You are on page 1of 166

T.C.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ TÜRK SANATI ANABİLİM DALI

HAT VE HATTÂTÂN'DA OSMANLI HATTATLARI
Yüksek Lisans Tezi

Süleyman KINLI

İstanbul, 2007

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ TÜRK SANATI ANABİLİM DALI

HAT VE HATTÂTÂN'DA OSMANLI HATTATLARI
Yüksek Lisans Tezi

Süleyman KINLI

Tez Danışmanı: Dr. Uğur DERMAN

İstanbul, 2007

...................................1......IV KISALTMALAR ...................................................................... 54 2..III ABSTRACT ............ 60 3... Hat Sanatının Tarihî Gelişimi ......................................................................................................1........... Mirzâ Habib Efendi.... 54 2.................... 60 3........I ÖZET ...............3......4...... 40 1....................1......3................ 1 1................................................................. 132 I ............................................4. 47 2.............................1................ Müteahhirîn Hattâtândan Târih-i Vefatları Ma'lum Olmayanlar (Sonra Gelen Hattatlardan Vefat tarihleri Belli Olmayanlar) ....2...................................... 66 3...................................................................................................... HAT VE HATTÂTÂN .................... El-Hâletü Hâzihî Ber-Hayat Olan Hattâtân (Şimdi-Hâlâ-Hayatta Olan Hattatlar)........................................................... 54 2....İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER ............................. Kaynak ve Araştırmalar ............................... 15 1.1.... Hayatı ........1..................................................................................... Hattatlık.....1.................3...........2.................... Eserleri ....................................... Meşâhir-i Sülüs Ve Nesih-Nüvîsân-I Memâlik-İ Osmâniyye (Osmanlı Devleti'nin Meşhur Sülüs ve Nesih Yazan Hattatları) .................... 54 2..... Hat ve Hattâtân Hakkında.................. OSMANLI HATTATLARI ............... Hat San'atı Nedir? ...........................................................................................4...............1.................2............................................................................................ 131 3.................................. Binikiyüzüçden Sonra Gelen Meşhur Sülüs ve Nesh-Nüvîsân (Binikiyüzüçten Sonra Gelen Meşhur Osmanlı Sülüs ve Nesih Hattatları).................... 55 3................. GİRİŞ ................................. Esâtîz-İ Seb'a-i Rûm (Anadolu'nun Yedi Üstâdı) ............................. 1 1......................VI 1. 120 3.................................................................

................................ Ta'lik-Nüvîsân-I Memâlik-İ Osmâniyye (Osmanlı Devleti'nin Ta'lîk Yazıcıları) ......3........... DEĞERLENDİRME VE SONUÇ ........... 153 ÖZGEÇMİŞ .............. 147 KAYNAKÇA................................5.........................7............ 145 4.....................................................6................................................................................................ 143 3........................ 157 II ........ Çep ve Dîvânî –Nüvîsân-ı Memâlik-i Osmâniyye.......................... 134 3.................. Binikiyüzüçten Sonra Memâlik-i Osmâniyye'de Gelen Hattâtân (Binikiyüzüçten Sonra Gelen Osmanlı Ta'lik Hattatları)..................

hayatı ve eserleri ile birlikte anlatarak. Araştırmamız. "Hat San'atı Nedir?. "Hat ve Hattâtân" hakkında genel bir bilgi verdik. Mirzâ Habib Efendi'nin kaleme aldığı. Ayrıca hüsn-i hattın kullanılma sahalarını –kimi zaman örnekler vererek.ÖZET Araştırmamızda. Hat ve Hattâtân. hat sanatı ve hattat biyografileri sahasında bugüne değin yapılmış çalışmaları ana bilgiler çerçevesinde sıraladık. yetiştirdikleri meşhur talebeleri ve verdikleri gözde örnekleriyle beraber tanıttık. Araştırmamızın önemli ve büyük yekûnunu tutan "Osmanlı Hattatları" ana bölümünü. Kaynak ve Araştırmalar" adlı alt bölümlerden meydana gelmektedir. Hat sanatının mektep sahibi büyük üstâdlarını da. Daha sonra hat sanatının yazı çeşitlerinden bahsettik. Hattatlık. kitabın müellifi Mirzâ Habib Efendi'yi. onun tarihî süreç içerisinde geçirdiği gelişmesini. Osmanlı Hattatları. Giriş bölümü ise. ayrıntıları ile anlattık. Bunlar: "Giriş. III . "Hat Sanatının Tarihî Gelişimi"'nde ise. "Kaynak ve Araştırmalar" alt bölümündeyse. İkinci ana bölüm olan "Hat ve Hattâtan" da. Değerlendirme ve Sonuç" bölümleridir. "Hattatlık" alt bölümünde. "Değerlendirme ve Sonuç" bölümünde ise. Hat San'atının Tarihi Gelişimi. Ayrıca hat sanatını icrâ eden sanatkârların yetişme şartlarını ve bir hattatın sahip olması gereken özelliklerini de belirttik. "Hat ve Hattâtân" isimli kitaptan Osmanlı hattatlarını ele alıp incelemeye çalıştık. yedi alt kısma ayırdık. Adı geçen hattatların biyografilerini Arap harflerinden Lâtin harflerine aktararak okumaya çalıştık. eser hakkında değerlendirmelerimizi yapıp. dört ana kısımdan oluşmaktadır. bir sonuca vardık.izah ettik. hattat biyografileri alanında ilk matbû eser unvanlı. İslâm yazısının kaynağı olan "Nabat" yazısından başlayarak. "hattat"ı ilk kullanılan isimleriyle birlikte tarif ettik. "Hat San'atı Nedir?" alt bölümünde ilk önce bu sanatın maddî-manevî genel bir tarifini yaptık.

"Calligraphy and Calligraphers". Our research consists of for main parts: "Introduction". In the "Introduction" part we will discuss. In the "Calligraphers" part. Further we mentioned the training conditions for a calligrapher and the specialities they need to possess. the second main point of our thesis. In the "Source and researches" section. we described "challigrapher" with it's first used names. "Historical improvement of calligraphy". which is the source of Islamic writing. In "Calligraphy and Calligraphers". we listed the general studies done about calligraphic art and biographies about calligraphers up to present day. IV . "What is calligraphic art?".ABSTRACT In our research we tried to examine the Ottoman Calligraphers by searching Mirzâ Habib Efendi's book called "Calligraphy and calligraphers". In "What is calligraphic art?" section. beginning with "Nabat" writing. Then we mentioned about the various kinds of calligraphic art. "Source and researches". In addition we explained the fields of calligraphy usage and gave some samples. "Calligraphers". in detail. author of the book "Calligraphy an calligraphers". In the "Historical improvement of calligraphy" section. we described the life and studies of Mirza Habib Efendi. "Otoman Calligraphers" and "Evaluation and Conclusion". we mentioned the impprovement stages of calligraphy in that historical period. and we gave their favorite samples. first we gave a moraland materialistic general description of calligraphy. who have their own schools and the calligraphers which were educated by them. In addition we gave a general information about calligraphic art and calligraphers. And we also introduced the well-known masters of calligraphic art.

In the "Evaluation and Conclusion" part. we tried to evaluate the object of our thesis and came to a conclusion. we have attempted to transliterate the mentioned calligraphers biographies from the Arabic script into the Latin script. which consists of seven sections. V .Central to our thesis is the section on "Ottoman calligraphers".

KISALTMALAR
Ank. DİA DİB G.S.A. hzl. IRCICA İKMHS İSMEK İst. Neş. nşr. hzl. s. S. TDV : Ankara : Diyanet İslâm Ansiklopedisi : Diyanet İşleri Başkanlığı : Güzel Sanatlar Akademisi : Hazırlayan : İslâm Tarih San'at ve Kültür Araştırma Merkezi : İslâm Kültür Mirasında Hat San'atı : İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları : İstanbul : Neşriyâtı : Neşre hazırlayan : sayfa : Sayı : Türkiye Diyanet Vakfı

T.S.M.K. : Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi TTK : Türk Tarih Kurumu

TÜRDAV : Türkiye Kalkınma ve Dayanışma Vakfı Yay. yay. hzl. YKY : Yayınları : Yayına hazırlayan : Yapı Kredi Yayınları

VI

1. GİRİŞ
1.1. Hat San'atı Nedir? Hat kelimesi sözlüklerde " çizgi, ince ve doğru yol" gibi anlamlara gelir. Bir sanat terimi olarak ise; "Arap yazısını estetik ölçülere bağlı kalıp güzel bir şekilde yazma sanatı (hüsnü'l-hat, hüsn-i hat)" anlamında kullanılmıştır.1 Kaynaklarda ise "cismanî aletlerle meydana getirilen ruhanî bir hendese" olarak tarif edilmiştir. Arap olmayan kavimlerin İslâmiyet'i kabulüyle birlikte Arap yazısı zamanla " İslâm hattı" adını almıştır. İslâm dinini kabul eden hemen hemen bütün kavimlerin dinî bir gayret ve vecdle benimsediği Arap yazısı, hicretten birkaç asır sonra İslâm ümmetinin ortak değeri haline gelmiş, aslı ve başlangıcı için doğru olan "Arap hattı" sözü zamanla "İslâm hattı" vasfını kazanmıştır. Arap yazı sisteminde harflerin çoğu kelimenin başına, ortasına ve sonuna gelişine göre şekil değişikliğine uğrar. Ayrıca harflerin birbiriyle birleştiklerinde kazandıkları görünüş zenginliği, aynı kelime veya cümlenin çeşitli kompozisyonlarla yazabilme imkânı mevcuddur. Bu husus Arap harfleri aracılığı ile İslâm yazısına bir üstünlük sağlamıştır. Dolayısıyla sanatta aranılan sonsuzluk ve yenilik kapısını hep açık kalmıştır.2 Hiç şüphe yok ki; İslâmiyet'in doğuşuyla birlikte yazının güzelleşmesi de hızlanmıştır. Çünkü: "İslâmiyet, hattı ve kitâbeti zarûrî kılan, kullanma alanlarını arttıran ve genişleten âmilleri de beraberinde getirmiştir. İslâmiyet ile yazı, yepyeni bir döneme girmiştir. İslâm'ın tesis ettiği ve bütün maddî, manevî cepheleriyle yeni içtimâî nizâmın en ehemmiyetli tesbit, tescil, telkin ve neşir vasıtası olarak işlenmiş ve geliştirilmiş ve hicreti tâkip eden yarım asır içerisinde, daha önce geçen üç asırlık hayatındakinden büyük bir tekâmüle mahzar olmuştur."3 Bedir Savaşı'nda esir edilen ve okuma-yazma bilen müşriklerin, Ensar'ın çocuklarından onar kişiye okuma-yazma öğretmelerinin, esirlikten kurtuluşları için fidye sayılması gibi uygulamalar İslâm Peygamberi Hz. Muhammed tarafından hayata geçirilmiştir.

1 2 3

DERMAN Uğur, "Hat", DİA, c.16, İst.TDV, 1997, s.427 DERMAN Uğur, "Hat", DİA, c.16, s.427 ÇETİN Nihad M., İslâm Kültür Mirasında Hat San'atı, Derman Uğur (hzl.) İst. IRCICA, 1992, s.15

1

İslâm yazılarının güzelliği maddî ve manevî uyumun bir sonucudur."Yazıda maddî ahenk; tenâsüp (uyum) ve terkip ile de ifade edilir. Tenâsüp, kalem kalınlığına göre harf bünyelerinin en ve boyları ile incelik ve kalınlıkları arasındaki uygunluktur. Bu ölçü yazıda kullanılan kalemin kalınlığı ile yani nokta ile tayin edilir. Meselâ elifbânın birinci harfi olan elif ta'likte üç, nesihte dört, sülüste altı noktadır. Harflerin diğer harflerle olan nisbeti, aralıkları, çekilişleri, bitişmelerindeki eğrilerin incelik ve kalınlıklarındaki uyum, kelimelerin satır nizamındaki duruşları, oturuşları, satıra olan meyilleri, cereyanı, dik hatlardaki ritim ve sayfaların düzeni, kâğıdın rengi ve mürekkebin tonu gibi hususlar yazının maddî ahengini ve güzelliğini meydana getirir. Celî yazılarda tenâsüple beraber terkip ve istif de aranan önemli sanat unsurudur. İstif ekseriya aşağıdan yukarıya doğru yahut bir satır halinde geometrik ve serbest bir satıhta harflerin ve kelimelerin göze hoş gelecek şekilde kompoze edilmesidir. Terkip ise; harf ve kelimelerin rastgele bir araya getirilmesi, üst üste konması değil, hattatın estetik kaidelere uyarak kalemini ustalıkla yürütmesidir."4 Yazıya sanat vasfını, kamış kalemiyle hattat kazandırır. "Kalemin tutuluşu, döndürülüşü, buna bağlı olarak hattın tam kalem ağzıyla veya daha ince; yani dikine tutulup kâğıda yaslanışı, kalem ağzının kâğıda kısmen intibakı, ortaya çıkan harf veya harf guruplarının mükemmeliyetini temin eder. Her yazı çeşidi için uygun olan ve asırlar öncesinden tesbit edilmiş olan kalem ağzı genişlikleri (meselâ nesih 1 mm., sülüs ve ta'lik 2-2,5 mm.) vardır. Bundan daha da küçüldüğünde yazı; "ince, hafî, hurde" gibi isimlerle anılır. Büyüdüğünde ise o yazı artık "celî" olmuştur."5 Yazıya güzellik kazandıran İslâm tefekkürü ve hayat anlayışıdır. "Yazının insan için önem ve zaruretine, kutsiyetine işaret eden pek çok ayet ve hadis vardır. Allah'ın insanlığa ilk hitabı "oku" ve "yaz" emridir."Rabb'inin adıyla oku! O insanı bir kan pıhtısından yarattı. O keremine nihayet olmayan Rabb'inin adıyla oku ki O, kalemle yazmayı, bu vasıta ile insana bilmediğini öğretti.(Okumamaktan sakın! Muhakkak ki ilme ihtiyaç hissetmeyen insan azar" (Alak 96/1-6). "…Hiçbir kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın, yazsın"(Bakara 2/282).Yine, "Hokka ile kaleme ve ehl-i kalemin satıra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için yâ Muhammed" (Kalem 68/1)
4 5

SERİN Muhittin, "Ahenk", DİA, c.1,İst.TDV, 1989, s.521-522 DERMAN Uğur, DİA, c.16, s.432

2

2. İst. s.) Yine yazının fazileti hakkında Hazreti Ali: "Çocuklarınıza yazı öğretin.İslam medeniyetinde çok geniş bir kullanım alanına yayılarak gelişse de. yazısı da kutsî bir karaktere sahiptir. İst. "İlmi Çin'de de olsa arayınız. Bize kadar ulaşan ve yazı yazmaya teşvik eden hadîslerde de "İlmi yazıyla bağlayınız" (Aclûnî. Hep güzeli arayan ve onu temaşa edebilen bir gönle sahiptir. güzelliği sever" (Müslim. bunun insanın akıl ve his dünyasını zenginleştirerek mutluluk vereceği ifade edilmiştir. Gülzârı Savab. Kur'ân'ın mânâsı ve lafzı gibi. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar.54).147) düsturu ile."6 Kur'ân'ı Allah'ın sözüne yakışır bir güzellikte yazma heyecanı. aynı zamanda bir disiplin dairesinde Kur'an nüshalarını yazarak çoğaltmışlar.136).1. Feyzü'l-kadir. Nezih ruhludur. gayret ve titizliği..âyeti ile de yazının önem ve faziletine işaret edilmiştir. (İslâmiyet'in sürekli yaşanmasında. ilâhî mesajın gönüllere sanat yoluyla iletilmesine vasıta olmuşlardır.A. "Hikmet müslümanın kaybolmuş malıdır. s. devamı ise İslâm dini üzere olmakladır". bir ibadet coşkusu ve neşvesi içinde.393) buyurularak.7 Hz. İşte İslâmiyet "Allah güzeldir.8 Hat sanatındaki güzellik sadece şeklî değildir. hat sanatını şöyle tarif etmiştir: "Yazının sırrı üstadın öğretişinde. "İman".435). bilginin unutulmaması. Müslüman hassastır.G. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar.1.). Kalemle meydana getirilen ölçü ve 6 7 8 SERİN Muhittin.e. a. a. 2003. kıvamı çok yazmakla. güzel yazı öğrenmenin gerekliliği.. yüzme ve ok atmayı öğretmek ve ona helâl rızık yedirmektir" (Münavî. Kubbealtı Neş. Müslüman sanatkârlarda bu anlayışla. iç temizliğinin de hayatın bütün safhalarına yansımasını ve yayılmasını ister. Kilisli Muallim Rifat (hzl. Çünkü ilim kadın erkek herkese farzdır.g.130. Çünkü yazı pek mühim olduğu gibi insana sürûr veren şeylerin en büyüklerindendir.18-19 SERİN Muhittin. 1938. "Çocuğun annesi ve babası üzerinde üç hakkı vardır. kaybolmaması için yazıyla bağlanması gerektiği.10 3 .Ali ise..S. s.18 NEFESZÂDE İbrahim. Onun asıl zerâfet ve güzelliğini İslâm'ın manevî boyutu tâyin eder. yüzyıllarca mimârîden yazma eserlere kadar Türk. nerede bulursa alır" (Aclûnî.. "Hat.e." demiştir.g." (Aclûnî. yazının sanat yazısı seviyesine yükselmesine sebep olmuştur. onun temelinde dâima dinî bir vecd ve heyecan vardır.1. Keşfü'lhafâ. Bu husus İslâm yazılarının en önemli özelliklerinden biridir.Güzel yazmayı. müslümanların arınmış bir ruh güzelliğine içinde olmalarını.3.

Böylece hat sanatını diğer sanat dallarından ayıran en önemli özellik. İslâmî tevhid anlayışına uygun olarak hattın soyut bir sanat olması. resmin Batı medeniyetinde oynadığı rolden çok daha farklıdır. Bir başka deyişle. Meşhur Batılı sanatkâr Picasso'nun şu sözü ne kadar mânidardır: "Batı'nın yüzyıllar boyu üzerinde durup. Yeni Türkiye Yay.. bu dünyanın ya da eşyanın ötesinde var olan anlamı arayan kişidir. c. Hat sanatının Türk-İslâm medeniyetinde oynadığı rol. hattatlar asırlar önce bularak.orantı. onun sadece resim sanatı olduğu yanılgısına düşürmemelidir. aynı zamanda mânâ ile de bütünleşmektedir. bir mezar taşı üzerine dünyadaki her şeyin fânî olup Allah'ın bâkî olduğunu vurgulayan cümlelerin yazılması gibi daha bir çok özellik. Hz. yazının bütünlüğündeki her türlü işâret ve tezyînat hüsn-i hatta şeklî güzellik verirler. peşinden koştuğu soyut ifadeyi. istif ve terkip. Havarilerinin resimlerini yapmaya koyulmuşlarsa. Çünkü ilâhî.İsa'nın. şekil-mânâ arasındaki uyumluluktur. Hat sanatı. şekil-mekânanlam ilişkisinin birer sonucudur. ona inananları hayran bırakacak bir 9 TÜFEKÇİOĞLU Abdülhamit. yazı temeli üzerine kurulmuş bir resim sanatıdır.11. s. bir medresenin kapısı üzerine ilmî ve âlimi öven âyet ve hadîslerin hakkedilmesi. îfâ ettiği fonksiyon ve gaye bakımından birbirinden ayrılmaktadır. hiç şüphe yok. sanatkâr figüratif resim anlayışı içinde Hz.50 4 . hat sanatıda Müslümanlık sonrasında gerçekleşmiştir. Osmanlı. Fakat onun esas amacı "okunabilir olması"dır. harflerin uzunluklarıyla enleri ve incelikleriyle kalınlıkları arasındaki farklar. mânâ ve ruh yönü ağır basan ve böyle bir sanatı uygulayan hattat. Batıda klâsik resim nasıl Hıristiyanlığın etkisi altında gelişmiş."9 Batılılar ise hüsn-i hatt ile soyut sanat ve/veya soyut resim arasında bağlar kurmaya çalışmışlardır. Dolayısıyla hat sanatı ile resim. İnsanlara doğru yolu gösteren Kur'ân'dan aldıkları şevkle Allah Kelâmı'na.Meryem'in. yalnızca çizgiler arasındaki uyumdan oluşmayıp. Ank. Bir caminin mihrâbına celî sülüsle Âyete'lkürsî'nin yazılması. çizgilerin mûsikîsi. dinî ve tasavvufî bir geleneği olan. hat sanatı hem seyredilebilir hem de okunabilirdir. çağın üstüne çıkmış ve en güzel örneklerini vermişler". "Osmanlı Dömeninde Hat Sanatı". Şevket Rado'da hat sanatımızı bir resim sanatı olarak ifadelendirir: "Hat sanatı. merkezî kubbesine Allah'ın birliğini ve kudretini ihtivâ eden İhlâs sûresinin nakşedilmesi. 1999.

bazen de Ayasofya'daki levhalarda görüldüğü gibi azametli olur. canlanıyor. 1984.güzellik vermek isteğinin heyecanı ile coşan İslâm sanatkârları. İst. sadelik gibi insânî duyguları ifade ve tasvir eden. düzenlemelerin zarifliği. Yay. hislere dayalı bir güzellik anlayışı içinde. süslerin boşluklarda tuttukları yerler metin bir zevkin mahsulüdür. Bunlar bazen son derece sâde. arkasından yavaş yavaş içe süzülen canlı bir akış.Dostum! Bu sizin yazılarda bir hâl var.7."11 " Kalem Güzeli" adlı hat sanatına ait eserin sahibi Mahmud Bedreddin Yazır bir Batılının hat sanatına duyduğu hoş bir hatırasını bize şöyle nakleder: " Birinci Cihan Harbi'nde askerlik münâsebetiyle tanıştığım Macaristanlı ressam ve subay bir arkadaşım vardı. cilveleniyor. derken bir melek sesi ve nefesi kadar gizli ve 10 11 RADO Şevket.. yalnız düşünceyi anlatmaya yarayan bir araç olmakla kalmamış. Antik A. incelik. dinledikçe bir başka âleme yükseliyor. vakar. İst. bir tür resim görevi üstlenmiştir. Çok dikkat ediyorum. bir güzellik denizi. içler dinliyor. ilk bakışta sâde bir renk. geometrik bir sessizlik. Tifdruk Mat. s.10 ACAR Şinasi. harflerin geometrik ve mantıkî düzeni içinde çoğu kez hayatî bir ahenk ve canlı bir güzellik taşıyan. azâmet. -Müslümanlığın putperestliğe dönülür endişesiyle iyi karşılamadığı figüratif resme itibar etmedenbugün örneklerini bol bol gördüğümüz soyut (mücerret) resimde olduğu gibi. Hat o kadar resimdir ki.51 5 . Sultan Ahmed Câmiî'ndeki Melek Paşazâde Ali Haydar Bey merhûmun ta'lîk celisi " el-Kâsibu habîbullah" levhası önünde bulunuyorduk. Lâkin ondaki âhengi kulaklar duymuyor. ara sıra İstanbul câmilerini. Arkadaşım ona baktı da. Türk Hattatları.1999.."10 Şinasi Acar da Rado ile aynı kanâattedir: " İslâmiyet'te yazı. Soyut bir resimdir. türlü artistik nitelikleri olan yazı çeşitlerini işleyerek dört başı mamur bir sanatın doğmasına önayak olmuşlardır. içimi içine çeken büyüleyici bir çehre. bir resimde var olan güzelliklerin benzerleri soyut görünüşler içinde onda da vardır. s. sessiz bir armoni içinde rûhu oynatan metafizik bir mûsiki var. müze ve kütübhânelerini birlikte gezer. Bakarken ne oluyor anlamıyorum. Bir gün. sevimli titreşimlerle gönlümü ferahlatan bir hava. baktıkça harekete geliyor. Türk Hat Sanatı. her çeşid san'at eserlerini ziyâret ve tedkîk ederdik. sonra bana dönerek: --. Bir kompozisyonda harflerin kendi başlarına ve beraber olarak konuşundaki incelikler. Önce bir tatlı bakış.Ş.

ben o oluyoruz gibi bir şey oluyor. reyhânî. hzl. İlk İslâm yazısı kûfîdir. muhakkak. tevkî'. birbirine bağlı ikili guruplar halinde incelenebilir. İst. s. nesih. kûfî. aklâm-ı sitte (sülüs. Derman Uğur (nşr. tevkî')'nin ağzı daha geniş kalemle (2 mm.381 6 .. Bunları yazıların tarih sahnesine çıkışlarına göre. T. dîvânî-celî dîvânî ve rık‫ۥ‬a olarak sıralayabiliriz. İsmek Yay.2004. Bu hâl. c. İst. rıkā') 1 mm. Sade. Bu yazı Rumeli Beylerbeyi Çoban Mustafa Paşa'nın 1523/24'te Gebze'de yaptırdığı kendi adıyla anılan camiden sonra uzun bir süre kullanılmamıştır.69.20 DERMAN Uğur.Bunlar sülüsnesih. İst. civarında) yazılmalarına karşılık. Türkler bu yazıya fazla rağbet göstermemişlerdir. tezyinî kûfîye örnektirler. DİB Yay. Çünkü:"Harflerindeki yuvarlak ve gergin karakter. s. Kalem Güzeli.13 Aklâm-sitte. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı.1923) yazmıştır. s. rıkā').1972. ona hattattın elinde en fazla şekil zenginliğine girebilmek ve yeni istiflere açık olmak imkânını vermiştir. BERK Süleyman. Aklâm. 1993.).1."14 Aklâm-ı sitte'nin sanat icrâ etmeye en elverişlisi.İş Bankası Yay. Nesih hattının çok ince yazılan şekline de gubârî hattı denilir. muhakkak-reyhânî. o dönem en güzel örneklerine. siyâkat. sözlük anlamı üçte bir olan ve bazı rivayetlere göre "ümmü'l-hat" yani " yazıların anası" kabul edilen sülüs'tür. 2006. ikincileri (nesih. İslâm yazı sanatının çeşitlerinden bahsetmek gerekir.. civarında ağız genişliği olan kalemlerle yazılır. Bursa'da 1419'da inşa edilen Yeşil Câmi'nin kapısındaki kûfîler ile Fatih Câmiî'nin avlu penceresinde kûfîler. s. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. YKY. Yıldız Câmiî'nin kûfî kuşak yazısını tanınmış gazetecilerimizden Mehmed Tevfik Ebüzziya (ö. 19. ta'lîk. tevkî'-rıkā'dır. Hat San'atı. "Türk Hat Sanatı".sitte bir hat ıstılahı olarak altı çeşit yazı demektir. sizde de böyle şeyler olur mu? demişti. Ank. tezyinî ve satrançlı kûfî olarak üçe ayrılır.."12 Hat sanatını anlatırken. muhakkak. yüzyılın başında tekrar canlanır gibi olan kûfî yazının. yüzyılın sonu ve 20. 1883/84'te İstanbul Kızıltoprak'ta yaptırılan Zühdü Paşa Câmiî ile İkinci Abdülhamid'in 1886'da inşâ ettirdiği Yıldız Câmiî'nde karşılaşırız. hele âbidelerde yer alan ve uzaktan okunabilmesi için ağzı çok geniş kalemle yazılan (veya 12 13 14 YAZIR Mahmud Bedreddin.4 ALPARSLAN Ali.ılık bir okşayış ve sarılış içinde kalıyorum. "Bu üç gurubun birincileri (sülüs. o. ben. reyhânî.

Bu yazının kendine has bir tarzda yazılması. Altı yazının diğer ikisinden biri olan rıkā'. Bir istisnâ olarak. bilhassa hattat icâzetnâmelerinde şöhret tutmuş. Sülüs veya celî sülüsün.382 DERMAN Uğur. tevkī' hattının 14. s. yavaş yavaş unutulduğunu. kelime veya harf gurupları birbirinden koparılmadan yazılan şekline müselsel. muhakkak ve reyhânî'nin yuvarlak harflerinin azlığı ve geniş oluşu yüzünden benimsenmediğini. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı.18 Ta'lîk hattının doğuşu ise şu şekilde olmuştur: "Ta'lîk.381 DERMAN Uğur. Birbirinin kardeşi sayılan muhakkak ve reyhânî de düz harf unsurları hâkimdir ve satır nizâmına uygundur. asra kadar büyük boy Mushaflarda muhakkak. mâliye. onun gizliliği için bir gereklilikti. eski devirlerden farklı olarak. s. Buna mukabil. muhakkak hattı ile Besmele yazılması âdeti zamanımıza kadar devâm edegelmiştir. eski hat üstâdlarına taklîden yazılan murakkā' ( yazı albümü) larda görüldüğünü söyleyebiliriz. genellikle Kur'ân-ı Kerîm'ler onunla yazılmış. ancak elin melekesini arttırmak için. ince kalemle yazılır ve dâima satır düzenine uygundur. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı.383-384 ALPARSLAN Ali."17 Siyâkat.22 7 . daha câzip bir üslûba bürünerek "hatt-ı icâze" adıyla. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı. tevkî' ise zamanla unutulmuştur. Osmanlı devrinde Şeyh Hamdullah itibâren geçirdiği durumunu.satranç usûlüyle büyütülen) celî sülüs hattında daha belirgin ve gözalıcıdır. s. Tevkî' ve rıkā' kardeşlerde Osmanlı'nın ilk dönemlerinde genellikle resmi yazışmalarda kullanılmıştır. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. s. eski matbaacılığımızın harfleri de nesihle hazırlanmıştır. tapu ve evkâfa ait kayıt ve vesikalarda kullanılan bir yazı çeşididir. aynı iki ibârenin karşılıklı yazılarak ortada kesişen şekline de müsennâ adı verilir. kısaca şu şekilde özetliyebiliriz:"Yâkūt yolu ile gelen altı cins yazıdan sülüs ve nesih.16 Aklâm-ı sitte'nin. Türk zevkine çok uygun geldiği için süratle yayılmış."15 Nesih hattı. Kur'an-ı Kerîm'lerin yazılmasında sâdece nesih hattı kullanılmaya başlanmıştır. asırda İran'da kazandığı değişiklikle ortaya çıkmış ve daha çok resmî yazışmalarda 15 16 17 18 DERMAN Uğur. küçük boy mushaflarda ise reyhânî hattı kullanılmıştır. sanat yazısı olmaktan ziyâde. 16. Dolayısıyla uzun metinler. Kaynağı kûfî'ye dayanmaktadır.

"19 Dîvan-ı Hümâyun'daki resmî yazışmalarda kullanılan Dîvânî-Celî Dîvânî. kadar kalemi olan tabii boydaki ta'lîkle daha çok kıtalar yazılmıştır."20 Rik'a' Osmanlı Türk hattatlarının buluşudur. Onbeşinci asrın ikinci yarısında İstanbul'a ta'lîk adıyla gelen nesta'lîkin asıl ta'lîk ile bir ilgisi yoktur. narin yapısı ve harekesiz yazılışıyla hoş ve şiir gibi bir görünüşe sahip olan bu Osmanlı ta'lîk hattının "hurde" (küçük) veya "hafî" (ince) denilen şekli edebî eserlerde ve divanlarda kullanılmış. Dîvânî yazısının sadeleştirilmesi ve basitleştirilmesi ile elde edilen rik'a'nın iki çeşidi vardır: Mümtaz Efendi'nin (ö. aralarına harf ve kelime eklenmesi kolay olmayan dîvânî ve celî dîvânînin resmî yazışmalara tahsisiyle devlete ait konuların herkesçe öğrenilmesi ve yazıların tahrifi de önlenmiştir. bir görüşe göre de ta'lîke nesih karakteri kazandırıldığı cihetle " nesh-ta'lîk" denilen bir yazı türü ortaya çıkmıştır ki. gubârî. bir cins yazının karakteridir. s. Süratli ve kolay yazma ihtiyacından doğmuştur. DİA. asırda İstanbul'da doğan harekeli. buna da daha kolay söylenişle "nesta'lîk" denilmiştir.430 8 . DİA. c. kavisli. fetvahânenin de resmî yazısı olmuştur. süslü ve haşmetli şekline "celî dîvânî" ismi verilmiş. insan ve eşya biçiminde yapılan çeşitli kompozisyonların da bir sanat değeri yoktur. hurde gibi hat terimleri bir yazı çeşidi değil. Yazılması ve okunması maharet isteyen. c.16. Sonradan bu yazıya benzemeyen ve onun hükmünü ortadan kaldırdığı için " nesh-i ta'lîk" diye adlandırılan. Akkoyunlular vasıtasıyla 15. s. Bu iki yazının bir başka özelliği de satır sonlarının yukarıya doğru yükselmesidir.430 DERMAN Uğur.kullanılmıştır. Ayrıca kimi hattatlar tarafından nadir de olsa "resim-yazı"denilen. Celî. İzzet Efendi rik'ası daha sonra Arap ülkelerine celî şekliyle intikâl etmiştir. 1872) öncüsü olduğu " Bâbıâli rik'ası" ve Mehmed İzzet Efedi'nin (ö.16. Haşmetli sülüsün yanında ince. "İran'da resmî yazışmalarda kullanılan kadîm ta'lîk hattının. Harekesiz yazılan dîvânînin 16. yüzyılda Osmanlılar'a geçmesiyle ortaya çıkmış ve kısa zamanda büyük bir şekil değişikliği geçirmiştir. bu da devletin üst seviyedeki yazışmalarında kullanılmıştır. hayvan. 19 20 DERMAN Uğur. çiçek. Ağzı 2 mm. Celî şekliyle de celî sülüsten sonra Osmanlı âbidelerinde en ziyâde celî ta'lîk görülür. 1903) geliştirdiği "İzzet Efendi rik'sı". Bu sebeple de "dîvânî" adını almıştır.

kitâbeler bu hususlar düşünelerek evvelâ yazı kalıpları hazırlanır. büyük kıtada âyet ve hadîsler. harflerin incelik ve kalınlıkları.Hat sanatında celî sülüs ve celî ta'lîk önemli bir yer tutar.105-106 9 . s. öğrenilmesi sırasında kullanılan ve kalemin tabii boydaki genişliğini aşan. Hattatlar kalıp yazıları dayanıklı beyaz kâğıtlar üzerine sulu siyah mürekkeple veya siyah renkli kâğıtlara zırnık mürekkebiyle yazarlar ve tashih ederler. usûlüne uygun iğnelenip silkilerek arzu edilen zemine yazılır veya mermere hakkedilir. kelimelerin okunma sırasına riâyet şarttır. daha geniş ağızlı bir kalemle yazılan hattın iri şekline denir. Ekseriyâ sanatkârın zırnık mürekkebiyle siyah zemin üzerine büyük bir gayret ve emekle hazırladığı kalıplar. daha doğrusu harf ve kelimelerin birbirini tâkib edecek şekilde yazılmalarına karşılık celî sülüste kompozisyon (istif) zarûreti vardır. Esas fark. Sülüsün genellikle satır hâlinde. Bu yüzden olsa gerek celî yazılar tekâmülünü diğer yazılara göre daha geç gerçekleştirmiştir. celî yazının hazırlanışı ve yazılışı için sarfedilen büyük emekleri şöyle anlatır: "Celî yazı bünyesinin iriliği. harf aralıkları konulacak veya yazılacak yerinin yüksekliğine. gözden uzaklığına ve mekânın ölçüsüne göre değişir. meydana çıkmış" demektir. Bu yüzden ekseriyâ kelimelerin ve harflerin yazılışında ve tertibinde aşağıdan yukarıya doğru bir sıra tâkib edilir. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Cami kubbe yazıları. Elle yazılamayacak kadar iri olan yazılar. Osmanlılarda celî sülüse genellikle celî adı verilir. Sülüs ile celî sülüsün harfleri arasında biçim ve şekil bakımından yani anatomi bakımından hiçbir ayrılık yoktur. lafzatullah ve ism-i nebî. önce küçük 21 ALPARSLAN Ali. İstifte kısaca harf ve kelimelerin bir kâide dâhilinde üst üste yerleştirilmesi demektir. harf bünyelerinin teşekküllerinde yani istiftedir. Özellikle sülüs celîsinin yazımı diğer yazı türlerine oldukça zordur. Bu yüzden "celî" veya "celî yazı" denince celî sülüs kastedildiği anlaşılır ve akla diğer yazıların celîleri (celî ta'lîk hariç) gelmez." 21 Muhittin Serin. Ali Alparslan celî yazı hakkında genel olarak şu bilgileri verir:"Celî kelimesinin sözlük manâsı "âşikâr. Bunda. çehâr-ı yâr-ı güzîn isimleri. Hattatlıkta ise az çok değişik özel bir anlamı olup her cins yazının.

"22 Fâtih Sultan Mehmed devrinin iki büyük hattatı Yahya Sûfî ve oğlu Ali Sûfî'nin. lâcivert gibi boyaların jelatinle belirli bir kıvamda karıştırılarak mukavva üzerine sürülmesiyle hazırlanır.ebâdda yazılarak. Kur'ân önceleri parşömen. Müzehhibler tarafından hazırlanan bu zerendûd levhaların zemini suda erimeyen siyah. kitaplarda. levhalarda. Böylece yazı. Kur'ân-ı Kerîm ve cüzleri. En güzel numûneleri dünyanın çeşitli müze. kalınlığında en büyük yazılardır. Üstteki yazılı kâğıda üst kalıp. Buna "yazı silkelemek" tâbir olunur. câmi yazılarında. fes rengi zemin üzerine zerendûd (sürme altın) olarak yazılacaksa. siyah noktalar halinde yazılacak zemine tesbit edilir. Topkapı Sarayı Bâb-ı Hümâyun ve Amasya Sultan Bâyezid Camiî kitâbelerindeki celî sülüs yazıları. Daha sonra harfler ve şekiller asıl kalıbın yazıldığı kalemle doğrudan doğruya yazılır veya tarama ucu ile düzgün bir şekilde hatlar tahrirlendikten sonra içi altın mürekkeple doldurulur. "Hat sanatının bu kadar çok itibar bulmasının asıl sebebi ve kaynağı Kur'ân-ı Kerîm'dir. kömür tozu sürülmüş çuha.79 10 . Kuruduktan sonra da zer-mühre ile mat olarak mührelenir. evrâd-ı 22 SERİN Muhittin. iğnelenen diğer kâğıtlara da alt kalıp adı verilir. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. altına aynı ebâdda birkaç kâğıtla beraber ıhlamur ağacından yapılmış bir tahta üzerine tesbit edilir. kitâbelerde görürüz. Kalıp olarak hazırlanan yazı. Celî yazıların tashihi yapıldıktan sonra. daha sonraları da kâğıt üstüne muhtelif hatlarla yazılmıştır. kalıp olarak kullanılabilmesi için iğneleme işlemi yapılır. yazı yazılacak zemin üzerine konulur. Sonra boncuk iğnesi ile harf ve işaretlerin iç ve dış kenarından veya tam üzerinden dik olarak sıkça iğnelenir. lâcivert. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim: Kitaplar. İstanbul Fatih Camiî. satranç usûlüne göre istenildiği kadar büyütülür. iğne delikleri üzerinde gezdirilir. ördek başı yeşili. kıt'alarda. kütüphane ve koleksiyonlarında bulunmaktadır. Eğer yazı siyah. en'am-ı şerîfler. s. Hat sanatının birçok kullanılma sahası mevcuttur. Hüsn-i hattın en güzel örneklerini. Bu şekilde Kazasker Mustafa İzzet Efendi tarafından hazırlanmış Ayasofya Camiî çehâr-ı yâr levhaları 35 cm. kömür tozu yerine tebeşir kullanılır. hat sanatının Osmanlı dönemindeki ilk ciddi ve göz alıcı örnekleri olarak bilinir. Alt kalıplarından biri.

c. Meşk olarak talebeye verilen yazılar ile hattatların ellerinin durmaması için yazdıkları ve içinde güzeli arama temrini yaptıkları karalamalar da hep kıt'a eb'âdında olmuştur. Kazasker Mustafa İzzet 11 mushaf ( Kur'ân ) yazmıştır. Hâfız Osman 25. Âyet.25 İlk örnekleri Hâfız Osman tarafından tertip edilen. hadîs.b.434 DERMAN Uğur. klâsik tarzda cildlenmesiyle hazırlanan yazı albümlerine murakkā' denir. insanı güzel ahlâklı olmaya teşvik eden bir mesaj mutlaka bulunur". muhakkakreyhânî. ibâreler. Yine hadîs mecmualarının da hüsn-i hatla yazılmış seçkin örnekleri vardır. Ayrıca ta'lîk hattı ile de.g. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı. hat sanatının kitap şeklinde rastlanılan dinî nitelik ve içerikteki örneklerindendir. Hazreti Peygamber'in dış görünüşünü ve ahlâkî özelliklerini anlatan "hilyeler" levhalar arasında önemli ve husûsî bir yere sahiptir. Ali'nin rivayeti metin olarak kullanılmıştır. bir kelâm-ı kibarda veya bir beyitte. "Orta boyda bir kitap ebâdında kâğıtlar üzerine yazılan yazılardır. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı. Genellikle celî sülüs veya celî ta'lîk ile yazıldığı için uzaktan bile okunabilen yazı levhaları. "Hilye-i Nebevî" de denen hilye levhalarında genellikle Hz. hikmetli bir söz.389 11 . Edebî eserler arasında yer alan divanlar ve şiir mecmuaları. husûsi bir tarzda mukavvaya yapıştırılıp çevrelerinin tezhip veya ebrû ile bezenmesinden sonra. dinî olmayan yazma kitapların en geniş kesimini oluşturur. Şairlerin dîvanları da ta'lîk hattının ince şekliyle yazılmıştır. Çünkü yazdırılan bir âyet. şiir v. bir hadîs. "Hilye-i Saâdet". s. usta hattatlara yazdırıldıktan sonra. s. etrafı tezhîb ettirilir veya ebrû kâğıdı ile süslenir."24 Levhalar. DİA. Türklerde en gözde olan sülüs-nesih kıt'alardır. tev'kî-rıkā') ve hatta üçlü (sülüs-nesih-muhakkak ) yazı çeşidi ile de yazılabilir. Hilye-i Şerif levhalarında başlıca şu kısımlar bulunur: 23 24 25 DERMAN Uğur. dört satırlık düz veya mâil kıt'alar da çokça yazılmıştır.şerifler. ikili (sülüs-nesih. s."23 Kıt'alar. Bundan umulan gaye. "Daha büyük boyutlu yazılar için kullanılır. Kıt'a tek yazı çeşidi ( meselâ nesih) ile olduğu gibi. çerçevelenip duvara asılır. delâilü'l-hayrâtlar. Kur'ân'lar genellikle nesih hattı ile yazılmıştır.389 DERMAN Uğur. bir sanat havası içinde ahlâkı arıtıp güzelleştirmektir. Kıt'aların. Şeyh Hamdullah 47.16.

Hilyelerde en zengin kısım. Antik A.61-67 DERMAN Uğur. DİA.18.TDV. Câmi duvarını veya kubbe kasnağını çepeçevre saran kuşak yazıları. c. Hilâl. mermere oyularak da yazılır. İlk dört halifeye ilâveten. Buraya genellikle besmele yahut eûzü besmele yazılır. "Hilye".Ş. İst.. 5.392 12 . "Nakkaşlar tarafından koyu renkli zemine varak altın yapıştırma yoluyla nakşedildiği gibi. kubbeyi ve yarım kubbeleri doldurup süsleyen kubbe yazıları hep celî sülüsle yazılmıştır. Hz. 10.2006. Yesârî Mehmed Es'ad. Göbek formuna göre olan hilyelerde" Göbeği Daire Formunda Olan Hilyeler". dörtgen şeklinde düzenlenmiştir. İstanbul Nusretiye Câmiî'nde Mustafa Râkım'ın. etek kısmının iki yanında kalan boşluklardır. Ömer. Ali'nin isimleri yazılır. " Göbeği Köşegen Formlu Hilyeler" şeklinde üçe ayrılır. hilyenin göbek kısmında güneş. 8. Ebû Bekir. Bunlar "Göbek Formuna Göre Hilyeler" ve "Serbest Formlu Hilyeler" dir. Hulefâ-yi Râşidîn İsimleri. Hilye metninin büyük bir kısmı buraya yerleştirilir. 6.âyet) meâlinde olanıdır. s. Hz. Yesârîzâde Kazasker Mustafa İzzet Efendi hilye yazan hattatlarımız arasında en çok bilinenlerdir.Muhammed ile ilgili bir âyet yazılır. bunu çepeçevre saran bölümde ise hilâl şekli oluşturulmuştur. açık celî yazılarla süslenmiştir. s. Hilye-i Şerîfe formları temel olarak iki grupta toplanabilir. Daha çok âyet. hadîs gibi Arapça metinler yazılmıştır. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı. 11.3. " Göbeği Oval (Beyzî) Formda Olan Hilyeler". göbek bölümüyle hilâlin etrafında kalan genellikle kare şekline tamamlanmış sahadır. s.Göbek. 4. Göbeğin köşelerinde bulunan yuvarlak veya beyzî dört makama sırasıyla Hz. oval. Koltuk. Dairevî.Etek. Bu kısma Hz. Hz. daha dünyada iken cennetle müjdelenen on sahâbenin (aşere-i mübeşşere) isimlerinin yazıldığı hilyelerde mevcuttur.28 Kuşak yazıları.47 TAŞKALE Faruk. Tezyin edilmiş motiflerin bulunduğu. Genellikle celî sülüs ve celî ta'lîk tercih edilir. Hilye metninin devamı ve duanın yer aldığı kısımdır. Yay. GÜNDÜZ Hüseyin.26 Hâfız Osman. En çok görüleni:" Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik "(Enbiya Sûresi/107. Hilye-i Şerife. Peygamber bu âlemi nuruyla aydınlattığı için güneş ve aya benzetildiğinden. 2. Baş Makam. Ankara Maltepe Câmiî'nde Halim Özyazıcı'nın celî sülüs kuşakları bu türün en güzel örneklerindendir. Osman. Böylelikle zamanla 26 27 28 DERMAN Uğur. 7.1. İst.27 Câmi yazıları. câmiler. 9. Hz. Âyet. 1998.

kendisinden sonra gelen hattatlara bu hususta rehber olmuştur."29 Kitâbeler ise. DİA. Yahyâ esSûfî'nin Bâb-ı Hümâyun'a yazdığı üst tarafı müsennâ olarak tanzim edilmiş celî sülüs yazısıdır.16. ferman gibi saray yazılarında. Tuğra. indirilmiş zemin de koyu renkle kaplanarak pek câzip bir görüntü elde edilmiş olur. Hat San'atı. İstanbul'un en muhteşem eski kitâbesi. Büyük Selçuklular. Celî sülüs ve bilhassa Türkçe kitâbeler için harekesiz olması dolayısı ile celî ta'lîk en çok kullanılan yazı şekilleridir. Câmilere asılan ism-i celâl.80 13 . kütüphane gibi herhangi bir âbidenin genellikle dış. mektep.31 Tuğra. antlaşmalarda ve paralarda tahttaki padişahı ve dolayısıyla devleti temsil eden bir simgedir. kol(hançer) kısımlarından meydana gelir. 29 30 31 DERMAN Uğur. Anadolu Selçukluları. Edirnekapı Mihrimah Câmiî'ne Sâmi Efendi tarafından yazılmış olanıdır. Genellikle mermere kabartma şeklinde oyularak yazılır.30 Resmî yazılarda kullanılan. kabartma yazılar varak altınla. ism-i nebî.dökülüp bozulması da önlenmiş olur. sere (kürsü). Bilhassa Yesârizâde Mustafa İzzet Efendi celî ta'lîkte çok güzel eserler bırakmıştır. Câmi.16. Sâmi Efendi'nin de. son yıllarda restore edilen Bahçekapı'daki Yeni Câmi sebiline yazdığı celî sülüs kitâbe. Tuğranın aslı eski Türkçe'de "tuğrag(ğ) dır. tuğ ve zülfe. s. çeşme. Anadolu Beylikleri. berat.435 DERMAN Uğur. Fâtih Sultan Mehmed devri hattatlarından Ali b. "Câmi takımı" adıyla da bilinen câmi yazılarının belki de en gelişmiş örneği. çini üzerine yapılan yazılar daha revaçta idi. yüzyıla kadar. s. c.435-436 BERK Süleyman. Tuğra çekene hat ıstılahında "tuğrakeş" denir. s. Kubbe ve pencere üstü yazılarının hazırlanmasında da boya veya varak altın kullanılır. DİA. mezar taşı gibi bir dikilitaş üzerindeki yazılardır. beyze. Celî sülüste Mustafa Râkım'dan. 17. hat sanatında husûsî bir yeri olan tuğralardan da bahsetmek gerekir. celî ta'lîkte de Yesâri Es'ad Efendi'den beri celî yazıların en güzel örneklerine İstanbul'da çokca rastlanır. c. kimi zaman da iç cephesinde yer alan veya nişan taşı. medrese. tekke. hamam. han. İstenirse. çehâr-ı yâr ve Haseneyn levhaları da celî sülüsle ve ekseriyâ koyu renkli muşamba yahut madenî levha üzerine yapıştırma altınla hazırlanır. bazen de çiniye de nakşedilir. sebil. Memûklular ve Osmanlılar'da kullanılmıştır. Tuğra.

sonraları da şekli doldurucu işaretlerle dilimli bir şekilde istif edilmesi. Üçüncü Murad tuğrasında üstü daralarak üçgen bir hal alan sere kısmı.80 BERK Süleyman. diğeri ise m. Osman" şeklindedir. sere'yi toparlamış. Sanat vâdisinde 32 33 BERK Süleyman. kürsünün alttan iki yana sarkık görüntüsünü de ortadan kaldırmıştır."32 Tuğra. s. 2."33 Râkım'ın.1230'dan sonraki tuğralarında harfler dolgun bir hâl almıştır. Hat San'atı. Orhan Gazi'ye aittir. tuğraya estetik görünüm kazandırmıştır. dik harflerden de üç adet tuğ elde edilmiştir. Râkım. Râkım'dan evvel. ünlü hattattımız Mustafa Râkım ile bir inkılâp yaşamış. peşinden gelenler onun yolundan yürümüşler. nâhoş bir görüntü meydana getirmiştir. 1348 tarihlidir. Daha önceleri dik olan tuğraları birer nokta sola yatırmış. Şekil değişikliği: Râkım. zülfeleri de daha aşağıya sarkıtmıştır. Her iki tuğranın ibâresi de "Orhan b. tuğranın harflerini ıslah ederek. Râkım'ın h. padişahın ve baba ismi ile "el-muzaffer" kelimelerinin yerleştirilmesi önem arz eder." Orhan Gazi'nin elde mevcut olan tuğralarından ilki m. Beyzelerin sol tarafını yukarı kaldırarak germiş. Ayrıca kürsünün görüntüsü alttan iki yana sarkmış durumdadır. tuğranın aksamındaki orantı bozukluklarını gidererek. onlara kalem hakkını vermiştir. Râkım'la. önceleri "şâh" kelimesinin çift "he" si. Mustafa Râkım'ın tuğrada yaptığı yenilikleri şöyle sıralayabiliriz:"1. 3. onun sayesinde donuk ve sarkık bir halden kurtulup canlılık ve letâfet kazanmıştır. istifi yeniden tertip ettikten başka. Milâdî 1348 tarihli tuğrada üse üç "nun" harfi soldan sağa doğru yukarıda birleşmiş. İstif değişikliği: Tuğra'nın özellikle sere kısmında. Râkım. celî sülüs ve tuğrada yaptığı yenilikten sonra. Dördüncü Mustafa tuğrasından îtibâren yuvarlak bir hal almaya başlamıştır. sere'nin sol yarısı. tuğ ve zülfeleri genel görünüm ile uyumlu hâle getirmiştir. 1324 tarihli. bu yolu benimsemeyenler ise silinip gitmişlerdir. dik harflerden elde edilen tuğralara zülfe takılmıştır. s. Ayrıca ilk defa Sultan İkinci Mahmud tuğrasının sağ tarafına "adlî" mahlasını koyarak tuğranın şeklini tamamlamıştır. celî dîvânî ve sülüs karışımı üslûplaştırılmış bir tarzdır.82-83 14 . Hat değişikliği: Tuğra'nın harfleri. Milâdî 1324 tarihli tuğrada üç "nun" harfi sola keşideli bir biçimde içi içe yerleştirilmiş.Osmanlı Devleti'nde kullanılan ilk tuğra. önceleri basit ve sâde bir şekilde iken. Hat San'atı.

1615-1617. Batı tesiriyle soysuzlaşmalarına mukābil.387 ÇETİN Nihad M. arınma. Kongreye Sunulan Bildiriler. 8. gerekse kamu ve özel müesseselerin açtığı kurslar vasıtasıyla gelişimini sürdürmektedir. üslûplaşma ve mektepleşme hareketi vardır. Çetin kısaca şu şekilde tasnif etmiştir: 1.2. Yazı sanatımızda devamlı bir süzülme. musikî. padişah tuğralarını estetiğinin zirvesine ulaştırmıştır. resim ve tezyinî sanatlarımızın. hat sanatında bir gerileme olmayışının üç sebebi vardır: 1. benzeri bir sanatın Avrupa'da bulunmayışı.34 Son dönemin en meşhur tuğrakeşi ise Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer'dir. yazının menşei hakkında genel mânâda verdikleri bilgilerin yarı yarıya doğruluğu bir yana. s. Mimarî. s. yazının esâsı bozulmadan yapılmıştır. Türk Tarih Kongresi. c.36 Ali Alparslan Arap yazısının meşeî hakkında şu bilgileri vermektedir: "Arap kaynaklarının. yani usta-çırak ilişkisi içerisinde. esas îtibâriyle 19. 1. Hat San'atı. BERK Süleyman. Bünyesine tesir edebilecek. Arap yazısı Nabat yazısının bir devamıdır. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı. kendi bünyesi içinde yenilenme kābiliyetine sâhip oluşu. asrın ikinci yarısından îtibâren yapılan 34 35 36 DERMAN Uğur.3. Bunları merhum Nihad M. 1983. Arap yazısı. 3. bütün yazıların ilk mucidi Hz. "Padişah Tuğralarındaki Şekil İnkılâbına Dair Bilinmeyen Bazı Gerçekler". s. Ank. İKMHS. Yazının kaynağı ilâhîdir. 3. Adem'dir. Zamanla. Bu rivayete göre.14-15 15 .Râkım'ın mütemmimi olarak kabul edilen hattat Sâmi Efendi. Hat Sanatının Tarihî Gelişimi İslâm yazısının kaynağı olan Arap yazısı (Arap harfleri).35 Günümüzde hat sanatı gerek yukarıda zikredilen tarzda. Üslûp sâhibi hattatlar elinde usta-çırak esâsına göre sağlam kaidelerle nesilden nesile intikali. TTK. 2. "Cenûbî (güney) Arap yazısı" ve "Himyerî" diye de anılan bir yazıdan türemiştir. s. Bu üslûplaşma ve mektepleşme. aslen Fenike yazısına bağlanan bitişik Nabat yazısının bir devamıdır.. 2. Bununla birlikte çeşitli kaynaklarda farklı rivayetler de vardır.84 DERMAN Uğur.

14. Hokkadan maksat da içindeki mürekkeptir. s.. teşvik etmiş ve emir buyurmuştur.14. Arap yazısının menşei Arâmî asıllı Nabatî yazısına dayanmaktadır. İslâm'ın kutsal kitabı Kur'ân-ı Kerîm'in. milâdî 4. kazıların ve bulunan malzemelerin bolluğu neticesinde elde edilen son verilere göre. yazma ve Kur'ân öğrenmesine açmak olmuştur.447-449 16 ."39 Ayrıca belirtmekte fayda vardır ki. s. Hakîkaten de Allah'ın birliği inancını yayacak olan en kuvvetli vasıtalardan biri kalemdir. "İslâm Yazı Sanatı". Bunun gibi yazı vasıtası olan kalem de okumak gibi üstün görülmüş ve medhedilmiştir. Yazının 37 38 39 ALPARSLAN Ali. yazının Hicaz bölgesine geçişi ise. mescidin sofasını müslümanların okuma. Bir müslüman sanatkârın yazıya bu gözle bakması kadar tabiî bir şey olamaz. Çünkü en son semavî din olan İslâmiyet. İslâm hattında gerçekleştirdikleri ilerleme ve gelişmeleri.Çağ Yay. müslümanların. Kalemle mürekkep dünyada ilmin yayılmasını temsil etmektedir. Büyük İslam Tarihi.12 ALPARSLAN Ali. vahyin yazılmasında ve Kur'an'ın yazı yoluyla tespit ve yayılmasında gösterdikleri gayretleriyle daha iyi anlaşılır. Peygamber'in sözlerini güzel bir yazı ile yazmak ister. c. Kur'ân'da Kalem sûresinin birinci âyetinde: "Nun ve'l-kalemi ve ma yesturûn" yani "Hokka ile kalemi. Peygamber'in."38 Hakîkatte İslâm yazısının sanat hüviyeti kazanması İslâmiyet'in zuhûru ile gerçekleşmiştir. c. s. Petra ve el-Ulâ üzerinden gerçekleşmiştir. hattatlar en güzel eserlerini mushaf (Kur'ân) yazarak vermişlerdir.444 BERK Süleyman. Nitekim Müslüman sanatkârların."37 Nabatî yazısından Arap yazısına geçişi. Peygamber vasıtasıyla okuyup yazmayı.1989. Havran. İst.araştırmaların. Büyük İslam Tarihi. Dolayısıyla İslâmiyet ile Arap yazısı yepyeni bir ilerleme safhasına girmiştir. ve 5. meydana getirdikleri yazı çeşitlerini ve bıraktıkları sayısız eserleri tetkik edecek olursak. Şüphesiz bir müslüman Allah'ın ve Hz. okuyup yazmaya verdiği büyük önemi Ali Alparslan şöyle anlatır: "Allah'ın insanlığa ilk hitâbı "oku" emridir. zikredilen sûrelerin yazının gelişmesinde oynadığı rolü daha iyi anlarız. asırda olmuş. ilim öğrenmeyi ve ilmi yazıyla tespit etmeyi. Alâk sûresi ile Kalem sûresinin ehemmiyeti. Müslümanları Hz. kalemle yazdıklarını şahit tutarım ki" ifadesiyle hokka ve kalemin önemi belirtiliyor. Hat San'atı. Medine'ye hicret ettikten sonra yaptığı ilk iş. Müfessirler Nun'u hokka olarak tefsir etmişlerdir. Hz.

sîni fark ettir. uzun süre dayanması sebebiyle parşömen 40 41 42 ALPARSLAN Ali. Peygamber'in huzurunda vahyi yazıya geçirirlerdi. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar.. mîmi köreltme. DİA. Peygamber'in mektuplarını yazardı. Hicret öncesi müslümanlar kendi imkânlarına göre. erRahîmi güzel yaz" şeklinde tavsiyelerde bulunduğu meşhur rivâyetlerdendir.öğretilmesi maksadıyle Abdullah b. İst. kalemi yont. İslâmî devrede hattın ilk gelişme merkezi olmuştur. beyaz taş.Zeyd b. Peygamber'in akidlerini yazardı. Kā'b idi. Ali. Sâbit ile Übey b. kırık seramik kap parçaları üzerine hakkediyorlardı. develerin kürek kemikleri. Hz. Aynı zamanda o.s. yazılarının sonuna "ketebe falân…" ibâresini ilk yazan kişidir. Kırktan fazla sahâbî. er-Rahmânı uzat. Büyük İslam Tarihi. "Arap (Yazı)". Sâbit gibi. es-Sâmit gibi kimselere emir vermiştir. Muhammed bütün işlerin güzel yapılmasını emretmiştir. Peygamber'in mektuplarını yazardı. kelime ve cümlelerin tertip ve terkibinde hüner gösterdiği. Zeyd b. aralık ve birleşmelerinde kaideler vâzettiği rivayet edilen Hz.40 Hz. yazı için terbiye edilmiş safran ve gül suyu ile boyanmış. Yazının güzel yazılması konusunda da kâtibi Hz. (Kādî İyâz. Erkam ez-Zührî de Hz. "Mürekkebi ıslah et. Muhammed'e tercüme edenler . Muaviye'ye. Muhammed'in kâtiplerini zikrederken şu bilgileri de verir: "Hicretten sonra Medine'de Hz. tahtadan yapılmış tabletler. Kıbt ve Habeş dillerini bilen ve bu dillerle yazılmış vesikaları Hz. hükümdarlara gönderilecek mektuplar vb. Hz. 506) ÇETİN Nihad M. Hatta aralarında Fars. Bunlardan bazıları ahidnâmeler. c. S.TDV. s. Peygamber ekseriyâ Kur'ân'ın. Ali b. Abdullah b.42. Hz.449 SERİN Muhittin.14.41 Hicretten sonra Medine şehri. hurma ağacı yapraklarının orta damarı üzerine yazıyorlar veya yufka. Muhammed'e ilk yazı yazan kişi Übey b.Peygamber'e kâtiplik etmiştir. Allah kelimesini güzel yaz. rak). hattatlar silsilesinin başlangıcı ve mânevî rehberi kabul edilir. inceltilmiş deri (parşömen.278 17 . bâyı uzat.3. Muhammed devrinde yazıya vasıta olan kâğıt henüz yoktu. 1.vardı. Sahâbe içerisinde ayrıca İbrânî ve Süryânî dil ve yazılarına vâkıf olanların bulunduğu da muhakkaktır. 1991. gibi belli mevzu ve alanlarda görev almışlardır. eş-Şifâ. Rum. Kā'b Hz. Harf. mektup ve önemli yazışmaların. Hz. Ebû Tâlib ise Hz. c. el-Âs ve Ubâde b. başta vahyin yazılmasında olmak üzere Hz.42 Muhittin Serin. Sa'id b.

halifenin emriyle yazı malzemesi olarak kâğıt kullanılmaya başlanmıştır. s. Şam'a ve bazı rivayetlere göre ayrıca Mekke'ye. gerek günlük hayatta. İslâm fetihlerinde Kur'ân-ı Kerîm'i hıfzetmiş olanların birçoğunun şehid olması. Hz.3. 43 44 SERİN Muhittin. Ebû Bekir'in halifeliği esnasında tek bir cilt hâlinde bir araya getirildi. Übey b. Bu arada İslâmiyet günden güne yayılıyor ve Arabistan sınırları dışına taşıyordu. Abese 80/13) zikredilmektedir. Kā'b Şam'da Kur'ân kıraatini halka öğretiyorlardı. Yemen'e ve Bahreyn'e birer rehber kāri (Kur'ân'ı tecvidle okuyan) ile birlikte gönderdi. DİA. Enbârî. Artık Hz. üzerlerinde tezyinî unsur bulunmuyordu. Ashâb-ı Kiram'dan Abdullah b. Bunun üzerine Hz. gerekse idarî ve dinî işlerde oldukça artmıştı. Peygamber zamanında çeşitli malzemeler üzerine yazılmış ve ezberlenmiş bulunuyordu. "sahîfe" (Tâhâ 20/133.üzerine yazılmasını isterdi. sûreleri. Ebû Mûsâ el-Eş'arî Basra'da. Hîrî devrelerinden sonra. Mes'ûd Kûfe'de.278 18 . muhafazası ve yayılması idi. muhtelif yerlerde bazı kıraat (okuma) ihtilâflarının görülmesine yol açtı. Zeyd b. diğerlerini Kûfe'ye. "rak" (et-Tûr 52/1-3). âyetleri. Böylece İslâmî devirde kitap hâline getirilen ilk metin Kur'ân-ı Kerîm oldu.44 İslâm'dan önce "cezm" ve "meşk" diye isimlendirilen Kuzey Arap yazısı. sûre adlarını. Basra'ya. Araştırmacılar "Mekkî" ve "Medenî" adlı yazıların birbirinden pek farkı olmadığını belirtmektedirler. İslâm'ın doğuşunda önce "Mekkî". Osman. Hz. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar.43 ÇETİN Nihad M. hicretten sonra ise "Medenî" adını almıştır. Bu nüshalar parşömen üzerine tek renk (siyah) mürekkeple yazılmıştı. Ömer'in zamanında ilk mektepler açılmış ve ilk öğretmenler tayin edilmiş bulunuyordu. ayıran işaretler taşımıyordu.. cüzleri vb. nokta ve harekeleri yoktu. Bu tedvîn hareketinin gayesi Kur'ân-ı Kerîm'in bozulmadan tesbiti. "kırtas" (el-En'âm 6/7). Sâbit'in yazdığı ve Hafsa bint Ömer'in elinde bulunan "suhuf"tan "mushaf" halinde bir nüsha istinsah ettirdi. Kur'ân'ı Kerîm'de yazı malzemesi olarak "levh"(el-Bürûc 85/22). Bu durum Hârûnürreşîd zamanında kâğıt i'mâlinin yaygınlaşmasına kadar devam etmiş. s."43 Kurân-ı Kerîm. Daha sonra mushaflardan birini yanına alıkoyarak. Dört Halife döneminde yazının önemi. c.

muhtelif eşya üzerinde tezyin unsuru olarak dar bir sahaya çekilmiştir. kitâbe yazısı olarak mimarî eserlerde. nisbet ifâde eden isimlerinden de anlaşılacağı gibi. bilhassa Mushaflarda kullanılmıştır. Sert köşeli ve geometrik tarz. tomar hattı esas alınarak onun muayyen nisbette (yarım. önemli vesikalarda ve bilhassa Kur'ân yazımında kullanılmıştır. yüzyıla kadar. "Osmanlı Türklerinde Hat Sanatı". kitâbelerde.11. Yeni Türkiye Yay. "Kûfe'deki gelişme devresinden sonra "kûfî" diye anılmış. yumuşak ve kavisli tarz ise. Kur'ân ve kitap istinsah. kalemü'n-nısf.1999. ilim ve sanat hayatına da etki ettiğini söyler: "Bu devirde. m.3. Hüsn-i hatla Mushaf yazan kâtipler çoğalmış. çeşitli üslûplarıyla 11. şekil bakımından aynı yazının. yani kavisli hatların hâkim olduğu neshîden zamanla ayrı üslûplar doğmuştur. saraylarda halifeler adına kâtipler çalıştırılmıştır. üçte bir. daha sonra zamanla sanat vasfı kazanmıştır. c. Dînâr da adı geçen önemli hattatlardan biridir. 45 46 ÇETİN Nihad M. önceleri genellikle devletin günlük işlerde kullanılmış. Yeni yazı cinslerinin bazıları. dolayısıyla yazı cinsi olarak geliştirildi. Fakat Emevîler devrinde yetişen ilk büyük yazı ıslahatçısı Kutbe el-Muharrir'dir. iki farklı tarzı ortaya çıkmıştır. Ank.18-19 19 .İslâm'ın ilk yıllarından îtibâren Arap yazısının. c.280 DERMAN Uğur. Osmanlı. Emevîler zamanında (661/750) yaşanan iktisâdî ve medenî ilerlemenin. Sür'atli yazılabilen. bu küçülmede yazılar yeni özellikler kazanıyordu. telif ve tercüme faaliyetleri de hızla arttmıştır. ağızları belirli genişlikte kalemler tesbit edilmiş ve zamanla bu kalemlere bağlı olarak yeni hat çeşitleri doğmuştur. 8.asırda."45 Uğur Derman yazının Emevîler dönemindeki gelişimini şöyle anlatır: "Şam'da gelişimi ve yazılması hızlanan yuvarlak karakterli meşk tarzından. Tomar kaleminin üçte ikisi "sülüseyn" ve üçte biri "sülüs" ismiyle ve ayrı iki kalem cinsi. Köşeli ve geometrik tarz. Daha sonra başlık yazısı olarak kitaplarda. Emevî sarayında ücretle çalışan ve Mushaf yazan Mâlik b. s. hafîfü'n-nısf…) bulundu."46 Muhittin Serin. üçte iki) küçültülmüş kalemiyle yazılıyor... DİA. Bunlar içerisinde büyük boy yazılara mahsus olan "celîl" ve resmî devlet yazılarında kullanılan standart büyük boy olan "tomar(tûmar)" ilk bilinenleridir. Ayrıca (sonradan hepsi terk edilmiş olan) yeni hat nevîleri de (riyasî. s. İkinci tarz olan.

elif ve daireyi ölçü olarak aldı. Noktayı 47 48 SERİN Muhittin. Bu hususta Nevevî. harflerini kimliğini belirleyen noktalar konuldu. Çünkü Kur'ân yazısının güzelleştirilerek açık okunur hâle gelmesi hareke. "Mushafın noktalanması ve harekelenmesi yanlış okumanın önüne geçtiği için beğendiğim iyi bir iştir. Bu yazıları ileriye götüren hattatlardan en önemlisi. tenvin ise kendi cinsinden bir ilâve ile yazılmıştır. Zamanla seslendirme işaret ve noktaların kaçınılmazlığı İslâm âlimleri tarafından da kabul edildi. s. Bu usûlde. ama hiçbir zaman Kur'ân'ın metni değişmemiş. bilhassa Arap olmayan milletler. İbn Mukle (ö. Bu husus "kitap merakını ve bunları çoğaltan "verrâk"ları artırmıştır.19 20 . İbn-i Mukle hattın nizam ve âhengini kaidelere bağladı ve bu yazılara "nisbetli yazı" mânâsına "mensûb" hattı denildi. kûfî'nin etkisinden kurtulup aklâm-sitte'ye dönmeye başlayan yazıya. metinde her türlü bozulmayı önlemek için harflerin kimliğini farklılaştıran nokta ve kısa sesleri gösteren işaretlerin konma ihtiyacı ortaya çıktı. Yazı sisteminde en önemli ıslahatı yaparak bugünkü harekeleme(seslendirme) usûlünü ortaya koyan Halîl b. kesre. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. zamme ise. muhakkak. şedde. Osmanlı.50-54 DERMAN Uğur. Halife Mervân'ın döneminde vali Haccac'ın emriyle Nasr b."47 Abbâsîler devrinde de (750/1258) ilim ve sanat faaliyetleri gelişimini büyük merkezlerde ve bilhassa Bağdad'da sürdürmüştür.Başlangıçta Mushaf hattında nokta ve seslendirme işaretleri yoktu. s. hataya düşüyorlardı. Bu konuda Abdülmelik b. Âsım el-Leysî veya Yahyâ b. harekesiz ve noktasız yazının okunmasında güçlük çekiyor. Böylece yazı sisteminde önemli bir adım daha atıldı. Muhammed'den işitilen kıraatlerin okunmasına müsait olmakla beraber. Kur'ân'ın okunuşundaki bu güçlüğü gidermek. cezm ve durak gibi işaretlerinin konulması yanlış okuma ve bozulmayı önlemiştir. harfin altına konulan yatay çizgi. neshî veya ırâkî" denilmiştir. Sekizinci asrın sonlarından îtibâren hat sanatkârlarının güzeli arama gayreti neticesinde."48 Ayrıca "İbn-i Mukle. med. c. nokta. ölçülü olarak şekillenen yazılar "aslî ve mevzûn" hat ismiyle anılmaya başlandı. Hat ve imlâ değişmiş. harfin üstüne konulan küçük bir vav. Ahmed'dir. İşte bunların kitap istinsâhında kulandıkları yazıya "verrâkî. Yazıyı düzene koyarken nokta. Mervân'ın emriyle ilk ciddi çalışmayı yapan Ebü'l-Esved ed-Düelî'dir. harfin üstüne. Bu sistem Hz. Artık Müslümanların Kur'ân'ı eski hat ve imlâsıyla okumaları ve yazmaları mümkün değildir. hâfızalardan silinmemiştir." diyor. fetha. 940) dir. yeni bir şekil verdi.11. Ya'mur tarafından.

Osmanlı.56 DERMAN Uğur. nakkaşlık. c.harflerin boyu. Kuzey Afrika ülkelerinde daha yuvarlaklaşarak özellikle Endülüs ve Mağrib'de "Mağribî" adıyla önemini korumuş. Sanatkâr bir kişiliğe sahip olan İbnü'l-Bevvâb.11. asrın başlarında "muhakkak. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar.428. s.14-15 SERİN Muhittin. Milâdî 1022'de vefat etti. Devrinin âlim ve sanatkârlarından istifâde ederek kendini yetiştirdi. Hanbel'in türbesi yanına defnedilmiştir. Hat sanatında "İbn Mukle" lakabıyla meşhur olmuştur. Bu devrin parlak ismi olan İbnü'l-Bevvâb (ö. tezyînî bir mâhiyet kazanmıştır. reyhânî. hattatlıkatan önce ressamlık. Yayıldıkları yerlere göre farklılıklar gösteren kûfî hattı. nesih" hatları doğmuştur. aynı zamanda Abbâsî vezirlerindendir.50 Hüsn-i hattın Abbâsîler devrindeki gelişimini Uğur Derman şöyle izah eder: "Kûfî hattı. Cenazesi Bâbü'l-harb Kabristanı'nda meşhur âlim ve mezheb imamı Ahmed b. özellikle mushaf ( Kur'ân) yazımındaki üstünlüğünü sürdürmektedir. dinî ve aklî ilimlerde iyi bir tahsil ve terbiye gördüğü anlaşılan İbn Mukle."51 İbnü'l-Bevvâb. daireyi ise çanak şeklindeki harflerin genişliği için ölçü olarak koydu. c. cildcilik ve müzehhiblik. bazı bezeme unsurlarıyla birlikte. İslâm 49 50 51 BERK Süleyman. Hilâl (İbnü'l-Bevvâb) hayatının büyük bir kısmını Bağdad'da geçirdi. s. İran'da ve doğusunda ise "Meşrık kûfîsi" adını ve karakterini alarak "aklâm-ı site"nin yayılışına kadar kullanılmaya devam etmiştir." Milâdî onuncu yüzyılın ikinci yarısında doğduğu tahmin edilen Ali b. Böylece aklâm-sitte'yi ölçü içerisine alıp düzene soktu. Ali el-Hüseyin b.s. Fakat asıl şöhretini hat sanatı sahasında kazanmıştır. Babası Büveyhîler'in Bağdad'daki hâkimiyeti sırasında saray kapıcısı olduğundan İbnü'lBevvâb ve İbnü's-Sitrî künyeleriyle anılmıştır. Hat San'atı. İbn Mukle yolunu değiştirmiş ve bu üslûb 13. asrın ortalarına kadar devam etmiştir. "verrâkî"denilen ve umûmiyetle kitap istinsâhına mahsus olup bu sebeple "neshi" de denilen şeklinden. bilhassa büyük şöhret kazandığı hat sanatını üstad Ahvel'den öğrenmiş ve hayatını hattatlıkla kazanmıştır."49 Milâdî 886'da Bağdad'da hattat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ebû Ali Muhammed b.19 21 . s. Mukle el-Bağdâdî. "Mensûb" hattının. Bağdad'da Mansûr Camiî'nde de bir müddet vâizlik yaparak geçimini sağladı. elifi dik harflerin boyu. Daha çok âbidelerde görülen iri "kûfî" hattı da. uzun yıllar İbn Mukle'nin yazılarını tetkik etmiş ve onun yazılarını geliştirip güzelleştirmiştir.1022). 11.16. Edebî. DİA.

Bunlardan her biri bir kalemde mütehassıs olmakla beraber diğer hatları da yazmışlardır. Eyyûbîler ve Memlükler zamanında Kahire artık Müslüman coğrafyasının ilim ve sanat merkezi olmuştur.). Yâkūt'un vefatından sonra Bağdad İslâm dünyasının ilim ve sanat merkezi olma vasfını yavaş yavaş kaybetmiş. s. Mahmud Sayrâfî. Konya Mevlânâ Müzesi ve Kahire Dârü'l-kütübi'lMısriyye'de bulunmaktadır. Genellikle şu isimlerden bahsedilir: Ergun b.42.reyhânî. Gülzârı Savab. Kilisli Muallim Rifat (hzl. Onun hat sanatına kazandırdığı en büyük buluşu. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. Yâkūt hattıyla günümüze ulaşan eserlerin çoğu Kur'ân-ı Kerîm'dir. Bu arada Orta Asya ve 52 53 SERİN Muhittin.muhakkak. Aklâm-sittenin her birini öğrettiği altı talebesi kendisiyle beraber "esâtîze-i seb'a" (yedi üstad) diye anılmıştır. Mübârekşah Süyûfî. o güne değin düz kesilen kamış kalemin ağzını eğri kesmesi olmuştur. Mübârekşah b.Yâkūt üslûbunu İslâm ülkelerinde yayan bu üstadların isimleri eserlerde farklı yazılmıştır. SERİN Muhittin."52 Gelişme ve güzelleşme yolunda ilerleyen hüsn-i hat son Abbasî halifesi elMusta'sım'ın Türk asıllı saray hattatı Yâkūt-ı Musta'sımî'nin eliyle yeni bir merhale kazanmıştır. 1298 senesinde vefat eden Yâkūt. Abdülkādir-i Geylânî Yâkūt için:"Onun elinde Allah Teâlâ'nın sırlarından bir sır vardır" demiştir. yerini Kahire'ye bırakmıştır. Abdullah b.nesih. Kendisi kıbletü'l-küttâb (yazıların öncüsü) unvanıyla şöhret bulmuştur. Yaptığı bu yenilik yazıya ayrı bir güzellik kazandırmıştır. İstanbul Türk-İslâm Eserleri Müzesi.hat sanatında yaptığı yeniliklerle en büyük üstadlardan biri olmaya hak kazanmış olan İbnü'l-Bevvâb'ın altmış dört Mushaf yazdığı bilinmektedir. Nasrullah et-Tabîb. s. İlk önce Tolunoğulları. Şeyh Ahmed b. çeşitli İslâm ülkelerinden pek çok talebe yetiştirmiştir. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi. Bağdad'da m. Kutub.53 Güzel yazıda Yâkūt'un üslûbu.57-58 NEFESZÂDE İbrahim. Âlim ve kâmil bir zât olan Yâkūt'u büyük velilerden Abdülkādir-i Geylânî çok hürmet ve iltifat etmiştir. 1298) aklâm-ı sitte adı verilen ve sülüs. İbnü'l-Bevvâb'tan iki asır sonra gelen Yâkūt-ı Musta'sımî (ö. yetiştirdiği talebeleri vasıtasıyla tüm İslâm âlemine yayılmıştır. sonra sırasıyla Fâtımîler. Sühreverdî. İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi.63 22 .tevkî' ve rıkā''dan oluşan altı çeşit yazıya en güzel şeklini vermiştir. Abdullah Kâmil. s.

bu hususta Türk Medeniyeti'nin ilk nûmûnesidir. "Selçuklular zamanında ilim. mîlattan önceki Orta Asya Türk kavimleri arasında da kullanılmış olduğu tahmin edilmektedir. Göktürkler'de kullanılan bu yazının. Türk sanatları bir ivme kazanmış. han. onun tekâmül devresini. hizmetlilere maaş tahsis edilmiştir. Özellikle sanat alanındaki yetenek ve tecrübelerini. İslâm hat sanatına yön veren ve bu sanatın asırlardan beri lideri olan "Osmanlı hat sanatı"nı tanıtmadan önce. 1453) himâyesinde sanatkârlar. dokuma. Türkler'de yazı sanat ve kültürünün ne derece gelişmiş olduğunu gösteren belgelerdir. İlhanlılar. kendilerinin oluşturdukları medeniyetlere ilâve ederek hep daha güzele doğru bir gelişme göstermiştir. Gazneliler. Göktürk kitâbeleri. sanat ve tarikat mensupları devletin himâyesine alınmıştır. mûsiki. Medrese. Göktürk hakanları ev yapan ve süsleyen (bark itgüci). Bu kitâbeler. Sanatkârları koruyup kollayan ve himâye eden Türk devlet geleneği ve sosyal hizmet anlayışına göre. minyatür. Kitâbeler: "Orta Asya'da gelişmiş bir medeniyetin mahsulüdür. cild ve hat sanatlarının terakkîsinde büyük emek sarfetmişlerdir. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. Türk milleti daha ilk çağlardan beri yaşadığı coğrafyalardan çeşitli medeniyetlerin unsurlarını."54 Yine Uygurlar'ın Türk medeniyetine mîmari. Her türlü sanat 54 SERİN Muhittin. Selçuklular.İran havzasında. yepyeni bir senteze kavuşmuştur. Türkler'in İslâm'ı kabulünden sonra. onlara önemli mevkiler vermişlerdir. ebru vb. yazı yazan (bediz taş itgüci) sanatkârları korumuş. çini. İlk Müslüman Türk devletlerinden Karahanlılar ve Gazneliler'den itibâren yazı gelişmişimini sürdürmüştür. Özellikle OrtaAsya Türk-İslâm coğrafyası'nın kültür-sanat merkezlerinden biri olan Herat'ta. s.85 23 . şiir. tezhib. İslâm yazılarının gelişmesinde kullanmışlardır. sanatlarda büyük katkıları olmuştur. hattat vezir Baysungur'un (ö. ilk çağlardan itibâren incelemek yerinde olacaktır. imâret. kâğıt i'mâli. Celâyirliler ve Timurlular döneminde yazı güzelleşmesini ve gelişmesini artırarak sürdürmüştür. dârüşşifâ ve zâviye gibi kültür müesseselerine vakıflar bağlanmış.

Yazılar o dönemin özelliğini yansıtmaktadır. tarihî tecrübenin. kümbetler.ve ilim adamlarının Selçuklu saraylarında resmî mevkii vardı.17-18 24 . Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. tecrübeli saray mürebbî ve hocaları. âlim. zemini süslü. şairler ve sanatkârlar meydana getirirdi. Selçuklu tezgâhında son işlenişidir. İstanbul'un fethinden önce yazı. Hat San'atı. Türk sanatında ideal hacim. Fâtih devrinden sonra kûfî yazı bu alanda yerini tamamen celî sülüse terk etmiştir. s. şifâhâneler. Daha sonra detaylı bir şekilde zikredeceğimiz."56 Hüsn-i hat Sultan Fâtih'in İstanbul'u fethine kadar Yâkūt mektebinin etkisi altındadır. kervansaraylar. lisan ve yazı sanatlarında temâyüz etmiş. istifte harflerin birbirini kucaklaması gibi güzellikleri görmemiz mümkün değildir. Bu dönemde yazılan kufî yazılar celî sülüse göre daha başarılı sayılabilir. Bu dönem eserlerinden yazılarıyla dikkat çeken Divriği Ulu Camiî portalinde. Edirne ve bilhassa Amasya'da gelişmiştir. Milâdî 1253 yılında Birinci Alâeddîn Keykûbad'ın kızı Hond Hatun tarafından yaptırılan Erzurum Çifte Minareli Medresesi yazıları da celî sülüs ile olup zemininde kıvrak dallı motifler bulunmaktadır. Selçuklu sanat heyecanının madde plânında akisleri"olduğunu belirtir. nisbet ve üslûba ulaşmak için yaptığı estetik denemelerdir. kendi adı ile anılan mektebin sâhibi Şeyh 55 56 SERİN Muhittin. vahdet. Burada dik harfler oldukça uzun ve küttür. zevkinin. akıllı vezirleri. Sultanların çevresini."55 Muhittin Serin: " Selçuklu ve Anadolu Beylikleri devrinde inşa edilen camiler. terbiyesinin. Sultanın sohbet meclislerinde ilim. Aynı zamanda müstakbel büyük Osmanlı devlet ve medeniyetine hazırlanan Türk ilim ve irfan hayatının. köprüler. ona insaf ve adaleti öğütleyen. rengârenk sırlı tuğlaların akıllara durgunluk veren hendesî hesaplarla teşkil ettiği motifleri. yol gösteren. fâzıl ve üstad kimseler bulunurdu. nakkaş ve oymacılar da devletin destek ve himâyesinde idi. Mîmar. muhakkak ve celî sülüs yazı kullanılmıştır. büyüklük. Anadolu Selçuklular'ı dönemindeki yazının gelişimini Süleyman Berk şöyle anlatır: "Mimarî eserlerde kûfî. medreseler. kâşânî çinileri. celî sülüsleri. Osmanlı'da Fâtih devrine kadar da zaman zaman süs unsuru olarak kullanılmış. kalem hareketlerinin hakkı ve özellikleri. Kûfî yazının mimarî eserlerde kullanımı Anadolu Selçukluları'na kadar devam etmiş. celî sülüs kullanılmıştır. s. Selçuklu ince taş oymacılığı. âbidevî celî kûfî yazıları. Yazılarda Osmanlı döneminde göreceğimiz estetik.85-86 BERK Süleyman.

Yavuz Sultan Selim ve kısmen de olsa Kânûnî dönemlerini görmüş ünlü bir hattatımızdır. Bununla beraber Şeyh Hamdullah'tan önce yetişen Türk hattatlarının. Hüsn-i hattın gelişim süreci Şeyh Hamdullah'a kadar. Osmanlı Devleti'nin kuruluş devresinde. harflerde henüz istenen olgunluğa 57 58 ALPARSLAN Ali. şair ve edebiyatçıları himâye eden Fâtih. bir Türk üslûbuna yönelik özgün gayret ve denemeleri de vardır. şiir ve edebiyatta. başına da Baba Nakkaş'ın getirildiği. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar.1362-1389) zamanında başlar. s. onbeşinci asrın sonunda Şeyh Hamdullah ile kurulma yoluna girecek ve güzelleşecek olan Türk yazısının bir hazırlık devresidir. Edirne'li hattat Yahyâ Sûfî ve oğlu Ali Sûfî ile başlamıştır. kendi kütüphânesi için yabancı dillerden tercümeler yaptırmış.27 SERİN Muhittin.57 Osmanlı hat sanatında üslûb arayışları İstanbul'un fethiyle birlikte Fâtih Sultan Mehmed devrinde başlamıştır. Onun zamanında mimârîde.58 Osmanlı döneminde yazıda görülen ilk ciddi gelişme. hat ve tezhipte tekâmüle doğru ilk önemli adımlar atılmıştır. s. sülüs ve celî sülüs te ilk değişiklik işaretleri padişah Birinci Murad (sl. Böylece İstanbul Türk-İslâm medeniyetinin en canlı nümûnesi oldu. Fâtih. sanatkârları. Saray-ı Cedîd (Topkapı Sarayı) nakışhânesinin Fâtih tarafından kurulduğu. mûsikide. İkinci Bâyezid. hattatlara kitap istinsah ettirdiği bilinmektedir. Din ve mezhep ayrımı yapmadan.Hamdullah'ta Amasya yetişmiş. Şeyh Hamdullah getirdiği yenilikler ile yazıya yeni bir hamle kazandırmıştır. İyi bir ilim tahsili gören ve sanat terbiyesi alan Fâtih Sultan Mehmed. Kısa zamanda vakıflar kuruldu ve bir imâr seferberliği başlatıldı. Fatih Câmiî'nin avlu pencerelerinin iç ve dış kısmında bulunan yazıları incelendiğinde. Yahya Sûfî'nin. Yâkūt-ı Mutsa'sımî mektebinin yolunda etmiştir.87-88 25 . Bu dönem. ilim ve sanatta Osmanlı rönesansını başlatmıştır. fetihten hemen sonra hayır sahiplerinden ve devlet ricâlinden şehrin imârını üstlenmelerini istedi. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Mîlâdî 1388'de yapılan İznik'teki Nilüfer Hatun İmâreti kitâbesi bunun en güzel örneğidir. hakiki ilim adamlarını. kendi kütüphânesi için. Bu gaye ile Fâtih Sultan Mehmed İstanbul'u dünya medeniyetinin bir merkezi hâline getirmek istiyordu.

Yâkūt'un en güzel harflerini almış ve bunlara kendi sanat zevkini de ilâve ederek "Şeyh Mektebi" dediğimiz yeni bir üslûbun kurucusu olmuştur. Esedullah-ı Kirmânî'nin öğrencisi Ahmed Karahisârî. Ali Sûfî'nin. 1875 tarihine kadar kullanılan siyâkat yazısı. Abdullah Amâsî. aklâm-ı sitte'de Rûm'un yedi üstâdı kabul edilen Şeyh Hamdullah'ın dayısı Celâleddîn. Abdurrahmân-ı Sâyiğ. Bu konuda Gelibolulu Mustafa Âlî "Menâkıb-ı Hünerverân adlı eserinde şunları kaydeder: "Anadolu'da dîvânî hattatları Acem dîvânî üslûbunu değiştirmişler. Onunla İslâm yazısı tedrîcen güzelleşecek bir merhaleye girmiştir. O zamana kadar tüm İslâm âleminde ve Anadolu'da Yâkūt üslûbu sürüp giderken. Topkapı Sarayı Bâb-ı Hümâyun üzerinde müsennâ celî sülüs hatla yazdığı kitâbe. Mustafa Râkım'a kadar celî sülüsün en güzel ve câzip örneği olarak kabûl edilir.59 Aklâm-ı sitte dışında gelişen ta'lîk hattı Fâtih Sultan Mehmed zamanında İstanbul'da yayılmaya başlamıştır. Bu üstadların en meşhurları Kâtib Tâceddîn. Osmanlı hat mektebinin teşekkülünde büyük hizmetler vermiş üstadlardır. Fâtih Sultan Mehmed zamanında yeni bir tarza sahip olmuştur.19 SERİN Muhittin. O aynı zamanda Osmanlı Hat Mektebi'nin pîridir. Sultan İkinci Bayezid'in teşvik ve tavsiyesi ile Yâkūt'un eserlerini incelemiş ve tetkik etmiştir.88-89 26 .60 Şeyh Hamdullah (1433?/1520) ile hüsn-i hatta yeni bir çığır açılmıştır. Dik harfler. s. Şeyh Hamdullah. s. Hat San'atı. 59 60 BERK Süleyman. Tâcî Beyzâde ve Matrakçı Nasuh'tur". Şeyh Hamdullah. bu yazıyı okunması ve yazılması kolay bir hâle getirmişlerdir. Bursalı Şerbetçizâde İbrâhim Efendi.erişilemediği görülür. oğulları Cemal ve Muhyiddîn Amâsî. özellikle Fâtih Camiî avlu pencereleri iç taraftaki yazılarda uzunca ve hâlâ küt bir haldedir. oğlu Mustafa Dede. Aklâm-ı sitte ve celî sülüste ise Edirneli Yahyâ Sûfî ve oğlu Ali Sûfî. Osmanlı Devleti'nde dîvandan çıkan kararların yazıldığı dîvânî yazı da Fâtih Sultan Mehmed döneminde tekâmül etmeye başlamıştır. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. Osmanlı devletlerinin resmî ve malî kayıtlarında.

"Eski hükümdarlardan hiç kimse böyle bir hattata mâlik olmamıştır" diyerek âlimlerin orada mevcut kitaplarını üst üste koyduktan sonra "Kur'ân'ı bu kitapların üstüne mi. Şeyh Hamdullah genç yaşında. onun yazdığı bir Kur'ân'ı getirip orada hazır bulunanlara gösterdi. Böyle bir kimseyi sizden aşağı bir yere nasıl oturtabilirim" dedi. Padişah. bilhassa âlimler tarafından kıskanılmış hattâ baş köşeye oturtulması itirazlara sebep olmuştu. Artık hattat burada hat öğretmenliğine tâyin edilmişti. devrinin klâsik ilimlerini tahsil etmiş ve bu arada güzel yazı yazmaya da merak salmıştır. 1471) ilk derslerini aldı. Bir gün âlimlerle Şeyh.1341) ile onun da hocası olan Yâkūt-ı Musta'sımî'nin (ö. Hamdullah'ın hayatında yeni bir devrenin açılmasına sebep olmuştur. henüz Amasya'da iken orada valilik vazifesinde bulunan Şehzâde İkinci Bayezid'in dikkatini çekmiş ve istikbâlin padişahı. sarayda husûsî bir yer ayırarak alâka ve sevgisini göstermekten geri kalmadı. Böylece hattatın sanat hayatının ikinci ve en önemli safhası başlamış oldu. Dönemin tanınmış hattatı Hayreddîn-i Mar'aşî'den (ö. Daha sonra bu sanatkârın hocası olan Abdullahı Sayrafî (ö. günden güne yazıda terakkî eden genç hattattan yazı öğrenip icâzetnâme almıştır. 27 . Hemen her sanatkârda olduğu gibi. Kur'ân'ın en üste konması lâzım geldiğini söylemesi üzerine lâtife yollu "Kur'an'ı içimizde bu kadar güzel yazan bir kişi yoktur. Yazı yazarken İkinci Bayezid çoğu zaman onun divitini elinde tutmak. 1298) yazılarını yani hat örneklerini toplayıp onlara bakarak meşk etmek suretiyle hat sanatında ilerlemeye başladı. Herkes yazısını beğenince padişah. padişahın meclisine dâvet olunmuşlardı. Bu hoca-talebe münasebeti. Şehzâde. Durumu sezen sultan. Babası Fâtih'in 1481'de ölümü üzerine tahta geçmek için Amasya'dan ayrılırken hocasını da İstanbul'a davet etmiştir. yoksa altına mı koyalım?" diye sorunca onların.Şeyh Hamdullah. İstanbul'a gelen Şeyh'e Sultan Bayezid. baş köşeyi Şeyh'e verince âlimler bundan alındılar. Anadolu'ya hicret ederek Amasya şehrine yerleşen Buhara Türklerinden Şeyh Mustafa Efendi'nin oğludur. Amasya'da doğmuştur. Şeyh'in saraydaki mevkii bazı kimseler. arkasını yastıklarla beslemek tevazuunu ve dolayısıyla hürmetini göstermiştir. Şeyh Hamdullah'ın Amasya'da başlayıp İstanbul'da nihayete eren yazı hayatını kısaca şu şekilde özetleyebiliriz: "Şeyh. ondan güzel yazı yazmasını öğrenmeye başlamıştır.

Rahat bir hayat süren sanatkâr Harem-i Hümâyûn'da tahsis edilen meşk odasında yazıyla uğraşır. onaltı akçe idi. Şeyh Hamdullah'ın kendi üslûbunu ortaya koyduğu bilinir. devrin Şeyhülislâmı Zenbilli Ali Efendi Ayasofya Camiî'nde kıldırmıştır. Sultan İkinci Bayezid'in Şeyh Hamdullah'a: "Yâkūt el-Musta'sımi'nin itina edip yazdıklarını görmemişsiniz" diyerek hazineden yedi adet Yâkūt yazısı çıkarıp Şeyh'e verdiğini. 1520 senesinde vefat ettiği bildirilen Şeyh Hamdullah'ın cenâze namazını. Sonradan hattatların bazısı onun yanına gömülmeyi bir şeref saymışlardır. Şeyh Hamdullah Üsküdar Karacaahmed Mezarlığı'nda "Şeyh Sofası" denilen yere defnedilmiştir. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. Yazı ve sporla meşgul olmadığı zamanlarda Alemdağı'nda. Geçim durumu iyi idi. "Bu tarzdan gayri bir vâdi ihtirâ olunsaydı iyi olurdu" diye tavsiyede bulunmasından sonra ise. Yukarıda adı geçen üç köy kendisine tımar olarak verilmişti."61 Şeyh Hamdullah Osmanlı-Türk hattatlarının pîri sayıldığı gibi. Sarıgazi ve Akbaba köyünde inzivaya çekilir. mezar taşına adını yazmak istemiş. Hattatın ayrıca günde otuz akçe geliri vardı ki. ayrıca iyi bir yüzücü ve okçu idi. babası Şeyh Mustafa Efendi'nin Sühreverdiyye tarîkatı şeyhlerinden olması dolayısıyla bu yola bağlanan. Ünlü hattat Hâfız Osman.Önceleri.96 28 . Rivayete göre Şahin Ağa (ö. s.62 61 62 ALPARSLAN Ali. fakat Şeyh'in vasiyetini hatırlayarak bu teşebbüsten vazgeçmiştir. diğer İslâm ülkelerinde yetişen hattatların da üstâdı sayılır. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Çok alçakgönüllü olduğu için mezar taşına adının yazılmasını istememiştir. kendini ibadete verirdi. sık sık padişahla görüşürdü. 1701-2) adındaki bir hattat cesaret göstererek mezar taşını adını yazmışsa da aradan bir hafta geçmeden ölmüştür. s. hiç olmazsa ruhuna Fâtiha okunabilmesi için. Açtığı çığır ile aklâm-ı sitteye bir letâfet ve dinamizm kazandırmıştır. Yavuz Sultan Selim devrinde Ahmed Karahisârî ve diğer hattatların gelirleri ancak onbeş. daha sonra Nakşibendiyye tarîkatına giren Şeyh Hamdullah'ın tasavvufa meyli fazla idi.34-37 SERİN Muhittin.

"63 Süleyman Berk Şeyh Hamdullah'ın yazıya getirdiği yenilikleri şu şekilde özetler: "Aklâm-ı sitte.22 DERMAN Uğur. bu durum 150 yılı aşkın bir süre devam etmiştir. Şeyh Hamdullah nesih yazıda. Bir istisna olarak muhakkak hattı ile besmele yazılması geleneği zamanımıza kadar devam edegeldiğini. Evrâd. Hat San'atı. canlılık ve kıvraklılık getirmiştir. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. c. harflerin sıraya oturuşu düzelmiştir. Harflerin yapısına büyük değişiklik getirmiş. İkinci Bayezid'in Amasya'da vali olduğu dönemde." aynı başarı celî yazılarda gösterilememiştir. Şeyh 47 Kur'ân. Özellikle Kur'ân-ı Kerîm'ler nesih ile yazılmıştır.39 BERK Süleyman. rıkā'nın daha cazip bir üslûba bürünerek "hatt-ı icâze" adıyla bilhassa hattat imzalarında ve icâzetnâmelerinde yer aldığını. Şeyh'in İstanbul Bayezid Câmiî ve Firuzağa Câmiî kitâbeleri. ancak elin melekesini artırmak için eski hat üstâdlarını takliden yazılan murakka'larda rastlandığı görülmektedir. Hareke ve harfler birbirleri ile uyumlu hâle gelmişlerdir. s. murakkaa' ve meşkleri vardır.429 29 . yüzlerce En'am.Şeyh Hamdullah.65 Şeyh'in ilk eserleri. tevkî'nin ise pek ender kullanıldığını daha önce zikretmiştik. Şeyh Hamdullah ile olgunluk kazanmış.16. Fâtih Sultan Mehmed için istinsah ettiği iki adet tıp kitabıdır. Yâkūt'taki durgunluk ve donukluğu kaldırarak. 64 Fakat 63 64 65 ALPARSLAN Ali. veya "Şeyh-i sâni" sözleriyle anılır olmuş. sülüs ve nesih Türk zevkine çok uygun gelmiş ve hızla yayılmıştır. zamanla unutulduğu. Yazı bütünüyle uyumlu bir hüviyet kazanmıştır. "Yâkūt-ı Musta'sımî mektebinin yazı kaidelerini ve estetik anlayışını ortadan kaldırarak yazıya yeni matematik ve geometrik ölçüler getirmiş ve onun yazısındaki sertliği tatlı bir görünüşe döndürmüştür. s. Bununla birlikte birçok kıt'a. Ezkâr ve cüz yazmıştır. Bu devirde muhakkak ve reyhânînin yuvarlak harflerinin azlığı ve geniş oluşu sebebiyle. Şeyh Hamdullah döneminde aklâm-ı sitte'den. DİA. koltuklu kıt'a yazımı da Şeyh Hamdullah ile başlamıştır. onun celî yazılarının en önemlileridir. Eserlerin çoğu müze ve kütüphânelerde bulunmaktadır. Şeyh Hamdullah'tan sonra yetişenler onun gibi yazma gayretiyle hareket ettiklerinden hattatların başarısı "Şeyh gibi yazdı". s.

Derviş Mehmed b."66 Dolayısıyla onun en önemli takipçilerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Ali Alâeddîn Çelebi. Ali b.43-44 30 . Afyonkarahisarlı olmakla beraber doğum tarihi kesin belli değildir. "Şeyh Hamdullah Mektebi" nin takipçisi sayılırsa da bunların hepsi yazıda tamamen onun kudretinde değildir. Mustafa b. bir üstünlüktür. günümüze kadar sürecek olan Şeyh üslûbu hâkim mevkiini korumuştur. Fakat. Yâkūt'un yazıda nisbeten sağlamaya muvaffak olduğu istikrarı yani anatomik güzelliği ve 66 ALPARSLAN Ali. Seyyid İsmail Nefeszâde.Şeyh'in birçok öğrencisi olmuştur. Mustafa. üç dille şiir söyleyebilecek kadar bilgili ve irfan sahibi bir hattattır. Şükrullah Halife. Zira böyle olmazsa yani esas büyük ustanın yaptığının aynı yapılmazsa ona ulaşılmış olmaz. Yâkūt mektebine bağlı Esedullah-ı Kirmânî'nin talebesidir. hattatlıkta bir kusur değil. asır sonlarına kadar yetişen hattatlardır. Mustafa Dede. Kendisi Arapça ve Farsça'ya vâkıf. yaklaşık iki asrlık zaman zarfında yetişen bu hattatlar. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Zira hattatlıkta tam mânâsıyla mektep kurucusunun yolunda olmak ve tıpkı onun gibi yazmak esastır. Kanûnî döneminin ünlü hattatı Ahmed Karahisârî (1470 ? / 1556) ise. Halid Erzurumî. asır ile 18.1698) adlı ikinci büyük sanatkârın devrine kadar devam etmiştir. Behram b. Şükrullah. Fakat etkisi ancak bir nesil devam edebilmiş ve yazı sanatında. Şeyh Hamdullah'ın yazı talebesi İshak Cemaleddîn-i Halvetî'ye intisap ederek tasavvuf yoluna girmiştir. Abdullah Kırımî. "Çağdaşı olan Ahmed-i Karahisârî (ö. Şekerzâde Seyyid Mehmed. Yâkūt tavrını yeniden canlandırmıştır. Karahisârî. Ahmed Karahisârî mektebinin özelliklerini Ali Alparslan şöyle dile getirir: "Karahisârî. O. Esedullah-ı Kirmânî'nin tesirinde kalarak Yâkūt-ı Musta'sımî'nin üslûbunu benimsemiş ve Osmanlı ülkesinde onun sanatının temsilcisi olmuştur. Şeyh Hamdullah'ın takipçileri. En tanınanlarından bazıları ise şunlardır: Mustafa Dede. 16. Nasuh.s. Milâdî 1556 senesinde doksan yaşlarında vefat etmiş ve Sütlüce'de İshak Cemaleddîn-i Halvetî'nin yanına gömülmüştür. Pîr Mehmed b. Suyolcuzâde Mustafa Eyyubî. Hayreddîn Halil. Ağakapılı İsmail. Yani onun mektebinin tesiri Hâfız Osman (ö. Taklit. Hasan Üsküdarî. Abdullah. Ebu'l-Fazl Mehmed Çelebi.1556) ve kurduğu mektebe bağlı olanlar müstesnâ.

Şeyh vadisinde yazan 1. Ahmed Karahisârî. Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa himâyesinde öğrenim görmüş ve bu esnada yazıya ilgi duymuştur. Sülüs yazılarında ciddi ve azâmetli. Babası.56 BERK Süleyman. en'am.25-26 31 . Hattat Hâfız Osman Efendi. On yedinci yüzyılın ortalarında Hâfız Osman(1642/1698) ile hat sanatında yeni bir dönem başlamıştır. 1642 yılında İstanbul Haseki'de dünyaya gelmiştir. muhakkak yazılarında da âbidevî bir duruş ve görünüş sezilir. Derviş Mehmed. Büyük bir şöhrete ulaşmasına rağmen kat'iyen 67 68 ALPARSLAN Ali. daha sonra Şeyh'in üslûbunu estetik elemeye tâbi tutmuş ve bundan kendi tarzını. aklâm-ı sittede birçok mushaf.s. Haseki Sultan Camiî müezzini Ali Efendi'dir. Bu üslûba "Karahisârî Mektebi" denir. Suyolcuzâde Mustafa Eyyubî ve Nefeszâde İsmail Efendi'den meşk etmiştir.68 Hâfız Osman'ı Ali Alparslan'ın sözleriyle anlatmaya devam edelim:" Son derece mütevazı bir kişiliğe sahipti. Hâfız Osman önceleri Şeyh vadisinde yazarken. "şemsü'l-hat ( güzel yazının güneşi)" gibi sıfatlar verilmiş ve Anadolu'nun yedi büyük üstâdı arasında "Yakūt-ı Rûm" diye anılmıştır. Çeşitli eserleri arasında en önemlisi. fakat ondan kat kat güzel bir noktaya ulaştırarak yaşatan ve onu lâyıkıyla temsil eden bir sanatkârdır. Küçük yaşta Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlediği için kendisine "hâfız" lakabı verilmiştir."67 Kendisine "Yâkūt-makam (Yâkūt makamlı. Aklâm-ı sitte'de Yâkūt-ı Musta'sımî mektebini. eser yazarak hüsn-i hatta büyük hizmet etmiştir. Başka bir deyişle Yâkūt'un sıradan bir takipçisi olmamış ve bu üstünlüğü sayesinde yeni bir üslûp geliştirmiştir. Kânûnî için yazdığı ve hâlen Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan ve yakın zamanda Kültür Bakanlığı tarafından tıpkı basımı gerçekleştirilen büyük boy Kur'ân-ı Kerîm'dir. evlatlığı Hasan Çelebi. Hatta sülüs ve celî yazıda istif ve tertip bakımından Şeyh Hamdullah'dan ileridedir. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Karahisârî'nin meşhur öğrencileri şunlardır: Ferhat Paşa. İstanbul'da yeniden. Demircikulu Yusuf. Yazıyı sırasıyla. m.dinamizmi daha ileri götürerek onu aşmıştır. Yâkūt gibi derecesi üstün olan)". Hat San'atı. üslûbunu ortaya koymuştur. Derviş Ali. s. dua mecmuası vb.

bu yolda yaklaşık m. harflerin artistik duruş ve bünyelerinde daha güzel bir nisbet sağlamış. levhalar. İkinci Derviş Ali. delâilü'l-hayrât ve yirmi beş mushaf yazmıştır. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. yazıda yaptığı yenilikler devrinin bütün hattatlarını etkilediği gibi asırlarca da İslâm dünyasında hâkim ve ideal olarak tesirini sürdürmüştür. nesih hilye-i şerîfi ilk defa düzene koyan Hâfız Osman'dır.127 32 . Mehmed Emin nezâretinde.s."70 Hâfız Osman'ın yetiştirdiği birçok talebe arasında en meşhurları. s. Okunuşundaki rahatlık ve kolaylık sebebiyle İslâm dünyasında Hâfız Osman'ın Mushafları yayılmış ve rağbet görmüştür. böylece kendine has bir üslûp ortaya koymuştur. çarşamba günleri de zengin talebelerine ders verirdi. 69 70 ALPARSLAN Ali. padişahın emriyle muayyen miktarı devlet ricâline hediye edilmek üzere büyük bir itina ile âharlı kâğıda Matbaa-i Âmîre'de basılmıştır.gurura kapılmadı. 1698 yılına kadar eser vermeye devam etti."69 Hâfız Osman. "Özellikle sülüs ve nesih yazılarında sayısız murakkā'.65 SERİN Muhittin. harfleri küçültmüş. aklâm-ı sittede "şeyh-i sâni" yani "ikinci şeyh" diye şöhret kazanmış. kelime ve harf aralıklarında. Kabri Şeyh Hamdullah'ınki gibi hattatların ziyaretgâhı hâline gelmiştir. Pazar günleri fakir talebelerine. 1678 yılından sonra Şeyh Hamdullah yazılarından beğendiği harfleri seçerek. hayatının son yıllarında felç geçirdiyse de hekimlerin bakımı sayesinde hastalığı geçince tekrar yazı yazmaya başladı ve ölüm tarihi olan m. Bu mushaflardan m. Açtığı çığır. Aklâm-ı sitte'de birçok eser bırakan Hâfız Osman. İkinci Abdülhamid'in mâbeyincilerinden Osman Bey tarafından. en'am. 3 Aralık 1689 çarşamba günü vefatında Kocamustafa Paşa'da mensup olduğu Sünbül Efendi Tekkesi haziresine gömüldü. Ayrıca tasavvufa meyli dolayısıyla Kocamustafa Paşa şeyhi Seyyid Alâeddîn Efendi'ye intisap ederek Sünbülîye tarîkatına girdi. Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi. Hasan Üsküdârî ve padişah Üçüncü Ahmed'dir. 1686 yılında yazdığı Kur'ân-ı Kerîm. Bugün bilinen şekliyle sülüs. Hâfız Osman.

s.Ordu ili Ünye kazasında doğan ve doğum tarihi belli olmayan İsmail Zühdî. 1806'da vefat eden İsmail Zühdî. 1758 senesinde doğan Mustafa Râkım hat sanatımızın dâhilerindendir. kendisine müderrislik pâyesi verilmiştir. Abisi İsmail Zühdî gibi Ordu-Ünye'de m. Eyüp Defterdar'daki Şah Sultan Türbesi'ndeki yazıları. Sülüs ve nesih yazılarında Hâfız Osman yolunu en güzel şekilde geliştiren İsmail Zühdî. Kırk mushaf. Râkım ilk yazı tahsilini ağabeyi İsmail Zühdî'den görerek. Kendinden evvel yaşamış bu iki hattattın eserleri üzerinde uzun süre çalışıp tetkiklerde bulunduktan sonra. icâzetini Mehmed Emin adlı bir hattattan almıştır. murakka'. Uğur Derman'ın deyimiyle celî sülüsü ve tuğrayı "Râkım öncesi-Râkım sonrası" şeklinde tasnif etmek yerinde bir tâbirdir. Hat San'atı.71 En önemli talebesi kardeşi büyük hat üstâdı Mustafa Râkım'dır. kıt'a ve levha yazan İsmail Zühdî'nin. 1823 yılında 71 BERK Süleyman.32 33 . Ayrıca Üçüncü Derviş Ali'den de hat sanatını öğrenmiş ve "Râkım" mahlasını alarak mezun olmuştur. kendi mektebini ortaya çıkarmıştır. Özellikle celî sülüs ve tuğrada çığır açmış bir hattatımızdır. beğendiği harf ve kelimeleri seçerek. Padişah Üçüncü Selim'in resmini çok güzel yapmasından sonra. "İkinci İsmail Zühdî" diye de bilinir. Vefatına kadar Enderûn-ı Hümâyûn'da yazı hocalığı yapmıştır. kardeşi Mustafa Râkım ile birlikte Hâfız Osman üslûbuna yeni bir yön vermiştir. birçok hilye-i şerif. sülüs ve nesih yazıda on iki yaşında icâzet almıştır. onun en önemli eserlerindendir. Kabir kitâbesini nazmedip yazan kardeşi ve aynı zamanda talebesi olan büyük hattatlarımızdan Mustafa Râkım'dır. hat sanatı tarihinde. Ayrıca Ahmed Hıfzı Efendi'den sülüs ve nesih yazılarında meşk etmiş. Kendisinden önce yaşamış. özellikle sülüs ve nesih yazıda. M. Mahlası "Zühdî"dir. Şeyh Hamdullah ve Hâfız Osman'dan sonra bir atılım gerçekleştirmiştir. Daha sonra sikke-i hümâyûn ressamlığına ve tuğrakeşliğe tayin edilmiş ve m. Edirnekapı kabristanına defnedilmiştir. İsmail Zühdî genç yaşta babası tarafından İstanbul'a getirilmiş ve ilim tahsil etmiştir. aynı adı taşıyan İsmail Zühdî'den ayırmak için.

Anadolu Kazaskerliğine getirilmiştir.74 Mahmud Celâleddin Efendi." 72 Râkım.156 ALPARSLAN Ali. inatçı. İsmail Hakkı Altunbezer. celî yazılarda gerçekleştirilmesi zor bir inkılâbı başarmıştır.73 Fatih'teki İkinci Mahmud'un annesi için yaptırılan Nakşidil Sultan Türbesi yazıları. Sultan İkinci Mahmud.16. Harf ve kelimelerin kazandığı güzel nisbetle beraber. Mehmed Hâşim Efendi. Yahya es-Sûfî ile büyük bir gelişme gösteren celî sülüs. Râkım'dan sonra gelen celî üstâdı. Edirnekapı Kabristan'ındaki ağabeyi İsmail Zühdî'nin sülüs ve ta'lîk mezartaşı kitâbeleri. Râkım ile aynı devirde yaşamış mektep sahibi önemli bir hattatımızdır. eşi Emine Hanım tarafından yaptırılan türbeye defnedilmiştir. Hâfız Osman'ın sülüslerini elde ederiz" dediği rivayet edilir. "Eğer Mustafa Râkım'ın celîlerini küçültürsek.118-119 DERMAN Uğur. c. baş eğmez bir kimse olduğundan hiçbir hattat 72 73 74 SERİN Muhittin. eserleri arasında en mühimleridir. Osmanlı tuğrasını hantal ve sarkık bir durumdan kurtarıp canlılık kazandırmıştır. Ali b. Onun çağdaşı olan veya ondan yetişen Çarşambalı Hacı Ârif Bey. s. Küçük Râkım. Mustafa Râkım 25 mart 1826 senesinde vefat etmiş ve Karagümrük'te. celî sülüste istif güzelliğini temin etmiştir. Mustafa Halim Özyazıcı ve Hamid Aytaç gibi üstâdlar celîde hep bu üslûba sadık kalmaya çalışmışlardır. ünlü hattat Sâmi Efendi de (ö. Mustafa Râkım'a kadar durgun bir safhaya girmiştir. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. s. Abdülfettah Efendi. s. Hâfız Osman'ın sülüs yazılarını inceleyerek elde ettiği harflerin gövde ve duruş güzelliklerini celîye tatbik etmiş. Mehmed Nazif Bey. öğrencileri arasında en önemlileridir. Ömer Vasfi ve kardeşi Mehmed Emin Yazıcı. 1912) İsmail Zühdî'nin sülüs harflerini celîye tatbik ederek Râkım yoluna yeni bir şive kazandırmıştır. Sâmi Efendi'nin. Mahmud Celâleddîn Efendi'nin de doğum tarihi kesin belli değildir ve aslen Dağıstanlı olup. ressamlığının da tesiri ile Mustafa Râkım istif ve terkiplerde de birlik ve en güzel âhenge ulaşmıştır. Türk celî sülüsünü keşmekeşlikten arındırmış. Mahmud Celâleddîn Efendi. Tophâne Nusretiye Câmiî celî sülüs yazıları. babası Şeyh Mehmed Efendi ile İstanbul'a gelmiştir. "Mustafa Râkım. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Macid Ayral. DİA.430 34 .

M. levha vb. Gerçi ayrı bir yol gibi görünürlerse de şâhânedirler"76 Mustafa İzzet Efendi'nin on bir Kur'ân-ı Kerîm. Kazasker'in nesih yazılarında. dua mecmuaları. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Harfler ve kelimeler âdetâ uçar vaziyettedir. Milâdî 1801 yılında doğan. Hezarfen Necmeddîn Okyay'ın ifadesiyle: "Kelebek uçuşlarının tatlı ve yumuşak bir görünüşü vardır. Eyüp Mihrişah Sultan türbesindeki yazıları. Abdülmecid'in vefatından sonra tekrar Râkım yoluna rücû etmeye çalışmış. Celî'nin istifinde de harfler birbirinden bağımsız gibi kalmış. Ayasofya Camiî'nin 7. erken yaşlarda Çömez Mustafa Vâsıf'tan aklâm-ı sitte. önceleri Hâfız Osman ve Râkım yolunu takip ederken. en meşhur örneklerinden biridir. meşhur ta'lîk üstâdı Yesârizâde Mustafa İzzet Efendi'den ta'lîk yazıyı meşketmiştir. sayısız murakkā' ve kıt'a. hareke ve tezyinat işaretlerini başarılı bir şekilde dağıtamamıştır. Mahmud Celâleddîn Efendi. 75 76 BERK Süleyman. Celî sülüs'te ise aynı başarıyı gösterememiştir. 1829 senesinde vefat etmiş ve Eyüp Nişancı Şeyh Murad Dergâhı'na defnedilmiştir. Yazıda Hâfız Osman-Mahmud Celâleddîn.41 ALPARSLAN Ali. celî sülüs harfleri donuk ve küt kalmıştır. Mahmud Celâleddin Efendi. Mehmed Tâhir Efendi bilinen talebelerindendir. aynı zamanda iyi bir bestekâr olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi. on beş kadar delâilü'l-hayrât. mushaf. s. En önemli eseri belki de. Bâbıâli Nallı Mescid kitâbeleri başlıca eserlerindendir. talebesi Sultan Abdülmecid'in isteği veya emrine uyarak Mahmud Celâleddîn üslûbuna dönmüş. kendi kendine. yazılarında bu karışık üslûp hep var olagelmiştir. Şöyle ki. Eşi Esma İbret Hanım. s. otuzdan fazla en'âm.81 35 . fakat tam mânâsıyla bunu başaramamıştır. talebesi Sultan Abdülmecid'in kendisinden Celâleddîn üslûbunda yazı yazmasını istemesidir. "Sülüs ve nesih yazıda kendine has güzel bir tavra sahip olmuş ve çok kudretli eserler ortaya koymuştur. Hat San'atı. iki yüzden fazla hilye-i saâdet."75 Bu yüzden celî yazıda çağdaşı Râkım karşısında tutanamamıştır.5 m. Hırka-i Şerîf Camiî yazıları. kıt'a. Hâfız Osman'ın ve diğer hat üstâdlarının yazılarından faydalanarak öğrenmiştir. Bursa Ulu Camiî'ndeki iki büyük levha. eserler vermiştir. Dolayısıyla. dolayısıyla hüsn-i hattı.Râkım karışımı bir üslûba sahiptir. Bunun sebebi.kendisine yazı dersi vermek istememiş.

harflerin satıra dizilişi ve oturuşu. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar.77 Milâdi 15 Kasım 1876'da vefat eden ve Tophâne Kadirîhâne hazîresine defnedilen Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin en meşhur talebeleri. Yazıyı kendisiyle husûsî olarak ilgilenen. Şevki Efendi'nin yazıdaki önemli mahâretlerindendir. 1829 senesinde Kastamonu'nun Seydiler Köyü'nde doğmuştur ve küçük yaşlarda İstanbul'a gelmiştir. "Şevki'nin elinden. s. bu iki yazıyı güzelliğin en son safhasına getirmiştir. geçimini resmî vazîfesinden aldığı maaşla temin ettiği. Harflerin satıra dizilişleri mükemmeldir. Şevki Efendi. Râkım'ın celî sülüsteki özellik ve güzellikleri aynen sülüs yazısına aktaran Şevki Efendi'nin yazıları. yakın arkadaşı Sâmi Efendi. Hat San'atı. vefatından sonra ortaya çıkan masraf defterinden anlaşılmıştır. Sülüs ve nesih yazıları.çapında büyük. Abdullah Zühdü Efendi. Mehmed Şefik Bey. fakat pürüzsüz ve şîveli yazılarıyla tanınan bir hattatımızdır. Yazdıkları Kur'ân-ı Kerîm'lerle hat sanatında zirveye ulaşan Kayışzâde Burdurlu Hâfız Osman ve Hasan Rızâ efendiler de onun en önemli öğrencileri arasındadır. harflerde akıcılık hemen göze çarpar. s. celî sülüs çehâr-ı yâr levhalarıdır. 77 78 79 SERİN Muhittin. Şevki Efendi m. Şevki Efendi hakkında özetle şunları söyler: "O. O. Ayrıca harf inkılâbından önce matbaalarda kullanılan hurûfat Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nindir. Bu sebeple. istese de.78 Uğur Derman. Hâfız Osman ve Râkım'dan istifâde ederek sülüs ve nesih yazıda kendi mektebini kurmuştur.214 36 . Bu haliyle. fenâ harf çıkmazdı" sözüyle bir gerçeği ifâde etmiştir." 79 7 Mayıs 1887'de vefat eden Şevki Efendi. İKMHS. Mehmed Şevket Vahdetî. s. Muhsinzâde Abdullah Bey'dir. Halûk ve afif bir zât olan Şevki Efendi'nin. dayısı Mehmed Hulûsi Efendi'den meşk etmiştir ve ondan on iki yaşında icâzet almıştır.167-168 BERK Süleyman. asırda hattat Mehmed Şevki Efendi zirveye çıkarmıştır. dâirevî. 19.45 DERMAN Uğur. Aynı şekilde nesih yazıda. kıvrak ve metindir. son derece îtinâlı ve tekellüflü (özenli). eserlerine tâlip olanların-kendisi bir talepte bulunmadan-verdikleri parayı da doğum yeri olan Kastamonu'daki muhtaçları aylığa bağlayarak harcadığı.

Mısır'da ve İslâm âleminde Şevki Efendi yolunun tanınmasına vesile olmuştur. hilye. Harekesiz oluşu ve sâde görünüşü ile Türkçe'ye de uygun olan ta'lîk hattı. 37 . talebesi Buhara Türkler'inden olan Derviş Abdi ile tarafından getirilmiştir. kendisine "Yesârî (solak) lakabı verilmiştir. delâilü'l-hayrât. Filibeli Bakkal Ârif Efendi. İlk yazılarını İmâd tarzında yazan Yesârî. levha. Şeyhülislâm Veliyüddîn Efendi ve meşhur çağdaşları İmâd-ı Rûm yani Anadolu'nun İmâd'ı olarak tanınır ve bilinir. Osmanlı ülkesine. Hat sanatına kıt'a.Merkezefendi Kabristanı'nda dayısı ve hocası Mehmed Hulûsi Efendi'nin yanına defnedilmiştir. hilye ve kitâbe tarzında hizmet vermiştir. Osmanlı hattatları tarafından hep revaçta olmuştur. Mehmed Emin Bey. en önemlilerindendir. Ta'lîk hattı. Pazarcıklı Mehmed Hulûsi Efendi en meşhur talebelerindendir. kıt'a ve murakkā' alanlarında birçok eser vermiştir. Fehmi Efendi. Eserleri arasında Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan sülüs-nesih hilyesi. İran'da büyük hattat Mîr İmâdü'l-Hasenî üslûbu. Ârif Efendi'nin talebesi Şeyh Azîz er-Rifâî. daha sonra İmâd'ın yazılarını estetik bir elemeye tâbi tutmuş ve "Türk Ta'lîk Mektebi"nin öncüsü olmuştur. İstanbullu olan Yesârî Mehmed Es'ad Efendi (ö. Kâtibzâde Mehmed Refî. Aklâm-ı sitte hâricinde Osmanlı Türkler'i tarafından sevilen bir diğer önemli yazı cinsi de ta'lîk'tır. En meşhur öğrencileri başta oğlu Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi olmak üzere. Arapzâde Mehmed Sadullah Efendi'dir. Derviş Abdi'den sonra gelen Durmuşzâde Ahmed. levha. 1798) İmâd üslûbunun Osmanlı ülkesindeki tâkipçilerinden Dedezâde Seyyid Mehmed Efendi'den icâzet almıştır. Mehmed Şevki Efendi'nin mushaf. Doğuştan sağ tarafı felçli olduğundan sol eliyle yazdığı için. Dedezâde Seyyid Mehmed.

evinin. hilye. Yesârîzâde. Alay Köşkü. kalem ve kalemtraşçıların satış yaptıkları bir mesken olduğundan bahseder.81 Yesârî'nin evlâdı olan Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi İstanbul doğumludur. Birçok hattat gibi kıt'a.174 38 . 1955. Fâtih yangınından sonra yol îmar faaliyetleri esnasında kabri yolun altında kalmış. Yesârîzâde celî ta'lîk'te yapmıştır. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. s.80 19 Aralık 1798 tarihinde vefat eden Yesârî Efendi. SERİN Muhittin. Ayrıca Mustafa Râkım'ın sülüs celîsi'nde yaptığı yenilikleri. levha.Mahmud Kemâl. onun güzel harflerini seçmiş ve "Türk Ta'lîk Mektebi"nin kurucusu olmuştur.295 ALPARSLAN Ali. Ta'lîk hattında icâzetnâmeyi babasından aldı. s. s. İkinci Mahmud Türbesi. Kıbrısîzâde İsmail Hakkı Efendi. mürekkepçilerin.82 23 Haziran 1849'da vefat eden ve Fâtih'te babasının yanına gömülen Yesârîzâde'nin en meşhur talebeleri. Onunla Osmanlı ülkesinde ta'lîk hattı.000 parça yazı çıkan hattatın İstanbul'un her semtinde eserlerine rastlamak mümkündür. kâğıtçıların. 1839'da Anadolu. Devlet hizmetlerinde önemli mevkilere getirilen Yesârîzâde.536 İNAL İ.İbnülemin Mahmud Kemâl "Son Hattatlar" kitabında. Bâb-ı Âlî. Bayezid Kulesi. s. Babasının yazılarındaki eksik kısımları tamamlamış. Ali Haydar Bey. İst. Son Hattatlar. mezar kitâbeleri oğlunun kabir taşıyla beraber Fâtih Camiî hazîresine nakledilmiştir. Kazasker Mustafa İzzet Efendi ve Abdülfettah Efendi'dir. Terekesinden 65. 100'den fazla kitâbesi vardır. millî bir karakter kazanmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Nusretiye Câmiî ile sebili.Mahmud Kemâl. kitâbe vb.535. ders verdiği günlerde. Fâtih Gelenbevî'de bir kabristana defnedilmiştir.Maarif Basımevi. onun vefatından sonra kendi yazı karakterini oluşturmaya başlamıştır. 80 81 82 İNAL İ. yazı hayatının ilk döneminde babası gibi yazmış. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. 1842'de Rumeli Kazaskeri oldu. 1808/1839) devri tarihî binalarının üstündeki kitâbelerin çoğu onun tarafından yazılmıştır. gibi dallarda hüsn-i hatta hizmet eden Yesârîzâde çok yazı yazmıştır. Sultan İkinci Mahmud (sl.

sülüs celî'sini Recâi Efendi'den. Hâfız Kemâl Batanay. Talip Mert. Hacı Kâmil Akdik. 83 84 SERİN Muhittin.83 Öğrencilerinden Necmeddîn Okyay'a göre o gerek celî sülüs'ün.84 Sâmi Efendi. s. gerek ta'lîk ve celî ta'lîk'ın heykelini dikmiştir. Davut Bektaş. Ömer Vasfî Efendi. Çeşitli yazılarda asrının en büyük üstâdı olan Sâmi Efendi. Bugün hat sanatı Hasan Çelebi. Hâmid Aytaç.187-188 ALPARSLAN Ali. Hüseyin Kutlu. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. 19. yüzyılın büyük hattatlarının birçoğunun hocası olan Sâmi Efendi. daha sonra Ali Haydar Bey'den. celî ta'lîk'te Yesârîzâde'nin tavrını geliştirerek güzelleştirdiği ve bütün hattatlara rehber olduğu kaynaklarda belirtilir. büyük emekler sarfederek hat sanatını yaşatmışlar. Bu hattatlar hat sanatının kaybolmaya yüz tuttuğu zamanlarda. Tuğrakeş İsmâil Hakkı Altunbezer. Emin Barın. s. 13 Mart 1838'de İstanbul'da doğdu. Osmanlı Türk zevkine uygun sülüs. Hulûsî Efendi. ta'lîk'ı önce Kıbrısîzâde İsmail Hakkı. bir yazı üzerinde bir ressam gibi uzun seneler çalıştığı. Hâfız Mahmud Öncü. Mustafa Halim Özyazıcı. Mustafa Bekir Pekten. Hezarfen Necmeddîn Okyay. Şeyh Azîz er-Rifâî. ta'lîk ve celîleri tarihî seyri içinde tekâmülünü Sâmi Efendi ile tamamlamış.20. Sâmi Efendi'nin yazıları arasında en mühimleri. Ali Toy. sülüs ve nesih yazıyı Boşnak Osman Efendi'den. Yetiştirdiği talebeler arasında en tanınan isimler şunlardır: Nazif Bey. "Celî yazmadıkça hattın esrarına vâkıf olunmaz" dediği nakledilir. O da İkinci Mahmud tarafından yapılan Beylerbeyi Sarayı için Yesârîzâde'nin yazdığı kitâbesinden çok istifâde etmiştir. Cihangir ve Erenköyü'nde Zihni Paşa ile Gâlib Paşa câmilerindedir. Yesârîzâde ve Sâmi Efendi ta'lîk hattının zirve iki ismidir.179 39 . İstanbul Altunîzâde. Turan Sevgili. asırda altın çağını idrak etmiştir. Ali Alparslan ve Uğur Derman gibi son dönemin önemli hattatlarını ve hat sevdalılarını yetiştirmişler veya yazıları ile yetişmelerine vesîle olmuşlardır. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. 2 Temmuz 1912'de vefât etmiş ve Fâtih Câmiî hazîresine gömülmüştür. Yirminci yüzyıldaki ta'lîk hattatlarının hepsi Sâmi efendi'den ya şahsen veya yazılarından istifâde ederek yetişmişlerdir. Yazılarının tashihinde çok titiz davrandığı. dîvânî'yi Nâsih Efendi'den. Celî sülüs'te Mustafa Râkım'ın. rik'a'yı Mümtaz Efendi'den meşketmiştir. Osman ve Mehmed Özçay kardeşler gibi hattatların ve onların yetiştirdiği talebelerin vasıtasıyla mevcûdiyetini ve gelişimini sürdürmektedir.

Bu sanatı icrâ eden sanatkârlar da. arınma ve üslûblaşma hareketine girmiş. siyasî. mektup ve iktâ kâtipliği. asırda altın çağını idrak etmiştir. yüzyılda kullanılmaya başlandığını. Mahmud Bedreddin Yazır kaynak göstermeksizin güzel yazmayı meslek edinenlere eskiden "kettâb" denildiğini. yazılarına imza atma yetkisine kavuşmuş. askerî ihtiyaçlara bağlı olarak vahiy kâtipliği. 12.3. Hz. İslâm hattını yazanlara verilen en eski isim "kâtip"tir. önceleri "okuma yazma öğreten" anlamında kullanılan hattatın zaman içinde "hüsn-i hattı icrâ eden sanatkâr" mânâsını kazandığı görüşündedir (İslâm Kültür Mirasında Hat Sanatı. Bu îtibarı elde etmek içinde hat sanatkârı.TDV. Bu dönemde sanat endişesi gözetmeden günlük yazışmaları yazan kişilere verilen bu unvanın daha sonra hat sanatını icra edenler için de kullanıldığı.26).493 40 . bu en güzel şubenin îtibarlı şahısları olagelmişlerdir. DİA.Aklâm-ı sitte. c.1997. Hattat kelimesinin ilk defa hangi tarihte kullanıldığı hususunda kesin bir bilgi yoktur. ömrü boyunca belirli bir disiplin içerisinde ve sabır ile çalışmıştır. "Hattat". s. idarî. 19. Mısır. İşte hüsn-i hat sanatında. bilhassa sülüs ve nesih yazıları Osmanlı hattatları elinde 15. s. bir hat üstâdının rahle-i tedrisinde belli kaideler etrafında eğitim almış. yüzyıldan itibaren beş asır süren bir süzülüp.1. sır kâtipliği. hattat tabirinin Yakūt el-Musta'sımî'den itibaren başladığını söyler (Kalem Güzeli. İst. vücûda getirdikleri eserlerle İslâm kültürünü zenginleştirmişlerdir.85 Kâtip kelimesi Osmanlılarda da kullanılmıştır.Peygamber devrinde ve O'nun tarafından dinî. Nihad Çetin ise kelimenin muhtemelen m. tarih boyunca. Hattatlık İslâm sanatlarının en güzel ve en önemli şubesi hep "hat sanatı" olmuştur. Emevîler ve Abbâsîler'de de görüldüğü bilinmektedir. talebe yetiştiren sanatkâra "hattat" denir.29). 1.16. Suriye ve Irak gibi ülkelerde de Osmanlı hat üslûbu benimsenmiş. Şeyh Hamdullah bazı eserlerine "Sultan'ın Kâtibi" mânâsında "Kâtibü's-sultânî" 85 DERMAN Uğur. kudretli ve mâhir hattatlar yetişmiş. ahidnâme ve sulh kâtipliği adlı görevler ihdas edilmişti. Bir misal vermek gerekirse.

Eser veren hattatlar. Hüsn-i hat hocalarını üç grupta toplamak mümkündür: 1.493 41 . muharrir. verrâk gibi kelimelerinin yerine artık "hattat" kelimesi kullanılmaya başlanmıştır.s. güzel yazıya alıştırmak idi. Osmanlı ülkesinde hattat yerine kâtip kelimesinin kullanıldığının bir başka önemli örneğidir. evlerinde de talebe yetiştirirlerdi. matbaa gibi çalışarak eser yazan veya kitap istinsah eden hattatlardır. 86 DERMAN Uğur.m. o sıralarda şekillenmesini henüz tamamlamaya çalışan kıraat ve imlâ kaidelerine uygun.748) olan. 12. Meşk hocası. Bununla birlikte Mahmud Celâleddîn Efendi gibi. Osmanlılarda güzel yazı talimine ilk olarak sıbyan mekteplerinde başlanırdı. "verrâk" adıyla anılan bir meslek zümresi ortaya çıkmıştır. yüzyılda. İran sahasında ise "hoşnüvis (güzel yazan)"kelimesi benimsenmiştir.m. hep onların vasıtasıyla verilmiştir. Fakat bu mekteplerde esas gaye hattat yetiştirmek değil. kendini yetiştiren büyük sanatkârlarımız da vardır. hiçbir hocadan düzenli ders almadan. c. yüzyıldan îtibâren kâtip.şeklinde imza koymuştur. Verrâkların asıl işi. Matbaanın olmadığı devirlerde. 2. Bu unvanı ilk kullanan kişi "Kutbe el-Muharrir" (ö. Resmî bir kurumda veya vakıf hizmetlerinde belirli bir ücret karşılığı vazifelerini ifâ ve icrâ ettikleri gibi. Dînâr (ö. eli. bilinen ilk müntesibi Mâlik b. Suyolcuzâde Mehmed Necib Efendi'nin "Devhatü'l-Küttâb" isimli eseri de. Hattı sanat gayesi ile meslek edinenlere verilen ilk unvan "muharrir"dir. daha sonraları ise çeşitli konularda telif edilmiş eserleri ücreti karşılığında istinsah etmekti. Hem talebe yetiştiren. Bu mekteplerde rık'a ile birlikte. sülüs ve nesih yazı da gösterilerek çocuğun yeteneği yoklanırdı. Ayrıca hat sanatımızın en önemli eserleri. sadece yazı öğretenler bu gruba girer.771)'dir.86 Hat sanatının eğitim ve öğretiminin. yüzyıllara dayalı bir usta-çırak ilişkisinde ve mektep sahipleri eliyle yapıldığını ve öylece gelişimini devam ettirdiğini daha önce kaydetmiştik. hatasız okunabilen mushafları. M. daha önceki hat üstâdlarının yazılarını tetkik ederek. Resmî veya vakıf mekteblerinde belirli bir ücret karşılığı vazifelerini icrâ ederler. 3. DİA. Milâdî 8. "Hattat". Hat sanatı tarihimizin üstâdları hep bu gruptandır. hem de eser veren hattatlar.16.

Yalnız sülüs ve nesih yazıya "Rabbi yessir ve lâ tüassir. bâ ile cim… cim ile yâ. Meselâ Şeyh Hamdullah'ın 30. Muzıka-i Hümâyûn gibi resmî veya medrese. yazı öğrenmeye "meşk almak". Galata Sarayı. Yazı öğreniminde bu safhaya "müfredat meşki" denir.Mektep sahibi tanınmış hat üstâdlarının çalıştıkları müesseseleri Uğur Derman şöyle anlatır: "Enderûn-ı Hümâyûn. hatta hediye bile kabul etmezlerdi. güç eyleme. 87 DERMAN Uğur. Misâl olarak Nuruosmaniye Medresesi'ndeki yazı odasında Abdullah Zühdü ve daha sonra Filibeli Hacı Ârif efendilerin. hayırla tamamına erdir.494 42 . DİA. Hüsn-i hat talimi için talebeye verilen ve hoca tarafından yazılan örnek satıra "meşk".s. öğreneceği yazı çeşidine göre eliften yâ harfine kadar teker teker harflerin. Çarşıkapı'daki 1957'de yıktırılmış olan Kemankeş Mustafa Paşa Medresesi'nde Sâmi Efendi'nin yıllarca hat muallimliğini sürdürdükleri ve birçok hattat yetiştirdikleri zikredilebilir. Dîvân-ı Hümâyûn.16. yazı öğretmeye "meşk etmek" veya "meşk vermek" adı verilir. evlerinde de haftanın bir veya iki gününde yazı meşkeder.) duasıyla başlanır. Sanatın zekâtı kabul edilerek yüzyıllardır yürütülen bu gelenek son zamanlara kadar korunabilmiştir."87 Daha sonra hattat yetiştirme vazifesini 1915 senesinde açılan "Medresetü'l-hattâtîn" ifâ etmiştir. Rabbi temmim bi'lhayr ( Ya Rabbi! Kolay eyle. Aynı şekilde bazı külliyelerde "meşkhâne" yahut "yazı odası" olarak anılan ve hat meşkine tahsis edilmiş bulunan hücreye haftanın muayyen gün veya günleri gelen hat üstâdlarına da vakfiye gereği bir ücret tahsis edilmiştir. "Hattat". Hat eğitim ve öğretiminde asırlardan beri takip edilen yöntem şöyledir: "Hat öğrenmek isteyen bir talebe. Ahmed Karahisârî'nin 15-16 akçe yevmiye aldıkları kaynaklarda bildirilmektedir. Bu müessese birkaç defa kapatılmış ve en son "Türk Tezyînî Sanatlar Mektebi" adı altında "Güzel Sanatlar Akademisine" bağlanmıştır. böylece şekil bakımından birbirine benzeyen harflerden birer örnek yazmak suretiyle bitişen harflerin teker teker diğer harflerle bitişme şekil ve oranları gösterilir. c. oranları ve şekilleri öğretildikten sonra bâ ile elif. hendesesi. bunun karşılığında hiçbir maddî çıkar beklemez. mektep gibi vakfedilmiş bir öğretim kurumunda hat eğitim ve öğretimi yaptıkları gibi. Ancak bir mektepte hat öğretenlere günlük veya aylık bir ücret ödenirdi. bâ ile bâ.

Buna "kaftan giydirme" denir. tekne. satıra mahsus bir bünyesi vardır. Çünkü her harf ve kelimenin cümle içinde ve satır nizamında aldığı ayrı bir şekil.352-353 43 . Elif Kasidesi. Eğer hoca harflerde bir bozukluk görürse tekrar meşk altına çıkartma yapar. Yahut kendi yazısının altına koyduğu sa'y işaretini talebe yazısının altına atarak. gayret ve güven verir. alıştırmalar yapar ve hocaya götürmek üzere bir meşk hazırlar. Böylece daha ilk derste talebenin. küp. Buna "harf çıkartmak" veya "çıkartma" denir. Bu teşbihler talebenin şekilleri zihnine daha çabuk almasına ve taklid etmesine yardımcı olur. s. baş. hevesi denenmiş. talebe meşkinin altına harf nisbetlerini. Hoca talebenin meşkinde beğendiği satırın altını ve üstünü kalemiyle çizer. zülfe gibi misâller verilir. kalemin akışını tarif ederek yazar. göz. beğenmediği harfleri. talebenin yazısında gördüğü kusurlu. ta'lik'te "Çün halâsı zî-müfredat âmed / vakt-i meşk-i mürekkebât âmed" (Müfredattan kurtulunca mürekkebât meşkinin vakti geldi) beytini ilk mürekkebat meşki olarak yazar. yeteneği. birçok defa yazdığı halde hocasının istediği seviyeyi elde edemeyen talebeler kendiliğinden elenmiş olur. benim kadar yazmışsın" anlamında takdirlerini belirtir. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. Talebe yazı kompozisyon kurallarını ve tertibini bu safhada yapacağı çalışmalarla öğrenir. sülüs ve nesih'te "Temmeti'l-hurûf bi-avnillahi meliki'r-raûf" (Allah'ın yardımıyla harfler tamamlandı) ibâresi.Henüz harf bünyelerini meşketmemiş bir öğrencinin satır nizamında bir cümle yazması çok güçtür. Hocanın bu hareketi talebeye şevk. yazı öğreniminde feyizli ve zevkli olduğu kadar da en güç olan safhadır. kaidelerini. Hoca yazı örneğini talebenin önündeyazar ve satır altına çalışma mânâsına gelen "sa'y" işaretini kor. Harfler ve iki harfin birbirine bitişmiş şekilleri meşkedildikten sonra hoca. sabrı. Hoca. "Aferin. Talebe hocanın bu tashihlerini dikkate alarak aynı meşki tekrar çalışır ve ertesi derse getirir. Kasîdetü'l-bür'e". Mürekkebat meşki. Harf şekillerini daha iyi açıklamak için kâse."88 88 SERİN Muhittin. ta'lik'te Molla Câmî'nin "Besmele Kasidesi" veya Hâkānî Mehmed Bey'in "Hilye-i Hâkānî"'sinden seçme beyitler yazılır. Mürekkebat meşkinde ekseriyâ sülüs-nesih'te "Kasîdetü'l-bürde. ağız. Talebe bir hafta sonraki derse kadar hoca meşkini taklide çalışır.

Kibirsiz ve Azimli Olmak.). Doğru Anlayışlı Olmak. Ayrıca iyi bir hattat olmanın bazı şartları vardır. el öğünür" darb-ı meseli bu sanat için de doğrudur. kibiri kırmak gerekir. sanatta muvaffakiyetin şartı olan hırs ve azmi lâyıkıyle devam ettirebilmek için. Yazıların altına imza konurken "ketebehû" (bunu yazdı) kullanıldığı için icâzetin bir adı da "ketebe kıtası"dır. Bu sayede. Bu ibârenin genellikle Arapça'dır. anlayış kuvvetlenir. Kalem Güzeli.. meydan kibre kalır. vakarlı. 4. sonradan icâzetlerde kullanılması âdet olduğu için "hatt-ı icâze" adını alan rikā' hattı ile. 6. 5. sülüs-nesih icâzetnâmelerinde. ahlâk ve zarâfet mektebi ve kitabıdır. yazı metânet kazanır. İyi ve Bol Malzeme Kullanmak. kâğıd ve mürekkeb gibi malzemenin iyisini kullanmakla kötüsünün kullanmanın aynı neticeyi vermeyeceği şüphesizdir. 7. 89 YAZIR Mahmud Bedreddin. 8. azimli olmalarını. "Alet işler. hata ve doğruluğunu araştırmaya engel olur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. İstîdâd ve Kâbiliyet Sahibi Olmak. Derman Uğur (nşr. Taklid edilecek bu yazı genellikle kıt'a adı verilen şekilde olur.89 Yazılarına imza atma yetkisini almaya "icâzet almak". Kibir.Çalışmalarına düzenli bir şekilde devam eden ve başarılı olan bir talebe üç veya dört yılda müfredat ve mürekkebat meşklerini bitirerek icâzet almaya hak kazanır. Talebelerine de. Hüsn-i hatta "icâzet alma" gelenek ve merâsimi şu şekildedir: "Talebe icâzet almak için hocası tarafından seçilen eski üstâdlardan birinin "yazısına taklid ederek" yazar. 1981. doğru anlayışın kaybolması demektir. bu husustaki yazılı vesikaya "icâzetnâme" denir. zekâya. Nadir de olsa Türkçe yazılanları da vardır. Ank. Takliden yazılıp da hoca tarafından beğenilen bu kıt'anın altına. edebli olmakla ve daima hayır istemekle iktifa etmezler. nefsi gurura.hzl. s. Çok Yazı Mütâlea Etmek. Harîs olmak. Meşk ve Tâlim Görmek. kibirden uzaklaşmalarını sağlayacak misâller vermekten geri kalmazlar. meleke artar. yani güzel yazı yazmak için çok istekli olmak. Bu ise. Bu kaybolunca da. aldanmaya sevk eder. Çünkü kâmil bir üstâd nazarında sanat. dikkate. Şöhret kazanmış büyük hattatların çoğu. ta'lik icâzetnâmelerde ise hurde ta'lik ile bir izinnâme yazılır. bir edeb. Çok Yazmak. 3. mantığa ve tekrarlarındaki isâbet derecesini ayırmak için muktedir olmak. kendileri yalnız mütevâzî. 2. hâfızaya. Yazıda kullanılması zarûrî olan kalem. DİB Yay.122-128 44 .

önceden kararlaştırılan bir mahlasın merâsim sırasında verilmesi ve bunun da izin cümlesinde yer alması usuldendi. harrerehû.496-497 SERİN Muhittin. rakamehû. hattatların bir kısmı hâfızlığa da çalıştığı için zaman uygunsa bu merâsim hıfz cemiyeti ile birleştirilirdi. İsmâil Hakkı. bazı farklılık ve ilâvelerle hemen her zaman kullanılan esası şöyle tercüme edilebilir: "Bu lâtif kıt'ayı yazana (talebenin adı). Mustafa Râkım. Bununla birlikte "ketebe" kelimesinin yerine bazen yazının mahiyetine göre "nemekahû.s.m. İcâzetnâmede hoca kendisini çok defa "ene muallimuhû" (ben onun muallimi) diye belirterek jürideki diğer hattatlardan ayırt edilmesini sağlardı.91 Bazen hattatlar sadece imza atmışlardır.yy). İsmâil Zühdî. sevvedehû. Her hattat meslek hayatı boyunca hocasını takip eder. bu hattatlardan birkaçı. Hattat imzalarına bu kelimelerden sonra tevazua delâlet eden "el-fakīr. Mustafa İzzet. s. "Hattat". Ancak hat sanatında kabiliyet ve yeteneği üstün olanlar yeni bir üslûbun sahibi olurlar.İzin cümlesinin. el-hakir" gibi kelimeler. yazılarının altına ketebesini koyması için icâzet verdim. Allah ömrünü ve mârifetini çoğaltsın.16. Hattat unvanını almaya hak kazanan talebe için bir "icâzet cemiyeti" tertip edilir. Mehmed Hulûsi gibi meşhur hattatların ikinci isimleri kendileri için uygun görülen mahlaslardır.354 45 . Ben onun muallimiyim (hocanın adı). İcâzet alan şahsa. hattatın ismi ve bir dua cümlesini ihtiva eden bir cümle ilâve edilir. Osmanlı kaynaklarına göre ilk defa Zeynüddîn Abdurrahman İbnü's-Sâiğ (ö. Şeyh Mektebi (1590 91 DERMAN Uğur. sülüs ve tevkī' karışımı üslûplaştırılmış bir imza ile imzalanır. el-müznib. c. 1442) tarafından konulan bu icâzetnâme geleneği asırlarca titizlikle korunmuştur. Yazılar genellikle kendi hat türünden bir hat ile imzalanır. Celî sülüs ve tuğralar ise. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. büyük hat dâhimiz Mustafa Râkım tarafından icâd edilen. Ekseriyâ bir camide yapılan bu merâsimde yeni hattatın tezhiblenmiş yazısı asıl hocanın yanı sıra diğer hat üstâdlarından oluşan ve orada hazır bulunan bir "hat jürisi"ne arzedilir. kendilerine ayrılan yere bu icâzeti tasdik ve yeni meslektaşlarını tebrik ettiklerini yine Arapça olarak yazarlar. Buna "icâzet tasdiki" denir. Aklâm-ı sitte'deki üslûb mektebleri şunlardır: "Yâkūt el-Musta'sımî Mektebi (13. DİA."90 Hattat imzaları ekseriyâ "ketebe" kelimesiyle başlar. tarih". meşşekahû" kelimeleri de kullanılmıştır.

Meselâ Kazasker Mustafa İzzet Efendi Mektebi'nin Mehmed Şefik Bey. Bu konunun en muteber isimleri olarak sahaf Bartınlı Rıdvan Efendi. yumuşaklık veya sertlik. Aynı zamanda yazıdaki sevimlilik.s. Muhsinzâde Abdullah Hamdi Bey. Hattatların sanat hayatları dokuz devreye ayrılır. DİA.16. Hasan Rızâ Efendi gibi şubeleri vardır. aynı zamanda kemâlâtı yazıda görülür. Kazasker Mustafa İzzet Mektebi. hüzünleri ve sevinçleri. Mahmud Celâleddîn Mektebi. Bunlar. Sanatkârın iç dünyası yazıya akseder: "Üslûbu beyan aynıyla insandır.yy). Mehmed Şevki Mektebi (19. Bu unvanın 500 kuruşluk tahsisâtı olduğu da bilinmektedir. Böylece bir hattatın sanat hayatı dokuz devreye ayrılmış olur. temizlik. "evâil (başlangıç). evâhir (son). c. Hattatlar bazı eserlerini tevazu ile imza koymamışlardır. Bu unvan sadece Muhsinzâde Abdullah Bey ile Hacı Kâmil Akdik'e verilmiştir. yy). buhranları. Hattatlar arasında kıdemi ve dirayeti ile ön sırayı alana "reîsü'l-hattâtîn" unvanı verilir. rahatlık veya sıkışıklık. Hâfız Osman Mektebi (17. hattatın şahsiyeti de önemlidir. Bu üstâdların yetiştirdiği emsalsiz hattatlarla her mektep ayrıca çeşitli şubelere ayrılmıştır.92 Ayrıca yazı sanatında. Ahmed Karahisârî Mektebi (16. yy). Mustafa Râkım Mektebi. Yaşayan hattatların en yaşlısına bir saygı nişânesi olarak verilen "şeyhü'l-hattâtîn" unvanının ise resmî bir tarafı yoktur. Hat uzmanlarının kime ait olduğunu tasdik ettikleri eserler de imzalılar kadar makbul tutulur. yy). Bu eserlerin üslûblarına ve şivelerine bakarak hattatını tanımak büyük bir hünerdir. yy). Ayrıca her bir devre kendi arasında üçe ayrılır. Hezarfen Necmeddîn Okyay ve Macid Ayral ilk akla gelenlerdir. azamet ve vakar gibi insanda hayranlık uyandıran 92 DERMAN Uğur. Çarşambalı Hacı Ârif Bey. nizam. keskinlik.16. "Hattat". Mehmed Şevki Efendi ve Kazasker Mustafa İzzet Efendi mektepleri zamanımızda da sürdürülmektedir. oğlu Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi Mektebi ile gelişmiş. titizlik. Yesârî Mehmed Esad Mektebi ile Türk ta'lik'i doğmuş. ıstırapları. Sâmi Efendi ile zirveye çıkmıştır. Celî sülüs'te ise Mustafa Râkım Mektebi Sâmi Efendi ile en ileri seviyeye ulaşmıştır. evâsıt (orta). İsmâil Zühdî Mektebi (18.497-498 46 ." Yani hattatın ruh hâli.

Bu durum 20. 1570) "Hat Risâlesi" dir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı. Muallim Cevdet K. Hattat ruhî bir olgunluğa erişemeyince. m. 1. Kaynak ve Araştırmalar İslâm'ın doğuşundan 20. Hatta Sultan İkinci Mustafa gibi hocası Hâfız Osman'ın yazı hokkasını tutacak kadar hürmet ve itibar gösterenleri tarih kaydetmektedir. m.28 47 . 450.4. 93 SERİN Muhittin.değerler sanatkârın kendisidir. Muhittin Serin olmak üzere hat uzmanları vasıtasıyla ilerleme kaydetmiştir. estetik bir kıymete hak kazanır. Ahmed Fevrî'nin (ö. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar. Bu eserlerin bazılarının dili Arapça ve Farsça'dır ve bir kısmı Türkçe'ye te'lîf edilmiştir. 1590) talebesi Taczâde Mehmed Efendi (ö. Böyle olduğu içindir ki. hat sanatı hep en güzele ulaşma hedefi ile gelişimini ve ilerlemesini sürdürmüştür. Hat Risâlesi. m. 1588) tarafından Farsça asıllı bir hat risâlesinden tercüme edilip buna ilâvelerde bulunulmuştur. Bu konuda Şeyh Hamdullah'a Sultan İkinci Bayezid'in destek ve himâyesi meşhurdur. Sanatkârın ruh hâline göre yazı. hat sanatı ile ilgili yazılan ve İstanbul Kütüphânelerinde mevcut olan bazı eserler şunlardır: 1. hükümdarların ve devlet büyüklerinin himâyesini almışlar ve onlardan destek görmüşlerdir. bir kısmı da müstakil ve muhatâlı birer kaynak hâlindedir. maalesef nazariyâtı hususunda pek fakir kalmıştır.. Osmanlı hat sanatı tarihinde en eski te'lîf olduğu zannedilen eser. sanatında da istenilen seviyeye yükselemez. asra kadar tekâmülünü sürdüren. s. yüzyılda kırılmaya başlanmış ve özellikle son çeyrek asırda başta Uğur Derman. asliyetini ve olağanüstü güzelliğini kendini yenileyerek muhafaza eden hat sanatı.93 Hattatlar tarih boyunca hânedanların. Osmanlı dönemine aid. Hattat Abdullah Kırımî'nin (ö. Hat sanatı tarihi ve hattatlara aid biyografilerin bir kısmı risâle ve kitapçık şeklinde. Ali Alparslan.

2325. m. İlm-i Hat Risâlesi. Hüsn-i Hatta Dâir Risâle. Ank. 13. Ahmed Bâdi Efendi'nin (1839-1910) te'lîfi olan büyük emek mahsûlü bu eserin "Hat ve Hattatlar" faslında –geçmiş asırlar için Tuhfe-i Hattâtîn'den faydanılmakla beraberhusûsiyle 19.94 Hüsn-i hat ve hattatlarla ilgili başlıca eserlerimiz ise. bir kısmı sadece isimleriyle anılan ve hâl tercümelerinde fazla tafsîlata girişilmeyen 850 hattat tanıtılmaktadır. 2. ek) mâhiyetinde hazırlanmış Türkçe bir kitaptır. 7. 1576'dan sonra) bu manzum eseri Fîruznâme adıyla bilinir (27 varak).2. 342-409.S. 1995) yüksek lisans tezi hazırlanmıştır. Süleymaniye Kütüphânesi-Âşir Efendi. Bayezid Devlet Kütüphânesi. Hat ve Hattâtân'a zeyl (ilâve. Riyâz-ı Belde-i Edirne. 5. 4. Bu eserde. Türk Tarih Kongresi (4-8 Ekim 1999.-Hazîne. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphânesi-Emanet Hazînesi. Bu eser üzerine Aynur Erbaş (Dokuz Eylül Üniversitesi/İzmir. "Osmanlı Çağında Hat Sanatı ve Hattatlara Dair Yapılan Araştırmalar". Mahmud Kemâl İnal'ın "Son Hattatlar" kitabının mehazlarından biridir. S. yüzyıl Edirne hattatlarına dâir mühim bilgiler bulunmaktadır. 1731) eliyle m. Eğinli Süleyman Efendi (ö. T. TTK. Rûhu't-ta'lik. Arkeoloji Müzesi Kütüphânesi. 1726'da istinsâh edilmiştir. 472. Tuhfe-i Hattâtîn. Mir'ât-i Hattâtîn. 1924) tarafından. Âlet ve malzemeden sonra ta'lik hattını tatbikî olarak târif etmektedir. Bayezid Umumî Kütüphânesi. İ. 1799'da yazılmış nüsha (16 varak). 1993) tarafından yüksek lisans tezi hazırlanmıştır. 10392. c. 6. Yâkūtü'lMusta'sımî'ye izâfe edilen Türkçe'ye çevrilmiş bir risâle olup istinsâh tarihi yoktur (38 varak). 2002.42-44 48 .M. 10338.): Kongreye Sunulan Bildiriler. Gülzâr-ı Savâb. Hat ve Hattâtân ile İbnülemin Mahmud Kemâl İnal'ın Son Hattatlar isimli kitaplardır. 1756) ile ilgili bir risâledir (10 varak). m. m. Devhatü'l-Küttâb. 3.K. Müellifi olan Mektubî İbrahim Edham Efendi tarafından m.3. Bâlî Fîruz Efendi'nin(ö. Menâkıb-ı Hünerverân. Bu nüsha Eski Zühdî lakabıyla tanınan İsmâil Zühdî (ö. Bu eser hakkında Mehmed Memiş (Marmara Üniversitesi/İstanbul. Eğrikapılı Râsim Efendi (ö. Ank. 9-11. Mîzan-ı Hat. m. 1719/1. 94 DERMAN Uğur.

1543'ten sonra) talebesi olan babası Nefeszâde Mustafa Efendi'den öğrenmeye başlamış.K. her zaman müracaat edilecek bir kaynaktır. 1679) bu ailenin akrabasındandır. Osmanlı münevverlerinden Gelibolulu Mustafa Âli Efendi (m.M. Müjgân Cunbur tarafından 1982 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları arasında. M. sâir ilâvelerle Menâkıb-ı Hünerverân'ı m.1541/1600) tarafından yazılan. Dr. m. çeşitli Arapça temel kaynaklardan istifade ederek ve diğer nüshalarla karşılaştırarak Gülzâr-ı Savâb'ı neşre hazırlamıştır. Gülzâr-ı Savâb. Kabrinin yeri de bilinmemektedir.Menâkıb-ı Hünerverân. Iraklı hattatlardan Kutbeddin Muhammed Yezdî ile tanışınca. neşrinden 95 95 Eser. hattat Abdullah Kırımî'nin Osmanlı meslektaşları hakkında anlattıklarıyla genişletmiş. Kongreye Sunulan Bildiriler. Eserin ikinci bölümü. Hat sanatını. ayrıca Yezdî'den dinlediklerini kısa bir müddet sonra İstanbul'a döndüğünde. kendisine hattatlar hakkında bir eser yazmasını telkîn etmiş. yeni harflere aktarılmıştır. Şükrullah Halîfe'nin (ö." aktarılmaya çalışılarak neşredilmiştir. "Doğruluk Bahçesi" yahut kaynaklarda bazen Gülzâr-ı Sevâb (İlâhi Mükâfat Bahçesi) adıyla da anılan kitabın müellifi Nefeszâde Seyyid İbrahim Efendi.-Emanet Hazînesi. Bu eserden edindiği bilgileri. günümüz Türkçe'sine DERMAN Uğur. Hayatı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Gülzâr-ı Savâb Güzel Sanatlar Akademisi tarafından 1938 yılında Kilisli merhum Rifat Bilge (1873/1953) eliyle T. m.53-56 49 . daha sonra aklâm-ı sitte'yi Demircikulu Yusuf Efendi'den (m. Osmanlı devrine aid ilk te'lîftir. Kilisli Rifat Bilge. 1586 yılında Hazîne Defterdarı olarak kısa bir müddet bulunduğu Bağdad'da. Osmanlı hat ve hattatları konusundaki ilk yerli eser olan Menâkıb-ı Hünerverân. şiir ve inşâ ile de meşgul olmuş bir şahsiyettir. "Şeyh Hamdullah tavrı" nın unutulmaz isimlerinden Nefeszâde Seyyid İsmâil Efendi de (ö.S. 1514/1611) tamamlamıştır. Yezdî de Bağdad ve havâlisinde şöhret sâhibi olanlardan 50'si için bir risâle kaleme almıştır. hat sanatının yanı sıra. M. "Bugünkü Türkçe ile mânâsı "Hüner Sahiplerinin Menkıbeleri" demek olan bu eser. 1232/2 de kayıldı yazma nüsha esas alınıp tertip ve tahsis olunup. s. 1650 yılında vefat ettmiştir. ayrıca çeşitli kitap sanatkârlarını da kısaca tanıtmasından dolayı. 1587'de tamamlamıştır.

Ağakapılı İsmâil Efendi'den (m. Kilisli Rifat Bey aslî metni hiç vermeden "muhtevânın bugünkü Türkçe'yle nasıl ifâde olunabileceğini" göz önünde tutmuş."96 Devhatü'l-Küttâb. "Hat sanatı ve hattatlar bakımından 17. Müellifi Müstakîmzâde Süleyman Sadeddin Efendi (m. İstanbul'da dünyaya gelen müelliflin doğum tarihi belli değildir ve 80 yıl kadar yaşadığı tahmin edilmektedir. 1942 senesinde Güzel Sanatlar Akademisi neşriyatının onaltıncı sırasında ve 160 sayfa hâlinde İstanbul'da neşredilmiştir. Suyolcuzâde. bu önemli eser de Kilisli Muallim Rifat Bilge'nin tertip ve tashîhi sayesinde yayımlanmıştır. Bunu Tuhfe-i Hattâtîn tâkib eder. asrın ilk mühim eseri olan ve "Hattatlar Ulu Ağacı" mânâsına gelen Devhatü'l-Küttâb. s. Hakikatte bu eser. Kongreye Sunulan Bildiriler. gerçek mânâsıyla Osmanlılarda te'lîf edilen ilk müstakil hattatlar tezkiresidir. Gülzâr-ı Savâb gibi. ondan sonraki 90 yılda yetişen Osmanlı hattatlarını (imkânları dahilinde) ayrıntılı bir biçimde eserinde tanıtmıştır. 1670-1731) efendilerden de çok istifade etmiştir."97 Tuhfe-i Hattâtîn.1625-1686) de oğludur. yüzyılın büyük isimlerinden Suyolcuzâde Mustafa Eyyûbî'nin (m. ö.önce Reisü'l-hattâtîn Kâmil Akdik (1861-1941). asıl mühim hizmetini.75-77 50 . Kongreye Sunulan Bildiriler. Mayıs-Haziran 1719'da Fâtih'te doğan.71-72 DERMAN Uğur. 17. hat sanatıyla fiilen uğraşmasının dışında. 1708) ve Yedikuleli Seyyid Abdullah(m. 1619-1686) torunu. şatafatlı cümlelerden ayıklanmış şekliyle yeniden kaleme almıştır. s. 1706) icâzet almış. Tuğrakeş İsmâil Hakkı Altunbezer (1873-1946) ve Hezârfen Necmeddin Okyay (1883-1976) gibi Akademi'nin Türk Tezyînî Sanatlar Şûbesi üstâdlarına okutularak muhtemel hataların veya belirsizliklerin önlenilmesine çalışılmıştır. Gülzâr-ı Savâb'da kayıtlı olan eski hattatları nakletmekle beraber. hattat Ömer Efendi'nin (m. ö. allâme) âlim tipinin 96 97 DERMAN Uğur. Suyolcuzâde Mehmed Necib Efendi tarafından m. Kitabın müellifi Suyolcuzâde Mehmed Necib Efendi (ö. 1719-1788)'dir. "Osmanlı dönemi hüsn-i hat ve hattat biyografilerinin en kapsamlısıdır. 1737 de te'lîf edilmiş yahut te'lîfi bitirilmiştir. Kâtip Çelebi'den(m. Eser. 1758). sonra da Kurşuncuzâde Ahmed (m. 1609-1657) sonra Osmanlı'da yetişen mütebahhir (ilmi deniz gibi olan. m.

Osmanlılarda ta'lik.57-59 51 . Hayatına dâir Tuhfe-i Hattâtîn'deki satırlarda anlattığı vechile (s. kendisi de o yolda yetişmek arzûsunu duymuştur. ancak "okunabilir yazı yazmaya imkân nisbetinde" öğrenebilmiştir. Kongreye Sunulan Bildiriler. hat sanatı tarihi ve hattat biyografileri alanında ilk matbû kitaptır. Müellifin bahsi geldikçe "Tuhfe-i Kübra" ismiyle andığı bu bölümdeki maddeler hurûf-ı hecâ tertîbi üzere sıralanmakta olup. eski harflerle basılan en son eser Tuhfe-i Hattâtîn olmuştur. 1305 m. Bu sebeple müellif eserinin bu bölümünü "Tuhfe-i Sugrā" ismiyle zikretmektedir. İran'da nesta'lik olarak adlandırılan hattı yazan 1372 hattata mahsustur. s. İstanbul Devlet Matbaası'nda 1928 yılında basılan bu eseri İbnülemin Mahmud Kemâl İnal neşretmiştir. 1752). mahalline uygun Türkçe. muhakkak. Farsça şiir gibi güzel sözlerin eşliğinde kaleme almıştır. Mustakîmzâde eserini lûgatli. Kendi beyânına göre. "Hattatların Armağanı" anlamına gelen Tuhfe'nin birinci kısmı. tevkî'. 98 DERMAN Uğur. ayrıca kûfî ve benzeri kadîm yazılarla meşgul olan 1697 hattatın hayatını ve eserlerini imkân nisbetinde tanıtmaktadır."98 Harf inkılâbının kabulünden sonra. şimdilik bu kadarı ile iktifâ ediyoruz. zamanımıza kalmış bir hüsn-i hat örneği yoktur. m. geçimini yazma kitap istinsâhıyla sağladığından. Arapça.unutulmayacak bir örneği olan Müstakîmzâde. Tezimizin ana kaynağını teşkil eden "Hat ve Hattâtân (Hatt u Hattâtân)" İranlı Habîb Efendi Efendi tarafından h. 1888 senesinde İstanbul'da neşredilmiştir.m. reyhânî. 1759) efendilerden meşketmiştir. topluca sülüs. "tedris" yoluna yönelmiş bir ailenin mensûbu olarak çocukluğundan beri bu havanın içinde bulunduğundan. ta'lik hattını da Fındıkzâde İbrahim (ö. İkinci kısım. seci'li. haklarında fazla mâlûmât toplanabilmiş kimselere daha geniş yer verilmiştir. Kâtibzâde Mehmed Refî' (ö. 216-217) önce babası Mehmed Efendi'den. 1768) ve Dedezâde Mehmed (ö. Hat ve Hattâtân. sonra da orada ismi sayılan hocalardan ilmî tahsilini tamamlamış ve sülüs-nesih yazılarını Eğrikapılı Râsim Efendi'den. kimi zamanda da sâde veya nükteli bir üslupla. Eser hakkında daha sonra detaylı bir inceleme yapacağımız için. m. rıkā' yazılarının tamamı yahut bir kısmıyla ve bu yazıların celî denilen iri şekliyle. nesih.

Son Hattatlar; hattat terceme-i halleri alanında Cumhuriyet devrinde İbnülemin Mahmud Kemâl İnal tarafından yazılmış, içinde ayrıca hat ve hattat resimleri bulunan kapsamlı bir eserdir. 1955'de Maârif Vekâleti kararı ile İstanbul'da Maârif Basımevi'nde neşredilmiştir. Kültür ve sanat tarihimizin yüzakı İ.Mahmud Kemâl Bey (d.1870); "Babası Mühürdar Mehmed Emin Paşa'nın Mercan'daki konağında husûsi tahsil görerek yetişmiş, gençliğinden îtibâren kalem erbabı arasına girmiştir. Osmanlı ve Cumhuriyet devrinde önemli devlet hizmetlerinde bulunmuştur. Bilinen en önemli vazifesi belki de, Türk-İslâm Eserleri Müzesi Müdürlüğü'dür (1927-1935). Mahmud Kemâl Bey, bir kısmı basılmadan kalmış olan eserlerini, hat koleksiyonunu, kütüphânesini ve kıymetli bazı eşyasını 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphânesi'ne bağışlamıştır. 25 Mayıs 1957'de vefat eden İbnülemin, Merkezefendi'deki aile mezarlığına defnolunmuştur. Tamamı 839 sayfa tutan "Son Hattatlar"'ın mukaddimesinde hat sanatına dâir genel bilgiler verilmekte ve bunun sonunda, daha önceden hat ve hattatlara dâir mevcud olan basılmış veya basılmamış eserler zikredilmektedir. Alfabe sırasıyla sülüs-nesih-celî hattatları bölümü 206 şahsı tanıtarak sona ermektedir. Son Hattatların ta'lîk bölümü 56 hattatı içermektedir. Mahmud Kemâl Bey son devirde rık'ası düzgün olanları da "Rık'a Hattatları" bölümünde ele almıştır. Eserin 769. sayfadan sonrası müellif tarafından zeyl (ilâve, ek) şeklinde eklenmiştir. İlk bölümlerde yazılması unutulan hattatlar, yine alfabe sırasıyla önce sülüs, nesih, celî, sonra da ta'lîk ile uğraşanlar olmak üzere ele alınmışlardır. Mahmud Kemâl Bey, Türkçe'yi tasarrufu îtibâriyle gelenekten kopmayan, klâsik tezkire yazarları gibi nesrini Türkçe, Arapça ve Farsça mısra yahut beyitlerle ve hattâ, şahsına münhasır "yakası açılmadık" nükte ve hâtıralarla süsleyerek yazan, "lisanın sadeleştirilmesi" fikrine sıcak bakmayan bir zâttır. Hâl böyle olunca, metinde geçen birçok Arapça ve Fârsça tamlamanın dizilmesinde gerekli harf ayırımlarına uyulmaması, yeni nesillerin yazılanları anlamasını zorlamaktadır. İbnülemin Mahmud Kemâl Bey'in şahıslar hakkındaki değerlendirmelerinde, bazen hissî davranmıştır. Sanatta ehliyetli olmayanlara daha müsâmahakâr davranması,

52

onun zaafıdır diyebiliriz. Fakat meşhur bir sanatkârdan bahsederken, onu sıradan cümlelerle geçiştirdiği de olmuştur. Meselâ sanatı da ahlâkı kadar yüce olan, ta'lîk hattı denince ilk hatırlanacak birkaç isimden biri sayılan Mehmed Hulûsi Yazgan (18691940), buna en güzel bir örnektir.99 İbnülemin, bu büyük eserini (diğer önemli eserleri gibi) araştırmacıların istifâdesine sunmakla çok önemli bir vazifeyi ifâ etmiştir. Hat sanatı ve hattatlar alanındaki çalışmalar, 60'lı yılardan îtibâren, başta Dr. Uğur Derman olmak üzere, bu işe gönül veren araştırmacılar ve uzmanlar vasıtasıyla artarak devam etmiştir ve etmektedir. Son döneminin en önemli eserleri; Mahmud Bedreddin Yazır'ın yazdığı, Uğur Derman'ın neşre hazırladığı "Kalem Güzeli", IRCICA'nın yayınladığı, Nihad M. Çetin ve Uğur Derman'ın yazdığı "İslâm Kültür Mirâsında Hat San'atı", Ali Alparslan'ın "Osmanlı Hat Sanatı Tarihi", Muhittin Serin'in "Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar" isimli kitapları bu konuda çalışma yapan araştırmacıların başucu kaynaklarıdır. Ayrıca yeni nesilden Süleyman Berk, Abdülhamid Tüfekçioğlu gibi araştırmacılar bu sahada hizmetlerini sürdürmektedir. Hat sanatı ve hattatlar üzerine yapılan tüm çalışmalar merhum Ali Haydar Bayat tarafından "Hüsn-i Hat" toplanmış ve araştırmacıların istifâdesine sunulmuştur. Bibliyografyası" adı altında

99

DERMAN Uğur, Kongreye Sunulan Bildiriler, s.78-84

53

2. HAT VE HATTÂTÂN
2.1. Mirzâ Habib Efendi 2.1.1. Hayatı Mirza Habib Efendi, aslen İran asıllı bir edebiyatçıdır. M. 1835 senesinde İsfahan yakınlarında bir köyde doğmuştur. İlk eğitimini İsfahan'da aldıktan sonra, öğrenimini Tahran ve Bağdad'da sürdürmüştür. Sipehsâlâr Mehmed Han'a yazdığı siyasî bir hicviye sebebiyle tâkibâta uğrayınca İstanbul'a gelmiş ve 1867'de Osmanlı uyruğuna geçmiştir. Âlî Paşa ile tanıştıktan bir süre sonra Ahmed Vefik Paşa'nın yardımıyla Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi Farsça ve Arapça hocalığına tayin edilmiştir. Ayrıca Dârüşşafaka'da da ders vermiştir. Bilhassa Farsça'ya olan vukufiyeti ile tanınmıştır. Yirmi beş yıl Osmanlı Devleti'nin çeşitli kadrolarında değişik görevlerde bulunmuştur. Habib Efendi, ayrıca bir süre Maarif Nezâreti Encümen-i Teftîş ve Muâyene âzalığı da yapmıştır. 1 Mayıs 1894'te Bursa'da vefat eden Habib Efendi, Pınarbaşı Mezarlığı'na defnedilmiştir. Arapça ve Fransızca da bilen Habib Efendi'ye, Fransa hükümeti tarafından akademi nişanı, Paris Asya Cemiyeti âzalığı ve fahrî muhabirliği unvanı verilmiştir.100

2.1.2. Eserleri Habib Efendi'nin en mühim eseri Türkçe olarak yazdığı "Hat ve Hattâtân"'dır (İstanbul h. 1305). Eser İranlı ve Türk hattatlarının biyografileriyle hat sanatına dair çeşitli bilgi ve metinlerden meydana gelmiştir. Haklarında bilgi verdiği kişilere dair Arapça, Farsça ve Türkçe beyit ve şiirlerle zenginleştirilen bu eserin bir özelliği de İbnü'l-Bevvâb'ın hatla ilgili Arapça "el-Kasîdetü'r-râ'iyye"'sinin metni ile Türkçe şerhini (s. 45-47), Muhammed b. Hasan es-Sincârî'nin "Bid'atü'l-Mücevvid" adlı 135 beyitlik Arapça manzum risâlesini (s. 278-285) ihtivâ etmesidir. Eserin son kısmında bazı meşhur müzehhib ve mücellidler hakkında da bilgi verilmiştir.
100

ALPARSLAN Ali, "Habib Efendi", DİA, c.14, İst.TDV, 1996, s.370

54

Berg-i Sebz (İstanbul h. 1303). 1308). 1303) adıyla Farsça'ya tercüme etmiş. Eserlerin birçoğunu 2. Depping'den çevirdiği Kalâ'idü'lmefâhir fî garîbi 'avâ'idi'l-evâ'il ve'l-evâhir adlı eserini Garâ'ib-i 'Avâ'id-i Milel (İstanbul h. 1289). Hat sanatı ve hattat biyografileri alanında daha önce Türkçe yazılmış önemli yazma eserlerimiz (Menâkıb-ı Hünerverân.3. 1312). Debistân-ı Fârisî (İstanbul h. Kitabın dış kapağında yer alan bilgilere göre. Rifâa et-Tahtâvî'nin G. 1303) yayımlamıştır. İst. Rehber-i Fârisî (İstanbul h. Görüldüğü gibi Mirzâ Habib Efendi en verimli zamanlarını Osmanlı ülkesinde geçirmiştir. Ayrıca manzum Fârisî "Mevlidi Nebevî" ve altmış beyitten ibâret "Tarih-i Âli Osman" isimli eserleri de kaleme almıştır. bu konuda ilk matbu eser Habib Efendi'nin Hat ve Hattâtân'ı olmuştur. Müellif kitabın mukaddime bölümünde. James Morier'in Aventures d'Hajji Baba d'Ispahan adlı romanını Hâcî Bâbâ-i İsfahânî (Kalküta m. 1304. c. İNAL İ. DİA.Mahmud Kemâl. s. 1969. 1309). Hat ve Hattâtân Hakkında Habib Efendi'nin en önemli eserlerinden birinin.14. Tuhfe-i Hattâtîn gibi) bulunmakla birlikte. Rehnümâ-yı Fârisî (İstanbul h. Müntehabât-ı 'Ubeyd-i Zâkānî (İstanbul h. 1286). 1309). Son Asır Türk Şairleri. Milli Eğitim Basımevi. s. 1905).3.370-371. 1302) ve Nizâmeddin Mahmud Kārî'nin Dîvân-ı Elbisesi'sini de (İstanbul h. bu eseri bastırmayı çok istediği halde ancak Sultan İkinci Abdülhamid devrinde bunun 101 ALPARSLAN Ali.474 55 . Habib Efendi Moliere'in Le Misanthrope adlı piyesini Merdüm-güriz (İstanbul h. Ebû İshak Hallâc Şîrâzî'nin Dîvân-ı Et'ime (İstanbul h. c. Hat ve Hattâtân İstanbul'da Ebuzzıyâ Matbaası'nda 1305/1888 yılında bastırılmıştır.101 Osmanlı tabiiyetinde ve İstanbul'da vermiştir. 1309). Türkçe olarak kaleme aldığı "Hat ve Hattâtân" olduğunu zikretmiştik. 1293). 1310).Habib Efendi'nin ders kitabı özelliğindeki Farsça eserleri şunlardır: "Düstûr-ı Sühan (İstanbul h.1. Müntehabât-ı Gülistân (İstanbul h. Eser 285 sahifedir. Eserin başında fihrist bulunmaktadır. Düstûrçe (İstanbul h. Gülzâr-ı Savâb. Hulâsa-i Rehnümâ-yı Fârisî (İstanbul h.

gerçekleşebildiğini ifade etmektedir. Müstakîmzâde'nin Tuhfe-i Hattâtîn adlı eserinden ve dolayısıyla Tuhfe'nin kapsadığı Gülzâr-ı Savâb. Habib Efendi İranlı hattatları tanıtırken.7-12) 102 DERMAN Uğur. eserlerini görmüş olduğu 100'den fazla diğer hattat isimlerinden ayırt edilebilmesi için ayrı bir rakam silsilesiyle gösterildiğini belirtiyor. zamanla ortaya çıkan değişim ve gelişimi. kaynağı. imkânlar dahilinde araştırılıp onların mezar taşlarından edinilen bilgilerle tamamlanmıştır. o devrin de geleneklerine uyularak Sultan İkinci Abdülhamid Han'a övgü içeren söz ve beyt yazılmıştır. tezhib ve cild erbâbının terceme-i halleridir. meşhur hattatların hayat ve eserleri ile hat sanatıyla ilgili olan tasvir (minyatür). Memleketleri zikrolunmayan Osmanlı hattatları "şehrî" ( İstanbul-sur içi) olarak belirtilmiştir. Kongreye Sunulan Bildiriler. eserin kapsadığı konu başlıklarını şöyle sıralayabiliriz: 1. kitabın sonuna Sincârî'nin "Bidāa'tü'l-Mücevvid isimli risâlesi. İranlı hattatlar bölümünde özellikle nesta'lîk (ta'lîk) yazanlar. çeşitleri. Der-beyân-ı Keyfiyet-i İhdâs-ı Hat (Hattın Ortaya Çıkış Keyfiyeti Hakkında. daha ziyâde sülüs ve nesih yazanlar hakkında geniş bilgi verilmiştir. Eserin konusu ana hatlarıyla. Osmanlı hattatları bölümüne İbnü'lBevvâb'ın "Kaside-i Râiyye"si. Böylece 1203/1789'dan sonra yetişen hattatların hayatı.102 Eser başlıca iki kısımdan meydana gelmektedir. s. Tuhfe'nin 1202/1788 yılına kadar eriştirdiği hattatlar tarihini. Osmanlı hattatları bölümünde ise. s. hattın ortaya çıkışı. İranlı hattatlar bölümüne Sultan Ali Meşhedî'nin "Manzûme-i Fârisî" si faydanılsın diye aynen naklolunmuştur. Kitabın mukaddimesinden sonra gelen dîbâce bölümünden başlayarak. Osmanlı hattatları anlatırken. Dolayısıyla. kendi çalışmalarından istifâde ettiğini söylemektedir. eserin neşredildiği vakte denk getiren Habib Efendi. Menâkıb-ı Hünerverân'dan kaynak olarak faydalandığını ifade etmektedir.46 56 . daha önce risâle ve tezkirelerden. yine Müstakîmzâde'nin "Silsiletü'lHattâtîn" adındaki risâlesinde anılan 90 civarında meşhur hattatın isimlerinin.

s. Kaside-i Râiyye-i İbn Bevvâb Ma'-şerh (s.48-50) 18. s. İstitrâd (s. Aklâm-ı Mütenevvia ve Hutût-ı Mevzûne-i Asliye (Çeşitli Yazılar ve Yazının Aslî Ölçüleri.23) 7.28) 11. Yâkūtü'l-Musta'sımî (s.25-27) 10. Hatt-ı Kûfî (s. Hatt-ı Arabî'ye Dâir Mukaddime-i İbn Haldûn'dan Müstahrecdir (İbn Haldûn'un Mukaddime Adlı Eserinden Arap hattı ile ilgili çıkarılanlardır.45-47) Açıklamasıyla beraber İbn Bevvâb'ın Kaside-i Râiyye'si. Hat Üzerine Görülen Bazı Diğer Fıkarât (Hatla İlgili Bazı Fikirler.37-38) 14. Hulâsâ-i Risâle-i Silsiletü'l-Hattâtîn (s. s.51-53) 57 . 17. s. İbn Bevvâb (s. Alâmât-ı Müteferrika (Çeşitli Alâmetler.2.35-36) 13.24-25) 9.Hattatlar.23-24) 8. s. 15.12-16) 3.16-17) 4. Zikr-i İ'câm u İ'râb (s. s.Tahkîk-ı Beliğ ( s. Şecere-i Ser-âmed-i Hattâtâni Meşhûr Alî Tarîkı'l-İcmâl (Kısa yoldan Meşhur Hattatların Önde Gelenlerin Şeceresi.19-22) 6.29-34) 12. Usûl-i Hat Üzerine Bir İki Harfin Tarifi (s. Nâkıl-i Hakîkî (s.18-19) 5.44) 16. İbn Bevvâb'dan Sonra Gelen 10 Hattat (s.38-44) Bu bölümde İbn Mukle ve takipçilerinden 9 hattat tanıtılmaktadır. Kudemâ-yı Hattâtân ( Kadîm-Öncü.

" Tezimde.( s. s.79-86) 22.87-161) 24. Ta'lîk-nüvîsân-ı Memâlik-i Osmâniyye ( Osmanlı Devleti'nin Ta'lîk Yazan Hattatları. s. 251-255) 58 . bir karışıklığa sebep olunmuştur. Ta'lîk veya Nesta'lîk-nüvîsân-ı İran ( İran'ın Nesta'lîk Yazan Hattatları.Hâlet-i Hezihi Berhayât Olan Hattâtân ( Hâlâ Hayatta Olan Hattatlar.54-57). s. 20. s. s.87) 23. s. s. Ta'lîk ve Dîvânî ve Çep-nüvîsân-ı İran ( s. s. Oysa bu bölümde Tuhfe'den sonra Hatt u Hattâtân'ın yazılışına kadar geçen devrede yetişen 17 Osmanlı ta'lîk hattatı tanıtılmaktadır. El. 162178) 25. Binikiyüzüçten Sonra Gelen Meşhûr Sülüs ve Nesih-nüvîsân ( Binikiyüzüçten Sonra Gelen Meşhur Osmanlı Sülüs ve Nesih Yazan Hattatları. doğrusu olan Binikiyüzüçten Sonra Gelen Osmanlı Ta'lîk Hattatı. Binüçyüzikiden Sonra Memâlik-i Osmâniyye'de Gelen Hattâtân ( "Bu bahiste tertip hatası olarak 1203 yerine 1302 tarihi verilmekle. İran'ın Meşhûr Sülüs ve Nesih-nüvîsân-ı ( İran'ın Meşhur Sülüs ve Nesih Yazan Hattatları.) 26. Müteahhrîn-i Hattâtândan Târih-i Vefatları Ma'lûm Olmayanlar ( Sonra Gelen Hattatlardan Vefat Tarihleri Belli Olmayanlar. Meşâhîri Sülüs ve Nesih-nüvîsân-ı Memâlik-i Osmaniye ( Osmanlı Ülkesi'nin Meşhur Sülüs ve Nesih Yazan Hattatları. Esâtîd-i Seb'a-i Rûm (Anadolu'nun Yedi Üstâdı. 182-234) 27.19. 248-250) 29. şeklinde aldım. Silsile-i Kıbletü'l-Küttâb Şeyh Hamdullah ( Hattatların Pîri Şeyh Hamdullah'ın yolunu takip edenler.235-247 ) 28. Şakirdân-ı Yâkūt ( Yâkūt'un talebeleri. s. 179-181) a.58-78) 21.

258. Teclîd ve Tezhîb. Müzehhibân-ı İran (s. 261) 33. hattat biyografileri alanında ilk matbû eser olmasının yanında. 278-285) 103 Hat ve Hattâtân. Mücellidân-ı İran. Çep ve Dîvânî-nüvîsân-ı Memâlik-i Osmâniyye ( Osmanlı Devleti'nin Dîvânî Yazan Hattatları.47-52 59 . Memâlik-i Osmâniyye'de Yalnız Mücellidlik ile Şöhret-şiâr Olanlar ( s.261) 32. Tarrâhân-ı İran ( s. Hasan Es-Sincârî Rahmetullah ( s. Ba'de't-tab' Hattâtân-ı İran Üzerine Dest-res Olduğumuz Bazı Ittılaât ( s. s. Nakkāşân ü Musavvirân ü Müzehhibân ü Tarrâhân-ı Memâlik-i Osmâniye (s. Hezihi Bidâa'tü'l-Mücevvid Fi İlm-i Hat ve Usûle liş-Şeyhülislâm Muhammed b. 266-268) 37. 262-264) 34.268-272) 38.256-258) 31.274-275) 41. Kātı'ân-ı İran (s.30. 264-265) 36. s. 272-273) 39. 275-277) 42. Musavvirân ü Nakkāşân-ı İran (s. Üstâdân-ı Sitte Şeceresinde Olmayanlar ( s. El-Yevm Berhayât Olan Mücellid ve Müzehhibler ( s. Kongreye Sunulan Bildiriler. içerdiği bazı yanlış bilgiler ve bâriz hatalar ile zaman zaman –İran lehinekavmiyetçilik yapması gibi kusurları da bünyesinde barındırmaktadır. 103 DERMAN Uğur. El-Yevm Berhayât Olan Müzehhib ve Mücellid Esnafından Tahkîk Olunan Müteahhirîn-i Esâtîd ( s. dilindeki Türkçe ifâde zafiyeti. 273-274) 40.

Kendüsi Amâsî ve pederi Buhârî'dir. Hayreddin Maraşî'den temeşşuku esnâsında âsâr-ı eslâfdan kendüye göre zihninde bir vâdi irtisâm etmiş ise de kuvveden fi'le getürmek mümkün olamaz idi. 60 .Muhyiddin İbn-i Celâl Amâsî 5.Mustafa Dede Veled-i Şeyh Hamdullah 3.3. Âsârından 47 aded kebîr ve sağîr Mushaf ve bir Meşârık ve bin adede bâliğ Sûre-i En'âm ve Kehf-i Şerîf ve Sûre-i Nebe' Cüz'ü ile nice tomar ve kıta'ât ve murakka'ât mevcuddur.İbrahim Brusevî (Bursevî) Şerbetci-Zâde Şeyh Hamdullah İbn-i Mustafa 36: Kıbletü'l-küttâb lakabıyla mülakkabdır.. kemankeşî ve şinâverîde fevka'l-gâye meşhur olub Üsküdar'dan denize girüb bağdaş kurduğı hâlde yüzerek Topkapu Sarayı'na gelür ve pâdişâha ta'lîm-i hat eyler imiş.Mevlânâ Cemâl Birader-i Celâl Amâsî 6.1.Şeyh Hamdullah İbn-i Şeyh Mustafa Buhârî 2. OSMANLI HATTATLARI 3. Sultan Bayezid Hân-ı Velî Amâsiyye'de mîr-i mîrân iken kendülerinden te'allüm idüb eyyâm-ı saltanatlarında İstanbul'a teşriflerini niyâz-mend ve Saray-ı Hümâyûn'a nakliyle sohbetlerinden behre-mend oldu ve Okmeydanı Zâviyesi'nde anı şeyh nasb buyurdı. Sultan Selim-i Evvel cülûsunda şiddet-i cezebâtdan kendüsüne vesvese ârız olmağla Alemdağı civârında ihtifâ idüb cülûs-ı Süleymanhânî'de yine İstanbul'a gelmekle muhterem tutuldı ve 926'da vefât eyledi.Üstad Abdullah Amâsî 4. Esâtîz-İ Seb'a-i Rûm (Anadolu'nun Yedi Üstâdı) 1. Şeyh-i merhum.Mevlânâ Ahmed Karahisârî 7.

Huzzâr bu hususdan tehâşî ve mümâna'ata kalkışub Kelâmullâh'ı bu kitabların altına koymuş [koymak] ana hürmetsizlikdir didiler. Rivâyet olunur ki. ulemâ ve fudalâ Sultan Bayezid'in Şeyh'e ol kadar hürmetini kıskandıklarını pâdişah sezince hepsini bir meclise davet eyleyüb te'liflerinden birçok getürerek bir bir üzerine dizdi ve Şeyh hattıyla bir Kelâm-ı Kadîm anlara gösterdikden sonra ol kitabların altına koymak istedi. vazîfesinden mâ'adâ Sigetvar nevâhîsinde iki köy timar olarak kâğıtlarını mühreleyenlere i'tâ olunmuş idi. pâdişah bir gün Yâkūt-ı Müsta'sımî'nin kuvve-i râsihasından söz açmış iken Şeyh murâkabeye kalkışdı.Sultan Bayezid Câmii'nin mihrâbı üzerinde ve kubbesinde ve Edirnekapusu'nda olan târihler ve yine Edirnekapusu'ndaki Kelime-i Tevhîd anın eseridir. Mükerrer. "Pek eyü. Mervîdir ki. Zeâmet ve timar ve çûb-i bahâ her gün otuz akçe ile muvazzaf imiş. Ve anın şöhret ve terakkîsi dahi i'tibâr ve ihtirâm-ı pâdişâhîden ilerü gelmişdir. Pâdişah. Ve Ayasofya Kitabhânesi'nde "901" târihli Mushafı mevkufdur. Halbuki Sultan Selim Gâzi ahdinde gerek Karahisârî ve gerek diğerleri her gün on beş-on altı akçeden ziyâde ile muvazzaf olmamışlardır. bu sûretde bu Kur'ân'ı yazanı dahi sizden aşağı oturtmak buna hürmetsizlikdir" buyurdılar. Ve Atmeydanı başında Hazînedar Firuz Ağa Câmii'nin târihi ve Davutpaşa Câmii târihi dahi bunun yâdigârıdır. Şeyh ol kıta'âtı alub birçok riyâzat ve meşakkatden sonra Yâkūt'un şîvesine öyle bir revnak u fer virdi ki her gören âferin okudı. Yine hikâyet olunur ki. Ve Mustafa Çelebi'nin tarîk-ı meşâyihde olan silsilenâmesi bunun hattıyla daha duruyor ki beyne'ssutûr nesh-i hafî ile ehâdîs-i şerîfe mektûbdur. pâdişah anın devâtını eli ile tutub o kitâbet ider ve kendü eliyle arkasının müttekâsı düzledir idi. Pâdişah gûyâ siz Yâkūt'un i'tinâ ile yazdığı yazıları görmemişsiniz deyu Hazîne-i Hassa'dan yedi parça Yâkūt'un siyah meşklerinden çıkarub Şeyh'e virdi ve eğer bir kimse bu tarzı daha eyü bir üslûba dökerse elbette daha hoş-âyende olur didi. Bi'l-cümle memâlik-i Rûm'da ana olunan i'tibâr hiçbir hattata olunmamışdır. Huzzâr bu hüsn-i tedbîre tahsin-hân olub kıskanclık beliyyesinden vazgeçdiler. 61 .

Üstâd Abdullah Amâsî 28: Cemâl ve Celâl'in dayılarıdır. Eğer ziyâde yaşayaydı metânet-i hatda pederinden daha ilerü geçeceği muhakkak idi. Üstâdında ihtilâf olunmuşdur. Mesâhif ve âsâr-ı sahâyif tenmîkına muvaffak bir hattat olduğu muhakkaktır. Çoklar[ı] taklide kalkışdılar ve bin dürlü tedbirler eylediler amma muvaffak olamadılar. Süleymaniyye Câmii'nde bir mushafı vardır.Şeyh-i merhum ekseriyâ ketebesinde bu ibâreyi yazar idi: "İnsıf hakka'l-insâf venzur keyfe ketebe ve lime ketebe ve bime ketebe kâtibü's-sultânibn-i's-sultân Bâyezid Hân bi irti'âşi yedihî ma'a işti'âli ra'sihî fî evâni şeybihî ve hüve ibnü bid'in ve semânîne min umrihî. Beyit Belî tasvir idersin hatt u hâl-i dilberi amma Füsûn ü fitneye geldikde ey behzad neylersin." Gâhî dahi "Ketebehû Hamdullâhü'l-mübtelâ bi envâ'i'l-belâ'" ve gâhî "Ketebehû Hamdullah kalîlü'l-cirmi ve kesîru'l-cürmi" yazar idi. Merhûm-ı müşârun-ileyhin hattı bir mertebededir ki bir satırı değil. Mustafa Dede İbn-i Şeyh Hamdullah 27: Pederinden mücâz ise de zaman-ı hayâtında kemâl-i dekāyik-i hatdan istifâdesi müyesser olmadığından Abdullah Amâsî'den telemmüz eyledi. Müşârun ileyh kalemini cezm-i kat iderek kendüye mahsus bir şîve ihtirâ' eyleyüb seksende vefât itdi. 62 . belki bir harfi bile taklid olunamayub lisân-ı hâlle "Fenzur ve eb'adenâ ile'l-âsâr" söyler. Orada Nefes-zâde vesâyire tafsîli üzre pederi âsârından istikmâle çalışub ba'de'l-hacc Üsküdar'da iskân ile ta'lîm-i talebeye meşgul iken civârîsinden birisi kullandığı ma'cunu ziyâdece virmekle şerbet-i vefât nûş eyledi. Aklâm'ın aksâmında derece-i hüsne vâsıl ve diyâr-ı Mısr'a râhil oldu. Vefâtı kırk yaşında iken 946'dadır. Rubâî Ger ser ü çü kadd-i tust ü reftâreş gû Gîr basar-ı zülf-i tû mâned sünbül Der gonca çü la'l-i tust güftâreş gû Dilhâ-yı perîşân giriftâreş gû.

Gerek bu ve gerek karındaşı sekiz yüz seksende eyü hitâbetler itmişlerdir. Ve kimse anları taklid idemediğinden şîve ve tarîkaları metruk kalmışdır. Ana hatmoldu bu nesh-i celî bil. Nazîri gelmemiş nesh-i celîde." deyu günde bir floriyi red idüb yine Amâsiyye'ye gitdi ve orada vefât eyledi. Kıt'a Celâl oğlu ki hattât-ı cihândır. Muhyiddîn'e "polad-dest" dimişlerdir. Sunulmuşdur ana Kālû belî'de. Amma Celâl ol müverrak floriyi kabul itmeyüb "Bu abd-i vazîfe içün diyârımı terk idemem. Câmi sâhibi Sultan Mehmed bunların eser-i kalemi olarak bir "Kâfiye" istiktâb ve mukâbelesinde emvâl-i kesîre bahş eyledikde âzim-i hacc olub avdetde İstanbul'a gelmiş ve hatt u kitâbetden tevbe idüb Pîrî Paşa Karamânî'nin ana bina eylediği hankāhda (hanikāh. hangâh) münzevî iken 933'de vefât eylemişdir. Amasya'dan anı getürmelidir. Pâdişah Celâl'i getürdüb Mushaf-ı Şerîf'i yazdırdıkdan sonra bin flori nakid ihsan ve bir flori dahi müverrak olarak vazîfe in'âm buyurdılar. Nitekim kûfî hatmoldu Alî'de." deyu özrile hayır duâlarını aldı. Âlî Efendi Menâkıb-ı Hünerverân'da ana "köse" lakabı virüb hakkında dahi söylemişdir. sahibinden alub üstâdı olan Muslihiddin Kastalân Kadısı'na getürerek irâe eyledikde hediyyesi olan altı bin akçeyi istiksâr ile Mushaf'ı redd iddi. Vefâtı 983'dedir. 63 . Birçok mesâhif ve kütüb yâdigâr bırakmışlar ve her birisi yüz sene yaşamışdır. Sebeb-i tevbesi oldur ki Ergun Kâmil hattıyla bir Mushaf. Bir gün Sultan Selim Şeyh Hamdullâh'ı huzûra getürüb hatt-ı metîn ve sâf ile bir Mushaf-ı Şerîf yazmasını emr eyledikde Şeyh "Ben pîr-i fânî olmuşum fakat Celâl Efendi polad-dest bir üstaddır. İshak Cemâleddin 30: "Karamânî ve Cemâl Halîfe" lakabı ile mülakkab ve Karahisârî'nin mürşidi ve Kıbletü'l-küttâb'ın mücâzı olduğu meşhurdur. Eğerçi cedd ü cehd itmiş velîkin.Muhyiddin İbn-i Celâl Amâsî 29: Mehmed Cemâleddin'in kardaşı olub Şeyh Hamdullah bunların amme-zâdesidir. Ol esnâda Karaman'dan bir nice merkeb getürilüb birini def'aten on bin akçeye aldığını gördiği gibi bu hâlden kendüsüne nefret-i tâm gelerek aşk-ı hat derûnundan selb olmağla tevbe eyledi.

Ve şeş kalemde kendüsüne "Yâkût-ı Rûm" dinilmişdir. 64 . Belki Yâkût-ı Musta'sımî hutûtundan istihrac itdiği vâdîde kalmışdır. Cemâl. Câmi'-i mezkûrun târîhi Şeyh Hamdullah zamânında hatt-ı müsennâ ile yazılmış ve hatt-ı müsennâ ile yazı yazdırılmak andan gayri vâki olmamışdır. gâyet nâzik-i beden ve latîf-i ten ve hoş-kisvet idi. Bir beyaz nîmteni yedi sene giyüb sonra birisine ihsan buyurmuş de(n)mişdir. Molla Şems Pîr-i Karahisârî. Süleymâniyye Câmi'-i Şerîfi'nin yalnız tâk-ı kebîrini ve Piyâle Paşa Câmi''inde mestûr "Selâmün aleyküm tıbtüm" âyet-i kerîmesi ve Mîmar Sinan-ı merhûmun sebîli ve merkadi târihlerini ve Sütlice'de Câferâbad Tekyesi pîşgâhında kendi medfeninde seng-i nişân hattının rakam-ı hindîsinden mâ'adâsını yâdigâr bırakmışdır. Acîb ve garîb bir yazıdır. Sultan Bayezid Hazretleri'ne bir nîmten (mintan) diküb derziler (terziler) her ne kadar dikkat itmişler derzini bulamamışlardır deyu rivâyet olunur. nesih ve nezâket-i kalemde kardaşından daha ilerü ise de Celâl'in şeş kalemde mahâret-i külliyyesi olub aslâ kendü ihtirâ' eylediği vâdîden çıkmamışdır. Hülâsa merhum Karahisârî'yi kendü bende-i direm-i harîdesi Hasan Çelebi'den mâadâ kimse taklid idememişdir. Amâsiyye'de Bayezid Hân'ın binâ eylediği câmi'-i şerîfin künküresinde Feth-i Şerîf'i hatt-ı müsennâ ile yazub müsennâda olan mahâretin ızhâr eylemişdir. Vefâtı 963'dedir. Mevlânâ Ahmed Karahisârî: "Şemseddin" lakabıyla mülakkab idi. Besmele-i menkûlü's-sûreti gelecek sahîfededir. Evvelâ Yahyâ Sûfî'den tahsil ve ba'dehû Esedullah Kirmânî'den dekâyık-ı hattı tekmil idüb "müsennâ" tâbir olunan hatt-ı celîde kemâli sâir âsârından daha ziyâde ve sülüs-i Karahisârî nevâdirden sayıldığı beyândan âzâdedir. Amma Süleymâniyye'nin sâyir hutûtı kölesi Hasan Çelebi'nindir.Beyit Sühan-i zi-nâme vü defter-i diger nehâhem goft Ki rûy-ı hâme-i siyeh bâd hânümân-ı sühan.

Bunun hakkında söylemişlerdir. Hem-asrı Karahisârî ile nice zaman bi'lmükâtebe mu'âraza ve mücâvebe itmişler iken İstanbul'da mülâkatları tarafeynden muhabbete bâ'is oldığı meşhurdur. Bu beyti Karahisârî'ye yazmışdır.Mısrâ Yazının Karahisârî'dir ağardan yüzini. Beyit Kâmilî bâyed ki deryâ bed usûl-i hatt-ı nîk Verne her nâkıs nedâned şîve-i Yâkût çîst. Muharrer evrak ressam-ı bendeleri ile üstâd-ı tâbi'ân Ebuzzıyâ Tevfîk Bey ile meşhur Abdullah Efendi birâderlerin fotoğrafhânesinde sûreti aldırılmışdır. Kıt'a Dîde-i insâf çü bînâ buved Çeşm-i hünerver bûd ez ayb-ı pâk Estere her çend dem-i tîz yâft Der-i şümurd ger çi ki mînâ buved Bî hüner er ayb-ı nebîned çi bâk Mû sitered mû netevâned şikâft. Vefâtı 932'dedir. Karahisârî anın cevâbında bu kıt'ayı tahrir eylemişdir. Mükemmelen tab' olunmasına Allah Teâlâ muvaffak eyleye. Bu beyitleri Karahisârî'nin bir "besmelesi" hakkında söylemişdir. 65 . Hakîkâten mezkûr En'âm-ı Şerîf şâyân-ı ziyâret-i nevâdirdendir. İbrahim Brusevî 32: Şerbetci-zâde dimekle meşhurdur. Ali Yetim nâm hattat ol diyarda mukim iken andan mücâz oldı. Bugünlerde bir kıt'a gâyet kebir En'âm-ı Şerîf'i bir terekede zuhur idüb Ayasofya Kitabhânesi kütübünden olduğundan yine mahalline iade olunmak üzre cânib-i Nezâret-i Evkāf'dan zabt olundı. Beyit Gâmet-i in besmele der bâğ-ı hat Asker-i mansûr şod in harfhâ Serv şod ve tohm nümûd ez nükat Her elfeş yek ilm-i müntehâ. İşte "besmele" zikreylediğimiz En'âm-ı Şerîf'in arkasında mektûb bu besmele-i menkûlü's-sûret olmalıdır.

ceffe'l-kalem Böyledir bu silsile kim on aded tekmîl ider Cümlenin şâd ide ervâhın Hudâ-yı Zü'l-menn Sâlisî oğlu Mehmed Üsküdarî'dir Hasan Sâdisi Derviş Ali. Estereci-zâde. 3.2. çekilmezse eğer âğuş-ı vasla ol perî Başka tarh etmek dilersen bak hilâl-i aya çek. Gazel Nakş idersen ebruvân-ı yârı resm-i yâya çek. Mahalli tasrih olunmayanlar İstanbulludurlar. Tûtiyâdır dikkat-ı im'ân-ı hüsn ü ânına Hayli dem çekdin çevirdin gerçi kim ol serkeşi Çek. Hâk-pây-ı kuhl-i yârı dîde-i bînâya çek İtme beyhûde keşâ-keş gayri istiğnâya çek Şîşe-bâzî eyleyüb sâkî heman sahbâya çek 66 . Hüsn-i tab'larına bu gazelleri burhân-ı müsellemdir. Nefes-zâde gibi üstadlardan aşağı kalmaz idi.Sülüs ve Nesih-Nüvîsân-ı Memâlik-i Osmâniyye Silsile-İ Kıbletü'l-Küttâb Şeyh Hamdullah "Tilke Aşaratün Kâmileh" Şeyh Hamdullah ve Şükrullah dâmâd-ı güzîn Erzurûmî Hâlid oldu hâmisi ehl-i hattın Hâfız Osman semân işrâb eder hem rütbesin Hoca Râsim zü'l-cenâhayn idi kim. Mısrâ Yezîdüke hattuhû husnen izâ mâ zidtehû nazaran. Meşâhir-i Sülüs Ve Nesih-Nüvîsân-I Memâlik-İ Osmâniyye (Osmanlı Devleti'nin Meşhur Sülüs ve Nesih Yazan Hattatları) Mîr İbrahim İbn-i Ahmed Paşa: Hüsn-i hatt-ı şeyhânede tefevvuk ve hurde-i ta'likde ta'alluk eylemişdir. Kevkeb-i zerrîn-i kalem. sâbi' Suyolcu pâk-i fen Seyyid Abdullah imâm-ı zümre-i hatt-ı hasen Şeş kalemde vâhid-i ke'l-elif idi kâmil-i beden Hattâtân-ı sülüs ve nesh-i memâlik-i Osmâniyye'nin her birisi bu on neferden birisine bizzat ya bi'l-vâsıta mensub olmalıdır. Derviş Ali Âgâh. Kadıköylü Mehmed Efendi'den dört sene kadar temeşşuk idüb 1170'de icâzet-i vaz'-ı ketebe almışdır.

İbrahim İbn-i Mustafa: Brusa'da Kürd-zâde unvânı ile mezkûr ve Hâfız Osman'dan mücâzdır. Vefâtı 1060'dadır. Evvela pederinden ba'dehû Demir[ci]kulu Yusuf Efendi'den te'allümle mücâz olmuşdur. Mîr İbrahim Hanîf 96: Sülüs ve neshi evvelâ İsmâil-zâde Abdi Efendi'den ba'dehû Câbî-zâde Abdi Ağa'dan ve sonra Râsim Efendi'den ve hatt-ı ta'liki Kâtipzâde'den te'allüm eylemişdir. Bu cihetden pederinin mezarı nâ-ma'lûm kalmışdır. Ey nihâl-i nâz-perver dem-i kerem kıl sâye çek Sübha-i a'mâli zâhid sen kuru gavgâya çek Çünki kârın meşk ü anberdir seng-i sermâye çek Müşârunileyh şeş kalemde üstad ve 1200'de daha hayatda idi. Vefâtı bin yüz yetmiş altıda ve medfeni Merkez Efendi civârındadır. Böyle bir tarh-nevâ sermâye-i imlâya çek.Berg ü bâr lutfunu görsün dil-üftâdegân Dâd-ı Hakkla gösterir yüz şâhid matlab yine Kâkülünden ol mehin düşdükce tel çek ey gönül Nâşid erbâb-ı maârifden olub tanzîr-i cû. Bilhâssa celî müsennâda akrânına fâik olmuş ve üstâdının seng-i mezarını yazmışdır. Şeyh İbrahim Dede İbn-i Ali 95: Evâil-i hâlinde Ressam Ömer Efendi'den yazub ba'dehû imâm-ı câmi-i Mîrâhur şîvesine meyl ile ba'de'l-izn kesb-i mahâret ve bezm-i te'âlîm talebesinde i'ânet idenlerdendir. Vefâtı 1146'da ve medfeni Deveciler Mezaristanı'nda Şeyh Mahmud dâiresindedir. Derviş İbrahim İbn-i Ramazan 53: Pederinden me'zûn olub Mevlevîhâne'de Yenikapı dâhilinde Yaylak Câmii'nde imam idi. Mesâhif ve sahâyif-i bî-şumâr-ı yâdigâr bir akmeşdir. Şiir ve inşâ vesâyir risâleleri olub bilhâssa Şifâ-yı Şerîf-i Kadı Iyaz'ı şerh eylemişdir. Seyyid İbrahim Nefes-Zâde: Hüsn-i hat risâlelerinden " Gülzâr-ı Savâb" nâm kitab anlardan yâdigâr ve ol eser şehâdetiyle sâhib-i şiir ve inşâ oldukları be-dîdârdır. Bâb-ı mezbûrun hâricinde pederiyle bir kabirde medfûn olub seng-i mezarında târîh-i manzûmu dahi vardır. Vefâtı 67 . Celî ve hafîde yed-i tûlâ sâhibi olub Sultân Orhan Câmii'nin hatîbi ve Câmi-i Kebîr'in imamı idi. Vefâtı bin yüz otuz birdedir. Tuğra ve siyâkat vesâyir aklâmda dahi üstaddır.

Vefâtı 1106'dadır. Vefâtı 1160'dadır. Galata ve Brusa'da kadılığı vardır. Seyyid İbrahim: Amasyalı ve Târih-i Temîmî'ye göre Horasânî'dir. İbrahim: Karîne-i hâle göre Hâlid-i Erzurûmî'den tekmîl-i te'allüm idüb selîkası. Dârü'd-darb-ı Sultânî himetinde(hizmetinde) olub dîvânî ve siyâkat aklâmında dahi üstad idi. hurde-i ta'likde mâhir ve elsine-i selâsede güftâra kādir idi.1189'dadır. İstanbul'da Vâlide Câmi-i Cedîdi'nin celîleri 68 . Bilhâssa kalem-i celî ve müsennâda kemâle irişmişdir. Hüsn-i hat ve tezhibi Tuzpazarı imamı Mustafa Efendi'den te'allüm itmişdir. Âhir-i ömründe kör olub sonra bir gözü açıldı. Târih-i vefâtı 1168'dedir. Buhârî ve Şifâ-yı Şerîf ve Tefsîr-i Beyzâvî ve Tibyân gibi nüsah-ı cesîme yetmiş kadar yazdı. İbrahim Şem'î İbn-İ Ahmed: Hoca Râsim ve Suyolcu-zâde'den mücâzdır. Tedris ve teftîş-i hadîka ve Haremeyn'de birçok hizmeti. İbrahim Vâsık: Üstâdı Muhammed Râsim'in birâder-i kihteridir. Kemankeşî ve tüfeng-endâzîde dahî kuvvet-dest ile kemâle vâsıl olmuş idi. 1166'da vefât itdi. Vefâtı 935'dedir. hoşvâdi. İbrahim Müzehhib: Brusalıdır. Bisyâr-nüvîs. Amasya Fetvâsı'ndan sonra yevmiyye yüz akçe maaş ile tekâ'üd oldı. Vefâtı 1189'dadır. İbrahim Tâhir İbn-i Mustafa 100: Mehmed Râsim Efendi'den te'allümle henüz yirmi beş yaşında iken me'zûn olub üstâdının âhir-i ömründe ta'lîm-i talebeye i'ânete ve bu hidmetde Hıfzı Efendi ile refâkate me'mûr idi. İbrahim Nâmık 94: Zaman-ı sabâvetinde kibâr-ı küttâbdan birinin muntazam silk-i yemîni olub anın teşvîkiyle Hüseyin Hablî ta'lîminden behre-yâb ve ba'dehû İmâm-ı Câmi-i Mîrâhur Emir Efendi'den mücâz olmuşdır. Sultan Korkud muallimi ve nice medresede hâce-i hat idi. Kırk sene kadar kitâbetde tedârik itdiği para ile hacca gidüb avletinde Antakya'da vefât itdi. celî-müsennâ cânibine mâildir. Emir Efendi merhumdan tahsil ve birâderinden mezâyâ-yı hattı tekmil eyledi. Hüsn-i hattı Şeyh Hamdullah ile müştereken te'allüm ve tahsil idüb mâlik oldığı kütübü ekseriyâ kendi kedd-i yemîni ile yazmışdır.

69 . Ayasofya Câmi-i Şerîfi'nde âvîze olan Çâr-yâr-ı Güzîn levha-i sittelerini güzîde ve metîn yazmışdır. Ayasofya Kitabhânesi pîş-gâhında tilâvet içün Maktül Beşir Ağa'nın vakfeylediği eczâ-yı Kur'âniyye bunun hattıdır. Gazel Dükkânda satardım kuru yârâna mürekkeb Cüz'îce mürekkeb yalamış dirler efendi Hiç yazı nedir bilmeyene al dinülür mi Kâr isteyen alurdı sepetli şişeleri Hep kara kuru düş gibi bilmem bana Tursî Döküldi bulaşdı hele hem-yâna mürekkeb. Şekerci-zâde'den mücâz idi. Dirhemciği bir paraya amma ne mürekkeb Ağzında bulaşmışlara her yana mürekkeb Lâzım olur elbet yine yazana mürekkeb Mekteb dolaşur satmağa sıbyâna mürekkeb Vefâtı 1140'dadır. Sultan Bayezid Câmii'nin bünn-i minâre-i yemîninde vâki seng-i nişân ciridin târihi ve Hasköy'de Mehmed Hân-ı Râbi' Çeşmesi'nin ve Kasımpaşa'da Emin Efendi Cisri'nin târihleri dahi bunun eseri hâmesidir. Divân-ı mezbûrun bu gazeli bu mahalle münasib olmağla ihtiyar kılındı. Galatasarayı hidmet-i kitâbetinden Saray-ı Cedîd'de ta'lîm-i hidmetine nakil olunub bin yüz on yedide vefât eyledi ve üstâdı yanında defin olundu. İbrahim: Anadolu'dan gelüb Seng Ahmed Efendi'den divânî ve gayrîde telemmüz eyledi. Tursî mahlasıyla müzeyyef gazelleri mahâfil-i ricâlde şöhret-yâb olub Şehid Ali Paşa işitdikde cem' u dîvân olunmasına fermân eyledi. İbrahim Dâimî: Şarkîdir. Lâkin dil-hâhî üzre sa'yi meşkûr olmadığı meşhurdur.resmile me'mûr oldukda bi'l-iktizâ İznik'e varub kâşîleri hutûtunı tersim ve bi'l-cümle câmi-i mezbûrun ebvâb vesâire resmini tekmil eyledi. Vefâtı 1189'da ve medfeni Şehzâdeli İbrahim Ağa yanındadır.

Rütbe-i i'câzı kesret-i kitâbetle ihrâz eylemişdir. Târih-i vefâtı 1161'dedir. Vâlidesini üstâdına tezvic eylemiş idi. 1171'de vefât eyledi. Târih-i vefâtı 1143'dedir. Ahmed Paşa: İbn-i Câfer Antâlî'dir. Silivrikapusu hâricinde medfundur. Ahmed İbn-i Abdurrahman: Solak-zâde şöhretiyle medfun idi. Kasımpaşa'da Bedreddin ittisâlinde medfundur. Ahmed Bin Hasan: Sultan Ahmed-i Sâlis'e Kâtibü's-Sır olub Saray-ı Hümâyûn'da sülüs ve neshi ve fenn-i tezhîbi Kâtib-i Saray-ı Sultânî Hezârfen Brusevî'den te'allüm ile mücâz oldı. Ahmed Tıflî: Sülüs ve neshi Hasan Üsküdârî'den ve ta'lîki bi'n-nefs Derviş Abdi'den yazub rütbe-i kemâle irişdi ve ma'ârif-i cüz'iyye ve külliyyede beyne'l-akrân müşârun bi'l-benân oldı. Müte'addid İbn-i Abbas Tefsiri ve bir çok Beyzâvî ve anın havâşîsinde Şeyh-zâde ve çok Tefsir-i Kebîr-i İmâm-ı Fahr-i Râzî vesâyir kütüb-i cesîme yazmışdır. Sülüs ve neshi Emir Efendi'den ve hattı ta'lîkı Fındık-zâde'den görüb her kalemde ve bilhâssa hatt-ı dîvânîde güzîde bir vezir ve pesendîde bir debîr-i hoş tahrîr idi. Sadâretden infisâliyle Bağdat'dan Mısır'a gidüb yine Haleb'de vefât eyledi. Acemâne müselsel hurde-i ta'lîka dahi mâlik olmağla sultân-ı müşârun ileyhe ve dahi nice kibâra mecmû'a-i latîfe ve nesh-i nazîfe tertib ve tenmîkına muvaffak olmuşdır. Kuvve-i nutk-ı şâirî ile Şahnâme-hân ve nedîm-i bezm-i Sultân Murad Hân olub nice letâifi dahi zîver-i sahâyif-i rûz-gârdır. Mushaf-ı Şerîf kitâbetiyle meşgul olub kendi eliyle müzehheb ve mühezzeb ve ma'mûl müte'addid Mesâhif-i Şerîfe Medîne-i Münevvere'ye irsâl eylemişdir. Rıdvan-zâde Sarayı kurbunda Karakethüdâ Bey Mektebi'nde hâce-i sıbyan ve ilâ âhiri'l-ömr kâtib ve muallim-i Kur'ân idi. Zamân-ı devlet-i Mahmudhânî'de İstanbul kāimmakāmı ve tevki'î rütbeleriyle sadr-ı sudûr olmuş idi. 1174'de vefât eyledi. Sülüs ve neshi Hoca-zâde Seyyid Ahmed'den telemmüz eyledi. 70 .İbrahim: İstanbul'da bazı kibârın zîver-dest-i temellükü olub hüsn-i hattı Hâfız Osman'dan temeşşuk ile hattın sâhib-i kemâli olmuşdur. Âsâr-ı kesîresi vardır.

Kendilerinden mesmû'dur ki hüsn-i hat erbâbı olan kimesne kitâbetde ma'lûmâtının ancak nısfını icrâ idebilür. Ol meclisde Emir Efendi ve Râsim Efendi ve Sâhib-i Devha Suyolcu-zâde ve Sultân Mehmed Câmii İmamı Süleyman Efendi ve Brusalı Mehmed Efendi ve Şekerci-zâde Seyyid Mehmed Efendi ve Câbî-zâde Abdi Ağa ve Vefâî Abdi Ağa mevcud bulunub mûmâileyh Râsim Efendi ve Kâzım Efendi ve Necib Efendi murakka'-ı hümâyûn'a sitâyiş-nâmeler didiler. Hoca Râsim'den telemmüz idüb nice zaman i'ânet-i ta'lîmleriyle ser-firâz oldukdan sonra Galatasarayı'nda muallim-i gılman ve ba'dehû Hüseyin Hablî mahlûlünden Saray-ı Cedîd-i Hümâyûn'a nakle kâmrân oldı. Ve Emir Efendi ve Hoca Râsim gibi nice ehl-i kemâl ü fazla eyledikleri ifzâl ve in'âm-ı meşhûd-ı hâs ve avamdır. 1174'de vefât itdi. Ahmed İbn-i Abdullah 98: Mestci-zâde dimekle ma'rufdur. Li-hâzâ ziyâret-i âsârda sâhibinin kemâli muzâ'af-ı mülâhaza olmalıdır dimişdir. "sad"ı ayn-ı hûr Safâ bulsa aceb midir temâşâ eyleyen her gâh 71 . Sultan Ahmed Hân-ı Sâlis: Nice üstâd-ı kirâm ez-cümle Hâfız Osman'dan temeşşuk idüb ta'lim görmeye tenezzül itmişdir. Seyyid Vehbî'nin Murakka'-ı Sultânî'ye Söylediği Tarih Mekârim-pîşe Sultan Ahmed sâhib-i ma'ârif kim Virilmiş zâtına kişver-küşâlıkla hünerverlik Hünerde fenn-i hatda kimse tanzîr idemez el-'ân Kemâl-i ızhâr idüb bir nev' murakka' eyledi tanzîr Mukārindir ana tevfîk te'yîd-i Hudâ her gâh Ezelde her kemâle mazhar itmiş Hazret-i Allâh Sarîh pâkinin Hakk edâsın idemez efvâh Küşâd itdi fünûn-ı resm-i hat içre nice şeh-râh Elifler serv-i kadd-i mahbûba benzer. O tarihlerden ikisinin burada tahrîri lâzım geldi. Enderûn-ı Hümâyûn'da muallim-i ders olanlara kânûn-ı kadîm ikişer yüz guruş haftân-ı bahâ virildikde muallim-i hat olanlara dahi haftân-ı bahâ olmak üzre bir mikdar atıyye ile ikram olunmağa sebeb-i müstakil bu olmuşdır. Ve Seyyid Vehbî ve Nedim târih söylediler. Hattâ bir gün bir meclis-i âlî akid buyurub üstâdân-ı zamânı dâvet ve iltifat ve kendü hüsn-i hatları ile bir murakka' ol meclise irsâl ve temâşâsına emir buyurdı. Hüsn-i hulk ve tabîat-ı şi'iriyyeye dahi mâlik idi. Manmud Paşa-yı Velî Türbesi hâricinde Tophâheli Mehmed Emin Efendi kabri yanında medfundur.

hattın da hatlar pâdişâhıdır Eğer bir harfine taklîde kādir var ise gelsün Dilersen var o satırlarla tarh-ı müdde'â eyle O kuvvet-i İskenderî ol elifden ibtidâ eyle Kalem al deste anın nây-ı gülgün-i bî-nevâ eyle Didi çarh ana kim var nûr-ı çeşmin rûşenâ eyle Sezâdır her birin âvîze-i tâk-ı semâ eyle Bunı seyr eyle de var hâmeni işkeste-pâ eyle İdüb arz-ı hüner dâim cihânı pür sadâ eyle Gürûh-ı ehl-i hatta cümle hünkârım salâ eyle Bu mısrâda Nedîmâ bende ki. Kitâbet eylediği Mesâhif-i Şerîfe'den birini ikrâmen Kocamustafa Hankāhı şeyhine hediye ve bir Mushaf-ı Şerîf dahi Hâfız Paşa Câmii İmamı Veliyyüddin Efendi'ye bahş ve atıyye idüb câmi-i mezbûrda dolab-ı kütübe vaz' olunmuşdur. Ceddi Şükrullah suyunda yazdığı Mesâhif-i 72 . 1136'dır. bâb-ı hümâyûn pîş-gâhında ve Üsküdar İskelesi'ndeki çeşmelerin tarihlerini yazmışlardır. Ahmed İbn-i Pîr Muhammed İbn-i Şükrullah 41: Şeyh Hamdullah'ın hafîdzâdesi ve vâlidleri gibi Şükür Halîfe-zâde künyesiyle mükennâdırlar. 1136 Nedîm-İ Şâir'in Murakka'-ı Sultânî'ye Söylediği Târih Şehin-şâhâ sana bir kabiliyet itdi ihsân-ı Hakk Bu isti'dâd zâtı kim senin vardır nihâdında Utarid laf ururmuş hüsn-i hatdan âsumân üzre İdüb azm-i sefer geldi murakka seyrine şimdi O vâlâ satırlar kim ser-kalemden eyledin tahrîr Eğer Şehzâde Sungur sağ olsa idi ana dirdim Cihânın şâhısın. Hüsn-i hattı pederinden te'allüm idüb me'zûn oldu. Ve Necib mahlasıyla Eş'âr ve Tevârih gibi âsârı dahi vardır. hâtif didi târih Bu nâzik hatt-ı Sultan Ahmed'e bak da duâ eyle. Üsküdar'da vâlideleri Gülnûş Râbia Sultan Câmii'nde "El-cennetü tahte agdâmi'l-ümmehât". Hatt-ı ta'lîkde dahi Şeyhülislâm Veliyyüddin Efendi'den bir mikdar te'allüm ile derece-i kemâle irişmişlerdir.Sezâdır tâc-ı dildâra urulsa böyle bir târih Dilârâ bir murakka' yazdı Sultan Ahmed-i Cem-câh. Hatt-ı hümâyûnları ile iki Mushaf Ravza-i Mutahhara'ya irsâl eyleyüb ekser cevâmi'-i selâtînde mahalle münasib birer satır celî tenmîk ve Kâtibü's-sır Tozkondurmaz terbiye ve tezhibiyle âvîze-ta'lîk olunmuşdur. Ez-cümle Ayasofya'da "Ra'sü'l-hikmeti mehâfetullâh".

Ahmed Ârifî Paşa: Diyâr-ı Şark'dan bedîd ve aklâm-ı sitte-i meşhûrede ferîd ilmü inşâ ve şiirde debîr bir veziri bî-nazîr idi. Vefâtı 1141'dedir. Ahmed Münir Bahâeddin: Koyun Halîfesi ve Çörekci-zâde deyu ma'rûfdur. 73 . Beyit İtse aceb mi âşıkına bî-hisâb nâz Ol şâh-ı hüsne itmedir intisâb nâz. Evâhir-i ömründe müşâhede-i menâmiyyede "Delâilü'l-hayrât" kitâbetine me'mûr olmuşdur ve bakıyye-i ömrünü ana sarf eylemişdir. Saray-ı Cedîd'de mu'allim-i meşk olub 1027'de vefât eyledi. Devhası'nda vasf eylemişdir. Yirmi aded mikdârı Mushaf-ı Şerîf ve bir Buhârî ve mesâbih ve meşârik ve kalem-i rikâ' ile bir diğer Mişkât-ı Mesâbih ve Cifr-i Câmi' vesâyir nüsah-ı cesîme çok yazmışdır. Emir Efendi merhumdan hüsn-i hat sülüs ve neshi tedârik edib mücâz olmuşdur. Derviş Ahmed Bin Muhammed 61: Üstâd ve ercümendî Muhammed Belgradî'den Enderun-ı Hümâyun'da iken sâhib-i icâzet ve sülüs ve nesihde sâhib-i mahâret olub Nasuh Paşa-zâde Mîr Ömer ve Anber Mustafa Ağa ile dahi müzâkere-i dekâyık-ı hattıyye eylemiş ve müteaddid Mesâhif-i Şerîfe yazmışdır. Hekim Paşa-zâde Alipaşa Câmi-i Şerîfi'nde bir cesîm kıt'a Mushaf-ı Şerîf'i ve teşvîk-i hüsn-i hatta dâir "Arâisü'l-hatt" nâmında bir risâle-i münîfi vardır. Seyyid Ahmed Bin Seyyid Mehmed: Uşşak'da Hoca-zâde deyu şöhret-dâde idi. Vefâtı 1145'dedir.Şerîfe'den birin Suyolcu-zâde Necib Efendi. 1143'de vefât itmişdir. Eş'âr ve mûsikî vesâyir fünûnda erbâb olub bu beyt ana mensubdur. Vefâtı 1183'dedir. Seyyid Hasanpaşa Medresesi tahtında vâkî celîlerin fakat çeşme tâkını şerîkleri Mimar Şeyhi Seyyid İsmail Efendi yazıb mâ'adâsı bunlarındır. Dikilitaş yanında Alipaşa Câmii Mezaristanı'nda medfundur. 989'da vefât eyledi. Kadı Ahmed: Mevlevî Derviş Ali'den mücâzdır. Mestci-zâde'den temeşşuk ile Hoca Râsim'den me'zundur.

Hasırcılar İmamı'ndan te'allüm idüb Hoca Râsim'den me'zûndur. Brusa'da Sâr-bân Şeyh Mehmed Makberesi'nde sâhib-i târih Çelebî-zâde Aziz Efendi yanında medfundur. 1120'de vefât eyledi. Vefâtı bin yüz seksen bir'de ve üstâdı yanında medfundur. Ahmed: Hâce-i İshak. Kasımpaşa'da Seyyid Osman Efendi Hankāhı mukâbilinde vâki çemenlikde medfundur. Eyyub Câmi-i Şerîfi'nde cânib-i mihrabda rahle-i zîb-i tekrîm olan kebîr kıt'a ve üçer satır sülüs ve mâ'adâ nesihle imlâ olunmuş Mushaf-ı Şerîf'in nısf mikdârı üstâdının ve bakıyye. Hâfız Halil Efendi'den telemmüz idüb hutût gûnâ-gûn husûsen kalem-i nesihde Muharrem Hattat deyu benâm oldu. Suyolcu-zâde'nin şâkirdi ve me'zûnudur.Ahmed Hıfzı 99: Cezîre-i Mora'dandır. Bâkî ahvâli Zeyl-i Atâî'ye havâle olunur. Vefâtı 1120'dedir. Ahmed Kurşuncu-Zâde: Eyyûbî'dir. Ahmed Muharrem 54: Hâfız Ahmed demekle zebânzeddir. Hıfz-ı Kelâm-ı Kadîm'i tahsil ve ismini tebdil idüb Hâfız Ahmed oldu. Vefâtı 990'dadır. Üstâdına taklidde takarrub-ı tâmları var idi. Mezanne-i kirâmdan olub esnâ-yı rihletde bazı garâibi Devha-i Necîbâ'da imlâ olunmuşdur. üstâdının fevti sebebiyle bunundur. Sülüs ve neshi Nefes-zâde İsmail Efendi'diden temeşşuk ve bilhâssa ta'lîk ve tevki' ve siyâkat gibi aklâmın cümlesinde tefevvuk idüb bu takrible Köprülü-zâde Fâzıl Ahmed Paşa dâiresine intisab ve meşhur İshak Efendi anı hoca ittihâz eylemekle İshak Hocası lakabıyla kâm-yâb olmuşdur. Âsârı çok ve başlıcası Mukaddemetü'l-edeb tercemesi Aksa'l-ereb'dir. 74 . Ebû Eyyûb-i Ensârî Câmi-i Şerîfi verâsında türbe-i mahsûsu olub türbesi ittisâlinde vâki mezaristan kapusu hâricinde celî hatla "Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve'l-yevmi'l-âhiri" ve dâhilinde bir beyt-i Fârisî hatt-ı ta'lîkle ikisi dahi Hasan Üsküdârî'nindir. Mesâhif-i adîde yazub bin yüz otuz beş'de vefât eylemişdir. Ahmed Feridun: Sülüs ve nesih ve dîvânî ve rikā' ve siyâkat vesâyir aklâmı Koca Nişancı Celâl-zâde Mustafa Efendi'den te'allüm etmiş ve iki kerre nişancı olmuşdur. Sultan Murad Hân-ı Sâlis'in cülûsuna Şemşîr-i İslâm Târihi bunundur. Râsim'in irtihâline karîb ta'lîm-i talebede i'ânetleri şerefine dahi mazhar olmuşdur. Menteşe yâhud Güzelhisarî olub diyâr-ı Acem'de seyahat ve tahsil-i ma'rifetle evâil hâlinde Acem Ahmed Efendi denildi.

Târih-i Rihlet-i Zühdî Efendi Dirîğâ fenn-i hattın şeyhi Zühdî gitdi dünyâdan Muhakkak sülüs ve neshin bâm çerha eyledi ta'lîk Ki anın şîvesine olmamışdır bir kişi vâsıl Eğer resm-i hurûf oldıysa ol çerhden nâzil 75 . Mevlevîhânebeyi Kapusu dâhilinde Mimar Acem nâm zâtın zâviyesinde medfundur. nakl itdim safâlandım Kemâl-i hoş-hattân dehri bir bir itdim istifsâr Yesârî-zâde'ye lütfunu fenn-i hatda Bârî'nin Yemin itdi ki şimdi misli yok İbn-i Yesârî'nin. Seng-i mezarını.Ahmed: Seng lakabıyla meşhur idi. Her kalemde kemâli müsellem olub bilhâssa hatt-ı dîvânîde ve hurde-şikest vesâyir me'ârifde ve şiir ve inşâda bâlâ-pervâz idi. İsmail Bin Ahmed: Pederi Yesârî Efendi'dir. Bin yüz otuz beş'de vefât eyledi. Seyyid İsmail: Seyyid Abdullah'dan te'allümle mücâz olmuşdur. Sülüs ve neshi Haffaf-zâde Hüseyin Efendi'den temeşşuk ile bin yüz otuz dokuzda icâzet almışdır. İşbu kıt'a anın şânında söylenmişdir. Kıt'a Cenâb-ı Şeyhi gördüm düşde. Bin yüz doksan üç'de vefât eylemişdir. Hac iderken Cebel-i Tûr'da vefât etmişdir. İsmail Zühdî 75: Haffaf iken Seyyid Abdullah'dan te'allüm ve Suyolcu-zâde ve Hoca Râsim ve Derviş Ali'den dahi telemmüz idüb meleke-i taklidi bir mertebeye irişdi ki eğer mu'ammer olsa "Âyetün min âyâtillâh" olurdu. Ördekkasab Câmii atebe-i ulyâsında bir besmele ve Sadrıâzam Seyyid Hasanpaşa Mektebi'ne muallim-i meşk olması sebebiyle mekteb-i mezbûrun ittisâlindeki çeşmenin bâlâsında vâki hat ve Kapudan İbrahimpaşa Câmii Mezaristanı'nda pencereler bâlâsında olan celî hatlar bunundur. Husn-ı İstanbul'u âbâd eyledi. Bin yüz kırk dört'de İstanbul kapularının berisinde bu târih-i tâmir anın hattıdır. Çelebi-zâde'nin Zühdî Efendi rıhletine söylediği târih şâyân-ı tahrîrdir. Beyit Asr-ı Sultan Ahmed ve'l-ecnâb Üsküdar'da menâzil-i mesâkin kurbunda medfundur. halîfesi Kâtib-zâde yazmışdır.

Bin yüz on sekiz'de vefât itdi. Amma endek zamanda Şâhin. pîrâne-ser bunların âsârı ve Hâfız Osman seng-i mezarı hattı dahi bunların yâdigârıdır ki sekiz sene mürûrunda kendileri dahi âzim-i dâr-ı bekâ oldukda isimlerini tebdil ile kendüsünün mezarına dahi resm olundu. Mîr İsmail Bin Ali: İbrahim Han-zâde şöhretiyle meşhurdur. Beyit Yâ bedru temme nûruhû bâhirun Sudğake harfe'n-nûni fî meşkihî Menzilühû fi'l-kalbi ve't-tarafi Men ya'büdü'llâhe alâ harfin. esâtize-i kirâmdan Hoca Râsim Efendi ile mülâkāt ve sülüs ve nesihde tahsil-i kemâlât edib Kâtib-zâde'den dahi nesta'like heves ve endek zamanda dest-res olmağla mîrâna hüsn-i hatla bu şiirin mâ sadakı vâki olmuşdur.Düşüb kürsiyy-i sıhhatden nizâm-ı satr-ı âzâsı Siyeh câme giyüb hâme devât oldı dühn-i beste Nehâfetle olub mânende-i nâl-i kalem-i cismi Anın ıslâh-ı harf illeti çün oldı çok müşkil Perîşân oldı evrâkı budur efkâr-ı ehl-i dil Miyân-ı hâb-nâgân-ı kubûra olıcak vâsıl. Bu târihi Utarid yazdı tâ ki safha-i çerha Ola Hattat İsmail Zühdî'ye cinân menzil. Sinni seksene vâsıl oldukda za'f-ı pîri destine ra'şeendâz olub Ebu'l-feth Sultan Mehmed Hân Câmii civârında Müfti Seyyid Feyzullah Efendi'nin medrese ve kitabhâne târihleri. Ebû Eyyûb-i Ensârî civârında ecdâdı türbesinde medfundur. İsmail İbn-i Ali: Ağakapusu muallimi olmağla Ağakapulu deyu benâm ve Derviş Ali'den icâzetle bekâm oldu. Bâhir mahlasıyla bazı âsâr-ı bâhireleri vardır. Bin yüz altmış dörtde vefât etmişdir. Tersâne-i Âmire arkasında Darıderesi denilen mezaristanda medfundur. Vefâtı 1144'dedir. ecel pençesiyle pâre pâre oldu. Meşhurdur ki hattat-ı merkûm Hüseyinpaşa Dâru'l-hadîsi'nin taşra kapusu tarîhini tastîre me'mûr ve İsm-i Celâl'i dahi yazmış iken Şâhin Mehmed Ağa nâm gelüb târihi yazmağa biz me'mûruz deyu bunları bozub dağıtdı. Sâhib-i terceme. Seyyid İsmail Şeref İbn-i Seyyid Ali: Ruscuklu olub Emir ve Rasim Efendi'den sülüs ve neshi temeşşuk ve dîvânî ve celîye ta'aşşuk edib ednâ sa'yile anlarda 76 .

Hüsn-i hatt-ı sülüs ve nesih ve hâssa-i hüsn-i hat ile ta'lîk-i kitâbetde sür'at-i kalemi olub bir günde bir nüsha Kudûrî kitâbet eylediği Târîh-i Temîmî'de mazbutdur.dahi müşârun bi'l-benân oldu. Azm-ı şikemi olmaya idi âsârı Şeyh Hamdullah'ın âsârından temyîz olunamazdı. Sultâniyye-i Brusa müderrisi iken vefât eylemişdir. Elhak. Kıta'ât ve murakka'âtı çokdur. Enderûn-ı Hümâyûn'da Ressam Ömer Efendi'den mücâz olmuşdur. hattı güzîde ve vâdîsi pesendîde ve nâdîde idi. Vâdî-i şeyhânede yegâne ve Hâfız-ı Osman Efendi'ye ba'de'l-izn üstâd-ı sânî olub tavr-ı Şeyh'e takarrubu bunlardan ahz eylemişdir. 77 . Ehl-i meclis özr-i hâhâne Emir Efendi'ye iltimas eylemeleri üzerine Emir Efendi "Eğer sılasına âid ve anda iskânı muâhid olur ise afvederim" buyurdu. İsmail İbn-i Himmet: Trabzonî'dir. Ta'likde dahi kemâli var idi. Mehmed Hân-ı Râbi' eyyâmında rihlet eyledi ve karye-i mezbûre mezaristanında defn olundu. Vâkı'â bunun üzerine merkûm beldesine râhî ve orada ömrü mütenâhî oldu. Sultan Ahmed Hân-ı Sâlis emriyle bir Mushaf-ı Şerîf yazıb mevrid-i inâyet olmuşdur. İlyas İbn-i İbrahim: Sînâbî'dir. Vefâtı 1161'dedir. Bin doksan'da vefât eylemişdir. Bâbussaâde ağaları ve muhâsebesi hizmetiyle çerağ olduğundan ketebesinde "İsmail Muhâsib" yazardı. Bin yüz yetmiş üç senesinde vefât eyledi. İsmail İbn-i İbrahim: Bosnavî'dir. İbtidâ Emir Efendi'den sülüs ve neshi temeşşuk etdi ise de li-'ılletin anı terk ve Zühdi İsmail Ağa'dan tahsil-i hatla me'zun olduğu meclise Emir Efendi'yi dahi davet edib Emir Efendi anı gördükde "Bu tâlib hurûf ve terâkibi bi'l-cümle benden görüb beş-altı sene buna tâlim etmişim. Bin yüz altmış dokuz'da vefât eyledi. Birader-i mihteri Mustafa Hattat ile Tokâdî İmam Mehmed Efendi'den mücâzdırlar. İsmail Bin Yûsuf: Anadolu Hisarı kurbunda Kanlıcaklı nâm sâhilde sâkin idi. Seyyid İsmail 63: Seyyid İbrahim Nefes-zâde akrabasından ve Hâlid-i Erzurumî şâkirdânındandır. henüz terk edeli iki ay olmadı" deyu hâzırîne nakil eyledikde vâkı'â böyle olduğu meydana çıkar. Sarıyar(Sarıyer)'da vâki çeşme tarihi bunun yazısıdır.

Sultan Bayezid-i Velî: Amasya'da mir-livâ bulunduğu hâlde Mevlâna Hamdullah'dan te'allüm ile üstâdı vâdîsine takarrub etmişdir. Sultan Selim-i Evvel asrında İstanbul'a gelüb Bevvâbâne ve Yâkûtâne hatta mâlik ve bilhâssa dîvânînin sebeb-i iştihârıdır. Selâtîn-i Âl-i Osman'da bunlardan mâ'adâ hacc-ı şerîfi asâleten edâ eden yokdur. Davud Paşa'nın câmii şerîfi tarihi kapusu üzerine Şeyh merhumun tahririne bu sebeb olmuşdur. Kıbletü'l-küttâb me'zûnlarından ve Dergâh-ı Âlî kâtiblerindendir. Karagümrüğü kurbunda Kâsımağa Mescidi'nin imamı ve Hasodaçarşısı Camii'nin hatîbi idi. Bu şiir anlarındır. Beyit Her dûd ki peydâ şeved ez sîne-i çâkem Ebri şeved ve girye koned ber ser-i hâkem. Mesâhif kitâbetiyle meşgul iken "Etâ emrullâhi festa'cilûh" emri gelib "Ve kâne emrullâhi gaderan magdûrâ" târihi hudûdunda vefât eyledi. 693'de itmâm eylediği Mushaf. Bu beyit-i Fârisî dahi anlarındır ki Hasan Çelebi altı aded nazîre dahi yazar. Taceddin: Buhârî'dir. 78 . Süleymaniye Câmii'nde mevkufdur. Sekiz yüz elli beş'de vefât eyledi. Beyit Ey süvâr-ı esb-i nâz olan rikâb-ı câna bas Hüsn meydânı senindir ayağın merdâne bas. Emrullah İbn-i Muhammed: Abdullah Kırımî'den tahsil-i dekāik tekmîl-i hakāik eylemişdir.Nazm Kalem bî-menn-i yemînet çi germ rû morğîst Ber-âyed ez zulümât-ı devât her sâ'at Ki hat berûm bord dembedem zi-hindubâr Çonânçi mîreved âb-ı hayâteş ez minkār Fudalâ-yı ümmetden ve sulahâ-yı milletden olub Fıkh-ı Ekber'i şerh ve Sâdeddin Taftazânî'nin Makāsıdı'nı ve Seyyid Şerif Şerh-i Şemsiyyesi'ni dahi tahşiye edib anı bir gecede tesvid eylediği Şekāyik'de mezkûrdur. "Adlî" mahlasıyla eş'ârı vardır. BEHRAM: Âzâd-kerde-i Davud Paşa olmağla Gulâm-ı Davud Paşa deyu ketebe eder idi.

Şeyh Hamdullah'dan te'allüm edib tevkî'îi Dîvân-ı Âlişân olmuşdur. tenden gubârı gitmesün. Lâkin şöhreti fazla olub birâderinden iki sene sonra vefât eylemişdir. İki birâder Sultan Selim Camii kurbunda Nişancı Mescidi pîş-gâhında medfundurlar ki oraya Eskinişancı denir. Bu gazel ana mensubdur. Sa'di. Vefâtı 1101'dedir. Beyit Biz şehîd-i râh-ı aşk oldukda râh-ı yârda Yumadın defn eyleyin. Târih-i şehâdeti 920'dir. Hülâsâ bir madde zımnında sâhib-i terceme Cafer Bey. Heves-nâme Manzûmesi meşhurdur. Gazel Hatt-ı şeb-gûnu gelürse rahne-i dildârın Sünbülün seyr ideriz bu sene biz gülzârın 79 . Karındaşı Sa'di Efendi ile beraber eş'ar-ı vakitleri şuarâyı idiler. tu'me-i şemşîr-i kahr-ı kahramânî olub bilâ gusül defn olundu.Cafer Bin Tacbey-Zâde: Amâsî'dir. Hâmid Ensercî: Râsim Efendi'nin iyi şâkirdânındandır. mezbûr Seyyid Şerif'in Şerh-i Miftâhı'na ve Sadr'ın Şerh-i Vikāyesi'nden Bâbü'ş-şehîde dek hâşiye yazıb Nesefiyye'yi nazm eylemişdir. Utarid-i felek-cûd Tâcbey-zâde Ne deyme kânda bulundu ne deyme deryâda Odur o zer-ger-i kâmil bu fenn-i zîbâde Birisi hüsn-i hat ve biri şi'r ü inşâda Garaz ikisini temyizdir bu esnâda Adedde heft berâber olur mu heftâde Çü yok anın gibi kânun-şinâs dünyada Birâderi Sâdi dahi şi'r ü inşâ ve fazl ü imlâda birâderine sânî olabilirdi. Nazım Virüb kemâl-i şeref şîve-i Hudâ dâra Leâli-i hatt-ı Yâkût kıymetîsi anın Odur o Sayrafî cevher-i hizâne-i hat Sevâd-ı Rûm'a iki Tâc-zâde virdi şeref Eğerçi bûde değil hâli ol fazîletden Disem evvelâ ana nola küttâb-ı seb'adan efzûn Sezâdır ol kâvile tuğra-nüvîs-i sultânî Elinde hâmesi ney-şekker-i fazîletdir Şeker-fişânlık ider dehre mısr-ı ma'nâda. Şuarâdan biri bir kasîdede anları vasf edib bu kaç beyit ol kasîdedendir.

Târih-i seng-i mezarındaki üç beyit Brusalı Hâşimî merhumun olub şâkirdânından Hâlid Efendi yazmış. Üsküdar'da Eski Vâlide Câmii'nin celîleri anındır. Bir iki sene ba'de'l-elf vefât eyledi. 1023'de vefât eyledi. Hasan İbn-i Ahmed 39: Çerkes ve Ahmed Karahisârî'nin bende-i derm-i harîdesi ve ba'de'l-'itk veled-i mânevîsidir. Karacaahmed mukābilinde vâki seddin köşesinde medfundur. Seyyid Hasan Hâşimî 57: Halebî bir çelebi olub İstanbul'da üstâd-ı zaman Ramazan Efendi'den hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi ber kemâl-i icâzet-yâb oldu. El-'uhdetü ale'r-râvî.Doğrusı ey dil-i şeydâ eğer incinsene dahî Likneti olsa da hânde civanın ne güzel Çünki dil-şîfte-i hüsnîsin ol mehrûyun Çekemem çile-i hicrin o perî-i ruhsârın Çi çi bülbül olur nağmeleri tekrârın Hâmidâ olsa perîşân ne aceb güftârın. Câmi-i Süleymâniyye'nin bir kavilde yalnız mihrab âyet-i kerîmesi ve bir rivâyetde yalnız kubbesi tâkında olan hatt-ı müsennâ üstâdının ve bâkîsi anındır. Vâkı'â cümleden ziyâde ol kitâbede icra-yı mahâret ziyâdedir. 80 .nüvîsândandır. Edirne'de Sultan Selîm-i Halîm'in binâ-kerdesi olan câmi-i şerîfin dahi bi'lcümle hutûtu merkûm Hasan Çelebi'nindir. Hüsâmeddîn-i Zerrîn-i Kalem 35: Şükür Halîfe-zâde'den yazıb ekseriyâ kelimât-ı Murtazaviyye ve murakka'ât ve kıta'ât kitâbetine râgıb ve kendi vedâyisinde yegâne olub neshi sülüse gâlib idi. Bazılar zu'munda dahi Karahisârî merhum hayatda iken şâkirdine câmi-i şerîfin hutût-ı resmi emr olunduğuna infi'âl ve tekeddür edib mezbûr Hasan dahi câmi-i mezbûrun bi'l-cümle celîlerini itmâm edib tabhâne derûnunda "Ve yut'ımûne't-ta'âme" âyet-i kerîmesi kaldıkda kemâl-i siklet hizmetinden çeşm-i remet-nâk olub bi'z-zarûre ol âyeti hocası tekmil eylemişdir. Vefâtı elf-i kâmil sularında olmalıdır. Mevlâna Hasan Üsküdârî 42: Şeyh Hamdullah caddesinden ser-i mû inhirâf etmeyib üçüncü derecede hoş. El-kıssa. Süleymaniye Câmii'nin Harem Kapusu yesârında ruhâm üzre Hasan bin Karahisârî deyu ketebelerini vaz' eylediği esnâda üstâdı henüz hayatda idi. Üstâdı yanında medfundur.

1098'de vefât etdi. Şeyh Hamdullah'ın e'azz-i şâkirdânından olub Mustafa Dede merhum ile ma'an perveriş-yâfte olmuşdur. Hüseyin Bin Ahmed: Edirne'de Haffaf-zâde demekle ma'rûfdur. El-hâsıl hattat. 891'de vefât edib Ebû Eyyûb-ı Ensârî civârında medfundur. Mukaddemât-ı Erba'-ı Tecrîd'e hâşiyesi ve Seyyid Şerîf'in Muhtasar-ı Hâşiyesi'ne ta'lîkātı vardır. 1152'de vefât eyledi. Ketebe Hüseyin elHablî deyu hutûtunu rakam eder ve elsine-i nâsda ipci deyu meşhurdur. Yirmi üç Mushaf-ı Şerîf ve sad aded Delâil ve otuz kadar En'âm ve iki hizb-i a'zam ve kıta'ât ve murakka'ât kitâbetine muvaffak olmuşdur. 1154'de vefât etdi. Hüseyin Şah: Lakabı Hüsameddin'dir. Bazıları demişlerdir ki Şeyh-i merhum anın hattına kendi ketebesin koyub istihsan etmişdir. Elf-i kâmile karib muammer imiş. Sülüs ve neshi Ali bin Yahyâ'dan yazdı ve İstanbul kadısı oldu. Hasan Bin Abdüssamed: Samsunî'dir. Sultan Mehmed Han anı üstad ittihâz eyledikde bir Sıhah-ı Cevher'i pâdişâha yazdı ki mânendi görülmemişdir. Hemşehrisi Çelebi İmam Hacı Mustafa Hâfız'dan sülüs ve neshi te'allüm ve istikmal-i dekāyik ve mûsikî vesâyir ma'ârif eyledi. Üsküdar'da üstadları Derviş Ali Efendi ve şerikleri Zühdi İsmail Ağa kabri yanında medfundur. Mahdumları Seyyid Abdullah ve hafîdleri Seyyid Abdülhalim dahi mezkûrdur. Derviş Ali'den mücâz olub üstâdına dâmad ve kâtib-i saray-ı sultânî ve Ayasofya Mektebi'nde muallim-i hat olub müte'addid mushaflar yazmışdır. Bazıları dahi derler ki Hüsameddin birkaç kıt'a yazıb Şeyh-ı merhûmu tağlit için pîş tahtası altına koydukda 81 . Nice Mesâhif-i Şerîfe kitâbetine muvaffak olmuşdur. âlim ve fâzıl-ı müsellem idi.Beyit Mûcib-i san'at tashîf değil zâtında Çelebi meşreb olur ekser ebnâ-yı Haleb. Pederi diyâr-ı Acem'den gelmişdir. Hüseyin Hablî 74: İpci ve Anadolu'da Akçakavak'dandır. Şahsultan Tekyesi mukābilinde Miftâhî-zâde kurbunda medfundur. Bu dahi şeş kalemde bî-nazîr olub sâde nesih yazmada Şeyh-i merhum ile kendisi beynini teşhîs ve temyizde nice kişi yanılmışdır.

Ğattâhe's-settâru bi-celâbîbi'l-gânitâti'l-'âbidâti's-sâbihâti feütliyet bi'l-'aşiyyi ve'l-ibkâri fi'l-kitâbi'l-ekremi iz yülgûne aglâmehüm eyyühüm yekfülü Meryeme. baht-ı siyâhım.Şeyh bilâ-teemmül anlara kendi ketebesini vaz' ve sonra vâkıf oldukda Hüsameddin'e tevbîh etmişdir. Elvân-ı kağıda gûnâ-gûn mürekkeble kitâbete nâil olub üç hokkalı bir devât etrafında kendü güftârından olan bu ebyât mersûm idi. Bir kıt'ası iznine üstad-ı kâmil Hoca Râsim'in tertib buyurduğu icâzet-i belîğâne şâyân-ı istinsah olmağla bu mahalde îrad olundu. Birâderinden sonra rihlet ve peder-i dâiresinde defîn-i türbet oldu. dûd-ı dilim. Hüseyin Can: Brusalı ve Nefes-zâde İsmail Efendi'den mücâzdır. Didim ana ey Hüsrev ü Şîrîn-i şeker-leb Evsâfını tahrîr içün üç dürlü mürekkeb. Hatt-ı divanîde Hamza Sahib-kıran ve Hamza-i divdest denir idi. Beyit Üç hokka devâtda ne var dirse o şâhım Hûn-ı ciğerim. Hamza Bin Mustafa Dede: Hüsn-i hatt-ı şeyhâneyi mevrûs-ı pederâne olmağla pederinden telemmüz ve birâderi Pîr Mehmed'in rütbe-i kemâline garîb yazmışdır. 82 . Nemmegat nahletün ve atıyyetün min kerîmin mübînin ve saddegat bi-kelimâti Rabbihâ ve kânet mine'l-gânitîne zehrâü zemânühâ ve humeyrâü evânühâ zâtesnetey aşrate senetin tilke'l-kıt'atü'l-melîhatü semmiyyetü's-Sa'diyyetü a'nî Halîmete ibneti men enbetehullâhü nebâten hasenen fetegabbelehâ Rabbühâ ve zeyyenehû bihâ sirran ve alenen. Halime Bint-i Muhammed Sâdık: 1167'de kable'l-büluğ Seyyid Mehmed Hilmi'den icâzet-yâb olmuşdur. Bunun dahi birâderi gibi Süleymaniye Câmii'nde bir Mushaf-ı Şerîf'i mevkûfdur. Üç hokka devâtında didi yâr ne vardır Zülf-i siyehin la'l-i lebin çeşm-i kebûdun 1107'de vefât etmişdir. Hamza Vâsıf: Vânî'dir. Bu kıt'a dahi o mânâdadır. Felâ ğarra veli'n-nisveti'l-lâtî gata'ne aglâmehünne ve ketebne ve li'n-nisâi nasîbün mimmektesebne.

Receb 38: Mevlidi Kal'a-i Revan'dadır. Yevmiyye-i mu'ayyeneleri tamam olmadıkca züvvârdan dahi gelen hâricde tevkif olunur idi. İstanbul'a gelib hemşehrisi Seyyid Hasan Hâşimî vâsıtasıyla Ramazan Efendi'den hüsn-i hatt-ı sülüs ve nesihde temeşşuk edib me'zûn olmuşdur. Ramazan Efendi 51: Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi Abdullah bin Cezzar'dan temeşşuk edib resîde-i icâzet oldukda bi'l-külliyye nesih tarafına meyelan ve kitâbet-i Kur'ân-ı Azîmü'ş-şân'a sarf-ı evân eyledi. Kasımpaşa'da Kulaksız denilen mahalde vâki câmi mukābilinde medfundur. Şeyh Hamdullah evâil-i hallerinde bundan ve bu dahi Sayrafî'den yazmışdır. mühîb-i heykel bir meşşâ'-i kadem ve meşşâk-ı kalem idi. Halil Bin Mehmed 97: Reis-i müneccimîn ve Hoca Râsim'den me'zun idi. Sülüsden ziyâde neshe rağbet ve riâyet edib ahyânen kavse-i decâce ile kitâbet eylediği meşhur ise de Sâhib-i Devha inkar eder. Kibâr-ı ricâl-i ziyâretlerin teberrük-i fâl eylemekle ekseriya saâdethâneleri âyende ve revendeye muhitt-i ricâl olur idi. Aklâm gûnâgûnda âsârı nümûdârdır. Galatasarayı'na gidib gelirken esnâ-yı tarîkde nadc-ı tam peydâ etsin deyu ufak ufak mürekkeb kumkumalarını sâkına bağlayıb yürür idi. 958'de vefât etdi.Garrarahû ve harrarahü'l-'abdü'l-esemi kâtibü's-sarâyi'l-hâssati Mehmed Râsim ufiye'l-afüvvü anhü bi-habîbihî Ebi'l-Kâsımi fi's-seneti't-tâsi'ati ve's-sittîne ba'de'l-mieti ve'l-elfi min hicreti men aleyhi ve alâ âlihi's-salavâtü ve's-selâmü elfen ba'de elfin. Târih-i vefâtı 1119'dadır. Hayreddin Maraşî 33: Ma'rûfdur. Suyolcu-zâde Mustafa Efendi dahi eski ve kötekli üstadlardan olmağla Hâfız Ali ziyâretine vardıkda te'dîb-i çöb buyurduğu derece-i darbdadır. Vefâtı 1159'dadır. Vefâtı 876'dadır. Bu 83 . 1040 târihinde dâr-ı hulûda âzim olmuşdur. Elli yaşından sonra sülüs ve neshi Şeyh Hamdullah Efendi'den tahsil ve Galatasarayı'na muallim olmuşdur. Hâfız Halil 53: Halebî'dir. Hâlid Erzurumî 43: Hasan Çelebi'den ba'de'l-izn Derviş Ali merhum gibi âlî ka'b-ı üstâda üstad olmuşdur. Galîz-ı peyker.

Yılan Câmii imamı idi. 1091'de vefât eyledi. Sülüs ve neshi Tokâdî Ahmed Efendi'den yazıb letâfet-i hatlarına söz yokdur. Merd olan kâmil-i vücûda hoş hünerdir hüsn-i hat Ma'rifet zîbâdır amma zîb ü ferdir hüsn-i hat Nicenin âsâr-ı mevzûunda yok hergiz sebât Dehr-i fânîde aceb bâkî eserdir hüsn-i hat Zevk-yâb olmak mukarrer dest-res olsa kişi Şâha-i gülün safâda bir semeredir hüsn-i hat Dilgüşâ-yı nazara-i dîdârına tâlib hezâr Kıt'a-i bağ-ı cinânda verd-i terdir hüsn-i hat Böyle müstesnâ gazel yazılmaz illâ Izziyâ Her kimin indinde gâyet mu'teberdir hüsn-i hat Hâcegân-ı divanî tarîkına sülûk edib silahdar kâtibi ve teşrîfâtî dahi oldu. Mîr Süleyman Arif: Külliyyât ve cüziyyât-ı şiir ve inşâ ve fenn-i tecsîm ve tezhibde dekāyıka vâsıl ve sülüs ve nesih ve ta'lîk vesâyir aklâmda kâmil-i ber-vücud idi. Hilye-i Hâkāni'ye nazîresi ve Regâibiyyesi ve müretteb dîvânı vardır. Mevlevihâne Yenikapusu hâricinde tarf-ı yesârda medfundur.vechile dört yüz aded Mushaf-ı Şerîf kitâbeti meşhurdur. 1183'de vefât etdi. 84 . Bu gazel anındır. Sultan Süleyman Han: Sânî. Vefâtı 1166'dadır. Beyit Ârif pür-yûşan ma'ânî benimledir Mûrane mülk-i nazma Süleyman değilmiyem Süleyman Izzî: Hoca Rasim'den mücâz ve şi'r ü inşâda mümtâzdır. Bu beyit anın bir gazelinin makta'ıdır.

Silsile-i Hattâtîn. Şerh-i Dîvân-ı Hızır ve Murtazâ ve bunlar emsâli kırkdan ziyâde âsâr-ı yâdigâr bırakmışdır. Süleyman Müstakım-Zâde: İşbu risâlede hattâtîn-i Osmaniyye'nin büyük me'hazi olan Tuhfetü'l-hattâtîn nâm kitab ile Silsiletü'l-hattâtîn nâm risâlenin müellifidir. Latîfe-gû. Süleyman 56: Damad-zâde demekle ma'rufdur. Suyolcu-zâde dâiresinde kesb-i kemâl-i hüsn-i hat edib sülüs ve nesihde sâhib-i icâzetdir. Târih-i vefâtı 1156'dır. Terceme-i Mektûbât-ı Hâcegân. Mu'ammerînden olub Edirnekapusu hâricinde medfundur. Sinni doksanı mütecâviz iken 1151'de vefât eyledi. 1168'de vefât etdi. Beyit Nahîfî bir zamân-ı mısr u safâhân idi meşhûdun Diyâr-ı Beç'de bilmem şimdi gurbetle nedir hâlin Meâli üzerine diyâr-ı İran ve cânib-i Engürüs'e sefîrân ile me'mûriyet ve bu tarîkla seyr ü seyâhat edib terceme-i Mesnevî-i Şerif manzûmen ve Risâle-i Hazariyye vesâir âsârı ve dîvân-ı eş'ârı vardır. Şerh-i Kasîde-i Mudariyye. Tozkoparan-zâde Hâfız Mehmed Efendi'den mücâz ve hüsn-i hatla birçok Mesâhif kitâbetinde mümtâz olmuşdur. Devha-i Meşâyıh-i İslâm. Kırımî Çeşme-sârı mukābilinde pederi makberesinde medfundur. handerû.SÜLEYMAN NAHÎFÎ: Sülüs ve nesihte Hâfız Osman merhumdan icâzet-yâb ve kalem-i ta'lîkde kâm-yâb idi. Târih-i vefâtı 1203. Süleyman Âhenîn-i Kalem: Anadolu'dandır. Sultan Mehmed Han Câmii'nde imam idi. Mecelletü'n-nisâb. Süleyman Râci İbn-İ Yusuf: Hoca Rasim'in birâder-i mihteri ve hem-meşki olub hoş-âyende hatla nice Mesâhif-i Şerîfe yazmışdır. Şerh-i Vird-i Seyyid Yahya. derviş-i nihâd. Kalem-i hadîd ile hüsn-i 85 . Tuhfe-i Hattâtîn. Terceme-i Lügat-ı Kânûnü'l-edeb. pâk-i'tikâd ve şâir-i mazmun-şinâs idi. Mûmâileyh esâtîz-i müte'addideden ulûm-ı müte'addide ta'lîm ve tahsil edib fâik-i akrân ve vahîd-i zamân olduğu gibi cins-i hatta gelince sülüs ve neshi Hoca Rasim üstaddan ve ta'lîki Efendi-zâde Kâtib-zâde ve Dede-zâde Seyyid Mehmed'den temeşşuk edib münselek-i silk-i hattâtîn olmuşdur. Zeyrek'de Devirhan Mahallesi'nde şeyhi olan Tokâdî Emin Efendi'nin ayağı ucunda medfundur.

Vefâtı 1132'dedir.tenmîkda ferîd ve bî-nazîr ve âsâr-ı kalemiyyesi kesîrdir. Dâimâ hizmetinde bulunur hattâ vakt-i iktizâda ta'âm bile pişirir imiş. Seyyid Şeref: Ruscuklu olub envâ'-ı hutûtu Emir Efendi ile Hoca Rasim'den ta'lim edib mücâzdır. Vefâtı 1189'dadır. Sad bârekallah oldı müyesser Kim zât-ı Abdülbâkî Efendi Şeyh-i zemâne Rasim Efendi Elif'i müşâbih bir serv-i kadde Terkibi câmi' ba'zı hurûfu Meydân-ı satra cezmi hedefdir Tavr-ı tarîka tâ'sı mutâbık Nûn'u devât-ı sîmîn-i üstad Her nokta-i hâl nev-hatta benzer Pes hatt-ı ömrü bulsun terakkî Zeynü'l-me'ârif bir hayır meslek Evsâfı olmaz gencîde-i sakk Her meşki ta'lim itdi yegâ-yek Sâyir hurûfu uşşâkı bî-şek Kürsiyy-i şeyhe benzerse gerçek Şın oldı kavsi her meddi nâ-vek Şeyhâne hâ'sı ayniyle aynek Mikrâz lâ'sı inkâra gezlik Sâde güzeldir oldukda münfek Kılsun mübârek bârî tebârek Kendi duâsı iznine târih 86 . Üstâdı dâiresinde medfundur. İcâzetine bazılar bu târihi söylemişler. Hatt-ı divanî ile celîyi gâyet nefis yazmışdır. Şükrullah Halîfe 40: Amasî ve Şeyh Hamdullah'ın dâmâdıdır. Vâkı'â hutût-ı şeyhânede muallim ve kuvvet-dest-i melekede müsellem olub Mesâhif-i Şerîfe vesâir âsârı bî-şumârdır. Şükrullah Halîfe mukaddemâ şeyh-i merhûmun çobanı ve hizmetkârı olub hizmetinden hoşnud olması cihetinden ana ta'lîm-i hat edib bir üstâd-ı kâmil ve ilmi ile âmil kimesne andan zuhûr eyledi. Taklidi mümteni' bir kâtib-i polad-dest idi. Abdulbâki İbn-i Ahmed: Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi Hoca Rasim Efendi'den iktibas edib izn-i vaz'-ı lafz-ı ketebe ile âlî mertebe olmuşdur. Sülehâ-yı ümmetden bir şâir-i sühanverdir. 950'de vefât eyledi. Seyfullah Feyzî: Sülüs ve neshi ibtidâ Karakız'dan ve sonra Hâfız Osman'dan te'allümle keskin bir hattat ve hadîka-i hâssada muallim-i talebe-i meşk ve müderris iken 1148'de vefât etdi.

Ebû Eyyûb-i Ensârî civârında âbâ ve ecdâdı kurbunda medfundur. Bazı ehl-i fesâdın gamzıyla sâhib-i tercemenin katline emr-i pâdişâhî vârid olduğun Bayezid Han anı Haleb'e kaçırdı. Şeş kalemde bi'l-istihkāk pederlerinden mücâz ve her şeyde ma'lûmât ve ma'rifet-i kâmile ile mümtâz idi. Hoca Abdurrahman Gubârî: Gubârî-i hüsn-i hatta nâil olmağla bu lafzı ihtiyar kılmışdır. 1169'da vefât eyledi. Temîmî dahi hüsn-i hattını târihinde senâ eder. Merhum libas dervişi ile yedi sene seyahat edib Şîraz'da Celâl-i Devvânî'den cemî-i ulûma icâzet almışdır. Şeyh Abdurrahman İbn-i Abdullah: Tarîkatcı-zâde. Abdurrahman Müzehhib: Kastamonî'dir. Mesâhif-i adîde ve delâil-i güzîde ve Mişkât ve Tefsir-i ibn-i Abbas emsâli kütüb-i pesendîde yazıb celîlü'l-mikdâr bir hattat idi.Hakk-ı hüsn-i hattım ide mübârek (1158) Seyyid Abdulhalim Hasib 90: Emir Efendi-zâde [deyu] ma'rufdur. Bu kıt'a anındır. Sultan Bayezid'in livâ-yı mezbûrda hükûmeti eyyâmında Şeyh Hamdullah ile sultan-ı müşârunileyhin nedîm-i bezm-i safâları iken şeyh-i merhumdan te'allüm eylemişidi. Tezhibde ve enva' cildi tertibde Bosnavî Hasan'ın şâkirdi Salih Çelebi'yi görmüş ve Haydarpaşalı İbrahim çelebi gibi 87 . Yedi bin cild kitâba mâlik ve elsine-i selâsede nazma kâdir ve bazı nevâdir resâil te'lifleri vardır. Cülûs-ı Bâyezîdî'de İstanbul'a avdet terakkıyât-ı azîmeye nâil olmuşdur. 932'de Mekke-i Mükerreme'de vefât eyledi. Sülüs ve neshi Mustafa Dede'den te'allüm edib hüsn-i tab'ı dahi var imiş. Abdurrahman Hâtemî İbn-i Ali Müeyyed: Ebû İshak Kazrunî neslinden olub Amasî'dir. Hoca Rasim şâkirdi ve resm-i şeyhânede mücâzıdır. 1178'de vefât etdi. Ey Gubârî bu cihan içre benim Meğer ol kâtib-i müsta'cel kim Kimse eş'ârıma toz kondıramaz Hatt u şi'rim kuruyunca duramaz 974'de vefât eyledi. Âsâr-ı hattıyyesi çokdur.

şâkird yetişdirmişdir. Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi dahi Suyolcu-zâdeden damîme-i kemâl edib 1098'de vefât eylemişdir. Abdurrahman: Çibinci-zâde deyu meşhurdur. Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi Ramazan Efendi'den te'allüm edib mücâz olmuşdur. Gubârîn-i hatta mâil yüz aded mushaf-ı kâmil yazmışdır. Ekser âsârının tezhibi Müzehhib Sarahî Mustafa şâkirdi Beyâzî Mustafa'nın oğlu ve şâkirdi olan Baruthaneli Abdullah nâm üstadındır. Mevlidhân-ı sultan ve mûsikîdân ve Hâfız Osman'ın evâhir-i ömründe kat'-ı kalemiyle sâhib-i şöhret ü şân idi. Vefatı 1137'dedir. Alipaşa Câmii Büyük kapusunın karşısındaki köşede Üveys Dede Türbesi içinde medfundur. Abdurrahman Rahmi: Kubûrî-zâde-i ma'rûfun birâder-i gühteridir. Vâdî-i sülüs ve neshi Kevkeb Hâfız Mehmed Efendi'den görüb nice devâvîn imlâ eylemişdir. Rûznâmçe-i evvel hulefâsından iken Hevâî nâmına tertib eylediği tezyifâtdan tövbekâr ve rû-berâh-ı hac olub avdetinde Mısır'da kâfile-i âhirete hem-râh olmuşdur. 1137'de vefât eyledi. Seyyid Abdülkâdir Zarif: Pederi Üçanbarlı Reisülküttab idi. Ve bu lakab azm-i şikeminden neş'et eylemiş idi. Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi Üstâd İmâm-ı Câmi-i Mîrahur Seyyid Abdullah Efendi'den telemmüz edib mücâz oldu. İsti'dâd-ı ezelî ile hattı ta'lîkin hurdesine dahi suret verdi. Âsâr-ı hattıyyesi bî nihâye ve vefâtı 1118'dedir. Abdülkerim Halîfe: Hafîd-i Şeyh olan Derviş Muhammed ibn-i Mustafa'nın hem-asrı ve şerîki ve Şeyh Hamdullah'ın mukallid-i kâmilidir. Abdullah Rodosî-Zâde: Ma'rufdur. Sülüs ve neshi Hâfız Osman'dan te'allüm ile ta'lîkde dahi Üstad ve Nergisî-zâde merhûmun aynı idi. Hâfız Ahmed ile ber-bâz-ı güştleri olagelmiş hâlâtdandır ki bir Mushaf-ı Şerîf yazdırıb kendi ketebesini vaz' eylemişdir. Vefâtı 1116'dadır. Seyyid Abdullah Bin Seyyid Hasan Hâşimî 47: Yedikuleli Emir Efendi. Hâfız Osman me'zûnlarındandır. Aklâm-ı sittede tahsîl-i kemâl edib kitâbeti rütbe-i i'câza erişdirmişdir. Yirmi dört Mushaf yazıb ikisi Sultan Ahmed Han-ı Sâlis emriyle imiş. Osman-zâde Tâib Efendi'nin Meşârik Tercemesi'ni dahi tenbih-i pâdişâhî ile yazıb hezâr En'âm ve evrâd ve kıta'ât ve murakka'ât ve Hilye-i Şerîf yâdigâr bırakmışdır.
88

1101'de bir Ferâiz-i Seyyidî dahi yazmışdır. Nûr-ı Osmânî'de mevkûf murakka'ları ma'rufdur. Safvet-i mürekkebleri huzûr-ı Sultan Ahmed Hânî'de yâd olunub mâmûldür ihtimâliyle taraf-ı pâdişâhîden bir teberdâr gelüb ale'l-gaflet hokkanızı almağa me'mûrum deyu hatmederek huzûr-ı Hümâyûn'a götürmüş. Ba'dehû hokka ağzı altın olarak akmişe vesâyir hedâyâ ile yine irsâl buyurulmuşdur. Mesâhif-i Şerîfeleri'ni tezhib edenlerden biri Ruganî Üsküdârî Hilmi Çelebi şâkirdi Hac Yusuf Mısrî'dir ki saz yazmak vâdisinde Şahkulu-i vakitdir. Biri dahi Hezarfen Brusevî'dir. Biri dahi Hasan Çelebi şâkirdi Süleyman Çelebi ve biri dahi Haydarpaşalı İbrahim Çelebi'dir. Hülâsâ merhum kesret-i kitâbetiyle müktedâ-yı sufûf-ı hoş-nüvîsân ve sür'at-i kalemiyle hâce-i tâlimhâne-i hüsn-i âdâb ve irfan olmuş. Halîm ve vakûr ve amâme-i sebz ile nûrun alâ nûr bir vücûd-ı ma'mûr idi. Beyit
Kāni' meşûyed ez hatt-ı üstâd behânden Hüsni ki nihân der hatt-ı ânest bedâyend

1144'de vâlideyni civârında medfun oldu. Şeyh Abdullah 89: Himmet-zâde. Meşâhirden ve Hâfız Osman'dan me'zun olub pederi ma'ârif-i ricâl-i Bayrâmiyye'den Şeyh Himmet'dir. Beyit
Fasl-ı şitâda böyle hevâ Hakk atâsıdır Kırtâs-ı meşki destine al yaz, hevâsıdır.

Vefkınce leyl ü nehâr himmet-i verziş ve kûşiş ile âlî mertebe olmuşdur. 1122'de Üsküdar'da pederi yanında medfun oldu. Abdullah Feyzi: İbn-i Tursun. Sülüs ve nesh ve rik'a emsâlini Demircikulu Yusuf Efendi'den temeşşuk eylemesi şöyle dursun ta'lîk ve celîleri dahi üstâdâne olduğu muhakkakdır. 1019'da vefât etdi. Türkî Arûzî ve Merfû'ât'a dek Molla Câmi Hâşiyesi ve Türkî Mu'cizât Risâlesi ve Kalemiyye nâm bir makâlesi vardır. İstanbul'da Şeyh Âbid Çelebi Mescidi Mezaristanı'nda medfundur. Abdullah Kırımî 36: Sultan Süleyman Hân eyyâmında zuhur edib Mustafa Dede'den mücâz olmuşdur. Bir vâkı'ası vak'a-i intikāline delâlet etdikde hâric-i sûr-ı İstanbul'da Câmi-i Emir Buhârî civârında ve Ebû Eyyub reh-güzârında ihzâr-ı mezar ve
89

ser-levha-i sengine "Gad tavâmîri'l-a'mâli ve neseha esâtîri'l-âmâl-i bi'l-âcâlî." fıkralarını nakş ve nâmlarını resm ve imlâ ve iki dokuz adedi tasvir edib bir hane rakamı açık bırakdı ve birini dahi şâkirdlerimizin birisi yazsın deyu keşf-i hâl buyurdu. Vâkı'â elf-i kâmilden bir sene mukaddem âzim-i dâr-ı bekā olduğundan dokuzların adedi üç oldu. Abdullah Bin Cezzar: Yâni Kassab-zâde. Tahsil-i hüsn-i hatt-ı sülüs ve nesh için Hâfız Mehmed İmam'a iktidâ ve her şîve-i kalemde anların eserine iktifâ eylemişdir. Nazım
Ennâsü fî ğafletin ammâ yürâdü bihim Keennehüm ğanemün fî dâri Cezzârin

mefhûmu üzre vakt-i şeyhûhate varmazdan rıhlet eyledi. Karamustafa Paşa Vakfı'nın eczâ-yı mevkûfesi bunun hattıdır. Ramazan Efendi gibi üstâda üstad olmuşdur. Abdullah Vâsıf: İbn-i Muhammed Muhteşem. Aksâm-ı aklâmı pederinden tahsil ve tekmil ile erbâb-ı kalemin mümtâz ve ser-efrâzı idi. Bu beyit anındır: Beyit
Yâr çâh-ı zekanım ayn-ı vefâdır dir ise Ana ey âşık-ı şûrîde inanma çenedir.

Vefâtı 1130'dadır. Abdullah Câbî-Zâde 81: Abdi Ağa nâmı ile şöhret-nümâ ve Suyolcu-zâde şâkirdânındandır. Üstâd-ı kadîm bir pîr-i vâcibü't-ta'zîm olub kesret-i âsâr ile kâm-yâb ve ehl-i keyfin nazîflerinden hafif-i lihye ve latîf-i hilye bir zât-ı müstetâb idi. 1149'da vefât eyledi. Seyyid Abdullah Şerif: Şerif demekle ma'rûf ve hüsn-i hatt ve kitâbetle mevsuf idi. Şükrullah Halîfe'den temeşşuk edib icâzetiyle âlî mertebe olmuşdur. Elf-i kâmil târihinden mukaddem mevcud olan ricâldendir. Abdullah Vefâî: Kevkeb Muhammed Efendi'den te'allümle hüsn-i hatt-ı sülüs ve nesihte miyâne-i hoş-nüvîsânda şöhret bulub Saray-ı Âmire kitâbetiyle bekâm olmuşidi. Huzur-ı Hümâyûn'da resm-i sikkeye cesâret ve hutût-ı İslâmiyye'ye adem-i
90

1141'de vefât etmişdir. Pederi Haseki Câmii'nin müezzini olub kendisi Köprülü-zâde Mustafa Paşa dâiresinde neş'e-yâb ve ol hanedânda ma'ârif-i külliye ve cüziyeye intisab etmekle hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi ibtidâ Derviş Ali merhumdan temeşşuka şüru' etmiş ise de anların vakt-i pîrîleri olduğundan kendi rızâlarıyla Suyolcu-zâde'den te'allüm ve on sekiz yaşında iken izn-i şerifleriyle me'zun oldukdansonra dekāyik-i şîve-i şeyhâneyi Nefes-zâde Seyyid İsmail'den te'allüme mübâşeret ve tekrar elif-ba meşkinden ibtidâ ile hüsn-i hatt-ı şeyhâneye suret verdi. Derviş Abdullah: Kâtibü's-sır Ağakapulu İsmail Efendi'den mücâzdır. Sultan-ı müşârunileyh herne resm üzre kitâbet murâd ederse evvelâ Osman Efendi'ye bir resmini çıkardıb ba'dehû kendisi yazardı. Osman Bin Ali: Hâfız Osman deyu ma'ruf ve vaktinde esrar-ı hattıyye-i şeyhâne kendilerine inhisar ile mevsufdur. Sâyir tefâsıl ahvâli Devha-i Necibâ'da mezkûrdur.rağbet ve ayağı ve sol eliyle meşk-ı hatta mübâderet ve hurûfun ibtidâ ve intihâsına nevzuhur zülfeler ve hilâf-ı âdâb girdâra mübâşeret edib mevrid-i şemâtet olmağın ve nazar-ı isâbet etmeğin henüz çille-i ömrü hatm olunmamış iken mahrûse-i Brusa'ya azîmet ve oradan dâr-ı Âhire'e rıhlet eyledi. 1106'da Sultan Mustafa Hân-ı Sânî'ye muallim-i hat olub huzûr-ı Hümâyûn'da ihrâmı vaz'ıyla meşke ibtidar ederlerdi. Hüsn-i hatda şîve-i şeyhâne eslâf ve ahlâfı miyânında kendisine münhasır idi. Hattâ Ağakapulu İsmail Efendi gibi üstad dahi merhûmun kemâline i'tiraf ile insaf edib "hüsn-i hattı biz bildik Osman Efendimiz yazdı" demişdir. Âsâr-ı kaleminden Ebû Eyyûb-ı Ensârî'de Yazılı Medrese'de ketebesiyle dıvar-ı dershâneye bir harf-i vav resm edib Edirne'de Eski Câmi'de dahi bir vav ile bir İsm-i Celâl yazmışdır. 91 . Hattâ birgün talebelerinden biri vakt-i ta'limden sonra esnâ-yı râhda rast gelib sebeb-i tahallüfü suâl olundukda bir özr-i şer'î sebebiyle ta'limden mahrûmiyetini beyân eyledikde dâbbesinden nüzûl ve hemen şâhrâhda ku'ûd edib hattını ta'lim eylediği mervîdir. Serkitâbetden tarîk-ı hâcegâna geçib şıkk-ı sâlis defterdarı iken 1172'de vefât eyledi. Ve rıhletinde Osman Efendi'nin hattıyla nice kıt'aları İsmail Efendi pîş tahtasında zuhûr eylemişdir. Bu ikbâl-i bî-misâl ile yine derviş-meşreb idi.

Amma bazı zevât dahi anın tarîkini beğenmeyerek tavrına teveccühünden âr ve basit "kâf"ları uzun ve ufkî giden "mim"leri kısa yazıb çengeli bitişik "ra"ları bozmuşdur deyu ta'n ve taarruza ictisar eylemişlerdir. Üç yüze karib Mushaf yazmışdır. Kırk seneden sonra kesret-i kitâbet ve adem-i râhat sebebiyle dâü'l-enbiyâ denilen felc illetine mübtelâ oldu ise de yine tedbîr-i tabîbân ile sıhhati rû-nümâ olub hüsn-i hatlarına noksan. Osman İbn-i Abdülbâki: Suyolcu-zâde'den me'zundur. Vefâtı 1147'dedir. Birçok vakitden beri diyâr-ı Rûm'da herbir şîveyi terk edib anın silsilesinden olmayan ehl-i hat dahi merhûmun reftârına taklid-i Osman bin Abdülbâkî etmekdedirler. Sülüs ve neshi tekmil edib rikā' ve şikest-i ta'lîkde ve ale'l-husus dîvânîde eser-i kalemi düstûru'l-amel-i hattâtândır. Kocamustafapaşa Hankāhı Mezaristanı'nda medfundur.Aklâm-ı sittede şeyh-i müeyyed dest-i Yezdânî olub kendi silsilelerinden olmayan ehl-i hat dahi kendi vâdilerin terk ve anın vâdisin ihtiyar eylediler. Bu hâl üzre üç sene mürûrunda da'vet-i irci'îye icâbet ve defîn-i türbet-i kurbet kılındı.târî olmadı. Târih-i vefâtı 1110'dadır. Seyyid Ali İbn-i Ebî Bekr: Pederi nakîbü'l-eşrâf baş çavuşu olmağla Çavuşzâde deyu meşhurdur. Hüsn-i hattı Derviş Ali'den ahz edib gerek kitâbet ve gerek salâh- 92 . Merhum-ı müşârunileyh yirmi beş aded Mushaf yazıb hatlarıyla bir Mushaf ve murakka'-ı hurûf Ayasofya'da ve bi'l-cümle sürh nokta ile muallim bir hurufâtı Nûr-ı Osmânî Kütübhânesi'nde merkufdur. Seng-i mezarına ismi sâmîsini İsmail Efendi yazmışdır. Ol müddetde kat'-ı kalem-ı kasîr âdet olduğundan kat'-ı kalem hizmetini Çibinci-zâde Abdurrahman der-uhde eylemişdi. İzzet Ali Paşa: Câbî-zâde Abdi Ağa'dan me'zundur. Ekser âsârının tezhibi birâder-zâdesi Mehmed Çelebi Sirkeci nâm üstâdın şâkirdi ve Büyük Karamandalı Ahdeb Hasan Çelebi nâm üstâdın eserleridir ki Molla Gürânîli Beyâzî Mustafa'nın şâkirdidir. Hülâsa Hâfız Osman yekşembeler fukarâya ve çehârşembe ağniyâya tâlim eder idi.

mübtelâyı keyf-i dühân ve me'lûf erbâb-ı irfân bir cân idi. Edirnekapusu hâricinde 1140'da Emir Buhârî Tekyesi civârında medfun oldu. Evvelâ İpci Hüseyin Efendi'den sülüs ve neshi meşk edib ba'dehû Mustafa Dede merhum vâdisi meşrebine muvâfık ve selîkasına mutâbık geldiğinden anın taklidi sevdâsına düşüb de o vâdîde mükemmel olmuşdur. Ali İbn-i Mehmed 79: Pederi ketenciler kethüdâsı olduğundan Ketânî-zâde denilmişdir. 1190'da vefat eyledi. Kitâbetde kudretleri noksan bulub yaşları ilerlemiş olduğundan mâlik olduğu tuhaf ve nevâdiri Kapdanıderyâ Kaymak Mustafa Paşa'ya ihdâ ederek mukābelesinde eşyâ-yı kesîre i'tâ olunub anınla ilâ âhiri'l-ömr evkāt-güzâr olmuşdur. Seyyid Ali İbn-i Salih: Hâfız İmam ve Hüseyin Hablî'den mücâz ve vücûh-ı Kur'âniyye ile mühaşşî nice Mushaf-ı Şerîf kitâbeti ile ser-firâzdır. Ali Bin Murad: Brusevîdir. Medfeni Galata'da Mevlevîhâne kurbunda Dörtyolağzı ta'bir olunan mahalde Asmalımescid hizâsında Cizmeci Çeşmesi kurbunda olub 1171 târih-i vefâtıdır. hem-dem-i ihvân. Hattâ Enderûn-ı Hümayûn'dan anın himmeti ile çerâğ olmuşdur. Hüsn-i hattı evvelâ Kürt-zade Mustafa Efendi'den ba'dehû Sırkâtibi Ahmed Efendi'den. mezâyâ-yı hat ve tezhibi dahi görüb Hezarfen Brusevî'ye dahi hizmeti vardır. esîr-i yârân. Ali Bin Abdullah: İstanbul'da dûdmân-ı berş-kânın reisi Rahikî Yusuf merhûmun neslinden birisinin âzad-gerdesi olub pehlivan-ı kemankeş iken hüsn-i hatta husûsen celî kalemine sa'y edib Ağakapulu İsmail Efendi' den tahsil ve ba'de vefâtihî Tokadî Derviş Ahmed'den tekmîl eylemiştir. Tuğrakeş ve kemankeş ve mûsikîdân. 93 .ı hâl sâhibi bir vücûd-ı şerîf idi. Hatt-ı ta'lîkde dahi Kâtib-zade'den nice dekāyik ahzedib Tuzbazarı İmamı Mustafa Efendi'den dahi hakāyık-ı tezhibi müzâkere eylemişdir. Taklidde rütbe-i kemâle resîde olanlardandır.1120'de yazdığı Mushaf görülmüştür. 1192'de vefât etdi. Ressam-ı Sikke Mehmed Efendi mahlûlünden hizmet-i resm-i vazîfe-i mersûmesiyle bunlara tevcih olunmuşdur.Deyr-i-nüvîs olduğundan 4-5 Kur'ân ve 30-40 kadar En'âm vesâyirde[n] ziyâde yazmamışdır.

Bir senede cümle akrabâsı fevt olmağla Yetim denildi. Ali İbn-i Yahya Es-Sûfî 24: Ebu'l-feth Sultan Mehmed Hân asrını kendine hasr eden üstadlardandır. Emînüddin Muhibbî Hulâsatü'leser'inde tasrih eylediği üzre eimme-i kudemâya itiraz ve ebeveyn-i Nebevî hakkında zebân-draz olmuş ise de cevab-ı bâ savâb ile İmâm-ı hümâm Abdülkâdir Taberî dehânını kapamıştır. Âsârının amel-i tezhîbi Sarâhî Mustafa nâm müzehhibin eseridir ki Yenibahçeli Kara Mahmud'un şâkirdi ve âzâde-gerdesi Abdullah nâm üstâddan görmüşdür. Elhak cümle ehl-i hattın dest-i keşîde-i sitâyiş-i teslim oldukları eser-i muteberdir. Mişkât ve Şemâil ve Şifâ vesair kütübü şârih olub hüsn-i hat'da evâil-i muallimi Şeyh Hamdullah zannolunur.Aliyy-i Kārî: Herevîdir. Tire'de hüsn-i hatta sa'y edib İstanbul'da Yahya Es-sûfî ve Ali ibn-i Yahya'dan dekāyik-i hattı gördü. Pederinden tahsil-i hat etmekle zamanında kendilere bi'lcümle kalem-i müsellem olub lâkin sülüs-i müsennâda kemâline Bâb-ı Hümâyûn'un atabe-i ulyâsında resmeylediği "Halledallâhü azze sâhibehû" târihi güvâhdır. Derviş Ali 44: Sülüs ve neshi Hâlid Erzurumî'den yazıb me'zun olmuşdur. Ali Brusevî: Fenn-i tezhîbi tahsil gibi hüsn-i hattı dahi Seyyid Abdullah Efendi'den tekmil eyledi. Ebu'l-feth Câmi-i Şerîfi'nin evâsıtında târihi ve tarafeyn kitâbeleri dahi bunun hattı olub sol kitâbede Ali bin Yahya Es-sûfî deyu kendi ismini tasrih eylemişdir. Ayasofya'da Musallâkapusu mukābilinde bir dükkanda hattatlık ve müzehhiblik ile geçinir idi. 94 . Hanefî mezheb . Şeyh Hamdullah kabr-i şerîfi dâiresinde medfun olduğu muhtemeldir. Ali Yetim: Aydın'dandır. Kırkı mütecâviz Mushaf ve nice En'âm ve evrâd ve kıta'ât ve murakka'ât tenmîkına muvaffak olmuşdur. Nakşîbendî meşreb . Mu'ammerînden olub bazı medîhalarında demişlerdir. Sadr Şehid Ali Paşa Kitabhânesi'nde evâhir-i ömründe yazdığı Tabakāt-ı Hanîfe vesair te'lîfâtı mevcuddur. 1014'de Şeyh Yekdest suffesinde tarîkadde şeyhi olan Abdullah Seddî cenbinde ecel pençesiyle nühüfte-i zîr-i hâk olmuşdur. Sâl-i vefâtı 1084'dür. Brusa'ya hicret ve orada 930 [da] rıhlet eyledi. Her sene bir Mushaf yazıb hediyesini kût-i senevî ederdi. Hezâr şâkird dâmen-i istifâdelerine teşebbüs edib hattâ Köprülü-zâde Ahmed Paşa kendisinden istimlâ etmişdir. sâhib-i tasnîfât ve âlim-i vücûh-ı kırâetdir. Topkapu hâricinde medfundur. 1137.

Beyit Harfine bir kimse nokta koyamaz Bir eser kıldı ki sönmez Haşre dek Fazl ü dânişle olursa bu Ali Fenn-i hat içre zıyâ-yı meş'ali. Üsküdar'da Vâlide Sultan Câmi-i Cedîdi'nde pîrâye-i rahle olan Mushaflar bunun eseridir. İbtidâ Receb Halîfe'den ba'dehû Suyolcuzâde'den mücâzdır. 472 Mushaf yazmışdır. Ashâb-ı mûsikîden olub Ömrî mahlasıyla şiirleri dahi vardır. 1068'de vefât etdi. 1095'de bir Mushaf yazıb ol câmiye vakfeylemişdir. Hidemât-ı devletiyede istihdam ve riyâset-i kitâbet ile bekâm olmuşdur. Üsküdar'da Miskinler civârında medfundur. Ömer Bin İsmail: Kastamonî'dir. Alacamescid demekle benâm Çelebioğlu Mescidi'nde imam olub hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi Ağakapulu İsmail Efendi'den temeşşuk eylemişdir. Târih-i vefâtı 1115'dedir. Mîr Ömer İbn-İ Nasuh Paşa 59: Sülüs ve nesihte Mahmud Tophânevî şâkirdânından ve üstâdına mûcib-i mübâhât olanlardandır. Tâib Efendi Hadîkası'nı zeyl etmişdir. İmam-ı Derviş Ali 73: Pederi anbarcı olmağla Anbârî-zâde denilmişdir. Anın âsârındandır: Beyit Ey felek hân-ı mezelletde kitâbet ehlin Hükmüne karşu koyub kimse kalem katmadı pes Zîr-i pâ itmede maksud fuâdın ne ola Bu tecâhülde teğâfülde murâdın ne ola 1064'de avârız-ı Şam'ın emvâli için me'mur oldukda kitâbetine ibtidâ eylediği En'âm-ı Şerîfi Defterdar-zâde Mehmed Paşa-yı Emîrü'l-hâc'a irâe ve anın için mahsus 95 . Ömer Bin Muhammed: Eyyûbî'dir. Ömer Bin Dilâver 91: Sülüs ve neshi Emir Efendi'den te'allüm edib hurdeşikest-i ta'lîkde dahi yegâne-i zaman idi. Suyolcu-zâde Mustafa Efendi'nin damâdı ve mücâzıdır. On aded Mushaf-ı Şerîf ve diğer âsâr-ı münîfi vardır. İstanbul'da Vâlide Câmii Mektebi'nde muallim idi. 1097'de Okmeydanı kurbunda defnolundu. 1150'de Sırt Tekye etrâfında medfun oldu. Târih-i vefâtı 1128'dir.

Fazlullah İbn-i Sefer: Belgrâdî'dir. Saray-ı Hümâyûn'da Mehmed Belgrâdî'den me'zûn olub birâderi Ahmed Tokâdî'den sonra vefât eyledi.yazacağını ifade eyleyib bir samur kürk hediye ve 500 esedî atıyye aldı. Câmi kurbunda Pertev Paşa Türbesi ittisâlinde kendi mezaristanında medfundur. Yazdığı bir Mushaf-ı Şerîf'i Sultan Ahmed Hân-ı Sânî'ye hediye kılıb bin altın atıyye ile Mushaf kendisine teslim ve Ravza-i Şerîfe'de nihâde-i rahle-i ta'zîm üzre tekrim olundu. Lâkin hazret-i şeyhin hutût-ı hasenesine bir mertebe taklide kûşiş eylemişdir ki kemâl-i takarrub ile aynı zannolunur. 96 . Bu beyit anın olduğu mervîdir. Fazlullah Hâfız 62: Tokâdî ve Derviş Ahmed Tokâdî'nin birâderidir. Peçevî vesâyir târihler tasrîhi üzre Karahisârî'den hatt-ı sülüs ve neshi temeşşuk ve kudret-i Ferhâdâne ile metîn ve Şîrîn Mesâhif kitâbet eyledi. Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi şeyhâneyi Şükrullah Halîfe'den temeşşuk ile icâzet-yâb olmuşdur. 970'de yazdığı bir Hüsrev ve Şirin görülmüşdür ki sânîsi bulunmaz. Ömer Ressam 66: Sülüs ve neshi Kâtu Mehmed Efendi'den telemmüz edib ba'de'l-izn resm-i sikke-i hümâyûn hizmetiyle müstahdem Saray-ı Hümâyûn'da ta'lim-i hatt-ı gılmân-ı Enderûn ile muhterem oldu. 982'de Eyyub'da medfun oldu. Lâkin itmâmında tekâsül eylediğinden ne olduğu zâhir olub Paşa anı dâvet ve bir hücre ta'yini için tenbih ve mahbûsen En'âm'ı itmâm etdirdiği Hülâsa nâm târihde mezkûrdur. Vâlide Sultan Câmii'nin ibtidâ-yı binasında imâmeti ve Sultan Ahmed Câmii'nin hitâbeti bâ hatt-ı hümâyûn buna verilib Devlet-i Aliyye ile Beç Seferi'ne dahi refâkat eylemişdir. Ferhad Paşa İbn-i Mustafa: Ebu'l-feth Sultan Mehmed'e dâmad olmağın Saray-ı Atîk mukābilinde kendisine bir saray bina olunub anda sâkin idi. Bu vecih üzre edâ-yı hizmet-i farîza dahi eyledi. Üsküdar Mezaristanı verâsında medfun olub seng-i mezarı olmadığından mahalli ma'lum değildir. Sultan Selim ve Selim Hân eyyâmında vüzerâdan idi. 1130'da vefât eyledi. On altı Mushaf tenmîkıyla müşerrefdir. Âlim ve fâzıl ve kâmil idi.

Beyit
Emîn meco ve mego bâ kesî ki hest emîn Derîn zemâne meger Cebraîl-i emîn bâşed

Seyyid

Feyzullah

Sermed:

Şekerci-zâde'nin

mahdumu

ve

pederi

şâkirdânındandır. Amma pederi füceten rıhlet eylediğinden Hoca Râsim'den me'zundur. Bostâniyân Ocağı'nda pederi yerine muallim-i meşk-i bağbân-ı hadîka oldu. Ve 1202'de rıhlet etdi. Tab'-ı garrâsı var idi. Üsküdar'da pederi cenbinde medfundur. Feyzullah Bin Sun'ullah: Çibinci-zâde'den mücâz ve 195 Mushaf kitâbetiyle ser-efrâzdır. 1181'de Silivrikapusu hâricinde medfun oldu. Şeyhülislâm Seyyid Feyzullah: Silsile-i nesebleri Şemseddin Tebrizî'ye müntehîdir. Erzinetü'rûmdan İstanbul'a vüsûl ve hemşehrilik sebebiyle Şeyh Mehmed Vânî konağına dühûl edib dâmadları Suyolcu-zade'den te'allüm-i hat ile mücâz oldu. Sultan Mehmed Hân-ı Râbi''in şahzadegân-ı civan-bahtlarına muallim ve riyâset-i ulemâ ve nikābet-i şürefâ ile benâm ve ferve-i beyzâ-yı fetvâ ve örf-i huzarâ-yı ulemâ ile bekâm olub sekiz buçuk sene müddetden sonra Edirne'de şehid oldu. Âsâr-ı hayrından Erzurum'da medrese ve dârû'l-hurrâ ve câmi ve Şam'da dârû'lhadis ve Mekke'de Mescid-i Cin'ni tamir etmiş ve Medine-i Münevvere'de medrese ve İstanbul'da medrese ve kitabhane ve mekteb vesâyir hayrâtı vardır. Âsâr-ı kalemlerinden Hâşiye-i Beyzâvî ve Nasâyihu'l-mülûk Risâlesi ve Ravza-i Hatib Kasım Tercemesi vesâyir âsârı vardır. Fâtıma Ânî: Beyne'n-nisvân Hâce-i Zenân deyu şöhret ü şân bulmuşdu. Mezbûre Âl-i Hasan Can'dan olub hattı gâyetle zîbâ ve tab'-ı müstakîmi dahi olduğundan eş'ârı gâyetle ra'nâ idi. Nesc-i zenâne yerine nesh-i merdâne yazar ve gazeli avzına gazel-i dilistân söylerdi. Beyit
Velev kâne'n-nisâü kemen zekernâ Lefuddıleti'n-nisâü ale'r-ricâli.

Bu güftâr-ı âb-dâr ol bânu-yı şeker-i güftârındır.

97

Beyit
Hayâl-i ârızınla dîde sahn-ı gülistânımdır Ümîd-i vuslatın ey kaşları yâ sîneden çıkmaz Açılmış şerhalar sînemde nahl-i erguvânımdır Hayâl-i tîr-i gamzen Âniyâ hâtır-ı nişânımdır

Seyyid Kasım Gubârî: Emed'den gelib Şerif Abdullah'dan hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi temeşşuk ve tekmil ve hevâ-yı dest-i meleke tahsil edib hurde-nüvîs ve bir pirinc dânesinde gubârin hatla İhlâs-ı Şerîf tasvîr eylediği cihetden mahlas-ı mezbûr ile şehîr oldu. Sultan Ahmed Câmii Şerîfi'nin bi'l-cümle celî hatları bunun olduğu tasrîhkerde-i tâlibidir. Sultan Korkut: Sekiz birâderin ikincisidir. Pederi sâyesinde Amasya'da Şeyh Hamdullah'dan temeşşuk edib Karamânî Târihi kavlince pederleri hacc-ı şerîfden avdet edinceye dek taht-ı saltanatda vekâlet etmişdir. Gâyet müste'id ve kābil bir şahzâde-i kâmil idi. Tab'-ı şi'rîsini Hasan Çelebi bu beyitle işâret eder. Beyit
Tûtiyâ-yı hâk-pâyından iden kat'-ı ümîd İki gözümse gerekmez çıksun ey nûr-ı basar

918'de âzim-i dâr-ı bekā olmuşdur. Kâtibî: Brusa'dan olub sülüs ve neshi vesâyir aklâmı hoş yazardı. Vakt-i Sultan Bâyezid'de fevtini Hınâvî yâd ve bu beyt-i meşhûr anın olduğunu i'râd eder. Beyit
Seni ey câm-ı musaffâ yine gördük silme Meclisin revnakısın dünyede art, eksilme

Muhammed İbn-i Ebî Bekr Pederi Kastamonî Ebû Bekir'den tahsil-i kemâl-i hüsn-i hat eylemişdir. Otuz aded kâğıda gencîde olmak üzre müte'addid Mesâhif tahrîren eylemişdir. Vefâtı 1138'dedir. Sultan Muhammed Bin Ahmed Hân: İlim ve kemâl ve tehzîb-i ahlâk ile bîmisâl-i hüsn-i hatta kûşiş ve isti'dâd-ı Hudâ-dâd ile endek müddetde nice Mushaf-ı Şerîf kitâbetine müşerref olmuşdur. Birâder-i mihteri Sultan Süleyman ile ikisi henüz efendi

98

iken rıhletleri sebebiyle ser-i sandukalarına destâr-ı sûfiyâne vaz' olunmuşdur. Kendi hüsn-i hatlarıyla bir Mushaf-ı Şerîf ve bir Hilye-i Şerîf medfenleri olan Vâlide Sultan Türbesi'ne Sultan Mustafa Hân-ı Sâlis vaz' eylemişdir. Muhammed Saîd İbn-i Ahmed: Topkapulu. Şeş kalemde Hoca Râsim'den me'zûn ve ulûm-ı Fârisiyye ta'lîmiyle ma'ârif-nümûn olub hüsn-i kitâbeti üstâdından temyiz olunamazdı. Ulûm-ı Arabiyye'yi dahi Es'ad Hoca Efendi'den tahsil eylemiş ve yegâne-i devrân olmuş idi. Diyâr-ı Îran'dan tebrik-i sûr-ı hümâyûn için gelen Muhlisî nâm sefîr-i pezîrü'lgınne Es'ad Hoca me'mur olmağla esnâ-yı muhâverede şâkirdânından bazılarının dahi bezmlerine dühûlünü iltimas eyledikde sâhib-i tercemeyi fenn-i hikmetde yazdığı bir risâlesi ile meclis-i muhâdeseye getirib hadâset-i sinnini ve risâlesini sefir görür görmez hayret-zede olub her fende umman-ı bî-girân olduğunu itiraf ve iz'ân eylemiş ve sitâyişgünân risâlesine ve hüsn-i hattıyla bazı âsârını ve hattâ tasvîrini diyâr-ı Îran'a getirmişdir. Henüz sinleri akd-i ışrîne vâsıl değil iken enva'-ı hüner-vücudlarında hâsıl idi. 1134'de vefât eyledi. Ahmedpaşa Câmii Mezaristanı'nda hammam mukābilinde vâki' pencere derûnunda seng-i mezârına terkîb-i edîbâne ile evsâf-ı şâyestesini Es'ad Hoca inşâ edib Râsim Efendi yazmışdır. "Hâzâ meşhedü'ş-şâbü'ş-şehîd ellezî ittehazel ilmü meşraben ve'l-amelü zâden a'nî bihî Mehmed Seyyidü'ş-şehîr bi-Ahmed Efendi-zâde. Kâne embelü'n-nübehâ ve embehü'n-nübelâ ve efdalü'l-ezkiyâ ve ezke'l-fudalâ . Teferrade bicemî'i'l-fedâili fedâhâ bikemâlihi intehâe'el-kemâli ve sannefe esnâfe'r-resâili febâhâ biifdâlihi's-seyyidi ve'lcelâli ma'a mebtekerahû mine'l-medâmîni'l-ğarâibi'l-lâtî teattara biurfihâ urfiyyin ve sâibin ve kıdemâtin şehîden hakemiyyen bedee batnehû velem yetecâvez tis'a aşera senetin fî senetin. Felâ zâle rahmete'r-Rahîmi aleyhi tenhemera fî mag'âdi sıdgın 'inde melîkin mugtedirin." Mehmed İbn-i Ahmed: Zühdi İsmail Ağa'dan tahsil ve tekmil-i hat eyledi. Ayasofya civârında mektebdâr olub ebrî tabir olunan münakkaş ve musanna' kağıt bunun icâdıdır. Hânesinden 1187'de ateş zuhûr edib ma'an muhterik olmağla âzim-i daru's-selâm oldu.

99

Âyet ber-kenâr her ayda otuz cüz'-i Mushaf'ı yevmiye birer cüz ya ziyâde yazmak kendüye vazîfe edinmiş ve beş yüze karîb Kelâm-ı Kadîm yazmışdır. Ve eğer mu'ammer olsa muvaffak olabilirdi. Târih-i vefâtı 996'dadır. Muhammed Bin Tâceddin: Tacbeg-zâde demekle meşhurdur. Bir madde üzerine feleğe düşnâm edib vâdî-i hatdan i'râz eyledi. Muhammed Şehrî Bin İsmail: Estereci-zâde demekle şehîrdir. Sikal-i sem'a mübtelâ olduğundan kimseye kulak asmayıb gece-gündüz Osman Efendi'yi taklidde ömrünü sarf etdi. Şeyhülislam Muhammed Sadeddin: İbn-i Hasancan Hoca Sadeddin demekle meşhurdur. Arasıra İstanbul'a gelib kağıt ve eczâ olarak sâyir malzeme-i hattı tedârik ile diyârına avdet ederdi. Sülüs ve neshi Giridî Mehmed Efendi'den yazıb me'zûn olmuşdur. Târih-i mezkûr Tâcü'tterâcim demekle meşhurdur. Muhammed İbn-i Ahmed: Pederi hadîka-i Has Ocağı'nda mumcu tabir olunan kapuçukadarı olub bu lakab oradan buna kalmışdır. Üç Mushaf ve bazı En'âm ve Delâil ve kıta'ât ve murakka'ât tastîr eylediği muhakkakdır. Mesâhifi'nin târihini ve adedini îrâd eylemek âdeti idi. 1153'de vefât etdi. Tophâne verâsında Taksim-i Cedîd Mezaristanı'nda medfundur. Mahmud Paşa Medresesi ittisâlinde medfundur. Ve 1106'da vefât etdi. Kendisi hüsn-i hattı sülüsen ve neshan terceme eylediği hat risâlesinde tasrih eylediği gibi sülüs ve neshi Abdullah Kırımî'den vesâyir aklâmı pederinden ahzetmiş ve elhak celî ve divanîde vaz'-ı sânî olmuşdur.Seyyid Muhammed Bin Ahmed: Kayseriyeli ve Yedikuleli şâkirdânındandır. Pederi Isfahan'dan olub Sultan Selim-i Evvel'e nedîm bulunmağla beynlerinde cârî olan birçok şeyleri kendi târihinde nakleder. Câmi-i Nûr-ı Osmânî'nin nutâk-ı tâkında pîçâ-pîç dâiren mâ-dâr Sûrei Fetih satırını bu zât resmetmiş ve Râgıb Paşa Kitabhânesi üzerindeki "Fî hâ kütübün gayyimeh" kerîmesini bu yazmışdır. Muhammed Çelebi İmam 84: Ve İmam-ı Sancakdar deyu bir hattât-ı âlem-gîr ve kudemâ-yı şâkirdân-ı Hâfız Osman'dandır. Hüsn-i hatda Hasan Hablî şâkirdlerindendir. Ve bitirdiği Mesâhifi doğru sahaflara gönderirdi. Şeyhülislâm Ebu's-suûd Efendi'den tahsil-i ulûm edib 100 .

Ol dâru'l-kurrâyı oğlu Müfti Es'ad Efendi hankāh eyledi ki hâlâ Yahyâ-zâde Tekyesi denir. Ebû Eyyûb-ı Ensârî civârında bir dâru'l-kurrâ binâ edib anın dâiresinde defnolundu. Beyit Lezzetinden iki yarıldı zebânı kalemin Sıfat-ı hatt-ı lebin tâ ki getürdüm kaleme Ve lehû eyzan Ne hoş düşdi hatt-ı ter levha-i ruhsârına yârin Felek mecmû'a-i hüsne güzel Şîraz'da idermiş Eyzan Ruhsat virirse germi lâlî gönül anı Kıt kıt tebessüm nemekini halâl ider Bu gazel-i bî-bedel dahi anın olub Selim Giray'a nisbet eyledikleri tatara dâir kelimât ile sudûrundan nâşîdir. Hâce Mehmed Emin: Tokâdî'dir. Ahvâl-i sâiresi Târih-i Temîmî ve Zeyl-i Atâî'de mezkûrdur. Vefâtı 1008'dedir. Bu beyitler anındır. Muhammed Selim Bin Hüseyin: Brusa kurbunda Gülbazarı nâm karyelidir. Sülüs ve neshi Mimar Acem Tekyesi Şeyhi Seyyid İsmail'den ve ta'lîki Siyâhî Ahmed Efendi'den icâzet almış ve yüz yetmişden mütecâviz Mushaf-ı Şerîf yazmışdır. Mehmed Bin Hasan: Arnavut-zâde demekle ma'rûfdur. Yedikuleli'den temeşşuk edib Beyit Ne İbn-i Mukle ne Yâkûtne Imâd nûşt Çonân nüvişte-i zîbâ çonân hatt-ı mensûb Me'âlince hutût-ı mütenevvi'ada behredâr olmuşdur. yoksa vâki değildir. 1158'de vefât edib Mezarı Pîrî Paşa Câmii pîş-gâhında ve seng-i mezarı Kâtib-zâde hattıdır. Vefâtı 1169'dadır. Hattâ Âlî Efendi Menâkıb-ı Hünerverân'ı evvelinde senâkârıdır. Kemâl-i fazl ve ma'rifeti ile beraber sülüs ve neshi Nefes-zâde Seyyid İbrahim'den ve ta'lîki Siyâhî Ahmed Efendi'den te'allüm edib 1138'de vefât etmişdir. Her fende âsârı ve münşe'âtı ve elsine-i selâsede eş'ârı vardır. 101 .elsine-i selâsede nazım ve nesirde kādir ve hatt-ı sülüs ve nesih ve ta'lîkde dahi kâmil ve mâhir idi.

Anda dahi Emir Efendi merhumdan tekrar teberrüken te'allüm edib bâ emr-i hümâyûn-ı akd-i meclis-i icâzet-nümûn olmuşdur.Gazel Seyl sirişke virdim akın kûy-ı dilbere Uşşâka kipriği ile bir kasdı var gibi Dil kaldı pür-çemende ararken konak yeri Can alması süzülmesi şehbâz çeşminin Demdâr-ı ceyş-i Hüsnî yazıldı gelüb hattı Dil virdim anda bir gözi hun-rîz kâfire Bir yire geldi kaşları itdi müşâvere Âhir düşürdi kendüyi bîr-i bî-emân yere Kâfidir urmasun elini tîğ ü hançere Serdâr-ı kâkül olsa revâdır bu leşkere Sâkî ayağ ayağ yürüt imdâdına meyi Gam hayli demdir etdi Selîm'i muhâsara Mehmed Emin Bin Halil: Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi temeşşuk edib Haffâfzâde Hüseyin Efendi merhumdan on üç yaşında iken vaz'-ı lafz-ı ketebe için ahz-ı icâzet eyledi. Otakcılar Câmii pîş-gâhında Tokmaktepe nâm mahalde medfundur. Ebû Eyyûb-i Ensârî dâiresinde validesi civarında medfundur. 1198'de Edirnekapusu'nda medfun oldu. Mehmed Bin Hüseyin Ebu'l-Berekât 78: Çörekci-zâde demekle ma'rufdur. Refte refte Sultan Mahmud Han'ın evâil-i saltanatında kâtibü'ssır ve gümrük başkâtibi olmuşdur. Sülüs ve neshi Hüseyin Hablî'den me'zûndur. Celî hat resmine heveskâr olub Beykoz Çeşmesi ve Hünkâr İskelesi ve Kireç Burnu nâm mahallerde olan celîler evâil-i vaktinin eseri olub Arab Câmii'nin mahkeme tarafında "Selâmün aleyküm bimâ sabertüm" kerîmesi ve Edirne'de vâki Saray-ı Hümâyûn'daki bi'l-cümle celîler bunun eseridir. 1173'de vefat eylemişdir. Emir Buhârî Hankāhı'nda mevkuf eczâ-yı Kur'âniyyesi vardır ve Sultan Mahmud'un Ebû Eyyûb-i Ensârî Türbesi hâricinde berây-ı ta'mîm-i ziyâret vaz' ettirdiği 102 . Mehmed Hıfzı Bin Süleyman: Galatasarayı'nda tahsil-i hıfz-ı Kur'ân-ı Kerîm edib üstadı bulunan Hoca Rasim'den sülüs ve neshi meşk ile icâzet-yâb-ı ketebe bir En'âm-ı Şerîf kitâbet ve teberrüken besmelesini üstadından istiktâb ile Sultan Ahmed Hân-ı Sâlis'e ref' eyledikde kabul olunub Saray-ı Cedîd'e dühûl eyledi. 1173'de vefât eylemişdir.

Seyyid Muhammed Bin Abdurrahman 92: Mağnisa'dandır. Mısrâ Makāmı buldu resm-i pây-ı Sultân-ı Rusül hakkâ. Hâfız Osman telâmizesindendir. Muhammed Bin Şahin: Enderûn-ı Hümâyûn'da Kâtu Mehmed Efendi'den sülüs ve nesihde derece-i hasene vâsıl olub lâkin üstadının şeyhûhati sebebiyle izinleri müyesser olmayub şerikleri Ressam Ömer Efendi'den vaz'-ı ketebeye me'zûn Saray-ı Hümâyûn meşk hocalığı ile çerağ oldu. Cümle-i fünûn ve sülüs ve nesh ve rikā' ve celî ve ta'lîk vesâir aklâmda Ahî-zâde Abdulhalim Efendi'den benâm-ı bî-hisâb küttâb kitâbetiyle ser-efrâz olmuşdur. 988'de terk-i hayat eyledi. ve bir mu'teber Kalemiyye'si ve Dîvan-ı Eş'ârı ve 2. Şeyh-zâde Mustafa Dede'nin hâli olmağla andan dahi telemmüz eylemişdir. Lâkin cibilliyetinde olan taassub ile tasallub edib muvaffakiyetinin hayrını görmemişdir. Ekseriyâ ketebesinde 103 . İhvân-ı hayır-hâh'ın nush ve pendlerini dinlemediğinden ve hâlâ mevcud olan hattı yazdığından yırtıcı kuşun ömrü az olur misli müfâdınca az vakit içinde murğ-ı rûhu pervâz ederek 1113'de vefat eyledi. Pederi kandfürûş olduğundan kendisi Şekerci-zâde deyu mülakkab olmuşdur. Âsâr-ı fazlından bir nâ-tamam Hâşiye-i Beyzâvî.resm-i kadem-i Nebiyy-i Muhterem'in sâl-i vaz'-ı târihi senginin bâlâsında bunun zâde-i tab'ıdır. Lakabı te'siriyle cesur olub bir gün Şeyh Hamdullah'ın seng-i mezarına ism-i sâmîlerini resm ve hak sevdasına düşdü.000 beyit bir Şahnâme-i Manzûmu vardır. Edirnekapusu hâricinde Emir Buhârî civarında bulunan Bostan Mustafa Efendi'nin kabri tarihi bunun eseridir. Şeyh Muhammed 83: Berber-zâde. Pîr Muhammed Bin Şükrullah 41: Şeyh-i merhumun hafîdidir. 1036'da Nakşibendiye'den Mevlânâ-zâde Hâce Âbid Çelebi Mescidi'nde medfundur. Hüsn-i hatt-ı şeyhâneyi pederinden temeşşuk edib mücâz olmuşdur. Mısrâ'-ı tarih budur. Muhammed Nâdirî İbn-i Abdülganî: Meşâhir-i fudalâdandır. Süleymâniye Câmi-i Şerîfi'nde anın hattıyla bir Mushaf-ı kebîri vardır.

İstanbul'a gelib sülüs ve neshi İbrahim Kırımî'den telemmüz ve Emir Efendi icâzetinden berhurdâr olmuşdur. Şükür Halîfe şâkirdânından olub Sinan Paşa hayrâtının vakfiyeleri bunun hattıdır. Mesâhib-i şehriyârî Çavuş Efendi sevki ve Sultan Ahmed-i Sâlis emri ile me'mur olub Medîne-i Münevvere'de vâki Şeyh Hamdullah hattıyla mushafı bi't-taklid bir Mushaf ile bir Delâil-i Şerîf kitâbet ve avdetde Sultan Mahmud Hân'a tezhib ve i'tâ eyledi. Muhammed Necib İbn-i Ömer 73: Suyolcu-zâde Mustafa Efendi'nin dâmadzâdesi olduğundan bu şöhretden vâyedâr oldu. Mahdumları Feyzullah Sermed dahi sâhib-i kemâl ve ma'rifet olub zümre-i hoş-nüvîsândandır. Târih-i Murakka'-ı Sultan Ahmed Hânî Şehinşâh-ı maârif.edat-ı nisbeti hazf ile Şeker-zâde yazar idi. Fi'l-vâki beyne'l-akran mânendi-i nâ-yâb olduğu nümâyândır. Beyit Aceb mi şârih-i dîbâce-i visâl olsak Kitab-ı vasf-ı hatt-ı yârı mû-be-mû gördük Sultan Ahmed Hân-ı Sâlis murakka'-ına yazdığı târihin dahi burada tahrîri münâsibdir. Şeyh Hamdullah merkad-i münevverleri civârında medfundur. İbtidâ Ağakapulu İsmail Efendi'den sülüs ve nesihde mücâz olub sonra nüket ve mezâyâ-yı aklâmı Emir Efendi'den tahsil eyledi. Muhammed Bin Abdullah: Buna Cerrah-zâde derlerdi. Devhatü'l-küttâb nâmında bir tezkire-i ehl-i hat cem' eylemişdir.pîşe Sultan Ahmed-i Sâlis Hüdâ ser-levha-i dîvân-ı irfân eylemiş zâtın Müşâhid-i rûh-ı pâk-i şeyhde suret-i Teâlallah Mürekkeb resm-i "cim"i zülf-i anber sây-ı hûr-eden Zamân-ı devr-i adlinde gamı nesh eyledi Mevlâ Sezâ zerrîn-i kalemle şemse olsa medhini imlâ Cemâl-i şâhid-i âsâr şâh-ı âleme gûyâ O fâhir noktalar hâl-i ruh-ı mahbubdan zîbâ 104 . Hurde-i ta'lîke dahi hüsn ü bahâ verenlerdendir. 1025'de vefât etmişdir. Salim Efendi Tezkiresi'nde hallerini tafsıl eder. Güzîde nesihle Mesâhif-i Şerîfe yazmışdır. Müdevven dîvânı var ve bu beyit yâdigâr-ı tab'larıdır. 1166'da vefât etdi. İşbu Mushaf zaman-ı saltanat-ı Abdülaziz Hânî'de Nezâret-i Ma'ârif tarafından tab' olundu.

Otuz yaşını henüz tekmil etmemiş iken 1156'da mat'ûnen rıhlet eyledi. Sâhib-i terceme evâil-i hâlinde indiği ve evâhirde Şeyh Hamdullah'dah sülüs ve neshi hadd-i kemâle erişmişdir. Âsârından mahalle münasib bir mürekkebci dükkânına inşâd eylediği târih budur ki herbir mısrâını bir hattata yazdırıb mısra'-ı târihini üstadları yazmışdı. 105 . Amma sâir hutût-ı celîleri Cihangirî Mustafa Çelebi nâm şahsındır. Edirnekapusu hâricinde 1156'da medfundur. Vefâtı 1157'dedir. Muhammed Emin Âtıf: Hoca Mehmed Rasim anlara dâmad olmak münâsebetiyle sülüs ve neshi andan tahsil ve tekmil edib bi'l-istihkāk ve tîre-i şeyhânede vaz'-ı ketebeye me'zûn olmuşdu. Âsâr-ı kalemiyyesinden celî hatla Ayasofya Câmi-i Şerîfi'nin kubbesinde olan âyet ve iki tarafında olan kubbe-i tâklarda zeyil âyet-i mezbûr ve Tersâne-i Âmire verâsında şeh-râhda meşhur ziyâret-gâh olan makâm-ı râhatü'l-ervâhda bir seng-i mermerde üç beyt-i Türkî bunun eser-i kalemidir. Hüsn-i hattı pederlerinden temeşşuk ve kelime ketebe baz'ında emsâl ve akrânına tefevvuk etmişdir. Karakız-zâde'den mücâz ba'dehû Tophâne'de sâkin olub Hâfız Halil ile kavâid-i hattı müzâkere eylediler. 889'da vefât etmişdir. Muhammed İbn-i Ömer: Ketebesinde Arab-zâde yazar. Nuh-zâde Ali Paşa Câmii'nde âyet-i mihrab ve esâmi-i çâr-yâr bunların kalemi yâdigârıdır. Hezâr Mesâhif kitâbetine muvaffak olub 1127'de Ebû Eyyûb civârında mücâvir-i hâk oldu. Pederi Hamdi yedi birâderden biri ve Yûsuf ü Züleyhâ nâzımıdır.Bihakkın Levh-i mahfuz ve kalem-dest-i Utarid kim Beyâz-ı subhu kâğıd-ı tob mührü mühre eyler tâ Necîbâ bendeside yazdı bir târih-i müstesnâ Güzîn-i hatt-ı hümâyûn kilk-i Sultan Ahmed-i dânâ Târih-i vefâtı 1172'dir. Müdevven dîvânı vardır. Muhammed Ressam İbn-i Ömer: Dârü'd-darb-ı Hümâyûn'da pederlerinden sonra ressam-ı sikke olmuşdur. Muhammed İbn-i Muhammed Hamdi: Akşemseddin hafîdi Zeynî demekle şöhret-güzîn ve Şeyh Hamdullah şâkirdlerindendir.

Şeyh Dede-i Sâlise sülüs ve nesihde vâris olmuş idi. Hatt-ı sülüs ve neshi Kevkeb Hâfız Efendi'den istikmâl ve izn-i ketebeyi Hoca Rasim'den zamîme-i kemâl eylemişdir. Denilse renk vü şîve bunda sâbit Hakk bu ensebdir Fütâde ideyazdı silk-i küttâbı ne ağrebdir Zekâyine olan sevdâ-keşîde-zulmet-i şebdir Muhammed Bin Mahmud: Gülhâfız demekle ma'rûfdur. Lâkin sonra şeyhâne-i edâ ve Dede-i merhum gibi reftâr-ı peydâ edib tarz-ı cemîl üzre hattât-ı celîl olmuşdur. Bâkî ahvâli ta'lîkıyânda mezkûrdur. Vâdi-i mevrûs-ı şeyhâneyi vâlidlerinden tahsil ve tekmil eylemişdir. Envâ'-ı aklâm ve fünûn-ı tezhîbde vesâir rütbe-i i'câzda sayılan leke-şûluk ve her ne nev'den olursa olsun bir zarfın rahnesin i'dâm etmek ve envâ'-ı nukûş ve kat' u vusûl ve bunlar gibi havârık-ı umûrda yed-i tûlâsı olduğundan kendisine Hezarfen denilir idi. Mübârek gözleri bir mikdar şehlâ olmağla gâyet yakından kitâbet eder imiş. 106 . Ol sebebden babası ve ceddi mertebelerine vusûlü müyesser olmayıb kendi vâdisinde kalmışdır.Târîh Hûşâ cây-ı münevver matlâ'-ı nur-ı şibh-i mânend Ne çâh-ı devâta hâmeveş hibr-i mücellâsı Şafaktır ser. üstadlığı andan mâlumdur. Eğerçi Şükür Halîfe'den me'zun olmuşdur. 1009'da nâzır-ı Bâbüssaâde Gazanfer Aga'ya bir Mushaf-ı Şerîf yazmış. Ayasofya Câmii mihrâb bâlâsında kâşî üzerine bir Âyete'l-kürsî resmetmiş ve 1010 târihiyle ketebe yazmışdır. Muhammed Bin Mustafa: Brusevî. Derviş Muhammed Bin Mustafa Dede 34: Şehlâ ve hafîd-i Şeyh Hamdullah'dır. Muhammed Refî': Kâtib-zâde. Rasim dahi hattı ta'lîkde bunun dâmen-i üstâdîsine ta'alluk ile iki üstad bir meclisde birbirinden icâzet almışlardır.hurû-yı haclet-i la'lîsi hem-vâr Bûd-ı semme Âtıfâ kilk-i Utarid yazdı tarihin Bûd-kân-ı midâdı zîb ü zînetden mürekkebdir. Ced ü pederi yanında 1001'de medfun dlub bu târihten iki sene mukaddem eser-i kalemleri olan bir Mushaf Süleymâniye Câmii mihrâbında pîrâye-i rahle-i vakıfdır. Koğacıderesi kurbunda Şeyhulislâm Ankaravî Mehmed Emin yanında medfundur.

Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi Kürd-zâde İbrahim Efendi'den tahsil ve İstanbul'da Hâfız Osman'dan tekmîl eylemişdir ve Saray-ı Hümâyûn'da muallim-i hat olmuşdur. Bâb-ı Hümâyûn'da çâr ender çâr sebil ve çeşme tarihlerinin ta'likleri ve Has-ahur kapusu tarihi vesâir âsâr-ı kalemîsine nihâyet yokdur. Esîr-i sohbet-i yârân ve ser-çeşme-i irfân bir zat idi. Muhammed Emin İbn-i Veliyyüddin: Üsküdârî'dir. Âhir ömründe beli bükülüb şuuruna azıcık halel-târî olmuşidi. Muhammed Kâzım Bin Mustafa: Çorlulu-zâde ve Kâzım Eyyûbî dahi denir. Hacı Beşir Ağa'nın Paşakapusu civarında olan hayrât-ı hasânından Zâviyekapusu'nda vâki tarih 107 . Lâkin sâhilhânesine nisbet Tophâneli denmişdir. Darussaâde ağaları kâtibi olmuşdur ki Yazıcı Efendi ta'biriyle üç kollu gümüş devât alâmetlerindendir. Benâm Ahmed-i mürsel muammer ola devletle Zamân-ı devletinde oldu erbâb-ı hüner hoş-hâl Odur zînet-i fezâ-yı safha-i mecmûa-i ikbâl Temâşâsına kıldı şeyh u şâbî şevkle meyyâl Letâfetle zarâfetle ruh-ı irfâna müşkin-i hâl Ki âsâr-ı selefde gördü vardır nice kîl ü kāl Gele tâ kim lisana harf-i elif ve hâ ve mîm ve dal Nola Kâzım çıkarsa safha-i mühr üzre târihin Cihan-ârâ murakka' yazdı Sultan Ahmed âlü'l-'âl. 1153'de vefat etti. Âsârından Üsküdar'da Vâlidesultan Câmii celîleri ve ittisâlinde üstü açık türbenin derûn-ı der ve tâkına mahallinde yek-kalem tenmîk eylediği sülüs-i celî âyetelkürsî ketebesi ve Damad İbrahim Paşa Dârulhadîsi'nin celî ve ta'lîkine hatları ve sebile muttasıl olan çeşkenin derûn-ı tâkında olan ta'lîk hat bunundur. Bâlâ-yı tâkda ve sebile müte'allik olan ta'lik hatlar Veliyyüddin Efendi'nindir. Sülüs ve neshi Kurşuncu-zâde Ahmed Efendi'den yazıb ba'dehû Hoca Rasim'den temeşşukla icâzet-yâb olmuşdur. Sinni hudûd-ı erba'îne varmadan 1139'da vedâ'-ı âlemi fânî eylemişdir. Sultan Ahmed Hân-ı Sâlis hattıyla ziyâret eylediği murakkaa tarihi budur. Çorlulu-Zâde Kâzım'ın Sultan Ahmed Han Murakkaına Tarihi Cenâb-ı sâhib-i seyf ü kalem Sultan Ahmed Hân Kadir-dân-ı pâdişah-ı ma'delet-küster şeh-i Cem-fer Husûsan hoş musanna' bir murakka' yazdı kim şimdi O şâhın oldu elhak reşha-i kilk-i hümâyûnu Cihânı böyle bir hemtâ bir eserle eyledi hayran. Zühdi Ağa'dan mücâzdır.

Delâil. Bu beyit anındır.bunların ketebeli eserindendir. Muvakkafiye şeş kalemde murakka'ât. Semere-i tahsilden mütelezziz olmadan ve sinîn-i sinni erba'îne varmadan 1171'de vefat eyledi. Âsâr-ı hattiyesini tezhib eden üstadlardan Haydarpaşalı İbrahim Çelebi'dir ki Süleymaniyeli Hattat Abdurrahman 108 . Muhammed Salih Şem'î: Tophâne'de vâki dühn-i mütaaddid ile masnû' top-ı düşmen-i küb cedlerinin ihtirâ'âtındandır. Sultan Ahmed Han tarafından nev-be-nev gûnâ-gûn ihsan ve inâyete mazhar olmuşdur ki nakli vâsıta-i ıtnâbdır. Mesâbih yazmıştır."Utlubü'l-ilme yevmü'l isneyn feinnehû müyesserun li't-tâlibîn " hadisine imtisâlen düşembeler hizmet-i ta'lim-i talebede der-kâr idi. Hilye. Anın hattıyla bu iki beyit görünmüşdür. Eğrikapu hâricinde Kırımî Efendi Çeşme-sârı mukābilinde medfundur. Beyit Meşk ide-yazdı harf be-harf eyleyüb vukûf Bak o müzellifin hattına temmeti'l-hurûf. Evâil-i ömürlerinde tahsil-i ulûm-ı nâfiaya verziş ve pederinden ta'lîm-i hatta kûşiş edib ba'dehû Yedikuleli Emir Efendi'den şeş kalemde 18 yaşında iken ketebe vaz'ına me'zûn ve herbir kalemin ta'lim-i müstakillesini yegân yegân meşkedib yegânelikde rû-nümûn olmuşdur. Hoca Muhammed Rasim 48: İbn-i Yusuf Eğrikapulu Çelebi deyu ma'rûf ve Rasim Efendi demekle zebân-zed ve Tezkire-i Sâlimâ'da dahi mevsufdur. Sülüs ve neshe kûşiş edib Hoca Rasim'den temeşşuk ile çeb ve dîvânî ve rikā' ve reyhanî envâ'ında dahi şem'-ı cem'-ı akrân idi. sahâyif. Eyzan Meğer kilk-i kader ol tıfl-ı ebced-hânın ey servet Celî hattıyla yazmış safha-i ruhsârına temmet. kıtaât. Meşârik. Beyit Dûr iden fânûs-ı âğûşumdan ol Şem'î bu şeb Rûzigâr eksiklidir rûzigâr eksikliğidir. 60 adet Mushaf-ı Şerîf. hezâr En'âm. Mahmud Paşa-yı Velî Türbesi hâricinde Mestci-zâde Ahmed Efendi yanında medfundur.

İm'ân olunsa kâtib-i diğerin resmi zan olunur. Hatt-ı ta'lîkle nice mecmua ve resâil husûsan İmam-ı Süyûtî'nin Enmûzecü'l-lebîb nâm eserini teberrüken yazmışdır. Mücellidbaşı Solak Süleyman nâm müzehhibin şâkirdi olan Mücellidbaşı Kara Mehmed nâm üstaddan ve Hattat Brusalı Hezarfen'den dahi fenn-i tezhibi ahz ve Üsküdarî Ruganî Çelebi Efendi'den dahi te'allüm eylemişdir. Mısrâ Lev raâhü sâhibü an sun'âti'l-kitâbi tâbün. İntikāli 1169'dadır. Hulâsa bunun gibi sâhib-i âsâr ve Devlet-i Osmâniyye'de mevrid-i iştihâr ve i'tibar olan hattat azdır.Efendi şâkirdidir ve Dırağmanî Süleyman Çelebi'dir ki Hâfız Osman Efendi tercemesinda zikrolunan Ahdeb Hasan şâkirdidir. Sultan Ahmed Hân-ı Sâlis Murakkaına Yazdığı Tarihidir Cenâb-ı Sultan Ahmed Han dânâ kim Şeh-i zînet-fezâ-yı taht-gâh-ı milket-i irfân Dekāyık-i fehim her fenn ü hüner-ver kâmil ve âkil Ki zâtıdır şecâat-i ma'rifet envâ'ına şâmil 109 . Beşiktaş Sarayı kapusu mukābilinde olan çeşmelerin ve Ebû Eyyûb Türbesi civarında Hayatî-zâde Reisü'l-etıbbâ Mustafa Efendi'nin seng-i mezarı tarihleri dahi bunların hattıdır. Merhûm ve mersûm Eğrikapu mukābilinde medfun ve seng-i mezarı hulefâsının akdemi Mestci-zâde Ahmed Efendi yazısıdır. Nûriyye nâm câmi-i cedîdin dahi hayru'l-ebvâbına hatt-ı müsennâ ile " İnne's-salâte" âyet-i kerîmesi tastîriyle hüdâvendigâr-ı sâbık Sultan Mahmud Han zamanında me'mûr olub pîrâna tenmîk buyurdu. Hatt-ı ta'likde dahi Kâtib-zâde Mehmed Refî Efendi'den me'zûn olub hurde-i ta'likleri ve hoş-vâdi nesh-i ta'likle kitâbetleri dahi vardır ki hergün üstad bu hatt-ı dilcû sübha-i lü'lü'dür derdi. Zira asl-ı kâğıd sûzen-zede amel-tetrîz ile ahzolunmuş bir resm-i mevcuddur. Ve Brusalı Abdurrahman Çelebi'dir ki Tuzpazarı İmamı Brusalı Hattat Mustafa Efendi şâkirdidir. Müsennâ hatla nice hayrât ü müberrâtın tarihlerini dahi resmedib bilhâssa Galata'da Azabkapusu dâhilinde Fâtih Sultan binâ-kerdesi olan sebil ve çeşmeler ve fevkindeki mekteb tarihleri bunlarındır ki elifleri zülfesizdir. Lâkin amelenin adem-i ihtimamlarıyla tavrından ihrac ve letâfeti iz'âc olunmuşdur.

1033'de vefat eyledi.Sarir-i nây-ı kilk-i pâkinin te'sîri itmekde Tevârih-i âşinâyân söylesün şâhân-ı İslâmı Maârifden ki hüsn-i hat ne rütbe emr-i müşkildir Değil bî-şübhe mukadderdir beşer illâ kerâmetdir Dahi bin ma'rifet-i vâridât-ı Zîşânında kim eyler Bulunmaz bahr-i zihâr midâd-ı fazlına sâhil Her âsârını ayrı cild çerh-ı heftime dâhil Bu rütbe dâniş ü ilm ü kemâle var mıdır vâsıl Ki tahsil itdi bî tâlîm gayr-ı ol şâh-ı deryâ-dil Ki feyz -i Hakk'a elhak oldı mazhar ol şeh-i âdil Maârif tâlibi ömründe ancak birini hâsıl Bu resme resm ider târihini Râsim duâ-gûî Münakkah bir murakka' yazdı Sultan Ahmed-i kâil Vâsık Muhammed Emin: Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi Ağakapulu İsmail Efendi'den ve ta'liki Kadıasker Âdil Efendi'den mücâzdır. Muhammed Sâhib-i Rakam: Nalbant-zâde denir idi. İki sene mürûrunda avdet-i hümâyûn vâki olur. bu Mushaf'ın hattı evvelinden âhiri daha hoş olmuş. Hasan Üsküdârî'den tahsil-i hüsn-i hat edib muktedâ-yı hoş-nüvîsân olmuşdur. bahâsını tayin buyurun ki teşrîfinize dek hem duâ ve hem şevk ile resîde-i intihâ olsun İnşâallâhü Teâlâ" dedikde sultan ta'accüb edib "Matlûbun ne mikdârdır?" deyu suâl eyledikde "Bin guruşdan aşağı yazamam" deyu cevab verir. 1165'de vefât etdi.İrişmez sâha-i âsâr irfânına nuzzâra . "İmam Efendi." deyüb bin altun dahi bahşâyiş-i sultânîye nâil olmuşdur. Hatta rakam-ı meşhûr mütedâvil fi'l-asl Süryânî'ye karîb bir perîşân-ı hey'ât üzre iken tehzîb ve bu hasen sûretle tertib eyledi. Derviş Muhammed: Tophânelidir. 1052'de vefât eyledi. Eczâ-yı Mushaf'ı huzur-ı hümâyûn'a iletdikde sultan-ı zîşân dikkat edib bir suâl hatıra geliyor. Ve gûyâ mûcidi sayıldı. Sultan Murad Han teshîri Bağdad'ı murad eyledikde bazı sülehâyı tatyîb kasdında bunu dahi davet ve bir Mushaf-ı Şerîf kitâbetiyle emr buyurub o dahi "Kulsuz bazara girmem. Hüsn-i hatt-ı sülüs ve neshi hânedân-ı Şeyh-i İbnü'ş-şeyh'den tahsil edib sâhib-i meleke-i külliye oldu. Karahisârî'den tahsîl-i hüsn-i hatt-ı sülüs ve nesh etmekle Karahisârî Dervişi ve Derviş Çelebi ve Mütevellî-zâde demekle 110 . Pâdişah dahi bin altun ale'l-hisâb ikram ve imamı şâd-kâm eder. Niçin mutâbık olmamış?" dedikde imam-ı zarîf cevabda "Evâili Feth-i Bağdad helecânıyla ve evâhiri sürûr-ı feth ve meserret hayâliyle yazıldı. Muhammed İmam 49: Tokâdî'dir.

Sultan Mustafa Han-ı Sânî'nin nâm-ı nâmîlerinden "tâ"dan-ı imtiyaz için "sad"a ibtidâ hilâf-âde bir dendân vaz' ve kitâbet eden Tuğrakeş Sâlimâ kavlince budur.ma'rûfdur. Kabri üstâdı yanındadır. Saray Bosna Saray-ı Hümâyun'una nakledib sülüs ve neshi Derviş Ali'den temeşşukla Saray-ı Cedîde meşk hocası olmuşdur. Kırk adet Mushaf-ı Şerîf ve nice En'âm ve Delâil yâdigâr bırakmış Devha-i Necîbâ kavlince Mustafa Han-ı Sânî bunun hattından hoşlanır imiş. Muhammed Bahri Paşa: Derviş Ali şâkirdânındandır. Muhammed Kâtu 64: Bosnavî olub Kâtu. Karakız şöhret Hoca-zâde Mehmed Efendi'den mücâz olub Hâfız Halil Efendi'yle kavâid-i kitâbeti müzâkere eylemiş ve 1000 Mushaf-ı Cemîl kitâbetine muvaffak olmuştur. Bir maddede feleğe düşnâm edib terk-i âlem-i hat Silivrikapusun'da medfun oldu. Tatar Han Sultan Selim Giray Sultan iltimâsıyla yazdığı Mushaf hediyesiyle hacca varıb avdetde Medine-i Münevvere'den iki konak uzakda medfun oldu.1080'de vefat eylemiştir. Muhammed Sancakdar 84: Hayreddin Camiin'in İmamı olduğundan Çelebi İmam deyu Sancakdar-ı hattat-ı âlemgîr ve Hâfız Osman kudemâ-yı şâkirdanından idi. Demircikulu Yusuf Efendi bundan me'zûndur. Elf-i kâmil târihinden mukaddem azmi hankāh-ı bekā eyledi.Hatta bir Mushaf istiktâb ve bin kuruş ile kâm-yâb eylemiştir. Muhammed Enverî 80: Hoca-zâde şöhretiyle meşhur ve sülüs ve nesihte Suyolcu-zâde'den icâzetle Atmeydanı kurbunda Firuzağa Mektebi'nde makam-ı Şeyh Hamdullah'da muallim-i hat olmuşdur. Muhammed Bin Ömer: Pederi Halebî olmağla Arab-zâde deyu ketebe ederdi.Vefatı 1106'dadır. 1087'de vefat eyledi. lisanlarınca kâtib demektir. Muhammed Paşa Belgradî 60: İmam Hâfız Mehmed Efendi'den mücâzdır. Vefatı1112'dedir. Vefâtı 1137'dedir. ve hattâtî eylemişdir.1106'da 111 . Hüsn-i kitâbetde her bir satırda vâki her bir noktası ruhsâre-i behrâm-ı ikbâle bir hâl-i letâfet-i dâll idi. Üstâdı vâdisinde âsâr-ı bisyârı vardır.

Hüsn-i hattı Ramazan Efendi'den tahsil edib dâmâdı olmuşdur. Üç adet Beyzâvî Tefsir'i ve 400 kadar Delâil-i Şerîf yazmışdır. Muhammed 55: Tozkoparan-zâde demekle ma'rufdur. Silivrikapusu'nda vâki İbrahim Paşa Camii'nin kâtibi olmağla destâr-ı kafesi ol eyyâmda küttâb-ı evkāfın mu'tadları olub bunların dahi devam üzre iltizamları vardı. Seng-i mezarı İbrahim Nâmık Efendi yazısıdır. Bâb-ı mezbûr hâricinde medfundur.Lâkin üstâdına riâyet.Derviş Muhammed 85: Kevkeb lakabının tafsili Tuhfetü'l-hattâtîn-i Müstakim-zâde'de mezkûrdur. Edirnekapusu ile Topkapı miyânında şeh-râha müşerref mahalde medfundur. Vefatı 1149'dadır. Muhammed: Şâmî olub pederi mevâlîden olmağla Molla-zâde denmiş Muhammed Ömerî ve Seyyid Abdullah'dan mücâzdır.Hakim-zâde Alipaşa Câmii'nde medfundur. Ve ben üstadımdan eyi yazarım deyu üstâdı başlamış bir Mushaf'ı elinden alıb hîn-i kitâbetde kalemtıraş ile iki parmağını birden kat' etmiş ve bir sene dahi iltiyâm-ı pezîr olmadığından başka itmâma muvaffak olmamıştır. Vücûhât-ı seb'a-i Kur'âniyye'yi bi-kemâlihâ görüb hüsn-i hatt-ı şeş kalemde şöhret-fezâ ve Hâfız Osman Efendi'ye şâkird-i rûşenâ olmuşdur. Mahmud Bin Ahmed: Şeyh Hamdullah şakirdidir. Hekimpaşa-zâde Alipaşa Camii'nin ibtidâ-yı binasında bir Mushaf başlayıb binâ-yı mescidin nihâyetinde bitirib ol camiye vaz' eylemişdir. hukuk-ı üstadı avzına ızhâr-ı ukûk eyledi. Seyyid Muhammed: Mestci-zâde Karamanî olub hüsn-i hattı Alacamescid İmamı Derviş Ali'nin envâ'-ı gûnâ-gûn talimatından tahsil eylemişdir. 112 . Beyit Sâhibu'l-menzil fî'l-meydân Ellezî ismuhû Tozkoparan . Muhammed Giridî 86: Hâfız Osman'dan mücâz olub 1065'de vefat eylemiştir. Şehid Alipaşa Kitabhanesi'nde mevkuf 937 senesinde yazılmış Kütüb-i Sitte-i Hadis'den bir Müslim nüshası vardır ki tezhib ve teclidi vâcibü'z-ziyâredir. Kemankeşlik ile ma'rûf ceddinin seng-i nişanında olan beyt-i ma'rûf budur. Vefâtı 1106'dadır.

Mahmud 58: Tophâneli demekde ma'rûfdur. Enderûn-ı Hümâyûn'a dâhil olmuştur. Terk Mahmud: Terk-i diyâr eylediğine peşimân ve Kıbletü'l-Küttâb'ın öte yakadan olmasına iftihâr-ı bî-pâyân edenlerdendir. Meâli hasbihâli bir nâ-tıraş-ı kalender-i derbeder-i dil-hırâş idi güyâ. 1177'de vefat eyledi. Beyit Üstâd-ı bî-telâmize dânâ-yı bî-hüner Nüssâh-ı bî-kitâbet ve hattat-ı bî eser. santraçda li-celâl-i zaman ve ser-tavîle-i tavlada erdeşir-i bâbekân Beyit Nerd ü şatrancda nazîrim yok Zâr u mat olduğu velîkin çok. Ol Mushaf imdi Ayasofya Kitabhânesi'ndedir. İlm-i remel ve kehânet ve nücûm emsâlinde kendisini Mahmud Küşâcem bilib tarik-i kazâda Şerihkadı ve Dırağman kurbunda yevm-i âsâ harabe-zâra razı olmuş idi. her fî'l-i nâ-mahmûdun müdebbiri ve mazharı. Anın için gâhî Kâtibu's-serr-i Sultânî ve gâhî Mehmed Mahmud yazar. Beyit Kâtibî der-miyâne-i ümmî Hemçû Mushaf behâne-i zimmî Addedib kendüyi Yâkût-ı zaman ve İbn-i Hilâl-i âsumân-ı hoş-nüvisân sayardı. Nümûne-i maârifleri 113 . Bunlar ile berâber Mehmed Nuri gibi bir şâkird ile müftahir olmuşdur. Sultan Murad-ı Sâlis: Sülüs ve nesh ve ta'lîkde hattı kâmil olub Âlî Efendi Menâkıb-ı Hünerverân'ı bunun nâmıyla müveşşah eylemişdir. Hemcivarları şehadeti üzre her kâr-ı müzevverin müzevviri . Böyle iken yine felekden şikâyet eyler ve tâli'inden ağlardı. Sahib-i nâm Mehmed İmam'dan sülüs ve nesih ve Derviş Abdi'den ta'liki tahsil eylemiş. Bunun hakkında söylenmişdir. Vefatı 1080'dedir. Şeyh-i merhûmun hattıyla Hazine-i Humâyûn'da mahfuz bir Mushaf-ı Şerîf'den bâ-taklid bir Mushaf kitâbet edip hediye-i Padişâhî eyledikde Kâtibu's-serr-i Sultânî lakabıyla mülakkab olmuşdur.

Enîsü'l-kulûb. Divanı dahi Hekim Alipaşa Kitabhânesi'nde mevkufdur. Sad Kıssa ve Hisse. Beyit Sâkî getür getür yine dünki şarabımı Söylet getir biri yine yine çeng ü rübâbımı. Mühr ü vefâ. Mustafa Râkım 93: Taşmektebli. İki def'a saltanata erişib Brusa'da Muradiye tesmiyesine sebeb oldukları mahalde medfundur. Zübdetü't-tevârîh. Birâderi İsmail Efendi ile Hâfız İmam-ı merhumdan mücâzdır. Sülüs ve neshi Şükrullah-zâde Pir Mehmed Dede'den yazmışdır. Sülüs ve nesih ve rik'a ve talikde ve her fende müsellem idi. Mustafa Âlî İbn-i Ahmed: Gelibolu'dandır. Sultan Murad-ı Sânî: Ceddi Yıldırım Han ve pederi Çelebi Sultan Mehmed Han ve ferzendî Ebu'l-feth Mehmed Han olmak ulüvv-i şânına delil-i kâfi ve burhân-ı vâfîdir remh-i hattıyesine hüsn-i hattı zamanında olan sahib-i seyf ve kalem-i sultan-ı zîşandır. Heft Meclis. Târih-i vefâtı 1181'dir. Menâkıb-ı Hünerverân'ı işbu risâlenin me'hazlerinden birisidir. Tuhfetü'l-uşşâk. 1800'de vefat etmişdir. Kimyâ-yı Saâdet Tercemesi. Şeyh 114 . Mustafa Feyzi: Kaf-zâde. Sülüs ve neshi Yedikuleli'den temeşşuk ile izn-i vaz'-ı ketebe almış ve maiyyet-i üstadda hizmet-i talimle ser-efrâz olmuş sâir âsârından mâ-adâ yüz aded mikdarı Masâhif-i Şerîf yâdigâr bırakmışdır. Münşeât.olmak üzre Ayasofya Câmii mihrabının tâk-ı âlîsinde iki tarafa âvihte eyledikleri levhalar üzre tastîr buyurdukları kelimeteyn-i şehâdateyn-i âyetün min âyâtillâhi ve alâmeti ümmet tarihi dahi mezbûr levhalarda mersumdur ve cami-i mezbûrun talimhane kapusunda ve mukābilinde iki cesîm minare ve Maramara'dan gelmiş iki küp ve dört mahfil sengin bunların eser-i hayrıdır. Mustafa İbn-i Yusuf 71: Kanlıcalı. Mesâhif-i kesîre ve âsâr-ı vefîre tastîrine muvaffak olmuş. Divân-ı Eş'âr vesâir âsârı vardır. Ve orada medfun selâtîn-i sittenin âhiri ve sanduka-i sengin ile mümtazları olub bu beyt-i güzîn anların eser-i tab'-ı metînidir. Ravzatü'l-letâif. Târih-i vefâtı 1020 ve medfeni Eyübdedir. Merkez Efendi Kabristanı'nda pederi yanında medfundur. Menâkıb-ı Hünerverân.

Âsârından Tobhâne'de vâki Sultan Mahmud'un âsâr-ı hayrından olan çeşme-i kebîrde Nahîfî merhumun târihini bu yazmışdır. Sülüs ve neshi Zühdi İsmail Ağa merhumdan tekmil ve tahsil-i icâzet eyleyenlerin evvelidir. 1200'de henüz ber-hayat idi. Kendisinin mezarı târihi anın eseridir. Mustafa Bin Abdürrahim 76: Aksarayî Kâtib-zâde denilirdi. Derviş Ali merhumdan izn-i ketebe almış ve yüz aded mikdarı En'âm vesâir âsâr-ı bî-şumâr bırakmışdır. Mîr Mustafa Bin Ferhad: Hüsn-i hatda müsellem Mîr Ahmed nâm ile beraber pederlerinden yazmışlardır. Sülüs ve neshi Karakız Hoca Mehmed Efendi'den ba'de'l-izn tahsil-i ta'like çalışıb şikest ta'likleri vâdî-i ihtira'ları hâme-i acemâne ile kalem-i rikā'dan mürekkeb gayet lâtifdi. Kırkdan ziyâde Mushaf ve ol mikdara karîb Delâil ve müteaddid Şifâ ve İbn-i Abbas Tefsiri yazmışdır. Ebû Eyyûb-i Ensârî ve Sultan Selim-i kadîm türbelerinde mevcud olan Mushaf-ı Şerîflerinin âhirinde kendi ahvâlini tafsil üzre yazmışdır. Pederi 115 . Sâl-i vefâtı 1146'dır. Sâl-i vefâtı 1097'dir. 1085'de vefât edib Anadolu Hisarı Mezaristanı'nda birâderi civârında medfundur. Vefâtı 1173'dedir. Müretteb dîvânı vardır. Vefâtı 1157'dedir. Hususan Rûhî'ye Nazîre-i Terkib-i bendi nazîre kabul etmez. Aksaray kurbunda hanesinde ta'lim-i talebe hizmetine ikdam ile hezarân şâkird sâye-i himmetlerinde benâm olmuşdur. İbrahim Hanif'den mecâlis-i müteaddidde tûra dahi ta'lim eylemişdi. Seng-i mezarını şâkirdlerinden Mehmed Keresteci-zâde yazmışdır. Kayalar Mezaristanı'nda pederi civârında medfundur.Hamdullah âsârına taklid edib lâkin kendi isimlerini vaz' ederdi. Mustafa Sâmi: Arpaemini-zâde demekle marufdur. Hüsn-i hattı Hoca-zâde Mehmed Efendi'den görmüşdür. Mustafa İbn-i Ömer Eyyûbî 45: Suyolcu-zâde Sâhib-i Devha Mehmed Necîbâ'nın ceddidir. Seyyid Mustafa İbn-i Ebî Bekr: Hoca-zâde Seyyid Ahmed'den me'zun ve mâliye kalemi hulefâsından idi. Yetmiş yaşında iken civâr-ı Ebî Eyyûb'da Kadıasker Arif Efendi Medresesi mukābilinde vâki sikke nâfizenin bâlâ-yı mezarında defnolundu ve hafîdleri dahi civârındadır. Mustafa İbn-i Süleyman: Tozkondurmaz lakabıyla şöhret-yâfte idi.

Fenn-i mûsıkîde dahi mâhir ve hünerver idi. Lâkin merhum reddedib bu hatların i'râbı mahallinde olmayıb hüsnü henüz tam değildir.. Sâl-i vefâtı 1095'dedir. Mustafa Tab'-i: Sülüs ve neshi Rasim Efendi'den yazıb me'zûn oldu. Cedd-i mâderîsi olan Sultan Mehmed Câmi-i Şerîfi hareminde dîde dûz-ı safâ oldu. Tarh eylediği kasâyidden birinin ebiyyât-ı fahriyesi mahalle münasib görülmekle îrad olundu.... Menkûldür ki bir izin meclisinde ser-bezm bulunub izn-i kıt'aları ber-mu'tad hâcegâna pîş-i nihâd oldukda istihsân ve sitâyiş-firâvân eylemişler. Sâl-i vefâtı 1027'dedir... Bu ziyâfetden beş ay sonra dahi vaz'-ı i'râb ta'lim olundu... taksîr Huşt-i kilkim gibi ser-tîz bulunmaz arasın Yan çizerse nola perkâr gibi yanımdan Yetişür "râ"larımın tîğı ana ben umarım Elde oldukca asâ şeş kalem inşâallah Didi bir gün bana Eğrikapulu üstâdım Hâfız Osman kadar belki bulurdun şöhret Açdı baht-ı şerîf ol gül-i gülzâr-ı hüner Kıldı meydan-ı kitâbetde hezârın mağlub Ketebe almamızı rüşvet ile eyle zan Onıcak meşk-ı kemâkân ile fersûde beden Güzelliğim gibi kezâlik saff-ı hussâd-şiken Düşmene çifte devâtım iki top-ı hâven Eğer alur ise derbend-i kemâli rehzen İtmezem havf eger olsa yedi başlı ojen(ejder) Doğrusu budur eğer sa'y-i belîğ itsen sen Olmasan âh eger mâil-i ruhsâr ü zekan İhtirâ'-ı nev' ile tekye-i şeyhe rû-zen Nîze-i bârkeş-i hâme-i hattât-ı fiken Feyz-ı kısmetden alub ben dahi hattı sülüsün Selefi nesh idüb itdim nice nev tarh-ı hasen Mustafa: Edirneli ve Darb-zâde demekle meşhur ve bizzat Hâfız Osman'dan me'zûndur.dahi mezkûrdur. Mûsikîde kâmil ve şi'r ü inşâya dahi mâildir. Hâfız Osman Edirne'de oldukca ucâletü'l-vakt iktizâ eden celîlerden bazıları 116 . Ebiyyât-ı Fahriyye Devletimde hatt-ı pâke dahi me'zûnuz biz İtmedim hatt-ı hasende ... Mustafa Anber 65: Saray-ı Hümâyûn'da perveriş bulmağla sülüs ve neshi Mehmed Efendi Belgradî'den verziş edib orada meşk hocalığı ile ser-efrâz oldu. Mahalline i'râbın vaz'-ı dahi talim olunsun.

Vehbî ana güzel şâir deyu lakab vermişdir. Sultan Mustafa Hân-ı Sânî: Hüsn-i hattı Hoca-zâde Mehmed Efendi'den tahsil ve Hâfız Osman'dan tekmil eylemişdir. Müretteb dîvançesi vardır. Mustafa Paşa Bin Muhammed Paşa: Enderûn-ı Hümâyûn'da Ressam Ömer Efendi'den mücâz olub silahdar iken Ayasofî'nin tâmir-i küllîsinde Pîrî-zâde Müfti Sâhib Efendi'nin iktibas eylediği âyet-i kerîmeyi bunlar yazıb bâb-ı kebîr dâhiline âvihte olmuşdur. Vefâtı 1146'dadır. Gazel Mehveşim dîvançe-i hüsnünde matla' gösterir Vechi vardır kıt'a-i mîr olsa yahut imâd Ebrû anın şakk-ı mâh-ı âsâdır mısra' gösterir Hüsn-i hat ile uçar ebrû murakka' gösterir Mustafa Âtıf: Sülüs ve neshi Ağakapulu İsmail Efendi'den ve sonra oğlu Mustafa Efendi'den yazmışdır. Sâl-i vefâtı 1160'dır. Kutubtaşı ve noktataşı ta'bir olunan murabba'u'ş-şekl ve çâr etrâfı müsâvî resm üzre olan nev'dan bir taş seng-i mezarı olub ismi anda mestûrdur.bunlara tahmil ve kendisi tashih eylediği ma'rûfdur. Âsâr-ı hayriyyesinden Şeyh Vefâ dâiresi ittisâlinde bir kitabhânesi vardır. Sâl-i vefâtı 1176'dadır. Veled-i emcedi Mahmud Han Câmi-i Şerîfi tâmir ederken ol kalem zâyi olmuşdur. On varakda bir Mushaf-ı Şerîf tertîb eylemişdir. Şadırvanın hutûtu ve Türbe-i Ebî Eyyub'da âvihte levha-i Âyetelkürsî'de olan Hilye-i Şerîf vesâir âsârı vardır. Hatta Ayasofya-i Kebîr'de olan levhanın biri tevkî'-i besmele olub yek-kalem yazıldığı levhanın üzerinde ta'lîk olunan kalemden malum idi. Defterdar Kalemi küttâbından olmağla dîvânî ve rikā' ve siyâkatde dahi kemâli var ve husûsan keskin dîvânî hatları düstûru'l-ameldir. Mustafa Bin Muhammed: Orman-zâde Sâhib-i Devha Mehmed Necîbâ'dan me'zûndur. Hâfız Osman Efendi'ye nice kere huzûrunda ihram-ı vaz' edib hokkalarını ahz ve tahrirlerini ziyaret buyurmuşdur. Cizye emrinde sâl-i kameriyye ve 117 . Mustafa Şehdî: Antâkî ve Hoca-zâde Mehmed Enverî'den mücâz ve sülüs ve nesh ve ta'lîk her üçünde mümtazdır. Cevâmi-i Selâtîn'in herbirinde olan âvizeleri hünerlerine şahitdir. Elsine-i selâsede güftâra kâdir ve bu iki beyit tab'ına şâhid-i hâzırdır.

Sâl-i vefâtı 1131'dir. Sâl-i vefâtı 1169'dur. Yahyâ-yı mezbûr 15 Kelâm-ı Kadîm yazıb Nûr-ı Osmânî Câmii'nin yan kapıları dâhilinde atebe-i ulyâsında olan âyetler bunların me'mûren yazdıklarıdır ki harf harf ve kelime kelime yazıb ba'dehû sûzen-zede edib kömürtozuyla silkmiş sonra tashih eylemişdir. Ketebesinde Fahreddin dahi yazardı. Mustafa Hâfız: Edirne'de Noktacı-zâde Mahallesi'nin imamı olub Çelebi İmam dahi denir idi. Sâl-i vefâtı 882'dir. Nasuh: Çeb yani dîvânî yazanların eyyâm-ı Süleyman Hânî'de ser-defter ve mel'abe-i matrâkın mûcid-i ekberi idi. Abdullah Sayrafî'den meşk edib İstanbul'da Mehmed Hân-ı Fâtih Câmii'nin şadırvan hâricinde pencereler üzre olan Sûre-i Fâtiha bunun hattı ve dâhilinde bâb-ı câmiin hâricinde Akdeniz tarafında ibtidâ pencere üzerine ketebesini yazmışdır. Sâir maârifde dahi eli vardır. Hâfız Osman me'zûnlarındandır. Memi Dîvâne: Eğerçi hattını tehzib kaydında değildir. Taklid-i âsâr ve eslâfda mahz-ı isti'dâd 118 . Lâkin şeş kalemde müsellem-i asr olduğu Menâkıb-ı Hünerverân'da mestur ve Memi Mehmed'in mürahhamıdır. Demircikulu Yusuf Efendi'nin kabrini tathîr ederken toprak arasında bir kalem bulub tefe'ül ile derhal Anbârî-zâde Ali Efendi'den meşke âğâz ve icâzesi kuvve-i karîbeye gelmiş iken üstâdı rıhlet eylediğinden Hüseyin Hablî'den icâzetle mümtaz olmuşdur. Yahya Bin Osman 77: Tophânelidir. Hâfız-ı Kur'ân ve hâdim-i ihvân mahbûb-ı kulûb bir vücûd-ı meslûbü'l-uyûb idi. Elliye karîb Mushaf-ı Şerîf ve birçok diğer eser-i latîf bırakmışdır.şemsiyenin birbirnden tefâvüd ve tedâhül eylemesi bâbında cemeylediği risâle mâmûl-i ehl-i hesabdır. Hatda Yusuf Rûmî'den mücâz idi. Edirne'dendir. Kabri Murad Efendi Tekyesi mukābilindeki mezaristandadır. Hat-şinâsân Ya'kub Efendi ehl-i hattın sâhib-i zuhûrudur demişlerdir. Ya'kub Hindî: Bu lakab ana hey'âtı sebebiyle Sultan Ahmed-i Sâlis tarafından verilmişdir. Yahya Sûfî 23: Yahya Rûmî dahi denir. Edirne'de vâki kaleyi cirid ile aşırıb pesendîde-i pehlivânân olmuşdur. Meclis-i izinde Yedikuleli ve Rasim Efendi ve Hoca Galata Mehmed Efendi ve Suyolcu-zâde ve Zühdi İsmail Ağa ve Vefâî Mustafa orada mevcud imişler.

1143'de vefât eylemişdir. Kendisi şöhret ve âsâr-ı nedret üzeredir. Seng-i mezarında "Min telâmîz-i Derviş Mehmed min telâmîz-i Ahmed Karahisârî" deyu tasrih eylemekle Karahisârî Dervişi'nin şâkirdânından olduğu müte'ayyindir. Hâfız Yûsuf: Îrâniyyü'l-asıl olub İstanbul'da Hasırcılar İmamı'ndan Kelâm-ı Kadîm hıfzını tedârik ile hüsn-i hat hâdimi oldu.idüğü muhakkakdır. Âkıbet İbrahim Rodosî'den icâzet aldı. Ez-cümle mahdumları İbrahim Vâsık ve Süleyman Râci ve Hoca Râsim hazretleridir. Eğrikapu hâricinde Küçük Tokmaktepe nâm mahalde Kırımîçeşmesi'ne karîb medfundur. Sâl-i vefâtı 1201'dir. Yûsuf Sîmîn-i Kalem: Demircikulu şâkirdidir. Sâl-i vefâtı 1007'dir. Nûr-ı Osmânî'de zîb-i rahle olan musanne'u'l-hat Mushaf-ı Şerîf'i tahrîr esnâsında Hoca Rasim'den dahi hüsn-i hattı ahz ile nihâyet Galatasarayı'na muallim-i hat tayin olundu. Sâhib-i meleke-i hattat-ı muhakkık olduğu muhakkakdır. Yûsuf-ı Mecdî 87: Sülüs ve neshi Hâfız Osman Efendi'den temeşşuk edib me'zûn olmuşdur. Evlâd-ı sitte ile şeş ciheti mâmûr sâhib-i fazl-ı bî-kusûr idi. Rikā' ve 119 . Yûsuf: Demircikulu. Yûsuf İmam 83: Mollaaşkî Mahallesi'nin imamı kanaatkâr ve rast-kerdâr olub sülüs ve neshi ibtidâ Suyolcu-zâde Eyyûbî Mustafa Efendi'den ve ba'de vefâtihî Karakız'dan te'allüm edib mücâz olmuşdur. Sâl-i vefâtı 1196'dadır. Ebû Eyyûb-i Ensârî'de yazılı medrese kapusu dâhilinde bir "Hû" resmeylemişdir ki Vefâî'nin "vav"ına râcih olduğu hurdebînân hatta ayandır. Üsküdar'da Harmanlık'da medfundur. 1005'de yazdığı Mushaf-ı Kebîr Hazret-i Hâlid Türbesi'nde medfundur. Seyyid Yusuf Bin Seyyid Tâcü'l-Ârifîn: Pîr Mehmed bin Şükrullah Halîfe'den yazıb bir hattat-ı bî-misl olmuşdur. Tophâne'de Karabaş Tekyesi'nde medfundur. Ebu'l-feth Sultan Mehmed Hân Câmii Şerîfi duvarında vâki Fetih hadîsi ve Tophâne'de Kılıç Ali Paşa Câmii'nin bi'l-cümle celî hatları ve Kasımpaşa'da Küçük Piyâle Câmii mukābilinde tekye mezarı penceresi bâlâsında celî hatla mersûm satr-ı şehâdeteyn bunun yazısı olub sâir âsârı dahi vardır. 1050'de vefât eylemişdir.

Topkapu hâricinde Takyeci Câmii mukābilinde medfundur. Abdülkâdir: Çok âsârı görülmüş Eğrikapılı şâkirdânındandır. Abdurrahman: Hoca Rasim Efendi şâkirdi olub kesret-i kitâbet ve metânet-i hat sıfatıyla mevsûf ve mahâmid-i ahlâk ile ma'rûf olub ekser evkātını tâlim-i tullâb ile geçirmişdir. Kayınpederi Afif ise Hüseyin Hablî çerâlarından olub 1116'da vefat etmişdir. Binikiyüzüçden Sonra Gelen Meşhur Sülüs ve Nesh-Nüvîsân (Binikiyüzüçten Sonra Gelen Meşhur Osmanlı Sülüs ve Nesih Hattatları) Salih Efendi: Hüseyin Hablî çirâğıdır. Ve anın kabri dahi Şeyh Hamdullah civârındadır.3. 1210'da daha hayatda imiş. Murakka'ât ve kıta'ât vesâir âsârı 120 . Sâl-i vefâtı 1133'dür. Osman: Dâmad Afif demekle arîfdir. Sâl-i vefâtı 1121'dir. Kesret-i kitâbet ve tertîb-i murakka'ât ve kıta'ât ile ma'rûf tiz-meşreb ve zaifü'l-endâm bir hattat olub evvelâ İstanbul'da Cerrahpaşa Câmii karşısında sâkin ve ba'dehû Medîne-i Münevvere'de mücâvir olmuşdur. Vefâtı 1210'da Üsküdar'da Şeyh Hamdullah-ı merhum civârında medfundur. Târih-i vefâtı 1210'da ve Şeyh Hamdullâh-ı merhumun başı ucunda medfundur. Kırk kadar Mushafı görülmüşdür. İsmail Zühdi: Mustafa Râkım'ın birâderi olub hatt-ı celîyi gayet metîn ve üstâdına yazar idi. Sultan Selim Han emriyle Sancak-ı Şerîf için bir Mushaf-ı Şerîf yazıb mükâfat olarak bir kıt'a çelenge nâil olmuşdur. 1220'de vefât edib Üsküdar'da Şeyh Hamdullah-ı merhum civârında medfundur. Yûsuf-ı Rûmî 88: Ahmed Efendi'nin âzad-kerdesidir.ta'lîkde dahi mâhir idi. Edirne üstadlarının bir silsilesi bunlardan teşa'ub eylemişdir. Dîvân-ı Hümâyun hulefâsından Hocazâde Mustafa Efendi'den temeşşuk ve te'allümle tarz-ı şeyhâneye mârif bir hattat olmuş. 3. Sülüs ve neshi Hâfız Osman'dan me'zûndur.

Hâfız Muhammed: Tosyavî Deli Osman çirâğıdır. Bazan Galatavî ve bazan Eyyûbî ketebe eder. Eyub'da Defterdâr'da Şah Sultan Türbesi'nin yazıları anındır. Kitâbetle evkat-güzâr imiş. Şeyh-i merhum civârında medfundur. Mevlânâ Ahmed: Ahmed Galatavî'dir. Nâilî merhum Galata'da Taşmekteb'de hoca olub kitâbet-i Mushaf ve Şifâ-ı Şerîf ile evkat-güzâr imiş. 101. Mevsuk rivâyete nazaran 1236'da hîn-i kitâbet-i Kelâmullah'da vefat eylemişdir. Evâil-i hâlinde lâubâlî meşreb ve rind-atvâr ve mübtelâ-yı hamr u humâr olarak evkat geçirmiş ise de biraz zamandan sonra tövbekâr ve salâh-ı şiâr olub gereği gibi telâfî-i mâ fât eylemişdir. Merhumun evâilde yazdığı Eczâ-yı Şerîfe-i Kur'âniyye nice binleri geçmek 121 . Sâl-i vefâtı 1221'de ve seng-i nişanı birâderi yazısıdır. Vefâtı 1229'da. pederi yanında medfundur. medfeni Küçük Eyyûb Defterdârı'nda Yâvedûd civârındadır. Vefâtı 1227'de. Vefâtı 1222'dedir. rakam ile murakkam Mushaf-ı Şerîf mevcuddur.çokdur. Muhammed Reşid: Hoca Rasim merhumun ferzend-i dilbendîdir. Ve Kasımpaşalı ketebe eylediği âsârı dahi müşahede olunmuşdur. Hattâ birgün Hâfız Efendi vaktiyle irtikâb eylediğin a'mâl ile kıyâmet günü ne yapacaksın ve huzur-ı Bârî'de ne cevab vereceksin deyu sual eylediklerine cevâben Beyit Çâr-çîz âverdeem yâ Rab ki der genc-i tû nîst Nîstî ve hâcet ve özr ü günâh âverdeem Diyerek ve âsârımı bir torbaya koyub omuzlayarak dîvân-ı hesâba çıkarım demişdir. Medfeni Edirnekapusu hâricinde Emir Buhârî hazretleri civârındadır. Pederi İbrahim Zarîfî gemici olub Nâilî ile beraber Mustafa Kütâhiyeli'den meşk ederek hoşnüvîs olmuşlardır. Fakat kendi yazısı ile pederi yazısı beyninde beyne's-serâ ve'ssüreyyâ fark vardır. Kelâm-ı Kadîm ve murakka'ât ve kıta'âtı çokdur. Ve mezbûr türbe kapusu üstündeki yazı Yesârî-zâde Mustafa İzzet'indir. Muhammed Salih: Akmolla Ömer şâkirdi olub Erenköyü'nde ve Atmeydanı'nda Hasan Baba Türbesi civârında ve Üsküdâr'da ve Salacak taraflarında sâkin olmuşdur.

Müteahhirîn beyninde andan ziyâde sâhib-i şâkird ve hünerinde anın kadar muktedir yok idi. Mustafa Râkım Efendi: Anadolu Kadıaskeri kendi vaktinde aksâm-ı sıfât-ı hamîde ve hasâil-i memdûhada ve ilm-i fazlda temeyyüz ve teferrüd edenlerdir. Vefâtı 1241'de olub Fatih'de Zincirlikuyu'da medfundur. Ve andan sonra hiçbir kadıasker kavuk giymemişdir. Şimdi mahrûk Cihangir Câmii'nin yazıları ile Tophâne'de Nusretiye Câmii yazıları anındır. Ammâ câmi-i mezkûrun ta'likleri Yesârî İzzet Efendi'nindir. Vefâtı 1240'dadır. Medfeninin yazıları kendisinin ve kapıları yazısı Hâşim Efendi'nindir. Kasımpaşa'da Hasan Paşa Kışlası derûnundaki câmiin yazıları ile kışla kapılarında ve o civârda Hasan Paşa Çeşmesi'nin ve Anadolu Feneri'nde Sultan Mahmud binâ-kerdesi olan çeşmenin hutûtu ol merhumundur. Seng-i nişanı a'zamı şâkirdânından Mustafa Hilmi Hakkâk-zâde yazısıdır. Cezâirli Hasan Paşa emriyle yazdığı Mushaf-ı Şerîf bî-nazîr.ile bir kavle göre 366 Kur'ân yazmış olduğu meşhur ise de asrımızda reis-i hattâtân olan Abdullah Efendi hazretlerinin 454 rakam ile yazdığı Kelâm-ı Kadîm'i görmüş olduğu kendilerinden mesmû'-ı âcizânemdir. hâlâ Mısır Kâhire Hazînesi'nde bulunduğu mervîdir. Târih-i vefâtı 1240'dadır. Evvelâ Hâfız Yûsuf ba'dehû Yamak-zâde Salih Efendi'den temeşşuk ile derece-i ulyâ-yı hatta ba'de'l-vusûl Enderûn-ı Hümâyûn hâcegânı silkine menselek olmuş ve birçok nâm-dâr ve meşhur şâtirdler yetişdirmişdir. Ömer Vasfi: Trabzonî'dir. Muhammed Emin: Dîvân-ı Hümâyûn hâcegânından olub bazısı Ebû Bekir Râşid-i Konevî'den yazmış demişler ise de sikāt-ı ruvâtdan mesmu' olduğu üzre işbu merhum ve Hâfız Cemşir ve Hâfız Süleyman her üçü Akmolla Ömer şâkirdidir. Cerrahpaşa Câmii'nde müezzin mahfili üzerinde 1236'da yazdığı târih gayet nefis yazılmışdır. Kadıaskerlerin kavuk giydikleri 1240'da anda bitmişdir. Atmeydanı'nda bir çeşme üzerinde güzel bir yazısı vardır. Halil Vehbi: İsmail Zühdi şâkirdidir. 122 . Yenibahçe tarafında bir çeşme üzerinde gayet celî ve güzel yazılmış bir târihi temâşâ-gâh-ı hâs ve âmdır. Hamidiye Türbesi'ndeki yazılar hakîkaten şâyân-ı ziyâretdir. Hattı ise kimsenin hattına nisbet kabul etmeyib gâyet pişkin ve üstâdâne ve hoş-şîve olduğuna tamam hattatlar mu'terifdirler. Vefâtı 1240'da ve Üsküdar'da Karacaahmed'de medfundur.

Kengıri'de vefat eylemiş 1250'de yazdığı eseri görülmüşdür. Bir rivâyete göre merhum Akmolla Ömer Efendi tilmîzi ve diğer rivâyete göre Rasim Efendi şâkirdlerinden Abdullatif Efendi'den temeşşuk etmişdir. Şeyh Murad Dergâhı'nda medfundur. 1248'de vefât edib Üsküdar'da Karacaahmed civârında medfundur. Vefâtı 1245'dedir. Celâleddin merhumun zevcesi Esma İbret dahi hoş-nüvîsândan olub şevheri yanında medfundur. Hattı târif ve tavsıfden müstağnîdir.Ali Mısrî: Deli Osman çirağı olub ulemâ ve fudalâ takımından imiş. Abdülkadir: Şükrî. Sultan-ı müşârunileyhin hizmet-i hatlarında evvelâ o ve ba'dehû Râkım Efendi bulunmuşdur. Târih-i vefâtı belli değil ise de 1245'de yazdığı eseri görülmüşdür. Çengelköyü'nde İstavris denilen mahalde sâkin idi. Güya Kütâhiyeli mahlası ile mütehallıs olub Mustafa Efendi şâkirdidir. Merkûm zümre-i şuarâ ve üdebâdan olub meclisi mahfil-i rindân ve bezm-i hoş-gûyân idi. Zühd ü vera'-ı müsellem perhizkâr ve müstakim atvâr ve ahâdîs ve kütüb-i dîniyyede sâhib-i âsâr olub 1243'de dünyâ-yı fânîyi vedâ ile Çırçır'da medfun olmuşdur. Ba'dehû Ebû Bekir Râşid'e mürâcaatla Ebu Bekir dahi iyi yazmak ancak çok yazmağa mütevaggıfdır deyu özr-âver olmağla Celâleddin bunlara inâden kendi başına olkadar sa'y ü ced ü cehd etmişdir ki hüsn-i hatda bunların hepsini geçmişdir. Eyub'da Mihrişah Sultan Selim'in vâlidesi türbesinin yazıları anın ve mezkûr türbenin pencerelerindeki ta'likler Yesârî merhumundur. 123 . Kendi aleminde şâirlik ve sühan-serâlık iddiâsında bulunurdu. Bu sûretde kimsenin hakiki şâkirdi sayılmaz. Muhammed Vasfi: Sultan Mahmud-ı Sânî vaktinde ser-halka-i hoş-nüvîsân idi. Hüsn-i hattına söz yokdur. Mahmud Celâleddin: Veled-i Mehmed Dağıstânî'dir. Ve bazılar kavlince ashâb-ı dâiyeden ve kibr ü azamet-fürûş olduğundan ve kimseye ser-furû etmediğinden Yamak-zâde Salih'e gidib meşk etmiş ise de Yamakzâde ne olduğunu bilmekle meşk vermemişdir. Hâfız İbrahim: Şevki lakabıyla mulakkab Sultanmehmed'de Otlukcuyokuşu'nda sâkin idi. Kabrinin taşını Hacı Tâhir Efendi yazmışdır.

Vefâtı tahmînen 1252'de olub Merkez Efendi civârında medfundur. Sâl-i vefâtı 1262'de olub Eyub'da Kırknerduban'da (Kırkmerdiven) medfundur. Ali Vasfî: Laz Ömer'den yazıb kitâbetde bî-nazîr imiş. 124 . 1262'de vefât edib Maçka'da Şeyh Mezarlığı'nda medfundur. Enderûn-ı Hümâyûn hâcegânından iken 1252'de vefat etmişdir.Hâfız Muhammed Şakir: Baltacı Hâfız deyu meşhur idi. Âsârından murakka'ât ve mukatta'ât çok görülmüş. 1250 târihinde Hicaz'da vefât eyledi. Hattatlık vâdisine sülûk ile nâm-dâr ve sâhib-i iştihâr oldu. Ayasofya civârında Beşir Ağa Medresesi'nde sâkin olub şimdi hayatda bulunan Hacı Fettah Rasim'in üstâdıdır. Laz Ömer şâkirdânından katûr ve kaviyy-i heykel bir zât idi. Mustafa Brusevî: Bilecikli deyu şöhret-şiâr idi. Vefâtı 1253 sularındadır. Üsküdar'da Harem İskelesi'nde Defterdâr Câmii yazıları ve Evkâf Câmii târihi ile Galata'da Kapuiçi Câmii hutûtu ol merhûmun âsârıdır. Muhammed Sadık: Laz Ömer şâkirdidir. Gayet müsin ve sâl-hurde iken 1253'de vefât edib Edirnekapusu hâricinde medfundur. Sâl-i vefâtı 1299'dadır. Üsküdar'da Şeyh-i merhum civârındadır. Hacı Tâhir: Mahmud Celâleddin tilmîzi ve Sultan Abdülmecid'e hizmet-i ta'limi vardır. İbrahim Sükûtî: Esma Sultan Sarayı'nın bekcisi idi. Yûsuf Yesârî: Kabataşlı olub Hâfız Cemşir çirağıdır. İşbu merhumun talebesi çok olub ez-cümle Hattat Mehmed Efendi'dir ki 1297 sularında vefat eylemişdir. Mehmed Haşim: Sikke-zen başı olub Mustafa Râkım'ın birâderi ve Râkım Türbesi yanında medfundur. Ekser evkātı talîm-i tullâbla geçmişdir. Bu merhûmun boynunun eğri olduğuna seng-i nişân-ı kabri delildir. Sultan Mahmud'un türbesi yazıları tamâmen bunundur.

1264'de hacc-ı şerîfden avdet etmiş iken Mısır'da vefât eyledi.Seyyid Muhammed Hulûsî: Laz Ömer Efendi şâkirdidir. Emin Efendi: Hakkâk-zâde'den sonra Nûr-ı Osmânî Câmii'nin meşk hocası ve ta'lim-i tullâb ile meşgul olub kıta'ât ve murakka'ât-ı nefîse sâhibidir. Ta'lik hattıyla murakka'âtı ve kıta'âtı çok görülmüşdür. Sâl-i vefâtı 1268'de olub Taksim Caddesi'nde Beyoğlu Mezaristanı'nda medfundur. Tophâne'de Firuzağa Câmii kayyımı olub ekser evkātını ta'lim-i talebe ile geçirmişdir. 125 . Hâfız Muhammed Rüşdî: Abdurrahman Hilmî şâkirdidir. Vefâtı 1267'dedir. Muhammed Vasfî: Muhammed Rüşdî telâmizesinden olub Beşiktaş'da Paşa Mahallesi'nde Kapuağası Mektebi hocası idi. Ta'lik dahi yazar idi. Tophâne'de Tomtom Câmi-i Şerîfi'nin imamı ve Hâcegân-ı Enderûn-ı Hümâyûn'dan olub âlim ve fâzıl bir zât idi. Resm-i Osmânî üzre bir kıt'a Kelâm-ı Kadîmleri Sultan Mahmud Türbesi'nde mevcuddur. 1270'de vefât edib Üsküdar'da medfundur. Hasan Râşid: Karahisârî Mahmud Celâleddin çirağı ve Hacı Tâhir'den mücâzdır. Mustafa Hilmî: Hakkâk-zâde lakâbıyla mülakkab. Kasîrü'l-kāme latîf bir zât idi. Ali Ulvî: Arnavudlu. 1272'de vefât edib Üsküdar'da İnâdiyye civârında medfundur. Laz Ömer şâkirdânından olub merhum müşârunileyh 1235 târihinde Sultanmehmed'de Vâlide Mektebi'nin. Vefâtı 1276'da olub 40 kadar Kelâm-ı Kadîm ve dört aded Ferruh Efendi Tefsiri yazısıyla görülmüşdür. Büyük kıt'ada Kelâm-ı Kadîmleri çokdur. Âsâr-ı kitâbeti bî-şümârdır. Hâfız Yahya Vehbî: Laz Ömer şâkirdi olub vefâtı 1274'de ve medfeni Eğrikapı ittisâlindedir. ba'dehû Çenberlitaş'daki Vâlide Sultan Mektebi'nin muallim-i sânîsi olub Sultan Mahmud Hân Hazretleri'nin manzûr-ı nazar-ı iltifâtı olmağın üç kıt'a Mushaf-ı Şerîf bâ emr-i âlî yazdıkdan mâadâ iki yüz kadar Kur'ân-ı Azîmü'ş-şân yâdigâr bırakmışdır. Çenberlitaş'da Sultan Mecid Vâlide Sultan Mektebi'nin yazı hocasıdır. Sâl-i vefâtı 1273 ve medfeni Beyoğlu Mezaristanı'ndadır.

Dârü'l-maârif'de yazı hocası ve Râgıb Paşa Kütübhânesi'nde hâfız-ı kütüb idi. 126 . Hamidiyye Vakfı'nın kāimmakāmı ve türbesinin baş türbedârı iken 1279'da vefât edib Eyub'da Bostan İskelesi kurbunda medfundur. Ömer Necati: Tokâdî olub evvelâ Zileli Kâmil Efendi'den ve ba'dehû Sultan Mahmud-ı Sânî Hazretleri'nin hâcegân-ı meşkinden Şükri Efendi Yeniçeri Vak'ası'nda oraya iclâ olunmuş iken andan temeşşuk ile bizzat ulemâ ve fudalâ kısmından olması cihetiyle Ali Aşkar Paşa Sivas Vâlisi kendisine bir müderrishâne binâ edib orada hem tedrîs-i ulûm ü fünûn ve hem ta'lim-i hat ile meşgul idi. Muhammed Hulûsî: Mahmud Râcî çirağıdır. İstanbul'a gelib yâverî-i bahtla hüner ve ma'rifet ve hat sâhibi oldu. Ahlâk-ı hasene ve evsâf-ı hamîde sâhibi bir daha anın gibisi gelmemişdir. Vefâtı 1284'dedir. Altmış kadar Kelâm-ı Kadîm ve birçok En'âm ve Delâil ve murakka'ât ve kıta'ât dahi yâdigâr bırakmışdır. Vefâtı 1280 sularındadır. Vefâtı 1288'de medfeni Edirnekapusu hâricinde Çelebi merhum kurbunda medfundur. Hayrât ve müberrâtdan hoşlandığından ekseriyâ Eczâ-yı Kur'âniyye yazub fukarâ etfâline hediyye eder idi.Mustafa Vâsıf: Kebeci-zâde şâkirdi iken merhum anı Çömez lakâbıyla mülakkab etmişdir. Kendü rivâyetine göre dört defa esâtizden icâzet almışdır. Kastamonu dâhilinde Aksu karyesinde Kadıoğlu demekle ma'rûf idi. Ba'dehû Laz Ömer'den dahi telemmüzü vardır. Merhum Çömez sapan atma hünerinde dahi gayet üstâd idi. Medfeni olan Bostan İskelesi hâricinde musluklar arkasında Mukāta'a Nâzırı Hasan Bey'in ve Hamidiyye Türbesi Mezarlığı'nda Silahşör İbrahim İbiş Ağa'nın seng-i nişanları bunun hattıdır. Beşûş ve kaviyy-i heykel amma mütenâsibü'l-vücûd idi. Ketebe ve dua cemiyetlerinde tabh-ı ta'âm etmeye mâil olub vaktinin her bir cemiyetinde bulunur idi. Ez-cümle türbe-i mezbûrede iki cüz'ü bir cildde olarak Eczâ-yı Kur'âniyye'si vardır. Mesâhif vesâir âsârı çokdur. En yüksek minârenin başından sapan taşını kuvvet-i bazu ile geçirir idi. Aşcı Mustafa: İstinyeli idi. Lütf-ı muhâvere ve hüsn-i mükâlemesi meşhur ve ma'rûf ve fazl ü kemâlle mevsûm ve mevsûf idi. Mustafa Şâkir: Laz Ömer Efendi'den 1221'de me'zûn olub Sultan Mahmud türbedarlarından olduğundan henüz izinnâmesi türbe-i mezbûrede âvîzândır.

Muhammed Şevket: Vahdetî. Nûr-ı Osmânî ile Bâbıâli hazîresindeki Naalli (Nallı) Mescid'de "Bilal-i Habeşî" levhaları ve Ayasofya Câmi-i Şerîf'inde saatlerin üzerindeki "Accilû bi's-salâti gable'l-fevt ve accilû bi'ttevbeti gablel mevt" kelimât-ı şerîfelerini 1272 senesinde tahrîr ve ta'lîk eylemişdir. Bu iki levha o târihde veliahd bulunan Sultan Abdülaziz Hân-ı merhumun manzûr-ı hümâyûnları oldukda hattatını taltîfen bir top fermâyiş şal ile bir sakoluk çuka ve yüz aded yüzlük kāime ihsan buyurmuşlardır. Ondört yaşında iken Mühimme. Celîde Râkım tavrını iltizam ve istif denilen insicam-ı hûtûtda infirâd eylemişdir. Pederi Tekfurdağı Mutasarrıflığı'nda vefât eden hâcegândan Nuri Efendi olub sâhib-i matbaa Mîr Ebuzziyâ'nın birâder-i radâ'îsi ve hala-zâdesidir. Yetmiş yaşında iken 1288'de vefât edib Tokat'da medfundur. Hutût-ı İslâmiyye'nin 18 nev'inde her birinin yegâne üstadı addolunacak derecelerde sahib-i rusûh idi. Şevket Paşa merhumun ki ecille-i hattâtân-ı asırdan idi. ba'dehû Dîvân-ı Hümâyûn kalemlerine çerağ buyurulmuş ve menşur-nüvisliği kendisine inhisar eylemiş idi. Vezâret-i menşûrunu o vakte kadar yazılan menşûların hiçbirine mümâsil addolunmayacak bir tarz-ı bühterînde ve her satrını bir başka renk altınla yazması celî dîvânîdeki iktidâr ve infirâdını gösterdiğinden merhum-ı müşârunileyh bir elinde menşûr ve diğer elinde Vahdetî-i merhum olduğu hâlde sadr-ı vakit olan Reşid Paşa'nın huzuruna girerek eserle müessiri birlikde takdim ve hakkında iltifât-ı müşevvikānesini ricâ eylemişdi. 1249 senesi Zilhiccesi'nde İstanbul'da tevellüd eylemişdir.O safahâtın hattâtları ekseriyâ andan tahsîl-i hat etmişlerdir. Ehliyet-perverlikde asrının ferîdi olan sadr-ı müşârunileyh kendisini Teşrifât-ı Dîvân-ı Hümâyûn Nişan Kalemi'ne me'mûr eylediği gibi o vakte göre havârikden addolunacak sûretde rütbe-i sâniye ile taltif eylemişdir. Ekser cevâmi-i şerîfede celî hat ile elvah-ı müzehhebesi vardır. İbtidâlarında Eyyûbî Râşid Efendi merhumdan temeşşuk eylediği hâlde muahharan Mustafa İzzet Efendi merhuma intisab eylemişdir. Bâ-husus hatt-ı Reyhânî'yi bir tarz-ı nevîne tahvil ile gayet latif sûretde yazardı. 127 .

Paris'de bulunduğu sırada müteveffâ III. Hattat-ı mûmâileyh 1288 senesinde 39 yaşında olduğu hâlde istiskā marazından vefât ederek zevcesinin ceddi olan Eyub'da kâin Ebussuûd Mezarlığı'na defnedilmişdir.Sultan-ı müşârunileyhin nâm-ı me'âlî ittisamlarını hâvî olan tuğra-yı garrâyı Vahdetî-i merhum tanzim ve takdim eyledikde ba'demâ tuğraların o resme tevfîkan keşîdesine irâde-i seniyyeleri şeref-sânih olmuş ve ressamı beş yüz lira atıyye-i seniyyeleriyle taltif buyurulmuşdur. Ezcümle sultan-ı müşârunileyh hazretleri cânibinden kerdisine gönderilen gayet büyük bir zemerred (zümrüd) üzerine etrafına "El-müstenid bitevfîkāti'r-rabbâniyye. Abdülaziz Hân-ı mâlikü'd-devleti'l-osmâniyye" ibâresini hilal resminde ve orta yerine de tûra-yı hümâyunu nakş ü hak eylemişdir ki İstanbul'da o mühr-i hümâyûna gelince kadar zümrüd üzerine hak görülmemişdir. İki defa Londra ve Paris'e azîmetle posta yollarını el-yevm mütedâvil olan banka kāimelerine ve tedâvülden kaldırılan eshâm-ı umûmiyyeyi nakş ü hak ve tab'larına nezâret eylemişdir. Bâ-husus "şifre" nâmı verdiğimiz hatdaki mahâreti ve tersîminde iltizam eylediği san'at kendisiyle beraber gitmişdir denilebilir. Her eline geçen muâyene edebileceği üzre kâimenin bâlâsında ve iki tarafındaki Fransızca rakamların altında hurdebîn ile okunabilecek sûretde yirmi defa "Beş aded Mecidiye yüzlük altını" ibâresi ve yine kāimenin sağ cihetinde beyziyyü'ş-şekl dîvânî celîsiyle iki defa muharrer olan "Beş aded Mecidiyye yüzlük altını" ibâresi yine o şekilde olarak mâî zemin ile yirmi defa tekerrür eylemişdir ki bugün o kadar dakik bir yazı değil. 128 . Napolyon'a "Lui Napolyon" ve İmparatorise "Ojeni" isimlerinde şifre hat ile kol düğmeleri yaparak takdim etmiş ve müşârunileyhimâ tarafından mazhar-ı tahsin ve iltifat olmuşdur. Vahdetî-i merhum sanâyi'-i nefîsenin ekserisinde sâhib-i yed-i tûlâ idi. Bu eserler içinde bilhassa banknotlar dikkate şâyandır. en celîsini yazacak bir hattâtımız yokdur. Kānun denilen sazda dahi muallimi olan Kānûnî Ömer'i fersah fersah geri bırakmışdır.

Manastırlı oluşu Arnavud şöhretine bâ'is olmuş ve hattatlıkdan ziyâde şiirle iştihâr eylemişdir. Otuz kadar Mushaf-ı Kebîr'i görülmüşdür. Hülâsâ hüsn-i hatt-ı sülüsde şeyh-i sânî ve ta'likde İmâd-ı Îrânî idi. 1290'da Mısır'da vefât etdi. on kadar Delâil-i Hayrât. Hutût-ı İslâmiyye'de asrının şeyh ve imâdı idi. "Çeşm-i ibretle nigâh it zâhidâ eşyâya sen Ma'nâ-i sun'-ı İlâhîde ne sen varsın ne ben" Nâilî Arnavud: Arnavudlu Ali Efendi şâkirdidir. Müddet-i encâma irince gerek nev-civân ol gerek pîr-i zebûn Bismillâhirrahmânirrahîm İzâcâe ecelühüm lâ yeste'hırûne sâ'aten velâ yestagdimûn" Kadıasker Mustafa İzzet: Sultan Mahmud Hân-ı Sânî ahdinde Silahdar-ı Şehriyârî Ali Paşa Türbesi'yle te'allüm-i ulûm ve hutût ve mûsikî ile Enderûn-ı Hümâyûn'a çerağ oldu. otuzdan ziyâde En'âm ve kasâyid ve hurûfât ile çend kıt'a murakka' ve Ayasofya Câmii'ndeki çehâr-yâr-ı güzîn esâmîsi ve kubbesinde "Nûr" âyet-i kerîmesi ve Atik Alipaşa nâm mahalde vâki Hırka-i Saâdet Câmi-i Şerîf'i ve havlusu kapıları hutûtuyla Kasımpaşa'da çehâr-yâr-ı güzîn esâmisi ile kubbesinde olan "Nûr" âyet-i kerîmesi ve Beşiktaş semtindeki Yahyâ Efendi Câmii kubbesinde kezâlik "Nûr" âyet-i kerîmesi ve Mısır'da Mehmed Ali Paşa Türbesi'nde "Sûre-i Dehr" ile ta'lik târih ve Brusa Câmi-i Kebîri'nde iki aded levha ile İstanbul'da Seraskerkapusu derûnundaki hatt-ı ta'lik ile bâb-ı mezkûrun târihi ve bu misillü nice âsâr-ı latîfeleri vardır. Bu beyit dahi eş'ârından yâdigâr olarak sebt olundu.Atûfetlü Kemal Beyefendi'nin mûmâileyhin seng-i mezarına hakkolunmak üzre tarz-ı nevînde tertib eylediği ketebedir: "Bu zâviye-i Vahdetî inzivâhane-i sükûn eden Mehmed Şevket Vahdetî ki şirâze-bend-i silsile-i Şeyh İmâdî idi. Sülüs ve nesihde Mustafa Vâsıf ve ta'likde Yesârî-zâde İzzet Efendi'den me'zûndur. Âsâr-ı kalemiyyelerinden on bir kıt'a Mushaf-ı Şerîf. Vefâtı 1289'dadır. 1288 senesinde itmâm-ı felâketnâme-i vücûd eyledi. 129 . iki yüz kadar Hilye-i Şerîf. 1249 sene-i hicriyesinde tâlimhâne-i hayâta vürûd eyledi.

Raşid Efendi: Ali Vasfî şâkirdidir. Beytullâhi'l-harâmın câmesi yazısı anındır. Meclis-i Maârif. Az hattat vaktinde anın kadar tilmiz yetiştirmişdir. Şimdi Meclis-i Şûrâ-yı Devlet âzâsından Edib Ekrem Bey'in veled-i muhteremleridir. Muhammed Raşid: Eyub türbedârıdır. Âsâr-ı meşhûresinden gayet küçük bir kıt'a ve hacimde gubârîn hatla üç ay zarfında yazıb bâlâda muharrer paşa-yı merhuma takdim eylediği Kur'ân bî-misl ve mânenddir ki o sebeble kendisi mazhar-ı in'âm ve ihsan-ferâvân ve eserleri dillerde destan olmuşdur. Meclis-i Ahkâm âzâlığında bulundukdan sonra 1280'de li-ecli'l-istirâha Bosna ve İşkodra kapıkethüdâsı tayin olundu. 37 Mushaf ile iki Buhârî. Nûr-ı Osmânî Câmii'nin meşk hocası oldu. Medine-i Münevvere'deki hutûtu vâcibü'z-ziyâredir. Kadıasker Mustafa İzzet Efendi şâkirdi olub 1292'de vefât etmişdir. Kitâbet ve kırâet ile uğraşarak ve sinîn-i ömrü yatmiş üçe vararak 1291'de azm-i âlem-i bâkî eyledi. Vefâtı 1292'dedir. Bir daha yazılamaz. Sultan Mahmud Vâlidesi Mektebi'nin meşk hocalığı Hakkâk-zâde'den ana geçmişdir. Abdullah Zühdi: Temim-i Dârî silsilesinden olub ibtidâ Hâfız Râşid Eyub türbedârından ba'dehû Kadıasker Mustafa Efendi'den telemmüz ile me'zûn olmuşdur. Ebî Eyyûb-i Ensârî Türbesi civârında İmâret'in karşısındaki hatîrede medfundur. Merhum-ı müşârunileyh min haysi'r-rütbe dâmad-ı pâdişâhî Halil Rifat Paşa'nın dîvan kâtibi maiyetinden başlayıb bi't-tedrîc rütbei hâcegânı ihrâz-birle Âmedî Odası'nda. Vefâtı 1292'dedir. Bir Kelâm-ı Kadîm'i Sultan Mahmud Türbesi'nde zîb-i rahle-i vakıfdır. Merhumun istif ve intizam-ı hatda nazîri gelmemişdir.Recâî Muhammed Şâkir: Hüner-ver ve sühan-küster hâfız-ı Kur'ân ve sâhib-i fazl ü irfân ser-halife-i erbâb-ı iz'ân idi. Yusuf Efendi: Mazlumpaşa imamı. vak'a-nüvislikde iki defa Takvimhâne-i Âmire Nezâreti'nde. Vefâtı Mısır'da 1293'dedir. 130 . Ve Mısır'daki eserleri bir daha vücûda gelmez. beş Şifâ-yı Şerîf ve birçok Delâil yâdigâr bırakmışdır.

131 . 1304'de vefât eyledi. Nesihde üstâd-ı kâmil olub Bâb-ı Seraskerî'de kâtib ve menşe-i küttâbda hüsn-i hat muallimi idi. 1293'de vefât edib Edirnekapusu'nda Mustafa Paşa Tekyesi ittisâlinde defnolundu. Alâeddin: Çerkesiyyü'l-asl. Muhsin Bey: Çömez-zâde Vâsıf Efendi mahdumu olub hüsn-i hatda mahâreti müsellem olduğundan Abdullah Zühdi refâkatiyle Medîne-i Münevvere yazılarını tertib ve tanzime namzed oldu.Muhammed Salih: Kayyum-zâde. Dâisi (dayısı) olan Mehmed Hulûsi şâkirdidir. Merhum Abdülaziz Han'ın sanduka-i mezarı câmesi anın yazısıdır. Muzıka-i Hümâyûn'da hoca iken 1293'de vefat eyledi. Sağkolağası rütbesini hâiz iken 1305'de vefât eyledi. Ba'dehû Gümrük Nezâreti'nde me'mûr olub öte-beriye çok müsâferetden sonra Cidde'den mürâcaatında 1304'de vefât edib esnâ-yı râhda medfun olmuşdur. Mehmed Efendi: Baltacılıkdan mahreçdir. Murakka'ât ve kıta'âtı çokdur. Muhammed Şevki: Hasakilidir. 3. Ba'dehû ana dâmad olmuş. Hâşim Efendi'nin şâkirdânından olub girift yazıları gayet iyi yazar ve ekseriyâ Dâru't-tıbâ'alarda izhâr-ı hüner ederdi. Şefik Bey: Evvelâ Ali Vasfi ba'dehû sıhriyetle mensubu olan Kadıasker Mustafa İzzet Efendi'den me'zûndur. Müteahhirîn Hattâtândan Târih-i Vefatları Ma'lum Olmayanlar (Sonra Gelen Hattatlardan Vefat tarihleri Belli Olmayanlar) Ahmed Râkım: Küçük Râkım deyu meşhurdur. Şefik Bey tilmîzi ve Musika-i Hümâyun'da esbab emîni idi. Zeyrek Câmii kayyumunun mahdumu idi. Güya 1282 ya 1283'de vefat eylemişdir. Yüz kadar Mushaf-ı Şerîf'i görülmüş ve ekserîsi câmi Mushafıdır. Sultan Selim Câmii'nin yazıları ve Kudüs-i Şerîf ba'de't-tâmir kuşağındaki Sûre-i Feth ile sütunlardaki Esmâ-i Hüsnâ ve Brusa'da Ulu Câmi'in yazıları tamam anın yazısıdır.4. Beşiktaş'da Sinan Paşa Câmii'nde pencereler üzerindeki Esmâ-i Hüsnâ anın yazısıdır. Altmış kadar Mushaf-ı Şerîf'i görülmüşdür. Bâb-ı Seraskerî'de celî sülüs hatları dahi anındır.

Hoca Nâsıh: Bâbıâli'de Dîvan Kalemi hulefâsından idi.1. Reşid Paşa Türbesi'nin bâlâsındaki yazılar anındır. Kırım Muhârebe-i Kebîresi'nden sonra vefat eyledi. 132 .Muhammed Vefâhisârî: Asrında hattat-ı pîş-i kadem ve hoş-nüvîs-i âhenî-i kalem idi. Mâliye Mektûbî hulefâsındandır. Abdullah Efendi: Muhsin-zâde Reisü'l-hattâtîn ki Kuruçeşme'de "Aynen fîhâ tüsemmâ selsebîlâ" mazharı olan âmme-i anberîn şemâmelerinden enhâr-ı cennât-ı Adn cârî ve revân ve eşheb-hâmeleri meydan-ı rakam ve ta'limde pû-yân ve dâimü'lcevelândır. Hacı Arif Bey: Çarşambavî.4. Mehmed Emin: Münşeât-ı Osmâniyyesi ve ta'birât-ı Türkiye ile hutût-ı pesendîdesi gayet memduh ve bî-nazîr ve dîvânî-nüvislikde ve menâşir-i sultâniyye yazmada şehîr idi. Hacı Yahyâ: Bâb-ı askerî mümeyyizânından olub sülüs ve nesihde gayet mâhirdir. Süleymaniye'de açılan İrfâniye Mektebi'nde hat hocası idi. Telemmüzleri Kadıasker merhum Mustafa İzzet Efendi'dendir. Hutût-ı mütenevviası girân tâ girân âfâka münteşir ve kendisi sümüvvü rütbet ile müştehirdir. Mehmed Efendi: Deli Osman çirağı olub hala Evkaf Hazînesi'nde mihrab içindeki musanneu'l-hat esmâ-ı Çâr-yâr-ı Güzîn ile Beşiktaş Muvakkithânesi'nde "İnne's-salâte" âyet-i kerîmesi anın yazısıdır. El-Hâletü Hâzihî Ber-Hayat Olan Hattâtân (Şimdi-Hâlâ-Hayatta Olan Hattatlar) Abdülfettah Efendi: Sikke-zen başı ki âsârı şarkan ve garben tedâvüldedir. 3. Halil Şükri: Süleyman Efendi Brusevî şâkirdânından olub 1260'da basılan Delâil-i Şerîf anın yazısıdır. Zahâmet-i cisminden dolayı Üçanbarlı denilmişdi. Sami Efendi: Dîvan Kalemi nişan-ı mümeyyizidir. Hisar'da Muhyiddin Fenârî Câmii havlusunda medfun imiş. Gayet müsin olub bir rivâyete göre 130 sene yaşamışdır.

Hâfız Osman: Enverî lakabıyla mülakkab. Mekteb-i Sanâyi'de.Hacı Hasan Rıza Efendi: Muzıka-i Hümâyûn İmamı merhum Şefik Bey şâkirdidir. Nuri Efendi: Raşid Efendi-i Eyyûbî çirağı olub dertmend. 133 . Mustafa Efendi: Pervizağa sâkinlerinden ve merhum Hakkâk-zâde şâkirdlerinden olub libas-ı âmmede ve itfaiye gürûhundan bulunmağla beraber âsâr-ı hâssası yani kesret-i kitâbet-i Mushafı meydandadır. Şehremâneti ketebesindendir. 25 kadar Kelâm-ı Kadîm ve birçok celî elvâh ve ketîbeler tahrîrinden sonra bîçârenin illet-i felc ile bir tarafı bî-his olduğundan el-yevm neşr-i âsârdan âtıl kalmışdır. Pederi Pervizağalı Mehmed Rüşdi Efendi'den me'zûndur. Hacı Tahsin Efendi: Çukurcuma sâkinlerinden Dârüşşafaka Mektebi'nde. Muhsin-zâde Abdullah Efendi şâkirdânından olub el-ân Şehzâdegân-ı civan-bahta ta'lim-i hatla meşguldür. Emirgân Mektebi'nde muallim-i meşk. târik-i dünyâ vemâ fîhâ Bâyezid Meydanı hucurâtı kûşe nüşînânındır. meczub-ı haslet. Mahmud Celâleddin: Çukurcumalı Pervizağa Câmii Kayyımı Hâfız Efendi şâkirdidir. derviş-i sıfat ve müstemend. Arif Efendi: Filibevî olub el-yevm matbû ve zînet-bahş-ı herhâne ve kâşâne olan Hilye-i Şerîf-i matbu' anın eseridir. Tokâdî'dir. Ali Râsim Efendi: Enderûn-ı Hümâyûn'da ve Dâru'l-muallimât'da muallim olub hatt-ı celîde dahi mahirdir. Mehmed İlmi Efendi. Mehmed Hilmi Efendi: Bâb-ı Fetvâ müstahdemînindendir. selim ve halim bir zât-ı kâmilü's-sıfâtdır.

Ta'lik-Nüvîsân-I Memâlik-İ Osmâniyye (Osmanlı Devleti'nin Ta'lîk Yazıcıları) Burada ta'lik dediğimiz İstanbul ıstılahınca olub yohsa murad heman nes-ta'lik hattıdır. Medfeni Antakya kurbundadır. Haleb'de 19 ay müddetde müfti-i belde Kevâkibî-zâde 134 . Ey kitâbet-i zahmetden bî-haber nâkıs-ı hıred Sehvile gafletle esnâ-yı kitâbetde eger Cüruf atub kondurma nokta kâtibe yanlış deyu Yanlış oldur kim kusur fehmile kâtib yaza Kim dimiş zîrâ kitâbet ehlinin mâhirleri Bilmiş ol mahz-ı meşaggatdir kalemle hüsn-i hat Sâkıt olsa bazı elfâz ve hurûf ile nükat Belki makbûlü değildir ehl-i tab'ın bu nemat Acz-i istihracdan her lafız terkibi galat Nokta ve harfin sukûtuyla küttâb olmaz sakat İbrahim Dede: Seyyid Mehmed fendi'den me'zûndur. Sâl-i vefâtı 1189. Âsâr-ı manzûmesinden Hilye-i Çâr-yâr-ı Güzîn ve Hall-i Tahkikāt ve Melhame ve müretteb dîvânı vardır. Üsküdar'da Vâlide Sultan Câmii atabe-i ulyâsında olan târihi ve İslâmbol'da âsârı ve nüsah-ı muharrere-i kesîresi vardır. Sâl-i vefâtı 1168'dir. İbrahim Fâik: Hoca Rasim'in birâderânındandır. İbrahim: Kâtib-zâde'den mücazdır. İşte bu hatda şöhretleri nümâyân olanların terceme-i halleri. Ahmed Bin Hasan: Hüsn-i hatt-ı ta'liki bizzat Derviş Abdi'den yazmışdır. Metânet-i kitâbet-i hurdede adîli yok. Hurde ta'liki İsâ-zâde Abdullah Efendi'den temeşşuk edib âsâr-ı kesîre kitâbet etmişlerdendir. On sekiz aded Mesnevi birçok resâil ve mecmualar yazmışdır. Bu kıt'ası mahalle münasib îrâd olundu. Şiir ve inşâ ve resâil-i giran-bahâ ve husûsan Şifâ-yı Şerîf'e münşiyâne bir şerhi vardır. medfeni Şeyh Vahyî kabri mukābilinde Dâye Hatun Türbesi'ndedir.3. 1197'de mat'ûnen vefat eylemişdir. Medfeni Nuri Dede Câmii etrafındadır.5. Şeyh İbrahim: Derviş Abdi'den yazıb şikesti ta'likde emsâli nâ-yâbdır. (89) sâl-i vefâtı 1165'dir. İbrahim: Abdülbâki Efendi'den mücazdır. 1098'de vefât edib Üsküdar'da Divitci-zâde Zâviyesi ittisâlinde medfundur.

Sâl-i vefâtı 1173'dür. Sâl-i vefâtı 1129'dur. Ebû Bekir Paşa Mektebi Mezaristanı'nda medfundur. Dede-zâde Seyyid Mehmed Efendi gibi mücâzı vardır. (101) Hüsn-i hatt-ı ta'likde Kâtib-zâde'den mücazdır. Sâl-i vefâtı 1161'dir. 1161 târih-i vefâtıdır (92). Zikri geçmişdir. Ahmed Siyâhî İbn-i Salih: Zamanının mîr-i İmâdı ve evânının şâir-i üstâdıdır. Hasan İbn-i Muhammed: Yenişehr-i Fener'den ve hüsn-i hatt-ı ta'likde kemâli ale't-tahkik sabit olanlardandır. Medfeni Topkapı'dadır. Kılıç Ali Paşa ile Trabzon'a giderken füceten vefat eyledi. Her kalemde bilhassa dîvânîde güzîde idi. İsmail İbn-i Osman: Hatt-ı ta'likde üstâd-ı asrı Veliyyüddin Efendi ve Fındıkzâde'den dekāyik-i hurde ve celî hutût-ı mütenevviayı te'allüm edib mücâz olanlardandır. Elf-i kâmil ricâlindendir. Mîr İsmail Bin Ali: İbrahim Han-zâde. Târih-i mekteb bunun hattıdır. Kāniî nâm üstâd-ı âtiyü'z-zikrin telmizesinden olub ba'de'l-izn Dimeşk-ı Şâm'a hicret ve anda dahi taklid-i hutût-ı eslâf ile Hüsam-ı Dimeşkî denmeğe lâyık olmuşdur. Ahmed Bin Durmuş: Sipâhî Ahmed'den temeşşuk edib Rodosî-zâde ve Kadıasker Ârif Efendi ve Kırımî Câmii İmamı Ahmed Eferdi gibi üstâdân-ı ta'lik ile müzâkere-i hattıyesi vardır. Derviş Hüsameddin: Bosnavî'dir. Şeyhülislâm İsmail Âsım: İbn-i Mehmed Küçükçelebi-zâde vak'a-nüvîs-i Devlet-i Aliyye olmuşdur. Şikest-i ta'likde Kadıasker Ârif Efendi'den temeşşuk ile bir vâdi-i has peydâ eylemişdir ki tarifi mümkün değildir. Üstâdı medresesi pîş-gâhında medfundur. 1170 târih-i vefâtıdır. Akrab-ı akrabasından Tophaneli Mahmud Efendi nâm üstâda mukārin idi.ile altı fenden bâhis nazmen ve nesren bir kitab cem' edib ismini Sevânihü'l-ulûm demişdir ve Fıkh-ı Ekber Şerhi ve İşârâtü'l-ulûm ve Fıkh-ı Ebsat ve Küttâbü'l-âlem ve Küttâbü'l-vasıyye vesâir âsârı vardır. Sâl-i vefâtı 1099'dur. 1020'de yazdığı Tezkire-i Hasan Çelebi görülmüşdür. Ahmed Paşa İbn-i Ca'fer: Fındıkzâde şâkirdidir. 135 .

Ve çârdünke-i kalemle Sürnâme-i Vehbî tahririne dahi me'mûr olmuşdur. Mehâbetle mukābil olduğunda saff-ı a'dâya Hudûmun gûş edince karşu çıkar düşmenin canı 1135 Seyyid Abdülbâki: Hüsn-i hatt-ı ta'liki Ârif Efendi'den yazıb kemâle vardı. Bu beytü'l-kasîde zâde-i tab'-ı meâlî-i neb'ıdır.ta'liki tahkik ve bir Mushaf-ı nâdîde tenmik edib mukābelesinde dâhil-i sahn-ı tedris kılınmışdır. Hüsn-i hatla nice mukatta'ât ve murakka'ât ve kütüb-i nefîse tahrir eylemiş ve resâil-i kesîre te'lif buyurmuş elsine-i selâsede müdevven dîvânı vardır. Haleb'de vefât etdi. Eyub'da Ribat-ı Kalenderân ittisâlinde medfundur. vefâtı târihi olmayıb İstanbul'dan nakilleri içindir. Hüsn-i hatt-ı ta'liki Mehmed Tebrizî'den temeşşuk ile müşârun bi'l-benân hâme-i zenân-ı cihân olmuşdu. Zikri geçmişdir. Sun'ullah Amâsî: Hüsn-i hatt-ı ta'liki Derviş Abdi'den temeşşuk edib âsâr-ı hattiyesi bisyâr-ı bir şeyh-ı celîlü'l-mikdardır. Sâl-i vefâtı 1107'dir. Ebû Eyyûb-ı Ensârî Türbesi ittisâlinde medfundur. (118) 136 . Seyyid Abdullah: Yedikuleli Emir Efendi. Abdülbâki Ârif: İmâd-ı hıtta-i hatdır.Mîr Hüseyin Şâkir: Durmuş-zâde Efendi'den hüsn-i hatt. (1057) Sultan Süleyman-ı Muhıbbî Yazmağa merdümün çeşmini eylerdi midâd Evvelin nakş ü nigâr-ı kalem-i ta'liki Eser-i mu'teber hattını görse idi İmâd Âhirin resm-i pesendîde-i kilk-i Behzad Hüsn-i hatt-ı ta'likde üstad olduğu gibi Muhıbbî mahlasıyla Fârisî ve Türkî dîvan-ı eş'ârı dahi mevcuddur. Sergüzeşt nâm mecmuaları vardır. Nevâdirü'l-usûl'ü ihtisar eylemişdir kabrinin penceresi üzerindeki celî hatla yazılmış târih. Kütüb-i kesîre kitâbetine muvaffak olub külliyât ve cüziyâtda fâzıl idüğü muhakkak idi. Vefâtı 1159. Süleyman Tophâneli: Mahmud Efendi'den tahsile verziş ile hatt-ı ta'likin gözünü açmışdır.

Âsâr-ı hayriyeye muvaffak olmuşdur. Ali Rûmî: Abdülbâki Ârif Efendi'nin kölesi olub Sultan Ahmed Hân-ı Sâlis huzûr-ı hümâyunlarına bir-iki kıt'ası arz olundukda iştirâ ve âzad edib Enderûn-ı Hümâyûn'da güğümbaşı olduğu gibi yevmiye seksen akçe meşk hocalığı hizmeti ile çerağ oldu. Sâhib-i terceme zâviye-i mezbûrede muhtefî iken Sadrıâzam Tabanıyassı Mehmed Paşa tenbihiyle bir Şehnâme yazıb hatt-ı bahâ ve ikram vesâir masraf ve kâğıd ve tezhib ve tehzib on sekiz kese akçeye bâliğ olduğu defter olundukda bin altın hediyei hitâmiyye verilib kendi de hacc-ı şerîf ve Medîne-i Münevvere'de mücâveret arzusu olmağla yevmiye Mısır malından kırk para atıyye-i pâdişâhî ve vardığı bilâdda ikram olunmak üzre evâmir-i aliyye ve mekâtîb irsâliyle verilib ilâ âhiri'l-ömr hem-civâr-ı Seyyid-i Enbiyâ olmuşdur. Vefâtı 1116'dır. Teberruken hıfz niyetiyle alıb dikkat eyledikde fart-ı gılzat-ı mnüşâhede eder ve söküb içinde on aded kıt'a ta'biye olunmuş görür.Abdullah İbn-i İbrahim: Edirne'den olub Rodosî-zâde demekle ma'rûfdur. Ta'likde Yek-çeşm Süleyman Efendi şâkirdânından ve fi'l-hakîka hoş-nüvîsândandır. Sâl-i vefâtı 1057'dir. İmad Hasenî'den tahsil edib İstanbul'a gelmiş ve Beykoz Zâviyesi'nde bir hücrede sâkin olmuşdur. Üstâdı Durmuş-zâde'den ta'liki tahsilde ma'rûf ve kesret-i kitâbetle mevsuf olmuşdur. Ali Mîslî: Serî-i kalem bir hoş-nüvîs-i nefis idi. Avdetde yine arzu-yı mülâkat-ı üstad ile azm-i Isfahan edib bir vakitde vâsıl oldur ki İmad azm-i irem-i zâtü'l-İmâd eylemiş bin hasret ile hânesin bulub huvîşânına ahvâlinden sual eylediğinde mecmu'-ı hutût-ı hasene ve eşyası taraf-ı şâhîden müsâdere olundu. Bu tefâsıl-i mezbûr Şehnâme'nin zahrına kaydolunub hâlâ Enderûn-ı Hümâyûn dolablarından birinde mevcuddur. Nes-ta'lik-i hakîkîyi İstanbul'a o getirmişdir. 137 . Vefâtı 1136'dır. Bu kerâmeti müşahede eylemek ile giryân-ı azm-i diyâr eyler. Seyyid Abdullah: Buhârî ve Derviş Abdi-i Mevlevî demekle ma'rûfdur. Hâfız Efendi'ye bir Mushaf yazdırıb kendi ketebelerini vaz' eylemişlerdi. Lâkin ikrâmında kusur ve bahâda beyne'l-esâtize meşhur oldu. Lâkin sana ber-zîr-i meşk-i vasiyet eylemişdir deyu teslim eylediler. Emir Buhârî kurbunda medfundur. Sülüs ve neshi dahi HâfızOsman Edirne'de bulunduğu eyyâmda tahsil edib bu sebebden âsâr-ı kesîre-i şeyhiyyeye mâlik idi.

Ömer Aynî Bin Halil: Yenişehr-i Fener'dendir. Sürat-i kalemi olub mâşiyen bir Avâmil tahrîrine Sultan Bayezid Câmii'nden ibtidâr ve Sultan Mehmed Câmii'ne geldikde intihâya erişdirmişdir. Eyub'da Şekerpâre Türbesi kurbunda medfundur. Ta'likde bir vâdi-i nev-zuhûru vardır ki kābil-i taklid değildir. Fezâyil-i enîsî bir vücûd-ı nefîsdir. Hususan hurde-şikestede misl-i sâir olmuşdu. (135) Muhammed Nergisî İbn-i Ahmed: Bosna'dan gelib Kaf-zâde Feyzullah Efendi dâiresine intisab ile Nergisî-zâde Nergisî şöhretiyle kâm-yâb ve ulûm-ı külliyyede ehl-i tahkik ve sülüs ve nesh ve ta'lik vesâir hutûtda sâhib-i tetkik olmuşdur. Vefâtı 1084'dedir. Hafîdi Ali Mislî dahi hoş-nüvîsdir. Kitâb-ı Muhammediyyesi'ni kendi te'lîfi olan Mağaribü'z-zamân nüshasından terceme ve 138 . Beyit Devât-ı çeşm-i şûhî kilk-i müjgânın idüb der-kâr İdüb ifşâ-yı râz itmekde ayn-ı Nergisî-zâde Âsâr-ı kaleminden Dîvân-ı Eş'âr'ı ve Hamse'si vardır. Ayasofya Kitabhânesi'nde mevkûf bir Vikāye-i Fıkh'ı vardır ki rıhletinden 26 yıl evvel yazmışdır. Hüsn-i hatt-ı ta'liki temeşşukda bezl-i mechûd edib üstadı Tophâneli Mahmud Efendi'den Siyâhî Ahmed Efendi ile ma'an mücâz olmuşdur. Kırk günde bir Beyzâvî Tefsiri yazdığı meşhurdur. Fetvâ Emîni Muhammed Selim Efendi: Mezkûrdur. Sâhib-i âsâr ve vâsıl-ı genc-i esrârdır. Yazıcı-zâde demekle marufdur. Muhammed Salih İbn-i İshak: Pederi Karabağî İshak meşâhirdendir. Seyyid Hüseyin Vehbî anlar hakkında söylemişdir.Ömer Bin Hüsni: Hüsn-i hatt-ı ta'liki Dede-zâde Mehmed Efendi'den ta'lim ve mücaz olanların altıncısıdır. Kafzâde Feyzi Efendi dâiresinde medfundur. Hatt-ı ta'liki Dede-zâde Seyyid Mehmed Efendi'den mücaz olanların yedincisidir. Rıhleti 1044'dedir. Sâir maârifle dahi beyne'l-akran müteferrid olmuşdur. Şeyh Mehmed Bin Salih: Kâtib-i Gelibolî'den ve sâhib-i Muhammediyye.

Seyyid Muhammed Mecid: Ahras idi. Bu gazel-i nev-zemîn anındır.manzum eylemişdir. Vefâtı 1192'dedir. Rıhletleri İstanbul Fethi'nden iki sene mukaddem vâki olmuşdur. Selâtîn-i Osmâniyye'nin nazar-kerdeleri olub Molla Dilsiz demekle mülakkab idi. 9119 beyitdir. Elsine-i selâsede güftâra kādir ve edebiyatda karîni nâdirdir. El-hak celî ta'like ol mertebe hüsn verilmek hârik-i âde olduğu erbâb-ı im'âna muhakkakdır. Hüsn-i hatt-ı ta'like heveskâr ve Durmuş-zâde'den icâzeti bedîdârdır. 1181'de Vâdi-i Hâmuşan'da menzil eyledi. Mezheb-i Vücûdiyye'yi red için Sûre-i Fâtiha'yı tafsir buyurmuşdur. Seyyid Muhammed Sadreddin: Hatt-ı ta'likde Siyâhî Ahmed Efendi'den mücazdır. Bir acîb hüsn-i hatt-ı ta'lik ile bizzat kendi yed-i müeyyedleriyle yazdıkları nüsha İstanbul'da muhterik olan bir menzilde kalıb ba'de'l-intıfâ kitab-ı mezbûr zuhûr edib etrafında beyaz olan mahalleri sûzân olub fakat hatt-ı latîfleri olan mahalle ateş sirâyet eylememişdi. Füsûs'a dahi şerh-i icmâlîsi vardır. Seyyid Muhammed Saîd: Hoca-zâde demekle ma'rûfdur. Edirnekapusu hâricinde La'lî Çeşmesi mukābilinde pederi ve birâderi yanında medfundur. Nefes-zâdegândan Hâzim ve Saîd ve Sadık Kâtib-zâde[gibi] şâkirdânı dahi vardır. Hüsn-i hatt-ı ta'liki Şeyhülislam Veliyyüddin Efendi'den tahsil ve ba'dehû Kâtib-zâde'den tekmil eylemişdir 139 . Ebu'l-feth Sultan Mehmed Hân ve Mesihpaşa Câmilerinde birer "Hasbiyallâh" levhası âvîze olunmuşdur. Vefâtı 1146'dadır. Dil-i zahm-ı âşinâyı dilber-i gaddara gösterdim Kemerveş-i bend edib bâzû-yı aşkı mûmyânıyla Döküb hûnâb-ı eşki sîne pür-dâğ-ı sûzâna Niyâm-ı sîneden uryan edib âh gül ü sûzî O mecrûh-sitîz mihneti hünkâra gösterdim Mûrâdım üzre devri çerh-ı nâ-hemvâre gösterdim Çırâğân içre gûyâ âteşin fevvâre gösterdim Rakîb-i bedni-hâda hışımla gaddâra gösterdim Yine bir nev-zemîn-i tâze gazel nazmeyleyüb Seyyid Nazîre-cûy olub kâmî sihr-i âsâra gösterdim Şeyhülislâm Muhammed Esad: Hüsn-i hatt-ı ta'likde Kâtib-zâde Mehmed Refî Efendi'den icâzetleri muhakkak ve Fî hattıhî min külli kalbin şehve-i Hattâ keenne midâdehü'l-ehvâi vasfıyla mevsufdur.

şadırcvan ve mekteb târihleri ve Nûr-ı Osmânî Câmii Şerîfi'nin medrese târihi bunun olub sâir âsâr-ı mu'tebereleri dahi vardır. Bî-şumâr kıta'ât ve murakka'âtdan mâadâ Hüseyinpaşa Dâru'lhadîsi kapusunda Şeyhülislam Seyyid Mustafa Efendi'nin çeşmesi târihi ve Şeyhülislam Mehmed Efendi'nin medrese.çeb ile hüsn-i hatt-ı ta'like çalışıb kâbiliyyet-i asliyyeleri zuhûr etmekle Dede-zâde Seyyid Mehmed Efendi'den me'zûn-ı bi'l-ketebe olanların üçüncüsüdür. Ebû Eyyûb-i Ensârî atebesinin ketebesi ve Ayasofya'da "Hasbiyallâhu vahdeh" levhası ki ibret-i li'n-nâzırîndir [ki] anın yazısıdır. Hüsn-i hatt-ı ta'liki Kâtib-zâde Mehmed Refî Efendi me'zûnlarından Kürd İsmail Efendi'den telemmüz edib müşârun bi'l-benân-ı kalem-zenân oldu. Seyyid Muhammed Said: Seyyid Feyzullah Efendi'nin dâmâdı Seyyid Mehmed Dede'nin kerîme-zâdesi olmağla Dede-zâde demekle meşhurdur. Emir Buhârî Zâviyesi mukābilinde medfundur.Reisü'l-kurrâ ve'l-muhaddisîn Yûsuf Efendi-zâde Şeyh Abdullah Efendi'nin Topkapı'da vâki seng-i mezarı anın eser-i kalemidir. Beyit Yazmağa eyler idi merdümün çeşmi midâd Eser-i mu'teber kilkini görse idi İmâd Târih-i vefâtı 1183'dedir. Muhammed Refî': Hatt-ı ta'likde mîr-i devran ve İmâd-ı zaman olub Arif Efendi-i Kadıasker'den nice zaman telemmüz ve Durmuş-zâde'den dekāyik-i hattı istikmâl eylemişdir. Muhammed Es'ad Yesârî: Yektâ bir hoş-nüvîs-i bî-hemtâdır. Sultan Osman-ı Sâlis'in huzûruna dâhil ve emr-i hümâyun ile ku'ûd ve çend satır tahrîriyle mazhar-ı sitâyiş olub kırk guruş atıyye-i hümâyûna nâil olan bî-bahtlardandır. Elsine-i selâseye zât-ı ârif ve birçok çerâğa mâlik idi. Vefâtı 1173'dedir. (149) 140 . Mehmed Râsim: Şerh-i hâli geçdi. (145) Mehmed Bahri Paşa: Zikrolunmuşdur. Şıkk-ı eymeni illet mâder-zâd ile muattal olmağla dest. Sultan Mustafa Hân-ı Sâlis anı Saray-ı Hümâyûn'a tayin eylemişdir. Koğacıdede Türbesi pîş-gâhında medfundur.

Dâru'lkütüb-i Osmâniyye'de hattıyla bir Külliyâtı Sâib mevcûd ve şâyân-ı ziyâretdir. Mehmed Eflâtun: Hatt-ı ta'lîki Kadıasker Ârif Efendi'den tahsil edib Raşid Efendi'ye çend müddet ser-levha-i huddâm idi. Hatta sefâretinde dahi Acem'e maiyyetiyle gitti. 1008'de azm-i dâr-ı bekā eylemişdir. sizin için hüsn-i hattı yapar derler" dedikde " Bozar demesinler de yapar derlerse zarar yok" demişdir.Mehmed Ahlâkî: Ahlâk-ı Alâî nâm kitabı ta'lik hüsn-i hattıyla kırk kere tahrîr eylediğinden bu lakab ile şöhret buldu. Derhal bilâ istîzân ileri gelib ve ayak üzerinde bir kalem ile bir kağıda bir kıt'a yazıb dâmen-i bûs-ı sadrâzamı zeylinde huzûrîlerine arzetdi. Vefatı 1168'dedir. Sülüsde mezkûrdur. Mahmud Tophanevî: Evâil-i hâlinde bir leyle-i Kadir'de bazı âsâr-ı âfâkiye şühûduyla Şeyh merhum gibi sülüs ve nesh ve İmâdâne ta'liki tahsile niyâz-mend oldu. Fenn-i hatda yegâne-i zaman hatta Nefes-zâde Seyyid İbrahim Efendi fenn-i hatda olan Gülzâr-ı Savâb nâm eserlerini bunların ezmâyiş-i kalemleri vesilesiyle cem' edib nâm-ı nâmîleriyle dîbâce eylemişdir. Bazan Semiyyi Mehmed Mahmud Kâtibü's-sırr-ı Sultânî deyu yazmışdır. Vefâtı 1135'dedir. 1020 târih-i vefâtıdır. Hâlid Efendi'den sülüs ve nesihde. Nazîri muhâldir deyu cânib-i sefirden vesâir huzzârdan mevrid-i âferin oldu. Sultan Murad-ı Râbi': Fatih-i Bağdad. 141 . Ahibbâsından biri "Sultânım. Hâfız Mehmed İmam'dan temeşşuk sülüs ve nesh ve Derviş Abdi'den tekmil-i ta'lik ile ikisinde dahi mücâz olmuşdur. Avdetinde tarîk-i tabâbete sülûk ve Tıb Medresesi'nde bir hücrede inziva edib kitâbetle evkat-güzâr oldu. Ba'dehû Enderûn-ı Hümâyûn'a çerağ olub el-ân Ayasofya Kitabhânesi'nde mevkuf bâ-hatt-ı Şeyh Hamdullah Mushaf[ı] ol eyyâmda henüz Hâzîne-i Hümâyûn'da olmağla ana taklîden bir Mushaf-ı Şerîf kitâbet ve itmâm ve arz-ı huzûr-ı hümâyûn eyledikde haysiyeti ayan olub kâtibü's-ser-i sultânî hizmetinde istihdâm olunduğu sebebden ketebesine böyle yazardı. Hatta sevâbık-ı ezmânda Devlet-i İran şâhânından tebrik-i sür-i hitân için gönderilen bir sefir marifetli bir zât olub hatt-ı ta'likde dahi Dâmad İbrahim Paşa huzûrunda dâ'iye etdikde keyfe me't-tefak Mehmed Ağa dahi Arz Odası'nda bulunmuş idi. ta'likde [ise] diğer üstaddan me'zûndur. Mehmed Çavuş: Gerek Arif Efendi ve gerek Durmuş-zâde terbiyeleriyle hüsn-i hatta suret verib gayet mertebe-i meleke-i külliyyeye dest-res olmuş idi.

Bunun mahlûlü Hoca Rasim Efendi'ye ihsan olundu.Nef'î vesâir şuarâ senâ-kârî olub Nergisî-zâde'nin anın medhiyesinde bu iki beyti ile iktifâ kılındı. Mustafa Nur: Sahaf olub Kadıasker Ârif Efendi'den me'zûndur. Edirne Câmii mukābilinde Damad İbrahim Paşa'nın yapdığı çeşmelerin târihini ve Nuh Efendi-zâde Ali Paşa'nın Câmi-i Cedîdi ittisâlindeki sebil ve çeşmesinde ve câmi havlusunun iki bâbında vâki târihleri vesâir âsârı vardır. Cenâb-ı Hazret-i Sultan Murad-ı A'zam kim Hüner-ver-i ulemâ-i perver-i sühan perdâz Bu gûne gelmedi herkiz anın gibi hünkâr Delîr ü şâir ü hattât u nâzım-ı eşâr Mustafa Sâmi: Arpaemîni demekle ma'rûf ve mezkûrdur. Enderûn-ı Hümâyûn sülüs ve nesih hocası fevtinde Emir Efendi muallim-i gılman iken ana kimi refik edib adîl-i add edelim bu cihet bir ta'lik hocasına tercih edilsin deyu Kadıasker Ârif Efendi'den istifsâr ve anın sevkiyle bu muallim-i hat tayin olunmuşdur. 25 kadar Şifâ-yı Şerif ve müteaddid Beyzâvî Tefsiri ve Meşârik vesâir âsâr-ı kebîre kitâbetine muvaffak olmuşdur. Hüsn-i hatdan mâadâ kemankeş ve tüfenk endâzı vesâir maârifde dahi akrânının serfirâzı idi. Vefâtı 1150'dedir. 1180'de vefat eyledi. Vefâtı 1185'dedir. Mustafa Ârif: Kâtib-zâde'den telemmüz ile hoş-nüvîs-i nefîs olmuşdur. Mustafa Cevdet: Hatt-ı ta'lîke ta'alluk edib Dede-zâde Seyyid Mehmed Efendi'den tahsil-i behçet ve tekmil-i cevdet eylemişdir. Üstâzının me'zûn-ı râbi'idir. Târih-i vefâtı 1179'dadır. 1301'de vefat eyledi. (155) Mustafa Tayyibî İbn-i Sun'ullah: Hüsn-i hatt-ı ta'liki Şeyhülislam Veliyyüddin Efendi'den yazmışdır. Bilhassa kalem-i celî yani kamış kaleminde yegâne-i zamân idi. Hatt-ı ta'lîk ile tuğra resmeylemek ibtidâ bunun eser-i kalemidir. Şeyhülislam Veliyyüddin: Durmuş-zâde Efendi'den tahsil ve hüsn-i hatt-ı ta'liki tekmil eylemişdir. Pederi yanında medfundur. Sultan Bayezid Câmii'nde bir kütübhâne ve Silivrikapusu hâricinde bir mesîre ve çeşme ve Mustafa 142 . Nûr-ı Osmânî Câmii tâkında üç aded levha-i kübrâsı âvihtedir.

(161) 3. 143 . Hüsn-i hattı pederinden görmüşdür. Yûsuf Mecdî: Mezkûrdur. Beyit Kalemtıraş-ı Celâlî cebîn-i dehşete çîn Tırâşe-i kalemi çeşm-i lafza müjgândır Beyit Çînî devâtı şîşe-i kand nebât-ı hasen Çûb-ı nebât ol kalemi vâsıtî tebâr 54 yaşında 1053[de] pederi cenbinde medfun oldu. Vefâtı 1250'dedir. Yahya İbn-i Zekeriyya Bin Bayram: Şeyhülislam ibn-i şeyhülislam'dır. Sultan Selim kurbunda medrese pîş-gâhında medfundur.6. Binikiyüzüçten Sonra Memâlik-i Osmâniyye'de Gelen Hattâtân (Binikiyüzüçten Sonra Gelen Osmanlı Ta'lik Hattatları) Şeyhülislam Zeynel Abidin: Hoş-tab' ve zarîf ve nükte-senc ve latîf bir fâzıl-ı kâmil idi. Şeyh Murad-ı Nakşîbendî Hankāhı'nda i'dâd eylediği mahalde medfundur. 1257'de vefat etmişdir. Vefâtı 1251'dedir. Şeyh Abdullah: Aslı Buhâra'dan ve Tarîk-ı Nakşibendî meşâyihindendir. Üsküdar'da Câmi-i Selimiyye hutûtu anındır. Seyyid Sabri anın hattı hakkında söylemişdir. Rumelihisarı Mezaristanı'nda medfundur. Muhsin-i Kayserî'nin Ferâiz Manzûmesi'ne şerhi ve Kasîde-i Bürde'ye tahmis ve müretteb dîvânı ve fetâvâsı ve âsârı hayriyyesinden medresesi vardır. Tophâne Câmii'nde yazısı mevcuddur. Vefâtı 1240'dadır. Osman Efendi: Anadolu kazâsındandır.Paşa Hankāhı'nda mahfel-i kebîr vesâir âsârı dahi mevcuddur. Envâ'-ı hutûtda bâ-husus ta'likde gayet çâyekdest ve hoş-nüvîs imiş. Muhammed Es'ad: Yesârî-i meşhûrun şâkirdidir.

İsmail Hakkı: Yesârî-zâde şâkirdi ve Sâmî Bey'in hocasıdır.Tayyib Efendi: Beylerbeyi Câmii'nin imamı. Said Efendi: Kadıasker ve sudûrdan. Vefâtı 1295'dedir. 144 . 1214'de tevellüd ve 1288'de vefat eylemişdir. Ali Haydar Bey: Ahlâk-ı hamîde ile muttasıf ve âsâr-ı kesîre ile meşgul idi. Kadri Efendi: Üsküdar'da Atik Valide Medresesi'nde ta'lim-i telâmize ile meşgul ve altmış yaşında iken 1290 raddelerinde vefat eyledi. Rumeli Kadıaskeri olub tıb ve nebâtât üzerine dahi bir eseri vardır. Sâhib-i eş'âr vesâir-i âsâr olub bazı cevâmia târihleri vardır. Vefâtı 1260'dadır. Saray-ı Hümâyûn'a mahsus olmak üzere üstâd-ı sâat-i sâzân Leziz Efendi'nin cîveli yürür saat-i bî-nazîri üzerine yazılan beyit bunun eser-i hâme ve zâde-i tab'ıdır. Yesârî-zâde şâkirdi olub vefâtı ta'biri "Çarşambalı-zâde Çarşamba Bazarı'nda Çarşamba günü vefat eylemişdir" deyu darb-ı mesel olmuşdur. 1260'da vefat etmişdir. Târih-i vefâtı 1293'dedir. Atâ Bey: Sâhib-i cerbeze ve idrâk ve ashâb-ı zevk-ı selîmdendir. Yesârî-Zâde Mustafa İzzet: Kendi pederinin şâkirdidir. Târih meraklılarındandır. Vefâtı 1296'dadır. Vahîdüddin Efendi: Şeyhülislam Ömer Hüsameddin karındaşı olub velâdeti 1217'de ve vefâtı 1293'dedir. Şeyhülislam Ömer: Hüsameddin lakabı ile mülakkab. Sinni yetmiş raddelerinde iken 1287'de vefat eylemişdir. Çarşambalı-zâde deyu meşhur idi. Beyit Bu nûzîsinde sâat kim hemîşe rakka cünbândır Lisân-ı hâlle Abdülaziz Hân'a duâ-hândır.

Çok nesh-i nefîse yazmışdır. Ve el-ân ber-hayat olan hattâtân içinde iyi yazan iki hattatın terceme-i hâli dahi hernekadar mevkiinde değil ise de artırıldı.7. Kendüye göre mahsus bir vâdi sâhibidir. sülüs ve nesh-i celîyi dahi Reisü'l-hattâtîn Muhsin-zâde Abdullah Bey'den me'zûn olmuş ve ulûm-ı Arabiyye'den dahi mücâz olduğu gibi Dâru'l-muallimîn'den mahrec ve el-ân Kitabhâne-i Umûmî-i Osmânî hâfız-ı kütüb-i sânîsi bulunmuşdur. 1297'de vefât eyledi. Bunlardan mâadâ târih-i vefâtları tahkik olunamamış Dede-zâde Nakibbaşızâde. 3. Zâhide Hanım: Sadr-ı merhum Âlî Paşa'nın kerîme-i muhteremeleri olub hutût-ı mütenevvi'ayı iyi yazdıkları gibi ta'likde dahi merhum Mustafa İzzet Efendi'den me'zûndurlar. Mesâcid ve tekâyâ ve hankāhlarda bazı elvâh ve âsârı rû-nümâ ve kendileri iffet ve istikāmetle rûşenâdırlar. Çep ve Dîvânî –Nüvîsân-ı Memâlik-i Osmâniyye Anlardan Meşâhiri • • • • • • • • • İbrahim Hanîf * 89 İbrahim Şem'î * 89 Şehlâ Ahmed Paşa * 92 Ahmed Arif * 92 Ahmed Arifî Paşa * 97 Ahmed İshak Hocası * 97 Ahmed Seng * 99 Ahmed Tıflî * 92 Ahmed Feridun * 98 145 . Karacaahmed'de medfun Kadıasker Cemâl Efendi. Hâfız Hasan Tahsin Bin Osman: Ta'liki Sâmi Efendi'den yazmış. Kâmil Paşa'nın kitabhâne-dârı ve fetvâhânede meşk hocası idi. Bâhir Efendi dahi vardır.Zeki Dede: Aslı Brusalı ve Üsküdar Mevlevihânesi'nin şeyhidir.

146 . Hâlid-i Erzurûmî * 110 Hoca Rasim * 145 Şehdî * 158 Saf Çelebi Musallî * 272 Arif (112) ve Âtıf Defterî * 158 Abdurrahman Cibinci-zâde * (Gubârî dahi yazmışdır.) 117 İzzet Ali Paşa * 173 Abdurrahman Gubârî * 116 Küçük Nasuh Matrakcı * 159 Sünbül Memi Çelebi * 158 Hüdhüd Ali Çelebi * (Menâkıb-ı Hünerverân) Hezarfen Brusevî * 143 Yesârî-zâde İsmail * 99 Yusuf Bâlî * Kilidü'l-bahr-i Hisar'da bulunur idi.• • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • Ahmed Çelebi Selisî * (Menâkıb-ı Hüner-verân) İsmail Şeref Ruscuklu * 134 Kâtib-zâde * 134 Aksarâyî Kâtib Çelebi-zâde * 155 Emir Efendi-zâde * 115 Oğlan Memi Çelebi * (Menâkıb-ı Hünerverân) 158 Tâc ve Tacbey-zâdegân Cafer Bey İsmail Bey Mehmed Çelebi * 104 ve 134 Çavuş-zâde Mehmed Salih Şem'î * 144 Hüssam-ı Rûmî * Sultan Mehmed Evkāfı'nın kâtibi ve dîvânînin mûcididir. Bunlardan hepsinin zikri geçdiğinden yalnız bâ-rakam işâre[t] olunmuşdur.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ Osmanlı döneminde hat sanatı alanında. güya Kütahyalı mahlâsı ile mütehallıs olub Mustafa Efendi (?) şakirdidir.4. hattatlar hakkında bilgi verirken zaman zaman Fars milliyetçiliği yapmasına yol açmıştır. Bin yüz yetmiş bir'de vefât eyledi. zor bir Türkçe 147 . gerek Türkçe ifade zaâfiyeti ve kimi zaman Farsça terkiblerle oluşturduğu ağdalı dilinin yanında. daha önce yazma eser olarak neşredilen birçok risâle ve kitap tarzında eser bulunmakla birlikte. Bu yönüyle Hat ve Hattâtân hat sanatı tarihinde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca yazarın İran asıllı olması.Acemâne müselsel hurde-i ta'lîka dahi mâlik olmağla sultân-ı müşârun ileyhe ve dahi niçe kibâra mecmû'a-i latîfe ve nesh-i nazîfe tertib ve tenmîkına muvaffak olmuşdır.92). Bir nümûne olarak Ahmed Tıflî'den söz ederken. hattatlar hakkında verdiği şüpheli. o dönemin yazı dili gereğince kullandığı Türkçe bazen anlaşılmazdır. • Mustafa Hilmi Efendi'nin "iki yüz kadar Kur'an" yazdığı bilgisi şüpheli ve hatta mübalağalıdır. Bununla birlikte eser. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim: Yazarın Türk diline tam anlamıyla vâkıf olamamasının yanında. Kuvve-i nutk-ı şâirî ile Şahnâme-han ve Nedîm-i bezm-i Sultân Murad Hân olup niçe latâifi dahi zîver-i sahâyif-i rûzigârdır. bu sahada matbaada basılan ilk eser Habib Efendi'nin "Hat ve Hattâtân" adlı kitabıdır. Dolayısıyla Habib Efendi'nin doğruları tahrif etmesi de bilinen bir husustur. İbnülemin'in "Son Hattatlar" isimli kitabından istifâde ederek devam edelim." ifadesiyle anlaşılması kullanmıştır ( s. müphem ve yanlış bilgiler yüzünden tartışmalı bir eser olmaktan öteye gidememiştir. Hattatlar hakkında verdiği şüpheli bilgileri. Silivrikapusı hâricinde medfundur. İbnülemin'in belirttiği şüpheli bilgiler şunlardır: • Abdülkadir Şükrî. "Sülüs ve neshi Hasan Üsküdârî'den ve ta'lîki bi'n-nefs Derviş Abdi'den yazub rütbe-i kemâle irişdi ve ma'ârif-i cüz'iyye ve külliyede beyne'l-akrân müşârun bi'l-benân oldı.

s. Yani Sultan Bayezid'e elbise dikecek kadar yakınlık kurması açısından düşünülemez. onun çelişkili verdiği bilgiler cümlesindendir. Habib Efendi aynı hataya Ramazan Efendi (Üstâd Ramazan)'yi zaman 104 İNAL İ.29-31.• Küçük Râkım diye meşhur olan hattatın "Ahmed Râkım Efendi" mi olduğu yoksa başka bir Râkım mı olduğu belli değildir. Câminin doğru adı "Yaylak Câmii" olacaktır. 88)." der.286.213.413.85) • Derviş İbrahim İbn-i Ramazan tanıtılırken: "Pederinden me'zun olub Mevlevîhâne'de Yenikapı dâhilinde Yılan Câmii'nde imam idi. Çünkü Sultan Bayezid'in saltanat yıllarında Karahisârî henüz İstanbul'a gelmiş bulunmaktadır ve sanat hayatına yeni başlamıştır.Mahmud Kemâl. Şeyh Hamdullah'tır.s.s. Sultan Bayezid'e dikişleri belli olmayacak şekilde mintan diken Karahisârî değil.(Hat ve Hattâtân. • Çömez Mustafa Vâsıf Efendi'nin sapan atmada da hüner sahibi olduğunu Habib Efendi kaydediyor.104 Habib Efendi'nin hattatlar hakkında bilgi verirken içine düştüğü bâriz hatalara birkaç misâl vermek gerekirse: • Şeyh Hamdullah'a "tımar" olarak.443-444 148 .(Hat ve Hattâtân. aynı zamanda iyi birer terzidirler. "Sapan atma" hünerinin gerçek anlamında mı kullanıldığı yoksa başka bir bilgiye senet mi olduğu anlaşılamamıştır. Tabii ki araştırmadan yanlış bilgi vermiştir. Habib Efendi ise eserinde: "Rivâyet olunur ki. Üsküdar civarında Sarıgazi'de ve Alemdağı'nda iki ve ayrıca mührezenlerine Akbaba köyü verilmiştir. vazifesinden mâ'adâ Sigetvar nevahîsinde iki köy timar olarak kâğıtlarını mühreleyenlere i'tâ olunmuş idi. 80-81) • Hat sanatımızda her ikisi de mektep sahibi olan Şeyh Hamdullah ve Ahmed Karahisârî. Son Hattatlar." denilmektedir (Hat ve Hattâtân. s. • Habib Efendi'nin "Vefat Tarihi Belli Olmayanlar" başlığı altında adını zikrettiği Halil Şükri Efendi'nin. yine Kırım Savaşı'ndan sonra vefat ettiğini söylemesi.

111).s. Kanûnî'nin oğlu Şehzâde Mehmed'e damad olmuştur.103-104). Fatih-Çarşamba'da "Kovacı Dede Türbesi" hazîresinde Şeyhulislâm Ankaravî Mehmed Efendi'nin yanına defnedilmiştir.118) • Ahmed Karahisârî'nin talebesi.117) • Yedikuleli Emir Efendi'nin Mushaflarını tezhib edenlerden biri Hac Yusuf Mısrî'dir. 1291'dir. Bekir Nasıh Efendi. Ruganî Üsküdârî Hilmi Çelebi değil. 1885 yılında yetmiş beş yaşında vefat etmesine rağmen. Habib Efendi "130" sene yaşadığını söylemektedir. 129) • Kâtibzâde Mehmed Refî'. Kanûnî Sultan Süleyman ile İkinci Selim'in saltanat yıllarında vezirlik yapmıştır. • Habib Efendi. m.(s.(s. Bu dönemde kendisine kalemlerini kesen hattat. Osmanoğullları içerisinde bizzat hacca giden tek şahıs olduğunu yazar. Tuhfe-i Hattâtîn'den istifâde ettiği bilgilerle Sultan Bâyezîd'in. 1288 değil.(ör. Ruganî Üsküdârî Ali Çelebi olacaktır. vezir Ferhad Paşa. ömrünün son demlerinde bozulmuştu. Habib Efendi "Kovacı Dede Türbesi" adını "Koğacıderesi" şeklinde verir. Fatih Sultan Mehmed'e değil.anlatırken de düşmüştür (s. h. Defnedildiği yer de Edirnekapı dışında Çelebi merhumun yakınında değil. Şahıs ve yer isimlerini güvenilir kaynaklardan ve özellikle "Tuhfe"'den doğrulatmak yerinde olacaktır. Mısrî'nin hocası. Çinicizâde Abdurrahman Efendi'dir.asâleten hacca gitmemiştir (Hat ve Hattâtân. 143) İbnülemin ile devam edelim: • Seyyid Mehmed Hulûsî Efendi'nin vefat tarihi h. 1250 olmalıdır. • Mektep sahibi hattatlarımızdan Hâfız Osman'ın sağlığı.s. 149 . Lâkin hakîkâtte Osmanlı padişahlarının hiçbiri –malûm sebeplerden. Merkezefendi Kabristanı'dır. • • İbrahim Sükûtî'nin vefatı h.(s. 1253 yerine h. Habib Efendi eserinde "Çinicizâde"yi devamlı "Çibincizâde" veya "Cibincizâde" şeklinde zikreder.

ilimde esas olması gereken tarafsızlık ilkesini.s. s.• Hocapaşalı hattat İbrahim Afif Efendi'nin damadı olan Osman Efendi'nin ölüm tarihi h. Bu durum Habib Efendi'nin garibliklerinden olsa gerektir. nesih ve rıkā' hattını Demircikulu Yusuf Efendi'den meşk eylemiştir" denilerek. s.229. 1220'dir. Doğrusu h. Kongreye Sunulan Bildiriler. sonra meşhur hattat Demircikulu Yusuf Efendi'den öğrendiği belirtilir. Çünkü Topkapı Sarayı Müzesi'nde h. 1240'da vefat etmemiştir.88-89. bu hâl meselâ Tursunzâde Abdullah Feyzî isimli hattat hakkında bilgi verilirken. hep mensubu olduğu Acem milleti adına çiğnemiştir.143.Mahmud Kemâl.Uğur.105 Habib Efendi. 134. Misâl olarak.246. • Halil Vehbi Efendi. 52 150 ."şeklinde sıradan iki cümle ile tanıtılmıştır(s. sanki bir düzeltme yoluna gidilmiştir. Hatta bunu Tuhfe'den aldığı bilgilerde dahi yapar. Habib Efendi ise bu beyânı –doğu sadece İran'dan ibaretmiş gibi. (Hat ve Hattâtân. 78) ve Hâfız Yusuf'u İranlı hattatlar içinde sayar. Fakat "Demircikulu"."106 Habib Efendi tarafından ilk defa tanıtılan ve hat sanatımızın büyük üstâdları sayılan hattatlarımız hakkında çok az bilgi verilmiştir.119) 105 106 İNAL İ. 77). h.451 DERMAN M. zannımızca baskı hatası olarak "Demirkulu" şeklinde yazılmıştır ki. 596-597). Meselâ Yesârîzâde Mustafa İzzet: "Kendi pederinin şâkirdidir. hattı önce babasından. Buna mukābil "Rûmiyyü'l-asl" (Anadolu asıllı) olarak tanıttığı Hacı Maksud Türk isimli hattatı da İranlı hattatlar zümresinden değerlendirir (s. Buna mukābil onlardan daha az önemli olan hattatlarımızın bazıları tafsilâtlı anlatılmıştır. Ayrıca basımdan kaynaklandığını düşündüğümüz ve bilgi karışıklığına da sebep olan yazım hatalarından bahsetmek yerinde olacaktır: • "Gülzâr-ı Savâb" müellifi Seyyid İbrahim Nefeszâde anlatılrken. "Müstakîmzâde Osmanlı sülüs-nesih hattatı Hâfız Yusuf'un şark tarafından İstanbul'a geldiğini ülke belirtmeden yazar (Tuhfe s. Son Hattatlar.eserine "İranî" nisbetiyle geçirmekte bir sakınca görmez (s. 248). "Sülüs. 1242 senesinde yazdığı mushaf mevcuddur. 1210 olarak verilmiştir. 1260'da vefat etmiştir.

1305 tarihi bulunmakta ve birinci tab' yazmaktadır. Bu hâl metinleri anlamamızı zorlaştırmıştır. 1305 tarihi bulunmakta ve birinci tab' yazmaktadır. bu durum da metni okuyup anlamada bizi yavaşlatmıştır. harflerin noktalarındaki fazlalık ve noksanlık sıklıkla görülmektedir." cümlesi "1306'da vefat edip Nakşibendiyye'den Mevlânâzâde Hoca Âbid Çelebi Mescidi'nde medfundur" olmalıdır."1306'da Nakşibendiyye'den Mevlânâzâde Hoca Âbid Çelebi Mescidi'nde medfundur. Biz mânâca doğrusunu okuduk. tire ve tırnak işaretlerinin kapanmadığı da görülmektedir. "Sin" harfinin dişleri kimi zaman fazla yazılmış. • Basımda. Cümle düşüklüklerinin sebeb olduğu anlam bozukluklarına basit bir misâl verirsek. "Pederi nakîbü'l-eşraf baş çavuşu olmağla Çavuşzâde deyû meşhurdur. sayfa 138 ve 139'da hakkında bilgi verilen Muhammed Nâdirî İbn-i Abdülganî. "…… Ali Aşkar Paşa Sivas Valisi kendisine bir müderrishâne binâ edüb orada tedrîs-i ulûm ve fünûn ve hem ta'lîm-i hat ile meşgul idi. 151 ." cümlesi "Sivas Valisi Ali Aşkar Paşa…." olacaktır." şeklinde olmalıydı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi'nden faydalandığımız nüshanın dış kapağında basım tarihi h. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi'nden istifade ettiğimiz nüshanın dış kapağında basım tarihi h. Bir misâl vermek icâb ederse.• İzâfet hemzeleri çoğu yerde kullanılmamıştır. "Pederi takîbü'l-eşraf….. Bu durumun sebebi de anlaşılamamıştır. sayfa 124'te Seyyid Ali İbn-i Bekr tanıtılırken. Bu durumun sebebi de anlaşılamamıştır. Kitapta açılan parantezlerin. Yine bir örnek olması açısından sayfa 171 ve 172'de tanıtılan Ömer Necâtî." şeklinde devam eden cümlenin doğrusu. 1306 yazarken iç kapağında h. Zaman zaman yan yana gelen harf ve kelimeler yer değiştirmektedir (Meselâ söylenmiş yerine söynelmiş yazılmış). Bazen de hiç gerekmediği durumlarda izâfet hemzesi konulmuştur. 1306 yazarken iç kapağında h.

152 . hat sanatı tarihi ve hattat biyografileri sahasında. Habib Efendi teşekkürü hak etmektedir. Fakat muhtevâsındaki menfîlikler ve ciddi bilgi yanlışlıkları sebebiyle kitap.Bütün bu olumsuzluklara rağmen. "Tuhfe" gibi diğer temel te'lif kaynaklar ile birlikte okunursa faydalı olabilecektir. hem de matbû olarak umûmun istifâdesine sunduğu için. Ali Alparslan. Muhittin Serin gibi. Eser. Ayrıca son dönem hat sanatı tarihinin kıymetli araştırmacılarının-Uğur Derman. böyle bir eseri.özgün çalışmaları bu yönde yol gösterici olacaktır. tek başına güvenilir bir kaynak değildir.

Hüsn-i Hat Bibliyografyası. 2.14. İst. 1995. "Hat. İst. İst. "Hattat". c. "Hat Sanatı ve Hattatlık". İSMEK Yayınları. s. c. İst. Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi. c. İstanbul Fethi Derneği Neşriyatı.KAYNAKÇA ACAR Şinasi. Yapı Kredi Yayınları. 14. 1999 ACAR Şinasi. 2002 BERK Süleyman. Kültür ve Turizm Bakanlığı.TDV Yayınları. Antik-Dekor Dergisi. 1989. Menâkıb-ı Hünerverân ( Hattatların ve Kitap Sanatçılarının Destanları. c. Antik A. Müjgân Cunbur ). 1997. Türk Hat Sanatı. s. s.Ş. İst. "Osmanlılarda Hat Sanatının Gelişmesi ve Bunun Nedenleri". c. hzl. Baskı. 1999. İst. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi. Baskı. Ank.50-54 ÂLİ Gelibolulu Mustafa. Osmanlı. 769 ALPARSLAN Ali. S. 2006 153 . Hatt". s. 14. 441-552 ALPARSLAN Ali. İst. İst. Ank. 1996. 2004 ALPARSLAN Ali. 11. Dergâh Yayınları. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. "Habib Efendi". Yeni Türkiye Yayınları. İst. Hat San'atı. 36. s. Fatih Devri Hattatları ve Hat Sanatı. 35-42 AYVERDİ Ekrem Hakkı. 2. 2. 142151 ALPARSLAN Ali. Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. s. Çağ Yayınları. 1981. "İslâm Yazı Sanatı". 370-371 ALPARSLAN Ali (Mustafa Kutlu ile birlikte). Yem Yayınları. 1982 ALPARSLAN Ali. IRCICA. İst. Kültür Yayınları. 1953 BAYAT Ali Haydar.

47-51 DERMAN M. s. 493-499 DERMAN M. TTK Yayınları. 3. c..Uğur. s. Ank. Ank. 1997.. Osmanlı. Ank. c. 2002. 13.Uğur. s. "Osmanlı Türklerinde Hat Sanatı". c. IRCICA. ve 4. Kısım). 8. İst. TDV Yayınları. 18. Yeni Türkiye Yayınları. 11.Uğur. "Hat. 276-280 ÇETİN Nihad M. Türk Tarih Kongresi. 16. İslâm Kültür Mirasında Hat Sanatı (2. 1992 ÇETİN Nihad M. c. "Arap (Yazı)". 49-61 DERMAN M. s. TDV Yayınları. c.Uğur. 41-85 DERMAN M. Ank.Uğur. İst.Uğur. Kültür Bakanlığı Yayınları. "Osmanlı Çağında Hat Sanatı ve Hattatlara Dair Yapılan Araştırmalar". 19. 16. c. Türk Tarih Kongresi. s. TDV İslâm Ansiklopedisi. c. TDV Yayınları. c. TDV İslâm Ansiklopedisi.Uğur Derman). Hattat". 276-282 DERMAN M. TDV Yayınları.Uğur. Ank. 1998. 427-437 DERMAN M.. Türk Ansiklopedisi. İst. "Hat". Milli Eğitim Basımevi. 1991. 1997. "Hilye".Uğur. 1990. TDV İslâm Ansiklopedisi. Türk Hat Sanatının Şaheserleri. IRCICA.ÇETİN Nihad M. "Hattat". TDV İslâm Ansiklopedisi. İst. 1992 DERMAN M. 3. s. İst.Uğur. 2. "Padişah Tuğralarındaki Şekil İnkılâbına Dair Bilinmeyen Bazı Gerçekler". TDV İslâm Ansiklopedisi.3.. s. 4-8 Ekim 1999. 1982 DERMAN M. İst. 1971. "Aklâm-ı Sitte". Kongreye Sunulan Bildiriler. M. 1999. s. İst. Ank. TDV Yayınları. 17-25 DERMAN M. İslâm Kültür Mirasında Hat Sanatı (hzl. 11-15 154 .

s. 1979 RADO Şevket.Aydın Sami Güneyçal).. 2. Yazıya Giriş. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. TDV İslâm Ansiklopedisi.İş Bankası Kültür Yayınları. 2006 DOĞAN Ahmet. Şeyh Hamdullah. TTK Yayınları. Ank. Osmanlıca-Türkçe Sözlük. s. 3. G. s. "Türk Hat Sanatı". 1. Kubbealtı Neşriyatı. "Habib Efendi". Gülzâr-ı Savab. Ank. Maarif Basımevi. 1969 MELEK Celâl. Son Asır Türk Şairleri. 521. İst. Osmanlıca-Türkçe Sözlük. Kenan Matbaası. Milli Eğitim Basımevi. Basım. Son Hattatlar. İst. 6. Neşriyatı. İnkılâp ve Aka Kitabevleri. Aydın Kitabevi. İst. İst. Hat San'atımız. 3. Dersaadet Yayınevi. Ank. 1938 ÖZÖN Mustafa Nihat. Kongreye Sunulan Bildiriler. Baskı. 2006 155 .525 SUBAŞI Hüsrev.A. 1982 SERİN Muhittin. İst. Kubbealtı Neşriyatı. İst. 1993. Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar..Kilisli Muallim Rifat). Tifdruk Matbaacılık. Baskı. 1983.Mahmud Kemâl. 1613-1618 DERMAN M. İst. İst. 1948 NEFESZÂDE İbrahim (hzl. T. 1984 SERİN Muhittin. "Ahenk (Hat)".Mahmud Kemâl. c. Akçağ Yay.hzl. 373-396 DEVELLİOĞLU Ferit (yay. Ank. Başlangıcından Bugüne Türk Sanatı. Kâmûs-ı Türkî. Çağrı Yay. İst. 1955 İNAL İ. 2003 SERİN Muhittin.Ekim 1976. 23.Uğur. 1989.S. İst. Baskı. c. İst. TDV Yayınları. 1987 ŞEMSEDDİN Sami. 2005 İNAL İ. Türk Hattatları.

TÜRDAV 156 . İst. İst. İst. 1. ve 2. 43-51 ÜLKER Muammer. c. Medeniyet Âleminde Yazı ve İslâm Medeniyetinde Kalem Güzeli (neş.Uğur Derman). Antik A. Başlangıcından Günümüze Türk Hat Sanatı. DİB Yayınları. Hilye-i Şerife. 1972 ve 1981 YEĞİN Abdullah. Yeni Türkiye Yayınları. Kültür Yayınları. Osmanlıca-Türkçe Yayınları. Abdulkadir BADILLI. Ank. Baskı. 1993 Ansiklopedik Büyük Lûgat. 1999. s. "Osmanlı Döneminde Hat Sanatı". Hekimoğlu İSMAİL. 1987 YAZIR Mahmud Bedreddin. Ank. 11.Ş. İlham ÇALIM.hzl.İş Bankası Kültür Yayınları. 2006 TÜFEKÇİOĞLU Abdülhamit.TAŞKALE Faruk ve Hüseyin GÜNDÜZ. T. Osmanlı.

1 Eylül 1995 senesinde Kahramanmaraş ilinde başladığım öğretmenlik vazifemi hâlen Eyübsultan Tantâvî İlköğretim Okulu’nda müdür yardımcısı olarak sürdürmekteyim. 1990 yılında. İlk.ÖZGEÇMİŞ 4 Mayıs 1971 yılında Denizli’de doğdum. orta ve lise tahsilimi Denizli’nin Tavas ilçesinde tamamladım. 157 . Karadeniz Teknik Üniversitesi Giresun Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nde başladığım yüksek öğrenimimi 1995’te bitirdim.