermesi ile. besmele. yolu ile gerçekleşen yakınlığa sıhriyet-musahere denir. Anneler her önlerine gelene süt emzirmemeli. oğulları. yavrusunun boğazından haram geçmemesine gayret etmelidirler. Kadınla evli olunduğu müddetçe. duâlar ve güzel bir muâmele ile yemek yedirmeli. bu kimselerin süt vermenin şartlarını ve ne şekilde gerçekleştiğini açıklamaları gerekir. . 5. Zinâ ile haram olan kimseler: 1. bir âdil erkek ile iki âdil kadının vs. Allâh korusun kimin kime. ne kadar süt emzirdiği unutulursa. Erkeğin oğulları.

ilişkiye girilmemiş bile olsa o kadın o erkeğe ebedî olarak haram olur. putperest vs. Cinsel temas olmamış ise nikah geçersizdir. 4. Evli bir kadınla zinâ yapıldığında ise. 1. Ebedî haramlık da olmaz. Evlenecek olanların her ikisi veya biri bu hükmü bile bile nikahlanırlarsa bu nikah geçersiz olur ve birbirlerine ebediyen haram olurlar. İDDETTE VEYA BELLİ SAYIYA ULAŞTIĞINDA HARAM OLAN EVLİLİK İddet. Bu. Mecusi. Dörde kadar evlilikte kişinin kendi zevk ve anlayışına kalmış bir şey değil. kızlarıyla ve torunlarıyla -zinâ yapan erkek de dâhil. zamana ve şarta bağlı olarak gerçekleşebilecek bir evliliktir. KÂFİRLİK SEBEBİ İLE HARAM OLMA HALİ Müslüman bir kadın Müslüman olmayan bir erkekle evlenemez.Evlenecek olanların her ikisi de bu hükmü bilmeyerek nikahlanmışlar ve temas olmuş ise yine ebediyen haramlık gerçekleşir.bir takım sebeplerle oluşan geçimsizlik durumunda birbirlerinden lanetleşme ile boşanmalarıdır. o kadınla. Yahudi.Bir erkeğin dört kadından fazlasıyla evlenmesi haramdır. Bu şekilde birbirlerinden boşanmış olanların yeniden birbirleri ile evlenmeleri ebediyen haramdır. müşrik.Haram olduğunu bile bile bir kadınla hac veya umrede ihramlı iken nikahlanılırsa. İster cinsel temas gerçekleşmiş. Eşlerin -Allâh korusun. Boşanmış veya kocası ölmüş bir kadının yeniden evlenebilmek için belli bir süre beklemesidir. Hüküm bilinmediğinden nikahlanılırsa ilişki gerçekleşmiş bile olsa ebedi haramlık gerçekleşmez. . kadının annesiyle.zinâ yapan erkeğin yukarıdaki sayılan bütün yakınları hiç bir sûrette evlenemezler. Ehl-i Beyt fıkhına göre Müslüman erkekte Müslüman olmayan (Hıristiyan.347 Ehl-i Beyt yolu 2. Kur’ân âyetleriyle sâbit olan bir beklemedir. 2.İddet halindeki bir kadınla evlenmek câiz değildir. İddet dolduktan sonra nikah kıyarak evlenebilirler. 3.) kadınlarla dâimî evlilik yapamaz. LİAN BOŞAMANIN GERÇEKLEŞMESİ İLE HARAM OLAN EVLİLİK Lian boşama. isterse gerçekleşmemiş olsun.

Müslüman’larla. Peygamberimiz @ ve Allâh’ın velîlerinin @ emir ve tavsiyelerinden çıkarılan sonuçlara göre. Ehl-i Beyt’in İmâmlarını @ bulundukları makamlardan daha yücelere çıkararak Onları @ -hâşâ. . fıtrî yöneliş. ●Bayan ve erkek dindar olmalıdır.348 Alevî İslâm İlmihâli Yine. Her ikisi de dinin ferdi ve toplumsal emir ve yasaklarına birbirlerine yakın oranlarda duyarlı olmalı. söven kimseler ile. İslâm’ı bir hayat nizâmı kabul etmiş Müslüman erkek ve kadınlar. ●Güzel ahlak ve fazilet sâhibi olmalıdırlar. ●Tahsil durumları birbirlerine yakın. ●İki tarafta soyu-sopu belli ve geçmişi temiz olmalıdır. Eşlerden birisinin her hangi bir sebep ve surette dinden dönmesi (mürted olması) ile nikah son bulur. toplumsal konum. ●Mal. Onlara @ küfür ve hakâret eden. ●İki tarafta çocuk sâhibi olmaya müsâit olmalıdır. ilâh. huy ve zevkler vs. Çünkü bu âile mutluluğunu olumsuz yönde etkiler. beşerî ideoloji ve yaşam tarzlarının savunucusu. “müslüman” olduklarını zanneden örtülü müşriklerle ve ateistlerle evlenemezler. evlilik gerçekleşmez. Çünkü bu iki gurup da kâfir hükmündedirler. Müslüman’lar. anlayış. eşler birbirlerini anlayacak bilgi ve kültür seviyesinde olmalıdırlar. ●Birbirlerine denk olacak şekilde güzel olmalıdırlar. çağdaş(!) yaklaşımlarla dîni hayat sahnesinin dışına iten. pratiğe geçirmelidirler. gayr-ı müslimler de ancak kendileri gibi olanlarla evlenebilirler. Evlenecek eşlerde aranan şartlar ve denklik. Aralarında aşırı bedenî ve fizîkî farklılıklar bulunmamalıdır. Eşlerden birinin bu durumda olması ile kıyılan nikah geçersiz olur. Ehl-i Beyt’e @ ve Oniki İmâm’lara @ düşman olan. vs.peygamber. mesut olmanın ve örnek bir aile oluşturabilmenin gerektirdiği şartlardır. ●Birbirlerini zorda bırakacak şekilde mehir takdir edilmemelidir. gibi hallerde uyum sağlayacak durumda olmalıdırlar. karakter. Evlilik biter. zenginlik. Bu şartlar nikahın geçerli olmasının şartları olmamakla beraber mutlu bir yuva kurmanın. Buna engel olacak bedensel veya ruhsal bir dengesizlik ve uyumsuzluk bulunmamalıdır. İslâm’ın bir dünyâ ve âhiret dîni olduğunu kabul etmeyen. Evlenecek olan kadın ve erkeklerde bulunması önemle tavsiye edilen bazı şartlar vardır. kabul edenlerle de evlenmek câiz değildir.

fuhuş yapmaları hariç hiç bir durumda boşanmanın olamayacağını sandım. Resûlullâh @ buyurdular.). Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 378 445 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 507.”445 İmâm Cafer Sâdık @ naklediyor ki. o halden uzaklaşıncaya kadar. Resûlullâh @ buyurdular. İslâm’da evlilik ve cinsel sorunlar: Mehdi Aksu.. 443 EHL-İ BEYT’TEN ÖĞRETİLER Peygamber efendimiz @ buyurdular.”444 İmâm Cafer Sâdık’ın naklettiğine göre.. “Bir kadın kocasından başka birilerine hoş görünmek için güzel koku sürünürse (süslenirse vs.”446 Resulu’s sekaleyn @ buyurdular. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 278 446 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 348 447 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 281.349 Ehl-i Beyt yolu ●Aşk aklı baştan alır. evliliğe hissî ve gerçekçi olmayan bir yaklaşımda bulunulmamalıdır.”447 Karı-kocanın birbirleri üzerindeki hak ve görevleri.vs. “İçki içen kimselerle kızlarınızı evlendirmeyiniz. Allâh o kadının namazını kabul etmez. insanı duygusal kılar. İslâm’da aile: İbrâhîm Emînî. 444 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 512. Ben de kadınlara içinizden en hayırlı olanınızım. “Sizin en hayırlınız. 362 443 . çocukların İslam ahlakı ve Ehl-i Beyt sevgisi üzerine yetiştirilmeleri ve evlilikle ilgili Ehl-i Beyt yoluna uygun doyurucu bilgiler için bakınız:İslâm’da aile: Hüseyin Mezâhiri. “Cebrâil @ bana kadınlarla ilgili o kadar tavsiyelerde bulundu ki. Bu nedenle öğüt ve tavsiyeler gözardı edilerek.. kadınlarına hayırlı olanınızdır.

Sahîh-i Müslim: c: 4 sh: 168.vs. Sahabeden bir zât diyor ki.. Âyet şöyledir. Ehl-i Beyt yolu bağlılarının da tamâmı tarafından kabul edilmektedir ki. Sünen-i Beyhakî: c: 5 sh: 20.. 448 ...”449 Yine. vb. hilâfeti döneminde muta’yı yasaklayıncaya kadar biz Hz. şartlarını ve uygulanış şeklini de şanlı Peygamberimizin @ açıkladığı biçimde ilk nesil Müslüman’lar (Sahâbe) bu nikâhı yer yer. Nisâ sûresi (4): 24. Sünen-i Nesâî: c: 5 sh: 155. c: 6 sh: 33.. “Ömer. “. Biz de Resûlullâh ile birlikte amel ettik.” Bu âyetin ifâde ettiği ve sınırlarını. Bununla ilgili bir kaç nakil şöyledir. Peygamber’in @ ve Ebû Bekir’in döneminde bir avuç hurma ve un karşılığında mut’a yapıyorduk... Hükümlerin açıklanması ve bilinmesi onu mutlak sûrette uygulamayı gerektirmez. Tefsir-i ibn-i Kesir. Hz. Sünnî Müslüman’ların çoğunluğu. 450 Musannefi Abdurrezzak: c:7 sh: 499. Mut’a nikâhı. Aksi halde fitneciler Müslümanları bölmek için konu ile uzaktan yakından ilgisi olmayan yalanlar yayarak kardeşi kardeşe düşman kılmakta ve Müslümanları farklı görüşteki kardeşlerine karşı kışkırtmaktadırlar. seçkin sahabîlerden Câbir-i Ensârî şöyle diyor. İslâm’ın ilk devirlerinden itibâren Allâh-u Teâlâ tarafından Müslüman’lara meşrû kılınmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de onu haram kılacak bir âyet inmedi.” 450 Mut’a nikâhına değinmemizin amacı Alevî ve Sünnî bütün Müslümanları konu hakkında bilgi sâhibi kılmaktır.Onlardan faydalandığınıza karşılık olarak (onlarla istimta’-mut’a yaptığınızda) onların ücretlerini verin. 449 Sahîh-i Buhârî: c: 2 sh: 168.. zaman zaman pratiğe koymuşlar. Sonra birisi (Ömer) çıkıp bu hususta kendi görüşüne göre istediğini söyledi. Tefsir-i Kurtubî. Fethul Bari: c: 9 sh: 49. zamana ve şartlara bağlı hükümler konusunda müslümana düşen görev daha duyarlı davranmaktır. âyeti mut’a nikâhının meşru oluşunun Kur’ân’dan delîlidir. Tefsîr-i Ebi Hayyan..350 Alevî İslâm İlmihâli MUT’A NİKAHI448 İki karşı cins arasında belirlenen şartlara göre ve şerîata uygun bir tarzda süresi belirlenerek kıyılan geçici bir nikahtır.. Resûlullâh @ da vefât edinceye kadar onu yasaklamadı. “Mut’a âyeti nâzil olmuş ve Allâh’ın kitâbındadır. Müsned-i Ahmed: c: 4 sh: 236. Çok özel. onunla âmil olmuşlardır.

Sahîh-i Müslim: had. Mesud sonra şu âyeti okudu. Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 448. Peygamber @ bizi ondan nehyetti. Ali de buyuruyor. . Tefsîr-i Râzî: c: 10 sh: 50. Hattab’ın da kendi beyânında bu gerçek açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Tehzîb: c: 7 sh: 250. Ömer b. Kenzul Ummâl: c: 8 sh: 293 vs. Tefsîr-i ibn-i Kesîr. kadınlarla yapılan mut’a dır. 452 Sünen-i Beyhakî: c: 7 sh: 206. Peygambere kendimizi iğdiş mi edelim diye soruldu. İstibsâr: c: 3 sh: 141. 453 Sahîh-i Müslim: c: 4 sh: 130.. “.. Müsned-i Ahmed: c: 1 420. Dürrül Mensur: c: 2 sh: 140. 270. İddia edilen bazı âyetler ise zaten mut’aya izin veren âyetten önce inmiştir ki mut’a âyetinin hükmünü kaldırması mantıken ve târihen de imkansızdır. “İki mut’a Resûlullâh’ın döneminde serbest idi. Tefsîr-i Kurtubî. Musannef-i Abdurrezzak: c: 7 sh: 500. Ben bu iki mutayı da yasaklıyorum ve onları yapanı da cezâlandıracağım. hac mutası ile. Ve böyle bir şeyin örneği de yoktur. Mesud’dan şöyle nakledilir. c: 2 sh: 152. 432. Bu iki mut’a. Tefsîr-i Kurtubî: c: 2 sh: 370.Allâh’ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Tefsîr-i Râzî: c: 10 sh: 50.” [Mâide (5): 87] 453 Ehl-i Beyt’in İmâmlarına @ göre bu âyetin hükmünü yürürlükten kaldıran başka bir âyet gelmemiş ve bu uygulama hiç bir şekilde ebedi olarak Resûlullâh tarafından da yasaklanmamıştır. (Haram kılmamıştır. Dürrül Mensur: c: 2 sh: 140. Serahsi: El-Mebsut: c: 5 sh: 152....” 451 H.vb. O der ki. Bize bir süreliğine elbise karşılığında kadınları nikah etmemize (muta nikâhı yapmamıza) izin verdi. 454 Ehl-i Sünnet (Sünnî) kardeşlerimizden bazılarının iddialarına göre daha sonra gelen bir kaç âyet vardır ki onlar mut’a nikâhına izin veren âyetin hükmünü yürürlükten kaldırmıştır.454 Hakikatte âyetin helâl kıldığı bir şeyi Resûlullâh’ın @ yasaklayacağı da düşünülemez.”452 Abdullâh b. Tefsîr-i Ebî Hayyan: c: 3 sh: 218. Ancak şunu belirtelim ki bahsedilen âyetlerin hiç birisinin mut’a nikâhı ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Abdullah b. Sünen-i Beyhakî: c: 7 sh: 200.) O’nun da helâli haram kılma yetkisi yoktur.vb. Eşlerimizde yanımızda yoktu.. no: 1357. Eğer Ömer onu yasaklamasaydı sapıklardan başka hiç kimse zinâ etmezdi.. Ahkâmul Kur’ân. Sahîh-i Buhârî: c: 6 sh: 66.. Gerekli bilgiler için konunun sonunda verilecek olan kaynaklara baş vurulabilir. Müsned-i Ahmed: c: 1 sh: 52.351 Ehl-i Beyt yolu Hz. Müslüman için de sünnetine-yoluna tabî olunması gereken kimse 451 Tefsîr-i Taberî: c: 5 sh: 9. Halîfe Ömer ise kendi görüş ve içtihâdıyla zamanın maslahatına göre mutayı yasaklamıştır. “Mut’a Allâh’ın kullarına bir rahmeti idi. “Peygamberle @ birlikte savaşıyorduk. Cessas: Ahkâmu’l Kur’ân: c: 1 sh: 342. Kenzul Ummâl: c: 8 sh: 204. 345. c: 7 sh: 5.

İblis tabiatlı münâfık kimselerin elinde kötüye kullanılabilir. çıkmıyor mu? Mehdî inancını sömüren sahte mehdî taslakları piyasayı kaplamadı mı? Peygamberlik misyonunu kendi çıkar ve menfaatlerine kullanan sahte peygamberler çıkmadı mı? çıkmıyor mu? vs. Yoksa. kötü niyetli kimselerin meşru hükümleri gayr-ı meşru emellerine vesîle kılmamaları için uyanık olmak. Mut’a (geçici) nikah ile ilgili şu hususları belirtmeden de geçemeyeceğiz: Meşrû olan her hüküm. İslâm’ın yüce hedeflerini ve insanlığın ortak çıkarlarını korumak ve kollamak uğrunda yılmadan çalışmaktır. Kişi isterse namaz gibi bir ibâdeti kötü kimliğini örtücü bir maske olarak kullanmıyor mu? Oruç gibi Allâh’tan başka kimsenin bilmemesi gereken bir amel bile riyâkârların elinde gizli şirke vesîle kılınmıyor mu? Zekat. Mut’a nikâhı da bunlardan sadece biridir. helâli harâm. bazı aydın bozuntularının dediği gibi İslâm için (haşâ)“din bir afyondur!” mu diyelim? Müslüman’a düşen görev. harâmı helâl gibi görmek değildir. Meselâ. birilerinin üzerinde sulta kurarak insanları minnet altında kalmaya zorlamalarına sebep olmuyor mu hiç? Hac. kötülere mânî olamıyorum diyerek. Târihte bunun örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. Her şeyin batıl amaç ve hedefler uğrunda kullanılması mümkün oluyor diyerek hak olan şeylerin önünü mü keselim? Müslüman’ların pısırıklığından dolayı dînin emir ve yasakları birileri tarafından uyuşturucu gibi kullanılıyor diye. çirkin davranışların oluşmaması. . O’nun Allâh’ın emri ile helal kıldığı kıyâmete kadar helâl. harâmı da kıyâmete kadar harâmdır. zenginlerin varlıklarıyla şımarmalarına. câhillerin. zararlı kılınabilir. hacı-hoca lakabıyla çağırılmaya ve gurura kapılmaya neden olmuyor mu? İslâm’ın cevaz verdiği bir çok konuda tarih içerisinde suisti’mâller olmadı mı? Peygamber soyunun halk nazarındaki değerinden istifâdeye kalkışan uyanık sahtekarlar çıkmadı mı. toplumsal kariyerin yükselmesine. nâmertlerin.352 Alevî İslâm İlmihâli öncelikle Allâh’ın peygamberidir. Şimdi bütün bunlardan sonra.

. genel hedef ve esprileri göz önünde bulundurur. Bu tür boş ve anlamsız endişelerle sâbit olan bir hükmü inkâr ve redde kalkışmayınız.353 Ehl-i Beyt yolu Ehl-i Beyt mektebine bağlı Alevî Müslüman. değişik konularda İslâm’ın bir takım hükümlerine karşı sergiliyorlar ki. “Ortalık mut’a yapanlarla dolar.. Zira. Amelî bir konu olan farklı bir fıkhî uygulamayı itikat boyutuna taşırarak kardeşlerinize. Görünüz ki. Ameli îmândanmış gibi değerlendirerek çelişkili tavırlar sergilemeyiniz. sizler de farkına varmadan yaklaşım olarak onların konumlarına düşmeyiniz.. ●Helal ve meşru olan her şeyi de nefsine hoş geliyor diye hemen uygulamaya kalkmaz. gibi zanlara kapılmayınız. Âyetin hükmünün hiç bir surette sünnet ile kaldırılamayacağı yönündeki görüşü dînin temel anlayışı içerisinde dikkate alınız. meşru olanı da gayr-ı meşru bilmez. ●Mut’a ve benzeri konuları da bu bağlamda ele alır ve ona göre davranır. 1. çığırından çıkacağı vs.” gibi boş endişelere kapılmayınız.. Yüce Allâh.’ın. Meşru bilinen her şeyin toplumda el üstünde tutulacağı. 3.” diyerek. “İslâm’ın dışındadırlar. İttifakla kabul edildiği üzere Resûlullâh’ın @ bir süre bile olsa izin verdiği mut’a nikâhına “örtülü zinâ” diyerek -hâşâ. ●İnsanlar yanlış amaçlar uğrunda kullanıyorlar diyerek. “Ehl-i Kıble tekfîr edilmez.Allâh’ın peygamberine @ “geçici olarak örtülü zinâya izin verdi!” der gibi bir iftirâ ve İslâm dışı bir yakıştırmayı yapmayınız. günümüzde bu tür yaklaşımları “Ehl-i dünya” bilinen ve ahkâm-ı ilâhînin gizli ve açık düşmanı olanlar. bâtıl mezhep taraftarıdırlar!. Mut’a nikâhı câiz bilinirse.” buyruğunu unutmayınız. insanların anlayış ve kavrayış seviyelerini. 5.vs. Ehl-i Sünnet yoluna samîmiyyetle bağlı Sünnî Müslüman’lardan da içtenlik ve bilgisizlikle bazı endişe ve tereddütlere düşen kardeşlerimize bir-iki sözümüz vardır. haddinden fazla yaygınlaşacağı.vs. helâli haram kabul etmez. Toplumsal yapıyı.” genel prensibine ters düşmeyiniz. ●Taadüd-ü zevcât İslâm’ın şartlar dâhilinde meşru gördüğü bir uygulama iken bunu kaç kişi uygulamaktadır? . 2. her şey herc-ü merc olur. 4.“Ancak müminler kardeştirler.

mut’a nikâhı ile nikahlanılamaz.455 MUT’A NİKÂHININ GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI Mut’a nikahının geçerli olması için şu dört şartın bulunması gerekir. Murtazâ Mutahharî: Kadın: sh: 50-79. Kötü niyetli olup. Kâşiful Gıta: Caferî mezhebi ve esasları: sh: 79-87. Tam Hüsniye: 151-159. Ehl-i Beyt mesajı dergisi: sayı: 4 sh: 129149. Meselâ. bu fetvâ ve hükümlere göre kim amel ediyor? Toplumda bu tür bir evlendirme ne kadar yaygın ki? ●Yaşları birbirinden çok farklı olan iki kimsenin evlenmeleri dînî yönden câiz iken kaç kişi bu şekilde evlenmektedir? ●Nikah aslen î’câb (teklif) ve kabulden ibâret olduğu halde kaç aile bununla yetiniyor da evlatlarını resmî nikahsız olarak evlendiriyorlar? ●Erkeklerin avret mahalli en düşük şekliyle göbek ile diz kapağı arası iken kaç erkek sokaklarda o kıyafetle geziyor. Dolayısıyla nikahlanacak olan taraflar her hangi bir zor ve baskı altında olmadan birbirlerini belli bir süreliğine eş olarak kabul ettiklerini ifade etmelidirler. 1400 (Nazmi Nizami Sakallıoğlu): Ehl-i Beyt davası: c: 2 sh: 435-438. Nikahlanacak bayan Müslüman. Hırıstiyan. Abdulbâki Gölpınarlı: Tarih boyunca İslâm mezhepleri ve Şîilik: 616-621. . Mut’a nikâhı teklif ve kabul ile gerçekleşir. “seni kendime nikahlıyorum. Kadri Çelik: Bir devrimin anatomisi: sh: 383-404... Prof. Onları Allâh’a havale ediyor.vs. Putperest müşriklerle. vb. “Allâh haklarından gelsin. 455 Ehl-i Beyt yoluna göre İslâm’da mut’a nikâhı ve konu ile ilgili geniş açıklamalar için bakınız: Abdulkâdir Çuhacıoğlu: Kur’ân ve Sünnet ışığında Mut’a nikâhı.” diye duâcı oluyoruz. Allâme Tabatabaî: İslâm sosyolojisi: sh: 69. Müslüman avına çıkan Ehl-i nifâk’a ise diyecek sözümüz yoktur. Seyyid Ali Mîlânî: Risâleler.354 Alevî İslâm İlmihâli ●Bir çok mezhebin anlayışında erkek ve kızlar bulûğa erer ermez nikahlandırılabilecekleri ve hatta bulûğa ermeden dahi velisi tarafından nikahlanmasının câiz olduğu kabul edilirken. vs” kabul ettin mi? tekliflerine. Seyyid Muhammed Fadlallâh: İslâmî açıdan kadın sorunu: 148-158. Seni mut’a nikâhı ile nikahlıyorum.. Mehdi Aksu: İslam’da evlilik ve cinsel sorunlar: sh: 293-307. Dr. 1. Allâme Emînî: El-Ğadîr: c: 6. Muhammed Ticani Semavi: Doğrularla birlikte: sh: 327-337. gibi Kitap ehli bir kimse olmalıdır. 2. Kabul ettim. o kılıkla ibâdet ediyor? Anlayana bu kadar yeter. “Evet kabul ediyorum.” gibi ifâdelerle yanıt verilmelidir. Cafer Sübhânî: El-İlâhiyât: c: 2 sh: 950-960. Yahûdî veya Mecûsi vb.70. ateistlerle vs. Prof.

nikah dâimî nikah olur. ay. kadın mehir almaz veya kocasına bağışlar ise bunda bir sakınca yoktur. gibi amaçlarla da yapılabilir. Mehir az olsun. ●Mut’a nikahı sadece cinsel amaçla yapılan bir nikah değildir. Bu süre eşlerin kendilerinin anlaşarak karar verebilecekleri uzun veya çok kısa bir süre olabilir. ve bu durumun hem kız için ve hem de kızın âilesi için utanç verici bir hâl olacağı rivâyetlerde ifâde edilmiştir. ●Bayan erkekle ilişkiye girmiş ise. Ancak nikahtan önce bu durum ile ilgili olumsuz bilgiler edinmiş ise konuyu araştırması ve ona göre davranması daha uygun görülmüştür. kadın dört ay on gün iddet bekler. Süre sınırlandırılmaz ise.. ●Mut’a nikâhında ayrıca bir boşanma gerçekleşmez. (saat.355 Ehl-i Beyt yolu Müslüman bayan ise. Nikah yapılırken ne kadar süre ile evli kalınacağı belirtilmelidir. insanlarımızın tanıma . araştırmak zorunda değildir. harama düşmeden meşru sınırlar içerisinde konuşması. Sürenin bitimi ile boşanmışlık hâli ortaya çıkar. 3. yan yana olmaları.) Sürenin bitiminde iki taraf isterlerse nikahlarının süresini şartlara uygun olarak uzatabilirler. Nikah süresinin dolması ile eşler otomatik olarak birbirlerinden boşanmış olur ve birbirlerine haram hâle gelirler. olacak çocuk iki taraftan birine evlat olur. Nikah akdinin geçerli olması için mehir miktarı belirtilmelidir. vb. Meselâ. vs. Hayız ve nifastan kesilmiş bir kadın ise kırkbeş (45) gün iddet bekler. Birbirleri ile dâimî eş olma niyetleri olan iki kişinin. ●Bâkire veya dul. birbirlerini biraz olsun tanımaya çalışmaları. erkek de Ehl-i Beyt düşmanı olan kimselerle (Nâsıbîlerle) mut’a yapamazlar. nikah geçersizdir. Ancak. Bu iddet süresi bitmeden başka bir kimse ile nikahlanan kadın zinâ etmiş olur. nikah süresi bittiğinde iki hayız ve temizlik müddeti iddet beklemelidir. 4. ●Ayrıldıktan sonra kadın erkekten nafaka talebinde bulunamaz.. kârını-zarârını bilecek şekilde reşîde olmuş. ancak Müslüman bir erkekle mut’a nikâhı yapabilir. yıl. Dilenirse hamileliği önleyici uygun tedbirler alınabilir. bâkire kızın mut’a ile nikahlanması hoş karşılanmamış. Nikahlı iken erkeğin ölümü halinde ise. Erkek mut’a yapacağı kadının iddetini vs. Mut’a ile ilgili bazı hükümler. erginliğe ulaşmış bir bayan ile mut’a nikâhı kıyılabilir. Bayan da. gün. ●Eşler arasındaki anlaşmaya göre. çok olsun belirtilerek karara bağlanmaz ise. ●Eşler arasında mîrâs hükümleri uygulamaya girmez. Ancak.

●Mut’a nikahı ile birbirlerini iyice tanıyan eşler dilerlerse nikahlarını dâimî nikaha çevirir.” dedi. aramızda mîrâs hükümlerinin geçerli olmaması. “Ben Hac muta’sından sormuştum.” “Seni Allâh’ın Kitâbı ve Resûlün sünneti üzere. 151 456 457 459 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 292 .onlarla mut’a yaptığınızda kararlaştırılan (farz olan) ücretlerini-mehirlerini kendilerine verin.. ilgili hükümleri bilmeyenler onu tatbîk edemezler ve dolayısıyla meşru olan bir nikâhı bile zinâya ve gayr-ı meşru ilişkiye döndürebilirler)459 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 449.. Tehzîb: c: 7 sh: 251.” (Bayan bu şartlarla nikahlanmayı kabul ettiği zaman nikah gerçekleşmiş olur.” [Nisâ (4): 24] âyetini hiç okumadın mı?” Bunun üzerine.” (Zîrâ.).457 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. Ancak. “Vallâhi ben bu âyeti sanki hiç okumamışım. bana mut’a nikâhından da haber ver. EHL-İ BEYT ( s. bir yastıkta mutlu bir ömür sürmenin hazzını tadarlar.a.” İmâm @ dedi. “Mut’a nikâhı. “.a.“Bir kadınla mut’a yapmak istediğinde şöyle diyerek anlaşırsın.a. İmâm @ buyurdular. haramlara vesîle olacak hal ve hareketlerden kaçınmalıdırlar.h). “Mut’a nikahı Kur’ân’da nâzil oldu ve onu Resûlullâh @ sünnetle uyguladı-uygulattı..356 Alevî İslâm İlmihâli devresi gibi gördükleri nişanlılık dönemindeki yakınlığın dînin meşru sınırları içerisinde gerçekleşmesi gibi amaçlarla.) NE BUYURMUŞ? İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. Çünkü Müslüman nikah ve antlaşma ile hem karşısındakine söz vermiş ve hem de Allâh’a söz vermiş olur. şu kadar süreliğine.”456 Ebû Hanîfe (r. İstibsâr: c: 3 sh: 142 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 450 458 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 455. 456. Bu amaçlarla mut’a yapan kişiler antlaşmalarındaki şartlara mutlaka riâyet etmeli.)458 İmâm Ali Rızâ @ buyurdular. “Muta’dan sordu. İstibsâr: c: 3 sh: 150. O hak olan bir şey midir?” Hz. şu kadar mehir-ücret karşılığında ve süre bittiğinde iddetini beklemen şartlarıyla meşru bir nikah ile kendime zevce-eş edindim-ediniyorum. konu ile ilgili gereken hükümleri bilmeyen kimselere ise harâmdır.“Hangi muta’yı soruyorsun?” Ebû Hanîfe dedi. Ebû Hanîfe (r. Mut’a ile ilgili hükümleri bilen kimselere helâl. İmâm Cafer Sâdık’a @.. Tehzîb: c: 7 sh: 263.

sebepsiz.BOŞANMA Evlilik ne kadar doğal bir ihtiyaç ve fıtrî bir gerçeklik ise. keyfî boşanmakta şiddetle yerilmiştir. TALAK . Ancak.357 Ehl-i Beyt yolu Müslüman. . boşanma da doğal ve sosyal bir realitedir. evlenmek özellikle tavsiye edilmişken. kendini İslâm’a uydurandır.BOŞAMA . mazeretsiz. Kur’ân. İslâm’ı kendine değil. Sünnet ve Ehl-i Beyt’in @ buyruklarında.

Öyle ki. eşler ve çocuklar mutsuz bir yuvada zindana dönüşmüş bir hayâtı yaşamaya çalışırlar. “Uyumsuz eşler.” sözüne muhatap olacak bir evlilik yapmış olan kimseler ne yapmalıdırlar? Böylesi bir durum başına gelen kimseler nasıl davranırlar?. sebeplerle boşanma olmaz. Birilerinin fildişi kulelerde toplumdan ve gerçeklerden uzak bir vaziyette ürettikleri hayal mahsûlü manzûmeler yığını gibi değildir. İslâm’ın gerçekçi bakış açısının bir sonucudur. Bu bağlamda. telâfisi mümkün olmayan hatalar yapabiliyor. birilerinden intikâm almak vs. realiteyi de göz önüne alan bir dindir. Ya da İslâm’ın ve akl-ı selîmin meşrû ve mantıklı kabul ettiği şekilde.358 Alevî İslâm İlmihâli İslâm. Bir Allâh dostunun (r. yanlış kararlar verebiliyor. 2. gürültüsüz. İslâm anlayışında hiç bir surette zevk için.” İnsan da evlenirken bazen duygusal davranarak yanılabiliyor. aklı başında hiç kimsenin arzu etmeyeceği. karşı tarafa düşman olmadan birbirlerinden ayrılırlar. Kur’ân ve Sünnet ölçüleri ve sınırları içerisinde evlilik antlaşmasına-akdine son verirler. evliliğin sürdürülme imkanının sıfırlandığı bir noktada gündeme gelir ve hayat kurtarıcı bir can simidi vazîfesi görür. düşmez bir Allâh’tır. karşı tarafı zora sokmak. Toplumsal yapı neyi gerektirmiş. tercih etmeyeceği bir haldir boşanma. Ne demişler?. İslâm bir hayat nizâmıdır. İslâm’da onunla ilgili ölümsüz hükümler mevcuttur. Kim ister ki boşanma olsun? Kim ister ki kurulmuş bir yuva yıkılsın? Kim ister ki âileler parçalansın? Kim ister ki çocuklar mutlu bir âile ocağından mahrum kalsınlar? Kim ister ki en güzel hayallerle gerçekleşen birliktelikler ayrılığa dönüşsün? Elbette normal şartlar altında. en idealinin olmasını istemekle birlikte. kavgasız. Ya evliliğe her şeye rağmen devâm eder. boşanma ile ilgili hükümlerin varlığı da. neyi fıtrî bir zarûret olarak görmüşse. Bu şekilde boşananlar. “Şaşmaz. 1. zâlimlere karşı keskin bir kılıç olan rahmet dili @ tarafından . Gel gör ki kimsenin istemediği bu olay maalesef bir vâkıa olarak karşımızda durmakta ve hemen her toplumda kanayan bir yara olmaya devâm etmektedir. Boşanma. eşler Kur’ân hükümlerinin açıkladığı doğrultuda eskiye sırtlarını döner ve Allâh’ın yardımıyla yepyeni bir hayâta yeniden doğmak üzere umutlu olurlar. her şeyin en güzelinin. birbirlerinin ısırgan otundan dikilmiş elbiseleri gibidirler.a) .

2. İslâm da bu farklılığı dikkate alarak boşama hakkını genelde erkeğe tanımış. Erkekler genel anlamda istisnâlar kâideyi bozmaz. Bu şartlar. kadın için de boşama isteğini uygulamaya koyabileceğinin iki örneğidir. baskı ve tehdit ile yapılan boşama geçersizdir. BOŞANMA HÜKÜMLERİ Boşanmanın gerçekleşmesi için bazı şartların yerine gelmesi gerekir.”460 Bugün medeniyetten ve İslâm ahlak ve öğretilerinden yeteri kadar nasiplenememiş toplumlarda boşanma doğal bir olay olarak kabul edilmemekte. Yine eşler arasında şiddetli geçimsizlik.55 . Eşler boşanmış olurlar. sarhoşun. Kendi isteğiyle boşamalıdır: Zorlama. âileler yersiz kavga ve düşmanlıklarla olayı büyütmektedirler. sürtüşmeler yok edilir ve daha kötü durumların ortaya çıkması önlenmiş olur. kavgalar. 460 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 54. İslam hâkimine-müçtehidine baş vurarak boşanmak isteğini bildirir ve şartlara uygun olarak evlilik akdi feshedilir. 1. toplumda boşanmanın hakîkati.maktadır. daha akılcı ve realisttirler. Bu hakkın erkekte olması erkeğin kadına bir üstünlüğünden veya İslâm’ın kadına değer vermemesinden filan değil. kadın ve erkeğin dul.359 Ehl-i Beyt yolu lanetlenmişlerdir. kadına çekilmez gelen bir evlilik hâlinde de kadın. dul olmanın zihinlerdeki çağrışımı Kur’ânî bir raya oturur ise. boşama normal şartlarda erkeğe verilmiş bir haktır. ancak özel durumlarda kadının da boşanma için bir talepte bulunabileceğini kabul etmiştir. çocukların ortada kalması tercîh edilecek bir şey değildir. Rahmet peygamberi @ buyurdular. Fakat. erkek ve kadının yaratılışlarındaki farklılıklardan kaynaklan. Evet. Genel kabûle ve uygulamalara göre. “Tatmayan bilmez. ne dediğini bilinçli bir şekilde fark edemeyecek kadar hiddetli ve kızgın olanın boşaması geçersizdir. “Muhakkak ki yüce Allâh zevkine boşanan kadın ve erkeklere lanet eder. sebepsiz ve gereksiz bir çok hatalar. Meselâ.” Evliliğin yıkılması.kadınlara nazaran daha az duygusal. erkeğin zulüm ve baskıları. erkek için. Akıllı olmalıdır: Delirmiş kimsenin. hul ve mübârât boşama.

) 461 Furû-u Kâfî: c: 5 sh: 387 . İKİ ÇEŞİT BOŞAMA VARDIR 1. “Muhakkak ki Allâh kitabında boşamada âdil iki kişinin şâhit olmasını emretti. lafın gelişi vs.... toplum tarafından da boşama anlamında kullanılmayan muğlak ifâdelerle boşama gerçekleşmez.” gibi sözleri ile boşama gerçekleşmez. boş ol. Siz ise. Boşama iki Müslüman âdil erkeğin huzurunda gerçekleşmelidir: Bir erkeğin. şakadan. vs. boşamanın gerçekleştiğini) iddia ediyorsunuz. Kadın hayız ve nifas halinden temizlenmiş. Boşanma manasında açık ifâdeler kullanılmalıdır: Ne manaya geldiği belli olmayan. zamanın kadısı Ebû Yusuf’a şöyle dedi. hâmile olduğu halde hayız gören bir kadını boşamada. eşinden uzaklarda ve hayız ve nifas durumundan haber alamayacak bir durumda ise boşama olabilir. boşsun.(Boşanmada) içinizden adâlet sâhibi iki kişiyi şâhit tutun. şu kadar talakla boş ol. geçersizdir.360 Alevî İslâm İlmihâli 3. 2. kızgınlık ve öfkeden dilden dökülen boşama lafızları ile.. Boşam a niyeti olmalıdır: Şaka. Bidat boşama. Diğer taraftan da nikahta şâhitler bulunmasını şart koşuyorsunuz. temizlik süresi içerisinde de eşi kendisi ile cinsel ilişkiye girmemiş olmalıdır: Kendisi ile cinsel temas gerçekleşmemiş bir kadınla. fakat. şöyle şöyle şart olsun ki.. eşine “seni boşadım. gibi durumlardaki boşama bir anlam ifâde etmez. rol îcâbı. Allâh’ın boşamada bulunmalarını istediği âdil şâhitlerin gerekmediğini. Şâhitliği Allâh için yapın. Ve yine kitabında evlenme ile ilgili emirler verdi. bu şart aranmaz..vs. 4. şâhit gerektiği hususunda bir şey buyurmadı. Hayız görmeyen kadın ise üç ay kocası ile ilişkide bulunmamış olmalıdır. boş ol. (Ehl-i Beyt yoluna göre dinde olmayan sonradan ortaya çıkmış bir boşama türü.. üçten dokuza boş ol. boşsun. 6. şu kadar talakla seni boşadım. Sünnete uygun boşama.” [Talak (65): 2] Hak önderlerden İmâm Musâ Kâzım @.”461 5. (seni boşadım. Erkek. Zîrâ Kur’ân’ın apaçık âyetiyle sâbittir ki Rabbimiz boşamada iki âdil şâhidin varlığını şart koşmaktadır: “..

iddet süresi bittikten sonra. (Bâin boşama. halk dilinde “Hulle evliliği” olarak ve kadının sonradan evlendiği kocası ile anlaşmalı veya geçici bir evlilik yapması ve ondan . Ric’î talakta eşler birbirlerine döndüklerini ifade ederler veya birbirlerine döndüklerini hal ve hareketleriyle belli ederlerse yeterlidir. yine şartlara uygun bir şekilde bir boşama daha gerçekleşirse.üçüncü boşamadan sonra o kadın eski kocasına haram olur. Eşini. erkek dilerse yeni bir nikah gerekmeksizin eşine geri dönebilir. Kur’ân ve Sünnete uygun olarak gerçekleşen boşama-boşanma da bir kaç çeşittir: 1. başka bir erkek ile normal şartlar altında sürekli bir nikahla evlenmiş. fakat o arada pişmanlık duyarsa iddet müddeti içerisinde eşine geri dönebilir.) 2. iddet halindeki hanımına geri dönme hakkı olan bir boşamadır. (Mübârât ile boşama. Ric’î boşama. Örneğin. Evli olarak hayatlarına devâm ederler. doğal bir şekilde ondan da boşanmış veya kocası ölmüş ise kadın ikinci kocadan ayrıldıktan sonraki gereken iddeti bekler ve eski kocası ile yeniden evlenebilir. Tekrar eşine geri dönmüş olsun ya da olmasın. yeni bir nikah ve mehire gerek kalmaksızın geri dönüş câiz olan boşama “Ric’î boşama” (Dönüşü mümkün olan boşama) dır. (Ric’î boşama. bu konuda yüce Allâh’ın kesin yasağı vardır. (Hul ile boşama. şartlara uygun olarak eşini boşar. geri dönüş mümkün olan bir boşama (Ric’î talak) ile boşayan kimse kadını evden atamaz. Talak-ı hul. Talak-ı ric’î.) RİC’Î BOŞAMA Erkeğin. nikahtan sonra cinsel birliktelik olmuş ise meydana gelebilir. -Allâh etmesin. onunla cinsel beraberliği olmuş. Talak-ı bâin.) 3. Ancak.361 Ehl-i Beyt yolu Ehl-i Beyt erkânına göre. Bir erkek. Bu şekilde. Talak-ı mübârât. Zâhiren buna benzer bir evlilik.) 4. Bir kadın uygun şartlarda iki kez boşanmış ve tekrar eşi ile evlilik yaşamlarına dönmüşlerse.

Kadının şartlara uygun olarak üç kez boşanmış olması. Fakat eşlerin birbirlerini zorda bırakmamaları İslâm ahlak ve öğretilerinin bir gereğidir. “Erkek (üçüncü kez eşini) boşarsa artık bundan sonra kadın başka bir kocaya varmadan kendine helal olmaz.362 Alevî İslâm İlmihâli boşanarak eski eşine dönmesi şeklinde bilinir ki.” [Bakara (2): 230] BÂİN BOŞAMA Erkeğin boşamadan sonra yeni bir nikah kıyılmadan hanımına dönme hakkı olmayan boşamadır. Koca hul yolu ile gerçekleşen boşamada. Aşağıdaki dört boşama şekli bâin boşamadır ve tekrar nikah kıymayı gerektirir. 3. Eşlerin Hul ve mübârât boşama ile birbirlerinden ayrılmış olmaları. tamamen doğal olarak o eşinden de boşanmış ya da eşi ölmüş ise kadın eski eşi ile yeniden nikahlanarak evlenebilir. Hayızdan. 1. mehirini veya kendisine âit olan bir malını kocasına kendisini boşaması için bağışlaması sûretiyle gerçekleşen boşamadır. üç talak ile şartlara uygun olarak boşanmış bir kadın gönüllü olarak. Bu şekilde yapılan bir evlilik ve nikah da. Yüce Allâh bu konu ile ilgili olarak şöyle buyuruyor... Allâh’ın koyduğu sınırlar içerisinde duracaklarına inandıkları takdirde (eski karı-kocanın) tekrar birbirlerine dönmelerinde kendilerine bir günah yoktur. Nikahtan sonra kendisiyle cinsel beraberlik yaşanmamış olan kadının boşanması. dilerse vermiş olduğu mehirden daha fazlasını isteyebilir. yâise kadının boşanması. boşama da geçersizdir. 2. Yani. MÜBÂRÂT BOŞAMA . HUL BOŞAMA Eşine meyil ve ilgisi olmayan bir kadının. nifastan kesilmiş. Bu uygulama görünüşte hulle olarak bilinen hileli evliliğe benzer gibi ise de aslında onunla hiç bir ilgi ve alakası yoktur. O (evlendiği adam da) onu boşarsa. 4. hiç bir hile ve anlaşmaya baş vurmaksızın dâimî bir evlilik yapmış. böyle bir uygulama Ehl-i Beyt’in @ pâk yoluna göre uygun değildir.

. Ancak yâise olup olmadıkları konusunda bir ihtilâf ve şüphe hâsıl olursa üç ay iddet beklemelidirler. geçersizdir ve bir anlam ifade etmez. temizlik anında kocasından boşandıktan sonra iki defa hayız görmeli ve temizlenmelidir. İddet dolduktan sonra anlaşma ve geri dönüş ortamı olursa bâin boşama da belirtildiği üzere eşler ancak yeni bir nikah ile birbirlerine helal olurlar. Mübârât boşamada erkek vermiş olduğu mehirden fazlasını talep edemez. BİD’AT BOŞAMA Kadını. üçten dokuza boş ol. Kur’ân âyetinde de buyurulur ki..” [Bakara (2): 229] BOŞANMIŞ KADININ İDDETİ İddet.. koca eşine geri dönebilir ve aralarında yeni bir nikaha da ihtiyaç duyulmaz.. diğer kadınlarda ise elli (50) dir. Kocası onunla ilişkiye girmiş bile olsa boşandıktan sonra hemen evlenebilirler. Kadınlar duruma göre farklı farklı iddet beklerler: Hayızdan (âdetten). vs. Kadın. Üçüncü hayızı da gördükten . hul veya mübârât boşamada. bir boşamada üç talakla boş ol. vs gibi boşamalar Ehl-i Beyt yoluna göre bidat boşamalardır. boşama süresi içerisindeki temizlik (iddet) müddetinde kadın ile ilişkiye girildiği halde.. Hayız gören kadınlar ise. hayız veya nifas halindeyken. Ancak üç talakla yapılan boşama (seni üç talakla boşadım. (bundan sonrası kadını) ya iyilikle tutmak (evliliği devam ettirmek).) boşanma hükümlerinde belirtilen diğer şartlarla birlikte gerçekleşirse bir talak-boşama sayılır. nifastan kesilmiş yâise kadınların (menopoza girmişlerin) iddeti yoktur. “Boşama iki defadır. ya da güzelce salıvermek-ayrılmaktır. boşama iddetinde iken kendi bağışladığından vazgeçerse. kocası ölen veya boşanan kadının bu evliliğiyle dînî bağının kesilmesi ve yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken müddettir.. iddet beklemeden.363 Ehl-i Beyt yolu Karı-koca birbirlerini istemezlerse ve kadın kendisini boşaması için kocasına bir miktar mal verirse o şekilde gerçekleşen boşamaya “mübârât boşama” denir.. Yâise olma yaşı Kureyş soyundan gelenlerde altmış (60).

iddet beklemesi gerekmez. Hâmile olarak boşanmış kadının iddeti ise çocuğunun dünyâya gelmesi veya her hangi bir sebeple çocuğun düşmesine kadardır. nifas görsün veya görmesin. içme.. hakkında geniş açıklamalar ve hükümler için bakınız.h. isterse mut’a nikâhıyla evlenmiş olsun. ölümden itibâren dört ay on gün bir süre geçmiş olacak kadar iddet beklemeye devam eder. Tahrîru’l Vesîle. kocaları ile ilişkide bulunduktan sonra boşanmışlarsa üç ay iddet beklemelidirler. hayız . yeme. Şerâiu’l İslâm. Nafaka. kocasından haber alamayan bir kadın ise.364 Alevî İslâm İlmihâli sonra iddet tamamlanmış olur. Seyyid Rûhullâh (r. Allâme Hıllî: Muhtasaru’n Nâfî.. Ölüm iddetinin başlangıcı kadının. 462 Boşama-boşanma. âdil bir müçtehide baş vurmalı. onun İslâm’a uygun olarak vereceği fetvâ ve tavsiyelere göre hareket etmelidir. kadın. nafaka vs. Evlendikten sonra kocası ile ilişkiye girmemiş kadının ise. Ehl-i Beyt yolu hadis kaynakları. (Tevzîhu’l Mesâil). ister dâimî. içinde yaşanılan toplumun normal ölçülerine göre karşılanmasıdır. Kocası kaybolmuş. yeniden evlenebilirler. Kâşifu’l Gıtâ: Caferî mezhebi ve esasları. mesken ve ev eşyalarından ihtiyaç duyulanının. Kocası öldükten sonra dört ay on gün geçmeden doğum ya da düşük yapan kadın ise. giyim. KOCASI ÖLEN KADININ İDDETİ Kocası ölen bir kadının iddeti. Bâin olmayan talak ile boşanmış kadının da iddet süresi içerisinde nafakasının karşılanması erkeğin üzerindedir. Hayız görmeyen bir kadın. hayız gören kadınların yaşındaysa. Yâni. Kadın hâmile ise iddet doğuma kadardır.): Tam ilmihâl. kendisiyle ilişki gerçekleşmiş veya gerçekleşmemiş olsun dört ay on gündür. üç temizlik süresi geçmelidir. kocasının ölümünden haberdâr olduğu zamandır. yâise olsun veya olmasın. .462 NAFAKA Kocasına helal dâirede itâat eden kadının nafakası-geçimi kocaya aittir.

dede-nine.365 Ehl-i Beyt yolu Hâmile olarak boşanmış bir kadının doğuma kadar nafakası erkeğin üzerinedir. gibi sebeplerle geçimini sağlama girişimlerinde bulunmayan ve yakın akrabadan sayılan (anababa. onların fakir. anne. yukarıda sayılan kimselerin nafakasını karşılaması. Şânı yüce Rabbimiz nafaka hakkında buyurur. Dede. torunlar vs. “Eli geniş olan genişliğine göre nafaka versin. muhâtabın iknâ edilmesi gibi sebeplerle ve bir de dil alışkanlığı olarak . babanın ölümü halinde nafakaları üzerlerine gereken kimseler bu çocuklara bakarlar. İnsanların bir konu hakkında verdikleri haberin inandırıcı olması.. rızkı kısılmış darda olan da Allâh’ın kendisine verdiği ölçüde (nafakasını) versin. bakıma muhtaç ve geçimlerini sağlayacak fiilî güçten yoksun bulunmaları hâlinde ortaya çıkar. gibi. YEMÎN ETME VE HÜKÜMLERİ Yemîn. Baba hasta olur.) kimselerin nafakasını vermek erkeğe vâcip değildir. Erkeğin. çalışamayacak durumda bulunur veya kazancı çocukların geçimini sağlamaya yetmez ise. geçimlerini sağlarlar. kendinin. vs. Erkeğe. annenin babası vs. eşinin ve çoluk-çocuğunun nafakasını orta halli sağladıktan sonra. Tembellik.” [Talak (65): 7] Alevî Müslüman’ın yolu Hak’kın yoludur. asalaklık. Doğumdan sonra aralarındaki anlaşma ve duruma göre çocuğun bakım ve nafakası da erkeğin üzerinde olabilir. bütün torunlarının ve aşağısının da geçimini sağlamak (nafakasının temin etmek) insânî ve İslâmî bir görevdir.. dede ile ninelerinin ve yukarısının. ana-babasının. çocukların diğer yakınları.

Bir şeyin yapılmasını istemek amacıyla edilen yeminler: Meselâ.. Zîrâ yeminin mesûliyeti büyüktür ve Allâh’ın adı olur-olmaz yer ve zamanlarda ağıza alınarak sûisti’mâl edilmemelidir.. -Allâh korusun. yemîn eden canlar da yeminlerine sâdık kalmalıdırlar. Doğruyu konuştuğu halde boş yere yemin ediyorsa.. gibi” Bu tür bir yeminde günah veya keffâret söz konusu değildir. yemîne baş vurma olayı da kaçınılmaz olmaktadır. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar. Aksi halde Kur’ân’ın.bu kimselerin derdine derman olmaz.. şuraya gitmeyeceğim. “. Esâsında. Ve hiç bir toplumun fertleri de tamâmıyla yalandan beri ve irâdesi sağlam olmamışlardır.. Her zaman azınlıkta bile olsalar güvenilir olmayan kimseler ve zayıf irâdeliler var olagelmişlerdir.. yemin etme. inandırıcılığın yok olmaya yüz tuttuğu. bilerek ve kasıtlı olarak yapılan yeminlere îmânı olan kimselerin uymaları gerektiğini yüce buyruklarında şöyle belirtmektedir: “Allâh sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. “Vallâhi filan olay şöyle oldu. kişi yalan yere yemin ediyorsa..onun (yeminlerinizi bozmanın) keffâreti.. Gerçekte bu konuşma bir yemin olarak da görülmeyebilir.” Bu tür yemin aşağıda belirtilen şartlara uygun olarak yapılmış ise mutlak sûrette yerine getirilmeli. “. “Billâhi senden böyle davranmanı. insanların birbirlerine veya kendi irâdelerine güveninin kalmadığı ya da zayıfladığı. yemine uyulmalıdır. Yeminler üç amaçla yapılmış olabilir: 1.” [Mâide (5): 89]. “Vallâhi bundan sonra şunu yapmayacağım..366 Alevî İslâm İlmihâli “Vallâhi. 2. gibi. Öyle ki. o kimsenin böyle yemin etmekten dolayı kazandığı günahın büyüklüğünü Allâh bilir. 3. bunu böyle yapmanı istiyorum...pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. billâhi vs. Bir şeyin olmasına veya olmamasına söz vererek Allâh adına edilen yeminlerdir: Meselâ. Olmuş veya olacak bir olayı haber verirken kullanılan yeminler: Meselâ. ailenize yedirdiğinizden orta .” gibi lafızlarla söylenen sözlerdir. gereksiz yere yemin etmiş olmanın günâhını yüklenir. Hazret-i Allâh. gibi” Bu tür bir yeminde...” [Nahl (16): 91] Kur’ân ve Ehl-i Beyt buyruklarına göre zorunlu kalmadıkça yemîn edilmemeli. Bundan dolayıdır ki.. yalan-dolanın revaçta ve herkese eş olduğu bir toplumda ihtiyaç duyulan bir ameldir.

3. Bu amaçla yapılan yemin geçersizdir. vâcip veya sünnet olan bir şeyi yapmamaya yönelik olmamalıdır.367 Ehl-i Beyt yolu derecesiyle on fakiri doyurmak. 2. ancak bir sorumluluk getirmez.. baskı ve zor altında yapılmış olmamalıdır.Yemin. İşti. Kur’ân’ın ifadesiyle. araz kimselerin yemini ise yazmak veya işâret etmekle olur.Yemin eden kimse erginlik çağına gelmiş olmalıdır. Yazmakla. Bilgisizlikten dolayı yapılır ise. Ağız alışkanlığı olarak edilen yeminler gibi.. sarhoşun. YEMİN ETMEDE ARANAN ŞARTLAR 1.” [Mâide (5): 89] buyruğu üzere keffâret yerine getirilmelidir. ancak insanı sorumlu kılar. kalpten geçirmekle yemin edilmiş olmaz.Yemin. 7. Delinin. haram veya mekrûh şeyi yapmaya ya da farz. İslâm’a uygun değildir ve geçersizdir. Allâh adına veya yalnızca Allâh’a özgü olan isim ve sıfatlar adına yapılmış olmalıdır. bir çok insan neler üzerine yemin edilebileceği hakkında yeterli malûmâta sâhip değildir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in tertemiz buyruklarına aykırı davranmamak olmalıdır. yerine getirilmezse günahkâr olunur.Yemin eden kimsenin yemin etme kastı ve niyeti olmalıdır. insanın îmânını tehlikeye düşürür. Yemin vardır. kendisiyle ilgili olan ve her hâl-u kârda içli-dışlı olduğu konuları hakkıyla kavramak. Yemin vardır. en azından insanı büyük günah sâhibi kılar. Oysa Alevî Müslüman’a düşen. dil ile söylenmelidir. İslâm’a uygundur. 6. yahut onları giydirmek ya da bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır. 4. 5. buram buram şirk. küfür. ne dediğini bilemeyecek kadar öfkeli olan bir kimsenin ettiği yeminler geçersizdir. ettiğiniz yeminleri bozmanızın cezası budur. her toplumda insanlar yemin kavramını bilmekte ve çeşitli münasebetlerle yemine başvurmaktadırlar. Bunu yerine getiremeyen kimse de üç gün oruç tutsun. zulüm ve câhiliyye kokar. “Yemînü’l-lağv” Yemin vardır.Yemin eden kimse akıllı olmalıdır. İslâm’a uygundur. Ancak. Ancak.Yemin. Ancak. .Yapılmak veya yapılmamak üzere yemin edilen şey. YEMİN NE ÜZERİNE YAPILABİLİR? Görmekteyiz ki.

Hakk’ın rızâsını gözetir. gibi şeyler üzerine yemin edilmez. Bir kimse. söz veririm. Cehâletten dolayı bunlar üzerine yemin edilmiş ise bu yeminler geçersizdir. Halkın değil. Oniki İmâm’lar. gibi. Yemin ile ilgili bazı hükümler. büyük zât kabul edilen kimseler. Kur’ân. dedeler. Ayrıca çağımızın bir hastalığı olarak ve câhilce yapılan bir tür yemin! daha vardır ki. Ve yine.” Kur’ân ve Ehl-i Beyt nazarında hem yemin olarak telakki edilmez. Filan efendinin hakkı için ki. yemin ancak Allâh’ın adına yapılır.vs.” gibi sözler yemin yerine geçmediği gibi uygun da değildir. Peygamber. Kabe vs. bağlayıcı olmaz ve de hiç bir sûrette doğru ve ilâhî buyruklara uygun bir davranış değildir.368 Alevî İslâm İlmihâli Kur’ân-ı Kerim’in ve Ondört Masûm’ların @ öğretilerine göre.. evliyâ. “filan. Muhammed ümmeti olmamayım. her ne sebeple olursa olsun.. filan kişinin başı için.. şunu böyle yaparsam Allâh’ın dîninden uzak olayım. namus ve şerefim üzerine and içerim. filan şeyler üzerine. mazlum olan her hangi bir kimseyi zulümden kurtarmak amacıyla yalan yere bile yemin etse o kimseye bir günah ve keffâret yüklenmez.. Hattâ öyle zamanlar olur ki mazlûmu zâlimden kurtarmak için yemin etmek vâcip ve farz bile olabilir. “şöyle şöyle yaparsam eşim boş olsun. yemin içerim.vs. Umulur ki Cenâb-ı Hak o kimseyi affeder. unutma veya çaresizlikten dolayı yemînine uygun hareket etmez ise o kimseye keffâret farz değildir. Alevî. . Bir Müslüman.

5.ahdinize uyunuz.369 Ehl-i Beyt yolu NEZİR (ADAK) VE AHD HÜKÜMLERİ Nezir. 6.vs. Nezretmeye niyetli olmalıdır. 3. şöyle yardımda bulunacağım.. Çünkü (her insan) ahdinden sorguya çekilecektir. şu kadar oruç tutacağım. Akıllı olmalıdır. Meselâ. “. Zorlama olmaksızın kendi isteği ile yapmış olmalıdır. . İnsanın Allâh rızâsı için hayır bir iş yapmayı ya da yapılmaması daha iyi olan bir işi Allâh rızâsı için terk etmeyi kendine vâcip-gerekli kılmasıdır. “(Allâh için) yaptığınız her infâkı (harcamayı) yahut yaptığınız her nezri (adadığınız her adağı) Allâh bilir.. 2. Erginlik çağına gelmiş olmalıdır. Şaka.. 4. Yerine getirilmesi mümkün olan bir konuda nezir yapılmış olmalıdır. Hazret-i Allâh ölümsüz Kitâbı Kur’ân’da şöyle buyurur. şu yerde Allâh için kurban keseceğim . lafın gelişi. Yemin ifâde eden sözün kullanılması meselesi hâriç bir yönüyle yeminin bir türüne benzer. vb şekillerde yapılan nezirler geçersizdir.” gibi...” [İsrâ (17): 34] Nezir ve nezir yapan kimsede aranan şartlar: 1. Kadın ise kocasının izin ve bilgisi dahilinde nezir yapmış olmalıdır. namaz kılacağım.” [Bakara (2): 270]. “Hastalıktan kurtulursam Allâh rızâsı için bir yoksulu doyuracağım..

(Mâide (5): 89. “sadaka verdi” denilecek miktarda bir şey vermesi kâfîdir. bir gün oruç tutması yeterlidir.370 Alevî İslâm İlmihâli 7. âyetine göre. haram veya mekrûh olan bir işi yapmaya veya farz.) Alevî Müslüman ahdine sâdık kalır. vâcip ya da sünnet olan bir ameli yapmamaya yönelik olmamalıdır. oruç tutmayı nezretse ve tutacağı orucun vakit ve sayısını belirtmese. sadaka vermeyi nezretmiş bir kimse. Bir yönüyle yemini andırdığı için de yemin keffâretine benzer bir şekilde cezâsını yerine getirmelidir. Nezir ile ilgili bazı hükümler. iki rekatlık bir namaz kılması yeterli olur. . miktar ve cinsini belirtmemişse. Namaz kılmayı nezreden bir kimse de kaç rekat ve ne tür bir namaz kılacağını belirtmemişse. ahdine uymaz ise günahkâr olur. Yine. Şartlara uygun olarak yapılan nezirler meşru bir engel olmadığı müddetçe yerine getirilmelidir. Nezir. Bir kimse. Kim ki bile bile nezrine.

Unutma. ok. 1. hayvana isâbet ettiğinde. ya birinci maddede belirtildiği üzere ölmüş olduğu halde yetişilmiş olmalı veya başını kesecek kadar vakit var ise hayvanın başı dîne uygun olarak kesilmiş olmalıdır. suya düşmeden dolayı mı. 5. AV KÖPEĞİ İLE AVLANMA . gaflet ve benzeri sebeplerle Allâh’ın adının anılmaması hâlinde av haram olmaz. Bilerek Allâh’ın adının anılmaması hayvanı haram kılar. o av haramdır.Av silahı. süngü. “Ölmesinin tek sebebi vurulmasıdır. bıçak. 6. gibi keskin olmalı. heyecanlanma. Mermi ile avlandığında da aynı hüküm geçerlidir. Ancak ele geçirildiğinde henüz ölmemiş olur da.Av yapmış kimse Müslüman olmalı veya iyiyi-kötüyü ayırt edebilen Müslüman çocuğu olmalıdır.Avlanan hayvan suya düşmüş ve ölmüşse. 4. karada ve denizde-suda olmak üzere iki çeşittir. Müslüman olduğunu belirten ancak. canlı ele geçirilerek şer’î kurallara göre boğazlanmamışsa haramdır.. normal kesim zamanındaki kadar kan dışarıya akmalıdır.371 Ehl-i Beyt yolu AVLANMA VE HÜKÜMLERİ Avlanma.Silah kullanılırken.Vurulan hayvana. öyle ki.Silah avlanma amacıyla kullanılmalıdır. vb. öldüğü hakkında. 2. Karada avlanma hükümleri: Eti helal olan yabânî bir hayvan aşağıdaki şartlara uygun olarak avlandığında yenilmesi helal olur.” denilebilirse helaldir. şerîat kurallarına göre kesilirse helaldir. Ehl-i Beyt’e @ düşmanlığı olan kimselerin (Nâsıbîlerin) avladığı hayvandan yemek haramdır. 3. Sopa. Başka bir şey nişan alınırken tesâdüfen vurulan hayvanın eti. kılıç. vurulma sebebi ile mi ya da her iki sebeple mi öldüğü konusunda bir şüphe olursa. taş ve benzeri bir şeyle ava vurulur ve hayvan ele geçirilmeden önce ölmüş olursa yenmesi haram olur. atış yaparken Allâh’ın adı anılmalıdır..

7. Ancak avlanan hayvan canlı ele geçirilir ve İslâmî kurallara göre kesilirse helaldir. BALIK AVLAMA Deniz. 6. Köpeğin avı boğarak öldürdüğü veya avın korkudan öldüğü anlaşılırsa av haram olur. Ancak Müslüman’ın. 2. onun temiz ve helal olması şu altı şartın olmasına bağlıdır: 1. Unutma ve benzeri sebeplerle anılmazsa sakıncası yoktur. Av köpeği her istendiğinde avın peşinden gidecek ve istenmediği zaman da gitmeyecek şekilde eğitilmiş olmalıdır. Kendiliğinden avın peşinden gider ve bir hayvan yakalarsa o hayvanı yemek haramdır. Deniz avı yapan kimsenin Müslüman olması veya avlanırken Allâh’ın adını anmış olması şart değildir. 5. Ehl-i Beyt’e düşman olan kimselerden olmamalıdır. köpeğin dişinden aldığı yara sebebi ile ölmüş olmalıdır. Köpeği gönderen kimse av öldükten sonra yetişmelidir. Ya da av ölmeden yetişmişse dînî usullere uygun olarak av boğazlanmalıdır.372 Alevî İslâm İlmihâli Eti yenilen yabânî bir hayvan av köpeğiyle avlanırsa. balığın sudan çıktıktan sonra ölmüş olduğunu bilmesi gerekir. göl vs. Köpeği gönderen kimse Müslüman olmalı veya iyiyi-kötüyü ayırabilen Müslüman çocuğu olmalı. 4. Av.den canlı olarak yakalanan pullu bütün balıklar suyun dışında can verirlerse yenmesi helaldir. Köpeğin dişinin geçtiği yer necis olur ve mutlak sûrette temizlenmeli ve yıkanmalıdır. Köpeği sâhibi göndermiş olmalıdır. 3. Av köpeğinden başka bir hayvanın avladığı av helal değildir. HAYVAN KESİMİ VE HÜKÜMLERİ Hayvan kesmenin bazı şartları vardır ve bu şartlar şunlardır: . Köpek gönderilirken Allâh’ın adı anılmalıdır. nehir.

durumlarda sakıncası yoktur. Hayvan kesimi ile ilgili bazı hükümler.Hayvanın boğazındaki dört ana damar (Yemek borusu. Şayet yavru tamamlanmış ve diri olarak dünyaya gelmiş ise. 5. derisinin. İslâm’a uygun olarak kesilmemiş veya avlanmamış bir hayvanın karnından ölü olarak çıkarılırsa haramdır. müstehâb (iyi görülmüş) davranışlardır. şeylerle de hayvan boğazlanabilir.Kesilecek hayvanın vücudunun ön tarafı Kıble’ye doğru getirilmelidir. şerîat kurallarına göre boğazlandığında helaldir. Hayvanı. yavrunun organlarının. 4. de mekrûh (iyi olmayan davranışlar) görülmüştür. Müslüman veya iyiyi kötüden ayırabilen Müslüman çocuğu olmalıdır. tüylerinin vs. başka bir hayvanın gördüğü yerde kesmek. Avlanan veya kesilen bir hayvanın karnından yavru çıkarsa. isterse kadın olsun. taş.373 Ehl-i Beyt yolu 1.Hayvan. Unutma veya Kıble yönünü tam olarak tayîn edememe hâlinin bir sakıncası yoktur. ağaç parçası vb. insanın kendi büyüttüğü hayvanı kesmesi vs. normal tamamlanmış olmasına bakılır.Hayvan kesildikten sonra. kesme aletinin iyice keskinleştirilerek hayvana eziyet edilmemesi vs.Hayvan kesen kimse ister erkek. sığır cinsinin de dört ayağının bağlanması. hayvanı kesmeden önce önüne su konulması. acil olmadıkça gece kesim yapmak. yenilmez. . Özel ve istisnâî durumlarda keskin cam. Necâset yemeyi âdet haline getirmiş evcil hayvanların tahâret konusunda belirtildiği şekilde istibrâ ettirilmesi (belli bir süre kapalı yerde bakımı) iyi görülmüştür. Allâh’ın adı anılarak kesilmelidir. Unutma vb. Müslüman’ım deyip de Ehl-i Beyt’e düşman olan kimselerin kestiğini yemek haramdır. 3. Yavru tamamlanmış ve şerîat kurallarına göre kesilmiş bir hayvanın karnından ölü olarak çıkarsa yine helaldir. Kesimde küçük baş hayvanların ön iki ayağı ile bir arka ayağının birlikte bağlanması. 6.Hayvanın boğazı (ana damarlar) demirden yapılmış kesici bir âletle kesilmelidir. hayvanın canlı olarak kesildiğini belirten bir kıpırdama ve hareket hâli olmalı ve normal miktarda kan akmalıdır. nefes borusu ve iki ana atar damarları) kesilmelidir. Ancak. 2.

dînî bir mânâ kazanmış olan helal ve haram kavramları hukuk ve yönetim konularında kullanılmamakta.” gibi. Öyleyse. (genel olarak) yönetimin serbest ve yasak sözleriyle neyi kast ettiğini ve pratiğin ne .374 Alevî İslâm İlmihâli Alevî Müslüman helâl rızık aramayı ibâdet bilir. helal ve haramlar dediğimizde.. Türkçe’de serbest ve yasak kelimeleriyle karşılığını verebileceğimiz. vs. “Hükümetimiz şunu şunu yasaklamıştır. Arapça iki kavramdır.. devlet felan şeylerin alım-satımını serbest kılmıştır. davranmak kanunlarımız açısından yasaktır ve suçtur. şöyle şöyle giyinmek. YENİLECEK VE İÇİLECEK ŞEYLERDEN HELAL VE HARAMLAR Helal ve haram. idâre İslâm ile direk ilişkili olmadığından. Meselâ. Helal ve haram kavramlarını doğru bir şekilde kavradığımızda. bunun yerine serbest ve yasak kelimeleri tercîh edilmektedir. Kur’ân’a ve Ehl-i Beyt’e göre yapılması serbest ve yasak olan şeyleri kast etmiş olmaktayız. Bugün içerisinde yaşadığımız coğrafyanın yönetim sisteminde.

Eti yenen hayvanların yenmesi haram olan kısımları. Meselâ. Karadaki diğer hayvanlardan helal ve haram olanlar. Süzülerek uçuşu. İslâm dâiresinden çıkmış demektir. Yüce Allâh’ın Kitabında ana hatlarıyla değindiği. 1. tâğûtlaşmış.vs. yenilen ve içilen şeylerden insana zarar veren her şey haramdır.. Esas itibâriyle. kursak veya horoz mahmuzu organlarından en azından birisi bulunmayan kuşlar haramdır. İçilen meşrûbatlardan helal ve haram olanlar. Şeytânın adımlarını izlemeyiniz. “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan helal ve temiz şeylerden yeyiniz. kanat çırparak uçuşundan daha uzun süreli olan kuşlar haramdır.375 Ehl-i Beyt yolu anlama geldiğini de anlamış oluruz. son özellikte belirtilen bir veya bir kaç organa da sâhip olsa o kuş haram olur. Bu kaynaklar çerçevesinde. hangi kuşların helal ya da haram olduğunu aşağıdaki özelliklerin kuşlarda bulunup bulunmadığına bakmak sûretiyle anlayabiliriz. Kuvvetli veya zayıf olsun. Bir kuşun.. 2. kuşun . Rabbimiz yüce Allâh buyurur ki. tuğyan etmiş. Peygamber’in @ ve Ehl-i Beyt İmâmlarının da @ söz ve uygulamalarında ayrıntılarını açıkladığı yeme-içme ile ilgili bir çok haramlar vardır.. süzülerek uçuşu kanat çırparak uçuşundan daha uzun süreli olup da. Yenilecek şeyler beş ana gurupta özetlenebilir: Kuşlardan helal ve haram olanlar. 4. Şayet yasaklar ve serbestleri belirlemede Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in hükümleri esas alınmıyorsa. yırtıcı pençeye sâhip olan kuşlar haramdır. hangi düzen olursa olsun serbestler ve yasaklar Kur’ân ve Ehl-i Beyt’in öğretilerine uygun ise. Hz. 5. Kuşlardan helal ve haram olanlar Peygamber efendimiz @ ve Oniki İmâm’larımızın @ açıklamalarından öğrendiğimize göre. o zaman da sistem-düzen-yönetim Hak’tan sapmış. şahin. 3. Kartal.” [Bakara (2): 168] Bu genel prensibin yanında. Deniz-Su ürünlerinden helal ve haram olanlar. 3. ancak. Şunu kesin bir şekilde bilmeliyiz ki. son özellikte işaret edilen üç organdan hiç birisi bulunmasa. gibi. atmaca.. Son iki özellikten öncelikle ilki dikkate alınır. Ya da. 2. 1. Taşlık. Ve bu durumda mümin canların sistem ve savunucuları ile hiç bir manevî bağ ve râbıtası kalamaz. sistem o konularda Hak ile uygunluk arzetmiş olur.

Dalak. fil. davarlar. 5. yumurtaları da helâl.vs. beş veya yedi gün. kaplan. helal. ●Vahşî olanlardan ise.). vs. sincap. Bunlardan başka.. Kan. Ceylan. vs.. yengeç. o kuş helaldir. . on gün. Dişilik organı. 4. Eti yenen helal hayvanların haram olan bazı kısımları Eti yenen bir hayvanın ondört şeyi haramdır: 1. 2. tilki. sığır cinsi. keçi. deve. kırk gün. kirpi.. Dışkı. Su ürünlerinden helal ve haram olanlar: Suda yaşayan hayvanlardan pullu olan balık cinsleri helaldir. tavuk ise. yaban öküzü. Helal kuşların yumurtası helal. tavşan. sırtlan. maymun. büyük baş hayvanlar (sığır cinsi) ve deve mutlak olarak helal olanlardır. ayı vs.376 Alevî İslâm İlmihâli kanat çırparak uçuşu süzülerek uçuşundan daha uzun süreli olsa. gibi hayvanlar da haramdır. pars. ise haram olanlardır.. Kedi. yırtıcı pençeye sahip olan. bütün haşerât çeşitleri. nasıl ve ne sürede uçtuğu hakkında kesin bir kanaat sahibi olunamayan kuşlarda son maddedeki özelliğe göre karar verilir. çakal. gibi deniz hayvanlarının ise haram olduğu beyân edilmiştir. Küçük baş hayvanlarla (koyun. kuvvetli rivâyetlere göre mekrûh olduğu belirtilmiştir. haram olanların ki ise haramdır. Su ürünlerinden helâl olanların. vs. köpek vs. haramdır. Ayrıca. Karadaki diğer hayvanlardan helal ve haram olanlar: Bu hayvanlar da evcil ve yabânî olmak üzere iki gurupta ele alınır: ●Evcil-ehil hayvanlardan. Ne şekilde. böcek türleri de Ehl-i Beyt’ten @ nakledilen hadîs-i şerîflere göre haram olan hayvanlardandır.. katır ve eşek ise mekruh olanlardır. üç gün kapalı yerlerde temiz yiyeceklerle beslenmelidirler.. ördek-kaz. yaban eşeği.. Ehil olan at. haram olanlarınki de haramdır. Deniz kaplumbağası. Erkeklik organı. kurt. yirmi gün..Aslan. samur. 3. geyik. kurbağa. parçalayıcı azı dişlerle. dağ keçisi. Pullu olmayan balık cinslerinin ise. Yenilmesi helal hayvanların insan pisliği-necâset yemeyi adet edinmiş olanlarından.

darda kalırsa saldırmadan. Mümin canların bu haramlardan özel ve istisnâî durumlarda gerekirse istifâde edebileceklerini de Cenâb-ı Hak yüce Kitabı Kur’ân-ı Kerim’de bizlere şöylece bildirmiştir. Öd kesesi. Allâh’ın Kitâbında açıkladığı haramlardır. vs.” [Bakara (2): 173] . Bir kısmı da Peygamber efendimizin @ Allâh’ın izni ve onayı ile ümmetine bildirmiş olduğu haramlardır. 10. votka. şarap.. Müminler! Canlar! Kardeşler! Bahsettiğimiz haramların bir kısmı. 13.. vs. eroin.Kim mecbur kalır.. İçilen meşrûbatlardan haram olanlar ●İnsanı kısa veya uzun vadede zehirleyerek ölüme götüren bütün içecekler haramdır. 7.. ●Yenilmesi haram olan hayvanların sütleri de haramdır. ●Çok içildiğinde insanı sarhoş eden her türlü içkinin azı da haramdır. Göz bebeği.. nebiz. sidik vs gibi necis şeylerin yenilip içilmesi haramdır. Bel kemiğinin iki yanındaki iki sinir damarı. ●Kan. Bunlar bizlere Ehl-i Beyt İmâmları @ ve değerli âlimlerimiz tarafından ulaştırılmıştır. bira. Mesâne. Rakı. görme. 11.. Bütün zehir çeşitleri. işitme. 9.(Sidik torbası) 8.... anlama.) zayıflamasına ya da tamamıyla geçici olarak yok olmasına sebep olan maddelerin kullanımı haramdır. Vücuttaki urlar.. 12. Beyinde nohut büyüklüğündeki hipofiz bezi. katı veya sıvı olarak kullanılan ve vücuttaki bazı duyu ve hislerin (akletme. haddi aşmadan (doyacağı miktarda) bunlardan yemesinde bir günah yoktur. esrar.377 Ehl-i Beyt yolu 6..vs. Yavruluk. “. ●Tedâvî amaçlı olmayıp. Husyeler. Omurilik. Afyon. 14.

Bira da haramdır. “Kur’ân’da domuz hariç hiç bir hayvan bizzat haram (haram-ı ayn) kılınmamıştır. “Azı dişi olan yabanî hayvanlar ve yırtıcı pençeye sâhip kuşlar haramdır. Resûlullâh @ şöyle buyurdular. Tehzîb: c: 9 sh: 268 467 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 243. mekrûh cinsi bir haramdır... Bunun üzerine İmâm @.”465 İmâm Cafer Sâdık’ın @ nakline göre. (tahrîmen mekruh)” buyurdular.”467 İmâm Ali Rızâ @ da buyurdular. kan. domuz eti ve Allâh’tan ğayrısı adına boğazlanmış olandan başka yenilen şeylerin haram olduğuna dair bir şey bulamıyorum. c: 9 sh: 45.”468 463 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 245. “Necâset yiyen tavuğu.. yirmi gün. leş. Bana vahyolunanda.6.” [Enâm (6): 145] âyetini okuyarak. İstibsâr: c: 4 sh: 95-97 . Men lâ yahduruhul fakîh: c: 3 sh: 205. kırk gün kapalı bir yerde temiz yiyeceklerle beslemedikçe yemeyiniz.”463 İmâm Muhammed Bâkır’a @. “İçkiye devam eden. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 4 sh: 255. Tehzîb: c: 2 sh: 350. “Her sarhoş edici şey haramdır. 247.378 Alevî İslâm İlmihâli EHL-İ BEYT’TEN İLÂHÎ FEYZLER Yoluna canlar feda olsun! Resûlullâh @ buyurdular. üç gün. Dolayısıyla. Bıhârul Envâr: c: 77 sh: 47 468 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 424. Tehzîb: c: 9 sh: 124. pul derisi olan balıklar helal.464 İmâm Cafer Sâdık’ın @ naklettiğine göre. “yılan balığının haram olup. Tehzîb: c: 9 sh: 17. üzerinde yaprak misâli pul. İstibsâr: c: 4 sh: 59 465 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 251. İstibsâr: c: 4 sh: 77 466 Furû-u Kâfî: c: 6 sh: 268. 109. Tehzîb: c: 9 sh: 108. “Allâh’a ve âhiret gününe îmânı olan. davarı. içki içilen sofradan yemek yemesin. İmâm. bu özelliği olmayan balıklar ise haramdır. Ancak bu balıkların haramlığı âyetle belirtilmiş bir haram değil. ördeği. 403-405. on gün. puta tapan gibidir. olmadığı sorulduğunda. beş-yedi gün. Yılan balığı İmâm’a @ tarîf edildi. Emîrü’l-Müminîn Ali @ buyurdular. “De ki.”466 İmâm Cafer Sâdık @ buyurdu. deveyi de. “Yılan balığının nasıl bir balık türü olduğunu” sordular. sığırı. 38 464 Tehzîb: c: 9 sh: 5.

13. 12.yeyin. Suyu emercesine ve üç yudumda içmek. 14.fakat israf etmeyin.379 Ehl-i Beyt yolu YEMEDE VE İÇMEDE ÂDÂB Peygamberimiz @ ve Ehl-i Beyt İmâmlarından @ bize ulaşan sağlam rivayetlere göre. kâtillerine de lânet etmek. Suyu içtikten sonra Hz. 3.” [A’râf (7): 31] . Sofrada güzel konular üzerinde konuşmak. İmâm Hüseyin’i @ ve yârenlerini hatırlayıp Onlara rahmet. Yemeğe başlamadan önce ellerin temiz olmasına dikkat etmek. mümin canlar yemek yerken ve su içerken bazı şeylere dikkat etmelidirler.. 10. için. yemek sonunda da Allâh’a şükretmek. Acıkıldığında yemek. iyice çiğnemek. Çünkü O (Allâh).. Suyu içmeden “Bismillah”. isrâf edenleri sevmez.. 2. Yemede ve içmede sünnet olduğu belirtilen bazı şeyler şunlardır: 1. Yemekten sonra dişleri temizlemek. 4. Yemeğe tuz ile başlayıp tuz ile bitirmek. 7. Yemeğe ev sâhibinin önce başlayıp en son ayrılması.. YEMEK DUÂSI Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm “. içtikten sonra da “Elhamdulillâh” demek. Yemek yerken lokmaları küçük almak.kulû veşrabû velâ tüsrifû innehû lâ yuhibbul müsrifîn. 5. 9. aynı tabaktan yeniliyorsa kendi önünden yemek. 11. Aşırı sıcak ve soğuk yiyeceklerden kaçınmak. 6. Yemeğe başlarken Besmele çekmek.”469 Sadekallâhu’l aliyyü’l azîm. Çok öğün ve tıka basa yemekten kaçınmak.470 469 “. 8. muhabbet etmek. Yemeyi ve içmeyi mümkün mertebe sağ elle yapmak.

380 Alevî İslâm İlmihâli Elhamduli llâhi Rabbi’l âlemîn. zâlimlerin. Fâtımatü’z Zehrâ’nın. nefes Muhammed-Âli’den. yerden hayırlı bereketler ihsân eyleye.. sözünü üstün eyleye. Hatalarımız mestûr. Bizleri iki cihanda korktuğumuzdan emîn. esfiyânın. Münâfıklar berbât ola. elhamdulillâhillezî etamenâ ve sekânâ ve cealenâ minel müslimîn. tâğûtların. gürûh-u sâlihînden eyleye.âlemlerin Rabbi Allâh’adır. hâinlerin hîle ve ahkamlarını ibtâl.. Allâh. fe muînühu fî’d dâreyni Allâh. Yüce Allâh dertlerimize dermân. Kurân’ı ve Ehl-i Beyt’i bizlere yoldaş. yollarını ve soylarını ebter eyleye.. Allâh onun iki cihanda da yardımcısıdır. Ve’s Salâtü ve’s Selâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve âlihi’t tayyibîne’t tâhirîn ve ashâbihi’l müntecebîn. 471 El-Evvelü Allâh. Allâh cümlemizi münkir ve münâfık şerrinden. berakât-ı Halîlullâh. mekrinden hıfz-ı himâye eyleye. Allâh yâr. dîdârından ayırmaya. Ehl-i Beyt-i Mustafâ’nın @. evsıyânın. Allâh İslâm düşmanı yönetimlerin. Men kâne fî kalbihi Allâh.473 Yüce Allâh doğru söyledi. Salât ve Selâm da. Cümle Eimme-i Hüdâ’nın.. gönüllerimize îmân. amellerimize vefâlar ihsan eyleye. Münkirler mat ola. Vaktimizin hayrı gele... Allâh zâhirdir. Vakitlerimiz hayr ola. Nâmerde muhtaç etmeye. Hünkâr-ı evliyâdan ola. Peygamberimiz Muhammed’e. Hamd. şühedânın... Kimin ki kalbinde Allâh var ise.. Bizleri Muhammed Mustafâ’nın. Allâh.. günahlarımız mağfûr. Allâh İslâm devletinin.. yardımcımız ola.. Oniki İmam’ların yolundan. katarından. Aliyye’l Murtazâ’nın. Hüseyn-i Kerbelâ’nın. Allâh bâtındır.472 Bismillâh.. borçlularımıza edâ. 470 471 .. Hayırlar feth ola. sûret ve sîretimizi insan eyleye. Canlar âbâd ola.. Bizleri Fırka-i nâci. umduğumuza nâil eyleye. Gökten hayırlı rahmetler. himmet ve şefâatleri üzerimizde hâzır ve nâzır ola. gönüllerimiz mesrûr. ve’l Bâtınu Allâh. Allâh âhirdir. Hasanü’l Müctebâ’nın.. Nimet-i Celîlullâh.. Duâlarımızı dergâh-ı izzetinde kabûl-ü makbûl eyleye. Elhamdulillâh.. erenlerin duâ.. hânedân-ı fukarâ mamûr. 472 Allâh evveldir. İslâm milletinin kılıcını keskin. ikramlar kabûl ola. elhamdulillâh. Dil bizden. Müminler şâd ola. O’nun tertemiz Âli’ne ve seçkin ashâbına olsun.. hastalarımıza şifâ... şefâat senden yâ Resûlallâh.. evliyânın. Hatîcetü’l Kübrâ’nın.. ve’z Zâhiru Allâh. Şerler def ola. ve’l Âhiru Allâh. Enbiyânın...

Çek katarı zindana. hamd olsun Allâh’a. Kur’ân var elimizde. Cafer-i Sâdık canı. Gelin dostlar birlikte. 474 Ey Allâh’ım. Şanı yüce Allâh’tan nimet dâim. Hasanü’l Asker’e gidelim. Pirim unutmam seni. 473 Hamd olsun Allâh’a. Ağladı zarı zarı. Oniki çeşmenin biri. içirdi ve bizleri Müslümanlardan eyledi. İmâm Rızâ’ya gidelim. Kabe’dir gönlümüzde. Zehirledi O’nu Cude yarı. Şah Hüseyin’e gidelim. Salâtın (Rahmet ve tüm güzellikler) Muhammed’in ve Âl-i Muhammed’in üzerine olsun.474 Gerçeğe hû. Kerbelâ yolumuzda. Muhammed’e ve Âl-i Muhammed’e salavât. Alevî Müslüman her zaman haktan ve haklıdan yanadır.. hamd olsun Allâh’a ki. İmâm Bâkır’a gidelim. O Can da çekti nârı. Medet mürvet diyerek. . İbrâhîm Peygamberin sofrası gibi bereket kâim. Allâhümme salli alâ Muhammedin ve Âl-i Muhammed. Yedi veren gülünden. münkire lanet. Mûsâ Kâzım dîvânı. O pir de verdi canı. O bizi yedirdi. Muhammed’e gidelim. Biz Ali’yi zikredelim.381 Ehl-i Beyt yolu Mümine rahmet. Taki. Zeynelâbâ’ya gidelim. Zulmettiler O Can’a. Mezhebimin İmâmı. Ehl-i Beyt’e râbıta lillâhil Fâtiha. Naki yolundan. Allâh’ın Resûl’ünün (Muhammed’in @) şefâati üzerimize olsun. Kimse anlamaz halinden. Düş yola yana yana. İmâm Hasan’a gidelim..

Selâm günlerini “Asr”a döndürenlere! Selâm asırları “Ân”a sığdıranlara! Selâm Hak’ka tâbî olanlara! Selâm Canlar cânına uyanlara! 475 Yaşar Mırık: Amasya. Ğanî Allâh.475 SON SÖZ İlmihâlimize burada son verirken. asır ‘O’nda bir ‘Ân’dır. zulmetmişem. Bu gün öyle bir gün ki. sonsuz ilmin sâhibi Cenâb-ı Rabbü’l âlemîne hamd eder. Muhammed Mustafâ’ya @ ve ilim şehrinin kapısı İmâm Ali Murtazâ’ya @ ve Altın soya @ salât-u selâmlar arz eyleriz. kâinâtı ışıklandıran Kur’ân âyetleri ve kendilerinin varlığıyla şeref duyduğumuz Peygamberimiz @ ve Âl-i Beyt’in @ hadislerinin bir araya getirilmesi ile kırık dökükte olsa bir risâle ortaya çıktı. dilerim ben O’ndan af. 1997 .” Doğrularımız Hak’ka eğrilerimiz varsa bize aittir. Bütün mümin canlara faydalı olması ve yapıcı eleştirilerin bizlere ulaştırılması dileklerimizle.” sözünde ifadesini bulan günlerden birisidir. Oniki’sini bir eyle.382 Alevî İslâm İlmihâli Kurban baba zikreyle.. Sanki. yoktur sözünde hilâf. İmâm Mehdî’ye gidelim. İlmin şehri olan Peygamberimiz Hz. Her dâim bunu söyle. “ Bil ki. “ Cevretmişem. ‘Afuvvum’ der. ‘Asr’a bedel ‘Gün’ vardır. Bu gün öyle bir gün ki. benzeri bir gün münâsebetiyle bir kardeşin.

Mezhepler hakkında. EHL-İ BEYT MEKTEBİNDE DÎNÎ HÜKÜMLERİN KAYNAĞI KİTÂB (KUR’ÂN-I KERÎM) Kur’ân değiştirildi mi?.383 Ehl-i Beyt yolu Kemâl Kılıçoğlu ÖNSÖZ ALEVÎLİK NEDİR? ALEVÎ KİMDİR? 1 3 5 6 8 8 9 11 12 13 13 18 39 42 42 43 44 48 49 51 52 53 56 Alevî kimdir?. . KUR’ÂN’I TANIMA ÜZERİNE SÜNNET İCMÂ AKIL DÎNİN ESASLARI (USÛL-Ü DÎN) HAKKINDAKİ İNANÇ TEVHÎD: Tâğût nedir? NÜBÜVVET: MEAD (ÂHİRETE VE YENİDEN DİRİLMEYE ÎMÂN): ADÂLET: İMÂMET: Ehl-i Beyt yoluna göre İmâmete inanç ile ilgili bazı temel deliller. DİNLER-MEZHEPLER HAKKINDA GENEL BİLGİLER Din hakkındaki görüşlerimiz. Kimliğimiz. Îmânın esasları.

ALİ NAKÎ’NİN @ HAYÂTI 11. İMÂM HZ. İMÂM HZ. CAFER SÂDIK’IN @ HAYÂTI 7. İMÂM HZ. ALİ RIZÂ’NIN @ HAYÂTI 9. MÛSÂ KÂZIM’IN @ HAYÂTI 8. MUHAMMED BÂKIR’IN @ HAYÂTI 6.384 İMÂMET İNANCININ GÜNÜMÜZE BAKAN YÖNÜ Alevî İslâm İlmihâli 60 62 66 66 69 71 75 77 82 84 85 87 88 90 91 92 93 93 97 97 97 97 Alevî-Sünnî kardeşliği hakkında. HASAN’IN @ HAYÂTI 3. İMÂM MUHAMMED MEHDÎ’NİN @ HAYÂTI İmâm Mehdî’ye @ âit özelliklerden bazıları. ZEYNELÂBİDÎN’İN @ HAYÂTI 5. ALİ’NİN (A) HAYÂTI 2. FURÛ-U DİN DÎNİN AYRINTILI HÜKÜMLERİ İslâm’ın şartları. İMÂM HZ.S.) HAYÂTI 1. ONDÖRT MA’SÛM’U @ KISACA TANIYALIM HAZRETİ MUHAMMED’İN @ HAYÂTI HAZRETİ FÂTIMA’NIN ( A. MUHAMMED TAKÎ’NİN @ HAYÂTI 10. İMÂM HZ. HASAN ASKERÎ’NİN @ HAYÂTI 12. HÜSEYİN’İN @ HAYÂTI 4. İMÂM HZ. İMÂM HZ. İMÂM HZ. İMÂM HZ. İMÂM HZ. İMÂM HZ. İBÂDET NEDİR? NİÇİN YAPILIR? .

ABDEST Abdestin bâtınî yönü. TERTÎBÎ GUSLÜN FARZLARI. Tuvalet yaparken haram olan şeyler... ABDESTİN FARZLARI Abdestin farzları yedidir: Abdest ile ilgili bazı hükümler. MÜÇTEHİT VE TAKLÎT 98 100 101 Fetvâ ve görüşlerine uyulacak bir müçtehitte şu özellikler bulunmalıdır: Büyük günahlar ise genel olarak şunlardır. İSTİBRÂ NEDİR? NASIL YAPILIR? NECİS OLAN ŞEYLER NELERDİR? Alkollü içki kullanma üzerine. GUSÜL İLE İLGİLİ. EHL-İ BEYT YOLUNDA İÇTİHÂT. 102 104 MÜÇTEHİDİN GÖREVLERİ. TAHÂRET (TEMİZLİK) KİTÂBI TEMİZLİKTE KULLANILAN SULAR VE HÜKÜMLERİ TUVALETE GİTMEK VE İLGİLİ HÜKÜMLER Tuvalet yaparken farz olan şeyler. Guslün farzları üçtür. Âdâbına uygun olarak nasıl abdest alırız? ABDESTİN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI HANGİ HALLERDE ABDEST ALMAK FARZDIR? ABDESTİ BOZAN ŞEYLER Abdesti bozan hallerle ilgili birkaç öğüt. EHL-İ BEYT’İN HADÎS DERYÂSINDAN DAMLALAR GUSÜL-BOY ABDESTİ GUSLETMEYİ FARZ KILAN HALLER CENÂBET GUSLÜ CÜNÜP OLAN BİR KİMSEYE YAPILMASI HARÂM OLAN ŞEYLER: 105 106 108 109 109 110 111 112 113 114 114 118 119 121 122 122 125 126 127 128 128 128 129 130 132 132 133 134 134 134 135 GUSÜL İKİ ŞEKİLDE ALINABİLİR.385 Ehl-i Beyt yolu Allâh’a ibâdet üç amaçla yapılabilir. EHL-İ BEYT İMÂMLARINDAN BİR SÖZ DEMETİ . Necâset nasıl tesbît edilir? Necâset ile ilgili bazı hükümler: NECÂSETİN TEMİZLEYİCİLERİ Kaplarla ilgili genel hükümler.

NAMAZ NAMAZIN MÂNÂ VE HİKMETLERİ FARZ OLAN NAMAZLAR GÜNLÜK FARZ NAMAZLAR ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARININ VAKTİ NAMAZLARIN CEMİ İLE İLGİLİ BAZI RİVÂYETLER AKŞAM VE YATSI NAMAZLARININ VAKTİ SABAH NAMAZININ VAKTİ GÜNLÜK FARZ NAMAZLAR KAÇ REKATTIR? SÜNNET NAMAZLAR NAMAZIN DIŞINDAKİ ŞARTLAR . Hayız guslü nasıl alınır? HAYIZ VE HAYIZ HÜKÜMLERİ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER Alevî İslâm İlmihâli 136 136 137 138 138 139 139 139 140 140 141 141 142 142 142 143 143 144 144 145 146 147 147 147 147 148 148 148 154 154 155 155 156 157 157 159 160 NİFÂS-LOHUSALIK GUSLÜ Lohusalık müddeti ve hükümleri. İSTİHÂZE GUSLÜ İstihâze üç kısma ayrılır: İstihâzeli kadın ile ilgili bazı hükümler. ÖLÜM VE ÖLÜ GUSLÜ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER NEZİR VE YEMÎN GİBİ SEBEBLERLE FARZ OLAN GUSÜL SÜNNET OLAN GUSÜLLERDEN BAZILARI TEYEMMÜM HANGİ HALLERDE TEYEMMÜM YAPILMALIDIR? TEYEMMÜM NELERLE YAPILIR? TEYEMMÜM NASIL YAPILIR VE FARZLARI NELERDİR? Teyemmümün farzları dörttür: Teyemmüm ile ilgili bazı hükümler.386 Âdâbına uygun olarak nasıl boy abdesti alırız? HAYIZ GUSLÜ ÂDETİN BAŞLANGICI VE MÜDDETİ HAYIZLI BİR BAYANIN YAPMASI HARÂM OLAN ŞEYLER: Hayız ile ilgili bazı hükümler. ÖLÜYE DEĞME GUSLÜ ÖLÜYE VERİLEN GUSÜL Cenâzeye üç gusül verilmesi farzdır: Ölü guslü ile ilgili bazı hükümler. Âdâbına uygun olarak nasıl teyemmüm yaparız?.

EHL-İ BEYT YÖNÜNDEN ESEN SEHER YELLERİ NAMAZ KILINAN YERİN BAZI ÖZELLİKLERİ NERELERDE NAMAZ KILMAK DAHA FAZÎLETLİDİR? Hak âşıklarının dilinden mescidin önemi. CENÂZE NAMAZININ KILINIŞI Cenâzeyi defnetme hükümleri. CENÂZE İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER CENÂZEYE TELKÎN Mezarı açmak ile ilgili bazı hükümler. HANGİ ŞEYLER ÜZERİNE SECDE YAPILABİLİR? NAMAZIN SÜNNETLERİNDEN KUNÛT Âdâbına uygun olarak namaz nasıl kılınır? NAMAZ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN IŞIKLAR NAMAZI BOZAN ŞEYLER NAMAZDAN HANGİ HALLERDE ÇIKILABİLİR? NAMAZ KILARKEN OLUŞAN ŞÜPHELER SEHİV (YANILMA) SECDESİ VE BU SECDEYİ GEREKTİREN HALLER 161 163 164 165 166 166 168 168 169 169 172 172 176 180 180 182 184 185 186 188 188 189 191 192 192 194 194 194 195 196 196 197 198 199 203 204 204 204 208 209 SEHİV SECDESİ NASIL YAPILIR? SEFER (YOLCU) NAMAZI KAZA NAMAZI CEMAAT NAMAZI Cemaat namazı ile ilgili bazı hükümler. ADAK VB. ÂYÂT NAMAZI ÂYÂT NAMAZININ KILINIŞI ÖLÜM ÂNINDA YAPILMASI GEREKENLER CENÂZEYİ KEFENLEME. SEBEPLERLE FARZ OLAN NAMAZ CUMA NAMAZI CUMA GÜNÜ VE NAMAZI İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER KURBAN VE RAMAZAN BAYRAMI NAMAZI .387 Ehl-i Beyt yolu Erkek ve bayanlarda tesettür-örtünme (İslâm’a uygun giyim). BÜYÜK OĞULUN KILACAĞI FARZ KAZA NAMAZLARI NEZİR. CENÂZE NAMAZI Cenâze namazı hükümleri. EZÂN VE KÂMET Ezân ve kâmetle ilgili bazı hükümler. ÖĞÜT KONU İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN NURDAN DAMLALAR (Bazı ibâdetlerin Arapçayla îfâ edilmesi üzerine) NAMAZIN FARZLARI Namazın içindeki farzlar ondur.

388 KURBAN VE RAMAZAN BAYRAMI NAMAZLARININ ÂDABINA UYGUN OLARAK KILINIŞI Alevî İslâm İlmihâli 209 210 211 220 220 223 227 232 NÂFİLE-SÜNNET NAMAZLAR CEM VE CEM EVİ GERÇEĞİ ORUÇ NEDİR? KUR’ÂN-I KERÎM’DE ORUÇ HAL EHLİNİN MÜRŞİDLERİNDEN BAZI HADÎS-İ ŞERÎFLER ORUCUN FARZ OLMASININ BAZI HİKMETLERİ MUHARREM AY’I ORUCU 239 RAMAZAN ORUCUNUN FARZ OLMASININ ŞARTLARI RAMAZAN AYI NASIL TESBÎT EDİLİR? 240 ORUÇTA NİYET 241 ORUÇ İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BUYRUKLAR 242 ORUCUN VAKTİ 244 ORUCU BOZAN ŞEYLER 244 ORUÇ BOZULDUĞUNDA YALNIZCA KAZASININ FARZ OLDUĞU HALLER247 KAZÂ VE KEFFÂRET GEREKTİREN HALLER 248 248 ORUCUN KEFFÂRETİ CEMÎ (TOPLU) KEFFÂRET 249 KAZÂ ORUCU 249 ORUCUN BOZULMASI VE KAZÂSI İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN BAZI RİVÂYETLER 250 HAK ÂŞIKLARINA (Orucun mânen zedelenmesi) 252 Yolculukta oruç tutma hükümleri. 254 SEFER İLE İLGİLİ BAZI RİVÂYETLER 254 SÜNNET ORUÇLAR 255 HARÂM OLAN ORUÇLAR 255 256 RAMAZAN AYINA ÖZEL BAZI İBÂDET VE TÂATLER FITRA ZEKÂTI (FİTRE SADAKASI) FITRA KİMLERE VERİLMELİDİR? FITRA NELERDEN VERİLİR? ÖĞÜT EHL-İ BEYT’E KULAK VERELİM İ’TİKÂF İ’TİKÂFIN KISIMLARI İ’TİKÂFIN ŞARTLARI İTİKÂFTA BULUNANA HARÂM OLAN AMELLER 258 259 259 260 260 262 262 263 263 .

302 Bir kaç sağlık tavsiyesi.) GÖRE HACCIN BAZI HAKÎKATLERİ VE TAVSİYELER 301 Hac yolculuğu âdâbı. KURBAN VE ZİYÂRET İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT KELÂMINDAN NURDAN DAMLALAR 304 HUMUS NELERDEN HUMUS VERİLİR? HUMUS KİMLERE VERİLİR? CİHÂD EHL-İ BEYT KELÂMINDAN CİHÂDIN FAZİLETİ EMR-İ BİL MARÛF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER 306 308 310 312 315 317 . ZEKATLA İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN FEYİZLER HAC VE HACCIN HÜKÜMLERİ HACCIN SOSYAL YÖNÜ HACCIN İNSÂNÎ YÖNÜ HACCIN RÛHÂNÎ VE MANEVÎ YÖNÜ HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI Hac ile ilgili bazı hükümler. UMRE.389 Ehl-i Beyt yolu İ’TİKÂF İLE İLGİLİ EHL-İ BEYT’TEN NURDAN DAMLALAR ZEKÂT NEDİR? ZEKÂT VERMENİN BAZI HİKMETLERİ ZEKATIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI ZEKATTA NİYET ZEKATA TÂBÎ OLAN ŞEYLER ZEKAT KİMLERE VERİLİR? Zekat ile ilgili bazı hükümler.A. İMÂM CAFER SÂDIK @ AÇISINDAN HACCIN BAZI SIRLARI İMÂM ZEYNELÂBİDÎN’E @ GÖRE HACCIN HAKÎKATİ 263 264 264 268 269 270 275 277 277 278 280 281 281 283 284 284 284 285 289 289 292 294 295 297 SEYYİD RÛHULLÂH’A (R. 303 HAC. HACCIN ÇEŞİTLERİ TEMETTU HACCI VE FARZLARI TEMETTU UMRESİ UMRENİN VAKTİ TEMETTU HACCI KURBAN KESMEK Nisâ (kadınlar) tavafının bazı hikmetleri.

BOŞANMA BOŞANMA HÜKÜMLERİ İKİ ÇEŞİT BOŞAMA VARDIR BOŞANMIŞ KADININ İDDETİ KOCASI ÖLEN KADININ İDDETİ NAFAKA YEMÎN ETME VE HÜKÜMLERİ YEMİN ETMEDE ARANAN ŞARTLAR YEMİN NE ÜZERİNE YAPILABİLİR? Yemin ile ilgili bazı hükümler. EHL-İ BEYT’TEN ÖĞRETİLER MUT’A NİKAHI TALAK . NEZİR (ADAK) VE AHD HÜKÜMLERİ Nezir ve nezir yapan kimsede aranan şartlar: 322 328 332 332 333 333 334 335 337 338 339 340 341 342 343 348 349 350 357 359 360 363 364 364 365 367 367 368 369 369 .390 Alevî İslâm İlmihâli Emretmede ve nehyetmede gözönünde bulundu.BOŞAMA .rulması gereken bazı esaslar. 320 321 HAK ÖNDERLERİNDEN @ ÖZDEYİŞLER YALAN-NİFÂK VE TAKIYYE TEVELLÂ VE TEBERRÂ ALIŞ VERİŞ HÜKÜMLERİ HARAM ALIŞ-VERİŞLER SATICI VE ALICIDA BULUNMASI GEREKEN ŞARTLAR Alış-verişle ilgili bazı hükümler: EHL-İ BEYT’TEN FEYİZLER NİKÂH NİKAHIN ÇEŞİTLERİ DÂİMÎ NİKAH EHL-İ BEYT’E KULAK VERELİM MEHİR EHL-İ BEYT’TEN NURLU SÖZLER NİKAH AKDİNİ BOZMA HAKKI VEREN KUSURLAR KENDİLERİ İLE EVLENİLMESİ HARAM OLANLAR Evlenecek eşlerde aranan şartlar ve denklik.

AVLANMA VE HÜKÜMLERİ BALIK AVLAMA HAYVAN KESİMİ VE HÜKÜMLERİ Hayvan kesimi ile ilgili bazı hükümler.391 Ehl-i Beyt yolu Nezir ile ilgili bazı hükümler. YENİLECEK VE İÇİLECEK ŞEYLERDEN HELAL VE HARAMLAR 370 371 372 372 373 374 378 379 379 382 EHL-İ BEYT’TEN İLÂHÎ FEYZLER YEMEDE VE İÇMEDE ÂDÂB YEMEK DUÂSI SON SÖZ .