PAl6?

r ,A3t6

lEnr IDtatt

PAlftt ,Alff

0010t

tattS

\l\lll

\r/1rr\r

\l

-,UdrilHhntl
*hfr,rrr nulrrrltlrr
hr1 l'.rlrrr't*rr.lr

...50 yrldan lazla bir stircrlir bilrttcrlrgirriz hir
mi..i? Yaqarnrm

ctlt'l Lurlclrru/

siircsincc pck 1ok glrigr;t'y ltchlt lr.rlrnt,r llrr r.c,'rr 1',rl;' olaruydr. Ulnartm bu, karrsrllqtr[nll tiinl rtirptirlcltr nr \ununr irrrr'lrr ...Babam 1965'te ttO ya\slnda (iklii,

lllrrl

lru

of'ch l,rrrlcltr'l

Yorgo Andreadie

Annem ise 1984'te 83 yarsrnda (rlrlti. O rlir lrtr kurrrtl;r

trl

ro/.

tl

ro1

L'nx'lu1rr
rr

...Annemle babam, aileleri, qocuklultyln cvl('ri llirtulrr'(l,r ,rl.ur trrtu.

insanlardt. Babam Kyriakos, orarll rkr!rrrrtltrr ( )rrtrr ,rrr,r h,rl'.rrr r.rrrr

biiyiikbabamla babaannem gizli I lrristiyan oltrp,
kesiminden Batum'a gehniqlcrdi.
I 1.l.56

K ur lrle

rrlr'rrr I rtrI

yrlrrrrlrr Strlt.rrr,

llnttr llunr.rr tlur

yaymlayp onlara pegelerini aqrna ltakkrrtr vcrrti, ( )nl;rr .l.r .rlrklrl,rr h,ururr
onlarm lehineydi. Ama hangi kanutt. Ottlur ilii ytrr vrl hr\ rurr ,r \lurltln.rrr

olarakyaqadrlarsadagizliden gizliye, Ilrristiy'urrllrrllur rl;rlrir l.ur,rtrl llrrrrtrr.u'
haline gelmiqlerdi. $imdi ise kendilcrini agarnli, hclle lcrurr [,r\ lrrl{'hrtul,'r,h Evet, Sultan kendilerine bu hakkr vcrnri.sti lrrrl (), lolr trzllt.r, lrtlrrlrul ,1.r. onlar da millerce uzakta Dofu'da idiler. Y(irclcrirrrlchi ;r[ir rrc rlrr cr c\tr
'

g $l 5 c ,.

Hoca ve gergek Miisliiman komqularr nc diyccckti'l irlirrrr'rl;rn \.1/|,r'\rr''L

iqledikleri giinah riltimciildii. iqte bu nedertlc. hcr ycrri 1ili. cvk'rtrhIt,'rt \r]rr.l kendi kciylerini terkederek, kendileriylc aynr dilr pul lrn;rrr \;rlr.rrr, r trlrr',1.r rrr
arasnda cizgiirce yagamak iizere griq

ettiler...

t

ISBN
t-\

r3
It
belge

,llil![illlllllillllllltil

$sf

MARENOSTRUM
Yorgo Andreadis, 19j6 yfunda, Selanik'in muhacir barakalanndan olusan Kalamaria mahallesinde do{du. Ailesi Giircistan'daki Batum'dan 1930 yilmdaYunanistan'e gdg etmiEti. Babau Kyriakos Andreadis, Pontus Ulusal Meclisi iiyesiydi. Bu ailenin yaEad$r. ikinci giig olay idi. ik gAE, 1880 yrluda Batum'a gidiEleriydi. Fullbright bursu ile Selanik'teki "Anadolu Koleji"ni bitirdi. Bu Kolej, tarihi "Merzi.fon Koleji"nin devamrydt. Almanya'daki Freiburg Universitesinde iktisat okudu. Karadeniz biilgesinin kiiltiir ve tarihine iliqkin ondan fazla kitap yazclr. Hem Tiirkiye hem de Yunanistan'da kiiltiirel faaliyetlerle yakmdan ba! kurdu. 1960'tan bu yana Karadeniz bdlgesinin 40'dan gok kez zi-

yaret etti ve iyi ba{lar geliEtirdi. "Tamarna" adh kitah 1993 yiltnda Abdi ipekgi Edebiyat ddiitii altu. Tiirkiye ile Yunanistan arastndaki netameli konulardan birini ve son derece garprc, insanhk dratnlannr ele almasma karErn, kitah insanh{t ve dostlu/u yiicelten mesajlar veriyordu. Yazartn temel kaygrsr, uluslar arasmda banE ve dostu{un miimkiin oldu{u mesajmm kuvvetle vurgulamaktu Yeter ki insanlar insanhklannt unutmasrn, rkma. dinine ya da rengine bakmakstztn, yarundaki halkm yardtmtna koSabilsiz. "Tan.rama" (1993) yazqnn kendi qevirisiyle ingilizce (1993) ve Almanca (1994) olarak da yaymlandt. 1996 yfunda ise, Tamama'nr.n Tiirkqe gevirisi yaymevimiz tarafmdan okurlara sunuldtt. Yamnn gahsmalanndan bazt drnekler ise Eunlardtr:
Pontus Kiiltiirn, I 9 60 :

Klostoi (Dcinme Hristiyanlar), 1993,'
iVlitostarr Eksodiise. Pontu s

Rumlarnn

T arthi. I

99

4.

BBLGEYAYINLARI Marenostrum Dizisi

Yorgo Andreadis
NEDEN KARDE$IM HUSNU
Yorgo Andreadis, 1992

Yazartn Adresi:
Andreadis Georgios
Rizuntos Street St.
551

3l

NEDEN KARDE$lM
ao aa

Kalqmaria

Greece

HUSNU
Qeviren: Giilden TuYgan

Bu kitabrn telif geliri Tonya Lisesine brrakrlmqtrr

Baskr: Gtilen Ofset Kapak Diizeni: Zehra $enofuz Kapak Baskr: Orhan Ofset

Cilt: Giiven Mticellithanesi

F
bclgc

ffi
I 1

-6T[rP$Ar€-r;'' n-qjt"g- t":ta'fi'f;'J ! o- -''"" o-o
i

tatrnlan

BELGE ULUSLARARASI YAYINCILIK Divanyolu Caddesi Binbirdirck iEhanr l5 /l
Sultanahmet -

istRNnt tl-

Tel-Fax: 212 511 44 53

MARENOSTRUM

|EAPTIO: ANAPEAAH>
i' ,-, :
Bu kitap sevgili torunum
'{

Seyran Filiz'e ithaf olunmuqtur. Bi)ylelikle titeki dedesini daha

yakmdan tantyacaktv. Bu kitap sadece benim kiEisel deneyimlerime ve Karadeniz biilgesi ile olan iliEkilerime dayanmaktadtr.

frntf n8e]ued Xouovi;

306036

PAJ571 .4555
METULIBRARY

Nr.d.n ksdepltn Iflbnw gcv. clldcn Tuygu.

lilililllilllltllltillltllillilltiltlllilillltiltillilllllilllll
002015673S

EKAOTIKOI OIKOr AAEA<IIQN KYPIAKIAH

.q E

OEI:ANONIKH

1994

F tl 1t, a'/ It

yrldan fazla bir stiredir bilmedifiniz bir erkek kardeqiniz ol-ast mtimktin mii? Yaqamrm siiresince pek gok garip Eey geldi baqrma. Bu ise en garip olanrydr. Uma-

nm bu, karqrlagtr[rm ttim stirprizlerin en sonuncusudur' Babam 1965'te 80 yaqrnda tildii. Bana bu erkek kardeEten hig bahsetmedi. Ann;m ise 1984'te 83 yagrnda dldii. o da bu konuda tek stizctik olsun siiylememiqti. Annemle babam, aileleri, gocuklarryla birlikte Giircistan'daki Batum kentine yerleqmiq, tjztinde tutucu insanlardr. Babam Kyriakos, orada dofmuqtu. onun ana-babasr yani biiytikbabamla babaannem gizli Hrristiyan olup, Karadeniz'in Tiirk kesiminden
Batum'a gelmiElerdi. 1856 yrhnda Sultan bir Hattr Htimayun yayrnlayrp onlara pegelerini agma hakkrnr verdi. onlar da agrldrlar. Kanun onlann lehineydi. Ama hangi kanun. onlar iki yiiz yrl boyunca Miisltiman olarak yagadrlarsa da gizliden gizliye, Hrristiyanlardan daha fanatik Hrristiyan haline gelmiglerdi. $imdi ise kendilerini agarak, kellelerini kaybedebilirlerdi. Evet, Sultan kendilerine bu hakkl vermigti ama O, gok uzakta, istanbul'da, onlar ise kilometrelerce 6tede, Dolu'da idiler. Ytirelerindeki ala buna ne diyecekti? Hoca ve gergek Mtisltiman komqula' ne diyecekti? islam'dan vazgegerek iqledikleri giinah ijliimctildii. Igte bu nedenle, her yent

gift, evlendikten sonra, kendi koylerini terkederek, kendileriyle aynr dini paylaqan yabancr uluslann arasrnda cizgiirce yaqamak
tizere Kafkasya'ya ve Rusya'ya g6getti. Trabzon yakrnrnda kiigiik lbir kriy olan Zilmera (Subaqr)'dan

Yorgancr Hristos, btiyiikannem Afroditi ile evlendi. Afroditi, Krum mahallesi Varenu kciyilnde do$mugtu. Burasr, Giimiiqhane yakrnrndaki Yaflrdere'nin yukan btiltimtinde yer alan gok sayrda gizli Hrristiyan kriyiinden ibaret karma bir b<ilgeydi. Yeni evli gift, gerqek Mtisliiman komqulanmn cifkeli bakrqlarrndan rrak olmak igin Batum'a gitti. Biiyi.ikbabam Hristos Kefalidis (Baqoglu) diye Eafrrrlrrdr. Batum'a vardrktan sonra, herhangi bir riske karqr admr Andreadis olarak de[igtirdi. Kim bilebilir ki? Rusya ve Tiirkiye arasrndaki Earprqmalar ve savaqlar gok srk olmaktaydr ve Batum, Tiirkiye'den yalntzca 20 km. uzakhktaydr. Tilrk ordusu bir giin Batum'a girse, bu Islam hainlerinin, bu gavur giftinin sonu ne olurdu? Boylece babam ve kardeqleri Batum'da dogup biiyiidiiler. Iki kardeqtiler. Yrllar gegti, derken biiyiik bir deprem ttm Karadeniz'i yerinden oynattr. Hrristiyanlar, Karadeniz'in Tiirk kesimini terketmek zorunda kaldr. Karar bciyleydi. ilticacrlardan oluqan kalabahklar, Rusya'ya, ardmdan da Yunanistan'a gidecek gemilere binmek igin sahile doluquyorlardr. Annemin ailesi Giimiiqhane'den Batum'a geldi. Batum'da, Kyriakos, annem Domna .le evlendi ve iig Eocuklan oldu. iki erkek, bir krz. Size qimdi anlattrklanm oldu[u suada, ben kendim yoktum. O srrada dofniamrqtrm. Ttim bunlarr daha sonralarr duydum. Tiim bu ciyki.ileri binlerce defa dinledim. Neyse, 1930'da Batum'u da terketmek zorunda brrakrldrlar ve Yunanistan'a miilteci olarak gittiler. Hi.iktimet onlan, Selanik drgrndaki Kalamaria'da bir mtilteci mahallesinin krslasrna attl. Ben de sonralarr orada, 1936'da do[dum.

yrl cince 1933'te bir baqka gocuk daha dofmuqtu. Bu, Ahmet ile Nazire'nin son Eocufuydu. iki erkek ve iki krz gocuklarr vardr zaten, qimdi ise beqinci bir gocuk katrlmrqtr aileye. eocu$a Hiisnii adr koyuldu, Yakgrkur kciyi.inde dofmuqtu. Haritanrzda boguna o kciyii bulmaya gahqmayrn. Bulamazsrnrz. E$er Karadeniz haritasmr agarsanrz, Trabzon'un biraz soluna bakrn. Hiisnii'niin nerede dofdufunu bulmanrza yardrmcr olacak bir igaret bulacaksmrz orada. Eler haritanrz TiirkEe ise, TONYA adrnda bir yer farkedeceksiniz. Haritanrz Grekge ise, aynr yeri THOANIA adryla grirtirstiniiz. Tonya, dagrnrk bir kciyler toplulufu olup, bu kciylerden birinin adr YAKQIKUR'dur. Kiigiik bir gocukken, Tonya ile olan tek ballantrm, halkrmrz sciylerken duydulum Pontus dilinde bir Tonya qarkrsrydr.
UE
"

Ben bir Tonyalr gencim

"

Tcivu ai4 c na td

i:
e

t I ua t

Tonya'dan gelirim Pistol belimde Ktzmtzt alacagtm
Kantm aksa da Geri ddnmeyecegim"

ctrrqv T6n: a t py ou 1t t t t to ntm6E oa ptocp tv
crqv x

ou

rnj E e ox

pTou lrct t

To a[pay 0a

tytit

o-i;

itiuat

xt x)tcboxouucrt"

(Not: Bu par7arun aym melodiye sahip TiirkEesi de var.)
Bi.iytirken, tarihsel k<ikierimizin fzukrna vardrm ve Tonya ne-

dir, bu Tonyah insanlar kimlerdir sorulannr sordum kendime
birgok kez.

Miilteci mahallemiz Kalamaria'da, Karadeniz'in de[iqik brilgelerinden gelen Pontuslularla karqrlagtrm. Giresun'dan, Ordu'dan, Kafkasya'dan insanlar da vardr. Hemen hemen her Pontus kdyii Kalameria'da temsil edilmiqti. Ama hig TONYALI olana rastlamadrm. Bu da beni, gocuklulumdan beri dofal bir ahqkanh[rm oldu[undan, tarihimizi araqrrmaya itti. Yanrtr, biiyii-

8

kannem Afroditi'den aldrm. O, benim igin tarihi Ksenofon gibiydi. Ktiklerimiz hakkrnda bugtin ne biliyorsam, bu kadrndan duydum. Biiyiikannemin bana anlatttlr gibi, Tonya'daki bu insanlar deligmig, Mtisliiman olmuqlardr, ama ne tiir bir Miisltimanhktt bu? Gergek Miisli.imandan daha fanatiktiler. Kendi halkrmrz bile,

biiyiikannemin dedili gibi, Mtisltiman oldu ancak bizler, gizliden gizliye Hrristiyan kaldrk, ama ne ttir Hrristiyan? Higbir Hristiyan bizim kadar dindar de[ildi, ttim geleneklerimizi ve bayramlanmrzr ayakta tuttuk. Btiytikannem Afroditi'nin gururla siiyledili gibi, egi benzeri olmayan Hristiyanlardrk. Ancak bu Tonyaltlar, oldukga fanatik Mtisltimanlardr ve go[u Hristiyan kiiylerinin bagrna bela kesilmiE ve biilgemizde bir sorun ya da savaq patlak verdilinde Hrristiyanlara sorun grkartmrqlar. Bu tiyktileri duyan benim gibi kiigiik bir gocufun hayalinde baEka ne gibi bir sonug dolabilirdi ki? Bana giire Tonyahlar, her Hrristiyanr dolramaya hazr, btgaklar ve silahlar kuqanmrq yabanrl insanlardr. Onlardan nefret ediyordum. Onlar qeytandr. Daha sonralarr ya$lm biraz btiytidiifiinde, tesadiifen ansiklopedide, Tonya'nrn Trabzon'un gtiney-batrsrnda dalhk bir alan oldulunu, burada yerel Rumca (Bizans grekgesi) konuqan Miisltimanlarrn

Hiisnii Pagaoilu

oturdulunu dlrendim. Thonia sdzciilii, eski Yunanca'da QAKAL anlamma gelen THOS s<izciiliinden gelmektedir. Bu da, btilgenin gakallarrn yaqadrlr btilge olarak eski zamanlardan beri bilindigi sonucunu vermekte. Belki de, bblge insanrnrn bu denli belah olmasrnm nedeni budur. Ama gimdi, kim aldrrryor ki? Kendi halkrmrz uzaklara gitti. Brrakahm, bugiin Karadeniz'de yagayanlar yaqamlarrnr Ton' ya'nrn bu belah halkryla paylaqsrn. Ancak Tonya garkrsr gok hoqtu, onu seviyordum' t\e zaman bir kemengeci bu qarkryr sdylemeye baglasa, onu coqkuyla dinlerdim. Hem sozlerini hem de melodisini! Qocuklufumda, hatr-

Iryorum da, ne zaman btiytik bir heyecanla kemengeciyi beklesem, o srada bu garkryr sciylemeye baqlardr. Kiigiik bir gocuk oldu[umdan ve kabahk olacalrndan, o yrllarda ondan bu garkryr sdylemesini istemek imkanszdr.

Bir kemengeci Tonya garkrsrm s<iylemeksizin miizifini bitirirse, ondan nefret eder, onun iyi bir kemenqeci olmadrlrm dtiqtintrdiim. Her kim Tonya garkrsrm stiylerse, o benim igin en iyi garkrcrydr. Hele bir de sesi iyiyse, benim igin iyinin de iyisiydi. O en iyi kemengeciydi. Bilir misiniz ki, o giinlerde bile bir sanatgryla

ilgili

g<irtiEtim bu garkryr siiyleyip sdylememesine ba!-

hydr. Bir ya da iki kez, o garknrn hem Rumca hem de Ttirkge sciylendilini duymuqtum. Ee, bu da en harikasrydr! Bu garkryla ilgili dtiqtincemin yanh mr yansrz mr oldulunu bulmaya gahqryordum. Bu garkryr dinleyenlerin diigiincelerini

10

n

sormaya korkuyorum. $arkrnrn giizellifi konusunda hemfikirlerse, gciriiqiimiin dofrulufundan kuqkum kalmayacak. E[er befenmedilerse, ya da coqku duymuyorlarsa, onlann bir fikri olmadtlrnr sciyleyecek aldrmayacafrm. Bu da, tiyle ya da briyle qzLrkt-

bir silre okula gitmek zorunda kaldrlar. Boylece kiigiik Htisnii, zorla ya da defil, en yakm ilkokula gitmek durumunda kaldr. Okula zevkle gitti[ini sanmryorum. Yrllar sonra bana sciyledi[i gibi, okula gitmeyi hig istemeden kabul etmigti. Kabul etmiqti
giinkil annesinden korkuyordu. 'Yoksa beni drjvebilirdi' demiqti. Aynr d$eden sonra okuldan allayarak ddnmiiqtii ve okula bir daha gitmek istememiqti. Nedeni <ifretmeniydi. Htisnii'ntin pantolonu elde yaprlma yerel bigimliydi. Zipka deniliyordu. En krjttisti de, d[retmenin konuqtufu dili anlamamasrydr. OEretmenin yiizii, o dcinem cifretmenlerinin hepsinde oldu[u gibi dfke doluydu. KiiEiik Hiisni-i'ye Tiirkqe konugamadr[r igin vurmu$tu, zipka-pantolonuyla alay etmiqti. Bir hafta boyunca, Hijsnii, okula gitmemeyi baqardr. Bdylece hem okuldan hem de "kc;tii" o[retmeninden uzak kalmrqtr. Babasr cifretmenle konuqtu ve sonunda Hiisni.i tekrar okula gitmeye ikna edildi. O[retmen, yumufamr$tr biraz. Hiisnii'ye daha bir anlayrg ve dikkatle yaklagtr. Hiisnii, bu qekilde ilk yrllannr Tonya'daki okulda geEirdi. Bana da anlattrfr gibi, okul drinemi iyi izlenimlerle, anrlarla gegmemi$.

nrn bende, en iyi melodi olarak kalmasr demek. Ama, higbir olumsuz gciriiqii kabul etmeyeceksem, niye onlara soruyorum
riyleyse?

En yansz kiqi bile, bu tiir bir yanhhktan kagrnamaz. Kendini yalnrz hissetmemek iEin, kendisine yakrn diiqiincede insanlar arar. Benzer diigiincede kiqileri buldufundaysa, mutlu olur ve kendi yansrzhfr konusunda giiven duyar. Bana da tiyle oldu. Bu dykiimde, yansrz olmaya Eahqaca[rm. Benim fikirlerimi paylaqanlar iEin baqarrh sayrlacafrm, paylaqmayanlar igin ise yanh bir insan olacaftm. Ama urnudum, her iki tarafi da diiqtindiirebilmek. Giiniimiizde ortak-halklanmtzt diigiindiirebilmek bir baqarr. Her gi.in muruz kaldrfrmrz bombardrman, dtiqiinmeye pek zaman brakmamakta. Htisnii, 1933 yrhnda Yakgrkur'da dofdufunda, Hristiyanlann biilgeyi terketmelerinin iizerinden on yrl geEmiqti. Gerqi, onun kciyiinde daha dnce Hrristiyanlar yoktu. Ttim Tonya biilgesi gibi, tam bir Miisltiman kciytiydii YakErkur. Ama aynr bcilgede garip bir qey olmaktaydr. Tonya koylerinin pek Eofunda, insanlar evlerinde Rumca (Bizans lehEesi) konuqmaktaydr ve ktiyiin yaqh kadrnlan Tiirkgeyi bilmezlikten geliyordu. Kiigtik Htisnii, bu farkrn ayrrdrnda de[ildi. Ama 6 yaqma geldifinde, bu soruyla yizyl'j,ze geldi. Okula gitmek zorunda idi. Tonyah ktiyltiler okula pek saygr duymuyorlardr. Hem geniq aileler, hem de golu gocuk! Temel problem yagamr siirdiirebilmekti. Srfrrlardan et, siit ve ya! elde ederek ekmeklerini kazanmak igin toprakla gahqmak zorundaydrlar. O yrllarda, bu basit insanlar iEin okul bir liikstii. Ancak orada bile de$iqme olmiktaydr. Okuyabilmek, sayr sayabilmek igin Eocuklar en azrndan
12

Yakgikur, birkag evden ibaret bir kdydii. Evler birbirinden oldukga uzaktaydr. Bu yerleqim tarzr, Karadeniz koylerinde bir adettir. Yegil bolgede geniq alanlara yayrlmrq k6yler. Bu kciyler, burada Akdeniz'deki kdylerimize pek benzemez. Yeqil rengin zenginli$i ve yi..iksek daflarla yo[unlaqan, kendilerine ozgii bir giizelligi vardrr. Hijsnii'min dofdulu evden ikiyiiz metre kadar ilerde, komqulan Karakaq'm evi vardr. Karakag onlann en yakrn komqusuydu. Diler evler gok daha uzaktaydr. Peki ben bunlan nereden biliyorum ve onlan nerede gordiirn? Her qey bir Kasrm ri$eden sonrasr bagladr! Puslu, sofuk bir ofleden sonraydr. $ans eseri hava karlr ya da ya[rnurlu delildi. Arkadaqrm Yotis, beni Eafrrrp, o o$eden sonra Gunrenissa'ya gidecegini sdyledi. Kendisi Gumenissa'da yerel brr lisenin miil-l

diiriiydti. Cumartesi olmasrna kargrn, okuldaki gtirevinden izinliydi. MeslektaElarrndan biri olan, ii[retmen Dimitri'nin Trabzon'dan bir ziyaretgisi oldufundan, oraya gitmek istemigti. Her ikisi gegen yaz Trabzon'da iken, qimdi Dimitri'ye gelmiq olan bu ziyaretgi tarafindan biiytikbir konukseverlik g6rmiiglerdi. Trabzonlu bu ziyaretgiyle tanrqmak Yotis ve benim igin biiytik bir fanstr. Orada olup biten her geyle ve gimdi orada yaqayanlarla daima itgileniyorduk. Orast bizim ana babalammrzrn geldifi btilgeydi. Dimitri, konuk ile ilgili bir kaq gtizel stiz stiyledi. Bize adrnt da sdyledi ama adt bize yabancrydt ve Yotis nasrl stiylendilini unutmuftu. Ne zaman Karadeniz'i, iizellikle de Trabzon'u ziyaret etsem, bu basit insanlar konuseverlikleriyle bizi minnettar krlmrglardr. $imdi bu konukla tamqmak gansrm tepemezdim, kaldr ki gok az insanrn Karadeniz'den buraya gelip bizi ziyxtet etme imk6nt vardr.

den inceye, sanki her birimizin bir resmini gekmek istermiEcesine inceledi. Benim ve Yotis'in tam karErsrndaydr. O bana, ben

ona bakryorduk. Dilerleri resmin drErna gftrnrqtr. Sanki bLbirimizi tamyorduk. O an, sanki geEmigle gimdiki zaman bulugmugtu.

Yalmzca bir tamEmayla, o yeni arkadaEmzn sizin ruhunuza hitap ettili ya da size karqr durdu[u izlenimine kaprldrlrnrz oldu mu hig? O an, bu benim baqtma geldi. Bu garip duygu, daha sonralan Hiisnii'den duydufum kadanyla, onun da bagrna gelmig. Hatrrladr[rm kadarryla, yaLnrzca bir saat kadar tince birbirimizle
karqrlagtr[rmrz halde birbirimizi uzun yrllardr tanryormuquz gibi

Biiylece Yotis ve ben, o sofiuk Kastm dlleden sonrasrna ra!men Gumenissa'ya Dimitri'nin evine gittik. Birkag insan daha vardr orada. Trabzon'dan gelen konuk igin oraya gelen arkadaglar ve tamdrklardr bunlar. Aym yaz dtineminde Trabzon'da kargrlaqmrg olduklarrndan, bazrlan onu tanryorlardr. igte onu tanlyanlar, karakteri ve konukseverlifinden kesin bir saygryla bahsediyorlardr. Tiim bunlar gtiphesiz ilgimizi artudr. $imdi bu insanla tarusmayr daha fazla istiyorduk. O suada, Tiirkiye'den arabayla gelmig oldufundan, yemek sonrasl yorgun diigen konuk dinlenmekteydi. Ah, evet Yotis'in hazrlamakta giigli'ik gektili adnr da iilrendik konu[un. Htsnti idi adr. Ttim dostlar ve birbirlerini tantmayan bu insanlar, o yaz Ka' radeniz' e yaptrklan gezi amlann r v e bazr olaylan konuqurlarken, kapr agrldr ve hepimizin bekledili konuk odaya girdi. Hiisnii bir stire kaprda durdu, hepimize 96yte bir goz atl.: ve oturmak igin bir iskemle gekti. Oturduktan sonra, bir kez daha hepimizi tnce-

bir hisse kaprldrlrnr siiylemigti bana. Basit bir ziyaret olafantistii bir hal almrqtr. Hiisnii kardeqi olan beni, ben de Htisnii kardeEimi tanrmrqtrk. Birbirimizi bulmugtuk. Daha sonralarr ikimiz igin de heyecanh bir ddnem bagladt. Hiisnti, yaprlmasr gereken qeyleri hazrrladt. En dnemli qey de, aynr heyecam bana gegirmig olmasrydr. Onun sevgi ve tutkuyla yerine getirdili programlanm hazrlayarak onunla yarrgtrm. Olabildifince sft karqrlagmak zorundaydrk. Deferlendirilmemiq firsat kalmamahydr. lstanbul ve Selanik arasrndaki mesafe srfira inmigti. Yrllar, ilk karqrlagmamrzr kovaladr. Tiim gabalarmda, olafaniistii bir direng vardt. Her gey baganlt olmak zorundaydr. istanbul'u siirekli ziyarct etmek zorunda kaldrk. Oraya gitmemize neden olabilecek her ttirli.i olasr kamtr buldu.

Gitmemizin olanaksz oldu[u durumlarda, kendisi bize geliyordu. GeEen yrllan yeniden kazanmak igin agtklanamaz bir cogkusu vardr.

"Yorgo" derdi, "Sen kardegim olarak kalbimdesin ve birbirimize rastlamamrz Tannmn bir armafanr bana gdre." Acrsr, yaqamlmrzrn geri kalanrnr, kaybettilimiz yrllarr bize geri kazandumaya yetmeyecefi konusundaki kugkusuydu. Birbirimizi bulma
15

t4

daki o btiyiik gansrmlz onu korkutuyordu. Onun bu korkusu, bana eski Yunan tragedyalarrnr anrmsattr. "Kader tannlarr, efer talihleri gok fazla giilmiiqse, o insanlarr krskanrr ve sonunda baqlarma dert aEar." Ne zaman gelecekle ilgili bu endiqesini agrklasa, giilerdim, giinkii krsmet gibi qeylere inanmazdtm. Telefonla her giin birbirimizi anyorduk. Bizi istanbul'a davet etti ve yeni yrh birlikte geqirdik. Hiisnii'yii taruyan herkes, onun davetinden nasrl kaErlabilecegini sdyleyebilirdi. Ote yandan istanbul'a gitmek

>
..<

lill

i',,

-

4

'l]

..

q
h

{)4

bizim arzumuz ve dile[imizdi. Yeni yrl yortusu ile ilgili davetini kabul ettifinrizde, bir gocuk gibi sevinmiqti. $imdi telefonlarrmrz giinde iki kez gahyordu. Bir kez sabah, bir kez de cifleden sonralart. Bima nasrl yolculuk edecefini agrkhyor ve istanbul'a giderken Biiyiikgekmece'yi geEmemeye dzen gtistermemi sciyliiyordu. "Dikkat et" derdi, "Biiyiikgekmece, istanbul'dan 35 km. daha cince." "E, Hiisnii, istanbul'a o kadzu gok geldim ki Biiyiikqekmece'nin nerede oldulunu biliyorum herhalde. Meraklanma" derdim ben de. Bir baqka kez telefonda yine, "Yorgo, Biiyiikgekmece, Silivri'den sonra. Silivri'yi geEer ge;mez yavaqla ve dikkatini topla. Btiyiikgekmece levhasmr gdriince otobandan ayrtlacaksrn" dedi[inde "Of, Hiisnii, dert etme, ben nastl gelecefimi biliyorum" olmuqtu yanrtlm. Ama vazgegmek bilmiyordu. Diger bir giin yine, Biiyiikgekmece'den cince, solumda bir qimento fabrikasr gcirece!imi, onun yanrndan Biiyiikgekmece'ye girecefini sciylemek igin agtr telefonu. Onun bu sebafl karqrsrnda yrlmrq olarak, hig yanltq yapmayacafirmr, istanbul'a giderken kasabasmt geEmeyece[imi yineledim. Sonunda gitme zamanr geldi de telefonlar son buldu. Stirekli di.iqiindii[ii qeyi bir hata yaprp yolumu kaybedecefimdi. iqin ash, benim Tiirkiye'ye defalarca gelmiq olmamrn huzursuz kardeqim Hiisnii igin bir garanti olmamasrydr. Daha ssnralart Trabzon'da arkadaqr Remzi'den Hijsnii'ntin bir lakabr oldulunu duydum, bu t7

\\N\
\
t":a

.i -{t
u\ "\
\

Htisnii'ye son derece uygun bir lakaptr. Ama aceleci olmamahyrm. Trabzon'da oldufumuz dtinemi anlatrrken bu lakabrn da strasr gelecek. Neyse, daha sonra krzrmdan, biz yola grkmak iizere ayrrldrktan hemen sonra Hiisnii'niin telefonla aradtfrnt dfrendim. Dikkatli olmamrzr bir kez daha s<iylemek, yola Erktrfrmrzdan emin olmak ve ne zaman ayrrldrlrmrzr dfrenmek istemiq' iqte Htisni.i buydu! Yola sabah gok erken Erktrk' Kartm Kuka, ben, Yotis ve kansr Athina. Yolculufiumuz havarun da gilneqli olmasryla Eok giizel baqladr. Konugarak, gakalaqarak, Ti.irkiye-ipsala' ya dek zamantn

i

,f
,b6

\\ rl

;\

i ft'l , s

i{t
\\

nasrl gegti[ini anlamadrk. Gijmriikten gegtik, artrk cjniimiizde istanbul'a diimdiiz uzanan yol kalmrqtr. Marmara krytlarrna yaklaqrrken, en rahat ziyaretEiyi bile alt iist eden, yanyana konserve gibi binalardan oluqan o ber-

r\i
\$ rvj

s \

?: \!

: q

R$: * $h.t"
,i *-d: $ssj, ",'s
Q'

€ \j 3\

bat goriintii grkmrqtr karqrmrza. Bu gdriintti, tiim do[uda aynl muhtemelen. Doludaki yollarda yalntzca dofiaya bakarak yolculuk eden kiqi, duygusal agrdan fakir ve $anssrz bir insandrr' Pek gok agrdan zenginlik oldufu kadar, yoksulluk da vardn' Qocuklu[umdan beri tarihe ve co[rafyaya ilgim vardr. Hep aragtrrr, hep daha fazlasrnr dfrenmek isterdim. Hiisnii benden de beterdi. O daha da derin araqttnrdr. Yabanct bir brilgeden geqerken, o bolgenin tarihini, tarihteki adrnr bilmemenin btiytik bir yoksulluk gelerek tario ldu lunu dii qtinmii gijmdtir. B u gergefi grirmezlikten hi yerlerden gegip giden insan gok zavalh olmah. Bilinmeyen yerlerde yolculuk yapmak ona ac1 vermeli. Her yerin bir adr, kendine dzgii tarihi varken, insan nastl yorulabilir ki? Bakrn, sa[daki levha $ark<iy ybniinti gdstermekte' Ne mi olacak? Ama M.O. 6. yy'da Salaz adasrndan gelen halkrn, yeni vatanlannt kurarak Peristotis adrnr verdili yer burasr' Lozan Bang Anlagmasr uyarrnca halklarrn de[iqiani srrasrnda, Peristotis'de 1000 Hrristiyan yaqamaktaydr. Peristotis'in biraz daha do[usu, 3000 Hrristiyan yerlisiyle, eski Iraklitsa'drr. Tiim bdlge tiziimleri

to

ve qarap iiretimiyle tanrnmaktaydr. Yerli halkr, defiqim nedeniy-

leterkezorlandrveburaya,gogunlufuBulgaristan'danMiisliiman miilteciler geldi. Bu yeni insanlar bafcrhk ve qarap tiretiminebogverdiler.Asmalarrevlerindeyakmakiizereyokettiler,ve. ya elde edilen iiziimii bufdayla de[igtirdiler. Biiylece 2500 yil ,onru, Sakrz adasrndan gelen gogmenlerce dikilen asmalar yok

,-,
L

\
.<

edilmiq oldu. iqte qimdi deniz ktyrsrndaytz, denizle yan yana yolculuk ediyoruz. Yolculufumuz arttk daha zevkli' Deniz ve minik koylar biiyiik kentine giriiozlerimizi okquyor. Tekirdaf'a, brilgenin en yu..,r. Kocaman limanryla Tekirdaf'r bilir misiniz? Orasr eski

t-l
)cQ

Redestos'dur. Eski dcjnemlerde adr Visanthi imig' M'O' 6' yy'da Sakrz'clan gelenlerce kurulmuq o da. $imdiki adr Tekirdaf, daha Onceleri de Tekfurda! olarak biliniyordu' Burada, Redestos kentinin koruyucusu olan Bakire'ye ait iinlii bir kilise vzu.dr. Bulgarlar l9l2'de burayt iqgal ettiler. I{rristiyan-

p
:!

l-r

L

A<
T\

lar ayrrlrrken yanlarrnda ikonla' ve diler delerli kalntrlarr da alcLlar. Tiim bunliu, selanik'teki Ahiropitos kilisesine bafr;landr. Hava gok gtzel, sahil gelip giden insanlarla dolu' Bir an iqin bile durmadrk. Kilometreleri hrztmrzla yuttuk' geEiyoruz. Bu|ada bile, $imdi eski (antik) Perintos yaknlanndan MO 599 civarmda Sakrz'dan gelen insanlar vardt" Perintos'un harika bir do[al limanr olup gok onemli bir colrafi yercle bulunmakta. Bizans doneminde, adr Iraklia oleffak defiqtirilmiq. Ba$langrEra, hiycrarqi gerefi Bizans bile Iraklia metropoli"ine bafltyml$.

Biiyiik Konstantin, Konstantinapolis'i imparatorlufunun merkezi olarak kurdulunda, yeni baqkentin baq papazt', patrik oldu' o giinden itibarer-r tarihi bir gelenek olarak, yeni bir patrifin her irtanmasrnda, Iraklia baq papazr tarafindan kendisine patriklik srfatr verilir oldu. Kilometreler ne kadar qabuk tiikenmekte! Daha oykiisiinii bi

2l

tirmeden o yeri gegiyoruz. Bir yerden diferine. Ara sra boq alamlardan gegerken, Yotis qakalanyla dolduruyor da zaman su gibi akryor.

.x

a
t.?

n .:

bl

:

7

gibi dur$imdi Silivri'deyiz. Astrlardtr, surlanyla bir kale makta burada. 1915'te surla'nm bir biili.imii tahrip edilerek istanbul'a yol agrlmrq. Ama 1960'a dek eski gciriinti.isiini.i korumug. Silivri'nin ve ttim sahilin felaketi 1960'dan sonra olmug' Ttim bcilge, milyonlarca istanbullunun yazhklanyla dolu artft' Silivri, M.O. 625'te Megara'dan gelenlerce kurulmug' Megarahlar, tinderleri Sili ydnetiminde gelmiq buraya' Sili, yeni kent Silivria'yr kurrnuq. Vria, eski Irakya lehgesinde kent anlamna gelmektedir. Silivria, sili'nin kenti demektir, yani siligehir de diyebiliriz. 4.yy.'dakentin bir baEpapazt da vardr, sonralarr metropol oldu. I972'ye dek ntfusun yansr Hristiyanlardan oluquyordu. Kiliseleri oldukga iinliiydti ve Katedrallerine Bakire Maria'nrn dofumundan esinlenerek aynr ad verilmigti. Bu kilisede Silivrili Maria'nan bir ikonu ile Kutsal Zenya'nrn ve MS' 290'da Hrristiyanhla sadakatinden dolayr ya$ammr burada silivri'de kaybetmiq Aziz Agathonikos'un kalrtlarr bulunmaktaydr' Aynca Aziz Spyridon kiliseleri ile Maria'nrn Oltimtl Kilisesi de yer almaktaydr burada. Tarihi Aziz Yohan (Johannes) Kilisesi, Fatih tarafindan camiye ddntiqtiiriilmtiqtti. Artrk Fatih ya da Htinkar camii olarak adlandrnlmaktadrr. silivri kalesi, John Katakuzinos'un krzryla Ttirk sultanr orhan'rn 1346 yrhnda yaptrEr tarihi evlili[e sahne olmuqtur. silivri'de ayrrca, tinceleri Kona Bali'nin ollu olarak tamnan Aziz Nektarios dofdu 1846'da' Evini hdld gtirebilirsiniz. Giintimtizde Silivri, yrlhk yofurt festivaliyle tanrnmaktadu.

I 's=i: ;:l i i'.

sF^ri; IE::5i ,'i i 5 i ._ :{
:I:{I

".:

+

't $ I i\> i.. +i:.

Bu srada gtilmekten kendimizi alamadrk, giinkii yaqadr$ yer olan Bi.iyiikgekmece'yi kazara gegmeyelim diye telefonda hrzrmrzr kesmemiz gerektilini sriyleyen Hiisnii'yii antmsatmtgtr bize Silivri, $imdi yaqadrlr yerden 30 kilometre uzaklfttayrz' Hiis
23

i-

i'{,,

,,

.n 4

:.,
I

>l

F i

{

Kallikratia I Aya Paraskevi kilisesi

Ea

Hiisnii'niin evinde
nii'n{in istedifi gibi hrzrmr kesecefim yerde, daha da artrdrm. Giindiiz gtizel olabilirdi ama krqtr ve hava karanyordu. O srrada, Iraklia'dan gegerken Arap Aziz George'u unuttufumuzu farkettim. O, kutsal Iraklia'nrn tinderiydi. Savaq srasmda geteler Iraklia'ya geldi[inde Arap Aziz George da dahil ttim ikonlar ve kiliseler yandr. Hrristiyanlar hiEbirini kurtaramadl.

Epivate'lerin eski bir kciyti olan Selim Paqa'ya girmiyoruz. 40 $ehitler Kilisesi artrk orada yok. Yerinde yeni bir cami yiikselmekte. Kale oldufu gibi kalmrE, gtinkti yerlegik halkr Fatih Sultan'rn Konstantinapolis'e ytiriidtilii srada hig direng gcistermeden teslim olmuq. Bugtinkti halkt, Yunan Makedonyast'ndaki Tsotili ve Siatista'dan gelen mi.iltecilerden oluqmakta. ilk geldiklerinde, onlar da tsmmak igin baflan yok etmiqler ve yalntzca bufday yetiqtirmigler. $imdi ise Selim Paqa, yazhklarryla olduk26

biiyiik, tiyle bu yazhklar sayrca yerli evlerin kat kat tizerinde. Qatalca btilgesine de girdik. Bu kaza, Metro diye adlandrnlmrg Yunanltlarca. AynI zamanda bir baqkent merkeziydi. Osmanhlar ise, iqgal ettikleri andan itibaren qatalca adlnr vermiqler buraya. Solumuzda kocaman bir gimento fabrikasr bulunmakta. Bu, Hiisnii'niin telefonlarr uyarmca dikkat etmem gereken bir yapr. $imdi yol Mimar Sinan'a iniyor. Hangi ziyaretgi Mimar Sinan'rn eski Kallikratia oldufunu zuilayabilir ki? TiirkEe adr, 16. yiizyrlda meqhur Sinan tarafindan inqa edilen 4 kemerli kdpriiden gelmekte. Epivatesli Aziz Paraskevi'nin kilisesi buradaydr. Hrristiyanlarrn aynlmasrndan sonra kilise, cami haline dcintiqtiirtildii. Bu cami 1980'de yrkrldr ve yerine yenisi yaprldr. Koti.i inga edilmiq bazr yaprlar bcilgenin ve kiigtik limanlarrnrn dofal giizellifini mahvetmekte. Deniz kenarrndaki birkaq bahk lokantast, bahk sevenlerin olalan u[rak yeri. Yol gimdi agafrya inmekle, hedefimiz, sadece birkag km' ilerdeki Bi.iyiikgekmece. Yokugtan Biiyiikgekmece'ye girig levhasrnt gordtik bile. Giriqin yanlna, bir araba, alarm lambalan agrk olarak durmakta. Arabanm yanrnda birkaq adam duruyor, sanki arabayr inceliyorlarmtq gibi gtiriinmekteler. Kaza falan oldu[unu diiqilnerek, tam olarak ne olduluna bakryoruz gimdi. Arabaya yaklaqryoruz ki, aman tannm, araba Hiisni.i'niin arabasr, Htisnii de adamlarla birlikte orada durup ana yoldan inen arabalara do[ru bakmakta. Bizim gelig ytini.imiizii izlemekteler. istanbul ydntine gelen arabalara gdzlerini dikmig bizi aramaktalar. Hrztmrzr kesip Biiyiikgekmece giriqine beq metre kala duruncaya dek, bizi farketmedile r. Bizi Biiytikgekmece'ye giden ora yerlileri
zannetmiqler. Ne mi olmug? Htisnti bizim evi araylp kzrmdan Selanik'ten ayrrldr[rmrzr duyduktan sonra, ne zaman gelece[imizi tahmine gahqarak, arkadaglarryla o noktada beklemeye baqlamrqlar. Arabasrmn da stop lambalannt, kendisini gciriip yolumuzu ve yOnii
21

miizii kaybetmeyelim diye agmrq. Lambalar kag saat aqrk kalmtgtr, sormaya cesaret edemedim. Allahr yok dedim kendi kendime. Hiisnti ile o giinleri gegirdikten sonra ne diyebilirim ki? Onun o yofiun konukseverlifii bizi yordu. Neler yapmadr ki? iti tiiEiit< gc;I, Biiyiik ve Kiigiik Qekmece'yi oluqturmakta' Eskiden burada gok sayrda zengin bahk iiretim tesisi bulunurdu. Ktigiik bir dere sularrnr Marmara'ya boqaltrrdr. Bu derenin girikoyarlardr. $ine tahtadan yaprlma parmakhk benzeri Eekmeceler Kefal bahklart Karadeniz'e buradan gegerlerdi. Parmakhklar, tiim yaz boyunca igerde kalacaklarr qekilde kefalleri tutardl. Bahklar giderek birikir, sonbaharda da avlanma baglardr. Kiigiiknokta olan Eekmece'den sonra, Bizans Empyritis'in bulundulu yrllarda burada biiyiik bir kale buAmbarh'ya varrlrr. Gegmiq lunmaktaydr. Btiyiikgekmece'de tinceleri hem Hrristiyan hem de Miisliiman halk yaqardr. Ortak ozellikleri ise yoksulluklzrnydr. $imdi ise burada kritii inqa edilmig yazhkqr evleri yiikselmekte. Orada kag giin kaldrlrmrzr hatrrlamtyorum. Dcirt ya da beq giin olmah. Asla unutmayacafrm tek qey, Hiisnii'ntin konukse-

1'fl H iis

nii' niin evi, B iiy iikg e kme ce

verlifinden gerEekten yorgun dtiqtiigiimiiz... Her gtinkii ortak konumuz Karadeniz veTrabzon'du. Hiisnii, Trabzon'a aqrktr. Kendi iilkesinde yaqarken o brilgeye nostalji duyan bir insana ilk kez rasthyordum. Daha tinceleri bu tiir nostaljinin yalnrzca Yunanistan'da iken bizim tarafimrzdan duyuldu[unu diiqiiniirdiim hep. O bolgeden Yunanistan'a griEen biiyiiklerimizin oykiileri, qarkrlan ve gozyaqlarryla biiyiimiiqtiik, Trabzon'la ilgili her konugma, Hiisnti'niin, "gelecek yazbir kez birlikte Karadeniz'e gitmemiz lazrm!" tinerisiyle son buluyordu. Herqeyi do!ru biEimde gdstermek istiyordu bize. Oradaki festivallere katrlmak, Tonya Eyilalar'r ziyaret etmek gibi. Yalnrzca dilinde miydi, yoksi bir tiir emir miveriyordu bilemeyecefiim ama, her nasrlsa brzi o yaz Karadeniz'e gitme programma katrl-

mamrz konusunda ikna etmiqti. Ote yandan biz de gitmeyi arzu ediyorduk. Trabzon'dan bahsettifinde anlattrfr <iyktilerden onun duydu[u nostaljiyi anhyorduk. Btilgeyi 1960'da terkederek daha iyi bir ya$am umuduyla istanbul' a gelmiq. Qocuklarrna bakamamasrna yol agan, o zamandan giintimiize dek uzanan kentleqme tiim Do[u'yu kaplamrq durumda. istanbul'da ticaretle ve inqaatla ufraqmaya baqlamrq ve kendisini cjzellikle politik alanda sosyal bir konuma getiren ciddi bir parasal varhfa ulaqmrg mi.iteahhitlik yaparak. Onunla birlikte oldufumuz giinlerde btirosunda rastladrfrmrz Eok sayrda politikacr ve meclis iiyesinden anladrk bunu' Trabzon ve gocuklulu ile ilgili olarak, orada tek baqna yagayan yagh bir Rum kadrnmt anlatrdl bize. Kadrn Rus vatandaqt oldufundan niifus defigimi sraslnda orayr terketmeye zorunlu
30

tutulmamtq. Qok zenginmig ve o sava$ yrllannda Trabzon'da bir dul okuak yagadrfr diiqiintiliirse, sanrrlm Ttirk kesiminin himayesi altrnda stirdiiri.ilebilmig yaqamrnr. O donem fanatizm, gok yofundu. igte bu yaqh kadrn Hiisnii'niin di.igtincelerini pek Eok agrdan biraz etkilemiq. O'na eski giinlerden, Karadeniz'deki ttim insanlarm tek bir ortak orijinden geldiklerine dair inancrndan bahsedermiq. Gegmiq yrllarda Htisnti'niin atalannrn dinlerini defigtirdiklerini de sciylemiq. Qok yagh oldufundan Hiisnu'niin ailesinin de yaqadrpr o eski mahalledeki son yrllarrnda oldukqa aciz durumdaymrg. Hiisnti'niin annesi Nazire, bu yaqh, hasta ve aciz Yunanh kadmrn giinliik yemelini hazularmtg, ve rastlantt bu ya, yemefini evine gotiiren kiqi hemen her defasrnda Hiisnii olurmuq. O da onunla oturur, saatler boyunca onun tarihi anlatrlarrnt dinlermiq. Elena, genE Hiisnii'yii anlar ve severmiq. Belki de onun <iyktilerini dinleyen tek kiqi Hi.isnii'ydti. Bu kadrnrn Trabzon'da cjzel arabasr olan tek kiqi oldufunu da bilmekte yarar var' Hi.isnii, Eahqkan insant Allah kadar, belki de daha gok severmiq Sanayicileri ktskantr, onlara grpta edermig. Tembelden netret eclcr kagarmrq. Qahqma ve baqartya koqar, fabrikalar ya da ticart iqletmeler kurma planlarr yaparmry' Ama gok gariptir, tiim planlannda bir Yunan ortakh[r arzusu yer alrrmrq' Yunan ortakhErnt istermiq, giinkii Yunanistan'l sever ve bu yakrnlagmann yalnrzca

igbirlifinden gegti[ine inanrmtg. Bu, onda sabit bir fikir halini
almrq.

Yaqammrn son yrllannda Elena, Nazire'cien halilannt ve kitaphgrndaki kitaplarr almastnt, gi.inkii cilece[i duygusunu taqrdrlrnr sdylemiq. Ancak Nazire gok gururlu ve sadrk bir Mtsliiman

oldulundan ve biraz yemek kargrhfr, yaqh bir kadrnrn evinden hahlarrnr almak ona do[ru gelmedi$inden tineriyi reddetmiq. Yoksa difer komgulart ne derdi? Ote yandan Elena'nm tiim kitaplan Yunanca oldufundan bu kitaplarla ne yapabilirlerdi ki? Bir giin yagh Elena uyanmamrq. Uykusunda <ilmiig. Trab-

3l

fazla etkilemigti. Sanryorum, Elena da Htisnti igin ideal bir kigiydi. En azlndan, onun yaqamrnl ve diiqiince tarz;nr etkiledifi kesindi. istanbul'u onun konukseverlilinin yarattrfr heyecanla terket-

tik. Hiisnii bizi ipsala stntrma kadar gegirmek istedi. Tiirkiye'deyken baqimrza kcjtti bir qey gelmeyecefinden emin olmak istemigti. GiiElii bir qekilde itiraz etmemiz kargrsrnda rsranndan vazgegti. Qok yakrnda, o ay iginde Selanik'te bizi ziyaret edecefine sciz verdi. Doniiq yolumuzda, bize yaklaqrmrna bir derece
olsun karqrhk verebilmek igin, onun konukseverlilinin intikamrnr nasrl alablltriz diye planlar yapttk, fikirler ortaya attlk. Zaman gok gabuk gegti ve bir giin, ertesi giiniin ti[leden sonrasr Selanik'te bizimle olaca[rnr sciyleyen telefonunu aldrk Htisnii'niin. Ertesi sabah erkenden kalktrk. Cumartesiydi. Aynr ak-

Bo!,az'da

zon'dzki tek Huistiyan kilisesi Santa Maria'dan katolik bir rahip gelmiq, oliiyii alarak Trabzon'daki Masatluk Katolik mezarlt[ma gommiiq. Ancak evden Elena'mn cesediyle birlikte kitaplarrnr da almrq. Katolik rahip. Ardrndan Trabzon Belediyesi gelip evi kapatarak miihiirlemiq. Hiisni.i kitaplara Eok iiziilmi.ig ve katolik rahibin tiimiinii aldrfr gerge[ini kabul edememiq hig. $imdi bir siirt Yunan dostu var ve Elena'nm kitaplarrnrn katolik bir rahibin ellerinde olmalarrndansa bizde olmaslnr gok daha anlamh bulmakta. Ofretmenlerimizin yanr srra hepimizin bir de yaqam ofretmeni vardr. Iqte o da, karakteri ve bilgisi ile bizi etkileyen bir tigreticiydi. Elena da Hiisnii iEin ideal bir insandr. Ama bu gergek olmasa bile, eminim o, Hiisnii'niin yaqamnr ve diiqiinme bigimini gok

H ii s nii

Y

unanistan' da arkadaglarr ile

-tJ

)z

grkmrq. Yattrfirnda uyku tutmamrq o da'Madem uyuyamlyorum, neden zaman kaybedeyim' demiq. Bekledifimiz gibi ii[leden sonra gelmek yerine, kalkrp arabasrna binmiq ve cumartesi sabahr Yunanistan'a varmrq.

"Hi.isnii" dedim, "gok iyi yaptrn!" Sevdiklerini cinceden haber vermeden ziyaret etmekten hoqlanryormuq. Bizi de, tiim bu temizlik derdinden kurtarmrq oldu. o giin, kanmrn evi temizlemek gabasrndan neler gekti[imizi anlattrm ona. Qok gtildiik. sevgili dostumuzun gelmesi bizi Eok mutlu krlmtqfi. Pazar giinii, Sumela Manastrn'na gitmeyi planladrk' Rahip Manolis, Hiisnii'yii duymuqtu, tamqmak istedifinden konufumuzu manastrra getirmemiz konusunda lsrar etmiqti. Ama krqtt ve manastrra Erkan daf yolunun karla kapanmrg olabilece[inden korktuk. Rahip Manolis, bize telefonda gok fazla kar olmasrna karqrn yolun agrk oldufunu sciyledi' Ama kar yafarsa, oraya varabilir miydik? Ne yapardrk? 'Sorun ne?' diye sordu Rahip Ma.Gelirsiniz, yine kar bastygsa da, eriyinceye dek manastynolis. da kalrrsrnz.' Manolis de konukseverlik konusunda tutkulu bir adamdr. Onun bu istefini nasrl reddedebilirdik ki? Bdylece arabalar eqlifinde Sumela Manastrn'na do[ru yola
grktrk. Kemenge de yammrzdaydr. Hiisnii, Karadeniz garkrlarr dtqrnda ve kemengesiz miizik sevmezdi' Manastrrda Eok hoq zamur gegirdik. Tiim afaglarkarla kaphydr. Hava kapahydr ve bcilgenin zevkine ne yazlk ki varamadrk. Ama o ne mucizeydi! Manastum tepesinde gdk koca bir daire bigiminde agrktr, hog bir giineg rqrfr

Hiisnii Veria'da arkadaqlart ile
gamHiisntiyanrmrzdaolacaktr.Kanm,hermisafirbekledifimizie trep yaptrEr gibi, tiim evi temizlemek istedi' Evimiz yeterince temizdi. Ama o, yeniden temizli[e kalkrqtr ve biitiin ev Qargamba olan pazarrna dtjndii. Bu, ne zamafi biri bize ziyarete gelse' hep Kahvemizi tir qeydir, hepimiz hem yorulur hem de altiist oluruz' GeleniEer, konu[umuzla ilgili planlanmrzt yaparken, zrl galdr' ve dostumuz ler Athina ve Yotis idi. Onlar da ortak konufumuz
igin yaprlan programlan dert etmiqler' en son programr gortiqmek istemiqler. Aynca baa. iyi fikirleri de varmrq' Kanm' hepimizin Yotis evden grkmasr gerekti[inden, kahvelerini garqabuk igtiler' galdr' Karrm Kuve Athina evden aynlmak iizere kaprdayken, zit

ka, iyice sinirlenmiqti. "Yine kim geldi?" dedi' Gelen Hiisnti'ydti! yola Onceki gece erken yatml$, onun igin de sabah erkenden
34

manastrrn iizerine diiqmiiq gevreyi aydrnlatmaktaydr. Hiisnii ilk olarak yiiksek sesle haykrdr. "sumela Maria mucizesini gosterdi!" onun bu ani tepkisine ve hayranhfrna giildiik. Manolis bizi alulamaktan usanmtyordu. Konulumu zu ve bizi onore ediyordu' Kemenge eqliginde eski halk qarkrlarrnr gok hoq sciyliiyor, konubile fumuz igin dans da ediyordu' Hilsnii colmu$tu. Kulaklan giiliiyordu.
35

q

b6

Manastrdan aynlma zamanr geldi, ama Manolis'le baqa gtkmak zordu. Varia kentindeki evine gitmek zorunda kaldrk. Kanst ve krzlarr bizi bekliyordu. Veria'daki evine koca bir yabancr grup halinde doluqtuk. Krzlanbizi igki ve tathlarla afrrladr. Ama Tiirkiye'den gelen konu[un kim oldufunu anlamadrklanndan tereddiitlii davramyorlardt. Ktzlar sonunda, Tiirkiye'den gelen konufun kim oldufunu Yotis'e sordular. Yotis hep qaka yapar, onlara. Tiirkiyeli konufun hangimiz olabilece[ini diiqiindiiklerini sordu. Rahibin krzlan, Tiirkiyelinin kim oldugunu cifrenmek iEin hepimizi tek tek incelerken, biz susuyorduk. Nihayet bana dcjndiiler ve Ttirkiyeli konuk diye beni g6sterdiler. Hiisnii gok mutluydu. Karadeniz'den gelen Tiirk konuk bendim. O ise Yunanhydr. Krzlarrn bu seqimine hepimiz gi.ildi-ik. Giilmemiz kesildifinde , krzlart neler oldufunu anlamtqtt. Akqam dontiq yolumuzda, Skydra'da Haralampos Kotzavasilollu'nun evini ziyaret etmeyi planladrk. O da, Bafra kcikenli fanatik bir Karadenizliydi. Baqarrh bir sanayicidir. Dimitri'ye; aynr aK$am tiim dost grubumuzun evine gelmesi gerektilini stiylemig. Kotzavasiloflu, diinyanrn en biiyiik salyangoz smai tesisine sahip biri. Coqkulu bir qekilde kargrlandrk. Silahryla konuklanmn geliqini selamladr. Hilsni.i silahrn atrqrna hayran kaldr. Daha sonralan Tonya'ya gittifirnizde, silah atmayl ne denli sevdifini anladrk. Kotzavasiloflu'nun kanst Despina, afulamada kocasryla yarl$tl, Ayruldrfrmrzda, hangisinin daha konuksever oldu[unu
soyleyemedik. Haralampos mu, yoksa karrsr Despina mr?

Hiisnii, Yunanistan'dan ayrrhrken, stcak dostlufumu zdan v e a$nlamamtzdan memnun kalmrqtr. Gelecek Yortu (Paskalya) eqlerimiz ve Eocuklarrmrzla kendisini ziyaret edecefiimiz onayml benden ve Yotis'ten zorla aldr. "istanbul'da birkaq giin kalaca[rz" diyordu, "ardtndan Paskalyayr gegirmek iizere uEakla Trabzon'a gidecefi2." $imdi ona hayr diyebilir misiniz?
31

Bdylece o yrhn paskalyast, iki arabayla, ben, Yotis, eqlerimiz ve gocuklarrmrz, ki bu toplam sekiz kigi demekti, Paskalya tatili igin Ti.irkiye'ye dofru yola grktrk. Qok kalabahlrz gibi herhangi

duk. Perqembe gtini.i Trabzon'a ugak biletlerimiz hazrdt. Cumartesi sabahr Hiisnti'niin tiim bahqesi bize hoEgeldine ha-

bir kagrq teqebbtisii, onu yalmzca krzdrrrdr' Yolculuk giiniimtiz hava yeterince giizeldi, ttim yolculuk zevkli gegti. Arabalarrmrz pe$pele gidiyor, yolda srra defiqiyor-

flW

zrrlanmrqtt. Ocaklarrn altlarr yakrlmrE, etler krzarryordu. Video da, kemengeli bir grup Karadeniz dansqrst da oradaydr. Bizi btiyiik bir parti bekliyordu. E[er her qeyi bir gtinde yapmrEsa, bu partinin dtizenlenmesi konusunda ona hayran olmak gerek' Etlere bakryor, videoyla ve dansgrlarla ilgileniyordu. Akqam geg saatlerde parti son buldu, hava oldukga serinledi[i igin eve girdik ve ellencemiz yatana dek harika geleneksel halk garkrlarryla devam etti. Belli bir vakit gelince de yattrk. Ertesi gtin Pazardt ve

Bursa'yr z\yaret etmek igin Yalova'ya gitmeye karar verdik' qiinkii Hiisnti Yunanistan'dayken Yotis'in karrsr Atena'ya, kendisini annesinin doldulu kiiy Sigit'e ve babasrmn doldulu nahiye Demirtaq'a gdttiriicefine sciz vermiqti. Hava oldukga giizel ve giinegliydi. Foto[raf makinelerimizle Kartal'a, oradan da gemiyle Yalova'ya gitmek iizere yola g*tft' Hiisnti, ktiEiik ollu ve karrsr Mesure ile bizimleydi. Bolaz Kdprlisii'nii gegtik ve dtinyanrn en giizel yerlerinden biri olan BoB o$az !az' tn giizelliklerine hayran kaldrk. Ayasofya' ya bayrldrk' Eski adr KalKripriisti'niin sonuna gelmiqtik, artrk Asya'daydrk. kedon (Chdkidon) olan Kadrktiy'den geqerek, Kartal kryrsrndaki gemi terminaline yaklaqtrk. Yalova yolumuz krsaydr' Bir yanda uzaktaki adalan gtirebiliyorduk' Gemideyken, Athina, gezimizle ilgili resimler gekmek istedi ve Hiisnii'den, kansr ve olluyla birlikte poz vermesini istedi. Mesure'nin ciddi bigimde hasta oldulunu biliyorduk. Bunu bize hem Htisnii hem de kendisi stiylemiqti. Bundan dolayr da Athina, bu hoq gezinin amsr olsun diye

Hiisnii kanst ve kiigiik o{lu ile

onlann ailece foto[raflarrnr gekmek isternigti. Aynca ktitti bir $ey olursa, Hiisnii'de karrsrnrn bir resmi kalacaktt. Yalova'ya vardrfrmrzda, Hiisnii bizi Qiftlik denilen bir yere gtitiirdii. "Buradaki tiim insanlar" dedi, "Tonya kdkenlidir'" Orada terzinin evini ziyarer etrik. Kansr hepimize siirpriz oldu. Bizi
39

38

lehgesiyle konuqan yaqh bit $aErtacak derecede akrcr bir Pontus kadrndr bu. Hiisnii'y e zaman zaman, "Eh Hiisnii, bu insanlan da nereden buldun?" diYe soruYordu. yaqh kadrnt dinlediklerini ve onunla Pontus

Qocuklarrmrzrn

lehgesinde konuqmaya Eahqtrklarrnr

btyiik bir sevingle farkettik.

Yanrtlannrn ne olaca[rnr merak ederek kadrna bazr sorular sordular. Ote yandan yaqh kacln da, gocuklammrzrn dilini konuqtuklarr-

ntduyuncaqokqaqrrdr.Buyabancrlannonunkoyiiniindilinikonuqmalannasrlmi.imkiinolabilirdi?HemenHiisnii'yedcinerek .,Hiisnii, bu insanlar mr bizden, yoksa biz mi onlardantz?" sordu: Hiisnii de ona, "Senin fikrin ne?" diye sordu. "sanlnm onlar biz-

X
*r *{
>,
q

den''diyeyanrtladrkadrn.Kiminkimdenoldulununneijnemi olabilirdi kil Belki de yagh kadnrn kafasrnda bizlerin onlardan olabilece[imiz diiEi_incesi daha onurlandrrrcr bir qeydi. oyle olsun! Qocuklar vebtz, bize sdylediklerinin dogru oldufunu onayladk, yagh kadrnr duyduklarr oldukEa memnun etti' Daha sonra qarbize, trafik kazasrnda olen bir gocufuyla ilgili htiziin dolu bir

q

bo

gozkr sciyledi. Ama soylerken gozleri yaqlarla doldu, kocasr da' lerinden sorunu oldulundan allamasr gerektigi iEin onu durdurdu. O$e oldufundan Yalova'ya dofru yola Erktrk' Yolda' terzinin yaqh kansrnr diiqi.indiik. Yalova'dan sahilde Trabzonlu bir headama ait bahk lokantasma gittik. Bahklar Eok lezzetliydi, men soffa Athina'nrn annesinin do[um yeri olan Sigit'e dogru yola Erktrk. Sahil kesimi gok giizeldi ve yolculu[umuzu harita rehberlifinde yapryorduk. Ama yolumuz iizerinde Sigit yoktu' Biiyiik bir hayal krnkhfr iginde Sigit yokl diye bagriqmayahaSizrrlanryordu ki, yol d<jndii ve aqafrda kryrda o harika koyii'

git'i

gdrdtik.

Stgit, Mudanya'nrn 4 km' drqrnda derin bir ktirfezde yer ah-

yordu.Resimgibibirkoydii.Taxiarcheskilisesiharaphalde'9atru da, denizden itibaren tiim kdy alantnt kaplayan yeqilliklerle

4l

cirttilmiiqtti. Bu kilise, geg Do[u Hrristiyan ddneminin en onemli anrtlanndan biri. Eski ddnemlerde bu kdy, her yer incir afaglarryla dolu oldulundan ve Yunancada Siko incir anlamma geldifinden Siki diye adlandrrrlmrq. Kilisenin gimdiki sahibi burayt tavuklarr igin mekan ve depo olarak kullanmakta. Sigit'in gimdiki yerleEik halkr Girit adasrndan ve Makedonya'dan gelenler' Tarihin eski ve o zengin ddnemlerinde, bu k<iyle ilgili olarak, kilisenin giriqinde ytikselen kiigiik bir saraydan bahsedilmekte' Tiim bayramlar ve kutlamalar burada yaprlrrmrq. Niifus deliqimi tincesi, sekiz smrflrk bir okullan olan 2000 Hrristiyan yaqamaktaymry bu ktiyde.

yahalini almrg. Daha sonra Apameia adrnt alan eski Myrleia'run nmdakurulmuq'Apamenia'dakiHrristiyankilisesigokeskiolup olmug' 1. yiizyrlda inqa edilmiq. Theofilos, onun ilk piskoposu

i

t, . :. n'-Jt.ffi} j___-.,:ff"fl t{lg (Zlj:j, I
A

r,

t, n' n L. ,..tt- pL"t 2?, (..,Il'*rii h.idr'i5.ii (; Iti*fi /),r",.o j.l ' I !) (at; - a(;'.*' '" :'. ['--':"*. /)'*,.o j-r , t{) (' ' -,.1:" 'i-:' f'*' , . "' ",.'',',' t lttt#i
o''{.ditt"9",,.,, lnionl*u crF giAecs ul'ot'uL'i'^o-' o''looL'dos' 11Aecs ul,ot'uL'i'^"'"

.

,.

.,;'.

Bursa metropoliti Doretheos Mamelis'in ve o zorlu 1920 yrhnda patriklik yapan Konstantin Arapo$lu'nun dolum yerleri Sigit'tir. Arapollu, niifus deliqimi srasmda buradan ayrrlmak zorunda kalmtg.

"4

^{o'^''f

Metropolit Dorotheus'un ktjr olan kardegi Apostolos Mamelis, vatant Sigit' le ilgili tinlti. qarktlarrm stiylermiq. Girit kiikenli bazr Tiirk kadrnlarla konuqtuk. Eski Hristiyan dcinemde Sigit'te yagamlg olan yaqh bir adamla da taruEma mutlulu[unu tattrk. Bize kdyiin her yerini gezdirdi. Bir evin bahqesinde Giritli kadurlar, gahqrp dedikodu yapryorlardr. BahEe, eski kiliselerden alnma mermer pargalarryla doluydu. Sigi kdyiitiiin
adr artrk Sigit'ti.

- r:"Tr;'),0-.^^,.,.,'li -J.!..0'm, .;." *,, ;' .-') - :il :,.'":'in'';l-::: ; i t'j,{*;' "r".^ 2!, .'.l"lr,'r'''''c,'r'''-n',.0.fi B.y)* o. ii";. n'wfo:' /: .j".-ro o'- I {^tY

tr.*,(lrl:f'{

9,1

fi

'Jl Ti,c.-'Gr'r!,, '-- \^,^^.-o.o.-f-,n

tI

t^o

ll

.

i/'t,l

'

Sigit'ten bir dolu am ve izlenimle ayrrldrk' Ddntiq yolumuzda, Mudanya'da kahve iEtik. Burasl gene Hiisnii'niin memleketlisi bir adama aitti. O zaman, 1950'li ve 60'h yrllarda kdylerinden kopup yakrndaki biiyiik kentlere gtigen insanlarla Tiirkiye'nin ne denli kentleqtigini farkettim. Ttim Do!u, qanslanm biiytik kentlerde arayan gengler yiiziinden boqalmrqtr. Pek qolu hdl6 denemeyi siirdtirmekte. Qok azr muratlanna erdi. Hiisnii de onlardan biriydi. Kentleqme hakkrnda konuqa konuga Mudanya'ya vardrk' Mudanya kazast, 1870'deki biiyiik yangrndan sonra gimdiki
42

Trabzon Santa Maria Helena Lazareva'ntn iiliimiine iliEkin yeralan belge: 'l Katotik Kilisesindeki \lAm Kayt Defterinde ORTODOKS 1965' 461. LAZAREVA HELENA, RT]M

yiltnda, 23 $ubat giinii saat 16'15'te Ortodoks bayan iilmiigtiir ( ntuhtemelen 90 yasr'n.io,onrrno ba{h Rum giimiilmiiEtiir ve bu da?).24 $ubat tarihiniti Latin MezarhPma kavfi onun ve tarih adtna yaptlmtEfir' imza"

Tannntn

1965

+J

A'

Osmanh gelip Apamenia'yr tiimiiyle yerle bir edince, yerleqik halkr biraz daha batrya gidip Mudanya'yr kurmuq. Mudanya'da, 1900 yrhnda 1200 Tiirk, 3.500 Hrristiyan yaqamaktaydr. Merkezi adnt Aziz (Saint) George'dan almrqtr. Ayrrca Aziz (Saint) Theodora adh bir kilisesi daha vardr.

Mudanya limanr, Kios (Gemlik) Limanr gibi, iilkelerini
1922'de terketmek zorunda brrakrlan miiltecilerin dramma sahne olmuqtu. O bdlgenin tiim Hrristiyan niifusu, grlgrnlar gibi bu limanlarda toplanmrq, bu denli Eok insanr alamayacak denli az sayrda gemiye bindirilmigti. Mudanya yakmmda biraz daha yiiksekte, Arnavutkdy kriyii yer almaktadrr. Burasr da, Bursa ve Mudanyalr zengin Hrristiyan ailelerin yaz tatlllerini gegirdikleri bir

kriydii. Kahvelerimizi iEtikten sonra, Bursa'ya dopru hemen yola grktrk. Bursa'dan 10 km. kadar rince solda Demirtaq kciyii vardrr. Burasr tanmmr$ bir Hrristiyan kriyii olup, Athina'nrn babasr da burada dofmuq. Burasr garip bir yol sistem olan bir koy. $imdiki halkr, Selanik yakrnrndaki Langa'dan gelen Tiirkler. Athina, babasrnm kendisine anlattrklanna dayanarak koyiin gegmesini ve 1922'den onceki dcinemde yaprlmrq cjnemli binalan buldu. Demirtaq'tan ayrrldrktan krsa bir zaman sonra Bursa'ya vardrk. Bursa, Bithynia'nrn en btiyiik kentiymiq. Bithynia dcineminde insanlar barbar olup M.S. 2. yijzy:/rda Yunan ktiltiiriinii benimsemiq. Bithynia'nrn son krah Nikomidis, kralhfrnr Romahlara vermiq. Onunla da Prussioi hanedanr son bulmug. 1. ytizyrldan itibaren Hrristiyanhk burada o denli hrzla yaylmrq ki, Romah vali Plinios Junior. imptrator Trayanos'a gaqkrnhk iginde Hrristiyanlann Bithynia'nrn her kciqesinde mantar gibi

s
o\

\

bittifini soylemiq. ilk piskoposlar
44

Alexancler ve Patrikios Eehit diiEmiiqler. Bursa bolgesi Nikomedia (izmit) merkezine baflrymrq. 1087'den sonra

Bursa, Theupolis (Alanqehir) adryla bagkent (merkez) olup, sonralan Prusa (Bursa) adrna almrq. Bu metropolde, 28'000 Hrristiyan, 24 kilise, 9 gapel, 5 manastr ve 22 ayazma varml$' Bursa iginde, iig kiliselik mahallede 5.000 Hrristiyan yaqamaktaymtq'

En eskileri surlarrn drgrnda, Demirkapr'daki Pamegiston Taxiarchon'muq. Sultan Orhan, Bursa'yt devletin baqkenti yaparak, Hrristiyanlara kalenin drqrnda ya$ama izni vermiq. Demirkapr Hrristiyanlarr, TiirkEe konuquyormuq. Dernirkapr ve Kayabaqr arasrndak Yahudi mahallesi varmlq. Kayabaqr'nda da Apostoles Kilise-

si yer almaktaym4. Metropol katedrali, din bilgini Aziz John'un kilisesi olup, Bahkpazarlndabir tepede yer almaktaydr. 1873'de bi.iyiik bir deprem ve yangm Bursa'yr, camilere ve kiliselere hasar verdiyse de her gey daha da gi.izel olarak yeniden inqa edilmig. Bursa'daki Hrristiyan kciylerinde Ttirkqe konuqulmasma
karqrn, Yunanca

efitim veren okullarr da varmrg' Bursa'daki Ulu Camii oldukga iinliidiir. Beyaz mermerden yaprlmrq olup sanatsal bir qadrrvan iginde ortada yer almaktadrr' Eqlerimiz Bursa grkrqrnda uzun zaman geEirdiler' Bursa, Tiirkiye,nin tekstil merkezi olup <izellikle havlulafl ve banyo dokumalarryla tanmmaktadr. Boylece hepimiz Biiyiikgekmece' ye gece geE saatlerde mutluluk iginde dtindiik ve yattrk' Mudanya'da bir kez daha Hiisnii'yle birlikte olmuqtum' Salyangoz igleyecek bir fabrika kurmak amacryla uygun bir yer anyordu. Bu projeyi, Skydra'h arkadaqr Haralambos Kotzavasilo!lu ile birlikte gergekleqtirmek istiyordu. Aradr[r sulak bir alandr. Bir kez daha hayrankkla izledi[imiz Sigit'ten yine geEtik' Sigit'in batrya do!ru d6rt kilometre ilerisinde Trigleia kciyti yeralmakta. Burada Yunanistan'da Chalkidiki'ye giderken Yeni Trigleia'dan kaE kere gegmigtik! iqte qimdi de eskisi kargtmtzda' Trigleia'nrn iinlii iki manastrrl valmr$. Aziz Pamvasilissa ve Honolakos'lu Aziz Stefanos manastrrla.. izmirli Piskopos
Chrysostomos dofmuq Trigleia'da.

izmir'i terketmek istememig

Bursa / Aya Grigori Theolog Kilisesi, ytktldt

46

ama halk kitleleri kente girdiginde,1922 yrhnda kentin caddesin-

de korkunE bir qekilde tilmiiq. Bu oykilyii Hi.isnti'ye anlattr[rmda inanamadr. Savaq ne denli kotiiliiklere sahne oluyor' 1920'den cince Trigleia,da 6000 Hrristiyan ve yalnrzca 150 Ttirk yagamaktaymlg. Okullan varmlg ve zeytin iiretimi agrsmdan oldukEa zen-

ginlermiq. Pantovasilissa, Aziz George Kyparissiotis, Aziz George "aqa[r", Din bilgini AzizJohn, Maria'nrn Oltimti, AzizDtmitn ve Aziz Vassili gibi gok sayrda kitise de bulunmaktaymrq burada. Eski Aziz Sref,anos Kilisesi. l66l'den sonra camiye ddniiqtiirtilmiig. Hiisnti, Yunan tarihine hayrandr, ama qimdi duyduklan, onun daha once bitdiklerinin Eok daha citesindeydi. Hayranhkla, 'ne de Eok saytda efendi yagryormug burada' derdi' Yalova'daki termal banyolan gegtik. Bu banyolar ta eski donemlerden beri buradaymrq. su burada Eok boldur ve oldukEa turistik bir yerdir. Yine burada herhangi bir sanayi tesisinin diiqiincesine bile engel olunmuq. Eskr donemlerdeki adr Elenupolis'miq yalova'nrn. Ni_ifus defiqiminden cince istanbul'dan fakir Yahudiler gelmiq buraya. Bugiin en iyi miiqteriler Araplar. Yalova'dan sonra Kuri gelmekte. Burada 310 Hrristiyan aile ya;arm$. Kadtnlan, bizim de gocuklulumuzdan' burada Yunanistan'claki mahallelerinden antmsadtltmtz Tiirk usulti qalvarlar giyerlermig. o srada Kalamaria'h Zambetoflu ailesini ve ressam arkadaqrm Andreas Zambeto[lu'nu anlmsadtm. Bu aile Yunanistan'a, Kuri'den gelmiqti. Bu btilgede, eski dcinemlerde bir kahin
varmlg. Mitolojide, Argonautes'in bu kahine Karadeniz'e yapacaklan gezi ile ilgili bir grirtiqte bulunmasrnr istedifi soylenir. Kuri'de iki kilise valmr$. Aziz Prodromos John ve T'axlarchis Michael' Aynr giin Kios'a (Gemlik) da gittik. Burada ntifus 8'000 imiE,

7.500'ii Hrristiyanmrq. Burasr qimdi liman ve yolun ticaretiyle biiyiik bir kent goriiniimiinde. Burada iig kilise ve iki manastrr bulunmaktaymrq. Bugiin yalnrzca camiye ddniiqen odigitria Kilisesi var.

48

bir yer bulamadrk' $u ana kadar salyangoz tesisi igin uygun Tesis alanr hem sulak hem de ulaqrm agrsndan iglek olmah. Sevkiyat kolayhlr olmasr zorunlu. Yine de daha zam-ammrz vardt, biz de ilerledik. Eski Kyzikos'un biraz dopusunda yer alan Panormos'a (Bandrma) geldik. Panormos adr iki stjzciikten Panos ve ormos'dan (Panos K6rfezi) oluqmuq. Eskiden buraya stiriilerini getirirmiq gobanlar. Biilge bir kent haline ddni.iqttifiinde, adrna Panormos demiqler. oysa burasr uzun ytizyrllar sakin, ki.iEiik ve dnemsiz bir
ktiymiiq. osmanhlar Panormos'a geldiklerinde, Ala ve kadrlarrnl getilmiqler. Bursa'dan da bir miiftii gelmiq. 1875 yrhnda, bu dnemsiz koy yanarak tiimiiyle harap olmuq' Niifus 5000,e varml$ ve kent konseyinde bir Ermeni ve bir Yunanh yer almrq. Btitiin evler ahqap oldufundan burada pek gok kez yangm grkmrq. Evler bir, iki hatta tig kathymrq' Yalntzca
mahzenler ta$tanml$. ml$ ve otuz yrl iginde niifus 30.000'e ulaqm$. Niifusun tigte birini oluqturan Hrristiyanlarrn kendilerine ait mahalleleri de varml$. Theotokos, Aziz Dimitrios ve Aziz George adh iig kilise de Panarmos'taymrq. okulda ise 900 gocuk ve 80 bebek bulunmaktaymrq. Bandrrma (Panormas) ile istanbul arasrnda srkr bir ticaret
sciz konusu ise de direkt baglantrlar

\
4 4 4

B

YangurlardanSoma,okiigtikeskiktiy,giderekkenthalinial-

s .p

gofu kez Avrupa limanlany-

la imiq.

Eski Kyzikos harabelerinden l0 km. mesafede Athaki yer oImakta. Buradan giden Kalamaria'h i.inlii qairimiz Polyniki Georgala'yr nasrl unutabiliriz? Kyzikos piskoposunun kiirsiisii varmrq burada. Eski bir ktiprii birleqtiriyormuq iki yakayr, ama gofu kez frrtrna yiiztinden sular altrnda kalmrq. Eski dcjnemlerde bu kopri.iyti Berci Tiirkleri koruyor, yolculardan bahqig ahyorlarmrq. Koca tiirbanlan ve lasa galvarlanyla

es?l K6T$pHS}JES:
!s-s--Y

51

"8" :''i*r,,{:,f, Y

X

s
a
oo .F

zeybekler gibi giyinirlermiq. Onderleri Derven Afa'ymrq' Koyu tenli olup bir haltya otururmul. NcibetEilerden biri yolcuya yaklaqrr, mendilini aEarmrq. Yolcu da, ndbetgi kendisini "U!ur ola!" derken, mendile birkag giimiiq para brrakrmtq. Bu k<ipriiden, arkadaglanyla Bandrrma'ya gelen Kyzikos piskoposu da geEmiq. Aziz Nikolas Kilisesi katedralmiq. Burada ayrrca Aziz Theodors Kilisesi de yer almaktaymtq. Bir devlet okulu, krz okulu ve gocuklar igin bir okul da e$itim vermekteymig. Artaki'de denizde seyreden 60 teknenin yalnrzca biri Tiirklere ait olup, onun bile personeli Rummuq. Artaki'den aynldrktan sonra, eskiden Hrristiyan kciyleri olan Roda ve Gonia'ya rastladrk. Chalkidiki'ye giderken, Yeni Roda ve Yeni Gonia tabelalannr kimbilir kag kez gcirmiiqiizdilr? Hiisnii ile yaptrlrmrz ara$tilmalar srasrnda Michaniona'ya da gittik. Ug iinlii kilisesi; Aziz Nikolaus ve Aziz George Kavalaris ile Michaniona karqrmrzdaydr. Sahilde bir manastr olan Panagia Kilisesi yer almaktaydr. Bu manastarm festivali, Michaniona ve Peramos Huistiyanlannca ortak olarak kutlamrmrg. Bu festivallerde, Michaniona ve Peramos gengleri arasrnda yanqmalarla halka oyunlarr da oynanrmlg. Michaniona'nrn yukansrnda Dafni'li Aziz George Manastrr da yer almaktaymrq. Tcirelerde, burantn ilk sakinlerinin Girit Adasr'ndaki Chanea' dan geldikleri belirtilmekteymiq. Afialarrn baskrsryla burada kalamamrqlzr. Yeni k<iylerinin adrnr da, ne Girit'in Chania'slnt ne de orada gektiklerini bir daha hatrrlamayacak Michania koymuqlar. Yrllar zarfrnda adr Michaniona olmuq. Ug kilisesi ve onbir qapelli Peramos, qimdi fakir bir k<iy. Unlti Feneromeni festivallerine ve istanbul'dan gelen ziynetgllere tanft olduk. Festivaller 15 A[ustos'ta baglar, ay sonunda biter. En <inemli gnn 23 Alustos'tur. Bu manastr, Peramos'dan birbuguk
saat uzakhktadrr.

53

{,,,1ffi'

iiil,

:;ffi" ffi l*! si

' ['!t I'|fl n* .

l'r*'un -: lEr

h
Gl

(\t

o\

's

,t

\

*
,\a

tr

e

-

jil

\3

Bakire Maria'nrn Olilmii'niin dokuz gtinliik yrldciniimiiydii bu festival. Dcintig yolumuzda Katrrh adh bir kciyiin aErk sahiline hayran kaldrm. Ana babasr bu kiiyden gelme Selanik'in Yeni Katrrh'srndan Heraklis adh arkadaqrmr anrmsadrm. Katrrh'da iki kilisenin, Aziz lokn ve Santa Paraskevi'nin kahntrlan hAl6 mevcut. Eskiden burada 150 Huistiyan ailesi yaqamakta olup, denizcilikle, ticaretle ve krjmi.ir iiretimiyle u[raqrrlarmrq. Ayrrca, civardaki daglardan istanbul'da zengin evlerine satrlmak izere tuz getirirlermiq.

F

Tiim yol boyunca Hiisnii'yle pek gok kez tartrgtrk. Stirekli olarak Karadeniz, Trabzon hakkrnda konuquyor, bir giin Tiirkiye ve Yunanistan'm omuz omuza gafdaqlagma ve ilerleme yolunda birlikte yiiriiyecefine iliqkin hayallerinden bahsediyordu.'Politikacilanmrz yeterince akrlh olabilselerdi' diyordu, 'bunun yalnrzca en iyi griziim delil, aynr zamanda tek gciziim oldu[unu da gciriirlerdi?' Bursa'dan istanbul'a ddndtifiimtizde, dinlenmek iEin bir tek Pazartesimiz vardr. Sah sabahr, istanbul'dan o Eok sevdi[imiz Trabzon'a ugacaktrk. Karrm ve gocuklanm iginse, tiim yaqamlarr boyunca duyduklarr bir kente ilk ziyaretleri olacaktr. Ben, Trabzon'da gok defa bulunmuqtum, Yotis ve karrsr da bu kenti daha cince ziyaret etmiqlerdi. Hepimiz etkilenmiqtik. istanbul'dan kalkan uEakla Ankara'ya geldik. Burada Trabzon'a giden bir baqka uga[a binmek zorundaydrk. Ttim yol birbuguk saat tuttu. Ugak Karadeniz kryrlarrna vardr[nda btaz algaldr ve sahile paralel ugmaya baqladr. Sahilin giizellifine ve karadaki yeqil tonlarrna hayran olduk. Ktiyleri, kentleri saymaya baqladrk. Ne giizellikti o! Denizin altr, salrmrzdaki nefes sahil, o yiiksek Karadeniz daflarrnrn karla kaph ig kesimleri. Ne gcirkemli daflardr! Tepelerde kurulu tablo gtiriiniimlii Giresun'un ve ardmdan Tirebolu'nun iizerinden gegtik. Artrk Akgabat admt taqryan Platana'nn yakrnlanndaydrk. Ah, Tannm Trabzon ertrk
57

q3 13

L

q

t
a
'b"g'{

;bYi

Id

T

t\
F

o\

,\ q i',,C X jil '= {iq i li,l -i lLrr'
I "',i

if , :il li' t'H

{-q

4
aJ

i^s ,\
' Ja' 't

iiu

,

=

Y
11

"/\

F \

/v

giiriiliiyordu! Ana babalarlmrzrn dolum yeri olan Kommeni'nin merkezi iizerinde;'dik qimdi. Manzara hepimizi etkilemigti. Giineq de goriiniime yardrmcr oluyordu, yalmurlu iklimi olan bu bolgede giineq rqrklan adeta bir armalan. Kanm Kuka'nm uga[n penceresinden bakarak a$adrfrnr gciriiyorum. Hiisnii'ye "iyi ki Kuka ile birlikte Kars'a gitmedik" diyorum. "Burada b<iyle a!larsa, babasrnrn memleketi Kars'a gitseydi ne yapacaktr?" Bu espriye hepimiz giildiik, uEa[rmrz artft Trabzon havaalantna inmek tizereydi. Buradaki eski giinlerden bahsederken adt ana babamrzrn, dede ve ninelerimizin dudaklanndan hig diiqmeyen sevgili kentimiz Trabzon. Ziyaret etmiq olsun olmasrn soylan buradan gelen insanlar burayr hep sever. Nerede dofmug olursak olahm, Trabzon tiimiimiiziin riiyalarrndaki anavatanr olmuqtur daima.

ayrrhklar konusunda konuqmak, yeni tehlikelere yol agacak dtiqmanhk ve cepheleqmeye neden olabilirdi. Bu taraf, ya da di$er taraf, yeni yarallar agacak bir intikam almaya ytinelebilirdi. Ttirkiye'nin yansl ya da daha fazlasr, Bizansh Hristiyanlarrn kcikeninden gelme diyordu Hiisnii. Ozellikle, Karadeniz'deki do[dufum yerlere bakacak olursak, Asyahlar kimdir diye araqtrrmak gerek. Benim iqin ilging olan, bir kag yrl sonra, rahmetli Ozal'rn hemen hemen aynr qeyleri stiylemesi. Kiigiik Asya'daki msanlar
oranln

yerlileridir. Bu insanlar Osman Beyle birlikte Orta Asya'dan gelmiq insanlar olamazdr, biraz olsun konuqulan dile kulak verirse. Dolayrsryla diyordu Htisnii, bizler kardeqiz.

Biz her ikimiz de Bizans'tn iiriinleriyiz. Siz kitaplannrzda
atalarrnrzm zorla Miisliiman olduklarnl yazlyorsunuz, bizim ki-

Trabzon'da bir hafta kadar kalacaktrk ve Paskalya'yr burada kutlayacaktrk. Tiim bu giinler boyunca Hiisnii'ntn bizler igin neler yaptr[rnr ve kaE insanla tanrqtrfrmrzr hatrrlamak ve aktarabilmek dofrusu gok gtig. Gitmedigimiz yerleri yazsam daha kolay olacak sanki. Her giin bir program.insanr tiiketen bir program. Hi.isni.i, her qeyi gcirmemizi, buradaki herkesle tamqmamzt istiyordu. Zamantn yetiqmeyecegi gerginlifi igindeydi. Tiim Trabzon'u gcirmek, ardrndan Tonya'ya ve Gtimiighane'ye gitmek zorundaydrk. Hiisnti, Giimiiqhane'ye gitmemiz konusunda pek istekli defildi, ancak bu egim Kuka'mn bir arzusuydu. "Giimtiqhane'de ne gorecefiz ki?" diye sordu Hiisnii,"Yalnrzca taqlar, kayalar var orada!" Ancak Kuka gitmekte rsrar etti, giinkii kayrnvalidesi orada dofmugtu ve bu ziyaretiyle onu onurlandrmak istiyordu. O giin Hilsnti ile neler konuqmadrk ki! En sevdifi konu ve arnacr, iki ulusun birbiriyle yakrnlaqmasrydr. Tiimi.imiiz Ti.irkiye ve Yunanistan halklarrmn kaderinin, bu iqbirlifi ve yakrnlaqmadan gegtifi konusunda hemfikirdik. Daima gegmiq ve gegmiqteki 60

taplanmrzda ise, o insanlarm Bizans despotizmi ve zulmiinden kagarak gergek islam inancrnm takipgileri olduklart yazmakta. ister senin, ister bizim kitaplarrmrzrn s<iyledigi gekilde olsun, gerEekte ne fark var ki, her iki taraf igin de go[umuzun damarlannda aynr kan akmakta. Hiisnii, "yarln, eski Olimp tanrrlanna inanan bir milyon eski Yunanh dirilse ve size zorla Hrristiyan ol dulunuz igin vatan haini olacalurrzr stiylerse, ne olacak? Bu sizin o eski Yunanhlarla kardeq olmadrlrnrz anlamrna mt gelecek?" diye sordu. Dediklerini kabul etmek zorunda kaldrm, Eiinkii biiyiik tutku ile stiyledikleri bana do[ru geldi. $iiphesiz bir baqka agrdan onunla hemfikirdim. Uluslararasr ideallerle donanmrq ve rrkErhfa karqr birisi olarak ben, di[er taraf ttimiiyle Orta Asyah olsa bile, iki halk arasrndaki iqbirlifinden yanaydrm. Hilsnii' niin uluslararasr anlamda diiqiinmedifini gcirebiliyordum. O, iki halk arasndaki rrksal baldan, akrabahktan yola grkryordu. Yunanhlarr ve Tiirklerin aynr ailenin Eocuklan olarak gcirtiyor ve bu aileyi gok seviyor, cinemli buluyordu. Bu bana biraz rrkgr tutum gibi geliyordu. Diler halklarla ilgili konuqmuyor, onlar ara-

6l

Tiirklerle ve Yusmdaki iqbirligi ile de etkilenmiyordu' Yalnrzca da ortak ktjkenden nanhlarla ilgilenmekteydi' insan, iki halkrn gdre, bu gergefi oldu[trnu nasrl anlatabilirdi onlara. Hiisnii'ye tiim diinyanrn gelecebir kez anlasalar, iqbirlifine girecekler ve

lini

idealleri ta$rmama anlamama ve tilm dtinya halklan igin aynr bu gibi sorunlarla bokarqrn, Hiisnii'yle hemfikirdim' Kafasmda

kolayhkla ellerinde tutabileceklerdi' Htisni.i'niin yalntzca Yunanistan ve Tiirkiye ile

qi oldulumuzu unutmamasnt, bizi dert etmeyip igleriyle ufraqmasrnl, daha tjnce tek baqrna Trabzon'da pek gok kez bulundugerek olmadr[rnr soyledim fumdan, daima yanrmrzda olmasina kendisine. Trabzon'un gdriilmeye de[er tiim yerlerini yarumrzda o olmadan gezebilirdik. Remzi de bizi destekledi ve gerektilinde bizimle birlikte olacalrnr stiyledi. .,Hiisnii gitsin, o Beyhuzur. Bizimle birlikte olRemzi bize; mazsa, daha iyi bir giin gegfitriz" dedi' "Beyhuzur nedir?" diye sordu[umuzda giilerek beyhuzur siizciifiiniin anlamrnr agrklama-

ilgilendilini

guqat ve tartrqmah bir tarihi geqmiqe sahip iki ulusun agaia bdylesi hayalleri olan Hiisnti gibi bir adamm' bir sonraki

yaran adr-

madatiiminsanlarrndostlufuidealinikabullenmesikolayolacaktr bana gdre. geng krzlarr ve Trabzon'da kaldrlrmrz stire boyunca' Trabzonlu "Bu denli srcak ve o$anlan bize mutluluk iqinde gtisteriyor ve' gcirsif, esti yunan heykellerini andran bu genE y:l'zler gibisini Asya tipi tjzellikdiiniiz mii hiE" diye soruyordu' Zaman zamarn da di[erleri!" ler taqryan birini gcirdiifiimtizde "iqte bakrn' bunlar gelen Asya kijkenli derdi. Hiisnti iEin diferleri, Osman Bey'le "YuTiirklerin soyundan olanlardr' Daha sonra giilerek eklerdi; Yunanh nanistan' da Yunanltlarn arasmda yaqayan kendilerinin biliyor muoldufuna inanan kaE Asya tipine sahip insan gdrdiim Htisnii'ye ait.bu sunuz?" Tiim bir ya$amm felsefesini oluqturan' g<isterebiligdrtiqlere insan nasrl karqr grkabilirdi' Binlerce ornek

Bu teorilerini bize agftlamak igin hiEbir firsatr kagrrmadr'

ya gahgtr. "$imdi, diyelim bir adam huzurlu defil, her giin' bu durumdaise, o, yani Htisnii Beyhuzur'dur'" Bciylece beyhuzur sdzctifitintln anlamrnr cifrenmig olduk ve Hiisnti igin gok uygun bir lakap oldu[unu diiqiindiik. Remzi ile birlikte, AzizBvgenios'u (Yeni Cuma Camisi)' Yotis'in babasrmn evini, annesi Rosa'nrn okulunu ve evini ziyaret ettik. $imdiki sakinleri bize, o btilgede yol yaprmr oldufunu' evin yrkrlacalrnr s<iylediler. BirkaE resim ve bir kapr tokmalr'
her iki evin hatrasr oldu.

yordu. once hig olTrabzon'dakr giinlerimiz silresince, Hiisnii daha ara gdziilmesi madr[r kadar gergindi' Birliktelifimiz srasmda' o bizimle gegerekep.pek Eok iq somnu da oldufunu ve bu siireyi girm"t istedi[ini anlamrqtrm' Giinliik programlmrz gok doluydu' igin bio, konuklannrn kendini iyi hissetmelerini saftamak
ama

zimle olmasr gerektilini diiqiiniiyordu' Tiim arkadaqlarryla trk,birtanesideRemzi'ydi.Hiisnii'yiirahatlatmzrkiEin,sekizki-

tantq-

O giin, gevreyi yayan dolaqmaktan gok yorgun dtigtiik' Ortahisar'a gittik. Safrmrzda, adr qimdi Biiyiik Fatih Camisi olan cheysokefanos Kilisesi vardr. Yamnda kiigtik iskemleleri drqarda bulunanbirkahvehaneyeralmaktaydr.Yalnrzcaerkeklerburada oturup Eaylannr igiyorlardr. Ortalarda hig kadrn gdriinmiiyordu' Bizim geldifimizi gdrdiiklerinde, tiimii ayafa kalkrp bizi selamladr ve iskemlelerini verdiler. Belki de o kahvehanede kadrnlar ilk kez oturuyordu. Bu kahvenin Eo[u konu[u Tonyahydl: Remzi onlarahemqehrileriHtisnii'niinYunanlrarkadaqlarroldufumuzu sriyledi. Bu haberden sonra herkes bizi selamlamak igin srraya girdi. Akrcr bir Pontus lehgesiyle konugan gok sayrda genqle orada karqrlaqmak bizim iEin siirpriz oldu' Gengler gocuklanmrzr O[le utrp urattagtr. Biz de Remzi ile orada krsa bir mola verdik' kahsaatleriydi ve Remzi, hep birlikte yemele gitmemiz igin bu
63

62

vede buluqmak tizere Hiisnii'yle randevulaqmrqh.

Pontus lehEesiyle yaprlan konugmalarr hayranhkla dinlerken, Hiisnii gtirtindil. Kahvedekilerin tilmii istanbul'dan gelen bu ba-

qarrh hemgehrilerini selamlamak igin ayafa kalktr' Hiisnii'ni.in onlar igin cinemi bir soysal ve politik kiqilik oldu[u ortadaydr. Krsa bir siire sonta yakrndaki bir lokantaya gittik. Lokantanrn sahibi de bir Tonyah olan Muammer'di' Hepimizi biiytik bir iEtenlikle kargrladr. Yerlerimize oturdulumuz srada arabasryla Hiisnii'niin Sami adh ye[eni geldi. O <i[le bizi alrlamak isteyen Hiisnii'niin babasmt getirmiqti. Yaqh adamrn arabadan inmesi biraz zor oldu. OldukEa yaqhydr Ahmet. Yanrmrza geldi[inde ise gcirtiniimirne qaqkrnhkla hayran kaldrk. Hayranhlrmrz kendili[indendi, ona da bunu aErkladrk. Agrklamamlz onu oldukga hoqnut etmiqti, bize, "$imdi bir qey de[ilim, beni gengken atlarrn tisttinde gdrmeliydiniz. Ttim Tonya'da en iyi ata binen bendim" dedi. Ahmet bize ana-babamrz ve kcikenimiz hakkrnda sorular sordu. Annemin Giimiiqhane'de dogdufunu ve 20 yagrndayken Rusya'ya gittigini sdyledim. Babamrn Batum do[umlu oldu[unu, ama ana-babasrnrn Rusya'ya Karadeniz'i bu bcilgesinden gittiklerini de ekledim. Babamrn annesi Afroditi, Kromni'nin (Krum mahallesi-Zigana) Varenu ktiyiindendi, babamm babasr Hristos ise, Trabzon'dan yiiriiyerek 3 saat mesafede kiigiik bir kdy olan

a)

v
.30

v

Ztlmera' (Subaqr)'ndandt. 'A Evet!" dedi Ahmet, "Kiriqhane'ye
yakrndrr Subaqr!". "Biiytikleriniz buradan neden ayrrlmrq?" diye sordu. Bu arada Hiisnii konuqmamtzr izlemekteydi. Halkrmrzrn buradzin ayrrhp miilteci olarak Yunanistan'a neden ve nasrl gittigini ve yakrn tarihimizi Eo[u bdlge insanrnrn giizardr etmiq oldufunun farkrndaydrm. Bunun igin, olabildifince basit ve krsa bir
qekilde halktmzm Karadeniz'i neden terkettifini agrklamaya 9ahqtrm.

Tiirkiye'de olup bitenler srrastnda yetiqkin bir adam oldupun
64

dan, Yunanistan ile Ttirkiye arasrndaki ntifus defigimi nedeniyle annemin gitmek zorunda kaldrlrnr anlamasr kolaydr Ahmet'in. Ama, gizli Hrristiyan olmalarr ve Ttirkiye'de kalmaya korkmalarr nedeniyle bi.iyiik annemle babamrn gegen yiizyrlda Batum'a gitmek zorunda olduklannr agftladrfrmda, gdzlerini tizerime dikti ve 'brrak da bu dykiiyti anlamaya gahgayrm' dedi. Ona, onlann gizli Hrristiyanlar olarak yagadrklannr, 1856 yrhnda Sultan'rn Hattr Htimayun'u imzalamasryla hcr Osmanh'nrn higbir tehlike olmakszrn inancnr segmede tizgtir brrakrldrfirm s<iyledim. Hnistiyan olduklan gergefini kabullenmiqler, ama yaqamlarr gi.ivence altrnda de$ilmig. Biiylece evlenen her yeni gift Rusya'ya gidiyormuq. Btiyiik babam Hrristos da btiyiikannem Afroditi ile evlenmig ve Batum'a gitmiqler. Ama yine de korku iEindelermiq, gtinkti Rusya ile Tiirkiye arasrnda srk srk yinelenen savaqlarla Batum bir devletten dilerine gegiyormuq. Bu nedenden, Batum'a vardrklarrnda aile adlarrnr defiqtirmiqler. Trabzon'dayken aile Bagollu olarak tanrnrrken, Batum'da aile adr olarak Andreadis'i kullanmrqlar. Bdylelikle, Tiirkler Batum'a girseler bile, onlarla herhangi bir sorun yagarnayacaklarmrq. Btiyiikbabamm asil soyadrnr sdyledi[imde, hem Ahmet hem de Hiisni.i aya[a frrladr. "Ne diyorsun?" dediler. Biiyiikbabarun soyadr Bagoglu muydu? "Bizler de Tonya'nrn Bagoflu ailesindeniz" dedi Hiisnii. iqte o andan itibaren H{isnii'niin kalbinde sonsuza dek bana ait bir yer edinmiq oldum. "Diiqiinsene" dedi, "aynr kandan olabiliriz, akraba

Ne kutlu bir yermiq bu Giimiiqhane! Buradan kimler grkmamrq? Tarihin zorlu ddnemleri boyunca, Gtimiiqhane sanki tiim Karadeniz Rum ntifusu igin bir Nuh'un Gemisi olmuq gibi. Hiisnii'niin bana dediline gcire, Tonya'da kime sorarsanlz sorun, resmi soyadrmn yanr sra ailesinin bu tiE kiqiden birinden geldi[ini sciyleyecektir size. Tonya'mn bu iiE kurucusu: Daskalan, Thomas ve Paskal'mtq.

Bugiin, binlerce Tonyah var ama hdld hangi aile grubuna dahil olduklarrm bilirler. Tiim bunlarrn yanrsrra, her Tonyahnrn bir de lakabr vardr. Tonyaltlarrn go[u, gergek adlanndan ziyade,lakaplarryla tanmrrlar. Yaqh Ahmet, Maraz olarak tanrnr ve Baqoflu ailesi Trabzon'da bu ad altrnda bilinir. igte bu Do[u, muammalalar ve bilmeceler diyarrdrr. Bir an hakkrnda her qeyi bildi[imizi, hiEbir giz kalmadrfrnr diiqiiniirstini.iz ve birden bir qey keqfeder ga$nrsmlz. Sonunda ise Sokrates'in dedi[ine gelirsiniz: "Bildifim tek qey, higbir gey bilmedi-

[imdir!"
Ahmet ve Hiisnti ile yaptrfrmz konuqmalar Eok ilgingti ve bana yeni qeyler keqfenirdi. Cesaretimi toplayrp yaqh Ahmet'e
anlatmaya baqladrm.'Amca! Kitaplanmrzda, sizin Tonya'daki atalanmzrn bile eskiden Hrristiyan olduklan, 1650'den sonra defiigerek Miisliiman olduklarr yaz:Jt. Eski halkrmrz 1856'da Hrristiyanh[a geri drinerken, sizinkiler Mi.isliiman kaldr." Yaqh Ahmet, bu ciykiiye pek qagrmadr. Oflu Hiisnii bu buluga memnun kahp "Halklmrzln evlerinde Pontus lehgesiyle konuqmasrnln nedeni bu olsa gerek!" dedifinde, bir siire sessiz kaldr. Yaqh Ahmet bir qeyler sriylemek istediyse de, o$lunun stjzlerinin ardrndan diigiinceye daldr. Sonra, tipik Pontuslu kibiri ile kendini toparladrfrnda, "Halkrmrz iyi yapmrq. Gergek inancr seEmig ve muhafaza etmiq. Miisliimanhk diinyadaki en iyi din. Bir kez daha dolsam, yine Miisltimanhfr segerdim" dedi.

olabiliriz demek bu!". Daha sonra Htisnii'den, 1930'larda Kemalist yasayla aldrklan resmi soyadlarrnm yanlsrra, Tonya'da yaqayanlann aralarrnda hdld eski aile adlanm da siirdiirdiiklerini ri[rendim. Yani Tonya'da, Baqoflanlar, Petsantlar gibi soyadlanna rastlanabilir demek bu. Hiisnii'den aldrfrm en dnemli bilgi ise, eski Tonyah insanlann tiim Tonya kciytiniin gok eskiden Gtimilqhane'den gelen iig erkek tarafindan kurulmuq oldu[unu stiylemeleriymiq.
66

67

!{

q

Yaqh bir Pontuslu adamtn kargrsrnda bile olsam, bu noktayr yorumsuz brrakamazdtm. "Amca" dedim, "Aynr qey bizim insanrrnrz igin de geEerli. Onlar da bir kez daha dtinyaya gelseler, yine Hrristiyurh[r seqerlerdi." Ama yaqh Ahmet'i asrl tjfkelendiren bir sonraki ciimletn olmuqtu, giinkii onun o kibirli Pontuslu tavrtna ve mutlak gortiglerine darbe indirrnek istemiqtim. "Amca" dedim, "ne kadar sadrk oldufunuzu bilemem, giinki] bunu k:uutlamak ciurumunda kalmamr$stntz. Bu sadakat, yalntzca dualarla, camiye ve hacca gitmekie kamtlanamaz. insanlannrz, Miisliiman olarak yagamda kazanmtqlar ve bir qeyledni kaybetmemiqler. Bizim halkrmrz ise gok kan kaybetmiq, maceralar yaqamtq ve inanglanna sadakatleri yiiziinden iilkelerinden bile olmuqlar. Onlar igin biz Mtisliimantz demek, mallannm yarunda evlerinde kalmak ne denli kolay olurdu! Ama oyle yapmamtqlar, qehit olmayr, siirgiine gitmeyi, mtilteci haline gehneyi ve inanElan nedeniyle Eo[u kez yaqamlarmdan olmayr tercih etmiqler." Bunlart sciylerken, onun patlamasrnr bekliyordum. Ama yaqh Ahmet beni sessizce dinliyordu. Ben bitirdilimde, herkes suskundu. Yaqh Ahmet, bir bana bir de o[lu Hiisnii'ye baktr. Hiisnti, hig duraksamadan ona, "Baba, sana gerEefi sdyliiyor!" dedi' Ancak yagh Ahmet, benim aErmdan dtiqiinmeyi kabule pek istekli gciriinmiiyordu. Bir siire diiqiindii ve oflu Htisnii'ye donerek, ben anlamayaytm diye Tiirkge "Senin gavurun beni deli edecek. Ama dofrusunu s<iylemek gerekirse, kabul etmesem bile sciyledikleri

dofru gciziikiiyor"dedi. Ben giiliimsedifimde, Hiisnii'ye dtiniip
Tiirkgeyi anlayrp anlamadrfrmt sordu. Ben'evetl' dedim. Pontuslu egoizmini koruyarak Pontus lehgesiyle bana'Siz gavurlar, qeytanrn gocuklanslntz. Sizinle kimse baqedemez" dedi. Bir daha bu konuya hig definmedik. Sonraki yrllarda yaqlt Ahmet bir kez olsun bana bu konuyu agmadt' Kigili[ime btiytik sevgi ve sempati duyuyordu, beni tizebilecefini diiqiinerek konuqmaktan hep kaErndr. Yalnrzca bir kez, ciltimtinden krsa bir sti69

re dnce, biiytik bir incelikle konuya de[indi. Trabzon'daki bir hastanede yatryordu, kendisine o bcilgede bulunamayan kan grubu gerekiyordu. O srrada ben, torunu Tu-

UNESCO, bu manastrnn restorasyonunu iizerine alrntq, umanm yrllar sonra kargrmza restore edilmiq prrrl prrl bir manastrr olarak grkacak.

ran'la istanbul'daydrm, Krzrlay'dan uygun kanr ahp Trabzon'a uEtuk.

O yolculuk ne maceraydr! Ankara'ya vanrken yanrmrzda qiqe dolusu kan vardr. Trabzon havaalanr sise ba$r olarak kapah oldufundan, Trabzon'a gidecek uEak birkag kez ertelendi. Briylece biletlerimizi iptal ederek yolculu[umuza otobiisle devam etmek zorunda kaldrk. Ne sertivendi! Aylardan $ubat'tr ve hava Eok soluktu. Otobtis ise firrn gibi srcaktr. Herkes sigara igiyordu. Sabah erken saatlerde Trabzon'a vardrk. Tiim Trabzon yolu boyunca gofcir ytiksek sesle "Kalbimin anahtarr" adh qarkryr dinledi durdu. O yolculufu hig unutamam,

Otobiis terminalinden dofrudan hastaneye gittik. Kanr teslim ederek yaqh Ahmet'in odasma girdik. Sanrrrm yaqr 88 falandr. Yata[rnrn gevresinde, olullan Ali ve Rahmi ile, Tonya'daki eski Karakag'tan bir komgusu vardr. Benim odaya girdifimi gdriince giiltimsedi ve yanrndakilere "O$um olarak kalbimdeki yerini aldr" dedi. Daha sonra bana donerek, "Ah, Andreadis gok iyi bir insansrn sen. E[er Mtisltiman olabilseydin, ruhunu da kurtarmrq olurdun" dedi. "Bu konuyu diiqiinecefim!" dedim ona ve bu konu sonsuza dek kapanmrq oldu. Ertesi giin, biiyiik bir arkadaq grubuyla Sumela Manasrrrr'na gittik. Manastr artrk harabe halindeydi, ama o zarnan bile g<irkemiyle btiyi.ik bir korku ve dinsel iman duygusu uyandrmaktaydr. O ne do[a, o ne gilzellikti! Gegen yizyil, Komnenos imparatorlufu'nun tarihini yazmak iizere tig ay siireyle bu manastrrda kalan Alman Fallmereyer'in

Manastrnn eteklerinde, nehrin kenannda Panaiya rmalmdan gelen alabahklarr yemeyi planlamrqtrk. Nehir kayalann iizerinden riylesine biiytik bir gi.iriiltiiyle akryordu ki, birbirimizlebai.lrarak konuqmak zorunda kaldrk. Olalaniistiiydii! Manastm gok defa ziyaret etmiqtim. Bu harebeleri krrktan fazlakez gdrmii$tiim gimdiye dek. Ama gocuklarrmtn ilk ziyaretiydi. Qevrenin giizellilinden sarhoq olarak Eektikleri fotofraflarrn sayrsrn bilemiyorlardr. Yabani gigekler, heryeri bir hah gibi <irtiiyordu. ilkbahardr ve dofa sanki bir gelindi. Bdlgede Eok sayrda agelya vardt. Anlar bu aEelyalardan bal alarak Deli Bal'r iiretiyordu. Ir't.O. +OO'Ae bu deli bah yiyen Ksenofon'un askerleri ishal olup mide sanctlarryla krvranmrqlar. Tarih de[iqti, diinya degiqti ama tiim agelyalar, M.O 400'de oldu[u gibi burada durmaktaydr. Trabzon'da iiE giin kaldrk ve sannm ttim kent bizi tanrdr. Ozetlikle meydanda herkes iizerimize gelerek bizi selamlamaya genEler Eahqryordu. Qocuklarrmrz ise sanki kayrptr. Trabzonlu Eocuklarrmrza bayrlmrqtr. Onlar, dofduklan yerleri gdrmek igin yazlan turist olarak gelen yaqh kadtn ve erkeklerle karqrlaqmaya ahgkrndr. Oysa qimdi ilk kez genE Yunanhlarla karqrlaqmrqlardr. Sevinglerini tanrmlamak zordu. O giiniin akqamt, Hiisnii bizi Kanhka'ya gdttirdti. Kanltka, Trabzon'un drqrnda kiigiik bir ktiyken, qimdilerde daha gok Trabzon'un bir banliytisii gortiniimiinde. Qo[unlufu eski Rum evleri olan yaklaqrk on ev, Hristiyanlarrn gitmesinden sonra, bugiinkii Tonyahlzrr barrndrrmakta. Sahiplerinin adlannm baq harfleri her evin cephesinde yer almakta. Hiisni.i, lokantasrnda 6!le yemefini yedigimiz Muammer'in evine gtittirdti bizi. Qoluk Eocuk herkes bizi iEtenlikle karqrladr. Aman tanrrm, kag Eocuk vardr orada! Yarsh erkeklerle ve genE71

stiylediklerini anrmsadrm birden; "Dini bir bir taprnak igin, dtin,
yada bu g<irkemli Melas dalrndan daha uygun bir yer olamaz. 70
"

insant" dedi Hiisnii, "Burayr hemen terketmeli." "Neden terketmek zorunda ki?" sorumuza,"O bizden degil, Do[ulu!" yanttrnr verdi Hiisnii. Hepimiz suskunluk iEindeydik. Yalntz kaldrlrmrzda, iyi bir insan oldufu soylenen o genci neden kovdulunu sordum ona yine. "Sen bilmiyorsun" dedi Htisni.i, "O burah defil. Onun diyannda kadrnlar yiizlerini cjrter' Ya-

iyi

bancrlara karqr aErk ve konuksever de[illerdir. Bizim insanrtntz

tiim kalbiyle kucaklayrp onuriandrrmak igin geldi buraya' Bu adam ise yalmzca karrlanmtza bakmak igin burada..." Dofru muydu, defil miydi? Bilmiyorum. Ama Htisnii'nijn dedifi kanundu.

Muammer'in evindeki kadrnlar, Trabzon peyniri, mrhlama gibi cizel Pontus yemekleri haz[lamtqtr. Uzun ve sorunlu bir giiniin
sonunda acrkmtqtrk. Biiyiikannemin zamarundaki yemekleri yerken iyice coqtuk. Her qey harika giiriiniiyordu. Ertesi giin Hi.isnii yine doluydu ve bu sefer Rize'ye bize eqlik eden Ahmet Ulu'ydu. Sabah gok erken saatlerde, Ahmet bir miumela M anastrnnm kinde ki harabeler

S

lerle anlaqmamrz gok kolay olmugtu. Hrristiyanlarrn terkinden bu yana altmrg yrldar.fazla bir siire gegmesine karqm, halen Pontus lehgesiyle konuqabiliyorlardr. Anr olsun diye birkaE resim gekmek istedik. Ti.im insanlar goluk gocuk toplandrlar. Qocuklardan olugan koca bir ordu! Hepimiz fotofrafgryr beklerken, Hilsnii'niin sesini duyduk. "Durun,
susun!". $imdi herkes Hiisnii'yii izliyordu. O srrada hiisnii, resim gektirmek isteyenlerin arasrnda duran geng birini parmalryla gosterdi. Gencin yiizii oldukga esmerdi. "Bu aclam aranrzda ne arryor?" diye sordu vahqice. insanlar, bu kiqirrin koylerine yakrn zaman once geldifini, ve iyi bir insan oldu[unu sciylediler. "Ne 72

nibtisle geldi ve Rize'ye dolru yola grktr. Rize yolu gok gi.izeldi, hava ise harika ve giineqliydi' Rize'yi iig kez gitmiqtim, ama grup olarak ilk gidiqimizdi. Trabzon havaalanr yakrntndaki Yomra'yr, ya da biz Rumlarm verdi[i adla Gomura'yr gegtik. Sa! tarafimtzda bulunan Yamboli nehrinden de geEtik. Bu nehrin giineye iinlii Santa'ya aktr[rnr stiyledim' Siirmene ve Of, arkamrzda kalmrqtr. igerde giineyde kalan bu kesim. Pontus lehgesi konuqulan koylerle doluydu. Rize'ye geldik ve tiim kentin daha iyi bir fotofrafinr gekebilmek iEin tepeye trmandtk. Bu tepenin dorufu bir park ve botanik bahgesiyle kaphydr. $imdi Tiirkiye'nin gya iiretim merkezindeydik. Qayrmrzr igerken ayaklanmrz altrndaki kentin manzaraslna hayran kaldrk. Daha sonra kent merkezine geri d<jndiik' Kuyumcu Erol Gcikgay't ziyaret ettik. Kimdi Erol Gdkqay? Bu, yine eski bir iiykii.
73

Aya Evgenios Kilisesi I Yeni Cuma Camii

Rize'de altm ve saat iqgilili alanrnda Eok sayrda sanatgr vardrr. Bunlardan biri de Stavros Mavidis'tir. Attilyesi Rize'de olup Eok iyi bir yaqam stirmekteydi. Savaq ve Rusya'ya srlrnma zorunlulu[u, btilgelerindeki di[er binlerce Hrristiyan gibi onlan da Batum'a ini. At<ilyesinde grak olarak genE bir Ttirk goculu gahqryordu. Bu gocuk, sanatrnr Stavros'dan ti[reniyordu. Stavros, Rize'yi terkederken, diikkamnr graprna verdi. Bir daha asla geri dcinmeyece[ini nereden biliyordu? Batum'a gitti, orada evlendi ve ailesiyle birlikte miilteci olarak Yunanistan'a gitti. Stavros, Kalamaria'da iig Eocuk sahibi olarak ailesini geniqletti. Zoras isimli bir oplu ve iki krzr vardr. Kalamaria'da altrn igEilifi ve saat tamiri ijzerine yeni bir diikkan aEtr. Yine siyasi istikrarsrzhk ve bir stirii savaq sorununun yaqandrlr o zorlu dtinemde giinliik nafakasrm bu mesleli yaparak kazanmaya gahqtr. Rize'yi, atrilyesini ve grrafrm unuttu. Anrmsasaydr bile ne yararr olabilirdi ki! Belki de anrmsadr ama <ildii[ii igin bunu hig bilemeyece[iz. Rize'deki grrafr, gok gahqarak gerEek bir usta oldu ve ailesini kurdu. Ama grralr Stavros'u hiE unutmadr, Diikkanrnrn duvannda ustasmm bir resmi vardr. Pek gok milqterisi, resimdeki kiqinin babasr olup olmadrfrm sordu ona. "Hayrr" derdi, "Bu bir Yunanh adama ait. Eski ustamdr o. Bu iqi ondan <ifrendim ve onun sayesinde Rize'de ailemle birlikte rahat bir ya$am siiriiyorum." Bu riykiiyi.i, oflu Erol Grikgay pek gok kez dinledi. Daha ilerde babasrnrr yerini alabilmek iEin, iqi babasrndan <i[renmekteydi. Yrllar geEti ve grrak da cildii. Erol diikkam devraldr. O da iyi bir ustaydr artrk. Stavros Mavidis'in resmi hep duvarda kaldr. Resimdekinin kim oldufunu soran herkes, Erol'dan aynr yanrtr ahyordu. Yarut, babasrmn yrllar boyu verdi[iyle aynrydr. "O, benim
babamrn ustasrymr$. Babam sanatrm ondan cifrenmiq, ben de ba-

bamdan. Bu adam sayesinde Rize'de rahat bir yagantrmrz var." Herkes, resimdeki kiqinin bir Rizeli Rum oldufunu sciylermig.
75

*

I
5 fl

T rabzo n - O rtahi

s

ar' daki kahv

e

fl J fl

s

{ s

Haberler, Stavros'un ollu Zoras Mavidis'in kulafrna geldi. O da, Kalamaria'daki iqini babasrndan miras almrqtr. Turistik geziy-

le Rize'ye giden arkadaqlan ona, Erol'dan, Rize'deki diikkanrndan ve babasmm duvardaki resminden bahsettiler. Briylece Stavros'un oflu Zoras, o dtj,nem Rize'deki babasrnrn grrafrnrn oflu Erol'u kegfetti. Yazrgmaya bagladrlar ve bciylelikle ben de Karadeniz'e yaptrfrm <jnceki gezilerimden birinde Erol'la tanr$trm.

Bizimle karqrlaqtr[rnda Erol tam anlamryla grldrrdr. Bizi en iyi qekilde alrrlamak igin Rize'de kalmamrzr istedi. Rize'de uzun
siire kalamayacaprmrz konusunda onu ikna edinceye dek canrmz grktr. Trabzon'a o gece dcinmedifimiz takdirde Hiisnti'ye neler

Trabzon'daki Aya So.fi'a Kilisesi

olaca[rnr diigiinemiyorduk bile 76

!

O gece, gok yorgun oldufumuzdan erkenden yattrk. Ertesi giin, sabah gok erken Hiisnii'yle birlikte dolmuqa binip Giimiighane'ye gidecektik.

Zigana' dan

ge

gmey enle r, y alntzca hay al edebilir.

Tnbzon'a geri d<indi.i[iimiizde yorgun dtiqmtiqttik. Ttim gi.in boyunca Ahmet Ulu, yorgunlu[umuzu diiqilnmemize bir dakika olsun firsat brrakmamrqtr. Yol da oldukEa cazipti, ama ancak Ahmet Ulu'yu ve qakalannr bilen biri, Rize'ye ne harika bir yolculuk yaptnmrzr anlayabilir. O giin bize neler anlatmadl kil En giizeli de, Yunanistan'a yaptrfr zipyaret ve izlenimleriyle ilgili anlattrklanydr. Biz, dzellikle de gocuklar gtilmekten <ildiik. Oldukga zengin Pontus dili bilgisiyle, konuqmasnt stislemeyi ve canlandrrmayr gok iyi biliyordu. Trabzon'a yaptrlrmrz hemen hemen tiim ziyaretlerde Ahmet Ulu ile kargrlagtrk. Bir keresinde Tonya'dayken, onun kdyii olan iskenterli'yi ya da eski dcinemlerdeki adryla iskantaranton'u ziyaret ettik. iskenterli onun dofdufu yerdi. Orada babasr ve annesiyle tanrqtrk. Annesi, hiE durmadan gahqan, yorulmak nedir bilmeyen bir kadrndr. Bence Trabzon'a Ahmet'siz yaprlacak bir gezi, salatasz bir yemele benzer. Nasrl ciykii anlatrlaca[rnr doluqtan biliyordu ve anlatacaklanmn sonu yoktu. Giimiiqhane'ye yaptrfrmtz ziyaret ise Kuka'mn istefi iizerine oldu. Olabilseydi, Hiisnii bu geziden kagacaktr. "Yalnrzca kayalar ve taqlar var orada" diyordu. Ama, her bir taqrn ya da kayanm bizler igin bir tiykii kaynalr oldu$unu nasrl bilebilirdi ki! Anababalanmrz iEin bunlar, antlar prnanydr. O giine dek Gtimtiqhane'yi iig kez gdrmi.iqttim, ve bu gezinin ttimiimtiz igin rstrrap olacafr konusunda Hiisnii ile aynr fikirdeydim, ama oraya gitmek isteyen dilerlerinin arzusunu da reddedemezdim. Gi.imiiqhane'ye giden yol qimdi 110 km.'lik mesafesiyle gok kolay, ama o giinlerde inqa halindeydi. Zigana Gegidi iizerinden gitmek zorunda kaldrk. Bu gegit, tarihte tiiccarlarm, ordulann, seyyahlarrn ve mtltecilerin yolu olmug. Zigana'dan gegen bilir.
78

Zigana,denizden 2000 m. yiikseklikte dalhk bir gegit' insan, Zigandntn kryrdan uzakhfrnrn yalnrzca 45 km. kadar oldufunu dikkate alusa, yolun daflara dopru ne denli dik grktr[rnr anlayabilir. Buna ilk olarak, yol, Zigana'mn zirvesine zig zag yaparak da trrmanrr. Bu trrmantq, Zigana'nrn etelindeki Hamsikoy'den baqlar. O yi.ikseklikte insant hayran krlan do$a i.izellifi goz ka' magtrnctdr. Gcirebildi[imiz heryer ormanla kaph' Gciknarlar, gtiknar kozalaklarr ve yine gdknarlar. Bunlann arasmda her renkten yabani Eigekler.

Eskiden insanlarrmtz Kromni'den Trabzon'a iki giinde gelirlermig. Burada Zigana'da mola verir, yine buradaki hanlarda kalrrlarmrq. $imdi ise, Zigana iizerinden atabayla Giimtiqhane'ye 4 saatten btraz fazla siirede varabilirsiniz. Yeni tiinelli otobanla bu yolu yalnrzca birbuguk saatte alabiliyoruz. Zigana'ya varan Kromnililer, " Zigana' y a varaltm, yaqayahm" anlamma gelen " Si Zggana ke zison." Bunun asil ne anlama geldigini, diini.ig yolumuzda anladrk. Dolmu qumu z Zigana' y a Erkmak i gin miicadele ediyordu. Htis nii ve gofcirle birlikte igerde tam on kiqiydik. Zigana'ntn doru[unda, lezzetb et gorbasmtn ve tizel yaprlmrq gtizel ekmeklerin tadrna vardrk. Hiisnii bize pestil getirdi. Yuna-

nistan'da yaqhlanmrz bu pestillerin reklammr yapardr hep' Pek
sevmedik ama Htisnii'yii hoqnut etmek iEin yedik.

Artlk yolumuz Torul'a dofru iniyordu. Torul'a Onceleri Ardassa denilmekteydi. Torul'a grkan direkt yola vardr[rmzda, yol biraz diizlegti. Hala baqtmrz ddntiyordu, ama o giineq altrnda gev-

renin gtizellifi muhteqemdi. Torul'da doga degiqti. Yeqil azaldr, ufuktaki daflar ise grplaktr. Artrk denizden, gtineyde 100 km. kadar uzakhktaydrk. Torul'u gegince, Gi.imiiqhane ile aramrzdaki uzakhk yalnrzcet ort kilomerreye inmiqti. Oniimiizde ki1giik bir kripri.i vardr. Solcla isc
"79

Eeqme. Iki iig EiftEi otobiis bekliyorlardr. Eski harap bir tabelada ikisu yazryordu. Kripri.intin altrnda coqkun bir nehir akryordu. Dolmugtan inerek qeqmede elimizi yiiziimiizii yrkadrk ve giizel suyundan iEtik. Artrk bu coqkun nehrin akrgrnr daha iyi gozlemleyebiliyorduk. Adr Ya$rdere'ymiq. Safda ve nehrin sol ya-

bir

gdle yiiksek daflar yiikseliyordu. Nehir bir kanyon oluqturmu$tu. Yine nehrin solunda bir tarla yolu aqrlmrgtr. Bu yol, hepimizin de gok iyi bildigi bir yere grkryordu. O daflann yukanrnda

rrsrnda ve ardrnda, gegmiq yiizyrilarda Hrristiyanlarm yuvalart olan Kromni, Imera, Istavrin, Lykast ve diler yerlegim birimleri yer almaktaydr. Kromni'yi duyan gocuklarrmtz, oraya gitmemizi istediler. Olirnaksrzl Uzakhk azdr ama bu yolla Eok zamanrmzt ahrdt. Bu bdlgeyi gezmek igin biitiin bir giinii ayrrmak gerekirdi. Oysa Giimiiqhane'yi goriip aynr gece Trabzon'a dcinmek istiyorduk. Qocuklarrmrz, Kromni'yi gormek umuduyla daplara doniip bakarken, dolmu;la Giirniiqhane yolumuza devarn ettik. $imdi de yolumuz yeni bir nehrin yanrna qrkryordu. Bu, Giimiiqhane'nin Kan Nehri'ydi. O noktada Kan Nehri, Yaflrdere ile buluguyor, ikisi birleqerek Harqit Nehri adr altrnda Tirebolu yakrnrnda denize akryordu. Kan Nehri'ni, coqkun akmaksrzrn yine gcirdii[iimde, akhm l915 yrlma, annemden duyduklanma gitti. O yrl Ermeni tehciri giindemdeydi ve bu nehir', pek Eok insanhk suquna tanrk
olmuq. Giimriqhane'ye yalmzca on kilometre kalmrqtr ve asfalt yol bu uzaklrlr zaman agrsrndan oidukga krsaltmrqtr. Sa[ tarafimrzda eski giizel bir Eeqrne ve kente ters yonden giden bir tarla yolu vardr"

"Hayr, Hiisnii! Bizim gtirmek istedifimiz Gtimiighane, salda, ana yoldan uzakta" dedim, "Halktmrztn aynlmasrndan sonra kurulan Yeni Gi.imiiqhane ise iqte burada." Dolmugumuz eski Gtimi.ighane'ye gitmek tizere dafa trmamrken, o anayolun yaplmlmn dykiisiini.i annemden duydulum kadanyla onlara anlattrm. Bizim Giimiiqhanemiz ana yoldan beE kilometre ilerde kurulmuq. Gegen ytizyrl boyunca hiikiimet Giimiiqhane iizerinden Erzincan'la Trabzon'u ba$ayan bir yol yapmak istemig. Giimiiqhane'nin, Tiirk, Ermeni ve Rum liderlerinin tiimii, stizkonusu yolun
Gi.imtighane'den gegmesini engellemek i.izere biraraya gelmiq. O yrllarda yollar, sava$ ve askerlerin oradan gegmesi demekmiq.

Hiisni.i siirijcijmiize, Giirniighane'ye girebilmemiz igrn o kcipriiden gegmesini soyledi. "Olmaz" dedim, "Giimiiqhane'ye gidebilmerniz iEin safdan bir tarla yolundan gitmeliyiz." Hrisnii bana dcinerek, "Arna bu yol 1'alnrzca da$ara gider" dedi. 80

Karadeniz'in o biilgesi Rusya ile stirekli sorunlar yaqadr[rndan ordulann kentlerine girme olasrhfr gok fazlaymrq. Bu ytizden liderlere miihendislere riiqvet dnermiqler ve yol da kentlerinden daha uzakta, aqalrda bir yerde agrlmrg. $imdi artrk herkes yolun kendi yakrnrndan geEmesi igin riigvet verirken, o dtjnemin bu yerel anlayrqr gocuklanmrzr gtildtirdii. Eski Giimiiqhane'ye gok gegmeden vardrk. Her yer harabeydi. insanlann, do[anrn olugturdufu harabeler. Yalnrzca beqi ayaktaydr. Minareleri yrkrk boq bir cami. Qatrsrz, duvarsrz yan viran kiliseler. Gergekten igburkan gririintiiler! Binlerce eski Giimiiqhane evi artrk birer taq yrlrmydr. Buranm biraz aqalrsrnda eski bir Ermeni kilisesinin harabesi vardr. Daflarrn tepesinden madenler g<iriilebilmekteydi. Eski Gtimtiqhane'nin yalnrzca birkag Eocu[una efitim veren bir okulun yarunda kiigtik bir cami h6ln aErktr. O kiigiik caminin karqtsrnda ise, iinlii Stileymaniye okulu vardr. Bir keresinde buraya avlanmaya gelen Sultan Siileyman tarafindan kurulmuq. Siileymaniye'nin yanrnda eski bir hamam yrkrntrsr durmaktaydr. Oradan biraz daha yukanlara grktrk. Burasr komqu Rumlara aitmiq. Kentin Aziz George Kilisesi ve resmi binasr ve Rum okulu da harabe halindeydi. Birkaq fotolraf ve kalp acrsryla oradan aynldrk. Bir zamanlar o da[Iarda kurulmuq
81

bir yiikseklifie vardrfrmtzda, yerel Pontus dilinde 'dyssa' denilen sise girdik. Sisle birlikte akqam karanhfr da bastrrmaya baqlamrqtr. Bu da dolmuq igin biiytik sorundu. Bugi.in blleZigna'ya o trmanlqtmzl arumsadtftmda, o tehlikeli kogullarda trrmanmaya devam etmemize neden izin verdi[imi anlayamtyor, kendimi suEluyorum. Solumuz keskin uEurumlar, safirmrz ise kayalarla doluydu' Yol ise siirekli virajhydt' Ne ben ne de qof<ir bir metre riniimiizii bile goremiyorduk' Camt
agrp tarafimdaki kadan duvarlara bakarak, qofcirii sa[a ya da sola

y<inlendiriyordum. Uzerinden uzun yrllar geqti, ama qintdi bile anrmsadt[tmda bdyle tehlikeli bir aptalhk yaptr[rm igin kendimi
aff'etmiyorum. Orada kahp ertesi sabahr beklemek gok daha akrlhca olurdu' O akqam iizeri yaptrfrmrz hem aptalca hem de tehlikeliydi. Ama

tiimiimiiz o gece yine Trabzon'da olmak istemigtik. KaE kere o eski Kromni deyiqini arumsadrm! "Zigana'ya varaltm, ya$ayahm." Neyse, Hamsikoy'e vardrfrmrzda sis biraz azaldt'. Korku ve heyecan altrnda gegen yorucu ve uzun bir yolculuktan sonra bu koyde kalmak zorundaydrk. Yolculuk bdylesi zorunlu olmasaydr bile, Tonya'yr terkettikten sonra buraya yerleqen Hiisnii'niin hemqerileriyle dolu olan Hamsikoy'de kalrrdft yine de bence. Kahvede, ikiqer iiger bzrdak gay igerek yorgunluk attrk. Qayrmrzr bitirmeden kahve dolmuqtu bile.

Sumela

rma{t

Giimiiqhane'nin tannmrg okullanyla 60000 niifusa sahip oldulunu diiqi.inebiliyor musunuz? Madenleri, altur ve gtimiig ustalanyla imparaorlu[un en zengin brilgelerinden biriymiq. Giimiiqhane, o bolgedeki tiim l-Irristiyanlar iEin rinemli ve kutsal bir yerdi. $imdi ise grizlerimizin <jniinde bir harabeler diyan olarak durmaktaydr. O drinemdeki muhteqemlifini hiEbir qekilde hayal ede-

miyorduk artrk!

Birisi muhtara geldi[imizi haber vermiq. Muhtar Ayvaz koqarak geldi. Geceyi konuklarr olarak ktiylerinde gegirmemizi istediler. Aynr gece Trabzon'a geri dijnmemiz konusundaki rsrarrna
Eok tizi.ildiiler.

bir siire, sessiz diiqiincelere daldrk. Tiimiimiiz igin Gtimiiqhane, Karadeniz'deki Hrristiyan Rum halkrDciniigi.imi.izde uzunca

nrn dramrnr ve trajedisini birlegtiriyordu kendinde. Torul'u gegip Zigana'ya trrmanmaya bagladrk. Zigana'da belli 82

Dolmuqumuza binmek iizere kahveden grktrfrmrzda hava iyice kararmtqtr. Aniden karanh[r yrtan gok sayrda silah sesi duymak bizi korkuttu. Ateq eden, gidiqimizin qerefine bizi u[urlamak isteyen muhtar Ayvaz'mtq. Bu tip ufurlamalara ahqrk olma83

olarak bilinen Kapagiannidis evine gok zevkli bir ziyaret yaptft. Ne yazrk ki bina ti.imiiyle restore ediliyordu ve yalnrzca o anda gahqma olmayan yerleri gezebildik. O gece Paskalya Bayramrmrz igin K<ikoflu'nun kahvehanesinin bahgesinde toplandrk. Bu kahvehane Ortahisar'da eski valilik
binasrnrn bir kaE metre arkasmda ve Chrystokefalos Kilisesi'nin (Biiytik Fatih Camii) 6n tarafindaydr. Yumurtalarrn boyanmasr baghbaqrna bir seriiven oldu. Tiirkiye'de btiyle bir gelenek olmadrfirndan piyasada boya bulunamadt. Yumurtalan so[an kabuklarr dolu suda kaynatrnalarrnr sdyledim. Savaq zamam, biz Eocukken boyalanmrz olmadr[r dcinemlerde

Qokgi.izelbirgtindiivebundandolayrqimdiAtatiirkKoqkii

annelerimizin yumurtalanm bu sofan kabuklarryla boyadrklarrnr
anrmsaml$t1m.

Boyanmrq yumurtalar masamrza geldi' Soluk krztl renkleri, bana gocuklufumu anlmsattr. isa'nrn Yiikseliqi ile ilgili dinsel

Trabzon-Tabakhane dr[rmrzdan olup biteni anlamakta giigliik gektik. Ne zaman o kutsal topraklarr ziyaret etsek, bu gtine defin bize hep o silah sesleri eglik etmiqtir. Karadeniz halkrnrn bu gocuksu coqkusu ve konukseverli[i, 2500 yrl cince bu bcilgeye geldiklerinde Ksenofon'un on binlerce askerinin karsrlarusrnr anrmsatrr bana.

ilahilerimizi sdyleyip birbirimizi optiik. o srrada, Kcikoflu'nun kahvedeki krmrzr yumurtalan aldrlrnr farketmedik. Birbirimizi kutlamamrz bittikten sonra, yumurtalan atamaya baqladrk. 'onlarr qimdi getiriyorum'diyerek iEeri girdi Kongogli' Tanrrm, ne felaket! Tiim yumurtalar temizlenmiq ve yenmeye hazrr olarak geldi. Yaqamrmda itk kez, yumurtalarr tokuqturmadan Paskalya gegostermek isteyip yenEiriyorduk. Zavalh Kdkoflu, dostlufunu meye hazr hale getirmek tizere tiim yumurtalart temizlemiqti.
Misafirlerine karqr gdrevini yapmak istemiqti. Ertesi giin Hiisnii'niin bir arkadaqr geldi ve biraz tartrqtrlar. Daha sonralan, kavganrn bizim yiiziimiizden oldufunu anladrk. Hiisnii'niin arkadagmrn adr Hasan Erdal'mrq ve Qailayan Belediye Baqkanrymrg. Bu kciy Trabzon srnrrlarr drqrnda Sumela Manastrl yolu tizerinde yer almaktadu. Yunanh atalanmtz bu koye Aiassili derlermiq. Belediye Baqkanr bizim iki giin once Summela Manastrn'na gitti[imizi duyarek, bizim o ziyaretimizi kendisi85

Gecenin ilerleyen saatlerinde ve sis nedeniyle epey geE kaldfttan sonra cilesiye yorgun halde Trabzon'a vardrk. Ertesi sabah Eok geg kalktrk. O gtin Paskalya'ydr ve programrmrz Soluk

Su'daki Kapagiannidis evini ziyaret etmekti. O gece Paskalya bayramrmzr kutlamak iizere krmrzr renkli yumurtalar yedik.
84

ne haber vermedi diye Htisnii'yle tartrqmr$. 'Ayrp, ayrp' dedi pek gok kez. Htisnii boguna <iziir dilemeye gahqmrq. Allahtan o srrada her ikimizin de eski bir arkadaqr olan Kemal oraya geldi. Kucaklaqrp cipiiqttiler. Briylece Hasan ile ilgili sorun g<izi.ildii.

Kemal zorla hepimizi qehir kultibtintin lokantasrna g6tiirdi.i. Bahkh omleti rlk kez orada yedim. Gcirdiiliimde hasta oldum. Yumurtayla bahk, birlikte nasrl yenilebilir ki? Ama 'ilkin dene, sonra konug' ilkesinden hareketle, o yemefi yemeyi kabul ettim. Yemek sofraya gelinceye defin, Hiisnti'den reklammr dinledik. 'Bahklar mezgit ve Eok lezzetli'dedi. Ama Karadeniz'le ilgili her qeyin Hijsnii igin dtinyanrn en iyisi oldulunu bildi$imden, onun methiyelerine kanmadrk. Yemek ciniimtze geldilinde ken_ dimi daha da kdrii hissettim. Ama bu ne mucizel O harika tadr asla unutmayaca[rm. $imdi ne zaman Trabzon'a gidecek olsam o yemegi tekrar tekrar tadarrm. Kemal bize bir siirti igki siiyledi, ama kendisi yalmzca su igti. Dinsel nedenlerden dolayr bciyle yaphlmr di.iqtindtim. Ancak Hiisnii, Kemal'in qeker hastasr olma_ sr nedeniyle alkolden uzak durdufunu sciyledi. Kemal'e yemek ve g<isterdili dosrluk igin reqekkiir ederek Hiisnii ile, bizi bekleyen babasr Ahmet'in evine gittik. Ahmet'in evi Moloz'daydr. Ashnda orasr ev de[ildi. Oldukga biiyiik beton bir binaydr. Bu bina eski bir kilisenin iizerine inqa edilmiqti. zemin katr ticari kullanrma agrk kirah diikkanlardan oluguyordu. Onla'n iistiindeki kat bir kahvehane, iist kat ise ucuz ti.irde bir oteldi. Tiim bu boltimlerin, yanrndan en iist kata, Ahmet'in yaqadrfr yere grkan ayn bir giriq vardr. Eve girmeden cince, Hiisnii bizi diikkdnlardan birine soktu. Di.ikkdnrn arkasmda bi.iytik bir dehliz vardr. Denilenlere g6re bu, Moloz'u Boz Tepe'ye ballayan tarihi bir yolmuq. Giivenlik nedeniyle denizden doruklara dek ttim Trabzon'u gegen bir yeraltr.yoIu... YaEh Ahmet bizi bekliyordu. Onceki rartrqmalarrmrz diigiin 86

Stavros Mavidis

Rize

celerini kangtrrmrg olmakla birlikte, pontus egoizmi son scizii sciylemesine izin vermiyordu. Konuklarrm cizen g<isterdi ve tarhqmayr gargabuk ilgilendiSi konuya ragrdr. "Konstantin Bizans'a gelip yeni bir imparatorluk kurdu[unda,
bayra[rnrn inancr neydi?" diye sordu bana. Tiimi.imiiz hig duraksamadan Hrristiyan inancrydr diye yandadrk. "Bizans imparatorlufu'ndaki tiim valandaqlar Hrristiyan mrydt" diye sordu. "Evet"

dedik. "Ooo! Bunlar kitaplannrzda yazanlar! ya Hrristiyanhfr kabul etmek istemeyenlere, onlara ne oldu? O srrada, Biiyiik Theodosus'u ve Huistiyan olmayr reddeden iiEyiiz subayrn Selanik'te cjldiirtiliigii akhma geldi. cinayeti eleqtiren tek Hrisriyan, Meliodanon (Milano) piskoposu olmugtu o drinem. Halkrn ciniinde imparator'a, isa'nm kanryla kutsanmrg ekmek vermeyi reddetmig. imparator'un halktan ciziir dilemesini istemig, ama iiEyiiz subay <ilmiiq olduklanndan bunu asla duyamamrqlar. Bu ciykii yaqh Ahmer'i yiireklendirdi ve bize, yeni Hrristiyanhk inancrnr temel olarak olimp Da[r tan'larrnm, eski dinini silmek suretiyle erkini kurmaya Eahqan yeni devletin, Hrristiyan Bizans Imperatorlufu'nun bilinen ve bilinmeyen suglannr anlatmaya koyuldu. Anlattrklannrn go[u hig bilmedi[imiz qeylerdi ve bana hatah ya da yalan geldi. Ancak dediklerinin bir krsmr bile do[ru olsa, bu bizim igin inkdr edemeyecefimiz bir sorun demekti. Ahmet sustulumuzu gciri.ip devam etti. Rus Qan, istanbul'a gelmig. Hrristiyan inancrnr kabul edip vaftiz olmuq. Ardrndan da tiim Rusya vaftiz olmuq. Ttim bunlann kansz bigimde oldu[unu dtiqiinebiliyor musunuz? Hig kimse karqr grkmamrq mr? Bu sorularma ne yanrt verebilirdik ki! yagh Ahmet, diinyadaki tiim hiikiimdarlarrn halklarrna kendi inzng ve fikirlerini zorla kabul ettirmeye gahqtftlannr sriyledi. "Yalnrzca bizim Fatih Sultan Mehmet'imiz farktr bir insandr. istanbul'a girdi[inde ve tiim bcilgeyi ele geEirdifinde, imparatorlulu srnrrlarr igindeki Hrristiyanlarr,
88

Yahudileri ve difer ttim halklan bafrmsrz ve serbest braktr" dedi. Htisnti huzursuzlanmaya baqlamrgtr, giinkii bu konunun bizim igin hog olmadrfrnr diiqiiniiyordu. Konuyu defiqtirmeye Eahqtr. Diplomatik bir manevrayla, konuyu kendi istedifim alana gektim. Fatih Sultan Mehmet'in toleransh oldu[u, gtiniimi.ize kadar stiregelen tarih iEinde tek kiqi oldufu konusunda Ahmet'e hak verdim. "Bu yiizden" dedim, "biz burada, Karadeniz'dekiler Hrristiyan ve Rum olarak yafamrmrzr silrdtirmiigiiz. Ama Fatih'ten sonra, tiranlar, derebeyler geldi baqa ve iqte siz tarihi benden iyi biliyorsunuz!". Yaqh Ahmet, Fatih'in tolerans agrsrndan tarihteki en egsiz kiqi oldufunu ifade etmem karqrsrnda oldukga tatmin olmuqtu. Yaqh Ahmet'e, kitaplartmtzda 1650'1i yrllarda Karadeniz'deki derebeylerin zulmiiniin Eok fazla oldu[unu, o b<ilge insanrnrn gofunun memleketini terk ettifini, di[erlerinin ise inanElarrnr deliqtirmek zorunda kaldrklannrn yazrh oldu$unu soyledim. O drinemlerde onlann Tonyah atalan, bizim Kromni'li atalartmrz gibi Miisliiman olmuqlar. Aralarndaki fark, gegen yiizyrlda bizim atalarrmrz ilk dinlerine ddniiq yaparken, onlarm Tonya'da ttimiiyle islam dinini kabullenmig olmalanydr. Yaqh Ahmet suskundu. "Sen anlatrrken, dofruymuq gibi geliyor ama bir tek gey sdyleyecefim liitfen dikkatle dinle, Eiinki.i ben yaqlr bir adamrm ve Eok daha fazla qey biliyorum. Miisliimanhk diinyadaki en iyi dindir!" dedi. "Aynr qey bizim insanlaurmrz iEin de gegerli" dedim, "Hristiyanhk diinyadaki en iyi dindir. Bizimkiler de yaqh insanlar ve onlar da dahafazla qey biliyorlar. Kime inanahm?" "Hakhsrn" dedi. Ona gerEefi sriylemek iEin bunun bir firsat oldulunu diiqtindiim. "Herkes" dedim, "ana-babasrndan aldrklanyla biEimlenir. Amca, sen diinyadaki biitiin dinleri okuyup inceleyerek mi tercih ettifin dini segtin? Kendi dinimi ben mi segtim? Bizim neye inanacafrmza baqkalan karar veriyor."
89

Ahmet bana hak verdi ve tartl;ma son buldu. Bu, ister be[enin ister belenmeyin Dolu'da srk srk olagelen bir tartl$madr. Dolu insanlan, kendi inanglarmm dolrulu[u konusunda kesin bir yargryla yaqarlar ve dolru olabilecek baqka inanaglarrn da var oldufunu duyduklannda qagrnrlar. Bizim igin hoq olan bu tartr$ma drqrnda, Trabzon'daki tiim zamanlmlz dans, garkr ve eflence ile gegti. Ancak tartr$ma si.irdiigii siirece mutsuz olan tek kiqi Hiisnii'ydi.i, gtinkii yanhg bir diiqiinceyle bu konuqmalar nedeniyle kendimizi ktitii hissedebilece[i-

Evgenios'un kiigiik minyatiir kilisesine gitti. Yeni Cuma Camii'nin bu tinitasyon minyatdrii, mimar Zogratos'un bir gahgma-

girdifinin ilk haftasr Aziz Evgenios Kilisesi, cami haline driniigtiirtilmiig, o ilk haftanrn cumasu cuma namazr iEin hazrr edilmiq. Btiylelikle Yeni Cuma Camii adrnr
almrq.

slyml$. Trabzon'da, Fatih'in kente

mizi varsaymtqtt. Trabzon'u en iyi antlarla terkettik. Dostlartmtzla uzun siire oradaki deneyimlerimizden konuqtuk. Birkag hafta sonra Hiisnii, Yunanistan'a geldi. Bu kez Atina'yt da ziyaret etti. Bu kez aym konukseverlik ve gtizel giinler, sevgili konuklarr Hiisnii'ye oradaki dostlan tarafindan sallandr. Htisnii bizi iskenze'den, arkadaqt Kosmas'tn yanrndan aradr. Gelecelini soyledi. Nasrl da mutlu olduk. Aynr rifle, bizim Karadeniz Klubii'nii, daha sonra da Metamorphosis Kilisesi'ni ziyaret ettik. Hiisnti her qeyi <ifrenmek istiyordu. Kilisenin giriginde, tepedeki gift baqh kartah gdsterdim Hiisnii'ye. Bu, Trabzon'daki tarihi surlardan ahnmrq ve miilteciler tarafindan buraya getirilmiq. Ona yine, kilisenin ortasrndaki btiyi.ik kandil lambasmt giisterdim. Miilteciler bunu da Kars'taki Hrristiyan Kilisesi'nden getirmiq. O koca lambayr ve oldukga afr iki ganr Kafkas dallarrndan gegerek taqrmrqlar. Qanlan gocuklu[umdan hatrrhyorum. 1950'lerde, daha kiigi.ik boyutlardan ganlar yapmak iEin eritmigler. Ne biiytik hatal Kilisemizin bahgesinde. Hiisnti Chrysanthos'un heykeline dikkat gekti. Eski Trabzon Bagpiskoposu Chrysanthos'un tiyktistinii biliyordu Hiisni.i. Daha sonra da Trabzon'un koruyucusu Aziz
90

Kiigiik qapelden grktrktan sonra, Htisnii bir stire Papaz NikoIas'rn heykeli dniinde durdu. Buraya Karadeniz, Kromni'den gelen bu aziz din adamrnrn riykiisiinii duydulunda oldukEa duygulandr. Hijsnii'ye onun mezannln iizerinde hig toprak olmadrlrnr sriyledim. Herkesin koydufu gok sayrda mumla kabrinin iizeri hah gibi cirtiilmiigtti. Mezannr kim ziyaret edecek olsa Papanikolas'm kabri iizerinde bir mum yzrkma zorunlulu[unu hissediyordu. Bu yalntz yagayrp yalnrz <ilen din adamr, tiimiimiiziin babasr oldu$u duygusunu uyandrrabilmeyi bagarmrqtr bizde. Hiisnii onun <iyktisiinden ciylesine etkilenmiqti ki, o an onun mezarh$rna gitmemizin mtimkiin olup olmadrfrnr sordu. Hemen mezarrna gittik. Hiisnti bir mum ahp papazrn kabrine dikti. Hiisnti'niin hig
gcirmemesine karqrn onun iEin birkag damla g<izyagr dcjkmesi be-

ni etkiledi.
Daha sonra srk srk Papaz Nikolas'a giinderme yaparak biz insanlann higbirqey olmadrlrnr, rjliimiimiizden soma geriye yalnrzca anlmrzm kalaca[rnr defalarca sdylemigti. "Geriye adrmrz igin iyi ve onurlu bir anr brakahm" derdi.

Ioanna bizi, Selanik'in drqrnda Kardia kciyiinde bekliyordu. Bir stirii hazrrhk yapmlgtr. Chrysostomidis de eskiden yaqadrfr Erzincan'dan getirdili utunu yanma almrqtr. Ioanna'nrn amcasl Lefteris de oradaydr. Son derece iyi niyetli ve kibar biriydi. Hiisni.i, Ioanna'mn yapttklanyla cogtu. insanlann faal olmasr onu hep gururlandrrdr. Ioanna'yr, Trabzon'a otobiisle bir grup gezisi yapmasr konusunda ikna etmeye gahqtr, Masraflann gok
91

olmasr konusunda korkmuqtu loanna, 'O zaman ne olacak?" diye de sordu. "Korkma" dedi Hiisnii. "Farkr ben karqrlarrm." "Ioanna, Kalamaria'daki Pontus Klubii'niin yardrmrna da gok

arkasrndaydr. Agrfr Hiisnti iistlenmiqti. Hig kimsenin o agrktan haberi bile olmadr. igte Hi.isnii b<iyle bir insandr! Lipochori adh bir baqka kdyde de benimle aynt adr taqryan bir aile vardr. Andredisler'di bunlar. Onlar da Hiisni.i'yii bekliyorlardr.

giivenmigti. Biitiin yaztek bagrna gezi grubu igin adam toplamaya gahgtr. Garip ama Pontus Grubu'ndan hiE yardrm gelmedi. Tek baqrna Eahqrrken ben de gok yardrm ettim. insanlar avanslarrnr ddeyip adlannr listeye yazdrrdrlar. Daha sonra da fikirlerini defiqtirip paralannr geri istediler. Nihayet zorlukla kiiEiik bir grup oluqturuldu. O kiigiik grupla Karadeniz gezisi gergeklegtirildi. Hiisnii, o olmazsa halkr gezinin

Olimpia Tiyatrosu'nda bir Pontus halk tiyatrosu izledi Htisnii. Coqmugtu. Oyunculara gidip hepsini tebrik etti. "Ben aynr anda hem giildtrdiintiz, hem de aflattrmz" dedi. Atina'ya birlikte gittik. Orada, onun arkadaqr yaqh bir bayant ziyaret ettik. Bu hanrm Atina-Kallithea'dan Melpo'ydu. Ona, kendi annesiymiq gibi saygr gcisterdi Hiisnii. Birbirlerini otuz yrldr tanryorlarmrq. Melpo, Trabzon'a annesiyle beraber gitmiq ve
orada geng Hiisnii ile karqrlaqmrg. Otuz yrllft bir dostlukla o hanrma biiytik defer veriyor, saygl gcisteriyordu. Melpo ve krzr Eok fazla sevdikleri Hiisnii igin ellerinden gelenin en iyisini yapmaya gahqryorlardt.

Aynr afrrlama, Htjsnii'yle ilk kez Trabzon'da tanrqmrq olan Stirmeneli Ioardanis'den de geldi. Hiisnii'niin Atina'da oldu[unu duydugunda, ona tizel saygt gcisterdi ve Kallithea'daki kliiblerinin btiyiik gece kutlamasrna gafrrdt onu. Bu kutlama, Atina'daki Intercontinental Oteli'nde yaprldr. Hiisnti, en cinemli konuklann yer aldr[r en iyi masaya yerleqtirildi. Politikactlar ve di[er onde gelenlerce birlikte oturdu. "Ne yaparsak yapahm bu adam igin azdf'dedi bana Siirmeneli. Aym qeyi Kallithea'dan Ioannidis ve
Keratsini'den Spyro Korolois de gergekleqtirmeye gahqtr. Veteriner doktor Theodoridis ise, afrrlamada hepsini geEti. Hayvan klinifinin oldugu Atina'nn dnde gelen Kastri btilgesinde onun iEin elinden geleni yaptr. Theodoridis, Hiisnii'niin konu[u olmasrndan son derece mutluydu. "Bu hayvan doktoru", dedi Hi.isnii, "prrl prrrl bir insandrr ve altrn gibi bir kalbi vardu." Arabayla d<iniiq yolumuzda, Nea Trapezunta (Yeni Trabzon) adrndaki bir koye yakm Katerini'den geEtik. Buradaki ti.im insan93

Eski GiimiiEhane'de bog evler

92

lar Karadeniz'in Of ilgesindendi. Hiisnii Oflular'r sevmezdi. Genelde Oflular'la Tonyahlar'rn duygulan karqrhkhdrr. "Oflular adarn defildir" derdi bana. Ona, Nea Trapezunta'daki bu yaqh insanlann harika olduklarrnr ve onlan sevecefini sciyledim. Onlar, Hiisnti'yle ilgili giizel qeyler duyrnuqlardyyalntzca ve tanr$mak istiyorlardr. Htjsnii onlar iEin anavatanlanndan gelen bir konuktu. Hiisnii'ye bizimle gelmek angeuya gibi geliyordu.

geE saatlerde en

iyi izlenimlerle ve eLntlarla

o kciyden ayrrldrk.

Selanik'teki toplantrlarrmrzda, Vassiludi'den Spyro Muraditis de hep yanrmrzdaydr. Hiisnij'niin yakrn bir arkadaqrydr. Konu[u olarak Vassiludi ktiyiine de bir ziyaret yaptft ve orada Langada Gcjlii'nde giizel bahklar yedik. Hiisni.i ile yaqh Zacharia Musikidis arasrnda gegen ilging konu$mayr hig unutmayacafrm. Zacharia e[itimli biriydi ve bu yiizyrhn bagrnda Trabzon'da olup bitenlerin ttm tarihini gok iyi biliyordu. Koyu bir Pontuslu edasryla, Hiisnii'ye, Tonyah dostlannrn o yrllarda Hrristiyan kriylerine ne biiyiik zararlar verdiklerini anlattr. Hi.isnii'yii duyduklan Eok tizdii, kendini mazur gcistermeye Ealrqarak yaqhZacharia'ya "Amca, bu diinyanrn her koyiinde birtakrm grlgrn insanlar vardrr" dedi. "Hayrr, gocu[um" diye yanrtladrZacharia. "lT0 ath genE, bu birkag grlgrn de[il, sizin tiim koyi.iniizdii." Selanik'te, Hiisnii'niin gidiqi onuruna, bir qenlik diizenlemeyi diiqiindtik. $enli$imizi daha ilging krlmak igin Selanik'te Gavurali lakabryla tanrnan arkadaqrm Aliollu Christos'u Eafrrdrm. Gavurali popiiler bir profesyonel Earktcr olup, Tiirk miizifi ve qarkrlarmda uzmandrr. Bu qekilde Hiisnii'yii onurlandrrmak ve kemenEenin yanrnda geqit sunmak istemiqtim. Gavurali'nin Tiirkge bir iki qzrkr sdyleyip sriylemedilini hatrrlamryorum. Hiisnii de istemedi zaten. O yalmzca Pontus miizifi ve qarkilarrnt istiyordu. Kemengeci Damos, o gece geg saatlere kadar galdr ve sriyledi. Gavurali qarkr soylemek yerine bizim konufumuz oldu
ve hig bir qey yapmadan parasmr aldr.

Eski GiimiiEhane'de bir yftmtt
Ama Niko Alhazidis, Haralampidis ve diler Oflular, kemenEe ve qarkrlanyla Hiisnii'ye oyle hoq bir kargrlama yaptrlar ki, Hiisnii daha sonralart Nea Trapezunta konusunda coqtu. Onlarla dans etti ve sonunda Niko'nun Oflu'ya benzemedi[ini soyledi. "Bu iyi

O gece birgok arkadaq bizimleydi. Hiisnii co$mu$tu ve dostga amaitiraza yer brrakmayan bir rsrarla Dimitri'ye Yotis'e ve b:na hitaben, "Bl yaz iiEiiniiz bana geliyorsunuz, hatta kemengeci Damos'u da getirin. Parharia'ya (Eyilalar) ve Katrkaya'ya gidece-

bir adam Oflu olamaz" dedi. Kliiplerini de ziyaret ettik ve
94

gece

$iz" dedi.

"Katrkaya da ne?" diye sordum. "Dallarda yapilan bi.iyiik bir qenlik. Qolunlulu Tonyah olan tiim yiire halkr orada toplanrr. O qenlili bir kez olsun gcirmelisiniz." Ayrrlrrken de aynr scizleri yineledi; "George, Damon'u da yanrnrzda getirmeyi unutmayrn!". Bu, gidecelimiz ve Hiisnii'yle tartrqrlamayaca[r anlamma gelmekteydi. Kabul edilmiqti. Kesindi. "Damos'u unutmayrn!" Ne yapabilirdik ki, ona 'Peki' demekten bagka! Katrrkaya'ya gidecelimiz zamana dek, bizi giildtiren bir siirti gey oldu. Bir Pontuslu turist olarak ne zaman istanbul'a gelse ve tesadiifen Hiisnii'yle tanr$sa, hemen bize telefon agrp anlatrdt Hiisnii. Bu insanlann beni tanrmalarrnr garipserdi. "Olabilir Hiisni.i" derdim. "Selanik biiyiik bir kent. Herkesin beni tantmasmt nasrl beklersin. Uzun yrllardr Almanya'dayrm. Sanatgr ya da politikacr mlylm ki beni tanrsrnlar." Hiisnti yine de anlayamazdr. Herkes beni tanrmak zorundaydr, e[er tanrmryorlarsa bu onlann hatasrydr. Bu mtimkiin mti! Bir giin beni aradr. Telefondan kemengenin sesini ve birinin Pontus lehgesiyle qarkr s<iedilini duyuyordum. $arkr sciyleyeni telefona verdi. Arkadaglarryla turist olarak istanbul'da bulunan Christos Papadopulos'du bu kiqi. Htisni.i, onun melodik sesini dinliyor, "Sanki topra[r kazmrgsm da gizli bir hazine bulmuqsun. Ben de Christos'u b<ivle buldum. Harika bir ses!" diyordu bana
defalarca.

ft

ilnw

#
"Kapagiannidis Villast"nda I Bugiin "Atatiirk KiiEkii"

Telefon gciriiqmeleriyle zaman geEti ve yazrn Katrrkaya'ya gitme zamanrmrz geldi. $imdi ddrt kiqiydik; Yotis, Dimitris, Damos ve ben. Benim arabamla istanbul' a gidecek, Trabzon'a uEakla gegecektik. istanbul'da iki gtin kaldrk. Aynr eflenceler aynt kutlamalar.
Hatta daha fazlast. Kemengeci Damos bizimleydi ve Hiisnti onun kemenge Eahqrna ve garkr sdylemesine hayran kalmtqtt. Burada bir qikAyetini de dile getirmeliyim. Pontus miizifini gok sevdifimi s6ylemeliyim, ama ne zaman Tiirkiye'ye gelsem Tiirk miizi97

de dinlemeyi arzu ediyordum. Hiisnti ile beraberken bu mtizikle ba$antrm kopuyordu. Tiirkiye'yi ziyaret ettik ama hig Ttirk

[ini

milzifi dinleme imkdnrm olmadr. Aynr gece, hepimiz Taksim'deki Maksim'e gittik. Maksim, istanbul'un en btiyiik ve en gozde miizik ellence merkezi. Qevre, salonlar, personel, herqey bizi coqturdu. Miizik de harikaydr. Yirmi geleneksel enstriimanlt bir orkestra. Her qarkrcrya kendi orkestrasr eqlik ediyordu. Qrkan her qarkrcr bir iincekinden daha iyiydi. Geng bir dansgr krz oryantal dans yaptr. Damos, dansm ve kzm tiim detaylarrnr dikkatle izledi. Trabzon'a geldifimizde, Kanhka'da Muammer'in evinde kaldrk. Bir-iki giin sonra da Katrrkaya qenlifine kattlmak iizere Tonya'ya hareket ettik. Din dersi cifretmeni olan Dimitri, bu qenlipin, Aziz Elias Gi.inii'ntin Miisliimanlarca uyarlamasmdan farkh bir gey olmadrfrnr keqfetti. $enlik tarihi ve da$arda kutlanmasr gerEefi, onun eski AzizBIias Giinii oldufu konusunda kanrtrydr. Din bilgini Dimitri her yerde daima Hrristiyan kciklerini araqtrrdrirndan, akhma bir olay geldi. Tonya'da bir kiiyde bir kadrna, finna koymadan cince ekmefin iizerine neden hag iqareti koyduklarrnr sordufunda, kadrndan "daha kolay btilebilmemiz iEin" yanrtrnr aldrfrnr anlmsryorum. Bu yanrt onu diiq krrrkh[ma ufratmrqtr.

harika bir giindii. Herkes Htisni.i'yii tanryordu sanki. Selamlar, cipiiciikler, ardrndan Yunanistan'dan gelen arkadaglarr olarak bizim tanrqtrnlmamtz. Yolun bir kavqafrnda bir grup yerde oturup birqeyler yiyor, dans ediyordu. Biz de durduk. Difer kciqede birisi kuzu sattyordu. Htisni.i bir kuzu aldr, kesip bir kaE dakikada hazrrladrk. Ne zaman kestiler, derisini ne zaman yiizdiiler farkedemedik. Ozel mangallardaki ateqin iizerindeydi bile. HiE bu kadar lezzetli et yememi$tik. Eski gazeteler topra$rn tizerinde masa <irttisii olarak serilmiqti. Domatesler, ekmek ve piqen et bu kafrtlarrn ijzerine kondu. Tabak yok. Bu koqullar altrnda yememiz nasrl miimki.in olacaktr ki? Ama hepimiz cogmuqtuk, ama herkes dans ederken siz de dans etmek durumundastnrzdrr. Yedik, igtik' Duruma ahqtrk ve hoglandrk. Etin yaflan ve gtiple dolu gazetelere aldrrmadrk.

Yeterince yedikten sonra, grubumuz yine yola Erktr. Tt-im ufuk ktiylerinden gelip danseden insanlarla kaplanmrqtr. Ktzlar yerel giysilerhi giymiqlerdi. Renkli elbiseleri uzaklardan gciriiliiyordu. Dcirt bir yarumrz aynr yere gelmekte olan insanlarla doluydu. Giineg batmrqtt. Nemli bir hava hakimdi. Arabalar ve kamyonlar bir yerde terkedilmig, herkes qenlik alamna yiiriiyerek
geliyordu.

Ozel bir dolmug ve video ile Tonya'ya gitmek iizere Trabzon'dan hareket ettik. Vakfikebir'de mola verdik. Bu ktiyde denizden ayrrhp yirmi kilometre kadar gi.ineye inip Tonya'ya vardrk. Vakfrkebir'de Htisnii, bir diikkana girip hah aldt. Hahnrn Tonya'da birisine hediye ahnmtq olabilecefini dtiqtndiik. Diikkanda pek gok arkadaqryla kargrlaqtr Hiisnii. Onlardan birine bir qey sdyledi. Adam gidip, kar beyazr uzun bir yastrkla dtindii. Ardrndan dolmuga binip yola koyulduk. Yol boyunca, kamyonlarla ya da yayan gelen tiim koylerin kemenge eqlifinde garktlart ve danslarr izlenebiliyordu. Gtineqli
98

Askerler de buradaydr. Tiim erkekleri kontrol ediyorlardr. 'Neden?' diye sorduk. Hiisnii, burada herkesin silahh oldulunu, iEtiklerinde ise sorunlara yol agabileceklerini stiyledi. 'Her yrl her qenlikte baqrmza kazalar gelir' dedi. Bu nedenden htikiimet bu qenli[i yasaklamrq, ama biiyiik baskrlar sonucu bu yrl genlifin yaprlmasma izin vermiq. Ancak herhangi bir kazanrn olmamasr igin de kontroller yaprhyormug. Silahlan ve kavgayr sevmedi[imizden, bu kontrolleri bir olgiide anlayabildik. Ama krsa bir si.ire sonra, erkeklerin silahlarmt kadmlara verdiklerini ve askeri kontrolden gegtikten sonra silahlan geri aldrklannr farkettik. Bu' kontrolden sonra bile silah sorununun var oldufu demekti.
99

Biz kontrolden gegmedik ve Hiisnii'niin hemqerileri, hediye oldulunu zannetti[imiz o hahyr agtr. Hahnrn baq ucuna uzun yastrlr yerlegtirdiler ve oturmamrz igin bizi ga[rrdrlar. Aman
Tannm! Herkes topra$rn ijzerine oturuyordu. Htisnii'niin konuklarr ise halnrn iizerine oturacaktr. Ali ve ailenin bir siirti dostu yanrmrza hahya geldi. Ortada Ahmet'in yanrnda, kemengesi ile
Damos oturuyordu.

Tonya kaymakamr selamlamak iizere gelip aramtzda yerini aldr. Yine hahnrn iizerine gazeteleri agtrlar. Gazeteler yine etle, domatesle, biber ve peynirle dolmuqtu. Tiim insanlar dans edip, qarkrlar soyliiyordu. Da$larrn tepelerinden gelenler, bize saldrracakmrq gibi ytiksek sesle grlhklar attrklanndan, bize eski Ea! savaqgrlan gibi gciriindtiler. Trabzon Valisiyle Gi.imiiqhane Valisi birlikte bizi selamlamak iqin yanrmza geldiler. Dansgrlardan olugan her bir halka, yiizlerce insandan oluqu-

yordu. Krzlar kendi oluqturduklarr halkalarda dans ediyorlardr. Yanrmrzda video oldufu igin, bilgisizlikten olsa gerek, elbiseleri ilginE geldiginden Dimitri krzlarla dans etmek ve bu dansr videoya aldrmak istedi. Kavgaya ramak kalmrqtr. Bu yabancmrn ktzlannm ellerine dokunmaya kalktqmasr, dahasr onlarla dans etmesi nasrl miimkiin olabilirdi? Kontrolden yakalanmadan gegen silahlann qimdi ceplerinde olduklarr akltma geliverdi. Ama kavga falan olmadr. Hiisnii kavgayr dnlemekle kalmadr, hepimizin renkli giysili krzlarla dans etmesi konusunda rsrar da etti. Bizim de krikenlerimizin oradan gelmesi nedeniyle yabancr sayrlamayacagrmrzr agrkladr. Tiim dans sahast, toprafr hah gibi drten yegil Eimenli bir plato gdrtiniimiindeydi. Dems srrasrnda erkekler ayaklannr yere vururken, sanki yeraltrndan ses geliyor, toprak deprem
oluyormuqcasrna sarsrhyordu.

Yorgun bigimde hahmrza gokti.ik. Yaqh Ahmet, Damos'dan kemenge galmastnt ve eski Pontus qarktlarr sriylemesini istedi. Ahmet oldukga co$muqtu. O srrada dortnala gelen at sesleri duyduk. Yammrza geldiler. Gelenlerden biri Ahmet'in en btiyiik o[lu Rahmi'ydi. Atrndan atlayrp bizi selamladr' Dcinerken, atladr[rmrz bir qey kalmasm diye her birimizi o giin neler gordiifiimiizii birbirimize anlatttk. Bir koyde mola verdik. Burada da Htjsnii'niin bir arkadaqr vardl Lezzetli fasulye gorbasr ve di[er yernekleri yedik. Temiz daf havasr hepimizi acrktrmrgtr. Aynlmadan once yediklerimizin iicretini cjdemek istedik, ancak Htisnii'ntn arkadaqr kabul etmedi. Hiisnti'ntin dostlarr benim de dostlarrmdrr diyerek, cidemeyi kendi yapmak istedi. Uziilmiiqttik, giinkii bu adam bize pek hali vakti yerinde gibi gtiriinmemiqti. Aynr gece Tonya'daki Eyilalar'a (Parharia) gittik. Ahmet orada yaqryordu. Deniz nedeniyle olugan nemli ve srcak hava kryrda
ya$amayr olanaksrz krldrfrndan, eski dcinemlerden beri insanlar y azlar t yaylalara grkarlarmtq. 10r

H ii s nii, Yu

n

anh

do

s

tlany la
rl

100

t1

lr

Ne yazrk ki Eyilalar'rn giizellilinin tadrna varamadrk, gtinkii oraya her gidiqimizde yolun sis vardr. Birkag yil sonra buraya giineqli bir giinde geldim de, dofarun tjzellikle de yabancr Eigeklerin gtizelli[ine hayran kaldrm. Ahmet'in evine gittik. Eyilalar'daki ttim evler gibi son derece basit taq bir evdi. Yatak odalarrnrn altrnda hayvanlara ait boliim vardr. Qevre giibre doluydu. Mitolojimizdeki Heraklis'i ve Avgias Pokunu anrmsadrm. Sanrrm kimse bahEesinin o boliimiinti temizlemiyor, ya[mur ahp gtitiiriiyor olmalt. Yatak odalannrn iini.inde mutfak ve misafir odast vardt. Basit bir eski Rum evi. Yatak odalannrn zemini tahtaydr, mutfafrndaki
ise toprak.

bize' mos gergek bir Pontus qarlllan ve kemenEe ziyafet\ sundu Hepimiz son derece coqkuluyduk' Saate kim bakar? Geceyarrsmr gegtiEini hig anlamadrk' Saat sabahrn ikisi olmuqtu' Sami'yle birlikte oradan aynldrk' Evden grktrktan sonra evin iintindeki bir platforma Erktrk. Evin yan tarafindan basamaklarla iniliyordu. Zifiki karanhk vardr' HiEbir gey gtiremiyor-

aqalrya

out..uuuugeldi[imizzamankigibinemliydi.Basarnaklarrndibinde bahgede yakacak odunlar vardr'
Basamaklardan inip odunlarrn yanma vardrfrmrzda' duydufumisamuz silah sesleriyle tkildik' Platformda Ali ve kaymakam' firlerini havaya ateq ederek yolcu ediyorlardr. YeteI'ince alkollii

Duman ttim odadan gegiyor, baca olmadr[rndan gatrdan gtktyordu. G<ivdelerimiz ve giysilerimiz duman kokmugtu. Yorucu bir giinden sonra uzanmrq olan Ahmet'in odasma girdik. Yerel (orah) bir kemengeci de oradaydr. Yaqh Ahmet, Ttirk kemengeciye Eahp sciylemesi igin bir firsat vermedi. Hep Damos'un Eahp sdylemesini istiyordu. En sevdifi olan "Matin Panagian Leo"yu (Bakire Mana'ya yeminim var) galmasrm istedi. Ahmet'in odasrnda Damos'la birlikte qarkr soylerken, Hiisnti

olduklarrgergelinidegdzardretmedik.Giotisodunlarrnarkasrna dofru frlaar. Kalarumrz siikunetle oldu[umuz yerde kaldrk' Ne olJulunu anladrfrmrzda, odunlann arkasrndan grkmaya gahqan Giotis' le birliite giildiik. Sami'ninevinegiderkendeyolboyuncaolayagiiliipdurduk. Sami'nin evinde yatacaktft. Eve girdi[imizde bir problem Erktr' pantolonlarrmrz rslaktr. Sami gantalarrmll Ali'nin evinde unuthem muqtu. Dolayrsryla pijamalarrmrz yoktu' iki ev arasr mesafe fazlay&hem de gok geg olmuqtu' Sami oldufumuz gibi pijamasrz uyumamrzr istedi' Temmuz Ev ayrydr ama orada geceler krq geceleri gibi soluk oluyordu' qiiphesiz rsrtrlmtqtt, ama biz tsrarla gantalanmrzr istedik' Sami guntul*r*r"r gok istedilimizi anladr ve giysilerimizi Ahmet'in evinden gidip almak iizere hazrlandr' Sami hazrrlanrken, bir gekmeceyi agrp iginden silah aldr[rnr gtirdiim. Tabancanrn igine kurqun doldurmaya baqladr' Tam altr koydun kurqun saydrk. $aka olsun diye, "Sami, neden altr kurqun ki, biz burada yalntzcadtirt kigiyiz" dedim' Qok gtildiik' bu espri Sami'nindahaqevklegitmesineyolagtr.Qantalarrmrzgeldikten sonra yatabildik ancak. yat O macerah gtintim sona erdifi umuduyla yataklarrmrza
r03

mutfakta geleneksel bir Karadeniz yemefi hazrrhyordu. Zimur'du bu. O gece, biz, az uzaktaki Hiisnii'ni.in yefeni Sami'nin evinde, Htisni:'de, babasrnrn evinde uyuyacaktr. Sami'nin evinden oldukga uzakta ise Htisnti'niin erkek kardeqi Ali'nin vardr. Eyilalar'da evlerin birbirlerinden bir ya da iki kilometre uzakhkta yer aldrklarrnr dtiqtinebiliyor musunuz? Otlar dizlerimize kadar geliyordu, pantolonlarrmrz rslandr. Ali, o gece yatmaya gitmeden dnce bizi evine gafumrqtr, giinkii konuklan olarak bizleri a[rlamak istiyordu. O[lu Sami bizi evine gcittirdii. Evine geldi[imizde yeterince gakrrkeyiftik. Geng Tonya Kaymakamr ile Ali'nin di[er arkadaqlarr da oradaydr. Da-

r02

q
,ffi
wwq -$ffi
4
V)

Y v1

s
*a

R
h d

mlq uyuyorduk. Ama eski bir atasdziiniin de dedi[i gibi "bela geldi mi tistiiste gelir." Giotis gok fazla igmigti o gece, bu da onu susatmr$. Yataktan kalkmrg, igini giindiiz goziyle gdrmedilimiz evde su aramaya baglamrg. Ertesi giin suyun bahgede oldufunu gordiik. Evde hiE su yokmug. Giotis karanhkta su aramaktan yorulmuq ki, iEi Eyilalar stitiiyle dolu iki btiytik lelenin durdu$u bir masa bulmug. Su olmadr[rndan, "susuzlu[umu gidermek igin bari gu siitten igeyim" diye diiqiinmiiq. Bog yere iEmeye gahqmrq. Stiti.in yiizeyi tiimiiyle kaymakmrq. Kaymafir yanp siitti igmek igin iiflemi;. Ama kaymak kahnmrE. Tekrar tekrar i.iflemiq. Sonunda iimitsizli[e kaprhp yiiziinii siit ytizeyine daldrrmrq. Manzara gdrtilmeye deierdi. Giotis'in bumu, ytizii kaymak olmuq. Si.it hale daha derinde oldupundan siite ulaqmak igin tilm kafasmt lefenin igine sokmuq. Bu da gecenin son fashydr. O saatten sonra kim anlayabilirdi ki! Sisle geldik, sisle terkettik Eyilalar'r. Bdylece o muhteqem do$amn yeqil hahsrnr kaplayan yabani gigeklerin giizellifini gdremedik. Buraya ancak birkag yrl sonra gtineqli bir giinde tekrar ziyaret ettiIimde, $ansrm yaver gitti. Trabzon'a geldik ve zorunlu olarak Motel Usta'ya gittik. Dumanla, yafla oylesine kirlenmiqti ki, Muammer'in evine konuk olarek tekrar gitmeyi istemedik. Srcak bir banyo bizi kirlerimizden ve yorgunluktan arrndtrdt. iki odamrz vardr. UE yataklr olanr Dimitri, Giotis ve Damos igin, ikinci oda ise Hi.isnti'yle benim igindi. O gece uyudu[umuzu sanmryorum. Hiisnii'yle bir siirii qey konugtuk, Tiirk-Yunan iliqkileri hakkrnda tekrar konuqmak iEin firsat dofmuqtu Hiisnii'ye. Ona gcire, neden ve sorun olan gey, kitaplar, insanlann dini ve militarizm idi. Bunlardzrn dolayr iligkiler geligtirilemiyordu. Kitaplar gengleri zehirliyor, askerler aldrklan maagr korumek istiyor, dindarlar ise fanatizm yayryorlardr. "Bu papazlar ve hocalar asla biz iki ulusun iliqkisini geligtir105

Tonya'da
mesine katkrda bulunmayacaktrr" dedi. Biitiin gece bu sorunlar hakkrnda konugtu. Biz, elele her iki iilkeyi tiim diinyaya tanrtabiliriz. Yalnrzca birbirini tanrmak ve gengleri tanr$trmakla bile bu sorunun iistesinden gelebiliriz. Ardrndan mevcut atmosferi de de[iqtiririz" diyordu. Aniden yiizii iyimserlikle aydrnlandr. "E!er her iki taraftan da dolru ve uygun adamlan bulursak problemi gdzeriz." "Bu ne zaman olur biliyor musunuz" diye sordu. Atina ve Ankara'da Pontuslular sdz sahibi oldu[u zaman. Halklanmrz arasrnda kardeglik iligkisini baqarabilme umudu yalntzca bizlerde." Hiisnti konuqurken, bir ara uykuya daldrm. Ertesi gtinti yine bir sorunla karqrlaqtrk. Giimiiqhane'ye gitmemiz programlanmrqtr. Dimitri, Karadeniz'in bir milyon resmini gekmigti belki ama hala GiimiiEhane'nin, batr biiltimlerinin bazr yerlerini kagrrdrfrnr di.iqiinUyordu. istanbul'dan Htisnii'yii alrtisr eden bir telefon geldi. iqi nedeniyle hemen istanbul'a dcinmesi
106

gerekiyordu. Orada bir sorun varmr$. Ama konuklarrnt Trabzon'da yalnrz brrakrp nasrl gidebilirdi ki? Bizi zor durumdan Remzi kurtardr. "Brraktn gitsin" dedi. "Burada yalnrz daha da iyi zaman gegirirrz". "Biz burada delil miyiz?" diye de sordu alayh bigimde Hiisnii'ye. Sonunda Hiisnti, istanbul'a gitmeyi kabullendi ve bdylece bizi iki gi.inliiftine Trabzon'da yalntz brraktr. Yalnrzlrk da ne demek? olan herhangi bir tehlikeye karqr bizi gozetecek yaklaqrk yirmi Tonyah vardt gevremizde' Bize o kadar kalabalrk geldiler ki, belki de daha fazlaydiar. Hiisnii'niin gidiqinde yeni bir sorun grktr. Hepimizin otel faturasrnr zorla cidemeye kalkrqtr. ziyaretimiz yiiziinden yaptrEr biittin o harcamalar yetmiyormuq gibi bir de otelinkini odemek istedi. Bunu frsat bilip uEak biletlerimiz konusunu da aqtrm' "E!er bilet ve otel paralarrmrztbiz ddemezsek" dedim, "Bizi burada bir daha hig gdremezsin". Benim zorlamamla, biletlerimizi ve otel iicretini tidememizi kabul etti. istanbul'a gitmek iizere ayrrldr, biz de ktigtik bir dolmuqla Gtimiiqhane'ye hareket ettik' Bu kez yolculu[umuz daha iyi geqti. Hava lehimizeydi' Direkt olarak eski Giimiiqhane'ye gittik. Bir an onu gtizden kaybettik. onu, Giimiiqhane'de yiikselen bir dagrn tepesine trmanrken giirdi.ik. Eski madenlere ait ttinellerin resimlerini gekiyordu. Gegen yiizyrllardan kalma, giimiiq ve diler madenleri drqan taqtyan ktigiik vagon raylarr hala oradaydr. Yeni Giimiighane'ye otelimize drindiiltimiizde, turistik amagla oraya gelen selanikli bir grup Rum'a rastladrk. Aralannda Bayan Anna ve editcir Bay Tasos Kyriakidis'i g<irdiik. Qok yorgun oldu[umuzdan, o gece erken
yathk. iyice dinlendik. Ertesi gtin, Ardassa'nrn (Torul) batr b<iliimii, bizi bekliyordu' Dimitri o b<ilgenin de resimlerini gekecekti. Orada bulunan k6ylerin birkaE resmini gekecek, biz de ayru gece Trabzon'a geri dtlnecektik. Bu gezimizin sonu olacaktr. Sabah gok erken saatlerde Gtimtighane'den Torul'a yola grk r07

rs
ca,

s
n<

v

trk. Onden biz gidiyorduk, ardrmrzdan da Ti.irk gizli polisine ait bir araba geliyordu. Ne zaman Giimi.iqhane'den gevreye bir gezi yapsak, her zaman dostlukla saygryla kargrlanmrqrzdrr. O bolgenin fakirli[i ile halk, bizi oraya getiren qeyin yalnrzca duygusalhk oldu[una inanamryordu. Onlar belki de gizli bir hazine igin geldifimizi diigiiniiyor, bu nedenden bizleri takip ediyorlardr. Tiirk arkadaqlara polisin bizi neden izledi[ini, ne zaman sorsam, Ktirtler (PKK) yiiziinden oldu$u yanltmr ahyordum. Bir baqka agrdan, Dimitri'nin bizi getirdi[i o kayahk bcilgede yalmz olmamamrz daha iyiydi. Torul'da direkt olarak Batr'ya dcinerek Nivena ve Derena kciylerini ziyaret ettik. Her yer harabe ve hasar gdrmtig evlerle doluydu. Nivena'da hala yaqayanlar vardr ama Derena'da toplam yirmi aileden fazlasr oldufiundan kuqkuluydum. Derena, Homerik drineminden kalma gok eski bir ad. Anlamr, uzun bofaz. Dimitri'nin fotofraf makinesi gok resim Eekmekten rsrnmrqtr. Polis izleyicilerimizbiraz ilerde durup Eevreye bakryorlarmrg gibi yapmaktaydr. Ne bakrq ama! Derena'da bir kdyltiniin bahgesine girdik. Evinin rjni.inde kiigiik bir kilise vardr. Uzerinde Aziz Theodor Kilisesi yazryordu. QiftEi, kiliseyi depo olerak kullanryordu. Bu kilisenin de her yandan fotolrafi gekildi. O kiiEtik kilise bizi gergekten etkilemigti. Polis eqlikgilerimiz biraz daha yakrnrmrza geldi. Kimbilir belki de gizli hazinenin yanrnda duruyorduk! Arabamza geri dondi.i$iimiizii gciriince elbette diiq krrrkhlrna u[radrlar. $imdi anlatrken her qey gok kolay ve basitmiq gibi geliyor, ancak o zorlu bolgeleri gezmek gergekten giig istiyordu. Bizimle ilgilenildi[i siirece.her gey yolundaydr. Ancak o zavalh polis eglikgilerimiz neden bizim Erlgrnhklarrmrzm ceremesini Eekiyordu. Doniig yolumuzda ardrmrzdan geliyorlardr. Torul'u gegtik ve Zigana' y a do[ru tlrmanmaya baqladrk. Zigana' nrn eteklerinde
109

Bize eqlik eden polislere ilk ve son kez olarak ciniimiizden biz de arkalanndan giderek Yeni Gtimtiqhane'ye girdik. $imdi onlar cinden gidiyor biz de onlarr takip ediyorduk. Onlarla birlikte olan geng polisin baqina gok biiytik sorun aEtrm. Hepsi sivil giysiler igindeydi. Geng polisin yiizii tipik bir Giritli yiiztiydii. Selamlaqrrken, ona d<iniip "Sen Giritlisin. Seni Yunanca selamlayayrm" dedim. Sanrrm bu gtine defin bu genEler Giimiiqhane'de bizimle karqrlaqma deneyimlerini unutamamrqlardr. $eflerine ve dediklerini gok merak etmiqimdir. Eminim ki "bu qeytan gavur ne oldu$unu anladr" diyerek, kendilerini qagkrnh[a dtiqtiriiqiimiizii
hep anrmsayacaklar.

Kahrkay a' da Yor g o, H iis nii v e di! e rle fiy le b irlikt e

durdular. Beg dakika kadar orda kaldrlar ve Zigana'ya trrmanan kavqaktan, Giimiiqhane'ye geri drindtiklerini gordiik. O giintin hazinesi y alntzca kcimtirden ibaretti ! Ben takibe sinirlenen pek Eok Yunanh ziyaretgi grirdiim orada. Benim igin bu hep bir ellenceydi. BirkaE yrl sonra bazr arkadaqlarla Giimiiqhane'ye yaptrfrm bir bagka ziyareti anrmsryorum. Biz eski Giimi.ighane'ye vardrktan hemen sonra polisler yanrmrza gelip, kendilerini gazeteci olarak taruttrlar. Bizimle gtirtiqme yapmak istediler. Gciriiqmeyi ben yaptrm, onlar da dinliyormuq gibi yaptrlar. Ne demek istiyorsam onu sciyledim, ve sonunda dabizi koruduklarr, gtivenli[imizi salladrklan igin teqekkiir ederek, gergek gazetecilere o giin ne sciylediysem anlatmalannr rica ettim.
110

Bu qehirde yorucu gezimiz son buldu. Karadeniz'deki deneyimler, bilgilenmeler, tanrqmalar ve ziyaretler agtsmdan son derece zengin bir gezi olmuqtu. "Gezi bitti" dedim ama bir anlamr yoktu. "$imdi istanbul'a geri donecefiz" dedifimde, Dimitri kabul etmedi. Ona gore Larahane'yi ve Vazelon Manastm harabelerini de gcirmemiz gerekiyordu. Hakhydr. Ertesi giin Larahane'deydik. Orada, akrcr bir Pontus lehgesiyIe konuqan Ali'yle tanrqtrk. Annesi Rum'du. B<iylece Ali anne tarafindan Rum, baba tarafindan Tiirk'tti. Larahane, Rum politikacr Eleftheriadis'in do[dufu yermiq. Uzun yrllar sonra kendi do[dugu evi ziyaret etmiq, ve bu evinde oturup burada <ilmtiq. Naaqrnn Yunanistan'a naklini, Yeni Sumela Manastrr'nda yaprlan cenaze tcirenini ammslyorum. Larahane meydamnda harap edilmiq kilisenin temellerini gtirebilir insan. Dimitri temellerin resmini Eekti ve aralarrndaki uzakhklarr hesapladr, elindeki bir kafrda kilisenin enini ve boyunu not etti. Daha sonra Vazelon Manastrn'na gitmek iEin da[dan gok bti-

yiik bir ormanrn iginden gegtik. Yol topraktr. Ne yazrk ki yine
sisle karqrlaqtrk. YolumuziJ,zerine bir agag yrkrlmrg oldufundan
111

arabamrzl durdurup, yolun geri kalarunr ytiriiyerek tamamlamak zorunda kaldrk.

Bir stire yiirtidiik ancak manastrn gtiremedik. Umutsuzlulu
kaprhp geri d<inmeye bagladrk. DdntiE yolumuzda iki gocula rastlaylp Vazelon Manastn'nrn nerede oldu[unu sorduk. Burada diyerek yan tarafimrzda sisler igindeki manastur gcisterdiler. yanrmrzda Trabzon'da taruEtrlrmz Amerika'dan gelen Bay Hionidis vardr ve bu o giinki.i programrmrzda eslik ediyordu.

s

t

B

s s

H

iisnii konuklanna

ye

mek haztrlryor

Yer gok rslaktr ve manastrin harabesine kadarki elli metreyi aEmakta gok zorlandft. Qamura diigerek giysilerimizi oldukga kirlettik. Sonunda varmayr bapardrk. Ellerimizle harabenin duvarlanna dokunduk. Bu, Karadeniz'in, belki de tiim Hrristiyan diinyasmm en eski manastnydr. M.S. 270 yilnda kurulmug. Bu, Roma imparatorlu[u'nun Hrristiyanlzula mticadele ettiEi en kdtii
113

dcineminde kuruldufu anlamma geliyordu. Yrkrntr yrkmtr iizerine. Manastra girmek gok tehlikeliydi. Eski manastrrda hayvanlar yagryordu ve her taraf bok igindeydi. Harabenin duvarlanna do-

kunurken, Kudtis'e gelerek eski Salomon Yahudi Taprnafr'nrn duvarlannda tannya yakaran, eski dcjnemlerdeki Yahudiler geldi
akhma. Aflamak neye yarar!

Dilniiqtimi.izde Dimitri'nin gelmesini bekledik. Resim gekerken hep gecikiyordu. Sonunda o da geldi. istanbul'da Htisnii huzursuzlanrp telaqlanmaya baqlamrqtr, giinkii Trabzon'da kahErmrz uzaml$tl. Trabzon'daki otele vardrfrmrzda Hiisnii'yi.i aramamlzl bildiren bir mesaj aldrk. Kendisine
ne kadar hoq zaman gegirdilimizi anlatmca sakinlegti, Etinkti ba$rmrza kdtti bir gey geldilini ya da birimizden birinin hastalanmrg olabilecelini dtigtinmi.iq.

niip boquna endigelenmigim. Her yeni ziyaretle daha da coguyor ve bana, kendisine daha fazla insan gdndermemi stiyliiyordu. "Yalntzca bu yolla" diyordu, "tanrgma ve arkadagltkla, senin ve benim halkrm sa$duyulu hale gelecek. Tereddiit etme, bana insanlarr yolla ve bana sorun olmayacalrndan emin ol." O 1985 yazt gegti ve sonbahara girdik. Bu kez kansr ve kiigiik oflu Yunus bizi ziyarete geldi. Kanm ve gocuklanmla birlikte
denizde gok hog zaman gegirdiler. Yaz sonu biiyiik bir iiztinttiyle sarsrldrk. igyerimizde gahqan Evgania'nm kocasr Yiannis motorsikletiyle yaptrfr bir kazada olmiiqtii. Yiannis yalnrzca 25 yaqrndaydt ve hastanede bir ay kadar yagamla miicadele vermigti. Sonunda kaybedip tiltime yenik dliqmi.igtti. OtaUgU gtin tesadiifen Hiisnti bize geldi. Bu kez cjnceden haber vermeksizin gelmiqti. Onceki telefon konuqmalarrmrzdan kazayt ofrenmiqti ama geldifinde o giin Jiannis'in 6ldiifi.ini.i bil-

B<iylesi anilar nasrl unutulabilir?

Htisnii'niin o yaz, arkadaqlarrn de[iq tokug edilmesi, yeni dostluklar edinme konusundaki fikrini deligtirip defigtirmedifini bilemiyorum. Bizlerden Tiirkiye'ye kimler gidip de onunla bulugmadr ki! O kimleri onore etmedi ya da en iyi gekilde a[rlamadr ki!
Yalruzca birkag 6rnek verecefim.

Biri, kemengeleriyle Trabzon'a giden ve onun eglik ettili genglerden olugan bir gruptu. Aralannda Pontus miizifinin en iyi
dansgrlarr da vardr: Eythimis ve Michalis. Profesiir Kostas da videosuyla birlikte onlarm yanrndaydr.

miyordu. Bu sefer de iq igin gelmiqti. Ankara'da bakanhklara sunulmak tizere bir proje hazrlamrgtr. Bu, giineq enerjisi tiretimi iizerine bir projeydi. Yunanistan'daki sayrsrz imalatgrdan etkilenmigti. Elinde halihazrda giineq enerjisi akiimiilattirleri yaprmctlanyla yaprlan gok sayrda scizleqme vardt ancak Ttirkiye'de herhangi bir qey yapmadan cince, devletin yetkisindeki bir tegvik belgesine gerek
duyuyordu.

Diler bir grup ise, Kostas'rn babasr, Sumela Manastur'nrn rahibi ve kansmdan oluguyordu. Onlarla birlikte bu rahibin dopum yeri olan Erbaa'ya, ardrndan da Trabzon'a gitti. Atina'dan Petros
ve Nikoleta arkadaqlarryla birlikte onu ziyaret ettiler. Hiisnti'yle
tesadiifen kargrlagan tiim bu insanlar, hdlA onu ve konukseverlifini konuEuyorlar. Ama tiim bu ziyaretlerin onu srkmaya baElayabilecefini dtigii-

Gelip de ktitii haberi duydufumda, naagln o srada bulundu[u, karrsr Evgenia'nrn evini ziyaret etmek istedilini stiyledi bana. Hentiz gelmiqti, yol yorgunuydu ama dinlenmek bile istemedi. Evgenia'nm evine gittifimizde akgam geg bir saatti. Htisnii eve girdi, Evgenia'yr selamladr, gece boyunca adet olarak yiizi.i mendille kapatrlmtq olan Yiannis'in yi.iztinii agtr ve 6pti.i. O gece ve
ertesi gi.inkii cenaze boyunca sessizdi.

Trirenden hemen sonra, "Zavalh Evgenia'ya qimdi ne olacak?" diye sordu.
115

r14

Miizi[imiz ve kemengemiz olmadan yaptr[r ilk ziyaretti

bu

Hiisnii'ntin. O berbat olay igimizi dondurmugtu. Hiisni.i daha da donuktu. Bir ay soffa, aniden istanbul'a gittik. Ben, Kuka, Damos ve arkadaqrmrz Christos, Htisnii'yle Maksim'e gidigimizin ikinci seferiydi. Giriqte duvarlarda salona uzanan koridorda muhteqem portreler gtiztimiizti aldr. Mi.izikal sunum ve garkrlar bizi gok qaqrttr. O gece konuqa konuqa, konu Kars'tan agrldr. Kars, eski Sovyetler Birlifi srrun yanrnda Tiirkiye'nin kuzeydolusunda bir kent. Ancak bizim Pontuslu insanrmrz, Kars'r, Lazistan, Ermenistan ve iran arasrndzrki tiim brilge olarak bilirdi. Giimtiqhane'deki madenler I 856'da kapatrldr$rnda, tijm ustaIar ve iqgiler Gi.imtighane daflannda garesiz kaldrlar. Bciylece, imparatorlulun, madenleri olan baqka bdlgelerine grigettiler. Biiyiik golunlu$u Kars bdlgesine gitti. Bu gciE, t830,da baqlayrp bu ylJzyilra dek si.irdti. Gtimiiqhane'den binlerce kiqi Kars'a geliyordu. Kars'da yeni bir Grek kolinisi olmugru. Grubumuzdan Kuka ile Christos'un ailesi Karshydr. Christos'un ana-babasr Giola yakrnrnda panzarot kriyiindendi, Kuka'nrn babasr ise Kars'rn giineyindeki Kalrzman'da do[muqtu. Bu nedenden, o gece Hiisnii ile gelecek yaz birkag gi.inliifiine Kars'a gitmeyi kararlaqtrrdrk. Boylece Kuka babasrmn doldulu bcilgeyi gcirebilecekti. Bu anlaqmaya bir ek yaptrm. Gegen yrl biz istanbul'a geldifimizde, ciniimiizdeki Noel'de ve yrlbagrnda Hiisnti ailesiyle birlikte bizi ziyarete gelecekti.nEminim Htisnii bizim istanbul'a gelmemizi isterdi, ama hat'mrzr'krrmzrk istemiyordu. Yunanistan'a gelme konusunda yegane teredrdiitii karrsrnrn sa[hgr ile ilgiliydi. Silvester'e bize gelmeye s<iz vermiqti bir kere, biz de gelecek yaz Kars'a gidecektik. Yunanistan'a geri ddndiigtimtizde, 22 Arahk'ta ailesiyle bir_ likte gelecek olan Htisnii igin programlar yapmaya bagladrk. oniimiizde iki ay daha viudr ama biz geligimizi ttim arkadaglzur116

ma bildirmeye baglamrgtrk. Hepsi de geleceli haberine gok sevindi. Ama bu benim igin aynr zamanda bi.iyiik bir sorun oldu. Herkes Hiisnti'yii a[rrlamak istiyordu. Hemen duruma el koydum. Htisnii, Silvester'de bizimle birlikte kalacaktr. Diler tiim giinler boyunca herkesin katrlabilece[i ortak e[lenceler organize ettik. Herkes fazlasryla cogmug oldufundan hepsi de Hiisnii'yii tizerinde gdrmek istemigti. Sonunda onu herkesin gdrebileceli ortam oluqturulmuqtu. Bciylece hem Htisnii parqa parga olmayacak hem de zaman herkese yetecekti. Bu gciziimf higbiri befenmedi arna
kabullendi. Gtinde bir ya da
vester'e geligleriyle

iki kez yaprlan telefon

gcirtigmeleri hep Sil-

ilgiliydi. Zaman gegri ve Arah[a geldik, itci gey problem oluqturuyordu. Arahfrn ortaSmda, Btiyiikgekmece Belediyesi, Hiisnt'niin evinin yanrnda bir kazr yapmrg, ancak yanhghkla telefon hatlarrnr kesmiglerdi. B<iylece Hi.isnii'yle ancak $irinevler'deki biirosundan giindiizleri konuqabiliyorduk. Btiyiikgekmece'deki ev ise telefon olmadr[rndan bizim igin oli.iydii.

ikinci olay ise Kuzey Yunanistan'da oluqan gok kdtti hava koqullanydr. Aynr hava istanbul'da da hi.ikiim siirmekteydi. Ttim bcilge yofun bir kar yagrqr altrndaydr. Ama bizler iyimserdik. Bu yalnrzca bir firtrnaydr ve gegecekti. Noel'e yakrn hava daha da kcitiileqti. Bir sabah, Selanik'i bile kar kapladr. Belediye yollan agmaya gahqtr. Yollann sa[ ve solunda kardan dallar olugtu. Kentteki otobtis seferleri iptal edilmiqti, insanlar buz iizerinde kolayca kayrp diiqtiyordu. Hiisnii'yle her gtin haberlegiyor, aynr iyimserlifi paylaqryorduk. Bu gekilde daha ne kadar siirebilirdi kil Ama hava giderek kcittileqti. Gelmesi konusunda Htisnt'ye yaptrlrm rsrar yiiziinden strese girmiqtim. O yollarda ri.im ailenin bagrna bir gey gelirse kendimi sorumlu tutacaktrm. Ama sorumluluEu kim takarl

tt7

Tiim yagamrm boyunca ertelemelerden nefret etmigimdir. Ertelemeyi gok kcitii bir gey olarak algrlanm. Ama Kuka, arkadaglanmlz ve ben bile Hiisnii'ye gelmemelerini giinkii gok tehlikeli olacalrnr soylemeye karar verdik. Kaza olmasa bile, ttim yolculuk aile igin tam bir igkence olacaktr. Bciylece ona telefon agrp gelmemelerini siiyledim. Htisnti hemen teklifimi kabul etti, sanrnm programr tek taraflr iptal etmek istemiyordu. Bciylelikle ttim hazrrhklar ve programlar boquna yaprlmrq oldu. Ama her qey o kadar da kotti de[ildi. Yagam bizimdi. "Gelecek yrl" dedi Htisnil, "dua edelim de hava daha iyi olsun, biz de yrlbagrnr birlikte kutlayahm." Hepimiz tizgtindtik, ama o tehlikeli yolculu[un alr sorumlulufundan da kurtulmugtuk. Her sabah telefonlaqtrk. Evindeki telefon hatlan hala gahqmryordu. Hasar biiytiktii sanurm. 1986'daki son telefon gbriiqmesini, biirosundan yrlbaqr giinii saat 11.00'de yaptrlrmrzl anlmslyorum. Biirodan Erkmak iizereydik ve ben, evlerindeki telefon hala gahqmadrlrndan, yeni yrl dileklerimi s<iylemek igin onu aradrm. Hiisnti, iqyerinde delildi.

gittim, Pek gok arkadaErm oradaydr. Biri, diin geceki kumardan gok para kazanmrEtt. Dileri de gok kaybetmigti. Bir bagkasrna Silvester ekmelinin iginden altrn para grkmrgtr. Herkesin anlahlacak bir dyktisii vardr. B<iylece zaman gegti. Saat 11.30 civarrnda krzrm beni aradt. "Baba" dedi, "Ttirkiye'den birisi anyor." Ne dediklerini anlayamamr$tl. Ytiksek sesle
a!hyorlarmtq. Kim oldu$unu anlayamadrm. Bir hafta tjnce ipsala srnnnda bir kaza olmuEtu. Selanik yakrnrndan geng bir asker <ilmiiEtii. Barrg d<ineminde fanatizm ve nefretin kurbant olmu$tu. Onun igin mi afhyorlardr? Ama bununla o telefonun ne ilgisi vardr? Ne olmuq olabilecelini diiqtndiim bir siire ve sonra da unuttum. Saat 1 civarrnda krzrm bir kez daha aradr Klubti. istanbul'dan tekrar aramtqlar. $imdi bir siirii insan a[hyormuq. Onlarla konugmast miimktin olmamtq ve ne oldu[unu sonnug. Hatlar kiittiymti$ ve aflarna seslerinin arasmda gok fazla parazit varmr$. Eve gitmek zorunda kaldrm. Ollendi ve yemek hazrdr' Evde Kuka ve ben neler oldulunu, neden alladrklannr diigtini.iyorduk. Merakrmrz yanlisrz kaldr. Hi.isnii'ye agrp sormak istedim ama telefonu bir haftadrr gahgmryordu. Ne yapabilirdik ki? Kararstz, yarutsrz 6ylesine oturduk. Kuka ve krztm sofrayt hazrrlamaya baqladr. Saat 1.30 gibiydi. Hiisnti'niin biirosunu aramayr diiqiindiim, ama yrlm ilk gtinii btiroya kim gelirdi ki. "Ama arasam ne kaybederim?" diye sordum kendime. Kalkrp $irinevler'deki biirosunu aradtm. Telefona grkan olmadan agrldt, birgok insanrn a$adrlrm duydum. "Ne oluyor?" diye diiqtindiim. Biri telefona grktr. Kim oldulunu anrmslyamryorum. "Ne oldu?" diye sordum heyecanla. "Htisnii'yii kaybenik!" dedi derinden a$lamakh sesle. "Sen ne diyorsun? Nasrl oldu?" diye sordum.

Stileyman oradaydr. Htisnti'ntin Sarryer'de oldulunu soyledi. Orada biraz igi varmr$ ve bir saat soffa ddnecekmig. Siileyman'a gftmak iizere oldulumuzu ve kendisine iyi dilek ve tebriklerimizi iletmesini sdyledim. O gtin Htisnii'yle direkt temas etmedi$im tek gtndti. O cilleden sonra, Silvester'deki hazrrhklarla megguldiik. Gece yansr genli[inde yine Htisnii'niin adrnr andrk ve saflr[rna garap igtik. Gelemedigi igin iizgtindtik ama bu kcitti mevsimde yollara gftmadr[r igin de memnunduk. Kuka, o yaz Kars'a yaprlacak gezi igin duydu[u mutlulufu yineledi. ilk yatmaya giden bendim. Di[erleri televizyondaki ellence programmr izlemek istemigti. Ertesi sabah, yeni yrhn ilk giintnde ilk uyanan ben oldum. Uyuyanliur rahatsrz etmemek igin yakrmmndaki Pontus Klubtine
118

HUSNU Ot-UUqfU. Bu miimktin miiydti? "Geliyorum" di119

yerek relefonu kapattrm. KonuEmayr izleyen ailem donup kalmr$tr.

da dondu kaldr. "Athina'yra birlikte ben de seninle geliyorum,,
dedi.

Hi.isnii'miiz 6lmiigti.i. Hemen yotis'i aradrm. Haberi duyunca o

Krsa stirede goktan kurtuldum. Arabamm triptigi yoktu, yeqil sigorta kartr da. Ttirkiye'den nasrl geEebilirdik?

zi de bildirdim. Afzrmrza bir lokma ekmek bile koymadan hemen yola gfttrk. Ayrrldrfrm:u,da saat 2.30 civanndaydr. Drirr kigiydik; Aihina, Yotis, Kuka ve ben. yolda ne konugtuk, ne de durduk. Hepimiz, Hiisnti ile bagrmdan gegen olaylan ve onunla ne gi.izel untai pay_ laqtr!rmrzl dii gi.intiyorduk. istanbul'a van grmr zda Hiisnii,niin orada olmayaca[rna inanamryorduk. Bu miimkiin mi.iydii? Htisnii bizim geliyor oldu$umuzu bilecek de orada olmayacak? Neler oldulunu ve neden cildtigrinii bilmiyorduk. yarnrzcacirmiis oldugunu biliyorduk. Bilgisizlik ve acryla dolu orarak, aln saatre smra vardrk. Bizimle ilgilenen tiim gi.imrtik memurlan tesadiifen Hiisnt'yii tamyordu' Hepsi de driimtiyle ilgili haberleri okumuqtu. smrrda trafik boqtu. Gelen giden yoktu. yrhn ilk giinii kim yolculuk yapar ki? Sc,run smrdaydr. Ttirkiye ve yunanistan arasl iki taraflr sciz_ leqme uyannca Maritsa (Merig) Nehri kcipriisii iizerinden ytiriiyerek gegig yapmak yasaktr. yalnrzca arabaylagegilebilirdi. Gcjrev
120

Kendime acil bir gciziim buldum. Smra gidecek, arabamrzr orada brrakacak ve Tiirk tarafina ytiriiyerek girecektik. orada sonradan istanbul'a bir araba kiralayacaktrk. Ama srnrra ancak akgam vakti varacaktrk. Mevsim de krgtr. Gergek bir bag a!'sr! Bir kez daha diigtindtim. Tekrar Hiisnii'niin biirosunu aradrm ve Stileyman'la konugtum. Sorunumu agrklayrp birisinin gelip bi_ zi ipsala'dan ahp alamayaca[rm sordum. "Tabii ki olurr', dedi Siileyman. Ona aynca tahminen saat kagta srnrda olabilece$imi_

liler, bizim yiirtiyerek gitmemize izin verseler bile askerlerimiz tarafindan durdurulacalrmrzr, onlar da bizi braksalar, Ttirk yetkililerin bizi durduracalmr stiylediler. Qrkrg yoktu! Giimriik memurlanmza, diler tarafta Ipsala'da bizi bir arabarun bekledifini sciyledim. Grirevli memurlanmn bize yardrmcr olmak istediklerinden, arabayla biri gelirse onunla Tiirkiye'ye girmemizi saflayacaklan konusunda sciz verdiler. Zaman akrp gidiyor ve kimse gelmiyordu. Acrmrz daha da bi.iytidii, gtinkii difer tarafta, ipsala'da bizi bekleyenlerle temas kurma imkAnrmrz yoktu. Bir gorevlinin akhna iyi bir fikir geldi. "Taksiler var" dedi. "1500 Drahmi'ye sizi smrrdan gegirebilirler." Hemen taksilerin telefon numaralannr aramaya baqladrlar. Bir taksi stirticiisiintin kansmr buldular. Ardrndan telefonla araya araya siirticiiye ulagtrlar. Adam hemen srnrra geldi. Sarhoqtu. Ttim bekleme si.iremiz bir saat kadardr ama bize bir asrr kadar
uzun gelmiqti. Taksi, boq olan Tiirk snrr karakoluna geldifinde, bizi orada bekleyen Siileyman'r tanrdrm. Tiirk gcirevliler de Siileyman'rn anlatmasryla olanlan biliyordu. Ttim formaliteleri garEabuk bitirdi-

ler. Krsa bir stire sonra Hiisnii'niin arabasryla istanbul yolunda ilerliyorduk. Ben, Stileyman'm yanrnda oturuyordum. Siileyman
bana aya$rmrn altrndaki dciqemeyi gdsterdi. Hala kanhydr. Hasta-

neye taqrndrfr srada akan Hiisnii'niin kanrydr. Stileyman bize, Yrlbagr gtinii Hiisnti'niin ollu Turan'la Biiytikgekmece'deki bir
Pontus Klubiine ginifini anlattr. Orada arkadaglanyla kumar oynuyormuf. Akgam saat 10.00'da eve gitmek iizere oyunu brrakmrqlar ve kliip de yrlbaqr dolayrsryla kapanmrq. Hiisnti, defterine bazr notlar ahyormuq. Oyunculardan biri olan Oflu Mehmet Hacrbektagoflu -ki Hiismi Oflularr hig sevmezdi- bir ara kltipten ayrrhp hemen geri ddnmiig. Hiisnti'ntin yanrna gelmig. Hiisnii onun yaklagtr[rnr farketmemiq. Aniden ta-

r21

bancasmr grkanp Hiisnti'yti <ildiirmiig. Hiisnti higbir Eeyi anlamadan cilmi.ig. Kliipte bulunan birkag kiEiden higbiri mtidahale etme firsatr bulamamrE. ollu Turan bile. stileyman bana ktitti habere ilk sayfasrnda yer veren gazeteyi gcisterdi. o sayfada bir de fotofraf vardr. Bu, Athina'mn yalova gezimizde Htisnti igin gektili

kansmm ve ollunun da yer aldrfr fotolraftr. Bu fotolraf, ciddi bigimde hasta olan karrsrndan Htisnti'ye hoE bir anr olsun diye gekilmiqti. Ama krsmet onaymrg. Kimse tam olarak bu cinayetin nedenini bilmiyordu. Eve gel_ dilimizde, herkes oradaydr. Htisnti'ntin naagr hala hastanedeydi. Allamalar ve Dofu'ya ozgi cenaze alrtla' hala kulaklanmrzda yankrlanryor. Mesure yaEh Ahmet'le olan iyi iligkisinden yararlanarak cenaze tcireninin istanbul'da olmasr konusunda aracrhk etmemi rica etti. Fakat Hiisnti'niin yaqh babasr anlayrE gdstermedi' cenaze tcireni rrabzon'da yaprldr. Mezan da Trabzon'un Boz Tepesi'nde yer aldr. Mesure gok mutsuz oldu. Ancak, Htisnii,ye de arzusu sorulsaydl sanrrm meza' olarak o da Boz Tepe'yi tercih ederdi. Ertesi giin Htisnii'ntin cansrz gdvdesini getirdiler. Bir tabutun igindeydi. Kardeqimiz Htisnti'y{i g<iremedik. Miisliiman aderlerine gcire, cilen kefene koyurduktan sonra o kefen bir daha asla agrlmazmrq. Tabutun gevresinde koEturan ktigiik ollu yunus Emre, sevgili babasrnr olasr bir delikten gtirmeye gahEryordu. Do!u_ ya ozgi balrnqlar giderek yiikseliyor,yiikseliyordu ve ben hala bu sesleri duyuyorum. Alzrmdan tek bir Eey grkmayan tek kiqi bendim. Frsrldayabildilim yalmzca guydu: NEDEN KARDE$IM HUSNU? Bir siire sonra, Trabzon'dan bir otobiis geldi. Gelenler akrabala' ve en biiyiik kardegi Rahmi'ydi. Hiisnii'niin naa$mr babalarr Ahmet'in isteli uyannca Trabzon'aBoz Tepe'ye getirmek iizere gelmiqlerdi.

4
NI

\J

-

\3

N q)
:S

s :s

4 :s

s

122

miimkiin olabilir mi? Ne yapmahydrm? Hiisnti'niin gcivdesi Trabzon'a giderken, biz yunanistan'a d<intiyorduk. Sakinlegemi_ yordum? Ytrelimin i.isttinde alrr bir taq vardr sanki.

cenaze tcireninin istanbul'da yaprlacalr haberiyre gelmiqtik. Yunanistan'dan. Trirenin Trabzon'da gergekleqtiriteceli gerieli bizi hazrrhksrz yakaladr. Ben yine de Trabzon'a gitme konusunaa istekliydim, ancak yotis ve kansr Athina da benimle gelmigti. Yotis, bir lisede cisretmen oldufundan uzun siire gitmezlik edemezdi. Kalbim acr iginde Trabzon'a giden orobi.isii izledim. otobiiste $imdi akrabalarryla birlikte Hiisnti'ntin tabutu da vardr. Bu

UNUTULMAZ KAPJESI IV{IZ HUSNI.J,

BUYUX UZUN'rU vE KEDER iqiXCe BUCUl.i MEZARINiN BASINDA BULUNUYORUZ. SU ANDA
YANINDA DURANLAR YALNIZ BIZLER DEGILIZ. AYNI ZAMANDA tsUTUN ARI(ADA$LARININ AKLI VE KALBi BURADADIR. SENIN ONLARi SEVDiCiN iiADAR SENi SEVMIS oLAN BUTUI'I iNsnxInR BUGUN SENIN AziZ HATIP-ANLA YASiYOR. BUYUK ACI VE UZITIXTU iTE' SCNI ANIDEN AILENDEN, qocUKLARINDAN, KAR,DESLERINDEN. BABANDAN VE HEPIMiZDEN AYIRAN 3U KOPJ'iUN9 CINAYET YUZUNDEN GEr-DiK. SENIN ACI OLUN'UN HEPiMizi oKSUZ BRAKTI. KAHI,.SLSUN K.A.TiLE. BUTUN DOST VE ARKADASLARIN ETR.AFINDA TOPI-ANARAIi ACi KAYBINI AGLIYORUZ. iNSALI AH rrAl'ATrN QOCUKLARIN iClN PARLAK ein NriSeL VE iiHeu KAvNAcI oLSirN. eocuii.LARINtN qoK SENELER

Tepe'deymig.

Trabzon'da Mtisliiman adetlerini ihlar etmiqler. Hi.isnii'niin kefenini, onu grirmek ve selamlamak igin bir kez agmrqlar. Cansrz gcivdesini bir kez daha yrkamrglar ve kefenlemiql er. Mezan, Boz

mer ta$r Ttirkiye'ye kendim getirdim ve dliimiinden birkag hafta sonra bu tag, Boz Tepe'deki mezanna kondu. Halen de sevgili kardegimin mezarrntn baqucunda durmakta. Belki yafmur belki de zaman yaziart biraz silmiq. Belki de bu yazrlat, sava$glnn kendisi artrk olmadrlrrdan silik. Kalamaria'daki pontus krubtimiizde anrsrna bir t<iren yaptrk. Ttim dostla' oradaydr. Mtsriimanlar 6ltimtiniin ellinci gtinti mevlit yaptr. O mevlitte Tiirkiye'deydim. Sultan Ahmet Ca_ mii'nde yaprldr. Ardrndan Trabzon,a gittim. Mezan bagrnda hem Ttirkge hem de Yunanca gu mevlit konuqmasrnr yaptlm.

Yunanistan'daki dostra'krsa si.irede bu k6tti haberi duvdular. Kendimi berbat hissediyordum. Kendisiyre uzunca urr srire uirlikte olma firsatrnr yakarayamadan kaybetmigtim kardeqimi. Bciyle bir qeyin olabilecelini nasrl akhma getirebilirdim ki? Krsa stirede Selanik'te mermerden rizel bir mezarta$l yaptr_ drm. Uzerinde hem yunanca hem de Ttirkge yazr vardr:,,Burada bir Yunan-Ttirk dostlulu hayalcisi ve savaggrst uyumakta.,,
Mer_

YA$AYIP SENi U a.itr.ie SFvGi Vp CURURLA H.4.TrRLAN,rALARrNi TEI{ENNI EDERiTU. qurXU

BABALARI UNUTLMAZ, USTUN, DEGERLi, BUYUK BiR ixsexot. AyNi DUycuLApJ BUrUN ARIiADAsLARIN vE TANIDIKLARIN DA PAYLASARAK SENI H.A.Y.4TIMiZ BOYUNCA UNUTMAYACAGIZ, USTUNiUCUN O I{ADAR BU)'UKTU KI, SE}*IELERDEN BERi qoK SEvDiGiN

VATANIN TUNI(IYZ IIIN SINIRLARINI I.SI?. DIGER N{EMLEKETLERE DE YAYILARAK. FIEPIIVI;ZJ JTVGi iLE
KUCAKLADI. $AHSEN HUSNti iie aUYUK BiR BAc:-AN'i'n"i ,)LDU. ZAN,IAN GELD' KI BU BACLANTIN{IZ ARh:.{DASLIK MANASINI ASTI, SINNiNiNIIZ iCiN BiRER. KAR.D:STEN FARKSIZ OLDUK. BUI\U H:PINIZ BILIYORST.INU TiJR.iliYE
125

r24

BTRQOK KiSi HUSNU yu TURKYI.JNAN DOSTLUGUNUN TARAFTARI OLARAK TANIDI. H.

vE YUNANiSTAN DA

tisNu xux xeRDE$I oLARAK; BU RADA MEzARININ

usruNor yeuix eoiyoRuna: uusNU, TURK-yuNAN DosrlI-ljcuriuM SADECE TARAFTAnI pgcil. runxyuN.A.N xeRoesi-iciNiN cERqEKLESMEST iqix ven c-

PA OXI IVIONON EME]: NOY TQPA:I.EKOMA:TE AINAA :OY. EAQ KONTA :OY BPIIKONTAI TH}.i XTITN{FI A}TH O NOY: KAI H \IY,.iH ONAN TQN OIAQN:O\'. CJNOI OME NAOO: A|ANH:E: ONQ: KA.I EMEII ONOI

irc eai-r$ax euyur: tsrR BARTSSEvERDI. srK sIK oenpi xi etz BIR ATANII.I qocul(LARlyiz. AyET ULUSLARTL{Iz BUNU eii-sat-snoi. o ZAMAN KARDr$
UcU
OLDUCUTTUZU DA ANLAYACAKI-ARDI. BU HAYALLE HAY.A.TTAx cirrix gusmi.

BU

GUN, BUTUN ARKADA$I-ARININ vE

AKRABALARININ ONuNoE, MEZARINTx usTuNoe Hn yniiNi crnqexLEsrrREcEcIME vg uucnosr-eNi DEvAN errinecpciue yeuix eoiyoRurvr. iN5aitau, ULU TANRI, TURKn'i vE YUhIANISTANDA BA$KAI-ARIM DA A)'DTNLATSIN vE HAI'AI ix Hexirar oLSUN,
BUNDAN SONRA, SENIN BU HAYALE OI-AN IMAMNDAN KUVVET SAGLAYARAK, BERABER BA$LADIGIMIZ M. TICNOETCYE TEK BASIMA PEgi OLSAM DEVAM eogceciM. BUhiA ixaxeNlnn eiziN4LE BERABER
GELSIN.

BozrEpE 'DEN. susNu

siziv tziz

ILHAMTMTz

OLACAI:. NUR iqiruoe YAT sEvcir-i irUsuulr. TRABZON SUBAT 9. 1987 Y.ANDREADIS
A=E>'..^JTE AAEnd)E MAI XOYINI, Iv{E EYAABEIA KAI METAAH AYIIH YilOKAEINON{AiTE:TON TAOO :O\'. |YPO TOY MAZEYIHKT"{E:HME.

'OY' ATANTI:AME EIET'iA. HPOA"UE |EMATOI ITONO KAI OA.III'H fIA TO A|PIO ETF:AHMA NOY TO:O :E =AO'NIKA IHPE AIIO THN OIKO|F-N81.,1. XOY, Iv{AKPY.A^ AIIO TA NAIAIA !OY. MAIIPYA AflO i A AAENOIA IOY. MAKPYA AIIO TOI.{ ILATEPA. IOY. MAKPYA ANO OAOYI MA: TIA NAhiTA. AI:OANOM,4{TE O,{OI OPOANOI E= AITIA: TOY XAMO}':OY. TO ANAOEMA OAQN MA: OA BAPYNEI TH I.i qryXH TO )' IiATAPAIV{ENOY Ef Il{H M ATIA" MAZEMENOI |YPC SOY I'YI'|ENEI: KAI <DIAOI ('PH. NOYME TON AAIKO XAMO !OY. EYXOMAI H ZQH :OY NA EINAI OQTEINO NA.PAAEI|MA KAi fiHfH EMNNEY. EF'J KAI AHMIOYPTiA: TTA NAIAiA ICY. EYXOMAI TA fiAIAIA IOY NA ZIIOYN XPONIA nO,\ .4' NA :E @'l'MOYNT.AI NANTA }'.AI NA TTNIOYN THN MNHIVIH :OY OIO ZO}'N. TO A=IZEI: I-iATi TA NAIAIA :OY EIXAAI NATEPA ENA}{ MEIAAO ANOPf2NO I!{E ME|AAH 'I'}'XH KAI ME|AAH KA.PAIA. TO IAIO KAI EMEI: ONOI OI OIAOI >OY EN O:CJ ZCYME NOTF. AEN OA 3EXATOYME. H IV{EI-AAQ:YNH :OY XOYr}.ll HTAN TO:O T?ANH nOY EAQ KAI NONNA XPONIA 3q[EPA:E TA IYNOPA TH: A|AIIHMENH: EOY TIATPIAA: TOYPKIA: KAI ANAQOHKE KAI SE AAAE: Xg2P3: KAi SE AANOYI AAOY:. KAI OAO},: \,1A: TOY: A|Ii.AAIA:E: MEANEPANTH ATAIIH KAI .A.OCIIQ:H. iIl'O:QiIIF',A N{E TCN X.O\'::-NI XYNAEOFIKA ME AAEAOIKE::XEJEI:. Fi :X:;:i; 1"i..\: AEN MIIOPEI NA )idpA' KTHPI:OH AnnA: :AN OlnIA. HTAN iIA lvlENA KAI HMOYN I-iAYTON T,ATI NAP.^JIANQ ANO AAENOO: KAI A}TO TO TNQPIZ,SI'E OAOI. flOANOI EAO :THN TOYP.
127

r26

K]A KAI S?TIN EANAAA NIITEYOYN OTI O XOYINI H. TAN ONAAOI T}II ENNHNOTOYPKIK}{: OIAIAI. :AN A. A.EAOOI TOY ASEXA:TOY XOT':NI EXQ TIIN IEPH YNOXPEEIH EAQ:TON'|AOO TO}'NA KANA MIA AIAII'E}':H, O XO\TNI AEN HTAN OTTAAO: TH, EAAHNO. I.OYPKIKH: OIAIAI! o xoY:NI FITAN nAoi.4:IvlE}.io\OPAMAI'IXTHI THX EAAHNOTOYPKIIiH: AAE/reO_ NCIH:EOI. AN HEEPAN OI NAOI MA\" :YNHOIZtr N.A MOY NEEI, AYTO NOY E:Y KAI EfA EEPO,}'ME TOTE O.C. KAT.A AtsAINAN NO:O AAENOIA EIMAST: N{ET.A.=\, lv{A:. EIN{AITE, EnEi-tr, ENO' npOfONO}'nAtAIA. \.IE TO OPAh,IAA\TO EOYrE: XOY:Ni ANO THN ZQH A\-I-i{. sHl\,| EPA OP KI ZOM AI ITON TAOC :Oy KAI M n pO F.!-y'. .r ;: OAC),I TO.!''YTIENEE }iAI <IIIAo}': NA TYNEXIFQ ToN A|SNA IOY KAI TO OPAMA 5'O}" EYXOMAI O N,IEI'AN Cr O'O: NA OOTIXEI iiAI ANN OYI EAQ TTHN TO\.PKIA KAI :]}IN EAAAAA Q:TE TO OPAN,IA IOY NA fiNEI N{iA IV{FPA NPA|MATIKOT}ITA NANTQ: H AIKH :O}. NI:TH TTO oPAlvlA Alro oA rINEi AYNAMI-I AilEPANTFI:E IVIENA NA \'YNEXI'Q E]'T$ KAI MON'O' ilIA TON A|QNA ilO\. MAZ.| EEI{INH:AME. OIOI NI:TOI NPO,tr.AOETE. O XOYTNI ANO TON MNOTZTENE OA NAP,4KONO}'OFI KAi OA EN{NNEEI TON.A|QNA M.4.: AYTON. AIQNIA :OY MNHMH ATANHMENE MAI XOY:NI. AIQNIA lCY H lvtNHMH AN.tFIf,t. TPANEZC)': 9. OEBPOYAPIOY 1987 |.ANAPEAAHI

"Ne zaman Trabzon'a gitsem, Boz Tepe'ye Hiisnii'niin mezrrna u[rarrm. Orada her seferinde, 'NEDEN KARDE$iM HUSNU?' diye fisrldarrm.'' Oyle gok hayallerimiz ve fikirlerimiz vardr ki! Halklarrmrz arasrnda daha iyi bir iligki ve dostluk oluqmasr igin. Artft yalnrzrm. Kardegim Hiisnii, neden beni tek baqrma brraktrn? Giintimiizde, tilkelerimiz arasrndaki iligki daha da ktttiile$ti. Tiim dtinya kdt{iye gidiyor. Milliyetgiler, qovenistler ve militaristler yetmiyormug gibi gimdi de islamcr k<iktendinciler sahnede.

Geri gekilmeyecefim. Belki inancrmdan, belki de Hi.isnii'ni.in benim gabalarrmr izlediline iliEkin bir sezim oldufundan, miicadeleme devam etmekteyim. Yalnrz mtyrm? Belki. Umutsuzlu[a kaprldr[rmda, hemen her zaman "NEDEN KARDE$IM HUSNu? NEDEN BENi YAPAYALNIZ BIRAKTIN?" diye haykumak istiyorum.

9 $ubat 1987'de, Trabzon'da iken yerel Pontus lehgesi ile
giiri yazmrqtlm:

qu

Hiisnii, bu denli gabuk gitmek zorunda mrydm? Henilz zamanr de{ildi ki, Xots w f'p vr' eyArV 6 B w e g Bizi sensiz btrakmarun xt'6toy lcpd.v ax6pav Toprafim altmda yatmarun... v'aqqwg pag povaToiE Yapmak isteyip de yapamadtPn x'epnaiwg aqxd oo Tritpuv E t2p g prn pdt n an),i par a Ne gok Eey vardt. eiyeE qavd. pepdxn Ya o bilyilk merakrn... Her geyi yanm braknn, gittin eqixeg 'atd. antE orl pes igtidimizi zehir etti sensizligin. xt'endtoeE paE gappdxrc
Son sciz olarak, ilginizi gekebilecek bazr eklentiler yapmak istiyorum. Neden cildiiriilmtiqtii, daha sonra neler oldu?

128

r29

Tonya ve Of birbirlerine diigman oldu. Katil Mehmet HacrbektaEoflu, kendisinin uyu$turucu balrmhsr oldulunu, birkag saat 6ncesi Htisnti'ntin kendisini k<itii scizlerle taciz ettilini, kendisinin de uyugturucunun etkisi altrnda iken bu sugu iqledifini sdyledi. uzun duruEmalar ve ertelemelerden sonra, hapse konuldu.

Veteriner Manolis Theodoridis, bir arkadagryla birlilce, Hiisnti'ntin amsrna bir ODUL olugturdular. Yedi yrldr her yrl Mayrs'ta, Tonya Lisesi'nin en baganh mezunu, trdtil olarak bir gek alrr. O ve difer mezunlar Hiisnti'ntin kiqilifi ile ilgili gazetelerc yazr yazarlar. $imdiye dek onu ve deneyimlerini ilham almaya
devam etmiglerdir.
1993 Eyliil'i.inde,

Ttim Tonya, biiyiik bir moral gOktinttisii igindeydi. Katilin halen yaEryor olmasr onlar igin bir utangtr. Katil de biiyiik bir acr igindeydi ve siirekli hapishanesinin deligtirilmesini talep ediyordu, gtinkti bir Tonyahmn bir komplo ile hapishaneye girip kendini dldiirmesinden korkuyordu. sonunda Gtimi.ighane'deki hapishaneye getirildi. Hapishaneleri bogaltmak igin, ama daha gok poritik nedenlerden dolayr 6zal genel af ilan etti. oflu akrabalarr Mehmet Hacrbektagollu'nu almak iizere Giimiiqhane'ye geldiler. Mehmet, Of muhtanmn da yeseniymig. Hamsikciy'e kadar tiim Zigana, katili dldtirmek tizere pusular kuran Tonyahlar ile dolmuEtu. Gtimiighane'den bir tanrdr[rn yardrmryla, arabarun rengini ve tipini <ifrenmiglerdi. Araba Hamsik<iy'den gegerken, saldrn bagladr. yalruzca tabancalarla defil, a!'askeri silahlarla da. Tiim Dolu silah kuganmr$tr sanki! Araba zigzaglN gizerek kagmayr bagardr. Kuzen muhtardlmiiEtii ama katil kagrrlmrgtr! Bunu takiben, cig nedeniyle katilin iig yakrn akrabasr yagamla_ nnr kaybetti. Bu kan davasr son bulmayacakmrg gibi gtiztikiiyordu. Yrllarca bu kan davasrnr bitirmeleri igin onlan iknaya gahgtm. Higbir gey Hiisnti'yti geri getirmezdi. Tiim bu insanlann, ka_ tilin hala yagryor olmasrndan dolayr duyduklan utang ve sorum_ luluk duygusunu bastrramayacalrmr anladrlrm an, vazgegtim. O, Tonya tarafindan ciliime mahkOm edilmiqti. Hilsnii'niin burada, Yunanistan'daki dostlan yani bizler her zaman onun anrsrna saygr gcistermeyi stirdiirdiik.

katil istanbul, Batrgelievler'de bulundu. Su-

gunun bedelini, baErnda ondtirt kurqunla iidemiqti. Polis hala ka-

tilin katilini anyor. Katilin dldtiflildiiEiine iligkin haber Ttirkiye'deki tiim Tonyahlar arasrnda yrldrnm gibi yayrldr. Aym gece, bu haberi duymaktan memnun olacalrmdan emin olarak beni de aradrlar. Haber Tonya'ya o gece gitmig. Tiim bdlge, silah sesleriyle inlemig. Ttim Tonyahlar, orada bayram varmr$ gibi ateg ediyormuE. Tonya'da bir askeri kamp vardrr. Silah seslerinden $aqran askerler bir saldrrr oldufunu diigtinmtiEler. Sorup da neden ateq agrldrlrm tifrendiklerinde, onlar da bulunduklan kamptan katrlmrqlar genlife. Tonya kan davasrmn zaferini kutluyordu! Bdylelikle, katilin tiim akrabalarrmn da rzdrabrna son vermig oluyorlardr, giinkti bu insanlar, akrabalarr olan katil yaEadtlt siirece kendi yagamlarrnr kaybetmekten korkuyorlardr. Hepsi mutluydu, ama benim igimde bir act, dudaklanmda ise "NEDEN KARDE$IM HUSNU?" fisiltrsr hep kaldr.

130

131

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful