'Daraltılmış Bölge' ve Hesap AKP ne yapacaksa topluma tersini sunuyor.

Özgürlükleri kısıtlayacaksa "özgürlük"ten, bölünme hedefleniyorsa "birlik"ten dem vuruyor. Halkı "yoksullaştıracak" kararları "zenginleştirecek" diye piyasaya sürüyor. 12 Eylül 2010'da referanduma giderken "adalet sağlanacağı" vurgusu yapılmıştı. "Adalet sağlanacağı" yalanıyla, adalet yok edildi. AKP yine aynı numara ile sahnede. Ziya Paşa, "Kanun diye diye, kanun tepelendi" demişti. AKP de "demokrasi" diye diye demokrasiyi tepeliyor. Sandık sandık diye nutuk atan Erdoğan şimdi "sandık numarası"na hazırlanıyor. "Demokratikleşme (!) paketi" adı altında tam tersi yapılıyor. Öyle bir "demokrasi paketi" ki "düşük oyla daha çok milletvekili çıkarma"nın yolu aranıyor. Düşük oy, daha fazla milletvekili Erdoğan oylar düşünce iktidarı kurtarma derdine düştü. "Demokrasi paketi"nin içine yerleştirilmiş bir "demokrasi tuzağı" var. Adı da "daraltılmış bölge sistemi". Şehirler AKP'nin oylarına göre küçük küçük bölgelere ayrılacak. Bu yolla düşük oyla daha da çok milletvekili çıkarılması hesaplanıyor. Geçmişte ANAP'ın iktidarını korumak için başvurduğu bir yol. Ancak bu konuda "açılım ortağı" PKK ile sorun var. PKK-BDP bu sistemden belli yararlar sağlayacak olsa da tatmin olmuş değil. PKK-BDP içinde bu sistemin tuzak olduğunu, büyük risk taşıdığını düşünenler de var. Bunlardan biri Altan Tan. "Ben matematikçiyim, işin içinden çıkamıyorum. Bu sistem bize yaramaz" diyor. Bu sistemle büyük şehirlerde BDP'nin milletvekili çıkarmasının zor olacağı ifade ediliyor. "Kabul edersek tuzağa düşeriz. Seçim barajının indirilmesinde ısrar edelim. En az 50 milletvekili çıkarırız" görüşü öne çıkıyor. AKP'den PKK'ya: Bölgeleri sen belirle "Öcalanlı açılım" görüşmelerini yürüten AKP'liler BDP'lileri ikna etmeye çalışıyor. Kulislerde BDP'ye, "Güneydoğu'da bölgeleri siz belirleyin. Ankara, İstanbul, Mersin, İzmir'de de öneri getirin" teklifi götürdükleri konuşuluyor. BDP'lileri, "Bu sistemle AKP-BDP milletvekili sayısı anayasa değiştirecek sayıya ulaşabilir. Bu da en çok size yarar" diye etkilemeye çalıştıkları bildiriliyor. PKK-BDP'nin tavrı henüz netleşmiş değil. İmralı, Kandil ve Brüksel'in kararı bekleniyor. "Karşılığında ne alırız" tartışması gündemde. Tabii bunlar masa başı hesap. Tutar mı, tutmaz mı göreceğiz. Redaksiyonu kim yapacak? Başbakan Erdoğan hazırlanan paketin başından ayrılmıyor. Salı günü paket için zirve yapıldı. Erdoğan, "Çalışmaların ilk etabını tamamladık, redaksiyon yapılacak" dese de durum pek öyle değil gibi. Tartışma büyük. Silahların ve bombaların gölgesinde pazarlıklar sürüyor.

"Arkadaşlar paketle ilgili redaksiyon yapacak" dense de redaksiyonu kimin yapacağı ortada. Gelen bilgiler paketle ilgili "redaksiyonu" (!) Öcalan ve Kandil'in yapacağı noktasında. İmralı-Kandil-Brüksel arasında trafik yoğun. Hem de herkesin gözü önünde... Zafer ve final kongresi AKP Hükümeti "Öcalanlı açılım" için fazla mesai yaparken PKK da mesaideymiş. PKK'dan yapılan açıklamada, PKK'nın 11. Kongresi'nin 5-13 Eylül tarihleri arasında tamamlandığı duyuruldu. AKP, PKK'nın isteklerini yerine getirmek için zirve üstüne zirve yaparken, PKK da boş durmamış. 11. Kongrenin adı "Zafer ve final" kongresi. AKP gibi bir iktidar, ABD gibi bir dayı bulunca çıtayı iyice yükseltmiş. Ama dur bakalım. Önümüzdeki günler ne gösterecek? PKK'nın ortağı AKP'nin durumu pek parlak görünmüyor. Mursi de aynı benzer heveslere kapılmıştı. Sonu hüsran oldu. AKP ile birlikte PKK'nın da baş aşağı gitmesi kaçınılmaz. Millet bu ülkeyi sokakta bulmadı... 20 Eylül 2013 İsmet Özçelik Aydınlık

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful